Dönem : 21 Yasama Yılı : 4
T.B.M.M. (S. Sayısı : 798)
Türkiye Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması
ve Eki Protokolün Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/911)
Not : Tasarı Başkanlıkça Plan ve Bütçe ve Dışişleri
Komisyonlarına havale edilmiştir.
T.C.
Başbakanlık 18.9.2001
Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü
Sayı :
B.02.0.KKG.0.10/101-346/4325
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Dışişleri Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı
Bakanlar Kurulunca 23.8.2001 tarihinde kararlaştırılan “Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” ile
gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Bülent
Ecevit
Başbakan
TASARI GEREKÇESİ
Slovenya, ekonomik ve
ticarî ilişkilerimizin geliştirilmesi arzulanan bir Devlettir. Kuşkusuz,
Türkiye Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti arasında sermaye, teknoloji ile
hizmet hareketlerinin geliştirilmesi, her iki Devletin de refahına katkıda
bulunacaktır. Söz konusu faktör hareketlerinin geliştirilmesinde çifte
vergilendirme nedeniyle ortaya çıkan sorunların çözümü önem arz etmektedir. Bu
amaçla, Türkiye Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti arasında 19 Nisan 2001
tarihinde Ljubljana’da “Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi
Önleme Anlaşması ve Eki Protokol” imzalanmıştır.
Anlaşma ile kişilerin
aynı gelir üzerinden iki Devlette birden vergilendirilmesinin (çifte
vergilendirme) önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı sağlamak üzere, vergileme
hakkı, gelir unsurları itibariyle ikamet edilen veya kaynak Devletlerden birine
bırakılmakta veya bu mümkün olmazsa iki Devlet arasında paylaştırılmaktadır.
Böylece, Âkit Devletlerden birinde yatırım yapan, teknoloji veya hizmet sunan
diğer Devlet mukimlerinin, o Devletin mükelleflerine göre daha ağır
vergilendirilmesine engel olunmakta ve teşebbüslerin risk almadan önce ileride
karşılarına çıkacak her türlü vergi ile ilgili mükellefiyeti hesaplayabilmeleri
sağlanmaktadır. Çifte vergilendirmenin Âkit Devletlerde önlenmesi ile Sloven
yatırımcılar için Türkiye’nin, Türk yatırımcılar için ise Slovenya’nın daha
cazip hale geleceği tâbiîdir.
Anlaşmanın kapsamına
aldığı vergiler açısından çifte vergilendirmenin nasıl önleneceği ve muhtelif
gelir unsurlarının vergilendirilmesine ilişkin ilkeler ve düzenlemeler,
ilişikte yer alan Anlaşmanın madde gerekçelerinde ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
ANLAŞMA MADDELERİNİN
GEREKÇELERİ
“Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi
Önleme Anlaşması” 29 madde ile Protokolden meydana gelmiştir. Anlaşma ve
Protokol maddelerinin gerekçeleri aşağıda belirtilmiştir.
Madde 1. – Kapsanan
kişiler
1 inci madde hükmü
gereğince bu Anlaşma, Âkit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan
kişilere uygulanacaktır.
Diğer bir ifade ile bu
Anlaşma, milliyet farkı gözetmeksizin Âkit Devletler (Türkiye ve Slovenya)den
birinde veya her ikisinde mukim olan kişileri kapsamına almaktadır.
Madde 2. – Kapsanan
vergiler
Bu madde, Anlaşmanın
kavradığı vergilerin belirlenmesinde ve trafiğinde açıklığı temin etme amacını
gütmektedir.
Maddenin 1 inci fıkrası,
Anlaşmanın, ne şekilde alındığına bakılmaksızın bir Âkit Devlette, politik alt
bölümlerinde veya mahallî idarelerinde gelir üzerinden alınan vergilere
uygulanacağını belirtmektedir.
2 nci fıkra, gelir
üzerinden alınan vergilerin kapsamını belirlemektedir.
3 üncü fıkrada,
Anlaşmanın Âkit Devletlerdeki mevcut vergilerden hangilerine uygulanacağı
belirtilmektedir. Anlaşma kapsamına giren vergilerin; Slovenya’da tüzel
kişilerin kazançları üzerinden alınan vergi, ücret ve maaşlar, diğer artış
kazançları, tarımsal ve ticarî faaliyetler ile menkul ve gayrimenkul
varlıklardan elde edilen gelirler dahil olmak üzere gerçek kişilerin gelirleri
üzerinden alınan vergi; Türkiye’de ise gelir ve kurumlar vergileri ile gelir ve
kurumlar vergisi üzerinden alınan fon payından ibaret olduğu belirtilmiştir.
4 üncü fıkra, Anlaşmanın
imza tarihinden sonra mevcut vergilere ilave olarak veya onların yerine alınan
ve mevcut vergilerle aynı nitelikte olan veya onlara önemli ölçüde benzeyen
vergilerin de Anlaşma kapsamına gireceğini hükme bağlamakta, ayrıca Âkit
Devletlerin yetkili makamlarının, ilgili vergi yasalarında yaptıkları önemli
değişiklikleri birbirine bildirmelerini öngörmektedir.
Madde 3. – Genel tanımlar
Bu maddede, Anlaşmada
kullanılan terimlerin yorumu için gerekli genel tanımlar yer almaktadır.
Sözkonusu maddede
sırasıyla “Slovenya”, “Türkiye”, “Bir
Âkit Devlet” ve “Diğer Âkit Devlet”, “Kişi”, “Şirket”, “Bir Şirketin
Kurumlaştığı Yer”, “Bir Âkit Devletin Teşebbüsü” ve “Diğer Âkit Devletin Teşebbüsü”, “Uluslararası
Trafik”, “Yetkili Makam” ve “Vatandaş” terimlerinin tanımı yer almaktadır.
Maddenin 2 nci
fıkrasında, Anlaşmada tanımlanmamış terimlerin, Âkit Devletlerin iç mevzuatlarında öngörülen anlamları taşıdığı
belirtilmiş ve Anlaşmada boşluk kalmaması sağlanmıştır.
Madde 4. – Mukim
Âkit Devletlerin
vergileme yetkisi, Anlaşmanın birçok maddesinde doğrudan doğruya “mukim”
kavramına göre çözümlenmektedir. Bu çerçevede, gerçek ve tüzel kişilerin hangi
Devletin mukimi addedileceği hususu büyük bir önem arz etmektedir.
Maddenin 1 inci
fıkrasında, gerçek ve tüzel kişiler arasında ayrım yapılmaksızın, Anlaşmanın
amaçları bakımından; bu Devlet, herhangi bir politik alt bölümü veya mahallî
idaresi de dahil olmak üzere ev, ikametgâh, kurumlaşılan yer, yönetim yeri veya
benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına
giren kişi “mukim” addedilmektedir.
Gelir Vergisi Kanunumuz Türkiye’de yerleşmiş gerçek kişileri, Kurumlar Vergisi
Kanunumuz ise kanunî veya iş merkezi Türkiye’de bulunan kurumları tam mükellef
addettiğinden, 1 inci fıkra hükmüyle vergi hukukumuza tam bir paralellik
sağlanmaktadır.
2 nci fıkrada, gerçek
kişilerin 1 inci fıkrada belirtilen kriterler nedeniyle her iki Devletin de
mukimi addedilmesi halinde, bu kişilerin hangi kıstaslar kullanılmak suretiyle
yalnızca bir Devletin mukimi addedileceği hususu çözümlenmektedir.
3 üncü fıkrada ise,
gerçek kişi dışında kalan kişilerin her iki Devletin de mukimi olması halinde,
mukimliğin tayininde bu kişilerin kurumlaştığı yerin esas alınacağı hükme
bağlanmıştır.
Madde 5. – İşyeri
İşyerinin tanımına
ilişkin bu madde son derece önemlidir. Bilindiği üzere, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarımız, dar mükellefler açısından ticarî kazancın Türkiye’de elde
edilmiş sayılması için, kazanç sahiplerinin Türkiye’de işyerinin bulunmasını
veya daimi temsilci bulundurmasını ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler
vasıtasıyla yapılan işlerden doğmasını şart koşmaktadır. Aynı şekilde,
Anlaşmanın 7 nci maddesinde de yalnızca işyerine atfedilebilen ticarî kazancı
kaynak Devlette vergilenebileceği prensibi getirilmiştir.
7 fıkra halinde
düzenlenen bu maddede, hangi durumlarda bir işyerinin oluşup oluşmayacağı
hususu bütün ayrıntılarıyla açıklanmaktadır.
1 inci fıkrada, “işyeri”
teriminin genel bir tanımı yapılmaktadır.
2 nci fıkrada, kapsama
özellikle dahil edilen işyerlerine örnekler verilmektedir ki bunlar; yönetim
yeri, şube, büro, fabrika, atölye, maden ocağı, petrol veya doğal gaz kuyusu,
taşocağı veya doğal kaynakların çıkarıldığı diğer yerlerdir.
3 üncü fıkrada, bir
inşaat şantiyesi, yapım veya kurma projesinin yalnızca oniki ayı aşan bir süre
devam etmesi halinde bir işyeri oluşturacağı belirtilmiştir.
4 üncü fıkrada, işyeri
kapsamı dışında kalan hususlar belirtilmiştir.
5 inci fıkrada, daimi
temsilcilik düzenlenmiştir. Bu fıkraya göre, bir kişi teşebbüs adına
mukavele akdetme yetkisine
sahip olur ve bu yetkisini düzenli olarak kullanırsa, bu faaliyetlerin 4
üncü fıkrada belirtilen ve işe ilişkin sabit bir yerden yapılması durumunda bu
yeri işyeri haline getirmeyen nitelikteki faaliyetlerden olmadıkça, bu
teşebbüs, bu kişinin teşebbüs için gerçekleştirdiği her türlü faaliyet
dolayısıyla bu Devlette bir işyerine sahip kabul edilecektir.
Anlaşmada işyeri ve daimi
temsilci ayrı ayrı maddelerde düzenlenmeyip, her ikisi de “işyeri” maddesinde
kavrandığından, bu fıkra hükmüyle, Gelir Vergisi Kanununun dar mükelleflerin
ticarî kazançlarının Türkiye’de vergilendirilmesine imkân tanıyan daimi
temsilciliğe ilişkin hükümleri de Anlaşmaya yansıtılmış olmaktadır.
6 ncı fıkra, bir Âkit Devlet teşebbüsünün diğer Âkit
Devlette, işlerini yalnızca kendi işlerine olağan şekilde devam eden bir
simsar, genel komisyon acentesi veya bağımsız statüye sahip bir acente
vasıtasıyla yürütmesi halinde işyerinin var sayılmayacağını öngörmektedir.
7 nci fıkrada ise, iki
ayrı Âkit Devlette mukim olan
şirketlerin birbirlerini kontrol etmesinin, bunlardan herhangi birinin diğeri
için bir işyeri oluşturmayacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 6. – Gayrimenkul
varlıklardan elde edilen gelir
Bu madde, yalnızca
gayrimenkul sermaye iratlarını değil, aynı zamanda gayrimenkullerden
kaynaklanacak her türlü gelir unsurunu da kapsamaktadır.
Maddenin 1 inci fıkrası
ile gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirin (tarım veya ormancılıktan elde
edilen gelir dahil) vergileme hakkı, gayrimenkulün bulunduğu Âkit Devlete
bırakılmaktadır.
2 nci fıkra, “gayrimenkul
varlık” teriminin tanımına ilişkindir.
3 üncü fıkrada,
gayrimenkul varlığın doğrudan kullanımı, kiralanması veya başka bir suretle
kullanımından elde edilen gelire 1 inci fıkra hükmünün uygulanacağı
belirtilmektedir.
4 üncü fıkrada ise, 1 ve
3 üncü fıkra hükümlerinin, bir teşebbüsün gayrimenkul varlıklardan elde ettiği
gelir ile serbest meslek faaliyetlerinin icrasında kullanılan gayrimenkullerden
elde edilen gelire de uygulanacağı öngörülmektedir.
Madde 7. – Ticarî
kazançlar
Maddenin 1 inci fıkrası,
ticarî kazancın vergilendirilmesindeki genel prensibi açıklamaktadır. Buna göre
ticarî kazanç, teşebbüsün mukim olduğu Devlette vergilendirilecektir. Ancak,
faaliyetin diğer Âkit Devlette bir işyeri vasıtasıyla yürütülmesi halinde,
kazancın sadece bu işyerine atfedilebilen kısmı diğer Âkit Devlette
vergilendirilebilecektir.
2 nci fıkra, işyeri
kazançlarının hesaplanmasındaki esaslara ilişkindir. Buna göre, işyeri bağımsız
bir teşebbüs gibi ele alınacak ve benzer teşebbüslerin benzer koşullarda elde
etmesi gereken kazanç, sözkonusu işyerine atfedilecektir. Böylece,
işyeri-merkez ilişkilerinde emsaline göre yüksek veya düşük fiyatlandırmaya
gidildiğinde olaya müdahale edilip, gerçekçi fiyatların fatura edilmesiyle yeni
bir vergi matrahı belirlenecek ve vergileme bu matrah üzerinden yapılacaktır.
3 üncü fıkra, işyeri
kazancının belirlenmesi sırasında hangi tür giderlerin indirilebileceğine
ilişkindir.
4 üncü fıkra, teşebbüs
kazancının birimler arasında paylaşım prensiplerini düzenlemektedir.
5 inci fıkra, teşebbüs
adına sadece mal ve ticarî eşya alımında bulunan işyerine, bu faaliyeti
dolayısıyla kazanç atfedilemeyeceğine ilişkindir.
6 ncı fıkra, işyeri
kazançlarının belirlenmesinde her yıl uygulanacak yöntemi belirlemektedir.
7 nci fıkra, ticarî
kazancın, Anlaşmanın diğer maddelerinde belirtilen gelir unsurlarını da
kapsamına alması halinde ilgili madde hükümlerini saklı tutmaktadır.
Madde 8. – Deniz, hava ve
karayolu taşımacılığı
1 inci fıkra, bir Âkit
Devlet teşebbüsünün diğer Âkit Devlette uluslararası trafik kapsamına giren
türden gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtası işletmeciliğinden sağladığı
kazançların, yalnızca teşebbüsün mukim olduğu Âkit Devlette
vergilendirilebileceğini öngörmektedir. Diğer bir ifade ile bu tür kazançlar
kaynak Devlette vergiden istisna edilmektedir.
2 nci fıkrada,
uluslararası trafikte gemi veya uçak işletmeciliğinden elde edilen kazançların
yanısıra arızî olarak elde edilmesi koşulu ile konteynerlerin kullanımından
veya kiralanmasından elde edilecek kazançların da bu maddede kapsanacağı
öngörülmektedir.
3 üncü fıkrada, 1 inci
fıkrada benimsenen prensibin, ortaklık, ortak teşebbüs veya uluslararası
işletilen bir acenteye iştirak dolayısıyla elde edilen kazançlar için de
geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Madde 9. – Bağımlı
teşebbüsler
Kurumlar Vergisi
Kanunumuzun 15, 16 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen örtülü kazanç ve örtülü
sermaye ile ilgili olan bu maddede, bağımlı teşebbüslerin, bağımsız
teşebbüslere oranla farklı ticarî ilişkilere ve farklı fiyatlandırmalara
yönelmeleri halinde Âkit Devletlerin ne tür tedbirler alabileceği hükme
bağlanmaktadır.
1 inci fıkra, bağımlı
teşebbüslerin gerekli itinayı göstermeyip, bağımsız teşebbüsler arasında
geçerli olan fiyatlardan sapmaları halinde, vergi kaybına uğrayan Âkit Devlete
ek vergi alma hakkını vermektedir. Bu ek vergileme sonunda diğer Devletin,
kendi mükellefi olan bağımlı teşebbüs için yapacağı matrah ve vergi indirimleri
ise 2 nci fıkrada düzenlenmiştir.
Madde 10. – Temettüler
1 inci fıkra,
temettülerin vergilendirilmesindeki genel ilke ile ilgili olup, temettü
gelirinin esas itibariyle temettü gelirini elde edenin mukim olduğu Âkit
Devlette vergilendirilmesini öngörmektedir.
2 nci fıkra,
temettülerin, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu, yani temettülerin doğduğu
Devlette de vergilendirilebileceğini öngörmektedir. Ancak, temettünün gerçek
lehdarı diğer Âkit Devletin mukimi ise alınacak vergi gayrisafi temettü
tutarının % 10’unu aşamayacaktır. Bu fıkra içinden temettü ödemesi yapılan
kazançlar yönünden şirketin vergilendirilmesini etkilemeyecektir.
3 üncü fıkrada, “temettü”
teriminin tanımı yapılmaktadır.
4 üncü fıkrada, işyeri
kazancının 7 nci madde (Ticarî Kazançlar) çerçevesinde vergilendirildikten
sonra, kalan kazanç üzerinden işyerinin bulunduğu Devlette ve bu maddenin 2 nci
fıkrasında belirtilen oranı aşmayan bir oranda vergilendirilebileceği
öngörülmektedir. Bu fıkra, Gelir Vergisi Kanunumuzun 94 üncü maddesinin 6/b
numaralı bendiyle paralellik arz etmektedir.
5 inci fıkrada, temettü
lehdarının, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu diğer Âkit Devlette bir
işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette veya bu diğer Devlette yer alan sabit bir
yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunması ve sözkonusu temettü elde
ediş olayı ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması
halinde, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmektedir. Bu
durumda, ticarî kazanca ilişkin 7 nci madde veya serbest meslek faaliyetine
ilişkin 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
6 ncı fıkra, bu maddenin
4 üncü fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, bir
Âkit Devletin, kendisinden kazanç veya gelir elde eden ve diğer Âkit
Devletin mukimi olan bir şirketin dağıttığı temettüler üzerinden veya
dağıtmadığı kazançlardan herhangi bir vergi alamayacağını öngörmektedir.
Böylece, kaynak Devletin vergileme yetkisi kurum kazancına uygulanmakta, ancak
bu durumda, kar payı elde eden kişilere doğru bir genişlemeye müsaade
edilmemektedir. Fıkrada ayrıca, temettünün, kazanç veya gelirin elde edildiği
Devletin mukimlerine ödenmesi ve bu kazanç veya gelirin elde edildiği
Devletteki işyeri ile temettü elde ediş olayı arasında etkin bir bağ bulunması
hallerinin kaynak Devlette vergilendirmeme prensibine istisna teşkil ettiği
belirtilmektedir.
Madde 11. – Faiz
1 inci fıkra, faizlerin
vergilendirilmesindeki genel ilkeyi belirlemektedir. Buna göre, faizi
vergilendirme hakkı lehdarın mukim olduğu Âkit Devlete ait olmaktadır.
2 nci fıkrada, faizin
gerçek lehdarının diğer Âkit Devletin bir mukimi olması halinde, faizlerin
doğduğu Devlete, faizin gayrisafi tutarı üzerinden azamî % 10 vergi alma hakkı
tanınacağı öngörülmektedir.
3 üncü fıkra, bir Âkit Devlette doğan bir diğer Âkit Devletin
Hükümeti, politik alt bölümü, mahallî idaresi veya Merkez Bankası tarafından
elde edilen faizlerin kaynak Devlette vergiden muaf tutulmasına ilişkindir.
4 üncü fıkrada, “faiz”
teriminin kapsamı belirlenmiştir.
5 inci fıkrada, diğer
Devlette bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette veya bir sabit yer
vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunulması ve faizin ödendiği alacak
ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması halinde,
sözkonusu faizin bu maddenin 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri çerçevesinde
değil, ticarî kazanca ilişkin 7 nci madde veya serbest meslek faaliyetlerine
ilişkin 14 üncü madde hükümleri çerçevesinde vergilendirileceği
öngörülmektedir.
6 ncı fıkra, faiz
gelirlerinin hangi durumda bir Âkit
Devlette elde edilmiş sayılacağını hükme bağlamaktadır. Buna göre, bir Âkit
Devletin kendisi, politik alt bölümü, mahallî idaresi veya o Devletin mukimi
tarafından ödenen faizin, mukim olunan
Âkit Devlette elde edildiği kabul edilecektir. Ancak, faiz ödeyen
kişinin bir Âkit Devlette faiz ödemeye
neden olan borç-alacak ilişkisiyle bağlantılı bir işyerine veya sabit yere
sahip olması durumunda faizin bu işyerinin veya sabit yerin bulunduğu Devlette
elde edildiği kabul olunacaktır.
7 nci fıkra, faiz
miktarının belirlenmesinde muvazaa durumunu açıklığa kavuşturmaktadır. Fıkra
hükmüne göre muvazaa yapabilecek kişiler, aralarında özel ilişki bulunan faiz
ödeyen kişi ile faiz lehdarı veya her ikisiyle bir başka kişi olarak
belirtilmektedir. Muvazaa durumu ise, özel ilişkinin olmadığı hallerde, kişiler
arasında kararlaştırılan faiz miktarını aşan bir faizin ödenmesi olarak ortaya
konmuştur. Bu durumda fazla kısım, bu maddede tanımlanan ve indirimli vergiye
tâbi olan bir faiz olarak nitelendirilmeyip, Anlaşmanın diğer hükümleri de
dikkate alınarak Âkit Devletlerin iç mevzuatına göre vergilendirilecektir.
Madde 12. – Gayrimaddî
hak bedelleri
1 inci fıkra,
vergilemedeki genel ilkeyi belirlemekte ve vergileme hakkını ödeme yapılan
kişinin mukim olduğu Devlete tanımaktadır.
2 nci fıkra hükmü,
gayrimaddî hak bedellerinin elde edildiği Devlete de % 10’u aşmayacak şekilde
vergi alma hakkı tanımaktadır.
3 üncü fıkra, gayrimaddî
hak bedellerinin tanımı ile ilgilidir.
4 üncü fıkrada, bir
işyeri veya sabit yer vasıtasıyla elde
edilen gayrimaddî hak bedellerinin indirimli vergi oranına göre değil, ticarî
kazanca ilişkin 7 nci veya serbest meslek faaliyetlerine ilişkin 14 üncü madde
hükümlerine göre vergilendirileceği öngörülmektedir.
5 inci ve 6 ncı
fıkralarda, faizde olduğu gibi gayrimaddî hak bedellerinin nerede elde edilmiş
sayılacağı ve muvazaalı durumlarda nasıl vergilendirileceğine ilişkin özel
hükümler yer almaktadır.
Madde 13. – Sermaye değer
artış kazançları
1 inci fıkrada, 6 ncı
maddede tanımlanan gayrimenkul varlıkların elden çıkarılmasından doğan
kazançların, bu varlıkların bulunduğu Âkit Devlette vergilendirileceği
öngörülmektedir.
2 nci fıkrada, bir
işyerinin aktifine dahil olan veya serbest meslek faaliyetinin icrasında
kullanılan sabit yere ait menkul varlıkların ve bu işyeri veya sabit yerin
elden çıkarılmasından doğan kazançların, bu işyerinin veya sabit yerin
bulunduğu Âkit Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
3 üncü fıkrada, bir Âkit Devlet mukimince uluslararası trafikte
işletilen gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtalarının veya bunların
işletilmesine tahsis edilen menkul varlıkların satışından elde edilen
kazançların, yalnızca gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtalarını işleten
teşebbüsün mukim olduğu Âkit Devlette vergilendirileceği öngörülmektedir.
4 üncü fıkrada, bu
maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarında sayılanların dışında kalan varlıkların
satışından doğan kazançların, bu varlıkları elden çıkaranların mukim olduğu
Âkit Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
5 inci fıkrada ise, Âkit
Devletlerden birinin mukimi tarafından çıkarılan tahvil veya hisse senetlerinin
diğer Devletin bir mukimi tarafından iktisap tarihinden itibaren bir yıl içinde
elden çıkarılmasından doğan değer artış kazançlarının, gelirin elde edildiği
kaynak Devlette vergilendirilebileceği öngörülmektedir.
Madde 14. – Serbest
meslek faaliyetleri
Maddenin 1 inci
fıkrasında, serbest meslek kazançlarının, kazancı elde edenin mukim olduğu Âkit
Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır. Bununla beraber bu kişinin,
diğer Âkit Devlette bulunan sabit bir
yeri kullanarak serbest meslek faaliyeti icra etmesi durumunda, sabit yerden
elde edilen kazançların, kaynak Devlette de vergilendirileceği hükmüne yer
verilmiştir.
2 nci fıkrada, “serbest
meslek faaliyetleri” teriminin tanımı yapılmaktadır.
Madde 15. – Bağımlı
faaliyetler
1 inci fıkrada, bağımlı
faaliyetlerin vergilendirilmesine ilişkin genel kural belirtilmektedir. Buna
göre, hizmetin diğer Devlette ifa edilmemesi şartıyla, bir Âkit Devlet mukimince elde edilen maaş,
ücret ve diğer benzeri gelirler mukim olunan Devlette vergilendirilecektir.
Hizmetin diğer Devlette ifa edilmesi halinde, belli şartlarla kaynak Devlete de
vergileme yetkisi tanınabilecektir. Ancak, sözkonusu kural, bu Anlaşmanın 16,
18, 19 ve 20 nci maddelerinde öngörülen hükümleri herhangi bir şekilde
etkilemeyecektir. Diğer bir ifadeyle, yönetim kurulu üyeleri, emekliler, kamu görevlileri,
profesörler ve araştırmacılar 15 inci maddeye göre değil, kendileriyle ilgili
maddelere göre vergilendirileceklerdir.
2 nci fıkrada, ücretin
sadece mukim olunan Devlette vergilendirilmesi için hangi şartların bir arada
aranması gerektiği belirtilmektedir. Kaynak Devletin vergileme yapabilmesi
için, öngörülen bu şartlardan birinin ihlali yeterlidir. Bir başka ifadeyle,
diğer Devlette hizmet ifa eden bir Âkit
Devlet mukiminin bu Devlette ilgili malî yıl içinde başlayan veya biten
herhangi bir 12 aylık dönemde bir veya bir kaç seferde toplam 183 günden fazla
kalması veya ücret ödemesinin bu diğer Devletin mukimi olan bir işveren
tarafından veya onun adına yapılması ya da sözkonusu ödemenin, işverenin bu
diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılması
durumunda, elde edilen ücretler kaynak Devlette vergilendirilecektir.
3 üncü fıkrada bir Âkit
Devlet teşebbüsü tarafından uluslararası trafikte işletilen gemi, uçak veya
karayolu nakil vasıtalarında çalışan personelin bu sıfatları dolayısıyla elde
ettikleri gelirlerin, yalnızca bu Devlette vergilendirileceği öngörülmektedir.
Madde 16. – Yöneticilere
yapılan ödemeler
Maddede, bir Âkit Devlet mukiminin diğer Âkit Devlette
mukim bir şirket yönetim kurulu üyesi olması dolayısıyla elde ettiği ücret ve
diğer benzeri ödemelerin, bu diğer Devlette vergilendirilebileceği
öngörülmektedir.
Madde 17. – Sanatçı ve
sporcular
1 inci fıkra, bir Âkit Devlet mukimi olan sanatçı ve
sporcuların iştigal konuları ile ilgili şahsî faalitlerinden dolayı diğer Âkit
Devlette elde ettikleri gelirlerin, bu faaliyetleri icra ettikleri diğer Âkit
Devlette vergilendirileceğini hükme bağlamaktadır. Bu çerçevede, serbest meslek
faaliyetleri ile bağımlı faaliyetleri (ücretler) düzenleyen 14 ve 15 inci madde
hükümleri sanatçı ve sporcular açısından geçerli olmayıp, vergileme yalnızca 17
nci madde kapsamında yapılacaktır.
2 nci fıkra
organizatörlerle ilgili olup, sanatçı ve sporcuların iştigal konularıyla ilgili
faaliyetlerden doğan gelirin, sanatçı veya sporcuların kendilerine değil de bir
başka gerçek veya tüzel kişiye yönelmesi halinde, vergilemenin, faaliyetin icra
edildiği Âkit Devlette yapılacağını öngörmektedir. Ancak böyle bir durumda,
ticarî kazançların, serbest meslek kazançlarının ve ücretlerin vergilendirilmesini
düzenleyen bu Anlaşmanın 7, 14 ve 15 inci madde hükümleri dikkate alınmayıp,
vergileme yalnızca 17 nci madde kapsamında yapılacaktır.
3 üncü fıkrada, bir Âkit Devlette icra edilen ve diğer Âkit
Devletin kamusal fonlarından önemli ölçüde desteklenen sanatsal ve sportif
faaliyetlerden elde edilen gelirin faaliyetin icra edildiği Devlette
vergilendirilmeyeceği öngörülmektedir.
Madde 18. – Emekli
maaşları
Maddede, geçmiş hizmetler
karşılığında ödenen özel sektör emekli maaşları ile düzenli ödemelerin bunları
elde edenin mukim olduğu Devlette vergilendirileceği hükmü öngörülmektedir.
Madde 19. – Kamu görevi
1 inci fıkrada, emekli
maaşları hariç, bir Âkit Devletin kendisi, politik alt bölümü veya mahallî
idaresi tarafından yapılan ücret, maaş ve diğer benzeri ödemelerin, ödemeyi
yapan Devlette vergilendirileceği; ancak, hizmetin diğer Devlette verilmesi ve
gerçek kişinin bu Devletin mukimi ve vatandaşı olması ve yalnızca bu hizmeti
vermek için bu Devletin mukimi durumuna geçmemesi şartıyla, vergilemenin bu
diğer Devlette yapılacağı hükme bağlanmıştır.
2 nci fıkrada, bir Âkit
Devletin kendisi, politik alt bölümü, mahallî idaresi tarafından veya bunlarca
oluşturulan fonlardan ödenen emekli maaşlarının ödemeyi yapan Devlette
vergilendirileceği; ödemenin yapıldığı kişinin diğer Âkit Devletin mukimi ve
vatandaşı olması durumunda ise vergilemenin yalnızca mukim Devlette yapılacağı
öngörülmektedir.
3 üncü fıkrada ise, kamu
iktisadî kuruluşlarında çalışanlar açısından bu madde hükmünün değil, 15, 16,
17 ve 18 inci madde hükümlerinin geçerli olacağı öngörülmektedir.
Madde 20. – Profesörler
ve araştırmacılar
1 inci fıkra, profesör ve
araştırmacıların öğretim, okutmanlık ve araştırma yapmak üzere bulundukları
Devlette yararlanacakları vergi istisnasının sınırlarını belirlemektedir. Buna
göre, bir Âkit Devletin mukimi olan profesör ve araştırmacıların iki yılı
aşmayan bir süre içinde diğer Âkit Devlette yapmış oldukları öğretim,
okutmanlık veya araştırma karşılığında ilk bahsedilen Devletin dışındaki kaynaklardan
elde ettiği ödemeler bu Devlette istisna edilecektir.
2 nci fıkrada bir
profesör veya araştırmacının özellikle belirli kişi veya kişilerin özel
menfaatleri doğrultusunda yürüttükleri araştırma karşılığında elde ettikleri
gelirlere bu madde hükümlerinin uygulanmayacağı öngörülmektedir.
Madde 21. – Öğrenciler
Maddenin 1 inci
fıkrasında, öğrenci veya stajyerlerin geçim, öğrenim veya meslekî eğitim
masraflarını karşılayan ve bulundukları Devletin dışındaki kaynaklardan yapılan
ödemeler dolayısıyla öğrenim veya meslekî eğitim amacıyla bulundukları Devlette
vergiye tâbi tutulmayacakları hükme bağlanmıştır.
2 nci fıkrada ise, öğrenci veya stajyere
yapılan ve maddenin 1 inci fıkrasında kapsanmayan yardım, burs ve ücret ödemelerinin, öğrenci veya stajyerin öğrenim
veya meslekî eğitimde bulundukları Âkit Devletin mukimlerine uygulanan vergiler
açısından aynı muafiyet, istisna veya indirime hak kazanacakları
öngörülmektedir.
Madde 22. – Diğer gelirler
1 inci fıkrada, bir Âkit Devlet mukiminin
bu Anlaşmanın bundan önceki maddelerinde kavranmayan gelir unsurlarının, mukim
olduğu Devlette vergilendirileceği belirtilmiştir.
2 nci fıkrada ise, 6 ncı maddenin 2 nci
fıkrasında tanımlanan gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirler hariç olmak
üzere, bir Âkit Devlet mukimi olan söz konusu gelir lehdarının diğer Âkit
Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette veya sabit yer
vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunması ve gelirin ödendiği hak veya
varlık ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması halinde 1
inci fıkra hükümlerinin uygulanmayıp olayına göre 7 veya 14 üncü madde
hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 23. – Çifte vergilendirmenin
önlenmesi
Madde Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi ile
ilgilidir.
1 inci fıkrada, bir Âkit Devlet mukiminin
bu Anlaşma hükümleri çerçevesinde diğer Âkit Devlette vergilendirilebilen bir
gelir elde etmesi durumunda söz konusu gelire isabet eden vergiden diğer
Devlette ödenen vergiye eşit bir miktarının mahsup edilebileceği öngörülmektedir.
2 nci fıkrada, bir Âkit Devlet mukiminin,
bu Devlette vergiden istisna edilebilen bir gelir elde etmesi halinde, bu
mukimin geriye kalan gelirinin vergisi hesaplanırken istisna edilen gelirin de
dikkate alınacağı belirtilmektedir.
Madde 24. – Ayrım yapılmaması
Maddenin 1 inci fıkrasında, bir Âkit
Devlet vatandaşlarının, diğer Âkit Devlette, o Devletin aynı koşullara sahip
vatandaşlarına kıyasla daha değişik veya daha ağır bir vergilemeye ve buna
bağlı mükellefiyetlere tâbi tutulmayacakları hükme bağlanmaktadır.
2 nci fıkrada, bir Âkit Devlet mukimi olan
vatansız kişilerin diğer Devlette, o Devletin aynı koşullarına sahip
vatandaşlarına kıyasla daha değişik veya daha ağır bir vergilemeye ve buna
bağlı mükellefiyetlere tâbi tutulmayacakları hükme bağlanmaktadır.
3 üncü fıkrada, bir Âkit Devlet
teşebbüsünün diğer Devlette sahip olduğu işyerinin, bu diğer Devletin aynı
faaliyetleri yürüten teşebbüslerine kıyasla daha ağır bir vergilemeye tâbi
tutulmayacakları belirtilmektedir.
4 üncü fıkrada, Âkit Devletlerin kendi
mukimlerine uyguladıkları şahsî indirimler ile vergi ve matrah indirimlerini,
diğer Devletin mukimlerine de uygulamak zorunda olmadıkları belirtilmiştir.
5 inci fıkrada, belirtilen maddelerin
uygulanacağı durumlar hariç olmak üzere, bir Âkit Devlet teşebbüsünce diğer
Âkit Devletin bir mukimine ödenen faiz, gayrimaddî hak bedeli ve diğer
ödemelerin bu teşebbüsün vergilendirilebilir kazancının tesbitinde ilk
bahsedilen Devletin mukimine yapılmış gibi indirilebileceği belirtilmiştir.
6 ncı fıkrada, ayrım yapmama prensibinin,
bir Âkit Devletin bir veya bir kaç mukimi tarafından doğrudan veya dolaylı
olarak, kısmen ya da tamamen sermayesine sahip olunan veya kontrol edilen
teşebbüsleri için de geçerli olduğu belirtilmektedir.
7 nci fıkrada ise, bu madde hükümlerinin
yalnızca Anlaşmada kapsanan vergilere uygulanacağı belirtilmektedir.
Madde 25. – Karşılıklı anlaşma usulü
Maddenin ilk iki fıkrası, bir kişinin,
Taraf Devletlerden herhangi birinin
veya her ikisinin işlemlerinin, kendisi açısından bu Anlaşma hükümlerine uygun
olmayan sonuçlar yarattığı veya yaratacağı kanaatine varması halinde sorunun
nasıl çözümleneceğini hükme bağlamaktadır.
1 inci fıkraya göre, bu kişi durumunu Âkit
Devletlerin iç mevzuatlarında öngörülen müracaat usulleriyle bağlı kalmaksızın,
mukim olduğu Âkit Devletin yetkili makamına arz edebilecektir. Ancak bu kişi,
durumunun 24 üncü maddenin 1 inci fıkrasına uygun olması halinde, Anlaşma
hükümlerine aykırı düşen vergilemenin ilk bildiriminden itibaren üç yıl içerisinde
vatandaşı olduğu Âkit Devletin yetkili makamına da başvurabilecektir.
2 nci fıkraya göre, kendisine başvuruda
bulunulan yetkili makam sorunu kendi çözemezse, diğer Devletin yetkili
makamıyla karşılıklı anlaşmaya varmak için gayret gösterecektir.
Maddenin 3 üncü fıkrasında, yetkili
makamların bu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından kaynaklanan sorunların
çözümü için karşılıklı anlaşma usulünü kullanabilecekleri 4 üncü fıkrada ise
karşılıklı anlaşmanın ne şekilde yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 26. – Bilgi değişimi
Gerek bu Anlaşmanın doğru bir şekilde
uygulanabilmesi için, gerekse kayıp ve kaçakların önlenebilmesi için Âkit
Devletlerin vergi idareleri arasında gerekli hallerde yakın işbirliğine ihtiyaç
duyulmaktadır. Bu maddede, Âkit Devletlerin hangi hallerde bilgi değişiminde
bulunacakları, elde edilen bilgilerin kimlere verilebileceği ve bilgi
değişiminin sınırları ele alınmıştır.
Madde 27. – Diplomat hüviyetindeki
memurlar ve konsolosluk memurları
Bu maddede, diplomat hüviyetindeki memurlar
ve konsolosluk memurlarının Devletler Hukukunun genel kurallarına veya özel
anlaşma hükümlerine göre yararlandıkları vergi ayrıcalıklarının bu Anlaşma
hükümlerinden etkilenmeyeceği belirtilmektedir.
Madde 28. – Yürürlüğe girme
Bu maddede, Anlaşmanın ne zaman yürürlüğe
gireceği ve vergiler açısından ne zaman hüküm ifade edeceği belirtilmiştir.
Buna göre Anlaşma, her bir Âkit Devletin gerekli işlemleri tamamladığını
diğerine bildirmesini müteakip, bu bildirimlerin sonuncusunun alındığı tarihte
yürürlüğe girecek ve bu Anlaşma
kaynakta tevkif edilen vergiler yönünden, bu Anlaşmanın yürürlüğe girdiği
tarihi izleyen Ocak ayının birinci günü veya daha sonra ödenen veya mahsup
edilen miktarlar için, gelir üzerinden alınan diğer vergiler yönünden ise
Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen Ocak ayının birinci günü veya daha
sonra başlayan vergilendirme yılları için uygulanacaktır.
Madde 29. – Yürürlükten kalkma
Madde, Anlaşmanın feshedilinceye kadar
yürürlükte kalacağını belirtmekte, fesih usulünü açıklamakta ve fesih halinin
her iki Âkit Devlette hangi vergilendirme dönemleri için hüküm ifade edeceğini
belirlemektedir.
PROTOKOL HÜKÜMLERİNİN GEREKÇESİ
Anlaşmanın bir bölümünü oluşturan ve
Anlaşma maddelerinin sonunda yer alan Protokol 1 maddeden ibarettir.
25 inci maddenin 2 nci
fıkrasına ilişkin olarak :
25 inci maddenin 2 nci fıkrasına ilişkin
olarak, Türkiye yönünden, mükellefin, karşılıklı anlaşmanın
sonuçlandırılmasından doğan iadeyi, vergi idaresinin kendisini karşılıklı
anlaşma sonucundan haberdar etmesinden itibaren bir yıllık süre içerisinde
talep etmek zorunda olduğu belirtilmektedir.
Dışişleri
Komisyonu Raporu
Türkiye
BüyükMillet Meclisi
Dışişleri
Komisyonu 17.1.2002
Esas No. : 1/911
Karar No. : 49
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı Komisyonumuzun 8 Kasım 2001 tarihli 24 üncü
Birleşiminde Dışişleri Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı temsilcilerinin
katılmalarıyla görüşülmüştür.
Kişilerin aynı gelir
üzerinden iki Devlette birden vergilendirilmesinin önlenmesini amaçlayan, bu
suretle iki ülke arasındaki sermaye, teknoloji ve hizmet hareketlerinin
geliştirilmesini öngören Anlaşma ve Eki Protokol Komisyonumuzca benimsenmiş ve
Tasarı, Gerekçede yapılan değişiklikle kabul edilmiştir.
Raporumuz Genel Kurulun
onayına sunulmak üzere Başkanlığa saygı ile arz olunur.
|
|
Başkan |
Başkanvekili |
Sözcü |
|
|
Kâmran İnan |
Suat Çağlayan |
Mehmet Kaya |
|
|
Van |
İzmir |
Kahramanmaraş |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Saffet Arıkan Bedük |
Eyyüp Sanay |
Hikmet Uluğbay |
|
|
Ankara |
Ankara |
Ankara |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Ş. Bülent Yahnici |
Teoman Özalp |
Ayfer Yılmaz |
|
|
Ankara |
Bursa |
İçel |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Osman Yumakoğulları |
Basri Coşkun |
M. Necati Çetinkaya |
|
|
İstanbul |
Malatya |
Manisa |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Temel Karamollaoğlu |
Birol Büyüköztürk |
Ahmet Zamantılı |
|
|
Sivas |
Osmaniye |
Tekirdağ |
|
|
Üye |
|
Üye |
|
|
Hasan Özgöbek |
|
Mehmet Yaşar Ünal |
|
|
Uşak |
|
Uşak |
DIŞİŞLERİ KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ GEREKÇE
Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti arasında sermaye, teknoloji ve hizmet hareketlerinin
geliştirilmesi, her iki Devletin de refahına katkıda bulunacaktır.Sözkonusu
faktör hareketlerinin geliştirilmesinde çifte vergilendirme nedeniyle ortaya
çıkan sorunların çözümü önem arz etmektedir. Bu amaçla, Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti arasında 19 Nisan 2001 tarihinde Ljubljana’da “Gelir
Üzerinden Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Eki Protokol”
imzalanmıştır.
Anlaşma ile kişilerin
aynı gelir üzerinden iki Devlette birden vergilendirilmesinin (çifte
vergilendirme) önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı sağlamak üzere, vergileme
hakkı, gelir unsurları itibariyle ikamet edilen veya kaynak Devletlerden birine
bırakılmakta veya bu mümkün olmazsa iki Devlet arasında
paylaştırılmaktadır.Böylece, Âkit Devletlerden birinde yatırım yapan, teknoloji
veya hizmet sunan diğer Devlet mukimlerinin, o Devletin mükelleflerine göre
daha ağır vergilendirilmesine engel olunmakta ve teşebbüslerin risk almadan
önce ileride karşılarına çıkacak her türlü vergi ile ilgili mükellefiyeti
hesaplayabilmeleri sağlanmaktadır. Çifte vergilendirmenin Âkit Devletlerde
önlenmesi ile Sloven yatırımcılar için Türkiye’nin, Türk yatırımcılar için ise Slovenya’nın
daha cazip hale geleceği tâbidir.
HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ
METİN
TÜRKİYE
CUMHURİYETİ İLE SLOVENYA CUMHURİYETİ ARASINDA GELİR ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE
ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI VE EKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - 19 Nisan 2001
tarihinde Ljubljana’da imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile Slovenya Cumhuriyeti
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme
Anlaşması” ve eki “Protokol”ün onaylanması uygun bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
DIŞİŞLERİ KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SLOVENYA CUMHURİYETİ ARASINDA GELİR
ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME ANLAŞMASI VE EKİ
PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TASARISI
MADDE 1. - Tasarının 1 inci maddesi
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE 2. - Tasarının 2 nci maddesi
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE 3. - Tasarının 3 üncü maddesi
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
|
|
Bülent Ecevit |
|
|
|
|
|
Başbakan |
|
|
|
|
|
Devlet Bak. ve Başb. Yrd. |
Devlet Bak. ve Başb. Yrd. |
Devlet Bak. ve Başb. Yrd. |
|
|
|
D. Bahçeli |
H. H. Özkan |
M. Yılmaz |
|
|
|
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
|
|
|
K. Derviş |
Prof. Dr. T. Toskay |
M. Keçeciler |
|
|
|
Devlet Bakanı V. |
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
|
|
|
Prof. Dr. S. Ş. Gürel |
F. Bal |
N. Arseven |
|
|
|
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
|
|
|
M. Yılmaz |
Prof. Dr. R. Mirzaoğlu |
Dr. Y. Karakoyunlu |
|
|
|
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
|
|
|
H. Gemici |
Prof. Dr. Ş. Üşenmez |
E. S. Gaydalı |
|
|
|
Devlet Bakanı V. |
Devlet Bakanı |
Devlet Bakanı |
|
|
|
Prof. Dr. Ş. S. Gürel |
Prof. Dr. A. Çay |
R. Önal |
|
|
|
Adalet Bakanı |
Millî Savunma Bakanı |
İçişleri Bakanı |
|
|
|
Prof. Dr. H. S. Türk |
S. Çakmakoğlu |
R. K. Yücelen |
|
|
|
Dışişleri Bakanı |
Maliye Bakanı |
Millî Eğitim Bakanı |
|
|
|
İ. Cem |
S. Oral |
M. Bostancıoğlu |
|
|
|
Bayındırlık ve İskân Bakanı |
Sağlık Bakanı |
Ulaştırma Bakanı |
|
|
|
K. Aydın |
Doç. Dr. O. Durmuş |
O. Vural |
|
|
|
Tarım ve Köyişleri Bakanı |
Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı |
Sanayi ve Ticaret Bakanı |
|
|
|
Prof. Dr. H. Y. Gökalp |
Y. Okuyan |
A. K. Tanrıkulu |
|
|
|
En. ve Tab. Kay. Bakanı |
Kültür Bakanı |
Turizm Bakanı |
|
|
|
Z. Çakan |
M. İ. Talay |
M.Taşar |
|
|
|
Orman Bakanı |
|
Çevre Bakanı |
|
|
|
Prof. Dr. N. Çağan |
|
F. Aytekin |
|
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE SLOVENYA CUMHURİYETİ
ARASINDA GELİR ÜZERİNDEN ALINAN
VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME
ANLAŞMASI
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
İLE
SLOVENYA CUMHURİYETİ
Gelir üzerinden alınan vergilerde çifte vergilendirmeyi
önleyen bir Anlaşma yapmak isteğiyle
AŞAĞIDAKİ ANLAŞMAYA VARMIŞLARDIR :
Madde 1
KAPSANAN KİŞİLER
Bu Anlaşma, Âkit
Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere uygulanacaktır.
Madde 2
KAPSANAN VERGİLER
1. Bu Anlaşma, ne şekilde
alındığına bakılmaksızın, bir Âkit Devlet veya politik alt bölümleri ya da
mahallî idareleri tarafından gelir üzerinden alınan vergilere uygulanacaktır.
2. Menkul veya
gayrimenkul varlıkların devrinden doğan kazançlara uygulanan vergiler ile
ücretin veya maaşın toplam tutarı üzerinden teşebbüsler tarafından ödenen
vergiler dahil olmak üzere, toplam gelir veya gelir unsurları üzerinden alınan
tüm vergiler, gelir üzerinden alınan vergiler olarak kabul edilecektir.
3. Anlaşmanın
uygulanacağı mevcut vergiler özellikle:
a) Slovenya’da:
i) tüzelkişilerin kazançları üzerinden alınan
vergi; (davek od dobicka pravnih oseb)
ii) ücret ve maaşlar,
değer artış kazançları, tarımsal ve ticarî faaliyetler ile menkul ve
gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirler dahil olmak üzere, gerçek
kişilerin gelirleri üzerinden alınan vergi, (dohodnina)
(Bundan böyle “Sloven
vergisi” olarak bahsedilecektir);
b) Türkiye’de:
i) gelir vergisi;
ii) kurumlar vergisi;
iii) gelir vergisi ve
kurumlar vergisi üzerinden alınan fon payı;
(Bundan böyle “Türk
vergisi” olarak bahsedilecektir).
4. Anlaşma aynı zamanda,
Anlaşmanın imza tarihinden sonra mevcut vergilere ilave olarak veya onların
yerine alınan ve mevcut vergilerle aynı nitelikte olan veya onlara önemli
ölçüde benzeyen vergilere de uygulanacaktır. Âkit Devletlerin yetkili
makamları, ilgili vergi yasalarında yapılan önemli değişiklikleri birbirlerine
bildireceklerdir.
Madde 3
GENEL TANIMLAR
1. Bu Anlaşmanın amaçları
bakımından, metin aksini öngörmedikçe:
a) i) “Slovenya” terimi,
Slovenya Cumhuriyeti’ni ifade eder ve Slovenya Cumhuriyeti’nin uluslararası
hukuk uyarınca egemenlik hakları veya yargı yetkisini uygulayabileceği hava
sahası ve deniz alanları dahil olmak üzere, egemenlik haklarına sahip olduğu
alanları kapsar;
ii) “Türkiye” terimi ,
karasuları ve hava sahası dahil olmak üzere Türkiye’nin sahip olduğu egemenlik
alanını, aynı zamanda uluslararası hukuka uygun olarak doğal kaynakların
araştırılması, işletilmesi ve korunması amaçlarıyla yargı yetkisi veya
egemenlik haklarına sahip olduğu deniz alanlarını ifade eder.;
b) “Bir Âkit Devlet” ve
“Diğer Âkit Devlet” terimleri, metnin gereğine göre Türkiye veya Slovenya
anlamına gelir;
c) “Kişi” terimi, bir
gerçek kişiyi, bir şirketi ve kişilerin oluşturduğu diğer herhangi bir kuruluşu
kapsar;
d) “Şirket” terimi,
herhangi bir kurum veya vergileme yönünden kurum olarak muamele gören herhangi
bir kuruluş anlamına gelir;
e) Bir şirketin
“kurumlaştığı yer”;
i) Türk Ticaret Kanunu
uyarınca kanunî merkezi Türkiye’de kayıtlı ise Türkiye’de;
ii) Slovenya kanunları
uyarınca oluşturulmuş, meydana getirilmiş veya kurumlaştırılmış ise
Slovenya’dadır.
f) “Bir ÂkitDevletin
Teşebbüsü” ve “Diğer Âkit Devletin Teşebbüsü” terimleri sırasıyla, bir Âkit
Devlet mukimi tarafından işletilen bir teşebbüs ve diğer Âkit Devlet mukimi
tarafından işletilen bir teşebbüs anlamına gelir;
g) “Uluslararası trafik”
terimi, yalnızca diğer Âkit Devletin sınırları içinde gerçekleştirilen gemi,
uçak veya karayolu nakil vasıtası işletmeciliği hariç olmak üzere, bir Âkit
Devlet teşebbüsü tarafından gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtası işletilerek
yapılan taşımacılığı ifade eder;
h) “Yetkili makam”
terimi:
i) Slovenya’da: Slovenya
Cumhuriyeti Maliye Bakanlığını veya onun yetkili temsilcisini;
ii) Türkiye’de Maliye
Bakanını veya onun yetkili temsilcisini
ifade eder;
i) “Vatandaş” terimi:
i) Bir Âkit Devletin vatandaşlığına sahip
herhangi bir gerçek kişiyi;
ii) Bir Âkit Devlette
yürürlükte olan mevzuata göre statü kazanan herhangi bir hükmî şahsı, ortaklığı
veya derneği
ifade eder;
2. Bu Anlaşmanın, bir
Âkit Devlet tarafından herhangi bir tarihte uygulanmasına ilişkin olarak,
Anlaşmada tanımlanmamış herhangi bir terim, metin aksini öngörmedikçe,
Anlaşmanın uygulanacağı vergilerin amaçları bakımından, o tarihte bu Devletin
mevzuatında sahip olduğu anlamı taşıyacak ve bu Devletin yürürlükteki vergi
mevzuatında yer alan bir anlam, bu Devletin diğer mevzuatında bu terime verilen
anlama göre üstünlük taşıyacaktır.
Madde 4
MUKİM
1. Bu Anlaşmanın amaçları
bakımından, “bir Âkit Devletin mukimi” terimi, bu Devlet herhangi bir politik
alt bölümü veya mahallî idaresi de dahil olmak üzere, o Devletin mevzuatı
gereğince ev, ikametgah, kurumlaşılan yer, yönetim yeri veya benzer yapıda
diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefi olan kişi anlamına gelir.
Ancak bu terim, yalnızca o Devletteki kaynaklardan elde edilen gelir nedeniyle
vergiye tâbi tutulan herhangi bir kişiyi kapsamaz.
2. 1 inci fıkra hükümleri
dolayısıyla bir gerçek kişi her iki Âkit Devletin de mukimi olduğunda, bu
kişinin durumu aşağıdaki şekilde belirlenecektir.
a) Bu kişi, yalnızca
daimi olarak kalabileceği bir meskenin bulunduğu Devletin mukimi kabul
edilecektir. Eğer bu kişinin her iki Devlette de daimi olarak kalabileceği bir
meskeni varsa, bu kişi, kişisel ve ekonomik ilişkilerinin daha yakın olduğu
(hayatî menfaatlerin merkezi olan) Devletin mukimi kabul edilecektir;
b) Eğer kişinin hayatî
menfaatlerinin merkezinin yer aldığı Devlet saptanamazsa veya her iki Devlette
de daimi olarak kalabileceği bir meskeni yoksa, bu kişi yalnızca kalmayı âdet
edindiği evin bulunduğu Devletin mukimi kabul edilecektir;
c) Eğer kişinin her iki
Devlette de kalmayı âdet edindiği bir ev varsa veya her iki Devlette de böyle
bir ev sözkonusu değilse, bu kişi yalnızca vatandaşı olduğu Devletin mukimi
kabul edilecektir;
d) Eğer kişi her iki
Devletin de vatandaşıysa veya her iki Devletin de vatandaşı değilse, Âkit
Devletlerin yetkili makamları sorunu karşılıklı anlaşmayla çözeceklerdir.
3. Gerçek kişi dışındaki
bir kişi 1 inci fıkra hükümleri dolayısıyla her iki ÂkitDevletin de mukimi
olduğunda, bu kişi yalnızca kurumlaşılan yerin bulunduğu Devletin mukimi kabul
edilecektir.
Madde 5
İŞYERİ
1. Bu Anlaşmanın amaçları bakımından
“işyeri” terimi, bir teşebbüsün işlerinin tamamen veya kısmen yürütüldüğü işe
ilişkin sabit bir yer anlamına gelir.
2. “İşyeri” terimi özellikle şunları
kapsamına alır:
a) Yönetim yeri;
b) Şube;
c) Büro;
d) Fabrika;
e) Atelye, ve
f) Maden ocağı, petrol veya doğal gaz
kuyusu, taş ocağı veya doğal kaynakların çıkarıldığı diğer herhangi bir yer.
3. Sadece oniki ayı aşan bir süre devam
eden bir inşaat şantiyesi, yapım veya kurma projesi bir işyeri oluşturur.
4. Bu maddenin daha önceki hükümleri ile
bağlı kalınmaksızın, “işyeri” teriminin aşağıdaki hususları kapsamadığı kabul
edilecektir:
a) Teşebbüs tesislerinin yalnızca
teşebbüse ait malların veya ticarî eşyanın depolanması, teşhiri veya teslimi
amacıyla kullanılması;
b) Teşebbüse ait mal veya ticarî eşya
stoklarının, yalnızca depolama, teşhir veya teslim amacıyla elde tutulması;
c) Teşebbüse ait mal veya ticarî eşya
stoklarının, yalnızca bir başka teşebbüse işlettirilmesi amacıyla elde
tutulması,
d) İşe ilişkin sabit bir yerin, yalnızca
teşebbüse mal veya ticarî eşya satın alma veya bilgi toplama amacıyla elde
tutulması;
e) İşe ilişkin sabit bir yerin, teşebbüs
için yalnızca hazırlayıcı veya yardımcı karakter taşıyan diğer herhangi bir
işin yürütülmesi amacıyla elde tutulması;
f) İşe ilişkin sabit bir yerin yalnızca,
(a) ila (e) bentlerinde bahsedilen faaliyetlerin birini veya birkaçını bir
arada yürütmek için elde tutulması; ancak işe ilişkin sabit yerdeki bütün bu
faaliyetlerin bir arada yürütülmesi sonucunda oluşan faaliyetin hazırlayıcı
veya yardımcı nitelikte olması şarttır.
5. 1 inci ve 2 nci fıkraların hükümleriyle
bağlı kalınmaksızın, bir kişi 6 ncı fıkranın uygulanacağı bağımsız nitelikteki
bir acente dışında bir Âkit Devlette, bir teşebbüs adına hareket eder ve bu
teşebbüs adına mukavele akdetme yetkisine sahip olup, bu yetkisini mutaden
kullanırsa, bu kişinin faaliyetleri, 4 üncü fıkrada belirtilen ve işe ilişkin
sabit bir yerden yapılması durumunda bu yeri işyeri haline getirmeyen
nitelikteki faaliyetlerden olmadıkça bu teşebbüs, bu Devlette, bu kişinin
teşebbüs için gerçekleştirdiği her türlü faaliyet dolayısıyla bir işyerine
sahip kabul edilecektir.
6. Bir Âkit Devlet teşebbüsü, diğer Âkit
Devlette işlerini yalnızca bir simsar, bir genel komisyon acentesi veya
bağımsız statüde diğer herhangi bir acente vasıtasıyla yürüttüğü için bu diğer
Devlette bir işyerine sahip kabul olunmayacaktır; şu kadar ki, bu kişilerin
kendi işlerine olağan şekilde devam etmeleri şarttır.
7. Bir Âkit Devletin mukimi olan bir
şirket, diğer Âkit Devletin mukimi olan veya bu diğer Devlette ticarî faaliyette
bulunan (bir işyeri vasıtasıyla veya diğer bir şekilde) bir şirketi kontrol
eder ya da onun tarafından kontrol edilirse, bu şirketlerden herhangi biri
diğeri için bir işyeri oluşturmayacaktır.
Madde 6
GAYRİMENKUL
VARLIKLARDAN ELDE EDİLEN GELİR
1. Bir Âkit Devlet Mukiminin diğer Âkit
Devlette bulunan gayrimenkul varlıklardan elde ettiği gelir (tarım veya
ormancılıktan elde edilen gelir dahil), bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. “Gayrimenkul varlık” terimi, sözkonusu
varlığın bulunduğu Âkit Devletin mevzuatına göre tanımlanacaktır. Terim her
halükarda, gayrimenkul varlığa müteferri varlıkları, tarım (balık üretimi ve
yetiştiriciliği dahil) ve ormancılıkta kullanılan araçları ve hayvanları, özel
hukuk hükümlerinin uygulanacağı gayrimenkul mülkiyetine ilişkin hakları,
gayrimenkul intifa haklarını ve maden ocaklarının, kaynakların ve diğer doğal
kaynakların işletilmesi veya işletme hakkı karşılığında doğan sabit ya da
değişken ödemeler üzerindeki hakları kapsayacak; gemiler, vapurlar ve uçaklar gayrimenkul
varlık olarak kabul edilmeyecektir.
3. 1 inci fıkra hükümleri, gayrimenkul
varlığın doğrudan kullanımından, kiralanmasından veya diğer herhangi bir
şekilde kullanımından elde edilen gelire uygulanacaktır.
4. 1 inci ve 3 üncü fıkra hükümleri aynı
zamanda, bir teşebbüsün gayrimenkul varlıklardan elde ettiği gelir ile serbest
meslek faaliyetlerinin icrasında kullanılan gayrimenkul varlıklardan elde
edilen gelire de uygulanacaktır.
Madde 7
TİCARÎ
KAZANÇLAR
1. Bir Âkit Devlet teşebbüsüne ait kazanç,
sözkonusu teşebbüs diğer Âkit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî
faaliyette bulunmadıkça, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Eğer
teşebbüs yukarıda bahsedilen şekilde ticarî faaliyette bulunursa, teşebbüsün
kazancı bu diğer Devlette yalnızca işyerine atfedilebilen miktarla sınırlı
olmak üzere vergilendirilebilir.
2. 3 üncü fıkra hükümleri saklı kalmak
üzere, bir Âkit Devlet teşebbüsü diğer Âkit Devlette yer alan bir işyeri
vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunduğunda, her iki Âkit Devlette de bu
işyerine atfedilecek kazanç, bu işyeri aynı veya benzer koşullar altında aynı
veya benzer faaliyetlerde bulunan, tamamen ayrı ve bağımsız bir teşebbüs
olsaydı ve işyerini oluşturduğu teşebbüsten tamamen bağımsız bir nitelik
kazansaydı ne kazanç elde edecek ise aynı miktarda bir kazanç olacaktır.
3. İşyerinin kazancı belirlenirken,
işyerinin bulunduğu Devlette veya başka yerde yapılan, yönetim ve genel idare
giderleri de dahil olmak üzere işyerinin amaçlarına uygun olan giderlerin
indirilmesine müsaade edilecektir.
4. Bir Âkit Devlette, bir işyerine
atfedilebilir kazancın, teşebbüsün
toplam kazancının muhtelif birimlere paylaştırılması esasına göre belirlenmesi
mutad olduğu takdirde, 2 nci fıkradaki hiçbir hüküm, bu Âkit Devletin,
vergilendirilebilir kazancı mutad paylaştırma yöntemine göre belirlemesine
engel olmayacaktır; bununla birlikte uygulanacak paylaştırma yönteminin sonucu,
bu maddede yer alan prensiplere uygun olacaktır.
5. İşyerine, bu işyeri tarafından teşebbüs
adına yalnızca mal veya ticarî eşya satın alınması dolayısıyla hiçbir kazanç
atfedilmeyecektir.
6. Bundan önceki fıkraların amaçları
bakımından, işyerine atfedilebilen kazanç, aksine makul ve geçerli bir neden
olmadıkça, her yıl aynı yöntemle belirlenecektir.
7. Kazanç, bu Anlaşmanın diğer
maddelerinde ayrı olarak düzenlenen gelir unsurlarını da kapsamına aldığında, o
maddelerin hükümleri bu madde hükümlerinden etkilenmeyecektir.
Madde 8
DENİZ, HAVA
VE KARAYOLU TAŞIMACILIĞI
1. Bir Âkit Devlet teşebbüsünün
uluslararası trafikte gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtası işletmeciliğinden
elde ettiği kazançlar, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.
2. Bu maddenin amaçları bakımından, bir
Âkit Devlet teşebbüsünce uluslararası trafikte gemi veya uçak işletmeciliğinden
elde edilen kazanç, 1 inci fıkra hükümlerinin uygulanacağı kazançların yanısıra
arızî olarak elde edilmesi koşulu ile konteynerlerin kullanımı veya
kiralanmasından elde edilen kazançları da kapsayacaktır.
3. Bu maddenin 1 inci fıkra hükümleri aynı
zamanda, bir ortaklığa, bir ortak teşebbüse veya uluslararası işletilen bir
acenteye iştirak dolayısıyla elde edilen kazançlara da uygulanacaktır.
Madde 9
BAĞIMLI
TEŞEBBÜSLER
1. a) Bir Âkit Devlet teşebbüsü doğrudan
veya dolaylı olarak diğer Âkit Devlet teşebbüsünün yönetim, kontrol veya
sermayesine katıldığında, veya
b) Aynı kişiler doğrudan veya dolaylı
olarak bir Âkit Devlet teşebbüsünün ve diğer Âkit Devlet teşebbüsünün yönetim,
kontrol veya sermayesine katıldığında
ve her iki halde de, iki teşebbüs
arasındaki ticarî veya malî ilişkilerde oluşan veya empoze edilen koşullar,
bağımsız teşebbüsler arasında oluşması gereken koşullardan farklılaştığında, bu
teşebbüslerden birisinde olması gereken, fakat bu koşullar dolayısıyla kendini
göstermeyen kazanç, o teşebbüsün kazancına eklenip buna göre
vergilendirilebilir.
2. Bir Âkit Devletin kendi teşebbüsünün
kazancına dahil edip vergilendirdiği kazanç, diğer Âkit Devlette
vergilendirilen diğer Devletin teşebbüsünün kazancını içermesi ve aynı zamanda,
ilk bahsedilen Devletin kavradığı bu kazancın, iki teşebbüs arasında olması
gereken koşullar göz önünde tutularak, sonradan bu ilk bahsedilen Devletçe
yapılan hesaplamalar sonucunda belirlenen kazanç olması durumunda, diğer Devlet
bu düzenlemenin hukukî olduğu kanaatine varırsa sözkonusu kazanç üzerinden
alınan verginin miktarında gerekli düzeltmeleri yapacaktır. Bu düzeltme
yapılırken, bu Anlaşmanın diğer hükümleri göz önünde tutulacak ve gerektiğinde
Âkit Devletlerin yetkili makamları birbirlerine danışacaklardır.
Madde 10
TEMETTÜLER
1. Bir Âkit Devletin mukimi olan bir
şirket tarafından diğer Âkit Devletin bir mukimine ödenen temettüler, bu diğer
Devlette vergilendirilebilir.
2. Bununla beraber sözkonusu temettüler,
temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu Âkit Devlette ve bu Devletin mevzuatına
göre de vergilendirilebilir; ancak, temettünün gerçek lehdarı diğer Âkit
Devletin bir mukimi ise, bu şekilde alınacak vergi gayrisafi temettü tutarının
yüzde 10’unu aşmayacaktır.
Bu fıkra, içinden temettü ödemesi yapılan
kazançlar yönünden şirketin vergilendirilmesini etkilemeyecektir.
3. Bu maddede kullanılan “temettü” terimi,
hisse senetlerinden, intifa senetlerinden veya intifa haklarından, kurucu hisse
senetlerinden veya alacak niteliğinde olmayıp kazanca katılmayı sağlayan diğer
haklardan elde edilen gelirler ile dağıtımı yapan şirketin mukim olduğu
Devletin mevzuatına göre, vergileme yönünden hisse senetlerinden elde edilen
gelirle aynı muameleyi gören diğer şirket haklarından elde edilen gelirler ile
yatırım fonu ve yatırım ortaklığından elde edilen gelirleri ifade eder.
4. Diğer Âkit Devlette yer alan bir işyeri
vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunan bir Âkit Devlet şirketinin kazancı, 7 nci
maddeye göre vergilendirildikten sonra, kalan kısım işyerinin bulunduğu Âkit
Devlette vergilendirilebilir. Ancak bu vergi, 2 nci fıkrada belirtilen oranı
aşan bir oranda alınmayacaktır.
5. Bir Âkit Devlet mukimi olan temettünün
gerçek lehdarı, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu diğer Âkit Devlette yer
alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunursa veya bu diğer Devlette
yer alan sabit bir yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve
sözkonusu temettü elde ediş olayı ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin
bir bağ bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu
durumda, olayına göre 7 nci veya 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
6. 4 üncü fıkra hükümleri saklı kalmak
üzere, bir Âkit Devlet mukimi olan bir şirket, diğer Âkit Devletten kazanç veya
gelir elde ettiğinde, bu diğer Devlet, temettülerin kendi mukimlerinden
birisine ödenmesi veya temettü elde edilmesi ile bu diğer Devlette bulunan bir
işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması durumları hariç olmak
üzere, bu şirket tarafından ödenen temettüler üzerinden herhangi bir vergi
alamaz. Aynı şekilde bu diğer Devlet, ödenen temettülerin veya dağıtılmamış
kazancın tamamen veya kısmen bu diğer Devlette elde edilen kazanç veya gelir
olup olmadığına bakmaksızın, bu şirketin dağıtılmayan kazançları üzerinden
dağıtılmayan kazançlara uygulanan bir vergi alamaz.
Madde 11
FAİZ
1. Bir Âkit Devlette doğan ve diğer Âkit
Devletin bir mukimine ödenen faiz, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. Bununla beraber bu faiz, elde edildiği
Âkit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de vergilendirilebilir; ancak,
faizin gerçek lehdarı diğer Âkit Devletin bir mukimi ise, bu şekilde alınacak
vergi faizin gayrisafi tutarının yüzde 10’unu aşmayacaktır.
3. 2 nci fıkra hükümlerine bakılmaksızın,
bir Âkit Devlette doğan ve diğer Âkit Devletin hükümeti, politik alt bölümü,
mahallî idaresi veya merkez bankası tarafından elde edilen faiz, ilk bahsedilen
Devlette vergiden muaf tutulacaktır.
4. Bu maddede kullanılan “faiz” terimi,
ipotek garantisine bağlı olsun olmasın veya borçlunun kazancına katılma hakkını
tanısın tanımasın, her nevi alacaktan doğan gelirleri ve özellikle kamu menkul
kıymetleri ile tahvil veya borç senetlerinden elde edilen gelirler ile
sözkonusu menkul kıymet, tahvil veya borç senetlerine ilişkin prim ve
ikramiyeleri ifade eder.
5. Bir Âkit Devlet mukimi olan faizin
gerçek lehdarı, faizin elde edildiği diğer Âkit Devlette yer alan bir işyeri
vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunursa veya bu diğer Devlette yer alan sabit
bir yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunursa ve sözkonusu faizin
ödendiği alacak ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ
bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu durumda,
olayına göre 7 nci veya 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
6. Bir Âkit Devletin kendisi, politik alt
bölümü, mahallî idaresi veya o Devletin bir mukimi tarafından ödenen faizin, o
Âkit Devlette elde edildiği kabul edilecektir. Bununla beraber, faiz ödeyen
kişi, bir Âkit Devletin mukimi olsun veya olmasın, bir Âkit Devlette faiz
ödemeye neden olan borç-alacak ilişkisiyle bağlantılı bir işyerine veya sabit
yere sahip olduğunda ve faiz bu işyeri veya sabit yerden kaynaklandığında,
sözkonusu faizin, işyerinin veya sabit yerin bulunduğu Devlette elde edildiği
kabul olunacaktır.
7. Alacak karşılığında ödenen faizin
miktarı, ödeyici ile gerçek lehdar arasında veya her ikisi ile bir başka kişi
arasında var olan özel ilişki nedeniyle, böyle bir ilişkinin olmadığı
durumlarda ödeyici ve lehdar arasında kararlaştırılacak miktarı aştığında, bu
madde hükümleri yalnızca en son bahsedilen miktara uygulanacaktır. Bu durumda
ilave ödeme, bu Anlaşmanın diğer hükümleri de dikkate alınarak, her bir Âkit
Devletin mevzuatına göre vergilendirilecektir.
Madde 12
GAYRİMADDÎ
HAK BEDELLERİ
1. Bir Âkit Devlette doğan ve diğer Âkit
Devletin bir mukimine ödenen gayrimaddi hak bedelleri, bu diğer Devlette
vergilendirilebilir.
2. Bununla beraber, sözkonusu gayrimaddî
hak bedelleri elde edildikleri Âkit Devlette ve o Devletin mevzuatına göre de
vergilendirilebilir; ancak, gayrimaddî hak bedelinin gerçek lehdarı diğer Âkit
Devletin bir mukimi ise, bu şekilde alınacak vergi, gayrimaddî hak bedelinin
gayrisafî tutarının yüzde 10’unu aşmayacaktır.
3. Bu maddede kullanılan “gayrimaddî hak
bedelleri” terimi, sinema filmleri ile radyo ve televizyon yayınlarında
kullanılan bantlar dahil olmak üzere edebî, sanatsal veya bilimsel her nevi
telif hakkının, her nevi patentin, alameti farikanın, desen veya modelin,
planın, gizli formül veya üretim yönteminin kullanımı veya kullanım hakkı karşılığında
veya sınaî, ticarî veya bilimsel tecrübeye dayalı bilgi birikimi karşılığında
elde edilen her türlü ödemeyi ifade eder.
4. Bir Âkit Devlet mukimi olan gayrimaddî
hak bedelinin gerçek lehdarı, sözkonusu bedelin elde edildiği diğer Âkit
Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunursa veya bu
diğer Devlette yer alan sabit bir yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde
bulunursa ve sözkonusu bedelin ödendiği hak veya varlık ile bu işyeri veya
sabit yer arasında etkin bir bağ bulunmaktaysa, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümleri
uygulanmayacaktır. Bu durumda, olayına göre 7 nci veya 14 üncü madde hükümleri
uygulanacaktır.
5. Bir Âkit Devletin kendisi, politik alt
bölümü, mahallî idaresi veya o Devletin bir mukimi tarafından ödenen gayrimaddî
hak bedelinin, o Âkit Devlette elde edildiği kabul edilecektir. Bununla
beraber, gayrimaddî hak bedelini ödeyen kişi, bir Âkit Devletin mukimi olsun
veya olmasın, bir Âkit Devlette gayrimaddî hak bedelini ödemeye neden olan hak
veya varlık ile bağlantılı bir işyerine veya sabit yere sahip olduğunda ve
gayrimaddî hak bedeli bu işyeri veya sabit yerden kaynaklandığında, sözkonusu
gayrimaddî hak bedelinin, işyerinin veya sabit yerin bulunduğu Âkit Devlette
elde edildiği kabul olunacaktır.
6. Kullanım, hak veya bilgi karşılığında
ödenen gayrimaddî hak bedelinin miktarı, ödeyici ile gerçek lehdar arasında
veya her ikisi ile bir başka kişi arasında var olan özel ilişki nedeniyle,
böyle bir ilişkinin olmadığı durumlarda ödeyici ile gerçek lehdar arasında kararlaştırılacak
miktarı aştığında, bu madde hükümleri yalnızca en son bahsedilen miktara
uygulanacaktır. Bu durumda ilave ödeme kısmı, bu Anlaşmanın diğer hükümleri de
dikkate alınarak, her bir Âkit Devletin mevzuatı uyarınca vergilendirilecektir.
Madde 13
SERMAYE
DEĞER ARTIŞ KAZANÇLARI
1. Bir Âkit Devlet mukimince, diğer Âkit
Devlette yer alan ve 6 ncı maddede belirtilen gayrimenkul varlıkların elden
çıkarılmasından sağlanan kazançlar, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. Bir Âkit Devlet teşebbüsünün diğer Âkit
Devlette sahip olduğu bir işyerinin ticarî varlığına dahil menkul varlıkların
veya bir Âkit Devlet mukiminin diğer Âkit Devlette serbest meslek faaliyeti
icra etmek üzere kullandığı sabit bir yere ait menkul varlıkların elden
çıkarılmasından doğan kazançlar, bu işyerinin (yalnız veya tüm teşebbüsle
birlikte) veya sabit yerin elden çıkarılmasından doğan kazanç da dahil olmak
üzere, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
3. Bir Âkit Devlet mukimince uluslararası
trafikte işletilen gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtalarının veya sözkonusu
gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtalarının işletilmesiyle ilgili menkul
varlıkların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, yalnızca bu Devlette
vergilendirilecektir.
4. 1, 2 ve 3 üncü fıkrada belirtilenlerin
dışı da kalan varlıkların elden çıkarılmasından doğan kazançlar, yalnızca elden
çıkaranın mukim olduğu Âkit Devlette vergilendirilecektir.
5. 4 üncü fıkra hükümleri, Âkit
Devletlerden birinin mukimi tarafından çıkarılan tahvil veya hisse senetlerinin,
diğer Devletin bir mukimi tarafından elden çıkarılmasından sağlanan
kazançların, iktisap ve elden çıkarma arasındaki sürenin bir yılı aşmaması
kaydıyla, ilk bahsedilen Âkit Devlet tarafından kendi vergi kanunlarına göre
vergilendirilmesi hakkını etkilemeyecektir.
Madde 14
SERBEST
MESLEK FAALİYETLERİ
1. Bir Âkit Devlet mukiminin, serbest
meslek faaliyetleri veya bağımsız nitelikteki diğer faaliyetler dolayısıyla
elde ettiği gelirler, bu kişi, faaliyetlerini icra etmek için diğer Âkit
Devlette düzenli olarak kullanabileceği sabit bir yere sahip olmadıkça,
yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.Eğer kişi, böyle bir sabit yere sahip
olursa, gelir sözkonusu sabit yere atfedilebilen miktarla sınırlı olmak üzere
diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. “Serbest meslek faaliyetleri” terimi,
özellikle bağımsız olarak yürütülen bilimsel, edebî, sanatsal, eğitici veya
öğretici faaliyetleri, bunun yanısıra doktorların, avukatların, mühendislerin,
mimarların, dişçilerin ve muhasebecilerin bağımsız faaliyetlerini kapsamına
alır.
Madde 15
BAĞIMLI
FAALİYETLER
1. 16, 18, 19 ve 20 nci maddelerin
hükümleri saklı kalmak üzere, bir Âkit Devlet mukiminin bir hizmet dolayısıyla
elde ettiği maaş, ücret ve diğer benzeri gelirler, bu hizmet diğer Âkit
Devlette ifa edilmedikçe, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Hizmet
diğer Devlette ifa edilirse, buradan elde edilen sözkonusu gelir bu diğer
Devlette vergilendirilebilir.
2. 1 inci fıkra hükümlerine bakılmaksızın,
bir Âkit Devlet mukiminin diğer Âkit Devlette ifa ettiği bir hizmet dolayısıyla
elde ettiği gelir, eğer:
a) Gelir elde eden, diğer Devlette ilgili
malî yıl içinde başlayan veya biten herhangi bir oniki aylık dönemde bir veya
bir kaç seferde toplam 183 günü aşmamak üzere bulunursa, ve
b) Ödeme, diğer Devletin mukimi olmayan
bir işveren tarafından veya böyle bir işveren adına yapılırsa, ve
c) Ödeme, işverenin diğer Devlette sahip
olduğu bir işyerinden veya sabit yerden yapılmazsa
Yalnızca ilk bahsedilen Devlette
vergilendirilecektir.
3. Bu maddenin bundan önceki hükümlerine
bakılmaksızın, bir Âkit Devlet teşebbüsü tarafından uluslararası trafikte
işletilen bir gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtasında ifa edilen bir hizmet
dolayısıyla elde edilen gelir bu Devlette vergilendirilebilir.
Madde 16
YÖNETİCİLERE
YAPILAN ÖDEMELER
Bir Âkit Devlet mukiminin, diğer Âkit
Devlet mukimi olan bir şirketin yönetim kurulu üyesi olması dolayısıyla elde
ettiği ücret ve diğer benzeri ödemeler, bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
Madde 17
SANATÇI VE
SPORCULAR
1. 14 ve 15 inci maddelerin hükümlerine
bakılmaksızın, bir Âkit Devlet mukimi olan tiyatro, sinema, radyo veya
televizyon sanatçısı gibi bir sanatçının, bir müzisyenin veya bir sporcunun
diğer Âkit Devlette icra ettiği şahsî faaliyetleri dolayısıyla elde ettiği gelir,
bu diğer Devlette vergilendirilebilir.
2. Bir sanatçının ya da sporcunun icra
ettiği şahsî faaliyetlerden doğan gelir, sanatçının veya sporcunun kendisine
değil de bir başkasına yönelirse, bu gelir 7, 14 ve 15 inci maddelerin
hükümleriyle bağlı kalınmaksızın, sanatçı ya da sporcunun faaliyetlerinin icra
edildiği Âkit Devlette vergilendirilebilir.
3. Bir sanatçı veya sporcunun bir Âkit
Devlette icra ettiği faaliyetlerden dolayı elde ettiği gelir, bu Devlete
yapılan söz konusu ziyaretin tamamen veya önemli ölçüde diğer Âkit Devletin,
politik alt bölümünün veya mahallî idaresinin kamusal fonlarından desteklenmesi
halinde, bu Devlette vergiden istisna edilecektir.
Madde 18
EMEKLİMAAŞLARI
19 uncu maddenin 2 nci fıkrası hükümleri
saklı kalmak üzere, bir Âkit Devlet mukimine geçmiş çalışmalarının karşılığında
ödenen emekli maaşları yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir. Bu hüküm aynı
zamanda, bir Âkit Devlet mukimine ömür boyu sağlanan düzenli ödemelere de
uygulanacaktır.
Madde 19
KAMU GÖREVİ
1. a) Bir Âkit Devletin
kendisine, politik alt bölümüne veya mahalli idaresine bir gerçek kişi
tarafından verilen hizmetler karşılığında, bu Devlet, alt bölüm veya idare
tarafından yapılan ve emekli maaşı dışında kalan ücret, maaş ve diğer benzeri
ödemeler, yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.
b) Bununla beraber,
hizmet diğer Devlette sunulduğunda ve hizmeti sunan gerçek kişi bu Devletin bir
mukimi olduğunda, yapılan ücret, maaş ve diğer benzeri ödemeler, yalnızca bu
diğer Âkit Devlette vergilendirilecektir. Ancak bu kişinin:
i) Bu Devletin vatandaşı
olması; veya
ii) Yalnızca hizmet
sunmak için bu Devletin mukimi durumuna geçmemiş olması zorunludur.
2. a) Bir Âkit Devletin
kendisine, politik alt bölümüne veya mahalli idaresine bir gerçek kişi
tarafından verilen hizmetler karşılığında, bu Devlet, alt bölüm veya idare
tarafından veya bunlarca oluşturulan fonlardan ödenen emekli maaşları, yalnızca
bu Devlette vergilendirilecektir.
b) Bununla beraber,
gerçek kişinin diğer Âkit Devletin bir mukimi ve vatandaşı olması halinde,
sözkonusu emekli maaşı yalnızca bu Devlette vergilendirilecektir.
3. Bir Âkit Devletin
kendisi, politik alt bölüm veya mahalli idaresi tarafından yürütülen ticari
faaliyetlerle bağlantılı hizmetler karşılığında yapılan ücret, maaş ve diğer benzeri
ödemeler ile emekli maaşlarına 15, 16, 17 ve 18 inci madde hükümleri
uygulanacaktır.
Madde 20
PROFESÖRLER VE ARAŞTIRMACILAR
1. Bir Âkit Devleti
ziyareti sırasında veya ziyaretinden hemen önce diğer Âkit Devletin mukimi olan
ve ilk bahsedilen Devlette yalnızca bir üniversite, yüksekokul, okul veya diğer
herhangi bir kabul görmüş eğitim veya araştırma kurumunda öğretim, okutmanlık
veya araştırma yapmak amacıyla iki yılı aşmayan bir süre veya süreler için
bulunan bir profesör veya araştırmacıya, sözkonusu öğretim, okutmanlık veya
araştırma karşılığında bu Devletin dışındaki kaynaklardan yapılan ödemeler bu
Devlette vergiden istisna edilecektir.
2. Bir profesör veya
araştırmacının, özellikle belirli kişi veya kişilerin özel menfaatleri
doğrultusunda yürüttükleri araştırma karşılığında elde ettikleri gelire bu
madde hükümleri uygulanmayacaktır.
Madde 21
ÖĞRENCİLER
1. Bir Âkit Devleti
ziyareti sırasında veya ziyaretinden hemen önce diğer Âkit Devletin mukimi olan
ve ilk bahsedilen Devlette yalnızca öğrenim veya mesleki eğitim amacıyla
bulunan bir öğrenci veya stajyere geçim, öğrenim veya mesleki eğitim
masraflarını karşılamak üzere bu Devletin dışındaki kaynaklardan yapılan
ödemeler, bu Devlette vergilendirilmeyecektir.
2. Bir öğrenci veya
stajyer, bu maddenin 1 inci fıkrasında kapsanmayan yardım, burs ve ücret
ödemeleri hususunda, sözkonusu öğrenim veya mesleki eğitim süresince, ziyarette
bulundukları Âkit Devletin mukimlerine uygulanan vergiler açısından aynı
muafiyet, istisna veya indirimlere hak kazanacaktır.
Madde 22
DİĞER GELİRLER
1. Bir Âkit Devlet
mukiminin, nerede doğarsa doğsun, bu Anlaşmanın daha önceki maddelerinde ele
alınmayan gelir unsurları, yalnızca bu Devlette vergilendirilebilecektir.
2. 6 ncı maddenin 2 nci
fıkrasında tanımlanan gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirler hariç olmak
üzere, bir Âkit Devlet mukimi olan sözkonusu gelir lehtarının diğer Âkit
Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticari faaliyette veya sabit bir yer
vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunması ve gelirin ödendiği hak veya
varlık ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması halinde bu
gelire 1 inci fıkra hükümleri uygulanmayacaktır. Bu durumda olayına göre, 7 nci
veya 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
Madde 23
ÇİFTE VERGİLENDİRMENİN ÖNLENMESİ
1. Bir Âkit Devlet
mukimi, bu Anlaşma hükümlerine uygun olarak diğer Âkit Devlette
vergilendirilebilen bir gelir elde ettiğinde, ilk bahsedilen Devlet bu mukimin
gelirine isabet eden vergiden, diğer Devlette gelir üzerinden ödendiği vergiye
eşit bir tutarın mahsubuna müsaade edecektir.
Bununla birlikte
sözkonusu mahsup, diğer Devlette vergilendirilebilir gelir için, mahsuptan önce
hesaplanan gelir üzerinden ödenen vergi miktarını aşmayacaktır.
2. Bir Âkit Devlet
mukiminin Anlaşma hükümlerine uygun olarak bu Devlette vergiden istisna edilen
bir gelir elde etmesi halinde, bu Devlet, bu mukimin geriye kalan gelirinin
vergisini hesaplarken, istisna edilen geliri de dikkate alabilir.
Madde 24
AYRIM YAPILMAMASI
1. Bir Âkit Devletin vatandaşları,
diğer Âkit Devlette, bu diğer Devletin vatandaşlarının aynı koşullarda karşı
karşıya kaldıkları veya kalabilcekleri vergilemeden ve buna bağlı
mükellefiyetlerden, özellikle mukimlik yönünden, değişik veya daha ağır bir
vergilemeye ve buna bağlı mükellefiyetlere tabi tutulmayacaklardır.
2. Bir Âkit Devlet mukimi
olan vatansız kişiler, her iki Âkit Devlette de, ilgili Devlet vatandaşlarının
aynı koşullarda karşı karşıya kaldıkları veya kalabilecekleri vergilemeden ve
buna bağlı mükellefiyetlerden değişik veya daha ağır vergilemeye ve buna bağlı
mükellefiyetlere tabi tutulmayacaklardır.
3. 10 uncu maddenin 4
üncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, bir Âkit Devlet teşebbüsünün diğer
Âkit Devlette bulunan işyeri, diğer Devlette, bu diğer Devletin aynı
faaliyetleri yürüten teşebbüslerine göre daha az lehe bir vergileme ile karşı
karşıya kalmayacaktır.
4. Bu hüküm, bir Âkit
Devletin kendi mukimlerine şahsi veya ailevi durumları dolayısıyla uyguladığı
şahsi indirimleri, vergi ve matrah indirimlerini diğer Âkit Devlet mukimlerine
de uygulama zorunda olduğu yönünde anlaşılmayacaktır.
5. 9 uncu maddenin 1 inci
fıkrası, 11 inci maddenin 7 nci fıkrası veya 12 nci maddenin 6 ncı fıkrası
hükümlerinin uygulanacağı durumlar hariç olmak üzere, bir Âkit Devlet
teşebbüsünün diğer Âkit Devletin bir mukimine ödediği faiz, gayrimaddi hak
bedeli ve diğer ödemeler, bu teşebbüsün vergilendirilebilir kazancının
belirlenmesi amacıyla, ilk bahsedilen Devletin bir mukimine ödenmiş gibi
indirilebilecektir.
6. Bir Âkit Devletin,
diğer Âkit Devletin bir veya bir kaç mukimi tarafından, doğrudan veya dolaylı
olarak, kısmen veya tamamen sermayesine sahip olunan veya kontrol edilen
teşebbüsleri, ilk bahsedilen Devlette, bu Devletin benzeri teşebbüslerinin tabi
oldukları veya olabilecekleri vergilemeden veya buna bağlı mükellefiyetlerden
değişik veya daha ağır vergilemeye ve buna bağlı mükellefiyetlere tabi
tutulmayacaklardır.
7. Bu madde hükümleri,
yalnızca Anlaşmada kapsanan vergilere uygulanacaktır.
Madde 25
KARŞILIKLI ANLAŞMA USULÜ
1. Bir kişi, Âkit
Devletlerden birinin veya her ikisinin işlemlerinin kendisi için bu Anlaşmanın
hükümlerine uygun düşmeyen bir vergileme yarattığı veya yaratacağı kanaatine
vardığında, bu Devletlerin iç mevzuatlarında öngörülen müracaat usulleriyle
bağlı kalmaksızın, durumu mukimi olduğu Âkit Devletin yetkili makamına veya
durumu 24 üncü maddenin 1 inci fıkrasına uygun düşerse, vatandaşı olduğu Âkit
Devletin yetkili makamına başvurabilir. Sözkonusu müracaat, Anlaşma hükümlerine
aykırı düşen vergilemenin ilk bildiriminden itibaren üç yıl içerisinde
yapılmalıdır.
2. Sözkonusu yetkili
makam, itirazı haklı bulmakla beraber kendisi tatminkâr bir çözüme ulaşamadığı
taktirde, Anlaşmaya ters düşen bir vergilemeyi önlemek amacıyla, diğer Âkit
Devletin yetkili makamıyla karşılıklı anlaşmaya gayret sarfedecektir. Anlaşmaya
varılan her husus, Âkit Devletlerin iç mevzuatlarında öngörülen sürelere
bakılmaksızın uygulanacaktır.
3. Âkit Devletlerin
yetkili makamları, Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından kaynaklanan her
türlü güçlüğü veya tereddütü karşılıklı anlaşmayla çözmek için gayret
göstereceklerdir. Yetkili makamlar aynı zamanda, Anlaşmada ele alınmayan
durumlardan kaynaklanan çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması için de
birbirlerine danışabilirler.
4. Âkit Devletlerin
yetkili makamları, bundan önceki fıkralarda belirtilen hususlarda anlaşmaya
varabilmek için kendilerinden veya temsilcilerinden oluşan ortak bir komisyon
dahil olmak üzere, birbirleriyle doğrudan haberleşebilirler.
Madde 26
BİLGİ DEĞİŞİMİ
1. Âkit Devletlerin
yetkili makamları, bu Anlaşma hükümlerinin uygulanması için gerekli olan
bilgileri bunun yanısıra bu Anlaşma ile uyumsuzluk göstermediği sürece, Anlaşma
kapsamına giren vergiler ile ilgili iç mevzuat hükümlerinin yürütülmesi için
gerekli olan bilgileri değişime tabi tutacaklardır. Bilgi değişimi 1 inci madde
ile sınırlı değildir. Bir Âkit Devlet tarafından alınan her türlü bilgi, o
Devletin kendi iç mevzuatı çerçevesinde elde ettiği bilgiler gibi gizli
tutulacak ve yalnızca bu Anlaşmada belirtilen vergilerin tahakkuk veya
tahsilleri veya cebri icra ya da kovuşturulmasıyla veya bu hususlardaki şikâyet
ve itirazlara bakmakla görevli kişi veya makamlara (adli makamlar ve idari
kuruluşlar dahil) verilebilecektir. Bu kişi veya makamlar sözkonusu bilgileri
yalnızca bu amaçlar doğrultusunda kullanacaklardır. Bu kişi veya makamlar
sözkonusu bilgileri mahkeme duruşmalarında veya adli kararlar alınırken
açıklayabilirler.
2. 1 inci fıkra
hükümleri, hiçbir surette bir Âkit Devleti:
a) Kendisinin veya diğer
Âkit Devletin mevzuatına ve idari uygulamalarına uymayacak idari önlemler alma;
b) Kendisinin veya diğer
Âkit Devletin mevzuatı veya normal idari işlemleri çerçevesinde elde edilemeyen
bilgileri sunma;
c) Herhangi bir ticari,
sınai, mesleki sırrı veya ticari işlemi aleni hale getiren bilgileri veya
aleniyeti kamu düzenine aykırı düşen bilgileri verme yükümlülüğü altına sokacak
şekilde yorumlanamaz.
Madde 27
DİPLOMAT HÜVİYETİNDEKİ MEMURLAR VE KONSOLOSLUK MEMURLARI
Bu Anlaşma hükümleri,
diplomat hüviyetindeki memurlar veya konsolosluk memurlarının uluslararası
hukukun genel kuralları veya özel anlaşma hükümleri uyarınca yararlandıkları
mali ayrıcalıkları etkilemeyecektir.
Madde 28
YÜRÜRLÜĞE GİRME
1. Âkit Devletlerden
herbiri, bu Anlaşmanın yürürlüğe girmesi için kendi mevzuatında öngörülen
işlemlerin tamamlandığını diğer Âkit Devlete bildirecektir. Bu Anlaşma, bu
bildirimlerin sonuncusunun alındığı tarihte yürürlüğe girecektir.
2. Bu Anlaşmanın
hükümleri:
a) Kaynakta tevkif edilen
vergiler yönünden, bu Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen Ocak ayının
birinci günü veya daha sonra ödenen veya mahsup edilen miktarlar için; ve
b) Diğer vergiler
yönünden, bu Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihi izleyen Ocak ayının birinci
günü veya daha sonra başlayan vergilendirme yılları için hüküm ifade edecektir.
Madde 29
YÜRÜRLÜKTEN KALKMA
Bu Anlaşma, bir Âkit
Devlet tarafından feshedilinceye kadar yürürlükte kalacaktır. Âkit Devletlerden
herbiri, Anlaşmanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıllık bir sürenin
bitiminden sonra başlayan herhangi bir takvim yılının sonundan en az altı ay
önce diplomatik yollardan fesih ihbarnamesi vermek suretiyle Anlaşmayı
feshedebilir. Bu durumda Anlaşma:
a) Kaynakta tevkif edilen
vergiler yönünden, fesih ihbarnamesinin verildiği takvim yılının bitiminden
sonra ödenen veya mahsup edilen miktarlar için; ve
b) Diğer vergiler
yönünden, fesih ihbarnamesinin verildiği takvim yılının bitiminden sonra
başlayan vergilendirme yılları için hüküm ifade etmeyecektir.
BU HUSUSLARI TEYİDEN, aşağıda imzaları bulunan tam yetkili
temsilciler, bu Anlaşmayı imzaladılar.
Türk, Sloven ve İngiliz
dillerinde, Ljubljana’da 19.04.2001’de her üç metin de aynı derecede geçerli
olmak üzere ikişer nüsha halinde düzenlenmiştir. Metinler arasında farklılık
olması halinde, İngilizce metin geçerli olacaktır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ SLOVENYA CUMHURİYETİ
ADINA ADINA
(İmza) (İmza)
PROTOKOL
Türkiye Cumhuriyeti ile
Slovenya Cumhuriyeti arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmasının imzalanması sırasında imzalayan tam yetkili
taraflar, aşağıdaki hükümleri sözkonusu Anlaşmanın ayrılmaz bir parçasını
oluşturduğu hususunda anlaşmaya varmışlardır.
25 inci maddenin 2 nci
fıkrasına ilişkin olarak:
25 inci maddenin 2 nci
fıkrasına ilişkin olarak, Türkiye yönünden, mükellefin, karşılıklı anlaşmanın
sonuçlandırmasından doğan iadeyi, vergi idaresinin kendisini karşılıklı anlaşma
sonucundan haberdar etmesinden itibaren bir yıllık bir süre içerisinde talep
etmek zorunda olduğu hususunda anlaşmaya varılmıştır.
Türk, Sloven ve İngiliz
dillerinde, Ljubljana’da 19.04.2001’de her üç metin de aynı derecede geçerli
olmak üzere ikişer nüsha halinde düzenlenmiştir. Metinler arasında farklılık
olması halinde, İngilizce metin geçerli olacaktır.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ SLOVENYA CUMHURİYETİ
ADINA ADINA
(İmza) (İmza)