Dönem : 22 Yasama Yılı : 1
T.B.M.M. (S. Sayısı : 73)
İş Kanunu Tasarısı ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonu Raporu (1/534)
Not : Tasarı Başkanlıkça; Plan ve Bütçe, Adalet ve Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonlarına havale edilmiştir.
T.C.
Başbakanlık 7.3.2003
Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü
Sayı : B.02.0.KKG.0.10/101-607/1021
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan ve
Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca 6.3.2003 tarihinde kararlaştırılan “İş
Kanunu Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Abdullah
Gül
Başbakan
GENEL GEREKÇE
Türk yasa koyucusu Cumhuriyetin kuruluş
yıllarından beri çalışma hayatının yasalarla düzenlenmesi fikrini
benimsemiştir. Nitekim Cumhuriyetin ilanından yaklaşık altı ay önce toplanan
İzmir İktisat Kongresinde işçi grubunun girişimi ile günlük iş süresinin
sınırlanması, ara dinlenmesi, maden ocaklarında çocukların ve kadınların
çalıştırılmaması, ücretin para ile ve düzenli bir biçimde ödenmesi gibi
konularda ilke kararları alınmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra daha kapsamlı
bir iş kanununun çıkarılabilmesi için hazırlıklara başlanmış, dönemin iktisat
politikalarını yansıtan çeşitli yasa tasarıları hazırlanmıştır.
İlk İş Kanununun (No.: 3008) ancak 1936
yılında çıkartılabilmesinin nedeni genç Cumhuriyetin kıt ulusal kaynaklarla bir
an önce kalkınabilmek için değişik iktisadi politikaları hayata geçirme
çabalarıdır. Gerçekten önce özel sektöre dayalı ulusal bir ekonomi politikası
izlenilmeye çalışılmış, ancak sermaye ve girişimcilerin yetersiz kalması, iç ve
dış ekonomik ve siyasal gelişmeler 1930’lardan sonra devlet öncülüğünde bir
sanayileşme modelini ortaya çıkarmıştır.
İşçi-İşveren ilişkilerini düzenleyen temel
yasa niteliğindeki İş Kanununun izlenen ekonomik, sosyal politikalardan,.
siyasal gelişmelerden etkilenmesi, hatta bunların izlerini yansıtması gayet
doğaldır. Nitekim bu kanun devletçilik modeli ile kalkınmaya çalışan, sosyal
sorunun bilinci içinde olan tek partili otoriter bir rejimin ürünü olduğu
söylenebilir. Bu husus 3008 sayılı yasanın gerekçesinde ve TBMM’deki
görüşülmesi sırasında da dile getirilmiştir.
İş mevzuatının ekonomik, sosyal ve siyasal
koşullardan etkilenmesi kuşkusuz 3008 sayılı yasaya özgü bir durum değildir.
Nitekim II. Dünya Savaşının sona ermesinden sonra Türkiye Cumhuriyetinin
demokrasi dünyasında yerini alma çabalarına girmesi, Cemiyetler Kanununda
değişiklik yaparak serbestçe örgütlenme alanında ilk adımları atması, 1947
yılında ilk Sendikalar Kanununu (No: 5018) kabul etmesi, Çalışma Bakanlığı,
İşçi Sigortalar Kurumu, resmî iş bulma gibi resmî teşkilâtların oluşturulması
Uluslararası Çalışma Örgütü ile yakın ilişkiler içine girilmesi, 1950 yılında
iş yasasında önemli değişiklikler yapılarak, özel iş mahkemelerini kurması gibi
sonuçlar doğurmuştur.
1961 Anayasasının ilk kez sosyal devlet
ilkesini benimsemesi, grev hakkı ile donatılmış sendikal ve toplu pazarlık
haklarını tanıması, sosyal içerikli yeni hakların açıkça belirtilmesi, birçok
çoğulcu demokratik kurumu ülkemize getirmesi sendikal hakları düzenleyen yeni
yasalar yanında doğal olarak otoriter bir rejimin ürünü olan 3008 sayılı İş
Kanununun yerini alacak yeni bir yasa gerektirmiştir. 1967 yılında 931 sayılı
İş Kanunu işte bu amaçla çıkarılmıştır.
İkinci İş Kanunu olarak bilinen bu yasa
Anayasa Mahkemesi tarafından şekil yönünden iptal edildikten sonra ortaya çıkan
hukukî boşluğu doldurmak üzere 1971 yılında ufak bazı değişikliklerle 1475
sayılı İş Kanunu yürürlüğe konulmuştur.
Ülkemizde 1475 sayılı İş Kanunu döneminin
başladığı yıllarda tarihsel bir rastlantı olarak dünyada yeni bir teknolojik
devrim çalışma hayatını yakından etkilemeye başlamıştır. Bu devrimin simgesi
mikro elektronik teknolojisidir. Üretim alanlarının tümüne yaygın bir biçimde
giren bu teknoloji, bilgileri toplama, bunları stok etme ve istenildiği zaman
hemen kullanılabilir hale getirme olanağını vermektedir. Üretimde bilginin öneminin
sermayenin önüne geçmesi, çalışanların vasıf derecelerinin beden işçiliğinden
fikir işçiliğine kayması, küresel rekabetin esnekleşme olgusunu zorunlu olarak
gündeme getirmesi çalışma hayatını yakından etkilemektedir.
Kuşkusuz bu yeni teknoloji tıpkı 18.
yüzyılda başlayan ve 19. yüzyılda sosyal ve siyasal yapıyı değiştiren sanayi
devrimi gibi insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Sanayi devrimi,
ileşitişim olanaklarının kısıtlı olması nedeniyle etkilerini ancak yüz yıllık
bir süreç içinde ortaya çıkarabilmiş iken, bilgisayar teknolojisi çok kısa
sürede tüm dünyada etkilerini göstermiştir. Nitekim bu yeni teknoloji nedeniyle
yeni çalışma türleri hızla yaygınlaşmış, işin düzenlenmesinde yepyeni model ve
uygulamalar ortaya çıkmıştır: Kısmi süreli, çağrı üzerine çalışmalar, ödünç iş
ilişkileri, iş paylaşımı modelleri, belirli süreli hizmet sözleşmelerinin ve
alt işveren uygulamalarının yaygınlaşması bu değişimin sadece bazı
örnekleridir. Bunlar gibi işsizliğin artık sadece gelişmekte olan ülkelerin bir
sorunu olmaktan çıkarak evrensel bir boyut kazanması, buna karşılık ulusal ve
uluslararası mevzuatın tasfiye etmeye çalıştığı özel istihdam bürolarının
yasalarla düzenlenerek yeni işlevlere kavuşturulması da yaşanmakta olan
değişmeler arasında belirtilebilir.
Kuşkusuz devrim niteliğindeki bu
değişmelerin çalışma hayatına ve iş yasalarına yansımaması düşünülemez. Hatta
klasik iş hukuku literatüründe işçinin ve işyerinin tanımında bile ciddi
değişmeler ortaya çıkmıştır. İşçinin işyerinde işverene bağımlı olarak bir
ücret karşılığında çalışan kişi olduğu biçimindeki tanım artık tüm çalışanları
ifade edememektedir. Zira işçi artık yeni teknoloji sayesinde gerektiğinde
evinde ya da evinden çalışmaktadır.
Bu yeni çalışma biçim ve koşullarının
çeşitli ülkelerde yasalara yansıması gecikmemiştir. Nitekim birçok batı
ülkesinde ulusal mevzuat yeni teknolojinin yarattığı yeni koşullara uyum çabası
içinde olduğu gibi, uluslararası normlar da bu gelişmelerin dışında
kalamamaktadır.
Türk İş Hukuku mevzuatı bu değişimi
zamanında saptayıp, gerekli uyumu yakalayamamıştır. Halbuki yeni çalışma
türleri, ister istemez, ülkemizde de uygulanmaya başlamış; yüksek yargı
organları ve öğreti ortaya çıkan boşluğu doldurabilmek için yoğun bir çaba
içine girmişlerdir. Ancak yasal boşluklar uygulamada sorunların çözümünü
güçleştirmiştir. Örneğin alt işveren uygulamalarının yaygınlaşması ülkemizde
çalışanların en doğal ve anayasal sendikal örgütlenme haklarını tehlikeye
sokacak boyutlara ulaşmıştır.
Öte yandan ekonomik kriz dönemlerinde işçi
ve işverenlerin esnek bazı kurallardan yararlanmalarına İş Kanununun katı
hükümleri olanak vermemiş, bu yüzden mevcut yasa hükümlerine aykırı
uygulamaların yaygınlaştığı gözlenmiştir.
Yukarıda açıklanan evrensel nedenler
ülkemizde yeni bir iş yasasının kabulünü zorunlu kılarken bir başka gelişme de
Türkiye’yi tarihsel bir dönemecin başına getirmiştir.Bu gelişme Ülkemizin
Avrupa Birliğine aday ülkeler arasına alınmasıdır. Bu yeni süreç içinde Avrupa
Birliğinin sosyal hukuk alanında da kendine özgü hukuk normlarına sahip olduğu
unutulmamalıdır.Bu nedenle Ülkemizin onayladığı uluslararası çalışma
sözleşmelerinin gereklerini yerine getirme çabalarını sürdürürken Avrupa sosyal
normlarına da uyum sağlaması gereği ortaya çıkmıştır.Bu hususta Türkiye Cumhuriyetinin
avantajı Atatürk devrimlerinin bir sonucu olarak Türk İş Hukukunun öteden beri
Avrupa hukukundan esinlenmiş ve Uluslararası Çalışma Örgütünün normlarından
etkilenmiş olmasıdır.
Ancak AB’ne tam üyelik sürecinde Türk
mevzuatında henüz bulunmayan, buna karşılık AB ülkelerini kendiliğinden
bağlayan normların da Türk iş hukukuna kazandırılması gerekmektedir. Bu
gereksinim başta iş yasası olmak üzere birçok yasada, uyum süreci içinde,
değişiklik yapılması anlamına gelmektedir.
Kuşkusuz iş mevzuatının Avrupa normlarına
uyumlu hale getirilmesi tam üyeliğe kadar geçecek olan süre içinde
gerçekleşecektir. Ancak bugünkü aşamada Avrupa sosyal hukukunun temel
nitelikteki düzenlemelerini benimsemek, onlara aykırı hükümleri yavaş yavaş
Türk mevzuatından ayıklamak en isabetli yöntem olacaktır.
Öte yandan otuz yıldan fazla bir süreden
beri yürürlükte olan 1475 sayılı İş Kanunu, zaman zaman yapılan değişikliklere
karşın çağdaş gelişmeleri yeterince yansıtamadığı gibi, içerdiği bazı hükümler
uygulamada önemini tümüyle yitirmiştir.Kuşkusuz bunların da yeni yasada yer
almamasında yarar vardır.
Ülkemizde bireysel iş ilişkilerini
düzenleyen temel yasa niteliğindeki İş Kanununun gerek hazırlık aşamasında,
gerek bu yasada sonradan yapılan değişiklikler aşamasında izlenen bir yönteme
de işaret etmek gerekirse, Türk yasa koyucusu iş yasalarında gerekli
düzenlemeleri yaparken çağdaş gelişmeler ve normlardan yararlanma yerine mevcut
hükümleri geliştirmeyi tercih etmiştir. Böylece yeni kanunlara gereksinim
kalmayacağı sanılmıştır.Bunun en tipik örneği kıdem tazminatıdır. Politik
düşüncelerin de etkisiyle kıdem tazminatı İş Kanununun en uzun maddesi haline
dönüştürülürken bu hakkın kapsamı olağanüstü genişletilmiştir.Böylece işsizlik
sigortasının işlevini de ülkemizde kıdem tazminatının üstleneceği
düşünülmüştür. Hatta kıdem tazminatının ağırlaştırılmasının iş güvencesi
alanında bile etkili olacağı ileri sürülmüştür. Bu düşüncelere katılma olanağı
yoktur.Zira kıdem tazminatı, iş güvencesi ve işsizlik sigortası nitelikleri
bakımından birbirlerinden farklı kurumlardır. Bunların ayrı ayrı, ancak
birbirleri ile uyum içinde düzenlenmesi gerekmektedir. Nitekim ülkemizde kıdem
tazminatının iş yasaları ile geliştirilmesi sonuçta işsizlik sigortasının en az
yarım yüzyıl, iş güvencesinin ise çeyrek yüzyıl, Türk mevzuatına girmesini
geciktiren nedenler arasında bulunmaktadır. Son yıllarda işsizlik sigortasının
Türk sosyal güvenlik sistemi içinde yer alması, iş güvencesi alanındaki
girişimler kıdem tazminatı ile ilgili hükümlerin yeni esaslara göre
düzenlenmesini zorunlu kılmıştır.Kuşkusuz bu düzenleme aşamasında kazanılmış
hakların saklı tutulması ve ülkemize özgü koşulların gözden kaçırılmaması önem
taşımaktadır.
Yukarıda değinilen ve çalışma hayatını
yakından etkileyen ekonomik, sosyal ve siyasal koşullar, Türkiye Cumhuriyetinin
iş hukuku alanındaki yetmiş yıla yaklaşan birikimi, uygulamada karşılaşılan
sorunlar, esnekleşme gereksinimi, Avrupa Birliği ve Uluslararası Çalışma Örgütü
normlarına uyum sağlama zorunluluğu mevcut İş Kanununda bazı değişiklikler
yapılması yerine yeni bir iş yasasının hazırlanmasını zorunlu kılmıştır.
Tasarıda kanun metninin dil açısından
Türkçeleştirilmesine olanaklar ölçüsünde özen gösterilmiş, bu arada “hizmet
akdi”, “hizmet sözleşmesi” ve “iş sözleşmesi” deyimlerinden kanun metninin
bütünü içinde iş sözleşmesi deyimi tercih edilmiştir.
MADDE GEREKÇELERİ
Madde 1- Madde ile; Kanunun amaç ve
kapsamı belirtilmiş olup 1475 sayılı Kanunun 2 nci ve 4 üncü maddeleri içerik
yönünden bir değişiklik yapılmaksızın tek madde haline getirilmiştir.
Madde 2- Tanımların yer aldığı maddede
temel kavramlar, başta "işyeri" olmak üzere açık ve tüm unsurları
gösterilmek suretiyle hükme bağlanmış, diğer kanunlarla bağlantı kurularak
uyumlaştırılmış, uygulamada sorun yaratan hususlar gerekli açıklık getirilerek
çözüme kavuşturulmuş ve Avrupa Birliğinin çalışma hayatına ilişkin müktesebatı
göz önünde tutularak yeni düzenlemelere tabi tutulmuştur.
İşçi tanımı yapılırken, 2821 sayılı
Kanunun 2 nci maddesinde olduğu üzere, iş sözleşmesine dayanarak çalışma
yeterli görülmüş, iş sözleşmesinin unsurları olan "herhangi bir işte"
ve "ücret karşılığı çalışmak" ibarelerine ayrıca yer verilmemiştir.
İşçi tanımında işgücünü işverene sunan bir varlık olarak "gerçek kişi"
özelliği vurgulanmıştır.
Avrupa Birliği müktesebatında işçi ve
işveren arasındaki hukuki bağı açıklamak üzere "iş sözleşmesi"
ve/veya "iş ilişkisi" deyimleri kullanılmaktadır. Birlik hukuk
kaynaklarında, söz gelimi yönergelerinin başlıklarında dahi (örneğin 91/533,
91/383, 99/70 sayılı Yönergeler) birlikte görülen "iş sözleşmesi" ve
"iş ilişkisi" deyimleri özdeş olup, iş ilişkisi deyimi iş sözleşmesi
dışında başka akitleri de içeren ve hedef alan bir ilişkiyi, dolayısıyla işçi
kavramının genişletilmiş biçimi olduğunu belirtmemektedir. Tasarıda da Avrupa
Birliği müktesebatına uygun şekilde, işçi ve işveren niteliğinin kazanılmasında
iş sözleşmesine göre çalışmanın varlığına bakılacağı vurgulanmış, ayrıca
kurulan hukuki bağın "iş ilişkisi" olarak isimlendirileceği de
birinci fıkrasında düzenlenmiştir.
Diğer yandan Avrupa Birliği müktesebatında
işçi esas itibarıyla iş sözleşmesine göre bağımlı çalışanlar olarak kabul
edilmekle beraber, doğrudan bir iş görme borcuna dayanmayan, amacı
"eğitim" olup işyeri ortamında ilişki kuran kimselerin (çıraklar ve
staj yapan öğrenciler) de iş sağlığı ve güvenliği konularında "işçi"
kavramına dahil edilmekte ve işçilere uygulanan şartlardan yararlandırıldıkları
görülmektedir. Bu açıdan da Birlik müktesebatına paralel düzenleme getirilmiş
ve 77 nci maddede çırak ve stajyerler de iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinden
yararlanacak kimseler arasına alınmışlardır.
İşveren tanımı için de, 2821 sayılı
Kanunun 2 nci maddesi göz önünde tutulmuş, "gerçek ve tüzel kişiler"
dışında iş sözleşmesine göre işçi istihdam eden ve tüzel kişiliği bulunmayan
kurum ve kuruluşların da "işveren" sayılacakları birinci fıkra
hükmünde açıkça gösterilmiştir. Hatta bu hususta 2821 sayılı Kanunda
"tüzel kişiliği olmayan kamu kuruluşları" denilmesine rağmen, aynı durum
özel hukuk alanında da söz konusu olabileceğinden (örneğin adi ortaklıklar
gibi), kamu ve özel kesim ayırımı yapılmaksızın işçi sayılan gerçek kişileri
çalıştıran, ancak tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşların
"işveren" sayılacakları hükme bağlanmıştır.
"İşyeri" tanımı; teknik bir
amaca, diğer bir deyişle mal veya hizmet üretimine yönelik ve değişik
unsurlardan meydana gelen bir birim olduğu belirtilmek suretiyle verilmiştir.
İşyerinin sınırlarının belirlenmesinde "işyerine bağlı yerler" ile
eklentiler ve araçların bu birim kapsamında oldukları, önceki hükümden farklı
bir ölçüt aranmamış olmakla beraber; özellikle bir işyerinin mal veya hizmet
üretimi için ayrı bir alanı da kullanması halinde bunların tek işyeri mi, yoksa
birbirinden bağımsız işyerleri mi sayılacağı konusunda "amaçta
birlik", aynı teknik amaca bağlı olarak üretimde bulunma, nitelik yönünde
bağlılık ile "yönetimde birlik", aynı yönetim altında örgütlenmiş
olma şartları gerek yargı kararları ve gerek doktrindeki görüşlere paralel şekilde
düzenlenmiştir. Diğer yandan teknolojik ve ekonomik gelişmeler bir işyeri
çerçevesinde mal ve hizmet üretimi, pazarlama ve müşterilere sunulması yönünden
çok yönlü ve yapısal değişiklikleri beraberinde getirmiş, bir işyerinin
amacının gerçekleştirilmesinde işlerin görülmesi işyerinin kurulu bulunduğu
"yerin" dışına taşmış, işveren, kurulan "iş organizasyonu"
işçinin evine, bağımsız bir işyeri niteliğinde olmayan irtibat bürolarına veya
yurt genelinde (ilaç fabrikası satış elemanları gibi) veya ilin içinde (beyaz
eşya bakım ve onarım işlerinde çalışanlar gibi) işlerin yürütüldüğü bir
örgütlenmeye kadar genişletmek gereksinimini duymuştur. Bu olgular dikkate
alınarak ve Avrupa Birliğine üye devletlerdeki değerlendirme ve kavramsal
gelişmeler göz önünde tutularak maddenin üçüncü fıkra olarak "İşyeri,
işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu
kapsamında bir bütündür." hükmü eklenmiştir.
İşveren vekili tanımı, sorumluluğu, işçi
hak ve yükümlülüklerine tabi olmasına ilişkin hükümler esas itibarıyla aynen
korunmuş, ancak işveren vekiline verilen temsil yetkisinin işyeri ve işler
dışında "işletme" ile ilgili bulunduğu gerçeği göz önünde tutularak
tanıma bu sözcük de eklenmiştir.
Asıl işveren-alt işverenin ilişkisinin
tanımı unsurlarıyla birlikte açıklanmış, unsurlarında mevcut esaslar korunmakla
beraber, görüş ayrılıklarına sebep olan bir konu da kavram açısından daraltıcı
etkiye sahip bir hüküm haline getirilmiştir. Buna göre, bir işyerinde yürütülen
mal veya hizmet üretimine ilişkin "asli işin bir bölümünde" veya
"yardımcı işlerinde" iş alan diğer işverenler, işçilerini sadece bu
işyerinde çalıştırdıklarında asıl işveren alt işveren ilişkisi doğmuş olacak,
buna karşı işyerinde yürütülen asli ve yardımcı işler dışında iş alan bir işveren,
örneğin işyerinde bir ek inşaat yapılması ya da bina onarım işini alan diğer
işverenin alt işveren kapsamında nitelendirilmesi mümkün olmayacaktır. Ayrıca,
asıl işverenin alt işverenden iş alabilmesi
işyeri gereklerine ve teknolojik nedenlere bağlanmıştır.
Diğer yandan bir işyerinde asıl
işveren-alt işveren ilişkisinin doğumu için, asıl işin "bir
bölümünde" iş alınmasının anlamının, aynı bölümde asıl işverenin artık
işçi çalıştırmayacağı, işçilerin bölünme suretiyle bir kısmının asıl işverence,
diğer kısmının alt işverence yürütülmesine madde düzenlemelerinin imkan
vermediği konusunun da göz önünde tutulmasıdır.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin madde
şartlarına göre doğmuş olmasının en önemli sonucu her iki işverenin, alt
işverenin işçilerine karşı birlikte sorumlu olmalarıdır. Bu sorumluluk, alt
işverenin işçisinin o işyeriyle ve orada çalıştığı süreyle sınırlı olup, alt
işverenin işçilerinin İş Kanunundan, iş sözleşmesinden ve alt işverenin taraf
olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan hükümlerinden yükümlülüklerini
kapsamaktadır. Mevcut düzenlemede toplu iş sözleşmesinden doğan
yükümlülüklerden söz edilmemekle beraber, yargı kararlarında ve doktrinde
benimsenmiş bu yükümlülük maddede açıkça düzenlenmiştir.
İşyerinde alt işverene iş verilmesi
çalışma hayatının gereksinimlerinden biri ve hukuki dayanakları bulunan bir
ilişki olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak, 1980'li yıllardan sonra ekonomik
şartların etkisiyle de olsa alt işverenlere işlerin verilmesinde sayısal
artışlar olmuş ve bunun sonucu işçilerin bireysel ve kollektif haklarının
sınırlandırılması, kullanılamaz hale getirilmesinin yaygın örneklerinin
bulunduğu yargıya intikal eden uyuşmazlıklarla da doğrulanmıştır. Yargıtayın
tespitlerinde muvazaalı işlemlerin belirli ölçütlerle açıkça ortaya konulması ve
hukuki sonuçları, önemli bir fren oluşturmuşsa da; yüksek mahkemenin görüşleri
de dikkate alınarak asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kötüye kullanılmasına
fırsat yaratmamak üzere konunun madde hükümleri arasına alınarak düzenlenmesi
uygun görülmüştür.
Madde 3- 1475 sayılı Kanundaki
"işyeri bildirimi"ne ilişkin 3 üncü madde hükümleri aynen korunmuş,
ancak herhangi bir sebeple işyerinde faaliyete son vermenin işyerinin
"kapatılması" anlamını taşıdığı belirtilmiş ve buna ilişkin bildirim
yapılacağı açıklanmıştır.
Maddenin ikinci fıkrasında asıl
işveren-alt işveren ilişkisinin oluşması halinde, alt işveren asıl işverenin
işyerinde bir mal veya hizmet üretimine geçmek ve bunun için işçi ve diğer
unsurlarıyla faaliyet göstermek üzere bir birim meydana getirdiği için, onun da
kendi adına kurduğu bu işyeri için gerekli bildirimleri yapması öngörülmüştür.
Madde 4- 1475 sayılı Kanunun
"istisnalar" başlığını taşıyan ve belirli işlerdeki iş ilişkilerinin
veya "çıraklar" ve "rehabilite edilenler" gibi farklı durum
ve ilişkide bulunanların İş Kanununun uygulanma alanı dışında kalacağını
öngören 5 inci maddesi, esas itibarıyla korunmuş, ancak istisnalar arasında yer
alan ve uzun yıllardan beri eleştiri konusu olan bazı iş ilişkileri Kanunun
kapsamına alınmış, bu arada istisnalardan bazıları için de daha açık düzenleme
getirilmiştir.
İstisnalar arasından çıkarılan ve İş
Kanununun kapsamına alınan grupların başında, "Yardım Sevenler Derneği
merkez ve taşra atelyelerinde görülen işler" gelmektedir. Bu özel ayırıma
hukuki ve sosyal dayanak bulmak güçtür. Ülkemizde kamu yararına hizmet için
daha bir çok dernek ve bunların da atelyeleri bulunduğu halde, sadece Yardım
Sevenler Derneği için bir farklılık gözetilmesi düşünülemez. Hele kuruluş amacı
muhtaç olanlara yardım etmek olan derneğin, bu amaca ulaşmak için çalıştırdığı
işçileri İş Kanununun koruyucu hükümleri dışında bırakılmasını hiç bir şekilde
düşünmemesi gerekir. Sözü edilen istisna hükmü de kaldırılmıştır.
Diğer yandan "hısımlar" arasında
ve evlerde yürütülen el sanatı işlerinde "hısımlık derecesi 3" olarak
belirlenmiş, ayrıca başka bir iş kanunun uygulama alanına giren gazetecilerin
bu kanunun kapsamı dışında kaldıkları açıkça hükme bağlanmıştır. Nihayet
çıraklar hakkındaki istisna devam ettirilirken, bunların işçi sağlığı ve iş
güvenliğine ilişkin İş Kanunu hükümlerinden yararlanabilecekleri, Avrupa
Birliği normlarına uygun olarak yeni düzenlemede gösterilmiştir. Ayrıca, 50'den
fazla işçi çalıştıran tarım ve orman işyerleri Kanun kapsamına alınmıştır.
Madde 5- İşverenin işe almadan başlayarak
tüm çalışma koşulları yönünden işçilerine karşı eşit davranma, bu arada
cinsiyet ayırımına gitmeme yükümlülüğü, çalışma hayatının önemli sorunlarından
biri olarak tüm ülkelerin, uluslararası ve uluslarüstü hukukun gündemine girmiş
ve çok sayıda ulusal ve uluslararası kaynaklarda yer almıştır.
İşverenin iş sözleşmesinden doğan eşit
davranma borcu en önemli dayanağını Anayasanın 10 uncu maddesinde bulmaktadır.
Ülkemizde çalışma şartları yönünden cinsiyet ayrımına gidilmemesi çok eskiye
giden geleneklerimizden biridir. Bununla beraber, hukuki çerçevenin
belirlenmesi de gereklidir. Türkiye Uluslararası Çalışma Örgütünün "Eşit
Değerde İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında 100
Sayılı Sözleşmesi"ni onaylamış ve bu hususta 1475 sayılı İş Kanununa
düzenleme getirmiş olduğu halde, daha sonra onayladığı Birleşmiş Milletlerin
"Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"ne uyum
Kanununu henüz çıkarmamıştır. Yeni düzenleme sözleşmeye uyum sağlamaktadır.
Diğer yandan Avrupa Birliği ülkelerinde görülen kadın ve erkek arasında
doğrudan ve dolaylı ayırım için iç hukuklarına yansıyan Birlik Adalet Divanının
çok sayıda kararları yanında, birincil kaynaklardaki düzenlemelerin gereği
olarak tüzük ve yönergeler (75/117, 76/207, 79/7, 86/613, 86/378 sayılı
Yönergeler gibi) de yürürlüğe konulmuştur. Türkiye Avrupa Birliği adaylık
süreci aşamalarını tamamlamak üzere hazırladığı Ulusal Programda kadın ve erkek
eşitliğine kısa vadeli önlemler arasında yer verdiği için, bu hususta gerekli
hükümlerin İş Kanununa alınması gerekli olmuştur. Diğer yandan ülkemizde esnek
istihdam türleri için belirli iş sözleşmesi türlerine ilişkin düzenlemeler
getirilirken Avrupa Birliği çalışma müktesebatı da dikkate alınmış, bunlardan biri
olarak maddede belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmeleri ile tam ve kısmi
süreli iş sözleşmelerine göre çalışmada ayırımı haklı kılan nedenler olmadıkça
eşit davranılması kuralına da yer verilmiştir.
Maddede işverenin borçlarından biri olan
eşit davranma ilkesi genel olarak belirlendikten sonra, değinilen bazı iş
sözleşmelerinde eşit davranılmasına, arkadan cinsiyet ayırımını engelleyen
sınırlamanın temel kurallarına ilişkin düzenlemeler getirilmiştir. Eşit
davranma ilkesi ve cinsiyet ayırımı yasağına aykırı davranmanın hukuki
yaptırımının da yer aldığı maddeye, Avrupa Birliği'nin konuya ilişkin ispat
yükümlülüğü hakkındaki 97/80 sayılı Yönerge hükümlerine uyum sağlayan bir hüküm
eklenmiştir.
Maddenin altıncı fıkrasında hukuki
yaptırım olarak öngörülen işçinin "dört aya kadar ücreti tutarındaki"
tazminat için esas olacak ücret "asıl ücret" olup, ücretin ekleri
olan ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardımlar buna dahil değildir.
Madde 6- 1475 sayılı İş Kanununun bazı
maddelerinde (örneğin 14, 53) işyerinin devrinden söz edilmekle beraber, bu
konuyu genel olarak düzenleyen ve sonuçlarını belirleyen hükümler
bulunmamaktadır. Deniz İş Kanununda geminin mülkiyetinin kısmen veya tamamen
başkasına geçmesinin iş sözleşmesinin feshini gerektirmeyeceği (m.19) hükme
bağlanmakla, sınırlı da olsa, işyeri devrine ilişkin bir düzenleme getirilmiş,
ancak Basın İş Kanunu ve Borçlar Kanununda da işyerinin devrini günün
ihtiyaçlarına cevap verecek hükümler getirmek amacıyla adım atılmış değildir.
Oysa çalışma hayatının çok önemli sorunlarından biri olarak bir çok ülkede,
örneğin İsviçre, Almanya ve diğerlerinde işyerinin ve işyerinin bir bölümünün
devri hakkında yasama organının müdahalesi çoktan gerçekleşmiş Avrupa
Birliği'ne üye ülkelerde mevzuatlarının uyumlaştırılması amacıyla 77/187 sayılı
Yönerge yürürlüğe konulmuş ve bununla ilgili 2001/23 sayılı yeni bir Yönerge de
çıkarılmıştır.
İşyerinin devri ve sonuçları hakkındaki
boşluk, doktrin ve yargı kararlarıyla İş Kanununun temel esaslarına göre
doldurulmuş olmasına rağmen, özellikle ekonomik koşulların etkileriyle daha sık
görülen bu tür devirler için kanuna açık düzenlemeler getirilmesi tarafların
menfaatleri yönünden de kaçınılmaz bir durum olarak görülmüştür. İş Kanununun
genel hükümleri arasında işyerinin devrine ilişkin konular eklenirken, Avrupa
Birliği müktesebatından başka diğer ülkelerin yararlanılabilecek maddeleri ve
özellikle konu ile bağlantısı bulunan Türk toplu iş sözleşmesi sisteminin
ilkeleri göz önünde tutulmuştur.
Madde, gerçek kişi işverenin ölümüyle
işyerinin miras hükümlerine göre mirasçılarına geçmesi ve buna göre sonuçlarını
doğurması dışında "hukuki bir işleme dayalı olarak" işyerinin ve bir
bölümünün başka işverene geçtiği bütün halleri kapsar niteliktedir. Ancak
işlemin özelliğine göre sonuçlardaki farklılıklar maddede ayrıca ele alınmış ve
istisnalar gösterilmiştir. Diğer yandan hukuki işlem sonucu, işyeri veya
bölümünün bir satış sözleşmesinde olduğu üzere kesin ve sürekli biçimde
devrinde olduğu gibi, bir kira sözleşmesine göre geçici ve süreli olarak
başkasına devri halinde de uygulanabilecektir.
İşyeri veya bir bölümünün devrinde, iş
ilişkilerinde işveren tarafı değişmekte, ancak iş sözleşmesi mevcut bütün hak
ve borçlarıyla yeni işverene geçmektedir. Bu arada devralan işverenin kıdeme
esas olan haklardan sorumluluğu da hükme bağlanmaktadır.
Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak
açısından iki konuya daha madde hükümleri arasında yer verilmiştir. Bunlardan
biri, işyeri veya bir bölümünün devri halinde, devirden önce doğmuş ve devir
tarihinde ödenmesi gereken haklardan dolayı önceki ve sonraki işverenin
sorumluluğudur. Diğeri ise, devirde iş sözleşmelerinin fesih yönünden ne yolda
etkileneceğidir. Bu hususta Avrupa Birliği Müktesabatına uyum sağlayan ve
ülkemiz yargı kararları ile doktrindeki görüşlere uygun hükümler getirilmiştir.
Madde 7- İki tarafa borç yükleyen diğer
akitlerde olduğu üzere aynı özelliğe sahip iş sözleşmesinin de kesin olarak
başkasına devri mümkündür. Borçlar Kanunun 320 inci maddesinin ikinci fıkrasına
göre, işveren rızasını almak suretiyle işçiden olan işin görülmesini talep
hakkını başkasına geçici veya kesin olarak devredebilir. İş Kanununa talep
hakkının hem kesin devrini ve hem de geçici devrini (ödünç iş ilişkisi)
düzenleyen hükümler getirilerek çalışma hayatında ihtiyaçların karşılanmasına
imkan verilmiştir.
İş sözleşmesinin kesin devrinde işveren
tarafı değişmekte ve onun yerini yeni işveren almakta, önceki işverenle iş
ilişkisi sona ererken, devralan işveren tüm hak ve borçları üstlenmiş olarak
sözleşmenin işveren tarafını oluşturmaktadır. İş sözleşmesinin kesin devrinde
bir fesih söz konusu olmadığı için, önceki işverenden ihbar ve kıdem tazminatı
talep edilemez. İşçinin hizmet süresine ilişkin haklarında ve bununla
bağlantısı olan kıdem tazminatında işyerinin veya bir bölümünün devrine ilişkin
6 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanacaktır.
İş sözleşmesinin kesin devrinde, devralan
işverenin üstlendiği hak ve borçlara, bu sözleşmeden doğan tüm hak ve borçlar,
söz gelimi iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri
kaynaklardan veya işyeri uygulamasından doğan hak ve borçlar dahildir. Yeni
işverenin bu şartları esaslı surette değiştirebilmesi, işçinin rızasına
bağlıdır. Ancak işveren 23 üncü madde hükümlerini uygulayabilir.
Madde 8- Türk çalışma hayatında ödünç iş
ilişkisi 1960'lı yıllardan başlayarak, özellikle holdinglerin gittikçe yaygın
bir girişim olarak faaliyete geçmeleriyle sayıları artan şekilde görülmüş,
hatta ödünç iş ilişkisini mesleki faaliyet olarak yürütüp gelir sağlamayı
amaçlayan girişimcilerin sayılarında bir artışın olduğu da tespit edilmiştir.
Avrupa Birliği çalışma müktesebatına da giren ödünç iş ilişkisi, işçi-işveren
ilişkilerinde asıl işveren-alt işveren ilişkisi dışında üçlü ilişkilerin diğer
bir örneğini oluşturmaktadır.
Bilindiği üzere kazanç amacı güdülmeyen
ödünç iş ilişkisi her şeyden önce şirket topluluklarında ve bunlardan biri
olarak holdinglerde, şirketlerin daha çok vasıflı iş gücü ihtiyacını karşılamak
için yardımlaşmalarında veya üst kademe yöneticilerinin yetiştirilmesinde ya da
aynı gruptan olmayan şirketlerin birlikte bir işi üstlenmelerinde yahut mali
güçlüklerle karşılaşan bir işverenin işçisini işlerinin düzelmesine kadar başka
bir işverene vermesinde ortaya çıkmakta, işçi rızası alınarak geçici şekilde iş
görme edimini başka bir işverene karşı yerine getirmek üzere üçlü bir ilişki
kurulmaktadır. İşçinin iş sözleşmesiyle bağlı olduğu işverenle (ödünç veren)
arasındaki sözleşme sona ermemekte, ödünç veren işveren işçiden olan işin görülmesini
talep hakkını geçici bir süre için diğer işverene (ödünç alan) devretmektedir.
Kazanç amacı gütmeyen böyle bir ödünç iş ilişkisi bu maddede
düzenlemiştir.
Maddede ödünç iş ilişkisinin kurulması ve
hükümleri hükme bağlanırken, ilişkinin kurulmasında akdin yazılı olarak
yapılması zorunluluğu getirilmiş, geçici olan ödünç iş ilişkisi için bir sınır
da konulmamıştır. Bu halde tarafların ilişkiyi ihtiyaçlarına göre yürütecekleri
asıl olarak kabul edilmiş, hakkın kötüye kullanıldığının ispatı halinde buna
ilişkin sonucun doğacağı ve işçinin uygun bir süreden sonra ödünç alan
işverenin işçisi olarak işlem görmesi
yönünde mahkemenin karar verebileceği düşünülmüştür. Ödünç alanın
işyerinde uygulanacak herhangi bir grev ve lokavt sırasında 2822 sayılı Kanunun
39 uncu maddesi ile ilişki kurulmuştur.
Madde 9- Sekiz maddelik genel hükümlerden
sonra ikinci bölümün başlığı "iş sözleşmesi, türleri ve feshi" olarak
belirlenmiş, iş sözleşmesi türleri, 1475 sayılı Kanundaki daha geniş şekilde
ele alınmış, daha çok istihdamı teşvik etmek üzere esnek iş sözleşmesi
türlerine ilişkin hükümler getirilmiştir.
Maddede öncelikle tüm unsurlarını kapsar
şekilde iş sözleşmesinin tanımı verilmiştir.
İş sözleşmesinin şekli bakımından 1475
sayılı Kanunun hükümleri aynen korunmuştur. Sözleşmenin yazılı yapılmadığı
halde işverenin işçiye genel ve özel çalışma koşullarını gösteren yazılı bir
belgeyi işçiye vermesinde yine 1475 sayılı Kanunun hükmü esas alınmış, ancak
belgenin içeriği ve verilmesi süresi yönünden Avrupa Birliği'nin 91/533 sayılı
Yönergesi göz önünde tutulmuştur.
Madde 10- İşçi ve işverenin iş
sözleşmesinin türünü ve çalışma biçimlerini belirlemekte serbest oldukları,
kanunda gösterilen sınırlamalar saklı kalmak üzere diledikleri ve ihtiyaçlarına
uygun türde sözleşmeyi meydana getirecekleri maddede açıklanmıştır.
İş sözleşmesi türlerinin, kanunda
belirlenenler ile de sınırlı olmadığı açıktır. Örneğin taraflar belirli veya
belirsiz süreli bir iş sözleşmesi yapabilecekleri gibi, her iki türün
özelliklerini içeren "asgari süreli bir iş sözleşmesi" de
akdedebilirler. Kanunda kısmi süreli iş sözleşmeleri genel olarak düzenlenmiş
(m.14) ve bu türün özel bir uygulama şekli olarak "çağrı üzerine
çalışma" ya da yer verilmiştir. Yargı kararlarına da yansıdığı üzere
ülkemizde çağrı üzerine çalışma şeklinde kısmi süreli iş sözleşmeleri çoğaldığı
için, bu tür sözleşmelere özgü asgari koşullar 15 inci maddede ayrıca
düzenlenmiştir.
Kanunda ayrıca hüküm bulunmamakla beraber,
taraflar, ülkemizde henüz uygulanmasına geçilmemiş olan kısmi süreli iş
sözleşmelerinin diğer bir özel uygulama şekli olan "işin
paylaşılması" esasına dayalı türünü de seçebilir.
Madde 11- 1475 sayılı Kanunun 8 inci
maddesi hükümleri aynen korunmuş, sürekli ve süreksiz işlerdeki iş sözleşmeleri
ayırım ölçütleri ve hükümleriyle birlikte yeni madde numarası altında
düzenlenmiştir.
Madde 12- Maddede belirli ve belirsiz
süreli iş sözleşmeleri tanımlanmış, tarafların bu tür sözleşmeleri meydana
getirmedeki serbestileri ILO'nun "İş Sözleşmesine İşveren Tarafından Son
Verilmesi Hakkında 158 Sayılı Sözleşmesi" ve Avrupa Birliği çalışma
müktesebatı, özellikle Konseyin 99/70 sayılı Yönergesi ile yürürlüğe konulan
"Belirli Süreli İş Sözleşmeleri Hakkında Çerçeve Anlaşması"na uygun
sınırlamalara tabi tutulmuştur.
Belirli süreli iş sözleşmesinin tanımı
verilirken sadece tarafların açıkça süresini belirledikleri değil, sürenin
objektif belirlenebilir olduğu hallerde
de, sözleşmenin belirli süreli olacağı kabul edilmiştir. Bu suretle 99/70
sayılı Yönerge'de öngörülen belirli süreli iş sözleşmelerinin kötüye
kullanılmasına engel olmak için, bu sözleşmelerin "objektif
temellere" dayandırılması ilkesine de uyulmuş olmaktadır. Esasen Borçlar
Kanununun 340 ıncı maddesinin de bir gereği olarak, gerek doktrinde ve yargı
içtihatlarında sözleşmenin açıkça kararlaştırılmadığı hallerde süreye bağlı
olduğunun kabulü için işin niteliği ve amacı gibi objektif ölçütlere dayalı
şekilde bir sonuca gidilmekteydi.
99/70 sayılı Yönergenin girişinde
belirtildiği ve Türk Hukukunda yargı kararları ile de açıklandığı üzere iş
ilişkilerinde asıl olan belirsiz süreli iş sözleşmesidir. Bu nedenle belirli
süreli sözleşmenin varlığını ileri süren taraf bunu ispat ile yükümlüdür. Yeni
düzenleme, sözleşmenin yazılı yapılmadığı hallerde işverenin işçiye vereceği
belgede, sözleşme süresinin de gösterilmesi zorunluluğu işçiyi bilgilendirme
gereği yanında işverene ispat külfetini kolaylaştıran bir imkan da yaratmış
olacaktır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan
işçilerin sosyal yönden, daha fazla korundukları bir gerçektir. Diğer bir
gerçek de bazı işkolları, meslekler ve işler için belirli süreli sözleşmelerin
karakteristik bir anlam taşıması ve bu tür sözleşmelerin işletme ve işyeri
gereklerinden olmakla beraber, belirli süreli iş sözleşmelerinin kötüye
kullanılmasının engellenmesi ve bunların "objektif temellere"
dayandırılması, Avrupa Birliği müktesebatının da bir gereğidir.
Bu açıdan belirli süreli iş sözleşmeleri
için, 13 üncü maddede belirlenen ilkelerin kabulü yanında belirli süreli hizmet
akitlerinin esaslı (objektif) bir neden olmadıkça üst üste yapılmalarının
önlenmesi de gerekmektedir.
99/70 sayılı Yönergede üye devletlerin
zincirleme iş sözleşmelerine ilişkin önlemler alırken, bunların ne kadar bir
zaman diliminde kaç kez üst üste yapılabileceğinin belirtilmesine de imkan
verilmektedir. Örneğin Almanya'da 24 ayı geçmeyen bir sürede en çok üç kez
yenilenen bir iş sözleşmesinin belirli süreli olma özelliğini koruyacağı ve
belirsiz süreliye dönüşmeyeceği kabul edilmiştir. Ne var ki ülkemizde, uzun
yıllardan beri, gerek yargı kararlarında ve gerek doktrinde esaslı bir sebep
olmadıkça belirli süreli sözleşmenin ikincisinin yapılmasıyla zincirleme
akitlerin meydana geldiği görüşü benimsendiği için, bu görüş, kanuna da aynen
alınmıştır. Buna göre, esaslı bir sebep olmadıkça, belirli süreli iş sözleşmesi
ikincisinin yapılmasıyla belirsiz süreliye dönüşerek işçi bu tür sözleşmenin
koşullarından ve bu arada feshe karşı korumaya ilişkin kanun hükümlerinden
yararlanacaktır.
Buna karşılık belirli süreli sözleşmenin
zincirleme yapılmasında esaslı bir neden bulunuyorsa, sözleşmeler belirsiz
süreliye dönüşmeyecek, belirli süreli olma özelliklerini koruyacaklardır.
Madde 13- Avrupa Birliği Konseyi'nin 99/70
sayılı Yönergesi ile yürürlüğe konulan sosyal tarafların çerçeve anlaşmasında
bu anlaşmanın konusunun, belirli ve belirsiz iş sözleşmeleri arasında ayırım
yapılmama ilkesinin uygulanması suretiyle belirli iş sözleşmelerinde daha iyi
koşullarla istihdamı gerçekleştirmek olduğu belirtilmiştir. Bu ilke ve üye devletlerdeki
uygulama şekilleri dikkate alınarak madde düzenlenmiştir.
Öncelikle işçiler salt belirli süreli iş
sözleşmesiyle çalışmalarından dolayı maddede tanımlanan emsal işçiye göre
farklı işleme tabi tutulamaz. Diğer yandan belirsiz süreli iş sözleşmesiyle
çalışan işçiye bir zaman dilimine göre bölünebilir bir hak sağlanmışsa, aynı
şekilde belirli süreli iş sözleşmesine göre iş gören işçi de çalıştığı süreye
orantılı bu haktan yararlanabilecektir. Örneğin bir toplu iş sözleşmesi veya
personel yönetmeliğinde, belirsiz süreli iş sözleşmesinin feshinde işçiye,
ikramiye tarihinde işyerinde olmasa dahi çalıştığı süreye orantılı ikramiye
ödeneceğinin kabul edilmesi halinde, bölünebilir bir hak olan ikramiyeden
belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçinin de yararlandırılması
gerekecek ve sözleşmesinin sona erme tarihinden sonra verilecek ikramiyeyi bu
işçi de çalıştığı süreye orantılı olarak alabilecektir.
Belirli çalışma şartından yararlanmada
işçinin kıdemine bakıldığında belirli süreli sözleşmeye göre çalışan işçinin de
bu haktan yararlanması söz konusu olduğunda kıdem yönünden bir farklılık
gözetilemeyecektir. Esasen İş Kanununda bu kuralın uygulandığı, hem kıdem
tazminatı ve hem de yıllık ücretli izinlerde görülmektedir. Aynı esas sözleşme
ile getirilen çalışma şartlarında da dikkate alınacaktır.
Madde 14- Ülkemizde de sayıları gittikçe
artan kısmi süreli çalışmaları teşvik etmek üzere, bu tür iş sözleşmesinin
tanımı yapılmış ve ayırımı haklı kılan nedenler olmadıkça, emsal tam süreli
sözleşmeye göre çalışan işçiden farklı bir işleme tabi tutulmayacağı hükme
bağlanmıştır. Avrupa Birliği'nde Konsey tarafından 97/81 sayılı Yönerge ile
yürürlüğe konulan sosyal tarafların meydana getirdikleri "Kısmi Süreli
Çalışma Hakkında Çerçeve Anlaşması"nda belirtildiği üzere, bu anlaşmanın
amacı, bir yandan kısmi süreli çalışan işçilere yönelik ayrımcılığı ortadan
kaldırmak, diğer yandan kısmi zamanlı çalışmanın gelişmesine serbest irade
temelinde teşvik etmek ve işverenlerle işçilerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde
çalışma sürelerinin esnek bir organizasyon çerçevesinde düzenlenmesine katkıda
bulunmaktır.
Kısmi süreli iş sözleşmesinin tanımı
verilirken Yönerge hükümlerindeki ölçütler dikkate alındığı gibi, tam süreli iş
sözleşmesi karşısında kısmi süreliden söz edebilmek için "önemli ölçüde
daha az" bir haftalık çalışma süresinin sözleşmede tespit edilmiş olması
da aranmıştır. Örneğin işyerinde uygulanan tam süreli iş sözleşmesi için
haftalık çalışma süresi 40 saat ise, kısmi süreli çalışma için 2, 3 saat gibi
daha az çalışma değil, hiç olmazsa tam sürenin üçte ikisinden daha az olan otuz
saatin altındaki haftalık çalışma süresine göre istihdam edilen işçi kısmi
süreli sözleşmeye göre istihdam edilen kimse olarak kabul edilecektir.
Kısmi süreli çalışanlara yönelik
ayrımcılığın kaldırılması hedef alınırken, tüm çalışma şartlarından
yararlanmada tam süreli çalışanlarla eşit duruma getirilmeleri de düşünülemez,
aksi halde tam bir eşitsizlik ortaya çıkar. Bu açıdan ayrımı haklı kılan
nedenlerin bulunması durumunda, her iki türde sözleşmelerle çalışanlar arasında
farklılıklar olması doğal karşılanacaktır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre
çalıştırılan bir işçi, işyerinde haftanın iki iş günü iş görmeyi üstlendiğinde
bu çalışma düzeni itibarıyla hafta tatili ücretine hak kazanamayacağı gibi,
öğleden sonra çalışmaya başlayan işçinin, işverenin sabahları işe başlamak
üzere tahsis ettiği servis aracından veya öğle yemeğinden yararlanması da
mümkün değildir, bu durum bir ayırım yapıldığı anlamı da taşımaz. Kısmi süreli
iş sözleşmesine göre çalışan işçi, bölünebilir haklardan, örneğin her yıl
verilen yakacak yardımından çalıştığı süreye orantılı olarak yararlanacaktır.
Örneğin işyerinde haftalık çalışma süresi 45 saat olan tam süreli çalışan işçi
yılda 60 milyon yakacak yardımı alıyorsa, haftada 15 saat kısmi süreli çalışan
işçiye aynı yardım 20 milyon olarak ödenecektir. Buna karşılık bölünmeyen bir
haktan, yararlanma şartları bulunduğunda, her iki türdeki sözleşmeler arasında
bir farklılık söz konusu olmayacaktır. Örneğin belirsiz süreli ve kısmi süreli
iş sözleşmelerinde bildirim süresi, tam süreliden farklı olamaz, gerek kanuni
bildirim süreleri ve gerek sözleşmeyle belirlenen süreler her iki sözleşme
türünde de aynı olabilir.
İşyerinde çalışan işçilerin kısmi
süreliden tam süreliye ya da tam süreliden kısmi süreliye geçiş için işverence
kolaylık sağlanmasına ilişkin düzenleme 97/81 sayılı Yönergenin bir gereğidir.
Madde 15- Kısmi süreli iş sözleşmelerinin
özel bir uygulanma şekli olan "çağrı üzerine çalışma", yargı kararlarına
da yansıdığı üzere ülkemizde sayıları da artarak yerleşmektedir. Maddede çağrı
üzerine çalışmanın hangi hallerde söz konusu olacağı, işçi ve işveren için bu
sözleşmeye dayalı hak ve yükümlülüklerin neler olduğu da gösterilmek suretiyle
yazılı olarak yapılması düzenlenmiştir. Bu tür iş sözleşmeleri hakkında 14 üncü
maddedeki ilkelerin uygulanacağı da açıktır.
Madde 16- 1475 sayılı Kanunun deneme
süreli iş sözleşmesine ilişkin hükümleri, çalışma hayatının gereği olarak
deneme süreleri aktarılarak aynen korunmuştur.
Madde 17- 1475 sayılı Kanunun "takım
sözleşmesine" ilişkin hükümleri maddede aynen korunmuş, ancak iş
sözleşmesi takım sözleşmesiyle oluşan işçilerin ücretleri hakkında ayrıca bir
teminat getirilmiştir.
Madde 18- Bu kanunda süreli fesih işlemi
düzenlenirken 1475 sayılı İş Kanununun 13 üncü maddesindeki bildirim süreleri
aynen muhafaza edilmiştir. Kuşkusuz, bu süreler en az olup, bunların
sözleşmelerle artırılmaları mümkündür.
İşverenin bildirim şartına uymaması veya
bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshetmesi,
işçinin feshe karşı koruyucu hükümlerden (İş Kanunu m.19 vd.) yararlanmasına
engel olmayacaktır.
İş Kanununun 19 uncu maddesinin birinci
fıkrası uyarınca, ondan az sayıda işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan
işçiler ile işyerindeki kıdemi altı ayın altında bulunan işçiler 19-22 nci
maddelerde öngörülen koruyucu hükümlerden yararlanamayacaklardır. İşveren bu
durumdaki işçilerin iş sözleşmelerini fesih hakkını kötüye kullanarak,
sözgelimi işçi kendisi hakkında bir şikayette bulunduğu veya kendisi aleyhinde
dava açtığı ya da şahitlik yaptığı için sona erdirmiş ise, işçiye bildirim
süresinin üç katı tutarında bir kötü niyet tazminatı ödeyecektir. İşveren
sözleşmeyi bildirim şartına dahi uymaksızın sona erdirmiş ise, kötü niyet
tazminatı yanında ayrıca bildirim süresine ilişkin ücret tutarında bir tazminat
daha ödeyecektir.
Madde 19- Bu madde ile belirsiz süreli iş
sözleşmelerinin işveren tarafından feshedilmesi hali için, 158 sayılı ILO
Sözleşmesi'nde belirlendiği üzere, geçerli bir sebep bildirme zorunluluğu
getirilmiştir. Ayrıca geçerli sebebin neler olabileceği madde içinde
düzenlenmiştir. İşçinin iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. Geçerli sebep
geniş kapsamlı bir kavram olduğu için bu düzenleme ile söz konusu kavrama
objektif ölçülere uygun bir içerik kazandırılmaya çalışılmış ve bazı örnekler
verilmiştir.
İşçinin yeterliliği veya davranışları
işçinin kişiliği ile ilgili olan sebepleri oluştururken; işletmenin, işyerinin
veya işin gereklerinden kaynaklanan sebepler ise işyeri ile ilgili olmaktadır.
Bu sebeplerin madde içinde belirtilmesi geçerli sebepler kavramını bir ölçüde
somutlaştırmaktadır.
İşçinin yeterliliğinden veya
davranışlarından kaynaklanan sebeplerin, hangi durumlarda geçerli sebeplerden
sayılacağı ve hangi durumların işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan sebepler olarak kabul edileceği ise ancak yargı kararları ile zaman
içinde belirginleşebilecektir. Özellikle Kanunun 26 ncı maddesinde ayrı bir
düzenleme konusu olan haklı nedenlerle fesih olgusunu, geçerli sebeplerle fesih
için aranan sebeplerden ayırmak ve aradaki farkları ortaya koymak; maddi
olayları hukuk tekniği bakımından söz konusu iki farklı fesih türü açısından
değerlendirmek gerekecektir. Bu alanda konunun gerektirdiği ölçüler içinde ülke
koşullarını da dikkate alarak iki fesih türü açısından geçerli olacak ayrımları
yapmak ve farklılıkları ortaya koymak yargının yanı sıra öğretinin katkıları
ile sağlanacaktır.
Bu madde bakımından geçerli sebepler 26
ncı maddede belirtilenler kadar ağırlıklı olmamakla birlikte, işin ve işyerinin
normal yürüyüşünü olumsuz etkileyen hallerdir. Bu nedenle, geçerli fesih için
söz konusu olabilecek sebepler, işçinin iş görme borcunu kendisinden
kaynaklanan veya işyerinden kaynaklanan sebeplerle ciddi bir biçimde olumsuz
etkileyen ve iş görme borcunu gerektiği şekilde yerine getirmesine olanak
vermeyen sebepler olabilecektir.
Sonuçta, iş ilişkisinin sürdürülmesinin
işveren açısından önemli ve makul ölçüler içinde beklenemeyeceği durumlarda,
feshin geçerli nedenlere dayandığını kabul etmek gerekecektir.
İşçinin yeterliliğinden ve davranışlarından
kaynaklanan geçerli sebepler 26 ncı maddede belirtilenlerin dışında kalan ve
işyerlerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen sebeplerdir.
Bunlara örnek vermek gerekirse:
İşçinin Yetersizliğinden Kaynaklanan
Sebepler: Ortalama olarak benzer işi görenlerden daha az verimli çalışma;
gösterdiği niteliklerden beklenenden daha düşük performansa sahip olma, işe
yoğunlaşmasının giderek azalması; işe yatkın olmama; öğrenme ve kendini
yetiştirme yetersizliği; sık sık hastalanma; çalışamaz duruma getirmemekle
birlikte işini gerektiği şekilde yapmasını devamlı olarak etkileyen hastalık,
uyum yetersizliği, işyerinden kaynaklanan sebeplerle yapılacak fesihlerde
emeklilik yaşına gelmiş olma halleridir.
İşçinin Davranışlarından Doğan Sebepler:
26 ncı maddede belirtilen derhal fesih için öngörülen sebepler niteliğinde
olmamakla birlikte, işçinin iş sözleşmesine aykırı davranışları bulunabilir.
Bunlara örnek olarak, işverene zarar vermek ya da zararın tekrarı
tedirginliğini yaratmak; işyerinde rahatsızlık yaratacak şekilde çalışma
arkadaşlarından borç para istemek; arkadaşlarını işverene karşı kışkırtmak;
işini uyarılara rağmen eksik, kötü veya yetersiz olarak yerine getirmek;
işyerinde iş akışını ve iş ortamını olumsuz etkileyecek bir biçimde diğer
kişilerle ilişkilere girmek; işin akışını durduracak şekilde uzun telefon
görüşmeleri yapmak; sık sık işe geç gelmek ve işini aksatarak işyerinde
dolaşmak; amirleri veya iş arkadaşları ile ciddi geçimsizlik göstermek, sıkça
ve gereksiz yere tartışmaya girişmek gibi haller verilebilir.
İşçinin yetersizliğinden veya
davranışlarından kaynaklanan sebepler ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması
halinde geçerli sebepler olarak feshe neden olabilirler. İşçinin sosyal açıdan
olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu
işyerindeki üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa
geçerli sebep sayılamaz.
Geçerli sebeplerle fesih işlemine yol
açabilecek önemli işyeri gereklerinin bulunması hali işçinin yeterliliğinden
veya davranışlarından kaynaklanabileceği gibi, işçi ile bağlantısı olmaksızın
da ortaya çıkabilir. Şöyle ki: İşletmenin, İşyerinin veya İşin Gereklerinden
Kaynaklanan Sebepler: İşyerinden kaynaklanan geçerli sebepler işyerinin
dışından veya içinden kaynaklanan sebepler olarak iki yönde
değerlendirilebilir.
İşyeri dışından kaynaklanan sebepler;
sürüm ve satış olanaklarının azalması; talep ve sipariş azalması; enerji
sıkıntısı, ülkede yaşanan ekonomik kriz, piyasada genel durgunluk, dış pazar
kaybı, ham madde sıkıntısı gibi sebeplerle işyerinde işin sürdürülmesinin
olanaksız hale gelmesi.
İşyeri içi sebepler ise; yeni çalışma
yöntemlerinin uygulanması; işyerinin daraltılması; yeni teknolojinin
uygulanması; işyerlerinin bazı bölümlerinin iptal edilmesi; bazı iş türlerinin
kaldırılması gibi sebepler olabilir.
Bu uygulamaya giderken işverenden beklenen
feshe en son çare olarak bakmasıdır. Bu nedenle geçerli sebep kavramına uygun
yorum yaparken sürekli olarak fesihten kaçınma olanağının olup olmadığı araştırılmalıdır.
Madde, on veya daha fazla işçi çalıştıran
işyerlerinde çalışan işçileri kapsamına almış ve söz konusu işçilerin de en az
altı aylık kıdemi olması şartını getirmiştir. İşletmenin bütününü sevk ve idare
eden işveren vekilleri ile yardımcıları ve işyerinin bütününü yöneten ve
belirli özelliği bulunan işveren vekilleri ise kapsam dışı bırakılmıştır. Bu
düzenleme ile küçük işyerleri ve henüz işyerine yeni giren işçiler bakımından
iş güvencesi hükümlerinin uygulanması uygun görülmemiştir. Uluslararası Çalışma
Örgütünün 158 sayılı Sözleşmesi de, işçilerin özel istihdam şartları bakımından
veya istihdam eden işletmenin büyüklüğü veya niteliği açısından esaslı sorunlar
bulunan durumlarda, işçilerden bir kategorinin iş güvencesinin tamamı veya bir
kısım hükümlerinin kapsamı dışında tutulabileceğini öngörmektedir.
Altı aylık kıdemin hesabında bu Kanunun 66
ncı maddesindeki sürelerin de dikkate alınacağı öngörülmüştür.
Maddede ayrıca özellikle fesih için
geçerli sebep oluşturmayacak hususlar da tek tek ve ayrıntılı bir biçimde
sayılmıştır. Böylece iş yasaları ile özellikle güvence altına alınmış olan bazı
hak ve özgürlükler hiçbir şekilde fesih için geçerli bir sebep
oluşturamayacaklardır. Bu konu yoruma yer vermeyecek bir biçimde hükme
bağlanmıştır.
İş güvencesi düzenlemesi kapsamına girmek
için gerekli olan 6 aylık kıdem süresinin nasıl hesaplanacağına da bir açıklık
getirilmiş ve bu sürenin hesaplanmasında aynı işverenin bir veya değişik
işyerlerinde geçen sürelerin birleştirilerek hesaplanacağı kabul edilmiştir.
Öte yandan, bir işverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri varsa, işyerinde
çalışan işçi sayısının tespitinde bu yerlerdeki toplam işçi sayısı dikkate
alınacaktır.
Madde 20- İş sözleşmesinin feshindeki usul
ve şekil bu madde ile düzenlenmiştir. İşveren fesih bildirimini yazılı
yapacaktır ve bu bildirimde fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde
belirtecektir. Bu husus ileride işçi tarafından açılabilecek bir davada, feshin
İş Kanunu anlamında geçerli sayılıp sayılamayacağının belirlenmesi bakımından
ispat kolaylığı sağlayacaktır.
Belirsiz süreli iş sözleşmesi, işçinin
davranışı veya verimi ile ilgili bir nedenle feshediliyor ise, ona önce
hakkındaki iddialara karşı savunma fırsatı verilecektir. Ancak, işçinin
zihinsel veya bedensel yetersizliği, arkadaşları veya amirleri ile sıkça ve
gereksiz yere tartışmaya girişmiş olması gibi durumlarda savunmasının alınması
işverenden beklenemeyecektir. Kuşkusuz, İş Kanunu m. 26 ncı maddesinin (II)
numaralı bendindeki şartlar gerçekleşmiş ise, işveren buna göre bildirimsiz
(derhal) fesih hakkını kullanabilecektir.
Madde 21- Bu maddede işçinin fesih
bildirimine itirazı ve bunun yöntemi düzenlenmiştir. İşveren fesih bildiriminde
sebep göstermemiş ise veya işçi gösterilen sebebin geçerli olmadığı inancında
ise, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş
mahkemesinde dava açılabilecektir.
Feshin geçersizliğine ilişkin davanın seri
muhakeme usulüne göre kısa sürede sonuçlanması amaçlanmış, ancak bir içtihat
birliği sağlanabilmesi için de Yargıtayın denetimine yer verilmiştir. Öte
yandan, iş mahkemelerinin çok fazla olan dava yükü göz önünde tutularak, toplu
iş sözleşmesi taraflarının öngörmesi veya işçi ile işverenin anlaşması
durumunda, uyuşmazlığın özel hakeme götürüleceği kabul edilmiştir.Özel hakem
kararlarının kesin olduğu hükme bağlanmıştır.
158 sayılı ILO Sözleşmesinin 9 ncu
maddesinin 2a fıkrasına ve getirilen yeni düzenlemenin özüne uygun olarak,
fesihte geçerli bir nedenin bulunduğu ispat yükünün işverene ait olduğu
belirtilmiştir.
Madde 22- Mahkemenin veya özel hakemin
yapılan feshi geçersiz bulması, dolayısıyla işçinin işe iadesine karar vermesi
durumunda, işveren karar tarihinden itibaren bir ay içinde işçiyi işe başlatmak
zorundadır. İşveren mahkemenin veya özel hakemin kararına rağmen işçiyi
öngörülen süre içinde işe başlatmaz ise, işçiye tazminat ödemekle yükümlü
olacaktır. Bu tazminat, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve işverenin işçiyi
işe başlatmama sebepleri göz önünde tutularak, en az altı aylık ve en çok bir yıllık
ücret tutarında olmak üzere, mahkeme veya özel hakem tarafından takdir
edilecektir.
Dava, seri muhakeme usulüne göre görülecek
olmakla birlikte, sonuçlanması uygulamada öngörülen dört aylık süreyi
aşabilecektir. Böyle bir durumda -işveren işçiyi ister işe başlatmış, isterse
başlatmamış olsun- işçi çalıştırılmadığı sürenin en çok dört aya kadar olan
kısmı için ücretini ve diğer haklarını alabilecektir.
Ancak, bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı işçiye peşin ödenmişse,
bu tutar yapılacak ödemeden düşülecek; buna karşılık, peşin ödeme yapılmamış ve
de bildirim süresi verilmemiş ise, bu sürelere ait ücret tutarı işçiye ayrıca
ödenecektir.
İşçi, çıkarıldığı işinde çalışmayı
sürdürmek istiyorsa, mahkeme kararının kendisine tebliğinden itibaren altı
işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurmak zorunda tutulmuştur. İşçi,
belirtilen süre içinde başvuruda bulunmazsa, işverence yapılan fesih geçerli
fesih sayılacak ve kendisine buna göre hakettiği tazminatlar ödenecektir.
Maddede öngörülen tazminatların
sözleşmelerle artırılmaması için, bunların değiştirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Madde 23- Bu Kanunda benimsenen önemli bir
yenilik, işverene belirli koşullarla iş sözleşmesi veya bu sözleşmenin eki
niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulaması
ile oluşan çalışma şartlarında esaslı değişiklik yapma yetkisinin tanınmış
olmasıdır. İşveren çalışma koşullarında değişiklik yapmak istediğinde, bunu
yazılı olarak işçiye bildirecektir. İşçi değişiklik önerisini altı işgünü
içinde yazılı olarak kabul ederse, iş
ilişkisi bu yeni koşullarla devam edecektir. İşçi değişiklik önerisini kabul
etmez ise, işveren değişiklik isteğinin nedenini yazılı olarak açıklamak ve
bildirim sürelerine uymak kaydıyla iş sözleşmesini feshedebilecektir. Kuşkusuz
işveren, başka bir geçerli nedene dayanarak da sözleşmeyi feshedebilir. İşçi
ise, bu Kanunun 18-22 nci maddeleri uyarınca feshin geçersizliğini öne
sürebilecektir. Çalışma şartlarında yapılacak değişiklik geçmişe etkili olarak
yürürlüğe konulamayacaktır. Buna karşılık, belirli süreli bir iş sözleşmesi söz
konusu olduğunda, işverenin çalışma koşullarında değişiklik yapma, dolayısıyla
bu nedenle sözleşmeyi feshetme hakkı olmayacaktır.
Madde ile amaçlanan, belirli olumsuz
koşulların varlığında, işçinin sözleşmesinin doğrudan feshedilmesi yerine,
çalışma koşullarında belirli değişiklikler yapılması yoluyla, iş ilişkisinin
sürdürülmesinin sağlanmasıdır.
Madde 24- 1475 sayılı İş Kanununun 15 inci
maddesindeki düzenleme hemen hemen aynı şekilde maddede düzenlenmiştir. Yapılan
tek değişiklik, yeni işverenin sorumluluğu için, işçinin bu davranışından
dolayı eski işverenin zarar görmüş olmasının aranmayışıdır. İşçinin işi
bırakmasına yeni işverenin sebep olması veya işçinin uygun olmayan bu davranışını
bilerek onu işe alması ya da çalıştırmaya devam etmesi durumlarında, eski
işverenin herhangi bir zararı söz konusu olmasa dahi, işçi ile birlikte yeni
işveren de sorumlu tutulabilecektir.
Madde 25- İster belirli süreli, isterse
belirsiz süreli bir iş sözleşmesi olsun, işçi maddede belirtilen ciddi ve
önemli nedenlerin varlığında sözleşmeyi derhal fesih yoluyla sona erdirebilir.
Derhal fesih nedenleri, eski metinde olduğu gibi, üç grupta toplanmış; içerikte
ise çok küçük değişiklikler yapılmıştır.
Sağlık sebepleri ile yapılacak fesihlerde
(I-a), işin yapılmasının işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı
veya yaşayışı için tehlikeli olması yeterli görülmüş; bu durumun sözleşme
sırasında bilinmemesi koşulu kaldırılmıştır.
Sözleşme yapılırken bilinsin ya da
bilinmesin, işçinin yaptığı iş, işin niteliğinden kaynaklanan bir nedenle,
işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa, işçi bildirim sürelerini
beklemeksizin veya belirli süreli sözleşmelerde, süre dolmadan önce sözleşmeyi
haklı nedenle feshedebilecektir.
1475 sayılı Kanun, işçinin işverenin
evinde oturması durumunda, belirli koşullarda işçiye iş sözleşmesini derhal
fesih yoluyla sona erdirme hakkını tanımaktadır. Ne var ki, zamanımızda işçinin
işverenin evinde oturması gibi bir olguya rastlamak hemen hemen söz konusu
değildir. Bu nedenle, bu fıkra madde metninden çıkarılmıştır.
Maddeye "cinsel taciz"e ilişkin
olarak yeni bir fıkra eklenmiştir. Buna göre, işçinin işyerinde başka bir işçi
veya üçüncü kişiler tarafından cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene
bildirmesine rağmen onun gerekli önlemleri almaması durumunda, işçi sözleşmeyi
haklı nedenle feshedebilecektir. Buradaki "gerekli önlemler" sözü ile
anlatılmak istenen, işverenin, olayın tekrar etmemesi için çaba göstermesi,
sözgelimi işçinin çalıştığı yeri değiştirmesi ya da tacizin ağırlığı karşısında
tacizci işçinin işine son vermesidir.
Maddenin (II) numaralı bendinin (e) alt
bendinde ücretin ödenmemesine ilişkin düzenlemede, iş sözleşmesi şartları
ifadesinden "iş" sözcüğü çıkartılarak; ücretin sadece iş sözleşmesi
değil, toplu iş sözleşmesi şartları gereğince hesap edilmemesi veya ödenmemesi
olgusunun da işçiye derhal fesih hakkı verdiği öngörülmüştür.
Kanunda yapılan yeni bir düzenleme ile
işverenin belirli koşullarla çalışma şartlarında değişiklik yapabileceği (m.23)
kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu nedenle, "iş şartlarının esaslı bir tarzda
değişmesi veya başkalaşması"nın bir derhal fesih nedeni oluşturması artık
söz konusu olamayacaktır; dolayısıyla bu ifade madde metninden çıkarılmıştır.
Buna karşılık, çalışma şartlarının "uygulanmaması" maddedeki yerini
korumuştur.
Madde 26- Bu maddede işverenin haklı
nedenle derhal fesih hakkı, belirli ekleme ve düzeltmelerle 1475 sayılı İş
Kanunu (m.17) paralelinde düzenlenmiştir.
Sağlık sebepleri burada da aynen
korunmuştur. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller çerçevesinde,
işçinin işverenin evinde oturması olgusu, bir önceki maddeye uygun olarak,
metinden çıkarılmıştır. İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde
bulunması bir derhal fesih nedeni olarak kabul edilmiştir.
Maddenin (h) alt bendinde, işçinin
yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmaması
bir derhal fesih nedeni iken, yeni metinde işçinin görevini yapmamakta ısrar etmesi
durumunda sözleşmesinin feshedilebileceği öngörülmüştür.
İşçinin eli altında bulunan makineleri,
tesisatı veya başka eşya ve maddeleri on günlük tutarı ile ödeyemeyecek
derecede hasara veya kayba uğratması bir derhal fesih nedeniydi. Günümüzde
makine veya diğer eşyaların maliyetlerinin ulaştığı yükseklik karşısında, on
günlük ücret tutarındaki hasar veya kayıp sözleşmenin derhal feshi için uygun
görülmemiş; işçinin bunları otuz günlük ücreti tutarıyla ödeyemeyecek derecede
hasara ve kayba uğratması durumunda sözleşmesinin haklı nedenle feshedilebileceği kabul edilmiştir.
Sözleşmesi bu bent uyarınca ahlak ve iyi
niyet kurallarına uymayan bir neden dolayısıyla feshedilen işçi bazen fesih
nedeninin açıklanmasını istemeyebilir. Bu olgu göz önünde tutularak, ancak
işçinin istemesi durumunda fesih nedeninin işçiye yazılı olarak bildirilmesi
öngörülmüştür. Hem talep ve hem de cevap için 6 işgünlük bir hak düşürücü süre
kabul edilmiştir.
İşçinin gözaltına alınması veya
tutuklanması halleri de madde kapsamına alınmıştır. Böyle bir durumda, bildirim
süreleri kadar bir zaman geçmiş ve işçi yine de işine dönememişse; işveren bu
sürenin sonunda işçinin iş sözleşmesini derhal fesih yoluyla sona
erdirebilecektir.
Madde 27- Ahlak ve iyi niyet kurallarına
uymayan hallere dayanarak işçi ve işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih
yetkisi için iki hak düşürücü süre söz konusudur. Öğrenme gününden başlayarak
altı işgünü; olaydan itibaren bir yıl. 1475 sayılı Kanundan aynen aktarılan bu
maddeye yeni metinde bir ekleme yapılmıştır; Ülkemizde son yıllarda, özellikle
bankacılık alanında yaşanan kötü niyetli davranışlar dikkate alınmış ve işçinin
maddi bir çıkar sağlaması durumunda bu bir yıllık hak düşürücü sürenin
uygulanmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, işçinin kendisine maddi çıkar
sağlayacak bir yolsuzluk yaptığının aradan bir yıl geçtikten sonra öğrenilmesi
veya anlaşılması durumunda da sözleşmesi 25 inci maddenin (II) numaralı bendi
uyarınca feshedilebilecektir.
Madde 28- 1475 sayılı İş Kanununun 19 ncu
madde hükmü aynen alınmıştır. Ayrıca, işverenin iş arama izni esnasında işçiyi
çalıştırması halinde, işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın
alacağı ücrete ilaveten, çalıştırdığı sürenin ücretini zamlı ödeyeceği
öngörülmüştür.
Madde 29- Çalışma belgesine ilişkin eski
metin, belgedeki imzanın muhtar veya mülki amir tarafından onaylanması; belirli
durumlarda belgenin muhtar veya mülki amir tarafından doğrudan düzenlenmesi
gibi bürokratik ve ayrıca da uygulanma olanağı fazla olmayan düzenlemeler içeriyordu.
Bu gereksiz hükümler madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 30- Maddede işçilerin topluca işten
çıkarılmaları belli bir usule bağlanmış; uluslararası belgelerde de yer aldığı
şekilde belirli bir süre önceden yazı ile işyeri sendika temsilcilerine, ilgili
bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumu'na bilgi verilmesi kabul edilmiştir. Bu
bildirimde yer alacak bilgiler ve taraflar arasındaki görüşmelerin içeriği
maddede açıklanmıştır. İşverenin 6 ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden
işçi almak istediği takdirde nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırması
hükmü getirilmiştir.
Madde 31- İşverenlerin 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları
işyerlerinde her yıl ocak ayında yürürlüğe girecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranlarda özürlü ve eski hükümlü ile 3713
sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasına göre
istihdamı zorunlu olan terör mağduru işçiyi
durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlü oldukları belirtilmiştir.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin toplam oranı % 6'dan fazla
olamayacağı ve aynı il sınırları içinde
birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu
işçi sayısının toplam işçi sayısına göre hesaplanması esası getirilmiştir.
Oranların
hesaplanmasında yarıma kadar olan kesirlerin dikkate alınmayacağı, yarım
ve daha fazla olanların tama dönüştürüleceği, işyerinin işçisi iken sakatlanan,
eski hükümlü yada terör mağduru olanlara öncelik tanınması düzenlenmiştir.
İşyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp
da, sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerine
başvurduklarında, aranan şartlar bulunduğu halde, bunları işe almayan işverene
tazminat ödeme yaptırımı getirilmiştir.
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranların
üstünde özürlü, eski hükümlü ve terör mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan
fazlası işçiler için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri
gereken işveren sigorta prim hisselerinin yüzde ellisinin Hazine tarafından
ödenmesi düzenlenmiştir.
Madde 32- 1475 sayılı Kanunun 27 nci
maddesi genel olarak korunmuş, son fıkrasında öngörülen sözleşme yapma
zorunluluğuyla ilgili hukuki yaptırım boşluğu doldurulmuştur. Buna göre,
herhangi bir askeri veya kanuni ödev dolayısıyla işinden ayrılan işçileri,
başvurmalarına ve şartlar da uygun olmasına rağmen işe almayan işverene
tazminat ödeme yaptırımı getirilmiştir.
Madde 33- Maddede ücretin Türk parası ile
ödenmesi esası aynen korunmakla birlikte, yabancı para ile belirlenmesi ve
ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesi olanağı getirilmiştir.
Ayrıca uygulamada yaygınlaşan, işyerinde veya işçinin özel olarak açılmış banka
hesabına ücret ödenmesi yolu da yasa kapsamına alınmıştır.
Türkiye'nin taraf olduğu Uluslararası
Çalışma Teşkilatı'nın Ücretin Korunmasına İlişkin 95 sayılı Sözleşmesi'ne uygun
olarak, ücret ödemesinin hangi araçlarla ve nerelerde yapılamayacağı yasa hükmü
haline getirilmiştir.
Maddede getirilen önemli bir yenilik de,
ücret alacaklarına ilişkin zamanaşımı süresinin beş yıldan on yıla
çıkarılmasıdır. Böylece Borçlar Kanunu'nun alacaklar bakımından geçerli olan on
yıllık zamanaşımı süresinin istinasını oluşturan, ücret alacaklarının tabi
olduğu beş yıllık zamanaşımı süresi on yıla çıkartılarak genel ilke ile uyumlu
hale getirilmiştir.
Cinsiyet ayrımına dayanılarak farklı ücret
ödenmesini engelleyen hüküm maddeden çıkarılarak, buna ilişkin düzenleme 5 inci
maddede yer alan eşit davranma ilkesi ve cinsiyet ayırımı yasağı kapsamına
alınmıştır. Bunların dışındaki hükümler aynen korunmuştur.
Madde 34- İşverenin konkordato ilan
etmesi, iflası veya işveren için aciz vesikası alınması gibi nedenlerle ödeme
güçlüğüne düştüğü hallerde, iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücreti
güvence altına alınan işçi, iflas ve konkordato gibi durumlarda sıkça
karşılaşılan ücretini hiç alamama riskinden kurtarılmış olmaktadır.
Bu güvence, "Avrupa Birliğinin 36
numaralı İşverenin Ödeme Güçlüğüne Düşmesi Hallerinde Bir Fon Veya Benzeri Bir
Kurum Oluşturulmasını Öngören 1980
tarihli Yönergesi" doğrultusunda, İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında
oluşturulacak ayrı bir ücret fonu ile sağlanacaktır. Ayrı bir yük getirilmemesi amacıyla ücret fonu primlerinin işverence Sosyal Sigortalar Kanununun 77 ve 78 inci maddeleri ile
belirlenen sigortalının prime esas aylık brüt kazancının işverene düşen bölümünden belli bir oranda
kesinti yapmak suretiyle karşılanması esası benimsenmiştir.
Madde 35- Ücretin haczi, başkasına devri ve temliki konusunda
1475 sayılı Kanunun 28 inci madde hükmü aynen korunmuştur.
Madde 36- Kamu makamlarının ücreti
istihkaklardan kesme yükümlülüğüne ilişkin 1475 sayılı Kanunun 29 uncu maddesi
aynen korunmuştur.
Madde 37- 1475 sayılı Kanunun 30 uncu
maddesi özü itibarıyla aynı kalmakla birlikte, ödeme yerine ilişkin 33 üncü
madde ile getirilen, işverence özel banka hesabına yapılacak ödemelerde de
ücret hesap pusulası verilmesi bu madde ile hükme bağlanmıştır. Ayrıca pratikte
artık fazla bir işlevi kalmamış olan ücret hesap defteri uygulamasına da son
verilmiştir.
Madde 38- 1475 sayılı Kanunun 32 nci
maddesi aynen korunmuştur.
Madde 39- İşçilerin insan onuruna yaraşır
asgari koşullarda bir yaşam sürdürebilmesi için devlet tarafından tespit
edilmesi öngörülen asgari ücret kurumundan, bir kısım işçilerin
yararlandırılıp, bir kısmının yararlandırılmaması, Anayasamızda temellerini
bulan sosyal devlet ilkesine aykırı bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu
sakıncayı gidermek amacı ile de tüm işçilerin, bu güvenceden yararlanabileceği
bir düzenleme getirilmiştir. Bunun dışında, asgari ücretin süresi ve tespiti
usulüne ilişkin mevcut düzenleme aynen korunmuştur.
Madde 40- Yarım ücret konusunda 1475
sayılı Kanunun 34 üncü maddesi hükmü aynen korunmuştur.
Madde 41- Bu maddede, iş sürelerinde
yapılan değişiklikler esas alınarak fazla çalışma süresi ve fazla süreli çalışma
belirlenmekte ve bunlara uygulanacak fazla çalışma ücreti ile fazla süreli
çalışma ücretinin hesaplanması yöntemleri düzenlenmektedir.
63 üncü maddeye göre genel bakımdan iş
süresi haftada en çok 45 saattir ve aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde
haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. Eski düzenlemeden
farklı olarak, haftalık çalışma süresi haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde
bölünerek uygulanması zorunluluğu kaldırılmış ve bu kurala esneklik
getirilerek, sözleşmelerle haftalık normal çalışma süresinin işyerinde haftanın
çalışılan günlerine farklı bir şekilde dağıtılabileceği kabul edilmiştir. Bu
halde, bir aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresinin 45
saatlik normal haftalık iş süresini aşamayacağı hükme bağlanmıştır.
Getirilen bu düzenleme ile fazla çalışma
ve fazla süreli çalışmanın belirlenmesinde, artık günlük çalışma süresi yerine
haftalık çalışma süresinin esas alınması kabul edilmiştir. Haftalık en çok 45
saati aşan çalışmalar fazla çalışmadır. Ancak işyerlerinde iş sürelerinin günde
12 saati aşmamak üzere farklı bir biçimde, yoğunlaştırılmış iş haftalarının
uygulandığı durumlarda, yani denkleştirme esasının uygulandığı hallerde,
işçinin ortalama çalışma süresi normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu ile,
bazı hallerde toplam 45 saati aşsalar dahi bu çalışmalar fazla çalışma
sayılmayacaktır. Ayrıca yeni düzenlemeye göre ortalama çalışma süresi, fazla
çalışmalar da dahil olmak üzere, haftada 48 saati aşamaz.
Bu durumda fazla çalışmanın belirlenmesinde
haftalık çalışma süresinin 45 saat olması hali esas alınırsa haftada en fazla 3
saat fazla çalışma yapılabilecektir. Günde 12 saati aşmamak koşulu ile farklı
günlük çalışma saatleri uygulanması halinde ise, denkleştirme sistemi
uygulandığından, bir ay içinde yapılan çalışmaların ortalamasının haftalık 45
saati geçmesi halinde fazla çalışma yapılmış sayılacak ve bu çalışmalarda
haftalık ortalama dikkate alındığında haftada 3 artı 45, toplam 48 saati
geçmeyecektir. Ancak denkleştirme sistemi içinde ortalama 45 saat haftalık
çalışma süresi kuralına uymak koşulu ile bazı haftalar 45 saatin üzerinde
çalışılması fazla çalışma sayılmayacaktır.
Fazla çalışma ücreti konusunda bir
değişiklik yapılmamış ve her bir fazla saat çalışma için verilecek ücret normal
çalışma ücretinin saat başına miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle
ödeneceği kuralı aynen korunmuştur.
Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle
45 saatin altında belirlendiği durumlarda ise, denkleştirme esasları içinde
ortalama haftalık çalışma süresini aşan, fakat 45 saatlik kanuni haftalık
çalışma süresinin altında kalan süreler fazla süreli çalışma olarak kabul
edilmiştir. Bu yeni düzenleme çerçevesinde yapılan çalışmalar fazla çalışma
sayılmayacakları gibi, 45 saatin altında belirlenen ortalama haftalık çalışma
süreleri üzerinde de oldukları için bu tür çalışmalar fazla süreli çalışma
olarak değerlendirilmiştir. Bu çalışmalar, fazla çalışma sayılamayacaklarından,
bunlara fazla çalışma ücreti verilmesi mümkün değildir. Yeni düzenleme ile
fazla süreli çalışmalarda, her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret
normal çalışma ücretinin saat başına miktarının yüzde yirmi beş yükseltilmesi
ile ödeneceği kabul edilmiştir.
Bu maddede yapılan önemli bir değişiklik
de, fazla çalışma veya fazla süreli çalışma yapan işçilere istemeleri halinde, bu çalışmalarının
karşılığı olarak zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat karşılığında 1
saat 30 dakikayı, fazla süreli çalıştığı her saat karşılığında 1 saat 15
dakikayı serbest zaman olarak kullanabilme imkanının tanınmasıdır. Bu durumda
işçi isterse yaptığı günlük çalışma süreleri üzerindeki çalışması için zamlı
ücret alabilecek, isterse çalıştığı sürelerin karşılığını serbest zaman olarak
kullanabilecektir. İşçi hak ettiği bu serbest zamanı 6 ay zarfında, çalışma
süreleri içinde ve ücretinde bir kesinti olmaksızın kullanacaktır.
Esnek sürelerle çalışma düzenine imkan
verilmesi nedeni ile fazla çalışma yapma olanağı oldukça kısıtlandığından bu
konuda ayrıca eski düzenlemede öngörüldüğü gibi Bölge Çalışma Müdürlüğünden izin alınmasına gerek kalmadığı için
bu fıkra maddeden çıkarılmıştır.
Maddeye son olarak 69 uncu maddede yer
alan gece döneminde yapılan çalışmaların fazla çalışma sayılmayacağı fıkrası eklenmiştir. Bunların
dışındaki hükümler aynen korunmuştur. Ayrıca fazla çalışma ve fazla süreli
çalışmaların ne şekilde uygulanacağını daha ayrıntılı bir biçimde göstermek
için bir tüzük çıkarılması öngörülmüştür.
Madde 42- Zorunlu sebeplerle fazla
çalışmaya ilişkin düzenlemede çalışma süresinin sınırsız olmaması için bir
değişiklik yapılarak bu gibi hallerde de işçiye uygun bir dinlenme süresi
verilmesi ve yapılan fazla çalışmanın yanı sıra gerçekleşmesi halinde fazla
süreli çalışma bakımından da 41 inci maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları esasları
içinde ücret ödenmesi kabul edilmiştir. Bölge Çalışma Müdürlüğüne bildirimde
bulunma zorunluluğu ise uygulamada bir yarar sağlamadığı için kaldırılmıştır.
Diğer hükümler aynen korunmuştur.
Madde 43- Olağanüstü hallerde fazla
çalışmaya ilişkin düzenleme olan 1475 sayılı Kanunun 37 nci maddesinde içerik
bakımından bir değişiklik yapılmamış, sadece fazla çalıştırılan işçilere fazla
çalışma veya fazla süreli çalışma yapıp yapmadıklarına göre 41 nci maddenin
ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanacağı düzenlenmiştir.
Madde 44- Ulusal bayram ve genel tatil
günlerinde çalışmaya ilişkin 1475 sayılı Kanunun 39 uncu maddesinde bir
değişiklik yapılmamıştır.
Madde 45- Saklı haklara ilişkin 1475
sayılı Kanunun 40 ıncı maddesinde bir değişiklik yapılmamıştır.
Madde 46- Bu Kanunun 63 üncü maddesi ile
iş sürelerinde sözleşmelerle esnekleşme yapılması yolu açıldığından, hafta
tatilinin mutlaka 6 iş günü çalışılmış olmasına bağlı olmaksızın 7 günlük bir
zaman dilimi içinde en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilmesi esası kabul
edilmiştir.
Madde metninden, çalışılmadığı halde iş
sürelerinden sayılan hallerle ilgili üçüncü fıkranın (a) bendinde yeni
getirilen iş süreleri sistemine göre cumartesi günleri çalışılıp
çalışılmadığına bakılmaksızın iş günü sayıldığından ve cumartesi günü yarım gün
çalışılmasının da artık bir anlamı olmadığından, cumartesi gününe ilişkin cümle
çıkarılmıştır.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde
hafta tatili ücretinin nasıl hesaplanacağı 49 uncu maddede gösterildiğinden bu
maddenin son fıkrasından tekrardan kaçınmak için çıkarılmıştır.
Madde 47- 1475 sayılı Kanunun 42 nci
maddesindeki genel tatil ücreti ile ilgili hükümde bir değişiklik yapılmamış,
yüzde usulü ile çalışılan işyerlerinde genel tatil ücretinin nasıl
hesaplanacağı 50 nci maddede gösterildiğinden bu maddenin son fıkrasından
tekrardan kaçınmak için çıkarılmıştır.
Madde 48- Geçici iş göremezlik ile ilgili
1475 sayılı Kanunun 44 üncü maddesi aynen korunmuştur.
Madde 49- Bu maddede, 1475 sayılı Kanunun
45 inci maddesinde yer alan, işçinin tatil ücreti çalıştığı günlere göre bir
güne düşen "yevmiye" ifadesi yerine "günlük ücreti"
şeklinde bir değişiklik yapılmıştır. Bunun dışında eski düzenlemede olduğu gibi
46 ve 47 nci maddeleri ile 48 inci maddenin birinci fıkrası hükümlerinin hasta,
izinli veya diğer nedenlerle mazeretli oldukları hallerde dahi aylıkları tam
olarak ödenen aylıklı işçilere uygulanmayacağı belirlenirken, cumartesi
çalışmasına ilişkin düzenleme madde metninden çıkarılmıştır.
Madde 50- Tatil ücretine girmeyen
kısımlara ilişkin 1475 sayılı Kanunun 46 ncı maddesi aynen korunmuştur.
Madde 51- Yüzdelerin ödenmesine ilişkin
1475 sayılı Kanunun 47 nci maddesi aynen korunmuştur.
Madde 52- Yüzdelerin belgelenmesine
ilişkin bu madde metninden, bürokratik ve bugün için anlamını yitirmiş olan,
1475 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin bir, iki, üç, dört, beş ve yedinci
fıkraları çıkarılmıştır. Maddenin altıncı fıkrası asıl madde metni haline
getirilmiş ve yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde, işverene bir yükümlülük
getirilerek "her hesap pusulasının genel toplamına ilişkin müşterilerden
alınan paraları gösteren bir belgeyi" işçi temsilcisine, yoksa işçilerin
kendi aralarından seçtikleri bir temsilciye verme zorunluluğu getirilmiştir.
Madde 53- Madde ile, izin hakkından
vazgeçilemeyeceğine ilişkin hüküm yıllık izin hakkını ilgilendiren temel bir
kural niteliğinde olduğu göz önüne alınarak ikinci fıkra olarak düzenlenmiştir.
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren
mevsimlik veya kampanya işlerinde çalışan işçilerin yasanın yıllık izin
haklarından yararlanamayacaklarına ilişkin mevcut 1475 sayılı Kanunun 50 nci
maddesinin beşinci fıkra hükmü ise 53 üncü
madde içine alınmıştır. Böylece yıllık izin hakkını düzenleyen 53 üncü
madde içinde bu hükmün yer almasının daha isabetli olacağı düşünülmüştür.
Avrupa Birliği normlarına Türk mevzuatını yaklaştırabilmek için yıllık izin
sürelerine ikişer gün eklenmiş, ayrıca 50 ve daha yukarı yaşlardaki işçilere
verilecek yıllık ücretli izninin de 20 günden az olamayacağı kabul edilmiştir.
Madde 54- Mevsimlik veya kampanya
işlerinde çalışanlarla ilgili 1475 sayılı Kanunun 50 nci maddesinin beşinci
fıkra hükmü 53 üncü maddeye alınmış, diğer hükümlerin uygulamada bir sorun
yaratmadığı dikkate alınarak aynen muhafaza edilmiştir.
Madde 55-
1475 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin sadece yıllık ücretli izinle
ilgili olduğu dikkate alınarak madde başlığına açıklık getirilmiş, ayrıca
işçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine gidemediği süreye
bir sınırlama getirilmiştir. Bu sınır 26 ncı maddenin (I) numaralı bendinin (b)
alt bendinde öngörülen süreler olarak belirtilmiştir. Maddenin diğer bentleri
aynen korunmuştur.
Madde 56- Yıllık ücretli iznin amacının
işçiyi diğer tatillere nazaran daha fazla dinlendirmek olduğu düşüncesi yeni
tasarıda da benimsenmiştir. Bu nedenle yıllık iznin bölünmezliği, işveren
tarafından devamlı bir şekilde verilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Ancak 54
üncü maddenin uygulamasının tarafların anlaşması ile esnekleştirilmesinin
yararlı olacağı düşünülmüştür. Esasen mevcut yasanın aksini kabul etmesine
karşın uygulamada yıllık iznin birden fazla bölündüğü yaygın bir uygulama
olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle yeni düzenlemede 54 üncü maddedeki
izin sürelerinin tarafların anlaşması ile bir bölümü 10 günden az olmamak üzere
en çok üçe bölünebileceği kabul edilmiştir. Böylece yıllık iznin en azından bir
bölümünde işçinin dinlendirilmesi amaçlanmıştır.Ayrıca, işverenin yıllık
izinlerle ilgili kayıtları tutma zorunluluğu getirilmiştir.
Öte yandan mevcut yasadaki ücretsiz yol
izni, ulaşım sistemindeki gelişmeler dikkate alınarak 4 güne indirilmiş, ayrıca
işçiye bu hususu belgeleme yükümlülüğü öngörülmüştür.
Madde 57- Yıllık izin ücretine ilişkin
1475 sayılı Kanunun 54 üncü maddesi hükmü aynen korunmuştur.
Madde 58- İzinde çalışma yasağına ilişkin
1475 sayılı Kanunun 55 inci maddesi hükmü aynen korunmuştur.
Madde 59- İş sözleşmesinin sona ermesinde
işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin ücretine ilişkin 1475 sayılı
Kanunun 56 ncı maddesi esas itibarıyla korunmuş, ancak yıllık izin ücretine
ilişkin zaman aşımı süresine açıklık getirilmiştir.
Madde 60- 1475 sayılı Kanunun 57 nci
maddesi hükmü aynen korunmuştur.
Madde 61- 1475 sayılı Kanunun 59 uncu
maddesi hükmü aynen korunmuştur.
Madde 62- 1475 sayılı Kanunun 60 ıncı
maddesi hükmüne açıklık getirilmiştir.
Madde 63- Maddede genel bakımdan çalışma
süresi haftada en çok 45 saat olarak muhafaza edilmiştir. Ancak, Türk iş hukuku
öğretisinde en çok eleştirilen ve uygulamada da -yasaya aykırı olmasına rağmen-
farklı düzenlemelerin getirildiği bilinen, haftalık çalışma süresinin iş
günlerine eşit ölçüde bölünmesi kuralına esneklik getirilerek, sözleşmelerle
haftalık normal çalışma süresinin işyerinde haftanın çalışılan günlerine farklı
bir şekilde dağıtılabileceği kabul edilmiştir. Bu halde, işçilerin sağlıklarını
korumak amacıyla, Avrupa Birliği'nin değişik 23 Kasım 1993 tarih ve 93/104
sayılı Direktifine uygun olarak, 24 saat içinde işçiye kesintisiz 12 saatlik
bir dinlenme olanağı sağlayacak şekilde günlük çalışma süresinin bir işçi için
en fazla ara dinlenmeleri hariç 11 saat olması
ve ortalama haftalık çalışma süresinin de, fazla çalışmalar dahil olmak
üzere, 48 saati aşamayacağı hükmü getirilmiştir.
Haftalık çalışma süresinin haftanın
çalışılan günlerine farklı şekilde dağıtılması durumunda, o işyerinde haftada 6
gün çalışılıyorsa bir işçi haftada en çok (11 X 6 =) 66 saat, 5 gün
çalışılıyorsa en çok (11 X 5 =) 55 saat çalıştırılabilecektir. Böylece, çeşitli
nedenlerle iş yerlerinde "yoğunlaştırılmış iş haftası"
uygulanabilecektir. Bu tür çalışmalarda işverene iki aylık bir denkleştirme
süresi tanınmıştır. Bu süre toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar
artırılabilir. Bu şekilde, yoğunlaştırılmış iş haftasından sonraki haftalarda
işveren işçiyi daha az sürelerle çalıştırması durumunda, işçiye fazla çalışma
ücreti ödemek zorunda kalmayacaktır. Buna göre, örneğin haftanın 5 günü
çalışılan bir işyerinde işçi üç hafta boyunca haftalık toplam 55 saat
çalışmışsa, daha sonraki üç hafta boyunca haftada 35 saat çalıştırılmak
suretiyle, haftalık ortalama çalışma süresi olan 45 saat aşılmamış olacaktır.
İş sürelerinin yukarıdaki esaslar
çerçevesinde uygulama şekilleri çıkarılacak
yönetmelikte gösterilecektir.
Maddenin son fıkrasında ise, günde ancak
7,5 saat ve daha az çalışılması gereken işlerin Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının ortaklaşa hazırlayacakları yönetmelikle
belirleneceği hükmüne yer verilmiştir.
Madde 64- Yürürlükteki çalışma sürelerine
ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olmakla birlikte, uygulamada işverence
işçiler ve/veya sendika ile anlaşmak suretiyle ya da bizzat işçilerin talebi
üzerine, özellikle ulusal bayram genel tatil günlerinden önce veya sonra
işyerinin tatil edilmesi halinde daha sonraki günlerde yaptırılan telafi
çalışmalarının hangi hallerde
yaptırılabileceği belirtildikten sonra, bu telafi çalışmasının ne kadar süre
içinde ve bir günde en fazla kaç saat olabileceği hüküm altına alınarak telafi
çalışmalarına bir düzen getirilmesi amaçlanmıştır.
Maddede ayrıca, telafi çalışmalarının
fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma sayılmayacağı açıkça belirtilmek
suretiyle, uygulamada ortaya çıkabilecek tereddütler giderilmek istenmiştir.
Madde 65- Özellikle genel ekonomik
krizlerde ve zorlayıcı sebeplerle çalışma hayatında sıkça görülen işçilerin
ücretsiz izine çıkarılması durumunda, işçilere sınırlı da olsa bir gelir
güvencesi sağlamak amacıyla, "kısa çalışma" ve "kısa çalışma
ödeneği" kavramları getirilerek bunlarla ilgili düzenlemeler yapılmıştır.
Her şeyden önce, kısa çalışmaya hangi
hallerde başvurulabileceği belirlenmiş ve bunlar "ekonomik kriz" ve
"zorlayıcı sebep" olarak sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla, zorlayıcı
bir sebep dışında, işveren ancak ülke çapındaki bir ekonomik kriz nedeniyle,
işyerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltması
kısa çalışma olarak nitelenecektir. Ekonomik ya da yönetsel veya organizasyona
dayalı olarak o işyerinin kendisinden kaynaklanan bir krize girmesi yahut
pazara bağlı olarak sektörel bir kriz o işyerinde kısa çalışma yapılmasını
haklı gösterecek nedenlerden değildir. Kısa çalışma nedenleri ve uygulanması
ile ilgili uyuşmazlıkların çözümü için İş Mahkemeleri Kanununun 1 inci
maddesine uygun olarak İş Mahkemeleri görevli olacaktır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, işyerinde
geçici olarak en az dört hafta işi durdurmak veya kısa çalışma uygulamasına
karar veren işveren, bu kararını derhal ve gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş
Kurumuna ve varsa toplu iş sözleşmesi
tarafı işçi sendikasına bildirmekle yükümlü kılınmıştır. Bu karar sonucu
kendilerine en az dört hafta ücretsiz izin verilen işçiler işsizlik
sigortasından "kısa çalışma ödeneği" almaya hak kazanacaklardır. Bu
düzenleme ile, bir ekonomik krizde veya zorlayıcı bir sebebin varlığı halinde,
işyerine işçiler arasında tenkisat yapma yerine, işçilerin tamamının veya bir
kısmının geçici olarak ücretsiz izine çıkartılması ekonomik ve sosyal politika
olarak tercih edilmekte; işçilerin geçici olarak ücretsiz izine çıkarılması
"geçici bir işsizlik" olarak nitelenerek işsizlik sigortasından
"kısa çalışma ödeneği" almaları öngörülmektedir. Bu şekilde, bu
işçiler işsiz kalsa idi, işsizlik sigortasının bu işçileri yeniden işe
yerleştirmek için yapacağı masraflardan da kurtulmuş olmaktadır. Ayrıca kısa
çalışma süresi zorlayıcı sebebin devam ettiği süre ve herhalde üç ay ile
sınırlı tutulmuştur.
Ekonomik krizin ne olduğunun ilgili
kuruluşların görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
belirlenmesi öngörülmüştür.
Maddede kısa çalışma ödeneği işsizlik
ödeneği ile irtibatlandırılarak, kısa çalışma ödeneğine hak kazanma koşulları,
bu ödeneğin miktarı, ödemenin başlangıcı ve ödeme süreleri işsizlik ödeneğine
paralel bir şekilde düzenlenmiştir. Aynı şekilde, işçi işsizlik ödeneğinden
yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe başlaması ve işsizlik sigortasından
yararlanmak için 4447 sayılı Kanunda öngörülen şartlar gerçekleşmeden tekrar
işsiz kalması halinde sözü geçen Kanunun 50 nci maddesinin 4 üncü fıkrası
hükmüne paralel bir düzenleme getirilmiştir.
Madde 66-1475 sayılı Kanunun 62 nci
maddesinde iş sürelerinden sayılan haller aynen muhafaza edilmiş, sadece
birinci bendin (e) fıkrası dil bakımından sadeleştirilmiştir.
Madde 67- 1475 sayılı Kanunun 63 üncü
madde başlığı "Günlük İşe Başlama ve Bitiş Saatleri" olarak
değiştirilmiş; genel bir düzenleme ile işverenin işe başlama ve bitiş saatleri
ile dinlenme saatlerini işyerinde işçilere duyurulacağı hükmü getirildikten
sonra, işin başlama ve bitiş saatlerinin işin niteliğine göre işçiler hakkında
farklı bir şekilde belirlenebileceği hüküm altına alınmıştır.
Madde 68- Ara dinlenmeleri konusunda 1475
sayılı Kanunun 64 üncü madde hükmü aynen muhafaza edilmiştir.
Madde 69-
Maddede sadece gece süresi tanımlanmadığı, gece çalışmalarının nasıl
yapılacağı da düzenlendiğinden, madde başlığı "Gece Süresi ve Gece
Çalışmaları" olarak değiştirilmiş; ancak, madde içeriği bakımından 1475
sayılı Kanunun 65 inci madde hükmü kural olarak muhafaza edilmiş; ancak, Avrupa
Birliği Direktifine uyum sağlamak amacıyla, eklenen dördüncü fıkrada gece
çalıştırılacak işçilerin sağlıklarının korunması için işe başlamadan önce ve
çalışırken periyodik sağlık kontrollerinden geçirilmesi ve gece çalışması
nedeniyle sağlığının bozulduğunu belgeleyen işçiye mümkünse gündüz postasında durumuna
uygun iş verilmesi yükümlülükleri getirilmiş ve son fıkra ile, postası değiştirilecek işçinin kesintisiz en
az 11 saat dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamayacağı hükmü kabul
edilmiştir.
Madde 70- 1475 sayılı Kanunun 66 ncı madde
hükmü aynen muhafaza edilmiştir.
Madde 71-
Çalıştırma yaşı ve çocukların çalıştırılması yasağı bakımından madde
Avrupa Birliği'nin 2 Haziran 1994 tarih ve 94/33 sayılı Direktifi'ne uygun
olarak yeniden düzenlenmiştir. Öncelikle "çocuk" ve "genç
işçi" kavramları getirilmiş; 15 yaşını doldurmamış çocukların
çalıştırılması yasaklanmıştır. Ancak, istisnaen 14 yaşını doldurmuş ve
ilköğretimi bitirmiş çocukların nitelikleri belirtilen hafif işlerde
çalıştırılabileceği kabul edilmiştir. Ayrıca maddede, çocuk ve genç işçilerin
çalıştırılabilecekleri işlerde esas alınacak hususlar ve bu işçilerin işyerinde
çalışma süreleri okula gidip gitmediklerine göre yeniden düzenlenmiştir.
Madde 72- 1475 sayılı Kanunun 68 inci
madde hükmü aynen muhafaza edilmiştir.
Madde 73- Gece çalıştırma ile ilgili
olarak 1475 sayılı Kanunun 69 uncu maddesinde her yaştaki kadınlar için
getirilen yasak, kadın-erkek eşitliği ve bu konuda günümüzdeki gelişmeler
dikkate alınarak kaldırılmış, gece çalıştırma yasağı sadece çocuk ve genç
işçiler için kabul edilmiştir.
Madde 74- Avrupa Birliği'nin 19 Ekim 1992
tarih ve 92/85 sayılı Direktifi'ne uygun olarak, doğum öncesi ve doğum sonrası
çalıştırma yasağı 14 haftaya çıkartılmıştır. Ayrıca, sağlık durumu uygun olduğu
takdirde ve doktorun onayı ile kadın işçi isterse doğumdan önceki 3 haftaya
kadar işyerinde çalışabileceği ve çalışılan sürelerin doğum sonrası sürelere
eklenmesi suretiyle, kadın işçilerin özellikle çocuğuna bakabilmeleri açısından
ihtiyaç duydukları doğum sonrası iznin 11 haftaya kadar arttırılması olanağı
sağlanmıştır.
Öte yandan, yine sözü geçen Direktife
uygun olarak, hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için izin
verileceği; ayrıca, hekim raporu ile kanıtlandığı takdirde hamile kadın işçinin
hamilelik süresince, ücretinden bir indirim yapılmaksızın, sağlığına uygun daha
hafif işlerde çalıştırılması yükümlülüğü getirilmiştir.
Madde 75- 1475 sayılı Kanunun 71 inci
madde hükmü, başlığı "İşçi özlük dosyası" olarak değiştirilmiş ve
işverene çalıştırdığı her işçi için bir dosya düzenlemesi ve burada işçinin
kimlik bilgilerinin yanında, değişik kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda
olduğu belge ve kayıtları bu dosyada saklamak ve bunları yetkili memur ve
mercilere gösterme yükümlülüğü getirilmiştir.
Maddenin ikinci fıkrasında ise, işverenin
işçi hakkında edindiği bilgileri dürüstlük kuralı çerçevesinde ve hukuka uygun
olarak kullanması esası yanında, işverene sır saklama yükümlülüğü
getirilmiştir.
Madde 76- 1475 sayılı Kanunun 72 nci madde
hükmü yeniden düzenlenerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak
yönetmeliklerde nitelikleri gereği günlük ve haftalık çalışma sürelerinin 63
üncü maddede öngörüldüğü şekilde uygun olmayan uzun yol şoförlerinde olduğu
gibi, iş ve işyerlerinde günlük kanuni çalışma süresini aşmayacak şekilde ve en
çok 6 aya kadar bir denkleştirme süresi tanınarak uygulanmasını sağlayacak
usullerin gösterilmesi öngörülmektedir.
Madde 77- Sadece iş sağlığı ve güvenliği
tedbirlerinin alınmasının her zaman iş kazaları ve meslek hastalıklarını
önlemekte yeterli olmadığı gerçeği karşısında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Tüzüğünün değişik hükümlerinde yer aldığı ve uygulamada yargısal içtihat
tarafından kabul edildiği şekilde işverenlere denetim ve eğitim görevleri de
getirilmektedir. İşverenler işyerlerinde
alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine işçiler tarafından uyulup uyulmadığını sürekli denetleyeceklerdir. Örneğin koruyucu malzemeyi bulundurmakla yetinemeyecekler,
denetim sonucu bunların
kullanılmasını da sağlayacaklar, kullanmayanlara disiplin cezası
uygulayabileceklerdir.
Sosyolojik bir gerçek olarak işçilerin bir
bölümün de alınan tedbirlere uymakta ihmal gösterdikleri görülmektedir. Bunun
sebebi geniş ölçüde işçilerin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yeteri kadar
eğitilmemiş ve bilinçlendirilmemiş olmalarıdır. Kanunla işverenlere işçileri
mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler konusunda gerekli eğitimi verme
görevi getirilmiş ve eğitimin usul ve esaslarını düzenlemek üzere bir
yönetmeliğin çıkarılması öngörülmüştür. Ayrıca işçilerin bilgi edinme hakkı
çerçevesinde gerek belirtilen konularda gerekse iş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili tüm hak ve sorumlulukları hakkında bilgilendirmeleri görevi işverenlere
yüklenmiştir.
İşyerlerinde iş kazası ve meslek hastalığı
risklerine işçiler kadar çıraklar ve stajyerler de maruzdurlar. Bu sebeple
konuya ilişkin Avrupa Birliği Yönergesi'nde de yer aldığı şekilde iş sağlığı ve
güvenliği mevzuatı kurallarından çırakların ve stajyerlerin de aynen işçiler
gibi yararlanması sağlanmıştır.
Madde 78- Maddeye, yaş, cinsiyet ve özel
durumları sebebiyle korunması gereken kişiler ibaresi eklenmiş ve küçüklerin,
kadın işçilerin, sakatların ve sağlık açısından zayıf durumda olanların iş
sağlığı ve güvenliği açısından korunması amacıyla yeni düzenleyici işlemlerin
yapılmasına ve hükümler getirilmesine imkan sağlanmıştır. Ayrıca iş sağlığı ve
güvenliği konusunda yönetmeliklerin çıkarılabileceği hükme bağlanmıştır.
Madde 79- Maddeye iş mahkemesine itirazın
işin durdurulması veya işyerinin kapatılması kararının uygulanmasını
durdurmayacağı bir yeni fıkra olarak eklenmiş ve uygulamada ortaya çıkabilecek
olan beş kişilik komisyon kararının derhal kabili infaz olup olmadığı
konusundaki tereddütler giderilmiştir.
Madde 80- İş kazaları ve meslek
hastalıkları hususunda önleme işyerinden başlar gerçeğinden hareketle işyerinin
iş sağlığı ve güvenliği konusunda teşkilatlanması çerçevesinde gerekli hukuki
müesseseler İş Kanununda düzenlenmiştir.
Sanayiden sayılan, devamlı olarak en az
elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde
her işverenin yönetime katılma modeline uygun olarak bir iş sağlığı ve
güvenliği kurulu kurma yükümlülüğü yasayla öngörülmüştür.
Devamlı olarak en az elli işçi çalıştırma
koşulu işyerinde hiçbir dönemde elliden az işçi çalıştırılmaması anlamını
taşır.
Yürürlükte bulunan İşçi Sağlığı ve İş
Güvenliği Kurulları hakkında Tüzük uyarınca bu kurullar danışman kurul
niteliğinde olup, kararları bağlayıcı değildir, yaptırım güçleri yoktur.
Getirilen yeni düzenlemeyle işverenler iş sağlığı ve güvenliği kurullarının
kararlarını uygulamakla yükümlü tutulmuşlar, böylece bu konuda çok önemli
işlevler üstlenebilecek bu kurullar etkin hale getirilmiştir.
Madde 81- Devamlı olarak en az elli işçi
çalıştıran işverenlerin, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş
sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin denetlenmesi, ilk yardım ve acil tedavi ile
koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyeri hekimi istihdam etme ve
sağlık birimi oluşturma zorunluluğu kanun hükmü haline getirilmiştir. İşyeri
hekimleri ilk yardım ve acil tedavi dışında kalan tedavi hizmetlerini yerine
getirmeyecek, bu görevler Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından yürütülecek,
faaliyetlerini iş sağlığı ve güvenliği konusunda önleyici ve koruyucu
hizmetlerde yoğunlaştıracaklardır. İşyeri hekimlerinin ücret ve diğer çalışma
şartları kanunların emredici hükümleri çerçevesinde akit serbestisine uygun
olarak işveren ve işyeri hekimi tarafından belirlenecektir.
Madde 82- Bazı tüzüklerde ayrı ayrı yer
alan işyerlerinde iş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik eleman istihdam
etme zorunluluğu genelleştirilmiş ve sanayiden sayılan, devamlı olarak en az
elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı tüm
işyerlerinde mühendis ve teknik elemanın görevlendirilmesi yasal zorunluluk
haline getirilmiştir.
Madde 83- İşçiler iş sağlığı ve güvenliği
tedbirleri alınmayan, mesleki risklerin her an ortaya çıkabileceği bir işyeri
ortamında çalışmaya zorunlu tutulamazlar. Bu durumda bulunan işçilere iş
sözleşmelerini haklı nedenle feshetme veya belirli koşullarla çalışmaktan
geçici bir süre kaçınma imkanı tanınmıştır.
İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği
açısından işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak
yakın, acil ve hayati bir tehlike karşısında bu kurula başvurması imkanı
sağlanmış, işçinin gerekli tedbirler alınıncaya kadar çalışmadan kaçınabileceği
düzenlenmiştir. Bu tedbirlerin alınmaması halinde işçiye derhal fesih hakkı
tanınmıştır.
Çalışmaktan kaçınma hakkını kullanmak
isteyen işçiler konunun teknik özellikler taşıması nedeniyle kendiliğinden buna
karar veremeyecekler, işyerinde hayati veya acil bir tehlikenin varlığı
konusunda iş sağlığı ve güvenliği kurulunun yazılı tespitini almaları
gerekecektir. İş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde bu
tespit yazısı bu konuda görevli işveren vekilinden alınacaktır.
Madde 84- 1475 sayılı Kanunun 77 nci madde hükümleri aynen
korunmuştur.
Madde 85- 1475 sayılı Kanunun 78 inci
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 86- 1475 sayılı Kanunun 79 uncu
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 87- Kanunda ağır ve
tehlikeli işlerde çalışacak
işçilerin işin devamı süresince sağlık muayenesinden geçirilecekleri hükme bağlanmış ancak
periyodik olması gereken bu muayenelerin
hangi sıklıkla yapılacağı belirtilmemiştir. Kanunda bu muayenelerin en
az yılda bir yapılması gerektiği öngörülerek durum açıklığa kavuşturulmuştur.
Madde 88- 1475 sayılı Kanunun 81 inci
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 89- 1475 sayılı Kanunun 82 nci madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 90- Maddede işçilerin
iş ve işverenlerin işçi bulmasına
aracılığın, devletin yanısıra özel istihdam kurumlarınca da
yürütülebileceği öngörülmektedir. Böylece söz konusu işlevin esas itibarıyla
sadece Devlet tarafından yürütülmesini düzenleyen 1475 sayılı İş Kanunu sistemi
terkedilmekte, Uluslararası Çalışma Örgütü'nün 181 sayılı Sözleşmesi'nde
düzenlenen ve birçok ülkede uzunca bir süredir yasal çalışma olanağına
kavuşturulmuş bulunan özel istihdam bürolarının kurulmalarına ve çalışmalarına
olanak sağlanmaktadır.
Maddede belirtildiği gibi iş arayanların
elverişli oldukları işlere yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun
işçiler bulunmasına aracılık görevi, özel istihdam büroları tarafından yerine
getirilecektir. Böylece Devletin resmi istihdam hizmetleri yanısıra gerçek ve
tüzel kişilerin de, gerekli izin ve denetim koşullarını yerine getirmek
kaydıyla, iş ve işçi bulmaya aracılık etmeleri sağlanarak emek piyasalarının
yönetiminde esnekliğin artırılması ve bu yolla istihdam düzeyinin yükseltilmesi
amaçlanmaktadır.
Madde 91- 1475 sayılı Kanunun 88 inci
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 92- 1475 sayılı Kanunun 89 uncu
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 93- 1475 sayılı Kanunun 90 ıncı
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 94- 1475 sayılı Kanunun 91 inci
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 95- 1475 sayılı Kanunun 92 nci madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 96- 1475 sayılı Kanunun 94 üncü
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 97- 1475 sayılı Kanunun 95 inci
madde hükümleri aynen korunmuştur.
Madde 98- Madde ile, işyerini bildirme
yükümlülüğüne aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 99- Madde ile, genel hükümlere
aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 100- Madde ile, toplu işçi çıkarma
ile ilgili hükümlere aykırılık halinde
uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 101- Madde ile, özürlü ve eski
hükümlü çalıştırma zorunluluğuna aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 102- Madde ile, ücret ile ilgili
hükümlere aykırılık halinde uygulanacak
cezalar belirlenmektedir.
Madde 103- Madde ile, yıllık ücretli izin
hükümlerine aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 104- Madde ile, işin düzenlenmesine
ilişkin hükümlere aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 105- Madde ile, iş sağlığı ve
güvenliği ile hükümlere aykırılık
halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 106- Madde ile, iş ve işçi bulma hükümlerine aykırılık halinde uygulanacak cezalar
belirlenmektedir.
Madde 107- Madde ile, iş hayatının denetim
ve teftişi ile ilgili hükümlere
aykırılık halinde uygulanacak cezalar belirlenmektedir.
Madde 108- İspat yönünden bildirimlerin
yazılı olarak yapılması öngörülmüştür.
Madde 109- Kapıcılık hizmetleri
diğer işlere göre
farklılık gösterdiği için, bu hizmetlerin kapsam ve niteliği ile
düzenlenmesi ve kapıcı konutları ile ilgili hususların şekil ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmeliğe
bırakılmıştır.
Madde 110- Bu Kanunun uygulanması
bakımından bir işin sanayi, ticaret, tarım ve orman işlerinden sayılıp sayılmayacağı; tarım ve ormandan sayılan
işlerde çalışanların çalışma koşullarına ilişkin hususların Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenmesi öngörülmüştür.
Madde 111- Kanuna veya kanunun verdiği
yetkiye dayanılarak kurulan kurum ve kuruluşların haklarında, bu Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayan
personelinin ve kamu kuruluşlarında sözleşmeli olarak istihdam edilenlere
yapılan kıdem tazminatı niteliğindeki ödemeler bu Kanundaki esas ve miktara
bağlanmıştır.
Madde 112- Bazı işlerde çalışanların
ücretleri güvenceye alınmıştır.
Madde 113- Yönetmeliklerin geciktirilmeden
yürürlüğe konulmaları için hazırlık süreleri belirtilmiştir.
Madde 114-1475 sayılı İş Kanunu
yürürlükten kaldırılmıştır.
Geçici Madde 1- Bu Kanunla yürürlükten
kaldırılan 1475 sayılı Kanuna diğer mevzuatta yapılan atıfları bu Kanuna
yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
Geçici Madde 2- Yeni yönetmelikler
çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan tüzük ve yönetmeliklerin bu Kanuna
aykırı olmayan hükümlerinin yürürlükte kalması sağlanmıştır.
Geçici Madde 3- Yenisi tespit edilinceye
kadar 1475 sayılı Kanuna göre tespit edilmiş asgari ücretin yürürlükte kalması
sağlanmıştır.
Geçici Madde 4- 3008 sayılı İş Kanununa
göre kıdem tazminatı hakkından yararlanmayan işçilerin bu haktan hangi tarihten itibaren yararlanacakları
düzenlenmiştir.
İlk defa bu kanun kapsamına girenlerin
kıdem tazminatlarının hangi tarihten başlayacağının düzenlenmesi gerekli
olduğundan bugüne kadar izlenen ilke dikkate alınarak kanunun yürürlüğe girdiği
tarihin esas alınması benimsenmiştir.
Geçici Madde 5- 31 inci maddeye göre
özürlü, eski hükümlü ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci
maddesinin (B) fıkrası uyarınca
istihdamı zorunlu olan terör mağdurları ile ilgili olarak Bakanlar Kurulunca
belirleme yapılıncaya kadar 1475 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesi ile 3713
sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranların geçerli olduğu belirtilerek, uygulamada ortaya
çıkabilecek sorunların giderilmesi sağlanmıştır.
Geçici Madde 6- Kıdem Tazminatı Fonuna
ilişkin kanunun yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475
sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı haklarının
saklı olduğu belirtilmiş, bu işçilerin
iş sözleşmelerinin kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona erdiğinde,
saklı tutulan süreler için iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki son ücretleri
üzerinden kıdem tazminatının işverence ödenmesi öngörülmüştür.
Kıdem Tazminatı Fonuna ilişkin kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra ilk
defa veya yeniden iş sözleşmesi yapılarak işe alınan işçiler ile birinci
fıkraya göre işyerinde çalıştırılanların
yürürlük tarihinden sonraki hizmet süreleri hakkında. Yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan
ödeme halleri ile adına en az 10 yıl
prim ödenen işçinin isteği haline mahsus
olmak üzere ödenecek kıdem tazminatı için bir Kıdem Tazminatı Fonu Kurulması öngörülmüştür.
Madde 115- Yürürlük maddesidir.
Madde 116- Yürütme maddesidir.
Türkiye Büyük Millet
Meclisi
Sağlık, Aile, Çalışma
ve Sosyal
İşler
Komisyonu 12.3.2003
Esas No. :1/534
Karar No. :25
TÜRKİYE
BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca hazırlanarak
Bakanlar Kurulu'nca, 7.3.2003 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı'na sunulan ve aynı gün Tali Komisyon olarak Adalet Komisyonu ile
Plan ve Bütçe Komisyonuna, Esas Komisyon olarak Komisyonumuza havale edilen,
"İş Kanunu Tasarısı", Komisyonumuzun 10.3.2003, 11.3.2003, 12.3.2003
tarihlerinde yaptığı 7, 8 ve 9 uncu Birleşimlerinde, Hükümeti temsilen Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanı başkanlığında, Başbakanlık, Adalet ve Maliye
Bakanlıkları, Hazine Müsteşarlığı ile Türk İş, Hak İş, DİSK, Türkiye İşveren
Sendikaları Konfederasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği
temsilcilerinin katılımlarıyla
incelenip, görüşülmüştür.
Tasarı;
İşverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan
işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumlulukları
düzenlenmektedir.
Bu anlamda işçi-işveren ilişkilerini düzenleyen temel yasa
niteliğindeki İş Kanununun yeniden düzenlenmesi amacıyla söz konusu tasarı
hazırlanmıştır.
Tasarının Komisyonumuzda görüşülmesi sırasında, Hükümeti
temsilen Komisyon Toplantısına katılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı
tarafından tasarı ile ilgili bilgi
verilmiştir.
Sayın Bakan öncelikle,
Komisyon gündemindeki İş Kanunu ile ilgili olarak, çalışma
hayatımızın geçmişini özetlemiş ve bu alandaki gelişim süreci içinde, tasarının
yeri ve getirdiklerinin daha net belli olacağını belirtmişlerdir.
Halen uygulanmakta olan 1971 yılında kabul edilen 1475
Sayılı İş Kanununun Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde Türk Mevzuatında
henüz bulunmayan, buna karşılık Avrupa Birliği Ülkelerini kendiliğinden
bağlayan normların da Türk iş hukukuna kazandırılması gerektiği ve bu
gerekliliğin de başta iş yasası olmak üzere birçok yasada, uyum içinde
değişiklik gerektirdiğini,
Dünyanın ve
Türkiye'nin çok hızlı gelişmeler içinde
olduğu ve pek çok üretim biçimlerinin değişmeye başladığını,
Diğer ülkeler gibi ülkemizin de bu değişimlere ayak
uydurmasının, üretim biçimlerinde meydana gelen değişimlerin çalışma
ilişkilerinde yarattığı değişikliklere uyum sağlayacak yasal düzenlemeleri
yapmanın uğraşısı içinde olduğunu,
1475 sayılı İş Kanununun çıkarıldığı tarihe kadar olan süreç
içinde meydana gelen pek çok değişikliği getirmekle yeni açılımlara yönelmekle
birlikte, özellikle yeni üretim biçimlerinin dünya gündeminde olduğu bu
süreçte, sanayi devrimi sonrası yaygın olan üretim biçimini veri kabul
ettiğini,
Bugün bu yasanın temel kavramlar bakımından ihtiyaçlara
cevap verecek bir felsefesinin kalmadığını,
Küreselleşme olarak isimlendirilen olgunun ister, istemez
gündemde olduğu ve teknolojinin müthiş
bir süratle değiştiğini ve üretim biçimlerinin
yeni kavramlara ulaştığını, şirketlerin üretim ve karar merkezlerinin ulus
ötelerine taşındığını,
Üretip depolama şeklindeki ticari anlayışın değiştiğini,
işletmelerin her işi kendilerinin yapma anlayışından uzaklaştığını hammadde
temini ve depolama faaliyetleri de dahil olmak üzere farklı işletmeler
tarafından yapıla gelir olduğunu,
Tüm bunların da yepyeni bir anlayışı içeren iş yasası ile
mümkün olacağını,
Söz konusu tasarı ile
sayılan ilkeler ile Ülkemizin bu konuda uzman öğretim üyeleri tarafından,
işçi konfederasyonları, İşveren Konfederasyonu ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı arasında ILO ve AB kriterleri ile Ülkemiz koşulları doğrultusunda
varılan bir protokole dayanılarak hazırlandığını,
Protokol'un temel ilkelerinin, Ülkemiz koşulları ile
uluslararası alanda kabul görmüş ve ülkemizin
kabul ettiği sözleşmeleri de içeren ve Avrupa Birliği sürecinde uymamızı
gerektiren kuralların ve çağdaş çalışma yaşamımızın hukuk kurallarına kazandırılması amacıyla hazırlandığını da
belirterek,
Tasarının görüşülerek yasalaşması ile Ülkemizin ve çalışma yaşamımızın sıkıntılı olduğu bu döneminde yeniden
düzenlenmesinin çok ciddi bir zorunluluk olduğu ve tasarının yasalaşması ile
çalışma yaşamımızın taraflarının Dünya standartlarında dengeli ve sağlıklı bir
yasaya kavuşturulacağını belirtmişlerdir.
Tasarı hakkında komisyon üyesi olan ve olmayan
milletvekillerinin de görüşlerini açıklamalarının ardından tasarının
maddelerine geçilmesi kabul edilmiştir.
Verilen yazılı ve sözlü önerilerin kabul edilmesiyle
Tasarının;
4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının "J" bendi ile
2 nci fıkrasının "g" bendinin çıkarılması suretiyle,
7 nci maddesinin tasarı metninden çıkarılması suretiyle,
8 inci maddesi 7 nci madde olmak üzere ve "yazılı
" ibaresinin eklenmesi suretiyle,
11 inci maddesi 10 uncu madde, 18 inci maddesi 17, 19 uncu
maddesi 18, 20 nci maddesi 19, 23 üncü maddesi 22, 26 ncı maddesi 25, 27 nci
maddesi 26, 30 uncu maddesi 29, olmak üzere ve 40 ıncı maddesi, 59 uncu
maddesi, 65 inci maddesi, 83 üncü maddesi, 99 uncu maddesi,102 nci maddesi ile
geçici 5 inci maddesi, bu maddelerdeki
atıflarının yeniden düzenlenmesi suretiyle,
31 inci maddesi 30 uncu madde olmak üzere ve "ancak,
özürlüler için belirlenecek oran, toplam oranın yarısından az olamaz" ibaresi ile, "Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, Türkiye
Sakatlar Konfederasyonu " ibarelerinin eklenmesi suretiyle,
33 üncü maddesi 32 nci madde olmak üzere ve "beş
yıl" ibaresinin eklenmesi suretiyle,
34 üncü maddesi 33 üncü madde olmak üzere ve yeniden
düzenlenmesi suretiyle,
39 uncu maddesi "Maliye Bakanlığı Temsilcisi"nin
de eklenmesi suretiyle,
46 ncı maddesindeki iki
gün ibaresinin üç güne çıkarılması ve atıf maddelerinin yeniden
düzenlenmesi suretiyle,
52 nci maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle,
53 üncü maddesi yaşla ilgili hükmün yeniden düzenlenmesi
suretiyle,
101 inci maddesindeki "üçyüz milyon" ibaresi
"yediyüzelli milyon" olmak üzere ve atıf maddesinin düzenlenmesi
suretiyle,
55 inci maddesindeki iki ibaresinin üç olarak ve madde
atıfının yeniden düzenlenmesi suretiyle,
79 uncu maddesindeki "yönetmelik" ibaresinin
"tüzük" olarak değiştirilmesi suretiyle,
81 ve 82 nci
maddelerinin yeniden düzenlenmesi
suretiyle,
91 inci maddesine "iş müfettişleri " ibaresinin eklenmesi
suretiyle,
95 inci maddesindeki "çalışma" ibaresinin
çıkarılması suretiyle,
108, 114, 115 ve 116 ncı maddeler olmak üzere yeni
maddelerin eklenmesi suretiyle,
114 üncü maddesi 118 inci madde olmak üzere ve yeniden
düzenlenmesi suretiyle,
Geçici 6 ncı maddesinin yeniden düzenlenmesi suretiyle,
Yeniden düzenlenmiştir.
Tasarının;
1, 2, 3, 5, 6, 35, 36, 37, 38, 41, 42, 43, 44, 45, 47, 48,
49, 50, 51, 54, 56, 57, 58, 60, 61, 62, 63, 64, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73,
74, 75, 76, 77, 78, 80, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 92, 93, 94, 96, 97, 98,
103, 104, 105, 106, 107 nci maddeleri ve geçici 1, 2, 3, 4 üncü maddeleri aynen,
9 uncu maddesi 8, 10 uncu maddesi 9, 12 nci maddesi 11, 14
üncü maddesi 13, 15 inci maddesi 14, 16 ncı maddesi 15, 17 nci maddesi 16, 21
inci maddesi 20 , 22 nci maddesi 21, 24 üncü maddesi 23, 25 inci maddesi 24, 28
inci maddesi 27, 29 uncu maddesi 28, 32 nci maddesi 31, 108 inci maddesi 109,
109 uncu maddesi 110, 110 uncu maddesi 111, 111 inci maddesi 112 ile yürürlüğe
ilişkin 115 inci maddesi 119 ve yürütmeye ilişkin 116 ncı maddesi 120 nci madde
olmak üzere aynen, kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurul'un onayına sunulmak üzere saygıyla
arz olunur.
|
Başkan |
Başkanvekili |
Sözcü |
|
|
|
|
|
|
|
|
Mahfuz Güler |
Agah Kafkas |
Remziye Öztoprak |
|
|
|
|
|
|
|
Bingöl |
Çorum |
Ankara |
|
|
|
|
|
|
|
Kâtip |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Bayram
Özçelik |
Muzaffer
R. Kurtulmuşoğlu |
Bayram
Ali Meral |
|
|
|
|
|
|
|
Burdur |
Ankara |
Ankara |
|
|
|
|
|
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
(İmzada
bulunamadı) |
(İmzada
bulunamadı) |
|
|
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Turhan
Çömez |
Şerif Birinç |
İrfan Riza Yazıcıoğlu |
|
|
|
|
|
|
|
Balıkesir |
Bursa |
Diyarbakır |
|
|
|
|
|
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
(4. b
maddesine muhalifim) |
|
|
|
|
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Sabri Varan |
Lokman Ayva |
Nükhet Hotar |
|
|
|
|
|
|
|
Gümüşhane |
İstanbul |
İzmir |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(12 nci
maddesine muhalifim) |
|
|
|
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Enver Öktem |
Nevzat Doğan |
Hüseyin Tanrıverdi |
|
|
|
|
|
|
|
İzmir |
Kocaeli |
Manisa |
|
|
|
|
|
|
|
(Bu
tasarının ekte sunduğum |
|
(Muhalefet
şerhim eklidir) |
|
|
|
|
|
|
|
maddelerine
muhalifim) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Hüseyin
Güler |
Ali
Arslan |
Medeni Yılmaz |
|
|
|
|
|
|
|
Mersin |
Muğla |
Muş |
|
|
|
|
|
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
(İmzada
bulunamadı) |
|
|
|
|
|
|
|
|
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
|
|
|
|
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Şükrü
Ayalan |
Feramus
Şahin |
Cevdet Erdöl |
|
|
|
|
|
|
|
Tokat |
Tokat |
Trabzon |
|
|
|
|
|
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
(İmzada
bulunamadı) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
|
|
|
|
|
|
|
|
Üye |
|
Üye |
|
|
|
|
|
|
|
Nurettin
Sözen |
|
Alim Tunç |
|
|
|
|
|
|
|
Sivas |
|
Uşak |
|
|
|
|
|
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
(Muhalefet
şerhi eklidir) |
|
|
|
|
|
|
|
MUHALEFET ŞERHİMDİR
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANLIĞINA
Görüşülmekte olan kanun Tasarısının 12 nci
maddesindeki belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesinin tanımının daha açık
ifade edilmesi gerektiği düşüncesiyle, 12 nci maddenin “veya” değil “ve”
olmasını düşünmekteyim. Bu maddeye bu sebeple muhalifim.
Nükhet Hotar Hüseyin Tanrıverdi
İzmir Manisa
MUHALEFET ŞERHİMDİR
Anayasanın eşitlik
ilkesine ve işçiler arasındaki iş barışına aykırı bir maddedir.
Diğer iş yerlerinde uygun
bulunmadığı halde sadece tarım ve orman işçilerine uygulanmaktadır.
Şerif Birinç
Bursa
MUHALEFET ŞERHİ
Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca TBMM’ye sunulan İş
Kanunu Tasarısı ile ilgili olarak 11-12.03.2003 tarihli komisyon toplantısında
yapılan görüşmelere ve alınan kararlara aşağıda belirtilen nedenlerle ekte
sunulan maddeler için muhalefet ediyorum.
Komisyonumuzdan geçen İş
Kanunu Tasarısı genel yapısı ile çalışma yaşamını ve endüstriyel ilişkileri
olumsuz yönde etkileyecek niteliktedir. Ayrıca, iş barışını sağlayacak
özelliklere de sahip değildir. Özellikle çalışan kesimin kazanılmış haklarını
göz ardı etmekte, hatta geriye gidişlere yol açıcı bir nitelik taşımaktadır.
Bu tasarının yasalaşması
halinde İş yaşamında huzursuzluğun önlenmesi mümkün olamayacak, sağlıklı bir iş
yaşamı oluşturulamayacaktır.
Ülkemizin ekonomik
yapısını ve kalkınmasını doğrudan etkileyen bu yasanın bir alt komisyon
oluşturulmadan, görüşme konusu yapılması, ülke ve iş yaşamı gerçekleriyle uyum
sağlayan düzenlemeler yapılmasını mümkün kılmamıştır.
Yukarıda belirtilen
nedenlerle, İş Kanunu Tasarısının tümüne muhalefet ettiğimi belirtiyorum.
Kanunun maddelerine yönelik ayrıntılı muhalefetimizi, Genel Kurulda dile
getireceğiz.
Saygılarımla. 12.03.2003
Enver Öktem
İzmir
Muhalefet Şerhi Verilen
Maddelere İlişkin Liste
Madde 2 - Tanımlar
Madde 4 - İstisnalar
Madde 5 - Eşit davranma ilkesi
Madde 6 - İşyerinin veya bir bölümünün
devri
Madde 8 - Ödünç iş ilişkisi
Madde 10 - Türü ve çalışma biçimlerini
belirleme serbestisi
Madde 12 - Belirli ve belirsiz süreli iş
sözleşmesi
Madde 13 - Belirli ve belirsiz süreli iş
sözleşmesi ayırımın sınırları
Madde 14 - Kısmi süreli ve tam süreli iş
sözleşmesi
Madde 15 - Çağrı üzerine çalışma
Madde 16 - Deneme süreli iş sözleşmesi
Madde 17 - Takım sözleşmesi ile
oluşturulan iş sözleşmeleri
Madde 18 - Süreli fesih
Madde 23 - Çalışma koşullarında değişiklik
ve iş sözleşmesinin feshi
Madde 24 - Yeni işverenin sorumluluğu
Madde 31 - Özürlü, eski hükümlü ve terör
mağduru çalıştırma zorunluluğu
Madde 34 - İşverenin ödeme aczine düşmesi
Madde 41 - Fazla çalışma ücreti
Madde 42 - Zorunlu nedenlerle fazla
çalışma
Madde 43 - Olağanüstü hallerde fazla
çalışma
Madde 55 - Yıllık izin bakımından
çalışılmış gibi sayılan haller
Madde 63 - Çalışma süresi
Madde 64 - Telafi çalışması
Madde 65 - Kısa çalışma ve kısa çalışma
ödeneği
Madde 67 - Günlük çalışmanın başlama ve
bitiş saatleri
Madde 81 - İşyeri hekimleri
Madde 82 - İş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanlar
Madde 90 - İş ve işçi bulmaya aracılık
Madde 100 - Toplu işçi çıkarma ile ilgili
hükümlere aykırılık
Madde 101 - Özürlü ve eski hükümlü
çalıştırma zorunluluğuna aykırılık
Madde 102 - Ücretle ilgili hükümlere
aykırılık
Madde 103 - Yıllık ücretli izin
hükümlerine aykırılık
Madde 104 - İşin düzenlenmesine ilişkin
hükümlere aykırılık
Madde 105 - İş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili hükümlere aykırılık
Geçiçi Madde 6 - Kıdem tazminatı fonu
SAĞLIK, AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONU
BAŞKANLIĞINA
Komisyonumuzun 11.03.2003 tarihli
toplantısının işleyiş ve değerlendirme tarzını sağlıklı bulmadığımızdan,
toplantının belli bir süresi sonunda muhalefet kastı ile toplantıyı terk etmiş
bulunmaktayız.
Terk sonrasında yapılan çalışmalar sonucunda,
İş Kanunu Tasarısı Komisyondan geçirilmiştir.
Bu tasarının çeşitli maddelerine, üyemiz
Enver Öktem tarafından muhalefet edilmiş ve gerekçeli muhalefet şerhi
verilmiştir.
Aşağıda imzaları bulunan ve toplantıyı
muhalefet kastı ile terk eden Komisyon üyeleri olarak Enver Öktem tarafından
verilmiş olan gerekçeli muhalefet şerhine iştirak ettiğimizi bilgilerinize
sunarız.
|
|
Muzaffer R.
Kurtulmuşoğlu |
Bayram Ali Meral |
Hüseyin Güler |
|
|
Ankara |
Ankara |
Mersin |
|
|
Ali Arslan |
Feramus Şahin |
Nurettin Sözen |
|
|
Muğla |
Tokat |
Sivas |
HÜKÜMETİN
TEKLİF ETTİĞİ METİN
İŞ KANUNU TASARISI
BİRİNCİ
BÖLÜM
Genel
Hükümler
Amaç ve kapsam
MADDE 1. - Bu Kanunun amacı işverenler ile bir iş
sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma
ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemektir.
Bu Kanun, 4 üncü maddedeki istisnalar dışında kalan bütün
işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine ve işçilerine
faaliyet konularına bakılmaksızın uygulanır.
İşyerleri, işverenler, işveren vekilleri ve işçiler, 3 üncü
maddedeki bildirim gününe bakılmaksızın bu Kanun hükümleri ile bağlı olurlar.
Tanımlar
MADDE 2. - Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek
kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği
olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan
ilişkiye iş ilişkisi denir. İşveren tarafından mal veya hizmet üretmek amacıyla
maddî olan ve olmayan unsurlar ile işçinin birlikte örgütlendiği birime işyeri
denir.
İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik
yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine
bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve
bakım, beden ve meslekî eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da
işyerinden sayılır.
İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile
oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür.
İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin
yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu
sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur.
Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve
zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği
sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.
Bir işverende, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine
ilişkin, asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerinde, işin gereği ve
teknolojik nedenlerle iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu
işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren arasında kurulan ilişkiye asıl
işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin
işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya
alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt
işveren ile birlikte sorumludur.
Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe
alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya
daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz.
İşin gereği ve teknolojik nedenler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere
verilemez. Aksi durumlarda alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl
işverenin işçisi sayılırlar.
İşyerini bildirme
MADDE 3. - Bu Kanunun kapsamına giren nitelikte bir işyerini
kuran, her ne suretle olursa olsun devralan, çalışma konusunu kısmen veya
tamanen değiştiren veya herhangi bir sebeple faaliyetine son veren ve işyerini
kapatan işveren, işyerinin unvan ve adresini, çalıştırılan işçi sayısını,
çalışma konusunu, işin başlama veya bitme gününü, kendi adını ve soyadını yahut
unvanını, adresini, varsa işveren vekili veya vekillerinin adı, soyadı ve
adreslerini bir ay içinde bölge müdürlüğüne bildirmek zorundadır.
Alt işveren, bu sıfatla mal veya hizmet üretimi için meydana
getirdiği kendi işyeri için birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla
yükümlüdür.
İstisnalar
MADDE 4. - Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu
Kanun hükümleri uygulanmaz;
a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,
b) 50’den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman
işlerinin yapıldığı işyerlerinde,
c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her
çeşit yapı işleri,
d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü
derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el
sanatlarının yapıldığı işlerde,
e) Ev hizmetlerinde,
f) İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere
çıraklar hakkında,
g) Sporcular hakkında,
h) Gazeteciler hakkında,
ı) Rehabilite edilenler hakkında,
j) Konutların kapıcılık hizmetlerinde,
k) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Kanu-nunun 2 nci
maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.
Şu kadar ki;
a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve
karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,
b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,
c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve
parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,
d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,
e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi
durumunda olan park ve bahçe işleri,
f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden
sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,
g) Kaloriferli konut kapıcıları ile çalışmasını aynı
işverene veya aynı konuta hasreden konut kapıcıları,
bu Kanun hükümlerine tâbidir.
Eşit davranma ilkesi
MADDE 5. - İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal
düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım
yapılamaz.
İşveren, esaslı sebepler olmadıkça tam süreli çalışan işçi
karşısında kısmî süreli çalışan işçiye, belirsiz süreli çalışan işçi karşısında
belirli süreli çalışan işçiye farklı işlem yapamaz.
İşveren, biyolojik veya işin niteliğine ilişkin sebepler
zorunlu kılmadıkça, bir işçiye, iş sözleşmesinin yapılmasında, şartlarının
oluşturulmasında, uygulanmasında ve sona ermesinde, cinsiyet veya gebelik
nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı işlem yapamaz.
Aynı veya eşit değerde bir iş için cinsiyet nedeniyle daha
düşük ücret kararlaştırılamaz.
İşçinin cinsiyeti nedeniyle özel koruyucu hükümlerin
uygulanması, daha düşük bir ücretin uygulanmasını haklı kılmaz.
İş ilişkisinde veya sona ermesinde yukarıdaki fıkra
hükümlerine aykırı davranıldığında işçi, dört aya kadar ücreti tutarındaki
uygun bir tazminattan başka yoksun bırakıldığı haklarını da talep edebilir.
2821 sayılı Sendikalar Kanununun 31 inci maddesi hükümleri saklıdır.
21 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere işverenin
yukarıdaki fıkra hükümlerine aykırı davrandığını işçi ispat etmekle yükümlüdür.
Ancak, işçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir
durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat
etmekle yükümlü olur.
İşyerinin veya bir
bölümünün devri
MADDE 6. - İşyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir
işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde
veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile
birlikte devralana geçer.
Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı
haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem
yapmakla yükümlüdür.
Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce
doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan
işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin
sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır.
Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün
değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf
işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir
işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan
işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu
değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı
sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır.
Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının
tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde
uygulanmaz.
İş sözleşmesinin devri
MADDE 7. - Bir iş sözleşmesinin tarafı olan işveren, işçinin
rızası ile işin görülmesini talep hakkını sürekli olarak başka işverene
devredebilir. Devir işlemi ile birlikte devreden işveren ile işçi arasındaki iş
ilişkisi sona erer ve devralan işveren bütün hak ve borçları ile birlikte iş
sözleşmesinin işveren tarafı sıfatını kazanır.
6 ncı maddenin ikinci fıkrası hükmü iş sözleşmesinin
devrinde de uygulanır.
Ödünç iş ilişkisi
MADDE 8. - İşveren (ödünç veren), rızasını almak suretiyle
bir işçiyi başka bir işverene (ödünç alan) iş görme edimini yerine getirmek
üzere geçici olarak verdiğinde ödünç iş ilişkisi kurulmuş olur. Bu halde iş
sözleşmesi ödünç veren işverenle devam etmekle beraber, işçi bu sözleşmeye göre
üstlendiği işin görülmesini ödünç alan işverene karşı yerine getirmekle yükümlü
olur. Ödünç alan işveren işçiye talimat verme hakkına sahip olup işçiye sağlık
ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlüdür. Ödünç veren
işverenin, ücreti ödeme yükümlülüğü devam eder.
Ödünç iş ilişkisi belirli süreli ve yazılı olarak yapılır,
gerektiğinde yenilenebilir.
Ödünç alan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede
ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden
ödünç veren işveren ile birlikte sorumludur. Ancak, işçinin rızası alınarak
ücret borcu, ödünç alan işveren tarafından üstlenilebilir.
İşçi, işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu
zarardan ödünç alan işverene karşı sorumludur. İşçinin ödünç verilme amacından
ve şartlarından yahut aralarındaki anlaşmadan aksi anlaşılmıyorsa, işçinin
diğer hak ve yükümlülüklerine ilişkin bu Kanundaki düzenlemeler ödünç alan
işverenle olan ilişkisine de uygulanır.
Ödünç alan işveren grev ve lokavt aşamasına gelen bir toplu
iş uyuşmazlığının tarafı ise, işçi grev ve lokavtın uygulanması sırasında
çalıştırılamaz. Ancak 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun
39 uncu maddesi hükümleri saklıdır. Ödünç veren işveren, işçisini grev ve
lokavt süresince kendi işyerinde çalıştırmak zorundadır.
İKİNCİ
BÖLÜM
İş
Sözleşmesi, Türleri ve Feshi
Tanım ve şekil
MADDE 9. - İş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak
iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan
sözleşmedir. İş sözleşmesi, Kanunda aksi belirtilmedikçe, özel bir şekle tâbi
değildir.
Süresi bir yıl ve daha fazla olan iş sözleşmelerinin yazılı
şekilde yapılması zorunludur. Bu belgeler damga vergisi ve her çeşit resim ve
harçtan muaftır.
Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç
iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma
süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi
belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda
oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür. Süresi bir
ayı geçmeyen belirli süreli iş sözleşmelerinde bu fıkra hükmü uygulanmaz. İş
sözleşmesi iki aylık süresi dolmadan sona ermiş ise, bu bilgilerin en geç sona
erme tarihinde işçiye yazılı olarak verilmesi zorunludur.
Türü ve çalışma
biçimlerini belirleme serbestisi
MADDE 10. - Taraflar iş sözleşmesini, Kanun hükümleriyle
getirilen sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, ihtiyaçlarına uygun türde
düzenleyebilirler.
İş sözleşmeleri belirli veya belirsiz süreli yapılır. Bu
sözleşmeler çalışma biçimleri bakımından tam süreli veya kısmî süreli yahut
deneme süreli ya da diğer türde oluşturulabilir.
Sürekli ve süreksiz
işlerdeki iş sözleşmeleri
MADDE 11. - Nitelikleri bakımından en çok 30 iş günü süren
işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.
Bu Kanunun 3, 9, 13, 14, 15, 16, 18, 24, 25, 26, 27, 28, 29,
30, 31, 32, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz
işlerde yapılan iş sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde
düzenlenen konularda Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır.
Belirli ve belirsiz
süreli iş sözleşmesi
MADDE 12. - Belirli süreli iş sözleşmesi, süresi zaman ve
tarih olarak belirlenen veya işçinin üstlendiği işin türü, amacı veya
niteliğinden süresinin belirli olduğu anlaşılan sözleşmedir. İş ilişkisinin bir
süreye bağlı olarak yapılmadığı halde sözleşme belirsiz süreli sayılır.
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça,
birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi halde iş sözleşmesi
başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Esaslı nedene dayalı zincirleme iş sözleşmeleri, belirli
süreli olma özelliğini korurlar.
Belirli ve belirsiz
süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları
MADDE 13. - Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan
işçi, ayırımı haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin süreli
olmasından dolayı belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan emsal işçiye
göre farklı işleme tâbi tutulamaz.
Belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçiye, belirli bir
zaman ölçüt alınarak ödenecek ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatler,
işçinin çalıştığı süreye orantılı olarak verilir. Herhangi bir çalışma
şartından yararlanmak için aynı işyeri veya işletmede geçirilen kıdem
arandığında belirli süreli iş sözleşmesine göre çalışan işçi için farklı kıdem
uygulanmasını haklı gösteren bir neden olmadıkça, belirsiz süreli iş sözleşmesi
ile çalışan emsal işçi hakkında esas alınan kıdem uygulanır.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte belirsiz süreli
iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı
takdirde, o işkolunda şartlara uygun bir işyerinde aynı veya benzer işi
üstlenen belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalıştırılan işçi dikkate alınır.
Kısmî süreli ve tam
süreli iş sözleşmesi
MADDE 14. - İşçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam
süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az
belirlenmesi durumunda sözleşme kısmî süreli iş sözleşmesidir.
Kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştırılan işçi, ayırımı
haklı kılan bir neden olmadıkça, salt iş sözleşmesinin kısmî süreli olmasından
dolayı tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tâbi tutulamaz. Kısmî süreli
çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatleri, tam süreli
emsal işçiye göre çalıştığı süreye orantılı olarak ödenir.
Emsal işçi, işyerinde aynı veya benzeri işte tam süreli
çalıştırılan işçidir. İşyerinde böyle bir işçi bulunmadığı takdirde, o işkolunda
şartlara uygun işyerinde aynı veya benzer işi üstlenen tam süreli iş
sözleşmesiyle çalıştırılan işçi esas alınır.
İşyerinde çalışan işçilerin, niteliklerine uygun açık yer
bulunduğunda kısmî süreliden tam süreliye veya tam süreliden kısmî süreliye
geçirilme istekleri işverence dikkate alınır ve boş yerler zamanında duyurulur.
Çağrı üzerine çalışma
MADDE 15. - Yazılı sözleşme ile işçinin üstlendiği işin
çıkması halinde iş görme ediminin yerine getirileceğinin kararlaştırıldığı iş
ilişkisi, çağrı üzerine çalışmaya dayalı kısmî süreli bir iş sözleşmesidir.
Hafta, ay veya yıl gibi bir zaman dilimi içinde işçinin ne
karar süreyle çalışacağını taraflar belirlemedikleri takdirde, haftalık çalışma
süresi on saat kararlaştırılmış sayılır. Çağrı üzerine çalıştırılmak için
belirlenen sürede işçi çalıştırılsın veya çalıştırılmasın ücrete hak kazanır.
İşçiden iş görme borcunu yerine getirmesini çağrı yoluyla
talep hakkına sahip olan işveren, bu çağrıyı, aksi kararlaştırılmadıkça,
işçinin çalışacağı zamandan en az dört gün önce yapmak zorundadır. Süreye uygun
çağrı üzerinde işçi iş görme edimini yerine getirmekle yükümlüdür. Sözleşmede
günlük çalışma süresi kararlaştırılmamış ise, işveren her çağrıda işçiyi günde
en az üç saat üst üste çalıştırmak zorundadır.
Deneme süreli iş
sözleşmesi
MADDE 16. - Taraflarca iş sözleşmesine bir deneme kaydı
konulduğunda, bunun süresi en çok iki ay olabilir. Ancak deneme süresi toplu iş
sözleşmeleriyle dört aya kadar uzatılabilir.
Deneme süresi içinde taraflar iş sözleşmesini bildirim
süresine gerek olmaksızın ve tazminatsız feshedebilir. İşçinin çalıştığı günler
için ücret ve diğer hakları saklıdır.
Takım sözleşmesi ile
oluşturulan iş sözleşmeleri
MADDE 17. - Birden çok işçinin meydana getirdiği bir takımı
temsilen bu işçilerden birinin, takım kılavuzu sıfatıyla işverenle yaptığı
sözleşmeye takım sözleşmesi denir.
Takım sözleşmesinin, oluşturulacak iş sözleşmeleri için
hangi süre kararlaştırılmış olursa olsun, yazılı yapılması gerekir. Sözleşmede
her işçinin kimliği ve alacağı ücret ayrı ayrı gösterilir.
Takım sözleşmesinde isimleri yazılı işçilerden her birinin
işe başlamasıyla, o işçi ile işveren arasında takım sözleşmesinde belirlenen
şartlarla bir iş sözleşmesi yapılmış sayılır. Ancak, takım sözleşmesi hakkında
Borçlar Kanununun 110 uncu maddesi hükmü de uygulanır.
İşe başlamasıyla iş sözleşmesi kurulan işçilere ücretlerini
işveren veya işveren vekili her birine ayrı ayrı ödemek zorundadır. Takım
kılavuzu için, takıma dahil işçilerin ücretlerinden işe aracılık veya benzeri
bir nedenle kesinti yapılamaz.
Süreli fesih
MADDE 18. - Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden
önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer
tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim
yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgarî olup sözleşmeler ile artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret
tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle
iş sözleşmesini feshedebilir.
İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine
ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 19, 20, 21 ve 22
nci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz.
19 uncu maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 19, 20,
21 ve 22 nci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş
sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda
işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için
bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat
ödenmesini gerektirir.
Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine
ait peşin ödenecek ücretin hesabında 33 üncü maddenin birinci fıkrasında
yazılan ücrete ek olarak işçiye sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün
sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde tutulur.
Feshin geçerli sebebe
dayandırılması
MADDE 19. - On
veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan
işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin
yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin
gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki
süreler dikkate alınır.
Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep
oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya
işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak,
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için
işveren aleyhine idarî ve adlî makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış
sürece katılmak,
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri,
hamilelik, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin
çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek,
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 26 ncı maddenin (I) numaralı
bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.
İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik
işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı
işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi
sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.
İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve
yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten
çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 20 ve 22 nci
maddeler ile 26 ncı maddenin son fıkrası uygulanmaz.
Sözleşmenin feshinde usul
MADDE 20. - İşveren
fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir
şekilde belirtmek zorundadır.
İşveren bakımından beklenemeyecek haller hariç olmak üzere,
hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş
sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.
Ancak, işverenin 26 ncı maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih
hakkı saklıdır.
Fesih bildirimine itiraz
ve usulü
MADDE 21. - İş
sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya
gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin
tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.
Toplu iş sözleşmesinde hüküm varsa veya taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı
sürede özel hakeme götürülür.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü
işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği
takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dava seri muhakeme usulüne göre iki ay içinde
sonuçlandırılır. Mahkemece verilen kararın temyizi halinde, Yargıtay bir ay
içinde kesin olarak karar verir.
Geçersiz sebeple yapılan
feshin sonuçları
MADDE 22. - İşverence
geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece
veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde,
işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiye başvurusu
üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az altı aylık ve en
çok bir yıllık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.
Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar
verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da
belirler.
Kararının kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için
işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.
İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine
ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak
ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş
veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret
tutarı ayrıca ödenir.
İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının
tebliğinden itibaren altı işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda
bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış
olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları
ile sorumlu olur.
Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri
sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri
geçersizdir.
Çalışma koşullarında
değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi
MADDE 23. - İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin
eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri
uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu
işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak
yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen
değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul
etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için
başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim
süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 18 ila
22 nci madde hükümlerine göre dava açabilir.
İşverence çalışma koşullarının değiştirilmesi hakkı saklı
tutulduğu hallerde ve belirli süreli iş sözleşmelerinde yukarıdaki hükümler
uygulanmaz. Ancak belirli süreli iş sözleşmesinde işverenin çalışma
koşullarında değişiklik yapma hakkı saklı tutulmamışsa, işçi rıza
göstermedikçe, işveren belirlenen şartları süre sonuna kadar uygulamakla
yükümlüdür.
Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman
değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe
konulamaz.
Yeni işverenin
sorumluluğu
MADDE 24. - Süresi
belirli olan veya olmayan sürekli iş sözleşmesi ile bir işverenin işine girmiş
olan işçi, sözleşme süresinin bitmesinden önce yahut bildirim süresine
uymaksızın işini bırakıp başka bir işverenin işine girerse sözleşmenin bu
suretle feshinden ötürü, işçinin sorumluluğu yanında, ayrıca yeni işveren de
aşağıdaki hallerde birlikte sorumludur:
a) İşçinin bu davranışına, yeni işe girdiği işveren sebep
olmuşsa,
b) Yeni işveren, işçinin bu davranışını bilerek onu işe almışsa,
c) Yeni işveren işçinin bu davranışını öğrendikten sonra
dahi onu çalıştırmaya devam ederse.
İşçinin haklı nedenle
derhal fesih hakkı
MADDE 25. - Süresi
belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini
sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I. Sağlık sebepleri:
a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin
niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli
olursa,
b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup
görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile
bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa.
II. Ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri:
a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin
esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut
gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya söylemek suretiyle işçiyi
yanıltırsa,
b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve
namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye
cinsel tacizde bulunursa,
c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı
sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden
birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve
ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi
hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunursa,
d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından
işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen
gerekli önlemler alınmazsa,
e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya
sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,
f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi
kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az
iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin
eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa.
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin
durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa.
İşverenin haklı nedenle
derhal fesih hakkı
MADDE 26. - Süresi
belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini
sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir:
I- Sağlık sebepleri:
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan
yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa
uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya
bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi,
b) İşçinin bulaşıcı veya işi ile bağdaşmayacak derecede
tiksinti verici bir hastalığa tutulduğunun anlaşılması.
(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık,
kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz
fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 18
inci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik
hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş
sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret
işlemez.
II. Ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri:
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı
noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı
halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun
olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması,
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin
şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması,
yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda
bulunması,
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde
bulunması,
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine
yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket
etmesi,
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık
yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa
uymayan davranışlarda bulunması,
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle
cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi,
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe
dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir
tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi,
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine
hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi,
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin
güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli
altında bulunan makineleri tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük
ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması,
III. Zorlayıcı sebepler:
İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan
alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.
IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde
devamsızlığın 18 inci maddedeki bildirim süresini aşması.
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun
olmadığı iddiası ile 19, 21 ve 22 nci madde hükümleri çerçevesinde yargı yoluna
başvurabilir.
Derhal fesih hakkını
kullanma süresi
MADDE 27. - 25 ve
26 ncı maddelerde gösterilen ahlâk ve iyi niyet kurallarına uymayan hallere
dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki
taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği
günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden
itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması
halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini
yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat
hakları saklıdır.
Yeni iş arama izni
MADDE 28. - Bildirim
süreleri içinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için gerekli olan iş arama
iznini iş saatleri içinde ve ücret kesintisi yapmadan vermeye meburdur. İş arama
izninin süresi günde iki saatten az olamaz ve işçi isterse iş arama izin
saatlerini birleştirerek toplu kullanabilir. Ancak iş arama iznini toplu
kullanmak isteyen işçi, bunu işten ayrılacağı günden evvelki günlere rastlatmak
ve bu durumu işverene bildirmek zorundadır.
İşveren yeni iş arama iznini vermez veya eksik kullandırırsa
o süreye ilişkin ücret işçiye ödenir.
İşveren, iş arama izni esnasında işçiyi çalıştırır ise
işçinin izin kullanarak bir çalışma karşılığı olmaksızın alacağı ücrete ilaveten,
çalıştırdığı sürenin ücretini yüzde yüz zamlı öder.
Çalışma belgesi
MADDE 29. - İşten
ayrılan işçiye, işveren tarafından işinin çeşidinin ne olduğunu ve süresini
gösteren bir belge verilir.
Belgenin vaktinde verilmemesinden veya belgede doğru olmayan
bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veyahut işçiyi işine alan yeni işveren
eski işverenden tazminat isteyebilir.
Bu belgeler her türlü resim ve harçtan muaftır.
Toplu işçi çıkarma
MADDE 30. - İşveren;
ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri işletme, işyeri veya işin gerekleri
sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde, bunu en az otuz gün önceden bir yazı
ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş
Kurumuna bildirir.
İşyerinde çalışan işçi sayısı:
a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,
b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında
işçinin,
c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine 18 inci
madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son
verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.
Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın
sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme
işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin
bulunması zorunludur.
Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren
arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da
çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından
olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin
sonunda, toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.
Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini
bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz gün sonra hüküm doğurur.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle
faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden
ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan
etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren
altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde
nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.
Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten
çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak
yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.
İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 19, 20,
21 ve 22 nci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz;
aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.
Özürlü, eski hükümlü ve
terör mağduru çalıştırma zorunluluğu
MADDE 31. - İşverenler 50 veya daha fazla işçi
çalıştırdıkları işyerlerinde her yılın Ocak ayı başından itibaren yürürlüğe
girecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranlarda özürlü ve eski
hükümlü ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesinin (B)
fıkrası uyarınca istihdamı zorunlu olan terör mağduru işçiyi meslek, beden ve
ruhî durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Bu kapsamda
çalıştırılacak işçilerin toplam oranı % 6’dan fazla olamaz. Aynı il sınırları
içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü
olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde
belirsiz süreli iş sözleşmesine ve süresi bir yıl ve daha fazla olan belirli
süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmî süreli iş
sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli
çalışmaya dönüştürülür.
Oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate
alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür.
İşyerinin işçisi iken sakatlanan, eski hükümlü ya da terör
mağduru olanlara öncelik tanınır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye
İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi
işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında
bağlı olacakları özel çalışma ve ücret şartları ile mesleğe yöneltilmeleri,
meslekî yönden işverence nasıl işe alınacakları Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Yer altı ve su altı işlerinde özürlü işçi çalıştırılamaz ve
yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı
ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.
Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan
maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını
istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer
varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki
şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş
sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan
eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.
Eski hükümlü çalıştırılmasında kanunlardaki kamu güvenliği
ile ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranların üstünde özürlü,
eski hükümlü ve terör mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan fazlası işçiler
için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri gereken işveren
sigorta prim hisselerinin yüzde ellisini kendileri, yüzde ellisini Hazine öder.
Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca
tahsil edilecek para cezaları Türkiye İş Kurumu bütçesinin Maliye Bakanlığınca
açılacak özel tertibine gelir kaydedilir. Bu hesapta toplanan paralar özürlü ve
eski hükümlülerin meslekî eğitim ve meslekî rehabilitasyonu, kendi işini kurma
ve bu gibi projelerde kullanılmak üzere Türkiye İş Kurumuna aktarılır. Toplanan
paraların nerelere ve ne kadar verileceği Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün
koordinatörlüğünde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel
Müdürlüğü, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi
Başkanlığı ve en çok işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların birer
temsilcilerinden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma
usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak
yönetmelikle düzenlenir.
Askerlik ve kanundan
doğan çalışma
MADDE 32. - Muvazzaf askerlik ödevi dışında manevra veya
herhangi bir sebeple silah altına alınan veyahut herhangi bir kanundan doğan
çalışma ödevi yüzünden işinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi işinden ayrıldığı
günden başlayarak iki ay sonra işverence feshedilmiş sayılır.
İşçinin bu haktan faydalanabilmesi için o işte en az bir yıl
çalışmış olması şarttır. Bir yıldan çok çalışmaya karşılık her fazla yıl için,
ayrıca iki gün eklenir. Şu kadar ki bu sürenin tamamı doksan günü geçemez.
İş sözleşmesinin feshedilmiş sayılabilmesi için beklenilmesi
gereken süre içinde işçinin ücreti işlemez. Ancak özel kanunların bu husustaki
hükümleri saklıdır. Bu süre içinde iş sözleşmesinin Kanundan doğan başka bir
sebebe dayanılarak işveren veya işçi tarafından feshedildiği öteki tarafa
bildirilmiş olsa bile, fesih için Kanunun gösterdiği süre bu sürenin bitiminden
sonra işlemeye başlar. Ancak iş sözleşmesi belirli süreli olarak yapılmış ve
sözleşme yukarıda yazılı süre içinde kendiliğinden sona eriyorsa bu madde
hükümleri uygulanmaz.
Herhangi bir askerî ve kanunî ödev dolayısıyla işinden
ayrılan işçiler bu ödevin sona ermesinden başlayarak iki ay içinde işe girmek
istedikleri takdirde işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer
varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki
şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş
sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan
eski işçiye üç aylık ücret tutarında tazminat öder.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Ücret
Ücret ve ücretin ödenmesi
MADDE 33. - Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş
karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen
tutardır.
Ücret, kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel
olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak
kararlaştırılmış ise ödeme günündeki raciye göre Türk parası ile ödenebilir.
Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta
geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir
şekilde ücret ödemesi yapılamaz.
Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş
sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile
sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak
ödenmesi zorunludur.
Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan
dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz.
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi on yıldır.
İşverenin ödeme aczine
düşmesi
MADDE 34. - Konkordato ilan etmesi, iflası veya işveren için
aciz vesikası alınması nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde
geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret
alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir
ücret garanti fonu oluşturulur.
Ücret Garanti Fonu primleri işverence Sosyal Sigortalar
Kanununun 77 ve 78 inci maddelerinde belirtilen sigortalının prime esas aylık
brüt kazancının işverene düşen bölümünden binde beşi aşmamak üzere Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirtilecek oranda
kesinti yapmak suretiyle karşılanır.
Ücret Garanti Fonu uygulamasına ilişkin usul ve esaslar
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Ücretin saklı kısmı
MADDE 35. - İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden
fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin
bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktar
bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.
Kamu makamlarının
hakedişlerden ücreti kesme yükümlülüğü
MADDE 36. - Genel ve katma bütçeli dairelerle mahallî
idareler veya kamu iktisadî teşebbüsleri yahut özel kanuna veya özel kanunla
verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve kuruluşlar; müteahhide verdikleri
her türlü bina, köprü, hat ve yol inşası gibi yapım ve onarım işlerinde çalışan
işçilerden müteahhit veya taşeronlarca ücretleri ödenmeyenlerin bulunup
bulunmadığını kontrol edip ücretleri ödenmeyen varsa müteahhitten veya
taşeronlardan istenecek bordrolara göre bu ücretleri bunların hakedişlerinden
öderler.
Bunun için hakediş ödeneceği ilgili idare tarafından
işyerinde şantiye şefliği işyeri ilan tahtası veya işçilerin toplu bulunduğu
yerler gibi işçilerin görebilecekleri yerlere yazılı ilan asılmak suretiyle
duyurulur. Ücret alacağı olan işçilerin ücret alacaklarının üç aylık tutarından
fazlası hakkında adı geçen idarelere herhangi bir sorumluluk düşmez.
Anılan müteahhitlerin bu idarelerdeki her çeşit teminat ve
hakedişleri üzerinde yapılacak her türlü devir ve el değiştirme işlemleri veya
haciz ve icra takibi bu işte çalışan işçilerin ücret alacaklarından fazlası
hakkında hüküm ifade eder.
Bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı
işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş veya tam işlenmiş mallar
ve başka kıymetler üzerinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde
çalışan işçilerin icra kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem
içindeki ücret alacaklarını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım
üzerinde hüküm ifade eder.
Bu maddede kamu tüzel kişilerine ve bazı teşekküllere
verilen yetkileri, 1 inci maddenin son fıkrası gereğince sorumluluk taşıyan
bütün işverenler de kullanmaya yetkilidir.
Ücret hesap pusulası
MADDE 37. - İşveren işyerinde veya bankaya yaptığı
ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya işyerinin özel işaretini
taşıyan bir pusula vermek zorundadır.
Bu pusulada ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla
çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan
her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve
icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.
Bu işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve harçtan
muaftır.
Ücret kesme cezası
MADDE 38. - İşveren toplu sözleşme veya iş sözleşmelerinde
gösterilmiş olan sebepler dışında işçiye ücret kesme cezası veremez.
İşçi ücretlerinden ceza olarak yapılacak kesintilerin işçiye
derhal sebepleriyle beraber bildirilmesi gerekir. İşçi ücretlerinden bu yolda
yapılacak kesintiler bir ayda üç gündelikten veya parça başına yahut yapılan iş
miktarına göre verilen ücretlerde işçinin üç günlük kazancından fazla olamaz.
Bu paralar işçilerin eğitimi ve sosyal hizmetleri için
kullanılıp harcanmak üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı hesabına
Bakanlıkça belirtilecek Türkiye’de kurulu bulunan ve mevduat kabul etme
yetkisini haiz bankalardan birine, kesildiği tarihten itibaren bir ay içinde
yatırılır. Her işveren işyerinde bu paraların ayrı bir hesabını tutmaya
mecburdur. Birikmiş bulunan ceza paralarının nerelere ve ne kadar verileceği
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanının başkanlık edeceği ve işçi temsilcilerinin
de katılacağı bir kurul tarafından karara bağlanır. Bu kurulun kimlerden
teşekkül edeceği, nasıl ve hangi esaslara göre çalışacağı çıkarılacak bir
yönetmelikte gösterilir.
Asgari ücret
MADDE 39. - İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun
kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının
düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit
Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir
belirlenir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya yardımcısı, İş Sağlığı ve
Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik
İstatistikler Dairesi Başkanı veya yardımcısı, Hazine Müsteşarlığı temsilcisi,
Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarlığından konu ile ilgili dairenin başkanı
veya yetki vereceği bir görevli ile bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst
işçi kuruluşundan değişik işkolları için seçecekleri beş, bünyesinde en çok
işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik işkolları için seçeceği beş
temsilciden kurulur. Asgari Ücret Tespit Komisyonu en az on üyesinin
katılmasıyla toplanır. Kurul, üye oylarını çoğunluğu ile karar verir. Oyların
eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılır.
Komisyon kararları kesindir. Karar Resmî Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girer.
Komisyonun toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin
tespiti sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere verilecek
huzur hakları Maliye Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının
birlikte hazırlayacakları yönetmelikte belirtilir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
Yarım ücret
MADDE 40. - 25 ve 26 ncı maddeleri (III) numaralı
bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya
çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için
yarım ücret ödenir.
Fazla çalışma ücreti
MADDE 41. - Ülkenin genel yararları yahut işin niteliği veya
üretimin artırılması gibi nedenlerle fazla çalışma yapılabilir. Fazla çalışma,
Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde, haftalık 45 saati aşan çalışmalardır. 63
üncü madde hükmüne göre denkleştirme esasının uygulandığı hallerde, işçinin
haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık iş süresini aşmamak koşulu
ile, bazı haftalarda toplam 45 saati aşsa dahi bu çalışmalar fazla çalışma
sayılmaz.
Her bir fazla saat çalışma için verilecek ücret normal
çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi
suretiyle ödenir.
Haftalık çalışma süresinin sözleşmelerle 45 saatin altında
belirlendiği durumlarda yukarıda belirtilen esaslar dahilinde uygulanan
ortalama haftalık çalışma süresini aşan ve 45 saate kadar yapılan çalışmalar
fazla sürelerle çalışmalardır. Fazla sürelerle çalışmalarda, her bir saat fazla
çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen
miktarının yüzde yirmibeş yükseltilmesiyle ödenir.
Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yapan işçi
isterse, bu çalışmalar karşılığı zamlı ücret yerine, fazla çalıştığı her saat
karşılığında 1 saat 30 dakikayı, fazla sürelerle çalıştığı her saat
karşılığında 1 saat 15 dakikayı serbest zaman olarak kullanabilir.
İşçi hak ettiği serbest zamanı altı ay zarfında, çalışma
süreleri içinde ve ücretinde bir
kesinti olmadan kullanır.
63 üncü maddenin son fıkrasında yazılı sağlık nedenlerine dayanan
kısa veya sınırlı süreli işlerde ve 69 uncu maddede belirtilen gece
çalışmasında fazla çalışma yapılamaz.
Fazla saatlerle çalışmak için işçinin onayının alınması
gerekir.
Fazla çalışma ve fazla sürelerle çalışmaların ne şekilde
uygulanacağı çıkarılacak yönetmelikte gösterilir.
Zorunlu nedenlerle fazla
çalışma
MADDE 42. - Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın
mümkün görülmesi halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen
yapılması gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında,
işyerinin normal çalışmasını sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin
hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir.Bu durumda fazla çalışma
yapan işçilere uygun bir dinlenme süresi verilmesi zorunludur.
Şu kadar ki, zorunlu sebeplerle yapılan fazla çalışmalar
için 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanır.
Olağanüstü hallerde fazla
çalışma
MADDE 43. - Seferberlik sırasında ve bu süreyi aşmamak
şartıyla yurt savunmasının gereklerini karşılayan işyerlerinde fazla çalışmaya
lüzum görülürse işlerin çeşidine ve ihtiyacın derecesine göre BakanlarKurulu
günlük çalışma süresini, işçinin en çok çalışma gücüne çıkarabilir.
Bu suretle fazla çalıştırılan işçiler için verilecek ücret
hakkında 41 inci maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları hükümleri
uygulanır.
Ulusal bayram ve genel
tatil günlerinde çalışma
MADDE 44. - Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde
işyerlerinde çalışıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri
ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu
günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.
Bu günlere ait ücretler 47 nci maddeye göre ödenir.
Saklı haklar
MADDE 45. - Toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmelerine hafta
tatili, ulusal bayram ve genel tatillerde işçilere tanınan haklara, ücretli
izinlere ve yüzde usulü ile çalışan işçilerin bu Kanunla tanınan haklarına
aykırı hükümler konulamaz.
Bu hususlarda işçilere daha elverişli hak ve menfaatler
sağlayan kanun, toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya gelenekten doğan
kazanılmış haklar saklıdır.
Hafta tatili ücreti
MADDE 46. - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere
tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış
olmaları koşulu ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat
dinlenme (hafta tatili) verilir.
Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir
iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.
Şu kadar ki;
a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan zamanlar
ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan tatil
günleri,
b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin,
kardeş veya çocukların ölümünde iki güne kadar verilmesi gereken izin süreleri,
c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından
verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,
çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki
çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi
halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için
çalışmış sayılır.
Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil
edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 25 ve 26 ncı
maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü
çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de
ödenir.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti
işverence işçiye ödenir.
Genel tatil ücreti
MADDE 47. - Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan
işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen
günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam
olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca bir günlük ücreti ödenir.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal
bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir.
Geçici iş göremezlik
MADDE 48. - İşçilere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesi
gerektiği zamanlarda geçici iş göremezlik sürecine rastlayan ulusal bayram,
genel tatil ve hafta tatilleri, ödeme yapılan kurum veya sandıklar tarafından
geçici iş göremezlik ölçüsü üzerinden ödenir.
Hastalık nedeni ile çalışılmayan günlerde Sosyal Sigortalar
Kurumu tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödeneği aylık ücretli işçilerin
ücretlerinden mahsup edilir.
Ücret şekillerine göre
tatil ücreti
MADDE 49. - İşçinin tatil günü ücreti çalıştığı günlere göre
bir güne düşen ücretidir.
Parça başına, akort, götürü veya yüzde usulü ile çalışan
işçilerin tatil günü ücreti, ödeme döneminde kazandığı ücretin aynı süre içinde
çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.
Saat ücreti ile çalışan işçilerin tatil günü ücreti saat
ücretinin 7,5 katıdır.
Hasta, izinli veya sair sebeplerle mazeretli olduğu hallerde
dahi aylığı tam olarak ödenen aylık ücretli işçilere 46, 47 ve 48 inci maddenin
birinci fıkrası hükümleri uygulanmaz. Ancak bunlardan ulusal bayram ve genel
tatil günlerinde çalışanlara ayrıca çalıştığı her gün için bir günlük ücreti
ödenir.
Tatil ücretine girmeyen
kısımlar
MADDE 50. - Fazla çalışma karşılığı olarak alınan ücretler,
primler, işyerinin temelli işçisi olarak normal çalışma saatleri dışında
hazırlama, tamamlama, temizleme işlerinde çalışan işçilerin bu işler için
aldıkları ücretler ve sosyal yardımlar, ulusal bayram, hafta tatili ve genel
tatil günleri için verilen ücretlerin tespitinde hesaba katılmaz.
Yüzdelerin ödenmesi
MADDE 51. - Otel, lokanta, eğlence yerleri ve benzeri
yerlerde içki verilen ve hemen orada yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek
satan yerlerden “yüzde” usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından
servis karşılığı veya başka isimlerle müşterilerin hesap pusulalarına “yüzde”
eklenerek veya ayrı şekillerde alınan paralarla kendi isteği ile müşteri
tarafından işverene bırakılan yahut da onun kontrolü altında bir araya toplanan
paraları işveren işyerinde çalışan tüm işçilere eksiksiz olarak ödemek
zorundadır.
İşveren veya işveren vekili yukarıdaki fıkrada sözü edilen
paraların kendisi tarafından alındığında eksiksiz olarak işçilere dağıtıldığını
belgelemekle yükümlüdür.
Yüzdelerden toplanan paraların o işyerinde çalışan işçiler
arasında yapılan işlerin niteliğine göre, hangi esaslar ve oranlar çerçevesinde
dağıtılacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir
yönetmelikle gösterilir.
Yüzdelerin belgelenmesi
MADDE 52. - Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işveren,
her hesap pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi işçi temsilcisine,
yoksa işçilerin kendi aralarından seçecekleri bir temsilciye vermekle
yükümlüdür. Bu belgelerin şekli ve uygulama usulleri iş sözleşmelerinde veya
toplu iş sözleşmelerinde gösterilir.
Yıllık ücretli izin hakkı
ve izin süreleri
MADDE 53. - İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme
süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık
ücretli izin verilir.
Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya
kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin
hükümleri uygulanmaz.
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet
süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14
günden,
b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara 20 günden,
c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden,
d) 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı
yaştaki işçilere 20 günden,
az olamaz.
Yıllık izin süreleri iş sözleşmeleri ve toplu iş
sözleşmeleri ile artırılabilir.
Yıllık ücretli izne hak
kazanma ve izni kullanma dönemi
MADDE 54. - Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli
sürenin hesabında işçilerin, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde
çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Şu kadar ki, bir
işverenin bu Kanun kapsamına giren işyerinde çalışmakta olan işçilerin aynı
işverenin işyerlerinde bu Kanun kapsamına girmeksizin geçirmiş bulundukları
süreler de hesaba katılır.
Bir yıllık süre içinde 55 inci maddede sayılan haller
dışındaki sebeplerle işçinin devamının kesilmesi halinde bu boşlukları
karşılayacak kadar hizmet süresi eklenir ve bu suretle işçinin izin hakkını
elde etmesi için gereken bir yıllık hizmet süresinin bitiş tarihi gelecek
hizmet yılına aktarılır.
İşçinin gelecek izin hakları için geçmesi gereken bir yıllık
hizmet süresi, bir önceki izin hakkının doğduğu günden başlayarak gelecek
hizmet yılına doğru ve yukarıdaki fıkra ve 55 inci madde hükümleri gereğince
hesaplanır.
İşçi yukarıdaki fıkralar ve 55 inci madde hükümlerine göre
hesaplanacak her hizmet yılına karşılık yıllık iznini gelecek hizmet yılı
içinde kullanır.
Aynı bakanlığa bağlı işyerleri ile aynı bakanlığa bağlı
tüzel kişilerin işyerlerinde geçen süreler ve kamu iktisadi teşebbüsleri yahut
özel kanuna veya özel kanunla verilmiş yetkiye dayanılarak kurulan banka ve
kuruluşlar veya bunlara bağlı işyerlerinde geçen süreler, işçinin yıllık
ücretli izin hakkının hesaplanmasında göz önünde bulundurulur.
Yıllık izin bakımından
çalışılmış gibi sayılan haller
MADDE 55. - Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının
hesabında çalışılmış gibi sayılır.
a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü
işine gidemediği günler (Ancak, 26 ncı maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt
bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.),
b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve
sonra çalıştırılmadıkları günler,
c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya
herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler
(Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.),
d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden
işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan
geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla),
e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar,
f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri,
g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre
röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım
günlük izinler,
h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem
kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini
yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul,
komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası
kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi
olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler,
ı) İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya
babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde iki güne kadar
verilecek izinler,
j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci
maddedeki kısa çalışma süreleri,
k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş
bulunan yıllık ücretli izin süresi.
Yıllık ücretli iznin
uygulanması
MADDE 56. - Yıllık ücretli izin işveren tarafından
bölünemez.
Bu iznin 53 üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren
tarafından sürekli bi şekilde verilmesi zorunludur.
Ancak, 53 üncü maddede öngörülen izin süreleri, tarafların
anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir.
İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli
ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup
edilemez.
Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında izin süresine
rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden
sayılmaz.
Yıllık ücretli izinleri işyerinin kurulu bulunduğu yerden
başka bir yerde geçirecek olanlara istemde bulunmaları ve bu hususu
belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri
karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek
zorundadır. İşveren, işyerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinleri
gösterir izin kayıt belgesi tutmak zorundadır.
Yıllık izin ücreti
MADDE 57. - İşveren, yıllık ücretli iznini kullanan her işçiye,
yıllık izin dönemine ilişkin ücretini ilgili işçinin izine başlamasından önce
peşin olarak ödemek veya avans olarak vermek zorundadır.
Bu ücretin hesabında 50 nci madde hükmü uygulanır.
Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete
dayanmayıp da akort, komisyon ücreti, kâra katılma ve yüzde usulü ücret gibi
belirli olmayan süre ve tutar üzerinden ücret alan işçinin izin süresi için
verilecek ücret, son bir yıllık süre içinde kazandığı ücretin fiili olarak
çalıştığı günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama üzerinden hesaplanır.
Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı
takdirde, izin ücreti işçinin izine çıktığı ayın başı ile zammın yapıldığı
tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi
suretiyle hesaplanır.
Yüzde usulünün uygulandığı yerlerde bu ücret, yüzdelerden
toplanan para dışında işveren tarafından ödenir.
Yıllık ücretli izin süresine rastlayan
hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri ayrıca ödenir.
İzin
çalışma yasağı
MADDE 58. - Yıllık ücretli iznini
kullanmakta olan işçinin izin süresi içinde ücret karşılığı bir işte çalıştığı
anlaşılırsa, bu izin süresi içinde kendisine ödenen ücret işveren tarafından
geri alınabilir.
Sözleşmenin
sona ermesinde izin ücreti
MADDE 59. - İş sözleşmesinin, herhangi bir
nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin
sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden
kendisine veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin
sona erdiği tarihten itibaren başlar.
İşveren tarafından iş sözleşmesinin
feshedilmesi halinde 18 inci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 28 inci
madde gereğince işçiye verilmesi zorunlu yeni iş arama izinleri yıllık ücretli
izin süreleri ile iç içe giremez.
İzinlere
ilişkin düzenlemeler
MADDE 60. - Yıllık ücretli izinlerin,
yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı,
izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı
tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması
gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ve
işverence tutulması zorunlu kayıtların şekli Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.
Sigorta
primleri
MADDE 61. - Sigortalılara yıllık ücretli
izin süresi için ödenecek ücretler üzerinden iş kazaları ile meslek
hastalıkları primleri hariç, diğer sigorta primlerinin, 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunundaki esaslar çerçevesinde işçi ve işverenler yönünden
ödenmesine devam olunur.
Ücretten
indirim yapılamayacak haller
MADDE 62. - Her türlü işte uygulanmakta
olan çalışma sürelerinin yasal olarak daha aşağı sınırlara indirilmesi veya
işverene düşen yasal bir yükümlülüğün yerine getirilmesi nedeniyle ya da bu
Kanun hükümlerinden herhangi birinin uygulanması sonucuna dayanılarak işçi
ücretlerinden her ne şekilde olursa olsun eksiltme yapılamaz.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
İşin
Düzenlenmesi
Çalışma süresi
MADDE 63. - Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45
saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan
günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır.
Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi,
işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile
farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık
ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz. Denkleştirme
süresi toplu iş sözleşmeleri ile dört aya kadar artırılabilir.
Ortalama çalışma süresi, fazla çalışmalar da dahil olmak
üzere, haftada 48 saati aşamaz.
Çalışma sürelerinin yukarıdaki esaslar çerçevesinde uygulama
şekilleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir
yönetmelikle düzenlenir.
Sağlık kuralları bakımından günde ancak 7,5 saat ve daha az
çalışılması gereken işler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sağlık
Bakanlığı tarafından müştereken hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Telafi çalışması
MADDE 64. - Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram
ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer
nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında
çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin
verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi
çalışması yaptırabilir. Bu çalışmalar fazla çalışma veya fazla sürelerle
çalışma sayılmaz.
Telafi çalışmaları, günlük en çok çalışma süresini aşmamak
koşulu ile günde üç saatten fazla olamaz. Tatil günlerinde telafi çalışması
yaptırılamaz.
Kısa çalışma ve kısa
çalışma ödeneği
MADDE 65. - Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle
işyerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltan
veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran işveren,
durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş
sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun tespiti
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yapılır. Bunun usul ve esasları bir
yönetmelikle belirlenir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle işyerinde geçici olarak en az
dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere
çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği
ödenir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve herhalde üç
ayı aşamaz. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma
süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik
ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi gerekir.
Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneğinin
miktarı kadardır.
Zorlayıcı sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya
kısmen geçici olarak durması halinde, işsizlik ödeneği ödemeleri 25 inci
maddesinin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddede öngörülen bir haftalık
süreden sonra başlar.
Kısa çalışma ödeneği aldığı süre içinde işçinin hastalık ve
analık sigortasına ait primler İşsizlik Sigortası Fonu tarafından 2/3 oranında
Sosyal Sigortalar Kurumuna aktarılır. Bu primler, sigorta primlerinin hesabında
esas alınan en alt kazanç sınırı üzerinden hesaplanır. İşçi, işsizlik
ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan tekrar işe başlar ve işsizlik
sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı Kanunun öngördüğü koşullar
gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği aldığı süre çıkarıldıktan
sonra, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini dolduruncaya kadar
işsizlik ödeneğinden yararlanır.
Kısa çalışma ödeneğinin ödeme süresi içinde ödenmesi gereken
geçici iş göremezlik ödeneğinin miktarı kısa çalışma ödeneğinin miktarından
fazla olamaz. Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödendiği dönemde, bu maddede
öngörülen hastalık ve analık sigortası primi ödenmez.
Çalışma süresinden
sayılan haller
MADDE 66. - Aşağıdaki süreler işçinin günlük çalışma
sürelerinden sayılır;
a) Madenlerde, taşocaklarında yahut her ne şekilde olursa
olsun yeraltında veya su altında çalışılacak işlerde işçilerin kuyulara,
dehlizlere veya asıl çalışma yerlerine inmeleri veya girmeleri ve bu yerlerden
çıkmaları için gereken süreler,
b) İşçilerin işveren tarafından işyerlerinden başka bir
yerde çalıştırılmak üzere gönderilmeleri halinde yolda geçen süreler,
c) İşçinin işinde ve her an iş görmeye hazır bir halde
bulunmakla beraber çalıştırılmaksızın ve çıkacak işi bekleyerek boş geçirdiği
süreler,
d) İşçinin işveren tarafından başka bir yere gönderilmesi
veya işveren evinde veya bürosunda yahut işverenle ilgili herhangi bir yerde
meşgul edilmesi suretiyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği süreler,
e) Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri
için belirtilecek süreler,
f) Demiryolları, karayolları ve köprülerin yapılması,
korunması ya da onarım ve tadili gibi, işçilerin yerleşim yerlerinden uzak bir
mesafede bulunan işyerlerine hep birlikte getirilip götürülmeleri gereken her
türlü işlerde bunların toplu ve düzenli bir şekilde götürülüp getirilmeleri
esnasında geçen süreler.
İşin niteliğinden doğmayıp da işveren tarafından sırf sosyal
yardım amacıyla işyerine götürülüp getirilme esnasında araçlarda geçen süre
çalışma süresinden sayılmaz.
Günlük çalışmanın başlama
ve bitiş saatleri
MADDE 67. - Günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile
dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere duyurulur.
İşin niteliğine göre işin başlama ve bitiş saatleri işçiler
için farklı şekilde düzenlenebilir.
Ara dinlenmesi
MADDE 68. - Günlük çalışma süresinin ortalama bir zamanında
o yerin gelenekleri ve işin gereğine göre ayarlanmak suretiyle işçilere;
a) 4 saat veya daha kısa süreli işlerde 15 dakika,
b) 4 saatten fazla ve 7,5 saate kadar (7,5 saat dahil)
süreli işlerde yarım saat,
c) 7,5 saatten fazla süreli işlerde bir saat,
ara dinlenmesi verilir.
Bu dinlenme süreleri en az olup aralıksız verilir.
Ancak bu süreler, iklim, mevsim, o yerdeki gelenekler ve
işin niteliği gözönünde tutularak sözleşmeler ile aralı olarak
kullandırılabilir.
Dinlenmeler bir işyerinde işçilere aynı veya değişik
saatlerde kullandırılabilir.
Ara dinlenmeleri çalışma süresinden sayılmaz.
Gece süresi ve gece
çalışmaları
MADDE 69. - Çalışma hayatında “gece” en geç saat 20.00’de
başlayarak en erken saat 06.00’ya kadar geçen ve herhalde en fazla 11 saat
süren dönemdir.
Bazı işlerin niteliğine ve gereğine göre yahut yurdun bazı
bölgelerinin özellikleri bakımından, çalışma hayatına ilişkin “gece” başlangıcının
daha geriye alınması veya yaz ve kış saatlerinin ayarlanması, yahut gün
döneminin başlama ve bitme saatlerinin belirtilmesi suretiyle birinci fıkradaki
hükmün uygulama şekillerini tespit etmek yahut bazı gece çalışmalarına herhangi
bir oranda fazla ücret ödenmesi usulünü koymak veyahut gece işletilmelerinde
ekonomik bir zorunluluk bulunmayan işlerde işçilerin gece çalışmalarını yasak
etmek üzere yönetmelikler çıkartılabilir.
İşçilerin gece çalışmaları 7,5 saati geçemez.
Gece çalıştırılacak işçilerin sağlık durumlarının gece
çalışmasına uygun olduğu, işe başlamadan önce alınacak sağlık raporu ile
belgelenir. Gece çalıştırılan işçiler en geç iki yılda bir defa işveren
tarafından periyodik sağlık kontrolünden geçirilirler. İşçilerin sağlık kontrollerinin
masrafları işveren tarafından karşılanır.
Gece çalışması nedeniyle sağlığının bozulduğunu raporla
belgeleyen işçiye işveren, mümkünse gündüz postasında durumuna uygun bir iş
verir.
İşveren gece postalarında çalıştırılacak işçilerin
listelerini ve bu işçiler için işe başlamadan önce alınan ve periyodik sağlık
raporlarının bir nüshasını ilgili bölge müdürlüğüne vermekle yükümlüdür.
Gece ve gündüz işletilen ve nöbetleşe işçi postaları
kullanılan işlerde, bir çalışma haftası gece çalıştırılan işçilerin, ondan
sonra gelen ikinci çalışma haftası gündüz çalıştırılmaları suretiyle postalar
sıraya konur. Gece ve gündüz postalarında iki haftalık nöbetleşme esası da
uygulanabilir.
Postası değiştirilecek işçi kesintisiz en az 11 saat
dinlendirilmeden diğer postada çalıştırılamaz.
Hazırlama, tamamlama ve
temizleme işleri
MADDE 70. - Genel olarak bir işyerinde belirli çalışma
saatlerinden önce veya sonra gerekli olan hazırlama veya tamamlama yahut
temizleme işlerinde çalışan işçiler için işin düzenlenmesi ile ilgili
hükümlerden hangilerinin uygulanmayacağı yahut ne gibi değişik şartlar ve
usullerle uygulanacağı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
hazırlanacak bir yönetmelikle gösterilir.
Çalıştırma yaşı ve
çocukları çalıştırma yasağı
MADDE 71. - 15 yaşını doldurmamış çocukların çalıştırılması
yasaktır. Ancak, 14 yaşını doldurmuş ve ilköğretimi tamamlamış olan çocuklar,
bedensel, zihinsel ve ahlakî gelişmelerine ve eğitime devam edenlerin
okullarına devamına engel olmayacak hafif işlerde çalıştırılabilirler.
Çocuk ve genç işçilerin işe yerleştirilmelerinde ve
çalıştırılabilecekleri işlerde güvenlik, sağlık, bedensel, zihinsel ve
psikolojik gelişmeleri, kişisel yatkınlık ve yetenekleri dikkate alınır.
Çocuğun gördüğü iş onun okula gitmesine, meslekî eğitiminin devamına engel
olamaz, onun derslerini düzenli bir şekilde izlemesine zarar veremez.
18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçiler bakımından yasak
olan işler ile 15 yaşını tamamlamış, ancak 18 yaşını tamamlamamış genç
işçilerin çalışmasına izin verilecek işler, 14 yaşını bitirmiş ve ilk
öğretimini tamamlamış çocukların çalıştırılabilecekleri hafif işler ve çalışma
koşulları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından altı ay içinde
çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenir.
Temel eğitimi tamamlamış ve okula gitmeyen çocukların
çalışma saatleri günde 7 ve haftada 35 saatten fazla olamaz. Ancak, 15 yaşını
tamamlamış çocuklar için bu süre günde 8 ve haftada 40 saate kadar
artırılabilir.
Okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma
süreleri, eğitim saatleri dışında olmak üzere, en fazla günde 2 saat ve haftada
10 saat olabilir. Okulun kapalı olduğu dönemlerde çalışma süreleri yukarıda
birinci fıkrada öngörülen süreleri aşamaz.
Yer ve su altında
çalıştırma yasağı
MADDE 72. - Maden ocakları ile kablo döşemesi, kanalizasyon
ve tünel inşaatı gibi yer altında veya su altında çalışılacak işlerde 18 yaşını
doldurmamış erkek ve her yaştaki kadınların çalıştırılması yasaktır.
Gece çalıştırma yasağı
MADDE 73. - Sanayie ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk
ve genç işçilerin gece çalıştırılması yasaktır.
18 yaşını doldurmuş kadın işçilerin gece postalarında
çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte
gösterilir.
Analık halinde çalıştırma
yasağı
MADDE 74. - Kadın işçilerin doğumdan önce 7 ve doğumdan
sonra 7 hafta olmak üzere toplam 14 haftalık süre için çalıştırılmamaları
esastır. Ancak, sağlık durumu uygun olduğu takdirde, doktorun onayı ile kadın
işçi isterse doğumdan önceki 3 haftaya kadar işyerinde çalışabilir. Bu durumda,
kadın işçinin çalıştığı süreler doğum sonrası sürelere eklenir.
Yukarıda öngörülen süreler işçinin sağlık durumuna ve işin
özelliğine göre doğumdan önce ve sonra gerekirse artırılabilir. Bu süreler
hekim raporu ile belirtilir.
Hamilelik süresince kadın işçiye periyodik kontroller için
ücretli izin verilir.
Hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, hamile kadın
işçi sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Bu halde işçinin
ücretinde bir indirim yapılmaz.
İsteği halinde kadın işçiye, 14 haftalık sürenin
tamamlanmasından sonra altı aya kadar ücretsiz izin verilir. Bu süre, yıllık
ücretli izin hakkının hesabında dikkate alınmaz.
İşçi özlük dosyası
MADDE 75. - İşveren çalıştırdığı her işçi için bir özlük
dosyası düzenler. İşveren bu dosyada, işçinin kimlik bilgilerinin yanında, bu
Kanun ve diğer kanunlar uyarınca düzenlemek zorunda olduğu her türlü belge ve
kayıtları saklamak ve bunları istendiği zaman yetkili memur ve mercilere
göstermek zorundadır.
İşveren, işçi hakkında edindiği bilgileri dürüstlük
kuralları ve hukuka uygun olarak kullanmak ve gizli kalmasında işçinin haklı
çıkarı bulunan bilgileri açıklamamakla yükümlüdür.
Yönetmelikler
MADDE 76. - Nitelikleri gereği günlük ve haftalık çalışma
sürelerinin 63 üncü maddede öngörüldüğü şekilde uygulanması mümkün olmayan iş
ve işyerlerinde çalışma sürelerinin günlük yasal çalışma süresini aşmayacak
şekilde ve en çok altı aya kadar denkleştirme süresi tanınarak uygulanmasını
sağlayacak usuller Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak
yönetmeliklerle düzenlenir.
Nitelikleri dolayısıyla devamlı çalıştıkları için
durmaksızın birbiri ardına işçi postaları çalıştırılarak işletilen yahut
nöbetleşe işçi postaları ile yapılan işlerde, çalışma sürelerine, hafta
tatillerine ve gece çalışmalarına ve çalışma ortasındaki zorunlu dinlenmelere
dair özel usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanacak
yönetmeliklerle düzenlenir.
BEŞİNCİBÖLÜM
İş Sağlığı ve Güvenliği
İşverenlerin ve işçilerin
yükümlülükleri
MADDE77. - İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve
güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri
noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her
türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği
önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları
mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları
konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek
zorundadırlar. Yapılacak eğitimin usul ve esasları Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
İşverenler işyerlerinde meydana gelen iş kazasını ve tespit
edilecek meslek hastalığını en geç iki iş günü içinde yazı ile ilgili bölge
müdürlüğüne bildirmek zorundadırlar.
Bu bölümde ve iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin tüzük ve
yönetmeliklerde yer alan hükümler işyerindeki çıraklara ve stajyerlere de
uygulanır.
Sağlık ve güvenlik
yönetmelikleri
MADDE78. - Sağlık Bakanlığının görüşünü alarak Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin
alınması, makineler, tesisat, araç ve gereçler ile kullanılan maddeler sebebiyle
ortaya çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi, yaş,
cinsiyet ve özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma
şartlarının düzenlenmesi amacıyla yönetmelikler çıkarır.
Ayrıca bu Kanuna tâbi işyerlerinde, işçi sayısı,
genişlik,yapılan iş, işin özellikleri, ağırlık ve tehlikesi bakımından hangi
işyerleri için kurulmaya başlamadan önce planların Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının yetkili teşkilâtına gösterilerek kurma izni alınacağı bu işyerleri
kurulduktansonra yine aynı makama başvurularak işletme belgesi alınması
gerekeceği, Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikle belirlenir.
İşin durdurulması veya
işyerinin kapatılması
MADDE79. - İlgili yönetmelikte belirtilen birinci derecedeki
şartları yerine getirdikten sonra yetkili makamdan izin almak suretiyle kurulan
ve işlemeye başlayan herhangi bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma
yöntem ve şekillerinde makine ve cihazlarında işçilerin yaşamı için tehlikeli
olan bir husus tespit edilirse bu tehlike giderilinceye kadar bölge müdürünün
başkanlığında, işyerlerini iş sağlığı ve güvenliği bakımından denetlemeye
yetkili iki müfettiş, bir işçi ve bir işveren temsilcisinden oluşan beş kişilik
bir komisyon kararıyla, tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen
durdurulur.
Askeri işyerleri ile yurt emniyeti için gerekli maddeler
üretilen işyerlerindeki komisyonun yapısı, çalışma şekil ve esasları Millî
Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte
hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir.
Kurma izni ve işletme belgesi almadan açılmış olan veya
geçici işletme belgesi aldığı halde ikinci derecedeki şartları verilen süre
içinde yerine getirmemiş bulunan işyerlerinde işçilerin yaşamı için tehlikeli
bir hususun tespit edilmesi halinde birinci fıkrada belirtilen komisyon
tarafından verilen karar üzerine o yerin en büyük mülkî amirinin emri üzerine
zabıta tarafından işyeri kapatılır. Kapatılan işyeri kurma izni ve işletme belgesi
almadan tekrar açılamaz.
Bu maddeye göre verilecek durdurma veya kapatma kararına
karşı işverenin yerel iş mahkemesinde altı iş gücü içinde itiraz etmek yetkisi
vardır.
İş mahkemesine itiraz işin durdurulması veya işyerinin
kapatılması kararının uygulanmasını durdurmaz.
Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde
karara bağlar. Kararlar kesindir.
Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık
durumları böyle bir işyerinde çalışmalarına engel teşkil ediyorsa, bunlar da
çalışmaktan alıkonulur.
Yukarıdaki bentler gereğince işyerlerinde işçiler için
tehlikeli olan tesis ve tertiplerin veya makine ve cihazların ne şekilde
işletilmekten alıkonulacağı ve bunların ne şekilde yeniden işletilmelerine izin
verilebileceği, işyerinin kapatılması ve açılması, işin durdurulmasına veya
işyerinin kapatılmasına karar verilinceye kadar acil hallerde alınacak
önlemlere ilişkin hususlar ile komisyonda görev yapacak işçi ve işveren
temsilcilerinin nitelikleri, seçimi, komisyonun çalışma şekil ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte
gösterilir.
Bir işyerinin kurulmasına ve işletilmesine izin verilmiş
olması 78 inci maddede öngörülen yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına hiçbir
zaman engel olamaz.
Bu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları gereğince makine,
tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle
işsiz kalan işçilere işveren ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir düşüklük
olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermeye zorunludur.
İş sağlığı ve güvenliği
kurulu
MADDE80. - Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak
en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde her işveren bir iş sağlığı ve güvenliği kurulu kurmakla
yükümlüdür.
İşverenler iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca iş sağlığı
ve güvenliği mevzuatına uygun olarak verilen kararları uygulamakla
yükümlüdürler.
İş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşumu, çalışma
yöntemleri, ödev, yetki ve yükümlülükleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
İşyeri hekimleri
MADDE81. - İşverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan
tedavi hizmetleri dışında kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken
iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile
koruyucu sağlık hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin
tehlike derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir
işyeri sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimlerinin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları,
görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl
yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir yönetmelikte
düzenlenir.
İş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanlar
MADDE82. - Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak
en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde işverenler, işyerinin iş güvenliği önlemlerinin sağlanması, iş
kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için alınacak önlemlerin
belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzere
işyerindeki işçi sayısına, işyerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine göre
bir veya daha fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle
yükümlüdürler.
İş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanların
nitelikleri, sayısı, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma
şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenir.
İşçilerin hakları
MADDE83. - İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından
işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil
ve hayatî bir tehlike ile karşı karşıya kalan işçi, İş Sağlığı ve Güvenliği
Kuruluna başvurarak durumun tespit edilmesini ve gerekli tedbirlerin alınmasına
karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını
verir ve durumu tutanakla tespit eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde
talep, işveren veya işveren vekiline yapılır.
Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi,
gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan
kaçınabilir.
İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer
hakları saklıdır.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kararına ve işçinin
talebine rağmen gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler altı iş günü
içinde, bu Kanunun 25 inci maddesinin (III) numaralı bendine uygun olarak
belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini derhal feshedebilir.
Bu Kanunun 79 uncu maddesine göre işyerinde işin
durdurulması veya işyerinin kapatılması halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
İçki veya uyuşturucu
madde kullanma yasağı
MADDE84. - İşyerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış
olarak gelmek ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanmak
yasaktır.
İşveren; işyeri eklentilerinden sayılan kısımlarda, ne gibi
hallerde, hangi zamanda ve hangi şartlarla alkollü içki içilebileceğini
belirleme yetkisine sahiptir.
Alkollü içki kullanma yasağı,
a) Alkollü içki yapılan işyerinde çalışan ve işin gereği
olarak üretileni denetlemekle görevlendirilen,
b) Kapalı kaplarda veya açık olarak
alkollü içki satılan veya içilen işyerlerinde işin gereği alkollü içki içmek
zorunda olan,
c) İşinin niteliği gereği müşterilerle
birlikte alkollü içki içmek zorunda olan,
işçiler için uygulanmaz.
Ağır ve
tehlikeli işler
MADDE85. - 16 yaşını doldurmamış genç
işçiler ve çocuklar ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamaz.
Hangi işlerin ağır ve tehlikeli işlerden
sayılacağı, kadınlarla 16 yaşını doldurmuş fakat 18 yaşını bitirmemiş genç
işçilerin hangi çeşit ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılabilecekleri Sağlık
Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca
hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
Ağır ve
tehlikeli işlerde rapor
MADDE86. - Ağır ve tehlikeli işlerde
çalışacak işçilerin işe girişinde veya işin devamı süresince en az yılda bir
bedence bu işlere elverişli ve dayanıklı oldukları işyeri hekimi, işçi sağlığı
dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal
Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimleri tarafından
verilmiş muayene raporları olmadıkça, bu gibilerin işe alınmaları veya işte
çalıştırılmaları yasaktır. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini
yapmaktan kaçınamaz.
İşyeri hekimi tarafından verilen rapora
itiraz halinde, işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık
kurulunca muayeneye tâbi tutulur, verilen rapor kesindir.
Yetkili memurlar isteyince, bu raporları
işveren kendilerine göstermek zorundadır.
Bu raporlar damga vergisi ve her çeşit
resim ve harçtan muaftır.
On sekiz
yaşından küçük işçiler için rapor
MADDE87. - 14 yaşından 18 yaşına kadar (18
dahil) çocuk ve genç işçilerin işe alınmalarından önce işyeri hekimi, işçi
sağlığı dispanserleri, bunların bulunmadığı yerlerde sırası ile en yakın Sosyal
Sigortalar Kurumu, sağlık ocağı, hükümet veya belediye hekimlerine muayene
ettirilerek işin niteliğine ve şartlarına göre vücut yapılarının dayanıklı
olduğunun raporla belirtilmesi ve bunların 18 yaşını dolduruncaya kadar yılda
bir defa aynı şekilde doktor muayenesinden geçirilerek bu işte çalışmaya
devamlarına bir sakınca olup olmadığının kontrol ettirilmesi ve bütün bu
raporların işyerinde saklanarak yetkili memurların isteği üzerine kendilerine
gösterilmesi zorunludur. Sosyal Sigortalar Kurumu işe ilk giriş muayenesini
yapmaktan kaçınamaz.
Birinci fıkrada yazılı hekimlerce verilen
rapora itiraz halinde işçi en yakın Sosyal Sigortalar Kurumu hastanesi sağlık
kurulunca muayeneye tâbi tutulur, verilen rapor kesindir.
Bu raporlar damga vergisi ve her çeşit
resim ve harçtan muaftır.
Gebe ve
çocuk emziren kadınlar için yönetmelik
MADDE88. - Gebe veya çocuk emziren
kadınların hangi dönemlerde ne gibi işlerde çalıştırılmalarının yasak olduğu ve
bunların çalışmalarında sakınca olmayan işlerde hangi şartlar ve usullere
uyucakları, ne suretle emzirme odaları veya çocuk bakım yurdu (kreş) kurulması
gerektiği Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte gösterilir.
Çeşitli yönetmelikler
MADDE89. - Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı;
a) Ağır ve tehlikeli işlerden başka işler için de işçilerin
işe başlamadan hekim muayenesinden geçirilmelerini,
b) Bazı işlerde çalışan işçilerin belirli sürelerde genel
olarak sağlık muayenesinden geçirilmelerini,
c) Çeşitli veya bir kısım işlerde çalışan işçilerin sağlık
durumlarının aksaması, yaptıkları işin ürünlerine ve genel sağlığa yahut
birlikte çalıştıkları öteki işçilere zararlı olursa, bu gibilerin o işlerden
çıkarılmalarını,
d) Ne durumda ve ne gibi şartları haiz olan işyerlerinde
banyo, uyku, dinlenme ve yemek yerleri ile işçi evleri ve işçi eğitimi yerleri
yapılmasını,
öngören yönetmelikler hazırlayabilir.
ALTINCI BÖLÜM
İş ve İşçi Bulma
İş ve işçi bulmaya aracılık
MADDE90. - İş arayanların elverişli oldukları işlere
yerleştirilmeleri ve çeşitli işler için uygun işçiler bulunmasına aracılık
görevi, Türkiye İş Kurumu ve bu hususta izin verilen özel istihdam bürolarınca
yerine getirilir.
YEDİNCİ BÖLÜM
Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi
Devletin yetkisi
MADDE91. - Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın
uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye
yetkili memurlarca yapılır.
Askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler
üretilen işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait işlemler
Millî Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte
hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür.
Yetkili makam ve memurlar
MADDE92. - 91 inci madde hükmünün uygulanması için iş
hayatının izlenmesi, denetlenmesi ve teftişiyle ödevli olan makamlar veya
yetkili memurlar, işyerlerini ve eklentilerini, işin yürütülmesi tarzını ve
ilgili belgeleri, araç ve gereçleri, cihaz ve makineleri, ham ve işlenmiş
maddelerle, iş için gerekli olan malzemeyi 93 üncü maddede yazılı esaslara
uyarak gerektiği zamanlarda ve işçilerin yaşamına, sağlığına, güvenliğine,
eğitimine, dinlenmesine veya oturup yatmasına ilişkin tesis ve tertipleri her
zaman görmek, araştırmak ve incelemek ve bu Kanunla suç sayılan eylemlere
rastladığı zaman bu hususta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
çıkarılacak İş Teftişi Tüzüğünde açıklanan şekillerde bu halleri önlemek
yetkisine sahiptirler.
Teftiş ve denetleme sırasında işverenler, işçiler ve bu işle
ilgili görülen başka kişiler izleme, denetleme ve teftişle görevli makamlar
veya memurlar tarafından çağrıldıkları zaman gelmek, ifade ve bilgi vermek,
gerekli olan belge ve delilleri getirip göstermek ve vermek ve birinci fıkrada
yazılı görevlerini yapmak için kendilerine her çeşit kolaylığı göstermek ve bu
yoldaki emir ve isteklerini geciktirmeksizin yerine getirmekle yükümlüdürler.
Çalışma hayatını izleme, denetleme ve teftişe yetkili
memurlar tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir.
Yetkili memurların ödevi
MADDE 93. - İş hayatını izleme, denetleme ve teftiş yetkisi
olan makamlar veya memurlar görevlerini yaparlarken işin normal gidişini ve
işyerinin işlemesini, inceledikleri konunun niteliğine göre mümkün olduğu kadar
aksatmamak, durdurmamak ve güçleştirmemekle ve resmî işlemlerin yürütülüp
sonuçlandırılması için, açıklanması gerekmedikçe, işverenin ve işyerinin meslek
sırları ve şartları ekonomik ve ticarî hâl ve durumları hakkında gördükleri ve
öğrendikleri hususları tamamen gizli tutmak ve kendileri tarafından bilgileri
ve ifadeleri alınan yahut kendilerine başvuran veya ihbarda bulunan işçilerin
ve başka kişilerin isimlerini ve kimliklerini açıklamamakla yükümlüdürler.
Muafiyet
MADDE 94. - İşçi ve işverenlerle bunların meslek kuruluşları
tarafından kendilerini ilgilendiren ve iş hayatına ilişkin işlerde Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığına yazı ile başvurma halinde bu dilekçeler ve bunlarla
ilgili tutanak, evrak, defter ve işlemler damga vergisi ve her çeşit resim ve
harçtan muaftır.
Diğer merciler tarafından
yapılan teftişler
MADDE 95. - İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye
yetkili belediyelerle diğer ilgili makamlar işyerinin kurulmasına ve
işletilmesine izin vermeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca iş
mevzuatına göre verilmesi gerekli kurma izni ve işletme belgesinin varlığını
araştırır. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca kurma izni ve işletme
belgesi verilmemiş işyerlerine belediyeler veya diğer ilgili makamlarca da
kurma veya açılma izni verilemez.
Kamu kurum ve kuruluşlarının işyerlerinde yapacakları iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili teftiş ve denetlemelerin sonuçlarını ve
yapacakları işlemleri o yer için yetkili bölge müdürlüğüne bildirirler.
İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye yetkili
belediyelerle diğer ilgili makamlar her ay bu hususta izin verdikleri, işveren
ve işyerinin isim ve adresini ve yapılan işin çeşidini gösterir listeleri bir
sonraki ayın 15’ine kadar o yerin bağlı bulunduğu bölge çalışma müdürlüğüne
bildirirler.
İşçi ve işverenin
sorumluluğu
MADDE 96. - İş denetimi ve teftişine yetkili makamlar veya
memurlar tarafından ifade ve bilgilerine başvurulan işçilere, işverenlerin
gerek doğrudan doğruya ve gerek dolayısıyla telkinlerde bulunmaları, işçileri
gerçeği saklamaya yahut değiştirmeye sevk veya herhangi bir suretle zorlamaları
veyahut işçilerin ilgili makamlara başvurmaları haber ve ifade vermeleri
üzerine, bunlara karşı kötü davranışlarda bulunmaları yasaktır.
İşçilerin çalıştıkları veya ayrıldıkları işyerleriyle
işverenleri hakkında gerçeğe uygun olmayan haberler vererek gereksiz işlemlerle
uğraştırılmaları veya işverenleri haksız yere kötü duruma düşürmeye
kalkışmaları ve ilgili makamlarca kendilerinden sorulan hususlar için doğru
olmayan cevaplar vererek denetim ve teftişin yapılmasını güçleştirmek veya
yanlış bir sonuca vardırmak gibi kötü niyetli davranışlarda bulunmaları
yasaktır.
Zabıtanın yardımı
MADDE 97. - Bu Kanun hükümlerinin tam ve gerektiği gibi
uygulanabilmesi için işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili makamlar veya
memurların gerekli görmeleri ve istemeleri halinde, zabıta kuvvetleri, bu
makamlar veya memurların görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini sağlamak
üzere her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.
SEKİZİNCİ
BÖLÜM
İdarî
Ceza Hükümleri
İşyerini bildirme
yükümlülüğüne aykırılık
MADDE 98. - Bu Kanunun 3 üncü maddesindeki işyeri bildirme
yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline çalıştırılan her
işçi için yüz milyon lira para cezası verilir.
Bu para cezasının kesinleşmesinden sonra bildirim
yükümlülüğüne aykırılığın sürmesi halinde takip eden her ay için aynı miktar
ceza uygulanır.
Genel hükümlere aykırılık
MADDE 99. - Bu Kanunun;
a) 5 inci maddede öngörülen ilkelere aykırı davranan,
b) 9 uncu maddenin son fıkrasındaki belgeyi işçiye vermeyen,
c) 29 uncu maddesine aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme
yükümlülüğüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi yazan,
işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için
elli milyon lira para cezası verilir.
Toplu işçi çıkarma ile
ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 100. - Bu Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere
aykırı olarak işçi çıkaran işveren veya işveren vekiline işten çıkardığı her
işçi için üçyüz milyon lira para cezası verilir.
Özürlü ve eski hükümlü
çalıştırma zorunluluğuna aykırılık
MADDE 101. - Bu Kanunun 31 inci maddesindeki hükümlere
aykırı olarak özürlü ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren
vekiline çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay
için üçyüz milyon lira para cezası verilir.
Ücret ile ilgili
hükümlere aykırılık
MADDE 102. - Bu Kanunun;
a) 33 üncü maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu
Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücretini
süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen
komisyonun belirlediği asgarî ücreti ödemeyen veya noksan ödeyen işveren veya
işveren vekiline bu durumda olan her işçi ve her ay için ikiyüz milyon lira
para cezası,
b) 37 nci maddesine aykırı olarak ücrete ilişkin hesap
pusulası düzenlemeyen veya işçi ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak
ücret kesme cezası veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını
bildirmeyen 52 nci maddedeki belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline
beşyüz milyon lira para cezası,
verilir.
Yıllık ücretli izin
hükümlerine aykırılık
MADDE 103. - Yıllık ücretli izni bu Kanunun 56 ncı maddesine
aykırı olarak bölen veya izin ücretini 57 nci maddenin üç ve dördüncü
fıkralarında belirtilen usule aykırı olarak ödeyen veya eksik ödeyen veya 59
uncu maddedeki hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi
halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya 60 ıncı maddede belirtilen
yönetmeliğin esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik
kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz
elli milyon lira para cezası verilir.
İşin düzenlenmesine
ilişkin hükümlere aykırılık
MADDE 104. - Bu Kanunun 63 üncü maddesinde ve bu maddede
belirtilen yönetmelikte belirlenen çalışma sürelerine aykırı olarak işçilerini
çalıştıran veya 68 inci maddesindeki ara dinlenmelerini bu maddeye göre
uygulamayan veya işçileri 69 uncu maddesine aykırı olarak geceleri 7,5 saatten
fazla çalıştıran; gece ve gündüz postalarını değiştirmeyen, 71 inci maddesi
hükmüne aykırı hareket eden, 72 nci maddesi hükümlerine aykırı olarak bu
maddede belirtilen yerlerde 18 yaşını doldurmamış erkek çocukları ve gençleri
ve her yaştaki kadınları çalıştıran, 73 üncü maddesine aykırı olarak çocuk ve
genç işçileri gece çalıştıran veya aynı maddede anılan yönetmelik hükümlerine
aykırı hareket eden 74 üncü maddesindeki hükme aykırı olarak doğumdan önceki ve
sonraki sürelerde gebe veya doğum yapmış kadınları çalıştıran veya ücretsiz
izin vermeyen, 75 inci maddesindeki işçi özlük dosyalarını düzenlemeyen, 76 ncı
maddesinde belirtilen yönetmelik hükümlerine uymayan işveren veya işveren
vekiline bir milyar lira para cezası verilir.
İş sağlığı ve güvenliği
ile ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 105. - Bu Kanunun 78 inci maddesinin birinci
fıkrasında belirtilen yönetmeliklerdeki hükümlere uymayan işveren veya işveren
vekiline alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için elli milyon lira
para cezası verilir. Alınmayan önlemler oranında izleyen her ay için aynı
miktar para cezası uygulanır.
Bu Kanunun 77 nci maddesi hükmüne aykırı hareket eden, 78
inci maddenin ikinci fıkrasına aykırı olarak kurma izni ve işletme belgesi
almadan bir işyeri açan, 79 uncu maddesi hükmüne aykırı olarak faaliyeti
durdurulan işi izin almadan devam ettiren, kapatılan işyerlerini izinsiz açan,
80 inci maddesinde öngörülen iş sağlığı ve güvenliği kurullarının kurulması ve
çalıştırılması ile ilgili hükümlere aykırı davranan; iş sağlığı ve güvenliği
kurullarınca alınan kararları uygulamayan, 81 inci maddesine aykırı olarak
işyeri hekimi çalıştırma ve işyeri sağlıkbirimi oluşturma yükümlülüğünü yerine
getirmeyen, 82 nci maddesine aykırı olarak iş güvenliği ile görevli mühendis
veya teknik eleman görevlendirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen işveren veya
işveren vekiline bir milyar lira para cezası verilir.
Bu Kanunun 85 inci maddesine aykırı olarak ağır ve tehlikeli
işlerde 16 yaşından küçükleri çalıştıran veya aynı maddede belirtilen
yönetmelikte gösterilen yaş kayıtlarına aykırı işçi çalıştıran işveren veya
işveren vekiline bir milyar lira para cezası verilir.
Bu Kanunun 86 ncı maddesi uyarınca işçilere doktor raporu
almayan işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için yüz milyon
lira ve 87 nci madde gereğince çocuklara doktor raporu almayan işveren veya
işveren vekiline bu durumdaki her bir çocuk için ikiyüz milyon lira para cezası
verilir.
Bu Kanunun 88 inci ve 89 uncu maddelerinde öngörülen
yönetmeliklerde gösterilen şartlara ve usullere uymayan işveren veya işveren
vekiline bir milyar lira para cezası verilir.
İş ve işçi bulma
hükümlerine aykırılık
MADDE 106. - Bu Kanunun 90 ıncı maddesinde öngörülen izni
almadan faaliyet gösteren işverene bir milyar lira para cezası verilir.
İş hayatının denetim ve
teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 107. - Bu Kanunun;
a) 92 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki yükümlülüklerini
yerine getirmeyen,
b) 96 ncı maddesindeki yasaklara uymayan,
işveren veya işveren vekiline bir milyar lira para cezası
verilir.
İş müfettişlerinin bu Kanundan veya diğer kanunlardan doğan
her çeşit teftiş, denetleme yetki ve görevleri gereğince görevlerinin yerine
getirilmesi sırasında, görevlerini yapma ve sonuçlandırmaya engel olan
kimselere eylem başka bir suçu oluştursa dahi ayrıca beş milyar lira para
cezası verilir.
DOKUZUNCU
BÖLÜM
Çeşitli,
Geçici ve Son Hükümler
Yazılı bildirim
MADDE 108. - Bu Kanunda öngörülen bildirimlerin ilgiliye
yazılı olarak ve imza karşılığında yapılması gerekir. Bildirim yapılan kişi
bunu imzalamazsa, durum o yerde tutanakla tespit edilir. Ancak, 7201 sayılı
Kanun kapsamına giren tebligat anılan Kanun hükümlerine göre yapılır.
Konut kapıcılarının özel
çalışma koşulları
MADDE 109. - Konut kapıcılarının hizmetlerinin kapsam ve
niteliği ile çalışma süreleri, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil
günleri, yıllık ücretli izin hakları ve kapıcı konutları ile ilgili hususların
düzenlenmesinde uygulanacak değişik şekil ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığınca hazırlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
Sanayi, ticaret, tarım ve
orman işleri
MADDE 110. - Bir işin bu Kanunun uygulanması bakımından
sanayi, ticaret, tarım ve orman işlerinden sayılıp sayılamayacağını Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığı bir yönetmelikle belirler.
Tarım ve ormandan sayılan işlerde çalışanların, çalışma
koşullarına ilişkin hükümleri, hizmet akdî, ücret, işin düzenlenmesi ile ilgili
hususlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir.
Bazı kurum ve
kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı
MADDE 111. - Kanuna veya kanunun verdiği yetkiye dayanılarak
kurulan kurum ve kuruluşların haklarında bu Kanun ve 854, 5953, 5434 sayılı
kanunların hükümleri uygulanmayan personeli ile kamu kuruluşlarında sözleşmeli
olarak istihdam edilenlere mevzuat veya sözleşmelerine göre kıdem tazminatı
niteliğinde yapılan ödemeler kıdem tazminatı sayılır.
Bazı işlerde çalışanların
ücretlerinin güvencesi
MADDE 112. - Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının
(b) ve (k) bentlerinde sayılan işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 33, 35,
37, 38 inci madde hükümleri uygulanır. Bu maddelere aykırılık hallerinde
ilgililer hakkında ilgili ceza hükümleri uygulanır.
Yönetmelikler
MADDE 113. - Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun
yayımı tarihinden itibaren bir yıl içerisinde çıkarılır.
Yürürlükten kaldırılan
hükümler
MADDE 114. - 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanunu
yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1. - Diğer mevzuatta 1475 sayılı İş Kanununa
yapılan atıflar bu Kanuna yapılmış sayılır.
GEÇİCİ MADDE 2. - 1475 sayılı Kanuna göre halen yürürlükte
bulunan tüzük ve yönetmeliklerin bu Kanun hükümlerine aykırı olmayan hükümleri
yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar yürürlükte kalır.
GEÇİCİ MADDE 3. - 1475 sayılı Kanuna göre alınmış bulunan
asgarî ücret kararı, bu Kanunun 39 uncu maddesine göre tespit yapılıncaya kadar
yürürlükte kalır.
GEÇİCİ MADDE 4. - Mülga 3008 sayılı İş Kanununun 13 üncü
maddesi hükümleri haklarında uygulanmayanlar için, Bu Kanunun geçici 6 ncı
maddesinde sözü edilen kıdem tazminatı hakkı 12.8.1967 tarihinden itibaren
başlar.
İlk defa bu Kanun kapsamına girenlerin kıdem tazminatı
hakları bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar.
GEÇİCİ MADDE 5. - 1475 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile
3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranlar, bu
Kanunun 31 inci maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından yeniden
belirleninceye kadar geçerlidir.
GEÇİCİ MADDE 6. - Kıdem Tazminatı Fonuna ilişkin kanunun
yürürlüğe gireceği tarihe kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş
Kanununun 14 üncü maddesi hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır. Bu
işçilerin iş sözleşmeleri kıdem tazminatına hak kazandıracak şekilde sona
erdiğinde saklı tutulan süreler için iş sözleşmesinin sona erdiği tarihteki son
ücretleri üzerinden kıdem tazminatı işverence ödenir.
Kıdem Tazminatı Fonuna ilişkin kanunun yürürlüğe girdiği
tarihten sonra ilk defa veya yeniden iş sözleşmesi yapılarak işe alınan işçiler
ile, birinci fıkraya göre işyerinde çalıştırılanların yürürlük tarihinden
sonraki hizmet süreleri hakkında yaşlılık, emeklilik, malûllük, ölüm ve toptan
ödeme halleri ile adına en az 10 yıl prim ödenen işçinin isteği haline mahsus olmak
üzere ödenecek kıdem tazminatı için bir Kıdem Tazminatı Fonu kurulur.
Yürürlük
MADDE 115. - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 116. - Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
|
Abdullah Gül |
|
|
|
|
|
|
Başbakan |
|
|
|
|
|
Devlet Bak.
ve Başb. Yrd. |
Devlet
Bak.ve Başb. Yrd. |
Devlet
Bak. ve Başb. Yrd. |
|
|
|
A. Şener |
M. A. Şahin |
E. Yalçınbayır |
|
|
|
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
|
|
|
M. Aydın |
B. Atalay |
A. Babacan |
|
|
|
Devlet
Bakanı |
Adalet
Bakanı |
Millî
Savunma Bakanı |
|
|
|
K. Tüzmen |
C. Çiçek |
V. Gönül |
|
|
|
İçişleri
Bakanı |
Dışişleri
Bakanı |
Maliye
Bakanı |
|
|
|
A. Aksu |
Y. Yakış |
K. Unakıtan |
|
|
|
Millî
Eğitim Bakanı |
Bayındırlık
ve İskân Bakanı |
Sağlık
Bakanı |
|
|
|
E. Mumcu |
Z. Ergezen |
R. Akdağ |
|
|
|
Ulaştırma
Bakanı |
Tarım ve
Köyişleri Bakanı |
Çalışma
ve Sos. Güv. Bak. |
|
|
|
B. Yıldırım |
S. Güçlü |
M. Başesgioğlu |
|
|
|
Sanayi
ve Ticaret Bakanı |
En. ve
Tab. Kay. Bakanı |
Kültür
Bakanı |
|
|
|
A. Coşkun |
M. H. Güler |
H. Çelik |
|
|
|
Turizm
Bakanı |
Orman
Bakanı |
Çevre
Bakanı |
|
|
|
G. Akşit |
O. Pepe |
İ. Sütlüoğlu |
|
SAĞLIK,
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL İŞLER KOMİSYONUNUN KABUL ETTİĞİ METİN
İŞ KANUNU TASARISI
BİRİNCİ
BÖLÜM
Genel
Hükümler
Amaç ve kapsam
MADDE 1.- Tasarının 1 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Tanımlar
MADDE 2.- Tasarının 2 nci maddesi Komisyonumuzda aynen kabul
edilmiştir.
İşyerini bildirme
MADDE 3.- Tasarının 3 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İstisnalar
MADDE 4.- Aşağıda belirtilen işlerde ve iş ilişkilerinde bu
Kanun hükümleri uygulanmaz;
a) Deniz ve hava taşıma işlerinde,
b) 50'den az işçi çalıştırılan (50 dahil) tarım ve orman
işlerinin yapıldığı işyerlerinde,
c) Aile ekonomisi sınırları içinde kalan tarımla ilgili her
çeşit yapı işleri,
d) Bir ailenin üyeleri ve 3 üncü dereceye kadar (3 üncü
derece dahil) hısımları arasında dışardan başka biri katılmayarak evlerde ve el
sanatlarının yapıldığı işlerde,
e) Ev hizmetlerinde,
f) İş sağlığı ve güvenliği hükümleri saklı kalmak üzere
çıraklar hakkında,
g) Sporcular hakkında,
h) Gazeteciler hakkında,
ı) Rehabilite edilenler hakkında,
j) 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanununun 2 nci
maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde.
Şu kadar ki;
a) Kıyılarda veya liman ve iskelelerde gemilerden karaya ve
karadan gemilere yapılan yükleme ve boşaltma işleri,
b) Havacılığın bütün yer tesislerinde yürütülen işler,
c) Tarım sanatları ile tarım aletleri, makine ve
parçalarının yapıldığı atölye ve fabrikalarda görülen işler,
d) Tarım işletmelerinde yapılan yapı işleri,
e) Halkın faydalanmasına açık veya işyerinin eklentisi durumunda olan park ve bahçe işleri,
f) Deniz İş Kanunu kapsamına girmeyen ve tarım işlerinden
sayılmayan, denizlerde çalışan su ürünleri üreticileri ile ilgili işler,
bu Kanun hükümlerine
tabidir.
Eşit davranma ilkesi
MADDE 5.- Tasarının 5 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İşyerinin veya bir
bölümünün devri
MADDE 6.- Tasarının 6 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen kabul
edilmiştir.
Ödünç iş ilişkisi
MADDE 7.- İşveren (ödünç veren), yazılı rızasını almak
suretiyle bir işçiyi başka bir işverene (ödünç alan) iş görme edimini yerine
getirmek üzere geçici olarak verdiğinde ödünç iş ilişkisi kurulmuş olur. Bu
halde iş sözleşmesi ödünç veren işverenle devam etmekle beraber, işçi bu
sözleşmeye göre üstlendiği işin görülmesini ödünç alan işverene karşı yerine
getirmekle yükümlü olur. Ödünç alan işveren işçiye talimat verme hakkına sahip olup işçiye sağlık ve güvenlik
risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlüdür. Ödünç veren işverenin,
ücreti ödeme yükümlülüğü devam eder.
Ödünç iş ilişkisi belirli süreli ve yazılı olarak yapılır,
gerektiğinde yenilenebilir.
Ödünç alan işveren, işçinin kendisinde çalıştığı sürede
ödenmeyen ücretinden, işçiyi gözetme borcundan ve sosyal sigorta primlerinden
ödünç veren işveren ile birlikte sorumludur. Ancak, işçinin rızası alınarak
ücret borcu, ödünç alan işveren tarafından üstlenilebilir.
İşçi, işyerine ve işe ilişkin olup kusuru ile sebep olduğu
zarardan ödünç alan işverene karşı sorumludur. İşçinin ödünç verilme amacından
ve şartlarından yahut aralarındaki anlaşmadan aksi anlaşılmıyorsa, işçinin
diğer hak ve yükümlülüklerine ilişkin bu Kanundaki düzenlemeler ödünç alan
işverenle olan ilişkisine de uygulanır.
Ödünç alan işveren grev ve lokavt aşamasına gelen bir toplu
iş uyuşmazlığının tarafı ise, işçi grev ve lokavtın uygulanması sırasında
çalıştırılamaz. Ancak 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanununun
39 uncu maddesi hükümleri saklıdır. Ödünç veren işveren, işçisini grev ve
lokavt süresince kendi işyerinde çalıştırmak zorundadır.
İKİNCİ
BÖLÜM
İş
Sözleşmesi, Türleri ve Feshi
Tanım ve şekil
MADDE 8.- Tasarının 9 uncu maddesi 8 inci madde olarak
Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Türü ve çalışma biçimlerini belirleme serbestisi
MADDE 9.- Tasarının 10 uncu maddesi Komisyonumuzda 9 uncu
madde olarak aynen kabul edilmiştir.
Sürekli ve süreksiz
işlerdeki iş sözleşmeleri
MADDE 10.- Nitelikleri bakımından en çok 30 iş günü süren
işlere süreksiz iş, bundan fazla devam edenlere sürekli iş denir.
Bu Kanunun 3, 8, 12, 13, 14, 15, 17, 23, 24, 25, 26, 27, 28,
29, 30, 31, 34, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 75, 80 ve geçici 6 ncı maddeleri süreksiz işlerde yapılan iş
sözleşmelerinde uygulanmaz. Süreksiz işlerde, bu maddelerde düzenlenen
konularda Borçlar Kanunu hükümleri
uygulanır.
Belirli ve belirsiz
süreli iş sözleşmesi
MADDE 11.- Tasarının 12 nci maddesi Komisyonumuzda 11 inci
madde olmak üzere aynen kabul edilmiştir.
Belirli ve belirsiz
süreli iş sözleşmesi ayırımın sınırları
MADDE 12.- Tasarının 13 üncü maddesi 12 nci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Kısmi süreli ve tam
süreli iş sözleşmesi
MADDE 13.- Tasarının 14 üncü maddesi 13 üncü madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Çağrı üzerine çalışma
MADDE 14.- Tasarının 15 inci maddesi 14 üncü madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Deneme süreli iş
sözleşmesi
MADDE 15.- Tasarının 16 ncı maddesi 15 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Takım sözleşmesi ile
oluşturulan iş sözleşmeleri
MADDE 16.- Tasarının 17 nci maddesi 16 ncı madde olmak üzere
Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Süreli fesih
MADDE 17.- Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce
durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
İş sözleşmeleri;
a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer
tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta
sonra,
b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için,
bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak
altı hafta sonra,
d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim
yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
feshedilmiş sayılır.
Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.
Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin
ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır.
İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle
iş sözleşmesini feshedebilir.
İşverenin bildirim şartına uymaması veya bildirim süresine
ait ücreti peşin ödeyerek sözleşmeyi feshetmesi, bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21
inci maddesi hükümlerinin uygulanmasına engel olmaz.
18 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19,
20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş
sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda
işçiye bildirim süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir. Fesih için
bildirim şartına da uyulmaması ayrıca dördüncü fıkra uyarınca tazminat ödenmesini
gerektirir.
Bu maddeye göre ödenecek tazminatlar ile bildirim sürelerine
ait peşin ödenecek ücretin hesabında 32 nci maddenin birinci fıkrasında yazılan ücrete ek olarak işçiye
sağlanmış para veya para ile ölçülmesi mümkün sözleşme ve Kanundan doğan menfaatler de göz önünde
tutulur.
Feshin geçerli sebebe
dayandırılması
MADDE 18.- On veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde
en az altı aylık kıdemi olan işçinin
belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya
davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden
kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki
süreler dikkate alınır.
Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep
oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya
işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak,
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak,
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip için işveren
aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece
katılmak,
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri,
hamilelik, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler,
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının
yasak olduğu sürelerde işe gelmemek,
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I)
numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici
devamsızlık.
İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde
geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden
fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu
işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.
İşletmenin bütününü
sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk
ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren
vekilleri hakkında bu madde, 19 ve
21 inci maddeler ile 25 inci
maddenin son fıkrası uygulanmaz.
Sözleşmenin feshinde usul
MADDE 19.- İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve
fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır.
İşveren bakımından beklenemeyecek haller hariç olmak üzere,
hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş
sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez.
Ancak, işverenin 25 inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır.
Fesih bildirimine itiraz
ve usulü
MADDE 20.- Tasarının 21 inci maddesi 20 nci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Geçersiz sebeple yapılan
feshin sonuçları
MADDE 21.- Tasarının 22 nci maddesi 21 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Çalışma koşullarında
değişiklik ve iş sözleşmesinin feshi
MADDE 22.- İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin
eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri
uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu
işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak
yapılmayan ve işçi tarafından altı
işgünü içinde yazılı olarak kabul
edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre
içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya
fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve
bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda
17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir.
İşverence çalışma koşullarının değiştirilmesi hakkı saklı
tutulduğu hallerde ve belirli süreli iş sözleşmelerinde yukarıdaki hükümler
uygulanmaz. Ancak belirli süreli iş sözleşmesinde işverenin çalışma
koşullarında değişiklik yapma hakkı saklı tutulmamışsa, işçi rıza göstermedikçe,
işveren belirlenen şartları süre sonuna kadar uygulamakla yükümlüdür.
Taraflar aralarında anlaşarak çalışma koşullarını her zaman
değiştirebilir. Çalışma koşullarında değişiklik geçmişe etkili olarak yürürlüğe
konulamaz.
Yeni işverenin sorumluluğu
MADDE 23.- Tasarının 24 üncü maddesi 25 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
İşçinin haklı nedenle
derhal fesih hakkı
MADDE 24.- Tasarının 25 inci maddesi 24 üncü madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
İşverenin haklı nedenle
derhal fesih hakkı
MADDE 25.- Süresi belirli olsun veya olmasın işveren,
aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim
süresini beklemeksizin feshedebilir:
I- Sağlık sebepleri:
a) İşçinin kendi kastından veya derli toplu olmayan
yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden doğacak bir hastalığa veya sakatlığa
uğraması halinde, bu sebeple doğacak devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya
bir ayda beş iş gününden fazla sürmesi,
b) İşçinin bulaşıcı veya işi ile bağdaşmayacak derecede
tiksinti verici bir hastalığa tutulduğunun anlaşılması.
(a) alt bendinde sayılan sebepler dışında işçinin hastalık,
kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren için iş sözleşmesini bildirimsiz
fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin işyerindeki çalışma süresine göre 17
nci maddedeki bildirim sürelerini altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve
gebelik hallerinde bu süre 74 üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak
işçinin iş sözleşmesinin askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için
ücret işlemez.
II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
benzerleri:
a) İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı
noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı
halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek, yahut gerçeğe uygun
olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması,
b) İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin
şeref ve namusuna dokunacak sözler sarfetmesi veya davranışlarda bulunması,
yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve istinatlarda
bulunması,
c) İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde
bulunması,
d) İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine
yahut işverenin başka işçisine sataşması veya 84 üncü maddeye aykırı hareket
etmesi,
e) İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık
yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa
uymayan davranışlarda bulunması,
f) İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle
cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi,
g) İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe
dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir
tatil gününden sonraki iş günü, yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi,
h) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine
hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi,
ı) İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin
güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli
altında bulunan makineleri tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük
ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması.
III- Zorlayıcı sebepler:
İşçiyi işyerinde bir haftadan fazla süre ile çalışmaktan
alıkoyan zorlayıcı bir sebebin ortaya çıkması.
IV- İşçinin gözaltına alınması veya tutuklanması halinde
devamsızlığın 17 nci maddedeki bildirim süresini aşması.
İşçi feshin yukarıdaki bentlerde öngörülen sebeplere uygun
olmadığı iddiası ile 18, 20 ve 21 inci madde hükümleri çerçevesinde yargı
yoluna başvurabilir.
Derhal fesih hakkını
kullanma süresi
MADDE 26.- 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve
iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış
olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda
bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve
her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak
işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz.
Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini
yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat
hakları saklıdır.
Yeni iş arama izni
MADDE 27.- Tasarının 28 inci maddesi 27 nci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Çalışma belgesi
MADDE 28.- Tasarının 29 uncu maddesi 28 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Toplu işçi çıkarma
MADDE 29.- İşveren; ekonomik, teknolojik, yapısal ve benzeri
işletme, işyeri veya işin gerekleri sonucu toplu işçi çıkarmak istediğinde,
bunu en az otuz gün önceden bir yazı ile, işyeri sendika temsilcilerine, ilgili
bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirir.
İşyerinde çalışan işçi sayısı:
a) 20 ile 100 işçi arasında ise, en az 10 işçinin,
b) 101 ile 300 işçi arasında ise, en az yüzde on oranında
işçinin,
c) 301 ve daha fazla ise, en az 30 işçinin işine 17 nci
madde uyarınca ve bir aylık süre içinde aynı tarihte veya farklı tarihlerde son
verilmesi toplu işçi çıkarma sayılır.
Birinci fıkra uyarınca yapılacak bildirimde işçi çıkarmanın
sebepleri, bundan etkilenecek işçi sayısı ve grupları ile işe son verme
işlemlerinin hangi zaman diliminde gerçekleşeceğine ilişkin bilgilerin
bulunması zorunludur.
Bildirimden sonra işyeri sendika temsilcileri ile işveren
arasında yapılacak görüşmelerde, toplu işçi çıkarmanın önlenmesi ya da
çıkarılacak işçi sayısının azaltılması yahut çıkarmanın işçiler açısından
olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi konuları ele alınır. Görüşmelerin sonunda,
toplantının yapıldığını gösteren bir belge düzenlenir.
Fesih bildirimleri, işverenin toplu işçi çıkarma isteğini
bölge müdürlüğüne bildirmesinden otuz
gün sonra hüküm doğurur.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak kesin ve devamlı suretle
faaliyete son verilmesi halinde, işveren sadece durumu en az otuz gün önceden
ilgili bölge müdürlüğüne ve Türkiye İş Kurumuna bildirmek ve işyerinde ilan
etmekle yükümlüdür. İşveren toplu işçi çıkarmanın kesinleşmesinden itibaren
altı ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak istediği takdirde
nitelikleri uygun olanları tercihen işe çağırır.
Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten
çıkarılmaları hakkında, işten çıkarma bu işlerin niteliğine bağlı olarak
yapılıyorsa, toplu işçi çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.
İşveren toplu işçi çıkarılmasına ilişkin hükümleri 18, 19,
20 ve 21 inci madde hükümlerinin uygulanmasını engellemek amacıyla kullanamaz;
aksi halde işçi bu maddelere göre dava açabilir.
Özürlü, eski hükümlü ve
terör mağduru çalıştırma zorunluluğu
MADDE 30.- İşverenler 50 veya daha fazla işçi
çalıştırdıkları işyerlerinde her yılın Ocak ayı başından itibaren yürürlüğe girecek şekilde Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranlarda
özürlü ve eski hükümlü ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun ek 1 inci
maddesinin (B) fıkrası uyarınca istihdamı zorunlu olan terör mağduru işçiyi
meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin
toplam oranı % 6'dan fazla olamaz. Ancak, özürlüler için belirlenecek oran,
toplam oranın yarısından az olamaz.
Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu
kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde
belirsiz süreli iş sözleşmesine ve süresi bir yıl ve daha fazla olan belirli
süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş
sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür.
Oranların hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate
alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür.
İşyerinin işçisi iken sakatlanan, eski hükümlü ya da terör
mağduru olanlara öncelik tanınır.
İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye
İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar.
Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi
işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında
bağlı olacakları özel çalışma ve ücret
şartları ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe
alınacakları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak bir
yönetmelikle düzenlenir.
Yer altı ve su altı işlerinde özürlü işçi çalıştırılamaz ve
yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı
ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.
Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan
maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını
istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer
varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki
şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş
sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan
eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder.
Eski hükümlü çalıştırılmasında kanunlardaki kamu güvenliği
ile ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler saklıdır.
Bakanlar Kurulunca belirlenecek oranların üstünde özürlü,
eski hükümlü ve terör mağduru çalıştıran işverenlerin kontenjan fazlası işçiler
için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa göre ödemeleri gereken işveren
sigorta prim hisselerinin yüzde ellisini kendileri, yüzde ellisini Hazine öder.
Bu maddeye aykırılık hallerinde 101 inci madde uyarınca tahsil edilecek para cezaları
Türkiye İş Kurumu bütçesinin Maliye Bakanlığınca açılacak özel tertibine gelir
kaydedilir. Bu hesapta toplanan paralar özürlü ve eski hükümlülerin mesleki
eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işini kurma ve bu gibi projelerde
kullanılmak üzere Türkiye İş Kurumuna aktarılır. Toplanan paraların nerelere ve
ne kadar verileceği Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürlüğü, İş Sağlığı ve
Güvenliği Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Adalet Bakanlığı Ceza
ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu ve en çok
işçi ve işvereni temsil eden üst kuruluşların birer temsilcilerinden oluşan
komisyon tarafından karara bağlanır. Komisyonun çalışma usul ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Askerlik ve kanundan
doğan çalışma
MADDE 31.- Tasarının 32 nci maddesi 31 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Ücret
Ücret ve ücretin ödenmesi
MADDE 32.- Genel anlamda ücret bir kimseye bir iş
karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen
tutardır.
Ücret, kural olarak, Türk parası ile işyerinde veya özel
olarak açılan bir banka hesabına ödenir. Ücret yabancı para olarak
kararlaştırılmış ise ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenebilir.
Emre muharrer senetle (bono ile), kuponla veya yurtta
geçerli parayı temsil ettiği iddia olunan bir senetle veya diğer herhangi bir
şekilde ücret ödemesi yapılamaz.
Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş
sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir.
İş sözleşmelerinin sona ermesinde, işçinin ücreti ile
sözleşme ve Kanundan doğan para ile ölçülmesi mümkün menfaatlerinin tam olarak
ödenmesi zorunludur.
Meyhane ve benzeri eğlence yerleri ve perakende mal satan
dükkan ve mağazalarda, buralarda çalışanlar hariç, ücret ödemesi yapılamaz.
Ücret alacaklarında zamanaşımı süresi beş yıldır.
İşverenin ödeme aczine
düşmesi
MADDE 33.- İşverenin konkordato ilan etmesi, işveren için
aciz vesikası alınması veya iflası
nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere,
işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret alacaklarını
karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir ücret garanti
fonu oluşturulur.
Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi
olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir.
Ücret garanti fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul
ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak bir yönetmelikle
düzenlenir.
Ücretin gününde
ödenmemesi
MADDE 34.- Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde
mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten
kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak işçilerin iş görme
borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev
olarak nitelendirilemez. Gününde ödenmeyen ücretler için mevduata uygulanan en
yüksek faiz oranı uygulanır.
Bu işçilerin bu nedenle iş akitleri çalışmadıkları için
feshedilemez ve yerine yeni işçi alınamaz, bu işler başkalarına yaptırılamaz.
Ücretin saklı kısmı
MADDE 35.- Tasarının 35 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Kamu makamlarının
hakedişlerden ücreti kesme yükümlülüğü
MADDE 36.- Tasarının 36 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ücret hesap pusulası
MADDE 37.- Tasarının 37 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ücret kesme cezası
MADDE 38.- Tasarının
38 inci maddesi Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Asgari ücret
MADDE 39.- İş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun
kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının
düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit
Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir
belirlenir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının tespit edeceği üyelerden birinin başkanlığında Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı Çalışma Genel Müdürü veya yardımcısı, İş Sağlığı ve
Güvenliği Genel Müdürü veya yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik
İstatistikler Dairesi Başkanı veya yardımcısı, Maliye Bakanlığı Temsilcisi,
Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu
ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli ile bünyesinde en
çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşundan değişik işkolları için seçecekleri
beş, bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşundan değişik
işkolları için seçeceği beş temsilciden kurulur. Asgari Ücret Tespit Komisyonu
en az on üyesinin katılmasıyla toplanır. Kurul, üye oylarının çoğunluğu ile
karar verir. Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu
sağlamış sayılır.
Komisyon kararları kesindir. Kararlar Resmi Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girer.
Komisyonun toplanma ve çalışma şekli, asgari ücretlerin
tespiti sırasında uygulanacak esaslar ile başkan, üye ve raportörlere verilecek
huzur hakları Maliye Bakanlığı ve
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının birlikte hazırlayacakları
yönetmelikte belirtilir.
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun sekretarya hizmetleri,
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
tarafından yerine getirilir.
Yarım ücret
MADDE 40.- 24 ve 25 inci maddeleri (III) numaralı
bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebepler dolayısıyla çalışamayan veya
çalıştırılmayan işçiye bu bekleme süresi içinde bir haftaya kadar her gün için
yarım ücret ödenir.
Fazla çalışma ücreti
MADDE 41.- Tasarının 41 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Zorunlu nedenlerle fazla
çalışma
MADDE 42.- Tasarının 42 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Olağanüstü hallerde fazla
çalışma
MADDE 43.- Tasarının 43 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ulusal bayram ve genel
tatil günlerinde çalışma
MADDE 44.- Tasarının 44 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Saklı haklar
MADDE 45.- Tasarının 45 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Hafta tatili ücreti
MADDE 46.- Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere
tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış
olmaları koşulu ile 7 günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat
dinlenme (hafta tatili) verilir.
Çalışılmayan hafta tatili günü için işveren tarafından bir
iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir.
Şu kadar ki;
a) Çalışmadığı halde kanunen çalışma süresinden sayılan
zamanlar ile günlük ücret ödenen veya ödenmeyen kanundan veya sözleşmeden doğan
tatil günleri,
b) Evlenmelerde üç güne kadar, ana veya babanın, eşin,
kardeş veya çocukların ölümünde üç güne kadar verilmesi gereken izin süreleri,
c) Bir haftalık süre içinde kalmak üzere işveren tarafından
verilen diğer izinlerle hekim raporuyla verilen hastalık ve dinlenme izinleri,
çalışılmış günler gibi hesaba katılır.
Zorlayıcı ve ekonomik bir sebep olmadan işyerindeki
çalışmanın haftanın bir veya birkaç gününde işveren tarafından tatil edilmesi
halinde haftanın çalışılmayan günleri ücretli hafta tatiline hak kazanmak için
çalışılmış sayılır.
Bir işyerinde işin bir haftadan fazla bir süre ile tatil
edilmesini gerektiren zorlayıcı sebepler ortaya çıktığı zaman, 24 ve 25 inci
maddelerin (III) numaralı bentlerinde gösterilen zorlayıcı sebeplerden ötürü
çalışılmayan günler için işçilere ödenen yarım ücret hafta tatili günü için de
ödenir.
Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde hafta tatili ücreti
işverence işçiye ödenir.
Genel tatil ücreti
MADDE 47.- Tasarının 47 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Geçici iş göremezlik
MADDE 48.- Tasarının 48 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ücret şekillerine göre
tatil ücreti
MADDE 49.- Tasarının 49 uncu maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Tatil ücretine girmeyen
kısımlar
MADDE 50.- Tasarının 50 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yüzdelerin ödenmesi
MADDE 51.- Tasarının 51 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yüzdelerin belgelenmesi
MADDE 52.- Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işveren,
her hesap pusulasının genel toplamını gösteren bir belgeyi işçilerin kendi
aralarından seçecekleri bir temsilciye vermekle yükümlüdür. Bu belgelerin şekli
ve uygulama usulleri iş sözleşmelerinde veya toplu iş sözleşmelerinde
gösterilir.
Yıllık ücretli izin hakkı
ve izin süreleri
MADDE 53.- İşyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme
süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık
ücretli izin verilir.
Yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemez.
Niteliklerinden ötürü bir yıldan az süren mevsimlik veya
kampanya işlerinde çalışanlara bu Kanunun yıllık ücretli izinlere ilişkin
hükümleri uygulanmaz.
İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet
süresi;
a) Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14
günden,
b) Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara 20 günden,
c) Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden,
az olamaz.
Ancak, 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı
yaştaki işçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz.
Yıllık izin süreleri
iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.
Yıllık ücretli izne hak
kazanma ve izni kullanma dönemi
MADDE 54.- Tasarının 54 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yıllık izin bakımından
çalışılmış gibi sayılan haller
MADDE 55.- Aşağıdaki süreler yıllık ücretli izin hakkının
hesabında çalışılmış gibi sayılır.
a) İşçinin uğradığı kaza veya tutulduğu hastalıktan ötürü işine
gidemediği günler (Ancak, 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt
bendinde öngörülen süreden fazlası sayılmaz.),
b) Kadın işçilerin 74 üncü madde gereğince doğumdan önce ve
sonra çalıştırılmadıkları günler,
c) İşçinin muvazzaf askerlik hizmeti dışında manevra veya
herhangi bir kanundan dolayı ödevlendirilmesi sırasında işine gidemediği günler
(Bu sürenin yılda 90 günden fazlası sayılmaz.),
d) Çalışmakta olduğu işyerinde zorlayıcı sebepler yüzünden
işin aralıksız bir haftadan çok tatil edilmesi sonucu olarak işçinin çalışmadan
geçirdiği zamanın onbeş günü (işçinin yeniden işe başlaması şartıyla),
e) 66 ncı maddede sözü geçen zamanlar,
f) Hafta tatili, ulusal bayram, genel tatil günleri,
g) 3153 sayılı Kanuna dayanılarak çıkarılan tüzüğe göre
röntgen muayenehanelerinde çalışanlara pazardan başka verilmesi gereken yarım
günlük izinler,
h) İşçilerin arabuluculuk toplantılarına katılmaları, hakem
kurullarında bulunmaları, bu kurullarda işçi temsilciliği görevlerini
yapmaları, çalışma hayatı ile ilgili mevzuata göre kurulan meclis, kurul,
komisyon ve toplantılara yahut işçilik konuları ile ilgili uluslararası
kuruluşların konferans, kongre veya kurullarına işçi veya sendika temsilcisi
olarak katılması sebebiyle işlerine devam edemedikleri günler,
ı) İşçilerin evlenmelerinde üç güne kadar, ana veya
babalarının, eşlerinin, kardeş veya çocuklarının ölümünde üç güne kadar
verilecek izinler,
j) İşveren tarafından verilen diğer izinler ile 65 inci
maddedeki kısa çalışma süreleri,
k) Bu Kanunun uygulanması sonucu olarak işçiye verilmiş
bulunan yıllık ücretli izin süresi.
Yıllık ücretli iznin
uygulanması
MADDE 56.- Tasarının 56 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yıllık izin ücreti
MADDE 57.- Tasarının 57 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İzinde çalışma yasağı
MADDE 58.- Tasarının 58 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Sözleşmenin sona
ermesinde izin ücreti
MADDE 59.- İş sözleşmesinin, herhangi bir nedenle sona
ermesi halinde işçinin hak kazanıp da
kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücreti, sözleşmenin sona erdiği
tarihteki ücreti üzerinden kendisine
veya hak sahiplerine ödenir. Bu ücrete ilişkin zamanaşımı iş sözleşmesinin sona
erdiği tarihten itibaren başlar.
İşveren tarafından iş sözleşmesinin feshedilmesi halinde 17
nci maddede belirtilen bildirim süresiyle, 27 nci madde gereğince işçiye
verilmesi zorunlu yeni iş arama
izinleri yıllık ücretli izin süreleri ile iç içe giremez.
İzinlere ilişkin
düzenlemeler
MADDE 60.- Tasarının 60 ıncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Sigorta primleri
MADDE 61.- Tasarının 61 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ücretten indirim
yapılamayacak haller
MADDE 62.- Tasarının 62 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
İşin
Düzenlenmesi
Çalışma süresi
MADDE 63.- Tasarının 63 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Telafi çalışması
MADDE 64.- Tasarının 64 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Kısa çalışma ve kısa
çalışma ödeneği
MADDE 65.- Genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle
işyerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltan
veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durduran işveren,
durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş
sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun tespiti
Çalışma ve Sosyal Bakanlığınca yapılır. Bunun usul ve esasları bir yönetmelikle
belirlenir.
Yukarıda belirtilen nedenlerle işyerinde geçici olarak en az
dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere
çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği
ödenir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve herhalde üç
ayı aşamaz. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma
süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik
ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi gerekir.
Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneğinin miktarı kadardır.
Zorlayıcı sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya
kısmen geçici olarak durması halinde,
işsizlik ödeneği ödemeleri 24 üncü maddenin (III) numaralı bendinde ve 40 ıncı maddede öngörülen bir haftalık
süreden sonra başlar.
Kısa çalışma ödeneği aldığı süre içinde işçinin hastalık ve
analık sigortasına ait primler İşsizlik Sigortası Fonu tarafından 2/3 oranında
Sosyal Sigortalar Kurumuna aktarılır. Bu primler, sigorta primlerinin hesabında
esas alınan en alt kazanç sınırı üzerinden
hesaplanır. İşçi, işsizlik ödeneğinden yararlanma süresini doldurmadan
tekrar işe başlar ve işsizlik sigortasından yararlanmak için 4447 sayılı
Kanunun öngördüğü koşullar gerçekleşmeden işsiz kalırsa, kısa çalışma ödeneği
aldığı süre çıkarıldıktan sonra, daha önce hak ettiği işsizlik ödeneği süresini
dolduruncaya kadar işsizlik ödeneğinden yararlanır.
Kısa çalışma ödeneğinin ödeme süresi içinde ödenmesi gereken
geçici iş göremezlik ödeneğinin miktarı kısa çalışma ödeneğinin miktarından
fazla olamaz. Geçici iş göremezlik ödeneğinin ödendiği dönemde, bu
maddede öngörülen hastalık ve analık sigortası primi ödenmez.
Çalışma süresinden
sayılan haller
MADDE 66.- Tasarının 66 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Günlük çalışmanın başlama
ve bitiş saatleri
MADDE 67.- Tasarının 67 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ara dinlenmesi
MADDE 68.- Tasarının 68 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Gece süresi ve gece
çalışmaları
MADDE 69.- Tasarının 69 uncu maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Hazırlama, tamamlama
ve temizleme işleri
MADDE 70.- Tasarının 70 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Çalıştırma yaşı ve
çocukları çalıştırma yasağı
MADDE 71.- Tasarının 71 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yer ve su altında
çalıştırma yasağı
MADDE 72.- Tasarının 72 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Gece çalıştırma yasağı
MADDE 73.- Tasarının 73 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Analık halinde çalıştırma
yasağı
MADDE 74.- Tasarının 74 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İşçi özlük dosyası
MADDE 75.- Tasarının 75 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yönetmelikler
MADDE 76.- Tasarının 76 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
BEŞİNCİ
BÖLÜM
İş
Sağlığı ve Güvenliği
İşverenlerin ve işçilerin
yükümlülükleri
MADDE 77.- Tasarının 77 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Sağlık ve güvenlik
yönetmelikleri
MADDE 78.- Tasarının 78 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İşin durdurulması veya
işyerinin kapatılması
MADDE 79.- İlgili tüzükte belirtilen birinci derecedeki
şartları yerine getirdikten sonra etkili makamdan izin almak suretiyle kurulan
ve işlemeye başlayan herhangi bir işyerinin tesis ve tertiplerinde, çalışma
yöntem ve şekillerinde makine ve
cihazlarında işçilerin yaşamı için tehlikeli olan bir husus tespit edilirse bu
tehlike giderilinceye kadar bölge müdürünün başkanlığında, işyerlerini iş
sağlığı ve güvenliği bakımından denetlemeye yetkili iki müfettiş, bir işçi ve
bir işveren temsilcisinden oluşan beş kişilik bir komisyon kararıyla,
tehlikenin niteliğine göre iş tamamen veya kısmen durdurulur.
Askeri işyerleri ile yurt emniyeti için gerekli maddeler
üretilen işyerlerindeki komisyonun
yapısı, çalışma şekil ve esasları Millî Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte hazırlanacak bir yönetmelikle belirtilir.
Kurma izni ve işletme belgesi almadan açılmış olan veya
geçici işletme belgesi aldığı halde ikinci derecedeki şartları verilen süre
içinde yerine getirmemiş bulunan işyerlerinde işçilerin yaşamı için tehlikeli
bir hususun tespit edilmesi halinde birinci fıkrada belirtilen komisyon
tarafından verilen karar üzerine o yerin en büyük mülki amirinin emri üzerine
zabıta tarafından işyeri kapatılır. Kapatılan işyeri kurma izni ve işletme
belgesi almadan tekrar açılamaz.
Bu maddeye göre verilecek durdurma veya kapatma kararına
karşı işverenin yerel iş mahkemesinde altı iş günü içinde itiraz etmek yetkisi
vardır.
İş mahkemesine itiraz işin durdurulması veya işyerinin
kapatılması kararının uygulanmasını durdurmaz.
Mahkeme itirazı öncelikle görüşür ve altı iş günü içinde
karara bağlar. Kararlar kesindir.
Bir işyerinde çalışan işçilerin yaş, cinsiyet ve sağlık
durumları böyle bir işyerinde çalışmalarına engel teşkil ediyorsa, bunlar da
çalışmaktan alıkonulur.
Yukarıdaki bentler gereğince işyerlerinde işçiler için
tehlikeli olan tesis ve tertiplerin veya makine ve cihazların ne şekilde
işletilmekten alıkonulacağı ve bunların ne şekilde yeniden işletilmelerine izin
verilebileceği, işyerinin kapatılması ve açılması, işin durdurulmasına veya
işyerinin kapatılmasına karar verilinceye kadar acil hallerde alınacak
önlemlere ilişkin hususlar ile komisyonda görev yapacak işçi ve işveren
temsilcilerinin nitelikleri, seçimi, komisyonun çalışma şekil ve esasları
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından hazırlanacak bir yönetmelikte
gösterilir.
Bir işyerinin kurulmasına ve işletilmesine izin verilmiş olması
78 inci maddede öngörülen yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına hiçbir zaman
engel olamaz.
Bu maddenin birinci ve üçüncü fıkraları gereğince makine,
tesisat ve tertibat veya işin durdurulması veya işyerinin kapatılması sebebiyle
işsiz kalan işçilere işveren ücretlerini ödemeye veya ücretlerinde bir düşüklük
olmamak üzere meslek veya durumlarına göre başka bir iş vermeye zorunludur.
İş sağlığı ve güvenliği
kurulu
MADDE 80.- Tasarının 80 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İşyeri hekimleri
MADDE 81.- Devamlı olarak en az 50 işçi çalıştıran
işverenler, Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında
kalan, işçilerin sağlık durumunun ve alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği
önlemlerinin sağlanması, ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık
hizmetlerini yürütmek üzere işyerindeki işçi sayısına ve işin tehlike
derecesine göre bir veya daha fazla işyeri hekimi çalıştırmak ve bir işyeri
sağlık birimi oluşturmakla yükümlüdür.
İşyeri hekimlerinin nitelikleri, sayısı, işe alınmaları,
görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma şartları, görevlerini nasıl
yürütecekleri ile işyeri sağlık birimleri Sağlık Bakanlığının ve Türk Tabipler
Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından
çıkarılacak bir yönetmelikte düzenlenir.
İş güvenliği ile görevli
mühendis veya teknik elemanlar
MADDE 82.- Bu Kanuna göre sanayiden sayılan, devamlı olarak
en az elli işçi çalıştıran ve altı aydan fazla sürekli işlerin yapıldığı
işyerlerinde işverenler, işyerinin iş güvenliği önlemlerinin sağlanması, iş
kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi için alınacak önlemlerin
belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi hizmetlerini yürütmek üzere
işyerindeki işçi sayısına, işyerinin niteliğine ve tehlikelilik derecesine göre
bir veya daha fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle
yükümlüdürler.
İş güvenliği ile görevli mühendis veya teknik elemanların
nitelikleri, sayısı, görev, yetki ve sorumlulukları, eğitimleri, çalışma
şartları, görevlerini nasıl yürütecekleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları
Birliğinin görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak
bir yönetmelikle düzenlenir.
İşçilerin hakları
MADDE 83.- İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği açısından
işçinin sağlığını bozacak veya vücut bütünlüğünü tehlikeye sokacak yakın, acil ve hayati bir tehlike ile karşı
karşıya kalan işçi, İş Sağlığı ve Güvenliği Kuruluna başvurarak durumun tespit
edilmesini ve gerekli tedbirlerin
alınmasına karar verilmesini talep edebilir. Kurul aynı gün acilen toplanarak kararını verir ve durumu tutanakla tespit
eder. Karar işçiye yazılı olarak bildirilir.
İşçi sağlığı ve güvenliği kurulunun bulunmadığı işyerlerinde
talep, işveren veya işveren vekiline
yapılır.
Kurulun işçinin talebi yönünde karar vermesi halinde işçi,
gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbiri alınıncaya kadar çalışmaktan
kaçınabilir.
İşçinin çalışmaktan kaçındığı dönem içinde ücreti ve diğer
hakları saklıdır.
İş sağlığı ve güvenliği kurulunun kararına ve işçinin
talebine rağmen gerekli tedbirin alınmadığı işyerlerinde işçiler altı iş günü
içinde, bu Kanunun 24 üncü maddesinin
(III) numaralı bendine uygun olarak
belirli veya belirsiz süreli hizmet akitlerini derhal feshedebilir.
Bu Kanunun 79 uncu maddesine göre işyerinde işin durdurulması
veya işyerinin kapatılması halinde bu madde hükümleri uygulanmaz.
İçki veya uyuşturucu
madde kullanma yasağı
MADDE 84.- Tasarının 84 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ağır ve tehlikeli işler
MADDE 85.- Tasarının 85 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Ağır ve tehlikeli işlerde
rapor
MADDE 86.- Tasarının 86 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
On sekiz yaşından küçük
işçiler için rapor
MADDE 87.- Tasarının 87 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Gebe veya çocuk emziren
kadınlar için yönetmelik
MADDE 88.- Tasarının 88 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Çeşitli yönetmelikler
MADDE 89.- Tasarının 89 uncu maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
ALTINCI
BÖLÜM
İş
ve İşçi Bulma
İş ve işçi bulmaya
aracılık
MADDE 90.- Tasarının 90 ıncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
YEDİNCİ
BÖLÜM
Çalışma
Hayatının Denetimi ve Teftişi
Devletin yetkisi
MADDE 91.- Devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını
izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına
bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte
teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.
Askeri işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen
işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait işlemler Milli
Savunma Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca birlikte
hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür.
Yetkili makam ve memurlar
MADDE 92.- Tasarının 92 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Yetkili memurların ödevi
MADDE 93.- Tasarının 93 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Muafiyet
MADDE 94.- Tasarının 94 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Diğer merciler tarafından
yapılan teftişler
MADDE 95.- İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye yetkili
belediyelerle diğer ilgili makamlar işyerinin kurulmasına ve işletilmesine izin
vermeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca iş mevzuatına göre
verilmesi gerekli kurma izni ve işletme belgesinin varlığını araştırır. Çalışma
ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca kurma izni ve işletme belgesi verilmemiş
işyerlerine belediyeler veya diğer ilgili makamlarca da kurma veya açılma izni
verilemez.
Kamu kurum ve kuruluşlarının işyerlerinde yapacakları iş
sağlığı ve güvenliği ile ilgili teftiş ve denetlemelerin sonuçlarını ve
yapacakları işlemleri o yer için yetkili bölge müdürlüğüne bildirirler.
İşyerinin kurulup açılmasına izin vermeye yetkili
belediyelerle diğer ilgili makamlar her ay bu hususta izin verdikleri, işveren
ve işyerinin isim ve adresini ve yapılan işin çeşidini gösterir listeleri bir
sonraki ayın 15'ine kadar o yerin bağlı bulunduğu bölge müdürlüğüne
bildirirler.
İşçi ve işverenin
sorumluluğu
MADDE 96.- Tasarının 96 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Zabıtanın yardımı
MADDE 97.- Tasarının 97 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
SEKİZİNCİ
BÖLÜM
İdari
Ceza Hükümleri
İşyerini bildirme
yükümlülüğüne aykırılık
MADDE 98.- Tasarının 98 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
Genel hükümlere aykırılık
MADDE 99.- Bu Kanunun;
a) 5 inci maddede öngörülen ilkelere aykırı davranan,
b) 8 inci maddenin son fıkrasındaki belgeyi işçiye vermeyen,
c) 28 inci maddesine aykırı olarak çalışma belgesi düzenleme
yükümüne aykırı davranan veya bu belgeye gerçeğe aykırı bilgi yazan,
işveren veya işveren vekiline bu durumdaki her işçi için
elli milyon lira para cezası verilir.
Toplu işçi çıkarma ile
ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 100.- Bu Kanunun 29 uncu maddesindeki hükümlere aykırı
olarak işçi çıkaran işveren veya
işveren vekiline işten çıkardığı her işçi için üçyüz milyon lira para cezası
verilir.
Özürlü ve eski hükümlü
çalıştırma zorunluluğuna aykırılık
MADDE 101.- Bu Kanunun 30 uncu maddesindeki hükümlere aykırı
olarak özürlü ve eski hükümlü çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline
çalıştırmadığı her özürlü ve eski hükümlü ve çalıştırmadığı her ay için
yediyüzelli milyon lira para cezası verilir.
Ücret ile ilgili
hükümlere aykırılık
MADDE 102.- Bu Kanunun;
a) 32 nci maddesinde belirtilen ücret ile işçinin bu
Kanundan veya toplu iş sözleşmesinden veya iş sözleşmesinden doğan ücretini
süresi içinde kasden ödemeyen veya eksik ödeyen, 39 uncu maddesinde belirtilen
komisyonun belirlediği asgari ücreti işçiye ödemeyen veya noksan ödeyen işveren
veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi ve her ay için ikiyüz milyon
lira para cezası,
b) 37 nci maddesine aykırı olarak ücrete ilişkin hesap
pusulası düzenlemeyen veya işçi ücretlerinden 38 inci maddeye aykırı olarak
ücret kesme cezası veren veya yaptığı ücret kesintisinin sebebini ve hesabını
bildirmeyen 52 nci maddedeki belgeyi vermeyen işveren veya işveren vekiline
beşyüz milyon lira para cezası,
verilir.
Yıllık ücretli izin
hükümlerine aykırılık
MADDE 103.- Tasarının 103 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İşin düzenlenmesine
ilişkin hükümlere aykırılık
MADDE 104.- Tasarının 104 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İş sağlığı ve güvenliği ile
ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 105.- Tasarının 105 inci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İş ve işçi bulma
hükümlerine aykırılık
MADDE 106.- Tasarının 106 ncı maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İş hayatının denetim ve
teftişi ile ilgili hükümlere aykırılık
MADDE 107.- Tasarının 107 nci maddesi Komisyonumuzda aynen
kabul edilmiştir.
İdari para cezalarının
uygulanmasına ilişkin hususlar
MADDE 108.- Bu kanunda öngörülen idari nitelikteki para
cezaları gerekçesi belirtilmek suretiyle Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
Bölge Müdürünce verilir.
İdari nitelikteki para cezaları ilgililere usulüne göre
tebliğ edilir. Bu para cezalarına karşı tebliğ tarihinden itibaren yedi gün
içinde yetkili sulh ceza mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen
kararlar kesindir. İtiraz, zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme
yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. Bu kanuna göre verilen idari para
cezaları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine
göre mahalli mal memurluğunca tahsil olunur.
DOKUZUNCU
BÖLÜM
Çeşitli,
Geçici ve Son Hükümler
Yazılı bildirim
MADDE 109.- Tasarının 108 inci maddesi 109 uncu madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Konut kapıcılarının özel
çalışma koşulları
MADDE 110.- Tasarının 109 uncu maddesi 110 uncu madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Sanayi, ticaret, tarım ve
orman işleri
MADDE 111.- Tasarının 110 uncu maddesi 111 inci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Bazı kamu kurum ve
kuruluşlarında çalışanların kıdem tazminatı
MADDE 112.- Tasarının 111 inci maddesi 112 nci madde olmak
üzere Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
Bazı işlerde çalışanların ücretlerinin güvencesi
MADDE 113.- Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (j) bentlerinde sayılan
işyerlerinde çalışan işçiler hakkında 32, 35, 37, 38 inci madde hükümleri
uygulanır. Bu maddelere aykırılık hallerinde ilgililer hakkında ilgili ceza
hükümleri uygulanır.
MADDE 114.-13.6.1952 Tarihli ve 5953 sayılı Basın Mesleğinde
Çalışanlar İle Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında
Kanunun 6 ncı maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.
"İş Kanununun 18, 19, 20, 21 ve 29 uncu madde hükümleri
kıyas yoluyla uygulanır. "
MADDE 115.- 5.5.1983 Tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar
Kanununun 30 uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
"Madde 30.- İşyeri sendika temsilcisinin belirsiz
süreli hizmet akdinin işveren tarafından feshinde İş Kanununun ilgili hükümleri
uygulanır.
Temsilcinin hizmet akdinin sadece temsilcilik
faaliyetlerinden dolayı feshedilmesi halinde, İş Kanununun 21 inci maddesinin
birinci fıkrası uyarınca en az bir yıllık ücreti tutarında tazminata
hükmedilir.
İşveren, yazılı rızası olmadıkça işyeri temsilcisinin
çalıştığı işyerini değiştiremez veya işinde esaslı bir tarzda değişiklik
yapamaz. Aksi halde değişiklik geçersiz sayılır."
MADDE 116.- 2821 sayılı Kanunun 31 inci maddesinin altıncı
fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddenin sonuna aşağıdaki fıkralar
eklenmiştir.
"İşverenin, hizmet akdinin feshi dışında, üçüncü ve
beşinci fıkra hükümlerine aykırı hareket etmesi halinde, işçinin bir yıllık
ücret tutarından az olmamak üzere tazminata hükmedilir. Sendika üyeliği veya
sendikal faaliyetlerden dolayı hizmet akdinin feshi halinde ise, İş Kanununun
18, 19, 20 ve 21 inci maddesi hükümleri
uygulanır. Ancak, bu kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca
ödenecek tazminat işçinin bir yıllık ücret tutarından az olamaz.
854 sayılı Deniz İş Kanunu, 5953 sayılı Basın Mesleğinde
Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun ile
818 sayılı Borçlar Kanununa tabi olan işçiler ve tarım ve ormandan sayılan
işlerde çalışanlar ile İş Kanununun 18 inci maddesinin birinci fıkrası
uyarınca, aynı Kanunun 18, 19, 20 ve 21 inci maddelerinin uygulanma alanı
dışında kalan işçinin sendika üyeliği veya sendikal faaliyetlerden dolayı
hizmet akdinin feshi iddiası ile açacağı davada, ispat yükümlülüğü işverende
olmak üzere 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun genel hükümleri uygulanır.
İşçiye ödenecek tazminat miktarı için, altıncı fıkra hükmü esas alınır.
İşçinin iş kanunları ve diğer kanunlara göre haiz olduğu
bütün hakları saklıdır."
Yönetmelikler
MADDE 117.- Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Kanunun
yayımı tarihinden itibaren dokuz ay
içerisinde çıkarılır.
Yürürlükten kaldırılan
hükümler
MADDE 118.- 25.8.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 14
üncü maddesi hariç diğer maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.
GEÇİCİ MADDE 1.- Tasarının geçici 1 inci maddesi
Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 2.- Tasarının geçici 2 nci maddesi
Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 3.- Tasarının geçici 3 üncü maddesi
Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 4.-
Tasarının geçici 4 üncü maddesi Komisyonumuzda aynen kabul edilmiştir.
GEÇİCİ MADDE 5.- 1475 sayılı Kanunun 25 inci maddesi ile
3713 sayılı Kanunun ek 1 inci maddesinin (B) fıkrasında yer alan oranlar, bu
Kanunun 30 uncu maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu tarafından yeniden belirleninceye kadar geçerlidir.
GEÇİCİ MADDE 6.- Kıdem Tazminatı için bir kıdem tazminatı
fonu kurulur. Kıdem Tazminatı Fonuna İlişkin Kanunun yürürlüğe gireceği tarihe
kadar işçilerin kıdemleri için 1475 sayılı İş Kanununun 14 üncü maddesi
hükümlerine göre kıdem tazminatı hakları saklıdır.
Yürürlük
MADDE 119.- Tasarının 115 inci maddesi 119 uncu madde olmak
üzere Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Yürütme
MADDE 120.- Tasarının 116 ncı maddesi 120 nci madde olmak
üzere Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.