Dönem : 22 Yasama Yılı : 1
T.B.M.M. (S. Sayısı : 197)
Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı Arasında Gelir
Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına
Engel Olma Anlaşması ve Eki Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair
Kanun Tasarısı ve Dışişleri Komisyonu Raporu (1/529)
Not : Tasarı Başkanlıkça, Plan ve Bütçe ve Dışişleri
komisyonlarına havale edilmiştir.
|
T.C. |
|
|
|
|
Başbakanlık |
|
|
|
Kanunlar ve
Kararlar |
|
|
|
Genel Müdürlüğü |
7.2.2003 |
|
|
Sayı :
B.02.0.KKG.0.10/101-528/663 |
|
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Dışişleri Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı
Bakanlar Kurulunca 4.2.2003 tarihinde kararlaştırılan “Türkiye Cumhuriyeti ile
İspanya Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki
Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” ile gerekçesi
ilişikte gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Abdullah
Gül
Başbakan
GEREKÇE
Türkiye ile İspanya
arasında sermaye, teknoloji ve hizmet hareketlerinin geliştirilmesi, her iki
Devletin de refahına katkıda bulunacaktır. Bu unsurlara ilişkin hareketlerin
geliştirilmesinde çifte vergilendirme nedeniyle ortaya çıkan sorunların çözümü
önem arz etmektedir. Bu amaçla, Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı
arasında 5 Temmuz 2002 tarihinde Madrid’de “Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde
Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması”
imzalanmıştır.
Anlaşma ile kişilerin
aynı gelir üzerinden iki Devlette birden vergilendirilmesinin (çifte vergilendirme)
önlenmesi amaçlanmaktadır. Bu amacı sağlamak üzere, vergileme hakkı, gelir
unsurları itibariyle ikamet edilen veya kaynak Devletlerden birine bırakılmakta
veya bu mümkün olmazsa iki Devlet arasında paylaştırılmaktadır. Böylece, Âkit
Devletlerden birinde yatırım yapan, teknoloji veya hizmet sunan diğer Devlet
mukimlerinin, o Devletin mükelleflerine göre daha ağır vergilendirilmesine
engel olunmakta ve teşebbüslerin risk almadan önce ileride karşılarına çıkacak
her türlü vergi ile ilgili mükellefiyeti hesaplayabilmeleri sağlanmaktadır.
Çifte vergilendirmenin Âkit Devletlerde önlenmesi ile İspanyol yatırımcılar
için Türkiye’nin, Türk yatırımcılar için ise İspanya’nın daha cazip hale
geleceği tâbiidir.
Anlaşmanın kapsamına
aldığı vergiler açısından çifte vergilendirmenin ve vergi kaçakçılığının nasıl
önleneceği ve muhtelif gelir unsurlarının vergilendirilmesine ilişkin ilkeler
ve düzenlemeler, ilişikte yer alan Anlaşmanın madde gerekçelerinde
ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
ANLAŞMA MADDELERİNİN
GEREKÇELERİ
“Türkiye Cumhuriyeti
ile İspanya Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” 28 madde
ile Protokolden meydana gelmiştir. Anlaşma ve Protokol maddelerinin gerekçeleri
aşağıda belirtilmiştir.
Madde 1.- Kapsanan
Kişiler
Madde hükmü gereğince
bu Anlaşma, Âkit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olan kişilere
uygulanacaktır.
Diğer bir ifade ile
bu Anlaşma, milliyet farkı gözetilmeksizin Âkit Devletler (Türkiye ve İspanya)
den birinde veya her ikisinde mukim olan kişileri kapsamına almaktadır.
Madde 2. - Kapsanan
Vergiler
Bu madde, Anlaşmanın
kavradığı vergilerin belirlenmesinde ve tarifinde açıklığı temin etme amacını
gütmektedir.
Maddenin 1 inci
fıkrası, Anlaşmanın, ne şekilde alındığına bakılmaksızın bir Âkit Devlette,
politik alt bölümlerinde veya mahalî idarelerinde gelir üzerinden alınan
vergilere uygulanacağını belirtmektedir.
2 nci fıkra, gelir
üzerinden alınan vergilerin kapsamını belirlemektedir.
3 üncü fıkrada,
Anlaşmanın Âkit Devletlerdeki mevcut vergilerden hangilerine uygulanacağı
belirtilmektedir. Anlaşma kapsamına giren vergilerin; Türkiye Cumhuriyetinde
gelir ve kurumlar vergileri ile gelir ve kurumlar vergisi üzerinden alınan fon
payı; İspanya’da ise gerçek kişilerden alınan gelir vergisi, kurumlar vergisi,
mukim olmayanlardan alınan gelir vergisi ve gelir üzerinden alınan yerel
vergilerden ibaret olduğu belirtilmiştir.
4 üncü fıkra,
Anlaşmanın imza tarihinden sonra mevcut vergilere ilave olarak veya onların
yerine alınacak ve mevcut vergilerle aynı nitelikte olan veya onlara önemli
ölçüde benzeyen vergilerin de Anlaşma kapsamına gireceğini hükme bağlamakta,
ayrıca Âkit Devletlerin yetkili makamlarının, ilgili vergi yasalarında
yaptıkları önemli değişiklikleri birbirlerine bildirmelerini öngörmektedir.
Madde 3. - Genel
tanımlar
Bu maddede, Anlaşmada
kullanılan terimlerin yorumu için gerekli genel tanımlar yer almaktadır.
Sözkonusu maddede
sırasıyla, “Türkiye”, “İspanya”, “Bir Âkit Devlet” ve “Diğer Âkit Devlet”,
“Vergi”, “Kişi”, “Şirket”, “Vatandaş”, “Bir Âkit Devletin Teşebbüsü” ve “Diğer
Âkit Devletin Teşebbüsü”, “Yetkili Makam” ve “Uluslararası Trafik” terimlerinin
tanımı yer almaktadır.
Maddenin 2 nci
fıkrasında, Anlaşmada tanımlanmamış terimlerin, Âkit Devletlerin iç
mevzuatlarında öngörülen anlamları taşıdığı belirtilmiş ve Anlaşmada boşluk
kalmaması sağlanmıştır.
Madde 4. - Mukim
Âkit Devletlerin
vergileme yetkisi, Anlaşmanın birçok maddesinde doğrudan doğruya “mukim”
kavramına göre çözümlenmektedir. Bu çerçevede, gerçek ve tüzel kişilerin hangi
Devletin mukimi addedileceği hususu büyük bir önem arz etmektedir.
Maddenin 1 inci
fıkrasında, gerçek ve tüzel kişiler arasında ayrım yapılmaksızın, Anlaşmanın
amaçları bakımından; bu Devlet, herhangi bir politik alt bölümü veya mahallî
idaresi de dahil olmak üzere ev, ikametgâh, kanunî merkez, yönetim yeri veya
benzer yapıda diğer herhangi bir kriter nedeniyle vergi mükellefiyeti altına
giren kişi “mukim” addedilmektedir. Gelir Vergisi Kanunumuz Türkiye’de
yerleşmiş gerçek kişileri, Kurumlar Vergisi Kanunumuz ise kanunî veya iş merkezi
Türkiye’de bulunan kurumları tam mükellef addettiğinden, 1 inci fıkra hükmüyle
vergi hukukumuza tam bir paralellik sağlanmaktadır.
2 nci fıkrada, gerçek
kişilerin 1 inci fıkrada belirtilen kriterler nedeniyle her iki Devletin de
mukimi addedilmesi halinde, bu kişilerin hangi kıstaslar kullanılmak suretiyle
yalnızca bir Devletin mukimi addedileceği hususu çözümlenmektedir.
3 üncü fıkrada ise,
gerçek kişi dışında kalan kişilerin her iki Devletin de mukimi olması halinde,
mukimliğin tayininde bu kişinin fiili iş merkezinin bulunduğu Âkit Devletin
mukimi kabul edileceği; bu kişinin Devletlerin birinde fiili iş merkezine,
diğerinde kanunî merkeze sahip olması durumunda ise kişinin kanunî merkezinin
fiili iş merkezi olarak kabul edilip edilemeyeceğinin Âkit Devletlerin yetkili
makamlarınca karşılıklı anlaşma yoluyla çözümleneceği hükme bağlanmıştır.
Madde 5.- İşyeri
İşyerinin tanımına
ilişkin bu madde son derece önemlidir. Bilindiği üzere, Gelir ve Kurumlar
Vergisi Kanunlarımız, dar mükellefler açısından ticarî kazancın Türkiye’de elde
edilmiş sayılması için, kazanç sahiplerinin Türkiye’de işyerinin bulunmasını
veya daimî temsilci bulundurmasını ve kazancın bu yerlerde veya bu temsilciler
vasıtasıyla yapılan işlerden doğmasını şart koşmaktadır. Aynı şekilde,
Anlaşmanın 7 nci maddesinde de yalnızca işyerine atfedilebilen ticarî kazancın
kaynak Devlette vergilenebileceği prensibi getirilmiştir.
7 fıkra halinde
düzenlenen bu maddede, hangi durumlarda bir işyerinin oluşup oluşmayacağı
hususu bütün ayrıntılarıyla açıklanmaktadır.
1 inci fıkrada,
“işyeri” teriminin genel bir tanımı yapılmaktadır.
2 nci fıkrada,
kapsama özellikle dahil edilen işyerlerine örnekler verilmektedir ki bunlar;
yönetim yeri, şube, büro, fabrika, atölye, maden ocağı, petrol veya doğalgaz
kuyusu, taşocağı veya doğal kaynakların çıkarıldığı diğer yerlerdir.
3 üncü fıkrada,
süresi altı ayı aşan bir inşaat şantiyesi, yapım, montaj veya kurma projesi ya
da bunlarla ilgili gözetim faaliyetlerinin de bir işyeri oluşturacağı
belirtilmiştir.
4 üncü fıkrada,
işyeri kapsamı dışında kalan hususlar belirtilmiştir.
5 inci fıkrada, daimî
temsilcilik düzenlenmiştir. Fıkraya göre, işe ilişkin sabit bir yerden 4 üncü
fıkra hükmü çerçevesinde yürütülen faaliyetler hariç olmak üzere, bir kişi
diğer Âkit Devletin bir teşebbüsü adına mukavele akdetme yetkisine sahip olur
ve bu yetkisini düzenli olarak kullanırsa veya böyle bir yetkisi olmamasına
rağmen malların veya ticarî eşyanın satışı ile ilgili her türlü faaliyeti
yerine getirildiğinin kanıtlanması şartıyla, teşebbüs adına düzenli sevk ettiği
mallardan veya ticarî eşyadan ilk bahsedilen Devlette mutaden mal veya ticarî
eşya stoku bulundurması halinde temsil ettiği teşebbüs, bu Devlette bir
işyerine sahip kabul edilecektir.
Anlaşmada işyeri ve
daimi temsilci ayrı ayrı maddelerde düzenlenmeyip, her ikisi de “işyeri”
maddesinde düzenlendiğinden, bu fıkra hükmüyle, Gelir Vergisi Kanununun dar
mükelleflerin ticarî kazançlarının Türkiye’de vergilendirilmesine imkân tanıyan
daimî temsilciliğe ilişkin hükümleri de Anlaşmaya yansıtılmış olmaktadır.
6 ncı fıkra, bir Âkit
Devlet teşebbüsünün diğer Âkit Devlette, kendi işlerine olağan şekilde devam
etmeleri şartıyla, işlerini yalnızca kendi işlerine olağan şekilde devam eden
bir simsar, genel komisyon acentası veya bağımsız statüye sahip bir acente
vasıtasıyla yürütmesi halinde işyerinin var sayılmayacağını öngörmektedir.
7 nci fıkrada ise,
iki ayrı Âkit Devlette mükim olan şirketlerin birbirlerini kontrol etmesinin,
bunlardan herhangi birinin diğeri için bir işyeri oluşturmayacağı hükme
bağlanmıştır.
Madde 6. -
Gayrimenkul Varlıklardan Elde Edilen Gelir
Bu madde, yalnızca
gayrimenkul sermaye iratlarını değil, aynı zamanda gayrimenkullerden
kaynaklanacak her türlü gelir unsurunu da kapsamaktadır.
Maddenin 1 inci
fıkrası ile gayrimenkul varlıklardan elde edilen gelirin (tarım veya
ormancılıktan elde edilen gelir dahil) vergileme hakkı, gayrimenkulün bulunduğu
Âkit Devlete bırakılmaktadır.
2 nci fıkra,
“gayrimenkul varlık” teriminin tanımına ilişkindir.
3 üncü fıkrada,
gayrimenkul varlığın doğrudan kullanımı, kiralanması veya başka bir suretle
kullanımından elde edilen gelire 1 inci fıkra hükmünün uygulanacağı
belirtilmektedir.
4 üncü fıkrada ise, 1
ve 3 üncü fıkra hükümlerinin, bir teşebbüsün gayrimenkul varlıklardan elde
ettiği gelir ile serbest meslek faaliyetlerinin icrasında kullanılan
gayrimenkullerden elde edilen gelire de uygulanacağı öngörülmektedir.
Madde 7. - Ticarî
Kazançlar
Maddenin 1 inci
fıkrası, ticarî kazancın vergilendirilmesindeki genel prensibi açıklamaktadır.
Buna göre ticarî kazanç, teşebbüsün mukim olduğu Devlette vergilendirilecektir.
Ancak, faaliyetin diğer Âkit Devlette bir işyeri vasıtasıyla yürütülmesi
halinde, kazancın sadece bu işyerine atfedilebilen kısmı diğer Âkit Devlette
vergilendirilebilecektir.
2 nci fıkra, işyeri
kazançlarının hesaplanmasındaki esaslara ilişkindir. Buna göre, işyeri bağımsız
bir teşebbüs gibi ele alınacak ve benzer teşebbüslerin benzer koşullarda elde
etmesi gereken kazanç, sözkonusu işyerine atfedilecektir. Böylece,
işyeri-merkez ilişkilerinde emsaline göre yüksek veya düşük fiyatlandırmaya
gidildiğinde olaya müdahale edilip, gerçekçi fiyatların fatura edilmesiyle yeni
bir vergi matrahı belirlenecek ve vergileme bu matrah üzerinden yapılacaktır.
3 üncü fıkra, işyeri
kazancının belirlenmesi sırasında hangi tür giderlerin indirilebileceğine
ilişkindir.
4 üncü fıkra,
teşebbüs adına sadece mal ve ticarî eşya alımında bulunan işyerine, bu
faaliyeti dolayısıyla kazanç atfedilemeyeceğine ilişkindir.
5 inci fıkra ise,
ticarî kazancın, Anlaşmanın diğer maddelerinde belirtilen gelir unsurlarını da
kapsamına alması halinde ilgili madde hükümlerini saklı tutmaktadır.
Madde 8. - Deniz,
Hava ve Karayolu Taşımacılığı
1 inci fıkra, bir
Âkit Devlet teşebbüsünün diğer Âkit Devlette uluslararası trafik kapsamına
giren türden gemi, uçak veya karayolu nakil vasıtası işletmeciliğinden
sağladığı kazançların, yalnızca teşebbüsün mukim olduğu Âkit Devlette vergilendirilebileceğini
öngörmektedir. Diğer bir ifade ile bu tür kazançlar kaynak Devlette vergiden
istisna edilmektedir.
2 nci fıkrada, 1 inci
fıkrada benimsenen prensibin, ortaklık, ortak teşebbüs veya uluslararası
işletilen bir acenteye iştirak dolayısıyla elde edilen kazançlar için de
geçerli olduğu hükme bağlanmıştır.
Madde 9. - Bağımlı
Teşebbüsler
Kurumlar Vergisi
Kanunumuzun 15, 16 ve 17 nci maddelerinde düzenlenen örtülü kazanç ve örtülü
sermaye ile ilgili olan bu maddede, bağımlı teşebbüslerin, bağımsız
teşebbüslere oranla farklı ticarî ilişkilere ve farklı fiyatlandırmalara
yönelmeleri halinde Âkit Devletlerin ne tür tedbirler alabileceği hükme
bağlanmaktadır.
1 inci fıkra, bağımlı
teşebbüslerin gerekli itinayı göstermeyip, bağımsız teşebbüsler arasında
geçerli olan fiyatlardan sapmaları halinde, vergi kaybına uğrayan Âkit Devlete
ek vergi alma hakkını vermektedir. Bu ek vergileme sonunda diğer Devletin,
kendi mükellefi olan bağımlı teşebbüs için yapacağı matrah ve vergi indirimleri
ise 2 nci fıkrada düzenlenmiştir.
Madde 10. -
Temettüler
1 inci fıkra
temettülerin vergilendirilmesindeki genel ilke ile ilgili olup, temettü
gelirinin esas itibariyle temettü gelirini elde edenin mukim olduğu Âkit
Devlette vergilendirilmesini öngörmektedir.
2 nci fıkra,
temettülerin, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu, yani temettülerin doğduğu
Devlette de vergilendirilebileceğini öngörmektedir. Ancak, temettünün gerçek
lehdarı diğer Âkit Devletin mukimi ise, Türkiye yönünden temettü ödeyen
şirketin sermayesine en az % 25 oranında iştirak eden şirketler için
(ortaklıklar haricinde) 5 inci fıkrada belirtilen şekilde vergiye tâbi tutulmuş
olan kazançlardan ödenen temettülerde gayrisafi temettü tutarının % 5’ini,
diğer bütün durumlarda ise % 15’ini; İspanya yönünden ise, temettü ödeyen
şirketin sermayesine en az % 25 oranında iştirak eden şirketler için
(ortaklıklar haricinde) % 5’i, diğer bütün durumlarda % 15’i aşamayacaktır.
3 üncü fıkrada,
“temettü” teriminin tanımı yapılmaktadır.
4 üncü fıkrada,
işyeri kazancının 7 nci madde (Ticarî Kazançlar) çerçevesinde
vergilendirildikten sonra, kalan kazanç üzerinden işyerinin bulunduğu Devlette
ve bu Devletin iç mevzuat hükümlerine göre de vergilendirilebileceği öngörülmektedir.
Ancak, bu şekilde alınacak vergi Türkiye’de şirket kazancının 5 inci fıkrada
belirtilen şekilde vergiye tâbi tutulduğu durumlarda kalan kısmın % 5’i, diğer
bütün durumlarda % 15’i; İspanya’da ise % 5’ini aşamayacaktır. Bu fıkra, Gelir
Vergisi Kanunumuzun 94 üncü maddesinin 6/b numaralı bendiyle paralellik arz
etmektedir.
5 inci fıkrada, 2 nci
ve 4 üncü fıkranın amaçları bakımından, kazancın istisna edilmediği ve tam
oranlı kurumlar vergisine tâbi tutulduğu durumda, Türkiye’de vergiye tâbi
tutulmuş kabul edildiği belirtilmektedir.
6 ncı fıkra, temettü
lehdarının, temettüyü ödeyen şirketin mukim olduğu diğer Âkit Devlette bir
işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette bulunması veya bu diğer Devlette yer alan
sabit bir yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunması ve sözkonusu
temettü elde ediş olayı ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ
bulunması halinde, 1 inci ve 2 nci fıkra hükümlerinin uygulanmayacağı
öngörülmektedir. Bu durumda, ticarî kazanca ilişkin 7 nci madde veya serbest
meslek faaliyetine ilişkin 14 üncü madde hükümleri uygulanacaktır.
7 nci fıkra, bu
maddenin 4 üncü fıkra hükümleri saklı kalmak üzere, bir Âkit Devletin,
kendisinden kazanç veya gelir elde eden ve diğerÂkit Devletin mukimi olan bir
şirketin dağıttığı temettüler üzerinden veya dağıtmadığı kazançlardan herhangi
bir vergi alamayacağını öngörmektedir. Böylece, kaynak Devletin vergileme
yetkisi kurum kazancına uygulanmakta, ancak bu durumda, kâr payı elde eden
kişilere doğru bir genişlemeye müsaade edilmemektedir. Fıkrada ayrıca, temettünün,
kazanç veya gelirin elde edildiği Devletin mukimlerine ödenmesi ve bu kazanç
veya gelirin elde edildiği Devletteki işyeri ile temettü elde ediş olayı
arasında etkin bir bağ bulunması hallerinin kaynak Devlette vergilendirmeme
prensibine istisna teşkil ettiği belirtilmektedir.
Madde 11. - Faiz
1 inci fıkra,
faizlerin vergilendirilmesindeki genel ilkeyi belirlemektedir. Buna göre, faizi
vergilendirme hakkı lehdarın mukim olduğu Âkit Devlete ait olmaktadır.
2 nci fıkrada, faizin
gerçek lehdarının diğer Âkit Devletin bir mukimi olması halinde, faizlerin
doğduğu Devlete, faizin bir banka tarafından verilen herhangi bir borçtan
kaynaklanması veya faizin ticarî eşya veya ekipmanın bir Âkit Devlet
teşebbüsüne kredili olarak satılması ile ilgili olarak ödenmesi durumunda
faizin gayrisafi tutarı üzerinden azami % 10, diğer bütün durumlarda azami % 15
vergi alma hakkı tanınacağı öngörülmektedir.
3 üncü fıkrada,
“faiz” teriminin kapsamı belirlenmiştir.
4 üncü fıkrada, diğer
Devlette bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette veya bir sabit yer
vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunulması ve faizin ödendiği alacak
ile bu işyeri veya sabit yer arasında etkin bir bağ bulunması halinde,
sözkonusu faizin bu madde çerçevesinde değil, ticarî kazanca ilişkin 7 nci
madde veya serbest meslek faaliyetlerine ilişkin 14 üncü madde hükümleri
çerçevesinde vergilendirileceği öngörülmektedir.
5 inci fıkra, faiz
gelirlerinin hangi durumda bir Âkit Devlette elde edilmiş sayılacağını hükme
bağlamaktadır. Buna göre, faizi ödeyenin bir Âkit Devletin kendisi, politik alt
bölümü, mahallî idaresi veya o Devletin bir mukimi olması halinde sözkonusu
faizin bu Âkit Devlette elde edildiği kabul olunacaktır. Ancak faiz ödeyen
kişinin bir Âkit Devlette faiz ödemeye neden olan borç-alacak ilişkisiyle
bağlantılı bir işyerine veya sabit yere sahip olması durumunda faizin bu işyerinin
veya sabit yerin bulunduğu Devlette elde edildiği kabul edilecektir.
6 ncı fıkra, faiz
miktarının belirlenmesinde muvazaa durumunu açıklığa kavuşturmaktadır. Fıkra
hükmüne göre muvazaa yapabilecek kişiler, aralarında özel ilişki bulunan faiz
ödeyen kişi ile faiz lehdarı veya her ikisiyle bir başka kişi olarak
belirtilmektedir. Muvazaa durumu ise, özel ilişkinin olmadığı hallerde, kişiler
arasında kararlaştırılan faiz miktarını aşan bir faizin ödenmesi olarak ortaya
konmuştur. Bu durumda fazla kısım, bu maddede tanımlanan ve indirimli vergiye
tâbi olan bir faiz olarak nitelendirilmeyip, Anlaşmanın diğer hükümleri de
dikkate alınarak Âkit Devletlerin iç mevzuatına göre vergilendirilecektir.
Madde 12. -
Gayrimaddî Hak Bedelleri
1 inci fıkra,
vergilemedeki genel ilkeyi belirlemekte ve vergileme hakkını ödeme yapılan
kişinin mukim olduğu Devlete tanımaktadır.
2 nci fıkra hükmü,
gayrimaddî hak bedellerinin elde edildiği Devlete de % 10’u aşmayacak şekilde
vergi alma hakkı tanımaktadır.
3 üncü fıkra,
gayrimaddî hak bedellerinin tanımı ile ilgilidir.
4 üncü fıkrada, bir
işyeri veya sabit yer vasıtasıyla elde edilen gayrimaddî hak bedellerinin
indirimli vergi oranına göre değil, ticarî kazanca ilişkin 7 nci veya serbest
meslek faaliyetlerine ilişkin 14 üncü madde hükümlerine göre vergilendirileceği
öngörülmektedir.
5 inci ve 6 ncı
fıkralarda, faizde olduğu gibi gayrimaddî hak bedellerinin nerede elde edilmiş
sayılacağı ve muvazaalı durumlarda nasıl vergilendirileceğine ilişkin özel
hükümler yer almaktadır.
Madde 13. - Sermaye
Değer Artış Kazançları
1 inci fıkrada, 6 ncı
maddede tanımlanan gayrimenkul varlıkların elden çıkarılmasından doğan
kazançların, bu varlıkların bulunduğu Âkit Devlette vergilendirileceği
öngörülmektedir.
2 nci fıkrada, bir
işyerinin aktifine dahil olan veya serbest meslek faaliyetinin icrasında
kullanılan sabit yere ait menkul varlıkların, bu işyeri veya sabit yerin elden
çıkarılmasından doğan kazançların, bu işyerinin veya sabit yerin bulunduğu Âkit
Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
3 üncü fıkrada, bir
Âkit Devlet mukimince uluslararası trafikte işletilen gemi, uçak veya karayolu
nakil vasıtalarının veya bunların işletilmesine tahsis edilen menkul
varlıkların satışından elde edilen kazançların, yalnızca gemi, uçak veya
karayolu nakil vasıtalarını işleten teşebbüsün mukim olduğu Âkit Devlette
vergilendirileceği öngörülmektedir.
4 üncü fıkrada, bu
maddenin 1, 2 ve 3 üncü fıkralarında sayılanların dışında kalan varlıkların
satışından doğan kazançların, bu varlıkları elden çıkaranların mukim olduğu
Âkit Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
5 inci fıkrada ise,
Devletlerden birinin mukimi tarafından çıkarılan tahvil veya hisse
senetlerinin, diğer Devletin bir mukimi tarafından iktisap tarihinden itibaren
bir yıl içinde elden çıkarılmasından doğan değer artış kazançlarının, elden
çıkarmanın ilk bahsedilen Devletin bir mukimine yapılması kaydıyla, gelirin
elde edildiği kaynak Devlette vergilendirileceği öngörülmektedir.
Madde 14. - Serbest
Meslek Faaliyetleri
Maddenin 1 inci
fıkrasında, Âkit Devletin bir gerçek kişisinin serbest meslek faaliyetleri veya
bağımsız nitelikteki diğer faaliyetlerden elde ettiği gelirlerin, mukim olunan
Devlette vergilendirileceği; ancak bu kişinin diğer Devlette bulunan sabit bir
yeri kullanarak icra ettiği serbest meslek faaliyetlerinden veya bu diğer
Devlette kesintisiz 12 aylık bir dönemde toplam 183 günü aşan faaliyet
icrasından elde ettiği gelirlerin, sözkonusu sabit yere atfedilen miktarla ya
da bu Devlette bulunulan süre içinde icra edilen faaliyetle sınırlı olmak üzere
bu diğer Devlette vergilendirileceği hükme bağlanmıştır.
2 nci fıkrada, 1 inci
fıkrada gerçek kişilerin elde ettiği serbest meslek kazançları için öngörülen
hükmün benzeri, teşebbüsler için de öngörülmüştür.
3 üncü fıkrada,
“serbet meslek faaliyetleri” teriminin tanımı yapılmaktadır.
Madde 15. - Ücret
Gelirleri
1 inci fıkrada, ücret
gelirlerinin vergilendirilmesine ilişkin genel kural belirtilmektedir. Buna
göre, hizmetin diğer Devlette ifa edilmemesi şartıyla, bir Âkit Devlet
mukimince elde edilen maaş, ücret ve diğer benzeri gelirler, mukim olunan
Devlette vergilendirilecektir. Hizmetin diğer Devlette ifa edilmesi halinde,
belli şartlarla kaynak Devlete de vergileme yetkisi tanınabilecektir. Ancak,
sözkonusu kural, bu Anlaşmanın 16, 18, 19 ve 20 nci maddelerinde öngörülen
hükümleri herhangi bir şekilde etkilemeyecektir. Diğer bir ifadeyle, yönetim
kurulu üyeleri, emekliler, kamu görevlileri ve öğrenciler 15 inci maddeye göre
değil, kendileriyle ilgili maddelere göre vergilendirileceklerdir.
2 nci fıkrada,
ücretin sadece mukim olunan Devlette vergilendirilmesi için hangi şartların bir
arada aranması gerektiği belirtilmektedir. Kaynak Devletin vergileme
yapabilmesi için, öngörülen bu şartlardan birinin ihlâli yeterlidir. Bir başka
ifadeyle, diğer Devlette hizmet ifa eden bir Âkit Devlet mukiminin bu Devlette
ilgili malî yıl içinde başlayan veya biten herhangi bir 12 aylık dönemde bir
veya bir kaç seferde toplam 183 günden fazla kalması veya ücret ödemesinin bu
diğer Devletin mukimi olan bir işveren tarafından veya onun adına yapılması ya
da sözkonusu ödemenin, işverenin bu diğer Devlette sahip olduğu bir işyerinden
veya sabit yerden yapılması durumunda, elde edilen ücretler kaynak Devlette
vergilendirilecektir.
3 üncü fıkrada, bir
Âkit Devlet teşebbüsü tarafından uluslararası trafikte işletilen gemi, uçak
veya karayolu nakil vasıtalarında çalışan personelin bu sıfatları dolayısıyla
elde ettikleri gelirlerin, yalnızca bu Devlette vergilendirileceği
öngörülmektedir.
Madde 16. -
Yöneticilere Yapılan Ödemeler
Maddede, bir Âkit
Devlet mukiminin diğer Âkit Devlette mukim bir şirketin yönetim kurulu üyesi
olması dolayısıyla elde ettiği ücret ve diğer benzeri ödemelerin, bu diğer Âkit
Devlette vergilendirilebileceği öngörülmektedir.
Madde 17. - Sanatçı
ve Sporcular
1 inci fıkra, bir
Âkit Devlet mukimi olan sanatçı ve sporcuların iştigal konuları ile ilgili
şahsî faaliyetlerinden dolayı diğer Âkit Devlette elde ettikleri gelirlerin, bu
faaliyetleri icra ettikleri diğer Âkit Devlette vergilendirileceğini hükme
bağlamaktadır. Bu çerçevede, serbest meslek faaliyetleri ile ücret gelirlerini
düzenleyen 14 ve 15 inci madde hükümleri sanatçı ve sporcular açısından geçerli
olmayıp, vergileme yalnızca 17 nci madde kapsamında yapılacaktır.
2 nci fıkra
organizatörlerle ilgili olup, sanatçı ve sporcuların iştigal konularıyla ilgili
faaliyetlerden doğan gelirin, sanatçı veya sporcuların kendilerine değil de bir
başka gerçek veya tüzel kişiye yönelmesi halinde, vergilemenin, faaliyetin icra
edildiği Âkit Devlette yapılacağını öngörmektedir. Ancak böyle bir durumda,
ticarî kazançların, serbest meslek kazançlarının ve ücretlerin
vergilendirilmesini düzenleyen bu Anlaşmanın 7, 14 ve 15 inci madde hükümleri
dikkate alınmayıp, vergileme yalnızca 17 nci madde kapsamında yapılacaktır.
3 üncü fıkrada, bir
Âkit Devlette icra edilen ve diğer Âkit Devletin kamusal fonlarından
desteklenen sanatsal ve sportif faaliyetlerden elde edilen gelirin faaliyetin
icra edildiği Devlette vergilendirileceği hükmü öngörülmektedir.
Madde 18. - Emekli
Maaşları
1 inci fıkra, geçmiş
hizmetler karşılığında ödenen emekli maaşları ve sağlanan diğer benzeri
menfaatler ile düzenli ödemelerin bunları elde edenin mukim olduğu Devlette
vergilendirileceği hükmünü öngörmektedir.
2 nci fıkrada
“düzenli ödeme”nin tanımı yapılmaktadır.
Madde 19. - Kamu
Görevi
1 inci fıkrada,
emekli maaşları hariç, bir Âkit Devletin kendisi, politik alt bölümü veya
mahallî idaresi tarafından yapılan ücret, maaş ve diğer benzeri ödemelerin,
ödemeyi yapan Devlette vergilendirileceği; ancak, hizmetin diğer Devlette
verilmesi ve gerçek kişinin bu Devletin mukimi ve vatandaşı olması ve yalnızca
bu hizmeti vermek için bu Devletin mukimi durumuna geçmemesi şartıyla,
vergilemenin bu diğer Devlette yapılacağı hükme bağlanmıştır.
2 nci fıkrada, bir
Âkit Devletin kendisi, politik alt bölümü, mahallî idaresi tarafından veya
bunlarca oluşturulan fonlardan ödenen emekli maaşlarının ödemeyi yapan Devlette
vergilendirileceği; ödemenin yapıldığı kişinin diğer Âkit Devletin mukimi ve
vatandaşı olması durumunda ise vergilemenin yalnızca mukim Devlette yapılacağı
öngörülmektedir.
3 üncü fıkrada ise,
kamu iksitadî kuruluşlarında çalışanlar açısından bu madde hükmünün değil, 15,
16, 17 ve 18 inci madde hükümlerinin geçerli olacağı öngörülmektedir.
Madde 20. -
Öğrenciler
Maddenin 1 inci
fıkrasında, öğrenci veya stajyerlerin öğrenim veya meslekî eğitimde
bulundukları Devlette yararlanacakları vergi istisnasının sınırları hükme
bağlanmaktadır. Buna göre, öğrenciler, stajyerler ve çıraklar yalnızca geçim,
öğrenim veya meslekî eğitim masraflarını karşılayan ve bulundukları Devletin
dışındaki kaynaklardan sağlanan paralar dolayısıyla öğrenim gördükleri Âkit
Devlette vergiye tâbi tutulmayacaklardır.
2 nci fıkrada, bir
Âkit Devletin vatandaşı olup, diğer Âkit Devlette eğitimi veya stajı ile ilgili
uygulama deneyimi kazanmak amacıyla hizmet ifa eden bir öğrenci veya stajyerin
ifa ettiği hizmet dolayısıyla elde ettiği menfaatlerin her bir vergilendirme
yılında 18 000 EURO veya bunun Türk Lirası karşılığını geçmeyen kısmının iki
yıllık bir süre için diğer Âkit Devlet tarafınca vergiden istisna edileceği
öngörülmektedir.
Madde 21. - Diğer
Gelirler
1 inci fıkrada, bir
Âkit Devlet mukiminin bu Anlaşmanın bundan önceki maddelerinde kavranmayan
gelir unsurlarının, mukim olduğu Devlette vergilendirileceği belirtilmiştir.
2 nci fıkrada ise, 6
ncı maddenin 2 nci fıkrasında tanımlanan gayrimenkul varlıklardan elde edilen
gelirler hariç olmak üzere, bir Âkit Devlet mukimi olan sözkonusu gelir
lehdarının diğerÂkit Devlette yer alan bir işyeri vasıtasıyla ticarî faaliyette
veya sabit yer vasıtasıyla serbest meslek faaliyetinde bulunması halinde 1 inci
fıkra hükümleri uygulanmayıp olayına göre 7 veya 14 üncü madde hükümlerinin
uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 22. - Çifte
Vergilendirmenin Önlenmesi
Madde Çifte
Vergilendirmenin Önlenmesi ile ilgilidir.
Fıkranın (a) bendine
göre, bir İspanya mukiminin Türkiye’de vergilendirilebilen bir gelir elde
etmesi halinde, İspanya’nın bu mukimin Türkiye’de ödenen vergiye ait bir
miktarı mahsup edeceği, kurum bünyesinde ödenen verginin de İspanya’nın iç
mevzuatına uygun olarak mahsup edeceği belirtilmektedir.
Fıkranın 1 (b)
bendinde ise, (a) bendi hükümlerinden sapma yapılarak İspanya’da mukim bir
şirketin, Anlaşmanın 10/2 (a)-(i) veya 10/4 (a)-(i) bendinde belirtilen ve
Türkiye’de vergiye tâbi tutulan gelirleri elde ettiğinde, bu gelirlerin
İspanya’da vergiden istisna edileceği belirtilmektedir. Ancak, bu istisna
Türkiye’de kurumlar vergisinden istisna olan kazançtan doğan gelir için
uygulanmayacaktır.
2 nci fıkrada, çifte
vergilendirmenin Türkiye’de ne şekilde önleneceği belirtilmektedir. Fıkrada,
Türk mevzuatı hükümleri saklı kalmak üzere bir Türkiye mukiminin İspanya’da
elde ettiği gelir nedeniyle ödediği İspanyol vergisinin Türk vergisinden
mahsubuna müsaade edileceği öngörülmektedir.
Madde 23. - Ayrım
Yapılmaması
Maddenin 1 inci
fıkrasında, bir Âkit Devlet vatandaşlarının, diğer Âkit Devlette, o Devletin
aynı koşullara sahip vatandaşlarına kıyasla daha değişik veya daha ağır bir
vergilemeye ve buna bağlı mükellefiyetlere tâbi tutulmayacakları ve bu hükmün
Âkit Devletlerden birinin veya her ikisinin mukimi olmayan kişilere de
uygulanacağı hükme bağlanmaktadır.
2 nci fıkrada,
teşebbüslerin diğer Devlette sahip oldukları işyerlerinin, bu diğer Devletin
aynı faaliyetleri yürüten teşebbüslerine kıyasla daha ağır bir vergilemeye tâbi
tutulmayacakları öngörülmektedir.
3 üncü fıkrada,
belirtilen maddelerin uygulanacağı durumlar hariç olmak üzere, bir Âkit Devlet
teşebbüsünce, diğer Âkit Devletin bir mukimine ödenen faiz, gayrimaddî hak
bedeli ve diğer ödemelerin bu teşebbüsün vergilendirilebilir kazancının
tespitinde ilk bahsedilen Devletin mukimine yapılmış gibi indirilebileceği
belirtilmiştir.
4 üncü fıkrada, ayrım
yapmama prensibinin, bir Âkit Devletin bir veya bir kaç mukimi tarafından
doğrudan veya dolaylı olarak, kısmen ya da tamamen sermayesine sahip olunan
veya kontrol edilen teşebbüsleri için de geçerli olduğu belirtilmektedir.
5 inci fıkrada, Âkit
Devletlerin kendi mukimlerine uyguladıkları şahsî indirimler ile vergi ve
matrah indirimlerini, diğer Devletin mukimlerine de uygulamak zorunda
olmadıkları belirtilmiştir.
6 ncı fıkrada ise, bu
madde hükümlerinin 2 nci madde hükümlerine bakılmaksızın her çeşit ve tanımdaki
vergilere uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 24. -
Karşılıklı Anlaşma Usulü
Maddenin ilk iki
fıkrası, bir kişinin, taraf
Devletlerden herhangi birinin veya her ikisinin işlemlerinin, kendisi
açısından bu Anlaşma hükümlerine uygun olmayan sonuçlar yarattığı veya
yaratacağı kanaatine varması halinde sorunun nasıl çözümleneceğini hükme
bağlamaktadır.
1 inci fıkraya göre,
bu kişi durumunu Âkit Devletlerin iç mevzuatlarında öngörülen müracaat
usulleriyle bağlı kalmaksızın, mukim olduğu Âkit Devletin yetkili makamına arz
edebilecektir. Bu durumda bu kişi, Anlaşma hükümlerine aykırı düşen
vergilemenin ilk bildiriminden itibaren üç yıl içerisinde mukim olduğu Âkit Devletin
yetkili makamına; ayrımcılıkla ilgili bir durumla karşılaşması durumunda
vatandaşı olduğu devletin yetkili makama başvurabilecektir.
2 nci fıkraya göre,
kendisine başvuruda bulunulan yetkili makam sorunu kendi çözemezse, diğer
Devletin yetkili makamıyla karşılıklı anlaşmaya varmak için gayret
gösterecektir.
Maddenin 3 üncü
fıkrasında, yetkili makamların bu Anlaşmanın yorumundan veya uygulanmasından
kaynaklanan sorunların çözümü için karşılıklı anlaşma usulünü
kullanabilecekleri, 4 üncü fıkrada ise karşılıklı anlaşmanın ne şekilde
yapılacağı hükme bağlanmıştır.
Madde 25. - Bilgi
Değişimi
Gerek bu Anlaşmanın
doğru bir şekilde uygulanabilmesi için, gerekse kayıp ve kaçakların
önlenebilmesi için Âkit Devletlerin vergi idareleri arasında gerekli hallerde
yakın işbirliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bu maddede, Âkit Devletlerin hangi
hallerde bilgi değişiminde bulunacakları, elde edilen bilgilerin kimlere
verilebileceği ve bilgi değişiminin sınırları ele alınmıştır.
Madde 26. - Diplomat
Hüviyetindeki Memurlar ve Konsolosluk Memurları
Bu maddede, diplomat
hüviyetindeki memurlar ve konsolosluk memurlarının Devletler Hukukunun genel
kurallarına veya özel anlaşma hükümlerine göre yararlandıkları vergi
ayrıcalıklarının bu Anlaşma hükümlerinden etkilenmeyeceği belirtilmektedir.
Madde 27. - Yürürlüğe
Girme
Bu maddede,
Anlaşmanın ne zaman yürürlüğe gireceği ve vergiler açısından ne zaman hüküm
ifade edeceği belirtilmiştir. Buna göre Anlaşma, her bir Âkit Devletin gerekli
işlemleri tamamladığını diğerine bildirmesini müteakip, bu bildirimlerin
sonuncusunun alındığı tarihte yürürlüğe girecek ve hükümleri Anlaşmanın
yürürlüğe girmesini izleyen yılın Ocak ayının birinci günü veya daha sonraki
vergilendirme dönemlerine ilişkin vergiler için uygulanacaktır.
Madde 28. -
Yürürlükten Kalkma
Madde, Anlaşmanın
feshedilinceye kadar yürürlükte kalacağını belirtmekte, fesih usulünü
açıklamakta ve fesih halinin her iki Âkit Devlette hangi vergilendirme
dönemleri için hüküm ifade edeceğini belirlemektedir.
PROTOKOL HÜKÜMLERİNİN
GEREKÇESİ
Anlaşmanın bir
bölümünü oluşturan ve Anlaşma maddelerinin sonunda yer alan Protokol 9 maddeden
ibarettir.
1 inci fıkrada, 7 nci
maddenin 3 üncü fıkrasına ilave olarak, işyeri tarafından teşebbüsün ana
merkezine veya herhangi bir bürosuna gayrimaddî hak bedeli, bankacılık
teşebbüsleri hariç olmak üzere faiz ve sağlanan hizmet veya yönetim karşılığında
komisyon ödenmesi halinde, araştırma ve geliştirme giderleri de dahil olmak
üzere yapılan giderlerin geri ödenmesi hariç sözkonusu meblağların gider olarak
indirilmesine müsaade edilmeyeceği hükmü öngörülmektedir.
2 nci fıkrada, 10
uncu maddenin 3 üncü fıkrasına ilave olarak, Türkiye açısından temettü
teriminin, yatırım fonu ve yatırım ortaklığından elde edilen gelirleri de
kapsadığı belirtilmektedir.
3 üncü fıkrada, 10
uncu maddenin 5 inci fıkrasına ilave olarak, “tam oran” ifadesinden Türk
Kurumlar Vergisi Kanununda öngörülen genel kurumlar vergisi oranı anlaşıldığı,
Türkiye’nin daha düşük bir oran kabul ettiği takdirde, Türk makamlarının bu
düşük oranın uygulanacağı kazançlardan kaynaklanan gelire, duruma göre,
10.2a)i) veya 10.4a)i) madde hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının
ortaklaşa belirlenmesi amacıyla durumu İspanya makamlarına bildirecekleri hükme
bağlanmıştır.
4 üncü fıkrada, 11
inci maddenin 2 nci fıkrasının (a) bendine ilave olarak, İspanya açısından
“banka” teriminin tasarruf bankalarını da kapsadığı belirtilmektedir.
5 inci fıkrada, 11
inci maddenin 3 üncü fıkrasına ilave olarak, geç ödemeden kaynaklanan
cezaların, İspanya yönünden, bu maddenin amaçları bakımından faiz olarak kabul
edilmeyeceği hükmü öngörülmektedir.
6 ncı fıkrada, 12 nci
ve 13 üncü maddelere ilave olarak, 12 nci maddenin 3 üncü fıkrasında belirtilen
bir varlığın satışı halinde yapılan ödemelerde, bu ödemelerin sözkonusu
varlıkla ilgili olarak gerçek bir elden çıkarma karşılığında yapılmadığının
ispat edilmemesi halinde 13 üncü madde hükümlerinin uygulanacağı, bu husus
ispat edilir ise 12 nci madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir.
7 nci fıkrada, 14 üncü
maddenin 2 nci fıkrasına ilave olarak, bir Âkit Devlet teşebbüsü tarafından
diğer Âkit Devlette, bu diğer Devlette bulunan görevli personel veya istihdam
edilen personel aracılığı ile hizmet veya faaliyetlerin (aynı veya bağlı
projeler için) icra edilmesi durumunda sözkonusu hizmet veya faaliyetin bu
diğer Devlette icra edildiğinin kabul edileceği hükme bağlanmıştır.
8 inci fıkrada, 22
nci maddeye ilave olarak, 22 nci maddenin 1 inci fıkrasının (b) bendinde
öngörülen istisnanın, gelir ödemesine ilişkin hisse veya diğer hakların, bir
kişi tarafından bu madde hükmünün avantajlarından yararlanmak amacıyla
yaratılması veya oluşturulması halinde uygulanmayacağı, bu durumda 10.2.a)ii)
veya 10.4.a)ii) bentlerinin uygulanacağı; ayrıca 22 nci maddenin 1 inci
fıkrasının (d) bendi hükümlerinin Anlaşmanın yürürlüğe girdikten sonra 10 yıl
sonra yürürlükten kalkacağı, bu sürenin bitiminden sonra yetkili makamların
sözkonusu hükümlerin geçerlilik süresinin uzatılıp uzatılmayacağına ortaklaşa
karar verecekleri hükme bağlanmıştır.
9 uncu fıkrada ise,
24 üncü maddeye ilave olarak, 24 üncü maddenin 2 nci fıkrasına ilişkin olarak
mükellefin, Türkiye yönünden, karşılıklı anlaşmadan kaynaklanan iadeyi,
sözkonusu karşılıklı anlaşma sonucunun vergi idaresi tarafından kendisine
bildirilmesinden itibaren bir yıl içinde talep etme zorunda olduğu
öngörülmektedir.
Dışişleri Komisyonu Raporu
|
|
Türkiye Büyük
Millet Meclisi |
|
|
|
Dışişleri Komisyonu |
18.6.2003 |
|
|
Esas No. : 1/529 |
|
|
|
Karar No. : 83 |
|
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Türkiye Cumhuriyeti
ile İspanya Krallığı Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte
Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması ve Eki
Protokolun Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı, Komisyonumuzun
12 Haziran 2003 tarihli 14 üncü toplantısında Dışişleri Bakanlığı ile Maliye
Bakanlığı temsilcilerinin katılmalarıyla görüşülmüştür.
Kişilerin aynı gelir
üzerinden iki Devlette birden vergilendirilmesinin önlenmesini amaçlayan, bu
suretle iki ülke arasındaki sermaye, teknoloji ve hizmet hareketlerinin
geliştirilmesini öngören Anlaşma, Komisyonumuzca benimsenmiş ve Tasarı aynen
kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel
Kurulun onayına sunulmak üzere Başkanlığa saygı ile arz olunur.
|
Başkan |
Başkanvekili |
Sözcü |
|
|
|
Mehmet Dülger |
Emin Şirin |
Eyyüp Sanay |
|
|
Antalya |
İstanbul |
Ankara |
|
|
Kâtip |
Üye |
Üye |
|
|
Hüseyin Kansu |
Mehmet Özyol |
Nur Doğan Topaloğlu |
|
|
İstanbul |
Adıyaman |
Ankara |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Mustafa Dündar |
Abdülbaki Türkoğlu |
Mehmet Eraslan |
|
|
Bursa |
Elazığ |
Hatay |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Mehmet B. Denizolgun |
Şükrü Mustafa
Elekdağ |
Onur Öymen |
|
|
İstanbul |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Fikret Ünlü |
Ufuk Özkan |
Hasan Ören |
|
|
Karaman |
Manisa |
Manisa |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Nihat Eri |
Osman Seyfi |
Süleyman Gündüz |
|
|
Mardin |
Nevşehir |
Sakarya |
HÜKÜMETİN TEKLİF
ETTİĞİ METİN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İSPANYA KRALLIĞI ARASINDA GELİR
ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME VE VERGİ KAÇAKÇILIĞINA
ENGEL OLMA ANLAŞMASI VE EKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN
TASARISI
MADDE 1. - 5 Temmuz 2002
tarihinde Madrid’de imzalanan “Türkiye Cumhuriyeti ile İspanya Krallığı
Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve
Vergi Kaçakçılığına Engel Olma Anlaşması” ve eki “Protokol”ün onaylanması uygun
bulunmuştur.
MADDE 2. - Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 3. - Bu Kanun
hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.
DIŞİŞLERİ
KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLE İSPANYA KRALLIĞI ARASINDA GELİR
ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLERDE ÇİFTE VERGİLENDİRMEYİ ÖNLEME VE VERGİ KAÇAKÇILIĞINA
ENGEL OLMA ANLAŞMASI VE EKİ PROTOKOLÜN ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR
KANUN
TASARISI
MADDE 1. - Tasarının
1 inci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE 2. - Tasarının
2 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE 3. - Tasarının
3 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
|
Abdullah Gül |
|
|
|
|
|
|
Başbakan |
|
|
|
|
|
Devlet
Bak. ve Başb. Yrd. |
Devlet
Bak.ve Başb. Yrd. |
Devlet
Bak. ve Başb. Yrd. |
|
|
|
A. Şener |
M. A. Şahin |
E. Yalçınbayır |
|
|
|
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
|
|
|
M. Aydın |
B. Atalay |
A. Babacan |
|
|
|
Devlet
Bakanı |
Adalet
Bakanı |
Millî
Savunma Bakanı |
|
|
|
K. Tüzmen |
C. Çiçek |
V. Gönül |
|
|
|
İçişleri
Bakanı |
Dışişleri
Bakanı |
Maliye
Bakanı |
|
|
|
A. Aksu |
Y. Yakış |
K. Unakıtan |
|
|
|
Millî
Eğitim Bakanı |
Bayındırlık
ve İskân Bakanı |
Sağlık
Bakanı |
|
|
|
E. Mumcu |
Z. Ergezen |
R. Akdağ |
|
|
|
Ulaştırma
Bakanı |
Tarım
ve Köyişleri Bakanı |
Çalışma
ve Sos. Güv. Bak. |
|
|
|
B. Yıldırım |
S. Güçlü |
M. Başesgioğlu |
|
|
|
Sanayi
ve Ticaret Bakanı |
En.
ve Tab. Kay. Bakanı |
Kültür
Bakanı V. |
|
|
|
A. Coşkun |
M. H. Güler |
E. Yalçınbayır |
|
|
|
Turizm
Bakanı V. |
Orman
Bakanı |
Çevre
Bakanı V. |
|
|
|
A. Aksu |
O. Pepe |
O. Pepe |
|