6 Ekim 2026 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.08
BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP ÜYELER: Aliye COŞAR (Antalya), Kurtcan ÇELEBİ (Ankara)
----- 0 -----
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2'nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, yeni dönemin sizlere, milletimizin birliğine, devletimizin yüceliğine vesile olmasını diliyorum. Hayırlı olsun hepimize. (Alkışlar)
Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
İlk söz talebi, Şanlıurfa'da gerçekleşen TEKNOFEST Güneydoğu hakkında, Şanlıurfa Milletvekili Cevahir Asuman Yazmacı'ya ait.
Buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
CEVAHİR ASUMAN YAZMACI (Şanlıurfa) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimiz; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
30 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında Şanlıurfa TEKNOFEST Güneydoğu'ya ev sahipliği yaptı. Beş gün boyunca meydanlarımız gençlerle, ailelerle ve bitmeyen bir merakla doldu. Şanlıurfa'da 1 milyon 300 bin vatandaşımız ağırlandı. TEKNOFEST Güneydoğu'daki etkinliklerin tamamında ziyaretçi sayısı 1,5 milyonu aştı. Bu bir rekor ve bu rekorun altında Şanlıurfa'nın imzası var. Çocuğunu omzuna alıp uçakları gösteren babaları hep birlikte gördük. Festivalin nerede yapılacağı konusunda Sayın Cumhurbaşkanımız Şanlıurfa'yı işaret etmiş, bu buluşmanın en çok bu şehre yakışacağını söylemişti. Bu tespitin ne kadar da yerinde olduğunu gördük. Şanlıurfa TEKNOFEST'e yakıştı, TEKNOFEST de bu kadim şehre yakıştı. Şanlıurfa'da biz sadece bir festival düzenlemedik, tarihin sıfır noktasından geleceğin zirvesine uzanan bir köprü kurduk. Peki, neden Şanlıurfa? Çünkü Şanlıurfa peygamberler şehri. Tarihin sıfır noktası olan Göbeklitepe bizim topraklarımızda. İnsanlık bir araya gelmeyi, üretmeyi, toprağı işlemeyi bu coğrafyada öğrendi. Harran'da El Battani gökyüzünü hesapladı; matematikte, astronomide, felsefede bilim ve ilim insanları eserlerini bu şehirde verdi. Bin yıl önce yıldızların hesabını yapan bu topraklarda bugün gençlerimiz insansız hava araçlarını robotların ve yapay zekânın hesabını yapıyor. Tarihin sıfır noktasından geleceğin zirvesine uzanan yol Şanlıurfa'dan geçiyor.
Değerli milletvekilleri, bu yıl teknoloji yarışmalarına 81 ilimizden ve dünyanın 97 ülkesinden 730 bini aşkın takım başvurdu. Başvuran genç sayısı 1 milyon 600 bini geçti. 2018'de 4.333 takımla çıkılan bir yolculuktan söz ediyoruz. Bu yıl yapay zekâdan elektronik harbe, otonom sistemlerinden bağımlılıkla mücadeleye kadar 11 yeni kategori eklendi. Tarımdan robotiğe, uzaydan sağlığa uzanan projelerin her birinde aynı soruyu sordu gençlerimiz: "Bunu biz de yapabilir miyiz?" Cevabı da kendi elleriyle verdiler. Stantları gezdim, projesini anlatan her gencimizin gözlerinin nasıl parladığını gördüm. Bu çocuklar Şanlıurfa'ya ödül almaya gelmişti ama buradan götürdükleri en kıymetli şey öz güven oldu. Ürettiklerini gördüler, zorluk karşısında pes etmemeyi öğrendiler, kendi fikirlerine güvendiler. Bir zamanlar savunma sanayisinde yüzde 80 dışa bağımlı olan bir Türkiye bugün savunma ihracatında dünyanın en büyük 11'inci ülkesidir. "Yapamazsınız." denilen yerde bu millet yaptı, bugün de yapıyor. Vecihi Hürkuş'tan, Nuri Demirağ'dan, Özdemir Bayraktar'dan devralınan emaneti yarın TEKNOFEST gençliği taşıyacak. Harran Ovası'nda büyüyen bir çocuğun bir gün bu ülkenin uydusunu tasarlayacağına artık hepimiz inanıyoruz. GAP Havalimanı'nda çocuklarımızın gözlerindeki ışığı gördüm. KIZILELMA'ya, KAAN'a, HÜRJET'E, GÖKBEY'e bakan bir çocuğun gözlerinde sadece hayranlık yoktu, "Ben de yapabilirim." inancı vardı.
Sayın Başkan, TEKNOFEST'in coşkusu sürerken Şanlıurfa'mız sağlıkta da bir üst lige geçti. Sayın Cumhurbaşkanımızın açılışını yaptığı Şanlıurfa Şehir Hastanemiz 500 bin metrekare kapalı alanı, 546'sı yoğun bakım olmak üzere 2 bin yatağı, 451 poliklinik odası ve 65 ameliyathanesiyle Urfa'nın şanına yakışan bir eser oldu. 39 milyar liralık bu yatırım yıllarca ileri tedavi için başka şehirlerin yolunu tutan ailelerimizin şifayı kendi şehrinde bulması demek. Hastaneye kolay ulaşım için 1,7 kilometrelik bağlantı yolu ile 191 metrelik köprü de hizmete girdi. Şanlıurfa'da sağlığa 61 milyar liralık yatırım yapıldı, 129 sağlık tesisi inşa edildi, Harran'da, Siverek'te ve Viranşehir'de yeni hastanelerimizin de aralarında olduğu 16 tesisin yapımı devam ediyor. Şanlıurfa Bilim Merkezi'nin kapılarını açmasıyla TEKNOFEST'in heyecanı da kalıcı bir adresi kavuştu; sağlık, ulaşım, bilim ve teknoloji aynı günlerde aynı şehirde buluştu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
CEVAHİR ASUMAN YAZMACI (Devamla) - Bu vesileyle Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Sayın Fatih Kacır'a, T3 Vakfına ve Selçuk Bayraktar Bey'e, Valiliğimize, Belediyelerimize, Büyükşehir Belediyesine ve gece gündüz emek veren gönüllülerimize şükranlarımı sunuyorum. Göbeklitepe'de taşa ilk motifi işleyen elden bugün KAAN'ı ve KIZILELMA'yı tasarlayan zihne uzanan bir hikâyenin içindeyiz. Bu hikayenin bir sonraki sayfasını Şanlıurfa'nın gençleri yazacak. Tarihin sıfır noktasından geleceğin zirvesine yürüyen Şanlıurfa'mızın yolu açık, ufku aydınlık olsun.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Gündem dışı ikinci söz talebi, Gümüşhane hakkında, Gümüşhane Milletvekili Sayın Musa Küçük'e aittir.
Buyurun Sayın Küçük. (MHP sıralarından alkışlar)
MUSA KÜÇÜK (Gümüşhane) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 28'inci Dönem Beşinci Yasama Yılının ülkemize, milletimize ve Gazi Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum.
Gündem dışı olarak Gümüşhane ilimiz hakkında söz almış bulunmaktayım. Gümüşhane dağlık ve engelli coğrafyası, ağır kış şartları ve zorlu ulaşım koşullarıyla ülkemizin coğrafi açıdan en güç şartlara sahip illerinden biridir. Bu zorlu coğrafyayı aşmak ve hemşehrilerimizin daha güvenli ve konforlu ulaşım imkânlarına kavuşmasını sağlamak amacıyla önemli yatırımları hayata geçiren Hükûmetimize ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımıza, Bakanlığımızın kıymetli bürokratlarına ve sahada emek veren tüm çalışanlarımıza Gümüşhaneli hemşehrilerimiz adına teşekkür ediyorum. Gümüşhane'mize kazandırılan ve yapımı devam eden ulaştırma yatırımları şehrimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, Gümüşhane-Bayburt Havaalanı'nın şehrimize kazandırılması için yürütülen çalışmaları yerinde inceledik. Çalışmalar hızla devam etmektedir, inşallah Ulaştırma ve Altyapı Bakanımızın söylediği tarihte ilk uçağımız havalimanımıza inmiş olacaktır. Havalimanımızın ilimiz ve ilçelerimizle entegrasyonunu sağlayacak proje ihalesi gerçekleştirilen Köse Dağı Tüneli'nin bir an önce yapımına başlanmasını ve tamamlanmasını bekliyoruz. Bunun yanı sıra, Tirebolu-Torul-Kürtün yolunun mevcut hâliyle ciddi tehlike arz ettiğini belirtmek istiyorum. Yol yapım ihalesinin bir an önce gerçekleşmesini ve çalışmaların hızla başlatılmasını bekliyoruz. Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayacak önemli ulaşım güzergâhlarından biri olan Şiran-Torul arasındaki Tersun Dağı Tüneli'nin ihalesinin bir an önce yapılmasını talep ediyoruz. Özellikle kırsal bölgelerimizde yaşanan cep telefonu çekim sorunlarının giderilmesi için gerekli iletişim altyapısı yatırımlarının bir an önce yapılmasını bekliyoruz. Yapımı uzun yıllardır devam eden Kelkit-Gümüşhane ve Bayburt-Gümüşhane yollarımızın hızlı bir şekilde tamamlanmasını takip ediyoruz.
Gümüşhane, doğal güzellikleri, zengin kültürel mirası ve tarihî eserleriyle önemli bir turizm potansiyeline sahiptir. Tarihî yapılarımızın korunması, turizme kazandırılması ve konaklama imkânlarımızın geliştirilmesi noktasında daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyoruz. Gümüşhane'mizin turizm potansiyelini daha güçlü şekilde değerlendirmek için gerekli yatırımların artırılmasını talep ediyoruz. Sulama göletleri, sulama kanalları ve dere ıslah projeleri kapsamında önemli yatırımlar aldık ancak Gümüşhane'mizin ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda bu yatırımların artırılmasına ihtiyaç duyuyoruz. Tarımsal üretimin güçlendirilmesi ve taşkın risklerinin azaltılması için yeni projelere daha fazla destek bekliyoruz. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansımızın Gümüşhane'mizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına yönelik projelerde daha fazla destek vermesini önemsiyoruz. Özellikle turizm, yerel yönetim, girişimcilik ve istihdam alanlarında Gümüşhane'mizin potansiyelini ortaya çıkaracak projelerin desteklenmesini talep ediyoruz. DOKA'nın Gümüşhane'nin kalkınmasına yönelik çalışmaları artırmasını ve şehrimize daha fazla yatırım kazandırmasını bekliyoruz.
Gümüşhane'mizde bedelli askerlerimiz için acemi birliği kurulması konusunda Kara Kuvvetleri Komutanımız, kıymetli hemşehrimiz Orgeneral Metin Tokel'e ve Gümüşhane Belediye Başkanımıza desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
Gümüşhane cezaevi kampüsü projesinin şehrimize kazandırılması için yürütülen çalışmaları yakından takip ediyoruz. Projenin hayata geçirilmesi için var gücümüzle çalışacağız.
Kelkit Organize Sanayi Bölgemizin bir an önce yatırım yapılabilir hâle gelmesi için yatırımların başlama sürecinin takipçisi olacağız. Gümüşhane'mizin 6'ncı bölge teşviklerinden yararlanmasını şehrimiz için önemli bir yatırım fırsat olarak değerlendiriyoruz. Bu teşviklerin sağladığı avantajlarla Gümüşhane'ye daha fazla yatırım, üretim ve istihdam kazandırılmasını bekliyoruz.
Gümüşhane'mizin ulaşım, turizm, kırsal kalkınma ve ekonomik altyapısının güçlendirilmesi, hemşehrilerimizin yaşam standardının yükseltilmesi ve şehrimizin potansiyelinin daha güçlü bir şekilde değerlendirilmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz.
Gümüşhane'mize yapılan ve yapılacak tüm yatırımlar için başta Hükûmetimize, ilgili bakanlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Gümüşhane'miz için nice güzel hizmetleri hep birlikte gerçekleştirmeyi temenni ediyoruz.
Gazi Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyor, teşekkür ediyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Kunt Ayan....
DİLAN KUNT AYAN (Şanlıurfa) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Sincan Hapishanesinde keyfî ve hukuksuz uygulamalar yıllardır devam ediyor. Altı yıldır idari gözlem kurulları eliyle Sincan Kadındaki siyasi tutsakların özgürlükleri gasbediliyor. Pişman olmadıkları gerekçesiyle 6 kez infazı yakılan kadınlar var, 4'ü otuz yıllık olmak üzere, en az 9 kadın tutsak hukuka aykırı şekilde hapsediliyor. Tam da bu hukuksuzluklara karşı dün Sincan Hapishanesi önünde, bugün ise Adalet Bakanlığı önünde Sincan Hapishanesi için nöbet tutuluyor. Aileler, kurumlar, hak savunucuları, bizler bu zulme sessiz kalmayacağız. Sincan Kadın Hapishanesinde ve Türkiye genelinde idari gözlem kurulu zorbalığı son bulana kadar mücadelemiz devam edecek.
BAŞKAN - Sayın Yontar...
NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, çocuklarımızın yalnızca akademik başarısını değil ruhsal ve sosyal gelişimini de korumak zorundayız. Akran zorbalığı, şiddet, bağımlılık, kaygı, aile içi sorunlar ve dijital dünyanın yarattığı yeni riskler karşısında çocuklarımızı yalnız bırakamayız. Bu saydığım sebeplerden dolayı her okula en az bir pedagog ve bir psikolojik danışman atanmalıdır, bu hizmet her çocuğun doğrudan ulaşabileceği temel bir eğitim hizmeti olmalıdır. Ancak yalnızca okullara uzman atamak da yetmez, özellikle ebeveynlere belirli aralıklarla çocuklarıyla sağlıklı iletişim, ergenlik dönemi, akran zorbalığı, dijital bağımlılık, şiddetin önlenmesi ve çocuk hakları konularında çocuklarının okullarında düzenli eğitim verilmelidir. Güçlü çocuklar, bilinçli aileler ve güvenli okullar için gerekli kadrolar artık oluşturulmalıdır.
BAŞKAN - Sayın Şanlıtürk...
NACİ ŞANLITÜRK (Ordu) - Sayın Başkanım, devletimiz Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla, 2026 ürünü fındıkta taban alım fiyatını levant kalite için 250 TL'den açıklamasına rağmen serbest piyasada şu an 1 kilo fındık 160 ila 180 TL arasında satılmaktadır. Tekelci firma Rekabet Kurumuyla arasında anlaşma olmasına rağmen, maksatlı olarak piyasaya girmemekte, sayıları 25-30'u geçmeyen içerideki iş birlikçileri vasıtasıyla piyasayı düşük tutmaktadır. Geçen yıl 350 TL'ye kadar çıkan ürünün aradan bir yıl geçmesine rağmen yarı fiyatından satılmasına, âdeta talan edilmesine göz yumulmamalıdır. Girişimlerimizin sonucunda ilgili bakanlıklarımız sahaya müfettiş göndererek piyasadaki çalışmamalarını tamamlamıştır. Toplanan bilgiler doğrultusunda, yıllık 3 milyar dolar gelir elde ettiğimiz fındık ürünümüzde hem üreticinin hem de ihracatçının mutlu olacağı kalıcı bir çözümün ortaya konulacağına olan inancımız tamdır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Sakik...
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Ben çok teşekkür ediyorum.
Yeni yasama yılının ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.
Bu Parlamento, çok kısa bir süre önce, 467 milletvekiliyle yeni çözüm sürecine bir kapı araladı ama benim anlamakta zorluk çektiğim, bu Parlamento Kürt sorununu Millî Güvenlik Kuruluna havale ederek burada büyük bir haksızlık etti. Bu Parlamento her şeyin üzerinde; Millî Güvenlik Kurulunun Kürt siyasetçilerinin dışarı çıkıp çıkmaması konusunda hangi yetkisi var? Yani yurt dışında, yurt içinde Selahattinlerin, Figenlerin dışarı çıkması için Millî Güvenlik Kurulunun mu karar vermesi lazım? Açılışlarda, resepsiyonlarda sürekli selamlar... Selamlar baş göz üstüne ama İmralı'da iki yıldır konumunun belirlenmesini isteyen bir Sayın Öcalan var. Bunun bir an önce hayat bulması lazım.
BAŞKAN - Sayın Işık Gezmiş...
ELVAN IŞIK GEZMİŞ (Giresun) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yaz geçti, fındık sezonu bitti, üretici yine mağdur oldu. Buradan çok açık bir soru soruyorum: 255 TL değer verilen Giresun kalite fındığını üretici bugün 185 TL'ye neden satmak zorunda kalıyor? Aradaki 70 TL fark nereye gidiyor? Üretici bir yıl boyunca çalıştı, gübresini, ilacını ödedi, bahçesinde alın teri döktü. Sıra emeğinin karşılığını almaya gelince mağdur oldu. Fındık piyasası etkin biçimde denetlenmeli, fiyat oluşumu şeffaflaştırılmalıdır. Ne yapılmak isteniyor? Dik ve engebeli arazilerde binbir emekle dünyanın en kaliteli fındığını üreten hemşehrilerim baba yadigârı bahçelerinden, fındık üretiminden vaz mı geçsin isteniyor? Fındık Karadeniz'in alın teridir. Fındık üreticisinin emeği ve hakkı korunmalıdır. Fiyata acilen müdahale edilmelidir.
BAŞKAN - Üçüncü söz talebi, Siirt'in sorunları hakkında Şanlıurfa Milletvekili Sayın Mahmut Tanal'a ait.
Buyurun Sayın Tanal.(YENİ Parti ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Teşekkür ederim Değerli Başkanım.
Değerli milletvekilleri, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Tabii, biraz önce Sayın Gümüşhane Milletvekilimiz Gümüşhane'nin sorunlarını, taleplerini anlatırken -kendisini kutluyorum, tek tek anlattı ama- ona bakarken dedim ki: Yani Gümüşhane'ye, Şanlıurfa ile Siirt'e baktığım zaman, bunların hepsini aşağı yukarı bugüne kadar AKP yönetmiş ama burada tarihî bir şey daha var; Bakanlığın yapmış olduğu Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksi'ne göre Gümüşhane en sonlarda, Siirt 81 il arasında 76'ncı sırada, Şanlıurfa 81 il arasında 79'uncu sırada, hatta 973 ilçeye de baktığımız zaman, mesela Şanlıurfa Harran 973'üncü sırada, Siirt'in ilçeleri 972'nci sırada. Şunu gösteriyor bu: AKP'nin yönetmiş olduğu belediyelerin hepsi Bakanlığın resmî verilerine göre, Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Endeksleri'ne göre en sonlarda. Onun için, eğer bir il veya ilçe gelişmek istiyorsa, ilerlemek istiyorsa lütfen ama lütfen iktidarı değiştirmek lazım. Hem yerelde hem genelde bu iktidar değişmeden bu illerimizin bu sorunlardan kurtulması imkânsız.
Siirt'e, Siirt'in sorunlarına baktığımız zaman, yıl 2026, temiz içme suyu yok arkadaşlar. Milletvekili arkadaşımız buradaysa gayet rahat gelip söyleyebilirler, haftada üç günde bir, dört günde bir içme suyu veriliyor, içme suyu yok Siirt'te. Altyapı yok, altyapı olmadığı için yağmur yağdığı zaman vatandaş o kum torbalarını almış, dükkânının önüne koyuyor su dükkâna girmesin, dükkânı basmasın diye.
Aynı zamanda, Siirt'te baraj yapıldı, eski Botan Köprüsü suyun altında kaldı, 40 tane köyün şehirle ulaşımı kesildi. Ya arkadaş, bu köprü su altında kaldı -orada Güçlükonak var- Şırnak-Siirt arasındaki yolu kapattılar, 40 tane köyün şehirle ulaşımı kapandı. Bu köyler tarihten silinmiş değil ki, silinmeyen bir köyün Anayasa’nın 23'üncü maddesi uyarınca seyahat etme özgürlüğü kısıtlanmış durumda.
Yıl 2016'dan bu yana Siirt'in seçtiği belediye başkanlarını... "Millî irade." diyoruz, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir." ibaresi var burada, Meclis Genel Kurulunda ancak ve ancak Siirt'te 2016'dan bu yana Siirt halkının seçtiği belediye başkanını kayyuma teslim ediyorsunuz. Arkadaş, Siirt'in size vermediği emaneti çalarak bu şekilde niye milletin elinden alıyorsunuz? Yani Siirtliye diyorsunuz ki: Sen kendini yönetecek insanı seçemiyorsan ben seçerim.
İşte, Siirt Belediyesinin Sayıştay raporu. Sayıştay raporunda ne geçiyor? Gazetelerde manşet manşet diyor ki: "2.176 doğrudan ihale yapıldı." Rapora baktığımız zaman zarar ziyandan bahsediyor Sayıştay. Eğer bu bir başka partiden olmuş olsaydı, kayyum olmamış olsaydı belediye başkanı şimdi ya Silivri Cezaevinde olacaktı ya Sincan Cezaevinde olacaktı veya Diyarbakır Cezaevinde olacaktı. Bu şunu gösteriyor: Bakın, belediyeye bakar mısınız? Cenazeyi yıkayacak gassal yok ya Siirt'te. Siirt havalimanında ücretler çok pahalı, servis yok. Balı analiz edecek laboratuvar Siirt'te var, Siirt Üniversitesinde var laboratuvar zamanında olmadığı için bal üreticileri ya Ege Üniversitesine veyahut da Muğla Üniversitesine gönderiyor. Siirt'te tıp fakültesi var 1'inci, 2'nci, 3'üncü sınıfını Van'da okuyor; 4'üncü, 5'inci, 6'ncı sınıfı Siirt'te okuyor. Böyle bir okul olur mu? Böyle bir tıp fakültesi olur mu? 4 tane duvarı dikiyorsunuz, ben tıp fakültesi açtım. Aynı zamanda, kalitesiz bir eğitim veriliyor.
Siirt'te aynı zamanda hayvanların küpesi yok, İl Tarım Müdürlüğü büyükbaş hayvanlara küpe vermiyor.
Altyapı sorunu var. Kadastro... Siirt'in Eruh ilçesinde, diğer tüm ilçelerde orman içerisinde bulunan ve tarıma elverişli olmayan arazileri kadastro orman içerisinde gösterdiği için vatandaş orada üretimini yapamıyor. Kadastronun mutlaka ve mutlaka yeniden düzenlenmesi lazım. Köy yolları maalesef hiç yok. İnternet, telefon sorunları var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MAHMUT TANAL (Devamla) - Hayvancılık sorunları açısından desteklenmesi lazım. Köylere ulaşım sorununun düzelmesi lazım ve doktor eksik. Bakın, Batman ve Şırnak daha önce Siirt'e bağlı ilçeler olduğu hâlde Siirt'ten ayrıldı, şimdi bu iki ilimiz yani iki ilçe Siirt'ten on kat gelişti. Niye Siirt'e yatırım yapmıyorsunuz? Veyselkarani... İnanç turizmi açısından -ilçelerden daha çok büyümüş, hâlen mahalle, köy görünüyor- bir an önce ama bir an önce ilçe olması lazım.
Burada emeklilerin geçim sorunu var, yatırım eksikliği sorunu var. Küçük Sanayi Sitesinde aşağı yukarı 240 iş yeriyle başlanmış, bunu 120'yle bitirmişler, 70'ine yakınını hiç esnaflıkla ilgisi olmayan avukata, doktora, mühendise vesaireye satış yapmışlar ve kiralar yüksek. Olacak şey değil. Organize sanayi bölgesi var ama sanayiciyi buraya teşvik edecek herhangi bir işlem yapılmadığı için Siirtliler mağdur.
Siirtlilere şunu söylüyorum: Sizin mağduriyetinizin asıl sebebi karşımda görülen AKP iktidarıdır. Bu AKP iktidarı bu ülkede değişmeden gelişmişlik endekslerine göre en sonlarda bulunan il ve ilçelerimizin kaderi değişmez. Bunun için çare değişim, değişim, değişim.
Teşekkür ederim. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederiz.
Sayın milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz vereceğim.
Sayın Parlak...
VEZİR COŞKUN PARLAK (Hakkâri) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Hakkâri merkezde kayyum belediyesinin plansız alt ve üst yapı faaliyetlerinden dolayı esnaf aylardır mağdur durumdadır. Dükkân sahipleri bazı günler siftah yapmadan kepenk kapatmak zorunda kalıyorlar. Küçük esnafın bu kadar mağdur olduğu bir yerde sorumluluk sahibi olan valilik ve kayyum belediyesi neden başladığı faaliyetleri uzun bir zamana yayarak, bitirmeyerek esnafı daha fazla mağdur etmektedir? Kayyum vali ve kayyum belediyesi esnafı daha fazla mağdur etmemelidir. Kayyum belediyesi başladığı faaliyetleri bir an önce tamamlamalıdır.
BAŞKAN - Mazereti sebebiyle Sayın Türkoğlu, buyurun.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Beşinci Yasama Yılımız hayırlı olsun.
2016 yılında Bursa'da temeli atılan 450 milyon lirayla başlayıp 3'üncü ihaleden sonra maliyeti 2 milyar liraya yaklaşan Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesinin artık açılması gerekiyor. "Üç ay içinde hasta kabulü de yapılacak." denilen 2024 yılından bugün itibarıyla hâlen hastanede herhangi bir faaliyet yok. Bursa'da insanlar yatak, yoğun bakım ve randevu bekliyor ama hastalık beklemiyor, kanser beklemiyor. Bursalı artık tarih değil, bir an önce hizmet istiyor. Açın şu hastaneyi, insanlar artık dert değil, şifa bulsun.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Demir...
MEHMET DEMİR (Kütahya) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; Kütahya'mızın ve Tavşanlı'mızın geleceğini şekillendirecek tarihî bir adımı Gazi Meclisimizden hemşehrilerimizle paylaşmanın gururunu yaşıyorum. Endüstri bölgesi kurmak adına yaklaşık otuz dört aydır büyük bir gayretle takip ettiğimiz Tavşanlı Yatırım Alanı, Sanayi ve Teknoloji Bakanımızın kararıyla Resmî Gazete'de yayımlanarak resmen ilan edilmiştir. Bu tarihî karar sadece Tavşanlı'mızın, Domaniç'imizin, Emet'imizin, Hisarcı'mızın, beldelerimizin değil, tüm Kütahya'nın sanayi ve istihdamına, üretim kapasitelerine dev bir güç katacaktır. Güçlü Türkiye güçlü üretim vizyonuyla bu kararı şehrimize kazandıran başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz'a, Sanayi ve Teknoloji Bakanımız Mehmet Fatih Kacır'a, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Alparslan Bayraktar'a, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın İbrahim Yumaklı'ya, Kütahya Milletvekilimiz Adil Biçer, Kütahya Milletvekilimiz İsmail Çağlar Bayırcı ve Sayın Musa Işın Valimize teşekkürlerimi iletiyorum.
BAŞKAN - Sayın Durmaz...
KADİM DURMAZ (Tokat) - 2018'de satılan Turhal Şeker Fabrikamızda 5 Ekim Pazartesi kampanya başlarken kireç ocağında oluşan karbonmonoksit ve karbondioksit gazından 45 emekçi zehirlenmiştir. Doksan iki yıllık Turhal Şeker Fabrikasında ilk kez böyle bir olayın yaşanmış olması son derece düşündürücü ve bir o kadar üzücüdür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ve Tarım ve Orman Bakanlığından olayın tüm yönleriyle araştırılmasını, iş sağlığı ve güvenliği açısından denetlenmesini ve varsa ihmallerin ortaya çıkarılmasını, sorumluların tespit edilip gerekli idari ve hukuki yaptırımların gecikmeden yapılmasını bekliyoruz. Hiçbir maliyet, kâr hesabı insan hayatından daha önemli değildir. Tokat'da ve Sivas'ta hastanelerde tedavi gören kıymetli emekçilerimize geçmiş olsun diyor, iyi dileklerimi sunuyorum.
BAŞKAN - Sayın Karatutlu...
İRFAN KARATUTLU (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; yeni yasama yılımızın ülkemize ve Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bir buçuk aylık bu arada, şehrim Kahramanmaraş ve çevre illerimizde halkımızla birlikte olduk. Türkiye Yüzyılı programlarına katıldık. Deprem nedeniyle yapımı tamamlanmak üzere olan altyapı, barınma, eğitim ve sağlık yatırımlarını takip ettik. Kahramanmaraş'ı ilk defa Kültür Yolu Festivali'ne dâhil ettik. Köylerimizde er meydanı kurup Bertiz Boyalı, Kertmen güreşlerine katıldık, bu hafta da Baydemirli güreşlerine katılacağız. Komşu ilimiz Şanlıurfa'da yapılan TEKNOFEST'ten ve Şanlıurfa Şehir Hastanesinin açılmasından büyük bir gurur duyduk. İnşallah biz de Kahramanmaraş olarak yakın zamanda Kahramanmaraş Necip Fazıl Eğitim ve Araştırma Hastanemizi açacağız ve şehrimize TEKNOFEST'i getireceğiz.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Özcan...
MESTAN ÖZCAN (Tekirdağ) - Sayın Başkanım, değerli milletvekillerimiz; Gazi Türkiye Büyük Millet Meclisimizin yeni yasama döneminin ülkemize, milletimize ve demokrasimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bu dönem de millî birlik ve kardeşliğimizi güçlendirecek, terörsüz Türkiye hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürecek, milletimizin beklentilerini karşılayan sivil ve demokratik bir yeni anayasa irademizi de kararlılıkla ortaya koyacağız. Aynı zamanda, Türkiye Yüzyılı'nı yeni eser ve yatırımlarla da büyütmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda, Trakya'mız için büyük önem taşıyan Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı'nın açılışı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle gerçekleştirilecektir. 9 Ekim Cuma günü saat 13.30'da Kırklareli Babaeski Yüksek Hızlı Tren Hattı Gar'ında gerçekleşecek bu tarihî buluşmaya Tekirdağlı hemşehrilerimizi ve tüm Trakya halkımızı davet ediyorum.
Yeni yasama dönemimiz hayırlı uğurlu olsun.
BAŞKAN - Sayın Bektaş...
BARIŞ BEKTAŞ (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Konya Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde Karapınar Jeopark için UNESCO Türkiye Millî Komisyonuna başvuru dosyası sunulmasını son derece kıymetli buluyor ve destekliyoruz ancak başvurulan sahanın hemen yanında, Konya'nın Karapınar, Ereğli ve Emirgazi ilçelerinin ortasında kalan Karacadağ ise maden faaliyetine açılmaktadır. Karacadağ, eşsiz jeopolitik yapısı, su kaynakları ve doğal yaşamıyla korunması gereken önemli bir mirastır. Bir taraftan bu bölgeyi korumak için UNESCO yolculuğuna çıkılırken hemen yanı başında maden arama sondajlarının başlaması nasıl bir çelişkidir? Bölgenin bir kısmı UNESCO listesine girmeye aday bulunurken hemen yanına maden ruhsatı veren Enerji Bakanlığı yetkililerini bu çelişkiye son vermeye ve Karacadağ'ın doğal mirasını korumaya davet ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Şenyaşar...
FERİT ŞENYAŞAR (Şanlıurfa) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Yeni yasama yılının Türkiye halklarına barış, huzur ve adalet getirmesini diliyorum.
3 Ekimde Cumhurbaşkanı Urfa'da şehir hastanesinin açılışını gerçekleştirdi ancak yeni açılan hastanede uzman hekim kadrolarının henüz tamamlanmadığını görüyoruz. Sağlık Bakanlığı uzman hekim atamalarını hızlandırmalı ve eksik olan branşları bir an önce tamamlamalıdır. Ayrıca, hastanenin karşısında bulunan 400 dönümlük arazinin geleceği konusunda Cumhurbaşkanı Urfa'da herhangi bir açıklama yapmadı. Urfa halkı bu alanın betonlaşmasını ve rant alanına dönüşmesini kabul etmiyor. Bu arazinin yeşil alan, sosyal donatı ve otopark olarak halkın hizmetine sunulmasını Urfa halkı adına ısrarla talep ediyoruz. Bu alanın geleceği konusundaki belirsizliğin ortadan kaldırılması için iktidardan, Cumhurbaşkanından bir açıklama bekliyoruz.
BAŞKAN - Sayın Aksakal...
MEHMET ÖNDER AKSAKAL (İstanbul) - Milletimizin gündemindeki sorunların başında yaşanan hayat pahalılığı, asgari ücretin ve en düşük emekli maaşının yarattığı çaresizlik olsa da bugün karşımızda duran asıl meseleye odaklanmak zorundayız. Bu sorunun adı millet ile devlet arasındaki güven köprüsünün yıkılması tehlikesidir. Özellikle, yolsuzluklara dair ucu nereye varırsa varsın anlayışıyla yürütülen soruşturmalar sürecinde yaşanan dalgalanmalar toplumun devlete ve adalete olan inanç duygularını aşındırmaktadır. Sözün kısası, açıkça uyarıyorum: İşin çivisi çıkmak üzeredir. Bunun yanında, dokunulmazlık zırhına güvenerek işlenen suçların ve sorumlularının yargı önüne çıkarılması adına derhâl bir girişimde bulunulmazsa ileride telafisi çok daha zor manzaralarla karşılaşabiliriz. Meclis Başkanımız bu konuda ilk adımı atmalıdır; savcılıklarda ve mahkemelerde yargılamaları devam eden yolsuzluk dosyalarıyla ilintili olan milletvekilleri hakkında Mecliste bekleyen fezlekeleri hangi partiye mensup olduklarına bakılmaksızın derhâl Genel Kurul gündemine getirmelidir.
BAŞKAN - Sayın Konukçu...
KEZBAN KONUKÇU (İstanbul) - Soma İmbat Madencilikte katledilen işçileri saygıyla anıyorum. Bu katliam bir kaza değil kâr hırsıyla örülmüş bir iş cinayetidir. Yerin altında madencileri katlederek kâr oranlarını büyütenler yerin üstünde de milyonların geleceğini finansal spekülasyonlara feda etmektedir. Madenci ölümleri fıtrat değil apaçık katliamdır, bu devran böyle dönmez. Tüm maden ocakları kamulaştırılmalıdır. Katliamdan sorumlu şirket yöneticileri görevlerinden el çektirilip tutuklanmalıdır, sorumlu olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, ayrıca, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı derhâl istifa etmeli ve yargılanmalıdır. Ramazan İnce, Halit Ersay, Kerim Ören, Ömer Karakaya, İsa Olcay; bu isimleri ne biz unutacağız ne de unutturacağız!
BAŞKAN - Sayın İrmez...
MEHMET ZEKİ İRMEZ (Şırnak) - Sayın Başkan, Şırnak'ta kamu kurumlarına işçi alımlarında usulsüzlük yapıldığına dair tarafımıza çok sayıda şikâyet ulaşıyor. İşçi alım süreci sözde şeffaf ve tüm yurttaşların başvurusuna açık yürütülüyor gibi görünse de halk arasında alımların göstermelik olduğuna ve istihdam edilecek kişilerin isim listelerinin önceden belirlendiğine dair güçlü bir kanaat hâkim. Söz konusu listelerin bizzat AKP Şırnak İl Başkanlığı tarafından hazırlanıp kurumlara iletildiğine dair iddialar halkın gündeminde. Bugün ise Şırnak İl Özel İdaresinin 7 daimî işçi alımı için son başvuru günü. Hem bu 7 işçinin alımında hem de sonraki tüm istihdam süreçlerinde torpile, kayırmacılığa ve referansa yer bırakılmaksızın ilgili tüm kamu kurumlarını adil ve eşitlikçi bir süreç işletmeye çağırıyoruz. Ayrıca tüm alımların takipçisi de olacağız.
Teşekkürler.
BAŞKAN - Sayın Güzelmansur...
MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hatay'ın Reyhanlı ilçemizde bulunan, 14 Orta Doğu ülkesine açılan Cilvegözü Sınır Kapısı'nda yaşanan tır yoğunluğu artık kronik bir soruna dönüşmüş durumda. Günlerce kuyrukta bekleyen şoförlerimiz mağdur. Aracını çalıştırmayan, ailesinden günlerce uzak kalan, emeğinin karşılığını bekleme sürelerinde kaybeden binlerce şoförümüz var. Buradan açıkça soruyorum: Bir tır sınırda neden günlerce bekliyor? Bu mesele Türkiye'nin dış ticaretini, ihracatçısını, lojistik sektörünü ve Türkiye'nin Suriye'yle gelişen ticaretini doğrudan ilgilendiren stratejik bir meseledir. Tırlar günlerce bekliyorsa, lojistik maliyetleri artıyorsa, ihracatçı ürününü zamanında ulaştıramıyorsa bunun bedelini sadece şoförümüz değil, Hatay ekonomisi ve Türkiye'nin ihracatı ödüyor. Bu sorun artık geçici düzenlemelerle değil, kalıcı ve koordineli bir çözümle ele alınmalıdır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Aşıla...
MEHMET AŞILA (Kocaeli) - Teşekkürler Sayın Başkanım.
Borsa İstanbulda devletin gözü önünde yaşananlar bir kez daha gösterdi ki Türkiye'de çok derin ve etkin bir kast sistemi var. İmtiyazlı patronlar, hukuk tanımayanlar, sorgu suale tabi tutulmayanlar, ne yaparsa yapsın yaptığı yanına kâr kalanlar, kısa yoldan zengin olan babalar ve şımarık oğulları, büyüklerin fotoğraf karesinde her zaman yer bulan doyumsuzlar ve dahası; Türkiye yoluna bu şekilde devam edemez. Emekliye yok, emekçiye yok, kademeliye yok, asgari ücretliye yok, köylüye, çiftçiye yok, atama bekleyene yok; soyana var, millete yok.
Filmin sonu fon olsun, bu hortumlar son bulsun diyor, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bozan...
ALİ BOZAN (Mersin) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
AKP yenilgiyle çıktığı yerel seçimlerden hileyle iktidar olmayı hedefliyor sanırım. Halkın gönlünde olmayan AKP zorla gönül kurmaya çalışıyor. Peki, ne zaman duracaksınız, ne zaman vazgeçeceksiniz? Daha önce Akdeniz Belediyemize kayyum atadınız, şimdi de Mersin'de her 10 kişiden 6'sının oyuyla seçilmiş Vahap Seçer ve beraberinde 2 Belediye Başkanını tutukladınız. Bu ülkede artık ikili hukuk var. Fon vurgunundan bu halkın milyarlarca parasını çalanlar, halkın parasıyla gününü gün edenler AKP'li diye onlara bir şey olmuyor ama muhalif olan herkese ve her kesime farklı hukuk uygulanıyor. Ama AKP şunu iyi bilsin ki bu ikili hukuku ve irade gasbını Mersin kabul etmiyor, Mersin kabul etmeyecek.
BAŞKAN - Sayın Karagöz...
REŞAT KARAGÖZ (Amasya) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Göreve gelirken "Allah utandırmasın." diyenler bugün utanmayı unuttular. Bir tarafta "Geçinemiyorum." diyerek hayatına son veren emekli Polisimiz Ali Şekeroğlu, diğer tarafta milyonlarını milyarlara çeviren bir eski bakan ve mağdur edilen 455 bin yurttaş. Bu mesele "Birkaç kişinin nefsine yenik düşmesi." denilerek geçiştirilecek bir mesele değildir, bilakis bu mesele yüzyılın vurgunudur. AKP iktidarı milletimize asrın yoksulluğunu yaşatırken şimdi de asrın yolsuzluk iddialarının mimarı olmuştur. Görevlerinizden affınızı istemek suçunuzu örtmez, sizi temize çıkarmaz. Bu vurgunda kimin parmağı varsa, kim göz yumduysa, kim koruduysa bağımsız yargı önünde tek tek hesap vermelidir. Aileleriyle birlikte milyarlarca lira mağduriyet yaşayan 2 milyon vatandaşımız hakkını alana kadar bu dosya kapanmayacak, bu vurgun unutulmayacak.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Halıcı...
HİKMET YALIM HALICI (Isparta) - Teşekkürler Sayın Başkan.
2026 yaz döneminde öğretmenlerimizin aile birliği, sağlık ve diğer mazeretleri nedeniyle yer değiştirme başvuruları alındı, ek tercih süreci de işletildi ancak hâlâ eşinden, çocuğundan ayrı yaşamak zorunda bırakılan öğretmenlerimiz var. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e soruyorum: Bir öğretmenin ailesi nasıl olur da yalnızca kontenjan meselesine indirgenebilir? Anayasa’nın 41'inci maddesi açık "Aile, Türk toplumunun temelidir." der, devletin görevi aileyi korumaktır. Çocuklarımızın geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenler kendi çocuklarından uzak yaşamak zorunda bırakılamaz. Bu artık yalnızca bir atama sorunu değil bir aile bütünlüğü sorunudur. Bizim tarafımız nettir: Öğretmenlerimizin yanındayız, aile bütünlüğünün yanındayız. Öğretmenler fazladan bir hak istemiyor, yalnızca eş ve çocuklarıyla aynı şehirde yaşamak istiyor.
BAŞKAN - Sayın İlhan...
METİN İLHAN (Kırşehir) - Teşekkür ederim Başkanım.
Ülkemizde bu yıl çiftçimiz artan girdi maliyetleri ile emeğinin karşılığını alamadığı ürün fiyatları arasında sıkışıp kalmıştır. Mazot, gübre, tohum ve ilaç fiyatları katlanırken üreticimiz ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalmış, çiftçimiz tüccarın insafına terk edilmiştir. Bir yaz boyu Kırşehir'de bu şikâyetleri çiftçilerimizden dinledik. Yeni ekim dönemine girdiğimiz şu günlerde çiftçimiz tarlasını nasıl ekeceğini değil, geçmiş borçlarını nasıl ödeyeceğini düşünmektedir. Üretimin sürdürülebilmesi ve çiftçimizin toprağında kalabilmesi için iktidar acilen harekete geçmelidir. Çiftçilerimize faizsiz, uzun vadeli yeni kredi imkânları sağlanmalı, mevcut tarımsal kredi borçları faizsiz ertelenerek yeniden yapılandırılmalıdır. Geçmiş dönem borçlarına işleyen faizler silinmeli, mazot ve gübre başta olmak üzere temel girdi destekleri artırılmalı ve zamanında ödenmelidir. Üreticinin emeğini koruyacak, maliyetlerini karşılayacak...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Barut...
AYHAN BARUT (Adana) - Sayın Başkan, Türkiye'de çiftçi artık üreterek değil, borçlanarak ayakta kalmaya çalışıyor. Mazot zamlanıyor, gübre zamlanıyor, ilaç zamlanıyor, elektrik zamlanıyor, sulama, işçilik, ambalaj ve nakliye maliyetleri katlanıyor, çiftçinin sırtındaki yük her geçen gün daha da büyüyor ama üreticinin elindeki ürün maalesef para etmiyor. Bugün, limon üreticimiz bunun en ağır örneklerinden birini yaşıyor. Çiftçi aylarca emek veriyor, borçlanıyor, masraf ediyor ama limonunu satamıyor. Maliyeti dalında 10 lira olan limon 5-6 liraya bile satılmazken markette, pazarda, manavda tüketiciye 60 liraya sunuluyor. Bu düzenin kaybedeni çiftçi ve tüketici, kazananı ise rant, talan ve ithalat lobisidir. İktidar çözmüyor, çiftçi hâlâ mazota, gübreye, ilaca ise yetişemiyor, ürününü satamıyor ve bu borcu da ödeyemiyor. Çiftçiyi üretim yapamaz hâle getiren politikaların hesabını kim verecek? Çiftçiyi borca mahkûm eden bu düzen sürdürülemez!
BAŞKAN - Sayın Bülbül...
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) - Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Günel yedi aydır cezaevinde tutsak, iddianamesi hâlen hazırlanmadı. Soruşturma CMK'nin 12'nci maddesine göre, Kuşadası yerine neden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülüyor? Tutuklama hani istisnaydı? Bu soruşturma kumpasçıların iftira beyanları merkezinde yürütülmektedir. Kuşadası Belediye Başkanımız Ömer Günel aleyhine iftira içeren ifade teminine yönelik çok ciddi ve somut iddialar vardır. Soruyorum: Kumpasçı birtakım şahısların bazı tutuklularla görüşüp Ömer Günel aleyhine beyanda bulunmaları karşılığında iftiracı şahısları tahliye ettirme vaadinde bulunduğu yönündeki suç duyuruları işleme alınacak mı? Kısıtlılık kararı olan dosyalardaki bilgileri kumpasçılara kim sızdırmaktadır? Bu konuda soruşturma açılmış mıdır? Şüphelinin de tutuklunun da hukuku devlete emanettir. İddianame hemen düzenlenmeli, mahkemeye erişim hakkı sağlanmalıdır. Ömer Günel suçsuzdur, derhâl serbest bırakılmalıdır.
BAŞKAN - Sayın Alp...
İNAN AKGÜN ALP (Kars) - Sayın milletvekilleri, fon krizinde kimler milyarlar kazanmıştır? Bu sorunun cevabını bekliyoruz biz. Bu soygunu denetlemekle kimler görevliydi ve soygunu bildikleri hâlde kim müdahale etmedi? Kamuoyu bu soruların cevabını beklemektedir. Bu soruların cevabını araştırmak üzere yürütülen soruşturmaların 4 esas üzerinde yürümesi gerekir. Birincisi, başta SPK olmak üzere, doğrudan denetim sorumluluğunda olan bütün bürokratlar derhâl görevden alınmalıdır. İkincisi, 5 milyon lira ve üzeri fona yatıran fakat Ağustos ve Eylül 2026 yılında paralarını çekenlerin kimlikleri derhâl açıklanmalıdır. Soygun sürecinde rol oynayanların rollerinin ayrıntılı bir şekilde ortaya çıkması için derhâl özel bir komisyon kurulmalıdır, yürütülen soruşturmalar suç örgütü kapsamında değerlendirilmelidir. Meclisimizi bu hassasiyete davet ediyoruz efendim.
BAŞKAN - Sayın Perihan Koca...
PERİHAN KOCA (Mersin) - Saray rejiminin Türkiye Yüzyılı vizyonu fon vurgunuyla bir kez daha açığa çıkmıştır. "Türkiye Yüzyılı" dedikleri şey, vurgun ve soygun yüzyılıdır. Vurgunun boyutlarının açığa çıkarılması bugün bizzat saray iktidarı eliyle engellenmektedir. Vurgun faillerinin yalnızca Fatma Betül Sayan Kaya ve birkaç bürokrat olmadığını artık herkes çok iyi bilmektedir. O yüzden istediğiniz kadar gizlemeye çalışın halk gerçekleri biliyor, görüyor. İktidar eliyle yaratılan bu yağma düzeni vurgun ve çökmeler yoluyla halkın birikimlerini, halkın kaynaklarını öğüterek ayakta kalabilen bir canavardır. "Fon skandalı" diye adlandırılan şey bir skandal değil bu rejimin özüdür, bu rejimin ruhudur. Fon vurgunundaki tüm isimler, tüm sorumlular yargılanmalıdır. Bu vurgunla transfer edilen tüm varlıklara el konulmalı, halkın mağduriyetleri giderilmelidir.
BAŞKAN - Sayın Karaman...
MEHMET KARAMAN (Samsun) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz günlerde Samsun'umuzun göz bebeği tarım şehri Bafra ilçemizde yüzlerce çeltik üreticimiz traktörleriyle yollara inerek tarımdaki krizin dayanılmaz boyutlarını ortaya koymuştur. Harman başlamış, biçerdöverler tarlaya girmiş, hasat yarıya gelmiş ancak Toprak Mahsulleri Ofisi taban fiyatını hâlâ açıklamamıştır. Mazot, gübre, ilaç ve işçilik maliyetleri yüzde 100'e varan oranlarda artmıştır. Üreticimizin haklı talebi olan, 55 liranın altında olmamak üzere bir taban fiyat gecikmesiz ilan edilmelidir. Ülkemizin gıda güvenliği çiftçilerimizin desteklenmesiyle mümkündür. İthalat odaklı politikalar derhâl bırakılmalı, yerli üreticinin emeği ve alın teri korunmalıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Aygun...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Okullarımız Teksas'a döndü. Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin okullarda yeni dönemde güvenlik önlemlerinin alındığını söylemişti. 14 Nisan 2026, Urfa'nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde okul saldırısı gerçekleşti, 16 kişi yaralandı. 15 Nisan 2026, Maraş'ta Ayser Çalık Ortaokulunda 9 öğrenci, 1 öğretmen öldürüldü. 22 Eylül 2026, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinde 11 kişi yaralandı ve bugün Başakşehir Kayaşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda psikolojik sorunu olan kız öğrenci bıçakla 8 kişiyi yaraladı. Okullarımız en güvenli yerdi, şimdi ne öğrencilerin psikolojisi iyi ne okullar güvende; AKP döneminde her şey iflas.
28'inci Dönem hepimize hayırlı olsun diyorum. İnşallah, yüce Meclis halkımızın sorunlarının çözüm merkezi olur, inşallah sorunlar çözülür diyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Sayın İzzet Akbulut, buyurun.
İZZET AKBULUT (Burdur) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Burdur Şeker Fabrikamızda, geçen sene fabrika yönetiminin belirlemiş olduğu küspe fiyatlarıyla alakalı sıkıntılar olmuştu ve ne yazık ki küspeler elde kalmış, bütün şehir bütün yaz boyunca affedersiniz çok kötü bir kokuyla baş başa bırakılmıştı. Bu sene Şeker Fabrikamız dün itibarıyla kampanya dönemini başlattı ama ortalıkta yine bir kriz var; bu sefer de kamyoncularımızın, nakliyecilerimizin kontak kapatmayla alakalı bir durumları var. Haklılar mı? Haklılar, geçen seneye göre mazot fiyatlarının, lastik fiyatlarının, araç giderlerinin çok yükseldiği dönemde TÜRKŞEKER'in onlara verdiği nakliye bedellerinin aynı oranda yükselmediğini görüyoruz. 400 TL gibi bir fiyat beklentileri var, aksi takdirde bu sefer de pancarlar, küspe gibi fabrikaların içinde değil ama tarlada kalma durumu yaşayacaklar; bu durumun derhâl düzeltilmesini talep ediyoruz.
BAŞKAN - Sayın Yıldırım Kara...
NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Hatay'da faaliyet gösteren Esnaf Kefalet Kooperatifi kredilerinden kredi alan birçok esnaf toparlanmasını henüz tamamlayamadı, Hatay esnafı icra ve haciz süreçleri nedeniyle maalesef borç batağına düştü. Maliye Bakanına buradan soruyoruz: Fon vurgunuyla milyarları götürenlerden alıp esnafa nefes olacak mısınız?
Bakın, Hatay'da son bir yılda 2025 Eylül ile 2026 Eylül arasında esnaf kefalet kooperatifi kredileri neredeyse batma noktasına geldi. Bütün kredilerin geri ödemeleri noktasında büyük sıkıntılar yaşanıyor.
Şimdi, biz buradan diyoruz ki: Bu kredileri 31/12/2027'ye kadar faizsiz ve uzun vadeli bir planlamayla erteleyin. Zaten vergi, SSK, işçilik ve kira üzerinden çok zorlanan esnaf...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Şimdi söz talep eden Grup Başkan Vekillerine söz vereceğim.
YENİ YOL Partisi Grubu adına Sayın Mehmet Emin Ekmen.
Buyurun Sayın Ekmen.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sizi ve hazırunu saygıyla selamlıyorum.
Yeni bir yasama yılının ilk toplantısındayız. Kırk beş gündür yoktuk ve gönül isterdi ki kırk beş gün sonra buraya geldiğimizde birbirimize duyduğumuz özlem gibi memleket hakkında da bu kırk beş gün içerisinde yaşanan iyi ve güzel olayları paylaşıp gerçekten geleceğe dair umut taşıyan bir konuşma yapalım.
Birçok başlık var ama bunların en önünde, bugün bir okulumuzda yaşanan saldırıda yaralanan 5 öğrencimizden 1'i hayatını kaybetti; kendisine başsağlığı diliyoruz.
Şurada Meclis tutanaklarına bakılsa son üç yıl boyunca kendim de dâhil olmak üzere birçok muhalefet partisi milletvekilinin okulların güvenliği; okullarda sosyolog, psikolog, pedagog ve rehber öğretmenlik hizmetlerinin yetersizliği üzerine yaptığı onlarca konuşma tespit edilebilir. Maalesef, birçok konuda olduğu gibi, az sonra dile getirilecek fon dolandırıcılığında da gözüktüğü üzere muhalefetin sesine kulak kapayan iktidar, milletimizi çok büyük bedellerle karşı karşıya bırakmaktadır.
Şimdi "Hangi gündemden başlayalım? Doğrusu, şöyle bir hazırlık yapalım." dediğimizde, arkadaşlar, burada sekiz-on dakikalık değil, belki onlarca dakikalık bir konuşmaya ihtiyaç olduğunu görüyoruz. Devletin bütün kurumlarıyla çöktüğü fon dolandırıcılığını mı konuşacağız, yüzlerce kişinin sadece itiraz ettiği ve bir dolandırıcılığı ifşa etmeye çalıştığı için yasaklarla karşılaştığı sosyal medya hesaplarına getirilen erişim yasaklarını mı? Güvenli aile adına operasyonlar yapılıyorken, aile festivalleri düzenleniyorken ailenin çöküşünü ve rezaletin bininin bir para olduğu gündüz kuşağı programlarının iktidar eliyle yayınlarını sürdürmesini ve RTÜK'ün buna karşı çaresizliğini mi konuşacağız? Sadece son kırk beş gün içerisinde 25 kadın cinayetinin ve bu faillerin caydırıcı olmayan bir infaz sisteminden ve caydırıcı olmayan güvenlik hizmetlerinden aldığı gücü mü konuşacağız?
Yine, geçtiğimiz hafta yaşanan maden cinayetlerini, iş güvenliği tedbirlerinin yeterince alınmaması nedeniyle madencilerin yaşadığı yıkım, kayıplar ve bugüne kadar hiçbir maden sahibinin sağlıklı bir soruşturmaya maruz kalmadığı gibi caydırıcı bir cezayla da karşılaşmamış olmasını mı savunacağız?
Yaşanan intiharlar, tefecilik, bahis, kumar ve devletin engellemekle mükellef olduğu ama bir düğmeye basmakla engellemekten imtina ettiği daha birçok sorun nedeniyle karşılaştığımız intiharları mı konuşacağız?
Elde edemediği belediyeleri önce ikna etmeye çalışan, ikna edemeyince soruşturan, soruşturmalardan da yeterli sonuç alamayınca sandık manipülasyonuyla -ki en çarpıcısı Adalar'da yaşandı- bu harama göz koyan, tamah eden iktidar pratiği hakkında mı konuşacağız?
Yoksa üç yıl sonra enflasyonu 30'un altına düşürdük diye sevinip bunu bir iyi habermiş gibi paylaşan ekonomi yönetiminin bir yandan tavukçulardan, öbür taraftan meyve, sebzecilere kadar sürdürülen operasyonlarla kamuoyuna âdeta enflasyonun sorumlusu bu tüccarlardır imajının verilmeye çalışılmasını mı konuşacağız? Doğrusu bilemiyorum ama burada birkaç konuyu kısaca değerlendirmek istiyorum:
Ne Türkiye'de ne dünyada para piyasalarında, borsalarda, fonlarda karşılaştığımız ilk dolandırıcılık vakası değil bu arkadaşlar. Bunun birçok örneği var; bilgi sızması yoluyla yaşanan örnekleri var, halka arzda fiyat şişirme yoluyla yapılanı var ve piyasa manipülasyonu yoluyla var veyahut da fonları şişirip türev kâğıtlar üreterek önce hisse senedi kâğıdı fiyatını şişirip sonra fonları şişkin fiyattan kamuoyuna sunan dolandırıcılar var ama arkadaşlar, ilk defa bir siyasi habitat, ilk defa bir devlet bütün kurumlarıyla böyle bir dolandırıcılığın paydaşı olarak önümüze çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Eğer biz AK PARTİ'den Cumhurbaşkanlığı külliyesine kadar bir çizgi çizecek olsak bu çizgi üzerindeki siyasi kurumlardan, medya organlarından, sivil toplum görünümlü iktidara angaje kuruluşlardan ve devlet kurumlarından hiçbirinin bu dolandırıcılığın aktif paydaşlığından azade olmadığını görürüz. Bakın, görevine göz yummak demiyoruz, aktif olarak bunun bir parçası olmuşlardır ve bu dolandırıcılar TÜGVA tarafından Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesinde özel konuk olarak ağırlanmıştır. Bu dolandırıcılar fon yönetimlerine Cumhurbaşkanlığı kurul üyelerini, Cumhurbaşkanlığı danışmanlarını, eski Başbakanlık danışmanlarını, görevdeki kurul üyelerinin oğullarını, görevdeki Bakan Yardımcılarının damatlarını koymuşlardır, görevdeki siyasilerin yakınlarını doldurmaktan çekinmemişlerdir. Anadolu Ajansı onlarca haber yapmıştır, A Haber günlerce yayın yapmıştır, Sermaye Piyasası Kurulu bütün uyarılara gözünü kapatmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - İstanbul Borsası yönetimi görevini yapmamıştır, BDDK bunlara banka kurma izni vermiştir yani sistem hep birlikte çökmüştür.
Sayın Başkanım, böyle bir tabloda biz buna arızi ve tekil bir olay olarak yaklaşamayız. Bu sistemik çürümenin ve yıkılmanın altında küçük yatırımcı kalmıştır, milletimiz kalmıştır. İnşallah bunları enine boyuna tartışacağız.
Sayın Başkanım, bugün ilk gün. Birkaç dakika da tolerans göstereceğiniz ümidiyle bir konuya daha değinip sözlerimi toparlayacağım. Belediyelere yönelik operasyonların hangi siyasi ajandayla yürütüldüğünü hepimiz görüyoruz ve bu operasyonlarda, bırakınız hukuka, kanuna dahi uyulmadığını defalarca kez burada ifade ettik ama kanuni minimum haklara riayet edilmediği gibi şimdi de açık bir manipülasyon ve dezenformasyon üretilen örneklerle karşılaşıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, son dakika, toparlayın.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Efendim, iki dakika daha rica edeceğim, toparlayacağım.
Son operasyonlardan biri Mersin Büyükşehir Belediyesine yapıldı. Ben Sayın Vahap Seçer'in başarılı bir siyasetçi olduğunu düşünüyorum; kendi ilçesinde de Büyükşehrin de her kesiminden oy almıştır. Biz Büyükşehir Belediyesinde sistematik ve göz yumulan bir yolsuzluk zinciri olduğunu düşünmüyoruz ama buna rağmen yaklaşık bir yıl önce bir soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma boyunca belediyeden istenen bütün belgeler belediyeye teslim edildiği hâlde, bir sabah saat altıda Sayın Seçer ve diğer belediye başkanları ile diğer görevliler gözaltına alınmıştır. Peki, siz, sağlam bir operasyon yapıldığını düşünüyorsanız, Sayın Başkanım, kamuoyunu manipüle etmeyi düşünür müsünüz? 2 video servise konuldu; biri açık bir manipülasyondu, ikincisi büyük bir utanç vesilesiydi. Açık manipülasyon, altı ay önce Yenişehir Belediyesi operasyonunda ele geçirilen altın ve paraların videosu o gün yakalanmış gibi yayınlanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Son dakikayı veriyoruz.
Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Oysa, altı ay önce o video çekilmişti ve o kişinin şu anda tutuksuz soruşturması devam etmektedir ama Sayın Başkanım, Özlem Hanım, buraya dikkatinizi çekiyorum, siz de bir hanımefendisiniz, hepimizin anası var, bacısı var: Sabahın bir saatinde, bir kadıncağız yataktan kalktığı kıyafetiyle kapıyı açtı ve uyarmasına rağmen o video servis edildi. Böyle bir namussuzluk, böyle bir ahlaksızlık, böyle bir iffetsizlik söz konusu olabilir mi Allah aşkına! (YENİ YOL, YENİ PARTİ, DEM PARTİ, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Olmaz, olmaz, doğru.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bunun neresini, nasıl konuşabiliriz Allah aşkına! İçişleri Bakanlığı bilgi sızdırıyor... "Bu biz değiliz." Eğer Adalet Bakanlığıysa, bunu yapan kimdir? Sayın Bakan her gün her konu hakkında açıklama yapıyorken bu konu hakkında bir cümle dahi söyleme tenezzülünde bulunmuyor. Sayın Başkan, bu iffetsizlik hepimizin ailesine yönelik yapılmış bir saldırıdır ve bu konu behemehâl açıklanıp, o videonun...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, çok özür diliyorum, bitireceğim vallahi, çok özür diliyorum. Yarın bir dakika kısa konuşacağım.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bugün ilk gün Başkanım, ilk günün hatırı var.
MURAT EMİR (Ankara) - Bugün bir jestiniz olsun Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Çok özür diliyorum Başkanım.
Bu videoyu kimin çektiği, kimin servis ettiği ve bunların kimler tarafından yayınlandığı ortada. Böyle bir tabloda, henüz biz tek bir sorumlunun ismini bilmiyorken nasıl "ailem güvende" diyebiliriz, nasıl "Aile Yılı" diyebiliriz, nasıl "Aile On Yılı" diyebiliriz? Allah aşkına, siz dâhil Özlem Hanım, şu ana kadar bu konuda konuşan bir AK PARTİ'li arkadaşımız var mı?
RUKEN KİLERCİ (Ağrı) - Daha yeni oldu.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bir arkadaşımızın gayreti tuttu, konuştu, ona da yirmi dört saat sonra özür dilettirildi. Bu, kabul edilebilir bir tablo değil.
Aynı mevzuda, bir genel sekreterin itirafçı olduğuna dair henüz genel sekreter savunmasını veriyorken bilgi servisi yapılıyor ve daha sonra o tutanaklar okunduğunda, bu genel sekreterin Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında tek cümle söylemediği ortaya çıkıyor. Belediye içerisinde eleştirdiği başka kişiler var, "Ben de bu konudan rahatsızdım." diyor ama manşet şu: "Büyükşehrin Genel Sekreteri itirafçı oldu." Allah aşkına, devlet elinizde, yargı elinizde, zaten istediğinizi yapıyorsunuz, bu bataklığa girmeden de bu işleri yapabilirsiniz diyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Ülkemizi ziyaret etmekte olan Ürdün-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Sayın Yasin El Husban ve beraberindeki heyet Genel Kurulumuzu teşrif etmişlerdir, kendilerine hoş geldiniz diyorum. (Alkışlar)
İYİ Parti Grubu adına Sayın Uğur Poyraz.
Buyurun Sayın Poyraz.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Yeni yasama yılımızı tebrik ediyorum, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Bugün İstanbul'un işgalden kurtuluşunun 103'üncü yıl dönümü, o yüzden bu yıl dönümünü büyük bir içtenlikle kutluyorum. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ve silah arkadaşlarını ve İstiklal Mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmetle, minnetle anıyorum.
Evet, geçtiğimiz 1 Ekimde Soma'da meydana gelen göçükte 5 madencimizi kaybettik. Madencilerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabırlar diliyorum. 2014'te 301 madencimizi toprağa verdiğimiz yerde yeniden bu ailelerin ocaklarına ateşler düştü. Bu süreci de hem Parlamentoda hem de yetkili kurullarda detaylı bir şekilde araştıracağımızı ve sürecin takipçisi olacağımızı buradan kamuoyunun huzurunda ifade etmek istiyorum.
Evet, burada, önümde gündem haberleri var Değerli Başkanım.
"Başakşehir'de ortaokulda bıçaklı saldırı" Başakşehir'de bu sefer ortaokulda. Yani silahlar dolaplara kilitlenirken, buna ilişkin tedbirler alınırken bu sefer de bıçaklı saldırılar...
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Vahap Seçer tutuklandı. Vahap Bey'i şahsen tanırım, hem idareciliğe hem belediyeciliğe hem de hukuka, kanunlara ve kurallara olan saygısını da bugüne kadarki tanışıklığımda birçok kez tecrübe ettim.
"Eyüpsultan Belediye Başkanı Özmen ve 12 kişi tutuklandı."
"Bayraklı Belediyesi Soruşturmasında 45 Gözaltı"
"Ataşehir Belediye Başkan Vekili Murat Güneş tutuklandı."
Tutuklandı, tutuklandı, tutuklandı, tutuklandı... Türkiye'nin gündemi tutuklamalar, Türkiye'nin gündemi tutuklamalar!
Biraz önce Sayın Ekmen bu operasyonlar sırasında servis edilen gözaltı kayıtlarına atıfta bulundu, o yüzden tekrara düşmemek adına ve Sayın Ekmen'in hem Mersin Milletvekili olması hem süreci de çok detaylı ve içten tarif etmesi sebebiyle sadece bu süreçten tiksindiğimizi açıkça söylüyorum. Sorumluların bir türlü bulunamamasını da hayretle kendi ajandamıza da yazdığımızı ifade ediyorum. Yani, bir kadının sabah uyandığında polise açtığı kapıyla ilgili görüntüleri servis ediliyor, sorumlu yok; sermaye piyasasında keyfî halka arzlar oluşuyor, sorumlu yok; Borsa İstanbulda fon krizleri yaşanıyor, sorumlu yok; hiçbir şeyin sorumlusu yok, hiçbir şeyin sorumlusu yok. Oysaki bilgi çağındayız, bir düğmeye bastığınızda hepimizin, herkesin ne yaptığı ya da ne yapmadığı tek tek, tek tek, tek kek önümüze konulabilir ama bir sorumlu yok.
Şimdi, fon krizinin üzerinden neredeyse -16 Eylül, işte, bugün 6 Ekim- yirmi günden fazla geçti ve büyük Türkiye Cumhuriyeti devletinde ve Türkiye Yüzyılı'nda sorumluyla ilgili hâlâ bir bilgimiz yok, sadece önümüze atılan "flare"ler var. Bu savaş uçaklarında arkadaki uçak önündeki uçağa kitlendiğinde, füze gönderdiğinde o füze ısı güdümlü olduğu için önündeki uçağın egzozuna kitlenir, öndeki uçak da "flare"ler atar, ateş topları atar, "Bunlarla uğraşın." der.
Şimdi, önümüze servis edilen isimler var. İşte, falanca şunu yapmış, filanca bunu yapmış, o onunla tatile gitmiş, öbürü bilmem ne yapmış; biz, bunlarla ilgilenmiyoruz. Sayın Genel Başkanımız Dervişoğlu bundan tam bir yıl önce grup toplantısında uyarıyor, Sayın Maliye Bakanına seslenerek "Bakın, Borsa İstanbulda, SPK'de bir şeyler dönüyor, bir şeyler oluyor." diyor, bunu konuştuğundaki tarih 22 Ekim, Sayın Zengin, 22 Ekim 2025. 22 Ekimde bu uyarıyı yapıyor, 2 Kasımda tekrar bu uyarıyı yapıyor ve Sayın Maliye Bakanı 4 Kasımda çıkıyor, diyor ki: "Evet, bir şeyler var." 4 Kasım 2025, geldik 2026 yılına. Ben size Sayın Dervişoğlu'nun da konuşmasını göndereceğim yani aynen bugünü anlatıyor.
Şimdi, bütün bu uyarılara rağmen burada, bugün yine basına yansıyan haberlerde Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın bu hafta Parlamentoyu bilgilendirme ihtimali olduğu ifade edilmiş, bu da çok anlamlı ama değerli Başkanım, ben yaklaşık on beş gündür şunu gözlemliyorum: Bir iletişim kampanyası yürütülüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - İletişim kampanyasının ana öznesi şu: "Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok kızdı." Tamam. "Sayın Cumhurbaşkanımız bu konuya çok üzüldü." Tamam. "Sorumlularla ilgili gereğinin yapılması talimatını verdi." O da tamam. SPK'sinden Adalet Bakanlığından tüm birimlere kadar bu sefer herkes cümleye şöyle başlamaya başladı: "Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatları ve kararlılığıyla..." Yahu kardeşim, sizin önünüzde mevzuat yok mu, sizin önünüzde kanun yok mu; siz ne yapmanız ve ne yapmamanız gerektiğiyle ilgili bir makamdan talimat almak mı mecburiyetindesiniz? Memleket dolandırılmış, vatandaş dolandırılmış, Türkiye ekonomisi iki paralık edilmiş, uluslararası arenada inşa edilen her şey yerle yeksan edilmiş; siz hâlâ kimden ne talimatı bekliyorsunuz ya, talimatla mı iş yapıyorsunuz? O zaman kanunla düzenlenen o yetkilerinizin ne anlamı var?UĞUR POYRAZ (Antalya) - Peki, siz bu işi araştırırken, talimat beklerken...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Talimata atıf yapan tüm siyasilere ve bürokratlara sesleniyorum: Eğer siz bir haltı araştırmak için talimat bekliyorsanız bu cümlenin nereye geldiğini iyi analiz edeceksiniz. O zaman bu işgüzarlıklar, bu dolandırıcılıklar yapılırken de bir talimat aldığınız anlamına gelir. O ağzınızdan çıkan cümlelerin nereye gittiğini iyi analiz edeceksiniz. O makamlara otururken nasıl bir takdirle oturduğunuzu iyi analiz edeceksiniz. O makamların devlet makamı olduğunu iyi analiz edeceksiniz.
Şimdi, öyle bir noktaya gelmiş ki "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısı gelip bilgilendirecek." Amenna ve saddakna, gelsin bilgilendirsinler de şimdi iletişim sürecinde ne götürülüyor, Sayın Cumhurbaşkanımızın haberi yok. Cumhurbaşkanının haberi yoksa Cumhurbaşkanı Yardımcısının da haberi yok. Cumhurbaşkanı Yardımcısının bir yıldır, bir buçuk yıldır haberi olmayan bir şeyle ilgili, bizlerle birlikte öğrendiği bir şeyle ilgili gelip bizim neyimizi bilgilendirecek, neyimizi bilgilendirecek?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Mesela, merak ediyorum, zaten Cumhurbaşkanı Yardımcısı da Cumhurbaşkanıyla birlikte öğrenmiş. Hadi Cumhurbaşkanından bir gün sonra öğrenmiş, beş gün önce öğrenmiş. Bunların hepsi zaten on beş yirmi günde ortaya çıkan hadiseler. Eğer iki ay önce öğrendilerse iki ay önce niye müdahale etmediler? Yani bu sorular böyle arka arkaya, arka arkaya, arka arkaya gider. Diğer grup başkan vekillerinin de var aklında sorular, tüm milletvekillerinin var aklında sorular. Millet adına soruyoruz, millet adına. Gerçekten bugün burada başta AK PARTİ Grup Başkan Vekili olmak üzere, AK PARTİ milletvekilleri olmak üzere bir itham siyasetiyle hareket etmiyorum, çözme iradesi konusunda onların da ellerini, kalplerini, yüreklerini taşın altına koymaları için bu hitapları yapıyorum. Dolayısıyla, bu işten ülkemin, ekonomimin, vatandaşımın, yatırımcımın ve hazinemin yerle yeksan olduğu, devletin tüm organlarının yerle yeksan olduğu bir alanda muhalefet olarak bizim tepineceğimiz bir durum yoktur, biz bundan hicap duyarız. Dolayısıyla biz, bunu tekrar ayağa kaldırmak için uğraşıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Ama bunu ayağa kaldırırken onun kaynı, öbürünün görümcesi, öbürünün oğlu, benim dava arkadaşım, kırk yıllık dostum, o, şu, bu falan diye diye... Şimdi sürece bakıyoruz, sürecin muhakkiklerinin tamamı süreç oluşurken görev başındaki adamlar. Borsa İstanbul'daki adamı almışlar öbür tarafa koymuşlar, öbür taraftakini almışlar buraya koymuşlar, buradakini almışlar oraya koymuşlar. Bir komisyon kuruyorlar, komisyonundakilerin hepsi, bütün bu kepazelik olurken görevdeki adamlardan oluşuyor. Yani askeriyede 02.00-04.00 nöbetinde cephaneliğin önüne koyduğunuz askerin o cephanelik ortadan kaldırıldığında, cephaneliğe bir zarar verir... Aynı adama yine, aynı nöbeti verir misiniz ya da o taburu, o komutayı ona verir misiniz? Yapılan bu. Adam mı yok elinizde ya, yetişmiş kadro mu yok elinizde? Ben tanıyorum birçoğunuzu. Yahu, niye vicdanı, aklı, gücü kendinden alan adamları değil de bir talimat silsilesinin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Gücü kendinden, inandıklarından, kanunlardan alma kabiliyeti değil de gücünü ve kendi tanımını talimatlardan aldığını ifade edenlerle süreç yönetiyorsunuz. Dolayısıyla hem ek süreniz için teşekkür ediyorum hem de bütün Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum, tahammülleri için de teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Sevda Erdan Kılıç.
Buyurun Sayın Kılıç.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni yasama yılının ben de ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ancak bu dileğin karşılık bulabilmesi için önce bu Meclisin gündemi ile milletin gündeminin de buluşması gerekiyor. Evet, biz bu salonda çalışmalara ara verdik ama hayat pahalılığı sokakta ara vermedi; okullardaki şiddet, kadınların can korkusu, emeklinin geçim derdi devam etti. Şimdi bu sıralara döndük, millet bizden bıraktığımız sorunlara hangi çözümle döndüğümüzü duymak istiyor artık. Anneler hâlâ her sabah çocuğunun beslenme çantasına ne koyacağını düşünüyor? Baba hangi faturayı erteleyeceğini düşünüyor? Emekli, pazarda neyi alıp neyi almayacağına karar veriyor ve çoğunu geride bırakıyor. Genç, diplomasına bakıp soruyor: "Acaba ben bu ülkede nasıl bir gelecek kuracağım?" Tabii, bu sorulara verilecek cevap artık bir sabır çağrısı değil, somut bir çözüm olmak zorunda. Millet artık "Ne alabilirim değil, neyden vazgeçmem gerekiyor?" diye soruyor kendine. Sofrasından vazgeçiyor, ihtiyaçlarından vazgeçiyor, hayallerinden vazgeçiyor; çalışıyor ama geçinemiyor, üretiyor ama kazanamıyor, borç ödüyor ama borçtan kurtulamıyor. Şimdi, iktidara soruyoruz: Yıllarca çalışan insanın bugün en temel ihtiyaçlarından vazgeçmesini hangi başarının içine sığdırıyorsunuz? Yani değerli milletvekilleri, tabii, emeklileri konuşurken emekli polis memuru Ali Şekeroğlu'nu da buradan anmamız gerekiyor muhakkak. Ankara'da emeklilerin hak taleplerini dile getirdiği eylem sırasında yaşamına son veren Ali amcaya Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına da başsağlığı diliyorum. Ali Şekeroğlu'nun yaşadığı bütün sıkıntıları biliyoruz diyemeyiz. Kaybın acısı önünde hepimizin muhakkak durup düşünmesi gerekiyor. Bu ülkede emekliler sesini duyurabilmek için daha ne yapmak zorundalar gerçekten Allah aşkına yani? Devlet vatandaşın yalnızca iyi gününde değil en zor gününde de yanında olmak zorunda. Yıllarca çalışmış, üretmiş, prim ödemiş insanların emeklilikte insanca yaşayabilmesi bir lütuf değil; hak. Emeklinin torununa bir hediye alması bir lüks değil; sağlıklı beslenebilmesi lüks değil; kirasını, elektriğini, doğal gazını ödeyebilmesi lüks değil; yani emekliler hakkını istiyor, işçi alın terinin karşılığını istiyor, çiftçi ürününün değerini istiyor, genç ise kendi ülkesinde geleceğini kurmak istiyor. Bunların karşılığını da bütçede, yasada ve uygulamada görmek istiyorlar.
Değerli milletvekilleri, tabii, geçim kadar güven de önemli -az önce Grup Başkan Vekillerimiz de söyledi- vatandaş devletin denetimine güvenerek birikimini bir fona yatırıyor, sonra kendi parasına ulaşamıyorsa bu kürsüden sorulması gereken birçok soru var aslında. Ya, bu insanların parası nerede? Kimler denetlemedi, kimler görevini yerine getirmedi, kimler sorumlu? Makamı, mevkisi, serveti ve siyasi bağlantısı ne olursa olsun milletin parasına el uzatan kimse bundan hesap sorulmak zorunda ve bu hesabı da öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi sormalı çünkü o paranın her kuruşunda bir insanın emeği, alın teri ve geleceği var. O yüzden, Meclis araştırma komisyonunu kurmak zorundayız. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak da bunun peşini bırakmayacağız ta ki komisyon kurulasıya kadar. Devletin denetim görevi tam da budur işte. Birikiminizi emanet ederken de madene inerken de çocuğumuzu okula gönderirken de kurumların görevini yaptığını düşünüyor ve güvenmek istiyoruz. O görev aksadığında da bedelini işte vatandaş ödüyor. Peki, bu görevini yapmayanlardan kim hesap soracak? Az önce de söyledim; öncelikle bu, Meclisin görevi. Soma'da ve Zonguldak'ta kaybettiğimiz madencilerimizin ardından da bu soruları sormak zorundayız. Onlara da Allah'tan rahmet diliyorum, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Bir işçi sabah ekmek parası için evinden çıkıyorsa akşam çocuğuna sağ salim dönmesini sağlamak devletin görevi. İnsan hayatından tasarruf olmaz. Denetimler kâğıt üzerinde kalmamalı. Bir facianın ardından yalnızca başsağlığı dilemek yetmez. Özellikle şunu sormak zorundayız: Bir daha yaşanmaması için ne yapıyor bu devlet? Ne yapıyoruz?
Değerli milletvekilleri, tabii, hepimiz bu sabah başka birçok haber aldık. En sarsıcı olanlarından biri, İstanbul Başakşehir'de ortaokulda yaşanan bıçaklı saldırıydı. 8 çocuğumuz yaralı ve az önce öğrendik ki 1 çocuğumuz hayatını kaybetmiş. Şimdi, gerçekten bir anne olarak da ne diyeyim bilemiyorum yani yüreğim de sızlıyor. Ailenin neler yaşadığını tahmin bile edemiyoruz. Bundan sonrasında da neler yaşayacak bilmiyorum ama yani sabah bir anne, bir baba çocuğunu okula gönderiyor; dersine girsin, arkadaşlarıyla birlikte eğitim alsın, bir gelecek kursun diye; sonra okuldan böyle bir haber geliyor. Bu olayın ayrıntılarını elbette soruşturacağız ama yani başka sorular sormamız, başka bir şey yapmamız gerekiyor artık. Ya, bu çocuklarımıza ne oluyor? Ya, okullarda bu şiddet neden bu kadar arttı ve neden bu kadar görünür hâle geldi? Ya, bir çocuk çantasında kitap yerine neden bıçak taşıyor? Bunların muhakkak üstüne gitmemiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ederim Başkanım.
Yani bir de düşünün, Ankara'da bir şirket kalkmış, kurşungeçirmez sırt çantası reklamı falan yapıyor, video çekiyor. Ya, biz çocukların çantası ağır olmasın diye kıyamıyoruz anneler babalar olarak, bir taraftan da kurşungeçirmez çantaları konuşuyoruz yani gerçekten, bu okullarda yaşanan şiddetle ilgili akıl tutulması yaşıyoruz. Yani çocukları uyuşturucudan koruyamıyoruz, çetelerden koruyamıyoruz, şiddetten koruyamıyoruz, akran zorbalığından koruyamıyoruz. Sadece güvenlik görevlisi koyarak falan böyle küçük çözümlerle de bunları çözemeyeceğimiz anlaşılıyor. O yüzden, bunun sebeplerini muhakkak araştırmak ve bunlara çözüm üretmek zorundayız; bu da devletin görevidir.
Aslında ülkede çok sorun var yani futbolcu, hakem camiasında bir sürü sorun yaşanıyor. Nereden baksak yani gazetecilerin çalıştırılamadığı, basın özgürlüğünün engellendiği o kadar çok konu var ki ve biz bu sabah yine tabii başka bir üzücü olayla uyandık. Bu sabah, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanımız, aynı zamanda Belediyeler Birliği Başkanımız Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanımız, Mezitli Belediye Başkanımız ve Eyüpsultan Belediye Başkanımız tutuklandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Şimdi, buradan açıkça söylüyoruz: Yani biz "Kimse yargılanmasın." demiyoruz, "Hiç kimse bundan yargılanmaktan, sorgulanmaktan muaf tutulsun." demiyoruz. Bir iddia varsa soruşturulsun, araştırılsın, savunması alınsın, delil varsa mahkeme önünde bu bakılsın, kamu görevi yapan herkes hesap versin ama herkes versin siyasi partisine bakmaksızın. Fakat bu tutuklama artık bir ceza yöntemine dönüştü bu ülkede yani tutuklamanın istisna olması gerekiyor yani kaçma şüphesi olmayan, makamı belli, adresi belli, daha önce ifadeye çağrıldığında gitmiş belediye başkanları ve delil karartma şüpheleri de yok yani tutuksuz yargılamak artık hukuk devletinin gereği. O yüzden, kimse için bir ayrıcalık istemiyoruz, eşit hukuk istiyoruz yani bir dosyada adli kontrol veriyorsunuz, bazı dosyalarda ifadeye bile çağırmıyorsunuz ama muhalefetin belediye başkanı olunca da tutuklu yargılama artık neredeyse esas olmuş, bu hâle gelmiş durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Toparlıyorum Başkanım.
Bugün bir haber daha; o yüzden, Can Atalay meselesinde de aynı ilkeleri savunuyoruz yani seçmen iradesine saygı, Anayasa'ya saygı, Anayasa Mahkemesi kararlarına saygı. Yani Anayasa Mahkemesi kararları demişken de bugün Tayfun Kahraman hakkında da bir karar verildi, Resmî Gazete'de de yayınlandı. Bu karar muhakkak uygulanmalı, artık bu hukuksuzluğa bir son verilmeli ve derhâl yeniden yargılama yapılmalı ve Tayfun Kahraman özgürlüğüne bir an önce kavuşmalı diyorum bir taraftan da.
Az önce de söyledim, konuşacağımız konu çok fazla gerçekten. Bizim istediğimiz Türkiye çok açık: Çocuklar okula korkmadan gidebilsin, emekliler insanca yaşasın, işçiler evine sağ salim dönsün akşam, çiftçi emeğinin karşılığını alsın, kadınlar korkmadan sokağa çıkabilsin, gençler geleceğini başka ülkelerde aramak zorunda kalmasın, gazeteciler de soru sormaktan çekinmesinler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın, buyurun.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Bunu, bu sorunları el birliğiyle bu Meclis çözebilir yeter ki sadece sorunları konuşmayalım, çözüm önerilerimizi de konuşalım ve gerekli yasaları konuşalım, komisyonlarda gerekli düzenlemeleri yapabilelim; muhalefetin, sokağın, vatandaşın sesine kulak verilsin diyorum.
Tekrardan, yeni yasama yılını tebrik ediyorum. Umarım hayırlı uğurlu olur ve bir daha bu konuları, bu sorunları konuşmak zorunda kalmayız diyorum bu mikrofonlardan.
Teşekkür ediyorum Başkanım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Sayın Erkan Akçay.
Buyurun Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Muhterem milletvekili arkadaşlarım, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 28'inci Dönem Beşinci Yasama Yılının ülkemize, milletimize ve Meclisimize hayırlı olmasını diliyorum.
Bugün, Gazi Meclisimizin çatısı altında milletimizin emanetini taşımanın şuuruyla yeniden bir araya geldik. Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnızca kanun yapan bir kurum değil; Millî Mücadele'nin karargâhı, cumhuriyetimizin kurucu iradesi ve demokrasimizin ana dayanağıdır. Bu tarihî sorumluluk her birimize Meclisimizin vakarını, itibarını, çalışma düzenini koruma ve verimliliği sağlama yükümlülüğü getirmektedir. Asırlara dayanan istişare ve meşveret kültürümüz Gazi Meclisimizin çatısı altında kurumsal karşılığını bulmaktadır. Ortak akılla alınan her karar milletimizin birliğini güçlendiren bir iradenin eseridir. Yeni yasama yılında milletimizin beklentisi açıktır; daha çok çalışma, daha çok çözüm, daha çok uzlaşma ve daha güçlü Türkiye iradesi. Bu çerçevede, siyasi rekabetin hizmette yarışa, millî meselelerde ortak duruşa ve Türkiye'nin istikbalinde müşterek gayrete dönüşmesi samimi temennimizdir. Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin veciz ifadesiyle: "İhtiyaç duyduğumuz ruh hizmette rekabet, istiklalde vahdet, istikbalde gayret anlayışıdır." Ekonomiden adalete, eğitimden sosyal politikalara, afetlere hazırlanan şehirlerimizin dayanıklılığına kadar her alanda milletimizin ihtiyaçlarını önceleyen yapıcı bir yasama anlayışını hâkim kılmalıyız. Kısır siyasi çekişmelerle, oportünist hesaplarla, gündelik polemiklerle kaybedecek vaktimiz yoktur. Bu çatı altında esas olan, milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve Türkiye'nin yükseliş hedefidir. Küresel dengelerin sarsıldığı, bölgemizin ağır krizlerle çevrelendiği bu kırılgan dönemde Türkiye, dışarıdan gelebilecek her türlü tehdide karşı ancak iç dayanışmasını sarsılmaz tutarak direnebilir. Millî güvenlik, dış politika ve toplumsal dayanışma başlıklarında dayanışmamızı güçlü tutmak tarihî bir mecburiyettir. Bu yasama yılında da önceliğimiz, terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda millî dayanışmamızı, demokrasimizi, kardeşlik hukukumuzu tahkim etmektir ve terörsüz Türkiye hedefi yalnızca güvenlik politikalarının değil; hukuk devletinin, demokratik standartların, toplumsal bütünleşmenin ve sosyoekonomik kalkınmanın da ortak zeminidir. Milletimizin kararı nettir: Bu topraklardan terörü bir daha yeşermemek üzere söküp atmak. Hukuk devletini ve demokrasimizi güçlendiren, sosyal refahı artıran ve devletimizin kurumsal kapasitesini yükselten ıslahatları mutabakat zemininde süratle hayata geçirmek mecburiyetindeyiz. Milletimizin ebedî birliği ve dirliği pusulamızdır. "Lider Ülke Türkiye" vizyonunu her alanda hâkim kılmayı hedefliyoruz. Bu anlayışla yeni yasama yılında görev yapacak tüm milletvekillerimize ve fedakâr Meclis çalışanlarımıza başarılar diliyoruz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde kamuoyunda "fon krizi" olarak anılan gelişmeler vatandaşımızın yaptığı tasarrufları, sermaye piyasalarına güveni, finansal istikrarı ve toplumsal huzuru doğrudan ilgilendiren bir meseledir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak tavrımız açıktır: Milletimizin hakkı, malı ve hukuku sahipsiz değildir. Küçük tasarrufları yatırıma dönüşen birikim sahiplerinin birikimleri korunmalı, mağduriyetler giderilmeli, manipülasyon, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma veya içeriden bilgiyle haksız kazanç sağlama iddialarının üzerine kararlılıkla gidilmelidir ki bu yönde de başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, ilgili kurumlar ve yargı kurumlarımız gerekli çalışmaları da başlatmış bulunmaktadırlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu süreçte 2 temel öncelik vardır: Finansal istikrarın korunması ve hukuksuzluğa tevessül edenlerin hukuk önünde hesap vermesi. Türkiye bu iddialar üzerinden güven erozyonuna ve çürüme tartışmalarına asla sürüklenmemelidir. Her iddia arınma, aklanma ve denetim mekanizmalarını güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Biz kimsenin siyasi kimliği nedeniyle korunmasını da peşinen suçlu ilan edilmesini de doğru bulmayız. Suç varsa deliliyle ortaya konur, yargı süreci işler; hangi siyasi görüşten, makamdan veya finansal yapıdan gelirse gelsin, vatandaşımızın birikimine, piyasa düzenine ve kamu güvenine zarar veren her iddia bağımsız, tarafsız ve şeffaf biçimde soruşturulmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Ancak bir gerçeğin altını çizmek mecburiyetindeyiz: Belediyeler başta olmak üzere kamusal alana ilişkin irtikap, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma ve kayırmacılık iddialarını görmezden gelip bu soruşturmalar üzerinden Türkiye ekonomisini hedef alan felaket tellallığına soyunanlara da Sayın Cumhurbaşkanımız ve Cumhur İttifakı'nı hedef alan bir siyasi fırsatçılığa da asla müsaade etmeyeceğimizi belirtmek isterim.
Çağrımız nettir: Hukuk, hukuki, idari ve yapısal denetim mekanizmaları gecikmesizin tahkim edilmelidir; güçlü ekonominin temiz yönetim, sağlam hukuk, etkili denetim ve güvenilir kurumlar üzerinde yükseleceğini ifade ediyoruz. Milletimiz emin olsun, ekonomimiz sahipsiz değildir, kurumlarımız görevinin başındadır, hukuk işlemektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Tamamlıyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Milliyetçi Hareket Partisi milletimizin hakkını, küçük yatırımcının alın terini ve devletimizin ekonomik güvenliğini sonuna kadar savunacaktır.
Son söz olarak; Milliyetçi Hareket Partisi olarak parti programımızda da yer aldığı üzere üretime öncelik veriyoruz. Paradan para kazanmak değil üretimden kazanmanın esas olması gerektiğini de ifade ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Akçay.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu adına Sayın Gülüstan Kılıç Koçyiğit.
Buyurun Sayın Koçyiğit.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yeni yasama yılının ilk günündeyiz ve ne yazık ki önümüzde, dosyalarımızda, sözlerimizde hiç de iyi şeyler yok. Oysaki iyi temennilerle bu yıla başlamayı umuyorduk. Gerçekten yaz döneminin en azından bu halkın sorunlarına bir nebze de olsa nefes olduğu bir dönemin kapısını aralamak istiyoruz. Çalışıyoruz, çırpınıyoruz, söz kuruyoruz, muhalefet ediyoruz, önerge veriyoruz, kanun teklifi veriyoruz, sesimiz duyulsun istiyoruz; aslında toplumun sesi duyulsun istiyoruz, toplumun derdine derman olalım istiyoruz, bu Meclis halkın sorunlarıyla dertlensin istiyoruz, iktidar halkın sesini duysun istiyoruz, bunun için çabalıyoruz ama ne yazık ki az gidiyoruz uz gidiyoruz, bir arpa boyu yol gidemiyoruz ve yeniden aynı yerden, hatta daha kötü bir noktadan yeni yasama döneminin de açılışını yapıyoruz.
Şimdi, bu ülkede yoksulluk var, bu ülkede yolsuzluk var, bu ülkede büyük bir çürüme var ve bütün bunların içerisinde -bugün Meclisin ilk günü, açılıyor- hangi birinden başlayalım? Arkadaşlarımız da söyledi, mevkidaşlarımız yani bir okul saldırısında bir öğrencimizi bugün yitirmiş olmanın acısını nereye koyalım? Bu saldırının ilk olmadığını bilmiyor mu Hükûmetin kendisi? Daha yeni işte oldu. Geçmiş dönemde, biliyorsunuz, Maraş'ta, Urfa'da saldırılar olmuştu; arkasından Manisa Turgutlu'da bir saldırı oldu; şimdi İstanbul Başakşehir'de oldu, 8 öğrenciden 1'ini kaybettik ne yazık ki. Ben ailesine, bütün arkadaşlarına, sevenlerine başsağlığı diliyorum, kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. Bütün bunların içerisinde biz hâlâ bu meseleleri münferitmiş gibi konuşuyoruz, genelgeçer sözler kuruyoruz. İktidar sürekli üzgün olduğunu söylüyor, taziye mesajı paylaşıyor. Ben sormak istiyorum: Gerçekten bu Meclisin görevi, bizlerin görevi, iktidarın görevi taziye mesajı paylaşmak mıdır? Mesele sadece okulların kapısına polis dikmek midir? Güvenlik öyle olur mu? Bu çocuklar niçin şiddete meyilli? Bir çocuk, bir kız çocuğu niye 8 arkadaşını bıçakla yaralıyor? Bir başka çocuk eline geçirdiği tabancayla gidip Turgutlu'da bir okulda niye arkadaşlarını tarıyor? Niye gidip öğretmenini öldürüyor? Bu sorulara bir yanıt bulmayacak mı bu Meclis?
Bu ülkede dünya kadar insan, anne, baba var, veli var. Ben de bir öğrenci velisiyim. Her sabah çocuğum okula gidiyor. Yüreğimiz ağzımızda niye çocuklarımızı okula gönderiyoruz? Böyle bir ülke, böyle bir toplum, böyle bir eğitim sistemi olabilir mi? Kim buna çözüm bulacak? Mecliste bir tane ortak önergeyle Komisyon kurduk, Komisyon öneriler sundu. Ne yaptı iktidar, hangi önlemi aldı? Bu çocukların gerçekten sorunlarını tespit edecek nasıl bir önlem aldı? Sosyal hizmet uzmanı için daha fazla kadro mu açtı, onları okullarda istihdam mı etti? Psikolojik rehberlik bölümlerini mi artırdı; çocukların şiddet eğilimlerini, yalnızlıklarını gördü de oradan mı sorunu çözmeye çalıştı? Ne yaptı ya? Ne yaptı? Bize biri çıksın somut olarak "Ya, evet, bunlar bunlar oldu ama biz de yalnızlaşan çocuğu baştan yakaladık; biz şu kadroyu ayırdık, biz şunu yaptık, şu sosyal destek programını yaptık; yoksulluğa dair, yoksul öğrencilere dair böyle bir program oluşturduk." diye biri bize bir cümle kursun lütfen. Yani artık kafayı kuma gömüp hiçbir şey olmamış gibi davranıp, benim gibi taziye dilemesin iktidarın kendisi, iktidar milletvekilleri ve temsilcileri. Kabul etmiyoruz; acıyı paylaşmasına saygı duyuyoruz ama sorumluluk aynı zamanda bu işin üzerine gitmektir, önlem almaktır.
Milyonlarca veli adına soruyorum: Yarın insanlar korkmadan nasıl okula gönderecek öğrencisini, çocuğunu? Öpmeye kıyamadığı çocuğunun okul bahçesinde bıçaklandığı haberini alan siz olsanız ne hissedersiniz? Yok, hiçbirine cevap yok. Niye? Çünkü her şey halının altına süpürülüyor. Maşallah, yirmi dört yıldır iktidardalar, bir tane derdimize derman olmadılar. Her şey güllük gülistanlık, sorsanız ülke uçuyor. Maşallah, sıralamada birinciyiz; neyde? Şiddette, yolsuzlukta, çürümede, servet transferinde, ekonomik krizde, geçim derdinde -bütün bunlarda birinciyiz- erişim engellerinde, sosyal medya kısıtlamalarında, düşüncenin, ifadenin engellenmesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmamasında, AİHM kararlarının uygulanmamasında, yargının siyaseti dizayn etmesinde, seçilmişlerin iradesine el konulmasında, belediyelere kayyum atanmasında, belediye eş başkanlarının, belediye başkanlarının sabahın köründe gözaltına alınıp tutuklanmasında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Bugün Mersin'de Sayın Vahap Seçer'in tutuklandığı gibi ya da diğer belediye başkanlarının tutuklandığı gibi. Ya, bu yolsuzluksa araştırın kardeşim, hukuksuzluksa araştırın ama bir yolsuzluğun üzerine hukuksuzlukta gidilir mi, hukuksuz yöntemle gidilir mi?
"Aile Yılı" dediler, dünya kadar insanı gözaltına aldılar; yetmedi, hedef gösterdiler. Bir akademisyen arkadaşı gözaltına alıyorlar; 16-17 yaşında kızı var, pencereden bakıyor, onu bir başka görüntüyle montajlayıp servis ediyorlar. Bu nasıl bir Aile Yılı ya? Aile Yılı'ysa Mersin'deki kadının sabah mahrem görüntüsünü kim yayınlıyor, nasıl yayılıyor, niye yayınlıyor? Sizin "aile" dediğiniz sadece kendi aileleriniz mi? Muhalif olanın ailesi, öteki olanın ailesi, yoksulun ailesi, emekçinin ailesi; maşallah, oralarla da hiç ilişkili değiller. Tek bir sorumluluk sahibi daha şu ana kadar bir açıklama yapmadı Sayın Başkan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Böyle bir şey olabilir mi? Biz bu ülkede bakanların bu Meclise getirip kendi ürünlerini sattığını gördük. Şimdi, bir Bakanın, AKP Genel Başkan Yardımcısının halkın, yoksulun, üç kuruş parasını biriktirip yatırım yapanın... Belki hacca gidecekti, belki öğrencisini okutacaktı, belki çocuğunu evlendirecekti, belki bir yatırım yapacaktı; hop, hepsini aldılar, götürdüler. Kimin parasını? Yoksulun, orta gelirlinin, üç kuruş tasarruf yapanın parasını kim aldı? Devlete sırtını yaslayanlar, iktidara oturanlar, koltuğa yapışanlar, menfaati için o koltukları kullananlar bugün 500 bin insanın emeğine el koydu. Peki, ne oldu? Tek bir kişi istifa etti; o da yolsuzluğu yapan, vurgunu yapanlardan biri. Tek bir kişinin istifası yok, tek bir sorumlu yok. BDDK Başkanı görevde, SPK Başkanı görevde, Maliye Bakanı görevde, denetleyen görevde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, toparlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Ya, böyle bir sistem olabilir mi?
Bakın, Bakan açıklama yapmış 4 Kasım 2025 tarihinde, diyor ki: "Bazı fonlar üzerinden manipülasyonların yapıldığını biliyoruz." Aynı günlerde SPK Başkanı ne diyor? "Bunların hepsini tespit ediyoruz." Biri biliyor, biri tespit ediyor, olan 500 bin insana oluyor, onların parası götürülüyor. O zaman soruyorum: Sorumlu kim? Herkes üzgün, herkes çok mağdur. Peki, 500 bin insanın mağduriyetini kim giderecek? Onu da yine hazineye mi yükleyeceksiniz? Bu çalanlar getirecek mi halkın parasını? 500 bin insanın parasını kimden tahsil edeceksiniz? Kârlar yandaşa, zararlar kamuya, zararlar topluma, zararlar hepimize. Biz bu sistemi kabul etmiyoruz arkadaş, yok ve ne olursa olsun bunun üzeri aydınlanacak. Çalan, göz yuman şimdi denetlemeye çalışıyor, ortaya çıkarmaya çalışıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun son dakika.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Hayır efendim, Meclis sürecin müdahilidir, Meclis halk adına bu sürece el koymalıdır, bu süreci araştırmalıdır. Devlet Denetleme Kurulunun şimdiye kadar aklı neredeymiş? Maliye Bakanı ne yapıyormuş? SPK ne yapıyormuş? BDDK ne yapıyormuş? Ben hepsini soruyorum. Hükûmet ne yapıyormuş? Kendi içerisindeki Genel Başkan Yardımcısı, eski Bakanı 2,2 milyar lira götürünceye kadar ne yapıyormuş? Yüksek yargı mensuplarından bürokratına kadar, Bakanından tut, herkes işin içinde; resmen Kırmızı Pazartesi. Bir kişi de ar etsin, bir kişi de desin ki "Evet ya, sorumluyuz." Bir milletvekili arkadaş çıktı, konuştu, yetmiş iki saat sürmedi, pat, o da sustu. Böyle arınamayız, arınmaysa herkes arınacak.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Herkes için arınma, temiz siyaset, şeffaf siyaset çağrısı yapıyoruz ve mutlaka Meclis araştırması komisyonu açılmalı; takipçisiyiz.
Teşekkür ederim. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Yeni Parti Grubu adına Sayın Murat Emir konuşacak.
Buyurun Sayın Emir.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlarken yeni yasama döneminin başarılı ve hayırlı olmasını diliyorum.
Yine, sizin açınızdan olağan, bizim asla alışmayacağımız bir günü yaşıyoruz. 5 belediye başkanımız bugün tutuklandı. Mersin'de gizli birkaç iftiracı üzerinden, gizli tanıklarla, tehditlerle, şantajlarla belediye başkanlarımız, kadrolarımız tutuklandı ve oradaki asıl hedefin Belediyeler Birliği Başkanlığına çökmek, Belediyeler Birliği kaynaklarını tekrar eskiden olduğu gibi AKP'li belediyelere boca etmek ve Mersin Büyükşehir Belediyesinde gönüllerince bir düzen kurmak olduğunu çok iyi biliyoruz. Aynı şekilde, Ataşehir Başkan Vekilimiz tutuklandı. Ataşehir'de yapılanlar daha önce Üsküdar'da, daha önce Adalar'da yapılanların bir devamı niteliğinde. Belediye meclis üyeleri tehditle, şantajla, rüşvetle, binbir türlü sözle ya AKP'ye geçiriliyor ya istifa ettiriliyor, kazanılamayan seçimler yargı marifetiyle tekrar ettiriliyor. Seçimler tekrar edilirken oy verecek belediye meclis üyeleri Vatan Emniyette tutuluyor ve bunlar üzerinden belediyelere çökülüyor. Adım adım İstanbul Büyükşehir Belediyesini ele geçirme, ona bir an evvel çökme gayreti olduğunu görüyoruz. İşte, bunların millî iradeden anladıkları, işte bunların seçmen tercihinden anladıkları bu kadardır. Eğer millet onları seçerse millettir; seçmedilerse de sandıktan alamadıklarını böylesine adliyelerle, savcılarla, hukuk yollarıyla, kolluk güçleriyle, iftiracıların iftiralarıyla almaya çalışanlar bunlardır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; asrın vurgununun üzerinden yirmi gün geçmiş, bizim bulup söyleyebildiklerimiz dışında herhangi birini daha söylememişler, o fonlardan 800 milyar lirayı çalıp götürenler hakkında sıralı listeden daha 1 kişiyi bile açıklamamışlar, "Nereye kadar gidecekse üstüne gideceğiz." demişler ama hiç kimsenin üstüne gitmemişler. Şimdi, yeri gelmişken buradan soralım: Bakınız, Özata Denizcilikle ilgili bir suç duyurusunda bulundu SPK ve bu SPK'nin suç duyurusunda Fatma Betül Sayan Kaya'nın ve eşi İlyas Kaya'nın adı yok. Biz, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin adını açıkladıktan sonra "Aa, gerçekten haklıymış, 2,2 milyar lira götürmüşler." dediler ama buradan soruyoruz: Fatma Betül Sayan Kaya'yı kim korudu? Bu suç duyurusunda, Özata'da böylesine vurgun yapanların listesinde bu kişi niye yok? SPK Kanunu'na bakıyorsunuz; 115'inci maddeye göre, Kurulun suç duyurusunda bulunma görevi var ve bununla birlikte savcılık soruşturmasının başlaması gerekiyor ve bu suç duyurusunda da bahsedildiği gibi, yine SPK Kanunu'nun 107'nci maddesi uyarınca bu suçu işleyenler bakımından soruşturma şartı var ama aynı zamanda buradan elde edilen haksız kazancın 2 katının hazineye yatırılma zorunluluğu da var; kanun açık, SPK'nin beyanı da açık. Peki, bugüne kadar Fatma Betül Sayan Kaya ve eşini niye soruşturmadınız? Neyi bekliyorsunuz? Niye soruşturmadınız? Bu soruların cevabı var mı? Tabii ki yok.
Ve bir hesap açmışlar, âdeta tövbe hesabı; diyorlar ki: "Sen getir, fahiş para kazandıysan bu fahiş parayı getir, şu hesaba yatır." Ve bu da TMSF'nin bir hesabı, tövbe hesabı bu. Bu, Fatma Betül Sayan Kaya ve ona benzer saraydaki çocuklar için çıkarılmış, hukukun arkasından dolanan bir hesap. "Sen getir, bırak; biz görmeyeceğiz." Oysa hukuk devletinde bir defa bu mutlaka soruşturulmalı, üç yıldan başlayan bir cezai sorumluluğu var. Eğer gerçekten orada bir pişmanlık söz konusu ise de en az 2 katını yatırmak zorunda, hem de hazineye yatırmak zorunda ama her defasında hukuka uymayan, kendi etrafını, yandaşlarını koruyan bir anlayış var.
Şimdi, bugün basına düştü, Tera fon borsaya açılamayacakmış, SPK buna direniyormuş ama birileri devreye girmiş, o devreye girdikten sonra ona karşı çıkan 2 SPK üyesi görevden alınmış ve sonrasında da bu büyük asrın yolsuzluğunun, vurgununun önü açılmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Aman Tanrı'm, Cumhurbaşkanı bunların çok dışında, AKP siyasi kadroları bunun çok dışında, bunlar tertemiz; nefsine yenik düşmüş birkaç yavruları var, onlar da paranın bir kısmını getirirlerse her şey hallolacak. Bakın, 2022'deki karar elimizde, Ali Akay'la ilgili karar; bunu görevden alan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yani Tera fonun piyasaya açılmasının önünü açan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yine Mutalip Ünal'ın da atanmasının altında imzası olan Recep Tayyip Erdoğan, aynen görüp de müdahale etmeyen Maliye Bakanının atamasında olduğu gibi, aynen SPK Başkanının, aynen BDDK Başkanının, aynen diğer ayrıcalıklı çocukların, sarayda zaman zaman görev yapan bakanların, bakan yardımcılarının atamalarının altında Cumhurbaşkanının imzasının olduğu gibi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Dolayısıyla burada çok büyük bir siyasi sorumluluk vardır ve bu siyasi sorumluluk da tamamıyla yürütmenin başı olan tek adam Recep Tayyip Erdoğan'a aittir. Bundan sonra Meclis bu meselenin sahibi olmalıdır ve sonuna kadar gitmelidir. Sizin bu konuda atacak hiçbir adımınız olmadığını, attığınız her adımın da kendi yandaşlarınızı, saray beslemelerini bulacağını siz de çok iyi biliyorsunuz.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, bir okul saldırısı, bir yavrumuzu kaybettik, Allah'tan rahmet diliyorum, yüreğimiz yanıyor. Sadece geçen yıla bakarsanız Şanlıurfa'da, Kahramanmaraş'ta, geçen ay Manisa Turgutlu'da yaşadık, bugün İstanbul'da yaşıyoruz. Daha on gün önce Okul Güvenliği Protokolü imzaladılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Burada Sayın Bakanın ciddiyetsizliğini ortaya koymak bakımından bir cümlesi yeterli: Turgutlu'daki olayı "Okul dışında oldu." diye savunmaya kalkmıştı. Buradan sesleniyoruz: Burada bir ihmal, burada arızi bir durum yok; burada sistematik bir görevini yapmama, bir vurdumduymazlık, bir savsaklık var. Daha fazla çocuğumuzu kaybetmek istemiyoruz. Millî Eğitim Bakanının istifası şarttır ve bu konuda artık ciddi önlemler alınmasının zamanı gelmiş de geçmektedir.
Bakın, Valiliğin bir yazısı var, şaşarsınız. Valiliğin açıklamasında ne okulun adı var ne semtin adı var, hiçbir şey yok; "Çocuklar arasında bir kavga çıkmış." diyor, Valilik bunu açıklıyor. Daha önce, mesela 2 Martta olan bir olayda okulun adını vermiş, ilgili çocukların isimlerinin baş harflerini vermiş, bütün ayrıntıları vermiş. Niye biliyor musunuz? O kadar saplantılılar ki, o kadar ideolojik saplantılarının esiri olmuşlar ki...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, son dakika.
MURAT EMİR (Ankara) - ...söz konusu olan imam-hatip okulu olduğunda, imam-hatip okulunda şu şahıslar, şu çocuklar, şöyle bir olay yaşandı diyecek kadar dahi cesaretleri yok. Böylesine bütün kötülükleri, bütün karanlıkları halının altına süpürmeye alışmış ve gerçeklerle yüzleşemeyecek, ideolojik saplantılarının esiri olmuş bir valilik var.
Sayın Özlem Zengin, sizden cevap bekliyoruz, sessiz kalmak bu suça ortak olmaktır. Eğer ortak değilseniz, eğer bunu gerçekten zımnen de olsa desteklemiyorsanız, Mersin'de polis kamerasıyla çekilen o genç kadının sabah kendi açısından mahrem olabilecek görüntülerinin kimin yayınladığını, kimin eliyle yayınlandığını ve o kişiler hakkında ne yapıldığını anlatmanızı ve Meclisi bilgilendirmenizi bekliyoruz. Aksi hâlde, herkes, hepiniz bu yanlışın, bu onur kırıcı davranışın parçası olursunuz, ortağı olursunuz, bu zannın altında kalırsınız. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Emir.
Bir mazeret sebebiyle bir dakika bir söz talebi var.
Buyurun Sayın Sunat.
ŞENOL SUNAT (Manisa) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bugün İstanbul Başakşehir'de bir okulda daha yüreğimizi yakan haber geldi. Hayatını kaybeden evladımıza Allah'tan rahmet, ailesine sabır, yaralı çocuklarımıza acil şifalar diliyorum.
Çocuğunu sabah okula gönderen aile akşam onun sağ salim eve dönüp dönmeyeceğini düşünmek zorunda bırakılamaz. Okulun kapısından giren her çocuk devletin güvencesi altında olmalıdır. Millî Eğitim Bakanına soruyorum: Okullarımızın güvenliği için aldığınızı söylediğiniz tedbirler sahada nasıl uygulanıyor? Riskleri kim izliyor? Çocuklardan, öğretmenlerden ve ailelerden gelen uyarılar hangi mekanizmayla değerlendiriliyor? Bu saldırının bütün yönleri aydınlatılmalı, güvenlik açığı olup olmadığı ortaya konmalıdır. Sayın Bakan kamuoyuna bütçesi, takvimi ve sorumluları, belli bir okul güvenliği...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Özlem Zengin.
Buyurun Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; ben de Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Yeni bir yasama yılının başındayız. Bu yılın hem tüm siyasi partiler için hem Türkiye Büyük Millet Meclisi için hem de ülkemiz için hayırlı, uğurlu ve verimli olmasını, problemlere çözüm üreten bir süreç geçirmeyi, yasama yılı geçirmeyi temenni ediyorum, dua ediyorum.
Tabii, Genel Kurulumuzun çok önemli bir genel meselesi var aslında, arkadaşlarım da bahsettiler. Genel Kurulda hepimizin elinde olumlu aslında veriler var, olumlu konular var ilimizle ilgili, şehirle ilgili, bakanlıklarla ilgili ama genel olarak memlekette olan olumsuz konular her şeyin önüne geçiyor, tıpkı çocuklarımızın saldırıya uğraması, hayatını kaybetmesi gibi. Ben uzun yıllardır siyasetteyim, siyasi hayatım boyunca ne zaman kadınlarla bir araya gelsem kadınlar için, anneler için en önemli meselenin öğretmenler ve eğitim olduğunu her zaman gördüm. O sebeple, bir annenin kafasının rahat olabilmesi için -ister çalışıyor ister ev hanımı, hiç fark etmez- çocuğu okula gittiğinde kendini güvende hissetmesi, çocuğunu güvende hissetmesi, bilmesi fevkalade önemli bir konu.
Ben hiç kaçınmadan söyleyeceğim; İstanbul'da Başakşehir'de ve maalesef Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulunda 8 çocuğumuz bir kız öğrenci tarafından, başka bir okuldan gelen -bu daha da vahimleştiriyor tabloyu- bir kız öğrenci tarafından saldırıya uğradı, hem de bıçaklı saldırıya uğradı.
Şimdi, burada bunun neden olduğunu anlamak, öğrenmek hepimizin vazifesi. Meclis olarak geçen yasama yılında, kapanmadan daha evvel burada araştırma komisyonu kurduk Maraş'ta, Urfa'da yaşanan hadiseler üzerine, elim hadise üzerine ve hep beraber çok da tartışarak önemli bir yeni mevzuat inşa ettik çocukların suç işlemesi hâlinde ne yapmamız, nasıl yapmamız gerektiği üzerine fakat -hukukçu arkadaşlarım çok daha iyi bileceklerdir- şunu görmemiz lazım: Hiçbir toplumsal problem sadece cezai yaptırımlarla, sadece hukuki yaptırımlarla çözülemez. Tüm bu olan şeyler bize gösteriyor ki toplumsal olarak fevkalade bir problemimiz var; çocuklarımız şiddete eğilimli. Bunun nedenleri, sebepleri ve ne yapmamız gerektiği bence Türkiye Büyük Millet Meclisinin asli vazifesi, asli sorumluluğu, hepimizin sorumluluğu.
O sebeple, burada... İşte, fail orada, hayatını kaybeden çocuğumuz zaten tertemiz bir çocuk, Allah gani gani rahmet eylesin, annesi babası çok üzgün, burada hepimiz çok üzgünüz ama burada olması gereken şey "Neden toplumumuzda böyle bir yara var? Neden okullarda bunlar oluyor?" Bunun cevabını beraber bulmamız lazım. Şimdi bunu alıyorum, kenara koyuyorum.
Ben prensip olarak bana yöneltilen soruları önemsiyorum, bunlara cevap vermek istiyorum fakat tabii soru yöneltilirken de hiçbir ithamın da ne ben ne de arkadaşlarım parçası olamaz çünkü biz milletvekilleri olarak hukuktan yanayız. Mersin'de bir kadının, bir hanımefendinin sabah çok erken bir saatte hangi saikle olursa olsun kendi evinde, kendini en rahat hissettiği yerde kendi kapısı çalınıyor ve onun izni alınmadan görüntüsü çekiliyorsa -yayınlanmasa bile yani- ve bir de yayınlanıyorsa bu bir suçtur. Bunu takip etmek bizim vazifemizdir. Bu konuyla ilgili olarak, ben biraz evvel Adalet Bakanlığıyla yaptığım görüşmede şunu öğrendim ve paylaşmak istiyorum, sizlerle ve kamuoyuyla paylaşmak istiyorum: Birincisi, İçişleri Bakanlığı bu görüntüleri çeken kolluk güçleriyle alakalı soruşturma başlattı. Bu soruşturma neticesinde görüntüyü çeken ve paylaşanlar muhakkak bir yaptırımla karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, Adalet Bakanlığımız da bu olaydan hemen sonra bir genelge yayımlayarak ailenin, kadının bu anlamda, bu soruşturma süreçlerinde, kolluğun müdahil olduğu süreçlerde nasıl bir aşamayla bu süreçleri götüreceğine dair yeni de bir genelge yayımladı. Bu genelgeyi de Sayın Ekmen'e gönderdim, diğer arkadaşlarımıza da gönderebilirim. Ama burada önemli olan uygulamadır yani genelgeyi tek başına yayımlamak yetmez, 2 şeyi muhakkak yapmamız lazım. Bir, bu genelgeye bundan sonra uyulacak mı? İkincisi de Mersin'de bunu yapan kolluk kimdir, kim kamuoyuyla paylaşmıştır ve bundan sonra da hangi cezayı almıştır? Bu konuyla ilgili ben de arkadaşlarım da gerekli takibi yapacağız. Bunu ifade etmek istiyorum.
Şimdi, pek çok isimlendirme var: "Fonzi" deniliyor, "fon krizi" deniliyor, ben "fon meselesi" olarak tanımlıyorum. Bu konu, bence uzun zamandır Türkiye'de gördüğümüz en önemli meselelerden bir tanesidir, siyaseten de böyledir, hukuken de böyledir. O yüzden bu konuyu her birimizin ve elbette ki Türkiye Büyük Millet Meclisinin ciddiyetle takip etmesi gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Şimdi, çok net ifade etmek istiyorum. Burada tertemiz, hayatı kendi içerisinde tutarlı bir pek çok millet... Bütün milletvekillerimiz böyle, pek çok demek de olayı yanlış anlaşılmaya sebebiyet verir. Çok sarih bir şekilde, buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden AK PARTİ Grubu adına Grup Başkan Vekili olarak şunu ifade etmek istiyorum: Bu konuda kim yanlış yaptıysa, kim hukuku ihlal ettiyse, kim vatandaşlarımızın parasını istismar ettiyse, gasbettiyse siyasi görüşüne, sosyal çevresine, makamına, kimin yakını olduğuna bakılmaksızın hukuk önünde muhakkak hesap verilmelidir, muhakkak.
BAŞKAN - Bravo!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu insanlar muhakkak surette soruşturmaya tabi tutulmalıdır ve muhakkak ifadeye çağırılmalıdır her birisi.
Bu konuyla ilgili olarak da şunu belirtmek istiyorum: Biz istiyoruz ki yarın Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız... Genel görüşme de yapabiliriz tercihimiz budur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - İç Tüzük 59'a göre Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız Genel Kurula gelecek ve bizlere bilgi verecekler. Bu bilginin en önemli kısmı, malumunuz, bir koordinasyon kurulu oluşturuldu yani Fon İzleme Koordinasyon Kurulu ve aynı zamanda tabii ki yargısal süreçler devam ediyor ve Sayın Cumhurbaşkanımız da Devlet Denetleme Kurulunu göreve davet etti. Burada iki önemli aşama var: Bunlardan bir tanesi mevcut problemin çözümüyle ilgili yöntemler. Ne yapacağız? Kamuoyuna da ifade edildi, tam sayı değil ama yaklaşık bir sayı olarak 300 bin civarında vatandaşımızın bu konudaki mağduriyeti 1 milyon TL'nin altında. Bir an evvel onların mağduriyetinin giderilmesi hedefleniyor. Burada altını çizmemiz gereken şey, bu ödemeler yapılırken bütçeye asla yük gelmemeli, bu ödemeler bütçeden yapılmamalı, kimse bu parayı çalanlar, bu onlardan tahsil edilmeli...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Bravo Özlem Hanım, vallahi...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Tamamlayayım Sayın Başkanım, rica edeceğim.
Bu parayı çalan insanlardan -ister Türkiye'de ister yurt dışına kaçırmış olsun, devletimiz güçlüdür, artık dünyada bu mekanizmalar son derece güçlü- tahsil ederek -ve elbette bu fonlar da sadece böyle içi boş değil aynı zamanda hâlâ değeri olan senetler, değerler de var, bunlardan da istifade ederek- bir an evvel insanlarımızın mağduriyetinin, özellikle küçük yatırımcının mağduriyetinin giderilmesi gerekiyor.
Bir diğer önemli nokta da "Bu nasıl olmuş?" meselesi çok önemli. Biz babaannemle bazen böyle cenaze evine giderdik, babaannem derdi "Ölmüş ama söyleyelim bakalım nasıl ölmüş?" Olmuş ama nasıl olmuş, kim görevini yapmamış, kim görevini ihmal etmiş, Türkiye'ye, AK PARTİ'ye, bizim insanımıza, bu ülkenin tertemiz insanlarına bu yükü kim getirmiş, kim neyi, nerede yapmamış? Bunu öğrenecek olan da Devlet Denetleme Kuruludur. Ve nihayetinde bu konuyla ilgili yanlış yapan, ister kasten ister ihmalle kim yanlış yapmışsa b,u hukuk önünde hesap muhakkak vermelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Son cümlem.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bu anlamda bizler hiçbirimiz siyaseten bunun bedelini asla ödemek istemiyoruz. Hukuk önünde yapılması gerekenin ne olduğunun da biz hepimiz sonuna kadar takipçisi olacağız Türkiye Büyük Millet Meclisi ve AK PARTİ Grubu olarak. Bizim insanımız kıymetlidir, insanımızın bugüne kadar biriktirmiş olduğu az çok kendince o önemli olan varlıkları bizim için kıymetlidir. Hiç kimsenin de bunu suistimal etmesine müsaade etmeyeceğiz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederiz Sayın Zengin.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan...
BAŞKAN - Mehmet Emin Bey, buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Zengin'e teşekkür ediyoruz; gerçekten, birçok kere burada tartışılan konuları anında muhataplarına sorarak doğru bilgiyi, alabildiği bilgiyi bizimle paylaşıyor. Ancak şunu tespit etmemiz lazım Sayın Zengin: Bugün muhatabınızın size vermesi gereken bilgi 2 Ekimde yayınlanmış olan genelge değil. 1 Ekimdeki olayda bir, çekim yapan; iki, o çekimi belli bir noktaya gönderen; üç, bunu sosyal medyada bilinen ağlara servis eden kişilerin kim olduğu ve bunlar hakkında hangi idari soruşturmanın ki bu, adli olarak da suçtur, kişisel verilerin korunması açısından Ceza Kanunu'nda da ayrıca karşılığı vardır, bunun bizimle paylaşılması bilgisiydi. Dolayısıyla, lütfen, sizi böyle kolayca ikna etmesinler.
İkincisi, 2 Ekimde genelge yayınlanmış, amenna, 3 Ekimde de altı ay önceki Yenişehir Belediyesine ait bir soruşturma videosu -ki soruşturmada ele geçirilen paraların sahibi tutuksuz yargılanıyor- büyükşehir belediyesi soruşturmasında yeni olmuş gibi servis edilmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Grup Başkan Vekillerine ikişer dakika söz vereceğim.
Buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Yani 2 Ekimde genelge yayınlanmış, 3 Ekimde soruşturmayla ilgisi olmayan, altı ay önceki içinde altın, para vesair olan bir video yeni bir olaymış gibi ve Mersin Büyükşehir Belediyesiyle ilişkilendirilerek servis edilmiş. 5 Ekimde de henüz soruşturması savcılık aşamasında, ifadesi yeni bitmiş birisinin tutanağı servis edilmiş. Dolayısıyla bir sorumlu buluyorlarsa bulsunlar, yoksa bizim aklımızla dalga geçmesinler, sizi de buna alet etmesinler.
BAŞKAN - Sayın Koçyiğit, buyurun.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Zengin'e teşekkür ediyorum, aslında meseleyi bütün açıklığıyla ortaya koydu; benimle aynı düşünüyormuş, ben bunu gördüm, bu önemli bir şey. Yalnız "mesele" demek bir şeyi hafifletir, Sayın Zengin'in dikkatini çekmek isterim. Bir şeye "mesele" dediğinizde genelleşir, flulaşır, içeriğinden boşalır; o anlamıyla bu bir mesele değil, bu çok açık ve net bir servet transferi, bu bir soygun düzeni ve burada çok ciddi bir sorun olduğunu görmemiz gerekiyor.
İkincisi, şimdi, ben Sayın Zengin'in bütün anlattıklarının; kim yol vermiş, kim desteklemiş, kim yapmış, para kesinlikle hazine tarafından karşılanmamalı, zarar ilgili kişilerden alınmalı sözlerinin hepsine katılıyorum ama bugün bu soruları biz soruyoruz Sayın Başkan, muhalefet olarak biz soruyoruz ve yanıtını vermesi gereken Sayın Zengin ve Sayın Zengin'in partisinin yetkilileri bizzat yani Hükûmet bu sorulara yanıt oluşturmalı. Örneğin, SPK'nin buradaki sorumluluğu nedir? BDDK'nin sorumluluğu nedir? Maliye Bakanlığının sorumluluğu nedir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
Hatta kendi hükûmetinin -ki Genel Başkan Yardımcısıydı bu fon vurgunun iddia edilen faillerinden birisi- sorumluluğu nedir? Bu sorulara yanıt arıyoruz.
Üçüncüsü, bugün 5 muhalefet grubu olarak fon krizinin araştırılması, bu fon vurgununun araştırılması için Mecliste bir araştırma komisyonu kurulması önerisinde bulunduk. Ben Sayın Zengin'in konuşmasından, iktidarın bu komisyonun kurulmasına öncülük edeceğini, önergelerimizi destekleyeceğini ve elbette Meclisin, bu sürecin selameti açısından -halkımız için, toplumumuz için de- bu süreçte bir ortak komisyon kurulması -ki bence eşit üyeli olarak kurulmalı, burada İç Tüzük'ü ilk defa belki de bu konuda görmezden gelebiliriz- sürecine önayak olacağını ve destek olacağını anlıyorum. Umarım doğru anlıyorumdur.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun
MURAT EMİR (Ankara) - Mersin'deki mahrem görüntüler sonrasında genelge yayınlanmış olması çok da büyük anlam ifade etmiyor çünkü Türkiye'de zaten yönetmelik var, kanun var, mahremiyetin korunması var, soruşturmanın, aramanın nasıl yapılacağı zaten belli. Mersin'deki bu mahrem görüntüler elbette ki her birimizi yaraladı ama sadece bununla sınırlı değil. Yıllardır evlere operasyon yapılırken, şafak operasyonları yapılırken görüntüler özellikle servis ediliyor, masumiyet karinesi ayaklar altına alınıyor, ilgisiz görüntüler kasada bulunmuş gibi ekrana getiriliyor ve bunları kimlerin yaptığını her birimiz biliyoruz, bunu her defasında gündeme getirdik. Dolayısıyla, sadece bir olay üzerinden "-mış" gibi yapmak, harekete geçmiş gibi yapmak hiçbir şey ifade etmiyor. Burada ağır kusur var ve burada daha önce bunları yapan, bu görüntüleri sızdıran, yayan, yayılmasına destek olan, onları kullanan kim varsa hepsinin üzerine gidilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Bugüne kadar gitmediler ama bundan sonra da özellikle bu Mersin'deki görüntüler dâhil olmak üzere her birinin peşinde olacağımızı ve Sayın Zengin'den her defasında bu sorunun cevabını bekleyeceğimizi ifade etmek isterim.
Bir de Fon İzleme Kurulu kurmuşlar. Boşuna kurmasınlar, onlar zaten izledi. Onlar izledi; birileri parayı götürürken, birileri çalarken, birileri kaçırırken zaten izlediler. Bunların yapacak bir şeyleri yok. Burada Devlet Denetleme Kurulu harekete geçecekmiş. Açıkça soruyoruz: "Savcılık niye suç duyurusunda bulunmamış?" diyoruz veya "Hayati Yazıcı'nın oğlunun mallarına getirilen tedbir bir saatte nasıl kalktı?" diyoruz veya Tera Yatırım halka açılırken orada onay veren o bir büyüğün kim olduğunu soruyoruz. Bu soruları soracak olan biziz, aynı zamanda cevap verecek olan sizsiniz. Savcılıkların harekete geçmesi lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
MURAT EMİR (Ankara) - Siz, savcıların elini kolunu bağlamayın. Siz, olayın üzerini örtmeye çalışmayın. Siz, erişim yasaklarıyla bunca kirin, bunca pisliğin, bunca yolsuzluğun üstünü örtmeye çalışmayın, zaten ortaya çıkacak ama siz bunlara kol kanat gerdikçe de elbette ki biz bunun üstüne gitmeye devam edeceğiz. Eninde sonunda, altında kimler varsa elbette ortaya çıkacak.
BAŞKAN - Buyurun Sayın Poyraz.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum.
Öncelikle, Sayın Grup Başkan Vekiline vermiş olduğu cevaplar için teşekkür ediyorum. Burada yalnız bu cevaplara ilişkin eksik kalan hususlar var. Şimdi, Sayın Zengin, bu hadisenin ortaya çıkması üzerinden yaklaşık yirmi gün geçti. Yirmi gün içerisinde Parlamentoda bu konunun tüm muhalefet grupları tarafından size sorulacağı, parti grubunuza sorulacağı çok net. Dolayısıyla, her şeyden önce, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Merkezinin ve bu konuya ilişkin tüm bakanlıkların sizi çok ciddi anlamda briefe etmiş olması lazımdı. Bugün, siz değil -nöbetiniz denk gelmiş olabilir ama- diğer Grup Başkan Vekillerinin de bugün burada hepsinin çok hazırlıklı olması gerekiyordu. Burada sizlerin hiçbirini itham etmiyoruz. Burada bir kere süreç var, SPK dâhil olmak üzere, Borsa İstanbul dâhil olmak üzere, bununla birlikte, efendim, Maliye Bakanlığı dâhil olmak üzere, BDDK dâhil olmak üzere, bunların hepsi devlet adına bu işleri gözetmekle görevli, sizler değilsiniz, sizler de bizler gibi milletvekilisiniz. İktidar olmanız da bunun içerisinde, oraya bir yetki devri var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bunların hepsi bir mevzuata bağlı.
Şimdi, problem cümlesi çok basit. Bunlar bir yıldır, bir buçuk yıldır ne yapmış? Daha doğrusu o fon izleme kurulu gibi, Sayın Emir'in de atfettiği gibi izlemişler. Şimdi, bir, bu işin içindelerse niye hâlâ orada oturuyorlar? Bu işin içinde değillerse bir gazeteci arkadaşımın sözü -kişilik haklarına saldırmadan söylüyorum- aptallıkla hainliğin sonucu aynıdır Özlem Hanım, aptallıkla hainliğin sonucu aynıdır. O yüzden, bu süreçte bir kere bu kurulların hepsinin lağvedilmesi lazım. Bunların hepsi şu an olağan şüpheli, bütün olağan şüpheliler orada oturacak ama biz bu sırada soruşturma yapacağız. Bununla ilgili herhangi bir soruşturma yapılırken -Sayın Tipioğlu karşımda- önce ne yapılıyor? İlgili, görevli personel emrine çekiliyor. Doğru mu Sayın Tipioğlu? Hiç kimse, personel emrine çekilmedi, herkes yerinde duruyor, hatta bir de alındılar, Devlet Denetleme Kuruluna geçti, Fon İzleme Kuruluna geçti. Ya, böyle soruşturma mı olur? Bakın, sizin siyasi kariyerinizi de...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sizlerin siyasi kariyeri açısından önemli diyorum. Şu an devletin itibarından bahsediyoruz; partinizin, partilerimizin itibarından değil, devletin itibarından. Yani memlekette okula çocuk gönderemiyorsun, borsaya para yatıramıyorsun, tanıdık olmadan adliyeye gidemiyorsun "Yahu, bu nasıl devlet?" diye vatandaş sorduğunda, ben hadi veriyorum cevabı da sen nasıl vereceksin cevabı, sen nasıl vereceksin cevabı? O yüzden elinizi taşın altına koymanız gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Kılıç, buyurun.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Geçtiğimiz günlerde bir çoğumuz görmüştür -tabii, bir suç güzellemesi yapacak değilim bir hukukçu olarak ama- Samsun'da marketten kahvaltılık çaldı diye bir babanın ellerine kelepçe takıldı, adliyeye götürüldü, sonra adli kontrolle serbest bırakıldı. Şimdi, bir babanın, yoksul bir babanın, çocuklarına kahvaltılık alamayan bir babanın kahvaltılık poşetini bu kadar yakından gören devlet milyarlar gitmiş, milyarlarca hesap hareketi olmuş ya, bunları da görmek zorunda. Ya, o babanın, sokaktaki birçok vatandaşın hayal bile edemediği paraları konuşuyoruz aslında biz birkaç gündür burada. O yüzden asıl mesele, bu noktaya nasıl geldiğimiz, neden geldiğimiz. O yüzden bizim mahallenin çocuğu diye kurum yöneticisi seçerseniz yarın o kurumdan da yakın çevresine, kendi yakın çevresine hesap sormasını bekleyemezsiniz. Akrabalığın, siyasi yakınlığın, siyasi sadakatin, kişisel yakınlığın denetimin önüne geçtiği her yerde vatandaş böyle savunmasız kalır. O yüzden burada da devreye...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayayım.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Tamamlıyorum Başkanım.
O yüzden de burada devreye muhakkak Türkiye Büyük Millet Meclisi girmeli ve tüm partilerin ortak önerisiyle bu araştırma komisyonu kurulmalı. Cumhuriyet Halk Partisi olarak da ısrarla söylüyoruz, bu krizlerin önüne geçmek adına siyasi ahlak yasası çağrımızı bir kez daha yenilemek istiyorum. Siyasetçilerin ve yakınlarının mal varlıkları denetlenmeli ve çıkar ilişkileri muhakkak açığa çıkarılmalı ki vatandaş oy verdiği siyasetçiye ve siyaset kurumuna güvenebilsin diyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Grup Başkan Vekillerimizi yaptıkları açıklamalardan dolayı tebrik ediyorum, süreci gayet iyi şekilde analiz ettiler. Özlem Hanım, sizi tebrik ediyorum, gayet güzel toparladınız bir sataşmaya meydan vermeden.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir cümle sadece söyleyeceğim Sayın Başkan.
BAŞKAN - Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Genel bir ifade olarak çünkü aslında tek tek de cevap vereceğim konular var ama bunları günler içerisinde konuşacağımızı düşünüyorum.
İlkesel olarak bizim savunmamız gereken şey milletin hakkıdır, hukukudur; sermaye piyasalarının güvenliği çok önemli, bu güvenliği sağlamak ve devam ettirmektir; elbette ki devletimizin itibarıdır ve tabii ki Türkiye Cumhuriyetinin hukuk düzeni bizim her daim savunduğumuz ve savunmamız gereken değerimiz diye ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Işıkver...
SEMİH IŞIKVER (Elazığ) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Öncelikle yeni yasama yılının devletimize ve aziz milletimize hayırlar getirmesini Cenabıallah'tan niyaz ederim.
Sayın Başkanım, kıymetli milletvekilleri; yıllardır mil ve rüsubat taşıyarak Hazar Gölü'müzü kirleten Bermaz Çevirme Kanalı'nda yaşanan taşkınlar sonrasında hem Hazar Gölü'müz aşırı derecede kirlenmekte hem de bölgedeki tarım arazilerimiz zarar görmektedir. On beş yıl önce Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından gündeme alınan ancak ödenek ayrılmadığı için bugüne kadar yapımı gerçekleştirilemeyen Bermaz Çevirme Kanalı'nın bir an evvel yapılması hususunu Gazi Meclisimizin takdirlerine arz ediyor.
Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın Sarıgül, buyurun.
MUSTAFA SARIGÜL (Erzincan) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kızılayın yerini kimse dolduramaz, ikinci bir Kızılay yoktur. Kızılayın insanlığa uzattığı şefkat eli kıymetlidir. Kızılay yolu şefkat yoludur, Kızılay yolu bereket yoludur. Can Erzincan'da Kızılay Soda Fabrikası son derece kıymetli ama Kızılay yönetiminde ricamız, buradaki gelirlerin bir bölümü can Erzincan Özel İdaresine kalmalı ve can Erzincan Özel İdaresi Erzincanspor'a destek vermeli ve Erzincanspor kendi ayaklarının üzerinde kalmalıdır. Kızılayı desteklemeye, soda fabrikasına destek vermeye devam edeceğiz.
BAŞKAN - Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.
Buyurun.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisinin tatilde olduğu dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Profesör Doktor Numan Kurtulmuş'un Başkanlığında siyasi partilerin Grup Başkan Vekilleriyle yapılan toplantılarda alınan aşağıdaki Kararlar 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 11'inci maddesi gereğince Genel Kurulun bilgisine sunulur.
|
| Numan Kurtulmuş |
|
| Türkiye Büyük Millet Meclisi |
|
| Başkanı |
1. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Sayın Profesör Doktor Numan Kurtulmuş'un beraberinde bir Parlamento heyetiyle 27-29 Eylül 2026 tarihlerinde Portekiz'e resmî ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin 18/9/2026 tarihli Karar.
2. Türkiye Büyük Millet Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Fuat Oktay ve beraberindeki Dışişleri Komisyonu heyetinin Çek Cumhuriyeti Parlamentosu Dışişleri, Savunma ve Güvenlik Komisyonu Başkanı Sayın Pavel Fischer'in vaki davetlerine icabetle 7-9 Eylül 2026 tarihlerinde Çekya'ya resmî ziyaret gerçekleştirmesine ilişkin 8/9/2026 tarihli Karar.
3.Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu heyetinin 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde İrlanda'da düzenlenen "Avrupa Birliğinde İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve Yönetişim" konulu parlamentolar arası konferansa katılmasına ilişkin 8/9/2026 tarihli Karar.
BAŞKAN - Bilgilerinize sunulmuştur.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Şanlıurfa Milletvekili Sayın Bekir Bozdağ'ın Başkanlık Divanı Başkan Vekilliğinden istifasına ilişkin yazı 6 Ekim 2026 tarihinde, Gaziantep Milletvekili Sayın Sermet Atay'ın Başkanlık Divanı İdare Amirliğinden istifasına ilişkin yazısı 2 Ekim 2026 tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.
Bilgilerinize sunulmuştur.
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, 2/2, 3, 4, 1214, 1218, 1235, 1286, 1347, 1348, 1381, 1383, 1724, 1805, 1892, 2090, 3203, 3354, 3444 ve 3447 esas numaralı Kanun Teklifleri İzmir Milletvekili Murat Bakan tarafından geri alınmıştır.
Bilgilerinize sunulmuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının 3 tezkeresi vardır, ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Sayın Fuat Oktay'ın Varşova Güvenlik Forumu Başkanı Sayın Katarzyna Pisarska'nın vaki davetlerine icabetle 11-14 Ekim 2026 tarihlerinde Varşova'da düzenlenecek 13'üncü Varşova Güvenlik Forumu'na iştirak etmesi planlanmaktadır.
Toplantıya katılım hususu 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 9'uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
|
| Numan Kurtulmuş |
|
| Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı |
BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza...
OSMAN SAĞLAM (Karaman) - Karar yeter sayısı istiyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Tezkereyi oylarınıza sunup karar yeter sayısı arayacağım.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Başkanım, ayıp bir şey. Meclisi kapatmak için yani gerçekten...
BAŞKAN - Tezkereyi kabul edenler... Kabul etmeyenler... Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:17.21
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.35
BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP ÜYELER: Aliye COŞAR (Antalya), Kurtcan ÇELEBİ (Ankara)
----- 0 -----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2'nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım: Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Vardır.
YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Var.
BAŞKAN - Elektronik oylama yapıyoruz.
İki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN - Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 17.37
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.43
BAŞKAN: Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP ÜYELER: Aliye COŞAR (Antalya), Kurtcan ÇELEBİ (Ankara)
----- 0 -----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2'nci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tezkeresinin ikinci oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi tezkereyi tekrar oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı arayacağım.
Tezkereyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) - Başkanım, elektronik oylama...
BAŞKAN - Elektronik oylama yaptırıyorum, iki dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Sayın Başkanım, bu tezkereyi getiren bu iktidar, yoklamayı isteyen bu iktidar, Meclise gelmeyen bu iktidar yani böyle bir şey olabilir mi? Bu Cumhurbaşkanı tezkeresini veya Meclis Başkanı tezkeresini bu iktidar niye kabul etmiyor?
Sayın Başkanım, bu Meclisin bu saatinde bu AKP milletvekillerinin dışarıda ne işi var, niye Meclis Genel Kuruluna gelmiyorlar, dışarıda ne işleri var bunların? Yani fon işi varsa söylesinler bize, buradaki arkadaşlar da bir baksın hele.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Mahmut ağabey, Çukurambar'a gidebilirsin istersen, Çukurambar'a.
MAHMUT TANAL (Şanlıurfa) - Ağabey, anlamadım, Çukurambar'da mı fon? Fonun yeri Çukurambar mı? Bilmiyorum ki.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Ağabey, öyle diyorlar, ben de bilmiyorum.
(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)
BAŞKAN - Karar yeter sayısı yoktur.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Başkanım, bir söz talebimiz var.
BAŞKAN - Mehmet Emin Bey, bir dakika.
Sayın Emir, buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, yirmi günü aşkın süredir; bu milletin 100 milyar dolarını çaldıktan sonra hiçbir soruya cevap vermeyen, "-mış" gibi yapan, gerçek sorumluları saklayan, hukuki ve siyasi sorumluluğu üstlenmeyen bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız.
Ve nihayet bugün Meclis açıldı. Mecliste biz "Bu fon vurgununu kimler yaptı, kimler göz yumdu, kimler bunun içerisinde, bunu siyasi sorumlusu Cumhurbaşkanı, diğer bakanlar niye hiçbir şey yapmadılar?" diye soracağımız sırada Meclisten kaçmayı tercih ediyorlar, kayboluyorlar ve bu tartışma burada yapılmasın diye, verecek cevapları olmadığı için, bu sözleri dinleyecek yüzleri kalmadığı için kaçıyorlar, Meclisi kapatmaya çalışıyorlar. (Yeni Parti sıralarından alkışlar) Bu fon krizinin faili bunlar, Meclisi açması gereken bunlar, Meclisi çalıştırması gereken bunlar, Meclisten yani milletten korkup kaçanlar yine bunlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MURAT EMİR (Ankara) - Milletimiz görsün bunları. Nereye kadar kaçarlarsa kaçsınlar, eninde sonunda o 100 milyar liranın hesabını verecekler; tüyü bitmemiş yetimin hakkını hiçbir AKP'li bakanda, hiçbir AKP'li bürokratta ve siyasetçi de asla bırakmayacağız. Bu milletin hesabından da vebalinden de kurtulamayacaksınız. (Yeni Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Birer dakika vereceğim, fazla vermeyeceğim.
Sayın Koçyiğit, buyurun.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Kars) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Gerçekten Türkiye'nin bütün kurumları çökmüşken, tam bir sistem krizi yaşanırken, devlet, devlet olma özelliğini kaybetmişken, bütün kurumlara ve en başta da siyaset kurumuna güvensizlik dip yapmışken biz burada halk adına sorduğumuz sorulara ne yazık ki cevap alamadık. Bugün, 5 grup, fon krizinin araştırılması için Meclis araştırması önergesi indirdik, AKP Grubu sırf bu önergeler konuşulmasın, sırf toplum hakikati bilmesin, milletvekilleri bu konuda söz kurmasın, Meclis bu sürecin üzerine gitmesin diye Meclisi kapatmayı tercih etti. Biz bu tutumu asla ve asla kabul etmiyoruz, her yerde bu sürecin hesabını soracağız. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar) Ve ne olursa olsun bu halkın parasını çalanlar bu halka hesap verecek, bu Meclise hesap verecek.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkürler.
Birer dakika söz vereceğim.
Sayın Kılıç, buyurun.
SEVDA ERDAN KILIÇ (İzmir) - Teşekkür ediyorum Başkanım.
Yüz binlerce yatırımcıyı, yüz binlerce lirayı ve milyonları ilgilendiren bir konuyu tüm Türkiye hemen hemen her yerde konuşuyor, kahvede konuşuyor, çarşıda, pazarda; siyasetçiler olarak biz konuşuyoruz. Ve Meclis açıldığı gün, bugün ilk andan itibaren Türkiye Büyük Millet Meclisinin önemini, milletvekillerini, siyasete olan saygıyı, siyaset kurumunun yeniden nasıl toparlanacağını konuştuk, konuştuk, konuştuk ama geldiğimiz noktada bugün Türkiye'nin gündeminde olan ve konuşulması gereken en önemli konu olan fon krizi konuşulmasın diye iktidarın karar yeter sayısı istemesini gerçekten abesle iştigal buluyoruz. Yıllardır burada "Yoklama istiyor muhalefet, karar yeter sayısı istiyor." diye bize surat asan, bağırıp çağırıp burada isyan eden iktidar vekillerinin şu anda tıpış tıpış dışarı kaçtığını görmekten gerçekten çok üzüntü duydum, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına da üzüntü duydum, bize oy veren vatandaş adına da çok üzüntü duydum. Biz Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak fon krizinin konuşulması, her yerde konuşulması için ve bu araştırma komisyonunun kurulması için sonuna kadar mücadele edeceğiz, mücadeleyi bırakmayacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın Poyraz, buyurun.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bugün Parlamentonun yeni yasama dönemindeki Genel Kurulun ilk oturumu. Sayın Cumhurbaşkanı geçtiğimiz hafta geldi, geçtiğimiz hafta burada Parlamentoya, Genel Kurula seslendi ve bu yasama dönemi içerisindeki temennilerini paylaştı. Bununla birlikte yasama dönemi başladı ve Parlamentoda bu sürecin hesabını sorması gerekenler, devletin bu şekilde çökmesine seyirci kalmayacağını ve kendilerini bununla ilgili adayacaklarını beyan etmesi gereken iktidar grubu maalesef şu an burada değil. İktidar grubu, burada hem Sayın Grup Başkan Vekillerini yalnız bırakmış durumdalar hem de memleketin bu kadar acil ve önemli bir sorunu karşısında koltuklarını bomboş bırakmış durumda. Bundan daha önemli, bu olayın ortaya çıkmasından daha önemli...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...bu olayın ortaya çıkmasından daha önemli bugün hangi öncelikleri, hangi işleri, hangi mecburiyetleri vardı; bunu başta size, Başkanlığınıza ve Genel Kurula izah etmek zorundalar. Bu bir grup disiplinsizliğidir. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Ekmen, buyurun.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyoruz.
Doğrudan ve dolaylı olarak milyonlarca vatandaşımız ocakları söndüren, insanların intiharına sebebiyet veren tarihin en büyük fon dolandırıcılığı hakkında bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde bizim ne diyeceğimizi ve onların sesine nasıl tercüman olacağımızı merakla beklemekte idi. Biz de yirmi gündür sabırla bugün bu sorunları burada konuşmak için bekliyor idik ama bugün AK PARTİ Grubu karar yeter sayısı istemek suretiyle ve burada bulunan arkadaşlar dahi oylamaya girmeyerek Meclisi kapatmıştır; biz bunu reddediyoruz, biz bunu kabul etmiyoruz ve siz bu eyleminizle, bu dolandırıcılık suçunun bir parçasına dönüşüyorsunuz. Eğer siz de dolandırıcılığın içindeyseniz bunu bilelim, değilse bu kirliliğe bu günaha bulaşmayın. Biz, bunu reddediyoruz. Genel Kurul kapansa dahi arkadaşımız burada önergemizi okuyacak ve bunu milletimizin vicdanına havale edeceğiz. (YENİ YOL sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Son sözü veriyorum ve kapatacağım arkadaşlar.
Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım...
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Zengin niye konuşmak istiyor ki ben anlamadım.
BAŞKAN - Bir dakika veriyorum zaten.
MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Zengin kapatıp gitmek isteyen Grup Başkan Vekili değil mi Sayın Başkan?
BAŞKAN - Sayın Emir...
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım...
BAŞKAN - Bir dakika veriyorum.
Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım...
MURAT EMİR (Ankara) - Siz kapatıyorsunuz, siz bir de konuşmak istiyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Sayın Başkanım, muhalefete tam kadro Genel Kurulda olmayı tavsiye ederim, birincisi. (Yeni Parti sıralarından gülüşmeler, gürültüler)
NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Muhalefet tam kadro.
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) -
NERMİN YILDIRIM KARA (Hatay) - Kanun tekliflerinize sahip çıkın!
ÖZLEM ZENGİN (İstanbul) - Bir diğer önemli konu, şu çok nettir: Bu konunun biz sonuna kadar takipçisiyiz. Devletimiz bütün bu konuya dair hukuken yapılması gereken her ne varsa yapacak, biz de milletvekilleri olarak bunun takipçisi olacağız.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Yapılan üçüncü oylamada da karar yeter sayısı bulunamadığından, denetim konuları ve kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla görüşmek için 7 Ekim 2026 Çarşamba günü saat 14.00'te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 17.53