B‹R‹NC‹ OTURUM

Aç›lma Saati: 15.00

BAfiKAN : Baflkanvekili Mustafa KALEML‹

KÂT‹P ÜYELER : ‹brahim ÖZD‹fi (Adana), Abbas ‹NCEAYAN (Bolu)

----- O -----

BAfiKAN – Say›n milletvekilleri, Anayasan›n 93 üncü, ‹çtüzü€ün 7 inci maddelerine göre, Rize Milletvekili Say›n Ahmet Mesut Y›lmaz ve 93 milletvekili taraf›ndan Baflkanl›€›m›za verilen önerge üzerine, ola€anüstü toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 148 inci Birleflimini aç›yorum.

III. Y O K L A M A

BAfiKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r; say›n milletvekillerinin, salonda bulunduklar›n› yüksek sesle belirtmelerini rica ederim.

     (Bal›kesir Milletvekili Abdülbaki Ataç'a kadar yoklama yap›ld›)

BAfiKAN – Say›n milletvekilleri, toplant› yetersay›s› vard›r.

Gündeme geçiyorum.

 

 

BAfiKAN – Gündemimizin "Baflkanl›€›n Genel Kurula Sunufllar›" k›sm›nda yer alan ola€anüstü toplant› ça€r› önergesini ve Baflkanl›€›n ça€r› yaz›s›n› okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Bilindi€i gibi, Anayasam›z›n 78 inci maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinde vuku bulan boflalmalar sebebiyle ara seçime gidilebilece€ini ve ara seçimlerin, genel seçimden otuz ay sonra ve yeni seçimlere bir y›l kala yap›labilece€ini hükme ba€lam›fl bulunmaktad›r.

1994 Haziran›nda bafllayan kanuni süre, 1995 20 Ekimine kadar devam edecektir.

Bu tarihe kadar ara seçimlerin yap›lmas›, Anayasan›n amir hükmüdür. Bu hükmün yerine getirilmesi için, acilen ara seçim karar›n›n al›nmas› (kanunu ç›kar›lmas›) flartt›r. 14 A€ustos 1995 veya bunu takip eden birkaç gün içinde bu eksiklik giderilmez ise ara seçim yap›lamaz ve Anayasa emri yerine getirilmemifl olur.

Demokrasimizin ve seçim müessesesinin y›prat›lmas›n› önlemek, memleketimizin yaflad›€› siyasî ve ekonomik istikrar ile d›fl itibar›m›z›n seçim spekülasyonlar› neticesi sars›lmas›na izin vermemek amac›yla.

Ara seçimlerin 15 Ekim 1995 tarihinde yap›lmas›yla ilgili Anayasa Komisyonunda bulunan kanun teklifimizin ve aç›lmas› kabul edilen Bosna-Hersek konusundaki genel görüflmeyi yapmak üzere, Anayasan›n 93 üncü ve

‹çtüzü€ün 7 nci maddesi gere€ince Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunun 14 A€ustos 1995 Pazartesi günü saat 15.00'te toplant›ya ça€r›lmas›n› sayg›lar›m›zla arz ve teklif ederiz.

A. Mesut Y›lmaz (Rize)

‹brahim Özdemir (‹stanbul)

Ekrem Pakdemirli (Manisa)

Mustafa Kalemli (Kütahya)

Ülkü Güney (Bayburt)

Bülent Akarcal› (‹stanbul)

Günefl Taner (‹stanbul)

Hasan Korkmazcan (Denizli)

M. Vehbi Dinçerler (Ankara)

Adem Y›ld›z (Samsun)

Engin Güner (‹stanbul)

Yusuf Pamuk (‹stanbul)

Gurhan Çelebican (‹stanbul)

Mahmut Oltan Sungurlu (Gümüflhane)

Yücel Seçkiner (Ankara)

Ersin Tarano€lu (Sakarya)

Refik Arslan (Kastamonu)

Eyyüp Cenap Gülp›nar (fianl›urfa)

Halit Dumankaya (‹stanbul)

Nabi Poyraz (Ordu)

Rasim Zaimo€lu (Giresun)

Edip Safder Gaydal› (Bitlis)

Mehmet Seven (Bilecik)

Nevflat Özer (Mu€la)

Ahmet Kabil (Rize)

Rüfltü Kâz›m Yücelen (‹çel)

Yusuf Namo€lu (‹stanbul)

Ifl›n Çelebi (‹zmir)

Yaflar Ery›lmaz (A€r›)

Cengiz Bulut (‹zmir)

H. Fecri Alpaslan (A€r›)

fierif Bedirhano€lu (Van)

Y›ld›r›m Akbulut (Erzincan)

Ali Kemal Baflaran (Trabzon)

Muzaffer Ar›c› (Denizli)

Mustafa Parlak (Rize)

M. Rauf Ertekin (Kütahya)

Suha Tan›k (‹zmir)

Feyzi ‹flbaflaran (‹stanbul)

Halil ‹brahim Özsoy (Afyon)

Timur Demir (‹zmir)

Yavuz Köymen (Giresun)

‹lhan Kaya (‹zmir)

Yüksel Yalova (Ayd›n)

fiükrü Yürür (Ordu)

Abbas ‹nceayan (Bolu)

Hamdi Erifl (Ankara)

fiadan Tuzcu (‹stanbul)

Sabri Öztürk (‹stanbul)

Kâmran ‹nan (Bitlis)

Cengiz Alt›nkaya (Ayd›n)

Emin Kul (‹stanbul)

Avni Akyol (Bolu)

Selçuk Maruflu (‹stanbul)

‹smet Kaya Erdem (‹zmir)

Eyüp Afl›k (Trabzon)

‹mren Aykut (‹stanbul)

Faruk Saydam (Manisa)

Süleyman Hatino€lu (Artvin)

Burhan Kara (G‹resun)

Halil Orhan Ergüder (‹stanbul)

Mustafa Bahri Kibar (Ordu)

Hüsamettin Örüç (Bursa)

Feridun Pehlivan (Bursa)

‹smail Safa Giray (‹stanbul)

Kadir Ramazan Coflkun (‹stanbul)

Mustafa K›l›çaslan (Sakarya)

Bülent Atasayan (Kocaeli)

Mehmet Sa€d›ç (Ankara)

Hasan Çak›r (Antalya)

Seyit Eyyüpo€lu (fianl›urfa)

Mehmet Keçeciler (Konya)

Mehmet Cavit Kavak (‹stanbul)

‹smail Sancak (‹stanbul)

Mehmet Budak (Ankara)

Mustafa Balc›lar (Eskiflehir)

‹lker Tuncay (Çank›r›)

Mahmut Orhon (Yozgat)

Mehmet Gedik (Bursa)

Lutfullah Kayalar (Yozgat)

Salih Ergün (‹stanbul)

Cem Kozlu (‹stanbul)

Murat Baflesgio€lu (Kastamonu)

fiadi Pehlivano€lu (Ordu)

M. Gazi Barut (Malatya)

Bedrettin Do€ancan Akyürek (‹stanbul)

Elaattin Elmas (‹stanbul)

Metin Emiro€lu (Malatya)

U€ur Aksöz (Adana)

Münir Do€an Ölmeztoprak (Malatya)

Ahmet fianal (Adana)

Necdet Yaz›c› (Zonguldak)

Mehmet Çevik (Ankara)

Melike Hasefe (‹stanbul)

 

BAfiKAN – Baflkanl›€›n tezkeresini okutuyorum:

         Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›ndan Bildirilmifltir.

Rize Milletvekili Say›n A. Mesut Y›lmaz ile 93 milletvekili, Anayasan›n 93 üncü, Türkiye Büyük Millet Meclisi ‹çtüzü€ünün 7 nci maddeleri gere€ince, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ola€anüstü toplant›ya ça€›r›lmas›n› Baflkanl›€›m›zdan istemifllerdir.

Baflvuru incelenmifl, istem, dayan›lan Anayasa maddesi flartlar›na ve ‹çtüzük hükümlerine uygun bulunmufltur.

Bu nedenle; Genel Kurulun 19.7.1995 tarihli 143 üncü Birlefliminde aç›lmas› kabul edilen Bosna-Hersek konusundaki genel görüflmeyi yapmak üzere 14.8.1995 Pazartesi günü saat 15.00'te; Gümüflhane Milletvekili Mahmut Oltan Sungurlu'nun, 15 Ekim 1995 günü Milletvekili Ara Seçimi Yap›lmas› Hakk›nda Kanun Teklifini görüflmek üzere de, 16.8.1995 Çarflamba günü saat 15.00'te Türkiye Büyük Millet Meclisini ola€anüstü toplant›ya ça€›r›yorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin çal›flmalar›, Anayasan›n 93 üncü maddesinin son f›kras› gere€ince, ola€anüstü toplant›lar› gerektiren konular›n bitimine kadar devam edecektir.

Say›n milletvekillerinin, belirtilen gün ve saatlerde Genel Kurul toplant›lar›na kat›lmalar›n› rica ederim.

                                                                                 Hüsamettin Cindoruk

                                                                           Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                            Baflkan›

 

 

BAfiKAN – Say›n milletvekilleri, Anayasan›n 93 üncü ve ‹çtüzü€ün 7 nci maddelerine uygun olarak verilen bu önerge uyar›nca görüflülmesi gereken, Genel Kurulun 19.7.1995 tarihli 143 üncü Birlefliminde Anavatan Partisi Grup Baflkanvekili ve Gümüflhane Milletvekili Mahmut Oltan Sungurlu'nun, Bosna-Hersek'te son geliflen olaylar konusunda Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 100 ve 101 inci maddeleri uyar›nca bir genel görüflme aç›lmas›na iliflkin önergesi ile Refah Partisi Grubu ad›na Grup Baflkanvekili ve Kocaeli Milletvekili fievket Kazan'›n, Zonguldak Milletvekili Bülent Ecevit ve 9 arkadafl›n›n, S›vas Milletvekili Muhsin Yaz›c›o€lu ve 9 arkadafl›n›n, Çorum Milletvekili Muharrem fiemsek ve 14 arkadafl›n›n, Refah Partisi Grubu ad›na Grup Baflkanvekili ve S›vas Milletvekili Abdüllatif fiener'in, SHP Grubu ad›na, Grup Baflkan› ve ‹çel Milletvekili Ayd›n Güven Gürkan, Grup Baflkanvekili ‹stanbul Milletvekili Ercan Karakafl ve Hatay Milletvekili Nihat Matkap'›n ayn› konudaki önergeleri üzerine aç›lmas› kabul edilen genel görüflmeye bafllayaca€›z.

Hükümet yerini ald›.

‹çtüzü€ümüze göre, genel görüflmede, ilk söz hakk›, önerge sahibine aittir. Daha sonra, ‹çtüzü€ün 73 üncü maddesine göre, siyasî parti gruplar› ad›na, birer üyeyle Hükümete ve flahs› ad›na iki üyeye söz verilecek ve bu suretle, genel görüflme tamamlanm›fl olacakt›r.

Konuflma süreleri, gruplar ve Hükümet için 20 fler dakika, önerge sahipleri ve flah›slar için 10'ar dakikad›r.

Say›n milletvekilleri, 1' den fazla önerge oldu€u için, istedikleri takdirde, önerge sahiplerinin her birine söz verece€im. fiu ana kadar, Baflkanl›€a, önerge sahibi olarak, Say›n Muhsin Yaz›c›o€lu ve Muharrem fiemsek; gruplar ad›na, ANAP Grubu ad›na Say›n M.Vehbi Dinçerler, CHP Grubu ad›na Say›n Mümtaz Soysal, Refah Partisi Grubu ad›na Say›n Mustafa Bafl; flah›slar› ad›na, Say›n Ahmet Özdemir, Say›n Esat Bütün ve flimdi iflaret edildi€i kadar›yla, önerge sahibi olarakSay›n Ecevit baflvuruda bulunmufltur.

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa) – Say›n Baflkan, ben de flahs›m ad›na söz istiyorum.

BAfiKAN – Üçüncü olarak sizi yaz›yorum efendim.

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Say›n Baflkan, Say›n Sungurlu, Anavatan Partisi Grubu ad›na müracaat etmiflti, o hakk›n› da bana devrediyor efendim.

BAfiKAN – Önerge sahibi olarak m› efendim?

M. VEHB‹ D‹NÇLERLER (Ankara) – Evet efendim.

BAfiKAN – Say›n Dinçerler'i en son olarak yazd›m efendim; Say›n Sungurlu'dan, o iflareti ald›m.

Tekrar, Yüce Genel Kurula soruyorum: Önerge sahibi olarak, Say›n Yaz›c›o€lu, Say›n fiemsek ve Say›n Ecevit'ten baflka konuflmak isteyen var m›?

NEVZAT ERCAN (Sakarya) – Say›n Baflkan, Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na Say›n Sait Kemal Mimaro€lu konuflacak.

BAfiKAN– Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na Sait Kemal Mimaro€lu.

AL‹ D‹NÇER (Ankara) – Say›n Baflkan, flahs›m ad›na söz istiyorum.

BAfiKAN – fiahs› ad›na Say›n Ali Dinçer.

ABDÜLLAT‹F fiENER (S›vas) – Say›n Baflkan, önerge sahibi olarak söz istiyorum.

BAfiKAN – Abdüllatif fiener, önerge sahibi olarak...

Say›n milletvekilleri, bir kere daha arz ediyorum: Önerge sahipleri, Say›n Yaz›c›o€lu, Say›n fiemsek, Say›n Ecevit, Say›n fiener söz istediler ve Say›n Dinçerler en son, söz istiyor.

Önerge sahibi olarak baflka söz isteyen var m› efendim? Tekrar söz kayd› yapmayaca€›m› bir kere daha ifade ediyorum.

MAHMUT OLTAN SUNGURLU (Gümüflhane) – Ben söz hakk›m› Vehbi Dinçerler'e devrediyorum.

BAfiKAN – Söz hakk›n›z› Say›n Dinçerler'e verdi€inizi kaydettim.

Önerge sahibi olarak baflka söz isteyen var m›?..

Önerge sahipleri ad›na baflka söz talebi olmad›€›na göre...

ABDULKAD‹R ATEfi (Gaziantep) – Say›n Baflkan, önergemizde hangi imzalar›n oldu€una bak›yorum efendim, bir iki dakika müsaade eder misiniz?

BAfiKAN – Önergeyi, Grup ad›na vermiflsiniz; onun için, Grubunuzdaki her milletvekili konuflabilir.

ABDULKAD‹R ATEfi (Gaziantep) – Önerge üzerinde mi efendim?..

BAfiKAN – Evet. Önerge sahibi olarak konuflma talep ediyor musunuz?

ABDULKAD‹R ATEfi (Gaziantep) – Say›n Soysal, önerge üzerinde konuflacak.

BAfiKAN – Ayr› ayr› konuflacaks›n›z; önce, önerge sahibi olarak konuflacaks›n›z, sonra grup ad›na m› konuflacaks›n›z Say›n Soysal; öyle mi efendim?

MÜMTAZ SOSYAL (Ankara) – Evet efendim.

BAfiKAN – Peki efendim.

‹ki konuflma hakk›n› birlefltirme imkân›m en son kifli için var, onu da Vehbi Dinçerler'e yapaca€›m› biraz önce söyledim.

Konuflacaklar›n tespiti ifllemi bitmifltir.

fiimdi, önerge sahiplerine, 10'ar dakikal›k konuflma süresi verece€im.

Birinci s›rada, Say›n Muhsin Yaz›c›o€lu; buyurun efendim.

MUHS‹N YAZICIO⁄LU (S›vas) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi, çok önemli bir konuyu yeniden gündemine almaktad›r. Bosna gibi, milletimizi yak›ndan ilgilendiren böyle önemli bir  konunun gündeme al›nmas›nda katk›s› olan siyasî partilere ve Meclisimize, sözlerime bafllarken teflekkür etmek istiyorum.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, daha önce, tarihinin en önemli, onurlu bir karar›n› alm›flt›. Bu karar do€rultusunda, eksiksiz, bütün siyasî partilerin alt›na imza koymufl oldu€u bir bildiri yay›mland›. Bosna - Hersek'le ilgili olarak yay›mlanm›fl olan bu bildiride, öncelikle Hükümetimize önemli yönlendirmeler yap›lm›fl ve Bosna-Hersek'le ilgili almas› gereken kararlarla ilgili olarak da, millî iradenin sesini, Hükümete duyurmak istemifltir. Ayr›ca, Birleflmifl Milletler'e, NATO'ya, Bat›l› ülkelere çok önemli ça€r›larda bulunmufltur; fakat, görüyoruz ki, bu geçen zaman zarf›nda, Türkiye Büyük Millet Meclisinin alm›fl oldu€u bu kararla ilgili, yay›mlam›fl oldu€u bildiriyle alakal› olarak, Hükümet, üzerine düflenleri, maalesef yapmam›flt›r. E€er, Türkiye Büyük Millet Meclisi burada konuflacak konuflacak, birtak›m kararlar alacak, bunu Hükümete iletecek; ama, sonuçta, sesine hiç kulak verilmeyecekse; bu millî irade sözde kalacak, bofllukta kalacaksa, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu tür toplant›lar› yapmas›n›n hiçbir k›ymeti olmayacakt›r.

Bu itibarla, bu toplant›y› vesile addederek, Say›n Hükümetimizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yapm›fl oldu€u toplant›da ald›€› karar do€rultusunda yay›mlad›€› bildiri hakk›nda ne gibi ifllemler yapt›€›n›, ne gibi çal›flmalar içerisinde bulundu€unu, Türkiye Büyük Millet Meclisine bilgi olarak aktarmal›d›r. Burada -bildiride- e€er, Bosna-Hersek'teki uygulanan ambargo kald›r›lmazsa, Türk Hükümetinin ambargoyu tek tarafl› olarak delmesi yönünde ça€r›da bulunulmufltur. Ayr›ca, Kosova'da, Sancak'ta ve daha sonra Arnavutluk'ta bu savafl›n tesirlerinin görülece€i dikkate al›narak, flimdiden, bu bölgede birtak›m askerî iflbirli€i kararlar›n›n al›nmas› ve bölgeye daha kolay ulafl›m sa€lanabilmesi için birtak›m koridorlar›n aç›lmas› hususunda da, Hükümetten isteklerde bulunulmufltur; dolay›s›yla, bu konularda Hükümetin ne yapt›€›n› bilmek istemekteyiz.

De€erli milletvekilleri, Bosna'daki hadise, sadece Boflnak'lar› ilgilendiren bir konu de€ildir, sadece Do€u Avrupa'y› ilgilendiren bir konu da de€ildir;  do€rudan do€ruya Türkiye'yi ilgilendiren bir hadisedir.

Türkiye'nin bu bölgede tarihî, millî ve kültürel miraslar› vard›r. Burada tahrip edilen miraslar›m›za sahip ç›kmak ve ayr›ca, dinî inançlar›m›z dolay›s›yla  soyk›r›ma u€rayan Müslüman kardefllerimizle ilgili vebalimizin gere€ini yerine getirmek durumunday›z.

Dinî ve etnik k›y›m, dünyan›n gözleri önünde ve Birleflmifl Milletlerin üyesi ve ba€›ms›z bir devlet olan Bosna-Hersek Cumhuriyetinin iflgal alt›nda tutulan bu bölge topraklar›nda ifllenmektedir. ‹nsanl›€›n yüce de€erleri çi€nenirken, önce Birleflmifl Milletler, daha sonra da, Birleflmifl Milletler emrindeki NATO, olaylara müdahale edip, çözüm arar gibi görünmüfl; ancak, diplomatik giriflimler ve askerî önlemler sonuç vermeyerek, S›rp sald›rganl›€› bu bölgede bütün vahfletiyle devam etmifltir.

Gelinen noktada, Birleflmifl Milletler, NATO, Avrupa Konseyi, Bat› Avrupa Birli€i, AG‹T ve Avrupa Birli€i gibi uluslararas› örgütler tamamen aciz kalm›fl ve tüm itibarlar›n› yitirmifllerdir. Avrupal› ülkelerin politikalar›, masumla sald›rgan› ayn› noktaya ve ayn› kefeye koyarak, burada bir ambargo uygulam›fl, zalimle mazlumu eflit de€erlendirmifltir. Alm›fl oldu€u karar her ne kadar böyleyse de, sonuçta S›rplar, Avrupa'da her türlü deste€i arkalar›nda buldu€u için, Birleflmifl Milletlerin uygulam›fl oldu€u ambargodan etkilenmemifl, her türlü a€›r silahlara sahip olduklar›ndan, Bosna'da bir soyk›r›m uygulam›fllard›r. Birleflmifl Milletlerin uygulam›fl oldu€u ambargo, zalime destek ve mazluma ambargo flekline dönüflmüfltür; dolay›s›yla, Birleflmifl Milletlerin ambargosundan dolay›, S›rplar›n, burada mazlum bir milleti soyk›r›ma u€ratmas›ndan, do€rudan do€ruya S›rplar kadar, en az Birleflmifl Milletler, NATO, Amerika ve bütün Bat› sorumludur; bu katliama ortakt›r; bu ortakl›€›n› uzun süre devam ettirmifltir.

Sald›rganlar, Bosna-Hersek'teki Müslümanlardan bölgeyi tamamen temizleyene kadar, bu sald›rganl›klar›n› sürdüreceklerdir. ‹flte bu noktada H›rvatistan'›n imdada yetiflmifl ve bölgede Krajina S›rplar›n› geriye püskürterek, Krajina Bölgesini ele geçirmifl olmas›,  Boflnaklar› bir nebze rahatlatm›flt›r. Ancak, biz bu noktada da rahat de€iliz. Çünkü, H›rvatlar›n bu ileri harekât› dolay›s›yla kaçan S›rplar (Krajina S›rplar›) S›rbistan taraf›ndan Kosova'ya yerlefltirilmifltir; Kosova'ya yerlefltirilmifl olmalar›, burada yeni bir tehlikeyi gündeme getirmektedir.

                    (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

MUHS‹N YAZICIO⁄LU (Devamla) – Toparl›yorum Say›n Baflkan.

BAfiKAN – Tamamlay›n efendim.

MUHS‹N YAZICIO⁄LU (Devamla) – Bilindi€i gibi Kosova Bölgesi, Arnavutlar›n ço€unlukta oldu€u özerk bir bölgedir. Buraya S›rplar›n yerlefltirilmifl olmas›, bu bölgenin, S›rbistan taraf›ndan bir müddet sonra iflgal edilece€i gibi endifleleri gündeme getirmektedir.

Dolay›s›yla, biz, bu geliflen olaylar› rahat bir flekilde izleyemeyiz. Bir müddet sonra S›rplar ile H›rvatlar aras›nda bir anlaflma vuku bulursa,  Boflnaklar, yine bu k›skaç alt›nda, kendilerine bir garanti bulamayacaklard›r.

Bu itibarla, Amerika Birleflik Devletlerinin, tek tarafl› olarak ambargoyu kald›rma karar›n› Clinton'un veto etmifl olmas›, dolay›s›yla, burada, Amerika Birleflik Devletleri Baflkan›n›n da konuya yaklafl›m›n› ortaya koymaktad›r.

Türkiye, çok acil olarak birtak›m tedbirler almal›d›r. Büyük Millet Meclisinin yay›mlam›fl oldu€u bildiri do€rultusunda, ad›m ad›m bu bildirideki al›nan kararlar›, Hükümet, yerine getirmelidir. Amerika Birleflik Devletleri, bu ambargoyu kald›rma yönünde,e€er -yeniden gündeme geldi€i takdirde- Clinton'un iste€i do€rultusunda karar al›rsa, Türkiye, Amerika ile ilgili iliflkilerini de gözden geçirme durumunda olmal›d›r.

Bosna'yla ilgili konu, bizim için millî bir meseledir, dinî bir meseledir, insanî bir meseledir ve bu konuda, çok kararl› olma mecburiyetimiz vard›r. Gelecek nesillerimize karfl› bafl›m›z›n dik olabilmesi için, Türkiye, onurlu hareket etmelidir. Her onurlu hareketin, elbette, bir riski de vard›r. Riski göze almayanlar hiçbir onurlu hareket yapamazlar, riski göze almayanlar hiçbir flahsiyetli hareketi yapamaz, ad›m› atamazlar. Bosna-Hersek konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisi,kapsaml› görüflmeler yapm›flt›r; bununla ilgili çeflitli kararlar alm›flt›r; onun için, konu, Hükümetin, bu onurlu millî iradeye karfl› bu onurlu sese kulak vermesine kalmaktad›r. Demokratik ülkelerde, hükümetler, o ülkenin kamuoyunun ve meclisinin sesine kulak verir; kamuoyu do€rultusunda ve meclisin ald›€› kararlar do€rultusunda hareket ederler.

Onun için, Hükümetimiz, bugünkü görüflmeyi de dikkate alarak, daha onurlu, kararl› birtak›m ad›mlar atmal›, uluslararas› kurulufllar› harekete geçirmeli, Avrupa'y› harekete geçirmeli, Amerika Birleflik Devletlerini harekete geçirmelidir.

Kuveyt'in kurtar›lmas›yla ilgili olarak, Birleflmifl Milletlerin, ad›m at›fl›n›n ayn›s›n› burada da yapmas› gerekmektedir; yapm›yorsa, Türkiye, elindeki kozlar› kullanmal›d›r. Ortado€u'daki kozlar›n› da, Amerika'ya karfl›, bu noktada kullanmal›d›r.

Bu itibarla, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinde bugün yap›lacak olan görüflmelerin, Bosna – Hersek'le ilgili hay›rl› kararlar›n al›nmas›na vesile olmas›n› temenni ederken, Hükümetin, Meclisin ve milletin sesine kulak vermesini, Millet Meclisinin iradesi ve iste€i do€rultusunda daha kararl› ad›mlar atmas›n› diliyorum.

Yüce Meclise sayg›lar sunuyorum. (BBP ve DSP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Yaz›c›o€lu.

Önerge sahipleri ad›na Say›n Muharrem fiemsek, buyurun.

Say›n fiemsek, süreniz 10 dakika.

MUHARREM fiEMSEK (Çorum) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Bosna-Hersek konusunda, Türkiye Büyük Millet Meclisimizde, daha önce, aç›lmas› kararlaflt›r›lan genel görüflme önergemizle ilgili söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclise sayg›lar sunuyorum.

Bugün, 2000'li y›llara girmek üzere olan dünyam›z, Bosna-Hersek'te göz göre göre bir vahflet yaflamakta, Birleflmifl Milletler idealleri ve ilkeleri ayaklar alt›nda çi€nenmektedir. Bosna-Hersek'te, uluslararas› kurulufllar, bir anlamda iflas ettirilmifl, varl›k sebebini kaybetmifl, S›rp zalimlerinin oyunca€› haline gelmifltir. Ayn› flekilde, Birleflmifl Milletler, Bosna-Hersek'te o kadar acze düflürülmüfl ki, dünya kuruldu€undan beri flahit olunan en büyük katliam ve insanl›k suçlar›n› önlemek bir yana, kendini bile koruyamaz hale gelmifltir. Dünya, Bosna'da iflas etmifl olan bir Birleflmifl Milletler ve ayaklar alt›nda çi€nenen insanl›k onuruyla yüz yüzedir. Birleflmifl Milletler teflkilat›, Rumlar›n flikâyeti üzerine, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyetinde aç›lan çocuk park› için bile müfettifl gönderirken; Bosna-Hersek'te S›rplar›n, Azerbaycan'da da Ermenilerin yapt›€› zulümleri duymuyor, milyonlarca mülteci ve ma€dur insanla da, uzak veya yak›n, alakadar bile olam›yor.

Say›n milletvekilleri, Türkiye, bu vahflet karfl›s›nda, hâlâ ne oldu€u belli olmayan dünyayla hareket etme anlay›fl›n› yeniden gözden geçirme durumundad›r. Türkiye, Bosna meselesinde, dünyan›n belli merkezlerinin, Müslümanlar› yok etmek ve Bosna-Hersek Cumhuriyeti Ba€›ms›z Devletini ortadan kald›rmaktan baflka ifle yaramayan sözde plan ve tedbirlerine tafleronluk yapmak yerine, tarihî sorumluluk ve büyük devlet olma vasf›na uygun inisiyatiflerle, ba€›ms›z ve netice al›c› hareket ederek dünyay› kendisiyle beraber hareket eder hale getirmelidir.

Say›n milletvekilleri, Bosna-Hersek'te bu noktada, bu noktaya nas›l gelindi€i konusunda bir ufuk turu yapmakta fayda vard›r. Bilindi€i gibi, Yugoslavya Devleti, Birinci Cihan Savafl› sonras›nda kurulmufltur. Yugoslavya'daki millî gruplardan H›rvatlar ve Slovenler aslen Katoliktir; millî e€ilimleri itibariyle de, Avusturya ve Macaristan, daha önce de Roma-Cermen saf›nda yer alm›fllard›r. S›rplar›n da Ortodoks oldu€unu herkes bilmektedir. Burada bizi en çok alakadar eden husus, bir baflka unsur, birk›sm› Türk birk›sm› da Slav olmakla beraber Müslamanl›€› kabul etmifl ve genelde de Boflnak olarak tan›mlanan gruptur. Kosova'da, Arnavutluk'ta, Makedonya'da ve di€er baz› bölgelerde bu Müslümanlar yaflamaktad›r. Geneli itibariyle de Balkanlarda 13 milyon civar›nda Türk bulunmaktad›r.

Bu karmafl›k yap› içinde Yogoslavya'n›n parçalanmas›, var olan problemlerin yerine yenilerini de ekleyerek, tarihte oldu€u gibi, Balkanlar›, dünyan›n gündemine bir numaral› problem olarak getirmifltir.

De€erli arkadafllar, Balkanlar, tarihin her devrinde, dünyan›n, kritik, ihtilafl› bölgesini oluflturmufltur; bugün de, dünyan›n en ihtilafl› bölgesi Balkanlard›r. Mesele incelendi€i zaman, her biri, ülkeler için savafl sebebi görülebilecek ihtilaf konular› bulunmaktad›r.

Balkanlardaki ihtilaflardan birincisi, Türkiye-Yunanistan ihtilaf›d›r. Bu ihtilaf›n içinde, Ege adalar›, Bat› Trakya, karasular›, hava sahas›, K›br›s gibi meseleler bulunmaktad›r. Bir ihtilaf konusu da, Yunanistan ile Makedonya aras›ndaki ihtilaft›r. Yunanistan ile Arnavutluk ihtilaf›n›, Türkiye-Bulgaristan iliflkilerini, Kosova Bölgesiyle ilgili ihtilaflar› ve nihayet Yugoslavya'daki Bosna-Hersek ihtilaflar›n›, Balkanlardaki ihtilaflara ilave etmek mümkündür.

Bosna-Hersek'te meydana gelen olaylara daha tutarl› fikrî bir yaklafl›m getirebilmek için baz› düflüncelerimizi toparlayarak ifade etmek istiyorum.

De€erli milletvekilleri, tarih boyunca dünya siyasetinde etkili olmufl güç merkezleri ve de€erler bulunmaktad›r. Dünya siyasetini ikiyüz-üçyüz y›ld›r yönlendiren, ayr› siyasî kamplara ayr›lm›fl büyük güçler bulunmaktad›r. Bunlardan birincisi, Slav dünyas›n›n öncülü€ünü yapan Rusya veya Rus Devleti; ikincisi, Anglosakson dünyas›n›n önderli€ini yapan ‹ngiltere ve Amerika Birleflik Devletleri; üçüncüsü, Cermen dünyas›n›n liderli€ini yapan Almanya ve niihayet dördüncüsü de, Türk ve Müslüman dünyas›n›n liderli€ini yapan Osmanl› ‹mparatorlu€udur.

Bu meseleleri, Balkanlardaki ihtilaflardan ayr› düflünmemiz mümkün de€ildir. Dünyada bu siyasî kamplaflma ve kutuplaflman›n d›fl›nda, bir de fiilen dinî kamplaflma söz konusudur. Bu dinî kamplaflma da,

1. H›ristiyan dünyas› ve bu dünyay› temsil eden Anglosaksonlar,  Slavlar ve Cermenler,

2. ‹slam dünyas› ve bu dünyay› temsil eden Türkler fleklinde teflekkül etmektedir.

Son bin y›ld›r, Araplar, ‹slam âlemini ne temsil edebilmifller ne de önderi olabilmifllerdir; ‹slam dünyas›n›n yükü Türkler üzerinde kalm›flt›r. Gerek siyasî bloklaflmada gerekse dinî kutuplaflmada, Türkler, hem Türk dünyas›n›n hem de ‹slam dünyas›n›n temsilcisi olarak daima taraf ve bir kutbun önderi halinde görülmüfltür. Son ikiyüz y›ld›r, hem Bat›l› hem H›ristiyan olan Amerika Birleflik Devletleri, Rusya, Almanya ve ‹ngiltere, büyük güçler olarak dünya hâkimiyetinde hem kendi aralar›nda rekabet etmifl hem de kendi d›fllar›nda, yani, hepsinin karfl›s›nda ayr› bir blok olarak, Türklere, ‹slama karfl› cephe alm›fllard›r.

Meseleye dinî bloklaflma aç›s›ndan bak›ld›€›nda, iki büyük dinî ideolojik grubun oldu€u görülmektedir. Yine hepinizin bildi€i gibi, bunlar›n birincisi H›ristiyan grubu, ikincisi de ‹slam kamp›d›r. Osmanl› ‹mparatorlu€u y›k›ld›ktan, Araplar parçalan›p bölündükten ve sömürgelefltirildikten sonra ‹slam dünyas› bafls›z kalm›fl, her fleye ra€men, Türkler, ‹slam dünyas›na sahip ç›kabilecek güç ve potansiyel olarak dünya taraf›ndan görülmüfltür. Sovyet dünyas›n›n da€›lmas›ndan sonra da, Türkiye'nin, hem Türk dünyas›n› hem de ‹slam dünyas›n› temsil edebilecek potansiyelde oldu€u ihtimali ortaya ç›km›flt›r. H›ristiyan dünyas› yeniden, Türk-‹slam dünyas› karfl›s›nda, birlikte hareket etmeye bafllam›flt›r. Türkiye, bugün, Bat›l›larca, Osmanl› dünyas›na, ayr›ca, kendi Türk dünyas›na hitap edebilecek güçte ve potansiyelde bir devlet olarak görülmektedir.

Say›n milletvekilleri, H›ristiyan dünyas›n›n büyük güçleri Rusya Almanya, Amerika Birleflik Devletleri ve ‹ngiltere, Türkiye'nin veya Türklerin hitap edece€i co€rafî sahay›, kültür sahas›n›, dinî sahay› daraltmak istemektedir.

BAfiKAN – Say›n fiemsek, tamamlay›n efendim.

MUHARREM fiEMSEK (Devamla) – Hay hay Say›n Baflkan›m.

Yine H›ristiyan dünyas›, Osmanl›, Türk ve ‹slam dünyas›nda Türklerin tarihî ve siyasî misyonunu da görmezlikten gelmektedir. Nitekim, H›ristiyan dünyas› bu maksatla evvela Osmanl› Devletini y›km›flt›r. Bunun için, önce, Balkanlarda, H›ristiyan› Türklerle ay›rm›fl ve eski Bizans› ihya etmeye çal›flm›flt›r. Balkanlardaki Türk olmayan Müslüman› bunun için Türk'ten ay›rm›flt›r. Ayn› flekilde, Anadolu'da, Ermenileri, Rumlar› kullanarak bunu yapmak istemifller. Müslüman Arab› Müslüman Türk'ten ay›rmay› baflarm›fl; bugün de, Türk ve Müslüman olan Kürdü, Laz›, Çerkezi, Gürcüyü özkardefli Türk'ten ay›rman›n pefline düflmüfltür; Türkistan Türklerini de Osmanl›-Bat› Türklerinden zaten bu flekilde ay›rm›fllard›.

De€erli milletvekilleri, günümüzde, Türk dünyas›nda ve ‹slam dünyas›nda uyan›fl bafllam›flt›r. Türk ve ‹slam dünyalar›, kendi potansiyellerini keflfetmeye bafllam›fllar; H›ristiyan dünyas› da bundan rahats›z olmufltur. Bunun için, önce, Balkanlarda H›ristiyan dünyas› için yak›n tehlike gibi görünen ve Türklerle tarihî, dinî ba€lar› bulunan Bosnal›lar›, daha sonra da Kosova ve Arnavutluk Müslümanlar›n› yok etmek istemifllerdir. Bu görevi, Bat›, S›rplara vermifl durumdad›r. Balkanlardaki Müslümanlar›n yok edilmesiyle, H›ristiyan dünyas›, Türklerin Balkanlarla tarihî ilgisini kesmek istemektedir. Zira, Türkiye’nin veya Türklerin Balkanlardaki Müslüman-Boflnak, Arnavut-Pomaklar vas›tas›yla ilgisinin sürmesi, Cermen-Slav dünyas›n› fevkalade rahats›z etmektedir, H›ristiyanl›k ad›na, bütün Avrupa’y› da endifleye düflürmektedir. ‹flte, Bosna-Hersek meselesine, Türkiye bu aç›dan bakmal›, dünya hâkimiyeti, dünya siyaseti ve dinî ideoloji olarak meseleyi fikrî baza oturtabilmelidir.

Say›n üyeler, Türkiye’de bugüne kadar yanl›fllar yap›lm›flt›r. Bosna-Hersek’in istiklali, Kosova’n›n istiklali, Türkiye’nin istiklalidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, bunu, bu a€›rl›kta görmeye mecburdur. Her büyük güç, kendisine “ön bahçem, arka bahçem, yan bahçem” diyerek s›n›r ve etki sahas› çizerken, Türkiye de, tarihî bahçesine, manevî bahçesine, kültür bahçesine ,Bosna-Hersek’e sahip ç›kmak durumundad›r.

Bosna-Hersek meselesine Türkiye’nin fikrî bak›fl› bu flekilde olmak yan›nda, yeni geliflen olaylar› da do€ru yorumlamal›d›r. Dünya, yeni bir asra girerken, son yüzy›l›n en dramatik olaylar›n› yaflamaktad›r. Dünya, Bosna-Hersek'te, dört y›ld›r, müthifl bir kay›ts›zl›kla, bir milletin "etnik temizlik" ad›yla yok ediliflini seyretmektedir. Bir devletin y›k›l›fl› görülüyor. Srebrenica'da, Zepa'da, Bihaç'ta, Tuzla'da, Gorazde'de, uluslararas› ahlaktan uluslararas› hukuka, güvenlik, bar›fl, diplomasi kurumlar›na varana kadar topyekûn uluslararas› sistemin çöküflü izlenmektedir. So€uk savafl döneminden sonra kuruldu€u iddia edilen yeni dünya düzeninin, yerini, Bosna'daki ve Kafkaslar'daki s›cak geliflmelerle, daha tehlikeli bir s›cak savafl dönemine b›rakt›€› görülmektedir.

De€erli arkadafllar, insan kasab› S›rp lider Karadziç "Bosna'da dinler savafl›yor. Avrupa'n›n ortas›nda bir Müslüman devletin kurulmas›na izin vermeyiz. Bosna'daki Müslümanlar, asl›nda Osmanl› ‹mparatorlu€u egemenli€i döneminde Müslüman yap›ld›lar. Avrupa'da bir ‹slam devletini önledi€imiz için, Avrupa bize teflekkür etmelidir" diye ifadede bulunuyor.

Ayn› flekilde, Yugoslav lider Miloseviç "‹zzetbegoviç, Avrupa'n›n ortas›nda bir Müslüman devlet kurmak istiyor. Bosna-Hersek Devleti de yasad›fl›d›r" diye beyanda bulunuyor.

Buna mukabil, Bosna-Hersek konusunda, Birleflmifl Milletler Genel Sekreterinin Bat› Temas Gruplar›n›n meflhur bar›fl görüflmecileri Owen ve Vance, ald›klar› görevlere, insanl›€a, Birleflmifl Milletlere ihanet eden, dünyan›n tan›d›€› en büyük sahtekâr, ikiyüzlü ve alçak insanlar olarak tarihe geçmektedirler.

BAfiKAN – Say›n fiemsek, bitirir misiniz efendim; sürenizi oldukça aflt›n›z.

MUHARREM fiEMSEK (Devamla) – Say›n Baflkan›m, hemen bitiriyorum.

BAfiKAN – O elinizdeki notlar›n hepsini okuyacaksan›z, bitirmeniz mümkün de€il.

MUHARREM fiEMSEK (Devamla) – Hay›r.

Bosna'da, Büyük S›rbistan idealinin temellerini bunlar yürütüyor. NATO Genel Sekreteri, Bosna-Hersek'teki S›rp vahfletiyle ilgili olarak "NATO'nun Birleflmifl Milletlerden ald›€› askerî giriflim yetkisinde ellerimiz kollar›m›z ba€l›" diyor. "Srebrenica ile ilgili, bize S›rplar› püskürtme görevi verilmedi; biz, al›nan emirleri uyguluyoruz" diyor.

De€erli milletvekilleri, Bosna-Hersek Cumhurbaflkan› ‹zzetbegoviç, olaylarla ilgili olarak yapt›€› görüflmelerini flöyle naklediyor: "Gali ve Akashi ile sürekli olarak telefonla görüflüyorum; her defas›nda, sab›rl› olmam› söylüyorlar. Kendilerine 'sizin ne söyleyece€inizi biliyorum. Siz flimdiye kadar sürekli olarak, flehirleri koruyaca€›n›z› söylediniz, biz de size inand›k. Sonunda anlad›k ki, siz ve Birleflmifl Milletler, bizi aldatt›n›z. Buradaki halk, kendisini korumak için elinde bulunan silahlar› sizin askerlerinize verdi. Bu sözleriniz nerede kald›' diyorum."

Say›n milletvekilleri, iflte Bosna-Hersek, iflte Birleflmifl Milletler, iflte NATO!.. Peki, bunlar böyle de, Türkiye nerede?!. "Avrupa'n›n ortas›nda bir Müslüman devlet kurdurtmam" diyen S›rp lidere karfl›, ‹slam dünyas› nerede?!.

Bosna, Müslüman bir ülke. Bosna'da, milyonlarla ifade edilen insanlar yerinden yurdundan olmufl, mülteci olmufl; yafll›lar, kad›nlar, çocuklar katlediliyor, genç k›zlar›n ›rz›na geçiliyor, yaral›lar bodrumlarda ve ormanlarda tedavi ediliyor, Boflnaklar, arabalara ba€lanarak ölünceye kadar sürükleniyor; savafl›n etkisinden uzak 10 bin nüfuslu flehirler 50-60 bin nüfusa ulaflm›fl ve Bosna'n›n en sa€l›kl› baflflehirleri açl›ktan ölen insanlarla dolu, yüzde 50'si fiilen y›k›lm›fl; hastaneler, okullar, fakülteler, fabrikalar, elektrik üretim merkezleri tahrip edilmifl; Türk-‹slam kültür eserleri, Osmanl› eserleri, beflyüz y›ll›k camiler, köprüler y›k›lm›fl, yak›lm›fl, harabeye dönmüfl... Nerede ‹slam âlemi, de€erli milletvekilleri?!.

BAfiKAN – Say›n fiemsek, art›k, son cümlelerinizi almak durumunday›m efendim.

MUHARREM fiEMSEK (Devamla) – Hay hay Say›n Baflkan›m, son cümlemi söylüyorum.

Say›n milletvekilleri, Türkiye ne yapabilir konusuyla ilgili söyleyece€im fludur : Türkiye, öncelikle bu Müslüman dünyas›ndaki p›s›r›kl›€› ve uyufluklu€u ortadan kald›rabilir. Say›n Cumhurbaflkan› ve Baflbakan baflta olmak üzere, en yüksek seviyede, ‹slâm ülkeleriyle temas edilerek, ‹slâm ülkelerinin bu konuyla ilgili cayd›r›c› güçleri kullan›labilir. Birleflmifl Milletler, k›smen bile olsa, Bosna'dan çekilirse, Türk askerlerinin, güvenli€ini sa€lama ve oradaki Türk askerinin say›s›n› art›rma, silah ve di€er donan›mlar›n› yerine getirme ifli mutlaka düflünülmelidir. NATO ile irtibat kurularak, S›rplar›n ikmal yollar›n›, mevzilerini, silahlar›n› bombalatt›rmak laz›md›r. Boflnaklar›n kabul etti€i, S›rplar›n tan›mad›€› bar›fl plan›, S›rplara, uluslararas› kurulufllarca kabul ettirilmelidir. Türkiye, silah ambargosunu tan›mayarak, Bosna Hersek'e aç›ktan silah yard›m› yapmal› ve bunu dünya kamuoyuna da aç›klamal›d›r.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; söylenebilecek çok fley olmas›na ra€men, vakti bir hayli aflm›fl olmamdan hareketle, Say›n Baflkan›n müsamahas›na da teflekkür ederek, bu duygu ve düflüncelerle Yüce Meclise sayg›lar sunuyor, Bosna-Hersek'teki zulmün bir an önce bitmesini Cenab-› Allah'tan diliyorum. (MHP, ANAP ve DSP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n fiemsek.

Önerge sahipleri ad›na Say›n Bülent Ecevit; buyurun.( DSP s›ralar›ndan ayakta alk›fllar)

BÜLENT ECEV‹T (Zonguldak) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Bosna-Hersek'le ilgili genel görüflmenin öngörüflmesi, bildi€iniz gibi, 19 Temmuz günü, Büyük Millet Meclisinde yap›lm›flt›. O tarihten yaklafl›k iki hafta sonra, eski Yugoslavya topraklar›nda yeni bir süreç bafllad›. Ben, konuflmamda, konuya daha çok bu yeni süreç aç›s›ndan yaklaflmaya çal›flaca€›m.

Bildi€iniz gibi, H›rvatistan ordusu, üç y›ld›r S›rp iflgalinde bulunan Krajina'y› geri almak üzere yo€un bir askerî harekâta giriflti. Üç y›l kadar önce o topraklar› kolayl›kla iflgal edebilmifl olan S›rplardan ise hemen hemen hiçbir direnifl gelmedi. S›rbistan Cumhurbaflkan› Miloseviç'in, normal olarak, bu H›rvat askerî harekât›na sert tepki göstermesi ve oradan kovalanmak istenen S›rplar›n yard›m›na koflmas› gerekirdi, beklenirdi; fakat, Miloseviç de bir tepki göstermedi!

Bu harekât›, Birleflmifl Milletler yetkilileri yar›m a€›zla elefltirirken, Amerika Birleflik Devletleri aç›ktan destekledi, Rusya ancak günah savma türünden, yumuflak tepki gösterdi, daha do€rusu tepki gösterirmifl gibi davrand›; flimdi, son günlerde ise, tepki göstermemenin de ötesinde, bu son süreci, de€erlendirilmesi gereken yeni bir olanak olarak ele alm›fl görünüyor.

Bu arada, son haftalarda baz› ilginç aç›klamalar yap›ld›. Örne€in, ‹ngiliz bas›n›nda ç›kan ve Türk bas›n›na da yans›yan bir aç›klamaya göre, 6 May›s günü Londra'daki bir yemekli davete kat›lan H›rvatistan Cumhurbaflkan› Tudjman, yan›nda oturan ‹ngiliz yetkiliye, yemek listesi üzerinde bir harita çiziyor ve H›rvatistan'›n Bosna-Hersek'le ilgili nihaî amac›n›n o haritada oldu€u gibi gerçeklefltirilmeye çal›fl›laca€›n› söylüyor. Yemek listesindeki o haritada da Bosna-Hersek ikiye bölünmüfl görünüyor; yani, bir yanda H›rvatistan, bir yanda S›rbistan, arada Boflnaklar yok ve yine, H›rvatistan Cumhurbaflkan› Tudjman'›n, Londra'da, o yemek davetinde, ‹ngiliz yetkililere söyledi€i baz› sözler aç›klanm›fl bulunuyor. O sohbette Tudjman, "Ben, S›rplar›n lideri Miloseviç'le anlaflabilirim, gayri resmî de olsa anlaflmaktay›m; ancak, ‹zzet Begoviç'le asla anlaflamam; çünkü, o bir Cezayirlidir, o bir Müslüman köktendincisidir; onunla anlaflamam" diyor.

Bütün bunlar bir araya getirildi€i vakit, H›rvatistan ordusunun giriflti€i son harekât ve o harekât karfl›s›nda baz› devletlerin ald›klar› tav›r, bu harekât›n, önceden haz›rlanm›fl bir dan›fl›kl› dövüfl olabilece€i olas›l›€›n› akla getiriyor.

Bu arada, yine son günlerde yap›lan aç›klamalara göre, Amerika Birleflik Devletleri, H›rvatistan Cumhuriyetiyle, 1994'ün Kas›m ay›nda, bir askerî iflbirli€i anlaflmas› imzalam›flt›r ve bu askerî iflbirli€i anlaflmas› çerçevesinde, emekli denen çok say›da Amerikan subay›n› H›rvatistan'a göndermifl ve bu,  Amerikal›lar›n nezaretinde, gözetiminde, H›rvatistan ordusunun yeniden düzenlenmesini ve güçlenmesini sa€lam›flt›r. Amerika, H›rvatistan'a bu deste€i sa€lad›€›na göre, herhalde lojistik destek sa€lam›fl olmas› da çok do€ald›r. Böylelikle, görülüyor ki, Amerika Birleflik Devletleri, sald›r›ya u€rayan Boflnaklar›n elini kolunu ambargoyla ba€lamaya devam ederken, H›rvat ordusunu güçlendirmeyi tercih etmifltir.

H›rvatistan ordusunun harekât›n›n sonucu olarak, Krajina'dan, Bosna topraklar›na yo€un bir göç bafllam›flt›r. Bu göç, bir yandan da Kosova'ya kadar uzanmaktad›r. Bildi€iniz gibi, Bosna-Hersek nüfusunun yar›ya yak›n›, yaklafl›k yüzde 42'si, yüzde 43'ü  Boflnakt›r; Kosova halk›n›n da yüzde 80'den fazlas› Arnavuttur. fiimdi, bu S›rp göçüyle bir yandan Bosna-Hersek'in nüfus yap›s› de€ifltirilmektedir; bir yandan da Kosova'n›n nüfus yap›s› de€ifltirilmektedir. Bu durumda, Boflnaklar ve Kosova'daki Arnavutlar üzerindeki S›rp bask›s› artacakt›r ve zaten patlama noktas›na gelmifl olan, patlamaya haz›r durumda bulunan Kosova, büsbütün ciddî bir duruma, bir sürece girmifl olacakt›r.

Krajina'dan Bosna topraklar›na, yaklafl›k 50 bin S›rp askerinin geçmekte oldu€u, Bat› kaynaklar›nca aç›klan›yor. Bildi€iniz gibi, Bosna'daki S›rp ordusunun silahlar› bol, askeri azd›r -silahlar› hem boldur hem de geliflmifl, ileri düzeyde silahlard›r- Boflnak ordusunun ise, askeri bol, silahlar› azd›r. Boflnak ordusu, son zamanlarda çok iyi bir e€itimden geçmifltir ve tarihte efli ender görülen kahramanl›k örnekleri vermektedir. Bu arada, özellikle, "Karaku€ular" denilen Boflnak komandolar, ellerinde eskiden kalma çürük çar›k tüfeklerle en modern, en geliflmifl silahlara karfl› vatanlar›n› ve özgürlüklerini, yine tarihte efli az görülecek bir kahramanl›kla savunmaktad›rlar; ancak, S›rplar›n ileri silahlar› karfl›s›nda ço€u zaman çaresiz durumda kalmaktad›rlar.

fiimdi, son geliflmeler üzerine, S›rplar›n Bosna'daki asker a盀› büyük ölçüde kapanacakt›r; ama, silah ambargosu devam etti€ine göre, Boflnaklar›n silah a盀› kapanmayacakt›r; yani, S›rplar ile Boflnaklar aras›ndaki dengesizlik, büsbütün, Boflnaklar aleyhine bozulmufl olacakt›r.

H›rvatistan'›n Krajina harekât›, tabiî, ilk aflamada Boflnaklara bir ferahl›k getirmifltir, Bihaç'›n S›rplar taraf›ndan iflgalini önlemifltir; dolay›s›yla, bu harekât Boflnaklar›n yarar›na gibi görünmektedir; ancak, gelecek, kan›mca, kuflku vericidir. Yak›n gelecekte, Boflnaklar, büsbütün köfleye s›k›flabilirler. O arada, H›rvatistan Cumhurbaflkan› Tudjman'›n, Londra'da yemek listesine çizdi€i haritan›n da yaflama geçirilmek üzere oldu€u aç›kça görülmektedir. fiöyle ki; bir yandan Amerika Birleflik Devletleri ile Rusya'n›n, bir yandan da H›rvatlar ile S›rplar›n, o harita üzerinde, yani, Boflnaklar› yok sayarak, Bosna-Hersek'i, H›rvatlar ile S›rplar aras›nda bölüfltürecek harita üzerinde anlaflt›klar›, art›k, belli olmufltur. Böylelikle, Bosna-Hersek, S›rplar ile H›rvatlar aras›nda bölüflülmüfl olacakt›r. Bununla ilgili, Tudjman'›n çizdi€i, yemek listesi üzerindeki haritan›n kurban› da Boflnaklar olacakt›r.

Bu arada, Boflnaklar›n birk›s›m topraklar›n›n S›rplara verilmesi gerekti€i, Bat›l›larca ve Rusya taraf›ndan aç›kça ifade edilmektedir.

Yine bu arada, Bosnal› S›rplar, S›rbistan ile bir federal çat› alt›nda birlefleceklerdir; daha do€rusu, Bosna-Hersek'in önemli bir bölümünü S›rbistan ile birlefltireceklerdir.

Buna karfl›l›k, Boflnaklar da Bosnal› H›rvatlar ile bir federal çat› alt›nda birleflmek zorunda b›rak›lacaklard›r ve bu federasyon, yani, Bosna-Hersek topraklar›n›n bir bölümü üzerinde kurulacak olan H›rvat-Boflnak federasyonu, H›rvatistan ile bir konfederasyon ba€lant›s› içine girecektir. Böylelikle, ba€›ms›z Bosna-Hersek Cumhuriyeti, fiilen ortadan kalkm›fl olacakt›r; yani, Avrupa'n›n ortas›nda, küçük de olsa, Müslüman a€›rl›kl› bir cumhuriyet kurulmas›, o cumhuriyetin yaflamas› böylece önlenmifl olacakt›r; hesap budur, plan budur.

S›rplar ile H›rvatlar aras›nda s›k›fl›p kalan Boflnaklar, can güvenliklerini H›rvatlara ba€lamak zorunda kalacaklard›r. Oysa, e€er, y›llard›r süren, tarihin en adaletsiz ambargosuyla Boflnaklar›n eli kolu ba€lanmasayd›, Boflnaklar, kendi özgürlüklerini, canlar›n› korumak için H›rvatistan'›n yard›m›na muhtaç kalmayacaklard›.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Devam edin efendim.

BÜLENT ECEV‹T (Devamla) – Gerçi, son günlerde, H›rvatistan Cumhurbaflkan›, on ay önce, Londra'da bir yemekli davette söylediklerini unutmufl gibi görünerek, tatl› fleyler söylüyor, hatta, Say›n Alia ‹zzetbegoviç'e madalya veriyor; ama, Tudjman'›n ve H›rvatlar›n bu gibi sözlerine ve davran›fllar›na ne kadar inan›labilir, o konuda benim baz› kuflkular›m var. S›rplar fleytansa, H›rvatlar da pek o kadar melek de€ildir. 1930'lu, 1940'l› y›llarda, afl›r› H›rvat milliyetçili€inin ve ›rkç›l›€›n›n, Avrupa'n›n ortas›nda, hem de kendi halk›na karfl› iflledi€i cinayetler tarih kitaplar›nda yer almaktad›r. Bu harekete öncülük eden Ustafla Hareketi, ‹talyan faflizmini örnek alarak örgütlenmiflti ve Ustafla Hareketinin öncülü€ünde H›rvatlar, ‹kinci Dünya Savafl›nda iflgalci nazilerle aç›ktan iflbirli€i yapm›fllard›; S›rplara ve Yahudilere karfl› nazilerinkinden hiç de geri kalmayan bir soyk›r›m uygulam›fllard›.

Denebilir ki, zaman geçti, art›k, H›rvatlar da de€iflmifl olabilir. Ama, daha bundan yaklafl›k iki y›l önce H›rvatlar, Ustafla örne€i bir soyk›r›m› Boflnaklara da uygulamaya kalk›flm›fllard›r ve yaln›z Boflnaklara soyk›r›m uygulamakla kalmam›fl, ayn› zamanda bir tarihk›r›m› da uygulam›fllard›r. Hat›rlay›n›z, Mostar'daki o tarihî Osmanl› köprüsü, H›rvat militanlar taraf›ndan havaya uçurulmufltur. Yani, bu konuda, H›rvatlar›n da, S›rplardan pek geri kalmad›klar› aç›kça görülebilir.

Bosna-Hersek'le ilgili yeni plan de€erlendirilirken, yak›n tarihin bu ac› gerçekleri de göz önünde tutulmal›d›r. H›rvatistan'la iflbirli€i yapma zorunlu€unu kabul ederek, Boflnaklar›n bugünü kurtar›labilir; ama, bugünü kurtarma u€runa, gelece€i kararabilir. Bunu da bir olas›l›k olarak göz önünde tutmak gerekir.

Boflnaklar›n da, Türkiye'nin de, bu konuda afl›r› iyimserli€e kap›lmamalar› gerekti€i kan›s›nday›m. Türkiye'ye, bu konuda çok büyük sorumluluk düflüyor; çünkü, biz, ulus olarak Boflnaklarla akrabay›z. Bosna-Hersek'teki Boflnak nüfusun yaklafl›k 2 kat› Boflnak, Türkiye'de, bizim vatandafllar›m›z olarak, Türk Ulusunun ayr›lmaz unsurlar› olarak, Boflnak as›ll› Türkler olarak yaflamaktad›rlar; eziyet gören, iflkence gören, öldürülen akrabalar›, yak›nlar› Bosna-Hersek'te, kendileri burada; fakat, yürekleri Bosna-Hersek'le çarpmaktad›r.

Onun için, Türkiye'nin, bu yeni geliflmeler karfl›s›nda, son derece de dikkatli ve etkili davranmas› gerekir. Yaln›z Boflnaklar› düflündü€ü için de€il, yaln›z Boflnaklarla bir akraba ulus oldu€umuz için de€il, ayn› zamanda, Türkiye'nin güvenli€i Bosna'dan bafllad›€› için de, Türkiye'nin, son derece de dikkatli olmas› gerekir.

Yugoslavya da€›lma sürecine girerken, Türkiye'nin çok büyük ihmalleri ve yanl›fll›klar› olmufltur -bunlar› s›k s›k belirtti€im için tekrar vaktinizi almak istemiyorum- fakat hiç de€ilse, yeni ortaya ç›kan, Boflnaklar› d›fllayarak Bosna-Hersek'i ikiye bölme plan› konusunda, Türkiye'nin çok dikkatli davranmas› gerekir ve Türkiye, dikkatini art›k lafla de€il etkin ve eylemli olarak duyurmal›d›r; Boflnaklar›n gelece€inin sa€lam güvencelere ba€lanmas›n› kararl› biçimde gözetmelidir. Kararl›l›€›n›n somut kan›t› olarak da Türkiye, bundan yaklafl›k bir ay önce, Büyük Millet Meclisinin oybirli€iyle yay›nlad›€›, benimsedi€i bildirinin gere€ini yerine getirmeli; yani, Boflnaklar üzerindeki silah ambargosunu, art›k kesinlikle tan›mayaca€›n› ilan etmeli ve bunun gere€ini yerine getirmelidir. (DSP s›ralar›ndan alk›fllar) Türkiye'nin bu konuda, Amerika Birleflik Devletlerinden de, ‹ran'dan da, Malezya'dan da daha geri kalmaya hakk› yoktur.

Sevr Antlaflmas›, Birinci Dünya Savafl›ndan sonra Türkiye'ye uygulanmak istenmifl; fakat, baflar›lamam›flt›r; ama, flimdi, Yugoslavya'ya, özellikle de Boflnaklara, Sevr Antlaflmas›n›n bir benzeri uygulanmak istenmektedir.

O arada Türkiye bir çember içine al›n›yor. Bir yandan, Bosna-Hersek'ten bafllay›p, Güney K›br›s'a kadar uzanarak kendisini çepeçevre kuflatan, öte yandan, Kuzey Irak'la ve Suriye'yle kuflatan bir çember içine al›n›yor Türkiye. Bu çemberin dü€ümlerinden biri de Bosna'dad›r. Türkiye, e€er, dü€ümü, Bosna'da çözmezse, ileride -Allah esirgesin- çok güç durumda kalabilir. (DSP s›ralar›ndan alk›fllar)

Bir yandan Türkiye ad›m ad›m Kuzey Irak'la federasyon tuza€›na sürüklenirken, bir yandan da Boflnaklar, bir federasyon tuza€›na sürükleniyorlar. Bosna-Hersek için bir federal çözüm geçerli olabilir, hatta, kaç›n›lmaz duruma gelmifl say›labilir; ama, bunun, Boflnaklar› bo€acak ve tarihi silecek bir federasyon olmamas›na Türkiye dikkat etmelidir.

Bu sözleri niçin söylüyorum: Çünkü, H›rvatistan ordusunun Krajina'y› kurtarmas›ndan sonra, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin yetkilileri, eski Yugoslavya topraklar›nda yer almaya bafllayan geliflmeleri, kay›ts›z flarts›z bir iyimserlikle yorumlar görünmektedirler. Biraz daha kuflkucu olmalar›n›, biraz daha ihtiyatl› ve dikkatli olmalar›n› tavsiye ediyorum.

Yüce Meclisi sayg›yla selaml›yorum. (Alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Ecevit.

Önerge sahibi olarak, Say›n Abdüllatif fiener; buyurun. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

ABDÜLLAT‹F fiENER (S›vas) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Bosna-Hersek hadiseleriyle ilgili öngörüflme yap›lal›, aradan iki haftay› aflk›n bir süre geçti.

Öngörüflmelerin ve bugün yap›lmakta olan genel görüflmelerin iki temel amac› vard›r: Bu amaçlardan biri, kamuoyunu bilgilendirmek, bu konuda kamuoyunun duyarl›l›€›n› art›rmakt›r.

Türkiye Büyük Millet Meclisindeki müzakereler ve görüflmeler, üzerinde görüflülen konunun gerçek boyutlar›n› bütün ayr›nt›lar›yla ortaya koyar, farkl› siyasî e€ilimleri, farkl› siyasî partilerin bak›fl aç›lar›n› kamuoyuna duyurmalar›n› sa€lar ve bu flekilde, kamuoyu, bu konuda gerekli bilgilenmeye sahip olur, özellikle, Hükümetin yapm›fl oldu€u aç›klamalar, muhalefet partilerinin ulaflamad›€›, bilgi sahibi olamad›€› baz› konular›n da ayd›nlanmas›na yard›mc› olur.

Ancak, flu ana kadar, bu müzakereler ve, öngörüflmeler yap›lm›fl olmas›na ra€men; Bosna-Hersek'te yeni bir dönem, yeni bir süreç bafllam›fl olmas›na ra€men, hâlâ ayd›nlanmam›fl ve Hükümet taraf›ndan aç›klanmam›fl pek çok nokta vard›r. Bu aç›klanmam›fl noktalar›n, burada, bu genel görüflme esnas›nda, ‹ktidar taraf›ndan, Hükümet taraf›ndan yeterince aç›klanmas›n› beklemek, hem burada bulunan bütün siyasî partilerin hakk›d›r, hem de milletimizin ve halk›n hakk›d›r; bunu bekledi€imizi, hemen, peflinen ifade etmek istiyorum.

Bilindi€i gibi, S›rplar›n Krajina bölgesinde oluflturmaya çal›flt›klar› gücü oradan atmak niyeti ve düflüncesiyle, H›rvatlar›n, Krajina S›rplar›na sald›rmas›yla yeni bir dönem bafllam›flt›r. Bu dönem içerisinde bas›nda, kamuoyunda de€iflik görüfller, yorumlar, bak›fl aç›lar› görülmüfltür. Ancak, bu geliflmeler esnas›nda, gerçekten, Türkiye'de, Bosna-Hersek Müslümanlar›na karfl› ilgi, alaka çok yüksek düzeyde oldu€u için, ayn› zamanda da baz› endifleler, kayg›lar devam etmektedir; fakat maalesef, Hükümet, bu son geliflmeler üzerinde hiçbir ciddî ve belirgin bir aç›klama yapmamakta ve yapmamakta ›srar etmektedir.

H›rvatlar›n Krajina bölgesine sald›rmas› ve bu bölgede hâkimiyetini kurmaya bafllamas›yla, bu olaydan Bosna-Hersek Müslümanlar› nas›l etkileneceklerdir?.. Bosna-Hersek Müslümanlar›, H›rvatlar, S›rplar ve hatta Avrupal› di€er ülkeler aras›nda cereyan eden müzakereler hangi zeminde, hangi yöne do€ru kaymaktad›r, gitmektedir, geliflmektedir?.. Bu konularda ciddî aç›klamalar yap›lmas›, elbette ki, gereklidir. Konu, oldu€u gibi, aç›kl›€›yla takdim edildikten sonra, hangi politikalar›n, tedbirlerin -Türkiye aç›s›ndan- uygulanmas› gerekti€i, elbette ki, daha sa€l›kl› bir flekilde de€erlendirilebilir. Bunu bekledi€imizi buradan ifade etmek istiyorum.

Bu genel görüflme münasebetiyle ortaya ç›kmas› gereken ikinci temel noktaysa, Hükümetin, bu müzakerelerden yararlanmas›d›r; bu müzakereler neticesinde, uygulam›fl oldu€u d›fl politikaya yeni bir yön ve istikamet vermesidir; burada ifade edilen görüfllerden ve düflüncelerden yararlanmas› ve kendi d›fl politikas›n› tekrar gözden geçirmesidir. Genel Kurulda ortaya konulan düflünceler, elbette ki, Hükümet aç›s›ndan da önemlidir; çünkü, Hükümetin varl›€›, bu Genel Kuruldan alaca€› deste€e ba€l›d›r.

O halde, burada birkaç haftad›r de€il, y›llard›r söylenilen ve ifade edilen pek çok görüfl ve düflünceye ald›r›fl etmeden, pasif tutumuna, çekingen ve ürkek tutumuna devam eden Hükümetin, bu münasebetle, tekrar, bu müzakereler neticesinde, politikas›na yeniden yön vermesi gerekti€ini de burada ifade etmek istiyorum. Çünkü, Bosna-Hersek, Türkiye aç›s›ndan son derece önemlidir ve bizi yakinen ilgilendiren bir konudur. Bosna-Hersek'teki Müslümanlarla, tarihî, kültürel ve dinî ba€lar›m›z›n bulunuflu bir yana, ayn› zamanda, burada yaflanan insan haklar› ihlallerine karfl› da duyarl› olmak, bir insan olarak, Türk Milleti olarak görevimizdir ve vazifemizdir.

Ayn› flekilde, bu bölgede, Balkanlarda cereyan eden bütün hadiseler, Türkiye'nin güvenli€i aç›s›ndan da son derece önemlidir. Türkiye, Balkanlarda, kendi güvenli€ini korumak mecburiyetindedir. Bosna-Hersek'te, 1992 y›l›n›n Nisan ay›nda bafllayan soyk›r›m, tecavüz ve sald›r›lar aç›kça flunu göstermifltir ki, uluslararas› hukuk, art›k, iflas etmifltir. Uluslararas› hukukun belli baz› temel prensipleri, Bosna-Hersek olaylar›yla iflas etmifltir; uluslararas› kurulufllar, fonksiyonlar›n› yerine getiremez hale düflmüfllerdir. Yap›lan soyk›r›mlar, tecavüzler ve insan haklar› ihlalleri, tamam›yla cezas›z kalm›flt›r ve hiçbir yapt›r›m uygulanmam›flt›r. Zor yoluyla, bir ülkenin topraklar›n›n iflgal edilemeyece€ine dair temel prensibe ra€men, ba€›ms›z bir devlet olan Bosna-Hersek'in topraklar› iflgal edilmifltir. Hatta, flunu belirtmek gerekir ki, temas grubunun, bar›fl önerisi olarak ortaya koydu€u haritada bile, Bosna-Hersek Devletine fazla birfley b›rak›lma niyetinin olmad›€› aç›kça görülmektedir.

Uluslararas› kurumlar iflas etmifltir, Birleflmifl Milletler ve NATO, Bosna-Hersek'te, adeta, anlams›zlaflm›flt›r. Özellikle, Birleflmifl Milletlerin, baz› bölgeleri (Srebrenica, Zepa, Gorazde, Tuzla ve Bihaç gibi bölgeleri) güvenlikli bölge olarak ilan edip, buradaki Müslümanlar›n savunmas›n› kendi taahhüt ettikten sonra ve buradaki insanlar›n silahlar›n› teslim ald›ktan sonra, S›rp sald›r›lar› karfl›s›nda, bu bölgeleri korumamas› ilginçtir... Korumak bir yana, bu güvenlikli bölgeleri; yani, güvenli€ini temin edece€ini ifade etti€i bölgeleri kendi eliyle ve iradesiyle S›rplara teslim etmesi, do€rudan do€ruya, Birleflmifl Milletlerin iflas› anlam›n› tafl›maktad›r.

Orada bir mazlum halk varken, bu mazlum halk, her geçen gün ma€dur edilirken, Birleflmifl Milletlerin silah ambargosunun, buradaki mazlum insanlar› silahs›zland›rmaya yönelik olarak ifllemesi de, ayn› flekilde, uluslararas› kurumlar›n yeniden gözden geçirilmesi gerekti€ini aç›kça ifade etmektedir.

Tüm dünyadaki bu olumsuz koflullara, uluslararas› kurulufllar›n olumsuz tutumlar›na, davran›fllar›na ve her fleye ra€men, orada bir Bosna-Hersek Devleti vard›r; bu devletin ordusu vard›r, hükümeti vard›r, hâkim oldu€u bir toprak parças› da vard›r. Bu direnme gücü, do€rudan do€ruya, oradaki insanlar›n varl›€›n› koruma azmi ve kararl›l›€›yla do€rudan ilgilidir, alakal›d›r. Bununla birlikte, bütün ‹slam ülkelerinden, o bölgeye, orada, varl›€›n› koruma inanc›nda ve kararl›l›€›nda bulunan insanlara akan yard›mlar›n ve desteklerin de pay› vard›r, katk›s› vard›r...

                   (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Tamamlay›n efendim.

Buyurun.

ABDÜLLAT‹F fiENER (Devamla) – ‹flte, böylesine bir zeminde, böylesine bir durumda, Bosna-Hersek hadiseleriyle ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, yeni bir yön, yeni bir istikamet ve yeni bir politika oluflturmas› gerekmektedir.

Türkiye'nin, d›fl politikada, bütün menfaatlar›n›n önüne, bir öncelik olarak, Bat›y› ve Amerika Birleflik Devletleriyle iliflkileri koymaktan vazgeçmesi, Bosna-Hersek hadiseleri münasebetiyle yapaca€› ilk ifltir. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Mademki uluslararas› hukukun temel prensipleri yok olmufltur; mademki uluslararas› kurulufllar iflas etmifltir, bu iflas›n efli€inde, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, iflas eden prensipler ve kurumlara umut ba€lamaktan vazgeçmesi gerekmektedir. fiu Birleflmifl Milletler denilen kurulufl, aç›kça, kuruluflu itibariyle, teflekkül edifl biçimi itibariyle, en az›ndan sesli olarak elefltirilmeye bafllanmal›d›r. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Güvenlik Konseyinde bulunan befl ülkenin tutumu, vetocu bu ülkelerin ayr›cal›klar› Birleflmifl Milletlerde devam etti€i sürece, bu kuruluflun, dünya bar›fl›n› sa€layabilmesi mümkün de€ildir. Üstelik, dünya bar›fl›n› sa€lamaktan öte, dünyada, yeryüzünde bulunan kargaflay›, zulmü, soyk›r›m› art›rmaktan baflka hiçbir ifle yaramaz. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Amerika Birleflik Devletleri, ‹ngiltere, Fransa, Rusya Federasyonu ve Çin Halk Cumhuriyetinin sahip oldu€u ayr›cal›klar yüzünden, bugün yeryüzündeki pek çok ihtilaf ve anlaflmazl›k bir türlü çözüme kavuflamamaktad›r. Bu bozuk yap›s› içerisinde, art›k, Birleflmifl Milletlerin, resmî a€›zlardan, sesli bir flekilde elefltirilmesi ve en az›ndan, yeniden yap›land›r›lmas› gerekti€i ifade edilmelidir diyorum. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

Bu anlay›fl içerisinde Bosna - Hersek hadiselerine bakarken, öncülü€ü, Amerika Birleflik Devletlerinden bekleme al›flkanl›€›ndan da, Türkiye vazgeçmelidir; konuflan bütün arkadafllar›m›n ifade etti€i gibi, silah ambargosunun delinmesi konusunda öncülü€ü Türkiye yapmal›d›r. Bu konuda, flu anda yeryüzünde hemen bütün ülkelerin kamuoyunda bir duyarl›l›k vard›r, bu duyarl›l›k, Bosna - Hersek'teki ambargoyu delen ülkeye karfl›, hiçbir ülkenin yapt›r›m uygulayabilmesini mümkün k›lamayacakt›r. Bu ortam, bu hassas durum de€erlendirilmek suretiyle, Bosna-Hersek'i silahs›zland›ran, silahs›zland›rmaya yönelik bir mekanizma olarak iflleyen silah ambargosunun delinmesi, afl›lmas› yolunda, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, elinden gelen bütün gayreti, bütün çabay› sarf etmesi gerekti€ine inanmaktay›z ve bu genel görüflmenin de, en az›ndan, böyle olumlu bir sonuç ç›karmas›n› beklemekteyiz.

Bu dilekler ve bu temenniler içerisinde, Yüce Kurula sayg›lar sunar, hepinize teflekkür ederim. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n fiener.

Say›n Soysal, önerge üzerindeki konuflma hakk›n›z› Say›n Dinçer'e mi devrettiniz efendim?

MÜMTAZ SOSYAL (Ankara) – Evet Say›n Baflkan.

BAfiKAN – Önerge sahipleri olarak buyurun Say›n Ali Dinçer.

AL‹ D‹NÇER (Ankara) – Say›n Baflkan, Yüce Meclisin de€erli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi ad›na, en derin sayg›lar›m› sunuyorum.

De€erli milletvekilleri, Bosna-Hersek'le ilgili konu, gündemimizden hiç inmiyor. Ben, bu konuyu ele al›rken, daha çok, etkin, somut, verimli eylem planlar›yla ilgili politikalar gelifltirmek aç›s›ndan konuflaca€›m; çünkü, as›l ihtiyaç olan budur. Uzun uzun analizler yapman›n, malumu ilâm etmenin, anlatman›n fazla faydas› yok; o, zaman kaybettiriyor.

Geçmiflte, fi›pka Bo€az›nda, Süleyman Pafla ve askerleri; Plevne'de, Gazi Osman Pafla ve askerleri büyük kahramanl›klar yarat›rken, genellikle, konuflmakla, ahla vahla yetindik. Kafkaslarda, fieyh fiamil ve Hac› Murat, büyük Rus yazar› Tolstoy'u dahi etkileyen, tarifi imkâns›z kahramanl›klar yarat›rken de, daha çok, analiz yapmak, konuflmakla yetindik. Girit'te Osmanl› güçleri büyük kahramanl›klar yarat›rken, "Girit bizim kan›m›z, feda olsun can›m›z" demekten ileri gidemedik, daha çok hamasi söylevler gelifltirmekle kald›k. Böyle yapmamak gerekiyor, Fatih Sultan Mehmet'in ‹stanbul'u muhasara etti€i s›radaki Bizansl›lar›n, Bizansl› papazlar›n durumuna düflmemek gerekiyor. Elbette hamasi söylevlerin de etkisi var, elbette hakl›l›€›m›z› anlatacak analizleri yapman›n da faydas› var; fakat, bunlarla çok vakit kaybetmemek gerekiyor.

Biz, flimdi ne diyoruz; Bosna-Hersek, Avrupa'n›n göbe€inde Müslüman a€›rl›kl› bir devlet olacak. H›ristiyan Avrupa buna tahammül edemiyor ve Avrupa'n›n göbe€inde büyük bir cinayet iflleniyor, soyk›r›m uygulan›yor. Elbette, buna karfl› gelmesi gereken, Bosna-Hersek'e karfl› sorumluluk duymas› gereken ilk ülke Türkiye. Bunu da uzun uzun anlatman›n gere€i yok; ama, sorumlulu€umuzu bilelim. Bizim bu sorumlulu€umuz, Bosna-Hersek'e katk›da bulunacak daha etkin ve verimli eylem politikalar› oluflturmam›z› gerektiriyor. Örne€in, Türkiye, savunma iflbirli€i anlaflmalar›n› Balkan ülkeleri aras›nda etkin bir flekilde yürütmeli. fiimdi, Avrupa'da, haz›r var olan, Müslüman a€›rl›kl›  ba€›ms›z bir ülke var; Arnavutluk. Balkanlarda ve Adriyatik bölgesinde, Avrupa'da önemli ve savaflkan bir güç. Biz, bu bölgedeki dengeyi etkileyebilmek için, Arnavutluk'a, Türkiye olarak da uluslararas› alanda da, ekonomik bak›mdan, politik bak›mdan, askerî bak›mdan her türlü deste€i sonuna kadar verebilmeliyiz. Bunun için, bizim, elimizi kolumuzu ba€layan herhangi bir güç yok. ‹ki ba€›ms›z ülke aras›nda yap›lan anlaflmalarla gere€ini yapmak, bizim görevimiz; bu, Bosna-Hersek'e de yararl› olacakt›r.

Bosna-Hersek'in flu anda birincil sorunu -baflka konuflmac› de€erli milletvekillerinin de anlatt›€› gibi- ordusunun güçlendirilmesi. Sonunda Bosna-Hersek'te sorunu çözecek olan Boflnak ordusudur. Bu, iyi e€itilmifl; ama, silah bak›m›ndan zay›f olan bir ordudur; bu ordunun güçlendirilmesi için tüm güçleri seferber etmeliyiz.

Örne€in, bizim ülkemizden yap›lan katk›lar, mümkün oldu€u kadar resmî ve tek elden yap›lmal›d›r. Oradan buradan yap›lan, de€iflik kesimlerin ve gruplar›n yapt›€› yard›mlar›n, nas›l söylenti ve dedikodularla karfl›laflt›€›n› ve nas›l etkili ve verimli olmaktan uzaklaflt›€›n› biliyoruz. Bütün bu yard›mlar›, ulusumuz, mümkün oldu€u kadar resmî bir elden yapmal› ve resmî Bosna-Hersek ilgililerine yapmal›. O zaman, bu yard›mlar, do€rudan Bosna-Hersek ordusunun güçlendirilmesi için kullan›l›r.

Bosna-Hersek ordusu, flu anda, bizim, Birinci Dünya Harbinde neredeyse yok olan ordumuzu, ‹stiklal Harbinde tekrar yaratmam›za benzer bir flekilde yarat›l›yor. Orada da baflka güçler var, resmî otoritelerin de güçlendirmek istedi€i ordu var. Biz, nas›l, millet olarak bütün gücümüzü, baz› ayr› düflünenlere ra€men, ‹stiklal Harbi döneminde ordumuza yo€unlaflt›rd›ysak, burada da yard›mlar resmî Bosna otoritelerine tek elden gitmeli ve da€›lmadan Bosna ordusu için kullan›labilmelidir.

De€erli arkadafllar›m, Birleflmifl Milletlerin, Bosna-Hersek olay›nda s›n›fta kald›€›n› gördük. Bu vesileyle, biz, Türkiye Cumhuriyeti olarak, Birleflmifl Milletlerin durumunun da, Güvenlik Konseyinin durumunun da irdelenmesi için, uluslararas› planda tart›flma açmal›y›z, daha etkin olmal›y›z.

Fransa ve ‹ngiltere, ‹kinci Dünya Harbinden sonra çok güçlü ülkelerdi; fakat flu anda onlar, ekonomik ve siyasî bak›mdan Almanya ve Japonya'dan daha etkindirler diyebilir miyiz? Hay›r. Ellerinde nükleer silah bulundurmaktan baflka bir üstünlükleri yok.

Milyara yak›n nüfusuyla Hindistan'›n Güvenlik Konseyinde olmamas›, ciddî bir eksiklik de€ildir diyebilir miyiz? Eksikliktir.

Milyar› aflk›n nüfusuyla, ‹slam dünyas›n›n Güvenlik Konseyinde etkin bir flekilde yer almamas› da büyük eksikliktir. Bu eksiklikler giderilmelidir.

Bölge gücü olan, son geliflmeler nedeniyle dünyan›n önemli ülkelerinden biri olan ve ‹slam dünyas›n›n önde gelen ülkesi olan Türkiye, Güvenlik Konseyinde yer almay› istemelidir. Daha etkin, dünya insanl›€›n› daha çok kavrayan bir Güvenlik Konseyi, Türkiye'ye muhtaçt›r, Türkiye orada olmal›d›r; bunun için de, elimizden gelen etkin politikalar› uygulamak durumunday›z.

De€erli arkadafllar›m, ayr›ca, bizim, K›z›lay gibi, Anadolu Ajans› gibi, Çocuk Esirgeme Kurumu gibi, TRT gibi ulusal kurulufllar›m›z ve resmî devlet kurulufllar›m›z ve ayr›ca özel medya temsilciliklerimiz, Bosna-Hersek'te, sanki orada bar›fl içinde yaflan›yormufl gibi, riskleri göze al›p, daimî temsilcilikler açmal›d›rlar.

Çocuk Esirgeme Kurumumuz, Bosnal› çocuklar›n sorunlar›n›n çözümüne, yerinde katk›da bulunmal›d›r.

Medya kurulufllar›m›z, Bosna'n›n sesini tüm dünyaya ulaflt›rabilmek için, yerinde çal›flabilmelidir; bunun için, her türlü etkin çal›flmay› yapmak durumunday›z.

Biz, Bosna'n›n, silah sanayiinin gelifltirilmesine katk›da bulunmak durumunday›z.

Bugün, Bosna'n›n en önemli bölgelerinden birisi Tuzla; Müslüman a€›rl›€›n yo€un oldu€u bir yer; Bosna-Hersek ekonomisinin de yüzde 40'› burada; yani bir sanayi bölgesi. Buradaki fabrikalarda, Bosnal› mühendisler, teknisyenler, bak›m ve onar›m için kullan›lan torna, freze, planya tezgâhlar› ile tanksavar silahlar› üretiyorlar.

Bu savafl, daha uzun sürecek; Bosna-Hersek, daha uzun süre kargafla içinde olacak; bu bölgeye istikrar›n gelmesi zaman alacak; o nedenle, uzun vadeli düflünmek gerekiyor. Örne€in, tamamen Müslümanlar›n kontrolündeki Tuzla bölgesinde, özellikle, Bosnal›lar›n kendi silah ihtiyaçlar›n› karfl›layacak silah sanayiinin kurulmas›na da katk›da bulunmam›z gerekiyor. Nas›l Ankara'da, ‹stiklal Harbi döneminde, ‹stanbul'dan gelen ustalar›n, mühendislerin, kendi millî silah sanayimizi canland›rmas› bize büyük güç katm›flsa; böyle bir silah sanayii de, Bosna-Hersek'e, gelece€e yönelik güven getirecektir, gelece€e yönelik baflar› anahtar› verecektir.

De€erli arkadafllar›m, Bosna-Hersek ile ilgili konular› tart›fl›rken, mümkün oldu€u kadar yarat›c› olmaya çal›flmal›y›z; yeni, özgün, etkin ve verimli projeler, politikalar oluflturmal›y›z, bütün enerjimizi buraya temerküz etmeliyiz. ‹stedi€imiz kadar hamaset nutku atal›m, istedi€imiz kadar -hakl›l›€›m›zla ilgili- hayk›ral›m; e€er, etkin, verimli politikalar üretemezsek ve onlar› uygulayamazsak, baflar›l› olamay›z. Önemli olan da, baflar›l› olmakt›r; o baflar›y› da, ancak güçle elde edebiliriz. O güç de çok yönlüdür; sadece silah gücü de€ildir, bunun baflka boyutlar› da vard›r.

                   (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Buyurun, tamamlay›n efendim.

AL‹ D‹NÇER (Devamla) – Örne€in, Kültür Bakanl›€›n›n, dünya çap›ndaki sanatç›larla birlikte, sanatsal, kültürel etkinlikler organize etmesi, böyle, yeni, özgün bir modeldir; baflka yerlerde uygulanm›flt›r; ama, biz, Türkiye olarak, dünyaya yönelik mesaj ulaflt›rma aç›s›ndan, bizim halk›m›z› da seferber etme aç›s›ndan, buna benzer politikalar gelifltirebilmeliyiz.

Bosna-Hersek, Bosna-Hersek topraklar›nda ba€›ms›z bir ülke olarak var olacakt›r. Orada soyk›r›m yap›l›yor, etnik temizleme yap›l›yor; ama, biz buna karfl›, Bosna-Herksek'te mücadele verme durumunday›z. ‹nsan Haklar›ndan Sorumlu Devlet Bakan›m›z›n yapt›€› çal›flmalarla gelifltirilen, 1 000 konutluk bir yerleflim yeri oluflturulmas› projesi, bu yönde özgün bir projedir; buna benzer politikalar› gelifltirmek gerekiyor.

Yine, Devlet Bakan›m›z Say›n Aysel Baykal'›n, Bosnal› kad›nlarla ilgili projesine benzer projeleri gelifltirmek gerekiyor, hatta, o projeyi ileri götürmek laz›m. Sald›r›ya u€ram›fl, tecavüze u€ram›fl Bosnal› kad›nlar›n, Türkiye'ye getirilip, belli sürelerle rehabilite edilmesi, Türkiye'de kalmas› söz konusu. Belki, daha çok say›da Bosnal› gençler, çocuklar, kad›nlar Türkiye'ye getirilmeli; hatta, onlara, bugün, Amerika'da baz› yabanc›lara uyguland›€› gibi "green kart" uygulamas› yapabilmeliyiz; Türkiye'de, onlar› ba€›ms›z Bosna – Hersek'in, etkin insangücü olarak -belli dönemlerde- haz›rlayacak projeler gelifltirmeliyiz ve rahatl›kla o green kartlar›yla, bizim aram›zda, bizimle birlikte, eflit koflullarla yaflayabileceklerini gösterip, onlara olan yak›nl›€›m›z›, somut bir flekilde ortaya koyabilmeliyiz.

De€erli arkadafllar›m, ‹slam dünyas›nda, ‹ran, Brunei, Malezya ve Pakistan, Türkiye d›fl›nda etkin ülkeler; di€erlerinin o kadar etkin oldu€unu söylemek mümkün de€il. Biz, çok hakl› oldu€umuz bu konuda, çok daha etkin   ve verimli politikalar oluflturabiliriz; hiç kimse bir fley diyemez.

Dünyadaki petrol kaynaklar›n›n önemli bir k›sm› Müslüman ülkelerde... Müslüman dünyas›nda, biz, en az›ndan, bu hakl› pozisyonda, flunu önerebilmeliyiz: Ambargo uygulay›p, ‹slam ülkeleri, özellikle petrol ülkeleri, Bat›'ya petrol vermemeli; en az›ndan, bunun yap›labilece€ini gösterecek giriflimler ortaya ç›kmal›. Nas›l, petrol nedeniyle, Kuveyt'teki sorun k›sa süre içinde çözüldüyse; belki, böylesine bir uygulamay›, böylesine bir politikay› gelifltirirsek, Bat› dünyas› üzerinde daha etkili olma flans› ortaya ç›kar, Bosna – Hersek'e daha fazla yard›mc› olabiliriz.

De€erli arkadafllar›m, bafllang›çtaki S›rp – H›rvat birlikteli€inin bozulmas› için, Türkiye Cumhuriyeti, önemli, etkin politikalar oluflturdu ve uygulad›; H›rvat – Boflnak beraberli€inin sa€lanmas›nda da etkin rol ald›. Bunun, zaten, Türkiye'de de, uluslararas› medyada da yans›malar›n› görüyoruz. Elbette, H›rvatlara karfl› da dikkatli olmak gerekiyor; ama, Boflnak – H›rvat birlikteli€inin de sürdürülmesi için elimizden geleni yapmal›y›z.

H›rvatistan, bugün, kendi ç›kar› aç›s›ndan, bir ölçüde, bize, uluslararas› iliflkilerde, Müslüman dünyada, Orta Asya'da, genifl bir co€rafyada, yak›nl›k göstermek durumunda. Bunu gösterebilmeliyiz... ‹ran, bir ölçüde bunu yap›yor; petrol ihtiyac›n› karfl›larken, Boflnak – H›rvat birlikteli€inin sürdürülmesine de katk›da bulunuyor. Buna benzer daha baflka silahlar› da kullanarak, bu birlikteli€in sürmesini sa€lamak gerekiyor.

Bir de, olumlu yandan bakarsak -elbette, olumsuz yanlar› var bunun, olumsuz yanlar›na iflaret edenler hakl›lar- çok eskiden beri Boflnaklar ile H›rvatlar, genellikle, S›rplara karfl›, dost olmufllard›r, arada, karfl› karfl›ya geldikleri de olmufltur; ama, H›rvat-S›rp çeliflkisi, s›k s›k, H›rvat-Boflnak birlikteli€ini tarih boyunca gündeme getirmifltir. Bu, tarihî dostluk diyebilece€im iliflkileri sürdürmek için çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bunun için de, etkin, verimli politikalar oluflturmak gerekiyor; özellikle, H›rvatistan cenah›nda etkili olacak politikalar, H›rvatistan'›n ç›kar›n› ilgilendiren politikalar gelifltirmek gerekiyor.

Krajina'dan gelen S›rplar›n, Bosna-Hersek'te, insangücü dengesini de€ifltirmek aç›s›ndan sorun yarataca€›n› biliyoruz; ama, bunu da önlemenin yollar›n› bulmak gerekiyor. Türkiye, bugün, Londra'daki beflli toplant›ya ça€›r›ld›; bu konuyu, ça€›r›ld›€› bu toplant›da gündeme getirebilmelidir.

Türkiye, bugün, Balkan ülkeleri aras›nda de€iflik bir pozisyona sahip. Türkiye, bir Balkan ülkesi; Türkiye, ayn› zamanda NATO üyesi; Türkiye, ayn› zamanda, Bosna-Hersek'te askeri olan tek Balkan ülkesi. Bu nedenle, Türkiye, bu a€›rl›klar›n› da kullanarak, çok daha etkin politikalar oluflturabilir. Örne€in, Say›n Lake Türkiye'ye geldi; tart›fl›ld›... fiimdi, Amerika, yeni bir Bosna-Hersek bar›fl plan› oluflturup, onu, Avrupa'ya tan›tmaya çal›fl›yor. ‹stedi€iniz kadar bar›fl plan› oluflturun, e€er, arkas›na ciddî bir güç koymazsan›z, bunun baflar›l› olmayaca€›n› bilmelisiniz.

BAfiKAN – Say›n Dinçer, tamamlayabilir miyiz efendim.

AL‹ D‹NÇER (Devamla) – Kuveyt'teki plan›n arkas›na güç geldi, sorun çözüldü. Amerika'ya anlat›lmas› gereken de budur; yani, bu bar›fl plan›n›n arkas›na bir güç konacak m›? Senatör Dole'un, Bosna-Hersek'e 100 milyon dolarl›k askerî yard›mla ilgili önerisi, miktar› daha da art›r›larak, h›zla gerçeklefltirilecek mi? Bu bar›fl plan›na, özellikle, S›rplar uymazsa, hele hele H›rvatlar da yan çizer uymazsa, bu bar›fl plan›n› hayata geçirebilmek için, bu bar›fl plan›n› ortaya koyanlar, bu bar›fl plan›n›n arkas›na gerekli gücü koyacaklar m›? Bunlar› sormal›y›z ve bizim, bu gücü, birlikte koymaya her zaman haz›r oldu€umuzu da vurgulamal›y›z.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; daha fazla vaktinizi almamak için sözlerimi burada kesiyorum.

Ben, tarifi imkâns›z kahramanl›klar yaratan Bosna-Hersekli kardefllerimize, her bak›mdan, çok boyutlu planlarla, etkin, verimli politikalarla ve projelerle yard›mc› olaca€›m›za inan›yorum. O yönde, ulusça, güç birli€i yapaca€›m›z›, gönül birli€i yapaca€›m›z› biliyorum ve Bosna-Hersekli kardefllerimize esenlikler diliyorum.

Sevgiler, sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Dinçer.

fiimdi, önerge sahipleri ad›na son konuflmac› olarak Say›n Vehbi Dinçerler'i davet edece€im.

Say›n Dinçerler, önerge sahipleri ad›na son konuflmac› sizsiniz, gruplar ad›na da ilk konuflmac› sizsiniz. Konuflman›zdaki bütünlü€ü bozmamak ve sizi kürsüye iki defa zahmet ettirmemek bak›m›ndan, iki hakk›n›z› da birlikte kullanabilir misiniz?

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Tabiî efendim, ilginizden dolay› teflekkür ediyorum.

BAfiKAN – O zaman, size, 30 dakika süre veriyorum, iki süreyi birlikte kullan›n.

Buyurun efendim. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

ANAP GRUBU ADINA M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; hepimizin bildi€i gibi, Anavatan Partisinin Say›n Genel Baflkan› Mesut Y›lmaz'›n ve 93 milletvekili arkadafl›m›z›n ça€r›s› üzerine, Say›n Meclis Baflkan›n›n da uygun görmesiyle bu toplant›y› yapm›fl bulunuyoruz. Ben, toplant›ya kat›lan bütün milletvekillerine, partimiz ad›na teflekkür etmek istiyorum.

Ayr›ca, bildi€iniz gibi, hemen hemen her partinin Bosna-Hersek'le ilgili genel görüflme önergeleri var. Bu genel görüflme önergelerinden biri de, flüphesiz, bizim partimize ait ve ben de önerge sahiplerinden birisi s›fat›yla görüfllerimi arz edece€im.

BAfiKAN – Ayr›ca, Grubunuzun sözcüsü olarak da efendim...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Evet, ayr›ca, Grup ad›na da konuflaca€›m; bunun için, Say›n Baflkana teflekkür ederim.

Müsaade ederseniz, Karadziç'in haziran ve temmuz aylar›nda sarf etti€i bir ifadeyle sözlerime bafllamak istiyorum. Zepa ve Srebrenica düfltükten sonra -o faciay› hepiniz biliyorsunuz; Birleflmifl Milletlerin yüzkaras›d›r; kendi askerlerini esir alm›fllard›r ve Birleflmifl Milletler, güvenlikli bölgeyi koruyamam›flt›r- erkekleri -çocuk yafltaki erkekler dahil- bir yerlere hapsettiler, ay›rd›lar, kontrol alt›nda tutmaya çal›flt›lar; çocuklara, ihtiyarlara ve kad›nlara da "siz gidebilirsiniz" dediler. Dünyan›n gözü önünde -televizyonlardan gördük- bu, Miladiç denilen S›rp kasab›na -sadece benim tabirim de€il, dünyan›n da tabiri bu- "bu kad›nlara, çocuklara hiçbir zarar gelmeyecek, de€il mi" denildi€i zaman, "benim teminat›m alt›ndas›n›z" dedi; fakat, saat geçmeden, o kad›nlar, o çocuklar her türlü zulme u€rad›lar, iffetleri ayaklar alt›na al›nd›, namuslar› çi€nendi -ac›yla söylüyorum, bu olay›n bafl› ac›, her taraf› ac›- ve o iffetli kad›nlar kendilerini ast›lar. Bu, Miladiç'e tekrar hat›rlat›ld›€› zaman, "benim askerlerim, sadece askerlik yapm›yorlarm›fl; ayn› zamanda güçlü erkeklermifl" diyecek kadar da adileflti bu insan. Bu da yetmedi -bunu özellikle söylüyorum, ac›yla söylüyorum ve hepimizin uyanmas› için söylüyorum- dedi ki,  biz, 1389'un intikam›n› al›yoruz. 20 Haziran 1389'da Birinci Kosova Meydan Muharebesi yap›lm›flt›r. 1299 senesinde Sö€üt'te bir çekirdek olarak ortaya ç›kan Osmanl›, doksan sene sonra 30 bin kiflilik orduyla Kosova'ya inmifl; karfl›s›nda 100 bin kiflilik müttefik ordusu var; Alman› var, Macar› var, S›rp› var, H›rvat› var, her fley var; savafl sekiz saat sürmüfl, 30 bin kifli 100 bin kifliyi yenmifl...

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa) – O zaman iman vard›, iman!

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – fiunu da söyleyeyim: I. Murat, harp sahas›n› dolafl›yor, sekizinci saatin sonunda, "Milofl" diye bir prens –ki, S›rp Kral› Lazar'›n damad›; flimdi de Miloseviç var, onun küçü€ü herhalde o– su istiyor. Bunlar› hat›rlat›yorum; çünkü, bir fleye ba€layaca€›m. I. Murat, padiflah olarak yaral› insana su veriyor. I. Murat'› suyu verirken hançerliyor ve orada I. Murat ölüyor. I. Murat'›n iç organlar› hâlâ orada gömülüdür. ‹flte, bu Miladiç, 1389'u hat›rlat›yor. Pekâlâ, o hat›rlat›yor da, biz ne yap›yoruz; biz hat›rl›yor muyuz, biz bu fluurda m›y›z, bunun fark›nda m›y›z?! (RP ve ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

fiimdi, flunu anlamak mümkün de€il: Doksan sene sonra Kosova'day›z, beflyüz sene orada kalm›fl›z, o bölgeyi, beflyüzelli sene yönetmifliz; flimdi, dünya ülkeleri, Bosna-Hersek'le ilgili meseleleri çözemiyor, gerçekten çözemiyor.

Türkiye'nin silah gücü belki yeterli de€il, belki iktisadî gücü de yeterli de€il; ama, beflyüz sene bir ülkeyi idare etmifl olan bir kültür, bir siyaset birikimi, bir tecrübe; âlimiyle, siyasetçisiyle, askeriyle, okumufl yazm›fl›yla, okumam›fl yazmam›fl›yla, dünyan›n, arkas›ndan gidece€i politikalar› üretmek mecburiyetinde de€il mi? Peki, nerede bu politika?.. Yok. Bunu anlamak mümkün de€il. Yani, beflyüz sene orada kalacaks›n›z ve diyeceksiniz ki, biz, dünyan›n peflinden gidiyoruz. Bunu kabul etmek mümkün de€il arkadafllar; bütün milletime sesleniyorum, bunu kabul etmek mümkün de€il. Fikri üreteceksiniz, politikay› söyleyeceksiniz.

Hemen bir fleyi söyleyeyim: Osmanl› politikas›n›n özü nedir?.. Bugün o politika y›k›l›yor. O politika fluydu: Osmanl› zaman›nda, Bosna-Hersek'in büyük bölgelerinde de€il, her köyünde, her mahallesinde, Müslüman›, Katoli€i, Ortodoksu, H›ristiyanl›€›n her mezhebinden, hatta, ‹slamiyetin her mezhebinden insan› beraber yafl›yordu. Bugün, Bat›'n›n, plan diye ortaya ç›kard›€› ve onun için de gerçeklefltiremedi€i plan›n en büyük eksi€i budur; yani, "ethnic cleansing" dedikleri, asl›nda, bir anlamda dinsel, bir anlamda ›rksal temizleme dedikleri kümelefltirme olay›d›r. Osmanl›n›n beflyüz senedir oraya gömdü€ü gerçe€i, dünyan›n gerçe€ini, evrensel gerçe€i y›kmak istiyorlar, bunun için de çare bulam›yorlar. Peki, biz bunu bilmiyor muyuz?.. Bu, bir tanesi. Dolay›s›yla, hariciyemizle, hocalar›m›zla, siyasetçilerimizle, tarihçilerimizle, her kanad›m›zla harekete geçip, bu çözümleri biz üretmeli ve bu çözümleri dünyaya biz satmal›y›z.

Dünyayla birlikte hareket ediyorsunuz... Geçen konuflmamda da sordum; dünyan›n neresindeyiz?.. E€er, biz, dünyan›n bafl›nda, iflte bu flekilde götürebiliyorsak, dünyayla birlikte hareket edelim; ama, dünyan›n otobüsünün, gemisinin içinde de€il de dümen suyunda kay›kta kürek sall›yorsak, ona tahammülümüz yoktur; o, haks›zl›kt›r bu millete, orada yaflayan insanlara ve bu zamana kadar orada ölen ve flehit olan -ölen diyorum; çünkü, Ortodoksu da Katoli€i de o ülkenin birli€i beraberli€i için ölmüfl, siyasî birlik için ölmüfl- o insanlara yaz›k olur; bir kere, bunu tespit etmek istiyorum.

Peki, bunu niye söylüyorsun... Geçen toplant›da arz ettim Yüce Heyete; 23 yafl›nda bir k›zca€›z, ‹zzetbegoviç ve di€er yetkililerle bizim tercümanl›€›m›z› yapt›. Akflam, geç vakit, bir samimî toplant›da, bütün safiyetiyle, bütün masumiyetiyle döndü dedi ki: "Efendim, sizinkiler, burada ölenlerin, flehit olanlar›n, ‹stanbul'u korudu€unu hâlâ anlamad›lar m›?" Burada söylendi  -Say›n Ecevit, özellikle dile getirdi- bu mesele, sadece Bosna-Hersek'in güvenli€i meselesi de€il; bu mesele, oradan bafllayarak, Makedonya'n›n, H›rvatistan'›n, hatta -bir anlamda- Bulgaristan'›n, bütün yörenin güvenli€i meselesi oldu€u gibi, Türkiye'nin güvenli€i meselesi, ‹stanbul'un güvenli€i meselesidir; bunu, özellikle bunun için belirttim; yoksa, tarihî ve hamasi bir nutuk çekme niyetinde de€ilim.

Efendim, çok güzel fleyler söylendi. Ben, mümkün mertebe, bunlar› tekrar etmeden konuflmam› devam ettirmeye çal›flaca€›m. Konuflmalar›n ço€una kat›l›yorum, bahusus Say›n Ecevit’in kayg›lar›n›n tümüne kat›l›yorum; belki onlara da k›sa k›sa temas etmek durumunda kalaca€›m.

Müsaade ederseniz, ben, size, önce, flu ambargoyu bir anlatay›m; bu ambargo nedir, nas›l ifllemifl... fiimdi, 1991 senesinde, ambargoyla ilgili, Güvenlik Konseyinin iki karar› var. O zaman Yugoslavya, 6’ya bölünmüfl de€il, Yugoslavya halen var ve Birleflmifl Milletlerin tam üyesi. Sonra bölünmüfl. Pekâlâ, bölünen bu ülkelere bu ambargoyu nas›l koyuyorsunuz, bunu nas›l takip ettiriyorsunuz?.. Ambargonun konulmas› karar›n›; ama, Yugoslavya’ya ambargonun konulmas› karar›n› yazan Paul Williams denilen hukukçu genç adam, Amerika D›fliflleri Bakanl›€›ndan “yanl›fl yap›yorsunuz” diye istifa etmifl. Elimizde, "legal memorandum" diye yazd›€› belge var; biz, bunu D›fliflleri Bakanl›€›na arz ettik. Yani, bunu, o ambargo karar›n› yazan kiflinin kendisi reddediyor.

Ha, öyleyse, yani, e€er ambargo devam ediyorsa, bunun arkas›nda siyaset var; hukuk yok, ahlak yok, fazilet yok; siyaset var. ‹flte, bu Meclis, bunun için “bu ambargo kald›r›lmal›d›r” diye ç›rp›n›yor.

101 milletvekilinin imzas›yla, burada, ocak ay›nda -yani, dün de€il, evvelki gün de€il- bizim de katk›m›z ve gayretimizle bir teklif verildi. Say›n ‹nönü’nün D›fliflleri Komisyonu Baflkanl›€› yapt›€› dönemde, bu, D›fliflleri Komisyonundan geçti, flu anda Genel Kurulda bekliyor. Niye bekliyor; efendim? "Amerika ne yaparsa, biz onu yapaca€›z..." Buna gerek yok ki can›m... Asl›nda, ambargonun kald›r›lmas› için kanuna da gerek yok. Nas›l gerek yok? Gerçekten, hukuken söylüyorum, ambargo kanunla konulmad› ki, kanunla kald›r›ls›n... Tamam efendim, öyleyse Hükümet kald›rs›n!.. Niçin kald›rm›yorsunuz?!. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Burada söylendi -bütün görüfllere kat›l›yorum- ambargonun kald›r›lmas› laz›m. fiu bildiriyi tekrar okumak istemiyorum. Bildiri çok aç›k ve seçik.

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa) – Oku, oku!..

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Sizin yüzde yüz tasvip etti€iniz bildiride, “ambargo kald›r›lmal›d›r; e€er, dünya bunu kald›rm›yorsa, biz Hükümet olarak ambargoyu tan›mamal›y›z” diyor. Buyurun, tan›may›n; rica ediyoruz Hükümetimizden.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Peki, Hükümet nerede?!.

AHMET KAB‹L (Rize) – Say›n Baflbakan nerede?..

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Ha, onu da söyleyece€im, flimdi gelece€im.

Say›n Baflbakan, tabiî, bu meselelerle fazla ilgilenmiyor. Say›n Baflbakan ilgilenmiyor da, yaln›z, Say›n Baflbakan›n ad›na, bence -affetsinler beni- maalesef, hukuka, siyasete, nezahete ve nezakete s›€maz bir biçimde ilgilenenler var. Say›n Baflbakan›n Bafldan›flman› s›fat›yla ve de büyükelçi s›fat›yla, 12 A€ustosta, CNN'de, Say›n Emre Gönensay bir mülakat verdi. Müsaade ederseniz, oradan, tespit edebildi€im bir iki cümleyi okumak istiyorum. On onbefl dakikal›k bir mülakatta iki önemli fleyi söyledi; ki, bu Meclisin düflüncelerinin, tatbikat›n›n ve bildirisinin tamamen karfl›t›.

Birincisi: Dedi ki: "Silah ambargosunun kald›r›lmas› için çok geç kal›nm›flt›r. fiimdi karar verseniz, sekiz ilâ oniki ayda ancak kalkar. Kalksa bile faydas›zd›r." "Peki, Türkiye böyle mi düflünüyor?" diye soruldu€unda, o anlama gelecek bir tepkide bulunuyor ve "evet, Türkiye böyle düflünüyor" diyor.

fiimdi, Say›n Bakandan, buraya gelip, bunu cevaplamas›n› istirham ediyorum; Türkiye, Türk Hükümeti, Türk D›fliflleri Bakanl›€› böyle mi düflünüyor?

‹kincisi: Mülakat› yapan kifli, CNN'deki raportör "peki, Bosna problemi nas›l çözülecek?" diye soruyor. Say›n Gönensay diyor ki: "Bosna-Hersek'e kara birlikleri gönderilmelidir." "Kim gönderecek?" diye soruldu€unda, "dünya toplumu, uluslararas› toplum gönderecek" cevab›n› veriyor. Soruyu soran, "peki, siz de gönderecek misiniz?" diye sordu€unda, "biz, asla böyle fley yapmay›z; e€er, dünya gönderirse -dünyayla birlikte hareket ediyoruz ya- o zaman, oturur düflünürüz" diye ekliyor.

De€erli üyeler, ‹zzetbegoviç'in bizatihi kendisinin, Hükümetinin ve bütün askerî kanad›n›n aç›k ifadeleri var. Amerikan Senatosunda ve Temsilciler Meclisinde ambargonun kald›r›lmas› üçte iki ekseriyetle kabul ediliyor; oran›n görüflü belli ve kabul edilirken -kanun flurada var; vaktimiz yok ki, size okuyal›m- kanun sahipleri ve oy verenler, Amerikan kamuoyuna ve Baflkana  "hiçbir flekilde, bir tek Amerikan askeri gönderilmeyecektir, kara kuvveti gönderilmeyecektir" diyerek teminat veriyorlar ve onun üzerine üçte iki ekseriyet sa€lan›yor. ‹flin özü bu. Bu, birincisi.

‹kincisi, ‹zzetbegoviç, Sladziç, hiçbirisi kara kuvveti istemiyor ki, tam tersine, iftiharla "iflin bafl›nda s›f›rd›k; ama, bugün, 200 bin kiflilik -kahraman ordu, kahraman asker denildi burada- kahraman askerimiz var; ufac›k, uydurma bir tüfekle bile harp edecek kadar babayi€it adamlar›m›z var. Biz, yabanc› asker istemiyoruz" diyorlar. Peki, onlar, yabanc› askeri istemiyor; Türkiye Cumhuriyeti Baflbakanl›€›n› temsilen -beni affetsinler; bu laf, aynen, on defa söylendi- bir bürokrat arkadafl›m›z ç›k›yor "dünyan›n, oraya, kara kuvveti göndermesi laz›m; bizden isterlerse, biz de, o zaman karar›m›z› veririz" diyor; yani, bir anlamda, biz de gönderebiliriz... Gerek olursa, tabiî göndeririz; ama, mesele o de€il. Kim ad›na konufluyorsun arkadafl?.. Ne konufluyorsun?..

MUSTAFA BALCILAR (Eskiflehir) – Baflbakan ad›na...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Evet, Baflbakan ad›na konufluyor.

fiimdi, fazla polemi€e girmeden -bu mesele çok hassas- kimseyi de incitmeden bir iki tespit yapmama müsaade edin lütfen, o da fludur: Say›n Cumhurbaflkan›, Makedonya ile, Arnavutluk ile, bahusus H›rvatistan ile ve do€rudan do€ruya Tudjman ile birtak›m yak›n temaslar kuruyor. O temaslar›n da büyük bir faydas› oldu€u kanaatindeyim; bildiklerimiz var, bilmediklerimiz var. fiimdi, bir tarafta o temaslar var; bunlar, Say›n Gönensay'›n konuflmas›na tamamen z›tt›r. Demek ki, Cumhurbaflkanl›€› ayr› hareket ediyor, Say›n Gönensay, Baflbakan ad›na ayr› hareket ediyor. Say›n Bakandan istirham ediyorum, Hariciye Bakanl›€› olarak, ne düflündüklerini ç›k›p söylesinler; e€er "biz, Gönensay ile ayn› fikirdeyiz" diyebiliyorlarsa, o zaman bir fley diyemem; ama, "Gönensay, D›fliflleri Bakanl›€› ad›na konuflmad›" derse, o zaman sorar›m; Baflbakanl›kta ayr› bir D›fliflleri Bakanl›€›, bir de normal, kanunî D›fliflleri Bakanl›€› m› var bu memlekette? Bu denir ve buna cevap veremezsiniz.

Ayr›ca, bütün bunlara ra€men, bir de, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üç defa neflretti€i, hele hele de son bildirisinde aç›k hükümler var "ambargoyu tan›mayaca€›z" diyor; b›rak›n kald›rmay›, "tan›mayaca€›z" diyor. Bunu anlamak mümkün de€il; olsa olsa, çok basit bir sebebe ba€lanabilir ki, o sebebi de kabul etmek güzel bir fley de€il.

Clinton, kendi Kongresiyle z›tlaflm›flt›r, karfl› karfl›ya gelmifltir. Maalesef, Türkiye de, kendi Hükümetiyle ve Baflbakanl›kla, ayr› ayr›, birer kere z›tlaflm›fl ve karfl› karfl›ya gelmifltir. Hükümetler kendi aralar›nda anlaflm›fllar, parlamentolar›n›n etkisini azaltmak için birbirlerine yard›m ediyorlar! Yani, böyle bir fley kabul edebilir misiniz? Oradan birisi gitsin, bunu... Dolay›s›yla, bunu kabul etmemiz ve tabiî görmemiz mümkün de€il. Tabiî, Say›n Baflbakan›n ve Say›n ‹nönü'nün bugün burada olmas›n› da hararetle isterdik.

Bu konuya de€inmiflken, flunu söylemek istiyorum: ‹nsan haklar›ndan sorumlu olan Say›n Bakan›n vekil b›rak›lmas›nda bir incelik var, onu kabul ediyorum. Denebilir ki, biz, Bosna-Hersek'te olup biten ifllerin, insan haklar› taraf›na a€›rl›k veriyoruz; bunu, dünya da anl›yor. Nas›l a€›rl›k veriyorsunuz; bizim burada yazd›€›m›z bildiride yaz›yor, diyor ki "masum ile zalimi, ma€dur ile mütecavizi eflit tutan zihniyete karfl›y›z." Bu, insanl›€a ayk›r› bir fley; siyasete de€il, insanl›€a ayk›r› bir fley. ‹flte "biz bunu öne ç›karmak için Say›n Hacalo€lu'nu vekil b›rakt›k, o da gelip burada insan haklar›ndan bahsedecek" diyebilirsiniz. Say›n Dinçer de "flunlar›, flunlar› yap›yoruz" diye baz› fleyler söyledi. Arkadafllar, ‹zzetbegoviç diyor ki "ölüler, ölü insanlar, ekmek yiyemez, haklar› da olmaz -ölenin hakk› olur mu? Yaflayan insan›n hakk› olur- bize  ekmek de€il, silah gönderin." diyor.

Ha, insan haklar›yla ilgili hususlara a€›rl›k verecek konuflmas›nda, öyle anlafl›l›yor, öyle seziyorum; belki verir, belki vermez, ayr› mesele; yaln›z, Hacalo€lu'ndan da flunu rica ediyorum: Soyk›r›m› önleme ve soyk›r›m suçlar›n› cezaland›rma anlaflmas› var. Hükümete söylüyorum; bu meseleye, Türkiye Cumhuriyeti, bafl›ndan beri, soyk›r›m teflhisini koydu mu? Parlamento koydu; ilk yay›mlad›€›m›z bildiride "bu bir katliamd›r" dedik; ikincide "katliamd›r" dedik; hepimiz, bütün partiler, ortaklafla "katliamd›r" dedik. Katliamsa, o anlaflman›n  uygulanmas› için Hükümetimiz ne gayret sarf etmifl? Hodri meydan diyorum; buyursun, gelsin anlats›n! Evet, bunu flimdi söylemek de€il, bafltan söylemek gerekirdi.

 Müsaade ederseniz, ben size flu ambargoyu bir anlatay›m:

Bu ambargo, gayri ahlakî, gayri hukukî, gayri siyasî, flerefsiz bir ambargodur.(ANAP ve RP s›ralar›ndan alk›fllar)

fiimdi, kimler uygulam›fl, nas›l uygulam›fl; flurada, elimde bir belge var; san›yorum, ilk defa bunu ilan edece€iz, ço€u kimsenin de haberi yok. Denizde ve havada ambargonun icra edilmesi için Birleflmifl Milletler kararlar›yla kuvvetler oluflturuldu. Denizdeki kuvvetler aras›nda, bizim de bir gemimiz var, hatta iki gemimiz var. Havadan ambargonun kontrol edilmesi için ve -bir de, Bosna-Hersek üzerinde uçufl yasa€› var- uçufl yasa€›n›n da kontrol edilip edilmedi€ini veya yerine getirilmesini sa€lamak için, bizim, ‹talya'da, NATO üssünde konuflland›r›lm›fl F-16'lar›m›z var. Buna "Deny Flight Operation" diyorlar.

fiimdi, bir belge okuyaca€›m, bir rakam söyleyece€im. Amerika Birleflik Devletleri, NATO'nun di€er üyeleri, birçok ülke -Türkiye dahil- ambargonun icra edilmesi için çok büyük gayret sarf ediyorlar ve maalesef, çok baflar›l›lar. O kadar baflar›l›lar ki, 1991 senesinde H›rvatistan'›n elinde silah yok, ordusu yok, eski Yugoslav ordusundan gelmifl üç befl generali var; 1995 senesinin temmuz ay›nda, dört günde, adamlar, Krajina'y› ele geçiriyorlar! Sadece Krajina'da 50 bin S›rp askeri var; 250 bin nüfus var, 50 bin S›rp askeri var, silahl›!.. Nas›l oluyor bu ifl? Hani ambargo uygulan›yordu?

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa) – Müslümanlara uygulan›yor, baflkalar›na de€il...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Evet...

Ambargo kime uygulanm›fl; demek ki H›rvatlara uygulanmam›fl. Slovenya zaten iflin bafl›nda, hemen 1991 y›l›n›n içinde -onbefl gün içinde- kendini kurtard›; çünkü, silah gitti, mühimmat gitti, Almanya'n›n deste€i gitti. Demek ki, ambargo sadece Bosna-Hersek'e uygulan›yormufl. Bu, flerefli bir ambargo mu?

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa) – fierefsizce bir ambargo...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Dünya bunu nas›l savunacak? Kimse savunam›yor; üç befl politikac› savunuyor, üç befl diplomat savunuyor, kimse savunam›yor.

Bak›n›z, bu ambargoya ne paralar harcanm›fl: fiurada, 8 Haziran 1995 tarihinde Amerikan Senatosunda yap›lm›fl bir görüflmenin notlar› var, isteyene de verece€im. Komisyon Baflkan› Genelkurmaydan gelen korgeneral Clark'a "bizim orada kaç askerimiz var?" diye soruyor. Clark "16 bin Amerikan askeri var" diyor. ‹lk defa duyuyorsunuz, ben de ilk defa duyuyorum. Komisyon Baflkan› "nas›l olur, 16 bin asker ne yap›yor orada? Bunlar Birleflmifl Milletlerin emrinde mi; yani, UNPROFOR'un içinde mi?" diyor. Clark "hay›r" diyor. Komisyon Baflkan› "peki, ne yap›yor bunlar?" diyor. Clark "bunlar, uçufl yasa€›n› kontrol ediyorlar, bir de ambargoyu kontrol ediyorlar" diyor. 16 bin asker, üç senedir... Komisyon Baflkan› "kaç para harcad›n›z?" diyor. Clark "2,5 milyar dolar" diyor. ‹nsana demezler mi kardeflim, bunu harcayaca€›n›za, bunu yapaca€›n›za  Bosna-Hersek'e silah› ve imkân› verseydiniz, bu 2,5 milyar dolar bile kafî gelirdi onlara ve bu bütün arbede biterdi. Notlar çok uzun, k›sas›n› söyledim, isteyen gelsin baks›n.

Bosna-Hersek Komisyonu olarak, ‹ngiltere ziyaretimizde, yine, D›fliflleri Bakan Vekili Douglas Hurd ve buradaki sefir, bize belge verdi; 370 milyon sterlin harcam›fllar. Bunun, olsa olsa, 50 milyon sterlini, yiyecek içecek için; geri kalan afla€› yukar› 320 milyon sterlin, tamamen bu ifllere harcanm›fl; yani, dertleri, fiiliyatta, sonuçta, Bosna-Hersek'e silah girmesin... El alt›ndan, fluradan, buradan bulduklar› parayla ald›klar› silahlara da H›rvatlar el koyuyor. Bir zaman yüzde 50 idi, sonra yüzde 30'a düfltü; haraç al›yorlar; H›rvatlar biraz da böyle silahland›; ona da göz yumdular.

fiimdi, müsaade ederseniz, bu konuda, flurada, bir de, Haris Sladziç'i konuflturay›m; nemenem bir ambargo uygulanm›fl, nemenem bir Birleflmifl Milletler, nemenem bir Bat› Temas Grubu, meseleleri çözmeye çal›flm›fl, bir görelim:

Bu, Baflbakan›n resmî raporudur, yay›mlanm›flt›r; bak›n›z, diyor ki: "1994'ün a€ustos ay›ndan aral›k ay› sonuna kadar, Bosna topraklar›nda, ayl›k rotasyon yoluyla, S›rbistanl› -Miloseviç'in- 6 bin rütbeli asker bulunurken, bu say›, 1995 Ocak ile Haziran aylar› aras›nda 12 bine ç›km›flt›r." Hani iç savaflt›; hani?.. Bütün dünyaya soruyorum, bizim arkadafllar›m›za soruyorum, diplomatlar›m›za soruyorum, iç savafl diyen ‹ngiltere'nin arkas›ndan gidenlere soruyorum, dünyan›n dümen suyundan gidenlere soruyorum; hani bu bir iç savaflt›? Bak›n›z ne diyor: "S›rbistan'dan Bosna'ya geçifl noktalar›n›n da ayr›nt›l› bir flekilde anlat›ld›€› raporda, yeni Yugoslavya; yani, Miloseviç'in Yugoslavyas›, bu y›l›n ocak-haziran döneminde, Bosnal› S›rplara -lütfen dikkatli dinleyin- 355 tank -Bosna-Hersek Devletinin 20 veya 30  tank› var- 352 birlik tafl›y›c›, 10 roketatar, 150 dolay›nda top ve 2 adet M‹G 29 tipi ve de 4 adet SU 25 ve SU 29 tipi  olmak üzere toplam 6 adet uçak veriyor. Kim veriyor bunu; Miloseviç veriyor, göz göre göre veriyor, bütün dünyan›n gözü önünde veriyor. ‹spat etmek için hemen flunu söyleyeyim, Mazowiecki denilen adam, Polonya'n›n eski Baflbakan›, insan haklar›yla ilgili Birleflmifl Milletler temsilcisiydi, bu Gali denilen efendinin temsilcisiydi...

AHMET DER‹N (Kütahya) – Ne efendisi?!

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Hain!..

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Evet, hain; iflte, o anlamda söyledim zaten.

Adam, bu haks›zl›klar karfl›s›nda dayanamad› -ambargonun yerine gelip gelmedi€ini denetlemekten sorumlu özel temsilci- ve istifa etti; hepiniz biliyorsunuz. Hâlâ, bu iç savaflt›r deniliyor; bu iç savafl de€ildir ve bu ambargo, özenli olarak Bosna-Hersek'e karfl› uygulanm›flt›r ve amaç da -biraz sonra onu arz etmeye çal›flaca€›m- her halükârda Bosna- Hersek'i ortadan kald›rmakt›r.

fiimdi, müsaade ederseniz, bu konuyu böylece b›rakay›m -vaktim s›n›rl›-  Balkan Savafl› meselesine geleyim:

 "Peki, ne istiyorsun?" diye sorduklar› zaman, diyoruz ki: Biz, Bosna-Hersek Devletinin yaflamas›n› istiyoruz. Bosna-Hersek Devletinin topraklar›n›n bölünmemesini istiyoruz ve fiilen, pratik olarak ve ilke olarak da federasyon fikrini destekliyoruz; ancak, hangi federasyonu destekliyoruz; Bosna-Hersek'i bölmeyecek olan federasyonu destekliyoruz.

Buradaki federasyon nedir; 3 çeflit federasyon var, bunu özellikle Meclisin huzuruna getirmek istiyorum; çünkü, bu federasyon fikrinde iki tane tuzak var. Türkiye, ikisine de düflerse, her yönüyle, bütün düflündü€ümüz fleyleri, hepsini kaybeder, bekledi€imiz fleyleri kaybeder.

Bizim uygun gördü€ümüz, görmemiz gereken federasyon, Bosna-Hersek sefiri, Ankara'daki sefir, Cumhuriyet Gazetesine yazarak verdi€i -onu da söyleyeyim, okunsun, bak›ls›n- bir makalede çok aç›k söylüyor "eyaletler federasyonu" diyor; yani, Yugoslavya da€›ld›ktan sonra, alt› devlet ortaya ç›kt›ktan sonra, bunlardan bir tanesi olan Bosna-Hersek Devletinin o günkü s›n›rlar›n› muhafaza etmek kayd›yla, flimdilik ikili, ama, ileride üçlü olacak eyaletler federasyonu...

fiimdilik ikili olan nedir; Boflnak-H›rvat Federasyonudur. Bu Boflnak-H›rvat Federasyonu, bundan onalt› onyedi ay önce kurulmufltur. Bunun kurulmas›nda Türkiye'nin eme€i geçmifltir. Bunun sahibi ve gerisinde olan kudret de Amerika Birleflik Devletleridir.

H›rvatlar ile Boflnaklar›n ve H›rvat Tudjman ile ‹zzetbegoviç'in meselesini çözmek ve Bosna-Hersek Devleti içindeki H›rvatlar ile Boflnaklar›n problemlerini hafifletmek için bu formül ortaya at›lm›flt›r ve gelecek için de do€ru bir formüldür; ancak, bunun içinde, Bosna-Hersek Devletinin parçalanmamas› var. Bu ne demek? Bu, flu anda, Karadziç denilen, isyanc›, devleti y›kmak isteyen, Bosna-Hersek Devletini y›kmak isteyen kiflinin yönetti€i, d›flar›dan da, S›rplardan ve Ruslardan yard›m alan sözde devletin -sözde S›rp Devleti var flimdi orada- ortadan kald›r›lmas› demek. Bunu neyle yapars›n›z? ‹ki fleyle yapars›n›z; ya siyasetle yapars›n›z, sulhen yapars›n›z veya zorla yapars›n›z.

‹flte, bar›fl plan›n›n amac›n›n bu olmas› laz›m. Bar›fl plan› ve flu anda yeni ç›kan Amerikan gayretleri, ABD-Rus ifltirakiyle yürüyen, alt›nda ne oldu€unu bilemedi€imiz birtak›m meseleler, e€er bu istikamette giderse mesele yok; ama, flu iki istikamette giderse -flimdi onlar› arz edece€im- çok tehlikeli bir tuza€a düfleriz, Türkiye kesinlikle tuza€a düfler.

Birinci tuzak fludur: Efendim, siz, Bosna-Hersek'i bölün, bir tane Boflnak-H›rvat Federasyonu kurun, Karadziç'in sahip oldu€u topraklarda da, sözde kurulmufl olan S›rp Cumhuriyetini kabul edin, taraflar bunu kabul etsinler; bu federasyon -Bosna-Hersek Federasyonu- H›rvatlarla iflbirli€i yaps›n, yak›nlafls›n, sözde S›rp Cumhuriyeti de Miloseviç ile iflbirli€i yaps›n. Bak›n, dikkat ederseniz, federasyon var; -Miloseviç'in kendisi de federasyon zaten- bu, çok tehlikeli bir tuzakt›r. Bu, kesinlikle, Bosna-Hersek'in bölünmesi demektir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bütün kanatlar›yla -Baflbakanl›ktaki düflünceler ve hatta sözümü mazur görün- D›fliflleri Bakanl›€› bile, yani, Emre Gönensay bile, bunu böyle düflünmelidir.

ikincisi çok daha tehlikeli; ikincisi flu: Bosna-Hersek Devleti içinde, H›rvat, Boflnak ve S›rp oluflumlar› ortaya ç›ks›n; bunlar, kendi aralar›nda bir nevi federasyon tipi birlik yaps›nlar; ama, H›rvat federasyonu, do€rudan do€ruya H›rvatistan'a iltihak etsin, büyük H›rvatistan ortaya ç›ks›n; S›rbistan'a da, S›rp federasyonu veya federasyonun S›rp kanad› iltihak etsin ve büyük S›rbistan ortaya ç›ks›n. Bunlar›n hepsinin ucunda, bafl›nda -dikkat ederseniz- federasyon fikri var. Dolay›s›yla, federasyon derken, çok iyi ay›rt etmemiz laz›m. Bosna-Hersek'in toprak bütünlü€ünü bozmayan, devleti ortadan kald›rmayan, devleti y›kmayan; ama, kendi içinde devlete yeni bir flekil veren eyaletler federasyonuna, ileride, S›rplar›n tedip edilmesiyle, bir anlamda isyan›n bast›r›lmas›yla ve yabanc› güçlerin oradan at›lmas›yla, S›rplar›n da bu federasyona kat›lmas› yoluyla, üçlü eyaletler federasyonuna evet; çözüm odur. Bunu da söylemek istiyorum.

                   (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Buyurun; tamamlay›n efendim.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Efendim, flimdi, Bat› Temas Grubunun bar›fl plan› var. Bu bar›fl plan›n›n, hemen, bir iki rakam›n› söyleyeyim: Bosna-Hersek Devletinin yüzde 49'unu, Karadziç'in S›rplar›na veriyor. S›rplar›n nüfusa oran› yüzde 33; flu anda, ellerinde tuttuklar› toprak yüzde 65; buna raz› de€iller, 65'i vermeye de raz› de€iller, yüzde 49'a da raz› de€iller. Müslümanlar›n nüfusu yüzde 45 civar›nda; Bat› Temas Plan›, onlara, yüzde 34 toprak veriyor ve yine, Bosna-Hersek devleti içindeki H›rvatlara, yüzde 17 veriyor. fiimdi, bu plan› dahi, Bat›l›lar icra ettiremediler; çünkü, müeyyide yok.

Amerika Birleflik Devletleri Baflkan›, Kongreden karar geçtikten sonra -a€›r bir kelime kullanaca€›m- pani€e kap›ld›; çünkü, Kongreden, bundan sonra da, hem Senatodan hem de Temsilciler Meclisinden üçte ikiyle karar›n geçece€i, bize gelen bilgilere, Parlamentodan gelen bilgilere göre -ki, çok güveniyorum o bilgilere- garanti gibi; yani, eylül ay›nda, flayet, onlar›n meclisi aç›l›r da, bu meseleyi gündeme getirirlerse, birer gün arayla, üçte ikiyle karar alacaklar.

fiimdi, Amerika'daki idare, o karar ç›kmadan önce, siyasî çözüm ar›yor. Bu siyasî çözümü de, Rusya'ya kabul ettirmeye çal›fl›yor, Türkiye'ye kabul ettirmeye çal›fl›yor, Bat› Temas Grubu üyelerine kabul ettirmeye çal›fl›yor; ama, en önemli mesele, Bosna-Hersek'in kabul etmesi. Bu plan›n içerisinde -flüphelerimiz var- ne oldu€unu bilmiyoruz. Buraya, Say›n Clinton'un özel güvenlik dan›flman› Anthony Lake geldi, onunla beraber, d›fliflleri müsteflar› Peter Tarnoff geldi ve dün -pazar günü- Say›n ‹nönü'yle ve Say›n Baflbakanla görüfltüler. Ne görüfltüklerini bilmiyoruz. fiu yar›m sayfal›k not, bas›na yapt›klar› aç›klamad›r; "olumlu geliflmeler var" diyor; güvenmiyorum. Bize gelen -bizim seviyemizdeki- bilgilere bile bakt›€›m›z zaman, endifle içindeyiz. Bu görüflmelerin aç›klanmas› laz›m. Ben, gelen heyetin, Rusya'ya söylediklerini, Londra'ya söylediklerini, Türkiye D›fliflleri Bakan›na söyledikleri kanaatinde de€ilim. D›flifllerine çok büyük görev düflüyor; bu iflin asl›n› ö€renmeleri laz›m; çünkü, Bat› Temas Grubunun kurdu€u bu plan›n de€ifltirilmesi gündemdedir -Say›n Ecevit de, burada, bu konuya temas ettiler- yeni bir plan, mutlak surette, ‹zzetbegoviç'in Boflnak, H›rvat ve S›rp toplulu€una, birli€ine giydirilmek isteniyor. Onlar›n kabul etmeyecekleri iki fley var: Bir tanesi, düflen Srebrenica ve Zepa gibi yerlerin yeniden onlara verilmesi meselesi, onu istiyorlar; onu vermeyecekler. Di€eri de "Gorazde'yi de verin" diyorlar; yani "Yeni S›rbistan hududuna yak›n olan bütün topraklar› verin" diyorlar; Tuzla'da gözleri var, hatta, Saraybosna'da gözleri var. Buna kimse raz› olamaz ve ‹zzetbegoviç, çok aç›k flekilde "onbefl y›l Gorazde için çarp›fl›r›z" diyor.

Ayr›ca, federasyonun fleklini de€ifltirerek... Burada büyük bir gazetemizde, üç dört gün önce, yeni bir fleymifl gibi, sayfalarca bunu yazd›lar; anlamam mümkün de€il; onalt› ay evvel yap›lm›fl federasyonu, daha dün yap›lm›fl gibi anlat›yor koskoca gazete, ismini söylemek istemiyorum; çal›flanlar› aras›nda da Saraybosnal› insanlar var. Bunu nas›l yap›yorlar?.. Ha, iflte, flundan flüphe ediyoruz; demek ki, yeni Amerikan plan›nda -bizim bilmedi€imizi, Hükümetin bilmedi€ini, belki o gazete biliyor- Bosna-Hersek'in aleyhine geliflmeler var; o geliflmenin ikincisi flu: "‹zzetbegoviç'in devleti küçük devlet, ondan vazgeçiyor" diyor ve Bosna-Hersek Devletini, flu anda, devlet olarak yok etmek istiyorlar. Onun yerine, Bosna-Hersek topraklar› içerisinde -müsaade ederseniz, flunu, yak›ndan, görenlere göstereyim, belki televizyon da çeker- flu beyaz olan yer, siyah taral› yerin içerisindeki beyaz olan yer, flu anda, ancak, meflru Bosna-Hersek Devletinin elinde kalan topraklar. ‹flte, burada, Boflnak-H›rvat Federasyonu var. Bu Boflnak-H›rvat Federasyonunun bat›ya do€ru, kuzeye do€ru kaymas›n›, küçülmesini ve de Bosna-Hersek Devleti içerisinde yaln›z federasyon devletinin kalmas›n› istiyorlar. Halbuki, onun için bir geçifl laz›m; yani, flu taral› olan yerlerdeki isyan bast›r›l›p, devlet bütün topraklar›na hâkim olduktan ve o S›rplar da federasyona kat›l›p üçüncü unsuru teflkil ettikten sonra, devlet, federasyon ad›n› alabilir; ama, flimdi bu devleti y›k›p, yerine ikili federasyonu koyarsan›z, büyük H›rvatistan ve büyük S›rbistan'› yarat›rs›n›z.

Peki, çare nedir; çare, burada söylendi, bildirimizde çok aç›k yaz›ld›; kesinlikle, bu flerefsiz, ahlaks›z, haks›z, zalim ambargonun kald›r›lmas› laz›m. Bu yetmez -aynen, geçen toplant›da söylediklerimi söylüyorum- Bosna-Hersek'i silahland›rmak laz›m, çok aç›k seçik flekilde. Anlamak mümkün de€il, Senatör Dole -biraz evvel Ali Bey bahsetti- 100 milyon dolarl›k, bir bafllang›ç için, silah yard›m› yap›ls›n diye teklif veriyor; çünkü, Bat›l›lar bir tehdit koydular, özellikle ‹ngiltere ve Fransa bir tehdit koydu. "E€er ambargoyu kald›r›rsan›z, ayn› gün -gerçi üç befl ay sürecek, ama- UNPROFOR'un güçlerini çekeriz; yani, a€›r silah› olmayan, uça€› olmayan, e€itimi olmayan, komuta kademesi son derece amatör; fakat, bir anlamda zay›f olan Bosna-Hersek ile daha son alt› ayda 350 tane tank elde etmifl olan Karadziç'in S›rplar›n› karfl› karfl›ya b›rak›r›z, çekeriz UNPROFOR'u" diyor; çünkü, UNPROFOR, âdeta, Boflnaklar›n karfl›s›nda, düflman s›fat›n› tafl›maks›z›n, ikinci bir düflman ordusu rolünü oynuyor.  O halde, ne yapmal›? Derhal silahland›rmak laz›m.

fiu anda, Mahatir Muhammed'in, (Malezya Baflbakan›n›n) askerî uzmanlar› Bosna'dalar "hangi silahlar› veririz" diye müzakere yap›yorlar.

‹slam Konferans› Örgütünün askerî uzmanlar› -inflallah biz de kat›l›r›z içine- temas grubu üyeleri, bugünlerde Bosna-Hersek'te olacaklar ve silah meselesini konuflacaklar. Konuflmakla mesele bitmiyor ki; lafla, ancak peynir gemisi yürüyor. Ne laz›m? Demek ki, silahland›rmak laz›m.

Bu yetmez; hava operasyonu yap›lmas› laz›m. NATO ne güne duruyor! Biz, NATO'nun veto hakk› olan üyesiyiz. Hükümete soruyorum, ç›ks›n desin ki "dünyan›n d›fl›nda, bizim kendi millî güvenlik menfaatlar›m›za uygun olarak, NATO'da, flunu istedik ve yapt›rd›k" desin! Yapt›ramad›lar; ama, arkan›zda Meclis deste€i var, arkan›zda millet deste€i var; dayan›n... NATO'nun hava harekât› yapmas› laz›m.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) –  ‹steyebilirler mi ki!..

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Onu  görece€iz; yak›nda görece€iz.

Bu yetmez, Miloseviç'in üzerindeki ambargolar›n kesinlikle kald›r›lmamas› laz›m. Yeltsin, Tudjman'› ça€›r›yor, ‹zzetbegoviç'i ça€›rm›yor, Miloseviç'i ça€›r›yor, arkas›ndan beyanat veriyor ve diyor ki "ben,  tek tarafl› olarak ambargoyu kald›r›yorum" Yahu, sen, ambargo mu koydun ki kardeflim!.. ‹flte, söyledim, flurada resmî belge var; yüzlerce tank›, topu, daha son alt› ay içerisinde, Miloseviç'in S›rbistan'›ndan, Karadziç'in S›rbistan'›na göndermiflsin! Yeltsin, zaten ambargoya uymuyor ki. Demek ki, Miloseviç'in üzerindeki iktisadî, siyasi, idarî her türlü ambargonun devam ettirilmesi laz›m.

Bir baflka uluslararas› mesele ortaya at›yor Yeltsin, diyor ki "uluslararas› bir konferans toplayal›m." Bu da ufak bir tuzak. Uluslararas› konferansta, Bosna-Hersek'in meselesini çözemezsiniz. Boflnak H›rvat Federasyonu bile, ancak, Cl›nton'un o günkü tutumu ve müdahalesiyle çözülebilmifltir, federasyon öyle gerçekleflmifltir, Türkiye'nin gayretleriyle; onu belirtmek isterim. Say›n Hikmet Çetin, o zaman, D›fliflleri Bakan›yd› -düflünün, ta onun zaman›nda- ve o da Washington'daki anlaflmada bulundu.

fiimdi, ne yap›lmas› laz›m? Clinton'un zirve yapmas› laz›m; Yeltsin'in de€il, Clinton'un zirve yapmas› laz›m. ‹ç siyaset meseleleriyle bafl› s›k›flm›fl, Kongresiyle bafl› s›k›flm›fl; mutlak olarak üçte iki oyla geçecek kanun... Çare ar›yor... Çare burada; Clinton, zirve toplayacak; Bat› Temas Grubu, ‹slam Temas Grubu üyelerini, Bosna-Hersek'i ça€›racak ve yap›lan plan -toprak kayb› veya devletin yoklu€uyla katiyen ilgili olmayan bir plan- için müeyyide koyacak; uluslararas› kamuoyu diyecek ki, "e€er, taraflar, bu plan›  kabul etmezse, zorla kabul ettirece€iz, askerle kabul ettirece€iz, Kuveyt modelini uygulaca€›z."

Kuveyt modeli deyince, müsaade ederseniz, bir de, Güvenlik Konseyinin kararlar›ndan bahsedeyim; flurada var; 816 ve 836 say›l› kararlar. Bu kararlar, hava sahas›n›n ve güvenlikli bölgelerin korunmas›yla ilgili -metnini okumaya f›rsat›m da yok, gerek de yok- Kuveyt modeline çok yak›n bir model söylüyor. Ne yapt› Türkiye -yani, her ülkenin tek tek müdahale hakk› var;  tam Kuveyt modeli de€il; ama, bir arpa boyu eksi€i- 816 ve 836 için bizim Hariciyemiz ne yapm›fl ö€renmek istiyorum Say›n Bakandan; hadi, geçmifl geçmifl, bundan sonra ne yapacak, ö€renmek istiyorum.

MUSTAFA BALCILAR (Eskiflehir) – Bakan bilmez ki!..

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – fiu gördügünüz kitap, Birleflmifl Milletlerin, 15 Mart 1994 tarihine kadar, eski Yugoslavya hakk›nda yay›mlad›€› Güvenlik Konseyi kararlar›n› içeriyor; içinde binlerce karar var. Ben diyorum ki, o büyük gazetemizde yaz› yazan köfle yazarlar› gibi her gün bir tane karar yazm›fllar; o köfle yazar›n›n yaz›s›ndan daha fazla bir etkisi yok; yani, Güvenlik Konseyi, köfle yazar› haline gelmifl! Bu Güvenlik Konseyinden ne beklersiniz!

Dolay›s›yla, ABD'nin, bu meseleyi ele al›p, bu çerçevede çözmesi laz›m ve Borsa-Hersekli ‹zzetbegoviç'le beraber hareket eden S›rplara ve H›rvatlara kesinlikle ters gelmeyecek bir çözümü ortaya koymas› laz›m.

BAfiKAN – Toparlayabilir miyiz Say›n Dinçerler...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Devamla) – Toparl›yorum efendim.

Son olarak, müsaade ederseniz, flöyle toparlayay›m. Bu planlar yap›ld›. Bosna-Hersek -‹zzetbegoviç ve arkadafllar› kabul etti- Türkiye kabul etti, Bat› Temas Grubu kabul etti, ‹slam Konferans› Örgütünün Temas Grubu üyeleri kabul ettiler; flimdi, soruyorum hepinize ve buna çare istiyorum: Bu plan›n uygulanmas›n› kim garanti edecek; içinde de müeyyide var, "zorla yapt›r›r›z" diyor; kim garanti edecek?

fiimdi, K›br›s meselesinden hareket ederek bunu söyleyebiliyorum; K›br›s'ta, e€er, bugün, en az›ndan yirmi y›ld›r kan dökülmemiflse, Türk Ordusunun varl›€› sayesinde; Türkiye'nin basireti, gücü ve katk›s› sayesindedir.

Peki, bu problemler yokken ortaya ç›km›fl Bosna - Hersek meselesi... Parçalanm›fl Yugoslavya; her gün de parçalan›yor, daha da parçalamaya çal›fl›yorlar. Bu krizden sonra, eski halinde tutmak için eskisinden daha büyük kudret laz›m, siyasî irade laz›m ve asker gücü laz›m; bunu kim verecek? Hükümetimizin bunu çözmesi laz›m. Aksi halde, biz, burada bu meseleyi daha çok konufluruz ve orada da yüzlerce insan flehit olur; çünkü, Bat›l›lar›n mant›€› fludur, baflta ‹ngiltere olmak üzere hepsinin mant›€› fludur: Savafl› Bosna - Hersek'e hapsedelim, yans›n; yang›n› etrafa sirayet ettirmeyelim.

Bu, itfaiyeci mant›€›d›r. Bu, siyaset adam›n›n, devlet adam›n›n, insanl›€›n yüce de€erlerinin mant›€› de€ildir. Bu, flerefe de s›€maz, ahlaka da s›€maz; ama, bu mant›€›n peflinde gitmek de bize hiç yak›flmaz. Onun için, Yüce Meclisten, Hükümet nezdinde teflebbüse geçmesini istirham ediyorum.

Özellikle, Hükümetin, iki hariciye bakanl›€› olmas› fikrini kabul etmek mümkün de€il, do€ru de€il; inflallah güzel bir aç›klama yaparlar, biz rahatlar›z; ama, her halükârda Hükümetin, fikir üretmekte, fikir satmakta ve do€ru fikirleri dünyaya kabul ettirmekte dünyan›n önünde olmas› laz›m. Aksi halde, üçbuçuk senedir geldi€imiz nokta, her halükârda, her fleyin kötüye gitti€idir, her fleyin kötüye gitti€idir; e€er bundan sonra iyiye gitmesini istiyorsak, bence, zikzaklardan vazgeçmek laz›m; bu meseleyi, sadece basit bir insan haklar› meselesi olarak görmemek laz›m; bu meseleyi, sadece dünyan›n meselesi olarak görmemek laz›m; bu mesele, Türkiye Cumhuriyetinin bekas› ve güvenli€i meselesidir.

Meclisten, bu konuda, gerçekten, Hükümete telkinde bulunmas›n› istirham ediyorum, katk›da bulunmas›n› istirham ediyorum ve Baflbakanl›kla Hariciye Bakanl›€› aras›nda ve bu ikisiyle Cumhurbaflkanl›€› aras›ndaki siyaset parçalanmas›n›n, bu davaya ve Türkiye'nin gelece€ine çok zarar verece€i kanaatindeyim.

Çok yumuflak fleyler söyledim, daha a€›r fleyler söylenebilir; ama, gerekmez; bu mesele, çok önemli, millî davam›z, hep beraber düflünüyoruz; sadece istirham anlam›nda bunlar› söylüyorum. Söylenecek çok fley var; ama, Meclis bu meseleye el koymufltur. Meclisin görüflüyle Hükümetin görüflü aras›ndaki tenakuzlar›n burada aç›klanmas› laz›m; e€er aç›klanm›yorsa, güvenli€imiz ve gelece€imiz tehlike alt›ndad›r.

Hepinize sayg›lar sunuyorum. (ANAP ve RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Dinçerler.

Gruplar ad›na görüflmelere devam ediyoruz.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na, Say›n Mümtaz Soysal; buyurun efendim.

Süreniz 20 dakika.

CHP GRUBU ADINA MÜMTAZ SOYSAL (Ankara) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; ben de, daha önceki konuflmac›lar gibi, birlikte düflünce çabas›na katk›da bulunmak ve mümkünse, Hükümetin bundan sonraki davran›fllar›na, yine, Meclisin ortaya koymufl oldu€u çizgi içinde yard›mc› olmak amac›yla söz ald›m ve partim ad›na konufluyorum.

Daha önce söylenenleri -de€erli arkadafllar›m›n söylemifl olduklar›n›- tekrarlayacak de€ilim. Onun için "nerede kalm›flt›k" sorusuyla konuflmama girmek istiyorum; yani, Meclis, bir süre önce, oybirli€iyle, yay›mlamas›na karar verdi€i bildiriyle neleri istemiflti, bunlar›n ne kadar› gerçekleflti; onu gözden geçirerek konuflmama bafllamak istiyorum.

Birincisi, Birleflmifl Milletlerin, Kuveyt konusunda ald›€› karara benzer bir karar›n al›nmas›n› istemifltik; yani, Bosna-Hersek'teki durumun sona erdirilmesi için, ülkelerin, teker teker ya da birlikte, ellerinden gelen her fleyi yapmalar›n› sa€layacak bir karar›n ç›kar›lmas›.

‹kincisi, ambargonun, yani, o haks›z, flerefsiz ambargonun kald›r›lmas›.

Üçüncüsü, güvenlik alt›nda, yani Birleflmifl Milletlerin güvencesi alt›nda, insanca yaflanacak bölgeler olarak say›lm›fl olan bölgelerin korunmas›, hatta, bunlardan kaybedildi€i söylenen Srebrenica'n›n geri verilmesi, o zaman iflgal edilmemifl oldu€u halde, iflgal edilmifl oldu€u söylenen Zepa'n›n da iflgale terk edilmemesi.

Yine, Meclisin istedikleri aras›nda, ‹slam Konferans› Örgütünün ve onunla birlikte hareket edecek olan Türkiye'nin, Bat›, kuvvetlerini çekse bile eski Yugoslavya'daki kuvvetlerini çekmeyece€inin ilan edilmesi ve sonra, daha önce uzlafl›lm›fl olan Bat›l› bar›fl plan›n›n kabul ettirilmesi ve yine ayn› karar silsilesi içerisinde, eski Yugoslavya'da ifllenmekte olan soyk›r›m suçunun hesab›n›n ciddî olarak sorulmas›.

Bunlar istenmiflti; ama, hiçbiri henüz gerçekleflmifl de€il. ‹stenenler aras›nda bir ölçüde gerçekleflmifl olanlar var; onlar› da gerçeklefltirenleri flükranla anmak gerekir.

Askerî alanda, Bosna-Hersek'in kendisini koruma çabas›na, Türkiye Cumhuriyetinin mümkün oldu€u ölçüde katk›da bulunmas› ve oradaki direnme gücünü daha da pekifltirmesi. Bu bak›mdan, geçen gün aç›kça ilan olunan ve herkesin gözü önünde imzalanan bir askerî iflbirli€i anlaflmas›yla Bosna-Hersek'te kurulmufl olan ordunun, Türkiye'nin e€itim ve yetifltirme çabalar› sayesinde daha da güçlü hale getirilmesi amaçlanmaktad›r. Bu, Meclisin de istedi€i bir fleydi. Tabiî, Meclis bunu, böylesine çok uzun vadeli çabalar›n yan›nda, ayn› zamanda k›sa vadeli çabalar bak›m›ndan da istemiflti; fakat, onlar›n ancak, uzun vadeli olan› gerçekleflmifl oluyor.

Yine, Meclisin istedi€i, Bosna-Hersek'e yap›lmakta olan insanî yard›m çabas›n›n, daha da güçlendirilmesi idi; o bak›mdan, yine flükranla an›lmas› gereken K›z›lay›n çabas›n› zikretmek istiyorum.

K›z›lay flimdiye kadar yap›lm›fl olan yard›mlara, yani 92 treyler, 24 askerî nakliye uça€› ve 3 gemiyle yollanm›fl olan insanî yard›ma - ki toplam olarak 7 500 ton tutmaktad›r- bu karar›n al›nmas›ndan sonra yeni çabalar eklemifltir: 7 treylerlik yeni bir konvoy geçen ay içinde yollanm›flt›r, ayr›ca, flimdi haz›rlanmakta olan, yine 4 treylerlik bir konvoy da çok yak›n bir zamanda Bosna-Hersek'e eriflecektir. Bunlar, eksik kalm›fl olan noktalar›n yan›nda, flükranla kaydedilmesi gereken noktalard›r. Ama, eksik kalm›fl olan noktalar›n tamamlanmas› ve Bosna-Hersek'teki insanl›k dram›n›n sona erdirilmesi, bundan sonra da birtak›m çabalar gerektirmektedir; ben konuflmam› onlar üzerinde yo€unlaflt›rmak istiyorum.

Tarihsel, dinsel, kültürel ba€lardan uzun boylu söz edecek de€ilim; ama, yak›n tarih, flu son iki üç y›ll›k tarih göstermifltir ki, bütün bu ba€lar›n yüre€imizde yaratm›fl oldu€u tepkilere ve yapmak istediklerimiz konusundaki davran›fllar›m›za, sözlerimize ra€men, olayla, bizim istedi€imizden baflka bir seyre yönelmifltir, baflka bir seyir izlemektedir. ‹flte, onu önlemek için, ne yapmam›z gerekir, kendi gücümüz çerçevesinde ne yapmam›z gerekir; onun üzerinde durmak istiyorum.

Nereden nereye geldik? O bak›mdan, çok uzun, geçmifle uzanan bir tahlil yapacak de€ilim, son bar›fl plan›n› ele alaca€›m. Yani, daha önce, Bat›l› Temas Grubunun ortaya koymufl oldu€u bar›fl plan›n›n niçin uygulanmad›€›n› veya nas›l uygulanmakta oldu€unu gözler önüne serersek, bundan sonra ne yapmak gerekti€i konusunda, zannediyorum, daha ak›ll›ca davranmak mümkündür.

Bat› Temas Grubunun; yani, bizim, ‹slam Konferans› Örgütüyle birlikte kabul etti€imiz, pek yüre€imizden gelmese bile, katlanarak kabul etti€imiz Bat› Temas Grubu plan›n›n özelli€i fluydu: Üçlü bir federasyon yarat›l›yordu. Daha önce söylendi€i gibi, Bosna-Hersek'teki topraklar›n; yani, Bosna-Hersek Cumhuriyetinin, dünyada birçok devletin ve bu arada Birleflmifl Milletlerin de tan›m›fl oldu€u Bosna-Hersek Cumhuriyetinin topraklar›n›n yüzde 49'unu o Cumhuriyet içindeki S›rplara veren, geri kalan yüzde 51'ini de Bosna-Hersek'teki H›rvatlar ve Boflnaklar aras›nda paylaflt›ran bar›fl plan›, Bosna-Hersek'i, afla€› yukar› yedi kantona bölmüfltü. Bunlar birbirlerinden kopuk bir biçimde, yanyana, bütünleflmemifl olarak ortaya ç›kan kantonlard›; ikisi Boflnaklar›n, ikisi H›rvatlar›n, ikisi de S›rplar›n olacakt›, bir de Saraybosna'da, özel yönetim olarak, bir kanton oluflturulmaktayd›. Buna kim itiraz etti? Buna, S›rplar itiraz etti. Niçin itiraz ettiler? Çünkü, S›rplara ayr›lmas› düflünülen kantonlar, yeni Yugoslavya'n›n; yani, S›rbistan ile Karada€'dan oluflan Federasyonun bitifli€inde olmuyordu. Bitifli€inde olmal›yd› ki, ileride, Bat›l› plana göre kurulmak istenen federasyonun o bölümü, yarat›lacak olaylar sayesinde S›rbistan'a eklenebilsin.

fiimdi, son aylar›n olaylar›na bakarsak, bu plan›n, S›rplar taraf›ndan itiraza u€ram›fl olan yönünün, dünyan›n dikkatini çekmeden, düzeltilmekte oldu€unu görürüz. Srebrenica iflgal edilirken niçin göz yumuldu, niçin B‹rleflmifl Milletler o konuda gereken çabay› göstermedi ya da Zepa iflgal edilmemiflken "iflgal edildi art›k, ifl iflten geçti" denildi? Çünkü, bunlar›n S›rplar›n eline geçmesi, S›rplar›n, daha önceki plana itirazlar›n› büyük ölçüde ortadan kald›racakt›. Dolay›s›yla, olaylar›n izah›, bu konuda S›rplar›n ortaya koymufl olduklar› niyetin biraz daha incelenmesiyle mümkün olmaktad›r.

fiimdi, Gorazde, Tuzla gibi birkaç nokta hariç, az çok istenen olmufltur. Gerekti€inde, yeni Yugoslavya'n›n parças› olan S›rbistan'a bütünlefltirilebilecek topraklar oluflmufltur. Bunlar›n da düzeltilerek, o k›sm›n  S›rbistan'a eklenmesi imkân dahiline girmifltir. ‹flte, bugünlerde ortaya at›lmakta olan ve dün Amerikan Baflkan›n›n dan›flmanlar›ndan Anthony Lake'in Ankara'ya getirmifl oldu€u yeni plan, öyle anlafl›l›yor ki, bu düflünceye dayanmaktad›r.

S›rplar›n iflgali alt›ndaki topraklar›n büyükçe bir bölümü, yeni Yugoslavya'n›n S›rbistan ile özel iliflki içine konacakt›r; ‹leride o bütünleflmeyi kolaylaflt›rmak aç›s›ndan, orada, federasyonumsu bir yap› oluflturulacakt›r. Bosna – Hersek'in içindeki H›rvatlar ile, Boflnaklar aras›nda da, bir federasyon kurulacakt›r; sonra bu federasyon, H›rvatistan ile yani Krajina'n›n iflgalinden sonra bütünlü€ünü sa€lam›fl olan H›rvatistan ile  konfederasyon iliflkisi içine sokulacakt›r ve burada da zamanla Bosna – Hersek H›rvatistan'› ile, as›l H›rvatistan aras›nda bir özel iliflkinin oluflmas› sa€lanacakt›r. Daha önceki konuflmac›lar›n da belirttikleri gibi, Boflnak Devleti, bu plan içinde kaybolmaya, kaybettirilmeye yüz tutmufltur. Bu arada da Mostar -yani Bosna – Hersek içinde kalmakla birlikte, H›rvat nüfusu a€›r basan bir kent- gibi flehirler için de, Avrupa Birli€inin yönetimi, yani Saraybosna için birinci planda öngörülen Birleflmifl Milletler yönetimine benzer biçimde, Avrupa Birli€i yönetimi öngörülmüfltür. ‹flin içine birdenbire Avrupa Birli€i girmektedir; çünkü, arkadafllar›m, insanl›k tarihinin ilginç deneyimlerinden biri olan ve bir bak›ma Osmanl› deneyimini ça€dafl düzene yans›tmak amac›n› güden eski Yugoslavya'n›n y›k›lmas›nda bafl suçlu olan Avrupa, flimdi, kendine göre çözümler üretmektedir. Çünkü, unutmayal›m ki, y›k›lm›fl olan eski Yugoslavya, belki, ‹kinci Dünya Savafl› sonras›n›n en ilginç deneyimlerinden biriydi. Yugoslavya, az çok Osmanl› anlay›fl› içinde, o bütün ›rklar›n, bütün mezheplerin, dinlerin, etnik gruplar›n birbirine kar›flm›fl oldu€u Balkan topraklar› içinde o insanlar› bir arada yaflatabilmek için alt› cumhuriyetten kurulu bir federasyon kurmak ve onlar›n hepsini eflitlik içinde yaflatmak istiyordu Yugoslavya; fakat,  kendi içindeki birtak›m hatalar ve beceriksizlikler yüzünden; ama, özellikle, Avrupa Birli€inin yaratm›fl oldu€u egemenlik yar›fl› içinde a€›r basmak isteyenlerin girdikleri bir yanl›fl tutum yüzünden Yugoslavya parçalatt›r›ld› ve Almanya a€›r basarak, Slovenya ve H›rvatistan'› kendi nüfuzu alt›nda tutabilmek için, o ilginç denemeyi -asl›nda, düzeltilmesi, iyilefltirilmesi mümkün olan o ilginç denemeyi- altüst etti.

Biz, çaresizlik içerisinde, Avrupa'n›n yapt›€›ndan farkl› bir tutumla, o yeni cumhuriyetlerin hepsini birden tan›d›k; ama, Avrupa, baz›lar›n› tan›d›, baz›lar›n› yar›m yamalak tan›d›, baz›lar›n› problemler içerisinde b›rakt› Makedonya gibi... Onun suçlulu€u içerisinde, flimdi, ortaya ç›kan durumu yar›m yamalak çözümlerle düzeltmeye çal›fl›yorlar; ama, iflte, as›l söylemek istedi€im noktaya geliyorum: Bu noktada, as›l, bizim devreye girmemiz gerekir. Askerî gücümüzle, ekonomik gücümüzle devreye girememiflsek, eski Yugoslavya'n›n, hele, bugün, bir dram sahnesi olan Bosna-Hersek'in yeniden kurulabilmesi ve küçük bir Yugoslavya örne€i olarak, eski Yugoslavya'n›n küçük örne€i olarak yaflayabilmesi için, çözüm üretmede en yetkili olan biziz. Çünkü, kimse -daha önce söylendi- Osmanl›n›n, Balkanlara getirmifl oldu€u millet düzenini henüz kuramam›flt›r; onun yerine, Avrupa'n›n getirmifl oldu€u millet anlay›fl›, Balkan insanlar›n› birbirine k›rd›rm›flt›r ve k›rd›rmaya devam etmektedir. Oysa, Osmanl›n›n millet anlay›fl› neydi? Bütün etnik gruplar› kendi dinsel bütünlükleri içinde muhafaza etmek, onlar›, hiçbir zaman, az›nl›k durumuna düflürmemek, kendi kimlikleriyle yan yana, iç içe yaflatabilmek. Çünkü, san›l›yor ki, ekalliyet sözü, az›nl›k sözü Osmanl›da her zaman vard›. Hay›r, Osmanl›n›n son döneminde, son otuz-k›rk y›l› içinde, ekalliyet sözü, Bat›'n›n zorlamas›yla bizim kültürümüze girmifltir. B›rak›n kendi içimizde ayn› dinden olanlar›n dilleri ya da örfleri dolay›s›yla az›nl›k say›lmas›n›, de€iflik dinlerin dahi az›nl›k say›lmas›, Osmanl›-Türk kültüründe yoktu. Onlar, ayr› kimliklere sahip, az›nl›k-ço€unluk iliflkisi içinde olmayan, de€iflik rejimlere tabi olan; fakat, yan yana yaflayabilen insanlard›. Bunun sa€lanabilmesi için -benden önceki konuflmac› Say›n Dinçerler de belirtti- bir otoritenin yarat›lmas› gerekiyor, bir otorite, bu insanlar› bir arada yaflatabilecek.

fiimdi, konu, bundan sonra, büyük ölçüde kaybedildikten sonra, iki yönüyle ortaya ç›kmaktad›r. Birincisi, Bosna Hersek'in s›n›rlar›, Birleflmifl Milletler taraf›ndan tan›nan, daha do€rusu, tan›n›rken, o uluslararas› güvence alt›ndaki s›n›rlar› bilinerek tan›nan bir devletin topraklar›n›n yüzde 65'i iflgal alt›ndad›r.Onun varl›€›ndan kopar›lm›flt›r ve dünya buna seyirci kalmaktad›r. Bir kere, bu olmaz; yani, Kuveyt'te olmas›na müsaade edilmeyen fley, Bosna-Hersek'te olamaz. Bunda, dünya toplulu€unun kabul edemeyece€i, hay›r, baflka türlü olmal›d›r diyebilece€i hiçbir yön yok. ikincisi; dünyan›n, yine, hay›r diyemeyece€i ve bugünkü insan haklar› anlay›fl› içinde asla "hay›r" diyemeyece€i fley; insanlar, ›rklar›, dilleri, dinleri ne olursa olsun, insan olarak eflittirler ve bulunacak çözümlerle pekâlâ bir arada yaflayabilmelidirler. Onun için, Bat›l› Temas Grubunun yaratt›€› plan›n yerine, bu plan› en iyi yapabilecek olan bir toplumdan Türkiye Cumhuriyetinden, yeni bir plan ç›kmal›d›r; bizim plan›m›z olmal›d›r. Elimizdeki donan›m ve Balkanlara geçmiflteki yaklafl›m›m›z, böyle bir plan› ortaya ç›karabilecek kadar zengindir ya da kimsede yoksa, en az›ndan bizde olmal›d›r; bizde de yoksa, olmayacak demektir. Onun için, çabam›z›, bunun üzerinde yo€unlaflt›rmam›z gerekir. Üniversitelerimizle, bakanl›klar›m›zla bir Türk plan› yaratmam›z gerekir ve dünyaya demeliyiz ki, bugünkü anlay›fllar içinde yaflayabilecek olan plan budur. Belki bu plan, üç ya da yedi bölgeli bir Bosna-Hersek'ten de öteye, çok daha küçük birimlere bölünmüfl olan ya da, birimlere bölünmese bile, içinde de€iflik yaflama tarzlar›na göre...

                    (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Buyurun efendim.

MÜMTAZ SOYSAL (Devamla) – ...de€iflik inançlara göre, biraz, 1960'ta K›br›s'ta denenmifl olan fonksiyonel ifllevsel federasyon düflüncesine yönelik olmal›d›r. K›br›s'taki niye yaflamad›? K›br›s'taki, asl›nda, Osmanl› modelinin tekrar›yd›; insanlar nerede otururlarsa otursunlar, belli bir cemaatin üyeleri olarak yan yana yaflayabileceklerdi. Niçin bozuldu? Çünkü, taraflardan biri, bunun gerektirdi€i insanca yaklafl›m›, bunun gerektirdi€i ve çok ça€dafl olabilecek olan yaklafl›m› gösteremedi, onun için yürümedi. Bundan sonra böyle bir plan önermek ve bunun yaflamayaca€›n› ispatlamak külfetini baflkalar›na y›kmak gerekir. Bizce yaflayabilmelidir, t›pk› 1960' da da yaflayabilece€ine inanm›flt›k; ama, yaflamad›, yaflamay›nca da gere€i yap›ld›. Bu defa da, böyle bir plan önermek, bunu, uluslararas› güvenceye -ama, Birleflmifl Milletlerin güvencesi gibi, yürümeyen ve K›br›s'ta da yürümeyecek olan bir güvenceye de€il, ciddi olarak birkaç devletin güvencesine- ba€lamak, ondan sonra da yürümezse güç kullan›lacakt›r demek gerekir. ‹flte böyle bir plan›n  ortaya konmas› flartt›r.

fiimdi, bu plan› ortaya koymak yerine, karfl› karfl›ya bulundu€umuz bask›, yeni Amerikan plan›na, evet demek bask›s›d›r. ‹flte, o noktada Hükümete yard›mc› olmak istiyorum. Her fleye, "evet" dememek gerekir. Her fleye, "evet" diyebilememek için, baz› fleyler karfl›s›nda diretebilmek için, baflka fleyler konusunda da baz› fleylere, "evet" dememek gerekir.

Kuzey Irak'la ilgili olarak son günlerde -Bambaflka bir konudan söz ediyorum- yeni bir Dublin Plan› ortaya ç›kt›. Türkiye Cumhuriyetinin flimdiye kadar izledi€i politikadan farkl› bir politikayla, orada, yavafl yavafl yine ba€›ms›z bir devlete gidebilecek olan iflbirli€i kurmak, orada, Ba€dat'tan farkl› bir otorite yaratmak.. Irak'›n toprak bütünlü€ünü zedelemeye yönelik bir planla karfl› karfl›yay›z. Ona, çok rahat (evet) dedik gibi geliyor. Böyle, her plana, "evet" dedi€imiz zaman, "evet" demememiz gereken planlara da direnme gücümüz azalmaktad›r. Onun için, böyle fleylere normal yollardan karfl› koyabilmek için, e€er gücünüz s›n›rl›ysa, ekonomik ve askeri gücünüz s›n›rl›ysa, hiç olmazsa diplomaside gücünüzün, elinizdeki kartlar›n ço€almas› gerekir. Onun için, bundan sonra- ben o sözlerimle konuflmam› bitirmek istiyorum- Bosna-Hersek konusunda da, yaln›z baz› fleylere "hay›r" demek, "hay›r" diyebilmek için, baflka fleylere de "hay›r" diyebilmekten ibaret bir politika de€il; ama, ayn› zamanda, "hay›r"dedikten sonra, neyi öneriyoruz, nas›l bir plan öneriyoruz, onu da ortaya koyma amac›na yönelik bir çizgi izlenmesini Hükümetten rica ederek, konuflmama son veriyorum.

Teflekkür ederim Say›n Baflkan. (Alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Soysal.

Refah Partisi Grubu ad›na, Say›n Mustafa Bafl; buyurun. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Süreniz 20 dakikad›r.

RP GRUBU ADINA MUSTAFA BAfi (‹stanbul) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Bosna-Hersek ile ilgili, öngörüflmeleri yap›lan ve genel görüflmesi yap›lmak üzere Büyük Millet Meclisi taraf›ndan karar› al›nan konu hakk›nda, Grubumuzun görüfllerini arz etmek üzere huzurlar›n›zday›m; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Asl›nda, bu görüflmelerin, öngörüflmeleri yap›ld›ktan sonra, Yüce Parlamento tatile girmeden önce yap›lmas› gerekiyordu. ‹ktidar partileri, Parlamentonun tatiline karar ald›lar ve bu görüflmeler yap›lamad›. Bugün bu yanl›fl düzeltiliyor ve bu görüflmeleri, bu toplant›da yap›yoruz.

Bu görüflmeler yap›l›rken, Say›n Baflbakan salonda yok, Say›n D›fliflleri Bakan› salonda yok; öngörüflmeler yap›l›rken de, Say›n Baflbakan yine salonda yoktu. Bu görüflmeler yap›l›rken -insan haklar›ndan sorumlu Devlet Bakan›m›z, D›fliflleri Bakanl›€›na vekâleten takip etmektedirler- D›fliflleri Bakan›n›n Müsteflar› da, müsteflar yard›mc›lar› da, teknik kadrosu da salonda yok; sadece, bir daire baflkanl›€› seviyesinde görüflmeleri takip etmektedirler. Umar›z ki, öngörüflmelerde yay›nlam›fl oldu€umuz ortak metinde belirtilen hususlar, bugüne kadar ço€unlukla nas›l ask›da kalm›fl ve yerine getirilememiflse, bu görüflmede bütün siyasî partiler, dolay›s›yla Parlamento, bütün milletimizin hassasiyetini ve hissiyat›n› burada ortak bir flekilde dile getiriyor. Demokratik sistemlerde, hükümet, milletin ortak hissiyat› ve onu dile getiren Yüce Parlamentonun a€›rl›kla üzerinde durdu€u konular›, inflallah, bundan sonra  kula€›ndan tutmaz, hakk›yla bu konularda harekete geçer.

AL‹ KEMAL BAfiARAN (Trabzon) – ‹nflallah, bütün genel baflkanlar da gelirler!..

MUSTAFA BAfi (Devamla) – Daha önce, 12 May›s 1992’de, 12 Ocak 1993’te ve 1.12.1994’te beyannameler neflrettik. Bu beyannamelerde, aç›k bir flekilde, Bosna-Hersek’le ilgili ekonomik, malî, siyasî ve askerî destek verilmesi kesin flart olarak telakki edilmifltir.

Yine, bu beyannamelerde, Bosna-Hersek iflgalinde, iflgal alt›nda bulunan topraklar›n iadesi, meflru s›n›rlar›n yeniden güven alt›na al›nmas›, savafl suçlular›n› yarg›lama mekanizmas›n›n en k›sa zamanda iflletilmesi, sald›rgan›n, neden oldu€u maddî ve manevî y›k›nt›lar›n ve zararlar›n telafisi, savafl suçlusu olarak ilan edilerek sebep oldu€u zarar› tazmin zorunda b›rak›lmas› için Büyük Millet Meclisimiz, Hükümete bir görev yüklemifltir. Konularla ilgili mesafe almad›k; ancak, H›rvatistan Ordusu Krajina'ya girdi, birkaç günden beri, Bosna-Hersek'te yeni bir statü ortaya ç›kt›. Birleflmifl Milletler ve Bat› platformlar›nda, dört senedir konufltu€umuz konular›, yeni ortaya ç›kan bu geliflmelerden sonra, flimdi, yine konuflmaya bafllad›k.

Asl›nda, baz› bas›n organlar›nda ve medyada "Kahraman H›rvat Ordusu" diye manfletler halinde yer ald›. H›rvat Ordusu, Krajina'ya nas›l girdi; Krajina ile Do€u S›rbistan aras›ndaki -bütün otoban, tren yolu- ulafl›m›n geçti€i merkez Bihaç't›r. Bihaç, üç y›ldan beri, Müslüman Boflnaklar taraf›ndan savunulmaktad›r. Bihaç'tan geçen bütün yollar, Müslümanlar›n kontrolünde oldu€u için, Krajina S›rplar›na ikmal yap›lamamaktad›r. H›rvat Ordusunun,   200 z›rhl› personel tafl›y›c›s›n›n, 200 tank›n kat›ld›€› bir harekâtla, üç y›ldan beri Müslüman Boflnaklar›n Bihaç'ta, âdeta ambargo koyarak, lojistik desteksiz b›rakt›€› Krajina'ya  çok k›sa bir zaman içerisinde girmesinde, Müslümanlar›n büyük bir baflar›s› vard›r; bunu gözden kaç›rmamak gerekiyor.

H›rvat Ordusu, bu harekâta 1,5 milyar dolar harcam›flt›r. Türkiye'nin, Bosna-Hersek olaylar›nda, iflin bafl›ndan beri yapt›€› toplam yard›m 27 milyon dolard›r. Bu yard›m›n içerisinde, Diyanet ‹flleri Baflkanl›€›nca toplanan paralar vard›r; hatta, ‹stanbul'da, Bosna-Sancak Dayan›flma Derne€inin kat›l›mlar› vard›r; toplam -un, fleker- bütün yard›mlar 27 milyon dolard›r.

H›rvat ordusunun bu baflar›s›n›n 1,5 milyar dolarla gerçekleflti€ini düflünecek olursak ve de Bihaç'taki Müslümanlar›n üç y›ll›k mücadelesinden sonra gerçekleflenleri düflünecek olursak, demek ki, biz, üzerimize düflen görevi yap›p, Bosnal› Müslümanlara gerçek yard›mlar› gönderebilmifl olsayd›k, flimdiye kadar orada Müslüman Boflnaklar birçok merhaleleri aflm›fl olurdu ve biz de bugün birçok s›k›nt›yla da karfl› karfl›ya bulunmazd›k.

De€erli arkadafllar, bizim yanl›fl›m›z nerede; biz, iflin bafl›ndan beri birinci derecede mesuliyetimizde ve meselemiz olan ifli, Amerika Birleflik Devletlerine havale ettik, ihale ettik; Birleflmifl Milletlere ihale ettik; Bat› platformlar›nda çözüm yolu arad›k... Bosna-Hersek Ba€›ms›z Devletinin, devlet tecrübesi olmayabilir; ama,Türkiye, devlet tecrübesi olan ve özellikle yak›n bir tarihte K›br›s hadiselerinde Birleflmifl Milletleri ve Bat›n›n iki yüzünü de çok iyi bir flekilde görmüfl bir ülke olarak, Bosna-Hersek meselesini kendi sorumlulu€una düflecek flekilde halletmesi gerekirken, Bat› platformlar›nda dört y›l zaman kaybetmifltir.

 Birleflmifl Milletler, neden Bosna Hersek meselesini çözemez ve neden Amerika Birleflik Devletleri Baflkan› Clinton'un flimdi yeni haz›rlam›fl oldu€u çözüm, Bosna-Hersek Müslümanlar› için kurtulufl de€ildir; çünkü, Birleflmifl Milletler, daha kurulufl ve teflkilatlanma itibariyle, dünyadaki  mazlumlar›n yan›nda, mazlumlar›n hakk›n› savunan ve Müslümanlar›n hakk›n› koruyacak flekilde kurulmam›fl ve teflkilatlanmam›flt›r. Bir kere, Genel Sekreter Butros Gali, bildi€imiz gibi bir Ortodoks M›s›rl› K›ptîdir. Onun babas› da bir Ortodoks M›s›rl› K›ptîydi ve 1906 y›l›nda, M›s›r'da, ‹ngiliz iflgalinde Adalet Bakan›yd›. M›s›r'da, ‹ngiliz askerleriyle M›s›r'›n Denflevia Köyündeki halk, güvercin avc›l›€› konusunda karfl› karfl›ya gelince ve Müslüman M›s›rl›lar, ‹ngiliz askerleri taraf›ndan katledilince, ‹ngiliz ordusunun yöreyi sar›p kurmufl oldu€u mahkemenin bafl›na, Butros Gali'nin dedesi, Butros Gali getirilmifltir. O dede, orada, yine Müslümanlar›n katline ve hapsine hüküm vermifltir; bundan dolay› da, 1948 y›l›nda, ‹ngilizler, M›s›r Baflbakan› olarak onu göreve getirmifltir. fiimdi, bu Butros Gali'nin torunu Genel Sekreterdir ve biz, onun kap›s›n› afl›nd›r›yoruz, onunla birlikte hareket etmek için dört y›ld›r u€rafl›yoruz.

Birleflmifl Milletler Bar›fl Gücünün ilk komutan› Mc Kenzie S›rp as›ll› bir Kanadal›d›r. Onun babas› da S›rp Çetni€i olup, ‹kinci Cihan Harbinden sonra, Yugoslavya'dan kaç›p Kanada'ya yerleflmek mecburiyetinde kalm›flt›r. Mc Kenzie, Bar›fl Gücünün ilk komutan› olarak, Birleflmifl Milletler taraf›ndan yeniden Bosna-Hersek'e gönderilmifltir. Bu komutan›n da, Müslüman kad›nlar› kendilerine peflkefl çeken S›rplara, nas›l petrol, akaryak›t deste€i sa€lad›€›n› ve yanl› tutumlar yapt›€›n› hep birlikte bilmekteyiz. Müslümanlar›n, onun hakk›nda "nerede görülürse öldürülecektir" ilan›ndan sonra, Birleflmifl Milletler onu geri çekmek zorunda kalm›flt›r. Birleflmifl Milletler Bar›fl Gücünün, onu geri çektikten sonra ikinci komutan olarak gönderdi€i kifli, Philippe Morillon'dur. Philippe Morillon bir Frans›zd›r ve Cezayir'de Müslümanlar, ba€›ms›zl›k hareketlerini bafllatt›€› zaman, Cezayir'de, Frans›z ordusunda, te€men olarak görev alm›flt›r; daha orada, ba€›ms›zl›k hareketlerini ve Müslümanlar› yok etme ve öldürme ihtisas›n› yapm›flt›r ve bu insan, bar›fl gücünün ikinci komutan› olarak Bosna-Hersek'te görev yapm›flt›r.

Biz, dört y›l, böyle bir örgütle beraber hareket ettik ve dört y›l, böyle bir örgütten, meseleleri çözmesini bekledik. Dört y›l içerisinde 250 bin insan flehit olmufltur; 800 bin insan evini-bark›n›, yurdunu, terk etmifltir; 500 bin insan H›rvatistan'daki kamplarda yaflamaktad›r. Bugün, bu faturan›n hesab›n›, dört y›l, kendi sorumlulu€unu yerine getirmeyen, Bat› platformlar›nda çözüm arayan ve Birleflmifl Milletler kap›s›nda dolaflan Hükümetin önüne koymak, herhalde,bizim hakk›m›zd›r.

Bu Birleflmifl Milletler, Bosna'ya ambargo koymufltur. H›rvatistan -burada zikredildi- bafllang›çta hiçbir silah› olmamas›na ra€men, bugün, 200 tankla ve 200 z›rhl› araçla harekât yapabilmektedir. S›rplar, Rum kesiminde kurulan paravan flirketlerle, Tuna üzerinden ve Yunanistan üzerinden silah temin edebilmektedir, silahlanmaktad›r; ama, Müslüman Boflnak kardefllerimiz, kendilerini savunabilecek silaha ulaflamamaktad›r; çünkü, kendileri üzerinde Birleflmifl Milletlerin ambargosu titiz bir flekilde uygulanmaktad›r. Bu Birleflmifl Milletler, güvenlik bölgesi olarak ilan etti€i Srebrenica'y› ve Zepa'y› kendi eliyle teslim etmifltir; bu Birleflmifl Milletler, yine, göstermelik olarak anlaflma yaparak, NATO uçaklar›na karfl› kendi askerlerini S›rp mevzilerine yerlefltirmifl ve bununla dünya kamuoyunu aldatmaya kalkm›flt›r; bu Birleflmifl Milletler, Bosna'daki kuflatmay› yarmak için harekete geçen, Bosna ordusunun tam moral buldu€u bir zamanda, Zepa'y› ve Srebrenica'y› teslim ederek Müslümanlar›n ilerlemesine mani olmufl, Müslümanlar›n moralini bozmufl ve morali bozulmufl olan S›rplara ise moral dopingi sa€lam›flt›r.

De€erli arkadafllar, flimdi, Birleflmifl Milletler, Clinton, Yeltsin ve Bat›, S›rp vahfletinin üzerini örtüp göstermelik bir bar›flla H›rvat-S›rp paylafl›m›n› gerçeklefltirmek istiyor; Clinton'un dan›flman›n›n, Türkiye'ye gelip,  teklif etmifl oldu€u plan da budur. Hedef de€iflmemifltir; hedef, Balkanlarda Müslüman b›rakmamakt›r.  Bu hedefe, bugüne kadar, Owen Plan›, Bat› Temas Grubunun çal›flmalar›, Birleflmifl Milletlerin temaslar›, arkas›ndan Temsilciler Meclisinin, Senatonun ambargoyu kald›rmak için ald›€› karar, sonra Clinton'un veto etmesi, tekrar görüflülmesi, kabul edilmesi, en az alt› yedi ay sonra ambargonun kalkmas›n›n uygulanmas› gibi çabalarla ulafl›lmaya çal›fl›lmaktad›r. Bütün bu süreç içerisinde, amaç, Balkanlarda Müslüman b›rakmamak ve Müslüman nüfusu azaltmakt›r. Bu, gayet güzel bir flekilde, belli mihraklar taraf›ndan, haz›rlanm›fl bir pland›r ve yürütülmektedir.

Türkiye, Bat› merkezli bir plan içerisinde, çevre ülke olamaz, arka bahçe olamaz. Niçin, hemen yan› bafl›m›zdaki, Kuzey Irak'taki olaylar için, Amerika hamili€indeki ‹ngiliz plan›n› görüflmek üzere, biz ta ‹ngiltereye davet ediliyoruz; niçin bizim D›flifllerimiz, elinde hiçbir teklif olmadan, Bat›'da, Birleflmifl Milletlerde, Amerika'da dolafl›yor; neden biz, üzerimizdeki, âdeta ölü topra€›n› atam›yor, elimizde bir planla buralar› dolaflam›yor, elimizdeki bir teklifle buralar› dolaflam›yor; neden, bir lider ülke oldu€umuzu gösteremiyoruz...

fiimdi, Allah'a flükretmek laz›m ki, baz› hakikatler de anlafl›ld›. Geçen gün, bir gazetede okudum, Say›n Hikmet Çetin D›fliflleri Bakan›yken, bir gazete mülakat›nda kendisine soruluyor: "En unutamad›€›n›z söz?.." Diyor ki: "En unutamad›€›m söz, Amerika Birleflik Devletleri D›fliflleri Bakan›n›n bana söyledi€i sözdür: "Biz, Amerika olarak, düflünüyoruz,  düflünüyoruz da, Osmanl›, Balkanlarda, bu kadar farkl› etnik yap›y›, beflyüz y›l, bar›fl içerisinde, bir arada nas›l yaflatt›, hâlâ bunun cevab›n› bulamad›k dedi. ‹flte, bana en çok etki eden söz budur" diyor. Say›n Mümtaz Soysal Hocam›z da, burada, yine, bu misyona de€indi.

Biz, millet olarak, günefli, ceketin astar› içerisinde kaybettik. Balkanlar›n çözümü bizdeydi. Bosna-Hersek, M.S. 4 üncü As›rdan itibaren, Balkanlarda, Do€u Roma ile Bat› Roma aras›nda s›n›r bölgedir. Hiçbir zaman, bu bölgede savafllar durmad›; ama, Osmanl› bu bölgeye girdikten sonra, dört as›r, hiç kimsenin burnu kanamad›. Bugün bile, yafll› S›rplar ve H›rvatlar flunu söylerler: Osmanl›n›n bereketi... Osmanl›, nas›l bereket getirdi; bar›fl› temin etti, insan haklar›n› temin etti, kimlikleri tan›d›, insanlar kendi ticaretiyle, ifliyle meflgul oldu ve bereket geldi.

fiimdi, biz, Osmanl›n›n miras›n› reddettik, Osmanl›n›n kültürünü reddettik, stratejisini reddettik. Ne yapt›k; kendimiz de bir strateji üretemedik, bir alternatif ortaya koyamad›k, Bat›n›n ve Amerika'n›n arkas›nda vagon olduk. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Ondan dolay›, flimdi, geldi€imiz bu noktada,  çözümsüzlükle karfl› karfl›yay›z; ama, Allah'a hamdediyoruz ki, art›k bu Meclisin kürsüsünde de, Osmanl›n›n, Balkan politikas›n›n do€ru oldu€u, bugün bile, Bat›'ya ra€men, çözüm yolunun sadece bu oldu€u söyleniyor. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Ama, Bat› ve biz, bunu söylemekle kalamay›z. Mademki, Osmanl›n›n formülü çözüm yoludur; öyleyse, burada kurulacak olan devletin, H›rvat a€›rl›kl›, S›rp a€›rl›kl›, S›rp ve H›rvat otoritesinin güçlü oldu€u bir devlet de€il, Bosna-Hersek Müslümanlar›n›n otoritesinin güçlü oldu€u bir devlet olmas› laz›md›r. E€er, Bosna-Hersek Müslümanlar›n›n otoritesinin güçsüz oldu€u veya olmad›€› bir yap› Balkanlara getirilecek olursa, yine kan akacakt›r, yine savafllar durmayacakt›r.

De€erli arkadafllar, H›rvatlar sald›rd›lar, Bosna-Hersek Müslümanlar› rahat bir nefes ald›. fiimdi, yeni planlar araflt›r›l›yor; bu, bizi aldatmas›n.

                   (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Tamamlay›n efendim.

MUSTAFA BAfi (Devamla) – Bak›n›z, 1974'te, K›br›s'ta Rumlar harekât yapt›€› zaman, Türkiye'de iki görüfl vard›. Bir görüfl diyordu ki: "‹ngiltere'ye gidelim, Bat› ile birlikte hareket edelim." Bir görüfl de diyordu ki: "Zaman kaybetmeyelim, derhal müdahele edelim; aksi halde, Rumlar yerleflti€i takdirde, bir daha onlar› ç›karamay›z." 20 Temmuzda, sabah saat 04.00'te müdahele edildi; akflam 21.00'de, Birleflmifl Milletler ateflkes karar› ald›. Türkiye'de, yine, ço€unlukla "Birleflmifl Milletlerin karar›na uyal›m" deniliyordu; ama, millî görüfl diyordu ki: "Hay›r; Genelkurmay›n istedi€i noktalara ulafl›lmad›ktan sonra atefl kesemeyiz." Atefl kesmedik ve biz, silah›m›zla orada hudutlar› çizdik. fiimdi, yirmi senedir, arkam›zdan Birleflmifl Milletler dolafl›yor, çözüm ar›yor. Biz, o gün de, K›br›s için ba€›ms›zl›k dedik; ama, herkes federasyon dedi; yirmi y›l sonra, flimdi, herkes ba€›ms›zl›k diyor. Demek ki, politikalar›m›z› millî yapmam›z gerekiyor. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Onun için, K›br›s deneyimini geçirmifl bir millet olarak, Bosna-Hersek meselesinde, iktidarlar›n dört y›l zaman kaybetmesi son derece yanl›flt›r.

fiimdi, bir ad›m at›ld›. Bu hafta, Ankara'da, Askerî E€itim Teknik ve Bilimsel ‹flbirli€i Antlaflmas› imzaland›; teflekkür ediyoruz, tebrik ediyoruz; ama, bu, çok küçük bir ad›md›r. Neden Savunma iflbirli€i Antlaflmas› dört y›ldan beri imzalanmad›; neden Arnavutluk'la Savunma ‹flbirli€i Antlaflmas› imzalanmad›; neden Kosova'n›n ba€›ms›zl›€› befl y›ldan beri tan›nmad›?.. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

‹flte, flimdi, Krajina'dan kaçan S›rplar, 120 bin S›rp, Bosna-Hersek topraklar›na ve Kosova'ya yerlefltiriliyor. Dün haber ald›m, 20 bini Kosova'ya yerlefltirilmifl. Say›n Ecevit'in dedi€i gibi yüzde 80'i de€il, Kosova'da, yüzde 92'si Arnavut olan nüfusun, yüzde 94'ü Müslümand›r ve Kosova'da yüzde 94'ü Müslüman olan yerler, S›rplarla suland›r›l›yor. fiayet, Kosova'da bir hareket bafllarsa, Mitroviça, Prifltine, Prizren, Gostivar, K›rçova, Manast›r ve arkas›ndan Üsküp ve hatta, arkas›ndan -flimdi söylüyoruz- Makedonya ve arkas›ndan ‹stanbul, Türkiye... Biz, "bunlar›n Bizans› ihya etme emeli var" dedi€imiz zaman "nas›l olacak da, nüfusu ‹stanbul'dan bile az, 8 milyonluk Yunanistan, Bizans› ihya edecek" deniliyordu. ‹flte, flimdi, Say›n Ecevit de burada, Bosna-Hersek meselesinde, ‹stanbul'u savunduklar›n› söylüyor. Evet, Türkiye'nin, ürkek d›fl politikadan aktif d›fl politikaya geçmesi laz›m. Ne zaman ki, bu Hükümet, "Türkiye'nin savunma hatt› Bosna'dan bafllar" derse, o zaman Bosna'n›n meseleleri çözülmeye bafllar. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Bunu diyebilme cesaretini göstermemiz laz›m; bunu demek mecburiyetimiz vard›r; aksi halde, oray› savunuyorlar deriz.

Bak›n›z, Osmanl›, ‹stanbul'u fethetmeden önce Kosova'y› fethetti. Dikkat edin; Kosova'n›n ne kadar stratejik bir yer oldu€unu söylüyorum. ‹stanbul'u fethetmeden önce Kosova'y› fethetti; sonra ‹stanbul fetholundu. Kosova düflerse, bütün bunlar, ‹stanbul'un önündedir. Biz, sadece, bu meseleye sahip ç›kmakla, akrabalar›m›z›n, Müslüman kardefllerimizin ve insanl›k görevi olarak Bosna'daki mazlumlar›n meselesine sahip ç›km›fl de€iliz. E€er ‹stanbul'u seviyorsak, e€er Türkiye'yi seviyorsak, bu meseleyi, kendi meselemiz bilmemiz laz›m, kendimizi birinci derecede sorumlu görmemiz laz›m, kendimizi birinci derecede mesul görmemiz laz›m ve derhal, yar›n sabahtan itibaren, bu Hükümetin, ambargoyu tan›mad›€›n› aç›klamas› laz›m, silah göndermeye bafllamas› laz›m. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Silah gönderilmedi€i ve ambargoyu tan›mad›€›n› aç›klamad›€› sürece, burada, hâlâ Clinton'un plan›n›, Bat› Temas Grubunun plan›n›, hayhuyla, hikâyeyle, onu bunu konuflmakla, pasif politikayla vakit kaybederiz; Bosna da düfler, sonra, onun mezar tafl›na bakar, a€›t yakar›z. Onun için, Hükümete mesuliyetini hat›rlat›yoruz.

Biraz sonra Do€ru Yol Partisi Grup Sözcüsü ç›kacak, diyecek ki "Efendim, Baflbakan›m›z, D›fliflleri Bakan›m›z Kafkaslardad›r, Türkî Cumhuriyetlerde geziyor. Niye geziyor; oralara sahip olmam›z laz›m." Burada söylüyorum; flayet, Bosna-Hersek ve Balkanlar gibi hayatî bir mesele, burada konuflulurken, Baflbakan burada otursayd›, Kafkaslar da daha çok referans edinirdi, daha çok itibar› artard›. Burada oturmamas›, oralarda gezmesi, Türkiye'nin itibar›n› art›rmaz, düflürür. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Yüce Meclis ayn› görüfltedir, bütün siyasî partiler, bütün Parlamento hepimiz, hep birlikte, Bosna'y›, elimiz, kolumuz, gözümüz, kalbimiz olarak görüyoruz; ama, Parlamentonun sesine Hükümet kulak versin, bu yay›mlad›€›m›z tebli€ler bir ifle yaras›n; aksi halde, burada Bosna'y› daha çok konufluruz!

Cenab-› Hak'tan Bosna'daki kardefllerime zafer diliyorum. Onlar›n hepsi yurtlar›n› savunacak aslanlar gibidir, Bedr'in aslanlar› gibidir. Bosna-Hersek'le anlaflma yapt›k; askerî e€itim ve teknik konularda. Onlar›n hepsi dört y›ldan beri cephede e€itilmektedir; halk, asker, cephede e€itilir. Onlar "gelin, burada savafl›n" demiyorlar; onlar "gelin, burada ölün" demiyorlar; onlar "bize un gönderin, tok karn›na ölelim" de demiyorlar, bizden tek fley istiyorlar; silah istiyorlar. Veriyor musunuz, vermiyor musunuz; bunu, ç›k›n, burada söyleyin; bunu, burada ilan edin; öyle planlarla, göstermelik fleylerle bu milleti oyalamay›n. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Hepinizi sayg›yla selaml›yorum, hepinizi Allah'a emanet ediyorum. (RP ve ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Bafl.

Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na, Say›n Sait Kemal Mimaro€lu; buyurun efendim.

Süreniz 20 dakikad›r.

DYP GRUBU ADINA SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Ankara) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Bosna-Hersek'le ilgili olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ittifakla kabul etti€i genel görüflme konusunda, Do€ru Yol Partisinin görüfllerini ifade etmek amac›yla huzurunuzday›m; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Say›n Baflkan, görüflmelerin bafl›ndan beri, söz alan bütün arkadafllar›m, son derece de€erli tespitlerde bulundular ve bu, ulusal meselede, ulusumuzun, halk›m›z›n hassasiyetini dile getirdiler; böylece, Türk kamuoyunu da simgelemifl oldular. Arkadafllar›m, konuyu, bütün teferruat›yla iflledikleri için, ben, meseleyi, baflka aç›lardan ele al›p fikirlerimizi arz etmek istiyorum.

De€erli arkadafllar, bunu, dünya kamuoyunun bilmesini isteriz, Türkiye'nin Balkanlarda sözü vard›r; Türkiye'nin Balkanlarda görevi vard›r; Türkiye'nin Balkanlarda misyonu vard›r. Bu misyon, tarihî misyondur; bu misyon, kültürel misyondur ve herkes bilsin, bu misyon siyasî ve ekonomik misyondur. Siyasî misyondur; çünkü, Balkanlardaki bir savafl, birinci derecede Türkiye'yi ilgilendirir. Bu itibarla, Türkiye, Balkanlarda, söz sahibi bir devletin ad›d›r. Bugün, Bosna-Hersek meselesinin tart›fl›lmas› da bunu gösteren çok aç›k bir kan›tt›r. Hatta, hiç yeri yokken söyleyeyim, Türkiye Ortado€u'da da ayn› konumdad›r; bunu herkesin bilmesinde yarar vard›r.

fiABAN BAYRAK (Kayseri) – Lafla olmuyor, lafla!..

KEMALETT‹N GÖKTAfi (Trabzon) – Tafleron Türkiye!..

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – Gayet aç›k, Türkiye, Avrupa'n›n bir parças›d›r; ama, Ortado€u'da da Balkanlarda da ciddî söz sahibi bir devlettir. Türkiye'yi bertaraf ederek, Balkanlarda ve Ortado€u'da çözüm bulamazs›n›z; kimse aramas›n; bunu, dünya kamuoyuna söylüyorum.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – S›rplar da Avrupal›, S›rplarda!..

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – De€erli arkadafllar›m, d›fl politikada, tabiî, halka ra€men, d›fl politika yap›lmaz. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin tümü, bunun fark›ndad›r; ama, popülist d›fl politika, son derece tehlikeli bir ifltir; fevkalade tehlikeli bir ifltir; d›fl politika, uluslararas› konteksti dikkate alan gerçekçi kararlar›n ad›d›r.

De€erli arkadafllar, izin verirseniz, bu meseleyi müzakere etti€imiz günden bugüne kadar bölgede cerayan eden olaylar›, gayet objektif, halk›m›za bilgi sunucu, Hükümetimizine baz› hususlar› hat›rlat›c› mahiyette, çok k›sa olarak baz› tahliller yapmak istiyorum.

Bir kere, dünya kamuoyunun bildi€i bir olay, bugünlerde çok daha ortaya ç›km›flt›r, Bosna-Hersek olay›n›n insanî boyutlar›ndan birisi ortaya ç›km›flt›r: Savafl›n bafllang›c›ndan bugüne kadar Bat› Avrupa'ya -Türkiye de dahil- 735 bin kifli göç etmifltir, savafl s›€›nmac›s› olarak gelmifltir. Srebrenica ve Zepa'n›n iflgalinden sonra, 185 bin kifli ülkeyi terk etmifl, s›€›nma yeri aram›flt›r. Bunlar›n 350 bini Almanya'ya s›€›nm›flt›r, önemli bir k›sm› Türkiye'ye s›€›nm›flt›r, Türkiye bunlara kap› açm›flt›r; ama, flimdi sorulan soru flu: Bu üçbuçuk y›l içinde s›€›nmac›lara dünyan›n harcad›€› para 8 milyar dolard›r; bu s›€›nmac›lar›n yaratt›€› sosyoekonomik problemler ayr› bir yana. Bunu flunun için...

MUSTAFA BAfi (‹stanbul) – S›€›nmac› de€il, muhacir!

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – Göç (exodus), göç... "S›€›nmac›" onlar›, s›€›nmaya icbar edenleri lanetlemek için kulland›€›m, mahsus bir terimdir.

Tabiî, flunu söylüyorum, bundan ne sonuç ç›kar? Bundan flu sonuç ç›kar: Bu göçlerin, dünyay›, bu meseleye bir an önce bar›flç› bir çözüm bulmaya zorlad›€›n› söylemek istiyorum. Gördü€ümüz bütün bu giriflimlerin arkas›nda bunlar vard›r.

Bu insanî yöne de€indikten sonra -arkadafllar›m belirttiler, tekrar etmek istemiyorum- Temmuz 23'ten bugüne kadar cereyan eden olaylar hakk›nda k›saca tahlilî baz› bilgiler sunmak istiyorum.

Sözlerimin bafllang›c›nda flunu söyleyeyim, temel tahlillerde Say›n Ecevit'le bir mutabakat içindeyiz. Benim de, Do€ru Yol Partisi olarak bizim de ciddî endiflelerimiz vard›r; bu endifleleri dile getirmek istiyorum. Eminim ki, Hükümetimiz, bu endiflelerin bilinciyle son derece teyakkuzla hareket etmektedir. Malum, H›rvatistan çok k›sa bir zaman içinde Krajina'y› ele geçirdi ve üçbuçuk y›ld›r kaybetti€i topraklar›n›n yüzde 17 sini yeniden geri ald›. Muhammed fiakirbey'in terimiyle "böylece, dünün ma€dur devleti, bugün, bir tehdit haline geldi." Bu terim benim de€ildir, Bosna-Hersek D›fliflleri Bakan› Muhammed fiakirbey'in terimidir; "dünün istilaya u€ram›fl devleti, bugün, bir tehdit haline geldi" diyor.

Tabiî, dostumuz Baflkan Tudjman hakk›nda fazla bir yorumda bulunmak istemiyorum; çünkü, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin amac›, H›rvatistan ve Bosna-Hersek federasyonunu desteklemektir. Türkiye, selameti burada bulmaktad›r. Yaln›z, çok endifle ederim ki, bu k›sa zamanl› zafer, Tudjman'› baflka heveslere kapt›rm›fl olabilir. Bu Devlet Baflkan›na bütün sayg›m›z› koruyarak flunu söylüyorum: Türkiye, Say›n Tudjman'›n, Tito'nun bir genç generali oldu€unu, en genç generallerinden biri oldu€unu ve fanatik bir H›rvat milliyetçisi olarak hareket etti€ini bilir. Hatta -bizim terimimiz de€il, onun için kullan›yorum; ama, herkes bilsin- Ekonomist Dergisi son say›s›nda, Tudjman'›n resminin alt›na "Napolyon Tudjman" terimini yap›flt›r›yor. Bu, endifle verici bir olayd›r. Düflünülebilir ki, H›rvatistan, federasyon fikrine eskisi kadar s›cak bakmamaktad›r.

Bu son yirmi günlük savafl›n do€urdu€u, son derece endifle verici bir durum daha vard›r. Bosna-Hersek'i yak›ndan bilenler, orada, kültürlerin, ›rklar›n ve dinlerin birbirleriyle nas›l ayr› ayr› cepler halinde yaflad›klar›n› çok iyi görmüfllerdir ve bu cepleri Osmanl› ‹mparatorlu€u, nizas›z, ihtilafs›z yönetmeye devam edebilmifltir. Bugün, bu savafllardan sonra bu cepler boflal›yor, Müslümanlar Müslüman bölgelerini terk ediyor, H›ristiyanlar baflka yere koyuyor ve yeni bir strüktür do€uyor. Bu yeni strüktür, ayn› ›rklar› beraberlefltiren bir strüktür haline geliyor. Bu, fanatik milliyetçileri, ›rk üzerine kurulu bir devlete do€ru itiyor, fevkalade tehlikeli bir geliflmedir -›rka dayal› ayr› iki devlet, H›rvatistan ve S›rbistan- çünkü, cepler boflalm›fl ve boflalt›l›yor; 185 bin kifli bir hafta içinde tehcire mahkûm ediliyor.

Bu vesileyle, bir hususu bildirmek istiyorum: 1992 y›l›nda, Birleflmifl Milletler Bosna-Hersek'i yeni tan›m›flt›. Bir ‹spanyol gazetecisi, Avrupa Konseyinde, bir ‹spanyol parlamenterine flöyle bir soru sordu: "Birleflmifl Milletler, Bosna-Hersek'i tan›m›flt›r. Avrupa'n›n ortas›nda Müslüman bir devlete nas›l müsaade edeceksiniz?!" ‹flte, korku buradad›r. fiu anda, bir ›rka dayal› devletler manzumesi ortaya ç›k›yor. Korkulan fludur ki, iki ›rka dayal› iki ülke kurulsun ve Bosna-Hersek, bir tampon devlet olarak ortaya ç›ks›n. Bu, ciddî bir endifle kayna€›d›r.

Internationale'in baflmakale yazarlar›ndan ve Beyaz Saray'a çok yak›n olan William Pfaff, gazetenin 10 a€ustos tarihli nüshas›nda flunu söylüyor: "Mesele Bosna-Hersek'in bölünüp bölünmeyece€i de€ildir; mesele, Bosna-Hersek'in nas›l bölünece€idir."

Amerika D›fliflleri Bakanl›€›n›n bir yetkilisi "Boflnaklar, temennilerine göre bir bölünmeyi de€il, askerî gerçeklere dayal› bir bölünmeyi kabule mecburdurlar" diyor. Ciddî bir olayd›r bu, fevkalade ciddî bir olayd›r. Tekrarl›yorum: "Boflnaklar, temennilerine uygun bir bölünmeyi de€il, askerî gerçeklerin kabul ettirdi€i bir bölünmeyi kabul etmelidirler" diyor. Bu, fevkalade ciddîdir.

‹yi geliflmeler yok mu? Var. fiimdi tekrar bunlar›n tahliline gelece€im ve toparlayaca€›m.

H›rvatlar›n kendi topraklar›na hâkim olmas› suretiyle, Bihaç'ta bir hâkimiyet do€mufltur, bir rahatl›k do€mufltur ve Boflnaklar›n dünya tarihine geçecek destanlar› büyümektedir; büyümektedir ama, imkânlar› fevkalade s›n›rl›d›r.

Amerika Birleflik Devletlerinin meseleye yaklafl›m›na geliyorum. fiu anlafl›lm›flt›r  -geçen toplant›da bunlar› görüfltük, bunlar› tekrar etmiyorum- Birleflmifl Milletlerin iflas›ndan, Avrupa Birli€inin aczinin ortaya ç›kmas›ndan, dünyan›n meseleye seyirci kalmas›ndan sonra, Amerika, flimdi, bir plan›n peflindedir. Bu plan hakk›nda türlü bilgiler vard›r; birk›sm›na göre, bu, bir plan de€ildir, bu, bir fikirler dizisidir. Amerika, bir fikirler dizisi üretiyor, bunu müttefikleriyle gerçek haline getirmek istiyor. Do€rusunu isterseniz, Amerika'n›n böyle bir plana öncülük etmesi çok iyidir, çok yararl›d›r; fakat, benim de, uluslararas› hukukta hangi müeyyideyle bu plan› gerçeklefltirilebilir, bu konuda ciddî endiflelerim var; biraz sonra tekrar gelece€im.

Bir husus daha var: Kosova'da, ciddî olaylar cereyan ediyor. S›rp mülteciler Kosova'ya yerlefltiriliyor; Kosova, S›rplaflt›r›lmak isteniyor. Uyar›yoruz, Kosova'n›n S›rplaflt›r›lmas›na, müsaade ve müsamaha edilirse, toptan bir Balkanizasyon bafllar; Arnavutluk, Makedonya ve bütün Balkanlar›n yang›na girmesi ihtimali vard›r. Ciddî bir kar›flt›rmad›r bu. Bu konuda, H›rvatlar, S›rplar ve Bat›l› güçleri uyarmak mecburiyeti vard›r.

Ruslar›n, ayr› bir kar›flt›rmas› vard›r, Ruslar›n, bitmez tükenmez bir kar›flt›rmas› vard›r. Aziz müttefiklerimize hat›rlatmak istiyorum: Art›k, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birli€i yok; Rusya var ve ciddî sorunlar› olan Rusya var. Rusya ne kadar Balkanlarla ilgiliyse, Türkiye ne kadar Türkî Cumhuriyetleriyle ilgiliyse, hiçbir surette Rusya'n›n oralarla ilgisi daha fazla olamaz.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Tarafl›... S›rpç›...

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – Rusya'n›n, Miloseviç ve Tudjman aras›nda yapmaya teflebbüs etti€i; ama, baflaramad›€› toplant›, bir kötü niyetin, bir ciddî durumun vahametini ortaya ç›karmaktad›r. Tamamen, bafl›ndan itibaren, bir tarafa yönelik bir niyeti dile getirmektedir. Bereket versin ki, Tudjman, buna, kat›lmamak gibi bir basiret göstermifltir.

Korkulan fludur: Irka dayal› devletler kurmaya yönelik birtak›m giriflimler vard›r. Umar›m ve temenni ederim ki, Amerikan plan› bu görüfllere yer veren bir plan niteli€inde olmamal›d›r. E€er, böyle ise, hiç flüphe yok, Türkiye, bunu reddetmifltir ve reddedecektir. Herkesin flunu bilmesinde yarar var: Türkiye, iflin bafl›ndan beri, çok kültürlü, çok ›rkl› ve çok dine dayal› bir Bosna–Hersek istemektedir. Türkiye, rasist her görüfle karfl›d›r. Türkiye, saf dinci teokratik her görüfle karfl›d›r. Bu itibarla, Bat›'n›n bu tip giriflimleri, ya da arkaniyetleri varsa, bunlar›n mutlaka durmas› laz›md›r. Bu endifleler, gayet tabiî, bu genel görüflmede, bizim Do€ru Yol Partisi olarak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak –çünkü, bütün arkadafllar›m ayn› paralelde ve son derece de€erli fleyler söylediler– Türk Milletine bu konudaki bilgileri arz etmek ve dünya kamuoyuna da duyurmak içindir.

Türkiye, bu görüflünden taviz veremez; anlafl›lan flu, flunu çok iyi görüyorum: –Say›n Dinçerler, baflka türlü ifade etti- Dole plan›yla Amerikan plan› aras›nda, yani Baflkan Clinton plan› aras›nda bir farkl›l›k var; bu, ortada. Tabiî, de€erlendirmek bize düflmez; ama, biz, tabiî, ambargonun kald›r›lmas›n› isteyen, ambargoyu haks›z bulan bir ülke olarak, Dole plan›n›n daha gerçekçi oldu€unu düflünüyoruz; fakat, Clinton'un...

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Toparlay›n efendim; buyurun.

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – Teflekkür ederim.

...Lake kanal›yla müttefiklerine sunmak istedi€i ya da müzakeresine açmak istedi€i plan, Dole plan›ndan farkl› görünüyor. Asl›nda, Bat›, bir karar vermifltir. Bat› -tekrar ediyorum- Amerika'n›n dünya kamuoyuna bir planla ç›km›fl olmas›n› memnuniyetle karfl›l›yor, gayet aç›k. Yaln›z, burada, bir konu fevkalade önem tafl›yor. Bat›, bu olaya, toplu bir güçle girmek istemiyor; bunu, müzakereler yoluyla çözmek istiyor; oysa, topraklar›n›n çok büyük bir k›sm› iflgal edilmifl bir devleti kurtarman›n yolunda müzakere yoktur; çünkü, müzakere masas›na askerî sonuçlar gelir politikada. O itibarla, Bat›'n›n bu plan›nda endifle verici durum fludur: Bat›, meseleye kar›flmadan, ambargoyu da sürdürerek, bir nevi, taraflar› ikna yoluyla, kolayc› çözümler ar›yor. Bu kolayc› çözümlerin rasist çözümler olmas›ndan endifle ederim, ›rkç› çözümler olmas›ndan endifle ederim, kolay çözümlerdir bunlar. Bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti böyle bir çözüme "evet" demez. (DYP s›ralar›ndan "Bravo sesleri" alk›fllar)

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Gönensay, diyor...

SA‹T KEMAL M‹MARO⁄LU (Devamla) – Bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti "evet" demeyecektir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi taraf›ndan destek görecektir. Bu bak›mdan, herkes, Türk kamuoyu flundan emin olmal›d›r ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, Bosna'n›n gerçekleri içinde ve 1992'de tan›nan s›n›rlar içinde, elinden gelen çabay› gösterecek ve çok ›rkl›, çok dinli, çok kültürlü bir Bosna-Hersek'in kurulmas› için elinden geleni yapacakt›r.

Hepinizi sayg›yla selaml›yorum. (DYP ve CHP s›ralar›ndan alk›fllar)

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Yüre€imize su serpildi hoca, sa€ ol.

BAfiKAN – Teflekkür ederim, Say›n Mimaro€lu.

Say›n Hükümet, bu aflamada söz istiyor musunuz?

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Evet efendim.

BAfiKAN – Hükümet ad›na, D›fliflleri Bakan› Vekili ve Devlet Bakan› Say›n Algan Hacalo€lu;  buyurun efendim.

Say›n milletvekilleri, çal›flma süremizin bitmesine çok az zaman kalm›flt›r; o nedenle, genel görüflmenin bitimine kadar sürenin uzat›lmas›n› oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Buyurun Say›n Bakan; süreniz 20 dakikad›r.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; 19 Temmuz 1995 günü ön görüflmelerini yapm›fl olup, bugün genel görüflmesini yapmak üzere bir araya geldi€imiz ve çok de€erli düflünce, görüfl ve tahlillerini Hükümet olarak saptam›fl bulundu€umuz, tüm grup sözcülerine ve önerge ad›na söz alm›fl olan tüm milletvekillerine Hükümet ad›na teflekkür ederek, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Bosna-Hersek'te, üçbuçuk y›ld›r sürmekte olan dram›n son safhas›n›, son aylardaki trajik geliflmesini yakinen biliyoruz. 19 Temmuzdan günümüze Bosna-Hersek'te artarak devam eden dram›n, hepimizi kayg›ya sevk etti€ini ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin, bugün, çok yap›c›, çok yönlendirici, insanlar›m›z›n ortak duygular›na tercüman olan tahlillerinin temelini oluflturdu€unu belirtmek istiyorum.

Birleflmifl Milletlerce güvenlik bölgeleri olarak saptanm›fl olan Srebrenica ve Zepa Bölgelerinin, Bosnal› S›rplar taraf›ndan sald›r›yla, güçle boflalt›lmas› ve Müslüman Boflnaklar üzerinde jenosit boyutlu katliamla yaratt›klar› kriz, hepimizi, konu üzerinde tekrar düflünmeye sevk etmifltir.

Bu kentlerin Bosnal› S›rplar›n eline geçmesiyle ortaya ç›kan, yo€un, yeni mülteci sorunu ve evlerini terk edip, Tuzla'ya, Zenica'ya ve di€er bölgelere kaçmak zorunda kalanlar, kaçarak hayatlar›n› kurtarabilenler, kaçamay›p da toplu mezarlara gömülme talihsizli€ine u€rayanlar ve orada yayg›n boyutlu insan haklar› ihlalleri karfl›s›nda, baflta bu bölgelerde güvenli€i tesis etmekle sorumlu olan Birleflmifl Milletlerin ve di€er uluslararas› kurumlar›n tepkisiz, etkisiz ve suskun kalmalar›n› anlamakta Hükümet olarak zorluk çekti€imizi, burada kay›tlara geçirmek istiyorum.

Sald›rgan S›rplar›n, uluslararas› hukuk kurallar›n› ve Birleflmifl Milletlerin güvenlik kararlar›n› hiçe sayarak gerçeklefltirdikleri bu sald›rganl›k, soyk›r›m boyutlu bu katliam ve etnik temizlik hareketleri karfl›s›nda Birleflmifl Milletler Bar›fl Gücünün de çaresiz kalm›fl olmas›, do€ald›r ki, Birleflmifl Milletlerin, örgüt olarak itibar›n›n ve etkinli€inin azalmas›na yeni bir ortam yaratm›fl, yeni bir konum getirmifltir.

Bu geliflmeler -burada, muhtelif milletvekili arkadafllar›m taraf›ndan da belirtildi€i gibi, alt›n› çizerek ben de vurgulamak istiyorum- ‹kinci Dünya Savafl›ndan bugüne kadar Avrupa'da yaflanan en yayg›n, en derin insan haklar› ihlali olaylar›d›r. Bu olaylar, insanl›€›n, Bat› medeniyetinin yüzkaras› olarak tarihe geçecektir.

Bu olaylar karfl›s›nda Bat›l› NGO'lar›n, sivil toplum örgütlerinin, insan haklar› konusunda duyarl›l›klar›n› her aflamada afl›r› bir tav›r ve etkinlikle ortaya koyan Avrupa ülkelerinin bu konularda harekete geçmemelerini, bu konularda etkin tav›rlar almamalar›n›, gerek Avrupa'da gerek bölgede, bar›fl›n, hoflgörünün ve insanl›€›n huzur ve yard›mlaflma içinde esenli€i için çok ciddî bir kayg› konusu ve sorun alan› olarak saptad›€›m›z› belirtmek istiyorum.

Savunmas›z kad›n, çocuk ve yafll›lar›n, acil insanî yard›m iste€ine, ihtiyac›na yönelik tepki koymayan, onlar›n ihtiyaçlar›na yönelik tedbirler almayan, onlar›n yard›mlar›na koflmayan, onlar›n yaflam, bar›nma, sa€l›k gibi çok temel insan haklar› gereksinimlerine el uzatmayan uluslararas› camian›n, ileride bu eksikli€in hesab›n› vermekte oldukça zorlanaca€›n› da belirtmek istiyorum.

Bir sözcü arkadafl›m›n da belirtti€i gibi, Birleflmifl Milletler Bosna-Hersek ‹nsan Haklar› Raportörü Tadeusz Mazowiecki'nin haz›rlam›fl oldu€u 14 rapordan sonra, özellikle Zepa'daki oluflumdan sonra istifas›n› vererek, istifas›n› dünya kamuoyuna sunarak, olaylar› telin ederek ortaya koydu€u tav›r da, Bat› Avrupa'n›n bu konudaki ikili tavr›n›n bir göstergesi olarak dünya tarihi zab›tlar›na geçmifltir.

De€erli arkadafllar›m, Bosnal› S›rplar›n, Birleflmifl Milletlerce ilan edilmifl olan güvenlikli bölgelerde soyk›r›ma yönelik olarak, uluslararas› hukuk kurallar›n›, ilkelerini ve ilgili Birleflmifl Milletler kararlar›n› hiçe sayarak sürdürdü€ü sald›rgan tavr›n, hiçbir flekilde, bölgede bar›fla yönelik bir tav›r olmad›€›, dahas›, Bosnal› S›rplar›n bar›fltan yana bir tav›r içinde olmad›klar›, öyle bir niyetleri olmad›€›, bu olaylarla bir defa daha kan›tlanm›flt›r.

Hükümetimiz, 19 Temmuzda, Büyük Millet Meclisimizin oybirli€iyle alm›fl oldu€u tarihî karar çerçevesinde, politikalar›n› oluflturmay›, do€al olarak, bir görev bilmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisinin -burada, Say›n Soysal’›n da k›saca özetlemifl oldu€u- kararlar›n›n temel çerçevesinin, Bosna-Hersek’te izledi€imiz ve izleyecek oldu€umuz politikalar›m›z›n temel ekseni olaca€›n›, burada özenle ve dikkatle belirtmek istiyorum.

Bu konuda neler yap›ld›; bu aflamada, 19 Temmuzdan günümüze de€in oluflan olaylar› k›saca vurgulayarak ve özetleyerek bilginize sunmak istiyorum. Bosna-Hersek’te, Bosnal› S›rplar›n, güvenlikli bölge olan Srebrenica’ya yönelik sald›r›lar›n› bafllatmalar› üzerine, Türkiye, ikili ve uluslararas› düzeyde çeflitli giriflimlerde bulunmufl, bu çerçevede, Say›n Cumhurbaflkan›m›z, Bosna-Hersek ve H›rvatistan Cumhurbaflkanlar›n›, geliflmeleri ele almak amac›yla, Türkiye’de üçlü bir toplant›ya ça€›rm›flt›r, davet etmifltir; ayr›ca, Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi üyeleriyle ‹slam Konferans› Örgütünün önde gelen üyelerinin liderlerine birer mesaj göndererek, S›rp sald›rganl›€›n›n durdurulmas› ve bölgedeki insanl›k dram›na son verilmesi için, uluslararas› camian›n süratle harekete geçirilmesi ça€r›s›nda bulunmufltur.

Di€er taraftan, hemen hemen eflzamanl› olarak, Baflbakan Yard›mc›s› ve Devlet Bakan› Say›n Hikmet Çetin de, Birleflmifl Milletler ve NATO Genel Sekreterlerine, benzeri çerçevede mesajlar göndermifl; NATO'nun, acilen duruma müdahale etmesi için talepte bulunmufl ve ilaveten, NATO Daimi Temsilcili€imiz kanal›yla NATO nezdinde giriflimde bulunarak, NATO Bakanlar Konseyinin konuyla ilgili olarak acilen toplanmas› ça€r›s›nda bulunmufltur.

Say›n Cumhurbaflkan›m›z, Bosna'daki durumu, Bosna-Hersek Cumhurbaflkan› ve H›rvatistan Cumhurbaflkan›yla ayr› ayr› görüflmek üzere, bilindi€i gibi, Bosna'ya gitmifl ve gerek Bosna'da ‹zzetbegoviç ile gerekse H›rvatistan Cumhurbaflkan› Say›n Tudjman ile Brioni'de, H›rvatistan'da görüflerek, son günlerde, son haftalarda, Bosna-Hersek'teki ve bölgedeki olumlu geliflmelerin zeminini, çerçevesini oluflturacak görüflmeler yapm›fl, telkinlerde bulunmufl ve Bosna-Hersek sorununa yönelik ülkemizin kararl› tavr›n› taraflara iletmifl ve sürdürmüfltür.

Bosna-Hersek'teki güvenlikli bölgelere yönelik olarak sürdürülen sald›r›lara ve masum Müslüman Boflnak halk›n›n maruz b›rak›ld›€› soyk›r›ma son verilmesi amac›yla, taraf›m›zca yürütülen giriflimler çerçevesinde, D›fliflleri Bakan›m›z Say›n Erdal ‹nönü de, bilindi€i gibi, Bat›l› Beflli Bosna Temas Grubu çerçevesindeki toplant›ya kat›lm›fl; o toplant›da, Bosna'daki Birleflmifl Milletler Bar›fl Gücüne katk›da bulunan di€er baz› ülkelerin d›fliflleri ve savunma bakanlar›n›n da ifltirakiyle yap›lan geniflletilmifl Bat› temas grubu toplant›s›nda, Millî Savunma Bakan›m›z Say›n Mehmet Gölhan birlikteli€indeki görüflmelerde, Türkiye, ilk defa, beflli temas grubuyla birlikte olmufltur.

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Birli€i olanlar›n hepsi gitti oraya.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Burada, güvenlikli bölgelerin S›rplar›n eline geçti€i ve Zepa ve Bihaç'a yönelik  sald›r›lar›n da ivme kazand›€› bir s›rada düzenlenen Londra toplant›s›nda, sadece Gorazde  ve  Saraybosna'n›n konumuna yönelik duyarl›l›€›n oluflmas›n› bir eksiklik olarak saptam›fl olmam›za karfl›n, yap›lan görüflmeleri, sonraki geliflmelerde olumlu geliflmelere zemin haz›rlayan görüflmeler olarak de€erlendirdi€imizi belirtmek istiyorum.

Ancak, özellikle o aflamada, henüz düflmemifl bulunan Zepa'ya yönelik bir kararl›l›€›n ortaya konmam›fl olmas›, muhtemelen Bosnal› S›rplar›n, Gorazde yerine Zepa'ya bask›lar›n› art›rarak oradaki jenosit oluflumunun, belki de bir anlamda zemini oluflmufl ve ne yaz›k ki, o aflamada da, Birleflmifl Milletlerin güvenli€i alt›nda olan bu bölgede, Bar›fl Gücünün ve Birleflmifl Milletlerin müdahalesi olana€› ve ortam› oluflamam›flt›r.

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Göz göre göre satt›lar oray›.

‹LHAN KAYA (‹zmir) – Say›n Bakan, Hariciyeden kimse yok Genel Kurulda.

BAfiKAN – Efendim, müdahale etmeyiniz.

‹LHAN KAYA (‹zmir) – Yaln›z b›rakt›lar Say›n Bakan›...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Türkiye, Londra Konferens› kararlar›n› hayata geçirmek üzere 25-26 Temmuz ve 1 A€ustos tarihlerinde düzenlenen NATO Konseyi toplant›lar›nda da bu görüfllerini ›srarla savunmufltur.Neticede, Gorazde'nin yan›nda, Saraybosna,Tuzla ve Bihaç'ta da, buralara yap›labilecek muhtemel sald›r›lara ve tehdit kapsaml› müdahalelere yönelik olarak, bunlar›n oluflumu halinde, NATO'nun h›zla ve derhal hava müdahalesi yapmas›na yönelik planlar›n kabul edilmesi konusunda Hükümetimiz ›srarl› talepkâr olmufl ve bu kararlar›n al›nmas›nda önemli katk›s›n› ve a€›rl›€›n› koymufltur.

De€erli arkadafllar›m, Bosna'da yaflanan insanl›k dram›na son verilmesi için, uluslararas› camian›n harekete geçirilmesi konusunda çaba sarf etti€imiz bir di€er platform da, bilindi€i gibi, ‹slam Konferans› Örgütü toplant›s› ve zemini olmufltur. Burada, kurulufluna öncülük etti€imiz ve faaliyetlerine aktif olarak kat›ld›€›m›z ‹slam Konferans› Örgütü Bosna-Hersek Temas Grubu, son geliflmeleri görüflmek üzere, 21 Temmuz tarihinde Cenevre'de, d›fliflleri bakanlar› düzeyinde toplanm›flt›r.

Devlet Bakan› Say›n Onur Kumbarac›bafl› taraf›ndan ülkemizin temsil edildi€i toplant›da, Bosna'da yaflanan insanl›k dram›na bir an önce son verilmesi konusunda uluslararas› camiaya ça€r›da bulunulmufl ve ‹slam Konferans› Örgütü üyelerinin bu hususta üzerlerine düflen görevi gere€ince yapmalar› hususu önemle vurgulanm›fl; uluslararas› camian›n bu konudaki yükümlülükleri yerine getirmekte yetersiz kalmas› halinde, Birleflmifl Milletlerin ba€›ms›z bir üyesi olarak, Bosna'n›n kendini savunma hakk›n› kullanmas›na izin verilmesi için, bu ülkeye karfl› haks›z ve hukuka ayk›r› biçimde uygulanan silah ambargosunun kald›r›lmas› ve kendisini savunmas› için, bu ülkeye gerekli her türlü yard›m›n yap›lmas› ça€r›s›nda da bulunulmufltur.

Bosna'daki insanl›k dram›n› ve konunun insan haklar› boyutunu uluslararas› camian›n dikkatine sunmak için, ‹nsan Haklar›ndan Sorumlu Devlet Bakan› olarak benim de ça€r›mla, 14 ülkenin temsilcileri, Avrupa Birli€i ve ilgili kurulufllar›n kat›l›mlar›yla, 28-30 Temmuz tarihlerinde, ‹stanbul'da yap›lan toplant›da, dört temel konuda; yani, Bosnal› S›rplar›n soyk›r›m boyutlu insan haklar› ihlallerinin uluslararas› boyutta telin edilmesi, özellikle Srebrenica ve Zepa mültecilerine yönelik...

                             (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Lütfen, toplay›n Say›n Bakan.

Buyurun.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – ...insanî yard›m kanallar›n›n, Birleflmifl Milletler askerî birli€i taraf›ndan güvence alt›na al›nmas›n›n sa€lanmas›, Bosna-Hersek'in rehabilitasyonu, yeniden imar› konusunda uluslararas› düzeyde yard›m kampanyas›n›n aç›lmas› ve nihayet, Bosna-Hersek'te, Bosnal› S›rplar taraf›ndan ifllenmifl olan savafl suçlar›n›n, ilgili mahkemece, gere€ince izlenerek, bu konudaki davalar›n süratlendirilmesi ve sonuca ba€lanmas› konusunda, Bat›l› beflli Bosna temas grubu üyeleri de dahil olmak üzere, 14 ülkenin ortak karar›yla, bir duyarl›l›k, dünya kamuoyuna iletilmifltir.

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Ne büyük ifller yap›lm›fl da, haberimiz yokmufl!

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – De€erli milletvekilleri, Hükümetimiz, Bosna-Hersek'in içinde bulundu€u bu zor koflullar alt›nda, Bosna'ya yard›m elini uzatmay›, üzerine düflen görevlerin gere€ini yapmay›, benden evvel konuflan Say›n Ecevit'in de belirtti€i gibi, akrabal›k ba€lant›lar› düzeyinde iliflkili oldu€umuz, tarihsel ve kültürel ba€larla iliflkili oldu€umuz Bosna'ya karfl› bir temel görev bilmektedir.

Parlamentomuzun ald›€› kararlar içinde yer alan Bosna'ya yönelik askerî deste€imizin bir göstergesi olarak, 10 A€ustosta Ankara'da imzalanm›fl olan askerî alanda teknik, e€itim ve bilimsel iflbirli€ini öngören anlaflmay›, Parlamentomuzun geçen toplant›s›yla bugünkü aras›nda at›lm›fl çok önemli bir ad›m olarak dikkatlerinize sunmak istiyorum.

Bu arada, Bosnal› Müslüman Boflnaklara yönelik dram›n etkisini azaltmak konusunda, insanî yard›m uzant›s›nda faaliyetlerimiz devam etmifl; K›z›lay›n 7 konvoyluk yard›m›na ek olarak, 4 konvoy da bugünlerde yola ç›kar›lmak üzere haz›rlanm›fl; nispî boyutta bir maddî yard›m gerçeklefltirilmifl ve oradaki insanî yard›mlar› koordine etmek üzere, K›z›lay›n, Zenica'da bir büro açmas› konusunda tüm çal›flmalar tamamlanm›flt›r...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Henüz büro yok.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – "Tüm haz›rl›klar tamamlanm›flt›r" dedim say›n milletvekili...

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Daha aç›lmad›.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Hay›r, henüz aç›lmad›, çok yak›nda aç›lacak.

Bu arada, oradaki askerî birli€imizle, Bosnal› Mülteciler Bakan›yla ve büyükelçilerle yapt›€›m görüflmeler çerçevesinde, Zenica'da 1 Ocak 1996 tarihine kadar -özellikle flehit ailelerine ve acil durumdaki mültecilerin ihtiyaçlar›na yönelik olarak- 250 konutluk bir bar›fl köyünün kurularak, askerî birli€imiz yan›nda, o köyde de Türk Bayra€›n› oraya dikmeyi bir görev olarak bildi€imizi, bu konuda, Hükümet olarak, halk›m›z›n deste€iyle, gerekli çal›flmalara bafllad›€›m›z›, Yüce Meclisimizin dikkatine sunuyorum.

De€erli milletvekilleri, flimdi de, Bosna-Hersek'in, H›rvatistan ile iflbirli€i içinde hareket ederek Bihaç bölgesini kontrol alt›na almas› ve H›rvatistan'›n da, H›rvatistanl› S›rplar›n geçici iflgali alt›ndaki Krajina bölgesindeki topraklar›n, ülkeye yeniden entegrasyonunu sa€lamak amac›yla, baflar›yla gerçeklefltirmifl oldu€u harekât sonras›nda ortaya ç›kan durum üzerinde k›saca durmak istiyorum.

Her fleyden önce, Bosna-Hersek ile H›rvatistan'›n dayan›flma ve güç birli€i içinde hareket ederek, Bihaç bölgesinde gerçeklefltirdikleri harekât sonucu, bu bölgede bar›fl ve huzurun sa€lanm›fl olmas›n›, Hükümet olarak, büyük bir memnuniyetle karfl›lad›€›m›z› belirtiyorum.

Türkiye, Bosna-Hersek'te oldu€u gibi, H›rvatisan'daki geliflmeleri de yak›ndan izlemektedir. H›rvatistan'›n toprak bütünlü€ünün ve birli€inin korunmas› ilkelerine, taraf›m›zca, öteden beri büyük önem atfedilmektedir. H›rvatistan'›n son harekât› sonucu, onbinlerce H›rvatistan'l› S›rp mültecinin ve bunlar›n aras›nda silahl› bir grup S›rp milislerin, Bosnal› S›rplar›n kontrolü alt›ndaki Bosna-Hersek topraklar›na s›€›nm›fl olmas›n›n, Bosna'n›n nüfus yap›s›n›n, Boflnaklar aleyhine de€ifltirilmesi bak›m›ndan önemli sorunlar› içerdi€ine, benden evvel de baz› de€erli milletvekili arkadafllar›m burada de€indiler.

Hükümet olarak, bu konuyu önemle takip ediyoruz. Özellikle, S›rp milislerin, Bosnal› S›rp birliklerine kat›lmas› olas›l›€›n›n, Bosna-Hersek için potansiyel bir tehdit oluflturabilece€ini önemle dikkate almaktay›z.

Ayr›ca, H›rvatistan Hükümetinin, bölgede bar›fl ve istikrar›n yeniden tesis edilebilmesi yönündeki giriflimleri ve H›rvatistan'dan kaçan mültecilerin yurtlar›na geri dönmeleri hususunda yapt›€› ça€r›y›, bu yönde at›lm›fl olumlu ad›mlar olarak de€erlendiriyor ve tüm mültecilerin geriye dönüflleri çerçevesinde, S›rp mültecilerin de, en k›sa sürede yurtlar›na geri dönmelerinin sa€lanaca€›na inan›yoruz.

De€erli milletvekilleri, Bosna-Hersek ile H›rvatistan'›n, dayan›flma içerisinde birlikte hareket etmelerini, Hükümet olarak destekliyoruz. Bosna-Hersek'te, adil ve kal›c› bar›flç›l çözümün gerçeklefltirilmesine, böyle bir oluflumun önemli katk›lar sa€layaca€›n› düflünüyoruz. Ayn› dayan›flma arzusu içinde hareket eden Bosna-Hersek'teki Boflnak ve Bosnal› H›rvat toplumlar›, bugün, Bosna-Hersek'te bir federasyonu hayata geçirmeyi baflarm›fllard›r. Hükümetimiz de, Türkiye olarak, kurulmas›na önemli katk›larda bulundu€u bu federasyonun güçlendirilmesine, Bosna-Hersek'te ve bölgede, adil ve kal›c› bar›fl›n sa€lanmas›na ciddî katk›larda bulunacakt›r. Bosnal› S›rplar›n da, bar›fl koflullar›nda, ileride, kat›l›m›na aç›k bulunan bu federasyonun, Bosna'n›n üç temel unusurunu oluflturan, Müslüman Boflnak, Bosnal› S›rp ve Bosnal› H›rvatlar›n federasyon çat›s› alt›nda, bar›fl ve huzur içinde bir arada yaflamalar›na olanak sa€lanmas›n› dilemekteyiz. Bizim izleyece€imiz politikalar, böyle bir birlikteli€in kal›c› olarak tesisini amaçlamaktad›r. fiimdilik, böylesine zor görünen bir oluflumun, Bosna'n›n, insan haklar›na sayg›l›, demokrasi ve karfl›l›kl› hoflgörü ilkelerine dayal›, çok kültürlü, çok dinli ve çok etnili yap›s›n›n, as›rlardan beri oldu€u gibi, bundan böyle de idame ettirilmesine katk›da bulunaca€›na içtenlikle inanmaktay›z.

Burada dile getirildi ve Hükümete atfen, soru olarak iletildi; bilindi€i gibi, 13 A€ustos günü, yani dün, Baflkan Clinton'›n dan›flman› Anthony Lake baflkanl›€›nda bir heyet, di€er ülkelere oldu€u gibi, ülkemize de bir ziyarette bulundu. Say›n Baflbakan›m›z›n ve Say›n D›fliflleri Bakan›m›z›n, ülkemiz ad›na karfl›l›kl› görüfl teatisinde bulundu€u Amerikal› dan›flmanlar heyetiyle sürdürülen görüflmeler, özü itibariyle, ülkemizin, Bosna-Hersek'te temel ald›€› çözümlerin çerçevesini zorlamayacak, onu amac›ndan tafl›rmayacak bir platformda geliflmifltir.

Burada, Hükümet olarak, Yüce Meclisin dikkatine iki temel hususu sunmak istiyorum: Bu görüflmeler çerçevesinde, Amerika'n›n gelifltirmeye çal›flt›€› yeni bar›fl modeli çerçevesinin, hiçbir flekilde kabul etmeyece€imiz iki temel eksene oturmas›n› olas› görmüyoruz: ‹ki temel eksenden biri, Bosna-Hersek'in toprak bütünlü€ünün gözetilmemesidir ve  bunu kabul edemeyiz.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Bravo!..

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – ‹kinci temel eksen ise, tek ›rk, tek dine dayal›, 1940'l› y›llar›n, o günkü radikal düflüncesinin izlenimlerini yans›tacak, yani, bir anlamda, faflizan bir düflünceyi yans›tacak bir yap›lanmay›, hiçbir flekilde, Bosna-Hersek'te kabul etmeyece€imizdir.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – O da iyi...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Tabiî, bu görüflmeler, belirli bir olgunluk noktas›na geldi€i zaman, Hükümet olarak, Yüce Meclisimize ayr›nt›l› bilgi sunmay› bir görev bilmekteyiz.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – ‹nflallah...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Özetle, Hükümetimiz, Bosna-Hersek'in birli€inin, toprak bütünlü€ünün korunmas›na dayal› bar›flç› çözümün gerçeklefltirilmesi, Bosna-Hersek Federasyonunun güçlendirilmesi ve ülkenin yeniden imar›, rehabilitasyonu ve yap›lanmas› yönünde sürdürülen, sürdürülmesi gerekli tüm uluslararas› giriflimleri, çabalar› siyasî ve ekonomik aç›dan desteklemek ve onlara katk›da bulunmak konusunda azimlidir, kararl›d›r.

Bir Balkan devleti, bir Nato ve ‹KÖ üyesi olarak, Birleflmifl Milletler Bar›fl Gücünde kuvvet bulunduran yegâne ülke olarak Türkiye, çok güçlü tarihî, kültürel ve inançsal ba€lar içerisinde oldu€u Müslüman Boflnaklara yönelik sorumlulu€unu, her aflamada gere€ince yerine getirecektir. Bu hususu, Bosna konusunda Yüce Meclisimizin kararl›l›€›n› dile getirmekte oldu€u bu genel görüflmede bir defa daha vurgulamak, alt›n› çizmek ve zab›tlara geçirmeyi, Hükümetin bir üyesi olarak görev bilmekteyim.

De€erli milletvekilleri, sözlerimi ba€larken, aziz milletimizin, Bosna-Hersek dram› karfl›s›ndaki duyarl›l›€›na ve duygular›na tercüman olan Yüce Meclisimizin oluflturdu€u irade çerçevesinde, Bosna'da adil ve kal›c› bar›fl›n tesisi amac›yla Hükümetimizce sürdürülmekte olan çaba ve giriflimleri, özetle, yüksek takdirlerinize sunmufl bulunuyorum.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Gönensay ne olacak?

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Say›n Gönensay'›n burada dile getirilen giriflimleri, do€al olarak, burada özetledi€im politikalar›m›z› do€rudan ba€lamamaktad›r.

AHMET KAB‹L (Rize) – O, Baflbakan› temsil ediyor.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Türkiye'nin her sayg›n unsurunun, Türkiye'nin, özellikle bürokrasisinde yer alan her kiflinin, Türkiye aç›s›ndan, ‹kinci Dünya Harbinden günümüze, K›br›s'tan sonra, bu en önemli konusuna katk›da bulunmaya hakk› vard›r. Biz, her türlü katk›y›, burada belirtti€imiz genel politikalara uymak kayd›yla, memnuniyetle dikkate al›r›z...

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Yani, Hükümetin görüflüne uymasa da m› Say›n Bakan?..

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Bu çerçevede, burada, dile getirilmifl olan tüm düflünce ve görüflleri, çok önemle dikkate alaca€›z. Burada dile getirilmifl olan elefltirileri, bundan sonra oluflturaca€›m›z politikalar›n ve bundan evvelki toplant›da çizilmifl olan çerçevenin bütünselli€i içinde sürdürece€imiz politikalar›n ekseni olarak kabul edece€iz. Bu genel görüflmenin aç›lmas› talebinde bulunan sözcülerin ve grup sözcülerinin konuflmalar›yla ortaya konmufl olan buradaki katk›lar, duyarl›l›klar ve düflünceler için, Hükümet ad›na en içten teflekkürlerimi belirtiyorum.

Burada, oluflan bu ortak duyarl›l›€›n, Türkiye'nin, bugün, en temel sorunlar›ndan, ilgi alanlar›ndan biri olan Bosna-Hersek konusunda, en k›sa zamanda, kal›c› bar›fl›n, insanî çözümün sa€lanmas›na zemin oluflturaca€›na olan inanc›m› belirtiyor, hepinize sayg›lar›m› sunuyorum. (CHP ve DYP  s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Bakan.

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Say›n Baflkan, müsaade eder misiniz?

BAfiKAN – Bir fley mi var Say›n Dinçerler?

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Bir maruzatta bulunaca€›m efendim.

BAfiKAN – Buyurun.

M.VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Konuflmam s›ras›nda, birkaç konuya temas ederek Say›n Bakandan baz› hususlar›n aç›klanmas›n› istirham ettim. Tabiî, çok önemli bir konu ve bütün millet bizi dinliyor. Say›n Bakan›n konusu de€il; yine de çok büyük gayretlerle baz› meseleleri savundu, takdirle karfl›l›yorum; ama, mesela, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ilan etti€i deklarasyonda, ambargonun tan›nmamas› talep ediliyor Hükümetten. Buna ra€men, hiçbir flekilde o konuya temas edilmedi. Bütün millet, bizden bunun cevab›n› bekliyor.

‹kincisi, Baflbakan ad›na konuflan bir profesör ve büyükelçi s›fat›yla konuflan bir arkadafl›m›z, Say›n Bakan›n söylediklerinin tersine fleyler söylüyor. Bu, dünyada, bizim, bu konudaki politika birli€imizi zedeliyor; onu ayd›nlatsalar çok iyi olurdu.

Üçünçüsü de, NATO'yla ilgili olarak, bizim orada haklar›m›z var, veto hakk›m›z var. Biz, öncülük yapmak üzere, bu konuda ne yapt›k? Bunlar bilinseydi... Yap›lan baz› fleyler var belki...

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir) – Böyle bir usul var m› Say›n Baflkan?

BAfiKAN – Efendim, ‹çtüzü€ün 61 inci maddesine göre söz verdim; böyle bir usul var. Say›n Dinçerler, sataflmadan dolay› söz isteseydi, söz vermezdim; "soru soraca€›m" deseydi, söz vermezdim; ama "bir maruzatta bulunaca€›m" diyor; ‹çtüzü€ümüzün 61 inci maddesi buna cevaz veriyor. Say›n Dinçerler, bu konunun önemine binaen, katk›da bulunmak için bu maruzatta bulundular.

Say›n Bakan›n ilave etmek iste€i bir fley varsa, ona da söz veririm. Bu kadar önemli bir konuda s›n›rlama yapmam.

Buyurun efendim.

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Esas›nda, konuflmamda de€indim; ancak, önemi nedeniyle tekrar belirtmek istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisi, bundan evvelki toplant›s›nda yay›nlam›fl oldu€u ortak kararl›l›k bildirisinde, uluslararas› platformda ambargonun kalkmamas› halinde, Türkiye'nin, di€er ülkelerle iflbirli€i içinde, ambargonun kald›r›lmas› konusunda...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Tan›nmamas›...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – ...ambargonun delinmesi konusunda gerekli giriflimlerde bulunmas›n› öngörmüfltür. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak biz, Bosna-Hersek'in kendi ulusal savunma hakk›n› kullanmas›n›, en temel bir hak olarak benimsiyoruz. Ambargo konusunda, özellikle son geliflmelerden sonra, uluslararas› platformlarda oluflabilecek ortam› de€erlendirece€imizi, bu konuda kararl› oldu€umuzu her platformda dile getiriyoruz. 

OSMAN DEVEL‹O⁄LU (Kayseri) – Ambargoyu delecek misiniz?..

BAfiKAN – Bir dakika efendim... Müsaade edin... Müdahale etmeyin...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Ambargonun delinmesi konusunun, sadece bizim üzerimize düflen bir sorumluluk olmad›€›, bunun, bir uluslararas› sorumluluk oldu€unun alt›n› çizmek istiyorum.

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – O zaman, delme olmaz...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Bu konuda koflullar›n oluflmas›na her süreçte, her aflamada katk›da bulunmakta oldu€umuzu, bunu her platformda dile getirmekte oldu€umuzu belirtiyorum. Amerikan Senatosunun ve Temsilciler Meclisinin bu konularda alm›fl oldu€u ve Say›n Clinton'un vetosuyla flu anda yaz dönemi sonras›na ertelenen kararlar›, do€ald›r ki, bu konuda uluslararas› eylem birli€inin oluflumunu olumsuz etkilemifltir.

Bat› dünyas›n›n bir üyesi, Bat›l› uluslararas› kurumlar›n bir taraf› olarak, Bosna-Hersek'in kendi ulusal bütünlü€ü çerçevesinde bar›flç›l çözüme kavuflabilmesi için, koflullar de€iflmedi€i sürece, iyileflme olmad›€› sürece -ki son geliflmeler, yeni oluflumlar yeni olanaklar› önümüze açmaktad›r- Bosna- Hersek'e uygulanan ambargonun delinmesine yönelik, kald›r›lmas›na yönelik her platformda katk›da bulunaca€›m›z›  tekrar belirtmek istiyorum.

‹zin verirseniz, bu konuda bir fleyi daha ilave etmek istiyorum:

S›rbistan'a yönelik ambargonun devam etmesi konusunda da, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz bir kararl›l›k ifade etmifltir. Bilindi€i gibi, iki gün evvel, Rusya Meclisi, bu ambargonun kald›r›lmas› konusunda bir karar alm›flt›r.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – 15 gün önce...

DEVLET BAKANI ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Evet.

Bu karar›n, tabiat›yla, uygulamaya geçmesi için, di€er aflamalardan, Federal Rusya Meclisinden geçmesi gerekiyor ve Yeltsin'in de bir veto yetkisi vard›r. fiunu özenle ve önemle belirtmek istiyorum: Hükümet olarak, S›rbistan'a karfl› sürdürülmekte olan ambargonun devam›n› sa€lamaya yönelik kararl›l›€›m›z› devam ettirmekteyiz.

Yüce Meclisin bilgilerine arz ediyorum.

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Bakan.

Say›n Dinçerler, ‹çtüzü€ün 61 inci maddesine göre, biraz önce yerinizden yapt›€›n›z konuflman›zda, bir devlet bürokrat›na atfen "Say›n Baflbakan ad›na" yap›lan bir konuflma diye bahsettiniz. Kürsüdeki konuflman›zda da ayn› ifadeyi kulland›n›z. Ben, esas›nda, Riyaset eden Baflkanvekiliniz olarak, bir bürokrat›n burada kendini savunamayaca€›ndan hareketle, o cümlelerinize müdahale etmek durumundayd›m; ama "Say›n Baflbakan ad›na" deyince müdahale etmedim ve ayn› f›rsat› Say›n Bakana da tan›d›m. Say›n Bakan da, sizin, o bürokrat›n düflünceleriyle ilgili yapt›€›n›z konuflmaya, kendi üslubu ve takdiri içerisinde cevap verdiler. Zab›tlara geçmesi bak›m›ndan arz ediyorum. Niye müdahale etmedi€imi de bu flekilde aç›klam›fl oluyorum.

 Say›n milletvekilleri, bir di€er konu:  Buraya ç›kan baz› say›n sözcüler ve Hükümet sözcüsü, K›z›laydan bahsederken, amme menfaatlar›na hâdim bir kurulufl olan bu kuruluflumuzu, sanki, iktidarlar›n ve hükümetlerin emrinde bir kurum olarak -bir al›flkanl›k...  Belki  bizler de yapt›k zaman›nda, -yapt›ysak, yanl›fl yapm›fl›z- takdim etme durumunda oldular. ‹flte, K›z›laya söyledik, flu kadar yard›m gidiyor falan filan... K›z›lay, hükümetlerin ve iktidarlar›n emrinde bir kurulufl de€ildir...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara) – Öyle mi efendim?!.

BAfiKAN – ...Olmamas› da laz›md›r...

NED‹M BUDAK (Ankara) – Hükümetin de€il, Do€ru Yol Partisinin emrinde...

BAfiKAN – Bir dakika efendim... Müsaade edin... O kuruluflu, ben, buradan korumak zorunday›m müsaade buyurun.

... Kendi kurallar› içerisinde ve üyesi oldu€u uluslararas› kurulufllar›n kurallar› içerisinde hareket eden bir seçkin kurumumuzdur, amme menfaatlar›na hâdimdir. Tabiî, bu sözüm, iki taraf› da ba€lar, hem K›z›lay'› ba€lar hem burada, K›z›lay hakk›nda söz söyleyen kiflileri ba€lar. Zab›tlara geçmesi bak›m›ndan söyleme ihtiyac›n› hissettim.

fiah›slar› ad›na, Say›n Ahmet Özdemir, Say›n Esat Bütün ve Say›n ‹brahim Halil Çelik söz istemifllerdir.

Say›n Ahmet Özdemir, buyurun.

Konuflma süreniz 10 dakikad›r.

AHMET ÖZDEM‹R (Tokat) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Bosna-Hersek'le ilgili genel görüflme üzerinde, flahs›m ad›na söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Heyetinizi sayg›yla selaml›yorum.

Sözlerime bafllamadan önce, flunu belirtmek istiyorum: Kendilerini dikkatle dinledi€im, gerek Hükümet sözcüsünün gerekse Do€ru Yol Partisi sözcüsünün Parlamentonun düflüncelerine tercüman olmad›klar›n›, Parlamento ile Hükümetin ayr› kurulufllar olduklar›n› tespit ettik.

Parlamentomuz, 19 Temmuzda yap›lan görüflmenin neticesinde, Hükümetin acilen almas› gereken kararlar› maddeler halinde s›ralamas›na ra€men, bu isteklerden hiçbiri, bugüne kadar yerine getirilmedi ve bundan sonra da, Say›n Hükümet sözcüsünün, net bir flekilde, flu flu istekleri yerine getirebilme imkân›m›z vard›r, flunlar için de mücadele ediyoruz fleklinde bir beyanat› olmad›.  Sadece, olaylar› geçifltirmekten, herkes ne söylerse söylesin, 60 milyonun düflüncesi ve fikri ne olursa olsun, Hükümet olarak biz bildi€imizi okuruz düflüncesinden öteye gitmediklerini görüyoruz.

Yine, Do€ru Yol Partisi sözcüsü, Bosna-Hersek'in bölünme tehlikesini ortaya koyuyor ve bu olay› bir uyar› olarak Meclisin takdirlerine sunuyor. Bosna-Hersek'in bölünece€ini, bölünmek üzere oldu€unu herkes biliyor, ama bu konuda -Hükümet kendileridir, iktidar kendileridir- ne yap›yorlar, hangi çözümle Bosna-Hersek'in bölünmesini engelleyece€iz; biz, kendilerinden, bunun aç›klamas›n› beklerdik.

Kosova'n›n S›rplaflt›r›ld›€›n› söyleyerek, yine uyar›da bulunuyorlar. Böyle bir uyar›da bulunmak, Hükümet ile muhalefetin veya Parlamentonun ayr› ayr› çal›flt›€›n›n bir ifadesi midir ki, baflkalar›na uyar›da bulunuyorlar?.. Kendi kendisine uyar›da bulunuyorlarsa, bunun da takdirini Yüce Milletimize b›rak›yorum.

Do€ru Yol Partisinin sözcüsü, yine, Bat›, toplu olarak bu meseleye girmek istemiyor diyor. Çok güzel bir tespit. Müzakereler yoluyla bu iflin üzerine gidilece€i, bunun, müzakereler yoluyla masada çözülebilece€i düflüncesinde ve görüflünde oldu€unu ifade ediyor.

Bosna-Hersek'te savafl ve soyk›r›m dört y›ld›r sürüyor; hâlâ, müzakere yoluyla devam edece€iz derken, bir gün gelecek, Bosna-Hersek diye bir fley kalmayacak. Orada Müslümanlar katledildikten sonra, Müslüman Boflnak kalmad›ktan sonra m› müzakere masas›na oturaca€›z; gerçekten bunlar› merak ediyorum.

De€erli milletvekilleri, bu iki görüflmeden ortaya ç›kan bir husus vard›r. Burada, Hükümetin d›fl›nda di€er sözcülerin -gerek gruplar gerekse önerge sahipleri olsun- hepsi, Birleflmifl Milletlerin görevini yerine getiremedi€i,  NATO'nun, Avrupa Konseyinin, AG‹T gibi kurulufllar›n ifllevlerini ve görevlerini yerine getiremedi€i noktas›nda birlefliyor; flahsen ben de ayn› kanaatteyim.

Türkiye, elli y›ld›r Birleflmifl Milletlere üye olmas›na ra€men, ne zaman bafl› derde girse, Birleflmifl Milletlerden bir destek ve yard›m görememifltir. Bu son olaylar, Türk Hükümetini, ayaklar›n›n üstünde durdurabilecek yeni bir d›fl politikan›n izlenmesi gerekti€i noktas›nda, akl›n› bafl›na almas› gerekti€i inanc›nday›m.

Bugüne kadar, Avrupa ile birlikte hareket ettik, Azarbeycan'› kaybettik; Avrupa ile birlikte hareket ettik, Bulgaristan'da 300-400 bin insan›n yurtlar›ndan, yuvalar›ndan olmas›na sebep olduk; Avrupa ile birlikte hareket ettik, Çeçenistan'›n durumu meydanda; Avrupa ile birlikte hareket ediyoruz, Bosna-Hersek'in durumu meydanda. Peki, ne zaman Avrupal› bizim yan›m›zda olacak; biz, elli y›ld›r Avrupal›n›n yan›nday›z; ama, Avrupal› bir gün bizim yan›m›zda olmad›.

Öyleyse, gerçekten, bugüne geliflimizi sadece bu noktaya ba€lamam›z mümkün de€ildir. Türkiye'nin K›br›s'a müdahalesiyle birlikte, K›br›s Bar›fl Harekât›ndan sonra, Birleflmifl Milletler, ambargosunu koydu; ama, yirmi y›ld›r, gerçekten, bizim peflimiz s›ra dolan›yor. Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyeti vard›r; ama, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetleri -sadece bugünü suçlam›yorum- öyle bir d›fl politika izlediler ki, K›br›s'› bizden baflka tan›yan yok.

Çeçenistan, 2,5-3 milyon nüfusuyla, iflte, bizim hükümetlerimizin korktu€u, en yetkili flah›slar›m›z›n korktu€u Rus Ordusunu, K›z›l Orduyu dize getirdi. Bu, bizim için bir örnek teflkil etmelidir.

Türk Milleti, 60 milyon insan, gerçekten, Hükümetin yan›ndad›r, Hükümetin alaca€› her müspet kararda Hükümetle beraberdir.

Bosna-Hersek konusunda da, Hükümetimiz, toplumun çok gerisinde kalm›flt›r, toplumun gösterdi€i duyarl›l›€›n yar›s›n› gösterememektedirler. Bu da bizim için son derece üzüntü verici, son derece elem verici bir olayd›r.

Bugün, Bosna-Hersek meselesini gündeme getirerek, buradan ç›karaca€›m›z dersler do€rultusunda, yine tekrar ediyoruz -Hükümet, ister kabul eder, ister etmez; ama, toplum onlara bir gün bunun hesab›n› soracakt›r- Hükümet ambargoyu tek tarafl› olarak delmelidir. E€er, bir Malezya, bir ‹ran kadar olam›yorlarsa, gerçekten bu cesareti gösteremiyorlarsa, bu makamlarda oturmas›nlar diyorum.

Bizler, bu Hükümetin, her türlü müspet hareketinin destekçisiyiz, millet olarak da destekçisiyiz. Birleflmifl Milletlerde, ‹ran da var, Malezya da var, di€erleri de var. Bunlar bu fedakârl›€› gösterirken, oradaki din kardefllerine, inanç birli€i olan insanlara bu cesareti verirken, Türkiye de bunu vermelidir. Biz, bu noktada, k›sa vadede, gerçekten, ambargonun delinmesinden, her türlü yard›m›n yap›lmas›ndan yanay›z.

Yine, burada, Hükümet sözcüsü Say›n Bakan, S›rplar, H›rvatlar ve Boflnaklar›n bir arada olaca€› bir federasyondan bahsetti. Bunlar bir arada yaflayacaklard› da, bugünkü savafl nedir? Orada dört y›ld›r yap›lan soyk›r›m  nedir? Bunlar› kim ç›kar›yor? Beraber olacaklarsa, bir arada yaflayacaklarsa, savafl›n sebebi nedir? Orada, 250 bin insan, savafl meydanlar›nda, yurtlar›ndan, yuvalar›ndan edilmifl vaziyette duruyorlar. 

Türkiye, uzun vadede, d›fl politikas›n› yeniden gözden geçirmelidir. Türkiye, Birleflmifl Milletlere güvenmeden, NATO'ya güvenmeden, Ortado€u'nun süper devleti olma yolunda ad›m atacaksa, götürdükleri önerilerin Birleflmifl Milletlerde veya di€er platformlarda geçerli olabilmesi için, arkas›na deste€ini almal›d›r. Kimlerle almal›d›r? Türk cumhuriyetleriyle almal›d›r, Ortado€u'daki Müslüman ülkelerle almal›d›r, Balkanlarda almal›d›r. Sadece yönünü Bat›'ya döndürüp, komflular›yla iyi iliflki kurmayan, Birleflmifl Milletlerle beraber hareket ediyorum iddias›yla, bugüne kadar, Irak'a karfl› olan ambargoyu kald›ramayan bu Hükümetle bir yere varmak mümkün de€ildir. Irak'a karfl› olan ambargo da kald›r›lmal›d›r.

Bizler, gerçekten, Müslüman ülkelerle beraber, ekonomik, siyasî ve kültürel yak›nl›€›m›z olan bütün devletlerle iflbirli€i yapmak suretiyle, bunlara da öncülük yaparak...

 Bu vesileyle, bilhassa, Ortado€u'daki bir konuya daha dikkat çekmek istiyorum: Ortado€u'daki 12 Müslüman ülkenin hiçbirisi demokrasiyle idare edilmemektedir. Türkiye, gerçekten, öncülük yaparsa, bunun, bu ülkelerin demokrasiye geçifllerine de fayda sa€layaca€› inanc›nday›z.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Buyurun efendim, tamamlay›n.

AHMET ÖZDEM‹R (Devamla) – Bugün, Ortado€u ülkelerinde petrol muslu€unun bir gün kapat›lmas›, Bosna-Hersek savafl›n›n sona erdirilmesi demektir. Bunu nas›l yapaca€›z; o insanlarla iyi iliflkiler içerisinde yapaca€›z. Onlar› elimizin tersiyle ittik bugüne kadar; ama, inflallah "bir musibet bin nasihattan iyidir" düflüncesiyle, bu Bosna-Hersek olay› bize bir ders olur ve Ortado€u, Balkanlar ve Kafkaslarda yeni dünya düzeninin karfl›s›nda ayakta duracak bir Türkiye'nin hayatiyet kazanmas›na yard›mc› oluruz.

Bu vesileyle, bu genel görüflmenin hay›rl› olmas›n› diliyor, hepinize sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Özdemir.

Say›n Esat Bütün, buyurun.

Süreniz 10 dakika efendim.

ESAT BÜTÜN (Kahramanmarafl) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; özellikle, bir soru sormak ve cevab›n› almak istiyordum; ama, Say›n Bakan›m›z bizden önce konufltu; belki, yerinden cevap verebilir.

D›fliflleriyle ilgili bütün genel görüflmelerde, D›fliflleri Bakanl›€›, âdeta, boykot edercesine, yetkililerini Meclise göndermemifltir. K›br›s genel görüflmesinde de böyle olmufltur; Bosna ile ilgili genel görüflmede de ayn› tutum izlenmektedir. Ben, bunu yad›rgad›€›m› ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin milletin tek hâkim çat›s› oldu€unu belirtmeyi, bunu hat›rlatmay› bir borç biliyorum. Çünkü, burada yap›lan görüflmelerden ders ve ibret al›nacaksa, öncelikle, bu iflin misyonunu yürüten D›fliflleri personelinin, burada, bunlar› dinlemesi gerekir. Biz, ne kadar konuflursak konuflal›m, döne döne konuflal›m; ama, D›fliflleri, Hükümet, istedi€ini yap›yor.

Biraz önce burada konuflan Say›n Bakan›m›z, aç›kça "E€er, Amerika Birleflik Devletleri bu ambargoyu kald›r›rsa, biz de kald›r›r›z" diyemedi; "efendim, bir e€ilim oluflmufltu, Clinton veto edince bu ifl uzad›" dedi. Bütün olaylarda biz böyle gidiyoruz.

Kuzey Irak meselesinde, Amerika Birleflik Devletleri ‹rlanda'ya ça€›r›yor; biz koflarak gidiyoruz. Di€er mesele de ayn› flekilde...

fiABAN BAYRAK (Kayseri) – Uydu bunlar, uydu.

ESAT BÜTÜN (Devamla) – Türkiye, art›k, mandac›, inkârc› ve devflirme ayd›n zihniyetini b›rak›p; yeniden, Kuvay› Milliye ruhunda birleflmedi€i, ba€›ms›zl›k yanl›s› olan "ba€›ms›z yaflamak, her fleyden flereflidir" diyen ayd›nlar›n eline geçmedi€i ve bu d›fl politikaya oturmad›€› müddetçe; yani, esir yaflamaktansa hür olarak, ba€›ms›z olarak ölürüm demeyi göze almad›€› müddetçe ne Bosna sorununu çözebilir ne Kuzey Irak sorununu çözebilir ne Çeçenistan sorununu çözebilir ne de K›br›s sorununu çözebilir. Asl›nda, çözüm ortada. Bunun en güzel örne€i K›br›s. Koyars›n›z kuvveti önüne, çözülür. H›rvatistan, Krajina meselesini nas›l çözdü; kuvveti ortaya koydu, çözdü; yani, biz daha hâlâ konufluyoruz, konufluyoruz, konufluyoruz... Bunlar› çözemeyiz. Bosna-Hersek'te silah dengesi ve kuvvet dengesi sa€lanmad›€› müddetçe, Bosna-Hersekliler, aciz ve her an için yok edilmeye mahkûm b›rak›ld›€› müddetçe Bosna-Hersek meselesi çözülmez. Biz, burada S›rplarla veya bir baflkalar›yla bofluna u€rafl›yoruz; S›rplar bu iflin piyonu; as›l u€raflmam›z gereken, bunlar›n arkas›ndaki güçler; yani, S›rplara destek veren Rusya, ona göz yuman ve dünyay› paylaflan Amerika'd›r. Biz, hâlâ, bunlar› görmedi€imiz müddetçe, as›l zalime, piyonu alk›fllayan ve güç veren as›l insanlara karfl› tavr›m›z› net olarak ortaya koymad›€›m›z müddetçe hiçbir meseleyi çözemeyiz; Türkiye'nin asl›nda yatan gerçek budur.

Bugün, Almanya, H›rvatistan'a deste€ini vermifltir ve çözmüfltür. Rusya, ambargo konusunda aç›k ve net tavr›n› ortaya koymaktad›r. Bütün arkadafllar›m›z konufltular, 200 tank›n, 200 z›rhl› tafl›y›c›n›n H›rvatistan'a nas›l gitti€i ortada de€il mi? S›rplar bu silahlar› nereden al›yorlar?.. Neden biz bu ambargoyu kald›rm›yoruz; kimden korkuyoruz; neden gizliyoruz? Hükümet aç›k ve net olarak "ambargo kald›r›lm›flt›r" demeliydi; bunu, beklerdim. Hâlâ, daha,  K›z›lay›n bile, dört y›l sonra, gidece€i kesin olmamakla beraber "orada olacak" deniliyor; Hükümete -günayd›n derler- günayd›n diyorum, dört y›ld›r neredeydiniz diyorum.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun) – K›z›lay orada!..

ESAT BÜTÜN (Devamla) – K›z›lay orada da, nerede?.. Say›n Bakan, biraz önce " daha yeni gidecek" dedi; sizin söyledi€iniz gibi de€il.

Di€er önemli mesele; Türkiye, burada ne yapmal›d›r; bunu, ortaya koymalad›r. Millet koyuyor, Parlamento koyuyor; ama, Hükümet koyam›yor. Hükümeti, birileri sanki tutuyor gibi, böyle bir his var içimde. Bunu, bir milletvekili olarak, Türk Milleti ad›na, Türk Hükümetine yak›flt›ram›yorum; ama, maalesef, öyle bir görüntü var burada. Türkiye, bu görüntüyü üzerinden atmal›d›r, bu ölü topra€›n› üzerinden kald›rmal›d›r; çünkü, art›k, Bat› çökmüfltür, Bat›'n›n insan haklar› çökmüfltür; insan haklar›na verdi€i de€er, çifte standard› ortaya ç›km›flt›r. Art›k, Türkiye'nin koyaca€› bir güç karfl›s›nda, Bat›'n›n yapabilece€i hiçbir fley yoktur. E€er, Bat›, bugün, Bosna-Hersek'e müdahaleyi göze alam›yorsa, birkaç insan›n› kaybetmeyi göze alamad›€›ndand›r. Öyleyse, Türkiye'nin ortaya koydu€u K›br›s çözümünde oldu€u gibi, Bosna-Hersek çözümünde de; ki, Boflnaklar bizden asker istemiyorlar, sadece, Birleflmifl Milletler Anayasas›nda yaz›l› olan, her milletin, kendi kendini savunma hakk› olan ve ba€›ms›z yaflama hakk› olan hakk›n tan›nmas› için, ellerini uzatm›fl, imdat 盀l›klar›yla yard›m ve silah istiyorlar; bunu verece€iz. Türk Milletinin bunu verecek gücü ve paras› vard›r; ama, bu Hükümet, bu yard›m› yapmaktan âdeta çekiniyor, kaç›n›yor veya birileri bu Hükümeti al›koyuyor; olay buradad›r.

E€er Türkiye, etraf›ndan kendisine uzanan elleri göremez ve geri çevirirse, bu yang›nlar orada söndürülmezse, bilin ki bu yang›nlar bir gün Türkiye'nin s›n›rlar›na gelir. Bunu tarihte çok yaflad›k.  Osmanl› döneminde ‹mam fiamil'in eli geri çevrilmeyip, yang›n orada söndürülmüfl olsayd›, Çeçenistan'›n eli bugün bize uzanmazd›. E€er, Girit'teki imdat 盀l›klar›n› duysayd›k, kap›m›z›n önündeki adalar› Yunanistan silahland›ramazd› veyahut da ‹kinci Dünya Savafl›ndan sonra adalar bize terk edildi€inde bu adalara el uzatabilseydik, bugün, burnumuzun dibinde silahland›r›lm›fl adalar olmazd›. Art›k, Türk D›fliflleri, kafas›n› kumdan ç›karmal›, etraf›nda olup bitenleri görmeli ve bunlar›n tedbirlerini almal›d›r; millet olarak bu tedbirleri almal›y›z, Hükümet olarak almal›y›z.

Bunun için de bilime dayanmal›y›z, bunlar›n enstitülerini kurmal›y›z; Balkan enstitümüz olmal›yd›, Kafkas enstitümüz olmal›yd›, Ortado€u enstitümüz olmal›yd›; bu enstitülerde üretilen politikalarla, bilimsel araflt›rmalarla, bu yörelerdeki izleri, kültürleri takip ederek, ona göre al›nacak olan  tedbirleri, on y›l önceden, yirmi y›l önceden düflünmeli ve görmeliydik.

E€er, biz, Bosna-Hersek ba€›ms›zl›€›n› ilan etti€inde oraya gerekli yard›m› yapm›fl olsayd›k, bugün, Birleflmifl Milletler karar›na ra€men, yard›m yapmakla karfl› karfl›ya da kalmazd›k. E€er, bugün, Arnavutluk'a, Makedonya'ya veya Kosova'ya yard›m eli uzat›lmazsa, yar›n, yine Bat›, bütün arkadafllar›m›z›n söyledi€i gibi, buralar için de birtak›m bölüflme ve paylaflma tedbirleri alacakt›r.

Bütün arkadafllar›m›z›n söyledi€i gibi, iflte, her fley ortada; öyleyse, Türkiye art›k kendi kendine gelmeli, Osmanl› co€rafyas›n›, Osmanl› kültürünü tan›mal› ve bu inkârc›, reddedici fikirler bir kenara b›rak›lmal›d›r.

Tekrar teflekkür ediyorum Mümtaz Soysal Hocaya, Osmanl›ya karfl› gösterdi€i bilimsel anlay›fltan dolay›. Burada, daha düne kadar, Osmanl›y›, teokratik bilmem ne düzeni diye suçlayanlar›n, Osmanl›n›n, beflyüz sene, nas›l, oradaki bütün dinlere ra€men, kültüre ra€men, bar›fl ve huzuru sa€lad›€›n›n güzel örne€ini Say›n Mümtaz Soysal ortaya koymufltur.

Art›k, Türkiye, tarihiyle bar›flmal›, co€rafyas›yla bar›flmal›, diniyle bar›flmal›d›r. Art›k, bir gerçek ortaya ç›km›flt›r ki, gerçek insan haklar›, gerçek de€erler bizim milletimizde vard›r, bizim inançlar›m›zda vard›r; bunu, biz, Bat›l›lar›n söyledi€i gibi, sadece ç›karlar›m›z için söylememifliz, bizzat uygulayarak ortaya koymufluz; bütün insanl›€a, bütün dinlere en genifl özgürlü€ü bizim atalar›m›z tan›m›fl, yine biz tan›yaca€›z. Biz, tan›mak zorunday›z; çünkü, biz, güzel örnek olmak zorunday›z. Bat›'n›n çifte yüzünü, çifte standard›n› millet tan›m›fl, Meclis tan›m›fl; art›k, iktidarlar› da tan›maya ça€›r›yoruz. Art›k, Amerika'n›n veya Bat›'n›n dümen suyuna giderek, Türkiye'nin ayaklar›n› kesecek, önünü kesecek hareketlerden vazgeçilmesi gerekti€ine inan›yoruz.

Türkiye'nin, art›k, bölgesinde iddial› olabilmesi için, öncü olmas› laz›m, lider olmas› laz›m, büyük düflünmesi laz›m. Büyük düflünmeden hiçbir yere varamay›z.

                    (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN – Buyurun; bitirin efendim.

ESAT BÜTÜN (Devamla) – Yoksa, bak›n, ad›m ad›m -Kuzey Irak'›n toprak bütünlü€ünden bahsediyoruz- âdeta, kendi elimizle, gözetimimizde Kuzey Irak'ta bir devlet kurduruyoruz; bu, olmaz. Bosna ile her türlü iliflkinin içinde olaca€›m›z› söylüyoruz; ama, herkesin arkas›ndan gitmeye çal›fl›yoruz; Bosna'y› bu hale getirmifl olanlardan imdat ve medet umuyoruz. Çeçenistan meselesinde, gerekli eli uzatm›yoruz. Bütün bunlar›n ortadan kalkabilmesi için, Türkiye, kendi co€rafyas›nda, kendi içinde, art›k, millî birlik ve beraberli€ini sa€lamal› ve bilmelidir ki, Türkiye içindeki olaylar›n arkas›nda da onlar var ve bütün bunlara karfl› tedbir al›nmal›d›r. Türkiye'nin, bu tedbiri alacak gücü vard›r. Türkiye, imkânlar›n› kullanmal›d›r, kendi de€erlerini korumal›d›r, dünyay› uyand›rmal›d›r, bunlar› anlatmal›d›r. Sadece, burada, kendi kendisine bir fleyler anlatmakla olmaz. Hükümet olarak fedakârl›k yapmal›y›z, risk almal›y›z. Risk almas›n› bilmeyenler hiçbir yere varamazlar.

Güzel bir söz vard›r "adalete dayanmayan kuvvet zalim olur, kuvvete dayanmayan adalet aciz olur." Öyleyse, biz, ne kuvvetimizi kullanarak zalimlik yapaca€›z ne de, böyle, birtak›m insanlardan, adalete inanmayan insanlardan medet umarak aciz olaca€›z. Gerekti€inde kuvvetimizi de koyaca€›z. Bu güç, 60 milyonluk Türkiye'de, 250 milyonluk Türk âleminde ve 1,5 milyarl›k ‹slam âleminde yeterince vard›r. Bat› medeniyeti çökmüfltür.

Bu duygu ve düflüncelerle, Bosna'da yükselen bayra€›n inmeyece€ine inan›yorum; çünkü, ba€›ms›zl›k mücadeleleri sönmemifltir, kimse bunu söndüremez. Orada mücadele eden mücahitlere Allah'tan yard›m diliyor, flehitlere rahmet diliyorum. Bütün dünyada, mazlum milletlerin mücadelelerinde Allah'tan yard›m diliyor ve bu u€urda ölenlere de rahmet diliyorum.

Sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Bütün.

Say›n milletvekilleri, Bosna-Hersek konusundaki genel görüflme tamamlanm›flt›r.

Say›n milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›n›n ola€anüstü toplant› ça€r›s› gere€ince, 15.8.1995 günü Anayasa Komisyonunda görüflülecek olan Ara Seçim Yap›lmas› Hakk›nda Kanun Teklifini görüflmek için, 16 A€ustos 1995 Çarflamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleflimi kapat›yorum.

                                                                                     Kapanma Saati: 19.55