B‹R‹NC‹ OTURUM

                                                   Aç›lma Saati: 15.00

                                 BAfiKAN: Baflkanvekili Yasin HAT‹BO⁄LU

             KÂT‹P ÜYELER: Abbas ‹NCEAYAN (Bolu), Kadir Bozkurt (Sinop)

                                                          ----- 0 -----

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci Birleflimini aç›yorum.

                                         III.- Y O K L A M A

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r. Say›n üyelerin, isimleri okundukça yüksek sesle iflaret buyurmalar›n› rica ediyorum.

                                          (Yoklama yap›ld›)

BAfiKAN- Say›n grup baflkanvekilleri, (ANAP s›ralar›ndan "grup baflkanvekilleri yok" sesleri) grup toplant›lar›n›z devam ediyor mu? (DYP s›ralar›ndan "devam ediyor" sesleri)

MEHMET ADNAN EKMEN (Batman)- Bizim yok efendim.

BAfiKAN- SHP'nin yok, DYP'nin devam ediyor.

Yaln›z, bugün, biliyorsunuz, gündemimiz yüklü; e€er, ekseriyet olursa, uzatma karar› da var. Ona göre, grubunuz ne yapar bilemiyorum; ben, k›sa bir ara verece€im.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Meclis kimsenin oyunca€› de€il, grup baflkanvekillerinin hiç de€il; lütfen, gelsinler efendim.

BAfiKAN- Herhalde öyledir.

Say›n milletvekilleri, toplant› yetersay›m›z yoktur; 15.45'te yeniden toplanmak üzere birleflime ara veriyorum.

                                                                                Kapanma Saati: 15.22

                                           ‹K‹NC‹ OTURUM

                                         Aç›lma Saati: 15.45

                      BAfiKAN : Baflkanvekili Yasin HAT‹BO⁄LU

KÂT‹P ÜYELER: Kadir BOZKURT (Sinop), Abbas ‹NCEAYAN (Bolu)

                                                 -----O-----

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci Birlefliminin ‹kinci Oturumunu aç›yorum.

                                          III- Y O K L A M A

BAfiKAN- Tekrar, ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r; ad› okunan say›n üyelerin, yüksek sesle iflaret buyurmalar›n› rica ediyorum.

(Isparta Milletvekili Abdullah Aykon Do€an'a kadar yoklama yap›ld›)

BAfiKAN- De€erli milletvekilleri, toplant› yetersay›m›z vard›r; görüflmelere bafll›yoruz.

Say›n milletvekilleri, gündemimizin yüklü olmas› hasebiyle gündem d›fl› söz talebinde bulunan de€erli milletvekillerinin bu isteklerini yerine getirme imkân› olmam›flt›r.

Bu sebeple, do€rudan, gündeme; gündemin "Sunufllar" bölümüne geçiyorum.

 

 

 

BAfiKAN- Cumhurbaflkanl›€› tezkereleri vard›r; okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflmelerde bulunmak üzere, 12 Ekim 1994 tarihinde Fransa'ya gidecek olan D›fliflleri Bakan› Mümtaz Soysal'›n dönüflüne kadar; D›fliflleri Bakanl›€›na, Adalet Bakan› Mehmet Mo€ultay'›n vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                       Süleyman Demirel

                                                                                         Cumhurbaflkan›

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

BAfiKAN- Di€er tezkereyi okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

"Çölleflmeyle Mücadele Sözleflmesi"nin imzaya aç›laca€› "Diplomatik Konferans"a kat›lmak ve çevre konusunda iflbirli€i alanlar›nda görüflmelerde bulunmak üzere, 13 Ekim 1994 tarihinde Fransa'ya gidecek olan Çevre Bakan› R›za Akçal›'n›n döflününe kadar; Çevre Bakanl›€›na, Orman Bakan› Hasan Ekinci'nin vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                       Süleyman Demirel

                                                                                         Cumhurbaflkan›

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

 

 

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›n›n bir tezkeresi vard›r; okutuyorum:

                    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Birleflmifl Milletler Genel Kurulunun 49 uncu Dönem çal›flmalar› ile ilgili olarak temaslar yapmak ve Birleflmifl Milletlerin kurulufl y›ldönümü olan 24 Ekim 1994 günü yap›lacak olan özel Genel Kurul oturumunu izlemek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen dört kiflilik bir Parlamento Heyetimizin Birleflmifl Milletleri ziyareti hususu Genel Kurulun 15 Eylül 1994 tarihli 7 nci Birlefliminde kabul edilmifltir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin D›fl ‹liflkilerinin Düzenlenmesi Hakk›ndaki 3620 Say›l› Kanunun 2 nci maddesi uyar›nca Siyasî Parti Gruplar› taraf›ndan isimleri bildirilen milletvekillerimiz Genel Kurulun bilgisine sunulur.

                                                                                Hüsamettin Cindoruk

                                                                          Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                              Baflkan›

Ali ‹brahim Tutu               (Erzincan)

Nurhan Tekinel                (Kastamonu)

‹smail Karakuyu               (Kütahya)

Adem Y›ld›z                     (Samsun)

 

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

BAfiKAN- De€erli milletvekilleri, komisyonlardan istifa önergeleri vard›r; okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Baflka bir komisyonda görev almam nedeniyle Çevre Komisyonundan istifa ediyorum.

Gere€ini bilgilerinize arz ederim.

Sayg›lar›mla.

                                                                                     Yaflar Ery›lmaz

                                                                                            A€r›

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

BAfiKAN- Di€er önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Daha önce Hayalî ‹hracat ile ilgili Araflt›rma Komisyonu Üyesi oldu€umdan, (9/22) esas numaral› Soruflturma Komisyonu üyeli€imden istifa ediyorum.

Gere€inin yap›lmas›n› sayg›lar›mla arz ederim.

 

                                                                           Nevfel fiahin

                                                                             Çanakkale

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

BAfiKAN- De€erli milletvekilleri, bir Meclis araflt›rmas› önergesi vard›r; okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.

De€erli milletvekilleri, önerge gündemde yerini alacak, Meclis araflt›rmas› aç›l›p aç›lmamas› hususundaki öngörüflmeler, s›ras›nda yap›lacakt›r.

Say›n milletvekilleri, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›na geçiyoruz.

 

 

                                                                                                --------(X)

BAfiKAN- Genel Kurulun 12.10.1994 tarihli 18 inci Birlefliminde al›nan karar gere€ince, DYP, ANAP, SHP, RP ve CHP Grup Baflkanvekilleri Bursa Milletvekili Turhan Tayan, Bayburt Milletvekili Ülkü Güney, ‹çel Milletvekili Ayd›n Güven Gürkan, Malatya Milletvekili O€uzhan Asiltürk ve Ankara Milletvekili Ali Dinçer'in, Güneydo€uda Uzun Süreden Beri Cereyan Eden Olaylar› Yerinde ‹ncelemek ve Al›nmas› Gerekli Tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve ‹lgili Mercilere ‹letmek ve Memleketimizin Birlik ve Beraberli€inin Sa€lanmas›na Katk›da Bulunmak Üzere Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 ve 103 üncü Maddeleri Uyar›nca Bir Meclis Araflt›rmas› Aç›lmas›na ‹liflkin Önergeleri üzerine kurulan 10/116 esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonu Raporu üzerindeki genel görüflmeye bafll›yoruz.

Say›n Komisyon ve Hükümet buradalar ve yerlerini ald›lar.

‹çtüzü€ümüze göre Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerindeki genel görüflmede ilk söz hakk›, Meclis araflt›rmas› önergesi sahibine aittir. Daha sonra, ‹çtüzü€ün 73 üncü maddesine göre, siyasî  parti gruplar› ile flah›slar› ad›na 2 say›n üyeye ve isterlerse Komisyon ve Hükümete söz verece€im. Bu suretle, Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerindeki genel görüflme tamamlanm›fl olacakt›r.

Konuflma süreleri, Komisyon, Hükümet ve siyasî parti gruplar› için 20'fler dakika, önergedeki imza sahibi ile flah›slar› ad›na söz talep eden say›n üyeler için 10'ar dakikad›r.

Komisyon raporu 651 s›ra say›yla bast›r›l›p da€›t›lm›flt›r.

De€erli milletvekilleri, 12.10.1994 günlü 18 inci Birleflimde al›nan bir karara göre, bugünkü gündemdeki görüflme program›m›z bitinceye kadar Genel Kurul çal›flacakt›r.

Bu Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporunun müzakerelerinin arkas›ndan, ‹stanbul'un sorunlar›yla ilgili Araflt›rma komisyonu raporunun müzakeresi de vard›r ve orada da, her bir grubun 20'fler dakika, kiflisel söz talebinde bulunan her bir üyenin 10'ar dakika süreyle görüflme hakk› vard›r.

Komisyon raporu 651 s›ra say›yla bast›r›l›p da€›t›lm›flt›r.

Bunlar› dikkate alarak, bahse konu raporun okunup okunmamas› hususunu oylar›n›za sunaca€›m: Raporun okunmas›n› kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunmas› hususu kabul edilmemifltir.

De€erli milletvekilleri, rapor üzerinde, önerge sahiplerinin söz talebi var m›? Yok.

10/116 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANI ÖMER LÜTF‹ COfiKUN (Bal›kesir)- Say›n Baflkan, bu raporun, 3 üncü sayfas›n›n son sat›r›ndaki...

BAfiKAN- Efendim, izin verir misiniz bendeniz arz edeyim.

De€erli milletvekilleri, zab›tlar düzeltilsin diye ifade ediyorum: Rapor daha önce da€›t›lm›flt›; e€er okutsayd›k, öyle karar verseydiniz, düzelterek okuyacakt›k; okuma imkân›m›z olmad›€› için, düzeltilmifl flekli zab›tlara geçsin diye, 3 üncü sayfan›n son paragraf›n› do€ru flekliyle okuyorum: "Bölgede terör, PKK'dan kaynaklanmakta ve bölge halk›n›n büyük k›sm› teröre destek vermemektedir." Zab›tlara böyle geçsin. Bu bir bask› hatas›d›r, düzeltiyoruz deyince, anlam› fludur: Asl›nda, rapor, okudu€um flekilde kaleme al›nm›flt›r; ama, eskilerin ifadesiyle bir matbua hatas› olmufltur.

Bir baflka sayfada bir ufak bask› hatas› daha var, onu da düzelteyim; 10 uncu sayfan›n onbirinci paragraf›n›n do€ru fleklini okuyorum; zab›tlara böyle geçmesi gerekir: "Sanayide kullan›lan enerjideki yüzde 30 muafiyetin bölgede ifllemedi€i, çünkü sermayesi 10 milyar› aflan kurulufllar›n bundan istifade ettirildi€i, bölgede sermayesi 10 milyar› aflan iflletmelerin az say›da oldu€u..." Asl›na uygun olaca€› kanaatiyle bunu da düzelterek okumufl oldum.

De€erli milletvekilleri, Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubu ad›na Say›n Mustafa Kul söz talebinde bulundu.

Gruplar ad›na flu anda baflka talep yok.

Baflkanl›€a müracaat s›ras›na göre, kiflisel söz talebinde bulunanlar: Kayseri Milletvekili Say›n Seyfi fiahin, Bingöl Milletvekili Say›n Hüsamettin Korkutata, Bingöl Milletvekili Say›n Kâz›m Atao€lu, Elaz›€ Milletvekili Say›n Ahmet Cemil Tunç, Kahramanmarafl Milletvekili Say›n Ökkefl fiendiller.

Söz talepleri ve s›ralar› bu.

Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubu ad›na, Say›n Kul; buyurun efendim. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Say›n Kul, çal›flmalar bitinceye kadar süre uzat›lm›flt›r; onun için, rica ediyorum sürelere riayet edelim.

Süreniz  grup ad›na, 20 dakikad›r.

SHP GRUBU ADINA MUSTAFA KUL (Erzincan)- Teflekkür ederim Say›n Baflkan.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Do€ru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Sosyaldemokrat Halkç› Parti, Refah Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Baflkanvekilleri taraf›ndan, geçti€imiz y›l, 9 Temmuz 1993 tarihinde verilen Meclis araflt›rmas› önergesinin 15 Temmuz 1993 tarihinde Genel Kurulda görüflülerek kabulüyle kurulmas› kararlaflt›r›lan ve güneydo€uda uzun süreden beri devam eden olaylar› yerinde incelemek ve al›nmas› gereken tedbirleri tespit etmek amac›yla kurulan Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun haz›rlam›fl oldu€u rapor üzerinde Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubunun  görüfllerini arz etmek üzere huzurunuzday›m; bu vesileyle hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli arkadafllar›m, Komisyon raporuna geçmeden önce, 18 inci dönemde de bu konuyla ilgili -güneydo€udaki olaylar›n nedenlerinin ve bu olaylar›n önlenmesi konusundaki tedbirlerin Meclis taraf›ndan tespit edilmesi amac›yla- bir Meclis araflt›rmas› önergesi verdi€imizi; ama, o dönemde Mecliste milletvekili ço€unlu€una sahip olan partinin oylar›yla, o Meclis araflt›rmas›n›n aç›lmas›n›n mümkün olamad›€›n› belirtmek istiyorum. Ama, bugün, her fleyden önce görüyoruz ki, 19 uncu Dönemde, böylesine bir Meclis araflt›rmas› önergesini, Mecliste grubu bulunan tüm siyasî partilerin ortaklafla

haz›rlam›fl oldu€u bir önergeyi Meclisin tamam›n›n kabul etmesiyle bir komisyon kurulmas› ve bütün partilerden milletvekillerinin oluflturdu€u bu komisyonun, o bölgede, özveriyle, büyük bir çal›flma yapmas› ve milletvekillerinin orada tespit ettikleri sorunlar› ve çözümleri konusunu da, yine bütün partilere mensup milletvekillerinin ortak görüflü olarak bir raporla bugün Meclise getirmifl olmas›, gerçekten,  Türkiye Büyük Millet Meclisi ad›na sevindirici bir olayd›r.

E€er, bu Meclis, Türkiye'nin her türlü meselesiyle, her türlü konusuyla ilgili çözüm üretmezse, oradaki olaylar› objektif bir gözle görüp de€erlendirmezse ve çözümü konusunda da gerçekten ak›ll›ca yöntemler önermezse; o zaman, yasama, yürütme, yarg› gibi kuvvetlerin üstüne baflka kuvvetler ç›k›yor; o zaman, bir baflkas› "ben daha büyük bir kuvvetim" diye, Meclisi de al›p yerden yere vurabiliyor, hükümeti de yerden yere vurabiliyor, yarg›y› da yerden yere vurabiliyor veya yarg›y› etkiliyor. Bu nedenle, bu konuda Meclis araflt›rmas› aç›lmas›, her fleyden önce, Meclisin bu konulara vâk›f oldu€unun, bu konular› araflt›rman›n kendileri aç›s›ndan bir anayasal görev oldu€unun ve bu anayasal görevini de büyük bir uzlaflmayla yerine getirdi€i konusunu da, gerçekten, o, kendilerini, yasaman›n, yürütmenin, yarg›n›n üzerinde gören güçlere de bir iflaret olarak gösterdi€inin aç›k bir ifadesidir.

De€erli arkadafllar›m, bu Komisyon, sekiz ay gibi bir çal›flma süresi içerisinde, baflta Ankara olmak üzere, Diyarbak›r, Siirt,  Batman, Mardin, fi›rnak, Cizre, Midyat, Van, Hakkâri ve Yüksekova'da çal›flmalar yapm›flt›r ve bu çal›flma  süresi içerisinde, Komisyon üyeleri, sadece, devletin oradaki resmî görevlileri, valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri veya oradaki güvenlik kuvvetleri komutanlar›yla de€il, ayn› zamanda, oradaki siyasî partilerin baflkanlar›yla, belediye baflkanlar›yla, muhtarlarla,  demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle görüflmüfller ve bu görüfllerini de, oradan ald›klar› bilgiler do€rultusunda bu rapora yans›tm›fllard›r.

De€erli arkadafllar›m, tabiî, raporda eksik gördü€ümüz baz› konular var; ama, her fleyden önce flunu söyleyeyim: Bugüne kadar söylenmesi cesaret isteyen veya söylendi€i zaman insanlara hemen, "iflte, bölücü, bilmem ne falan" damgas›n›n vuruldu€u ve bu nedenle de birçok insan›n söylemek isteyip de bu korkudan dolay› söyleyemedi€i ve ülkenin birli€ini, bütünlü€ünü herkesten daha çok istemesine karfl›n, birlikteli€e katk› sa€layaca€›na inand›€› düflüncelerini ifade etti€i için bölücü damgas› yiyen insanlar›n söylemifl oldu€u birçok fleyin de, gene, tüm siyasî partilerin milletvekillerinin alt›nda imzas› oldu€u bu raporda yer alm›fl olmas› da bir baflka sevindirici olayd›r.

fiimdiye kadar, birçok kifli, birçok kurulufl, birçok milletvekili, birçok parti grubu taraf›ndan güneydo€u konusunda defalarca raporlar haz›rlanm›fl olmas›na karfl›n, bugüne kadar, bütün siyasî partileri kapsayan böylesine bir rapor, bu Meclis'te gündeme gelmemiflti.

Komisyon raporunda, bir genel de€erlendirme yap›ld›ktan ve mevcut durum ortaya konulduktan sonra, yine baz› bafll›klar alt›nda, mesela, can güvenli€i konusunda, faili meçhul cinayetler konusunda, ola€anüstü hal uygulamas› konusunda, geçici köy koruculu€u sisteminin uygulama flekli konusunda, hukuk sisteminin ifllememesi konusunda ve insan haklar› ihlalleri konusundaki bafll›klarda, önemli baz› fleyler söylenmifl ve daha sonra raporun sonuç k›sm›nda da, bu konulardaki aksakl›klar›n, eksikliklerin giderilmesi ve güneydo€u meselesinin -raporda da bahsedildi€i gibi, Kürt sorununun- çözümü konusunda neler yap›laca€› da çok aç›k bir  flekilde ifade edilmifltir.

Tabiî, o ifadelerde bizim gene eksik gördüklerimiz var; konuflmam›n son k›sm›nda onlara de€inece€im; ama, bugün sadece, raporda yer alan ve çok önemsedi€im baz› k›s›mlar›, sizlere bafll›klar halinde okumak istiyorum.

Raporun  4 üncü sayfas›nda yer alan  "Can Güvenli€i" bafll›€› alt›ndaki k›s›mda aynen flu yaz›lmaktad›r: " ‹nsan›n sahip oldu€u en temel hak, yaflama hakk›d›r. Bu hak da, hangi flart alt›nda olursa olsun, devletin güvencesi alt›ndad›r. Bugün için bölge insan›m›z›n en önemli s›k›nt›s›  can güvenli€idir" diye ifade edilmifltir.

De€erli arkadafllar›m, bu tespit, çok do€ru bir tespittir. Hepimiz milletvekiliyiz; zaman zaman, kendi seçim bölgelerimize gitti€imizde, seçmenlerimiz, bizlerden, köyleri için yol ister, su ister, telefon ister, sa€l›k oca€› ister ve sulama kanal› isterken; yani, devletin götürmesi gereken birçok hizmetleri isterken; özellikle -güneydo€u bölgesine çok giden bir arkadafl›n›z olarak söylüyorum- o bölgedeki insanlar›m›z›n  bizlerden veya devletten böyle bir istemleri, talepleri yok. Onlar›n bizden istedi€i tek fley, "yaflamak istiyoruz" diyorlar; baflka bir istekleri yoktur.

Bundan on y›l kadar önce o bölgeye gitti€imiz zaman, oradaki insanlar, "insanca yaflamak istiyoruz" diyorlard›;  aradan üç dört y›l geçtikten sonra, art›k, insanca yaflamay› da b›rakt›lar, sadece "yaflamak istiyoruz" diyorlar ve bu tespitin de raporda yer alm›fl olmas› -bölge insan›n›n en önemli s›k›nt›lar›ndan birisinin, yaflama hakk› ve can güvenli€i sorunu oldu€unun, bu raporda yer alm›fl olmas›- ve tüm siyasî partilere mensup milletvekillerinin de bunun alt›nda imzas›n›n bulunmas›, bu olaya do€ru bir teflhis koydu€umuzun en aç›k ifadesidir.

Yine, raporun 5 inci sayfas›nda faili meçhul cinayetlerle ilgili bafll›kta flu ifade edilmektedir: "Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerimizde son zamanlarda faili meçhul cinayetlerin meydana geldi€i ve bunlar›n da PKK veya Hizbullah örgütleri kaynakl› oldu€u, bu cinayetlerin son dönemde say›lar›n›n ço€ald›€›, bunun da bölgede yaflayan insan›m›z üzerinde birtak›m korku ve endiflelere neden oldu€u; bu cinayetlerin faillerinin tespitindeki gecikmelerden dolay›, yöre halk›n›n baz› endiflelere kap›ld›€›, bu yüzden de faili meçhul cinayetlerin faillerinin tespiti ve takibine iliflkin çal›flmalara h›z ve önem verilmesinin bölge insan›m›z için bir beklenti haline geldi€i anlafl›lm›flt›r. Faili meçhul cinayetlerle mücadeleye devaml›l›k kazand›racak politikalar belirleyip uygulamaya konulmas› gerekti€i kanaatindeyiz." Komisyon bu flekilde bir kanaat belirtmifl. Bu da yerinde bir düflüncedir, bu tespit de do€ru bir tespittir.

De€erli arkadafllar›m, biz, Türkiye'ye bir bafltan bir bafla, "hukuk devleti" diyoruz. Bu Meclisin ç›kard›€› yasalar›n, Türkiye'nin her taraf›nda ayn› flekilde ifllemesinden yanay›z. Tabiî, ayn› zamanda Türkiye'nin di€er bölgelerinde de faili meçhul birçok cinayet oluyor. Biz, tabiî, o faili meçhul cinayetlerin de ivedilikle ayd›nlat›lmas›n› istiyoruz; bir U€ur Mumcu, bir Çetin Emeç, bir Muammer Aksoy, bir Bahriye Üçok cinayetlerinin de ayd›nlat›lmas›n› istiyoruz. Bunlar, s›k s›k, bas›nda ve bu Mecliste de gündeme geliyor; biz de bunlar›n takipçisiyiz; ama, özellikle bu bölgedeki faili meçhul cinayetler, Türkiye'nin di€er bölgelerindeki kadar pek fazla gündemde olmam›flt›r, kalmam›flt›r. Ne zaman ki, o bölgede önemli bir olay oluyor; o zaman bunlar konufluluyor; ama, arkas›ndan unutulup gidiyor. O bölgede, resmî rakamlara göre, faili meçhul cinayetler, özellikle 1992-1993 dönemi içerisinde, oldukça yüksek rakamlara ulaflm›flt›r. Bu nedenle de o faili meçhul cinayetlerin üzerine gidilmesi ve bunlar›n kimler -ki, hangi kurumlar, hangi kifliler, hangi mihraklar- taraf›ndan meydana getirildi€inin aç›kl›€a kavuflturulmas› konusunda da Komisyonumuzun tespiti do€rudur ve yerindedir.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Bu cinayetlerin üzerine kim gidecek?!

MUSTAFA KUL (Devamla)- Say›n Gökalp, tabiî ki, bu, Meclisin seçmifl oldu€u bir Komisyon taraf›ndan haz›rlanm›fl  bir rapordur. Biz de, o Komisyonun haz›rlam›fl oldu€u bu raporda ileri sürülen görüfllerin Hükümet taraf›ndan dikkate al›nmas›n› ve bunlar›n takip edilmesini istiyoruz. Ben bunlar›, bu nedenle   söylüyorum. fiu anda ben, Hükümetin bir üyesi de€ilim, Hükümete ortak olan bir partinin milletvekili olarak konufluyorum ve Mecliste, Meclis ad›na haz›rlanm›fl olan bu raporu  Hükümetin ciddiye almas›  ve bu olaylar›n üzerine gidilmesi gerekti€ine inand›€›mdan dolay› bunlar› ifade ediyorum.

Yine, ola€anüstü hal uygulamas› konusundaki bafll›kta bir cümle ifade edilmektedir ki, bugüne kadar defalarca bu konuyu Mecliste gündem d›fl› konuflmalarla veya kendi Partimizin ilgili kurumlar›nda dile getirmifl olmam›za ra€men ve birçok milletvekili arkadafllar›m›z, bu konudaki görüfllerini, bas›n yoluyla Türkiye'ye deklare etmelerine karfl›n, bunlar, bugüne kadar hep kiflisel düzeyde kalm›flt›r. Ola€anüstü halin kald›r›lmas› konusundaki istemler, talepler, hep milletvekillerinin kiflisel talep ve istemleri olarak de€erlendirildi.

Yine, raporun 6 nc› sayfas›nda yer alan, "Ola€anüstü Hal Uygulamas›" bafll›€›n› tafl›yan bölümden bir paragraf okumak istiyorum: Komisyon burada da, " Terörle mücadele konusunda iller baz›ndaki baflar›l› uygulamalara ba€l› olarak kademeli bir flekilde ola€anüstü hal uygulamas› alan›n›n daralt›lmas› hususundaki geliflmelerin uygulamaya geçirilmesini ve buna ba€l› olarak Ola€anüstü Hal Bölge Valili€inin kald›r›lmas›n›n faydal› olaca€› kan›s›n› tafl›maktay›z"  diyor. Evet, Komisyonunun bu tespitine de kat›l›yoruz.

O bölgede ola€anüstü hal, 1987 y›l›ndan beri uygulan›yor; ama, bugüne kadar bu uygulamalarla, bu yöntemlerle, o bölgedeki olaylara çözüm bulunamam›flt›r. E€er, bu uygulamalara devam konusunda ›srar edilirse, bu yöntemlerle, o olaylar›n çözülemeyece€i de aç›k bir gerçektir.

Yine ayn› flekilde, Komisyon, milletvekili arkadafllar›m›z›n  da çeflitli zamanlarda defalarca gündeme getirdikleri geçici köy koruculu€u sistemi konusundaki aksakl›klar›, eksiklikleri de dile getirmifl ve 6 nc› sayfan›n "Geçici Köy Koruculu€u Sistemi" bafll›€›n› tafl›yan bölümünde flöyle diyor: " 442 say›l› Köy Kanununda yap›lan de€ifliklikle geçici köy koruculu€u sistemi uygulamaya konulmufl olup; zaman içerisinde terör olaylar›n›n etkilerinin artmas›yla do€ru orant›l› olarak bafllang›çta 5 744 olan geçici köy koruculu€u kadrolar›n›n 56 bin rakam›na ulaflt›€› ve halen korucu olmay› bekleyen 10 binin üzerinde vatandafl›n müracaatlar›n›n bulundu€u bilinmektedir

Bugüne kadar bölgede yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinde güvenlik güçlerine destek vermifl bulunan bu sistemin, terörün etkilerinin giderilmesiyle orant›l› olarak zaman içerisinde güvenlik sisteminin d›fl›na al›narak, -güvenlik sisteminin d›fl›na al›narak!- bölge kalk›nmas›na yönelik projelere kayd›r›lmak suretiyle, aç›lacak yeni istihdam alanlar›nda de€erlendirilmelerinin faydal› olaca€› düflüncesini paylaflmaktay›z.

De€erli arkadafllar›m, bu ifadeyi de do€ru olarak kabul ediyorum de€erli arkadafllar›m.

De€erli arkadafllar, rapordan bir bölümü daha okuyorum:

"‹nsan›n sahip oldu€u en temel hak, yaflama hakk›d›r.

Bu hak, Anayasam›z›n 17 nci maddesiyle teminat alt›na al›nm›fl bulunmaktad›r. Buna göre; herkes, yaflama, maddî ve manevî varl›€›n› koruma ve gelifltirme hakk›na sahiptir. Bunun sonucu olarak, devlet, ülkedeki tüm insanlar›n can›n› ve mal›n› korumakta görevli ve sorumludur.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgesinde yaflanan olaylar, terör eylemlerinin her an vatandafl›n can ve mal güvenli€ini tehdit edici boyutta olmas›, insan›m›z›n can ve mal güvenli€ine tecavüz vukuu ihtimalini art›rmaktad›r.

Yine, Anayasam›z›n 125 inci maddesi; ‹dare, kendi eylem ve ifllemlerinden do€an zarar› ödemekle yükümlüdür, hükmüyle, idarenin ifllemlerinden zarar gören vatandafl, zarar›n›n karfl›lanaca€›n› teminat alt›na alm›fl bulunmaktad›r.

Hizmet kusuru olmasa dahi, kamu hizmetinin görülmesi s›ras›nda meydana gelen zarar› idare karfl›layacakt›r.

Kald› ki, ülkemizdeki terörist eylemlerin devlete yönelik bulundu€u, devletin anayasal düzenini ve ülkeyi parçalamaya ve bölmeye yönelik oldu€u aç›kt›r.

Bu durumda devlet,  bu gibi eylemlerden zarara u€rayan gerçek ve tüzelkiflilere 4353 say›l› Kanun gere€ince tazminat ödenmesini hüküm alt›na alm›fl bulunmaktad›r.

Yörede yapm›fl oldu€umuz incelemelerde bu gibi eylemlerden dolay› eflyas›, evi, dükkċn› hasara u€ram›fl vatandafllar›m›z›n bu konuda iyice bilgilendirilmedi€i ve zarar verilen yerlerdeki hasar tespit çal›flmalar›n›n zaman›nda yap›lmad›€›ndan dolay› ma€duriyetine sebebiyet verildi€ini tespit etmifl bulunmaktay›z.

Bunun yan›nda, 4353 say›l› Yasan›n uygulan›fl biçiminden kaynaklanan zorluklar da mevcuttur.

Tazminat ödemelerinin zaman›nda yap›lamam›fl olmas› yüzünden yöredeki baz› belediyelerin hizmet veremez duruma düfltükleri,

Çukurca ve fi›rnak'ta vuku bulan olaylar neticesinde zarara u€rayan vatandafllar›n tazminat ödemelerinin tamam›n›n yap›lamam›fl olmas› dolay›s›yla vatandafl›n ma€dur duruma düfltü€ü  tespit edilmifltir" deniliyor.

De€erli arkadafllar›m, hepiniz biliyorsunuz, burada, 1992 y›l›n›n a€ustos ay›nda, 3838 say›l› Yasa ç›karken; o yasan›n 20 ve 21 inci maddelerine, Çukurca ve fi›rnak'ta meydana gelen olaylarda zarar gören vatandafllar›m›z›n zararlar›n›n karfl›lanmas› konusunda bir madde eklenmiflti. Komisyon, bu konuda, bugüne kadar bir geliflme olmad›€›n› tespit etmifl bulunmaktad›r. Bu olaylarda meydana gelen zararlar›n karfl›lanmas› konusunda da Hükümetin  duyarl› davranmas› gerekti€ine inan›yorum.

De€erli arkadafllar›m, tabiî, Komisyon çal›flmalar›nda birçok tutanak var, oradaki bölge halk›yla yap›lan konuflmalardan al›nan baz› bölümler var, sayfalarca konu var. Ben, özet olarak, oradaki vatandafllar›m›z›n yak›nmalar›ndan bir paragraf okumak istiyorum:

Ölenlerin yak›nlar›n›n, cenaze törenine gidemedikleri ve geleneklerine uygun bir flekilde yerine getiremedikleri; dü€ün merasimlerini korku içerisinde, yar›m yamalak yapt›klar›n›; dü€ünlerinde patlayan bir tabancan›n, güvenlik güçlerince yörenin taranmas›na sebep teflkil etti€ini ve bu tür uygulamalar›n halk›n tepkisini ald›€›n›; hayvanlar›n› otla€a ç›karamad›klar›n› ve ço€unun telef oldu€unu; yaklaflan k›fl flartlar›na haz›rl›k yapamad›klar›n›, odun kesip eve getiremediklerini; geceleri hastalar›n› sa€l›k oca€› veya hastaneye götüremediklerini; do€um s›ras›nda ebelerin ve hemflirelerin evlerde misafir edildikleri; çat›flma oldu€u zamanlarda küçük çocuklar›n, yorganlar›n alt›nda korkudan tir tir titrediklerini; PKK'n›n, bölge halk›n›, gelirlerine göre vergiye ba€lad›€›n›; erkek çocuklar›n› terör örgütlerine asker vermeye zorlad›klar›n› ve vermedikleri takdirde, bunun karfl›l›€›nda para ald›klar›n›; terörün yayg›nlaflmas› yüzünden 4 131 okulun kapal› oldu€unu, aç›k olan okullarda da ö€retmen eksi€i bulundu€unu; sa€l›k kurumlar›yla di€er baz› kurum ve kurulufllarda personel a盀› bulundu€unu, bu yüzden de baz› hizmetlerin vekâletle yürütüldü€ü, bölgede gösterilen gayrimenkul de€erlerin, kredi kurulufllar›nca teminat olarak kabul edilmedi€ini; fi›rnak, Silopi kömür ocaklar›n›n kapat›lmas›yla halk›n, k›fll›k kömürlerini temin edemediklerini; bu bölgede yaflayan Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› olmaktan da gurur duyduklar›n› dile getiren vatandafllar›m›z›n, terör örgütlerinden titizlikle ayr› tutulmalar› gerekti€ini ifade etmifllerdir.

BAfiKAN- Say›n Kul, süreniz bitmek üzere, toparlar m›s›n›z efendim.

MUSTAFA KUL (Devamla)- Say›n Baflkan›m, iki dakika müsaade eder misiniz.

BAfiKAN- ‹ki dakika çok olur efendim; lütfen toparlay›n.

MUSTAFA KUL (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, bu tespitler de Komisyon taraf›ndan imza alt›na al›nm›flt›r. Ayr›ca,Komisyon, baz› çözüm önerileri de getirmifltir. Bunlar raporda var, hepiniz okuyacaks›n›z. ‹darî ve demokratik tedbirler, asayifl ve güvenlik aç›s›ndan al›nmas› gerekli tedbirler, sosyoekonomik tedbirler- ki, bunlar› da k›sa ve orta vadeli olarak ikiye ay›rm›fl- diye s›ralam›fl. Mesela, idarî ve demokratik tedbirler olarak 16 madde, asayifl ve güvenlikle ilgili 11 madde, sosyoekonomik tedbirlerle ilgili de 19 madde say›lm›fl. Gerçekten bugüne kadar belki hiç telaffuz edilemeyen, konuflulamayan konular bu raporda yer alm›flt›r. Hükümetin, bu raporda yer alan önerileri dikkate almas›; bundan sonra, güneydo€u politikas›nda, Kürt sorununun çözümü konusunda, tüm siyasî partilerin,üzerinde anlaflm›fl oldu€u çözümlerle bu olay›n üzerine gitmesi yararl› olacakt›r.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN-Say›n Kul, lütfen...

MUSTAFA KUL (Devamla)- Hemen bitiriyorum Say›n Baflkan›m.

De€erli arkadafllar›m, devletimizin, 1994 y›l› bütçesinde terörle mücadele için ay›rm›fl oldu€u pay, gayri safi millî hâs›lan›n yüzde 5'i kadard›r. Bu flu anlama gelmektedir: Bizim GAP ile ilgili harcad›€›m›z paran›n befl kat›d›r. Parayla, harcamayla bu ifller olmuyor; korkuyla, ola€anüstü halle olmuyor; asayifl tedbirleri ve ekonomik tedbirlerle de bunun önüne geçmek mümkün olamad›. Çünkü, bugüne kadar bu yöntemlerin hepsi denendi.

Terör örgütünün yapmak istedi€i olay belli, onu hepimiz biliyoruz; ülkeyi bölmek, parçalamak; ama, devlet, bu flekilde yaklaflmamak zorunda. Oradaki

Söz talepleri ve s›ralar› bu.

Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubu ad›na, Say›n Kul; buyurun efendim. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Say›n Kul, çal›flmalar bitinceye kadar süre uzat›lm›flt›r; onun için, rica ediyorum sürelere riayet edelim.

Süreniz  grup ad›na, 20 dakikad›r.

SHP GRUBU ADINA MUSTAFA KUL (Erzincan)- Teflekkür ederim Say›n Baflkan.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Do€ru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Sosyaldemokrat Halkç› Parti, Refah Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisinin Grup Baflkanvekilleri taraf›ndan, geçti€imiz y›l, 9 Temmuz 1993 tarihinde verilen Meclis araflt›rmas› önergesinin 15 Temmuz 1993 tarihinde Genel Kurulda görüflülerek kabulüyle kurulmas› kararlaflt›r›lan ve güneydo€uda uzun süreden beri devam eden olaylar› yerinde incelemek ve al›nmas› gereken tedbirleri tespit etmek amac›yla kurulan Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun haz›rlam›fl oldu€u rapor üzerinde Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubunun  görüfllerini arz etmek üzere huzurunuzday›m; bu vesileyle hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli arkadafllar›m, Komisyon raporuna geçmeden önce, 18 inci dönemde de bu konuyla ilgili -güneydo€udaki olaylar›n nedenlerinin ve bu olaylar›n önlenmesi konusundaki tedbirlerin Meclis taraf›ndan tespit edilmesi amac›yla- bir Meclis araflt›rmas› önergesi verdi€imizi; ama, o dönemde Mecliste milletvekili ço€unlu€una sahip olan partinin oylar›yla, o Meclis araflt›rmas›n›n aç›lmas›n›n mümkün olamad›€›n› belirtmek istiyorum. Ama, bugün, her fleyden önce görüyoruz ki, 19 uncu Dönemde, böylesine bir Meclis araflt›rmas› önergesini, Mecliste grubu bulunan tüm siyasî partilerin ortaklafla

haz›rlam›fl oldu€u bir önergeyi Meclisin tamam›n›n kabul etmesiyle bir komisyon kurulmas› ve bütün partilerden milletvekillerinin oluflturdu€u bu komisyonun, o bölgede, özveriyle, büyük bir çal›flma yapmas› ve milletvekillerinin orada tespit ettikleri sorunlar› ve çözümleri konusunu da, yine bütün partilere mensup milletvekillerinin ortak görüflü olarak bir raporla bugün Meclise getirmifl olmas›, gerçekten,  Türkiye Büyük Millet Meclisi ad›na sevindirici bir olayd›r.

E€er, bu Meclis, Türkiye'nin her türlü meselesiyle, her türlü konusuyla ilgili çözüm üretmezse, oradaki olaylar› objektif bir gözle görüp de€erlendirmezse ve çözümü konusunda da gerçekten ak›ll›ca yöntemler önermezse; o zaman, yasama, yürütme, yarg› gibi kuvvetlerin üstüne baflka kuvvetler ç›k›yor; o zaman, bir baflkas› "ben daha büyük bir kuvvetim" diye, Meclisi de al›p yerden yere vurabiliyor, hükümeti de yerden yere vurabiliyor, yarg›y› da yerden yere vurabiliyor veya yarg›y› etkiliyor. Bu nedenle, bu konuda Meclis araflt›rmas› aç›lmas›, her fleyden önce, Meclisin bu konulara vâk›f oldu€unun, bu konular› araflt›rman›n kendileri aç›s›ndan bir anayasal görev oldu€unun ve bu anayasal görevini de büyük bir uzlaflmayla yerine getirdi€i konusunu da, gerçekten, o, kendilerini, yasaman›n, yürütmenin, yarg›n›n üzerinde gören güçlere de bir iflaret olarak gösterdi€inin aç›k bir ifadesidir.

De€erli arkadafllar›m, bu Komisyon, sekiz ay gibi bir çal›flma süresi içerisinde, baflta Ankara olmak üzere, Diyarbak›r, Siirt,  Batman, Mardin, fi›rnak, Cizre, Midyat, Van, Hakkâri ve Yüksekova'da çal›flmalar yapm›flt›r ve bu çal›flma  süresi içerisinde, Komisyon üyeleri, sadece, devletin oradaki resmî görevlileri, valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri veya oradaki güvenlik kuvvetleri komutanlar›yla de€il, ayn› zamanda, oradaki siyasî partilerin baflkanlar›yla, belediye baflkanlar›yla, muhtarlarla,  demokratik kitle örgütlerinin temsilcileriyle görüflmüfller ve bu görüfllerini de, oradan ald›klar› bilgiler do€rultusunda bu rapora yans›tm›fllard›r.

De€erli arkadafllar›m, tabiî, raporda eksik gördü€ümüz baz› konular var; ama, her fleyden önce flunu söyleyeyim: Bugüne kadar söylenmesi cesaret isteyen veya söylendi€i zaman insanlara hemen, "iflte, bölücü, bilmem ne falan" damgas›n›n vuruldu€u ve bu nedenle de birçok insan›n söylemek isteyip de bu korkudan dolay› söyleyemedi€i ve ülkenin birli€ini, bütünlü€ünü herkesten daha çok istemesine karfl›n, birlikteli€e katk› sa€layaca€›na inand›€› düflüncelerini ifade etti€i için bölücü damgas› yiyen insanlar›n söylemifl oldu€u birçok fleyin de, gene, tüm siyasî partilerin milletvekillerinin alt›nda imzas› oldu€u bu raporda yer alm›fl olmas› da bir baflka sevindirici olayd›r.

fiimdiye kadar, birçok kifli, birçok kurulufl, birçok milletvekili, birçok parti grubu taraf›ndan güneydo€u konusunda defalarca raporlar haz›rlanm›fl olmas›na karfl›n, bugüne kadar, bütün siyasî partileri kapsayan böylesine bir rapor, bu Meclis'te gündeme gelmemiflti.

Komisyon raporunda, bir genel de€erlendirme yap›ld›ktan ve mevcut durum ortaya konulduktan sonra, yine baz› bafll›klar alt›nda, mesela, can güvenli€i konusunda, faili meçhul cinayetler konusunda, ola€anüstü hal uygulamas› konusunda, geçici köy koruculu€u sisteminin uygulama flekli konusunda, hukuk sisteminin ifllememesi konusunda ve insan haklar› ihlalleri konusundaki bafll›klarda, önemli baz› fleyler söylenmifl ve daha sonra raporun sonuç k›sm›nda da, bu konulardaki aksakl›klar›n, eksikliklerin giderilmesi ve güneydo€u meselesinin -raporda da bahsedildi€i gibi, Kürt sorununun- çözümü konusunda neler yap›laca€› da çok aç›k bir  flekilde ifade edilmifltir.

Tabiî, o ifadelerde bizim gene eksik gördüklerimiz var; konuflmam›n son k›sm›nda onlara de€inece€im; ama, bugün sadece, raporda yer alan ve çok önemsedi€im baz› k›s›mlar›, sizlere bafll›klar halinde okumak istiyorum.

Raporun  4 üncü sayfas›nda yer alan  "Can Güvenli€i" bafll›€› alt›ndaki k›s›mda aynen flu yaz›lmaktad›r: " ‹nsan›n sahip oldu€u en temel hak, yaflama hakk›d›r. Bu hak da, hangi flart alt›nda olursa olsun, devletin güvencesi alt›ndad›r. Bugün için bölge insan›m›z›n en önemli s›k›nt›s›  can güvenli€idir" diye ifade edilmifltir.

De€erli arkadafllar›m, bu tespit, çok do€ru bir tespittir. Hepimiz milletvekiliyiz; zaman zaman, kendi seçim bölgelerimize gitti€imizde, seçmenlerimiz, bizlerden, köyleri için yol ister, su ister, telefon ister, sa€l›k oca€› ister ve sulama kanal› isterken; yani, devletin götürmesi gereken birçok hizmetleri isterken; özellikle -güneydo€u bölgesine çok giden bir arkadafl›n›z olarak söylüyorum- o bölgedeki insanlar›m›z›n bizlerden veya devletten böyle bir istemleri, talepleri yok. Onlar›n bizden istedi€i tek fley, "yaflamak istiyoruz" diyorlar; baflka bir istekleri yoktur.

Bundan on y›l kadar önce o bölgeye gitti€imiz zaman, oradaki insanlar, "insanca yaflamak istiyoruz" diyorlard›; aradan üç dört y›l geçtikten sonra, art›k, insanca yaflamay› da b›rakt›lar, sadece "yaflamak istiyoruz" diyorlar ve bu tespitin de raporda yer alm›fl olmas› -bölge insan›n›n en önemli s›k›nt›lar›ndan birisinin, yaflama hakk› ve can güvenli€i sorunu oldu€unun, bu raporda yer alm›fl olmas›- ve tüm siyasî partilere mensup milletvekillerinin de bunun alt›nda imzas›n›n bulunmas›, bu olaya do€ru bir teflhis koydu€umuzun en aç›k ifadesidir.

Yine, raporun 5 inci sayfas›nda faili meçhul cinayetlerle ilgili bafll›kta flu ifade edilmektedir: "Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerimizde son zamanlarda faili meçhul cinayetlerin meydana geldi€i ve bunlar›n da PKK veya Hizbullah örgütleri kaynakl› oldu€u, bu cinayetlerin son dönemde say›lar›n›n ço€ald›€›, bunun da bölgede yaflayan insan›m›z üzerinde birtak›m korku ve endiflelere neden oldu€u; bu cinayetlerin faillerinin tespitindeki gecikmelerden dolay›, yöre halk›n›n baz› endiflelere kap›ld›€›, bu yüzden de faili meçhul cinayetlerin faillerinin tespiti ve takibine iliflkin çal›flmalara h›z ve önem verilmesinin bölge insan›m›z için bir beklenti haline geldi€i anlafl›lm›flt›r. Faili meçhul cinayetlerle mücadeleye devaml›l›k kazand›racak politikalar belirleyip uygulamaya konulmas› gerekti€i kanaatindeyiz." Komisyon bu flekilde bir kanaat belirtmifl. Bu da yerinde bir düflüncedir, bu tespit de do€ru bir tespittir.

De€erli arkadafllar›m, biz, Türkiye'ye bir bafltan bir bafla, "hukuk devleti" diyoruz. Bu Meclisin ç›kard›€› yasalar›n, Türkiye'nin her taraf›nda ayn› flekilde ifllemesinden yanay›z. Tabiî, ayn› zamanda Türkiye'nin di€er bölgelerinde de faili meçhul birçok cinayet oluyor. Biz, tabiî, o faili meçhul cinayetlerin de ivedilikle ayd›nlat›lmas›n› istiyoruz; bir U€ur Mumcu, bir Çetin Emeç, bir Muammer Aksoy, bir Bahriye Üçok cinayetlerinin de ayd›nlat›lmas›n› istiyoruz. Bunlar, s›k s›k, bas›nda ve bu Mecliste de gündeme geliyor; biz de bunlar›n takipçisiyiz; ama, özellikle bu bölgedeki faili meçhul cinayetler, Türkiye'nin di€er bölgelerindeki kadar pek fazla gündemde olmam›flt›r, kalmam›flt›r. Ne zaman ki, o bölgede önemli bir olay oluyor; o zaman bunlar konufluluyor; ama, arkas›ndan unutulup gidiyor. O bölgede, resmî rakamlara göre, faili meçhul cinayetler, özellikle 1992-1993 dönemi içerisinde, oldukça yüksek rakamlara ulaflm›flt›r. Bu nedenle de o faili meçhul cinayetlerin üzerine gidilmesi ve bunlar›n kimler -ki, hangi kurumlar, hangi kifliler, hangi mihraklar- taraf›ndan meydana getirildi€inin aç›kl›€a kavuflturulmas› konusunda da Komisyonumuzun tespiti do€rudur ve yerindedir.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Bu cinayetlerin üzerine kim gidecek?!

MUSTAFA KUL (Devamla)- Say›n Gökalp, tabiî ki, bu, Meclisin seçmifl oldu€u bir Komisyon taraf›ndan haz›rlanm›fl  bir rapordur. Biz de, o Komisyonun haz›rlam›fl oldu€u bu raporda ileri sürülen görüfllerin Hükümet taraf›ndan dikkate al›nmas›n› ve bunlar›n takip edilmesini istiyoruz. Ben bunlar›, bu nedenle   söylüyorum. fiu anda ben, Hükümetin bir üyesi de€ilim, Hükümete ortak olan bir partinin milletvekili olarak konufluyorum ve Mecliste, Meclis ad›na haz›rlanm›fl olan bu raporu  Hükümetin ciddiye almas›  ve bu olaylar›n üzerine gidilmesi gerekti€ine inand›€›mdan dolay› bunlar› ifade ediyorum.

Yine, ola€anüstü hal uygulamas› konusundaki bafll›kta bir cümle ifade edilmektedir ki, bugüne kadar defalarca bu konuyu Mecliste gündem d›fl› konuflmalarla veya kendi Partimizin ilgili kurumlar›nda dile getirmifl olmam›za ra€men ve birçok milletvekili arkadafllar›m›z, bu konudaki görüfllerini, bas›n yoluyla Türkiye'ye deklare etmelerine karfl›n, bunlar, bugüne kadar hep kiflisel düzeyde kalm›flt›r. Ola€anüstü halin kald›r›lmas› konusundaki istemler, talepler, hep milletvekillerinin kiflisel talep ve istemleri olarak de€erlendirildi.

Yine, raporun 6 nc› sayfas›nda yer alan, "Ola€anüstü Hal Uygulamas›" bafll›€›n› tafl›yan bölümden bir paragraf okumak istiyorum: Komisyon burada da, "Terörle mücadele konusunda iller baz›ndaki baflar›l› uygulamalara ba€l› olarak kademeli bir flekilde ola€anüstü hal uygulamas› alan›n›n daralt›lmas› hususundaki geliflmelerin uygulamaya geçirilmesini ve buna ba€l› olarak Ola€anüstü Hal Bölge Valili€inin kald›r›lmas›n›n faydal› olaca€› kan›s›n› tafl›maktay›z" diyor. Evet, Komisyonunun bu tespitine de kat›l›yoruz.

O bölgede ola€anüstü hal, 1987 y›l›ndan beri uygulan›yor; ama, bugüne kadar bu uygulamalarla, bu yöntemlerle, o bölgedeki olaylara çözüm bulunamam›flt›r. E€er, bu uygulamalara devam konusunda ›srar edilirse, bu yöntemlerle, o olaylar›n çözülemeyece€i de aç›k bir gerçektir.

Yine ayn› flekilde, Komisyon, milletvekili arkadafllar›m›z›n  da çeflitli zamanlarda defalarca gündeme getirdikleri geçici köy koruculu€u sistemi konusundaki aksakl›klar›, eksiklikleri de dile getirmifl ve 6 nc› sayfan›n "Geçici Köy Koruculu€u Sistemi" bafll›€›n› tafl›yan bölümünde flöyle diyor: " 442 say›l› Köy Kanununda yap›lan de€ifliklikle geçici köy koruculu€u sistemi uygulamaya konulmufl olup; zaman içerisinde terör olaylar›n›n etkilerinin artmas›yla do€ru orant›l› olarak bafllang›çta 5 744 olan geçici köy koruculu€u kadrolar›n›n 56 bin rakam›na ulaflt›€› ve halen korucu olmay› bekleyen 10 binin üzerinde vatandafl›n müracaatlar›n›n bulundu€u bilinmektedir

Bugüne kadar bölgede yürütülen terörle mücadele faaliyetlerinde güvenlik güçlerine destek vermifl bulunan bu sistemin, terörün etkilerinin giderilmesiyle orant›l› olarak zaman içerisinde güvenlik sisteminin d›fl›na al›narak, -güvenlik sisteminin d›fl›na al›narak!- bölge kalk›nmas›na yönelik projelere kayd›r›lmak suretiyle, aç›lacak yeni istihdam alanlar›nda de€erlendirilmelerinin faydal› olaca€› düflüncesini paylaflmaktay›z.

De€erli arkadafllar›m, bu ifadeyi de do€ru olarak kabul ediyorum de€erli arkadafllar›m.

De€erli arkadafllar, rapordan bir bölümü daha okuyorum:

"‹nsan›n sahip oldu€u en temel hak, yaflama hakk›d›r.

Bu hak, Anayasam›z›n 17 nci maddesiyle teminat alt›na al›nm›fl bulunmaktad›r. Buna göre; herkes, yaflama, maddî ve manevî varl›€›n› koruma ve gelifltirme hakk›na sahiptir. Bunun sonucu olarak, devlet, ülkedeki tüm insanlar›n can›n› ve mal›n› korumakta görevli ve sorumludur.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgesinde yaflanan olaylar, terör eylemlerinin her an vatandafl›n can ve mal güvenli€ini tehdit edici boyutta olmas›, insan›m›z›n can ve mal güvenli€ine tecavüz vukuu ihtimalini art›rmaktad›r.

Yine, Anayasam›z›n 125 inci maddesi; ‹dare, kendi eylem ve ifllemlerinden do€an zarar› ödemekle yükümlüdür, hükmüyle, idarenin ifllemlerinden zarar gören vatandafl, zarar›n›n karfl›lanaca€›n› teminat alt›na alm›fl bulunmaktad›r.

Hizmet kusuru olmasa dahi, kamu hizmetinin görülmesi s›ras›nda meydana gelen zarar› idare karfl›layacakt›r.

Kald› ki, ülkemizdeki terörist eylemlerin devlete yönelik bulundu€u, devletin anayasal düzenini ve ülkeyi parçalamaya ve bölmeye yönelik oldu€u aç›kt›r.

Bu durumda devlet, bu gibi eylemlerden zarara u€rayan gerçek ve tüzelkiflilere 4353 say›l› Kanun gere€ince tazminat ödenmesini hüküm alt›na alm›fl bulunmaktad›r.

Yörede yapm›fl oldu€umuz incelemelerde bu gibi eylemlerden dolay› eflyas›, evi, dükkân› hasara u€ram›fl vatandafllar›m›z›n bu konuda iyice bilgilendirilmedi€i ve zarar verilen yerlerdeki hasar tespit çal›flmalar›n›n zaman›nda yap›lmad›€›ndan dolay› ma€duriyetine sebebiyet verildi€ini tespit etmifl bulunmaktay›z.

Bunun yan›nda, 4353 say›l› Yasan›n uygulan›fl biçiminden kaynaklanan zorluklar da mevcuttur.

Tazminat ödemelerinin zaman›nda yap›lamam›fl olmas› yüzünden yöredeki baz› belediyelerin hizmet veremez duruma düfltükleri,

Çukurca ve fi›rnak'ta vuku bulan olaylar neticesinde zarara u€rayan vatandafllar›n tazminat ödemelerinin tamam›n›n yap›lamam›fl olmas› dolay›s›yla vatandafl›n ma€dur duruma düfltü€ü  tespit edilmifltir" deniliyor.

De€erli arkadafllar›m, hepiniz biliyorsunuz, burada, 1992 y›l›n›n a€ustos ay›nda, 3838 say›l› Yasa ç›karken; o yasan›n 20 ve 21 inci maddelerine, Çukurca ve fi›rnak'ta meydana gelen olaylarda zarar gören vatandafllar›m›z›n zararlar›n›n karfl›lanmas› konusunda bir madde eklenmiflti. Komisyon, bu konuda, bugüne kadar bir geliflme olmad›€›n› tespit etmifl bulunmaktad›r. Bu olaylarda meydana gelen zararlar›n karfl›lanmas› konusunda da Hükümetin  duyarl› davranmas› gerekti€ine inan›yorum.

De€erli arkadafllar›m, tabiî, Komisyon çal›flmalar›nda birçok tutanak var, oradaki bölge halk›yla yap›lan konuflmalardan al›nan baz› bölümler var, sayfalarca konu var. Ben, özet olarak, oradaki vatandafllar›m›z›n yak›nmalar›ndan bir paragraf okumak istiyorum:

Ölenlerin yak›nlar›n›n, cenaze törenine gidemedikleri ve geleneklerine uygun bir flekilde yerine getiremedikleri; dü€ün merasimlerini korku içerisinde, yar›m yamalak yapt›klar›n›; dü€ünlerinde patlayan bir tabancan›n, güvenlik güçlerince yörenin taranmas›na sebep teflkil etti€ini ve bu tür uygulamalar›n halk›n tepkisini ald›€›n›; hayvanlar›n› otla€a ç›karamad›klar›n› ve ço€unun telef oldu€unu; yaklaflan k›fl flartlar›na haz›rl›k yapamad›klar›n›, odun kesip eve getiremediklerini; geceleri hastalar›n› sa€l›k oca€› veya hastaneye götüremediklerini; do€um s›ras›nda ebelerin ve hemflirelerin evlerde misafir edildikleri; çat›flma oldu€u zamanlarda küçük çocuklar›n, yorganlar›n alt›nda korkudan tir tir titrediklerini; PKK'n›n, bölge halk›n›, gelirlerine göre vergiye ba€lad›€›n›; erkek çocuklar›n› terör örgütlerine asker vermeye zorlad›klar›n› ve vermedikleri takdirde, bunun karfl›l›€›nda para ald›klar›n›; terörün yayg›nlaflmas› yüzünden 4 131 okulun kapal› oldu€unu, aç›k olan okullarda da ö€retmen eksi€i bulundu€unu; sa€l›k kurumlar›yla di€er baz› kurum ve kurulufllarda personel a盀› bulundu€unu, bu yüzden de baz› hizmetlerin vekâletle yürütüldü€ü, bölgede gösterilen gayrimenkul de€erlerin, kredi kurulufllar›nca teminat olarak kabul edilmedi€ini; fi›rnak, Silopi kömür ocaklar›n›n kapat›lmas›yla halk›n, k›fll›k kömürlerini temin edemediklerini; bu bölgede yaflayan Türkiye Cumhuriyeti vatandafl› olmaktan da gurur duyduklar›n› dile getiren vatandafllar›m›z›n, terör örgütlerinden titizlikle ayr› tutulmalar› gerekti€ini ifade etmifllerdir.

BAfiKAN- Say›n Kul, süreniz bitmek üzere, toparlar m›s›n›z efendim.

MUSTAFA KUL (Devamla)- Say›n Baflkan›m, iki dakika müsaade eder misiniz.

BAfiKAN- ‹ki dakika çok olur efendim; lütfen toparlay›n.

MUSTAFA KUL (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, bu tespitler de Komisyon taraf›ndan imza alt›na al›nm›flt›r. Ayr›ca,Komisyon, baz› çözüm önerileri de getirmifltir. Bunlar raporda var, hepiniz okuyacaks›n›z. ‹darî ve demokratik tedbirler, asayifl ve güvenlik aç›s›ndan al›nmas› gerekli tedbirler, sosyoekonomik tedbirler- ki, bunlar› da k›sa ve orta vadeli olarak ikiye ay›rm›fl- diye s›ralam›fl. Mesela, idarî ve demokratik tedbirler olarak 16 madde, asayifl ve güvenlikle ilgili 11 madde, sosyoekonomik tedbirlerle ilgili de 19 madde say›lm›fl. Gerçekten bugüne kadar belki hiç telaffuz edilemeyen, konuflulamayan konular bu raporda yer alm›flt›r. Hükümetin, bu raporda yer alan önerileri dikkate almas›; bundan sonra, güneydo€u politikas›nda, Kürt sorununun çözümü konusunda, tüm siyasî partilerin,üzerinde anlaflm›fl oldu€u çözümlerle bu olay›n üzerine gitmesi yararl› olacakt›r.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN-Say›n Kul, lütfen...

MUSTAFA KUL (Devamla)- Hemen bitiriyorum Say›n Baflkan›m.

De€erli arkadafllar›m, devletimizin, 1994 y›l› bütçesinde terörle mücadele için ay›rm›fl oldu€u pay, gayri safi millî hâs›lan›n yüzde 5'i kadard›r. Bu flu anlama gelmektedir: Bizim GAP ile ilgili harcad›€›m›z paran›n befl kat›d›r. Parayla, harcamayla bu ifller olmuyor; korkuyla, ola€anüstü halle olmuyor; asayifl tedbirleri ve ekonomik tedbirlerle de bunun önüne geçmek mümkün olamad›. Çünkü, bugüne kadar bu yöntemlerin hepsi denendi.

Terör örgütünün yapmak istedi€i olay belli, onu hepimiz biliyoruz; ülkeyi bölmek, parçalamak; ama, devlet, bu flekilde yaklaflmamak zorunda. Oradaki vatandafllar›m›z iki güçten birisini tercih etmek durumunda kalmamal›d›r.

Teröristler demokrasi istemiyor, PKK örgütü o bölgede huzur, bar›fl ve demokrasi istemiyor; ama devlet, orada demokrasiyi istemek zorundad›r. Bu nedenle, daha önce bunlar› birkaç kez bafll›klar halinde söylememize ra€men, yine demokratik çözüm diyoruz

Demokratik çözüm dedi€imizde, "efendim bu çok yuvarlak bir laf, ne demek istedi€inizi anlam›yoruz" falan diyorlar. Say›n Baflkan›m e€er müsaade ederseniz, bunlar›  bir iki cümle ile ifade etmek istiyorum.

BAfiKAN- Lütfen toparlar m›s›n›z efendim.

MUSTAF KUL (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, hiçbir vatandafl›m›zdan, kendi kimli€ini, etnik yap›s›n› gizlemesini, saklamas›n›, söylememesini bekleyemeyiz. O vatandafllar›m›z, kendi kimliklerini aç›kça ifade etmelidirler.

O bölgede yaflayan insanlar›m›za bu serbestli€i tan›d›€›m›z zaman onlar, kendilerini bu ülkenin birinci s›n›f vatandafl› olarak kabul edecekler ve gö€üslerini gere gere "ben Türkiye Cumhuriyeti vatandafl›y›m" diyecekler. Ama bunu yapmad›€›m›z zaman, iflte bugüne kadarki  uygulamalarla bunun böyle olmayaca€›n›, böyle çözüm bulamayaca€›m›z› aç›kça görmüfl durumday›z.

De€erli arkadafllar›m..

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

M. ADNAN EKMEN (Batman)- Çözümler bölümüne geldi Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Çözümleri önce arz etseydi.

‹ki araflt›rma komisyonunun görüflülecek raporu var. Son cümlenizi söyler misiniz efendim... Lütfen...

MUSTAFA KUL (Devamla)- Ço€ulcu demokrasi anlay›fl›yla her kökenden insanlar›m›z›n ana dillerini ve kültürlerini, her türlü medya, e€itim süreçlerini kullanarak özgürce gelifltirmesine olanak sa€lanmal›d›r.

Türkiye etnik köken aç›s›ndan ço€ulcu bir yap›ya sahiptir; birbirinden farkl› etnik gruplar›n dil farkl›l›klar›n›n varl›€› inkâr edilemez. Bu gerçe€in inkâr edilmesiyle bir yere varmak da mümkün olamaz. Bu sorunu çözmek de mümkün olamaz.

Kürt realitesi, Kürt kimli€i ve dili h›zla kabul edilerek Kürtlerin siyasal ve demokratik haklar› verilmelidir.

ENG‹N GÜNER (‹stanbul)- Hangi siyasal haklar› yok, biz de bilelim.

MUSTAFA KUL (Devamla)- Bu  anlay›fl, PKK'ye olan halk deste€ini de kesecektir.

Televizyon ve radyolarda Kürtçe yay›n yap›lmas› serbest b›rak›lmal› ve yasal bir güvenceye ba€lanmal›d›r. Kendi kültürleriyle,dilleriyle, müzi€iyle, sanat›yla, kitle iletiflim araçlar›ndan yararlanabilen Kürt yurttafllar›m›z, bu ülkenin topra€›...

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

MUSTAFA KUL (Devamla)- Say›n Baflkan›m önerilerimin hepsini söyleme f›rsat› olamad›.

Bizi dinleyen arkadafllar›ma teflekkür ediyorum.

Bu raporda ileriye sürülen görüfllerin de, bu konuda fayda getirmesini diliyorum.

Sayg›lar sunuyorum. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ediyorum Say›n Kul.

Anavatan Partisi Grubu ad›na, Say›n Keçeciler; buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA MEHMET KEÇEC‹LER (Konya)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; güneydo€uda cereyan eden olaylar›n incelenmesiyle ilgili Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun -benim de üyesi bulundu€um Komisyonun- Raporu hakk›nda, Anavatan Partisi Grubunun görüfl ve düflüncelerini arz ve ifade etmek üzere söz alm›fl bulunuyorum. Bu vesileyle Yüce Heyetinizi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli milletvekilleri, bugün burada, Türkiye Cumhuriyetinin yetmifl y›ll›k tarihinde karfl› karfl›ya kald›€› en ciddî  meseleyi görüflüyoruz ve bu konuda bir komisyonun, mahallinde yapt›€› ve olabildi€ince hadiselerin içerisine girerek ve  fedakârl›k göstererek yapt›€› araflt›rmay› müzakere etmek üzere topland›k. Gönül arzu ederdi ki, say›m›z çok daha fazla olsun ve Meclisin bütün üyeleri bu toplant›da haz›r bulunsun.

MUSTAFA BAfi (‹stanbul)- Refah Partisi burada, sizinkiler yok.

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, asl›nda, bölgedeki vatandafl›m›z s›k›nt›l›d›r.

Say›n Kul biraz evvel rapordan bir pasaj okudu. O pasajda, vatandafllar›m›z›n -Komisyon üyeleri olarak- bizlere ifade etti€i birtak›m sanc›lar var. Do€um yapacak han›mlar, do€umun gününü hesap ediyorlar,  ebeyi önceden evlerine getiriyorlar ve ebe evde kal›yor; e€er, gece vakti han›m›n›z do€um yapacaksa ve ebe evinizde de€ilse, han›m›n›z› d›flar›ya ç›kar›p  sa€l›k oca€›na, hastaneye götürme imkân›na sahip de€ilsiniz.

Say›n Kul'un okumad›€› bir bölüm de var. O bölgede, yats› ve sabah ezanlar› okunmuyor; çünkü, ne okuyacak müezzin camie gelebiliyor ne de camie gidecek cemaat var.

O bölgede büyük sanc›lar var, s›k›nt›lar var, problemler var; ama, bütün bunlara ra€men -Meclis zab›tlar›na geçmesi için özellikle ifade ediyorum- o bölgenin halk›, oradaki vatandafllar›m›z devletine ba€l›d›r, vatan›na ba€l›d›r, memleketin bütünlü€ünden yanad›r, her türlü bask›ya ra€men, her türlü fliddete ra€men bu memleketten kopmay› katiyen arzu etmemektedirler. Bunlar›, Komisyon üyesi s›fat›yla huzurlar›n›zda dile getiriyorum ve o bölgede yaflayan vatandafllar›m›za, flükranlar›m› ifade etmek istiyorum.

De€erli arkadafllar, asl›nda, flunu özellikle ifade etmemiz laz›m: O bölgedeki insanlar›m›z hakikaten himmete, hizmete ve devletin flefkatli eline muhtaç; onu götürmeliyiz, onu sa€lamal›y›z. O vatandafllara karfl› yapt›€›m›z birtak›m operasyonlarda sert muamelelerden mutlaka kaç›nmal›y›z; çünkü, -raporda da ifade ettik- burada da yazd›k PKK geliyor; vatandafla "ya o€lunu askere vereceksin veyahut da flu kadar para vereceksin" diyor. Birisi vermiyor, ertesi gün evini tarumar ediyorlar, periflan ediyorlar; çolu€unu çocu€unu, k›z›n›, kundaktaki bebe€ine var›ncaya kadar, hepsini öldürüyorlar.

O bölgede vaktiyle de birtak›m flekavet olaylar›, afliretler aras›nda kan davalar› olmufl. Bizim incelemelerimize göre, benim flahsî araflt›rmalar›ma göre, o bölge insan› hiçbir zaman, kan davalar›nda bile, kad›na silah çekmemifl, çocu€u kurflunlamam›fl, bunlar hiç olmam›fl; ama, bu seferki baflka. Bu seferkinde, o bölge insan›n›n y›llardan beri yans›tt›€› duygulara uygun olmayan bir flekavet olay›, bir terör olay› var. Bu olay, d›flar›dan kaynaklanan bir olay ve kesinlikle, o bölge insan›n›n meydana getirdi€i bir olay de€il. Bu olaylar› yapanlar, özel bir e€itime tabi tutulmufl -âdeta insanlar›n duygular›, ruhlar› ellerinden al›nm›fl- e€itilmifl, terörist hale getirilmifl ve o bölgeye sal›verilmifl. Bu, d›flar›dan kaynaklanan bir olayd›r.  Devletin elindeki bilgilere göre, bu olay› meydana getirenler, Türkiye'nin geliflmesini, büyümesini istemeyen, Ortado€u'da bir Japonya haline gelmesini arzu etmeyen kuvvetlerdir. Elbette ki, bunlara karfl›, tedbir al›nacakt›r. Elbette ki, devlet olarak, bunlara karfl›, gereken her türlü çaba gösterilecektir. Bölücü terörle mücadele, devletin, vazgeçilmez, devredilmez ve ertelenemez görevidir. Bu, devlet aç›s›ndan hem meflru savunma hakk› hem de vatandafllar›na karfl› bir yükümlülüktür. Biz Anavatan Partisi olarak, bunu her vesileyle her zaman, her f›rsatta söyledik ve söylemeye de devam edece€iz. Demokratik hak ve hürriyetlerin hiçbirisi, vatana ihanet hürriyeti haline getirilemez. Memlekete ihanet etmeye, hiçbir flekilde f›rsat verilemez. Bunlar›, böylece tespit ettikten sonra; birkaç hususa temas etmek istiyorum:

De€erli arkadafllar›m, bak›n›z; bu bölge sanc›l›, bu bölgedeki s›k›nt›lar d›flar›dan kaynakl›. Türkiye olarak, bu meseleye, yek vücut, millî bir mesele olarak bakmam›z gerekir. Bütün partilerimizle birlikte, yek vücut olarak, meselenin üzerine gitmemiz laz›m. E€er, bu meselenin teflhisinde ve tedavi yollar›nda ihtilafa düflersek; birbirimizi nakzeden aç›klamalara, beyanlara girersek; özellikle buradaki mücadeleyi iç politika malzemesi haline getirirsek; fevkalade yanl›fl yapar›z, çok s›k›nt›ya gireriz, bu mücadeleyi zaafa u€rat›r›z. Zaten, yek vücut olarak mücadele etti€imiz halde bile, üstesinden gelmemizin çok zor oldu€u bir olayla karfl› karfl›yay›z. Bu meseleleri, iç politika malzemesi haline getirmemek durumunday›z. Biz, Anavatan Partisi olarak, buna, bugüne kadar hep dikkat ettik, bundan sonra da dikkat edece€iz; çünkü, temel görüflümüz, ana esprimiz bu. Biz bu meseleye, iç politika malzemesi olarak yaklaflm›yoruz; ama, üzülerek ifade edeyim, iktidara mensup Say›n Baflbakanlar ve say›n bakanlar, ikide bir, bu meselede ç›k›p "efendim, eskiden flu ifller yap›lmad›; biz flimdi geldik, bu iflleri flöyle önledik, böyle önledik, belini k›rd›k, baca€›n› kestik, bir tek beyni kald›, onu da ezece€iz" gibi, iç politikada, "terörle mücadelede baflar›l›y›m" diyerek; rey toplama gibi bir yaklafl›m›n içerisine girmifllerdir. Bu yanl›flt›r; böyle bir tav›r yanl›flt›r. Keflke, o hadiseleri önleyin... Bizim Genel Baflkan›m›z bu kürsüden ifade etti, Meclis zab›tlar›nda var “Terörü, o bölgede durdurun, önleyin, siyasî getirisi tamamen sizin olsun.” Biz ona raz›y›z, bunu bilerek, bunun fluurunda olarak destek veriyoruz; ama, beyler geliniz bunu iç siyaset malzemesi haline getirmeyelim. Çok yanl›fl yerlere götürüyoruz. Hele son günlerde -bak›n önümde gazeteler var- 18 Ekim tarihli gazetede ‹nsan Haklar›ndan Sorumlu Say›n Devlet Bakan› “Bu ifl saklamakla çözülmez” diyor. Tunceli’de köyler yand›. Bu köyleri teröristler mi yakt›? PKK m› yakt›? ‹çiflleri Bakan›m›za göre PKK yakt›. ‹nsan Haklar›ndan Sorumlu Say›n Devlet Bakan›na göre, bunu güvenlik kuvvetleri yakt›, devlet yakt›. “Efendim, köyleri devlet yak›yor, güvenlik gerekçesiyle boflalt›yor, sonra yak›yor”

De€erli arkadafllar›m, siz Hükümetsiniz, müteselsilen birbirinize kefilsiniz. Hükümetin bir Bakan›n›n yapt›€› icraattan di€er bütün bakanlar sorumludurlar. Bir bakan›m›z “Tunceli’deki köyleri devlet yakt›” diyecek, bir di€er bakan›m›z da  “Hay›r öyle bir fley yok, bunu PKK yakt›” diyecek. Bunu evvela Hükümette konuflun. Devaml› Hükümet toplant›lar› yap›yorsunuz, bir araya geliyorsunuz. Böyle bir olay olmasa bile, ola€anüstü toplant›y› icap ettirecek kadar mühim bir iddiad›r bu; Hükümeti toplant›ya ça€›r›n, insan haklar›ndan sorumlu Devlet Bakan›n›n elinde belge ve bilgiler varsa, koysun masaya, ‹çiflleri Bakan› da bildiklerini söylesin; orada anlafl›n. Bunu, kamuoyunda, gazete sütunlar›nda, televizyon ekranlar›nda tart›flmaya hakk›n›z yok. fiu anda benim zihnim bulan›k, bölgeye çok s›k giden bir arkadafl›n›z olarak benim zihnim kar›fl›k; acaba Tunceli'deki köyleri hakikaten güvenlik gerekçesiyle devlet organlar› m› yakt›, yoksa PKK m› yakt›? Devletin Bakan› böyle söylerse, iki bakan aras›nda böyle tenakuz olursa, siz bu meseleyi çözemezsiniz, Hükümet olarak bu meselenin üstesinden gelemezsiniz. Bu mesele, çok vahim bir meseledir; Türkiye'nin, cumhuriyet tarihinde karfl›laflt›€› en ciddi meseledir. Böylesine ciddi bir meselede, iki Bakan›m›z›n birbiriyle taban tabana z›t iki ayr› beyan›n› flimdi nas›l izah edece€iz, ne söyleyece€iz? Yurt d›fl›ndaki komisyonlarda çal›flan arkadafllar bilirler; orada Avrupal›lar ikide bir hesap sorarlar. fiimdi, o arkadafllar, onlara ne diyecekler? Bir Bakan arkadafl›n aç›klamas›yla, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin elindeki bütün savlar›, bütün müdafaa unsurlar›n› ald›n›z.

ENG‹N GÜNER (‹stanbul)- "Kendi Bakan›n›z söylüyor" diyecekler.

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, bu fevkalade vahim bir olayd›r, bu meseleyi böyle geçifltiremezsiniz. Aran›zda anlafl›n; bu meselede anlaflam›yorsan›z Hükümet etmekten vazgeçin, b›rak›n. Bu mesele, Türkiye'nin en ciddi meselesidir ve bu meselede birbiriyle anlaflm›fl, birinin söyledi€ini di€eri nakzetmeyecek bir ekip iflbafl›na gelsin. Yapamazs›n›z, hakk›n›z yok; böyle giderse siz Türkiye'yi böldürürsünüz, memleketi s›k›nt›ya sokars›n›z.

De€erli arkadafllar›m, velev ki ‹çiflleri Bakan›m›z›n dedi€i do€ru; yani, o bölge PKK taraf›ndan tahrip edildi ve köyler PKK taraf›ndan yak›ld›. Say›n Bakan›m, biz hukuk devletiyiz. O bölgedeki vilayetlerimizin çevresinde, çad›rda yaflayan insanlar gördük. Akrabalar›n›n yan›na s›€›nm›fl insanlar var, vatandafllar var. Anayas›m›za göre, devlet, vatandafl›n can ve mal güvenli€ini sa€lamaktan sorumludur.

PKK geldi, vatandafl›n köydeki evini yakt›. Peki, ne olacak bu vatandafl›n hali? Kanun da ç›kar›lm›fl; bunlara ev yapacaks›n›z, bunlar› yerlefltireceksiniz, bir yere götürüp koyacaks›n›z. "Efendim, can güvenli€in yok, nereye gidersen git" diyemezsiniz. Siz, hukuk devletisiniz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti hukuk devletidir, hukukun üstünlü€üne inanm›fl bir devlettir. Hukuk devletinde, vatandafla, "terörist geldi, senin evini yakt›; ben ne yapay›m" diyemezsiniz. O vatandafl›n evini yapacaks›n›z, e€er can güvenli€i aç›s›ndan orada oturmas› mümkün de€ilse, can güvenli€i olan yere tafl›yacaks›n›z, evini bulacaks›n›z, vereceksiniz. Bu meselede "param yok, bütçe imkânlar›m elvermiyor" diyemezsiniz. Evvela, insan haklar› söz konusudur; öncelikle buraya para bulacaks›n›z, bu insanlar›n, iafle ve ibatesini sa€layacaks›n›z, ondan sonra di€er iflleri yapacaks›n›z.

Hele, bu icraatlar, "terör bitti" denildi€i bir dönemde oluyorsa... Say›n Baflbakan, her gün televizyonlara ç›k›p, övünüyor "terörü bitirdik, terör yok. Meseleyi flöyle hallettik, böyle çözdük" diyor, ondan sonra da, Tunceli'de köyler yak›l›yor.

Peki, terör bitti de, yak›lan köyler meselesi nereden kaynakland›? ‹çiflleri Bakan›m›z›n dedi€i do€ru olsa bile, PKK bir ç›rp›da 14-17 köyü yak›veriyorsa, o ülkede, orada terör bitmifl say›lmaz. Say›n Bakan›m, o ülkede terör devam ediyor demektir; hem de çok ac› bir flekilde devam ediyor demektir.

De€erli arkadafllar›m, söylemek istedi€im son bir konu var, o da flu: Biz, Komisyon olarak, çal›flmalar›m›z s›ras›nda zab›t tuttuk. fi›rnak'ta geçen bir olay› anlataca€›m. fi›rnak'ta Yusuf U€ur, SHP ‹l Baflkan›d›r. Komisyonumuz kendisine "1000 kiflilik kadro verildi; bu 1000 kiflilik kadroyu nas›l da€›tt›n›z?" diye soruyor; "SHP'ye 400 tane, DYP 600 tane düfltü; 400 tanesini ben yerlefltirdim, ben ald›m" diyor.

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Para alm›fllar m›?

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- "Almad›k" diyor; ama, devletin o zamanki valisi gelip Bakanlar Kuruluna "bunlar, para al›narak da€›t›ld›"diyor ve o valiye ne yap›l›yor;  o vali, merkeze al›n›yor, yerine bir baflka vali veriliyor, ondan sonra, flimdi yeni bir vali geliyor. Biz , ana muhalefet partisi olarak bu yeni validen flikâyetçiyiz.

FARUK SAYDAM (Manisa)- Vali de€il, DYP il baflkan›.

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- Efendim bir insan›n siyaset yapmas› normaldir, siyasetten sonra devlet memuriyetine de dönmek için yasalar›m›zda imkân vard›r, o bak›mdan tenkit etmeyece€im; ama,bilmeniz aç›s›ndan söyleyeyim, bugünkü fi›rnak Valisi  1989 y›l›nda DYP Nazilli Beyediye Baflkan aday›d›r,1991'de de Ayd›n Milletvekili aday›d›r,flimdi de fi›rnak Valisidir, olabilir. ‹craat› düzgün olsa, biz sesimizi ç›kartamayaca€›z; ama, say›n vali, oradaki icraat›nda devletin valisine yak›fl›r bir tav›r içerisinde de€ildir. Bizim anlay›fl›m›za göre, vali, devletin emrindedir, milletin hizmetindedir. Valilerin, ço€ulcu demokrasilerde bir tek partiyi ay›rt edip o partinin il baflkan› gibi hareket etmeye hakk› yoktur, olamaz da. Böyle bir anlay›fla müsaade etmemiz mümkün de€ildir. Bu vali, fi›rnak'ta kald›€› müddetçe, oradaki seçimlerden emin de€iliz. Seçimlerden sonra fi›rnak'›n 10 tane belediye baflkan› var, DYP 1 tane belediye baflkanl›€›  kazanm›fl, flimdi 9 tanesi de DYP'li belediye baflkan›d›r. Ne yap›yorsunuz; alt› ay müddetle belediye baflkanlar›na para göndermiyorsunuz, arkas›ndan da, "yahu, geç DYP'ye, al  paralar›" diye valiyle haber sal›yorsunuz.

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Bu gerçek mi?

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- Evet, evet.

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Ne kadar ay›p bir fley!

FARUK SAYDAM (Manisa)- O, vali de€il, sanki DYP'nin il baflkan›...

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, böyle fley yap›l›r m›? Kaç defa söyledik, bu kürsüden sorduk; bizim dönemimizde böyle hiçbir uygulama olmam›flt›r..

MUSTAFA NjLO⁄LU (Burdur)- Ben size bir çok örnek vereyim.

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- Hiç olmam›flt›r.

Maliye Bakan›n›zdan yaz›l› soru sordum, cevap alamad›m; burada konuflma yapt›m, cevap alamad›m; parlamenter olarak soruyoruz, cevap alam›yoruz. Bugüne kadar, Maliye Bakanl›€› arac›l›€›yla belediyelere yap›lan yard›mdan bir tek ANAP'l› belediye  faydalanmad›; sadece DYP'li ve SHP'li belediyelere yard›m yap›ld›.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Lütfen tamamlar m›s›n›z efendim.

MEHMET KEÇEC‹LER (Devamla)- Tamaml›yorum Say›n Baflkan›m.

De€erli arkadafllar›m, elbette ki iktidars›n›z, Hükümete gelinceye kadar bir partinin saflar›nda mücadele etmifl olabilirsiniz; ama, bakan olduktan sonra, devletin, bütün milletin bakan›s›n›z, herkese eflit davranmak zorundas›n›z, adil davranmak zorundas›n›z. Valileri bu flekilde kullanamazs›n›z, buna imkân vermeyiz. Bak›n, terörle mücadele edilen en hassas bir ilde, afl›r› partizanl›k yapmaya çekinmiyorsunuz ve sonra da diyorsunuz ki "terörü önleyece€iz." Siz, bu anlay›fl›n›zla terörü önleyemezsiniz beyefendiler. Siz, bu anlay›fl›n›zla, bu tavr›n›zla terörün üstesinden gelemezsiniz; bilakis, duran yerleri kar›flt›r›rs›n›z, düzenli ifllere s›k›nt› verirsiniz ve herfleyden önemlisi, devletten yana oldu€unu, birlik ve bütünlükten yana oldu€unu her vesileyle; ama, her vesileyle, her zeminde ifade etmifl Anavatan Partisi gibi bir partiyi de o bölgede durup dururken karfl›n›za al›rs›n›z ve mücadelenizi zaafa u€rat›rs›n›z. Size hat›rlat›yorum, özellikle bu kürsüden ikaz ediyorum; Say›n Bakan›m, fi›rnak Valisini de€ifltirin,  siz fi›rnak'ta fi›rnak Valisiyle bu seçimi yapamazs›n›z

Hepinize sayg›lar sunar›m. (ANAP ve RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Say›n Keçeciler, teflekkür ediyorum.Refah Partisi Grubu ad›na Say›n Fethullah Erbafl; buyurun efendim.

RP GRUBU ADINA FETHULLAH ERBAfi (Van)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; güneydo€uda uzun süreden beri devam eden olaylar› yerinde incelemek ve al›nmas› gerekli tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve ilgili mercilere iletmek ve memleketimizin birlik ve beraberli€inin sa€lanmas›na katk›da bulunmak üzere kurulan Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerinde, Refah Partisinin görüfllerini aç›klamak üzere huzurlar›n›zday›m; hepinizi, Grubum ve flahs›m ad›na sayg›yla selaml›yorum.

(10/116) esas numaral› Araflt›rma Komisyonu raporu incelendi€inde, çok titizlikle ve emek harcanarak, alt› anabafll›k alt›nda haz›rland›€›; bölgenin genel durumu, sorunlar›, vatandafl›n dile getirdi€i görüfl ve düflünceler, sosyo-ekonomik durum, çözüm önerileri ve sonuçtan olufltu€u görülecektir.

Komisyon, büyük bir özveriyle, kendisine yüklenilen bu görevi yerine getirmifl ve raporunda, sekiz ay süreyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin meseleye e€ildi€ini, bu ilgi ve alakadan dolay›, vatandafl›n y›lg›nl›€›n› b›rak›p devlete ba€land›€›n› ve bölgedeki vatandafllar›n büyük moral buldu€unu; devlete güvenin artt›€›n› belirtmifltir. Bu aç›dan, Komisyon, görevini yapm›flt›r. Hükümetten de, Komisyonun haz›rlad›€› rapordan yararlanmak suretiyle sorunlar›n çözümüne iliflkin icraat› beklemekteyiz.

Rapor, dört partinin üyelerinin konsensüsü sa€lanarak haz›rlanm›fl ve her parti, kendi görüfllerinin bir k›sm›n› veya tamam›n› sakl› tutmufl, bölgede olan vakalar tespit edilmifltir. Bu haliyle, rapor, partilerin görüflünden ziyade Komisyonun ortak görüflü olarak ortaya ç›km›flt›r. Bu aç›dan, Partimizin görüflleri bu raporda yans›t›lmam›flt›r.

fiimdi, hem Partimizin hem de flahs›m›n rapora yans›mayan görüfllerini, burada izaha çal›flaca€›m. Öncelikle tespit etmemiz gereken husus, bu meselenin kayna€› nedir, nereden ç›k›yor; onu bulmak laz›m. Kürt milliyetçili€ini savunan Kürt ayd›nlar›n›n iddias›na göre, Kürtler, Yukar› Mezopotamya'n›n yerleflik kavimlerindendir; Türklerden evvel bu bölgede vard›rlar; ilk tan›flma, 1071'de, Malazgirt Savafl›nda, Alparslan Gazi'nin ordusuna 10 bin Kürt savaflç›n›n kat›lmas›yla bafllam›fl; o tarihten sonra, birlikte, kardeflçe yaflayarak, beraber olmufllard›r; Anadolu'nun fethedilmesinden sonra, Selçuklu döneminde, ‹slam Devletinin flerefli bir üyesi olarak, yaflamlar›n› devam ettirmifllerdir.

Osmanl›, Anadolu birli€ini kurduktan sonra, 1516'da, bölgedeki 25 afliret beyi, ‹drisi Bitlisî'nin arac›l›€›yla, Osmanl› Devletine kat›lmak istediklerini Yavuz Sultan Selim'e bildirmifllerdir. Yavuz da, bu beylerin arzusunu kabul ve her birisine birer ferman, hil'at k›l›ç ve tu€ göndermek suretiyle devlete ba€lam›fl; ancak, içifllerine de kar›flmam›flt›r.

Kürtler, Osmanl› döneminde büyük ‹slam devletinin flerefli bir üyesi olarak kimliklerini korumufl ve Osmanl›'ya ba€l›l›klar›n› da göstermifllerdir.

Do€uda Ermeni ve Rus tehdidine karfl›, Sultan Abdülhamit Han, bu afliretlerden Hamidiye alaylar›n› teflkil etmifl, o dönemde büyük yararl›l›klar göstermifllerdir.

Birinci Dünya Savafl› s›ras›nda Musul'da toplanan Kürt afliret reisleri, Osmanl› halifesinin yan›nda savaflmaya karar vermifller ve Sevr Antlaflmas›n› y›rt›p atm›fllard›r. Kürtlerin Osmanl›'ya karfl› savaflmas› için, görüflmeye gelen ‹ngiliz Valisine, Kürt Lideri fieyh Mahmut el Berzenci elini uzatmam›flt›r ve "Müslüman›n halifesine savafl açan bir ülkenin valisinin eli necîstir" demifltir. Ad›yaman'da, Bedir A€a, kendisini isyana teflvik için gelip kat›rlar yükü alt›n teklif eden ‹ngiliz elçisini, "ben halifeye isyan etmem" diyerek, huzurundan kovmufltur. Keza, ayn› elçi, Van ve Hakkâri yöresindeki afliret reislerine de gitmifl, ancak, hepsinden de "biz halifemize isyan etmeyiz" cevab›n› alm›flt›r. Birçok Arap fleyhinin, ‹ngilizlerin tahrikiyle isyan etti€i ve devlet kurdu€u dönemde Kürtler, Türk kardeflleriyle birlikte yaflama arzular›n› izhar etmifller, bunu Amasya Tamiminde ve Lozan Antlaflmas›nda da tescil ettirmifllerdir.

Do€u Anadolu, 1918'de Rus ve Ermenilerden tamamen temizlenip kurtulduktan sonra, Orta ve Bat› Anadolu'daki emperyalist ülkelerle savafl›p, Bat› Anadolu'nun kurtar›lmas›nda da, gene, do€udan gelen Kürt kardefllerinin büyük katk›s› olmufl, düflmanlar denize dökülmüfl ve devlet kurtulmufltur. Bundan sonra, Cumhuriyet döneminde, ne Amasya Tamimi ne de Lozan Antlaflmas›nda yaz›l› maddeler nazara al›nm›flt›r; Kürtlere, kimliklerinin inkâr› ve asimile edilmeleri için programlar uygulanmaya bafllanm›flt›r.

Cumhuriyet döneminin yetmifl y›ll›k mücadelesi, bölgenin Türklefltirilmesi ve bu asimilasyona inatla direnen Kürtlerin kimliklerini muhafaza için direnmeleriyle geçmifltir. Sorunun temelinde yatan, Kürt kimli€inin tan›nmas› konusudur. Güneydo€u meselesi, geri kalm›fll›k meselesi, terör meselesi gibi meselelerin hepsi bu sorunun alt›ndan ç›kmaktad›r.

1970'li y›llarda Devrimci Do€u Kültür Ocaklar›n›n faaliyetlerine kat›lan komünist ve sosyalist gençlerden biri olan Abdullah Öcalan daha sonra Kürdistan ‹flçi Partisini kurmufltur. Kürtçe ismi Partiya Karkeran Kürdistan olan bu parti k›saca PKK olarak an›lmaktad›r ve ismini 1980'lerden sonra yapt›€› kanl› eylemlerle, dünyan›n en ac›mas›z ve kanl› terör örgütü olarak kamuoyuna duyurmufltur.

fiu anda 10 binin üzerinde gerillas›, bunun birkaç misli sempatizan› ve milisiyle yeralt› dünyas›n›n en büyük örgütlerinden biri olmufltur; uyuflturucu ticaretinden, silah kaçakç›l›€›na kadar tüm yasad›fl› ifllerin bir numaral› patronudur.

Avrupa'daki tüm devletlerde kurduklar› örgütlerle, tahminen 50 trilyonluk bir bütçeyle yürüttükleri faaliyetlerde, Türkiye'yi siyasî çözüm noktas›na zorlamakta, bunu da, önce otonomi, sonra federasyon ve daha sonra da müstakil bir devlet olma hedefiyle gerçeklefltirmeye çal›flmaktad›rlar.

Bu örgüt sempatizanlar›, "niçin böyle bir partiyi savunuyorsunuz" sorusuna cevap olarak, "devletin ad› Türkiye, resmî dili Türkçe, e€itim dili Türkçe, bas›n ve TV ile radyo yay›nlar› Türkçe, tarih kitaplar› Türklerin tarihini, anlat›yor, kültürü Türk kültürü vs. oldu€u halde, Türkiye'de niçin Türk Milliyetçili€ini savunan partiler kuruluyor ve taban buluyor da, bu sayd›klar›m›z›n hiçbiri olmad›€›m›z halde, bizlere bu sempatizanl›€› çok görüyorsunuz" demektedirler.

fiimdilik, bu sempatizanlar›n say›s› bölge nüfusunun yüzde 15' ini bulmamaktad›r; ama, ileride, bu say›n›n, bölge nüfusunun büyük bir bölümünü saraca€› ihtimali vard›r.

SEYF‹ fiAH‹N (Kayseri)- Hiç yok... Hiç yok...

FETHULLAH ERBAfi (Devamla)- Meselenin kayna€›n›, kökenini bu flekilde tespit ettikten sonra, bölgedeki mevcut duruma bir göz atal›m:

Her canl› organizma, uygun ortamlarda geliflir ve ço€al›r; ortam uygun olmazsa, bu geliflmesi durur veya tamamen yok olup gider. Bu organizmalar› besleyen materyaller o ortamda bol bulunursa organizmalar güçlenir, az bulunursa zay›flar, hiç bulunmazsa da ölüp giderler. Bunun gibi, toplumlar›n geliflmeleri de uygun ortamlar›n olufluna ba€l›d›r. Keza, toplumsal olaylar da, yine gerekli ortamlar haz›r olmad›€› sürece kolay kolay geliflip büyüyemezler ve toplumlar›n bireyleri taraf›ndan benimsenmezler; ama, ortada haks›zl›klar, adaletsizlikler olursa, bu hadiselerin geliflmeleri de kaç›n›lmaz olur.

 Bölgedeki duruma güvenlik aç›s›ndan bakt›€›n›z zaman, bir komediyi seyretmifl olursunuz. Bölgede can güvenli€i, belli baz› yerler d›fl›nda, yoktur; caddede yürürken kimin taraf›ndan vurulaca€›n›z  belli de€ildir. Faili meçhul cinayetlerin say›s› her gün birbirine eklenerek 盀 gibi büyümektedir. Bölgedeki ö€retmenlerin ve imamlar›n can güvenlikleri tesadüflere ve örgütlerin insaflar›na terk edilmifltir.

Elime, 12 Ekim 1994 Çarflamba gününe ait Diyarbak›r Söz Gazetesi geçti. Bak›n beyler, burada, 34 imam›n  öldürülmüfl oldu€undan bahsediliyor ve flöyle deniliyor: "fiehrin en ifllek caddesinde, mantolu iki kad›n el bombas› atarak kaçt›. Ya bomba patlasayd›" Gazetenin bütün sayfalar› terör olaylar›na iliflkin haberlerle dolu. Demek ki, bölgede can güvenli€i yok denecek kadar azd›r.

Baz› yollarda yap›lan kimlik kontrollerinde, örgütün hofluna gitmeyen kifliler veya devlet dairesinde belli görevi olan flah›slar, hiçbir suçlar› olmad›€› halde, s›rf ses ç›karts›n diye öldürülmektedirler. Seyahat etme hürriyetini kullanma, yaflama hürriyetinden veya hakk›ndan feragat ederek yap›lmaktad›r. Güneydo€u veya do€uda seyahat edenin bafl›na gelebilecekleri flöyle s›ralayabiliriz:

1.- Diyelim ki, kimlik kontrolu yap›ld›, yafl›n genç ve tipin iyi de€ilse, güvenlik güçleri taraf›ndan otobüsten indirilirsin. Her yirmi otuz kilometrede bir kimlik kontrolünden geçersin. Bu durum, seyahatten ziyade eziyete dönüflür.

2.- PKK militanlar› kimlik kontrolü yaparken kravatl› ve giyimin düzgünse, yafl›n askerlik ça€› civar›ndaysa kurtuluflun Allah'a veya teröristin insaf›na kalm›flt›r.

3.- Yollar uzun senelerdir asfaltlanmam›fl, bak›m› yap›lmam›fl ve mevcut olan asfaltlar da bozulmufltur. Bozulan bu yerlere terör örgütü may›n döflemektedir. E€er araban›z›n tekerle€i bu may›na çarparsa hem mal›n›z hem de can›n›z gitti demektir.

Komisyonumuz, güneydo€udaki birçok yere askeriyeden temin edilen helikopterlerle gitmifltir. Karadan seyahat etme hali ise, askerlerin daha önceden yol güvenli€ini temin etmesiyle gerçeklefltirilmifltir.

fiehir merkezinde al›flverifl yaparken, hiç ummad›€›n›z bir anda yan›n›zda bir bomba patayabilir veya cadde aralar›nda, birbirlerini öldürmek için atefl eden insanlar olabilir; kurflun size de€ebilir. Bunlar kimsenin umurunda de€il.

Köyünde otururken, bir grup silahl› geldi€inde, köylü ne yapaca€›n› flafl›r›r, gelenlerin hangi taraftan oldu€unu kestiremez; PKK'l›ysa ve köyde korucu varsa köy yand›; kundaktaki bebekten yataktaki dedeye kadar kimsenin can güvenli€i kalmaz; mal gider, can gider, "evlad›n› PKK ad›na askere ald›k " diye al›rlar, evlat gider, bazen de namus gider.

PKK gider, asker veya tim gelir "PKK'ya yard›m ve yatakl›k yapt›n›z" diye; köy olmad›k eziyetlere katlan›r; ihtiyar›, genci karakollara götürülür, mahkemelere ç›kar›l›r.

Bölgede, bir ilçede yafl›yorsan›z; seçim zaman›nda, bir kahvede sesli olarak konufltunuz ve duyuldu diyelim, o an fifllendiniz demektir; yeni bir yöntem olarak, evinizin duvar›na büyük bir çarp› iflareti konulur; evden ç›karken veya eve girerken korku içerisindesinizdir, ne zaman evimiz sald›r›ya u€rayacak diye; dikenli tel üzerinde kal›rs›n›z. Van'›n Özalp ve Saray ‹lçelerinde durum böyledir. Bölgede mal güvenli€i de teminat alt›nda de€ildir. Bölgede, zenginseniz, ERNK y›ld›zl› k‛tlar gelir, vergi istenir, yoksa can istenir; dolay›s›yla, vermek zorundas›n›z. Onlar da, Say›n Baflbakan›m›z gibi "ya vereceksin, ya vereceksin" diyorlar. Sürünüz varsa, yaylaya ç›karamazs›n›z; köyün meras›na veya yaylaya götürmek demek, mal›n›zdan vazgeçmek demektir; PKK al›p götürebilir, istediklerini yapt›rmak için flantaj olarak kullanabilir. Bölgede müteahhitseniz, ald›€›n›z iflin belli bir oran›n› ödemedi€iniz sürece ifl güvenli€iniz teminat alt›nda de€ildir; araçlar›n›z yak›l›r, iflçileriniz kaç›r›l›r, ondan sonra pazarl›k bafllar: Deli Dumrul gibi, verenden 5 akçe vermeyenden, döve döve, 10 akçe haraç al›n›r. Köyünüz terör örgütlerinin veya militanlar›n›n lojistik destek sa€layacaklar› bir konumdaysa, köydeki mallar›n›zdan, evinizden, eflyan›zdan vazgeçmek zorundas›n›z. Terörle mücadele için toplum ad›na siz fedakârl›k edeceksiniz; ya evinizi kendiniz yakacaks›n›z veya eflyalar›n› bile almaya f›rsat bulamadan yak›lacakt›r. Bundan sonra nereye gideceksiniz... ‹flte, Hakkâri'de, bir güvenlik bölgesi boflalt›l›rken ayn› fleyler olmufl, camilere kadar yak›lm›fl, camilerdeki Kuran-› Kerimler yanm›fl, "bunlar› yakmay›n, bunlar Allah'›n camisidir, Allah'›n mal›d›r" dediklerinde de "Allah gelsin bunlar› bizim elimizden kurtars›n" fleklinde sözler söylenmifltir. Bunlar, toplumda iç bar›fl› zedelemektedir.

Devlet, bütün hukuk kurallar›n› çi€nemifltir; mülkün istimlak edilmemifltir, tebligat yap›lmam›flt›r; seni tek bafl›na büyükflehre göçe zorlam›flt›r; oralarda nas›l yaflayacaks›n, nerede kalacaks›n... Kendi sorunlar›nla birlikte, flehirlerin kenar mahallelerinde yaflamaya bafllars›n. Haks›zl›klar, açl›k ve iflsizlikle birleflince, öfkeli bir kitlenin oluflmas›na yol aç›l›r.

Bölgede köy korucusu isen, PKK, senin soyad›nda olan yedi sülaleni düflman ilan etmifltir; köy basarsa, önce korucunun kundaktaki bebe€inden yataktaki babas›na kadar keser. Soyad›n bir korucunun soyad›na benziyorsa, bu soyad›n› de€ifltirmekten baflka çaren kalmaz; yoksa, hayat›n tesadüflere ba€l› kal›r. Bahçesaray'da bir kamyon floförü, soyad› bir PKK'l›n›n soyad› oldu€u için öldürüldü.

PKK, köyünü basm›fl, evini yakm›fl, çocuklar›n› öldürmüflse, köyden ç›kars›n, devleti arkanda görmek istersin, validen bafllayarak bakana kadar müracaat eder, her türlü yolu denersin, kimseden bir yard›m alamazs›n. Devletin var oluflu, can ve mal güvenli€ini sa€lamakt›r diyebilirsin, vergiyi onun için verirsin, askerli€i onun için yapars›n. Koruyamad›€› mal ve can›n için devlete "bana tazminat ver" dersin, ilgililer ilgisiz olur, ilgisizler sana güler geçer, ortada kal›rs›n.

Bölgede, askerî birli€in ilçe veya il merkezinde oldu€u bir yerde yafl›yorsa, can ve mal güvenli€in yoktur demektir. Terörist örgüt, askerî birli€i, gece, uzaktan taciz atefline tutar; askerî birlik alarma geçer, tüm ilçeyi potansiyel suçlu gördü€ü için, flehri top atefline tutar, hatta tanklarla, roketatarlarla flehri dövmeye bafllar; teröristler, görevlerini yapman›n huzuru içinde kaç›p giderler, flehir halk›n›n vay haline... Panzerlerle dükkânlar taran›r, her fley k›r›l›p dökülür; can›n› kurtarmak isteyenler, merminin ulaflamayaca€› bölgelere saklan›r, oralarda sabahlarlar; ölenler varsa, belediyeden kaz›c› istenir, cesetler aç›lan çukurlara at›l›r ve üzerleri kapat›l›r. Kimse cenazesine sahip ç›kamaz; çünkü, cenaze töreni toplu yürüyüfle girer. Bu da ifllerine gelmez; zira, terörist örgüt bunu kullan›r. Baz› bölgelerde dü€ünler izne ba€lan›r.

Bölge halk›, bütün bu olumsuzluklar karfl›s›nda, kendini, iki silahl› gücün aras›na s›k›flm›fl bir vaziyette bulmufltur. Bu hadiseler 1993 y›l›nda Yüksekova'da olmufl -baflka ilçelerimizde de olmufltur; ama ben sadece Yüksekova'y› söyleyeyim- bütün ilçe altüst edilmiflti. Örgütün insaf› daha az oldu€u için  -hukuk tan›mazl›€› da ilave edilirse-  örgüt halen korku salma ve bask›s›n› devam ettirmektedir.

Bu duruma bir de ekonomik durum ilave edilirse ne olur?! Bölgede 22 ilin toplam nüfusu 11 milyon 68 bindir. Bu 22 ilin millî gelir içerisindeki pay› yüzde 7,59’dur; yani, Türkiye nüfusunun yüzde 20’si civar›nda bir rakama tekabül eden bu nüfus, millî gelirden yüzde 7,59 pay almaktad›r. Demek ki, bölge, fakirlik çizgisinin alt›nda yafl›yor. Bölgedeki iflsizlik ve adaletsiz gelir da€›l›m› da çok yerde ortam› bozmaktad›r.

Devlet dairelerine verilen kadrolar birçok yerde belli afliretlere verilmifl, birçok yerde belli fiyatlarla sat›lm›flt›r; fakirler ve ihtiyaç sahipleri d›flar›da kalm›fl, paray› bast›ran kadroyu alm›fl, bu da sosyal huzursuzluklar› art›ran faktörlerden olmufltur.

Türkiye genelinde oldu€u gibi, rüflvet, adam kay›rma, nüfuz ticareti, burada, maalesef, daha alt kademelere kadar da inmifltir. Bölgedeki bürokratlar da diken üzerindedirler; siyasîlerin flerrinden korktuklar› kadar hayatta hiçbir fleyden korkmazlar; k›fl ortas›nda tayinleri ç›kabilir; iktidar›n aleyhine olabilecek bir ifl yapan bir bürokrat›n solu€u alaca€›  ilk yer fi›rnak veya Beytüflflebap’t›r ve yine istifa etmezse Çukurca’ya, ard›ndan Ardahan’a gönderilir, pes edinceye kadar da yeri de€ifltirilir.

Bölgeye özel teflebbüsü çekmek çok zordur; çünkü, ortam yat›r›ma elveriflli de€ildir; istikrar›n olmad›€› yerde yat›r›m olmaz kaidesi ifllemektedir. ‹nflaat sektörü kooperatifler vas›tas›yla yürür; ihalelerde, ç›k›flmalarda, nüfuzlu kiflilerin paylar› ayr›ld›ktan sonra k›r›m yap›l›r. Bölgede inflaat süresi  befl ayd›r. Devlet ihaleleri y›l›nda bitirilemez, y›llara sâri devam eder gider. Hizmetler de, bölgeye yeterince gelmez.

Mahallî idarelerin halleri bir faciad›r. Belediye baflkan› keyfinde, halk hizmetten yoksun, toza topra€a mahkûmdur. Kendi görüflünde bir parti kazanmam›flsa, bölge halk› cezaland›r›l›r; belediye iflçileri aç, maafls›z, çal›flamaz durumda kal›r, çöpler toplanmaz, sular akmaz, flehir mezbeleli€e döner.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; sözümün bafl›nda da dedi€im gibi, canl› organizma kendisine uygun ortamda geliflir ve güçlenir; ortam yaflamas›na uygun olmazsa geliflemez ve sönüp gider. ‹flte, yukar›da arz etti€im tabloda da görülece€i üzere, bölgede, terörün geliflmesine uygun bir ortam oluflturulmufltur, birtak›m haks›zl›klar ve s›k›nt›lardan dolay›, bölge insan› öfkeli ve patlamaya haz›r hale getirilmifltir. Bu ortam›n devam› için, bilerek veya bilmeyerek yard›mc› olunmaktad›r. Bölgede onyedi y›ldan beri s›k›yönetim veya ola€anüstü hal uygulanmaktad›r...

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

FETHULLAH ERBAfi (Devamla)- ...do€ru dürüst bir yat›r›m yap›lmam›flt›r; nüfus art›fl› had safhadad›r, iflsizlik de buna paralel olarak artmaktad›r. Bütün bu olumsuzluklar›n büyük bir k›sm› ülke genelinde de olmakla birlikte, çok önemli bir k›sm› bölgede cereyan etmektedir. Bunlar›n ›slah edilmesiyle, düzeltilmesiyle terörün geliflmesi duracak ve tedricen azalarak bitecektir; ancak, bunun kökünün kaz›nmas›, toplumun isteklerinin makul olanlar›n›n yerine getirilmesiyle mümkün olabilir.

Baflta meselenin kayna€›n› aç›klarken, Kürt kimli€inin tan›nmas› konusunda isteklere de€inmifltik. Kürt meselesinin çözüm flekli tart›fl›labilir. Esasen, meselenin, içinden ç›k›lamaz bunca sebeplerinden biri, bu konunun bir tabu gibi, her türlü tart›flman›n d›fl›nda tutulmas›d›r. fiu var ki; teklif edilecek herhangi bir çözüm, bölgenin tarihî ve sosyal gerçeklerine uygun olmal›d›r.

Tarihten biliyoruz ki, Kürtlerin de bir parças› oldu€u bölgemiz, büyük devletler ve imparatorluklar taraf›ndan idare edilmifltir. fiüphesiz, Kürtler de, bu bölgenin, ‹slam co€rafyas› ve ‹slam dünyas›n›n flerefli bir kavmi ve parças›d›r. Ediplerinden bir bölümü Avrupa, Amerika ya da baflka bir güce e€ilim gösterseler bile, Kürt halk›n›n kalbi ‹slam dünyas›nda atar. Bundan hareketle, bölgesel hiçbir çözüm, ‹slam faktörünü göz önüne almadan tasarlanamaz ve yaflama flans› bulamaz. Biz, kardefller aras›nda tesis edilecek hukukî eflitlik ve iflbirli€inin, Kürt meselesinde tatminkâr bir çözüm getirece€ine ve bunun, bölgenin, iktisadî, beflerî ve sosyal entegrasyonu yolunda önemli bir ad›m teflkil edece€ine inan›yoruz. Yaflad›€›m›z tecrübe, bu önemli problemin, fliddetle, terörle ya da zorakî asimilasyon politikalar›yla çözülemeyece€ini göstermifltir. Bu süren fliddet ve terör, bölgenin, beflerî, iktisadî ve sosyal hayat›n› çökertmifltir. Hükümetler gelip gidiyor; fakat, bu yanl›fl politikalar de€iflmiyor. Bölgede konuflland›r›lan Çekiç Güç'ün kime ve nas›l hizmet etti€i bile belli de€il

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

FETHULLAH ERBAfi (Devamla)- Bu meselenin d›fl ba€lant›lar› ise bir baflka önemli problemdir.

Elbette, Kürt kardefllerimizin tabiî haklar› vard›r; kendi dilleriyle konuflmalar›, medyay› kullanmalar›, e€itim yapmalar›, onlar›n tabiî haklar›d›r ve zaten tarih boyunca bu haklar›n› kullanm›fllard›r; ancak, son yetmifl y›lda izlenen milliyetçi-materyalist ve ›rkç› politikalar problem yaratm›fl ve problemi a€›rlaflt›rm›flt›r. fiüphesiz, çözüm, yeni millî devletler kurmak, yeni parçalar ihdas etmek de€il, parçalar› birlefltirmek, yeni ve ›rkç›l›€a dayanmayan büyük bir bütüne do€ru yol almakt›r, bir bütün içinde, hep beraber, saadet bulabilmektir. Nitekim, çok aç›kt›r ki, Kürt meselesinin çözümünde ne federasyon ne de ayr› devlet, asla, kimseye fayda getiremez, saadet getiremez ve çözüm sa€layamaz. Çünkü, güneydo€udakinden daha çok Kürt kardeflimiz Türkiye'nin di€er bölgelerinde yaflamaktad›r. Böyle bir ay›r›m, onlar› göçe zorlar; kimseye saadet getirmez.

Bat›l›lar, bütün ülkeler aras›ndaki s›n›rlar› kald›r›p tek bir devlet ve topluluk olmak için ad›m atarken, d›fl güçler, bizi sömürmek ve ezmek için bölmek istiyorlar. Onlar›n bu emellerine alet olmak sadece felaket getirir.

Güneydo€udaki Kürt afliretlerimizin, Adana, Mersin, ‹zmir ve ‹stanbul'a pasaport ve vizeyle girmelerinin kime faydas› vard›r?!. Ateist ve komünist rejimlerin zülmü alt›nda, aç, iflsiz, Bangladefl'ten daha geri bir toplulu€a dönüflmek, kime, ne saadet getirir?!. As›rlarca, flerefli tarihimiz boyunca, hep, bir ve beraber olduk; bütün savafllar›m›z›, elbirli€iyle, tek bir kalp, tek bir vücut olarak, hep beraber yapt›k. Bugün, yeryüzündeki bütün insanl›€›n saadeti, kuvveti de€il hakk› üstün tutan zihniyetin kuvvetlenmesi ve korunmas›yla mümkündür.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Say›n Erbafl, lütfen toparlar m›s›n›z... Bu üçüncü uzat›fl›md›r; rica ediyorum...

FETHULLAH ERBAfi (Devamla)- Toparl›yorum efendim.

Bu maksatla, ‹slam birli€inin kurulmas› görevi Türkiye'nin öncülü€ünü gerektirmektedir. Bu görevi yapacak bir Türkiye'nin ise, küçülmüfl, bölünmüfl de€il, bunun tam tersine, sa€lam ve güçlü bir Türkiye olmas› gerekmektedir.

D›fl güçlerin oyununa aldan›p, onlar›n planlar›na hizmet ederek Türkiyemizi bölmeye ve parçalamaya çal›flmak, sadece Türkiye'deki 60 milyon insana de€il, yeryüzündeki bütün Müslümanlara ve insanl›€a en büyük kötülülü€ü yapmak demektir.

Sonuç olarak, Do€u ile Bat›'y› birbirine kaynaflt›racak olan devlet politikas›n›n temeli, ‹slamî kardefllik esas›na dayanan bir e€itim sisteminin ikamesiyle mümkün olabilir.

Bediüzzaman Saidi Nursi'nin flu veciz ifadesiyle sözlerime son veriyorum: "Bizim düflman›m›z cehalet, fakirlik ve ihtilaft›r; bu üç düflmana karfl› zanaat, marifet ve ittifak silah›yla mücadele edece€iz."

Hepinizi, Grubum ve flahs›m ad›na sayg›yla selaml›yorum. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Say›n Erbafl, teflekkür ediyorum efendim.

Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na, Say›n Ömer Lütfi Coflkun; buyurun.

DYP GRUBU ADINA ÖMER LÜTF‹ COfiKUN (Bal›kesir)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekili arkadafllar›m; bilindi€i üzere, güneydo€uda uzun süreden beri cereyan eden olaylar› yerinde incelemek ve al›nmas› gerekli tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve ilgili mercilere iletmek ve memleketimizin birlik ve beraberli€inin sa€lanmas›na katk›da bulunmak üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda, 13.7.1993 tarihinde okunan, Do€ru Yol Partisi, Anavatan Partisi, Sosyaldemokrat Halkç› Parti, Refah Partisi ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup Baflkanvekililerince ortaklafla verilen önergeyle kurulan (10/116) esas numaral› Meclis Araflt›rma Komisyonumuz, araflt›rma ve inceleme çal›flmalar›n› tamamlam›fl bulunmaktad›r. Rapor üzerindeki konuflmalar›ma geçmeden önce, Grubum ve flahs›m ad›na Yüce Heyetinizi sayg›lar›mla selamlar›m.

Komisyonumuz, kuruluflunda oldu€u gibi, inceleme ve araflt›rmaya yönelik çal›flmalar›nda da partilerüstü bir politika izlemifltir.

Komisyon çal›flmalar›n›n odak noktas›n›, bölgenin mevcut durumu, sorunlar› ve özellikle orada uzun süreden beri yaflanan terör olaylar› teflkil etmifltir. Bugün, Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerinde yaflanan terör olaylar›, hâlâ ülkemiz gündeminin en ön s›ralar›nda yer almaya devam etmektedir.

Bölgede, terör, PKK terör örgütünden kaynaklanmaktad›r. Bu örgüt, devletin gücünü ve deste€ini vatandafllar›m›zdan uzak tutmak; bölgede sistemli ve d›fl destekli silahl› mücadeleyi ayakta tutabilmek ve yayg›nlaflt›rmak için her çareye baflvurmaktad›r.

Hükümetimizin, bölgede, son dönemlerde alm›fl oldu€u tedbirler, isabetli kararlar ve uygulamalar sonucunda, terör örgütünün gerçek yüzü ortaya ç›km›fl ve yöre halk› üzerindeki korku, bask› ve sindirmeye dayal› deste€i kaybolmaya bafllam›fl; bunun yan›nda, terör örgütünün eylemleri karfl›s›nda, son bir y›l içinde, önemli derecede olumlu mesafeler katedilmifltir.

Bölgede yaflanan terör olaylar›, 1984 y›l›ndan itibaren, halk›n normal yaflant›s›yla birlikte ekonomisini de etkilemifl, örgütün eylemleri, devlete ve vatandafla s›k›nt›l› günler yaflatm›flt›r. Bunun sonucunda, baz› yerleflim birimlerinden göç olaylar› bafllam›fl ve k›rsal kesimden, güvenlik önlemlerinin daha genifl uyguland›€› kent merkezine do€ru ak›n olmufltur. Bu da, beraberinde, çeflitli iskân ve iflsizlik sorunlar›n› getirmiflir.

PKK terör örgütü, bölgede uygulamaya koydu€u eylemlerle, genifl halk kitlelerini etkilemeye çal›flm›fl; fakat, oradaki halk›n büyük bir k›sm› PKK'ya destek vermemifltir. PKK terör örgütü, halk›n bu tutumunu, Nevruz kutlamalar›n› kullanarak k›rmay› ve güvenlik kuvvetleriyle vatandafllar› karfl› karfl›ya getirerek s›cak çat›flma içine çekmeyi hedeflemifl; bunun yan›nda, bölge insan›m›z›n e€itim, ulafl›m, sa€l›k, istihdam ve benzeri sorunlar›n› kendisine propaganda malzemesi yapmaya çal›flm›flt›r. Oysaki, bu sorunlar, ülkemizin di€er bölgelerinde oldu€u gibi, bu bölgelerde, terör olaylar›ndan önce de yaflanan ve var olan sorunlard›r. Yap›lan olumlu çal›flmalarla, terör örgütünün bu oyunlar› bozulmaya bafllanm›flt›r.

Türkiye'nin misak›millî s›n›rlar› içerisindeki bütünlü€ü, tart›fl›lmaz bir gerçektir. Bu bütünlü€ün parçalanmas›na ve bozulmas›na yönelik her türlü eyleme karfl› mücadelede, devletimiz azimli ve kararl›d›r.

Komflu olan veya olmayan ülkelerin, ülkemize karfl› tak›nm›fl olduklar› hasmane tav›r ve uygulamalar› dikkate ald›€›m›zda, bugün için, ülkemizin, her zamankinden daha fazla birlik ve beraberli€e ihtiyac› oldu€u bir gerçektir.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerimizin sorunlar›n›, üniter devlet yap›s› içerisinde çözmeye ve çarelerini bulmaya, devletimiz ve Hükümetimiz muktedirdir.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; bölgede, vatandafl›m›z, terör olaylar›ndan b›km›fl olup, bir an önce bu beladan kurtulmak istemektedir.

‹nsan›n sahip oldu€u en temel hak, yaflama hakk›d›r. Bu hak da, hangi hal ve flart alt›nda olursa olsun, devletin güvencesi alt›ndad›r.

Bölge insan›n›n can ve mal güvenli€ini sa€lamak ve bölgenin en ücra köflelerine kadar bu güvenli€i götürme gayreti içerisinde bulunan Hükümetimizin, yak›n tarihte uygulamaya koydu€u tedbirler manzumesiyle, terörün, bölgede büyük ölçüde gücünü yitirdi€ini memnuniyetle ifade ediyorum.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerimizde, son zamanlarda faili meçhul cinayetlerin say›lar›nda azalmalar›n oldu€unu ve mevcut faili meçhul cinayet olaylar›n›n çözümünde de olumlu mesafelerin katedildi€ini görüyoruz. Raporumuzdan sonra, 172 faili meçhul cinayet olay›n›n çözüme kavufltu€unu gururla ifade etmek istiyorum.

De€erli milletvekilleri, Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerinde birkaç y›ldan beri yaflanan terör ve bölücü olaylar, ister iktidarda ister muhalefette olsun, siyasî partilerin tek bafl›na kendi meselesi olmay›p, milletçe hepimizin meselesidir.

Millet olarak, bugünkü millî s›n›rlar›m›z içerisinde yaflamaya karar vermifl insanlar olarak, birlik ve bütünlü€ümüzü bozacak bütün güçlere karfl› mücadele vermek hepimizin görevidir.

Huzurlar›n›zda memnuniyetle ifade etmek isterim ki, devletin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü€ü için verilen mücadelede, siyasî parti gruplar›m›z, milletvekillerimiz birlik içerisinde bu konuya destek vermifllerdir; bundan dolay› flükranlar›m› sunmay› bir borç bilirim.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu, ekonomik yönden geliflmekte olan bölgelerimiz içerisinde yer almaktad›r. Bugün için, Türkiye'nin bölgeleraras› geliflmesinde çok büyük rol oynayacak olan harcamalar›, o bölgenin kalk›nmas›na de€il de, güvenli€ine harcama durumuyla karfl› karfl›yay›z. Bunun ne denli ac› bir durum oldu€unu hepinizin takdirlerine arz ediyorum.

De€erli milletvekilleri, Komisyonumuz, Do€u ve Güneydo€u Anadolu bölgesinde yapm›fl oldu€u çal›flmada objektif ölçüler içerisinde olmaya özen göstermifl, olaylar› bu boyutlarda incelemifltir.

Anayasam›z›n 17 nci maddesinde "Herkes, yaflama, maddî ve manevî varl›€›n› koruma ve gelifltirme hakk›na sahiptir" hükmü yer almaktad›r. Bunun do€al sonucu olarak, devlet, ülkedeki tüm insanlar›n can›n› ve mal›n› korumakla görevli ve sorumludur. Güvenlik kuvvetlerimizin Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgesinde yapm›fl oldu€u da, yasalarla kendine verilmifl olan bu görevin gere€ini yerine getirmekten ve buna yönelik terör eylemlerini izale etmekten baflka bir fley de€ildir.

Biz, Hükümet olarak, bölgede yaflanan bu vahim olaylar karfl›s›nda, bugüne kadar ne söyledik, ne istedik; iflte bu konular› sat›rbafllar›yla sizlere arz etmek istiyorum:

Bugün için, bölge insan›m›z›n en büyük s›k›nt›s›, terör eylemlerinden kaynaklanan can güvenli€idir. En k›sa zamanda ve en üst düzeyde, insan›m›z›n can güvenli€ini sa€laman›n gayreti içerisinde olduk ve bu gayretlerimiz artarak devam edecektir.

Faili meçhul cinayetlerin kayna€›na inerek, bir an önce çözüme kavuflturmak istedik ve bu konuda mesafe kaydettik.

Bölge kalk›nmas›n› sa€layacak acil yat›r›m programlar›n›n hayata geçirilmesine önem vererek, bu program için, önemli miktarda kayna€› bölgeye gönderdik.

E€itimin aksamamas› için, Hükümetimizce, Ola€anüstü Hal Bölgesindeki iller ile mücavir illere 10 514 ö€retmen atamas› yap›lm›fl, bunun 8 592'si göreve bafllam›flt›r.

Bölgede, 51 yat›l› okula 4 ilave yap›lmak suretiyle, flu anda 55 yat›l› okulumuzda e€itim verilmektedir; y›l sonuna kadar da, 12 yat›l› okulumuz hizmete geçirilerek, yat›l› okul ihtiyac› karfl›lanmaya çal›fl›lacakt›r. 1995 y›l› program›na da 13 yat›l› okulun ilave edilmesiyle, bölgenin yat›l› okul ihtiyac› tamamen karfl›lanm›fl ve herkese ö€renim hakk› tan›nm›fl olacakt›r.

Ayr›ca, bölgede kapal› olan okullar›n dörtte birinin, göç olay›ndan, okullar›n teröristlerce tahrip edilmifl olmas›ndan ve güvenlik nedenlerinden  kaynaklanm›fl bulundu€unu; terörist gruplar›n, bölge insan›na sa€l›kl› e€itim hizmeti verilmesini engellemek istemelerinden dolay›, eylemlerini okullara ve ö€retmenlere yöneltmifl olduklar›n›, önemine binaen, dikkatinize sunmak istiyorum.

Hükümetimiz, Do€ru Yol Partisi kanad› olarak, bölgeye götürülecek hizmetlerin ve yat›r›mlar›n, terör olaylar›na endekslenmeden devam ettirilmesinin gayreti içerisindedir. Bu amaçla, bölge kalk›nmas›na önemli bir kaynak sa€layacak olan GAP ile bölge sanayi tesislerinin oluflumlar›na kaynak yaratma ve kredi uygulamalar›na özen göstermektedir.

‹flsizlik, terörün en büyük istismar konusu ve malzemesidir. Bu bak›mdan, GAP'›n ülke ve bölge ekonomisine sa€layaca€› katk›, küçümsenmeyecek boyutlarda olacakt›r. GAP'›n devreye girmesiyle 17 milyon dönüm arazi sulanabilir hale geldi€inde, bölgenin iflsizlik sorununun tamamen ortadan kalkaca€›, sadece bölge aç›s›ndan de€il; ülke aç›s›ndan da büyük çapta ilave de€erler yarataca€› flüphesizdir.

Bölgenin, sosyal yönden çözüme kavuflturulmam›fl problemleri vard›r. Bu sorunlar› çözümlemeye muktediriz.

Bölgede hizmet veren kamu personelini teflvik etmek ve bölgeyi cazip hale getirmek için, maafllar› ve di€er sosyal haklar› iyilefltirici düzenlemelere, Hükümet olarak büyük önem verdik ve bunu da gerçeklefltirdik. Bölgenin kalk›nmas›nda, yerel yönetimlerin önemini ve a€›rl›€›n› müdrik olarak, yeni düzenlemelerin gere€ine ve bu konuda, partimizin, çal›flmalar›n› h›zland›raca€›na inan›yorum.

Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerinde yaflanan terör probleminin temelinde, bir etnik ayr›cal›k de€il, bir siyasî ay›r›mc›l›k yatmaktad›r. Bölge insan›m›z, devletine sadakatle ba€l›d›r ve bölgede yaflanan vahim olaylar›, korku ve endifleyle izlemektedir. PKK terör örgütünün eylemlerine isteyerek veya istemeyerek de olsa destek verenlerin u€rad›klar› ak›beti, art›k, herkesin görmesi gerekir.

Bölge insan›m›z›n iman ve inanc›, kendi sonunu haz›rlayan her türlü menfi oluflumlara, devletle birlikte karfl› koyacak güçtedir.

Terör örgütüne karfl› kullan›lan kaynaklar›n, bölge kalk›nmas›na harcanabilmesi mümkün olsayd›, bölge insan›m›z ve ülkemiz bugün daha huzurlu olurdu.

Terör örgütünün en önemli silah› korku ve y›ld›rmad›r. Bu korkunun izalesi, onun yerine, devlete güven duygusuyla olur. Bölge halk›n›n örf, âdet, inanç ve gelenekleri göz önüne al›narak, ülke insan›n›n birlik ve beraberli€i, terör belas›n› yok etmeye yetecektir.

Devleti ayakta tutan güç, halk›n›n ona olan güven duygusu ve ba€l›l›€›d›r. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temelleri, do€u ve güneydo€uda at›lm›flt›r. Devletimiz, ülkemizin bu hayat damarlar›n›n kesilmesine ve kurutulmas›na asla müsaade etmeyecektir.

Bölgede, a€›r flartlar alt›nda ve devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlü€ünü korumak gayesiyle hizmet veren tüm güvenlik güçleri elemanlar›na -komutan›ndan erine, emniyet müdüründen polisine, polisinden kaymakam›na kadar- tüm kurum ve kurulufllarda hizmet veren bütün personele, bu kürsüden flükran ve minnet duygular›m›, Grubum ve flahs›m ad›na, ifade etmeyi bir borç biliyorum. Bu u€urda flehit olan evlatlar›m›za Allah'tan rahmet, ailelerine baflsa€l›€› dilerim. Bu konuda her türlü fedakârl›€› esirgemeyen ve büyük bir özveri içerisinde gayret gösteren, baflta Hükümetimiz olmak üzere, bütün siyasî parti temsilcilerine ve üyelerine huzurlar›n›zda teflekkür etmek isterim.

Terör bitecektir. Önemli olan, bu bölgede, bu ac› günleri yaflam›fl insanlar›m›za, k›sa sürede gerçeklefltirece€imiz, kalk›nman›n nimetlerini sunmak olmal›d›r.

Bu duygu ve düflünceler içerisinde sözlerimi bitirirken, Yüce Heyetinize sayg›lar›m› sunar›m.

BAfiKAN- Say›n Coflkun, teflekkür ediyorum.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (S›vas)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Buyurun efendim.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (S›vas)- Say›n Keçeciler, iki üç kez ismimden bahsederek, benim söylemedi€im bir fleyi tutanaklara geçirmifltir. Bu konuda aç›klama yapmak istiyorum.

BAfiKAN- Say›n Bakan, zab›tlar› istettim efendim. ‹zin verirseniz, biraz çal›flal›m, zab›tlar gelince bir inceleyelim.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (S›vas)- Teflekkür ederim Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Kiflisel söz talebinde bulunan üyelerden Say›n Seyfi fiahin; buyurun efendim.

SEYF‹ fiAH‹N (Kayseri)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Cenab-› Hak, insanlar›, millet millet yaratm›fl;  buna hiç itiraz›m›z olamaz. Tarih de, bu milletler aras›ndaki mücadeleleri yaz›yor.

Anadolu'da yüzlerce devlet ve millet do€up, batm›flt›r. ‹dare eden liderler, o devletleri yok ettiler; o milletler ahlaken dejenere oldu, yok oldu ve bir gün geldi, bu güzel Anadolu'ya, gerçek sahibi olan Türk Milleti gelip oturdu. ‹slam inanc›n› tafl›d›€› için, Bat› medeniyetinin büyük devleti Bizans› yok etti€i ve her Haçl› seferini de tamamen püskürtüp, önce Balkanlara, sonra da  Avrupa ortalar›na kadar gitti€i için, Bat›l›lar, oturup, bu insanlar neden buralara kadar geldi diye düflündüler ve onun için yeni bir ilim dal› gelifltirdiler. Buna, Bat›l›lar "oryantalizm" yani "flark meselesi" diyorlar. Bütün büyük devletler, Avrupa'dan, Balkanlar'dan ve Anadolu'dan Türk Milletini nas›l atar›z, yerine köhne Bizans› nas›l ihya ederiz diye, oturup, düflündüler ve yeni bir teori gelifltirdiler.

‹flte, Türk Milletinin üç as›rd›r çekti€i bütün s›k›nt›lar›n, bütün belalar›n kayna€›, Bat›l›lar›n, Türk Milletini, Anadolu'dan topyekûn atmaya yönelik çabalar›d›r. Bugünkü bütün belalar›m›z›n ana kayna€› da, bu oryantalizm ve flark meselesi denen problemin yeni uzant›lar›d›r.

Türk Milleti büyük oldu€u zamanlarda, bafl›na, böyle bir bela gelmedi; ama, ekonomik yönden çöktü€ü, ehliyetsiz idarelerin iflbafl›nda oldu€u bir dönemde, elbette, düflmanlar, bütün tanklar›yla, toplar›yla, fitneleriyle üstümüze geliyor ve bugün bizim insan›m›z› birbirine k›rd›r›yor. Bunda, düflmanlar›n hiçbir kayb› yok; ama, çok büyük kazançlar› var.

De€erli milletvekilleri, Türkiye'de bölücülü€ün yak›n geçmiflinde, bir Ermeni meselesi var. ASALA, Türk Devletinin d›fl temsilciliklerini ve temsilcilerini yok etmek için çaba sarf ederken, bunu baflaramayaca€›n› anlay›nca, bir intikam pefline düflerek, PKK'y›, ASALA'n›n tafleronu olarak, Türk Devletinin bafl›na bela ettiler. Bunu,  Türk Milletine düflmanl›k eden, bizzat Yunanistan, maalesef, yak›n komflumuz Suriye ve Ermenistan aç›kça destekliyor; ama, buna temel haz›rlayan, onlar›n di€er a€ababalar› da bu iflin peflindeler.

De€erli milletvekilleri, PKK, 1980'li y›llarda -daha önceki de€erli konuflmac›lar›n da söyledi€i gibi- bir Ermeni taraf›ndan, asl› Ermeni olan Abdullah Öcalan taraf›ndan kuruldu. Amaçlar›, önce Türkiye'yi bölmek, kendi kafalar›na göre bir Kürdistan kurmak, daha sonra onu da yok edip, yerine Ermenistan'› kurmakt›r. Bunuda aç›kça söylemektedirler.

fiimdi, meseleyi bu platformda inceledikten sonra flunu arz edeyim: Olay›n 1984 y›l›ndan sonraki safhas› önemlidir; çünkü, Kürt toplulu€u, Türkmenler, Kazaklar, K›rg›zlar, Avflarlar, Çerkezler gibi, Türk Milletinin ayr›lmaz aslî bir parças›d›r. O halde, konu, milletin bu aslî parças›n› kendine düflman ederek, fitne, fesat ç›kararak ve meseleyi, Türk Milletinin iç meselesi olmaktan öte, milletleraras› platforma sürerek, Türk Milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Helsinki Nihaî Sözleflmesi ve AG‹K antlaflmalar›na koydu€u imzan›n gere€ini yerine getirtmek için, Lozan Antlaflmas›yla az›nl›k kabul etmedi€i, Türkiye'deki Kürtleri bir az›nl›k tesciline götürmek üzere, Türkiye'yi, önce federasyona geçip daha sonra da bölmeye yönelik olan, bafltan beri söyledi€imiz olay›n geliflmesidir. Meseleyi bu önemli aç›dan düflünür ve konuflursak, olaylar daha iyi anlafl›l›r.

Türkiye güçlü olsayd›, Fransa gibi, bir Korsika meselesi olmazd›; Türkiye, ‹ngiltere gibi güçlü bir ülke olsayd›, ‹skoçya ve Galler gibi bir meselesi olmazd›; ama, Türkiye, çok geri kalm›fl bir ülke oldu€u için, yabanc›lar›n üstünde hesap yapt›€› bir ülke haline geldi ve maalesef, ilk problem, Eruh ve fiemdinli bask›n›yla bafllad›. 1984'te, PKK taraf›ndan, Türk karakollar› bas›ld›. Bask›n› gerçeklefltirenler belki 50 kifliydi; Türk Devleti, bu 50 kifliyi, pefllerine düflüp, inlerinde yok edece€ine, maalesef, o dönemin idaresi taraf›ndan düflman›n üstüne gidilmemifl ve önce da€lar, sonra köyler ve daha sonra da -kepenk indirilmek suretiyle- flehirler, PKK'ya teslim edilmifltir.

Bütün bunlar yetmiyormufl gibi, 1985 nüfus say›m›nda, Kürtler, sanki ayr› bir milletmifl, ayr› bir dil konufluyormufl gibi düflünülerek, anket listelerine "Kürtçe biliyor musun?" maddesi konuldu. Daha sonra, bunu koyanlar cezaland›r›ld›; ama, bir kere kay›tlara geçti.

‹kincisi, Bakanlar Kurulu, bir karar ç›kararak, bu kararda "Kürtçe ifade verilebilir" tabirini kulland›. Bu  tabir, bir devlet tescilini gösterir ve yanl›flt›r. Daha sonra, o bölgeye uzun menzilli silahlar da€›t›larak,  PKK taraf›ndan hâkim olunan halka, güya moral gücü verilmek istendi. Daha sonra, -konu, politik platformda tart›flt›r›lmak üzere, o günkü SHP'den 10 milletvekili ayr›larak- o günkü ‹ktidar, Halk›n Emek Partisini kurdurttu ve maalesef, bu Meclisten, o partiye para yard›m› ç›kt› ve parti, Türkiye çap›nda teflkilatland›r›ld›. Bugün, hapisteki HEP milletvekillerinin meselelerinin, Türkiye ve dünya çap›nda tart›fl›lmas›n›n ana sebebi, o gün, Halk›n Emek Partisinin kurulmas›d›r.

De€erli milletvekilleri, PKK'n›n tezi flu: "Biz, Türkiye'yi bölmek istemiyoruz; biz, Kürt kimli€inin tan›nmas›n› istiyoruz; biz, kültürel haklar›n verilmesini istiyoruz" diyor ve her konuflmas›nda, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türk Silahl› Kuvvetlerini suçluyor.

Maalesef, bugün, baz› konuflmac› arkadafllar›n da konuflmalar›nda belirttikleri gibi, ayn› tezin Mecliste tekrar tart›fl›lmas›, Türk Milletini yaralar ve düflmana moral verir; devleti ve milleti moralman çökertir. Çünkü, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Devletini korumakla görevlidir ve  burada, her milletvekili onun için yemin etmifltir. Herhangi bir az›nl›€›n tescili veya Kürt kimli€inin tan›nmas› veya kültürel haklar›n verilmesi, Türk Milletini bölünmeye götürür. Türkiye, bu zay›f an›nda yerel yönetimleri gündeme getirirse, devlet yap›s›nda yeni bir de€iflikli€e giderse, özel parlamentolar veya mahallî parlamentolar kurarsa, kesinlikle bilin ki, düflmanlar›m›z›n istedi€i fley olacakt›r. Bugün, bizi bölmek isteyenlerin iste€i de budur.

"Türkiye'de yerel yönetimler güçlendirilsin, yerel parlamentolar kurulsun, devlet küçülsün" deniyor. Devlet küçülürse, kimin menfaat›nad›r? Türk Silahl› Kuvvetleri güçlü olmazsa, kimin menfaat›nad›r? Mahallî idarelere, siz, özel bütçeler verirseniz, o bütçeler, köylerde, kentlerde partizanca harcan›r, çarçur edilirse, devletin bu zay›f hali kimin menfaat›na olur?..

‹flte, de€erli milletvekilleri, bütün bu geliflmeler olurken, 1991 Milletvekili Seçimi, Türk Milleti için bir kurtulufl olmufltur. ‹yi yürümese bile, yeni gelen idare, Koalisyon Hükümeti, PKK'n›n üstüne samimî ve ciddî gitmifltir ve bugün, devlet güvenli€ini tam tesis etmifl olmasa bile, Türk Devletinin hâkimiyetini yüzde 80 sa€lam›flt›r.

Bu yeterli midir; asla yetmez. Türkiye böyle zay›f olursa, düflmanlar›m›z, bizim üstümüzde böyle büyük hesaplar yaparlarsa, tabiî, Türkiye'nin bafl›ndan bela hiç eksik olmaz. Türkiye...

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›.)

BAfiKAN- Say›n fiahin, lütfen toparlar m›s›n›z?

SEYF‹ fiAH‹N (Devamla)- Peki, Baflkan›m.

De€erli milletvekilleri, konuyu toparl›yorum. Türkiye, demokratik çözüm yaygaras›na zemin haz›rlarsa, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunu gündeme getirirse -maalesef grubu olan 4 parti bu mevzuda ikna olmufl görünüyorlar ki, bundan fliddetle sak›n›lmas› gerekmektedir- Kürt kimli€i tan›n›r veya bu milletin evlatlar›n›, Kürttür, Zazad›r -ki o, Türk Milletinin parças›d›r- Avflard›r fleklinde ay›r›p, herkesin kimli€ini tan›rsak, Türk Milletini paramparça ederiz. Türkiye, zay›f halinde bunlar› asla yapmamal›d›r.  Bundan dolay›, gündeme getirilen raporun çok güzel incelenmesi gerekir. Komisyonu, raporun haz›rlanmas›ndan dolay› tebrik etmekle birlikte; raporun içerisinde ifade edilen yerel yönetimler problemi, taraf›m›zdan kabul edilemez ve yanl›fl.

‹kincisi, bir genel aff›n tavsiye edilmesi de yanl›flt›r. Çünkü, suç ve ceza, birbirine alternatiftir ve cezay› hafifletirseniz, suç artar; affetmek istedi€iniz insanlar› flimdiden suça teflvik etmek olur. Onun için, bu af meselesi gündemden ç›kar›lmal›d›r.

Sonuç:

Milliyetçi Hareket Partisi ve flahs›m ad›na flöyle bir çözüm öneriyorum: Türkiye, bu belay› yok etmek için, her türlü psikolojik, sosyal, askerî, polisiye tedbirleri almal›, bir özel teflkilat kurmal› ve bu Ermeni teflkilat› -Kürt teflkilat› de€il- ininde yok edilmelidir.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›.)

BAfiKAN- Say›n fiahin, toparlay›n lütfen.

SEYF‹ fiAH‹N (Devamla)- Say›n Baflkan›m, özür dilerim, bitiriyorum efendim.

Çekiç Güç kald›r›lmal›d›r. ‹ç ve d›fl halkoyu bakanl›€›n›n kurularak, dünyan›n ayd›nlat›lmas› gerekmektedir.

Beni sab›rla dinledi€iniz için teflekkür eder, sayg›lar sunar›m.

BAfiKAN- Say›n fiahin, teflekkür ederim.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Ayd›n)- Say›n Baflkan, söz istiyorum, .

BAfiKAN- Hükümet ad›na, buyurun, Say›n Bakan.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Ayd›n)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Genel Kurulumuzca, güneydo€uda uzun süreden beri cereyan eden olaylar› yerinde incelemek ve al›nmas› gerekli tedbirleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ve ilgili mercilere iletmek ve memleketimizin birlik ve beraberli€inin sa€lanmas›na katk›da bulunmak üzere kurulan Meclis Araflt›rma Komisyonunun, konuya iliflkin raporu üzerinde söz alm›fl bulunmaktay›m.

Hemen flunu ifade edeyim ki, gerçekten, Meclis Araflt›rma Komisyonunu teflkil eden arkadafllar›m›z büyük gayret sarf etmifller, güzel bir rapor, yap›c› bir rapor meydana getirmifllerdir. Bu rapordan, Bakanl›k olarak istifade edece€imizi huzurunuzda belirtmek isterim.

Yüce Meclisimizin çat›s› alt›nda, güneydo€u sorunlar› ve bunlar›n bafl›nda gelen terör hareketleri üzerinde yaklafl›k on y›ld›r müzakereler cereyan etmektedir ve tedbirler görüflülmektedir.

fiunu hemen ifade edeyim ki, Hükümetimiz, tüm ülkemizde oldu€u gibi, Do€u ve Güneydo€u Anadolu Bölgelerimizde de güvenli€in ve huzurun sa€lanmas› için, flefkatli yönetim anlay›fl›n›, etkin ve adil hizmeti, aç›kl›€› egemen k›lmay› ana ilke olarak belirlemifltir. Ça€dafl demokrasiye tam anlam›yla ifllerlik kazand›rmak temel amac›m›zd›r.

Hukuka ve insan haklar›na dayal› tam demokratik bir anlay›fl›, ödünsüz uygulamay› ana görevimiz olarak alg›lamaktay›z. Bilinmelidir ki, bu anlay›fl, ülkede yaflayan herkes için bir güvencedir. Her zaman söylüyoruz, Türkiye'de herkes birinci s›n›f vatandaflt›r ve herkes kanunlar önünde eflittir.

Burada, baz› arkadafllar›m›z, konuflmalar›nda, kimlik meselesine temas ettiler, siyasî çözüm önerdiler. Ben, her zaman bunun karfl›s›na ç›km›fl›md›r. Baz› de€erli arkadafllar›m›z da bu kürsüden, biraz evvel, bu mütalaalara karfl› ç›km›fl bulunmaktad›rlar. Siyasî kimlik meselesi veyahut siyasî çözüm meselesi Türkiye'yi bölünmeye götürür.

Esasen, her zaman söyledi€imiz gibi, Türkiye'de etnik bir problem yoktur; co€rafî s›k›nt›lar›m›z, ekonomik s›k›nt›lar›m›z vard›r; ama, hiçbir surette etnik meselemiz yoktur. Yani, Türkiye'de -telaffuz etmek dahi istemiyorum- Kürt meselesi, Çerkez meselesi, Boflnak meselesi, Arnavut meselesi yoktur. Bu Misak›millî hudutlar› içinde yaflayan bütün vatandafllar›m›z, eflit hakka sahiptir ve Türk Milletini teflkil etmektedir. Baflka türlü tan›mlamak, Türkiye'yi bölünmeye götürür; o takdirde, PKK'n›n istedikleri, Türkiye'de makes bulur. O bak›mdan, de€erli arkadafllar›m, bu konulara katiyen de€inmek istemiyorum.

1984'ten bugüne kadar -on seneyle ilgili baz› rakamlar vermek istiyorum- 10 010 olay meydana gelmifltir. Bu olaylarda, 2 676 vatandafl›m›z hayat›n› kaybetmifl, 3 259 vatandafl›m›z yaralanm›flt›r. Güvenlik görevlilerimizden ise, 1 888 asker, 1 113 polis ve 618 geçici köy korucusu flehit olmufltur; 4 152 asker, 405 polis ve 789 geçici köy korucusu yaralanm›flt›r. Olaylarda ve operasyonlarda, 6 555 terörist ölü, 274 terörist yaral› ele geçirilmifltir. 19 056 kifli teröre bulaflmak, yard›m ve yatakl›k etmek suçlar›ndan yakalanm›fl, çok miktarda silah ve mühimmat ele geçirilmifltir.

Devletimiz, bu süre içerisinde mücadelesini sürdürmüfl; Hükümetimizin gösterdi€i kararl›l›ktan ve halk›m›z›n sa€duyulu deste€inden güç alan güvenlik kuvvetlerimizin özverili ve kahramanca mücadelesi sonucunda, çok önemli mesafeler katedilmifltir.

PKK, flimdi, gerçeklefltirdi€i eylemlerle, kamuoyu yaratmaya, dikkatleri üzerinde toplamaya gayret göstermektedir. Bafllang›ç döneminden günümüze kadar, ulaflmak istedi€i stratejik konuma bir türlü gelemedi€inden, de€iflen siyasal koflullar parelelinde  zaten uyumsuzlu€a düflen PKK, önümüzdeki günlerde, yok oluflunu kendisi ilan edecektir.

De€erli milletvekilleri, son günlerde, birk›s›m çevrelerde, Tunceli meselesi dile getirilmifltir. Say›n Keçeciler arkadafl›m›z da bu konuya uzun uzun de€indiler. Bu konuda Hükümetin ‹çiflleri Bakan› olarak sorumlu kifli benim. Onun için, beyanlar›m›z, tamamen objektif bir flekilde, gerek güvenlik güçlerimizden gerekse valilerimizden, kaymakaml›ktan edindi€imiz bilgilere ve bizzat gitmek suretiyle, müflahedelerimize  dayanmaktad›r; onun için, objektif olarak meselelere bakmaktay›z.

Diyoruz ki, orada, büyük bir mücadele vard›r, yang›n meselesi olmaktad›r; ama, bunu kim yapt›; devletin, asla, ev yakmas›, orman yakmas› mümkün de€ildir. fiimdi, zaten oraya bir taraftan yaralar› sarmak için gidiliyor mu gidilmiyor mu;  yaralar› sarmak için,  bizzat  devlet orada vard›r. Tunceli'de evleri yanan vatandafllar›m›z var. Kim yakarsa yaks›n, PKK da yakm›fl olsa, PKK yakt› diye oraya gitmeyecek miyiz; elbette, yaralar› sarmak suretiyle, orada, vatandafllar›m›za ev yapma gayretine girifltik. Diyoruz ki, geliniz, Tunceli' de bofl prefabrike evler var, orada yerlefliniz; "hay›r burada yap›n›z" diyorlar; peki diyoruz. Tunceli' de, devletin bütün imkânlar› oraya seferber edilmifltir ve prefabrike evler yap›lmaktad›r. Biraz evvel, bir de€erli arkadafl›m da geldi, dedi ki, "Bitlis'te de ayn› flekilde zorluklar var, Hizan'da da;  prefabrike evleri ayn› flekilde yaparm›s›n›z?"  Derhal konuyla ilgilenece€iz. Esas›nda o yörenin kalk›nmas› için seferberiz.

PKK yak›yor, y›k›yor... Yani, yol götürmek istiyorsunuz -bu, uzun zamand›r devam ediyor-  yol makinelerini yak›yor, ifl makinelerini yak›yor, bu vaki.  Müteaddit kereler söyledik; PKK, oralara imkânlar gitsin, medeniyet gitsin istemiyor,  yol gitsin,  asfalt gitsin istemiyor, okul gitsin istemiyor, sa€l›k evleri gitsin, sa€l›k ocaklar› gitsin istemiyor; ama, devlet, özveriyle bu gayretin içine girmifltir.

Biraz evvel, gene, Say›n Keçeciler arkadafl›m›z, fi›rnak Valisinden flikâyet ettiler. fiunu ifade edeyim ki, bafl›nda bulundu€um Bakanl›kta herhangi bir idarecinin particilik yapmas›na asla müsaade etmem.

AL‹ ER (‹çel)- ‹nflallah etmezsiniz Say›n Bakan!..

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Benim t›ynetimi biliyorsunuz, hepiniz biliyorsunuz. Elbette, ben de bir siyasî partiye mensubum, siyasî partide de yöneticiyim, Genel ‹dare Kurulu üyesiyim; ama, Bakan kisvesine büründü€üm andan itibaren, yani  Bakanl›€a ad›m att›€›m andan itibaren, partili oldu€umu unutuyorum. Hep bunu tavsiye etmiflimdir.

‹ddia edildi; akflam derhal fi›rnak Valisini arad›m, dedi ki "sureti katiyede..." flunu flunu yapt›n›z m› diye sordum; o da, "hay›r; ancak, yapt›€›m fludur: Acil Destek Fonundan gönderilen paray›, oran›n istihdam› için sarf ediyorum, dokuma tezgâhlar›na sarf ediyorum, kömür ocaklar›n› ifller hale getiriyorum. Benim, devlete hizmetim bu flekilde" dedi.

De€erli arkadafllar›m, onun için emin olunuz; sureti katiyede, o Vali, sizin döneminizde, ANAP döneminde de... Söylemek istemiyorum, polemik yapmak istemiyorum katiyen.

AL‹ ER (‹çel)- Yani, Valide bir fley yok mu demek istiyorsunuz?

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Katiyen polemik yapmak istemiyorum. O dönemde de, önemli yerlerde emniyet müdürlü€ü yapt›; Samsun'da, Kahramanmarafl'ta Emniyet Müdürlü€ü yapt›. Adayl›€›n› koymufl olmas›, memuriyete devam›n› önlemez. Kanun bu imkânlar› vermektedir.

ED‹P SAFDER GAYDALI (Bitlis)- Veriyor da, kendi fark›nda de€il.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Arkadafllar›m, flunu gene de söylüyorum: Bana belgeler vereceksiniz; ben, konunun üzerine gidece€im; katiyen ondan hiç flüphe etmeyiniz.

Sonra, Vali, seçim için partizanl›k yapacak da ne olacak? Esas›nda, particilik yapan yönetici, iktidarda bulunan partiye zarar verir. Ben böyle anlay›fl içinde olmuflumdur. Arkadafllar›m, geleceksiniz, konuflaca€›z, ben meselenin üzerine gidece€im. Hiç flüphe etmeyiniz, orada hiç bir valiye partizanl›k yapt›rmam...

AL‹ ER (‹çel)- ‹nflallah bu kürsüden söylemeyiz!..

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Partizanl›k yapt›€› takdirde, mensup oldu€um partiye zarar verir; bunu hep müflahede etmiflimdir. E€er iktidarlar, valilere partizanl›k yapt›rmak suretiyle koltukta kalmak isteselerdi, flimdiye kadar hiçbir iktidar de€iflmezdi.

De€erli arkadafllar›m, onun için, maziden birtak›m örnekler vermek istemiyorum, mazide de yap›lm›flt›r; ama, mazide partizanl›k yapt›€› halde halen görevde olan valilerimiz de vard›r; tarafs›zl›klar›n› ihlal ettikleri takdirde, derhal onlar›n yakas›ndan tutar›z; ama, görüyorum ki, vaktiyle yapm›fl; ama, bugün yönetimimizde tarafs›z olarak görev yapmaktad›r. Onun için onlar›n üzerine  toz kondurmuyoruz.

ED‹P SAFDER GAYDALI (Bitlis)- fi›rnak Valisi için de geçerli mi bu sözünüz?

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Maziden çok örnek vermek suretiyle mukabele etmek istemiyorum.

De€erli arkadafllar›m, terör konusu, gerçekten fevkalade önemli. fiunu müflahede ediyorum ki, siyasî partiler aras›nda -demin belirtti arkadafllar- nüanslar olabilir; ama, hepsinin ittifak etti€i bir konu var: Terör, ülkeyi bölmeye götürür; terör, ülkeyi parçalar; onun için, bir siyasî mesele de€ildir, kimlik meselesi de€ildir, yabanc› odaklar›n idare etti€i bir husustur dedik. Bunu hep söylüyorum zaten.

Arkadafl›m "Türkiye ne zaman zaaf içinde bulunsa" dedi. Hay›r; Türkiye'nin yücelmesinden, büyümesinden korkanlar›n tertipledi€i, tertip etti€i olaylard›r bunlar; bunu böyle bilmek laz›m, böyle görmek laz›m. Yoksa, Türkiye'de kimlik meselesinde bir s›k›nt› m› var; hangi etnik gruba mensup olursa olsun, arkadafllar›m›z istedi€i ifli tutubiliyorlar m›; tutuyorlar. Az›nl›k yok ki; tüccar oluyor, bakkal oluyor, fabrikatör oluyor, müteahhit oluyor, çeflitli dallarda hizmet veriyor; doktor oluyor, mühendis oluyor; milletvekili oluyor, belediye reisi oluyor, belediye meclisi üyesi oluyor -bunu her zaman söylüyorum- bakan oluyor, baflbakan oluyor, cumhurbaflkan› oluyor; yok ki bir mesele. Benim en yak›n arkadafllar›m do€u ve güneydo€uludur; ailece konufltu€umuz, kucaklaflt›€›m›z arkadafllar›m›zd›r. Böyle bir nifak sokmaya, daha do€rusu, nifak sokanlara katiyen alet olmayaca€›z de€erli arkadafllar›m.

Biz, as›rlard›r biriz, beraberiz. Hep söyledi€im gibi, bu topraklar, birlikte, atalar›m›z›n kanlar›yla  suland›. Gidiniz, Çanakkale fiehitli€ini görünüz; orada, Ayd›nl› da var, Bitlisli de var, Siirtli de var, Hakkârili de var, fi›rnakl› da var. Demek ki, atalar›m›z, Çanakkale'yi "geçilmez" yapmak için, birlikte savaflm›fllar. ‹stiklal Harbinden önce vatan bölünmüfl, parça parça olmufl, Sevr önümüze konmufl; hep beraber, ülkeyi parçalanmaktan kurtarm›fllar. Onun için, gene de ayn› azimle, ayn› kararla mücadelemizi sürdürece€iz.

PKK'n›n meselesi, flu veyahut bu kimlik meselesi de€ildir; ülkeyi bölmek, parçalamakt›r. PKK'n›n stratejisi, evvela otonomi, ondan sonra federasyon, ondan sonra da ülkenin bölünmesidir.

Silahl› güçlerimiz, güvenlik güçlerimiz baflar›l›d›r. fiehit veriyoruz; ama, dünden bugüne durum daha iyidir. Bitti mi; bitmedi, bir müddet daha devam edecektir. Dün flehirlere girilmiyordu; arkadafllar›m›z fi›rnak'a gitti geldi;  flehre rahatl›kla girebildiler.

ED‹P SAFDER GAYDALI (Bitlis)- Arkadafllar helikopterle gittiler!

ENG‹N GÜNER (‹stanbul)- Say›n Bakan, kimse gidemiyor.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Hay›r; gidiyorsunuz...

Geçen sene oralarda çarfl›da dolaflmak mümkün de€ildi. Bize, Diyarbak›r'a giderken, "aman, gitmeyiniz" diyorlard›, arkam›zdan âdeta dualar okunuyordu; Batman öyleydi, Siirt öyleydi, Hakkâri öyleydi.

De€erli arkadafllar›m, bak›n›z, kötümser olmay›n; kötümser olursak, o takdirde çöküntü olur.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Siz de çok iyimser olmay›n.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Hay›r, katiyen iyimser de€ilim, güvenlik güçlerine dedi€im hep fludur: Bu baflar›lar karfl›s›nda katiyen gevflemeyeceksiniz, gevflemeyeceksiniz diye devaml› flekilde talimat veriyorum. Hukuk içinde kal›n›z, masum vatandafllar zarar görmesin; ama, katiyen gevflemeyeceksiniz diyorum. Bu talimatlar› devaml› flekilde veriyoruz.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Say›n Bakan, Karayalç›n Tunceli'yi neden gezemedi?! Tunceli' de Türkiye'nin bir vilayeti de€il mi?!

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Say›n Gökalp, hep "flu girdi, bu giremedi" diye söylüyorsunuz.

fiunu da söyleyeyim: Say›n Sinan Yerlikaya arkadafl›m›z,  geçen gün Ovac›k'tan  bana telefon ederek helikopter istedi. Daha mücadele bitmedi ki. Söylüyorum, o yöreden kalkm›fl, Tunceli'yi hedef alm›fl. Tunceli'de yapt›€›m›z operasyonlarda 82 s›€›nak bulduk; tonlarca yiyecek, giyecek vard›, silah vard› ve bunlar› ele geçirdik. Hedef o; Tunceli'ye do€ru sarkt›; oradan S›vas'a... S›vas'ta baflar›l›  operasyonlar yapt›k. Önce bir iki köyümüzü bast›lar, köydeki masum vatandafllar›m›z› öldürdüler. fiimdi görüyorsunuz, S›vas'ta operasyonlar yap›yoruz; baflar›l› sonuçlar ald›k. Erzincan'a sarkmak istiyorlar; oradan, Gümüflhane'ye, Bayburt'a sarkmak istiyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Buyurun efendim.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- Mücadele bitmedi diyorum. Mücadele bitmedi; ama, dünden bugüne daha iyiyiz ve çok daha iyi olaca€›z. Hani, beli k›r›ld› dedi€im zaman, gerçekten bunu ifade ediyorum. Elbette, bafl› ezilecektir, devlet kudretlidir, güçlüdür; devletin bu gücü karfl›s›nda kimse dayanamayacakt›r; bunu, tekrar tekrar ifade etmek istiyorum.

Elbette, flehit veriyoruz diyorum; elbette, zorluklar› vard›r mücadelenin. Da€l›k ve sarp arazide mücadele verilmektedir. Zor, gayri nizamî bir mücadele, nizamî mücadele de€il ve masum vatandafl›n zarar görmemesini isteyen bir yönetim... Hepimiz, masum vatandafl zarar görmesin istiyoruz. Gayrî nizamî mücadelenin flartlar› bu. Onun için, de€erli arkadafllar›m, hiç flüphe etmeyiniz.

Say›n Kul faili meçhul cinayetlerden bahsettiler. Faili meçhul cinayetler üzerine mutlak suretle gidiyoruz. Bana intikal eden hangi hadise olursa olsun, bizzat kendim meflgul oluyorum. Faili meçhul cinayetin failini buldu€umuz takdirde, en çok mutluluk duyacak, biz olaca€›z.

Ola€anüstü halin kald›r›lmas›... Elbette... ‹stedi€imiz de budur; normal yönetimdir. Ola€anüstü yönetim, anormal bir yönetim; onu kabul ediyorum. ‹nflallah o noktaya da gelece€iz de€erli arkadafllar›m.

Hani, arkadafllar›m›zdan biri söyledi, bu sarf edilen paralar›n yöreye sarf edilebilmesi... Bütün emelimiz budur.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Say›n Bakan bitirin lütfen.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Devamla)- O yörenin kalk›nmas›na... O trilyonlar var ya, o trilyonlar› yine o yöreye sarf etmek, yegâne arzumuz, emelimizdir; ama, bütün bunlara ra€men, yörenin kalk›nmas› için, iyilefltirilmesi için gerekli gayreti gösteriyoruz; zaman zaman, Acil Destek Fonundan para gönderiyoruz. Bu gönderilen para, sadece fi›rnak'a de€il; güneydo€uda seçim olmayan m›nt›kalar›n hepsine eflit tarzda gönderiyoruz, ondan emin olunuz.

De€erli arkadafllar, hepinize derin sayg›lar›m› sunar›m.(Alk›fllar)

BAfiKAN- Say›n Bakan, teflekkür ederim

fiahs› ad›na, Say›n Korkutata; buyurun efendim.

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Bingöl)- Say›n Baflkan, de€erli arkadafllar; flahs›m ad›na Yüce Meclisi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli arkadafllar, bu komisyon raporunu, elimize geçti€i andan itibaren, didik didik incelemeye çal›flt›k. Elbette, do€u ve güneydo€uda akan kan›n, gözyafl›n›n durdurulmas› için birileri k›p›rdan›yorsa, bunlar› takdir etmemek mümkün de€ildir; fakat, gönül arzu ederdi ki, böyle bir meselenin konufluldu€u bir zamanda, flu Meclis t›kl›m t›kl›m olsun, bilhassa ‹ktidar›n iki kanad› burada bulunsun, dinlesin; ama, maalesef, gördüm ki, ilgi çok çok zay›ft›r; buna üzülmemek mümkün de€ildir.

De€erli arkadafllar, bu Hükümet -özür diliyorum- bana göre siyasî mevta olmufltur; fakat, birileri, Hükümeti, cenazesinin alt›na girmifl, yürütüyor, "illa yürüyecek" diyorlar, ortal›kta dolaflt›r›p duruyorlar. Bu, dolaflmakla canlanacaksa, hay hay; fakat, bu Koalisyon Hükümetinin canlanabilece€ine, ne ben inan›yorum ne de Koalisyonun iki kanad› inan›yor. Böyle bir yap›dan, s›hhatli ve ciddî çözümleri beklemek mümkün de€ildir.

Onun için, bir an önce, bu meseleleri, çok ciddî flekilde, istikrarl› flekilde, her yönüyle, korkmadan ve y›lmadan, kuru edebiyat yapmadan ele alacak bir hükümete ihtiyaç var. Bu da, ancak bir erken genel seçimden sonra ç›kabilir.

De€erli arkadafllar, samimî olarak söylüyorum ki, hangi fikirde olursa olsun, hangi arkadafl›m›z olursa olsun, bugün do€u ve güneydo€uya gidip dolaflt›€›nda, birçok meseleyi, yerinde -ama, etraf›nda çember olmadan- vatandaflla görüflürse, bu milletvekili, evinde uzun zamanlar uyuyamaz, geceleri uykular› kaçar ve bazen sabaha kadar da uyuyamaz.

Biz, do€u ve güneydo€u milletvekilleri olarak -flahs›m ad›na söylüyorum; san›yorum birçok arkadafl›m›z da böyledir- inan›n ki, evimizde huzursuzuz, d›flar›da huzursuzuz, konuflurken huzursuzuz, giderken huzursuzuz, gelirken huzursuzuz. Niye; söyledi€ini, rahat söyleyemiyorsun; gözlerinle gördü€ünü, yeminle tespit etti€ini, Say›n Bakana da kabul ettiremiyorsun, orada görev yapan arkadafllara da kabul ettiremiyorsun. E€er do€rular› söylemeyerek veya bu do€rular› gizleyerek bir yere var›l›yorsa,san›yorum,  bu Mecliste benimle birlikte a€z›n› bantlay›p, aylarca dolaflacak arkadafllar olacakt›r. Niye?.. Bir tek temennimiz var. Diyoruz ki;  bu yörelerde yaflayan vatandafllar›m›z, art›k huzura, güvene kavuflsun; zira, y›llard›r çekiyor.

Bu yörelerimizde, 1984'lerden, 1972 Mart Muht›ras›ndan bugüne kadar ola€an d›fl› bir rejim var; s›k›nt›lar, dertler var. Bu ola€an d›fl› rejimler neden ilan edildi peki; bu yörelerde yaflayan vatandafllar›n dertleri dinsin diye.

Peki, bu yörelerde yaflayan vatandafllar›n dertleri dindi mi de€erli arkadafllar? "Bitti bitecek; bitti bitecek; ya bitti ya bitecek" bilmem ne ne... Bitti mi bu dertler; hay›r. Bu yörede yaflayan insanlar›n dertleri artt› m›; evet, artt›. Kaç kat artt›; burada yaflanan s›k›nt›lar, yüz kat, bin kat artm›flt›r. Demek ki, üretilen politikalar  do€ru de€ildir, üretilen politikalarda ciddî hatalar vard›r.

Bugüne kadar, gerek siyasî partilerin oluflturdu€u, gerekse  tüm partilerin karar›yla oluflturulan  en az›ndan yirmiye yak›n komisyon, do€u ve güneydo€udaki olaylar› ve sorunlar› tespit etmek üzere de€iflik flekillerde bölgeye gitmifltir. Bu komisyonlarca haz›rlanan raporlardan herhangi biri, Hükümet taraf›ndan veya ilgililer taraf›ndan kale al›nm›fl m› de€erli arkadafllar; hay›r; hem de bunun tersi yap›lm›fl. Biz, Faili Meçhul Cinayetler Komisyonu olarak, büyük bir heyecanla bölgeye gittik; dedik ki, arkadafllar, bir fleyler yapal›m. Hele hele, bu Komisyondan dört befl arkadafl, can›n› tehlikeye atarak, Say›n Bakan›n helikopter vermemesi, ilgililerin helikopter vermemesi, imkân vermemesine ra€men, can›n› difline takarak oralara gitti arkadafllar.

Biz, bunun arkas›nda genel baflkan›m›z ç›ksa dahi -hangi partinin genel baflkan› olursa olsun- bunun peflini takip edece€iz dedik. Bu azimle, bu kararl›l›kla çal›flt›k ve bize itiraflarda bulunan baz› insanlar oldu, baz› fleyler söylendi. Biz, Hükümet bir an önce baz› tedbirler als›n, flu vatandafl›n ac›s›n›n dinmesine bir nebze katk›m›z olsun diye bir ara rapor verdik; bize itirafta bulunan kifli, görevden al›nd›. Ben de, dolaflt›€›m o bölgede, o insan kadar dürüst baflka bir insan da görmedim; onun yönetiminden daha güzel bir yönetim de yoktu. O gün arkadafllarla beraber ziyaret etti€imiz o ilden bahsediyorum; ismini söylemek istemiyorum, zaten biliniyor; ama, o insan, görevden al›nd›.

Bunun d›fl›nda, bu bölgede koruculuk çok kötü bir noktaya do€ru gidiyor; büyük yanl›fllar var, büyük hatalar var; e€er, buna bir an önce el at›lmazsa, bunlar tedricî olarak azalt›lmazsa, çok daha büyük s›k›nt›lar olacak dedik. Müflahhas örneklerini bulduk; kaçakç›l›k yapan›, gasp yapan›, flunu yapan› bunu yapan› bulduk. Gasp yapm›fl, kaçakç›l›k yapm›fl adam görevinin bafl›nda; fakat, maalesef "bunlar› ar›yoruz, bulam›yoruz" diyorlar. Bunlar gelip maafl al›yorlar. Bunlar› tespit ettik. Tespit ettik de ne oldu; biz bu ara raporu verdikten sonra, bunlar›n say›s› 30 - 35 binlerden 50 - 60 binlere ç›kar›ld›. Bugün en büyük belalardan birisi budur de€erli arkadafllar; çünkü, çok ciddî s›k›nt›lar yaratm›fllard›r, bunlar devam etmektedir ve devam eden bu s›k›nt›lar, her gün biraz daha fazla olmaktad›r.

Bir arkadafl›m›z -Say›n Keçeciler galiba- Hükümetin iki kanad›n› kap›flt›rmak istiyor, "bu bakan flöyle dedi, o bakan böyle dedi; önce siz birleflin, önce siz aran›zda anlafl›n, ondan sonra bu mesele çözülsün..." E€er bununla çözülse, iki bakan›n da aya€›n› öperim, flimdi bar›flt›r›r›m, ikisi de ayn› sözü söylesin diye; ama, bununla olmuyor de€erli arkadafllar. ‹kisi ayn› sözü söylese de söylemese de, bu mesele böyle çözülmüyor. Bu mesele, ciddî flekilde, ilmî alanda ele al›nmadan; korkmadan, y›lmadan... Askerî çözümlerdeki paya yüzde 25 diyorlar; ama, yüzde 75 pay var; bu kime aitse, bu kimler taraf›ndan yerine getirilecekse, bu pay da yerine getirilmeden bu meselenin çözülmesi mümkün de€ildir.

De€erli arkadafllar, e€er, o bölgede bir olay olmufl ve bu olay› yaflayan insanlar gözleriyle görmüfllerse, siz buradan ne söylerseniz söyleyin, o vatandafl› tatmin etmeniz mümkün mü; mümkün de€il. Bizim bütün ç›rp›n›fl›m›z, Say›n Bakan›m›z›n ve arkadafllar›m›z›n ç›rp›n›fl› kimin için; burada güzel sözler söylemek için mi; hay›r, o vatandafl›n saadeti, o vatandafl›n güvenli€i için...

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Tamam...

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- Tamam m›?! Çok arzu ediyorsunuz de€il mi?!

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Hay›r efendim; beyefendi kesti sözünüzü de, onun için...

BAfiKAN- Say›n Ergüder, siz tecrübeli bir parlamentersiniz. Say›n hatibin sözünü ben kesmedim efendim. ‹lave süre verdim.

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)-Affedersiniz; otomatik cihaz kesti.

BAfiKAN- Buyurun Say›n Korkutata.

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- De€erli arkadafllar, sözlerimi toparlamak istiyorum. Asl›nda, hakikaten çok fley söylemek gerekir.

KEMALETT‹N GÖKTAfi (Trabzon)- Söyleyip de içini boflalt.

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- Notlar tuttum; fakat, bunlar› söylemek mümkün de€il; ama, netice olarak flunu söylemek istiyorum: Bugün, Ki€›'n›n Demirkanat Köyü yanm›flt›r. Biraz önce telefon ald›m, Ki€›'n›n en az on onbefl köyü tamamen yanm›fl. Genç'in köyleri yanm›fl. Solhan'›n köyleri yanm›fl. Kim yakt›? "O yakt›, bu yakt›" deniliyor. Kardeflim, köy yanm›flt›r ve flu anda vatandafl aç›ktad›r. Peki, flimdiye kadar "yapaca€›z, edece€iz" dendi de ne yap›ld›, ne edildi?  Bu hal, bir y›ld›r, iki y›ld›r de€il, y›llard›r devam etmektedir. fiimdiye kadar kime ne yap›ld›? Henüz hiçbir fley yap›lmam›flt›r, sadece, "yap›lacak" deniyor. Ola€anüstü Hal Bölge Valisine gittik, o da, toplam 1 200 geçici konut yap›laca€›n› söylüyor. Bu da, o bölgedeki bu s›k›nt›lara karfl›, kimsenin diflinin kovu€una bile yetmez.

Bugün vatandafl evine erzak götüremiyor, niye; çünkü, güvenlik güçleri, vatandafla, hakl› olarak "sen, k›fll›k erza€› çok götürürsen, PKK gelip, bunu senin elinden alacak" diyor. Peki, k›fl geldi€inde bu vatandafl ne yapacak? Odunu yok, afl› yok, ekme€i yok. Buna karfl› ne tedbir, ne çözüm öneriliyor? Bu konuda çal›flan yok, bir fley söyleyen yok.

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- Say›n Baflkan›m, toparl›yorum.

BAfiKAN- Buyurun.

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- Evet, köyler boflalt›lacakt›r, yak›lacakt›r. Niye; çünkü, asker, güvenlik güçleri, da€ bafl›ndaki bir köye, maalesef, her zaman gidememektedir. PKK da buralara gelip, vatandafltan zorla lojistik destek sa€lamaktad›r. E€er, sen, kanunen valinin, kaymakam›n emrine para vermezsen ve git o köyü boflalt, bunlar› da fluraya getirip iskân et demezsen ne yapacak, baflka yollarla boflaltacakt›r. 1992 y›l›nda bir kanun teklifi verdim ve bu teklifimde "bu evini, yerini tert eden vatandafla, geçinebilsin diye asgarî ücret verelim; çünkü, her fleyini orada b›rakacak. Bir de konut veya kiras›n› verelim. Güvenli bir ortam oluflunca vatandafl geri gitsin ve siz de bütün bu verdiklerinizi kesin" dedim; ama, bugüne kadar bunlar yap›lmad›, bunlar›n kenar›ndan bile geçilmedi. Bugün de "bütün vatandafllar›n yaras›n› saraca€›z" deniyor. De€erli arkadafllar›m, yaralar kangren oluyor. Bu politakalarla da bunun bitebilece€ine inanm›yorum. Keflke inansam; fakat, inanam›yorum. Daha uzun süreler bu yara, böyle kanayacakt›r. ‹nflallah daha da beter olmadan, bir seçime gidilir; ciddi bir hükümet gelir ve bu meseleyi çözer.

‹flte, ara seçim için ç›kard›€›n›z kanun bile bölücü. Oradaki vatandafla oy hakk› tan›mad›n›z. Yalvard›k yakard›k; maalesef, kabul etmediniz. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Bugün, iflsizlik meselesi var. Biz burada, bu kürsüden, yine ba€›rd›k; "kadrolar sat›l›yor, tarafl› veriliyor. Gelin, bu vatandafl›n aras›nda ay›r›m yapmay›n, devletin flefkatini, merhametini ve adaletini hissetirin" dedik. Hiç kimse bir fley demedi, aynen da€›tt›lar. Arkas›ndan ne oldu?.. Bugün yine bu raporda var, görüyorum. Birçok konu bu kürsüden söylenmifltir; ama, hiçbirisinin gere€i yap›lmam›flt›r.

( Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›.)

MUSTAFA NjLO⁄LU (Burdur)- Yeter art›k!

HÜSAMETT‹N KORKUTATA (Devamla)- Kusura bakmay›n, rahats›z ettiysem özür dilerim Say›n Mustafa Bey.

Hürmetler ederim efendim. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Say›n Korkutata, teflekkür ediyorum.

De€erli milletvekilleri...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Say›n Baflkan, bu konuda söz alabilir miyim?

BAfiKAN- Ne için efendim?

KAMER GENÇ (Tunceli)- ‹çtüzük buna pek engel de€il; Meclis Baflkanvekili olarak bu raporla ilgili görüfl bildirmek istiyorum.

BAfiKAN- Hay›r efendim. Say›n Genç, siz Baflkanvekilisiniz...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Bugün Tunceli'den geldim... (ANAP s›ralar›ndan gürültüler) Bir dakika efendim; niye siz rahats›z oluyorsunuz? Ben raporla ilgili görüflümü bildirmek istiyorum.(ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

BAfiKAN- Say›n Dumankaya, Say›n Soylu...

Say›n Genç, siz  Baflkanvekilisiniz ve ‹çtüzü€ü gayet iyi biliyorsunuz.

YAfiAR ERYILMAZ (A€r›)- Konuflsun efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Meclis araflt›rmas› komisyonu raporu üzerinde konuflaca€›m. Say›n Baflkan, Türkiyenin  güvenli€inin, ülkenin kaderinin söz konusu oldu€u konularda ‹çtüzü€ün ve baz› kurallar›n ifllememesi laz›m. Ben samimi olarak bir fleyler söyleyece€im. Bugün Tunceli'den geldim, konuyla ilgili bir feryad› söylemek istiyorum. Rica ediyorum... (ANAP s›ralar›ndan "konuflsun" sesleri)

BAfiKAN- Müsaade edin efendim. Ben, neye dayanarak söz verece€im?

KAMER GENÇ (Tunceli)- Bu konuda ‹çtüzükte aç›k hüküm yoktur. Bu meselede ‹çtüzük diyor ki: Herkes bu konuyla ilgili görüflünü belirtir. Ben de o yörenin milletvekiliyim...

M.RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- Yerinden aç›klama yaps›n... Tunceli'den geliyormufl; konuflsun.

BAfiKAN- Say›n Genç, mümkün de€il efendim...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Biliyorum; ama,  bak›n, ben bunu samimi söylüyorum.  Ben Baflkanvekiliyim; ama...

BAfiKAN- Efendim hay›r... Benim üzerinde durdu€um, Meclis Baflkanvekilli€iniz meselesi de€il.   ‹ki say›n üyeden fazlas›na kiflisel söz verme imkân›m yok.

KAMER GENÇ (Tunceli)- E€er söz almam mümkün de€ilse, ona birfley diyece€im yok; ama...

BAfiKAN- Tabiî efendim...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Konuyla ilgili çok önemli bir fley söylemek istiyorum.

BAfiKAN- Say›n Genç, engel sadece s›fat›n›z olsayd›, ben size söz verirdim; ama, ‹çtüzük gayet aç›k; ikiden fazla kifliye söz verme imkân›m yok; onu da kulland›lar.

 KAMER GENÇ (Tunceli)- Ben biraz geç geldi€im için, kaç kifli konufltu bilmiyorum. fiimdi bölgeden geldim;  konuyla ilgili çok önemli  fleyler söyleyecektim.

BAfiKAN- Say›n Genç, bu mümkün de€il efendim. Zat› âliniz yar›n için gündem d›fl› söz talebinde bulunursan›z, konuflabilirsiniz.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Gündem d›fl› söz istemiyorum. Rapor üzerinde konuflmak istiyorum.

BAfiKAN- Bir say›n üye, yerinden bir hususu çok k›sa olarak aç›klamak isterse, kendisine yerinden söz verilebilir. Yerinizden; ama, çok k›sa bir aç›klama rica ediyorum.

Buyurun.

KAMER GENÇ(Tunceli)- Say›n Baflkan, çok teflekkür ediyorum.

De€erli arkadafllar›m,  bugün Tunceli’den geliyorum, befl gündür oradayd›m ve olay yerine... (ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

Arkadafllar, hiç excentrer etmeyelim; bak›n memleket elden gidiyor. Yani, art›k, flu parti bu parti meselesi de€il; Türkiye art›k çok zor günler yafl›yor; bugünleri aflal›m.

BAfiKAN- Say›n Genç, bu tarafa döner misiniz efendim.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Tamam Say›n Baflkan›m.

Bu zor günleri aflabilmemiz için Türkiye Büyük Millet Meclisinin olaylara hâkim olmas› laz›m. Bak›n, ben yöreden geliyorum, çok ciddî s›k›nt›lar var; insanlar göç etmifl. Memleketimizde flu prensibi uygulamak zorunday›z: Bir defa, gerçekten, askerlerimiz, güvenlik kuvvetlerimiz yerinde operasyon yap›yorlar. Çok zor koflullarda operasyon yap›yorlar ve her an terör ortam›nda operasyon yapan bu insanlar›m›z yaflam savafl› veriyorlar. Yani, ölümle karfl› karfl›ya savaflan insanlar, terör ortam›nda görev yapan insanlar, yaflamak için, muhakkak korku içinde olduklar› için, o koflullar›n gerektirdi€i flartlar içinde mücadele ediyorlar. Psikolojik bir fley; çünkü, elinde silah, s›rt›nda yük, ormanlar›n aras›na giriyor; acaba fluradan birisi ç›kar da bana atefl eder mi korkusu içinde, böyle bir ortam içinde görev yapan insan›n, tabiî ki, psikolojik durumu çok zor. Bu insanlar›m›z› bu ortamdan kurtarmam›z laz›m.

Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak bu olaylara el koymam›z laz›m.Nedir olaylara el koymak; bak›n, ben bölgeye gittim, insanlara flunu söyledim: "Beyler, burada terör bitmedi€i sürece demokrasi olmaz, insan haklar› olmaz. O halde ne yapal›m; silahl› eylemin sona ermesi laz›m, da€daki insanlar›n silah› b›rakmas› laz›m. Buna herkesin katk›da bulunmas› laz›m; devletse devletin katk›da bulunmas› laz›m, insanlarsa insanlar›n katk›da bulunmas› laz›m. Aksi takdirde, ülkenin bu bölümü elden gidiyor..."

BAfiKAN- Say›n Genç, elinde silah olanlara m› söylediniz? Bu tavsiyeyi onlara m› yapt›n›z?

KAMER GENÇ (Tunceli)- Efendim, yöre halk›na söyledim. Tabiî, benim da€daki insanlarla temas kurmam mümkün de€ildir, yöre halk›na söyledim.

Olay flu: Günlerdir, özellikle benim ilimde (Tunceli'de) köyleri güvenlik kuvvetleri mi yak›yor, halk m› yak›yor meselesi konufluluyor. Ben bu konuda flunu diyorum: Efendim, PKK yak›yor, Ahmet yak›yor, Mehmet yak›yor... Türkiye bir devlettir. Bu devletin s›n›rlar› içinde, birtak›m köyler yak›l›yorsa, devlet olman›n ciddiyeti gere€i, sorumlulu€u gere€i, o evi kim yak›yorsa, o köyleri kim yak›yorsa, evvela onun sorumlusunu bilmek ve tarafs›z gözlemciler kanal›yla bunu tespit etmek devlete düflen bir görevdir.

‹kincisi, kim yakarsa yaks›n, devletin görevi, o devletin s›n›rlar› içinde yaflayan vatandafllar›n can ve mal güvenli€ini korumak de€il midir? Ahmet yakm›fl, Mehmet yakm›fl. Yak›yor ya... Ortada yakma var. Kim yakm›flsa yakm›fl; biz onun üzerinde durmuyoruz; ama, ortada bir gerçek var, o da nedir: Evleri yak›lan insanlar, evinden, yurdundan göç eden insanlar var. Bu insanlara bir çare bulmak laz›m. Bu çareyi kim bulacak; devlet bulacak. Bu konuda çok ayr›nt›l› bilgi vermek de istemiyorum.

M.RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- Çare hükümette; hükümet sizsiniz.

KAMER GENÇ (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, bu ifli ciddiye almam›z laz›m. Bu ifl ne politik bir parti meselesidir ne de hükümet meselesidir. Bu, ülke ve devlet meselesidir. Devlet meselesi olan bir konuda, hepimizin son derece tarafs›z olmas› laz›m; siyasî inançlar›m›z›, siyasî partilerimizi bir tarafa b›rak›p bu meselenin üzerine gitmemiz laz›m.

fiimdi, da€ bafl›nda terörle mücadele eden kiflinin verdi€i bilgi, devletin en üst kademesindeki insan›n bilgisi olmamal›d›r. Yani, burada, çok aç›k söylemek istiyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir grup ç›ks›n, mahalline gitsin inceleme yaps›n.

Ben, flunu da söylüyorum: Orada, da€l›k yörede bulunan köylerimiz var. Gerçekten, terör örgütleri gidiyor, o köylerden ekmek sa€l›yor, bar›n›yor. O bölgenin insan› olarak diyorum ki, e€er devlet, bu insanlar›n orada ikamet etmesinden dolay› bu terörün yafland›€›na inan›yorsa, o insanlar› oradan als›n.

Hukukta genel bir ilke olarak kamu mükellefiyetleri önünde eflitlik ilkesi vard›r. Bu nedir: Devlet "ey vatandafl evini bana ver" diyor; ama, vatandafl›n evini devlete vermesi için de -devlet, baflka vatandaflalara göre, ona ayr› olarak bir mükellefiyet yükledi€ine göre- devletin ona bir ek karfl›l›k vermesi laz›m. Ne yapmas› laz›m; getirip belirli bir yere yerlefltirmesi laz›m.

BAfiKAN- Say›n Genç, çok k›sa bir aç›klama dediniz; ama, pek fazla k›sa(!) oldu.

KAMER GENÇ (Tunceli)- Özür dilerim. Bir fley daha söyleyeyim, b›rakaca€›m efendim.

Yöredeki halk flikâyetçidir; can güvenli€i yoktur ve yaflam savafl› vermektedir. Evinden tafl›nm›flt›r, köyünden tafl›nm›flt›r, belirli yörelere gidip yerleflmifltir. Bu insanlar, bu konularda flikâyetçi de€il; ama, diyorlar ki "Devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, yaklaflan k›fl flartlar›nda, benim içinde bar›naca€›m bir bar›nak açs›n."

Benim istedi€im fludur, feryad›m fludur: Sizlerden, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri olarak, rica ediyorum; bu ifli polemik konusu yapmayal›m, bu insanlara k›fl flartlar› içinde bir bar›nak temin edelim diyorum.

BAfiKAN- Say›n Genç, lütfen efendim...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Ben de o bölgeden gelen bir insan›m ve son cümle olarak bunu söylüyorum Say›n Baflkan›m. Durumu da Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirine arz ediyorum.

Teflekkür ederim.

BAfiKAN- Say›n Genç, teflekkür ediyorum. Ancak, devlet ad›na bu icraat› -size göre- kim yapacak? Devlet, bir hükmî flahsiyet...

KAMER GENÇ (Tunceli)- Efendim,devletin yürütme organ› hükümettir; ama, Meclis de hükümetin üstündedir.

BAfiKAN- Teflekkür ederim.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Ayd›n)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Buyurun efendim.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE- (Ayd›n)- Say›n Baflkan, demin de ifade ettim,  e€er, yak›lan y›k›lan evler varsa devlet yard›ma koflacakt›r.

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Say›n Baflkan,Say›n Bakana sual sormak istiyorum.

BAfiKAN- Say›n Eler, rica ediyorum; böyle bir usulümüz yok. Biz kanun müzakere etmiyoruz.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Efendim, "devlet terör yap›yor, devlet anarfli yap›yor" deniyor; çok önemli bir fleydir Say›n Baflkan, bunun düzeltilmesi laz›m.

‹Ç‹fiLER‹ BAKANI NAH‹T MENTEfiE (Ayd›n)- Burada aç›klama yap›l›yor.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Bir dakika müsaade edin.

Devleti -Say›n Genç'in de söyledi€i gibi- flahs›nda hükümet temsil eder, hepimizi eder. "Devlet terör yap›yor, köy yak›yor" dendi€i anda, suçlu devlet olarak baflta Hükümet kastediliyor. Say›n Azimet Köylüo€lu'nun, suçlad›€› hükümetten derhal istifa etmesi laz›m.

BAfiKAN- Say›n Eler, istifa kendi takdirinde... Say›n ‹çiflleri Bakan›m›z gerekli aç›klamay› yapt›.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Bakanl›k davran›fl› budur, Say›n Azimet Köylüo€lu böyle diyorsa, derhal bakanl›ktan istifa etmesi laz›m.

BAfiKAN- Say›n Eler,Say›n Köylüo€lu  takip buyurdu efendim.

De€erli milletvekilleri, Güneydo€udaki olaylar› incelemek üzere kurulan (10/116) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun -651 s›ra say›l›- Raporu üzerindeki genel görüflme tamamlanm›flt›r.

 

 

BAfiKAN- Say›n Köylüo€lu, sizin bir talebiniz vard›, ben zab›tlar› getirttim, Say›n Keçeciler'in konuflmas›nda flöyle bir ifade kullan›l›yor: "‹nsan haklar›ndan sorumlu Say›n Devlet Bakan›na göre 'hay›r, bunu güvenlik kuvvetleri yakt›, devlet yakt›' diyor. Efendim, köyleri, devlet yak›yor, güvenlik gerekçesiyle boflalt›yor, sonra yak›yor" diye bir söz var. Siz, beyan›n›zda "bana ait olmayan bir sözü, de€erlendirmeyi bana izafe ettiler, bunu aç›klamak istiyorum" diyorsunuz.

Yaln›z bunu aç›klamak üzere söz veriyorum.

Say›n Köylüo€lu, rica ediyorum... Görüflece€imiz bir araflt›rma komisyonu raporumuz daha var.

Buyurun.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (S›vas)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; önce, bir gerçe€i söylemek istiyorum, o da flu: Biz, burada, Hükümetin içindeki uyumu mu tart›flaca€›z, Türkiye'nin içinde bulundu€u koflullar› m› tart›flaca€›z?

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- ‹kisi birbirine ba€l›.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Biz, burada, (A) partisinin muhalefette ve iktidarda olmas›na ba€l› olarak yapt›klar›n› m› konuflaca€›z, yoksa Türkiye'nin içinde bulundu€u koflullar› m› konuflaca€›z?

Önce flunu söylemek istiyorum: Ben 12 Eylül öncesini yaflad›m arkadafllar.

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul)- Hepimiz yaflad›k.

AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Siz yaflamad›n›z, siz 12 Eylülün miras›na kondunuz, buraya geldiniz. E€er 12 Eylülün miras›n›... (ANAP ve RP s›ralar›ndan gürültüler)

Dinleyin lütfen, bu Meclis dinlemek zorunda. Biz, 12 Eylülden önce  dinlemedik arkadafllar.

Kan gölü haline gelen Türkiye'yi...

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul)- Siz getirdiniz.

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul)- Biz de hapishanesiyle birlikte yaflad›k.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Tamam, siz de bizimle beraberdiniz. Evet, size bir fley demiyorum Say›n O€uz.

Kan gölü haline gelen Türkiye'yi kader kavfla€›nda tarih bekliyor.

Say›n milletvekilleri, tarihin, bu kader kavfla€›nda, Türkiye için söyleceklerini de€ifltirebilme olana€› henüz sizin elinizde; ama, bu kafayla gidersek, olaylar sizi de aflabilir, siz bu kaderi de€ifltiremezsiniz . Benim iddiam flu; yine söylüyorum, herkes duysun...

MUSTAFA BAfi (‹stanbul)- Size birisi mektup mu yazd›?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Türkiye Cumhuriyeti Genelkurmay Baflkanl›€›nda "Tunceli'de köy yak›n" diye verilmifl bir emir yoktur. Art›, Türkiye Cumhuriyetinin Millî Güvenlik Kurulu, böyle bir karar da almam›flt›r. (ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- O zaman, neden öyle söylüyorsun?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinleyin... Dinleyin... Dinle!..

Milletvekilinin görevi dinlemektir. Ben, üç saattir m›hland›m oraya; niçin?.. Say›n Keçeciler'e gittim, konufltum... Hep flu barda€›n yar›s›n› görüyorsunuz, di€er yar›s›n› da görmenizi tavsiye ederim.

Beyler, flu Mecliste oturan 428 milletvekilinin hiçbirinin yurtseverli€inden  flüphe etmiyoruz, hiçbirinin; ama, kuru kabaday›l›kla bir yere gitmeyin. Bir arkadafl benim istifam› istiyor. Çözümse, ediyorum; var m› diyece€in? Çözüm mü beyefendi, çözüm mü?.. (ANAP s›ralar›ndan "olabilir" sesleri)

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Siz devleti temsil etmiyor musunuz, Hükümetin üyesi de€il misiniz?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Söyleyece€im... Dinle... Devleti sen mi temsil ediyorsun?

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Onurlu bir bakan istifa eder.

BAfiKAN- Say›n Eler...

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Çözüm mü? Dinle... Burada konuflulur, orada de€il. Dinle... Bunun kural› odur; burada konuflacaks›n, burada...

BAfiKAN- Say›n Eler... Say›n Eler...

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Bunun kural› odur. Burada konuflacaks›n, burada. Mezar içinde gece ›sl›k çalma.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Ne olacak o zaman?

BAfiKAN- Say›n Eler, dinler misiniz lütfen.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Evet söylüyorum. Güvenlik güçlerine Hükümet taraf›ndan verilen bir emir de yoktur "köy yak›n, köy y›k›n" diye.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Say›n Azimet Köylüo€lu, siz bostan korkulu€u musunuz, siz hükümet üyesi de€il misiniz?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Buraya getiren benim, seni konuflturan da benim...

BAfiKAN- Say›n Gökalp... Say›n Bakan...

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- Yanan köyleri...

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinle!..

Say›n Baflkan, söz güvenli€imi sa€lay›n, buras› özgür kürsü; ben konuflurum, bu kürsüyü çok iyi kullan›r›m, söz güvenli€imi sa€lay›n.

HASAN BASR‹ ELER (Edirne)- S›vas'ta 37 kifli yanarken siz kendi hükümetinizi suçlad›n›z; flimdi kalk›yor çeviriyorsunuz.

BAfiKAN- Say›n Eler rica ediyorum...

Say›n Bakan buyurun efendim.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Çevirmiyorum, hiç çevirmiyorum.

Ne yapm›fl›z; mahalline gitmifliz, valiyi dinlemifliz. Say›n vali diyor ki: "Olay›n yarat›c›s› PKK'd›r." Bir fley demiyorum, do€rudur. Güvenlik kuvvetlerinin sorumlusunu karargâh›nda dinliyoruz "köyleri boflaltan ve yakan PKK'd›r" diyor. Ovac›k'a gidiyoruz, belediyede köyü boflalt›lan ve yak›lan muhtarlar› dinliyoruz, belediye baflkan›n› dinliyoruz, "güvenlik güçleri yapt›" diyorlar. Biz ne demifliz? Dün ATV televizyonu canl› verdi, yine onbefl gün önce de ayn› kanalda ben konufltum, dedi€im fley flu: "Devletin valisi, güvenlik kuvvetlerinin komutan› böyle diyor, köyü yak›lan y›k›lan insanlar da böyle diyor." Buras› Meclistir, buras› milletin -yine alt›n› çizerek söylüyorum- siyasal kâbesidir. Bu kurum önünde herkesin bafl› e€iktir. Bu kurumun görevi nedir; bir araflt›rma komisyonu kuracak, gidip araflt›racak...

MEHMET KEÇEC‹LER (Konya)- Önerge verdik.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Benim dedi€im fley bu. Tutanaklara geçmesi için yine söylüyorum. Ne olmufl; bak›n›z, benim dedi€imi bugün Akflam Gazetesi, 11 tane köyün muhtar›n›n mühürüyle ve Tunceli'nin Ovac›k Belediye Baflkan›n›n mühürüyle ve imzalar›yla kan›tl›yor, diyor ki: "3-4-5 Ekim tarihlerinde Tunceli'nin flu flu flu köylerinde..."

‹BRAH‹M ARISOY (Ni€de)- Siz bir bakans›n›z, muhtar›n dedi€ine inan›yorsunuz da niye devletin dedi€ine inanm›yorsunuz.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinleyin kardeflim...Ben hiçkimseye inanm›yorum, ben kendimden baflka kimseye inanm›yorum. (Gürültüler)

BAfiKAN-Müsaade eder misiniz efendim.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinler misin kardeflim...

Ben ne önermiflim; ben "bu do€rudur" demedim, ben Yüce Meclise, bu konunun araflt›r›lmas›n› önerdim.

FARUK SAYDAM (Manisa)- Araflt›rma önergesi verdik; destekleyin...

DEVLET BAKANI  AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Ve siz de bu araflt›rma önergesini kabul ettiniz, flimdi niye böyle söylüyorsunuz.

De€erli arkadafllar, geçen hafta Mecliste gündem d›fl› bir konuflmaya verdi€im cevapta: "Devlet Bakan› Azimet Köylüo€lu (Devamla)- Tunceli'den Ovac›k'a gittik, Ovac›k Belediye Baflkan›n› dinledik. Belediye Baflkan› Say›n Yerlikaya, 'köylerin güvenlik güçleri taraf›ndan yak›ld›€›n›' söylüyor. Televizyon ve bas›n›n huzurunda..."  demiflim. Bu bir iddiad›r. Peki, devletin görevi nedir... fiunu da söyleyeyim, 300 yurttafl da  Tunceli'nin Ovac›k ‹lçesi Cumhuriyet Savc›l›€›na, "bizim köylerimizi falan yakt›" diye de suç duyurusunda bulunuyor. Peki, ne yapacaks›n›z bunlar›; bunun çözümü fludur beyler: 1-Araflt›rma komisyonu kuracaks›n›z...

ENG‹N GÜNER (‹stanbul)- Hay›r, Hükümete götüreceksiniz, orada tart›fl›lacak; o kadar basit.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Onu da söyleyeyim, konu Hükümete de gelecek.

BAfiKAN- Say›n Güner... Say›n Güner...

ENG‹N GÜNER (‹stanbul)- Zaten, iktidar de€ilsiniz; üç y›ld›r tafl üstüne tafl koymad›n›z; memleketi mahvettiniz.

DEVLET‹ BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- fiimdi siz k›yameti kopar›yorsunuz... Neden?..

Say›n Murat Karayalç›n köye gitmemifl... De€erli arkadafllar, biz Ovac›k'a gittik. Tunceli'de devlet yetkilileri, bölge yetkilileri bize "Ovac›k'a gitmeyiniz, can güvenli€iniz yoktur" dediler.

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- Baflbakan öyle söylemiyor Say›n Bakan.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Söylüyorum güzel kardeflim, ben Baflbakan ad›na konuflmuyorum, kendi ad›ma konufluyorum, ben Azimet Köylüo€lu'yum.

Yetkililer bize "gidemezsiniz" dediler; biz de, helikoptere bindik, Ovac›k'a gittik, saat oldu 18.00, hangi köye gideceksiniz, hiç bir köyde program›m›z da yoktu, niye olaylar› çarp›t›yorsunuz?

Say›n milletvekilleri, flunu gerçek olarak söylüyorum, hiç senin yo€urdun ekfli, benim yo€urdum ekfli düflüncesine kap›lmay›n; biz, 428 kifliyiz birbirimizi tan›yoruz... Türkiye Cumhuriyeti Devleti ayaklar›m›z›n alt›nda kay›yor.

Ben, Hükümetin bir üyesi olarak, cuma günü yap›lacak olan ilk Bakanlar Kurulu toplant›s›na bu konuyu getirece€im. fiunu da söyleyeyim, siz Yüce Meclissiniz; sayg›m var; ama, yapt›€›n›z 1994 bütçesi içerisinde yak›lan ve y›k›lan köylere iliflkin bir kayna€›n›z yok. Evet, 1995 y›l› bütçesine 2 trilyon liray› da, ben, insan haklar›ndan sorumlu Devlet Bakan› olarak koydum. Paran›z olmay›nca birfley yapamazs›n›z.

Olay, yaln›z Tunceli'de de€il, bütün Güneydo€u Anadolu'dad›r.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Köyü biz yakmad›k ki, niye yanl›fl konufluyorsunuz?

BAfiKAN- Say›n Dumankaya lütfen...

Say›n Bakan, lütfen toparlar m›s›n›z.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinler misiniz...

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Bütçeyi biz mi yap›yoruz... Bize niye söylüyorsunuz?..

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Bütçeyi siz yapmad›ysan›z, burada ç›k›p da...

AL‹ ER (‹çel)- Bu, Hükümetin görevi.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Dinler misin Say›n Er.

AL‹ ER (‹çel)- Bize niye söylüyorsunuz... Siz hoyuk musunuz orada... Bütçeyi siz yapacaks›n›z.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Sen nesin... Biraz edepli konuflur musun...

AL‹ ER (‹çel)- Sen hoyuk musun Say›n Bakan?..

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Hoyuk sizsiniz, hoyu€un anlam›n› bilmiyorum; ama, hoyuk sizsiniz. (Gülüflmeler)

fiunu söylemek istiyorum...

BAfiKAN- Say›n Bakan, lütfen toparlar m›s›n›z.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Toparl›yorum Say›n Baflkan.

Evet, bu belge ilgili yerlere, Say›n Cumhurbaflkan›na iletilmifl ve Say›n Baflbakana taraf›mdan verilmifltir. Hükümet, olay›n üzerinde bütün hassasiyetiyle duracakt›r; ama, size flunu söyleyeyim; burada terörü önlemenin, bu olaylar› önlemenin bir tek yolu var, ulusal uzlaflma.

Siz, biz, bu 428 kiflilik Mecliste ulusal uzlaflmay› sa€layam›yoruz, 58 milyon aras›nda da bu uzlaflmay› sa€layamayaca€›n›zdan korkuyorum, Türkiye'ye yaz›k diyorum. Onun için gelin, biz yapt›k, siz yapt›n›z... (ANAP s›ralar›ndan gürültüler) Anarfliyi biz kuca€›m›zda bulduk, sizden bulduk, sizden teslim ald›k...

AL‹ ER (‹çel)- Yok can›m!

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Onun için, Türkiye'ye yaz›k oluyor... Türkiye'ye yaz›k oluyor...

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Önce siz iki ortak anlafl›n!

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Ay›n 12'sinde söyledim, dünden beri de on defa söylüyorum; olay budur; hâlâ, "insan haklar›ndan sorumlu devlet bakan›, devlet yakm›fl diyor" deniyor. Bununla ilgili insan haklar›ndan sorumlu devlet bakan›n›n elinde iki tane iddia var...

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- M‹T var; al›n araflt›r›n. Hükümetin görevi bu.

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Bölgenin sorumlular› "flu yapt›" derken, halk da "bu yapt›" diyor. Bununla ilgili olarak olay mahallîne bir müfettifl göndeririz ve konuyu çözeriz.

AL‹ ER (‹çel)- Çok çabuk takla att›n›z.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Nihayet gerekti€i flekilde konufltun...

BAfiKAN- Say›n Bakan, lütfen...

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU- (Devamla)- Burada konuflmac› de€ilsiniz, konuflsan›z, benim burada söyleyecek çok güzel fleylerim var.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Sen Hükümetsin Say›n Bakan.

BAfiKAN- Say›n Bakan, lütfen efendim...

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Güneydo€uda, PKK'n›n da€›tt›€› bir bildiri var; burada onu okusam, hepinizin tüyleri diken diken olur; ama, dinleyici de€ilsiniz say›n milletvekilleri, dinleyici de€ilsiniz.

Biz, 12 Eylülden önce dinleyici olamad›k; olamad›k, 12 Eylülün ak›betini yaflad›k.

BÜLENT AKARCALI (‹stanbul)- Ne biçim konufluyorsun?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU (Devamla)- Ben, bu Meclisin öyle bir ak›bet yaflamas›n› arzu etmiyorum ve dilemiyorum. Onun için, size önce flunu söylüyorum: Türkiye bizimdir, bu Meclis bizimdir; güneydo€uda evleri yak›lan , y›k›lan ve boflalt›lan insanlar da bizim insanlar›m›zd›r. Kollar›m›z›n, onlar›n hepsini yüre€imize basacak kadar genifl olmas› zorunludur, 58 milyon insan› kardefl olarak görüyoruz. Onun için, gelin, yar›nlara k›ymayal›m; kanla, k›yarak yar›nlara...

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Siz Hükümet de€il misiniz, bize niye söylüyorsun?

SABR‹ ÖZTÜRK (‹stanbul)- Siz Hükümet üyesi de€il misiniz?

DEVLET BAKANI AZ‹MET KÖYLÜO⁄LU- (Devamla)- Siz burada, ANAP'l›lar olarak dinlemesini ö€renmek zorundas›n›z.

Onun için, son sözümü söylüyorum: Önce, Türkiye, sonra Türkiye, yine Türkiye... Böyle bir Türkiye'de de önce insan, sonra insan, yine insan diyorum.

Bu ac›l› günlerin bitmesi dile€iyle, hepinize sayg›lar sunuyorum.

Teflekkür ederim Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Bakan, teflekkür ediyorum.

MEHMET KEÇEC‹LER (Konya)- Say›n Baflkan, izin verir misiniz...

BAfiKAN- Buyurun Say›n Keçeciler.

MEHMET KEÇEC‹LER (Konya)- Say›n Baflkan, Say›n Bakan› biz itham etmedik, kendilerinin beyan› bas›nda ç›kt›, biz bu beyan› ifade ettik. Bu beyan›n tekzibini Say›n Bakan yapabilirdi.

 Türkiye Cumhuriyetinin bölgeye giden bir bakan› da, tarafs›z gözlemci olarak, "bu flöyle söylüyor, devlet böyle söylüyor" diyemez; karar vermek zorundad›r. Köyleri kim yakt›ysa, onun karar›n› bakan vermek zorundad›r, tarafs›z gözlemci gibi konuflma hakk›na sahip de€ildir.

Arz ederim efendim.

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Keçeciler.

BÜLENT AKARCALI (‹stanbul)- Say›n Baflkan, bakan olan bakanl›€›n› bilsin,  kendisini bakan olarak görmüyorsa bass›n gitsin, istifa etsin; bu devlet ad›na imza atam›yorsa hemen DEP'in saflar›na kat›ls›n.

URAL KÖKLÜ (Uflak)- Ne demek, herkes görevinin bilincinde Say›n Akarcal›.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, bugünkü çal›flma program›m›z gere€i, ‹stanbul ‹linin Sorunlar›n› Tespit Etmek ve Buradaki Vatandafllar›n Uygar bir Düzen ‹çerisinde Yaflamas›n› Temin Etmek Amac›yla kurulan Meclis Araflt›rmas› Komisyonu Raporunun müzakereleri de var; ancak, k›sa bir ara vermek durumunday›m.

Bu nedenle, saat 19.20'de yeniden toplanmak üzere, birleflime ara veriyorum.

                                                                        Kapanma Saati : 19.00

                                         ÜÇÜNCÜ OTURUM

                                         Aç›lma Saati: 19.20

                       BAfiKAN: Baflkanvekili Yasin HAT‹BO⁄LU

KÂT‹P ÜYELER: Kadir BOZKURT (Sinop), Abbas ‹NCEAYAN (Bolu)

-----0-----

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 20 nci Birlefliminin Üçüncü Oturumunu aç›yorum.

 

 

 

                                                                                                   ------(X)

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, Genel Kurulun 12.10.1994 tarihli 18 inci Birlefliminde al›nan karar gere€ince, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›n›n 2 nci s›ras›ndaki, Kütahya Milletvekili Mustafa Kalemli ve 28 arkadafl›n›n, ‹stanbul ‹linin sorunlar›n› tespit etmek ve buradaki vatandafllar›n uygar bir düzen içerisinde yaflamas›n› temin etmek amac›yla Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 ve 103 üncü maddeleri uyar›nca bir Meclis araflt›rmas› aç›lmas›na iliflkin önergesi üzerine kurulan (10/12) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun raporu üzerindeki genel görüflmeye bafll›yoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini ald›lar.

Say›n milletvekilleri, rapor daha önce bast›r›lmak suretiyle say›n üyelere da€›t›lm›flt›r.

fiimdi, raporun okunup okunmamas› hususunu oylar›n›za sunaca€›m.

Bu oylama esnas›nda, karar yetersay›s›n›n bulunup bulunmad›€› hususunun nazara al›nmas› talebi vard›r, bunu dikkate alarak oya sunaca€›m.

Raporun okunup okunmamas› hususunu oylar›n›za sunaca€›m: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...

Say›n milletvekilleri, siz de müflahede ediyorsunuz; karar yetersay›s› yoktur.

Say›n grup baflkanvekilleri, ara verdi€imiz takdirde karar yetersay›s›n›n oluflup oluflmayaca€› konusundaki kanaatiniz nedir?

Say›n Saraçlar ne buyurursunuz efendim?

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Say›n Baflkan, oluflmayaca€› kanaatini tafl›yorum, takdir zat› âlinizindir.

BAfiKAN- Efendim, Baflkanl›k da ayn› kanaati tafl›maktad›r; ancak, bu Araflt›rma Komisyonu raporu, bizzarur, yar›nki birleflimde görüflülecektir. Say›n üyelerin bu konuyu bilmelerinde zaruret vard›r.

Bunu ifade ettikten sonra...

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Say›n Baflkan, yar›n gündemin 1 inci maddesi olarak m› görüflece€iz?

BAfiKAN- Efendim, tabiî, sözlü sorular›n görüflmelerinden önce görüflece€iz.

Özel gündemde yer alacak ifllerden olmas› hasebiyle, biraz önce okudu€um (10/12) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonu Raporunu, sözlü sorular ile kanun tasar› ve tekliflerini s›ras›yla görüflmek için, 19 Ekim 1994 Çarflamba günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleflimi kapat›yorum.

                                                                           Kapanma Saati:19.27



(X)- 651 S. Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.