11 Şubat 2026 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.01
BAŞKAN: Başkan Vekili Bekir BOZDAĞ
KÂTİP ÜYELER: Nermin YILDIRIM KARA (Hatay), İbrahim YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar)
----- 0 -----
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Erzincan'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 108'inci yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman'a aittir.
Sayın Karaman, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman’ın, Erzincan’ın düşman işgalinden kurtuluşunun 108’inci yıl dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
SÜLEYMAN KARAMAN (Erzincan) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Gazi Meclisimizin değerli milletvekilleri, dostluğun, kardeşliğin ve hoşgörünün şehri Erzincan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunun 108'inci yılı münasebetiyle söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi, saygıdeğer vatandaşlarımızı ve Erzincanlı hemşehrilerimizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Erzincan'ı konuşacağız ama aslında konuştuğumuz şey, yıkılsa da vazgeçmeyen, acıdan yılmayan, kaderle kavga etmeyi değil, ona anlam yüklemeyi bilen bir ruh hâlidir. Erzincan'ımız dağların sessizce omuz verdiği, Fırat'ın hüzünle akıp hatıra taşıdığı, toprağın her zerresinde doğa saklı bir belde. Bu şehir yalnızca haritalarda bir nokta değil, tarihin kalbinde atan bir vicdandır. Birinci Dünya Savaşı'nın karanlığında, 1916'da işgale uğrayan Erzincan yalnızca silahla değil yoklukla, ayrılıkla ve sessizlikle sınanmıştır. O günlerde sokaklar susmuş, evler yetim kalmış, minarelerden yükselen ezan sesleri ise yarım kalmıştır ama bu milletin hürriyet iradesi asla yarım kalmamıştır, bundan sonra da kalmayacaktır. 13 Şubat 1918'de Erzincan, Kâzım Karabekir komutasındaki Türk ordusu ve Erzincan'ın onurlu halkıyla birlikte mücadelesi sonucu özgürlüğüne kavuşmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Erzincan'ın kurtuluşu bize şunu öğretir: Bu ülkenin mayası sadece zaferle değil sabırla, metanetle ve kardeşlikle yoğrulmuştur. Erzincan'da acı kimlik sormamıştır, gözyaşı mezhep ayırmamıştır, yokluk, dili ve kökeni ayırt etmemiştir. Türk'üyle Kürt'üyle, Alevi'siyle Sünni'siyle Erzincan aynı duaya "Âmin." demeyi, aynı acıya omuz vermeyi de bilmiştir. İşte bu yüzden Erzincan'ın kurtuluşu sadece askerî bir başarı değil toplumsal bir dirilişin, ahlaki bir birlikteliğin de adıdır. Bugün Türkiye'nin en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur ve "terörsüz Türkiye"dir. Birlikte hatırlamak, birlikte yas tutmak, birlikte ayağa kalkmaktır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 8 Şubat Pazar günü İstanbul'da Erzincan'ın bütün il, ilçe, belde ve köy derneklerinin katılımı ve son Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın teşrifleriyle Şehzade Camisi'nde birlikte Erzincan'ımızın kurtuluşunu kutladık ve şehitlerimizi dualarla andık. Düzenleyen, katılım sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Erzincan'ımızın düşman işgalinden kurtuluşunu hep birlikte yaşamak için tüm hemşehrilerimizin katılımıyla 13 Şubat Cuma günü Erzincan'da gerçekleştireceğimiz anma ve kutlama programlarına davet ediyoruz. Bu vesileyle ülkemizin ve Erzincan'ımızın kurtuluşunda mücadele eden Ulu Önder Atatürk ve tüm kahramanlarımızı, aziz şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Erzincan'ımızın 108'inci kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ecdadımızın bize emanet ettiği bu güzel ilimizi kalkındırmak için halkımızla el ele, gönül gönüle çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde son Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım'ın desteğiyle Erzincan'ımıza önemli eserler yapılmıştır, teşekkürlerimi arz ediyorum. Ayrıca bugüne kadar görev yapan milletvekillerimiz, valilerimiz, belediye başkanlarımız başta olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biz her platformda Cumhurbaşkanımıza, Ulaştırma Bakanımıza, yetkili bürokratlarımıza Sakaltutan, Kızıldağ ve Ahmediye Tünellerinin yapılması gerektiğini söylüyoruz, yazıyoruz ve dillendiriyoruz; bunu söyleyen, dillendiren, yazan herkese de teşekkür ediyorum. Bu bölgede duble yollar yapıldı, yollar iyileştirildi ancak kış aylarında bazen geçmek zor oluyor, kazalar oluyor. Ulaştırma Bakanımızdan bu tünellerin en kısa sürede yapılmasını istiyoruz. Devam eden projelerimizin yanında yatırım programında yer alan Sivas-Erzincan Yüksek Hızlı Tren Hattı'nın da yapılmasını istiyoruz, bu yatırımlar için süreci yakından takip ediyoruz. Ayrıca Çevre Bakanlığımızın koordinatörlüğünde Bakanlık ve Belediye Başkanlığıyla birlikte deprem bölgesi olan ilimizde Merkez Çarşı kentsel dönüşüm çalışmalarımız başladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Karaman, lütfen tamamlayın.
SÜLEYMAN KARAMAN (Devamla) - Ayrıca Akşemsettin, Yunus Emre ve Fatih Mahallelerimizde kentsel dönüşüm süreci çalışmalarımız sürüyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son olarak dün Cumhuriyet Halk Partisi tarafından verilen grup önerisinde Erzincan TÜRKŞEKER Makine Fabrikasının kapatılmasının veya taşınmasının olacağı iddia edildi. Erzincan TÜRKŞEKER Makine Fabrikasının kapatılması ya da taşınması söz konusu değildir. TÜRKŞEKER Kurumumuzda böyle bir karar yoktur. Hem TÜRKŞEKER Genel Müdürü hem de Savunma Sanayii Başkanıyla bu fabrikanın çalışması için görüşmelerimiz sürüyor. Bu fabrika ecdadımızın mirasıdır, çalıştırılmalı ve yaşatılmalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu duygu ve düşüncelerle yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Karaman, teşekkür ediyorum.
IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Çeşitli İşler
1.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Tekirdağ Hayrabolu’dan gelen bir grup misafir ile İstanbul Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı ve yöneticilerine “Hoş geldiniz.” denilmesi
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Tekirdağ Hayrabolu'dan ve İstanbul Şehit ve Gaziler Derneği Başkanı ve yöneticilerinden bir grup misafir locamızda Genel Kurulumuzu izliyorlar; hoş geldiniz. (Alkışlar)
III.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları (Devam)
2.- Muş Milletvekili Sümeyye Boz’un, Muş’un yerel sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
BAŞKAN - Şimdi, gündem dışı ikinci söz Muş'un yerel sorunları hakkında söz isteyen Muş Milletvekili Sümeyye Boz'a aittir.
Sayın Boz, buyurun. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen değerli halklarımız; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Muş'tan konuşacağız ama Muş'u konuşurken artık kelimeleri eğip bükmeye gerek yok, Muş yıllardır bilinçli bir ihmal zinciri içerisinde bırakılmış durumda. Eğitimden sağlığa, barınmadan istihdama, tarımdan sosyal hizmetlere kadar bu kentte yaşamak her geçen gün daha da zorlaşmakta. Bu tablo, ne plansızlıkla ne unutkanlıkla açıklanamaz, bu açıkça bir tercihtir. Okullar yetersiz, sağlık hizmetlerine erişim sınırlı, kırsal yerleşimler kamusal hizmetlerin dışında tutulmuş ve gençler nitelikli eğitime erişemiyorlar, işsizlik ise kronikleşmiş durumda. Gençler göçe ikna edilmiş, üretim alanları kaderine terk edilmiştir. Tarım destekleri yetersiz, üretici yalnız bırakılmış, sosyal hizmetler kâğıt üzerinde var ama sahada ise yok. Barınma sorunu derinleşirken de insanlar temel kamu hizmetlerine erişemiyor. Bütün bunlar olurken devletin varlığı Muş'ta bir hak sağlayıcısı olarak değil, ya hiç yokmuş gibi ya da yalnızca güvenlikçi bir rejim biçiminde kendini sürdürmekte. Burada mesele açıktır: Siyasal öncelikler, yanlış önceliklendirme, plansızlık ve kırsalı gözden çıkarma anlayışı Muşluyu yıllardır, Muşlu yatırımcıları yıllardır yatırıma dair söz konusu haritaların dışında, kenarında tutmuştur. Kamusal ihtiyaçlar değil, rant ve vitrin projeleri parlatılmış, Muş halkına bu tercihin bedeli kalıcı bir eşitsizlik olarak fatura edilmiştir.
Bu tercihin en görünür, en belirgin özelliklerinden biri ise Muş-Bulanık Yolu ile Varto-Bulanık arasındaki yol yapımıdır. "Baraj suları altında kalacak." gerekçesiyle başlatılan bu proje yıllardır hâlâ tamamlanamamıştır. Buradan açıkça ifade edelim: Bu yol neden yapılmıyor, hangi firmalarla sözleşme imzalandı, bu sözleşmelerin sahipleri kimler, bu firmalarla yapılan sözleşme içerisindeki hangi taahhütler söz konusu, kaç kere süre uzatımı verildi, bir önceki taahhütte, ihalede söz konusu mahkeme niçin açıldı, neden mahkemelik olundu, hangi usulsüzlükler tespit edildi? Ve bu yüzden, bu süre uzatımından sonra hangi gerekçelerle bu yol yapımlarının sürüncemede bırakıldığını sormak istiyoruz.
Bugün geldiğimiz noktada ne tamamlanmış bir yol vardır ne de halkı koruyan bir önlem. Bakın, yol hattındaki heyelanlı bölgelerde yolu heyelanlardan korumak anlamıyla sadece kazıklar çakıldığını ifade etmişler ancak bu sözde tedbirle biz biliyoruz ki bu, bir önlem değil, sorumluluktan kaçmanın diğer adıdır çünkü insanların hayatı hâlâ tehdit altında. Dahası, bu yol hattı güzergâhı üzerinde bulunan grup köy yollarındaki yurttaşlar açıkça dile getiriyorlar -sabırları tükendi- "Biz kalkıp yolun ortasında oturacağız, eylem yapacağız." demeye başladılar yani bir halk neden yol ortasında oturmak zorunda bırakılır? Devletin görevi yurttaşı eyleme zorlamak mıdır yoksa hizmet üretmek midir? Hepi topu 20 kilometre olan bir yolu yapamayan iktidar istediği kadar duble yollar yaptığıyla övünsün, Muş'ta yol yapımında sınıfta kalmıştır.
Aynı ihmal sağlık alanlarında da söz konusu. Muş'ta sağlık sistemi işlemiyor, bilinçsiz bir biçimde işlevsiz bırakılıyor. Hastanede ne doktor ne uzman ne de randevu sistemi var. Gerekli ekipman bulunmadığı için Muş Devlet Hastanesi fiilen bir sevk merkezine dönüştü ve neredeyse yalnızca birinci basamak sağlık hizmeti veren bir kurum hâline döndü. Yurttaşlar en basit tetkikler için dahi ya aylarca bekliyor ya da ardından çevre illere gönderiliyor. Bu sevkler tedavi değil, ertelenmiş, pahalılaştırılmış ve zorlaştırılmış bir sağlık hakkıdır. Zaten ağır ekonomik koşullar altında yaşayan halk yol masraflarını, konaklama masraflarını ödeyemediği için daha da yoksullaşıyor; parası olan gidebiliyor, parası olamayan ise kaderine terk ediliyor. Sağlık anayasal bir hak değil midir? Peki, Muş halkı neden bu hakkın dışında bırakılıyor? Neden bu hakkı kullanamıyor? Biz de buradan açıkça ifade etmek istiyoruz, soruyoruz hatta: Muş'u yolu olan ama kullanamayan, hastanesi olan ama doktoru olamayan bir kent hâline getiren siyasal tercih kime aittir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Evet Sayın Boz, lütfen tamamlayın.
SÜMEYYE BOZ (Devamla) - Açıkça soruyoruz dedik: Muş'u yolu olan ama kullanılmayan, doktoru olan ama tedavi olamayan bir kent hâline getiren bu siyasal tercih kime aittir? Hangi bakanlık, hangi planlama anlayışı bu halkın temel hakkını ileride yapılacak işler listesine eklemiştir. Muş halkı artık iyi niyet beyanı değil, takvim istiyor; oyalama değil, somut adım bekliyor, sorumluluk bekliyor. Bütünlüklü, kamu yararını esas alan ulaşım ve sağlık politikaları derhâl hayata geçirilmeli çünkü bu bir talep değil, hesabı sorulacak bir kamu borcudur. Yol yapmamak, hastane yapmamak, hekim göndermemek bir kapasite sorunu mudur, yoksa siyasi bir tercihin sonucu mudur? Bizler DEM PARTİ olarak şunu söylüyoruz: Muş sahipsiz değildir, Muş'un kaderi ihmale mahkûm edilemez. Bu kentin insanları sadaka değil, eşit yurttaşlık talep ediyor.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Boz, teşekkür ediyorum.
Gündem dışı üçüncü söz, yargıdaki siyasallaşma iddiaları hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Murat Emir'e aittir.
Sayın Emir, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
3.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, yargıdaki siyasallaşma iddialarına ilişkin gündem dışı konuşması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün Türkiye demokrasisi adına, bağımsız yargımız adına, hukuk devletimiz adına kapkara bir gün yaşıyoruz. Akın Gürlek'in, seyyar giyotinin, İstanbul Başsavcısının Adalet Bakanı olarak atanmış olması aslında yargının, hukukun, adaletin tabutuna son çiviyi çakan kişinin o tabuta bekçi yapılmış olması anlamına gelir. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, Akın Gürlek Bakan Yardımcısıydı, siyasi bir kişilikti. Biz dedik ki: Siyasetçiden sonradan başsavcı olmaz; bu kişi siyasetçi. Siz de demişsiniz: "Bakan Yardımcısı siyasetçidir." Siyaseti bırakmış, başsavcılık görevi olmaz dedik, Anayasa'ya aykırı dedik. "Hayır, bağımsız yargı." dediniz ve gitti, somut iddia olmaksızın, delil olmaksızın, iftiralarla, isnatlarla, "duydum"larla "zannediyorum"larla belediye başkanlarımızı, bürokratlarımızı, 13'üncü Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Ekrem İmamoğlu'nu neredeyse bir yıldır cezaevinde, demir parmaklıklar arkasında tutuyor. Bu kişi masumiyet karinesi bilmez, operasyonlar yapar, algı operasyonları yapar, "Kasalardan dolarlar çıktı." der, "Kasalardan neler neler çıktı." der, "Birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar." der, "Delilsiz, somut delil olmaksızın tutuklama yapmayız." der ama bakarsınız, iddianamesi bomboş, çöp değerinde, içinde bir tane somut delil olmayan... Bir sürü sanığı cezaevinde tutuyor. Bakın, Ayşe Barım, sadece Ayşe Barım'ı aylarca cezaevinde tuttu; Ayşe Barım'dan on iki yıl sonra bir darbeci çıkarmaya çalışan bir akıl. Bugün Ayşe Barım yargılanıyor. "Kent uzlaşısı." dediler, "Bunlar neler yapmış, bilseniz..." dediler; bugün hepsi tahliye oldu. Kent uzlaşısındaki arkadaşlarımızın suçu 2 Kürt vatandaşı Şişli'de belediye meclisi üyesi yapmaktı.
Bakın, şimdi tekrar Bakan yapıyorsunuz, tekrar siyasete dönüyor, giderken siyasetçiydi, orada siyaset yaptı, hukuk adamlığı yapmadı; şimdi geldi, tekrar siyaset yapacak. Aslında onu Adalet Bakanı olarak atayan Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'daki davaların tamamen siyasi olduğunu itiraf etmiştir, kabul etmiştir. (CHP sıralarından alkışlar) İstanbul'da açılan davaların hiçbirinin hukukla, adaletle, bağımsız yargıyla uzak yakın hiçbir ilişkisi yoktur; bu, itiraf edilmiştir; bu, kabul edilmiştir. Daha önceki Adalet Bakanları -sayın mevkidaşım da burada, o da aynı şekilde- seçilmiştir; Akın Gürlek seçilmemiştir, seçilmemiş olan ilk Adalet Bakanı olacaktır. Yeni, tek adam ucube rejiminin olanağından yararlanarak bakan atandılar ama en nihayetinde bu sıralarda seçilmiş milletvekili olarak görev yapmışlardır. İlk defa bir seçilmemişi, bir başsavcıyı, bir gecenin bir vaktinde Adalet Bakanı yaptılar.
Değerli arkadaşlar, bakın, Akın Gürlek'in seçilmişlere hıncı hiç bitmedi; geçmişine bakın, Selahattin Demirtaş, Sırrı Süreyya Önder, Canan Kaftancıoğlu, Enis Berberoğlu, bütün bu dosyaların altında bu kişinin imzası var, hukuk katliamı var. Şimdi, bu kişi İstanbul'da neler yaptıysa, hukuku nasıl katlettiyse, nasıl darbe yaptıysa bunu Türkiye'de yapmaya kalkacak. Şimdi, ona yeni verdiğiniz sıfat: "HSK Başkanlığı" Şimdiye kadar İstanbul Başsavcısı olarak olağanüstü yetkilerle, olmayan yetkileri kullanarak İstanbul'da hukuksuzluk yarattı, darbe yarattı, terör estirdi. Şimdi, bunu Türkiye'de yapacak. Türkiye'deki kürsüdeki bütün savcılar ve hâkimlere Anayasa'ya ve yasalara bağlı kalmak konusunda hassas davranacak hâkimlere, savcılara bir mesaj veriliyor, deniyor ki: "Akın İstanbul'da ne yaptıysa ben Türkiye'de aynısını istiyorum." Ama bakın, söylüyoruz buradan, birazdan gelip içeceği, yapmaya çalışacağı yemin geçersizdir, Anayasa'ya aykırıdır. Anayasa tanımaz birinin Anayasa'ya uyacağı Bakanlık yemini geçersizdir, geçersiz olacaktır. (CHP sıralarından alkışlar) Hem hukuken geçersizdir hem de milletin gönlünde, millet nezdinde zerre kadar değeri yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Emir, lütfen tamamlayın.
MURAT EMİR (Devamla) - Eğer yemin edecekse, gerçekten bu göreve başlamak için yemine ihtiyacı varsa o yemini gitsin kendisini atayan Recep Tayyip Erdoğan'ın önünde, sarayda yapsın, Genel Kurulda yapmasın. (CHP sıralarından alkışlar)
Ve değerli arkadaşlar, eğer şöyle bir hesap yapılıyorsa "Biz Akın Gürlek'le Türkiye'de baskıyı artırırız, zorbalığı artırırız, korku salarız, cezaevlerini tıka basa doldururuz, Cumhuriyet Halk Partililere diz çöktürürüz, Türkiye'ye diz çöktürürüz." diye düşünüyorsanız aldanıyorsunuz. Biz dünden daha fazla kararlıyız, daha fazla cesaretliyiz; bu zorbalığa, bu hukuksuzluğa asla boyun eğmeyeceğiz. Hodri meydan! Biz buradayız. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Emir, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 30 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.
İlk söz Muğla Milletvekili Cumhur Uzun'a ait.
Sayın Uzun, buyurun.
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Muğla Milletvekili Cumhur Uzun’un, Akın Gürlek’in Adalet Bakanı olarak atanmasına ilişkin açıklaması
CUMHUR UZUN (Muğla) - TÜBİTAK'a hayvanat bahçesi müdürünün atandığı, torbacının narkotik komiseri yapıldığı ülkemizde Anayasa'ya uymayan hâkim de Adalet Bakanı oldu. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olduğu tarihte Anayasa Mahkemesinin milletvekilimiz Enis Berberoğlu hakkında verdiği hak ihlali kararını uygulamayan ve Türk hukuk tarihinde ilk kez Anayasa'ya aykırı karar alan yargıç olarak tarihe geçen Akın Gürlek, Cumhurbaşkanı tarafından Adalet Bakanı olarak atandı. Anayasa'ya aykırı davranmaktan yargılanarak cezalandırılması ve bir gün bile görevde tutulmaması gereken Akın Gürlek'in Adalet Bakanı olarak atanması ülkemiz adaletinin nasıl yok edildiğinin, yargının nasıl siyasallaştırıldığının ve hukukun nasıl katledildiğinin çok somut göstergesidir. Adaletin değil, sadakatin arandığı bu düzeni elbet değiştireceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Muş Milletvekili Sümeyye Boz...
2.- Muş Milletvekili Sümeyye Boz’un, barışçıl protestoların güvenlikçi yaklaşımla kriminalize edilmesine ilişkin açıklaması
SÜMEYYE BOZ (Muş) - Muş'ta 1 Şubat Rojava ile dayanışma günü kapsamında Demokratik Kurumlar Platformu çağrısıyla yapılan basın açıklamasının ardından yaşananlar kürdistanda barışçıl toplanma hakkının bilinçli bir biçimde bastırıldığını göstermiştir. Valilik tarafından Filistin'e destek eylemlerinde yol güzergâhı ve yürüyüş alanı kısıtlaması uygulanmazken, hatta teşvik edilirken, Rojava saldırılarını protesto eden barışçıl toplanma ve yürüyüşler "Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kapsamında değildir." dayatmasıyla yasaklanır, gazetecilerin görüntü alması engellenir, halk polis ablukası altına alınır, cop, kitlesel gözaltılarla karşılanır. Daha sonrasında ise evlere baskın yapılarak 14 genç gözaltına alınır. Yüzlerce kişi darbedilir, saatlerce kelepçeli bekletilir, çocuklar bile işkence görür. Bu çifte standart mazlumun, mazlumiyetin etnik kimliğe göre ölçüldüğünü göstermektedir. Özellikle Kürt illerinin tamamında benzer ihlallerin sistematik biçimde yaşanması, barışçıl protestoların güvenlikçi yaklaşımla kriminalize edildiğini göstermektedir.
BAŞKAN - Amasya Milletvekili Reşat Karagöz...
3.- Amasya Milletvekili Reşat Karagöz’ün, kadın cinayetlerine ilişkin açıklaması
REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün, Özgecan Aslan'ı anarken aynı zamanda bu ülkenin yarım bırakılan umutlarını, susturulan çığlıklarını ve korunamayan kadınlarını da hatırlıyoruz. Bu vahşi cinayetin yıl dönümünde yüreğimde öfke, vicdanımda ise 2 kız çocuğu babası olmanın yüklediği derin bir sorumlulukla konuşuyorum. Son on beş yılda yaklaşık 5 bin kadın yaşamdan kopartıldı, 2025 yılı boyunca Türkiye'de en az 391 kadın katledildi. Bu kayıpların 297'si kadın cinayeti, 94'ü şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti. Bu tablo İstanbul Sözleşmesi'nden çekilen, cezasızlığı kural hâline getiren, kadını değil faili koruyan AKP iktidarının bilinçli politikalarının yadsınamaz bir sonucudur. Kadını koruyamayan iktidar kadına şiddetin ortağı olmuştur. Kadın cinayetleri karşısında susmayacağız, bu acıya asla alışmayacağız, Özgecanlar bu ülkede özgür ve güvende yaşayana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Antalya Milletvekili Aykut Kaya...
4.- Antalya Milletvekili Aykut Kaya’nın, 7464 sayılı Kanun’a ilişkin açıklaması
AYKUT KAYA (Antalya) - 2024 yılında sektörün görüşü alınmadan yürürlüğe giren 7464 sayılı Kanun, Kaş ve Fethiye gibi turizm bölgelerinde ekonomik daralma ve kayıt dışılığın artmasına yol açmış, yaklaşık 40 sektörü de olumsuz etkilemiştir. Büyük ölçüde İngiltere pazarına bağlı olan bu bölgeler Dalaman Havalimanı'na İngiltere'den yaklaşık 500 uçuşun iptal edildiğine dair haberlerle yabancı turist sayısında ciddi düşüş riskiyle karşı karşıyadır. Bu gelişme bölge esnafını zorlayacaktır, sektör büyük ölçüde iç pazar ve yerli turistle ayakta kalacaktır. Bu nedenle, her konaklama tesisi stratejik önemdedir, turizme ilişkin bu sorunlar sezon başlamadan çözülmelidir. 3 Aralık 2025'te Turizm Komisyonunda tarafımıza bildirilen çözüm adımları ivedilikle atılmalı ve kamuoyu açık biçimde bilgilendirilmelidir.
BAŞKAN - Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç... Yok.
Samsun Milletvekili Murat Çan...
5.- Samsun Milletvekili Murat Çan’ın, Samsun’un 19 Mayıs ilçesine bağlı Yörükler Mahallesi’ndeki vatandaşların yaşadıkları mağduriyetlere ilişkin açıklaması
MURAT ÇAN (Samsun) - Seçim bölgem Samsun'un 19 Mayıs ilçesine bağlı Yörükler Mahallesi'nde yıllardır çözülemeyen sit alanı ve mülkiyet sorunu nedeniyle hemşehrilerimiz ciddi mağduriyetler yaşıyor. Kızılırmak deltasının korunması elbette hepimizin ortak sorumluluğudur ancak plansız ilan edilen sit sınırları, hakkaniyetsiz ve ölçüsüz idari tasarruflar, yarım asır geçmesine rağmen sonuçlandırılmayan kadastro davaları ve belirsiz imar uygulamaları vatandaşlarımızı mağdur etmektedir. Şimdi de bu bölgede yaşayan hemşehrilerimizin büyükbaş hayvancılık faaliyetleri engellenmek isteniyor. Devletin asli görevi kamunun hakkını ve hukukunu korumaktır ancak devlet bu görevi yerine getirirken vatandaşını mağdur etmemelidir. Yapılması gereken, bilimsel koruma ilkelerinden vazgeçmeden mülkiyet sorunlarını hızla sonuçlandırmak ve mağduriyetleri ortadan kaldıracak adil düzenlemeleri hayata geçirmektir.
BAŞKAN - Burdur Milletvekili Izzet Akbulut...
6.- Burdur Milletvekili İzzet Akbulut’un, Ulusal Süt Konseyinin aralıkta belirlediği fiyat sonrası gelen zamlara ilişkin açıklaması
İZZET AKBULUT (Burdur) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ulusal Süt Konseyi aralıkta bir fiyat belirliyor, "22 Ocakta geçerli olacak." diyor. Fiyat belirlediği gün zaten zam gelmeye başlıyor yemlere. Fiyat sütçünün eline geçtiğinde afaki derece zamlar yine devam ediyor. Hâl böyle olunca üretici ne yazık ki yine perişan oluyor. Tam para kazanacak bir fiyat buldu diyoruz, 1 kilo sütle 1,5 kilo yem alabilecek diyoruz ama ne yazık ki gelen zamlarla yine parite düşüyor ve şimdi, hayvan bulamadıklarından dolayı ithal hayvana muhtaç oldu yerli üreticimiz. Onda da dün açıklanan sonuçlara göre, çokça yazılan, üreticimize daha önce verileceği söylenen ithal hayvan bile verilmiyor. Gelin, bu tarım ve hayvancılığı kalkındıralım. Bakın, ülke yediden yetmiş yediye herkesin hayat pahalılığı yaşadığı bir ülke hâline geldi, tarım ve hayvancılık tek kurtuluşumuzdur. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Mersin Milletvekili Ali Bozan...
7.- Mersin Milletvekili Ali Bozan’ın, Mersin’in Akdeniz ilçesi Kaymakamına ilişkin açıklaması
ALİ BOZAN (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Akdeniz ilçe Kaymakamı yani Akdeniz Belediyesi kayyımı muhtarlardan taziyeevlerinin anahtarlarını toplatmış. Sebep neymiş? Akdeniz ilçemizde ailelerimiz arasındaki husumetlerin sonlandırıldığı barış etkinlikleri yaptığımız için. Kayyıma soruyoruz: O taziyeevleri sizin tapulu malınız mı? Ailelerimizin barışı mı korkuttu sizi? İnsanlarımızın birbirleriyle barışmasını bu kadar mı hazmedemediniz? İnsanlar husumete, birbirlerini öldürmeye devam mı etsin istiyorsunuz? Barış etkinliği düzenlediğimiz için Akdeniz'deki taziye evlerinin anahtarlarını toplatmak alenen barışa duyulan nefrettir. Biz, bu çirkin uygulamayı kabul etmiyoruz. Varsın kayyım barış için kapıları kapatsın, tüm anahtarları da cebinde saklasın. Biz, halkımızın huzuru ve barışı için barışın kapılarını her yerde açarız. Bu da Akdeniz kayyımının içine dert olsun.
BAŞKAN - İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu...
8.- İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu’nun, geçen hafta Ezilenlerin Sosyalist Partisine yapılan operasyona ilişkin açıklaması
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Geçtiğimiz hafta partimizin bileşeni Ezilenlerin Sosyalist Partisine uydurma gerekçelerle operasyon yapıldı ve 78 arkadaşımız hukuksuzca tutuklandı. toplumun çoğunluğunun açlık sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiği, kadınların her gün öldürüldüğü, doğanın talan edildiği, kamu kaynaklarının parsel parsel satıldığı, hukukun askıya alındığı faşizm koşullarında devrimcilere yönelik operasyonların nedenini çok iyi biliyoruz. Emekçilerin ve tüm ezilenlerin kurtuluşu için mücadele eden sosyalistleri tutuklayarak bu düzeni sürdüremeyeceksiniz. Öfke birikiyor, emekçiler, emekliler, kadınlar isyanda. Bu soygun, yağma ve talan düzenine ve baskılara karşı cevabımız çok nettir: Faşizme karşı omuz omuza. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
A) Çeşitli İşler (Devam)
2.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden İzmir’den gelen bir grup öğrenciye “Hoş geldiniz.” denilmesi
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, İzmir'den gelen bir grup öğrenci misafir locamızda Genel Kurulumuzu takip ediyorlar; kendilerine hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)
Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı...
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
9.- Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı’nın, Balıkesir’in birçok mahallesindeki imam eksikliğine ilişkin açıklaması
SERKAN SARI (Balıkesir) - Teşekkürler Sayın Başkan.
"Balıkesir'de ramazan ayı öncesinde müjde veriyoruz." diyen AKP'li siyasetçiler ne yazık ki gerçeklerin üstünü saklamaya çalışıyor. Balıkesir'de 1.680 caminin 303'ünde şu anda imam yok. Birkaç örnek vermek istiyorum, Manyas Çavuşköy, Bandırma Paşakent, Gömeç Keremköy, Gönen Sarıköy, İvrindi Korucu, Kepsut Mezitler gibi birçok mahallemizde bulunan camilerde ne yazık ki imam yok. Yıllardan beri Diyanet İşleri, kadrolarını başka kurumlara geçirerek taşrada, kırsaldaki mahallelerdeki imam sorununa çözüm üretememiştir. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'a bu konuyu sorduğumuzda "Balıkesir'deki bu sorun ne zaman çözülecek?" dediğimizde ne yazık ki "kanun" "mevzuat" "yönetmelik" diyerek bir cevap vermemektedir. Şu anda, ramazan ayı arifesinde teravih namazları kıldıracak, cenaze kaldıracak bir imam yok birçok mahallemizde. Bu konuda acilen bir çözüm üretilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN - Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul...
10.- Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul’un, küçük esnafın kullandığı kredilere ve bu kredilerin faizine ilişkin açıklaması
EYLEM ERTUĞ ERTUĞRUL (Zonguldak) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün küçük esnafımızın bir sorununu dile getirmek istiyorum. Pandemi döneminde ve öncesinde esnaf kefalet kooperatifleri aracılığıyla Halkbanktan sağlanan krediler yüzde 7 ila 9 seviyelerinde devlet destekli olarak kullandırılıyordu ancak 2021 sonrası yaşanan ekonomik dalgalanmalarla birlikte bu faiz oranları bir anda yüzde 20'lerin hatta yüzde 25'lerin üzerine çıkarıldı. Aradan yıllar geçti, enflasyonun düştüğü, faizlerin gerilediği yönünde açıklamalar yapılıyor. Peki, soruyorum: Genel faizlerde düşüş olduğu söylenirken küçük esnafın kullandığı kredilerin faizi neden aynı şekilde geri çekilmiyor? Yeni kredilerde sınırlı indirim yapılmış olabilir ancak yüksek faizle borçlanmış mevcut esnafın yükü hâlâ duruyor. Esnaf üretmek istiyor, ayakta kalmak istiyor. Buradan çağrımız nettir: Mevcut krediler için faiz indirimi veya adil bir yeniden yapılandırma düzenlemesi ivedilikle hayata geçirilmelidir.
BAŞKAN - İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk...
11.- İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk’un, İzmir’de geçen hafta tutuklanan 2 çocuğa ilişkin açıklaması
BURCUGÜL ÇUBUK (İzmir) - Teşekkürler.
İzmir'de geçtiğimiz hafta içinde 2 çocuk tutuklandı. Bu çocuklardan biri 17 yaşında, 1 Şubatta partimizin düzenlediği ve kolluk tarafından engellenmeye çalışılan Rojava'yla dayanışma yürüyüşünden sonra sosyal medya paylaşımları bahane edilerek tutuklandı. Üstelik de avukatları kendisinin sağlık raporlarını sunduğu hâlde bir çocuk tutuklandı. Diğeri 16 yaşında, TikTok'ta saçını ördüğü bir video paylaştığı için tutuklandı; okula erken başlamış, takdir belgeleriyle sınıf geçen bir son sınıf öğrencisi. An itibarıyla bu 2 genci "boyalı kuş" ilan edip eğer dönebilirlerse okullarında dışlanmalarını sağlıyorsunuz ki sınavlarına giremedikleri ve devamsızlık yapmak zorunda kaldıkları için mezuniyetleri artık mümkün değil. Şunu söylemek isterim: Bu ülkede çocukların ve gençlerin kendi geleceklerine ilişkin söz söylemesi, eyleme geçmesi hiçbir zaman engellenemedi, siz de engelleyemeyeceksiniz.
Teşekkürler.
BAŞKAN - Adana Milletvekili Orhan Sümer...
12.- Adana Milletvekili Orhan Sümer’in, geçen hafta Adana’da etkili olan yoğun yağışa ilişkin açıklaması
ORHAN SÜMER (Adana) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Geçtiğimiz hafta Adana'da etkili olan yoğun yağışlar şehrimizin birçok bölgesinde ciddi hasarlara yol açmıştır. Özellikle Yüreğir ve Sarıçam ilçelerimizdeki mahallelerde çok sayıda ev ve iş yerinde maddi kayıplar meydana gelmiştir. Bu afet, ağır ekonomik koşullar altında üretim yapmaya çalışan çiftçilerimizi de büyük bir mağduriyetle karşı karşıya bırakmıştır. Tarım sigortaları bu tür afetlerde üreticilerin yaralarını tam anlamıyla sarmamaktadır. Öte yandan, sigorta yaptıracak gücü olmayan üreticilerimiz için de durum çok ciddi, vahimdir. Aynı şekilde, evleri, dükkânları, depoları ve iş yerleri zarar gören vatandaşlarımız da belirsizlik, çaresizlik içindedir. Zarar tespitleri vakit kaybetmeden yapılmalı, selden etkilenen vatandaşlarımıza karşılıksız hibe desteği verilmeli, kredi ve borç ödemeleri ertelenmelidir. İktidar zor gününde vatandaşımızın yanında olmak zorundadır. Adana'nın yaralarını sarması için ciddi, acil ve somut adımlar atılmalıdır.
BAŞKAN - Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar...
13.- Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar’ın, TÜİK’in “Enflasyon düşüyor.” açıklamasına ilişkin açıklaması
NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, Tekirdağ'dan arayan hemşehrilerimiz TÜİK marketlerinin yerini öğrenmek istiyor; sağa sola sormuşlar ama bilen çıkmamış, sanırsınız ki dünyanın en gizli yeri. Kapısından giriyorsun enflasyon düşüyor, çıkıyorsun cüzdanın eriyor. Bu ülkede halk pazarda etiketle kavga ederken TÜİK raflarda mucize yaratıyor. Domates orada ucuz, peynir orada makul, hayat orada tozpembe ama garip bir şey var, o marketi gören yok; ortada kasiyer yok, fiş yok, adres yok ama sonuçları var. TÜİK diyor ki: "Enflasyon düşüyor." Halk diyor ki: "Mutfak yanıyor." Gerçek hayatla bağı kopmuş istatistikler yoksulluğu görünmez kılmaya çalışıyor ama nafile. Bu ülke algıyla değil hakikatle yönetilmeyi hak ediyor.
BAŞKAN - Uşak Milletvekili Ali Karaoba...
14.- Uşak Milletvekili Ali Karaoba’nın, mecburi hizmeti olup yeşil pasaport hakkı olmayan doktorlara ilişkin açıklaması
ALİ KARAOBA (Uşak) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Mecburi hizmeti olup yeşil pasaport hakkı olmayan tek meslek doktorluk. Kamu hizmetini yapan hekimlerimizin özel sektörde çalışmaya devam etmesi bu hakka engel olmamalı. Belli bir çalışma yılı olan hekimlerimizin kendilerini geliştirmesi, uluslararası toplantılara katılabilmesi, yeni araştırmaları takip etmesi ve ülkemize kazandırması, dünyada gelişmeleri yerinde gözlemlemesi ve tüm bu bilgileri Türkiye'deki meslektaşlarıyla paylaşabilmesi için doktorlarımız olmazsa olmaz. Tüm milletvekillerimizin Tabip Odasına kayıtlı olup en az on beş yıl kıdemi bulunan hekimlere hususi damgalı pasaport verilmesiyle ilgili kanun teklifimizi desteklemelerini istiyoruz. Sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve ülkemizin bu alanda insan gücünün gelişmesi adına hekimlerimizin yanındayız. Türkiye'nin dört bir yanında mecburi hizmetini yapmış hekimlerimizin yanındayız. Doktorlarımız hakkını alacak, yeşil pasaportunu alacak.
BAŞKAN - Mersin Milletvekili Gülcan Kış...
15.- Mersin Milletvekili Gülcan Kış’ın, Mersin-Tarsus Otoyolu’ndan alınan ücrete ilişkin açıklaması
GÜLCAN KIŞ (Mersin) - Sayın Başkan, Mersin-Tarsus Otoyolunda 24 kilometrelik bir yol için 45 lira ücret alınıyor. Bu mesafe uzun olmadığı gibi konforlu da değildir ama bedeli vatandaşa ağır bir yük olarak dayatılmaktadır. Bu güzergâh Tarsus Organize Sanayi Bölgesi'ne ulaşımın ana yoludur. Binlerce OSB çalışanı her gün işe gidebilmek için bu otoyola mahkûm edilmektedir. Gidiş-dönüş ücreti 90 lira. Üstelik bu yol yalnızca OSB çalışanlarının değil, Mersin genelinde hastaneye giden, kamu işini halleden, ticaret yapan binlerce yurttaşın kullandığı bir güzergâhtır. Yani burada alınan ücret hem üretimden hem de günlük yaşamdan kesilmektedir. Asıl sorun şudur: Bağlantı yolları yapılmamış, kamusal sorumluluk yerine getirilmemiştir. Vatandaşın zorunlu geçişinden alınan bu ücret derhâl kaldırılmalıdır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Kırşehir Milletvekili Metin İlhan...
16.- Kırşehir Milletvekili Metin İlhan’ın, Kırşehir’in ulaşım ve lojistik altyapısı meselesine ilişkin açıklaması
METİN İLHAN (Kırşehir) - Teşekkür ederim Başkanım.
Ulaşım ve lojistik altyapısı yalnızca bir yol meselesi değil, can güvenliği, bölgesel kalkınma, ticaret, tarım, turizm ve istihdamın temel unsurudur. İlimizdeki güvensiz ve yetersiz yollar telafisi mümkün olmayan can kayıplarına yol açtığı gibi Kırşehir'in ekonomik potansiyelini de sınırlamaktadır. Kapadokya Havalimanı bağlantı yolu ve hızlı tren hattı olmadan lojistik akışın sağlıklı kurulması mümkün değildir. Ayrıca yıllardır ihmal edilen Kırşehir-Yozgat Yolunda, bir türlü yapımı tamamlanamayan Kırşehir Çevre Yolu ile başta Mucur ve Çiçekdağı olmak üzere her yıl onlarca ölümlü kazanın yaşandığı Kırşehir'deki kaza kara noktalarında çalışmaların ne zaman başlayacağı ve sınırlı şekilde devam eden çalışmaların da ne zaman tamamlanacağı Kırşehir kamuoyu tarafından merak edilmektedir.
Teşekkür ederim.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Kayseri Milletvekili Aşkın Genç...
17.- Kayseri Milletvekili Aşkın Genç’in, Türkiye’de ekonomiye ilişkin açıklaması
AŞKIN GENÇ (Kayseri) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye'de ekonomi rakamlarla değil, vatandaşın hayatıyla konuşuyor. Ocak ayında her dakika 4 kişi işini kaybetti, her dakikada vatandaşın borcu 15 milyon lira arttı, her bir dakikada 124 icra dosyası açıldı. Bu istatistik değil, bu geçim mücadelesidir.
Emeklinin maaşı her gün 32 lira eriyor, mutfak masrafı her gün zamlanıyor ama iktidar hâlâ "Ekonomi iyiye gidiyor." diyor. Soruyorum: Her dakika borçlanan, her dakika icraya düşen, her dakika işsiz kalan bir toplumda ekonomi nasıl iyiye gider?
Şunu açıkça söyleyelim: Bu tablo kader değildir. Bu tablo yanlış tercihlerle yönetilen bir ekonominin sonucudur. Faizi, borcu ve rantı büyüten bir anlayış emeği, geliri ve alım gücünü küçültmüştür. Bugün bu ülkede büyüyen şey ekonomi değil, vatandaşın geçim sıkıntısıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Bursa Milletvekili Hasan Öztürk...
18.- Bursa Milletvekili Hasan Öztürk’ün, Naci İnci’ye ilişkin açıklaması
HASAN ÖZTÜRK (Bursa) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Naci İnci, siz kimin aklıyla dalga geçiyorsunuz? Boğaziçi Üniversitesi için kafanıza göre aldığınız karar, uygulama yöntemleri ve yaptığınız, akademik kadro ve öğrencisi tarafından protesto ediliyor ve siz bunu TOMA ve Çevik Kuvvetle üniversitenin gerçek sahibi, bu vatanın en zeki ve geleceği olan evlatlarına zorla uygulatıyorsunuz, bunun adı zorbalıktır. Akıl ve bilim, duyuru metinleriyle açıklanamaz. Burası babanızın malı değildir. Üniversiteler, ülkemizin gelecek rotasını çizer. Boğaziçi Üniversitemiz bunların başındayken siz hangi akılla ve üstünlükle Boğaziçi Üniversitesinin öğrencilerinden, elli yıllık geleneklerinden ve akademik kadrolarının üstünde görüyorsunuz kendinizi?
Yanlıştan dönün! Öğrencisiz üniversite olmaz, karar da öğrencisiz alınamaz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur...
19.- Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur’un, Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Serinyol Mahallesi’ne ilişkin açıklaması
MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) - Sayın Başkan, Serinyol, ilçe olmayı hak ediyor. Hatay'ın Antakya ilçesine bağlı Serinyol Mahallesi bugün artık bir mahalle ölçeğini aşmış, fiilen ilçe niteliğini kazanmış bir yerleşim birimidir. Artan nüfusu, stratejik konumu ve çevre yerleşimlere sunduğu hizmet kapasitesiyle Serinyol, Antakya-İskenderun hattında doğal bir merkez hâline gelmiştir.
6 Şubat depremleri sonrası Hatay'da hızlı, yerel ve etkin yönetime her zamankinden çok daha fazla ihtiyaç vardır. Serinyol'un ilçe yapılması Antakya merkez üstündeki yükü azaltacak ve yeniden yapılanma sürecini hızlandıracaktır. Bu düzenleme yalnızca idari bir değişiklik değil depremden etkilenen vatandaşlarımız için adaletli, erişilebilir ve güçlü bir yerel yönetim adımıdır.
Desteklerinizi bekliyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko...
20.- Kocaeli Milletvekili Mühip Kanko’nun, İşsizlik Sigortası Fonu’na ilişkin açıklaması
MÜHİP KANKO (Kocaeli) - Sadece ocak ayında 195.576 yurttaşımız işsizlik ödeneği alabilmek için İŞKUR kapısına dayandı. Bu en az 195 bin insanın bir ayda işini kaybettiği anlamına geliyor. Peki, Fon'dan yararlanabilen kaç kişi var? Sadece 83.770 yani başvuran her 100 kişiden 52'si eli boş dönüyor. İşsizlik Sigortası Fonu büyüyor, işsiz büyüyor ama işsiz korunmuyor.
Daha çarpıcısı, Fon'un varlığı bir ayda 28 milyar lira artarak 656 milyar liraya çıktı; para var, işsiz var ama destek yok. Bu tablo, Fon'un amacından uzaklaştırıldığını açıkça gösteriyor, üstelik bu rakamlar başvuru yapabilenleri gösteriyor. Umudunu kaybetmiş yüz binlerce insan istatistiklerde bile yok.
Bu Fon işsiz emekçinin güvencesidir; Hükûmetin örtülü harcamaları için değil, işsiz kalan yurttaşın hakkıdır.
BAŞKAN - Karabük Milletvekili Cevdet Akay...
21.- Karabük Milletvekili Cevdet Akay’ın, ramazan paketine ilişkin açıklaması
CEVDET AKAY (Karabük) - Teşekkürler Başkanım.
Kötü ekonomi yönetiminden dolayı en ucuz ramazan paketi 2018'den bu yana 11 kat arttı. Ramazan paketi sekiz yılda yüzde 1.002 zamlandı, dayanışma aracı yardım kolisi de lüks oldu. 2018'de 49,90, 2022'de 114,90, 2024'te 234,90 TL olan en ucuz ramazan paketi 2026'da 550 TL'ye ulaştı; sekiz yılda 11 kat zam. Bu, fiyat artışı değil, doğrudan alım gücü çöküşüdür. 2018'de 563 ramazan kolisi alabilen asgari ücretli, bugün 52 koli alabiliyor. Rakamlar vatandaşın sofrasındaki eksilmeyi gösteriyor, ramazan ayı dahi geçim kaygısıyla karşılanıyor.
Vatandaşları yoksulluğa mahkûm eden bu durum kabul edilemez; sosyal devlet derhâl hatırlanmalı, gereken yapılmalıdır.
BAŞKAN - Bolu Milletvekili Türker Ateş...
22.- Bolu Milletvekili Türker Ateş’in, Gerede Çayı’na ilişkin açıklaması
TÜRKER ATEŞ (Bolu) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Gerede Çayı, Ankara'nın alternatif su kaynağı; 230 kilometre uzunlukta ve üç ilden geçiyor.
Gerede Çayı'ndaki kirlilik defalarca gündeme geldi. Mecliste söyledik, sahada anlattık, raporlarla uyardık; denetimler yetersiz, yapılan denetimler süreklilik taşımıyor, anlık ve göstermelik kontrollerle kamuoyu yanıltılıyor.
Ölçüm sıklığı düzensiz, hangi noktada hangi yöntemle ölçüm yapıldığı belirsiz. Daha önemlisi şu ki ölçüm yapılmayan dönemlerde kirlilik arttıkça artıyor; denetim olmadığı yerde kirletenler cesaret buluyor. Çevreyi koruması gereken Bakanlık açılış şovlarıyla sorunu ötelemeyi tercih ediyor.
Peki, gerçek ne? Gerede Çayı hâlâ zehir akıtıyor, kokusu hâlâ var, hastalık korkusu hâlâ var. Bu ihmal kabul edilemez. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığını derhâl görevini yapmaya davet ediyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Elâzığ Milletvekili Semih Işıkver... Yok.
Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez...
23.- Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez’in, Trabzon’un Vakfıkebir ilçesinin Hürriyet Mahallesi’nde yaşanan heyelana ilişkin açıklaması
SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Sayın Başkan, Trabzon Vakfıkebir ilçemiz Hürriyet Mahallesi'nde yaşanan heyelan sonucu 6 katlı bir apartmanın giriş katı topraklarla doldu; şans eseri can kaybı yaşanmadı. Önce, bina mühürlendi, teknik inceleme bitti, "Kolonlar sağlam." denilerek binanın mührü söküldü. Binanın kolonu sağlam olabilir ama o yamaç yerinde duruyor. Yarın bir yağmur daha yağdığında, yeniden heyelan olduğunda o kolonlar mı koruyacak insanımızı? İstinat duvarı yok, önlem yok ama mühür sökülmüş "Hayat devam ediyor." deniliyor.
Buradan yetkililere sesleniyorum ve uyarıyorum: Orada istinat duvarı derhâl inşa edilmelidir. Bir felaket yaşanmadan, bir ocağa daha ateş düşmeden o bölge güvenilir hâle getirilmelidir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız...
24.- Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız’ın, çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerinden talebine ilişkin açıklaması
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Sayın Başkan, kökleri 1863 yılında kurulan Memleket Sandıklarına dayanan Tarım ve Kredi Kooperatifleri kuruluş amacı olan çiftçiye yardım ve dayanışma kültüründen hızla uzaklaşıyor.
900 binden fazla çiftçinin ortak olduğu Tarım ve Kredi Kooperatifleri faizle yönetilmeye başlandı. Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği kasasını doldururken ettiği kârdan çiftçiye dağıtmadığı gibi Hükûmet tarafından alınan kararla BAĞ-KUR ve vergi borcu olan çiftçiye de destek vermiyor. Çiftçiler "Tarım Kredi Kooperatifleri sermaye güncellemesi yapıyor, paramızı eritiyor. İpotek veriyoruz, enflasyon yükseliyor; birkaç yıl sonra sermaye artırımına gidiyoruz, bu sefer de bizi 30 bin lirayı bulan eksper ücretiyle soyduruyorlar. Gübreyi piyasanın üzerinde fiyattan veriyorlar." diyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçilerin bu haklı talebine kulak vermeli, sermaye ödemeleri yıllık enflasyona endekslenmeli, kâr odaklı değil, üretim odaklı yaklaşımına yeniden dönmelidir.
BAŞKAN - Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan...
25.- Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan’ın, Midyat ile Dargeçit ilçeleri arasındaki kara yoluna ilişkin açıklaması
KAMURAN TANHAN (Mardin) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Seçim bölgem Mardin'de Midyat ile Dargeçit ilçeleri arasındaki kara yolu, meydana gelen ve can kayıplarıyla sonuçlanan trafik kazaları nedeniyle âdeta ölüm yoluna dönüşmüştür. Son yıllarda çok sayıda can kaybına sebep olan bu güzergâh bu hâliyle bölge halkının korkulu rüyası olmuştur. Söz konusu kara yolu için ivedilikle gerekli tedbirlerin alınması ve kalıcı bir çözümün üretilmesi gerekmektedir.
Yolun dar, aydınlatmanın yetersiz olması sebebiyle sık sık kazaların yaşandığını bu kara yolunda alınmayan önlemler sebebiyle aynı acıları görmekten yorulduk. Daha fazla ailenin ocağına ateş düşmeden, can yanmadan kalıcı önlemler alınmalıdır. Görevlileri sorumluluğa davet ediyorum.
BAŞKAN - Tunceli Milletvekili Ayten Kordu...
26.- Tunceli Milletvekili Ayten Kordu’nun, gerçek suçlarla etkin mücadele edilmediğine ilişkin açıklaması
AYTEN KORDU (Tunceli) - Sayın Başkan, silahlanma, uyuşturucu, tefecilik, fuhuşla her yerde giderek yozlaştırma geliştirilmekte, toplumsal yaşamın politik, ahlaki değerleri çürütülmek istenmektedir.
Demokratik tepkiye tahammülsüz ve olağanüstü güvenlikçi politikalarla yaklaşılan Dersim gibi kentlerde bu saldırıların yaygınlaşıyor olması çetelerle yeterince mücadele edilmediğini, hatta göz yumulduğunu açıkça göstermektedir. Dersim'de dolaşıma sokulan bazı listelerle, gerçek suçlarla etkin mücadele edilmediği ve ortaya çıkan bu sonuçtan dolayı çetelerin de kendisini aklamaya çalıştığı, masumiyet karinesi olan insanların isimleri de karıştırılarak bir itibar suikastının gerçekleştirildiği ortadadır. Adli işlem başlatılmış fakat bunları yayanlardan ziyade, asıl kaynağının tespit edilip edilmediği açıklanmamıştır.
Geliştirilen bu kirli oyunlara karşı öz örgütlenmemizi geliştirerek tüm Dersim halkı olarak kadim değerlerimizi koruyacağımızı bir kere daha belirtiyor, ilgili kamu kurumlarına bu çetelere karşı gerçek bir önleyiş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - İstanbul Milletvekili Rabia İlhan...
27.- İstanbul Milletvekili Rabia İlhan’ın, İstanbul’un Bayrampaşa ilçesinin İsmetpaşa Mahallesi’ne ilişkin açıklaması
RABİA İLHAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İstanbul Bayrampaşa İsmetpaşa Mahallesi'nde manzara çok ağır, yıkık ve metruk binalar âdeta bir deprem bölgesi görüntüsü veriyor. Burası bir film seti değil; İstanbul'un ortasında, Bayrampaşa'da kaderine terk edilmiş bir mahalle. Oysa İBB tarafından plan ve ruhsat süreçleri tamamlanan, 23 bloktan oluşan 2.269 konut ve 192 ticari birimi kapsayan proje hazırdı. Yani sorun, imkânsızlık değil, yönetimdir. Bugün hazır daireler var, vatandaş taşınamıyor, alan boşaltılamıyor, boşaltılan binalar dahi yıkılamıyor. Mevcut durumda 484 binadan yalnızca 260'ı yıkılmış, 224 bina ise yaşam ve güvenlikten yoksun şekilde hâlâ ayakta ve risk taşıyor. Görüntü, deprem sonrası manzaralardan farksızdır; tek fark orası afet bölgesiydi, burası ise ihmalin sonucudur.
Sorumuz açık: Asrın felaketinin ardından deprem bölgesinde üç yılda 455 bin konut teslim edilirken İstanbul'un merkezindeki Bayrampaşa İsmetpaşa'da 14 bakanlık bütçesine sahip olan İBB neden...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan...
28.- Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan’ın, TÜVTÜRK’e ilişkin açıklaması
ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) - Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta TÜVTÜRK araç muayene istasyonunda istasyon çalışanlarının bir polis memurumuza toplu saldırısına tanık olduk. Çok üzücü şekilde, polisimiz aldığı darbeler sonucu hayatını kaybetti. Bu vahşetin failleri, polis katilleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Öte yandan, araç sahipleri bu istasyonlarda ciddi mağduriyet yaşamakta; sistem, insanları öfkeye sürüklemektedir. Bu durum yapısal bir soruna işaret etmektedir. Tekel düzenine son verilmelidir.
TÜVTÜRK, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 17'nci maddesini yıllardır ihlal ederek haksız hizmet bedelleri tahsil etmiş, Bakanlık ise buna seyirci kalmıştır.
2027 sonrası için 1 milyar 720 milyon dolarlık ihaleyi kazanan firmanın yirmi yıl hizmet verecek olması vatandaşta endişe yaratmaktadır.
Hükûmet gereğini yapmalı, bu sorunları çözmelidir.
BAŞKAN - Mersin Milletvekili Talat Dinçer... Yok.
Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun... Yok.
Peki, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şimdi Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini karşılayacağım.
İlk söz talebi, YENİ YOL Partisi Grup Başkan Vekili ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen'e ait.
Sayın Ekmen, buyurun.
29.- Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen’in, Milliyetçi Hareket Partisinin 57’nci kuruluş yıl dönümüne, Türk tipi başkanlık sisteminde istifa ve görevden alma mekanizmasına, görevlerinden aflarını talep edip talepleri kabul edilen Ali Yerlikaya ile Yılmaz Tunç’a, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının bakanlık görevine atanmasına, kumar bağımlılığıyla topyekûn mücadele eylem planı kapsamında 3 kamu bankasının aldığı karara ve Yolsuzluk Algısı Endeksi’ne ilişkin açıklaması
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Bu hafta Milliyetçi Hareket Partisinin 57'nci kuruluş yıl dönümü kutlamaları yapıldı. Biz de Sayın Filiz Kılıç ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu şahsında 57'nci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. Kurucu Genel Başkanları Alpaslan Türkeş'i de rahmetle anıyoruz.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Sağ olun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - İmparatorluk bakiyesi olan ülkemizde ortak tarih, kültür, medeniyet, kaderdaşlık, ortak vatan ve vatandaşlık temelli bir milliyetçilik anlayışı birliğimizin en büyük sigortalarından biridir.
Sayın Başkanım, bugün güne Türk tipi başkanlık sisteminin örneklerinden biriyle daha uyandık. Resmî Gazete'de gece yarısı yayımlanan bir kararnameyle 2 sayın bakanın görevlerinden aflarını talep ettikleri ve bu taleplerin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından kabul edildiği duyuruldu. Ben, öncelikle, Sayın Ali Yerlikaya ve Yılmaz Tunç'a tezkerelerinin, tahliyelerinin hayırlı olmasını diliyorum. Bugünden itibaren 2 sayın bakan da artık talimat ile vicdan, operasyon ile hukuk arasında sıkışmadan özgür bir şekilde yaşayacaklardır. Ümit ediyorum ki geride bıraktıkları miraslarının da siyasi tarihimizde nasıl yer alacağı konusunda bir muhasebede bulunurlar.
Sayın Başkanım, istifa ve görevden alma bir siyaset kurumunun en sağlıklı iki mekanizmasından biridir. Bir kişinin üstlendiği görevin gereklerini yerine getiremediğini düşündüğünde ya da görevini icra ederken ciddi sorunlarla karşılaştığında istifa etmeyi tercih etmesi çoğu zaman olumlu olarak değerlendirilir. Bu, bazen bir yükten kurtulma, bazen de onurlu bir duruşun ve çıkışın yoludur. Ne var ki, Türk tipi başkanlık sisteminde yöneticilerin istifa etme hakları dahi ellerinden alınmıştır.
Görevden alma bir yöneticinin en doğal haklarından biridir. Herhangi bir kişinin bir göreve getirilmesi birtakım objektif koşullara dayanmalıdır; aynı şekilde, bu koşullar ve kendisinden beklenen görevler yerine getirilmediğinde o kişinin görevden alınabilmesi de gerekir. Görevden alma sadece en üst otoritenin bir tasarrufu değil, aynı zamanda tüm kamunun hakkının icrasıdır normal şartlarda. Gelin görün ki, hepimize ait bu yetkinin kullanımının dahi farklı bir zemine çekileceği endişesiyle Türk tipi başkanlık sisteminde istifa gibi görevden alma müessesesi de ortadan kaldırılmıştır.
Şimdi, merak ediyoruz: Bu 2 Sayın Bakanın görevden aflarını gerektirecek günahları nedir acaba? Hangi günahı işlediler de hangi hatayı işlediler de hangi talimata karşı vicdanlarının direnciyle karşılaştılar da görevden aflarını talep ettiler? Eğer ortada bir günah veya hata var ise kamuoyunun bunları adli, idari, siyasi tartışmalarla bilmesi gerekir. Hayır, ortada bir yorgunluk ve bazı talimatlara direnememe hâli varsa da yine kamuoyunun bu tartışmaları bilmesi Türk demokrasisi açısından sağlıklı olacaktır. Acaba bu, bazı talimatları yerine getirememenin, bazı daha büyük günahları işleyememenin bir kaçış yolu mudur diye de düşünmüyor değiliz ama neticede şunu biliyoruz: Görevden almanın da af taleplerinin de gerçekleşeceği, millet iradesinin tecelli edeceği günler de mutlaka gelecektir.
Sayın Başkanım, bir buçuk yıldır İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının ve İstanbul yargı çevresinin operasyonları veya soruşturmaları veyahut da yargılamaları nedeniyle Türk siyasi hayatı âdeta büyük bir ambargo altında. Doğrusu, Sayın Başsavcının Bakanlık görevine atanmasıyla burada devam edegelen anlayışın Türkiye'deki bütün yargı çevrelerine de sirayet edip edemeyeceği noktasında çok derin ve haklı bir endişemiz vardır, bunu kamuoyunun dikkatine sunmak isteriz.
Tabii, Sayın Başsavcının İstanbul'dan ayrıldığı gün kent uzlaşısı dosyasından Mehmet Ali Çalışkan ve Ebru Özdemir ile Emrah Şahan'ın tahliyeleri bir ironi olarak kayda geçecek iken maalesef az önce gelen haber aynı tasın aynı hamamda aynı suyla yıkandığını göstermektedir; Ayşe Barım on iki yıl altı ay cezaya çarptırılmıştır. Bir yapımcının herhangi bir delil ortaya konulmadan böyle bir suçlamayla cezalandırılmış olmasının gerçekten bırakınız hukuk devletini kanun devletiyle dahi izahı ve tevili mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Cumhurbaşkanının bir keresinde açıkça ifade ettiği gibi, Türkiye, artık ne hukuk devletidir ne de kanun devleti; Türkiye, bir yargı devletidir ve maalesef bu yargı sistematiği de kanunla, hukukla, adaletle, vicdanla değil talimatla Türk siyasetini, Türk ekonomisini ve Türk sivil toplumunu enfekte etmektedir.
Sayın Başkanım, geçen hafta, Sayın Cumhurbaşkanının açıklamış olduğu kumar bağımlılığıyla topyekûn mücadele eylem planı kapsamında 3 kamu bankasının mobil şube ve internet bankacılığı sistemiyle artık bahis oyunlarına yol vermeyeceğine dair bir madde vardı. Bu, biraz, İsrail'le ticaret var mıydı yok muydu meselesine döndü çünkü önce İsrail'le hiç ticaret yapılmadığı ilan edildi, sonra bir tedbir paketi açıklandı, sonra daha geniş bir tedbir paketi açıklandı. Aslında atılan her adım muhalefetin tezlerini teyit eden bir delillendirmeye döndü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Ekmen, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Bu karar, kamu bankaları aracılığıyla yürütülen bahis ve kumar faaliyetinin açıkça ilanıdır. Peki, bir hizmet kamu bankaları aracılığıyla yürütüldüğünde kamu için bir zarar doğuruyorsa yani insanlar sanal bahis ve kumar cenderesine düşüyor, oradan iflasa, iflastan intihara giden bir yola giriyorsa özel bankalar niye bu hizmeti veriyor? Niçin kamu bankalarıyla sınırlı bir tedbir olarak bu yürürlüğe giriyor ve daha da ilerisi, niçin yasal bahis ve kumar sınırlandırılmıyor? Bakınız burada defalarca kez anlatıldı; bir maçın kaçıncı dakikasında kırmızı kart görüleceğinden kaçıncı dakikasında ilave uzatma verileceğine dair bahis oynatılıyor. Bütün bunlar bir Millî Piyango özelleştirilmesinden üretilen yüzlerce kumar ve bahis oyununun bir sonucudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Son kez Başkanım.
BAŞKAN - Sayın Ekmen, son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan defalarca kez ifade etti. Bir düğmeye basmakla bu ülkenin gençliğini kurtarabilirsiniz; yasal olsun olmasın bahis ve kumar illetini sona erdirebilirsiniz. Sizi bundan alıkoyan nedir? Eğer Demirören'i zengin ettirmek istiyorsanız Demirören buradan kazandığı parayla bari Ziraat Bankasına borcunu ödesin. O da milyarlarca lirayı geçti ve böyle bir borç ödeme de yok. Niçin gençlerimizin hayatı karartılıyor, neyin uğruna? Muhafazakâr ümmetçilik iddiasında bulunan, aileyi koruma iddiasında bulunan bir parti gündüz kuşağında olduğu gibi yasal kumar ve bahse göz yumuyor.
Sayın Başkanım, son notum Yolsuzluk Algı Endeksi'ne ilişkindi; bunu da gün içi maddeler üzerindeki değerlendirmelerde inşallah paylaşacağım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Ekmen.
İkinci söz İYİ Parti Grup Başkan Vekili ve Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez'e ait.
Sayın Çömez, buyurun.
30.- Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez’in, orta vadeli planda 2026 yılı için öngörülen özelleştirme rakamının 5 kat artırılmasına ve bu özelleştirmelerin neler olacağına, ayakkabı ve tekstil sektörünün içinde bulunduğu duruma, şehir hastanelerine ve özel hastanelere ödenen paraya, Siirt’teki bir özel hastaneye ilişkin açıklaması
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Saygıdeğer milletvekilleri, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Orta vadeli plana baktığımızda 2026 için önce 30 milyar liralık bir özelleştirme öngörüldü fakat ne olduysa bu rakam bir süre sonra tam 5 kat artırılarak 185 milyar liraya çıktı. Yani önümüzdeki yıl, 2026 içerisinde tam 185 milyar liralık bir özelleştirme yapılacak. Bu özelleştirmelerin neler olacağını bilmiyoruz fakat Amerikan gazetelerinden öğrendiğimiz kadarıyla bunlar otoyollar, köprüler olacak ve yaklaşık 4 milyar dolarlık bir özelleştirme gelirinden bahsediliyor. Tabii, Amerikan gazetelerindeki haberlere göre aracı firma da İngilizmiş. Çok seviyorsunuz İngilizleri, onlarla iş yapmayı da çok seviyorsunuz. Muhtemelen tahkim mahkemesi olarak da yine İngiliz mahkemelerini belirleyeceksiniz, bir de Kanadalı firma bulmuşsunuz. Yani bütün bu özelleştirme projesinin içerisine Amerikalıları, İngilizleri koymuşsunuz, Kanadalıları koymuşsunuz ama Türkiye'den kimse yok. Ha, biri var, onu da geçen gün öğrendik. İstanbul Büyükşehir Belediyesinden birisi çıktı, dedi ki: "Tabii ki satacağız." Şu hâle bakın Allah aşkına, ülkeyi peşkeş çekiyorsunuz, yüce Meclisten kimsenin haberi yok; Amerikalılardan, İngilizlerden, Kanadalılardan öğreniyoruz; Büyükşehir Belediye Başkanlığında görevli birisi kalkıp bize bu konuda bilgi veriyor, beyanat veriyor.
Peki, şimdi, ne kadar para alınacak? Bakın, alınacak olan para 4 milyar dolar civarında. Peki, siz sadece bu yılın ocak ayında ne kadar faiz ödediniz arkadaşlar? 453 milyar lira faiz ödediniz, bir daha söylüyorum, 453 milyar lira faiz ödediniz. Yani 7 tane otoyolu, 2 tane köprü ve bunların tamamı da sizin hani dediniz ya bir zamanlar "Toplu iğne bile yapamamıştı bunlar." diye, işte "Toplu iğne yapamadı." dediğiniz dönemde inşa edilmiş, hiçbiri sizin döneminizde yapılmamış bu otoyollar, köprüler ve buradan alınacak 4 milyar dolar para, yirmi beş yıllığına alacağınız bu para sadece sizin döneminizde yapılmış borcun on iki günlük faizine yetiyor. Allah aşkına, bu şekilde ekonomi yönetimi olur mu? Bu şekilde bu ülkeyi istikbale taşımanız mümkün olur mu? Tabii, ne var ne yoksa sattınız; yer altında, yer üstünde ne var ne yoksa hepsini peşkeş çektiniz. 15 bine yakın maden ruhsatı satmışsınız. Sizin döneminize gelinceye kadar 1.500'ün altındaydı yani 10 katını, cumhuriyet döneminde satılmış bütün madenlerin, verilmiş ruhsatların 10 katından fazlasını kendi döneminizde ne yazık ki peşkeş çektiniz. Bunlardan 10.500 kadarında ihale bile yapmadınız ve yandaşa "Gelin bakalım." dediniz, bu madenleri peşkeş çektiniz. Bu şartlar altında bu ülke ekonomisinin yürümesi mümkün değil. 3,5 trilyon dolar vergi topladınız, ne var ne yoksa sattınız, cumhuriyet döneminin bütün kazanımlarını 64,5 milyar dolara sattınız. Efendim, yer altında, yer üstünde bütün madenleri sattınız, gelecek garantili projelerle ülkenin istikbalini ipotek altına aldınız ve bu şartlar altında bu milletimiz açlık ve sefalette yaşamaya devam ediyor. Böyle bir tabloyu kabul etmiyoruz.
Elimde Karayolları Genel Müdürlüğünün tablosu var. Bu otoyollardan ve köprülerden 2026 yılında öngörülen gelir 27 milyar liranın üzerinde. Demek ki o kadar büyük bir ihtiyacınız var ki o kadar büyük bir darboğaza batmışsınız ki bu şartlar altında "Peşin tahsilat yapalım, üç beş günlük faizi ödeyelim." diye uğraşıyorsunuz. Tabii, bunu yaparken de yabancılara "Para gönderin bize. Yollayın bu paraları, bu sayede biz size yüksek faiz verelim, düşük kur verelim. Bu tabloda sizi zengin edelim, İngiliz tefeciyi zengin edelim, Amerikan tefeciyi zengin edelim ama Türk sanayici batsın, varsın olsun." diyorsunuz.
Geçtiğimiz günlerde ayakkabı sektörüyle ilgili bir çalışma yaptım. Geçen dönemde ayakkabıcılık sektöründe tam 300 bin kişi işini kaybetmiş arkadaşlar, bir daha söylüyorum, 300 bin kişi işini kaybetmiş ve 15.000 ayakkabıcılık yan sanayisinde çalışan fabrikaların veya işletmelerin yarıya yakını ya kapanmış ya kapasitesini büyük ölçüde azaltmış. Bakın, size rakamları göstereceğim. İşte, şunlar son beş yılın, 2021'den 2025'e son beş yılın ayakkabıcılık sektöründeki ihracat ve ithalat rakamları. 2021 ve 2022'de pozitif yani Türkiye'nin ihracat fazlası var ama 2023'ten itibaren 2024 ve 2025'te ayakkabı ihracatında büyük bir açık var, ayakkabı dış ticaretinde büyük bir açık var. Geçen yıl yani 2025 yılında Türkiye, koskoca ülke ayakkabıda 600 milyon dolarlık dış ticaret açığı vermiş. Tekstili hiç konuşmuyorum bile çünkü tekstilde olanı biteni biliyoruz, 400 binden fazla insan işini kaybetti, milyarlarca dolarlık işletme söküldü ve bunlar Mısır'a gitti, Doğu Avrupa ülkelerine gitti. Resmen bu ülkeyi batırıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yeri gelmişken sağlıktan örnek vereceğim. Bakın, sağlıkta ocak ayında şehir hastanelerine ödenen para 22 milyar lira, bir daha söylüyorum, 22 milyar lira; korkunç bir paradan bahsediyoruz. Geçen yıla göre ödenen parada tam yüzde 50'lik bir artış var ve iddiayla söylüyorum, bu yıl şehir hastanelerine 136 milyar liralık bir ödeme koydunuz. Önümüzdeki üç yıl içerisinde şehir hastanelerine ödenecek para 500 milyar lirayı geçecek, bir daha söylüyorum, 500 milyar lirayı geçecek. İşte, bundan dolayı yandaşları, 5'li çeteleri, eş dostu zengin etmek için ayırdığınız bütçeyi hakiki sağlık bütçesine ayıramadığınız için şu anda insanlar büyük ölçüde sağlık problemiyle karşı karşıyalar; birkaç cümle de ondan bahsedeceğim.
Peki, rant ve talan düzeni şehir hastanelerinde var, özel hastanelerde yok mu? Elbette var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Çömez, lütfen tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bakın, kurduğunuz özel hastane mekanizmasıyla 2023 yılında SGK'nin ödediği para 34 milyar lira, 2024 yılında 70 milyar lira, 2025 yılında SGK'nin özel hastanelere ödemiş olduğu para tam 100 milyar lira. Oturdum baktım bu özel hastanelere niye bu kadar çok para ödeniyor diye ve SGK'nin yapmış olduğu incelemelere baktım. Allah aşkına, elinizi vicdanınıza koyun ve benim yaptığım çalışmayı siz de yapın. SGK geçen yıl 100 milyon hasta bakmış özel hastanelerde, Türk vatandaşı bakmış özel hastanelerde, özel sağlık servislerinde. Peki, SGK bir inceleme yapmış mı? Evet, yapmış. Geçen yıl SGK 13.436 teftiş yapmış özel hastanelere; bunlarda 12.764 tane yolsuzluk bulmuş, soygun düzeni bulmuş, sahte fatura bulmuş. Böyle bir uygulama, böyle bir düzenin mümkün değil sürmesi, mümkün değil devam etmesi. Bakın, korkunç bir yolsuzluk mekanizması var. Özel hastaneler bünyesinde kurulmuş olan bu yolsuzluk mekanizmasına "Dur!" demezseniz, bir süre sonra bir tek kuruş...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitireceğim Sayın Başkanım, bir cümle...
BAŞKAN - Sayın Çömez, son kez uzatıyorum.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Son kez...
BAŞKAN - Buyurun.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ediyorum.
Elimde bir tane hastanenin örneği var, ısrarla cevap vermiyorsunuz, Siirt'teki Hayat Hastanesi. On milyonlarca liralık bir soygun var ve oradaki eş dost yoğun bakımda yatırılıyormuş gibi gösterilerek fatura edilmiş, SGK on milyonlarca lira dolandırılmış. Yani yapılan 13 bin civarındaki teftişten 12 bininde soygun varsa bizim oturup kara kara düşünmemiz lazım. Bu olduğu için de doktora para bulamıyorsunuz, ilaca para bulamıyorsunuz, proteze para bulamıyorsunuz, sağlık malzemelerine para bulamıyorsunuz.
Oturdum, protezlerle ilgili çalışma yaptım. Bundan on sene önce bir diz protezi için devlet 3.500 dolar ödüyordu, sonra 3 bine düşürdü, 2.500'e düşürdü, şu anda 500 dolar para veriyorsunuz diz protezine. Niye vatandaş bu çileyi çeksin? 500 dolarlık diz protezi alan vatandaş, kullanan vatandaş üç gün beş gün sonra yeniden hasta oluyor çünkü kaliteli şirketler Türkiye'yi terk etti. Çin'in, Hindistan'ın beş para etmez ürünlerini bu millete layık görüyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Allah aşkına kendinize gelin ve bu ülkeyi doğru düzgün yönetin diyorum, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Çömez, teşekkür ediyorum.
Diğer söz talebi, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili ve Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç'a ait.
Sayın Kılıç, buyurun.
31.- Nevşehir Milletvekili Filiz Kılıç’ın, Milliyetçi Hareket Partisinin 57’nci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle dün ve bugün tebriklerini ileten Grup Başkan Vekillerine, Cumhurbaşkanı kararnamesiyle atanan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e, PTT çatısı altında aynı görevi paylaştığı hâlde özlük hakları noktasında birbirinden çok farklı şartlarda çalışanlara, Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü’ne, hızır orucuna ilişkin açıklaması
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kıymetli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri takip eden aziz Türk milleti; Milliyetçi Hareket Partimizin 57'nci kuruluş yıl dönümü vesilesiyle dün ve bugün tebriklerini ileten Grup Başkan Vekillerimize hassaten teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanı kararnamesiyle atanan İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi'ye ve Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek'e de başarılar diliyorum; görevlerinin hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum.
Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; yüz seksen altı yıllık bir çınar olan PTT sadece bir kurum değil devletimizin en ücra köşedeki vatandaşına uzanan şefkat eli, millî haberleşmemizin ana omurgasıdır. Edirne'den Kars'a kadar her noktada hizmet veren bu yapı kâr hırsıyla değil tamamen kamu yararı ve hizmet aşkıyla ayakta durmaktadır ancak bugün PTT çatısı altında aynı görevi paylaştığı hâlde özlük hakları noktasında birbirinden çok farklı şartlarda çalışanlarımız mevcut. Meseleyi daha net anlatmak, somutlaştırmak gerekirse bir tarafta kurumun hafızasını temsil eden yılların tecrübesine sahip 399 sayılı KHK'ye tabi Sami Bey kardeşimiz, hemen yanında ise onunla aynı mesaiyi harcayan, aynı yükü omuzlayan idari hizmet sözleşmeli statüsündeki genç Ayşe Hanım kardeşimiz var. Aynı işi yapan, aynı sorumluluğu üstlenen bu 2 vatan evladı arasındaki statü uçurumu eşit işe eşit ücret ve hak ilkesine gölge düşürmekte, çalışma barışını da derinden yaralamaktadır. Bizler Cumhur İttifakı olarak devletin bekasını ve milletin huzurunu her şeyin üstünde tutuyoruz. Şuna yürekten inanıyoruz ki güçlü bir devlet ancak huzurlu çalışanlarla inşa edilir. Kamuda sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesi konusunda atılan o tarihî adımların PTT'deki idari hizmet sözleşmeli kardeşlerimiz için de atılacağına dair inancımız tamdır. Ayşe kardeşlerimizin geleceği güvence altına alınmalı, kadro hakları teslim edilmelidir. Diğer yandan, Sami Beylerin ise havuz hakkı ve mevcut kazanımları korunarak diğer kurumlara geçiş süreçleri hızlandırılmalıdır. PTT gibi stratejik bir kurumun yükü taşeron sistemine bırakılmamalı, bu yük devletin asıl evlatları ve asli kadroları eliyle taşınmalıdır.
Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; Türk kültürü ve medeniyeti kadını hiçbir zaman hayatın kıyısında bırakmamış, aksine onu hem ailenin sarsılmaz kalesi hem de toplumsal yükselişin lokomotifi olarak merkeze koymuştur. Bizlerin temel gayesi, kız çocuklarımızın eğitimden spora, siyasetten teknolojiye kadar her alanda lider ülke Türkiye idealine kendi damgalarını vurmalarıdır. Nevşehir'in ilk kadın milletvekili olma şerefine erişmiş bir kardeşiniz, bir akademisyen ama her şeyden önce bir anne olarak şunu ifade etmek isterim: Bu topraklarda Türk kadınının azmiyle aşamayacağı hiçbir set, devşiremeyeceği hiçbir engel yoktur. Bizler evlatlarımızın laboratuvarlarda, uzay araştırmalarında ve en karmaşık mühendislik projelerinde en ön saflarda yer alması için kapıları sonuna kadar açmaya, haklarını her kürsüde savunmaya kararlıyız. Zekâsı ve emeğiyle bilim dünyasına ışık tutan tüm kadınlarımızı gönülden kutluyorum. Nevşehir'den yaktığımız bu meşale tüm Türkiye'deki kız çocuklarımızın yolunu aydınlatsın. Uluslararası Bilimde Kadınlar ve Kız Çocukları Günü kutlu olsun.
Kıymetli milletvekilleri, değerli canlar; Alevi-Bektaşi canlarımızın tuttuğu oruçların Hak katında kabul, paylaştığı lokmaların ve ettiği duaların izzetidergâhta makbul olmasını Cenab-ı Allah'tan niyaz ediyorum. Hızır darda kalana el, yolda olana yoldaş, dertli olana derman olmanın adıdır. Bizim gönül coğrafyamızda Hızır birliğin harcı, dirliğin müjdesi ve bereketin sarsılmaz sembolüdür. "Hızır dokunsun lokmanıza." diyen diller aslında bu toprağın kadim kardeşliğine ve vatanımızın sarsılmaz bütünlüğüne dua etmektedir. Bizim ayrımız gayrımız yoktur; sazımız bir, sözümüz bir, özümüz birdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Kılıç, lütfen tamamlayın.
FİLİZ KILIÇ (Nevşehir) - Hızır orucuyla gönüllerini arıtan canların sıcaklığı Türk milletinin sarsılmaz kalesidir. Bu mübarek günlerin toplumsal huzurumuzun perçinlenmesine vesile olmasını, birliğimizi ve beraberliğimizi daim kılmasını diliyorum. Hızır yoldaşınız, Hak yardımcınız olsun.
Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Kılıç, teşekkür ediyorum.
Diğer söz talebi, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grup Başkan Vekili ve Muş Milletvekili Sezai Temelli'ye ait.
Sayın Temelli, buyurun.
32.- Muş Milletvekili Sezai Temelli’nin, Kabinede değişen 2 bakana ve yerlerine gelen bakanlara, işçi cinayetlerine, özelleştirilmesi gündeme gelen boğaz köprülerine ve otoyollara, Yolsuzluk Algısı Endeksi’ne ilişkin açıklaması
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Evet, Kabinede 2 Bakan değişti. Sayın Yerlikaya ve Sayın Tunç görevlerinden alındılar. Şimdi sorsak Sayın Yerlikaya'ya ve Tunç'a neden görevden alındınız diye, bir yanıt vereceklerini düşünmüyorum. Kimse de bilmiyor neden görevden alındıklarını. Eğer başarısız oldukları için alındılarsa bence hepsi alınmalıydı. Ben olsam Fidan ve Şimşek'ten başlardım. Dolayısıyla, bir başarıya göre değil kim bilir hangi hesapla görevden alındılar, açıkçası bilemiyoruz. Öyle bir durum yaşıyoruz ki şimdi bu bakanlar gitti fakat yerine gelenler, gerçekten var olan sorunları ortadan kaldırabilecek, adalet konusunda, İçişleri Bakanlığı konusunda önemli gelişmeler, önemli sorunları çözen adımları atacak Bakanlar mı olacak? Hayır, çok şüphemiz var, şüpheli olmakta da haklıyız. Örneğin, İçişleri Bakanı bu ülke tarihinin belki de en kritik adresi olan Erzurum Kongre Binası'nı yıkmaya kalkmış bir Bakan. Dolayısıyla, bu yeni Bakanın bu icraatı bile bizim şüphelerimizi fazlasıyla besleyen bir icraat.
Ona daha sonra geleceğiz çünkü Akın Gürlek'in bagajı o kadar dolu ki öncelikle mutlaka Akın Gürlek konuşulmalı, burada konuşulmalı çünkü biraz sonra gelip yemin edecekler. Fakat nasıl bir bagaj? Bakın, sevgili Selahattin Demirtaş'ı ve rahmetli Sırrı Süreyya Önder'i uydurma bir davayla yargılanıp ceza almalarına neden olup onları yasaklı hâle getirmek için aslında rol almış bir insan. Tam bu davadan tahliye olacakları gün Kobani kumpas davasını yaratan bir akıldan bahsediyoruz yani bir kumpas aklıyla hukuka yaklaşan, yargıya yaklaşan bir insandan bahsediyoruz. Bagaj o kadar dolu ki hatırlamakta yarar var. Dink davasının kararına imza atan, bu kararı hayata geçiren ve bu karar sayesinde de bu suçtan dolayı 28 sanığın hepsine beraat veren bir insandan bahsediyoruz ve Selçuk Kozağaçlı'nın tutuklanmasını sağlayan birisinden bahsediyoruz. Ki Selçuk Kozağaçlı bu ülkede gerçekten ortaya koymuş olduğu o avukatlık anlayışıyla hep yoksulun, mağdurun yanında oldu. İşte, Soma orada, Soma'da yitirilenlerin... Aslında oraya gidip konuştuğunuzda size anlatılacak Selçuk ile tutuklanmasını sağlayan o iddianamedeki Selçuk aslında bu anlayışı teşhir ediyor.
Barış akademisyenleri... Ne dedi barış akademisyenleri? "Bu suça ortak olmayacağız." dediler. Barıştan suç yaratmış bir insandan bahsediyoruz Adalet Bakanı olarak bugün karşımıza gelecek olan şahıs.
Bitmiyor, kent uzlaşısı... Kent uzlaşısını bir suç olarak topluma anlatmaya çalıştı. Oysa kent uzlaşısı demokraside çok çok önemli bir adımdı ve inanın İstanbul'dan daha yeni ayrıldı, İstanbul'a adalet esintileri geldi, kent uzlaşısında tahliye kararı verildi. Vay Ankara'nın hâline!
Evet, menajer Ayşe Barım... Bakın, bagajı açtıkça neler çıkıyor? Bir menajerden bu devleti yıkacak bir insan çıkardı. Bu devleti düşünün, bir menajer bu devleti yıkabilir demek ki, iddianamesi böyle, yaratmış olduğu tablo bu ve tabii, Sayın İmamoğlu'yla ilgili yapmış olduğu icraat, resmî belgede sahtecilik yani diploma davası yaratıyor. Bakın, daha yeni, Fransa'da Galatasaray Üniversitesi hocası hakkında verilen karar bile bu davaların ne kadar uydurma olduğunu bize gösteriyor. Dolayısıyla, şimdi, adalet konusunda çok ciddi sorunları olan bu ülke içinde bulunduğumuz dönemde çok önemli yasalara imza atacak, çok önemli yasalar burada görüşülecek. İşte "çözüm yasası" dediğimiz, "infaz yasası" dediğimiz yasa, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu... Şimdi, böyle bir Adalet Bakanı profiliyle biz önümüzdeki döneme nasıl bakalım? İşte, şüphelerimiz burada. Dolayısıyla neden Tunç gidiyor, neden Bakan değişiyor, bunun yanıtını vermek zorundayız; bunun yanıtını veremediğimiz sürece aslında burada bu güvensizlik, bu şüpheler devam edecek. Biz güvenmiyoruz, şüphe duymaya devam edeceğiz çünkü bugüne kadar ortaya koymuş olduğu icraatları bunun delilini yeterince ortaya koyuyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; adaletsizlik her yeri o kadar kaplamış ki dolayısıyla bu konuda yapılmış icraatlar ülkedeki adaletsizliklerin önüne geçmiyor, derinleştiriyor. Ocak ayında bu ülkede işçi cinayetleri rekor kırdı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Temelli, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - "Tamamlayın." derken... İlk defa açtınız.
İşçi cinayetlerini burada her seferinde dile getirdik, "Bununla ilgili önlemler alınmalı, bununla ilgili yasa hayata geçirilmeli." dedik. Bırakın yasayı hayata geçirmeyi, sendikal haklar kısıtlandıkça, işçi cinayetlerinin önünü açacak her türlü uygulamaya yol verildikçe ocak ayında maalesef 146 işçi katledildi; bunların 2'si çocuk, 6'sı kadın ve ilginç bir istatistik daha, ölenlerin neredeyse tamamı sendikasız. Dolayısıyla işçi cinayetlerinin bu kadar yüksek olduğu bir ülkede adaletten, toplumsal barıştan bahsetmek mümkün değil.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ekonomide de çok ciddi bir adaletsizlik var, şiddet var ama uygulamalar sürekli adaletsizliği derinleştiriyor. Bakın, boğaz köprüsü ve otoyolların özelleştirilmesi gündeme geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Temelli, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Buradan beklenen gelir 185 milyar. Bu 185 milyar, aslında, kamu-özel iş birliği çerçevesinde bir yılda yapılacak ödemelere karşılık geliyor. Bu özelleştirme konusunda bugüne kadar 65 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız. 65 milyar dolarlık özelleştirme karşılığında bu ülkenin ekonomisinde hiçbir iyileşme olmadı; işte, işçi cinayetleri; işte işsizlik; işte, yoksulluk; işte, emekli maaşları. Dolayısıyla özelleştirmeden gelen 1 birime karşılık ekonomide kaybedilen o kadar çok şey var ki. Demek ki bu yanlış bir yöntem, neden bunda ısrar ediyorsunuz? Çünkü Şimşek sizi aldatıyor, Şimşek'in ekonomi politikası budur. Bu ekonomi politikalarıyla aslında gidilecek yol yoktur. Özelleştirme çok büyük bir toplumsal maliyet yaratır fakat siz ısrarla bu politikalarda yani neoliberal politikalarda ısrar ediyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son kez uzatıyorum, lütfen tamamlayın.
SEZAİ TEMELLİ (Muş) - Bu ısrarın sonucu işte yoksulluktur, işte derin ekonomik krizdir. Bu krizden çıkmanın yolu, her şeyden önce, bu politikalardan yani neoliberal politikalardan ayrılmakla başlar ama bunu yapacak bir iradenin olduğunu düşünmüyoruz çünkü bu politikalarla o kadar barışıksınız ki âdeta neoliberal ekonomi politikalarının şampiyonusunuz.
Bunun bir ölçüsü daha var, Yolsuzluk Endeksi. Yolsuzluk Endeksi'nde dünyada 124'üncü sıradayız maalesef. Bir şey hatırlatarak bitirmek istiyorum: İktidara gelirken 3Y'yle mücadele için gelmiştiniz; yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar; 3'ünde de rekor üstüne rekor kırıyorsunuz. Yolsuzlukta da bugün dünyada Cibuti'yle beraber 124'üncü sıradasınız.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Temelli.
Şimdi, diğer söz talebi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili ve Ankara Milletvekili Murat Emir'e ait.
Sayın Emir, buyurun.
33.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Cumhurbaşkanının deprem bölgesiyle ilgili verdiği sözlere ve Cumhuriyet Halk Partili belediyelere, kent uzlaşısı davasında bugün gelen tahliyelere, Akın Gürlek’in hazırladığı iddianamelere ve Furkan Torlak’a ilişkin açıklaması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Sayın Cumhurbaşkanı deprem bölgesindeki çaresizliğin, devletin zamanında el uzatamayışının, vatandaşlarımızın, depremzedelerin hâlâ konutlarına geçemeyişinin üzerini örtmek için durup durup Cumhuriyet Halk Partisine saldırmayı tercih ediyor, Cumhuriyet Halk Partisi belediyeleri ile kendini kıyaslıyor. Aslında biz bundan memnunuz, bu kıyasa varız çünkü Cumhuriyet Halk Partili belediyeler depremin ilk anından itibaren ellerini uzattılar, oradalar ve vatandaşın her türlü sorununu çözdüler, çözmeye devam ediyorlar ancak siz siyasi iktidarsınız, siz yirmi üç yılda 3 trilyon dolar vergi topladınız, 65 milyar dolarlık özelleştirme yaptınız, sadece 46 milyar dolar deprem vergisi topladınız, deprem vergisi; depreme karşı dayanıklı kentler yapmak üzere 46 milyar dolar topladınız ama sözünüzün hiçbiri tutmadınız.
Ne demişti Sayın Cumhurbaşkanı? "İlk bir yılda 350 bin konut, hiç kimse dışarıda kalmayacak." demişti. Oldu mu? Tutabildiniz mi sözünüzü? Hayır. Üç yıl sonra 450 bin anahtar verildi; konut verilmedi, mesken verilmedi, 450 bin anahtar verildi. O anahtarı alan vatandaşlar konutlarını aradılar, bulamıyorlar; konutunu bulanlar içeri giriyorlar, birçok eksiği var, taşınılacak durumda değil. Sizin varsa cesaretiniz gidin, konteynerleri gezin, o çamurlu sahaları gezin; ayağınız bir çamura değsin, ondan sonra "Deprem bölgesini ihya ettik." deyin.
Siz Cumhuriyet Halk Partili belediyeleri bir taraftan silkeleyeceksiniz, bir taraftan yargı darbesi yapacaksınız, öbür taraftan da koskoca Türkiye Cumhuriyeti'yle kıyaslayacaksınız; bu olmaz arkadaşlar, bu olmaz.
Bakın, bugün kent uzlaşısı davasında tahliyeler geldi. Buna sevinmeli miyiz? Öyle bir yerdeyiz ki seviniyoruz. Peki, bu arkadaşlarımız bir yıla yakındır niye tutuklular? Niye tutuklular biliyor musunuz; duymayanlar için söylüyorum, iddianameden söylüyorum: "Kürt vatandaşlar seçilme olasılığı olmaksızın kent uzlaşısıyla seçilmese de belediye meclisinde belli bir denge sağlayarak kararlara etki edebilme gücünü elde etmişlerdir." diyor, bunu suç sayıyor. Bunu suç sayan kim? Akın Gürlek; birazdan gelecek, burada yemin edecek, Adalet Bakanı olacak, Türkiye'ye adalet dağıtacak kişi. Türkiye'de sizin iktidarınızda Kürt vatandaşlarla uzlaşmak, Türkiye ittifakı yapmak, İstanbul'da, Şişli'de belediye meclisi üyeliğine taşımak suç sayıldı ve bu suç sayıldığı için de arkadaşlarımız aylardır demir parmaklıklar arkasında. Şimdi, bugün tahliye edildiler, sekiz aydır cezaevindeler. Emrah Şahan, bizim Şişli Belediye Başkanımız, baktılar ki tahliye olacak, Şişli'yi geri vermek lazım; alelacele bir iftiracı bulundu, İBB soruşturmasının peşine takıldı ve yedek dava açıldı, yedek dava. Sebebi de o hapiste kalsın ve Şişli'deki kayyumu değiştirmek zorunda kalmasın diye yani Şişli'ye çökmeye devam etmek için bunu bile yaptınız. İşte, bunu yapanlar gelecekler, burada "bağımsız yargı" diyecekler, "adalet" diyecekler, "hukuk devleti" diyecekler, "Bize güvenin." diyecekler; bakanlık yapacaklar, yemin edecekler, bu Meclise gelip bütçe isteyecekler. Biz bunu kabul etmiyoruz, biz bunu kabul etmeyeceğiz; bunu da böyle bilin.
Ayşe Barım'dan, on iki yıl sonra darbeci çıkaran bir akıl var Ayşe Barım'dan ve bugün ceza aldı Ayşe Barım. Suçu ne? "Hükûmeti etkisiz kılmak, görevden almak için darbe teşebbüsü." Ya, buna kargalar bile güler! İşte, bu iddianameleri yazan siyasi darbeciyi bugün Bakan yapıyorsunuz. Aynı şekilde, Ekrem İmamoğlu için bir casusluk davası açıldı, hatırlayın. Suçları söylüyorum size: "Cumhuriyet Halk Partisini ele geçirmek, iktidara gelmek istemek, Cumhurbaşkanlığı adaylığını tasarlamak." Evet, biz bunu yapıyoruz, haberiniz olsun; Sayın Ekrem İmamoğlu Cumhurbaşkanı olacak, haberiniz olsun; biz bunun için her türlü çalışmayı yapıyoruz, haberiniz olsun; bu darbecilikse darbeciyiz, haberiniz olsun; aklınızdan çıkarmayın, gece uykularınıza girsin! (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, Akın Gürlek'in hazırladığı bütün iddianamelerin içi bomboş, deliller çöp değerinde. Eninde sonunda ortaya çıkacak bunlar ama ağır bedeller ödüyoruz, demokrasimiz adına ağır bedeller ödüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkanım, toparlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Emir, lütfen tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Tamam.
Varsa cesaretiniz tutuksuz yargılayın. Hani, tutukluluk istisnadır, aslolan tutuksuz yargılamadır? Üstelik bu kişiler seçilmiş belediye başkanları. Siz bu kişileri tutuklayınca sadece onları, ailelerini cezalandırmış olmuyorsunuz, onlara oy veren milyonları da cezalandırmış oluyorsunuz, darbe yapmış oluyorsunuz, millî iradeyi ayaklar altına almış oluyorsunuz. İşte, bu yüzden biz sizin tutuklu yargılamalarınızı protesto ediyoruz ve boyun eğmiyoruz, eğmeyeceğiz de.
Bakın, yeni Bakanınızın bir marifetini şimdiden söyleyeyim: Gelmiş, yanında bir kişi var. Bakın, yanında bir kişiyle gelmiş -görsün herkes, kameralar da görsün- yanında birisi var, danışman. Kim biliyor musunuz? Furkan Torlak; parlak gazeteciniz! Daha geçenlerde uyuşturucu soruşturmasında adı geçti, Dezenformasyonla Mücadele Merkezindeki görevinden istifa etti yani Akın Gürlek bir taraftan uyuşturucu soruşturması yürütüyor...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Emir, lütfen tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - ...birilerini tutukluyor, birilerini de yanında İstanbul'dan Ankara'ya danışman diye getiriyor. Hayırlı olsun(!) Böyle gruba böyle Bakan, hayırlı olsun(!) (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Emir, teşekkür ediyorum.
Diğer söz talebi Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül'e ait.
Sayın Gül, buyurun.
34.- Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül’ün, Cumhuriyet Halk Partisi 4’üncü Genel Başkanı Deniz Baykal’ın vefat yıl dönümüne, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı olarak atanan Mustafa Çiftçi’ye ve eski İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya ile eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a, Cumhurbaşkanının Kabine değişikliği yapma yetkisine, “terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” sürecine, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine, başörtüsü konusuna ve yeni anayasaya ilişkin açıklaması
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Çok değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi 4'üncü Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal'ın vefat yıl dönümü. Ben merhum Deniz Baykal'ı, Türk siyasetinin duayen isimlerinden ve duruşu itibarıyla da tüm kesimlerin takdir ettiği Cumhuriyet Halk Partisinin 4'üncü Genel Başkanını rahmetle yad ediyorum, mekânı cennet olsun.
Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Adalet Bakanı olarak atanan Sayın Akın Gürlek'i ve İçişleri Bakanı olarak atanan Sayın Mustafa Çiftçi'yi tebrik ediyorum ve yine, bugüne kadar yapmış oldukları özverili ve gayretli çalışmaları, hizmetleri için İçişleri Bakanımız Sayın Ali Yerlikaya'ya, Adalet Bakanımız Sayın Yılmaz Tunç'a AK PARTİ Grubumuz adına çok teşekkür ediyoruz.
Tabii, burada, bu değişiklikler, Hükûmet ve Kabinedeki değişiklikler milletimizin helal oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa'dan kaynaklanan bir yetkisidir, her zaman bu konularla ilgili takdirler yapılabilir. Millete karşı sorumluluğunu her zaman yerine getirmiş, sandıkta da her zaman hesabını vermiş bir Cumhurbaşkanımız var dolayısıyla milletten almış olduğu bu yetkiyi kullandı diye bu anlamda yapılan eleştirileri, bu konuda yapılan değerlendirmeleri kabul etmiyoruz. Biz milletten başka hiçbir yere, hiçbir merciye hesap vermeyiz, milletten aldığımız yetkiyi de haklarımızı da sonunu kadar kullanırız.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; "terörsüz Türkiye" ve "terörsüz bölge" süreci çok güçlü bir şekilde devam ediyor. Özellikle, Sayın Cumhurbaşkanımızın Suriye politikasının başından itibaren ne kadar rasyonel olduğunu, ne kadar insani olduğunu, ne kadar merhamet esaslı olduğunu bütün dünya yakından gördü. Orada milyonun üzerinde Suriyeli kardeşimiz zulme uğrarken Türkiye, Cumhurbaşkanımız her zaman onların yanında oldu ve her zaman da haklı davalarını savundu. Burada hiçbir ayrım yapmadık, kapılarımızı tüm mazlumlara açtık, Türkiye bir ana kucağı gibi şefkat elini her zaman onların üzerinde tuttu, milletimiz de bu anlamda ev sahipliği yaptı.
Bizim temel yaklaşımımız Suriye'nin bütünlüğüdür, Suriye'nin istikrarıdır. Suriye'nin güçlü olması ve istikrarı ülkemiz için, bölge için çok önemlidir. Bizim oradaki Kürtlerle de aramıza bir sınır koyamayacaklarını... Kürtlerle aramıza hiçbir sınır giremez, Kürtler bizim kardeşimizdir, onların da yanında olduk. Bakın, insani yardım anlamında Cumhurbaşkanımızın talimatıyla derhâl AFAD'ımız, Kızılayımız tüm yardımları götürdü, yine bugün hâlâ Kobani'ye insani yardımlar devam ediyor.
NEVROZ UYSAL ASLAN (Şırnak) - Kime verdi, kime? Onları ablukaya alan güçlere, savaşan güçlere, asıl yardıma muhtaçlara değil!
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Dolayısıyla, tüm mazlumların, tüm kardeşlerimizin hep yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz.
Özellikle, Meclisimizde kurulan Komisyon da büyük bir mutabakatla çalışmalarını sürdürüyor. İnanıyorum ki Türkiye'nin hem kendi içinde iç cephesini güçlendireceği hem de bölgenin terörsüz olacağı, istikrara kavuşacağı bir yapıyı hep beraber kuracağız ve inşallah, Türkiye çok güçlü, değerli adımlarını atmış olacak.
Az önce Cumhuriyet Halk Partisindeki değerli arkadaşımız söyledi, deprem konusunda Cumhurbaşkanımızın CHP'ye yüklendiğini. CHP depremle ilgili... Bakın, bütün milletimiz depremde CHP belediyelerinin neler yaptığını çok iyi biliyor. Geçtiğimiz gün neler yaptığını milletimizle paylaştı Cumhuriyet Halk Partisi; 110 çöp konteyneri, 1 minibüs, 50 çöp konteyneri, cami temizleme aracı, dijital dershane projesi ve pikap desteği. Değerli arkadaşlar, 455 bin konut yapılmış, milletimizin yanında olunmuş. Bakın, Bursa Büyükşehir Antakya Ulu Camisi'nin tadilatını yapacaktı, yıkılmış caminin; seçimi kaybettik, Cumhuriyet Halk Partisi kazandı ve bir daha o cami inşaatına hiç dokunulmadı. Dolayısıyla, bugün de Cumhurbaşkanımız açıkladı, biz milletimizin yanında olmaya devam ediyoruz, milletimiz bu gerçekleri çok iyi biliyor. Bugün de açıkladı Cumhurbaşkanımız, konutların bedelinin yüzde 65'ini devletimiz ödeyecek, kalan kısımlarla ilgili de on sekiz yıl faizsiz bir şekilde milletimiz kendi evlerinde oturabilecek. Biz her zaman, deprem bölgesi başta olmak üzere, milletimizin yanında olmaya devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gül, lütfen tamamlayın.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bugün grubumuzda Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanımız buradaydı ve tüm kadınları da yaşmaklarıyla, başörtüleriyle beraber ağırladık. Tüm Türkiye'de bu nefret söylemine karşı tüm partilerin ortaklaşması çok kıymetli, öncelikle onu ifade etmek gerekir ama burada şu da bir gerçek: Bugün AK PARTİ'nin ortaya koymuş olduğu özgürlük çerçevesinde başörtüsüne yönelik gerek ikincil mevzuatlarla gerekse idari kararlarla başörtüsü konusunda olumlu gelişmeler olmakla beraber, bu hususun Anayasa'da teminat altına alınması da siyasi tarihimizde hepimizin önündeki bir ödevdir. O yüzden, yeni anayasayı, özgürlükleri, başı açık olanı, başı örtülü olanı anayasal güvence altına alacak bir düzenleme şarttır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Gül, lütfen tamamlayın.
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Bu da bize, Türkiye'de yeni anayasa ödevinin, yeni anayasa ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu, ne kadar acil olduğunu göstermektedir. Gelin, yeni anayasayı hep beraber yapalım, özgürlükleri geliştirelim. Bu anlamda, demokrasiyi daha da geliştiren, daha demokratik, sivil, özgürlükçü bir anayasayı hep beraber yapmamızın zarureti bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Ben tekrar, Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Gül, teşekkür ediyorum.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun.
35.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül’ün yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Gül'ü zannediyorum danışmanları yanıltmış; o bahsettiğiniz, saydığınız yardımlar sadece Malatya'nın Dilek Mahallesi'nde yapılanlar, orada konuşulduğu için orada yapılanlar ama ben size bir kez daha rakamları vereyim, Genel Kurulun da dikkatine sunmuş olalım: Bakın, 9.638 araçla, 7.200 tırla, 4 uçakla, 6 gemiyle lojistik sağlandı; 28.521 belediye personeli çalıştı, hâlâ çalışıyor, 155 mobil mutfak kuruldu, 18 mobil fırın kuruldu. Hem Hatay'da hem Kahramanmaraş'ta cami yapıldı, bir gün inşallah hep birlikte gideriz, o camileri de birlikte ziyaret ederiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
IV.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
A) Çeşitli İşler (Devam)
3.- Başkanlıkça, Genel Kurulu ziyaret eden Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden bazı öğrenciler ile Bayburt’tan gelen bazı vatandaşlara “Hoş geldiniz.” denilmesi
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesinden bazı öğrenciler ile Bayburt'tan bazı hemşehrilerimiz locadan Genel Kurulumuzu izliyorlar; hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:15.37
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.11
BAŞKAN: Başkan Vekili Bekir BOZDAĞ
KÂTİP ÜYELER: İshak ŞAN (Adıyaman), İbrahim YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar)
----- 0 -----
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Şimdi gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup bilgilerinize sunacağım.
Şimdi tezkereyi okutuyorum:
B) Tezkereler
1.- Cumhurbaşkanlığının, 11/2/2026 tarihli ve 33165 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 10/2/2026 tarihli ve 2026/51 sayılı Karar’la Adalet Bakanlığına Akın Gürlek’in ve İçişleri Bakanlığına Mustafa Çiftçi’nin atandığına, atanan Bakanların Anayasa’nın 106’ncı maddesi, 19/1/2012 tarihli ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 21’inci maddesinin (3)’üncü fıkrası ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü’nün 3’üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 11/2/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içeceklerine ilişkin tezkeresi (3/1328)
11/2/2026
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
11/2/2026 tarihli ve 33165 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 10/2/2026 tarihli ve 2026/51 sayılı Karar'la Adalet Bakanlığına Akın Gürlek ve İçişleri Bakanlığına Mustafa Çiftçi atanmıştır. Atanan Bakanlar, Anayasa’nın 106'ncı maddesi, 19/1/2012 tarihli ve 6271 sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu'nun 21'inci maddesinin (3)'üncü fıkrası ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü'nün 3'üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince 11/2/2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içeceklerdir.
Bilgilerinize sunarım.
|
| Recep Tayyip Erdoğan |
|
| Cumhurbaşkanı |
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, söz talebim var.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, bilgilerinize sunulmuştur. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, Anayasa’nın 106'ncı maddesi gereğince Bakanların Anayasa’nın 81'inci maddesinde yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde ant içmesi gerekmektedir.
Sayın Bakanları Genel Kurul Salonu'na davet ediyorum. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
MURAT EMİR (Ankara) - Söz talebim var Sayın Başkan, yerimden söz talebim var.
BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
36.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek’e ve Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın tutumuna ilişkin açıklaması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, Adalet Bakanı olarak atanan Akın Gürlek'in Adalet Bakanlığı Anayasa'ya aykırıdır. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Kendisi İstanbul'da yargıyı siyasallaştırmıştır, hâlen İstanbul Başsavcılığı görevi devam etmektedir. Başsavcılık görevi yapan birinin siyasi bir makama atanması Anayasa'ya aykırıdır. Kendisi, siyasi amaçlarla yargıyı kullanarak Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere bizim seçilmiş belediye başkanlarımızı çöpten iddianamelerle delilsiz bir şekilde cezaevine koyarak, tutuklayarak hukuku katletmiştir. Böyle bir kişinin; Anayasa tanımayan, her kararında Anayasa'ya aykırı işlem yapan, yasalara uymayan birisinin hem de Anayasa'ya aykırı bir biçimde burada Anayasa'yı gerekçe göstererek yemin etmesi mümkün değildir, doğru değildir. Sizi, bu tutumunuzdan dolayı eleştiriyoruz ve bu kararınızdan geri dönmeye çağırıyoruz Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Gül, buyurun.
37.- Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül’ün, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Başkanım, bugün, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Anayasa'daki yetkiyi kullanarak yapmış olduğu bir tasarruf vardır ve Anayasa hükmü açıktır, İç Tüzük hükmü açıktır; atanan, seçilen bakanların Meclis huzurunda, millet huzurunda yemin etmesi gerekmektedir. Bu yetkiyi bize milletimiz vermiştir yüzde 53 oy alarak. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Murat Bey "Bu yetkiyi nereden aldınız?" diyor. Bu yetkiyi Anayasa'dan alıyoruz; bu yetkiyi milletin vermiş olduğu helal oylarıyla alan Recep Tayyip Erdoğan'ın, milletin iradesinden alıyoruz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin konuşması
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Anayasa’nın 106'ncı maddesinin dördüncü fıkrası "Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Cumhurbaşkanı tarafından atanır ve görevden alınır. Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, 81 inci maddede yazılı şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde andiçerler. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri Cumhurbaşkanı yardımcısı veya bakan olarak atanırlarsa üyelikleri sona erer." hükmünü amirdir. Ayrıca, yine, İç Tüzük'ün 3'üncü maddesinin son fıkrasına göre, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar atandıkları tarihten sonra yapılan ilk birleşimde yemin ederler.
Anayasa’nın ve İç Tüzük'ün amir hükümleri tartışma dışındadır. Çok net; Cumhurbaşkanı, Anayasa’nın 106'ncı maddesinde verilen yetkisini kullanmıştır ve Sayın Bakanlar, şu an itibarıyla, yemin etmeseler de Anayasa ve hukukumuz çerçevesinde atanmış ve görevine başlamış bakanlardır. Şu anda yapılan usul işlemi bunun tamamlayıcısı, teyit edicisi mahiyetindedir yoksa buradaki yemin, bakanların bakanlığa atamasını sağlayan bir irade değil bu iradenin doğal sonucudur, atanmanın doğal sonucudur. Cumhurbaşkanımız atamış, Resmî Gazete'de yayımlanmış ve atamasının da nasıl yapıldığı tezkereyle Meclise bildirilmiş.
Şimdi, bu tezkerenin gereği hem Anayasa’nın 106'ncı maddesi hem de İç Tüzük'ün...
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Can Atalay'da niye uygulamadınız Anayasa'yı, Can Atalay'da?
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...
MEHMET TAHTASIZ (Çorum) - Can Atalay'da niye uygulamadınız Anayasa'yı?
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - ...3'üncü maddesinin son fıkrası gereği Sayın Bakanların Meclis Genel Kurulunda, siz çok saygın milletvekilleri huzurunda ve milletimizin de şehadetinde yemin etmeleri Anayasa ve İç Tüzük gereği bir zorunluluktur; Divanın bu konuda takdir hakkı yoktur. Elbette eleştirileriniz olacaktır; bu, demokrasimizin zaten olmazsa olmaz bir parçasıdır; buna da saygı duyuyorum.
O yüzden, benim tutumum Anayasa ve İç Tüzük'e aynen uygun ve onlara itaat eden bir tutumdur; onları uygulama iradesini yansıtan bir tutumdur. Tutumumda herhangi bir haksızlık ve hukuksuzluk söz konusu değildir.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun.
V.- AÇIKLAMALAR (Devam)
38.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, Anayasa'mıza göre, Anayasa'mız uyarınca hâkimler ve savcılar görevlerinden istifa etmedikleri sürece siyaset yapamazlar, siyasi bir göreve atanamazlar.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) - Anayasa'yı değiştireli çok oldu Sayın Emir.
MURAT EMİR (Ankara) - Adalet Bakanlığı siyasi bir görev olduğuna göre şu hâliyle kendisinin başsavcılık görevinin devam edip etmediği konusunda tereddüt vardır; görevden alındığıyla ilgili veya istifa ettiğiyle ilgili bizde bir malumat yoktur. Bu nedenle, usul tartışması açarak tutumunuzu Genel Kurulun tartışmasını talep ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Böyle bir şey olamaz.
Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Gül, buyurun.
39.- Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül’ün, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ABDULHAMİT GÜL (Gaziantep) - Sayın Başkanım, şu anda, bugünkü gündemin "Başkanlığın Genel Kurula Sunuşları" bölümündeyiz; dolayısıyla kanun ya da diğer oturumlar değil. Şu aşamada, gelen tezkerenin oylanmasından, Genel Kurulun iradesine sunulmasından başka yapılabilecek -usul tartışması dâhil- başkaca hiçbir usul, hiçbir yöntem yoktur. Dolayısıyla bu anlamda sizin takdir hakkınız bile yoktur, buradan yemin merasimine geçilmesini talep ediyoruz.
Ayrıca, Resmî Gazete'de yayımlanınca, yayımı itibarıyla yargı sınıfından, yargı hizmetleri sınıfından farklı bir şekilde yeni bir hukuki durum ortaya çıkmaktadır. Bu konuda anayasal hiçbir tereddüt yoktur. CHP'de tereddüt olması normaldir, her zaman Anayasa'ya da bu konulara da tereddütlü bakmışlardır; şaşırmadım. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar, CHP sıralarından gürültüler)
MURAT EMİR (Ankara) - Anayasa'ya uymayan sizsiniz.
(AK PARTİ ve CHP sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
BAŞKAN - Evet, bir izin verin.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun.
40.- Ankara Milletvekili Murat Emir’in, Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Divana ilişkin açıklaması
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, somut durumda Adalet Bakanı olarak atanan kişinin defalarca Anayasa Mahkemesi kararlarına uymadığını...
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) - O senin fikrin.
ÖMER İLERİ (Ankara) - O senin görüşün, o senin yorumun.
MURAT EMİR (Ankara) - ...ve yasa tanımadığını gayet iyi biliyoruz. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ancak bu Genel Kurul Salonu'nda bugün Anayasa çiğnenerek bu kişinin yemin etmesi mümkün değildir. Bunun Cumhurbaşkanlığı tezkeresiyle gelmiş olup olmaması Anayasa'nın çiğnenmesine göz yummamız sonucunu doğurmaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Emir, lütfen tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Anayasa 76 son derece açık, son fıkra "Hâkimler ve savcılar" diye başlıyor, sayıyor, diyor ki: "...görevlerinden çekilmedikçe, aday olamazlar ve milletvekili seçilemezler." (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RUKEN KİLERCİ (Ağrı) - Aday değil, seçim mi bu ya!
MURAT EMİR (Ankara) - Yani siyaset yapamazlar. Şimdi, bakın, bakanlar Anayasa'da milletvekili gibi korunuyorlar. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Şimdi, bu kişiye yemin ettirip dokunulmazlık zırhı vermeye kalkıyorsunuz.
RUKEN KİLERCİ (Ağrı) - Sen okuduğunu anlamıyorsun ki!
MURAT EMİR (Ankara) - Milletvekili gibi korunacağına göre milletvekili gibi seçilmesi lazım. Daha dün gece başsavcı, bu gece gelip de burada Adalet Bakanlığı yemini edemez...
BÜŞRA PAKER (İstanbul) - Sana ne ya!
MURAT EMİR (Ankara) - ...ederse Anayasa çiğnenmiş olur, bunu söylüyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Evet, Sayın Emir...
EYYÜP KADİR İNAN (İzmir) - Sayın Başkan, yemine geçelim.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, Sayın Başkan, bir konu daha var; Divanda 3 AKP'li oturuyor, o yanlışı da düzeltin lütfen.
VI.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Bekir Bozdağ’ın, Ankara Milletvekili Murat Emir’in yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin tekraren konuşması
BAŞKAN - Sayın Emir, şimdi bu konuda Anayasa'da çok açık, özel bir hüküm vardır. Cumhurbaşkanının bu özel hükmü uyguladığı ve yetkisini kullandığı an onların diğer görevleriyle ilişkileri doğal olarak sona erer, atamayla bu bitmiştir; o yüzden burada bir tartışma yoktur.
Divana gelince Divanda
Sayın Nermin Yıldırım Kara, Divan Kâtibimiz, bizatihi şahsıma gelerek bir mazereti nedeniyle Divanda bulunamayacağını ve kendi yerine İshak Şan Bey'in Divanda oturacağını bana bildirdiler. Ben, kendilerinin bu bildirimini ve ricasını kabul ettim. Burada Sayın Kâtip Üyemizin iradesine aykırı bir durum yoktur.
Benim ve Başkanlık Divanının tutumunda da Anayasa ve İç Tüzük'e aykırı bir durum olmadığından herhangi bir usul tartışmasına gerek duymadığımı burada ifade ediyor...
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan... Sayın Başkan...
BAŞKAN - ...şimdi, ilk olarak Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'i ant içmeye çağırıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Yok, yok!
(AK PARTİ ve CHP milletvekilinin kürsüye doğru yürümeleri, karşılıklı laf atmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Gürlek... Sayın Gürlek... Sayın Gürlek...
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, itişmeler, gürültüler)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri... Değerli milletvekilleri... Değerli milletvekilleri; lütfen kürsünün etrafından ayrılalım.
Sayın Bakanın yemin etmesi için kürsüyü hazır hâle getirelim.
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, itişmeler, gürültüler)
HASAN ÇİLEZ (Amasya) - Kürsü işgali yok, herkes yerine!
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Siz geçin yerinize!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Herkes yerine geçsin o zaman!
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri... Değerli milletvekilleri...
Sayın Gürlek... Sayın Gürlek... Sayın Gürlek...
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, itişmeler, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Gürlek... Sayın Gürlek...
Çağırın gelsin, yemin etsin.
Sayın Gürlek... Sayın Akın Gürlek... Sayın Bakanım, lütfen buyurun kürsüye, yemininizi yapın.
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, itişmeler, gürültüler)
BAŞKAN - Lütfen, evet açın orayı, açın.
Sayın Gürlek, lütfen buyurun.
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, itişmeler, yumruklaşmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Evet, birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:16.25
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.31
BAŞKAN: Başkan Vekili Bekir BOZDAĞ
KÂTİP ÜYELER: İshak ŞAN (Adıyaman), İbrahim YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar)
----- 0 -----
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
(AK PARTİ ve CHP milletvekillerinin kürsü önünde toplanmaları)
VII.- ANT İÇME
1.- Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ant içmesi
BAŞKAN - Şimdi Anayasa’nın 106'ncı maddesi gereğince ant içmek üzere Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek'i kürsüye davet ediyorum.
(AK PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında kürsü önünde karşılıklı laf atmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Bakan, buyurun.
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Alkışı bırakın, yemin duyulsun.
(Adalet Bakanı Akın Gürlek ant içmeye başladı)
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
(Adalet Bakanı Akın Gürlek ant içmeye devam etti)
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın Bakan, hayırlı olsun.
Adalet Bakanımıza görevinde başarılar diliyoruz.
2.- İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin ant içmesi
BAŞKAN - Şimdi, İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi'yi ant içmek üzere kürsüye davet ediyorum.
Sayın Çiftçi, buyurun.
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
(İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ant içmeye başladı)
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
(İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ant içmeye devam etti)
(AK PARTİ milletvekilleri tarafından "Bravo" sesleri, sürekli alkışlar; CHP milletvekilleri tarafından "Yuh!" sesleri, sürekli sıra kapaklarına vurmalar, gürültüler)
BAŞKAN - Evet, Sayın Bakanın yemini tamamlanmıştır.
Sayın İçişleri Bakanımızı tebrik ediyor, görevinin hayırlı olmasını diliyor ve görevinde üstün başarılar diliyorum.
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.35
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.05
BAŞKAN: Başkan Vekili Pervin BULDAN
----- 0 -----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 59'uncu Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
Başkanlık Divanı teşekkül edemediğinden çalışmalarımıza devam edemiyoruz.
Bu nedenle, alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 12 Şubat 2026 Perşembe günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 17.06