SIRA SAYISI
1028
Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Plan ve Bütçe
Komisyonu
Esas No.: 1/1119 6.12.2005
Karar No.: 57
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Anayasanın 162 nci maddesi uyarınca,
17.10.2005 tarihinde 59. Hükümet tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına sunulan "2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı" ile "2006 Yılı Milli Bütçe Tahmin Raporu" Başkanlıkça
20.10.2005 tarihinde Komisyonumuza havale edilmiştir.
Bilindiği gibi, 10.12.2003 tarihinde kabul
edilen 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu, devlet bütçesinin
hazırlanması, uygulanması ve denetlenmesi konularında köklü değişiklikler
getirmiştir. Bu çerçevede, bütçe türleri yeniden tanımlanmış, genel ve katma
bütçe ayrımına son verilerek; genel bütçe, özel bütçe, düzenleyici ve
denetleyici kurum bütçesi, sosyal güvenlik kurumu bütçesi ve mahalli idare
bütçesi şeklinde yeni bir ayrıma gidilmiştir. Söz konusu Kanuna göre, genel
bütçe, özel bütçe ve düzenleyici ve denetleyici kurum bütçelerinden oluşan
"Merkezi Yönetim Bütçesi" Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından
karara bağlanacaktır. Başka bir deyişle, bugüne kadar genel bütçe kanunu ve
katma bütçe kanunu adlarında iki ayrı bütçe kanunu görüşülürken, artık Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu adında tek bir bütçe kanunu görüşülecektir. 5018 sayılı
Kanuna ekli listelerle Merkezi Yönetim Bütçesine dahil olan kuruluşlar belirlenmiştir.
Böylece Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından bütçeleri görüşülecek kurum ve
kuruluş sayısı 2005 yılında; 34'ü genel bütçeli 64'ü katma bütçeli olmak üzere
toplam 98 iken, 5018 sayılı Kanunla bu rakam; 52'si genel bütçe, 82'si özel
bütçe, 8'i de düzenleyici ve denetleyici kurum bütçesi kapsamında olmak üzere
toplam 142'ye ulaşmıştır.
I. MERKEZİ
YÖNETİM BÜTÇE KANUNU TASARISI
1. TASARI
VE GEREKÇESİ ÜZERİNDE YAPILAN ANALİZLER
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısının; uygulanmakta olan ekonomik programın ilke ve hedefleri
doğrultusunda, kamu kesimi açıkları ile enflasyonun düşürülmesine, etkin bir
bütçe politikasıyla; ekonomide dinamizmin artırılmasına ve reel ekonomide
yaşanan canlanmanın sürdürülmesine katkıda bulunmak üzere, 5018 sayılı Kanuna
uygun olarak hazırlandığı ve ödeneklerin kamu kurum ve kuruluşlarına tahsisinde
hizmet önceliklerinin göz önüne alındığı anlaşılmaktadır.
• 2006 Yılı
Bütçe Hedefleri
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin temel
hedefi, 2005 yılı bütçesinde olduğu gibi, kamu sektöründe mali disiplinin
tavizsiz olarak uygulanması ve kamu yönetiminin kalitesinin artırılmasıdır.
Bu temel hedefe ulaşmak için belirlenen
ayrıntılı hedefler ise;
- Enflasyonun yıl sonu itibarıyla TÜFE ve
ÜFE'de yüzde 5 düzeyine düşürülmesi,
- Kamu sektörünün bütünü için belirlenen
yüzde 6,5'luk faiz dışı fazla hedefinin gerçekleştirilmesine, merkezi yönetim
bütçesinin azami derecede katkıda bulunması,
- Borçlanma politikasında etkinliğin
sağlanması ve mali disiplin uygulamasıyla faiz harcamalarının GSMH'ya oranının
yüzde 8,6'ya düşürülmesi,
- Bütçe açığındaki düşüş eğiliminin
sürdürülmesi,
- Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve
verimli bir şekilde elde edilmesi,
- Bütçe harcamalarının sağlam gelir kaynaklarına
dayandırılması ve kaynak ile harcama dengesinin göz önünde bulundurulması,
- Kamu harcamalarında tasarrufun ve
kalitenin artırılması,
- Bütçeler yoluyla makro ekonomik
istikrarın sağlanmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkıda bulunulması,
- Hesap verebilirliğin ve mali saydamlığın
güçlendirilmesi ve mali disiplinin sürdürülmesi,
- Kaynak tahsisinin önceliklere göre
yapılması,
- Kamu mali yönetiminde reformun
sonuçlandırılması,
- Yatırıma ayrılan kaynakların öncelikli
ve kısa sürede sonuç alınacak projelere yönlendirilmesi,
- Tarımda verimliliği ve üretimi teşvik
edici bir destekleme politikasının oluşturulması,
şeklinde özetlenebilir.
• Temel
Ekonomik Büyüklükler
2006 Yılında Temel Ekonomik Büyüklükler;
- GSMH, 539 milyar 870 milyon YTL,
- Büyüme oranı yüzde 5,
- GSMH deflatörü yüzde 6,
- Üretici Fiyat İndeksi (ÜFE) yıl sonu
yüzde 5,
- Tüketici Fiyat İndeksi (TÜFE) yıl sonu
yüzde 5,
- İhracat (FOB değeriyle) 79 milyar Dolar,
- İthalat (CİF değeriyle) 124,4 milyar
Dolar,
olarak belirlenmiştir.
• Bütçeye
İlişkin Yenilikler
5018 sayılı Kanunun bütçe sisteminde
yaptığı değişiklikler doğrultusunda 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile
getirilen yenilikler şunlardır:
- Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Merkezi Yönetim Bütçesine dahil edilmekle birlikte, bu kurumların mali
özerkliği, bütçe kanununun bazı maddelerinin uygulamasında dikkate
alınmaktadır.
- Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve
denetleyici kurumların finansman durumlarını gösterir cetveller Tasarıya
eklenmiştir.
- Vergi muafiyeti, istisnası ve
indirimleri ile benzer uygulamalar nedeniyle vazgeçilen vergi gelirlerine
ilişkin tahminler ve bunların dayandığı
hükümlere yer verilmiştir.
- Harcama sisteminin değişmesi nedeniyle
vize işlemlerine ilişkin düzenlemeler tasarı metninden ve ekli cetvellerden
çıkarılmıştır.
- Bütçe gerekçesinde mahalli idarelerin ve
sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçe büyüklüklerine yer verilerek Türkiye Büyük
Millet Meclisinin bilgisine sunulmuştur.
- Bütçe yılını izleyen iki yılın gider ve
gelir tahminlerine yer verilmiştir.
• Bütçe
Hedeflerine Ulaşılabilmesi İçin Alınan Önlemler
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında,
mali disiplinin sürdürülmesi ve bütçe hedeflerine ulaşılabilmesi için bazı
önlemlere yer verilmiştir. Bu önlemleri;
- Kural olarak 2006 yılı yatırım
programına ek yatırım cetvellerinde yer almayan projelere harcama yapılmaması,
- Taşıt alımının ancak çok acil ve zorunlu
hallere mahsus olmak üzere ve Bakanlar Kurulu Kararıyla yapılması,
- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinin kendi bütçeleri içinde, aktarma yapılacak ödenekten bu ödeneğin
ancak yüzde 20'si oranında aktarma yapabilmeleri,
- 2006 yılında 4749 sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna göre sağlanacak gerekli imkan
limitinin 3 milyar ABD Dolarını aşmaması,
- 2006 yılında başlangıç ödeneklerinin
yüzde 1'ine kadar ikrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma senedi ihraç
edilebilmesi,
- Personel açıktan atama ve nakil sayıları toplamının, Bütçe Kanununda
belirtilen kamu idarelerinden çeşitli nedenlerle ayrılan personel sayısının
yüzde 80'ini aşmaması, ihtiyaç halinde bu idareler için verilecek atama izninin 21.000 adetle sınırlandırılması,
- Kamu idarelerince işletilen eğitim ve
dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi gibi sosyal tesislerin
giderlerinin bu tesislerin işletme gelirleriyle karşılanması,
şeklinde ortaya koymak mümkündür.
• 2006 Yılı
Bütçe Ödenekleri
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Tasarısı ile; genel bütçeli kamu idarelerine 170.148.105.052 YTL, özel bütçeli
kamu idarelerine 11.302.981.361 YTL, düzenleyici ve denetleyici kurumlara
541.141.341 YTL ödenek tahsis edilmesi öngörülmüştür. Özel bütçeli idareler ile
düzenleyici ve denetleyici kurumlar için öngörülen 7.652.237.552 YTL Hazine
yardımı düşüldüğünde konsolide edilmiş Merkezi Yönetim Bütçesinin büyüklüğünün
174.339.990.202 YTL olduğu anlaşılmaktadır.
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi
ödeneklerinin ekonomik ayrımı incelendiğinde;
- 36 milyar 9 milyon 944 bin 918 YTL'sinin
personel giderlerine,
- 4 milyar 974 milyon 632 bin 557
YTL'sinin sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderlerine,
- 17 milyar 721 milyon 728 bin 464
YTL'sinin mal ve hizmet alım giderlerine,
- 46 milyar 260 milyon 25 bin YTL'sinin
faiz giderlerine,
- 49 milyar 136 milyon 718 bin 668
YTL'sinin cari transferlere,
- 12 milyar 451 milyon 217 bin 595
YTL'sinin sermaye giderlerine,
- 1 milyar 833 milyon 428 bin YTL'sinin
sermaye transferlerine,
- 4 milyar 252 milyon 200 bin YTL'sinin
borç vermelere,
- 1 milyar 700 milyon 95 bin YTL'sinin
yedek ödeneğe,
tahsis edildiği görülmektedir.
Bütçe ödeneklerinin fonksiyonel dağılımı
incelendiğinde ise;
- 72 milyar 612 milyon 255 bin 511
YTL'sinin genel kamu hizmetlerine,
- 11 milyar 953 milyon 266 bin 958
YTL'sinin savunma hizmetlerine,
- 10 milyar 199 milyon 991 bin 823
YTL'sinin kamu düzeni ve güvenlik hizmetlerine,
- 19 milyar 557 milyon 602 bin 593
YTL'sinin ekonomik işler ve hizmetlere,
- 124 milyon 649 bin 721 YTL'sinin çevre
koruma hizmetlerine,
- 2 milyar 758 milyon 797 bin 357
YTL'sinin iskan ve toplum refahı hizmetlerine,
- 8 milyar 134 milyon 910 bin 614
YTL'sinin sağlık hizmetlerine,
- 2 milyar 599 milyon 945 bin 155
YTL'sinin dinlenme, kültür ve din hizmetlerine,
- 21 milyar 552 milyon 108 bin 200
YTL'sinin eğitim hizmetlerine,
- 24 milyar 846 milyon 462 bin 270
YTL'sinin sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetlerine,
ayrıldığı görülmektedir.
• Bütçe
Gelirleri
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesinin
gelirleri;
- 156 milyar 850 milyon YTL'si genel bütçe
gelirleri,
- 2 milyar 962 milyon 934 bin 858 YTL'si
özel bütçeli kurumların öz gelirleri,
- 1 milyar 126 milyon 624 bin 837 YTL'si
düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri,
olmak üzere, toplam 160 milyar 939 milyon
559 bin 695 YTL'dir.
Genel Bütçenin 171 milyar 250 milyon YTL
tutarındaki gelirlerinin dağılımı incelendiğinde;
- 146 milyar 449 milyon YTL'sinin vergi
gelirlerinden,
- 22 milyar 155 milyon YTL'sinin vergi
dışı gelirlerden,
- 2 milyar 272 milyon lirasının sermaye
gelirlerinden,
- 374 milyon lirasının alınan bağış ve
yardımlardan,
oluştuğu anlaşılmaktadır. Gelirlerden 14
milyar 400 milyon YTL tutarındaki red ve iadeler düşüldüğünde genel bütçenin
net geliri 156 milyar 850 milyon YTL olmaktadır.
Genel bütçe gelir ve giderleri arasındaki
13 milyar 298 milyon 105 bin 52 YTL
tutarındaki fark borçlanma yoluyla
karşılanacaktır.
• 2007 ve
2008 Yılları Bütçe Tahminleri
2007 ve 2008 Yılları Bütçe tahminlerine
bakıldığında;
- 2007 yılı Merkezi Yönetim Bütçe
ödeneklerinin bir önceki yıla göre yüzde 2,4'lük bir artışla 178 milyar 516
milyon 678 bin YTL,
- 2008 yılı ödeneklerinin, bir önceki yıla
göre yüzde 1,2'lik artışla 180 milyar 641 milyon 437 bin YTL,
- 2007 yılı bütçe gelirlerinin; 162 milyar
409 milyon 23 bin 716 YTL'si net genel bütçe geliri, 3 milyar 111 milyon 249
bin 989 YTL'si özel bütçeli idarelerin öz gelirleri, 1 milyar 155 milyon 89 bin
196 YTL'si, düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri olmak üzere,
toplam 166 milyar 675 milyon 362 bin 901 YTL,
- 2008 yılı bütçe gelirlerinin; 171 milyar
200 milyon 746 bin 931 YTL'si genel bütçe gelirleri, 3 milyar 207 milyon 345
bin 476 YTL'si özel bütçeli idarelerin öz gelirleri, 1 milyar 210 milyon 360
bin 621 YTL'si, düzenleyici ve denetleyici kurumların öz gelirleri olmak üzere,
toplam 175 milyar 618 milyon 453 bin 28 YTL,
olarak tahmin edildiği anlaşılmaktadır.
Bütçe açığının ise 2007 yılında 11 milyar
928 milyon YTL, 2008 yılında 5 milyar
151 milyon YTL olması programlanmıştır.
Merkezi Yönetim bütçe gelir ve giderleri
tahmin edilirken;
- GSYİH'nin 2007 ve 2008 yıllarında yıllık
yüzde 5 oranında büyüyeceği,
- GSMH deflatörünün 2007 yılında yüzde
4,5; 2008'de ise yüzde 3,5 olacağı,
- Yıl sonu TÜFE'nin 2007'de yüzde 4;
2008'de yüzde 3 olacağı,
- İhracatın 2007 yılında 86,9; 2008
yılında 95,4 milyar ABD Doları olarak gerçekleşeceği,
- İthalatın sırasıyla 132,6 ve 141,2
milyar ABD Doları olacağı,
- YTL cinsinden borçlanmaya ağırlık
verileceği,
- Nakit iç borçlanmada sabit faizli
enstrümanlara ağırlık verileceği,
- Borç vadelerinin uzatılması
politikasının sürdürüleceği,
- KİT'lere sermaye desteğine devam
edileceği,
varsayılmıştır.
2.
TASARININ GENELİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
Komisyonumuz 2006 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2004 Mali Yılı Genel ve Katma Bütçe Kesinhesap Kanunu
Tasarılarının görüşmelerine 28.10.2005 tarihinde yaptığı 10 uncu birleşimde,
Maliye Bakanının bütçe ve kesinhesap kanunu tasarılarını Komisyona sunuş
konuşması ile başlamıştır.
�
Maliye Bakanının sunuş konuşmasında;
- 2006 yılı bütçesinin çok yıllı ilk bütçe
olduğu; çok yıllı bütçelemenin, mali disiplini daha geniş bir döneme yayarak
güçlendirdiği, böylece maliye politikası ile ilgili belirsizlikleri ortadan
kaldırarak kişi ve kurumların gelecekle ilgili daha sağlıklı kararlar
almalarına yardımcı olduğu,
- 2004 yılında dünya ekonomisinin artan
petrol fiyatlarına rağmen yüzde 5,1 gibi yüksek bir oranda büyüdüğü, aynı yıl
gelişmiş ülkelerde büyümenin yüzde 3,3; gelişmekte olan ülkelerde ise yüzde 7,3
olarak gerçekleştiği; 2005 yılının ilk yarısında yavaşlamakla birlikte, dünya
ekonomisindeki büyümenin sürdüğü,
- 2004 yılı ortalarından itibaren
yükselmeye başlayan petrol fiyatlarının 2005 yılında da artmaya devam ederek 70
Dolar gibi rekor seviyelere ulaştığı,
- Petrol fiyatlarındaki artışın, dünya
ölçeğinde fiyat istikrarını bozacak seviyede olmamakla birlikte enflasyon
oranları üzerinde etkili olduğu,
- 2005 yılında dünya ekonomisinin yüzde
4,3; gelişmiş ülke ekonomilerinin yüzde 2,5; gelişmekte olan ülkeler ekonomilerinin
ise yüzde 6,1 oranında büyümesinin beklendiği; ancak, yüksek ve değişken petrol
fiyatları, küresel yatırım-tasarruf dengesindeki bozulmalar, korumacı
eğilimlerin güçlenmesi gibi nedenlerle dünya ekonomisinin belirsizlik ve risk
altında bulunduğu,
- Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen,
Hükümetin uyguladığı gerçekçi politikalar ve mali disiplin sayesinde
enflasyonla mücadelede olağanüstü bir başarı kazanıldığı ve enflasyonun tek
haneli rakamlara düşürüldüğü; nitekim Eylül 2005 itibarıyla enflasyonun TÜFE'de
yüzde 8'in, ÜFE'de ise yüzde 5'in altına çekildiği,
- Yeni Türk Lirasına sorunsuz bir geçiş
yaşandığı, böylece Türk parasına istikrar ve saygınlık kazandırıldığı; Türk
Lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payının 2002 yılındaki yüzde 43,7
oranından, Eylül 2005 itibarıyla yüzde 62'ye yükseldiği,
- Türkiye ekonomisinin 2002 ve 2003
yıllarında hedeflenenin üzerinde büyüdüğü, 2004 yılında ise büyümenin son otuz
dokuz yılın en yüksek oranı olan yüzde 9,9'a ulaştığı, büyümenin esas
itibarıyla verimlilik artışına dayandığı ve özel sektör öncülüğünde gerçekleştiği, 2006 ve 2007
yıllarında da yüksek büyüme hızının sürmesinin beklendiği,
- 2002 yılında 2.598 Dolar olan kişi
başına gelirin 2004 yılında 4.172 Dolara yükseldiği, 2005 yılı sonunda bu
rakamın 5.000 Dolara yakın bir seviyede olacağı,
- Hükümetin gerçekçi politikaları ve AB
müzakerelerinin başlaması nedeniyle yabancı yatırımlarda gözlenen artışın daha
da hızlanmasının beklendiği,
- Ekonominin istihdam yaratma
kapasitesinin giderek arttığı, artan istihdam oranının işsizlik oranının
düşürülmesine de olumlu etkide bulunduğu, 2003 yılında yüzde 10 olan işsizlik
oranının 2005 Temmuz ayı itibarıyla yüzde 9,1'e gerilediği,
- 2002 yılında 87,6 milyar Dolar olan dış
ticaret hacminin 2005 yılında 187,4 milyar Dolara ulaşmasının beklendiği,
ekonominin makro ekonomik temellerinin geçmiş yıllara oranla bir hayli
güçlendirildiği, bu nedenle cari açık konusunda endişeye gerek olmadığı, esasen
cari açığın Hükümet tarafından yakından takip edildiği,
- İç borç stoğunun 2005 yılı Eylül ayı
itibarıyla 243,2 milyar YTL olduğu, YTL cinsinden DİBS'lerin bileşik faiz
oranlarının 2005 yılının on aylık döneminde yüzde 16,8'e gerilediği, aynı
dönemde nakit borçlanma ortalama vadesinin 9 aydan 27,7 aya uzadığı, 2005 Ekim
ayı itibarıyla ortalama bileşik faizin yüzde14,1; ortalama vadenin ise 36,1 ay
olarak gerçekleştiği,
- Borç stoğunun yapısında YTL lehine
önemli bir değişim yaşandığı, ulusal paranın borç stoğu içindeki oranının 2002
yılında yüzde 42 iken 2005 Eylül ayında bu oranın yüzde 62'ye yükseldiği, kamu
borç stoğunun sağlıklı seviyelere çekilmesi için çalışmalara devam edileceği,
net borç stoğunun 2002 yılında yüzde 79 civarında olan GSMH'ye oranının 2004
yılı sonunda yüzde 63,5'e indirildiği, hedeflenen oranın yüzde 60 olduğu,
- Borçlanma politikasındaki başarılar
sayesinde faiz giderlerinin vergi gelirlerine oranının da yüzde 40 civarına
düşürüldüğü, oysa 2001 yılında vergi gelirlerinin faiz giderlerini bile
karşılayamadığı,
- Sürdürülen mali disiplin sayesinde bütçe
açıklarının nominal bazda da azaldığı, 2003 yılında 40,2 milyar YTL, 2004
yılında 30,3 milyar YTL olan bütçe açığının 2005 yılı sonunda 14,6 milyar YTL
olarak gerçekleşeceği, azalma eğiliminin önümüzdeki yıllarda da devam edeceği,
- Hükümetin sosyal politikalara da gereken
önemi verdiği; geçmiş yıllarda işsizlik ve gelir dağılımındaki bozulma
nedeniyle derinleşen yoksulluğun hafifletilmesi amacıyla Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Fonunun gelirlerinin artırıldığı; Tarımsal Enerji Barışı ile
çiftçilerin elektrik borçlarının ödenmesine kolaylık getirildiği, çiftçi
kredilerinin faiz oranları düşürülerek yüzde 59 seviyesinden yüzde 10-19
aralığına çekildiği, kredi vadelerinin uzatıldığı, doğrudan gelir ve mazot
desteğine devam edildiği, 2000 krizinden dolayı borçlarını ödeyemeyen 160 binin
üzerinde esnaf ve sanatkarın kefalet kooperatiflerine olan borçlarını düşük
faizlerle ve taksitle ödeme imkanının getirildiği, kefalet kooperatifleri
aracılığıyla kullandırılan kredilerin 2002 yılındaki 154 milyon YTL
seviyesinden 2005 yılında 2 milyar 450 milyon YTL düzeyine ulaştığı,
- SSK'lıların eczanelerden ilaç almalarına
imkan sağlandığı, yeşil kart uygulamasının kapsamının genişletilerek diğer
sosyal güvenlik kuruluşlarıyla eşdeğer sağlık güvencesine kavuşturulduğu;
ayrıca, ilaçta KDV oranının yüzde 18'den, AB standardı olan yüzde 8'e
indirildiği,
- Hükümetin eğitime büyük önem verdiği,
son iki yılda olduğu gibi 2006 yılında da bütçeden en fazla payın Milli Eğitim
Bakanlığına ayrıldığı, öğrencilere verilen bursların iki katına çıkarıldığı,
ücretsiz kitap dağıtımına devam edildiği,
- Konut üretimine hız verildiği, bu amaçla
kamuya ait bazı gayrımenkullerin bedelsiz olarak Toplu Konut İdaresine
devredildiği,
- Ocak-Eylül 2005 bütçe uygulamasının
Hükümetin öngörülerine uygun olarak gerçekleştiği, bu dönemde konsolide bütçe
giderlerinin 103,7 milyar YTL, gelirlerin ise 95,5 milyar YTL olduğu, bütçe
açığının düşürülmesi konusunda önemli bir mesafe alındığı, Ocak-Eylül dönemleri
itibarıyla 2003 yılında 16,7 milyar YTL; 2004 yılında 24,1 milyar YTL olan faiz
dışı fazlanın 2005 yılının aynı döneminde 27 milyar YTL olarak gerçekleştiği;
2004 yılının ilk dokuz aylık döneminde bütçe gelirlerinin giderleri karşılama
oranı yüzde 79 iken, 2005 yılının aynı döneminde yüzde 92'ye ulaştığı,
- 2005 yılı sonu itibarıyla; konsolide
bütçe harcamalarının 145,5 milyar YTL; bütçe gelirlerinin 130,9 milyar YTL,
bütçe açığının 14,6 milyar YTL, faiz dışı fazlanın ise 31,8 milyar YTL olarak
gerçekleşmesinin tahmin edildiği; başlangıç rakamları ile karşılaştırıldığında
harcamaların 10,1 milyar YTL daha az, gelirlerin 4,5 milyar YTL daha fazla
gerçekleşmesinin beklendiği, faiz giderlerinin GSMH'ye oranının ise yüzde 9,6
olarak gerçekleşeceği,
- 2006 yılı bütçesinin, makro ekonomik
öngörüler, Orta Vadeli Program ve Orta Vadeli Mali Planda yer alan politika
hedef ve öncelikleri ile kamu sektörü için belirlenen, GSMH'ya göre yüzde 6,5
faiz dışı fazla hedefine göre hazırlandığı,
- Bütçe sisteminde 2004 ve 2005 yıllarında
sağlanan iyileştirmenin 2006 bütçesinde de sürdürüldüğü, bütün özel gelir ve
ödeneklerin bütçe içine alınması suretiyle bütçe disiplininin güçlendirildiği,
konsolide bütçe yerine uluslararası standartlarla uyumlu merkezi yönetim bütçesinin hazırlandığı,
- 2005 yılı bütçesi yıl sonu gerçekleşme
tahminlerine oranla; 2006 yılında bütçe gelirlerinin yüzde 10, bütçe
giderlerinin yüzde 8,1 oranında arttığı, bütçe açığının ise yüzde 9,4 oranında
azaldığı,
- GSMH ile oranlandığında bütçe
giderlerinin yüzde 29,1; bütçe açığının yüzde 2,4; bütçe gelirlerinin yüzde
26,7; brüt vergi gelirlerinin yüzde 24,6 olarak öngörüldüğü,
- Başlıca transfer kalemlerinden; sosyal
güvenlik kurumlarına 23,3 YTL, tarımsal destekleme ödemelerine 4 milyar YTL,
sağlık harcamalarına 4 milyar YTL, Kamu İktisadi Teşebbüslerine sermaye desteği
olarak 1,9 milyar YTL, Kamu İktisadi Teşebbüsleri görev zararları için 0,6
milyar YTL, emeklilere vergi iadesi için 1,5 milyar YTL, Kredi ve Yurtlar
Kurumuna 1,2 milyar YTL ödenek ayrıldığı,
- Faiz giderlerinin GSMH'ye oranının 2006
yılında yüzde 8,6'ya gerileyeceği, bütçeden faiz giderlerine ayrılan payın 2005
yıl sonu itibarıyla yüzde 31,9'a, 2006 yılında da yüzde 29,4'e düşmesinin
beklendiği, faiz giderlerinin azaltılması konusunda önemli ilerlemeler
sağlandığı,
- Yatırım harcamalarının bütçe ödenekleri
içindeki payının 2004 yılında yüzde 6 olduğu, 2005 yılının gerçekleşme
tahmininin yüzde 7,8 olarak belirlendiği, 2006 bütçesinde ise yatırımlara yüzde
9,5 oranında ödenek ayrıldığı, yedek ödeneklerden yıl içinde yatırım
tertiplerine yapılacak aktarmalarla bu oranın daha da yükseleceği,
- Sosyal politika uygulamalarına 2006
yılında da devam edileceği; tarımsal destekleme, dar gelirli vatandaşların
eğitim, yakacak gibi ihtiyaçlarının giderilmesi, özürlülerin desteklenmesi
amacıyla bütçeye önemli miktarlarda ödenek konulduğu,
- Önümüzdeki yıllarda borç stoğunun
azaltılması amacına uygun bir faiz dışı fazla hedefin belirlendiği; faiz dışı
fazlanın, 2006, 2007 ve 2008 yılları için sırasıyla 33; 32,2 ve 33,5 milyar YTL
olarak programlandığı,
- 2006-2008 döneminde de bütçe açığının
düşürülmesi çabalarının sürdürüleceği, 2008 yılı sonunda merkezi yönetim bütçe
açığının GSMH'ya oranının yüzde 0,8'e düşürülmesinin hedeflendiği, aynı dönemde
bütçe açığının sırasıyla 13,3 milyar YTL, 11,9 milyar YTL ve 5,2 milyar YTL
olarak programlandığı, merkezi yönetim bütçesi faiz giderlerinin ise sırasıyla
46,3; 44,1 ve 38,6 milyar YTL olarak tahmin edildiği, bütçe giderlerinin bu
dönemde sırasıyla 32,3; 30,1 ve 28,1 milyar YTL olarak öngörüldüğü,
- 5018 sayılı Kanun ile Meclisin bütçe
hakkını daha iyi kullanabilmesi yönünde önemli düzenlemeler yapıldığı, 2006
bütçesinin de 5018 sayılı Kanuna uygun olarak hazırlandığı, Meclisin bütçe
uygulamaları hakkında daha fazla bilgilendirilebilmesi amacıyla mahalli
idarelerle sosyal güvenlik kuruluşlarının bütçe büyüklükleri ile, döner
sermayelere, bütçe dışı fonlara ve bütçeden yardım alan kuruluşlara ilişkin
bilgilere de yer verildiği,
- 2006 yılında devlet memurlarına
verilecek aylıkların ilk kez kamu görevlileri sendikaları ve bunların bağlı
oldukları konfederasyonlar ile Kamu İşveren Kurulu arasında varılan mutabakatla
belirlendiği, memur maaşlarında Ocak ve Temmuz aylarında yüzde 2,5; kümülatif
bazda ise yüzde 5,1 artış öngörüldüğü, ayrıca, ek ödemesi bulunmayan kurumlarda
çalışan personele Ocak ayından itibaren 40 YTL, Temmuz ayından itibaren de
ilave 40 YTL ödeme yapılacağı, aile yardımı ödeneğinin artırıldığı, sendika
üyesi personele, sendika aidatından kaynaklanan kayıpların giderilmesi amacıyla
aylık 5 YTL tutarında ödeme yapılacağı,
- 2006 yılında yan ödemelerle birlikte,
kümülatif bazda en düşük dereceli memur maaşının yüzde 19,9; en yüksek memur
maaşının yüzde 5,1; ortalama memur maaşının ise yüzde 12,7 oranında artmasının
öngörüldüğü,
- Hükümetin vergi sistemi konusundaki
temel vizyonunun; anlaşılabilir ve saydam bir vergi mevzuatı, öngörülebilir bir
vergi yükü ve güçlü ve etkili bir vergi idaresi ilkelerine dayandığı; vergi
politikasının temel amacının ise, büyüme ve istihdamı destekleyici, kayıt
dışılığı azaltıcı, makro ekonomik politikalarla uyumlu, etkin ve basit bir
vergilendirme sistemi oluşturmak olduğu,
- Vergi politikasında; vergi tabanının
genişletilmesi, kayıt dışılığın ve vergi kaçakçılığının azaltılması, vergi
oranlarının düşürülmesi, vergi sisteminin basitleştirilmesi gibi önceliklere
önem verildiği,
- Gelir İdaresi Başkanlığının kurulması
ile etkin bir vergi idaresi için ilk adımın atıldığı, 29 ilde vergi dairesi
başkanlıklarının kurularak faaliyete geçirildiği, otomasyon çalışmalarının
devam ettiği,
- Vergi sisteminin yeniden
yapılandırılması kapsamında; enflasyon muhasebesine geçildiği, az gelişmiş
illerimizde yatırım ve istihdam teşviki uygulandığı, eğitim, kültür, sağlık ve
spor alanlarında vergi kolaylıkları sağlandığı,
- Yatırım, ihracat ve döviz kazandırıcı
faaliyetlerle ilgili teşviklerin işler hale getirildiği, kurum kazançları
üzerindeki vergi yükünün düşürüldüğü,
- Mükelleflerin vergi sistemine gönüllü
uyumunu sağlamak üzere, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin mevzuatın
sadeleştirilmesi çalışmalarına devam edildiği, ayrıca e-beyanname uygulamasının
giderek yaygınlaştığı, akaryakıt istasyonlarında belge düzeninin sağlanmasına
yönelik tedbirlerin alındığı; bu çerçevede, akaryakıt pompalarının ödeme
kaydedici cihazlara bağlanma uygulamasına başlandığı,
- 2005 yılı vergi gelirlerinin GSMH'ya
oranının yüzde 24,7 olarak tahmin edildiği,
ifade edilmiştir.
�
Maliye Bakanının sunuş konuşmasından sonra,
Komisyon üyelerinin bütçe üzerinde değerlendirme çalışmaları yapabilmelerini
sağlamak üzere 7.11.2005 tarihine kadar görüşmelere ara verilmiştir.
Komisyonumuzun 7.11.2005 tarihinde yaptığı 11 inci birleşimde bütçe ve
kesinhesap kanunu tasarılarının görüşülmesine ilişkin usul ve esaslar
belirlenmiştir. Bu çerçevede;
- Görüşme programında meydana gelebilecek
değişiklikler konusunda Başkanlığa yetki verilmesi,
- Görüşmelerde tam tutanak tutulması,
- Komisyon üyelerinin ve diğer
milletvekillerinin konuşma süreleri,
- Gerekli hallerde ivediliği olan kanun
tasarı ve tekliflerinin de gündeme alınıp görüşülebilmesi,
gibi hususlar karara bağlanmıştır.
�
Komisyonumuzun 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısının geneli üzerinde 7.11.2005 tarihinde yapmış olduğu
müzakerelerde;
- Bütçenin, 5018 sayılı Kanuna paralel
olarak Anayasada gerekli değişiklik yapılmadan Meclise sunulduğu, bu nedenle,
bütçenin Anayasaya aykırı olarak hazırlandığı, sonradan Anayasanın
değiştirilmesinin bu gerçeği ortadan kaldırmayacağı,
- Bütçe kanunu tasarısında yer alan
kuruluşların listesinin 5018 sayılı Kanunda yer alan listeyle örtüşmediği, 5018
sayılı kanunda yapılan değişikliklerle pek çok kamu kuruluşunun bütçe dışına
çıkarıldığı,
- Bazı kuruluşların bütçe başlangıç
ödenekleri ile yıl sonu ödeneklerinde olağanüstü farklılıklar görüldüğü, bu
durumun bütçe disiplinine uygun düşmediği ve parlamentoya sunulan ödenek
tekliflerinin gerçekçiliği konusunda tereddütlere yol açtığı,
- Gelir tahminlerinin gerçekçi
yapılmadığı, gelir kalemleri arasında faiz dışı fazla tanımına girmemesi
gereken kalemlerin bulunduğu, dolayısıyla gerçekte bütçe açığının açıklanan
rakamdan daha yüksek olacağı,
- 2005 yılı bütçe uygulamasında cari
transferler kaleminde başlangıç ödeneğine göre önemli bir artış yaşandığı, bu
artışın telafi edilmesi ve faiz dışı fazla hedefinin tutturulması için diğer
harcamalarda kısıntıya gidildiği, ancak bu kısıntıların gerçekçi olmaktan
ziyade kâğıt üzerinde yapıldığı,
- 2005 yılı bütçesinin gelir hedeflerinin
gerçekleştirilebilmesi için vergi dışı gelirlere ağırlık verildiği, kamu bankalarının
temettü gelirleri ile özelleştirme gelirlerinin faiz dışı fazla hedefinin
tutturulmasında önemli rol oynadığı, ayrıca hedefin tutturulması için doğalgaz
zammına başvurulmak zorunda kalındığı,
- Bütçenin büyük kısmının zorunlu
giderlerden oluştuğu, bu nedenle bütçe esnekliğinin kaybolduğu, Hükümetin bütçe
rakamları üzerinde hareket imkanı bulunmadığı, faiz dışı fazla hedefinin ve
faiz giderlerinin, bütçe tartışmalarını neredeyse gereksiz hale getirdiği,
- Kalkınma planı hazırlanmadan yıllık program
hazırlandığı, bütçenin de bu programa göre oluşturulduğu, oysa yıllık
programların kalkınma planındaki hedeflere göre hazırlanması gerektiği,
- 17.9.2004 tarihinde kabul edilen 5234
sayılı Yasanın bazı maddeleri ile Maliye Bakanlığına kimi gelir ve giderleri,
bütçe gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeden ilgili devlet hesaplarına
kaydetme yetkisi verildiği, bu durumun bütçenin şeffaflığı ilkesine uygun
düşmediği,
- Faiz dışı fazla hedefinin tutturulması
için yatırımlara, mal ve hizmet alımlarına ve personel giderlerine ilişkin
ödeneklerde kısıntıya gidildiği, oysa alt yapı yatırımlarında kesintiye
gidilmesinin sağlıksız bir büyümeye yol açacağı,
- Hükümetin yatırımlara yeterince kaynak
ayırmadığı, dış ticaret dengesindeki bozulmanın da esas itibarıyla kamu
yatırımlarının yeterli düzeyde olmamasından kaynaklandığı, sabit sermaye
yatırımlarının GSMH'ya katkısının son yıllarda sürekli olarak azaldığı,
- Ekonomideki yüksek büyüme hızı sonucunda
sağlanan refah artışından kamu ve özel sektör çalışanlarının yeterince pay
alamadığı; öte yandan, vergi sisteminin giderek adaletsiz bir yapıya büründüğü,
dolaylı vergilerin bütçe gelirleri içindeki paylarının artırılması suretiyle
gelir dağılımının daha da bozulduğu, vergi yükünün esas itibarıyla memur, işçi,
emekli, küçük esnaf gibi sabit ve dar gelirli vatandaşlar tarafından
üstlenildiği, zira dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının
yüzde 74'e ulaştığı, kayıt dışılığın önlenememesi nedeniyle, vergi ödeyen
kesimlerin vergi yükünün arttığı, nitekim orta vadeli planda ücretler
üzerindeki vergi yükü artırılırken Kurumlar Vergisinin oranının düşürülmesinin
öngörüldüğü, bu durumun vergilemede adalet ilkesine uygun düşmeyeceği,
- 2006 yılı bütçesinin esas itibarıyla
toplumun refahını artıracak bir politika aracı olmadığı, ekonomideki olumlu
gelişmelerin geniş halk kitlelerinin ekonomik durumlarına yeterince
yansımadığı, temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat artış hızının hala yüksek
olduğu, enflasyon rakamlarını açıklarken Hükümetin bu durumu göz ardı ettiği,
- Küçük esnafın ve sanatkarların
desteklenmesi için politikalar geliştirilmesi gerektiği, aynı şekilde tarım
kesiminde yer almakla birlikte geçimini ancak temin edecek düzeyde üretim yapan
köylülerin de özel olarak desteklenmesinin zorunlu olduğu, bu iki toplum
kesiminin ekonomideki ve toplumdaki yapısal değişimden olumsuz etkilendiği, bu
olumsuzlukları giderecek çözümlerin bir an önce bulunması gerektiği, esasen
köylüyü köyde tutmaya çalışmaktan ziyade kentlere göçün sağlıklı hale
getirilmesinin daha doğru olacağı,
- Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine
göre Türkiye'nin, gelir dağılımı en bozuk ülkeler arasında yer aldığı,
ülkemizde en yüksek gelir dilimi ile en düşük gelir dilimi arasında 17 kat fark
bulunduğu, en yüksek gelire sahip yüzde 10'luk dilimin milli gelirin yüzde
40'ını aldığı, en düşük yüzde 10'luk dilimin milli gelirden aldığı payın ise
yüzde 2'nin altında kaldığı,
- Gelişmiş ülkelerde dolaysız vergiler,
toplam vergi gelirlerinin ağırlıklı kısmını oluştururken ülkemizde tersine bir
gelişmenin yaşandığı; 1999 yılında dolaylı vergilerle dolaysız vergilerin
paylarının aşağı yukarı eşit olduğu, 2005 yılına gelindiğinde ise dolaylı
vergilerin payının yüzde 75'e ulaştığı, bu durumun vergilemede adalet ilkesine
uygun düşmediği,
- Nominal faizler düşmesine rağmen reel faizlerde kayda değer
bir düşmenin sağlanamadığı, oysa ekonomik istikrarın sağlanmasında reel
faizlerin düşürülmesinin daha önemli olduğu, reel faizler yüksek olduğu sürece
milli gelirin yabancı yatırımlara aktarılmasının devam edeceği,
- 2002 yılında 235 katrilyon lira olan
borç stoğunun üç yılda 335 katrilyona ulaştığı, bu durumun bütçe üzerinde
sürekli olarak faiz dışı fazla verme baskısına yol açacağı, aslında bu
gelişmenin IMF politikalarının başarısızlığını gösterdiği, kriz oluşumunu
engellemek amacıyla sürekli olarak taze para girişi yapılmasının borç stoğunu
artırdığı, bu nedenle öz kaynaklara yönelinmesi gerektiği,
- İhracattaki artışın esas itibarıyla
ithal girdilerle sağlandığı, bu durumun sürdürülebilir bir ihracat politikası
olmadığı, zira böyle bir politikanın sonuçta ithalatın daha hızlı artmasına yol
açtığı, dolayısıyla ihracata dayalı bir büyüme politikasının bu şekilde
sürdürülemeyeceği,
- Hükümetin cari açık tahminlerinin üç
yıldır yüzde 100'ü aşan sapmalarla gerçekleştiği, bu durumun bütçenin gerçekçi
tahminlere dayanmadığını gösterdiği, bütçe dengelerinin kâğıt üzerinde kaldığı,
nitekim ödemeler dengesindeki bozulmadan kaynaklanan risklerin bertaraf
edilmesinde Hükümetin vergi politikasından başka bir aracının bulunmadığı, zira
istikrar programının bu temelde hazırlanmış olduğu,
- Cari işlemler açığının tehlikeli
boyutlara ulaştığı, cari açığın esas itibarıyla dış ticaret dengesindeki
bozulmadan kaynaklandığı, kamu sektörünün açığındaki azalmanın riskleri ortadan
kaldırmadığı, bu açığın sıcak para ile finansmanının olası bir olumsuz durumda
ekonomik krizi tetikleyici rol oynayabileceği, özel sektörün giderek büyüyen
açıklarının da ciddi bir risk oluşturduğu, nitekim Güneydoğu Asya krizinin esas
itibarıyla özel sektör açığından kaynaklandığı,
- Tarım ürünlerinin fiyatlarında önceki
yıllara göre belirgin bir artış yaşanmazken, mazot ve gübre gibi temel
girdilerin fiyatlarında iki kata ulaşan artışlar yaşandığı, bu durumun
çiftçinin refah düzeyinin gerilemesine yol açtığı,
- Bütçede tarımsal desteklemeye ayrılan
payın bir önceki yıla göre oransal
olarak azaldığı, ürün fiyatları da artmadığı için ekonomik büyümeden en az
yararlanan kesimin tarım kesimi olduğu,
- Bütün dünyada çiftçinin kullandığı
mazotun sübvanse edildiği, ancak Türkiye'de akaryakıt üzerinden yüksek oranda
vergiler alındığı, akaryakıt tüketim vergisinin vergi gelirleri içinde son
derece önemli bir kalemi oluşturduğu, ancak akaryakıt üzerindeki verginin bir
kısmının başka alanlara kaydırılmasının zorunlu olduğu,
- Geçmiş dönemlerde çiftçiye kullandırılan
kredilerin faiz oranlarının enflasyonun altında belirlendiği, çiftçilerin halen
kullandıkları kredilerin faiz oranının ise enflasyonun üzerinde seyrettiği,
nominal olarak faiz oranının düşmesinin bir önem arzetmediği,
- Hükümetin açıkladığı yüzde 9,1'lik
işsizlik oranının gerçekçi bulunmadığı, gerçekte işsizlik oranının yüzde 15,6
olarak tahmin edildiği,
- İşsizlikte görünürdeki azalmanın esas
itibarıyla işgücüne katılım oranının azalmasından kaynaklandığı; nitekim 1990
yılında işgücüne katılım oranı yüzde 59 iken, 2004 yılında bu oranın yüzde
48,4'e gerilediği; gelişmiş ülkelerde söz konusu oranın ortalama yüzde 68, AB
ülkelerinde ise yüzde 70 olduğu, Türkiye'de bu oranın düşük olmasının
kadınların işgücüne katılım oranının düşük olmasından kaynaklandığı,
- Türkiye'nin kadınların istihdamı
konusunda oldukça geri bir durumda bulunduğu, çalışma yaşındaki kadınların
ancak yüzde 24,3'ünün istihdam edildiği, oysa AB ülkelerinde bu oranın ortalama
yüzde 57 seviyesinde olduğu, üstelik ülkemizde kadın çalışan oranının giderek
azaldığı,
- Türkiye'ye giren yabancı sermayenin,
esas itibarıyla yüksek reel faiz oranlarından yararlanmak amacıyla hareket
ettiği, nitekim gelen yabancı sermayenin büyük kısmının borç olarak alındığı,
ancak çok küçük bir kısmının sabit sermaye yatırımlarına ayrıldığı, böyle bir
gelişme sonucunda istihdamın artmasının mümkün olamayacağı,
- Bütçede yatırımlara ayrılan kaynağın
yetersiz bulunduğu, işsizlikle mücadelede özel sektörün yaratacağı istihdama
umut bağlamanın gerçekçi olmadığı, esasen özel sektörün ileri teknoloji-düşük
istihdam politikasıyla hareket ettiği,
- Taşrada ciddi boyutlarda kamu personeli
açığının bulunduğu, bu açığın süratle giderilmesinde yarar görüldüğü,
personelin yurt çapında dengeli dağılımının sağlanması gerektiği,
- Özelleştirme konusunda yeni bir yaklaşım
benimsenerek bankacılık gibi hassas sektörlerde yabancı payının sınırlı
tutulması gerektiği, nitekim gelişmiş ülkelerde bile bankacılık alanında
yabancı payının sınırlı tutulduğu, ayrıca özelleştirme gelirlerinin borç
ödemede ve bütçe açıklarının finansmanında kullanılmasının uygun olmadığı,
buradan elde edilen gelirlerin yatırımlara aktarılmasının daha uygun olacağı,
- Ekonomideki olumsuzlukların büyük ölçüde
önceki hükümetin yanlış politikalarından kaynaklandığı, ancak son yıllarda
Hükümetin ekonomik ve mali alanda önemli gelişmeler sağladığı; örneğin bütçe
açığının 2002 yılında GSMH'nın yüzde 11'i düzeyinde iken, 2006 yılında yüzde
2,4'üne düşmesinin tahmin edildiği, aynı şekilde faiz giderlerinde de önemli
bir azalma sağlandığı,
- Faiz giderlerinin ve sosyal güvenlik
açıklarının bütçe üzerinde baskı oluşturan en önemli iki unsur olduğu, faiz
giderlerinin yükünün azaltılmasında kayda değer başarıların kazanıldığı, ancak,
sosyal güvenlik açıklarının artmaya devam ettiği,
- Sabit sermaye yatırımlarının 2003
yılında GSMH'ya oranı yüzde 16,1 iken, bu oranın 2005 yılında yüzde 20,3'e
yükseldiği, özellikle özel sektör yatırımlarında yüzde 50'yi geçen bir artışın
yaşandığı; 2000, 2001, 2002 ve 2003
yıllarında istihdamda azalış yaşanmışken 2004 ve 2005 yıllarında istihdamda
artışın meydana geldiği,
- Ücretlilerin refah artışından yeterli
pay alamadığına ilişkin eleştirilerin yersiz olduğu; örneğin, SSK emeklilerine
TÜFE oranındaki artışa ilave olarak yüzde 25 civarında maaş artışı sağlandığı,
yine Emekli Sandığı emeklilerinin enflasyonun 16 puan üzerinde maaş artışından
yararlandığı, BAĞ-KUR emeklilerinin ise enflasyonun 126 puan üzerinde maaş
artışına tabi tutulduğu, asgari ücrette de TÜFE oranına ilave olarak yüzde 41
artış yaşandığı,
- Maktu ödemeler de dikkate alındığında
devlet memurlarına ortalama yüzde 12,7 oranında zam yapılacağı, en düşük memur
maaşına yüzde 19,9; en yüksek memur maaşına yüzde 5,1 oranında zam
uygulanacağı,
- Hükümetin uyguladığı sosyal politikalar
sayesinde mutlak yoksulluk oranında önemli bir düşüş yaşandığı, Türkiye'nin
mutlak yoksulluk bakımından, uluslararası sıralamada 77 nci sıradan 65 inci
sıraya yükseldiği,
- Hükümetin uyguladığı politikaların genel
olarak başarılı bulunduğu, ancak kayıt dışı ekonomiyle mücadelede etkili
olunamadığı, özellikle kayıt dışı istihdamda ciddi bir artış yaşandığı, bu oran
2000'li yılların başında yüzde 13 düzeyinde iken günümüzde yüzde 20 düzeylerine
ulaştığı, bu duruma bir an önce önlem alınması gerektiği,
- Hükümetin yoksullukla mücadeleye büyük
önem verdiği, bu alanda önemli gelişmelerin kaydedildiği, örneğin gıda
yoksulluğu oranında bir yılda yüzde 7 civarında bir azalma sağlandığı,
- Hükümetin uyguladığı politikalar
sayesinde Türkiye ekonomisinin ilk defa dört yıllık kesintisiz bir büyüme
sürecine girdiği ve ekonominin reel olarak yüzde 25,5 oranında büyüdüğü, Merkez
Bankasının döviz rezervlerinin rekor seviyelere ulaştığı, istihdamda önemli bir
artış yaşandığı,
- Hükümetin sağladığı güven ortamı
dolayısıyla ülkeye önemli miktarlarda sermaye girişinin gerçekleştiği, yine bu
güven sayesinde özel sektörün yabancı kuruluşlardan kolaylıkla kredi temin
edebildiği,
- Hükümetin uyguladığı bütçe disiplini
sayesinde bütçe açığının önemli bir sorun olmaktan çıktığı, geçmişte bütçe
açıklarının ekonomik krizlerin tetikleyicisi olduğu hatırlandığında sağlanan
başarının öneminin daha da iyi anlaşılacağı,
- Türkiye ekonomisinin özel sektör
öncülüğünde büyüyebileceği, bu nedenle müteşebbis sayısının artırılması
gerektiği, oysa ülkemizde vergi mükellefi sayısının çok daha küçük nüfuslu
ülkelerin bile gerisinde bulunduğu,
- Çalışanların reel ücretlerinde son
yıllarda önemli bir artış yaşandığı, özellikle
tarım kesiminde çalışan nüfusun azalmasının da etkisiyle tarım
sektöründe kişi başına gelirin önemli ölçüde arttığı,
- Hükümetin bütçeden AR-GE faaliyetlerine
ayırdığı ödeneğin her yıl yüksek oranlarda artmasının memnuniyet verici olduğu,
şeklindeki
değerlendirmelerden sonra, Maliye Bakanı tarafından yapılan tamamlayıcı
açıklamalarda;
- Hükümetin bütçe disiplinini sürdürmeye
kararlı olduğu,
- Vergi gelirlerinde önemli bir artış
öngörülmekle birlikte, bu artışın vergi oranlarını artırmakla değil, ekonominin
büyümesi ve kayıt dışılığın azaltılmasıyla sağlanacağı,
- Bütçe açığındaki azalma ve faiz
giderlerinin payındaki düşme göz önüne alındığında 2006 bütçesinin son yirmi
yılın en iyi bütçesi olarak değerlendirilmesi gerektiği,
- Hükümetin cari açık konusundaki
endişelere katılmadığı, bununla birlikte bu konuyu hassasiyetle takip ettiği,
esasen ihracatın ithalatı karşılama oranının 2001 krizindeki yüzde 51
düzeyinden 2005 yılında yüzde 62,2'ye yükseldiği, toplam kamu faiz dışı
fazlasının da GSMH'nin yüzde 3'ü düzeyinden, yüzde 6,5 düzeyine ulaştığı,
- İthalattaki beklenmeyen artışın
ağırlıklı olarak yatırım malları ithalatındaki artıştan kaynaklandığı, aslında
bu gelişmenin yatırımlardaki artışı gösterdiği, bu nedenle olumlu karşılanması
gerektiği,
- 2005 Ocak-Ağustos döneminde 30 milyar
377 milyon Dolar tutarında yabancı sermaye girişinin gerçekleştiği, bu tutarın
ancak 5 milyar Dolarının tahvil ve bonoya yatırıldığı, toplam portföy
yatırımının 9 milyar Dolar civarında bulunduğu, dolayısıyla krize yol açacak
bir durumun söz konusu olmadığı,
- Türkiye'deki işsizlik oranlarının Avrupa
ülkeleri ile paralellik gösterdiği, hatta genç nüfustaki işsizlik oranının bazı
AB üyesi ülkelerdekine göre düşük olduğu, ortalama oranların da AB ortalamasına
yakın düzeylerde bulunduğu, üstelik ülkemizdeki nüfus artış hızının
yüksekliğinin de göz ardı edilmemesi gerektiği,
- 2005 yılının ilk üç aylık döneminde 2004
yılının aynı dönemine göre istihdamda 936 bin kişilik bir artışın olduğu, bu
durumda artış oranının yüzde 4,7 olarak ortaya çıktığı, öte yandan kayıt dışı
istihdamın, eleştirilerin aksine yüzde 50,6'dan yüzde 49'a gerilediği,
- Enflasyon sepetinin AB uygulamalarına
paralel olarak hazırlandığı, 2005 yılında gıda ve giyimdeki artışın ortalama
enflasyon oranının altında kaldığı, dolayısıyla konut dışında kalan temel
ihtiyaç maddelerinde enflasyonun üzerinde bir fiyat artışının söz konusu
olmadığı,
- 2003, 2004 ve 2005 yıllarında memura
ortalama olarak toplamda yüzde 61 zam yapıldığı, aynı dönemde toplam TÜFE
artışının ise yüzde 51,9 olarak gerçekleştiği,
- Tarımı destekleme politikaları
çerçevesinde 2001 yılı bütçesinde aşağı yukarı 1 milyar YTL ödenek
öngörülmüşken, 2006 yılı bütçesinde öngörülen ödeneğin 4 milyar YTL'ye çıktığı,
söz konusu rakamın GSMH'ya oranının yüzde 0,59'dan yüzde 0,74'e ulaştığı, bütçe
içindeki payının ise 2001'de yüzde 1,32; 2002'de yüzde 1,69; 2006 yılında ise
yüzde 2,54 olduğu,
- Tarımda verimlilik artışı sağlanmadan ve
tarım kesiminde çalışan sayısını azaltmadan sadece destekleme ödemeleri yoluyla
tarım kesiminin refahının artırılmasının uzun vadede mümkün olamayacağı, bu
nedenle Hükümetin tarımda verimliliği artırmaya önem verdiği,
- Mazot üzerindeki vergi yükünün
Türkiye'de sanıldığı kadar yüksek olmadığı, İngiltere, Almanya, Danimarka,
İsveç gibi gelişmiş ülkelerde yüzde 55'in bir hayli üzerinde olan vergi
oranlarının Türkiye'de yüzde 55,8 olduğu, ayrıca ülkemizde çiftçiye doğrudan
mazot desteği yapıldığı, 2005 yılında sağlanan mazot desteğinin 410 milyon
YTL'ye ulaştığı,
- Hükümetin eğitime mümkün olduğunca fazla
kaynak ayırmayı hedeflediği, nitekim 2006 bütçesinde savunma hizmetlerinin iki
katı tutarında eğitim ödeneği öngörüldüğü,
- Bütçede yatırım harcamalarına ayrılan
ödeneğin bir önceki yıla göre yüzde 35 oranında artırıldığı, dolayısıyla kamu
yatırımlarının azalmasının söz konusu olmadığı,
- Dolaylı-dolaysız vergilerin
karşılaştırması yapılırken AB ülkelerinde sosyal güvenlik primlerinin de
dolaysız vergiler arasında sayıldığı, sosyal güvenlik primleri de dahil
edilirse Türkiye'de dolaylı vergilerin payının söylenildiği kadar yüksek
olmadığı, AB ortalamasında dolaylı vergilerin yüzde 51,7; dolaysız vergilerin
yüzde 48,3 oranında bulunduğu, Türkiye'de ise bu oranların sırasıyla yüzde 60,3
ve yüzde 39,7 olduğu,
ifade edilmiştir.
�
Geneli üzerinde yapılan görüşmelerden sonra,
2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Komisyonumuzca da benimsenerek
maddelerin görüşülmesine geçilmiş ve
Tasarının "Gider" başlıklı 1 inci maddesi okunarak, Merkezi
Yönetim Bütçesine dahil olan kamu idarelerinin bütçelerinin ayrı ayrı
görüşülmesine başlanmıştır.
II. 5018
SAYILI KANUNA EKLİ (I) SAYILI CETVELDE YER ALAN GENEL BÜTÇELİ İDARELER
1. GENEL
BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ
Genel bütçeli kamu idarelerine; özel bütçeli
kamu idarelerine transfer edilecek 7.652.237.552 YTL Hazine yardımı dahil,
toplam 170.148.105.052 YTL ödenek tahsis edilmiştir. Genel bütçeli kamu
idareleri bütçe toplamının Merkezi Yönetim Bütçesi Toplamına oranı, Hazine
yardımı dahil % 97,59, Hazine yardımı hariç
% 93,20' dir.
�
Genel Bütçeli Kamu İdarelerinin Ekonomik
Sınıflandırmaya Göre Ödeneklerinin Merkezi Yönetim Bütçesine Oranları
Personel Giderleri 32.265.371.500 % 18,50
Sosyal Güvenlik Devlet
Primi Giderleri 4.484.645.000 % 2,57
Mal ve Hizmet Alım
Giderleri 15.196.434.300 % 8,72
Faiz Giderleri 46.260.000.000 % 26,53
Cari Transferler (hazine
yardımı hariç) 48.299.410.700 % 27,70
Sermaye Gideri 9.626.898.000 % 5,52
Sermaye Transferi (hazine
yardımı hariç) 1.384.313.000 % 0,80
Borç Verme 3.278.700.000 % 1,88
Yedek Ödenek 1.700.095.000 % 0,98
Cari transferlerden
Hazine yardımı 5.666.627.552 YTL, sermaye transferlerinden Hazine yardımı
1.985.610.000 YTL'dir.
� Genel Bütçeli Kamu
İdarelerinin Fonksiyonel Sınıflandırmaya Göre Ödeneklerinin Merkezi Yönetim
Bütçesine Oranları
Genel Kamu Hizmetleri
(hazine yardımı hariç) 70.744.507.396 % 40,58
Savunma Hizmetleri 11.926.587.182 % 6,84
Kamu Düzeni ve Güvenlik
Hizmetleri 9.210.140.712 % 5,28
Ekonomik İşler ve
Hizmetler 18.725.645.020 % 10,74
Çevre Koruma Hizmetleri 104.586.000 % 0,06
İskan ve Toplum Refahı
Hizmetleri 2.740.157.100 % 1.57
Sağlık Hizmetleri 7.340.473.492 % 4,21
Dinlenme, Kültür ve Din
Hizmetleri 1.744.825.846 % 1,00
Eğitim Hizmetleri 15.237.877.932 % 8,74
Sosyal Güvenlik ve Sosyal
Yardım Hizmetleri 24.721.066.820 % 14,18
Genel kamu hizmetlerinden yapılan Hazine
yardımı 7.652.237.552 YTL'dir.
� Genel Bütçeli Kamu
İdareleri içinde en fazla ödeneğe sahip ilk beş kuruluşun ödenekleri;
1. Hazine Müsteşarlığı 51.757.408.000
2. Maliye Bakanlığı 33.373.367.352
3. Milli Eğitim Bakanlığı 16. 568.145.500
4. Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı 13.505.231.250
5. Milli Savunma
Bakanlığı 11.877.533.000
olarak sıralanmaktadır.
� Hazine Müsteşarlığı bütçe
tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek
46.260.000.000 YTL ile faiz giderleridir.
� Maliye Bakanlığı bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya
göre en fazla tahsis ettiği ödenek, Hazine yardımı hariç tutulduğunda,
23.705.791.000 YTL ile cari transferlerdir.
� Milli Eğitim Bakanlığı
bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis ettiği ödenek
10.801.817.500 YTL ile personel giderleridir.
� Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı'nın bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis
ettiği ödenek 13.487.781.000 YTL ile cari transferlerdir. Bu ödenekten en
önemli transfer 6.700.000.000 YTL Sosyal Sigortalar Kurumuna ve 6.750.000.000
YTL Bağ-Kur Genel Müdürlüğü'ne yapılmaktadır.
� Milli Savunma
Bakanlığının bütçe tasarısının ekonomik sınıflandırmaya göre en fazla tahsis
ettiği ödenek 6.572.475.000 YTL ile mal ve hizmet alım giderleridir. Bu ödenek
içinde uluslar arası sınıflandırma standartlarında da "cari gider"
olarak kabul edilen savunma harcamaları,
sermaye için belirlenen gideri geçse
dahi yatırım programlarında yer almamakta, mal ve hizmet alım giderlerine dahil
edilmektedir. Ancak, askeri lojmanlar sermaye bölümünde sınıflandırılmakta ve
yatırım programına dahil edilmektedir. Ayrıca, askeri lojmanlar dışında kalan
inşaatlar, askeri amaçlı dayanıklı ve dayanıksız mallar ve ekipmanlar da bu
bölümde yer almaktadır.
� Genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerinin bütçe teklifleri, Hazine yardımı dahil, 2006'da 2005 yılına
göre % 5,5; 2007 ve 2008 yıllarında ise bir önceki yıla göre sırasıyla % 2,5 ve
% 1,2 oranında artış göstermektedir.
�
Genel Bütçe Gelirleri
Vergi Gelirleri 146.449.000.000
Vergi Dışı Gelirler 22.155.000.000
Sermaye Gelirleri 2.272.000.000
Alınan Bağış ve Yardımlar
374.000.000
Red ve İadeler (-) 14.400.000.000
TOPLAM GELİRLER (NET) 156.850.000.000
2. GENEL
BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
�
8.11.2005 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Meclis kampusünde milletvekillerinin ve
personelin rahat çalışmaları için önemli gelişmeler sağlandığı, kurumun
itibarının, hem fizikî yapısıyla hem de
çalışanlarının sosyal statüsüyle ilgili olduğu,
- Öngörülen yeni projelerin; yeşil
alanların korunması ve artırılması yönünde geliştirilmesi gerektiği,
- Emekli milletvekillerinin, sağlık
hizmetlerinden yararlanmalarında ve ücretlerinde sıkıntılar bulunduğu; Devlete
önemli hizmetlerde bulunmuş milletvekillerinin itibarının ve yaşam koşullarının statülerine uygun bir
düzeyde tutulması gerektiği,
- Parlamentoda görev yapan
milletvekillerinin toplum içerisinde belli bir yeri ve saygınlığının bulunduğu;
milletvekilliği görevi devam ederken söz konusu olmamakla birlikte, emeklilik
döneminde, özellikle genç milletvekillerinin toplumdaki yerleri ve
saygınlıklarıyla mütenasip olarak yaşamlarını devam ettirme noktasında ciddi
sıkıntılarla karşı karşıya oldukları; başka bir ifadeyle, genç
milletvekillerinin, aslında olağanüstü bir biçimde korunmasız bir durumla karşı
karşıya kaldıkları,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden
başlayarak, diğer kurumlara da örnek olmak üzere; milletvekillerinin
dokunulmazlıklarının yeniden değerlendirilmesinin Meclisin saygınlığı açısından
önemli olduğu,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi' nde iyi
bir kadro tanımlaması yapılması suretiyle ihtiyaç duyulan sayıda ve nitelikte
personel çalıştırılmasının yerinde olacağı,
- Yasama organının önemli görevlerinden
birinin yürütme organını denetlemek olduğu; ancak, bazı bakanlıkların
kendileriyle ilgili soru önergelerine yanıt vermedikleri, verilen yanıtların da
tatminkar olmadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Sayın Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı tarafından yapılan tamamlayıcı
açıklamalarda;
- Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 2006
Mali Yılı Bütçe Teklifi'nin Başkanlık Divanı Kararı ile 340.865.500 YTL olarak
belirlendiği, ancak Tasarıda 340.866.000 olarak yer alması nedeniyle aradaki
500 YTL'lik farkın Komisyonda yapılan düzeltme ile Tasarıda öngörülen miktar
tutarında tespit edildiği, 2005 Mali Yılı kullanılabilir bütçe ödeneğine göre
artış oranının yüzde 21 olduğu, personel giderleriyle ilgili tekliflerin Yüksek
Planlama Kurulunca öngörülen oranlarda artırıldığı, mal ve hizmet alımlarında
zorunlu olmayan hiçbir gidere yer verilmediği, cari transferlerin neredeyse
tamamına yakın kısmını oluşturan eski milletvekillerinin sağlık, ilaç ve
tazminatlarının karşılanması için konulan ödeneğin 2006 yılı için yüzde 7
artırıldığı; sağlık yönetmeliğinin değiştirilmesi, tedavi kurumlarıyla
sözleşmeler yapılması ve tedavi kurumlarından gelen faturaların titizlikle
incelenmesi sonucunda, geçen yıllarda yüzde 40'larda seyreden harcama
oranındaki artışın, tek haneli rakamlara düşürüldüğü; 2006 malî yılının, bir
yatırım yılı olacağı, bu çerçevede, Genel Sekreterlik hizmet binası ile kapalı
otopark yapımı ve bunlara ait projelerin yaptırılması; arşiv ve kütüphane
binası yapımı; jeneratör ve trafo binası yapımı, jeneratör ve trafo alımı;
Genel Evrak, Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü için dijital analog, mikrofilm
arşivleme işinin yaptırılması; yeni yangın ve içme suyu hattı yapımı, yeni
yapılacak binalara telefon santralı tesis edilmesi; yeni yapılacak kütüphane
binasının bilgisayar ağ altyapısı için malzeme alımı, bilgisayar yazılımı
alımları, büro makineleri, bilgisayar, işyeri makine ve teçhizat alımları; iş
makinesi alımı ve bina yapımı gibi
büyük yatırımların 2006 malî yılında gerçekleşmesinin öngörüldüğü; personel
binasının 2006'da, kütüphane binasının da 2007 yılında tamamlanmasının
amaçlandığı; Milli Saraylar Daire Başkanlığı bütçesinin Türkiye Büyük Millet
Meclisi 2006 mali yılı bütçe teklifi içindeki oranının yüzde 15 olduğu,
- 2005 yılı bütçesinin 184 278 000 YTL'
lik kısmının, 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle kullanıldığı, bu tutarın bu yılki
ödeneğin yüzde 65'ine tekabül ettiği, yıl sonu itibariyle de bütçenin
yaklaşık yüzde 90 oranında
gerçekleşeceğinin tahmin edildiği,
- Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin
her yıl Meclis Başkanı tarafından Plan
ve Bütçe Komisyonuna takdim edilmesinin ve milletvekillerinin görüş ve
eleştirilerinden yararlanmanın bir görev olarak görüldüğü,
- Meclis Başkanlığına dönem başından bu
yana 111 adet soru önergesinin intikal ettiği; bu sayının bir rekor olduğu,
yıllık ortalama soru önergesi sayısının
40 adet olduğu, soru
önergelerine gününde cevap verildiği; Başkanlık Divanının 2001 yılında aldığı
bir karar gereğince sorulardan hangilerinin cevaplandırılıp, hangilerinin
cevaplandırılmayacağına Başkanlık Divanının karar vermesi uygulamasının bu
yasama döneminde, Başkanlık Divanında oybirliği ile alınan bir karar gereğince,
her soruya cevap verilmesini temin için
2001 tarihli Başkanlık Divanı kararının kaldırıldığı,
- Dokunulmazlığın yeniden tarif
edilebileceği ve sınırlandırılabileceği;
yasamaya ilişkin konuların tartışılmasında bir platform olma özelliği gösteren Uzlaşma Komisyonunun kullanılabileceği,
eşit sayıda temsile ve gündemini kendisinin belirlemesine imkan sağlanması nedeniyle Anayasa ve İçtüzük çerçevesinde önemli
faaliyetlere öncülük yapıldığı, Uzlaşma Komisyonunun 1994'ten beri anayasa
değişikliklerinde çok faydalı çalışmalarda bulunduğu, ayrıca bu konuda yeni
İçtüzük değişikliği çalışmalarının
yapıldığı,
- Yasama dokunulmazlık tezkereleri
çerçevesinde 215 tezkerenin geldiği; bunların
15 adedinin 21 inci Dönemden intikal ettiği; 14 adedinin
komisyonda, itirazlı 160 adedinin gündemde
olduğu; 18 adedinin gündeme gireceği; 8 adedinin Hükümet tarafından iadesinin
istenildiği; 15 adedinin de dönem sonuna ertelendiği,
- 2004-2005 yılı içerisinde telefon
giderlerinde önemli tasarruf sağlandığı, 420'li Meclis telefonlarıyla,
505-777'lerin kullanılmasının ücretsiz hale getirildiği; ayrıca ilaç konusunda
da getirilen bir düzenlemeyle ayda 700 milyar TL civarında ilaç tasarrufu
yapıldığı,
- Yapımı planlanan yeni Genel Sekreterlik
hizmet binası ve 300 araçlık otopark inşaatının, halen ısı merkezi ve matbaa
olarak kullanılan alanda yapılacağı için, herhangi bir yeşil alan kaybının sözkonusu olmayacağı,
ifade edilmiştir.
�
Komisyonumuzda 8.11.2005 tarihinde
Cumhurbaşkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Cumhurbaşkanlığından gelen geri gönderme
tezkerelerinde, farklı konuların aynı gerekçelerle geri gönderilmesinin uygun
olmadığı,
şeklindeki görüşü müteakip,
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- 2006 malî yılı bütçesi için öngörülen
toplam ödenek tutarının 2005 malî yılı bütçesi başlangıç ödenekleri toplamına
göre yüzde 4,27 oranında artırıldığı, 2006 malî yılı bütçesinde Cumhurbaşkanı
ödeneği için 253 200 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı ödeneğine göre
artış oranının yüzde 7,7 olduğu; bütçenin sağlık giderleri dışında personel
giderleri için 15 672 800 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı ödeneklerine
göre artış oranının yüzde 3,9 olduğu; Cumhurbaşkanlığına ilişkin hizmetlerin
aksatılmadan yürütülmesini sağlamak amacıyla, mal ve hizmet alım giderlerini
karşılamak üzere 7 850 000 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî yılı mal ve hizmet
alım giderlerine konulan ödeneğe göre 2006 malî yılı mal ve hizmet alım
giderleri ödeneğinin yaklaşık yüzde 13,4 oranında azaltıldığı; sağlık giderleri
için 2006 malî yılı bütçesinde öngörülen ödeneğin 1 167 000 YTL olduğu, 2005
malî yılı ödeneğinin 1 110 000 YTL olup, 2006 yılındaki artış oranının yüzde
5,1 olduğu; sağlık giderleri çıkarıldığında mal ve hizmet alımları için
öngörülen ödeneğin 2005 yılı ödeneğine göre yüzde 16 civarında azalmış olduğu;
cari transferler için 2006 yılında 963 000 YTL ödenek öngörüldüğü, bu ödeneğin
125 000 YTL' lik kısmının personelin öğle yemeğine katkı payı, 733 000 YTL'
sinin ise dernek, birlik, kurum ve kuruluşlara (kâr amacı gütmeyen kurum ve
kuruluşlara), 105 000 YTL' sinin de hane halkına yapılacak yardımlardan
oluştuğu; 2006 malî yılında yapılacak yatırımlar için sermaye giderlerine 6 850 000 YTL ödenek öngörüldüğü, 2005 malî
yılı toplam ödeneğine göre artış oranının yüzde 35,64 olduğu, bu artışın
güvenlik donanımlı iki yeni taşıt alınması zorunluluğunun ortaya çıkmasından
kaynaklandığı; bu alımı karşılamak üzere konulan 3 000 000 YTL düşüldüğünde,
2006 malî yılı sermaye giderleri ödeneğinin 3 850 000 YTL olduğu ve 2005 malî
yılına göre yüzde 23,76 oranında azaldığı;
sermaye giderleri bölümündeki bu 3 850 000 YTL'lik ödeneğin; 250 000
YTL'lik bölümünün bilgisayar, makine-teçhizat ve bunlara ilişkin diğer gereç
alımlarını karşılamak üzere; 250 000
YTL'sinin kamulaştırma giderleri için; 1 350 000 YTL'sinin ise Yüce Önderimiz
Atatürk'ün Çankaya'daki ilk konutu olan ve bugün müze olarak hizmet veren Müze
Köşk'ün başlanan restorasyonunun bitirilmesi için, 1 500 000 YTL'sinin Müze
Köşk eşyalarının restorasyonu çalışmalarında kullanılmak üzere, 500 000
YTL'sinin de diğer binaların olası büyük onarımları için öngörüldüğü; Müze Köşk
restorasyon çalışmalarının 2006 yılında bitirilmesinin ve müzenin 29 Ekim 2006
günü açılmasının planlandığı,
- 15 Mayıs 2000 tarihinde,
Cumhurbaşkanlığındaki toplam personel sayısının 620 olduğu, o tarihten itibaren,
her yılın 1 Ocak tarihi itibariyle personel sayısının 2001 yılı için 509, 1
Ocak 2002 tarihinde 492, 1 Ocak 2003 tarihinde 475, 1 Ocak 2004 tarihinde 474,
1 Temmuz 2004 tarihinde 470, 15 Aralık 2004 tarihinde 470, 31 Ekim 2005
tarihinde 464 olduğu; bu rakamlara göre, 2000 yılına nazaran personel sayısında
156 kişilik bir azalma olduğu,
- 2000 yılından bu yana yeniden göreve
gelen kişi sayısının 38 olduğu, bu sayının belli bir bölümünün,
Cumhurbaşkanlığının özelliği nedeniyle periyodik olarak atamaları yapılması
gereken personelden oluştuğu; oransal olarak Cumhurbaşkanlığında 2001 yılından
bu yana göreve alınan kişi oranının
yüzde 7 olduğu, periyodik değişim dikkate alındığında ise bu oranın yüzde 5'in
altına düştüğü,
- 2000 yılından bu yana,
Cumhurbaşkanlığına gelen müşterek kararname sayısının 5199 olduğu, bunlardan
4503 adedinin onaylanarak gönderildiği, 621 adedinin geri gönderildiği, 6
adedinin işlemde olduğu, 69 adedinin ise ilgili makam tarafından geri alındığı,
ifade edilmiştir.
�
Komisyonumuzda 8.11.2005 tarihinde Sayıştay
bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Sayıştay'ın artan görev, yetki ve
sorumluluk çerçevesinde bölgesel düzeyde örgütlenme meselesinin çözülmesi
gerektiği,
- Sayıştay denetçilerinin genellikle
iktisatçı, hukukçu veya mülkiyeli olduğu; inşaat, makine ve elektrik
mühendislerinden de yeni denetçiler alınmasının teknik konuların etkili bir
denetiminin yapılabilmesi açısından
önemli olduğu,
şeklindeki görüşleri müteakip, Sayıştay
Başkanlığı tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- 2006 yılı bütçe teklifinin 54 431 000
olduğu, bu tutarın 32 208 000 YTL' sinin personel giderlerinden, 3 561 000 YTL'
sinin Sosyal Güvenlik Kurumları Devlet Primi giderlerinden, 17 351 000 YTL'
sinin mal ve hizmet alım giderlerinden, 361 000 YTL' sinin cari transferlerden,
950 000 YTL' sinin sermaye
giderlerinden oluştuğu; yatırım harcamalarının iki projeyi kapsadığı;
bunlardan 2000K010340 nolu Sayıştay Denetimini Geliştirme için 600 000
YTL, 2005K010400 nolu Sayıştay Binası Bakım ve Onarım Projesine 350 000 YTL ödenek konulduğu,
- 5018 sayılı Kanunla, Sayıştay tarafından
yapılacak harcama sonrası dış denetimin amacının; genel yönetim kapsamındaki
kamu idarelerinin hesap verme sorumluluğu çerçevesinde yönetimin malî faaliyet,
karar ve işlemlerinin kanunlara, kurumsal amaç, hedef ve planlara uygunluk
yönünden incelenmesi ve sonuçlarının Türkiye Büyük Millet Meclisine
raporlanması olarak belirlendiği; Sayıştay'ın ve dolayısıyla Türkiye Büyük
Millet Meclisinin denetim kapsamının genişletildiği; genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri, özel bütçe kapsamındaki idareler, düzenleyici ve denetleyici
kurumlar, sosyal güvenlik kurumları ve mahallî idarelerin Sayıştay tarafından
denetleneceği,
- Sayıştay'da toplam 1 223 personelin
görev yaptığı, bu personelin 541'inin denetim ve raportörlük görevlerini
yürüten denetçilerden oluştuğu, artan iş yükü doğrultusunda denetçi yardımcısı
alımlarının artırıldığı,
- Sayıştay denetçi yardımcılığına teknik eleman alınamamasının mevzuatın bir
gereği olduğu, denetçi yardımcısı yetiştirilirken gerekli teknik bilgilerin
verildiği, ihtiyaç halinde bilirkişi kullanılabildiği,
- Hukukî denetimin ilama dayalı olduğu,
malî ve performans denetimi ile ilgili hususları da içeren Kanun
Teklifinin Parlamentonun gündeminde
olduğu,
- Bölge sayıştaylarının oluşturulmasının
fayda-maliyet analizi yapıldığında gerekli olmadığı, ancak, denetimin etkin bir
şekilde yerine getirilebilmesi için, Sayıştay'a, yeni kanun teklifiyle bölge
temsilcilikleri açma imkânının verilebileceği; buna göre, Sayıştay Kanun
Teklifi yasalaştığında Sayıştay Başkanının teklifi ve Sayıştay Genel Kurulunun
kararıyla, gerekli olan yerlerde Sayıştay bölge temsilciliklerinin
açılabileceği,
- Sayıştay denetçilerinin diğer kamu kurum
ve kuruluşlarındaki denetim elemanlarına göre yetiştirilme mevzuatı ve
yönteminin farklı usul ve esaslara dayandığı; dolayısıyla belli bir kıdemden
sonra dışarıdan Sayıştay'a iltihakın mümkün olamayacağı,
ifade edilmiştir.
�
Komisyonumuzda 9.11.2005 tarihinde Başbakanlık,
Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel
Sekreterliği, Yüksek Denetleme Kurulu, Devlet Personel Başkanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı bütçeleri üzerinde
yapılan müzakerelerde;
- MİT'in arşivinde bulunan önemli
fotoğraflar, belgeler ve dokümanların sergilenmesinin Milli İstihbarat
Teşkilatı ile yurttaşların arasında bir
sıcak ilginin kurulmasına yol açacağı,
- Yüksek Denetleme Kurulu'nun önemli bir
denetim kurumu olduğu ancak bu dönem Sayıştay'a devredileceğine yönelik tartışmaların
kurumu etkisizleştirdiği; denetimin çok başlılıktan kurtarılmasında ve daha
sağlıklı, etkili bir denetim işlevinin kazandırılmasında yarar bulunduğu,
- Özelleştirme kapsamındaki kuruluşların
devri yapılırken, buralarda çalışan personele tercih ve kanaatlerini bildirmek
için 10 gün gibi çok kısa bir zaman tanındığı, TÜPRAŞ özelleştirmesinde
şartnamede yer alan madde çerçevesinde çalışan 6.000'e yakın personele
verilen bu sürenin dört veya altı ay
gibi makul bir seviyeye getirilmesi gerektiği,
- Kurban Bayramı için hijyenik kesim
yerlerine ihtiyaç olduğu, kurban
derileri üzerinden herkesin rant sağlamaya çalıştığı, bunun önüne geçebilmek
için mutlaka yasaların emrettiği biçimde kurban derilerinin toplanması
gerektiği, hac vazifesi yerine getirilirken kesilecek hayvanların Türkiye'deki
üreticilerden alınması durumunda, bunun
Türkiye'deki hayvancılığa çok büyük
maddî katkı sağlayabileceği,
- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın, Türk
insanının dinî, millî ve manevî değerlerini ön planda tutan, kardeşlik
duygularını pekiştiren ve aynı zamanda
eğitime de katkısı olan
kurumlarımızdan biri olduğu; ancak, birçok caminin imam ve müezzininin bulunmadığı,
- Diyanet İşleri Başkanlığının, hac
konusunda son derece tarafsız ve eşit
bir yaklaşım sergilediği, bunun takdirle karşılanması gerektiği; ancak, hac
organizasyonunun profesyonel hizmet
sunan özel şirketlere bırakılmasında yarar görüldüğü,
- Din özgürlüğünün farklı düşünme ve
davranma hakkına da saygı gösterilmesini gerektirdiği, bazı televizyon
yayınlarında inanç konusunda toplumu bölen davranışlara yer verildiği, Diyanet İşleri Başkanlığının özellikle bu
noktalarda belli uyarı görevlerini yapması gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- TÜPRAŞ' taki özelleştirmeden sonra 4046
sayılı Yasanın 22 nci maddesi gereği kapsam dışı personelin naklinin yapıldığı,
bunların sayısının 32 olduğu, kapsam dışında olmayan kişilerin de Devlet
Memurları Kanununun 4/C maddesine göre diğer kamu kurum ve kuruluşlarına
gönderildiği, bunlarla ilgili olarak da 10 günlük bir süre sorununun olmadığı,
- Devlet Personel Başkanlığı bütçesine
2005 yılı için kamu personeli merkezî kayıt sistemi projesi kapsamında yatırım
ödeneği olarak 1 698 000 Yeni Türk Lirasının
ayrıldığı, 2006 yılı bütçesinde
ise bu miktarda bir kaynağın ayrılmadığı,
bahse konu proje için daha önce ciddî bir kaynak ayrılması nedeniyle bu
ödenekte bir azalmanın sözkonusu olduğu, ayrıca personel sayısında da emeklilik
ve nakil sebebiyle 20 kişilik bir azalmanın olduğu, bütçede bu yıl gerçekleşen
azalmanın bu iki nedene dayandığı,
- Özelleştirilen kuruluşlardan Devlet
Personel Başkanlığınca diğer kurumlara yerleştirilen kişi sayısının istihdam
fazlası personel olarak 43.072 olduğu,
- Diyanet İşleri Başkanlığının 2006 malî
yılı bütçesinin 2005 yılı bütçesine göre yüzde 16,2 artırılarak 1 milyar 308
milyon 187 bin Yeni Türk Lirası olarak belirlendiği, 2006 malî yılı bütçesinin
yüzde 87,76'sını oluşturan 1 milyar 148 milyon 115 bin YTL' sinin personel
giderlerine, yüzde 11,44'ü olan 149 milyon 674 bin YTL' nin mal ve hizmet alım
giderlerine, yine yüzde 0,70'ini oluşturan 9 milyon 100 bin YTL' sinin sermaye
giderlerine, yüzde 0,10'unu oluşturan 1 milyon 298 bin YTL' sinin ise cari
transferlere ayrıldığı,
-
Cami mimarisi ve camilerin çevre düzenlemeleri konusunda yakın zamanda Bilkent
Üniversitesiyle birlikte Diyanet İşleri Başkanlığının cami mimarisiyle
ilgili bir konferans düzenlendiği; bu
konunun ciddi bir kaynak ayırmayı gerektirdiği,
Diyanet İşleri Başkanlığı dışında başka kurumların da bu konuyla ilgilendiği,
- Yapılan yurtdışı seyahatlerinin yüzde
80'inin Avrupa Birliği bağlamında olduğu, Türk tarihinin, Türk kültürünün,
demokrasi deneyimimizin, din anlayışımızın bizi nasıl bugünlere getirdiğinin
anlatılması gerektiği; yurtdışında yaşayan vatandaşlar ve Türk
cumhuriyetleriyle olan ilişkiler konusunda da görev ve sorumlulukların
sözkonusu olduğu, İslam Konferansı Teşkilatı Genel Sekreterliği için de oldukça
geniş bir propaganda faaliyeti içinde bulunulduğu, bu çerçevede beş altı
ülkenin ziyaret edildiği,
- Kurban edilen bir hayvana şefkatle
davranmanın, kültürümüzün merkezinde yer aldığı, hayvanlar konusunda gereken
dikkat ve özenin gösterilmeye çalışıldığı; ancak kurban kesimlerinde bu
hassasiyetin gösterilmediği, bu konuda yerel yönetimlerle işbirliği içerisinde olunduğu, ancak, bu
konuda alınması gereken tedbirlerle ilgili faaliyetlerin sürdürüldüğü,
- Din gibi hassas bir konunun eğitim ve
öğretiminin mümkün olan en yüksek düzeyde şeffaflık içerisinde olması
gerektiği; çocuklara öğretilen dini bilgiler konusunda herkesin bilgi sahibi
olmasının bir zorunluluk arzettiği, Kur'an kurslarının, Diyanet İşleri
Başkanlığının kendi iç mekanizması ve müftüler aracılığıyla veya müftünün
görevlendireceği bir vaiz tarafından denetlenebileceği, aynı zamanda valilik,
kaymakamlık ve Millî Eğitim Bakanlığının da denetim yetkisine sahip olduğu,
ifade edilmiştir.
�
Komisyonumuzda 10.11.2005 tarihinde Başbakanlık
Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı, Basın Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Genel Müdürlüğü, Gümrük
Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Devlet İstatistik Enstitüsünün
verilerine göre üç yıl önce 3.400.000
kişi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Fonundan yardım alırken, bugün bu rakamın 7.000.000 kişiye çıktığı; buna
karşılık yapılan araştırmalarda Türk insanının yüzde 48'inin mutlu olduğunun
ifade edildiği; mutluluğa ilişkin yukarıdaki araştırma sonuçlarının tartışmalı
olduğu, halbuki, tüm dünyanın kabul ettiği Birleşmiş Milletlerin veri tablosuna göre ise dünyadaki mutlu
insanlar sıralamasında Türkiye'nin
sondan üçüncü olduğu,
- Başbakanlığa bağlı Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün fiziki
koşullar ve personelin özlük hakları
açısından iyileştirilmesi gerektiği,
- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan
yapılacak yardımlarda reklamın uygun olmadığı; ayrıca yapılacak yardımlarla
insanların iş sahibi yapılması anlayışının hâkim olması gerektiği,
- İhraç edilen otomobil sayısının 2003
yılında 227.556 adet iken 2004 yılında bu rakamın 320.503 adete ulaştığı; buna
karşılık 2003'te ithal edilen otomobil
sayısının 165.149 adet olduğu dikkate alındığında, 62.407 adet ihraç
edilen otomobil fazlasının ortaya
çıktığı; 2004 yılına gelindiğinde ise, ithal edilen otomobil sayısının
165.000'den 329.007'ye yükseldiği; ithalat ve ihracat rakamları kıyaslandığında
8.504 adet otomobilin daha fazla ithal edildiğinin görüleceği; 2003 yılındaki
ihraç fazlasının 2004 yılında ithal fazlasına dönüştüğü, lüks araç ithalatı
dikkate alındığında yurt dışına lüks amaçlı kaynak transferinin sözkonusu
olabileceği,
- Küçük ve orta ölçekli işletmelerin
ürettiği otomotiv yedek parçalarına ilişkin 2003 yılı ihracat rakamının 952 000 000 Dolar, ithalatın ise 1 741 000
000 Dolar olduğu; 2004 yılında ise bu rakamın ihracatta 1 220 000 000 Dolar, ithalatta 3 125 000 000
Dolar olarak gerçekleştiği; ihracat ve ithalat arasındaki farkın
otomotiv yedek parçası dolayısıyla dışarıya
kaynak aktarıldığı anlamına geldiği, dolar kurunun düşük tutulmasının
bunda büyük rolünün olduğu; Türkiye'de,
otomotiv yedek parçası üretme yerine dışarıdan ithal etmenin daha kârlı
hale geldiği,
- Türkiye'de yoksulluğun azaltılmasıyla
ilgili çok sayıda ve birbirinden farklı
kurumun bulunduğu; bu bağlamda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonunu, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunu,
Emekli Sandığının 65 yaşın üzerindekilere
yaptığı ödemeleri, Sağlık Bakanlığının ve Vakıflar Genel Müdürlüğünün
sosyal yardımlarını, SSK Genel Müdürlüğünün özürlülerle ilgili yaptığı
yardımları saymak gerektiği; yardımlara ilişkin 2004 yılı rakamının yaklaşık 3,5 katrilyon olduğu; 2002
yılında gayri safî millî hâsılanın yaklaşık binde 5'ini sosyal yardımlara
ayırırken, bugün itibariyle bu oranın, yüzde 1'e çıktığı,
- Devlet İstatistik Enstitüsü ile ilgili
olarak 2004-2005 yılları arasında, çok ciddî gelişmeler arasında soru
anketlerinin çoğaltılmasını, hane halkı sayısının artırılmasını, üç aylık
periyotlarla alınan işsizlik oranlarının aylık bazda üretilmesini saymak
gerektiği; bu gelişmeler ışığında Devlet İstatistik Enstitüsünün yaptığı
anketlerin sonuçlarının daha sağlıklı hale getirildiği,
- Cari açığın önemli bir sorun olduğu, bu
durumun ekonomide bir yapısal kırılganlık yarattığı, açığın birkaç yıldan beri devam ettiği, finanse ediliş biçimine
dikkat çekilmesi gerektiği, Türkiye'nin borç yükünün çok yüksek olduğu; nitekim,
bu konunun, uluslararası kuruluşların raporlarına da yansıdığı; cari açık için
öngörülen rakamın yüzde 92 oranında aşılması nedeniyle konunun mutlaka araştırılması ve önlem
alınması gerektiği,
- Bazı sektörlerde ortaya çıkan katma
değerin yatırım, tüketim ve ihracattaki değişikliklerle uyum göstermemesi
nedeniyle stoklara kaydırıldığının iddia edildiği, gayri safi millî hâsılanın
yüzde 7’sine yaklaşan bir oranda stok
tutulmasının akılcı bir yaklaşım
olmadığı,
- 1999' dan sonra ihracatın, ithalatın ve
imalat sanayiinin millî gelirden aldığı paylar karşılaştırıldığında, ihracatın
millî gelirden aldığı paya oranla, ithalatın daha hızlı arttığı, imalat
sanayiinin millî gelirden aldığı payın ise belli bir oranı korumasına karşılık,
imalat sanayiinin yıllık ortalama büyüme hızının düştüğü, dolayısıyla ihracatın
giderek daha fazla ithalata bağımlı hale geldiği, ihracat artışının yabancı
ülkelerin büyümesine katkı yapmasına karşılık Türkiye'nin imalat sanayiindeki
artışın katkısının azaldığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Bütün il, ilçe ve köylerde 931 vakıf
tarafından sosyal yardım faaliyetlerinin yürütüldüğü; bu faaliyetlere ilişkin,
ilkelerin merkezden konulduğu, sosyal yardım politikasının açık, net ve rafine
hale getirilmeye çalışıldığı, gereksiz uygulamaların kaldırıldığı, daha anlamlı
olan yardım türlerinin devreye sokulduğu, objektif kriterlerin belirlendiği,
- Ülkemizdeki sosyal yardım
politikalarının uluslararası
standartlara uygun ve daha nitelikli uzmanlarla yürütülmesinin amaçlandığı,
- Daha önceki dönemlerde fon kaynaklarının
önemli bir kısmının ihtiyaca binaen
bütçeye aktarıldığı, bu oranın bazı yıllarda yüzde 80'i bulduğu, ancak
2003'ten itibaren, kesin olarak bu fon kaynaklarının bir kuruşunun bile amacı
dışında kullanılmadığı, bu konuda Hükümetin kesin bir kararlılık gösterdiği,
aksine 2003 ve 2004 yıllarında bütçeden
fona kaynak aktarıldığı; Fondan yapılan harcamalar 2002 yılında yaklaşık
600 trilyon Türk Lirası iken bu miktarın 2004 yılında 1 katrilyon 326 trilyona
çıktığı, 2005'in ilk on ayında harcama miktarının ise 1 katrilyon 146 trilyon
Türk Lirası olduğu; yardıma muhtaç dar gelirli vatandaşların desteklenerek
kendi ayakları üzerinde duran, üreten ve kendi gelirini temin eden hale
getirilmesi amacıyla proje desteklerinin önceki dönemlerde fonun yüzde 3'ünü
oluştururken, bugün bu oranın yüzde 20'ler seviyesine ulaştığı,
- Üç yıldır verilen okul kitaplarının
yanısıra çeşitli formatlarda pek çok eğitim yardımının yapıldığı, örneğin şartlı nakit transferi
çerçevesinde, nüfusun yüzde 6'lık en yoksul kesimine giren ailelerden,
çocuklarını sırf ekonomik sebeple okula gönderemeyenlere çocuk başına belli bir
miktar ödeme yapıldığı; kız çocuklarının okullaşma oranını artırmak için kız
çocukları olan ailelere biraz daha yüksek bir ödeme yapıldığı; aynı
şekilde 0-6 yaş grubundaki çocuklarını
düzenli olarak sağlık kontrolüne götüren annelere de belli bir ödeme yapıldığı,
yaklaşık 1 200 000 öğrencinin eğitim yardımı, 700 000 civarında çocuğun da
sağlık yardımı aldığı; bu durumun özellikle kız çocukların okullaşma oranında
ciddî artışa yol açtığı, ilköğretimden ortaöğretime geçişte kız çocuklarının
oranının yükseldiği,
- Kooperatifleşme aracılığıyla kırsal
kesimde yoksul ailelere önemli destekler verildiği, özellikle de hayvancılık
alanında bu desteklerin sürmekte olduğu, ayrıca, bireysel ve toplu proje
tekliflerinde vatandaşların teşvik edildiği,
- Hedef kitlenin iyi tespit edilebilmesi
için ilk defa Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 2002 gelir tüketim harcamalarına
dayalı olarak yoksulluk profili araştırmasının yapıldığı,
- Yardıma muhtaç vatandaşın kendisi talep
etmeksizin yardımın ulaştırılacağı bir sistemin oluşturulması gerektiği, tüm
nüfusa bu şekilde hâkim olunması ve bu amaca yönelik altyapının oluşturulması
gerektiği,
- Türkiye Cumhuriyetinin sosyal bir devlet
olduğu, yapılan yardımların vatandaşın hakkı olarak değerlendirilmesi
gerektiği,
- TBMM tarafından kabul edilen kanunun
içerdiği yeni düzenlemede vakıfların mütevelli heyetlerine muhtarların da
alındığı,
- Kömür dağıtımıyla ilgili olarak; kömürün
ocağından çıkarılması, torbalanması ve naklinin Enerji Bakanlığının
sorumluluğunda olduğu; valilerin de yardım amaçlı kömür ihtiyaçlarını
bildirdikleri; illerin ve büyük ilçelerin çevre raporlarının ve kirlilik
raporlarının dikkate alınmasıyla kömür cinsinin tespit edildiği ve hepsi beyaz
torbalara konularak dağıtımının yapıldığı; vilayete gelen kömürlerin vilayet içi dağıtımının valilik, ilçelerde ise
kaymakamlıklarca yapıldığı, kömürün vatandaşın evine kadar ücretsiz ulaştırıldığı,
hiçbir yerde herhangi bir kuyruk oluşmadığı,
- Meclis'e gelen ziyaretçilerle ilgili anket çalışmasının yapıldığı, Devlet
İstatistik Enstitüsünün soru formlarını hazırladığı, anket uygulamasını
yaptığı, veri girişlerini tamamladığı ve tamamının Meclis Başkanlığına teslim
edildiği,
- Basın Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğü'nün Türkiye Büyük Millet Meclisi ile eşzamanlı kurulan bir kuruluş
olduğu, 7 Haziran 1920 tarihinde, Cumhuriyet ilan edilmeden önce, 6 sayılı
Kanunla ve Atatürk'ün direktifleriyle Matbuat ve İstihbarat Müdüriyeti
Umumiyesi olarak kurulduğu, 1984 tarihinde Basın Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğü adıyla yeniden yapılandırıldığı,
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün özellikle yurt dışında Türkiye'yle
ilgili yayınlanan haberleri ciddî şekilde izlediği,
- Basın Yayın ve Enformasyon Genel
Müdürlüğü'nün biri ana, diğeri ek bina olmak üzere iki ayrı yapıda hizmet
verdiği, odaların temiz, boyalı ve bakımlı olduğu, yüzde 95'inin pencereli ve
güneş alan konumda bulunduğu, ancak, çok az sayıda odanın radyo dinleme ve
tercüme yapılmasına uygun olduğu için iç tarafta bulunan odaların seçildiği,
mülkiyeti Sosyal Sigortalar Kurumuna ait olan eski binanın ise değiştirilmesi
için çalışmaların sürdürüldüğü, ek hizmet binasının ise 1994 yılında yapılmış
olduğu,
- Dış Ticaret Müsteşarlığının 2006 yılı
bütçesinin toplam 84,6 milyon YTL olduğu, bunun 56,3 milyon YTL' sinin personel
giderlerine, 4,4 milyon YTL' sinin sosyal güvenlik kurumlarına ve devlet primi
giderlerine, 13 milyon YTL' sinin mal ve hizmet alım giderlerine, 5,7 milyon
YTL' sinin cari transferlere ve 5,2 milyon YTL' sinin de sermaye giderlerine
tahsis edildiği, Dış Ticaret Müsteşarlığı tüm faaliyetlerini 7 genel müdürlük,
3 danışma ve denetim birimi, 4 yardımcı birim, 21 serbest bölge müdürlüğü, 8
dış ticarette standardizasyon bölge müdürlüğü, 59 ülkede 82 ticaret
müşavirliğiyle yürütmekte olduğu,
- 2003 ve 2004 yılı verilerinde ithalat
rakamlarının tüketim harcamaları kaleminde artmasının normal olduğu, aşırı değerli
Türk Lirası nedeniyle tüketim malları kaleminde büyük artışlar yaşandığı,
otomotiv ithalatının da tüketim malları kaleminden yapılan ithalat olduğu,
sonradan yapılan vergi uyarlamalarıyla 2004'ün sonuna doğru tablonun değiştiği;
toplam ihracatta yüzde 1 bile pay alamayan otomotiv sektörünün toplam
ihracattaki payının bugün artık yüzde 18'lere varan bir noktaya geldiği, 2004
yılında 11 milyar Dolar, bu yıl ise 15 milyar Dolara yakın gerçekleşmesinin
tahmin edildiği, ayrıca, 2004 ve 2005 yıllarının ilk 9 ayı
karşılaştırıldığında, ithalattaki yüzde 1,45'lik bir artışa karşın ihracatta
yüzde 21,1 oranında bir artış görüldüğü,
- Toplam dış ticaret açığının dış ticarete
oranının yüzde 20-25'ler seviyesinde seyrettiği; bu durumun çevrilebilir ve
rahatlıkla finanse edilebilir olduğu; gerek 1994'te, gerekse 2000'li yıllarda,
Türkiye'nin toplam dış ticaret açığının dış ticarete oranının yüzde 35'ler
civarında gerçekleştiği,
- Yabancı sermayenin yüksek teknoloji
gerektiren alanlarda yatırım yapması durumunda, Türkiye'nin ihracat eğrisinde
ikinci bir gelişme aşamasının sağlanabileceği,
- Daha önce Avrupa Birliğinin başka
ülkelerle yaptığı, ancak Türkiye'nin yapmakta zorlandığı serbest ticaret
anlaşmalarının hızla arka arkaya yapıldığı, bu çerçevede Filistin, Suriye, Fas
ve Tunus'la anlaşma yapıldığı, çok yakında Mısır ile de serbest ticaret
anlaşmasının tamamlanacağı,
- Eximbank kredilerinin yüzde 35'ini KOBİ'
lerin kullandığı, ocak-ekim döneminde KOBİ' lerin kullandığı kredi hacminin
yaklaşık 1 milyar dolar olduğu, KOBİ' lere yönelik olarak 100 000 doları
aşmamak kaydıyla yüzde 50 teminatla ve en düşük faiz oranıyla kredinin
kullandırıldığı, Eximbank kredisi
kullanan 3.000 firmanın Türkiye' nin ihracatının yaklaşık yüzde 60'ını gerçekleştirdiği,
- DFİF ve Eximbank kaynaklarının
artırılması gerektiği, serbest bölgeler konusunda da 2004 yılında konulan
uygulamanın tekrar gözden geçirilmesi ve yasal düzenlemenin yapılması
gerektiği, çünkü serbest bölge çalışmalarında müracaat sayısının azaldığı,
serbest bölgelere ilişkin toplam dış ticaret hacminde bir azalma olduğu,
- Gümrük Müsteşarlığının 2006 yılı bütçesi
içerisindeki payının binde 10 olduğu, toplam 186 220 000 YTL olan bütçenin, 110
969 000 YTL' si personel, 15 993 000 YTL' si sosyal güvenlik kurumlarına devlet
primi, 29 493 000 YTL' si mal ve hizmet alımları, 765 000 YTL' si cari
transfer, geriye kalan 29 000 000 YTL'sinin de sermaye giderlerine ayrıldığı,
- Dünya genelindeki küreselleşme süreci
ile bölgesel entegrasyon uygulamalarının, gümrük idaresinin fonksiyonlarını
daha da önemli hale getirdiği, gümrüklerin karşı karşıya kaldığı en büyük
sorunun, yasal ticaretin önündeki mevcut engellerin asgari seviyeye indirilmesi
olduğu, Gümrük Müsteşarlığının tüm bu gelişmelere ve yeniliklere uyum sağlaması
gerektiği,
- Yasal ticaretin hızlı yürütülmesinin
teminine yönelik çalışmaların yanı sıra, ülkemizin ekonomik ve toplumsal
yapısını olumsuz yönde etkileyen, başta uyuşturucu ve silah kaçakçılığı olmak
üzere, yasadışı eşya ve araç trafiğini önlemeye yönelik çalışmalara da hız
verildiği, kaçakçılık faaliyetleriyle mücadelede idarenin etkinliğini artırmak
bakımından modern teknolojinin imkânlarından yararlanmanın hedef olarak kabul
edildiği,
- 2005 yılında yeni ilaveler ile
otomasyona dahil olan gümrük idaresi sayısının 71'e ulaşacağı, Kasım 2005
itibariyle gümrük işlemlerinin yüzde 99'unun elektronik ortamda
gerçekleştirilir hale geleceği, 2005 yılı sonuna kadar ise gümrük işlemlerinin
yüzde 100'ünün elektronik ortamda gerçekleştirileceği,
- Mükelleflerin gümrük idaresine
gelmeksizin kendi bürolarından elektronik yolla gönderdiği beyan oranı 2004
sonu itibariyle yüzde 65 iken, Ekim 2005 itibariyle yüzde 72'ye ulaştığı,
ifade edilmiştir.
�
Komisyonumuzda 11.11.2005 tarihinde Tarım ve
Köyişleri Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan
müzakerelerde;
- Fındıkta yaşanan don olayı sonrası resmi
rakamlara göre zararın 633 trilyon lira olduğu, devlet tarafından ödenmesi
gereken tutarın 296 trilyon lira olduğu, ödenen miktarın ise 44 trilyon lira
olduğu, geriye kalan paranın bugüne
kadar ödenmediği, Fiskobirliğin ve üreticinin elinde hiç fındık
kalmadığı, dolayısıyla, bu yıl fındık fiyatlarının ciddî biçimde yükseldiği,
ancak Fiskobirlik'in fındık fiyatlarını 6 milyonun üzerinde tutabilmesi için
kredi alması gerektiği, yapılan müracaatlar sonucu kredilerin alınamadığı,
Fiskobirlik'e bu kredinin sağlanması gerektiği, ortalama Türkiye'de fındıktan
yılda 1 milyar Doların üzerinde ihracat
geliri sağlandığı, 2004'te bu rakamın 1,5 milyar Doları bulduğu, bu yıl ise en
az 2 milyar Dolar gibi bir rakamın gerçekleşmesinin beklendiği,
- Arazinin toplulaştırılması ve miras
hukukunun gözden geçirilmesi gerektiği,
farklı yerlerde bulunan araziler nedeniyle mazot giderlerinde oldukça
yüksek bir artışın olduğu, ihtiyaç dışı traktörler alındığı,
- Dağ köylerinde yaşayanların tarımsal
faaliyet açısından bir ekonomik değer oluşturmadığı, bunların öz tüketimlerini
dahi karşılayamadıkları, bu köylerde yaşayan ve muhtemelen 8-10 milyonu bulan
bu grubun sorunlarının ayrıca ele alınması gerektiği,
- Tarımsal sorunlara stratejik, sosyolojik
ve insanî boyutları gözardı edilerek, sadece piyasa mantığıyla bakmanın mümkün
olmadığı,
- Tarım sektörünün yapısı gereği, dönüşümü
zaman alan bir sektör olduğu, gelişmiş
ülkelerin tarım sektöründe yaptığı dönüşümü Türkiye'nin bugün yapması için bir
hayli kaynak ayırması gerektiği, tüketicinin artık tarım sektörünün biraz daha
belirleyicisi olduğu, tüketicinin tercihlerindeki değişiklikler ve tarladan
tüketiciye kadar olan zincirde, tüketiciden önceki aşama, özellikle,
süpermarket aşamasının bir hayli güçlü bir konuma gelmiş durumda olduğu,
- Avrupa Birliği'nin ortak tarım
politikasının 1962'lerde olgunlaştığı ve zaman içerisinde, çok değişiklikler
geçirdiği, 1968 yılında gerçek amacıyla uygulanabilmesi için bir reform
uygulamasının yürürlüğe konulduğu, uygulamanın çok uzun yıllar aldığı, Avrupa
Birliğinin bugün kendi içinden gelen güçlükleri olduğu, çıkar mücadeleleri
bulunduğu, Avrupa Birliğinin genişlemesi nedeniyle yeni katılan ülkelerden
kaynaklanan güçlüklerin bulunduğu, tarama sürecinin başlangıcında olunması
nedeniyle 10 yıllık süre içerisinde Türkiye'nin karşılaşacağı güçlüklerin
Avrupa Birliği üyesi olan ülkelerin güçlüklerinden çok daha fazla olacağı,
- Avrupa Birliği'nin müzakere sürecinde
Türkiye'ye şart koşacağı hususlar olacağı ve uyumun bekleneceği, bazı konularda
uyum şartlarının tam üyelik tarihine ertelenmesinin Türkiye'nin savunması
gereken bir politika olması gerektiği,
- Türkiye'nin kendi tarım sektörünü,
sadece piyasa ekonomisi mantığının geçerli olduğu bir işleyişin içine atmasının
mümkün olmadığı,
- Halen istihdamın yüzde 34-35'inin tarım
sektöründe olduğu, ancak tarım sektörünün gayri safi yurtiçi hasıla içindeki
payının yüzde 11-12'lerde kaldığı, Türkiye tarımının sanayileşme ile birlikte
değerlendirilmesi gerektiği; Türkiye'nin sanayileşmesinde, temel tercihlerin
gözden geçirilmesi gerektiği, Çin'le rekabet edemeyeceği sektörlerden çekilmesi
gerektiği,
- 2006 büyüme hedefinin yüzde 5 olduğu,
gayri safi milli hasılanın nominal artışının yüzde 11.3 olduğu, tarımsal destekleme için ayrılan ödenek
tutarının ise 2005 sonuna göre yüzde 4.9 arttığı, 2005 sonu için 3.8 milyar
YTL' lik bir tarımsal destekleme harcaması öngörüldüğü, 2006 bütçesinde ise bu rakamın 4 milyar YTL'
ye çıktığı, nominal artış oranının
yüzde 4.9 olduğu, 2005 yıl sonu harcamasının gayri safi milli hasılaya
oranının yüzde 0,79 olduğu, 2006'da ise yüzde 0,74 olarak öngörüldüğü,
- 1994 yılında yaşanan ekonomik kriz
sonucu, istikrar programlarında tarımsal desteğin azaltıldığı, 1999 yılı sonunda da tarımsal girdi ve fiyat
desteklerinin kaldırılarak yerine doğrudan gelir desteğinin uygulanmaya
başlandığı; 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan ekonomik kriz sonrasında da, tarım
sektörünün tam bir sorunlar yumağı haline geldiği; son üç yıldır 1 milyon
çiftçinin ödeyemediği Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarının 1 katrilyonunun silindiği; bunun
Cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğu, çiftçilerin 1995 yılından günümüze kadar
olan tarımsal sulama enerji borçlarına
faiz uygulamak yerine, tarımsal TEFE' ye göre
değerlendirme yapıldığı ve otuzaltı ay vadeye yayıldığı, 2005 yılında çiftçiye 273 trilyonluk
kimyasal gübre desteği sağlandığı, çiftçiye 2,5 katrilyon düşük faizli kredi
verildiği, tarımsal girdiler ile sertifikalı tohum, fidan, dondurulmuş sperm
gibi kalemlerde KDV oranlarının yüzde 8'den 1'e indirildiği; çiftçimize
doğrudan gelir desteği, hayvancılık,
prim ödemeleri ve artı telafi edici ödemeler dahil olmak üzere, toplam destek
miktarında bu yıl sonuna kadar 9,1 katrilyona
ulaşılacağı; kooperatiflere
sağlanan desteğin, 2003'te 22 trilyon iken, onüç kat artarak 2005'te 290
trilyona ulaştığı,
şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri
müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nın bütçe
teklifinin 5.156.602.000 YTL olduğu, geçen yıla göre yüzde 17 oranında artış
sağlandığı, 2006 yılı kamu yatırımlarından 1.304.167.000 YTL' sinin tarım
sektörü yatırımlarına, 97.010.000 YTL' sinin Bakanlık yatırımlarına ayrıldığı,
transfer harcamalarının 4.000.000.000 YTL sinin tarımsal desteklemeler için
kullanılacağı, ayrıca yıl içerisinde de üreticilerin desteklenmesi için ek
kaynakların oluşturulması hususunda çalışmalar yapılacağı, keza tarımsal amaçlı
kooperatiflerin desteklenmesi için bütçede bir önceki yıla göre yüzde 6'lık bir
artışla 95.575.000 YTL kaynak ayrıldığı,
- Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün 2006
yılı bütçe teklifinin 38.060.000 YTL olduğu, geçen yıla göre yüzde 61 artış
öngörüldüğü,
- Tarımın yapısı gereği dünyanın her
yerinde desteklendiği; Avrupa Birliği ve ABD ile ülkemiz karşılaştırılırken
sadece tarımsal destek tutarının esas alınmasının yanısıra tarımda çalışan nüfus, fert başına millî gelir
gibi çeşitli parametrelerin de dikkate alınması gerektiği,
- 2004 yılına kadar Türkiye'de sadece
miktar yönünden destekleme yapıldığı ve kaliteye, standarda önem veren bir
anlayışla herhangi bir selektif
destekleme yapılmadığı, bu nedenle Türkiye'nin ihtiyacı bulunan her yıl 1-1,5 milyon ton kaliteli buğdayın
ithal edilmekte olduğu, ihtiyaçtan fazla üretilmesine rağmen yüzde 10
oranındaki kaliteli ithal buğday ile yüzde 90 oranında yerli buğdayın paçal
yapılıp un sanayicilerine verilmekte olduğu, desteklemenin bir stratejiye
dayanması gerektiği ve stratejinin belirlenmesinde tarımın yanısıra ülkemizin
genel anlamdaki sosyoekonomik veya sosyokültürel sorunlarının da hesaba
katılması gerektiği,
- Tarım sektöründeki sorunların;
verimlilik, kayıtdışılık, standart, kalite,
pazarlama, örgütlenme, risk gibi çeşitli boyutlarının olduğu, sorunların uzun vadeli olarak
çözülmesi noktasında çalışmalar
yapılması gerektiği; günlük politikalarla ilerleme kaydedilemeyeceği,
- Uluslararası piyasada tarım
ürünlerimizin rekabet gücünün
olmamasının temel sebebinin
verimliliğin yeterli düzeyde olmaması olduğu, verimliliği olumsuz etkileyen temel sebeplerden birinin de parçalanmış
araziler olduğu; ortalama işletme büyüklüğünün 55 ile 60 dönüm olduğu ve
milyonlarca tarım işletmesinin bulunduğu bir yapıda verimli bir üretim yapmanın
mümkün olmadığı, ürünün borsalarının yeterli düzeyde ve çeşitlilikte
kurulamadığı,
-Tarımla ilgili temel mevzuatta
yapılan değişiklikler çerçevesinde
dokuz kanunun yürürlüğe girdiği,
bunların içinde Organik Tarım Kanunu, Tarım Sigortaları Kanunu, Üretici Birlikleri
Kanunu ve Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu'nun ise ilk defa düzenlendiği
Tarım strateji belgesinde ise 2006-2010 yıllarını kapsayan beş yıllık
periyoda ilişkin destekleme politikalarının çerçevesinin belirlendiği,
bu bağlamda sulanabilir tarım arazisi
miktarının artırılması gerektiği, dünyayla rekabet edebileceğimiz ve avantajlı
ürün gruplarına öncelik verilerek ve arz açığımız olan noktalarda uygun verimlilik prensipleri hesaba
katılarak tarımsal alandaki gelişmelerin sürdürülmesi gerektiği,
- Tarımla ilgili kayıtdışılığın önemli bir
sorun olduğu; kadastro sorununun çözümlenemediği, bu nedenle arazi sahiplerinin
bir kısmının doğrudan gelir desteği veya diğer desteklerden istifade
edemediği, 2006 yılı sonuna kadar
Türkiye'deki bütün alanlarda kadastro çalışmasının yapılmasının hedeflendiği ve
bunun için gerekli kaynağın aktarıldığı,
- Veraset ve İntikal Vergisi sebebiyle
devirlerin yapılamaması sorununun Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununa bir
ek geçici madde koymak suretiyle
çözümlendiği ve doğrudan gelir desteği ile ilişkili olarak çiftçi kayıt
sistemine yapılan kayıtların yılın oniki ayına yayıldığı,
- Avrupa Birliğiyle ilgili ilişkilerimizde
zorlanacağımız temel konulardan birinin
hayvancılık olduğu; hayvan
üretiminin ve birim hayvandan elde edilen et ve süt veriminin düşük olduğu;
üretilen örneğin 10 milyon ton sütün 3 milyon tonunun işlenebildiği ve yeteri
kadar tesisin olmaması nedeniyle kalan yüzde 70' lik miktarın birtakım ilkel,
iptidaî merkezlerde ve yerlerde işlendiği,
- Yasalara göre kuş gribi hastalığının
tazminatlı hastalıklar listesinde olmadığı, ancak hastalık tespit edildiği
andan itibaren bu hastalıktan ölenler ve hastalık çerçevesinde itlaf edilen
hayvanlar için ödeme yapılmasının Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırıldığı,
bu çerçevede hindi için 22,5 YTL, tavuk için 5 YTL, ördek için 5 YTL, kaz için
20 YTL ve güvercin için 5 YTL. olan rakamların mahallinde kurulan komisyon
tarafından belirlendiği, bununla birlikte kanatlı hayvan sektörünün destek
vermeye hazır olduklarını belirttiği ve bir miktar para aktardıkları,
böylelikle bütçe kaynaklarından harcama yapmaya gerek kalmadığı,
ifade edilmiştir.
r 11.11.2005 tarihinde
Milli Savunma Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Bir ülkenin ekonomik ve sosyal gücü ile
kendisini savunma kapasitesinin, dış ilişkilerini de çok olumlu yönde
etkileyeceği,
-
2001 yılından sonra uygulanan istikrar programı uyarınca, hedeflenmiş
olan faiz dışı fazlaya ulaşabilmek amacıyla kamu harcamalarında kesintilere
gidildiği ve bütün kamu harcamalarında olduğu gibi Millî Savunma Bakanlığı
harcamalarında da bu kesintinin yapıldığı, Millî Savunma Bakanlığı bütçesinden
yapılan kesintilerin de, faiz dışı fazla hedefine ulaşılmasında önemli bir rol
oynadığı, ancak, Millî Savunma Bakanlığının bütçe büyüklüğünü değerlendirirken,
bu bütçe içerisinde yer alan ödeneklerden kullanılmayarak ertesi yıla
devredilenleri de dikkate almak gerektiği, çünkü, ertesi yıla devredilen
ödeneklerin, bir önceki yıla kıyasla her yıl giderek artan bir seyir izlediği
ve 2004 yılında çok önemli bir düzeye ulaştığı, 1998 yılında 194 trilyon lira
olan bu rakamın, 1999'da 390, 2000'de 979 trilyona, 2001'de 1,3 katrilyon, 2002'de
2 katrilyon, 2003'te 3,3 katrilyon ve 2004'te de 4 katrilyon liraya ulaştığı;
bunların, o yılın Parlamentoya sunulan
bütçe büyüklüğü içinde yer aldığı ancak, yıl içinde kullanılmaması nedeniyle
devredilen ödenek olarak ertesi yıla devrettiği, bu rakamlar reel olarak ifade
edildiğinde, 1998 yılında gayri safî millî hâsılanın yüzde 0,36'sı iken, 2004
yılında yüzde 0,93'üne ulaştığı, ertesi yıla devreden rakam 1998 yılının bütçe
ödeneğine kıyasla yüzde 13,6 iken, bu oranın
2004 yılında yüzde 29,9'a ulaştığı; 2006 bütçesi görüşülürken, 2005
yılından devredecek olan ödeneğin 2006 bütçe büyüklüğü içerisinde görülmediği,
dolayısıyla, Millî Savunma Bakanlığı bütçe büyüklüğünün doğru değerlendirilmesi
açısından bunun dikkate alınması gerektiği,
- Çağdaş ülkelerdeki savunma
harcamalarının gayri safî millî hâsıla içindeki oranının düşük, Türkiye'de
yüksekmiş gibi gösterilmesinin uygun olmayacağı, bölgemizdeki ülkelerin askerî
harcamalarının gayri safî yurtiçi hâsılalarına göre oranları gözden
geçirildiğinde; Ermenistan'da yüzde 6,5, İran'da yüzde 3,3, İsrail'de 8,7,
Suriye'de 5,9, Yunanistan'da 5,4, Bulgaristan'da 2,6, Kıbrıs Rum kesiminde
3,8 ve Türkiye'de ise yaklaşık yüzde
2,5 civarında olduğu,
şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri
müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- 11 Milyar 877 Milyon 500 Bin YTL' lik
Millî Savunma Bakanlığı 2006 Yılı Bütçe Tasarısının, mevcut ekonomik ve sosyal
politikalar, orta vadeli program ve enflasyonla mücadele programı çerçevesinde
uluslararası siyasal durum ve Türk Silahlı
Kuvvetlerinin zorunlu ihtiyaçları dikkate
alınarak ve tasarruf tedbirlerine azami derecede dikkat edilerek
hazırlanmış olduğu,
- Millî Savunma Bakanlığı'nın 2006 yılı
bütçe teklifinin oluşturulması aşamasında Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet
komutanlıklarından alınan bütçe tekliflerinin toplamının 14 milyar 11 milyon
500 Bin YTL olduğu,
- Dünyada toplam 1 trilyon ABD Dolarına
yakın bir savunma harcamasının yapılmakta olduğu, savunma sanayii
ihtiyaçlarının karşılanmasının sektörünün yapısı gereği büyük masraflar
gerektirdiği, savunma sanayii sektörünü elinde bulunduran ülkelerin monopol
gücüne sahip olup, ürettikleri silah, araç ve gereçlerin satışında çeşitli
kısıtlamalara gidebildiği, hatta zaman zaman dış politikaları çerçevesinde
ambargolar uygulayabildikleri; ulusal savunma sanayiinin oluşumunu ülkenin
stratejik ihtiyaçlarının belirleyeceği gerçeğinden hareketle, Türkiye'nin
olabildiğince kendi imkânlarıyla savunma ihtiyaçlarını gidermesi, bu imkân ve
kabiliyetlerini kullanarak özgün teknolojisini üretir hale gelmesinin hayatî
önem arz ettiği, bu çerçevede, Bakanlık bağlı kuruluşu niteliğinde olan Savunma
Sanayii Müsteşarlığının yabancı ülkelerde aynı işi yapan benzer kurumlarla
karşılaştırıldığında bütçe teklifinin
oldukça mütevazı olduğu,
- Bazı araştırmalara göre, dünyadaki var
olduğu iddia edilen 18 çatışma bölgesinden 13'ünün Türkiye'nin etrafında
olduğu, bugün, Türkiye'ye belli ölçüde tesir eden bu çatışmaların, yarın
doğrudan tesir edebileceği dikkate alındığı takdirde Türk Silahlı Kuvvetlerinin
en iyi şekilde ve çağa uygun bir anlayışla bütçelendirilmesi ve idamesinin şart
olduğu,
- Askerî hastanelerin ilk defa yüzde 10
yatak kapasitesiyle sivile açıldığı, poliklinikte hiçbir sınırlama olmadığı,
ifade edilmiştir.
r 14.11.2005 tarihinde
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğü, Özürlüler İdaresi Başkanlığı, Aile ve Sosyal
Araştırmalar Genel Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü bütçeleri
üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu kadrolarına uzman kişilerin atanması gerektiği,
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğü bünyesindeki
Malatya Çocuk Yuvasında yaşanan olayların çocuk yurtlarındaki yaşam
koşullarının ne kadar kötü durumda olduğu, dayak ve şiddet olaylarını gözler
önüne serdiği,
- Personel ve ödenek yetersizliği
nedeniyle sorunların çözümlenmesinde güçlükler yaşandığı, toplam 8 302
personelle kimsesiz gençlere ve engellilere 24 saat hizmet verilemeyeceği, yurtlarda bir sosyal hizmet uzmanına 44
çocuk, bir bakıcı anneye 16 çocuk düştüğü, 2006 yılında 512 milyon YTL' lik
bütçe ayrılan Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun arzu edilen şekilde
hizmet verebilmesi için bütçesinin artırılması gerektiği,
- Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu Genel Müdürlüğünün bütçesinin 2006 yılı için yüzde 46,5, Aile ve Sosyal
Araştırmalar Genel Müdürlüğünün yüzde 38, Kadının Statüsü ve Sorunları Genel
Müdürlüğünün ise yüzde 67,5 civarında
artırıldığı, bu artışların olumlu bir gelişme olduğu,
- Kamuda çalışan her 100 kişiden 77'sinin
erkek, 23'ünün kadın olduğu; özel sektördeki oranın erkeklerde yüzde 72,5, kadınlarda ise yüzde 27,5 olduğu; özel sektördeki kadın istihdamının kamuya
göre biraz daha fazla olduğu, kadınların istihdama katılım olanaklarının
artırılması gerektiği,
- Aile içi şiddetin günümüzde hâlâ
toplumsal bir yara olduğu, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin ekonomik, sosyal
ve coğrafi olarak sınır
tanımadığı; dünya çapında her üç kadından
birinin şiddete maruz kaldığı; Birleşmiş Milletler Bin Yıl Projesi
çerçevesinde, toplumsal cinsiyete dayalı şiddete karşı hızlı sonuç veren ulusal
kampanyalar önerildiği, ülkemizde de bu çerçevede yapılan çalışmalarda Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğünün olumlu katkılarının
sözkonusu olduğu,
- Profesyonel olarak çalışanlara toplumsal
cinsiyet eşitliği eğitimi verilmesi gerektiği, kadınlarımızın mutlaka yönetici
konuma gelmelerinin sağlanması ve bu konuda pozitif ayırımcılık uygulanması
gerektiği,
- Kadına yönelik şiddeti önlemek için
devletin, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütleriyle birlikte çalışması ve
ülkemizde 10 000 kadına bir sığınma evi yapılmasının gerektiği, Avrupa Birliği
normlarına göre 7 000 sığınma evine ihtiyaç olduğu,
şeklindeki görüş, eleştiri ve temennileri
müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Büyük Önder Atatürk tarafından 1921 yılında kurulan Sosyal Hizmetler ve
Çocuk Esirgeme Kurumu'nun o tarihten bu
yana sosyal hizmet misyonu doğrultusunda sosyal hizmet fonksiyonunu yerine
getirmekte olduğu; sosyal devlet olmanın gereği olarak başta çocuklarımıza,
ailelerimize ve tüm topluma geniş bir yelpazede hizmet sunan Sosyal Hizmetler
ve Çocuk Esirgeme Kurumunun öncelikli ve özellikli hizmet alanının korunmaya
muhtaç çocuklar olduğu, bununla beraber huzurevleri, yaşlı bakım ve
rehabilitasyon merkezleri, özürlü bakım ve rehabilitasyon merkezleri, toplum
merkezleri, kadın konukevleri gibi birçok alanda da geniş hizmet ağına sahip
olduğu ve tüm bu görevlerini layıkıyla
yerine getirmeye çalıştığı,
- Bugün itibariyle çocuk yuvalarının
toplam kapasitesi 8 736 olduğu halde,
bu yuvalarda 9 935 çocuğa hizmet verildiği, aynı şekilde yetiştirme yurtlarının
toplam kapasitesi 8 853 olmasına rağmen, bu yurtlarda da 10 242 gencin yatılı
kurum bakımından yararlanmakta olduğu,
- 2005-2006 öğretim yılında yetiştirme
yurtlarından sınava katılan 649 çocuğun 253'ünün büyük bir başarıyla yüksek
öğrenim programlarına yerleştirildiği,
- Kurumun değişen koşullar ve çağdaş
ülkelerdeki uygulamalar ışığında yeni bir yönetim anlayışı ve yeni bir sistemle
yapılanması yolundaki çalışmaların hızla sürmekte olduğu, bu amaçla hazırlanan
yasa taslağında halkın gönüllü katkı ve katılımının sağlandığı, yerinden
yönetim ilkesinin uygulandığı, liyakat ve ehliyetin ön planda tutulduğu, tüm
ihtiyaç sahiplerine hizmeti öngören yeni bir sosyal hizmet politikası ve buna
uygun bir yapının öngörüldüğü,
- Genel Müdürlüğün, dünyadaki gelişmelere
paralel olarak koruyucu ve önleyici hizmet modellerini de uygulamaya koyduğu,
bunlardan ilkinin aile yanında bakım modelinin benimsenmesi olduğu, ekonomik
nedenlerle kurum bakımından yararlanmak üzere başvuran ailelere aynî-nakdî
yardım yapılarak çocuklarımızın aile kurumunda ve aile yanında kalmalarının
hedeflendiği ve bu hedefe önemli ölçüde ulaşıldığı,
-
Maddî yoksunluk nedeniyle kurum bakımı için müracaat talebinde bulunan 4
017 çocuğun kurum bünyesine alınmadan aynî-nakdî yardımla ailesi yanında
desteklenmekte olduğu, 2005 yılı
içerisinde başlatılan aile yanında bakım kapsamında ekim ayı sonu itibariyle 1
330 çocuğun kuruluşlardan aileleri yanlarına gönderildiği, ailenin sunduğu
sıcaklık, güven ve sevgi ortamından çocukları mahrum etmemek adına seferber
edilen imkânlardan genel toplamda ise 6 712 çocuğun yararlanmakta olduğu,
- Önümüzdeki dört yıl içinde kuruluşlarda
koruma altında bulunan 10 000 çocuğun ailesinin veya yakınlarının yanlarına
yerleştirilmesinin hedeflendiği,
- Ailelere verilecek yardım miktarının da
yüzde 100 artırılarak 158,8 YTL' ye çıkartıldığı, çocukların eğitim, sağlık,
yol, harçlık giderlerinin karşılanmasıyla birlikte aileye verilen desteğin bir
çocuk için ortalama 300 YTL' yi bulduğu,
- Ülkemizde halen 637 koruyucu ailenin
çocuklarımızın bakımını sağlamakta ve aile sıcaklığını yaşatmakta olduğu,
kurumun önem verdiği evlat edindirme uygulaması kapsamında 279 adedi 2005
yılında olmak üzere günümüze dek 8135
çocuğun evlat edindirildiği,
-Yeni hizmet politikasının anlamlı ve
güzel sonuçlarından biri olan sevgievleri ve çocukevleri modellerinin hayata
geçirildiği, halen 5 ilde hizmet veren sevgievlerine her gün yenilerinin
eklendiği, 4 ilde ise sevgievleri yapımının devam ettiği,
- Sokakta yaşamak ve çalışmak zorunda
kalan çocuklarımıza hizmet vermek üzere 6'sı son iki yılda yapılmış olmak üzere
toplam 42 çocuk ve gençlik merkezinin bulunduğu; bu kuruluşlarda çocuk ve
gençlerin rehabilitasyonu, okula yönlendirilmesi, işe yerleştirilmeleri gibi
temel hizmetlerin yerine getirildiği; açıldıkları günden bugüne kadar 41 982
çocuğun yararlandığı; kuruluşlarca son bir ay içerisinde 536'sı yatılı olmak
üzere sokakta yaşayan 1 469 çocuğa ulaşıldığı,
- 69
rehabilitasyon merkezinde 2 651'i yatılı, 2 232'si gündüzlü olmak üzere
4 883 özürlü kişiye hizmet verildiği, 2 000'i çocuk olmak üzere 4 619 özürlü
insanımızın da hizmet alabilmek için sıra beklediği,
- Nüfusumuzun yüzde 7,14'ünü oluşturan 60
yaş ve üzeri yaşlılarımıza 66 huzureviyle hizmet verildiği, huzurevlerimizde
toplam 5 518 yaşlının bulunduğu,
- 2005 yılında yoksulluk içinde olup,
temel ihtiyaçlarını karşılayamayan 14 111 aileye aynî ve nakdî yardımla destek verildiği,
- Devlet Planlama Teşkilatı tarafından
onaylanan 2005 yılı yatırım programında yer alan 21 inşaatın 6 tanesinin
tamamlandığı, 2006 malî yılı bütçe tasarısında Devlet Planlama Teşkilatı
tarafından onaylanan 9 adet ana projenin yatırım programında yer aldığı,
bunların proje değerleri 114,7 milyon YTL olup, 2006 yılı programına da bu
projelere yönelik 58,3 milyon YTL ödenek ayrıldığı, alt proje olarak 4
huzurevi, 9 rehabilitasyon merkezi, 2 yetiştirme yurdu, 1 çocuk rehabilitasyon
merkezi, 1 toplum merkezi ve 2 çocuk yuvası olmak üzere toplam 19 adet yeni
yapım işinin önerildiği,
- Bağış yoluyla 34 minibüs, 3 adet
midibüs, 1 adet binek otomobili, 3 adet station vagon aracın kabul edileceğinin
programa alındığı,
- Kurumun personel ücretlerinin düşüklüğü
nedeniyle, bakıcı anne, memur ve yardımcı hizmetler sınıfı personelinde önemli
düşüşler yaşandığı ve bu ihtiyacın
yardımcı personel hizmet alımı suretiyle karşılanmaya çalışıldığı, sosyal hizmet kuruluşlarının hizmetlerinde
bir aksama meydana gelmemesi için etkililiğin ve verimliliğin sağlanması
amacıyla güvenlik, kalorifer, bakım, yemek pişirme ve temizlik gibi muhtelif
hizmetlerin özel hizmet alımı yoluyla karşılandığı,
- Gerek 2005 yılında açılan gerekse
açılması planlanan kuruluşlarda verilecek hizmetlerde verimliliğin sağlanması
amacıyla, 2006 malî yılında 4 070 kişilik özel hizmet alımına ilave olarak 2
000 kişiye daha ihtiyaç duyulduğu ve dolayısıyla toplam 6 070 kişilik özel hizmet alımına gidilmesinin
planlandığı, bu nedenle 2006 bütçesinde öngörülen 75 milyon 10 bin
YTL' lik ödeneğe ek olarak 19 milyon 682 bin YTL ödeneğe daha ihtiyaç olduğu,
- 1994 yılından 2004 yılına kadar teşkilat
yasası olmaksızın, sınırlı bir bütçe ve
personelle çalışmalarını sürdürmek zorunda kalan Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğü, Aile Araştırma Kurumu Genel Müdürlüğünün bu dönemde yasal zemine
kavuşturulduğu,
- Kurumun yeniden yapılandırılması
nedeniyle ilk kez ihdas edilen kadının statüsü uzman ve uzman yardımcılığı
kadrolarına personel alımı hazırlıklarının yanısıra kadının statüsü danışma
kurulunun oluşturulması çalışmalarının
sürdüğü,
- Ülkemizin Avrupa Birliğine üyelik süreci devam ederken, Türkiye ulusal
programında yer alan kadın ve erkek eşitliği ile ilgili konulardaki
taahhütlerin yerine getirilmesine
yönelik gayretlerin sürdürüldüğü, özellikle kadın ve çocuklara
yönelik şiddetin önlenmesi konusunda
ulusal eylem planında yer alan hususların
2006 yılı içerisinde gerçekleştirilebilmesi için 2006 yılı
bütçesine ödenek ayrıldığı, ayrıca Kadının Statüsü Genel
Müdürlüğünün AB fonlarından 5 milyon
Euro' luk bir kaynağı kullanabileceği,
- Töre cinayetleri konusunda hem
Parlamentomuzda kurulmuş olan Komisyonun çalışmaları hem de yeni Türk Ceza
Kanunu sonrasında yargı tarafından
verilmiş kararların yeni son derece
caydırıcı bir etkiye sahip olduğu, toplumsal algıların değiştirilmesi yönündeki çabalara destek
verilmesi gerektiği, toplumu etkileyecek tüm kişi ve kuruluşların bu konudaki
mücadeleye destek olması gerektiği,
- Kız çocuklarında okullaşma oranının
artırılması için Millî Eğitim Bakanlığının yürüttüğü kampanyaların çok önemli
rol oynadığı, bunun yanısıra, Millî Eğitim Bakanlığının eğitim materyallerinde
cinsiyet eşitliğini sağlamaya ve bu yöndeki algıları değiştirmeye yönelik
çalışmaların tamamlandığı ve Bakanlık tarafından bu yılki müfredatta
değişikliklerin yapıldığı,
- OECD ülkeleri arasında yürütülen kadın
işveren gücünün ve istihdamının artırılmasına yönelik MENA Projesinde ülkemizin
İtalya'yla birlikte ana sunucu olduğu,
-10 Haziran 2003 tarihinde yürürlüğe giren
yeni İş Kanununda önemli düzenlemeler yapıldığı, iş sözleşmesinin yapılmasında,
uygulanmasında ve sona erdirilmesinde,
cinsiyet ve gebelik nedeniyle doğrudan veya dolaylı farklı bir işlem yapılamayacağı,
eşit değerde işe eşit ücret verilmesi yanında, cinsiyet ayrımcılığı
yapılamayacağına ilişkin düzenlemelere de yer verildiği, cinsel tacizin de Türk Ceza Kanunu kapsamına
alındığı, doğum izinlerinin, işçi ve memur kadınlar için eşitlendiği,
- Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme
Kurumunun var olan hizmet yapısı ve teşkilat yapısı, hizmetlerin
yürütülmesindeki model açısından, dünyada tek örnek olduğu, merkezî idare
tarafından tamamen tekçi bir anlayışla ve koğuş sistemiyle yürütülen nadir
kurumlardan biri olduğu, kurumun hizmet verme modelinin tartışmaya açılması gerektiği, öncelikle
koğuş sisteminden ev sistemine geçişi, kurum bakımı yerine, aile yanında
bakımı, kurum bakımı yanında, koruyucu aile sisteminin geliştirilmesi, evlat
edinme sisteminin kolaylaştırılması ve çocuklara, bürokratik ilişkiler yerine,
insan sevgisi ölçeğinde tanımlanmış ilişkilerle hizmet verme anlayışının
yerleştirilmeye çalışıldığı,
- Sosyal hizmet uzmanı eksikliğinin,
Hacettepe Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi dışında hiçbir üniversitede ilgili bölümün
olmamasıyla yakından ilgili olduğu ve bu konuda 2000 yılı itibariyle Hacettepe
Üniversitesi Sosyal Hizmetler Bölümü mezunu idareci sayısı 193 iken 2005 yılı
itibariyle 201 olduğu, bu konuda
altı üniversite rektörüyle
görüşülerek talepte bulunulduğu,
ifade edilmiştir.
r 14.11.2005 tarihinde
Ulaştırma Bakanlığı ve Denizcilik Müsteşarlığı bütçeleri üzerinde yapılan
müzakerelerde;
- Denizcilik sektörünün ilerlemesi,
filomuzdaki küçülmenin durdurulması, dünya denizcilik payından daha fazla pay
alınması, yabancı bayraklı gemilere giden 3-4 milyar dolarlık navlun ücretinin
ülkede kalmasının sağlanması ve kabotaj taşımacılığını geliştirecek tedbirlerin
zaman kaybetmeden alınmasının büyük önem arzettiği; bu sebeple bir an önce kabotaj taşımacılığının geliştirilmesi ve
karayolu taşımacılığının denizlere kaydırılmasının gerektiği,
- Liman tarifelerindeki indirimin ve ÖTV' siz yakıtın; kabotaj taşımacılığının
gelişmesinde beklenen olumlu etkiyi oluşturmadığı, kıyılarımıza paralel
taşımacılığın geliştirilmesi için özel sektöre daha cazip imkânların sunulması
gerektiği,
-
ÖTV'siz ve KDV' siz yakıtı belli hatlara vererek, liman, fener ve diğer
ücretleri düşürerek veya destekleyerek denizyolunun cazip hale
getirilebileceği, ayrıca, bu hatlarda taşımacılık yapacak olan ve yaşlandığı
için elden çıkan Koster Filosunun yenilenmesi için kaynak bulma yoluna
gidilmesi gerektiği,
-
Avrupa Birliği ile uyumlaştırmanın gerektiği birçok alanda yavaş ilerleme sağlandığı, bakım, eğitim,
personel lisanslandırma, yolcu hakları, uçuş ekiplerinin çalışma ve dinlenme
koşulları, çevre ve yer hizmetleri gibi alanlarda müktesebatın ihlal edilmekte
olduğu,
-
Türkiye'de ulaştırma ağının plansız ve programsız olmasından dolayı
karayollarının ön plana çıktığı, demiryolları ve denizyollarının ise ihmal
edildiği,
- 2005 yılı rakamlarına bakıldığında,
denizyolundaki yolcu taşımacılığında 2004'te yüzde 8,3 gerileme olduğu,
yurtdışı yolcu taşımacılığında ise yüzde 13,3 gerileme olduğu ve bu nedenle demiryollarında olduğu gibi
denizyollarında da ciddî yatırım yapılması gerektiği,
- Ulaştırma Bakanlığının son üç yılda
önemli bir mesafe aldığı ve ciddî yatırımlar yaptığı, tek taraflı kara
ulaştırmasının dışına çıkılarak, yıllardır ihmal edilen denizyolu, demiryolu ve
havayolu taşımacılığında önemli atılımlar yapıldığı ve Marmaray projesi,
Ankara-İstanbul hızlı treni, Ankara-İzmir hızlı treni gibi büyük projelerin
yapıldığı,
- Ulaşım politikamızda ulaşım alt
sistemleri bakımından büyük dengesizlikler bulunduğu ve bu sebeple ulaştırma
politikamızın ülke ve dünya gerçekleriyle birlikte tekrar gözden geçirilerek
ulaştırma alt yapısının yeniden yapılandırılması gerektiği,
-Dünyada demiryolu taşımacılığının en
hızlı, en güvenilir ve en ekonomik olduğu kabul görmesine karşın, ülkemizdeki
demiryolu taşımacılığının taşıma
sektöründeki payının % 24 düzeyinde
olmasının kabul edilemez olduğu ve
limanlarımızın ise iç taşımacılıkta ciddi ölçüde kullanılmadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Ulaştırma Bakanlığı olarak; ülke
kalkınmasının itici gücü olan ulaştırma ve haberleşme sektöründe uluslararası
gelişmeleri dikkate alarak çağdaş bir seviyeyi yakalamanın ve bu hedef
doğrultusunda ülke ihtiyaçları ve gerçeklerine uygun sağlıklı politikaların
oluşturulması ve uygulanması gayreti
içerisinde olunduğu,
- Ulaştırma Bakanlığının 2006 yılı bütçe
tasarısı olarak toplam 989.878.000 YTL öngörüldüğü, 2005 yılı başlangıç ödeneği
olan 692.267.000 YTL' ye göre yüzde 43 oranında arttığı ve 2006 malî yılı bütçe
tasarısının yüzde 6'sının personel giderlerine;
yüzde 1'inin sosyal güvenlik kuruluşlarına verilecek primlere; yüzde 1'e
yakınının mal ve hizmet alımlarına;
yüzde 66'sının yatırım giderlerine ve yüzde 14,5' inin de
sermaye transferlerine ayrıldığı,
- 2006 malî yılı bütçe teklifinin toplam
ödeneğinin yüzde 65'inin yatırımlara ayrıldığı ve bu yatırım ödeneklerinin
sektörel bazda dağılımına bakıldığında; demiryolları inşaatı için 500
milyon, liman altyapı inşaatı için 25
milyon, tarım sektöründe yer alan balıkçı barınağı, çekek yerleri için 29
milyon, turizm sektöründeki yat limanları için 9,5 milyon, hava meydanları için 22 milyon,
demiryolları, limanlar altyapı yatırımlarının
topyekûn kamulaştırılması için 60 milyon YTL öngörüldüğü; ayrıca, sivil
havacılığın geliştirilmesi, yeniden yapılandırılması, Haberleşme Genel
Müdürlüğünde yürütülen projeler için de uygun miktarda ödenek ayrıldığı,
- Denizcilik Müsteşarlığı için 2006 mali
yılı bütçe teklifinde 49.919.000 YTL ödenek öngörüldüğü, bu ödenekten personel
giderlerine 27.150.000 YTL, sosyal güvenlik kurumları prim giderlerine
2.955.000 YTL, mal ve hizmet alım giderlerine 4.989.000 YTL cari transferlere
825.000 YTL ve sermaye giderlerine ise 14.000.000 YTL ödenek ayrıldığı,
- Ulaştırma ana plan stratejisi
hazırlandığı ve temel amacın on yıllık süre içerisinde ulaştırma modları
arasındaki dengeyi sağlamak ve modların birbiriyle entegrasyonunu
gerçekleştirecek yatırım önceliklerini belirlemek ve buna göre projeleri hayata
geçirmek olduğu,
-
2003 yılı itibariyle Türk gemilerinin Avrupa limanlarında tutulma oranı yüzde
30'ların üzerindeyken yapılan çalışmalar ve Denizcilik Müsteşarlığındaki teknik
ekibin kuvvetlendirilmesi sonucunda yüzde 6 düzeyine gerilediği,
- Genişleyen Avrupa konseptinde ülkemizin
Avrupa'nın ulaşım ağlarına entegre olması konusunda komisyonla yaptığı ortak
çalışmalarda 4 nolu İpekyolu olarak da adlandırılan koridorun batıdan doğuya,
Ankara üzerinden güneye ve oradan da Sina Yarımadasına kadar genişletildiği;
ayrıca, doğu istikametinde Traseka koridoruna da bağlantı yapılmasının
sağlandığı,
- Yıllardır ihmal edilerek âdeta kaderine
terk edilen demiryollarının yeniden canlandırılması ve ülkemizin modern demiryolu taşımacılığıyla
tanıştırılması için yeni tren hatları inşa edilerek hızlı trenlerin sefere
konulması, mevcut hatların iyileştirilerek altyapının geliştirilmesi,
demiryollarının yeniden yapılandırılarak daha etkin, verimli bir kuruluş haline
getirilmesi hedeflerine yönelik
olarak, projelere ivme kazandırıldığı,
sektöre ayrılan üç yıllık dönemde ödeneklerde çok ciddî bir artışın sağlandığı,
- İşletmecilik ve altyapının birbirinden
ayrılmasının bir zaruret oluşturduğu ve dünyadaki uygulamaların da bu yönde
olduğu,
- Türk Telekom'un özelleştirilmesiyle
birlikte Türk Telekom'daki kamu payının %45 ve özel sektör payının ise %55
olduğu,
ifade edilmiştir.
r 15.11.2005 tarihinde
Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Türkiye'nin barış ve güven içinde
yaşayabilmesi için ülkemizin çok güçlü bir dış politika izlemesinin zorunlu
bulunduğu,
- Türkiye'nin geniş vizyona sahip güçlü
bir dış politika izlemediği, izlemesi gerektiği,
-
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin anlaşmadan yana tavır sergilemesine karşın,
Türk kesimine yönelik izolasyonun henüz kaldırılmadığı,
- Avrupa Birliği müktesebatında Lozan
Anlaşmasına aykırı bir şekilde yeni azınlıklar yaratılmak istendiği; ruhban
okulunun açılması, misyonerlik faaliyetlerinin devamı, Rum Patriğinin ekümenlik
olgusuyla İstanbul'un merkezinde toprağı ve hükümdarlığı bulunan, Vatikan
benzeri yeni bir dinî devlet oluşturulması çabalarının kabul edilemez olduğu,
- Dışişleri Bakanlığının dünya konjonktürü
içinde çok önemli bir görev ifa etmesi sebebiyle, önümüzdeki dönemde; başta
Avrupa ülkeleri halkları olmak üzere, diğer ülkelerin, halkları irtibat ve
yakınlaşmayı sağlamak için tanıtım faaliyetlerinin Dışişleri Bakanlığının önderliğinde koordine
edilmesi gerektiğinden; Dışişleri Bakanlığının, özellikle tanıtım ve çalışma
imkânlarının artırılması gerektiği,
- Dışişleri Bakanlığının bütçe kalemlerinde sınırlı olmakla birlikte,
sürekli bir artışın sözkonusu olduğu,
- İncirlik Üssünün ABD tarafından lojistik ikmal merkezi olarak kullanılmakta
olduğu; bu uygulamanın, Bakanlar Kurulu kararıyla imzalanan gizli anlaşmayla
yürürlüğe konulduğu,
- Ermeni soykırımı iddialarının kabul
edilmesi için öteden beri yapılan dayatmaların artırıldığı, terörün yeniden
farklı bir şekilde tırmandırıldığı,
- Almanya, Fransa, İtalya gibi birçok ülkeye dağılmış olarak, 4 milyonun üzerinde
Türk'ün yaşadığı, bu insanların sorunlarının çok ciddî boyutlara ulaştığı,
dışarıdaki vatandaşlarımızın ciddi biçimde yalnız bırakıldığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Kafkasya ve Balkanlar'daki halklarla
tarihî ve kültürel bağların yanı sıra millî çıkarlarımız doğrultusunda bölgede
barışın tesis edilmesi hususunda önemli gayretlerin sarfedildiği,
- 3 Ekim de alınan müzakere tarihinin
büyük bir olay olduğu ve demokratik açıdan, Türkiye'nin öngörülebilir bir ülke
haline geldiği, siyasî istikrarın var olduğu ekonomik olarak da, müzakere eden,
katılım sürecine başlayan bir ülke statüsüne taşındığı,
- Son İlerleme Raporu'nda daha önceki
raporlarla mukayese edildiğinde olumlu ifadelerin yer aldığı ve içeriğindeki
tespitlerin önemli olduğu,
- Kıbrıs'la ilgili Türkiye'nin
politikalarında herhangi bir değişiklik söz konusu olmadığı, kalıcı ve kapsamlı
bir çözümün, Birleşmiş Milletlerin gözetiminde ortaya çıkana kadar, Türkiye'nin
bugünkü pozisyonunu devam ettireceği,
- Ülkemizin uluslar arası sistemin dikkat
çeken ve küresel barışa önemli katkı sağlamaya aday üyelerinden biri olarak
önplana çıktığı, bölgesinde ve ötesinde istikrar ve güvenlik üreten bir ülke
olarak uzun zamandır olmadığı kadar olumlu gündem oluşturan ve konuşulan bir
ülke haline geldiği,
- Avrupa Birliğiyle müzakerelere
başlandığı ve katılım müzakerelerinin tek hedefinin, tam üyelik olduğu, Özel
statü gibi, Avrupa Birliğiyle aramızdaki ilişkinin müktesebatına ve özüne
uymayan seçeneklerin kabul edilmesinin mümkün olmadığı,
- Ülkemiz yeteneklerini, tecrübelerini ve
birikimini uluslar arası barış ve güvenliğin güçlendirilmesine sunmak ve Birleşmiş
Milletlerin bu yoldaki çabalarına katkısını artırmak amacıyla, Güvenlik
Konseyinin daimî olmayan üyeliğine 2009-2010 dönemi için adaylığını açıkladığı,
2008 yılında Birleşmiş Milletlerin 63 üncü Genel Kurul sırasında yapılacak
seçimler öncesinde üye ülkeler nezdinde her düzeydeki destek arama
girişimlerinin uzun vadeli bir program çerçevesinde yoğun olarak sürdürüldüğü,
- Kıbrıs konusunda adil, yaşayabilir ve
Kıbrıs Türk Halkının haklarını koruyacak bir çözümün tek adresinin Birleşmiş Milletler olması sebebiyle, sorunun BM
gözetimi altında ve Annan Planı çerçevesinde kalıcı, kapsamlı ve tarafların siyasi
eşitliğine dayalı bir ortaklık temelinde çözüme ulaştırılması yönündeki
çabaların aktif şekilde desteklenmeye devam edileceği,
- Kıbrıs konusunda arzu ettiğimiz noktaya
halen uzak olunmakla birlikte esasen önemli kazanımlarımızın olduğu, siyasî
tecridin önemli ölçüde aşındırıldığı, KKTC'li yetkililer artık pek çok ülkeye
gidip meselelerini üst düzeyde birinci ağızdan anlatabildikleri, ekonomik
tecridin de zayıflama sinyalleri verdiğinin görüldüğü, ayrıca KKTC'deki
ekonomik koşulların eskiye oranla büyük ölçüde iyileştirildiği,
- Irak'taki gelişmeleri yakından izlemeye
devam edileceği ve yapıcı katkılarda bulunulmaya çalışacağı,
- Orta Doğu'da olduğu gibi kalıcı istikrar
ve barış ortamının tesis edilmesine önemli katkılar yapılan bir başka bölgenin
Afganistan dahil Orta Asya bölgesi olduğu, Bu bağlamda son üç yıl içinde
ülkedeki uluslararası güvenlik yardım gücünün komutasının toplam 14 ay süreyle
iki defa üstlenildiği,
- Türkiye'nin, Afganistan'da istikrarın
önemli bir teminatı haline geldiği, son olarak yapılan seçimler ile yeni bir
döneme giren bu ülkeye ve halkına verilen desteğin önümüzdeki dönemde de devam
edeceği,
- Orta Asya ülkeleriyle özel bağlara sahip
bir ülke olarak bölgedeki gelişmelerin yakından takip edilmekte olduğu, bu
ülkelerin sorunlarını aşmalarına yardımcı olmak amacıyla gerekli politikaların
süratle uygulamaya koyulduğu, bu bağlamda insan hakları ve demokrasi
alanlarında kaydedilecek ilerlemelerin bölgenin dünyayla bütünleşme
sürecini hızlandıracağı ve iç barışın
sağlanmasına katkıda bulunacağı,
- Ermeni tarafının tarihî gerçekçiliği
kanıtlanmamış siyasî verilerle sürdürdüğü bu faaliyetlere karşı, bakanlıkça yıl
içinde yoğun bir karşı kampanya yürütüldüğü, buna paralel olarak diğer
hususlarda bu döneme ışık tutmak amacıyla ortak bir tarih komisyonunun
kurulmasının önerilmesi özellikle önemli bir adım teşkil ettiği,
- Avrupa Birliği üyelik sürecindeki
gelişmelere paralel olarak, bölgesel bir yatırım ve cazibe merkezî olma yolunda
ilerlendiği, komşularımızla gerçekleşen ticaret hacmi ile ekonomik ve ticarî
işbirliğinde de gözle görülür bir canlanma yaşandığı,
- Ülkemiz ile Batı arasındaki fiziki
bağlantıyı sağlayan Balkanların da, dış politikamızda öncelikli bölgeler
arasında yer aldığı ve bu doğrultuda tarihî, kültürel ve insanî bağlarımızın
bulunduğu bölge ülkeleriyle ilişkilerimizi her alanda en güçlü düzeyde tutmanın
hedeflendiği,
- Bunların yanı sıra, gerek ekonomik gerek
siyasî potansiyeli olan Çin, Japonya, Kore gibi ülkelere üst düzey ziyaretlerin
yoğunlaştırıldığı,
- Başta e-konsolosluk hizmetleri olmak
üzere, vatandaş ve soydaşlarımıza teknolojinin imkânlarından da yararlanmak
suretiyle en kaliteli ve hızlı hizmeti verme gayretinde önemli ilerlemeler
sağlandığı,
- "Konsolosluk.Net Projesi" nin
tamamlanmasıyla, vatandaşların ev veya işyerlerindeki bilgisayarlarıyla,
mevzuatın izin verdiği ölçüde, işlemlerini internet üzerinden yaptırmalarına
imkân sağlanacağı, diğer yandan, konsolosluklarımız, vatandaşların İçişleri
Bakanlığındaki nüfus bilgileri, pasaport ve sürücü belgeleri kayıtları gibi
bilgilerine ulaşarak daha hızlı hizmet sunabileceği,
-
Soydaşlarımızın bulundukları ülkelerin aslî birer unsuru olabilmeleri ve
bu yolda karşılaştıkları sorunlarının giderilmesi için ilgili ülkelerle
işbirliğine gidilerek, etkin ve yapıcı politikalar izlenmeye başlandığı,
- Oldukça geniş bir alana yayılan dış
politikaya ilişkin tüm bu icraatlar ve hizmetlerin, Bakanlığa sunulan dar
bütçeyle yürütülmekte olduğu,
ifade edilmiştir.
r Komisyonumuzda 16.11.2005
tarihinde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı,
Petrol İşleri Genel Müdürlüğü,
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Enerji ile kalkınmışlık ve gelişmişlik
arasında doğrudan bir bağ olduğu ve bir ülkede enerji politikaları saptanırken,
öncelikli olarak yerli kaynakların değerlendirilmesinin esas alınması, dışa
bağımlılığın azaltılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, ucuz, temiz ve verimli
enerji üretiminin sağlanması gerektiği,
hidrolik ve kömür kaynaklarımızın henüz üçte birinin devreye
konulmadığı, jeotermal, rüzgâr ve güneş gibi temiz ve yenilenebilir kaynakların
neredeyse el değmeden bekletildiği,
- TÜPRAŞ'ı, Petkim'i, Erdemir'i, Tekeli,
SEKA'yı, Seydişehir ve benzeri tesisleri satmanın ülkeyi dışarıya karşı daha bağımlı hale getireceği,
- Bugün enerji tüketimimizin yüzde
37'sinin petrolden, yüzde 23'ünün doğalgazdan karşılandığı, tükettiğimiz
petrolün yüzde 91'inin, doğalgazın ise tamamının ithal edilmekte olunduğu,
- Resmî kaynaklara göre kömür rezervimizin
9 milyar ton olduğu ve bu rezervlerin üçte ikisinin henüz değerlendirilmediği,
- Elektriğe 3 yıl süreyle zam
yapılmamasının da özellikle maliyetlerin düşmesi ve fiyat istikrarı açısından
çok önemli olduğu,
- Enerji sektörünün temel hedefinin,
kesintisiz, güvenilir ve zamanında, ucuz enerji almak olduğu; oysa, 1980'den
sonra uygulanan politikalar sonucunda, Türkiye'nin, doğalgazı, petrol
ürünlerini ve elektriği en pahalı elde eden ülkelerden birisi haline geldiği,
-
Nükleer santrallerin, hem yakıt bakımından hem teknolojisi bakımından
dışa bağımlılığı sürdüreceği; ayrıca söz konusu santrallerin işletme
emniyetinin olmaması nedeniyle bir yandan insan hayatını tehlikeye atabileceği,
- Maden kaynaklarının yenilenebilir
olmaması özelliğinden dolayı, verimli şekilde kullanılmasının önemli olduğu,
- Tamamı ithal edilen doğalgazın yüzde
60'ının elektrik enerjisi üretiminde kullanıldığı, bu oranın son derece yüksek
bir oran olduğu,
- Ulusal kaynaklarımızı öne çıkaran,
özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarımızı devreye sokan bir üretim
politikası izlenmesi gerektiği,
- Enerji alanındaki tüm kamu kurumlarının
bütçelerinin artırılması gerektiği, üretim santralleri ve dağıtım
şebekelerimizin işletme sorunlarının giderilerek, verimliliğin artırılması;
özelleştirileceği gerekçesiyle kendi kaderine terk edilmiş, bakım, onarım,
yenileme faaliyetleri yapılmayan dağıtım şebekelerinin iyileştirilmesi amacıyla
müdürlüklere yeterli sayıda teknik
eleman takviyesi yapılarak, bakım, onarım ve yenileme faaliyetlerine gereken
önemin verilmesi, enerjideki kayıp ve kaçakların giderilmesi gerektiği,
- DPT'nin rakamlarına göre, sektörler
itibariyle sabit sermaye yatırımlarında enerji sektöründeki yatırımların 2006
yılında 2005'e kıyasla yüzde 10,2 oranında azalacağının ögörüldüğü, kamu
kesiminde bu azalışın yüzde 8,1; özel sektör
kesiminde de yüzde 15 olacağı,
- Geleceğin en temiz enerjisi olarak
bilinen hidrojen enerjisi konusunda, ülkemizde çok önemli adımlar atıldığı,
- Ülkemize 20 milyon ton kaçak petrol
ürünü girdiği, bunun önemli bir miktar olduğu ve gerekli önlemlerin alınması
gerektiği,
- Sanayicilerin diğer ülke sanayicileriyle
güçlü rekabet ortamında işlerini yürütebilmeleri için ucuz doğalgaz, ucuz
petrol ve ucuz suya ihtiyaçlarının olduğu,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Petrol fiyatlarındaki artışa rağmen,
bu artışın gerek petrol ürünlerine gerekse ona bağlı olarak elektrik ve
doğalgaz fiyatlarına yansıtılmamaya çalışıldığı,
- Kömürde önemli adımlar atıldığı ve kömür
sahalarının rödevansla özel sektöre açıldığı; mevcut kömür santrallerinin
yanına, yeni kömür santrali kurmak isteyenlere kolaylık gösterileceği,
- Uzunca bir süredir altyapısı ihmal edilmiş olan elektrik ağının
iletim ve dağıtım yenilenmesi
faaliyetlerine başlandığı,
- Yeni su sahaları, yeni kömür sahaları,
jeotermal kaynakları aramak üzere bir seferberlik başlatıldığı,
- Isı yalıtımıyla ilgili yeni bir malzeme
geliştirme çalışmalarının yapıldığı ve
bununla ilgili enerji verimliliği yasasının çıkarılacağı,
- Nükleer enerjinin bir program ve
kalkınma ölçeği olduğu, bu amaçla bir nükleer enerji programı başlatıldığı;
doğru kullanıldığı ve gerekli önlemler alındığında nükleer enerjinin
tehlikelerinin ortadan kaldırılabileceği,
- Kömürle ilgili terk edilmiş 6 sahanın
devreye sokulduğu; buna 2 adet daha eklendiği, 8 sahadaki üretimle birlikte
yaklaşık 14 bin kişiye ekmek sağlandığı, yerli kömüre verilen ağırlıktan
dolayı ton başına 50 ilâ 70 Dolar
arasında bir fiyat düşüşünün sağlandığı, ithalatın büyük ölçüde kontrol altına
alındığı,
- Ar-Ge' ye büyük ağırlık verildiği,
hidrojen enerjisi teknoloji merkezinin İstanbul'da kurulduğu,
- Petrol kaçakçılığı ve akaryakıt kaçakçılığının çok yönlü bir iş olduğu ve
üzerine kararlılıkla gidileceği, önlenmesi için çalışmaların sürdürüldüğü,
- Linyit santralleri üzerine çok ağırlıklı
olarak gidildiği, düşük kalorili de olsa
elektrik üretmekte kullanıldığı ve alıcısının olduğu,
ifade edilmiştir.
r 17.11.2005 tarihinde
Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Meteoroloji İşleri
Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Çevre ve Orman Bakanlığının görevlerinin en başında Anayasa ile
güvence altına alınan ormanlarımızın korunması ve çoğaltılmasının geldiği;
ancak, özellikle 2B olarak adlandırılan orman vasfını kaybetmiş arazilerin
satışı için başlatılan sürecin; amaçlananın
tam tersine bir çalışmanın ürünü olarak kamuoyunun önüne çıktığı,
- Ülkemizde 1950 yılından sonra kaybedilen
ormanlık alanın miktarının 27 milyon hektar olduğu, kaybedilen bu alanların
yarısından fazlasının hiçbir yasal düzenlemeye dayanmadan arazi kazanmak gibi
nedenlerle ortaya çıktığı, bir çoklarının da yok edildiği,
- Türkiye'de bugün 3225 belediye olduğu,
sadece 16 belediyede çevreye ve vatandaşa zarar vermeyecek biçimde çöp
sorunlarının çözüldüğü,
- Gelişmiş ülkelerden gemilerle atıklar
getirilip gelişmekte olan ülkelerin denizlerine ve limanlarına bırakıldığı; bu
durumun; bir yandan çevre sağlığı için
tehlikeli olurken, bir yandan da görüntü kirliliğine neden olduğu,
- Ülkemizde 6 milyon orman köylüsünün
yaşamakta olduğu, bu 6 milyon orman köylüsünün ülkemizin en yoksul, en fakir
kesimini oluşturduğu,
- Nüfus artışı, ısının yükselmesi, yeraltı
su seviyesinin düşmesi, kişi başına düşen tarım alanlarının azalması gibi temel
küresel sorunların, insanlığın geleceğini riske sokacak boyutlara ulaştığı;
özünde doğal üretim kaynaklarının tüketilmesi, yok edilmesi, bozulması ve
kirlenmesi süreçleriyle ortaya çıkan bu sorunların yeterince algılanamadığı
için gerekli önlemlerin alınamadığı; ancak, bu durumun çok daha tehlikeli nitelik taşımakta olduğu,
- Davos' ta düzenlenen Dünya Ekonomik
Formunda açıklanan 2005 Çevre Sürdürülebilirlik Endeksinde, Türkiye'nin 146
ülke arasında 91 inci sırada yer aldığı, çevre kirliliği ve çevre politikaları
gibi 21 ayrı göstergeyi dikkate alarak hazırlanan bu endekse göre, Türkiye'nin
son iki yıl içinde bir gerileme
kaydettiği; 2002 yılında Türkiye 62 nci sırada yer alırken iki yıl içinde 29
sıra birden düşerek 91 inci sıraya indiği,
- Bugün çevre yönetimi alanında kamu
kurumları arasında çok ciddî boyutlarda görev, yetki ve sorumluluk karmaşası
bulunduğu,
- 2002 yılı öncesi ortalama 75 000 hektar
olan ağaçlandırma alanının, 2005'te 175 000 hektara çıktığı, Orman Bakanlığının
görülmemiş bir şekilde ağaçlandırma
faaliyeti içinde olduğu, yine özel ağaçlandırmanın 5 kat arttığı, orman yangınlarının
azaldığı,
- AB'yle belki de en zor geçecek
bölümlerden birinin çevre olacağı, 35
milyar euro bir kaynağa ihtiyaç olduğu, bunun yüzde 10-15'inin fonlardan,
kalanın üçte birinin yerel, üçte birinin
sanayi kuruluşları, üçte 1'inin
de merkezî hükümetten karşılanacağı,
- Toplu Konut İdaresi Başkanlığının bir
raporunda Ülkemizde 20 314 orman köyü bulunduğu, bu köylerde ülkenin en fakir
ve devlet imkanlarından en son ve en az yararlanan insanlarının yaşamaya
çalıştığı ve 2000 yılı genel nüfus sayımı sonuçlarına göre 1985 yılı genel
nüfus sayımından itibaren 15 yılda orman köylerinin nüfusunun yüzde 32 oranında
azaldığı; orman köylerinin işgal ettikleri arazilerin yüzde 15'inin tarıma
elverişli olduğunun belirtildiği, orman köylülerinin sorunlarına çözüm bulma görevinin anayasa ve yasalar
uyarınca, Orman Bakanlığına ve Orman
Genel Müdürlüğüne verildiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- FAO' nun kayıtlarına göre, Türkiye'nin,
ormancılığını artıran nadir ülkelerden biri olduğu; 500 000 hektardan daha
fazla yeni orman alanının ilave
edildiği,
- Çevre Kanununun, Türkiye'nin Avrupa
standartlarında bir mevzuata sahip
olması için çok ileri bir adım olacağı,
- Devlet ormancılığından millet
ormancılığına geçişin yönetim anlayışı olarak önemli olduğu, yüzde 99,9'u tamamen kamunun denetiminde,
kontrolünde ve yönetiminde olan ormancılık politikasının, çağdaş, katılımcı, çoğulcu
yönetim anlayışına geçmesi gerektiği, Türkiye'nin 52 ilinde kurulmuş olan kent
ormanlarıyla bunun önemli bir adımının atıldığı,
- 1992 ile 2002 ortalamalarına
bakıldığında, yılda 75 000 hektar
ağaçlandırma yapılırken, bu rakamın 175 000 hektara çıkarıldığı; hedefin
2006'da 300 000 hektara çıkarmak olduğu,
- Meteoroloji tarafından yapılan tespit ve
uyarıların halkımız tarafından yakından takip edildiği ve bilhassa ziraî don
uyarısı tutarlılık oranlarının 2004 yılında yüzde 88, 2005 yılında yüzde 92
olarak gerçekleştiği,
ifade edilmiştir.
r 17.11.2005 tarihinde
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Fiskobirlik' in, en az diğer birlikler
kadar DFİF' e olan borçlarının silinmesinin gerektiği, Fiskobirlik' in DFİF
kaynaklarından kredi talep ettiği, ancak
kredi talebinin kabul edilmediği,
-
Küçük esnafın ciddi bir probleminin işportacılar olduğu, esnafın vergi vermesi,
işçi çalıştırması, her türlü katkıyı vermesine rağmen işportacıların haksız
kazanç elde ettiği, küçük esnafın korunması için bu hususta mücadele edilmesi
gerektiği,
- 2005 yılında büyüme hızının yavaş yavaş
azalmaya başladığı, büyümenin hız kesmesinde ekonomik büyümenin çekici gücü
olan sanayi sektörünün hız kesmesinin etkili olduğu, sanayileşmenin tekrar bir
hedef haline gelmesinin sağlanması gerektiği,
- Ucuz dövizin ithalatı teşvik ederek,
döviz açığının büyümesine yol açtığı ve aynı zamanda, giderek ekonominin ve
imalat sanayiinin üretim yapısını sağlıksız hale getirdiği,
- Türkiye'nin, sanayileşmesini ve ihracata
dönük kalkınma çabalarını en kısa sürede bir strateji ve politikaya dayandırması
gerektiği,
-Organize sanayi bölgelerindeki doluluk
oranlarının yetersiz olduğu,
- Esnafın karşılaştığı en önemli
sorunların; yüksek faiz, elektrik fiyatları, telefon faturaları, benzin, vergi
ve Bağ-Kur primleri olduğu,
- Ülkemizde ekonomik faaliyetlerin
yarısından fazlasının finansal faaliyetler üzerine kurulduğu, bu durumu
değiştirecek ticarî ve sanayi
faaliyetlere önem verecek bir anlayışla Bakanlığın yeniden yapılandırılmasının
gerektiği,
- Sanayi ve ticaret konusunda ulusal
politika önceliklerinin ortaya konulması ve devletin de bu konuda kendisini
yenilemesi gerektiği,
- Türkiye'de sanayi politikalarının tek
elden ve eşgüdüm içerisinde yürütülebilmesi için, Hazine Müsteşarlığında
bulunan Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüklerinin ve bu
çerçevede kurulacak yabancı sermaye ajansının Sanayi Bakanlığına bağlanmasının
bir zorunluluk olarak görüldüğü,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Millî gelirimizin Avrupa Birliği
seviyesine çıkması, işsizliğin ortadan kaldırılması ve halkımızın hak ettiği
refah seviyesini yakalamasının, ekonominin itici gücü olan sanayiimizin
gelişmesine ve rekabet edebilir bir duruma getirilmesine bağlı olduğu,
- Organize sanayi bölgeleri ve küçük
sanayi sitelerine Bakanlıkça kullandırılan kredilerde düşük faiz oranlarıyla
önemli ölçüde destek verildiği ve yatırım programında yer alan projelerin hızlı
bir şekilde tamamlanarak sanayicilerin hizmetine sunulduğu,
-
18 287 hektar büyüklüğünde 77 adet organize sanayi bölgesinin
tamamlandığı; ayrıca 86 666 işyerinden oluşan 386 adet küçük sanayi sitesinin
üstyapı ve altyapı inşaatlarının tamamlandığı; bu bölgelerde yaklaşık 30 675
adet tesisin üretime geçtiği ve üretime geçen bu tesislerde 575 000 kişiye iş
imkânı sağlandığı,
- Organize sanayi bölgeleri projelerinin 1
katrilyon 25 trilyon lira civarında bir yatırımla tamamlandığı; küçük sanayi
siteleri projeleri için ise yine 2 katrilyon 306 trilyon liralık bir ödeme
yapıldığı; 2005 yılı yatırım programında
116 adet organize sanayi bölgesi ile 75 adet küçük sanayi sitesi projesinin yer
aldığı ve bunların hızla tamamlanmasına gayret edildiği,
- Tarımın da sanayileşmesi gerektiği;
gelişmiş ülkelerde kırsal kesimde yüzde 8-10 civarında insanın yaşadığı
düşünüldüğünde, Türkiye'de bu oranın yüzde 40'larda olmasının düşündürücü
olduğu;
- Tarım Satış Birlikleri konusunda Dünya
Bankasının imkânlarından da yararlanılarak, Bakanlık Müsteşarlığının
yönetiminde kurulmuş olan Yeniden Yapılandırma Kurulunun çalışmalarını
başarıyla sürdürdüğü,
- Esnaf ve sanatkârların yaşadığı
sorunların giderilmesi amacıyla da bir dizi tedbirlerin alındığı, esnaf ve
sanatkârlarla ilgili sağlıklı kayıtların henüz oluşturulamadığı,
- Tüketici hakları alanında yapılan
çalışmalardan AB İlerleme Raporlarında da övgüyle bahsedildiği,
- Ürünlerin pasaportu niteliğinde olan, AB
ülkeleri ve Türkiye içinde de dolaşımını sağlayan CE işareti olarak bilinen
konuda 16 adet mevzuatın uyumlaştırılarak ve bazı kuruluşlarda da akredite
edilerek, bu belgelerin doğrudan Türkiye'de verilmesi konusunda çalışmaların
tamamlanmış olduğu,
- 2005 yılında üreticilerden satın
alınacak pancarın toplam bedelinin 1 milyar 900 milyon YTL olarak tahmin
edilmekte olduğu ve Türkiye'de şeker stokunun normal seviyede olduğu,
- Şekerde stok oluşmasını engellemek
amacıyla şekerpancarı üretiminde kota uygulandığı,
- Özelleştirmeye karşı olanların; şeker
fabrikalarını kâra geçmeleriyle birlikte, bunların önünü kesmek için çeşitli
propagandalar yaptıkları, yapılan propagandalar neticesinde, üreticinin kotanın
üzerinde ekim yaptığı,
- Geniş kapsamda görüşler alınarak,
hipermarket ve süpermarketlerle ilgili yasa tasarısı hazırlıklarının
tamamlandığı,
- Esnaflara verilen kredi faizlerinin
yüzde 59'dan yüzde 16,5'a düşürüldüğü, kamu bankalarının özerk olması
sebebiyle kendi yönetimlerince bu kararların verildiği,
ifade edilmiştir.
r Komisyonumuzda 21.11.2005
tarihinde Sağlık Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Sağlık alanında yapılan mevzuat değişiklikleri sonucu sağlık
sektörünün olumsuz yönde etkilendiği, yapılan yasal değişiklikler neticesi
devletin sağlık alanındaki etkinliğinin azalmakta olduğu, tedavi edici
hizmetlerin artan oranda özel sektöre bırakılması yoluna gidildiği,
- Aile hekimliği uygulamasında hekim
ihtiyacı giderilse bile ülkedeki sağlık harcamalarının artacağı, bunun da
hizmetten yararlananlara yük olarak geri döneceği, yerel yönetimlere
bırakılacak olan hastanelerin sağlık hizmetlerinin, belediyelerin kuracakları
şirketler veya özel sektör kanalıyla verilebileceği, bunun da sağlık
hizmetlerinin ücretli olmasını ve kaçınılmaz olarak yoksul vatandaşlar için
sıkıntıların doğmasını gündeme getireceği,
- Koruyucu sağlık ve halk sağlığı
çalışmalarında sosyal ve fiziksel sağlık altyapı yetersizliklerinin devam
etmekte olduğu, hekim başta olmak üzere, sağlık personelindeki yetersizliklerin
ve sağlık personelinin yurt düzeyindeki dengesiz dağılımının sürmekte olduğu,
- Hasta yatak sayısının yüzde 38'inin hâlâ
üç büyük ilde bulunduğu; uzman hekimlerin ise, yüzde 46'sının üç büyük ilde
toplandığı,
- Hastanelerde başlatılan performansa
dayalı ücret sistemindeki uygulamanın sıkıntılı sonuçlara yol açabileceği,
sağlık hizmetlerinin sunumunda, kamu çalışanlarını etik olmayan davranışlara
sürükleyebileceği ve gereksiz sağlık harcamalarını arttırabileceği; bu nedenle,
performans uygulamasının derhal terk edilmesi gerektiği,
- Kamu sağlık harcamalarının,1999 yılından
başlayarak gayri safî millî hâsılaya oranının, reel olarak artmakta olmasının
sevindirici olduğu; ancak bu harcamanın kurumsal ve alt fonksiyonel
dağılımlarına bakıldığında koruyucu sağlık harcamalarının azaldığı, ekonomide toplam sağlık
harcamalarının payının artmasına rağmen Sağlık Bakanlığının toplam sağlık
harcamaları içindeki payının düştüğü,
- Hayata geçirilmesi düşünülen genel
sağlık sigortası uygulamasının, Anayasa'da sosyal haklar arasında düzenlenen sağlık hizmetlerinin bir insan
hakkı olmaktan çıkarılması sonucunu doğurabileceği,
şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri
müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Sağlık hizmetlerinin özelleştirilmesinin
söz konusu olmadığı, 2005 itibariyle, sağlık hizmetleri sunumunda özel sektör
payının yüzde 10 civarında olduğu, sağlık hizmetlerinin büyük ölçüde Sağlık
Bakanlığının kuruluşları tarafından verilmekte olduğu,
- Ortak kullanım protokolüyle SSK'ya bağlı
vatandaşların devlet hastanelerinden yararlanmalarının mümkün hale getirildiği,
- Hayata geçirilmesi planlanan
"Sağlıkta Dönüşüm Programı" ile kamu hastanelerinin kendi ayakları
üzerinde durabilecek verimli işletmelere dönüşmesi, sektörün diğer aktörleriyle
rekabet edebilmesi ve merkeze bağımlı yapıdan kurtulabilmesinin amaçlandığı;
ayrıca bu program çerçevesinde sigorta sistemiyle sözleşme yapmak ve sevk
sistemi esaslarına uymak kaydıyla bütün vatandaşlarımıza hizmet verebilecek
duruma getirildiği,
- Kır-kent, doğu-batı eşitsizliğini
azaltmak, sunulan hizmetin niteliğini geliştirmek için birtakım tedbirlerin
alındığı, 4924 sayılı Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli
Sağlık Personeli Çalıştırılması Hakkında Kanunun kabul edilmesiyle, çeşitli
sebeplerle yıllardır sağlık personeli gönderilemeyen illerimize çalışmayı
özendirecek ücret ve şartlarla 16 000 sağlık çalışanının tayin edildiği,
- 2005 yılı bütçesinde 27 adet hastane
yapımının planlandığı, bunlardan 17'sinin
tamamlanmış olduğu, yıl sonuna kadar
25 hastane inşaatının tamamlanmasının planlandığı,
- Bakanlığın 2006 mali yılı bütçe
teklifinin 7 milyar 477 milyon 471 bin
YTL olarak belirlendiği, bu rakamın genel bütçe içerisindeki payının yüzde
4,39'a tekabül ettiği, 2006 yılı tahmini gayri safi milli hasıla içindeki
payının ise yüzde 1,39 olduğu,
Bakanlığın bütçesinin 2005 yılı bütçe büyüklükleriyle karşılaştırıldığında hem
genel bütçeye oranında hem de gayri safi milli hasılaya oranında bir artışın sözkonusu olduğu,
ifade edilmiştir.
r Komisyonumuzda 21.11.2005
tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığı
bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Turizm potansiyeli ve gelirlerinin
artırılabilmesi için turizmde dağ, yayla, inanç, kongre ve termal gibi
çeşitliliğe gidilerek, turizm kapsam ve süresinin genişletilmesinin gerektiği,
aynı şekilde, eğitim ve insan kaynakları alanında da gerekli atılımlar
yapılarak turizmin kalitesinin geliştirilmesi gerektiği,
- İspanya ve Yunanistan ile eşit
koşullarda rekabet edebilmemiz için sektör üzerindeki yüksek Katma Değer
Vergisi yükünün, yeniden gözden geçirilerek, anılan ülkelerle rekabeti
engellemeyecek makul düzeylere çekilmesi ve aynı şekilde, sektöre bir yük
olacağı düşünülen hasılat üzerinden alınacak yüzde 5 konaklama vergisinin çok
iyi düşünülüp tartışıldıktan sonra devreye sokulması gerektiği,
- Turizm sektöründeki risk unsuru da
dikkate alınarak, özellikle bankaların yüksek maliyetlerin ortadan kaldırılması
gerektiği,
- Türkiye Cumhuriyetinin başlangıcından bu
yana ortaya konulan kültürel politikanın, kendi değerlerimizin bulundukları
yerlerden çıkartılıp bunları çağdaş
dünya ile bütünleştirebilmesini esas alan bir model olduğu,
- 2002 yılından bu yana turizm gelir ve
gider dengesine bakıldığında, 2006'daki tahmin itibariyle yaklaşık 3 kat bir
net turizm artışının gerçekleştirilmekte olduğu, ancak, bu artışın, doğal
dinamikler, turizm altyapısı ve dış konjonktürden kaynaklandığı, Turizm
Bakanlığının, turizm sektörünün gelişmesine, performansına yeterince etki
edebilecek politikaları uygulayamadığının görüldüğü,
- 2005 yılında Bakanlık bütçesinin
konsolide bütçe içindeki payının binde 4 olduğu, söz konusu ödeneğin yüzde 1-1,5'luk
bir seviyeye yükseltilmesi halinde, Bakanlığın turizmin gelişiminde son derece
etkili olabileceği,
- Bakanlıkların birleşmesinden sonra
Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları içinde kültürel faaliyetlerin ikinci
plana atıldığı,
- 2004 yılının ilk dokuz ayında 13,3
milyon turist, 2005 yılının ilk dokuz ayında ise 16,1 milyon turist geldiği,
turist sayısında yüzde 21 oranında bir artış yaşanmış iken; 2004 yılının ilk
dokuz ayındaki gelirin 9,5 milyar dolar; 2005 yılının ilk dokuz ayındaki gelirin
11,1 milyar dolar olduğu; turistlerden
sağlanan kişi başına gelirin azaldığı,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Bakanlığın kültür anlayışının
küreselleşme ve Türkiye'nin AB üyeliği perspektifi çerçevesinde ele alındığı,
kültür kavramına ilişkin yaklaşımın, dünya genelinde kabul gören ve kültürü bir
arada yaşayan toplulukların entelektüel ve moral özelliklerinin bir araya
gelmesiyle oluşmuş bir bütün olarak algılayan ve beraber yaşama bilinci
sağlayan bir çerçeveye oturtulduğu, kültür kavramına yönelik bu yaklaşım
çerçevesinde şekillendirilen kültür politikasının; tekil, önceden belirlenmiş,
toplumsal farlılıkları ve çeşitliliği yok sayan bir kültür politikası telkin
etmek yerine, çoğulculuğu öne çıkaran, herkesin kendisini dilediğince ifade
etmesine imkân sağlayan bir kültür ortamı sağlamak temelinde oluşturulduğu,
- Halen faaliyet gösteren 47 kültür
merkezinin yanı sıra, inşaat halinde bulunan ve 9'u sene sonuna kadar tamamlanması
beklenen 71 kültür merkezinin hizmete gireceği,
- Kültürel faaliyetlerin yerel düzeydeki
etkililiğinin devamının sağlanması amacıyla kültürel kurumların işletilme ve
bu faaliyetlerin organizasyonuna
ilişkin çalışmaların yerel yönetimlere ve özel sektöre devredilmesi yönünde bir
yaklaşım içinde bulunulduğu,
- Bakanlığın kültür programlarının
yürütülmesi çerçevesinde öncelik verdiği bir diğer konunun kamu-özel sektör
işbirliğinin güçlendirilmesi olduğu, bu hedef doğrultusunda yürütülen yoğun
mevzuat çalışmaları sonucunda, Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik
Kanunu ile Gelir Vergisi ve Kurumlar Vergisinde kültür sponsorluğu teşvikinin
yürürlüğe girdiği, bu alandaki kamu-özel sektörün işbirliğini kolaylaştırıcı
önlemlerin hayata geçirildiği, mevzuat düzenlemelerinin tamamlanmasıyla
birlikte, bu teşviklerden yararlanmak suretiyle, gerek özel sektör gerekse
sivil toplum kuruluşları eliyle birçok restorasyon çalışmasının
gerçekleştirilmekte olduğu, bu teşvik tedbirlerinin temel amacının, kültürel alanda
toplum genelinde ortak bir anlayışın tesis edilmesini sağlamak olduğu,
- Kültür programlarımızın bir diğer
önceliğinin kültür kurumlarının ve kültürel varlıkların verimliliğinin
artmasını sağlamak amacıyla kültür işletmeciliğinin özelleştirilmesi olduğu, bu
hedefe yönelik olarak; müzeler, ören yerleri, kültür merkezleri gibi kültürel
kurumların belli bölümlerinin özel teşebbüs tarafından işletilmesine imkân
sağlayan yasal ve idarî düzenlemelerin hayata geçirildiği; öte yandan, kültüre erişimin kolaylaştırılması
ve toplumsal katılımın artmasını teminen, kapalı kütüphanelerin ve müzelerin
süratle hizmete açılmakta olduğu, bu mekânların gerek teknik gerekse idarî kapasitelerinin geliştirilmesi için yoğun
faaliyetlerin yürütüldüğü,
- Sanatın ve sanatçının desteklenmesinin kültür programımız çerçevesinde
öncelikli alan olduğu; bu kapsamda yapılan yasal düzenlemeler çerçevesinde;
sinema filmlerine proje, yapım ve proje sonrası destek sağlandığı, özel
tiyatroların mali açıdan desteklendiği, Türk edebiyatının dünyaya açılımının
sağlanması için Türk eserlerin yabancı
dillere çevirisi ve yayımlanması faaliyetlerinin, proje bazında
değerlendirilerek finanse edilmekte olduğu,
- Eşi görülmemiş bir turizm potansiyeline
sahip bulunan Türkiye'nin turizm alanında
kaydettiği gelişmelerle bugün ciddî bir ivme yakalamış bulunduğu, 1980 yılında 1 milyon 200 bin olan turist
sayısının 2004 yılında yaklaşık 15 kat artarak 17 milyon 500 bin kişiye
ulaştığı, turizm gelirlerinin ise
yaklaşık 40 kat artışla aynı dönemde 15,9 milyar ABD Dolarına ulaştığı,
dünyada, özellikle de Batı Avrupa'da turizm açısından bir daralma söz konusu
olmasına rağmen, Türk turizminin 2005 yılında da rekorlar kırarak yükselmeye
devam ettiği, bu yılki artışın ekim ayı sonu itibariyle %22 civarında olduğu,
- Gayri safi millî hâsılamızın yaklaşık %
5,5'ini oluşturan turizm gelirinin ülkemizin kalkınması ve yeni iş alanlarının
yaratılması açısından öneminin tartışılmaz olduğu,
- Turizm politikasının önceliklerinin;
yarışabilirlik, müşteri memnuniyeti, sürdürülebilir gelişme, turizmin dört
mevsime yayılması hedefine yönelik olarak turizmin çeşitlendirilmesi
olduğu; bu kapsamda kış turizmi, yayla
turizmi, golf turizmi, termal turizm gibi alternatif turizm alanlarının
geliştirilmesi gerektiği, destinasyon odaklı tanıtma ve pazarlama stratejileri,
çevreye duyarlı turizm geliştirme stratejileri ve kültürel mirasın korunması stratejilerinin gerçekleştirilmesi
gerektiği,
ifade edilmiştir.
r 22.11.2005 tarihinde
Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Türkiye ile Avrupa ülkelerinde çalışan
öğretmenlerin aldıkları maaşlar karşılaştırıldığında en yüksek çalışma
saatlerine sahip olan ülkenin Türkiye olduğu, eğitimcilerin geçinebilmek için
ek iş yapmak zorunda bırakıldığı,
- Öğretmenleri performanslarına göre
değerlendirmeyi amaçlayan yeni sistemin, öğretmenlik mesleği, eğitim bilimi ve
örgütlenme kültürüyle bağdaşmadığı; yapılmak istenen kariyer sınavının çalışma
barışını bozacağı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmayı ve paylaşmayı
ortadan kaldıracağı, onları yarışa sokarak aralarındaki güven ilişkisini
zedeleyeceği, öğretmenler arasında hiyerarşi yaratacağı, okulun ve eğitimin kamusal özüyle
bağdaşmayan bu uygulamanın yaşanan sorunları daha da artıracağı,
-
İlköğretim müfettişlerinin diğer denetim elemanlarıyla aynı hukuki altyapıya
sahip kariyer meslek mensubu olmalarına rağmen, diğer denetim elemanlarının
sahip oldukları özlük haklarından mahrum bırakıldıkları,
- Öğretmenlerin ilk atama ve yer
değiştirmelerinin elektronik ortamda; başvuruların ise internet üzerinden
yapılmaları sağlanarak haksız tayinlerin durdurulduğu, mazeret tayinlerinin
mutlaka eğitim dönemlerinin ara dönemlerinde yapılması gerektiği, eğitim
döneminde tayinlerin yapılmasının eğitimde aksaklıklara neden olduğu,
- Öğretmen dağılımında bölgeler arası
farklılıkların kaldırılmasına yönelik ciddi atılımların yapıldığı; kırsal
bölgelerdeki öğretmen açığının büyük ölçüde giderildiği; toplamda bir öğretmene
26 öğrenci düştüğü,
- Eğitimdeki önemli sorunlardan birinin
üniversiteye hazırlama kursları olup bunların veliler için büyük bir yük
oluşturduğu,
-
Özerk statülü ilköğretim okulları talep eden okul aile birlikleri için, uygun
görülen okullarda böyle bir denemenin yapılması gerektiği,
- Millî eğitimde öğrenci, öğretmen, okul
ve veli olmak üzere dört temel unsurun
ön plana çıktığı ancak; hepsinin etrafında şekillendiği
objenin öğrenci olduğu,
- İşletmelerin ara kademe ihtiyacını
karşılayan nitelikli iş gücünün ortaya çıkarılması için meslekî ve teknik
liselere önem verilmesi gerektiği,
- Eğitimin kalitesinin artırılarak ve öğrencilere fırsat eşitliği
sağlanarak eğitiminin teşvik edilmesi gerektiği; 2006 yılı bütçe tasarısına
göre, Millî Eğitim Bakanlığının bütçesinin 16,5 milyar Yeni Türk Lirası olduğu;
bu anlamda devletin, öğrenci başına yılda yaklaşık 1 000 YTL kaynak ayırdığı,
ancak rekabet etmeye çalıştığımız ülkelerde bu ortalamanın 4 000 Dolar
civarında olduğu,
- 640 000 civarında taşımalı öğrencinin
bulunduğu ve bunun için 350 trilyon lira para ayrıldığı; ancak taşımalı
eğitimden bugün beklenen verimin elde
edilemediği; özellikle, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinde taşımalı eğitim
nedeniyle kız çocukların okullara
gönderilmediği,
- Son iki yılda Millî Eğitim Bakanlığı
bütçesinin genel bütçe içerisinde ön plana çıkmış olmasının eğitim camiası açısından sevindirici bir
olay olduğu,
- Yıllardır çeşitli nedenlerle kapalı
bulunan okulların 3000'inin tekrar eğitime açılmış olduğu; Türkiye'de, kızların
eğitime katılım oranının düşüklüğü de dikkate alındığında son bir yıl
içerisinde "Haydi Kızlar Okula kampanyası" dahilinde 160 000
civarında kız çocuğunun okula kayıtlarının yapılmasının büyük bir başarı olarak
kabul edilmesi gerektiği; yıl sonuna kadar 38 000 okulun internet erişimine
kavuşacak olmasının; teknolojik, eğitim ve dünyadaki diğer gelişmeleri takip
etmek açısından önemli bir gelişme olduğu,
-
Okul sayısının son üç yılda 59 873'ten 67 179'a, öğrenci sayısının 18
619 677'den 19 437 566'ya yükseldiği; öğretmen sayısının ise 551 000'den 600
000'lere kadar bir artış gösterdiği; okulsuz bölgelere, 48 saatte kurulabilen
taşınabilir okul projelerinin geliştirildiği, üç yılda 60 000'e yakın derslik
yapıldığı; okullara 47 trilyon harcanarak depreme karşı güçlendirilmelerinin
yapıldığı,
- Okullara 1 milyon adet yeni bilgisayar
gönderilmesi; kırk yıldır değiştirilemeyen ortaöğretim müfredatının
yenilenmesi; liselerin dört yıla çıkarılarak hazırlık sınıflarının
kaldırılması; üç yılda 270 milyon adet ders kitabının ücretsiz dağıtılması; 80
000 öğretmene dizüstü bilgisayarın çok cazip imkânlarla sunulması, öğretmenlik
mesleğinin, öğretmen, uzman öğretmen, baş öğretmen şeklinde kademelendirilerek
meslekî ve kişisel gelişimlerin önünün açılması; TOKİ ile yapılan ortak girişim
sonucu, öğretmenlere ucuz konut imkânının sağlanmasının ciddî ve değerli
çalışmalar olduğu,
- Türkiye'de 8 325 okulda ikili, 17 636
okulda ise birleştirilmiş sınıflarda eğitim yapıldığı; İlköğretimde derslik
açığının 78 000, ortaöğretimde ise 16 700 olduğu; Kentlerde 4 291 okulda 4,8
milyon öğrencinin hâlâ ikili eğitime katılmak durumunda kaldığı; 2005-2006
eğitim-öğretim yılında 30 kişilik sınıflarda tekli ve normal eğitim yapabilmek
için şu anda 3 200 okula, 96 000 dersliğe ve 110 000 öğretmene gereksinim
duyulduğu,
-
Millî eğitimdeki en önemli değişim ve gelişimin; günün şartlarına uygun,
araştıran, düşünen, sorgulayan, üreten, bilimsel, sosyal beceri ve çevreye
duyarlı, öğrenme üzerine odaklı öğrenci
merkezli, seçme özgürlüğü ve esnekliği olan takım anlayışlı, aynı zamanda
demokrasi ve demokratikleşmeyi temel alan müfredatın uygulanması olduğu,
- Eğitim çalışanları içinde öğretmenlere
mahsus sorunların başında, ek ders ücretlerinin düşüklüğünün geldiği; ders
saati başına net 3,51 YTL olan ek ders ücretlerinin ekonomik olarak
güncellenmesi ve ders saati başına net 10 YTL' ye çıkarılması gerektiği;
özellikle büyük şehirlerde görev yapan öğretmenlerin kira ve ulaşım
giderlerinin yüksekliği nedeniyle ek iş yapma mecburiyetinde kalındığı,
şeklindeki görüş ve eleştirilere müteakip,
Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Türkiye'de okul öncesi eğitimdeki
okullaşma oranının 48-72 aylık çocuklarda yüzde 11 iken, 15 Kasım itibariyle
okul öncesi eğitimde bu oranın yüzde 20
olduğu; ancak bu yüzde 20'lik oranın Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planının 2005 sonu için gösterdiği
yüzde 25'lik hedefin altında kaldığı,
- 2003 yılında brüt okullaşma oranı
ilköğretimde yüzde 95,98, toplam brüt
okullaşma oranı yüzde 80,50 iken, 2005 yılı itibariyle ilköğretimde brüt okullaşma oranının yüzde
98,57; net okullaşma oranı ise yüzde
92,31 olduğu; ortaöğretim kurumlarında yine 2003'te brüt okullaşma oranının
yüzde 71,2; net okullaşma oranının ise
yüzde 44,47 olduğu, öte taraftan 2005'te ortaöğretim brüt okullaşma oranının yüzde 89,38, net okullaşma oranının
ise yüzde 51,68 olduğu,
-
UNICEF ile Millî Eğitim Bakanlığının işbirliğiyle 2003 yılında
başlatılan çalışmalar sonucu tespit edilen 160 000 kız çocuğunun okullulaştırıldığı,
- Türkiye çapında eğitimde ciddi
seferberlik ilan edildiği, 102 yeni yurdun devreye sokulduğu, bu yurtlarda 14
000 ek yatak kapasitesinin yaratıldığı, bu sayıya eğitime destek kampanyası çerçevesinde çeşitli kişi
ve kuruluşun yaptığı kampanyalar sonucu yapılan yurtların da dahil olduğu
- Taşımalı eğitimle 17 000 birleştirilmiş
sınıf uygulaması yapan okulun olduğu, 3 000 okulun yeniden açıldığı,
- İlköğretimdeki muhtaç öğrencilerin
annelerinin hesabına her ay erkek çocuk için
18 milyon, kız çocuk için 22 milyon lira yatırıldığı; ortaöğretimdeki
erkek öğrenciye 28 milyon, kız
öğrenciye ise 39 milyon lira para
yatırıldığı; her eğitim- öğretim dönemi
başında eğitime hazırlık yardımı adı altında
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonundan kaymakamlıklar ve
valilikler bünyesindeki vakıflar aracılığıyla bu öğrencilerin ihtiyaçlarının
karşılandığı,
- Üç yılda 270 milyon ücretsiz ders
kitabının öğrencilere dağıtıldığı ve bu önemli projenin çok büyük bir başarıyla
hayata geçirildiği,
- Ortaöğretim burslusu olan öğrencilerin
sayısında 2003'ten bu yana çok büyük
artışların kaydedildiği; burs miktarı öğrenci başına aylık 13 milyon
Türk Lirası iken, 2005 bütçesiyle birlikte 42 milyona çıkarıldığı ve burs alan öğrenci miktarı 2003
yılında 93 000 iken, bu sayının
2005 yılında 150 000 öğrenciye çıkarıldığı; ayrıca, Kızılay'la yapılan
görüşmeler sonucu ilave olarak 10 000 öğrenciye burs temin edildiği,
- Taşımalı eğitimin devlete maliyetinin yemek parası dahil olmak
üzere yaklaşık 350 trilyon Türk Lirası olduğu, ancak taşımalı eğitimin bir
zaruretten kaynaklandığı,
- 1967'den beri Millî Eğitim müfredatında
ilk kez ciddi değişikliklere gidildiği ve geçen yıl Türkiye çapında 7 bölgede
120 okulda pilot uygulama olarak uygulandığı, öğretmenlerin, velilerin,
öğrencilerin ve eğitim yöneticilerinin görüşleri doğrultusunda bazı revizyonlar
yapıldığı ve 2005 - 2006 öğretim yılında bu yeni müfredatın devreye sokulduğu
ve kademeli olarak uygulamaya
konulacağı,
- Üç yılda gerek bütçe kaynaklarıyla
gerekse eğitime yüzde 100 destek kampanyası çerçevesinde yapılanlar,
belediyelerin, İstanbul Menkul Kıymetler Borsasının ve Dünya Bankasının
katkılarıyla Avrupa Birliğinden temin edilen hibeler, Toplu Konut İdaresi ve
Telekom tarafından yapılan okullarla 2003-2005 yılları içerisinde 60 000 yeni
derslik yapıldığı,
- Öğretmenliğin bir kariyer meslek haline
getirildiği, öğretmenliğin ortaöğretimden itibaren büyük bir moral ve
motivasyonla ancak sağlanabilecek bir meslek olduğu ve bundan dolayı Anadolu öğretmen liselerinin
önemsendiği, 40 tane yeni Anadolu öğretmen lisesinin açıldığı; öğretmenlik
mesleğini seçen Anadolu öğretmen lisesi öğrencilerine ciddî burslar ödenmesinin
teşvik edici bir unsur olduğu,
- Öğretmenlerin ucuz konut sahibi olması
için Ankara'da bir pilot uygulama başlatıldığı, 2 800 civarında konutun
bugünlerde bitmek üzere olduğu ve diğer illerimizde de Toplu Konut İdaresinden
öğretmenler adına daha ucuz konut elde edebilmek için TOKİ ile görüşmelerin devam ettiği,
- Rehberlik sisteminin yeni baştan
düzenlendiği, proaktif dediğimiz bir rehberlik sisteminin getirildiği; problem ortaya çıktıktan sonra
problemi gidermeye yönelik bir rehberlik sistemi değil; öğrenciyi keşfetme,
kabiliyetini tespit etme, problemin ortaya çıkmamasını esas alan bir rehberlik
sisteminin kurulduğu,
ifade edilmiştir.
r 23.11.2005 tarihinde
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- 2002 ile 2005 kıyaslandığında Bağ-Kur ve
SSK emeklileriyle ilgili son derece olumlu gelişmeler yaşandığı, TÜFE'nin çok
üstünde aylıklarda iyileşmeler sağlandığı, bu gelişmelerin emekliler arasındaki
maaş farklarının giderilmesine yetmediği, bu farkların Plan ve Bütçe Komisyonu
gündeminde bulunan yeni Tasarı ile giderilmesinin öngörüldüğü,
- Ülkemizde borç faizleri dışında en
yüksek transfer harcamasının sosyal güvenlik sistemine yapıldığı, borç
faizlerindeki ödemelerin gittikçe düşmesine rağmen, sosyal güvenlikteki
açıkların arttığı,
- SSK'nın, Sağlık Bakanlığına geçen
hastanelerinde 2004 ile 2005 kıyaslandığında sağlık tedavilerinde giderlerin
azaldığı, ancak ilaç giderlerinde ciddi artma olduğu, bunun nedeninin SSK'
lıları uzun kuyruklarla ilaç almaya zorlayan anlayış yerine daha rahat ilaç
alma ve ilaca daha rahat ulaşabilme imkânlarının sunulması olduğu,
- Sosyal güvenlik kurumlarının mevcut
yapılarıyla devam etmesinin mümkün olmadığı, örneğin Bağ-Kur' un toplam
gelirlerinin giderlerinin ancak yüzde 40'ını, SSK'da yaklaşık yüzde 57'sini,
Emekli Sandığında ise yüzde 60'ını karşıladığı, Türkiye'de yaklaşık 23 milyon
kişi sisteme dahil edilse bile bugünkü yapı, yaş ve prim ödemesiyle açıkların
kapanmasının mümkün olmadığı,
- Kayıt dışı istihdam oranı 2002'de yüzde
52 iken, bugün yaklaşık yüzde 50,5'e indirildiği; ancak, esas olarak
ücretlilerde kayıt dışına kaçışın sürdüğü, bu konuda çok daha ciddî tedbirlerin
alınması gerektiği,
- Türkiye'de asgarî ücretle çalışanların
sayısının toplam çalışanlar içerisindeki payının yaklaşık yüzde 48 olduğu,
gerçek rakamın düşük gösterilmesi suretiyle bunun da bir kayıtdışılık olduğu,
- Türkiye'de yaşanan ekonomik krizlerde ve
krizin etkilerini gidermeyi amaçlayan
programlarda daha çok çalışanların mağdur olduğu,
- İşsizlik oranının çok yüksek seyrettiği,
özellikle üniversite mezunlarında bu işsizlik oranının yüzde 21-22' ye kadar
çıktığı, asgarî ücretin tavan ücret haline dönüştüğü, taşeronlaşmanın doğal ve kabul edilir bir yöntem olarak benimsenir
hale geldiği,
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının
çalışma yaşamı ve endüstriyel ilişkiler alanındaki en önemli sorununun
Türkiye'deki istihdam düzeyinin artırılamaması olduğu; işçilerin reel
ücretlerinde yaklaşık yüzde 15-20 oranında kaybın sözkonusu olduğu, yoksulluk sınırındaki artışın en önemli
sebeplerinden olan kiralardaki tırmanışın halen sürdüğü,
- Yasal olmayan yollardan kadın ve çocuk
işçi çalıştırılması olgusunun Türkiye'de artmaya devam ettiği,
- Yapılan tahminlere göre bir milyon
dolayında yabancı kaçak işçi çalıştırıldığı, bu konuda yasal düzenlemeler yapıldığı,
ancak bu düzenlemelerin tümüyle uygulanmaya geçilmesi konusunda sorunlar
yaşandığı,
- İşsizlik sigortası fonunda yaklaşık
17-18 katrilyon lira biriktiği, ancak bu rakamın işsizlere dağıtılan miktarının
230 trilyon civarında olduğu, bu
rakamın Fonun işlevini tam olarak yerine getiremediğini gösterdiği,
- İş kazalarında, sistemin de kusurluluk oranı üstlenmesi gerektiği, iş
kazalarından sorumlunun sadece işçi ve işveren olduğu takdirde, iş kazaları
sigortasının tartışmaya açık olduğu,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın
merkez teşkilatı bütçesinin 74 milyon 254 bin 250 YTL olduğu, Bakanlığın bağlı
kuruluşlarından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezine
yapılan 1 milyon 827 bin 500 YTL ödenek ile toplam bütçesinin 76 milyon 81 bin
750 YTL. olduğu,
- Bağ-Kur' da 2004 yılında maluliyet ve
acil duruma ilişkin 2004 yılında gelen rapor sayısı 18 789, değerlendirilen rapor
sayısı 14 940; ara kararı verilerek ilgilisine iade edilenlerin sayısı 3 279, 2005 yılına devreden dosya sayısının
570 adet olduğu, yani, yaklaşık 19 bin dosyadan 570'i hariç, geri kalanının
yılı içerisinde bitirildiği; 2005 yılında, bugüne kadar yaklaşık 11 000 rapor
geldiği, bunun 8 651'inin değerlendirildiği, 2 239'u hakkında ise ara kararı
verildiği; acil ilaç raporu olarak da 2 638 adet raporun geldiği, bunlardan 2
478'inin değerlendirildiği, 160'ı hakkında da ara kararı verildiği,
- İstihdam oranlarındaki artışın gözle
görülür olduğu, istihdamın artırılmasında en önemli şartın sürdürülebilir bir
ekonomik büyüme olduğu, Türkiye'nin 2002'de sağlamış olduğu siyasî istikrarla
birlikte, büyüme performansı olarak iyi bir noktaya geldiği, Türkiye
ekonomisinin her yıl en az yüzde 6 seviyesinde büyüme performansı
gerçekleştirmesi ve bunun yanısıra
aktif istihdam politikalarının da uygulanması gerektiği,
- Dünyada, 2004 yılında global ekonominin
yüzde 4 büyüdüğü, ancak bunun istihdama yansımasının yüzde 25 olduğu,
dolayısıyla ekonomik büyümenin istihdama birebir yansımaması durumunun sadece
Türkiye'ye mahsus bir sonuç olmadığı,
- SSK primlerinin 10 puan indirilmesi
durumunda beklenen taban genişlemesi gerçekleşmediğinde sosyal sigortalar
sisteminin çökeceği, Sosyal Sigortalar Kurumunda 1 puanlık SSK primi indirim
bedelinin kuruma vereceği kaybın yıllık 500 trilyon lira civarında olacağı,
- İşgücü maliyetlerinin azaltılması
konusunda vergi ve diğer maliyet unsurlarının da değerlendirilmesi gerektiği,
ifade edilmiştir.
r 23.11.2005 tarihinde
Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Karayolları Genel Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro
Genel Müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Ülkenin gelişimine paralel olarak, araç
trafiğinin de arttığı ve ülkemizdeki en önemli sorunlardan birinin trafik
kazaları olduğu, bu nedenle, taşıma talebine karşı ulaşım altyapısının
oluşturulması ve karayolları ağının yeterli düzeye getirilmesinin önem arz
ettiği,
- Karayolları Genel Müdürlüğünün bütçeden
aldığı yatırım ödeneğinin, dönemin başında yüzde 1,5 iken yüzde 2,2 gibi bir orana çıkarıldığı, Genel
Müdürlüğün son üç yıl içerisinde 5 000 kilometrenin üstünde bir duble yol
çalışması yaptığı, 2006 yılı içerisinde 1 000 kilometrelik bir çalışma daha
yapılacağı,
- 50-60 milyon civarında olan kamulaştırma
ödeneğinin yetersiz olduğu, projelendirmelerin
ciddî manada aksadığı, vatandaş ile devletin karşı karşıya gelmesine
neden olduğu,
- Avrupa ülkelerinde, otomobillerde ve
hafif ticari araçlarda lastik diş dibi derinliği 3 milimetre, kamyonlarda 4
milimetre olması şartı bulunduğu; 2918
sayılı Karayolları Trafik Kanununda araç muayene istasyonlarında lastik diş
dibi derinliklerine ve lastik üretim tarihlerinin kontrollerine zorunluluk
getirilmesi için düzenlemeler yapılması gerektiği,
- 3 225 belediyenin, 35 bin köyün, 40 bin
mezranın ve diğer belediye birliklerinin temsil edildiği İller Bankasının
yönetiminin demokratikleşmesi gerektiği,
- İlk on ayda, ÜFE' deki artışın yüzde 3
olduğu, buna karşın çimento fiyatlarının yüzde 16 arttığı, yurt dışına 35-40
Dolara ihraç edilen çimentonun Türkiye'de 90-100 Dolara satıldığı,
- Bayındırlık Bakanlığı bütçesinin 2006'da
yüzde 11,31 civarında, Karayolları Genel Müdürlüğü'nün bütçesinin de yüzde 13,8
civarında arttığı, bu artışları olumlu değerlendirmek gerektiği,
- 2004 ve 2005 yıllarında inşaat
sektöründe oldukça önemli gelişmeler kaydedildiği; 2003 ila 2004 yılları
arasında yüzde 6,6 civarında istihdamda bir artışın sözkonusu olduğu,
şeklinde ifade edilen görüş ve eleştirileri
müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
-
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın, kamuya ait yapım işleri, afet işleri ve
imar hizmetleri olmak üzere başlıca üç temel alanda faaliyetlerini sürdürdüğü,
bağlı kuruluş olan Karayolları Genel Müdürlüğü ile ülkemizin karayolu ağının yapım,
bakım ve onarım hizmetlerinin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü ile tapu ve
kadastro hizmetlerini, İller Bankası Genel Müdürlüğü ile de belediyelerimizin
harita, imar planı, içme suyu, kanalizasyon ve çeşitli yapı işleri ile finansman
hizmetlerinin yürütüldüğü,
- Bakanlık için 774 milyon 266 bin YTL, Karayolları Genel Müdürlüğü için 3
milyar 963 milyon 346 bin YTL, Tapu ve
Kadastro Genel Müdürlüğü için 356 milyon 240 bin YTL olmak üzere 5 milyar 093
milyon 852 bin YTL ödenek öngörüldüğü, verilen bu ödeneğin dışında 2006 yılı
için İller Bankası Genel Müdürlüğüne 602 milyon YTL'lik bir yatırım bütçesinin
öngörüldüğü, ayrıca diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait yaklaşık olarak 4
milyar YTL tutarındaki yatırımların teknik kontrol hizmetlerinin yürütüldüğü,
- Karayolları Genel Müdürlüğünün
görevinin; otoyollar, devlet ve il yolları ağına giren güzergahları tayin ve
tespit ederek, plan ve program gereğince bu ağlar üzerindeki yol, köprü ve
sanat yapılarını projelendirmek, inşa etmek ve onarmak, bu hususlarda teknik
esasları tespit etmek, yolların sürekli açık tutulması için gerekli bakım,
onarım ve kar mücadelesini yürütmek olduğu; bugün itibariyle 1 775 kilometre
otoyol, 31 446 kilometre devlet yolu ve 30 368 kilometresi de il yolu olmak
üzere toplam 63 589 kilometrelik yol ağında hizmet verildiği,
- 2005 yılında toplam 172 kilometre
otoyolda bakım ve üst yapı yenileme çalışması yapıldığı, otoyol kullanıcılarına
zaman ve paradan tasarruf sağlayan otomatik geçiş sistemi kullanıcı sayısının
583 220'ye, kartlı geçiş sistemi kullanıcı sayısının ise 107 778'e ulaştığı,
- Önem verilen çalışmalardan birinin de,
1999 yılı Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra, İstanbul çevre yolları
üzerindeki Boğaziçi, Fatih Sultan Mehmet ve Haliç köprülerinin de yer aldığı 13
tane köprü ve viyadüğün Japon Uluslararası İşbirliği Bankasından sağlanan
krediyle finanse edilmek üzere sismik takviyesi olduğu, bu konuya ilişkin
ihalelerin yapılmış olduğu ve çalışmalara 2006 yılında başlanacağı,
- Acil Eylem Planı kapsamındaki 15 bin
kilometre yol hedefine ulaşmak amacıyla kapasite yetersizliği görülen ve taşıt
trafiği 5 binin üzerinde olan birinci öncelikli bölünmüş yollar, uluslararası
ağ bütünlüğü nedeniyle belirlenmiş bölünmüş yollar ve ulusal ağ bütünlüğü
nedeniyle belirlenmiş bölünmüş yollardaki yapım çalışmalarına 2002 yılı sonu
itibariyle hız verildiği, 2003 yılı öncesi bağlantı yoluyla birlikte, 1 845
kilometre otoyol, 3 859 kilometre bölünmüş devlet yolu ve 450 kilometre de
bölünmüş il yolu yapılmış iken, 2003 yılından günümüze kadar bağlantı yoluyla
birlikte 159 kilometre otoyolun daha trafiğe açılarak, toplam 2004 kilometre
otoyola ulaşıldığı; ancak, şehiriçi yol niteliği kazanması nedeniyle 229
kilometrelik otoyolun İstanbul Büyükşehir Belediyesine devredildiği,
- Bu dönemde 6 722 kilometre de bölünmüş yol çalışmasının yapıldığı, 5 040
kilometresinin asfalt seviyesinde bitirildiği, 854 kilometresinin üst yapı
seviyesinde, 828 kilometresinin de toprak tesviye seviyesinde tamamlanmış
olduğu, çalışmaların hızla devam ettiği, 2005 yılında yapılan bölünmüş yol
çalışmalarında, kamu kurum ve kuruluşlarından 433 adet, Genel Müdürlüğün makine
parkından da 633 adet olmak üzere, toplam 1 066 adet makine kullanıldığı, yoğun
çalışmalar sonucunda bugün itibariyle trafiğe açık bulunan bölünmüş yol
uzunluğunun, otoyollarla birlikte, 11 124 kilometreye ulaştığı,
-Trafiğe açılan bölünmüş yollarda meydana
gelen trafik kazalarını izleme çalışmalarında, hatalı sollamalara bağlı kafa
kafaya çarpışma riskinin azaldığı ve ölümlü kazalarda yüzde 50-70 arasında
azalma olduğunun tespit edildiği, bu sonuçların, ülkemizde her yıl yüzlerce
insanımızın ölümüne, binlerce insanımızın yaralanmasına ve milyonlarca Dolar
maddi kayıplara neden olan trafik kazalarının önlenmesinde bölünmüş yolların
yapımının önemini bir kere daha ortaya koyduğu,
- Kaza kara noktalarıyla ilgili
iyileştirme çalışmalarının devam ettiği; 2005 yılında tamamı bütçeden
karşılanmak üzere, 85 adet kaza kara noktası ve kaza potansiyeli yüksek olan
kesimler ile trafik güvenliğine yönelik 25 adet hemzemin demiryolu geçitlerinde
otomatik bariyer tesis edilmesi çalışmalarının sürdürüldüğü; 3 yıllık gözlem
sonuçlarına göre, iyileştirilen kaza kara noktalarındaki trafik kazası
sayılarında yüzde 64, ölü sayısında yüzde 94, yaralı sayısında yüzde 79 ve
maddi hasarlı araç sayısında yüzde 65 azalma görüldüğü,
ifade edilmiştir.
r 24.11.2005 tarihinde
İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil
Güvenlik Komutanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 15
Eylülde görevinin sona erdiği, altı ay içinde yapılması gereken Köy Hizmetleri
Genel Müdürlüğü'nden il özel idarelerine devredilen personelin ilgili kadrolara
atanmalarının geciktiği, İçişleri Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığınca
yapılması gereken kadro çalışmaları, kadro teşkilat şemaları ve kadro
standartlarının tamamlanamadığı,
- Mala karşı işlenen suçların arttığı,
yetkililerin gerekli tedbirleri alması gerektiği,
- İçişleri Bakanlığı bütçesinde yüzde 16;
Jandarma Genel Komutanlığı bütçesinde yüzde 8,5; Emniyet Genel Müdürlüğü
bütçesinde yüzde 13,5; Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçesinde ise yüzde 11,3
civarında bir artışın söz konusu olduğu, bu artışların eğitim ve sağlık yanında
güvenliğe verilen önemi yansıttığı,
- Türkiye'de polis güçlerinin büyük gayret
içinde olduğu, hem sayısal olarak hem de nitelik olarak güçlerinin
artırılması gerektiği,
- Ülkemizde terör ve işsizlik
sorununun karşılıklı olarak
birbirini beslediği, terörün gelişen
süreç içerisinde nitelik değiştirdiği, adi bir terör olayı olmaktan çıkıp bir yerde
bölücü bir nitelik kazandığı, terörü doğuran olayların gündeme getirilip
bunların da tartışılması gerektiği,
- Yerel yönetimlerin yetkilerinin
artırıldığı, ancak yerel yönetimlerin
büyük bir borç batağında bulunduğu, aslî yatırım hizmetlerini
yapamadıkları, sadece personel giderlerini karşılayabildikleri; yerel
yönetimlerin yeniden yapılandırılması sürecinde köy birliklerinin çok iyi
görevler yaptıkları, özellikle yatırıma dönük hizmetlerle köylerin içme suyuna,
yollarına katkıda bulundukları; köy birliklerinin siyasal etkilerden
arındırılarak bağımsız bir yapıya kavuşturulmasında fayda olduğu,
- Mahalle ve köy muhtarlığı sisteminin
yeniden ele alınarak yapılandırılması ve yetkilerinin artırılması gerektiği,
örneğin, noterlerin ve nüfus idarelerinin bir kısım yetkilerinin muhtarlara devredilebileceği,
- Yasal düzenlemelerle internet alanındaki
yeni suç tanımlarının yapılarak bunların müeyyidesinin belirlenmesi gerektiği,
- Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın başarılı
çalışmalar yaptığı, 500 000'in üzerinde kaçak göçmen işçi ya da insanın
yakalandığı; denizlerimizden yapılan mali boyutu 3-4 milyar Dolar olan
akaryakıt kaçakçılığı konusunda gerekli önlemlerin alınması gerektiği,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- İçişleri Bakanlığı 2006 yılı bütçe
tasarısının 917 milyon 872 bin YTL
olarak belirlendiği, bu rakamın 2005 yılı bütçesine göre yüzde 16,08' lik bir
artışa tekabül ettiği,
- 2004 yılına ait Interpol bilgileri
çerçevesinde, örneğin, 127 milyon nüfuslu Japonya'da 2004 yılı suç sayısının 2
649 371, 82 531 671 nüfuslu Almanya'da
6 633 156, 59 900 000 nüfuslu Fransa'da
3 825 442, 70 milyon nüfuslu Türkiye'de ise 439 219 olduğu; keza
Interpole üye ülkelerin metropol şehirlerinin 2004 yılı suç sayılarının
12 milyonu aşkın nüfuslu Tokyo'da 310 450; 8 600 000 nüfuslu Moskova'da 205 540;
3 338 000 nüfuslu Berlin'de 539 657; 1 705 309 nüfuslu Budapeşte'de 115 506
olduğu; 10 330 000 nüfuslu İstanbul'da ise bu sayının 94 509 olarak belirdiği,
ülkemizin en güvenli ülkelerden ve İstanbul'un da en güvenli megapollerden biri
olduğu, daha güvenli bir ülke için bütün yetkili makamların gayretli çalışmalar
yürüttükleri,
- Terörle mücadelede uluslararası
işbirliğine ihtiyaç olduğu, bu konunun
Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından onbeş yıldır dile getirildiği, ancak 11
Eylüle gelinceye kadar bunun gözönüne
alınmadığı, 11 Eylül'den sonra bu konunun dünya gündemine taşındığı; Birleşmiş
Milletler çatısı altında bütün ülkelerin terörizmle mücadelede işbirliği
yapması gerektiğinin savunulduğu, iç bölücü terör örgütünün birçok
faaliyetlerinin yurtdışından yürütüldüğü;
birçok ülkeyle işbirliğinin yapılması gerektiği, ısrarlı takipler sonucu
bölücü terör örgütünün hem Avrupa Birliği üyesi ülkelerin terör listesine
girdiği, hem de Amerika Birleşik Devletleri tarafından terör örgütü olarak ilan
edildiği, listeye alınmanın yeterli olmayacağı, samimî işbirliği çerçevesinde
Türkiye Cumhuriyeti'nin 52 ülkeyle güvenlik işbirliği anlaşması ve protokolleri
imzaladığı, bu anlaşma ve protokollerin sadece terörle ilgili olmadığı,
uyuşturucu madde kaçakçılığı ve organize suçlar gibi diğer unsurları da
içerdiği,
- Belediyelerle ilgili standart kadro
çalışmasını Mahallî İdareler Genel Müdürlüğü'nün bitirdiği ve Başbakanlığa
gönderdiği, Bakanlar Kurulu kararı olmak üzere imzaya açıldığı, il özel
idareleriyle ilgili standart kadro çalışmalarının da sonuna gelindiği, on gün
içerisinde Başbakanlığa sunulacağı, sürenin uzamasının nedeninin belediyelerin
tamamının aynı standart altında toparlanmamasından kaynaklandığı,
- Yerel yönetimlere verilen yetkilerin
suiistimal edilmesi durumunda gerekli takibatın yapılacağı,
- Köy Hizmetlerinin kapatılmadığı, taşra
teşkilatının olduğu gibi il özel idarelerine bırakıldığı ve KÖYDES projesinin
Köy Hizmetlerinin deneyimli personeli eliyle yürütüldüğü, valilerin
koordinatörlüğünde köye hizmet götürme birliklerinin başında kaymakamın
bulunduğu, yönetiminde il genel meclis üyesi ve köy muhtarlarının olduğu; bütün
bu işlerin Köy Hizmetlerinin özel idareye geçmiş olan araç, gereç, mühendis ve
ekibi tarafından yapıldığı,
ifade edilmiştir.
r 24.11.2005
tarihinde Adalet Bakanlığı, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı, Yargıtay Başkanlığı,
Danıştay Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- 14 683 hâkim ve cumhuriyet savcısı
kadrosunun yaklaşık yüzde 60'ının dolu, yüzde 40'ının boş olduğu, 36 000 adliye
personelinin yaklaşık yüzde 28'inin boş olduğu; 5 000 adet açıktan kadro
alındığı ve bunun ancak 2 300'ünün doldurulduğu, hem fizikî mekan bakımından
hem de personel sayısı bakımından olumlu gelişmelerin sözkonusu olduğu,
- Yargıda güven konusunda tereddütlerin
olması ve davaların sonuçlanma sürelerinin uzamasının, insanları yasadışı
yollara götürdüğü; televizyonlarda mafyanın mert, dürüst, kahraman, adil
gösterildiği ve buna mutlaka engel olunması gerektiği,
- Anayasal anlamda bir hukuk devletinin
sözkonusu olabilmesi için, öncelikle yargının bağımsız olması gerektiği;
Anayasada, yargı, yasama ve yürütmenin eşit, dengeli, birbirlerine etki
etmeyen, ancak, birbirlerini denetleyen birer kurumsal yapı olarak
gösterildiği,
- Yargı mensuplarının yerleşme ve özlük
haklarına ilişkin sorunlarının olduğu; adlî kolluğun sağlıklı oluşturulması
gerektiği, aksi takdirde savcıların sağlıklı bir soruşturma, sağlıklı bir
inceleme yapamayacakları,
- Adalet Bakanlığına ayrılan bütçenin
gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 0,33 düzeyinde olduğu, ayrılan bu
kaynağın 1999 yılında Adalet Bakanlığına ayrılan kaynağın büyüklüğüne eşit
olduğu, dolayısıyla son sekiz yıldır Bakanlığa bütçeden ayrılan kaynağın
büyüklüğünde bir gelişme olmadığı, Bakanlığın bu düzeydeki bütçesinin 2006
yılında konsolide bütçe bazında getirilmiş toplam bütçe harcamalarının yüzde
1,12'sine, faiz dışı harcama büyüklüğünün ise yüzde 1,60'ına karşılık geldiği,
temel kamu hizmetleri içinde yer alan ve sosyal faydası maliyetinden yüksek
olan, toplumsal yaşamı ve piyasa sisteminin etkin çalışmasının temel teminatı
olan adalet sisteminin bütçeden alması gereken kaynağın yeterli olmadığı,
- 2006 yılı bütçe tasarısıyla birlikte
2007 ve 2008 bütçe rakamlarının da adalet sisteminin iyileştirilmesine yönelik
somut bir önceliğin olmadığının göstergeleri olduğu,
- Siyasetin gölgesinin yargı üzerine
düşmemesi için, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müsteşarının Hâkimler ve Savcılar
Yüksek Kurulu üyeliğinden ayrılması gerektiği,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Batı dünyasında da yargılama sürecinin
uzunluğundan şikâyet edildiği, bunu kısaltabilme yollarının arandığı, bunların
başında da yargının önüne gelen ihtilafların bir kısmının yargıya getirilmemesi
ve dolayısıyla dava sayısını olabildiğince azalma yollarının arandığı;
hâkimlerin karar verirken, dosyanın tamamlanmış olmasına baktıkları, eksik bir
kısım belgelere dayanarak karar verildiği takdirde, hem hak kaybının olacağı,
hem de temyize gitmek suretiyle yargılama sürecinin daha da uzayabileceği, bu
nedenle, hâkimin karar verirken devletin muhtelif birimlerine yazı
yazdığı, cevapların kısa sürede gelmesi
halinde mahkemenin daha hızlı karar verebileceği, yargılama sürecinin
uzamasında yargının dahlinin fevkalade az olduğu, teknolojik gelişmeye paralel
olarak tapu, gümrük ve devletin diğer kurumlarının işleyiş sistemlerinde de
sürelerin kısalabileceği,
- Yargılama sürecinde, konunun teknik
kısmının bilirkişiye gönderilmesinin gerektiği, yargının da zaman zaman bu
konuda hatalar yapabildiği, nitekim bu hatalar nedeniyle Yargıtay'ın da
muhtelif bozma kararlarının olduğu; bilirkişilik müessesesinin Türkiye'de
yargıya güven noktasında çok önemli bir rol oynadığı,
- Yargının bağımsızlığına ilişkin olarak
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri arasında Adalet Bakanı ve Bakanlık
Müsteşarının olmasının eleştirildiği, ancak Fransa, İsveç, İngiltere ve Almanya
örneklerine bakıldığında, çeşitli mekanizmalarla benzer yapının bu ülkelerde de
görüleceği,
- Adlî kolluk konusunda Avrupa ülkelerinde
tek tip bir uygulamanın olmadığı; müstakil kolluk olarak görev yapan ülkeler
olduğu gibi, bizim sistemimize benzer uygulamalar yapan ülkelerin de bulunduğu,
bunun zamanla geliştirilebileceği,
ifade edilmiştir.
r 28.11.2005 tarihinde
Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Avrupa Birliği
Genel Sekreterliği bütçeleri üzerinde yapılan müzakerelerde;
- Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi, hem
ekonomik hem de toplumsal açıdan ciddi biçimde sıkıntıya sokacak üç konu
bulunduğu, bunların, işsizlik, kamu sabit sermaye yatırımlarının düşüklüğü,
cari işlemler açığı olduğu,
- Ekonomideki iyileşmenin sıcakpara ve
kayıtdışı ekonomi üzerine kurulu yapay bir tablo olduğu, bu tablodaki bir
oynamanın kırılgan olan dengeyi, olumsuz bir noktaya taşıyacağı,
- Banka bilançolarında görülmeyen
açıkların bankalara bağlı şirketlere yansıdığı,
- Konut edindirme yardımı hesabında yer
alan paraların ödenmesini hak sahiplerinin
beklediği,
- Uluslararası anlamda kabul gören
tanımlamaya göre Türkiye'de açlık sınırında olanların sayısının oldukça
azaldığı,
- 2003 yılı cari açık hedefindeki sapma
oranının yüzde 129,6; 2004'te yüzde 103,9; 2005'te ise yüzde 101,2 olduğu,
- 2006 bütçesi için tahmin edilen ithalat
rakamı ile büyüme oranı arasında bir çelişki olduğu, yüzde 5'lik büyüme için
ithalatta yüzde 8,2'lik bir artışla yetinilemeyeceği,
- Borç stokunda bulunan değişken faizlere
endeksli kağıtlarla yabancı para cinsinden olan borçların, stokun faiz ve kur
riskini artırdığı,
- Dış borç stokunun yüzde 40'ından
fazlasının özel sektöre ait olduğu, bunun da yüzde 43'ünün kısa vadeli
borçlardan oluştuğu; dolayısıyla, kurda yaşanacak olası bir düzelmenin, bu
kesimlerin yükümlülüğünün artmasına, açık pozisyonlarının yükselmesine yol
açacağı,
- ABD'deki faiz oranlarının yükselmesi ve
Türkiye'de riskin hâlâ yüksek olmasının uluslararası serbest likiditenin
Türkiye'ye gelmesini engelleyebileceği,
- Kredi piyasasında meydana gelebilecek
ilave talep artışlarının, ekonominin talep yönlü yaşayacağı sorunlardan bir
tanesini oluşturacağı,
- Ödenek bazında faiz dışı fazlanın
gerçekleşme miktarı ile nakit bazda gerçekleşme miktarı arasında çok büyük bir
farkın bulunduğu, Ekim sonu itibariyle, ödenek bazında 29,5 milyar YTL' lik bir
faiz dışı fazla söz konusu iken, nakit bazda 25,5 milyar YTL'lik bir faiz dışı
fazlanın görüldüğü, aradaki farkın önemli ölçüde kaydi gelirlerden
kaynaklandığı; 2004 yılı sonunda piyasadan yapılan iç borcun sabit ve değişken
dağılımına bakıldığında, sabit faizli borçlanmanın 2004 yılı sonunda payı yüzde
72,7 iken 2005 Ekim ayı sonu itibariyle bu oranın yüzde 56,3'e gerilediği;
değişken faizli borçlanmanın 2004 yılı sonunda payı yüzde 27,3 iken, 2005 Eylül
sonunda yüzde 43,7'ye yükseldiği, dolayısıyla 2005 yılında değişken faizli
borçlanmanın tutarının arttığı, Hazinenin, değişken faizli borçlarla vadeyi
uzatmaya çalıştığı,
- İç borcun içerisinde piyasa payının
arttığı, ancak kamu payının azaldığı; TMSF ile kamu bankalarına verilen
kâğıtların vadesi geldikçe, piyasadan borçlanma nedeniyle piyasa payının
arttığı, böylece, Hazine'nin piyasadan daha çok nakit sağlamak durumunda
kaldığı, bunun da Hazinenin piyasalar
üzerindeki baskısını artırdığı,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Avrupa Birliğiyle ilgili görüşülecek 35
ayrı fasılda pek çok konunun gündeme geleceği, Türkiye'deki bütün kurallar ve
kurumların, Avrupa Birliği kuralları ve kurumlarıyla belli bir süre içinde
uyumlu hale geleceği; çalışan nüfusun yüzde 30'dan fazlasının tarımda çalışıyor
olması ve konunun karmaşıklığı nedeniyle Avrupa Birliği müzakere sürecinde,
tarım konusunun çok kapsamlı ve çok önemli konulardan bir tanesi olacağı,
bununla ilgili ilk tarama çalışmasının, önümüzdeki hafta başlayacağı, bazı zor
konularda geçiş süreci talep etme hakkının bulunduğu,
- Tarama sürecindeki ilk iki fasılın bilim
ve araştırma ile eğitim ve kültür olduğu, her iki fasıl için de Yüksek Öğretim
Kurumu ve üniversitelerin aktif olarak çalışmalara katıldığı,
- Dünya Bankası'nın sosyal riskin
azaltılması projesi kapsamında 1,7 milyondan fazla çocuk ve ailenin şu ana
kadar yardım aldığı, bu projeyle, özellikle kız çocuklarının okullulaşma
oranının artırılmasının öngörüldüğü, ayrıca, yoksullara yönelik gelir ve
istihdam yaratan alt projeler, iş ve meslek kazandırma eğitimleri, Sosyal
Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun ve diğer sivil toplum kuruluşlarının,
toplum merkezleri ağının genişletilmesine yönelik projelerin de bu kapsamda
sürdürülmekte olduğu; bu projeler için sağlanan kaynağın bir kredi olduğu,
- KEY hesaplarıyla ilgili yasa tasarısı
çalışmalarının devam ettiği, Toplu Konut İdaresi'nin bu konunun üzerinde çalıştığı,
- Kamu brüt borç stoku ve kamu net borç
stoku konusunda Hem Avrupa Birliği hem de Uluslararası Para Fonu istatistik
standartlarına göre alt sektörlerin birbirlerine olan borç ve alacak hesapları
netleştirildikten sonra ortaya çıkan toplam borç stokunun analizlerde esas
alınmakta olduğu, işsizlik sigortasına ilişkin uluslararası tanımlamalar gereği
toplam borç stoku hesabında böyle bir netleşme işlemi yapılmakta olduğu,
uluslararası kuruluşların da yine kamunun net yükümlülük pozisyonunu bu tanım
üzerinden takip etmekte olduğu,
- Özel sektörün dış borç stokunun, gayri
safi millî hâsılaya oranı 2001 yılında yüzde 18,87 iken, 2002'de yüzde 16,45;
2003'te yüzde 13, 2004'te de yüzde 12,67'ye düştüğü; kısa vadeli borç stokunun
gayri safi millî hâsılaya oranı ise 2001 yılında yüzde 9,3 iken, 2004 yılında
yüzde 7,43'e indiği,
-Türkiye'nin büyüme potansiyelinin yüksek
olduğu 1971-2002 arasında yıllık ortalama yüzde 3,9, 1992-2002 arasında ise
yüzde 2,9 büyüdüğü; buna karşılık 1998-2002 arasında yıllık ortalama olarak hiç
büyümediği; son üç yılda ise yüzde 25'lik bir toplam büyüme olduğu, dört yılda
ekonominin yüzde 30 civarında büyüdüğü ve 1953'ten beri Türkiye'nin yakalamış
olduğu en yüksek büyümeyi ifade ettiği,
- Memur ve işçi gelirlerinde reel olarak
iyileşmelerin sağlandığı,
ifade edilmiştir.
r 29.11.2005 tarihinde
Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan
müzakerelerde;
- Parlamentonun verdiği yetkiyi, Maliye
Bakanlığı'nın bütçe kanununa uygun bir şekilde kullandığı,
- Sıcak paranın bütün gelişmiş ülkelerde
dikkatle kontrol altına alınmaya çalışıldığı, ülkemizde ise tamamen serbest
olduğu,
- Orta vadeli malî planda kayıtdışı
ekonomi ile mücadele açısından dört temel konunun yer aldığı, ilkinin, Sosyal
Güvenlik Kurumu Başkanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasındaki işbirliğinin
artırılması olduğu, ancak şu ana kadar yaşama geçirilemediği, ikinci önemli
hedefin ise vergi inceleme ve denetleme elemanları sayısının uluslararası
standartlara uygun olarak toplam personelin yüzde 20'sine çıkarılması olduğu,
ancak bunun da kısa sürede mümkün olmayacağı; üçüncüsü, vergi inceleme ve
denetimine ilişkin çağdaş yöntemlerle veri bilgi ambarındaki verilerden
hareketle denetim yapılması olduğu, dördüncü olarak da vergi oranlarının
düşürülmesinin öngörüldüğü,
- 5018 sayılı Kanun'da yapılan
değişiklikle TOKİ'nin Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetiminin dışına
çıkarıldığı, bütçe hakkının kullanımına kısıtlama getirilmiş olduğu,
- Gelir İdaresi Başkanlığı'nın bağımsız ve
özerk bir yapıya kavuşturulamadığı; çeşitli uygulamalarla mükelleflerin
objektif kıstaslara göre vergi yükümlülüğünün
belirlenmesinin dışına çıkılarak matrah artırımlarına zorlandıkları, bu
uygulamaların çağdaş vergi sistemiyle bağdaşmadığı,
- Defterdarlıkların Gelir İdaresinden
tamamen kopuk duruma getirilmesi sonucu denetimde çift başlılık olacağı,
- Ülkemizde adil bir vergi sisteminin
olmadığı, bu dönem yüzde 66 olan dolaylı vergilerin oranının üç yıl içerisinde
artırılmak suretiyle yüzde 73'e çıkarıldığı,
- Vergilerdeki artış oranlarının
adaletsizliği artırdığı, örneğin, akaryakıttaki ÖTV'nin yüzde 31, sigara ve içkideki ÖTV'nin yüzde 37, beyaz eşya mallarındaki ÖTV'nin yüzde 107
artırıldığı; enflasyonun yüzde 8 olduğu bir ortamda bu artış oranlarının fazla
olduğu,
- Türkiye'de dolaysız vergilerin Avrupa
Birliği ortalamasının oldukça altında seyrettiği,
- Maliye Bakanlığı bütçesine bakıldığında;
2002 ile kıyaslandığında gelirlerin gayri safî yurtiçi hâsıla içerisindeki
oranının arttığı, giderlerin ise azaldığı, bütçe açığının faizlerin düşmesiyle
yüzde 79 civarında azaldığı, gayri safî millî hâsıla içerisindeki oranı yüzde
14,4 iken yüzde 3'lere kadar indiği, resmi göstergelerin gelir dağılımının
düzeldiğini gösterdiği, en düşük yüzde 20 dilimde yüzde 5,3'ten yüzde 6'ya
çıktığı, ikinci yüzde 20 dilimde 9,8'den 10,3'e, üçüncü dilimde 14'ten 14,5'e
çıktığı, sadece en yüksek dilim olan kesimin gelirlerinin yüzde 50,1'den 48,3'e
düştüğü,
- Bireyler arasındaki gelir dağılımı
adaletsizliğini azaltmanın ve bütün kesimleri sosyal güvenlik kapsamına almanın
önündeki en büyük engelin kayıtdışılık olduğu; kayıtdışılığın rekabet ortamını
zedelediği ve fırsat eşitliğini ortadan kaldırdığı,
şeklinde ifade edilen görüş ve
eleştirileri müteakip, Hükümet tarafından yapılan tamamlayıcı açıklamalarda;
- Maliye Bakanlığı'nın, maliye
politikalarının belirlenmesi, uygulanması ve uygulamanın takibiyle görevli
olduğu; bu kapsamda, Maliye Bakanlığı'nın devlet bütçesinin hazırlanması ve
uygulanması, harcama politikalarının geliştirilmesi, gelir politikalarının
geliştirilmesi, tatbiki ve devlet gelirlerinin tahsil edilmesi; devlete ait
malların yönetimi; devlet hesaplarının tutulması ve buna ilişkin diğer
hizmetlerin yerine getirilmesi; devletin hukuk danışmanlığı ve muhakemat
hizmetlerinin yürütülmesi; kara paranın aklanmasının önlenmesi konusunda
gerekli araştırma ve incelemelerin yapılması; uygulanacak esas ve usullerin
belirlenmesi görevlerini yerine getirdiği, Bakanlığın merkez ve taşra birimlerinde
yaklaşık olarak 28 000 personelin çalıştığı, Maliye Bakanlığının merkez ve
taşra birimlerinin yanı sıra, aralarında Gelir İdaresi Başkanlığı, Emekli
Sandığı Genel Müdürlüğü, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü, Millî Piyango
İdaresi Genel Müdürlüğü ve Kamu İhale Kurumunun da yer aldığı bağlı, ilgili ve
ilişkili kuruluşlarının bulunduğu,
- Türkiye'de bütçelerin 1971 yılından bu
yana kesintisiz bir şekilde açık verdiği, 1981 yılından 2002 yılına kadar olan
dönemde ise bütçelerin giderek artan tutarlarda açık verdiği,
- 2002 yılında konsolide bütçe
giderlerinin 115,7 milyar YTL, bütçe açığının ise 40,1 milyar YTL olarak
gerçekleştiği, 2005 yılında bu tutarların sırasıyla bütçe giderlerinin 145,5
milyar YTL ve bütçe açığının 14,6 milyar YTL olarak gerçekleşmesinin
beklendiği, böylece, nominal bazda bütçe yüzde 25 oranında büyürken, bütçe
açığının yaklaşık olarak yüzde 65 oranında küçüldüğü; 2006 ve izleyen yıllarda
da bu eğilimin devam edeceği,
- Bütçe gelirlerinin bütçe giderlerini
karşılama oranının 2002 yılında yüzde 65 olarak gerçekleştiği, 2005 yılında ise
bu oranın yüzde 90'a çıktığı, 2006 yılında ise söz konusu oranın yüzde 92
olacağının tahmin edildiği, bu gelişmelerin, bütçenin içine düşürüldüğü faiz
cenderesinden çıkarılması ve gelirlerde sağlanan iyileşmelerle elde edildiği,
- Bütçe açıklarındaki azalmaya paralel
olarak özel sektör yatırımlarında belirgin bir artışın gerçekleştiği; 2005
yılının gerçekleşme tahmini esas alındığında, özel sektör yatırımlarında sabit
fiyatlarla 2002 yılına göre yüzde 97 oranında bir artışın meydana geldiği,
-
Maliye Bakanlığının 2004 Malî Yılı Kesinhesap Kanunu Tasarısı itibarıyla
2004 yılı bütçe başlangıç ödeneğinin 22,5 katrilyon lira olduğu; bunun 1,4
katrilyon lirasının Bakanlığın kendi harcamaları için öngörüldüğü; yıl sonunda
ödenek toplamının 23,7 katrilyon lira olduğu ve toplam harcamanın 2003 yılına
göre yüzde 18,7 azalarak 22,9 katrilyon lira olduğu ve Bakanlığın kendi
harcamasının ise 1,6 katrilyon lira olarak gerçekleştiği,
- Yatırımların önünü açmak için Kurumlar
Vergisi oranlarının üçte bir oranında indirildiği,
- Kişi başına düşen millî hâsıla bu dönemin
başında 2 500-2 600 Dolar civarında iken bu senenin sonunda 5 000 Dolara
çıkarıldığı, bunun Türkiye için çok önemli bir gelişme olduğu; enflasyonun
yıllarca yüksek olması nedeniyle dar ve sabit gelirlileri olumsuz etkilediği;
1990-2000 arasındaki ortalama enflasyonun yüzde 77,5 olduğu, bugün ise yüzde
7,5'e indiği,
- Net asgarî ücrette bu dönem yüzde 90
artış sağlandığı, SSK emeklisine yüzde 78, Bağ-Kur esnaf emeklisine ortalama
yüzde 123 artış sağlandığı, tarım kesimi Bağ-Kur emekli aylığı için ortalama
yüzde 169'luk bir artışın sağlandığı,
ifade edilmiştir.
3. GENEL
BÜTÇELİ İDARELERİN GELİR VE GİDER CETVELLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
�
Türkiye Büyük Millet Meclisi
- 2006 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanunu Tasarısında TBMM bütçesinin ilgili tertibinde yer alan rakam ile TBMM
Başkanlık Divanınca kabul edilen rakam arasındaki farklılığın giderilmesi
amacıyla (02.01.36.37-01.3.9.00-1-06.1) tertibine 500 YTL ödenek eklenmiştir.
� Ulaştırma Bakanlığı
- Bakanlıkça önceki yıllarda ihalesi yapılan
bir işin taahhüt sözleşmesi 1984 yılında feshedildiğinden; yatırımı
tamamlanamayan Çanakkale Babakale Balıkçı Barınağı İkmal İnşaatının 2006 Yılı
Yatırım Programına dahil edilmesi amacıyla (16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5)
tertibine 325.000 YTL ödenek eklenmiştir.
- "Balıkesir Körfez Havaalanı
Projesinin" etüt proje işleri için
Ulaştırma Havayolu Sektöründeki 1997E030150 proje numarasıyla yer alan
"Muhtelif Hava Meydan ve Limanları Alt Yapı ve Üst Yapı Proje ve
Müşavirlik Hizmetleri " projesine 350 bin YTL ödenek ilave edilmesi,
projenin yapım işi için ise 2 milyon 500 bin YTL ödenek konularak 2006 yılı
Yatırım Programı Ulaştırma Havayolu Sektörüne dahil edilmesi amacıyla
(16.01.30.00-04.5.6.00-1-06.5) tertibine 2 milyon 850 bin YTL ödenek
eklenmiştir.
- "Kütahya-Afyon-Uşak Bölgesel
Havaalanı Projesinin " etüt proje işleri için 500 bin YTL, projenin yapım
işi için 2 bin YTL olmak üzere toplam 502 bin YTL ödenek konularak 2006 Yılı
Yatırım Programı Ulaştırma Havayolu sektörüne dahil edilmesi amacıyla (16.01.30.00-04.5.6.00-1-06.5)
tertibine 502 bin YTL ödenek eklenmiştir.
- "Samsun-Tekkeköy Mendirek ve
Tersane Limanı Yapımı Projesinin" yasal düzenlemeler yapıldıktan
sonra etüt-proje işleri için 500 bin
YTL, projenin yapımı için 2 milyon 500 bin YTL olmak üzere toplam 3 milyon YTL
ödenek konularak 2006 Yılı Yatırım Programına alınması amacıyla
(16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5) tertibine 3 milyon ödenek eklenmiştir.
- "Karadeniz Ereğli Tersaneler
Bölgesi Mendirek ve Tersane Limanı Projesinin", etüt ve proje işleri için
500 bin YTL, yapımı için ise 1 milyon 500 bin YTL olmak üzere toplam 2 milyon
YTL ödeneğin 2006 yılı Yatırım Programına alınması amacıyla
(16.01.30.00-04.5.3.00-1-06.5) tertibine 2 milyon YTL eklenmiştir.
� Kültür ve Turizm
Bakanlığı
- Türk sinemasının tanıtılması ve
geliştirilmesi amacıyla yurt içinde ve yurt dışında düzenlenecek Türk Film
Haftalarına ve Film Festivallerine katılmak üzere proje başvurusunda bulunan
gerçek ve tüzel kişiler ile amatör sanatçıların gerçekleştireceği belgesel
filmler ve senaryo geliştirme projelerinin desteklenmesi amacıyla
(21.01.33.00-08.2.0.00-1-05.4 ) tertibinden 4 milyon YTL düşülerek yeni
açılacak (21.01.33.00-08.2.0.00-1-08.1) tertibine eklenmiştir.
� Sağlık Bakanlığı
- Artvin, Bayburt, Gümüşhane, Erzincan,
Erzurum ve Tunceli illerinde devam eden eğitim tipi sağlık ocaklarının
inşaatının tamamlanabilmesi için Dünya Bankasından temin edilen 3 milyon YTL
kredinin bütçeleştirilmesi amacıyla eksik kalan 2 milyon YTL ödeneğin Sağlıkta
Dönüşüm Projesi Uygulama Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.03-7-06.9) tertibinin dış kaynağından düşülerek
Sağlıkta Dönüşüm Projesi Destek Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.02-7-06.5)
tertibine eklenmiştir. Yapımı tamamlanan 17 ildeki eğitim tipi sağlık ocakları
inşaatlarının kesin hesap ödemeleri için gerekli olan ödeneğin 1 milyon 750 bin
YTL'si Sağlıkta Dönüşüm Projesi Uygulama Biriminin
(15.01.00.04-07.9.9.03-1-06.9) tertibinin iç kaynağından düşülerek Sağlıkta
Dönüşüm Projesi Destek Biriminin (15.01.00.04-07.9.9.02-1-06.5) tertibine eklenmiştir.
- 2006 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nda; Refik
Saydam Hıfzıssıhha Başkanlığına bağlı bölge müdürlüklerinin
(15.67.00.61-07.8.8.00-1-06.7.1.01) gayrimenkul büyük onarım giderleri
tertibinde yer alan 1 milyon 600 bin YTL ödenek düşülerek, bölge müdürlükleri
inşaatlarında kullanılmak üzere (15.67.00.61-07.8.8.00-1-06.5.7.01) gayrimenkul
sermaye üretim giderleri tertibine eklenmiştir.
- Temel Sağlık Hizmetleri Genel
Müdürlüğü'nün transfer kaleminden etüd projeye toplam 3 milyon 855 bin YTL
ödenek verilmiş, ancak söz konusu projenin Ulusal Fon Ödemesinin 136 bin YTL
olması sebebiyle bahse konu proje için ayrılan ihtiyaç fazlası ödenekten 3
milyon 719 bin YTL, (15.01.30.00-07.4.0.00-1-07.1) tertibinden düşülerek, 2 milyon 7 bin YTL'si Tedavi Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün (15.01.31.62-07.3.1.00-7-06.5) müteahhitlik
giderleri tertibine ve 1 milyon 712 bin YTL ödeneğin Temel Sağlık Hizmetleri
Genel Müdürlüğü'nün (15.01.30.00-07.8.8.00-1-07.1) teknolojik araştırma
tertibine eklenmiştir.
- 5283 sayılı Kanun gereğince bazı sağlık
kuruluşlarının Sağlık Bakanlığına devredilmesi üzerine Sağlık Bakanlığında
meydana gelen hizmet genişlemesi nedeniyle hizmetlerin gördürülmesinde yaşanan
araç sıkıntısının giderilmesi amacıyla Bakanlık merkez teşkilatında
kullanılmakta olan 40 adet hizmet aracı, ihtiyacı olan sağlık kuruluşlarına
devredilecek, merkez teşkilatı hizmetleri ise ekonomik ve aynı zamanda Hazinenin de yararına uygun olarak taşıt
kiralamak suretiyle karşılanacaktır. Bakanlığın merkez teşkilatına ait 2006 Mali
Yılı Bütçe Tasarısında taşıt kiralama ödeneği öngörülmediğinden hizmetin gereği
olarak bu tertibe ödenek konulması gerekmektedir. Bu ödenek Bakanlık merkez
teşkilatı araçları için konulan akaryakıt ve madeni yağ ödeneği ile taşıt bakım
onarım ödeneğinden düşülerek, taşıt kiralama tertibine eklenerek
karşılanacaktır. Sağlık hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi amacıyla
(15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.2) tertibinden 500 bin YTL ve
(15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.7) tertibinden 364 bin YTL düşülerek, (15.01.00.04-07.4.0.00-1-03.5)
tertibine 864 bin YTL eklenmiştir.
� Milli Eğitim Bakanlığı
- Dünya Bankası kredisi ile yürütülen
Temel Eğitim Projesi II. Faz kapsamında var olan inşaat faaliyetlerinin tahmini
maliyetleri, yapılan proje değişikliği deprem etüdü, deprem güçlendirilmesi
çalışmaları, sığınak ilavesi gibi sebeplerle öngörülen ödenek miktarından daha
yüksek miktarda gerçekleşeceğinden, yeni inşaatlar ve onarımlar için daha fazla
ödeneğe ihtiyaç duyulmaktadır. Bu
doğrultuda İlköğretim Genel Müdürlüğü'nün (13.01.31.62-09.1.2.00-7-06.2)
tertibinden 11 milyon 760 bin YTL düşülerek, (13.1.31.62-09.1.2.00-7-06.5)
tertibine eklenmiştir.
- Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar
Konfederasyonunun devam eden İşletmeler Üstü Eğitim Tesisleri inşaatlarını
tamamlamak üzere ödenek konulması gerekmektedir. Konfederasyonla yapılan
mutabakat neticesinde tahsis edilecek ödeneğin tamamı Afyonkarahisar'da devam
etmekte olan ve fiziki gerçekleşmesi yüzde 70 safhasına gelen Afyonkarahisar
Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği İşletmeler Üstü Eğitim Merkezi inşaatında
kullanılacaktır. Bu doğrultuda
(13.01.38.62-09.5.0.00-1-06.5) tertibinde yer alan 3 milyon YTL ödenek
düşülerek, (13.01.38.62-09.5.0.00-1-07.1) tertibine eklenmiştir.
- Bakanlık Acil Eylem Planı SP-13 tedbir
maddesinde geçen "Öğretim Programları Yenilenecek" hedefi kapsamında
"Orta Öğretim Düzeyinde Öğretim Programları Tasarımı Projesi"
hazırlanmıştır. Orta öğretimin mevcut öğretim programlarının ekseriyeti çağın
ve toplumun değişen ve çeşitlenen ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olup, söz
konusu programların ve ders kitaplarının eğitim bilimlerindeki gelişmeler,
ülkemiz AB hedefleri, bilgi toplumunun ihtiyaçları paralelinde yeniden
hazırlanması ve programlar ile ders kitapları boyutunda ilk ve orta öğretim
arasında yaklaşım birliği sağlanması amacına da dönük olarak yenilenmesine acil
ve öncelikli ihtiyaç duyulmaktadır. Bu amaçla orta öğretimde toplam 95 öğretim
programının ve bunlara ait ders kitaplarının alanında uzman akademisyenlerin
desteğiyle hazırlanması gerekmektedir. Bu çalışmalar için
(13.1.32.62-09.2.1.00-1-06.1) tertibinden 2 milyon 500 YTL ödenek düşülerek, (13.1.32.00-09.2.1.00-1-06.3)
tertibine eklenmiştir.
� Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na
genel bütçeden alınacak olan 10 adet taşıtın daha ekonomik ve kullanışlı olması
nedeniyle station vagon yerine binek otomobil olarak alınması gerekmektedir. Bu
doğrultuda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın 2006 Mali Yılı Bütçe
Tasarısı eki 237 sayılı Taşıt Kanunu'na göre 2006 yılında edinilecek taşıtlar
cetvelindeki "Station-Wagon" taşıt ibaresi "Binek otomobil"
ve sıra numarası T- 2 olarak değiştirilmiştir.
� İçişleri Bakanlığı
- İçişleri Bakanlığı bütçesinin Valilik ve
Kaymakamlıklar bölümüne, memurların öğle yemeğine yardım için konulan ödeneğin
yetersiz olacağı gerekçesiyle
(10.01.00.62-01.1.1.00-1-03.2) tertibinden 1 milyon 516 bin YTL ödenek
düşülerek, (10.01.00.62-01.1.1.00-1-05.3) tertibine eklenmiştir.
- İçişleri Bakanlığı bütçesinin İdari ve
Mali İşler Dairesi Başkanlığı bölümüne, memurların öğle yemeğine yardım için
konulan ödeneğin yetersizliği
gerekçesiyle (10.01.00.62-01.1.1.00-1-03.2) tertibinden 236 bin YTL
ödenek düşülerek, (10.01.00.04-01.3.9.00-1-05.3) tertibine eklenmiştir.
� Maliye Bakanlığı
Hükümet konakları ülkemiz genelinde
Devletin itibarını simgeleyen yapılar olup, söz konusu hükümet konakları mevcut
durumu ile bu fonksiyonunu yerine
getiremediğinden yeni hükümet konakları yapılması ile mevcutların bakım ve
onarımlarının yaptırılması gerekmektedir. Ayrıca ülkemizin deprem kuşağında
bulunması nedeniyle can ve mal kaybını en aza indirilmesini teminen, mevcut
hükümet konakları ile Maliye Bakanlığına tahsisli hizmet binalarının depreme
dayanıklı hale getirilmesi bir zorunluluk arzetmektedir. Binaları depreme karşı
güçlendirme onarımı maliyetlerinin yüksek olması nedeniyle ve hükümet
konaklarının yapımı için (12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3) yatırımları hızlandırma
ödeneğinden 5 milyon YTL düşülerek, (12.01.34.00-01.1.2.00-1-06.7) tertibine 2
bin 500 YTL ve (12.01.34.00-01.1.2.00-1-06.5) tertibine 2 bin 500 YTL
eklenmiştir.
- Maliye Bakanlığı bütçe tasarısında
yeralan üniversitelere yapılan Hazine yardımının (05) cari transferleri ve (07)
sermaye transferleri arasında sehven yapılan teknik aksaklıkların giderilmesi
amacıyla Başkanlık divanının aldığı cetvellerde teknik düzeltme yapma yetkisi
çerçevesinde Selçuk Üniversitesi, Ondokuzmayıs Üniversitesi, Karadeniz Teknik
Üniversitesi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Harran Üniversitesi sermaye transferleri
tertibinden toplam 5.654.000 YTL düşülerek cari transferlere eklenmiştir.
r Ayrıca,
Türkiye Büyük Millet Meclisinde 10.11.2005 tarihinde kabul edilen 5429 sayılı
Türkiye İstatistik Kanunu'nun 18.11.2005 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanması
nedeniyle, 2006 Mali Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı ve eki cetvellerinde
yer alan "Devlet İstatistik Enstitüsü Başkanlığı" ibaresi
"Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı" olarak değiştirilmiştir.
III. 5018
SAYILI KANUNA EKLİ (II) SAYILI CETVELDE YER ALAN ÖZEL BÜTÇELİ İDARELER
1. ÖZEL
BÜTÇE KAPSAMINDAKİ İDARELERİN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ
Özel bütçeli kamu idarelerinin bütçeleri incelendiğinde; (A) işaretli cetvelde
gösterildiği üzere bu İdarelere tahsis edilen 11.302.981.361 YTL ödenek;
� Ekonomik sınıflandırmaya
göre özel bütçeli kamu idarelerinden,
* Yüksek öğretim kurumlarının;
- 2
milyar 899 milyon 54 bin 597 YTL personel giderlerine,
-
386 milyon 584 bin 169 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,
- 1
milyar 242 milyon 989 bin 145 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,
- 87
milyon 489 bin 350 YTL cari transferlere,
- 1
milyar 230 milyon 705 bin 500 YTL sermaye giderlerine,
* Yüksek öğretim kurumları hariç, diğer
özel bütçeli kamu idarelerinin;
-
704 milyon 147 bin 250 YTL personel giderlerine,
- 93
milyon 947 bin 10 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,
- 1
milyar 94 milyon 343 bin 620 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,
-
701 milyon 211 bin 720 YTL cari transferlere,
- 1
milyar 439 milyon 944 bin YTL sermaye giderlerine,
-
449 milyon 65 bin YTL sermaye transferine,
-
973 milyon 500 bin YTL borç verme giderlerine,
tahsis edilmiştir.
� Merkezi
Yönetim Bütçesi içinde,
* Yükseköğretim kurumlarının ödeneklerinin
ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı;
-
Personel giderleri yüzde 1.66,
-
Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.22,
-
Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.71,
-
Cari transferler yüzde 0.05,
-
Sermaye giderleri yüzde 0.71,
* Yüksek öğretim kurumları hariç, diğer
özel bütçeli kamu idarelerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı;
-
Personel giderleri yüzde 0.41,
-
Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.06,
-
Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.63,
-
Cari transferler yüzde 0.40,
-
Sermaye giderleri yüzde 0.83,
-
Sermaye transferleri yüzde 0.25,
-
Borç verme giderleri yüzde 0.55,
olarak belirmektedir.
� Fonksiyonel
sınıflandırmaya göre özel bütçeli kamu idarelerinden,
* Yüksek öğretim kurumlarının;
-
476 milyon 744 bin 861 YTL genel kamu hizmetleri giderlerine,
- 2
milyon 735 bin 883 YTL savunma hizmetleri giderlerine,
- 54
milyon 282 bin 111 YTL kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderlerine,
- 17
bin 500 YTL ekonomik işler ve hizmetler giderlerine,
- 82
bin 400 YTL çevre koruma hizmetleri giderlerine,
-
656 milyon 736 bin 847 YTL sağlık hizmetleri giderlerine,
- 71
milyon 897 bin 998 YTL dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderlerine,
- 4
milyar 584 milyon 325 bin 161 YTL eğitim hizmetleri giderlerine,
* Yüksek öğretim kurumları hariç diğer
özel bütçeli kamu idarelerinin;
- 1
milyar 228 milyon 156 bin 860 YTL genel kamu hizmetleri giderlerine,
- 22
milyon 787 bin 114 YTL savunma hizmetleri giderlerine,
-
933 milyon 73 bin YTL kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri giderlerine,
-
525 milyon 692 bin 805 YTL ekonomik işler ve hizmetler giderlerine,
- 19
milyon 981 bin 321 YTL çevre koruma hizmetleri giderlerine,
- 18
milyon 640 bin 257 YTL iskan ve toplum refahı hizmetleri giderlerine,
-
137 milyon 681 bin 275 YTL sağlık hizmetleri giderlerine,
-
714 milyon 845 bin 411 YTL dinlenme, kültür ve din hizmetleri giderlerine,
- 1
milyar 729 milyon 905 bin 107 YTL eğitim hizmetleri giderlerine,
-
125 milyon 395 bin 450 YTL sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri
giderlerine,
tahsis edilmektedir.
� Merkezi
Yönetim Bütçesi içinde,
* Yükseköğretim kurumları ödeneklerinin
fonksiyonel sınıflandırmaya göre
dağılımı;
-
Genel kamu hizmetleri yüzde 0.27,
-
Savunma hizmetleri binde 0.02,
-
Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri yüzde 0.03,
-
Ekonomik işler ve hizmetler yüz binde
0.01,
-
Çevre koruma hizmetleri yüz binde 0.05,
-
Sağlık hizmetleri yüzde 0.38,
-
Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.04,
-
Eğitim hizmetleri yüzde 2.63,
* Yüksek öğretim kurumları hariç diğer
özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin fonksiyonel sınıflandırmaya
göre dağılımı;
-
Genel kamu hizmetleri yüzde 0.70,
-
Savunma hizmetleri binde 0.13,
-
Kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri yüzde 0.54,
-
Ekonomik işler ve hizmetler yüzde 0.30,
-
Çevre koruma hizmetleri binde 0.11,
-
İskan ve toplum refahı hizmetleri binde 0.11
-
Sağlık hizmetleri yüzde 0.08,
-
Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.41,
-
Eğitim hizmetleri yüzde 0.99,
-
Sosyal güvenlik ve sosyal yardım hizmetleri yüzde 0.07,
olarak ortaya çıkmaktadır.
� Yükseköğretim
kurumlarının;
2006 yılı gelirleri;
- 4
milyar 579 milyon 549 bin 552 YTL'si Hazine yardımı,
- 1
milyar 177 milyon 641 bin 508 YTL'si öz gelir,
olmak üzere; 5 milyar 757
milyon 191 bin 60 YTL olarak öngörülmektedir.
Ödenek toplamı ise 5 milyar 846 milyon 822
bin 761 YTL olarak belirlenmiştir ve bunun 89 milyon 631 bin 701 YTL'lik
kısmının net finansmanla karşılanması öngörülmüştür.
Öz gelirlerin ödenekleri karşılama oranı
ise yüzde 20.14'tür.
Bu kurumların merkezi yönetim bütçe
giderleri içindeki payı ise yüzde 3.35'tir.
� Yüksek öğretim kurumları
hariç diğer özel bütçeli kamu idarelerinin;
2006 yılı
gelirleri;
- 3
milyar 72 milyon 688 bin YTL'si Hazine yardımı,
- 1
milyar 785 milyon 293 bin 350 YTL'si öz gelir,
olmak üzere; 4 milyar 857 milyon 981 bin 350 YTL olarak öngörülmektedir.
Ödenek toplamı ise 5 milyar 456 milyon 158
bin 600 olarak belirlenmiştir ve bunun 606 milyon 682 bin 250 YTL'lik kısmının
net finansmanla karşılanması öngörülmüştür. Bazı idarelerin gelir fazlası
bulunması nedeniyle, özel bütçe gelirleri için toplamda 8 milyon 505 bin
YTL'lik bir gelir fazlası söz
konusudur.
Öz gelirlerin ödenekleri karşılama oranı ise
yüzde 32.72'dir.
Bu idarelerin merkezi yönetim bütçe giderleri içindeki payı ise yüzde
3.13'tür.
� Özel
bütçeli kamu idarelerinin 2006 yılı ödenek toplamı 11 milyar 302 milyon 981 bin
361 YTL olarak öngörülmüştür. Bu ödenek toplamının merkezi yönetim bütçesi
içerisindeki payı ise yüzde 6.48'dir.
� Özel bütçeli kamu
idarelerinin 2007 yılı ödenek toplamı 11 milyar 768 milyon 81 bin 706 YTL
olarak tahmin edilmektedir. Bu toplamın 6 milyar 65 milyon 953 bin 566 YTL'lik
kısmını yüksek öğretim kurumlarının, 5 milyar 702 milyon 128 bin 140 YTL'lik
kısmını ise yüksek öğretim kurumları
hariç özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin oluşturacağı tahmin
edilmektedir.
� Özel bütçeli kamu
idarelerinin 2008 yılı ödenek toplamı 12 milyar 281 milyon 46 bin 248 YTL
olarak tahmin edilmektedir. Bu toplamın 6 milyar 303 milyon 954 bin 705 YTL'lik
kısmını yüksek öğretim kurumlarının, 5 milyar 977 milyon 91 bin 543 YTL'lik
kısmını ise yüksek öğretim kurumları
hariç özel bütçeli kamu idarelerinin ödeneklerinin oluşturacağı tahmin
edilmektedir.
2. ÖZEL
BÜTÇELİ İDARELERİN BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
�
9.11.2005 tarihinde Başbakanlığa bağlı Atatürk
Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik
Araştırma Kurumu Başkanlığı (TÜBİTAK), Türkiye Bilimler Akademisi Başkanlığı
(TÜBA), Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ve Vakıflar Genel Müdürlüğü bütçeleri
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Türk Dil Kurumunun Türkçe Sözlüğünün çok
az yerde bulunabildiği, böyle temel bir eserin, vatandaşların kolaylıkla bulabilmesi için tüm kitapçılarda olması gerektiği,
- Türk Tarih Kurumunun Ermeni meselesinde
çok ciddî çalışmalar yaparak dünya kamuoyuna sunduğu belgelerle Ermenilerin asılsız iddialarının
çürütülmesini sağladığı,
- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek
Kurumu Başkanlığının Atatürk'ün vasiyetine aykırı bir şekilde resmi bir daire
olarak kurulduğu, oysa bunların 12 Eylül öncesinde dernek olarak daha verimli
çalışmalar yürüttükleri, Anayasa değişikliği yapmak suretiyle bu yanlışlığın
düzeltilmesi gerektiği,
- Bu kurumlar için gereken Anayasa
değişikliğinin Atatürk'ün vasiyetine saygının gereği olarak bir an evvel
yapılması gerektiği,
- Bu kurumların amacının, yalnızca bilim
ve kültür dilini yaratmak ve dilin korunmasını sağlamak olmayıp, aynı zamanda
dilin yabancı sözcüklerden arındırılmasına da hizmet etmek olduğu,
- Bugün, Türk dilinin korunması ve
geliştirilmesinin, teknolojinin inanılmaz bir hızla gelişmesi ve
küreselleşmenin yol açtığı sorunlar dikkate alındığında daha da büyük önem
taşıdığı; ülkemizin, başka ülkelerde gerçekleşen teknolojik gelişmeler ile
ekonomik ve sosyal yaşamdaki değişimleri
özümseyebilmek ve daha da
ileriye götürebilmek için, bunları kendi diliyle de ifade edebilmesi gerektiği,
- Yabancıların birlik ve bütünlüğümüzü
zedelemek için gösterdikleri çabaların, dini ve etnik kökene dayanarak azınlık
yaratma uğraşlarının, bu dönemde dil ve tarih kurumlarının işlevlerini daha da
önemli hale getirdiği,
- Türkiye'de Ar-Ge'ye verilen desteğin maalesef
çok yetersiz olduğu, Türk gençlerinin ve Türk bilim adamlarının Ar-Ge
faaliyetlerinin desteklenerek bilim ve teknolojiye katkı yapılması gerektiği,
- Türkiye Bilimler Akademisi
Başkanlığının son derece önemli bir
kuruluş olduğu, bilim adamlarının teşvik edilmesi için kaynaklarının
artırılması gerektiği,
- Ülkemizde Ar-Ge'nin yetersiz olmasının,
arz sorunundan ziyade talebin yetersiz olmasından kaynaklandığı,
-
Rekabetçi ortamda rekabet gücünün yükselmesi için TÜBİTAK liderliğinde bilim ve
teknolojinin yükselen bir değer olması gerektiği,
- Hızla değişen ve gelişen toplumumuzda
gençlik ve spor hizmetlerine ilişkin gereksinme, beklenti ve taleplerin artması
nedeniyle, genç nüfusun çok fazla olduğu günümüz Türkiye'sinde gençlik ve spor
yönetiminde yeniden yapılanmaya ihtiyaç olduğu,
- Gençlerimizin boş zamanlarını
değerlendirmeye yönelik hizmetleri yürütmek, onların kötü alışkanlıklarından
korunması için gerekli tedbirleri almak ve bu kesime sunulan hizmetleri sayı ve
nitelik açısından geliştirmenin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün sorumluluğu
altında olduğu,
- Amatör spor kulüplerinin devletin
yardımlarından tamamen yoksun olduğu, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün
kesinlikle maddî ve manevî olarak bu spor kulüplerine sahip çıkması gerektiği,
- Engellilerin spor yapabilmelerini
sağlamak amacıyla ülkemizde bulunan tüm spor tesislerinin engellilerin
kullanımına uygun hale getirilmesi gerektiği ,
- Bakım onarım kapsamındaki tüm spor
tesislerinin deprem etütlerinin yapılarak depreme karşı acilen güçlendirilmesi
gerektiği,
- Yeni kurulan Okul Sporları
Federasyonunun hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülebilmesi için okul spor
kulüplerinin Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünce kurulması ve desteklenmesi gerektiği,
- Özerk federasyonların desteklenmesi için
2006 bütçesinde öngörülen 2.750.000 YTL ödeneğin yetersiz olduğu,
- Ülkemizde, ana nedeni işsizlik olmak
üzere kap-kaç, hırsızlık gibi adlî suçların arttığı, kötü alışkanlıklara
başlama yaşının düştüğü dikkate alındığında bütçeden spor ve gençliğe ayrılan
payın artırılması gerektiği,
- Ülkemizin imajının zedelenmemesi için
atletizm ve halter federasyonlarında doping kontrollerinin zamanında yapılması
ve bu konuda her türlü önlemin alınması gerektiği,
- Gençlik Spor Genel Müdürlüğünün
kendisine kaynak oluşturmaya ve tesislerini yenilemeye yönelik çalışmalarının
memnuniyet verici olduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün, son derece
önemli görevler ifa eden, tarihî varlıklarımıza, tarihî mirasımıza sahip çıkan
bir kuruluş olduğu,
-
Vakıflar Genel Müdürlüğünün hiçbir zaman Hazineden kaynak almadığı tam
tersine Hazineye kaynak yarattığı ve
aktardığı,
- Dünya kültürlerine beşiklik eden, tarihi
boyunca sanatın, ticaretin ve ekonominin merkezi Anadolu'da eski devirlere ait
eserler kadar Anadolu'nun Türkleşmesinden sonra da inşa edilmiş birçok tarihî
eserin bulunduğu ve bu eserlere sahip çıkmanın, restore etmenin ve hizmete
sunmanın Vakıflar Genel Müdürlüğünün en önemli işlerinden biri olduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün, tarihi eserleri korumak için teknik elemanlar
yönünden takviye edilmesi gerektiği,
- Yurt dışındaki tarihî eserlerimizin de
koruma altına alınmasının bir zorunluluk olduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait yeni
teşkilat yasa tasarısının bir an evvel yasalaştırılması gerektiği,
- Genel Müdürlüğün, sahip olduğumuz
kültürel ve tarihsel değerleri sergilemek ve korumak amacıyla planladığı
müzeleri de bir an önce açmasının beklendiği,
- Türk-İslam eserlerinin envanterinin
çıkarılmasının üzerinde önemle durulması gereken bir konu olduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmazlarının
kiralarının güncelleştirilmesi gerektiği, bu sayede Genel Müdürlüğün
gelirlerinin daha da artacağı,
- Kamunun imkanları ile beslenen
vakıfların tasfiye edilmesinin son derece önemli bir gelişme olduğu,
- Vakıflar tarafından korunan 18.500 adet
eserin olduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün yurt
dışındaki değerli eserleri geri getirmekteki çabasının memnuniyet verici
olduğu,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Ar-Ge çalışmalarına yeteri kadar ödenek
ayrılamadığı, ancak geçen yıllarla karşılaştırılamayacak ölçüde bir artış
gerçekleştirildiği; Ar-Ge çalışmalarıyla ilgili, yüzde 270 gibi bir artışın
öngörüldüğü, ulaşılmak istenilen öncelikli hedefin, bu oranı bütçenin yüzde 2'lerine çıkarmak olduğu,
- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün;
sporu tabana yaymak, vatandaşların spor yapmasını teşvik etmek ve başarılı
sporculara sahip çıkmak için ülkemizde ilçe bazında örgütlenmiş bir genel
müdürlük olduğu,
- 2002 yılında Türkiye genelindeki
lisanslı sporcu sayısı 278.047 iken, bugün itibariyle bu rakamın 776.683'e çıktığı,
- Okul Sporları Federasyonu bünyesinde
kurulan okul spor klüplerindeki sporcuların da artık Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün lisanslı sporcusu haline geldiği,
- UEFA Şampiyonlar Ligi Finalinin, Dünya
Üniversite Yaz Spor Oyunlarının ve Motosiklet Dünya Şampiyonası ve Formula 1
otomobil yarışlarının ülkemizde gerçekleştirilmesi sayesinde 2005 yılının
Türkiye'nin spor yoluyla kendisini tanıtması bakımından çok başarılı bir yıl
olduğu,
- Olimpiyat, Dünya ve Avrupa
şampiyonalarında 103'ü altın, 108'i gümüş, 138'i bronz olmak üzere toplam 349 madalya alındığı, bunun yanında
sporcularımızın katıldığı diğer uluslararası organizasyonlar da dikkate alındığında
alınan madalya sayısının 969 olduğu,
- Ödül yönetmeliği uyarınca dereceye
girmiş olan sporcularımıza 9 trilyon
Türk Lirası tutarında ödül verildiği,
- Spora hizmet edecek olan kişi ve
kurumların beklediği sponsorlukla ilgili yasanın kapsamının genişletildiği ve
bu sayede sponsorluk yoluyla 16 trilyonluk
bir kaynak elde edildiği,
- "İddaa" oyununa ilişkin
yasanın çıkarılması sayesinde Spor-Totonun gelirlerinde önemli ölçüde bir
artışın olduğu ve genel hasılatının 1 katrilyon 200 trilyon lirayı bulduğu,
- Türkiye genelinde Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün kontrolü altında 9.029 tesisin olduğu, önümüzdeki yıl içerisinde
nüfusu 22.000 ila 95.000 arasında olan 30 civarındaki ilçede yerel yönetimlerle
işbirliği yapılarak spor salonu yapılmasının programlandığı; nüfusu 10.000'in
üstünde olup da spor salonu olmayan ilçelere spor salonu yapılmasının
hedeflendiği,
- Genel Müdürlüğün 319.810.000 Yeni Türk
Liralık bütçesinin 95.597.000 Yeni Türk Lirasının yatırımlara ayrıldığı ve
bunun 20 trilyon lirasının Spor Toto Teşkilat Müdürlüğünden temin edildiği,
- Marmara Üniversitesi Beden Eğitimi ve
Spor Yüksekokulu ile birlikte gerçekleştirilen Olimpiyatlar İçin Sporda Yetenek
Seçimi ve Spora Yönlendirme Projesi kapsamında istikbal vaat eden gençlerin
tespiti ve bu gençlerin başta olimpiyatlar olmak üzere Avrupa ve Dünya
şampiyonalarında ülkemizi temsil edebilecek şekilde yetiştirilmesinin
planlandığı,
- Dünya Basketbol Şampiyonası finallerinin
2010 yılında Türkiye'de yapılacağı,
- Günümüzde halen 41.720 adet mazbut vakfın
mevcut olduğu, 300 adet mülhak,
4.474 adet yeni ve 161 adet de cemaat ve esnafa mahsus vakfın bulunduğu,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün; vakıfların
iş ve işlemleri yanında denetimini de yaptığı ve vakfiye amaçlarını gerçekleştirme faaliyetlerini yürüttüğü,
- Ecdad yadigarı 18.500 adet tarihî eserin bakımı, onarımı ve yaşatılması gibi
hizmetleri gördüğü,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün özel bütçeli
kuruluş olduğu ve bu nedenle bütçesinin tamamının öz kaynaklardan karşılandığı;
dolayısıyla genel bütçeden herhangi bir pay almadığı,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün 2003 yılında
bütçesinin 37 trilyon lira olarak
öngörüldüğü, bütçe gerçekleşmesinin ise 41 trilyon lira civarında olduğu; 2006
yılında ise bu oranının yaklaşık on kat
artarak 400 milyon Yeni Türk Lirası olarak
öngörüldüğü,
- Bütçenin yaklaşık yüzde 50'sinin
yatırımlar için kullanılacağı ve bu durumda, bütçesinin yüzde 50'sini
yatırımlar için kullanacak kurum olarak, kamu kurum ve kuruluşları
içerisinde ilk sırayı alacağı,
- Vakıflar Genel Müdürlüğünün Türkiye'nin
değişik il ve ilçelerinde hizmet sunan imaret sayısı 2002 yılında 57 iken, bu
sayının günümüzde 94'e çıktığı; 81 ilde 51.000 kişiye sıcak yemek verildiği;
muhtaç maaşından yardım alan kişi sayısının
1.500'den 3.000'e çıkarıldığı; şehit, dul, yetim ve tabiî afetlerden
zarar gören ailelerin ilköğretim ve ortaöğretimde okuyan çocuklarından yaklaşık
2000 kadarına burs verilmesinin planlandığı ve
önümüzdeki yıllarda bu rakamın daha da artırılacağı,
- Hastanelerin birleştirilmesiyle ilgili
kanun kapsamında Bezmi Alem Vakıf Gureba Hastanesinin Vakıflar Genel
Müdürlüğüne alındığı ve bu eserin vakfıye şartlarına uygun olarak fakir
hastalara hizmet için bundan sonra daha ciddî şekilde kullanılacağı,
- 2003 yılında vakıf eserlerinden 160'ının restore edildiği; bu rakamın 2004
yılında 282'ye, 2005 yılında ise 419'a çıktığı; 306 adet vakıf eserinin proje
ihalesinin de gerçekleştirildiği,
- Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olup
yıllarca atıl durumda kalmış olan taşınmazlardan 38 adedinin yap-işlet-devret modeliyle; 66 adedinin restore
et-işlet-devret modeliyle; 107 adedinin ise kat karşılığı değerlendirilmek
üzere ihale edildiği,
-
4916 sayılı Yasa ile üzerinde toplu yapılaşma bulunan işgalli vakıf arazilerinin
Hazine mülkiyetindeki taşınmazlarla trampa işlemlerinin başlatıldığı ve
böylelikle vatandaşların önemli bir bölümünün mülkiyet sorununun da çözülmeye
çalışıldığı,
- Vakıf arşiv yönetim sistemi projesi
çalışmalarının halihazırda devam ettiği, Türkiye'de ne kadar vakıf eseri
olduğunun bilgisayar ortamına aktarılarak müracaat halinde isteyenlerin
bilgisine sunulacağı,
- İstanbul, Ankara, Edirne, Bursa, Konya,
Sivas, Kayseri, Kastamonu, Gaziantep, Antalya illerinde vakıf eserleri müzeleri açılması
çalışmalarının devam ettiği,
- Yurt dışına kaçırılmış bulunan eski eserlerin bulunup yurda getirilmesi
çalışmalarının devam ettiği, bu sayede
çalıntı eski eserlere iç ve dış piyasadaki talebin kırıldığı,
- Çağdaş anlamda vakıf müessesesi esas
alınarak hazırlanmış olan Yeni Vakıflar Kanunu Tasarısının Meclise sevk
edildiği,
r 10.11.2005 tarihinde Türk
İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ve İhracatı Geliştirme Etüt
Merkezi bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi
Başkanlığının bütçesinin yüzde 84 civarında artırıldığı ve bu durumun
memnuniyet verici olduğu,
- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi
Başkanlığının özellikle yurt dışındaki tarihi eserlerimizin korunması
noktasında yürütmekte olduğu çalışmaların takdirle karşılandığı, ancak bu
konudaki çabaların artırılarak sürdürülmesi gerektiği, dünyanın bir çok yerinde
atalarımızdan kalma eserlere sahip çıkılmasının büyük önem taşıdığı,
- Yurtdışında, özellikle kalkınmakta olan
ülkelerde faaliyet gösteren önemli kurumlarımızdan birinin de TİKA olduğu, TİKA'nın kalkınmakta olan ülkelerin kalkınmalarına çeşitli
düzeylerde katkıda bulunacak proje ve programları gerçekleştirip, bunları
koordine etmek üzere öncelikle protokol ve sözleşmelerle beraber belirlenmiş
faaliyetleri başarılı bir şekilde gerçekleştirdiği, ancak, daha fazla kaynak
aktarılmasına ihtiyaç duyulduğu,
- Dış Ticaret Müsteşarlığının, İhracatı
Geliştirme Etüt Merkezinin ya da İhracatçı Birliklerinin fonlarını kullandığı,
bu konu üzerinde durulması gerektiği,
-
İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin kontrolünde çok büyük kaynakların
bulunduğu, ancak denetimi konusunda
bazı eksikliklerin ve yanlış uygulamaların söz konusu olduğu; yönetimde görev
alanların aynı zamanda denetimde de görev alması gibi sağlıksız bir denetim modelinin benimsendiği,
- Türkiye'nin tanıtımının yapılması için
gerçekleştirilen harcamaların yerindeliğinin denetlenmesi gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Teknik yardım faaliyetlerinin gelişmiş
Batı ülkelerinin dış politikalarında önemli bir enstrüman haline geldiği,
- Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi
Başkanlığının Doğu Bloğu ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılması
sonucunda Orta Asya, Kafkaslar ve Balkanlar'da ortaya çıkan yeni şart ve
ihtiyaçların Türkiye'ye yüklediği yeni görev ve sorumlulukları süratle ve etkili bir şekilde yerine
getirmek üzere 1992 yılında kurulduğu,
- TİKA'nın kuruluş amacının, başta Türk
Dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye'ye komşu ülkeler olmak üzere, gelişme
yolundaki ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak, bu ülkelerle ekonomik,
ticarî, teknik, sosyal, kültürel ve eğitim alanlarındaki işbirliğini, projeler
ve programlar yoluyla geliştirmek olduğu,
- TİKA'nın kuruluşuyla, gelişmiş
ülkelerden yardım alan bir ülke konumundaki Türkiye'nin, aynı zamanda
gelişmekte olan ülkelere yardım sağlayan bir ülke konumuna geldiği,
- TİKA'nın görevi kapsamına giren teknik
yardım ve işbirliği konularında Türkiye'nin uluslararası alanda görünürlüğünü
artırmanın bir öncelik haline geldiği,
-
Ülkenin kamu kaynakları kullanılarak yapılan yardım faaliyetlerinin
koordinasyonu, envanterinin çıkarılması ve faaliyetlerinin uluslararası
standartlarda maliyetlendirilmesi işlemlerine başlanıldığı,
- TİKA'nın günümüzde 17 ülkede
koordinatörlüğünün bulunduğu,
- TİKA'nın sunduğu teknik yardım
hizmetiyle bölge için önemli ve yapıcı işlevler üstlenebilecek bir kurum
olduğu,
- Ülkemizin yıllardır başta Orta Asya Türk
Cumhuriyetleri olmak üzere; soydaş, kardeş, akraba devlet ve topluluklara sözle
ve kalple verdiği desteği, teknik işbirliği ve somut projelerle sürdürülmesinin
öncelikli bir dış politika hedefi haline gelmesi nedeniyle TİKA'nın bütçesinin
bu yıl yüzde 100'e yakın bir miktarda artırıldığı,
- İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin
potansiyel ihracatçılara ve ihracatçı firmalara yeni pazarlar bulunması ve
ihracatımızın nitelik ve nicelik olarak geliştirilmesi amacıyla
gerçekleştirmekte olduğu araştırma-geliştirme faaliyetleri ile eğitim
etkinliklerinin ülkemizdeki ve dünyadaki ekonomik gelişmeler de dikkate
alınarak sürdürüldüğü,
- İhracatı Geliştirme Etüt Merkezinin
kullanımında 30-40 milyon Dolar gibi büyük fonlar bulunmadığı, toplam 7-8
trilyon Liralık bir bütçesi olduğu ve
her sene Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu tarafından denetlendiği,
- Aktif bir ticari diplomasi anlayışıyla
hareket edilerek, bölgesel ve küresel platformlarda etkili olunmasının, dış
ticaret politikasının önemli bir ayağı olduğu,
- Dünya Ticaret Örgütü ve Avrupa Birliği
gibi küresel ölçekte politikaların oluşturulduğu platformlarda ülkemizin
menfaatlerinin savunulduğu,
- Ekonomik İşbirliği Teşkilatı, Karadeniz
Ekonomik İşbirliği ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ülkeleri, Balkanlar
ve Afrika ülkeleri ile karşılıklı ekonomik ve ticari faydalar sağlanacağı
düşünülen çerçeve anlaşmalar yapılarak, ticaret erbabının çalışmalarını küresel
ölçekteki ortak kurallar şemsiyesi altında yürütmelerinin sağlandığı,
r 11.11.2005 tarihinde
Milli Savunma Bakanlığına bağlı Savunma Sanayii Müsteşarlığı bütçesi üzerinde
yapılan görüşmelerde;
- Türk Silahlı Kuvvetlerimizin savunmaya
yönelik ihtiyaçlarının ülke öz kaynaklarından karşılandığı; modernizasyon
çalışmalarının ana kaynaklarının, millî bütçeden tahsis edilen kaynakları ile
Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonundan sağlandığı,
- Bütçe dışı kaynak olarak 1985 yılında
oluşturulan Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme Fonunun, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin modernizasyon çalışmalarının yaklaşık 1/3'ünü karşıladığı,
- Savunma Sanayii ile Millî Savunma
Bakanlığının, Türkiye'nin sanayileşmesine önemli katkılarda bulunduğu, Türk
sanayiini ileride daha hızlı atılımlar yapmak üzere hazır halde tuttuğu,
- Savunma Sanayii Müsteşarlığının
yürüttüğü hizmetler göz önünde bulundurulduğunda öngörülen bütçe teklifinin
yetersiz olduğu,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Bugüne kadar 38 ülke ile Savunma Sanayi
İşbirliği Anlaşmasının, 43 ülke ile de Askeri Eğitim İşbirliği
Anlaşmasının imzalandığı; bu anlaşmalar
çerçevesinde dost ülkelerin silahlı kuvvetlerinin geliştirilmesi, savunma
sanayii ürünlerimizin pazarlanması, dil öğretimi de dahil olmak üzere subay ve
astsubaylar ile çeşitli birliklerinin eğitilmesi amacıyla birçok ülkeye destek
verildiği,
- Orta Asya, Kafkasya ve Balkanlarda
bağımsızlığını kazanan dost ve müttefik ülkelere 1992 yılından itibaren 417
milyon ABD Doları tutarında askerî malzeme yardımı yapılmış olduğu; tamamı Türk
Savunma Sanayii ürünü olan malzemelerle bu ülkelerin Özel Kuvvetler Birliği,
Komando Alayı, Barışı Koruma Taburu gibi en seçkin birliklerinin teçhiz
edilerek bölgenin ve ülkelerin huzur ve barışına önemli katkılar sağlandığı,
- Harp silah, araç ve gereçleri açısından,
savunma sanayii alanında dışa bağımlılığın en aza indirilmesi, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin günümüz teknolojisinin gerektirdiği ana silah sistemlerine sahip
olması, teknolojik gelişmelerin yakından takibi ve Silahlı Kuvvetlere yansıtılmasıyla
Silahlı Kuvvetlerin ulaştığı caydırıcı gücün korunacağı ve bu caydırıcılığın
daha da arttırılarak devam ettirileceği,
- Savunma Sanayii Destekleme Fonu (SSDF)
gelirlerinin, 3238 sayılı Kanunun amacına uygun olarak yürütülen Türk Silahlı
Kuvvetleri projeleri yanında savunma sanayii firmalarına sağlanan teşvik ve
krediler ile Ar-Ge projelerinde kullanıldığı; bazı projeler kapsamında
yurtdışından temin edilen 1,6 milyar ABD Doları kredi hariç, SSDF'de bugüne
kadar yaklaşık 15,7 Milyar ABD Doları gelir toplandığı; bu gelirden 2005 yılına
kadar 14,3 Milyar ABD Doları ve 2005 yılı içerisinde ise 324 milyon ABD Doları,
Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından yürütülen projelerde kullanıldığı,
- SSDF'nin gelir ve giderlerinin 2006
yılına kadar genel bütçe kapsamı dışında tutulmuş olduğu, ancak 5018 sayılı
Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla Savunma Sanayii Müsteşarlığının özel
bütçeli idareler arasında sayılarak merkezî yönetim bütçesine dahil edildiği,
- 3238 sayılı Kanunun 9 uncu maddesi
gereğince, Müsteşarlığın bütçesinin Savunma Sanayii Destekleme Fonunun yüzde
2'sini aşamadığı, bu doğrultuda hazırlanan Savunma Sanayii Müsteşarlığı 2006
yılı bütçe teklifinin SSDF'nin yaklaşık yüzde 1'inden oluştuğu, Savunma Sanayii
Müsteşarlığı bütçesi gelirlerinin yüzde 97'sinin SSDF'den aktarılan kaynaktan
karşılanacağı, kalan kısmın ise iştirak, faiz ve kira gelirlerinden oluşacağı,
-
Dünyada toplam 1 trilyon ABD Dolarına yakın savunma harcaması yapılmakta
olduğu, savunma sanayii ihtiyaçlarının tedariki ve savunma sanayii sektörünün
yapısının diğer tedarik ve sektörlerden farklılık arz ettiği; savunma sanayii
sektörünü elinde bulunduran ülkelerin monopol nitelikleri dolayısıyla,
ürettikleri silah, araç ve gereçlerin satışında çeşitli kısıtlamalar, hatta
zaman zaman dış politikaları çerçevesinde ambargolar uygulayabildiği;
Türkiye'nin olabildiğince kendi imkânlarıyla savunma ihtiyaçlarını gidermesi ve
bu imkân ve kabiliyetlerini kullanarak özgün teknolojisini üretir hale
gelmesinin hayatî önem arz ettiği,
- Halihazırda Savunma Sanayii Müsteşarlığı
tarafından kara-hava-deniz/denizaltı araçları ve elektronik sistemleri
çerçevesinde yaklaşık 100 projenin yürütüldüğü,
- Savunma sanayiine çok fazla önem
verildiği; çünkü, teknoloji, ileri teknolojinin, en önce savunma sanayiinde
denendiği ve elde edilen yeni teknolojinin sonradan sivile nakledildiği ve
sanayiinin gelişmesine katkı sağladığı,
r 16.11. 2005 tarihinde
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü,
Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü
bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Türkiye'deki bor rezervlerinin dünyadaki
bor rezervlerinin yüzde 63'ünü oluşturduğu, ancak işlendiği zaman çok daha
fazla değer kazanan bor ürünlerinin ya ham olarak ya da rafine edilerek
satıldığı ve bu konuda kamunun öncülüğünde özel sektörün bor üretiminin ve
işlemesinin teşvik edilmesi gerektiği,
- Dünya bor piyasası yaklaşık 1,2 milyar
dolar iken, bor minerallerinin hammadde olarak kullanıldığı uç ürünlerin toplam dünya pazarının 100 milyar Doların
üzerinde olduğu, Türkiye'nin bu konuda yapması gereken işin kamu tekeliyle uğraşmak
değil uç ürün pazarında yüzde 1 bile olmayan ülke payının süratle artırılması
olduğu,
- Mevcut pazar payının artırılması
amacıyla rafine ürün kapasitesinin yılda 1,2 milyon tona çıkartılması ve ürün
çeşitliliğiyle ürün kalitesinin artırılmasına yönelik yatırımlar yapılması
gerektiği,
- Ham bor ihracatı yerine rafine bor ve
özel bor ürünlerine yatırım yapılarak, ülkemizde bor minerallerine dayalı
tesislerin kurulması ve bor ürünlerinin hammadde olarak kullanıldığı sanayi
alanlarının gelişmesine yönelik yatırımların teşvik edilmesi gerektiği,
- Bandırma Bor ve Asit Fabrikaları
İşletmeleri Müdürlüğünde bor madenlerinden asitborik, boraks, sodyumperborat,
sülfirikasit üretilmekte olduğu, üretilen ürünlerin genelde rafine ürünler
olduğu, bunların katma değerinin fazla
olmadığı, daha fazla katma değer elde edebilmek için uç ürün fabrikalarına
yönelinmesi gerektiği, nitekim bunun altyapısının da oluşturulduğu, ilk örnek
olarak da boroksit fabrikasının kurulmak üzere olduğu, katma değeri yüksek olan bor uç ürünlerinin
geliştirilerek Bandırma işletmesinin bir uç ürün merkezi haline getirilmesinin,
ülke ekonomisine birçok katma değerler kazandıracağı,
- Bazı firmalara bor satılırken aracı
firma kullanıldığı ve daha kaliteli borun daha ucuz fiyata bu aracı firmaya
satıldığı, nihai olarak ürünün aynı firmaya gittiği, ancak aracı firmanın haksız
kazanç sağladığı,
- Ulusal Bor Enstitüsü'nün kurulmasının
hükümetin iddialı bir projesi olduğu ve
bu dönemde yasayla kurulduğu;
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsünün borla ilgili çalışmalar yaparak, Bor
konusunda bir kültürü geliştirmesi gerektiği; bor ürünlerinin Türkiye'de
tüketilmesi ve bir tüketim alışkanlığı oluşturulması için tanıtım
faaliyetlerinde bulunmanın yerinde ve faydalı olacağı,
- Son üç yıllık dönemde istikrarlı
kalkınma hamlesi içerisinde, her geçen gün enerjiye duyulan ihtiyacın arttığı,
bu kalkınma hızına paralel olarak enerji kaynaklarını artırmak, enerji
üretimini artırmak, ayrıca, ucuz elektrik üretmek zorunluluğunun bulunduğu,
çünkü dünyayla rekabet edebilmek için mutlaka elektriğin ucuza üretilmek ve
üretiminin artırılmak zorunda olduğu, enerji konusunda olabildiğince yerli
kaynaklara dönülmesi ve yıllardır devam eden nükleer enerji meselesinin
sonuçlandırılması gerektiği,
- Uygulanan politikalar sayesinde 2002
yılında yüzde 67 olan elektrik üretimindeki yerli kaynak oranının 2005 yılında
yaklaşık yüzde 90'lara ulaştığı; nükleer enerji konusunda önemli çalışmaların
yürütüldüğü ve bu çalışmaların en kısa
zamanda neticeye kavuşturulması gerektiği, çünkü dünyayla rekabet edebilmenin
yolunun buradan geçtiği, en ucuz elektriğin
nükleer santrallerle elde edildiği ve en tehlikesiz enerji üretiminin de
nükleer santrallar aracılığıyla yapılabildiği,
- Yıllardır uygulanmakta olan yanlış
politikaların yalnızca yerli kaynaklarımızın devre dışı bırakılmış olmasıyla
sınırlı olmadığı, doğalgazın yüzde 60'ının elektrik enerjisi üretiminde
kullanıldığı, yani elektrik enerjisinde doğalgaz kullanım oranının yüzde 50'ye
yaklaşmış olduğu, bu oranın son derece yüksek ve rasyonellikten uzak
olduğu, tükettiği gazın yüzde 85'ini
kendi topraklarında üreten Amerika Birleşik Devletlerinde bile bu oranın yüzde
20, AB ülkelerinde ise yüzde 32 civarlarında olduğu,
- Türkiye de elektrik enerjisinin çok
pahalıya üretildiği ve gerek sanayicinin, gerekse vatandaşın yüksek enerji
fiyatlarıyla mağdur olduğu,
- Enerji gibi hayati önem taşıyan bir
sektörde geleceklerine ilişkin
sorumluluk duyan ve buna uygun politikalar geliştiren tüm gelişmiş ülkelerin
elektrik enerjisi üretimlerinde güneş, rüzgar, jeotermal ve hidrolik olmak
üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldikleri ve bu konuda Ar-Ge
faaliyetlerini geliştirdiklerinin görüldüğü,
- Sadece elektrik enerjisi sektörü için
önümüzdeki on beş yıl boyunca, yıllık ortalama 3,3 milyar Dolar yatırım
yapılması gerektiği; talepte yaşanan artışa karşılık, arzda gerekli iyileşmenin
yapılamadığı, arz güvenliğinin sağlanamamış olması nedeniyle 2009 yılında
enerji kaynağı ihtiyacının artacağı,
- 2002-2005 yılları arasında kişi başı
elektrik tüketiminin yüzde 26 artmış olduğu, bunun da yaklaşık yüzde 8,5'luk
bir artışa tekabül ettiği; ülkemizde Avrupa'ya oranla 4,5 kat daha düşük
elektrik tüketildiği; Türkiye'nin gelişmesi ve büyümesi için enerjisinin ucuz
olması ve rekabet edebilecek düzeye gelmesi gerektiği,
- Elektrik fiyatlarına bakıldığında, üç
senedir elektriğe zammın yapılmadığı, bunun da takdire değer olduğu, ancak buna
rağmen ülkemizin OECD ülkeleri arasında elektrik fiyatları bakımından
ortalamanın üzerinde olduğu; aynı şeyin doğalgaz için de geçerlilik arz ettiği,
ancak, çok tartışılan ham petrolde fiyatlarının OECD ülkelerinin altında
kaldığı,
- Ülkenin içinde bulunduğu koşullar
nedeniyle nükleer enerji konusunun gündeme getirilmeye çalışıldığı ancak,
Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan çalışmalarda da dünyadaki
eğilimin nükleer enerji kullanımından
uzaklaşma yönünde olduğu,
- Türkiye'nin fay hattında olması ve atık konusunda emniyet sağlanamaması
nedeniyle nükleer enerji konusundaki çalışmalardan kaçınılması gerektiği,
- Türkiye'nin artan enerji tüketimini ve
ihtiyacını karşılaması için acilen
nükleer enerji programını başlatmasının yerinde olacağı,
- Nükleer enerji konusuna mutlaka önem
verilmesi gerektiği, nükleer enerji konusundaki çalışmaların büyük takdirle
karşılandığı ve çalışmaların bir an önce sonuçlandırılması gerektiği,
- Nükleer enerjinin ülkemiz için sağlıklı
olabileceği, önlemleri alınmadığı
takdirde, çevresel kirliliğin veya muhtemel ileriye dönük tehlikelerin sadece
kendi ülkemizdeki yatırımlar için değil, yurtdışındakiler için de söz konusu olacağı,
- Gerektiğinde nükleer enerjilerin özel
sektör kanalıyla yapılmasını sağlayacak farklı modellerin oluşturulması
gerektiği,
- Sanayi ve enerji sektörlerinin hammadde
ihtiyacını karşılamak amacıyla madencilik açısından yeterli aramaların
yapılmadığı,
- Maden arama işlerinde görev yapan
kuruluşlara ayrılan bütçe ödeneklerinin
çok düşük olduğu,
- Hammadde arz güvenliğinin son derece
önemli olduğu; ancak hammadde arz güvenliğinin geliştirilmesine yönelik yeterli
çabanın gösterilmediği,
- Anayasanın 168 inci maddesi gereği
madenlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu, madenlerimizi yerli ve
yabancı şirketlerin istedikleri zaman, diledikleri gibi kullanabilecekleri bir
durumda tutulmasının uygun olmayacağı,
- Madencilik sektörünün temel sorunlarının
hâlâ çözülmediği ve çözüm açısından çok
yavaş hareket edildiği,
- Madenlerin yurt içinde işlenerek ülke
ekonomisine katkısının artırılması çabalarının yeterli olmadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü'nün çalışmalarını başarılı bir şekilde sürdürdüğü ve yapılan
çalışmalarda Eti Madenciliğin de çok büyük katkılarının olduğu, her iki kurumun
birlikte çalıştığı,
- Ham bor madenlerini katma değeri yüksek uç ürünlere dönüştürecek çalışmaların devam
ettiği, ilk aşamada seramik ve çimento sektöründe kullanılmak üzere çalışmalar
yapıldığı, Çimento Müstahsilleri Derneği'ne
800 ton kolemanit gönderildiği ve gerekli değerlendirmelerin yapılacağı,
- Milli savunma sektörüne yönelik olarak
zırh yapımında kullanmak için çalışmaların yürütüldüğü, bunun dışında yanmaz
kumaş, yanmaz kâğıt üretiminde de kullanmak için çalışmalar yapıldığı,
- Rafine bor üretim ve ihracatının arttığı
ve işlenmiş bor ürünleri konusunda da önemli
gelişmelerin kaydedildiği,
- Elektrik İşleri Etüt İdaresi tarafından
rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisiyle ilgili çok önemli çalışmaların yapıldığı,
- Isı yalıtımıyla ilgili yeni bir malzeme
geliştirme çalışmasının söz konusu
olduğu, ayrıca bununla ilgili Enerji Verimliliği Yasası'nın çıkarılacağı, bunun gerçekleşmesi halinde yaklaşık 1,5-2 milyar Dolarlık kaynak
israfının önüne geçilebileceği, bu malzemeyi ulaştırma, inşaat, sanayi,
özellikle de konutlarda kullanma imkânının olacağı; Elektrik İşleri Etüt
İdaresi uzmanlarının, belli ölçekteki sanayicileri eğiterek önemli tasarruflar
sağlanmasına katkıda bulundukları,
- Enerjideki temel kaynaklara bakıldığında
yıllara sari olarak, doğalgazın enerji üretimindeki payının yüzde 17'lik bir
kullanım oranından neredeyse yüzde 45'leri bulan bir orana yükseldiği,
termiklerde toplam olarak, bütün linyit, taşkömürü, akaryakıt, doğalgaz dahil
olmak üzere yüzde 59'lardan yüzde 75'ler civarına çıktığı; hidroelektrik
üretiminin yüzde 40'lardan yüzde 25'lere kadar indiği; rüzgâr enerjisinde ise
ortalama yüzdeyi çok fazla etkilemeyecek bir
artışın söz konusu olduğu,
- Nükleer enerjinin aynı zamanda bir
program ve bir kalkınma ölçeği olduğu, ancak geç kalındığı ve bu konuda
ayrıntılı çalışmaların sürdürüldüğü,
- Nükleer enerjiye ağırlık verip elektrik
üretimini daha kolaylaştırmak ve enerji üretiminde faydalı alternatifler
üzerinde durmak gerektiği,
- Çalışmaların titiz bir şekilde yapılması
halinde hava kirliliğinden korkan herkes için nükleer enerjinin aslında bir çözüm olduğu,
- Yapılan çalışmalarda çok sayıda yeni
maden rezervlerinin bulunduğu ve bunlarla
ilgili çalışmaların devam ettiği,
-
Maden Yasası'nın çıkarılmasının bu alandan önemli bir adım olduğu,
- Madencilik sektöründe çok önemli bir
sıçramanın olduğu ve madencilik sektörünün kamuda büyüme sağladığı,
r 17.11.2005 tarihinde
Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı bütçesi
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Anayasamızın birçok maddesinin, 5, 12,
13, 35, 43, 44, 45, 63, 168 ve 169 maddeleri başta olmak üzere, çevrenin
korunması konusunda hükümler içerdiği; çevre hakkının kullanılması ve toplumsal
barışın sağlanmasında toplumun üretici veya doğal kaynakları kullanıcı
kesimlerinin bireylerin yaşamını tehdit edici bir biçimde çevreyi kirletme
haklarının bulunmadığı ve hiçbir vatandaşın bu hakkına zarar verilmemesi
gerektiği, özellikle sanayiinin ekonomik faaliyetlerinde bu durumun temel bir
kriter olarak alınması gerektiği,
- AB ile belki de en zor geçecek müzakere
konularının başında bölümlerden birinin çevreyle ilgili bölüm olacağı; bu
konuda 35 milyar Euroluk bir kaynağa ihtiyaç olduğunun ifade edildiği, bunun
yüzde 10-15'inin fonlardan, geri kalan kısmının üçte birinin yerel
yönetimlerden, üçte birinin sanayi kuruluşlarından, üçte birinin de merkezî
hükümetten alınacağının ifade edildiği, yani bugünkü bütçe yapısına bakıldığı
zaman bütçenin, hatta millî gelirin üzerinde bir kaynak gerektiği,
- Türkiye'nin devamlı şehirleşme süreci
içerisinde bulunduğu, şehirlerin büyüdüğü, şehirlerin büyümesiyle birlikte
kanalizasyon sorunu, katı atık sorunu, atık su sorunu gibi büyük sorunların meydana geldiği,
sanayileşmenin ilerlediği bunun da yarattığı bir kirliliğin olduğu, bu
olumsuzlukları önleyecek en büyük faktörlerden birinin ÇED raporları
olduğu, fakat yeterli olmadığı, çünkü
uygulanmasının çok iyi olması gerektiği, ÇED raporlarının iyi hazırlandığı,
ancak uygulamada çözüme kavuşturulması gereken problemlerin bulunduğu, bu
problemlerin de halledilmesi konusunda Bakanlığın büyük gayret sarf ettiği,
- Ülkemizde hâlâ 22 yıllık bir Çevre
Kanununun olduğu, bu Kanunun ise Bakanlığın işlerini düzenlemek ya da görev
tanımını yapmaktan öte bir durum arz etmediği, oysa Çevre ve Orman Bakanlığının
iş ve işlemlerinde kolaycı hükümler getirmekle sınırlı kalmayıp, tüm birey,
kuruluş ve kurumların ihtiyacına yanıt verecek şekilde bir yasaya ihtiyaç
duyulduğu, bu yasanın aynı zamanda geleceğin çevre koruma çalışmalarına da
çözüm getirecek düzenlemeleri kapsaması gerektiği,
- Toplam nüfustaki hızlı artışa karşın,
doğal kaynakların sabit kaldığı, hatta azaldığı, bitki ve hayvan türlerinin
geri dönülmeyecek biçimde yok olmaya başladığı, her yıl dünyada 1 hektar
arazinin 0,52 ton toprağının erozyonla yok olduğu ve 25 milyar ton üst toprağın
erozyonla yitirildiği, verimli tarım alanlarının doğayı gözetmeyen, kısa dönem
aşırı kârını ve rantını öne alan, sorumsuz sanayileşme, kentleşme, ulaşım ve
altyapı yatırımları nedeniyle talan edildiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Çevre değerlerinin; florasıyla, faunasıyla, her şeyiyle, deniziyle, gölüyle,
dağıyla, bütün zenginlikleriyle, koruma ve kullanma dengesinin günümüzde çok
önemli olduğu ve artık gündemin birinci sırasına oturduğu, kullanalım, ama,
koruyalım; prensibinin benimsendiği,
- Avrupa Birliği müzakerelerinde en çok
yorulacağımız sektörlerden birisinin çevre olduğu, Avrupa Birliği
müktesebatının uyumlaştırma noktasında % 40'ı oranında bir gerçekleşmenin
sözkonusu olduğu; Avrupa Birliği çevre müktesebatını uyumlaştırma noktasında
arzu edilirse 2005-2006 yıllarında tamamlanabileceği, ancak uygulamayla mevzuat
değişikliklerinin birlikte yürümesi isteniyorsa biraz daha zamana yayılması
gerektiği,
- Denizlerin kirliliğinin tespiti ve bu
kirliliğin önlenmesi, su havzalarının korunması konusunda önemli projelerin
bulunduğu ve bu konuda çeşitli faaliyetlerin yürütüldüğü,
- Özel Çevre Kurumu aracılığıyla
Türkiye'nin yüzde 1,5'inin özel çevre
alanı olarak ilan edildiği, ancak bu rakam yeterli olmadığı, gelişmişlik
düzeyiyle bu oranın doğru orantılı bir şekilde artması gerektiği; Özel Çevre
Kurumunun plan, proje, çevreyle alakalı düzenli depolamalar ve atık su
tesisleri konusunda çalışmalarının bulunduğu ancak yürütülen bu çalışmalar
hakkında yıllardan bu tarafa özellikle çeşitli bölgelerde ciddî ihtilaflar
yaşandığı,
- Balık çiftlikleriyle ilgili olarak Özel
Çevre Koruma Kurumunca gereken çalışmaların ve analizlerin yapılacağı ve bu
konuyla ilgili raporlar hazırlandıktan sonra rapor sonuçlarının kamuoyuyla
paylaşılacağı; özel çevre koruma bölgesinde özellikle Bodrum, Marmaris
civarlarında Bakanlıkça tahsis edilmiş ancak süresi bitmiş olan yerlerin,
tahsislerinin uzatılmadığı, ve uzatılmayacağı; balık çiftliklerinin Avrupa'daki
gelişmiş balıkçı ülkeleri nerede üretim yapıyorsa aynı nitelikteki yerlerde
yapmaları gerektiği; çiftliklerin bir
kısmının denizi, çevreyi kirlettiği, bunların sahile son derece yakın
olduğu, bu çiftliklerin çalışmalarına
devam etmesinin doğru olmadığı, dünyanın hiçbir yerinde böyle çarpık bir
tablonun olmadığı, bunları açık denize taşımak için gerekli çalışmaların
yapılacağı; çevreyi ve sahili kirletmeyecek, turizmi baltalamayacak, oradaki
meskûn insanların huzurunu kaçırmayacak bir tablonun oluşturulmasının
Bakanlığın sorumluluğunda olduğu,
r 17.11.2005 tarihinde
Sanayi ve Ticaret Bakanlığına bağlı Milli Prodüktivite Merkezi, Küçük ve Orta
Ölçekli Sanayi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), Türkiye
Akreditasyon Kurumu, Türk Standartları Enstitüsü Başkanlığı ve Türk Patent
Enstitüsü Başkanlığı bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Verimliliği artırmaya yönelik bilgi
girdisi sağlamak ve yapısal değişiklikleri gerçekleştirmek için Millî
Prodüktivite Merkezinin son derece önemli olduğu,
- Milli Prodüktivite Merkezi'nin
verimlilik artışının sağlanması amacıyla yapılan yatırım çalışmalarını izlemesi
gerektiği,
- KOSGEB kaynaklarının büyük ölçüde
kısıldığı, küçük ve orta ölçekli sanayi desteklenecekse bütçesine mutlaka ek
ödeneğin konulması gerektiği, çünkü ekonomiye kaynak, istihdam yaratma, artı
ihracat sağlama ve benzeri açılardan da bunun gerekli olduğu,
- KOSGEB'in kayıt dışı istihdamı kayıt
altına almak için girişimcilere uygun alternatifler sunduğu, KOSGEB'in bu yöndeki çalışmalarının
desteklenmesi gerektiği,
- KOSGEB'in özel sektöre çok önemli
danışmanlık ve müşavirlik hizmetleri sunduğu ve bu konudaki alt yapının
gerçekten gelişmiş olduğu, ancak bu
hizmetlerin etkin yürütülebilmesinin önemli olduğu, ancak bu şekilde sanayi
tesislerinin ölçeklerini büyütebileceği, maliyetlerini düşürerek global
şartlarda, uluslararası rekabet şartlarında ayakta kalabilecekleri,
- KOSGEB'in kıt kaynakların iyi
değerlendirilmesi suretiyle kayda değer hizmetler yürüttüğü, dönem sonunda
kredi faizinin üstlenilmesi gibi çeşitli formüllerin bulunması yoluyla
bankalarla anlaşılarak kredi imkanının genişletildiği ve daha fazla
müteşebbisin bu kredilerden yararlanır hale geldiği,
- KOSGEB yürüttüğü çalışmalar ve
gösterdiği gayretler neticesinde kayıt dışı ekonomiyle mücadele konusunda da
önemli girişimlerde bulunduğu,
- KOBİ'lerin bugünkü dünyada da çok önemli
bir yeri olduğu, başka ülkelerde de etkili bir şekilde kullanıldığı ve teşvik
edildiği, ancak bir ülkenin sadece KOBİ'lerle sanayileşmesinin ve de ciddî bir
şekilde yarışan bir sanayileşmeyi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığı, ciddî
sanayileşmenin olduğu bir ortamda KOBİ'lerin
yan sanayilerde çok etkili olarak kullanılabileceği,
- Türk Standartları Enstitüsünün, güven
vermediği, güven vermesi için, hem yönetim kadrosunun hem de personelinin
gerçekten de, Türk Standartlarını belirleyecek bilgi birikimine ve deneyime
sahip olması gerektiği,
- Türk Standartları Enstitüsünün Avrupa
Birliğiyle ilgili yeni "CE" adlı markayı kullanacağı, güvenin tesis
edilmesi amacıyla bu markanın kullanımı noktasında titiz davranılması
gerektiği,
- Tüm dünyada marka yaratma konusunda
önemli bir gayret söz konusu iken aynı hassasiyetin ülkemizde gösterilmediği,
yeni marka yaratmanın ötesinde var olan markaların kaybedilme noktasına
gelindiği, Türk Patent Enstitüsünün bu yöndeki çalışmalarının teşvik edilmesi
gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Sanayi yatırımlarına ayrılan payın
verimlilik artışı konusunda önemli olduğu ancak maalesef başka alanların daha
öncelikli olması nedeniyle bu alana yapılan yatırımların düştüğü,
- Ülkemiz ekonomisinin gelişmesinde
rekabet gücünü elinde tutacak olan (küçük ve orta büyüklükteki işletmelere) (KOBİ)
birçok destek verilmekte olduğu, bu kapsamda 2005 yılının ilk on ayında 3840
KOBİ'ye toplam 30.206.216 YTL'lik destek verildiği, yeni bir stratejik yol
haritası hazırlanması suretiyle destekler konusunda sağlıklı kriterler
uygulandığı,
- Basel şartnamesini yerine getirmek
bakımından KOBİ'lere eğitim verildiği ve yeniden yapılanma desteklerine devam
edildiği,
- Ziraat Bankası, Vakıfbank ve Halkbank'la
yapılan protokoller çerçevesinde
KOBİ'leri dış dünya pazarlarına taşıyabilmek için sıfır faizli ihracat
kredisi verilmesine başarıyla devam edildiği,
- KOBİ'lerin kayıt içi çalışmalarını
teşvik etmek için sıfır faizli kredi verilmesine yönelik olarak KOSGEB ve
Vakıfbank arasında protokol imzalandığı, elde bulunan fonun dağıtılmaktansa bu fonu bankada faizsiz işletmek, ama
bankanın da küçük komisyon masraflarını karşılanması karşılığında bu KOBİ'lere
istihdam kredisi olarak sıfır faizli kredi verilmesinin temin edildiği,
- Ar-Ge'nin geleceğinin sanayimizin yüzde
99,5'ini oluşturan ve küreselleşme sürecinde en büyük rekabet gücü olarak
oluşturmak istediğimiz, KOBİ'ler için de önem taşıdığı,
- TSE'nin AB normlarına uygun hale
getirileceği, çünkü, bugüne kadar standart hazırlamayla bu standartları
belgelendirmenin aynı yönetim kadrosunun içinde olduğu, AB'ye uygun olması için
bunların ayrılması gerektiği, bu yöndeki değişikliklerin en kısa sürede gerçekleştirileceği,
- TSE'nin 21.063 standarda sahip olduğu,
bunların büyük bir kısmının Avrupa normlarında olduğu, dolayısıyla müzakere
sürecinde Türk standartları yönünden de bir sorun kalmadığı,
- Türk Standartları Enstitüsünde gümrükle
bağlantılı olarak yapılan yolsuzluklara Bakanlıkça müdahale edildiği ve şu anda
adlî yargıda davaların devam ettiği,
- Sanayiimizi yakından ilgilendiren 162
adet AB direktifinin 159'unun uyumlaştırılarak Resmi Gazetede de yayımlanmış ve
yürürlükte olduğu, diğer taraftan bazı ürünlerin adeta pasaportu olan AB
ülkelerinde Türkiye iç pazarında da dolaşımını sağlayan CE işareti olarak
bilinen konuda 16 adet mevzuatın uyumlaştırılarak bazı kuruluşlarda akredite
edildiği, bu belgelerin doğrudan Türkiye'de verilmesi konusunda Türkiye olarak
bütün çalışmaların tamamlandığı, Bakanlıkça akredite edilen kuruluşlara en kısa
zamanda AB'nin de lisans hakkı vererek artık Türkiye'nin de CE işaretini verir
duruma geleceğinin beklendiği, çünkü
akreditasyon kurumunun önceden AB gözlemci üyesi olduğu, şimdi tam
üyelik yönünde gelişmelerin olumlu seyrettiği,
- Rekabete açık serbest piyasa
ekonomisinde olmazsa olmaz kurulların çoğunun Sanayi Bakanlığı şemsiyesi
altında çalıştığı, bunlardan bir
tanesinin de sınai mülkiyet hakları konusunda önemli çalışmalar yapan Türk
Patent Enstitüsü olduğu,
r 21.11.2005 tarihinde
Sağlık Bakanlığına bağlı Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü bütçesi
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Montrö Anlaşmasında sağlık kontrol
gerekçesi olarak gösterilen hastalıkların sağlık alanında yaşanan gelişmeler
paralelinde günümüzde öneminin ve yaygınlığının azaldığı, uluslararası bir
anlaşma olması nedeniyle de kapsamının yeniden ele alınmasının pratikte mümkün
görünmediği,
- Transit gemilerden alınan ücretin net
tonaja bağlı olduğu ve personel tarafından verilen bilgilerin ilgili
uluslararası kuruluşun dünyadaki gemi tonajlarına ilişkin belirlediği esaslar
çerçevesinde kontrol edildiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğü, Uluslararası Sağlık Tüzüğü ve 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha
Kanununda belirtilen bulaşıcı ve salgın hastalıkların kara, hava ve deniz
yoluyla ülkemize girişini, aynı yollarla başka ülkelere yayılmasını önlemekle
yükümlü olup, bu görevini uluslararası giriş ve çıkışa açık tüm sınır
kapılarında yaparak yerine getirdiği,
- Hudut ve Sahiller Sağlık Genel
Müdürlüğünün, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ve 2548 sayılı Gemi Sağlık Resmi
Kanunu gereğince elde ettiği gelirleriyle Hazine'den yardım almadan tüm
giderlerini karşıladığı,
r 21.11.2005 tarihinde
Kültür ve Turizm Bakanlığına Bağlı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile
Devlet Tiyatroları Genel müdürlüğü bütçeleri üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Devlet Tiyatroları ile Devlet Opera ve
Balesinin Türkiye Cumhuriyetinin getirdiği kazanımların en önemlilerinden biri
olduğu; çok kültürlü bir toplum
olmamıza büyük katkı yaptığı, ayrıca, Türkiye'nin yurt dışında tanınması
açısından dünya çapında sanatçılar yetiştirilmesine katkıda bulunduğu,
- Yetenekli gençlerin ve çocukların sanat
yaşamına kazandırılması gerektiği, bu yönde bir çabanın Türk kültür yaşamı ve
Türkiye'nin tanıtılması açısından büyük yarar sağlayacağı,
- Türkiye'ye yabancı ülkelerdeki
örneklerle yarışabilecek nitelikte opera, bale ve tiyatro binalarının
kazandırılmasının şart olduğu, neredeyse 80 yıl önceki binalarla bu
faaliyetlerin yürütülmeye çalışıldığı,
- Devlet sanatçısı olmaya ilişkin
kriterlerin çok iyi tespit edilerek kanunla belirlenmesi gerektiği,
- Özel tiyatroların çok zor durumda
bulundukları; vergi borcu nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya
oldukları; Kültür Bakanlığının bütçelerinde özel tiyatrolara yardım yapılması
gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Türkiye'nin her tarafına tiyatrolar
açmak için çalışıldığı, yoğun gayretler neticesinde, 2005 yılında kültür
merkezlerimizin verdiği imkânlarla Devlet Tiyatrosu'nun 800 yerde gösteri
yaptığı, bu merkezleri ilk kuranların
buraları çok iyi planlayıp çok işlev görebilir nitelikte inşa etmiş oldukları,
böylece Türkiye'nin her şehrinde bir ay bir tiyatro eseri seyredilebileceği ve
bir halk müziği veya bir Türk sanat müziği konseri dinlenebileceği,
- Kültür ve Turizm Bakanlığının ülkenin
kültür ve turizm potansiyelini artırmak için hem tiyatroda hem operada hem de
güzel sanatlarda bütün çabayı ortaya koyacağı,
- Tiyatroculara bu sene içinde geçen
senelerin çok ötesinde destek sağlandığı, bu bağlamda 1 trilyon 650 milyar lira
harcandığı, geçen sene bu rakamın 1 trilyon olduğu, başvuran tiyatro sayısının
152 ve başvuran proje sayısının 168 olduğu, yardım alan tiyatro sayısının
ise 90 olduğu,
- Kültür programı çerçevesinde sanatın,
sanatçının ve yaratıcılığın desteklenmesinin
öncelikli alanlar olduğu, bu kapsamda yapılan yasal düzenlemeler
paralelinde geliştirilen ikincil mevzuatla, sinema filmlerine proje, yapım ve
proje sonrası destek sağlandığı, özel tiyatroların mali açıdan desteklendiği,
r 22.11.2005 tarihinde
Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu
Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerin bütçeleri üzerinde
yapılan görüşmelerde;
- Öğrenci Seçme ve Yerleştirme sisteminin
2005 yılında tekrar değiştiği, bu
nedenle bir karmaşanın oluştuğu ve tercihli yönlendirme sisteminin nasıl
işlediğinin bilinmediği,
- YÖK'ün olanaklarının artırılmasının,
bağımsızlığının ve özerkliğinin sağlanmasının
üniversitelerin gelişmesinde büyük etkisi olacağı,
- 2547 sayılı Yasayla birlikte YÖK'ün
şeffaflıktan uzak, işlevini çoktan yitirmiş, toplumdan uzak ve topluma katkısı
bulunmayan bir kurum haline geldiği,
- YÖK Yasasında bulunmamasına rağmen
Rektörler Kurulu adında bir kısım yapılanmaların söz konusu olduğu,
- Türkiye'nin tam zamanlı araştırma
görevlisi sayısının 27.000 olmasına karşılık, Almanya'nın tam zamanlı araştırma
görevlisi sayısının 420. 000 olduğu,
- Üniversitelerin kadrolarının
kısıtlanmasından vazgeçilerek bu konuda gereken her türlü imkânın
üniversitelere sağlanması gerektiği,
- Üniversitelerin bilim kurumları olduğu,
uluslararası uygulamalar düşünüldüğünde üniversitelerin her türlü siyasi
etkiden uzak tutulması gerektiği,
- Personel ve ekonomik destek sağlanmadan
bilimsel üretkenlik yönünden üniversitelerin eleştirilmesinin yanlış olduğu,
kaynakların yetersizliği nedeniyle üniversitelerimizde eğitim, araştırma ve
yayın faaliyetlerinin yapılamadığı, dolayısıyla eğitimin kalitesinin
yükseltilemediği,
- Devlet üniversitelerindeki öğretim
üyelerinin vakıf üniversitelerine kayması nedeniyle devlet üniversitelerindeki
eğitim kalitesinin her geçen gün düştüğü,
- Üniversitelerin idarî, malî ve akademik
alanda özerkliğini sağlayacak tedbirlerin alınmasının önemli olduğu; yüksek
düzeyde bilimsel araştırma ve çalışma yapan, bilgi ve teknoloji üreten ve
çağdaş gelişmelere katkıda bulunan üniversitenin yolunun; her alanda özerkliği
pekiştirmekten geçtiği,
- 1981'den 2005 yılına kadar
üniversitelere ayrılan ödeneklere bakıldığında gerek millî gelire oran
itibariyle, gerek eğitime ayrılan ödenek içerisindeki payı itibariyle en fazla
ödeneğin 1994, 2003, 2004, 2005 yıllarında
ayrıldığı,
- Planlama eksikliği nedeniyle bazı
dallarda ve branşlarda aşırı bir artışla birlikte iş bulamama sıkıntısı
yaşanırken, bazı dallar ve branşlarda ise eleman temininde güçlük çekildiği,
- Nitelikli insan sayısının
artırılabilmesi için üniversite ve okullarımızın sayısının artırılması
gerektiği, devletin imkanlarının elvermediği alanlarda özel sektörün önünün
açılmasının da bir seçenek olduğu,
- Üniversitelerimiz makale yönünden Avrupa
Birliği ülkeleri ile kıyaslandığında en çok yayın çıkaran onuncu ülke seviyesinde
olduğu,
- 2003 tarihine kadar üniversite
hastanelerinin çeşitli bölümlerine ithal edilen birtakım teçhizatın yatırım
teşvik belgesinden yararlandırılmasına ve bazı vergilerden muaf tutulmasına
rağmen, günümüzde bu imkanın kaldırıldığı,
- Meslek okulu mezunlarının yalnızca kendi
meslekleriyle ilgili daha ileri eğitim yapmasını kolaylaştırmak suretiyle
meslek yüksekokullarının teknisyen ve teknolog yetiştirme alanında
geliştirilmesi gerektiği,
- Yurt dışındaki seçkin üniversitelere
öğrenci kabul ettirebilmek için öğrencilerin çok ciddî sınavlardan geçirilmesi,
ayrıca yurt dışına gönderilecek olan öğrencilerin eğitim görecekleri alanlar ve
almaları gereken dersler konusunda
yönlendirilmesi gerektiği,
- Yüksek lisans çalışmalarını bitirdikten
sonra doktora aşamasına gelen araştırma görevlilerinin belli başlı
üniversitelerde bulunan doktora programlarına gitmelerinden önce ikişer kefille
senet imzalamak zorunda bırakılması ve doktora eğitimlerini tamamlayamamaları
veya eğitimlerini bitirdikten sonra kendi üniversitelerine dönmemeleri halinde
doktora yaptıkları zamanda aldıkları maaşı faiziyle geri ödemek zorunda
bırakılmalarının mağduriyete yol açtığı
ve Bakanlık tarafından gerekli düzenlemenin bir an evvel yapılması gerektiği,
- Faiz dışı fazla hedefine odaklanılması
nedeniyle 2006 yılında üniversitelerin yatırım ödeneklerinin olağanüstü ölçüde
kısıldığı,
- Üniversitelerimizde geçmişte 1 öğretim
görevlisine 2 araştırma görevlisi düşerken, günümüzde 30 öğretim görevlisine
sadece 1 araştırma görevlisinin düştüğü,
- Gelişen sanayimizin ara teknik eleman
ihtiyacı olmasına rağmen YÖK tarafından öngörülen katsayılar nedeniyle meslekî
teknik eğitimin cazibesini yitirdiği ve geçmişte meslek okullarına imtihanla
girilirken bugün bu okullarda öğrenci bulunamadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Önceki dönemlerde ÖSYM'nin yaptığı
merkezi sınavla yurt dışına gönderilen öğrencilerin hiçbir gerekçe ve sebep
gösterilmeden geri çağırılması ve kendileri için yapılan harcamaların faiziyle
birlikte geri istenilmesi sonucunda ortaya çıkan mağduriyetin giderilmesi için
gereken düzenlemeleri öngören bir tasarının Meclise sunulduğu,
- Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından
98.000'i burs, 537.031'i öğrenim kredisi ve 476.791'i ise katkı kredisi olmak
üzere toplam 1.111.932 kişiye kredi, burs veya katkı kredisi ödendiği,
- Kredi ve Yurtlar Kurumunun 77 il ve 74
ilçede toplam 211 yurdunda 195.759 yatak kapasitesine ulaşıldığı ve yurtların
standartlarının her geçen gün iyileştirildiği,
- Kredi ve Yurtlar Kurumu tarafından
verilen kredilerin geri dönüşümünde çok ciddî problemler yaşandığı, Kurum
tarafından 2003 yılına kadar yapılan toplam tahsilat 27.3 trilyon Türk Lirası
iken, 2003 yılında 22.6, 2004 yılında 88, 2005'in ilk 9 ayında ise 121 trilyon Türk Liralık tahsilat yapıldığı ve bu rakamın 2005 yılında 150 trilyona çıkmasının beklendiği,
- YÖK ve üniversitelere verilen
ödeneklerin 2002'de 2,5 katrilyon, 2003'te 3,3 katrilyon, 2004'te 3,7
katrilyon, 2005'te 5,2 katrilyon, 2006'da ise 5,9 katrilyon olduğu, dolayısıyla
bütçelerinde bir kısıtlamanın söz konusu olmadığı,
- Üniversite bütçelerindeki düşüşün geçen
yıl üniversiteler tarafından alınan dış kredilerin bütçede gösterilen
karşılığının bu yıl yer almamasından kaynaklandığı,
- Üniversitelere yatırım için tahsis
edilen ödenek tutarlarının 2004 yılında 817 trilyon, 2005 yılında 879 trilyon,
2006 yılında ise 913 trilyon olduğu,
- Üniversitelerin araştırma fonlarına 2005
yılında 129 trilyon Türk Lirasının aktarıldığı,
- Yıllardır üniversite öğretim üyelerinin
hazırladıkları projeleri TÜBİTAK'a sunduktan sonra yine TÜBİTAK'tan destek
aldıkları ve hükümet tarafından sağlanabilecek destek miktarının artırıldığı,
- Üniversitelerde bir öğrenci başına
harcanan paranın 2.000 Dolardan 3.000 Dolara çıktığı,
- Üniversitelere ve YÖK'e 2003 yılında
3.200, 2004 yılında 4.600, 2005 yılında ise 5.000 kadro tahsis edildiği ve
tahsis edilen kadroların hangi görevler için kullanılacağının üniversite ve YÖK
tarafından belirlendiği,
- Yükseköğretimde 2003 başında öğrencilere
ödenen kredi miktarı aylık 45.000.000 TL olmak üzere üç ayda bir ödenirken 2006
Bütçesiyle birlikte aylık 120.000.000 TL'ye çıktığı ve yine geçen ocak ayından
itibaren aylık olarak ödenmeye başlandığı,
- Ülkemizde devlet ve vakıf üniversiteleri
dahil üniversitelerin toplam sayısının 78'e ulaştığı, ancak üniversitelerin 40
vilayetimizde toplandığı, dolayısıyla 41 vilayetimizde üniversite olmadığı,
- 15 ilimizde daha üniversite kurulmasının
planlandığı,
- Türkiye'nin en büyük problemlerinden
birinin yeterli bilgi, donanım ve birikime sahip olan öğretim üyesinin
yetiştirilmemesi olduğu, bu problemin çözülebilmesi amacıyla yurt dışına 1416
sayılı Yasa çerçevesinde 1.000 yüksek lisans ve doktora öğrencisinin gönderileceği,
r 24.11.2005 tarihinde Ceza
ve İnfaz Kurumları ile Tutukevleri İşyurtları Kurumu Daire Başkanlığı ve
Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığı bütçeleri
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Hükümlü ve tutukluların tekrar çalışma
yaşamına ve topluma kazandırılması için çaba sarf edildiği ancak bu konuda
yürütülen çalışmaların yetersiz olduğu,
- Çalışan hükümlü ve tutukluların meslek
hastalığı, iş kazası, analık ve sağlık sigortası kapsamına alındıkları, ancak
emeklilik hakkından faydalanamadıkları,
oysa bu durumda olup yıllarca çalışan insanlar olduğu, bu konuya ilişkin
düzenleme yapılmasının yerinde olacağı,
- AB'ye uyum sürecinde hakim ve savcıların
iyi eğitim görmesi ve yabancı dil konusuna önem verilmesi gerektiği, çıkan
yasaların etkin bir şekilde uygulanabilmesinin yolunun da iyi bir eğitimden geçtiği,
- 2802 sayılı Kanunda yapılan
değişiklikler sırasında Hakimler ve
Savcılar Yüksek Kurulu'nun sınav ve staj döneminde daha etkin hale getirilmesi
gerekirken, Bakanlık merkez teşkilatının görev ve yetkilerinin artırıldığı,
- Dil öğretiminin çok önemli olduğu ancak
yeterli düzeyde verilemediği, uluslararası hukuk ve AB hukuku konusunda özel
olarak yetişmiş hukukçularımızın olması gerektiği, ancak böyle olması suretiyle
değişik platformlarda ülkemizin en iyi şekilde temsil edilip savunulabileceği,
- Adalet Akademisinde avukatların da
eğitim görmelerine olanak sağlanması gerektiği, çünkü yargı sisteminin dengeli
bir şekilde işleyebilmesi için sistemin diğer kanadında olan avukatların da
benzer bir eğitimden geçirilmesi gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Avrupa Birliği müktesebatına uyum
konusunda işin temelden ele alınması gerektiği, hakim ve savcıların özellikle
mesleğe kabulden önce adaylık süresi, staj süresi içerisinde eğitim
çalışmalarının hızlandırılmasının ve eğitim faaliyetlerinin artırılmasının bu
konuda önemli bir ilerleme sağlayacağı,
- Pek çok üniversitenin sahip olmadığı
imkanlara Türkiye Adalet Akademisinin sahip olduğu, Akademinin yakın zamanda
çok iyi bir kampüse kavuştuğu, eğitimin istenen düzeyde yürütülebilmesi için
fiziki imkanların önemli unsurlardan biri olduğu,
- Yabancı dil konusu üzerinde hassasiyetle
durulduğu, yabancı dil bilen çok sayıda hukukçuya ihtiyaç olduğu, Akademinin
üniversitelerle işbirliği yaparak en iyi yabancı dil kursunu vermeye çalıştığı,
belli bir seviyeye gelen adayların yurt dışına gönderileceği, Avrupa
Birliği fonlarından da bu amaçla
yararlanıldığı,
- Yargının vermiş olduğu kararların
infazının önemli bir konu olduğu, bu kurumların zaman zaman çeşitli olaylar sonucunda ön plana çıktığı, bu kurumların
bazı ülkelerde İçişleri Bakanlığına bağlı
olduğu, bizim Devlet örgütlenmemizde Adalet Bakanlığının yönetim ve denetiminde
olduğu,
- Çağdaş ceza infaz hukukunda suçluların
topluma yeniden kazandırılmasının esas olduğu, bu anlamda buraların suçluların
meslek edindiği, topluma daha faydalı olmak amacıyla zaman geçirdiği mekanlar
olarak düşünülmesi gerektiği ve bunun sonucu olarak da her ilçeye bir cezaevi
anlayışından vazgeçilerek kaynak
israfını önleyici tedbirler alınmasının, hükümlüleri belli merkezlerde
toplayacak ve daha iyi eğitim ve çalışma imkanları sunabilecek yapılanmalara
gidilmesi gerektiği, bu yöndeki çalışmaların sürüldüğü,
-
Nüfusu ülkemiz nüfusuna yakın olan Fransa'da 182 ceza infaz kurumunun olduğu,
İngiltere'de 139, Almanya'da ise 248 tane olduğu, önemli miktarda cezaevi
kapatılmış olmasına rağmen ülkemizde halen
447 cezaevi bulunduğu,
- Yürütülen yeniden yapılandırma
çabalarının sonuçlarını vermeye başladığı, 2003 yılında 15 trilyon 658 milyar
lira olan kurum kârının 2004 yılı itibariyle 24 trilyon 375 milyar liraya
çıktığı, elde edilen imkanlarla cezaevlerinin modernize edilmeye, meslek kursları
açılmaya, adliyelerin ve yargı teşkilatının diğer işlerinin görülmeye
çalışıldığı,
- Barolar Birliğinin isteği doğrultusunda
avukatların stajı konusunda zorunluluk öngörülmediği, talep halinde Akademide
isteğe bağlı olarak eğitim verilebileceği,
r 28.11.2005 tarihinde GAP
Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
-
GAP'ın ülkemizin uygulamaya aldığı en kapsamlı ve en yüksek maliyetli
projelerin başında geldiği ve doğu ve güneydoğu bölgelerinden toplam 9 ili
kapsadığı, nüfus ve alan olarak ülkemizin yüzde 10'unu oluşturan geniş bir
bölgede uygulandığı; Güneydoğu Anadolu Projesi İdaresini kaldırma yönünde bir
girişimde bulunulduğu, ancak, yöreden ve
kamuoyundan gelen baskılar sonucunda bundan vazgeçildiği ve İdarenin
çalışma süresinin üç yıl uzatıldığı, GAP'ın, belli bir süre sonra da olsa
kapatılması kararının doğru olmayacağı, Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu
koşullarda, Güneydoğudaki sorunlar konusunda doğru ve akılcı bir yaklaşım
sergilenemediği, ülkemizin geleceği ve
esenliği adına, Türkiye'de herkesin GAP'la ilgili her platformda
sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği, sadece bölgenin değil, Türkiye'nin
de kalkınmasına motor olabilecek böylesine
dev bir projeyi sürekli olarak gündemde tutmanın ve bir an önce
bitirilmesini sağlamanın hükümetin öncelikleri arasında yer alması
gerektiği,
- GAP'a toplam yatırım kaynaklarından 2004
ve 2005 yıllarında yüzde 6-8 pay ayrıldığının ifade edildiği, oysa su götürülen alanlar ile toplulaştırma
yapılan alanlara ilişkin rakamlara bakıldığında hiçbir ilerleme kaydedilmemiş
olunduğunun görüleceği,
- Bu projenin bir bölge kalkınma projesi
olduğu, en azından zaman içerisinde bu şekle dönüştüğü, ancak temelde enerji ve
su kaynaklı proje olduğu, ancak sulama konusunda da ilerleme kaydedilmediği,
- Harran'da çok ciddi miktardaki bir
alanda çoraklaşma sorunu yaşandığı, bu konuda önlem alınacağı belirtildiği
halde geç kalınmış olduğu, drenaj sorunu çözülmeden o alanların çoraklaşmadan
kurtarılamayacağı, bunun için de büyük miktarda yatırım gerektiği,
- GAP kapsamındaki yatırımlarda istenilen
düzeye ulaşılamadığı, öngörülen hedeflerin gerçekleştirilemediği, 2004 yılı
sonu itibariyle, enerji yatırımlarındaki fiziksel gerçekleşmenin yüzde 23
olmasına karşın, tarımsal sulama sektöründe yüzde 12,6'da kaldığı,
- Toplam 32 milyar Dolar maliyet öngörülen
GAP'ta, bugüne kadar yaklaşık 17 milyar Dolarlık yatırım yapıldığı, bu
harcamayla projede yüzde 54 düzeyinde bir gerçekleşme sağlandığı, GAP'ın temel
yatırımları olan barajlar ve hidroelektrik santrallerinin büyük ölçüde
tamamlandığı,
- Kalkınmanın asıl itici gücü olan sulama
yatırımlarının en kısa sürede tamamlanması gerektiği, GAP'ın bir an önce
bitirilmesi ve iyi değerlendirilebilmesi halinde bölgesel barış ve istikrarın
getirilmesinde öncü rol oynayacağı, başta Ortadoğu olmak üzere, tüm dünyaya iyi
bir model olacağı,
- Özellikle suyun petrole eşdeğer, hatta
ondan daha değerli olacağı düşüncesi, stratejik konumdaki GAP'a daha fazla önem
ve öncelik kazandırmış olduğu, bu bağlamda
bölge kaynaklarının daha etkin planlanması ve kullanılmasının kaçınılmaz
olduğu, GAP'ın sadece Ortadoğu ülkelerinde ülkemize stratejik önem
kazandırmayacağı, aynı zamanda Avrupa Birliği ülkeleri ve Orta Asya ülkeleri
açısından da stratejik öneminin
sözkonusu olacağı,
- Bugüne kadar enerji ve sulama
yatırımlarına kamu bütçesinden yaklaşık 8,5 katrilyon lira harcandığı, bu
parayla depolama yapılarının büyük bir kısmının tamamlanarak toplam 1 milyon
hektar alanı sulayacak suyun kullanıma hazır hale getirildiği, kalan sulama
şebekelerinin tamamlanmaması halinde ise, bugüne kadar yapılan barajlar,
tüneller, pompa istasyonları ve ana kanalların ölü bir yatırım haline
geleceği,
- Yatırımların tamamlanması durumunda
GAP'ın meydana getireceği yüksek tarım ve sanayi potansiyelinin bölgede
ekonomik hâsılayı 4,5 misli artıracağı, böylece 9-10 milyona ulaşan bölge
nüfusunun yaklaşık yarısına yakın bir bölümüne iş imkânı yaratacağı,
- Kısa sürede kendini amorti edebilecek
bir proje olan GAP'ta sulama yatırımlarının yaklaşık 8 milyar dolar harcama
yapılarak tamamlanması halinde sulamadan yıllık olarak yaklaşık 2,1 milyar
dolar enerjiden ise yılda 2 milyar
dolar olmak üzere ulusal ekonomiye yılda toplam 4 milyar dolar katkı
sağlanacağı,
- GAP Projesi, sağlayacağı gelir artışı,
istihdam, eğitim ve sağlık faydalarıyla terörün kaynağını tam olarak
kurutacağı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP)
bölgenin sahip olduğu kaynakları değerlendirerek bu bölgede yaşayan insanların
gelir düzeyini ve yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçladığı,
- GAP bölgesinin alan ve nüfus olarak ülkemizin yüzde 10'unu kapsadığı, ve GAP
projesi kapsamında, Fırat ve Dicle havzalarında toplam 22 baraj ve 19 hidroelektrik
santralı bulunduğu, bu kapsamda 1.7 milyon hektar alanın sulanacağı, yılda 27
milyar kilovat/saat elektrik üretimiyle de ülkenin enerji ihtiyacının önemli
bir bölümünün karşılanacağı,
- Proje kapsamında 19 milyar YTL'lik harcamayla
nakdî gerçekleşmenin yüzde 54 düzeyinde olduğu ve GAP enerji yatırımlarında
yüzde 73, sulama yatırımlarında ise yüzde 13'lük bir fizikî gerçekleşme
sağlandığı ve faaliyetlerin devam ettiği,
- GAP İdaresinin bütçesi için 2005 yılında
22.402.000 YTL tahsis edildiği, 2006 yılında GAP İdaresinin yürüttüğü projeler
için ise 21.886.000 YTL'lik ödenek öngörüldüğü, bunun 10.996.000 YTL'sinin
yatırım bütçesini, 10.890.000 YTL'sinin de cari bütçeyi oluşturduğu,
- Bugüne kadar yapılan düzenlemelerde
GAP'ın kapatılmasıyla ilgili bir ifade olmadığı, zaten süresi bitmiş olan GAP
İdaresinin süresinin 2007 yılı Kasımına kadar uzatılmasıyla ilgili bir kanun
çıkarıldığı, dolayısıyla, daha önce de geçici süre için kurulmuş olan bir idare
olduğu, yapılan işlemin biten sürenin uzatılması olduğu, ayrıca GAP İdaresi ile
GAP bölgesindeki yatırımların da birbirinden ayrı hususlar olduğu,
r 29.11.2005 tarihinde
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Özelleştirmelerde zaman zaman ihalesiz
satışlar yapıldığı, açık ve net şekilde ilanların yapılmadığı, yasal ihale
süreçlerinin tam yerine getirilmediği hemen hemen bütün özelleştirme
işlemlerinde yasalara ve Anayasaya aykırılıklar bulunduğu,
- Devlet Denetleme Kurulunun raporunda;
özelleştirilen bazı kuruluş, işletme ve varlıkların değerinin altına satıldığı;
değerinin altında satışın gerekçesini
oluşturan ekonomiye katkı sağlamak, iş olanağının artması, teknolojik yenilik
ve yatırımların yapılması gibi gerekçelerin devir sözleşmelerinde güvence
altına alınmadığı, ihalede oluşan fiyatların değer tespit komisyonlarınca
belirlenen satış değerlerinin altında kaldığı, pek çok ihalede, ihale
komisyonlarınca satış veya ihalenin iptali kararı verilmeksizin konunun
Özelleştirme Yüksek Kurulunun değerlendirmesine bırakıldığı, yasaya göre sadece
satış ve iptal kararlarının onaylanma yetkisinin Özelleştirme Yüksek Kuruluna
ait olduğunun belirtildiği,
- Telekom'un 2004 yılında 2.3 milyar dolar
kâr eden bir kuruluş olduğu, yılda en az 1 milyar dolarlık yatırım yaptığı,
alıcı firmanın yıllık kârıyla taksitlerini rahatlıkla ödeyebilecek durumda
olduğu, yıllık 1.5 milyar dolar kâr edeceği düşünüldüğünde, değerinin bu rakam
üzerinden yapılan bir hesaplamaya göre 50 milyar Dolara kadar yükseleceği,
ayrıca bu özelleştirme sonucunda en az 25 bin kişinin işsiz kalacağı,
- Telekom'un stratejik değerine paha
biçilemeyeceği, binlerce gayrimenkulu, sosyal tesisi ve çok yaygın bir
altyapısı olduğu, satın alan firmanın telekomünikasyon sektöründe tekel haline
geleceği, bu durumun rekabet eşitliğine de aykırı olduğu,
- Özelleştirmeler konusunda belli
kıstasların olması gerektiği, bazı öncelikler olmadan özelleştirme yapmanın olumlu sonuçlar vermeyeceği,
- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
yabancı ortaklığı gibi konularda duyarlı davranması gerektiği, toplum olarak
sahip olunan, stratejik öneme haiz değerli tesislerin satışı konusunda üst
düzeyde sorumluluk örneği gösterilmesi gerektiği, Avrupa Birliği ülkelerinin
birbirlerine karşı gösterdiği duyarlılığı bile göstermeden bu işi yapmanın
doğru olmadığı,
- Özelleştirme İdaresinin yıllardır
konuşulan ama bir türlü yapılamayan özelleştirmeleri yaptığı ve sonuçta 26
milyar Dolarlık bir rakama ulaşıldığı,
- Özelleştirmeler konusunda çok olumlu
gelişmeler yaşandığı, 1985 yılından 10 Ekim 2005 tarihine kadar özelleştirme
uygulamaları sonucunda toplam 6,8 katrilyon liralık bir rakam ortaya çıkmışken,
son dönemde yapılan çalışmalar sonucunda 20 milyar Doların üzerinde
özelleştirmenin gerçekleştirildiği, bu durumun meydana getireceği moral ve
motivasyon ortamının da yabancı yatırımcıları Türkiye'ye çekeceği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2006
yılı gider bütçesi teklifinin toplam 15.1 milyon YTL olup bu tutarın tamamına
yakınının Özelleştirme Fonundan yapılacak aktarmalarla karşılanacağı, gider
bütçesinin, 9.8 milyon YTL'sinin personel giderlerinden, 4.2 milyon YTL'sinin
mal ve hizmet alım giderlerinden, geri kalanın da sosyal güvenlik kurumlarına
devlet primi giderleri ve cari transferlerden oluştuğu,
- Özelleştirme İdaresi Başkanlığının
personel ve genel yönetim giderlerinin, Özelleştirme Fon gelirlerinin yüzde
5'ini aşmamak üzere Özelleştirme Fonundan yapılan transferlerden karşılandığı,
bu çerçevede yapılan aktarmaların Fon gelirlerine oranının 2003 yılında yüzde
1.1, 2004 yılında yüzde 0.43 ve 2005 yılı Ekim ayı sonu itibariyle ise yüzde
0.29 olarak gerçekleştiği,
- 2003-2005 yılları arasında
gerçekleştirilen özelleştirme uygulamaları kapsamında 41 şirketteki kamu
hisselerinin tamamının, 4 kuruluştaki kamu hisselerinin bir bölümünün, 28
işletme, 6 liman, 1000'in üzerinde varlık ve taşınmazın satışı ve işletme hakkı
devrinin gerçekleştirildiği,
- Son üç yılda yapılması öngörülen
özelleştirme ihalelerinin tamamına yakınının sonuçlandırıldığı, bu uygulamalar ile; 2003 yılında 830 milyon
Dolar, 2004 yılında 1.3 milyar Dolar, 2005 yılında ise 16.9 milyar Dolarlık
özelleştirme gelirinin elde edildiği, 3 milyar Dolarlık Atatürk Havalimanının
dış hatlar terminalinin işletme hakkı devir ihalesi ve 4.3 milyar Dolarlık
Galataport'un yap-işlet-devret modeli ile ihale edilmesi de dikkate alındığında
bu rakamın 2005 yılı için 24.2 milyar
Dolara ulaşacağı,
- Özelleştirilen kuruluşlarda çalışan
işçilerin ve ailelerinin mağdur edilmemesinin özelleştirme politikasının temel
önceliği olduğu, bu politikanın bir gereği olarak 1992 yılından sonra
özelleştirilen kuruluşlarda çalışanlardan işini kaybedenlerin diğer kamu kurum
ve kuruluşlarında geçici personel statüsünde işe yerleştirildiği, bugüne kadar
toplam 11 bin 254 işçinin atama teklifinin Devlet Personel Başkanlığına
gönderildiği, bu politikanın uygulanmasına devam edileceği,
- Özelleştirmenin istihdam ve sosyal
boyutuna ilişkin çalışmaların içerisinde yer alan Özelleştirme Sosyal Destek
Projesi kapsamında Aralık 2000'den, 15 Kasım 2005 tarihine kadar yapılan
çalışmalardan toplam 30 bin 187 kişinin faydalandığı, bunlardan 14 bin 870
kişinin istihdamının sağlandığı,
ifade edilmiştir.
3. ÖZEL
BÜTÇELİ İDARELERİN GELİR, GİDER VE FİNANSMAN CETVELLERİNDE YAPILAN
DEĞİŞİKLİKLER
r Balıkesir
Üniversitesi bütçesinin; Burhaniye Avrupa Birliği Sürekli Eğitim Merkezi ve
Dört Yıllık Yüksekokul hizmetlerinde kullanılmak üzere Burhaniye'de bulunan binanın büyük onarım
işinin yapılabilmesi ve projenin 2006 Yılı Programına alınabilmesini teminen
(38.38.02.04-01.3.9.00-2-01.1) tertibinden 100.000 YTL düşülerek, yeni açılacak
(38.38.02.11-09.4.1.12-2-06.7) tertibine ilave edilmiş, 2006 yılında desteklenmesine
devam edilecek olan ve destek kapsamına yeni alınacak araştırma projeleri için
zorunlu olan laboratuvar cihazlarının temini amacıyla,
(38.38.02.04-01.3.9.00-2-01.1) tertibinden 100.000 YTL düşülerek
(38.38.00.02-09.8.8.00-2-06.1) tertibine ilave edilmiştir.
r Ayrıca;
Boğaziçi, Fırat, Zonguldak Karaelmas, Mustafa Kemal, Çanakkale Onsekiz Mart ve
Gazi Osman Paşa Üniversitelerinin bütçe tasarılarına ekli (F) işaretli
finansman cetvelinin Likidite Amaçlı
Tutulan Nakit, Mevduat ve Menkul Kıymetlerdeki Değişiklikler bölümünde yer alan
tutarlar eksik yazıldığı için; 1.800.000 YTL Boğaziçi, 1.303.500 YTL Fırat,
1.748.500 YTL Zonguldak Karaelmas,
4.898.500 YTL Mustafa Kemal, 699.000 YTL Çanakkale Onsekiz Mart ve
518.500 YTL Gaziosmanpaşa Üniversitelerine olmak üzere bu üniversitelerin bütçe
tasarılarının (F) işaretli cetvelinin sözü edilen bölümüne toplamda 10.968.000
YTL ilave edilmiştir.
IV. 5018
SAYILI KANUNA EKLİ (III) SAYILI CETVELDE YER ALAN DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ
KURUMLAR
5018 sayılı Kanunun 18 inci maddesi;
Kanuna ekli (III) sayılı Listede sayılan; Radyo ve Televizyon Üst Kurulu,
Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Rekabet
Kurumu, Şeker Kurumu, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası
Düzenleme Kurumu ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun, bütçelerini Eylül ayı
sonuna kadar doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir örneğini de Maliye
Bakanlığına göndermelerini hükme bağlamıştır. Bu hüküm çerçevesinde, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulu, Telekomünikasyon Kurumu, Sermaye Piyasası Kurulu,
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu,
Kamu İhale Kurumu, Rekabet Kurumu ve Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler
Piyasası Düzenleme Kurumu, Kanunda belirtilen süre içinde bütçelerini Türkiye
Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına sunmuşlardır.
5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı
listede yer alan Şeker Kurumu, bütçe teklifini zamanında Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunmuş, ancak 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında yer
almamıştır. Diğer yandan, aynı ekli listede yer alan Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu bütçe teklifini, Eylül ayının sonuna kadar Türkiye Büyük Millet Meclisine
sunamamıştır.
1.
DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLARIN BÜTÇELERİNİN ANALİZİ
r 2006
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
bütçeleri incelendiğinde; (A) işaretli cetvelde gösterildiği üzere Düzenleyici
ve Denetleyici Kurumlara tahsis edilen 541 milyon 141 bin 341 YTL ödeneğin;
« Ekonomik sınıflandırmaya
göre;
-
141 milyon 371 bin 571 YTL personel giderlerine,
- 9
milyon 456 bin 378 YTL sosyal güvenlik kurumları devlet primi giderlerine,
-
187 milyon 961 bin 399 YTL mal ve hizmet alımı giderlerine,
- 25
bin YTL faiz giderlerine,
- 48
milyon 606 bin 898 YTL cari transferlere,
-
153 milyon 670 bin 95 YTL sermaye giderlerine,
- 50
bin YTL sermaye transferlerine,
ayrılmış, bu ödeneklerin, Düzenleyici ve
Denetleyici Kurumların toplam bütçesi içindeki payının;
- Yüzde 26.12'si personel ödenekleri,
- Yüzde 1.75'i sosyal güvenlik kurumları
devlet primi giderleri,
- Yüzde 34.73'ü mal ve hizmet alımı
giderleri,
- Yüzde 8.98'i cari transferler,
- Yüzde 28.40'ı sermaye giderleri,
- Yüzde 0.014'ü faizi gideri ve sermaye transferleri,
olarak hesaplanmıştır.
« Fonksiyonel
sınıflandırmaya göre ise;
- 162 milyon 846 bin 394 YTL genel kamu
hizmetleri giderlerine,
- 1 milyon 156 bin 779 YTL savunma hizmetleri
giderlerine,
- 2 milyon 496 bin YTL kamu düzeni ve
güvenlik hizmetleri giderlerine,
- 306 milyon 247 bin 268 YTL ekonomik
işler ve hizmetler giderlerine,
- 19 bin YTL sağlık hizmetleri
giderlerine,
- 68 milyon 375 bin 900 YTL dinlenme,
kültür ve din hizmetleri giderlerine,
tahsis edilmiş; bu ödeneklerin,
Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların toplam bütçesi içindeki payı;
- Yüzde 30.1'i genel kamu hizmetleri
giderleri,
- Yüzde 0.2'si savunma hizmetleri
giderleri,
- Yüzde 0.5'i kamu düzeni ve güvenlik
hizmetleri giderleri,
- Yüzde 56.6'sı ekonomik işler ve
hizmetler giderleri,
- Yüzde 12.6'sı dinlenme, kültür ve din
hizmetleri giderleri,
olarak hesaplanmıştır.
r Merkezi
Yönetim Bütçesi içinde Düzenleyici ve Denetleyici Kurumların ödeneklerinin
payı;
• Ekonomik
sınıflandırmaya göre;
-
Personel giderleri yüzde 0.08,
-
Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri yüzde 0.01,
-
Mal ve hizmet alımı giderleri yüzde 0.11,
-
Cari transferler yüzde 0.03,
-
Sermaye giderleri yüzde 0.09,
olarak belirlenmiştir.
« Fonksiyonel
sınıflandırmaya göre ise;
-
Genel kamu hizmetleri, yüzde 0.09,
-
Savunma hizmetleri, kamu düzeni ve güvenlik hizmetleri ve sağlık hizmetleri
yüzde 0.002,
-
Ekonomik işler ve hizmetler yüzde 0.18,
-
Dinlenme, kültür ve din hizmetleri yüzde 0.04,
olarak hesaplanmıştır.
r Düzenleyici ve
Denetleyici kurumların 2006 yılı gelirleri;
- 10 bin 001 YTL'si Hazine yardımı,
- 1 milyar 126 milyon 624 bin 837 YTL'si
öz gelir,
olmak üzere; 1 milyar 126 milyon 634 bin
838 YTL olarak öngörülmektedir.
Ödenek toplamı ise 541 milyon 141 bin 341
YTL olarak belirlenmiş ve bunun 1 milyon 500 bin YTL'lik kısmının net
finansmanla karşılanması öngörülmüştür. Bazı kurumların gelir fazlası olması
nedeniyle, öz gelirlerinin ödeneklerinden 585 milyon 483 bin 496 YTL fazla
olarak gerçekleşeceği tahmin edilmektedir.
r Düzenleyici
ve Denetleyici Kurumlara 2006 yılında toplam 541 milyon 141 bin 341 YTL olarak
öngörülen ödeneğin, Merkezi Yönetim Bütçesi içerisindeki payı ise yüzde 0,31
olarak hesaplanmıştır.
r Bu
Kurumların 2007 yılı ödenek toplamı 463 milyon 880 bin 041 YTL olarak tahmin
edilmektedir. 2007 yılı gelirleri ise; 10 bin 1 YTL'si Hazine yardımı, 1 milyar
155 milyon 89 bin 196 YTL'si öz gelir olmak üzere toplam 1 milyar 155 milyon 99
bin 197 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2007 yılı için tahmin edilen ödeneğin 1
milyon 401 bin 295 YTL'lik kısmının net finansmandan karşılanması
öngörülmüştür.
r Bu
Kurumların 2008 yılı ödenek toplamı 488 milyon 212 bin 491 YTL olarak tahmin
edilmektedir. 2008 yılı gelirleri ise; 10 bin 1 YTL'si Hazine yardımı, 1 milyar
210 milyon 360 bin 621 YTL'si öz gelir olmak üzere toplam 1 milyar 210 milyon
370 bin 622 YTL olarak tahmin edilmektedir. 2008 yılı için tahmin edilen
ödeneğin 1 milyon 457 bin 339 YTL'lik kısmının net finansmandan karşılanması
öngörülmüştür.
2.
DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUM BÜTÇELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
r Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Gerek TRT'de gerekse özel televizyonlarda
"magazin", "televole", "şov" adı altında
halkımıza sunulan programlarda, gerek görsel gerekse yapılan söylemlerde çok
argo ifadeler kullanılmakta olduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bu
konularda önlemler alması gerektiği,
- Zamanında müracaat edip, tüm koşulları
yerine getiren, hukuka uygun hareket eden yayın kuruluşlarına zaman
geçirilmeden yayın izni verilmesi gerektiği, yayıncı kuruluşlara izin
verilmekte geç kalındığı zaman, bu kuruluşların izinsiz şekilde yayın yapmak
zorunda kaldığı, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bu konudaki talepleri kısa
sürede sonuçlandırmasının yararlı olacağı,
- TV yayınlarının kalitesiz olduğu,
izlenme oranının artırılması uğruna, özellikle şiddeti, kavgayı, yasadışı
olayları, mafyayı teşvik eden yayınlar yapıldığı, RTÜK'ün bu tür yayınlara müdahale etmesi gerektiği,
- Yerel bazda yayın yapan kuruluşların
üzerinde büyük malî yükler bulunduğu, radyo ve TV yayınları üzerinde yüzde 5
eğitime katkı payı, yüzde 5 RTÜK payı ve yüzde 18 de KDV olmak üzere toplam yüzde
28 oranında bir yük bulunduğu, bu yükün, yerel basın ve yayın kuruluşlarına çok
ağır geldiği, bu nedenle, bir çok basın-yayın kuruluşunun kapanma aşamasına
geldiği,
- TRT'nin son yıllarda taraflı yayın
yaptığı, TRT'nin asli görevleri arasında yer alan, kültür ve sanata öncelik
veren yayınlar yapmadığı, TRT yayınlarının da RTÜK tarafından denetlenmesi
gerektiği,
- Radyo ve televizyon yayınlarında en
büyük maliyet unsurlarından birisinin de enerji giderleri olduğu; yüzde 28'lik
vergi yükü yanında, enerji yükü de dikkate alındığında yerel radyo ve
televizyon kuruluşlarının kapanma noktasına geldiği,
- Türkiye'nin toplumsal değerleri dikkate
alınarak radyo ve televizyon yayınlarının daha kaliteli bir düzeye çıkarılması
gerektiği, bu konuda Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna önemli görevler düştüğü,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun ulusal
yayınların sıhhatli bir şekilde izlenip, denetlenmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak arşivlendirme
teknik altyapısına sahip olmadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamalarda ise;
- Radyo ve televizyon yayınlarının,
Anayasayla güvence altına alınmış olan haberleşme özgürlüğü çerçevesinde, kamu
hizmeti anlayışından sapmadan, büyük fedakârlıklara, yüksek maliyetlere
katlanılarak kamuoyuna sunulduğu, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun (RTÜK) bu
yayınların Anayasa ve kanunlar çerçevesinde yerine getirilmesini sağlamakla
görevli olduğu,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun
giderlerinin özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca elde edilen brüt reklam
gelirlerinden kesilen yüzde 5'lik pay ve kanun gereğince radyo ve
televizyonlara kanal ve frekans tahsisinden alınan yıllık kira bedellerinden
karşılandığı,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun,
giderlerini kurulduğundan beri kendi gelirleriyle karşıladığı, bütçeden
herhangi bir ödenek talebinde bulunmadığı,
- Üst Kurulun 2005 yılı bütçesinin 90
milyon 648 bin 423 YTL olarak öngörüldüğü, 30 Eylül 2005 tarihi itibariyle
gerçekleşen gelirlerinin toplamının 53 milyon 430 bin 859 YTL olduğu, 2004
yılından devreden 3 milyon 074 bin 859 YTL'nin, 2 milyon 970 milyon YTL'sinin
genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere Maliye Bakanlığına aktarıldığı, ayrıca,
Eğitime Katkı Payı olarak yayın kuruluşlarından tahsil edilen 36 milyon 589 bin
922 YTL'ninde Maliye Bakanlığına aktarıldığı,
- Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu
gelirlerinde yapılan değişiklik nedeniyle, Üst Kurulun elde ettiği reklam
gelirlerinden Üst Kurul payının yüzde 15'inin bu Fona aktarıldığı, Eylül 2005
tarihi itibariyle elde edilen reklam gelirleri Üst Kurul payından 6 milyon 447
bin 575 YTL Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonuna aktarıldığı,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun 2006
yılı bütçesinin 100 milyon 767 bin 375 YTL olarak öngörüldüğü, 2006 yılı
gelirlerinin ise, 65 milyon YTL'si reklam payı gelirleri, 20 milyon YTL'si
kanal ve frekans yıllık kira bedeli, 5 milyon YTL'si faiz gelirleri, 3 milyon
YTL'si idarî para cezaları, 3 milyon YTL'si gecikme zamları, 4 milyon 367 bin
375 YTL'si gelir fazlası ve 400 bin YTL'si
diğer faiz gelirlerinden olmak üzere 100 milyon 767 bin 375 YTL olarak
öngörüldüğü,
- RTÜK'ün özel radyo ve televizyon
yayıncılığının ülke ekonomisine, teknolojisine ve kültürüne katkılarının azamî
düzeye çıkarılması, yayıncılık alanında yaşanan sorunların çözülmesi, çağdaş
bir yayıncılık mevzuatının oluşturulması, halkımızın beklentileri doğrultusunda
yayın kalitesinin yükseltilmesini amaçladığı,
- Ülkemizde 24 ulusal, 16 bölgesel ve 213
yerel olmak üzere toplam 253 televizyon kuruluşu; 36 ulusal, 102 bölgesel, 952
yerel olmak üzere toplam 1090 radyo kuruluşu bulunduğu, ayrıca çeşitli illerde,
kablo üzerinden 66 kuruluşun televizyon yayını yapmakta olduğu,
- RTÜK'ün kuruluşundan itibaren süregelen
problemlerden birinin de, ülkemizde yayın yapan tüm radyo ve televizyonların
denetimi sorunu olduğu, bunun büyük ölçüde teknik alt yapının yetersizliği ile
hukuksal boşluktan kaynaklandığı,
- 2006'nın başından itibaren televizyon
yayınlarıyla ilgili frekans kullanım bedeli alınmaya başlanacağı,
- TRT'nin kendi içinde oluşturduğu bir
kurul aracılığıyla yayınlarının denetimini sürdürmekte olduğu, Radyo ve
Televizyon Üst Kurulunun, TRT'nin genel müdür adaylarının seçim sürecinde
yönetim kurulu üyelerinin belirlediği, personelle ilgili aldığı kararların
Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun denetiminden geçtiği; TRT'nin 3984 sayılı
Kanun kapsamında yer almadığı, bu nedenle TRT yayınlarına müdahale edilmesinin
söz konusu olmadığı,
- Ülkemizde yayın yapan tüm radyo ve
televizyonların denetimi sorununun çözümü amacıyla; sayısal kayıt arşiv ve
analiz sisteminin kurulmasına yönelik projenin TÜBİTAK'la işbirliği içerisinde
gerçekleştirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği; projenin uygulanmasıyla
etkin bir denetim sistemi sağlanacağı,
- RTÜK'ün yayın izleme ve değerlendirme
çalışmalarını eldeki imkânlar çerçevesinde titizlikle ve hassasiyetle
sürdürdüğü,
- RTÜK'ün, programları, yayınlandıktan
sonra ilgili yasa hükümlerine uygunluk açısından denetlediği, Üst Kurulun
programlara yayından önce müdahale etme veya programları yayından kaldırma
yetkisinin bulunmadığı,
- Radyo ve televizyon yayınlarının
uzmanlarca titizlikle takip edilerek yasa hükümlerine aykırı yayınlar için
rapor düzenlendiği, bu raporlar ve yayın kopyaları Üst Kurulca
değerlendirilerek gerektiğinde, kanun hükümleri çerçevesinde kuruluşlara
müeyyide uygulandığı ancak, yayınlarla ilgili ihlallere karşı etkin mücadele
etme imkânının tam sağlanamadığı,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
düzenleyici otorite fonksiyonunun da bir gereği olarak, yayıncılık alanında
karşılaşılan sorunların çözümünde karşılıklı diyalog ve uzlaşma yollarını açık
tutmayı görev edindiği,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun
kuruluş kanununda yapılacak yeni düzenlemeler ile tüm yayın kuruluşlarının
kanun kapsamına alınmasının amaçlandığı, ayrıca, bu kanuni düzenlemeyle kamu
yararına yönelik yayınların teşvik edilmesi amacıyla gerekirse bu tür yayınlar
için kaynak aktarılmasına yönelik düzenlemeler öngörüldüğü,
- Ulusal, bölgesel ve yerel yayın
kuruluşları arasında işbirliği imkânlarının artırılmasına yönelik
çalışmaların planlandığı, bu sayede
özellikle yerel ve bölgesel yayınlardaki içerik ve teknik kalitenin
yükseltilmesinin amaçlandığı,
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun
çeşitli ülkelerden uydu aracılığıyla iletilen kanun dışı yayınların
engellenmesine yönelik çalışmalarının devam ettiği,
- Çocukların ve gençlerin zararlı
yayınlardan korunmasına, bunların televizyon programları arasında bilinçli
seçim yapmalarına, ana-babaların kitle iletişim araçlarının zararlı
içeriklerinden küçükleri koruma çabalarında desteklenmelerine yönelik
geliştirilen "Akıllı İşaretler" adlı koruyucu sembol sistemiyle
ilgili çalışmalarda son aşamaya gelindiği, 2006 yılının ilk aylarından itibaren
bu uygulamaya geçilmesinin planlandığı,
ifade edilmiştir.
r Telekomünikasyon Kurumu
bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- 2006 yılında 709 milyon 546 bin 062 YTL
gelir elde edileceği, bu gelirin 137 milyon 909 bin 058 YTL tutarındaki %19'luk
kısmının bütçe gideri olarak kullanılacağı, bakiye 571 milyon 637 bin 004
YTL tutarındaki % 81'lik gelir
fazlasının ise Hazineye aktarılmasının öngörüldüğü,
- 2006 yılı tahmini harcamalarının
%42'sinin yatırım, %58'inin ise cari harcamalardan oluştuğu,
- 2000 yılında GSM firmalarının
lisanslarının verilmesi, telekomünikasyon piyasalarının serbestleşmesine
paralel olarak telekomünikasyon sektörünün düzenlenmesi amacıyla 5102 sayılı
Kanunla kurulan Kurumun sektör düzenlemesi ve denetlemesiyle ilgili önemli
görevleri ifa ettiği,
- Ses tekelinin özelleştirilmesiyle ortaya
çıkan sektörle, uzak mesafe lisanslarının verilmesiyle, kaçak ve kolonlanmış
telefonlarla, evrensel hizmet yükümlülükleriyle, elektronik imza düzenlemesi ve
altyapının paylaşımıyla ilgili konularda yasal düzenleme yapılarak sektörün
önündeki engellerin önemli ölçüde kaldırıldığı,
- Kırsal kesimde geniş bant internet
hizmeti verilmesine yönelik olarak "wimax" denen telli sistem ile
hızlı internetin ulaşamadığı engebeli arazilere internetin ulaşmasına yönelik
çalışmaların yapıldığı, bu çalışma çerçevesinde 50 kilometrelik bir daire
içerisinde çok yüksek hızla geniş internet hizmeti verebilen ve data naklini
sağlayabilen sistemin denemelerinin yapıldığı, 2006'da bu hizmeti yürütecek
kuruluşlara lisans verileceği,
- Türk Telekomun hisse devrinden önce
Rekabet Kurumunun istekleri doğrultusunda kablo platformu ve uydu sisteminin
ayrılması görüşü doğrultusunda uydu sisteminin TÜRKSAT AŞ'ye devrinin
gerçekleştirildiği, ayrıca, kablo platformunun da TÜRKSAT bünyesinde altyapı
iyileştirilmesi yapılmak suretiyle özelleştirileceği,
şeklinde görüş ve eleştiriler ifade
edilmiştir.
r Rekabet Kurumu bütçesi
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Genel olarak düzenleyici ve denetleyici
kurullarda üniversitelerin, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların, odaların
ve borsaların temsil edilmesi gerektiği, bunun kurulların bağımsızlığını ve
tarafsızlığını güçlendireceği,
- Düzenleyici ve denetleyici kurullarla
ilgili kanun tasarısında, kurul üyelerinin Bakanlar Kurulu kararıyla atanması
biçiminde bir düzenlemenin bulunduğu, bütün üst kurul üyelerinin Bakanlar
Kurulu tarafından atanmasının doğru bir yaklaşım olmadığı,
- Düzenleyici ve denetleyici kurulların
Bakanlar Kurulunun dahi sahip olmadığı yetkilerle donatılmasının Türk idari
sistemine uygun düşmediği,
- Rekabet Kurumunun satın alma ve ihale
sisteminin rekabet ve adalet ilkelerine uygun olmadığı, Kurumun İhale
Yönetmeliğinin 20 nci maddesinde pazarlık usulüyle yapılabilecek işlerin
oldukça geniş tutulduğu, aynı maddenin (g) bendinde ise her türlü alımın
pazarlık usulüyle yapılabilmesine imkân tanındığı,
- Başbakanlık tasarruf genelgeleri ile
yurtdışı görevlendirmelere önemli kısıtlamalar getirdiği, buna rağmen Kurumun
bu genelgelere aykırı uygulamalarının bulunduğu,
- Özel tahsisli lüks konutların Kurul
üyelerine lojman olarak kullandırıldığı, bu lojmanların elektrik, su, apartman,
çevre aidatı ve benzeri bütün giderlerinin Kurum bütçesinden karşılanıyor
olmasının kamu konutları mevzuatına aykırı olduğu,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
- 2006 Malî Yılı bütçesinin 20 milyon 339
bin 449 YTL olarak öngörüldüğü, bunun 13 milyon 243 bin 423 YTL'sinin, yani
yüzde 65'inin personel giderleri ile 4 milyon 307 bin 156 YTL'lik bölümü, yani,
yüzde 21,3'lük kısmının mal ve hizmet alımlarını teşkil ettiği, 1 milyon 83 bin
650 YTL'lik, yani, yüzde 5,32'lik kısmın ise Emekli Sandığına ödeneceği,
- Rekabet Kurumunun, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanunun; rakiplerin kendi aralarındaki rekabeti ortadan
kaldırmak amacıyla, fiyat anlaşmaları ya da pazar paylaşımları gibi, günlük
dilde kartel anlaşmaları olarak adlandırılan, rakiplerin kendi aralarındaki
rekabeti ortadan kaldıran anlaşmalar yapmasını yasaklayan hükmü çerçevesinde,
çimento, gübre, basın, LPG, ulaştırma gibi birçok sektörde kartel
soruşturmaları yapıldığı ve bu soruşturmaların sonucunda 4054 sayılı Kanunda
belirtilen cezaî yaptırımların uygulandığı,
- Bugüne kadar yıllar itibariyle toplam
1270 dosya açıldığı ve bunun 1206'sının sonuçlandırıldığı, 2005 yılının ilk
altı ayında 51 rekabet ihlalinin karara bağlandığı ve toplam 15 milyon 688 bin
674 YTL tutarında para cezası kesildiği, ayrıca 38 muafiyet-menfi tespit ve 61
birleşme devralma dosyasının görüşülüp karara bağlandığı,
- Özelleştirme çalışmalarının hız
kazanmasına paralel olarak Rekabet Kurumunun özelleştirme sonucu ortaya çıkacak
piyasa yapısının, rekabet karşıtı ve tekelci bir yapılanmaya yol açmaması için,
özelleştirmenin hangi hususlar gözetilerek yapılması gerektiği konusunda
ihaleleri düzenleyen kamu kuruluşlarına 4054 sayılı Kanunun verdiği yetki
doğrultusunda görüş bildirdiği,
- Rekabet Kurulunun yönetiminin, Rekabet
Kurulu, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının,
Yargıtay, Danıştay, Üniversitelerarası Kurul ile TOBB tarafından seçilen
üyelerden oluştuğu, ayrıca Rekabet Kurulunca gösterilecek adayların en az
yarısının Rekabet Kurulunun uzmanlık sıfatını kazanmış meslek personeli
arasından seçilmesinin zorunlu olduğu ve bunlarda on yıllık iş tecrübesinin
aranmakta olduğu,
- Devlet Denetleme Kurulu Raporunun
25.11.2002 tarihli olduğu, Raporda belirtilen aksaklıkların tamamının
giderildiği, ayrıca lojmanların büyük bir kısmı ile araçlardan
kullanılmayanların satıldığı; dolayısıyla, çift lojman kullanma, çift araç
kullanma gibi durumların Kurumda yaşanmadığı,
- Kurumda ihalelerin, Devlet İhale
Kurulunun koyduğu prensipler ve yasa çerçevesinde yapıldığı, ancak, alımlar ile
lojman ve araba satışının Kurumun iç yönetmeliğine göre yapıldığı, bunda Devlet
ihale mevzuatına aykırı bir durumun bulunmadığı,
ifade edilmiştir.
r Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Enerjiyle kalkınmışlık, gelişmişlik
arasında doğrudan bir bağ olduğu, enerji politikaları saptanırken, öncelikli
olarak yerli kaynakların değerlendirilmesinin esas alınması, dışa bağımlılığın
azaltılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, ucuz, temiz ve verimli enerji
üretiminin sağlanmasının temel yaklaşım olarak benimsenmesi gerektiği, ancak,
Türkiye'de bunun yapılmadığı,
- Hidrolik ve kömür kaynaklarımızın üçte
birinin kullanılmadığı; jeotermal, rüzgâr ve güneş gibi temiz ve yenilenebilir
kaynaklarından ise henüz tam olarak yararlanılamadığı, enerjide dışa
bağımlılığın azaltılması için bu kaynakların tam olarak kullanılması gerektiği,
- Ulusal kaynakları dikkate almayan,
verimlilik ve kaynak çeşitliliği ilkesini gözetmeyen ve ülkemizi başta doğalgaz
olmak üzere, çok büyük ölçüde ve tehlikeli oranlarda dışa bağımlı kılan yanlış
tercih ve politikalara son verilmesi gerektiği,
- Ülke sanayiinin önemli unsuru olan
TÜPRAŞ'ı, Petkim'i, Erdemir'i, Tekeli, SEKA'YI, Seydişehir ve benzeri
tesislerin satılmasının dışa bağımlılığı artırmak demek olduğu; zira enerjinin
ekonomik bağımsızlığın en önemli unsuru olduğu, bu nedenle enerji
politikalarının ulusal bir sorumlulukla
planlanması gerektiği,
- Türkiye'de çok büyük bir akaryakıt
kaçakçılığı bulunduğu, çok daha farklı denetim yöntemlerini hayata geçirmek
gerektiği ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun akaryakıt kaçakçılığını önleyecek
politikalar geliştirmesinin Kurulun görevleri arasında yer aldığı,
- 2006 yılında Kurumun elektrik, doğalgaz,
petrol ve LPG piyasalarından toplam 44 milyon YTL, iletim ek ücreti olarak 3
milyon 900 bin YTL ve Avrupa Birliğinden alınacak yardım ve bağışlar kaleminden
1 milyar 863 milyon YTL gelir elde edilmesinin öngörüldüğü; bu çerçevede 2006
yılı kurum bütçesinin toplam 67 milyon 427 bin 630 YTL olarak tahmin edildiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
- Akaryakıt kaçakçılığının, ancak sıkı
denetimle çözülebileceği, bu amaçla ilgili kuruluşlarla sınır ve gümrük
denetiminin güçlendirilmesine yönelik olarak çalışmalar yapıldığı,
- Kurumun düzenlemek ve denetlemekle
yükümlü olduğu elektrik, doğalgaz, petrol ve LPG piyasalarındaki bütün
düzenlemelerin, şeffaflık ve katılım ilkeleri doğrultusunda, Avrupa Birliği
direktiflerine uygun bir şekilde çıkarıldığı, bu hususun, AB Komisyonu
tarafından hazırlanarak ülkemiz için düzenli olarak yayımlanan ilerleme
raporunda da vurgulandığı,
- Elektrik piyasasına ilişkin olarak
kurumca bugüne kadar 11 yönetmelik ve 13 tebliğ çıkarıldığı, Elektrik
piyasasında faaliyet gösteren kuruluşlara, 31 Ekim 2005 tarihi itibariyle
toplam 520 lisans verildiği,
- Üretim faaliyetinde lisans verilen
kurulu güç toplamının yaklaşık 35 400 megavat olup, bunun 6 000 megavatının
özel sektör kuruluşlarına ait olduğu,
- Doğalgaz piyasasında Avrupa Birliği
müktesebatıyla uyum gözetilerek ikincil mevzuat kapsamında 8 adet yönetmelik ve
6 adet tebliğ çıkarıldığı,
-
5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile petrol piyasasının gözetim ve denetimi
faaliyetlerinin düzenlenmesi görevinin de Kurula verildiği, Petrol Piyasası
Kanunu çerçevesinde Kurulun 6 adet yönetmelik ve çok sayıda tebliğ hazırlayıp,
yayımladığı,
- 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu
çerçevesinde ithal edilen veya ülkemizde üretilen akaryakıtın kaynağını tespit
etmek ve ülkeye hangi yollardan girdiğini izlemek amacıyla akaryakıt temini ve
teslimiyle yükümlü yüklenici seçimine ilişkin ihalenin Kurul tarafından 11
Kasım 2005 tarihinde gerçekleştirildiği, bu uygulamayla çeşitli yollarla
ülkemize kaçak olarak giren ve çok büyük oranda bir vergi kaybına yol açan
akaryakıt girişinin önlenmesine çalışıldığı,
- Petrol piyasasında, İçişleri Bakanlığı,
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ile Kurul arasında imzalanan bir protokol
kapsamında, bütün Türkiye sathında gerekli denetim işlemlerinin yerine
getirildiği, bu kapsamda yapılan denetimler çerçevesinde bugüne dek 1831
istasyonun mühürlendiği, bunlardan 741 adetinin başvurusu üzerine, gerekli
hukukî prosedürün tamamlanması nedeniyle mühürlerin söküldüğü, 1 090 adet
istasyonun ise faaliyetten men edildiği,
- Kurulun görev kapsamında olan LPG
piyasasına yönelik ikincil düzenlemelerin tamamlandığı, lisans başvurularının
alınmaya başlandığı ve 13 Mart 2005 tarihi itibariyle lisans işlemlerinin sona
ereceği, petrol piyasasında olduğu gibi, 13 Mart 2006 tarihinden itibaren LPG
piyasasında da denetim faaliyetlerine başlanacağı,
ifade edilmiştir.
r Sermaye Piyasası Kurulu
bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- Kurulun 2000 ve 2001 yıllarında yaşanan
ekonomik kriz sonrası Türk sermaye piyasasını yeniden yapılandıracak mevzuat
çalışmasını yürüttüğü, bu çerçevede Türk ekonomisinin uluslararası rekabet
gücünün yükselmesini sağlayacak hukuki ve teknolojik alt yapının kurulmaya
çalışıldığı,
- Son beş yıl içinde uluslararası
standartlara ve gelişmelere uyum sağlamak amacı ile 117 adet düzenleme
yapıldığı,
- Avrupa Birliği direktifleri ve Sermaye
Piyasası Kurulları Uluslararası Örgütü (IOSCO) prensiplerine uyum konusunda
önemli mesafeler alındığı,
- Kamuoyunda mortgage olarak bilinen
gayrimenkul finansmanına yönelik yeni bir sistemin kurulması çalışmalarının
devam ettiği,
- Bağımsız denetim standartlarının,
uluslararası kabul görmüş standartlara ve Avrupa Birliği mevzuatına uyumunu
sağlamak amacıyla bağımsız denetim mevzuatının gözden geçirilerek gerekli
değişikliklerin yapılması çalışmalarının devam ettiği,
- Sermaye piyasası mevzuatının Avrupa Birliği
normları doğrultusunda değiştirilmesi amacıyla Sermaye Piyasası Taslağı
hazırlandığı,
- 2006 yılı mali bütçesinin 41 milyon 985
bin YTL olarak öngörüldüğü ve bunun yaklaşık % 63.3'ünün personel ve sosyal
güvenlik kurumuna devlet primi gideri, % 31.1'inin mal ve hizmet alımları, %
2.3'ünün cari transferler, % 3.3'ünün ise sermaye gideri olarak tahmin
edildiği,
- Kurulun kısa ve orta vadedeki nakit
ihtiyacı dikkate alınmadan, gelirlerinin bir kısmının Maliye Bakanlığı
tarafından Hazineye aktarılmasının etkili nakit yönetimini engellediği ve bu
sebeple Kurulun gelir fazlaları üzerinden Maliye Bakanlığına yapılacak
ödemelerin tespitinde, Kurulun kısa ve orta vadedeki gelir ve gider
projeksiyonlarının dikkate alınmasının yerinde olacağı,
şeklindeki görüş ve eleştiriler ifade edilmiştir.
r Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu bütçesi üzerinde yapılan görüşmelerde;
- 2003 yılından itibaren sağlanan
makroekonomik ve siyasi istikrarla desteklenen yeniden yapılandırma programının
bankacılık sektöründe gözle görülür bir değişime yol açtığı,
- Türk bankacılık sektörünün büyüme
trendine girdiği ve asıl işlevi olan reel kesimin finansmanına geri döndüğü,
- Bankaların kredi kartları için
uyguladıkları faizin oldukça fazla olduğu, bu sebeple pek çok kişinin icra
takibine maruz kaldığı, bu soruna bir an evvel çözüm bulunması gerektiği,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
- Finansal piyasalarda güven ve istikrarın
sağlanması, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışması, tasarruf sahiplerinin
hak ve menfaatlerinin korunmasının yanı sıra, bankacılık sektörünü uluslararası
standartlara taşımak gibi işlevleri üstlenen Bankacılık Düzenleme ve Denetleme
Kurumunun (BDDK) 31 Ağustos 2000 tarihinde faaliyete geçtiği,
- Bankalarda etkin iç kontrol ve risk
yönetimi sistemlerinin kurulmasına dönük mevzuat altyapısının oluşturulduğu,
piyasa riskleri sermaye yeterliliğinin hesabına dahil edildiği, kurumsal
yönetişimi iyileştirici ve şeffaflığı artırıcı uluslararası muhasebe
standartlarının benimsendiği,
- BDDK'nın ilgili mevzuat uyarınca, gelir
fazlası olarak Genel Bütçeye 2003 yılında 70 trilyon TL, 2004 yılında 90,4
trilyon TL ve 2005 yılında ise 37
milyon 244 bin YTL aktardığı,
- BDDK'nın 2006 yılı bütçe giderinin 85
milyon 520 bin YTL olduğu, katılım payı gelirlerinin 78 milyon 455 bin YTL,
diğer gelirlerin (faiz gibi) 7 milyon 065 bin YTL olacağı ve 2006 yılında 85
milyon 520 bin YTL gider tahmin edildiği,
- BDDK'nın giderlerinin tamamının
gelirleriyle karşılanacağı, genel bütçeden herhangi bir yardım mahiyetinde
aktarma yapılmayacağı ve gelir fazlasının genel bütçeye aktarılacağı,
- Kartlarla ilgili gelişmelerin BDDK
tarafından yakından izlendiği, bankalarda açık pozisyon olmadığı, reel sektörde
faaliyet gösteren şirketlerde açık pozisyon olduğu,
ifade edilmiştir.
r Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu bütçesi üzerinde yapılan
görüşmelerde;
- Kurumun kuruluş kanununun teşkilatla
ilgili maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, bu alanda yasal
boşluğun oluşmaması için kanuni düzenlemenin biran önce çıkarılması gerektiği,
- Ülkemizde kaliteli tütün üretilmesine
rağmen tütün ithalatının giderek arttığı, anason üreticilerinin fiyat konusunda
büyük sorun yaşadığı,
- Alkol piyasasıyla ilgili bazı yetkilerin
Tarım Bakanlığına verilmesinin doğru olmadığı,
- Tütün mamulleri ve alkollü içkilerin,
dolaylı vergi oranlarının yüksekliği nedeniyle, sahte olarak üretilerek
piyasaya sürüldüğü, bunun halkın sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiği gibi
kamu gelirleri açısından da büyük kayıplara yol açtığı; Kurumun bu konuda ciddi
bir takip ve denetim mekanizması kurması gerektiği,
- Tokat Sigara Fabrikasına ihale yoluyla
alınan makinelerin, şartnamedeki yeni
olma koşulunu taşımadığı gerekçesiyle Tütün Üst Kurulu raporuyla yapılan tespit
neticesinde, olayın yargıya intikal ettiği, bu konudaki son gelişmeler hakkında
bilgi verilmesinin yararlı olacağı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
- Kurumun düzenleme alanının uzun süre
devlet tekelinde kaldığı ancak tüm gelişmiş ülkelerdeki uygulamalara paralel olarak Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumunun oluşturulduğu, Kurumun 2002 Temmuz
ayında faaliyete geçtiği ve henüz teşkilatını tamamlayamadığı,
- 2006 yılı bütçe giderinin 28 milyon 44
bin 219 YTL ve gelirinin ise 43 milyon 400 bin 712 YTL olarak öngörüldüğü,
- Kurumun faaliyetlerine ilişkin ikincil
yasal düzenlemelerin tamamlanamadığı, bunun 2006 yılı içinde tamamlanmasının
planlandığı,
- Tokat Sigara Fabrikasıyla ilgili hukuki
sürecin devam ettiği, mahkeme neticesinde bir usulsüzlük tespit edilmesi
halinde gereğinin yapılacağı,
ifade edilmiştir.
r Kamu İhale Kurumu bütçesi
üzerinde yapılan görüşmelerde;
- İhale sürecinin uzun olmasından
kaynaklanan şikayetlerin oldukça fazla olduğu, özellikle yapım ihaleleriyle
ilgili ödeneklerin serbest bırakılması ve bazı hazırlıkların Kurumun onayından
geçmesinin uzun zaman aldığı, bu nedenle, ihale süreçlerinin gözden geçirilmesi
gerektiği,
- Kamu ihalelerinin tamamının kamu ihale
bülteninde yayınlanmasının yeterli olduğu, ayrıca tekrar Resmi Gazetede
yayınlanması mecburiyetine gerek olmadığı,
şeklindeki görüş ve eleştirileri müteakip,
Hükümet adına yapılan tamamlayıcı açıklamada ise;
- Kamu İhale Kurumunun ilgili mevzuatı
uyarınca 2006 yılında elde edeceği gelirin 59.1 milyon YTL olarak tahmin
edildiği, elde edilen gelirin 2006 yılında 58.1 YTL'nin kurum giderleri için
harcanacağı, geriye kalan tutarın ise gelir fazlası olarak Hazineye
aktarılacağı,
- Kamu İhale Kurumunun 2006 yılı
bütçesinde öngörülen harcama tutarının 59 milyon 148 bin 560 YTL olduğu, bu
tutarın 11 milyon 040 bin 540 YTL'sinin personel, 676 bin 900 YTL'sinin sosyal
güvenlik prim katkısı, 34 milyon 636 bin 120 YTL'sinin mal ve hizmet alımları,
2 milyon 352 bin YTL'sinin cari transferler ve 10 milyon 443 bin YTL'nin
sermaye gideri olarak ayrıldığı,
-
2005 yılında ilk altı aylık döneminde 16 milyon 895 bin 706 YTL'nin
genel bütçeye gelir olarak aktarıldığı,
- Kamu İhale Kurumu tarafından 2005
yılının ilk on ayında 2 bin 193 adet şikayetin incelenerek sonuçlandırıldığı ve
32 bin 177 adet ihale ilanın yayımlandığı, 3 bin 928 adet elektronik, 2 bin 469
adet ise basılı bülten abonesi yapıldığı ve bu işlemlerden ilk on ayda toplam
33 milyon 508 bin 239,50 YTL gelir elde edildiği,
ifade edilmiştir.
3. DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUM BÜTÇELERİNİN GELİR, GİDER VE
FİNANSMAN CETVELLERİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLER
r Radyo ve Televizyon Üst
Kurulu
Radyo ve Televizyon Üst Kurulu bütçesine
ekli Merkez ve Taşra Teşkilatı Kadrolarını gösteren Cetvelin merkez teşkilâtı
kadrolarını gösteren bölümdeki kadroların toplamından 91 adet düşülerek, 2005
yılındaki merkezde 530 ve taşrada 130 olmak üzere toplam 666 adet kadronun
muhafaza edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda merkez teşkilatı kadrolarını
gösteren bölümdeki çeşitli derece, sınıf ve unvanlı kadrolarda bulunan 91 adet
kadro ekli cetvelden çıkarılmıştır.
r Telekomünikasyon Kurumu
Telekomünikasyon Kurumunun gider
bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralel olarak;
üst kurulların tahsil ettikleri gelirlerden genel bütçeye aktardıkları
tutarların, bir yandan üst kurulların gelir toplamına dahil edilerek (B) Gelir
Cetveline, bir yandan da (A) Ödenek Cetvelinin cari transferlerine dahil
edilmesi amacıyla, (42.02.00.13-04.6.0.00-3-05.8) tertibine 571 milyon 637 bin
4 YTL ödenek eklenmiştir.
Genel bütçeli kurumlar dışında kalan özel
ve düzenleyici ve denetleyici kurumların almış oldukları Hazine yardımları
tutarının karşılığının, bağlı veya ilgili bulundukları bakanlık bütçelerinde
"Cari Transferler" içinde ödenek olarak yer alması gerekmektedir.
Ancak Telekomünikasyon Kurumunun gelir cetvelinde yer alan 10.000 YTL.
tutarındaki Hazine yardımı karşılığı Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde yer
almamıştır. Ayrıca Kurumun gelirleri, giderlerini karşılamaya yeterli olup,
Hazine yardımına ihtiyacı bulunmamaktadır. Bu nedenle, bütçe dengesinin
sağlanması amacıyla, 10.000 YTL tutar, Kurumun (B) Gelir Cetvelinde yer alan
(4.2.1.2.) "Hazine Yardımları" tertibinden düşülerek, (2.6.1.9) Öz
Gelir tertibine eklenmiştir.
Kurumun nakit varlıkları arasında yer alan
132 milyon 909 bin 58 YTL'lik tutar, Finansman Cetvelinin (3.2.1.1) kaleminde
yer alması gerekirken, sehven net finansman kaleminde gösterilmiştir. Bu
hatanın düzeltilmesi amacıyla, Finansman cetvelinin (5.0.0.0) net finansman
tertibinde yer alan 132 milyon 909 bin 58 YTL'lik tutar düşülerek, (3.2.1.1) "Türk Lirası Cinsinden Banka
Hesapları" kalemine eklenmiştir.
r Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun gider
bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralel olarak;
üst kurulların tahsil ettikleri gelirlerden genel bütçeye aktardıkları
tutarların, bir yandan üst kurulların gelir toplamına dahil edilerek (B) Gelir
Cetveline, bir yandan da (A) Ödenek Cetvelinin cari transferlerine dahil
edilmesi amacıyla, (42.05.00.04-04.3.9.00-3-05.8) tertibine 5 milyon YTL ödenek
ve bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar (B) Gelir Cetvelinin
(02.1.4.11) tertibine eklenmiştir.
r Rekabet Kurumu
Rekabet Kurumu gider bütçesinin, 5018
sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması
amacıyla diğer düzenleyici ve
denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek
Cetvelinin (42.07.00.04-01.3.9.00-3-05.8) tertibine 1 milyon YTL ödenek ve
bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar (B) Gelir Cetvelinin (02.1.4.90)
tertibine eklenmiştir.
r Sermaye Piyasası Kurulu
Sermaye Piyasası Kurulu gider bütçesinin,
5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması
amacıyla diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan
değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.3.00.04-01.3.9.00-3-05.8)
tertibine 500 bin YTL ödenek ve bütçe dengesi sağlanması amacıyla aynı tutar
(B) Gelir Cetvelinin (02.1.4.08) tertibine eklenmiştir.
r Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu
Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler
Piyasası Düzenleme Kurumu gider bütçesinin, 5018 sayılı Kanunun 37 nci maddesi
uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla diğer düzenleyici ve denetleyici
kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin
(42.09.00.04-01.3.9.00-3-05.8) tertibine, bütçe dengesi sağlanması amacıyla 15
milyon 356 bin 493 YTL ödenek eklenmiştir.
r Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurumu
Kurumun nakit varlıkları arasında yer alan
5 milyon YTL'lik tutar, sehven 2006 Yılı Düzenleyici ve Denetleyici Kurumlar
Gelir ve Finansman Tablosunun Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
bölümünde yer almamıştır. Bu teknik aksaklığın giderilmesi amacıyla,
Komisyonumuzda Merkezi Yönetim Bütçesi Kapsamında yer alan özel bütçeli
idareler ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar bütçelerine ekli (F) işaretli
Finansman Cetvelinde, bu Cetvelin 2006 yılı bütçesinde ilk defa uygulanıyor
olmasından kaynaklanan teknik aksaklıkların düzeltilmesi amacıyla Başkanlık
Divanına verilen genel yetki doğrultusunda, aynı tutar, Finansman Cetvelinin
(3.2.1.1) "Türk Lirası Cinsinden Banka Hesapları" tertibine
yazılmıştır.
r Kamu İhale Kurumu
Kamu İhale Kurumu gider bütçesinin, 5018
sayılı Kanunun 37 nci maddesi uygulamalarına paralellik sağlanması amacıyla
diğer düzenleyici ve denetleyici kurumların bütçelerinde yapılan değişiklik
doğrultusunda, (A) Ödenek Cetvelinin (42.06.00.04-04.1.1.00-3-05.8) tertibine
17 milyon YTL ödenek eklenmesi, aynı Cetvelinin (42.06.00.04-04.1.1.00-3-05.2)
tertibinden 1 milyon 60 bin YTL düşülmüştür. Böylece, Kamu İhale Kurumu gider
bütçesinde net 15 milyon 940 bin YTL ödenek artışı olmuştur. Bütçe dengesinin
sağlanması amacıyla 15 milyon 940 bin YTL tutar (B) Gelir Cetvelinin
(02.1.5.06) tertibine eklenmiştir.
Genel bütçeli kurumlar dışında kalan özel
ve düzenleyici ve denetleyici kurumların almış oldukları Hazine yardımları
tutarının karşılığının, bağlı veya ilgili bulundukları bakanlık bütçelerinde
"Cari Transferler" içinde ödenek olarak yer alması gerekmektedir.
Ancak, Kamu İhale Kurumu gelir cetvelinde yer alan 1 YTL tutarındaki Hazine
yardımı karşılığı Maliye Bakanlığı bütçesinde yer almamıştır. Ayrıca Kurumun
gelirleri, giderlerini karşılamaya yeterli olup, Hazine yardımına ihtiyacı
bulunmamaktadır. Bu nedenle, dengenin sağlanması amacıyla, 1 YTL tutar, Kurumun
(B) Gelir Cetvelinde yer alan (4.2.1.02.) "Hazine Yardımları"
tertibinden düşülerek, (02.3.2.09) öz gelir tertibine eklenmiştir.
r Şeker Kurumu
5018 sayılı Kanuna ekli (III) sayılı
listede yer alan Şeker Kurumu, bütçe teklifini zamanında Türkiye Büyük Millet
Meclisine sunmuş, ancak 5018 sayılı Kanunda ve bu Kanuna ekli listelerde
değişiklikler öngören 30.11.2005 tarihli ve 5433 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve
Kontrol Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ile Şeker Kurumunun Merkezi Yönetim Bütçesi
kapsamından çıkarılması nedeniyle, sözkonusu Kurumun bütçesi 2006 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısında yer almamıştır.
V.
TASARININ MADDELERİ ÜZERİNDE YAPILAN GÖRÜŞMELER
r Maddeler üzerinde yapılan
görüşmeler sonucunda, 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının;
- Giderlere ilişkin 1 inci maddesi; genel
bütçeli kuruluşların ödenek toplamına ilişkin (a) bendinde yer alan ödenek
tutarının, Ulaştırma Bakanlığı bütçesine eklenen ödenek nedeniyle
170.156.782.052 YTL olarak; düzenleyici ve denetleyici kurum bütçelerinin
ödenek toplamına ilişkin (c) bendinde yer alan ödenek tutarının, yeni bütçe
sistemi çerçevesinde bu kuruluşların gelir fazlalarının, denkliğin sağlanması amacıyla
aynı zamanda ödenek cetvellerine eklenmesi nedeniyle 1.150.574.838 YTL olarak
değiştirilmesi suretiyle,
- Gelirlere ve Finansmana ilişkin 2 nci
maddesi; (a) fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan gelir tahmininin,
düzenleyici ve denetleyici kurumların gelir tahminlerinde yapılan artış
nedeniyle 1.149.074.838 YTL olarak değiştirilmesi ve bu kuruluşlar giderlerini
öz gelirleriyle karşılayabildiklerinden, 10.001 YTL'lik Hazine yardımının
gelirlerinden düşülmesi suretiyle,
- 3 üncü ve 4 üncü maddeleri aynen,
- Bağlı cetvellere ilişkin 5 inci maddesi;
bağlı (A) işaretli cetvelin kurum ve kuruluşların ödenek cetvellerinde yapılan
değişiklikler doğrultusunda yeniden düzenlenmesi; bazı ödeneklerin kullanımına
ve harcamalara ilişkin esasları belirleyen (E) işaretli cetvelin, 19 uncu
sırasında yer alan "ve sivil
toplum örgütlerinin araştırma projelerini" ifadesinin, mahalli idarelerin
araştırma projelerinin de desteklenmesi amacıyla "sivil toplum örgütleri
ve mahalli idarelerin araştırma-geliştirme projelerini" şeklinde, 59 uncu
sırasında yer alan düzenlemenin, SSK ve BAĞ-KUR'un finansman sıkıntıları
nedeniyle 1994 ve 1996 yılları bütçe kanunları uyarınca kendilerine ikrazen
verilen Özel Tertip Devlet Tahvilleriyle ilgili hesapların kapatılmasını
teminen değiştirilmesi, ayrıca, 406
sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu ve 24.08.2005 tarihinde imzalanan Hisse Satış
Sözleşmesi çerçevesinde Türk Telekomünikasyon A.Ş. personeline yapılacak
ödemeler için Hazine Müsteşarlığı bütçesinde yeni bir harcama kalemi açılmasını
ve bu ödemelerin usul ve esaslarının Bakanlar Kurulunca belirlenmesini öngören
bir düzenlemenin 64 sıra numarasıyla söz konusu cetvele eklenmesi; Harcırah
Kanununun 33 ve 50 nci maddeleri uyarınca verilecek gündelik ve tazminat
miktarlarını gösteren ( H ) işaretli cetvelin, "Yurt İçinde Verilecek
Gündelikler (I/A-b)" bölümüne, Sahil Güvenlik Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetleri teşkilatı içerisinde
yer alan bir "Komutanlık" olması göz önüne alınarak "Jandarma Genel Komutanı"
ifadesinden sonra gelmek üzere, "Sahil Güvenlik Komutanı" ifadesinin
eklenmesi; bütçe kanunlarında gösterilmesi gereken parasal sınırlara ilişkin (İ) işaretli cetvelin (a) fıkrasına, TÜBİTAK
tarafından yürütülen veya desteklenen bazı projeler ile Gençlik ve Spor Genel
Müdürlüğünün düzenlediği spor müsabakaları için belirlenen avans limitlerinin
yetersiz olması nedeniyle, bu kuruluşlar için ayrı bir avans limitinin
belirlenmesi amacıyla ( j ) bendinin eklenmesi, harcamalarda tasarruf ve etkinliğin sağlanması amacıyla, belirlenen
limiti aşan kredi şeklindeki ön ödemelerde Maliye Bakanlığından izin alınmasına
ilişkin bir düzenlemenin ( k ) bendi olarak eklenmesi; ek ders, konferans ve
fazla çalışma ücretleri ile diğer ücret ödemelerini gösteren ( K ) işaretli
cetvelin, "III. Fazla Çalışma Ücreti" başlıklı bölümünün (A)
fıkrasının (2) numaralı bendinin (g) alt bendinde yer alan "çalışan ve
havaalanlarında havacılık amaçlı rasat hizmeti yürüten" ibaresinin,
havacılık amaçlı meteorolojik ürün elde edilmesinde görev yapan ve fiilen fazla
mesai yapan personele de fazla mesai ücreti ödenebilmesini teminen
"havacılık amaçlı meteorolojik ürün elde edilmesini sağlayan yer ve yüksek
atmosfer gözlem istasyonlarında çalışan" olarak, "VI. Diğer
Ödemeler" başlıklı bölümünün (2) numaralı fıkrasında yer alan ve açıköğretim sınav hizmetlerinde
görevlendirilen personele yapılacak ödemeye ilişkin "2000" gösterge
rakamının ise "2500" olarak değiştirilmesi; 2006 yılında edinilecek
taşıtlara ilişkin ( T ) işaretli cetvelin, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine
ait kısmına, hibe yoluyla edinilmek
üzere çeşitli cinsten 55 adet; özel
bütçeli idarelere ait kısmına, yine çoğunluğu hibe yoluyla edinilmek üzere
çeşitli cinsten 120 adet, toplamda ise 175 adet taşıtın ilave edilmesi; ayrıca,
madde metninde sehven (m) bendi olarak düzenlenmiş olan bendin (l) bendi olarak
düzenlenmesi suretiyle,
- 6, 7, 8, 9 ve 10 uncu maddeleri aynen,
- 11 inci maddesi; (e) fıkrasının, yıl
içinde sağlanacak ilave gelirlerden kamu idarelerinin cari ve yatırım gideri
nitelikli ilave ihtiyaçlarının ve Destekleme Fiyat İstikrar Fonunun
ihtiyaçlarının karşılanabilmesini teminen yeniden düzenlenmesi suretiyle,
- 12, 13 ve 14 üncü maddeleri aynen,
- 15 inci maddesi; (b) fıkrasının son
bendinin başına, TÜBİTAK tarafından desteklenecek yeni projelerin
bütçelenmesine ve uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Maliye Bakanlığınca
belirlenebilmesini teminen "TÜBİTAK ve" ibaresinin eklenmesi ve madde
başlığının "TÜBİTAK ve yükseköğretim kurumları ile ilgili işlemler"
şeklinde değiştirilmesi suretiyle,
-
16 ncı maddesi; 5217 sayılı Özel Gelir ve Özel Ödeneklerin Düzenlenmesi ile
Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ile tasfiye edilen fonların gelirlerinden özel gelir ve bütçe geliri kaydedilenlere
ilişkin gerekli düzenlemeler yapılmış bulunduğundan, mükerrer düzenlemeyi
önlemek amacıyla (a) fıkrasının son bendinin madde metninden çıkarılması; 1995
ve 1996 yılları bütçe kanunları uyarınca Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonuna
ikrazen ihraç edilerek, Fonun tüzel kişiliğinin olmaması nedeniyle Hazine
hesaplarına yatırılan, ancak Fon
gelirlerinin yatırıldığı hesapla Özel
Tertip Devlet Tahvilleri hesabının farklı olması nedeniyle mahsubu yapılamamış olan Özel Tertip Devlet Tahvillerine ilişkin hesabın kapatılabilmesi
amacıyla, gerekli işlemlerin yapılması konusunda Hazine Müsteşarlığının bağlı
bulunduğu Bakan ile Maliye Bakanına yetki veren bir düzenlemenin (a) fıkrasının
sonuna eklenmesi suretiyle,
- 17, 18, 19 ve 20 nci maddeleri aynen,
- 21 inci maddesi; ihracata sağlanan
desteğin artırılması amacıyla, T. Eximbank A.Ş.'nin politik risk kapsamında
kullandırdığı kredilerin geri dönüşlerinin ve Bankanın faaliyet kârından
Hazineye terettüp eden temettü tutarlarının, bankanın sermayesine mahsup
edilmesine ilişkin işlemlerin yapılması hususunda Hazine Müsteşarlığının bağlı
bulunduğu Bakan ile Maliye Bakanına yetki veren bir düzenlemenin ikinci fıkra
olarak eklenmesi suretiyle,
- 22 nci maddesi aynen,
- 23 üncü maddesi; (a) fıkrasının beşinci
paragrafında yer alan "ve bu kurumların boş memur kadrolarına 657 sayılı
Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre açıktan vekil atanması"
ifadesinin, 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununda
da yer alan benzer bir hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması
dikkate alınarak çıkarılması suretiyle,
- 24 ve 25 inci maddeleri aynen,
- 26 ncı maddesi, 2005 Mali Yılı Bütçe
Kanununda da yer alan benzer bir hükmün
Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olunması nedeniyle metinden çıkarılarak,
- 27 ve 28 inci maddeleri, madde
numaralarının teselsül ettirilmesi nedeniyle 26 ve 27 nci maddeler olarak
aynen,
- 29 uncu maddesi, sözkonusu düzenlemenin
ilgili mevzuatında yapılmasının daha uygun bulunması nedeniyle metinden
çıkarılarak,
- 30 uncu maddesi; vakıf, dernek ve kamu
gelirlerinden pay verilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
denetimine ilişkin hususların, ilgili mevzuatında yer alması gerektiğinden
hareketle metinden çıkarılarak,
- 31 inci maddesi, 28 inci madde olarak
aynen,
- 32 nci maddesi; birinci cümlesinde
sehven "Genel Müdürlük" olarak geçen ibarenin "Başkanlık",
ikinci cümlesinde "Sosyal Sigortalar Kurumu" olarak geçen ibarenin,
"Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı" şeklinde düzeltilmesi ve madde
numarasının 29 olarak teselsül ettirilmesi suretiyle,
- 33 ve 34 üncü maddeleri, 30 ve 31 inci
maddeler olarak aynen,
- 35 inci maddesi; (a) fıkrasının (7)
numaralı bendinin, ilgili mevzuatında düzenlenmesi daha uygun olacağından
metinden çıkarılması ve bent numaralarının teselsül ettirilmesi; ayrıca
fıkraya, 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun, T.C. Devlet Demiryolları
İşletmesi Genel Müdürlüğünün dış finansman yoluyla sağladığı kredilerin bütçe
kanunları ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun çerçevesinde kullandırılmasını düzenleyen geçici 2 nci maddesinin, 2006 yılında uygulanmayacağını
öngören bir düzenlemenin yeni (8) numaralı bent olarak eklenmesi; (d)
fıkrasının, benzer bir düzenlemenin Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması
dikkate alınarak metinden çıkarılması; (h) ve (i) fıkralarının, bütçe kanunu
yerine ilgili mevzuatında düzenlenmesinin
daha uygun olacağı anlaşıldığından metinden çıkarılması; 5434 sayılı
Emekli Sandığı Kanununun geçici 171 inci maddesi uyarınca her yıl Bakanlar
Kurulu Kararı ile Emekli Sandığı personeline ödenen fazla çalışma ücretine
ilişkin olarak, fazla çalışmanın süresi, ücreti ve diğer hususların Emekli
Sandığı Yönetim Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca belirlenmesini
öngören bir düzenlemenin yeni (j) fıkrası olarak; 5355 sayılı Mahalli İdare
Birlikleri Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi uyarınca İl Özel İdarelerinin
üyesi oldukları mahalli idare birliklerine katılma paylarının, bu idarelerin
bütçelerinin binde ikisini aşamayacağına dair bir düzenlemenin yeni (k) fıkrası
olarak; 10.11.2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunla özel bütçeli kuruluş haline
getirilen Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün
yapılanması ve bütçesinin oluşturulması 2006 yılı içerisinde
tamamlanabileceğinden, bu işlemler tamamlanıncaya kadar yapılması gereken
harcamaların, Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde söz konusu Genel Müdürlük için
ayrılan ödenekten yapılabilmesini öngören bir düzenlemenin yeni (l) fıkrası
olarak; Türk Ceza Kanununun yürürlüğe
girdiği 12.10.2004 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış ve yapılmış olup,
kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, su, telefon, kanalizasyon,
doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya birkaçının götürüldüğünün
belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin
yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması
üzerine, kazanılmış hak teşkil etmemek kaydıyla, kullanma izni alınıncaya kadar
geçici olarak su ve elektrik bağlanabilmesine imkan veren bir düzenlemenin (m)
fıkrası olarak eklenmesi suretiyle, 32 nci madde olarak,
- Yürürlük ve yürütmeye ilişkin 36 ve 37
nci maddeleri ise, 33 ve 34 üncü maddeler olarak aynen,
kabul edilmiştir.
r Ayrıca;
- Merkezi Yönetim kapsamında yer alan
genel bütçeli, özel bütçeli ve düzenleyici ve denetleyici kurumların 2005 ve
2006 yıllarına ilişkin ödenek ve gelir mukayeseleri, TABLO -1'de,
- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli
idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların ödeneklerinde
Komisyonumuzca yapılan ekleme ve kesintiler, TABLO - 2'de,
-
Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli idarelerin ve düzenleyici ve
denetleyici kurumların ödeneklerinin fonksiyonel dağılımı, TABLO - 3'de,
- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli
idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların ödeneklerinin ekonomik
dağılımı, TABLO - 4'de,
- 2006 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Dengesi,
TABLO - 5'de,
- Genel Bütçeli idarelerin, özel bütçeli
idarelerin ve düzenleyici ve denetleyici kurumların 2005 yılı başlangıç
ödenekleri ile 2006-2008 dönemi bütçe teklifleri ve artış oranları, TABLO -
6'da,
gösterilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak
üzere, Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.
|
|
Başkan |
Başkanvekili |
Sözcü |
|
|
Sait Açba |
M. Altan Karapaşaoğlu |
Sabahattin Yıldız |
|
|
Afyonkarahisar |
Bursa |
Muş |
|
|
Kâtip |
Üye |
Üye |
|
|
Mehmet Sekmen |
Halil Aydoğan |
Mehmet Zekai Özcan |
|
|
İstanbul |
Afyonkarahisar |
Ankara |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
M. Mesut Özakcan |
A. Kemal Deveciler |
Ali Osman Sali |
|
|
Aydın |
Balıkesir |
Balıkesir |
|
|
(Ayrışık
oy yazımız ektedir) |
(Ayrışık
oy ektedir) |
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Ahmet İnal |
Osman Nuri Filiz |
Muhsin Koçyiğit |
|
|
Batman |
Denizli |
Diyarbakır |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Alaattin Büyükkaya |
A. Kemal Kumkumoğlu |
Birgen Keleş |
|
|
İstanbul |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
|
(Ayrışık
oy yazım ektedir) |
(Karşı
oy yazım ektedir) |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Emin
Şirin |
Kemal Kılıçdaroğlu |
M. Mustafa Açıkalın |
|
|
İstanbul |
İstanbul |
İstanbul |
|
|
(İmzada
bulunamadı) |
(Ayrışık
oy ektedir) |
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Bülent Baratalı |
Fazıl Karaman |
Y. Selahattin Beyribey |
|
|
İzmir |
İzmir |
Kars |
|
|
(Ayrışık
oy yazım ektedir) |
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Mustafa Elitaş |
Taner Yıldız |
Mikail Arslan |
|
|
Kayseri |
Kayseri |
Kırşehir |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Muzaffer Baştopçu |
Hasan Fehmi Kinay |
Mustafa Özyürek |
|
|
Kocaeli |
Kütahya |
Mersin |
|
|
|
|
(Ayrışık
oyum var) |
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Gürol Ergin |
O. Seyfi Terzibaşıoğlu |
Osman Seyfi |
|
|
Muğla |
Muğla |
Nevşehir |
|
|
(Karşı
oy ektedir) |
|
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Cemal Uysal |
Kazım Türkmen |
İmdat Sütlüoğlu |
|
|
Ordu |
Ordu |
Rize |
|
|
|
(Ayrışık
oy ektedir) |
|
|
|
Üye |
Üye |
Üye |
|
|
Musa Uzunkaya |
Sabahattin Cevheri |
Enis Tütüncü |
|
|
Samsun |
Şanlıurfa |
Tekirdağ |
|
|
|
|
(Ayrışık
oy yazısı ektedir) |
|
|
Üye |
Üye |
|
|
|
M. Ergun Dağcıoğlu |
M. Akif Hamzaçebi |
|
|
|
Tokat |
Trabzon |
|
|
|
|
(Ayrışık
oy yazısı ektedir) |
|
AYRIŞIK OY
2006 yılı bütçesi temel
hükümleri 01.01.2006 tarihinde yürürlüğe girecek olan 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununa göre hazırlanmış olan ilk bütçedir. Bu nedenle
Tasarının adı “Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı”dır. Ancak Anayasanın yeni
bütçe sistemine ilişkin değişiklik hükümleri Bütçe Tasarısı TBMM’ne sevkedilip
Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesine başlanmasından sonra yürürlüğe girdiği
için bütçe tasarısının hazırlık ve görüşmelerinin Anayasa’ya uyum sorunu
vardır. Ayrıca 5018 sayılı Kanunla TBMM’nin bütçe hakkı olabildiğince
genişletilip güçlendirilmiş iken yine bütçe kanun tasarısının görüşmeleri
sırasında bu Kanun da değiştirilerek başta TRT, Toplu Konut İdaresi ve TMSF
(Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) gibi kurumlar olmak üzere bazı kurumlar
Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun kapsamı dışında bırakılmak suretiyle kamu
kaynakları ve hizmetlerinin bir bölümü parlamento denetimi dışında
bırakılmıştır. Bu ise daha başlangıçta 5018 sayılı Kanunla ulaşılmak istenen
sistemden ciddi bir geri dönüş anlamındadır.
2006 yılı bütçesi AKP
Hükümetlerinin IMF destekli olarak yıllık bazda hazırladığı dördüncü bütçedir.
Bütçenin özellikleri şunlardır:
1. Bütçenin arka planında
yer alan bazı makro ekonomik varsayımlar önceki bütçelerde de olduğu gibi
birbiriyle tutarlı değildir. Örneğin ithalat rakamları 2003, 2004 ve 2005 yılı
bütçelerine ilişkin olarak bastırılmış bir şekilde planlanmış ve bunun
sonucunda dış ticaret açığı ve cari açık rakamlarında büyük sapmalar meydana
gelmiştir. Söz konusu yıllarda cari açık gerçekleşmeleri hedefe kıyasla yüzde
yüzü aşan oranlarda sapma göstermiştir. 2006 yılı bütçesi de aynı
tutarsızlıklar üzerine kurulmuştur. Bu programın en zayıf yanı cari açıktır.
2. Ekonomide yaratılan
gelirlerin yeniden dağıtımının en önemli aracı bütçedir. Bütçeye bu açıdan
baktığımızda GSMH’nin yüzde 6.5’i gibi yüksek bir orana odaklanmış olması
nedeniyle bütçenin daha adil bir gelir dağılımı sağlamak gibi bir hedefinin
olmadığı açıktır.
Bu çerçevede transfer
harcamaları tarımsal destekleme, emekli maaşları, sosyal koruma harcamaları),
personel harcamaları gibi harcamalarda reel olarak bir artış olmadığı gibi bir
kısmında düşüş de vardır. Toplumun transfere ve desteğe muhtaç kesimlerine
bütçeden ayırlan paylarda artış olmazken çalışanlar, emekliler, esnaf gibi
toplum kesimlerine ekonomik büyümeden hiçbir pay verilmezken, çalışanların
vergi yükünde bir hafifletme düşünülmezken 2006 yılında sermaye gelirlerinin
vergi yükünde ciddi bir indirim düşünülebilmektedir.
3. AKP iktidarları döneminde eğitim ve
sağlık harcamalarında reel olarak düşüş yaşanmıştır. 2006 yılı bütçesinde de bu
eğilimin devam edeceği anlaşılmaktadır. Eğitim ve sağlık harcamalarından
vazgeçmek, bunlardan tasarruf etmeyi düşünmek uzun dönemde sürdürülebilir
büyümeden vazgeçmek demektir. Çünkü bu harcamalar büyümeyi olumlu yönde
etkileyen harcamalardır. Eğitim harcamalarının düzeyinin reel olarak düşmesi
sonucunda DPT rakamlarına göre AKP döneminde okullaşma oranında düşüş
yaşanmıştır. Bu durum uzun dönemde büyümeyi olumsuz etkileyecektir.
4. Bütçe iddiasının aksine saydamlıktan
son derece yoksundur. Tasarının 11/e maddesinde “bütçe içinde bütçe” olarak
isimlendirebileceğimiz bir düzenleme vardır. Buna göre toplam 2,5 milyar YTL
lik bir tutar bütçenin ödeneklerle ilgili cetvellerine yazılmadığı gibi, gelir
cetveline de yazılmamıştır. Bu miktar harcamanın 500 milyon YTL lik kısmı da
tasarıya Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinin son gününde eklenmiş ve bu
miktar ödenek Maliye Bakanlığı bütçesinin yedek ödenek tertibine yazılmıştır.
Böyle bir düzenleme saydamlığa vurulmuş
bir darbedir.
Bu düzenlemeler saydamlık ilkesine uygun
olarak bütçeye yerleştirilmiş olsaydı bütçe büyüklüğü Parlamentoya sunulandan
2.5 milyar YTL daha fazla olacaktı.
“Bütçe içinde bütçe” AKP hükümeti ile
maliye tarihinde yerini alacaktır.
5. Bütçe tasarısında Anayasaya aykırı
çeşitli hükümler vardır.
6. 2006 yılı bütçesi toplumun
ihtiyaçlarına cevap, Türkiye’nin geleceği açısından ise umut vermemektedir.
|
|
M. Akif
Hamzaçebi |
A. Kemal
Deveciler |
A. Kemal
Kumkumoğlu |
|
|
|
|
Trabzon |
Balıkesir |
İstanbul |
|
|
|
|
M. Mesut
Özakcan |
Kazım
Türkmen |
Gürol
Ergin |
|
|
|
|
Aydın |
Ordu |
Muğla |
|
|
|
|
Kemal
Kılıçdaroğlu |
Enis
Tütüncü |
Birgen
Keleş |
|
|
|
|
İstanbul |
Tekirdağ |
İstanbul |
|
|
|
|
Bülent Baratalı |
Mustafa Özyürek |
|
|
|
|
|
İzmir |
Mersin |
|
|
|
T. C.
Başbakanlık
Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü 17.10.2005
Sayı:
B.02.0.KKG.0.10/101-176/4645
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Maliye Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı
Bakanlar Kurulunca 17.10.2005 tarihinde kararlaştırılan “2006 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı” ile eki cetveller ve gerekçesi ilişikte
gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
HÜKÜMETİN
TEKLİF ETTİĞİ METİN
2006 YILI MERKEZİ YÖNETİM
BÜTÇE KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ
BÖLÜM
Gider,
Gelir, Finansman ve Denge
Gider
MADDE 1.- Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde
gösterildiği üzere, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerine 170.148.104.552 Yeni Türk Lirası,
b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere
11.302.981.361 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumlara 541.141.341 Yeni Türk Lirası,
ödenek verilmiştir.
Gelir ve finansman
MADDE 2.- a) Gelirler:
Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere,
5018 sayılı Kanuna ekli;
1. (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri
156.850.000.000 Yeni Türk Lirası,
2. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin
gelirleri 2.962.934.858 Yeni Türk Lirası öz gelir, 7.652.237.552 Yeni Türk
Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 10.615.172.410 Yeni Türk Lirası,
3. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumların gelirleri 1.126.624.837 Yeni Türk Lirası öz gelir, 10.001 Yeni Türk
Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 1.126.634.838 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
b) Finansman:
Bu Kanuna ekli (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere,
5018 sayılı Kanuna ekli;
1. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net
finansmanı 696.313.951 Yeni Türk Lirası,
2. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumların net finansmanı 1.500.000 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
Denge
MADDE 3.- Bu Kanunun 1 inci maddesinin (a) bendinde
belirtilen ödenekler toplamı ile 2 nci maddesinin (a) fıkrasının (1) numaralı
bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki fark, net borçlanma
hasılatı ile karşılanacaktır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Bütçe
Düzenine İlişkin Hükümler
Bölüm düzeni ve deyimler
MADDE 4.- Gider cetvelinin bölümleri, analitik bütçe
sınıflandırmasına uygun olarak fonksiyonlar şeklinde düzenlenir. Fonksiyonlar;
birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü düzeyde alt fonksiyonlara ayrılır.
Bu Kanunda ve diğer kanunlarda yer alan;
a) "Fasıl ve bölüm" deyimleri, fonksiyonel
sınıflandırmanın birinci düzeyini,
b) "Kesim" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın
ikinci düzeyini,
c) "Madde" deyimi, fonksiyonel sınıflandırmanın
üçüncü düzeyini,
d) "Tertip" deyimi, kurumsal, fonksiyonel ve
finansman tipi kodların bütün düzeyleri ile ekonomik sınıflandırmanın ilk iki
düzeyini,
e) Borç ödemeleri yönünden "ilgili hizmet tertibi"
deyimi, borç konusu hizmetlerin yürütüldüğü ilgili tertipleri,
ifade eder.
Tahakkuk ettirilecek giderler Devlet muhasebesi kayıtlarında
ekonomik sınıflandırmanın dördüncü düzeyini de kapsayacak şekilde gösterilir;
kesinhesap kanunu tasarısı ise ikinci düzeyde hazırlanır.
İlgili mevzuat hükümleriyle analitik bütçe sınıflandırması
arasında gerekli uyumu sağlamaya ve ortaya çıkabilecek sorunları gidermeye
yönelik düzenlemeler yapmaya Maliye
Bakanı yetkilidir.
Bağlı cetveller
MADDE 5.- a) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile verilen ödeneğin
dağılımı (A),
b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından
ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B),
c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri gelirlerine
dayanak teşkil eden temel hükümler (C),
d) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin
esaslar (E),
e) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde
yer alan idare ve kurumların nakit imkanları ile bu imkanlardan harcanması
öngörülen tutarlar (F),
f) 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Kanun hükümleri uyarınca
verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H),
g) Çeşitli kanunlara göre bütçe kanununda gösterilmesi
gereken parasal sınırlar (İ),
h) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer
ücret ödemelerinin tutarları (K),
i) 11.8.1982 tarihli ve 2698 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi
gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonları ile
Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon
ücretleri (M),
j) 7.6.1939 tarihli ve 3634 sayılı Kanun uyarınca milli
müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak;
1. Hayvanların alım değerleri (O),
2. Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük
kira bedelleri (P),
k) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde
yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi,
hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedelleri (T),
m) Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet
aylıkları (V),
işaretli cetvellerde gösterilmiştir.
Yeni tertip, gider ve
gelir kalemleri açılması
MADDE 6.- İlgili mevzuatına göre, yılı içinde hizmetin
gerektirdiği hallerde Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve usuller
çerçevesinde merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin ekli (A) işaretli
cetvellerinde yeni tertipler, (B) işaretli cetvellerinde yeni gelir kodları ve
(F) işaretli cetvellerinde yeni finansman kodları açılabilir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Mali
Politikaya İlişkin Hükümler
Gerektiğinde
kullanılabilecek ödenekler
MADDE 7.- a) Personel Giderlerini Karşılama Ödeneği:
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idarelerin bütçelerine konulan
ödeneklerin yetmeyeceği
anlaşıldığı takdirde, ilgili mevzuatının gerektirdiği giderler için
"Personel Giderleri" ve "Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet
Primi Giderleri" ile ilgili mevcut veya yeniden açılacak tertiplere,
Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.1 tertibinde yer alan
ödenekten aktarma yapmaya,
b) Yedek Ödenek:
Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6
tertibinde yer alan ödenekten, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel
bütçeli idarelerin bütçelerinde mevcut veya yeniden açılacak (01), (02), (03),
(05) ve (08) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan tertipler ile çok acil
ve zorunlu hallerde (06) ve (07) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan
tertiplere aktarma yapmaya,
c) Yatırımları Hızlandırma Ödeneği:
Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.3
tertibinde yer alan ödenekten, 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu
ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine uyularak, 2006 Yılı Yatırım Programının
uygulama durumuna göre gerektiğinde öncelikli sektörlerde yer alan yatırımların
hızlandırılması veya yılı içinde gelişen şartlara göre öncelikli sektör ve alt
sektörlerde yer alan ve programa yeni alınması gereken projelere ödenek tahsisi
veya ödeneklerinin artırılmasında kullanılmak üzere genel bütçe kapsamındaki
kamu idareleri ile özel bütçeli idarelerin projelerine ilişkin mevcut veya
yeniden açılacak tertiplere aktarma yapmaya,
d) Doğal Afet Giderlerini Karşılama Ödeneği:
Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.5
tertibinde yer alan bu ödeneği, yatırım nitelikli giderler açısından yılı
yatırım programı ile ilişkilendirilmek kaydıyla genel bütçe kapsamındaki kamu
idareleri ile özel bütçeli idarelerin her türlü doğal afet giderlerini
karşılamak amacıyla mevcut veya yeniden açılacak tertiplerine aktarmaya,
e) Belediyelere Yardım Ödeneği:
Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.76-1-05.2
tertibinde yer alan bu ödeneği, belediyelere yardım olarak kullanmaya,
Maliye Bakanı yetkilidir.
Özel bütçeli idarelere
Hazine yardımı
MADDE 8.- Özel bütçeli idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli
(I) sayılı cetvelde yer alan kamu idarelerinin bütçelerinin ilgili
tertiplerinden bu idarelerin nakit ihtiyaçları dikkate alınarak yapılacak
Hazine yardımı tahakkukları, Hazine yardımı ödeneğinin bulunduğu kamu
idarelerinin ödemelerini yapan merkez muhasebe birimlerince ödenir.
Yatırım harcamaları
MADDE 9.- a) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım
cetvellerinde yer alan projeler dışında herhangi bir projeye harcama yapılamaz.
Bu cetvellerde yer alan projeler ile ödeneği toplu olarak verilmiş projeler
kapsamındaki yıllara sari işlere (proje kredisi ile sağlanacak olan projelerden
kurulu gücü 500 MW üzerinde olan baraj ve hidroelektrik santral projeleri
hariç) 2006 yılında başlanabilmesi için proje veya işin 2006 yılı yatırım
ödeneği, proje maliyetinin yüzde onundan az olamaz. Bu oranın altında kalan
proje ve işler için gerektiğinde projeler 2006 Yılı Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine uyulmak ve öncelikle
kurumların yatırım ödenekleri içinde kalmak suretiyle revize edilebilir.
Silahlı Kuvvetler bütçesinin programlarında (03) ekonomik
sınıflandırma kodunda yer alan savunma sektörü, altyapı, inşa, iskan ve
tesisleriyle NATO altyapı yatırımlarının gerektirdiği inşa ve tesisler ve
bunlara ilişkin kamulaştırmalar ile stratejik hedef planı içinde yer alan alım
ve hizmetler Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığının vizesine bağlı olmayıp,
2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer almaz.
b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin yatırım
programında ödenekleri toplu olarak verilmiş yıllık projelerinden
makine-teçhizat, büyük onarım, idame-yenileme, tamamlama ile bilgisayar
yazılımı ve donanımı projelerinin detay programları ile alt harcama kalemleri
itibarıyla tadat edilen ve edilmeyen toplulaştırılmış projelerinin alt harcama
kalemleriyle ilgili işlemlerde 2006 Yılı Programının Uygulanması, Koordinasyonu
ve İzlenmesine Dair Karar hükümleri uygulanır.
c) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yer
alan projelerden ilgili Bakanın onayı ile il özel idarelerince valinin yetki ve
sorumluluğunda gerçekleştirilmesi uygun görülenlerin bedelleri, münhasıran
proje ile ilgili harcamalarda kullanılmak üzere hizmetin ait olduğu il özel
idaresine ödenir. Mahalli hizmet niteliği taşıyan işler, bu fıkrada belirtilen
esaslar çerçevesinde program ve proje safhasında da valilerin yetki ve
sorumluluğuna devredilebilir.
Bu şekilde yürütülecek projelerin etüt, keşif ve kontrollük
hizmetlerinin ilgili bakanlık ve genel müdürlüğün il teşkilatlarınca ihale
edilmek suretiyle yaptırılması ve bedellerinin ödenmesi, valinin onayı ile il
özel idarelerince gerçekleştirilir.
d) 2006 Yılı Yatırım Programına ek yatırım cetvellerinde yıl
içinde yapılması zorunlu değişiklikler için 2006 Yılı Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Kararda yer alan usullere uyulur.
Resmi taşıtlar, demirbaş
eşya ve levazım
MADDE 10.- a) 1. Bu Kanuna bağlı (T) işaretli cetvelde yer
alan taşıtlar, ancak çok acil ve zorunlu hallere münhasır olmak kaydıyla ilgili
bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile edinilebilir.
2. Vakıf, dernek, sandık, banka, birlik, firma, şahıs ve
benzeri kuruluş veya kişilere ait olup 5.1.1961 tarihli ve 237 sayılı Kanun
kapsamında bulunan kurumlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul,
üst kurul ve kuruluşlarınca kullanılan taşıtların giderleri için kurum
bütçelerinden hiçbir şekilde ödeme yapılamaz.
3. (2) numaralı bent kapsamındaki kamu kurumlarına ait taşıt
sayısını azaltmak ve taşıt bakım-onarımı ile akaryakıt giderlerinde israfa yol
açmamak amacıyla gerekli düzenlemeleri yapmaya, önlemleri almaya ve
sınırlamalar getirmeye Maliye Bakanının teklifi üzerine Başbakan; kamu
görevlilerinden kimlerin resmi taşıtlar yerine ticari taşıtlardan
yararlanacağına ve ticari taşıtlardan yararlanacaklara yapılacak ödemeler ile
bunlara ilişkin esas ve usulleri belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
4. Türk Silahlı
Kuvvetleri (Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı
dahil) ile Emniyet Genel Müdürlüğüne
kurum, kuruluş, dernek ve vakıflarca hibe edilecek taşıtlar, (T) işaretli
cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın Bakanlar Kurulu kararı ile
edinilebilir.
5. Emniyet Genel Müdürlüğüne ait taşıtlar, 12.4.2001 tarihli
ve 4645 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde (T) işaretli cetvelde
gösterilmesine gerek bulunmaksızın, cinsi ve adedi İçişleri Bakanının talebi ve
Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Bakanlar Kurulu kararında
belirlenmek kaydıyla 4.1.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın
mübadele yoluyla yenileri ile değiştirilebilir. Aradaki fiyat farkı, Türk Polis
Teşkilatını Güçlendirme Vakfı gelirlerinden karşılanır.
Türk Silahlı Kuvvetlerine (Jandarma Genel Komutanlığı dahil)
ait taşıtlar, 30.5.1985 tarihli ve 3212 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde (T)
işaretli cetvelde gösterilmesine gerek bulunmaksızın, cinsi ve adedi Milli
Savunma Bakanlığının (Jandarma Genel Komutanlığı için ise İçişleri
Bakanlığının) talebi ve Maliye Bakanlığının teklifi üzerine alınacak Bakanlar
Kurulu kararında belirlenmek kaydıyla 4734 sayılı Kanuna tabi olmaksızın
mübadele yoluyla yenileriyle değiştirilebilir. Aradaki fiyat farkı, kantin
gelirlerinden veya bağış yoluyla (Jandarma Genel Komutanlığı için Jandarma
Asayiş Vakfı gelirlerinden) karşılanır.
b) Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, döner sermayeler,
fonlar, genel yönetim kapsamında olmamakla birlikte bu idare bütçelerinden
yardım alan kamu idareleri ile kamu iktisadi teşebbüsleri, bağlı ortaklıkları
ile müessese ve işletmelerindeki ihtiyaç fazlası eşya ve levazımın tespiti ile
bunların kuruluşlar arasında bedelsiz olarak devredilmesine veya tasfiye
edilmesine ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca düzenlenir. 3212 sayılı
Kanun ile 3.7.2003 tarihli ve 4916 sayılı Kanunun 37 nci maddesi hükümleri
saklıdır. Diğer kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri uygulanmaz.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Bütçe
Uygulamasına İlişkin Hükümler
Aktarma ve ekleme
işlemleri
MADDE 11.- a) 1. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile
özel bütçeli idarelerin bütçelerinin "Personel giderleri" ile
"Sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri" tertiplerinde
yer alan ödenekleri, Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini
Karşılama Ödeneği" tertibine; diğer ekonomik kodlara ilişkin tertiplerde
yer alan ödenekleri ise Maliye Bakanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek"
tertibine aktarmaya,
2. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden, hizmeti
yaptıracak olan kamu idaresinin isteği üzerine bütçesinden yıl içinde hizmeti
yürütecek olan idarenin bütçesine, fonksiyonel sınıflandırma ayrımına
bakılmaksızın ödenek aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya,
3. Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında cari yıl içinde yapılan hizmetlerin
bedellerini karşılamak amacıyla varılacak mutabakat üzerine, ilgili bütçeler
arasında karşılıklı aktarma yapmaya,
4. (3) numaralı bentte belirtilen bütçelerde yer alan
Silahlı Kuvvetlerin tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik
hizmetleri ile bir fonksiyona ait bir hizmetin diğer bir fonksiyon tarafından
yürütülmesi halinde ilgili ödeneği, fonksiyonlar arasında karşılıklı olarak
aktarmaya,
5. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için 2006 Yılı
Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak
yılı yatırım programında değişiklik yapılması halinde değişiklik konusu
projelere ait ödeneklerle ilgili kurumlararası aktarma yapmaya,
6. Kamu idarelerinin yeniden teşkilatlanması sonucu, bütçe
kanunlarının uygulanması ve kesinhesapların hazırlanması ile ilgili olarak
gerekli görülen her türlü bütçe ve muhasebe işlemleri için gerekli
düzenlemeleri yapmaya,
Maliye Bakanı yetkilidir.
b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma
yapılacak tertipteki ödeneğin yüzde yirmisine kadar kendi bütçeleri içinde
ödenek aktarması yapabilirler.
c) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici
kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde
gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen
ödenekleştirilmeyen finansman karşılıklarını ve gerçekleşen finansman
fazlalarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeniden açılacak
tertiplerine ödenek olarak eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve
usuller çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir.
Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım
programıyla ilişkilendirilir.
d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak
transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi
kapsamındaki idareler ve kurumlar arasındaki diğer kaynak transferleri tahakkuk
işlemleriyle gerçekleştirilir. Bu işlemler karşılığı tahsil edilen tutarlar,
bir taraftan (B) işaretli cetvellere gelir, diğer taraftan (A) işaretli
cetvellere ödenek olarak kaydedilir.
e) Genel bütçenin (B) işaretli cetvelinde Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu tarafından yönetim ve denetimi devralınan kuruluşların kesinleşmiş
vergi, harç, ceza, gecikme zammı ve faizi ile GSM Hazine payı borçlarına
karşılık tahsil edilecek gelir tahminini aşan kısmın; Maliye Bakanlığı
bütçesinin 300.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-01.1.2.65-1-09.9 tertibine,
300.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibine,
1.100.000.000 Yeni Türk Lirası 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibine ve
300.000.000 Yeni Türk Lirası ise 2006 Yılı Yatırım Programı ile
ilişkilendirilmek suretiyle (130.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Devlet Su
İşleri Genel Müdürlüğü yatırımları kapsamında yer alan Yusufeli HES projesine,
170.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Milli Eğitim Bakanlığı yatırımları
kapsamında yer alan Temel Eğitim II. Faz projesine olmak üzere) Devlet Su
İşleri Genel Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine
ödenek eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
Yusufeli HES ve Temel Eğitim II. Faz projelerine bu kapsamda
ayrılacak ödeneklerin zaruri şartlar nedeniyle harcanamayacağı belirlenen
tutarlarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığının 2006
Yılı Yatırım Programında devam eden diğer öncelikli projelerde kullanılmak
üzere 2006 Yılı Programının Uygulanması, İzlenmesi ve Koordinasyonuna Dair
Kararda yer alan limitlere bağlı kalmaksızın revize etmeye Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.
Geçici hizmet karşılığı
yapılacak ödemeler
MADDE 12.- 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri;
a) Arızi nitelikteki işleriyle sınırlı kalmak koşuluyla yıl
içinde bir ayı aşmayan sürelerle hizmet satın alınacak veya çalıştırılacak
kişilere yapılacak ödemeleri,
b) İlgili mevzuatı uyarınca kısmi zamanlı hizmet satın
alınan kişilere yapılacak ödemeleri,
c) 5.6.1986 tarihli ve 3308 sayılı Kanunun 25 inci maddesi
gereğince aday, çırak ve işletmelerde meslek eğitimi gören öğrencilere
yapılacak ödemeleri,
d) 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
(C) fıkrası gereğince çalıştırılan geçici personele yapılacak ödemeleri,
bütçelerinin (01.4) ekonomik sınıflandırma kodunda yer alan
ödenekleri aşmayacak şekilde yaparlar. Söz konusu ekonomik koda, bütçelerin
başka tertiplerinden (bu ekonomik koda ilişkin tertiplerin kendi arasındaki
aktarmalar hariç) ödenek aktarılamaz ve ödenek üstü harcama yapılamaz. Ancak,
özelleştirme uygulamaları nedeniyle iş akitleri feshedilenlerden 657 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin (C) fıkrası hükmü çerçevesinde 5018 sayılı Kanuna
ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde yer
alan kamu idarelerinde istihdam edilecek personel için gerekli olan tutarları
ilgili tertiplere aktarmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Ödenek devir ve iptal işlemleri
MADDE 13.- a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bütçelerinin (özel ödenekler ve 03.9-
Tedavi ve Cenaze Giderleri ekonomik kodunda yer alan tertipler hariç) mal ve
hizmet alım giderleri ile ilgili tertiplerinde yer alan ödeneklerden yılı
içinde harcanmayan kısımları, hizmetin devamlılığını sağlamak amacıyla
ödeneklerinin yüzde otuzunu aşmamak üzere ertesi yıl bütçesine devren ödenek
kaydetmeye,
b) Kültür ve Turizm Bakanlığı bütçesinin tanıtmaya ilişkin
21.01.36.00 ve 21.01.36.63 kurumsal kodu altında bulunan (03) ekonomik koduna
ilişkin tertiplerinde yer alan ödeneklerden 03.9 - Tedavi ve Cenaze Giderleri
ekonomik kodunda yer alan tertipler hariç harcanmayan tutarları ertesi yıl
bütçesinin aynı tertiplerine devren ödenek kaydetmeye,
c) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu bütçesinin
40.08.33.00-01.4.1.00-2-07.1 tertibinde yer alan ödenekten harcanmayan
kısımları ertesi yıl bütçesinin aynı tertibine devren ödenek kaydetmeye,
d) 1. 22.4.1925 tarihli ve 657 sayılı Kanunun ek 2 nci,
2. 28.12.1960
tarihli ve 189 sayılı Kanunun 3 üncü,
3. 13.10.1983
tarihli ve 2918 sayılı Kanunun 131 inci,
4. 30.5.1985 tarihli
ve 3212 sayılı Kanunun 4 üncü,
5. 5.6.1986 tarihli
ve 3308 sayılı Kanunun 32 nci,
6. 10.12.2003
tarihli ve 5018 sayılı Kanunun 40 ıncı,
7. 14.7.2004 tarihli
ve 5217 sayılı Kanunun 25 ve 26 ncı,
maddelerine dayanılarak tahsil edilen tutarları, kurum
bütçelerinde bu Kanunlarda belirtilen amaçlar için tertiplenen ödenekten
kullandırmak üzere genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydetmeye ve
bütçelenen ödenekten gelir gerçekleşmesine göre ilgili tertiplere aktarma
yapmaya, yılı içinde harcanmayan ödenekleri (2005 yılından devredenler de
dahil) ertesi yıl bütçesine devren gelir ve ödenek kaydetmeye, bu hükümler
çerçevesinde yapılacak işlemlere ilişkin esas ve usulleri belirlemeye,
Maliye Bakanı yetkilidir.
Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım
programıyla ilişkilendirilir.
Yukarıda sayılan Kanunların bu fıkraya aykırı hükümleri
uygulanmaz.
Mahalli idarelere
yapılacak Hazine yardımları
MADDE 14.- Maliye Bakanlığı bütçesinin;
a) 12.01.31.00-06.1.0.07-1-05.2 tertibinde yer alan ödenek,
13.1.2005 tarihli ve 5286 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi çerçevesinde, il
özel idareleri ve büyükşehir belediyelerinin gelirlerine ilişkin yeni bir
kanuni düzenleme yapılıncaya kadar bu idarelere devredilen personelin aylık ve
diğer her türlü mali ve sosyal haklarına ilişkin ödemeler ile diğer cari
giderleri için il özel idarelerine veya büyükşehir belediyelerine,
b) 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibinde yer alan ödenek,
5286 sayılı Kanun çerçevesinde, mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünce il özel
idarelerine ve büyükşehir belediyelerine devredilen projelerden devam edenlere
ilişkin ödemeler ile diğer yatırım giderleri için il özel idarelerine veya
büyükşehir belediyelerine,
c) 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibinde yer alan ödenek,
Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi (KÖYDES) kapsamında il özel
idareleri ve/veya köylere hizmet götürme birliklerine,
tahakkuk ettirilmek suretiyle kullandırılır.
Bu maddenin (b) ve (c) bentlerinde yer alan ödeneklerin,
2006 Yılı Yatırım Programında alt hizmet programları itibarıyla belirlenmesini
müteakip il bazında dağılımı, kullandırılması, izlenmesi ve denetimine ilişkin
esas ve usuller, Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.
Yükseköğretim kurumları
ile ilgili işlemler
MADDE 15.- a) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı bütçesinin
38.01.02.00-09.9.9.00-2-05.3 (Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi) tertibinde yer
alan ödenek, bu proje kapsamında lisansüstü eğitim veren yükseköğretim
kurumlarına, mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, görevlendirilen öğrencilerin
sayıları ve öğrenim alanları dikkate alınarak tahakkuk ettirilmek suretiyle
ödenir. Ödenen bu tutar karşılığını bir yandan ilgili yükseköğretim kurumunun
(B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetveline ödenek
kaydetmeye ilgili yükseköğretim kurumu yetkilidir.
b) 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25,
ek 26 ve ek 27 nci maddeleri ile 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7
nci maddesi uyarınca tahsil edilen tutarlar ve diğer gelirler, ilgili
yükseköğretim kurumu bütçesine öz gelir olarak kaydedilir. Kaydedilen bu
tutarlar karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine konulan
ödenekler, gelir gerçekleşmelerine göre kullandırılır. (B) işaretli cetvelde
gelir kodları itibarıyla tahmin edilen gelirleri aşan öz gelir tahsilatları
karşılığı kadar (A) işaretli cetveline ödenek eklemeye Maliye Bakanlığınca
belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde yükseköğretim kurumları yetkilidir.
Yükseköğretim kurumu bütçelerinde öz gelir karşılığı olarak
ilgili yükseköğretim kurumu bütçesinin (A) işaretli cetvelinde fonksiyonel
sınıflandırmanın dördüncü düzeyinde tertiplenen ödenekler arasında aktarma
yapılamaz.
Yıl içinde eklenen sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının
Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı
yatırım programıyla ilişkilendirilir.
Yükseköğretim kurumlarının bütçe ödeneklerinin kullanılması
ve tertipler arasında aktarma yapılması konusunda esas ve usuller belirlemeye
Maliye Bakanı yetkilidir.
Fonlara ilişkin işlemler
MADDE 16.- a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü
geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek
fon hesabına yatırılır. Bu hesaba yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında
öngörülen fonlararası pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonunun gelirleri, yapılan
kesintilerden sonra kalan tutarlar üzerinden genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir yazılır. Bu Fon, hizmetlerini bütçenin (A) işaretli cetveline
konulan ödeneklerle yerine getirir. Ancak, bu fon gelirlerinden kredi ana para
geri dönüşleri, kredi faizleri, borçlanma ve satış hasılatı, genel bütçenin (B)
işaretli cetveline gelir kaydedilmeksizin doğrudan müşterek fon hesabından
ilgili Fonun gider hesabına aktarılır.
Kapsam dışında bırakılan fonların gelirleri ve harcamaları
bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların müşterek fon hesabında toplanan
gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın
birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı ile belirlenecek oran ve tutarlarda
kesinti yapılarak genel bütçeye gelir kaydedilebilir.
Fonlar, hizmet ve harcamalarını kendi mevzuatlarında yer
alan esas ve usullere göre yürütürler.
Fon gelirlerinin tahsili, takibi, gelir kaydı,
muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve usuller Maliye
Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.
Kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak
üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile tasfiye
edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye
Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.
Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile fonların gider hesapları
üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan tutar, kendisine aktarma yapılan fonun
gelir hesabı üzerinden müşterek fon hesabına, buradan da tamamı gider hesabına
aktarılır.
Bütçe kapsamı dışındaki fonlardan kendi mevzuatlarına göre
yapılan kesinti ile fonlararası aktarmalardan sonra kalan tutar, T.C. Merkez
Bankası tarafından ilgili fonun gider hesabına aktarılır.
Tasfiye edilen fonların her türlü gelirleri, tasfiye
edilmelerine ilişkin mevzuatta özel bir düzenleme bulunmaması halinde, bu
konuda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar yürürlükten kaldırılan hükümlere
göre tahsil edilmeye devam olunur ve genel bütçeye gelir kaydedilir.
b) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerine stratejik hedef planı
uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek
savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar;
7.11.1985 tarihli ve 3238 sayılı Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme
Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdi
imkanlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince
tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır.
2. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden bu
fıkranın (1) numaralı bendi gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel
Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden helikopter ve uçak
alımına ilişkin tutarları; Gümrük Müsteşarlığına (Gümrükler Muhafaza Genel
Müdürlüğü) bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden motorbot alımına yönelik
tutarları; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen
mevcut ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden
motorbot alımına yönelik tutarları Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye
Milli Savunma, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı
olduğu Bakan yetkilidir.
3. Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak
paraları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı
bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek
bakiyelerini devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.
Yabancı ülkelere
yapılacak hizmet karşılıkları
MADDE 17.- Maliye Bakanı;
a) Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığınca yabancı ülkelere ve uluslararası kuruluşlara
kiraya verilen veya bir hizmetin yerine getirilmesinde kullanılan kara, deniz
ve hava taşıtlarından alınan kira veya ücret tutarlarını,
b) Türk Silahlı Kuvvetlerinin öğrenim ve eğitim
müesseselerinde okutulan ve eğitim gören yabancı uyruklu subay, astsubay veya
erlere yapılan giderler karşılığında ilgili devletlerce ödenen tutarları,
c) NATO makamlarınca yapılan anlaşma gereğince yedek
havaalanlarının bakım ve onarımları için ödenecek tutarları,
aynı amaçla kullanılmak üzere bir yandan genel bütçeye
gelir, diğer yandan yukarıda yazılı kuruluş bütçelerinde açılacak özel
tertiplere ödenek kaydetmeye ve bu suretle ödenek kaydedilen tutarlardan yılı
içinde harcanmayan kısımları ertesi yıla devretmeye yetkilidir.
Bağış, hibe ve yardımlara
ilişkin işlemler
MADDE 18.- a) Yurt içi ve yurt dışı kaynaklardan hibe olarak
yıl içinde elde edilecek imkanların Yeni Türk Lirası karşılıklarını Hazine
Müsteşarlığının teklifi üzerine gereğine göre bütçeye gelir veya
gelir-ödenek-gider kaydetmeye,
b) Dış kaynaklardan veya uluslararası antlaşmalarla bağış ve
kredi yoluyla gelecek her çeşit malzemenin navlun ve dışalımla ilgili vergi ve
resimlerinin ödenmesi amacı ile bunların karşılığını, ilgili bütçelerinde
mevcut veya yeniden açılacak tertiplere ödenek kaydetmeye ve gereken işlemleri yapmaya,
c) 2006 yılı içinde Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ihtiyaçları için yabancı devletlerden
askeri yardım yoluyla veya diğer yollardan fiilen sağlanacak malzeme ve eşya
bedellerini, bağlı (B) işaretli cetvelde açılacak tertiplere gelir ve
karşılıklarını da bu bütçelerde açılacak özel tertiplere ödenek ve gider
kaydetmeye,
Maliye Bakanı yetkilidir.
d) Türkiye-Avrupa Birliği mali işbirliği kapsamında
sağlanacak mali imkanların karşılığı olarak ilgili idare bütçelerinde (05),
(06) ve (07) ekonomik sınıflandırma kodlarında yer alan tutarların Ulusal Fona
ödenmesine ilgili bakanlar yetkilidir. Bu ödenekler başka bir hizmet veya
faaliyete tahsis edilemez. Ulusal Fona ödeme işlemi Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanın talebi üzerine ve projelerin finansman planlamasına uygun
olarak en geç otuz gün içinde gerçekleştirilir. Mali işbirliği kapsamındaki
projelerin yürütülmesi esnasında kur farkları ve benzeri türden doğabilecek
ilave ödenek ihtiyacı, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan
12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibinden aktarma yapılmak suretiyle
karşılanabilir. Ulusal Fona ödenen bu tutarlar, 30.1.2003 tarihli ve 4802
sayılı Kanun kapsamında onaylanan Mutabakat Zabıtlarında yer alan hükümler
çerçevesinde kullanılır.
Muhtelif gelirlere
ilişkin hususlar
MADDE 19.- a) Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün
yabancı ülkelere verdiği meteorolojik ürünlerin bedelleri ile yabancı ülke
meteorolojik ürünlerinin diğer yabancı ülkelere veya yurt içindeki kişi ve
kurumlara, yabancı ülkelerin de anılan Genel Müdürlüğün meteorolojik ürünlerini
diğer ülke ve kişilere satışından yıl içinde elde edilecek döviz cinsinden
tutarlar, T.C. Merkez Bankası nezdinde açılacak özel hesaba yatırılır. Bu
tutarlardan ilgili anlaşmalar gereğince yurt dışı kuruluşlara ödenmesi gereken
tutarlar, bu özel hesaptan Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünün
talimatıyla T.C. Merkez Bankasınca transfer edilir. Geri kalan tutarlar, ilgili
Genel Müdürlüğün talimatıyla T.C. Merkez Bankasınca döviz alış kuru üzerinden
Yeni Türk Lirasına çevrilerek Genel Müdürlüğün ödemelerini yapan Merkez
Saymanlık hesabına aktarılır. Saymanlık hesabına aktarılan bu tutarlar, genel
bütçeye gelir kaydedilir.
b) 5018 sayılı Kanunla genel bütçe kapsamına alınan ve 2006
yılından önce katma bütçeli olan idarelerin ilgili mevzuatında belirtilen kurum
gelirleri, genel bütçe geliri olarak tahsil edilir.
c) 4.12.1984 tarihli ve 3096 sayılı Kanun kapsamındaki tabii
kaynakların ve tesislerin işletme haklarının devrinden elde edilen gelirlerin
tamamı genel bütçeye gelir kaydedilir.
İKİNCİ KISIM
Devlet Borçları ve Kamu
İktisadi Teşebbüslerine
İlişkin Hükümler
Hazine garanti limiti ve
borçlanmaya ilişkin işlemler
MADDE 20.- a) 2006 yılı içinde, 28.3.2002 tarihli ve 4749
sayılı Kanuna göre sağlanacak;
1. Garantili imkan limiti 3 milyar ABD Dolarını,
2. Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek koşullar çerçevesinde
ve elde edilecek kaynaklar Hazineye aktarılacak şekilde kamu kurum ve
kuruluşlarınca ihraç edilecek sertifika, senet ve benzeri finansman
enstrümanlarına sağlanacak garanti tutarı 2 milyar ABD Dolarını (Bu tutarı bir
katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.),
aşamaz.
b) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile belirlenen başlangıç
ödeneklerinin yüzde birine kadar ikrazen Özel Tertip Devlet İç Borçlanma Senedi
ihraç edilebilir.
Görev zararları
MADDE 21.- Kamu iktisadi teşebbüslerinin, 8.6.1984 tarihli
ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi uyarınca doğmuş ve
doğacak görev zararı alacakları ile 12.12.2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile önceki yıllar kararları kapsamında üretilen şekerin,
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirme programına alındığı tarih
itibarıyla sözleşmesi ve bağlantısı yapılmış olan dahilde işleme rejimi
kapsamındaki satışlarıyla ihracatından doğan ve/veya doğacak görev zararları
ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün (TMO) ilgili mevzuatında
belirtilen esas ve usullere göre doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları,
avans olarak (TMO'nun 2004-2005 kampanya döneminde dahilde işleme rejimi kapsamında
doğan ve/veya doğacak görev zararları hariç) Hazine Müsteşarlığı bütçesinde bu
amaçla öngörülen ödeneklerden karşılanır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Kamu Personeline İlişkin
Hükümler
Katsayılar, yurt dışı
aylıkları, ücret ve sözleşme ücreti
MADDE 22.- a) 14.7.1965 tarihli ve 657 sayılı Kanunun 154
üncü maddesi uyarınca, 1.1.2006-30.6.2006 döneminde aylık gösterge tablosunda
yer alan rakamlar ile ek gösterge rakamlarının aylık tutarlara çevrilmesinde
uygulanacak aylık katsayısı (0,04265), memuriyet taban aylığı göstergesine
uygulanacak taban aylığı katsayısı (0,53377), yan ödeme katsayısı (0,01353)
olarak; 1.7.2006-31.12.2006 döneminde ise aylık katsayısı (0,04373), taban
aylığı katsayısı (0,54711), yan ödeme katsayısı (0,01387) olarak uygulanır.
b) 22.1.1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 3 üncü maddesinin (c) bendi uyarınca çalıştırılan sözleşmeli
personelin ücret tavanı; 1.1.2006-30.6.2006 döneminde 2.180 Yeni Türk Lirası,
1.7.2006-31.12.2006 döneminde ise 2.275 Yeni Türk Lirası olarak uygulanır.
c) İdarelerin yurt dışı kuruluşlarına dahil kadrolarında
görev yapan Devlet memurlarının yurt dışı aylıkları, yeni kurlar ve yeni
emsaller tespit edilinceye kadar, 2.4.2004 tarihli ve 2004/7356 sayılı Bakanlar
Kurulu Kararı ile ek ve değişikliklerinde yer alan hükümlere göre ödenir.
Kadroların kullanımına
ilişkin hususlar
MADDE 23.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile
5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama
izni aranmaksızın boş kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan
atama sayıları ile genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara
yapacakları nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm,
istifa ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz.
Araştırma görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan
(TUS ve DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde
100'ünü aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını karşılayamayacak
idareler için ilave 21.000 adet açıktan atama izni verilebilir. Kanun,
uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla kurulması
veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller
için ilave personel ihtiyacı duyan kamu idareleri, taleplerini gerekçeleri ile
birlikte Şubat ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirirler. Söz konusu
ilave sayının kurum ve kuruluşlar itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi
halinde bu toplam sayının bir kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer
hususlar Devlet Personel Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının
müşterek önerisi üzerine Başbakan tarafından belirlenir.
Hakimlik ve savcılık meslekleri ile bu meslekten sayılan
görevlere, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü uyarınca araştırma görevlisi veya asistan
kadrolarına, yükseköğretim kurumları öğretim üyeliklerine, 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi ve 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca yapılacak atamalar, 27.7.1967 tarihli ve 926
sayılı Kanun kapsamında veya diğer ilgili mevzuata göre yapılacak askeri
personel atamaları, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan kadrolara yapılacak
atamalar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 4.2.1924
tarihli ve 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel
nakilleri yukarıda yer alan sınırlamalara tabi değildir.
Ancak, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59 ve 92
nci maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel Başkanlığından
izin alınması zorunludur.
5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan
kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel bütçeli idarelerin, döner
sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur kadrolarına yapacakları
açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki kamu idare ve
kurumlarından yapacakları memur nakil (4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile
406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri
hariç) sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara,
döner sermayelere ve kefalet sandıklarına tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi
kadrolarından boş olanların açıktan atama amacıyla kullanılması ve bu
kurumların boş memur kadrolarına 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin üçüncü
fıkrasına göre açıktan vekil atanması Devlet Personel Başkanlığı ile Maliye Bakanlığının
iznine tabidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin yeterli olması şartıyla
verilebilir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, yapacakları
açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat hükümlerine uymanın yanında,
mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla daha verimli şekilde kullanımını
sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile hareket etmek zorundadırlar. Öğretim
üyeleri dışındaki öğretim elemanları, Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına
göre yapılacak atamalar hariç, 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara naklen
atanamazlar.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan
kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet sandıkları, yıl içinde
gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara ilişkin bilgileri, emeklilik,
istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarında/pozisyonlarında meydana
gelen değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu
gösterir cetvelleri Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü
itibarıyla doldurarak ilgili ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye
Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına gönderirler.
b) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri
ve döner sermayelerin boş sürekli işçi kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet
Personel Başkanlığınca uygun görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.
c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı tarafından
müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak norm kadro
çalışmalarını sonuçlandırmış il özel idareleri ve bunların kurdukları müessese
ve işletmeler ile norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış ve 1.1.2006 tarihi
itibarıyla 3.7.2005 tarihli ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde
belirtilen oranları aşmamış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile
bunların kurdukları müessese ve işletmeler, norm kadroya uygun boş memur ve
sürekli işçi kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama yapabilirler.
Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış olmakla birlikte
1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen
oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmelerin boş memur ve sürekli işçi kadrolarına
yapılacak atamalar hakkında anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri
uygulanır.
Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmamış il özel idareleri,
belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve
işletmelerin, kendilerine tahsis edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile
sürekli işçi kadrolarından 31.12.2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu
tarihten sonra boşalacak olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri
İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri
ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince
İçişleri Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu oranların
önceden aşılmış olması halinde ise anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi
hükümlerine uyulması zorunludur.
Sözleşmeli personele
ilişkin esaslar
MADDE 24.- 5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu
idareleri, döner sermayeler, belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare
birlikleri ile bunların müessese ve işletmelerinde (Türk Ticaret Kanunu hükümlerine
göre kurulmuş olanlar hariç) ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamı
dışında kalan kuruluşlarda, sözleşmeyle çalıştırılacak personel hakkında
6.6.1978 tarihli ve 7/15754 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile ek ve değişikliklerinin
uygulanmasına devam olunur.
Birinci fıkrada sayılan idareler ile kurum ve kuruluşlar
için 2005 yılında vize edilmiş pozisyonlar ile tip sözleşme örnekleri, yeni bir
vize yapılmasına gerek kalmaksızın 2006 yılında kullanılmaya devam olunur. Bu
pozisyonlarda 2005 yılında istihdam edilen personelden, ilgili idare veya kurum
tarafından 2006 yılında görevlerine devam etmeleri uygun görülenlerle 2005
yılına ilişkin sözleşme ücretlerine 2006 yılında yapılacak artışlar da dikkate
alınmak suretiyle yeni sözleşme yapılabilir.
Ancak, 2005 yılında vize edilen pozisyonlara ilave olarak
aşağıdaki fıkrada belirtilen durumlar için yıl içinde ihtiyaç duyulacak
pozisyonlar ile 2005 yılında vize edilmiş pozisyonlarda birim, nitelik, unvan,
mevzuat uyarınca yapılması gerekenler hariç ücret değişiklikleri ve tip
sözleşme değişiklikleri Maliye Bakanlığına vize ettirilir. Ayrıca isim bazında
vizesi yapılan pozisyonlarda meydana gelecek değişiklikler de Maliye
Bakanlığının vizesine tabidir. İlgili mevzuat hükümlerine dayanarak istihdam
edilecek yeni sözleşmeli personelin belirlenmesine yönelik herhangi bir işlem
yapılmadan önce Maliye Bakanlığından izin alınması şarttır.
İlgili mevzuatı uyarınca kadro karşılıksız veya 657 sayılı
Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası ile ek geçici 16 ncı maddesi
çerçevesinde, kanun, uluslararası anlaşma, Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla
kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği
zorunlu haller için ve yılı ödeneğini aşmamak kaydıyla yapılacak yeni vizeler
dışında, 2005 yılında vize edilmiş olan sözleşmeli personel pozisyon sayıları
hiçbir şekilde aşılamaz.
5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi çerçevesinde sözleşmeli
personel çalıştırılması konusunda yukarıdaki ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkra
hükümleri uygulanmaz. Belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare
birlikleri ile bunların müessese ve işletmelerinde, anılan Kanunun 49 uncu
maddesi çerçevesinde sözleşmeli personel istihdamı mümkün olan hizmetlerde
(anılan maddenin dördüncü fıkrasında sayılan unvanların dışında olmak ve o
hizmet için ihdas edilmiş kadro bulunmamak kaydıyla kısmi süreli olarak
çalıştırılacak sözleşmeli personel hariç) 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin
(B) fıkrasına göre ayrıca sözleşmeli personel istihdam edilemez. Anılan madde
çerçevesinde sözleşmeli personel çalıştıran belediyeler, il özel idareleri ve
mahalli idare birlikleri ile bunların müessese ve işletmeleri, sözleşme
yeniledikleri veya ilk defa istihdam etmeye başladıkları sözleşmeli personel
ile imzaladıkları hizmet sözleşmelerinin birer örneğini ve kadrolarının
sözleşmenin yapıldığı tarihteki dolu-boş durumunu gösteren cetveller ile hizmet
sözleşmesinde belirtilen ücretin tespitine ilişkin yetkili organ kararının
birer örneğini 30 gün içinde Maliye Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığına
göndermek zorundadırlar.
İşçilik ödenekleri ve
geçici iş pozisyonlarına ilişkin esaslar
MADDE 25.- a) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı
cetvellerde yer alan kamu idareleri, sürekli işçileri ile otuz iş gününden
fazla süreyle çalıştıracakları geçici işçileri, bütçelerinin (01.3) ile (02.3)
ekonomik kodlarında yer alan ödenekleri aşmayacak sayı ve/veya süreyle istihdam
edebilirler.
Toplu iş sözleşmelerinden doğacak yükümlülükler, ihbar ve
kıdem tazminatı ödemeleri, asgari ücret ve sigorta prim artışı nedeniyle
meydana gelecek ödenek noksanlıkları Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel
Giderlerini Karşılama Ödeneği" ile "Yedek Ödenek" tertiplerinde
yer alan ödeneklerden aktarma yapılmak suretiyle karşılanabilir. Yukarıda
belirtilen ekonomik kodlara bu durumlar dışında (söz konusu ekonomik kodlar
arasındaki aktarmalar ile bu kodlar için birimler arası aktarmalar hariç)
hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamayacağı gibi bütçenin başka
tertiplerinden işçi ücreti ve fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücreti
de ödenemez.
Kamu idarelerinin birim amirleri, fazla çalışma için öngörülen
ödeneğe göre iş programlarını yapmak, bu ödeneği aşacak şekilde fazla süreli
çalışma ve/veya fazla çalışma yaptırmamak ve ertesi yıla fazla süreli çalışma
ve/veya fazla çalışmadan dolayı borç bıraktırmamakla yükümlüdürler. Deprem,
yangın, su baskını, yer kayması, kaya düşmesi, çığ ve benzeri afetler nedeniyle
yürürlüğe konulacak Bakanlar Kurulu kararları uyarınca yaptırılacak fazla
çalışmalar ile fazla çalışma ücret ödemelerine ilişkin ilama bağlı borçlar için
yapılacak aktarmalar hariç fazla süreli çalışma ve/veya fazla çalışma ücret
ödemeleri için hiçbir şekilde ödenek aktarması yapılamaz.
Kamu idareleri, bütçelerinin geçici işçiler için öngörülen
ödenekleri ile sınırlı olmak üzere yıl içinde aylar itibarıyla çalıştıracakları
geçici işçi pozisyon sayıları ile bunların çalıştırılacakları birimlere göre
dağılımını (merkez teşkilatında birimler, taşra teşkilatında ise bölge ve il
müdürlüğü olarak) gösteren cetvelleri, yapılan hesaplamalarla birlikte, vize
edilmek üzere Ocak ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına göndermek zorundadırlar.
Yukarıdaki hükümlere aykırı uygulamalardan ve ödenek üstü
harcamadan gerçekleştirme görevlileri ile harcama yetkilileri sorumludur.
b) Döner sermayeler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı
cetvelde yer alan kamu idareleri ile 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve
mahalli idareler kapsamına girmeyen kuruluşlar, 1.1.2006 tarihinden itibaren
otuz iş gününden fazla süre ile çalıştıracakları geçici işçi pozisyon sayıları
ile aylar ve birimler itibarıyla dağılımını, ilgili bakanlığın onayı alınmak
suretiyle, vize edilmek üzere Ocak ayı sonuna kadar Maliye Bakanlığına
göndermek zorundadır.
c) (a) ve (b) fıkraları kapsamındaki kamu idareleri ile
kurumların, uluslararası anlaşmalar, Bakanlar Kurulu kararları veya yılı
programı ile kurulması veya genişletilmesi öngörülen birimler ile hizmetin
gerektirdiği zorunlu haller için yapılacak yeni vizeler dışında, 2005 yılında
vize edilmiş toplam adam/ay sayılarını aşacak şekilde vize yapılamaz. Vize
edilmiş bulunan geçici iş pozisyonlarında, yıl içinde kurumların ihtiyaç
duyduğu pozisyon, yer, birim, aylık dağılım değişiklikleri ile pozisyon
iptalleri Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine yapılabilir.
d) Kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının
1.1.2006 tarihinden itibaren otuz iş gününden fazla süre ile çalıştıracakları
geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları, ilgili bakanlığın ve Hazine
Müsteşarlığının (özelleştirme programına alınanlar için Özelleştirme İdaresi
Başkanlığının) onayı alınmak suretiyle 31.1.2006 tarihine kadar Devlet Personel
Başkanlığına vize ettirilir. Vize edilen geçici iş pozisyonları Devlet Personel
Başkanlığınca başka unvanlı geçici iş pozisyonları ile değiştirilebilir veya
iptal edilebilir. Vize ettirilen cetvellerin bir örneği Başbakanlık Yüksek
Denetleme Kuruluna gönderilir.
e) Yukarıda yer alan fıkralara göre vize işlemleri
yapılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve herhangi bir ödeme yapılamaz.
f) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı
tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak
norm kadro çalışmaları sonuçlandırılmamış belediyeler ve mahalli idare
birlikleri ile bunların müessese ve işletmeleri tarafından çalıştırılacak
geçici işçilere ait geçici iş pozisyonları adam/ay sayısı itibarıyla İçişleri
Bakanlığının vizesine tabidir. Vize edilmiş bulunan geçici iş pozisyonlarında;
pozisyon, yer, birim ve aylık dağılım değişikliği ile pozisyon iptali İçişleri
Bakanlığının uygun görüşü alınmak suretiyle yapılabilir. İçişleri Bakanlığına
vize yaptırılmaksızın geçici işçi çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme
yapılamaz. İçişleri Bakanlığı tarafından vize edilen geçici iş pozisyonlarına
ait vize cetvellerinin ve bu cetvellerde yapılacak değişikliklerin bir örneği
Devlet Personel Başkanlığına gönderilir.
Norm kadro çalışmaları sonuçlandırılmış olmakla birlikte
1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen
oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmeler için, 2005 yılı için vize edilmiş geçici iş
pozisyonu adam/ay sayısını aşacak şekilde vize işlemi yapılamaz. Yukarıda
sayılan kurumlarda İçişleri Bakanlığına vize yaptırılmaksızın geçici işçi
çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme yapılamaz.
İl özel idareleri tarafından çalıştırılacak geçici işçilere
ait geçici iş pozisyonları İçişleri Bakanlığının vizesine tabidir. Vize edilmiş
bulunan geçici iş pozisyonlarında; pozisyon, yer, birim ve aylık dağılım
değişikliği ile pozisyon iptali İçişleri Bakanlığının uygun görüşü alınmak
suretiyle yapılabilir. İçişleri Bakanlığına vize yaptırılmaksızın geçici işçi
çalıştırılamaz ve bunlara herhangi bir ödeme yapılamaz. Norm kadro çalışmaları
sonuçlandırılmamış il özel idareleri adına İçişleri Bakanlığı tarafından vize
edilen geçici iş pozisyonlarına ait vize cetvellerinin ve bu cetvellerde
yapılacak değişikliklerin bir örneği Devlet Personel Başkanlığına gönderilir.
g) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kamu
idarelerinin Kamu İşverenleri Sendikalarına ödemeleri gereken 2006 yılına ait
üyelik aidatları, Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alan tertipten ödenir.
Yapılacak ödemeler, tertibinde yer alan ödenek tutarıyla sınırlı olup, bu
tertibe bütçenin diğer tertiplerinden hiç bir şekilde aktarma yapılamaz.
Geçici görevlendirme
MADDE 26.- 657 sayılı Kanunun ek 8 ve ek 9 uncu, 13.11.1996
tarihli ve 4208 sayılı Kanunun 3 üncü, 2547 sayılı Kanunun 38, 40 ve 41 inci
maddeleri ve 13.10.1983 tarihli ve 2919 sayılı Kanuna göre görevlendirilenler
ile güvenlik görevlileri hariç, ilgili mevzuatı uyarınca diğer kurumlarda
vekaleten veya geçici olarak görevlendirilen ve kadro aylıklarını kendi kurum
veya kuruluşlarından alan memurlar veya kamu görevlileri, vekaleten veya geçici
olarak görev yaptıkları kurum personelinin yararlandığı ve ilgili mevzuatında
söz konusu personele de ödenebileceği belirtilen her türlü tazminat, fazla
mesai ve diğer ödemelerden yararlanamazlar.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Uluslararası kuruluşlara
üyelik
MADDE 27.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile
özel bütçeli idarelerin ve mahalli idarelerin uluslararası kuruluşlara üye
olabilmesi ve kanun, kararname ve uluslararası anlaşmalar gereği halen üyesi
bulunulan uluslararası kuruluşlar dışındaki kuruluşlara katılma paylarını
ödeyebilmeleri için, mevzuatın gerektirdiği diğer işlemlerin yanı sıra bağlı
veya ilgili bulunulan bakanlığın teklifi ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine
Dışişleri Bakanlığından önceden izin alınması zorunludur. Özel bütçeli idareler
ve mahalli idareler için Maliye Bakanlığının görüşü aranmaz.
b) Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlıklarının uluslararası
anlaşmalar, kanun ve kararnamelerle Türkiye Cumhuriyeti adına üye olduğu
uluslararası kuruluşlara ilişkin işlemlerine (katılma payı ödemeleri dahil) bu
madde hükmü uygulanmaz.
Kamu idarelerince
işletilen sosyal tesisler
MADDE 28.- Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerince
işletilen eğitim ve dinlenme tesisi, misafirhane, kreş, spor tesisi ve benzeri
sosyal tesislerin giderleri, münhasıran bu tesislerin işletilmesinden elde
edilen gelirlerden karşılanır. Bu yerlerde, merkezi yönetim bütçesi ile döner
sermaye ve fonlardan ücret ödenmek üzere 2006 yılında ilk defa istihdam
edilecek yeni personel görevlendirilmez.
Vergi, fon ve payların
zamanında yatırılması
MADDE 29.- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında
bulunan iktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları, bunların
müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile özelleştirme kapsamındaki
kuruluşların ve döner sermayelerin yöneticileri ve mali işlerinden sorumluları,
bu kuruluşların mükellef veya sorumlu sıfatıyla üçüncü kişilerden tahsil
ettikleri vergi, fon ve diğer payların tahsil dairelerine zamanında ve tam
olarak ödenmesini sağlamak zorundadırlar. Aksine davrananlar bu tutarların
ödenmesinden şahsen ve müteselsilen sorumlu tutulurlar.
Vakıf, dernek ve
gelirlerden pay verilen kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının
denetimi
MADDE 30.- Kamu kurum ve kuruluşlarına üstlendikleri
görevleri yerine getirmede katkı sağlayan dernek ve vakıflar, mevzuat
çerçevesinde tabi oldukları denetimin yanı sıra hizmet niteliği itibarıyla
ilgili kurum ve kuruluşlar ile gerekli görülmesi halinde ayrıca Maliye
Bakanlığınca da denetlenebilir.
Vergi, resim, harç ve benzeri gelirlerden veya genel bütçe
kaynaklarından kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ödenen payların,
pay verilmesine esas mevzuatta belirtilen amaca uygun olarak kullanılıp
kullanılmadığı Maliye Bakanlığınca denetlenebilir.
Tedavi hizmetlerinin
temini
MADDE 31.- Maliye Bakanlığı, 5018 sayılı Kanuna ekli (I),
(II) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan kamu idarelerinin Sağlık Bakanlığına
bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarından temin edeceği tedavi hizmetlerini
sağlamak üzere Sağlık Bakanlığı ile doğrudan hizmet alımı sözleşmesi yapmaya
yetkilidir.
Sağlık Bakanlığı, sözleşmede belirtilen tutar karşılığında
ihtiyaç duyulan her türlü sağlık hizmetini, kendisine bağlı sağlık kurum ve
kuruluşları aracılığıyla sunmakla yükümlüdür ve sözleşmede belirtilen tutar
dışında başkaca ilave ödeme talebinde bulunamaz.
Bu şekilde sağlanacak tedavi hizmetleri ve ödemelerin
yapılmasına ilişkin esas ve usuller, Maliye ve Sağlık Bakanlıklarınca
müştereken belirlenir.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin her türlü bütçe işlemini
yapmaya Maliye Bakanı yetkilidir.
Taşınmaz devri
MADDE 32.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının
mülkiyetinde bulunan taşınmazlardan Sağlık Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde
kullanılmak üzere ihtiyaç duyulanlar ile Maliye Bakanlığınca kiralanmış
olanlar, bedelleri anılan Genel Müdürlük bütçesine transfer edilmek üzere
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek
Hazine adına tescil ve ilgili Bakanlıklara tahsis edilir. Bedel tespiti, Maliye
Bakanlığı ve Sosyal Sigortalar Kurumu temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık
Bakanlığı temsilcisinden oluşan komisyon tarafından taşınmazların rayiç
bedelleri dikkate alınarak yapılır.
Muhasebe kayıtlarından
çıkarılacak tutarlar
MADDE 33.- 21.7.1953 tarihli ve 6183 sayılı Kanun kapsamında
izlenen alacakların dışında kalan ve muhasebe kayıtlarında bulunan Devlet
alacaklarından tutarı 15 Yeni Türk Lirasına kadar olanların tahsili için
yapılacak takibat giderlerinin asıl alacak tutarından fazla olacağının
anlaşılması halinde, bu tutarların muhasebe kayıtlarından çıkarılmasına Maliye
Bakanı yetkilidir.
Tahsil edilmeyecek
alacaklar
MADDE 34.- a) 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanun
hükümleri çerçevesinde emeklilik aylığı almakta iken, 21.4.2005 tarihli ve 5335
sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamu kurum ve
kuruluşlarında 1.1.2005 tarihinden önce yeniden çalışmaya başlayan ve bu
nedenle 5434 sayılı Kanunun 99 veya ek 11 inci maddesi uyarınca T.C. Emekli
Sandığı tarafından bağlanmış emekli aylıkları kesilen veya kesilmesi
gerekenlerden yeniden çalışmaya başladıklarına dair kurumları tarafından
zamanında Sandığa bildirim yapılmamış olanlara, 1.1.2005 tarihinden önceki
dönem için borç çıkarılmaz; aynı dönem için çıkarılmış borçlar tahsil edilmez
ve bu durumda olanlardan 1.1.2005 tarihinden sonra tahsil edilmiş tutarlar, bir
yıl içinde talepleri halinde ilgililere faizsiz olarak iade edilir.
b) 1.7.1976 tarihli ve 2022 sayılı Kanun hükümlerine göre
aylık bağlanmış olanlardan bakmakla yükümlü olunan aile fertleri kapsamında
muayene ve tedavileri yaptırılmış olanlar için, bu maddenin yürürlük tarihinden
önceki muayene ve tedaviler nedeniyle sosyal güvenlik kurumları veya kamu kurum
ve kuruluşları tarafından 1.1.2005 tarihinden sonra çıkarılmış veya çıkarılması
gereken borçların ödenmemiş olan kısımları tahsil edilmez.
Kısmen veya tamamen
uygulanmayacak hükümler
MADDE 35.- a) 1. 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun
46, 58, ek 25, ek 26, ek 27 ve 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci
maddelerinin özel gelir ve özel ödenek uygulaması ile devrine ilişkin hükümleri
ve 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci fıkrası,
2. 12.3.1982 tarihli ve 2634 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinin ikinci fıkrası,
3. 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun 31 inci
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi,
4. 31.10.1985 tarihli ve 3234 sayılı Kanunun 35 inci
maddesinin son fıkrası,
5. 28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun 11 inci maddesi,
6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanun hükümleri,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,
7. 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin 1 inci maddesinin (B) fıkrası (3 numaralı bendinde yer alan hükümler hariç),
8. 24.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin ek 2 nci maddesinin 12 nci fıkrasında yer alan "….ve istihdam
edileceği alanla ilgili en az üç yıllık
iş tecrübesine sahip" ibaresi,
2006 yılında uygulanmaz.
b) 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan
Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel
bütçeli idareler tarafından işveren sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan
Kanunun 7 nci maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası 2006 yılında uygulanmaz.
c) 5.4.1983 tarihli ve 2813 sayılı Kanuna göre cep telefonu
faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç olmak üzere)
ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, 2006 yılında
işletmecinin sistemine abone olunan ay itibarıyla geriye kalan aylar için yıl
sonuna kadar eşit taksitlere bölünerek alınır.
d) Özel kanunlarla kamu tüzel kişiliğini haiz olarak kurum,
kurul, üst kurul, enstitü, teşebbüs, fon ve sair adlarla kurulmuş kamu kurum ve
kuruluşlarında, kanunlarında aksine hükümler olsa dahi, kendi özel
mevzuatındaki hükümler uyarınca yapılacak temsil ve ağırlama giderlerinin
yıllık toplamı, başkan ile temsil yetkisini haiz olan personelin bir aylık
ortalama net ücretinin iki katını; temsil yetkisini haiz personelin sayısı ise,
toplam personel sayısının yüzde ikisini geçemez.
e) 4.1.1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
ikinci fıkrasından sonra gelen hükümleri aşağıdaki şekilde uygulanır:
Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye
gelirlerinden, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan
memurlar ile bu kurum ve kuruluşlarda 10.7.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun
uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline, mesai içi veya
mesai dışı ayrımı yapılmaksızın ek ödeme yapılabilir. Sağlık kurum ve
kuruluşlarında Bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de
dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin
unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı,
serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel
işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas
alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca
belirlenir.
Yukarıdaki paragrafta yer alan hükme göre personelin
katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak
ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge
dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı
hariç) toplamının, pratisyen tabip ve diş tabiplerinden serbest çalışanlara
yüzde 250'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 500'ünü, uzman tabip, Tıpta
Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda bu Tüzük hükümlerine göre uzman olanlar
ve uzman diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 350'sini, serbest
çalışmayanlara yüzde 700'ünü, serbest çalışmayan klinik şef ve şef
yardımcılarına yüzde 800'ünü, diğer personele ise yüzde 150'sini geçemez. İşin
ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt
çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil servis
gibi özellikli hizmetlerde çalışan personel için yüzde 150 oranı, yüzde 200
olarak uygulanır. 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen
sağlık personeline yapılacak ek ödemenin tutarı ise, aynı birimde aynı unvanlı
kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali sağlık personeli esas alınarak
belirlenir ve bunlara yapılacak ek ödeme, hiçbir şekilde emsaline yapılabilecek
ek ödeme üst sınırını geçemez.
Personelin katkısı ile elde edilen döner sermaye
gelirlerinden, o birimde görevli personele yapılacak ek ödeme toplamı, ikinci
ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında, ilgili birimin cari yıldaki döner
sermaye gelirinin yüzde 50'sini, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ise,
ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 65'ini aşamaz.
Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmeleri, sağlık
hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik
edilmesi, sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi imkanlarıyla karşılayamadıkları
ihtiyaçların giderilmesi, eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin
desteklenmesi, birinci basamak sağlık kuruluşlarının desteklenmesi ve Bakanlık
merkez teşkilatında görev yapan memurlar ile sözleşmeli personele ek ödemede
bulunulması amacıyla Bakanlıkça yapılacak giderlere iştirak etmek için aylık
gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 2'sini geçmemek üzere
Sağlık Bakanlığınca belirlenecek oranı Bakanlık Döner Sermaye Merkez Saymanlığı
hesabına aktarırlar. Bu hesapta toplanacak tutarların dağılım ve harcanmasına
ilişkin kriterler ile personele yapılacak ek ödemenin oran, esas ve usulleri
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir.
Personele yapılacak ek ödemenin tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek
gösterge dahil) yüzde 200'ünü geçemez. Ek ödeme tutarı; görev yapılan birim ve
iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, çalışma süresi, personelin sınıfı, kadro
unvanı, derecesi ve atanma biçimi gibi kriterler ile personele aylık ve özlük
hakları dışında ilgili mevzuatına göre yapılan diğer ilave ödemeler dikkate alınarak
belirlenir. Merkez teşkilatında görev yapan personele bu fıkra kapsamında
yapılacak toplam ek ödeme, döner sermaye işletmelerinden cari yılda aktarılan
tutarın yüzde 50'sini geçemez ve bu ödemeler gelir vergisine tabi tutulmaz.
2547 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre Sağlık Bakanlığı
merkez teşkilatı ve bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenler,
aynı maddede belirtilen ilave ödemelerden yararlanmamak kaydıyla, Bakanlık
merkez veya bağlı sağlık kurum ve kuruluşunda görev yaptıkları unvan için
belirlenen ek ödemeden faydalandırılır.
Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin
geliştirilmesi ve bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi amacıyla,
döner sermayeli işletmelerden uygun görülenlerin merkeze aktaracağı payı yüzde
4'e kadar yükseltmeye Sağlık Bakanı yetkilidir. 24.11.2004 tarihli ve 5258
sayılı Kanun kapsamında, aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde, il sağlık
müdürlüğü ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarda çalışan
personele (aile hekimi ve aile sağlığı elemanı olarak çalışanlar hariç) merkeze
aktarılan yüzde 2 oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak paydan
karşılanmak üzere Maliye
Bakanlığının uygun görüşü
üzerine Sağlık Bakanlığınca
belirlenecek esas ve usullere göre ek ödeme yapılabilir. Merkeze
aktarılan yüzde iki oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak tutarlar, bu
fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.
Döner sermayeli işletmelerin mali imkanı elverişli olanlarından,
mali durumu yetersiz olanlara karşılıksız veya borç olarak kaynak aktarmaya
Sağlık Bakanı yetkilidir.
f) 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
(b) bendinde yer alan "diş çekimi" ibaresi 2006 yılında "diş
tedavisi" şeklinde uygulanır.
g) 17.9.2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun geçici 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü "ilaç, kan ve kan
bileşenleri ile tıbbi sarf malzemesi hasılatının yüzde 5'i" şeklinde
uygulanır.
h) Belediyeler ile büyükşehir belediyelerince kamu kurum ve
kuruluşlarına uygulanacak su tarife bedelleri, özel işyerlerine uygulanan en
düşük tarife bedelini aşamaz.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okullara,
belediyeler ile büyükşehir belediyelerince uygulanacak su tarife bedelleri,
tüketim miktarlarına bakılmaksızın konutlara uygulanan en düşük tarife bedelini
aşamaz.
i) 2005 yılına ilişkin elde edilen kârlardan 2006 yılında
dağıtılacak üretimi teşvik primi ödemelerinde, 21.12.1967 tarihli ve 969 sayılı
Kanunun 3 üncü maddesinin son fıkrasında, 2828 sayılı Kanunun 19 uncu
maddesinin onbirinci fıkrasında yer alan "iki katını geçmemek üzere"
ibareleri "bir katını geçmemek üzere" şeklinde uygulanır ve 29.5.1926
tarihli ve 867 sayılı Kanun kapsamındaki döner sermaye işletmelerinde 2005
yılına ilişkin elde edilen kârlardan, kârın elde edilmesinde emeği geçen 657
sayılı Kanuna tabi çalışan personele, asgari ücretin yıllık brüt tutarını
geçmemek üzere 969 sayılı Kanun uyarınca çıkarılmış olan Yönetmelikte
belirtilen esaslar çerçevesinde teşvik primi ödenebilir.
j) 24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56 ncı
maddesinin (d) bendi ile aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde geçen
"1.1.2005" tarihleri ve 22.1.2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 17
nci maddesinde geçen "1.1.2005" tarihi "1.1.2007" şeklinde
uygulanır.
17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tabi
sigortalılardan, 2006 yılı içinde aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre
belirlenen gelir basamaklarından ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı
basamak gösterge tutarının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise
bulundukları basamak gösterge tutarının yüzde yirmisi oranında sağlık sigortası
primi tahsil edilir.
k) 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 91 inci
maddesinin yedinci fıkrasında geçen "31.12.2005" tarihi
"31.12.2006" olarak uygulanır.
l) 5217 sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin
uygulanmasına; birinci fıkrası, ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan
"Bu şekilde kaydedilen ödeneklerden;" ibaresi ve ikinci fıkrasının
son iki cümlesi hariç, 2005 yılında uygulanan oran, esas ve usuller
çerçevesinde devam olunur. Anılan madde uyarınca yapılacak ödemeler Genel
Müdürlüğe ait ödeneklerden karşılanır ve 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli
olarak istihdam edilen personel söz konusu ödemeden yararlandırılmaz.
Yürürlük
MADDE 36.- Bu Kanun 1.1.2006 tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 37.- Bu Kanunun;
a) Türkiye Büyük Millet Meclisi ile ilgili hükümlerini
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
b) Cumhurbaşkanlığı ile ilgili hükümlerini Cumhurbaşkanlığı
Genel Sekreteri,
c) Sayıştay Başkanlığı ile ilgili hükümlerini Sayıştay
Birinci Başkanı,
d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile ilgili
hükümlerini ilgili Bakanlar ve Maliye Bakanı,
e) Özel bütçeli idarelere ilişkin hükümlerini idarelerin
bağlı veya ilgili olduğu Bakanlar ve Maliye Bakanı,
f) Düzenleyici ve denetleyici kurumlara ilişkin hükümlerini
kendi kurulları ve/veya kurum Başkanları,
g) Diğer hükümlerini Maliye Bakanı,
yürütür.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNUN
KABUL
ETTİĞİ METİN
2006 YILI MERKEZİ YÖNETİM
BÜTÇE KANUNU TASARISI
BİRİNCİ KISIM
Genel Hükümler
BİRİNCİ
BÖLÜM
Gider,
Gelir, Finansman ve Denge
Gider
MADDE 1.- Bu Kanuna bağlı (A) işaretli cetvellerde
gösterildiği üzere, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanuna ekli;
a) (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki
kamu idarelerine 170.156.782.052 Yeni
Türk Lirası,
b) (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelere
11.302.981.361 Yeni Türk Lirası,
c) (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumlara 1.150.574.838 Yeni Türk Lirası,
ödenek verilmiştir.
Gelir ve finansman
MADDE 2.- a) Gelirler:
Bu Kanuna ekli (B) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere,
5018 sayılı Kanuna ekli;
1. (I) sayılı cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri
156.850.000.000 Yeni Türk Lirası,
2. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin
gelirleri 2.962.934.858 Yeni Türk Lirası öz gelir, 7.652.237.552 Yeni Türk
Lirası Hazine yardımı olmak üzere toplam 10.615.172.410 Yeni Türk Lirası,
3. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumların gelirleri 1.149.074.838 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
b) Finansman:
Bu Kanuna ekli (F) işaretli cetvellerde gösterildiği üzere,
5018 sayılı Kanuna ekli;
1. (II) sayılı cetvelde yer alan özel bütçeli idarelerin net
finansmanı 696.313.951 Yeni Türk Lirası,
2. (III) sayılı cetvelde yer alan düzenleyici ve denetleyici
kurumların net finansmanı 1.500.000 Yeni Türk Lirası,
olarak tahmin edilmiştir.
Denge
MADDE 3.- Tasarının 3 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Bütçe
Düzenine İlişkin Hükümler
Bölüm düzeni ve deyimler
MADDE 4.- Tasarının 4 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Bağlı cetveller
MADDE 5.- a) Bu Kanunun 1 inci maddesi ile verilen ödeneğin
dağılımı (A),
b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri tarafından
ilgili mevzuata göre tahsiline devam olunacak gelirler (B),
c) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri gelirlerine
dayanak teşkil eden temel hükümler (C),
d) Bazı ödeneklerin kullanımına ve harcamalara ilişkin
esaslar (E),
e) 5018 sayılı Kanuna ekli (II) ve (III) sayılı cetvellerde
yer alan idare ve kurumların nakit imkanları ile bu imkanlardan harcanması
öngörülen tutarlar (F),
f) 10.2.1954 tarihli ve 6245 sayılı Kanun hükümleri uyarınca
verilecek gündelik ve tazminat tutarları (H),
g) Çeşitli kanunlara göre bütçe kanununda gösterilmesi
gereken parasal sınırlar (İ),
h) Ek ders, konferans ve fazla çalışma ücretleri ile diğer
ücret ödemelerinin tutarları (K),
i) 11.8.1982 tarihli ve 2698 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi
gereğince Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yönetilen okul pansiyonları ile
Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık okulları öğrencilerinden alınacak pansiyon
ücretleri (M),
j) 7.6.1939 tarihli ve 3634 sayılı Kanun uyarınca milli
müdafaa mükellefiyeti yoluyla alınacak;
1. Hayvanların alım değerleri (O),
2. Motorlu taşıtların ortalama alım değerleri ile günlük
kira bedelleri (P),
k) 5018 sayılı Kanuna ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde
yer alan kamu idarelerinin yıl içinde edinebilecekleri taşıtların cinsi, adedi,
hangi hizmetlerde kullanılacağı ve azami satın alma bedelleri (T),
l) Kanunlar ve kararnamelerle bağlanmış vatani hizmet
aylıkları (V),
işaretli cetvellerde gösterilmiştir.
Yeni tertip, gider ve
gelir kalemleri açılması
MADDE 6.- Tasarının 6 ncı maddesi Komisyonumuzca aynen kabul
edilmiştir.
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Mali
Politikaya İlişkin Hükümler
Gerektiğinde
kullanılabilecek ödenekler
MADDE 7.- Tasarının 7 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul
edilmiştir.
Özel bütçeli idarelere
Hazine yardımı
MADDE 8.- Tasarının 8 inci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Yatırım harcamaları
MADDE 9.- Tasarının 9 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Resmi taşıtlar, demirbaş
eşya ve levazım
MADDE 10.- Tasarının 10 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ
BÖLÜM
Bütçe
Uygulamasına İlişkin Hükümler
Aktarma ve ekleme
işlemleri
MADDE 11.- a) 1. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile
özel bütçeli idarelerin bütçelerinin "Personel giderleri" ile
"Sosyal güvenlik kurumlarına Devlet primi giderleri" tertiplerinde
yer alan ödenekleri, Maliye Bakanlığı bütçesinin "Personel Giderlerini
Karşılama Ödeneği" tertibine; diğer ekonomik kodlara ilişkin tertiplerde
yer alan ödenekleri ise Maliye Bakanlığı bütçesinin "Yedek Ödenek"
tertibine aktarmaya,
2. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinden, hizmeti
yaptıracak olan kamu idaresinin isteği üzerine bütçesinden yıl içinde hizmeti
yürütecek olan idarenin bütçesine, fonksiyonel sınıflandırma ayrımına
bakılmaksızın ödenek aktarmaya ve bu konuda gerekli işlemleri yapmaya,
3. Milli Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığı arasında cari yıl içinde yapılan hizmetlerin
bedellerini karşılamak amacıyla varılacak mutabakat üzerine, ilgili bütçeler
arasında karşılıklı aktarma yapmaya,
4. (3) numaralı bentte belirtilen bütçelerde yer alan
Silahlı Kuvvetlerin tek merkezden yönetilmesi gereken ikmal ve tedarik
hizmetleri ile bir fonksiyona ait bir hizmetin diğer bir fonksiyon tarafından
yürütülmesi halinde ilgili ödeneği, fonksiyonlar arasında karşılıklı olarak
aktarmaya,
5. Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için 2006 Yılı
Programının Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karara uygun olarak
yılı yatırım programında değişiklik yapılması halinde değişiklik konusu
projelere ait ödeneklerle ilgili kurumlararası aktarma yapmaya,
6. Kamu idarelerinin yeniden teşkilatlanması sonucu, bütçe
kanunlarının uygulanması ve kesinhesapların hazırlanması ile ilgili olarak
gerekli görülen her türlü bütçe ve muhasebe işlemleri için gerekli
düzenlemeleri yapmaya,
Maliye Bakanı yetkilidir.
b) Merkezi yönetim kapsamındaki kamu idareleri, aktarma
yapılacak tertipteki ödeneğin yüzde yirmisine kadar kendi bütçeleri içinde
ödenek aktarması yapabilirler.
c) Özel bütçeli idareler ile düzenleyici ve denetleyici
kurumların (B) işaretli cetvellerinde belirtilen tahmini tutarlar üzerinde
gerçekleşen gelirler ile (F) işaretli cetvellerinde belirtilen
ödenekleştirilmeyen finansman karşılıklarını ve gerçekleşen finansman
fazlalarını, idare ve kurumların bütçelerinin mevcut veya yeniden açılacak
tertiplerine ödenek olarak eklemeye Maliye Bakanlığınca belirlenecek esas ve
usuller çerçevesinde kamu idareleri yetkilidir.
Sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının Uygulanması,
Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı yatırım
programıyla ilişkilendirilir.
d) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri arasındaki kaynak
transferleri ödenek aktarma suretiyle yapılır. Merkezi yönetim bütçesi
kapsamındaki idareler ve kurumlar arasındaki diğer kaynak transferleri tahakkuk
işlemleriyle gerçekleştirilir. Bu işlemler karşılığı tahsil edilen tutarlar,
bir taraftan (B) işaretli cetvellere gelir, diğer taraftan (A) işaretli
cetvellere ödenek olarak kaydedilir.
e) Genel bütçenin (B) işaretli cetvelinde Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu tarafından yönetim ve denetimi devralınan kuruluşların kesinleşmiş
vergi, harç, ceza, gecikme zammı ve faizi ile GSM Hazine payı borçlarına
karşılık tahsil edilecek gelir tahminini aşan kısmın; 500.000.000 Yeni Türk
Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-01.1.2.00-1-09.6 tertibine,
200.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin
12.01.31.00-01.1.2.65-1-09.9 tertibine, 300.000.000 Yeni Türk Lirası Maliye
Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-06.1.0.07-1-07.1 tertibine, 1.100.000.000 Yeni
Türk Lirası Maliye Bakanlığı bütçesinin 12.01.31.00-06.1.0.08-1-07.1 tertibine,
100.000.000. Yeni Türk Lirası Hazine Müsteşarlığı bütçesinin 07.82.31.00-04.2.1.05-1-05.2 tertibine ve
300.000.000 Yeni Türk Lirası ise 2006 Yılı Yatırım Programı ile ilişkilendirilmek
suretiyle (130.000.000 Yeni Türk Lirasına kadarını Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü yatırımları kapsamında yer alan Yusufeli HES projesine, 170.000.000
Yeni Türk Lirasına kadarını Milli Eğitim Bakanlığı yatırımları kapsamında yer
alan Temel Eğitim II. Faz projesine olmak üzere) Devlet Su İşleri Genel
Müdürlüğü ve Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek
eklemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
Yusufeli HES ve Temel Eğitim II. Faz projelerine bu kapsamda
ayrılacak ödeneklerin zaruri şartlar nedeniyle harcanamayacağı belirlenen
tutarlarını Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ile Milli Eğitim Bakanlığının 2006
Yılı Yatırım Programında devam eden diğer öncelikli projelerde kullanılmak
üzere 2006 Yılı Programının Uygulanması, İzlenmesi ve Koordinasyonuna Dair
Kararda yer alan limitlere bağlı kalmaksızın revize etmeye Devlet Planlama
Teşkilatı Müsteşarlığı yetkilidir.
Geçici hizmet karşılığı
yapılacak ödemeler
MADDE 12.- Tasarının 12 nci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Ödenek devir ve iptal
işlemleri
MADDE 13.- Tasarının 13 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Mahalli idarelere
yapılacak Hazine yardımları
MADDE 14.- Tasarının 14 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
TÜBİTAK ve yükseköğretim kurumları ile ilgili
işlemler
MADDE 15.- a) Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı bütçesinin
38.01.02.00-09.9.9.00-2-05.3 (Öğretim Üyesi Yetiştirme Projesi) tertibinde yer
alan ödenek, bu proje kapsamında lisansüstü eğitim veren yükseköğretim
kurumlarına, mal ve hizmet alımlarında kullanılmak üzere, görevlendirilen
öğrencilerin sayıları ve öğrenim alanları dikkate alınarak tahakkuk ettirilmek
suretiyle ödenir. Ödenen bu tutar karşılığını bir yandan ilgili yükseköğretim
kurumunun (B) işaretli cetveline öz gelir, diğer yandan (A) işaretli cetveline
ödenek kaydetmeye ilgili yükseköğretim kurumu yetkilidir.
b) 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun 46, 58, ek 25,
ek 26 ve ek 27 nci maddeleri ile 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7
nci maddesi uyarınca tahsil edilen tutarlar ve diğer gelirler, ilgili
yükseköğretim kurumu bütçesine öz gelir olarak kaydedilir. Kaydedilen bu
tutarlar karşılığı olarak ilgili yükseköğretim kurumu bütçesine konulan
ödenekler, gelir gerçekleşmelerine göre kullandırılır. (B) işaretli cetvelde
gelir kodları itibarıyla tahmin edilen gelirleri aşan öz gelir tahsilatları
karşılığı kadar (A) işaretli cetveline ödenek eklemeye Maliye Bakanlığınca
belirlenecek esas ve usuller çerçevesinde yükseköğretim kurumları yetkilidir.
Yükseköğretim kurumu bütçelerinde öz gelir karşılığı olarak
ilgili yükseköğretim kurumu bütçesinin (A) işaretli cetvelinde fonksiyonel
sınıflandırmanın dördüncü düzeyinde tertiplenen ödenekler arasında aktarma
yapılamaz.
Yıl içinde eklenen sermaye ödenekleri, 2006 Yılı Programının
Uygulanması, Koordinasyonu ve İzlenmesine Dair Karar hükümlerine göre yılı
yatırım programıyla ilişkilendirilir.
TÜBİTAK ve Yükseköğretim kurumlarının bütçe ödeneklerinin
kullanılması ve tertipler arasında aktarma yapılması konusunda esas ve usuller
belirlemeye Maliye Bakanı yetkilidir.
Fonlara ilişkin işlemler
MADDE 16.- a) Çeşitli mevzuatla kurulmuş fonların her türlü
geliri T.C. Merkez Bankası nezdinde Hazine Müsteşarlığı adına açılan müşterek
fon hesabına yatırılır. Bu hesaba yatırılan gelirlerden ilgili mevzuatında
öngörülen fonlararası pay ve kesintiler T.C. Merkez Bankası tarafından yapılır.
Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonunun gelirleri, yapılan
kesintilerden sonra kalan tutarlar üzerinden genel bütçenin (B) işaretli
cetveline gelir yazılır. Bu Fon, hizmetlerini bütçenin (A) işaretli cetveline
konulan ödeneklerle yerine getirir. Ancak, bu fon gelirlerinden kredi ana para
geri dönüşleri, kredi faizleri, borçlanma ve satış hasılatı, genel bütçenin (B)
işaretli cetveline gelir kaydedilmeksizin doğrudan müşterek fon hesabından
ilgili Fonun gider hesabına aktarılır.
Kapsam dışında bırakılan fonların gelirleri ve harcamaları
bütçe ile ilişkilendirilmez. Ancak, bunların müşterek fon hesabında toplanan
gelirlerinden Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanın
birlikte teklifi üzerine Başbakanın onayı ile belirlenecek oran ve tutarlarda
kesinti yapılarak genel bütçeye gelir kaydedilebilir.
Fonlar, hizmet ve harcamalarını kendi mevzuatlarında yer
alan esas ve usullere göre yürütürler.
Fon gelirlerinin tahsili, takibi, gelir kaydı,
muhasebeleştirilmesi ve denetimine ilişkin süre, esas ve usuller Maliye
Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığınca müştereken tespit edilir.
Kanun ve kanun hükmünde kararname ile kurulanlar hariç olmak
üzere, hizmet alanı kalmayan fonlar Maliye Bakanı ve Hazine Müsteşarlığının
bağlı olduğu Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile tasfiye
edilebilir. Bunların tasfiyesine ilişkin her türlü düzenlemeleri yapmaya Maliye
Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.
Maliye Bakanı ile Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakanın müşterek teklifi ve Başbakanın onayı ile fonların gider hesapları
üzerinden aktarma yapılabilir. Aktarılan tutar, kendisine aktarma yapılan fonun
gelir hesabı üzerinden müşterek fon hesabına, buradan da tamamı gider hesabına
aktarılır.
Bütçe kapsamı dışındaki fonlardan kendi mevzuatlarına göre
yapılan kesinti ile fonlararası aktarmalardan sonra kalan tutar, T.C. Merkez
Bankası tarafından ilgili fonun gider hesabına aktarılır.
1995 Mali Yılı Bütçe Kanununun 45 inci ve 1996 Mali Yılı
Bütçe Kanununun 43 üncü maddesi uyarınca, Destekleme ve Fiyat İstikrarı
Fonundan ( DFİF ) yapılan ödemelerle ilgili olarak, anılan Fona ikrazen verilen
özel tertip Devlet tahvili ile ilgili açık bulunan hesabın kapatılmasına Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan, bu işlemleri anılan Müsteşarlığın teklifi
üzerine gelir ve gider hesapları ile ilişkilendirmeksizin mahiyetlerine göre
ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir.
b) 1. Türk Silahlı Kuvvetlerine stratejik hedef planı
uyarınca temini gerekli modern silah, araç ve gereçler ile gerçekleştirilecek
savunma ve NATO altyapı yatırımları için yıl içinde yapılacak harcamalar;
7.11.1985 tarihli ve 3238 sayılı Kanunla kurulan Savunma Sanayii Destekleme
Fonunun kaynakları, bu amaçla bütçeye konulan ödenekler ve diğer ayni ve nakdi
imkanlar birlikte değerlendirilmek suretiyle Savunma Sanayii İcra Komitesince
tespit edilecek esaslar çerçevesinde karşılanır.
2. Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlığına bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden bu
fıkranın (1) numaralı bendi gereğince tespit edilecek tutarları; Emniyet Genel
Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden helikopter ve uçak
alımına ilişkin tutarları; Gümrük Müsteşarlığına (Gümrükler Muhafaza Genel
Müdürlüğü) bütçe ile tahsis edilen mevcut ödeneklerden motorbot alımına yönelik
tutarları; Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğüne bütçe ile tahsis edilen
mevcut ödenekler ile bu Genel Müdürlük bütçesine kaydedilen ödeneklerden
motorbot alımına yönelik tutarları Savunma Sanayii Destekleme Fonuna ödemeye
Milli Savunma, İçişleri ve Sağlık Bakanları ile Gümrük Müsteşarlığının bağlı
olduğu Bakan yetkilidir.
3. Savunma Sanayii Destekleme Fonundan Hazineye yatırılacak
paraları bir yandan genel bütçeye gelir, diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı
bütçesinin ilgili tertiplerine ödenek kaydetmeye ve geçen yıllar ödenek
bakiyelerini devretmeye Maliye Bakanı yetkilidir.
Yabancı ülkelere
yapılacak hizmet karşılıkları
MADDE 17.- Tasarının 17 nci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Bağış, hibe ve yardımlara
ilişkin işlemler
MADDE 18.- Tasarının 18 inci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Muhtelif gelirlere
ilişkin hususlar
MADDE 19.- Tasarının 19 uncu maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
İKİNCİ KISIM
Devlet Borçları ve Kamu
İktisadi Teşebbüslerine
İlişkin Hükümler
Hazine garanti limiti ve
borçlanmaya ilişkin işlemler
MADDE 20.- Tasarının 20 nci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
Görev zararları
MADDE 21.- Kamu iktisadi teşebbüslerinin, 8.6.1984 tarihli
ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 35 inci maddesi uyarınca doğmuş ve
doğacak görev zararı alacakları ile 12.12.2001 tarihli ve 2001/3372 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile önceki yıllar kararları kapsamında üretilen şekerin,
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.'nin özelleştirme programına alındığı tarih
itibarıyla sözleşmesi ve bağlantısı yapılmış olan dahilde işleme rejimi
kapsamındaki satışlarıyla ihracatından doğan ve/veya doğacak görev zararları
ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün (TMO) ilgili mevzuatında
belirtilen esas ve usullere göre doğmuş ve doğacak görev zararı alacakları,
avans olarak (TMO'nun 2004-2005 kampanya döneminde dahilde işleme rejimi
kapsamında doğan ve/veya doğacak görev zararları hariç) Hazine Müsteşarlığı
bütçesinde bu amaçla öngörülen ödeneklerden karşılanır.
Türk Eximbank A.Ş.'nin politik risk kapsamında yapacağı
tahsilatlardan Hazinenin Bankaya olan politik risk yükümlülüğünü aşan kısmı ile
Bankanın 2005 yılı faaliyet kârından Hazineye terettüp eden temettü tutarları,
Bankanın ödenmemiş sermayesine mahsup edilebilir. Söz konusu mahsup işlemine
Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakan; mahsup işlemlerini Hazine
Müsteşarlığının teklifi üzerine, bütçenin gelir ve gider hesaplarıyla
ilişkilendirilmeksizin mahiyetine göre ilgili Devlet hesaplarına kaydetmeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Kamu Personeline İlişkin
Hükümler
Katsayılar, yurt dışı
aylıkları, ücret ve sözleşme ücreti
MADDE 22.- Tasarının 22 nci maddesi Komisyonumuzca aynen kabul
edilmiştir.
Kadroların kullanımına
ilişkin hususlar
MADDE 23.- a) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile
5018 sayılı Kanuna ekli (II) sayılı cetvelde yer alan idarelerin, açıktan atama
izni aranmaksızın boş kadrolarına (işçi kadroları hariç) yapacakları açıktan
atama sayıları ile genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu kadrolara
yapacakları nakil sayıları toplamı, bu idarelerin 2005 yılında emeklilik, ölüm,
istifa ve nakil sonucu ayrılan personel sayısının yüzde seksenini aşamaz. Araştırma
görevlisi kadrolarına yapılacak atama sayısı ise 2005 yılında ayrılan (TUS ve
DUS eğitiminden ayrılanlar hariç) araştırma görevlilerinin yüzde 100'ünü
aşamaz. Bu sınırlar içinde personel ihtiyacını karşılayamayacak idareler için
ilave 21.000 adet açıktan atama izni verilebilir. Kanun, uluslararası anlaşma,
Bakanlar Kurulu kararı veya yılı programıyla kurulması veya genişletilmesi
öngörülen birimler ile hizmetin gerektirdiği zorunlu haller için ilave personel
ihtiyacı duyan kamu idareleri, taleplerini gerekçeleri ile birlikte Şubat ayı
sonuna kadar Maliye Bakanlığına bildirirler. Söz konusu ilave sayının kurum ve
kuruluşlar itibarıyla dağılımı, gerekli görülmesi halinde bu toplam sayının bir
kısmının rezerv tutulması ve kullanımı ile diğer hususlar Devlet Personel
Başkanlığının bağlı olduğu Bakan ile Maliye Bakanının müşterek önerisi üzerine
Başbakan tarafından belirlenir.
Hâkimlik ve savcılık meslekleri ile bu meslekten sayılan
görevlere, Tıpta Uzmanlık Tüzüğü uyarınca araştırma görevlisi veya asistan
kadrolarına, yükseköğretim kurumları öğretim üyeliklerine, 3713 sayılı Terörle
Mücadele Kanununun ek 1 inci maddesi ve 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı
Kanunun ek 1 inci maddesi uyarınca yapılacak atamalar, 27.7.1967 tarihli ve 926
sayılı Kanun kapsamında veya diğer ilgili mevzuata göre yapılacak askeri
personel atamaları, emniyet hizmetleri sınıfında bulunan kadrolara yapılacak
atamalar, 24.11.1994 tarihli ve 4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile 4.2.1924
tarihli ve 406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel
nakilleri yukarıda yer alan sınırlamalara tabi değildir.
Ancak, birinci fıkra kapsamında 657 sayılı Kanunun 59 ve 92
nci maddeleri uyarınca yapılacak açıktan atamalar için Devlet Personel
Başkanlığından izin alınması zorunludur.
5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan
kurumların ve (II) sayılı cetvelde yer almayan özel bütçeli idarelerin, döner
sermayelerin, kefalet sandıklarının serbest memur kadrolarına yapacakları
açıktan atama sayıları ile aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki kamu idare ve
kurumlarından yapacakları memur nakil (4046 sayılı Kanunun 22 nci maddesi ile
406 sayılı Kanunun ek 29 uncu maddesi uyarınca yapılacak personel nakilleri
hariç) sayıları toplamı ile bunların kullanımı ve diğer hususları belirlemeye
Maliye Bakanlığı yetkilidir.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idarelere, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kurumlara,
döner sermayelere ve kefalet sandıklarına tahsis edilmiş bulunan sürekli işçi kadrolarından
boş olanların açıktan atama amacıyla kullanılması, Devlet Personel Başkanlığı
ile Maliye Bakanlığının iznine tabidir. Açıktan atama izni, personel ödeneğinin
yeterli olması şartıyla verilebilir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri, yapacakları
açıktan veya naklen atamalarda ilgili mevzuat hükümlerine uymanın yanında,
mevcut personelinin rasyonel dağılımı yoluyla daha verimli şekilde kullanımını
sağlamak ve azami tasarruf anlayışı ile hareket etmek zorundadırlar. Öğretim
üyeleri dışındaki öğretim elemanları, Kamu Personeli Seçme Sınavı sonuçlarına
göre yapılacak atamalar hariç, 657 sayılı Kanuna tabi kadrolara naklen
atanamazlar.
Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan
kamu idareleri, döner sermayeler ve kefalet sandıkları, yıl içinde
gerçekleştirdikleri açıktan ve naklen atamalara ilişkin bilgileri, emeklilik,
istifa ve ölüm gibi nedenlerle serbest kadrolarında/pozisyonlarında meydana
gelen değişiklikleri ve kadrolarının/pozisyonlarının dolu ve boş durumunu
gösterir cetvelleri Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarının son günü
itibarıyla doldurarak ilgili ayları izleyen ayın yirmisine kadar Maliye
Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığına gönderirler.
b) Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli
idareler, 5018 sayılı Kanuna ekli (IV) sayılı cetvelde yer alan kamu idareleri
ve döner sermayelerin boş sürekli işçi kadrolarından Maliye Bakanlığı ve Devlet
Personel Başkanlığınca uygun görülenler Başbakanın onayı ile iptal edilir.
c) İçişleri Bakanlığı ile Devlet Personel Başkanlığı
tarafından müştereken belirlenen norm kadro ilke ve standartlarına uygun olarak
norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış il özel idareleri ve bunların
kurdukları müessese ve işletmeler ile norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış
ve 1.1.2006 tarihi itibarıyla 3.7.2005 tarihli ve 5393 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinde belirtilen oranları aşmamış olan belediyeler ve mahalli idare
birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler, norm kadroya uygun
boş memur ve sürekli işçi kadrolarına açıktan atama izni aranmaksızın atama
yapabilirler.
Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmış olmakla birlikte
1.1.2006 tarihi itibarıyla 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinde belirtilen
oranları aşmış olan belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların
kurdukları müessese ve işletmelerin boş memur ve sürekli işçi kadrolarına
yapılacak atamalar hakkında anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi hükümleri
uygulanır.
Norm kadro çalışmalarını sonuçlandırmamış il özel idareleri,
belediyeler ve mahalli idare birlikleri ile bunların kurdukları müessese ve
işletmelerin, kendilerine tahsis edilmiş bulunan serbest memur kadroları ile
sürekli işçi kadrolarından 31.12.2005 tarihi itibarıyla boş olanlar ile bu
tarihten sonra boşalacak olanları açıktan atama amacıyla kullanabilmeleri
İçişleri Bakanlığının iznine tabidir. Belediyeler ve mahalli idare birlikleri
ile bunların kurdukları müessese ve işletmeler adına bu fıkra gereğince İçişleri
Bakanlığı tarafından verilecek izinlerde, 5393 sayılı Kanunun 49 uncu
maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen oranların aşılmaması, bu oranların
önceden aşılmış olması halinde ise anılan Kanunun geçici 1 inci maddesi
hükümlerine uyulması zorunludur.
Sözleşmeli personele
ilişkin esaslar
MADDE 24.- Tasarının 24 üncü maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
İşçilik ödenekleri ve
geçici iş pozisyonlarına ilişkin esaslar
MADDE 25.- Tasarının 25 inci maddesi Komisyonumuzca aynen
kabul edilmiştir.
DÖRDÜNCÜ KISIM
Çeşitli Hükümler
Uluslararası kuruluşlara
üyelik
MADDE 26.- Tasarının 27 nci maddesi, 26 ncı madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kamu idarelerince
işletilen sosyal tesisler
MADDE 27.- Tasarının 28 inci maddesi, 27 nci madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Tedavi hizmetlerinin
temini
MADDE 28.- Tasarının 31 inci maddesi, 28 inci madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Taşınmaz devri
MADDE 29.- Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının mülkiyetinde
bulunan taşınmazlardan Sağlık Bakanlığınca sağlık hizmetlerinde kullanılmak
üzere ihtiyaç duyulanlar ile Maliye Bakanlığınca kiralanmış olanlar, bedelleri
anılan Başkanlık bütçesine transfer edilmek üzere Sosyal Güvenlik Kurumu
Başkanlığı bütçesine konulan ödenekten mahsup edilerek Hazine adına tescil ve
ilgili Bakanlıklara tahsis edilir. Bedel tespiti, Maliye Bakanlığı ve Sosyal
Sigortalar Kurumu Başkanlığı temsilcileri ile ilgisine göre Sağlık Bakanlığı
temsilcisinden oluşan komisyon tarafından taşınmazların rayiç bedelleri dikkate
alınarak yapılır.
Muhasebe kayıtlarından
çıkarılacak tutarlar
MADDE 30.- Tasarının 33 üncü maddesi, 30 uncu madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Tahsil edilmeyecek
alacaklar
MADDE 31.- Tasarının 34 üncü maddesi, 31 inci madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Kısmen veya tamamen
uygulanmayacak hükümler
MADDE 32.- a) 1. 4.11.1981 tarihli ve 2547 sayılı Kanunun
46, 58, ek 25, ek 26, ek 27 ve 19.11.1992 tarihli ve 3843 sayılı Kanunun 7 nci maddelerinin
özel gelir ve özel ödenek uygulaması ile devrine ilişkin hükümleri ve 2547
sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin yedinci fıkrası,
2. 12.3.1982 tarihli ve 2634 sayılı Kanunun 21 inci
maddesinin ikinci fıkrası,
3. 24.5.1983 tarihli ve 2828 sayılı Kanunun 31 inci
maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi,
4. 31.10.1985 tarihli ve 3234 sayılı Kanunun 35 inci
maddesinin son fıkrası,
5. 28.5.1986 tarihli ve 3291 sayılı Kanunun 11 inci maddesi,
6. 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanun hükümleri,
Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü il müdürlükleri için,
7) 24.6.1994 tarihli ve 540 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamenin ek 2 nci maddesinin 12 nci fıkrasında yer alan "….ve istihdam
edileceği alanla ilgili en az üç yıllık
iş tecrübesine sahip" ibaresi,
8) 21.4.2005 tarihli ve 5335 sayılı Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 2 nci
maddesi,
2006 yılında uygulanmaz.
b) 5.5.1983 tarihli ve 2821 sayılı Kanuna göre kurulmuş olan
Kamu İşveren Sendikalarına, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel
bütçeli idareler tarafından işveren sıfatıyla ödenecek aidatlar hakkında anılan
Kanunun 7 nci maddesinin (11) numaralı bendi ile 23 üncü maddesinin üçüncü
fıkrası 2006 yılında uygulanmaz.
c) 5.4.1983 tarihli ve 2813 sayılı Kanuna göre cep telefonu
faturalı abonelerinin (ön ödemeli cep telefonu aboneleri hariç olmak üzere)
ödemek zorunda oldukları ruhsatname ve yıllık kullanım ücretleri, 2006 yılında
işletmecinin sistemine abone olunan ay itibarıyla geriye kalan aylar için yıl
sonuna kadar eşit taksitlere bölünerek alınır.
d) 4.1.1961 tarihli ve 209 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin
ikinci fıkrasından sonra gelen hükümleri aşağıdaki şekilde uygulanır:
Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye
gelirlerinden, döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşlarında görevli olan
memurlar ile bu kurum ve kuruluşlarda 10.7.2003 tarihli ve 4924 sayılı Kanun
uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen sağlık personeline, mesai içi veya
mesai dışı ayrımı yapılmaksızın ek ödeme yapılabilir. Sağlık kurum ve
kuruluşlarında Bakanlıkça belirlenen hizmet sunum şartları ve kriterleri de
dikkate alınmak suretiyle, bu ödemenin oranı ile esas ve usulleri; personelin
unvanı, görevi, çalışma şartları ve süresi, hizmete katkısı, performansı,
serbest çalışıp çalışmaması ile muayene, ameliyat, anestezi, girişimsel
işlemler ve özellik arz eden riskli bölümlerde çalışma gibi unsurlar esas
alınarak Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca
belirlenir.
Yukarıdaki paragrafta yer alan hükme göre personelin
katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele bir ayda yapılacak
ek ödemenin tutarı, ilgili personelin bir ayda alacağı aylık (ek gösterge
dahil), yan ödeme ve her türlü tazminat (makam, temsil ve görev tazminatı
hariç) toplamının, pratisyen tabip ve diş tabiplerinden serbest çalışanlara
yüzde 250'sini, serbest çalışmayanlara yüzde 500'ünü, uzman tabip, Tıpta
Uzmanlık Tüzüğünde belirtilen dallarda bu Tüzük hükümlerine göre uzman olanlar
ve uzman diş tabiplerinden serbest çalışanlara yüzde 350'sini, serbest
çalışmayanlara yüzde 700'ünü, serbest çalışmayan klinik şef ve şef
yardımcılarına yüzde 800'ünü, diğer personele ise yüzde 150'sini geçemez. İşin
ve hizmetin özelliği dikkate alınarak yoğun bakım, doğumhane, yeni doğan, süt
çocuğu, yanık, diyaliz, ameliyathane, kemik iliği nakil ünitesi ve acil servis
gibi özellikli hizmetlerde çalışan personel için yüzde 150 oranı, yüzde 200
olarak uygulanır. 4924 sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen
sağlık personeline yapılacak ek ödemenin tutarı ise, aynı birimde aynı unvanlı
kadroda çalışan ve hizmet yılı aynı olan emsali sağlık personeli esas alınarak
belirlenir ve bunlara yapılacak ek ödeme, hiçbir şekilde emsaline yapılabilecek
ek ödeme üst sınırını geçemez.
Personelin katkısı ile elde edilen döner sermaye
gelirlerinden, o birimde görevli personele yapılacak ek ödeme toplamı, ikinci
ve üçüncü basamak sağlık kurumlarında, ilgili birimin cari yıldaki döner
sermaye gelirinin yüzde 50'sini, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ise,
ilgili birimin cari yıldaki döner sermaye gelirinin yüzde 65'ini aşamaz.
Sağlık Bakanlığına bağlı döner sermaye işletmeleri, sağlık
hizmetlerinin iyileştirilmesi, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun teşvik
edilmesi, sağlık kurum ve kuruluşlarının kendi imkanlarıyla karşılayamadıkları
ihtiyaçların giderilmesi, eğitim, araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin
desteklenmesi, birinci basamak sağlık kuruluşlarının desteklenmesi ve Bakanlık
merkez teşkilatında görev yapan memurlar ile sözleşmeli personele ek ödemede
bulunulması amacıyla Bakanlıkça yapılacak giderlere iştirak etmek için aylık
gayrisafi hasılattan aylık tahsil edilen tutarın yüzde 2'sini geçmemek üzere
Sağlık Bakanlığınca belirlenecek oranı Bakanlık Döner Sermaye Merkez Saymanlığı
hesabına aktarırlar. Bu hesapta toplanacak tutarların dağılım ve harcanmasına
ilişkin kriterler ile personele yapılacak ek ödemenin oran, esas ve usulleri
Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Sağlık Bakanlığınca belirlenir.
Personele yapılacak ek ödemenin tutarı, en yüksek Devlet memuru aylığının (ek
gösterge dahil) yüzde 200'ünü geçemez. Ek ödeme tutarı; görev yapılan birim ve
iş hacmi, görevin önem ve güçlüğü, çalışma süresi, personelin sınıfı, kadro unvanı,
derecesi ve atanma biçimi gibi kriterler ile personele aylık ve özlük hakları
dışında ilgili mevzuatına göre yapılan diğer ilave ödemeler dikkate alınarak
belirlenir. Merkez teşkilatında görev yapan personele bu fıkra kapsamında
yapılacak toplam ek ödeme, döner sermaye işletmelerinden cari yılda aktarılan
tutarın yüzde 50'sini geçemez ve bu ödemeler gelir vergisine tabi tutulmaz.
2547 sayılı Kanunun 38 inci maddesine göre Sağlık Bakanlığı
merkez teşkilatı ve bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında görevlendirilenler,
aynı maddede belirtilen ilave ödemelerden yararlanmamak kaydıyla, Bakanlık
merkez veya bağlı sağlık kurum ve kuruluşunda görev yaptıkları unvan için
belirlenen ek ödemeden faydalandırılır.
Birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin
geliştirilmesi ve bölgelerarası gelişmişlik farklarının giderilmesi amacıyla,
döner sermayeli işletmelerden uygun görülenlerin merkeze aktaracağı payı yüzde
4'e kadar yükseltmeye Sağlık Bakanı yetkilidir. 24.11.2004 tarihli ve 5258
sayılı Kanun kapsamında, aile hekimliği uygulamasına geçilen illerde, il sağlık
müdürlüğü ve birinci basamak sağlık hizmeti sunan kurum ve kuruluşlarda çalışan
personele (aile hekimi ve aile sağlığı elemanı olarak çalışanlar hariç) merkeze
aktarılan yüzde 2 oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak paydan
karşılanmak üzere Maliye
Bakanlığının uygun görüşü
üzerine Sağlık Bakanlığınca
belirlenecek esas ve usullere göre ek ödeme yapılabilir. Merkeze
aktarılan yüzde iki oranına kadar olan paya ilave olarak alınacak tutarlar, bu
fıkrada belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz.
Döner sermayeli işletmelerin mali imkanı elverişli
olanlarından, mali durumu yetersiz olanlara karşılıksız veya borç olarak kaynak
aktarmaya Sağlık Bakanı yetkilidir.
e) 18.6.1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin
(b) bendinde yer alan "diş çekimi" ibaresi 2006 yılında "diş
tedavisi" şeklinde uygulanır.
f) 17.9.2004 tarihli ve 5234 sayılı Kanunun geçici 1 inci
maddesinin birinci fıkrasının parantez içi hükmü "ilaç, kan ve kan
bileşenleri ile tıbbi sarf malzemesi hasılatının yüzde 5'i" şeklinde
uygulanır.
g) 24.7.2003 tarihli ve 4956 sayılı Kanunun 56 ncı
maddesinin (d) bendi ile aynı Kanunun geçici 3 üncü maddesinde geçen
"1.1.2005" tarihleri ve 22.1.2004 tarihli ve 5073 sayılı Kanunun 17
nci maddesinde geçen "1.1.2005" tarihi "1.1.2007" şeklinde
uygulanır.
17.10.1983 tarihli ve 2926 sayılı Kanuna tabi
sigortalılardan, 2006 yılı içinde aynı Kanunun 33 üncü maddesine göre
belirlenen gelir basamaklarından ilk altı basamakta bulunanlardan altıncı
basamak gösterge tutarının, yedi ve daha yukarı basamaklarda bulunanlardan ise
bulundukları basamak gösterge tutarının yüzde yirmisi oranında sağlık sigortası
primi tahsil edilir.
h) 17.7.1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 91 inci
maddesinin yedinci fıkrasında geçen "31.12.2005" tarihi
"31.12.2006" olarak uygulanır.
i) 5217 sayılı
Kanunun geçici 4 üncü maddesinin uygulanmasına; birinci fıkrası, ikinci
fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "Bu şekilde kaydedilen
ödeneklerden;" ibaresi ve ikinci fıkrasının son iki cümlesi hariç, 2005
yılında uygulanan oran, esas ve usuller çerçevesinde devam olunur. Anılan madde
uyarınca yapılacak ödemeler Genel Müdürlüğe ait ödeneklerden karşılanır ve 4924
sayılı Kanun uyarınca sözleşmeli olarak istihdam edilen personel söz konusu
ödemeden yararlandırılmaz.
j) 8.6.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun geçici 171 inci
maddesinin ikinci fıkrası, "Fazla çalışmanın süresi, ücreti ve fazla
çalışmanın yaptırılması ile ilgili diğer hususlar T.C. Emekli Sandığı Yönetim
Kurulunun önerisi üzerine Maliye Bakanlığınca tespit edilir." şeklinde
uygulanır.
k) 26.5.2005 tarihli ve 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri
Kanununun 15 inci maddesinin (a) bendi "Birlik üyelerinin, birliğin
kuruluş ve faaliyet giderlerine katılma payları ( Birliğe dahil il özel
idarelerinin katılma payları bütçe gelirlerinin binde ikisini aşamaz.)"
şeklinde uygulanır.
l) 10.11.2005 tarihli ve 5431 sayılı Kanunun 33 üncü maddesi
ile 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kanunun eki (II) sayılı cetvele eklenen
Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün harcamaları, mevcut mevzuat çerçevesinde
özel bütçesi hazırlanıncaya kadar Ulaştırma Bakanlığı bütçesinde yer alan Sivil
Havacılık Genel Müdürlüğüne ait ödeneklerden karşılanır.
m) 12.10.2004 tarihinden önce inşaat ruhsatı alınmış ve
yapılmış olup, kullanma izni verilmeyen ve alınmayan yapılara; yol, elektrik, su, telefon, kanalizasyon,
doğalgaz gibi alt yapı hizmetlerinden birinin veya bir kaçının götürüldüğünün
belgelenmesi halinde, ilgili yönetmelikler doğrultusunda fenni gereklerin
yerine getirilmiş olması ve bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren başvurulması
üzerine, kullanma izni alınıncaya kadar geçici olarak su ve/veya elektrik bağlanabilir.
Bu kapsamda su ve/veya elektrik bağlanması herhangi bir kazanılmış hak teşkil
etmez.
Yürürlük
MADDE 33.- Tasarının 36 ncı maddesi, 33 üncü madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Yürütme
MADDE 34.- Tasarının 37 nci maddesi, 34 üncü madde olarak
Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
|
|
Recep Tayyip Erdoğan |
|
|
|
|
Başbakan |
|
|
|
|
Dışişleri
Bak. ve Başb. Yrd. V. |
Devlet
Bak. ve Başb. Yrd. |
Devlet
Bak. ve Başb. Yrd. |
|
|
M. V. Gönül |
A. Şener |
M. A. Şahin |
|
|
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
|
|
B. Atalay |
A. Babacan |
M. Aydın |
|
|
Devlet
Bakanı |
Devlet
Bakanı |
Adalet
Bakanı |
|
|
N. Çubukçu |
K. Tüzmen |
C. Çiçek |
|
|
Millî
Savunma Bakanı |
İçişleri
Bakanı |
Maliye
Bakanı |
|
|
M. V. Gönül |
A. Aksu |
K. Unakıtan |
|
|
Millî
EğitimBakanı |
Bayındırlık
ve İskân Bakanı |
Sağlık
Bakanı |
|
|
H. Çelik |
F. N. Özak |
R. Akdağ |
|
|
Ulaştırma
Bakanı |
Tarım
ve Köyişleri Bakanı |
Çalışma
ve Sos. Güv. Bakanı V. |
|
|
B. Yıldırım |
M. M. Eker |
C. Çiçek |
|
|
Sanayi
ve Ticaret Bakanı |
En.
ve Tab. Kay. Bakanı |
Kültür
ve Turizm Bakanı |
|
|
A. Coşkun |
M. H. Güler |
A. Koç |
|
|
|
Çevre
ve Orman Bakanı |
|
|
|
|
O. Pepe |
|
|
|
|
|
|
SIRA SAYISI 1028’İN SONU (GÖRÜNMEYEN BÖLÜMLER TARAMA OLDUĞU
İÇİN HAVUZA ATILAMIYOR)