Dönem: 22 Yasama Yılı: 5
TBMM (S.
Sayısı: 1309)
Milletlerarası
Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına
Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı ile Dışişleri
Komisyonu
Raporu
(1/1238)
Not: Tasarı, Başkanlıkça
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar Bilgi ve Teknoloji ile Adalet
ve Dışişleri komisyonlarına havale edilmiştir.
T.C.
Başbakanlık 01/08/2006
Kanunlar ve Kararlar
Genel Müdürlüğü
Sayı: B.02.0.KKG.0.10/101-1265/3825
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Dışişleri
Bakanlığınca hazırlanan ve Başkanlığınıza arzı Bakanlar Kurulunca
21/6/2006 tarihinde kararlaştırılan “Milletlerarası Mal Satımına
İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına Katılmamızın
Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” ile gerekçesi ilişikte
gönderilmiştir.
Gereğini
arz ederim.
Recep
Tayyip Erdoğan
Başbakan
GEREKÇE
Dünya Ticaret Örgütü gibi örgütlerin
önderliğinde ticaret sınırlamalarının önemli ölçüde bertaraf
edilebilmiş olması globalleşmenin önünü açmıştır. Öte yandan, Avrupa
Birliği, NAFTA (Kuzey Amerika),
Mercosur (Güney Amerika), OHADA (Afrika) gibi oluşumlar sayesinde
kıtalar bazında ülkelerin ticari birlikler içine girmiş olması
da ticarete önemli bir ivme kazandırmıştır. Son olarak, yeni bilişim
teknolojilerinin tacirlere sunduğu olanaklar her türlü sınır olgusunu
bertaraf etmiştir. Ancak ticaretin sınır tanımaz bu gelişimi, ticareti
düzenleyecek olan kuralların da sınır aşan şekilde kaleme alınması
ve uygulanması ihtiyacını beraberinde getirmiştir. Hem globalleşmenin
getirdiği olumsuz etkileri gidermek için (fikri ve sınai hakların
rekabetin veya tüketicinin milletlerarası alanda korunması gibi)
hem de global ticaretin önündeki gümrük dışı engelleri (farklı hukuk
düzenleri) ortadan kaldırmak için başta Birleşmiş Milletler olmak
üzere milletlerarası kuruluşlar sürekli bir faaliyet içindedir.
Amacı, ticari malların sınır aşan satımlarına uygulanacak kuralları
bir örnek hale getirmek olan Milletlerarası Mal Satımına İlişkin
Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması bu faaliyetlerin
en önemli ürünlerinden biridir.
Satım sözleşmesinin birçok hukuk düzeninde
farklı şekilde düzenlenmiş olması milletlerarası satımlardan
kaynaklanan ihtilafların çözümünü güçleştirmekte; milli hukukların
çeşitliliği ve değişkenliği hukuki
güvenliğin sağlanmasını engellemektedir. Bir örnek verilecek
olursa; işyeri Meksika’da bulunan bir satıcının, ABD’deki acentesi
aracılığı ile işyeri Rusya’da bulunan bir alıcıya, Türkiye’de teslim
edilmek üzere bir mal satması ve teslim edilen malın sözleşmeye aykırı
olması halinde bu satım sözleşmesine hangi hukuk kurallarının uygulanacağı
çok kez bir tesadüfe kalacaktır. Zira ihtilafın hangi ülkede dava
konusu edildiğine bağlı olarak ilgili mahkeme, kendi ülkesinin
devletler özel hukuku kurallarının gönderme yaptığı ülkenin satım
hukukunu uygulamak zorunda kalacaktır. Diğer yandan bu hukuk düzeninin
ilgili kurallarına ulaşmanın beraberinde getireceği güçlükler,
dil engelleri gibi sebepler de ihtilafın sağlıklı çözülmesini
güçleştirecektir. Nitekim bu yüzden, sınır aşan satım sözleşmelerinde
uygulanacak hukuk genelde taraflarca belirlenmektedir. Ancak bu
noktada tarafların hukuk seçimi üzerinde anlaşmaları sorun yaratmakta,
güçlü olan taraf kendi tercihini diğer tarafa dayatabilmektedir.
Milletlerarası satım sözleşmelerine
uygulanabilecek ve bütün dünya ülkelerinin benimsediği yeknesak
bir hukuk düzeninin oluşturulması halinde her hâkim sınır aşan satım
sözleşmelerine bu kuralları uygulayabilecektir. Bu kurallar aynı
zamanda kendi ülke hukukunun da bir parçasını oluşturacağı için,
hem kendi dilinde bu metinleri inceleyebilecek, hem de ilgili literatüre
ulaşabilecektir. Bu şekilde taraflar için de, satım sözleşmelerinin hangi ülke
hukukuna göre çözüleceği belirsizliği ortadan kalkacak ve ikisi
de aynı hukuk kurallarına tâbi olmanın beraberinde getirdiği
avantajları kullanabilecektir.
Nitekim bugüne kadar 66 ülkenin bu sözleşmeyi
imzalamış olması ve bu ülkelerin dünya ticaretinin yaklaşık
2/3’ünü elinde tutan ülkeler olması bu alanda hukuk uyumlaştırmasına
duyulan ihtiyacın açık bir göstergesidir. Bu ihtiyaç kendisini
20. yüzyılın ilk yarısından beri göstermektedir. Viyana Antlaşması,
satım hukuklarının uyumlaştırılması konusunda uzun yıllardır gösterilen
çabaların bir ürünüdür. Henüz 1930’lu yıllarda, merkezi Roma’da bulunan
ve özel hukukun yeknesaklaştırılmasına ilişkin faaliyet gösteren
uluslararası enstitü (UNIDROIT) bu konuya eğilmiş ve özellikle
ikinci dünya savaşından sonra bu çalışmalar büyük ivme kazanmıştır.
Hazırlanan birçok ön taslaktan sonra, 1964 yılında La Haye’de yapılan
diplomatik bir konferansta satım hukukuna ilişkin iki antlaşma kabul
edilebilmiştir. Bunlardan ilki Milletlerarası Mal Satımı Hakkında
Yeknesak Kanuna İlişkin Antlaşma, ikincisi de Milletlerarası Mal
Satım Sözleşmelerinin Kurulması Hakkında Yeknesak Kanuna İlişkin
Antlaşmadır.
Ancak bu iki antlaşma da beklenen uyumlaştırmayı
sağlamada çok yetersiz kalmış ve sadece dokuz ülke bunlara taraf
olmuştur. Bunda en önemli etkenlerden biri, sözleşmelerin hazırlanması
aşamasında çok az sayıda katılımın sağlanmış ve bu katılımın özellikle
endüstri ülkeleriyle sınırlı kalmış olmasıdır. Bunun yanı sıra
taraf ülkelerin koyabileceği
çok farklı çekinceler ve genel olarak sözleşmenin içerdiği hükümler
itibariyle uygulanmasının güç olması da rol oynamıştır. Nitekim
bu eleştiriler karşısında Birleşmiş Milletlerin Uluslararası Ticaret
Hukukuna İlişkin Komisyonu (UNCITRAL) konuyu kendi gündemine almış
ve çalışmalara başlamıştır. Dünyanın çok farklı ülkelerinin temsil
edildiği çalışma grubunun son taslağı (“New York Taslağı”) 1978 yılında
UNCITRAL tarafından benimsenmiş ve 1980 yılında Viyana’da gerçekleştirilen
BM toplantısında temsil edilen 62 ülkenin 42’si tarafından kabul
edilmiştir. Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında
Birleşmiş Milletler Antlaşması 1986 yılında ABD, Çin ve İtalya’nın da
Antlaşmayı onaylaması ve bu şekilde ihtiyaç duyulan on onayın sağlanması
sonucu 01/01/1988’de yürürlüğe girmiştir.
Her ne kadar Milletlerarası Mal Satımına
İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması, Birleşmiş
Milletler tarafından hazırlanmış olan bir Antlaşma olmak itibariyle
bu kapsamda değerlendirilemese de bu Antlaşmanın 25 AB üyesi ülkeden
20’si tarafından imzalanmış olması ve Türkiye’nin ticaret ilişkileri
içinde bulunduğu ülkelerin büyük çoğunluğunun Milletlerarası Mal
Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’na
taraf olması bu Antlaşmanın Türkiye açısından önemini ciddi surette
artırmaktadır. İçerdiği düzenlemeler itibariyle Türk-İsviçre satım
hukukuna benzerliği nedeniyle Antlaşmanın Türk mahkemeleri tarafından
uygulanması herhangi bir güçlük doğurmayacaktır. Nitekim 1990’dan
beri Antlaşmaya taraf olan İsviçre’de Antlaşma hükümlerinin uygulanmasında
herhangi bir sorun yaşanmamış olması bu durumun göstergesidir. Ayrıca
Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş
Milletler Antlaşması’nın bugüne kadar ithalatçı ülke/ihracatçı
ülke; gelişmiş ülke/az gelişmiş ülke gibi belirli bir grup ülke tarafından
tercih edilmemiş olması, dünyanın her kıtasından, her türden ülkenin
bunu imzalamış olması, objektivitesinin ve hazırlanmasında gösterilen
özenin bir ifadesidir. Dolayısıyla Türkiye’nin bu Antlaşmaya taraf
olması ihtiyacı çok açıktır. Hukuk uyumlaştırması faaliyetlerinin
21. yüzyılın gündemini belirleyecek olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’nin
bu “yeni hukuk düzeninin” şekillendirilmesinde rol alması ancak
bu oluşumlara katılması yoluyla mümkündür.
Bu amaçlarla, 11 Nisan 1980 tarihinde
Viyana’da imzaya açılan, 1 Ocak 1988 tarihinde yürürlüğe giren ve
Ocak 2006 tarihi itibariyle 66 ülkenin taraf olduğu Milletlerarası
Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına
taraf olmak üzere bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.
Dışişleri
Komisyonu Raporu
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Dışişleri Komisyonu 13/12/2006
Esas No.: 1/1238
Karar No.: 168
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanarak
Bakanlar Kurulunca 1/8/2006 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına sunulan ve Başkanlıkça 5/9/2006 tarihinde tali komisyon
olarak Adalet Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji Komisyonuna esas komisyon olarak da Komisyonumuza
havale edilen “Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler
Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşmasına Katılmamızın Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Tasarısı”, Komisyonumuzun 7/12/2006 tarihli 41 inci toplantısında
Dışişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
temsilcilerinin de katılmalarıyla görüşülmüştür.
Tasarı ve gerekçesi incelendiğinde
Antlaşma ile;
- Antlaşmanın uygulama alanı,
- Sözleşmelerin kurulması, alıcı ve
satıcının yükümlülükleri,
- Sözleşmelerin ihlali halinde tarafların
sahip oldukları hukuki imkânlar,
- Sözleşmenin sona ermesi ve sonuçları,
konularında düzenlemelerin öngörüldüğü
anlaşılmaktadır.
Komisyonumuzda Tasarının tümü üzerinde
yapılan görüşmelerde;
- Uluslararası ticaretin hazlı bir şekilde
artışına paralel olarak bu alanı düzenleyen kurallara ihtiyaç duyulduğu,
- Satım sözleşmesinin birçok hukuk düzeninde
farklı düzenlenmiş olması nedeniyle milletlerarası satımlardan
kaynaklanan ihtilafların çözümünü güçleştirdiği,
- Amacı ticari malların sınır aşan satımlarına
uygulanacak kuralları biraraya getirmek olan Milletlerarası
Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın
bu alanda yapılmış en önemli çalışma olduğu,
- Antlaşmayı halen 66 ülkenin imzalamış
olduğu ve bu ülkelerin dünya ticaretinin 2/3’ünü elinde bulunduran
ülkeler olduğu,
- Antlaşmanın 25 AB üyesi ülkenin 20’si
tarafından imzalanmış olduğu,
- Antlaşmanın içerdiği düzenlemelerin
Türk-İsviçre satım hukukuna benzerliği nedeniyle Antlaşmanın
Türk mahkemeleri tarafından uygulanmasında herhangi bir güçlükle
karşılaşılmasının beklenmediği,
ifade edilmiştir.
Tasarının tümü üzerindeki görüşmelerin
ardından Tasarı ve gerekçesi Komisyonumuzca da benimsenerek maddelerin
görüşülmesine geçilmiştir.
Tasarının 1 inci, 2 nci, 3 üncü maddeleri
ile tümü aynen kabul edilmiştir.
Raporumuz, Genel Kurulun onayına sunulmak
üzere Yüksek Başkanlığa saygı ile arz olunur.
Başkan Başkanvekili Sözcü
Mehmet Dülger Eyyüp Sanay Mustafa Dündar
Antalya Ankara Bursa
Üye Üye Üye
Ramazan Toprak Aziz Akgül Muzaffer Gülyurt
Aksaray Diyarbakır Erzurum
Üye Üye Üye
Halil Akyüz Mehmet B. Denizolgun Şükrü Mustafa Elekdağ
İstanbul İstanbul İstanbul
Üye Üye Üye
Hüseyin Kansu Onur Öymen Fikret Ünlü
İstanbul İstanbul Karaman
Üye Üye Üye
Ufuk Özkan Süleyman Gündüz Abdullah Veli Seyda
Manisa Sakarya Şırnak
HÜKÜMETİN TEKLİF ETTİĞİ METİN
MİLLETLERARASI
MAL SATIMINA İLİŞKİN SÖZLEŞMELER HAKKINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASINA
KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA
DAİR
KANUN TASARISI
MADDE
1- 11 Nisan 1980 tarihinde
Viyana’da imzaya açılan “Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler
Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması”na katılmamız uygun bulunmuştur.
MADDE
2- Bu Kanun yayımı
tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE
3- Bu Kanun hükümlerini
Bakanlar Kurulu yürütür.
DIŞİŞLERİ KOMİSYONUNUN
KABUL ETTİĞİ METİN
MİLLETLERARASI
MAL SATIMINA İLİŞKİN SÖZLEŞMELER HAKKINDA BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ANTLAŞMASINA
KATILMAMIZIN UYGUN BULUNDUĞUNA
DAİR
KANUN TASARISI
MADDE
1- Tasarının 1 inci
maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE
2- Tasarının 2 nci
maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
MADDE
3- Tasarının 3 üncü
maddesi Komisyonumuzca aynen kabul edilmiştir.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
Dışişleri
Bak. ve Başb. Yrd. Devlet Bak.
ve Başb. Yrd Devlet Bak. ve Başb.
Yrd.
A. Gül A. Şener M. A. Şahin
Devlet
Bakanı Devlet
Bakanı Devlet
Bakanı
B. Atalay A. Babacan M. Aydın
Devlet Bakanı Devlet Bakanı Adalet Bakanı
N. Çubukçu K. Tüzmen C. Çiçek
Millî
Savunma Bakanı İçişleri
Bakanı Maliye
Bakanı
M. V. Gönül A. Aksu K. Unakıtan
Millî
Eğitim Bakanı Bayındırlık
ve İskân Bakanı Sağlık
Bakanı
H. Çelik F. N. Özak R. Akdağ
Ulaştırma
Bakanı Tarım ve Köyişleri
Bakanı Çalışma ve Sos. Güv. Bakanı
B. Yıldırım M. M. Eker M. Başesgioğlu
Sanayi
ve Ticaret Bakanı En. ve
Tab. Kay. Bakanı Kültür ve Turizm
Bakanı
A. Coşkun M. H. Güler A. Koç
Çevre
ve Orman Bakanı
O. Pepe
Milletlerarası
Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında
Birleşmiş
Milletler Antlaşması
Bu
Antlaşmaya taraf Devletler
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun
Yeni Milletlerarası Ekonomik Düzen’in kurulmasına ilişkin altıncı
özel oturumunda kabul edilmiş olan kararlardaki genel hedefler çerçevesinde,
milletlerarası ticaretin eşitlik ve
karşılıklı menfaatler temelinde gelişmesinin Devletler arasındaki
dostane ilişkilerin teşvik edilmesinde önemli bir unsur olduğunun
bilincinde,
milletlerarası mal satımına ilişkin
sözleşmelere uygulanacak ve farklı sosyal, ekonomik ve hukuki sistemleri
dikkate alacak yeknesak kuralların kabul edilmesinin milletlerarası
ticarette hukuki engellerin kaldırılmasına yardımcı olacağı ve
milletlerarası ticaretin gelişmesini teşvik edeceği inancı içinde,
aşağıdakileri kararlaştırmışlardır:
Kısım
I
Uygulama
Alanı ve Genel Hükümler
Bölüm
I
Uygulama
Alanı
Madde
1
(1) Bu Antlaşma, işyerleri farklı devletlerde
bulunan taraflar arasındaki mal satımı sözleşmelerine,
(a) bu devletlerin âkit devletlerden olması
veya
(b) milletlerarası özel hukuk kurallarının
âkit bir devletin hukukuna atıf yapması
halinde uygulanır.
(2) Tarafların işyerlerinin ayrı devletlerde
bulunması olgusu sözleşmeden veya sözleşmenin akdi sırasında veya
öncesinde gerçekleşmiş olan görüşmelerden veya verilmiş olan bilgilerden
anlaşılmadıkça dikkate alınmaz.
(3) Bu Antlaşmanın uygulanmasında ne
tarafların vatandaşlığı, ne tacir olup olmadıkları, ne de sözleşmenin
adî veya ticarî nitelikte olması dikkate alınır.
Madde
2
Bu Antlaşma aşağıdaki satımlara uygulanmaz:
(a) Kişisel veya ailevî ihtiyaç veya
ev ihtiyacı için mal alınması; meğerki satıcı, sözleşmenin akdi sırasında
veya öncesinde, malların böyle bir kullanım için alındıklarını bilmesin
ve bilmesi gerekmesin;
(b) Açık artırma yoluyla yapılan satımlar;
(c) Cebri icra veya diğer kanun gereği
yapılan satımlar;
(d) Menkul kıymet, kambiyo senedi ve para;
(e) Gemi, tekne, hava yastıklı taşıt veya
hava taşıtı satımı;
(f) Elektrik satımı.
Madde
3
(1) İmal edilecek veya üretilecek malların
teminine ilişkin sözleşmeler satım sözleşmesi sayılır; meğerki,
bunları sipariş eden taraf imalat veya üretim için gerekli olan malzemenin
esaslı bir bölümünün teminini taahhüt etmiş olsun.
(2) Bu Antlaşma, mal temin eden tarafın
ediminin, ağırlıklı olarak, işgücü veya diğer bir hizmetin sağlanmasından
oluştuğu sözleşmelere uygulanmaz.
Madde
4
Bu Antlaşma, sadece satım sözleşmesinin
kurulmasını ve alıcı ile satıcının böylesi bir sözleşmeden doğan
hak ve borçlarını düzenler. Antlaşmada aksine bir düzenleme bulunmadığı
sürece, özellikle;
(a) sözleşmenin veya sözleşmenin hükümlerinin
veya teamüllerin geçerliliği;
(b) sözleşmenin, satılan malların mülkiyeti
üzerindeki olası etkileri
düzenlenmemiştir.
Madde
5
Bu Antlaşma satıcının, malların bir
kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olmasından kaynaklanan
sorumluluğuna uygulanmaz.
Madde
6
Taraflar, bu Antlaşmanın uygulanmamasını
kararlaştırabilecekleri gibi, 12. madde saklı kalmak şartıyla hükümlerine
istisna getirebilir veya hükümlerinin doğurabileceği etkileri
değiştirebilirler.
Bölüm
II
Genel
Hükümler
Madde
7
(1) Bu Antlaşmanın yorumunda, Antlaşmanın
milletlerarası niteliği dikkate alınacağı gibi yeknesak uygulanmasının
teşviki ve milletlerarası ticarette dürüstlük kuralının korunması
gereği de gözetilir.
(2) Bu Antlaşmada düzenlenen konulara
ilişkin olup Antlaşmada açıkça cevaplanmamış sorular Antlaşmanın
temelinde yatan genel ilkelere veya bu tür ilkelerin mevcut olmaması
halinde milletlerarası özel hukuk kuralları uyarınca uygulanması
gereken hukuka göre çözümlenir.
Madde
8
(1) Bu Antlaşmanın amacı çerçevesinde
taraflardan birinin beyanları ve diğer davranışları onun iradesine
uygun olarak yorumlanır, yeter ki karşı taraf bu iradeyi bilsin veya
bilmemesi mümkün olmasın.
(2) Eğer fıkra 1 uygulanamıyorsa, taraflardan
birinin beyanları ve diğer davranışları, karşı taraf ile aynı konumda
makul bir kişinin aynı koşullarda bunlara vereceği anlama göre
yorumlanır.
(3) Taraflardan birinin iradesini veya
makul bir kişinin anlayışını tespit edebilmek için özellikle taraflar
arasındaki sözleşme görüşmeleri, aralarında oluşmuş alışkanlıklar,
teamüller ve tarafların sonraki davranışları da dahil olmak üzere
olayın ilgili tüm koşulları dikkate alınır.
Madde
9
(1) Taraflar, uygulanmasını kabul ettikleri
teammüller ve aralarında yerleşmiş olan alışkanlıklarla bağlıdır.
(2) Aksi kararlaştırılmadıkça, tarafların
bildiği veya bilmesi gerektiği ve milletlerarası ticarette aynı
tür sözleşmeleri ilgili ticari branşta akdedenler tarafından yaygın
olarak bilinen ve düzenli olarak uygulanan teamüllerin sözleşmelerine
ve sözleşmenin kurulması aşamasına uygulanmasını zımnen kabul
ettikleri varsayılır.
Madde
10
Bu Antlaşmanın amacı çerçevesinde,
(a) taraflardan birinin birden fazla
işyerinin olması halinde, sözleşmenin akdi sırasında veya öncesinde
taraflarca bilinen veya dikkate alınan koşullar değerlendirilerek
sözleşme ve sözleşmenin ifası ile en yakın irtibat içinde olan işyeri
esas alınır,
(b) taraflardan birinin hiçbir işyerinin
olmaması halinde mutat meskeni esas alınır.
Madde
11
Satım sözleşmesinin kurulması veya
ispatı yazılı şekilde yapılmak zorunda olmadığı gibi başka herhangi
bir şekil hükmüne de bağlı değildir. Sözleşme, tanık dahil her usulle
ispat edilebilir.
Madde
12
Taraflardan birinin işyeri, 96. madde
uyarınca beyanda bulunmuş âkit bir devlette bulunduğu takdirde, satım
sözleşmesinin kurulmasını, değiştirilmesi veya mutabakatla ortadan
kaldırılmasını veya bir icabın, kabulün yahut diğer herhangi bir
irade beyanının, yazılı şekilden başka şekilde yapılmasını mümkün
kılan bu Antlaşmanın 11. ve 29. maddesinin veya II. Kısmının hükümleri
uygulanmaz. Taraflar bu maddeye istisna getiremeyecekleri gibi
maddenin etkilerini de değiştiremezler.
Madde
13
Bu Antlaşmanın amacı çerçevesinde “yazılı”
terimi telgraf ve teleksle yapılan bildirimleri de kapsar.
Kısım
II
Sözleşmenin
Kurulması
Madde
14
(1) Bir veya birden çok belirli kişiye
sözleşmenin kurulması için yöneltilen bir teklif, yeterince kesin
olması ve teklifte bulunanın, kabul
halinde bağlanma iradesini yansıtması durumunda icap sayılır.
Malların saptandığı ve açık veya örtülü olarak miktar ve semenin belirlendiği
veya belirlenmesi için gerekli düzenlemenin yapıldığı teklifler
yeterince kesin sayılır.
(2) Belirli olmayan kişilere yöneltilmiş
teklif sadece icaba davet sayılır; meğerki, teklifte bulunan aksini
açıkça belirtmiş olsun.
Madde
15
(1) İcap muhataba vardığı anda hükümlerini
doğurur.
(2) İcap geri alınamaz nitelikte olsa
bile, geri alma beyanının muhataba, icaptan önce veya icapla aynı
anda varması halinde geri alınabilir.
Madde
16
(1) İcapta bulunanın geri alma beyanı,
muhatabın kabul beyanını göndermesinden önce muhataba ulaşmış
olmak koşuluyla, icap, sözleşme kuruluncaya kadar geri alınabilir.
(2) Ancak;
(a) icapta kabul için kesin bir süre öngörülmüş
veya icabın geri alınmaz olduğu başka bir şekilde ifade edilmişse
veya
(b) muhatap açısından icabın geri alınamaz
olduğuna güvenmek makul sayılabiliyorsa ve muhatap bu icaba güvenerek
hareket etmişse
icap geri alınamaz.
Madde
17
İcap geri alınamaz olsa bile, red beyanı
icapta bulunana vardığı anda hükmünü yitirir.
Madde
18
(1) Muhatabın icaba onay verdiğini ifade
eden herhangi bir beyanı veya diğer davranışı kabul hükmündedir.
Susma veya eylemsizlik tek başına kabul sayılmaz.
(2) Bir icabın kabulü, kabul açıklamasının
icapta bulunana varması anında hüküm doğurur. Bir kabul, kabul açıklamasının
icapta bulunana, tespit ettiği süre içinde veya süre tespit edilmemesi
halinde, icapta bulunan tarafından kullanılan iletişim araçlarının
hızı da dahil olmak üzere işlemin koşulları dikkate alındığında,
makul bir süre içinde ulaşmazsa, hüküm doğurmaz. Aksi hal ve şartlardan
anlaşılmadıkça sözlü icap derhal kabul edilmelidir.
(3) Ancak taraflar arasında yerleşmiş
alışkanlıklar, teammüller veya icap nedeniyle, muhatap, icapta bulunana
haber vermeksizin malın gönderilmesi veya semenin ödenmesi gibi
bir eylem icra etmek suretiyle muvafakatini ifade etmişse, kabul,
fıkra 2’de öngörülen müddet içinde yapılmak kaydıyla eylem anından
itibaren hüküm doğurur.
Madde
19
(1) Bir icabın kabulüne yönelik, fakat
eklemeler, sınırlamalar veya başkaca değişiklikler içeren cevap,
icabın reddi olup bir karşı icap oluşturur.
(2) Buna karşılık, kabul beyanı oluşturması
düşünülen, fakat icabın şartlarını esaslı olarak değiştirmeyen eklemeler
veya sapmalar içeren icaba yönelik cevap, kabul sayılır; meğerki
icapta bulunan, haklı bir gecikme olmaksızın bu uyumsuzluklara sözlü
olarak itiraz etmiş veya bu yönde bir bildirim göndermiş olsun. Bunu
yapmadığı takdirde icabın şartları kabul beyanındaki değişikliklerle
birlikte sözleşmenin içeriğini oluşturur.
(3) Özellikle, semene, ödemeye, malların
kalitesi ve miktarına, teslim yeri ve zamanına, taraflardan birinin
diğerine karşı sorumluluğunun kapsamına veya uyuşmazlıkların
çözümüne ilişkin tamamlayıcı veya farklı hükümler icabın şartlarını
esaslı şekilde değiştirmiş sayılır.
Madde
20
(1) Bir telgraf veya mektupta icapta bulunan
kimse tarafından belirlenmiş olan kabul süresi, telgrafın gönderilmek
üzere verildiği tarihten veya mektupta gösterilen tarihten veya
bu yoksa zarf üzerindeki tarihten itibaren işlemeye başlar. Telefon,
teleks veya eşzamanlı diğer haberleşme araçları yoluyla icapta bulunan
tarafından belirtilen kabul süresi icabın muhataba vardığı andan
itibaren işlemeye başlar.
(2) Kabul süresi içine düşen resmi tatil
veya iş günü dışındaki günler bu sürenin hesabına dahil edilir. Ancak,
kabul bildirimi, sürenin son gününün icapta bulunanın işyerinin
bulunduğu yerde resmi tatil veya işgünü dışındaki günlerden birine
rastlaması nedeniyle, icapta bulunanın adresine teslim edilmezse
süre, takip eden ilk iş gününe uzar.
Madde
21
(1) Gecikmiş bir kabul ancak icapta bulunanın
gecikmeksizin muhatabı bu yönde sözlü olarak haberdar etmesi veya
bu içerikli bir bildirim göndermesi halinde kabul gibi hüküm doğurur.
(2) Gecikmiş bir kabul içeren mektup veya
başkaca yazılı belgeden, gereğince iletilmiş olsaydı, icapta bulunana
zamanında ulaşacak koşullarda yollanmış olduğu anlaşılıyorsa,
gecikmiş kabul de geçerli bir kabul gibi hüküm doğurur; meğerki, icapta
bulunan, icabını düşmüş addettiğini muhataba gecikmeksizin sözlü
olarak bildirmiş veya bu içerikli bir bildirim göndermiş olsun.
Madde
22
Geri alma beyanı, icapta bulunana, kabulün
hüküm doğurma anından önce veya aynı anda varmışsa kabul beyanı geri
alınabilir.
Madde
23
Kabul beyanının, bu Antlaşmaya uygun
olarak hüküm doğurduğu anda sözleşme kurulmuş sayılır.
Madde
24
Antlaşmanın bu Kısmının amacı çerçevesinde;
icap, kabul beyanı ve diğer tüm irade açıklamaları muhataba sözlü
olarak yapıldıkları veya diğer herhangi bir yoldan şahsen kendisine
veya işyerine veya posta adresine, bunlar da yoksa, mutat meskenine
teslim edildiklerinde "varmış" sayılırlar.
Kısım
III
Malların
Satımı
Bölüm
I
Genel
Hükümler
Madde
25
Taraflardan birinin sözleşme ihlâli,
diğer tarafı, sözleşme uyarınca beklemekte haklı olduğu şeyden
önemli ölçüde yoksun bırakacak bir olumsuzluğa sebep oluyorsa,
esaslıdır; meğerki, böyle bir sonucu sözleşmeyi ihlâl eden taraf öngörmemiş
ve aynı konum ve koşullar içindeki makul bir kişi de öngöremeyecek
olsun.
Madde
26
Sözleşmenin ortadan kaldırılması beyanı,
ancak diğer tarafa bildirimle yapılması halinde hüküm ifade eder.
Madde
27
Antlaşmanın bu Kısmında açıkça aksi düzenlenmedikçe,
sözleşme taraflarından birinin bu Kısma uygun bildirim, talep veya
diğer bir açıklaması koşullara uygun araçlarla yapılmışsa, bu açıklamanın
iletimindeki bir gecikme veya hata veya ulaşmamış olması açıklamada
bulunan tarafı ona dayanmak hakkından yoksun bırakmaz.
Madde
28
Antlaşma hükümleri uyarınca taraflardan
biri diğer tarafın belirli bir yükümlülüğü ifa etmesini talep hakkına
sahip ise, mahkemenin aynen ifaya hükmetmesi ancak, bu Antlaşmanın
uygulama alanına girmeyen benzer satım sözleşmelerinde kendi hukukuna
göre de aynen ifaya hükmedecek olması halinde mümkündür.
Madde
29
(1) Bir sözleşme, tarafların salt anlaşması
ile değiştirilebilir veya sona erdirilebilir.
(2) Her türlü değişiklik veya sona erdirme
anlaşmasının, yazılı yapılması gerektiği hükmünü içeren yazılı
bir sözleşme, başka şekilde bir anlaşmayla değiştirilemez veya ortadan
kaldırılamaz. Ancak taraflardan biri, kendi davranışı ile diğer
tarafın bu davranışa güven duymasına yol açtığı ölçüde bu hükme
dayanamaz.
Bölüm
II
Satıcının
Yükümlülükleri
Madde
30
Satıcı sözleşmede ve bu Antlaşmada öngörüldüğü
şekilde malları teslim etmek, onlara ilişkin belgeleri vermek ve
malların mülkiyetini geçirmekle yükümlüdür.
Ayrım
I
Malların
Teslimi ve Belgelerin Verilmesi
Madde
31
Satıcı malları belirli başka bir yerde
teslim etmek zorunda değilse, teslim borcu aşağıdaki gibidir:
a) satım sözleşmesi malların taşınmasını
gerektiriyorsa, malları alıcıya ulaştırılmaları için ilk taşıyıcıya
vermek;
b) önceki bendin kapsamına girmeyen
hallerde; sözleşmenin, ferden belirlenmiş mallara veya belirli
bir stoktan karşılanacak nev'en belirlenmiş mallara veya imal edilecek
veya üretilecek mallara ilişkin olması ve tarafların sözleşmenin
kurulduğu sırada malların belirli bir yerde bulunduğunu veya orada
imal edileceğini yahut üretileceğini bilmeleri durumunda malları
bu yerde alıcının tasarrufuna hazır bulundurmak;
c) diğer hallerde, sözleşmenin kurulduğu
sırada satıcının işyerinin bulunduğu yerde malları alıcının tasarrufuna
hazır bulundurmak.
Madde
32
(1) Satıcı,
sözleşmeye veya bu Antlaşmaya uygun olarak, malları bir taşıyıcıya
vermiş ancak mallar, üzerlerine ayırt edici bir işaret konulmak suretiyle,
taşıma belgeleriyle veya başka herhangi bir şekilde açıkça sözleşmeye
tahsis edilmemişse, satıcının göndermeyi alıcıya bildirmesi ve
malları özel olarak belirlemesi gerekir.
(2) Satıcı, malların taşınmasını sağlamayı
üstlenmiş ise, taşımanın kararlaştırılan yere kadar, koşulların
gerektirdiği nakil araçlarıyla ve böyle bir naklin mutat şartlarına
uygun bir biçimde gerçekleşmesi için gerekli sözleşmeleri yapmak
zorundadır.
(3) Satıcı, malların taşınması ile ilgili
sigortayı yaptırmak zorunda değilse, alıcının talebi üzerine,
onun böyle bir sigortayı yaptırmak için ihtiyaç duyacağı mevcut bütün
bilgileri alıcıya vermek zorundadır.
Madde
33
Satıcı malları
(a) sözleşme ile belirlenmiş veya sözleşmeye
dayanarak belirlenebilir bir tarih varsa bu tarihte;
(b) sözleşme ile belirlenmiş veya sözleşmeye
dayanarak belirlenebilir bir zaman dilimi varsa, koşullardan tarih
saptama yetkisinin alıcıda olduğu anlaşılmadıkça, bu zaman dilimi
içinde herhangi bir anda;
(c) diğer tüm hallerde, sözleşmenin kurulmasından
itibaren makul bir süre içinde
teslim etmek zorundadır.
Madde
34
Satıcının mallara ilişkin vermesi gereken
belgeler varsa, bunları sözleşmede öngörülen zamanda, yerde ve şekilde
vermesi gerekir. Belgelerin erken verilmesi halinde, satıcı, belgelerin
verilmesi için öngörülen ana kadar, belgelerdeki tüm sözleşmeye
aykırılıkları gidermek hakkına sahiptir, yeter ki bu hakkın kullanımı
alıcı için makul olmayan zahmete veya masrafa yol açmasın. Bununla
birlikte alıcının bu Antlaşmaya uygun olarak tazminat talep etme
hakkı saklıdır.
Ayrım
II
Malların
Sözleşmeye Uygunluğu ve Üçüncü Kişilerin Hak veya Talepleri
Madde
35
(1) Satıcı, miktarı, kalitesi ve türü
sözleşmede öngörülen malları, sözleşmede belirtilen paket veya
muhafaza içinde teslim etmek zorundadır.
(2) Taraflarca aksi kararlaştırılmadığı
takdirde, mallar ancak aşağıdaki hallerde sözleşmeye uygun sayılırlar:
(a) aynı türden malların mutat olarak
tahsis edildiği kullanım amacına uygun iseler;
(b) sözleşmenin kurulması esnasında
açıkça veya zımnen satıcıya bildirilen her türlü özel kullanım amacına
uygun iseler; meğerki koşullardan, alıcının, satıcının bilgisine
ve değerlendirmesine güvenmediği veya güvenmesinin makul olmadığı
anlaşılsın;
(c) satıcının alıcıya örnek veya model
olarak sunduğu malların kalitesine sahip iseler;
(d) ilgili türden mallar için mutat sayılan
şekilde veya böyle mutat bir şeklin var olmadığı hallerde, malın muhafazası ve korunmasına
uygun olan şekilde paketlenmiş iseler.
(3) Alıcının sözleşmenin kurulması
anında bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı sözleşmeye aykırılıklardan
satıcı, fıkra 2'nin (a) ilâ (d) bendleri çerçevesinde sorumlu değildir.
Madde
36
(1) Satıcı, hasarın alıcıya geçtiği
anda mevcut olan sözleşmeye aykırılıktan, sözleşmeye aykırılık
bu andan sonra belirgin hale gelmiş olsa dahi, sözleşme ve bu Antlaşma
uyarınca sorumludur.
(2) Satıcı, fıkra 1 'de belirtilen andan
sonra ortaya çıkan ve malların belirli bir süre için, mutat amaçlarına
veya belirli bir amaca elverişli kalacağı veya belirli nitelikleri
veya özellikleri muhafaza edeceği konusundaki garantinin ihlâli
de dahil olmak üzere herhangi bir yükümlülüğünün ihlâline dayanan
sözleşmeye aykırılıktan sorumludur.
Madde
37
Malların teslim tarihinden önce teslim
edilmesi halinde satıcı, teslim tarihine kadar, eksik bölümleri
veya eksik kalan miktarı teslim edebilir veya sözleşmeye uygun olmayan
malları ikame eden yeni mallar teslim edebilir veya malların diğer
sözleşmeye aykırılıklarını giderebilir; yeter ki, bu hakkın kullanımı
alıcı için makul olmayan zahmet veya masrafa yol açmasın. Bununla
birlikte alıcının bu Antlaşmaya uygun olarak tazminat talep etme
hakkı saklıdır.
Madde
38
(1) Alıcı, malları, koşulların izin verdiği
ölçüde kısa bir süre içerisinde muayene etmek veya ettirmek zorundadır.
(2) Sözleşme, malların taşınmasını gerektiriyorsa,
muayene, malların varma yerine ulaşması sonrasına ertelenebilir.
(3) Mallar alıcı tarafından, muayene
etmek için yeterli imkâna sahip olmaksızın, taşıma halindeyken
başka bir yere yönlendirilir veya onun tarafından başka bir yere
gönderilirse ve satıcı sözleşme kurulurken böyle bir yönlendirme
veya başka yere gönderme ihtimalini biliyor veya bilmesi gerekiyor
idiyse, muayene, malların yeni varma yerine ulaşması sonrasına ertelenebilir.
Madde
39
(1) Alıcı, bir sözleşmeye aykırılık
saptadığı veya saptaması gerektiği tarihten itibaren makul bir
süre içinde satıcıya, sözleşmeye aykırılığı türünü de belirterek
bildirmezse, bu sözleşmeye aykırılığa dayanma hakkını kaybeder.
(2) Her halde, alıcı, malların fiilen
kendisine verildiği tarihten itibaren en geç iki yıllık bir süre
içinde sözleşmeye aykırılığı satıcıya bildirmezse, bu sözleşmeye
aykırılığa dayanma hakkını kaybeder; meğerki, bu süre sözleşmesel
bir garanti süresiyle bağdaşmıyor olsun.
Madde
40
Sözleşmeye aykırılık, satıcının bildiği
veya bilmemesinin mümkün olmadığı ve alıcıya açıklamadığı olgulara
dayanıyorsa, satıcı 38 ve 39. madde hükümlerine dayanamaz.
Madde
41
Satıcı, üçüncü kişilerin her türlü hak
ve taleplerinden ari mallar teslim etmek zorundadır, meğerki, alıcı
bu hak ve taleplere konu malları almayı kabul etmiş olsun. Bununla
birlikte, bu hak veya talep sınaî ya da diğer bir fikrî mülkiyete dayanmaktaysa,
satıcının borcu 42. maddeye tabidir.
Madde
42
(1) Satıcı, üçüncü kişilere ait sınaî
veya diğer bir fikrî mülkiyete dayanan ve sözleşmenin akdedilmesi
sırasında bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı hak veya taleplerden
ari mallar teslim etmek zorundadır, şu şartla ki, hak ya da talep,
(a) malların yeniden satılacağı veya
diğer bir şekilde kullanılacağı devletin hukukuna göre mevcut
olan bir sınaî veya fikri mülkiyete dayansın ve taraflar sözleşmenin
kurulması sırasında malların bu devlette yeniden satılacağını
veya kullanılacağını hesaba katmış olsun; veya
b) bunun dışındaki her halde, alıcının
işyerinin bulunduğu devletin hukukuna göre mevcut olan bir sınaî
veya fikri mülkiyete dayansın.
(2) Satıcının fıkra 1 uyarınca yükümlülüğü,
(a) sözleşmenin kurulduğu anda alıcının
hakkı ya da talebi bildiği veya bilmemesinin mümkün olmadığı halleri;
veya
(b) hak ya da talebin, alıcının, satıcının
kullanımına sunduğu teknik çizim, tasarım, veya başkaca veriden
kaynaklandığı halleri
kapsamaz.
Madde
43
(1) Alıcı, üçüncü kişinin hakkını ya da
talebini öğrendikten veya öğrenmesi gerektiği andan itibaren,
makul bir süre içinde satıcıya bu hak veya talebin mahiyetini belirten
bir bildirimde bulunmazsa 41. veya 42. madde hükümlerine dayanma
hakkını kaybeder.
(2) Satıcı, üçüncü kişinin hakkını ya
da talebini ve bunun mahiyetini biliyor idiyse fıkra 1’e dayanamaz.
Madde
44
Alıcının, gerekli bildirimi yapmama
konusunda makul bir özrü varsa, 39. maddenin 1. fıkrası ile 43. maddenin
1. fıkrası hükümlerine bakılmaksızın 50. madde uyarınca semende
indirim yapması veya yoksun kalınan kâr dışındaki zararının tazminini
talep etmesi mümkündür.
Ayrım
III
Sözleşmenin
Satıcı Tarafından İhlâli Halinde Alıcının Sahip Olduğu Hukukî İmkânlar
Madde
45
(1) Satıcı, sözleşmeden veya bu Antlaşmadan
doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmezse, alıcı:
(a) Madde 46 ilâ 52 'de öngörülen haklarını
kullanabilir.
(b) Madde 74 ilâ 77'de öngörülen tazminatı
talep edebilir.
(2) Alıcı diğer hukukî imkânlardan yararlanmakla
tazminat talep etme hakkını kaybetmez.
(3) Alıcı, sözleşmenin ihlâl edilmesi
halinde sahip olduğu hukukî imkânlardan birine başvurduğu takdirde,
satıcıya, bir mahkeme veya hakem tarafından ek süre tanınamaz.
Madde
46
(1) Alıcı, satıcıdan yükümlülüklerini
ifa etmesini talep edebilir, meğerki bu talebiyle bağdaşmayan bir
hukukî imkândan yararlanmış olsun.
(2) Mallar sözleşmeye uygun değilse,
alıcı ancak bu uygunsuzluğun sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturması
ve 39. madde uyarınca yapılacak bildirimle veya bildirimden itibaren
makul bir süre içinde talepte bulunması halinde ikame mal teslimini
isteyebilir.
(3) Mallar sözleşmeye uygun değilse,
alıcı, satıcıdan sözleşmeye aykırılığın onarım yoluyla giderilmesini
isteyebilir; meğerki tüm koşullar gözönüne alındığında bu, makul
olmayan bir talep oluştursun. Onarım talebi 39. madde uyarınca yapılacak
bildirimle veya bildirimden itibaren makul bir süre içinde yöneltilmelidir.
Madde
47
(1) Alıcı satıcıya, yükümlülüklerini
ifa etmesi için makul uzunlukta ek bir süre tanıyabilir.
(2) Bu süre içinde yükümlülüklerini
ifa etmeyeceği konusunda satıcıdan bir bildirim almadıkça, alıcı,
bu ek süre içinde, sözleşmeye aykırılık halinde sahip olduğu
hukukî imkânlardan hiçbirine başvuramaz. Ancak bu yüzden alıcı, gecikmiş
ifa nedeniyle tazminat talep etme hakkını kaybetmez.
Madde
48
(1) 49. madde saklı kalmak üzere satıcı,
yükümlülüklerinin ifasına ilişkin her türlü eksikliği,
masrafları kendisine ait olmak üzere
teslim tarihinden sonra da giderebilir; yeter ki bu, makul olmayan
bir gecikmeye yol açmasın ve alıcı için, makul olmayan zahmete veya
onun tarafından yapılan masrafların satıcı tarafından karşılanmayacağı
konusunda bir tereddüde sebep olmasın. Ancak, alıcının bu Antlaşma
uyarınca tazminat talep etmeye ilişkin her türlü hakkı saklıdır.
(2) Satıcı, alıcıdan, ifayı kabul edip
etmeyeceğini kendisine açıklamasını talep ederse ve alıcı makul
bir süre içinde bu talebe cevap vermezse, satıcı, talebinde ifade
ettiği süre içinde ifayı gerçekleştirebilir. Alıcı bu süre içinde,
satıcının ifası ile bağdaşmayacak bir hukukî imkâna başvuramaz.
(3) Satıcının belirli bir süre içinde
ifa edeceğine ilişkin bildiriminin, fıkra 2 uyarınca, alıcının kararını
açıklamasına ilişkin bir talep içerdiği varsayılır.
(4) Satıcının 2. veya 3. fıkra çerçevesindeki
talep veya bildirimleri alıcıya ulaşmış olmadıkça hüküm doğurmaz.
Madde
49
(1) Alıcı aşağıdaki durumlarda sözleşmenin
ortadan kalktığını beyan edebilir:
(a) Satıcının sözleşmeden veya bu Antlaşmadan
doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi
sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturuyorsa veya
(b) Teslim etmeme durumunda satıcı,
alıcı tarafından 47. maddenin 1. fıkrası uyarınca verilmiş ek süre
içinde malları teslim etmez veya verilmiş süre içinde bunları teslim
etmeyeceğini açıklarsa.
(2) Ancak, satıcının malları teslim ettiği
hallerde alıcı, sözleşmenin ortadan kalktığını beyan etme hakkını
yitirir; meğerki
(a) gecikmiş teslim halinde, teslimin
yapıldığını öğrendiği andan itibaren makul bir süre içinde sözleşmenin
ortadan kalktığını beyan etmiş olsun,
(b) gecikmiş teslimden farklı bir sözleşmeye
aykırılık halinde,
(i) bu aykırılığı bildiği veya bilmesi
gerektiği andan itibaren;
(ii) alıcı tarafından 47. maddenin 1.
fıkrası uyarınca verilmiş herhangi bir ek sürenin geçmesinden sonra
veya satıcının bu ek süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini
açıklamasından sonra; veya
(iii) satıcı tarafından 48. maddenin
2. fıkrası uyarınca belirlenmiş sürenin tamamlanmasından sonra
veya alıcının ifayı kabul etmeyeceğini açıklamasından sonra;
sözleşmenin ortadan kalktığını makul
bir süre içinde beyan etmiş olsun.
Madde
50
Malların sözleşmeye uygun olmaması
durumunda semen ödenmiş olsun veya olmasın alıcı semeni fiilen teslim
edilen malların teslim anındaki değeri ile sözleşmeye uygun malların
aynı andaki değeri arasındaki farkla orantılı olarak indirebilir.
Ancak satıcı 37. veya 48. maddeler uyarınca yükümlülüklerinin ifasındaki
bütün eksiklikleri giderirse veya alıcı, satıcının bu maddelere
uygun olarak yaptığı ifayı red ederse, alıcı semeni indiremez.
Madde
51
(1) Satıcı malların yalnızca bir kısmını
teslim etmiş ise veya teslim edilmiş malların yalnızca bir kısmı sözleşmeye
uygun ise, 46 ilâ 50. maddeler eksik
veya sözleşmeye uygun olmayan kısım için uygulanır.
(2) Eksik veya sözleşmeye uygun olmayan
ifanın sözleşmeye esaslı aykırılık teşkil etmesi halinde alıcı
sözleşmenin tamamının ortadan kalktığını beyan edebilir.
Madde
52
(1) Satıcı, malları belirlenen tarihten
önce teslim ederse, alıcı bu teslimi kabul veya red edebilir.
(2) Satıcı, sözleşmede belirtilenden
daha fazla miktarda mal teslim ederse, alıcı bu fazla miktarı kabul
veya red edebilir. Alıcı, fazlayı kısmen veya tamamen teslim alırsa,
bunun için sözleşmede öngörülen fiyat üzerinden ödeme yapması gerekir.
Bölüm
III
Alıcının
Yükümlülükleri
Madde
53
Alıcı, sözleşme ve bu Antlaşmanın gerektirdiği
şekilde semeni ödemek ve malları teslim almakla yükümlüdür.
Ayrım
I
Semenin
Ödenmesi
Madde
54
Alıcının semeni ödeme borcu, sözleşmede
veya mevzuatla öngörülmüş olan, semenin ödenmesini sağlayacak önlemleri
almayı ve formaliteleri gerçekleştirmeyi içerir.
Madde
55
Sözleşme, açıkça veya örtülü olarak semen
belirlenmeksizin veya semenin belirlenmesini sağlayacak bir düzenleme
içermeksizin geçerli olarak kurulmuşsa, aksine herhangi bir emare
bulunmadıkça, tarafların sözleşmenin kurulduğu anda ilgili ticari
branşta benzer koşullarda satılan aynı türden mallar için uygulanan
cari fiyata örtülü olarak gönderme yapmış oldukları varsayılır.
Madde
56
Semen, malların ağırlığına göre belirlenmişse,
şüphe halinde, net ağırlık esas alınarak saptanır.
Madde
57
(1) Alıcı semeni belirli başka bir yerde
ödemekle yükümlü değil ise, bunu satıcıya:
(a) onun işyerinde, veya
(b) ödemenin, malların veya belgelerin
verilmesi karşılığında yapılması gerekiyor ise, verme yerinde
ödemelidir.
(2) Sözleşmenin kuruluşundan sonraki
iş yeri değişikliğinden kaynaklanan ödemeye ilişkin ek masrafları
satıcı taşır.
Madde
58
(1) Alıcının semeni belirli başka bir
anda ödeme yükümlülüğü yoksa, satıcının sözleşme veya bu Antlaşma
uyarınca malları veya malları temsil eden belgeleri tasarrufuna
hazır bulundurduğu anda ödemeyi yapması gerekir. Satıcı, malların
veya belgelerin verilmesini, ödemenin yapılması koşuluna bağlayabilir.
(2) Sözleşme, malların taşınmasını gerektiriyorsa,
satıcı göndermeyi, malların veya malları temsil eden belgelerin
alıcıya ancak semenin ödenmesi karşılığında verilmesi koşulu
ile gerçekleştirebilir.
(3) Alıcı, semeni, malları muayene olanağına
sahip olmadan önce ödemekle yükümlü değildir, meğerki taraftarca
üzerinde anlaşılmış olan teslim veya ödeme usulleri buna olanak tanımasın.
Madde
59
Alıcı, satıcının hiçbir talebine veya
başka bir formaliteye uymasına gerek olmaksızın, sözleşmede tespit
edilen veya sözleşme ve bu Antlaşma uyarınca belirlenebilen tarihte
semeni ödemelidir.
Ayrım
II
Teslim
Alma
Madde
60
Alıcının teslim alma borcu
(a) satıcının teslimi gerçekleştirebilmesi
için kendisinden makul olarak beklenebilecek her türlü eylemde bulunmayı
ve
(b) malları fiilen devralmayı
kapsar.
Ayrım
III
Sözleşmenin
Alıcı Tarafından İhlali Halinde Satıcının Sahip Olduğu Hukukî İmkânlar
Madde
61
(1) Alıcı sözleşmeden veya bu Antlaşmadan
doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmezse, satıcı:
(a) Madde 62 ilâ 65' te öngörülen hakları
kullanabilir.
(b) Madde 74 ilâ 77'de öngörülen tazminatı
talep edebilir.
(2) Satıcı diğer hukukî imkânlardan yararlanmakla
tazminat talep etme hakkını kaybetmez.
(3) Satıcı, sözleşmenin ihlal edilmesi
halinde sahip olduğu hukukî imkânlardan birine başvurduğu takdirde,
alıcıya, bir mahkeme veya bir hakem tarafından ek süre tanınamaz.
Madde
62
Satıcı alıcıdan semeni ödemesini,
malları teslim almasını veya diğer yükümlülüklerini ifa etmesini
talep edebilir, meğerki bu taleplerle bağdaşmayan bir hukukî imkândan
yararlanmış olsun.
Madde
63
(1) Satıcı alıcıya, yükümlülüklerini
ifa etmesi için makul uzunlukta ek bir süre verebilir.
(2) Bu süre içinde yükümlülüklerini
ifa etmeyeceği konusunda alıcıdan bir bildirim almadıkça, satıcı,
bu ek süre içinde, sözleşmeye aykırılık halinde sahip olduğu hukukî
imkânlardan hiçbirine başvuramaz. Ancak bu yüzden satıcı, gecikmiş
ifa nedeniyle tazminat talep etme hakkını kaybetmez.
Madde
64
(1) Satıcı aşağıdaki durumlarda sözleşmenin
ortadan kalktığını beyan edebilir:
(a) Alıcının sözleşmeden veya bu Antlaşmadan
doğan yükümlülüklerinden herhangi birini yerine getirmemesi
sözleşmeye esaslı bir aykırılık oluşturuyorsa, veya
(b) Alıcı, satıcı tarafından 63. maddenin
1. fıkrası uyarınca verilmiş ek süre içinde semeni ödeme borcunu
yerine getirmez veya malları teslim almaz veya verilmiş süre içinde
bunu yapmayacağını açıklarsa.
(2) Ancak, alıcının semeni ödediği hallerde,
satıcı, sözleşmenin ortadan kalktığını beyan etme hakkını yitirir;
meğerki
(a) alıcının gecikmiş ifası halinde,
ifanın gerçekleşmiş olduğunu öğrenmeden önce sözleşmenin ortadan
kalktığını beyan etmiş olsun, veya
(b) alıcının gecikmiş ifa dışındaki
bir sözleşmeye aykırılığı halinde,
(i) bu aykırılığı bildiği veya bilmesi
gerektiği andan itibaren makul bir süre içinde veya
(ii) satıcı tarafından 63. maddenin 1.
fıkrası uyarınca verilmiş herhangi bir ek sürenin geçmesinden sonra
veya alıcının bu ek süre içinde yükümlülüklerini yerine getirmeyeceğini açıklamasından sonra
makul bir süre içinde
sözleşmenin ortadan kalktığını beyan
etmiş olsun.
Madde
65
(1) Sözleşme uyarınca malların şeklini,
ölçüsünü veya diğer niteliklerini alıcının belirlemesi gerekiyor
ise ve alıcı bu belirlemeyi kararlaştırılan tarihte veya satıcının
talebinin ulaşmasından itibaren makul bir süre içinde yapmamışsa,
satıcı, sahip olduğu diğer haklara halel gelmeksizin, alıcının,
kendisi tarafından bilinebilecek ihtiyaçlarına göre bu belirlemeyi
bizzat yapabilir.
(2) Satıcı belirlemeyi bizzat yaparsa,
bunun ayrıntıları hakkında alıcıyı bilgilendirmesi ve ona farklı
bir belirleme yapması için makul bir süre tanıması gerekir. Alıcı,
satıcının açıklamasının ulaşmasından sonra, bu olanağı, verilmiş
süre içinde kullanmazsa, satıcı tarafından yapılmış belirleme
bağlayıcı olur.
Bölüm
IV
Hasarın
İntikali
Madde
66
Hasarın alıcıya geçmesinden sonra malların
zayi olması veya zarar görmesi, alıcıyı semeni ödeme yükümlülüğünden
kurtarmaz, meğerki, ziya veya zarar satıcının bir eyleminden veya
eylemsizliğinden kaynaklansın.
Madde
67
(1) Satım sözleşmesi malların taşınmasını
gerektiriyorsa ve satıcı malları belirli bir yerde vermeye mecbur
değilse hasar, malların, alıcıya ulaştırılması amacıyla, satım
sözleşmesine uygun olarak ilk taşıyıcıya verilmesi ile alıcıya
geçer. Satıcının malları belirli bir yerde taşıyıcıya vermesi gerekiyorsa
malların o yerde taşıyıcıya verilmesine kadar hasar alıcıya geçmez.
Satıcının malları temsil eden belgeleri alıkoyma hakkı olsa bile,
bu, hasarın intikaline etki etmez.
(2) Ancak mallar, üzerlerindeki ayırt
edici işaretler, taşıma belgeleri, alıcıya yapılacak bildirim veya
diğer herhangi bir yolla açıkça sözleşmeye tahsis edilmediği sürece
hasar alıcıya geçmez.
Madde
68
Taşıma halindeyken satılan mallara
ilişkin hasar, satım sözleşmesinin kurulduğu andan itibaren alıcıya
geçer. Ancak koşulların haklı göstermesi durumunda, taşıma sözleşmesine
ilişkin belgeleri düzenleyen taşıyıcıya malların verilmesi anında
hasar alıcı tarafından üstlenilir. Buna karşılık, satım sözleşmesinin
akdi anında malın zayi olduğunu veya zarar gördüğünü satıcının
bildiği veya bilmesi gerektiği hallerde bu bilgiyi alıcıya açıklamamışsa
ziya veya zarar rizikosunu satıcı taşır.
Madde
69
(1) Madde 67 ve 68 kapsamına girmeyen
hallerde hasar, alıcının malları teslim aldığı anda, veya malları
zamanında teslim almaması halinde, malın tasarrufuna hazır bulundurulduğu
ve teslim almayarak sözleşmeye aykırı bir davranışta bulunduğu
andan itibaren alıcıya geçer.
(2) Ancak alıcının, satıcının işyerinden
farklı bir yerde malı teslim almasının öngörüldüğü hallerde hasar,
teslim borcunun muaccel olduğu ve alıcının, o yerde malların tasarrufuna
hazır bulundurulduğundan haberdar olduğu anda intikal eder.
(3 ) Sözleşmenin, henüz ayırdedilmemiş
mallara ilişkin olması halinde bunların ancak açıkça sözleşmeye
tahsis edilmesi ile alıcının tasarrufuna hazır bulundurulduğu kabul
edilir.
Madde
70
Satıcı sözleşmeyi esaslı şekilde
ihlal etmişse, 67, 68 ve 69. madde hükümleri, alıcının ihlal dolayısıyla
sahip olduğu hukukî imkânlara halel vermez.
Bölüm
V
Satıcının
ve Alıcının Yükümlülüklerine İlişkin Ortak Hükümler
Ayrım
I
Öne
Alınmış Sözleşmeye Aykırılıklar ve Art Arda Teslimli Sözleşmeler
Madde
71
(1) Taraflardan biri, sözleşmenin kurulmasından
sonra, karşı tarafın;
(a) ifa veya ödeme kabiliyetindeki
ciddi bir yetersizlik nedeniyle, veya
(b) sözleşmeyi ifaya hazırlanmasındaki
veya sözleşmenin ifası sırasındaki davranışları nedeniyle
yükümlülüklerinin esaslı bir kısmını
ifa etmeyeceğinin anlaşılması durumunda, kendi yükümlülüklerinin
ifasını askıya alabilir.
(2) Satıcı, I. fıkradaki nedenlerin
ortaya çıkmasından önce, malları göndermiş olduğu takdirde, malların
alıcıya verilmesini, alıcının elinde kendisine bu malları edinme
hakkı veren bir belge bulunsa dahi engelleyebilir. Bu fıkra hükümleri,
sadece alıcı ve satıcı arasında mallar üzerindeki haklara ilişkindir.
(3) Malların gönderilmesinden önce veya
sonra sözleşmenin ifasını askıya alan taraf, askıya alma keyfiyetini
derhal karşı tarafa bildirmek ve karşı tarafın sözleşmeyi ifa edeceğine
dair yeterli teminat göstermesi durumunda ifaya devam etmek zorundadır.
Madde
72
(1) Sözleşmenin ifa tarihinden önce,
taraflardan birinin sözleşmeyi esaslı şekilde ihlal edeceği aşikar
ise, diğer taraf sözleşmenin ortadan kalktığını beyan edebilir.
(2) Sözleşmenin ortadan kalktığını beyan
etmek niyetinde olan taraf, süre elverdiği takdirde karşı tarafa,
yükümlülüklerinin ifasına dair yeterli teminat göstermesine
olanak tanımak amacıyla keyfiyete ilişkin makul bir bildirimde bulunmalıdır.
(3) Karşı taraf yükümlülüklerini ifa
etmeyeceğini beyan ettiği takdirde 2. fıkra hükümleri uygulanmaz.
Madde
73
(1) Malların art arda teslim edilmesinin
öngörüldüğü bir sözleşmede, taraflardan birinin münferit teslimatlardan
birine dair yükümlülüklerini ifa etmemesinin bu teslimata dair
sözleşmenin esaslı şekilde ihlalini teşkil etmesi halinde, karşı
taraf, bu teslimata ilişkin olarak sözleşmenin ortadan kalktığını
beyan edebilir.
(2) Taraflardan birinin münferit teslimatlardan
herhangi birine dair yükümlülüklerinden birini ifa etmemesi,
karşı taraf açısından, gelecek teslimatlara ilişkin olarak sözleşmenin
esaslı şekilde ihlal edileceğine dair ciddi bir gerekçe teşkil ettiği
takdirde, karşı taraf, makul bir süre içerisinde sözleşmenin ileriye
dönük olarak ortadan kalktığını beyan edebilir.
(3) Münferit bir teslimata ilişkin olarak
sözleşmenin ortadan kalktığını beyan eden alıcı, aynı zamanda, gerçekleşmiş
teslimatlara ve gelecekteki teslimatlara ilişkin olarak da sözleşmenin
ortadan kalktığını beyan edebilir, yeter ki teslimatlar arasındaki
bağlantı nedeniyle bunlar artık sözleşmenin kurulması sırasında
taraflarca öngörülen amaç doğrultusunda kullanılamayacak olsun.
Ayrım
II
Tazminat
Madde
74
Taraflardan birinin sözleşmeyi ihlali
halinde ödenecek tazminat, mahrum kalınan kâr dahil olmak üzere,
ihlalden dolayı diğer tarafın uğradığı zararın toplamına eşittir.
Söz konusu tazminat, ihlal eden tarafın sözleşmenin kurulması sırasında
sözleşme ihlalinin muhtemel sonucu olarak öngördüğü veya o tarihte
bildiği veya bilmesi gerektiği veriler ışığında öngörmesi gerektiği
zararı aşamaz.
Madde
75
Sözleşmenin ortadan kaldırılması halinde,
ortadan kaldırmadan itibaren makul bir süre içerisinde ve makul
bir şekilde alıcının ikame mallar satın alması veya satıcının malları
yeniden satması durumunda, tazminat talep eden taraf, sözleşmede
kararlaştırılan fiyat ile ikame işlem fiyatı arasındaki farkı talep
edebileceği gibi, 74. madde uyarınca da tazminat talep edebilir.
Madde
76
(1) Sözleşmenin ortadan kaldırıldığı
ve mallar için cari bir fiyatın var olduğu hallerde, tazminat talep
eden taraf, 75. madde uyarınca ikame alış veya satış yapmamış olsa
da, sözleşmede kararlaştırılan fiyat ile sözleşmenin ortadan kaldırıldığı
andaki cari fiyat arasındaki farkı talep edebileceği gibi, 74.
madde uyarınca da tazminat talep edebilir. Bununla birlikte, tazminat
talep eden taraf, malları devraldıktan sonra sözleşmeyi ortadan
kaldırırsa, ortadan kaldırma anındaki cari fiyat yerine deviralma
anındaki cari fiyat uygulanır.
(2) Fıkra 1 anlamında cari fiyat, malların
teslim edilmesi gereken yerde geçerli olan fiyattır; ancak, o yerde
bir cari fiyat mevcut değilse, makul ikame yeri kabul edilebilen diğer
bir yerdeki fiyat, malların taşıma masraflarındaki farklılıklar
gözetilerek, esas alınır.
Madde
77
Sözleşmenin ihlaline dayanan taraf,
mahrum kalınan kâr dahil, ihlalden doğan zararı azaltmak için koşullar
dikkate alındığında makul olan bütün önlemleri almak zorundadır.
Bu önlemleri almaması halinde, ihlal eden taraf, zararın azaltılabilecek
olduğu miktarda tazminattan indirim yapılmasını isteyebilir.
Ayrım
III
Faiz
Madde
78
Taraflardan biri semeni veya muaccel
diğer bir meblağı ödemezse diğer taraf, 74. madde uyarınca talep etme
hakkına sahip olduğu tazminata halel gelmeksizin, bu meblağ üzerinden
faize hak kazanır.
Ayrım
IV
Sorumluluktan
Kurtulma
Madde
79
(1) Taraflardan biri yükümlülüklerinden
birini ifa etmemesinin, denetimi dışında kalan bir engelden kaynaklandığını
ve bu engeli, sözleşmenin kurulması anında hesaba katmasının veya
engelden ve sonuçlarından kaçınmasının veya bunları aşmasının
kendisinden makul olarak beklenemeyeceğini ispatlaması halinde
ifa etmemeden dolayı sorumlu tutulmaz.
(2) Taraflardan birinin yükümlülüklerini
ifa etmemesi, sözleşmeyi kısmen veya tamamen ifa etmek ile görevlendirdiği
bir üçüncü kişinin ifa etmemesinden kaynaklanıyorsa, bu tarafın
sorumluluktan kurtulması ancak;
(a) Fıkra 1 uyarınca sorumluluktan kurtulmuş
olduğu takdirde ve,
(b) Görevlendirmiş olduğu kişiye 1.
fıkra hükmünün uygulanması durumunda görevlendirilen kişi de sorumluluktan
kurtulacak olduğu takdirde
mümkündür.
(3) Bu maddede öngörülen sorumluluktan
kurtulma, engelin var olduğu dönem için geçerlidir.
(4) İfa etmeyen taraf, engeli ve kendisinin
ifa kabiliyeti üzerindeki etkilerini diğer tarafa bildirmek zorundadır.
Bu bildirim, ifa etmeyen tarafın engeli bildiği veya bilmesi gerektiği
andan itibaren makul bir süre içinde karşı tarafa ulaşmazsa, ulaşmama
olgusundan kaynaklanan zararı ifa etmeyen taşır.
(5) Bu madde, tarafların bu Antlaşma
uyarınca tazminat talebi dışındaki herhangi bir hakkını kullanmasını
engellemez.
Madde
80
Bir taraf, diğer tarafın yükümlülüklerini
ifa etmemesine bu ifa etmeme durumu kendi eyleminden veya eylemsizliğinden
kaynaklandığı ölçüde dayanamaz.
Ayrım
V
Sözleşmenin
Ortadan Kaldırılmasının Sonuçları
Madde
81
(1) Sözleşmenin ortadan kaldırılması,
tazminat yükümlülüğü saklı kalmak kaydıyla her iki tarafı da sözleşme
ile üstlendikleri yükümlülüklerden kurtarır. Sözleşmenin ortadan
kaldırılması, uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin sözleşme hükümlerini
veya sözleşmenin ortadan kaldırılması sonrasında tarafların haklarını
ve borçlarını düzenleyen diğer sözleşme hükümlerini etkilemez.
(2) Sözleşmeyi tamamen veya kısmen ifa
eden taraf, sözleşme uyarınca ifa ettiklerinin veya ödediklerinin
iadesini karşı taraftan talep edebilir. Her iki taraf da iade borcu
altında ise, edimlerin aynı anda ifa edilmesi gerekir.
Madde
82
(1) Alıcının, teslim aldığı malları,
teslim aldığı andaki duruma esaslı surette yakın bir durumda iade
etmesi imkânsızlaşmışsa, sözleşmeyi ortadan kaldırma veya satıcıdan
ikame mal talep etme hakkı düşer.
(2) Önceki fıkra hükmü aşağıdaki hallerde
uygulanmaz:
(a) malların iade edilmesinin veya teslim
alındığı andaki duruma esaslı surette yakın bir durumda iade edilmesinin
imkânsızlaşması alıcının bir eyleminden veya eylemsizliğinden
kaynaklanmıyorsa;
(b) mallar veya malların bir bölümü 38.
maddeye dayalı olarak yapılan muayene sonucunda ziya'a veya hasara
uğramışsa; veya
(c) mallar veya malların bir bölümü sözleşmeye
aykırılığın tespit edildiği veya tespit edilmesi gerektiği tarihten önce ticari
faaliyetin olağan seyri içinde satılmış veya olağan kullanım kapsamında
alıcı tarafından tüketilmiş veya şekil değiştirmişse.
Madde
83
Sözleşmeyi ortadan kaldırma hakkını
veya satıcıdan ikame mal talep etme hakkını 82. maddeye göre kaybeden
alıcı, sözleşmede ve bu Antlaşmada tanınan diğer bütün imkânlardan
yararlanma hakkını muhafaza eder.
Madde
84
(1) Satıcı semeni geri ödeme borcu altında
ise, bu meblağın kendisine ödendiği tarihten itibaren faizini de
ödemesi gerekir.
(2) Aşağıdaki hallerde alıcı, mallardan
veya malların bir bölümünden elde ettiği yararların karşılığını
satıcıya ifa borcu altındadır:
(a) alıcı malların tamamını veya bir
bölümünü iade etmekle yükümlü ise; veya
(b) malların tamamen veya kısmen iade
edilmesinin veya tamamen veya kısmen teslim alındığı andaki duruma
yakın bir durumda iade edilmesinin imkânsızlaşmasına rağmen alıcı
sözleşmeyi ortadan kaldırmış veya satıcıdan ikame mal teslim etmesini
talep etmişse.
Ayrım
VI
Malın
Muhafazası
Madde
85
Alıcı malları teslim almakta geciktiği
veya bedelin ödenmesi ile malların teslimi borçlarının aynı anda
ifa edilmesi gerektiği hallerde bedeli ödemediği takdirde, malların
zilyetliğini halen elinde bulunduran veya başka şekilde onları
kontrol edebilecek durumda olan satıcının, malların muhafazası
için koşulların gerekli kıldığı makul önlemleri alması gerekir.
Yapmış olduğu makul masraflar alıcı tarafından karşılanıncaya kadar
malları alıkoyabilir.
Madde
86
(1) Malları teslim almış olan alıcı, sözleşmeden
veya bu Antlaşmadan doğan, malları reddetme hakkını kullanmak isterse,
onların muhafazası için koşulların gerekli kıldığı makul önlemleri
alması gerekir. Yapmış olduğu makul masraflar satıcı tarafından
karşılanıncaya kadar malları alıkoyabilir.
(2) Alıcıya gönderilen mallar, varış
yerinde alıcının tasarrufuna hazır bulundurulmuş ve alıcı bunları
reddetme hakkını kullanmışsa, bunların zilyetliğini satıcı adına
devralması gerekir. Şu kadar ki devralmak, semenin ödenmesini gerektirmesin
ve makul olmayan zahmet veya masraflara sebep olmasın. Bu hüküm,
varma yerinde satıcı veya malları satıcı adına hâkimiyeti altına
almaya yetkili bir kimsenin bulunduğu hallerde uygulanmaz. Alıcı
malların zilyetliğini bu fıkra uyarınca devralırsa hakları ve
borçları 1. fıkraya göre belirlenir.
Madde
87
Malların muhafazası için önlem almakla
yükümlü olan taraf bunları, masrafı karşı tarafa ait olmak üzere
üçüncü bir kişinin ardiyesine tevdi edebilir; meğerki doğan masraflar
makul olmasın.
Madde
88
(1) 85 veya 86. madde uyarınca malları
muhafaza etmekle yükümlü olan taraf, diğer taraf, malların zilyetliğini
devralmakta veya bunları geri almakta veya semeni veyahut muhafaza
masraflarını ödemekte makul olmayan ölçüde geç kalmış ise bunları
uygun bir şekilde satabilir. Şu kadar ki, satma niyetine ilişkin
olarak diğer tarafa makul bir bildirimde bulunulmuş olsun.
(2) Mallar çabuk bozulacak türdense veya
bunların muhafazası makul sayılamayacak masrafı gerektirecekse,
85 veya 86. madde uyarınca malları muhafaza etmekle yükümlü olan
taraf, bunları satmak için uygun önlemleri almak zorundadır. Mümkün
olduğu ölçüde diğer tarafa satma niyetine ilişkin bildirimde bulunulmalıdır.
(3) Malları satan tarafın, malların muhafazası
ve satımı için yapılan makul masraflara eşit bir miktarı satımdan
elde edilen gelirden alıkoyma hakkı vardır. Bakiyeyi diğer tarafa
borçludur.
Kısım
IV
Son
Hükümler
Madde
89
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri
işbu Antlaşmanın tevdi makamı olarak atanmıştır.
Madde
90
Bu Antlaşma, akdedilmiş veya akdedilebilecek
olan ve işbu Antlaşmanın düzenlediği konulara ilişkin hükümler
içeren uluslararası Antlaşmaların, tarafların işyerlerinin o
Antlaşmaya taraf olan Devletlerde bulunması kaydıyla uygulanmasını
etkilemez.
Madde
91
(l) Bu Antlaşma, Milletlerarası Mal Satımına
ilişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Konferansının sonuç
toplantısında imzaya açılmıştır ve 30 Eylül 1981 tarihine kadar
Birleşmiş Milletlerin New York'taki Merkezinde tüm Devletlerin imzasına
açık olacaktır.
(2) Bu Antlaşma, imzacı Devletlerin
onay, kabul veya uygun bulmasını gerektirir.
(3) Bu Antlaşma, imzaya açıldığı tarihten
itibaren, imzacı olmayan tüm Devletlerin katılımına açıktır.
(4) Onay, kabul, uygun bulma ve katılma
belgeleri Birleşmiş Milletler Genel Sekreterine tevdi edilecektir.
Madde
92
(1) Her bir taraf Devlet imza, onay, kabul,
uygun bulma veya katılım anında bu Antlaşmanın II. Kısmı ile bağlı
olmayacağını veya bu Antlaşmanın III. Kısmı ile bağlı olmayacağını
beyan edebilir.
(2) Bu Antlaşmanın II. Kısmı veya III.
Kısmı hakkında yukarıdaki fıkra uyarınca bir beyanda bulunan taraf
Devlet, beyanın ilgili olduğu Kısımda düzenlenen konular bakımından,
bu Antlaşmanın 1. maddesinin 1. fıkrası anlamında taraf Devlet olarak
kabul edilemez.
Madde
93
(1) Bir taraf Devletin, bu Antlaşmada
ele alınan konularla ilgili olarak kendi anayasası uyarınca değişik
hukuk sistemlerinin uygulandığı iki veya daha fazla ülkesel birimi
varsa, taraf Devlet imza, onay, kabul, uygun bulma veya katılım anında
bu Antlaşmanın tüm ülkesel birimlere veya bunlardan sadece bir veya
birkaçına teşmil edileceğini beyan edebilir ve herhangi bir zamanda
yapacağı başka bir beyan ile, bu beyanını değiştirebilir.
(2) Bu beyanlar tevdi makamına bildirilecek
ve beyanlarda, Antlaşmanın uygulanacağı ülkesel birimlerin hangileri
olduğu açıkça belirtilecektir.
(3) Bu Antlaşma, bu madde uyarınca yapılmış
bir beyan nedeniyle bir âkit Devletin ülkesel birimlerinin tümüne
değil sadece bir veya birkaçına uygulanıyorsa ve bir tarafın işyeri
o Devlette bulunuyorsa, bu işyeri Antlaşmanın uygulandığı bir ülkesel
birimde bulunmadıkça, Antlaşmanın amaçları çerçevesinde bir âkit
Devlette bulunmuyor kabul edilir.
(4) Bir taraf Devletin bu maddenin 1.
fıkrası uyarınca hiçbir beyanda bulunmaması halinde, Antlaşma o
Devletin tüm ülkesel birimlerine uygulanır.
Madde
94
(1) Bu Antlaşmada düzenlenen konular
hakkında aynı veya birbirine çok yakın hukukî kurallara sahip olan
iki veya daha fazla âkit Devlet, bu Antlaşmanın, işyeri o Devletlerde
bulunan taraflar arasındaki satım sözleşmelerine veya bunların
kurulmasına uygulanmayacağını her zaman beyan edebilir. Bu tür
beyanlar birlikte veya karşılıklı tek taraflı beyanlarda bulunulması
yoluyla yapılabilir.
(2) Bu Antlaşmada düzenlenen konular
hakkında Antlaşmaya taraf olmayan bir veya birden fazla Devletle
aynı veya birbirine çok yakın hukukî kurallara sahip olan bir âkit
Devlet, bu Antlaşmanın, işyeri o Devletlerde bulunan taraflar arasındaki
satım sözleşmelerine veya bunların kurulmasına uygulanmayacağını
her zaman beyan edebilir.
(3) Fıkra 2'deki beyanın konusu olan
bir Devlet, sonradan bir taraf Devlet haline gelirse, yapılan beyan,
Antlaşmanın yeni taraf Devlet bakımından yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren 1. fıkra uyarınca yapılmış bir beyan hükmünde olur; şu kadar
ki, yeni taraf Devlet bu beyana katılmalı veya tek taraflı bir karşı
beyanda bulunmalıdır.
Madde
95
Her Devlet, onay, kabul, uygun bulma veya
katılma belgesinin tevdi edilmesi sırasında, bu Antlaşmanın 1.
maddesinin 1. fıkrasının b bendi ile bağlı olmayacağını beyan edebilir.
Madde
96
Mevzuatı, satım sözleşmelerinin yazılı
olarak kurulmasını veya ispat edilmesini şart kılan bir taraf Devlet,
her zaman 12. madde uyarınca, satım sözleşmesinin kurulmasını, değiştirilmesini
veya mutabakatla ortadan kaldırılmasını veya bir icabın, kabulün
yahut diğer herhangi bir irade beyanının, yazılı şekilden başka şekilde
yapılmasını mümkün kılan bu Antlaşmanın 11. ve 29. maddesinin veya
II. Kısmını herhangi bir hükmünün, taraflardan birinin işyerinin
bu Devlette olması durumunda uygulanmayacağına ilişkin bir beyanda
bulunabilir.
Madde
97
(l) Bu Antlaşma uyarınca imza esnasında
yapılan beyanlarını, onay, kabul veya uygun bulma anında teyit edilmesi
gerekir.
(2) Beyanlar ve beyanların teyitleri,
yazılı olarak yapılacak ve tevdi makamına resmi olarak bildirilecektir.
(3) Beyan, ilgili Devlet bakımından bu
Antlaşmanın yürürlüğe girdiği anda hüküm ifade eder. Ancak yürürlüğe
girişten sonra tevdi makamına resmi bildirimi ulaşan beyanlar tevdi
makamına ulaştığı tarihten itibaren altı ayın tamamlanmasını izleyen
ayın ilk gününde hüküm ifade etmeye başlar. 94. madde uyarınca yapılan
karşılıklı tek taraflı beyanlar, sonuncu beyanın tevdi makamına
ulaşmasından itibaren altı ayın tamamlanmasını izleyen ayın ilk gününde
hüküm ifade etmeye başlar.
(4) Bu Antlaşma uyarınca bir beyanda bulunan
Devlet, tevdi makamına yapacağı yazılı bir resmi bildirimle herhangi
bir zamanda bunu geri çekebilir. Böyle bir geri çekme, bildirimin
tevdi makamına ulaştığı tarihten itibaren altı ayın tamamlanmasını
izleyen ayın ilk gününde hüküm ifade eder.
(5) 94. madde uyarınca yapılmış bir beyanın
geri çekilmesi, diğer bir Devlet tarafından aynı madde uyarınca yapılmış
herhangi bir karşı beyanı, geri çekmenin hüküm ifade ettiği tarihten
itibaren etkisiz hale getirir.
Madde
98
Bu Antlaşmada açıkça izin verilmiş olanlar
dışında hiçbir çekince kabul edilemez.
Madde
99
(1) Bu Antlaşma, bu maddenin 6. fıkrası
saklı kalmak kaydıyla, 92. madde uyarınca yapılmış bir beyanı içeren
bir belge dahil olmak üzere onuncu onay, kabul, uygun bulma veya katılma
belgesinin tevdi edildiği tarihten itibaren on iki ayın tamamlanmasını
izleyen ayın ilk gününde yürürlüğe girer.
(2) Bir Devletin, onuncu onay, kabul, uygun
bulma veya katılma belgesinin tevdi edilmesinden sonra bu Antlaşmayı
onaylaması, kabul etmesi, uygun bulması veya Antlaşmaya katılması
halinde, bu Antlaşma, hariç bırakılan Kısım dışında, bu maddenin
6. fıkrası saklı kalmak kaydıyla, o Devlet bakımından, onay, kabul,
uygun bulma veya katılma belgesinin tevdi edildiği tarihten itibaren
on iki ayın tamamlanmasını izleyen ayın ilk gününde yürürlüğe girer.
(3) 1 Temmuz 1964 tarihinde Lahey'de hazırlanan
Milletlerarası Mal Satım Sözleşmelerinin Kurulması Hakkında Yeknesak
Kanuna İlişkin Antlaşma (1964 Lahey Kurulma Antlaşması) veya 1 Temmuz
1964 tarihinde Lahey'de hazırlanan Milletlerarası Mal Satımı Hakkında
Yeknesak Kanuna İlişkin Antlaşma (1964 Lahey Satım Antlaşması)'dan
herhangi birine veya her ikisine taraf olan ve bu Antlaşmaya onay veren
veya kabul eden, uygun bulan veya bu Antlaşmaya katılan Devlet, aynı
anda, 1964 Lahey Kurulma Antlaşması veya 1964 Lahey Satım Antlaşması'ndan,
duruma göre birini veya her ikisini, Hollanda hükümetine bu yönde
yapacağı bir bildirimle feshedecektir.
(4) 1964 Lahey Satım Antlaşmasına taraf
olup işbu Antlaşmaya onay veren veya kabul eden, uygun bulan veya bu
Antlaşmaya katılan ve işbu Antlaşmanın II. Kısmı ile bağlı olmayacağını
92. madde uyarınca beyan eden veya beyan etmiş bulunan bir Devlet
onay, kabul, uygun bulma veya katılma anında, Hollanda hükümetine
bu yönde yapacağı bir bildirimle 1964 Lahey Satım Antlaşmasını feshedecektir.
(5) 1964 Lahey Kurulma Antlaşmasına taraf
olup işbu Antlaşmaya onay veren veya kabul eden, uygun bulan veya bu
Antlaşmaya katılan ve işbu Antlaşmanın III. Kısmı ile bağlı olmayacağını
92. madde uyarınca beyan eden veya beyan etmiş bulunan bir Devlet,
onay, kabul, uygun bulma veya katılma anında, Hollanda hükümetine
bu yönde yapacağı bir bildirimle 1964 Lahey Kurulma Antlaşmasını
feshedecektir.
(6) Bu maddenin amaçları çerçevesinde,
1964 Lahey Kurulma Antlaşmasına veya 1964 Lahey Satım Antlaşmasına
taraf olan Devletler bakımından anılan iki Antlaşma ile ilgili olarak
gerekebilecek fesihler hüküm ifade etmeden, söz konusu Devletlerin
bu Antlaşmayı onayı, kabulü, uygun bulması ve katılması hüküm ifade
etmeyecektir. Bu Antlaşmanın tevdi makamı bu noktada koordinasyonu
sağlamak amacıyla, 1964 Antlaşmasının tevdi makamı olan Hollanda Hükümetiyle irtibata
geçecektir.
Madde
100
(1) Bu Antlaşma bir sözleşmenin kurulmasına
ancak, o sözleşmenin akdi konusundaki icabın, 1. maddenin 1. fıkrasının
(a) bendinde anılan taraf Devletler veya 1. fıkrasının (b) bendinde
anılan taraf Devlet bakımından bu Antlaşmanın, yürürlüğe girdiği
tarihte veya bu tarihten sonra yapılması halinde uygulanır.
(2) Bu Antlaşma, sadece 1. maddenin 1.
fıkrasının (a) bendinde anılan taraf Devletler veya 1. fıkrasının
(b) bendinde anılan taraf Devlet bakımından Antlaşmanın yürürlüğe
girdiği tarihte veya bu tarihten sonra akdedilen sözleşmelere uygulanır.
Madde
101
(1) Bir taraf Devlet, tevdi makamına yapacağı
yazılı bir resmi bildirimle bu Antlaşmayı veya bu Antlaşmanın II.
Kısmını veya III. Kısmını feshedebilir.
(2) Fesih, bildiriminin tevdi makamına
ulaşmasından itibaren on ikinci ayın tamamlanmasını izleyen ayın
ilk gününde hüküm ifade eder. Bildirimde, feshin hüküm ifade etmeye
başlaması için daha uzun bir sürenin belirtilmiş olması halinde,
fesih, tevdi makamına bildirimin ulaşmasından itibaren anılan daha
uzun sürenin geçmesi ile hüküm ifade
eder.
1980 yılının 11 Nisanında Viyana'da,
her bir metin aynı derecede muteber olmak üzere Arapça, Çince, İngilizce,
Fransızca, Rusça ve İspanyolca tek bir nüsha halinde tanzim edilmiştir.
Bunu belgelemek üzere, hükümetleri
tarafından usulünce yetkilendirilmiş aşağıda imzaları bulunan
temsilciler bu Antlaşmayı imzalamıştır.