Dönem : 21 Yasama Yılı : 1

T.B.M.M. (S. Sayısı : 109)

Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ve 282 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Anayasa Komisyonu Raporu (2/187)

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 47, 125 ve 155 inci Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifimiz, gerekçesiyle birlikte ilişikte sunulmuştur.

Gereğini saygıyla arz ederiz.
 
  Bülent Ecevit Devlet Bahçeli Mesut Yılmaz  
  İstanbul Osmaniye Rize  
  Demokratik Sol Parti Milliyetçi Hareket Partisi Anavatan Partisi  
  Genel Başkanı Genel Başkanı Genel Başkanı  
  Hüsamettin Özkan Hikmet Sami Türk İbrahim Yavuz Bildik  
  İstanbul Trabzon Adana  
  Mehmet Ali Bilici Mehmet Metanet Çulhaoğlu Tayyibe Gülek  
  Adana Adana Adana  
  Ali Halaman Musa Öztürk Ali Tekin  
  Adana Adana Adana  
  İsmet Vursavuş Recai Yıldırım Mahmut Bozkurt  
  Adana Adana Adıyaman  
  Abdülkadir Akcan Müjdat Kayayerli Halil İbrahim Özsoy  
  Afyon Afyon Afyon  
  Mehmet Telek Gaffar Yakın Yaşar Eryılmaz  
  Afyon Afyon Ağrı  
  Nidai Seven Kürşat Eser Sadi Somuncuoğlu  
  Ağrı Aksaray Aksaray  
  Gönül Saray Nejat Arseven Mehmet Arslan  
  Amasya Ankara Ankara  
  Oğuz Aygün Melda Bayer Şefkat Çetin  
  Ankara Ankara Ankara  
  Sedat Çevik Birkan Erdal Ayşe Gürocak  
  Ankara Ankara Ankara  
  Ali Işıklar H. Tayfun İçli Abdurrahman Küçük  
  Ankara Ankara Ankara  
  Hayrettin Özdemir Esvet Özdoğu Yücel Seçkiner  
  Ankara Ankara Ankara  
  M. Zeki Sezer Cengiz Aydoğan İbrahim Gürdal  
  Ankara Antalya Antalya  
  Osman Müderrisoğlu Ahmet Sancar Sayın Metin Şahin  
  Antalya Antalya Antalya  
  Nesrin Ünal Mustafa Vural Faruk Demir  
  Antalya Antalya Ardahan  
  Ergün Bayrak Cengiz Altınkaya Ertuğrul Kumcuoğlu  
  Artvin Aydın Aydın  
  Bekir Ongun Sema Pişkinsüt Ali Uzunırmak  
  Aydın Aydın Aydın  
  Yüksel Yalova Aydın Gökmen Numan Gürtekin  
  Aydın Balıkesir Balıkesir  
  Agah Oktay Güner Hüseyin Kalkan M. Güven Karahan  
  Balıkesir Balıkesir Balıkesir  
  Zeki Çakan Cafer Tufan Yazıcıoğlu Ataullah Hamidi  
  Bartın Bartın Batman  
  Hüseyin Arabacı Sebahat Vardar Edip Safder Gaydalı  
  Bilecik Bilecik Bitlis  
  İbrahim Halil Oral Avni Akyol Mustafa Karslıoğlu  
  Bitlis Bolu Bolu  
  Ersoy Özcan Süleyman Coşkuner Hasan Macit  
  Bolu Burdur Burdur  
  Ali Rahmi Beyreli Fahrettin Gülener Hayati Korkmaz  
  Bursa Bursa Bursa  
  Orhan Ocak Burhan Orhan Recep Önal  
  Bursa Bursa Bursa  
  Kenan Sönmez Turhan Tayan Ertuğrul Yalçınbayır  
  Bursa Bursa Bursa  
  Mustafa Cumhur Ersümer Sadık Kırbaş Sıtkı Turan  
  Çanakkale Çanakkale Çanakkale  
  Hakkı Duran İrfan Keleş Abdulhaluk Mehmet Çay  
  Çankırı Çankırı Çorum  
  Melek Denli Karaca Vahit Kayırıcı Beyhan Aslan  
  Çorum Çorum Denizli  
  Salih Erbeyin Hasan Erçelebi Ali Keskin  
  Denizli Denizli Denizli  
  Mehmet Kocabatmaz Nurettin Dilek Abdulbaki Erdoğmuş  
  Denizli Diyarbakır Diyarbakır  
  Sebğatullah Seydaoğlu Abdulsamet Turgut Evren Bulut  
  Diyarbakır Diyarbakır Edirne  
  Ali Ahmet Ertürk Şadan Şimşek Mustafa Gül  
  Edirne Edirne Elazığ  
  Mihrali Aksu Mücahit Himoğlu İsmail Köse  
  Erzincan Erzurum Erzurum  
  Cezmi Polat Necati Albay Mehmet Mail Büyükerman  
  Erzurum Eskişehir Eskişehir  
  İbrahim Yaşar Dedelek Mahmut Erdir Ali Özdemir  
  Eskişehir Eskişehir Gaziantep  
  Mustafa Rüştü Taşar Mehmet Hanifi Tiryaki Hasan Akgün  
  Gaziantep Gaziantep Giresun  
  Burhan Kara Mustafa Yaman Bedri Yaşar  
  Giresun Giresun Gümüşhane  
  Namık Kemal Atahan Hakkı Oğuz Aykut Ali Günay  
  Hatay Hatay Hatay  
  Levent Mıstıkoğlu Mehmet Şandır Mehmet Nuri Tarhan  
  Hatay Hatay Hatay  
  Abbas Bozyel Osman Gazi Aksoy Erkan Mumcu  
  Iğdır Isparta Isparta  
  Ali Er Yalçın Kaya Hidayet Kılınç  
  İçel İçel İçel  
  Enis Öksüz Edip Özgenç M. İstemihan Talay  
  İçel İçel İçel  
  Cahit Tekelioğlu Rüştü Kazım Yücelen Fadlı Ağaoğlu  
  İçel İçel İstanbul  
  Bülent Akarcalı Erol Al Ahat Andican  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Aydın Ayaydın İsmail Aydınlı Şamil Ayrım  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Nami Çağan Ahmet Çakar Yücel Erdener  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Bülent Ersin Gök Mehmet Gül Zafer Güler  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Ahmet Güzel Ediz Hun Mehmet Ali İrtemçelik  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Yılmaz Karakoyunlu Nazire Karakuş Cavit Kavak  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Emre Kocaoğlu Hüseyin Mert Nesrin Nas  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Nazif Okumuş Sühan Özkan Mehmet Pak  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Necdet Saruhan Sulhiye Serbest Bahri Sipahi  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Güneş Taner Sadettin Tantan Şadan Tuzcu  
  İstanbul İstanbul İstanbul  
  Süleyman Yağız Cahit Savaş Yazıcı Güler Aslan  
  İstanbul İstanbul İzmir  
  Saffet Başaran Burhan Bıçakçıoğlu Işın Çelebi  
  İzmir İzmir İzmir  
  Mehmet Çümen Hayri Diri Yusuf Kırkpınar  
  İzmir İzmir İzmir  
  Sümer Oral Rifat Serdaroğlu Rahmi Sezgin  
  İzmir İzmir İzmir  
  Suha Tanık Ahmet Kenan Tanrıkulu Hakan Tartan  
  İzmir İzmir İzmir  
  Kemal Vatan Oktay Vural Ali Doğan  
  İzmir İzmir Kahramanmaraş  
  Mehmet Kaya Edip Özbaş Nevzat Taner  
  Kahramanmaraş Kahramanmaraş Kahramanmaraş  
  Erol Karan İlhami Yılmaz Hasan Çalış  
  Karabük Karabük Karaman  
  Murat Başesgioğlu M. Hadi Dilekçi Mehmet Serdaroğlu  
  Kastamonu Kastamonu Kastamonu  
  Hamdi Baktır Hasan Basri Üstünbaş Sadık Yakut  
  Kayseri Kayseri Kayseri  
  Osman Durmuş Nihat Gökbulut Nural Karagöz  
  Kırıkkale Kırıkkale Kırklareli  
  Cemal Özbilen Necdet Tekin Mustafa Haykır  
  Kırklareli Kırklareli Kırşehir  
  Ramazan Mirzaoğlu Fikret Tecer Mehmet Nacar  
  Kırşehir Kırşehir Kilis  
  Halil Çalık Sefer Ekşi M. Turhan İmamoğlu  
  Kocaeli Kocaeli Kocaeli  
  Kemal Köse Faruk Bal Abdullah Turan Bilge  
  Kocaeli Konya Konya  
  Ali Gebeş Mustafa Sait Gönen Mehmet Emrehan Halıcı  
  Konya Konya Konya  
  Ömer İzgi Mehmet Keçeciler Kadir Görmez  
  Konya Konya Kütahya  
  Seydi Karakuş Miraç Akdoğan Basri Coşkun  
  Kütahya Malatya Malatya  
  Namık Hakan Durhan Hüseyin Akgül İsmail Bozdağ  
  Malatya Manisa Manisa  
  Mustafa Enöz Hasan Gülay Ekrem Pakdemirli  
  Manisa Manisa Manisa  
  Ali Serdengeçti M. Cihan Yazar Süleyman Çelebi  
  Manisa Manisa Mardin  
  Ömer Ertaş Mustafa Kemal Tuğmaner Tunay Dikmen  
  Mardin Mardin Muğla  
  Metin Ergun Hasan Özyer Fikret Uzunhasan  
  Muğla Muğla Muğla  
  Erkan Kemaloğlu İsmail Çevik Mükremin Taşkın  
  Muş Nevşehir Nevşehir  
  Eyüp Doğanlar İhsan Çabuk Cemal Enginyurt  
  Niğde Ordu Ordu  
  Sefer Koçak Şükrü Yürür Mehmet Kundakçı  
  Ordu Ordu Osmaniye  
  Ahmet Kabil Ersin Taranoğlu Osman Fevzi Zihnioğlu  
  Rize Sakarya Sakarya  
  Yekta Açıkgöz Ahmet Aydın Tarık Cengiz  
  Samsun Samsun Samsun  
  Mehmet Çakar Vedat Çınaroğlu Şenel Kapıcı  
  Samsun Samsun Samsun  
  Nizamettin Sevgili Yaşar Topçu Mehmet Ceylan  
  Siirt Sinop Sıvas  
  Hüsnü Yusuf Gökalp Mehmet Güneş Mehmet Salih Yıldırım  
  Sıvas Şanlıurfa Şırnak  
  Fevzi Aytekin Bayram Fırat Dayanıklı Enis Sülün  
  Tekirdağ Tekirdağ Tekirdağ  
  Ahmet Zamantılı Hasan Hüseyin Balak Lütfi Ceylan  
  Tekirdağ Tokat Tokat  
  Reşat Doğru Eyüp Aşık Ali Kemal Başaran  
  Tokat Trabzon Trabzon  
  Orhan Bıçakçıoğlu Nail Çelebi Hasan Özgöbek  
  Trabzon Trabzon Uşak  
  Mehmet Yaşar Ünal Armağan Yılmaz Ayhan Çevik  
  Uşak Uşak Van  
  Kâmran İnan Yaşar Okuyan Hasan Suna  
  Van Yalova Yalova  
  Ahmet Erol Ersoy Lütfullah Kayalar Mesut Türker  
  Yozgat Yozgat Yozgat  
  Şuayip Üşenmez Tahsin Boray Baycık İsmail Hakkı Cerrahoğlu  
  Yozgat Zonguldak Zonguldak  
  Ömer Üstünkol Macit Piruzbeyoğlu Perihan Yılmaz  
  Zonguldak  Hakkâri İstanbul  

 

GENEL GEREKÇE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 46 ncı maddesinde “kamulaştırma”, 47 nci maddesinde “devletleştirme” düzenlenmiş; buna karşılık “özelleştirme” konusunda herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Oysa başka bazı ülkelerin anayasalarında özelleştirmeyi öngören hükümler bulunmaktadır. Fransız Anayasası buna örnek gösterilebilir.

Ülkemizde 1984 yılından bu yana değişik biçimlerde uygulanagelen “özelleştirme” ile ilgili olarak; çeşitli tarihlerde yürürlüğe konulan yasal düzenlemeler, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararları ile bazı ilke ve kurallar geliştirilmiş bulunmaktadır.

Ülkemizin son onbeş yılının gündeminde önemli yer tutan, gelecek yıllarda da gündemin ön sıralarında yer alacağı kuşkusuz olan özelleştirmenin hukukî temelinin Anayasanın 47 nci maddesinde düzenlenmesi uygun görülmüştür. 47 nci maddeye eklenen iki yeni fıkra ile hem özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterilmesi, hem kamu tüzelkişilerince yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceğinin kanunla belirlenmesi ilkeleri getirilmektedir.

Öte yandan bütçe kaynakları kıt, ihtiyaçları sınırsız olan ülkelerde, tabiî kaynakların işletilmesi, çağdaş teknolojilerin ekonomiye kazandırılması amacıyla yabancı sermayenin yatırım yapmaya teşvik edilmesi, kalkınma yolunda önemli bir araç oluşturmaktadır.

Ülkemizin, yüksek teknoloji ve büyük finansman gerektiren altyapı yatırımlarında karşılaşılan bazı sorunlar, yabancı sermayenin yatırım yapma konusunda çekingen davranmasına neden olmaktadır. Bu sorunlar arasında kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözümü, önemli bir yer tutmaktadır.

Günümüzde bu tür uyuşmazlıklar bakımından tahkim, uluslararası düzeyde gittikçe yaygınlaşan bir kurum haline gelmiştir. Nitekim aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çeşitli devletlerce imzalanmış bulunan 1975 tarihli Helsinki Nihaî Senedinde anlaşmazlıkların tahkim yoluyla çözülmesi öngörülmüştür.

Bu durumda evrensel hukukun benimsendiği ve uyguladığı kavram ve kurumlara hukukumuzda da yer verilmesi gerekmektedir. Türkiye, gerek 1975 tarihli Helsinki Nihaî Senedinde, gerek imzalayıp onayladığı çok sayıda iki taraflı uluslararası yatırım sözleşmelerinde tahkim kurumunu benimsemiştir. Türkiye’nin uluslararası ilişkiler çerçevesinde benimsediği bu yaklaşıma Anayasanın 125 inci maddesinde de yer verilmesi uygun olacaktır.

Bu arada Anayasanın 155 inci maddesi için önerilen değişiklikle kamu hizmeti ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri, Danıştayın “düşünce” bildireceği konular arasında alınmaktadır.

Özetle, Anayasanın konuya ilişkin hükümlerinin, Ülkemizin ihtiyacı olan yatırım ve hizmetlerde uygulanacak evrensel ilke ve uygulamalara paralel bir biçimde değiştirilmesi zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizin kalkınması için büyük önem taşıyan çağdaş hukuk ilkelerine Anayasamızda da yer verilmesi amacıyla bu Kanun Teklifi hazırlanmıştır.

MADDE GEREKÇELERİ

Madde 1. – Bu madde ile Anayasanın 47 nci maddesinin kenar başlığı, “devletleştirme” yanında “özelleştirmeye” de yer verecek şekilde değiştirilmekte ve maddeye iki yeni fıkra eklenmektedir.

Önerilen değişiklikle özelleştirme konusu, ilk kez Anayasal bir dayanağa kavuşturulmaktadır. 47 nci maddeye eklenen iki yeni fıkrada bir yandan kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterilmesi, öbür yandan kamu tüzelkişilerince yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceğinin kanunla belirlenmesi öngörülmektedir.

Madde 2. – Bu madde ile Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümle olarak eklenen yeni hükümle, Türkiye’nin bugüne kadar yapmış olduğu çeşitli uluslararası sözleşmelerde kabul etmiş olduğu esaslara uygun olarak, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülmektedir.

Madde 3. – Anayasanın 155 inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri, Danıştayın inceleme yapacağı konular arasından çıkarılarak; düşünce bildireceği konular arasına alınmıştır. Kayda değer ki, benzer bir hüküm, 1924 Teşkilâtı Esasiye Kanununun 51 inci maddesinde de yer almaktaydı.

Madde 4. – Kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği ve halk oylamasına sunulması halinde 1 inci maddesinin ayrı, 2 ve 3 üncü maddelerinin ise birlikte ayrı olarak oylanacağı hükme bağlanmaktadır.

Anayasa Komisyonu Raporu

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Anayasa Komisyonu 28.7.1999

Esas No. :2/187

Karar No. :8

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Başkanlığınızca, 20.7.1999 tarihinde Esas Komisyon olarak Anayasa Komisyonuna gönderilen, Demokratik Sol Parti Genel Başkanı İstanbul Milletvekili Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli ile Anavatan Partisi Genel Başkanı Rize Milletvekili Mesut Yılmaz ve 282 milletvekilinin; “Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi” Komisyonumuzun 23.7.1999 ve 27.7.1999 tarihli toplantılarında görüşülmüştür. Toplantıya Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk, Sanayi Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilâtı ve Hazine Müsteşarlığından yetkililer katılmışlardır.

Teklifte;

—Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 47 nci maddesinin kenar başlığına “....... ve özelleştirme” eklenmekte ve Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirmesine ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterilmesi, bunun yanısıra Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerince yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceğinin kanunla belirlenmesi öngörülmekte; böylece özelleştirmenin Anayasal temeli düzenlenmekte,

—Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümle olarak eklenen hükümle; Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesinin öngörülebileceği belirlenmekte,

—Anayasanın 155 inci maddesinde yapılan değişiklikle; İmtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirmek Danıştayın görevleri arasına alınmaktadır.

Teklifin gerekçesinde, kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar bakımından tahkim yoluna gidilmesinin, uluslararası düzeyde gittikçe yaygınlaşan bir kurum haline geldiği ve Türkiye’nin imzaladığı 1975 tarihli Helsinki Nihaî Senedinde ve imzalayıp onayladığı çok sayıda iki taraflı uluslararası yatırım sözleşmelerinde tahkim kurumunu benimsediğine yer verilmektedir.

Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerde;

Adalet Bakanı Sayın Hikmet Sami Türk tarafından;

—Türkiye’de Cumhuriyet döneminde bir çok iktisadî faaliyetin doğrudan Devlet tarafından yürütüldüğü ancak verimlilik açısından değerlendirildiğinde her zaman bu hizmetleri gerektiği gibi yapamadığı ve bu teşebbüslerin hantal bir yapıya ulaştıkları,

—Kamu İktisadî Teşebbüslerinin verimli işletilememesinin bir sonucu olarak bunların da özel girişimce yürütülmesi düşüncesinin ortaya çıktığı ve devletleştirme karşısında özelleştirme denilen kavramın önemle vurgulanmaya başladığı,

—Anayasamızda özelleştirme ile ilgili hüküm bulunmadığı, yapılan yasal düzenlemelerin Anayasa Mahkemesine götürüldüğü, Anayasa Mahkemesince devletleştirmede aranılan koşulların benzerinin özelleştirmede de aranması gerektiğinin belirtildiği,

—Anayasa Mahkemesinin, kamu yararının gerekli olması, gerçek değer üstünden yapılma, tekelleşmeye meydan vermeme gibi unsurları özelleştirmenin unsurları olarak aradığı,

—Özelleştirme ile ilgili yasal düzenlemelerin sık sık yargıya götürülmesinin özelleştirmeden beklenen sonuçların doğmasını engellediği,

—Anayasada özelleştirmeye Anayasal temel sağlama zamanının geldiği,

—Kamu tüzelkişilerince yürütülen yatırım ve hizmetlerin özel hukuk sözleşmeleriyle özel girişimce yürütülmesi ile ilgili esasların kanunla belirlenmesine imkân tanıyan Anayasa hükmüne yer verilmesinin gerekli olduğu,

—Ülkemizin kalkınması, çağdaş teknolojilerin ülkemizde uygulanabilmesi için yabancı sermaye ve getireceği teknolojilere ihtiyaç olduğu ancak, yabancı sermayenin yatırım yapacağı ülkede hukukî güvenceler aradığı,

—Globalleşen dünyada ülkelerin karşılıklı olarak birbirlerinde yatırım yapmalarının artık olağan hale geldiği ve bu oluşumun karşısında yatırımların güvence altına alınması için bir çok genel yada ikili uluslararası sözleşmeler imzalandığı ve bu sözleşmelerde ilişkilerden doğacak uyuşmazlıkların çözümü ile ilgili hükümlere yer verildiği,

—Bu noktada tahkimin önemli bir uyuşmazlık çözümü olarak ortaya çıktığı,

—1975 yılında imzalanan ve Türkiye’nin de katıldığı Avrupa’da Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (Helsinki) Nihaî Senedi’nde hakemliğin anlaşmazlıkların çözümü için başvurulması gereken yöntem olarak tavsiye edildiği, daha önce Türkiye’nin de kabul ettiği Newyork Sözleşmesinde ticarî ilişkilerde tahkime yer verilmesi ve bu çerçevede verilecek olan hakem mahkemesi kararlarının tenfizini öngören hükümlerin yer aldığı,

1961 tarihli yine Türkiye’nin imzaladığı Cenevre Sözleşmesinde, Newyork Sözleşmelerindeki ilkelerin Avrupa bakımından da uygulama alanı bulduğu, Çok Taraflı Yatırım Garanti Kuruluşu Sözleşmesinin Türkiye tarafından onaylandığı, ülkemiz ile çeşitli ülkeler arasında iki taraflı yatırım anlaşmalarının yapıldığı,

—Tüm bu ikili ve genel anlaşmalarda yatırımlardan doğan uyuşmazlıkların çözümünde tahkimin de öngörüldüğü,

—Ulusal hukukumuzda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da tahkime yer verildiği,

—Kamu hizmetinin bir imtiyaz sözleşmesi yada şartlaşması çerçevesinde yürütülmesi durumunda bunlardan doğacak anlaşmazlıkların tahkimle çözümünü öngören hükümlerin konulmasının bugünkü düzenlemeler karşısında bu şartlaşma ve sözleşmeleri incelemeye yetkili olan Danıştayca uygun görülmediği, bunun sonucu ülkemize yüksek teknoloji, yabancı sermaye getirebilecek yatırımların yapılabilmesi için gerekli olan düzenlemelerin yapılamadığı,

İfade edilerek Anayasanın 47, 125 ve 155 inci maddelerinde değişiklik yapılmasına dair Kanun Teklifinin hazırlandığı belirtilmiştir.

Tahkim, geniş manada, tarafların mevcut veya potansiyel bir ihtilafı, aralarındaki bir anlaşmaya göre, hakem denilen özel şahıs(lar)ın kararına götürdükleri, devlet yargısı dışında özel bir prosedürdür. Hakem heyeti ihtilafın tarafları veya bunların temsilcileri tarafından seçilebilir. Taraflar, ayrıca, hakem heyetinin tahkime uygulayacağı usulü kendi aralarında belirleyebilir.

Uluslararası Ticarî Tahkime İlişkin Birleşmiş Milletler Uluslararası Ticaret Hukuku Komisyonu (UNCITRAL)Model Kanun örneğinin uygulama alanı ile ilgili 1 inci maddesine göre;

1. Bu Kanun, bu Devlet ile diğer bir Devlet veya Devletler arasında yürürlükteki anlaşmalara tabi olarak, uluslararası ticarî tahkime uygulanır.

2. Bu Kanunun hükümleri, 8, 9, 35 ve 36 ncı maddeler hariç olmak üzere, sadece tahkim yerinin bu Devletin toprağında olması halinde uygulanır.

3. Uluslararası Ticarî Tahkime İlişkin UNCITRAL Model kanununun 1 inci maddesinin üçüncü bendinde aşağıdaki unsurlardan birisinin varlığı halinde tahkimin uluslararası nitelik taşıdığı kabul edilmektedir;

a) Bir tahkim anlaşmasının taraflarının iş yerlerinin, anlaşmanın akdedildiği tarihte, ayrı Devletlerde olması halinde;

b) Aşağıdaki yerlerden birinin tarafların iş yerlerinin bulunduğu Devletten başka bir yerde bulunması halinde;

i) Tahkim anlaşmasında veya ona dayanarak belirlenmiş olan hallerde, tahkim yeri yada;

ii) Ticarî ilişkiden doğan yükümlülüklerin önemli bir bölümünün ifa edileceği yerlerden biri veya ihtilafın konusunun en çok bağlantılı olduğu yer;

c) Tarafların, tahkim anlaşmasının konusunun birden çok Devletle ilişkili olduğu hususunda açıkça anlaşmaları halinde,

Tahkim uluslararası nitelik taşır.

4. Bu maddenin 3 üncü fıkrası bakımından :

(a) Taraflardan birinin birden çok iş yeri olması halinde, iş yeri tahkim anlaşmasıyla en yakın ilişki içinde olan iş yeridir;

(b) Taraflardan birinin iş merkezi olmaması halinde, mutad meskenine itibar edilecektir.

5. Bu Kanun, bu Devletin, belirli ihtilafların tahkimle çözülemeyeceğini veya ancak bu Kanunda yer alan hükümler dışındaki hükümlere dayanarak tahkimle çözülebileceğini öngören diğer kanunlarını etkilemez.

Komisyon üyelerimizce; Teklifin lehinde şu görüşler dile getirilmiştir.

—Dünyada değişim son derece hızlıdır ve Türkiye’nin bu hızlı değişime açık bir toplum olması gereklidir. Dünyada 1600’ün üzerinde devletler arasında aktedilmiş ve büyük çoğunluğu zaman içinde gelenekselleşmiş benzeri hükümler içeren, yatırımların karşılıklı korunması ve teşvikine dair anlaşmaların bulunduğu,

—Ekonomik pastadan daha büyük bir pay almamızın zorunlu olduğu,

— Ülkemiz bugüne kadar millî menfaatlere aykırı hiç bir anlaşmaya imza atmamıştır. Bu konuyla ilgili bazı noksanlıkların o günün zaruretleri içinde değerlendirilmesi gereklidir.

—Kamu düzeni, kamu hizmeti ve kamu yararı kavramları; bilim ve teknolojide şaşırtıcı değişimler yaşadığımız günümüz koşullarında içerik olarak değişmekte yeniden değerlendirilmektedir. Bu durum karşısında Danıştayın görevleri önyargılı değil geniş bir çerçevede yeniden gözden geçirilmelidir.

— Ülkemiz tahkim iç hukukda düzenlenmiştir. (HUMK.516 vd.) Yabancı mahkeme ve hakem kararlarının tenzifi ve tanınması 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)da 34 vd. maddelerde yer almıştır. Ayrıca Türkiye imzaladığı ikili ve genel nitelikli anlaşmalarda tahkimi kabul etmiş ve büyük kısmını usulüne göre yürürlüğe koymuştur. Bu anlaşmalar kanun hükmündedir ve Anayasamızın 90 ıncı maddesi uyarınca bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz.

— Türkiye ICSID’i (Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözümü için Uluslararası Merkez) kuran “Devletler ve Diğer Devlet Vatandaşları Arasındaki Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümlenmesi Hakkındaki Sözleşmeyi 24.6.1987 tarihinde imzalayarak 1988 yılında 3460 sayılı Kanunla bazı rezervler koymak suretiyle onaylamıştır. Bu sözleşme “uzlaşma” ve “tahkim” müesseselerini ihdas etmiştir. Türkiye tahkim şartı içeren yatırım anlaşmalarını, onay tarihinden ve fiili üyeliğinden sonra yapabilmiştir. 43 anlaşma yürürlüktedir 21 anlaşma onay beklemektedir.

Teklifin aleyhinde belirlenen görüşler ise şu şekildedir.

—Teklifle getirilmek istenen çerçeve 1 inci maddenin ikinci fıkrası, ileride hükümetleri zor durumda bırakacak ve kamu hizmetleri yatırımlarının dört-beş holdinge teslim edilmesi sonucunu doğuracaktır.

—Teklifin özünü oluşturan tahkimdir. Tahkimle amaçlanan yabancı sermayenin yüksek teknolojinin ülkemize girişini sağlamaktır.

—Doktrinde kabul edildiği üzere dış yatırımdan daha iyi görülen dış borçlanmanın ülkemizi ne durumlara getirdiği tarih boyu yaşadığımız bir gerçektir. Yabancı sermaye sadece bu şekilde güvence istemez; aynı zamanda ekonomik ve siyasî kontrol de kurar. Bu teklif IMF-Dünya Bankasının etkisi ile hazırlanmıştır. Tahkim konusu Anayasal bazda ele alınmamalı; Kanunla düzenlenmelidir.

—Anayasada bir hak getirilirken onun suiistimalini engelleyen hükümler de getirilmelidir. Bu teklifle imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde Danıştay ve Rekabet Kurulu devreden çıkarılmaktadır.

—Bu teklif çerçevesinde medya şirketlerinin konsorsiyum yolu ile tekelleşmeye gitmeleri mümkün olabilecektir. Bu nedenle iletişim şirketlerinin bağdaşmazlığı ile ilgili hükümler birlikte değerlendirilmelidir. İmtiyazlı alan özü itibarıyla kamu düzeni alanıdır ve bu alanda tahkim sözkonusu olmamalıdır.

Teklifin tümü üzerinde yapılan bu görüşmelerden sonra alt komisyon kurulmasına yönelik öneri oy çokluğu ile reddedilmiş ve maddelere geçilmesi yine oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

1 inci madde üzerindeki görüşmelerde özelleştirmenin Anayasaya girmesi konusunda tüm üyelerimiz görüş belirtmişlerdir. Söz konusu düzenleme ile özelleştirmeye hukukî bir dayanak, bir disiplin ve esas getirileceği ifade edilmiştir.

— Çerçeve 1 inci maddenin ikinci fıkrası ile ilgili olarak bazı üyeler bu fıkranın adeta bir teminat fıkrası olduğunu, hükümetlerin bundan böyle kendi kendine özelleştirme yapamayacağını bu alanın Meclis denetiminde kanunla düzenleneceğini söylemişlerdir. Bu düzenleme ile mesele millî çapta müzakere edilecek, sübjektif değerlendirmelerin önüne geçilecektir.

Bazı üyelerimizin ise ikinci fıkranın amacının, özel hukuk sözleşmeleri yolu ile herhangi birkamu hizmetinin özel sektöre devredilmesi halinde Danıştay incelemesini bertaraf etmek olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu fıkra ile devlet yeniden yapılanmayı mümkün hale getirdiğinden girişim ve düşünce özgürlüğünün önüne geçilmemesi için hangi hizmetleri kamu, hangi hizmetleri özel sektörün yapacağı konusunda Anayasal kriter tespit edilmelidir. Bu çerçevede idarî-ekonomik kamu hizmeti ayırımına gidilmesi yerinde olacaktır.

Sayın Bakan bu madde ile ilgili olarak,

—Kamu hizmeti, kamu yararı ve kamu düzeninin zamanla toplumsal görüşe göre değişen ve yeni içerik kazanan kavramlar olduğunu,

—Kamu hizmetlerinin mutlaka kamu eli ile yürütülmesinin bir gereği olmadığını, özel kişilerce de yürütülebileceğini bu durumda karşımıza kamu hizmeti imtiyazının çıktığını,

—Bu madde ile ilgili konuların aslında bir çok yasal düzenlemeye konu edildiğini ancak Anayasal dayanak olmadığı için iptallerin sözkonusu olduğunu,

—Bu işlerin Yap-İşlet-Devret Modeli ile ilgili bulunduğunu, bu fıkranın ileride çıkacak yeni modeller için de Anayasal dayanak teşkil edeceğini,

—Yasama organının karar vermesinin bir güvence olduğunu,

—Kamu hizmeti imtiyaz şartlaşması niteliği taşıyan şartlaşma ve sözleşmelerle ilgili olarak Danıştayın düşünce bildireceği, nihaî kararı Bakanlar Kurulunun vereceğini,

—Bu düzenlemenin erkler ayrılığına uygun bir düzenlemeyi içerdiğini,

—Amacın hukukî sıkıntıyı aşmak olduğunu,

Belirtmişlerdir.

1 inci madde ile ilgili olarak Anayasanın 47 nci maddesinin birinci fıkrasını “Kamu hizmeti taşıyan özel teşebbüsler kamu yararının zorunlu kıldığı hallerde ve ancak savaş sebebiyle (veya sırasında) devletleştirilebilir” şeklinde değiştirilmesine yönelik önerge işleme konulmuş ancak oy çokluğu ile reddedilmiştir.

1 inci madde teklifte olduğu şekliyle oya sunulmuş ve oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

2 nci madde üzerindeki görüşmelerde şu görüşler ileri sürülmüştür.

— Tahkim şartının kabulü ile yabancı sermaye teknoloji akışı sağlanabilir. Bunun sonucu işsizlik azalabilir denebilir.Ancak, millî tahkimle ne sağlanacağı açık değildir. Kamu hizmetleri ile ilgili olarak yapılan sözleşmede ihtilaf çıkması durumunda yabancılık unsuru olmasa dahi tahkime gidilebilecek Türk hukuku ve yargısı devre dışı bırakılacaktır endişesi dile getirilmiştir.

— Yabancı sermaye açısından önemli olanın; demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla işler olması demokrasi standardının yüksek olması ve istikrar olduğu belirtilmiş; Anayasada böyle bir hüküm olmasa dahi; imzalanan çeşitli anlaşmalarla tahkimin söz konusu olduğu bu düzenlemenin amacının yabancı sermayeye güvence sağlamaktan çok yerel şirketleri Danıştayın denetiminden kurtararak rahatlatmak olduğu ifade edilmiştir.

—Özelleştirmenin benimsendiği noktada imtiyaz usulünün korunması hatadır.

— Kanunla ilgili düzenlemeler yapılırken tarafların başvuru şekli, uygulanacak hukuk gibi konularda hassas olunmalı, hukukumuz çağdaş hukuk normlarına ulaştırılmalıdır.

—Müteşebbislerimiz Avrupa ile rekabette oldukça cesurdur. Gümrük Birliğine girişimizle başlayan süreç tamamlanmalıdır. Bütün mesele güçlü ve bilinçli olmamızda yatmaktadır. 833 Türk firması 1994-1999 arası birçok yabancı ülkeye çeşitli sektörlerde 2 milyar dolara yakın sermaye ihraç etmiştir. Bizim müteşebbislerimiz de aynı şekilde yabancı ülkelerde teminat aramaktadırlar. Millî Tahkim Kurulu oluşturabilmemiz durumunda biz de model ülke olabiliriz.

—Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrası ile “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” kuralı doğrultusunda idarî dava türlerinin 2577 sayılı İdarî Yargılama Usulü Kanununun 2 nci maddesinde düzenlendiği, yapılacak değişiklikle sözleşmenin tarafı olmayan 3 üncü kişilerin sözleşmeden doğan ve sözleşme ile ilgili fakat ondan ayrılabilen; çevre, imar, tarihî ve kültürel değerlerin korunması gibi işlemleri iptal veya tam yargı davasına konu yapabilecekleri ifade edilmiştir.

—Teklifte; kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların çözülmesinde millî veya milletlerarası tahkim yolunun öngörülebileceği ifadesi rahatlık getirmektedir. Esnek bir düzenlemedir.

Sayın Bakan bu madde ile ilgili olarak,

—Anayasa metninde tahkim konusunun ilk defa düzenlendiğini ancak bunun bir zorunluluk olduğunu,

—Tahkim sözleşmesinin tarafların iradesine tabi alan üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklar için yapılabileceğini,

— Aynı ülkenin iki vatandaşı arasındaki ticaretten kaynaklanan ihtilaf çıktığında tarafların millî tahkim yolunu öngörebilecekleri gibi milletlerarası tahkim yolunu da öngörebileceklerini,

İfade etmişlerdir.

Bu madde ile ilgili olarak “İmtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıkların millî ve milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülmektedir. Milletlerarası tahkim, ancak yabancılık unsuru içeren uyuşmazlıklarda söz konusu olabilir” şeklindeki yazılı önerge oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Ancak İçtüzüğün 43 üncü maddesi doğrultusunda 2 nci madde ile ilgili olarak tekrir-i müzakere talebi kabul edilmiş ve madde yeniden görüşmeye açılmıştır.

Bu görüşmede; yabancılık unsuru olan uyuşmazlıklarda uygulanacak kuralların uygulama kanununda ayrıntılı şekilde yer alması gerektiği belirtilmiştir. Önerge doğrultusunda görüş belirten üyelerimiz kriter getirilmesinin zorunlu olduğunu, yabancılık kavramının devletlerarası özel hukukta benimsenmiş bir kavram olduğunu, tarafların Türk olması durumunda millî tahkimin; yabancılık unsuru taşıması durumunda milletlerarası tahkimin söz konusu olması gerektiğini konunun kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşmaları ve sözleşmeleriyle ilgili olduğunu belirtmişlerdir.

Yapılan görüşmelerden sonra 2 nci madde teklifteki şekli ile oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

3 üncü madde ile ilgili görüşmelerde;

Danıştayın imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemesinin uzun zaman aldığı ancak sorunun sadece süre ile ilgili olmadığı; Danıştayın tahkim kaydı taşıyan sözleşmeleri geçerli saymaması olduğu belirtilmiştir. Danıştay teklife göre sadece görüş bildirecektir.

Teklifin 3 üncü maddesi ile 4 üncü maddesi Komisyonumuzca oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Teklifin tümü ile Genel Kurul da öncelikle ve ivedilikle görüşülmesinin önerilmesi oya sunulmuş ve oy çokluğu ile kabul edilmiştir.

Raporumuz Genel Kurulun onayına sunulmak üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile sunulur.
 
  Başkan Başkanvekili
  Ertuğrul Yalçınbayır N. Kemal Atahan
  Bursa  Hatay
  Sözcü Kâtip
  Ş. Bülent Yahnici Sühan Özkan
  Ankara İstanbul
  Üye Üye
  Ahmet İyimaya M. Zeki Sezer
  Amasya Ankara
  Üye Üye
  Salih Çelen Şaban Kardeş
  Antalya Bayburt
  (İmzada bulunamadı)  
  Üye Üye
  İsmail Alptekin Ayvaz Gökdemir
  Bolu Erzurum
  (İmzada bulunamadı)  
  Üye Üye
  Mehmet Şandır Edip Özgenç
  Hatay İçel
  Üye Üye
  Süleyman Arif Emre Cavit Kavak
  İstanbul  İstanbul
  (Muhalifim)  
  Üye Üye
  Osman Kılıç Necdet Saruhan
  İstanbul İstanbul
  Üye Üye
  Mehmet Ali Şahin Işın Çelebi
  İstanbul İzmir
  (Muhalifim)  
  Üye Üye
  Mehmet Özcan Mustafa Kamalak
  İzmir Kahramanmaraş
    (Muhalifim)
  Üye Üye
  Mehmet Sağlam Sadık Yakut
  Kahramanmaraş Kayseri
  (İmzada bulunamadı)  
  Üye Üye
  Mehmet Kundakçı Şeref Malkoç
  Osmaniye  Trabzon
    (Muhalifim)

 

MUHALEFET ŞERHİ

(1 inci madde için)

Teklifin 1 inci maddesi ile Anayasanın 47 nci maddesine iki fıkra eklenmektedir.

Eklenen 2 nci fıkra ile;

1. Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri il diğer kamu kuruluşlarının yaptıkları bir kısım yatırım ve hizmetler “özel hukuk sözleşmesi” sayılabilecektir.

2. “Özel hukuk sözleşmesi” sayma işi “kanun” ile yapılacaktır.

Başka bir deyişle, özelleştirmeye konu olan “kamu yatırım ve hizmetleri” “kanun” ile belirlenecektir. Bu belirleme sonunda menfaati haleldar olan vatandaşlar “idarî yargıya başvuramayacaktır”. Çünkü yapılan iş, bir idarî işlem değil, bir yasama faaliyetidir.

Yasama faaliyetinin denetimi ise hem çok ağır işlemekte hem de vatandaşlar için hemen hemen bütünüyle kapalı bulunmaktadır.

Kısaca teklifin 1 inci maddesiyle getirilen özelleştirme tam bir “talan”a yol açacak mahiyettedir.

Prof. Dr. Mustafa Kamalak S. Arif Emre

Kahramanmaraş İstanbul

MUHALEFET ŞERHİ

(2 nci madde için)

Teklifin 2 nci maddesi ile tahkim, tespitlerimize göre dünyada ilk defa “anayasal bir kurum” olarak düzenlenmektedir. Yine tespitlerimize göre dünyada ilk defa, iç uyuşmazlıklar için milletlerarası tahkim yolu kabul edilmektedir.

Türk Devleti ile, içinde hiçbir yabancı unsur taşımayan bir Türk firması arasındaki ihtilafı, Türk yargısından alıp uluslararası tahkim kuruluşlarına vermenin “millî egemenlik” kavramı ile bağdaşmayacağını düşünüyoruz.

Daha açık bir ifade ile; hiçbir yabancı unsur taşımayan, hiçbir yabancıyı ilgilendirmeyen, üstelik, taraflarından biri Türk Devleti (Türk Hükümeti, Türk İdaresi) olan bütünüyle millî bir uyuşmazlığı uluslararası alanda yabancı hukuk kurallarına göre yabancı hakemler vasıtasıyla çözmek, millî egemenlikle bağdaşamaz.

Prof. Dr. Mustafa Kamalak S. Arif Emre

Kahramanmaraş İstanbul

MUHALEFET ŞERHİ

(3 üncü madde için)

Anayasanına 155 inci maddesinde değişiklik yapan 3 üncü madde ile, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri için Danıştayın inceleme yetkisi kaldırılıyor. Bundan böyle Danıştay, imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri konusunda inceleme yapamayacak, sadece görüş bildirebilecektir. Bildirim görüş de, tabiatı icabı, idareyi bağlamayacaktır.

—Peki, idarenin yaptığı imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinin hukuka uygunluğunu kim denetleyecek?

—Hiç kimse! Veya tahkim kuruluşları!

Halbuki uygun olanı; Danıştayın inceleme görevine devam etmesi, ancak inceleme işini (3 ay, 4 ay gibi ) belirli bir süre içinde tamamlamasıdır.

Prof. Dr. Mustafa Kamalak S. Arif Emre

Kahramanmaraş İstanbul

Şeref Malkoç M. Ali Şahin

Trabzon İstanbul

DEMOKRATİK SOL PARTİ GENEL BAŞKANI İSTANBUL MİLLETVEKİLİ BÜLENT ECEVİT, MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ GENEL BAŞKANI OSMANİYE MİLLETVEKİLİ DEVLET BAHÇELİ İLE ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI RİZE MİLLETVEKİLİ MESUT YILMAZ VE 282

MİLLETVEKİLİNİN TEKLİFİ

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN

TEKLİFİ

MADDE 1. —Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 47 nci maddesinin kenar başlığı, “E. Devletleştirme ve özelleştirme” şeklinde değiştirilmiş ve bu maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Devletin, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.

Devlet, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişileri tarafından yürütülen yatırım ve hizmetlerden hangilerinin özel hukuk sözleşmeleri ile gerçek veya tüzelkişilere yaptırılabileceği veya devredilebileceği kanunla belirlenir.”

MADDE2.—Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 125 inci maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümle olarak aşağıdaki hüküm eklenmiştir.

“Kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinde bunlardan doğan uyuşmazlıkların millî veya milletlerarası tahkim yoluyla çözülmesi öngörülebilir.”

MADDE3. —Anayasanın 155 inci maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları ve kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını incelemek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.”

MADDE4.—Bu Kanun, yayımı tarihinde yürürlüğe girer ve halk oylamasına sunulması halinde 1 inci maddesi ayrı, 2 ve 3 üncü maddeleri birlikte ayrı oylanır.

ANAYASA KOMİSYONUNUN KABUL

ETTİĞİ METİN

TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ BAZI MADDELERİNDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA İLİŞKİN KANUN

TEKLİFİ

MADDE 1.—Teklifin 1 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

MADDE 2.—Teklifin 2 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

MADDE 3.—Teklifin 3 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.

MADDE 4.—Teklifin 4 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
 
 

SIRA SAYISI 109 UN SONU