15 Aralık 2025 Pazartesi

      BİRİNCİ OTURUM

      Açılma Saati: 11.02

      BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

      KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN  (Adıyaman)

      ----- 0 -----

BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşimini açıyorum.

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Sayın milletvekilleri, gündemimize göre 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerindeki görüşmelere devam edeceğiz.

Program uyarınca bugün yedinci turdaki görüşmeleri yapacağız.

Yedinci turdaa İçişleri Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Göç İdaresi Başkanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu bütçe ve kesin hesapları yer almaktadır.

 

      KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER

A) Kanun Teklifleri

1.- 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı:226)[1]

2.- 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279), Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Genel Uygunluk Bildirimi ile 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 218 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2024 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1191) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 227)[2]

A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Komisyon? Yerinde.

Sayın milletvekilleri, alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti gruplarına ve İç Tüzük'ün 62'nci maddesi gereğince, istemi hâlinde, görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye altmışar dakika söz verilecek. Bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından kullanılabilecek ve şahsı adına yapılacak konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır.

Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru ve cevap işlemi on beş dakika soru, on beş dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak yerinden sorulacaktır.

Kabul edilen Danışma Kurulu önerisi gereğince, bütçenin ilk ve son günü yapılan konuşmalar haricinde, milletvekilleri tarafından yapılacak konuşmalarda ilave süre verilmeyecektir. Bu nedenle, sayın milletvekillerinin konuşmalarını süresi içerisinde tamamlamaları önem arz etmektedir.

Ayrıca, tur görüşmelerinin yapıldığı birleşimlerde Grup Başkan Vekillerine yalnızca tur görüşmelerinin sonunda altışar dakika süreyle söz verilecektir.

Bilgilerinize sunulur.

Yedinci turda söz alanların adlarını sırasıyla okuyorum:

Adalet ve Kalkınma Partisi; Elâzığ Milletvekili Sayın Ejder Açıkkapı, Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik, Konya Milletvekili Sayın Hasan Ekici, İzmir Milletvekili Sayın Ceyda Bölünmez Çankırı, Kayseri Milletvekili Sayın Şaban Çopuroğlu, Konya Milletvekili Sayın Orhan Erdem, Edirne Milletvekili Sayın Fatma Aksal, Rize Milletvekili Sayın Harun Mertoğlu, Gaziantep Milletvekili Sayın İrfan Çelikaslan, İstanbul Milletvekili Sayın Büşra Paker, Aydın Milletvekili Sayın Seda Sarıbaş, Burdur Milletvekili Sayın Mustafa Oğuz.

YENİ YOL Partisi; Ankara Milletvekili Sayın İdris Şahin, İstanbul Milletvekili Sayın Birol Aydın, İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Kaya, Ankara Milletvekili Sayın Mesut Doğan, Kahramanmaraş Milletvekili Sayın İrfan Karatutlu, Antalya Milletvekili Sayın Şerafettin Kılıç, Adana Milletvekili Sayın Sadullah Kısacık.

İYİ Parti; Adana Milletvekili Sayın Ayyüce Türkeş Taş, Aydın Milletvekili Sayın Ömer Karakaş, Yozgat Milletvekili Sayın Lütfullah Kayalar, Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta.

Milliyetçi Hareket Partisi; Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Erbaş, Malatya Milletvekili Sayın Mehmet Celal Fendoğlu, Gaziantep Milletvekili Sayın Sermet Atay, Ankara Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya, Ordu Milletvekili Sayın Naci Şanlıtürk.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi; Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat Eren, Bingöl Milletvekili Sayın Ömer Faruk Hülakü, İstanbul Milletvekili Sayın Çiçek Otlu, İstanbul Milletvekili Sayın Özgül Saki, Van Milletvekili Zülküf Uçar, Antalya Milletvekili Sayın Hakkı Saruhan Oluç, Mardin Milletvekili Sayın Kamuran Tanhan, Bitlis Milletvekili Sayın Hüseyin Olan, Mersin Milletvekili Sayın Ali Bozan, Van Milletvekili Sayın Gülderen Varli.

Cumhuriyet Halk Partisi; İzmir Milletvekili Sayın Murat Bakan, Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün, İstanbul Milletvekili Sayın Doğan Demir, Gaziantep Milletvekili Sayın Hasan Öztürkmen, Hatay Milletvekili Sayın Nermin Yıldırım Kara, Tekirdağ Milletvekili Sayın Faik Öztrak, Çanakkale Milletvekili Sayın İsmet Güneşhan, Yalova Milletvekili Sayın Tahsin Becan, Denizli Milletvekili Sayın Şeref Arpacı, İstanbul Milletvekili Sayın Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, İzmir Milletvekili Sayın Rıfat Turuntay Nalbantoğlu, Tekirdağ Milletvekili Sayın Nurten Yontar.

Şahıslar adına, lehinde, İstanbul Milletvekili Sayın Muhammed Ali Fatih Erbakan.

Yürütme adına, İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya, Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek.

Şahıslar adına, aleyhinde, İstanbul Milletvekili Sayın Erkan Baş

Şimdi, ilk söz Elâzığ Milletvekili Sayın Ejder Açıkkapı'nın.

Buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Sayın Başkan, Sayın Bakanlarım, değerli milletvekilleri; sözlerimin başında aziz şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyor, kahraman güvenlik güçlerimizi, Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya ve ekibi dün olduğu gibi bugün de milletimizin huzuru ve güvenliği için gece gündüz çalışıyorlar. İçişleri Bakanlığımız yirmi üç yıl boyunca muazzam çalışmalarla vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırmıştır. 2002'den itibaren gerçekleştirdiğimiz hizmetlerle inanılmaz dönüşümler sağladık. Hizmetlerimizi, çalışmalarımızı, ortaya koyduğumuz iradeyi, vizyonu ve kararlılığı aktarmak istiyorum.

Eskiden kimlik kartı almak için kuyrukta perişan olan vatandaşlarımız vardı, bir Türkiye vardı; bugün, 90 milyona yakın çipli kartla tek kart, tek kimlik, tek doğrulama dönemine ulaşmış bir Türkiye var. Hatırlayınız, eskiden ehliyet ayrı taşınırdı, kimlik ayrı taşınırdı; bugün, yeni nesil kimlik belgesiyle hepsi tek kartta birleşti. Eskiden vatandaşlarımız pasaport almak için dört ay beklerdi, altı ay beklerdi, yurt dışı planlamalarını yapamazdı.

CAVİT ARI (Antalya) -  Şimdi yıllarca bekliyor, vize alamıyorlar. Ejder Bey, vize alamıyorlar şu an, vize, vize! Pasaport hemen geliyor ama vize yok.

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Bugün, vatandaşlarımız 28 unsuru içerisinde barındıran yüzde 100 yerli pasaportunu üç, beş gün içerisinde almaktadır. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Pasaportta sorun yok, pasaport geliyor. 

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Pasaportu alsan ne olacak vize alamadıktan sonra!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Türkiye'de 1935 ile 2000 yılları arasında -tam altmış beş yıl, 13 kez- nüfus sayımı evlerde pazar günleri yapılırdı, biz vatandaşımızı evinde bulduğumuz zaman sayabilirdik  ancak 2007'de bu durum AK PARTİ'yle birlikte değişti.

CAVİT ARI (Antalya) - Ejder Bey, pasaport üç günde geliyor, vizeyi üç ayda alamıyorsun; randevuyu alamıyorsun aylarca, hangi Türkiye'den bahsediyorsun!

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Dostunuz Suriye bile vize koydu, dostunuz Suriye!

CAVİT ARI (Antalya) - Pasaport üç günde geliyor, doğru. Kaç günde vize alabiliyoruz, bir de onu söyle!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - 2002-2006 yılları arasında Merkezî Nüfus İdare Sistemi ve Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'yle altyapı çalışmasını tamamlayan bir Türkiye var.

CAVİT ARI (Antalya) - Kaç günde vize alabiliyor gençler, bir de onu söyleyin. Aylarca vize randevusu sürüyor, aylarca!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - 2007'de Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi'yle, doğar doğmaz sisteme kaydı düşen ve nüfus sayımı dijital bir şekilde gerçekleştirilen bir Türkiye'ye ulaştık, bunun mimarı Recep Tayyip Erdoğan'dır, AK PARTİ'dir, ak kadrolardır, ak hükûmetlerdir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Bugün hizmeti vatandaşın ayağına götüren bir Türkiye var. Nüfusmatik, 7/24 çalışmaktadır. Mobil nüfus turları bugün köy köy, mahalle mahalle dolaşarak  hizmeti vatandaşın ayağına götürmektedir. Nüfus kuyruğu, fiş kuyruğu, dosya kuyruğu artık bu ülkenin hafızasında bir hatıra olarak kalmıştır. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Şimdi de bilgisayarda bekliyor, fark etmiyor!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - AFAD deprem yönetiminde yeni bir seviyededir. 2009 yılında AFAD'ı sıfırdan kurduk.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ya, PTT şubelerini kaldırdınız, yaşlılar, engelliler gidemiyor, bankaları...

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - AFAD Acil Uygulaması, hücresel yayın sistemi 1.500 deprem sensörüyle depremleri saniye hassasiyetiyle takip eden bir kuruma dönüştü.

CAVİT ARI (Antalya) - Kızılay ne yapıyor? Kızılay çadır satıyor Ejder Bey, haberin yok mu!

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Gördük Hatay depreminde!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Eskiden koordinasyon yoktu, bugün Türkiye afet yönetiminde bir dünya örneği ülke hâline geldi. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Kızılay'ın sattığı çadırı unuttun mu Ejder Bey?

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Güvenlikte de dijital bir sıçrama yaşadık.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Evet, deprem sonrasında nasıl ihaleye çıkabiliriz, nasıl bina yapabiliriz konusunda uzmansınız, önlem almada değil; kusura bakmayın!

SERKAN SARI (Balıkesir) - İnsanlar canından oldu sizin yüzünüzden!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Şehirler bugün 120 binden fazla kamerayla izleniyor. Kent Güvenlik Yönetim Sistemi ve Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonu suçun kararmasına artık izin vermiyor.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İhaleye çıkma konusunda uzmanlaştınız; doğru!

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Bugün, Türkiye'de Plaka Tanıma Sistemi'yle, aranan araçlar saniyesinde bulunuyor. Polis Bilişim Ağı gerçek zamanlı güvenlik yönetimini tek tuşa indirdi. Eskiden güvenlik mücadeleyle yapılırdı, bugün hem mücadeleyle hem teknolojiyle ve hem de akılla yapılmaktadır.

Jandarma kırsalda güvenliğin yeni yüzü oldu. Jandarma Entegre Muhabere ve Bilgi Sistemi ile Jandarma Kent Güvenlik Yönetim Sistemi'yle köylerin, mezraların, yaylaların bile gözü var artık. Eskiden takip zordu, bugün neredeyse takipsizlik imkânsız hâle geldi.

CAVİT ARI (Antalya) - İcra takipleri; doğru, haklı Sayın Ejder! 

 EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Göç yönetiminde Türkiye dünyanın en büyük biyometrik havuzlarından biri hâline geldi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

RESUL KURT (Adıyaman) - Bravo, teşekkür ederiz.

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Göç veri sistemiyle 8 milyon yabancı biyometrik kayıt altındadır.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ejder Bey, hay Allah, süre bitti ya!

CAVİT ARI (Antalya) - Teşekkür ederiz Ejder Bey, oturabilirsiniz.

EJDER AÇIKKAPI (Devamla) - Zaman yetmedi, anlatacak çok şey var ama maalesef zaman yetmedi.

Ben Gazi Meclisi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

EJDER AÇIKKAPI (Elâzığ) - Bunları duymaya alışacaksınız. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar.)

BAŞKAN - Sayın Erkan Akçay, sisteme girmişsiniz.

Buyurun.

 

 

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle bir süredir Manisa Şehir Hastanesinde tedavi gören Manisa Şehzadeler İlçesi Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ın vefatını büyük bir teessürle öğrendik.

 Başta ailesi olmak üzere, sevenlerine, Manisalı hemşehrilerime ve Cumhuriyet Halk Partisi camiasına başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Allah rahmet eylesin, ruhu şad, mekânı cennet olsun.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

 

 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, biz de Divan adına Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet diliyoruz; Cumhuriyet Halk Partisi camiasına, Manisa halkına, sevenlerine ve tüm halkımıza bir kez daha başsağlığı dileklerimizi iletmek istiyoruz. Mekânı cennet olsun.

Sayın Akbaşoğlu, sizin de söz talebiniz var.

Buyurun.

 

 

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Çok teşekkür ederim Değerli Başkanım.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Amansız hastalığa yakalanarak yaşamını yitiren Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı merhume Gülşah Durbay'a Cenab-ı Allah'tan rahmet ve mağfiret diliyorum; ailesine, yakınlarına, CHP camiasına ve Manisa halkına da sabrıcemil niyaz ediyorum. Çok genç yaşta aramızdan ayrılması hepimizi derinden üzmüştür. Bu vesileyle mekânı cennet olsun, makamı âli olsun diyorum. Grubumuz adına ailesine, yakınlarına, CHP Grubuna başsağlığı diliyorum.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Ekmen, buyurun.

 

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.

Dün Genel Kurulda taziye dilekleri paylaşılmıştı ancak bugün de malum, defin töreni var. Biz de gerçekten Manisalı vatandaşlarımızın, hemşehrilerimizin çok kısa bir sürede peş peşe yaşadığı büyük bir acıyı saygıyla ifade ediyoruz. Gülşah Hanım'a Allah'tan rahmet diliyoruz. Başta kendisi, ailesi ve Manisalı hemşehrilerimiz olmak üzere bütün CHP ailesine başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Temelli, buyurun.

 

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.

Ben de yitirdiğimiz Belediye Başkanına Allah'tan rahmet diliyorum. Cumhuriyet Halk Partisinin, Manisa'nın, sevenlerinin başı sağ olsun.

Bu acıyı paylaşmak istediğimizi dile getirdim.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Sayın Kavuncu, buyurun.

 

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Biz de İYİ Parti Grubu olarak, almış olduğumuz bu elim haberden dolayı ki dün itibarıyla alındı, dün de hepimiz başsağlığı diledik ama bugün de hem şahsım hem de grubum adına bir kez daha kendisine, Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet diliyorum. Tüm Manisa halkının başı sağ olsun. Cumhuriyet Halk Partisindeki arkadaşlara da tüm camiaya da başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz. Allah rahmet eylesin.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

 

     KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı:226) (Devam)

2.- 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279), Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Genel Uygunluk Bildirimi ile 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 218 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2024 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1191) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 227) (Devam)

A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU (Devam)

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Değerli arkadaşlar, devam ediyoruz.

Antalya Milletvekili Sayın Kemal Çelik.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA KEMAL ÇELİK (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Emniyet Genel Müdürlüğümüzün 2026 bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Ben de Şehzadeler Belediye Başkanımız merhume Hanımefendi'ye Allah'tan rahmet diliyorum; Cumhuriyet Halk Partisine ve Manisalılara başsağlığı diliyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün görüştüğümüz bu bütçe yalnızca rakamlardan ibaret bir bütçe değildir. Bu bütçe milletimizin huzuru, devletimizin güvenliği ve geleceğimizin teminatı için yapılan yatırımların ve gayretlerin bir devamıdır. Ayrıca, güvenlik olmadan kalkınma, huzur olmadan demokrasinin güçlenmesi mümkün değildir.

Değerli milletvekilleri, öncelikle, kırk yıldan bu yana Türkiye'nin kalkınmasına, gelişmesine ve geleceğine ipotek koyan terör olaylarının son bulmasında en büyük rolü oynayan ve terörsüz Türkiye sürecine geçiş ortamını sağlayan başta Emniyet Genel Müdürlüğümüz olmak üzere tüm güvenlik güçlerimize şükranlarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Devlet Bahçeli'nin bir yıl önce başlattıkları terörsüz Türkiye hedefi bir devlet projesi ve aynı zamanda bir kalkınma stratejisidir. Millî iradenin temsilcisi olan Türkiye Büyük Millet Meclisi devletle birlikte bu görevi üstlenmiş, Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu milletimiz adına üzerine düşen sorumluluğu titizlikle yerine getirmektedir. Terörsüz Türkiye'de hiçbir şart, hiçbir pazarlık ve hiçbir vaat söz konusu değildir. Tek şart PKK'nın silahlarını bırakması ve kendi varlığına son vermesi, ülkenin bütünleşmesidir. Bundan böyle, terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedefiyle sadece bölgesel bir güç değil küresel bir güç olacağız Allah'ın izniyle. Bu büyük hedef elbette emperyalistlerin, Türkiye düşmanlarının, provokatörlerin, ölümden ve kandan beslenenlerin işine gelmeyecektir. Hedefe yaklaştıkça istismar ve provokasyon mekanizmalarının daha fazla devreye gireceğini biliyoruz. Her şeyin farkındayız ve hepsine de hazırlıklıyız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın milletvekilleri, herkesin bu sürece katkıda bulunması gerekiyor; herkesin diline, üslubuna özellikle dikkat etmesi ve sürece tam destek vermesi geleceğimiz için çok önemlidir. Biz Türk'ün, Kürt'ün, her bir vatandaşımızın ve kahraman güvenlik teşkilatlarımızın hiçbir mensubunun ölmesini istemiyoruz. Ölümün ve terörün olmadığı, huzur ve güvenin hâkim olduğu bir Türkiye istiyoruz. Terörden ve kandan beslenenlere, Türkiye'nin bölgesel ve küresel bir güç olmasını içine sindiremeyenlere diyoruz ki bu topraklar hoşgörü toprağıdır.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Terörden ve kandan PKK besleniyor ya, nedir bu sabahtan beri! PKK'ya söyleyeceksin.

KEMAL ÇELİK (Devamla) - Yunus Emre'nin diliyle "Yaratılanı severiz Yaradan'dan ötürü." "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." buyuran Şeyh Edebali'nin hikmet dolu tavsiyesinin izinden giderek terörü ve ölümleri bu coğrafyadan ebediyen siliyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü bizim medeniyetimiz merhameti ve insanı yaşatmayı devlet anlayışının merkezine koyan kadim bir gelenekten beslenmektedir. Devlet insanların ölümüne seyirci kalmayan, onları yaşatmayı esas alan, düzeni ve huzuru sağlayan en büyük güçtür. Bir örnek vereyim: 2022, sadece 2022 yılı itibarıyla Gabar Dağı terörden temizlendi; bugün günde 81 bin varil petrol üretimi gerçekleşiyor ve çoğunluğu bölge insanı olan yaklaşık 3.600 kişiye istihdam sağlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İşte "terörsüz Türkiye" hedefinin özü de çıktısı da budur. Kırk yılda 40 bin şehidin olduğu dönemde harcanan 2 trilyon dolar kalkınma ve yatırım için harcansaydı şimdi Türkiye hangi düzeyde olurdu, bir düşünün.

Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığımızın bütçesi büyük ve güçlü Türkiye hedefinin yalnızca bugünün ihtiyacını karşılayan bir planlaması değil, geleceğimizin Türkiyesinin inşası için stratejik bir adımdır. Sayın İçişleri Bakanımız Ali Yerlikaya ve güvenlik teşkilatlarımızın ülkemizin huzuru ve güvenliği için gösterdikleri üstün gayretleri ve özellikle organize suçlar ve uyuşturucuyla mücadelenin topluma yansıyan olumlu çıktısını görmekten son derece mutluyuz. Bir örnek vereyim: Son bir ayda Antalya'daki uyuşturucu operasyonlarından kesin sonuç alınmış, vatandaşlarımızın hissettiği huzur ve güven ortamı oluşmuştur. Onların gayretleriyle daha da güçlenmesi için İçişleri Bakanlığı bütçesinin tam destekle geçmesini bekliyoruz.

Bu vesileyle milletimizin emniyeti için...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KEMAL ÇELİK (Devamla) - ...fedakârca görev yapan tüm güvenlik güçlerimizi tebrik ediyorum, şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum, gazilerimize minnet duygularımı iletiyorum.

2026 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını diliyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Konya Milletvekili Sayın Hasan Ekici.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HASAN EKİCİ (Konya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri ve Sayın Bakanlarım; Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Jandarma Genel Komutanlığı ile Sahil Güvenlik Komutanlığı üzerine söz almış bulunmaktayım.

Bütçe konuşmama başlamadan önce bu yıl "Huzur Vakti" temasıyla Konya'da gerçekleştirilmekte olan Hazreti Mevlâna'nın 752'nci Vuslat Yıl Dönümü Anma Törenleri'nin, Şebiarus'un Konya'mıza, ülkemize ve insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyor, Hazreti Mevlâna'yı rahmetle ve saygıyla anıyorum.

Değerli milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında, Türkiye Yüzyılı huzurun yüzyılı hedefleri doğrultusunda görev ifa eden Jandarma teşkilatımız köklü geçmişi, yüksek disiplin anlayışı ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş kadrolarıyla ülkemizin güvenlik mimarisinin en güçlü sütunlarından biridir. 2025 yılı Jandarma Genel Komutanlığımız açısından önemli başarıların elde edildiği verimli bir yıl olmuştur. Jandarma sorumluluk sahasında meydana gelen yaklaşık 492 bin asayiş olayının tamamına yakını aydınlatılmıştır. Terörle mücadele kapsamında yürütülen kararlı operasyonlarla kırsal alanlarda çok sayıda terör unsuru etkisiz hâle getirilmiş, terör örgütlerinin lojistik ve hareket kabiliyetleri önemli ölçüde zayıflatılmış, örgüt mensuplarının teslim olması sağlanmıştır. Yerli ve millî savunma sanayimizin sağladığı teknolojik imkânlarla güçlenen istihbarat altyapısı sayesinde gerçekleştirilen nokta operasyonlarla terörle mücadelede önemli başarılar elde edilmiştir. Organize suç örgütlerine yönelik operasyonlarda yasa dışı silah ticareti, insan kaçakçılığı ve toplum huzurunu hedef alan suç yapılanmaları çökertilmiştir. Uyuşturucuyla mücadelede, yurt genelinde yapılan operasyonlarda tonlarca uyuşturucu madde ele geçirilmiş, gençlerimizi hedef alan şebekelere büyük darbeler vurulmuştur. Bu arada, yeri gelmişken, geçtiğimiz ekim ayında Konya merkezli olarak 12 ilde gerçekleştirilen büyük ve başarılı uyuşturucu operasyonu nedeniyle İçişleri Bakanımız hemşehrimiz Sayın Ali Yerlikaya'ya ve operasyonda görev alan tüm güvenlik güçlerimize hemşehrilerimiz adına tekrar teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Diğer yandan, Jandarmamız sadece operasyonlar yapan bir güvenlik kurumu değildir. Aynı zamanda afetlerde ilk yardıma koşan, kayıpları arayan, selde, depremde, yangında milletimizin yanında duran büyük bir ailedir. Özellikle kırsalda yaşayan vatandaşlarımız için Jandarma devletin sıcak eli, güven veren yüzü, huzurun teminatıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemizde deniz güvenliği, arama kurtarma faaliyetleri, düzensiz göçle mücadele, çevre koruma ve doğal yaşamın korunması başta olmak üzere Sahil Güvenlik Komutanlığımız son derece önemli görevler üstlenmektedir. Sahip olduğu imkânlar, güçlü kadrosu ve yüksek görev bilinciyle Sahil Güvenlik Komutanlığımız mavi vatanın güçlü ve fedakâr muhafızıdır. 2025 yılında gerçekleştirilen operasyonlar neticesinde 23.701 düzensiz göçmen ve 579 göçmen kaçakçısı yakalanmıştır.

Değerli milletvekilleri, şunu açıkça ifade etmeliyim ki bu bütçeye verilecek her destek devletimizin caydırıcılığının daha da güçlenmesidir, bir evladımızın uyuşturucu belasından korunmasıdır.

Sözlerime son verirken görev yapan tüm Jandarma ve Sahil Güvenlik personelimize şükranlarımı sunuyor, görevleri başında şehadete yürüyen aziz şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize sağlık ve afiyet diliyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İzmir Milletvekili Sayın Ceyda Bölünmez Çankırı.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Sayın Başkan, Sayın Bakanlarım, değerli milletvekilleri; aziz milletimizi ve Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, dün vefatını büyük bir üzüntüyle öğrenmiş olduğumuz Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Bugün bütçelerini görüştüğümüz Göç ve AFAD Başkanlıkları, göç baskısı ve iklim risklerinin arttığı bu dönemde devletimizin sahadaki kararlılığını temsil etmektedir. Göç İdaresi, sınır güvenliğinden geri dönüş politikalarına kadar göç yönetiminin tüm aşamalarını tek merkezden yöneten güçlü bir devlet yapısıdır. Devlet refleksi sınırda başlar, afette sınanır, AFAD ise bu refleksin afet anındaki karşılığıdır. Güçlü koordinasyon kapasitesiyle sadece 2025 yılının ilk on ayında 6.792 olaya müdahale eden AFAD yalnızca Türkiye'nin değil, 83 ülkenin de umudu hâline gelmiştir. Bu tablo, milletine güvenen bir devletin, devletine de inanan bir milletin ortak eseridir. Bu güçlü iradenin mimarı ise Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri, devletimiz görevini layıkıyla yerine getirirken yönetim zincirinin diğer halkaları aynı ciddiyeti göstermezse kapasite nerede kırılır biliyor musunuz? Tam da yerelden. Yükü devlete bırakıp sorumluluktan kaçan belediyelerin başında İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı gelmektedir.

CAVİT ARI (Antalya) - Siz de yükü belediyelere bırakmaya çalışıyorsunuz Ceyda Hanım. Devletsiniz, devlet!

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Hatta geçtiğimiz hafta kendisine görevlerini hatırlatan bir çerçeve göndermiştim fakat kendisi epey alınmış...

CAVİT ARI (Antalya) - Devletin tüm imkânları var, belediyelerden medet umuyorsunuz.

OSMAN GÖKÇEK (Ankara) - Ya, biz sizinkilerde böyle yapıyor muyuz?

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - ...gönderdiğim kanun maddelerini de hiç okumamış olacak ki tüm görev ve sorumluluklarını birbirine kattı ve karıştırdı.

CAVİT ARI (Antalya) - Birazcık belediyelere destek olun, kaynaklarını kesmeyin.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - "Devlet gelsin, yapsın." demenin ötesine geçip "Milletvekili olarak siz ne yaptınız?" demeye başladı.

OSMAN GÖKÇEK (Ankara) - Biz size laf atıyor muyuz?

CAVİT ARI (Antalya) - Ne yapayım, iftira atıyor. Ne yapalım yani şimdi, yanlış konuşuyorsa cevap vermeyelim mi?

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Ya, ben sokaktayım, benim vatandaşın içinde olduğum kadar hiç kimse olmamıştır. Dile getirilen bütün talepleri yerine getirmeye gayret ediyoruz. İşte, Bakanlarımız burada, gece saat on ikilerde arıyoruz ki milletin problemini çözmek adına.

CAVİT ARI (Antalya) - Biz aradığımızda çıkmıyorlar telefonlara.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Ben her bakanlıkta vatandaşımın konularının takipçisi oluyorum ama herkes yerini ve görevini, sorumluluklarını, alanlarını bilip öyle konuşsun.

CAVİT ARI (Antalya) - Milletvekili telefonuna cevap vermiyorlar, dönmüyorlar Sayın Bakanlar, sizinkine dönüyorlar mı, onu da bilmiyorum.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Ya, böyle bir muhatabımız var ki geçtiğimiz gün İller Bankası aracılığıyla Hükûmetimizin sağladığı 5 milyar liralık krediyle hayata geçirilen bir projenin temel atma töreninde kalkmış "Bize kredi sağlanmadı." diyor, yine algıyı yönetiyor. Ya, yönettiğin belediyenin bütçesinden bihaber misin sen, ne engellenmesi, ne kredisi?

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bu İçişleri Bakanlığı bütçesi farkındasınız değil mi? Ceyda Hanım, farkındasınız değil mi İçişleri Bakanlığı bütçesi bu?

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Böyle sızlanarak da büyükşehir yönetilemez, yönetilemez! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri Türkiye'nin 3'üncü büyük şehrinin maalesef hâlâ güncel bir afet master planı yoktur.

CAVİT ARI (Antalya) - Ceyda Hanım, devletin tüm imkânlarını siz kullanıyorsunuz, hâlâ belediyelere hesap sormaya çalışıyorsunuz, çok ayıp!

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Cavit Bey, gelin, ben size anlatacağım İzmir'de.

30 Ekim depremi bize büyük acılar yaşattı. Kaybettiğimiz canları buradan bir kez daha rahmetle anıyorum. Deprem sonrası yerel yönetimlerin devlet kapısını çalmasını beklerken bizzat Çevre ve Şehircilik Bakanımız Sayın Murat Kurum devreye girerek "Gelin, bu şehri hep beraber ihya ve inşa edelim, ayağa kaldıralım." çağrısı yaptı. Peki bu çağrıya kaç belediye başkanı cevap verdi? Bayraklı'yla sınırlı kalmasın, 30 belediye başkanını çağırdı, "İmar planlarınızı ortaya koyun." dedi ancak İzmir'in kaderini belirleyecek bu hayati davet birkaç istisna dışında karşılıksız kaldı, sonra başlarına buyruk hareket etmeye başladılar, sözde "örnek proje" dediler; yok, "kooperatif" dediler, "halk konut" dediler. Ne oldu? Binlerce insanı kandırdılar, umutlarıyla oynadılar. Oynanmadı mı? Oynandı. Hatta yarım kalan 12 kooperatifin tamamlanabilmesi için de Dünya Bankası kredisini çıkaran yine biz olduk, biz! Peki başka ne yaptık? İki yıl içerisinde 5.061 konutu hak sahiplerine teslim ettik. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) İşte Bayraklı'da duruyor.

Şimdi sizlere daha da acı bir örnek vereyim: İzmir Büyükşehir Belediyesinin ana hizmet binası deprem sonrası yıkıldı. Birimler bugün kentin farklı noktalarında dağılmış durumda; biri Kemeraltı'nda, biri Basmane'de, bir tanesi Kültürpark'ta açık ofis. İşte karşınızda yönetim kapasitesinin fotoğrafı budur. Kendi çatısını kuramayan bir belediyeden 4,5 milyonluk İzmir'i depreme hazırlamasını beklemek akılla bağdaşır mı Allah aşkına? İzmir maalesef kentsel dönüşüm ihtiyacını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - ...aciliyet ile yerel yönetim yavaşlığı arasında sıkışmış bir şehirdir.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Evet, birazdan İçişleri Bakanlığı bütçesi hakkında konuşmaya başlayacaksınız sanırım.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - İzmir'i sevmek böyle sözle değil yatırımla, projeyle, hazırlıkla olur. Buradan devlet katkı payı hesabı yapanlara da açıkça sesleniyorum: Biz İzmir'e son altı yılda 231 milyar 876 milyon lira, yirmi üç yılda ise toplam 1 trilyon 275 milyar lira kamu yatırımı yaptık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Ceyda Hanım, cebinizden vermiyorsunuz, devletin kaynaklarını, milletin bütçesini millete harcama göreviniz var, iktidarsınız.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Eserlerle hizmet ettik ve etmeye devam ediyoruz. Yolu doğru olanın yükü ağır olurmuş, bizim yolumuz uzun, sorumluluğumuz büyük; milletimiz için de canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Sorumluluktan kaçanların da görevini unutanların da hesabını yine, milletimiz sandıkta soracaktır.

CAVİT ARI (Antalya) - İzmir halkı size gerekeni yapıyor zaten Başkanım, merak etmeyin.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (Devamla) - Bütçemizin hayırlı uğurlu olmasını diliyor, Genel Kurulu sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Kayseri Milletvekili Sayın Şaban Çopuroğlu.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ŞABAN ÇOPUROĞLU (Kayseri) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Değerli Bakanlarım, aziz milletimiz; 2026 yılı Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Öncelikle, 2026 bütçemiz hayırlı olsun diyorum.

Bir başka "hayırlı olsun" da yeni oluşan kabineye söylemek istiyorum. Evet, dün değil, evvelsi gün kabine oluştu, yeni oluştu, birkaç bakanımız değişti, yerine yeni bakanlar geldi. Hükûmetimizin kabinesinden bahsetmediğimi hepiniz anladınız ama CHP'nin -sanal, yok, sanal değil; gölge kabinesi, evet- gölge kabinesiyle ilgili atamalar yapıldı, muhtemelen yarın da toplanacaklar.

CAVİT ARI (Antalya) - Var mı bir öneriniz?

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Ben merak ediyorum, bu gölge bakanlar ne yapıyorlardı? Herhangi bir şey yaptılar mı şimdiye kadar?

CAVİT ARI (Antalya) - Sizin kendi bakanlarınız ne yaptı, onu anlatmak için buradasın Sayın Vekil. 

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) -  Olumlu, lehte,  bir şey söylediler mi? Söylemediler.

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Vekil, kendi bakanların ne yapıyor, onu anlatmak için buradasın.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Niye söylemediler? "Söylenecek bir şey yok." diyebilirsiniz ama CDS primi gelince  Formula 1 pilotlarının yerinden "vınnn" diye fırladığı gibi çıkıp açıklama yapmak sizin işiniz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 225'e düşünce tık yok.

CAVİT ARI (Antalya) - Sayın Vekil, sen, kendi bakanların ne yapıyor, onu anlatmak için buradasın.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Peki, biz, belki bunu atlamış olabiliriz, belki söylememiş olabilirsiniz veya biz de takip etmemiş olabiliriz. Peki, sık sık eleştirdiğiniz -bütçedeki parayı, Merkez Bankasındaki parayı- sık sık dilinize doladığınız dönemlerde ne yapıyordunuz? Sürekli eleştiriyordunuz.

Tabii ki eleştireceksiniz. Yalnız, vatandaş sizden doğruya "Doğru." demenizi istiyor.

CAVİT ARI (Antalya) - Sizin gibi... Sizden de onu istiyoruz.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Zaten diğer kısımlarıyla alakalı muhteşem bir tezvirat yapıyorsunuz. Peki, Merkez Bankası rezervleri... Ben dersime cumartesi çalıştım, o zaman 186,4 milyar dolardı, belki bugün de artmış olabilir. O zaman niye cevap vermediniz? Neden tık yok? Siz de "İşinize gelince sağır, işinize gelmeyince bağır." yöntemini çok seviyorsunuz. Bence bundan vazgeçmeniz lazım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Peki, öbür taraftan, biz, burada... İki yıl önce konuşma yaparken Sayın Bakanımız çıktı, dedi ki: "Önümüzdeki dönemde Tasarruf Genelgesi'ni hayata geçiriyoruz."

CAVİT ARI (Antalya) - Uydunuz mu? Ne kadarına uydunuz, anlatın, ne kadarına uydunuz, anlatın. Hayır, ne kadarına uydunuz Tasarruf Genelgesi'nin?

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Hep gülümsediniz, gülüştünüz; evet, aynı şimdi yaptığınız gibi yaptınız, aynı şeyleri yaptınız. Zaten geçen seneki konuşmalara baksanız, beş sene önceki konuşmalara baksanız aynı şeyleri konuştuğunuzu tahmin ediyorum, değişiklik yok.

CAVİT ARI (Antalya) - Ancak belediyelerin hizmetlerini engellemek için kullanıyorsunuz Tasarruf Genelgesi'ni. Çocuk kreşlerini bile yasakladınız genelgeyle, sonradan açmak  zorunda kaldınız.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Peki, o zaman ne dediniz? "Düzelmez." dediniz. Sizi rakamlara davet ediyorum, rakamlara davet ediyorum.

Harcamaların bütçe üzerindeki oranı yüzde 4,6'dan 2024 sonu itibarıyla kaça düştü? Hadi bilin bakalım, hadi bilin; bilemezsin, dersinize çalışmıyorsunuz. Bir çalışın da gelin şuraya. Dört, beş yıldır konuştuklarınıza aynen devam ediyorsunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - İşçinin servisini yasakladınız Tasarruf Genelgesi'yle. Sen anlat, Tasarruf Genelgesi'yle devlette ne yaptınız, neyi engellediniz, anlatın bakalım.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Peki, ben o zaman size şöyle söyleyeyim: Şimdi siz işinize geldiğinde bunları tıkır tıkır açıklıyorsunuz. Yalnız, açıklamadığınız bir şey daha var, onu kim açıklıyor? Elin oğlu açıklıyor, belki de elin kızıdır; bilmiyorum. Uluslararası kredi derecelendirme şirketleri açıklıyor; öyle 1-2 tane de değil, 3 tane şirket bir yıl içerisinde arka arkaya açıklama yapıyor. Hadi, biri yanlışlıkla yaptı...

CAVİT ARI (Antalya) - Çok sayıda açıklama var bu ülkede hukukun sıfırlara indiğine dair, onları kabul etmiyorsunuz.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Biri 3 sefer, biri 2 sefer, diğeri 2 sefer; 7 sefer açıklama yapılıyor, açıklamada ne deniyor? "Böyle giderse 2026 parlak."

CAVİT ARI (Antalya) - Bu hikâyeyi yıllardır dinliyoruz, az sonra Sayın Bakan da anlatacak.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Bunu söylemek size düşer mi? Allah rızası için, bir Bakanınız... Yani, sanal mı gölge mi, onun da ismini bilmiyorum, ne işe yaradığını da hakikaten anlayamadım; o kadar da okudum, bir veriye de rastlayamadım.

CAVİT ARI (Antalya) - Geçtiğimiz dönemlerde de aynı lafları burada duyduk Sayın Vekil.

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Bir de 2020 yılında tuttunuz, "Belediyeleri tek tek takip edeceğim." dediniz; neyi takip ettiniz, takip ettiğiniz bir şey var mı? Yok.

Şimdi, işin özeti şu değerli başkanlarım, bunu söylemek istemezdim ama bazen de lafı gediğine koymak lazım: Bir insan, ömrü boyunca konuşurken harcadığı enerjiyle şu bardaktan iki tane suyu ısıtırmış. Konuşmak herhangi bir enerji harcattırmadığı için konuşun konuşabildiğiniz kadarıyla. Neticede, bu yapılan işleri eğer takdir etmiyorsanız da... Sizin bir milletvekiliniz vardı, aranızdan birisi çıktı, Murat Kurum Bakanımıza dedi ki: "Eline sağlık." Ne oldu, bir yerinize bir şey mi oldu? Yok. Herkes mutlu. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Size mi bir şey oldu, hayır, size mi bir şey oldu? Çok mu sevindiniz, çok mu hoşunuza gitti? Çok sevindiniz galiba!

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Neticede, şunu bilmek lazım: Eğer konuşarak bir şey yapılsaydı peynir gemisi yürürdü.

CAVİT ARI (Antalya) - Sizi çok mu mutlu etti, ne oldu, hayırdır?

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - "Hayırdır"ı çıkınca okursun, anlarsın zaten.

Yani, özetle, lafla peynir gemisi...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞABAN ÇOPUROĞLU (Devamla) - Devamını siz söylersiniz. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi, böyle denmez, ayıp! Yanlış! Saygısızlık!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Peynir de yok, gemi de yok.

CAVİT ARI (Antalya) - Bu hikâyeleri yıllardır burada dinliyoruz.

BAŞKAN - Konya Milletvekili Sayın Orhan Erdem.

Buyurun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN ERDEM (Konya) - Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin çok değerli milletvekilleri, muhterem halkım; ben de hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Şehzadeler Belediye Başkanımıza Allah'tan rahmet diliyorum.

2026 bütçesini yapıyoruz. Bu halk bize 24'üncü bütçeyi yapma imkânı verdi. Demokrasilerde en önemli hak bütçe hakkıdır. Aralıksız 24 bütçesini yapan cumhuriyet tarihinde bir iktidar yok, dünyada da ender bir iktidarız. Peki, niye bu hakkı verdi bu millet bize? 2002'yle kıyasladığımızda kızıyorsunuz, kendi içimizden de bir veri verelim: 2002'de millî gelir 3.490 dolar, 2015'te 11 bin dolar, 2025'e geldik, 17 bin-18 bin arasında bir rakam bekleniyor.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Ev alabiliyorduk ama! Et de alabiliyorduk!

ORHAN ERDEM (Devamla) - İhracat; 36 milyar dolarla aldık, 2015'te 142 milyar dolara geldi, bu yıl sonu 270 milyar doları geçeceği görünüyor. Turizmde 12 milyar dolarla aldık, 2015'te 32 milyar dolarlara yaklaştı, bugün 64 milyar doları... Böyle o kadar çok rakam verebilirim ki... Yolları konuşuyoruz; 6.900 kilometre aldık, 2015'te 17.500 kilometre oldu, 2025'te 30 bin. Laf geldi mi deniyor ki: "Göreviniz." Seksen yılda yapılan 6.900, bizim de onlar gibi görevimiz olsaydı bugün 9 bin kilometre yolumuz vardı, bunu bilmenizi isterim.

AK PARTİ iktidarları döneminde geçmiş seksen yılı 3'e, 5'e, 10'a katlayan hizmetler yaptık; sağlıkta, eğitimde, dış politikada, iç politikada, nereye bakarsan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

 Allah nasip etti, 2002'de de milletvekiliydik, Plan ve Bütçe Komisyonunda da söyledim, milletvekili olarak en önemli işimiz annesini, babasını, rahmete kavuşup, hastaneden alamayıp kefil bularak çıkaranların, senet vererek çıkaranların senetlerini hacizden kurtarmaktı. Çocuğu doğmuş, anneyle beraber rehin kalmış. Böyle bir sağlık sistemi vardı ve bunu kurtarmak için de bir kefil bulup senet veriyordu, biz de bunları sosyal yardımlaşmaya ödetmeye çalışıyorduk o günlerde. Bugün herkes eşit sağlık hizmeti alıyor, ambulansları yolda kalmıyor.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İçişleri Bakanlığı bütçesindeyiz Orhan Bey, İçişleri Bakanlığı.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Bırakın kötü ambulansları, uçak ambulanslar, helikopter ambulanslar, bırakın Türkiye'nin içinden, dünyanın her yerinden hastalarını getirmeye başladı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Orhan Bey, yakında bir özel hastaneye gitmenizi tavsiye ederim. Vatandaşları özel hastaneye alıştırdınız, bir özel hastaneye gitmenizi tavsiye ederim, bir ziyaret edin, kaç para ödüyorlar.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Bunlar her alanda bahsedebileceğimiz önemli şeyler. Bu ülkede vesayet sadece siyasetin üzerinde değildi, önemli hizmetlerin, savunmanın, teknolojinin üzerinde de vesayet vardı, bunu AK PARTİ kaldırdı; siyasette kaldırdığı gibi, bugün millî savunmada kendi İHA'sını, SİHA'sını yapan bir ülke olduk. Düşünebiliyor musunuz, bir ülkenin atasözüne bakın, dünyada böyle bir atasözü var mıdır: "İcat çıkarma!" Muhalefet hâlâ kurtulamadı öğretilmiş çaresizlikten ama millet bu öğretilmiş çaresizlikten kurtuldu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Şu sandığı bir getirin de size öğretilmiş çaresizliği bir gösterelim. Sana öğretilmiş çaresizliği bir gösterelim. Şu sandığı bir getir, gösterelim sana öğretilmiş çaresizliği.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Artık TEKNOFEST'lerde, dünyanın her yerinde bilim yarışmalarında 1'inci oluyor ve kendi uçağını da yapmak üzere, tankını da yapıyor.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Sandıktan kaçanların yaptıkları konuşmaya bak, öğrenilmiş çaresizlikmiş! Yazıklar olsun!

ORHAN ERDEM (Devamla) - Sayın Grup Başkan Vekilim, ucuz mal satanlar bağırarak satarlar.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Öğrenilmiş çaresizlik ancak sizin yaptığınız işlere bakar. Ucuz laflar da sizin söylediğiniz laflardır.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Bizim fikirlerimiz de pahalı, yaptığımız işler de pahalı. Siz bağırmaya devam edin. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Çıkın, İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerine konuşun. Bakanlar burada oturuyor.

Ne anlatıyorsun sen bana, ne anlatıyorsun! Öğrenilmiş çaresizlikmiş! Yazık! Yazık!

ORHAN ERDEM (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bunları biz büyük bir liderin sayesinde yaptık. Cumhur İttifakı'yla da daha güçlendik. Yapacağız.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Sandıktan kaçan adam öğrenilmiş çaresizlikten bahsediyor bana. Çareyi, çaresizliği göstereceğiz size.

ORHAN ERDEM (Devamla) - Bunları söylerken ben her şeyi bitirdik demiyorum. Emekliye tabii ki daha çok vermemiz gereken şey var, çalışanımıza daha çok vermemiz gerekenler var.

 Son beş yılda yaşananlara baktığımızda; bu ülkede depremleri, işgale dönük katkıları, savaşları, problemleri düşündüğümüzde, bunları da gidermek üzere uğraşıyoruz. İnşallah, emeklimize de çalışanımıza da halkımıza da daha iyilerini vermeye çalışacağız.

Bütçemiz hayırlı olsun.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Edirne Milletvekili Sayın Fatma Aksal, buyurun. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA FATMA AKSAL (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Gelir İdaresi Başkanlığı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Gazi Meclisimizi, Edirneli hemşehrilerimi ve ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Gelir İdaresi Başkanlığı, devletimizin vergi ve bazı kamu gelirlerini adil, etkin ve sürdürülebilir bir anlayışla toplayan, kamu mali sistemimizin temel direklerinden biridir. Vergi kanunlarının uygulanması, mükelleflerin bilgilendirilmesi, kayıt dışı ekonomiyle mücadele edilmesi ve kamu gelirlerinin sürekliliğinin sağlanması Gelir İdaresinin asli görevleri arasındadır.

2026 yılında Gelir İdaresi Başkanlığına ayrılan 70,5 milyar liralık ödenek, AK PARTİ hükûmetlerinin kamu maliyesine verdiği önemin ve güçlü mali disiplin anlayışının somut bir göstergesidir. Bu kaynak, personel giderlerinden teknoloji yatırımlarına, mal ve hizmet alımlarından denetim altyapısına kadar geniş bir alanda vatandaşlarımıza daha kaliteli ve hızlı kamu hizmeti olarak geri dönmektedir.

Son yıllarda hayata geçirilen elektronik vergicilik uygulamaları vergi idaresinde köklü bir dönüşüm sağlamış olup Dijital Vergi Dairesi, e-fatura, e-arşiv ve e-tebligat gibi uygulamalar sayesinde vergi süreçleri hızlanmış, şeffaflık artmış ve mükelleflerimiz açısından ciddi bir zaman ve maliyet tasarrufu sağlanmıştır.

Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından toplanan vergiler doğrudan merkezî yönetim bütçesine aktarılmakta, millet iradesini temsil eden Türkiye Büyük Millet Meclisinin belirlediği bütçe öncelikleri doğrultusunda eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, savunmadan güvenliğe, sosyal yardımlardan altyapıya kadar çok geniş bir yelpazede kamu hizmet ve yatırımlarına dönüştürülmektedir.

2026 yılı bütçesinin en temel hedeflerinden bir tanesi de tarımsal üretimin desteklenmesi ve gıda arz güvenliğinin sağlanmasıdır. Bu doğrultuda, tarım yatırım ödeneği 190 milyar liraya yükseltilmiş, bunun 122 milyar lirası tarımsal sulama yatırımlarına ayrılmıştır.

Bu noktada, Gazi Meclisimizde onurla temsil ettiğim Edirne'mizin tarımsal potansiyeline ve sulama projelerine değinmek istiyorum. Edirne, cihan imparatorluğu Osmanlı'ya yaklaşık 1 asır başkentlik yapmış kadim bir tarihî kent olmasının yanı sıra ülkemizin en önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biridir. Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un "Edirne" şiirinde yer alan "Birinci mevki-i feyyazı belki dünyanın" ifadesi Edirne topraklarının bereketini ve üretim gücünü en veciz şekilde anlatmaktadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bugün, Edirne, çeltik üretiminde Türkiye genelinin yaklaşık yüzde 38'ini karşılayarak 1'inci sırada, kanola üretiminde 4'üncü sırada, ayçiçeği üretiminde 5'inci sırada, buğday üretiminde ise 8'inci sırada yer almaktadır. Hiç şüphesiz bu başarı, verimli topraklarımızı alın teriyle işleyen çalışkan üreticilerimiz ile AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde hayata geçirilen sulama yatırımlarının ortak eseridir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ORHAN SARIBAL (Bursa) - Bir de çiftçilere sorun, çiftçilere! Çiftçilere sorun bakalım...

FATMA AKSAL (Devamla) - Son yirmi üç yılda Edirne'de 74 sulama tesisi inşa ettik ve 710.430 dekar tarım arazisini suyla buluşturduk. Hamzadere Barajı, Meriç Edirne Sulaması, Çömlekköy Barajı ve kamuoyunda "Trakya'nın GAP'ı" olarak anılan Çakmak Barajı, Edirne'de hayata geçirilen en önemli ve stratejik sulama projelerinin başında gelmektedir.

Geçtiğimiz günlerde 747 milyon lira yatırım bedeliyle P2B pompa istasyonunu tamamlayarak Meriç Nehri'nden Çakmak Barajı'na su aktarımını başlattık. Tam kapasiteyle devreye girdiğinde 520 bin dekarlık tarım alanını modern sulama imkânına kavuşturacak olan Çakmak Barajı, ilimizin tarımsal gücünü artıracak, kurak dönemlerde Edirne'miz için sigorta olacak, bölgenin su stresini azaltarak uzun vadeli ve sürdürülebilir tarımsal üretimi güvence altına alacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu önemli yatırımların Edirne'mize kazandırılmasındaki destekleri için başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FATMA AKSAL (Devamla) -  ...Tarım ve Orman Bakanlığımıza, Strateji Başkanlığımıza, Hazine ve Maliye Bakanlığımıza ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyor, 2026 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.

Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Rize Milletvekili Sayın Harun Mertoğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA HARUN MERTOĞLU (Rize) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün, sizlere son yılların parlayan yıldızı Rize'den söz etmek istiyorum. Yeşilin maviyle buluştuğu bu şehir, doğal güzelliklerinin yanı sıra güvenliği, üretimi, turizmi ve altyapısıyla Türkiye'nin göz bebeği illerinden biri hâline gelmiştir. Rize, TÜİK verilerine göre ülkemizin en güvenli 3'üncü şehridir. Yine, istatistiklere göre, Türkiye'nin en fazla yağış alan ilidir. Rize, en fazla çay üreten şehirdir. 9 taneyle en çok tescilli mandalina türü olan ilimiz yine Rize'dir.

Rize, son yıllarda spor turizmi alanında da önemli bir atılım gerçekleştirmiş; doğa sporlarından kış sporlarına, ulusal ve uluslararası organizasyonlara kadar yılın büyük bir bölümünü kapsayan etkinliklere ev sahipliği yapmıştır. Rize'nin eşsiz doğası UTMB World Series yarışlarının Türkiye ayağı dünya spor takvimine 2030 yılına kadar dâhil edilmiştir. 26-28 Eylül 2025 tarihlerinde Ayder Yaylası ve Kaçkar Dağlarında düzenlenen organizasyon dünya genelinde 55 ülkeden 1.500 sporcuya ev sahipliği yapmıştır. Organizasyondan bir hafta önce özellikle Ardeşen ve Çamlıhemşin ilçelerinde son elli yılın en yoğun yağışlarının etkisiyle ciddi doğal afetler yaşanmıştır.  Afetlerin ardından Karayolları, DSİ, AFAD, İl Özel İdaresi, Jandarma, Emniyet, elektrik gibi kurumlar başta olmak üzere tüm kuruluşlar eş güdüm içerisinde hızlı ve titiz çalışmalar yürütmüşlerdir. Emeği geçenlere tekrar teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Cimil, Ayder, Kaçkar, Handüzü, Anzer başta olmak üzere gerçekleştirilen tüm organizasyonlar sıfır atık prensibi esas alınarak uygulanmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Rize-Artvin Havalimanı 2022 yılında hizmete alınmıştır, diğer ulaşım ve altyapı yatırımları hız kesmeden devam etmektedir. İyidere Lojistik Limanı, Ovit-Rize bağlantı yolları, Ardeşen-Ayder-Tunca Grup Yolu, Derepazarı-Kendirli Yolu, Çayeli-Hemşin Yolu, Salarha Yolu ve Şehir Hastanesi gibi projeler tamamlandığında Rize bölgesel kalkınmanın ve ticaretin kilit noktası olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye İstatistik Kurumu ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı güvenilirlik, rekabet, verimlilik, hesap verebilirlik, tarafsızlık, güncellik ve şeffaflık ilkeleri doğrultusunda faaliyet gösteren Türkiye'nin Yüzyılı vizyonumuzun akıl ve emek sütunu kurumlarıdır. Biri bilgi ve veriyle, diğeri uygulama ve icraatla kamu yönetiminde rasyonel karar alma süreçlerinin tamamlayıcı unsurları olarak devletimizin kurumsal aklını ve milletimize karşı sorumluluk anlayışını birlikte temsil etmektedirler. Tam da bu noktada muhalefetin parti içi demokrasi söylemi ile fiilî veriler arasındaki çelişkiye dikkat çekmek isterim: TÜİK metodolojisiyle baktığımızda, CHP'nin 2025 yılı içerisinde 1.017 üyesini ihraç ettiği görülmektedir. Bu, her sekiz buçuk saatte 1 ihraç demektir. Bu tablo parti içi demokrasinin değil, parti içi sessizliğin büyüdüğünü göstermektedir. İstatistikte buna "azalan varyans" denir. Veriyle yüzleşemeyenler kendi üyeleriyle de yüzleşemezler. 86 milyonun verisini yöneten TÜİK'i eleştirirken önce kendi verilerini tutarlı yönetmek gerekir.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Üyemiz 500 bin arttı. Kendine gel Harun Bey!

CAVİT ARI (Antalya) - Hocam, ne gereksiz konuşma yapıyorsun ya.  Bu parti içi bir meseledir. En küçük eleştiri yapanı hapse atıyorsunuz ya kardeşim!

HARUN MERTOĞLU (Devamla) -  Kaldı ki CHP Genel Başkanının geçen hafta yaptığı bütçe konuşmasını taradım, tam 206 kez sonu "cek cak" ile biten cümle kurmuş.

CAVİT ARI (Antalya) - Sizi en küçük eleştireni hapse atıyorsunuz ya!

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Demek ki bazıları istatistikle değil "cek cak"larla siyaset yapmayı tercih etmektedir. (AK PARTİ sıralarından "Bravo!" sesleri, alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Aynı sizin gibi.

CAVİT ARI (Antalya) - Siz önce kendinize bir bakın ya! Cezaevlerini doldurdunuz ya!

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Millete hizmet "cek cak"larla değil, çalışmayla yapılır. 

Biz AK PARTİ olarak Rize'de olduğu gibi yatırımı, vizyonu ve kararlı liderliği esas alıyoruz.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İlk seçimde Rize'yi de alacağız, ilk seçimde, bekle!

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Bu lider şüphesiz Recep Tayyip Erdoğan'dır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Bunu demezsen valla fırça yersin!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bekle! İlk seçimde Rize'yi de alacağız.

HARUN MERTOĞLU (Devamla) - Bu düşüncelerle 2026 bütçesinin devletimize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

CAVİT ARI (Antalya) - Biz partiden atıyoruz, siz hapse atıyorsunuz. Aradaki fark bu.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İlk seçimde Rize'yi de alacağız, sen konuşmaya devam edersin. Azıcık bekle!

HARUN MERTOĞLU (Rize) - Çok beklersin!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hep öyle diyordunuz, gördük.

CAVİT ARI (Antalya) - Hocam, çok lüzumsuz bir konuşma yaptın, çok.

BAŞKAN -  Gaziantep Milletvekili Sayın İrfan Çelikaslan. (AK PARTİ sıralarından alkışlar.

AK PARTİ GRUBU ADINA İRFAN ÇELİKASLAN (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sermaye Piyasası Kurulu bütçesi üzerine AK PARTİ grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizi izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Sermaye Piyasası Kurulu yürüttüğü çalışmalarla sermaye piyasalarını düzenleme ve denetlemenin yanı sıra ülkemizin ekonomik hedeflerine katkı sunacak güçlü bir finansal altyapı oluşturmayı misyon edinmiş bir kurumumuzdur. Bu doğrultuda kurulan Kurulun bütçesi stratejik bir kaynak niteliği taşımaktadır. Kaynaklarını sermaye piyasalarının sağlıklı işlemesi, yatırımcıların korunması ve piyasanın daha da derinleşmesi için etkin, planlı ve sorumlu bir şekilde kullanmaktadır. Bugün sermaye piyasalarının ekonomimizde üstlendiği rol her geçen gün daha da önem kazanmaktadır. Uzun vadeli yatırım kültürünün oluşması ve yaygınlaşması, reel sektörün sürdürülebilir finansman kaynaklarına erişmesi ve ülkemizin küresel rekabet gücünün artması güçlü bir sermaye piyasasına sahip olmayı zorunlu kılmaktadır. Sermaye Piyasası Kurulu tam da bu anlayışla hareket etmektedir. Piyasaların güvenilir, şeffaf, adil, istikrarlı ve rekabetçi bir ortamda işleyişi için çalışan Kurul sermaye piyasası araçlarında da çeşitlendirmeye giderek yeni ürünleri yatırımcıların kullanımına sunmaktadır.

Kısaca, Sermaye Piyasası Kurulunun attığı her adım ve yürüttüğü her çalışma sermaye piyasalarının ekonomideki ağırlığını artırmayı, finansal ekosistemi geliştirmeyi ve ülkemizi küresel finans dünyasında daha güçlü bir konuma taşımayı amaçlamaktadır.

 

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sermaye piyasalarına ilişkin sizlere bazı verileri aktarmak isterim. 2024 yılında 33 şirket halka arz edilmiş, 57,3 milyar lira kaynak sağlanmıştır. Kasım 2025 sonu itibarıyla 17 şirketin halka arzı gerçekleşmiş ve bu şirketler piyasadan 43,1 milyar lira seviyesinde fon temin etmiştir. Son on yılda borsada işlem gören şirket sayısı yüzde 40'ın üzerinde artışla 590'a yükselmiştir. Kasım 2025 sonu itibarıyla 2,3 trilyon lira borçlanma aracı ve kira sertifikası ihracı gerçekleşmiştir. Yine, Kasım 2025 sonu itibarıyla portföy yönetim şirketlerinin yönettiği fon büyüklüğü 11 trilyon lirayı aşmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yukarıda belirttiğim veriler sermaye piyasalarımızdaki pozitif gelişmeleri gözler önüne sermektedir. Teknolojinin ve sosyal medyanın yıkıcı etkileri göz önüne alındığında, sermaye piyasalarımızın güçlenmesi yalnızca ekonomik göstergelerle değil yatırımcılarımızın bilinçlenmesi ve güven ortamıyla mümkün olacaktır. Sermaye Piyasası Kurulu bu gelişmeler ışığında finansal okuryazarlığı yalnızca desteklemekle kalmamış, yatırımcıları dolandırıcılık, manipülasyon ve kötü niyetli girişimlere karşı korumayı amaçlayan kapsamlı programları hayata geçirmiştir. Güvenin olmadığı bir piyasanın büyümesi de kalıcı olması da mümkün değildir. Bu çabaların en dikkat çekici ve en yenilikçi adımlarından biri hiç şüphesiz Finansal Okuryazarlık Projesi kapsamındaki Siber Dünya ve Finansal İzler Projesi'dir. Bu projeyle geleneksel finansal okuryazarlık eğitimlerinin ötesine geçilmiş, dijital çağda yatırımcıların karşı karşıya kaldığı yeni tehditleri tüm yönleriyle ele alan siber risklerden dijital manipülasyonlara, sahte hesaplardan organize dolandırıcılık faaliyetlerine kadar geniş bir yelpazede farkındalık oluşturan bir yaklaşım ortaya konulmuştur. Bu projelerle, bugün artık yatırımcılar sadece finansal ürünleri değil aynı zamanda dijital finansal ayak izlerini, verilerinin değerini, siber ortamda nasıl korumaları gerektiğini de öğreniyor. Bu proje sayesinde her yaş ve her meslek grubuna yalnızca bilgi sunulmakla kalınmamış, farkındalık ve bilinç kültürü kazandırılmıştır çünkü sermaye piyasalarının geleceği ancak bilgili, bilinçli, farkındalığı yüksek ve kendisini koruyabilen yatırımcılarla mümkün olacaktır. Sermaye Piyasası Kurulunun attığı her adım ve geliştirdiği her proje bu anlayışın bir iz düşümüdür.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak, AK PARTİ iktidarımız döneminde Türkiye, sermayesini büyüten, finansal piyasalarını güçlendiren ve iş dünyasının finansmana erişimini kolaylaştıran çok önemli adımlar atmıştır. Bugün attığımız her adım Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye Yüzyılı'nın ekonomik vizyonunu desteklemekte...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İRFAN ÇELİKASLAN (Devamla) - ...yerli sermayeyi güçlendiren, finansal bağımsızlığımızı pekiştiren, daha derin ve daha sağlam bir piyasa yapısına kapı aralamaktadır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen başta Bakanımıza, Bakanlık yetkililerine ve SPK yetkililerine teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Büşra Paker...

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 yılı Bütçe Kanunu Teklifi'nde Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Gazi Meclisi, sizleri ve bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Cumhuriyetimizin 100'üncü yılını geride bırakırken ülkemizin ekonomik alanda kaydettiği güçlü performans hepimiz için gurur verici bir tablo ortaya koymaktadır. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Cevdet Yılmaz bütçe görüşmelerinin ilk gününde ders niteliğinde yaptığı sunumlarında ekonomimiz ve bankacılık sektörümüzün mevcut durumunu kapsamlı bir biçimde ortaya koymuştur, bu nedenle bugün sizleri yeniden detaylara boğmak istemiyorum; bunun yerine, finansal sistemimizin geleceğini şekillendiren teknolojik gelişmelerden ve bu alanın ihtiyaç duyduğu dönüşümlerden bahsetmek istiyorum. Çünkü ekonomik büyüklüğümüzün ve güçlü finansal yapımızın sürdürülebilirliği ancak teknolojiye uyum sağlayan, yenilikçi çözümler üreten ve değişen risk dinamiklerine karşı proaktif davranan bir sistemle mümkün olacaktır; tam da bu noktada finansal ekosistemimizin geleceğini şekillendirecek en kritik unsurlardan biri olarak yapay zekâ teknolojileri karşımıza çıkmaktadır.

Dijitalleşmenin hız kazandığı, veri yoğun iş modellerinin öne çıktığı günümüzde risk yönetiminden müşteri deneyimine, dolandırıcılık tespitinden operasyonel verimliliğe kadar pek çok alanda yapay zekâ temelli çözümler artık bir tercih değil zorunluluk hâline gelmiştir. Bu teknolojilerin doğru şekilde konumlandırılması finansal sektörümüzün rekabet gücünü arttırmanın yanı sıra, sistemin bütününde daha güvenli, daha hızlı ve daha etkin bir yapı oluşturulmasına da katkı sağlayacaktır. Bu gelişmeler ışığında dijital finans alanında yapay zekâ destekli uygulamaların yaygınlaştırılması, sektörün dönüşümünde belirleyici bir rol üstlenmektedir.

Saygıdeğer milletvekilleri, BDDK'nin teknolojinin baş döndüren hızına ayak uydurarak en son teknolojileri vatandaşımızın menfaatine ve bankacılık sisteminin emin adımlarla ilerlemesine katkı sağlayacak şekilde kullandığını memnuniyetle görüyoruz. Teknolojik alanda ortaya çıkan bu dönüşümün vatandaşlarımız ve bankacılık sistemimiz için ortaya çıkabilecek riskleri göz önüne alarak akıllı ve dikkatli adımlarla ilerliyor olması da takdire şayandır.

Yapay zekâ teknolojileri sayesinde kredi risk yönetiminden dolandırıcılık tespiti ve siber güvenliğe, kara para aklamayla mücadeleden algoritmik ticaret ve portföy yönetimine, dijital müşteri ediniminden pazarlama faaliyetlerine, müşteri deneyiminden operasyonel verimliliğe ve hatta çalışan analitiğine kadar geniş bir alanda çeşitli çözümlerin üretildiğini görüyoruz.

Güçlü ekonomi ve güçlü finansal sistem için AK PARTİ Hükûmeti'nin gösterdiği gayret hepimizin malumudur. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde, lider Türkiye hedeflerimiz için çalışmaya devam ediyor, BDDK'nin ortaya koydu güçlü denetim ve yönetim mekanizmalarıyla her geçen gün daha sağlam bir bankacılık sistemi oluşturuyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Saygıdeğer milletvekilleri, teknoloji denilince, yapay zekâ denilince bizim aklımıza daha verimli, daha üretken çalışmalar ortaya koymak geliyor. Maalesef birileri "chatbot"lara soru sormayı yapay zekâyı kullanma zannediyor, en popüler örneği başkentimizin Belediye Başkanı; çözmek istemediği konuları, kendi yönetim zaaflarını kapatmak ve vatandaşın gözünden de inandırıcı gözükmek için yapay zekâyı bir kamuflaj olarak kullanıyor. Hizmet üretemeyenin bahanesi bol olur, bugün de yeni moda bahane yapay zekâ. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Oysa biz Hükûmet olarak yapay zekâyı bir mazeret kapısı olarak görmüyoruz, hizmeti büyüten stratejik bir araç olarak kabul ediyoruz. Çalışmalarımızı büyük bir ciddiyetle yürütüyor, bu teknolojiyi her alanda milletimizin en güvenli ve en verimli şekilde faydalanması için geliştiriyoruz. Çünkü bizim anlayışımızda teknoloji sorumluluktan kaçmanın değil, millete daha nitelikli, daha hızlı ve daha etkin hizmet sunmanın yoludur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Teknoloji, bilim ve istikrar odağında attığımız adımlar ise Türkiye'yi ve Türkiye'nin finansal altyapısını geleceğe taşıyan en önemli unsurlar hâline gelmektedir.

Yapılan çalışmaların, bugün görüşülen İçişleri Bakanlığı ve Hazine Maliye Bakanlığının 2026 bütçelerinin ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Aydın Milletvekili Sayın Seda Sarıbaş. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA SEDA SARIBAŞ (Aydın) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün burada Türkiye'nin en büyük ekonomi kalelerinden biri olan Kamu İhale Kurumunun bütçesini konuşuyoruz. 2024 yılı itibarıyla toplam büyüklüğü merkezî yönetimler, yerel yönetimler, KİT'ler ve üniversiteler dâhil olmak üzere yaklaşık 2,5 trilyon seviyesine ulaşmış, 2025 yılında bu tutarın yaklaşık olarak 3 trilyon civarında gerçekleşmesi öngörülmektedir.

Kamu İhale Kurumuna tahsis edilen bütçe özellikle ihale süreçlerinde dijital altyapının daha da güçlendirilmesi ve yapay zekâ destekli denetim kapasitelerinin artırılması için yapılan stratejik planlamalara katkı sağlayacaktır. Yani Kamu İhale Kurumu her bir rakamı şeffaf, müessir ve muktedir Türkiye içindir. Bazıları bunu sıradan bir bütçe kalemi zannedebilir oysa biz çok iyi biliyoruz ki bu bütçe milletimizin alın teriyle biriken kamu kaynaklarının namusunu korumanın bütçesidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İşte, Kamu İhale Kurumu da bu anlayışın, bu sorumluluğun, bu duruşun kurumsallaştırılmış hâlidir. Cumhurbaşkanımız liderliğinde bugün, hamdolsun kamu ihalelerinde şaibe lafını tarihin tozlu raflarına kaldırdık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Sadece 120 kere yasayı değiştirdiniz! Sadece 120 kere yasayı değiştirdiniz!

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Elektronik ihalenin zorunlu hâle gelmesiyle birlikte şeffaflık artırılmış, süreçler hızlanmış, denetim kabiliyeti güçlendirilmiştir.

CAVİT ARI (Antalya) - Kaç kere yasa değişti Sayın Vekilim? İhale yasası kaç kere değişti? Bilgi verirseniz, herkes öğrensin.

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Artık "ihale" dediğimizde kapalı kapılar ardında atılan imzalar değil, akla tüm süreçleri milletin gözü önüne seren EKAP gelmektedir.

CUMHUR UZUN (Muğla) - Sadece çağrılanlarla yapıyorsunuz ihaleyi; davet...

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - AK PARTİ Hükûmetleri öncesinde Türkiye'de KOBİ'lerimiz, esnafımız, yerli ve millî firmalarımız "Sonucu baştan belli." diyerek kamuya mal ve hizmet vermekten kaçmıyor muydu? Her kurum ihale yaparken ayrı telden çalıyor, şartnameler elden ele gezmiyor muydu? Bunların hepsini eski Türkiye'de biz yaşadık, biz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Üstelik bu keyfîlik karşısında özel sektörün itiraz edebileceği herhangi bir mekanizma da maalesef ki bulunmuyordu. Her alanda olduğu gibi kamu ihale süreçlerinde de hak ve hakkaniyetin sessiz devrimini Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirmiştir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Doğrudan teminden istisnalara kadar her kuruşun hesabı EKAP'tan soruluyor. Tek bir tuşla hangi ilde, hangi firmaya kaç liraya iş verilmiş anında görmek mümkün; elbette görmek isteyen gözler, işitmek isteyen kulaklar, hakkı teslim etmek isteyen vicdanlar için. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz eski Türkiye'nin karanlık ihale masalarını yıktık, yerine milletin gözü önünde, apaçık, güneş gibi parlayan bir sistemi kurduk. Şimdi, bu sistem EKAP'ın güncellenen versiyonuyla çelikten bir kale hâline getirilmekte. Dolayısıyla, görüşülen Kamu İhale Kurumu bütçesi kamuda tasarrufun, milletin her bir kuruşuna sadakatin bütçesidir. Bu bütçe Türkiye Yüzyılı'nı şeffaflığın da bütçesi yapacak sigorta poliçesidir.

Diğer taraftan, Kamu İhale Kurumunca uygulanan mali disiplin ve hesap verilebilirlikte Türkiye modeli dünyaca kabul görmektedir. Kamu İhale Kurumumuzun örnek uygulamaları sayesinde Dünya Bankası geliyor "Bu, Türkiye'nin mucizesi." diyor, OECD kapıda kuyruk olmuş, diyor ki: "Bize de öğretin."

CAVİT ARI (Antalya) - Vay!

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Avrupa Birliği şaşkın; "Nasıl oluyor da tek kuruş kaybolmuyor?"

CAVİT ARI (Antalya) - Ya, kaç kere İhale Yasası değişti Sayın Vekilim, iktidarınız döneminde?

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Kâğıda dayalı sistemden veriye dayalı sisteme topyekûn geçişin örneğini almak istiyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Bütün ihaleleri 21/B'yle yapıyorsunuz siz! Hangi Türkiye'den bahsediyorsunuz ya!

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Biz de göğsümüzü gere gere haykırıyoruz; çünkü bizim liderimiz Recep Tayyip Erdoğan'dır. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

CAVİT ARI (Antalya) - Kaç tane ihaleyi 21/B'yle yaptınız, bir de onu açıklar mısınız?

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Çünkü biz gücümüzü 86 milyonun helal oyundan ve milletimizin duasından alıyoruz.

CAVİT ARI (Antalya) - Koskoca, milyarlık ihaleler var içinde. Hangi Türkiye'den bahsediyorsunuz?

SEDA SARIBAŞ (Devamla) - Milletimizin desteğiyle Türkiye'yi her alanda daha ileriye taşıyan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a saygılarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu anlayışla, Kamu İhale Kurumu ailesine Rabb'imden muvaffakiyetler diliyorum ve yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Burdur Milletvekili Sayın Mustafa Oğuz, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA OĞUZ (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Hazine ve Maliye Bakanlığımızın 2026 yılı bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi ve Burdurlu hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum.

Geçirmiş olduğu rahatsızlık sonucu vefat eden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, ailesi, sevenleri ve Cumhuriyet Halk Partisi camiasına başsağlığı dilerim.

Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında AK PARTİ Hükûmetlerinin 24'üncü, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin 8'inci bütçesini yapmanın gururunu yaşıyoruz.

Bugün görüştüğümüz bütçe bundan önceki bütçelerde olduğu gibi rakamlardan ibaret değildir; bu bütçe, istikrarın devamı, millî iradenin gücü ve Türkiye vizyonunun kararlılıkla sürdürüldüğünün tescilidir. Bu bütçe ekonomik istikrarın, finansal güvenin ve millî ekonomimizin teminatıdır.

Son yirmi üç yılda Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, ekonomik olarak sınıf atlamış, alt-orta gelir grubundan üst-orta gelir seviyesine yükselmiş, büyük sanayi, enerji, altyapı ve savunma yatırımlarıyla küresel sahnede yeni bir konum elde etmiştir. Bugün artık yüksek gelirli ülkeler ligine adım atma eşiğindeyiz; bu, yalnızca rakamsal büyüme değil, nitelikli üretim, güçlü kurumlar ve kapsayıcı kalkınma demektir. Dünya ekonomisi belirsizliklerle boğuşurken Türkiye, finansal, mali sistemini sağlam tutmayı başarmıştır.

AK PARTİ iktidarlarımızın yapmış olduğu bütçelerde Kamu Gözetimi Kurumu finansal raporların doğruluğunu güvence altına almakta, uluslararası denetim standartlarını uygulamakta, sermaye piyasalarına güveni artırmaktadır. Bu kurum sayesinde Türkiye; şeffaf, güvenilir, küresel standartlara uyumlu finansal raporlama altyapısına sahip ülkeler arasına girmiştir.

Diğer taraftan, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunda bireysel emeklilik sistemi güçlenmiş, deprem sigortasının kapsamı genişlemiş, doğal afetlere karşı finansal güvenlik ağı büyümüştür. Bugün artık Türkiye'de ilk kez "finansal afet dayanıklılığı" kavramı konuşulmaktadır.

Bazıları hâlâ IMF gelsin, dışarıdan talimat gelsin diye beklerken biz kendi kurumlarımızla, kendi millî kapasitemizle yol yürüyoruz. Sözümüz net: Güçlü Türkiye için güçlü bütçe. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Borcun faizi için dışarıdan borç alıyorsun, biliyor musun bunu Sayın Vekil? Borcun faizini ödemek için dışarıdan borç alıyorsun güçlü bütçeden bahsediyorsun sen; farkında mısın bunun?

MUSTAFA OĞUZ (Devamla) - Bu bütçe istikrarı koruyan, enflasyonla mücadeleyi destekleyen, deprem bölgesini ayağa kaldıran, dijital ve yeşil dönüşümü hızlandıran; çalışanı, memuru, işçiyi, esnafı ve emekliyi koruyan bir Türkiye tasavvurudur; hiç kimse, hiçbir kesim, hiçbir bölge bu bütçenin dışında değildir.

2026 yılı bütçesi Türkiye'yi küresel rekabette öne taşıyacak stratejik bir yatırımdır. Kamu Gözetimi Kurumu ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumuna ayrılan kaynak bir maliyet değil doğrudan Türkiye'nin finansal geleceğine yatırımdır.

Seçim bölgem Göller Yöresi'nin incisi, azimli, çalışkan ve üretken insanlarıyla ülkemizin kalkınmasına katkı sunan Burdur ilimiz; tarımıyla, hayvancılığıyla, mermerciliğiyle, genç ve dinamik nüfusuyla büyük potansiyele sahip bir kenttir.

AK PARTİ Hükûmetleri döneminde Burdur; eğitimden sağlığa, ulaşımdan tarıma, altyapıdan sanayiye kadar geniş bir alanda yüzlerce proje ve milyarlarca liralık yatırımla güçlü bir dönüşüm yaşamış, hemşehrilerimizin yaşam kalitesi belirgin şekilde yükselmiştir. 2023-2025 döneminde Burdur'umuz kamu hizmetleri, altyapı, sağlık, eğitim ve kırsal kalkınma alanlarında tarihî bir yatırım sürecinden geçmiştir; 340 ayrı projeyle 17,8 milyar TL'lik bir toplu yatırım planı uygulanmış, bunların yüzde 74'ü tamamlanarak şehrimizin birçok ilçesinde yaşam kalitesi önemli ölçüde artmıştır.

Eğitim ve sağlık alanlarında önemli çalışmalar hayata geçirilmiş olmakla birlikte, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitemizin araştırma kapasitesinin artırılmasının Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatlarıyla kurulan tıp fakültemizin sağlık altyapısının daha geliştirilmesi için lokomotif olacağını biliyoruz.

Burdur'umuzun suya, ulaşıma, eğitime, sağlığa, tarım ve hayvancılık üretimine dair tüm ihtiyaçlarının takipçisi olacağımızı buradan bir kez daha ifade ediyorum.

Son olarak, Türkiye Yüzyılı'nda daha güçlü, daha adil, daha müreffeh bir Türkiye'yi hep birlikte inşa edeceğiz. Bütçenin hazırlanmasında emeği geçen bakanlarımıza, bürokratlarımıza, Plan ve Bütçe Komisyonunun değerli Başkan ve üyelerine teşekkür ediyor, 2026 Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi, YENİ YOL Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Ankara Milletvekili Sayın İdris Şahin.

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA İDRİS ŞAHİN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Bütçe, yalnızca bir muhasebe cetveli değil, devletin cüzdanı, milletin vicdanıdır. Paranın nereye harcandığı değil, önceliğin kime verildiği, nereye harcandığı son derece önemlidir. Övgü ucuzdur; bir saattir bunu yaşayarak tatbik ettik. Hep bardağın dolu tarafı, sadece övgü ama onun dışında bütçeye dair ne bir temenni ne de milletimizin beklentilerine cevap verebilecek en ufak bir öneri söz konusu değil. O yüzden, övgünün ucuz olduğu yerde hak ise pahalıdır, hak aramanın bir bedeli vardır. Devlet pahalı olanı vermek zorundadır, biz de muhalefet olarak milletimizin hakkını bu bütçede aramakla yükümlüyüz.

Atalarımız çok güzel söylemişler, "Mizan bozulursa düzen bozulur." demişler. Bozulan mizanı, bozulan düzeni konuşacağız değerli milletvekilleri.

Sayın İçişleri Bakanı hem Plan ve Bütçe Komisyonunda hem de sormuş olduğum soru önergesine vermiş olduğu cevap dilekçesinde uyuşturucuyla mücadelede operasyon sayılarının arttığını, ele geçirilen uyuşturucu miktarlarının yükseldiğini ifade etmiştir. Komisyondaki konuşmasında "Arzı kırıyoruz, talebi azaltıyoruz." diyerek kendi kabine döneminde 90.538 tutuklama gerçekleştiğini; 218 bin ton uyuşturucu madde, 248 milyonu aşkın uyuşturucu hap ele geçirildiğini beyan etti.

Evet, uyuşturucuyla mücadele millet olarak çok önem vermemiz gereken bir konu; bu konuda İçişleri Bakanlığının da konuya hassasiyetle yaklaştığını görüyoruz, bundan da büyük bir memnuniyet duyuyoruz ancak şunu özellikle ifade etmek gerekir ki fedakâr kolluk kuvvetlerimizin emeğini elbette ki teslim edeceğiz, canla başla çalışıyorlar, bu ülkenin huzuru için de gecesini gündüzüne katarak görev yapıyorlar; her birine ayrı ayrı minnettarız, güvenlik güçlerimizin bu konudaki mücadele azminden ve samimiyetinden de zerre kadar  şüphemiz yok. Ancak acı bir hakikat var: Bu kadar operasyon varsa Sayın Bakanım, bu meselenin üstüne bu kadar ciddiyetle gidiliyorsa neden bu bataklık her geçen gün büyüyor ve toplumu içine çekiyor? Bu kadar gözaltı varsa neden sokaklarımız hâlâ suç örgütlerinin gölgesinde? İktidarınız gerçek bir mücadele içindeyse neden kamuoyuna mal olmuş ve iktidarınıza yakın isimler bir bir bu pisliklerle anılır hâle gelmiş? Her gün sosyal medyada sistematik operasyon videoları izliyoruz ama gerçek hayatta gençlerimizin elimizden kaydığı bir ülke gerçeğiyle karşı karşıyayız. Aileler çaresiz, toplum tedirgin. Sorun istatistik değil Sayın Bakan, izlediğiniz strateji. Sayın Bakanım, bu nedenle Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun kurulmasını büyük bir memnuniyetle karşıladığımızı ifade etmiştik ancak bu Kurulun maalesef, yıllardır adı var, etkisi yok. Cumhurbaşkanı Yardımcısından 6 tane Bakanlığa; Adalet, Aile, Sosyal, İçişleri, Millî Eğitim, Sağlık, Hazine ve Maliye olmak üzere neredeyse tüm bakanlıklar bu Kurulda yer almakta. Devletin bütün gücü kâğıt üzerinde var, sahada ise maalesef etkin bir mücadele söz konusu değil.

Uyuşturucu, değerli milletvekilleri, tek bir kapıdan giriyor ama mücadele kırk ayrı duvara çarpıyor. Bu dağınıklığa derhâl son verilmeli ve mesele, devlet aklını çalıştırarak bu işle mücadele edilmeli. İktidar hakikatle ve ciddiyetle devleti yönetme erki olarak gövdesini taşın altına koymazsa yarın çok geç olacak. Defaatle söyledik, basın toplantısında, komisyonda, her platformda dile getirdik; bataklığı kurutmadan sivri sinek öldürmekle övünemezsiniz iktidar sahipleri.

Değerli milletvekilleri, bir diğer husussa sanal bahis ve kumar. En az uyuşturucu kadar toplumu doğrudan ilgilendiren ve toplumun, emin olun, en önemli sorunlarından biri hâline gelen bir durum. Bu konuda da İçişleri Bakanlığımıza düşen hakkıyla mücadele etmektir, hem uyuşturucuyla mücadelede hem sanal bahis ve kumarla kendi performansının çok çok daha üstüne çıkarak bakanlıklar arasındaki koordinasyonu sağlamak İçişleri Bakanlığının olmazsa olmaz görevleri arasındadır. Unutmayalım ki bir diğer husus adalet zedelenirse güvenlik delinir. Değerli milletvekilleri, gerçek güvenlik insan onuruna saygılı, şovenist söylemlerden uzak, hukuka dayalı bir devlet aklıyla mümkündür.

Biz, Sayın Bakanın göreve geldiği gün itibarıyla gerçekten umutlanmıştık. Geçmiş görevi devraldığı arkadaşımız gibi "Yıkın, arkasından hukuk gelsin." demedi, ilk başlangıçta "Hukuk devletine saygılıyız, attığımız her adımda hukuku önceleyeceğiz." demişti. Biz, kendilerinden aynı hassasiyeti bekliyoruz, karakollardaki durumu şöyle bir tetkik etmesini istiyoruz. Vatan Emniyetine gidip insan haklarının nasıl ihlal edildiğini gözleriyle, o kolluğun ne tür yanlışlıklar içerisinde olduğunu yaşayarak görmesini Sayın Bakandan talep ediyoruz. O yüzden, bir kez daha gerçek güvenlik insan onuruna saygılı, şovenist söylemlerden uzak, hukuka dayalı bir devlet aklıyla mümkündür diyoruz. Güvenlik politikalarında hamaset değil, stratejinin lazım olduğunu ifade ediyoruz.

Sayın Bakan, çok önemsediğimiz bir diğer konu ise hiç şüphesiz ki polis intiharları; diğer intiharlarla kıyasladığımızda neredeyse 4 katı. Son yıllarda yüzlerce polisimiz aşırı mesai, mobbing, borç baskısı ve tükenmişlik nedeniyle yaşamına son vermiştir. Şunu açıkça ifade ediyoruz ki bu vakalar münferit değildir, bu bir kurumsal alarmdır. Polis huzur bulmadan toplumun huzur bulması mümkün değil. O yüzden, polisin sorunu çözülmeden güvenlik bütçesi tamamlanmış asla sayılamaz. Bir polis, yalnızca üniforma giymiş bir polis memuru olarak görülemez; bir baba olduğu, bir evlat olduğu, bir eş olduğu, bir insan olduğu asla unutulmamalıdır. Devlet, personeline sadece maaş değil, moral, motivasyon sağlamak ve adil davranmak zorundadır. Her şeyden ziyade güvenlik güçlerimizi sahiplenelim ve onlara gerekli moral ve motivasyonu hep birlikte sağlayalım, polisimizi sahipsiz bırakmayalım. O nedenle, bir kez daha ifade etmek isterim ki polisimizi sahipsiz bırakmak, bunca intiharı duymazdan gelmek,  "Yahu, bu arkadaşlarımızın derdi ne?" deyip bir dönüp bakmamak haksızlıktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz sözü, iktidarın masalları şöyle duradursun gerçek durumumuzu da burada özetlemek isterim çünkü bir saati aşkın süre masal dinledik burada. Gelin, biz size yorgun iktidarın duyduğu, gördüğü ama üç maymunu oynadığı acı    hakikatlerden bahsedelim. Yorgun iktidarın ehliyetli, liyakatli ve insan odaklı yönetimi olmazsa olmaz oluyor. Yanı başımızda Gazi Meclise komşu bir ilçede, bir soluk ötemizde, Altındağ'da 11 yaşında engelli bir çocuk, beş yıldır okul çağında olmasına rağmen, MEB'in sistemine düşmesine rağmen, devletin arayıp bulamadığı yavrumuz güvercin kümesinde yaşıyor, kimsenin haberi olmuyor. İlkokul çağındaki çocuklar çeteleşip birbirlerini dövüyor, lise öğrencileri öğretmenlerini hastanelik ediyor. İktidarınızda kendini bilmez bir imam camide nahoş görüntülerle yakalanıyor. Denetimsiz bırakılan densiz bir müezzin tefecilik yapıyor. Vicdanını yitirmiş bir sözde doktor bebek öldürüyor. Adliyedeki emanetçi emanet edilen malları çalıyor. Magandalar sokak ortasında bir kadına tecavüz girişiminde bulunuyor ve iki ay sonra serbest bırakılıyor.

Sayın milletvekilleri, burada özellikle şunları da ifade etmemizde fayda var: Sınırda görevli bir general aracılığıyla insan kaçakçılığı yapılıyor. Milletvekilleri altın kaçakçılığı yapıyor. Siyasetçiler rüşvet alıyor, yolsuzluk yapıyor. Bir kısım hâkim ve savcılar para ve güç sahipleriyle içkili bir masada poz veriyor. İşsiz kalan bir adam belediye önünde kendini yakıyor. Gıda üreticileri hileli gıda üretiyor. 36 suçtan sabıkası olan torbacılar polisimizi şehit ediyor. Türkiye'nin en büyük suç ve mafya örgütü liderleri siyasi parti Genel Başkanlarının makamlarında ağırlanıyor. Eline silah almamış insanlar terörist diye yakalanıyor, bir kararnameyle haklarında doğru düzgün bir yargılama yokken ekmeğinden işinden ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı.

İDRİS ŞAHİN (Devamla) - "Ülkenin en büyük uyuşturucu operasyonu. En büyük baronlar davası." diye duyurduğunuz davada tutuklu sanık kalmıyor. Başka ülkelerde elli yüz yılda bir görülen skandallar bizim günlük hayatımızın rutini hâline geliyor. Toplumun, devletin, kurumların her kademesinde bir kokuşma, bir yozlaşma yaşanıyor, yorgun iktidar ise sadece seyrediyor.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Birol Aydın.

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA BİROL AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu  saygıyla selamlıyorum.

Bugün 15 Aralık 2025; bundan iki yıl evvel tam da bu saatlerde merhum Kocaeli Milletvekilimiz Hasan Bitmez'i dualarla Hakk'a uğurladık. Gençlik, sivil toplum ve teşkilat çalışmalarında, ardından Meclis çatısı altında yaklaşık kırk yıl beraber çalıştık. Çok yönlü ve sıra dışı bir insandı; bu nedenle, kendisinden sonra geriye büyük bir boşluk bıraktığını ifade etmek isterim. Bu kürsü, ona, vicdanına, Filistin mücadelesine şahitlik etti; tarih ve hakikat de şahitlik edecektir; Cenab-ı Hak kendisinden razı olsun.

 Yine, dün Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay Hanımefendi vefat etti. Kendisine rahmet diliyorum, ailesine sabır diliyorum, Manisa'ya ve Cumhuriyet Halk Partisi camiasına başsağlıklarımı ifade ediyorum.

Değerli milletvekilleri, bugün İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerine değerlendirmeler yapıyoruz. Özgürlük, güvenlik ve refah; bu üçlü sacayağını dengede tutmakta kritik rol üstlenen 2 Bakanlığımızın bütçesini konuşuyoruz. Ben ise grubumuz adına İçişleri Bakanlığı bütçesine dair söz aldım.

Değerli arkadaşlar, öncelikle bir hususun altını çizmek isterim; İçişleri Bakanlığımız ve bağlı kuruluşlarımız, insanın en temel haklarını korumada en önemli görevi deruhte eden bir Bakanlığımızdır. Bu da yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, aklın korunması hakkı, neslin korunması hakkı; inanç, düşünce ve fikir hürriyeti hakkıdır. Pek tabii olarak bu sıraladıklarım farklı kavramlarla, farklı sıralamalarla da ifade edilebilir. Bu haklar doğuştan kazanılan haklardır.

Değerli milletvekilleri, bugün ülkemizde maalesef bu hakların tamamı saldırı altındadır. Yaşama hakkı saldırı altındadır; sokaklarımızda mafya ve çeteler cirit atmaktadır. Mülkiyet hakkı saldırı altındadır; şehirlerimizde hangi sokakta hangi dükkânlara ve hangi işletmelere kimler musallat olmuş, kimler bunları haraca bağlamış bilinmekte ve takip edilmekte. Aklın korunması hakkı saldırı altındadır; her geçen gün daha da çok sayıda insanımız uyuşturucu bataklığına sürüklenmektedir. Neslin korunması hakkı saldırı altındadır; kumar illeti yuvaları yıkıyor, gençlerimizi iğfal ediyor. İnanç, düşünce ve fikir hürriyeti hakkı saldırı altındadır; düşünmek, düşündüğünü ve inandığını söylemek yaptırımla sonuçlanıyor.

Değerli arkadaşlar, lütfen, değerli arkadaşlar, lütfen bunlar olmuyormuş gibi yapmayın, bunları bilmiyormuş gibi tavır almayın. Mafya, ticaret ve siyaset üçgeni var mı, yok mu? Kumar ve uyuşturucunun medya ve spor ayağı var mı, yok mu? İyi de siyasi ayağında kimler var? Geçmiş dönemlerde Ergenekon, Balyoz, 17-25, KCK, 15 Temmuz ve sonrasında olduğu gibi bu dönemde de aynı taktikle yol alınıyor, bir mikser çalışıyor, akıllar karışıyor. Kim suçlu, kim değil? İçeriye giren niye giriyor, çıkan niye çıkıyor belli değil; her şey birbirine karışmış. Magazin işin içerisine giriyor, ciddiyet kayboluyor, dikkatler dağılıyor. Ben ne olup bittiğine dair iktidardaki arkadaşların da sağlıklı bir okuma yaptıkları kanaatinde değilim. Kamuoyu çimlerle oyalanıyor, peki ama tepişen filler kimler? Kamuoyu çimlerle oyalanıyor ama tepişen filler kimler? Bir türlü sıra onlara gelmiyor. "Herkese dokunuluyor, artık kimse dokunulmaz değil." algısıyla olguların üzeri örtülüyor. Yani iktidar partisinden sadece Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde yolsuzluk varmış, diğerleri pirüpakmış! Bu kumar işine sadece birkaç hakem ve bazı futbolcular girmiş, başka kimse yok! İşte uyuşturucu trafiğine birkaç medya yüzü girmiş ama uyuşturucuyu gemilerle, tırlarla ülkemize getirenler, sokak sokak dağıtımını yapanlar kimler, belli değil. Kimse bizden bunlara inanmamızı beklemesin.

Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri; örümcek ağı mekanizmasına artık bir son verilmelidir. Küçük sineklerin takılıp kaldığı, büyük balıkların ağı delip geçtiği bu sistemin ülkemizde ve insanımızda ortaya çıkardığı travmanın, sonuçlarının, faturanın her gün ağırlaştığını görmemiz gerekiyor. Gece "tweet" atanı şafak vakti evinden alan mekanizma, söz konusu siyasetle içli dışlı olan mafyaya, çetelere gelince tıkanıp kalıyor.

Stadyumlarda, futbolcuların formalarında, internet sitelerinde gözümüzün içine baka baka kumar reklamları yapılıyor. Cep telefonları 7/24 saat kumarhane gibi evlerimizde işletiliyor. Koca koca TV kanallarının fişini çeken, kendisine yönelik en ufak eleştiriye saniyede erişim engeli getiren anlayış, iktidar gücü, ne hikmetse bunlara gücünü yetiremiyor.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi şöyle toparlıyorum: Özetle, iktidar bir sınıflandırma yapıyor. "İktidara karşı işlenmiş suçlar" diye âdeta yeni bir suç kategorisi icat edildi ve bu mekanizma çok hızlı çalışıyor. Hâlbuki odak noktamız, Türkiye'ye karşı işlenmiş suçlar olmalıdır. İktidara karşı işlenmiş suçlarla ilgili çok hızlı çalışan mekanizmanın gerçekte Türkiye'ye karşı işlenen suçlara karşı çalışması gerekiyor.

İnsanımızın temel haklarına saldıranlara, gençlerimizi tuzağa çekenlere, bunlara ortak olanlara, göz yumanlara, yol verenlere karşı sıfır tolerans mekanizmasını işletmek elzemdir. Durumun aciliyetini, vahametini artık anlayalım ve kararlılıkla bir pozisyon alalım diyorum. Sivrisinek vızıltılarından kurtulmanın tek yolu bataklıkları kurutmak ve pisliklerden topyekûn arınmaktır diyorum. Devletin, kurumların, STK'lerin, devletin bütün mekanizmalarının ayarları onarılmayacak şekilde bozuldu. Süratle güçlü bir geri dönüş hamlesi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Adalet ve Kalkınma Partisindeki arkadaşlar sanki kendileri iki üç yıllık iktidarmış gibi konuşuyorlar. Oysa siz yirmi üç yirmi dört yıldır  iktidardasınız. "Düzelttik" dediğiniz şeyler dünkü yanlışlarınız o zaman.

Dolayısıyla, meseleye bir bütüncüllük içerisinde bakmak, ülkemizin, insanımızın temel haklarına, doğuştan gelen haklarına yönelik saldırılara karşı daha dikkatli olmamız gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Kaya.

 Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı ve Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin konuşulduğu bugün 2026 bütçesinin hayırlı olmasını temenni ederek sizleri saygıyla selamlıyorum.

Konuşmamın bu bölümünde İçişleri Bakanlığının bütçesi üzerine söz aldım. Önce şöyle bir soruyla kendimi ifade etmek istiyorum: Değerli arkadaşlar, uyuşturucu meselesi otuz yıl, kırk yıl önce yani üç beş kendini bilmezin para kazanma hırsıyla manevi değerlerin hiçbirini dikkate almadan, bu şekilde parayı hedefleyen insanların oluşturduğu bir sistemdi. Bugün itibarıyla, biz, sıradan, gözünü para hırsı bürümüş insanların ulaşmak istediği paraya her türlü yolu kullanarak ulaştığını söyleyebilir miyiz? Değerli arkadaşlar, söyleyemeyiz çünkü artık uyuşturucu meselesi sistemli bir saldırıdır; altını çizerek söylüyorum, sistemli bir saldırıdır. Saldırının içeride boyutları vardır, dışarıda boyutları vardır, komşularla ilişkisi vardır, uluslararası boyutları vardır ama Türkiye toplumunun tamamen uyuşturulması, geleceğimizin teminatı diye bildiğimiz gençlerimizin hayattan koparılması adına sistemli bir saldırıyla karşı karşıyayız ve bizim, son yıllarda sentetik uyuşturucuların da artık tamamen gündeme girmesiyle birlikte, son yıllarda uyuşturucu çeşitliliğinin artmasının ardından artık mücadelede tek boyutlu yapıdan çıkmamız gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum. Artık birey değil muhatap olan; hedef sadece birey değil, hedef artık toplum. Okulların önünde, üniversitelerin önünde, ilkokulların önünde, ortaokulların, liselerin önünde artık çetelerle tarif edilen saldırıları bir şekilde hepimizin dikkate alması gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde ABD'deydik. Oradaki yaptığımız konuşmalarda da bunu müşahede ettik. Oradaki uyuşturucu -biliyorsunuz sokak arkalarında, her bir yerde uyuşturucular var-gençlerden sonra, gençlikten sonra belli bir yaş grubunun özellikle dikkatine girerken Türkiye'de artık yaş aralığı oldukça aşağılara inmiş durumda. Şimdi, İçişleri Bakanlığı tarafından 2024 Yılı Uyuşturucu Raporu'na göre, 2023 yılı sonu itibarıyla 138 uyuşturucu madde bağımlılığı tedavi merkezi varmış ve bunlarda toplam 1.396 yatak kapasitesi varmış; bu yatak kapasitesiyle bu sorunla mücadele etmek ne kadar mümkün değerli arkadaşlar?

Şimdi, bir de size 13 Şubat 2019 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ni göstermek istiyorum, bu Cumhurbaşkanlığı genelgesi Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun kurulduğunu ilan eden genelge fakat ben bu genelgeye baktığında sadece 3 tane bakanlığı görmüyorum: Enerji Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ve Millî Savunma Bakanlığı, onun dışındaki bütün bakanlıklar burada Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun üyesi olarak ilan edilmiş. Görünürde sanki herkes taşın altına elini koyuyor gibi algılıyorsunuz ama işin başında kim var? Cumhurbaşkanı Yardımcısı var. Bu kadar sorumluluğunun içerisinde Cumhurbaşkanı Yardımcısına bir de bu yük verilmiş; ayrıca, "Cumhurbaşkanı yardımcısı yoksa Sağlık Bakanı duruma vaziyet edecek." denilmiş. Değerli arkadaşlar, uyuşturucu meselesi sadece sağlıkla ilgili bir mesele olmaktan çıktı. Yani, biz burada bağımlılıkla mücadelenin güvenlik boyutunu, içişleri boyutunu, dışişleri boyutunu göze almadan, dikkate almadan adım atamayız. Bir de sizlerden istirhamım var: Lütfen, Bağımlılıkla Mücadele Yüksek Kurulunun "web" sayfasına gidin, o "web" sayfasında neler yapıldığına bakın; klasik, bildiğiniz, hani resimlerin bol olduğu faaliyet raporlarından başka maalesef ben bir şey göremedim. Eğer yanlışsam beni Sayın Bakan konuşması esnasında düzeltsin ama lütfen, artık bu meselenin ciddi bir sistemli saldırı olduğu gerçeğine uyanalım ve geleceğimizi kurtaralım diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Ankara Milletvekili Sayın Mesut Doğan...

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

İçişleri Bakanlığını konuşuyoruz, arkadaşlarımız da değindiler ama ben çok dikkat dağınıklığı olmasın diye bir noktaya dikkatinizi daha çok çekebilmek için sözlerimi sade ve öz şekilde ifade etme gayreti içerisinde olacağım inşallah.

Sayın Bakan, Komisyonda yapmış olduğunuz konuşmayı dinleme fırsatım olmadı ama yapmış olduğunuz sunumu okudum hem de birkaç defa okudum ve her okuduğumda ciddi manada tedirgin oldum, ülke adına ciddi endişeler taşıdım çünkü yapmış olduğunuz sunumda vermiş olduğunuz rakamlar kendi açınızdan ve Bakanlığınız açısından büyük başarıyı ifade ediyor olabilir fakat ülke açısından baktığımız zaman büyük bir tehlikeye işaret ediyor. Çünkü verilen rakamlar gerçekten çok ürkütücü, çok düşündürücü. Mesela, bir tane rakamı paylaşayım, sunumda deniliyor ki:  "Kabine döneminde -yani son üç yıl içerisinde- 1.367 organize suç örgütü çökertildi." Arkadaşlar, bu cümleyi duyan, bu rakamı duyan bir kimsenin yapabileceği iki şey var: Bir, Bakana dönüp tebrik etmek; iki, iktidara dönüp "Ya, Allah aşkına, bu ülkede binlerce suç örgütü oluşurken siz ne yapıyordunuz, ne yaptınız?" diye soru sormak. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Çünkü devletin tüm unsurlarıyla öncelikli görevi organize suç örgütlerini yakalamak, çökertmek değildir, suç örgütlerinin oluşmasına engel olmaktır. Açık ve net söylüyorum, benzetme yaparak söylüyorum: Sayın Bakanın kalede olduğu bir maçta 1.367 adet şutu kaleden çıkartma mecburiyeti yaşamış ise bu, onun başarılı olduğunu gösterir fakat defans arkadaşlarının da şike yaptığını, maçı sattığını gösterir. Yürütme olarak siz bir takımsınız, iktidar olarak bir takımsınız. Ya, Allah aşkına, devlet mekanizmasının tüm unsurlarıyla çalıştığı bir ülkede binlerce suç örgütü oluşabilir mi?

İkinci vermiş olduğu rakam, yine sunumda diyorlar ki: "Üç yıl içerisinde -lütfen bu rakamlara dikkat edin- 218 ton -yani 218 bin kilo- uyuşturucu yakaladık." Yetmedi "248 milyon adet de uyuşturucu hap yakaladık." diyorlar. Ya, ülkeyi siz uyuşturucu bataklığına çevirmişsiniz. Siz, ülkeyi uyuşturucu baronlarının cirit attığı bir ülke hâline getirmişsiniz ama şunu söyleyebilirsiniz "Tamam, var ama bakın, hepsini yakaladık." ama size kötü bihaberim var: Birleşmiş Milletler Suç ve Uyuşturucu Ofisi diyor ki: "Bir ülkede yakalanan uyuşturucu miktarı piyasada var olan uyuşturucunun ancak yüzde 10'u ile yüzde 20'si arasındadır." Şimdi, bu kritere göre yakalanan uyuşturucuyu öğrendikten sonra piyasadaki uyuşturucunun ne kadar olduğuna bakalım. Baktığımızda gördüğümüz fotoğraf ne, biliyor musunuz arkadaşlar? Demek ki son üç yılda piyasada yakalananlarla beraber 1,5 milyon kilo uyuşturucu, dikkat edin, 1 milyar 750 milyon adet de uyuşturucu hap vardı demektir. Bunu bütün ilçelere dağıtırsak her ilçeye 1,5 ton uyuşturucu düşüyor. 86 milyon insana dağıttığımız takdirde kişi başına 20 tane hap düşüyor, hap. Yani inanın, bu rakamları konuşup da iktidarın kendisini güvende ve rahat hissetmesini ben anlamakta sıkıntı çekiyorum. Böyle bir şey olabilir mi? Ülke bu hâle gelirken iktidar ne yapıyordu? İktidarda kalabilmek için hangi tiyatroyu oynayacağına çalışıyordu ve bu var olan bataklık öyle bir bataklık ki şimdi, 10 milyon adet uyuşturucu bağımlısı gençle karşı karşıyayız ve yine,  başka bir rakam daha veriliyor, deniliyor ki "Üç yıl içerisinde 262 bin adet silah yakaladık." Ya, şimdi sormak lazım: Sokaklarda bu kadar silahlı haydut var iken, bu kadar, binlerce suç örgütü var iken, 10 milyon uyuşturucu bağımlısı genç var iken sokaklarımızda gençlerimiz, çocuklarımız, kadınlarımız, insanlarımız, yaşlılarımız nasıl kendini güvende hissedecekler? Tekrar ederek söylüyorum: Devletin öncelikli ve asli görevi suç örgütlerini çökertmek değil suçu engellemektir; uyuşturucuyu yakalamak değil uyuşturucunun ülkeye girmesini engellemektir; silahları yakalamak değil silahların bu ülkeye girmesini engellemektir. Örf, âdet, gelenek ve inançları bakımından muhteşem bir altyapıya sahip bu ülkeyi cinnet geçiren bir topluluk hâline getirdiniz. Ama unutmayın ki bu kadar büyük bataklığın oluşmasına sessiz kalanlar bilsinler ki bu bataklığın oluşturmuş olduğu mikroplar bir gün çocuklarına da bulaşır, ailelerine de bulaşır ki bunu da zaten yaşıyoruz. Bunu ortadan kaldırmak için topyekûn bir seferberlik ilan edilip gereği olan adımlar mutlaka ama mutlaka atılmak mecburiyetinde.

Bunun yanında bir başka husus, sunumda çok arayıp da göremediğim bir nokta var, o da şu: Sunumun komplesi aslında diyor ki: "Biz çok başarılıyız İçişleri Bakanlığı olarak." Peki, Sayın Bakan, bu başarıyı siz kiminle elde ettiniz? Çalışma arkadaşlarınızla, polislerinizle. Peki, çalışma arkadaşlarınızın ne tür sorunları var biliyor musunuz? Onlarla ilgili hiçbir şey söylemediniz. Bakın, siz o sunumda grafikler verdiniz, kıyaslar yaptınız; ben de size bir kıyas yapayım: 2024 yılı içerisinde her beş günde 1 polis intihar etti. Her şeyi azalttınız, peki intiharlar azaldı mı? Tam tersine, bu yıl her üç buçuk günde 1 polis kardeşimiz intihar ediyor. Eğer bir ülkede her üç buçuk günde 1 polis intihar ediyorsa bir sorun var, bir sıkıntı var demektir ki zaten polislerimiz "Biz kendimizi ezilmiş hissediyoruz, biz kendimizi sahipsiz hissediyoruz, biz geçinemiyoruz, biz mesleğimize aidiyet duygumuzu kaybedecek hâle geldik." diyorlar. Öyleyse takım arkadaşlarınıza, çalışma arkadaşlarınıza sahip çıkmak mecburiyetindesiniz ve onlar aslında sizden 5 şey istiyorlar. Nedir bunlar? Bir, polisler sorunlarını çözüme kavuşturacak nitelikli bir meslek kanunu istiyorlar. İki, aşırı iş yükünün azaltılmasını istiyorlar. Diyorlar ki "Bu yaptığımız mesailerle bizim çoluğumuza çocuğumuza, ailemize zaman ayırmamız mümkün değil." Ki bunu zaten yaşıyoruz. Üç, "Mobbinge karşı yasal bir denetim mekanizması istiyoruz." diyorlar. Dört, mesleğin taşımış olduğu riskler ve yükleri düşünerek maaşlarda iyileştirme istiyorlar. Beş ve en önemlisi, "Bir daha bu kadar sahipsiz kalmamak ve sesimizi duyurabilmek için sendika hakkı istiyoruz." diyorlar. Sizin hani kullanmış olduğunuz slogan var ya: "Türkiye'nin Huzuru." İnanın, sizin Türkiye'nin huzurunu temin edebilmeniz için önce çalışma arkadaşlarınızın huzurunu temin etmeniz gerekiyor. Bunu yaparsanız inanıyorum ki var olan başarınız daha da artacaktır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Kahramanmaraş Milletvekili Sayın İrfan Karatutlu...

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Kıymetli Başkanım, kıymetli milletvekilleri, çok kıymetli Bakanlarımız ve Bakanlık temsilcilerimiz; YENİ YOL Grubumuzun konuşmalarında şöyle bir baktım sayı 4'e kadar düşmüştü, şu an bakıyorum 8; 2 katı kadar AK PARTİ'li arkadaşa hitap ediyoruz yani 2 katı iyi!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yüzde 100 artmış!

İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Evet, yüzde 100 artmış!

Hani fıkra der ya "Bir iyi, bir de kötü haberim var." Geçen Sağlık Bakanıyla çok fazla didiştik, bugün öyle bir şey yapmayacağım. Konuşmanın başında Nüfusla ilgili konuşuldu, gerçekten hakkını vermek lazım, Nüfus Türkiye'de işlemler yönünden gördüğümüz kadarıyla çağ atlayan bir yapıya büründü, bunun hakkını vermek lazım. Bir deprem bölgesi milletvekili olarak yine hakkını vereceğim bir başka kurum da AFAD. 2009'da kurulduktan sonra şehrim Kahramanmaraş'ta gerek depremin öncesinde gerekse deprem sürecinde ve gerekse hâlen özveriyle çalışan AFAD personeline huzurunuzda teşekkür ediyorum.

Bugün sizlerle konuşacağım, yine AFAD'ın 2020 yılında Kahramanmaraş'ta yayımladığı ve gerçekten olağanüstü özelliklere ve bilgilere sahip AFAD İRAP Raporu. 2020 yılında adamlar oturmuşlar, AFAD personeli ve diğer kurumlar, koordineli kurumlar bir rapor hazırlanmışlar, bunun sadece depremle ilgili kısımlarından birkaç cümle vereceğim. 41'inci sayfada diyor ki: "Bölgenin çok uzun sayılabilecek bir durgunluk dönemi geçirmekte oluşu nedeniyle halk olası bir deprem tehlikesinden habersizdir. Bu durum tehlikenin boyutunu bir kat daha artırmaktadır. Bu nedenle, olası bir depremde can ve mal kayıplarını en aza indirmek için meskûn alanlarda zemin etütlerinin ayrıntılı yapılması ve tehlikeli alanlardaki yapıların derhâl tahliyesi zaruridir." 2020 yılında diyor bunu, depremden üç yıl önce. 42'nci sayfada  da diyor ki... AFAD -AFAD-RED diye bir program kullanıyor- 7,5 şiddetindeki bir depremin senaryosunu yapıyor Maraş'ta, depremden üç yıl önce.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - O senaryo da hatta uygulanıyor Sayın Vekilim.

İRFAN KARATUTLU (Devamla) -  Evet.

Birkaç cümle de bu analizden bahsedeceğim: "Büyük risk var." diyor, "Sıvılaşma var." diyor. Bölgeleri, mevkiyi belirtiliyor. Mevkisi neresi? Depremin en çok etkilendiği "Kahramanmaraş merkez Bahçelievler" diyor, "stadyum civarı" diyor. Çevresindeki mahalleler neresi biliyor musunuz? Ebrar Sitelerinin olduğu yer, 1.400 insanımızı bir sitede kaybettiğimiz yer. Belediyenin orada 12 kata izin verdiği, 3 tane derenin birleştiği alüvyal bir bölge ve burayı tespit ediyor. Yine diyor ki: "Bu alanlarda 2 tane özel hastane var, sağlık yönünden sıkıntı yaşanacak." 2 hastane de yıkıldı tabii ki. Dulkadiroğlu'nu anlatıyor, Pazarcık'ı anlatıyor, Türkoğlu'nu anlatıyor, bütün etkilenen yerleri anlatıyor ve diyor ki: "Tedbir alın." Tedbirde de -2020'de bu rapor- diyorlar ki: "2023'e kadar bu işi bitirin." Sanki böyle, kalplerine doğuyor, işlerini iyi yapıyorlar, depremin geleceğinden haberleri var. Ben sadece koordinasyonun ne kadar zayıf olduğunu belirtmek için söylüyorum; diğer kurumlar bunu dinliyor mu? Belediye ne yapıyor biliyor musunuz, kentsel dönüşüm isteniyor ya? "2022 Ekim ayında kentsel dönüşüm istiyoruz." diyor; Ebrar Sitelerinin olduğu yere değil, AFAD'ın belirttiği yere değil, rantın olduğu Çamlık, Mağralı Mahallelerine. Orada yıkım var mı?  Çatıdaki buz bile düşmedi, orada tek katlı yerlerde. Orayı istiyor ve Çevre Şehircilik de bunu onaylıyor maalesef; maalesef onaylıyor.

Gerçekten çok güzel raporlar çıkıyor ülkemizde, işini çok güzel yapan insanlar var, bunun için bir şey demiyorum ama teşhis var, takip ve tedavi var mı? Kendi mesleğim için söylüyorum, maalesef yok. Kim takip edecekti bunu, kim takip edecekti bunu? Tabii ki o bölgenin mülki idaresi, değil mi? Valiler. Vali takip etmiş midir? Valiler, biliyorsunuz, bir dizi vardır, "Yaprak Dökümü" hani "Ağzımızın tadını bozmayalım Ali Rıza Bey." lafı vardır, oradaki bir replik, hiç ağzının tadını bozmazlar, dört beş yılı geçirip bir üst ile nasıl giderimin peşindedir, hiç risk almazlar. Kılını oynatmış mıdır o dönemin valisi? Oynatmamıştır. Ne olmuştur? Kahramanmaraş'tan Konya'ya gitmiştir. Bu kadar basit, işte bu! Onun için iyi durumlarda basının önündedir valiler, kötü durumda da sağlık müdürü "Sen çık." millî eğitim müdürü "Sen çık." diye kaçarlar, maalesef öyledir.

Bu vesileyle tekrar AFAD personeline teşekkür ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İRFAN KARATUTLU (Devamla) - Onların başarılarının ödüllendirilmesini, Maliye Bakanımız burada, özellikle de onu hatırlatıyorum.

Teşekkür ediyorum, bütçenin hayırlı olmasını diliyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Antalya Milletvekili Sayın Şerafettin Kılıç... (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA ŞERAFETTİN KILIÇ (Antalya) - Sayın Başkan, Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu ve bizleri takip eden aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

Dün dava kardeşimiz, Kocaeli Milletvekilimiz, Hasan Bitmez'in vefat yıl dönümüydü, bugün defnedilmişti. Ben Hasan Bitmez kardeşimize Allah'tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun, makamı ali olsun diyorum. Bu kürsüde hakikati savunduğuna hepimiz şahitlik ettik ve inanıyoruz ki şehadet makamına kavuşmuştur.

Bugün ekonomi başlığını konuşuyoruz. Şu gördüğümüz tabloda        -gençliğin çöküşü vardı evvelsi gün, dün ailenin çöküşü, bugün de ekonominin çöküşü tablosudur- son on yılda faiz giderleriyle birlikte bütçe açığı büyümüş, faiz giderlerinin merkezî yönetim bütçe giderleri içerisindeki payı yüzde 15'e ulaşmıştır. Son yirmi üç yılda faize ödenen miktar dolar cinsinden 680 milyar dolar, sadece 2025 yılında 54 milyar dolardan fazla faiz ödemesi gerçekleşmiştir. 54 milyar dolar güncel kurla yaklaşık 8,7 milyon kişinin bir yıl boyunca asgari ücretine denktir. 54 milyar dolarla İstanbul'da 1 milyon 500 bin adet konut yapmak mümkündür. Faiz, hazinede biriken alın terini, emeği, 86 milyon insanın nafakasını yutan bir kara deliğe dönüşmüş vaziyettedir.

Gelirlerinin yüzde 85'i vergi gelirlerinden oluşan bu bütçede bu tablo, aynı zamanda milletin emeğinin nasıl sömürüldüğünü gösteren açık bir vesikadır. Evet, çoğunuz hatırlayacaktır, bu konuda dillere pelesenk olan bir cümle vardır: "Vatanı satmak yüksek faizle, yüksek enflasyonla, kötü yönetimle, ülkenin kaynaklarını heba etmekle olur." Dün bu sözleri söyleyenler, bugünkü çöküş tablosunun mimarlarıdır. Kaynaklar heba olmaktadır. Bugün, bankaların her yıl kâr rekorları kırdığı modern bir tefecilik düzeni işlemektedir. Toplum hızla yoksullaşmaktadır. Her 2 aileden 1'inin hane gelir toplamı yoksulluk sınırının altındadır. Oysa taşı toprağı altın, toprakları verimli, insanı çalışkan bu memleket, dünyada yoksulluğun en son yaşanacağı yer olmalıdır. Enflasyon, TÜİK verileriyle bile yüzde 32 oranlarındadır ancak enflasyonun gerçekte çok daha yüksek olduğu açık ve nettir. TÜİK eliyle milyonlarca maaşlı çalışanın hakkı aleni gasbedilmektedir.

Şimdi "Ücretlere ne kadar zam yapılacak? Asgari ücret, emekli aylığı ne kadar olacak?" tartışmaları yapılıyor. Asgari ücret ve emekli aylığı bugün sefalet ücreti hâline gelmiştir. Bugün asgari ücrete yüzde 35, emekli aylığına yüzde 90 zam yapsanız dahi açlık sınırını geçmiyor; açlık sınırı 30 bin lirayı aşmıştır. İnsanca yaşam için adil bir artış yapılmalıdır. Maaşlı çalışanları yoksullaştıran bu düzeni kabul edemeyiz.

Sayın Bakanlar, değerli milletvekilleri; çoğu vatandaşımız ne kadar vergi ödediğinin farkında bile değildir. Vergilendirilmeyen bir alan bırakmama hedefinize doğru emin adımlarla ilerlemektesiniz. Bir vatandaş, maaş aldığında, kira geliri elde ettiğinde, serbest meslek icra ettiğinde ya da ticaret yaptığında gelir vergisi öder. Markete gittiğinizde, kıyafet aldığınızda, fatura ödediğinizde, ulaşım kullandığınızda katma değer vergisi yani kısa adıyla KDV ödersiniz. Akaryakıt, otomobil, cep telefonu, internet için özel tüketim vergisi yani ÖTV vardır. Hatta, bu vergilerde bir de verginin vergisi yani ÖTV'nin KDV'si alınır. Özel iletişim vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, veraset ve intikal vergisi, değerli konut vergisi, damga vergisi; pasaport, ehliyet, tapu, noter işlemlerinde harçlar; ithal edilen ürünlerde gümrük vergileri ödenir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ŞERAFETTİN KILIÇ (Devamla) - Biz bunları ifade ediyoruz ancak emin olun, o kadar çok vergi kalemi var ki çoğunun adını dahi bilmiyoruz.

Vergide adalet, ücretlerde adalet, paylaşımda adalet şiarınız olmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Adana Milletvekili Sayın Sadullah Kısacık.

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

YENİ YOL GRUBU ADINA SADULLAH KISACIK (Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün, devlet bütçesinin kalbini yani Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesini görüşüyoruz. Bütçenin en önemli işlevi, ülke kaynaklarını doğru ve aynı zamanda ihtiyaç duyulan alanlara tahsis etmektir; ülkenin kalkınmasını sağlamak, yoksulluğun giderilmesini sağlamaktır. Ama yıllardır, bizim bütçemize bakıyoruz, biz hep faiz bütçesi hazırlıyoruz yani faize hizmet eden, faize harcanan bir bütçe hazırlıyoruz. 2026 toplam bütçemiz 18 trilyon 928 milyar, 2026 yılında faiz giderimiz ise 2 trilyon 742 milyar yani bütçemizin yüzde 14,5'u maalesef faize gidiyor. 2 trilyon 742 milyar deyince dile kolay geliyor ama 2 trilyon 742 milyar ne demek? Cumhurbaşkanlığı bütçemizin 128 katı demek, Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçesinin 100 katı demek, Dışişleri Bakanlığı bütçesinin 58 katı demek, Ticaret Bakanlığı bütçesinin 35 katı demek, İçişleri Bakanlığı bütçesinin 22 katı demek; biz bunların tamamını faize veriyoruz. 2026 yılında çiftçimize 168 milyar destek veriyoruz toplamda, bunun tam 16,5 katını faize veriyoruz; rakamlara bakar mısınız, 16,5 katı.

Peki, kime veriyoruz? Yurt içi yatırımcılara versek yine iyi, faiz vatandaşlarımıza gidiyor diyeceğim. Maalesef, bu faizler emperyalist ülkelerin uluslararası yatırım fonlarına gidiyor. Artık emperyalist ülkeler diğer ülkeleri işgal edip sömürmüyorlar, yatırım fonları kuruyorlar; gidiyorlar, orada faize para veriyorlar. Kendi ülkelerinde on yılda, belki yüz yılda alamayacakları faizi gelip bizim ülkemizde bir yılda alıyorlar. Hatta size şunu söyleyeyim: Japonyalı ev hanımları bile işi öğrenmişler; Japonyalı ev hanımları aralarında gün yapıyorlar, günde toplanan paraları Türkiye'deki tahvil içeren fonlara yatırıyorlar ve bu şekilde buradan bir rant elde ediyorlar. Japonya'da faiz kaç? Yüzde 0,5. Türkiye'de kaçtı geçen yıl? Yüzde 50. Ne demek? Japonya'daki bir ev hanımı kendi ülkesinde yüz yılda alamayacağı faizi bizim ülkemizde bir yılda alıyor. Ya, böyle bir şey var mı ya? Böyle güzel, böyle tatlı bir para var mı? Ne yapıyorlar? Günde para toplayıp Türkiye'den fon alıyorlar. Fonun faizi, diğer ödemeleri zaten çıkarıyor. Şu anda faiz kaç? Yüzde 38. Şu anda bile kendi ülkesinde yetmiş sekiz yılda alamadığı faizi, geliyor Türkiye'de bir yılda... Bakın, ülkemizin düştüğü duruma bakın. Yani bu bir sömürge değil de nedir, sömürge değil de nedir? Bizim kadınlarımız çarşıya, pazara, markete giderken kuruşun hesabını yapacak, 100 gram kıyma alırken eli titreyecek, ucuza sebze ve meyve alabilmek için pazarın sonunu bekleyecek, çoluğu çocuğu doysun diye sofrada kendi lokmasından vazgeçecek; siz işçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin, esnafın hakkından kesip milletin emeğini, alın terini yurt dışı faizcilere, tefeci fonlara peşkeş çekeceksiniz. Bakın, böyle bir ülke olmaz, böyle ekonomi yönetilmez!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Yazıklar olsun! 

SADULLAH KISACIK (Devamla) - Yazıklar olsun bu milletin emeğini, alın terini yurt dışı tefeci faiz fonlarına peşkeş çekene; yazıklar olsun! (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Şunu da söyleyeyim: Halk kan ağlarken memnun olan birileri var. Kim bunlar? Uluslararası tefeci fonları. Bakın, Avrupa'nın en büyük fonu Amundi SA diyor ki: "Türkiye'de 'carry trade' fırsatı var, faize devam ediyoruz." Bunu yayımlıyor bültende "Devam ediyoruz." diyor. Bakın, dünyanın en büyük bankalarından Citibank yatırımcılarına diyor ki: "Türkiye'de 'carry trade' fırsatı devam ediyor ama 2026'nın ortalarına doğru durum değişebilir. 2026'nın ortalarına kadar Türkiye'de avanta faize devam." Yani "Devam, devam!" diyorlar.

Bakın, işte, bu hâldeyken kan ağlayan başka bir kesimimiz daha var: KOBİ'lerimiz, esnafımız, işletmelerimiz. Sayın Bakanım, farkında mısınız bilmiyorum ama sahadan şunu net bir şekilde söyleyeyim: Hazine ve Maliye Bakanlığı, vergi daireleri üzerinden esnafların ticaretlerini kilitleyerek esnaflarımızın, sanayicilerimizin, işletmelerimizin beka sorunu hâline gelmiştir. Bakın, net söylüyorum: Şu anda işletmelerin en büyük beka sorunu kriz değil Hazine ve Maliye Bakanlığıdır. Esnafın üzerine çökmüş, yazar kasa posundan tüm banka hesaplarına kadar bloke koymuş, esnafı kıpırdayamaz hâle getirmiştir, net söylüyorum. Bakın, AK PARTİ iktidarındaki değerli milletvekillerimiz de esnaftan, işletmelerden, KOBİ'lerimizden bu şikâyetleri mutlaka alıyorlardır.

Şimdi, işletmenin KDV alacağı var, buna rağmen KDV borcu da var ama "KDV borcunu yıl sonunda yeminli mali müşavir onayladıktan sonra alırsın, sen bunu bana peşin öde." diyor. Bakın, ödeyemezse hesaplarına bloke koyuyor, sonra müşterilerine yazı yazıyor Hazine ve Maliye Bakanlığı, müşterilere diyor ki: "Bu firmaya ödemenizi yapmayın, ödemenizi bana yapın." Ya, arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi? Böyle bir yazının o işletmenin itibarını yerle bir edeceğini hiç düşünmüyor musunuz? Ya, bir firma zaten batarsa en hızlı şekilde güven ve itibar kaybından batar. Siz zaten bu yazıyı yazmakla müşterilere diyorsunuz ki: "Bak, bu firmanın bir ayağı çukurda, dikkat edin." Bir daha o firmalar onunla çalışır mı? Adana'dan bir firma aradı beni dün dedi ki: "Bana yazı geldi Hazine ve Maliye Bakanlığından 'Şu firmaya ödeme yapmayın, bize yapın.' diye. Biz zaten o ödemeyi yapmıştık. Şimdi vergi dairesi diyor ki: 'Sen niye ona ödeme yaptın, ben bu vergiyi sana rücu ettiriyorum.'" Yani alacaklının vergi borcu şu anda parasını ödeyen firmaya rücu ettirilmiş. Düşünün, firmadan almıyor, fatura kestiği müşterisinden alıyor. Ya, böyle bir ticaret olmaz, böyle bir sanayi olmaz, bu şekilde olmaz. Biz bu şekilde KOBİ'lerimizi ayakta tutamayız. Hatta, şunu da söyleyeyim: Diyelim ki firmanın sadece 1 milyon borcu var. Adamın hesabında 2 milyon varsa 2 milyonun hepsine bloke konuluyor, araçlarına bloke konuluyor, yazar kasasına bloke konuluyor; adam alacağını tahsil edemiyor, alacağını. Gerçekten de böyle bir şey olmaz yani bunu istediğinize sorun, böyle bir şey olmaz, böyle bir şey olmaz.

MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Batıracak adamı.

SADULLAH KISACIK (Devamla) - Şimdi ne yaptı? Kasada para yok. Şu anda vergi daireleri ne yapıyor? Kümesteki tavukların zaten tüyünü yolmuş, o yumurtlayan tavukların tüyünü yolmuş; şimdi tavukları kesme derdinde, yatırmış, yumurtlayan tavukları kesiyor. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ya, gücünüz yetiyorsa kümesin dışındaki kazları kümese bir getirin de onu görelim. Eğer gücünüz yetiyorsa o kümesin dışındaki büyük kazlar var ya -babaları, holdingleri, bankaları, yasa dışı bahisçileri, dijital paracıları- onları kümese getirin de o zaman sizin devletliğinizi, vergi memurluğunuzu orada görelim. (YENİ YOL sıralarından alkışlar) Bu milletin alın terini, emeğini yurt dışı "carry tread" fonlarına peşkeş çekerek değil; vergi ödemeyenleri, vergi kaçıranları, adalarda şirket kurup büyük paralar kazananları o kümese sokun da o zaman sizi biz buradan alkışlayalım diyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Mustafa Kaya. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)

 YENİ YOL GRUBU ADINA MUSTAFA KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Hazine ve Maliye Bakanlığı Sermaye Piyasası Kurulu bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bugün, burada, devlet adına açık bir özür borcuyla karşı karşıyayız çünkü milletimizin bizlere emanet ettiği tasarrufların korunamadığını bizzat yetkili makamların kendi beyanlarından anlıyoruz. Bu durum, bir kanaat değil itiraf niteliğindeki açıklamalardan sabit bir vakıadır. Sermaye piyasasında millet adına toplanan paraların emanet bilincine aykırı biçimde yönetildiği, buna rağmen sorumluların üzülmemesi adına gerekli adımların atılmadığı, yalnızca Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı tarafından değil görev ve yetki sınırlarını aşarak açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek tarafından da ifade edilmiştir. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Emanete gereken özenin gösterilmemesi, gündem değiştirilerek örtülecek bir mesele değildir. Devlet yönetiminde sorumluluk, görmezden gelme hakkı doğurmaz. Saygıdeğer milletvekilleri, gelin, bu sorumsuzluğu bugün masaya yatıralım, hesapları yarına da ahirete de bırakmayalım.

Sermaye Piyasası Kurulunun kuruluş amacı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 1'inci maddesinde açıkça ortaya konulmuştur. "Bu kanunun amacı, sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı ve adil bir ortamda işlemesini sağlamak; yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumak ve tasarrufların sermaye piyasası araçlarına yönlendirilmesini temin etmektir." diyor kanun. Bugün gelinen noktada tablo açıktır: Adalet yoktur, şeffaflık yoktur, yatırımcı haklarının korunması fiilen ortadan kaldırılmıştır. Bu şartlar altında halkın tasarruflarının menkul kıymetlere yönelmesi nasıl beklenecektir? Devletin güven vermediği bir piyasada vatandaş birikimini neden riske atsın değerli arkadaşlar?

Değerli vekiller, sermaye piyasasını bilen herkes şunu çok iyi bilir: Yatırım fonlarında geçerli olan sistem inançlı mülkiyet esasıdır. Bu ilkeye göre fon mal varlığı kurucuya ya da yöneticiye ait, yönetici şirkete ait değildir. Kurucu bu varlıkları "emanetçi" sıfatıyla ve yatırımcı yararına yönetmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük; Türk Borçlar Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili SPK tebliğleriyle açıkça güvence altına alınmıştır. İnançlı mülkiyet, inanan yani yatırımcı ile inanılan fon yöneticisi arasında kurulan güvene dayalı hukuki bir ilişkidir. Bu ilişkinin özü şudur: Mülkiyetin kötüye kullanılmaması borcu yükümlülük altındadır.

Değerli milletvekilleri, bugün sermaye piyasasında yaşadığımız mesele şudur: Millete ait olan, millete emanet edilen varlıkların yetki kullanan kişiler tarafından korunamadığı hatta korunmak istenmediği bir tabloyla karşı karşıyayız. ABD'de ve Avrupa Birliği ülkelerinde yatırımcıyı korumayan, yalnızca şirket yöneticileri değil denetim  görevini ihmal eden kamu görevlileri dahi yargı önüne çıkarılmakta ve cezai sorumlulukla karşı karşıya kalmaktadır.

Sözün özü şudur: Son yaşanan olaylara ilişkin SPK Başkanı tarafından yapılan açıklama başta kendisi için ihbar niteliği taşımaktadır. Daha da vahimi şudur: Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere işin içinde doğrudan bu süreçlerden sorumlu olan kişiler bulunmaktadır. Bu nedenle, Sermaye Piyasası Kurulunun, kendi yöneticilerinin ve denetim zaaflarının söz konusu olduğu bir konuda tarafsız bir inceleme yapması hukuken mümkün değildir. Bu mesele, artık idari denetimin değil yasama denetiminin ve siyasi sorumluluğun bir konusudur.

Değerli milletvekilleri, bu mesele küçük ya da büyük ayırt etmeksizin tüm yatırımcılarımızı, geleceğini bu ülkenin sermaye piyasasında arayan gençlerimizi ve çocuklarımızın ekonomik güvenliğini ilgilendirmektedir. Bu nedenle, bugün "Duymayalım, görmeyelim." dersek tarih mutlaka inceleyecek ve ihmali olanlara en ağır hükmü verecektir. Bizim görevimiz tarihin değil milletin huzurunda doğru tarafta durmayı başarabilmektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, YENİ YOL Partisi Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Şimdi İYİ Parti Grubu adına ilk konuşmacı Adana Milletvekili Sayın Ayyüce Türkeş Taş.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Bakan, sayın milletvekilleri, kıymetli bürokratlar; bir devletin asli görevi olan vatandaşına güvenli ve rahat yaşama imkânı sağlamanın adıdır İçişleri Bakanlığı. İçişleri Bakanlığının en temel sorumluluğu yalnızca güvenliği sağlamak değildir; asıl sorumluluğu, ülkede iç huzuru da tesis etmektir. İç huzur sadece sokakta suç olmaması değildir; iç huzur, vatandaşın devlete güvenmesi, adalete inanması, kendini eşit ve güvende hissetmesidir. Eğer bir ülkede insanlar hak ararken korkuyorsa, konuşurken çekiniyorsa, itiraz ederken tedirgin oluyorsa orada güvenlik olabilir ama huzur yoktur maalesef. İçişleri Bakanlığının aldığı her karar, polisin, jandarmanın, valinin sahadaki her uygulaması vatandaşın devlete bakışını doğrudan etkiler. Kamu gücü orantılı, ölçülü ve hukuka bağlı kullanıldığında huzur üretir ama hukuk zayıfladığında, denetim ortadan kalktığında, güç ölçüsüzleştirildiğinde güvenlik politikaları toplumsal gerilime dönüşür.

Türkiye'de de maalesef son zamanlarda iç huzur sıkıntılı Sayın Bakan. İki gün önce İstanbul'da yakın bir arkadaşımın oğlunun başına gelenden kısaca bahsetmek istiyorum. 15 yaşındaki erkek çocuk, yanında yine kendi yaşında bir başka erkek arkadaşıyla İstanbul Caddebostan'da yürürken yol kenarında oturan 2-3 kişilik grup bunlara laf atıyor; işte "Bize mi baktınız?" diyor, "Nereye gidiyorsunuz?" diyor, öyle konuşmalar geçiyor. Bunlar da "Yok, biz sizi tanımıyoruz, size bakmadık." deyip yoluna devam ederken arkadaşımın oğlu arkasından 5 yerinden bıçaklanıyor durup dururken. Hayati tehlikesi yok ama şu anda vücudunda 45 dikiş var ve bu çocuk sadece 15 yaşında, 15 yaşında bu olayı yaşıyor. Nerede bu olayı yaşıyor? İstanbul Caddebostan'da yaşıyor. Bu olay sonrası emniyet güçleri çok ilgileniyor, olayı çözüyor, suçluyu buluyor.

Ama sormadan edemiyoruz Sayın Bakan: Biz nasıl bu hâle geldik, sokaklarda nasıl güvenle yürüyemez olduk, bu kadar suç bu kadar rahat nasıl işlenir oldu; anlamak mümkün değil. Bu kadar suç işlemeye meyli olan ya da suçlu olan insan nereden çıktı, niye çıktı; onu da anlamak mümkün değil. Tamam, bunlarla mücadele ediyorsunuz, birçok başarı da elde ettiniz; tamam, bunları temizlemek ya da bunlardan kurtulmak çok da kolay değil, sizin belki de tek başınıza mücadeleniz yeterli de değil bilmiyorum ama Sayın Bakanım, öyle ki artık Türkiye'de bir grup insan ya da çeşitli grup insanlar kendinde suç işleme imtiyazı varmış gibi hareket ediyor; suçu övüyor, suçluyu övüyor, sosyal medyada suçlularla boy boy poz veriyor veya aleni, toplum önünde suç işliyor, silah hediye ediyor, silah hediye alıyor ve bunları da sosyal medyada yine boy boy yayınlıyor. Hem de bunları yapanlar sadece normal vatandaşlar da değil milletvekilleri yapıyor, siyasi parti genel başkanları yapıyor; siz de bir yandan suçlularla, çetelerle mücadele edeceğim diye uğraşıp duruyorsunuz. Verdiğiniz emeklilerin heba edilmesine müsaade etmeyin Sayın Bakan; her kim olursa olsun, her ne işle iştigal ederse etsin, her ne makamda olursa olsun herkes kanun önünde eşittir; bu da Anayasa'yla sabittir. Suç suçu işleyene göre kabuk değiştirmez; suçlu işinden, makamından bağımsız, işlediği fiile göre suçludur ve kanuna göre yaptığının bedelini de ödemelidir. Yasa dışı örgüt liderleri topluma umut olarak sunulmamalıdır; bu, kabul edilemez; bu, en büyük beka problemidir; bu, bir devleti çürütür. Türk devleti, Türk yargısı, Türk güvenlik güçleri olmalıdır Türk milletinin tek umudu; bu konuda taviz vermeyin Sayın Bakan.

Sayın Bakan, Türkiye'nin teröre karşı verdiği mücadelenin en önemli paydaşlarındansınız ve ülkemizin bu konudaki başarısındaki etkiniz çok önemli. Burada, ben, şehit olan güvenlik kuvvetlerimizi bir kez daha rahmet ve minnetle anıyorum, gazilerimizin önünde de saygıyla eğiliyorum. Siz bu teröristleri en iyi tanıyan ve bilen bir kurumsunuz; bunlar adam öldürmek, silah kullanmak, intihar saldırısı yapmak gibi konularda özel eğitimli insanlar. Bu "terörsüz Türkiye" güzellemesiyle bunların topluma karıştırılması konuşulmaya başlandı, hatta 9 bin PKK'lıdan bahsediliyor. Yok, bunları bir de sınıflandırıyorlar;  falanın eli silah tutmuş, yok tutmamış, yok suça bulaşmış, yok bulaşmamış. Sayın Bakan, ölüm makinesi olarak eğitilmiş bunca insanı Türk toplumunun içine karıştırmayı gerçekten uygun buluyor musunuz? Toplumda bu kadar suçlu varken bunları da topluma karıştırdığınızda bunları nasıl kontrol edebileceğinizi düşünüyorsunuz? Ayrıca, Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı Mazlum Abdi'nin Türkiye'ye geleceğiyle ilgili haberler çıkıyor. Bu nasıl mümkün olabiliyor Sayın Bakan? Yani azılı teröristbaşları, en babayiğidi de İmralı'da. Ayak tırnaklarından saçının en ince teline kadar kana bürünmüş olan bu canilerin suçluluk statüsü nasıl değişebilir ya da değişir mi, bunu da merak ediyoruz. Bunu bu yüce Türk milletine nasıl anlatacaksınız? Bunlar nasıl muhatap alınabilir, bunlardan nasıl medet umulabilir ve bunlar koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti için demokrasinin, huzurun, geleceğin anahtarı olabilir? Anlamak mümkün değil.

Kaldı ki Türkiye'nin yine son yıllarda başının belada olduğu uyuşturucunun patronları da bunlar değil mi? PKK dünyanın en büyük narkoterör örgütü değil mi? Bu lanet örgütün en büyük gelir kaynağı uyuşturucu değil mi? Örgüt 30 tane silahı mangalda yaktı da trilyonlarca dolarlık uyuşturucuyu ne yaptı acaba? O işten de elini ayağını çekti mi? Yani siz uyuşturucu çeteleriyle birçok mücadele verin hatta bu mücadele sırasında şehit verin... Daha üç, dört gün önce Özel Harekat Polisimiz Emre Albayrak'ı biz bu uğurda şehit vermedik mi? Madem bu işin patronları affedilecek, baş tacı edilecek, Emre niye şehit oldu Sayın Bakan ya da Emreler niye şehit oldu bu ülkede?

Sayın Bakan, Türkiye, bulunduğu jeopolitik konum itibarıyla Avrupa'ya uyuşturucu sevkiyatı için son derece uygun bir konumda. Afganistan'dan ve deniz yoluyla Latin Amerika ülkelerinden Avrupa'ya yapılan sevkiyatlarda uyuşturucu baronları hedeflerini ülkemize yöneltmiştir. Kontrol altına alınamayan uyuşturucu ticareti devlet yapısı içerisinde  kartelleşmeye sebep olur. Bu, Latin Amerika ülkelerinde görüldüğü gibi bürokrasiden siyasetçiye devletin çürüdüğü, devlet otoritesinin suç kartelleriyle paylaşıldığı bir düzene yol açar. Bunun önüne geçmek milletimizin bekası için elzemdir. Bu bağlamda, içişleri, güvenlik organizasyonumuzda bizce bazı proaktif değişikliklerinin yapılması yerinde olur. En öncelikli adım, müstakil bir iç istihbarat teşkilatının kurulmasıdır. İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Rusya, İsrail ve Fransa gibi ülkelerde dış istihbarattan bağımsız olarak tamamen içe dönük müstakil bir yapı mevcuttur. Türkiye'de içeriye dönük istihbarat faaliyetleri çeşitli yapılarda yer almakla birlikte bu faaliyetlerin ivedilikle münhasır bir iç istihbarat teşkilatı çatısı altında toplanması ve organize edilmesi iç tehditlere karşı daha etkili mücadele yeteneği sağlayacaktır.

Sayın Bakan, siz İçişleri Bakanısınız; kim ne derse desin duruşunuzu günlük popülist siyaset için esnetmeyin. Bakın, Barzani geldi; sizin Bakan Yardımcınız, sizin Valiniz oradaydı, jandarma orada, emniyet güçleri orada yani devlet oradaydı; hiç olmaması gereken manzaralar yaşandı. Bu  yaşananların akabinde yine İçişleri Bakanlığı mensuplarının da olduğu bir heyetin huzurunda törenler yapıldı ve gelen zatımuhterem güle oynaya çekti gitti. İki gün sonra teröristbaşını Meclise çağıran, olmadı "Ayağına dahi gideriz." diye ısrarcı olanların "Bu olay kabul edilemez." demesi üzerine Bakanlığınız soruşturma başlattı. Buna müsaade etmeyin Sayın Bakan, burada yaratılan algı farklı. Bu algı doğru değil, uygun da değil; orada yaşananlar hele hiç uygun değil, hiç olmaması gerekir. Bu da zaten hukukta, kanunda açıkça bellidir; zaten bunlar nasıl olabildi, anlaşılamamaktadır. Olağan akışla zaten yapılması gerekenler için talimat almış durumuna düşmeyin. Sayın Bakan, bu soruşturmaya acaba orada bulunan Bakan Yardımcınız da dâhil mi?

Bunun gibi başka şeyler de yaşandı Türkiye'de son zamanlarda. Teröristbaşının posterleri açıldı, sokaklarda eylem yapıldı, Türk polisine "düşman" denildi vesaire vesaire. Bunlar kabul edilebilir şeyler değil, bunlar esneklik gösterilebilecek konular hiç değil Sayın Bakan. Devlet sizsiniz, sizin gücünüzle başkalarının efelik yapmasına siz müsaade etmeyin diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Aydın Milletvekili Sayın Ömer Karakaş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Değerli milletvekilleri, bugün sizlere sıradan gündem konularından değil milletin sabrını taşma noktasına getiren, devletin sinir uçlarıyla oynayan, egemenlik sınırlarımızı kemiren kirli oyunlardan bahsedeceğim.

Öncelikle İçişleri Bakanlığı bütçesiyle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Bakanlığınızın 119,5 milyar lira bütçesi var. Şimdi, bakınız, basit bir kıyaslama yapacağım: İçişleri Bakanlığının 688 bin personeli varken Diyanet İşleri Başkanlığının -2023 yılı sonu itibarıyla verilere baktığımızda- 140 bin personeli var yani İçişleri Bakanlığı personelinin dörtte 1'i ama bütçeye bakıyorsunuz, Diyanete 174,3 milyar lira bütçe ayrılmış ancak İçişleri Bakanlığına 119,5 milyar lira bütçe ayrılmış; polisi, jandarması olan, sınır güvenliğini sağlayan kuruma 119,5 milyar lira, Diyanete ise 174 milyar lira. Soruyorum size: Hangi devlet haklı, hangi ihtiyaç analizi bunu haklı gösteriyor?

Polise bakıyorsunuz, kan ağlıyor; çalışma saatleri kâğıt üzerinde 12/36 gösteriliyor ama gerçekte 12/12 çalışıyorlar. Sayın Bakan, polisimiz haftada yetmiş iki saat çalışıyor, nöbet sonrası izin yok, fazla mesai zaten yok, promosyon bir rezalet; intiharlar artıyor. Daha kötüsü, polisimizin bir meslek kanunu yok. Geçen bütçede de söyledim artık polisimize bir meslek kanunu yapmanın zamanı gelmedi mi?

Bu ülkenin yıllardır büyüyen en acı gerçeği uyuşturucu. Eskiden, uyuşturucu sokağın karanlık köşelerindeydi; bugün canlı yayınlarda, magazin programlarında, fenomen evlerinde, çocukların cep telefonlarında dolaşıyor. 2024'te uyuşturucudan ölen kişi sayısı 427. Her sokakta torbacı var ama maalesef, her mahallede devlet yok. Uyuşturucuyla mücadele kanunlarında bir caydırıcılık yok, kanunlar zayıf çünkü Adalet Bakanlığı da kendi işine bakmıyor, Karayolları Trafik Kanunu'yla meşgul oluyor.

Sayın Bakanım, soruyorum size: Gençleri zehirleyen düzen mi güçlü yoksa bu devleti yönetenler mi zayıf?

Kadın cinayetleri had safhada. Sizin iktidara geldiğiniz yıl kadın cinayeti sayısı 66'ydı, sadece geçen yıl 394 kadın öldürülüyorsa bu ülkede sadece kadınlar değil adalet de öldürülüyor demektir. Bu artış kader değil, bu artış cinayetlere göz yuman zihniyetin sonucudur. Kadınını korumayan bir devlet, kadını değersizleştiren bir iktidarın eseridir. Yılda 66 cinayetten 394'e yükselen bir can kaybı "Kadın bizim önceliğimiz." diyenlerin   samimiyetinin yerle bir olduğunun kanıtıdır.

Sayın Bakanım, bu ülkede öyle bir çürüme yaşandı ki cinayet dosyası çözülsün diye bir suç örgütü liderinin ödül koyduğu günleri gördük. Millet artık "Devlet çözemiyor, araya kim girerse çözülebilir?" diyor. Millet adaleti mahkemelerden değil çete liderlerinden bekler hâle geldi. İktidarınız mahalleleri parselleyen çeteleri, esnaftan haraç alan grupları, gençleri uyuşturucuya ve sanal bahse sürükleyen yapıları büyüttü. Sanal bahis bugün gençlerimizi içine çeken sessiz bir uçurum hâline gelmiştir. Bir gecede servet vadeden ama o gecenin sabahında borç, tehdit ve çaresizlik bırakan bir bataklık; yuvalar dağılıyor, aileler paramparça oluyor, daha acısı, kaybettiği paranın yükünü taşıyamayan, hayatına son veren gençlerimizin sayısı her geçen gün artıyor. Bu tablo, bir güvenlik zafiyeti değil bir neslin göz göre göre yok oluşudur.

Sayın, Bakanım iyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştığınızın farkındayım fakat maalesef yeterli olmuyor. Hele ki bütçedeki aslan payının Diyanete verildiği bir bütçede çok daha zor. Artık masaya yumruğumuzu vurup "Ben bu ülkenin asayiş problemlerini çözeceğim. Polisimizi layık olduğu çalışma koşullarına kavuşturacağım, polisimize bir meslek kanunu hazırlayacağım. Artık bana da yeterli bütçeyi verin." demenin vakti gelmedi mi Sayın Bakanım?

Evet, bu ülkede maalesef jandarma askerden sayılmıyor, "Jandarma, kolluk kuvveti." deniyor ama bakıldığında hepimizin çocukları askere giderken Jandarma da çıkıyor askerlik olarak, Kara Kuvvetleri de çıkıyor, Deniz Kuvvetleri de çıkıyor. Jandarma nasıl asker olmaz arkadaşlar, böyle bir saçmalık olabilir mi?

Bakınız, son dönemde Barzani ülkemize geldi. Barzani geldiğinde bakıyorsunuz, ülkemizde, kollarında sözde kürdistan paçavralarıyla, uzun namlulu silahlarla peşmerge güç gösterisi yapıyor ama ne kadar acıdır ki o programda şu an yanınızda oturan İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoğlu Bey de var.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Münir Bey yok burada.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sayın Bakan Yardımcısı, siz o programda o peşmergelerin üniformalarının kollarında sözde kürdistan paçavralarıyla görürken hiç utanmadınız mı, hiç sıkılmadınız mı, hâlâ o koltukta nasıl oturuyorsunuz; derhâl istifa etmeniz lazım! (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Diğer taraftan, bakıyorsunuz, KCK'nin, sözde KCK'nin bir üst düzey yöneticisi, Bese Hozat denen bir hain çıkmış "Af, suç işleyenler içindir, biz suç işlemedik ki af isteyelim. Biz özgürlük yasası istiyoruz, Öcalan'ın özgürlüğü olmadan süreç başarılı olmaz. Kürt halkının anayasal olarak tanınmasını istiyoruz." diyor. Devlete kurşun sıkanlar, şehitlerimizin kanında eli olanlar şimdi, çıkmış "Biz suç işlemedik." diyebiliyorlar.

Bakınız, size unuttuğunuz şeyleri hatırlatmak istiyorum:

Bu, Bingöl katliamıdır; 24 Mayıs 1993, Elâzığ-Bingöl kara yolu; usta birliğine giden erlerimizin, silahsız olarak otobüsten indirilerek 33 askerimizin katledildiği, şehit edildiği yerdir. Yani, siz suç işlemediniz öyle mi?

Diğer taraftan, bakınız, bu, 1987, Mardin'in Pınarcık mahallesinde PKK'lı teröristlerin 16'sı çocuk 30 kişiyi katlettiği bir katliamdır. Siz suç işlemediğiniz öyle mi?

Bakınız, diğer taraftan, bu, Başbağlar katliamı. 5 Temmuz 1993, Erzincan Başbağlar;  burada bebek ve çocuklar dâhil 33 sivil vatandaşımız katledilmiştir. Hiç unutmadınız değil mi bunları? Siz suç işlemediniz değil mi? Böyle bir rezillik olabilir mi?

Diğer taraftan, Aktütün Karakolu'nu hatırlayın içimizin parçalandığı, yüreklerimizin yandığı. 3 Ekim 2008'de PKK Hakkâri'de Aktütün Karakolu'na baskın yaparak 15 askerimizi şehit etmişti. Siz suç işlemediniz değil mi?

Yine, 34 askerin şehit olduğu Taşdelen Karakol katliamı. Şimdi bunlar, bunlar hafızalarımızdan silindi.

Diğer taraftan, bu, İçişleri Bakan Yardımcısının sözde kürdistan paçavralarıyla, sözde kürdistan paçavralarıyla peşmergenin güç gösterisi yapmasını -bakın, şu fotoğrafa bakın- hiç utanmadan, sıkılmadan o bulunduğu makamı, o gücü kullanmadan seyrettiği bir fotoğraftır. İşte bakınız arkadaşlar, biz bu fotoğrafı kabul etmiyoruz ve bu fotoğrafı, bu görüntüyü ben buradan yırtıp atıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Sayın Bakanı, tekrar istifaya davet ediyorum.

Şimdi, bakınız, bir tane Tom Barrack var, büyükelçi; sözde büyükelçi, ben onun büyükelçiliğini de kabul etmiyorum. Diyor ki: "Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir." Yani çok milletli, çok farklı, ulus devlet yapısının ortadan kaldırıldığı farklı bir yapı.

Yine, bu Büyükelçi daha önce de demişti ki: "Ulus devlet anlayışı İsrail için büyük bir tehdit." Ulus devlet anlayışı eğer İsrail için büyük bir tehditse biz ne yapacağız? Federal sisteme mi geçeceğiz yani Türkiye'yi böleceğiz mi, parçalayacağız mı?

Yeni bir rapor hazırlamış DEM PARTİ. Raporda DEM PARTİ diyor ki: "Ankara kuzey kürdistandan..." diyor yani bizim bölgemiz, neresi onların hesabına göre kuzey kürdistan? "Kuzey kürdistandan merkezi yönetim elini çeksin." diyor yani hadsiz bir DEM PARTİ Milletvekili, Genel Kurulda Sırrı Sakık çıktı, dedi ki Irak'ın...

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Hadsiz sensin sen!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Ne biçim konuşma ya! Kime hakaret ediyorsun!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Evet, hadsizdir.

Irak'ın kuzeyinden bahsederken "güney kürdistan" dedi, güney kürdistan.

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Hadsiz sensin!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Kime hakaret ediyorsun "hadsiz" diyerek!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Hadsiz açıklama.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Sen öyle hiç konuşma ya!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa)  - "Hadsiz açıklama." diyor, ne var bunda!

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Ne bağırıyorsun be!

ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Hakaret etme yeri değil burası.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bakınız, eğer güney kürdistan Irak'ın  güneyi ise peki, kuzey kürdistan neresidir?

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Orası neresi? Kürdistan Bölgesel Yönetimidir. Uluslararası hukuk bunu bu şekilde tanımlamış.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Irkçılık da milliyetçilik de ancak...

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - İşte, kuzey kürdistan da Türkiye'nin doğusudur yani Rize'den Hatay'a bir dik çizgi çekmişler, oradan öbür tarafı kuzey kürdistan.

Bakınız, sizler bir teröristbaşı, bebek katili bir şerefsizden barış güvercini yaratmaya çalışıyorsunuz.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Biraz haddinizi bilin ya!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Haddini bil, saygısız!

ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Sen haddini bil, haddini! Haddini bil!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bu mümkün olmayacaktır. Bakınız, altını çizerek söylüyorum...

ZEYNEP ODUNCU KUTEVİ (Batman) - Sen haddini bileceksin! Milletin kürsüsünden bu şekilde konuşamazsın sen, haddini bil!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - ...tekrar söylüyorum: İmralı'daki sizin o barış güvercini yaratmaya çalıştığınız bebek katili, teröristbaşı, şerefsiz bebek katilidir!

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri)  - Katil sizsiniz, katil!  İnsanı katleden sizsiniz!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Şe-ref-siz-dir! Bu kadar! (İYİ Parti sıralarından alkışlar, DEM PARTİ sıralarından gürültüler) Hiç kimse Türkiye'nin merkezine o bebek katili şerefsizi koyamaz! Hiç kimse umut hakkından bahsedemez! Biz var olduğumuz sürece hiç kimse bu ülkeyi bölmeye cesaret edemez, ettirmeyeceğiz!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Siz çocukların katillerini, tacizcileri, tecavüzcüleri affediyorsunuz ya!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Gördük katilleri, bebek katilerini.. Sus da otur be!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sizler, geçmişte, raporunuzda yazdığı gibi, o Şeyh Sait'ler gibi, Seyit Rıza'lar gibi, bunlar...

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri)  - Şeyh Sait'ler de Seyit Rıza'lar da onurumuzdur, onurumuzdur.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Bu ülkeye başkaldırmış, ayaklanmış, isyan etmiş vatan hainlerinin akıbetine uğrayacaksınız, bundan kimsenin şüphesi olmasın!

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri)  - Binlerce Kürt köylerini boşaltan, o binlerce Kürt'ü katleden sizsiniz!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Dert olsun hepinize, dert, dert!

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri)  - Elinizden geleni ardınıza koymayın! Elinizden geleni ardınıza koymayın!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Asla Türk milletinin gelecekte yapacaklarından şüpheniz olmasın!

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri)  - Ancak bu kürsüden konuşursunuz, ancak bu kürsüden konuşursunuz.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Biz Türk milleti olarak gerekirse Anadolu'yu yeniden fethederiz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)  Bakınız...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Biz de Türk'üz, ne var! Kürtlerin kardeşliğini savunuyoruz. Sizin gibi ırkçı, milliyetçi değiliz.

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Savaşı nasıl bitireceksin, onu söylesene sen. İnsanların ölümünü nasıl durduracaksınız, onu anlatsanıza biraz.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Anlatamazlar!

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Anlatamazsınız!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Terörle müzakere yapılmaz!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Ya, ne terörü ya, ne terörü!

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Terörle müzakere yapılmaz, terörle mücadele yapılır!

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Ortalıktaki terörü görün, kadınlara tecavüzü görün! Çocuklar her gün MESEM'de ölüyor.

ÖMER KARAKAŞ (Devamla) - Sayın Bakan da burada, en iyi şekilde yapacağına inanıyorum, yeter ki önü açılsın.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Hırsızlık, kara para aklama sizde ya!

BAŞKAN - Sayın Temelli...

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Hepsi PKK'nın işi, uyuşturucu da PKK'nın işi, tecavüz de... 

BAŞKAN - Sayın Temelli, söz talebiniz var, buyurun...

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Ya, ne diyorsun be sen!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Ya, bırak... Bu ne şımarıklık be! 

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Sen konuşma be! Benim tepemi attırma!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - "Be" mi?

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Ne yapacaksın be! Ne demek "Benim tepemi attırma." Ne yapacaksın!

BAŞKAN - Sayın Temelli, buyurun...

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Biz bir şey yapmıyoruz, sen tehdit ediyorsun.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Allah Allah!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Dingo'nun ahırı mı burası ya!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - PKK'yı savunuyor ya! Böyle bir şey olabilir mi...

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Dingo'nun ahırı mı burası ya!

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Rezil, rezil, baştan aşağı rezil! Size bu yüzü verenlere yazıklar olsun!

BAŞKAN - Sayın Temelli...

 

 

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Hatibin bütün konuşması boyunca bütün sözleri siyasetten ne kadar uzaksa hakarete o kadar yakındı. Bu kadar hakaret kabul edilemez, misliyle iade ediyoruz. (İYİ Parti sıralarından gürültüler)

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Apo'nun avukatlığına mı soyundunuz?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bir kere ne tarih biliyor ne coğrafya biliyor ne siyaset biliyor.

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Ya, niye böyle konuşuyorlar da hatipten sonra cevap veriliyor?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sadece burada insanları kışkırtmaya yönelik bir üslupla konuşuyor.

RIDVAN UZ (Çanakkale) - Her konuştuktan sonra bizde mi söz alalım?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Burası Meclis, burada üslubunuza, dilinize dikkat edeceksiniz. (İYİ Parti sıralarından gürültüler)

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Vatanı, milleti, devleti savunmak, bu devleti savunmak kışkırtma mıdır!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Siyaset yapacak gücünüz yoksa da o kürsüye çıkmayacaksınız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Oturun yerinize...

(DEM PARTİ ve İYİ Parti sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Bu devleti savunmak kışkırtma mıdır!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Oturun yerinize!

(DEM PARTİ ve İYİ Parti milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümeleri, gürültüler)

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, lütfen oturun yerinize.

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Kan üzerinden siyaset yapma devri bitti artık...

BAŞKAN - Karakaş...

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - ...bitti, otur yerine.

BAŞKAN - Karakaş, yere attığınız kâğıtları toplamanızı istiyorum.

(DEM PARTİ ve İYİ Parti sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sen kimsin!

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Sen kimsin!

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sen kimsin! Hadsiz herifler sizi!

BAŞKAN - Karakaş...

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sen kimsin, sen! Sen kimsin, edepsiz!

BAŞKAN - Sayın Kavuncu...

(DEM PARTİ ve İYİ Parti sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Siz kandan, savaştan besleniyorsunuz, bu kadar net, başka da bir şey söylemiyorum. Kandan besleniyorsunuz...

BAŞKAN - Sayın Kavuncu, bakın, yere atılan kâğıtlar var.

(DEM PARTİ ve İYİ Parti sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)

BAŞKAN - Birleşime beş dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 13.47

İKİNCİ OTURUM

Açılma Saati: 13.57

BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN (Adıyaman)

 ----- 0 ----- 

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.

 

 

KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı:226) (Devam)

2.- 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279), Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Genel Uygunluk Bildirimi ile 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 218 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2024 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1191) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 227) (Devam)

A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU (Devam)

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

 

BAŞKAN - 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Sayın Temelli, buyurun.

 

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Evet, burada defalarca dile getirdik, "temiz dil" dedik, "Burası Meclis." dedik. İçinde hakaret barındırmayan her türlü eleştirinin de burada olması kadar doğal bir şey yok ama sayın hatipler, konuşmaları süresince, herhangi bir eleştiri değil sürekli hakaret eden, saldırgan bir üslupla konuşuyorlar ve burada bu kabul edilemez ama şunu da belirtmek istiyorum tabii: Bu hakarete, bu saldırganlığa bir tek biz itiraz ediyoruz; ne Sayın Bakanlar ne Sayın Bakan Yardımcıları ne Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu ne Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ne YENİ YOL Grubu. Arkadaşlar, hepimize yönelik bu hakaret; bizi hedef göstermesi hepimizin sessiz kalmasına neden olmamalı.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Kime hakaret ya?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bakın, o Meclisteki Komisyonu hep beraber kurduk. İYİ Partinin o Komisyona katılmamış olması ayrı ama o Komisyon bir mutabakat Komisyonudur; o Komisyon bir araya gelme, birlikte siyaset var etme Komisyonudur; geçmişin acılarının üzerinde tepinerek siyaset yapanlara karşı demokrasiyi, barışı, siyaseti savunan bir Komisyondur.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Genel Kuruldayız, Komisyon değil burası. Siz mutabakatınıza devam edebilirsiniz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Yeter!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) -  Tabii ki raporlarımız olacak, tabii ki coğrafyayı böyle tanımlayabiliriz ama buralardan tutup tam da Türkiye'nin geleceği için bu kadar kritik bir mesele üzerinde yoğunlaşılmışken bunu provoke eden bir yaklaşım kabul edilemez, hakaretler kabul edilemez; bunu defalarca dile getirdik.

Diğer taraftan, Sayın Barzani federe Kürdistan bölgesinin kurucu başkanıdır; Türkiye'de bir davete gelmiştir, o protokolden geçişte hata yapmıştır.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Hata mı yapmış?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bunu da Türkiye Cumhuriyeti yapmıştır, Sayın Barzani'nin bunda bir suçu yok. Evet, peşmergeler öyle gelmeyebilirdi, o şekilde ağırlanmayabilirdi ama bunun Barzani'yle ne ilgisi var? Sayın Barzani'ye hakaret etme hakkını size kim veriyor?

Diğer taraftan, o "paçavra" dediğiniz, bölgenin resmî bayrağıdır; siz ona "paçavra" diyemezsiniz; o, bütün uluslararası alanda kabul görmüş bir bayraktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Yazıklar olsun!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Cumhurbaşkanı nezdinde de İçişleri, Dışişleri Bakanlığı nezdinde de kabul görmüş bir bayraktır.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Hiç bunların farkında olmadan gelmişsiniz burada, gerçekten kabul edilemez bir dille, bir halkın değerlerine böyle saldırgan bir üslupla yaklaşıyorsunuz.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Halkın değerlerine saldırı falan yok, Kürtlere de hakaret yok! APO'ya söylüyor onu, zoruna mı gitti!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Kürtlere hakaret ediyorsun!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Bebek katiline söylüyoruz, zoruna mı gitti!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Kürtlere hakaret ediyorsun, Kürtlere hakaret ediyorsun! Terör örgütü Kürtlerin değeri değil! Kürtlere hakaret ediyorsun, Kürtlere hakaret ediyorsun!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - İçinizdeki bu Kürt düşmanlığını biz barış mücadelemizle, ortak vatanda bir arada yaşama irademizle inanın yok edeceğiz.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Kürtlere hakareti siz yapıyorsunuz!

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Sen kimsin Kürtlerin adına konuşuyorsun! Kürtlerin adını ağzına alma! Kokuşmuş zihniyet!

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Kokuşmuş da sensin!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Bunlar hakaret değil, değil mi?

BAŞKAN - Sayın Kavuncu, buyurun.

Sonra Sayın Sakik, size söz vereceğim.

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Sakik'e niye söz veriyorsun?

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Hepimiz alalım sırayla o zaman.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Müsaade eder misiniz? Arkadaşlar, müsaade edin.

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Hayır, Sakik'e niye söz veriyorsunuz anlamıyorum.

BAŞKAN - Hakaret edildi, tabii ki vereceğim, size soracak değilim, size sormayacağım.

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Hakaret edilmedi. Dışarıdan geldi, eli cebinde "Otur yerine, otur yerine." diyor. Böyle şey olur mu ya!

BAŞKAN - Kime söz vereceğimi size sormayacağım, kusura bakmayın. Kime hakaret edildiyse ona söz veririm. Bu, benim yetkim.

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Kürtlere hakaret edenin Allah belasını versin!

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Versin, inşallah şimdi versin!

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Versin!

BAŞKAN - Hakaret etti tabii, Allah Allah ya!

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - PKK'ya hakaret edenler bin yaşasın!

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Siz anca bela okuyun!

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Neden?

BAŞKAN - Size mi soracağız kime söz vereceğimizi?

ŞENOL SUNAT (Manisa) - Neden veriyorsun?

BAŞKAN - Veririm, sizi ilgilendirmez.

Sayın Kavuncu, buyurun.

 

 

 

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Teşekkür ediyorum.

Arkadaşlar, şimdi, bakın, Sayın Hatip ne bir siyasi partiye ne de Türkiye'de...

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - DEM PARTİ'ye hakaret etti.

BAŞKAN - "DEM PARTİ" dedi.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bak, düzgünce...

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Hepimize hakaret etti Başkan, çarpıtma lütfen. "Şerefsiz" diye bir saat yüzümüze bakarak hakaret etti.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - APO'ya diyor "şerefsiz" diye.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Çarpıtma, neyse o! Tutanaklar orada.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - ...eğer sakin sakin konuştuğum için böyleüstümüze gelecekseniz ben de bağırmasını bilirim. Açar tutanaklara bakarsınız.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ne sakini! Hatibinize müdahale etseydiniz.

BAŞKAN - Tamam, dinleyelim, dinleyelim lütfen. Dinleyelim arkadaşlar.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Hatip herhangi bir siyasi partiyi, herhangi bir grubu, herhangi bir zümreyi hedef almadan PKK terör örgütü ve terör örgütünün elebaşıyla ilgili içinden geçenleri aynen söylemiştir, biz de altına imza atarız. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Hepimiz içinden geçenleri orada söyleseydik...

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Burada sizin üstünüze alınacağınız hiçbir şey yok.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Kürsünün bir saygısı var.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - "DEM PARTİ" "hadsiz" "Sırrı Sakik" dediniz; biz de buradaydık, kulaklarımızla işittik.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Provokasyon yapıyorsunuz.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bakın, burada bir terör örgütü başıyla ilgili hoşunuza gitmeyen sözler söylendi diye "Provokasyon yapılıyor." diyemezsiniz. Asıl provokasyon nedir biliyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - İçimizden geçenleri söylesek...

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Böyle geride bırakma.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Saygısız değiliz biz, sınır biliyoruz, sizin gibi değiliz.

VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Şu an ekranları başında sizi izleyen Kürtler de içinden gelen her şey size söylüyorlar, merak etme.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Asıl provokasyon nedir biliyor musunuz? Bir terör örgütü başına "terörist" demek provokasyon değildir ama münferit hadiseleri alıp Türk ordusuna "işgalci", Türk ordusuna "tecavüzcü" demek bir provokasyondur.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ne alakası var şimdi!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Terör örgütü başının ismini bu Mecliste sloganlarla bağırmak, bunun tezahüratını yapmak bir provokasyondur, korucularımıza hakaret etmek bir provokasyondur.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Sayın Öcalan sizden daha barışçı be, sizden daha çok bu ülkeyi düşünüyor, sizden daha çok toplumu savunuyor!

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Nereden çıktı bu şimdi!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Dolayısıyla burada, Sayın Hatibin söylediğinde, milletvekilimizin söylediğinde hiçbir şey yok, komisyonla ilgili tek bir kelime etmedi.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Kurtaramazsın kendini böyle, dinledik orada.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Siz komple provokasyonsunuz! Sizin dilinizden hayra dönük hiçbir şey çıkmıyor. Ağzınızdan çıkan tek şey kan, kan, kan!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Ama öyle görünüyor ki kurmuş olduğunuz komisyonu -sizin açınızdan- sadece Apo'yu meşrulaştırmak için kurulmuş bir komisyon gibi algılıyorsunuz ki milletvekilimizin söylediği sözler sizi rahatsız etti.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Bu ülkenin gençleri ölsün istiyorsunuz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Ya, yüzlerce kişi dinlendi orada ya!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Dolayısıyla bize söylediğiniz sözleri de iade ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - "Kaçakçısınız." "Uyuşturucuyla siz ilgileniyorsunuz." sözlerini de aynen iade ediyorum.

KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Onları savunuyorsunuz...

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Kaçakçısınız demedik, kara para aklıyorsunuz, zengin olmaya çalışıyorsunuz.

BAŞKAN - Sayın Sakik, tutanakları istedik, tutanaklargelsin, hem siz bakın hem biz bakalım, sonra size söz vereceğim.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - "DEM PARTİ" "hadsiz" "Sırrı Sakik" dedi. Duyduk, hepimiz duyduk.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Kendisi hadsiz olmasa ona...

KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı:226) (Devam)

2.- 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279), Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Genel Uygunluk Bildirimi ile 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 218 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2024 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1191) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 227) (Devam)

A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU (Devam)

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN -  Yozgat Milletvekili Sayın Lütfullah Kayalar... (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA LÜTFULLAH KAYALAR (Yozgat) - Sayın Başkan, yüce Meclisin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin saygıdeğer üyeleri, Sayın Bakanlar, değerli bürokratlar; görüşmekte olduğumuz İçişleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum. Değerli Meclisimizi ve üyelerini saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüşülmekte olan her iki Bakanlığın bütçeleri ve bu bütçe görüşmeleri Türkiye için gerçekten fevkalade önemlidir. Denebilir ki: "Diğer bakanlıklar önemli değil midir?" Tabii ki bütün bakanlıkların bütçeleri gerçekten önümüzdeki 2026 ve sonraki yıllar için tayin edici rolde olmalıdır, iyi planlanmış olmalıdır. Ülkemiz hangi konularda, hangi sektörlere öncelik veriyor, bu önceliklerinde neleri dikkate alıyor, neleri dikkate alması lazım; bunların bu bütçe içerisinde tayin edilmesi gerekir.

Biraz önce Meclisimizde konuşan çok değerli konuşmacılar kendi açılarından görüşlerini yüce Meclise ifade ettiler.

Bugün bu Meclisteki görüşmeler sırasında şunu bir kez daha ifade etmek istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Mecliste bütçe görüşmeleri... Bu bütçe görüşmeleri sırasında acaba Türkiye'deki sistem nedir? Sadece bakanlıkların ortaya koyduğu, hazırladıkları, bütçe olarak sundukları rakamlardan ibaret olan çözüm önerileriyle Türkiye'nin meselelerini halledebilir miyiz, yoksa halledemediğimiz bir sürü meselenin altında Türkiye'deki sistem sorunu mu yatmaktadır? Bugün, bakınız, bu bütçe görüşülüyor, bundan önceki bütçelerde de gördüğümüz gibi, Mecliste şu anda bir yoklama yapılsa Mecliste çoğunluk yok ama görüşülen bütçe, görüşülen geleceğimiz. Neden? Çünkü şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesini görüşürken -ifade etmek istediğim özellikle budur- bu bütçenin hazırlanmasında Maliye Bakanlığımızın -bütçenin geneli üzerinde ifade ediyorum- etkisi ve yetkisi sadece gelir toplamaktan ibarettir; diğer tarafta, bütçenin genelinde, bütçenin uygulanmasında, kendi içindeki aktarımlarında ve bu bütçenin yıl içerisinde hayata geçirilmesinde etkili olan, Cumhurbaşkanlığı sistemi bünyesinde yer alan Strateji ve Bütçe Başkanlığıdır. Bu bütçenin hazırlanmasında da aslında Maliye Bakanlığı tam etkin olan bir Bakanlık olarak bu bütçeyi sunabilecek noktada hiçbir zaman olmamıştır sistem böyle olduğu için. Nitekim, gerek Plan ve Bütçenin gerekse Türkiye Büyük Millet Meclisi bütçe görüşmelerinin ilk sunumunu Cumhurbaşkanı Vekili yapmıştır. Sayın Cumhurbaşkanı Vekili, bizim Cumhurbaşkanı Vekilimizdir, hepimizin vekilidir ama ifade ediyorum, Cumhurbaşkanı Vekili atanmış bir kişidir. Bu bütçenin sahibi, sisteme göre baktığımız zaman Hükûmetin başı olan Sayın Cumhurbaşkanıdır ve eğer Meclise bütçe sunulacaksa sunması gereken de Sayın Cumhurbaşkanıdır; bu Meclise kendi bütçesini sunmak durumundadır. Bütün bakanlarımız gerek Plan ve Bütçede gerekse Meclisteki konuşmalarda ve görüşmelerde, sadece bütçe üzerinde değil bütün faaliyetleriyle ilgili yaptıkları konuşmalarda mutlaka ve mutlaka en az iki veya üç bölümünde Sayın Cumhurbaşkanına atıf yapmaktadırlar. Neden? Çünkü sistem bunu getiriyor ama biz, şimdi, bu sisteme baktığımız zaman, uygulanmaya başladığı dönemden bugüne kadar gerek bütçe yapımında gerekse bütçe uygulamalarında acaba bu sistem, gerçekten Türkiye'nin önündeki meseleleri çözebilecek olan, Türkiye'nin önündeki sorunların sıralanması, bu sorunlara göre hangi konulara ağırlık verilmesi, hangi konulara daha fazla önem ve öncelik verilmesi konusunda bir planlama yaptı mı veya ne netice verdi bugüne kadar? Bakınız, Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının, Vekilinin, o günkü görevli olanların daha önce de -2013'te- yaptıkları orta vadeli program var, orta vadeli programı 2025'e kadar yapmışlardı, burada daha önce de ifade edildi, o programda denildi ki: "Millî gelir 2025'te 2 milyar olacak." Bu, çok güzel bir hedef, hepimiz isteriz. Şimdi, 2025 yılı  Plan ve Bütçedeki sunumda ve buradaki, Meclisdeki sunumda 2026 için 1,5 trilyon dolar hedef konulduğu söyleniliyor yani koyduğunuz hedefler tutmuyor.

Devam edersek, kişi başına düşen millî gelir 2013'te 2025 yılı için 25 bin dolar olarak öngörülmüş ama şimdi 2026 yılı için öngörülen rakam 25 bin dolar değil, 20 bin doların da altında. 2025 yılı için tahminler 17 bin dolar civarında, bu rakamlar da ne kadar sağlıklıdır, maalesef bu nokta da birçok konuda olduğu gibi inandırıcı olmaktan uzaktır, inandırıcı değildir. Türkiye'nin aslında bugün en önemli sorunu başta ekonomi olmak üzere inandırıcı olunamamasıdır, yönetimin inandırıcı olmamasıdır, halk tarafından söylenilenlere inandırıcılık açısından iyi bakılmamasıdır; sorun aslında buradadır, sorun rakamlarda değildir. Aynı şekilde, ihracatın 2013 yılında 2025 yılı için 500 milyar dolar olacağı ifade edilmiş, öngörülmüş

Hükûmetimiz tarafından, o günkü yetkililer tarafından program olarak topluma sunulmuş. Şimdi, baktığımız zaman ihracatımız 270 milyar dolarlar civarında gözüküyor -yıl sonu kesinleşmeleri olacak- neredeyse yarıya yakın yani gerçekleşme inanılmaz bir sapma göstermiş.

Aynı şekilde, bu enflasyonla ilgili de 2025 için tek hane olarak ifade edilen enflasyon bugün yüzde 30 ile yüzde 40 arasındaki rakamlar.   TÜİK'in verdiği rakamlar olarak onu kabul edersek o bile 30 ila 40 arasında diyor. Şimdi, burada üzerinde durmak istediğimiz bu. Eğer bir bütçe yapılacaksa -ben genel bütçeden bahsediyorum- biz bu bütçeyi hangi bakış açısıyla hazırlıyoruz, bu bütçedeki hedeflerimiz nedir?  Bu bütçedeki hedeflerimiz günü kurtarmak mıdır, yoksa... Türkiye gibi gerçekten dünyanın en önemli bölgesinde, tarihten gelen gücüyle de birlikte inanıyorum ki önümüzdeki dünya konjonktüründe de fevkalade önemli olacak olan bir ülkede biz bütçelerimizi yaparken hangi planlama ve hangi hedeflerle yapıyoruz? Bakın, rakamlar değil, rakamlar yazıyor, rakamları söyleriz, birçok konuşmacı arkadaşımızı dinledik, şu ana kadar da fevkalade güzel değerlendirmeler yaptılar, hepsine canıgönülden teşekkür ediyorum ama ifade etmek istediğimiz, biz palyatif tedbirlerle günü kurtarma şeklinde eğer bütçe yaparsak o bütçenin sıkıntıları yıllar içerisinde üst üstegelir ve neticede tıkanmaya doğru gider. Sayın Bakan göreve başladığında bir ek bütçe de o zaman çıkarılmıştı. Göreve başlayalı iki buçuk sene mi oldu? O civarda. Göreve başlarken şunu ifade etmişti: "Bundan sonra Türkiye'nin rasyonel kararlar almaktan başka çaresi yoktur." Bu ne demektir? "Bugüne kadar alınan kararlar rasyonel kararlar değildir, akılcı kararlar değildir ama biz bundan sonra akılcı ve rasyonel kararlar alacağız." demişti. Evet, bu büyük bir inanç getirmişti. Ben inanıyorum ki, kendisi Maliye Bakanı olarak, sadece gelirden sorumlu Bakan olarak ve bütçe içinde katkıları bulunan bir Bakan olarak mutlaka ki çabaları vardır ama bu çabalar belli ki netice vermiyor. Bu çabalar -ben açık konuşuyorum- hiçbir siyasal çekişme içerisinde değil, ülke bir tane, bu ülkenin bir tane Meclisi var ve biz hepimiz biriz. (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Eğer önümüzdeki dönemler iyiyse hepimiz iyiyiz, önümüzdeki dönemlerde sıkıntı varsa hepimiz sıkıntı içindeyiz. Bu, hiçbir şekilde tasvip etmediğimiz biraz önceki tartışma da aslında bu şekilde değerlendirilmelidir. Bizim sınırlarımız vardır, içinde 86 milyon insanımız vardır; insanımız birdir, beraberdir ve böyle olmak mecburiyetindedir. Bunu ifade etmek istiyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, değerli milletvekillerimiz, bugün bu bütçemizi konuşurken ifade ettim ki ekonominin düzelmesi konusunda biz acaba hangi noktalara daha öncelik vermeliyiz. Tabii ki bütçemiz bir, bunun uygulanmasında ülke olarak sıkıntılı olan konularımız vardır, öncelik vermemiz gereken konularımız vardır. Mesela, hiçbir zaman tekrar olmasını istemediğimiz "Yüce Allah'tan bize başka böyle deprem felaketi göstermesin." diye buradan duada ve temennide bulunduğumuz bu depremle ilgili 100 milyarın üzerinde bir harcama ortaya çıktı, bunlar öngörülmeyen harcamalardır ve bunlarla ilgili çalışmalar yapılıyor. Bu çalışmaların hepsine hepimiz desteğiz, hepsinin iyi olmasını canıgönülden istiyoruz ama bunlar arızi olan konulardır. Önemli olan, bütçeyi yaparken neyi hedefleyeceğimiz?

  Ben, şimdi, bu seneki bütçe konuşmalarına baktım, konuşmalarda tabii ki bütçenin ve ekonomiyle ilgili alınacak olan kararların odağında dezenflasyon, enflasyonla mücadele programı vardır. Enflasyonla mücadele programında Sayın Bakan Şimşek gıda enflasyonunun dezenflasyon programının önündeki en büyük engellerden biri olduğunu ifade etmiştir. Bu, doğrudur. Aynı şekilde, para ve maliye politikalarından sorumlu olarak Sayın Bakan ve Merkez Bankası Başkanımız da 31 Ekimdeki Para Kurulu toplantısında  buna benzer şeyler, gıda fiyatlarındaki olumsuz seyrin sürdüğünü ifade etmektedir. Yani ne demektedir? Enflasyondaki düşüş gecikmiştir. Geciktiğinin farkındalar ve farkında olmalarını da bir sebebe dayandırıyorlar, başta gıda enflasyonu olarak bunu ortaya koyuyorlar. Tabii ki tek gıda değil, bunun altında gıdayla birlikte işte kira, gayrimenkul de gösteriliyor. Diğer konularda çok fazla bir ifade yok.

Şimdi, biz bakalım. Biraz önce ifade ettik, dedik ki: Bir bütçe yapıyorsak bu bütçe bütün sektörleri önüne koymalı. Sonra Türkiye'yi topyekûn nasıl kalkındıracağız, halkımızı nasıl daha müreffeh bir yaşama kavuşturacağız? Ve bugün içinde bulunduğumuz sıkıntılar... Bugün sabit gelirlimizin, emeklimizin, çalışanımızın, asgari ücretlimizin inanılmaz boyutta sıkıntıları var. Aynı şekilde, sanayicimizin, üzerine basa basa ifade ediyorum... Ben geçen hafta Türkiye'nin en büyük sanayi odalarından birini ziyaret ettim ve orada da bu konular üzerinde müzakereler edildi. Ben ne düşünüyorlar diye görüşlerini aldım. İnanın, sanayide -zaten tespit ediliyor- yeni yatırım yok çünkü yeni yatırım yapacakları  inandırıcı bir ortam yok önlerinde. Finansla ilgili büyük sıkıntılar var. Krediye erişimde büyük sıkıntılar var. Biz bunların hepsini bir tek enflasyon noktasına bağlıyoruz. Bunu daha değişik düşünmek mecburiyetimiz var. Yine, aynı şekilde, baktığımız zaman, bugün biraz önce Sayın Bakanın ve Merkez Bankası Başkanının da ifade ettiği gibi, tarımda sıkıntılar, gıda enflasyonu var. Gıda enflasyonu tarımdaki sıkıntının neticesidir, sebebi değildir. Onun için biz asıl o zaman, eğer gerçekten bir bütçe yapmak istiyorsak, palyatif tedbirlerle bir bütçe yapmak istemiyorsak, gerçek bütçe yapmak istiyorsak, o zaman "Tarımdaki sorun nedir?" diye buraya bakmamız lazım. Nedir bu sorun? Evet, bugün tarımda büyük sorun var. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı bütçede ve burada ifade etti; bu sene tarımdaki büyüme değil gerileme, küçülme yüzde 12,7. Çiftçilikte, tarımda, verimde, üretimde, bütün, milyonlarca insanımızı ilgilendiren konuda yüzde 12,7  gerileme var. Bu gerileme, iktisatçıların çok sevdiği şekilde ifade edersek, aynı şekilde yüzde 12,7 azalma Türkiye'nin büyümesine de yüzde 1,3 eksi getiriyor. Bakın, şimdi, netice nereden nereye gitti. Türkiye'nin yüzde 1,3 eksi büyümesi, sadece tarımdan dolayı eksi büyümesi... Siz ondan sonra bakın risk priminiz nasıl, dünyanın sizi değerlendirmesi nasıl, finans çevreleri nasıl. Bütün bunların hepsi, bize ürün satanlar oluk oluk... Güney Amerika'daki borsaları tayin eden bir Türkiye olduk; hayvancılıkta, alımda, satımda Orta Avrupa'da, Polonya'da, Macaristan'da, İtalya'da borsayı tayin eden Türkiye. Hangi Türkiye? Tarımda kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olan Türkiye, bugün, dünyada tarımdaki ithalat kotalarını, tarım borsalarını, alışlarından dolayı, o borsalardan alım yapmasından dolayı bütün borsa fiyatlarını yükselten bir ülke hâline gelmiş; bu bizim için övünülecek bir mesele değildir.

Bakın, şimdi yine tarımdan ifade ediyorum. Tarımda bu yüzde 12,7 küçülme var. Tarım bütçesi bu sene 542 milyar lira. İçinde her şeyimiz var; sulaması var, desteklemeleri var, personel var vesaire 542 milyar lira Tarım Bakanlığı bütçesi var. Peki, 2006'da bu Meclisten çıkarılmış olan bir kanun var, bugünkü yönetim çıkarmış, o kanunda diyor ki: "Millî gelirin yüzde 1'ini tarıma, desteklemeye vereceksiniz." Bu bugüne kadar hiç uygulanmadı. Oradan bakarsanız çiftçinin çok büyük alacağı var. Ama biz bu yıl için, 2025  yılı için bakarsak millî gelir 1,5 trilyon dolar ediyor, bunun yüzde 1'i yaklaşık 15 milyar dolar. Onun yüzde 1'ine baktığımız zaman aşağı yukarı 600 küsur milyar lira civarında bir rakam ortaya çıkıyor; bizim bütçemizin tamamı 542 milyar. Biz sadece yüzde 1'i vermiyoruz, onu bile versek arada 200 milyara yakın fark var. Şimdi, biz bunu yapmakla... Maliyeciler bunu yapabilir, Strateji ve Bütçe Daire Başkanlığı... Toplumla ne kadar ilgisi var, toplumla ne kadar muhatap, toplumdaki insanlarla, kesimlerle ne kadar muhatap, onu bilmiyorum. Bir denk bütçe yapabilmek için... Bu rakamlar üzerinden onu kestik, bunu koyduk şeklinde bir denk bütçe yapmaya çalışırsınız, kaldı ki 2 trilyonun üzerinde açığı var, ona rağmen siz bunu yapmaya çalışırsınız ama o "denk bütçe" diye yaptığınızda verdiğiniz zararları kim çekecek? Türkiye tarımda geriliyor. Tarımda artık kendi kendine yetme noktasından bile uzaklaşma noktasında. Bugün dünyada teknoloji inanılmaz bir şekilde ilerliyor. Türkiye tabii ki bu teknoloji... (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

LÜTFULLAH KAYALAR (Devamla) - Sayın Başkanım, tamamlayayım...

BAŞKAN - Peki, buyurun, tamamlayın.

LÜTFULLAH KAYALAR (Devamla) -  Ben görüşlerimi ifade etmek istedim içimden geldiği gibi ama sorumluluk duygusu içerisinde.

Bu duygular içerisinde, bu bütçenin Meclisimize, halkımıza, hükûmetlere hayırlı olmasını temenni ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Samsun Milletvekili Sayın Erhan Usta.

Buyurun. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA (Samsun) - Değerli milletvekilleri, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi görüşülürken birtakım sunumum olmuştu, şu anda Sayın Mehmet Şimşek'in uyguladığı program çalışıyor mu diye değerlendirmelerimiz olmuştu. Orada gösterdiğim grafiklerden bir tanesi buydu değerli arkadaşlar. Bu grafikte iki tane... Aslında dezenflasyon programının mukayesesini yapıyoruz. Bu siyah olan 2001 yılında başlatılan ve uygulanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı, kırmızı olan da Sayın Mehmet Şimşek'in göreve başlamasıyla birlikte başlatılan program. Şimdi, bu iki programı mukayese ettiğimizde aslında siyah olan... Burada şu eğri ne? Eğri enflasyonu gösteriyor çünkü dezenflasyon programı, temel amaç enflasyonu düşürmek.

Şimdi, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı yüzde 48'lik bir enflasyonla başlamış, 38'inci ayın sonunda enflasyonu yüzde 8,9'a düşürmüş yani tek haneye düşürmüş. Sayın Mehmet Şimşek'in programında yüzde 38'le başladı, yüzde 38'lik bir enflasyon devralarak başladı fakat 38'inci ayın sonunda, orta vadeli programda kendilerinin tahminlerini baz aldığımızda enflasyon yüzde 21,3'e düşecek değerli arkadaşlar. Dolayısıyla bu programın çok yavaş ilerlediğini gösteren en önemli grafiklerden bir tanesiydi bu. Hatta yavaştan da ziyade, acaba çalışıyor mu, çalışmıyor mu sorusunu da sormamız gereken bir durumla karşı karşıyayız. Bunun karşılığında Sayın Mehmet Şimşek'in bize bir cevabı oldu, orada cevabında da esas itibarıyla "2001 Programı başlamadan önce çok ciddi bir kur atağı oldu, kur şoku oldu, o kur şokuyla birlikte program başladı. Dolayısıyla program dönemi içerisinde tekrar bir kur artışını gerektirecek bir ortam doğmadı." anlamında bir şey söyledi fakat bu argüman bence kendi elini zayıflatıyor çünkü kur şoku, hemen programın öncesinde başlayan kur şoku biz biliyoruz ki on iki ay boyunca gecikmeli olarak enflasyona yansıyor. Yani yüksek bir kur şokuyla program başladı ama o kur şokunun enflasyon üzerindeki etkileriyle de mücadele etti önceki program. Şimdi, öyle bir şey olmadı. Dolayısıyla ben o argümanın Sayın Şimşek'in lehine olduğunu düşünmüyorum.

Bir de "KKM uygulaması vardı. KKM uygulaması olduğundan dolayı kur artışına da müsaade edemedik, öyle bir şey olsa Türkiye hiperenflasyona giderdi." dedi. E, bunları biz söyledik, biz burada çok ikaz ettik. Şu soruyu sormam lazım benim de o zaman: Kur korumalı mevduatı muhalefet mi getirdi? Yani kur korumalı mevduatı sizden önce... İşte, sizin Hükûmetiniz,  Erdoğan Hükûmeti döneminde sonuçları... Daha doğrusu ihtiyaç ortaya çıkmış ve onların uyguladığı bir şeydi.

Mehmet Şimşek'in de şu ikilemden kurtulması lazım, açık söylüyorum ben: Yani yeri geldiğinde 2002'yi sahiplen, işine gelmediği zaman senden öncekinin hepsini karala; böyle bir şey yok. Ya, bir şeye karar vereceksiniz. Mesela, birazdan, muhtemelen, bütçe göstergelerini söylerken 2002 yılında "Vergilerin şu kadarı faize gidiyordu." dememeniz lazım o zaman. Sizden önceki dönem için çok rahat bir şekilde "O yanlıştı, onlar irrasyoneldi." deyip, onları kötüleyip onların kötülüğü üzerinden kendi yaptığınız işleri düzeltmeye, aklamaya çalışıyorsanız o zaman bu sözleri söylemeyeceksiniz. Bir de deprem meselesini söyledi ama 1999'da deprem vardı arkadaşlar, unutmayalım. Evet, bu programın öncesinde bir deprem oldu ama 2001 programından öncesinde 1999 depremi vardı.

Şimdi, biz hepimiz biliyoruz ki değerli arkadaşlar -ben burada defalarca söyledim- doğru, kapsamlı bir programın 3 tane unsurunun lazım; sağlıklı bir para politikası, maliye politikası ve yapısal reform ayağı. Bu programın 1,5 ayağı var. Para politikası kısmı tamam -itirazlarınız olabilir- yani vergiler yönüyle tamam ama kamu harcaması ve yapısal boyutu eksik bir programdır bu program.

Şimdi, ne yapıldı? Hükûmet gelir gelmez faiz oranları artırılmaya başlandı, politika faizleri, krediler daraltıldı, maaş ve ücretler baskılandı. Şimdi, bunlardan maaş ve ücretin baskılanmasına ilişkin ayrıca yorumum olacak, diğerleri bir ihtiyaçtı fakat bu programın temel problemi, ikinci faza geçemedi. Yani bakın, yaklaşık iki buçuk yıldır çok yüksek bir faiz... Faiz bu sefer tersine çalışmaya başladı. Talebi kısmak için ortaya koyduğumuz faiz veya talebi kısmak için kredi genişlemesini daraltmamız yani kredileri sıkmamız şu anda üretimi vurmaya başladı ve arz yönünde bir enflasyon oluşturdu. Nihayetinde faiz bir maliyettir, bunu görmek lazım. İşte, programın eksikliğinden kaynaklanan bir şey. Program tam bir program olmadığı için... Yani enflasyonla mücadele için koyduğumuz faiz Sayın Erdoğan'ın teorisini haklı çıkarmaya başladı, enflasyonun artık sebebi olmaya başladı. Bu anlamda meseleye biraz bakmamız lazım. Yani birazdan, o zaman yapılacak şeylerin ne olacağını, önerilerimi söyleyeceğim.

Tabii, ihracatçı çok zor durumda yani arz yönünde de bir sıkıntı var; hem üretim azalması sıkıntısı hem de az önce ifade ettiğim gibi bir maliyet artışı, enflasyon, maliyet enflasyonu sıkıntısı var. İhracatçımızın çok zor durumda olduğunu biliyoruz. Bakın, arkadaşlar, ihracatın millî gelire oranı, hadi 2021'i falan almayalım, oralarda yüzde 27-28'di ama 2023'te bile yüzde 23 civarındaydı; şu anda yüzde 17,5'a düştü. Orta vadeli programa göre ihracatın millî gelire oranı yüzde 16,4'e düşecek. Bakın, bu program bize diyor ki: "16,4." Üç beş yıl öncesine baktığımızda ihracatın millî gelire oran olarak ne kadar daraldığını görürüz. Bu kadar efsaneler yaratan ihracat en sonunda nereye geldi biliyor musunuz? 2002 yılına geldi arkadaşlar millî gelire oran olarak; bunu da görmek lazım.

Şimdi, IMF bize tavsiyelerde bulunuyor, diyor ki: "Faizleri yüksek tutmaya devam edin. Kredi hâlâ geniş, biraz daha sıkın. Gelirler politikası yani maaş ve ücret politikasında hedef enflasyona göre verin." Arkadaşlar, hani AK PARTİ'liler diyor ya bu, gerçekten biraz eski Türkiye'nin politikaları. Şundan dolayı Sayın Bakan: Benim elimin ne kadar sıkı olduğunu en iyi siz bilirsiniz, yıllarca sizinle birlikte makroekonomiyi yönettik, bütçeyi yaptık. Şimdi, bizim bunları konuştuğumuz zamanlarda Türkiye'de yurt içi tasarrufların millî gelire oranı -Türkiye İstatistik Kurumu bize o zaman onu söylüyordu- yüzde 15'ti, şu anda Türkiye İstatistik Kurumu bize diyor ki: "Yurt içi tasarrufların millî gelire oranı 30." Ha, bu da tasarruflar arttığı için falan değil, bir gece bir seri düzeltmesi yapıldı; o zaman 15 olan ilk etapta 26-27'ye çıkarıldı, şimdi de 30. Şimdi yüzde 30 olan yurt içi tasarrufun olduğu ortam ile yüzde 15 olan yurt içi tasarrufların olduğu ortamda bizim politikalarımızın farklılaşması lazım. IMF eski şeyleri söylüyor yani hâlâ maaş ve ücretin neresini kısacaksınız, nasıl hedef enflasyona göre vereceksiniz? Hedef enflasyonu zaten tutmuyor, enflasyon gerçek hayatı yansıtmıyor. Birazdan onu söyleyeceğim mesela veya şimdi önereyim.

Bakın, bununla ilgili çalışmalar var, teknik çalışmalar, Sayın Bakanım, siz bunu çok iyi anlayabileceksiniz. Mesela, 2024 yılı için yapılmış. Manşet enflasyon, Türkiye ortalaması yani Türkiye için enflasyon yüzde 44,9 arkadaşlar. Aynı enflasyonu gelir dilimlerine göre kırmışlar. TÜİK'in rakamları kullanılıyor. Mesela, ilk yüzde 10'luk, geliri en düşük olan yüzde 10'luk kesimin Türkiye genelinde enflasyon 45'ken, 44,85'ken yüzde  65'in üzerinde olduğu gözüküyor. Diğer dilimler de benzer  bir şekilde. Dolayısıyla enflasyon sepeti Türkiye'nin ortalama enflasyon sepetinden farklılaşan bir kesime siz tutup Türkiye'nin ortalama sepetinden maaş ve ücret ayarlaması yapamazsınız. Bunu yaptığınız sürece işte sıkıntılar artar. Dolayısıyla bu yaşam maliyetini ölçen Türkiye İstatistik Kurumu bu kesime yönelik yine aynı fiyatları kullanarak ama sepeti farklılaştırarak bir enflasyon hesap etmek durumundadır. Bu yapılmadığı sürece bu sıkıntılar geçmeyecek.

Dolayısıyla hedef enflasyona göre hiçbir şekilde maaş ve ücret ayarlaması yapılması vakti değil. Türkiye çok sıkıntıda; insanlar, asgari ücretlidir, memurdur, emeklidir, bunların hepsi çok sıkıntıda, dolayısıyla biraz daha rahat bir şey yapılması lazım. Çünkü zaten biz artık şunu görüyoruz arkadaşlar: Bu kesimin talebinden kaynaklanan bir enflasyon yok Türkiye'de, bunu görmek lazım. Talep enflasyonu sınırlı ama zengin kesimin talebinden kaynaklanan bir enflasyon var, onun gelirini aşağı çekmemiz lazım, onun harcamalarının üzerine daha fazla vergi koymamız lazım. Bir de şu anda arz yönünden kaynaklanan enflasyon daha büyük bir sorun hâline geldi.

Şimdi, Sayın Bakan, siz de diyorsunuz, cari dengede  yapısal dönüşüm var. Bu çok iddialı. O zaman ben şunu söylerim: Arkadaş, cari dengemizde madem bu kadar yapısal dönüşüm varsa, hatta Ticaret Bakanın ifadesiyle "Cari açık artık sorun olmaktan çıktı."ysa niye o zaman bu kadar yüksek faiz veriyoruz biz yurt dışına? Bunda bu sorunun cevabı maalesef yok.

Şimdi, yapısal olmayan bir programa güven olmaz. Bu programın bir çapası yok bu anlamda. İlk başta buna çapa aslında siz kendinizdiniz. "Mehmet Şimşek doğru iş yapar, Mehmet Şimşek teknisyendir." denildi, piyasa bunu gördü -az önce Lütfullah Bey de benzer şeyi söyledi- ama siz de artık kredibilitenizi kaybediyorsunuz çünkü program yavaş gidiyor, program çalışmıyor, programın ayakları eksik. Dolayısıyla bir çapa olarak artık yapacağınız şey yapısal reform ajandasını ortaya koymaktır, sözle değil Sayın Bakan. Evet, birkaç tane şeyi siz de söylemeye başladınız ama artık insanlar bir iş iş görmek istiyor. 2001 Programı'nın temeli oydu; gelir gelmez çok ciddi yapısal meselelere el atan, onları çözen, onlarla ilgili düzenlemeleri yapan, uygulamaları hayata geçiren bir programdı. Bunları yapamadığınız için yüksek faizle iş buraya kadar gelir. Dediğim gibi, bundan sonra da artık yüksek faiz tersine çalışmaya başladı.

İlk yapacağınız şey... Bir defa bürokrasi çok zayıfladı. Ne politika üretecek bürokrat kaldı -ekonomi bürokrasisi için söylüyorum- elbette istisnası olan arkadaşlarımız vardır ama hem de ne ehliyet var, liyakat var. Bir de temel motivasyon "vatan, millet"ken şimdi menfaate döndü, bunu net bir şekilde görmek lazım. Hukuk dışı işlemlerin mutlaka kaldırılması lazım. Siz uğraşıyorsunuz ama bir 19 Mart operasyonu yapılıyor, her şey allak bullak oluyor; olmaz böyle şey. Hâlâ ondan sonra gazeteciler tutuklanıyor, işte, siyasetçiler tutuklanıyor, genel başkanlar tutuklanıyor, gençler tutuklanıyor; haksız yere tutuklandıkları bir ortamda ne yaparsanız yapın başarılı olma imkânınız yok.

Şimdi, 5018 sayılı bir reform kanunu yapıldı. Önceki hükûmet döneminde çalışılmıştı, AK PARTİ Hükûmeti ne olduğunu anlamadan kanunu çıkarmak durumunda kaldı fakat ondan sonraki bütün uygulamalarında kanundan, o reformdan geriye döndü. Bunlardan bir tanesi ödenek aktarmalar Sayın Bakan, sizin sorumluluk alanınızdaki bir iş. Hemen bu kanun teklifi niye gelmiyor Türkiye Büyük Millet Meclisine? O kanunun da detaylarına girmeyeceğim; ödenek aktarmaları son derece sınırlandırılmıştı, hem kurum içi hem kurumlar arası. Onlar o kadar esnetildi ki artık bütçe diye bir şey kalmadı, buradan çıkan bütçenin bir kıymeti yok. İstediği şekilde kurumlar veya orada Strateji ve Bütçe Başkanlığının bütçenin altını üstüne getirebilecek bir alanı var; bu, kabul edilebilir bir şey değil bununla ilgili hemen reform ihtiyacı var.  İç denetim meselesi: İç Denetim Koordinasyon Kurulu üyelikleri sona erdi Sayın Bakan. Niye bunların ataması yapılmıyor? İki senedir fiilen yoklar ama yaklaşık bir altı aydır da Kurul sona erdi. Ya, iç denetim Türkiye açısından son derece önemliydi. Teftiş kurulları motivasyonu tamamen kaybetti, ondan sonra, Sayıştay zaten devreden çıktı. Bunlarla ilgili biz sizden reform bekliyoruz. Düzenleyici, denetleyici kurumlar artık çalışmıyor. Bunlar tamamen siyaset kurumunun bir menfaat odağı. Bakın, bu kadar iddialı söylüyorum. Şimdi fırsatım olmayacak ama lütfen detaylarına baktırın, geçen Enerji Bakanlığı Müsteşarlığında ve Komisyonda görüştüm, yirmi yılda bu ülkeye atacağı kazık EPDK'nin yaptığı yanlış işlemlerden dolayı 53,1 milyar dolardır. Siz milletin ümüğünü sıkıyorsunuz üç kuruş için, beş kuruş için, orada 53,1 milyar dolar... Net bir şekilde buna cevap verilemedi. Bu teyit edildi, verilen cevapla da teyit edildi. 53,1 milyar dolar fark olarak sadece... Elektrik pahalı satılarak ya devletin hazinesinden çıkacak ya da doğrudan milletin faturalarına yansıtılacak. Bunlara müdahale etmek durumundasınız. Buralara müdahale edilmediği sürece yaptığınız işlerden gerçekten sonuç alma imkânı yok.

Düzenleyici ve denetleyici kurumlar: Bakın, geçtiğimiz bir sene içerisinde 4 tane kurum, KİK, BTK, Rekabet Kurumu ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu... Buraların kurul üyelikleri için yapılan bütün atamalarda o şartlar aranıyordu; işte, mühendis olmak, şu olmak, bu olmak, hepsi kaldırıldı. Veya kurumlarla ilgisi aranıyordu,  deniliyordu ki mesela: Rekabet Kurumuna Devlet Planlama Teşkilatının önerdiği aday olsun. Hepsini kaldırdılar. Yani böyle bir şey olabilir mi? Bu kurumların çalışmaması, tamamen keyfî olarak atamaların yapılması şeklinde bir yola gidiliyor.

Trendyol'u ben size söyledim; bakın, sadece yıllık 46 milyar lira kaybetmedik o Trendyol kanunuyla. Şu anda yüzde 45'e varan komisyon alıyor Trendyol. Kimlerden? Yerli firmalardan; bir kafeciden, yemekçiden. Yüzde 45 para veriyor oraya. Niye? Çünkü tekel oldu. Bunun tekel olmasını engelleyecek kanun da burada, AK PARTİ sıralarından kalkan ellerle  bozuldu. Bunu çözmeniz lazım, bunu çözmezseniz enflasyonu nasıl çözeceksiniz? Şu anda hizmetlerin çok önemli bir kısmı e-ticaret üzerinden geliyor.

Kentsel rantların vergilendirilmesine ilişkin hiçbir şey yapmıyorsunuz, bunların yapılması lazım. Türkiye bunları çalıştı, bürokrasi çalıştı, elinizin altında bunlarla ilgili yapılması gereken işler var, bunları yapmadığınız sürece sonuç almak mümkün değil.

Bakın, iyi işler yapılmadığı gibi mevcut işler bozuluyor arkadaşlar. 4749 sayılı Finansman Kanunu'muz var. Sayın Bakan, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı sizin ortağınız oldu, hazine gibi bir borçlanma yetkisi aldı, böyle bir şey olamaz ya, sistemi bozucu bir şey. Bir özel bütçeli kuruluşa borçlanma yetkisi verildi bu ülkede. Nasıl muhasebeleştireceklerini bile bilmiyorlar, kaydetmesi mümkün değil. Ben sordum, dedim ki: Ya, siz net borçlanma için bütçe kanununun 3'üncü maddesinde bir hüküm koyuyorsunuz; buradaki net borçlanma limitine Kentsel Dönüşüm Başkanının yapacağı borçlanma dâhil mi? Bir bürokrat veya Cevdet Yılmaz cevap veremedi, böyle bir rezalet olabilir mi? Yani reform yapmadığınız gibi, yapılmış işlerin de bozulmasına müsaade ediyorsunuz; pazarlık gücünüz çok yüksek, bunları yapmanız lazım.

Ekonomi yönetimiyle ilgili ciddi sorunlar var. Strateji ve Bütçe Başkanlığının mevcut durumu yanlıştır; Türkiye tekrar Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ve Devlet Planlama Teşkilatı sistemine dönmek durumundadır. Bakın, benim eski kurumum, bütçeyle ilgili fonksiyon yüklenmesi benim hoşuma gider -Strateji ve Bütçe Başkanlığı açısından söylüyorum- ama bu yanlıştır. Şu anda makrodan tamamen çıkmış, hiçbir şekilde makro bakışı olmayan, sadece bütçe işlerine yoğunlaşmış, Maliye Bakanının yapması gereken işleri yapan bir eski DPT var; bu, kabul edilebilir bir şey değildir, sorunların temelinde de bu tür şeyler var.

Asgari ücret meselesini kural bazlı yapmak durumundayız. Asgari ücretlinin çok ciddi beklentisi var, vaktim olmadığı için söyleyemeyeceğim ama biz İYİ Parti Grubu olarak "refah paketi" diye bu yılın başlarında bir kanun teklifi sunduk. Orada, hem çalışanlar için hem de emekliler için onların refahını artıracak ama Türkiye'de de bütçeyi zora sokmayacak öneriler var, bu önerilerin dikkate alınmasını ben umut etmek istiyorum.

Bir de kamuda tasarruf yok. "Tasarruf var." diyorsunuz. Mal ve hizmet giderlerinin millî gelire payına bakın, 1,7 olarak gidiyor, hatta 2027 ve 2028'de 1,8'e yükseleceği ifade ediliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERHAN USTA (Devamla) - Bitiriyorum  Sayın Başkan.

En fazla tasarruf edilmesi gereken yer kamudur. Kamu tasarrufu bakın, şu anda 2025 yılında Sayın Bakan eksi 3,2'dir. Kamunun tasarruf etmesi lazım, tasarruf edeceği yer de tarım bütçesi falan değil, emekliler değil; yapılması gereken, odaklanılması gereken yer faizdir, odaklanılması gereken yer devletin harcamalarıdır, odaklanılması gereken yer kamu-özel iş birliği projeleridir diyorum ve hepinizi, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, bir önceki oturumda yaşanan tartışma üzerine tutanakları istedik. Tutanakları hem İYİ Parti Grubuna hem DEM PARTİ Grubuna ama aynı zamanda, ben, kendime ve Sayın Sırrı Sakik'e de ilettim.

Hatip yaptığı konuşmada Sayın Sakik burada olmadığı hâlde kendisine bir hakaret yaptı. Dolayısıyla, Sayın Sakik'in tutanaklar doğrultusunda kürsüden söz talebi var.

Buyurun Sayın Sakik, size söz veriyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Başkanım, hakaret değil, söz hakkı doğabilir ama hakaret olarak niteleyemezsiniz.

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar...

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - TCK'de "hadsiz" hakaret değil arkadaşlar, açın bakın TCK'ye.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Hakaret var. Sayın Başkan, hakaret var, tutanakta yazıyor.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - "Sataşma." dense daha doğru olur, hakaret değil, TCK'ye göre. 

BAŞKAN - Arkadaşlar, lütfen dinleyelim, lütfen. Ben yeniden başlatıyorum.

Buyurun.

SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sevgili arkadaşlar, biz aslında bunları tanırız, biliriz.

SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Aa "Bunlar." derken...

SIRRI SAKİK (Devamla) -  Kürt halkına, bize yapılan bütün hakaretleri binle çarparak size iade ediyoruz.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Kimse Kürt halkına hakaret etmedi.

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Yüz binle çarpıp size iade ediyoruz.

SIRRI SAKİK (Devamla) -  Size iade ediyoruz. Biz faşizmden övgü beklemiyoruz. Biz  faşizmden hoşgörü beklemiyoruz.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Faşist sensin!

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bunların yeni bir hikâyesi yok. Bunların bu ülkeyle ilgili bir hikâyesi yok.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Hadi lan!

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bunu tırmandırmak istiyorlar. Bu ülkenin geleceğiyle ilgili bir projeniz yok.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sizin var, işgal projen var senin.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Hepiniz, çoluğunuzu çocuğunuzu Avrupa'ya, Amerika'ya... Bir barış iklimi olmuş, kuduruyorsunuz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bakın, bu topraklarda hiç kimseye hakaret etmeyiz, Allah aşkına, neden Kürtlerin değerlerine hakaret edersiniz?

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Kürt değil kardeşim, PKK... Kürt değil, PKK terörist!

SIRRI SAKİK (Devamla) - Neden bütün bayraklara saygı duyarsınız da güney kürdistandaki bayrağa niye tepki gösterirsiniz?

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) -  PKK paçavrası ne zaman bayrak oldu!

SIRRI SAKİK (Devamla) - İşte, ırkçılık budur, faşizm budur diyoruz.

Bakın, siz egemenlik hakkından bahsediyorsunuz. Bakın, burası güney kürdistan.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Güney kürdistandan bahsederken kuzeyi neresi? Kuzeyini de söyle. 

SIRRI SAKİK (Devamla) - Güney kürdistanda büyük bir elçi, Türkiye Büyükelçisi orada silahlarıyla, uzun namlulu silahlarla dolaşıyor.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Eğer Irak, güney kürdistansa kuzeyini delikanlı gibi çık söyle! Türkiye mi?

MAHMUT DİNDAR (Van) - Otur! Yerine otur!

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bunu görüyorsunuz değil mi? Sizin egemenlik hakkınız var da  güney kürdistandaki halkın egemenlik hakkı yok mudur?

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) -  Türkiye mi? Kuzeyi Türkiye mi?

MAHMUT DİNDAR (Van) -   Otur yerine, sallama! Saygısızlık yapma!

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) -   Delikanlıysan eğer Irak'ın kuzeyi, güney kürdistansa kuzeyini delikanlıysan, zerre delikanlılık varsa Türkiye toprakları mı? Neresi?

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bırakın be! Bırakın be! Irkçılık ve faşizmin dışında bildiğiniz bir şey yok. Siz tankınızla, topunuzla, silahınızla güney kürdistanda varsınız.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Türkiye toprakları mı? Bu vatan toprakları mı?

SIRRI SAKİK (Devamla) -  Bırakın onu be!

Sayın Başkan, bırakmıyorlar ki, rica ediyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Boş konuşuyor, boş konuşuyor!

BAŞKAN -  Siz devam edin.

Lütfen dinleyin.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Neresi?

BAŞKAN - Siz devam edin Sayın Sakik.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Kuzey kürdistan neresi?

HÜSMEN KIRKPINAR (İzmir) - Nasıl "Devam edin." ya! Ömer Bey, o boş konuşuyor.

BAŞKAN - Evet, edecek. Sana mı soracağım! Sana sormayacağım, istediğimi de yaparım! Senin hakkına ve haddine değil, haddini bil!  (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

SIRRI SAKİK (Devamla) - Sevgili arkadaşlar, burası güney kürdistanda, Erbil'de Türkiye'nin Büyükelçisi burada, uzun namlulu silahlarla Büyükelçiyi koruyor.

BAŞKAN - Sayın Sakik, bir dakika daha veriyorum.

(İYİ PARTİ sıralarından gürültüler)

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Beş, beş; beş dakika ver!

YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Atatürk'ün koltuğuna ihanet ediyorsun!

SIRRI SAKİK (Devamla) - Sizin tankınız, topunuz, silahınız o topraklarda var da onların egemenlik hakkı yok. Güney kürdistandan Cizre'ye uzun namlulu bir silahla gelmiş, ülkenin egemenlik hakları gasbedilmiş; gidin işinize be, gidin işinize! Size diyorum ki bakın, biz bu...

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Kuzey kürdistan neresi? Irak, güney kürdistansa kuzey kürdistan neresi?

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - İçişleri Bakanı orada, sorun; bize sataşacağınıza sorun. 

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Eğer Irak, güney kürdistansa kuzey kürdistan neresi? Türkiye Cumhuriyeti devletinin toprakları ne?

SIRRI SAKİK (Devamla) - Onu da sana göstereceğim, onu da göstereceğim. Ne olduğunu, onu da sana göstereceğim.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) -  Ben de sana göstereceğim.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Bakın, şundan vazgeçin: Bizim üzerimizden siyaset yapmayın. Biz barış sürecini çok önemsiyoruz. Sevgili Temelli söyledi, bu barış süreci sadece DEM Grubuna ait değil Cumhuriyet Halk Partisi -bakın, siz de o sürecin içindesiniz- AK PARTİ, Milliyetçi Hareket Partisi, siz, hepiniz bu barışı savunmak zorundasınız, sadece biz değil. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

SIRRI SAKİK (Devamla) - Biz zor günlerden geliyoruz. Barışı savunuyoruz ve barış için ne gerekiyorsa onları yapacağız ama bunu asla istismar etmeye, size boyun eğmeyeceğimizi kırk yıllık mücadelede siz de biliyorsunuz ve geldiğimiz geleneği iyi de tanıyorsunuz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Sakik.

Sayın Kavuncu, buyurun. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)

 

 

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, şimdi "hadsiz bir milletvekili" sözünü hakaret olarak tanımladınız, bir hüküm verdiniz.

ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Evet. "Alçak" dediği için ceza aldı ya!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - "Hadsiz" bir hakaret değildir, "hadsiz" "sınırlarını aşan kişi" anlamına gelir.

SIRRI SAKİK (Ağrı) - O zaman sen de hadsizsin.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Hadi onu bir tarafa koydum, az önce bizim milletvekilimize hitap ederken de dediniz ki "Hadsizlik etme!"

BAŞKAN - Evet, dedim.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Eğer o hakaretse  siz de hakaret ettiniz; bu, bir.

BAŞKAN - Çünkü Divana hadsizlik yapıldı, sadece bana değil.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Taraflı!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - İki: Bakın arkadaşlar, biz az önce yaptığımız konuşmada, milletvekilimiz yaptığı konuşmada hiçbir şekilde sizlere yönelik     -ben tutanaklara baktım- bir hakarette bulunmadı ama siz "PKK"  dendikçe, "Apo" dendikçe ayağa kalktınız.

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Kuduruyorsunuz!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) -  Bakın "Abdullah Öcalan" deyince bizim aklımıza ne geliyor, ne hissediyoruz?

YASİN ÖZTÜRK (Denizli) - Bebek katili!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Bizim aklımıza kan geliyor, gözyaşı geliyor, acı geliyor, tamam mı? (İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ama bize "Kürt" dediğiniz zaman aklımıza ne geliyor, ne hissediyoruz? "Kürt" deyince sevgi, kardeşlik, dostluk, aile; bu, aklımıza geliyor. (DEM PARTİ sıralarından gürültüler) 

MAHMUT DİNDAR (Van) - Yalan, yalan!

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Siz bunu ayıramadınız, bizi hep bununla itham ettiniz. Onun için söylediklerimizi, her seferinde, size tercüme etme ihtiyacını da duyuyoruz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Gelin, Şırnak'a gelin; sorun, o halk nasıl görüyor?

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Sayın Bakanları da tartışmaya dâhil etmeye kalktınız. Sayın Bakanlar bürokratlar, onlar siyasi bir tartışmaya girecek milletvekili değiller.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Biz etmedik.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Onları hangi hakla bu tartışmanın içine davet ediyorsunuz?

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Senin hatibin etti, biz etmedik.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) -  İşin tekniğinden bile daha henüz haberiniz yok. Her iki Bakan da atanmış bürokrattır, buradaki tartışmalar siyasi tartışmalardır arkadaşlar.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Milyonlarca Kürt Sayın Öcalan'a "İrademdir." demiş.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Tutanakları oku, tutanakları. Tutanakları okuyup çıksaydın oraya.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Dolayısıyla, her seferinde Abdullah Öcalan'la, PKK'yla Kürtleri aynı yere taşımaya kalkmayın.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sen oraya tutanakları okumadan çıktın, ezberden konuşuyorsun.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Bu yol çıkmaz bir yoldur diyorum.

Teşekkür ediyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 14.47

      ÜÇÜNCÜ OTURUM

      Açılma Saati: 15.08

      BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

      KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN (Adıyaman)

      ----- 0 -----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.              

 

     

KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)

A) Kanun Teklifleri (Devam)

1.- 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi (1/280) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı:226) (Devam)

2.- 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/279), Plan ve Bütçe Komisyonunca Kabul Edilen Metne Ekli Cetveller, 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Genel Uygunluk Bildirimi ile 2024 Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 218 Adet Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2024 Yılı Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2024 Yılı Mali İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1191) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 227) (Devam)

A) İÇİŞLERİ BAKANLIĞI (Devam)

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

B) EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

C) JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ç) SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI (Devam)

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

D) GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

E) AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

F) HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI (Devam)

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

G) GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

Ğ) TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU (Devam)

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

H) ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI (Devam)

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

I) SERMAYE PİYASASI KURULU (Devam)

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

İ) BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

J) KAMU İHALE KURUMU (Devam)

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

K) KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU (Devam)

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

L) SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU (Devam)

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

BAŞKAN - Komisyon yerinde.

Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Kütahya Milletvekili Sayın Ahmet Erbaş.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA AHMET ERBAŞ (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi ve bizleri ekranları başında takip eden aziz milletimi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve Manisa halkına sabır ve başsağlığı diliyorum.

Görevlerini büyük bir fedakârlıkla yerine getiren gece bekçilerimize, polislerimize, Jandarma teşkilatımıza, mavi vatanda huzur ve güvenliği sağlayan Sahil Güvenlik Komutanlığı personelimize, zor zamanlarımızda yanımızda olan AFAD çalışanlarımıza ve Göç İdaresi personelimize huzurlarınızda teşekkür ediyorum, görevlerinde başarılar diliyorum. Türk milleti duasıyla ve desteğiyle her zaman güvenlik güçlerimizin yanındadır; onlar varsa biz güvendeyiz, onların özverili çalışmaları sayesinde huzur içinde bu vatanda yaşıyoruz. İçişleri Bakanlığımız 680 bini aşkın personeliyle temel hak ve özgürlükleri esas alarak iç güvenliği sağlamak, kara ve deniz sınırlarımızda emniyeti tesis etmek, göç yönetimini yürütmek ve afet ve acil durum süreçlerini koordine etmek, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerini sunmak ve etkin yerel yönetim yapısını tesis etmek gibi hayati görevlerini yerine getirmekle mükelleftir.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; ülkemizde uyuşturucuya erişimin kolaylaştığı ve kullanımının yaygınlaştığı bir gerçektir. Uyuşturucuyla mücadele yalnızca bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplum sağlığı ve geleceğimizin meselesidir. Bu mücadele kararlılıkla ve etkinlikle artırılarak sürdürülmelidir. Uyuşturucunun insanlarımızın hayatını karartmasına, gençlerimizi zehirlemesine ve ülkemizin geleceğini tehdit etmesine izin veremeyiz. Uyuşturucu ticareti yapanlara yönelik cezalar artırılmalı ve caydırıcı hâle getirilmelidir; bu konuda Adalet Bakanlığıyla ortak çalışmalar yürütülmelidir. Bugün cezaevlerinde bulunan her 3 hükümlüden 1'inin uyuşturucu suçlarından yargılandığını görüyoruz. Kullanma suçları kapsamında denetimli serbestlikten yararlanan çok sayıda kişi de dışarıdadır. Cezaları caydırıcı hâle getirmenin yanı sıra, cezaevlerinde bağımlılıkla mücadeleye yönelik etkin tedavi yöntemleri geliştirmek zorundayız; aksi hâlde, cezaevinden çıkan bireylerin aynı suçtan yeniden içeriye girmesi kaçınılmaz bir hâle gelmektedir.

Trafik güvenliği de tıpkı terör gibi, asayiş gibi ve uyuşturucu gibi ülkemizin en önemli güvenlik sorunlarından biridir. Trafik kazalarını azaltmaya yönelik çalışmaları takdirle izliyoruz ancak özellikle son yıllarda motosiklet kullanımının artmasıyla birlikte kazaların neredeyse yarısında motosikletlerin kazalara karıştığını görüyoruz. Bu alanda daha sıkı denetim ve daha sert tedbirler almak zorundayız. Ayrıca, kırmızı ışık ihlalinin, aşırı hızın, alkollü araç kullanımının yanı sıra, son dönemlerde şerit ihlallerinden kaynaklanan kazalarda da ciddi artışlar yaşanmaktadır. Trafik sorunlarını en aza indirecek yasal düzenlemeleri bir an önce hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Gittiğimiz birçok ülkede trafikte korna çalmadan araç kullanıldığını görüyoruz. Dünyada kornanın en yoğun kullanıldığı şehirler Tahran, Kahire, Ankara ve İstanbul'dur. Biz trafikte kornayla değil kurallarla, sabırla ve saygıyla ilerlemek istiyoruz.

Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; son on bir ayda FETÖ'ye yönelik 3.258, DEAŞ'a yönelik 1.457, diğer terör örgütlerine yönelik 691 operasyon gerçekleştirilmiştir. Terörün finansmanına yönelik yürütülen 305 operasyonda toplam 177 milyon 262 bin lira ele geçirilmiştir ki güncel rakamlar bunun da üstünde olabilir. Güvenlik güçlerimizin fedakârlıkları her türlü takdirin üzerindedir, onların motivasyonunu artıracak adımlar atmak hepimizin sorumluluğudur. Jandarma ve Emniyet teşkilatları arasında maaş ve rütbe dengesizliklerinin giderilmesi çalışma barışını ve mücadele azmini artıracaktır. Jandarma alay komutanı ile emniyet müdürü, polislerimiz ile astsubaylarımız arasında maaş farkları ortadan kaldırılmalıdır. Polis de, asker de bizim evladımızdır. Bu vatanın huzuru ve güvenliği için canlarını ortaya koymaktadırlar. Fedakârlıklarını yalnızca alkışlarla geçiştiremeyiz, adaletli maaş ve huzurlu çalışma ortamı da oluşturmalıyız. Mesai ücretleri çalışma saatlerine bakarak ödenmelidir. Bunu yalnızca polislerimiz için değil Emniyette çalışan tüm genel idari hizmet ve sivil memurlar için de sağlamalıyız.

15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin ardından yaklaşık 25 bin komiser yardımcısının göreve başladığını görüyoruz. Mevcut kadro yapısı dikkate alındığında önümüzdeki yıllarda Emniyet Genel Müdürlüğü ciddi bir kadro sorunuyla karşı karşıya kalacaktır. Bizim teklifimiz, kademeli terfi sisteminin yeniden düzenlenmesi ve bekleme sürelerinin uzatılmasıdır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sosyal medya, bugün birçok asayiş olayının fitilini ateşleyen en önemli alanlardan biridir. Sosyal medyada hakaret ve tehdidin cezasız kaldığı algısı vatandaşın kendi adaletini sağlamaya çalışmasına yol açmaktadır ve bu da asayiş sorunlarını artırmaktadır. Bu meseleyi yalnızca polisiye tedbirlerle çözemeyiz. Adalet Bakanlığıyla birlikte yapılacak olan yasal düzenlemelerle bu algı ortadan kaldırılmalıdır. Eğer Adalet Bakanlığı bu konuda size gerekli desteği sağlamazsa asayiş tedbirleriyle sosyal medya üzerindeki dijital linçler ve tehditlerden kaynaklanan problemleri çözemeyiz.

Kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli adımlar atılmıştır. Kadına yönelik şiddeti insanlık onuruna yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Kadına kalkan her eli örflerimize geleneklerimize ve manevi değerlerimize uzanmış olarak kabul ediyoruz. KADES uygulaması 2018'den bu yana 8,9 milyon indirme sayısına ulaşmıştır. Bu artış uygulamanın bilinirliğinin yüksekliğini göstermektedir ancak bu rakamlar aynı zamanda kadına yönelik şiddetin hâlâ ciddi bir sorun olduğunu da ortaya koymaktadır. Bu rakamlar aslında bize şunu söylüyor: Şiddet hâlâ aramızda, buna dur demeliyiz.

2026 yılı bütçesinin ülkemizin huzuruna, milletimizin güvenliğine, çocuklarımızın yarınlarına, geceyi gündüze katan güvenlik güçlerimizin emeğine katkı sunmasını diliyorum. Bu bütçenin fedakârlığın karşılıksız kalmadığı, adaletin güçlendiği, huzurun kalıcı hâle geldiği bir Türkiye'ye hizmet etmesini temenni ediyorum. Başta İçişleri Bakanlığımız olmak üzere bu bütçenin sahada görev yapan her bir personelinin moraline, motivasyonuna ve çalışma azmine güç katmasını diliyorum. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Herkesin polisi kendi vicdanıdır fakat polis vicdanı olmayanların karşısındadır."

Bu duygu ve düşüncelerle 2026 yılı bütçesinin ülkemize, milletimize ve güvenlik güçlerimize hayırlı olmasını temenni ediyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.(MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Malatya Milletvekili Sayın Mehmet Celal Fendoğlu.

Buyurun.(MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) - Sayın Başkan, Sayın Bakan, kıymetli milletvekilleri, değerli basın mensupları ve ekran başında bizi izleyen yüce Türk milleti; UNESCO'nun 3 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen 43'üncü Genel Konferansı'nda alınan kararla 15 Aralığın resmen Dünya Türk Dili Ailesi Günü olarak ilan edilmesi dilimizin geleceği için atılan çok önemli bir adımdır. Bu vesileyle, Dünya Türk Dili Ailesi Günü'nü kutluyorum.

Bugün burada İçişleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşları olan Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Göç İdaresi Başkanlığı ile AFAD'ın bütçelerini görüşmek üzere toplanmış bulunuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktan onur duyuyor, Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün görüştüğümüz bütçe devletin bekası ve güvenlik kurumlarımızın stratejik önemi açısından çok önemli olup devlet dediğimiz yapı sınırları, milleti, hukuku ve güvenlik kurumlarıyla bir bütündür. Gelişen tehdit çeşitliliği dikkate alındığında, terörle mücadele, sınır güvenliği, düzensiz göçle mücadele, afet yönetimi ve kamu düzeninin tesisi artık birbirinden bağımsız değil birbiriyle bütünleşik alanlardır. Bugün görüştüğümüz kurumlar, devletimizin bekasının emanet edildiği, milletimizin huzur ve güvenliğinin teminatı olan kurumlardır. Bu çerçevede, Jandarmamız kırsalda, Emniyetimiz şehirde, Sahil Güvenlik denizde, Göç İdaresi sınırlarımızda ve içeride göç yönetimde, AFAD ise milletimizin zor zamanlarında sahada millet adına nöbettedir, görevdedir, fedakârlıktadır. Bu nedenle, 2026 yılı bütçesi sadece rakamlardan ibaret değildir, vatan nöbetinin ve millet güvenliğinin bütçesidir.

Terörle mücadelede kararlılık ve devlet aklıyla hareket ediyoruz. Sayın Bakanım... PKK başta olmak üzere FETÖ, DEAŞ ve diğer tüm terör yapılanmaları yalnızca birer güvenlik riski değil milletimize kastetmiş küresel aparatların maşa örgütleridir. Türkiye'miz son yıllarda Hakkâri'den Hatay'a, Karadeniz'deki mağaralardan sınır ötesindeki hedeflere kadar kararlı, tavizsiz ve sonuç alıcı bir terörle mücadele yönetmektedir.

Bu kapsamda, Milliyetçi Hareket Partisi olarak "Terör bitmeden mücadele bitmeyecektir." şiarından asla taviz verilmemesi gerektiğini vurguluyoruz. Güvenlik güçlerimizin teknolojik kapasitesinin artırılmasına, İHA, SİHA entegrasyonuna, yeni nesil istihbarat yapısına ayrılan her kuruş milletimizin güvenliği için yerindedir ve gereklidir.

Düzensiz göçle mücadele de bir meseledir. Göç İdaresi Başkanlığının yürüttüğü görev, bugün artık sadece insani bir konu değil millî güvenliğin, sosyal dengelerin, ekonomik ve sürdürülebilirliğin merkezindedir. Türkiye; Balkan rotasını, Akdeniz geçişlerini, İran sınır hattını kontrol eden bir ülke olarak küresel göç baskısının tam da ortasındadır. Bu nedenle, Milliyetçi Hareket Partisi olarak açıkça ifade ediyoruz: Düzensiz göçle mücadelede sıfır tolerans, kaçak organizatörleriyle mücadelede hukuki, teknik ve operasyonel kapasitenin daha da artırılması şarttır.

Bu bütçede geri gönderme merkezleri, sınır güvenliğinin altyapısı, veri takip sistemleri, uluslararası iş birlikleri için ayrılan kaynakları da destekliyoruz.

Emniyet ve Jandarmamız şehirde ve kırsalda devletin güçlü elidir. Emniyet teşkilatımız şehirlerimizin huzur kapısıdır, Jandarmamız ise kırsalın, dağların, yolların gece gündüz nöbetindedir. Özellikle asayiş suçlarıyla mücadelede, narkotik operasyonlarında, organize suç örgütlerine karşı istikrarlı çalışmalarda, trafik güvenliğinde, aile içi şiddetle mücadelede gelinen nokta çok önemlidir ancak yeterli değildir; çağın kriminal yapıları gelişiyorsa devletin kapasitesi de aynı hızla gelişmelidir.

Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak personel sayısının güçlendirilmesini, kriminal laboratuvar kapasitesinin artırılmasını, siber birimlerin modernizasyonunu, uyuşturucuyla topyekûn mücadeleyi destekliyor, polisimizin ve jandarmamızın özlük haklarının daha da iyileştirilmesi gerektiğini özellikle vurguluyoruz.

 Sahil Güvenliğimiz mavi vatanın sessiz kahramanlarıdır. Türkiye, üç kıtanın kesişiminde bir deniz ülkesidir. Bu nedenle, Sahil Güvenlik Komutanlığı kaçakçılıkla mücadelede, arama kurtarma faaliyetlerinde, kara sularımızın korunmasında, mavi vatanın emniyetinde hayati bir görev yerine getirmektedir. 2026 bütçesinde deniz araçlarının yenilenmesi, radar sistemlerinin güçlendirilmesi, deniz gözetleme alanının genişletilmesi amacıyla ayrılan kaynak yerindedir ve önemlidir.

Türkiye'miz deprem başta olmak üzere afet gerçeğiyle yaşayan bir ülkedir. AFAD, sadece afet sonrası değil afet öncesi hazırlığın da ana koordinatörüdür. Bu nedenle, erken uyarı sistemlerinin yaygınlaşması, arama kurtarma ekip sayılarının artırılması, lojistik depolarının güçlendirilmesi, toplumda afet farkındalığının artırılması için ayrılan yatırımlar hayati önemdedir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak Emniyet teşkilatımızın ne siyasetin arkabahçesi ne de herhangi bir cemaatin kadro alanı olmasına izin veririz.  (MHP sıralarından alkışlar) Güvenlik, yalnızca Türk milletinin emrinde olur. İçişleri Bakanlığının siyasi tartışmalardan uzak, güçlü ve teknik bir yapı olarak korunmasını istiyoruz.

Buradan, şehit düşen yiğitlerimize Allah'tan rahmet, gazilerimize şükran; dağda, ovada, denizde, sınırda, depremde görev yapan tüm güvenlik güçlerimize, AFAD personelimize, kamu görevlilerimize milletimiz adına teşekkür ediyoruz. Onlar görevdeyken, bizler bu bütçeyi konuşurken milletimizin huzuru için ter döken bütün personelimizin hak ettikleri itibarı görmesi Milliyetçi Hareket Partisinin kararlılığıdır.

Sonuç olarak; Milliyetçi Hareket Partisi, devlet esaslı duruşuyla devletin omurgasına, milletin güvenliğine, Türkiye'nin geleceğine hizmet eden gönülden sevdalı vatan evlatlarının siyasi kurumudur.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak millî güvenliğin, kamu düzeninin, sınır bütünlüğünün, terörle mücadelenin, göç yönetiminin, afet hazırlığının güçlendirilmesine yönelik her adımı desteklemeye devam edeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür, devletimiz kararlıdır. Milletimiz her zorluğu açacak iradeye sahiptir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin ifade ettiği "Terörsüz Türkiye" ve millî beraberlik vizyonu sadece bir siyasi çağrı değil, devlet aklının ve tarihî tecrübenin süzgecinden geçmiş bir stratejik hedeftir çünkü terör ortadan kalktığında Türkiye'nin önündeki tüm kilitler çözülmeye başlayacaktır; ekonomik kalkınma hızlanacak, bölgesel liderlik güçlenecek, iç huzur kalıcı hâle gelecektir.

Bu çerçevede, Genel Başkanımızın öncülüğünde başlatılan "Terörsüz Türkiye" hamlesi Türkiye Büyük Millet Meclisinde kurulan Komisyon çalışmalarıyla "Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik" temalı yurt sathına yayılan buluşmalarla ve "Hayırlı Günler Komşum", "Derdiniz Derdimizdir" ziyaretleriyle hem devlet politikası hem de toplumsal bir seferberlik ruhu hâline gelmiştir.

Terörsüz Türkiye ve birlik ruhuyla tarihe, ecdada, şehitlere ve bayrağa sahip çıkmak, ortak geleceği kucaklamak, millî değerler etrafında birleşmek, Türkiye'nin onurunu muhafaza etmek, millî birliği, millî kimliği ve millî devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşamak ve yaşatmak amacıyla "Terörsüz Türkiye"nin sonuna kadar müdafaasındayız. Türk-Kürt kardeştir, araya giren, bozgunculuğa heveslenen kim varsa kamburdur, kalleştir, kanser hücresidir, kahrolmaya da mahkûmdur (MHP sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

Terörün her türlüsünü reddetmenin, defetmenin ve imha etmenin sonsuz kararlılığındayız. Bizler Ülkücüler, bir ülkü etrafında toplanmak için, bizlere liderlik etmiş, yol göstermiş, ömrünü Türklük ve Türkiye ülküsüne adamış liderimiz Sayın Devlet Bahçeli ve cennetmekân Başbuğ'umuz Alparslan Türkeş'in "Kürtler bizim öz kardeşimizdir; Kürt ne kadar Kürt'se Türk o kadar Kürt'tür, Türk ne kadar Türk'se Kürt de o kadar Türk'tür." sözü de tam bugünler için söylenmiş tarihî tespitlerdir.

Başbuğumuz Alparslan Türkeş'e ve ebediyete intikal etmiş bütün dava arkadaşlarıma Cenab-ı Allah'tan rahmetler diliyor ve tarih boyunca Türk milletini yaşatmak uğruna hayatlarını feda eden kahraman ecdadımızı, aziz şehitlerimizi rahmet ve şükran duygularımla yâd ediyorum.

Bu duygu ve düşüncelerle bütçelerin, milletimize, devletimize, güvenlik güçlerimize hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)

Unutmadan, Siirt Herekol ziyaretinde tanıştığım Mamo Razi amcanın da ellerinden öpüyorum; ziyaretimizde, o, tüm kütüphanelerdeki kitapların ana fikrini tek cümleyle özetledi: "Devlet Bey varsa Türk de yaşar Kürt de yaşar." (MHP sıralarından alkışlar)

Allah'a emanet olun, servetiniz ana baba duası olsun.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Gaziantep Milletvekili Sayın Sermet Atay.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA SERMET ATAY (Gaziantep) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin İçişleri Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, Afet ve Acil Yönetim Başkanlığı bütçesi üzerine konuşma yapmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.

İçişleri Bakanlığımızın, görev alanı olarak değerlendirildiğinde, bünyesinde bulundurduğu hizmet birimleri ile yüksek disiplin ve fedakârlık anlayışıyla vatandaşın sosyal hayatına en çok dokunan Bakanlık olduğu tartışılmazdır.

İçişleri Bakanlığı, terörle mücadeleden göçe, asayişten nüfus ve vatandaşlık işlerine, afet ve acil durum yönetiminden trafik denetleme ve düzenlemesine kadar karada, havada, denizde görev ifa eden, çok çeşitli hizmetlerin idare edildiği bir bakanlığımızdır.

İçişleri Bakanlığımız göç yönetimi ve ülkemizdeki yabancılar konusu;

Düzenli göç yönetimi uluslararası koruma, gönüllü ve düzenli geri dönüş ile göç kaçakçılığı ve insan ticaretiyle mücadele dâhil olmak üzere tüm boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Ayrıca, asrın felaketi olarak adlandırılan 6 Şubat 2023 depremi ve birçok afet ve doğa olayında İçişleri Bakanlığımıza bağlı AFAD bünyesinde yapılan çalışmalarla arama kurtarma faaliyetleri, afetzedelere geçici barınma, psikososyal destek gibi uygulamalara yardımcı olunmaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığına bağlı kolluk kuvvetlerimiz kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle, ilgili mevzuatın verdiği görevleri yerine getirmekle yükümlü olarak kişilerin, toplumun ve devletin güvenliğini korumakta ve asayişi sağlamaktadır. Bu anlamda hem suç öncesi önleyici faaliyetlerde hem de suç sonrası adli faaliyette bulunmak üzere gerekli iş ve işlemleri yerine getirmektedir.

İç güvenlik ve asayiş hizmetleri Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünce icra edilmektedir. Bu hizmetleri kesintisiz ve kaliteli bir şekilde ifa eden İçişleri Bakanlığımız nitelikli insan kaynağına, yeterli maddi unsurlara ve teknolojinin gereklerine uygun gelişmiş bir altyapıya sahiptir. Bu anlamda, terörle mücadele konusunda devletin bekasını ve milletin huzurunu ve ülkemizin birliğini hedef alan her yapıya karşı 4 Haziran 2023-4 Haziran 2025 tarihleri arasında 102.172 adet başarılı operasyon yapılmıştır.

Hırsızlık, bireysel mağduriyetin yanında toplumsal huzura doğrudan zarar veren bir suçtur. İçişleri Bakanlığımıza bağlı kolluk kuvvetlerimizin hırsızlık olaylarında aydınlatma oranı 4 Haziran 2025 tarihinde yüzde 68'dir.

Günümüzün en büyük sorunlarından bir tanesi uyuşturucu belasıdır. Ülkemizde uyuşturucuya başlama yaşı 21 bandındadır. Suç ve suçlularla mücadele kapsamında gecesini gündüzüne katarak görev ifa eden kolluk kuvvetlerimiz uyuşturucu imal ve ticareti suçlarına karşı 97.670 operasyon gerçekleştirmiştir. Bu operasyonlarda 201 ton uyuşturucu madde ele geçirilerek imha edilmiştir. Ülkemizde asayiş olayları ve diğer suçlarla mücadele istatistiklerle değil, polis, jandarma ve Sahil Güvenlik personelimizin özverili çalışmalarıyla ölçülmelidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2018 yılı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle beraber Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı İçişleri Bakanlığımıza bağlanmış, Emniyet teşkilatımızın şehirlerimizde ifa ettiği görevi kırsalda Jandarma Teşkilatımız ifa etmektedir.

Emniyet Genel Müdürlüğümüzün sorumluluk alanı olan il ve ilçe merkezlerinde yaşayanların oranı ülke nüfusumuzun yaklaşık yüzde 79'una denk gelmektedir. Bu sayının büyüklüğü düşünüldüğünde Türk polis teşkilatımızın değerli mensuplarının görev yükünün ne kadar ağır olduğu anlaşılacaktır. Bu sorumluluk altında fedakârca görev icra eden tüm rütbedeki Emniyet Genel Müdürlüğü personelimizin bazı sosyal ve mali haklar kapsamında talepleri olduğu aşikârdır. Bu noktada belirtmek isterim ki Emniyet teşkilatımızın görevle ilgili mevzuatının özü Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'dur, mali ve sosyal hakları da 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre yürütülmektedir. Aynı Bakanlığa bağlı Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında ise birçok konu hâlen Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu esaslarına göre idare edilmektedir. Bu farklılığın giderilerek idarede yeknesaklığı sağlamak adına Bakanlık bünyesindeki Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personel ve teşkilatlarını kapsayacak şekilde kolluk kuvvetleri kanunu adı altında yeni bir yasa çıkarılması bir zaruret hâlidir.

Ayrıca, Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin iki yüz kırk saati aşan çalışma sürelerinin gözden geçirilmesi, fazla mesai ücretlerine ilişkin maddi düzenlemelerin yapılması öncelikli talepleridir. Şöyle ki Emniyet Genel Müdürlüğü Polis teşkilatı ile Jandarma ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarında benzer görevi ifa eden muadil rütbedeki personelin mali ve sosyal hakları kıyaslandığında bariz farklar ve maaşlar arasında ciddi eşitsizlikler göze çarpmaktadır. Bu eşitsizlikleri eğer istatistikle açıklamak gerekirse; Emniyet Genel Müdürlüğünde görev alan birinci sınıf Emniyet müdürü -Ankara, İstanbul, İzmir'i kastediyorum- bir il emniyet müdürü 113 bin lira maaş alırken aynı görevi ifa eden bir Jandarma komutanı, tümgeneral 180 bin lira para almaktadır ve bu aradaki fark 67 bin liradır. Yine, birinci sınıf Emniyet müdürü daire başkanı 115 bin lira ücret alırken aynı görevi ifa eden il Jandarma Komutanlığındaki daire başkanı 173 bin lira almaktadır. İl Emniyet müdürü olarak görev yapan bir müdürümüz 103 bin lira aylık alırken aynı görevi yapan il Jandarma komutanı 157 bin lira almaktadır ve aradaki fark 54 bin liradır.

İkinci sınıf Emniyet müdürü 85 bin lira alırken muadil rütbedeki yarbay 135 bin lira almaktadır, aradaki fark 50 bin liradır. Bir başkomiser 76 bin lira maaş alırken muadil rütbedeki bir yüzbaşı 112 bin lira almaktadır, aradaki fark 36 bin liradır. Bir komiser 75 bin lira aylık alırken bir üsteğmen 105 bin lira almaktadır.

Yine, Emniyet teşkilatımızın omurgasını oluşturan polis memuru, yeni başlayan bir polis memuru 62 bin lira aylık alırken aynı görevi yapan bir astsubay çavuş 88 bin lira almaktadır ve aradaki fark 26 bin liradır.

Hiçbir personelin hak kaybına mahal verilmeden İçişleri Bakanlığımızın, tüm bağlı kolluk kuvvetlerimizin sosyal ve mali hakları bir an önce düzenlenerek bu eşitsizlik giderilmelidir. Bu anlamda, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde "Herkesin hiçbir fark gözetilmeksizin eşit iş karşılığında eşit ücret hakkı vardır." ilkesi gereğince polis teşkilatı personelimizin maaşlarının artırılarak Jandarma Genel Komutanlığı muadil rütbedeki personelimizle eşitlenmesi bu mağduriyeti ortadan kaldıracaktır. Polis teşkilatı personelimiz gösterdiği özveriyle bunu hak etmektedir.

Değinmek istediğim diğer bir konu da sadece 2025 yılında sayısı 77'yi bulan polis intiharlarıdır. Bu intiharlarla aileler parçalanmakta, çocuklar yetim kalmaktadır. Emniyet teşkilatı mensupları yoğun mesai altında çalışmakta, dinlenme zamanlarında ek görev, eğitim gibi uygulamalar sebebiyle stres altında kalmaktadır. Özel hayatları göz ardı edilmekte, göz göre göre bu intiharlara sürüklenmektedirler. Onlar bizim göz bebeğimizdir, onlara kendi evlatlarımız gibi yaklaşmalı ve uygun yaşam koşulları sağlamalıyız.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi sonrasında ihraç edilen personel yerine özverili çalışmalarla yeni takviyeler yapılmış olsa da özellikle amir ve müdür personel sayılarında önemli azalmalar meydana gelmiştir. Emniyet teşkilatında deneyimli personel ihtiyacına binaen mevcut personelin bilgi birikim ve uzmanlıklarından azami derecede istifade etmek amacıyla üst yönetici, orta kademe yönetici ve diğer personelin gelişen yaşam süresi dikkate alınarak yaş hadlerinin kademeli olarak arttırılması yerinde olacaktır.

3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na göre Emniyet Genel Müdürlüğünde terfi işlemleri genellikle mayıs-haziran ayında tamamlanmaktadır. Ancak son yıllarda kadro yetersizliği ve benzeri nedenlerle terfi sürecinin gecikmesi personel üzerinde haklı olarak moral ve motivasyon kaybına yol açmaktadır. Bu durum, özellikle ikinci sınıf Emniyet müdürlerinin yaş haddinden önce en az yirmi dört ay boyunca birinci sınıf Emniyet müdürü ve müfettiş olarak görev yapmaları gereken sürede terfi etmemeleri hâlinde emeklilikte hak ettikleri bazı malum kazanımlardan mahrum kalmalarına sebebiyet vermektedir.

Bakanlığımızın bu konuda iyi niyetle çalışmalar yürüttüğünü biliyoruz ancak geciken her gün mağduriyetleri doğurmaktadır. Devletine ve milletine onurla hizmet eden, hain darbe girişimine karşı büyük fedakârlık gösteren, bu süreçte meydana gelen personel eksikliğine rağmen görevlerini özveriyle ve üstün gayretle sürdüren Emniyet mensuplarına yapılacak bu düzenleme onlara bir nebze olsun rahatlama ve moral sağlayacaktır.

Bu duygu ve düşüncelerle, vatan savunmasında şehadete ermiş tüm şehitlerimize Allah'tan rahmet, aziz milletimize başsağlığı ve fedakâr gazilerimize acil şifalar diliyorum.

2026 yılı bütçesinin devletimize, milletimize, İçişleri Bakanlığımıza hayırlı olmasını diliyor, Genel Kurulu ve aziz Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Ankara Milletvekili Sayın Mevlüt Karakaya.

Buyurun. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA MEVLÜT KARAKAYA (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ve 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi görüşmeleri kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı, ilgili ve bağlı kuruluşlarıyla alakalı olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum.

Değerli milletvekilleri, merkezî yönetim bütçesi bir ülkenin ekonomik, sosyal ve mali önceliklerini somutlaştıran, adalet anlayışını ve gelecek vizyonunu ortaya koyan, aynı zamanda yasamanın yürütme üzerindeki bütçe ve denetim hakkının kullanıldığı en kapsamlı ve bütüncül belgedir.

Bütçe hakkı fikri toplumların demokratik olmayan rejimlere karşı verdiği demokrasi mücadelesiyle ortaya çıkmıştır. Bu, 1215'te Magna Carta'nın Kral John tarafından imzalanmasıyla başlar ve parlamentoların gelişmesiyle birlikte bütçe hakkı olarak kavramlaştırılır. Bugünün demokratik rejimlerinde erkler ayrılığı durumu elbette farklılaştırmıştır. Mutlak monarşi karşısında elde edilen bütçe hakkının seçilmiş iktidarların maliye politikası oluşturma ve uygulama hakkını olumsuz etkilememesi de günümüz demokrasilerinde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir.

Değerli milletvekilleri, şöyle bir göz attığımızda, dünyada büyük ekonomilerde dahi bütçe krizlerinin yaşandığını görürüz. Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşanan son kriz dünyanın en büyük ekonomisinde bütçenin siyasete esir kaldığını göstermiştir. Bugün dünyada borçlarını ödeyip ödeyemeyeceğini birkaç yılda bir tartışmak zorunda kalan, devleti kapatan, kamu çalışanlarına maaş ödemeyen, küresel piyasalarda güvensizliğe neden olan tek ülke Amerika Birleşik Devletleri. Buradaki temel sorun, gelir-harcama dengesi değil, siyasi kutuplaşma ve kısa vadeli hesaplardır. Bütçenin halk için değil, seçim takvimi için yapıldığı kanaati ülkede yaygın bir anlayış. Sadece Amerika Birleşik Devletleri'nde değil; Birleşik Krallık, Fransa ve Japonya dâhil olmak üzere birçok ülkede yaşanan tıkanmalar bütçenin giderek siyasi krizlere dönüştüğünü gösteriyor.

Bir bütçenin Parlamentoda kabul edilmemesi, sebebi her ne olursa olsun, elbette siyasi bir krizin başlangıcını oluşturur. Burada temel sorun hükûmetlerin iktisat ve maliye politikası uygulamasının zorlaşacağıyla alakalıdır; bu sebeple, bütçe hakkı ile maliye politikası uygulama hakkı arasında optimum bir dengeye ihtiyaç vardır. Parlamento tarafından belirlenen sınırlar dâhilinde bütçe kompozisyonu içinde değişiklik yapma yetkisinin tanınması da genelde iktisat, özelde ise maliye politikası uygulama hakkının bir gereği olarak görülmektedir ancak tüm bunların anayasal ve yasal çerçevesi iyi belirlenmeli, Parlamentonun bütçe hakkının fiilî veya yasal olarak etkisiz hâle getirilmesi de engellenmelidir.

Bütçenin hazırlık ve teklif, yetkilendirme ve onay, uygulama ve denetim gibi işlemler silsilesi vardır; esasen, her bir aşama kendi sınırları içerisinde bir bütçe hakkını doğurmaktadır. Bütçeyi hazırlama, teklif etme ve uygulama hakkı yürütmenindir. Teklif edilen bütçeyi değiştirerek veya olduğu gibi millet adına onaylama, kanunlaştırma ve daha sonradan uygulama sonuçlarını denetim hakkı Parlamentonundur. Sayıştay raporları ve kesin hesap kanunu teklifi Parlamentonun denetim hakkı kullanımıyla alakalı. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinde bir kesin hesap denetim komisyonu kurulması talep ve isteğimiz Plan ve Bütçe Komisyonunun iş yoğunluğu açısından değil, bu talebimiz bütçe hakkının layıkıyla kullanılmasıyla alakalı. Hepimizin malumu, kesin hesap kanunu teklifleri Parlamentonun hükûmeti denetleme işlevinin en önemli aracı olmasına rağmen bütçe görüşmeleri sırasında yeterli ilgi ve alakayı görememektedir. Temsilî demokrasilerde bütçe hakkının layıkı veçhile yerine getirilmesinde temsilde adaletin sağlanmış olması da önemli bir husustur. Bu konuda Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçişten sonra oluşan Parlamentolarda temsilde adalet tarihin en yüksek düzeyine ulaşmıştır.

Değerli milletvekilleri, bugün burada bir bakanlık bütçesini değil, esasen Türkiye'nin ekonomik istikametini konuşuyoruz. Şunu ifade etmeliyim ki 2026 merkezî yönetim bütçesinin kalbi Hazine ve Maliye Bakanlığının bütçesidir. Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi çocuklarımızın geleceğidir, Sağlık Bakanlığı bütçesi insanımızın canıdır ama Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi bu bakanlıkların nefesidir. Enflasyonu düşürecek ama sosyal dengeyi de bozmayacak, disiplini sağlayacak ama yatırımları da durdurmayacak, borcu yönetecek ama geleceği de ipotek altına almayacak; işte bu ve benzeri hassas dengeler burada kurulmaktadır.

Bütçeye baktığımızda tasarrufu, mali disiplini ve sosyal devlet anlayışını mevcut şartlar ve imkânlar çerçevesinde bir arada görebiliyoruz. Türkiye, günü kurtaran değil, geleceği inşa eden bir mali anlayışla yoluna devam etmektedir. Deprem felaketine rağmen bütçe disiplininin korunmuş olması, bütçe açıklarının sürdürülebilir seviyelerde tutulmuş olması, eğitim, sağlık, sosyal yardımlar, tarım, yerel yönetimler ve savunmaya ayrılan kaynakların tarihsel olarak yüksek seviyelere ulaşmış olması, vergi politikasında adaletin güçlendirilmiş, dolaysız vergilerin payının artırılmış, kayıt dışılıkla mücadelede önemli adımların atılmış olması doğru yolda olunduğunun göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, küresel ekonomi bir süredir önemli çıkmaz ve çelişkilerle karşı karşıyadır. Devletin, hane halklarının ve şirketlerin borç yükü sürekli artış hâlindedir. Faiz artışları borç ödemelerini zorlaştırıyor, gelişmekte olan ülkelerin döviz borçları önemli kırılganlıklar oluşturuyor. Borçla büyüme sağlanıyor lakin büyüme yavaşladıkça borç sürdürülemez hâle geliyor. Küresel büyüme olsa da küresel gelir dağılımı ciddi ölçüde adaletsiz. Bu durum, politik kutuplaşmayı, göçü ve toplumsal gerilimleri arttırıyor, küresel ekonomik entegrasyon tersine dönüyor. Bu da ekonomik, ticari parçalanmaya, bölgesel bloklaşmaya ve ticaret savaşlarına götürüyor. Yaşlanan nüfuslu ekonomiler üretkenliğini yitiriyor, genç nüfuslu ekonomiler istihdam yaratamıyor. Teknoloji verimlilik sağlıyor lakin toplumsal maliyeti yüksek oluyor.               Yeşil dönüşüm şart ama maliyeti yüksek, politik olarak da zorlayıcı.

Küresel ekonomide yaşanan bu çıkmazların elbette Türkiye ekonomisine de yansımaları kaçınılmazdır. Bununla birlikte, yaşanan küresel çıkmazların bizim için bazı stratejik fırsatlar sunduğu da bir gerçektir. Avrupa'nın Çin'den uzaklaşma süreci; lojistik avantaj, artı Gümrük Birliği, artı üretim kapasitesi yönüyle birçok sektör açısından Türkiye'ye "yakın tedarik üssü" fırsatı sunuyor. Savunma sanayisi, yenilenebilir enerji, yeşil hidrojen, batarya ekosistemi ve yazılım, oyun, FinTech, yapay zekâ ekosistemi bu kapsamda öne çıkan alanlardır. Türkiye, bu süreçte doğru konumlanırsa tedarik zinciri merkezi, yeşil enerji ülkesi, bölgesel teknoloji üssü ve savunma sanayisi ihracatçısı olarak önümüzdeki beş yılda adını yukarılara yazdıracak fırsatlara sahiptir.

Değerli milletvekilleri, yaşanan küresel ekonomik güçlüklere rağmen fiyat istikrarı, mali disiplin, büyüme, istihdam ve sosyal refah hedeflerini birlikte gözeten, dengeli ve kararlı bir çerçeve sunan ekonomik program sayesinde Türkiye ekonomisinin 2024 yılında yüzde 3,3; 2025'in ilk dokuz ayında yüzde 3,7 büyümüş olmasını, millî gelirin ilk bazda 1,5 trilyon doları aşmış olmasını, program sonunda büyümenin kademeli olarak yüzde 5'e yükselme hedefini başarılı bulduğumuzu ifade etmek istiyorum. Aynı zamanda, enflasyonun yüzde 31,1 seviyesine düşmüş olmasını, işsizliğin yüzde 8,7 oranıyla 2024 yılında son on iki yılın en düşük seviyesine gerilemiş olmasını, ihracatın 2024'te 261,8 milyar dolara yükselmiş olmasını, 2025 itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 270 milyar dolar gibi tarihî zirveye ulaşmasını, cari açığın bu artışa paralel olarak düşüyor olmasını, Merkez Bankası brüt rezervlerinin 180,6 milyar dolara ulaşmasını, ülke risk priminin yaklaşık 200-230 puanla son yılların en düşük seviyesine düşmüş olmasını, kredi notunun uluslararası derecelendirme kuruluşları tarafından artırılmış olmasını, bankacılık sektörünün güçlü sermaye yapısı, yüksek kârlılığı, düşük takipteki alacak oranlarıyla sağlam bir yapı içinde olmasını elbette önemsiyoruz. Bu gelişmelerde Sermaye Piyasası Kurulu, BDDK, TÜİK, Kamu Gözetimi Kurumu gibi Maliye Bakanlığımıza ve genel ekonomimize hizmet veren, destek olan kurumların da elbette etki ve katkıları son derece yüksektir.

Yalnız, bu kurumlarla ilgili önemli bir sorunu da dikkate getirmek istiyorum. Başta SPK olmak üzere bu kurumlarımızdaki uzmanlarımızın özlük hakları ve düşük ücretler dolayısıyla kurumlardan ayrıldıklarını görüyoruz ve bu kurumlarda özellikle uzman boyutuyla ciddi sıkıntılar söz konusu. Sayın Bakanım, bu konuda bu kurumlarda acilen bir çalışmanın yapılması gerektiği ortadadır diyerek iletmiş olayım.

Değerli milletvekilleri, konu bütçe, kaynak maliye olunca terörün maliyetine de değinmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Türkiye, terörden en fazla etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Öncelikle, ben, bu vesileyle terörde kaybettiğimiz canlarımızı, şehitlerimizi rahmetle, minnetle bir kez daha anmak istiyorum. Tabii, canlarımızı verdik, canlarımızı verirken biz malı, parayı konuşmadık ama bu işin bir de ekonomik boyutu var. Terör on yıllarca süren zaman diliminde canımızı aldı, hem de büyük ekonomik külfetlere katlanmamıza neden oldu. Çok sayıda yapılan bilimsel çalışma ve tahminler, terörle ilgili yapılan harcama ve ekonomik kayıpların 2 trilyon dolar civarında olduğunu söylüyor ki buna bugün itibarıyla bakacak olursak 50 milyar dolar civarında bir rakama denk gelir. Bu da gerek bütçe içerisinde gerekse gayrisafi yurt içi hasıla içerisinde önemli bir rakam olduğunu bize gösteriyor.

Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli'nin ifadeleriyle söylemek gerekirse  terör bitmeden ne huzur olur ne de kalkınma. Terörün kökünün kazındığı, ihanete kapı aralanmayan, fitnenin yurt bulamadığı bir Türkiye, kardeşliğimizin pekiştiği, içte ve dışta huzurun temin edildiği terörsüz Türkiye ideali aynı zamanda kalkınmaya açılan bir kapıdır.

Değerli milletvekilleri, bütçe görüşmeleri sırasında grubumuzu temsilen milletvekillerimiz tarafından defaaten dile  getirilmiş olsa da birkaç hususun altını çizmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Birincisi, emeklilerimizin ekonomik durumuyla alakalı. Biliyorsunuz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak son aylarda sürekli sahada değişik tema ve isimler altında çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmalar esnasında sokakta bize iletilen önemli konulardan bir tanesi, MHP olarak, emeklilerimizin hayat pahalılığından en çok etkilenen kesim olduğunu da ifade etmek istiyorum.

İkincisi, küçük esnaf ve küçük işletmelerimizin finansmana erişim ve mali yükleri konusundaki beklentileri.

Üçüncü olarak atanamayan öğretmenlerimizin durumu; özellikle kendim de içlerinden gelen birisi olarak, üniversite öğretim elemanlarının, hocalarımızın kadro sorunları ve maaşlarına ilişkin bir düzenlemenin yapılması gerektiği.

Değerli milletvekilleri, sözlerime son vermeden önce altını çizmek istediğim bir husus şudur: 2026 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'nda millî gelirimiz 77 trilyon TL; bu, yaklaşık 1 trilyon 800 milyar dolar ediyor. Bu, elbette önemli bir millî gelir büyüklüğüdür. İnşallah, en kısa sürede 2 trilyon doları aşacak bir millî gelir büyüklüğüne ulaşırız. Bu büyüklük sadece bizim, Cumhur İttifakı'nın iftiharı olmaz, büyük Türkiye Cumhuriyeti'mizin, Türkiye Yüzyılı'nın ekonomik iftiharı olur. Aynı zamanda, tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın bu rakamlarla iftihar edeceğinden, gurur duyacağından, özellikle gençlerimizin istikbale çok daha güvenle bakacağından eminim. Ben de şimdi gururla bundan iftihar ediyorum.

Yine, benzer şekilde, 2026 yılı kişi başı millî gelirimiz 19.550 doları bulacak seviyesinde yani 20 bin doları bulmak ve geçmek üzereyiz. İnanıyorum ki 19.550 dolar olarak programda yer almış olan kişi başına millî gelir yıl içindeki programı aşacak bir ekonomik performansla cumhuriyet tarihimizin ilk rekorunu kırar ve 20 bin dolar eşiğini aşmış oluruz. 20 bin dolar eşiğinin önemi şu demektir, şöyle bir önemi var: Beş on yıl öncesine kadar bizim gibi ülkelerin ekonomik büyüklüklerinde patinaj yaptığı bir rakam vardı; o rakam, kişi başına millî gelir rakamı olarak 10 bin dolar civarındaydı; buna "orta gelir tuzağı" deniliyordu. Bu rakam günümüzde 15-20 bin dolarlar olarak telaffuz ediliyor. Ben şahsen 15 bin doları düşük görüyorum, benim gözümde yeni kişi başı millî gelirde orta gelir tuzağı 20 bin dolar eşiğidir. İşte, bu eşiği, Allah'ın izniyle, biz Türkiye olarak ilk defa bu sene aşmış olacağız. Şimdiden hepimize gurur duyarak kutlu olsun demek istiyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

2026 merkezî yönetim bütçesinin, Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin hayırlara ve güzelliklere vesile olmasını dileyerek yüce heyetinizi tekrar saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Ordu Milletvekili Sayın Naci Şanlıtürk.

Buyurun. (MHP sıralarından alkışlar)

MHP GRUBU ADINA NACİ ŞANLITÜRK (Ordu) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekranları başında bizleri izleyen necip Türk milletini ve Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.

2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Hazine ve Maliye Bakanlığı Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu bütçesi üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. 2026 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sigortacılık ve özel emeklilik sektörü modern ekonomilerin en stratejik unsurlarından biridir. Bu sektör hane halklarının finansal güvenliğini güçlendirirken işletmelerin risk yönetimi ihtiyaçlarını karşılamakta ve ülke ekonomisi için uzun vadeli sermaye birikiminin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Sağlık, kasko, yangın ve sorumluluk gibi birçok çeşitli branşlarda sunulan sigorta ürünleri hem vatandaşlarımız hem de işletmeler için önemli bir güvence mekanizması oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra, sigorta şirketlerinin oluşturduğu büyük sermaye havuzu finansal sistemin istikrarını pekiştirmekte ve ekonomik dalgalanmalara karşı tampon işlevi görmektedir. 2025 yılının üçüncü çeyreği itibarıyla sektörün brüt prim üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 50 artarak 857 milyar TL'ye ulaşmıştır. Bu üretimin yüzde 85'i hayat dışı, yüzde 15'i hayat branşlarında gerçekleşmiştir. Hayat dışı sigortalar yüzde 46, hayat sigortaları ise yüzde 81 oranında büyürken sağlık sigortaları 148 milyar TL üretimle yılın en hızlı büyüyen branşlarından biri olmuştur. Sektörde net kârlılık 136 milyar TL olarak gerçekleşmiş, toplam öz sermaye yüzde 63 artışla 408 milyar TL'ye yükselmiştir. Sigorta ve emeklilik şirketlerinin sermaye yeterlilik oranı yüzde 184 olarak kaydedilmiş, aktif büyüklük ise yüzde 62 artarak 3,4 trilyon TL seviyesine yaklaşmıştır. Bireysel emeklilik sistemi de büyümesini sürdürmüş, katılımcı sayısı 17,9 milyona ulaşırken fon büyüklüğü 2 trilyon TL'yi aşmıştır. Bu gelişmeler, tasarrufların derinleşmesi ve uzun vadeli sermaye yapısının güçlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2020 yılında kurulan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu kısa sürede etkili bir düzenleyici ve denetleyici otorite hâline gelmiştir. Sigortalıların haklarının korunması, piyasa disiplininin sağlanması ve sektörün sağlıklı gelişimi için önemli adımlar atılmıştır. 2025 yılı içerisinde hayata geçirilen düzenlemeler hem vatandaşlarımız hem de sektörümüz açısından kritik önemdedir. Yerinde müdahalelerle sektörün sağlıklı çalışmasını temin eden SEDDK Başkanımız ve tüm yönetimine teşekkür ediyorum.

Yılın başında yayımlanan genelgeyle zorunlu trafik sigortalarında bazı şirketlerin poliçe düzenlemekten kaçınmalarının önüne geçilmiş, sermaye yapısına göre getirilen düzenleme sayesinde acenteler zorunlu trafik poliçelerine yeniden erişir hâle gelmiştir. Bu uygulama hem vatandaşlarımızın poliçeye erişimini kolaylaştırmış hem de sektörde adil rekabeti güçlendirmiştir. Bankalar ve araç bayilerinin kredi finansmanı sırasında sigorta poliçelerini de kendi belirledikleri şirketten yaptırma yönündeki uygulamalarının önüne geçmek için 26 Haziran 2025 tarihli genelge yayımlanmış, vatandaşlarımızın sigorta şirketi ve acente seçme hakkının sınırlandırılamayacağı açık bir şekilde hükme bağlanmıştır. Bu düzenleme sigorta sektöründe özgür rekabeti ve tüketici haklarını güçlendiren önemli bir adım olmuştur. Sermaye yeterliliği konusunda risk temelli sermaye yeterliliği çerçevesi geliştirilmiş, stres testleri, teknik karşılıklar ve iç sistemler gibi kritik alanlarda uluslararası standartlarla uyum güçlendirilmiştir. Böylece sektörün şoklara dayanıklılığı artırılmış, vatandaşın sigorta güvencesi daha sağlam bir zemine kavuşturulmuştur. Bu uygulama, sektörün uzun vadeli istikrarını güçlendiren bir dönüşüm niteliğindedir.

Özel sağlık sigortalarında 2025 yılının son çeyreğinde önemli yenilikler getirilmiştir. Sigortalılara ömür boyu yenileme garantisi verilmesi zorunlu hâle getirilmiş, bekleme sürelerinin şirket değişikliklerinde yeniden uygulanmaması sağlanmıştır. Ayrıca, poliçe primlerinin kullanıma bağlı olarak aşırı artırılması gibi uygulamalar sınırlandırılarak tüketici lehinde önemli korumalar hayata geçirilmiştir. SEDDK'nin TOBB Sigorta Acenteleri Sektör Meclisi ve İcra Komitesiyle uyumlu çalışması da sektörün yapısal sorunlarının çözümünde önemli katkılar sağlamıştır. Acentelerin sektördeki yerini güçlendiren bu iş birliği piyasa dengesinin daha sağlıklı oluşmasına yardımcı olmuştur. Dağıtım kanalları arasında ortaya çıkan farklı fiyat uygulamaları, özellikle bazı bankalar aracılığıyla yapılan poliçe düzenlemelerinde acente ekranlarından farklı fiyatların uygulanması sektör tarafından tepkiyle karşılanmaktadır.

Bir diğer önemli konu da brokerların mevzuattaki tanımlarının dışına çıkarak acente gibi çalışmaları ve sigortalılara komisyon indirimi adı altında prim iadesi yapmalarıdır. Bu uygulamalar sektörün sağlıklı işleyişini bozmakta, adil rekabet ortamını zedelemektedir. Aynı faaliyeti yapan dağıtım kanallarında fiyat birliği sağlanmalı ve sigortacılık mevzuatımızda promosyon uygulamalarına ilişkin yeni bir düzenleme yapılmalıdır. Bazı sigorta şirketlerinin dijital satış kanallarında acente ekranlarından farklı fiyatlar sunması ve acente müşterilerini doğrudan arayarak teklif vermesi de sektörde ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır. Dijitalleşme sektörün gelişmesi için kritik olsa da eşitlik ilkesini ihlal eden fiyatlandırma uygulamaları engellenmelidir. Bu konuda ilgili SEDDK tarafından sektör genelinde gözetim ve denetim sürecinin başlatılmış olması önemlidir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sigorta sektörünün önemli bir alanı da tarım sigortalarıdır. Tarım sigortaları alanında ise 2025 yılında yaşanan ciddi meteorolojik afetler sonucunda TARSİM, üreticilerimize toplamda 23,1 milyar TL tazminat ödemiş, Ordu ilimizde bu rakam 1,23 milyar TL'ye ulaşmıştır. Zirai don, kuraklık, dolu, sel ve diğer afetlerin etkisiyle yapılan ödemeler 34 milyar TL'yle, TARSİM, tarihinin en yüksek hasar ödemesini gerçekleştirilmiştir. 2026 yılında parsel bazlı verim sigortasının yaygınlaştırılması ve gelir koruma sigortasına yeni ürünlerin eklenmesi üreticilerimizin risk yönetim kapasitesini daha da güçlendirecektir. 2025 yılı içerisinde yaşanan ve ülkemiz genelinde 63 ili kapsayan zirai don afeti de göstermiştir ki tarım sigortası tarımsal üretimin mutlak bir parçasıdır. İklim değişikliğine bağlı olarak meydana gelen doğal afetlerin yıllar itibarıyla artması ve ciddi zararlara yol açması üreticilerimiz için tarım sigortasını artık bir tercih olmaktan ziyade zorunluluk hâline getirmiştir. Başta fındık üreticilerimiz olmak üzere, tüm üreticilerimizi gerekli önlemleri zamanında alarak yüzde 70'e varan devlet prim desteği, çeşitli indirim fırsatları ve ödeme kolaylıklarıyla tarım sigortalarını yaptırmaya davet ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği gibi ülkemiz deprem kuşağı üzerinde yer almaktadır. Son yıllarda olan depremler, özellikle 6 Şubatta meydana gelen deprem ülke ekonomimizi derinden sarsmıştır. Yirmi beş yıl önce kurulan Doğal Afet Sigortaları Kurumu zorunlu deprem sigortasıyla kapsamdaki bütün konutlar ödenebilir seviyedeki primlerle depreme karşı güvence altına alınmakta, deprem hasarlarının karşılanmasında uzun vadeli kaynak birikiminin temin edilmesi sağlanmakta, toplumda sigorta ve sosyal dayanışma bilincinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır. DASK'ın deprem alanındaki tecrübesi de dikkate alınarak, sel ve heyelan başta olmak üzere tüm doğal afetleri içine alacak zorunlu afet sigortasına bir an önce geçilmesi faydalı olacaktır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tüm bu çalışmaların ortak hedefi daha güçlü bir sigorta sektörü, daha geniş bir finansal koruma ağı, daha yüksek tasarruf oranı ve daha dirençli bir ekonomi oluşturmaktır.              

Sayın Bakanım, biz de -az önce Sayın Genel Başkan Yardımcımızın dediği gibi- çeşitli temalarla sürekli halkın içerisindeyiz. Ciddi bir ekonomik daralma var. Bu manada, 1 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek olan küçük esnafımızın basit usulden gerçek usule geçirilmesi esnafımıza ek yük getirecektir, bu uygulamanın ileri bir tarihe ertelenmesini talep ediyoruz.

2026 bütçesi SEDDK'nin düzenleyici kapasitesini, denetim gücünü ve dijital altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli adımlar içermektedir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NACİ ŞANLITÜRK (Devamla) - Milliyetçi Hareket Partisi olarak 2026 bütçesine destek vereceğimizi belirtiyorum.

Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Şimdi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Diyarbakır Milletvekili Sayın Serhat Eren.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA SERHAT EREN (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli halkımızı, bizleri izleyen siyasi tutsakları, yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Bugün, İçişleri Bakanlığının güvenlik adı altında yurttaşlarına nasıl yaklaştığını gösteren güvensizlik anlayışını konuşmak istiyorum. Değerli milletvekilleri, İçişleri Bakanlığı iç barışın kurumu olmak yerine uzun zamandır iç korkunun idaresi olarak çalışıyor. Halkın huzurunu sağlamak gerekirken halkın iradesiyle savaşıyor. Kadın katillerine, çetelere şefkatli yüzünü gösterirken halka ceberut yüzünü gösteriyor. Bu, böyle gitmez,

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; güvenlik özgürlüğün alternatifi değildir; gerçek güvenlik kayyımlarla, yasaklarla, baskıyla değil, adaletle, eşitlikle, toplumsal rızayla sağlanır ama bizler her gün şafak operasyonlarıyla, yasaklama kararlarıyla ve sansürle uyanıyoruz. Bu, otoriter bir güvenlik anlayışıdır. İç barışın toplumsallaşmasında en fazla sorumluluğu olan bakanlık bugün Cizre'de, Urfa'da yasevlerine kilit vurmakla meşgul. Herkesin defnedilme ve yas tutma hakkı vardır. Taziyelere ve mezarlıklara saldırıların olduğu bir yerde insanlar kendilerini nasıl güvende hissedebilir.

Değerli milletvekilleri, Şırnak'tan Hakkâri'ye, Van'dan Dersim'e kadar birçok alan özel güvenlik bölgesi ilan edilerek Kürt'ün, Kürtlerin kendi toprağıyla, doğasıyla kurmuş olduğu bağlar parçalanmaktadır. Tarlasını ekemediği, hayvanlarını otlatamadığı, merasına çıkamadığı için göç etmek zorunda kalan Kürt'ün güvenliği değil bu. Soruyorum: Demokratik toplum barışı sürecinde bu özel güvenlik bölgeleri kimin için korunuyor? Barışı istiyorsak içeride siyasetin nefes alması gerekiyor. Siyaset nefes alamıyorsa toplum hiç nefes alamaz.

Değerli milletvekilleri, nerede bir işçi, öğrenci, kadın eylemi olsa güvenlik ve huzur gerekçesiyle anayasal hak olan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı fiilen askıya alınıyor. Bakın, sadece 2024 yılında 313 barışçıl gösteriye müdahale edilmiş, 27'si çocuk 2.611 kişi işkence ve kötü muamele görmüş. İşkence ve kötü muameleden söz açılmışken cezaevlerinden hastanelere, cenaze ve taziyelere götürülen siyasi mahpuslara ring araçlarında işkence ve kötü muamele uygulanıyor. Ağız içi ve ince arama dayatılıyor. Sevkler keyfî biçimde geciktiriliyor. 200 bin liraya varan keyfî masraflarla mapuslar cezalandırılıyor. Kelepçeli muayenelerle, kelepçeli cenaze törenleriyle iç barışı tesis edemeyiz.

Gelelim kayyum meselesine. Son on bir yılda 156 belediyeye kayyum atanmıştır. Sandıktan çıkan iradeyi koruması gereken bakanlık maalesef, sandıktan çıkan iradeyi gasbetmektedir. Kayyumlarla birlikte belediyeler yolsuzluğa, talana, hırsızlığa teslim edilmiştir ancak tüm kumpaslara, iftiralara rağmen bu hukuksuz rejim çökmüştür. Hakkında beraat kararı verilmesi gereken belediye eş başkanlarını dahi göreve atamayarak kayyumların bir güvenlik önlemi değil, açık siyasal bir tercih olduğunu gösteriyorsunuz. Halkın iradesini daha ne kadar gasbedeceksiniz Sayın Bakan?

Değerli milletvekilleri, gelelim bu politikaların yarattığı toplumsal yıkıma, uyuşturucu, fuhuş ve çetelere. Ülkeyi Netflix dizilerine çevirdiniz. Diyarbakır'da Selefiler, İstanbul'da Daltonlar, Red Kitler, Casperlar gibi yeni nesil çeteler... Üstelik bu çetelerin üyelerinin çoğu çocuk. Gençler işsizlik, adaletsizlik geleceksizlik hissiyle kriminal alanlara itiliyor. Diyarbakır'dan örnek vermek istiyorum: Uyuşturucu kullanma yaşı 9'a düşmüş. Artık, yalnızca gençler ve kadınlar değil çocukların da güvenliği tehdit altında.

Devlet içerisinde çetelerle mücadele ettiğinizi iddia ediyorsunuz ama Lice'de asker ve polisler çetelerle iş birliği yapıyor. Binbaşı, yüzbaşı, İlçe Jandarma Komutanı, astsubay ve korucuların içerisinde olduğu bu çeteleri anlatmama gerek yok, çok iyi biliyorsunuz Sayın Bakan. Lice Jandarma Karakol Komutanı kendisine özel uyuşturucu tarlası dikmiş. Diyarbakır'da uyuşturucu ticareti yapan dokunulmaz askerler kimdir Sayın Bakan? İşte, devlet içerisindeki bu çetelerden güç alan yeni nesil çeteler, pervasız bir biçimde ellerinde uzun namlulu silahlarla, yüzleri kapalı bir şekilde "Gece on ikiden sonra devlet biziz." diyebiliyorlar Sayın Bakan. Bağlar'da, Sur'da bu çetelerin cirit attığını, nerelerde cirit attığını en çok Diyarbakır Emniyeti biliyor. Peki, Diyarbakır'da, güvenliğin en üst düzeyde olduğu, kameraların her tarafta olduğu, Türkiye'de istihbaratın en güçlü olduğu bir yerde bunlar nasıl oluyor Sayın Bakan? (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Soruyorum: Diyarbakır'da devlet kimdir? "Türkiye'nin huzurunu bozanların huzurunu bozacağız." diyorsunuz. Peki, gerçekte kimin huzuru bozuk? Şantajlarla, haraçlarla iş yerini kapatmak zorunda kalan esnafın mı huzuru bozuk, çocukları uyuşturucu ve fuhuş çetelerinin eline düşmesin diye kentten göç etmek zorunda kalan halkın mı huzuru bozuk, yoksa uyuşturucu ve fuhuş çetelerinin mi Sayın Bakan?

Türkiye, Meksika kaynaklı metamfetaminin transit merkezi olmuş, Mersin Limanı kokainin durağı olmuş. Geçtiğimiz yıl 427 insanımızın yaşamını yitirmesini engelleyemediniz. Siz uyuşturucu baronlarıyla değil, hâlâ Kürtçe ıslık çalanlarla mücadele ediyorsunuz.

Sayın Bakan, siz açıkladınız, 2025 yılının ilk on ayında 217 kadın cinayeti işlenmiş. Bu sayının kendi zaten utanç verici; üstelik şüpheli ölümler, cezasızlık ve korunmayan kadınlar bu tablonun içerisinde yok, Rojin Kabaiş yok, Gülistan Doku yok. Çocukları koruyamayan, kadınları yaşatamayan böyle bir güvenlik anlayışı olabilir mi Sayın Bakan?

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu, nefret suçları. Kürtlere, Alevilere, gayrimüslimlere, Romanlara, göçmenlere, kadınlara yönelen nefret söylemi medya diliyle, siyasetle ve güvenlikçi yaklaşımlarla sürekli bir biçimde yeniden üretilmektedir. Bugün, 90'ların katliamcı sembollerinin yeniden dolaşıma sokulmasının, Yeşil kod adlı katillerin, JİTEM'cilerin hortlatılmasının, Kürtleri tehdit eden Toros baskılı tişörtlerin sokaklarda, statlarda, Ahmedspor maçlarında sergilenmesinin nedeni, kolluğun ve yargının nefret diline göz yuman, cezasızlığı bir politika hâline getiren hoşgörülü yaklaşımının sonucudur. Nefret suçunun cezasız kaldığı her durumda yalnızca bir kişi değil, toplumun tamamı yaralanır. Toplumu bu denli çürüten başka bir zehir yoktur. Nefretle yönetilen bir ülkede ne barış inşa edilebilir ne de eşit yurttaşlıktan söz edilebilir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sadece eleştirmiyoruz, halkların birlikte, bir arada, eşit koşullarda yaşamasını sağlayacak demokratik toplum sürecinde toplumsal güveni tesis edecek, inancı, umudu artıracak çözüm önerileri de sunuyoruz.

Bakın, 10 siyasi partinin üzerinde uzlaştığı kayyum politikasına son verecek yasa teklifi kabul edilmeli, seçilmişler görevlerine iade edilmelidir. Özel güvenlik bölgeleri ve fiilî OHAL uygulamaları sonlandırılmalı; toplantı, gösteri, ifade, basın ve örgütlenme özgürlüğü güvence altına alınmalıdır. Gömülme ve yas tutma hakkı engellenmemeli, cenazelere ve mezarlıklara yönelik saldırılar durdurulmalıdır. Kadına yönelik şiddet ve cinayetler önlenmeli, işkence ve kötü muameleyle etkin biçimde mücadele edilmelidir. Uyuşturucu ve fuhuşla mücadele sadece operasyonlarla değil çocukları ve gençleri koruyan sosyal, ekonomik, rehabilite edici politikalarla yürütülmelidir. Barış sürecine zarar veren, nefret suçlarında cezasızlığı esas alan, ayrımcı, dışlayıcı siyasal dilden vazgeçilmelidir. Gelin, iç barışımız ve toplumsal güvenliğimiz için demokratik toplum sürecini sözde değil hakları tanıyan, hakları güvence altına alan somut adımlarla güçlendirelim.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Bingöl Milletvekili Sayın Ömer Faruk Hülakü... (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Bingöl) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve çok kıymetli haklarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, gençler ölüyor; çocuklar ölüyor Sayın Bakan. Sayın Bakan uçmuş! (DEM PARTİ sıralarından gülüşmeler) Gençler ölüyor, çocuklar ölüyor. Biz eskiden uyuşturucu meselesini konuştuğumuzda gençlerden bahsederdik, gençlerin nasıl uyuşturucu batağına düştüğünden bahsederdik ama şimdi, ne yazık ki üzülerek söylüyoruz, uyuşturucu artık çocukların kullanımında, 12 yaşa kadar düşmüş Sayın Bakan, 12 yaşa kadar; gerçekten, bu, bizler için çok acı verici bir şey.

Değerli milletvekilleri, bu ülkenin gençleri göz göre göre uyuşturucunun ağlarına çekiliyor, sokaklar zehir tacirlerine bırakılmış durumda. Ama bu bütçede sosyal politika yok, önleyici çalışma yok, bağımlılıkla mücadele merkezlerinde gerçek bir yatırım yok çünkü iktidar sorunu kaynağında çözmek yerine, polisiye görüntülerle başarı hikâyesi yazıyor. 15 yaş üstü nüfus içerisinde madde kullanımı sayısı yaklaşık 2 milyon kişidir; bu, Sağlık Bakanlığının son yayımladığı veridir. Peki, Bakanım, siz ne diyorsunuz? Geçen yıl Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakanın uyuşturucuyla ilgili paylaştığı verileri aktarıyorum size: 41 bin operasyon, 30 bin kişi yakalanmış, 81 ton uyuşturucu ele geçirilmiş. Peki, bu yıl ki bütçede 50 bine yakın operasyon, 35 bin kişi yakalanmış, 42 ton uyuşturucu ele geçirilmiş.

Sayın Bakan, aslında ortada bir operasyon falan yok, ortada bildiğiniz bir şov var. Ben avukatlığımdan biliyorum, size aktarayım: Her gelen Emniyet müdürü ilk geldiği zaman basına manşet geçiyor: "Falan ilde uyuşturucu operasyonu: Bu kadar kişi gözaltına alındı, bu kadar kişi tutuklandı." Peki, tutuklanan kişiler kim, yakalanan uyuşturucu miktarı ne kadar, bunları biliyor musunuz? Her birinde içimlik, birer gram, ikişer gram yakalanıyor ama kameralara, basına bir şov yapılıyor, "Müthiş bir uyuşturucu operasyonu." diye lanse ediliyor, aslında ortada uyuşturucu falan yok. Onlara da operasyon yapılsın, içicilere de yapılsın, herkesin içmesine engel olunsun ama işin kaynağına inmediğiniz sürece bu operasyonlar boştur. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Uyuşturucunun kaynağına inilmediği sürece, baronlara, çetelere müdahale edilmediği sürece yaptığınız bütün şovlar boştur. Eğer gençlerin işsizliğine, yoksulluğuna, geleceksizliğine dokunamıyorsanız; torpilde, liyakatsizlikte ısrar ediyorsanız; okuldan kopuşu, barınma sorununu, mahalledeki derinleşen yoksulluğu görmezden geliyorsanız yaptığınız tek şey istatistik makyajlamaktır.

Değerli milletvekilleri, bir diğer konu ise göç ve geri gönderme merkezlerindeki hak ihlalleridir. Göç meselesi, yıllardır bu ülkenin üzerine boca edilen plansızlığın, denetimsizliğin ve siyasi hesaplarla yürütülen kirli pazarlıkların en görünür alanı hâline gelmiştir. İçişleri Bakanlığının bu konudaki uygulamaları ne güvenliği sağlamış ne toplumsal huzuru korumuş ne de insan haklarını gözetmiştir. Milyonlarca insanı belirsiz statülerde yıllarca tutan ve toplumdaki gerilimi bilinçli olarak tırmandıran bu yaklaşım hem insani hem siyasi açıdan iflas etmiştir.

Bu ülkede milyonlarca göçmen belirsiz statülerde tutuluyor. Aynı zamanda bu ülkede binlerce genç umutsuzluk nedeniyle göç yollarına düşüyor. Bingöl nüfusuna kayıtlı 23 yaşındaki Taner Balat, bu gençlerden sadece birisi. Aylardır kendisinden haber alınamıyor. Ailesi kapı kapı dolaştı, iktidar ise tek bir açıklama dahi yapmıyor. Ne göçmenlere dönük şeffaf bir politika var ne de ülkeyi terk etmek zorunda kalan, sınırların belirsizliğinde kaybolan gençlerin ülkede kalmasını sağlayacak bir mekanizma var. Göçmenleri suçlu gibi gösteren, toplumu kutuplaştıran söylemler var ama çözüm yok. DEM PARTİ olarak açıkça söylüyoruz: Siz göçü yönetemiyorsunuz. Göç üzerinden siyaset üretiyor, kriz yaratıyor, sonra da o krizi kendi sorumsuzluğunuzdan kaçmak için kullanıyorsunuz. Bu bütçe de bu sorumsuzluğun devam edeceğini gösteriyor.

Sayın Başkan, bu ülkenin İçişleri Bakanlığı toplumdaki korkuları yönetmeyi güvenlik politikası sanan bir anlayışla hareket ediyor. İnsan haklarını yük, sosyal politikaları gereksiz, şeffaflığı tehdit olarak gören bir zihniyet bu bütçeye damgasını vurmuş durumdadır. Bizler ekmek ve barış için bütçe diyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖMER FARUK HÜLAKÜ (Devamla) - Ekmeğin ve barışın olduğu bir bütçede silaha, savaşa, nefrete, hak ihlallerine yer olmayacağını savunuyoruz.

Teşekkür ediyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

İstanbul Milletvekili Sayın Çiçek Otlu.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÇİÇEK OTLU (İstanbul) - Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; Rojin Kabaiş 27 Eylül 2024 tarihinde kayboldu. On sekiz gün sonra, 24 kilometre ötede, suyun ters yönde aktığı yerde bulundu. Rojin Kabaiş'in ailesinin ve Rojin Kabaiş adalet komisyonlarının yürüttüğü mücadele sonucunda Valilik, Adli Tıp Kurumu ve İçişleri Bakanlığı açıklama yapmak zorunda kaldı. Van Valisi suda boğulduğunu söyledi ama bir kere daha görüldü ki suda hiçbir delil gizlenemiyor.  Adli Tıp Kurumunun tüm gizleme politikalarına rağmen, tüm saklama politikalarına rağmen Rojin Kabaiş'in vücudunda 2 erkeğe ait DNA bulundu ama tam bir yıl sonra bulundu. Dosyada gizlilik kararı alındı ve hiçbir şekilde dosya ne barolara ve avukatlara ne de kadın örgütlerine teslim edildi. Tek gördüğümüz şey, AKP rejiminin erkek egemen sistemiyle şüpheli kadın ölümlerinin devam etmesidir. Biz bir kere daha görüyoruz, suda boğulma değil şüpheli ölümdür, erkekler tarafından Rojin Kabaiş katledilmiştir.

Bir yıldır mücadele sürüyor, bir yıldır Adalet Bakanına soruyoruz: Rojin Kabaiş'e ne oldu, katilleri nerede? (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Van Emniyet müdürleri ve polisleri Rojin Kabaiş'i katledenleri bulacaklar mı? Katillerini arayacaklar mı? Evet, Dersim'den biliyoruz, Gülistan Doku'nun hâlâ cenazesi bulunmadı, hâlâ katilleri bulunmadı. Ankara'da katledilen, apartmanın 12'nci katından atılan Şule Çet için mücadele edilmişti, "Gecenin bir vakti, bir genç kadının o plazada ne işi var?" dediler ama genç kadınlar, adalet komisyonu mücadelesi yürütenler Şule Çet'in öldürüldüğünü iddia ettiler. Şimdi de görüyoruz ki Rojin Kabaiş için adalet komisyonları mücadelesini yükseltiyor ve bu saklılığın, dosyadaki gizliliğin ortadan kalkmasını istiyoruz. Evet, adalet istiyoruz; cezasızlık politikasıyla hapishanelerden saldığınız ya da gözaltına almadığınız fail erkeklerin gözaltına alınıp yargılanmasını istiyoruz; bu cezasızlık politikalarının kalkmasını istiyoruz.

Evet, Rojin Kabaiş için mücadele yürüten ailesiyle, Rojin Kabaiş için mücadele yürüten adalet komisyonlarıyla birlikte 30 Ocakta Ankara'da Bakanlığa doğru yürüyeceğiz ve Türkiye buluşması örgütlenecek. Rojin Kabaiş'e ne olduğunun ve 2 erkeğe ait DNA'nın kime ait olduğunun açıklanmasını istiyoruz. Adli Tıp Kurumu ve İçişleri Bakanlığı eğer Rojin Kabaiş'e ne olduğunu bulmaz ve katilleri yakalamazsa bu suça ortak olduğunu düşünüyoruz çünkü Van Yüzüncü Yıldaki kaybolma hikâyesinde kesinlikle birilerinin korunduğunu ve orada, büyük ihtimalle, zengin olanların, sermaye sahiplerinin ya da AKP rejimine yandaş olanların korunduğunu düşünüyoruz. O nedenle de "Rojin Kabaiş'e ne oldu?" "Rojin Kabaiş için adalet." diyoruz. 30 Ocak 2026 yılında Ankara'da buluşmaya "Rojin için adalet." demeye çağırıyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Özgül Saki.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, bu konuşmamda Afet ve Acil Durum Başkanlığı üzerine konuşacağım.

Türkiye'de son üç yılda 110 bin deprem kayda geçti, büyük İstanbul depremi kapıda. Afet ve Acil Durum Başkanlığının durumu ise içler acısı olma hâlini devam ettiriyor. Bakın, daha yakında, hakemli Science bilim dergisi İstanbul depremi üzerine makale yayınladı; tehlikenin çok arttığını ve gerekli tedbirler alınmazsa insan faktörü açısından durumun vahim olacağını söyledi. İTÜ'den yine bir deprem raporu açıklandı, bu ön raporda gerekli tedbirler alınmazsa İstanbul için sonuçların gerçekten çok vahim olacağı söylendi. Peki, bütün bunlar olurken AFAD kendisi de bir rapor yayınladı, bu raporunda âdeta kendisinin lime lime döküldüğünü açıklıyor. "Bir yılda teslim edilecek." denilen evlerin hayal olduğunu kendisi söylüyor. Bakın "Konteyner Kentler" diye bir başlık koymuş, konteynerleri kent yapmış ve diyor ki bu raporunda: "649.632 kişi 6 Şubat 2023'ten sonra hâlâ konteynerlerde yaşamaya devam ediyor." Ve yıkımın en büyük olduğu yer olan Hatay'da yüz binlerce depremzede hâlâ konteynerlerde yaşıyor. Evleri bitmeyenlere bir de "Konteynerlerden de çıkın." deniyor ve tahliyeler başladı. TOKİ  taşınılmadan, daha taşınılmadan barınma hakkını ortadan kaldırarak diyor ki "Başınızın çaresine bakın." Hatay'dan depremzede arkadaşlar defalarca bütün birimlere başvuruyorlar, bize başvuruyorlar. Temeli bile atılmamış evler için kira desteğini kesiyorsunuz ve buna ilişkin açıklamanız yok. Sonra, o "muhteşem" diye yaptığınız TOKİ'lerin ne altyapısı var ne orada çevre düzenlemesi var ama onlara "Gidin." diyorsunuz; tek isteğiniz, o istatistiklerinizde rakamlar yüksek görülsün yoksa insanların deprem sonrası yaşamı konusunda tek bir politikanız yok. Bakın, bunu niye söylüyorum? 2023'te depremin ikinci gününden itibaren Mahalle Afet Gönüllüleriyle birlikte İslahiye'ye gitmiş, aylarca Arsuz, Adıyaman, Hatay'da kalmış birisi olarak söylüyorum; sonrasında, Afet İçin Feminist Dayanışmayla yine aylarca orada kalıp AFAD'ın lime lime dökülen içler acısı hâlini gördüğüm için söylüyorum.

Peki, niye böyle? Şimdi, 2009'da bir yönetmelik yayınlandı devlet tarafından. "Efendim, her şeyi biz kontrol altına alacağız. Yerel yönetimler karışamaz, bölge içindeki sivil toplum kuruluşları karışamaz, her şeyi biz yapacağız. AFAD tek başına yapacak." AFAD'ı eğer gidip deprem bölgesinde görseydiniz... O saraydan talimat almadan Zonguldak'taki maden işçilerini bile deprem bölgesine sevk edemedi. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Bizi kırk sekiz saat havaalanında bekletti. Neymiş? Cumhurbaşkanlığından onay bekliyormuş. O arada insanlar enkaz altında ölmüş, soğuktan ölmüş; hiç umurunda değil. Tek bir şey var, politik olarak tek kişiye bağlılık ve oradan icazet almadan tek bir adım atmamak.

Dolayısıyla, şimdi, bugüne geldiğimizde AFAD nasıl çalışıyor? AFAD, Erdoğan'a yurt içinde ve yurt dışında desteği artırmak için tasarlanmış bir yardım kuruluşu ağı olarak çalışıyor. Bu yardım kuruluşlarını da sakın ola ki alanında gerçekten çalışanlar diye düşünmeyin; AFAD da dinî temelde -aynen MEB'de olduğu gibi, Aile Bakanlığında olduğu gibi- cemaatlerle birlikte iş görmeyi kendine görev bilmiş vaziyette. Mesela, 6 Şubatın ilk kırk sekiz saatinde AFAD'ın döküldüğünü sadece biz söylemiyoruz, uluslararası raporlara girdi bu hikâye.

Bakın, AFAD'da asla kadınlar diye bir şey yok, AFAD'da tek bir toplumsal cinsiyet uzmanı yok; kadınlar afet zamanlarında kaderleriyle baş başa bırakılıyor ve Bakanlığın 2024 Sayıştay raporunda "bulgusuz" deniliyor. Hâlbuki bu "bulgusuz" denilen şeyde bakın neler kayıt dışı: 44 hizmet binası kayıtlara işlenmemiş, 25 lojistik depo kayıt dışı, bazı binaların tapu fiil kullanımı uygunsuz. Türkiye'nin en kritik afet lojistiği niye kayıt dışı? Bu kaynakları ne yapıyorsunuz, niye denetime açmıyorsunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Çünkü biz biliyoruz ki burada -deprem yardımı zamanlarında da gördük- siz yandaşlarınıza her şeyi biriktirmek için bu AFAD'ı da kullanıyorsunuz. Ben gözlerimle gördüm, orada bir sürü insan can havliyle kamyon kamyon yardımlar gönderdi, el koydunuz; seçim zamanı dağıtmak üzere depolarda beklettiniz, bizzat şahidim.

LÜTFİYE SELVA ÇAM (Ankara) - Çok ayıp ya! Çok büyük bir vicdansızlık bunu söylemeniz.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Dolayısıyla, biz bunlara izin vermeyeceğiz, olası afet durumlarında tüm göçmenlerin, kadınların, herkesin insani bir şekilde yaşaması için gerekli olan ne varsa yapacağız. Siz yapacağımızı bildiğiniz için de yine orada, 6 Şubat 2023'ten sonra bütün yerel yönetimlerin hizmetlerini engellediniz, Afet İçin Feminist Dayanışmanın kamyonuna el koymaya kalktınız.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Dolayısıyla, sizin afet yönetimi politikanız iflas ediyor, batıyor ama biz mücadelemize devam edeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

 

Van Milletvekili Sayın Zülküf Uçar.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.

Ben, öncelikle, ekran başında bizi izleyen değerli halkımızı ve zindanlardaki yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

İki gün sonra, Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti'ne kurulan komplo ve akabinde Qazi Muhammed ile yoldaşlarının tutuklanmasının yıl dönümü. Mahabad Kürdistan Cumhuriyeti sadece on bir ay sürse de Qazi Muhammed ve yoldaşlarının büyük mirası olarak Kürt tarihinde yerini aldı. Vasiyetnamesinde şöyle diyordu: "Her halkın, ulusun başarı sembolü birlik ve dayanışmadır." Bu vasiyet bugün bizler için de aynı şekilde geçerlidir; ulusal birlik en temel ihtiyaçtır. Şüphesiz ki bu birlik, Sayın Öcalan'ın da vurguladığı gibi, demokratik temelde gerçekleşmek zorundadır. Demokratik Kürt birliği özgürlük ve eşitliğin yoludur. Bu vesileyle, Qazi Muhammed ve yoldaşlarını bir kez daha anarak başlamak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, barış ve demokratik toplum süreci silahların susması ve yerine siyasetin konuşmaya başlamasını strateji olarak belirler. Bu süreci sadece PKK'nin silah bırakması olarak tarif etmek sürecin gerçek amacını ve anlamını ıskalamaktır. Süreç, her türlü güvenlikçi siyaset biçimlerini aşmayı gerektirir. Süreç özgür yurttaşı arıyor, demokratik toplumu arıyor ve bu, bütün bir yaşamı denetim altında tutulan, sürekli kontrol edilen, ayrımcılığa maruz bırakılan yurttaşlarla mümkün değildir. Her bir yurttaşın kendini kolluk karşısında hak sahibi hissetmesi ve özgür hissetmesi gerekir; itiraz edebilmesi gerekir, onu hukuki usullere zorlayabilmesi gerekir oysa tek bir itiraz dahi ya fiziki şiddete ya tehdide maruz bırakılıyor. Daha dün Gever'de, yine yolda bir aileye yönelik GBT araması yapılarak aileye yönelik tehditler ve hakaretler edildi. Neredeyse her sokak başına ve yollara kurulan kontrol noktalarına ve GBT aramalarına artık derhâl son verilmelidir. Kolluk, kendini her türlü hukuki kuralın üstünde görüyor, yurttaşlara karşı hukuk dışı her türlü muameleyi kendine hak görüyor.

Bakın, sıkça söylüyoruz, Kürt kentlerinde hemen her hafta bir ajanlık dayatması medyaya yansıyor. Van'daki ajanlaştırma girişimini size önergelerle defalarca sorduk Sayın Bakan ama hiçbirine cevap vermediniz. Oysa o olayda da Van'daki olayda da açık bir telefon numarasıyla arama vardı ve orada parti yöneticimiz açıkça tehdit edilmişti. Yine aynısı, daha birkaç gün önce Muş'ta gerçekleşti. Demokratik Bölgeler Partisi yöneticimize yönelik açık bir tehdit ve yöneticimizin düşürülmeye çalışıldığı bir durumdan söz ediyoruz ama bu duruma, basına yansıyan bu duruma da yine sessiz kalmayı seçtiniz Sayın Bakan. Yıllardır bu ajanlık dayatmaları yoğunlaşarak devam ediyor. Şu soruları artık cevaplamanız gerekiyor: Bu gençler kimlere karşı ajanlaştırılıyor? Kürtlere karşı yeni bir muhbirlik ve jurnalcilik yöntemi mi başladı? Hemen her gün ajanlık dayatması yapan kamu görevlileri kimlerdir? Biliyoruz, yine susmayı tercih edeceksiniz Sayın Bakan ama biz sizin yerinize cevap verelim. Polis, bizzat Kürt halkına karşı ajanlaştırma faaliyetleri içerisinde. Bu şekilde Kürt toplumsallığı parçalanmak, teslim alınmak isteniliyor çünkü Kürt halkını kriminal gören o inkârcı gelenek hâlâ bürokraside ve kolluk mekanizmasında yaşamaya devam ediyor. İşte, tam burada Sayın Öcalan'ın bahsettiği bir olguya gelmiş oluyoruz; norm dışı devlet bir gelenek olarak hâlâ devam ediyor ve siz buna karşı hiçbir önlem almıyorsunuz.

Yine, yapmadığınız bir şey daha var Sayın Bakan, o da birer gasp memuru olarak atadığınız kayyumları geri çekmemek. Bakın, sürecin ruhuna uygun olarak bu kayyumları bir an önce geri çekmeniz gerekiyordu. Hadi bunu geçtim, Bahçesaray Belediye Başkanımız daha önce kayyum atamanıza gerekçe gösterdiğiniz, ceza aldığı yargılamada üst mahkemenin bozma kararına rağmen, beraat etmesine rağmen ve talebi olmasına rağmen hâlâ kayyum iradesini ortadan kaldırmadınız; Ayvaz Hazır Başkanımızın göreve iadesini sağlamış değilsiniz. Yine, ortada hiçbir gerekçe yokken kayyumlarla gasbetmeye devam ediyorsunuz. Açık söyleyelim, bu hukuksuzluklar silsilesi şüphesiz ki ekonomik bunalımın baş sebebidir ama Maliye Bakanı çözüm arıyorsa önce sizi, İçişleri Bakanını hukuka davet etmelidir.

Teşekkür ederim.(DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Antalya Milletvekili Sayın Hakkı Saruhan Oluç.

Buyurun.(DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (Antalya) - Sayın Başkan, sayın vekiller, ekranları başında bizleri izleyen değerli halkımız ve cezaevlerindeki arkadaşlarımız; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Hoş geldiniz Sayın Bakanlar, Bakan Yardımcıları ve değerli bürokratlar.

2026 bütçesini konuşuyoruz fakat aynı yaklaşım, aynı zihniyetle hazırlanan bir bütçe daha karşımızda; yanlış politik tercihler konusunda ısrarlı ve istikrarlı bir bütçe daha var karşımızda. İktidar yanlış politik tercihlerde bulunma konusunda ısrarlı olunca biz de eleştirilerimizde ısrarlı oluyoruz doğal olarak.

Sayın vekiller, bu konuşmamda üç şehir efsanesi üzerinde durmak istiyorum. Birincisi: "Emekçiyi ve emekliyi enflasyona ezdirmiyoruz." İkincisi: "Doğru şekilde büyüyoruz." Üçüncüsü: "Vergide adaleti sağlıyoruz." Tek tek bakalım kısaca.

Her yıl bütçe tartışmaları asgari ücretin sözde ortaklaşılarak, özde ise tek taraflı saptandığı günlere denk geliyor. Bakın, 2025 yılında asgari ücret 22.104 lira olarak belirlendi ve bu ücret yıl boyunca sabit kaldı oysa fiyatlar her ay arttı. Her ayın TÜFE değişimine göre belirlenen fiyat artışı uygulandığında, yılın tümünde asgari ücretlinin 49.302 lira kayba uğradığı sonucuna varıyoruz. Enflasyona ezdirdiniz yani emekçiyi, emekliyi, ücretli çalışanı. Ayrıca, toplumun en yoksul kesiminde yer alan asgari ücretlilerin harcamaları ağırlıkla barınma ve gıdaya ayırılıyor, bunu hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla, asgari ücretlinin enflasyonu genel orandan çok daha yüksek yaşadığını da biliyoruz. Bu durum 2026'da da devam edecek, 2025'in kaybı telafi edilmiş olmayacak, buna yeni kayıplar eklenecek. Günümüzde ücretli çalışanların ve emeklilerin alım gücü tarihî seviyelerde çökmüş durumdadır. Çalışan nüfusun dörtte 3'ü açlık riski altında yaşamaya mecbur bırakılmıştır. Ayrıca, emeklilerin önemli bir kısmı 16.881 lira gelirle yaşamaya mahkûm edilmişlerdir. TÜRK-İŞ verileri açlık sınırının 30 bin liraya, yoksulluk sınırının 97 bin liraya ulaştığını göstermektedir. Maalesef, asgari ücret artık ortalama ücret olmuştur ve bu iktidar, asgari ücretliyi, işçiyi, emekçiyi, emekliyi yani milyonlarca insanı enflasyona ezdirmeye devam etmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre, 20 milyon yurttaş sosyal yardımlarla yaşamını sürdürmektedir. Bu tabloyu siz yarattınız Sayın Bakan.

Sayın vekiller, gelelim büyümeye. Büyümeyi iki açıdan ele alalım: Birincisi, sektörel düzeyde büyüme ve yaşanan sorunlar; ikincisi ise büyümenin sonunda ortaya çıkan eşitsizlikler.

Rakamlarla Türkiye ekonomisi 2025 yılının üçüncü çeyreğinde yıllık yüzde 3,7 oranında büyümüş, sadece üçüncü çeyrek büyümesi de yüzde 1,1 olmuş. Bakalım: Tarım sektörü üçüncü çeyrekte geçen yıla göre yüzde 12,7 gibi rekor bir oranda küçülmüş. Hani, hep yakınılıyor ya dünyada gıda maddelerinin fiyatı gerilerken Türkiye'de niye rekor artışlar yaşanıyor diye; işte, yanıtı bu ölçüde ve önceki dönemin bu oranlarında gizli. Dramatik bir gerileme, 2018'den sonraki en kötü yıl, çok vahim bir tablo bu; tarım sektöründen bahsediyoruz. Tarım yıllardır âdeta can çekişiyor, geriliyor. Tarımda küçülmenin çok ciddi sonuçları var, gıda enflasyonu kronik hâle geliyor. "Gıda fiyatlarındaki artış, enflasyondaki düşüşü duraklatıyor." diyor. Kim diyor? Merkez Bankası raporu diyor. Varlık içinde yokluk çekiyoruz. Ekonominin lokomotifi olması gereken sanayide de pay anlamında belirgin bir kayıp var. Gayrisafi yurt içi hasıladaki payı bu yılın ilk üç çeyreği itibarıyla yüzde 20,4 inmiş vaziyette ama bu iki sektörden yani sanayi ve tarımdan çok çok daha hızlı büyüyen bir sektör var: Hizmetler sektörü. Hizmetler sektörü, bu yılın ilk üç çeyreği toplamında yüzde 73,5'a yükselmiş vaziyette.

Sayın Bakan, şimdi, hep konuştuğunuz "büyüme" kavramını tartışmamız lazım. Sadece rakamlar ve nicelikler değil, gerçekler ve nitelikler de önemli.

 Gelelim eşitsizliklere... Büyümeden ya da millî gelirden pay alanlar itibarıyla iş gücü gelirlerinin payı yüzde 35'e gerilemiş; buna karşın, her şeye rağmen, işletme kârları yüzde 46,7'ye yükselmiş, son durum bu. Emekçi yoksulluğu ve gelir dağılımı adaletsizliği resmî verilerle dahi gizlenememektedir. Türkiye'de enflasyon başta olmak üzere işsizlik, güvencesiz istihdam, ucuz emek, gelir dağılımı ve vergi adaletsizliği gibi ekonomik sorunlar her geçen gün daha da büyümektedir. Son yıllarda ülkede servet ve gelir dağılımı iyiden iyiye bozulurken emekçiler en temel ihtiyaçlarını dahi borçlanarak karşılamak zorunda kalmaktadır. TÜİK istatistiklerine göre, nüfusun sadece yüzde 39'u borçlu durumda değil, geri kalanı borçlu. Bireysel borçluluk ekonomik bir yaşam biçimine dönüştürülmüş; 42,4 milyon yurttaş kredi kartı borcu altına sokulmuş, toplam kart sayısı 460 milyona yaklaşmış, yurttaşların yüzde 52'si gelirinin en az yarısını borç ödemeye ayırmak zorunda kalmış, borçlandırma rejimi sistematik bir devlet politikası hâline gelmiş. Durum bu, bu tabloyu siz yarattınız Sayın Bakan.

AKP iktidarının "Ekonomi büyüyor." söylemlerinin gölgesinde gelir dağılımı adaletsizliği ve servet eşitsizliği giderek artmış, yapısal bir sorun hâline gelmiş, kronik bir sorun hâline gelmiş. Borçlular daha fazla borçlu, varlık sahipleri daha zengin hâle gelmiş. TÜİK Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması'na göre bu durum. En zengin yüzde 20'lik kesim 2024 verilerine göre toplam gelirin yüzde 48'ini alırken en yoksul yüzde 20'lik kesim ise toplam gelirin sadece yüzde 6'sını elde etmektedir; durum bu. Yine, en zengin yüzde 1'lik kesim Türkiye'deki toplam servetin yüzde 42'sine sahipken en zengin yüzde 5'lik kesim toplam servetin yüzde 59,2'sini kontrol etmektedir; bu tabloyu siz yarattınız Sayın Bakan. Türkiye, Avrupa ülkeleri içinde gelir eşitsizliğinin ve adaletsizliğinin en yüksek olduğu ülke konumundadır, insanlar çalıştıkları hâlde yoksulluk girdabından çıkamamaktadırlar; durum bu kadar vahim bir hâl almıştır. Türkiye'de en zengin yüzde 20'lik grup en yoksul yüzde 20'lik grubun yaklaşık 9 katı fazla gelir elde etmektedir. Nüfusun en varlıklı ve en düşük gelirli yüzde 10'luk dilimleri arasındaki fark 12,3 kata çıkmıştır; bu tabloyu siz yarattınız Sayın Bakan.

Sayın vekiller, bakın, eşitsizlik sadece gelir farkıyla da sınırlı değildir aynı zamanda bölgesel farklılıklar da çok büyüktür. TÜİK'in bölgesel gelir verileri derin bir uçurum olduğunu göstermektedir. İstanbul'da kişi başına düşen gelir Ağrı'dakinin 7,2 katıdır. Kürt nüfusun yoğun olduğu 11 bölge ilinde, Kürt coğrafyasındaki yoksulluk oranı Türkiye ortalamasının 2 katından fazladır.

Sonuç olarak, AK PARTİ'nin izlediği politikalar neticesinde, Türkiye'deki gelir uçurumu giderek derinleşmiş ve bu durum, beraberinde toplumsal adaletsizliğin derinleşmesine yol açmıştır.

Sayın vekiller, o sebeple bir kez daha söylüyoruz: Kamu kaynaklarının yoksullara, emekçilere, halklara, kadınlara, çocuklara, engellilere daha etkin bir şekilde yönlendirilmesi gerekiyor. Servet vergilerini artırarak eşitsizliği azaltacak politikaların benimsenmesi gerekiyor. Bölgesel gelir eşitsizliğinin azaltılması için bölgesel farklılıkların giderilmesine yönelik yatırımların artırılması ve bütün bunlar için de kapsamlı sosyal politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.

Vergi adaletsizliğiyle ilgili de  iki üç cümle söylemek istiyorum. Vergi adaletsizliği bu eşitsizlikleri büyütmektedir. Vergi sistemi adaleti sağlamamaktadır. Emekçi ve işçiler, toplumun dar gelirlileri ve ücretli çalışanları vergi yükünü sırtlamışlardır. Vergi dilimleri adaletsizdir. Vergi adaletsizliğinde Avrupa Birliği ülkeleri arasında ve OECD ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Dolaylı vergi cehennemini yaşatıyorsunuz milyonlarca insana ve doğrudan vergi cennetini de bir avuç varlıklıya.

Şimdi, sayın vekiller, 2026 bütçesi yurttaşın refahını artıracak hiçbir somut hedef içermemektedir. Bu kadar adaletsizlik ve eşitsizlik neye yol açmaktadır? Bunu her gün hepimiz yaşıyoruz. Şimdi, makroekonomik istikrar tesis edilmiyor, yapısal reformlar yapılmıyor, teknoloji geliştirme ve inovasyon kapasitesi yükseltilmiyor, eğitim sistemi dünyayla yarışır hâle getirilmiyor, kadınların ve gençlerin potansiyelini açığa çıkartmalarının önü açılmıyor, evrensel hukuk ve demokrasi ilkeleri işletilmiyor; bütün bunlar yapılmıyor. Ekonomide adalet yok, ekonomide demokrasi yok, siyasette demokrasi ve hukukun üstünlüğü yok. Bunlar vazgeçilmez çıpalar olmalıdır Sayın Bakan eğer bunlar vazgeçilmez çıpalar olmazsa, zihniyetinizdeki dönüşümü gerçekleştirmezseniz bu girdaptan hayırlı bir şekilde çıkış yoktur. Bunu bir kez daha söyleyelim.

2026 bütçesinin özellikleri esas olarak bunlardır.

Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Mardin Milletvekili Sayın Kamuran Tanhan.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben de cezaevlerinde ceza infaz kurumlarının işkencelerine, zulmüne maruz kalanlar başta olmak üzere tüm tutsak arkadaşlarımı saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce de bir yurttaş olarak bizleri üzen bir örnek ve tespitle başlamak istiyorum. Başta OECD olmak üzere dünyada belli başlı kuruluşların dünya genelinde farklı konularda yaptıkları araştırmalarda Türkiye'nin olumsuzluk listelerinde ilk sırada yer alırken olumlu listelerinde son sıralarda yer alması hepimizi üzen bir durumdur. Bu yüzden, hukuksuzluğu bir dayanak olarak kullanan iktidarın, siyaseti de bir futbol müsabakası ve o müsabakanın holigan taraftarları üzerinden kurgulanmış bir yarışa dönüştürdüğü bir siyaset iklimine tanıklık ediyoruz bu bütçe görüşmelerinde. Ülkenin ihtiyacı, bir yarış değil hukuk, barış ve demokratik bir zeminde yaşamaktır.

Sevgili halkımız, Türkiye'de vergi sistemi uzun süredir yapısal bir kriz içerisindedir. Tercihli vergi politikaları nedeniyle vergi yükünün en ağır kısmı yoksul ve emekçi kesimlerin omuzlarına bindirilmiştir. Sermaye sahiplerinin gelirleri beyan usulüyle vergilendirilirken emekçilerin maaşları daha ceplerine girmeden kaynağında kesilmektedir. Anayasal ilke olan mali güce göre vergilendirme ilkesi fiilen işlemez hâle gelmiştir. Vergi sistemi, adaleti sağlamak yerine gelir eşitsizliğini büyüten bir mekanizmaya dönüşmüş bir durumdadır. Bu adaletsizlik, özellikle gelir vergisi dilimlerinin yapısında açıkça ortaya çıkmaktadır. Düşük ücret geliri elde edenlerin tabi olduğu birinci vergi dilimi dar tutularak bu kesimin yıl içerisinde hızla artan oranlı vergiye tabi tutulmasına sebep olunmaktadır. Bu durum, çalışanlar üzerindeki vergi yükünü artırmakta ve emekçileri her yıl gizli vergi zamlarıyla karşı karşıya bırakmaktadır. Sonuç olarak, Türkiye'deki vergi sistemi düşük gelirliyi korumamakla beraber, yüksek gelir elde edenleri koruyacak şekilde düzenlenmiştir.

Değerli emekçiler, bu bütçede sizin taleplerinize göre bir durum yok, bir tercihi yok. Dolayısıyla hep sermayenin talepleri korunacaktır. Yüksek enflasyon ortamında bu durum emekçilerin mağduriyetini daha da artırmaktadır. Temmuz ayında ücretlilere enflasyon kaybını telafi etmek için zam yapılmışken gelir vergisi dilimleri aynı bırakılmıştır. Bu nedenle, brüt aylık üzerinden hesaplanan gelir vergisi nedeniyle bordrolu çalışanlar ağustos ayında bir üst vergi dilimine girmiş ve beklentilerinden daha düşük bir maaş almak zorunda bırakılmıştır. Tespitlere göre 2025 yılının ilk dokuz ayında işçilerin vergilerinden -gelir vergisi ve doğrudan damga vergisi olarak alınan- kaynaklı toplam ücret erimesi 540 milyar TL'yi bulmuştur. Gelir vergisi dilimleri yıllardır yeniden değerleme oranının altında yapılmaktadır veya hiç artırılmamaktadır. Yapılan hesaplamalar bu çarpıklığı gözler önüne sermektedir. 2000 yılında 2.500 TL olan ilk vergi dilimi yeniden değerleme oranı kuruşu kuruşuna uygulanmış olsaydı 2024 yılında 288 bin olacaktı, 2025 yılında da 415 bin TL olacaktı, 2026 yılında ise yaklaşık 500 bin TL'nin üzerinde olması gerekiyordu. Ancak 2025 yılı ilk dilim vergisi 158 bin TL olarak belirlenmiştir ve bu tercih, emeklilerin, emekçilerin hükûmet eliyle sömürüldüğünü açıkça göstermektedir. Gelir vergisi dilimlerinin yeniden düzenlenmesi için gerek Plan ve Bütçede gerek Genel Kurulda yaptığımız talepler ve kanun teklifleri hep iktidar eliyle reddedilmiştir.

Vergi sisteminde bir diğer büyük sorun da dolaylı vergilerin ağırlığıdır. Toplam vergi gelirinin içindeki dolaylı vergiler yüzde 70'lere tekabül etmektedir. Gelir düzeyine bakılmaksızın herkesin ödediği bu vergiler düşük gelirli kesimin yaşamını daha da zorlaştırmaktadır. Yine, DİSK-AR'ın hesaplamalarına göre şirketlere vergi afları, muafiyetler ve istisnalar sağlanırken emekçiler, maaşlarından kesilen vergilerle kamunun yükünü taşımaya devam etmektedir.

DEM PARTİ olarak vergi adaletini sağlamak için aşağıdaki temel adımların atılmasını talep ediyoruz:

Gelir vergisi tarifesi dilimlerinde asgari ücret artışından az olmamak kaydıyla yeniden değerleme oranları artırılmalıdır.

Asgari ücret istisnası vergiden indirim yerine matrahtan indirim yoluyla uygulanmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

KAMURAN TANHAN (Devamla) -  Asgari ücret gelirleri üzerinden alınan damga vergileri kaldırılmalıdır.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Bitlis Milletvekili Sayın Hüseyin Olan.

Buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN OLAN (Bitlis) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen değerli halklarımız; bu bütçe, varlık değil yokluk bütçesidir. Bu bütçede halk yok, kadınlar yok, adalet yok, çocuk yok, işçiler yok, engelli yurttaşlar yok, emekliler yok, tarım ve hayvancılık yok, öğrenciler yok, ekoloji ve doğa yok. Kısacası, bu bütçe, ezilen, ötekileştirilen, yok sayılan çoğunluğun değil bir avuç ayrıcalıklı sermaye sahibi olan azınlığın bütçesidir.

Halkın içinde bulunduğu bu derin yoksulluğun en önemli sorumlularından biri de bugün görüştüğümüz bütçede TÜİK'in hazırlamış olduğu gerçek dışı verilerdir. TÜİK'in yaptığı araştırmalara göre, Türkiye'de 17 milyon 821 yurttaş en temel gereksinimlerini, ihtiyaçlarını dahi karşılayamıyor. Bu araştırmayı TÜİK yaptığına göre sizler bunu 2'yle çarpın. Doğal olarak, Türkiye nüfusunun üçte 1'i temel ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdadır. Bu derin yoksulluktan kaynaklı umutsuzluğa kapılan gençlerimiz her gün intihar etmektedirler. Bunun vebali sizin boynunuzdadır Sayın Bakan, bu manzaranın sorumlusu sizlersiniz.

Gerek enflasyon rakamlarını düşüren gerek yoksulluğu açlığı örtbas eden, matematiğin dört işlemine takla attıran TÜİK, bugün bu Meclisten kendi bütçesi için yüzde 32 artış talep ediyor. Orta vadeli programda 2026 yılının enflasyon hedefi yüzde 16 olarak hesaplanmıştı ancak geçen zaman içinde bu hedefi tutturamayacağını anlayan orta vadeli programın sahipleri bunu yüzde 21'e çıkardılar. Madem hedef yüzde 21, neden TÜİK bugün sadece kendi bütçesi için yüzde 32 artış istiyor? Oysa baktığımızda, 2025'te TÜİK'in bütçesi 5 milyar 126 milyon, 2026 yılı için de istediği 6 milyar 761 milyon. Asgari ücretliye, emekliye, çalışana, memura vermeye gelince TÜİK kendi verilerini dayatıyor ama söz konusu kendi bütçesi olunca ENAG'ın verilerinden faydalanıyor.

TÜİK, geçenlerde gıda enflasyon rakamlarında binde 69'luk bir düşüş olduğunu kamuoyuna zafer kazanmış bir komutan edasıyla açıkladı ancak gerçekler balçıkla sıvanmıyor. Buyurun, bu tabloya bakın. Bu tablo, Avrupa'da gıda enflasyonunda Türkiye'nin durumunu gözler önüne seriyor, Türkiye açık ara farkla öndedir. Buradan TÜİK'e çağrı yapıyorum: Eğer verilerinize güveniyorsanız -bilmiyorum, TÜİK Başkanı burada mı- hissedilen enflasyonu açıklayın. Bir defa TÜİK bunu açıkladı ancak ENAG verileriyle örtüşünce hemen sitesinden kaldırdı.

2022 yılından beri TÜİK madde sepeti ortalama fiyat listesini açıklamayı bıraktı. Sepet içeriğini kamu yararına açıklamadığınızı söylüyorsunuz ama asıl korkunuz, asıl derdiniz koltuğunuzdur. Buna rağmen mahkeme bu listenin açıklanmasına karar verdi ve siz hâlen açıklamıyorsunuz. Burada suç işliyorsunuz. Meclis kürsüsünde savcılara sesleniyorum: Bu işlenen suça karşı derhâl TÜİK yetkilileri hakkında soruşturma başlatmalısınız.

Yine, bugün, ayın 15'i; milyonlarca çalışan, emekli 2025 yılının son maaşını aldılar. Eminim, bu dakikaya kadar ceplerinde birçoğunun 1 kuruş dahi kalmamıştır. TÜİK'in hazırladığı gerçek dışı enflasyon verileri yüzünden 2025 yılı başında büyük bir haksızlığa ve zulme uğrayan memur ve emeklinin cebine ayrıca her ay yüzde 2 eksik maaş yattı. Sizin bu yaptığınız -hukuk işliyorsa- hukuken suçtur Sayın Bakan, inancınız varsa dinen haramdır Sayın Bakan, vicdan sahibiyseniz bu da ahlaksızlıktır diyerek konuşmamı sonlandırıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Mersin Milletvekili Sayın Ali Bozan, buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA ALİ BOZAN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Öncelikle, Maliye Bakanına, grubumuzun tüm konuşmalarını dikkatle dinlediği için teşekkür ediyorum; sonrasında da Maliye Bakanına samimiyetle bir soru sormak istiyorum.

Sayın Maliye Bakanı, bu ülkede Bakan olmanın şartlarından bir tanesi saraya girildiğinde vicdanını bir kenara bırakmak mı ya da Bakan olunurken -Bakan olmanın şartlarından bir tanesi- bir aşı mı yapılıyor, bir ilaç mı veriliyor "Bakan olduktan sonra vicdanını bir kenara bırakacaksın, vicdansız olacaksın." diye.

Biz günlerdir burada -bakanlar geliyor- muhalefet olarak önerilerde bulunuyoruz, eleştirilerde bulunuyoruz, "Bu bütçe olmaz, bu bütçe doğru değil." diyoruz ama bakanlara baktığımızda karşımızda âdeta bir duvar görüyoruz çünkü bugüne kadar bütçesi geçen Bakanlıklarla ilgili muhalefetin hiçbir önerisi, hiçbir eleştirisi dikkate alınmadı. Ben bugün sadece vicdanınıza seslenmek istiyorum ama görüyoruz ki sizlerde maalesef vicdanın zerresi dahi kalmamış;  neden? Yani, ağır bir şey söylüyorum, "vicdansızlık" diyorum ama sebebi şu Sayın Bakan: Eğer bu ülkenin Maliye Bakanında vicdan olsaydı açlık sınırının 30 bin lira, yoksulluk sınırının 97 bin lira olduğu bu zamanda siz emekliye 16 bin lirayı, asgari ücretliye 22 bin lirayı reva görmezdiniz. Sayın Bakan, maalesef, siz o kadar vicdansızsınız ki vicdanınız o kadar körelmiş ki siz bu ülkede emeklinin, asgari ücretlinin yoksulluk içerisinde yaşama hakkını dahi elinden almışsınız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Siz, bu ülkede asgari ücretlinin, emeklinin açlık içerisinde yaşama hakkını dahi elinden almışsınız.

Sayın Bakan, şimdi size 2024 yılındaki bir haberden bahsedeyim: 2024 yılında 24 yaşındaki İngiliz genç, İngiltere'de bir ayda harcadığı parayla gelmiş, Antalya'da beş yıldızlı bir otele yerleşmiş ve bir ay boyunca tatil yapmış. Peki, gelelim bizim ülkemize, gelelim bizim emeklilerimize: Hemen yanı başımız, Ankara Ulus. Günlerdir burada kürsüde muhalefet bahsediyor, anlatıyor; Sayın Bakan, muhtemelen sizin haberiniz yok, ben tekrar edeyim: Hemen yanı başımızda, Ankara Ulus'ta emekliler, maaşları ev tutmaya yetmediği için günlük 200 lira ödeyerek odada kalıyorlar. Sayın Bakan, haberiniz var mı? Eğer gerçekten sizde vicdan olsaydı Ankara Ulus'ta, yanı başımızda biz bu rezaleti görmezdik, bu rezaleti o emeklilere yaşatmazdık ve o emeklilerin günde 200 liraya kalmak zorunda kaldıkları odada banyo yok, tuvalet yok Sayın Bakan. Banyo için ayrıca günlük 100 lira para ödemek zorundalar. Eğer gerçekten sizde vicdan olsaydı emekliler bugün bu hâlde olmazdı.

BÜLENT KAYA (İstanbul) -  Vicdan var, para yok.

ALİ BOZAN (Devamla) - Şimdi, Sayın Bakan, ben size örneklerle anlattım, bilmiyorum, anladınız mı. Başka şekilde anlatayım Sayın Bakan: Sayın Bakan, Yüce Allah der ki: "Benim yanıma her şeyle gelin affederim ama kul hakkıyla gelmeyin. Onu ben değil kulum affeder." diyor Yaradan. Tekrar edeyim Sayın Bakan anlamanız için: "Benim yanıma her şeyle gelin affederim fakat kul hakkıyla gelmeyin, onu ben değil, kulum affeder." diyor.  (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Peki, sarayın günlük harcamasının 58 milyon olduğu bu zamanda, emekliye 16 bin vermek, asgari ücretliye 22 bin lira vermek kul hakkı yemek değil midir? Ve, yine ifade edelim: Kul hakkı yemek günahların en büyüğüdür, haramdır. Gelin, Sayın Bakan, gelin, kul hakkı yemekten vazgeçin, günahların en büyüğünden vazgeçin ve bugün gerçekten bu ülkede milyonlarca emeklinin, milyonlarca asgari ücretlinin insanca yaşayabilecekleri bir ücreti hep birlikte belirleyelim.

Değerli arkadaşlar, sevgili halkımız, sevgili asgari ücretliler, sevgili emekliler; gelelim çareye. Emin olun, çaresiz değilsiniz, çare sizsiniz çünkü. Gelin, emekliler, asgari ücretliler birleşin, örgütlenin; sizler, bu iktidarın, bu kul hakkı yiyen, bu günaha giren iktidarın hazırladığı bütçeye mahkûm değilsiniz. Gelin, örgütlenin, birleşin ve kendi bütçenizi kendiniz hazırlayın, kendi bütçenizi kendiniz yapın.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Van Milletvekili Sayın Gülderen Varli, buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ GRUBU ADINA GÜLDEREN VARLİ (Van) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve tüm halklarımızı saygıyla selamlıyorum.

Bugün burada yalnızca bir bütçeyi değil, aynı zamanda bu ülkenin kamu kaynaklarının doğru kullanılmasını ve geleceğini konuşuyoruz ancak iktidarın kendisinin çalıp kendisinin söylediği bütçeyi değil, halkın bütçesini konuşmak gerekiyor. Yıllardır uygulanan yanlış politikaların yükünü işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler ve çocuklar omuzlarında taşırken kamu kaynakları sermayeye hunharca akıtılıyor.

Sayın Bakan, Bakanlığınıza bağlı Kamu İhale Kurumuna değinelim: Yirmi iki yılda 200'den fazla kez değiştirilen bir İhale Kanunu'ndan bahsediyoruz. Yamalı bohçaya dönmüş bu yapının baştan sona şeffaf, katılımcı bir anlayışla yeniden düzenlenmesi elzemdir ancak yeni düzenlemeye geçmeden önce yapılması gereken en temel şey, bugüne kadar yapılan tüm usulsüzlüklerin titizlikle soruşturulması ve hesabının verilmesidir ancak bu gözler bugüne kadar hesap veren bir bürokratı da görmedi maalesef.

Sayın Bakan, kamu kaynaklarının adil kullanımı bu toplumun her ferdi için önemlidir. Yanlış kullanılan her kuruş bir çocuğun eğitiminden, bir hastanın tedavisinden, bir ailenin temel geçiminden eksilmektedir. Şimdi tasarruf tedbirleri kapsamında, eğitimden sağlığa, tüm kamu kurumları halka karşı kemer sıkma politikasını uyguluyor. Sizin Ankara'dan sıktığınız kemer, halka açlık, yoksulluk ve çile olarak yansıyor. Toplum "Geçinemiyoruz, açız, açız." diyor.

Sayın Bakan, bugün Türkiye'de ihale sistemi deyince ilk akla gelen yolsuzluklar oluyor. "Kamu alımlarının tamamen dijital ortamda yürütülmesi rekabet, tasarruf ve şeffaflığı artırdı." demişsiniz. Güya bu yöntemle güvenliği sağladığınızı ifade ederken şu sözler bile yıllardır rekabetin ne kadar sınırlı olduğunun itirafıdır ve ihalelerde uydurulan kılıfları da ele vermektedir. AKP ile sistemleşmiş bu kurumdan önce rekabet ölçeği neydi? Ve bütçenin Komisyon aşamasında, son iki yıla çokça vurgu yapmışsınız. "Var olan enkazı toparlıyoruz. Bir sabredin, bir sabredin." diyorsunuz ama Sayın Bakan, para iktidara ve yandaşına kalırken sabır neden halka kalıyor? (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Oysaki bu enkazı yaratan da ve hâlâ başka enkazlara sebep olan yine bu iktidar değil mi? Günün sonunda halka kalan nedense hep sabır, sabır, sabır, sabır oluyor. Kamu kaynaklarına çöken, rant ve yoksulluk ağlarını büyüten iktidarın tekçi ve kirli politikalarıdır. Bu sistemde, önceki ihale usullerine rahmet okutuyorsunuz.

Bitmiyor tabii ki. Kayyumlar, Sayıştay raporlarına konu olmayan ihale usulsüzlükleri de var. Unutmayalım ki Sayıştay raporlarında yıllardır tespit edilen usulsüzlüklerin çoğunluğunun soruşturmaya bile konu edilmemesi toplumun kurumlara duyduğu güveni zayıflatmaktadır. Kayyumların ihale usulsüzlüklerini tek tek anlatsak yalnızca Van'a değil Şam'a kadar yol olur ama yerelde kayyum nasıl ki Van'ın, Mardin'in, Batman'ın halklarının iradesini yok sayarak var oluyorsa, bu iktidar da bu ülkenin iradesini yok sayarak bütçeyi sermaye sahiplerine peşkeş çekiyor. Yıllardır bütçelerde sadece sermayenin ve faiz lobilerinin kazandığı rakamlar artıyor.

Dün basında yer alan bir iddiayı soralım: Van'daki bazı yol ve kavşak ihalelerinin adrese teslim yöntemlerle verildiği, bunun kamu zararına neden olduğu iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz? Kamu ihalesi, iktidar gücünün birilerine sermaye aktarma yolu değil, halkın parasının halk için kullanılması gereken bir mekanizmadır. Kamu kaynaklarını gerçekten halkın geleceği için mi kullanacaksınız yoksa denetimsizliğin karanlığında kaybetmeye mi devam edeceksiniz? Şayet bir karar vermekte güçlük çekiyorsanız da bu yolu aydınlatan önerilerimizden istifade edebilirsiniz. Tabii, Sayın Bakan, öneriler ücrete tabi değildir. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

DEM PARTİ olarak çağrımız nettir Sayın Bakan: Şeffaflık, hesap verebilirlik ve adalet bu sistemin temel ilkeleri hâline gelmelidir diyor, Genel Kurulu selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubunun konuşmaları tamamlanmıştır.

Birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 17.11

      DÖRDÜNCÜ OTURUM

      Açılma Saati: 17.24

      BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

      KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN (Adıyaman)

      ----- 0 -----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun konuşmacılarına söz vereceğim.

İlk söz, İzmir Milletvekili Sayın Murat Bakan'a ait.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA MURAT BAKAN (İzmir) - Arkadaşlar, acımız büyük, Belediye Başkanımız Gülşah Durbay'ı son yolculuğuna uğurladık. Başımız sağ olsun, Allah rahmet eylesin.

Her sene genel bütçenin yüzde 8'ini alan İçişleri Bakanlığının performansı nasıl? En yakıcı konudan, polis ve jandarma intiharlarından başlayalım. Sayın Bakan, geçen yıl kolluk intiharlarını nişan, düğün, gönül meselesine bağlıyordu, ağır çalışma koşulları, amir baskısı, özlük hakları sorunu yok; bu yıl ise bizi intihar oranının dünya ortalamasının altında olduğuna ikna etmeye çalışıyor. Peki, Bakanın gizlediği gerçek ne?

İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Bakan yok, Bakan!

MURAT BAKAN (Devamla) - 2025 yılında bizim bildiğimiz polis intihar sayısı 77. Fransa'da polis intiharı ülke ortalamasının 1,8'i, İngiltere'de 1,5 katı üzerinde; arkadaşlar, Türkiye'de kolluk herhangi bir meslek grubundan 4-5 kat daha fazla intihar ediyor. Polis ve jandarma bu ülkenin işçisinin, esnafının, çiftçisinin çocuğu arkadaşlar; anası, babası rezidanslarda, yalılarda oturanların çocuğu değil. Bu çocukların canı sana emanet Sayın Yerlikaya, mazeret değil çözüm üreteceksiniz.

Sayın Bakan, suça sürüklenen çocuklar için Komisyonda diyor ki: "Küçüklüğünde çok çizgi film seyretmiş, ve bunun tesirinde kalanlara söylüyorum, bunların tamamı bitecek caydırıcı kanunlarla." Sizin göreviniz mizah yapmak değil. Çizgi film karakterlerinin ismiyle kurulan suç örgütleri 16-17 yaşındaki çocukları kullanarak sokaklarımızı kan gölüne çeviriyor. Çocuk suçluluğuna ürettiğiniz çözüm ne? Caydırıcı kanun yapmak. Peki, bilimsel gerçek ne? Suça sürüklenen çocuklarda caydırıcılık teorisi çalışmaz, risk algısı düşüktür, geleceği öngörme  yetisi zayıftır; bu nedenle, ceza artırırsam suç azalır mantığı çocuk suçlularda işlemez. UNICEF'in, Avrupa Konseyinin raporları var, ABD, İngiltere örnekleri var. "Ceza artıracağım, bitecek." demek bilimsel cehalettir. Riskli bölgeleri belirleyeceksin, odak grup çalışması yapacaksın, okul devamı, aile desteği, psikolojik destek, sosyal hizmet takibi gibi bütüncül bir anlayışla çocuğun suça yönelmesini önleyeceksin.

Organize suçla mücadele... Sayın Bakanın döneminde ihracatımız arttı, ithalatımız arttı ama yüksek teknoloji ihracatı değil, suçlu ihracatı ve ithalatımız arttı. Yunanistan'da, Fransa'da, Almanya'da, İspanya'da Türk mafya örgütleri adam öldürüyor, kendi aralarında çatışıyorlar. Avrupa basını bunu nasıl yazıyor? "Türkiye kaynaklı suç örgütleri Avrupa'da savaş yürütüyor. Türk çeteleri AB şehirlerinde ölüm saçıyor." Türkiye uluslararası suç örgütlerinin güvenli limanı hâline geldi; Rus mafyası, Balkan mafyası, Meksika karteli, Kolombiya kartelleri... Avustralya'nın en çok aranan adamı neden Türkiye'yi tercih ediyor? Çünkü kara para denetimi zayıf, kurumsal kapasite çökmüş, siyasi koruma mekanizmaları var. Tarihimizde ilk kez suçlu ihraç ve ithal eden bir ülkeye dönüştük. Bu, İçişleri Bakanlığı için utanç tablosudur.

Uyuşturucuda durum... Avrupa'ya giden eroin ve kokain trafiğinin büyük bölümü Türkiye'den giriyor. Ana kavşağı Türkiye. EUROPOL raporları açık. Türk suç ağları eroin pazarlarında hâkim aktör. Kokain trafiğinde Türkiye yükselen merkez olarak tanımlanıyor. Dışişleri Bakanlığı Türkiye'nin, kokain trafiğinden hem transit hem de hedef ülke olarak etkilendiğini söylüyor ama asıl felaket... Bu trafik  geçip gitmiyor; okul önlerinde, mahallelerde, köylerde sentetik uyuşturucu satılıyor, uyuşturucu kullanımı 12 yaşına kadar düşmüş durumda. Siz hâlâ "Avrupa'da oranlar şöyle, Türkiye'de böyle." diyerek seçtiğiniz istatistikler üzerinden algı yaratmaya çalışıyorsunuz. Asıl algı, asıl istatistik on ayda 41.296 operasyon yapıp sadece 539 kişinin tutuklanmasıdır. Meclisin verdiği bütçeyi başarısız operasyonlarda harcıyorsunuz.

Yasa dışı göç ve sığınmacılar konusunda durum nedir? Uluslararası örgütler Türkiye'nin Asya-Orta Doğu-Avrupa hattının ana göçmen kaçakçılığı merkezi olduğunu söylüyorlar. Yasa dışı göçü bir kenara bırakın ülkede hâlâ 2 milyon 366 bin geçici koruma altında Suriyeli var. Savaş biteli bir sene oldu. Yıl dönümünü Kilis'te, Urfa'da Antep'te, Maraş'ta kutluyorlar. Niye kaldırmıyorsunuz geçici korumayı? Kaldırın, dönsünler ülkelerine, ülkelerini yeniden inşa etsinler. Türkiye'de ağır aksak da olsa bir demokrasi deneyimi yaşadılar, özgürlüğün tadına baktılar; bırakın ülkelerinde de bir demokrasi inşa etsinler, iyi komşular olalım. Bu durum hem bizim için hem de onlar için hayırlısı.

 Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde yurttaşın, polisin, jandarmanın, memurun olmadığı yani insanın olmadığı bu bütçeyi kabul etmemiz mümkün değildir. "Hayır" oyu vereceğiz.

Genel Kurulu sayıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Bilecik Milletvekili Sayın Yaşar Tüzün.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İçişleri Bakanlığının aleyhinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla tekrar selamlıyorum.

Evet, bugün acımızın tarifi yok, acımız çok büyük; çok değerli Belediye Başkanımızı genç yaşta kaybettik, bunun üzüntüsü içerisindeyiz. Sevgili Belediye Başkanımız kanser tedavisi görürken namusu ve şerefi üzerine ve gururu üzerine birtakım iftiralar atıldı. Bu iftiralarla hesaplaşmadan öbür dünyaya göç etti. İnanıyoruz, biliyoruz ve tahmin ediyoruz ki bu iftirayı atanlarla bu dünyada hesaplaşmadı ama öbür dünyada hesaplaşacak; iki eli o iftirayı atanların iki yakasında olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, elbette, İçişleri Bakanlığının kamu adına yaptığı görevlerden olan belediyelerle ilgili yapmış olduğu araştırma ve soruşturma noktasına da gelecek olursak, son yapılan yerel seçimlerde Türkiye'nin 1'inci partisi olan Cumhuriyet Halk Partisinin toplamda 413 belediye başkanı kazanmıştır. Türkiye nüfusunun üçte 2'sini yöneten, Türkiye nüfusunun bütçelerinin de onda 8'ini yöneten Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olmuştur. Partimizin son yapılan yerel seçimlerde 1'inci parti olmasıyla birlikte Cumhuriyet Halk Partisinin oy oranının yükseldiğini gören siyasi iktidar "Biz Cumhuriyet Halk Partisinin oy yükselişini nasıl engelleriz, bunun önüne nasıl geçeriz?" anlayışıyla belediyelerimize operasyon çekmeye başlamıştır. Ve bunca baskıya, tehdide, şantaja rağmen, silkeleme emrine rağmen, müfettiş raporlarına rağmen, Sayıştay denetimlerine rağmen 413 belediye başkanımızdan 8'i istifa etmiştir, iktidar partisi mensubu olmuştur. Bunun toplam oranına baktığımız zaman yüzde 2'dir yani yüzde 98 oranındaki belediye başkanlarımız bütün bu baskılara, tehditlere ve şantajlara rağmen Cumhuriyet Halk Partisi bayrağını dalgalandırmaya, sosyal demokrat belediyecilik yapmaya devam ediyor ve ben 408 belediye başkanımızı yürekten kutluyor, alınlarından öpüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, son aylarda oynanmak istenen bir tiyatro daha var yani Adana Büyükşehir Belediyesine, İstanbul Büyükşehir Belediyesine, Antalya Büyükşehir Belediyesine hangi tiyatro oynanmış ise şimdi de Ankara Büyükşehir Belediyemize oynanmak istenmektedir. Kısacası, bu konuya biraz değinmek istiyorum. Sayın Bakan, siz 801 milyon dolar kamu zararı yaratan bir önceki belediye başkanı İ. Melih Gökçek hakkında soruşturma izni vermediğiniz müddetçe sizin bu saatten sonra yapacağınız hiçbir işlemin halk nezdinde karşılığı yoktur. (CHP sıralarından alkışlar) Ve bugün, görevi başında bulunan Değerli Belediye Başkanımızın soruşturma izni neden verildi diye kısaca bir baktığımızda, Kültür ve Turizm Bakanlığının kontrolü altında konser ve sahne bedelinin belirlenmesi gerekir iken Polsan adı altında, tamamı Emniyet Genel Müdürlüğüne bağlı mensuplardan oluşan kişiler bir bilirkişi raporu oluşturmuştur. Bu bilirkişi raporunda 5 kişi vardır, 5'i de devlet memurudur. Beden terbiyesinde çalışan, Gençlik Sporda çalışan bir memurun konser harcamaları konusunda bilirkişi olmasını kamuoyunun takdirine sunuyorum değerli arkadaşlar. Aynı zamanda, 14 Haziran 2016 tarihinde Sayıştay Başkanlığının bir kararı var. Sayıştay Başkanlığı diyor ki almış olduğu kararda: "Siz konser yaptığınız anda anlaşma yaptığınız kişi, sahne, ses ve yayın araçlarını birlikte yapmasında bir sakınca bulunmamaktadır." Sayıştayın vermiş olduğu bu karara rağmen siz Belediye Başkanımız hakkında soruşturma izni verdiniz.

Sayın Bakan son uyarım şudur: Sizin göreve başladığınızda kamuoyunda yarattığınız sinerji bugün kaybolmuştur. Bir anket yapın, kendinizle ilgili bir değerlendirme yapın, bunun karşılığının olmadığını tüm kamuoyunda göreceksiniz diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Doğan Demir, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA DOĞAN DEMİR (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmama başlamadan önce, dün acı haberini aldığımız Manisa Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, yakınlarına, sevenlerine, partimize başsağlığı ve sabırlar diliyorum. Devridaim yıldızlar yoldaşı olsun.

Değerli milletvekilleri, sıkça duyduğumuz operasyon, tutuklama ve ele geçirilen silah rakamları elbette önemlidir fakat bu yaklaşım tek başına bir güvenlik politikası değildir. Suçun köküne inilmeden, gençliğin istihdama, eğitime, umuda erişimi güçlendirilmeden, mahallelerin sosyal dokusu iyileştirilmeden hiçbir operasyon kalıcı bir sonuç üretemez. Operasyon odaklı güvenlik anlayışından toplumsal güvene dayalı bir devlet anlayışına geçilmelidir.

Bugün Türkiye'nin en kırılgan konusu göç yönetimidir. Göç sorunu ancak yerel yönetimlerin dâhil olduğu, mahalle bazlı uyum politikalarının uygulandığı, çocukların eğitimde tutulduğu, yabancı iş gücünün kayıt altına alındığı ve kamuoyunun şeffaf bilgilendirildiği bir stratejiyle yönetilebilir. Kadına şiddet rakamlarla değil, hayatlarla ölçülmelidir. Yargı süreçleri hızlanmadan, eğitim sistemine toplumsal cinsiyet eşitliği eklenmeden, erkek şiddetini üreten kültürle mücadele edilmeden bu tablo değiştirilemez.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüzyıllardır bu kadim coğrafyada yaşamış, kardeşlikten ve barıştan yana olmuş Alevi toplumunun eşit yurttaşlık taleplerine artık kulak tıkanmamalıdır. Sayın Bakanım, siz bu ülkenin İçişleri Bakanısınız, Türkiye'de kamu yönetimi içerisinde Alevilere yönelik sistematik bir dışlanma olduğu açıktır. Kamu yönetiminde liyakat esas alınmalı ve Alevilere yönelik ayrımcılık son bulmalıdır. Hacı Bektaş Veli Dergâhı yani Serçeşme müze statüsünden çıkarılarak tarihî dokusu korunarak halkımızın ziyaretine, cem ibadetimize ve Alevilere iade edilmesini talep ediyoruz. Nasıl ki Ayasofya müze statüsünden çıkarılarak halkımızın ibadeti ve ziyaretine açılmışsa aynı yetki ve karar kullanılarak Alevilere ait Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nın da halkımızın ibadetine açık hâle getirilmesi gerekmektedir.

Bakınız, size  çok daha  vahim bir olaydan da bahsetmek istiyorum. Sayın Bakan, Alevilerin ibadetlerini yerine getirdikleri Çorum'daki Koyunbaba Türbesi'nin yemekhanesi mescide çevrildi ve imam atandı. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Bir hükûmet çıkıp caminin yanına bir kilise açıp papaz atasa ne tepki verirsiniz? Öte yandan, Tokat'ta bulunan Hubyar Sultan Tekkesi'ne Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulmaya çalışılıyor. Oranın sahibi Hubyar Ocağı ve Alevi toplumudur.

Bu yanlışlardan bir an önce dönülmelidir. Bugün, burada dile getirdiğim sorunlar Türkiye'nin demokrasisi, hukukun üstünlüğü ve toplumsal barışı açısından hayati öneme sahiptir. Aleviler bu ülkenin asli unsurlarıdır ve hak ettikleri eşit yurttaşlık hakkına bir an önce kavuşmalıdır.

İstanbul Sultangazi'de halkımızın emekleriyle imece usulü yapılmış bir Pir Sultan Abdal Cemevi'miz var. Bu cemevi 2011 yılından bu yana davalık. Alevi Kültür Dernekleri Genel Başkanlığı yapmış olduğum dönemde davanın duruşmalarını bizzat takip ettim. Yarın mahkemesi var ve cemevimizin başkanı Sayın Zeynel Odabaş beş yıl hapis istemiyle yargılanıyor ve cemevi icraya verildi. Evet, doğru duydunuz, cemevinde icra kararı var. Aynısı sizin ibadethanenize yapılsa ne hissedersiniz, nasıl tepki verirdiniz? Cemevleri resmî ibadethane olana kadar tanınmalıdır.

Sadece Türkiye'deki Alevilerin haklarını değil, aynı zamanda bölgemizde yaşayan insanlık dışı bir olayı da gündeme getirmek zorundayız. Suriye'nin kuzeyinde, eli kanlı terör militanı Şara tarafından Alevi topluluklarına yönelik korkunç bir katliam gerçekleştirilmektedir. Kadın, çocuk, yaşlı demeden birçok insan katledilmektedir. Bu saldırı sadece bir mezhep çatışması değil, doğrudan bir etnik temizlik girişimidir. Türkiye Cumhuriyeti olarak komşu ülkelerde yaşanan bu tür katliamlara sessiz kalamayız. Uluslararası hukuka aykırı olan bu vahşetin sorumluları derhâl hesap vermelidir. Hükûmetin İçişleri ve Dışişleri yetkililerinin bu saldırıyı en sert şekilde kınaması, uluslararası platformlarda bu konunun gündeme getirilmesi ve saldırıyı düzenleyen terör gruplarına karşı açık bir tavır gerekmektedir.

Son olarak, bundan tam kırk yedi yıl önce 19-26 Aralık 1978 yılında Maraş katliamında katledilen canlarımızı saygıyla anıyorum.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Gaziantep Milletvekili Sayın Hasan Öztürkmen.

Buyurun.(CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA HASAN ÖZTÜRKMEN (Gaziantep) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

İçişleri Bakanlığının Göç İdaresi bütçesi hakkında söz aldım ama öncelikle, dün vefat eden Manisa Şehzadeler Belediyesi Başkanımız Sayın Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun.

Göç İdaresinin 2025 verilerine göre Türkiye'deki geçici koruma altındaki Suriyeli sayısı 2 milyon 366 bin 922, ikamet izni bulunan yabancıların sayısı 1 milyon 106 bin 478, son bir yılda yakalanan kaçak göçmen sayısı ise 440.191; resmî veriler böyle. Bunlar yakalanabilenler ancak gerçek göçmen sayısının 7-8 milyonu bulduğu tahmin ediliyor yani nüfusumuzun yaklaşık onda 1'i. İçişleri Bakanının açıklamalarına göre bir yılda ülkesine dönen Suriyeli sayısı sadece 550 bin yani 6 Suriyeliden 1'i ancak ülkesine dönebilmiş. Seçim bölgem Gaziantep'te Suriyelilerin dönüşü âdeta hiç hissedilmedi. Resmî verilere göre, Gaziantep'te yaşayan Suriyeli sayısı 333.255,il nüfusu 2 milyon 193 bin 363 yani nüfusun yüzde 13'ünden fazlası Suriyeli. Bizim tahminlerimize göre ise Gaziantep'te en az 500 bin Suriyeli yaşıyor. İktidar Suriyelilerin dönüşünü teşvik etmiyor, Suriyelileri siyasi, ideolojik ajandası ve seçim hesaplarının yanı sıra, ucuz iş gücü kaynağı olarak da kullanmak istiyor. Devam eden göç korkutucu boyutlarda. Verilere göre 2024 ve 2025 yıllarında toplam 440.191 yasa dışı göçmen yakalandı. Az önce söylediğim gibi yakalanabilenler bunlar, yakalanamayanlar bunun kaç katı bilmiyoruz. Sayılar göçün yönetilemediğini ortaya koymaktadır.

"Türkiye eğer Avrupa'yı korumasa Avrupa'da hayat yaşanamaz hâle gelirdi, bir yasa dışı göç denizinde yüzüyor olurduk. Bunun böyle olmaması Türkiye'nin sayesinde. Türkiye yüz binlerce yasa dışı göçmeni tutmakta, ilerlemesini engellemektedir." diyor. Kim diyor bunu? Bunu daha geçen hafta misafirimiz olan Macaristan Başbakanı Viktor Orban diyor. Yani Türkiye hem bir hedef ülke hem bir geçiş ülkesi hem de bir göçmen deposu hâline getirilmiş durumda.

Aslında sadece Suriyeli ve Afganlar değil konu. Mülk edinme yoluyla dağıtılan vatandaşlıklarla da ülkemiz uluslararası suç örgütlerinin güvenli limanı hâline dönüşmüştür. Kırmızı bültenli suçlular Türkiye'de cirit atıyor. Geri kabul anlaşmasıyla alacağımız üç kuruş yüzünden Avrupa'yı istiladan kurtarıp Türkiye'yi istila ettirdiniz. Binali Yıldırım daha 2018'de çok net itiraf etmişti "3,5 milyon mülteciyi ağırlıyor, her türlü ihtiyaçlarını karşılıyor ve onların Avrupa'ya geçmesini engelliyoruz. Türkiye AB'nin güvenliğini sağlayan bir ülkedir. Türkiye olmazsa mülteciler Avrupa'yı istila eder." demişti. Yani Avrupa güvende olsun diye ülkemizi göçmen deposu hâline çevirdiniz. Suriye'de rejim değişti diye göçmen ve güvenlik sorunu bitmiş değil, tersine, büyümeye devam ediyor. Bakan Yerlikaya geçen yıl Türkiye'deki 150.327 Suriyeliye ulaşamadıklarını açıklamıştı. Bu sözler ciddi bir millî güvenlik sorunudur. Bu konuda defalarca Sayın Bakana soru önergeleri verdim ama bugüne kadar hâlâ bir cevap alabilmiş değiliz.

Tekrar soruyorum: Bu kayıp Suriyeliler kimlerdir, nereye gittiler ya da gittiler mi? İzini kaybettiren bu kişilerin hâlâ Türkiye'de olmadıklarını nasıl garanti edebilirsiniz? Kayıp Suriyelilerin yabancı istihbarat birimleri ve terör örgütleri tarafından kullanılma ihtimalleri üzerinde bir çalışma yapılmış mıdır?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bunlara bari cevap verin Sayın Bakan.

HASAN ÖZTÜRKMEN (Devamla) - Göçmen maskesiyle kamufle olmuş terör unsurları ülkemiz için büyük tehdittir. AKP'nin yarattığı göçmen sorunu sosyal, ekonomik ve demografik bir sorun olmaktan çıkmış, âdeta bir millî güvenlik sorunu olarak devam etmektedir. Acilen göç bakanlığı kurulmalı ve göç yönetimi ciddi biçimde ele alınmalıdır. Vatandaşlık satışına derhâl son verilmeli ve geri kabul anlaşmasından çıkılmalıdır.

Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Hatay Milletvekili Sayın Nermin Yıldırım Kara, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle, sevgili Gülşah Başkanımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına ve ailesine başsağlığı diliyorum.

Bütçe görüşmeleri genellikle, bir müzakere masasını maalesef temsil etmiyor çünkü AKP kendi sayısal çoğunluğuna güvenerek getiriyor, dayatıyor, geçirip gidiyor; çünkü bu bütçede, kademeli emeklilik bekleyenlerle, taşeronlarla, stajyerlerle, çıraklarla, sağlık sistemine erişemeyenlerle, görüntüleme cihazlarına erişemeyenlerle, 7200 prim günü bekleyenlerle, çiftçinin derdiyle maalesef kimse ilgilenmiyor. En çok da depremde yakınlarını kaybetmiş ailelerin çocukları için Sayın Bakan "Bu çocuklara ne oldu?" diye hiç dert edinmemiş diye düşünüyorum. Ve adalet peşinde koşan aileler... Bunlar, deprem suçlularını toptancı bir anlayışla nasıl yargılıyorlar? "Kimin üstüne, aman ha, biz suçu atalım da bırakalım. Bu işi, bu deprem defterini bir an evvel kapatalım, gidelim." diye bunun derdine düşmüşler, aynı Mehmet Şimşek gibi. Sayın Bakana daha evvel de söylemiştim, komisyonlarda söyledim, hiç bizimle ilgilenmedi. Hatay'a bir gün dahi olsun  gelmeyen tek Bakan Sayın Şimşek'e soruyorum buradan şimdi: Van'dan neyi eksik Hatay'ın? Mücbir sebep konusunda neden hiçbir adım atmadınız? Teminat ve rasyo konusunda 2,5 milyon gibi cüzi bir ciroyu mükelleflere dayattınız; bunu bilmek istiyoruz. Gerçekten, eğer gelseydiniz görürdünüz ki asla mükelleflerin beyanname verecek gücü de yok, ödeme yapacak gücü de yok. Bu mücbir sebebin 30 Kasım itibarıyla -ben bir meslek mensubuyum Sayın Bakanım- sizin dediğiniz gibi... "Mücbir sebep hâlinin devamını ispat eden mükellef gelsin, bize bildirsin, biz bunları yaparız." dediniz fakat ben size İskenderun'da bir fırıncıyı göstereyim; yıkılmıştı, daha ileride bir dükkânı var diye mücbir sebep hâli ortadan kalktı. Bu iş böyle maalesef olmaz.

AFAD'ın 671 milyar lira bütçesi vardı 2024'te, 2025'te 266 lira, 2026'da 373 milyar lira, 2027'de öngördüğünüz rakam 31 milyar lira civarında veya 37 milyar lira. Demek ki iş, güç bitecek ama ülkedeki doğal afetler, yangınlar, seller maalesef bitmiyor. Her gün, her ay, her yıl binlerce deprem oluyor ama bizim AFAD'ın bu konudaki yetkinliğini, sorumluluğunu, kaliteli istihdam yaratabilme gücünü ben söylemiyorum; Sayın Cumhurbaşkanı seçimler öncesinde, 2023'te "AFAD var fakat bu bir bakanlık düzeyinde olmalı, kurumsal yapısı iyi olmalı, istihdam edilecek olan personel iyi olmalı." demiş. Demek ki Cumhurbaşkanı bile AFAD'ı yetersiz buluyor, bunu da ben söylemiyorum, Cumhurbaşkanı söylüyor arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, yine "AFAD yatay bir yapılanmaya geçsin." demiş ama 6 Şubat depreminden sonra söylemiş bunları; var mı böyle bir şey? Bakıyoruz, yok. Yine, AFAD arama ve kurtarma personeli için demiş ki: "2025'te -bir sürü, 100 binin üstünde- 120 bin arama kurtarma personeli yetiştirecektim." Kaç kişiye eğitim vermiş biliyor musunuz? 9.500 kişiye. 2026'da da 100 bin personel yetiştireceklermiş yani -hani bu yangınlar çıktığı zaman Cumhurbaşkanının talimatıyla gidiyorlar ya yangın söndürmeye- arama ve kurtarma  personeli için 2026'daki hedef 100 bin personel; bakalım ne kadarını gerçekleştirecekler.

Yine, şehircilik ve risk yönetimi programına bu yıl 264 milyar bütçe ayırmışlar fakat 2025 Haziran itibarıyla kullandıkları para 5 milyar. Neden? O örtülü ödenek mi? Milletin parasını niye... Diyorsunuz ya hep bir slogan gibi, Sayıştay bile diyor ki: "Afetlerin önlenmesinde ve afet sonrası iyileştirmelerde tek yetkili AFAD'dır."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NERMİN YILDIRIM KARA (Devamla) - Fakat Düzce'de, Karadeniz'de olan, 2019'daki depremden sonra, Sayıştayın 2022'de 4.805 riskli yapının ne olduğuyla ilgili hiç bir ifadeniz olmamış, cevap vermemişsiniz.

Konteyner kentler noktasında  söylenecek çok şey var ama gerçekten süre yetmez.

Ben sizleri Hatay halkı adına saygıyla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Tekirdağ Milletvekili Sayın Faik Öztrak, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA FAİK ÖZTRAK (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken, dün yitirdiğimiz Şehzadeler Belediyesi Başkanımız Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Dört yıl önce ülkemizdeki ucube rejimin mümessili "Faiz sebep, enflasyon sonuç." dedi, ekonomiyi uçurumun kenarına getirdi. Seçim geçti, bu sefer faize zirve yaptırdı. Bir verenden bir daha vergi aldı; emekçiyi, emekliyi, memuru, esnafı, çiftçiyi hayat pahalılığına ezdirdi. Açlık sınırının altındaki asgari ücret çalışanların yarıdan fazlasının içine düştüğü bir kapan oldu ama millet cefayı çekerken kur korumalı mevduat sahipleri paralarını tıkır tıkır aldı. Tarihin en büyük servet transferi gerçekleşti. Faizciye ödenen para rekor kırdı, yandaş zenginleşti, millet yoksullaştı. Saray hatalarının faturasını bir kere daha milletin sırtına yükledi. Rasyonel politikaların sapı tanesinden fazla çıktı.

TÜİK enflasyona bahar makyajı yapıyor ama tabelaya yazdığı enflasyonu düşürse de milletimizin yaşadığı enflasyon düşmüyor. Kasımda İstanbul Ticaret Odası ve TÜRK-İŞ "Gıda fiyatları arttı." derken TÜİK "Azaldı." deyiveriyor. "Hekimden değil çekenden sor." demişler. Vatandaş çarşı pazarda taneyle, gramla alışveriş yaparak tenceresini kaynatmaya çalışırken TÜİK makyajlı enflasyonuyla milletin kesesine musallat olmaya devam ediyor.

Değerli milletvekilleri, hukukun ve öngörülebilirliğin yerini keyfîliğin aldığı asalak bir düzende yurttaş kendini vampirlerin sofrasında bulur. Tek kişilik rejimde ülkede hukuk yok; saray Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde Türkiye'yi dokuz yılda 19 sıra birden geriletti. Güven yok; Türkiye, Sosyal Güven Araştırması'nda dünyada en son sıraya düştü. Gelir dağılımı bozuk; üyesi olduğumuz OECD içinde gelirin en adaletsiz dağıldığı 3 ülkeden biri olduk. Servet dağılımı bozuk; Küresel Servet Raporu'na göre ülkede servet giderek mutlu bir azınlığın elinde toplanıyor. Vergide adalet yok; OECD içinde mal ve hizmet üzerinden alınan vergilerin payının en yüksek olduğu 3 ülkeden  biri biziz. Buna rağmen Hükûmet dolaylı vergilerin payını önümüzdeki üç yıl boyunca yüzde 65'te tutmakta, zenginden vergi almak yerine fukaranın bir tas çorbasına göz dikmekte kararlı. Bütçe millete değil yandaşa harcanıyor. Vergi gelirleri 2024-2026 arasında ikiye katlanıyor ama artan vergi gelirinden eğitim, sağlık, sosyal korumaya giden paylar düşüyor. Açlıktan bayılan çocuklara okulda bir kap yemek verilmezken, ülkenin emeklileri Ulus'ta günlüğü 200 liralık banyosuz, mutfaksız odalarda hayata tutunmaya çalışırken saray milletin vergisini lobilere, yandaşlara peşkeş çekiliyor. (CHP sıralarından alkışlar) Yılın on bir ayında faize giden para yüzde 62 artarak 2 trilyon liraya dayanmış. KÖİ müteahhitlerine verilen garantilere 89 milyar lira ödenmiş. Buna karşın çiftçiye ve esnafa ödenen destek ise 176 milyar lirada kalmış. Milyonlarca çiftçi ve esnafa reva görülen bir avuç lobiye ve yandaşa verilen paranın onda 1'i bile değil. Saray fukaranın tavuğunu rantiyelerin faiz lobilerinin folluğuna yumurtlatıyor. Hükûmetin faizi artırıp kuru baskılayarak sıcak paracılara davet çıkarma stratejisi ters tepti. "Yedi nüfuslu haneye üç buçuk tayın..." "Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul." hesabıyla mutfakta yangının sönmeyeceği bir defa daha görüldü.

Değerli milletvekilleri, geleceğe umutla bakmak, milletimizi feraha çıkarmak için, gençlerimizin gelecek hayallerini yeniden bu ülkemizin güzel toprakları üzerinde kurmaya başlaması için gömleğin  ilk düğmesini doğru iliklemek gerekiyor. Bu da şu: Güven ve umut vermeyen bu Hükûmetten sandık yoluyla hemen kurtulmamız gerek. (CHP sıralarından alkışlar) Çünkü yaşadığımız hayat pahalılığının sebebi olanların çözümün parçası olamayacağı açık.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

FAİK ÖZTRAK (Devamla) - Sonrasında bize düşen ise millet iradesine ve ortak akla inanan kadrolarla, adalet üzerinde yükselen, üretimi ve refahı önceleyen, herkesi kapsayan, sürdürülebilir yapısal reformları içeren bir programı hızla uygulayarak ülkemizin ekmeğini büyütmektir.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Çanakkale Milletvekili Sayın İsmet Güneşhan, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA İSMET GÜNEŞHAN (Çanakkale) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Evet, bugün büyük bir acıyı yaşıyoruz, kısa bir zaman dilimi içinde çok değerli, çok çalışkan 2 yol arkadaşımızı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Önce Büyükşehir Belediye Başkanımız Ferdi Zeyrek'i, dün akşam ise Şehzadeler Belediyesi Başkanımız Sevgili Gülşah Durbay'ı kaybettik. Başta Gülşah Başkanımızın ailesi olmak üzere tüm sevenlerinin, Manisalı hemşehrilerimizin ve partimizin başı sağ olsun. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Başta Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel olmak üzere tüm dostlarına da sabır ve güç diliyorum. Allah hepimize bu büyük acılara dayanma gücü versin.

Değerli milletvekilleri, şimdi buradan açık ve net konuşacağım. Gerçekleri çarptıranlara, rakamlarla oynayanlara, milletin aklıyla alay edenlere seslenmek istiyorum: Bir devletin en büyük gücü güvenilir veridir; veri yoksa planlama yoktur, planlama yoksa kalkınma yoktur, kalkınma yoksa yurttaşın refahı hiç yoktur. Bir devlet kurumunun en temel görevi gerçeği söylemektir ama bugün TÜİK gerçeği söyleyen değil gerçeği gizleyen, yoksulluğu perdeleyen, ekonomik çöküşü örtbas eden bir yapıya maalesef dönüşmüştür. Gerçekler nerede gizli biliyor musunuz değerli arkadaşlar? Vatandaşın mutfağında, cebinde, kirasında, pazarda, markette ve faturalarda. TÜİK'in görevi saraydan talimat almak değildir; TÜİK'in görevi enflasyonu, yoksulluğu, geçim sıkıntısını, mutfaktaki yangını millete dürüstçe ve açıkça açıklamaktır. Ama TÜİK ne yapıyor? Gerçek fotoğrafı yerine koymak yerine, makyajlanmış rakamlarla bu ülkeyi hayali bir refah masalına inandırmaya çalışıyor.

Bakın değerli arkadaşlar, milyonlarca insanın maaşı, emekli aylığı, asgari ücret zammı TÜİK'in açıkladığı rakamlara göre belirleniyor. Bu ülkede milyonlar gözünü kulağını TÜİK'ten gelecek bir rakama kilitlemiş durumda ama bakıyoruz, TÜİK ekim ayında enflasyonu 2,55 açıklıyor, kasım ayındaysa bir anda yüzde 0,87 oluyor. Peki, enflasyonu düşük göstermek ne demektir? Emekçiye daha düşük ücret vermek demektir, emekliye daha az maaş vermek demektir. Bu açıkça hak gasbıdır, kul hakkıdır; yazıktır, günahtır. Şimdi, ben buradan sormak istiyorum Sayın Bakanım: Bu emeklilerden, bu memurlardan, bu çalışanlardan ne istiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Yani yazıktır, günahtır; sizde hiç Allah korkusu yok mu? Ama biliyoruz, sizin bir tek korkumuz var, o da saray. Bugün 16 milyon emeklinin ortalama maaşı 21 bin lira. Bugün 16.800 lirayla emeklilerimiz bir yaşam mücadelesi veriyor. İşte Ankara'da, burnumuzun dibinde, Ulus'ta 200 liraya, 300 liraya kalmak zorunda kalıyorlar. Yazık, günah değil mi bu insanlara? Yaşamlarının artık sonbaharı, bundan sonraki dönemde mutlu bir şekilde yaşamak istiyorlar oysa bu insanlarımız her şeyi hak ediyorlar. Bakın, bunlar yirmi beş yıl, otuz yıl, otuz beş yıl devlete hizmet ediyorlar, devlet ne derse onların hepsini yerine getiriyorlar, primlerini ödüyorlar, vergilerini ödüyorlar. Sonra siz  "Emekli olun, emekli olun ki biz sizin daha iyi bir yaşam sürmeniz için üzerimize düşen her türlü görevi yapacağız." diyorsunuz ama ne yapıyorsunuz? 16.800 liraya mahkûm ediyorsunuz. Bakın, ayıptır ya, çok ayıp gerçekten Sayın Bakanım!

Ekim ayındaki 2,55; kasım ayında 0,87... Türkiye'de ne oluyor da birden bire rakamlar bu seviyelere düşüyor, ne oluyor? Aynı şekilde, aralıkta da böyle olacak ama ondan sonra ocak ayında tekrar eski seviyelere gelecek. Bakın, bu rakamlarla oynamanın adı istatistik  değildir; adaletsizliktir, vicdansızlıktır, açıkça suçtur. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, değerli arkadaşlar, Güney  Kore'de bu istatistiki veriler yanlış açıklandığı için kamu görevlileri önce görevlerinden alınıyorlar, daha sonra ise  yargılandılar. Peki, Türkiye'de ne oluyor? Türkiye'de gerçekleri açıklayanlar bugün cezaevinde. İşte, İPA Başkanı Buğra Gökce cezaevinde. Niçin cezaevinde değerli arkadaşlar?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İSMET GÜNEŞHAN (Devamla) - Çünkü ENAG'la birlikte gerçekleri, gerçek enflasyon verilerinin sonuçlarını açıkladıkları için. Bakın, TÜİK yıllık enflasyonu yüzde 31, ENAG aynı dönemde yüzde 56,8 diye açıklıyor.

Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Yalova Milletvekili Sayın Tahsin Becan.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA TAHSİN BECAN (Yalova) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2026 bütçesi üzerine söz aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanımız Sayın Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet diliyor, sevenlerine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Parlamentoların kamu harcamaları ve vergiler alanında yetkili kılınması, bütçeyi onaylaması, iktidarın mali uygulamalarının denetlenmesi genel siyasi kontrolün çok önemli bir yönünü oluşturmaktadır ancak parlamentoların bu karmaşık bütçeyi tam da denetleme imkânı yoktur. Bu durumda, Sayıştayın Parlamentonun gözü kulağı olarak bütçeyi tam olarak denetlemesi gerekir fakat yirmi üç yıllık iktidar süresine baktığımız zaman, Sayıştayın denetim yetkisinin fiilen kalktığı ve görevini yapmadığını gözlemliyoruz.

Sayın vekillerim, gördüğünüz gibi denetim kısmında hâlimiz içler acısı. Peki, bağımsız olması gereken idari kurullarda hâlimiz nasıl? Enerji, finans, ilaç, bankacılık, iletişim gibi sektörlerin bağımsız baskı altında olmadan özgürce faaliyetlerini sürdürebilmesi için de Sermaye Piyasası Kurulu gibi koruyucu kalkan görevi yapan kurumlar oluşturulmuştur. Zira son yıllarda yaşanan yolsuzluklar, haksız rekabet koşulları, ülkeler arası yanlış ekonomik anlaşmalar, fizibilitesi yapılmadan alınan kararlar sonucunda da bu kuruluşlar ne bağımsız ne özerk ne de kalkan durumundadırlar; hâl böyle olunca Hazine ve Maliye Bakanlığımız ne yaparsa yapsın boş. Sayın Bakanımız Komisyon konuşmasında "2025 yılında 13 milyon dolar finans sağladık." dediyse de son yıllarda yargı eliyle yapılan operasyonlar sonucunda bu miktarın çok üstünde ekonomimize darbe vurulmuştur. (CHP sıralarından alkışlar) 19 Marttan sonra dövizdeki dalgalanma, hukuk güven endeksinin düşüşü yabancı yatırımcının Türkiye'ye girişini engellediği gibi, yerli yatırımcının da yurt dışına kaymasına sebep olmuştur. 19 Mart sonrası on beş gün içinde yabancı yatırım çıkışı 5 milyar dolar, yerli yatırımcının çıkışı da 15 milyar doları bulmuştur. Merkez Bankası rezervi 19 Mart süresince 60 milyar dolar döviz satışıyla gündem olmuştur; tüm bunların sonucunda faizler de yüzde 49'a ulaşmıştır. Dolayısıyla özel sektörün finansa erişmesi mümkün olmamıştır.

Değerli vekillerim, 2026 bütçesine baktığımızda, yüzde 28 artışla 19 trilyon olarak sunuldu. Bu bütçe, mali disiplin vurgusu yapmasına rağmen kamu yatırımlarını askıya almak, emekçilerin ve emeklilerin ücretlerini baskılamak ve sınıflar arasında gelir ve vergi adaletsizliğini artırmaktan başka hiçbir işe  de yaramamıştır. 2002 bütçesinde kamu hizmetlerine ayrılan pay yüzde 42 iken bugün baktığımızda yüzde 29'a düşmüştür. Özellikle "tasarruf tedbirleri" adı altında belediyelerin faaliyetlerini halka anlatmasına engel olmak amacıyla basına haber, bilgi karşılığında ödeme yapmaları engellenerek hem basın emekçilerine haksızlık hem de o bölgenin halkının haber alma özgürlüğünü kısıtlamıştır. Zira para harcamazsanız, yatırım yapmazsanız para kazanamazsınız. Tasarruf yapılacak konuları iyi inceleyip öncelikle kendimizden başlayarak uygulama yapması gerekmektedir.

Sayın milletvekillerim, son olarak, emlak vergileriyle ilgili buradan bir öneri sunmak istiyorum. Eğer, bir konut veya iş yeri alacaksanız belediyelerdeki beyan değeri resmî ekspertiz değeri olarak belediyelerce gerçeğe yakın tespit edilmelidir; vatandaş da bu ekspertiz değeri üzerinden vergisini, harcını daha az bir oranda ödemelidir. Bunu sağladığınızda, tapu dairelerinde elde bavullarla para taşıma dönemi bitip banka yoluyla reel hareket sağlanırsa vergi kaçakçılığını da önlersiniz. Bunun dışında, kiracı-mal sahibi mahkemeleri de burada son bulmuş olur. Kira bedellerinde de bir yasayla "belediyedeki mülkün ekspertiz değerinin yüzde 5'i kira bedeli" derseniz bu sorunların tamamı kalkmış olur. Ancak bu kadar kolay çözümler varken yıllardır neden uygulanmaz bunu anlamakta zorluk çekiyoruz. Ayrıca, 1 mülkü olandan alınan vergi, 2'nci, 3'üncü, 4'üncü mülke doğru artarak uygulanmalıdır ki çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alarak vergi adaletini yerine getirmiş olalım.

Son olarak, illere göre sektörel dağılım yapmak gerekir. Bundan birkaç ay önce, yazın Konya'da çalıştığımda şunu gördüm Sayın Bakanım: Sular kurumuş, açtıkları kuyular da kurumuş, maalesef, mısır üreticilerine de "Dört senede bir mısır ekebilirsin." izni verilmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TAHSİN BECAN (Devamla) - Maalesef, bir işletmeye "Senede bir, ayda bir açacaksın." diye saçma sapan bir öneri verilmez. Nerede su varsa orada imalat yaptırmanın yolunu açmak lazım.

 Ayrıyeten, bütçeyi tekrar kurtarmak için inşallah vatandaşlık vermeye kalkmazsınız çünkü savaştan kaçmış bir millete, tarihini savaşarak kanıyla yazmış bir milletin de vatandaşlığının asla verilmemesi gerekir. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Denizli Milletvekili Sayın Şeref Arpacı.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA ŞEREF ARPACI (Denizli) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

Evet, bugün çok üzgünüz. Yol arkadaşımız, kardeşimiz Manisa'nın gururu, Manisa'nın ilk kadın Belediye Başkanı Gülşah Durbay'ı ebediyete uğurluyoruz. Hepimizin başı sağ olsun. Kendisine Allah'tan rahmet, kederli ailesine ve Manisa halkına başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Bugün, BDDK'yi, BDDK'ye ayrılan bütçeyi konuşuyoruz. Peki, bu bütçeyi ve bu kurumu kime emanet ediyoruz? Şahap Kavcıoğlu'na? Kimdir Şahap Kavcıoğlu? Nebati döneminin Merkez Bankası Başkanı. Nerede beyefendi? Yok. Bu 3'üncü bütçesi, 3'üncü bütçesinde de bu Mecliste halkın karşısına çıkmaya yüzü yok. (CHP sıralarından alkışlar) Son 5 Merkez Bankası Başkanının içinde en çok görev yapan Başkan, yirmi yedi ay görev yapmış. Herhâlde bu başarı Sayın Mehmet Şimşek'in gözünden kaçmamış olacak ki onu Merkez Bankasının başından alıp bütün bankaların başına patron yapmış ve ekibine dâhil etmiş.

Şimdi, burada bir gariplik yok mu Sayın Bakan? Siz göreve geldiğinizde bir önceki dönemi "irrasyonel" olarak tanımlamadınız mı? Neydi irrasyonel? Sorduk bilgisayara "akıl ve mantığa dayanmayan, sağlıklı düşünceden uzak" demekmiş. Tekrar ediyorum, akıl ve mantık dışı, sağlıklı düşünceden uzak. Peki, bu akıl dışı politikaları, o meşhur nas faiz politikalarının başında kim vardı? İşte, Şahap Kavcıoğlu vardı. Bugün durduramadığımız o hiperenflasyonun, sanayicinin, esnafın, çiftçinin, öğrencinin ve en çok da emeklinin canına ot tıkayan ekonomik enkazın mimarı bizzat kendisidir; yazıklar olsun kendisine! (CHP sıralarından alkışlar) Bugün bu ülkenin yaşadığı derin yoksulluğun, açlığın, sefaletin baş sorumlularından birine bu Kurumu emanet etmek bu halkın aklıyla dalga geçmektir. Ülkeyi uçuruma sürükleyenlerin ödüllendirildiği bir düzende rasyonellikten bahsedemezsiniz Sayın Bakan. Bakın, en büyük probleminiz güven, siz akıl ve mantık dışı, sağlıksız düşünceler sahibi bir insanı bankaların başına getirirseniz, bu kişi bir sene içinde 400'e yakın düzenlemeyle oyun oynanırken bankacılığın kurallarını değiştirir, serbest piyasa ekonomisinin içinden geçerse bu piyasalar size nasıl güvensin? Uyguladığınız hazine politikalarının bir hikmeti yok, üzülerek söylüyorum ama siz ancak size gösterilen bir alan içinde top çevirebilirsiniz. Diyorsunuz ki: "2026'da enflasyon yüzde 16 olacak." fakat anketlerde beklentiler öyle demiyor. Piyasa katılımcılarında beklenti yüzde 23,5; sektörde yüzde 36; hane halkının 2026 enflasyon beklentisi yüzde 52 yani Türkiye size inanmıyor Sayın Bakan, halkımız size güvenmiyor maalesef. (CHP sıralarından alkışlar)

Gelelim maliye politikalarınıza... Maliye politikalarınızın merkezine vergi, harç ve cezalar artırmayı koymuşsunuz, adına da "kayıt dışı ekonomiyle mücadele" diyorsunuz. Yapılan ise kayıtlı firmaları, özellikle esnafları "gönüllü uyum" adı altında tehdit etmektir, "uzlaşma" adı altında fahiş vergi dayatmasıdır. Hükûmetiniz sözde enflasyonla mücadele için bir yandan gümrüklerde vergi indirimleri yaparken dünyanın en pahalı faiziyle biriktirilen döviz rezervlerini tahıl gibi, et gibi temel gıda maddeleri için yurt dışına, yandaş şirketlere aktarıyorsunuz yani yandaşa gelince indirim yapıyorsunuz, vatandaşa gelince bindirim yapıyorsunuz, yandaşa bol keseden dağıtıyorsunuz, vatandaşın ümüğünü sıkıyorsunuz Sayın Bakan. (CHP sıralarından alkışlar)

Vaktim çok az kaldı, o yüzden toparlıyorum.

Sayın milletvekilleri, AKP iktidarının üretmeden tüketen, kazanmadan harcayan, planlamadan büyümeye çalışan anlayışı artık iflas etmiştir. Sanayicisini banka kapılarında bekleten, çiftçisini tarlaya küstüren, emeklisini açlığa mahkûm eden iktidarınızın artık sonu gelmiştir. Bu görüşülen bütçe, faizcinin bütçesidir, bankaların bütçesidir, yandaşın bütçesidir. Bu bütçede halk yoktur, üretim yoktur, sanayici yoktur, güven ve adalet hiç yoktur. Biz bu bütçeye, bu bozuk düzene  "Hayır." diyoruz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İstanbul Milletvekili Sayın Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA AYŞE SİBEL YANIKÖMEROĞLU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime başlamadan önce, Manisa Şehzadeler Belediye Başkanımız Gülşah Durbay'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz; Allah rahmet eylesin, başımız sağ olsun.

Evet, Kamu İhale Kurumu üzerine söz almış bulunuyorum. Ne yazık ki bu bütçe 86 milyon vatandaşın değil rant düzeninin bütçesidir. Biliyoruz ki bütçe bir tercihtir, iktidarın tercihi ise çok açıktır: Kamu kaynaklarını halka değil belirli bir kesime rekabetsiz ve denetimsiz yollarla aktarmaktır. Kamu İhale Kanunu 2003 yılında şeffaflık ve rekabeti esas alarak yürürlüğe girmişti ancak aradan geçen sürede bu yasa 200'den fazla değişiklikle delik deşik edildi, başlangıçtaki amacından tamamen uzaklaştırıldı. Kanunda sadece acil ve beklenmeyen durumlar için öngörülen 21/b maddesini, neredeyse her projede başvurduğunuz ana bir yöntem hâline getirdiniz. Bugün geldiğimiz noktada ihalelerin yüzde 45'i pazarlık usulüyle veriliyor. (CHP sıralarından alkışlar) Peki, neden siz bu maddeyi bu kadar çok sevdiniz? Çünkü rekabetten kaçmak istediniz, çünkü ihaleleri kendi seçtiğiniz firmaların almasını istediniz ve en önemlisi, kamu kaynaklarının kime ve nasıl aktarıldığının takip edilmesini istediniz.

Sayın milletvekilleri, burada çok önemli başka bir noktaya daha dikkatinizi çekmek istiyorum. İktidar kendi işine geldiğinde her şeyi acil duruma bağlayıp 21/b'yi devreye sokuyor, ihaleler jet hızıyla sonuçlanıyor ama konu milletin can güvenliği olduğunda, konu başta İstanbul olmak üzere, diğer riskli illerdeki kentsel dönüşüm olduğunda aynı hız ve kararlılığı göremiyoruz maalesef. (CHP sıralarından alkışlar) Deprem gerçeğinin her an kapımızda olduğu ülkemizde sıra kentsel dönüşüm projelerine gelince ne yazık ki frene basılıyor. Demek ki burada kamu yararından değil siyasi tercihlerden söz ediyoruz.

Değerli milletvekilleri, ihale sistemindeki yolsuzluk ve kayırıcılık özellikle kamu-özel iş birliği projelerinde devasa boyutlara ulaşmıştır. Yıllardır aynı şirketlerin benzer ihaleleri alması artık sistematik bir sorun hâline gelmiştir. Bütçe dışı yükümlülüklerle gelecek yılların kaynakları ipotek altına alınmıştır. Önümüzdeki üç yıl için bu projelerin bütçeye yükünün 820 milyar Türk lirası olacağı öngörülmektedir. Bu tutarın kur artışlarıyla daha da yükseleceği, bütçede bir kara deliğe dönüşeceği çok açıktır. Bu, apaçık yolsuzluğun belgesidir. (CHP sıralarından alkışlar)

 Değerli milletvekilleri, bunu yalnızca ben söylemiyorum, Uluslararası Şeffaflık Örgütünün yayınladığı son Yolsuzluk Algı Endeksi'nde Türkiye 180 ülke içinde 107'nci sırada yer almıştır. Bu sıralama ciddi yolsuzluk sorunları olduğuna işaret etmektedir yani bu tablo ahlaki çöküşün en büyük kanıtıdır. (CHP sıralarından alkışlar) Yolsuzluk algısının bu kadar yüksek olduğu bir ülkede kamu kurumlarına güven azalır, demokrasi, hukuk devleti ve yatırım ortamı ağır yara alır.

 Değerli milletvekilleri, kamu ihale rejimi bir ülkenin doğru yönetilip yönetilmediğinin en önemli göstergesidir. Eğer ihale süreçleri sağlıklı değilse bütçe disiplininden, stratejik planlamadan, kamu yararından bahsedemeyiz. Bu nedenle, çağrımız açıktır, 21/b istisna hâline geri getirilmelidir, ihale süreçleri kamuoyuna daha açık olmalıdır, acil ve öngörülemeyen durumlar dışında tüm ihaleler açık ihale usulüyle ihale edilmelidir ve kamu kaynakları hiçbir kurumun keyfiyetine bırakılmamalıdır. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, vatandaşın vergilerinin nasıl harcandığını bilmeye hakkı vardır ve biz de o hakkı savunmaya devam edeceğiz. Hukukun üstünlüğünü ve bağımsız yargıyı tesis ederek yandaş şirketlere çıkar sağlayan tüm yolsuzlukların hesabını soracağız.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

İzmir Milletvekili Sayın Rıfat Turuntay Nalbantoğlu.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

Geçmiş olsun bu arada.

CHP GRUBU ADINA RIFAT TURUNTAY NALBANTOĞLU (İzmir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Ben de sözlerime  vefat eden Belediye Başkanımız Sayın Gülşah Durbay'ı anarak, rahmet dileyerek ve yakınlarına, tüm dostlarına, Cumhuriyet Halk Partisi ailesine sabır dileyerek başlamak istiyorum.

 Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun bütçesi üzerine partim adına söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.

Meslekten gelen birisi olarak geçen sene de bu konu üzerine konuşma yapmış, yaşanan sorunlara dikkat çekmeye çalışmıştım. Bunları birkaç başlıkta hatırlatmak istiyorum şimdi. Farklılıkları bulunmakla birlikte, formatları birbirine benzeyen tabloların tek bir format altında toplanma işlemi gerçekleştirilemedi, hâlâ tablolar ayrı ayrı formatlanıyor. Verginin hesaplanması standardında uygulanması gereken standart hâlâ açıklanamadı ve ne yazık ki aradan geçen bu bir iki yıl içinde sorunlara yönelik dosdoğru, kalıcı hiçbir adım atılamadı. Peki, hiçbir şey yapılmadı mı? Tabii ki hayır, büyük bir iş başarıldı geçtiğimiz yıl içinde; sürdürülebilirlik denetimi ruhsata bağlandı ancak gereken sürede önce sınav açılmadı, sonra açılan sınavdan hiç kimseye ruhsatlandırma yapılmadı, bu süreçte kendi elemanlarına sınavsız ruhsat verildi. Böylece, yeni çalışmalar için son derece önemli bir deneyim hep beraber kazanılmış oldu. Çok alışık olduğumuz bir yöntemi, çok alışık olduğumuz bir tarzı AKP iktidarının; yirmi üç yıldır da iktidarda. Bunun sonucu olarak da değerleriyle çürümüş, kurumlarıyla çökmüş bir memleket tablosuyla karşı karşıyayız. Gelir dağılımındaki adaletsizlik korkunç boyutlara ulaştı.

Önümüzdeki yıl bizlerden 15 trilyon 631 milyar lira vergi toplayacaklar. Ödeyeceğimiz bu verginin 8,5 trilyon lirası sadece 2 dolaylı vergiden yani ÖTV ve KDV'den alınacak. ÖTV ve KDV'nin toplam vergiler içindeki payı yüzde 60'lara çıktı; bu oran AB ülkelerinde yüzde 30'larda. Yani toplanacak vergilerin aslan payı yine halkın omuzlarında. Bu demektir ki enflasyonla yalnızca, işçi, memur, emekçi, emekli, asgari ücretli mücadele edecek. Bunun adı da yaşamak değil hayatta kalma mücadelesidir. (CHP sıralarından alkışlar) İnsanları böyle bir mücadeleyle karşı karşıya bırakmaya da kimsenin hakkı yoktur.

CAVİT ARI (Antalya) -  Ağzına sağlık Rıfat Başkanım.

 RIFAT TURUNTAY NALBANTOĞLU (Devamla) - Tek yanlış bu olsa, yürütmek, yönetmek zorunda olduğumuz yasaları deliyorsunuz, kanunları tebliğlerle değiştiriyorsunuz. Kanun tebliğlerle değişir mi Sayın Bakanım? Hadi Maliye Bakanımız dünyanın dört bir yanında para topluyor, çok meşgul, peki, yardımcıları ne iş yapıyor? Gerçekten çok merak ediyorum. Meslekten gelen Bakan Yardımcıları var, tebliğle kanun değiştiriliyor, tebliğle yeni düzenlemeler yapılıyor. Son yayınlanan 586 no.lu Tebliğ'le 3568 sayılı Mali Müşavirlik Kanunu delindi. 586 no.lu Tebliğ'le meslek odalarına muhasebe tutma yetkisinin verilmesi 3568 sayılı Kanun'a, hukuk devleti ilkesine açıkça aykırı. Muhasebe tutma ve beyanname gönderme yetkisi sadece mali müşavirlere aittir. Genel tebliğ kanunda olmayan bir yetkiyi kapsayamaz ve bir tebliğle kanunda olmayan bir alan yaratılamaz. Meslek odaları vasıtasıyla muhasebe tutulamaz. Oda tüzel kişiliklerine defter tutma yetkisi verilmesi kanunlara aykırıdır. Bu tebliğle sorumluluğun kime ait olacağı kesinlikle muğlak bir hâle gelmiştir. Hatalı kayıtların muhatabı belirsizdir ve mali müşavirler ağır bir sorumluluk altındadır. Esnaf odaları ve kimi meslek odalarına tanınan ayrıcalık eşitlik ilkesine de aykırıdır. Muhasebe düzeni vergi güvenliğinin temelidir, yetkinin meslek dışı yapılara açılması asla kabul edilemez. 586 no.lu Tebliğ iptal edilmelidir, 3568 sayılı Kanun esas alınmalıdır.

Hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Tekirdağ Milletvekili Sayın Nurten Yontar.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

CHP GRUBU ADINA NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; aynı dönemde ameliyat olduğumuz ve tedavi gördüğümüz sevgili kardeşim Gülşah Durbay'ı bugün sonsuzluğa uğurladık. Kendisine Allah'tan rahmet, ailesine, sevenlerine ve tüm Cumhuriyet Halk Partisi ailemize başsağlığı diliyorum.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu bütçesi üzerine söz aldım. Bugün burada halkın sırtına yıkılan sistematik bir belirsizlik ekonomisini konuşuyoruz. Vatandaşın gelecek kaygısını fırsata dönüştüren, güvencesizliği kurumsallaştıran, adına da "bireysel emeklilik" denilen bir sistemsizlik. Bir ülkede insanlar emekli olabilmek için yıllarca prim ödeyip hâlâ emekli maaşıyla geçinemeyeceğinden korkuyorsa o ülkede sigortacılık sistemi işlemiyor demektir. Özel emeklilik sistemi zorunlu tasarruf gibi dayatmalarla büyütülüyorsa bunun adı finansal öz güven değildir. AKP Hükûmeti vatandaşın risklerini azaltmak yerine vatandaşı risk piyasasına sürüyorsa bunun adı sosyal devlet değil, halka hayat boyu risk yönetimi yaptırtan sömürü düzenidir.

Özel sigortaların lüks olduğu ve tercih edilmeyen bir dönemi yaşıyoruz. Sigorta primleri artmakta, poliçeler daralmakta, teminatlar küçülmekte ancak şirketlerin kârları büyümektedir. Depreme, sele, afete karşı korunduğumuz söylenmekte fakat "risk yönetimi" adı altında vatandaşın cebine düzenli olarak yeni yükümlülükler gelmektedir. Öte yandan, sigortacılık sektöründe art arda beş şirketin faaliyetine el konulması, Arex Sigortaya yapılan müdahalenin ardından gerçekleştirilen geniş çaplı gözaltılar sektör güvenirliliğini zedelemiş, kamuoyunda ciddi sorunlar doğurmuştur. Bu sigorta şirketleri tarafından tanzim edilen poliçeler sigortalı tarafından primleri ödenmesine rağmen bir gecede iptal edilmiş, sigortalar teminatsız kalmıştır. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun yetki verdiği ve denetlediği bir sektörde bu ölçüde büyük bir çöküş yaşanması, sektörün idari ve hukuki denetimlerinin araştırılması ve değerlendirilmesini gerektirmekte ve primlerini ödeyen sigortalıların mağdur edilmemesi gerekmektedir. Sektörde oluşan güven kaybı ülkemizde sigorta girişleri, sermaye hareketleri, yatırımcı güveni ve finansal istikrar açısından riskler doğurmaktadır.

İktidarınızın çalışanlara zorunlu olarak getirdiği bireysel emeklilik sisteminde devletin yüzde 30 katkı payını yüzde 50'ye çıkarma ya da sıfıra indirme yetkisi Sayın Cumhurbaşkanına verildi ve 7566 sayılı Kanun'un yayınlanmasıyla hemen yürürlüğe girdi. Artış tamam da sıfıra indirmenin iyi niyetli olduğunu açıkça düşünmüyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlar, 2026 bütçesinde 16,3 trilyon lira gelir, 19 trilyon lira gider öngörülmekte. Daha 2026 yılına girmeden bütçede 2,7 trilyon liralık rekor açık verildi. Bütçenin en büyük gider kalemlerinden biri de yine faiz oldu. Bütçe gelirlerinin yüzde 97,5'i vergilerden oluşmakta. Her 100 liralık verginin 63 lirası dolaylı vergi, 25 lirası maaşlardan kesilen gelir vergisi, kâr eden şirketlerin ödediği kurumlar vergisinden ise sadece 11 lira. Böyle bir vergi adaleti olmaz olsun! (CHP sıralarından alkışlar) ÖTV ve KDV tam bir adaletsizlik örneği yani zenginden de fakirden de asgari ücretliden de fabrikatörden de aynı miktarda vergi alınmakta. Zorunlu tüketimden ve ihtiyaçtan ÖTV alıyorsunuz ama pırlantada, elmasta, lüks kol saatinde vergi yok. Yattan, kotradan yüzde 8, vatandaşın cebindeki cep telefonundan yüzde 50 vergi alıyorsunuz. Otomobil deseniz artık tekerlekli bir vergi dairesi. Kendinize bir otomobil alırken devlete de muhakkak bir otomobil alıyorsunuz. Daha lüks bir araç almaya kalkarsanız devlete 2 tane otomobil veriyorsunuz. Peki bunu yaparsa kim yapar, bu düzeni adil diye hangi vicdan savunabilir? Tabii ki AKP yapar ve savunur. (CHP sıralarından alkışlar)

Sayın Bakan, yaptığınız bu bütçede asgari ücretli, emekli, esnaf, dezavantajlı gruplar, çiftçi, öğrenci yok; bu bütçede maaşı daha cebe girmeden eriyen milyonlar var.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

NURTEN YONTAR (Devamla) - Siz kâğıt üzerinde denge tutturmaya çalışıyorsunuz ama bu ülkede hayatın dengesi çoktan bozuldu. (CHP sıralarından alkışlar)

Bu bütçede yine sizin sayenizde kemer sıkan hep halk, zenginleşen ve rahatlayan hep ayrıcalıklı bir azınlık var diyor, bütçeye ret oyu vereceğimizi belirterek Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına konuşmalar da tamamlanmıştır.

Şimdi şahıslar adına lehte olmak üzere İstanbul Milletvekili Sayın Muhammed Ali Fatih Erbakan.

Buyurun. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)                                                          MUHAMMED ALİ FATİH ERBAKAN (İstanbul) - Genel Kurulu ve aziz milletimizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Öncelikle, merhume Gülşah Durbay için başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Hem ailesinin hem bütün CHP camiasının hem de Manisa halkının, Şehzadeler halkının başı sağ olsun; Allah rahmet eylesin.

Türkiye Cumhuriyeti mevcut iktidar sayesinde bir mağduriyetler cumhuriyeti hâline gelmiş durumdadır. "Kaynak yok" bahanesiyle EYT'lilere kademeli emeklilik imkânı vermiyorsunuz, bir gün geç sigorta girişi nedeniyle on yedi yıl süründürüyorsunuz; milyonlar mağdur. Staj ve çıraklığa başlayan çocukları sigortalı yapıyorsunuz ama sigortalılıklarını işbaşı tarihi saymıyorsunuz, emeklilikte hesaba katmıyorsunuz; milyonlar mağdur. Eğitim fakülteleri açıyorsunuz, mezunlarını öğretmen olarak atamıyorsunuz, öğretmenlere "kadrolu", "sözleşmeli", "ücretli" şeklinde ayrımcılık yapıyorsunuz, özlük haklarından alıyorsunuz; milyonlar mağdur. İmtiyazlı holdinglere bütçeden bir senede 238 milyar lira garanti ödemesi yapıyor, Trump gelip inecek diye Etimesgut Havaalanı'na 10 milyar lira masraf yapıyor ama iş emekli maaş zammına gelince âdeta kurban pazarlığı yapıyorsunuz; 16 milyon emekli perişan. Kırsal kalkınmaya ayrılan payın 45 katını, tarıma ayrılan payın 6 katını faize aktarıyorsunuz; milyonlarca çiftçi ve köylü mağdur. Zenginlerin bile zor dayanacağı bir hastalık, SMA Tip 1; SMA'lı bir çocuğun tedavisi yurt dışında 2 milyon dolar tutuyor. Zenginlerin vergi borçlarını tek kalemde silerken SMA  hastalarına bir kuruş dahi vermiyorsunuz; aileleriyle birlikte yüz binler mağdur. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

Kanun hükmünde kararnamelerle âdeta "bir sağdan, bir soldan" diyerek 152 bin insanı sorgusuz sualsiz işten attınız, daha yargılamadan boyunlarına "terörist" yaftası astınız. Yargılandılar, aklandılar, beraat aldılar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşındılar ama adaletsizlikten kurtulamadılar; aileleriyle birlikte milyonlar mağdur.

Eşit işe eşit ücret yok, gelir dağılımında adalet yok, servet dağılımında adalet yok, vergilendirmede hakkaniyet yok, harcayandan peşin peşin alıyorsunuz, imtiyazlı holdinglerden çatır çatır siliyorsunuz. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar) Milletin değil, patronların hazinesi, halkın değil, holdinglerin maliyesi, vatandaşın değil, imtiyazlıların hükûmeti görüntüsü veriyorsunuz.

Kamu maliyesinde hak yok, hukuk yok, adalet yok, merhamet yok; kapitalist sisteminizin adaletsiz uygulamaları karşısında milyonlar mağdur durumda. Yüz yıllık birikimlerimizi Varlık Fonu'nda topladınız, millî servetimizi faiz ve israf çarkının finansmanı için rehin bıraktınız, yüz yılın birikimlerini Türkiye Yüzyılı'nda Körfez sermayesine ipotek ettirdiniz, Varlık Fonu'nu yokluk fonu hâline getirdiniz. Siz AK PARTİ iktidarı olarak bugün karşımıza "2026 Bütçe Kanunu" adı altında bir çöküş bütçesiyle geldiniz; yine bir borç, faiz, zam, vergi bütçesiyle geldiniz; "önce millet" diyen değil, "önce imtiyazlılar" diyen bir bütçeyle geldiniz.

Bu bütçenin oyladığımız son borç ve faiz bütçesi olması temennisiyle Genel Kurulu ve aziz milletimizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. (CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, birleşime yarım saat ara veriyorum.

              Kapanma Saati: 18.33

     BEŞİNCİ OTURUM

      Açılma Saati: 19.12

      BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

      KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN (Adıyaman)

      ----- 0 -----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon? Yerinde.

Şimdi, yürütme adına altmış dakikalık süre içerisinde 2 Sayın Bakan yarımşar saat sürelerini kullanacaklar.

İlk konuşmacı İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sözlerimin başında, dün vefat eden Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay'a Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve Cumhuriyet Halk Partisi teşkilatına başsağlığı diliyorum.

İçişleri Bakanlığımızın ve bağlı kuruluşlarımızın 2025 yılına ilişkin faaliyetlerini ve 2026 yılı bütçe teklifimizi sunmak üzere huzurlarınızdayım. Gazi Meclisimizi, sayın milletvekillerimizi ve bizleri ekranları başında izleyen aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. 2026 yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde İçişleri Bakanlığı olarak Türkiye Yüzyılı'nı huzurun yüzyılı yapmakta kararlıyız. Bu kararlılıkla 688 bin personelimizle tüm suç ve suçlularla mücadelemizi kesintisiz, tavizsiz ve amansız bir şekilde yürütüyoruz. Bugün, Bakanlığımıza ait 2026 yılı bütçesini takdirlerinize sunarken bu yıl boyunca yaptığımız çalışmalarımızdan bazı başlıkları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ülkemiz yıllardır devam eden terörle sınanmasını bitirecek, kardeşliğimizi, birliğimizi ve dirliğimizi güçlendirecek yeni bir dönemin, "Terörsüz Türkiye" döneminin kapılarını aralamıştır. "Terörsüz Türkiye" Türkün, Kürt'ün, Arap'ın aynı sofrada, aynı kaderde, aynı vatanda kardeşçe yaşadığı bir büyük aile demektir. "Terörsüz Türkiye" huzur, kalkınma ve kardeşliğimizi büyütme projesidir; çocuklarımızın korkusuz büyüdüğü, şehirlerimizin canlandığı, dağların, vadilerin, sokakların kardeşliğin sesiyle dolduğu, hiçbir gencimizin terör örgütlerinin ağına düşmediği, demokrasinin ve hukukun güç kazandığı, uluslararası alanda güçlü, bölgesinde lider bir Türkiye'nin adıdır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Ülkemizin kaynaklarını gençlerimizin eğitimine, çiftçimizin emeğine, esnafımızın ticaretine, sanayicimizin üretimine, şehirlerimizin turizmine ve kalkınmasına yönlendirmektir.

Bakanlık olarak bir yandan "Terörsüz Türkiye"nin inşasına omuz verirken diğer yandan da sahada güvenliği ve kamu düzenini tavizsiz bir biçimde ayakta tutuyoruz. Bu çerçevede, kırsalda arama tarama faaliyetlerimizi kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. 2025 yılı içinde terörle mücadele kapsamında 308 mağara ve sığınağı imha ettik; İHA ve İKU'larımız 44.157 saat uçuş gerçekleştirdi.

10'u Diyarbakır Anneleri'nin çocukları olmak üzere toplam 103 terör örgütü mensubu ikna yoluyla yurt dışından gelerek güvenlik güçlerimize teslim oldu. 30 terör eylemi engellendi. Terör suçlarından hapis araması olan 439 şahıs yakalandı. Kırmızı bültenle aranan 7 şahsın ülkemize iadesi sağlandı. Terör suçlarından aranmakta olan 71 şahıs hakkında kırmızı bülten çıkarıldı.

Terörle mücadele kapsamında 1.602'si din istismarcısı FETÖ ve 746'sı, yine, din istismarcısı DEAŞ olmak üzere, diğer terör örgütlerini de dâhil ettiğimizde toplam 2.578 şahıs tutuklandı.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; suçu daha oluşmadan önce önlemeye odaklanan ve terör, asayiş, organize suçlar, uyuşturucu, trafik, göç ve siber suçlar gibi suç ve suçlularla mücadeleyi "Bir alanda alınan tedbirler diğer alanları da güçlendirir." düşüncesiyle bir bütün hâlinde tasarlayan, güvenlikte yeni yol haritamız olan Türkiye Bütünleşik Güvenlik Modeli'ni devreye aldık. Bu model sayesinde güçlü istatistiki veri ve analizlerle güvenlik performansını somut hedefler ve ölçülebilir göstergelerle izliyoruz, suçla mücadelede sonuç odaklı çalışıyor ve sürekli iyileştirmeler sağlıyoruz. Her il için ayrı risk haritaları çıkarıp illere özgü güvenlik stratejileri geliştiriyoruz. Teknolojik altyapıyı güçlendiriyoruz; yapay zekâ, KGYS, gözcü kamera, yaka kameraları ve plaka tanıma sistemleri gibi yeni nesil modern araçlarla suça karşı önleyicilik ve aydınlatma kabiliyetimizi daha etkin hâle getiriyoruz. Vatandaşlarımızın ihbar, mobil uygulama ve geri bildirimlerini güvenlik zincirinin bir parçası hâline getiriyoruz. Dijital mecralarda yanlış bilgi ve manipülasyonla da mücadele ederek siber alanda kamu düzenini koruyoruz. Uygulamalarda şeffaflık ve hesap verilebilirliği esas alıyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; asayiş, kamu düzeninin sağlanması, can ve mal güvenliğinin tesisidir, devletin sağladığı güven duygusunun halkın günlük hayatına huzur olarak yansımasıdır. Bu amaçla, asayişte her olayı yalnızca bir dosya değil, geleceğe dair bir veri olarak görüyoruz, her veriyi de bir tedbirin, bir önlemin, bir güvenlik hamlesinin başlangıç noktası sayıyoruz.

Dinamik güvenlik süreci bugün artık teknolojiyle, insan gücüyle ve toplumsal bilinçle iç içe ilerliyor. Emniyet, Jandarma ve Sahil Güvenlik birimlerimizin kullanımına sunduğumuz yaka kamerası uygulamasıyla müdahalelerin tüm aşamaları kayıt altına alınıyor; hem vatandaşımızın hem de personelimizin hakları korunuyor, gerektiğinde yargı süreçlerine güçlü kanıt sunuluyor.

Göreve geldiğimizde 14 bin olan yaka kamerası sayısı son iki buçuk yıldaki yeni alımlarla 104 bine yükseldi; 2026 yılında planlanan 60 bin yeni alımla birlikte toplam sayı 164 bine ulaşacaktır. Göreve geldiğimizden itibaren 29.637'si hizmet aracı, 2.064'ü motosiklet, 332'si zırhlı araç, 52'si hava aracı, 185'i yüzer araç olmak üzere araç sayımızı 32.270 artırarak filomuzu güçlendirdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Böylece asayiş ve trafik hizmetlerindeki ekip ve devriye sayılarımızı yaklaşık yüzde 30 arttırdık; artık daha görünürüz, daha caydırıcıyız.

Asayiş suçlarına yönelik geldiğimiz noktayı, meydana gelen olay sayılarını, aydınlatma oranlarını düzenli olarak kamuoyuyla paylaşıyorum. Ülkemiz genelinde geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla 2025 yılının ilk on bir ayında kişilere karşı işlenen suçlarda olay sayısını 49.405, mal varlığına karşı işlenen suçlarda olay sayısını 42.315 azalttık yani sadece on bir ayda 91.723 daha az olay meydana geldi. Bir şey daha söyleyeyim; son iki buçuk yılda kişi ve mal varlığına karşı işlenen suçlarda olay sayılarını 250.771 azalttık. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

 

       Şimdi de gelelim aydınlatma oranlarına. Bakın, kişilere karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımızı yüzde 99,1'e, mal varlığına karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımızı yüzde 92,1'e yükselttik. Elbette biz yaptığımız işi sadece kendimizle kıyaslamıyoruz. Bakınız, veri paylaşımı yapan Avrupa ülkeleri içişleri bakanlıklarının 2024 yılı verilerinden bazıları: Evden hırsızlık aydınlatma oranı Türkiye'de 2024'te yüzde 69 iken bu oran İspanya'da yüzde 15, Almanya'da yüzde 25. Bu arada Türkiye'de bu oran geçen yıl 69'du, bu yıl, 2025'te 82'ye yükseldi. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Motorlu araç hırsızlığı aydınlatma oranı Türkiye'de yüzde 84 iken Norveç'te yüzde 15, Almanya'da yüzde 29, İspanya'da yüzde 36.

Bir de 100 bin kişiye düşen 2024 verilerine göre olay sayılarına bakalım. Evden hırsızlık olay sayısı 2024'te Türkiye'de 100 bin kişide 34, Birleşik Krallık'ta 367 yani bizim 11 katımız. Bu sayı Fransa'da 328, İsveç'te 317, İspanya'da 169, Almanya'da 140. Dolandırıcılık olay sayısı Türkiye'de 125 iken bu rakam İsveç'te 2.019 yani bizim 16 katımızdan daha fazla; Almanya'da 879, Norveç'te 528, İspanya'da 218. Avrupa ülkeleriyle ilgili diğer verileri de şimdi sosyal medya hesabımızdan paylaşıyorum.

Asayişte üzerinde önemle durduğumuz bir konu daha var, o da mahkemelerce haklarında hapis yakalaması olanların sokaklardan temizlenmesidir. Denklem çok açık; hapis yakalaması olanları hızlıca yakala, olay sayılarını azalt. İşte, hapis yakalaması olanları hızla yakaladıkça önleyiciliğimiz de o denli güçlü oluyor. Bakın, bu yılın ilk on bir ayında hakkında hapis kararı bulunan 188 bin, son iki buçuk yılda ise 436 bin şahsı yakaladık, adalete teslim ettik.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; kadına yönelik şiddeti sadece bir bireye değil, insanlık onuruna, insan haklarına, vicdana ve medeniyet değerlerimize vurulmuş bir darbe olarak görüyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

SÜMEYYE BOZ (Muş) - Bakanlığınıza bağlı polisler...

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Bakın, geçen yılın ilk on bir ayında maalesef 327 kadın cinayeti işlenmişti.

SÜMEYYE BOZ (Muş) - O cezasızlığı veren kim?

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Bu yılın ilk on bir ayında ise maalesef 247 kadın cinayeti işlendi. Geçen yıla göre kadın cinayeti yüzde 24,5 azaldı.

SÜMEYYE BOZ (Muş) - İstanbul Sözleşmesi'nden çıktığımızdan beri kaç kadın katledildi Sayın Bakan?

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Kadına şiddetle mücadelede hiçbir mazeret, hiçbir tereddüt, hiçbir istisna olamaz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Her kadın kendini güvende hissedene kadar, her tehdit ortadan kalkana kadar mücadelemiz kararlılıkla sürecektir.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Sayın Bakan, bu rakamın içinde şüpheli ölümler yok.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Koruma altındaki kadınlar ölüyor ne yazık ki!

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; organize suç ülkemizin huzuruna ve millî güvenliğimize yöneltilmiş bir tehdittir. Son iki buçuk yıldır organize suçlarla mücadelede yeni bir dönemin kapılarını araladık. Uyguladığımız güçlü ve sürekli operasyonel yöntem sayesinde organize suç örgütlerinin elebaşı ve yönetici kadrolarını, yeniden örgütlenme kapasitelerini, finansal ağları ve mal varlıklarını, kırmızı bülten ve ortak operasyonlarla uluslararası bağlantılarını, saha hâkimiyetlerini pek çok ilimizde eş zamanlı düzenlediğimiz operasyonlarla tasfiye ettik, etmeye de devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu kararlılıkla bu yılın ilk on bir ayında 407'si KOM, 120'si narkotik ve 97'si siber olmak üzere 624 organize suç örgütünü çökerttik, 7.816 şahıs tutuklandı.

Şimdi, bir de sanal medyada sürekli isimleri geçirilen 11 farklı suç örgütü var. Yaptığımız ulusal ve uluslararası operasyonlarla bu 11 çetenin 8 elebaşını bu dönemde yakaladık, 7'si yurt dışında, 1'i yurt içinde hapiste, 3 elebaşı yurt dışında firari. Bunlar hakkında da kırmızı bülten çıkardık. Biliniz ki diğerlerini nasıl yakaladıysak onları da Allah'ın izniyle yakalayacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, bu çetelerin sadece elebaşları değil, üyelerinin de büyük çoğunluğu içeride. Bakınız, bu 11 örgütün toplam 1.626 üyesi yurt içinde, 65 üyesi de yurt dışında cezaevinde. Türkiye bu dönemde INTERPOL, EUROPOL ve dost ülkelerin emniyet birimleriyle birlikte çalışan dünyadaki en etkin ülkelerden biridir. Bu yılın on bir aylık döneminde ülkemizde kırmızı bültenle aranan 492 yabancı şahsı yakaladık. Yine aynı dönemde kırmızı bültenle aradığımız 345 şahsın ülkemize iadesini sağladık.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; ulusal güvenliğimiz kara, hava ve denizlerle sınırlı değil, yeni mücadele alanlarımızdan biri de sınırları olmayan bir dünyadan oluşuyor, o da siber dünyadır. Bu siber dünyanın her bir yanı karanlık dehlizlerle doludur. Klavye başında sinsice bekleyen yeni nesil düşmanlar var. "Deepfake" videolar, siber zorbalık, sanal bahis ve sanal kumar platformları; bir tıkla başlayan süreç, hayatları maalesef karartabiliyor. Orada yapılan bir saldırı burada bir evladımızın hayatına, bir vatandaşımızın mahremiyetine zarar verebilmektedir. İşte, bu nedenle, siber devriyelerimiz teknolojik donanımı, yapay zekâ destekli istihbarat analizleri ve ileri seviye tarama sistemleriyle yedi gün yirmi dört saat görev başındadır. Bu kararlılıkla terör propagandalarına, yasa dışı bahis ve ödeme sistemi ağlarına, bilişim dolandırıcılığına, çevrim içi çocuk istismarlarına karşı operasyonlar sürdürüyoruz. 2025 yılının ilk on bir ayında 195 bin hesap ve şahıs tespit edildi; 31.318 yasa dışı bahis sitesi, 46.656 "web" sayfası ve 37 bin sosyal medya hesabı erişimi engellendi; 6.711 şahıs da tutuklandı.

Şimdi, bakın, Avrupa ülkelerinde durum ne? Avrupa ülkeleri içişleri bakanlıkları  -hepsi vermiyor bunu, verilenleri getirdim- 2024 verilerine göre,  siber suçlarda aydınlatma oranımız ülkemizde, bizde yüzde 86, bu oran İspanya'da yüzde 13, Almanya'da sadece yüzde 32.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; uyuşturucu bir insanlık suçudur ve altını çizerek ifade edeyim ki biz uyuşturucuya savaş açtık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Açtık ve yenildik!

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Bu savaşı sadece ülkemiz adına değil insanlık adına sürdürüyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla bir hedef ortaya koyduk; ülkemizi uyuşturucuya karşı aşılmaz, erişilmez bir kale hâline getirmek. Sadece bu yılın on bir ayında...

SÜMEYYE BOZ (Muş) - Uyuşturucu baronlarının...

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Bir dinleyin.

Sadece bu yılın on bir ayında zehir tacirlerine yönelik düzenlediğimiz operasyonlarla 40.346 şahıs tutuklandı. Son iki buçuk yılda tutuklananların sayısı 96 bin oldu. İllerimizde eş zamanlı düzenlediğimiz narkokapan operasyonlarıyla sokaklarımızı torbacılardan temizliyoruz. Bu operasyonlarımızdaki tutuklama oranımız yüzde 96.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bu iş torbacıyla olmaz Sayın Bakan.

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Ayrıca bu yılın ilk on bir ayında 120, son iki buçuk yılda 349 narkotik organize suç örgütünü çökerttik. Sadece bu yıl narkotik suçlarından hapis cezalı aranan 31.390 şahsı yakaladık. Kırmızı bültenle aranan narkotik suçlardan 51 yabancı şahsı ülkemizde yakaladık, kırmızı bültenle narkotik suçlarından aramakta olduğumuz 64 şahsın ülkemize iadesini sağladık. Yine, bu yıl düzenlediğimiz bu operasyonlar sonucunda 47 ton uyuşturucu madde, 130 milyon adet uyuşturucu hap ele geçirdik.

Avrupa Uyuşturucu Ajansının 2025 Raporu'na göre madde bağlantılı ölümler açısından veri paylaşan 21 ülke içinde Türkiye 18'inci sırada yani en düşük orana sahip 4 ülkeden biriyiz. Bir kez daha ifade ediyorum; uyuşturucu nedeniyle tek bir canımızı dahi kaybetmeye tahammülümüz yoktur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; göçe yalnızca bir güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda insani, sosyolojik ve uluslararası boyutları olan çok yönlü bir olgu olarak yaklaşıyoruz. Zira her adımımızı hukukun, merhametin, vicdanın ve medeniyet değerlerimizin rehberliğinde atıyoruz. Bunu yaparken de kamu düzenimizden asla ödün vermeyen bir dengeyi titizlikle koruyoruz. Türkiye, bu yönleriyle tüm dünyaya örnek olan bir model ülke konumundadır. Düzensiz göçe karşı verdiğimiz kararlı mücadeleyle ülkemiz düzensiz göçe hedef olmaktan ve transit göç rotası olmaktan çıkmıştır.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Nasıl çıktı? 10 milyon göçmen var, nasıl çıktı?

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA (Devamla) - Düzensiz göçle mücadelede odağımız göçmen kaçakçılığı organizatörleridir. Bunlara karşı yaptığımız operasyonlar sonucu sadece bu yıl 4.088, son iki buçuk yılda ise 11.928 göçmen kaçakçılığı organizatörü tutuklandı. Yine bu yıl 105 bin düzensiz göçmen sınır dışı edildi. Göreve başladığımızdan beri bu sayı 241 bin noktasına geldi, 105 binle beraber. Düzensiz göçe karşı tavizsiz tutumumuz sayesinde vize, vize muafiyeti ve ikamet süresi biten 374 bin yabancı da kendiliğinden çıkıp ülkelerine gitti. Düzensiz göçle mücadelede entegre sınır yönetimi kuran, son teknolojiyi sahada uygulayan bir devletiz. Sınırlarımızda 1.323 kilometre güvenlik duvarı, 1.755 kilometre devriye yolu inşa ettik. Ayrıca sınırlarımız elektrooptik kule, termal kamera, gözetleme kulesi, sınır aydınlatma sistemi, kamera ve algılayıcı sistem, dronlar ve keşif, gözetleme araçlarımızla dijital bir güvenlik kuşağıyla çevrelenmiş durumda.

Bu dönemin en önemli yeniliklerinden biri de mobil göç noktası araçlarımızdır. 81 ilimizde 375 mobil göç noktasıyla sahadayız. En çarpıcı sonuç ise şudur: Bakın, mobil göç noktası araçları ilk devreye girdiğinde kimlik kontrolü yapılan her yüz kişiden 75'i düzensiz göçmen çıkıyordu, son bir yılda bu oranın -kimlik kontrolünün sonucunda- yüzde 1,4'e kadar düşmesi bu modelin hem caydırıcı hem de tespit edici gücünü ortaya koyuyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

8 Aralık 2024'ten bu yana 590 bin Suriyeli gönüllü, güvenli, onurlu ve düzenli şekilde ülkesine döndü. 2016 yılından bu yana ise ülkelerine gönüllü dönüş yapan Suriyeli sayısı 1 milyon 330 bine ulaştı. Türkiye olarak bir yandan düzensiz göçle mücadele ederken diğer yandan düzenli göçe yönelik çekim merkezi olacak politikalarımızı da sürdürüyoruz.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 6 Şubatta milletçe asrın felaketini yaşadık. Bu felakette nice canlarımızı yitirdik, öpmeye kıyamadığımız yavrularımızı toprağa verdik, hayır duasını beklediğimiz analarımızı, babalarımızı Rahmetirahman'a uğurladık. Bu büyük acıları yaşarken millet olarak ayağa kalktık. Dünyanın en büyük iyileştirme operasyonuna ve konut seferberliğine imza attık. 27 Aralık tarihinde inşallah Hatay'da, Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle, 453 bininci anahtarı teslim edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Cumhurbaşkanımız depremin daha ilk gününde söylemişti, "Şehrinize sahip çıkın, ata yurdunuzu asla kalıcı olarak terk etmeyin. Yıkılan her konutun daha iyisini, güzelini, güvenlisini, yenisini yapıp vereceğiz." demişti. İşte, o tarihî ana sadece sayılı günler kaldı. Şükürler olsun, hak sahibi olan tüm vatandaşlarımız konutlarına ve iş yerlerine kavuşuyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Değerli milletvekilleri, AFAD sadece yerelde değil küresel ölçekte de en güçlü dayanışma sembollerinden biri hâline gelmiştir.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın Bakanım, sadece konut yapmaya dönük değil önlem almaya dönük de AFAD'ın çalışması lazım. Fay sakınım bandı zonunu hâlâ çıkarmadınız. Hâlâ imar planlarına fay zonları işlenmiyor. Önlem alın biraz ne olur, binaya dönük değil sadece.

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA (Devamla) - AFAD 5 kıtada 80'den fazla ülkeye insani yardım yapan, arama kurtarma faaliyetlerine katılan, insani yardımları koordine eden büyük bir kuruluştur. İsrail'in düzenlediği soykırıma karşı da AFAD 14 uçak ve 18 iyilik gemisiyle 103 bin tonu aşkın insani yardım malzemesini Gazze'ye ulaştırdı. AFAD kara gün dostudur. Bu yılın ilk on bir ayında ülkemiz genelinde 28.925 afet ve acil durum meydana geldi. Nerede bir afet varsa hayatı normalleştirmek için AFAD oradaydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

6 Şubat depremleri sonrası 100 bin arama kurtarmacı hedefiyle başladığımız bu yolda Millî Savunma, Millî Eğitim, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman, Adalet, Çevre, Şehircilik ve İklim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ve Diyanet, JAK, PAK ve STK'lerimizle birlikte arama kurtarmacı sayımız şükürler olsun 147.895'e ulaştı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğümüz ise büyük bir özveriyle çalışmalarını sürdürüyor. Bu yılın ilk on bir ayında 3 milyon 235 bin pasaport, 7 milyon 921 bin yeni kimlik kartı, 5 milyon 602 bin yeni tip sürücü belgesi verdik.

112 Acil Çağrı Merkezimiz bu yılın ilk on bir ayında 88 milyon çağrı aldı. Bu çağrılara reaksiyon süremiz 2 dakika 86 saniye olarak gerçekleşti. Her zaman söylediğimiz gibi, bir acil durum ya da bir şikâyetiniz olduğunda lütfen bizi arayın, biz gereğini yapalım.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; süremin imkân verdiği ölçüde İçişleri Bakanlığımızın faaliyet alanlarından bazı başlıkları sizlerle paylaştım. Ülkemizin huzur ve güvenliği için tüm personelimizle canla başla çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz.

Gazi Meclisimizin takdirine sunduğumuz bu bütçe, milletimize ait olan, milletimizin alın teriyle oluşan ve bize emanet edilen bir bütçedir. Biz bu bütçeyi tek bir kuruşunu israf etmeden, tek bir anını boşa harcamadan, 81 il ve 922 ilçemizde, kara vatanda, mavi vatanda ve siber vatanda milletimizin huzuru ve güvenliği için kullanacağız. Allah'tan niyazımız şudur: Bu aziz vatandan huzuru, bereketi, dirliği ve düzeni eksik etmesin, birliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermesin, kardeşliğimizi daha da güçlendirsin.

Yirmi üç yıldır Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğiyle her alanda kalkınan ülkemiz, Türkiye Yüzyılı vizyonuyla büyük ve güçlü Türkiye idealine mutlaka ulaşacaktır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Biz de İçişleri Bakanlığı olarak "Türkiye'nin Huzuru" şiarıyla mülki idare amirlerimizle, Emniyetimizle, Jandarmamızla, Sahil Güvenliğimizle, güvenlik korucularımızla, AFAD'ımızla, Göç İdaremizle, tüm merkez ve taşra teşkilatlarımızla bu yolda her daim seferber olmaya devam edeceğiz. Allah hepsinden razı olsun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Bu vesileyle, vatanımız için canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle ve saygıyla yâd ediyorum; gazilerimize sağlık, afiyet ve uzun ömürler diliyorum.

2026 yılı bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, her birinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek...

Buyurun. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; yüce Meclisimizi ve ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, dün Hakk'ın rahmetine kavuşan Manisa Şehzadeler Belediye Başkanı Sayın Gülşah Durbay Hanımefendi'ye Allah'tan rahmet, ailesine, yakınlarına ve Cumhuriyet Halk Partisine başsağlığı ve sabırlar diliyorum.

Bütçe sürecinde gösterdikleri özverili çalışmalardan dolayı Plan ve Bütçe Komisyonumuzun Sayın Başkanına, saygıdeğer Komisyon üyelerine ve kıymetli vekillerimize teşekkür ediyorum.

Milletimizin refahını kalıcı bir şekilde artırmak hedefiyle yürüttüğümüz bu süreçte her türlü yapıcı eleştiriyi ve katkıyı dikkatle değerlendirdiğimizi ifade etmek isterim.

Konuşmamda ilk olarak, uyguladığımız programın sonuçlarına yönelik değerlendirmelerimi paylaşacağım; ardından, bütçe gelişmeleri, gelir politikaları ve reel sektöre ilişkin finansmana erişim konularına değineceğim. Ayrıca belirtmek isterim ki Komisyonda paylaştığımız sunumu, ilave değerlendirmelerimizle genişleterek tüm milletvekillerimize elektronik ortamda gönderdik.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; küresel belirsizliklerin yüksek olduğu, dünya ekonomisinde önemli fırsatların, hem de ciddi yapısal zorlukların bulunduğu bir dönemden geçiyoruz. Amacımız, küresel meydan okumalara karşı ülkemizi daha dayanıklı hâle getirirken ortaya çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmektir. Uyguladığımız program sayesinde, son iki buçuk yılda kayda değer kazanımlar elde ettik. Müsaade ederseniz bu konulara değinmek istiyorum.

Öncelikli olarak, enflasyonda belirgin bir düşüş yaşandı. 2022-2023 yılları sonunda yüzde 64-65 patikasına yerleşen yıl sonu enflasyonu, geçen sene yüzde 44,4'e kadar indi, bu sene kasım ayı itibarıyla yüzde 31,1 seviyesinde gerçekleşti. Tabii, hedeflerimizin bir miktar üzerinde. Burada şunu ifade etmek istiyorum: Dayanıklı tüketim malları gibi, giyim ve ayakkabı gibi ürünlerde aslında temel mal enflasyonu yüzde 18,6'ya kadar düştü, gıda enflasyonu yüzde 27'ye kadar geriledi. Manşet enflasyonun yüzde 30'un üzerinde olmasının esas sebebi, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de hizmet sektörü enflasyonu, dezenflasyon tedbirlerine gecikmeli tepki veriyor. Ülkemizde hizmet enflasyonunda bir katılık var, geçmişe yönelik bir endeksleme var. Ayrıca, daha önce kiraya bir üst sınır getirmiştik kanunla, eğitime bir üst sınır getirmiştik, tabii, bunların da etkileri var. Özellikle son iki yılda kira ve eğitim enflasyonu manşetin en az 2 katı hızla arttı ancak önümüzdeki dönemde sosyal konut seferberliği, deprem konutlarının tamamlanmasıyla birlikte konut arzı artacak ve kira artışı sınırlanacak; ayrıca, eğitimde de kural bazlı bir fiyatlama modelini yüce Meclisimiz kabul etti.

Yine, bütçe imkânları çerçevesinde 2026 için vergi ve harç güncellemelerini yeniden değerleme oranında değil hedeflediğimiz enflasyon oranında belirleyeceğiz ancak şunun da altını çizmek istiyorum: Gelir vergisi tarifesi gibi vatandaşlarımızın lehine olan vergi mevzuatındaki güncellemeleri daha yüksek olan yani yüzde 25,5 olan yeniden değerleme oranında artıracağız dolayısıyla kamunun fiyatlarını yüzde 16-19 arasında belirlerken vatandaşın lehine olan hususlarda yeniden değerleme oranını uygulayacağız. Ayrıca, 2026 yılında muhtemelen daha destekleyici küresel finansal koşullar, ılımlı emtia fiyatları, tabii ki sıkı para ve maliye politikası, güçlenen finansal istikrar, beklentilerdeki -umarım- iyileşmeyle birlikte, bunun hızlanmasıyla birlikte dezenflasyonda daha güçlü bir momentum söz konusu olacak. Dolayısıyla 2026 yılında, biz, enflasyonun hedefler doğrultusunda düşmeye devam edeceğine inanıyoruz.

Diğer önemli bir kazanım, makroekonomik dengesizlikleri biz azalttık, özellikle cari açık konusunu bir endişe kaynağı olmaktan çıkarttık. Uyguladığımız programın başına gidersek, cari açık millî gelire oran olarak yüzde 5'in üzerindeydi, 2024 yılında yüzde 0,8'e geriledi; hatta, portföy tercihi olarak, ağırlıklı olarak ithal edilen altını bir kenara bırakırsanız geçen sene cari dengede fazla verdik, 3,2 milyar dolarlık bir fazla söz konusu. Bu yıl da cari açık hedeflerimiz doğrultusunda gidiyor, ciddi bir iyileşme söz konusu. Özellikle yeşil dönüşümde epey mesafe katettik; bugün petrol ihtiyacımızın yüzde 15'ini, doğal gaz ihtiyacımızın yüzde 16'sını kendi üretimimizle karşılıyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yenilenebilir enerjinin kurulu kapasitedeki payı yüzde 62'ye çıktı ama kuraklık nedeniyle bu sene üretimdeki payı yüzde 45.

Bunları niye anlatıyorum? Çünkü Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığı azaldıkça cari denge kalıcı olarak iyileşiyor. Son yirmi üç yılda, biz, petrol ve doğal gaz ve türevlerinin ithalatına tam 1 trilyon dolar ödedik. Burada tabii ki mesafe katettikçe yapısal bir dönüşüm sağlanmış olacak. Cari dengedeki iyileşmeyle birlikte millî gelire oran olarak yüzde 23'e çıkmış olan brüt dış finansman ihtiyacımız bu sene yüzde 17'nin altına geriliyor ve program dönemi sonunda da muhtemelen yüzde 13-14'lere kadar inmiş olacak; bu da finansal piyasalarda ve ekonomide istikrarı güçlendirecek.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uluslararası standartlara göre rezerv yeterliliğini sağladık. 2023 yılı Mayıs ayına göre brüt rezervlerimiz 88 milyar dolar, swap hariç net rezervler yaklaşık 123 milyar dolar arttı.

Önemli bir koşullu yükümlülük olan kur korumalı mevduattan çıkışı başarıyla yönettik. Böylece net rezervlerdeki artış ile koşullu yükümlülüklerdeki düşüşü birlikte değerlendirirseniz ülkemizin bilançosunda yaklaşık 260-265 milyar dolarlık bir iyileşme söz konusu.

Türk lirasına bu dönemde güven arttı. Türk lirasının toplam mevduat içerisindeki payı bugün itibarıyla yüzde 60'ın üzerinde. Tabii, bütün bunlar ülkemizin risk primine yansıdı. Finansal istikrarımızın güçlenmesiyle birlikte ülkemizin risk algısı da iyileşiyor. Bakın, program öncesinde 700 baz puana kadar yükselen risk primimiz bugün itibarıyla 216 baz puana geriledi.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - 700'e kim çıkarmıştı Sayın Bakan? 700'e kim çıkarmıştı risk primini Sayın Bakan? 

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Yani 2018 yılı Mayıs ayından bu yana en düşük seviyeye indik. Bu dönemde gelişmekte olan ülkelerde risk primi 62 baz puan düşmüşken Türkiye'de bu 487 baz puan geriledi yani Türkiye program sayesinde olumlu bir şekilde ayrıştı. "Düşen risk priminin bize ne faydası var?" diye sorabilirsiniz. Özellikle kamunun ve özel sektörün dış borçlanma maliyetleri önemli ölçüde düştü. Teorik bir şeyden bahsetmiyorum, Mayıs 2023'te beş yıl vadeli dolar cinsi tahvilimizin faizi yüzde 11,3'tü, bugün yüzde 5,5 civarı.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Avrupa'nın 3 katı pahalı borçlanıyorsunuz, Avrupa'nın 3 katı pahalı.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla)  - Yani yurt dışı borçlanma maliyetlerimiz yarı yarıya düştü. Reel sektörün ve bankalarımızın dış finansmana erişimi arttı. Bakın, dış borç çevirme oranları 2023'ün ilk beş ayında yüzde 70 reel sektör için, bankacılık sektörü için yüzde 97. Son iki buçuk yılın ortalamasına bakarsanız, sırasıyla, reel sektör için yüzde 151'e, bankalar için yüzde 186'ya ulaştı. Programımızın başarısını tabii ki rating kuruluşları da teyit ediyor. İstisnai bir şekilde son iki buçuk yılda kredi notumuz 2 ile 3 kademe arası yükseltildi.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; programımız sayesinde artan güven, azalan risk primiyle tabii ki Türk varlıklarına, TL varlıklarına ilgi artmıştır. Biliyorsunuz, 1989'dan beri sermaye akımları üzerine önemli bir sınırlama yoktur. Güçlenen sermaye akımlarına yönelik olarak makroihtiyati tedbirlerle finansal sistemimizin sağlıklı yapısını koruyoruz. Finansman ihtiyacının "carry trade"le karşılanması tabii ki sağlıksızdır, bizim böyle bir tercihimiz de yoktur. "Carry trade" işlemlerine yönelik tedbirler alıyoruz. Bakın, Merkez Bankamız zorunlu karşılıkları son altı ayda "carry trade"e karşı 2 kez yükseltmiştir, vadeler itibarıyla da ayrıştırmıştır.  Zorunlu karşılıklar, bankaların diğer yükümlülüklerinden, yurt dışı banka mevduatından yüzde 8'den yüzde 12'ye, yurt dışı repo işlemlerinden sağlanan fonlar ve yurt dışı kredilerden yüzde 8'den vadeye göre yüzde 12 ile 18 arasında yükseltilmiştir. Yani "carry trade"e karşı tedbir alıyoruz. Hem yurt içi hem yurt dışı yatırımcıların mevduat ve fonların brüt gelirleri üzerinden enflasyon ayarlaması da yok, yüzde 17,5  stopaj alıyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu dönemde ekonomik aktivite ılımlı seyretti ama dezenflasyon süreciyle sürdürülebilir yüksek büyüme patikasına tekrar ulaşacağız. Son iki yılda küresel büyüme ortalama yüzde 3,2 ama bizim ticaret ortaklarımızdaki -Avrupa Birliği başta olmak üzere- ortalama büyüme yüzde 2,2; bu dönemde Türkiye yüzde 3,5 civarında büyüdü. Dezenflasyonla birlikte biz inanıyoruz ki kademeli olarak büyüme tekrar yükselecek ve OVP döneminde bizim beklentimiz 2,5 milyon vatandaşımıza istihdamın sağlanacağı yönünde.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; mali disiplini tesis ettik ve bunu kararlılıkla sürdürmek zorundayız, sürdüreceğiz. Bakın, cari fiyatlarla yani bugünkü fiyatlarla 3,6 trilyona ulaşan deprem harcamalarına rağmen bütçe açığını önemli ölçüde azalttık. Aldığımız tedbirler sayesinde, millî gelire oranla 2023 yılında bütçe açığını yüzde 5,1'le sınırladık. Evet, ilk gün devir teslimden sonra bana verilen raporda "Tedbir alınmazsa bütçe açığı millî gelirin yüzde 9,8'ine ulaşacak." deniliyordu; biz bunu yüzde 5,1'le sınırladık. Geçen sene bütçe açığı yüzde 4,7'ye geriledi, bu sene de çok büyük ihtimalle yüzde 3,1 civarında olacak yani bütçe hedefini de bu sene tutturmuş olacağız. 2026 yılında bu oran yani hedeflediğimiz oran yüzde 3,5. Aslında daha iyi bir performans için tabii ki gayret göstereceğiz. Burada bazı yeni programlar devreye giriyor, personel harcamalarında artışlar var ama bizim kontrolümüzdeki harcamalarda biz sıkı duruşu devam ettireceğiz. Yani deprem hariç sadece sosyal konut programına, doğum yardımına yönelik ilave kaynak ayırdık, bunun dışındaki birçok alanda mali disiplini titizlikle devam ettiriyoruz. Bütçe açığının millî gelire oranını OVP dönemi sonunda yüzde 3'ün altına düşüreceğiz yani Maastricht Kriterlerini tekrar sağlayacağız.

Kamuda tasarruf milletimizin bir talebi. Biz geçen sene Kamuda Tasarruf ve Verimlilik Paketi'ni devreye aldık. Bildiğiniz gibi ilk defa bu paketle birlikte çok güçlü bir izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modeli hayata geçirildi. Maliye Bakanlığı olarak 257 kamu idaresini Tasarruf Tedbirleri Bilgi Sistemi üzerinden izliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 2 bin harcama biriminde denetim yaptık. Bütün tespitlerimizi Cumhurbaşkanlığına ve ilgili idarelere raporladık. Genelge kapsamındaki harcamaların bütçedeki payı on yıllık yani uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan yüzde 3,1'e geriledi. Şimdi, tabii, bütün cari harcamalar bu kapsamda değil; örneğin, savunma harcamaları bu kapsamda değil. Dolayısıyla, o anlamda da detayları ben paylaşırım. Özellikle bir sözcümüz o konuda tabii ki bir hususu ifade etti ama şunun altını çizmek istiyorum: Tasarruf genelgesi kapsamındaki harcamaların bütçedeki oranı yüzde 4,6'dan geçen sene yüzde 3,1'e, büyük ihtimalle bu sene de yüzde 3'e düşmüş olacak.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gelir politikalarımız epey eleştirildi ama müsaade ederseniz birkaç hususu sizinle paylaşmak istiyorum. Burada bizim önceliğimiz, samimi bir şekilde, vergide adalet, vergilemede etkinlik ve kayıt dışılıkla mücadeledir. Vergide adaleti güçlendirmek için son yıllarda önemli birçok düzenleme yaptık. Özellikle sabit gelirli vatandaşlarımızın vergi yükünü azaltacak adımlar atıyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Mahvettiniz, nerede azalttınız ya!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, hükûmetlerimiz döneminde asgari ücret vergi dışı bırakıldı. Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin kazançlarını tabii ki gelir vergisinden istisna tuttuk.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Biz on yıl söyledikten sonra yaptınız onu, evet.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Her ne kadar basit usulün kapsamını daraltsak da hâlen 500 binin üzerinde esnafımız bu istisnadan yararlanacak. Ayrıca, basit usulden çıkmak doğrudan gelir vergisi ödenmesi anlamına gelmiyor, tabii ki kazanç olursa vergi ödenecek.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Vergi bedelleri bile yeter!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, çiftçilerimize yapılan destek ödemelerinden gelir vergisini kaldırdık. Bildiğiniz gibi yem ve gübreden KDV almıyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Çiftçi bırakmadınız, çiftçi!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Tarımsal sulama sistemleri ile bazı tarımsal makinelerde tarımsal abonelere yapılan elektrik teslimlerinde indirimli KDV oranları uyguluyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - 1 trilyon rekor borç var, kredi borcu.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Gıda ürünlerinde, sosyal konutta KDV yüzde 1'e çekildi. Eğitim, sağlık, giyim, turizm, yeme içme hizmetleri ile meskenlerde kullanılan elektrikte de indirimli KDV oranları uyguluyoruz.

Gelir vergisi tarifelerine yönelik epey eleştiri geldi. Program döneminde ve hatta benim geçmişte de görevde olduğum dönemlerde gelir vergisi tarifeleri hep yeniden değerleme oranıyla güncellendi. Aynı şekilde, ücretlilerin yararlandığı ulaşım, yemek bedeli istisnaları da yeniden değerleme oranıyla artırılarak güncellenmektedir. Dolayısıyla, bazı sözcülerin ifade ettiği gibi, bu konuda ne son iki buçuk yılda ne de daha önce Maliye Bakanı iken yeniden değerleme oranı uygulanmadığı hususu o anlamda kesinlikle doğru değil.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; program döneminde yüksek gelir grupları ve sermaye kesimine yönelik vergi yükünü artıran birçok düzenlemeyi hayata geçirdik. Müsaade ederseniz onlardan birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Son iki buçuk yıl içerisinde kurumlar vergisi oranını yüzde 20'den 25'e çıkardık; yap-işlet-devret ve kamu-özel iş birliği projelerinden elde edilen kazançların kurumlar vergisini yüzde 20'den yüzde 30'a çıkardık. Banka ve finans kurumları için kurumlar vergisini yüzde 20'den yüzde 30'a çıkardık yani imalat sanayisinde kurumlar vergisini biz yüzde 24 olarak uyguluyoruz, ihracatçılar için yüzde 20 olarak uyguluyoruz ama finans sektörü için yüzde 30 olarak uyguluyoruz. Bakın, yine bu sene, banka ve finansal kuruluşların faaliyet harçlarını yeniden değerlenmiş tutarlar üzerinden ilave yüzde 50 artırdık.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Verginin yüzde 60'ı dolaylı vergi Sayın Bakan, ne anlatıyorsun ya?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - İlk defa çok uluslu şirketlere yüzde 15 minimum kurumlar vergisi getirdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) İlk defa, Türkiye'de faaliyet gösteren yurt içindeki şirketlere yüzde 10 asgari kurumlar vergisi getirdik.

HASAN ÖZTÜRKMEN (Gaziantep) - Sonra da siliyorsunuz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Şirketlerimizin taşınmaz satışlarında uygulanan yüzde 50 kazanç istisnasını kaldırdık. İştirak hissesi kazanç satışı istisnasını yüzde 75'ten yüzde 50'ye düşürdük. Kâr paylarındaki gelir vergisi stopajını yüzde 10'dan yüzde 15'e yükselttik. Kazanç istisnasını daralttığımız yatırım fon ve ortaklıkların gayrimenkul kazançlarını da yüzde 10 asgari kurumlar vergisine tabi tuttuk.

ÖMER FETHİ GÜRER (Devamla) - Yeter, onları anladık da bir de şu emeklinin hâline gelsek, emekliyi dinlesek. Ne olacak bu emeklinin hâli?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Evet, yat, kotra, tekne ve gezinti gemileri için ÖTV'yi yeniden getirdik.

CAVİT ARI (Antalya) - Silen de sizdiniz Sayın Bakan.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Asgari ücreti ne yapacaksınız?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Özel uçak işletmelerine yıllık harç getirdik.

CAVİT ARI (Antalya) - Vergiyi kaldıran da sizdiniz.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Asgari ücret ne kadar artacak?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - İşlenmiş altın ithalatını KKDF'ye tabi tuttuk. Vadeli mevduat gelirleri ile yatırım fonlarında stopaj oranını yüzde 17,5'a çıkardık. KKM'de sıfır olarak uygulanan stopaj oranını yüzde 17,5'a çıkardık. "Patron fonları" olarak bilinen bazı serbest fonlardan elde edilen gelirlere ilişkin istisnayı tamamen kaldırdık. Gördüğünüz gibi, program başından bu yana sermaye kesiminden daha çok vergi almak üzere birçok düzenleme yaptık.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yahu, dolaylı vergin yüzde 60 diyoruz, duymuyor musunuz, duymuyor musunuz! Yüzde 60 dolaylı vergin, ne anlatıyorsun?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bu tedbirler sayesinde dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı ilk defa yüzde 65,5'ten yüzde 61,9'a düştü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bravo, bravo, bravo (!) Alkışlayın, alkışlayın; bravo (!)

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Özetle, yaptığımız bu düzenlemeler vergide adaleti güçlendirmiştir. Bununla birlikte, vergi sistemimizde hâlen geliştirilmesi gereken alanlar bulunmaktadır; bu hususlara ilişkin çalışmalarımızı da devam ettiriyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi harcamalarını da azaltıyoruz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Ya, bir araba alırken bir araba da vergi ödüyoruz Sayın Bakan; daha bunun ötesi var mı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - 2023 yılında söz verdik, etkin olmayan vergi istisna ve muafiyetlerini gözden geçireceğiz dedik ve gerçekten de bu konuda adımlar attık.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bir telefon alan bir telefon da devlete alıyor!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, 2023 yılında millî gelirin yüzde 6,5'una ulaşan vergi harcamaları 2024 yılında yüzde 6,2'ye, 2025 yılında yüzde 5,1'e düşmüştür. 2026'da biz bu oranı yüzde 4,7'ye düşüreceğiz; OVP dönemi sonunda da hedefimiz bunu yüzde 4 veya altına düşürmektir. Vergi harcamalarını da bu kapsamda düşürmeye devam edeceğiz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; vergi yüküne ilişkin tabii ki pek çok değerlendirme yapıldı. Genel vergi yükümüz uluslararası kıyaslamalara göre yüksek sayılmaz ama vergide adaleti ve etkinliği geliştirmek için atacağımız epey adım var.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ya, yüksek sayılmazsa demek ki 2026'da millet yandı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Müsaade ederseniz bazı rakamları paylaşmak istiyorum. Ülkemiz ile OECD ve AB ülkeleri vergi yüklerinin aynı tanımda karşılaştırılabilmesi için sosyal güvenlik primlerinin ve mahallî idare vergi gelirlerinin hesaplara dâhil edilmesi gerekiyor. Şimdi, bakın, mahallî idarelerin topladığı bütün vergi ve harçların, sosyal güvenlik sisteminin topladığı bütün primlerin, bizim topladığımız bütün vergilerin millî gelire oranı yüzde 24; OECD'de ortalama yüzde 34,1, Avrupa Birliğinde bunun çok üzerinde.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Yalan.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Rakamlara boğmak istemiyoruz...

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Boğdun, boğdun.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - ...ama bütün vergi yükü itibarıyla OECD ülkeleri arasında en düşük 5'inci ülkeyiz. Peki, sorun yok mu? Bakın, onu da anlatayım. Dolaylı vergi yükümüz millî gelire oran olarak yüzde 10,4; aslında OECD ortalamasıyla paralel ama dolaysız vergi yükümüz yüzde 13,5 seviyesindedir; burada sorun doğrudan vergilerin düşük olmasıdır. O nedenle, esas çalışma alanımız bu olacak ve biz önümüzdeki dönemde bu temel sorunu çözmek üzere adım atmaya devam edeceğiz.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Biraz da varsıllara vergi memuru gönderin. Küçük esnafa her gün 2 kişi gönderiyorsun, vergi müfettişi gibi orada dikiliyorlar ya!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Dolaylı vergilerin adil olmadığı sık sık dile getirilmektedir.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - 200 liraya fön çekecek diye 2 vergi memuru gönderiyorsun.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bu konu tabii ki doğrudur yani burada eleştirilerde bir haklılık payı var ama bununla birlikte, dolaylı vergileri uygularken kendi içinde bir miktar adaleti sağlamaya yönelik adım attık. Bakın, vatandaşlarımızın harcamalarında en büyük paya sahip olan temel gıda ürünlerinde dolaylı vergi olarak sadece yüzde 1 KDV alıyoruz. 2026 yılı bütçe gelirinde, KDV anlamında bunun maliyeti tam 449 milyar liradan vazgeçmiş oluyoruz. Yine, eğitimde, sağlıkta, giyimde, yeme içme hizmetlerinde, meskenlerde kullanılan elektrikte yüzde 20 yerine yüzde 10 KDV'yi uyguluyoruz ve 252 milyar liradan vazgeçmiş oluyoruz.

Tekrar altını çizmek istiyorum: 2023 yılında dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı yüzde 65,5; bu sene itibarıyla yüzde 61,9'a düşüyor ve...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - O da sizin iktidarınızdı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - ...2023'ten bu yana bu sağladığımız 3,6 puanlık iyileşme aslında 381 milyar liralık farka tekabül ediyor.

Zamanım sınırlı... Kayıt dışılıkla mücadeleyi kararlı bir şekilde devam ettireceğiz ve sonuç da alıyoruz. Bakın, 2022 yılında beyanname veren mükellef sayımız 3,8 milyondu, bu sene yani 2024 için 5 milyonu aştı; muhtemelen bu artış devam edecek. Gerçekten biz kayıt dışı olanların üzerine gidiyoruz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Bakan, esas problem orada zaten.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Evet, esas problem orada ve biz gerçekten de o konuda çaba gösteriyoruz.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Mükelleflerin üzerine gitmek yerine onların üzerine gitmeniz gerekiyor.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; faiz konusu epey eleştirildi yani bütçenin faiz yükü.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ne var eleştirilecek!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) -  Evet, doğrudur, 2023-2025 yılında hem millî gelire oran olarak hem bütçeye oran olarak hem de mutlak rakam olarak faiz giderlerinde artış var. Ama niye? Bakın, büyük ölçüde deprem harcamaları...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bir sor ki niye!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - 90 milyar doları kimse bize vermedi, biz bunu borçlandık.

İBRAHİM ARSLAN (Eskişehir) - Vatandaş verdi.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - "İletişim vergisi" adı altında vergi topladınız Sayın Bakan, deprem vergisi!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Siz ilave 90 milyar doları borçlanırsanız ilave 3,6 trilyon lira -bugünkü fiyatlarla- tabii ki faiz yükünüz artar.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Topladığın vergi ne?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - İletişim vergisi topladınız.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Ama müsaade ederseniz şöyle rakamları da vereyim: Bakın, yirmi yıllık ortalamaya bakalım, 2002-2022 yılı faiz giderlerinin millî gelire oranı yüzde 4,6.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Keşke dirençli kentlere harcasaydınız o parayı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Evet, yüzde 4,6; program dönemi sonunda biz 3,3'e indireceğiz ama önümüzdeki sene 3,5'la zirveyi bulmuş olacak. Neden? Çünkü son üç yıldır 100 lira borç ödeyip 135 liraya yakın borç aldık. Evet, faiz dışı açık verdik. Faiz dışı açık demek ilave faiz yükü demek ama bizim borç yükümüz düşük. İnanıyorum ki programla birlikte faiz yükünün millî gelire oranı, bütçedeki oranı 2027'den itibaren tekrar düşmeye başlayacak. Neden? Çünkü gelecek seneden itibaren iç borç çevirme oranlarını ortalama yüzde 135'lerden yüzde 106'ya, bir sonraki sene de yüzde 95'lere düşürmeyi hedefliyoruz ve tabii ki bunun sayesinde özel sektöre daha çok kaynak piyasada kalmış olacak.

Yine, yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı güçlü bir şekilde destekliyoruz; desteklemeye devam edeceğiz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - İthalatı da destekliyorsunuz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Özellikle istihdamı korumak için tedbirler aldık ve 2026'da emek yoğun sektörlere istihdamın korunması karşılığında çok daha güçlü destekler vereceğiz.

Reel sektörün finansman imkânlarını artırmak için tabii ki hazine kefaletli kredi garanti paketlerini devreye alıyoruz.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Süre bitiyor Sayın Bakan, emekliler ile asgari ücretlinin durumu ne olacak?

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Bir sürpriz yapın şuradan, bir açıklama yapın.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Büyük paralardan değil halkın hâlinden de bir şeyler söyleyin.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, müsaade ederseniz...

Bu dönemde reel sektörü desteklemek için EXIMBANK'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 88,4 milyar liraya çıkardık. Yine, reeskont kredilerini günlük 300 milyon liradan 4,5 milyar liraya çıkardık, 15 kat artırdık.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Asgari ücreti ne yapıyorsun Sayın Bakan, asgari ücreti ne yapıyorsun?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - 50 milyon derin yoksulluk yaşıyor; onlara ne yapacaksınız, onu anlatın.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın, şu anda biz...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Bakanım, EXIMBANK'tan kredi almak için teminat mektubu almanız lazım. Teminat mektubunu bankalar vermiyor,  EXIMBANK'tan nasıl kredi alacaksınız?             

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - EXIMBANK veriyor, 52 milyar dolar bu sene kullandırmış olacak, 52 milyar dolar çok ciddi bir rakamdır ve biz reeskont kredi faizlerini de en son yüzde 23,9'a düşürdük.              

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Türk firmalarını yabancılar satın alıyor, ülkede şirket kalmayacak böyle giderse.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, yine, çiftçilerimizin kullandıkları kredinin faizinin yüzde 70'ini hazine olarak biz ödüyoruz; az değil.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Nasıl "Az değil." ya!

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Aman, söyleme! Çiftçiyi batırdınız, çiftçiyi; en düşük alım fiyatını veriyorsunuz. 

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, şunu söyleyeyim: 1,1 milyon çiftçimize hazine destekli kredi bakiyesi -ki 800 milyar lirayı aştı- bu sene 182 milyar lira destek verdik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Mazot kaç liradan kaç liraya geldi, gübre kaç liradan kaç liraya geldi; bunları da söyleyin. Yüzde 100 zam var, artış var!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Yine, 776 bin esnafımıza hazine destekli -ki yüzde 50 faizi biz ödüyoruz- 60 milyar liralık destek verdik.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Girdi maliyetleri artıyor, onlara önlem alın. 

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, biz çalışanlarımızın da emeklilerimizin de her zaman yanında olduk.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Raftaki ürünü vatandaş alamaz hâle geldi, cebinde para yok.

BAŞKAN - Dinleyelim lütfen Sayın Gürer.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ama onlardan da Maliye Bakanı sorumlu.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Onlardan bahsetmiyor.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, yirmi üç yıllık bir perspektifle bakalım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Kalkıyorlar, asgari ücreti iş adamlarının üstüne yıkıyorlar; karar verici burası.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, en düşük memur maaşı reel olarak yüzde 225 arttı.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ooo, bayağı artmış! 16 bin lira, bozdur bozdur harca, bozdur bozdur harca!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Dolar bazında 238 dolardan 1.183 dolara çıktı. Bakın, asgari ücret 184 liradan...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Biz de sizi ekonomist biliyorduk Sayın Bakan.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Simit kaç liraya çıktı Sayın Bakan? Simit kaç lira, haberiniz var mı?

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - 20 lira.

BAŞKAN - Sayın Bakanım, size ek süre olarak beş dakika veriyorum, tamamlayın lütfen.

Buyurun.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Teşekkür ediyorum Başkanım.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Bir çay, bir simit alamaz hâle geldi asgari ücretli.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Dolayısıyla bakın, dolar bazında söylüyorum...

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - İşinize geldi mi dolar... Altın üzerinden oldu mu karşı çıkıyordunuz.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bu dönemde dolar enflasyonu yüzde 79 yani 2002'den 2025'e kadar, 2025'in sonuna kadar dolar enflasyonu yüzde 79.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Türk parası üzerinden değerlendirin.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bakın, dolar bazında söylüyorum: En düşük memur maaşı 5 kat artmış.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Alım gücü?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Peynirin fiyatı kaç lira artmış?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Dolar enflasyonu 1 kat artmamış; asgari ücret 4,6 kat artmış, en düşük emekli maaşı 10 kat artmış.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Memurlar seni izliyor, memurlar! Memurlar seni izliyor şu anda; geçinemeyen, aç kalmış memurlar seni izliyor şu anda!

 CAVİT ARI (Antalya) - Ağlıyor emekli!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda bizim nihai hedefimiz; sürdürülebilir yüksek büyüme, daha adil gelir dağılımı ve kalıcı refah artışıdır.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Etin fiyatı kaç lira, etin?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Bu hedefe ulaşırken fiyat istikrarının tesisi, mali disiplinin güçlendirilmesi, sürdürülebilir cari denge ve yapısal dönüşüm temel önceliğimizdir.

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Bu hedefleri tutturmak için niye sadece ücretlilerden, çiftçiden, emekliden tasarruf yapıyorsunuz? Niye sadece ücretlilerden yapıyorsunuz?

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Aileler dağılıyor, yuvalar yıkılıyor; ekonomik politikanız yüzünden millet battı, battı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Uyguladığımız program sayesinde, az önce de ifade ettim, birçok alanda kayda değer ilerleme sağladık.

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Sıkı para politikasını az daha uygula, sıkılacak boğaz da bulamayacaksın!

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Çocuklar aç, çocuklar aç!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Tabii ki daha katedeceğimiz mesafe var.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Okullara bir öğün yemek verin!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Özellikle hayat pahalılığıyla mücadele konusu bizim öncelikli konumuzdur; gerçekten, çalışanlarımızın alım gücünü artıracak bir politika çerçevesiyle biz yola devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) - Ne zaman?

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Ya, yirmi üç yıldır yeter artık ya, daha devam ediyor!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Uyguladığımız programın hızlandırılması gereken bir ayağı var, o da yapısal dönüşüm ayağıdır. Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığı bir dönemde elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hâle getirmek, pekiştirmek ve nihai olarak enflasyonu tek haneye indirmek için mutlaka ve mutlaka yapısal dönüşümü de hızlandırmamız lazım. Kamu ihale reformu olmazsa olmazdır, KİT yönetişim reformu, yine, mahalli idarelere ilişkin mali kuralların etkin bir şekilde uygulanması da önceliklidir. Bu sayede biz verimliliği ve tabii ki uluslararası rekabet gücümüzü artırarak potansiyel büyümemizi artıracağız.

2026 yılı bütçemizi hazırlarken her zaman olduğu gibi bütüncül bir yaklaşım izleyerek toplumun her kesimini gözettik.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Ya, nereye ya! Nereye, Allah aşkına ya! Çocuklar aç, kadınlar aç!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Kapsayıcı mali destek ve tedbirleri önceliklendirdik. Hayat pahalılığıyla mücadele ederek vatandaşımızın alım gücünü daha da iyileştireceğiz.

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Nasıl yani?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Nasıl, üretmeden nasıl? Adana'da tekstilci fabrikasını söktü, Mısır'a götürdü Sayın Bakan!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI MEHMET ŞİMŞEK (Devamla) - Reel sektörümüz, ihracatçılarımız, KOBİ'lerimiz, esnafımız, çiftçilerimiz, çalışanlarımız için hayata geçirdiğimiz destekler; üretimin, istihdamın ve ihracatın sürdürülebilirliğini güçlendirmeyi amaçlayan kapsamlı bir politika bileşiminin ürünüdür. Bu anlayışla, evet, mali disiplinden ödün vermeden ama sosyal hassasiyetleri de gözeterek, yatırımı ve üretimi destekleyerek, riskleri de etkin bir şekilde yöneterek Türkiye'yi çok daha güçlü ve müreffeh bir geleceğe taşıyacağız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Sözlerime son verirken bütçe sürecinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. 2026 yılı bütçemizin ülkemize, milletimize hayırlı olması temennisiyle hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

ALİYE TİMİSİ ERSEVER (Ankara) - Asgari ücreti söyleseydin bari.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Bakan.

Şimdi, aleyhinde olmak üzere, İstanbul Milletvekili Sayın Erkan Baş.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

ERKAN BAŞ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Genel Kurulu ve bizleri izleyen bütün emekçileri yürekten selamlıyorum.

Şimdi, gerçekten çok ilginç bir durumla karşı karşıyayız. Günlerdir burada bütçe tartışılıyor, ne söylense iktidar sıraları "Bu bütçe harika." diyor. Birbirinin tam zıddı şeyler söyleyen insanlar var burada, bu çok acayip; ben bunun üzerinde konuşmak istiyorum.

Ama önce, İçişleri Bakanı buradayken ona bir çift sözüm var: Şimdi, geçtiğimiz günlerde Maraş'ta polisler tatbikat yapıyor arkadaşlar, polis tatbikatının konusuna bakar mısınız: Grev yapan işçilere müdahale. Grev işçinin anayasal hakkı ama "Bu hakkı kullanırsa işçi, ben ona polisle müdahale ederim." diye tatbikat yapılıyor. Yani daha ne diyeyim, gerçekten bu anlayışı görüyoruz. Şunu sormam lazım ama: Bir kez, bir kez, hakkını arayan işçinin karşısına dikilen patrona "Dur!" dediniz mi? Hiç böyle bir şey görmedik. Başka da söyleyecek hiçbir şeyim yok İçişleri Bakanlığına.

Hazineye gelelim... Bakın, yıllardır burada bütçe tartışmalarını izliyoruz. Her bütçede birisi geliyor, Maliye Bakanı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı "Her şey çok güzel." diyor; sonra bir bakıyoruz, gidiyor. Önce onu soralım: Madem her şey çok güzel, sizden öncekiler nerede? Diğerlerini bilmiyorum, damat bey galiba Londra'ya yerleşti, o gitti; onun yerine Mehmet Şimşek Londra'dan geldi. Açık söyleyeyim, ne değişti bilmiyorum ama Bakanın hakkını vermeye geldim buraya arkadaşlar.

Şimdi, bazen muhalefetten arkadaşlar konuşuyor, diyorlar ki: "Bakan Bey başarısız, Bakan Bey bilmiyor." Açık söyleyeyim, ben buna hiç katılmıyorum. Mesela, söyleyin bana arkadaşlar, muhalefete soruyorum: Hangi milyoner çıkıp "Bu Bakan başarısız." dedi? Gidin, Bakanın becerilerini inşaat baronlarına bir sorun bakalım, banka sahiplerine bir sorun. Bakanın en büyük başarısı finansal sermayeye müthiş kârlar sağlamasıdır. Türkiye ekonomisinden, yirmi dokuz ayda 88 milyar dolar faiz ve kâr payı ödemesi yapmıştır. Yine, Bakanın görevi boyunca sadece gayrimenkul almak için Türkiye'den 5,5 milyar dolar yurt dışına kaçmış. Yani biz burada, asgari ücret için, emekli için 3 binin 5 binin pazarlığını yapıyoruz ama Bakanın dediği gibi program tıkır tıkır işliyor, 3 milyar lira faize gidiyor. "Halka kaynak yok." derken bütçeden "vergi harcaması" altında zenginlerin 3 trilyon lirayı götürmesini kimse konuşmuyor ama çocuklar okulda aç, susuz, açlıktan bayılıyor; olsun, program tıkır tıkır işliyor. 12 milyon yeni yoksul var, programın işlediğinin daha iyi bir örneğini gösterebilir misiniz?

Şimdi, Bakan geldi, bir sürü rakam söyledi; o rakamlar hayata hiç uymuyor ki hayat istatistiğe sığmıyor. Şimdi değerli arkadaşlar, bakın, rakamların anlatamadığı bazı gerçekleri konuşalım. Yani şimdi burada koltuklar rahat, kocaman, sıcak, ışıl ışıl ama buradan gözükmeyen bir karanlığı var bu ülkenin; ben onu, o yoksulluğu anlatayım. Yoksulluk nedir biliyor musunuz? Yaşamayı sadece nefes alıp vermek sanmaktır yoksulluk. Mesela apartman temizliğine giden bir ananın evladını biliyorum ben; annesi yorulmasın diye tatil günlerinde hep annesiyle beraber gidiyor, merdivenleri siliyor, paspas yapıyor, çöpü atıyor; sonunda da gurur duyuyor, diyor ki "Annem benim sayemde yorulmadı." Bu çocuk baba hasretiyle büyüyor, üç kuruş para kazanmak için güneş doğmadan giden babası gece yarısından sonra geliyor; yetmiyor, yurt dışına gidiyor; çocuk hep babasını bekliyor. Babasının hayali ev sahibi olmak, yaşam amacı çocuklarını okutmak; evini yapıyor, çocukları okutuyor ama bu çalışmaya can mı dayanır? Evine girmeden, evladının diplomasını görmeden bu hayattan göçüp gidiyor.

Şimdi açık konuşalım: Mesela bu çocuk büyüse milletvekili olsa bu bütçeye "evet" der mi ya? Mesela beslenme çantası boş bir çocuğun annesi burada aramızda olsa el kaldırıp "evet" diyebilir mi? Ay başında maaşını alıp eve gidene kadar bitiren, kirayı ödeyemeyen bir işçi baba "evet" diyebilir mi bu bütçeye? Torunuyla pazara giden emekli amca "Onu bırak, onu bırak, onu da bırak." diye diye buraya gelse "evet" diyebilir mi? (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar)

Şimdi, arkadaşlar, bakın, ben sizi şaşırtacak bir şey söyleyeyim, ben size hâlâ şaşırıyorum. Yani sayısız örnek verebilirim bu kadar insandan ama siz iki elinizi kaldıracaksınız "Evet, evet, evet." diyeceksiniz. Bu kadar saydığım saymadığım şey var...

Süre bitiyor, nasıl anlatacağım, bir şiir okuyayım size: "Uyuşamayız, yollarımız ayrı / Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi / Senin yiyeceğin, kalaylı kapta / Benimki aslan ağzında." Zaman yetmeyecek, devamını da bir zahmet siz okursunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.

ERKAN BAŞ (Devamla) - Buradan da neden "evet" dediğinizi anlayacaksınız zaten. Ben şunu söyleyeyim: Biz ciğerci kedisinin bütçesine, üstelik sokak kedilerinin de yemeğine göz diken açgözlü ciğerci kedilerinin bütçesine "hayır" diyeceğiz.

Ve sakın unutmayın arkadaşlar -buraya tarihe de bir not düşeyim- halkın ekmeğiyle oynayanlar sarayda bile huzur bulamazlar; sarayın ışıkları mutlaka sürecek, işte, o zaman bu halkın yüzü gülecek.

Teşekkür ederim. (CHP ve DEM PARTİ sıralarından alkışlar

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, şimdi Grup Başkan Vekillerimize söz vereceğim.

İlk söz, YENİ YOL Partisi Grubu adına Sayın Bülent Kaya'da.

Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, Kıymetli Bakanlarımız ve değerli bürokratlar; tabii, Sayın Hazine ve Maliye Bakanımızı dinlerken tozpembe bir Türkiye tablosu çizdi. Doğrusu, Sayın Bakanı dinleyen milyonlarca asgari ücretlinin, milyonlarca emeklinin, milyonlarca işsizler ordusunun, kısaca milyonlarca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının Sayın Bakana ve Hükûmete haksızlık ettiğini gördüm çünkü ülkede açlık diye bir şey yok, derin bir yoksulluk yok, kent yoksulluğu diye bir kavram yok ama biz boşu boşuna Sayın Bakanı ve Sayın Hükûmetini eleştiriyormuşuz duygusuna kapıldım.

İkincisi: Sayın Bakanım, iki özelliğinize gerçekten hayranım; bir, sabrınıza; iki, Pollyanna'cılığınıza. Sabrınıza şundan dolayı gıpta ediyorum: Sizin de bilmediğiniz şeyleri size anlatmıyorum, bizden daha iyi biliyorsunuz; hukuk devleti olmadan, yargı bağımsızlığı olmadan, yapısal reformlar olmadan sadece sıcak parayla, evet, bu ülkenin kısa süreli mali sorunlarına para getirebilirsiniz ama bunun bütçeye, halka, vatandaşa derin yoksulluk getireceğini, borçlarımızı kat kat artıracağını bizden daha iyi biliyorsunuz. Zannedersem, ilk Hükûmet kurulduğunda eski, reel olmayan politikaların terk edildiğine ve artık bundan sonra reel politikalara dönüleceğine dair Sayın Cumhurbaşkanının taahhütlerine güvenerek bu işe girdiniz ama bir türlü de çıkamıyorsunuz çünkü Hükûmetinizde istifa mefhumu ortadan kaldırıldığı için, herhâlde "Bir an önce beni de affetseler de kurtulsam." düşüncesindesiniz çünkü bu Hükûmet sizin kariyerinizi de tehlikeye atıyor. Dolayısıyla memnun olmadığınızı gayet iyi biliyorum ama bu memnuniyetsizliğe rağmen memnunmuş gibi davranmanıza da hayran olduğumu bir kez daha ifade edeyim Sayın Bakanım.

Arkadaşlarımız geniş değerlendirmelerde bulundu, ben sadece birkaç konu üzerinde durmuş olacağım.

Birincisi, gelir vergisi dilimi. Siz işbaşına geldiğinizde -2002'deki AK PARTİ iktidarını söylüyorum- gelir vergisinin ilk dilimi asgari ücretin 20 katıydı, 2025'te 0,5 katına düştü ve 2026 bütçesinde de gelir artışı hedefi olarak yüzde 65 planlıyorsunuz. Sayın Bakanım, yeniden değerleme oranının üzerindeki bu yüzde 65'i neye bağlayacağız? Siz bu ilk dilimdeki birçok kesimin ödediği vergiyi adil buluyor musunuz? Bu dilimleri daha da yükselterek adil bir vergilendirme politikası için Hükûmetinizin icraatları veya hedefleri var mıdır?

İkincisi, orta vadeli planda enflasyon hedefi 2026'da yüzde 16 olarak öngörülüyor ve maaş artışlarını da bu beklenen enflasyona göre, hedef enflasyona göre açıklıyorsunuz ancak piyasa beklentileri yüzde 25-30 bandında. Dolayısıyla maaşların bu hedef enflasyona göre düşük kalmasının alım gücünü etkileyeceğini çok iyi biliyorsunuz. Buna dönük bir refah payıyla ilgili önleminiz var mıdır? Şayet enflasyon bu oranda gerçekleşmezse -ki ödediğiniz maaşlar geçmiş enflasyon farklarını karşılıyor- buna rağmen bir refah payı düşünüyor musunuz?

Üç; sabrınıza hayranım demiştim çünkü tasarruf paketi olmadan başarılı olamayacağınızı zaten siz de defaatle ifade edip tasarruf genelgesi yayınlamıştınız. Tasarruf genelgesine rağmen araç sayısı 111 binden 120 bine çıkmış, kiralama giderleri ise yüzde 100 artmış. Bu, hangi bakanlıklar veya kurumlardan kaynaklanıyor? Buna dair bir önleminiz var mı? Bunu da merak ettiğimizi ifade edelim.

Bir diğeri, kur korumalı mevduat. Hep günah keçisi arıyorsunuz ama kur korumalı mevduat da şu anki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın oluru ve tasdikiyle oldu. Hatırlarsanız geçmiş dönemdeki Ali Babacan ve Sayın Ahmet Davutoğlu'yla ilgili her olumlu şey gündeme geldiğinde "Ben imza atmasam onlar ne yapabilir ki?" diyerek başarıyı sahipleniyordu. Peki, bu kur korumalı mevduatın bir günah keçisi varsa Sayın Cumhurbaşkanını nereye koymak lazım? Bu kur korumalı mevduat dönemin ekonomik şartları sebebiyle Hükûmetinizin müracaat ettiği zaruri bir düzenleme ise sizden önceki arkadaşları niçin bu kadar hakir görüyorsunuz, niçin onları bu kadar eleştiriyorsunuz? Yok, o dönemin şartlarında da bu ülkeyi zarara uğratan bir politikaysa hiç olmazsa Sayın Cumhurbaşkanımızın ve önceki Hükûmetin vatandaştan ve milletten "Allah bizi affetsin." şeklinde bir af dilemelerini talep ediyor musunuz?

Bir diğeri de asgari ücret ve açlık sınırı. Siz dolar kurundan hesaplamalar yaptınız ama asgari ücretin 22.104 TL olduğu yerde açlık sınırı 29.828 TL Sayın Bakan yani açlık sınırının bile altında bir asgari ücret var. Dolayısıyla bu açlık sınırının altında asgari ücret alanlara hâlâ dolar hesabı yapmayı düşünüyor musunuz? Bu konudaki cevabınızı da merak ediyorum.

Bir diğer önemli husus şu: Sizden önce Merkez Bankası rezervlerinin maalesef amacı dışında kullanıldığını ve hatta son seçimi kazanmak için de bu rezervlerin kullanıldığını çok iyi biliyoruz ve siz de geldiğiniz günden beri bu rezervlerin azlığından şikâyette bulunuyorsunuz, bu rezervlerin de olası ekonomik krizlere karşı tutulduğunu söylüyorsunuz. Hoş, bu rezervlerin 19 Mart operasyonuyla ilgili kullanıldığı dönemde de "Zaten biz bunu bugünler için tutuyorduk." diyordunuz. Dolayısıyla, siz bu rezervleri AK PARTİ'nin siyasi operasyonları için mi tutuyorsunuz yoksa beklenmedik ekonomik krizler için mi tutuyorsunuz? Bu konudaki görüşünüzü de merak ediyorum.              

Bir diğeri de bu rezerv kalitesiyle ilgili söyleyeceğimiz husus, "carry trade" dediğimiz sıcak para kaynaklı rezerv artışı. 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Şimdi, dolayısıyla, 86 milyar dolarlık bir brüt rezervin içerisinde vadesi bir yıldan kısa olan bu sıcak paranın payı ne kadardır? Olası bir faiz indiriminde bu sıcak para ülkeden ani olarak çıkarsa buna karşı bir tedbiriniz var mı? Bu rezervin sadece miktarını değil kalitesini arttırmaya dönük Hükûmetinizin herhangi bir çabası var mıdır? Bu konudaki sorularımıza da cevap vermenizi istirham ediyorum.

Sayın İçişleri Bakanımıza öncelikle bir başsağlığı diliyorum, hem size hem Meclisimize hem de milletimize; biz bu bütçe görüşmelerini yaptığımız sırada Keçiören'de maalesef bir polis memuru daha intihar etti Sayın Bakanım; başta siz olmak üzere hepimizin başı sağ olsun. Dolayısıyla, intiharı önleme eylem planınız var mı? Çünkü 2025 yılında 77 polis memurumuz intihar etti. Bununla ilgili bir çalışmanız var mı? Bu intiharların sebebiyle ilgili Meclisimizi bilgilendirmeyi düşünüyor musunuz?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Yine, trafik cezalarında 2024 yılında 21,2 milyar TL'lik bir gelir elde edilirken, 2025 yılında bu 63 milyar TL'ye çıktı. Siz bu parayı nerede kullandınız? Bütçe açığına ya da faizcilere mi ödediniz yoksa bu tahsil edilen paraları yol geometri düzeltmesi, kör nokta aydınlatması ve akıllı sinyalizasyon gibi trafik kazalarını önleyen çabalarda mı kullandınız? Bu paranın ne kadarının önleyici tedbirlerde kullanıldığına dair Meclisimizi bilgilendirirseniz memnun oluruz.

Bir diğer husus: Sayın İçişleri Bakanımız, organize suçlarla ilgili elbette çabanızı takdir ediyoruz ama bunun bir medya şovuna, bir operasyon şovuna dönüştürülmesine de karşı olduğumuzu buradan bir kez daha ifade edelim. Herkesin çoluk çocuğu var, herkesin masumiyet karinesi, herkesin beraatizimmeti esastır. Dolayısıyla bu operasyonları yaparken...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Toparlıyorum Sayın Başkan.

Şafak operasyonlarındaki insanların boy boy fotoğraflarını ve isimlerini medyada ifşa etmenizin masumiyet karinesiyle ne kadar bağdaştığını düşünüyorsunuz? Bugüne kadar 80 bin operasyon yaptınız -elbette tutuklama olmasın isteriz- ama bu 80 bin operasyona karşın sadece 2.334 kişi tutuklandı. Yani sizin verdiğiniz bir karar değil elbette tutuklama ama görülüyor ki bu operasyonların medya eliyle yapılması gerçekten bir hukuk devletine yakışmayacak oranda bir algı yönetimine doğru gidiyor; buna yönelik önleyici tedbirler almayı düşünüyor musunuz?

Yine, ön istihbarat ve delillerin toplanmasıyla ilgili daha detaylı bir çalışmadan sonra bunları kamuoyuyla paylaşmayı düşünür müsünüz yoksa sadece "İş bizden çıktı, bundan sonra iş mahkemelerin ve yargının." deyip yargısız infazlardan, medya şovlarından biriminizin vazgeçmesini de düşünüyor musun? Çünkü bu önemli bir sorun. Çabalarınızı takdir ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Son bir dakikayla toparlayayım.

BAŞKAN - Peki, son bir dakika, buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Suç örgütlerine, organize suç örgütlerine karşı mücadelenizi takdir etmekle birlikte Sayın Bakanım, bu masumiyet karinesini, beraatizimmeti ve herkesin bir aile, çoluk çocuk sahibi ve sosyal bir çevre sahibi olduğunu asla ve asla gözden kaçırmamanızı; bir gün sizin de bir sevdiğinizin bu şekilde bir algı operasyonuna elbette kurban gitmesini istemeyiz ama bunun olabileceğini düşünerek bir empati yapmanızı istirham ederiz.

Bir diğer konu, kayyumlar. Siz, İçişleri Bakanı olarak bir taahhütte bulundunuz, dediniz ki: "İlk derece mahkemeleri mahkûmiyet kararı vermeden benim dönemimde hiçbir kayyum ataması yapılmadı, tutuklamalar istisna." Esenyurt Belediye Başkanı tutuksuz olarak yargılanıyor. Bu istisnanızı bozacak mısınız yani kayyum atamaya devam mı edeceksiniz yoksa gözden geçirip "Evet, benim ilk derece mahkeme kararı olmadan hiçbir kayyum atamam olmayacak." sözünüzün arkasında mısınız?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Kavuncu, buyurun.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.

Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Her 2 Bakana da hoş geldiniz diyorum, kıymetli bürokratlara da.

Ben hem Maliye Bakanını hem İçişleri Bakanını diğer kabine, diğer bakanlara göre çok daha yakından takip ettim. Sayın Maliye Bakanını, kendisinin icraatlarını uzun süre özel sektörde bulunduğum için o dönem takip ediyorduk. Sayın Ali Yerlikaya'nın İstanbul Valiliği yaptığı dönem ben de İstanbul İl Başkanıydım; o dönemden de kendisiyle bir hukukumuz var. Ben her 2 Bakanın da çaba içerisinde olduğunu biliyorum ama her ikisinin de biraz daha açık, biraz daha cesur ve biraz daha net olarak bazı konuları vurgulamasının memleket için çok daha hayırlı olacağına inanıyorum.

Özellikle Maliye Bakanına ayrıca burada bir teşekkür edeceğim. Zira, yaptığı konuşmayla kendisinden önceki dönem bizim itiraz ettiğimiz ve yanlış bulduğumuz ne varsa onları da büyük oranda kendisi vurguladı, aslında kapalı da olsa bir mesaj vermiş oldu. Daha açık konuşabilir derken kastettiğim şu, mesela çıkıp şunu net olarak söyleyebilmeniz lazım: "Biz bu ülkede gıda enflasyonunu öyle bir duruma getirdik ki milletimizi açlığa mahkûm ettik. Biz kira oranlarını dünyanın en fazla artan kira oranları hâline getirdik, dolayısıyla milletimizi barınma konusunda çok ciddi sıkıntıların içerisine soktuk." Zira kendisinin Bakanlığı döneminde asgari ücret yüzde 160 artarken kira artışları yüzde 397'lere vardı. Daha net ifadeyle şunu da diyebilir Sayın Bakan: "Benden önceki yani benim görevi devraldığım benden önceki dönemde o kadar irrasyonel, o kadar yanlış işler yaptı ki ekonomiyi de ülkenin gidişatını da o anlamda perişan etti."

Mesela faizler 2,72 trilyona ulaştı yani yüzde 40,6 bir önceki seneye göre arttı. En yüksek Bakanlık bütçesi arkadaşlar Millî Eğitim Bakanlığı ki 1,9 trilyon, daha sonra Sağlık Bakanlığı var 1,4; Millî Savunma Bakanlığı da 0,8 yani Millî Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının toplamı bile önümüzdeki sene ödeyeceğimiz faizi aşmıyor; neredeyse 3 bakanlığın toplamını alıp götürecek kadar da bir faiz oranıyla karşı karşıyayız. Topladığımız vergilerin yani 100 lira vergi topluyorsak bunun 21,4'ü faize gidiyor. Bu rakam 2015'te ne kadardı biliyor musunuz? 12,5'ti yani nasıl bir kötü duruma geldiğimizin net göstergesi.

"Carry trade"den bahsettiniz. "Carry trade"cilerin en bayıldığı 2 ana konu vardır; bir ülkede yüksek faiz ve rezerv isterler. Hükûmetiniz "Carry trade"cilere bu 2 imkânı da sağ olsun, çok yüksek oranda sağladı. Dünyanın hemen hemen en yüksek faizi ve muazzam da bir rezerv kendilerine sunulmuş oldu.

Şimdi, politika faizi düştü, 100 baz puan daha düştü, bundan önce de düşmüştü. Rifat Hisarcıklıoğlu bir açıklama yaptı. Daha önce Salih Uzun Rıfat Hisarcıklıoğlu'yla ilgili bir konuşma yapmıştı, galiba o konuşmanın etkisi oldu, daha cesur konuşmaya başladı Rifat Hisarcıklıoğlu, dedi ki: "3'üncü defa faiz oranları, faiz düşüyor, bankaların mevduata verdiği faizler de düşüyor ama bankalar kredi faizlerini düşürmüyor. Yani biz gittiğimizde hâlen bize sanki bu 300 yani yüzer baz puan hiç düşmemiş gibi aynı faiz oranlarını uygulamaya devam ediyorlar." "Faiz sebep, enflasyon sonuç" politikasının bizi getirdiği nokta buralar.

Vergiden bahsettik, geçiyorum onu. Yani yüzde 65 dolaylı, yüzde 35 dolaysız vergi; bunun düzeleceği hep söyleniyor, yıllardır söyleniyor, biz de merakla bekliyoruz.

Şimdi, enflasyon... Konuşmasında Sayın Bakan dedi ki: "Enflasyon hedefimiz bir miktar saptı." Arkadaşlar, 2025 enflasyon hedefimiz yüzde 15'ti, muhtemelen yüzde 31'le kapatacağız. Sizce bu, bir miktar mıdır yoksa daha net ifadeyle 2'ye mi katlanmıştır? Bir miktar değil, yüzde 15'i hedeflediğimiz enflasyon oranı yüzde 31'lere çıktı.

Bakın, Arjantin, öyle gözüküyor ki 2026'da tek haneye düşürecek. 2024 Nisan ayında Arjantin'in enflasyonu ne kadardı? Yüzde 292 ve neredeyse bir buçuk iki yılda tek haneye indiriyor. Niye? Çünkü para politikası ile mali politika yani mali disiplin arasında bir paralellik var. Ne yaptı? Kamu harcamalarını kıstı. Ne yaptı? Bakanlıkları kapattı. Ne yaptı? Kamu alımlarını durdurdu ve çok ciddi bir tasarruf tedbiriyle bu enflasyonu kontrol altına aldı. Dolayısıyla, olabiliyormuş.

Şimdi "Evet, biz bunu biliyoruz ama beni dinlemiyorlar, ben bunu Hükûmete anlatamıyorum; gerçekten sıkıntılı durumdayım, zor durumdayım. Biliyorum bu enflasyonun nasıl düşeceğini ama benim sözümü iktidar dinlemiyor, diğer bakanlara söz geçiremiyorum." derseniz bunu da anlarız Sayın Bakan.

Bakın, deprem vergilerinden bahsettiniz, toplanan vergiler acaba bununla mı ilgili harcandı? Orada da ciddi soru işareti var. Zira, deprem vergilerinin gayrisafi millî hasılaya oranı yüzde 3,5 2023-2024 yılında, 2025'te 0,8'e düşüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Ama aldığımız pay, deprem için aldığımız pay yüzde 1,5'tan yüzde 1,9'a, 2025'te de yüzde 1,7'lere kadar gelmiş.

Büyüme tabana yayılmıyor; nüfusun yüzde 20'si gelirin yüzde 48'ini kullanıyor ve kalan yüzde 80'de kalan yüzde 50'yle yetiniyor. Ulus'taki oteldeki emeklilerimizin yaşadığı durum hepimizi çok üzdü. Bakın, bir başka Türkiye gerçeğini size söyleyeyim: Yani yeni milyonerler oluşuyor; 2023-2024'te dünyada en çok milyoner çıkan ülke Türkiye. Ve ödül aldı biliyor musunuz Rolls-Royce'un bayisi, Rolls-Royce'un bayisi en iyi satış yapan araba markası olarak ödül aldı ve ifadesi de şu, diyor ki: "Tek rakibim diğer otomobiller değil, tek rakibim yat, villa ve pırlanta."  Rolls-Royce'un bayisi söylüyor bunu. Yani bir tarafta Ulus'ta otellerde yaşayan emeklilerimiz, bir tarafta da rekorlar kıran başka bir lüks otomobil markası.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Şimdi, zaman zaman tabii cesaretli, açık ifadeler de görüyoruz. Mesela, kur korumalı mevduatla ilgili "Bir yükten kurtulduk." dedi Sayın Bakan; daha net söyleyeyim, dedi ki: "Artık kur korumalı mevduat bittiği için finansal istikrarımız da güçlenecek." Bakın, bu kur korumalı mevduata itirazdır, bunun ne kadar yanlış olduğunun ifadesidir. Sayın Cumhurbaşkanı kur korumalı mevduatla ilgili aleyhte konuşanlara ne diyordu biliyor musunuz? "Bunlar mandacı iktisatçılar." diyordu, "Bunlar, kendi sahibinin sözüyle hareket eder." diyordu. Bilmiyorum Sayın Bakan, Cumhurbaşkanının ifadesiyle, "Sizin sahibiniz kim?" anlamına gelir bu. 60 milyar dolar bu ülke zarar etti.

Kısaca da İçişleri Bakanlığıyla ilgili birkaç konuya değineceğim. Sayın Bakan, Karayolları bütçesi ne oldu? Bu Meclisi aydınlatırsanız seviniriz. Buraya Karayollarıyla... Pardon, Karayolları kanun teklifi; Karayollarıyla ilgili bir kanun teklifi geldi.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA - Trafik Kanunu...

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Karayolları Trafik Kanunu; özür diliyorum, heyecanıma verin.

Karayolları Trafik Kanunu geldi, Ceza Kanunu geldi; buraya gelen bu teklif bir anda çekildi. Ne oldu bu, neden çekildi?

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA - Söyleyeceğim, söyleyeceğim.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Bir; bize söylenen, gelip iktidar milletvekillerine bu konuyla ilgili sizin bir brifing verdiğiniz, onlardan gelen önerilerle de çektiğiniz. Bu kadar milletvekilinin hakkı yok mu bilmeye yani niye sadece iktidar milletvekilleri bununla ilgili bilgilendiriliyor?

Son bir cümle söyleyeceğim, aydınlanma oranlarından bahsettiniz. Sizi suçlamıyorum yani gururlu, haklı olarak "Çeteleri yakalıyoruz, onu yakalıyoruz, bunu yakalıyoruz... Avrupa'daki aydınlanma oranlarından çok yükseğiz." diyorsunuz. Neden yani neden bu? Sürekli bizde çete, uyuşturucu oranı yani aydınlanma.. Benim aydınlanmadan anladığım şu: Olayı aydınlatıyorsunuz, failleri yakalıyorsunuz ama bitmiyor ki; bir sonraki sene bir daha, bir sonraki sene bir daha, bir sonraki sene bir daha. Teşekkür ediyoruz, yakalıyorsunuz ama...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN -  Buyurun, tamamlayın.

MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Mesele, bu bataklığı kurutmaktır yani tekrar olmasını engellemektir. Sağlık Bakanı "Hastalıkları önleyici tedavi uygulayacağım." diyor; e, protein veremiyorsunuz çocuklarınıza, aynı suç oranlarının artması gibi.

Bakın, velhasılıkelam, son bir şeyle bitireceğim: Bütün bunların 2018'den beri geriye gittiğine şahit oluyoruz. Ülke aynı ülke, millet aynı millet, iktidar, bakanlar aynı. Değişen tek şey var, nedir o? Değişen tek şey sistemdir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi gelmiş, parlamenter sistem gitmiştir, diğer, onun dışındaki her şey aynı; millet aynı, ülke aynı, coğrafya aynı, iktidar aynı, parti aynı. Değişen tek şey, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin gelmesi. Demek ki neymiş? Ana problem getirdiğiniz bu ucube sistemdeymiş diyorum.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Erkan Akçay.

Buyurun.

MHP GRUBU ADINA ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Muhterem milletvekilleri, sözlerime başlarken küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda mali disiplini sağlama, dezenflasyon ve ekonomimizin direncini artırma yönündeki gayretli çalışmalarından ötürü Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Mehmet Şimşek'i ve değerli Maliye bürokratlarını selamlıyorum ve kutluyorum.

Dünya ekonomisinin son dört yılda, kümülatif olarak yüzde 15 büyüdüğü bir dönemde Türkiye ekonomisinin yüzde 30 oranında büyüme kaydetmesi ülkemizin üretim kapasitesinin sürdürülebilirliğinin ve büyümede istikrarının en somut ispatıdır. Bugün millî gelirimizin 1,5 trilyon dolara, kişi başına düşen gelirimizin 17 bin dolara yaklaşmış olması, ihracatımızın 270 milyar dolarla tarihin zirvesine ulaşması uygulanan politikaların meyvesini vermeye başladığını göstermektedir. Merkez Bankası rezervlerinin 185,5 milyar dolar seviyesine yükselmesi ve kredi risk primlerinin 240 baz puan seviyelerine gerilemesi ekonomimize duyulan güvenin açık bir göstergesidir. İstihdamın 32,5 milyona ulaştığı, çarkların döndüğü, üreten ve ihraç eden bir Türkiye tablosu ve ekonomik istikrar için verdiğiniz mücadeleyi takdirle karşılıyoruz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanlar; ticari kazancı basit usulle tespit edilen mükelleflerin kazançları 2021'de gelir vergisinden istisna edilmiş ve gelir vergisi beyanname verme yükümlülüğü kaldırılmıştı. Ancak 8 Eylül 2025 tarihli kararla, büyükşehirlerdeki esnafımızın 2026 yılı itibarıyla gerçek usule geçirilmesi öngörülmektedir. Vergi adaletinin sağlanması ve kayıt dışılıkla mücadeleyi destekliyoruz ancak aynı işi yapan, aynı ciroya sahip iki esnafın sırf tabela adresi farklı diye farklı vergilendirilmesini de hakkaniyetli bulmuyoruz. 10 Aralıkta yeni bir düzenleme yapılarak bundan kısmen dönülmüştür; büyükşehir sınırlarında nüfusu 2 bini geçmeyen eski köy ve beldelerimizdeki esnafımız bu zorunluluktan muaf tutulmuştur. Bu düzeltme kırsaldaki esnafımız için önemlidir, doğru buluyoruz fakat bu adım sorunu kökten çözmeye yetmemektedir.

1 Ocak 2026 tarihi yaklaşıyor, eğer kapsamlı bir iyileştirme daha yapılmazsa büyükşehirlerimizde binlerce taksici, terzi, kuaför, tamirci esnafı defter tutma, muhasebe ücreti, damga vergisi ve beyanname masraflarıyla karşılaşacaktır.

Hesap ortadadır; basit usulden gerçek usule geçişin bir esnafa yıllık maliyeti vergiler hariç 90 bin lirayı bulmaktadır. Kıt kanaat geçinen esnafımıza "Sen artık şirket gibi yönetileceksin." demek, o dükkâna kilit vurmak anlamına gelir. Bu karar, iş yerlerinin kapanmasına ve kaçak çalışmanın artmasına yol açabilecektir. Ustaların dükkân kapatmasıyla, zaten kanayan yaramız olan çırak yetişmeme sorunu iyice çıkmaza girecektir. Yarın otomobil ve traktörleri, kombileri tamir edilecek usta bulamayabiliriz. Usta yoksa çırak yoksa hizmet zinciri kopar. Kaybeden sadece esnaf değil hepimiz oluruz. Bu düzenlemenin ilk aşamada ötelenmesi ve yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ahilik kültüründen gelen esnafımız sadece bir tüccar değil          devlet-millet kaynaşmasının, mahallenin emini ve bekçisidir. Onlar defter, beyanname ve stopaj sarmalına muhatap edilmemelidir.

Önerilerimiz şunlardır: Konu sadece nüfus kriterine veya coğrafi sınıra hapsedilmemelidir. Yıllık cirosu ve kâr haddi belirli bir seviyenin, örneğin, asgari ücretin yıllık tutarının belli bir katının altında kalan esnaf basit usulde kalmaya devam etmelidir. Genç ve yeni esnafa destek verilmelidir. Mesleğe yeni başlayan çırak ve kalfalar için geçiş süreci iki veya üç yıl ertelenmelidir. Kademeli geçiş, 2026 yılında gerçek usule geçecek esnafa ilk yıl için beyanname başına damga vergisi muafiyeti ve muhasebe desteği sağlanmalıdır.

Bu vesileyle kısaca bazı hususları da başlıklar hâlinde saymak istiyorum: Vergi adaleti için aylık milyonlarca lira harcama yapıp hiç gelir beyan etmeyen veya zarar açıklayan kişilerin üzerine gidilmelidir. Vergicilikte yapay zekâ destekli denetimler artırılmalıdır.

Birinci derece memurlar için taahhüt edilen 3600 ek gösterge hayata geçirilmelidir.

Emekli aylıkları standart enflasyon sepetinden ayrı olarak onların harcama alışkanlıklarına uygun bir endekslemeyle belirlenmelidir.

Zor ekonomik koşullarda mücadele eden mükelleflerin vergi borcu yapılandırması talebi de mutlaka gündeme alınmalıdır.

Ayrıca, fahiş fiyat artışlarıyla paydaş bakanlıklarla birlikte çok daha etkili mücadele edilmelidir diyoruz.

İçişleri Bakanlığımızla ilgili olarak vatandaşımızın devletine güvenle yaslandığı huzurlu bir Türkiye önceliğimizdir. Bu doğrultuda hem terör örgütlerine hem de evlatlarımızı zehirleyen uyuşturucu tacirlerine karşı verilen mücadeleyi takdir ediyoruz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ayrıca, sığınmacıların gönüllü ve onurlu geri dönüşleri esas alınarak yürütülen politikaların değerli ve önemli olduğunu düşünüyoruz.

Değerli milletvekilleri, Sayın Bakanlar; devlet, sosyal medya rüzgârına göre istikamet belirlemez ancak son dönemde, anlık beğeniye göre gündem belirleyen anlayışın kamu idaresine de sirayet ettiğini görüyoruz. Meselelerin kök sebeplerine inmek yerine sadece görünürlüğünü yönetmeye çalışmak devlet hassasiyetiyle bağdaşmaz. Yapılan açıklamalar ve bilgilendirmeler şahsi değil kurumsal olmalıdır. Valilerimiz ve kaymakamlarımız da şahsi hesaplarından fenomen gibi değil devlet adamı sıfatıyla, vakarıyla ve kurumsal düzlemde açıklama yapmalıdır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu disiplini sağlamak amacıyla Hâkimler ve Savcılar Kurulunun 14 Mart 2019 tarihli Yargı Etiği Bildirgesi emsal alınarak mülki idare amirleri için de bağlayıcı bir etik düzenleme süratle hayata geçirilmelidir.

Bir diğer hayati meselemiz, evlatlarımızı tehdit eden organize suç ve çeteleşmedir. Mafyatik oluşumlar popüler kültür aracılığıyla gençlerin üzerinde derin bir tahribat yaratmaktadır. Bazı dizilerle, sosyal medya içerikleriyle suç dünyası romantize edilmekte, gençlerimiz şiddete özendirilmektedir. Türkiye'de çeteleşmenin önü alınmazsa organize suçun toplumsal dokuyu daha fazla tahrip etmesi kaçınılmazdır. Artan şiddet, yolsuzluk ve güvencesizlik ortamı özellikle gençleri suç dünyasına özendirmektedir. Çocukların ve gençlerin suç sarmalından kurtarılarak daha güvenli bir geleceğe yönelmesi için bataklığı kurutacak reçeteler de bellidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum Sayın Başkan.

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yoksullukla mücadele etmek, eğitim reformu yapmak bu konuda, gençlerimize ekonomik fırsatlar sunmak ve en önemlisi, o suç cazibesini yok edecek bir medya okuryazarlığı geliştirmeliyiz diyor, İçişleri ile Hazine ve Maliye Bakanlıkları bütçelerinin ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyor, saygılar sunuyorum.

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sayın Sezai Temelli.

Buyurun.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sayın milletvekilleri, Sayın Bakanlar, sayın bürokratlar; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, önemli olan tabii ki Anayasa ve yasalara uygun çalışmak, bunları ihlal etmemek. Özellikle de siz Bakanları bu anlamda eleştirmek istiyorum çünkü biz de memnun değiliz Anayasa'dan, bizim de memnun olmadığımız yasalar var ama veri, koşul bu, uymak zorundayız, değişene kadar uymak zorundayız ama sürekli Anayasa ihlalleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Mesela bugün üniversiteli yoksullar, yoksulluğa karşı Ankara'nın orta yerinde seslerini duyurmaya çalıştılar; 30 öğrenci darbedildi ve gözaltına alındı. Toplantı, gösteri hakkı yine ihlal edildi. Kaldı ki bu ihlalde Sayın Şimşek sizin de payınız var çünkü siz, sürekli sosyal devlet hakkını ihlal ediyorsunuz Anayasa'da yani bu yoksulluğun bir ucu da size değiyor.

Evet, bu hak ihlalleri meselesi yani yasalara ve Anayasa'ya uygun icraatların hayata geçmeme meselesi aslında bütün bakanlıklarda olduğu gibi sizde de önemli bir problem. Mesela, bir örnek daha Sayın Yerlikaya: "Yüz tanıma" sistemi denilen bir şey var, sizden önceki Bakan buna bir "KİM" adını vermişti çok yaratıcı bir şekilde. Bu, tabii, biliyorsunuz, kişisel verilerin korunmasına aykırı bir durum. Siz de bunu uyguluyor musunuz? Mesela bilmiyoruz. Dolayısıyla toplantılarda, bir araya gelmelerde -acaba- bu kişisel verilerin korunmasına aykırı bir şekilde bu sistemi kullanmaya devam edip etmediğinizi bilmiyoruz ve öğrenmek istiyoruz.

Diğer taraftan, yine bir başka ihlal konusu kayyumlar. Evet, diyeceksiniz ki "Yasa var." Bir kanun teklifi hazırladık, artık o kanun teklifinin yasalaşmasını istiyoruz. Bu kayyum ayıbından, utancından, dolayısıyla halkın iradesini yok sayan anlayıştan bu ülkeyi kurtarmaya çalışıyoruz ama bu yasaya rağmen uygulamadan kaynaklı ihlallere devam ediyorsunuz. Örneğin, mahkeme kararları var ve belediye başkanlarının göreve iadesi gerçekleşmiyor. Dolayısıyla bu konuda siz adım atabilirsiniz, bunun önünde bir engel yok. Neden hâlâ kayyumda ısrar ediyorsunuz ve kayyumların işlediği suçları niye görmezden geliyorsunuz? Bu da ayrı bir sorun.

Bir başka ihlal konusu, kolluğun hukuk dışına çıkması, yasa dışına çıkması. Kolluk bir kamu hizmeti yapıyor, bu kamu hizmetini tüm vatandaşlara karşı eşit yurttaşlık anlayışıyla yerine getirmesi lazım; Muş'ta ayrı, Denizli'de ayrı olmaz; Şırnak'ta ayrı, Tekirdağ'da ayrı olmaz. Türkiye'nin her yerinde bütün vatandaşlar eşittir, tüm vatandaşlara bu anlayışla yaklaşılması gerekir. Eğer olmuyorsa burada suç vardır, ayrımcılık suçu vardır, kolluğun elindeki gücü kötüye kullanması vardır; buna müdahale edilmesi gerekir. Müdahale etmediğiniz sürece bu âdeta normalleşiyor ve dolayısıyla Muş'ta, Şırnak'ta, Hakkâri'de, Van'da, Ağrı'da yani bu illerde bu uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz.

Tabii, uygulama derken mesele bir yerde güvenlik konseptine yaklaşımla ilgili. Şimdi, güvenlik anlayışının demokratikleşmesi çok büyük önem taşıyor, hele hele içinde bulunduğumuz süreç ve geleceğe dair umutlarımız çerçevesinde baktığımızda artık güvenlik konseptini bir ayrımcılık üzerinden, bir nefret söylemi üzerinden ve bugüne kadar uygulanagelmiş olan bu ikili hukuk üzerinden kurtarmak gerekiyor. Artık bunun zemini demokratik bir zemin olmalı; gerçek anlamda kamu güvenliğini, vatandaşın güvenliğini öncelemiş olmalı. Bu konuda yoğun bir mesaiye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorum fakat konuşmalarınızda maalesef bunu göremedik. Sürekli istatistikleri gördük, suçla olan mücadelenizdeki başarıyı ortaya koydunuz ama bir şeyin ayırdında olmanızı rica ediyorum. O da nedir? Bu kadar başarılı olduğunuz şeyin karşılığının bu kadar suç olmasıdır. Demek ki toplumsal zeminin suç üretmesine yönelik bir tedbir geliştiremiyoruz, sadece sonuçlarıyla  ilgileniyoruz. Bu bir çözüm üretir mi? Hayır. Siz, diyelim ki seneye de buraya gelseniz, daha fazla suçla mücadele ettiğinizin rakamlarını vereceksiniz ama neden bu kadar çok suç olduğunu açıklayamayacaksınız.

Son olarak Sayın Yerlikaya -cezaevlerinden hastaneye giden- nakil işlemleri sırasında jandarma görevli. Tabii, jandarmanın bu nakil sırasında mahpuslara yönelik tutumu gerçekten kabul edilemez. Zaman zaman işkenceye varan insan hakları ihlalleriyle karşı karşıya kalıyoruz. Dolayısıyla bu mahpusların haklarının korunması da sizin sorumluluğunuzdadır. Bu uygulamaların da bir an önce son bulmasını diliyoruz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Üçlü protokol Sayın Bakan, üçlü protokolün güncellenmesi.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - "Üçlü protokol" mikrofon kapalı, belki duyamadınız.

Evet, Sayın Şimşek, şimdi, sizin övgüyle bahsettiğiniz dezenflasyon programı otuz ay sürmüş. Şimdi, IMF'nin bile kemer sıkma programları on sekiz ay sürer. Siz otuz aydır bu programı sürdürüyorsunuz ve hâlâ bahane üretiyorsunuz. İlk altı ay için Sayın Nebati'yi bahane ürettiniz dolayısıyla enkazın nedeni olarak Sayın Nebati'yi gösterdiniz. İkinci altı ay için Covid bahaneniz vardı. Üçüncü altı ay için deprem, dördüncü altı ay için ücretler, şimdi, baktık ki beşinci altı ay için bahaneniz kuraklık olmuş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bunların hiçbiri sizin programınızın başarısızlığını açıklayamaz. Sizin programınız yani dezenflasyon programı neden başarısız? Bir kere, tabii, çok ayrıntılı bir konu ama enflasyon teşhisinizin hatalı olmasından kaynaklanıyor. Enflasyonla mücadelede yegâne başarınız TÜİK Başkanıdır. Sanırım kendisi burada değil, İçişleri Bakanı burada olduğu için gözaltı riski var diye gelmemiş olabilir çünkü düzenli suç işleyen bir arkadaşınız. Dolayısıyla tek başarınız, enflasyonu TÜİK eliyle düşürmek çünkü Türkiye'deki enflasyonun yapısal nedenleri var, talep kaynaklı nedenleri var, arzdan kaynaklı nedenleri var yani karmaşık, çoklu bir kimliğe sahip. Oysa siz sadece ve sadece ücretlilerle mücadele ediyorsunuz, emeklilerle mücadele ediyorsunuz ve dolayısıyla enflasyonunun asıl kaynağını, kârdan kaynaklı nedenini gözden  kaçırıyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun Sayın Temelli.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bakın, büyümeden bahsettiniz ama başka bir şeyden daha keşke bahsetseydiniz, o büyüme rakamı da çok övünülecek bir büyüme değil. Son çeyrekte net işletme artığı yani -bunun ne olduğunu biliyorsunuz herhâlde, değil mi- artı değer yüzde 46'ya çıkmış; bir sene içinde yüzde 34'ten 46'ya yani kârlara kâr katılıyor, enflasyonun kaynağı tam da orada ama siz hâlâ ücret artışlarının yüksekliğinden bahsediyorsunuz.

Başka nedenleri de var. Mesela, "mali disiplin" dediniz; ortada bir disiplin filan yok. Disiplin olsa enflasyon gerçekten düşer, bütçe açığı vermezsiniz, faiz ödemelerimiz bu kadar artmaz. Bu nasıl bir disiplin? Disiplin anlayışında bir sıkıntı var. Kaldı ki yoksulluğun boyutlarına baktığınızda otuz aydır süren bu programa rağmen hâlâ yoksullara dair hiçbir şey söylemiyorsunuz. Mesela "Dolaylı vergiler düştü." diyorsunuz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Tabii, burada bunu övünç kaynağı olarak söylediniz ama bunun nedeni şu siz de çok iyi biliyorsunuz: Yapısal bir dönüşümden dolayı değil, öyle bir servet aktardınız ki zenginlere oradaki stopajdan dolayı nispi oranlar değişti. Dolayısıyla bu da gelir dağılımındaki adaletsizliği bize gösteriyor. Kaldı ki çalışanların, ücretlilerin üzerindeki vergi yükü ciddi boyutta ve bu vergi yüküne rağmen bu konuda bir iyileştirme yapmak yerine hâlâ bazı rakamlarla bizi boğmaya devam ediyorsunuz. O zaman ben de sizi boğacak bir iki rakam vereyim. Mesela, kurumlar vergisiyle övündünüz: "Yüzde 25'e çıkardık." "Yüzde 30'a çıkardık." Daha önce de sormuştum hatırlayacaksınız, efektif kurumlar vergisi yükü ne kadar, söyleyebilir misiniz? Söyleyemezsiniz, mahcup olursunuz çünkü. Beyana dayalı gelir vergisi yükü ne kadar, söyleyebilir misiniz? Kurumlar vergisi yükü yüzde 13, beyana dayalı gelir vergisi yükü yüzde 2'yi bile bulmuyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın lütfen.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Oysa ücretlilerin üzerindeki vergi yükü  özellikle istihdam vergilerini de ve sosyal güvenlik primlerini de kattığınızda yüzde 35'lere varıyor Sayın Bakan. Dolayısıyla bu sizin çizdiğiniz tablo ile yaşadığımız gerçekliğin bir alakası yok.

Son olarak, bölgesel eşitsizliklere hiç dikkat etmiyorsunuz. Dolayısıyla bölgesel eşitsizlikleri giderek derinleştiren uygulamalarınız var. İşte, küçük esnaf meselesi önemli. Bu, "esnafın basit usulden gerçek usule geçmesi" dediğinizde bundan en çok etkilenecek esnaf kuşkunuz olmasın ki bölge esnafıdır. Bu gerçek usule geçirmede, inanın, belgelerin ücretini bile ödeyemeyecek durumda esnaflar var. Bu konuyu muhakkak tekrardan gündeminize alın. Dolayısıyla esnaftan, çiftçiden bu bütçenin açığını kapatmayı düşünüyorsanız bundan vazgeçin.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Gökhan Günaydın.

Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım, Sayın Bakanlar; evet, Sayın Mehmet Şimşek'i dinledik. Gerçekten ilgiyle dinledim çünkü şöyle bir konuşma yaptı Mehmet Şimşek: AKP, iki buçuk yıl evvel iktidara gelmiş, İngiltere'den Mehmet Şimşek'i davet etmiş, Mehmet Bey buraya gelip bir enkaz devraldığını böyle ballandıra ballandıra anlattı ve AKP Grubu da onu çılgınca alkışladı. Oysa AKP, bu memlekette yirmi üç yıldır iktidar ve siz, AKP'nin yarattığı ekonomik enkazı devraldığınızı ve bu nedenle tam toparlayamadığınızı burada ballandıra ballandıra anlattınız. Dediğim gibi, ilginç olan, sizin söyleminiz değil; ilginç olan, AKP Grubunun bunu çılgınca alkışlaması. Fakat bu, sürpriz değil çünkü burada üç yıl evvel Nebati konuşuyordu; siz, isim vermeden Nebati'nin bu memlekette ekonomiyi yıktığını ima ettiniz ama Nebati de burada çılgınca alkışlandı. Dolayısıyla bunun bir özel sosyolojik konu olarak araştırılması gerektiğini öncelikle söylemek isterim.

Evet, yirmi üç yılın muhasebesi var. Bu yirmi üç yılın içerisinde, aşağı yukarı on üç yıl Bakan ve Bakan Yardımcısı olarak bulunmuşsunuz. Ne yapmış AKP? Bu yirmi üç yılda 3,2 trilyon dolar vergi toplamış. Bu toplanan vergi, cumhuriyet hükûmetlerinin yetmiş dokuz yılda topladığı verginin 6 katı. Bu 6 katı vergiyi, yetmiş dokuz yılda toplanan verginin 6 katını yirmi üç yılda harcayarak ne yapmışsınız? Ben size karnenizi söyleyeyim: Evet, Türkiye yoksullukta dünya 1'incisi, işsizlikte dünya 1'incisi, gelir adaletsizliğinde dünya 1'incisi, faizde dünya 2'ncisi, enflasyonda ise dünya 5'incisi. İşte, yıl sonu karneniz bundan ibarettir.

Gelelim, özelleştirmelere. 65 milyar dolara memleketin bütün varlıklarını sattınız. TÜPRAŞ'ı, PETKİM'i, Erdemiri, elektrik ve doğal gaz dağıtım şirketlerini, şeker fabrikalarını, tütün fabrikalarını, gübre fabrikalarını, limanları, termik ve doğal gaz çevrim santrallerini, et kombinalarını, süt fabrikalarını, SEKA'yı, Sümerbankı, Eti Maden şirketlerini, tamamını 65 milyar dolara sattınız. Bugünkü kurla, 42 lirayla çarptığınızda bu 2 trilyon 700 milyar TL ediyor. Bu sene faize ödeyeceğiniz para 2 trilyon 740 milyar lira. Yani memleketin bütün varlıklarını bir yıllık faiz parasına utanmadan sattınız ve bunu bir iktisadi başarı olarak da anlatabildiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Ben söyleyeyim size, 2018'e kadar burada çalıştınız, sonra görevden alındınız, İngiltere'ye döndünüz. 2019 yılında Recep Tayyip Erdoğan sizi Halk Bankasını dolandıranlar arasında saydı, 2023'te de geri davet etti. Geldiğinizde "Beni Halk Bankasını dolandırmakla itham ediyordunuz; şimdi çağırmanız mı doğru, yoksa Halk Bankasını dolandırdığım mı doğru?" diye sordunuz mu? (CHP sıralarından alkışlar)

Başka bir şey daha, şimdi, Sayın Nebati vallahi eline tutuşturulan kitaptan bir şeyler okuyordu, ben de böyle bakarak okuyayım: "Epistemolojik kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşımlar..." Böyle şeyler söylüyordu Nebati ama biz biliyoruz ki o politikaların mucidi elbette "Faiz sebep, enflasyon sonuçtur." diyen bay ekonomistti. (CHP sıralarından alkışlar)  Peki, o hâlde soralım: Nebati'den çiçekle görevi devraldığınız zaman onun yüzüne ya da o politikaların asıl mucidine "Sizin yarattığınız irrasyonel politikaları düzeltmeye geldim." dediniz mi yoksa demeden hiçbir şey olmamış gibi devam mı ettiniz?

Bakın, bir dezenflasyon programı uyguladığınızı söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Yüzde 75'lerden enflasyonu 31'e indirdik. Memleketin risk primini şuradan şuraya indirdik." Bir tek şey söylemiyorsunuz Sayın Şimşek: O enflasyon oranını, o risk primini oralara ben mi çıkarttım be kardeşim? Niye bunu söylemiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Otuz ay geçmiş, otuz aydır buradasınız, enflasyon 38'den 31'e inmiş; bunu bize bir başarı olarak anlattınız yarım saat. Gerçekten anlatma biçiminiz bu konuda bir ders aldığınızı gösteriyor çünkü çökmüş bir ekonomiyi ancak böyle anlatabilirsiniz, algıyı olgunun yerine ancak bu kadar geçirmeye çalışırsınız. Peki ama ne pahasına? Hiç Denizli'ye gittiniz mi son zamanlarda, hiç Bursa'ya gittiniz mi? Türkiye'de tekstil sektörü Mısır'a göç etti, Türkiye'de otomotiv yan sanayi Fas'a göç etti; binlerce işletme kapanıyor, yüz binlerce işçi işini kaybediyor ve ne anlatıyorsunuz bize? 2024 yılında istihdam 988 bin kişi artmış. Ben söyleyeyim: İktisadi bir yalan söylüyorsunuz çünkü içinden eksik istihdam rakamını çıkardığınızda, haftada bir-iki saat çalışanları bunun içinden çıkardığınızda; 2024'te 257 bin kişi iş kaybetti, 2025'te bu rakam  1 milyona çıkacak umurunuzda bile değil ve bu tablo sizi hiç üzmüyor.

Faiz dışı açık veriyorsunuz kardeşim. Ne demek faiz dışı açık?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun. 

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Borcunuzun faizini ödemek için dışarıdan ilave borç alıyorsunuz ama bunu öyle süslü anlatıyorsunuz ki neredeyse ben bile ekonominin iyiye gittiğine inanacağım. Ya, memlekette 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor. Açlık sınırı 30 bin lira olmuş, yoksulluk sınırı 97 bin lira olmuş, şurada Hazine ve Maliye Bakanı bir konuşma yapıyor; insan hiç emeklinin maaşından, insan hiç asgari ücretten söz etmez mi be kardeşim? İnsan hiç bunların derdiyle dertlenmez mi? (CHP sıralarından alkışlar)

Daha yeni bir vergi kanunu getirdiniz, on beş gün evvel. Ne yaptınız biliyor musunuz? Evlere temizliğe giden kadınların, tarım işçilerinin, taksi, dolmuşlarda kısmi süreli, on günden az çalışanların sigorta prim oranlarını artırdınız. Sizin vatandaşa yönelik bir duyarlılığınız yok.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.  

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Siz vatandaşı sevmiyorsunuz, vatandaşın sizi sevip sevmediğini anlamak istiyorsanız çıkın bir Ulus pazarına, yalnız başınıza, yanınızda kimse olmadan dolaşın -vatandaş size hiçbir şey yapmaz, aslında bizim vatandaşımız gerçekten son derece düzgün bir ahlaka sahiptir- bakın bakalım size olumlu gözlerle bakan bir tek vatandaş olacak mı? Bakın, ben size söyleyeyim: Vatandaş gün sayıyor, o sandık buraya gelecek, Sayın Şimşek siz de İngiltere'ye döneceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)

Gelelim İçişleri Bakanına. Vallahi İçişleri Bakanı da uzun uzun suçla nasıl başarıyla mücadele ettiklerini anlattı, kitaplarında da güzel güzel fotoğraflar var. Yalnız küçük bir sorun var Sayın Bakan: Vatandaş sizinle aynı fikirde değil. Neden biliyor musunuz? Mesela bir gün İstanbul'da eşinizi, çocuğunuzu almışsınız; bir AVM'de oturup bir kahve içiyorsunuz; birden bire siyah takım elbiseli, siyah gözlüklü adamlar çatışmaya başlıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Canınızı nasıl kurtaracağınızı şaşırıyorsunuz, başarıyorsunuz eve gitmeyi, sonra okuyorsunuz ki Sırp mafyası ile Bulgar mafyası çatışmış; ölenler var, yaralılar var. Ya, bu memleketi uluslararası mafyanın çatıştığı, baronların dolaştığı bir yer hâline getirdiniz; sadece İstanbul değil, Trabzon böyle, Antalya böyle. (CHP sıralarından alkışlar)

Küresel Organize Suç Endeksi Raporu sizi 193 ülke arasında dünyanın en riskli 10 ülkesi hâline getirmiş. Derhâl diyorsunuz ki: "O rapor FETÖ'cülerin raporudur." Vallahi, yıllarca evvel hayvancılıkla uğraşanlar "Süt fiyatları düştü, inekleri keseceğiz." diye gazete ilanı verdiler, onları da FETÖ'cülükle suçlamıştınız. Bundan vazgeçin de raporun içeriğine bakın. Rapor diyor ki: "Türkiye'de güvenlikte ciddi bozulma var. Daha da önemlisi, siyaset ve bürokrasi mafyayla iç içe geçmiş."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Peki, buna söyleyecek bir sözümüz var mı? Mesela, mafya liderlerinin hapse girmesine, hapisten çıkmasına, hatta yurt dışından kaçmasına bazı siyasiler karar veriyor mu? Türkiye'deki bütün suçlularla fotoğrafları olan bakanlar, siyasetçiler, savcılar var mı? Mafya liderleriyle beraber yemek yiyen savcı, hâkim fotoğraflarını hep beraber görmedik mi? Ayrıca soralım: Süleyman Soylu'dan devraldığınız İçişleri Bakanlığında nicelik ve nitelik olarak olağanla açıklanmayacak o değişiklikleri neden yaptınız? Bunları herkesin bildiği sır niteliğinden çıkarmadan bu memleket arınamaz. Uyuşturucu almış başını gitmiş, siz bana burada yakalananları anlatıyorsunuz. Yakalananların binlerce katı uyuşturucunun memleketi zehirlediğini hepimiz biliyoruz. Kumar meselesi.... Kumar salonlarını kapatmışız, artık evlerin salonları birer kumarhane hâline gelmiş.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Karnını doyuramayan insanlar sanal kumarda ailelerini çökertiyorlar.

Altın kaçakçılığı özel uçaklarla yapılıyor. Dubai'den gelen özel uçak seferlerinde VIP'ten geçişlere, Malezya'dan gelen kargolara bakıyor musunuz? Altın kaçakçılığından yakalanan milletvekillerine ne yaptınız? Her gün buraya onlarca fezleke geliyor, niye onların fezlekeleri bu Meclise gelmedi? Koskoca Jandarma teşkilatı, Emniyet teşkilatı.. Ayıp değil mi böyle bir ikili hukuk uygulamak? "Türkiye'de yasa dışı göçü önledik." falan diyorsunuz. Ya Suriye'ye taşeron olarak girdiniz, kucağımızda memleketin yüzde 10'u düzeyine gelen mülteciyi bulduk. "Hallettik, ülkelerine gönderdik." diyorsunuz. Savaş biteli bir yılı geçti, gönderdiğiniz rakamlardan çok daha fazlası burada; Kilis'e gidin, İstanbul'a gidin, Gaziantep'e gidin onların hepsini karşınızda göreceksiniz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) -  Tamamlıyorum Başkanım.

Hadi Suriye komşumuz, ya Afganistan'dan, 2 bin kilometre öteden insanlar bize geliyor. Sınırlar elek gibi merdiveni dayıyorlar o yaptığınız, övündüğünüz duvarları aşıyorlar, şehirler arası otobüslere biniyorlar, otobüslerle İstanbul'a geliyorlar, İstanbul'da dağılıyorlar. Bunların videolarını ülkemiz adına üzülerek ve utanarak izledik, siz bize "Her şey kontrol altında, her şey kayıt altında." diyorsunuz.

Son olarak size bir şey söyleyeyim: Bu Emniyet teşkilatını, bu Jandarmayı siyasi olarak araçsallaştırmaktan vazgeçin. Bu çocuklar bizim çocuklarımız. Bunlar bir ya da iki partinin ya da tarikatların kamu görevlileri değil; onlara kanunsuz emirler vermeyin, onlara milletvekillerine biber gazı sıktırtmayın, onları İstanbul İl Binamıza 5 bin polisle sokturmayın kardeşim! (CHP sıralarından alkışlar)

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Son, bitiriyorum Başkanım.

BAŞKAN - Tamam.

Buyurun.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Vatan Emniyetini insan onuruna aykırı olan o durumdan kurtarın. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti istese orayı bir hafta içerisinde insan onuruna uygun, Emniyet teşkilatına da yakışır bir hâle getirir ama maalesef siz, insanların onurunu kırmak için orayı öyle tutmaya devam ediyorsunuz.

Son olarak da polis kardeşlerimize yönelik bir şey söyleyeyim: Her üç buçuk günde 1 polis intihar ediyor, her üç buçuk günde. Aşırı mesai saatleri, ailesiyle bağ kuramama, özlük haklarının verilmemesi, mobbing, psikolojik baskı, kanunsuz emirler.... O çocukların eylemlerde bizim gözümüze nasıl baktığını görüyoruz. Jandarmayla, polisle oynamayın, onların özlük haklarını çözün, biz de sizi o zaman memleketin İçişleri Bakanı olarak alkışlayalım.

Çok teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Akbaşoğlu.

Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, Değerli Bakanlarım, Bakan Yardımcılarımız, değerli bürokratlar, ekranları başında bizi izleyen çok değerli vatandaşlarımız; ben de hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum.

Bugün Hazine ve Maliye Bakanlığımız ile İçişleri Bakanlığımızın bütçelerini görüştük. Sayın Bakanlarımız bu konuda kendilerine ayrılan sürede, efradını cami ağyarını mâni şekilde, süre yettiği çerçevede bu bütçeye ilişkin görüşlerini bizlerle paylaştılar; onların değerlendirmelerine biraz sonra gireceğim.

Bugün önemli bir gün, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü. Bu münasebetle Sayın Cumhurbaşkanımızın da çağrılarıyla UNESCO tarafından ilan edilen bu günü hep beraber idrak ediyoruz. Bu vesileyle Türk dünyasının ve yeryüzünün farklı köşelerinde aynı dili konuştuğumuz, aynı hayali kurduğumuz tüm kardeşlerimizin Türk Dili Ailesi Günü'nü tebrik ediyorum. Ünlü filozof Martin Heidegger "Dil, varlığın evidir." der. Bu manada Anadolu irfanını ifade eden Yunus Emre'miz de "Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı/ Söz ola ağılı aşı, bal ile yağ ede bir söz." demek suretiyle söz ile ifade kabiliyeti arasındaki irtibatı kurar. Aynı şekilde Hazreti Mevlâna da "Sesini değil sözünü yükseltmeli insan  çünkü gök gürültüsü değil, yağmurlardır çiçekleri yaşatan." şeklinde bizlere bu konuda ibretamiz güzel tavsiyelerde bulunur. Biz de buradan hareketle sözümüzü yükselterek mesela, biraz evvel, Değerli İçişleri Bakanımızı ve Hazine ve Maliye Bakanımızı niçin alkışladığımızı ifade etmek isteriz çünkü Türkiye'de 24'üncü bütçeyi millet iradesiyle tekrar egemenliğin sahibinden alan ak kadroların hükûmetlerinin bir bütçesini tekrar burada sunmaları münasebetiyle kendilerini tebrik ettik, teşekkür ettik, onun için alkışladık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

Evet,  gayrisafi millî hasılayı 238 milyar dolardan 1,5 trilyon doların üzerine çıkaran bir anlayışın temsilcileri olması münasebetiyle ve bunu 2 trilyon doların üzerine çıkarma azmini, şevkini, aşkını, heyecanını, programını gördüğümüz için hep beraber grup olarak Değerli Bakanlarımızı alkışladık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) 3.500 dolardan alıp 17 bin dolarların üzerine çıkaran bir grubun, bir anlayışın halkla bütünleşmiş, halkın derdini kendine dert edinmiş "Durmak yok, yola devam." diyerek icraatlarına devam etmiş, hizmet ve eserler ortaya koymuş bir Kabinenin üyeleri olarak kendilerini alkışladık ve alkışlamaya tabii ki devam edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) "Ne için alkışladık?" sözünün cevabını veriyorum. Tabii ki İçişleri Bakanımızı bundan önceki bakanlarımız gibi alkışlamaya devam edeceğiz. İlkelerimiz değişmez ancak konjonktürel anlamda o günün atmosferi, o günün şartları çerçevesinde her zaman politikalar üretmek de bizim sorumluluğumuz. Pandemi şartları ile bugünün şartları bir mi? O gün istihdamı oluşturmak ve kısa çalışma ödeneği vermek suretiyle istihdamı o gün ayakta tutmak gerekiyordu. Bugün, dezenflasyonla mücadelede enflasyonun belini kırarak tek rakamlı hâle getirmenin çabası içerisindeyiz. Evet, bunların hepsi bizim dönemimizde oldu. Bir insan organizması gibi, dış şartlardan da etkileniyorsunuz. Pandemiyi hep beraber yaşadık, tedarik zincirleri koptu. Sonuç itibarıyla, biz enerjiye 50 milyar dolar öderken  yüz milyar dolar ödedik o günkü şartlar içerisinde. Dolayısıyla ödediğimiz miktar dolar bazında yüzde 100 artınca ve daha sonra, hakikaten, pandemi şartlarında üretim azalınca, bu konuda -bileşik kaplar prensibi çerçevesinde- dünyadaki bütün olaylar Türkiye'ye de yansıyınca, Rusya-Ukrayna savaşıyla beraber farklı bir atmosfer oluştu.

İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Demek ki faiz sebep değilmiş bakın!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ve bu konuda lojistik bambaşka bir noktaya geldi, enerji fiyatları arttı. Bu çerçevede, yeni duruma, yeni pozisyonlara dönük politikalar üreterek pandemiyi en sağlıklı şekilde atlatan ülkelerin başında...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Yeni pozisyona göre emekliye de zam yapın.

AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - "En sağlıklı şekilde." derken! Gıda enflasyonu tavan.

BAŞKAN - Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  ...hem genel sağlık sigortası kapsamındaki insanlarımızın sağlığını bu manada, hakikaten pozitif yönde  çok doğru ve güzel bir şekilde Avrupa ülkelerine, dünya ülkelerine göre çok daha iyi bir noktaya sağlık sektörü yönünden getirdiğimiz gibi, ekonomideki dengeleri de o günkü şartlarda, o günkü konjonktürde atılması gereken adımlar çerçevesinde dengeye getirme çabası içerisindeydik; bugün ise çok daha farklı bir aşamadayız. Zira 6 Şubat depremiyle beraber, hakikaten önemli bir yük olarak bütçeye ilave gelen EYT'yle birlikte 120 milyar dolara yaklaşan deprem yükünün bütçeye ilave yük getirisi daha farklı pozisyonlara ve politikalara Türkiye'yi mecbur bırakmıştır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - 21/B ihalesiyle 650 milyar dolar...

BAŞKAN - Buyurun.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) -  Bu konuda aynen ekonominin acil olarak müdahalesini gerektiren durumların stabilleşmesi durumunda farklı tedavi usulleriyle, farklı ekonomi politikalarıyla yoluna devam etmektedir. Dolayısıyla, dün yaptığımız da düne göre, dünün şartlarına göre, bugün yaptığımız da bugünün şartlarına göre hem enflasyonla mücadele hem istihdamı muhafaza ve daha fazlalaştırma hem de bu konuda sıkı bir mali disiplin politikasıyla, mali para politikasıyla beraber disiplini de elden çıkarmadan bir orta vadeli programı gerçekleştirme... Bunun da meyvelerini hep beraber görüyoruz. Biraz evvel Sayın Bakanımız bunları tek tek anlattı, bu konudaki iyileşme verilerini ortaya koydu.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bakın, bu çerçevede, bütün dünyanın ortalama yüzde 3,5 büyüdüğü yirmi üç yılda Türkiye yaklaşık 5,5 büyüdüyse bu Türkiye'nin başarısı değil mi?

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Vatandaşa yansımıyor Sayın Başkan! Vatandaşa yansımadıktan sonra neye faydası var!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sonuç itibarıyla, evet, şurada haklısınız: Dediğiniz gibi, arkadaşlar, AK PARTİ'nin rakibi yine AK PARTİ, başka adres değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu muhalefetin de itiraf ediyor olmasından son derece memnunuz.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hadi, bir de Erdoğan(!) Recep Tayyip Erdoğan(!) Hadi(!) Hadi(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bir nokta var, sözlerimin sonuna doğru geliyorum ancak İçişleri Bakanımızla ilgili de şunları ifade etmek isterim: Bakın, konuşmalarında Avrupa'daki suç oranları ile Türkiye'deki suç oranlarını ortaya koydu ve başarı oranlarını da ortaya koydu. Avrupa'da suç işleme oranlarının çok daha yüksek olduğunu ancak buna karşın Türkiye'de suç işleme oranlarının az ama daha fazla başarı elde edildiğini...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Lütfen, yapmayın Allah aşkına ya!

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Kötüden örnek olmaz ya!

BAŞKAN - Lütfen tamamlayın.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Dolayısıyla güvenlik politikaları çerçevesinde, huzur ve güvenliğin nasıl bir noktada devlet-millet kaynaşmasıyla, uyuşturucuyla mücadelede, düzensiz göçle mücadelede, her başlıkta nereden nereye gelindiğini istatistiki ve müdellel olarak ortaya koydu.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Nereden nereye(!) Nereden nereye(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bir cümleyi sarf etmek zorundayım, İngiltere'ye gidecek Maliye Bakanımızla ilgili böyle talihsiz bir cümle kurulduğu için.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Herkes geldiği yere gider!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Adam gitmesin mi İngiltere'ye ya, gitmesin mi(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - İngiltere'ye gidecek olanlar Ekrem İmamoğlu'nun hırsızlık ve yolsuzluk dosyasında İngiliz Başbakanından yardım isteyenlerdir, evet; "Bizi yalnız bıraktın." diyenlerdir, evet. (AK PARTİ sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!) Bravo(!) Bravo(!)

NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Oley(!) Oley(!) Oley(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bravo(!) Kim tutar seni be(!) Kim tutar seni be(!) Hadi be(!)

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bravo(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Siz kendi suçunuzu...

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - İngiliz Başbakanıyla fotoğraf çektirdin, fotoğraf!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - ...bizim üzerimize boca etmeye çalışmayın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bize "casus" dediğinin ertesi günü İngiliz Başbakanıyla fotoğraf çektirdin! Hani sözü yükseltiyordun, sesi yükselt birazcık!

BAŞKAN - Sayın Akbaşoğlu, lütfen, son...

Buyurun, tamamlayın.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Sayın Başkan, biz konuşmasını istiyoruz, talebimiz konuşması yönünde(!) Sonuna kadar konuş, dinleyeceğiz(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; söylenecek daha çok şey var ama bakın...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yeter, yeter bu kadar.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - 11 vilayette 453 bininci konutu 27 Aralık 2025'te hak sahibine teslim eden...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Erdoğan'ı söyle, Erdoğan'ı söyle(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - ...iradeyi alkışlamayacağız da ne yapacağız Allah aşkına! (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

OSMAN SAĞLAM (Karaman) - O kadar!

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Erdoğan'ı söyle, Cumhurbaşkanını söyle(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Yeterlidir herhâlde.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Fırça yiyeceksin, yapma bu işi "Erdoğan" de(!)

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Teşekkürlerimi sunuyorum.

LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Bravo(!)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - "Erdoğan" de(!) Bak, demedin "Erdoğan" olmaz ki(!)

BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Akbaşoğlu.

Sayın milletvekilleri, birleşime on dakika ara veriyorum.

Kapanma Saati: 21.27

ALTINCI OTURUM

      Açılma Saati: 21.41

      BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN

      KÂTİP ÜYELER: Nurten YONTAR (Tekirdağ), İshak ŞAN (Adıyaman)

      ----- 0 -----

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.

2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.

Komisyon yerinde.

Sayın milletvekilleri, yedinci turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.

Şimdi soru ve cevap işlemine geçiyoruz.

Soru-cevap işlemi yarım saat sürecek, on beş dakikası soru, on beş dakikası cevap olarak gerçekleşecektir. Sisteme giren sayın milletvekillerine sırasıyla söz vereceğim sorularını sorabilmeleri için.

Evet, sisteme giren sayın milletvekilleriyle başlıyoruz.

Sayın Demir...

MEHMET DEMİR (Kütahya) - Sayın Başkan, son dönemde asayiş alanında, özellikle "kişilere karşı işlenen suçlar" ve "mal karşılığı işlenen suçlar" başlıklarında sahada daha görünür, daha hızlı sonuç alan bir mücadele çizgisi görüyoruz. Bu başarıyı kalıcı hâle getirecek temel yaklaşımınız nedir? Özellikle şu noktaları merak ediyorum, birincisi: İllere özgü risk haritaları ve veri temelli yönetim sahaya nasıl yansıyor? İkincisi de: Vatandaşın ihbar ve geri bildirimini sistemin parçası hâline getiren mekanizmalar nasıl işliyor?

Ayrıca, Karayolları Trafik Kanunu'nda 2024 yılı Kasım ayında izinsiz çakar kullanan araçlara yönelik yapılan düzenlemeyle izinsiz olarak çakar kullanımında azalma oldu mu? Oldu ise oranı kaçtır?

Teşekkür ediyoruz.

BAŞKAN - Sayın Özcan... Yok.

Sayın Baykan...

MEHMET BAYKAN (Konya) - Sayın Maliye Bakanım, Türkiye'de özelleştirme uygulamalarının SHP'nin koalisyon ortağı olduğu 1994 yılında çıkarılan Özelleştirme Kanunu'na dayalı yapıldığını biliyoruz. Biraz önce Sayın Gökhan Günaydın özelleştirilen kurumları sayarken hızını alamayıp benim yakalayabildiğim kadarıyla SHP döneminde özelleştirilen Sümerbankı da bizim dönemimizde özelleştirilmiş gibi saydı. Tutanakları alamadım ama yine, bu dönemde özelleştirilen İPRAGAZ, TÜRK TELEKOM, Çukurova, Kepez Elektrik, Şekerbank, AEG, ETİ AŞ, Trabzon, Şanlıurfa, Gaziantep, İskenderun Çimento Fabrikalarını da AK PARTİ dönemine saydı mı, bilmiyorum.

Eğer özelleştirme yanlış politikaysa siz niye yaptınız?

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Kime soruyorsun soruyu, kime? Bakan olarak bana mı soruyorsun?

MEHMET BAYKAN (Konya) - Eğer özelleştirmenin hız kazandığı o dönem, yine, bir CHP'li olan Kemal Derviş döneminde olduysa ve 10 milyar dolara yakın özelleştirme AK PARTİ döneminden önce yapıldıysa, size yapılan mübah da biz yaptığımızda günah mı?

Teşekkür ederim.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bakan olarak bana mı soruyorsun soruyu?

BAŞKAN - Sayın Karatutlu...

İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sorum Hazine ve Maliye Bakanı Sayın Şimşek'e: Emeklilerde maaş miktarlarına göre ilaç katılım oranını tekrar düzenlemeyi düşünüyor musunuz? Sağlıkta geri ödemelerin devamı ve kontrolü için sigorta sisteminde hasarsızlık indirimi yaklaşımını değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?

Son sorum: Deprem bölgesinde gündelik hayat normal seyrine henüz dönmemiştir. Cirosu 2,5 milyonun altında olan, depremden etkilenen küçük esnaf için ilçe bazında tasnif yaparak en az bir yıl daha uzatmayı düşünüyor musunuz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Düşünmez...

ONUR DÜŞÜNMEZ (Hakkâri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum İçişleri Bakanı Sayın Ali Yerlikaya'ya: Sayın Bakan, 90'lı yılların uygulamalarından ne zaman vazgeçeceksiniz? Bunu çok net bir şekilde soruyorum çünkü dün Yüksekova'da Aşağıuluyol köyünde bir aile evinin kapısında GBT yapılmaya maruz kaldı ve o aile yaklaşık kırk beş dakika boyunca o soğukta dışarıda bekletildi. Sayın Bakan, insanlar evlerinin önünde, kendi misafirlerini uğurlarken jandarmanın keyfiyetçi yaklaşımıyla niye GBT işlemleri yapılıyor, jandarma hukuka uymakla yükümlü değil midir? Sizler bu konu hakkında bir soruşturma yürütecek misiniz? Orada keyfiyetçi uygulamalardan derhâl vazgeçilmesi için önümüze koyacağınız politika nedir?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Akbulut...

İZZET AKBULUT (Burdur) - Sayın Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e soruyorum: Sayın Maliye Bakanımız, devlet ihaleleriyle bir çok firmayı milyarder yaptınız ama o firmaların vergileri siliniyorken, vergi borçları siliniyorken bugün şehirlerde küçük esnafların, tostçuların, dönercilerin, lokantacıların, butik esnafların yanlarında vergi memurları var. Vergi memurlarına ceza kotası koyduğunuz doğru mudur? "Şu kadar cezayı muhakkak yazacaksınız." dediğiniz doğru mudur? Bu ülkede politika faizi 19, enflasyon 17 iken "Faiz sebep, enflasyon sonuç." tezinin ne kadar yanlış olduğunu Cumhurbaşkanına söylediniz mi? Yine, bugün bu ülkede iş yerinde kira ödeyenlerden muhtasar beyannamesini onlardan alıyorsunuz, kirayı ödeyenden mi yoksa geliri elde edenden mi bu kirayı, daha doğrusu bu beyannamenin tahsilini yapmanız daha doğru olur? Yine...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Özer...

MUSTAFA HAKAN ÖZER (Konya) - Sorum Sayın İçişleri Bakanımıza: Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizin de gündemlerinden bir tanesi uyuşturucuyla mücadele. Bu kapsamda Bakanlıklarımız kendi görev tanımları çerçevesinde önemli çalışmalar yapıyor. İçişleri Bakanlığımızın da son dönemde eş zamanlı ve geniş kapsamlı operasyonlarını görüyoruz. Bunun en somut örneklerinden biri de 14 Ekim tarihinde Konya merkezli 12 ilimizde 338 farklı adrese eş zamanlı düzenlenen NARKOKAPAN Operasyonu'ydu. 430 kişinin tutuklandığı bu operasyonda görev alan 3.319 kahramanımıza ve Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum. Uyuşturucuya erişime önemli bir darbe vuruldu. Farklı illerde de benzer operasyonların yapıldığını görüyoruz. Bu operasyonlar devam edecek mi? Uyuşturucuyla mücadelede gelinen son nokta hakkında bilgi verebilir misiniz?

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Fendoğlu...

MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Sorum Maliye Bakanımıza: 6 Şubat depremlerinde Hatay, Malatya, Kahramanmaraş ve Adıyaman âdete yerle bir oldu. Can kayıpları yaşadık, şehirler yıkıldı, esnafların dükkânları kapandı, defterleri yandı, gelirleri sıfırlandı. Ancak, aradan geçen bunca zamana rağmen mücbir sebep hâlâ tam ve süresiz şekilde tanınmamıştır. Depremde iş yeri yıkılan, müşteri bulamayan, ticaret yapamayan esnaflara vergi, prim ve ceza göndermek vicdan mıdır? Geliri olmayan esnaflardan vergi istemek adalet midir? Neden bu illerde mücbir sebep süresi uzatılmamış, neden esnafların borçları faizsiz ve kalıcı şekilde ertelenmemiştir? Devletimiz ve Hükûmetimiz depremde ve afet gününde esnaflarının ve milletinin yanında olmuştur ama siz Sayın Bakanım, siz olamadınız. Esnaflarımız sizden mücbir sebep hâli için kamuoyuna açık, net ve somut bir cevap bekliyor.

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın İrmez...

MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Sayın Hazine ve Maliye Bakanına: Halk her şeye vergi öderken  sermayeye sağladığınız muafiyet 2025'te ne kadara ulaştı? 2026'da planlanan vergi affı ne kadar? Bakan, sürekli "Enflasyon düştü." diyor ama yurttaş bunu hissetmiyor. TÜİK "Enflasyon yüzde 32." derken bağımsız kurumlar yüzde 60'tan bahsediyor. Çarşı pazar yangın yeriyken siz hangi ülkenin verilerine bakıp düşüş görüyorsunuz?

Sayın İçişleri Bakanına: Siyasi yargılamaları bahane edip atadığınız kayyumlar belediyeleri borç batağına sürükledi. Kürt illerinde kayyum rejiminin kalkması, sivil idarenin ve belediye özerkliğinin yeniden inşası için bir takvim öngörülmekte midir? Barış sürecinin aleyhinde uygulamalar devam ediyor. Şırnak'taki mülki idare amirlerince, kapalı alan toplantılarımıza, demokratik eylem ve etkinliklerimize yapılan müdahalelerden Bakanlığınızı haberdar ettik. Buna ilişkin ne yapmayı düşünüyorsunuz?

Teşekkürler.

BAŞKAN - Sayın Kamaç...

MEHMET KAMAÇ (Diyarbakır) - Sayın Başkan, birinci sorum Sayın Yerlikaya'ya: Uyuşturucu suç örgütü ve suçluyla ilgili verdiğiniz rakamların büyüklüğü gerçekten dehşet vericidir ama dehşet verici olan şey şudur: Bu ülkede, bu kadar suç örgütü nasıl türedi? İki örnek vereceğim, bunlar, saydıklarınızın içinde var mı? Birincisi: Seçim bölgem Diyarbakır'ın Lice ilçesinde, basına da yansıyan, içinde tonlarca uyuşturucu, milyonlarca lira para ve cinayet bulunan, başaktörü daha çok güvenlik bürokrasisi olan bu çeteyle ilgili bir işlem yaptınız mı?

İkincisi: Yine, seçim bölgem Diyarbakır'da gece saatlerinde, elinde silahlarla sokağa çıkıp saat on ikiden sonra "Devlet biziz." diyenler kimlerdir? Diyarbakır'da kaç tane devlet vardır? Saydıklarınız içinde bunlar var mı?

Diğer sorum Sayın Maliye Bakanına: Belediye takdir komisyonları tarafından belirlenen rayiç bedeller üzerinden harcını yatırıp mülk devir işlemini gerçekleştiren vatandaşlara...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Bozan...

ALİ BOZAN (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sayın Bakanlar, sizi dinledikten sonra soru sormaktan vazgeçtim. Konuşmalarınızda o kadar çok rakam ve istatistik verdiniz ki keşke çıkıp kürsüye "Avrupa bizi kıskanıyor, hatta Avrupa kıskançlığından çatır çatır çatlıyor." deyip yerinize otursaydınız. Sayın Maliye Bakanı yalnız sizi konuşmanızda biraz tutuk gördüm. Sanki konuşmayı siz hazırlamamıştınız, konuşmaya sanki siz kendiniz dahi inanmıyordunuz. Konuşmayı birileri hazırlamış ve siz o konuşmayı okuyor gibiydiniz. Sayın Maliye Bakanı, yarım saatlik konuşmanızda sadece 2 defa "emekli maaşı" dediniz; birer defa "çiftçi" "esnaf" "memur" ve "asgari ücret" dediniz. İşte sizin, sizin iktidarınızın milyonlarca emekliye, asgari ücretliye, esnafa, çiftçiye verdiği değer budur. Ben konuşmamda size "Vicdansız." demiştim ama konuşmamın sonrasında dedim acaba haksızlık mı ettim?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ALİ BOZAN (Mersin) - Yarım saatlik konuşmanızı dinledikten sonra haksızlık etmediğime kanaat getirdim.

Teşekkür ediyorum.

BAŞKAN - Sayın Şenyaşar...

FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Sorum İçişleri Bakanına: Çıplak arama iddiaları çerçevesinde son bir yılda kaç şikâyet alındı? Kaçı doğrulandı? Kaç personel hakkında işlem yapıldı?

2025 yılının ilk dört ayında trafik cezalarından 53 milyar TL tahsilat söz konusu. İçişlerinin bir gelir hedefi var mı?

Son bir yıl içinde Urfa'da uyuşturucu suçundan gözaltına alınanların kaçında adli kontrol uygulanmış, kaçı tutuklanmıştır? İçişleri Bakanlığı olarak Urfa'da uyuşturucuyla mücadele konusunda kalıcı bir sonuç alınamamasının gerekçesi nedir?

Son olarak Sayın Şimşek'e sesleniyorum: "2025 yılının sonunda enflasyon yüzde 20'nin altına düşecektir." Bu sözünüzü hatırladınız mı Sayın Bakan? Rasyonel politikalarınız yoksulu daha da yoksullaştırdı. Emeklinin, asgari ücretlinin ve yoksulun daha fazla ahını almayın. Görevinizde affınızı istemeniz sizin için daha hayırlı olacaktır. [3]

BAŞKAN - Sayın Cıngı...

MURAT CAHİD CINGI (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

İçişleri Bakanımıza bir soru sormak istiyorum: Sayın Bakanım, biliyorsunuz, dünya "felaket yönetimi" diye bir sisteme geçiyor. Artık emniyet güçleri, jandarma, itfaiye, zabıta, hep beraber frekansı oldukça artan felaket karşısında bir tutum alıp meseleyi çözmeye çalışıyorlar. Biz de Türkiye olarak bu konuda ciddi bir mesafe katettik ama daha önce zatıalinizle de paylaştığımız gibi, itfaiyenin, özellikle imkânları çok dar ve vizyonu çok kısıtlı olan ilçe belediyelerinden alınıp AFAD gibi veya İçişleri Bakanlığımız bünyesinde kurulacak bir genel müdürlük müdahalesiyle daha sistemli, disiplinli, eğitimli ve teknik teçhizata sahip bir yapıya kavuşturulması konusunu gündeme almamız gerekiyor idi, Kartalkaya Komisyonunda da bunu konuştuk. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu konuda 28 Temmuz tarihindeki basın toplantısında açıklamalar yaptı. Ne süreç işliyor efendim?

BAŞKAN - Sayın Alp...

İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.

İçişleri Bakanına bir soru sormak istiyorum: Sayın Bakanım, Kars'ın önceki dönem Belediye Başkanı hakkında çok sayıda yolsuzluk iddiası vardı. Ben milletvekili olduktan sonra kendisi hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundum, siz soruşturma izni verilmemesine dair karar verdiniz. Ben sizin kararınıza karşı Danıştayda dava açtım, davayı kazandım. Eski Belediye Başkanının üçüncü ayın 24'ünde Kars'ta yargılanması başlayacak. Bu Belediye Başkanı hakkında bu kadar korumacı tutumunuz oldu fakat yine Kars'ın Kağızman ilçesinde hakkında kesinleşmiş mahkeme kararı olmaksızın Belediye Başkanını görevden aldınız, kayyum atadınız. Sayın Bakanım,bu iki çelişkili tutumunuzu düzeltmenizi talep ediyorum. Kağızman kayyumunun görev süresini uzatmayı düşünüyor musunuz? Belediye Başkanını göreve iade etmeyi düşünüyor musunuz efendim?

BAŞKAN - Sayın Fırat...

ABDURRAHİM FIRAT (Erzurum) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Öncelikle, İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya'ya organize suç örgütleri ve çetelerle mücadelede ortaya konulan kararlı ve başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum.

Sayın Bakanımıza bazı sorular yöneltmek istiyorum: Organize suç örgütleri ve çetelerle mücadelede gelinen son nokta hakkında bilgi verebilir misiniz? Bugüne kadar çökertilen çete sayısı kaçtır, bu çeteler hangi illerde yoğunlaşmaktadır? Yurt dışı bağlantılarıyla ilgili nasıl bir yol izlemektesiniz?

Yine, 3'üncü sorum: Suça sürüklenen çocukların topluma kazandırılmasında ailelere düşen sorumlulukların hatırlatılması ve görevlerini yerine getirmesini telkin eden birimlerimiz var mıdır? Bu konuda bakanlıklar arası bir eş güdüm ve iş birliği yürütülmekte midir?

Teşekkür ederim.

BAŞKAN - Sayın Güneş...

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Teşekkür ederim Başkanım.

8-12 Aralık tarihleri arasında Gaziantep'te düzenlenen Büyükler Türkiye Güreş Şampiyonası'nda Uşaklı sporcumuz Ayşe Erkan Türkiye 1'incisi olmuştur. Sporcumuz Ayşe Erkan'ı, ailesini, antrenörlerini ve müdürlerimizi tebrik ederim.

Maliye Bakanımıza sormak istiyorum: Bazı milletvekilleri sizin bazı firmaların vergilerini sildiğinizi söylediler. Böyle bir yetkiniz var mı? Herhangi bir firmanın borcunu sildiniz mi? Yine, bazı firmalardan vergi almadığınızı söylediler, bu doğru mu? Diğer taraftan, asgari ücretten verginin kaldırılmasının neticesinde vergi harcamaları içinde asgari ücretten verginin kaldırılmasının miktarı ne kadardır? Bu konularda bilgi verirseniz seviniriz.

Teşekkür ederim.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Size de mi bilgi vermiyorlar Milletvekilim? Hadi bize vermiyorlar da size de mi vermiyorlar?

İSMAİL GÜNEŞ (Uşak) - Siz de faydalanın.

BAŞKAN - Sayın Erdoğan Sarıtaş...

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Siirt'te 4 Ekimde Berivan Sevgin'in şüpheli ölümüne ilişkin soruşturmada intihara yönlendirme suçlamasıyla tutuklanan 3 şüpheli serbest bırakıldı. Şüphelilerin aileleri Sevgin ailesini açıkça tehdit edip "Bizi devlet korur, çocuklarımız muhakkak tahliye olur." demişler. Hayatını kaybeden bir kadın ve onun ailesini tehdit edenler olmasına rağmen şu anda hiçbir tutuklunun olmamasının nedeni nedir?

İkinci sorum ise Maliye Bakanlığına: Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi Programı kapsamında bölgelere ve kentlere göre yerel yönetimlere verilen destek dağılımı ve miktarları nedir ve kayyımların bu ülkeye zararı, maliyeti nedir diye cevaplamasını istiyorum.

Teşekkürler.

BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, soru sorma süresi bitti.

Şimdi cevap vermek için Komisyon, buyurun.

PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ERSAN AKSU (Samsun) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.

Komisyonumuza tevcih edilen bir sual bulunmamaktadır, Sayın Bakanlar suallere cevap vereceklerdir.

Bütçelerimizin hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.

Sayın Bakanlarımız cevap verecekler efendim.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Yerlikaya, sanırım önce siz vereceksiniz.

Buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; öncelikle, Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi ile bizim bütçemizi kıyasladı bazı arkadaşlar. Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesi 174 milyar, bizim bütçemiz 1 trilyon 476 milyar. Dolayısıyla bunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Bu kadar açık bir rakam var burada.

Bu emniyet hizmetleri sınıfımızla ilgili yani polislerimizle ilgili, bakın, bu dönemde yaptıklarımızla ilgili ve yapacaklarımızla ilgili sizlerle paylaşmak istiyorum, Gazi Meclisimizle. 2025 yılı Mart ayında görev puanı sistemi getirdik. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'ndeki bu uygulamayla birlikte atamamız hakkaniyete, şeffaflığa ve kurumsal ihtiyaca uygun hâle geldi.

İki: Aile yılımız, yılda 2 kere eş durumu, mazeret, atamalar yapılırken artık on iki ayda yani her ay 1 mazeret ataması yapmaya başladık ve bu devam edecek.

Üç: 2026'da yani önümüzdeki yıl genel atama döneminde zorunlu 2'nci şark tebligatı gönderilmeyecek.

Dört: Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilat kanunuyla ilgili çalışıyoruz. Teşkilatımızın özlemle beklediği bir teşkilat kanununu, inşallah, hazırlıklarımızı yapacağız ve Gazi Meclisimizin takdirine arz edeceğiz.

Beş: Standart kadro çalışmalarımızı tamamladık. Ne demek bu standart kadro çalışması? Bir yönetmelik değişikliği, personelimizin her ilde dağılımıyla, dengeli ve verimli istihdam edilmesiyle ilgili bir çalışma.

Altı: Arkadaşlar, 2026'nın on veya en geç on birinci ayında yani mayıs dönem tayinini 25'te bitireceğiz, akademimizde mezun olan yeni personelimizi de mesai arkadaşlarının yanına dağıttıktan sonra, atadıktan sonra 4 gruplu 12/36 sistemine geçiyoruz. Daha önce bunu personel eksikliğinden dolayı yapamıyorduk ama bütün hazırlıklarımızı tamamladık, inşallah önümüzdeki yıl onuncu veya on birinci ayda bunu tamamlayacağız.

Yedi: Yine, bir çalışmamız var; iç güvenlik hizmeti yürüten Jandarma, Sahil Güvenlik ve Emniyet hizmetleri sınıfında çalışanların -yani 3 kolluk- aynı görevde bulunan arkadaşlarımızın ücretlerinde dengelemeyle de ilgili çalışmamızı yapıyoruz. Onun da zamanı geldiği zaman, inşallah, gelişmelerini hep birlikte göreceğiz.

Trafik Kanunu'yla ilgili bir soru vardı, değerli arkadaşlar, Trafik Kanunu'yla ilgili AK PARTİ Grubumuzun 36 maddelik teklifi Adalet Komisyonundan geçti. Başlangıçla ilgili olan bölümün de Genel Kurulda bittiğini biliyoruz. Ocak ayında inşallah tekraren -Grubumuzdan aldığımız bilgi- huzurlarınıza gelecek, Gazi Meclisimizin takdirleriyle inşallah yasalaşacak ama burada şunu söylemek istiyorum: Göreve geldiğim ilk günden beri trafik güvenliğiyle ilgili -yani 4 Haziran 2023'ten bugüne kadar- gerçekten biz emniyetle, jandarmayla şunu yapmaya çalışıyoruz: Mevcut Trafik Kanunu'yla beraber denetimi 2024'te bir önceki yıla göre 43,1 milyon artırdık ama buna rağmen sadece daha az 197 insanın can kaybıyla sonuçlanmasına vesile olabildik, sadece onları kurtarabildik. Bütün çalışmalarımız şunu gösteriyor: Beş trafik kural ihlalinden 2024'te yüzde 84 can kaybının olduğunu ve bir "update" yani  güncelleme ihtiyacı olduğunu gördük.

Bakın -caydırıcılığı- arkadaşlar, 2024'te üç günde bir kırmızı ışıkta insan öldü, 137 insan öldü, bunu kabul edemeyiz, bunun cezasının bir caydırıcılığı yok. Dolayısıyla trafik güvenliğinden sorumluyuz ve 2021-2030 arasındaki on yılda Sayın Cumhurbaşkanımızın bir hedefi var, diyor ki: "Can kaybı ve ağır yaralanmaları, en az yüzde 50, 2030'un sonunda indireceğiz." diyor. Hedefimiz bu. Bunu yapmak için 36 maddelik kanun teklifiyle ilgili grubumuzun hazırladığı teklif Gazi Meclisimizde yasalaşırsa on ay içerisinde inanıyoruz ki tıpkı yasa dışı çakarda olduğu gibi, yasa dışı çakar da olduğu gibi diyorum... 30 Kasım 2024'te Gazi Meclisimiz 1 maddelik bir kanun yaptı; "İlkinde ve ikincisinde ve daha fazla sayıda..." diye 2 grup bir ceza, sadece para değil, aracın men edilmesi, ehliyetin, sürücü ehliyetinin geri alınması yöntemiyle olan bir ceza sistemi getirdik. Ne oldu, biliyor musunuz? Tam on ay içerisinde denetimi yüzde 378 artırmamıza rağmen yasa dışı çakar yüzde 88 bitti. Bir güzel bir haber: İkinci cezayı alan Türkiye'de bir yıl bir aydan beri sadece bir kişi var; 276 bin lira, iki ay ehliyet, iki ay arabanın meniyle sonuçlanan o ceza sadece bir kişiye uygulandı. Caydırıcılık böyle bir şey. Şimdi, şunu söylemek istiyoruz: Rakamlar, yazılan...

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Sayın Bakanım, levhaları bir düzeltsek...

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA - Bir müsaade edin Sayın Vekilim. Ya, herkesi ben sessiz sessiz dinledim ya, yapmayın.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Peki, özür diliyorum.

İÇİŞLERİ BAKANI ALİ YERLİKAYA - Bakın, bu rakamlar nereye gidiyor? Trafik cezalarından tahsil edilenler nereye gidiyor? Yıl 1986, Rahmetli Özal, Gazi Meclisimizin takdiriyle bir kanun yapıyor "Bir önceki yılda tahsil edilen trafik cezalarının yüzde 50'si garip gurebaya, Fak-Fuk Fon'a, sosyal yardımlaşmaya gider, diğeri hazineye gidiyor." diyor. Bizim İçişleri Bakanlığının yazılan cezalarla ilgili bir ilgisi yok. Bu kadar net, açık ve net ama bizim bir hedefimiz var, o da Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu bir hedef var: Biz 2030'a kavuşmadan önce trafik kültürünü oluşturmak için... Yani yurt dışına gittiğimiz zaman orada her kurala uy, Türkiye'ye geldiği zaman uyma. Ya, böyle bir şey olabilir mi? Yani bu zaman diliminde hâlen kırmızı ışıkta Elif Nazlar ölmek durumunda mı kalacak?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA -  Dolayısıyla, değerli arkadaşlarım, bizim derdimiz cezanın trafik kurallarına uyma riayetini güçlendirip bir kültür, bir trafik kültürü oluşturmak. Bunun için bu yasaya ihtiyacımız var.

Bir cümle...

BAŞKAN - Tabii ki buyurun.

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Son olarak da şunu söyleyeyim: Küresel Organize Suç Endeksi raporu ne hikmetse yurt dışında biri veya birileri bu ülkeyi sevmeyen, bu ülkeye düşman olan, kaçmış gitmiş buradan, defolmuş gitmiş, onların yazmış olduğu düzmece raporların üstüne binin, doğru buraya gelin. Öyle mi? Öyle değil işte.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ya, 193 ülkeyi değerlendiriyor, 193, sadece seni değerlendirmiyor. Her şeye "FETÖ" demekten bir vazgeç yani.

 İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Bak, Türkiye başta organize suç örgütleri, uyuşturucu, insan ticareti, kaçakçılık ve yasa dışı göçle mücadelede biz kimlerle iş birliği yapıyoruz? Bak, Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi, INTERPOL, EUROPOL, EUROPOL başta olmak üzere, uluslararası kuruluşlarla biz sıkı bir iş birliği içindeyiz. Bunlardan getir bir rakam? Getiremezsin.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ya, ne getiremezsin? Hâliniz ortada ya, mafya çatışıyor, hâlâ konuşuyorsunuz ya! Senin anlattığın resimle sokağın alakası var mı? Millet pompalılarla savaşıyor sokakta, git de bir Esenyurt'a bir bak yani!

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Çünkü sözde hazırlanan endeksin herhangi bir resmî bağlayıcılığı yok. Al gülüm, ver gülüm.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Oradan bizim kahraman polislerimize, askerlerimize laf giydir! Hiç kusura bakmayın! Biz buna karşıyız.

CAVİT ARI (Antalya) - Polislere bir şey diyen yok Sayın Bakan.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Kahraman polislerimize, biz polislerimize laf etmiyoruz.

CAVİT ARI (Antalya) - Polisler sizin polisiniz değil, devletin polisi.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Biz o polislere kanunsuz emir veren sizle konuşuyoruz. Polislerle ne alakası var konunun!

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Konuyu manipüle etmeyin, kimse burada polislere laf atmıyor.

CAVİT ARI (Antalya) - Polis devletin polisi, babanızın değil.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul)  - O kanunsuz emirlerinizin hepsinin, zamanı gelecek, teker teker hesabını soracağız, tamam mı?

BAŞKAN - Sayın Bakan, süreniz bitti, bir dakikada tamamlayın lütfen.

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Siz mahkeme kararına uyduk derseniz oraya 5 bin polis gelmeyecekti.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul)  - Ne mahkeme kararıymış? 50 tane mahkeme kararı var. Benim seçilmiş yönetimimi sen mi görevden alacaksın? Siyasi partiye kayyum mu atayacaksın? Senin atadığın kayyumla mı ben yönetileceğim?

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Önce meydan okudunuz, sonra sıkıyı görünce dediniz ki: "Bizim infial oluşturmak gibi niyetimiz yok." diye tornistan yaptınız. Var mı öyle!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ne anlatıyorsun sen! Ne anlatıyorsun!

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ayıp ya! İnsan utanır biraz! İnsan utanır biraz, utanır!

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Bu ne harekettir Sayın Şimşek! Çok ayıp!

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın Şimşek, Buyurun.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Kayyum uygulamalarıyla ilgili cevap vermediniz Sayın Bakanım.

NAİL ÇİLER (Kocaeli) - Kars'ı anlat, Kars'ı.

İÇİŞLERİ BAKANI  ALİ YERLİKAYA - Hepsine yazılı cevap veriyoruz. Süre bitti.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Beş dakikayı trafik cezasıyla geçirdin be!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK -  Teşekkür ediyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sorular için teşekkür ediyorum.

Her bütçe görüşmesinde ifade ettiğim gibi, vergi borçlarını yüce Meclisimiz dışında hiçbir makam ve merci silemez. Benim böyle bir yetkim olmadı, yoktur, böyle bir yetki de istemiyorum.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Komisyonda siliyorlar ya! Her zamanki çarpıtma ya! Sen silmiyorsun, komisyonda siliyorlar.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Kesinlikle Maliye Bakanının veya Bakanlığın vergi borçlarını silme, affetme yetkisi yoktur.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Vergi dairelerinde siliyorlar, sen silmiyorsun ama talimatla siliniyor. Ne anlatıyorsun bize! Göz göre göre çarpıtma olur mu ya!

NURETTİN ALAN (İstanbul) - Sayın Günaydın, vergi borcu değil o, vergi ziyaı.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bakan silmiyor kardeşim, Bakan silmiyor, vergi dairelerinde siliniyor. Talimatı veriyorsunuz, siliyor. Bilmiyor muyuz yani? Allah Allah!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi, değerli arkadaşlar, burada bütün muafiyetler, vergiye ilişkin bütün muafiyetler Anayasa gereği kanunlarla düzenleniyor. Kanunlarla düzenlenmemiş hiçbir vergi istisna ve muafiyeti asla söz konusu değildir.

CAVİT ARI (Antalya) - O zaman iktidar olarak siz çıkartın ne istiyorsanız. İktidar olarak siz çıkartın. Bakın, Bakan size attı topu. Sayın Başkan, Bakan Bey size attı topu.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi, vergi harcamalarını kastediyorsanız, onların tamamı kanunla düzenleniyor. Örneğin, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasının 2026'da maliyeti 1,1 trilyon liradır. "Asgari ücrete vergi getirmek mi istiyorsunuz?" Hayır. Biz asgari ücrete vergiyi kaldırdık. Bu bir vergi harcamasıdır.

BÜLENT KAYA (İstanbul) - Siz kaldırmadınız, kanunla biz kaldırdık.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Biz kaldırdık yani tabii ki Hükûmetimiz ve Meclisimiz kaldırdı.

CAVİT ARI (Antalya) - CHP'nin yoğun talepleriyle kalktı Sayın Bakan, siz yoktunuz o zaman. CHP olmasaydı o vergi kalkmayacaktı asgari ücretliden.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - On yıl bağırdık, on yıl!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Dolayısıyla hiçbir şekilde, vergi borçlarının silinmesi mümkün değildir.

Şimdi, uzlaşma müessesesi var biliyorsunuz, 1963'ten beri bütün hükûmetler uygulamış. Geçen sene bir kanun değişikliği yaptık ve raporlar hatalı, aksak olsa dahi vergi aslının uzlaşmaya tabi olmayacağına ilişkin kanun değişikliğini biz getirdik.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hani vergi silmiyordun? İşte uzlaşmadan siliyorsun. Hani vergi silmiyordun?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi vergi silinmiyor hiçbir zaman vergi silinmemiştir.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hani vergi silmiyordun? Uzlaşma üzerinden siliyordun, uzlaşma üzerinden talimatla siliyordun, ne anlatıyorsun! Laf kalabalığı! Laf kalabalığı!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi, değerli arkadaşlar, rezerv kalitesi soruldu burada.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Hangi şirketin ne kadar vergisinin silindiği açıklandı.

MEHMET BAYKAN (Konya) - Amigo musun, Grup Başkan Vekili misin ya!

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Öne gel, öne gel, sesin duyulmuyor, öne gel.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi, bizim rezervlerin kalitesi son dönemde yükseldi. Öncelikle şunu söyleyeyim: Rezerv artışımız "carry trade" kaynaklı değil, bütün ki "carry trade"in yani "swap" stokunun tamamı 20 milyar dolar civarı, bu da 123 milyar dolarlık artışın altıda 1'idir. Ters dolarizasyon, yüksek dış borç çevirme oranları, ihracat bedeli, satış yükümlülüğü, altın fiyatları ve azalan cari açık; bunların hepsi rezerv artışında etkili olmuştur. Özellikle yurt dışı ve yurt içi "swap"ları kapatmakla birlikte rezerv kalitemiz artmıştır.

Gelelim merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin mülkiyetindeki taşıtlara. Değerli arkadaşlar, taşıt sayısı savunma, güvenlik, sağlık ve afet yönetimi hariç 1.161 adet azalmıştır, nette azalmıştır. Yine, tasarruf genelgesinin yayımlanmasından bu yana sözleşmesi sona eren taşıtlardan yeniden kiralananların sayısı yüzde 19 azaltılmıştır. Dolayısıyla, taşıt konusunda tasarruf tedbirleri tam olarak uygulanıyor ve sonuç alıyoruz ama tabii ki savunma, güvenlik, ambulans vesaire konularında taşıtlar, araçlar olmaya devam edecektir.

Şimdi, depremde toplanan vergiler... Bu son deprem sonrası depreme ilişkin iki tane adım atılmış; bir tanesi kurumlara ek bir vergi getirilmiş, bir tanesi de motorlu taşıtlar ikinci kez alındı. Bunun tamamı 224 milyar lira bugünkü rakamlarla ve bugün itibarıyla. Hâlbuki biz deprem bölgesine 224 milyar lira değil, 3,6 trilyon lira para harcadık. Dolayısıyla bu konu da son derece net.

Basit usulden gerçek usule geçişine ilişkin birçok konu gündeme geldi. Bir kere 1995'ten beri 13 ilimizde zaten basit usul kapsamı dışında olan işletmeler yani firmalar şimdi 17 diğer büyükşehrimizde kapsam içine alınıyor. Dolayısıyla aslında rekabet anlamında, haksız rekabet anlamında, işsizlik anlamında biz yeni bir uygulamaya gidiyoruz. 30 büyükşehirde aynı işi yapan mükellefler aynı şekilde vergilendirilecek yalnız biz her türlü kolaylığı sağlayacağız.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ya, Van ile İstanbul bir olabilir mi?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Bakın, nüfusu 30 binin altında olan büyükşehirlerin ilçelerinde faaliyet gösteren mükellefler basit usulden yararlanmaya devam edecek. Yine, belde statüsünden mahalleye dönüşenler aynı şekilde devam edecek. Özellikle yeni iş yükü ve maliyet getirmemek için gerekli adımları attık ve tekrar söylüyorum, önümüzdeki dönemde ilave...

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Sayın Bakan, küçük esnaf BAĞKUR'u ödeyemiyor, SSK'yi ödeyemiyor!

 HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Ama basit usulden gerçek usule geçiş otomatik olarak vergi ödeyeceği anlamına gelmiyor, orada da birtakım kurallar var ve kazanması gerekiyor.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ya, beyanname parası bile 900 lira!

TALAT DİNÇER (Mersin) - Sayın Bakan, çoğu defterini bile alamaz, defterini!

 HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Şimdi, denetimlerde  ceza kotası konulduğu kesinlikle doğru değildir, bizim böyle bir talimatımız asla olmamıştır, olmayacaktır.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Ya, berber, terzi BAĞ-KUR'unu ödeyemiyor, BAĞ-KUR'unu!

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Biz, vergi denetim birimlerimize hep şunu söylüyoruz: Lütfen, rehberlik yapın,  yol gösterin, hatta eksikler varsa ceza vermeyelim, gitsinler beyannameleri düzeltsinler çünkü bizim maksadımız gönüllü uyumu artırmak. Dolayısıyla, böyle bir şey söz konusu olamaz.

Şimdi, yine mücbir sebebe ilişkin birçok konu gündeme geldi. Değerli arkadaşlar, depremin vergi mükelleflerimize etkilerini azaltmak amacıyla birçok tedbir aldık, depreme müteakip hemen mücbir sebep hâli ilan ettik ve bütün vergisel yükümlülükleri erteledik. Bölgede acil barınma ihtiyacının kolaylaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla prefabrik yapı ve konteynerlerin tesliminde KDV'yi yüzde 1'e indirdik ve iade uygulamalarını kolaylaştırdık. Bugün itibarıyla dahi depremden hâlâ etkilenen mükelleflerimiz...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Uzatmayın Başkan, hiçbir şeye yanıt vermiyor, ne uzatıyorsunuz?

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Başkanım, bizim sorulara cevap vermiyor, başka sorulara cevap veriyor.

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sorulara cevap veriyor efendin, ek süre versin. Sayın Bakan sorulara cevap veriyor Sayın Başkanım.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ya, cevap vermiyor, aynı şeyleri söylüyor.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Sorduğumuz sorulara cevap vermiyor ki!

MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sorduğunuz sorulara cevap veriyor efendim.?

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Bakanlar sorulara cevap vermezler, verseler bakan olarak kalamazlar.

TALAT DİNÇER (Mersin) - KDV'yi söylüyordun Sayın Bakan, KDV'yi! Gıda sektöründeki KDV'yi bir cevapla!GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) -

BAŞKAN -  Buyurun Sayın Bakan.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Dolayısıyla, bugün dahi hâlâ depremden etkilendiğini ortaya koyan bütün mükelleflerimize mücbir sebep yolu açıktır. Mevcut vergi borçları faizsiz yirmi dört aylığına taksitlendirilmiştir ve hatta 250 bin liraya kadar teminat da istenmemektedir. Öbür konularda da her türlü kolaylığı sağlamaya yardım edeceğiz.

Şimdi, değerli arkadaşlar, özellikle bütün bütçe görüşmelerinde TÜİK'e ilişkin birçok değerlendirme yapılıyor. Bir kere ben şunu net bir şekilde ortaya koymak istiyorum: Hiçbir zaman ne benim ne de ekibimin ne TÜİK'e müdahalesi olmuştur ne de bu konuda bir talimatım olmuştur ne de olacaktır çünkü biz verilerin sağlıklı olmasını istiyoruz...

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Sağlıklı mı bu veriler?

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - ...ona göre teşhisi ve tedaviyi doğru yapalım.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Demek ki işinize geliyor.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Bakın, TÜİK istatistikleri EUROSTAT gibi uluslararası kuruluşlar tarafından...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Tabii, tabii; o bilgi notu, onu biliyoruz, o bilgi notunu herkes biliyor, onu anlatma.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - ...belirlenen yöntem, tanım ve kavramlar kullanılarak verileri hesaplamaktan ve bütün...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Ya, mahkeme kararı var, mahkeme kararına uymuyor.

BAŞKAN - Sayın Bakan, bir dakika daha vereyim, tamamlayın lütfen.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Teşekkür ediyorum.

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) -  Ulus Hali'nde bir TÜİK'ten bahset bakalım, ne diyecekler size.

SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Daha ne olacak, adam suç işliyor, mahkeme kararına uymuyor, ne anlatıyorsun bize!

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Küçük esnafı basit usulden niye çıkardınız, ona bir cevap verin; küçük esnaf kan ağlıyor.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Dolayısıyla, bizim veriler Birleşmiş, Milletler, IMF, OECD, İLO gibi birçok kuruluşla iş birliği içerisinde...

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Ha, tamam, böylece sorun kalmadı.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Küçük esnafa cevap vermediniz.

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Bunları siteden de okuyabiliriz Sayın Bakan.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - ...ve onların da denetimine açık bir şekilde üretilmektedir.

Şimdi, aslında birçok soru var burada ama madem zamanımız yok. Bizim...

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Evet, küçük esnafın basit usulden çıkarılması...

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Yazılı, yazılı...

NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Gerçekten cevap verecekseniz uzatın.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Değerli arkadaşlar, 95'ten beri çıkarılmış, 1995'te 13 ilde küçük esnaf basit usulden çıkarılmış...

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Siz Türkiye'de çıkardınız.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - ...biz bunu 30 ile yaygınlaştırıyoruz.

ÖMER KARAKAŞ (Aydın) - Köyde bakkal, terzi, ayakkabıcı kalmayacak, küçük esnafı bitirdiniz, şimdi de haraç kesiyorsunuz.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Sayın Bakan, asgari ücret kaç lira olacak, emekli maaşı kaç lira olacak; bunu çok merak ediyorlar, buna bir cevap verin.

HAZİNE VE MALİYE BAKANI  MEHMET ŞİMŞEK - Özetle, böyle.

Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)

GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - "Bakan" dediğin hiçbir şey söylemez.

MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Asgari ücret kaç lira, emekli maaşı kaç lira olacak; buna bari bir cevap verin.

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Sayın milletvekilleri, şimdi sırasıyla yedinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ile kesin hesaplarına geçilmesi hususunu ve bütçeleri ile kesin hesaplarını ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.

İçişleri Bakanlığının 2026 yılı bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

 

  İÇİŞLERİ BAKANLIĞI

1) İçişleri Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

GENEL TOPLAM     119.506.858.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İçişleri Bakanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

İçişleri Bakanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) İçişleri Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek     83.378.734.428,25

Bütçe Gideri     79.904.049.454,89

Kullanılmayan Ödenek    3.474.684.973,36

BAŞKAN -  Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

İçişleri Bakanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğünün 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

1) Emniyet Genel Müdürlüğü 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

GENEL TOPLAM     554.506.812.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğünün 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğünün 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Emniyet Genel Müdürlüğü 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek     336.505.455.931,24

Bütçe Gideri     324.947.331.348,12

Kullanılmayan Ödenek    11.558.124.583,12

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Emniyet Genel Müdürlüğünün 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI

1) Jandarma Genel Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

GENEL TOPLAM     375.056.157.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Jandarma Genel Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                    212.973.921.111,06

Bütçe Gideri                                                                          203.038.041.689,48

Kullanılmayan Ödenek                                                             9.935.879.421,58

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Jandarma Genel Komutanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

CAVİT ARI (Antalya) - Bu bütçeler yeterli olmadığı için reddediyoruz, daha yeterli bütçeler olmalı Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Genel toplamı okutuyorum:

SAHİL GÜVENLİK KOMUTANLIĞI

1) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

GENEL TOPLAM   23.093.023.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

 

Genel toplamları okutuyorum:

2) Sahil Güvenlik Komutanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek     11.219.774.248,20

Bütçe Gideri     10.946.115.997,49

Kullanılmayan Ödenek         273.658.250,71

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Sahil Güvenlik Komutanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Göç İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

GÖÇ İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Göç İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

GENEL TOPLAM      31.613.903.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Göç İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Göç İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Göç İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek     31.307.525.935,87

Bütçe Gideri     29.496.087.082,45

Kullanılmayan Ödenek      1.811.438.853,42

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Göç İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

 

AFET VE ACİL DURUM YÖNETİMİ BAŞKANLIĞI

1) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                            GENEL TOPLAM    373.452.610.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                        569.930.582.649,89

Bütçe Gideri                                                                                                569.729.594.942,35

Kullanılmayan Ödenek                                                                                     200.987.707,54

BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI

1) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM 8.890.323.158.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Hazine ve Maliye Bakanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                        4.669.081.350.138,73

Bütçe Gideri                                                                                             4.546.035.368.814,14

Kullanılmayan Ödenek                                                                                123.045.981.324,59

 

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Hazine ve Maliye Bakanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Gelir İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM      70.555.179.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Gelir İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                             37.333.152.774,00

Bütçe Gideri                                                                                                  36.926.201.972,41

Kullanılmayan Ödenek                                                                                       406.950.801,59

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU

1) Türkiye İstatistik Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM        6.761.940.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

                                                                                       TOPLAM                      6.761.940.000

BAŞKAN - Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik 2026 yılı

merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Türkiye İstatistik Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                               3.456.301.098,00

Bütçe Gideri                                                                                                    3.236.300.277,17

Kullanılmayan Ödenek                                                                                       220.000.820,83

BAŞKAN -  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                          3.053.427.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                        3.375.580.964,66

Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler                                                                                55.691,04

Net Bütçe Geliri                                                                                                 3.375.525.273,62

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

ÖZELLEŞTİRME İDARESİ BAŞKANLIĞI

1) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM           474.722.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                                        TOPLAM           474.722.000

BAŞKAN -  Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

 

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                  404.624.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                       280.829.144,41

Kullanılmayan Ödenek                                                                                       123.794.855,59

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                             376.015.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                           388.699.926,35

Net Bütçe Geliri                                                                                                    388.699.926,35

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

SERMAYE PİYASASI KURULU

1) Sermaye Piyasası Kurulu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM        6.500.000.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

 

                                                                                                        TOPLAM        6.500.000.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Sermaye Piyasası Kurulu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                               2.516.492.487,00

Bütçe Gideri                                                                                                    2.383.991.997,70

Kullanılmayan Ödenek                                                                                       132.500.489,30

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

 

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                          1.500.000.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                        2.765.131.943,15

Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler                                                                           3.736.321,76

Net Bütçe Geliri                                                                                                 2.761.395.621,39

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sermaye Piyasası Kurulunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

BANKACILIK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM      10.103.000.000

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                                        TOPLAM      10.103.000.000

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                               4.409.000.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                    1.910.039.282,72

Kullanılmayan Ödenek                                                                                    2.498.960.717,28

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

 

 

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                          4.409.000.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                        4.414.458.822,67

Net Bütçe Geliri                                                                                                 4.414.458.822,67

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

KAMU İHALE KURUMU

1) Kamu İhale Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM        2.400.000.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                                        TOPLAM        2.400.000.000

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Kamu İhale Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                               1.421.648.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                    1.385.880.150,82

Kullanılmayan Ödenek                                                                                         35.767.849,18

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

 

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                          1.200.000.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                        1.475.469.229,57

Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler                                                                         62.057.128,45

Net Bütçe Geliri                                                                                                 1.413.412.101,12

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu İhale Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

KAMU GÖZETİMİ, MUHASEBE VE DENETİM STANDARTLARI KURUMU

1) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM           758.310.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          TOPLAM                         758.310.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                  404.700.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                       256.767.038,21

Kullanılmayan Ödenek                                                                                       147.932.961,79

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                             404.700.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                           280.399.734,70

Bütçe Gelirlerinden Ret ve İadeler                                                                                13.450,00

Net Bütçe Geliri                                                                                                    280.386.284,70

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun

2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamı okutuyorum:

SİGORTACILIK VE ÖZEL EMEKLİLİK DÜZENLEME VE DENETLEME KURUMU

1) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2026 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi

ÖDENEK CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                          GENEL TOPLAM        1.000.000.000

BAŞKAN - Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Gelir cetvelinin toplamını okutuyorum:

GELİR CETVELİ

 

 

 

 

                                                                                                        TOPLAM        1.000.000.000

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2026 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Genel toplamları okutuyorum:

2) Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu 2024 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı

(A) CETVELİ

 

 

 

 

Toplam Ödenek                                                                                                  327.500.000,00

Bütçe Gideri                                                                                                       325.370.763,12

Kullanılmayan Ödenek                                                                                           2.129.236,88

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

(B) cetvelinin genel toplamlarını okutuyorum:

(B) CETVELİ

 

 

 

 

Bütçe Geliri Tahmini                                                                                             327.500.000,00

Bütçe Geliri                                                                                                           330.539.998,83

Net Bütçe Geliri                                                                                                    330.539.998,83

BAŞKAN -  Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun 2024 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.

Böylece, yedinci turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ve kesin hesapları kabul edilmiştir; hayırlı olmalarını temenni ederim.

Sayın milletvekilleri, yedinci tur görüşmeleri tamamlanmıştır.

Programa göre, kamu idarelerinin bütçe ve kesin hesaplarını sırasıyla görüşmek için 16 Aralık 2025 Salı günü saat 11.00'de toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.

Kapanma Saati: 22.41


[1]. 226 S. Sayılı Basmayazı ve Cetveller 8/12/2025 tarihli 26’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

[2]. 227 S. Sayılı Bazmayazı ve Cetveller 8/12/2025 tarihli 26’ncı Birleşim Tutanağı’na eklidir.

[3]. Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.