B‹R‹NC‹ OTURUM
Aç›lma Saati : 15.00
BAfiKAN : Baflkanvekili Kamer GENÇ
KÂT‹P ÜYELER : Cengiz ÜRETMEN (Manisa), Ifl›lay SAYGIN (‹zmir)
---0---
BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23 üncü Birleflimini aç›yorum.
III.- YOKLAMA
BAfiKAN- Ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r. Say›n milletvekillerinin, salonda bulunduklar›n› yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.
(Yoklama yap›ld›)
BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, toplant› yetersay›s› vard›r; çal›flmalar›m›za bafll›yoruz.
Gündeme geçmeden önce, konunun güncelli€i nedeniyle bir arkadafl›m›za gündem d›fl› söz verebildim.
BAfiKAN- Say›n ‹nönü, Birleflmifl Milletler Teflkilat›n›n 49 uncu Kurulufl Y›ldönümü münasebetiyle gündem d›fl› söz talebinde bulunmufltur. Konunun güncelli€i nedeniyle, kendilerine gündem d›fl› söz veriyorum.
Buyurun, Say›n ‹nönü. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)
Süreniz 5 dakika efendim.
ERDAL ‹NÖNÜ (‹zmir)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; dün, 24 Ekim günü, Birleflmifl Milletler Teflkilat›n›n 49 uncu y›ldönümünü kutlad›k; bu münasebetle, baz› görüfllerimi söylemek istiyorum. Hepinize sayg›lar›m› sunar›m.
Birleflmifl Milletler Örgütü ilkeleri, daha ‹kinci Dünya Savafl› içinde, hatta savafl›n ortalar›nda 1 Ocak 1942 tarihinde, Roosevelt ve Churchill'in birlikte imzalad›klar› Atlantik Beyannamesiyle at›lm›flt›r. Avrupa'daki savafl›n bitmesinden sonra, 1945 y›l›nda San Francisco Konferans›nda, Türkiye'nin de kat›ld›€› devletler, Birleflmifl Milletler örgütünün çerçevesini imzalam›fllar ve kabul etmifllerdir. Böylesine korkunç bir savafl› yaflayan insanlar›n bir araya gelerek, böyle bir örgüt kurmaktan maksatlar›, dünyada bir daha böyle bir savafl›n olmamas›n› sa€lamak, bunu elde edecek bir dengeyi, adaletli, fakat etkin bir dengeyi, böyle bir örgütü kurmakt›.
Aradan elli y›la yak›n zaman geçti; bütün bu süre içinde Birleflmifl Milletler, dünyada bar›fl yolunda, sosyal ve ekonomik kalk›nma yolunda bir çok baflar›lar kazand›lar, birçok önemli ifller yapt›lar, ama pek çok fleyi de yapamad›lar. Özellikle, dünyan›n bir bütün olarak ele al›nd›€›nda, çevrenin korunmas›, nüfus hareketleri, sosyal ve ekonomik kalk›nmadaki farkl›l›klar›n giderilmesi ve nihayet dünya bar›fl›n›n korunmas› konular›nda yeterli yapt›r›mlar olmad›€› için, istenen sonuçlara ulaflamad›lar.
Bugün Bosna-Hersek'te, Azerbaycan'da, Afrika'da, Ortado€u'da gördü€ümüz, yaflad›€›m›z ça€d›fl› vahflet olaylar›, Birleflmifl Milletlerin dünyada bar›fl› sa€layamad›€›n›, ne yaz›k ki aç›kça gösteriyor. Demek ki, 50 nci y›l›n› kutlarken, Birleflmifl Milletler Örgütünün eksiklerinin ne oldu€u üzerinde düflünmek; örgütün, gerek tüzü€ünde de€ifliklikler yapmak gerek mevcut tüzü€ün ifllemeyen maddelerini daha iyi iflletecek flekle getirmek önemli bir giriflim olacakt›r. Hükümetimizin de bu yolda çal›flmalar› oldu€unu biliyorum; ama, herkesin bu konuda düflünmesi gerekti€ini de söylemek istiyorum.
Reform düzenlemeleri içinde, örne€in Güvenlik Konseyi üyelerinin say›s›n› art›rmak ele al›n›yor; ama, bunun ötesinde, tüzükte de€ifliklikler yapmak, yapt›r›mlar› art›rmak, adaletli çal›flmas›n› sa€lamak, son derece önemlidir diye, düflünüyorum.
Gördü€ümüz eksiklikler, Birleflmifl Milletleri zaman zaman gözümüzden düflürüyor; ama, unutmayal›m ki, dünyada, ondan baflka örgüt de yok. Birleflmifl Milletleri daha iyi çal›flt›rmak, o bak›mdan flartt›r diye, düflünüyorum.
Türkiye, Birleflmifl Millletlerin, insanl›€›n refah›na yönelik tüm çal›flmalar›na bafl›ndan beri hep destek vermifltir. Konuflmam›, birkaç örnekle bitirmek istiyorum.
1990 Dünya Çocuk Zirvesi, 1992 Çevre Zirvesi, 1993 ‹nsan Haklar› Konferans›, 1994 Nüfus Konferans› gibi evrensel toplant›larda, etkin biçimde yer ald›k. Önümüzdeki y›l gerçelefltirilecek olan, Sosyal Kalk›nma Zirvesi ile Kad›n Zirvesinde, bu yöndeki çabalara yine olumlu katk›lar yapaca€›z. 1996 y›l›nda ülkemizde düzenlenecek, 2 nci HABITAT Konferans›, yine uluslaras› camian›n, çok önemli bir toplant›s› olacak. Daha sa€l›kl›, yaflanabilir, güvenilir yerleflim alanlar› için, mevcut beklentilere, umar›z cevap verecek.
Çok önemli bir baflka geliflme, 1995 y›l›, ayn› zamanda -ülkemizin çabalar› ve baflar›l› çal›flmalar› sonucunda- "Uluslararas› Hoflgörü Y›l›" olarak ilan edildi. Bütün dünyada kutlanacak. Tabiî, bizim gelene€imiz içinde hoflgörünün de büyük yeri oldu€u bir defa daha meydana ç›kacak.
1990 y›l›nda toplanan Dünya Çocuk Zirvesine en üst düzeyde kat›lan, 1989 Çocuk Haklar› Sözleflmesini k›sa sürede imzalayan ülkemiz, bugün 50 nci y›ldönümü .efli€inde, hoflgörü y›l› arifesinde, Çocuk Haklar› Sözleflmesini de imzalam›fl durumda olmal›d›r, diye düflünüyorum. Bugüne kadar 166 ülke, Çocuk Haklar› Sözleflmesini onaylam›fl durumda. Biz henüz, onaylayamad›k; çünkü, en iyi flekilde onaylamak istiyoruz. Ama, biliyorsunuz ki, en iyiyi yapal›m derken, bir fley yapmam›fl durumunda görünmek hiç hofl olmuyor. O bak›mdan, en yak›n zamanda, Büyük Meclisimizin de, Genel Kurulumuzun da, Çocuk Haklar› Sözleflmesini onaylayaca€›n› ummak istiyorum.
Birleflmifl Milletlere nice baflar›l› y›llar, daha baflar›l› y›llar dileyerek, Yüce Kurula sayg›lar sunarak, sözlerimi bitiriyorum.
Teflekkür ediyorum. (Alk›fllar)
BAfiKAN- Çok teflekkür ediyorum Say›n ‹nönü.
Gündem d›fl› konuflmalar sona ermifltir.
BAfiKAN- Cumhurbaflkanl›€› tezkereleri vard›r; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
"Türk-Alman ‹fladamlar›n›n Ticarî Yaklafl›mlar› ve ‹flbirli€i" konulu ortak sempozyuma kat›lmak ve görüflmelerde bulunmak üzere, 14 Ekim 1994 tarihinde Almanya'ya gidecek olan Devlet Bakan› A. Aykon Do€an'›n dönüflüne kadar; Devlet Bakanl›€›na, Maliye Bakan› ‹smet Attila'n›n vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.
Süleyman Demirel
Cumhurbaflkan›
BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.
BAfiKAN- Di€er tezkereyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
"De€iflen Dünyada Kad›nlar-Bölgesel Bir Bak›flla Eylem ‹çin Ça€r›" konulu toplant›ya kat›lmak üzere, 16 Ekim 1994 tarihinde Avusturya'ya gidecek olan Devlet Bakan› Önay Alpago'nun dönüflüne kadar; Devlet Bakanl›€›na, Kültür Bakan› Timurçin Savafl'›n vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.
Süleyman Demirel
Cumhurbaflkan›
BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.
BAfiKAN- Di€er tezkereyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Görüflmelerde bulunmak üzere, 22 Ekim 1994 tarihinde Avusturya'ya gidecek olan Devlet Bakan› Nafiz Kurt'un dönüflüne kadar; Devlet Bakanl›€›na, Devlet Bakan› Bekir Sami Daçe'nin vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.
Süleyman Demirel
Cumhurbaflkan›
BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.
BAfiKAN- Di€er tezkereyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Türkmenistan Cumhurbaflkan› Saparmurat Niyazov'un davetlisi olarak, 25-27 Ekim 1994 tarihleri aras›nda Türkmenistan'› resmen ziyaret edece€imden, dönüflüme kadar; Cumhurbaflkanl›€›na, Türkiye Cumhuriyeti Anayasas›n›n 106 nc› maddesi uyar›nca, Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkan› Hüsamettin Cindoruk vekâlet edecektir.
Bilgilerinize sunar›m
Süleyman Demirel
Cumhurbaflkan›
BAfiKAN- Bilgilerinize sunulmufltur.
BAfiKAN- Sözlü soru önergelerinin geri al›nmas›na dair önergeler vard›r; okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Gündemin “Sözlü Sorular” k›sm›n›n 520 ve 521 inci s›ras›nda yer alan (6/1130 ve 1131) sas numaral› sözlü soru önergelerime yaz›l› cevap ald›€›mdan, soru önergelerimi geri al›yorum.
Gere€ini sayg›lar›mla arz ederim.
Ahmet Kabil
Rize
BAfiKAN- Soru önergeleri geri verilmifltir.
BAfiKAN- Di€er önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Gündemin “Sözlü Sorular” k›sm›n›n 365 inci s›ras›nda yer alan (6/1158) esas numaral› sözlü soru önergeme yaz›l› cevap ald›€›mdan, soru önergemi geri al›yorum.
Gere€ini sayg›lar›mla arz ederim.
Mehmet Seven
Bilecik
BAfiKAN- Soru önergesi geri verilmifltir.
BAfiKAN- Di€er önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Gündemin 12 nci s›ras›nda bulunan (6/376) nolu sözlü soru önergeme yaz›l› olarak cevap ald›€›mdan, geri çekmek istiyorum.
Gere€ini bilgilerinize arz ederim.
Sayg›lar›mla
Engin Güner
‹stanbul
BAfiKAN- Soru önergesi geri verilmifltir.
BAfiKAN- Baz› say›n milletvekillerinin izinli say›lmalar›na iliflkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›n›n bir tezkeresi vard›r; okutup oylar›n›za sunaca€›m:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Afla€›da adlar› yaz›l› say›n milletvekillerinin hizalar›nda gösterilen süre ve nedenlerle izinli say›lmalar› Baflkanl›k Divan›n›n 19.10.1994 tarihli toplant›s›nda uygun görülmüfltür.
Genel Kurulun onay›na sunulur.
Hüsamettin Cindoruk
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Baflkan›
‹zmir Milletvekili Atilla Mutman, hastal›€› nedeniyle 18.7.1994 tarihinden geçerli olmak üzere11 gün.
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.
Konya Milletvekili Abit K›vrak, hastal›€› nedeniyle 6.6.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 40 gün.
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.
Kütahya Milletvekili Rauf Ertekin, hastal›€› nedeniyle 19.7.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 15 gün.
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.
Samsun Milletvekili Cemal Aliflan, mazereti nedeniyle 28.9.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün.
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.
fianl›urfa Milletvekili Sedat Edip Bucak, hastal›€› nedeniyle 20.9.1994 tarihinden geçerli olmak üzere 20 gün.
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.
BAfiKAN- Baflbakanl›€›n, Anayasan›n 82 nci maddesine göre verilmi bir tezkeresi vard›r; okutup oylar›n›za sunaca€›m:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Cumhurbaflkan› Say›n Süleyman Demirel'in, vaki davete icabetle, bir heyetle birlikte 25-27 Ekim 1994 tarihlerinde, Türkmenistan'a yapaca€› resmî ziyarete, ekli listede adlar› yaz›l› milletvekillerinin kat›lmalar› uygun görülmüfltür. Anayasam›z›n 82 nci maddesine göre gere€ini arz ederim.
Tansu Çiller
Baflbakan
Ali Yalç›n Ö€ütcan (Adana)
Hamdi Erifl (Ankara)
Mehmet Seven (Bilecik)
Necmi Hoflver (Bolu)
Ergun Özdemir (Giresun)
Ali O€uz (‹stanbul)
‹lhan Kaya (‹zmir)
Hilmi Yükselen (K›rflehir)
Hasan Afflar (Konya)
Mustafa Y›lmaz (Malatya)
Kadir Bozkurt (Sinop)
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.
BAfiKAN- (10/4) esas numaral› Meclis Araflt›rma Komisyonunun, görev süresinin uzat›lmas›na dair tezkeresi vard›r; okutup oylar›n›za sunaca€›m:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na
Maliye ve Gümrük Bakanl›€›na ait tütün ve gümrük depolar› ile Toprak Mahsulleri Ofisi ve üretici birliklerine ait depolarda, geçen sekiz y›ll›k dönemde yap›ld›€› iddia edilen suiistimalleri ortaya ç›karmak ve bundan sonra yap›lmas›n› önlemek için gerekli tedbirleri almak amac›yla Genel Kurulun 14.1.1992 tarihli 25 inci Birlefliminde kurulan (10/4) esas numaral› Meclis Araflt›rma Komisyonumuz çal›flmalar›n› tamamlayamad›€›ndan, Komisyonun görev süresinin uzat›lmas› Komisyonumuzca kararlaflt›r›lm›flt›r.
Komisyon görev süresinin 22.10.1994 tarihinden itibaren 3 ay daha uzat›lmas› için gere€ini arz ederim.
Sayg›lar›mla.
Mahmut Öztürk
Aksaray
Araflt›rma Komisyonu Baflkan›
BAfiKAN- Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.
Say›n milletvekilleri, Dilekçe Komisyonuna seçilmifl bulunan say›n üyelerin, 26 Ekim Çarflamba günü, saat 14.00'te, tören salonu üzerindeki Dilekçe Komisyonu salonunda toplanarak, baflkan, baflkanvekili, sözcü ve kâtip seçimi yapmalar›n› rica ediyorum.
Duyuru, ayr›ca ilan tahtalar›na da as›lm›flt›r.
Say›n milletvekilleri, gündemin, "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›na geçiyoruz.
(X)
BAfiKAN- Genel Kurulun 19.10.1994 tarihli 21 inci Birlefliminde al›nan karar gere€ince, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›nda yer alan, Isparta Milletvekili Ertekin Durutürk ve 25 arkadafl›n›n, ülkemizin halen sahip oldu€u çevre de€erlerini korumak, çevre sorunlar›n›n sebep ve sonuçlar› ile bu konuda al›nmas› gereken tedbirleri tespit etmek amac›yla, Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 ve 103 üncü maddeleri uyar›nca, bir Meclis araflt›rmas›
–––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––––
(X)- 700 S.Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.
aç›lmas›na iliflkin önergesi üzerinde kurulan (10/6) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerindeki genel görüflmelere bafll›yoruz.
Komisyon ve Hükümet yerlerini alm›fllard›r.
‹çtüzü€ümüze göre, Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerindeki genel görüflmelerde ilk söz hakk› Meclis araflt›rmas› önergesi sahibine aittir; daha sonra, ‹çtüzü€ün 73 üncü maddesine göre, siyasî parti gruplar› ile flahs› ad›na iki üyeye söz verilecektir; bu arada, Komisyon ve Hükümet de söz isterlerse, kendilerine söz verilecektir.
Konuflma süreleri komisyon, hükümet ve siyasî parti gruplar› için 20'fler dakika, önerge sahibiyle say›n milletvekilleri için de 10'ar dakikad›r.
Komisyon raporu, 700 s›ra say›s›yla bast›r›l›p da€›t›lm›flt›r. Rapor, çok hacimli (300 sayfa) bir rapordur; arkadafllar›m›z›n herhalde dikkatini çekmifltir.
Raporun okunup okunmamas›n› oylar›n›za sunaca€›m. Raporun okunmas›n› kabul edenler... Kabul etmeyenler... Raporun okunmas› kabul edilmemifltir.
Refah Partisi Grubu ad›na Say›n Musa Demirci, flah›slar› ad›na Say›n Ural Köklü, Say›n Tunca Toskay, Say›n Do€ancan Akyürek söz istemifllerdir.
RAS‹M ZA‹MO⁄LU (Giresun)- Say›n Baflkan, Grup ad›na söz istiyorum.
BAfiKAN- Tamam efendim.
Önerge sahibi söz istiyor mu efendim?
10/6 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANI ERTEK‹N DURUTÜRK (Isparta)- Hem Grup ad›na hem de önerge sahipleri ad›na Say›n Erdemir konuflacaklar efendim.
BAfiKAN- Say›n Erdemir, buyurun.
Say›n Erdemir, süreniz 30 dakikad›r.
DYP GRUBU ADINA H.CAV‹T ERDEM‹R (Kütahya)- Say›n Baflkan, de€erli üyeler; Çevre Araflt›rma Komisyonumuzun haz›rlad›€› bu rapor ile, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, çevre aç›s›ndan Türkiyemizin karfl› karfl›ya bulundu€u durumu de€erlendirmeye çal›flt›k.
Çevre deyince, akla ilk ormanlar, akarsular, yabanî hayvanlar, k›sacas›, tabiat, do€al çevre gelmektedir. Asl›nda, bunlar, çevre kavram›n›n yaln›zca bir bölümünü teflkil etmektedir. ‹nsan›n kendi yaflam alan›, yerleflim yerleri de çevrenin bir parças›, hem de en önemli bir bölümüdür. Bu yüzden, bar›nma ve hayat› etkileyen di€er flartlar ve imkânlarla ilgili sorunlar da çevre sorunu olarak ele al›nmaktad›r. ‹çme suyunun yeterlili€i ve kalitesi, kanalizasyon a€›n›n varl›€›, at›k sular›n deflarj flekli, oturulan konutun ve muhitin sa€l›k flartlar›na uygunlu€u, insan onuruna yak›flan yeterli beslenme, sa€l›k ve e€itim imkânlar›, hep, çevreyle ilgili konulard›r.
H›zl› ve dinamik bir kalk›nma ve toplumsal de€iflmenin yafland›€› ülkemizde, geleneksel tar›ma dayal› ekonomiden sanayie dayal› modern yap›ya geçiflin s›k›nt›lar›n› yaflamaktay›z.
H›zl› bir nüfus art›fl›na sahip olan ülkemizde, çevre sorunlar›n›n büyük k›sm› kentsel alanlarda oluflmaktad›r. Bunlar, kontrolsüz geliflmeler sonras› oluflan kanalizasyon, su, sa€l›ks›z konutlar, kat› at›k ve çöp gibi sorunlard›r. K›rsal kesimde de, imkân darl›€› ve kaynaklar›n de€erlendirilememesi gibi nedenlerle, yetersiz beslenme, sa€l›k, e€itim ve bar›nma alanlar›nda asgarî bir standard›n üzerinde verilemeyen hizmetler çevre sorunu olarak karfl›m›za ç›kmaktad›r.
Geliflme yolundaki ülkemizin kaynaklar›n› ak›ll›ca kullanarak h›zl› kalk›nmay› gerçeklefltirmek ve böylece halk›m›za daha iyi imkânlar sunabilmek temel amac›m›zd›r. Devletimiz, sosyal devlet olman›n gere€i olarak, h›zl› ve sa€l›ks›z kentleflmeden do€an ve k›rsal kesimde yeterince sunulamayan hizmetler olarak ortaya ç›kan çevre sorunlar›na gereken önemi vermektedir.
Toplu Konut ‹daresi, Devlet Planlama Teflkilat›, Bay›nd›rl›k ve ‹skân Bakanl›€›, Köy Hizmetleri Genel Müdürlü€ü ve belediyelerimiz, halk›m›z›n, konut, içme ve kullanma suyu, kanalizasyon ve çöp gibi sorunlar›n› çözmek için büyük bir gayret göstermektedirler.
Çevre sorunlar›n›n ikinci ve önemli boyutunu sanayileflmekten kaynaklanan sorunlar oluflturmaktad›r. S›naî faaliyetler sonras› ortaya ç›kan kat›, s›v› ve gaz at›k ve art›klar, b›rak›ld›klar› hava, su ve toprak gibi ortamlarda kirlili€e neden olmakta ve bu kirlilik, canl› yaflam›n› tehdit eder boyutlara ulaflmaktad›r. Maalesef, Türkiye de, sanayiden kaynaklanan kirlilik örneklerinin giderek ço€ald›€› bir ülke durumundad›r. ‹zmit ve ‹zmit Körfezi, Sakarya Nehri, Çukurova gibi olumsuz örneklere sahibiz.
Raporumuzda, al›c› ortamlara göre, su, hava, toprak kirlili€ine, mevcut boyutlar›yla, nedenleriyle ve bunun da ötesinde, sorunlar› giderici önlemlerin neler olabilece€i yönüyle ayr›nt›l› olarak yer vermifl bulunmaktay›z. Sanayileflmeden kaynaklanan çevre sorunlar›n› tart›fl›rken, "çevre mi sanayileflme mi" diye bir ikileme asla düflülmemelidir.
Halk›m›za daha yüksek standartlarda yaflam imkânlar› sunmak için, geliflmek, kalk›nmak zorunday›z; bunun yolu da üretimi art›rmaktan geçmektedir; sanayi ve hizmetler sektörünün toplam üretimdeki pay›n›n artmas› gerekmektedir. Özellikle s›naî üretimi, miktar ve çeflit olarak art›rmak kalk›nma için flartt›r; ancak, bunu gerçeklefltirirken çevre de€erlerimizi tahrip etmemeli ve çevre sorunlar›na neden olmamal›y›z. fiu bir gerçektir ki, her zaman, çevre sorunlar›n›n ortaya ç›kmamas› için katlan›lan maliyet, bu sorunlar ortaya ç›kt›ktan sonra gidermek için ödenilen maliyetten daha az olmaktad›r.
Çevre sorunlar›n›n birikimli bir niteli€e sahip olmas›, ortaya ç›kt›ktan hemen sonra müdahale edilmemesi, bu sorunlar›n giderek a€›rlaflmas›na, teknik ve finansman bak›m›ndan üstesinden gelinemeyecek boyutlara ulaflmas›na neden olacakt›r.
Bugün, bir Haliç'i, bir ‹zmit Körfezini temizlemenin, b›rak›n maliyetini hesaplamay›, mümkün olabilirli€inin bile zor oldu€unu görenler ço€unluktad›r. Kurulacak her iflletmenin her s›naî kuruluflun, yap›lacak her yat›r›m›n çevreye yapabilece€i etkilerin ve bunlar›n ortaya ç›kmadan nas›l giderilebilece€i hususlar›n›n önceden hesap edilip gerekli tedbirlerin al›nmas›n›n en do€ru yol olaca€› kanaatindeyiz.
Bu ifllemin teknik ad› Çevresel Etki De€erlendirmesidir; yani, k›sa ad›yla ÇED'dir. Çevre Bakanl›€›, 1992 fiubat›nda ÇED Yönetmeli€ini ç›karm›flt›r. ÇED, dikkatle de€erlendirilmesi ve ciddîye al›nmas› laz›m gelen bir uygulamad›r.
Çevre Bakanl›€›, uygulamalar› dikkate alarak, ÇED sürecinde görülen olumsuzluklar›, kar›fl›kl›klar› ve boflluklar› izleyerek, ÇED uygulamas›n› daha da olgunlaflt›rmaktad›r.
Bu noktada vurgulamak istedi€im husus, yeni yat›r›mlar›n yap›m›nda, mutlaka çevre unsurunun göz önüne al›nmas› gerekti€idir. ÇED uygulamas›, bu aç›dan zarurîdir. ÇED'ten taviz verilmemesi ve istisnalar›n olmamas› yerinde olacakt›r.
Say›n Baflkan, de€erli üyeler; Çevre Araflt›rma Komisyonumuz, çal›flmalar› esnas›nda, a€›r çevre sorunlar› yaflanan bölgelere giderek, yörelerin mülkî amirleri, yerel yöneticileri ve ilgili birçok kuruluflla görüflmelerde bulunmufltur. Bu yörelerin, çevre bak›m›ndan, bu hale nas›l geldikleri, sorumlu ve etkili kurulufllar›n olaylara yaklafl›mlar›n›n neler oldu€u, bu aflamadan sonra neler yap›labilece€i gibi hususlar derinlemesine tart›fl›lm›flt›r.
‹zmit' Körfezi ve Sapanca Gölü çevresinde bölgelerinde bu tür incelemelerde bulunan Komisyonumuz, ayr›ca, kamuoyunu oldukça meflgul eden, Gököva-Kemerköy Termik Santral›nda, ilgili kurumlar›n temsilcilerinin de kat›ld›€› toplant›lar yapm›fl, ciddî bir çevre krizi örne€i olarak ülkemizde yaflanan ‹stanbul Bo€az›ndaki tanker kazas› ve sonras›nda yap›lan çal›flmalar ve uygulamalar da Komisyonumuz taraf›ndan yerinde de€erlendirilmifltir. Komisyonun bu çal›flmalar› ve Komisyonumuza gelen di€er belgeler ve raporlar incelendi€inde, Türkiye'de çevre sorunlar›n›n çözümünde, çevrenin korunup gelifltirilmesinde karfl›m›za ç›kan en önemli darbo€az›n, kurumlar aras›ndaki koordinasyon yetersizli€i oldu€unu ortaya ç›karm›flt›r.
Çevre kavram›, çok karmafl›k, birçok olguyu içeren, birçok kurumu ilgilendiren bir kavram oldu€u için, çevre alan›nda sorumluluk üstlenmifl kurumlar›n birbirleriyle sürekli olarak iletiflim ve bilgi ak›fl› içerisinde olmalar› ve gerekti€inde ortak hareket edebilmeleri zorunludur. K›saca, Türkiye'nin çevre meselelerinin çözümünde kurumlararas› koordinasyon kopuklu€u giderildi€inde, büyük bir ilerleme kendili€inden sa€lanacakt›r.
Çevre sorunlar›n›n giderilmesi ve çevrenin korunup gelifltirilmesinde, bu meseleye finansman kayna€› ay›rmak, kuflkusuz, en önemli hususlardan biridir. Bu nedenle, baflta Çevre Bakanl›€› olmak üzere, çevre alan›nda görev yapan di€er bakanl›klar›n ve belediyelerin çevre finansman› aç›s›ndan güçlendirilmeleri flartt›r. Bu noktada, ülkemizde "Çöp Vergisi" olarak bilinen Çevre Temizlik Vergisi gibi yeni kaynaklar›n oluflturulmas› iyi bir geliflmedir. Ancak, oluflturulacak bu kaynaklar, do€rudan çevre amaçl› kullan›lmas› halin de anlaml› olacakt›r.
Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri, raporda genifl olarak ele ald›€›m›z üzere, ormanlar›m›z, biyolojik zenginli€imizin önemli bir parças›d›r. Ne yaz›k ki, geçti€imiz yaz, bizi çok üzen, önemli boyutlarda orman yang›nlar›na tan›k olduk. Çevre ile ilgili denetleme ve izleme hizmetlerindeki yetersizliklerin giderilmesi ihtiyac›, bu olaylarda bir kez daha hissedilmifltir.
Ormanlar›m›z› koruyup, gelifltirme hususunda yap›lan çal›flmalar› mutlaka h›zland›rmal›y›z. A€açland›rma çal›flmalar›, Türkiye'nin karfl› karfl›ya bulundu€u erozyon tehlikesini önleyici en önemli faaliyettir. Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmufl bulunan, Millî A€açland›rma Seferberlik Kanunu Tasar›s›n›n, gönderildi€i komisyonlarda bir an önce görüflülerek, Genel Kurulda ele al›n›p kanunlaflmas› çok faydal› olacakt›r.
Her sosyal konuda oldu€u gibi çevre alan›nda da e€itimin rolü büyüktür. Toplumun tüm kesimlerinin, ö€rencilerin, gençlerin, kad›nlar›n, karar verme durumunda olanlar›n ve hatta biz Meclis üyelerinin de çevre konusunda duyarl›l›klar› ve kat›l›m›n artmas› yönündeki çal›flmalar›, Çevre Bakanl›€›n›n bu yöndeki yay›nlar›, programlar› ve organizasyonlar› takdire flayand›r. Bu çal›flmalar›n devam›n› ve artmas›n› diliyoruz; bu konudaki çal›flmalar› di€er kurumlardan da bekliyoruz.
Haz›rlad›€›m›z raporun incelenmesinden de anlafl›laca€› üzere, raporumuz, yaln›zca Türkiye'nin çevre sorunlar›n›n belirlemesini yapan bir durum tespit raporu de€ildir; gelece€e yönelik olarak ülkemizin çevre politikalar›n› ve uygulama konular›n› ele alan birçok tavsiyenin yer ald›€› bir rapordur. Bu yüzden, uygulay›c› kurulufllar›n raporumuzu dikkatle de€erlendirmelerini ve çal›flmalar›nda göz önünde buludurmalar›n› faydal› ve zarurî mütalaa etmekteyiz.
Raporumuzun hacmi, çevrenin ne kadar kapsaml› bir konu oldu€unu aç›kça göstermektedir. Ülkemizdeki çevreyle ilgili her konuya mümkün oldu€unca de€inerek çözüm yollar› bulmaya çal›flt›k; ancak, çevreyle ilgili birçok alt konu tümüyle kendi bafl›na ele al›narak derinlemesine inceleme gerektirmektedir. Bu aç›dan bak›ld›€›nda, hükümet kurulufllar›n›n oldu€u kadar Meclisimizin de, araflt›rma komisyonlar› vas›tas›yla, çevreyle ilgili ayr›nt›l› çal›flmalar yapmas›n›n gerekli oldu€u kanaatindeyiz. Mesela, raporumuzun içerisinde genel hatlar›yla yer alan, sulak alanlar›n yönetimi, ticaret ve çevre iliflkileri, orman yönetimi, su havzalar›n›n durumu ve önemli olan baz› ekonomik sektörlerle çevre uyumunun sa€lanmas› konular› daha ayr›nt›l› çal›flmalara ihtiyaç duymaktad›r.
Türk insan›na, sa€l›kl›, mutlu ve refah içerisinde yaflayabilece€i geliflmifl bir çevre sunmak temel vazifemizdir. Sahip oldu€umuz do€al kaynaklar›m›z› ak›lc› flekilde kullanarak kalk›nmal›y›z. Çevreyle ilgili kay›plar›n, kalk›nmam›za sekte vuran önemli bir engel oldu€unu gözden kaç›rmadan, sahip oldu€umuz do€al kaynaklar›m›z› ak›lc› flekilde kullanmal›y›z. Ancak bu flekilde kalk›nabiliriz.
Bizi dinledi€iniz için hepinize teflekkür eder, sayg›lar›m› sunar›m. (DYP ve SHP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Erdemir.
Refah Partisi Grubu ad›na, Say›n Musa Demirci; buyurun efendim. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)
Say›n Demirci, süreniz 20 dakikad›r.
RP GRUBU ADINA MUSA DEM‹RC‹ (S›vas)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; ülkemizin sahip oldu€u çevre de€erlerini korumak, çevre sorunlar›n›n sebep ve sonuçlar›yla bu konuda al›nmas› gerekli tedbirleri tespit etmek amac›yla kurulan Meclis Araflt›rma Komisyonunun haz›rlad›€› araflt›rma raporu hakk›ndaki Refah Partisi Grubumuzun görüfllerini arz etmek istiyorum. Bu vesileyle, Grubum ad›na sizleri sayg›yla selaml›yorum.
Say›n milletvekilleri, dünya ülkelerinden 盀l›klar yükseliyor; milyonlarca insan açl›kla karfl› karfl›ya; enflasyon ve pahal›l›k her yan› sarm›fl durumdad›r. Do€al kaynaklar› afl›r› sömürmenin, afl›r› sanayileflmenin, kazanay›m da, nas›l olursa olsun düflüncesinin sonucu, ozon tabakas› deliniyor; dünyan›n havas› gittikçe kirleniyor, suyu kirleniyor, hayvanlar ve bitkiler âleminde toplu ölümler görülüyor, inflallah s›ra insanda de€ildir. Yine de, dünyam›zda açl›ktan ölenlerin say›s› milyonlarla ifade edilmektedir. Dünya, âdeta oturulabilecek bir konumdan ç›k›yor durumdad›r; Bat›'n›n kabaran ifltahlar dönemi bir türlü bitmek bilmiyor, dün ne ise bugün daha misliyle, daha büyük boyutlarla devam ediyor; yoksulluk derseniz kol geziyor; savafl derseniz bitip tükenmek bilmiyor, biri bitiyor bir di€eri bafll›yor; sömürü derseniz ac›mas›zca, kirlenme derseniz neredeyse bo€ulaca€›z, zehir dolu variller Ege ve Akdeniz'e terk ediliyor ve kimin terk etti€i de aran›p bulunam›yor.
Uluslararas› silah ticareti dünden daha yo€un ve daha ac›mas›z bir flekilde devam ediyor;.de€iflen bir fley yok; k›ran k›rana bir dünya... Çirkin yüzler, bu yüzlerine maske olarak, Bükrefl'te -biraz önce Say›n ‹nönü'nün ifade buyurduklar› gibi- Dünya Nüfus Konferans›n› tertip ediyorlar. Roma'da dünyan›n beslenme sorunlar› tart›fl›l›yor, Rio'da Çevre Konferans› düzenleniyor ve dünyadaki bütün devlet baflkanlar› bu Konferansa davet ediliyor. Helsinki Deklarasyonu yay›mlan›yor ve -yine biraz önce ‹nönü taraf›ndan söylendi€i gibi- Dünya Çocuk Haklar› Anlaflmalar› flu Meclisten geçirilmek isteniyor; ama, buna ra€men, Bosna-Hersek'te binlerce insan, binlerce çocuk anas›z babas›z b›rak›l›yor. Üstelik, bütün bu toplant›lar, konferanslar, Birleflmifl Milletler taraf›ndan yap›lmaktad›r, onlar taraf›ndan düzenlenmektedir. Ülkemiz, bu toplant›lar›n tamam›na kat›lmakta, hiçbirini aksatmamaktad›r. fiatafatl› imza törenleri ve demeçler verilmek suretiyle bir fleyler yap›l›yor, zann›na, zehab›na kap›l›n›yor; ama, geriye dönüp bak›yoruz, de€iflen hiçbir fley yok.
Say›n milletvekilleri, ülkemizde görülen çevre problemleri, üç y›l önce Meclise getirilmifl ve araflt›r›lmas› istenmifl. Refah Partisi olarak üyesi bulundu€umuz araflt›rma komisyonu, raporunu haz›rlayarak, 12.7.1994 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunmufltur. Rapor, bidayetteki, Say›n Durutürk ve arkadafllar›n›n Meclis araflt›rmas›n› öngören önergesinin ruhuna sad›k kal›nmak suretiyle haz›rlanm›flt›r. Zira, önergede, çarp›k ve düzensiz büyüyen kentlerde altyap› sorunlar›, yafland›€› büyüyen ve geliflen sanayiin afl›r› kaynak kullan›m› yaratt›€› modern ziraat›n getirdi€i afl›r› gübre ve ziraî mücadele ilaçlar› kullan›m› sonunda toprak ve su kirlenmesi, meydana geldi€i ekolojik dengenin bozuldu€u baz› flehirlerimizde afl›r› y›€›lmadan dolay› hava kirlili€inin yafland›€› baz› denizlerimizin, göllerimizin ve nehirlerimizin, fabrikalar›n tabiî deflarj sahas› haline gelmifl olmas› yüzünden canl› hayat›n durma noktas›na geldi€i, k›y›lar›m›z›n, turizm ad›na yap›lan yanl›fll›klar sonucu tahrip edildi€i ve betonlaflt›€›, ormanlar›n yok oldu€u, erozyonun çekilmez boyutlara ulaflt›€› kaydedilmekte ve "bütün bu say›lan olumsuzluklara tedbir al›nmad›€› takdirde, bu problemlerin boyutlar› daha da büyüyecek ve içinde yaflanmaz çevre, ülke insan›m›z için bir kâbus olacakt›r" denilmektedir. Verilen önerge bu ifadeleri içeriyor.
Bu çerçevede, komisyon çal›flmalar›n›n tamam› ve tespit edilen problemlere çözüm önerileri yerinde görüfllerdir ve bu do€rultuda haz›rlanan rapor, resmî kurum ve kurulufllara, vak›flara, üniversitelere yön veren, yol gösteren bir stratejik plan mahiyetindedir. Dile€imiz, bu stratejik plan›n, raflar›n tozlu köflelerine terk edilmeden, hayata geçirilme flans› olan bölümlerinin uygulamaya konulmas›d›r; aksi takdirde, bu kadar emek bofla gidecek ve yaz›k olacakt›r.
Say›n milletvekilleri, zaman›m›zda kalk›nma planlar›n›n her basama€› çevre boyutu kazanm›flt›r. Hedefimiz, bugünkü nesille birlikte gelecek neslin kalk›nmas›n› ve refah›n› da flimdiden planlamak ve uygulanabilir hale getirmekse, biz inan›yoruz ki, flu anda uygulanan çevre politikalar› ve uygulan›fl biçimi bu düflündüklerimizi sa€layabilecek kapasitede ve nitelikte de€ildir. Ekoloji ve ekonominin birlikte ve birbirini tamamlayarak yürüyebilmesi ve uygulamada yerini bulabilmesi, millî çevre politikam›zdad›r ve bu çevre politikam›za, milletçe sahip ç›kmakla mümkündür; ancak, milletçe sahip ç›kabilece€imiz bir millî çevre politikam›z›n olmad›€›n›, ac› bir gerçek olarak, burada, ifade etmek durumunday›z. Oysaki, Anayasam›z›n 56 nc› maddesi "Herkes, sa€l›kl› ve dengeli bir çevrede yaflama hakk›na sahiptir.
Çevreyi gelifltirmek, çevre sa€l›€›n› korumak ve çevre kirlili€ini önlemek Devletin ve vatandafllar›n ödevidir" demifl olmas›na ra€men, Anayasam›z›n, devlete ve vatandafla yükledi€i bu görevlerin yerine getirilmedi€ini, maalesef, üzülerek görüyoruz ve takip ediyoruz. Vatan›m›z›n bir kar›fl topra€› için ölmeye haz›r olan bizler, her y›l 500 milyon ton topra€›m›z›n kaybolmas›na, sessiz ve seyirci kal›yoruz ve her y›l tekrarlanan bu yanl›fl› düzeltebilecek hiçbir icraat gösteremiyoruz. Bilim adamlar›m›z›n tespitlerine göre, önlemler al›nmazsa, yaklafl›k 50 y›l sonra çöl olacak Türkiye'nin kurdelesini kimin kesece€ini gerçekten merak ediyoruz.
Türkiye'de, erozyonu takip eden ve bu konularda yat›r›m yapmas› gereken kurulufllar›n bafl›nda Köy Hizmetleri Genel Müdürlü€ü gelmektedir. Köy Hizmetleri Genel Müdürlü€ü, köyiflleri bakanl›€› kurulmak suretiyle ona ba€lanacakt›; ama, politik nedenlerden dolay›, devlet bakanl›€›na ba€lanm›fl ve bu konularda, erozyon konular›nda, maalesef, insan›m›z› tatmin edici, vatan›m›za, maalesef, önemli yat›r›mlar yap›lamam›flt›r.
Bugünkü neslin içilebilir su ihtiyac›n› karfl›lamaya çal›fl›rken, gelecek neslin içilebilir su ihtiyac›n›n düflünülmedi€i, çok ac› bir gerçek olarak ortadad›r. Hükümetin Baflbakan Yard›mc›s›, ülkeyi idare eden insanlar, ‹stanbul'da yapt›klar› bir toplant›da, ‹stanbul'un içme suyunun Melen Projesiyle taraf›ndan karfl›lanaca€›n›, Melen Projesinin de hayata geçirilmesi için, ancak, 2024 y›l›na kadar uzun bir zamana ihtiyaç duyuldu€unu ifade etmifllerdir. Bu bak›mdan, bu ac› gerçek de düflündürücüdür.
Biz, ülkemizin tabiî kaynaklar›ndan olan salyangozlar› toplay›p satanlar› ödüllendirirken, bu salyangozlar› sat›n al›p yiyen yabanc› ülkelerdeki insanlar, bahçelerindeki salyangozlar›n bir tanesini dahi ziyan etmeden, onlar› koruyorlar.
Ege'de kaplumba€alar ve y›lan türleri, toplanmak suretiyle, maalesef d›flar›ya kaç›r›l›yor. Bu bak›mdan, gerçekten tehlikeli bir gidifl vard›r, bunun önlenmesi gerekir.
Ege ve Akdeniz Bölgesinde, nesli tükenmeye yüz tutmufl olan bambus ar›lar›, baflka ülkelerin bitkilerini tohumlamak üzere ihraç edilirken, ülkemizin bitkileri ve u€rad›€› ekonomik kay›p hiç dikkate al›nm›yor. Bambus ar›lar›n›n, belki birkaç sene sonra Ege'de nesli tükenecek; belki, bu ar›lar›, biz d›flar›dan getirmek durumunda kalaca€›z.
fiu anda Ege'de, Akdeniz'de kontrolsüzce sökümü yap›lan kardelenler ve siklamenler, ülkemizden kaçak olarak d›flar›ya götürülmektedir; ama, maalesef, al›nan etkili tedbirleri göremiyoruz.
Bugün, ülkemizin önemli floras›n› yeterince koruyamad›€›m›z gibi, tarihî ve kültürel de€erlerini de korudu€umuzu söylemek mümkün de€ildir.
Çevreyle ilgili bu zor yoldan düzlü€e ç›kabilmenin birinci flart›, millî çevre politikas› çerçevesi içerisinde, çevre yönetim plan› uygulamalar›n›n yayg›nlaflt›r›lmas› ve teflvik edilmesi olmal›d›r. Unutulmamal›d›r ki, çevre korumac›l›€›, öncelikle insan içindir. Bununla beraber, planlar› yapacak ve uygulayacak olan da yine insand›r. Bu yüzden, insan faktörünün önemle ele al›nmas›, onun ahlakî seviyesinin de, çevresel bir de€er olarak düflünülmesi, arzulanan bir baflar›ya ulaflabilmemiz için önemli bir yoldur.
Çevre korumac›l›€›n›n ruhunda, tabiat ve insan sevgisinin bulunmas›n› sa€layabilmek, herfleyden önce, hep al›c› de€il, vermesini de bilen ve çevre de€erlerine karfl›, menfaat duygusunun bask›s›ndan kurtulmufl insanlar› gerektirir. Bu önemli kriteri, çevre konusunun d›fl›nda de€erlendirmek, uygulanamaz planlar üretmek, bu memlekete herhangi bir fley kazand›rmayacakt›r.
Say›n milletvekilleri, çevre sözcü€ü ile, insan› kuflatan maddî ve manevî nesnelerin tümü kastedilmektedir. Bugüne kadar, ülkemizde, çevrenin, devaml›, maddî yönü üzerinde durulmufl, manevî yönü üzerinde hiç durulmam›fl ve bu konudan bahsedilmemifltir.
Üzerinde yaflad›€›m›z yeryüzü, art›k, denizleri, karalar› ve üzerindeki hava tabakas›yla birlikte bütün ayr›nt›lar›na var›ncaya kadar biliniyor. Yeryüzü, yaflayan bütün canl›lar›n ortak varl›€›, baflta insan olmak üzere, tüm canl›lar›n hayat kayna€›d›r. Bu kaynaklardan, sonsuz gibi görünen denizler, da€lar ve hava tabakas›, asl›nda, san›ld›€›ndan daha azd›r ve bunlar bir gün tükenecektir. Bizim kültürümüzde dünya, öte dünyan›n bir iflletmesi olarak kabul edilmifltir. Hiç kimse, bütün insanl›€›n özkayna€› olan dünyay› sorumsuzca kullanma hakk›na sahip de€ildir.
‹nsanlar, tüketimin verdi€i sarhofllukla, Allah'tan ve tabiattan uzaklaflt›kça, ruhlardaki kirlenmeyle birlikte her anda mutsuz olmufllard›r. Modern insan, sonu hiçbir zaman gelmeyecek tüketim yar›fl› içinde, ruhunu yitirmifltir. Ruhun yitirilmesi, ekonomik, çevresel ve kültürel sorunlar› beraberinde getirmifltir.
Bugün, yüz yüze oldu€umuz çok boyutlu sorunlar, hangi alanda olursa olsun, soludu€umuz havan›n kirlenmesi, su havzalar›n›n ve denizlerin kirlili€i, bo€azlarda meydana gelen trafik kazalar›, ormanlar›n tahrip edilmesi ve toprak kirlilikleri, erozyon ve tar›m topraklar›n›n amaç d›fl› kullan›lmas›, kent at›klar›, k›y› alanlar›n›n betonlaflmas›, tarihî ve kültürel miras›n yok edilmesi, bütün bunlar, ruhsal dokumuzun ve özdeki tahribimizin bir neticesidir.
Düflünülürse, tabiatla beraber öldürülen, yok edilen, insan ve insanî de€erlerdir. Bizde, bir kifliyi öldüren, bütün insanl›€› öldürmüfl, bir kifliyi koruyan bütün insanl›€› korumufl kabul edilir. H‹ç kimse, ucuz üretece€im diye, insanl›€›n gelece€ini tehlikeye atamaz. Bu anlay›flla, Haliç'i elden ç›kard›k ve tarihimizi kaybettik. Bu duygusuz davran›flla, Eder Gölünü ve Konya Beyflehir Gölünü kaybettik; binlerce y›ll›k canl› türlerini, maalesef, ülkemizde bitirdik. Bu anlay›flla, Marmara Denizinde canl› b›rak›lmad›. Yine, ‹zmit ve ‹zmir Körfezleri elden ç›kmak üzeredir.
Kurtulufl Savafl›m›z›n serlevhas› Gelibolu Yar›madas›, flehitlerimizin yeflil örtüsü, maalesef, yanm›fl ve kül olmufltur. Sahiller, dinlenme ad›na, bir yandan betonlafl›rken, bir yandan da ahlakî de€erlerin hoyratça yok edilen mekânlar› oldular. ‹nsanlar, ruh zenginlikleriyle birlikte, sa€l›klar›n› da büyük ölçüde yitirdiler. Daha çok döviz sa€lamak, bu yap›lanlara de€er mi?!
Sahil kirlenmesiyle, insan›n ruhsal dengesi sars›l›yor, bozuluyor. Yap›lacak ekonomik büyüme, insanlar›m›z›n yitirilen sa€l›€›n› geriye getirecek midir, getirebilir mi? Bu sorular› kendimize sormam›z laz›m.
Burada, bir yandan tabiat ve çevre, öbür yandan da insan kirletiliyor. Devletin bakanlar›, baflbakanlar›, neticede, genç yavrular›m›z› kirleten Manukyanlara "iyi ettin, ne güzel ifller baflard›n" dercesine, vergi rekortmeni diye plaket takdim ediyorlar. Oysaki, devletin görevi, akl› korumakt›r, nesli korumakt›r, mal› korumakt›r, can› korumakt›r ve inanc› korumakt›r; yoksa, o insanlar›m›z› kirleten insanlara madalya vermek de€ildir.
Bak›n›z, kuzey komflumuzda, yetmifl y›l, insanlar›n inançlar› yasak edildi, yetmifl y›l, edep, hayâ ve namus rafa kald›r›ld›. Bunun neticesi ne oldu; bunun neticesinde, "Natafla" denilen bir insan y›€›n›, kad›n y›€›n› türetildi. Ülke olarak, ülkeyi yönetenler olarak, bunun fark›na varamad›k, kap›lar›m›z› cömertçe ard›na kadar açt›k ve Karadeniz vilayetlerimizde binlerce yuva söndü, ocaklar söndü. Bu olaylar, bu çirkinlikler, art›k, bizleri uyand›rmal›d›r
Neslimizi, kendi elimizle, alkol batakl›€›nda kirlettik ve bugün kalk›p, alkolün yasak oldu€unu söylüyoruz. Bu alkol kirlenmesi yüzünden, trafik kazalar›nda, binlerce insan›m›z› kaybetti€imizi hepimiz üzüntüyle müflahede ediyoruz. Alkol ba€›ml›s› nice haneler y›k›ld› ve y›k›lmaya devam etmektedir. Neslimizi, Manukyan veya o zihniyettekilere terk ettik; neslimizi kirletiyoruz...
Mal›m›z›, can›m›z› korumak elbette devletin görevidir; ama, gelin görün ki, bugün ülkemizin do€usunda ve güneydo€usunda, gerçekten, mal›m›zdan ve can›m›zdan emin de€iliz. fiimdi, "‹nsan›m›z, insanca ve inand›€› gibi yaflayabiliyor mu?" sorusunu kendimize sormak mecburiyetindeyiz. Buna "evet" demek de mümkün de€il.
Say›n Baflbakan, "Bayrak inmeyecek, ezan susmayacak" diyor, do€ru söylüyor. Elbette, düflünmek kadar, telaffuz etmek de do€rudur ve bunu her yerde söylemek laz›md›r; ama, gelin görün ki, fikirler, hoflgörüler kirlenmifltir. Susmayacak, susturulmayacak olan ezan›n gere€i baflörtülü k›zlar›m›z, profesörlerce derslere al›nm›yor, tahsilleri ellerinden al›n›yor. Say›n Baflbakan›n, asl›nda sözünde durmas› ve dolay›s›yla o yavrular›n inançlar›na sahip ç›k›lmas› laz›m.
Bir baflka kirlenme ise, insan›m›z›n umutlar›n›n sömürülmesi, umutlar›n›n y›k›lmas› noktas›ndad›r. Binlerce insan "Kaz›-Kazan " oyunu peflindedir; Toto, Loto peflindedir; binlerce insan, ad› "millî" olan Millî Piyango hastas›d›r, at yar›fllar› müptelâs›d›r. Böylece, devlet eliyle, kiflilikler zay›flat›lm›fl, üç befl kuruflu olan bu insanlar›m›z›n paralar›, maalesef, ceplerinden al›nmak suretiyle bir baflka tarafa aktar›lm›flt›r
Ayr›ca, televizyon kanallar› , radyolar ve gazeteler ifle yaramayan mal›n reklam›n› yaparak, kalabal›klar›n ilgisini çekip, paras›n› el çabuklu€uyla ceplerinden almaktad›rlar. Mutlaka bir çözüme varmak mecburiyetindeyiz; ama, çözüm nedir; çözüm, yeni bir insan, yeni bir aile, yeni bir toplum meydana getirmektir.
( Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)
BAfiKAN- Say›n Demirci, lütfen ba€lar m›s›n›z efendim.
MUSA DEM‹RC‹ (Devamla)- Peki efendim.
Deniz kenar›nda da olsa, kullanaca€› suyu, ihtiyac›n›n ötesinde kullanmayan; üretti€inden fazlas›n› tüketmeyen, fazla üreten; harcad›kça mutlu olan de€il, baflkas›n›n ihtiyac›n› karfl›lad›kça mutlu olan; alan el de€il, veren el olan; helal› ve haram› bilen; hak ve hukuka sayg›l› bir insan tipini yetifltirmek mecburiyetindeyiz.
Dünya ülkeleri devlet baflkanlar›n›n kat›l›m›yla Rio'da Çevre Konferans› düzenlendi. Konferans›n 27 nci ilke maddesi, iyiniyettir. "Bar›fl, kalk›nma ve çevre koruma, birbirine ba€l› ve bölünmez" diyorlar. Gelin görün ki, ölüm ya€d›ran modern silahlar üretimine, nice enerji, nice emek, nice zaman harcand›, harcanmaya da devam ediliyor. Bat›, bilim ve teknolojiyi, yapmaktan çok y›kmakta, toplu öldürmelerde, hayat› yaflanmaz k›lmakta baflar›l› k›lm›flt›r. Bosna-Hersek ve Filistin bunun örnekleridir.
Say›n milletvekilleri, bir de, baz› dünya ülkelerinin kabul etti€i gibi, yoksullu€un kirlenmesi bugün kap›m›zdad›r. Bizde, fakirlik, zillet olarak kabul edilmifl; veren el, alan elden daha üstün tutulmufltur.
‹statistiklerimiz 11 milyon insan›m›z›n iflsiz oldu€unu göstermektedir. Konutsuzluk, iflsizlik, afls›zl›k; açl›k denilen belay› kap›lar›m›za bir gün tafl›yabilir. Bu bak›mdan, yoksullukla mücadelenin öncülü€ünü ve çabalar›n›, politik tercihler olarak ön plana ç›karmak mecburiyetindeyiz; yoksa, f›r›nlar y›k›labilir, ülkede baflka kirlenmeler olabilir. Kendi imkânlar›m›z› ak›ll›ca kullanmam›z, hayalî ihracatç›lar›, vurguncuyu, köfle dönücüleri bertaraf etmemiz gerekir.
BAfiKAN- Say›n Demirci, lütfen, sözünüzü ba€lar m›s›n›z...
MUSA DEM‹RC‹ (Devamla)- Hayhay efendim.
Temiz eller operasyonu, gönüllerin, ahlak›n, bedenin, inançlar›n korunmas›, vicdanlar›n temizlenmesiyle mümkündür.
Hepinizi sayg›yla selaml›yorum. Sa€ olun. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Demirci.
Anavatan Partisi Grubu ad›na, Say›n Rasim Zaimo€lu; buyurun efendim.
Say›n Zaimo€lu, süreniz 20 dakikad›r.
ANAP GRUBU ADINA RAS‹M ZA‹MO⁄LU (Giresun)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Türkiye'nin sahip oldu€u çevre de€erlerini korumak, çevre sorunlar›n›n sebep ve sonuçlar›yla, bu konuda al›nmas› gerekli tedbirleri tespit etmek amac›yla kurulan Meclis Araflt›rma Komisyonunun haz›rlam›fl oldu€u raporun Genel Kurulda de€erlendirilmesi için bafllat›lm›fl olan genel görüflmede, Anavatan Partisi Grubu ad›na söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi sayg›yla selamlar›m.
‹çinde bulundu€umuz yüzy›lda giderek artmaya devam eden teknolojik geliflme ve h›zl› nüfus art›fl›n›n çevre üzerindeki etkileri oldukça olumsuz bir tablo oluflturmufltur. 1970'li y›llardan bafllayarak yaflanan ciddî çevre sorunlar›, bu alanda dünya çap›nda çözüm aray›fllar›na sahne olmufltur.
20 nci y›zy›lda, gerek uluslararas› kurulufllar, gerekse ülkeler taraf›ndan çevre sorunlar›n›n çözümlenmesine yönelik birçok çaban›n yan› s›ra, bugün nas›l bir manzarayla 21 inci y›zy›la giriyoruz? Hava, su, toprak kirlili€i, insan sa€l›€›n› tehdit eder boyutlara yükselmifl; bitki ve hayvan türlerinin nesilleri tükenmeye bafllam›fl; orman alanlar› daralm›fl; çölleflme, erozyon, s›n›r afl›r› tehlikeli at›k trafi€i, ozon tabakas›n›n delinmesi ve sera etkisi gibi küresel sorunlar, dünya gündemini önemle meflgul etmeye bafllam›flt›r.
Günümüzde, art›k, çevreyi, kalk›nman›n hem kayna€›, hem de s›n›r› olarak kabul eden bir yaklafl›m egemendir. Kalk›nma politikalar›n›n sürdürülebilir olup olmamas›, kalk›nma stratejilerinin çevreye duyarl›l›€›na göre de€erlendirilmektedir. Çevre unsuru, sadece toplum sa€l›€›n› de€il, gelecekteki verimlilik ve hatta rekabet gücünü de etkilemeye bafllam›flt›r.
Sürdürülebilir kalk›nma anlay›fl› do€rultusunda, gelecek nesillere sa€l›kl› bir çevre devretmek için, çevreyle ilgili politikalara daha fazla a€›rl›k vermek zorunday›z.
Dünyada globalleflme olgusunu bafllatan faktörlerden birinin de çevre oldu€unu unutmamal›y›z.
Tarihî Rio Konferans›nda aç›kça görünen en önemli husus, geliflmifl ülkelerle geliflmekte olan ülkeler aras›nda, çevreye bak›fl fleklinde ortaya ç›kan büyük farkl›l›kt›r. Sadece bu farkl›l›k bile, çevre konular›n›n, art›k, bütün sosyal ve ekonomik politikalar› ne büyük ölçüde etkileyece€inin güçlü bir kan›t› olmufltur. Ülkelerin politikalar›ndaki farkl›l›klar, çevre kirlili€ini önleme ve çevreyi koruma gayretlerinin, daha ne kadar uzun sürede, istenen ve beklenen sonuca ulaflabilece€inin de iflareti olmaktad›r.
Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; çevrenin böylesine önem kazand›€› ve kazanaca€› bu yüzy›lda ve yak›n gelecekte, Türkiye'ye düflen konular›, bütüncül bir yaklafl›mla, önce ülke ç›karlar›n› dikkate alarak, sonra da dünyadaki geliflmeleri de€erlendirerek ele almakt›r. Sadece bu konuyla ilgili olarak bürokratik mekanizmalar›n de€il, karar verme sistemi içinde yer alan hemen her kifli ve kuruluflun, çevreyi, art›k bu anlay›fl içerisinde görmesi flartt›r.
Hat›rlarsan›z, 18 inci Dönemde, çevreyle ilgili kurulan Meclis araflt›rma komisyonu taraf›ndan haz›rlanan rapor, ne yaz›k ki, Yüce Meclisimizde görüflülememiflti. Bir nevi, yar›m kalan bu araflt›rmay› tamamlamak; geliflen yeni ve ça€dafl çevre konular›n› incelemek için, bu dönemde kurulan araflt›rma komisyonu taraf›ndan haz›rlanan ve bugün gündemimizde olan çal›flman›n tamamlanmas› oldukça sevindiricidir.
Bu noktada, Türkiye’nin içinde bulundu€u mevcut durumu, bu kadar kapsaml› bir flekilde ele al›p, çevre politikalar›n›n süreklili€ini Parlamento düzeyinde vurgulayarak, uygulamaya ›fl›k tutan ve çevre ile ilgili birçok hususu, gerçekçi bir yaklafl›mla yans›tan raporun memnuniyet ve takdirle karfl›land›€›n› Grubum ad›na belirtmek isterim.
Raporda da özellikle üstünde duruldu€u gibi, Türkiye’de çevre ve kalk›nman›n bir bütün olarak düflünülmesi ve çevre sorunlar›n›n, sürdürülebilir kalk›nma çerçevesi içerisinde ele al›nmas›, sa€l›kl› bir çevre politikas› gelifltirilmesinde esas olmal›d›r. Bu ba€lamda, planlanan herhangi bir faaliyetin, çevrede yaratabilece€i etkilerinin etrafl›ca incelenmesi ve karfl›lafl›labilecek çevre sorunlar›n›n önceden çözümlenmesi için, gerekli yat›r›mlar›n yap›lmas›n›n, art›k, kurumlarca bir yük olarak görülmekten ç›kar›l›p, faaliyetlerinin ayr›lmaz bir parças› olarak düflünülmesi sa€lanmal›d›r.
Türkiye’de yürürlükte olan çevre mevzuat›n›n uygulamas›nda pek çok sorunla karfl›lafl›ld›€› ve mevzuat›n revize edilmesi gereklili€i her kesim taraf›ndan kabul edilen bir husustur. Örne€in; raporun sonuç ve öneriler bölümünde, “Halihaz›rda uygulanmakta olan yönetmelikler, teknolojik ilerlemelere ve di€er ülkelerin mevzuat›na göre revize edilmelidir” denilmektedir. Ancak, bu mevzuat›n, sadece teknolojik ilerlemeler ve d›fl ülkeler deneyimlerine göre revize edilmesinden çok, ülke koflullar›na uygun ve uygulanabilir bir düzenleme haline getirilmesi gereklidir.
Bu noktada belirtmek istedi€im en önemli husus, Türkiye’de, çevre sorunlar›n›n hallinde, uygulama, takip ve yapt›r›m yönünden hissedilir eksikliklerin mevcut oldu€udur. Bu nedenle, mevzuat gelifltirilirken, düzenlemelerin daha etkin bir yapt›r›m gücüyle donat›lmas›, yetki ve sorumluluklar hususuna aç›kl›k kazand›r›lmas› gerekmektedir.
Çevre kirlili€inin önlenmesi, çevrenin korunmas› ve iyilefltirilmesi, pek tabiîdir ki, çeflitli kurum ve kurulufllar›, aslî görevleri nedeniyle do€rudan ilgilendirmektedir. Bütün bu kurulufllar›n çevreye yönelik görev, yetki ve sorumluluklar›n›n, herhangi bir tereddüte meydan vermeyecek flekilde belirlenmesi ve Çevre Bakanl›€›n›n kimli€inin netlefltirilmesi gerekmektedir. Bu sorunlar›n çözümlenmemesi halinde, çevreyle ilgili yasal düzenlemeler ve mevzuat, yarar yerine zarar getirecektir.
Türkiye’de, endüstriyel, tar›msal geliflmenin modern ça€a ayak uydurmas›nda, kentsel geliflmenin kontrol alt›na al›nmas›nda, bacas›z sanayi denilen turizmin, kendi kaynaklar› üzerinde tahrip edici etkiler yaratmaya bafllamas›nda ortaya ç›kan yetersizlikler, çevre gibi, tüm bu sektörlerle kesiflen ve ciddî bir entegrasyonun gerekli oldu€u bir alanda, kendini daha çok göstermeye bafllam›flt›r.
Bu durum, çevre yönetiminin temel hedef ve araçlar› olan, politika ve prensiplerin belirlenmesi, mevzuat, standartlar ve normlar›n gelifltirilmesi, buna uygun kurumsal yap›n›n oluflturulmas›, bilimsel ve teknik çal›flmalar›n ço€alt›lmas›, teknolojik yeniliklerin yak›ndan izlenmesi ve gerekli finansman kaynaklar›n›n yarat›lmas› yönünde çal›flmalar›n bir arada ele al›nmas›n› gerekli k›lmaktad›r.
Burada, halen ihtiyaç duydu€umuz plan, hedefler ve mevcut mevzuat çerçevesinde çeflitli konularda al›nan tedbirlerin, hava, su, toprak ve benzeri alanlar›n korunmas›nda, ne derece etkin oldu€unun, dublikasyonlar›n ve boflluklar›n neler oldu€ununun tespit edilmesi, denetleme mekanizmalar›nda ortaya ç›kan problemlerin çözümü için alternatif gelifltirilmesi, kamu bilincinin ve kat›l›m›n›n art›r›lmas› alanlar›nda etkinli€in ne ölçüde oldu€unun belirlenmesi ve bir an önce uygulamaya yans›t›lmas›d›r.
Çevre konusunda al›nacak çeflitli kararlar›n ve yasalar›n uygulanmas› için, Çevre Bakanl›€›na, son derece önemli sorumluluklar düfltü€ünün bilincindeyiz. Çevre Bakanl›€›, daha çok, politika yap›c›, mevzuat› gelifltirmeden sorumlu ve koordine edici bir bakanl›kt›r. Uygulamadan, ihtisas bakanl›klar›n›n merkez ve taflra örgütlerinin ve yerel yönetimlerin sorumlu olmas›, kurumlararas› çok s›k› bir iflbirli€ini gerekli k›lmaktad›r. Bu da, bakanl›€›n merkez ve taflra düzeyindeki fonksiyon ve yap›laflmas›n›n çok dikkatle ele al›nmas›n›, ayr›ca, di€er kurum ve kurulufllarla iflbirli€inin gözden geçirilip, güçlendirilmesini gerekli k›lmaktad›r.
Öte yandan, art›k, kabul edilen bir gerçek, çevre sorunlar›na müdahale edebilmenin en etkin yolunun, yerel düzeyde oldu€udur. Merkezdeki yetkilerin, yerel bölgelere kayd›r›lmas›n›n büyük önem tafl›mas›n›n yan› s›ra, belediyelerin, hem kirletici hem de çevre mevzuat›n› uygulay›c› flekildeki ikili rolünün ayr›lmas› için, uygulamaya dinamizm getirecek yeni ve ça€dafl sistemlerin ve mekanizmalar›n oluflturulmas› gerekmektedir.
Mevcut idarî sistemde köklü de€ifliklikler yapmadan, hizmetin, yerinden yönetim ilkesine dayanan yeni kurumsallaflma modellerinin tart›fl›lmas›, art›k, Türkiye'nin gündemindedir. Nitekim, kat› at›klar›n toplanmas› ve yeniden de€erlendirilerek ekonomiye kazand›r›lmas› yönünde, yönetim ve teknoloji sistemleriyle ilgili olarak bafllat›lan çal›flmalar›n bir an önce sonuçland›r›lmas›nda yarar görmekteyiz.
Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Türkiye, Çernobil olay›yla bafllayan kötü bir deneyimle, çevre konusunun ne derece s›n›r tan›mad›€›n›, gerekti€inde, hiçbir co€rafî ve politik s›n›rla ifade edilemeyece€ini idrak etmifl durumdad›r. S›n›r aflan çevre kirlili€i ve çok önemli riskler tafl›yan kazalar, Türkiye'nin, gerek bölgesel, gerekse küresel ölçekte, çevre konular›na ne denli önem vermesi gerekti€inin önemli göstergeleridir. Bu konu, yaln›zca, kirlili€in s›n›rötesi tafl›n›m› olarak görülmemeli, çevre konular›n›n, ülkeler aras›ndaki ekonomik ve ticarî iliflkileri belirleyici bir faktör olmaya bafllad›€› göz ard› edilmemelidir.
Önemle üzerinde durulmas› gereken konulardan bir di€eri de, çevre ve ticaret politikalar›n›n birbirleriyle etkileflim halinde olmalar› durumudur. Özellikle GATT, OECD ve AT camias›nda, çevre politikalar› ve uluslararas› ticaret konular›nda bir süredir aktif çal›flmalar sürdürülmektedir. Uluslararas› düzeyde al›nan ticaret önlemleri, kimi zaman, çevre korumaya yönelik düzenlemelerin etkilerini art›r›c› yönde olmaktad›r.
Bu gibi düzenlemeler, çevre bozulmas›n›n temel sebeplerine iflaret etmeli ve ticaret üzerinde haks›z bir s›n›rlamaya sebep olmamal›d›r. Çevresel unsurlar, ticaret s›n›rlamalar›nda bir mazeret olarak kullan›lmamal›d›r. Geliflmifl ülkeler için geçerli olan baz› standartlar, geliflme yolundaki ülkelere de sosyal ve ekonomik aç›dan haks›z bir maliyete yol açabilmektedir.
Dünyadan, çevre koruma kriterlerinin, uluslararas› ticarete s›n›rlamalar getirdi€ine dair birçok örnek verilebilir: Alman Yeflil Nokta Mevzuat›; Avrupa'da haz›r giyim sanayiinde karfl›m›za ç›kmaya bafllayan eko standartlar; ABD'nin -do€al kaynaklar› zedeleyici bir tarzda avland›€› gerekçesiyle- Meksika'dan ithal edilen tonbal›klar›na ambargo koymas› gibi...
Bu noktada, ülkemizin taraf oldu€u ve birçok ticarî yükümlülüklerin yer ald›€› çevreyle ilgili uluslararas› sözleflmelerden kaynaklanan taahhütlere Yüce Meclisimizin dikkatini çekmek isterim. Türkiye'nin, çevre amaçl› korumac› ticaret tedbirlerinden olumsuz yönde etkilenip etkilenmemesi yolunda, sektör temelinde ayr›nt›l› de€erlendirmeler yaparak, gerekli hallerde, yeni politikalar üretmesi söz konusu olabilecektir. Bu meyanda, ozon tabakas›na zarar veren maddelerin kullan›m›n›n azalt›lmas›yla ilgili Çokuluslu Çevre Anlaflmas›n›n ticarî flartlar›na uyum sa€lamak amac›yla, Hükümetin ve özel sektörün, ozon tabakas›na zarar vermeden, maddelerin kullan›m›n›n sa€lanmas› amac›yla, teknoloji ve kurumsal yap›n›n getirilmesi için, uluslararas› finansman kaynaklar› kullanarak bafllatt›€› projeler sevindiricidir.
Böylece, görmekteyiz ki, ülkeler, üretim politikalar›nda ve teknolojilerinde çevreyi ön plana ç›karmaya teflvik edilmektedirler. Bu durum, çevre koruman›n, ekonomik baflar›da ne denli önemli bir unsur oldu€unu bir kez daha ortaya koymaktad›r.
‹flte, bu de€erlendirmeler ve uygulamalar, çevre kavram›n›n özgün niteli€inin, çok boyutlulu€unun, s›n›r tan›mazl›€›n›n, uluslararas› iliflkilerde göz önünde tutulmas› zorunlulu€unun aç›k bir göstergesidir. Bu nedenle, çevrenin korunmas› için entegre ve sistematik bir yaklafl›m gerekmektedir; yani, Türkiye'de, çevre olgusunun ilgili tüm ekonomik aktivitelerle ve hükümet politikalar›yla birlefltirilmesi; çevre hukuku ve politikalar›n›n ilgili yap›sal ve malî düzenlemelerle birlikte gelifltirilmesi gerekmektedir.
Kalk›nman›n çekici gücünü oluflturan ekonomik faaliyetler, çevremiz üzerinde önemli bir bask› yarat›rken, çevrenin bozulmas›n› önleyici politikalar da, kalk›nmam›z› olumsuz yönde etkilememeli; üretti€imiz politikalar uygulanabilir ve pratik olmal›d›r.
Çevre ve ekonomi politikalar›nda etkin bir entegrasyon sa€lamak istiyorsak, tüketici, üretici ve yat›r›mc› gibi, ekonomik karar alan her grubu, çevre koruma etkinlikleri konusunda yönlendirebilmeli ve bizzat içinde yer almalar›n› sa€layabilmeliyiz.
Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Türkiye'de, ulusal kalk›nmada hedef sektörler olarak belirlenen sanayi, enerji, ulaflt›rma, madencilik, turizm ve tar›m sektörleri ele al›n›rken, çevreden ba€›ms›z düflünülmemeli; çevre, tüm bu sektörleri etkileyen bir boyut olarak, sektörleraras› planlamada yerini almal›d›r.
Ülkemizde ça€dafl bir çevre yönetim modelini çizmek için giderek artan çabalarda, özel sektöre de çok önemli görevler düflmektedir. Bu noktada, çevreyle ilgili bütün yat›r›m projelerinin, özellikle büyük yat›r›m projelerinin, özel kamu ortakl›klar›yla müflterek olarak finanse edilmesi ve bu yönde mekanizmalar›n hayata geçirilmesi yararl›d›r.
Özel sektör ve ifl camias› için, çevre konular›nda önemli yeri olan bir baflka konu da, çevreye duyarl› teknolojiler konusudur. Kamu politikas›n›n buradaki rolü, özendirici ve cayd›r›c› tedbirler yoluyla, ticarî kurulufllar›n, kulland›klar› teknolojilerde çevre etkenini daha çok dikkate almalar›n› teflvik etmek olmal›d›r. Çevre dostu teknolojiler kullan›larak, at›klar›n minimizasyonu, geri kazan›m› ve yeniden de€erlendirilmesi için programlar gelifltirilebilir.
Çevre teknolojileri konusu iki boyutta de€erlendirilmeli, ar›tmay› art›rmaya ve kirlenmeyi azaltmaya yönelik teknolojiler ile çevre dostu diye tan›mlanan teknolojileri üretme ve bu tür ürünleri kullanma geleneksel teknolojileri bu bak›mdan iyilefltirme ve ithal teknolojiler aras›nda seçim yapma konular›na, araflt›rma ve gelifltirme projelerine çok yönlü olarak a€›rl›k vermeli; "know how" transferi konular›nda Hükümet ve özel sektör aras›nda s›k› bir iflbirli€i sa€lanmal›d›r. Bu paralelde, uluslararas› çevre finansman imkânlar›n›n art›r›lmas› da üzerinde durulmas› gereken önemli bir konudur. Bunun en iyi yolu da, çevre alan›nda yabanc› yat›r›mc›lar ve flirketlerle ortak giriflimlerin art›r›lmas›d›r.
De€inmek istedi€im bir baflka husus da, raporun ikinci bölümünde incelenen, Türk Parlamentosu ve çevre iliflkileri konusudur. Hepimiz biliyoruz ki, Parlamento, toplumsal politikalar›n bir aya€›d›r. Bu, do€al olarak, çevre politikalar› için de söz konusudur.
Ulusal çevre politikas›n›n flekillenmesinde Parlamentomuzun rolü çok önemlidir. Bugün, çevre kavram›ndaki geliflmeler, Parlamentonun çevreyle olan iliflkisini daha da art›rmaya zorlamaktad›r. Bunun en do€al göstergesi, gündemimizde giderek ço€alan ulusal ve uluslararas› düzeyde haz›rlanan çevre mevzuat›yla ilgili tasar›lard›r. Bu nedenle, Parlamentonun, çevreyle ilgili birçok konuda, Hükümet ve di€er kurum ve kurulufllarla daha yak›n iflbirli€i halinde çal›flmas›n› sa€lamal›y›z.
Raporun “uluslararas› iflbirli€i” bölümü, Türkiye'nin, bir dünya devleti olarak, uluslararas› platformda lay›k oldu€u konuma gelebilmesi için ne gibi politikalar gelifltirmesi gerekti€ini aç›kça ortaya koymaktad›r.
Özellikle vurgulamak istedi€im husus, Türkiye'nin uluslararas› iliflkilerde inisiyatif gelifltirece€i konular› iyi saptamas› hususudur ki, art›k, Türkiye, uluslararas› faaliyetleri izlemekten çok, bölgesinde yer alan ülkeler aras›nda çevre iflbirli€inin -yeni e€ilimleri dikkate alarak- güçlendirilmesi yönünde aktif bir role sahip olmal›d›r.
Bu arada, bugün bas›nda ç›kan Karadeniz’le ilgili çarp›c› bir habere de dikkatinizi çekmek istiyorum. Önemle belirtildi€i üzere, bugün ç›kan bir gazetede, Bat› Bas›n›nda “Tükenen Karadeniz" bafll›kl›, Independent on Sunday: "Karadeniz, dünyan›n en oksijensiz, en zehirli, en fazla kötü kullan›lm›fl sular›na sahip. Türkiye'de bir kilo tekir bal›€› bir haftal›k asgarî ücrete eflit" alt bafll›kl› bir haberinde, “Karadeniz'deki çevre felaketi Bat› bas›n›n›n da gündemine girdi. ‹ngiliz Independent on Sunday Gazetesinde yer alan ve kirlenmenin boyutlar›n› ortaya koyan habere göre, Karadeniz, dünyan›n en oksijensiz, en zehirli, en fazla kötü kullan›lm›fl sular›n› tafl›yor.
“4 400 kilometre sahiliyle Karadeniz'i kucaklayan Türkiye'de, bir kilo tekir bal›€›n›n fiyat› bir haftal›k asgarî ücrete efl.” Independent'in Türkiye muhabiri Hugh Pope'un kirlilikle ilgili yaz›s›, özetle, flöyle:
"Karadeniz'den y›lda sa€lanan toplam bal›k üretimi, daha on y›l önce 800 bin tona ulafl›yordu. Bugün bu say› 100 bin ton. Kirlenmenin doru€a ç›kt›€› nokta ise, Romanya'dan denize dökülen Tuna Nehri. Sadece Tuna, tek bafl›na, y›lda 50 bin ton petrol..."
BAfiKAN- Say›n Zaimo€lu, lütfen, sözlerinizi ba€lar m›s›n›z efendim.
RAS‹M ZA‹MO⁄LU (Devamla)- Ba€l›yorum Say›n Baflkan›m.
"...60 ton c›va, 1 000 ton krom ve 4 500 ton kurflunu Karadeniz'e tafl›yor.
Karadeniz'de k›y›s› olan 6 ülke, Avrupa'n›n en fakir ülkeleri ve k›s›tl› olanaklar›yla çevre kirlili€ine karfl› iflbirli€ine bafllad›. Bulgaristan'da kurulan acil müdahale merkezinden sonra, kirlilik denetimine dönük teçhizat›n bütün bölgeye yerlefltirilmesi y›l sonuna kadar tamamlanacak.”
Bu noktada, Karadenizin kirlili€e karfl› korunmas› amac›yla oluflturulan yasal çerçeve ve finansman mekanizmalar›n›n daha da gelifltirilerek, bölge ülkelerinin ortak çevre sorunlar› olarak, teknoloji transferi, ek finansman ihtiyac›, kurumsal ve bilimsel kapasitelerinin güçlendirilmesi konular›nda çok acil davran›lmas› gereklili€i, bir kere daha, bu haberle de ortaya ç›km›flt›r.
Son olarak bir kez daha vurgulamak isterim ki, ça€dafl çevre yönetim sistemlerinin uygulamaya yans›t›ld›€› bugünlerde, Türkiye'nin de, çevre konular›n› çok boyutlu ele almas› ve her unsuru, bir arada, eflzamanl› olarak de€erlendirmesi kaç›n›lmazd›r.
Gerek konuflmamda vurgulamaya çal›flt›€›m konular›n gerekse raporun tespitleri ve tavsiyelerinin etkin bir flekilde uygulanmas› için toplumsal uzlaflma flartt›r. Bu uzlaflma olmaks›z›n, çevre ad›na, belirledi€imiz hedeflere ulafl›lmas› mümkün olmayacakt›r. Bu dönemde tüm etkin gruplar›n -devletin, yerel otoritelerin, ifl ve endüstri camias›n›n, özel sektörün, meslek odalar›n›n, akademik kurumlar›n ve gönüllü kurulufllar›n- politika yapma ve karar verme sürecinden uygulamaya kadar her seviyede buna dahil edilebilmelerini sa€layacak aktif kat›l›m mekanizmalar›n› h›zla gelifltirmeliyiz.
Konuflmama son verirken, Araflt›rma Komisyonu raporunu, ilgili tüm kurulufllar›n, çal›flmalar›nda göz önüne almalar›n›n, raporda belirlenen tespit ve tavsiyelerden yararlanmalar›n›n faydal› olaca€›n› belirtir, hepinize sayg›lar›m› sunar›m. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Zaimo€lu.
SHP Grubu ad›na, Say›n Mehmet Alp; buyurun efendim.
Süreniz 20 dakika Say›n Alp.
SHP GRUBU ADINA MEHMET ALP (Kars)- Say›n Baflkan, Say›n milletvekilleri; çevre sorunlar›n›n sebep ve sonuçlar›yla ilgili bu konuda al›nmas› gerekli tedbirleri tespit etmek amac›yla oluflturulan Meclis Araflt›rma Komisyonunun raporu üzerinde Sosyaldemokrat Halkç› Parti ad›na görüfl bildirmek üzere huzurunuzday›m; Yüce Meclisi sayg›yla selamlar›m.
Say›n milletvekilleri, raporun içeri€ine girmeden önce, araflt›rma komisyonlar›n›n iflleyifline iliflkin bir-iki nokta üzerinde durmak istiyorum.
Üzülerek söylemeliyim ki, araflt›rma komisyonlar›, raporlar›n›, kendilerine verilen normal süreler içerisinde sonuçland›ramamaktad›r; ek süreler istenilmesi, bir gelenek haline gelmifltir. Burada, herhangi bir suçlu ar›yor de€ilim, sadece bir durum tespiti yap›yorum. Gerçi, çevre sorunlar›n› araflt›rmakla ilgili Komisyonun özelinde, Komisyonun görev ve ilgi alan›n›n oldukça genifl ve kapsaml› olmas› nedeniyle, ek süre istemi do€al karfl›lanabilir; ancak, konunun hayatî öneme sahip olmas› ve kamuoyunun çevre sorunlar›na daha fazla duyarl› olmas›, kamuoyu beklentilerinin en k›sa sürede karfl›lanmas›n› zorunlu k›lmaktad›r. Meclis, ek süreler istenmesini gerekçelendirmek yerine, çal›flmalar›n h›zland›r›lmas›n› sa€layacak tedbirleri almak durumundad›r; çünkü, kamuoyunun beklentileri bu yöndedir.
Beklentilerin oluflmas›nda ve canl› tutulmas›nda, görsel ve yaz›l› bas›n›m›z›n da büyük katk›s› bulunmaktad›r. Bas›n›m›z›n bu de€erli hizmetlerini takdirle karfl›lad›€›m› ifade etmek isterim.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Meclis araflt›rmas› komisyonlar›, siyasîlerin, konuya iliflkin demokratik meslek örgütlerinin temsilcileri ve bürokratlar›n, yak›n bir iliflki ortam›nda çal›flt›klar› demokrasi platformlar›d›r. Bu platformlarda, konunun uzmanlar› dinlenmekte ve görüflleri al›nmakta; böylece de, konuya yönelik sorunlar›n tespitine ve çözümüne iliflkin genifl bir bilgi demeti elde edilmekte, âdeta sorunlar›n bir foto€raf› çekilmektedir. Bu tür platformlar, sa€l›kl› demokrasilerin vazgeçilmez unsurlar›d›r.
Sevinerek söylemeliyim ki, Meclisimiz, bu konuda gerekli duyarl›l›€› göstererek, son zamanlarda, Meclis araflt›rmas› önergelerine daha s›cak bakar hale gelmifltir.1980'li y›llar sonras›, bu denetim mekanizmalar›n›n, ANAP ‹ktidarlar›nca nas›l çal›flt›r›lmad›€› hat›rlan›rsa, bu geliflmenin ne kadar olumlu oldu€u görülebilir; ancak, Meclisimiz, ayn› duyarl›l›€›, bu komisyonlar›n çal›flmalar›n› normal süreleri içinde bitirmeleri için de göstermelidir.
Say›n milletvekilleri, flimdi, raporun de€erlendirmesine geçiyorum:
Raporda, gerek dünya genelinde gerekse Türkiye özelinde karfl›lafl›lan çevre sorunlar› çok genifl bir flekilde incelenmekte ve üzerinde çözüm önerileri sunulmaktad›r.
Rapor, son derece ciddîdir ve bilimsel bir çal›flma niteli€indedir. Raporda, en can al›c› çözüm önerisi "enerji ve çevre politikalar›, entegre ve sürdürülebilir bir biçimde, birlikte ele al›nmal›d›r" fleklinde formüle edilmektedir. ‹flte, iflin püf noktas› buradad›r. Ça€dafl ekonomiler, bu tür bir çevre politikas› yürüttükleri için ça€daflt›rlar. Buna, iktisat literatüründe "sürdürülebilir kalk›nma" denilmektedir. Bu kalk›nma modeli, âdeta, ça€dafl ekonomilerin alâmeti farikas›d›r; yani “olmazsa olmaz” kofluludur.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; bu konuyu gündeme ilk kez getiren ve tart›flma platformlar›nda taraf olarak savunan parti, Sosyaldemokrat Halkç› Parti olmufltur. Bu görüfllerimiz, 1991 seçimleri öncesinde de, ayr›nt›l› bir flekilde, küçük bir kitapç›kta ele al›nm›fl ve kamuoyunun bilgisine sunulmufltur.
Bak›n›z, çevre sorunlar›na nas›l bir temel çözüm öneriyoruz; sözünü etti€im kitapç›ktan aktar›yorum: "kaynak da€›l›m› yaklafl›m› içinde ele al›nan çevre üretim sorunlar›n›n do€ru çözümü, büyümenin, kaynaklar›n gelecekte de kullan›lmas›na olanak tan›yan bir h›zda sürdürülmesi olacakt›r. Sahip oldu€umuz kaynaklar›, gelecekte de büyümeye olanak sa€layacak bir biçimde korumay› esas alan böyle bir büyüme h›z›, ayn› zamanda, kaynaklar›n üretimi ve tüketimi ile çevrenin korunmas› aras›ndaki da€›l›m›n en uygun çözümünü de sa€layacakt›r. Ancak, böylesi bir çerçeve içinde, iktisadî geliflme hedefleri ile çevre politikalar› aras›nda uyum sa€lanabilecek, iktisadî yaflam›n kendi ekolojik köklerine ba€l› kalmas› sa€lanarak gelecek kuflaklar›n da refah ve mutlulu€unu güvence alt›na alacak uzun süreli bir büyüme gerçeklefltirilebilecektir. Bu yaklafl›m, iktisadî kararlarda çevre boyutunun dikkate al›nmas›n› gerektirir; ancak, buna karfl›, çevre politikalar›n›n ve çevre korumas›yla ilgili tüm karar ve programlar›n iktisadî etkilerinin de€erlendirilmesi de gerekir. Etkileflim karfl›l›kl›d›r.
Ayn› parti program›m›zda, çevre sorunlar›na yönelik çözümler, ayr›nt›l› bir flekilde yer almaktad›r. Nitekim koalisyon orta€›m›zla imzalanan protokollerde ve hükümet programlar›nda, bu önerilerimizin neredeyse tamam› yer alm›flt›r.
Çeflitli platformlarda savundu€umuz çözüm önerilerinin raporda yer almas›n›, sevindirici bir durum olarak görmekteyiz; ancak, uygulamada al›nan mesafeleri yeterli bulmuyoruz ve hatta, zaman zaman, önerilerimizin tersine çözümlerle ve oldubittilerle de karfl›laflmaktay›z.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; sorunumuz, çevre sorunlar›n›n ve çözümlerinin bilinmeyifli de€ildir; sorunumuz, siyasî kararl›l›k eksikli€idir; siyasîler olarak bizlerin gösterdi€i çeliflkili tav›rlard›r. Kamuoyu, Rio'da yap›lan uluslararas› çevre toplant›lar›na giderken "çevre sorunlar› çok önemlidir, gerekeni yapaca€›z" diyen ve ülkeye döndükten sonra konuyu es geçen siyasîleri görmek istemiyor. Kamuoyu, bir gün "termik santrallar›n çal›flmas›n› durdurduk" diyerek halk› yat›flt›ran, yat›flma sa€land›ktan sonra "santral› çal›flt›r›n" talimat› veren siyasîleri görmek istemiyor.
Tabiî, sadece siyasîlerin ve hükümetlerin duyarl› olmas› yetmemektedir; sivil toplum örgütlerine de önemli görevler düflmektedir; ayr›ca, ifladamlar›m›za da bu konuda büyük sorumluluklar düflmektedir. ‹fladamlar›m›z›n, çevreyi korurken, para da kazanmas›n› bilmeleri çok önemlidir. Çevre sorumlulu€uyla ticaret yapabilmek; ancak, hem çevre dostu hem de ticarî mant›k sahibi olmakla mümkündür. Cam, plastik ve metal sanayiiyle u€raflan sanayicilerimizin bir k›sm› bu konuda güzel örnekler vermektedir. ‹fladamlar›m›z›n, ÇEVKO ad› alt›nda birleflerek kurduklar› vak›f, at›klar›n geri kazan›lmas›nda son derece baflar›l› ifller yapmaktad›r. Bu örnekler yayg›nlaflmal› ve ço€alt›lmal›d›r.
Ülkemizde kent nüfuslar› çok h›zl› artmakta, altyap›s› olmayan mahalleler oluflmaktad›r. Yerel yönetimlerimiz, bu plans›z flehirleflmenin yol açt›€› çevre sorunlar›yla mutlaka u€raflmal›d›r. Olanaklar› yetmedi€inde, merkezî yönetim, yerel yönetimlere yard›mc› olmal›d›r.
Herkesin sa€l›kl› ve dengeli yaflama hakk›n›n bulundu€una inan›yoruz. Sosyaldemokrat Halkç› Parti olarak, bu hakk›n gerçekleflmesi, önündeki engellerin kald›r›lmas›, çevremizin özenle korunmas› ve gelifltirilmesi için her türlü özveri ve çabay› göstermeye haz›r oldu€umuzu, Yüce Meclisimizin huzurunda ifade etmek isterim.
SHP Grubu olarak, Komisyonun haz›rlad›€› raporun önerileri do€rultusunda Hükümetimizin harekete geçmesi için gerekli çabay› gösterece€iz ve yap›lan önerilerin takipçisi olaca€›z.
fiahs›m ve Grubum ad›na, Yüce Meclisi sayg›yla selaml›yorum. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Alp.
Gruplar ad›na yap›lan konuflmalar tamamlanm›flt›r.
fiimdi, flah›slar› ad›na, Say›n Ural Köklü; buyurun.
Süreniz 10 dakikad›r efendim.
URAL KÖKLÜ (Uflak)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekili arkadafllar›m; ülkemizin çevre sorunlar›yla ilgili olarak kurulan Araflt›rma Komisyonunun raporu gerçekten çok güzel, be€enmemek mümkün de€il.
Ben, burada, rapor üzerinde konuflmaktan ziyade, rapora da katk› olmas› aç›s›ndan - anlat›nca, sizelere biraz özel gibi gelebilecek olan- yerel bir kirlenmeden, hatta bölgesel bir kirlenmeden bahsedece€im ve bu bölgesel kirlenmenin ulusal boyutta oldu€unu anlatmaya çal›flaca€›m.
Uflak'›m›zdaki deri sanayiinin at›klar›n›n bir özelli€i var: Bu deri sanayiinin at›klar›, gerçekten çok büyük boyutlara ulaflm›flt›r. Sanayi olarak, teknolojisinde kullan›lan kimyasal girdiler, hiçbir ar›tmaya tabi tutulmadan, direkt olarak, flehrin içerisinden geçen Dokuzsele Deresine b›rak›lmaktad›r. Bu deri sanayiinin zehirli at›klar›, Dokuzsele Deresi vas›tas›yla Ulubey Çay›na, Ulubey Çay›ndan Banaz Çay›na, oradan Ad›güzeller Baraj›na ve Ad›güzeller Baraj›ndan da Denizli, Ayd›n, Nazilli ve Söke Ovalar›nda yap›lan sulu tar›m vas›tas›yla tüm topraklar›n üzerine sal›nmakta ve büyük boyutlarda bir toprak kirlili€i yaflanmaktad›r.
Bafl›nda da anlatt›€›m gibi, konu, sadece Uflak'›n s›n›rlar› içerisinde kalan bir konu de€il; kirlenme, çok büyüktür ve bölgesel bir boyuttad›r.
Yörem oldu€u ve en az›ndan yaflam›m›n belli bir süresini oralarda geçirmifl oldu€um için, bu Ulubey ve Banaz Çaylar›n›n geçmiflini çok iyi biliyorum. Bu kirlenmeyle tan›flmadan önce, bu çay›n havzas›nda, suyun içerisinde yaflayan her çeflit tatl› su bal›klar› -y›lanbal›€›ndan yay›nbal›€›na varana kadar- bulunmaktayd› ve o derece boldu ki, gerçekten, o yörenin tüm halk›, besin olarak, protein ihtiyaçlar›n›n belli bir miktar›n› -hat›r› say›l›r bir miktar›n›- o bal›klardan karfl›lamaktayd›lar. Ayn› zamanda, bu yörenin etraf›ndaki bitki örtüsü ve onunla bezenmifl, küçük bahçecilik tipindeki, tar›ma dayal› aile ekonomisinin getirmifl oldu€u girdiler, güzellikler vard›. Burada yaflayan, gerek kültürel türden gerekse do€al türden zengin bitki çeflitleri ve ayn› zamanda onlarla iç içe girmifl olan çok türden hayvanlarla, bu havza, gerçekten, cennet gibi bir havza idi. ‹nsanlar›m›z, bofl vakitlerini ve tatillerini geçirebilmek, dinlenebilmek için, bofl bulduklar› her zaman, buralara ra€bet eder, buralara giderlerdi; hatta, çok uzaklardan da, -iç turizmi besleyici yönde-civardaki di€er vilayetlerden de insanlar›m›z buralara gelirler, vakitlerini geçirirlerdi. Uzatmayay›m...
Evet, ne yapal›m; yani, deri üretmekten vaz m› geçelim; hay›r, öyle bir fley söylemiyorum. Çevrecilik anlay›fl›nda, belli kurallar ve dünya standartlar›n› koymufluz. Elbette, bu dünya, bizim de€il, bizden sonra gelenlerin; herkes, bu dünyada, nihayetinde kirac›; ald›€›m›z gibi teslim etmek zorunday›z; insanl›k yasas› da bu, bilimsel kural da bu. Biz, o zaman, bu kirlenmeye karfl› ne yapmak zorunday›z; dur demek zorunday›z.
Niçin, bizim bu bölgemizde deri sanayii say›s› çok fazlalaflmaktad›r; kirlili€in bedelini ödeyen yok da ondan. Kirlilik o boyutlara varm›flt›r ki, flu anda Uflak ‹limizde 250 tane deri iflletmesi vard›r.
Bu sektörde 7 bin kifli çal›flmakta, afla€› yukar› y›ll›k 800 trilyon liraya varan bir ciroyla karfl› karfl›ya bulunulmakta ve konuya ulusal boyutta bakt›€›m›z zaman, ekonomimize gerçekten hat›r› say›l›r bir katk› yap›lmaktad›r. Bu sektörde 30 milyon ham deri ifllenmekte olup, daha önce ifllemeden ihraç etmifl oldu€umuz ham deriyi de, art›k, ifller hale gelmiflizdir. Uflak'a, da€›lan Sovyetler Birli€inden ve Türkî devletlerden de ham deri gelmekte ve ifllenmektedir. Dolay›s›yla, Uflak ‹limiz, gelecekte, Türkiye baz›nda kapasitesi büyük ve çok muazzam bir deri iflletmecili€iyle karfl› karfl›yad›r; ama, flehrin içerisindeki deri iflletmelerinden derelere at›lan at›klar nedeniyle, koskoca Ege -Nazilli, Söke ve Ayd›n Ovalar›, Ad›güzeller Baraj›, Ulubey ve Banaz Çaylar›- kirlenmifltir.
fiunu samimiyetimle söylüyorum: Ad›güzeller Baraj›, Denizli'nin Güney ‹lçesinde yer alan ve kendi ilçeme yak›n bir barajd›r; ama, çocuklu€umdan beri insano€lunun oradan bir tane bal›k tutup yemesi mümkün de€ildir. Düflünebiliyor musunuz, o kadar büyük olan ve daha yeni su toplayan bu barajdan bal›k tutmak ve yemek mümkün de€ildir!
Bu gerekçelerden giderek flunu söylemek istiyorum: Rapor haz›rlanm›flt›r. Bu rapor, Türkiyemizin gelecekteki çevre sorunlar›n›n afl›lmas›nda, hatta bu konudaki e€itim çal›flmalar›nda ve bilimsel çal›flmalarda elbette ki bir k›lavuz olacakt›r.
Ben, burada yaflanm›fl olan bu çevre kirlili€inin acilen ve bir an önce giderilmesi yönünden hem Parlamentomuzun hem toplumumuzun hem de kamuoyumuzun, gerçekten duyarl› hale getirilmesi gerekti€ine inanarak, bugün, bu anlamda söz alm›fl bulunuyorum.
Çevreyi sa€l›kl› ve dengeli tutmak zorunda olan, insansa; muhakkak ki, çevre konusunda da duyarl› olmas› gereken, yine insand›r. ‹lk çare olarak, çevre konusunda, duyarl› bir toplum olmak zorunday›z. Yaflamak için, çocuklar›m›z için ve gelecek için, bu yönde bir e€itim, bu yönde bir bilimsel çal›flma yapmak zorunday›z.
Uflak'taki, bu sorunun çözümlenmesinde tek çare, merkezî bir ar›tma sisteminin kurulmas›d›r. Merkezî ar›tma sisteminin kurulabilmesi için, y›lda 8 trilyon lira cirosu olan bir sektörde, 500 milyar liral›k bir yat›r›m niye çok görülür?! 500 milyar liral›k bir yat›r›mla, bir ömür boyu, nihayetinde, dericilik sanayii at›klar›n›n önü engellenmifl olacak. Bu, hem ak›l kâr›d›r hem sa€l›k kâr›d›r hem de insanl›k için yap›lmas› gereken en sa€l›kl› ve en ekonomik bir yat›r›md›r.
Bunlar için neler yap›lm›fl? Biz, buraya geleli üç y›l oldu. Tabii kî, bir milletvekili olarak, üç y›ld›r, bu konuyla ilgili, duyarl› bir flekilde çözüm üretmeye, halk›m›z›n tepkilerini dile getirmeye çal›flt›k; ama, hep bocalad›k hep ç›rp›nd›k, "çare nereden üretilir" diye düflündük; Çevre Bakanl›€›ndan m› üretilir; hay›r, Çevre Bakanl›€›n›n yapabilme olanaklar› yok; Sanayi ve Ticaret Bakanl›€›ndan m› üretilir; Sanayi ve Ticaret Bakanl›€›n›n ay›rabildi€i ödenekler çok k›s›tl›. Çevreyi düflündük flimdi biz... Bu çevre kirlili€inin giderilmesi, demek ki, herhangi bir (A) veya (B) bakanl›€›n›n sorunu de€il. Burada, Çevre Bakanl›€›n›n, organizasyon görevini güzelce yap›p, vilayet baz›nda, belediye ve idarî organlarla bir araya gelip, bu ifli, bu afl› piflirmesi gerekli. Bir devlet politikas› olarak, en k›sa zamanda, bu kirlenmeye "dur" dememiz laz›m. Bu kirlenmeye ne kadar erken "dur" demezsek, bu merkezî ar›tma sistemini yapmazsak, her geçen boyutta daha büyük zararlara u€rayaca€›z ve bu zararlar›n telafisi mümkün olmayacakt›r.
1993 y›l›nda Deri Organize Sanayi Bölgesi için ayr›lm›fl olan 5 milyarl›k yat›r›m...
(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)
BAfiKAN- Say›n Köklü, lütfen, konuflman›z› ba€lar m›s›n›z...
URAL KÖKLÜ (Devamla)- ...1994 y›l› için de 20 milyarl›k yat›r›m var; bu 20 milyarl›k yat›r›m, "flu an aciliyeti yoktur" diye, DPT'ce reddedilmifltir.
Tek amac›m›z ve tek çaremiz; Deri Organize Sanayi Bölgemizin, bir an önce, merkezî ar›tma sistemine kavuflturulmas›d›r. Tüm yetkilileri, Parlamentoyu bu konuda uyar›yorum ve bu güzelim yerleri en k›sa zamanda tekrar eski canl›l›€›na kavuflturmak da bizim görevimiz ve boynumuzun borcudur diyorum.
Hepinize teflekkür ediyorum. (Alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Köklü.
fiahs› ad›na, Say›n Tunca Toskay; buyurun, efendim.
Süreniz, 10 dakikad›r.
TUNCA TOSKAY (‹stanbul)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; sözlerime bafllamadan evvel Yüce Meclisi sayg›yla selaml›yorum.
Çok k›sa süre içinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, çevreyle ilgili iki önemli konuyu gündemine al›p incelemesi, daha evvel yap›lm›fl olan araflt›rmalarla ilgili raporlar› Yüce Heyete sunmas›, gerçekten, hepimiz için mutluluk verici bir geliflme. Bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin çevre konusuna olan duyarl›l›€›n›n somut bir delilini teflkil etmektedir.
Yap›lm›fl olan araflt›rma, doküman olarak hepimize sunuldu. Baflta Say›n Baflkan ve Komisyonun de€erli üyelerine, bu kadar kapsaml› ve muhtevas› zengin bir raporu bize sunduklar› için, teflekkürlerimi arz etmek istiyorum.
fiimdi, çevre konusunda meseleleri ele al›rken, konular›n nereden neflet etti€ine, nereden ç›kt›€›na iyi teflhis koymak laz›m. Bunlar›n kaynaklar›n› iyi tespit edersek, tedbirleri de ona göre kapsaml› ve müessir flekilde alma flans›na sahip oluruz.
Dünyadaki iktisadî, sosyal ve demografik geliflmelere bakt›€›m›zda, çevrenin ve çevre problemlerinin ortaya ç›k›fl›n›n, nüfus art›fl› ve teknolojik geliflmelerle bir paralellik arz etti€ini görürüz. Tar›mda teknoloji geliflti€i zaman kirlenme bafll›yor. Kirlenme nas›l bafll›yor; daha fazla suni gübre kullan›rsan›z, daha fazla ziraî mücadele ilac› kullan›rsan›z, tar›mda daha fazla makine kullan›rsan›z, arkas›ndan çevre sorunlar› beraberinde geliyor.
Sanayide daha fazla enerji kullanmaya bafllad›€›n›z zaman, kulland›€›n›z enerjinin cinsine ba€l› olarak, çevre sorunlar›n›n onu takip etti€ini hemen görüyorsunuz.
E€er, dikkat edilmezse, turizm sektöründeki geliflmeler, ülkenin en hassas ve korunmas› gereken yerlerde, ciddi problemlerin ortaya ç›kmas›na sebep oluyor. Bütün bunlar› zikrettikten sonra, çevre sorunlar›n›n çok karekteristik bir özelli€ine de hepimizin dikkat etmesi gerekti€ine ben flahsen inan›yorum, o da fludur: Çevre sorunlar› art›k, ülke s›n›rlar›yla kendilerini kay›tl› hissetmiyorlar. Yani, bir Çernobil facias› ç›kt›€› zaman, Sovyetler Birli€inde veya Rusya'da ç›km›flt›r, bize ne, dememiz mümkün de€il.
Tuna Nehri Avrupa'n›n bütün kirlili€ini Karadeniz'e getiriyor; bundan, Karadeniz'e k›y›s› olan bütün ülkeler etkileniyorlar. Ekvatordaki ormanlar› kesti€imiz zaman, dünyan›n iklim düzeni, rejimi üzerinde ciddi bir tehdit oluflturuyor.
Di€er taraftan bak›yorsunuz; hava hareketlerine göre, asit ya€murlar› birtak›m ülkelerin -hiç vebali olmayan ülkelerin- ormanlar›n› tahrip eder hale geliyor. Demek ki, çevre sorunlar› hem ülke olarak tek tek ülkeleri ilgilendiriyor; ayr›ca, bütün dünya toplulu€u olarak müflterek bir sorumlulu€u da gerektiren mahiyet kazanm›fl bulunuyor.
Bunlar karfl›s›nda ne yapabiliriz, Türkiye olarak nelere dikkat etmemiz gerekir; müsaade ederseniz, k›saca flahsî fikirlerimi arz etmek istiyorum.
Yap›lacak fley flu: Türkiye'de belli bir alanda veya yörede son derece önemli boyuta varm›fl olan bir çevre sorunumuz varsa, onun için, onunla ilgili olarak ciddi, özel tedbirler almak zorunlulu€umuz var. Ancak, bir de uzun vadeli hesap yaparak, ileride bizi fevkalade s›k›nt›ya sokacak olan tehlikeleri sezerek, flimdiden ülke çap›nda almam›z gereken tedbirler var. Onlar nedir? Onlardan bir tanesi ve en önemlisi fludur: Bölge nâz›m ve imar planlar›n› süratle, her ölçekte, çevre de€erlerini de dikkate alacak flekilde mutlaka yapt›rmak zorunday›z, plans›z yer b›rakmamak zorunday›z.
Planlar› yaparsak ne olur? Planlar› yaparsak flu olacak: Buralar›n, nas›l kullan›laca€›, ne kadar istismar edilebilece€i ve ne kadar istismar edersek çevre de€erlerine zarar vermeyece€imiz hakk›nda, elimizde objektif veriler ve ölçüler olacak. Ondan sonra yapaca€›m›z fley nedir? Bu planlar›n do€ru uygulanmas› ve uygulaman›n denetlenmesi meselesi. Bunun için de, hukukî ve idarî tedbirleri hemen almam›z gerekecek.
Önemli bir konu da flu: Türkiye'de her ne pahas›na olursa olsun kalk›nmay› de€il, çevreyi dikkate alarak ekonomik geliflmeyi ön plana ç›karmak zorunday›z. Baz› sanayi çeflitleri var; art›k, geliflmifl ülkeler bu sanayi çeflitlerine kendi ülkelerinde çok fazla müsamahayla bakm›yorlar. Bunu, bizim gibi geliflmekte olan ülkelere devretmeye çal›fl›yorlar.
Bak›yoruz, geliflmekte olan ülkelerin ço€unda da, mukayeseli üstünlükler teorisine göre, bu sanayi kollar›nda avantaj var; o da cazip geliyor... Nedir, bunlar›n bafl›nda: Tafl- toprak sanayii dedi€imiz, çimento, tu€la ve kiremit sanayii çok avantajl›; fakat, çevreyi en çok kirleten sanayilerin bafl›nda geliyor. Cam sanayii ve baz› kimya sanayii dallar› da ayn› vaziyette.
Burada da bizim ihtiyaçlar›m›z› ve uzun vadeli menfaatlar›m›z› dikkate alarak, ekonomik geliflme u€runa çocuklar›m›z›n ve torunlar›m›z›n hakk› olan çevreyi tahrip etmemeyi de dikkate almak zorunday›z. Bu bizim vebalimiz ve sorumlulu€umuz.
Son bir nokta olarak, özellikle dikkatlerinize arz etmek istedi€im bir husus var: Siyasetçiler olarak bize, çevre konusunda büyük sorumluluk düflüyor. Bana göre, ülkelerin geliflme düzeylerinin çok isabetli bir ölçütü de, k›sa vadeli menfaatlar›na, uzun vadeli ç›karlar›n› tercih edebilme kabiliyetleriyle ölçülmesidir. Yani, bugün yüzde 8'lik, yüzde 10'luk bir kalk›nma u€runa, e€er Türkiye'nin gelece€ini biz tehlikeye at›yorsak, bunu yapmamam›z laz›m; bundan kaç›nmam›z laz›m.
‹kincisi; siyasetçiler olarak, özellikle imar ve çevre konusunda -nas›l d›fl politikada uzlafl›yoruz, bir konsensüse var›yoruz ve ayn› sesi, tek sesi ç›kar›yoruz ve onu iç politika konusunda istismar vesilesi yapm›yoruz- Meclis'teki bütün siyasî partilerin bir uzlaflmaya varmalar› gereklili€i vard›r. Aksi takdirde, ne flehirlerimizi güzellefltirmemiz ne de tabiî varl›klar›m›z› korumam›z mümkün olmayacakt›r. E€er bizler, her seçimden evvel aç›k veya biraz ima yollu "siz, gecekondular›n›z› can›n›z›n istedi€i gibi yap›n, arkadan biz nas›lsa imar konusunda af getiririz" intiba›n› halka yayarsak, ne çevreyi korumam›z mümkün ne de bugün gittikçe kötüleflen, gittikçe çirkinleflen flehirlerimizi kurtarmam›z mümkün.
Benim Yüce Meclisteki de€erli üyelere ve siyasî partilere arz›m flu: Lütfen, imar ve çevre konusunu iç politikada istismar vesilesi olmaktan ç›karal›m. Bu konuda uzlaflal›m ve bu konuya gereken hassasiyeti verelim.
Benim arz›m bu kadard›r.Hepinize teflekkür ediyorum.
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Toskay.
Baflka söz isteyen?.. Yok.
Ülkemizin halen sahip oldu€u çevre de€erlerini korumak, çevre sorunlar›n›n sebep ve sonuçlar› ile bu konuda al›nmas› gerekli tedbirleri tespit etmek amac›yla kurulan (10/6) esas numaral› Meclis Araflt›rma Komisyonunun 700 s›ra say›l› Raporu üzerindeki genel görüflmeler bitmifltir.
Ben, bu raporu düzenleyen Komisyona çok teflekkür ediyorum. Gerçekten, gerek muhtevas› gerekse kalitesi itibariyle herkesin çok be€enisini kazanm›flt›r. Diliyorum ki, ülkenin, çevre kirlili€ine gitmemesi için çevre kirlili€ine çare bulunmas› konusunda yap›lan önerilere, Hükümetimiz de riayet eder ve bu konuda gerekli yasal düzenlemeleri yapar.
Hay›rl› olsun efendim.
BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, Genel Kurulun 19.10.1994 tarihli 21 inci Birlefliminde al›nan karar gere€ince, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller " k›sm›n›n...
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Say›n Baflkan, söz istiyorum.
BAfiKAN- Say›n Bakan, ben, o konu üzerindeki görüflmeler bitmifltir' dedim; kusura bakmay›n...
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Say›n Baflkan, ben birkaç kelimeyle teflekkür etmek istiyorum efendim.
BAfiKAN- Say›n Bakan, ben, görüflmelerin tamamland›€›n› söyledim. Sizin konuflma hakk›n›z var; ben, bafllang›çta da Komisyon ve Hükümetin konuflma haklar›n›n oldu€unu ifade ettim; ama, isterseniz, görüflmelerin tamamlanmas› nedeniyle, teflekkür için yerinizden k›sa bir konuflma yapabilirsiniz.
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Say›n Baflkan, rapordan da belirtmem gereken bir iki cümle var.
BAfiKAN- Söz istemediniz; ama, bir teflekkür kabilinden, buyurun.
ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)- Say›n Baflkan, Hükümet ad›na siz zaten teflekkür ettiniz efendim.
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Say›n Baflkan, konuflmalar sonunda ben konuflma durumunda olaca€›m için...
BAfiKAN- Efendim?..
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Efendim, konuflmalar›n hitam›nda, Hükümet olarak bir konuflma yapaca€›m düflüncesiyle, herhangi bir ikazda bulunma gere€ini duymad›m.
BAfiKAN- Efendim, Komisyon ve Hükümetin her aflamada söz isteme haklar› vard›r; fakat, müzakereler tamamland›ktan sonra, yeniden müzakere açmak mümkün de€il. Ama ben, sizin, sadece bu raporu haz›rlayan komisyona ve Genel Kurulun bu komisyon raporuna verdi€i önemden dolay› Gruplara teflekkür kabilinden k›sa bir konuflma yapman›z› diliyorum.
Buyurun efendim.
ÇEVRE BAKANI RIZA AKÇALI (Manisa)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; çevre konusundaki ülkemizin önündeki hedefleri açan, onunla ilgili çok iyi tespitler yapan, bilimsel niteli€i olan, Bakanl›€›m›z ve Hükümetimiz için bir rehber niteli€i tafl›yan bu araflt›rma raporunu düzenleyen bütün siyasî parti gruplar›na, baflta Araflt›rma Komisyonu Baflkan› olmak üzere ve bu raporun haz›rlanmas›na eme€i geçen bütün de€erli teknokratlara huzurunuzda teflekkür etmek istiyorum. Gerçekten, bize güç vermifltir. Bu rapor, Bakanl›€›m›z›n bundan sonraki yap›lanmas›nda, bakanl›€›m›z›n politikalar›n›n belirlenmesinde bir rehber niteli€i tafl›yacak önemli bir çal›flma doküman›d›r. Yaln›z, bir ufak nokta var, onu belirtmeden geçemeyece€im: Raporun 38 inci sayfas›nda "Parlamento ve Parlamenterler Taraf›ndan Yap›lacak Eylemler" k›sm›nda, "Sürekli ve dengeli kalk›nma ve çevrenin korunmas›yla ilgili antlaflmalar› kabul etmek ya da onaylamak..." bafll›€› alt›nda, özellikle Deniz Hukuku Sözleflmesinden bahsedilmekte.
Bildi€iniz gibi Deniz Hukuku Sözleflmesi, 12 mil meselesiyle yak›ndan ilgili bir konu, Türkiye'nin karasular›yla ilgili bir konu; uluslararas› platformlarda da devaml› çekince koydu€umuz, mücadele etti€imiz bir konu. Böyle bir hükmün, Türkiye Büyük Millet Meclisi taraf›ndan kabul edilecek Araflt›rma Komisyonu raporunun içinde olmas›, bizi uluslararas› platformlarda s›k›nt›ya sokabilecek bir pozisyondur. Dolay›s›yla, kabul edilmeden önce, bu hükmün metinden ç›kar›lmas›n›n yararl› olaca€›n› düflünüyorum, bunu arz etmek istiyorum.
Bir ikincisi de, çok detayl› çok teknik, teferruatla birlikte haz›rlanm›fl olan raporun, rapor k›sm›n›n komisyonun raporu olarak kabul edilmesini; sonuç ve öneriler k›sm›n›n ise Türkiye Büyük Millet Meclisinin karar› fleklinde kabul edilerek gerekli ifllemin buna göre yap›lmas›n›n, ülkemizdeki çevre politikalar›n›n gelece€i aç›s›ndan ve Çevre Bakanl›€›n›n gelece€i aç›s›ndan fevkalade önemli oldu€unu bir kere daha ifade ediyorum.
Tekrar, hepinize sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.
Say›n Bakan›n teflekkür konuflmas› bitmifltir. Yaln›z, raporun kabulü söz konusu de€ildir; bu, bilgiye sunma ve müzakeredir. Ancak, Say›n Komisyonumuz da uygun gördü€ü takdirde, uluslararas› hukuk alan›nda veya belirli uluslararas› anlaflmalarda bizi zor duruma düflürecekse, Say›n Bakan›n ifade etti€i gibi, raporun 38 inci sayfas›ndaki "Deniz Hukuku Sözleflmesi" ibaresini bu rapordan ç›kar›yoruz.
Teflekkür ederim efendim.
Genel görüflmenin tamamland›€›n› zaten söylemifltim.
(X)
BAfiKAN- fiimdi, yine Genel Kurulun 19.10.1994 tarihli 21 inci Birlefliminde al›nan karar gere€ince, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›n›n 2 nci s›ras›nda yer alan, Aksaray Milletvekili ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek amac›yla Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 ve 103 üncü maddeleri uyar›nca bir Meclis Araflt›rmas› Aç›lmas›na iliflkin önergesi üzerine kurulan (10/10) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun raporu üzerindeki genel görüflmelere bafll›yoruz.
Komisyon?..
Say›n F›rat, siz Komisyon Baflkanvekilisiniz; buyurun.
ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)- Komisyon Baflkan› bana yetki vermedi efendim.
BAfiKAN- Efendim, Komisyonun burada kimler taraf›ndan temsil edilece€i ‹çtüzükte belirtilmifl. Komisyon, baflkan, baflkanvekili veyasözcüler vas›tas›yla temsil ediliyor. Baflkan›n size yetki vermesine gerek yok. Siz,
------------------------------------------------------------------------------------------
(X)-688 S. Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.
‹çtüzükten kaynaklanan bir yetkiye zaten sahipsiniz. Efendim, Komisyonu baflkanvekili de temsil eder.
Komisyon ve Hükümet yerlerini alm›flt›r.
Komisyon raporunun okunup okunmamas›n› oylar›n›za sunuyorum: Raporun okunmas›n› kabul edenler...Kabul etmeyenler...Raporun okunmamas› kabul edilmifltir.
Say›n milletvekilleri, bu araflt›rma önergesi üzerinde, gruplara, iki milletvekiline, önergede ilk imzas› bulunan milletvekiline, Hükümete ve Komisyona söz verilecektir.
Komisyon, Hükümet ve gruplar›n konuflma süreleri 20'fler dakika; imza sahibi ile iki milletvekiline verilecek söz süresi de 10'ar dakikad›r.
Gruplar› ad›na, Refah Partisi Grubu ad›na Abdulilah F›rat; flah›slar› ad›na sadece Osman Develio€lu söz istemifltir.
MEHMET ADNAN EKMEN (Batman)-Say›n Baflkan, SHP Grubu ad›na Muzaffer Ar›kan konuflacak.
Refah Partisi Grubu ad›na, Say›n F›rat; buyurunuz.
Süreniz 20 dakikad›r efendim.
RP GRUBU ADINA ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)-Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek amac›yla Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 ve 103 üncü maddeleri uyar›nca bir Meclis araflt›rmas› aç›lmas›na iliflkin önerge ve Meclis Araflt›rmas› Komisyonu Raporu üzerinde Refah Partisi Grubu ad›na söz alm›fl bulunuyorum. Grubum ve flahs›m ad›na hepinizi sayg›yla selamlayarak konuflmama bafll›yorum.
Türkiye'nin sosyoekonomik sorunlar›n›n çözümünde hayvanc›l›k sektörünün yüklendi€i fonksiyonlar daha da önem kazanmaya bafllam›flt›r. Dengeli ve sa€l›kl› beslenmede önemli bir yeri olan hayvansal protein, hem koruyucu sa€l›k politikam›z›n hem de d›flsat›m› art›rma çabalar›m›z›n baflar›ya ulaflt›r›lmas›nda tart›fl›lmaz bir de€ere sahiptir.
Üç sene önce verilen bir Meclis araflt›rmas› önergesine iliflkin raporu ancak, bugün görüflebiliyoruz; bu da, konuya verdi€imiz de€eri ortaya koyuyor(!)
Çeflitli dünya ülkelerinde, zaman zaman ortaya ç›kan s›€›r vebas›, Türkiye'de de de€iflik tarihlerde ortaya ç›karak büyük zararlara neden olmufltur. 1991 y›l› eylül ay›nda, Türkiye'de tekrar ortaya ç›kan bu hastal›€›n nedeninin, yurda, izinsiz olarak s›n›rdan sokulan hayvanlar oldu€u tespit edilmifltir. 1992 y›l›n›n ilk ay›na kadar, yaklafl›k 3 hayvan›n telef oldu€u, 2 500 hayvan›n da itlaf edildi€i tespit edilmifltir.
Ülkemizin de üyesi bulundu€u, Uluslararas› Hayvan Hastal›klar› Ofisinden al›nan, 2.10.1989 tarihli teleks mesaj›nda, 28.9.1989 tarihinde, ‹ran'da s›€›r vebas› hastal›€›n›n ç›kt›€› bildirilmifltir; buna ra€men, Türkiye'de yeterince tedbir al›nmad›€› ortadad›r. Bu kadar ciddî ve tehlikeli bir hastal›€›n tespitinden sonra, zaman›nda tedbir al›n›p gerekli koruyucu hizmetler yap›larak, afl›lamalar lay›k› veçhile yap›lsayd›, hastal›k, 1991 y›l›nda bu kadar tahribat yapmazd›. Burada, kusur ve kay›ts›zl›k ortaya ç›kmaktad›r. ‹lgili devlet kurulufllar›n›n ihmali neticesinde ülkemize giren bu hastal›k, 1991,1992 y›llar›nda 61 milyar lira zarara mal olmufltur. Hastal›k, 1993 y›lnda devam etmifl ve 1994 y›l›nda da halen devam etmektedir; buna Erzurum, Diyarbak›r, Bolu, Amasya ve Konya Vilayetlerindeki hastal›k vakalar›n› misal olarak gösterebilirim.
29.9.1989 tarihinde ‹ran'da ç›kan hastal›k ihbar kabul edilip, Türkiye'de bu hastal›€›n tespiti yap›l›p, hudutlar›m›zda gerekli güvenlik tedbiri al›nmal›yd›. Van, fianl›urfa, Hatay Vilayetlerimizde görülen hastal›€›n, di€er illerimize s›çramamas› için, buralara derhal bildirilmesi gerekirken, ilgili bakanl›k ve kurulufllar›n bu tehlikeli hastal›€› gizlemifl oldu€u müflahede edilmifltir. Mesela: 3.9.1991 tarihinde Hatay ve fianl›urfa'da, 16.10.1991 tarihinde ‹stanbul'da, 26.9.1991 tarihinde Amasya'da, 28.9.1991 tarihinde Afyon'da hastal›€›n yay›ld›€› resmî kay›tlardan da anlafl›lmaktad›r. Hastal›€›n bu tarihlerde bütün Türkiye'ye yay›lmas› da, bu ihmalin ispat› için kâfi delildir. Ezcümle, s›€›r vebas› hastal›€›n›n Türkiye'de görülmesiyle, bakanl›€›n bu ciddî ve tehlikeli hastal›€›, maalesef gizleyerek iffla etmemesi, bütün Türkiye'ye yay›lmas›na sebebiyet vermifltir.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; s›€›r vebas›n›n, Türkiyemizde ortaya ç›kt›€› dönemde, do€u ve güneydo€u bölgelerimizde yeterli derecede veteriner hekimin ve veteriner sa€l›k teknisyeninin bulunmad›€› resmî kay›tlardan anlafl›lmaktad›r. Hayvan potansiyelinin yo€un oldu€u flark vilayetlerindeki, veteriner ve veteriner sa€l›k teknisyenlerinin say›s›n›n yetersiz oldu€u bir gerçektir; hatta, birçok ilimizde ve ilçe müdürlüklerinin büyük bir k›sm›nda veteriner hekim bulunmamaktad›r. Erzurum'da 10 ilçe, A€r›'da 3 ilçe, Erzincan'da 7 ilçe, Kars'ta 8 ilçe, Diyarbak›r'da 11 ilçe, Bingöl'de 5 ilçe, Mufl'ta 4 ilçe ve di€er baz› vilayetlerimizde ilçe müdürünün olmad›€› görülmektedir. ‹flin felaketi, bu vilayet ve ilçelerimizin ço€unda da yeterli veteriner, veteriner yard›mc›s› ve teknisyenlerinin olmad›€› gözlenmektedir.
Elbette ki, yeterli veteriner hekimi olmayan yörelerde etkin bir mücadele sa€laman›n da mümkün olmayaca€› bir gerçektir. O halde, çok acil olarak, bölgedeki veteriner hekim bofllu€unun giderilmesi için gerekli çareleri Hükümetten beklemekteyiz.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; bugün için hayvanc›l›k sektörünün aç›kl›k kazanan sorunlar›n›n iki ana noktada yo€unlaflt›€›n› görüyoruz. Bunlardan birincisi, hayvanc›l›k ve yetifltirme tekni€ine iliflkin sorunlar, ikincisi de, sektörün genel iktisadî ve kamu hizmetlerine yönelik organizasyon sorunudur.
Hayvanc›l›k sektörünün -kanaatimce- yar›m as›r› geçen bir sürede tart›flt›€› ve içinde yaflad›€› bu sorunlara, art›k, kal›c›, muas›r ve rasyonel çözümler getirme zorunlulu€u vard›r. Büyük bir potansiyel arz eden bu sektörün, teknik ve iktisadî verimlili€inin art›r›lmas›, kaynaklar›n rasyonel kullan›lmas›, ulusal ç›karlar›m›z ve di€er nedenlerden dolay› büyük ve önemli bir zorunluluktur.
Bugün için sektörün en önemli darbo€azlar›ndan birisini de, kaliteli ve yeterli kaba ve kesif yem sorunu teflkil etmektedir.
Tüm siyasî iktidarlar, çay›r ve meralar›n iyilefltirilmesinde, tabiat›n getirdi€i tahribatlarda, önleyici tedbirleri almay› ihmal etmifllerdir.
Ayr›ca, sektörün önemli ölçüde yat›r›m finansman›na ihtiyac› vard›r. Bunun sa€lanmas› da devlete düflmektedir. Bunun için, kredi ve finansman s›k›nt›lar›n›n bir an önce çözümlenmesi lüzumludur.
Türkiye'de, istikrar tedbirlerinin uyguland›€› dönemlerden beri tar›m, hayvanc›l›k ve k›rsal kesimde üretim, bir kez daha geri plana itilmifltir. Üstelik et, süt, s›€›r ithalleriyle, d›fl ülke devletlerince yüzde 40-50 destek gören dampingli ithal ürünleriyle yetifltirici ac›mas›zca bir rekabetin, insafs›zca sömürüsüne terk edilmifltir. Bunlara karfl›, behemehal tedbir almak mecburiyetindeyiz. Öncelikle, hayvansal üretimi, tar›msal iflletmelerin bir yan u€rafl› alan› ve ayr›lmaz bir parças› anlay›fl›ndan kurtararak -iflletme ve sektörün sa€l›k, teknik, ekonomik planlamas›ndan üretim ve ürünlerin de€erlendirilmesi aflamas›na kadar- sektörü, kendi içinde entegre eden bir anlay›flla ele alacak hayvanc›l›k politikalar›na ihtiyaç vard›r.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; genel bir de€erlendirme fleklinde olaya bakt›€›m›zda, Türkiye aç›s›ndan AET' ye entegrasyon çal›flmalar›n›n yo€unlaflt›€› bu dönemde -entegrasyonun tüm sektörler yönünden önem tafl›d›€› düflünülürse- hayvan hareketlerine ve hayvan hastal›klar›na verilecek önemin de€eri, kendili€inden ortaya ç›kmaktad›r.
Hayvansal ürün pazarlamas›n›n yap›labilmesi, sa€l›kl› hayvanlardan elde edilecek s›hhatli ürünlerle mümkündür. S›€›r vebas› gibi salg›nlar›n görüldü€ü ülkelerden hayvansal ürünlerin ithalinin yasaklanmas›, konuya bu aç›dan bak›ld›€›nda, ülkemiz için, maalesef, hiç de iç aç›c› bir tablo oluflmamaktad›r. Jeopolitik konumumuz nedeniyle, Türkiye’nin mevcut ve olmas› muhtemel hayvanc›l›k ve hayvan sa€l›€› problemlerinde, dünya standartlar›nda izlenen politikalar örne€inde, sorumlulu€unda ve ciddiyetinde olmas› gereklidir kanaatindeyiz.
Hayvanc›l›€a yönelik kamu hizmetlerinde, koruyucu hayvan sa€l›€›, ›slah, kontrol, iflletme, planlama konular›nda devletin öncülü€ü ve sorumlulu€u vard›r ve devletin, bu sorumluluk fluuruna vâk›f olmas› da lüzumludur. Ülkemizin bölge özelliklerini dikkate alan ve y›€›n halinde hayvan ve hayvansal ürünler üretimini yapan iflletmelerin kurulmas›n› projelendiren, bölgesel planlamalara yönelmeyi ve bunun gerektirdi€i kamu örgütlenmesini yeniden gözden geçirmeyi zorunlu görüyoruz.
Bu dönemde uygulamaya konan ekonomik politikalar, k›rsal kesimde sosyal ve ekonomik refah› sa€lamad›€› gibi, bölgeleraras› geliflme farkl›l›klar›n› da bariz bir flekilde art›rm›flt›r. Sonuç olarak; bu dönemi, Türkiye hayvanc›l›€› aç›s›ndan kaybedilmifl bir dönem olarak ifade etmek mecburiyetindeyiz.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri, bulafl›c› ve çabuk yay›lma karakterini gösteren veba hastal›€›n›n ç›k›fl› ve yayg›nlaflma sebeplerini araflt›ran Meclis Araflt›rmas› Komisyonuna gönderilen belgeler üzerinde yapt›€›m tetkik ve incelemeler neticesinde, görevlilerin büyük ihmal ve kusuru oldu€u kanaati içindeyim. Takdir, Heyeti Âlinize aittir.
Bu vesileyle, Say›n Baflkana ve de€erli milletvekillerine hürmetlerimi sunar›m. (RP s›rlar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n F›rat.
SHP Grubu ad›na, Say›n Muzaffer Ar›kan; buyurun efendim.
SHP GRUBU ADINA MUZAFFER ARIKAN (Mardin)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Grubum ve flahs›m ad›na görüfllerimi belirtmeden önce, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.
Aksaray Milletvekili Say›n ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek amac›yla, Anayasa ve ‹çtüzü€ün ilgili maddeleri uyar›nca bir Meclis araflt›rmas› aç›lmas›na iliflkin önergeleri hakk›nda görüfl belirtmek üzere huzurlar›n›zday›m.
S›€›r vebas› hastal›€›, tarihin çok eski zamanlar›ndan bu yana s›€›r neslini en fazla tehdit eden hastal›klardan biridir. Bu tarihsel süreç içerisinde, zaman zaman ‹ran menfleli s›€›r vebas› hastal›€› ülkemizde tamam›yla yok edilmiflken, 1969 y›l›nda ‹ran’da yine ortaya ç›kan bu hastal›k, ‹ran menfleli kaçak hayvanlar›n yurda sokulmas›yla ülkemize de bulaflm›flt›r. Bu dönemde, ülkemizde 2 059 büyükbafl hayvan ölmüfl, 10 790 büyükbafl hayvan ise tazminatl› olarak itlaf edilmifltir.
Hastal›k, yirmi y›l aradan sonra tekrar ‹ran’da ortaya ç›km›fl ve bu hastal›€›n ç›k›fl› Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisinin 2.10.1989 tarihli teleks mesaj›yla Bakanl›€a iletilmifltir. Bakanl›€›n verdi€i bilgilere göre, hastal›€›n haber al›nmas›yla birlikte, bu hastal›€›n önlenebilmesi amac›yla, 3285 say›l› Hayvan Sa€l›€› Zab›tas› Kanunu ve Bakanl›€›n alm›fl oldu€u 5.10.1989 tarih ve 869 say›l› karar› gere€ince, çeflitli tedbirler al›narak uygulamaya konulmufltur.
Al›nan bu kararlar çerçevesinde, ‹ran menfleli hastal›k etkeni tafl›yabilecek canl› hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalat› ve transit geçiflleri yasaklanm›flt›r.
Hudut bölgelerinde bulunan A€r›, Van ve Hakkâri illerindeki s›€›r vebas› afl›lamalar› tüm ülke düzeyine ç›kar›lm›flt›r. S›€›r vebas›na karfl› afl›lanmam›fl hiçbir hayvan›n sevkine müsaade edilmemifl ve hayvan hareketleri s›k› bir kontrol alt›na al›nm›flt›r.
Etlik Hayvan Hastal›klar› Araflt›rma Enstitüsünde, stokta bulunan 2,5 milyon doz afl›dan, ad› geçen illere ihtiyaca göre sevk edilmifl, üretimine de devam edilmifltir.
Gümrük kap›lar›ndan girifl yapan tüm nakil vas›talar›n›n dezenfekte edildikten sonra ülkemize girifllerine müsaade edilmifltir.
Al›nan bu kararlar›n etkin olmas› için, Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›na, Maliye ve Gümrük Bakanl›€›na, ‹çiflleri ve D›fliflleri Bakanl›klar›na, A€r›, Van, Hakkâri Valiliklerine bilgi verilerek, gerekli tedbirlerin al›nmas› istenmifltir; ancak, ne yaz›k ki, Bakanl›k taraf›ndan konulan yasa€a ra€men, ‹ran’dan kaçak olarak getirilen hayvanlar›n Van ve Hakkâri ‹llerinde, mahallî pazarlarda pazarland›klar› tespit edilmifltir.
Ayr›ca, Hakkâri Valili€i, bölgede s›n›r ticaretinin kolaylaflt›r›lmas› amac›yla kararlar alm›fl, söz konusu yasa€›n kald›r›lmas›n› talep etmifl; fakat, bu talep, Bakanl›k taraf›ndan uygun görülmemifltir.
Al›nan tüm tedbirlere ve yap›lan bu uyar›lara ra€men, bölgenin özelli€i ve kuzey Irak'taki otorite bofllu€u nedeniyle, gerek s›n›r ticareti yoluyla ve gerekse kaçak yollarla ‹ran menfleli hastal›kl› hayvanlar›n ülkemize giriflleri önlenememifltir. Bunun yan› s›ra, denetlenmeyen Suriye’den, Lübnan’dan ve Kafkas ülkelerinden de hastal›kl› kaçak hayvan girifli, al›nan tedbirlere ra€men, önlenememifltir.
Hastal›kl› hayvanlar›n yurda kaçak giriflini önleyebilmek amac›yla, Ekim 1991'de, ‹çiflleri Bakanl›€›, Genelkurmay Baflkanl›€› ve Jandarma Genel Komutanl›€› nezdinde giriflimlerde bulunulmufl, gerek s›n›r ticareti yoluyla ve gerekse kaçak olarak yurda giren ‹ran ve Irak menfleli hayvanlar›n yurt içinde sevklerine izin verilmemesi için gerekli önlemlerin al›nmas› istenmifltir. Etlik Hayvan Hastal›klar› Araflt›rma Enstitüsünün haftal›k 300 bin doz olan afl› üretim kapasitesi, gereken her türlü imkân sa€lanarak -ödenek, personel vesaire gibi- ayr›ca, Manisa ve Pendik Enstitüleri de devreye sokularak haftal›k afl› üretim kapasitesi 2 milyon doza ç›kar›lm›flt›r; buna paralel olarak, 74 ilde afl›lama kampanyas›na da geçilmifltir.
Bu çal›flmalar do€rultusunda, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›, Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisine resmî olarak bildirilmifl, yine, Ekim 1991'de, 3285 say›l› Hayvan Sa€l›€› Zab›tas› Kanununa da uygun olarak, konuya iliflkin Hükümet bildirisi, TRT'de, haftan›n 4 günü olmak kayd›yla, kas›m ay› sonuna kadar yay›nlanm›flt›r. Bu bildiride, yetifltiricilerin ellerinde afl›s›z hayvan b›rakmamalar›, afl›s›z ve raporsuz hayvan sevklerinin yap›lmamas›, hayvanlar›n› afl›latmayan veya raporsuz sevk eden flah›slar›n, hasta hayvanlar›na tazminat ödenmeyece€i; mülkî idare amirlerinin, hayvan hareketlerinin denetimi için gerekli tedbirleri alacaklar›; afl›s›z ve raporsuz hayvan al›p satan ve sevk edenler ile yukar›daki hususlara uymayanlar hakk›nda kanunî ifllem yap›laca€› bildirilmifltir. Ayr›ca, ilgili bildiri, Aral›k 1991’de 73 il valili€ine, bir tamimle gönderilmifltir.
Ülkemizde 1991 y›l›nda görülen s›€›r vebas› hastal›€›, 31.12.1991 tarihi itibariyle, yap›lan baflar›l› mücadele çal›flmalar›ndan sonra tamamen kontrol alt›na al›narak etkisiz hale getirilmifltir. Hastal›€›n ortaya ç›k›fl›ndan, etkisiz hale getirilifline kadar geçen süre içerisinde, toplam 45 ilimizde, 576 mihrakta hastal›k görülmüfl, bu mihraklardaki 11 974 büyükbafl hasta ve hastal›ktan flüpheli hayvan, itlaf edilmifl ve itlaf edilen bu hayvanlar için toplam 30 milyar Türk Liras› civar›nda tazminat ödenmifltir.
Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; yukar›da izah etmeye çal›flt›€›m çal›flmalardan, bize göre, daha önemli olan ve as›l üzerinde durulmas› gereken konu, hastal›€›n yok edilmesine yönelik çal›flmalard›r. Buna iliflkin olarak, Bakanl›€›n ilgili birimleri, 1992, 1993 ve 1994 y›llar›nda çal›flmalar›na devam etmifl ve eradikan›n son aflamas›na gelinmifltir. Bu çal›flmalar neticesinde, 1992 y›l›nda yüzde 94 baflar›yla 11 870 245 büyükbafl, 1993 y›l›nda yüzde 89 baflar›yla 10 634 636 büyükbafl, 24.10.1994 tarihi itibariyle de yüzde 70 baflar›yla toplam 8 273 227 büyükbafl hayvan afl›lanarak, hayvanlar›n ba€›fl›kl›€› art›r›lmaya çal›fl›lm›flt›r.
Ülkemizde görülen bu hastal›€›n söndürüldü€ü, al›nan karantina tedbirlerinin kald›r›ld›€› ve ülkemizde canl› hayvan ve hayvansal ürünlerin ihracat›n›n tekrar bafllat›ld›€›, 1992 y›l›nda, Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisine bildirilmifltir. Buna ra€men, ülkemizde canl› hayvan ve hayvansal ürün ihracat›nda, hastal›k nedeniyle meydana gelen darbo€azlar›n giderilebildi€i de söylenemez.
Hastal›€›n ortaya ç›k›fl›ndan bugüne kadar gösterilen tüm çabalara ve ilgili personelin özverili çal›flmalar›na ra€men, s›€›r vebas› mücadele çal›flmalar›nda birtak›m sorunlarla karfl›lafl›lm›fl, bu sorunlar nedeniyledir ki, yap›lan çal›flmalar, yeterince tatmin edici bir düzeye ulaflmam›flt›r. Bu sorunlar›, özetle, flu flekilde s›ralamak olas›d›r: Kuzey Irak'taki otorite bofllu€u nedeniyle, s›n›rlar›m›zdan kaçak hayvan giriflleri tam olarak önlenememifltir. Do€u ve güneydo€udaki baz› illerimizde, güvenlik nedeniyle, yeterli tarama çal›flmalar› yap›lamam›fl ve ayn› flekilde, afl›lama çal›flmalar›nda da çeflitli güçlüklerle karfl›lafl›lm›flt›r. Özellikle do€u ve güneydo€udaki güvenlik güçlerimizin geceleri pusuda olmalar› nedeniyle, bu bölgelerimizde, geceleri kaçak hayvan sevkinin önüne geçilememifltir. Yayla hareketleri, ortak otlak, mera kullan›m›, iflletmelerin küçük ve da€›n›k olmas›, çiftçilerin konuya yeterince önem vermemesi gibi faktörler ile hayvanc›l›k üretim bölgelerinin farkl› olmas› mücadeleyi zorlaflt›rmakta, mücadele maliyetini art›rmaktad›r. Hayvan ve maddeleri fiyatlar›ndaki farkl›l›k ile üretim ve tüketim bölgelerinin farkl› olmas›, hayvan hareketlerinin, ülkenin genel ekonomisiyle ilgili olarak, do€udan bat›ya do€ru olmas›na neden olmaktad›r ve bunu durdurmak mümkün de€ildir.
Buraya kadar özetlemeye çal›flt›€›m veriler ›fl›€›nda, flunu belirtmek isterim: S›€›r vebas› hastal›€›n›n ortaya ç›k›fl›ndan sonra, yayg›nlaflmas›n›n önüne geçilememesi, ülke ekonomisine sekte vurmas›, tek bafl›na herhangi bir kurum ya da bakanl›€a mal edilemez. E€er, ülkenin karfl› karfl›ya kald›€› herhangi bir soruna, bu flekilde, mikro düzeyde yaklafl›r ve ona göre çözüm aramaya çal›fl›rsak, yan›lm›fl oluruz.
Ülkenin sorunlar›na çözüm aray›fllar› içerisinde, öncelikle, sorunun kayna€›na inmek, soruna etki eden faktörleri gözard› etmemek gerekir. Bu nedenle, bu soruna sadece Bakanl›k bünyesindeki yap›lanmas›yla çözüm aramak, bize göre, do€ru bir yaklafl›m olmayacakt›r.
Bu vesileyle, Yüce Parlamentoya sayg›lar sunar›m. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Ar›kan.
Say›n F›rat, konuflman›z› bitirdi€inizde -o zaman benim dikkatimi çekmemiflti- "Bu konuda, idare, görevini ihmal etmifltir; cezaland›r›lmas› gerekir" fleklinde bir ifade kulland›n›z; ancak, raporunuzun "Sonuç" k›sm›nda, "Komisyonumuzun belge ve dokümanlar üzerinde yapt›€› incelemeler sonucunda, Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€›n›n; ülkemizde ç›kan s›€›r vebas› hastal›€›yla yapt›€› mücadele çal›flmalar›nda konuyla ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerin amir hükümlerini uygulad›€›, Bakanl›€›n, hastal›€›n ç›k›fl›nda bir ihmalinin bulunmad›€›, hastal›kla yap›lan mücadelede al›nabilecek bütün önlemlerin azamîsini ald›€› tespit edilmifltir" diyorsunuz. Gerçi, bu raporda imzan›z yok; fakat, muhalefet flerhinizi de yazmam›fls›n›z. fiimdi, ise burada, Genel Kuruldan bunun gere€ini yapmas›n› istiyorsunuz. Hem rapora muhalefet flerhinizi yazmam›fls›n›z hem de hangi nedenlerle bunun ihmalkârl›k oldu€unu belirtmemiflsiniz; ama, burada da, "görevini ihmal etmifltir" diyerek, Genel Kurulun dikkatine sundunuz. Peki, Genel Kurul, ihmal etti€ini nereden ç›karacak?
10/10 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)-Elimizdeki raporlarda da bellidir. Dosya ilk tetkik...
BAfiKAN- Ama, sonuç bu...
10/10 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)-Tamam; ama, o söylediklerim benim kanaatimdir. Raporu ben yazmad›m ki...
BAfiKAN-Ama, siz rapora imza atmad›€›n›z halde, muhalefet flerhiniz yok. Yani, ‹çtüzü€e göre, muhalefet flerhinizi, sonradan, bu raporun sonuna ekleyebilirdiniz. Yani, Genel Kurulun bilgisine...
10/10 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)- Say›n Baflkan, o dönemde burada de€ildim; burada olsayd›m, muhalefet flerhimi de mutlaka o flekilde yazacakt›m.
BAfiKAN- Hem raporunuzun "Sonuç" k›sm› böyle olup hem de siz buraya ç›k›p Genel Kuruldan aksine bir talepte bulununca, Genel Kurulun bu konuda yapaca€› bir fley olmad›€›n› vurgulamak için söyledim efendim.
10/10 ESAS NUMARALI MECL‹S ARAfiTIRMASI KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ ABDUL‹LAH FIRAT (Erzurum)- Tamam efendim, teflekkür ederim.
BAfiKAN-Teflekkür ederim.
DYP Grubu ad›na, Say›n Osman Özbek; buyurun efendim.
DYP GRUBU ADINA OSMAN NUR‹ ÖZBEK (Konya)- De€erli Baflkan, De€erli milletvekili arkadafllar›m; ‹smet Gür ve arkadafllar›n›n, s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek maksad›yla vermifl olduklar› önergeyle ilgili kurulan Araflt›rma Komisyonunda üye s›fat›yla bulundum. fiimdi, Grubum ad›na konuflmak için söz ald›m; sözlerime bafllamadan evvel, Say›n Divan› ve de€erli arkadafllar›m› sayg›yla selaml›yorum.
De€erli arkadafllar›m, as›l konuya girmeden evvel, hayvanc›l›k hakk›nda k›sa bir bilgi arz etmek istiyorum. Tar›msal faaliyetlerimiz içinde hayvanc›l›k takriben yüzde 35-36 seviyelerinde bir paya sahiptir. Devlet ‹statisik Enstitüsünün 1991 May›s-Ekim aylar›nda yapt›€› genel tar›m say›m›nda, 12 milyon 554 bin bafl s›€›r, 370 bin manda, 45 bin küsur koyun, 12 800 k›l keçisi ve 1 milyon 326 bin de tiftik keçisi tespit edilip ilan edildi€ini biliyoruz.
fiimdi, do€uda bafllayan bu hastal›k di€er illere de yay›lm›fl ve Bakanl›€›m›z hadiseye muttali olduktan sonra, 45 ilde, hayvan itlaf› konusunda yap›lan çal›flmalar neticesinde, 12 119 bafl hayvan itlaf edilmifl, bunun için de 30 milyar 611 milyon lira para ödenmifltir. 12 119 rakam› 12,5 milyonun takriben binde 1'idir; yani, büyükbafl hayvanlar›m›zdan s›€›rlar›n binde 1'i bu hastal›k sebebiyle ölmüfltür.
Bilindi€i gibi, s›€›r vebas›, ihbar› mecburî 16 hastal›ktan biridir. Hastal›k, ülkemize komflu ülkelerden, Eylül 1991 bafllar›nda geçmifl, ilk defa ‹ran ve Irak s›n›r›ndaki illerde görülmüfltür. Ben, 1991 y›l› a€ustos ay›n›n ilk haftas›nda Van'dayd›m; orada, Ziraat Odalar› Genel Baflkan› olarak çeflitli toplant›lar yapm›flt›m, böyle bir ihbar› duymam›flt›m; ama, meralarda hayvan yoktu. Van pazar›nda, PKK'ca, ‹ran'dan getirilip sat›lan ve esnafça kesilen koyunlar›n mevcudiyetini tespit ettim; etin kilosu 14 bin lirayd›. A€ustos sonunda Erzurum'a geçtim; orada, keza, yine ‹ran'dan getirilen ve pazarda kilosu 18 bin liraya sat›lan koyun etlerini tespit ettim. Ankara'ya döndükten sonra, eylül bafllar›nda bu konu gündeme geldi ve Konya'da seçim süresince buna flahit oldum.
De€erli arkadafllar›m, belgeleri inceleyen komisyon-ki, 3 kifliden oluflmufltur- Köy Hizmetlerinden bir müfettiflin, T‹GEM'den bir veterinerin ve SEK'ten de bir ziraat mühendisinin görevlendirilmesiyle oluflmufl ve Komisyonumuzun muhtelif kanallardan elde etti€imiz belgeler kendilerine verilmifltir. Bu komisyonun yapt›€› çal›flmalar neticesinde meydana gelen raporda flu flekilde bir neticeyle karfl›lafl›yoruz:
Paris'te bulunan Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisi, Türkiye'ye gönderdi€i 2.10.1989 tarihli telekste, ‹ran'da, 1989 y›l›n›n 9 uncu ay›n›n sonlar›nda s›€›r vebas› hastal›€›n›n ç›kt›€›n› bildirmifltir.
Bunun üzerine, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ü, üç gün sonra, 5.10.1989 tarihli yaz›lar›yla, hastal›€›n ülkemize s›çramas›n› önlemek amac›yla s›n›r kap›lar›n› kapatm›fl ve A€r›’n›n A€r›’n›n Gürbulak Kap›s›, Van'›n Kap›köy Kap›s› ile Mardin'in Habur Kap›s›nda s›k› kontroller yap›lmas›n› önermifltir; ayr›ca, afl› yap›lmas›n›, afl›s›z hayvan naklinin önlenmesini de istemifltir. Etlik Araflt›rma Enstitüsündeki mevcut afl›lar›n da€›t›m›n›n yan› s›ra yeni afl› imalat›na teflebbüs edilmifl; bu faaliyet için gerekli ödenek, tafl›tlar ve di€er ihtiyaçlar temin edilmifl, nakil araçlar›n›n dezenfeksiyonu sa€lanmaya bafllanm›flt›r.
A€r›, Van, Hâkkari ve Mardin ‹llerinde yap›lan çal›flmalarla ilgili olarak, ‹çiflleri Bakanl›€›na, D›fliflleri Bakanl›€›na, Maliye ve Gümrük Bakanl›€›na ve Baflbakanl›k Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›na bilgi verilmesi de istenmifltir. Gene, ilgili bakanl›klara bu konu duyurulmufl ve hayvan ve hayvan ürünleri ithalat›na kap›lar›n kapat›ld›€› da bildirilmifltir.
Bu arada, hayvan pazarlar›n›n kapat›lmas› da sa€lanm›fl, mezbaha ve kombinalara getirilen hayvanlar›n menfle flahadetnamesiz veya veteriner sa€l›k raporu olmaks›z›n kesilmemeleri temin edilmifltir.
Bu arada, Hâkkari Valili€i, s›€›r ticaretinin aç›lmas› iste€inde bulunan ll kiflinin dilekçesini, Koruma Kontrol Genel Müdürlü€üne 12.12.1990 tarihinde, bir yaz›yla göndermifl; fakat, Bakanl›k, hastal›€›n söndürüldü€üne dair ne ‹ran'dan ne de Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisinden bir yaz› gelmedi€i için, bu ticarete imkân olmad›€›n› bildirmifltir.
fiimdi, geliyoruz 1991 y›l›nda yap›lan ifllemlere: Van ‹linde ç›kan flüpheli hastal›kla ilgili olarak toplanan baz› marazî maddeler 5 Eylül l99l'de Ankara'ya gönderilmifltir. Daha sonra Van'a gönderilen heyetin ald›€› numuneler tekrar burada tetkik edilmifl ve 20 Eylül 1991'de, hastal›€›n veba oldu€u kesinleflmifltir. Bunun üzerine, valiliklere, Jandarma Genel Komutanl›€›na ve Ola€anüstü Hal Bölge Valili€ine konu tekrar bildirilirken, 18.9.1991 tarihinde Elaz›€, Mufl ve Bingöl Valiliklerine de bilgi sunulmufltur.
Bu arada, bak›yoruz, içlerinde Hakkâri, Van, Diyarbak›r, A€r›, Kars, fianl›urfa, Siirt, Mufl, Bitlis, Mardin, fi›rnak ve Batman ‹llerinin bulundu€u 12 il hassas bölge ilân ediliyor. Buralarda pazarlar kapat›l›yor, bu 12 ilde, hayvan sevk›yat›ndan 15 gün önce afl› yap›lmas›na bafllan›yor ve 15 gün sonra, afl› neticesinde salim olanlar›n sevk›ne izin veriliyor ve 4.10.1991’de, 74 ilin hepsinde tedbirler al›nmas› için ikazlar yap›l›yor. Bu 12 ilde, hayvanc›l›k sektörüne hizmet vermek için vazifelendirilen 268 veteriner hekim, 392 sa€l›k teknisyeni var. Bunlara ilave olarak, Bakanl›k taraf›ndan bu mücadele için 92 veteriner gönderiliyor ve 199 sa€l›k teknisyeni de geçici olarak görevlendiriliyor.
Baflbakanl›k Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›, 24.10.1991 tarihli yaz›lar›yla, hastal›k haberinin d›fl al›c›lar taraf›ndan ö€renilmesi halinde uzun süre canl› hayvan ve ifllenmifl hayvan ürünleri ihracat›n›n engellenece€i belirtilerek, konu görüflülsün diye bir toplant› yap›lmas›n› istiyor; bütün mesele zaten buradan kaynaklan›yor. Bu hastal›k, 45 ile yay›lamazd›; ama, biliyorsunuz, Türkiye, geleneksel tar›m ürünlerinden 5 kalemde, f›nd›k, pamuk, üzüm, incir ve hayvan konusunda ihracat potansiyeli olan bir ülkeydi; Hayvanc›l›€›m›z halen o potansiyelini muhafaza ediyordu. fiimdi, gerek deri gerekse canl› hayvan ihracat›n›n engellenece€i belirtilerek Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›n›n talebiyle bir toplant› yap›l›yor; fakat, ertesi gün, burada al›nan karar gere€i, Türkiye'deki bu hastal›k Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisine resmen bildiriliyor, 5 gün süreli olmak suretiyle de TRT'de yay›na geçiliyor. Bu hastal›k Türkiye'ye girdikten sonra, Bakanl›k Teflkilat›, 11 milyon 836 bin bafl hayvan›n afl›s›n› yapt›r›yor ve 15.11.1991'de hastal›€›n mihraklar›n›n söndürülmüfl oldu€u, hastal›€›n kalmad›€› tespit ediliyor. Karantina tedbirlerinin kald›r›ld›€› da, 12.3.1992'de, bir yaz›yla Baflkbakanl›€a arz ediliyor.
Bakt›€›m›z zaman, en fazla hayvan›n Afyon, Erzurum, Konya ve ‹zmir'de itlaf edildi€ini, hastal›€›n o illerde a€›rl›kl› yay›lm›fl oldu€unu görüyoruz.
Hastal›€›n bulaflmas›, hastal›kl› hayvan›n sa€lam hayvanlarla temas›ndan ileri geliyor.
Netice itibariyle; Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ü, bugünkü yap›s›yla yetersiz oldu€u için, 5 veya 7 Eylül 1991'de konuya resmen muttali olduktan sonra, 11 inci ay›n sonuna kadar yapt›€› mücadeleyle hastal›€› ancak önleyebilmifltir. Bafllang›çta 4 ilde ç›kan hastal›k daha sonra 45 ile yay›lm›flt›r.
Gerek Grup mensubu olarak gerekse komisyonda üye s›fat›yla bulundu€um s›rada vesikalardan tespit etti€im ve yaflad›€›m hadiselerden baz›lar›n› belirtmek istiyorum: Tar›m Bakanl›€› Teflkilat›n›n, 1985 y›l›nda, de€ifltirilerek flimdiki flekle dönüfltürülmesinden tar›m ve hayvanc›l›k zarar görmüfltür; iflte, zararlardan bir tanesi de budur.
Meslek mensubunun bulundu€u mevki, onun bu konuya yeteri derecede müdahalesine imkân vermemifltir. Bunun düzeltilmesi için, kanun hükmünde kararnamedeki Tar›m Bakanl›€› teflkilat›n›n tekrar eski hüviyetine çevrilmesi konusunda, Plan ve Bütçe Komisyonumuzda yap›lan çal›flmalar neticesinde, bu kanun teklifinin düzeltilmesini temin etti€imiz halde, 24 ayd›r, Genel Kurul gündeminin 7 nci s›ras›nda beklemektedir. Bu, bundan sonra da de€iflmedi€i takdirde, daha baflka fleyler de gelebilir görüflündeyim. Bu yasalaflt›r›lmal›d›r.
Do€u illerinde veteriner hekim ve hayvan sa€l›k memuru say›s› yeterli de€ildir. Elimde rakamlar› gösteren resmî listeler vard›r. Do€uya tayin edilen bu de€erli insanlar, uzmanlar ya gitmemekte yahut gidip oradan çabuk ayr›lmaktad›rlar; hayvanc›l›€›n yo€un oldu€u gerek güneydo€uda gerekse do€uda bu hizmeti verecek yeterli eleman bulunamamaktad›r. Bunun çaresini herhalde bulmam›z laz›m geliyor. Say›n Bakan›mla dün görüfltüm, buralarda sözleflmeli sa€l›k eleman› ekipleri görevlendirilecektir -sözleflmeyi kabul edip de, orada çal›flacaklar›n› varsayarak konufluyoruz- böyle olunca, muhakkak ki, daha iyi bir netice al›nacakt›r.
Afl› uygulamalar› yeterli ve titizlikle ele al›nmad›kça bu ifl önlenemez.
Hayvan hareketlerinin, Türkiye’de, hiçbir engel tan›madan, her zaman rahatl›kla yap›labildi€ini iyi biliyoruz; fakat, neticesi, yine çiftçiye oluyor, memleket ekonomisine oluyor. ‹flte, Dünya Sa€l›k Teflkilat›n›n, Trakya yöresini flap hastal›€›ndan ari ilan etmesi sebebiyle, Tar›m Bakanl›€›m›z Trakya’daki hayvanlar›m›za art›k flap afl›s› yapamamaktad›r; ama, Anadolu’dan ‹stanbul’a, kesilmek üzere gelen hayvanlardan hastal›k, Trakya Bölgesindeki hayvanlara da yay›lmaktad›r, oradaki süt hayvanlar›na da çok rahatl›kla bulaflmaktad›r. Dolay›s›yla, oradan bu hastal›€› ç›karam›yoruz; ama, resmen “hastal›k yok” deniliyor.
‹hbar müessesesini de ciddî olarak ele almak mecburiyetindeyiz.
Netice itibariyle, flunu söylemek istiyorum: Bu takriri veren arkadafllar›m›, hakikaten çok önemli bir konuya parmak bast›klar› için tebrik ediyorum, takdir ediyorum.
Komisyon araflt›rmas›nda mevzuata göre yap›lan ifller var; ama, haflin arazi flartlar› içinde, yetersiz bir ekiple, bu ifllere ani müdahale etmek imkân›n›n olmad›€›n› da herkes teslim etmektedir. Bu rapor, bize, Türkiye hayvanc›l›€›n› bu ar›zalardan koruyabilecek tedbirleri ve tar›ma baflka bir formülle yaklafl›lmas› gerekti€ini göstermektedir.
Bakanl›€›n bu konudaki faaliyetleri hakk›nda fazla bir fley söyleyemiyorum; ama, öyle bir zamana rastlad› ki, seçim zaman›yd›. ‹yi biliyoruz, bakan›m›z da seçime giriyordu ve bakanl›ktaki çal›flmalar›n direksiyonunda baz› boflluklar vard›; fakat, eldeki imkânlar kullan›lm›flt›r, teflkilat canla baflla çal›flm›flt›r.
Burada, resmen, 12 bin hayvan›n itlaf edildi€i tespit ediliyor. 30 milyar lira ödenmifltir; ama, hayvan hastal›€›n›n tespitinden evvel ölenlerin tazminatlar› verilmemifltir, zarar, çiftçinin olmufltur.
‹nflallah, bu raporla, gündemdeki bu konu dikkatle ele al›n›r da, gelecek hastal›klara flimdiden tedbir al›r›z.
Sayg›lar›m› arz ediyorum.
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Özbek.
Say›n Bakan, konuflacak m›s›n›z?
TARIM VE KÖY‹fiLER‹ BAKANI REFA‹DD‹N fiAH‹N (Ordu)- Evet efendim.
M. GAZ‹ BARUT (Malatya)- Say›n Baflkan›m, ben, Anavatan Partisi Grubu ad›na konuflaca€›m.
BAfiKAN- Efendim, flah›slara söz verece€im; ancak, Hükümetin önceli€i var.
M. GAZ‹ BARUT (Malatya)- Anavatan Partisi Grubu ad›na.söz istemifltim.
BAfiKAN– Grup ad›na söz talebiniz gelmedi bize.
M. GAZ‹ BARUT (Malatya)- Gelmedi mi?
BAfiKAN- Hay›r, yok.
‹SMET GÜR (Aksaray)- Önerge sahibine söz verecek misiniz?
BAfiKAN- Efendim, önerge sahibine söz verece€im.
ANAP Grubu ad›na konuflma istemi için Grup Baflkanvekillerinden bize intikal eden yaz›l› bir belge yok.
M. GAZ‹ BARUT (Malatya)- Gruptan arad›lar; ama, yaz›l› bir yetki belgesi olmay›nca...
BAfiKAN- Yaz›l› bir yetki belgesi olmay›nca söz veremem.
M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- Getirelim hemen.
BAfiKAN- “Getirelim” demekle olmaz bu ifl. Yani, bekleyelim, gidelim getirelim, Çankaya’dan yetki arayal›m...
TARIM VE KÖY‹fiLER‹ BAKANI REFA‹DD‹N fiAH‹N (Ordu)- fiahs› ad›na konuflabilirler.
BAfiKAN- fiahs›n›z ad›na konuflabilirsiniz.
Say›n Bakan, buyurun, süreniz 20 dakika.
TARIM VE KÖY‹fiLER‹ BAKANI REFA‹DD‹N fiAH‹N (Ordu)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Aksaray Milletvekili ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek amac›yla, Anayasan›n 98 inci, ‹çtüzü€ün 102 nci ve 103 üncü maddeleri uyar›nca, bir Meclis araflt›rmas› aç›lmas›na iliflkin önergesi kabul edilerek, Yüce Meclisin tespit etti€i bir komisyon taraf›ndan yap›lan bu araflt›rman›n, üç y›l gibi uzun bir süreden sonra, bugün buraya getirilmifl olmas›n› memnuniyetle karfl›l›yoruz; ama, üç y›l gibi bir gecikmenin de çok büyük bir gecikme oldu€unu ifade etmek istiyorum.
Üyesi oldu€umuz ve merkezi Paris'te bulunan Uluslararas› Salg›n Hayvan Hastal›klar› Ofisinden al›nan 2.10.1989 tarihli mesajdan, ‹ran'da s›€›r vebas› hastal›€›n›n ç›kt›€› ö€renilmifltir. 5.9.1991 günü, Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€üne yap›lan ihbara ba€l› olarak, Etlik Hayvan Hastal›klar› Araflt›rma Enstitüsünden görevlendirilen uzmanlar›n, hastal›€› teyit etmesiyle, s›€›r vebas› hastal›€›, ülkemizde resmen deklare edilmifltir.
Bu olaydan birbuçuk ay sonra, Uluslararas› Salg›n Hayvan Hastal›klar› Ofisine, hastal›k duyurulmufltur. Hastal›kla ilgili afl› üretimi, birbuçuk ay gibi bir zaman da bu kadar k›sa bir süre içerisinde, haftal›k olarak 300 bin dozdan, 1-1,5 milyon doza ç›kar›labilmifltir. Bundan dolay›, afl› sevkiyat›nda ve üretimde birtak›m güçlükler yaflanm›flt›r.
Burada ilginç olan nokta, bütün bu ifllemler yap›l›rken ve ülke çok büyük bir afetle karfl› karfl›ya iken, biraz sonra sunaca€›m "olur" lardan da anlafl›laca€› gibi, ilgili genel müdür, devrin bakan›yla birlikte, bakan›n seçim bölgesi olan Çank›r› ‹linde seçim gezilerine kat›lm›flt›r.
‹flte, elimde üç tane onay var. Onaylardan bir tanesinde, "Koruma ve Kontrol Genel Müdürü Hakk› Özdek'in, Çank›r› ‹lindeki çal›flmalar› yerinde incelemek ve al›nan tedbirleri de€erlendirmek üzere, 16 - 20 Eylül 1991 tarihleri aras›nda -yol dahil- Çank›r›'ya gitmesi" deniyor. Ayn› tarihte s›€›r vebas› var.
‹kinci olur, "Koruma ve Kontrol Genel Müdürü Hakk› Özdek'in, Çank›r› ‹li ve ilçelerinde çal›flmalar› yerinde incelemek..." Do€uda s›€›r vebas› var, her tarafa yay›lm›fl, büyük bir afet halini al›yor; maalesef, ilgili, Koruma ve Kontrol Genel Müdürü -yol dahil- alt› gün süreyle, görevlendiriliyor, Çank›r›'ya tetkike gidiyor. Niye; çünkü, seçim var, seçim arifesi.
Üçüncü onay, "Say›n bakan›m›z›n, 8 - 9 Ekim 1991 tarihlerinde Çank›r› ve ilçelerinde yapaca€› seyahatlerinde, Koruma ve Kontrol Genel Müdürü Hakk› Özdek'in, ayn› tarihte -yol dahil- iki gün süreyle görevlendirilmesi" fleklinde.
Yani, bir yerde s›€›r vebas› ç›km›fl, her yere duyurulmufl, tedbirlerin al›nmas› istenilmifl, onunla ilgili olarak çal›flmalara nezaret edilmesi, çal›flmalar›n kontrol edilmesi laz›m; onu da kim yapacak; ilgili bakan ve genel müdür yapacak. Onlar nerede; Çank›r›'da. Ne yap›yorlar; seçim gezisi yap›yorlar!
Evet, bu ifller olurken, yine, müsteflar yard›mc›s›, ülke sanki güllük gülistanl›km›fl gibi, yurt d›fl› seyahatlerine ç›km›flt›r. S›€›r vebas› mücadelesi, bu keflmekefl, bu hengâme, bu disiplinsizlik içerisinde yürütülmüfltür. Bunun sonucunda, yaklafl›k olarak 12 bin adet s›€›r ölmüfl ya da öldürülmüfltür. Bunun karfl›l›€› olarak, -o zaman›n paras›yla 36 milyar lira tazminat ödenmifltir. Ayr›ca, 30 milyar lira civar›nda, afl› üretimi, da€›t›m ve uygulama masraflar› yap›lm›flt›r.
S›€›r vebas›, ayr›ca, canl› hayvan ve hayvansal ürünlerin ihracat›na, bu dönemde konulan k›s›tlamalar dolay›s›yla, yaklafl›k olarak 65 milyon dolarl›k, yani bugünün de€eriyle 2 trilyon 275 milyar liral›k bir kayba da neden olmufltur.
‹lgili bakandan bafllamak üzere, devrin müsteflar›, müsteflar yard›mc›s›, genel müdürü, seçim gezileri ve yurt d›fl› seyahatleriyle vakit geçirirken, olan, ülkenin hayvanc›l›€›na olmufltur. En basit ifadesiyle, bu aymazl›k ve gaflet nedeniyle, büyük bir afetin çok daha ucuza atlat›lmas› mümkünken, maalesef, ülkenin trilyonlar›na mal olmufltur. Halen, bunun s›k›nt›lar›n› yafl›yoruz; o günün ihmalinin bedelini ödemeye devam ediyoruz ve 2010 y›l›na kadar bu s›k›nt›lar› yaflayaca€›z;
S›€›r vebas› hastal›€›yla mücadele hâlâ devam ediyor. Hastal›k, s›n›r tan›maz ve çok bulafl›c› karaktere sahip olmas› nedeniyle, bütün Türkiye'nin oldu€u kadar, bölgenin de problemi oldu€u tezini kabul ederek, uluslararas› kurulufllar› harekete geçirdik. Yak›n bir gelecekte, tüm bölgeyi, yani, Hindistan'dan Türkiye'ye kadar olan ülkeleri kapsayan bir mücadele program›n› bafllataca€›z; bununla ilgili konsensüs sa€lanm›flt›r.
Dünya ülkeleriyle, hastal›k dolay›s›yla, canl› hayvan ve her türlü hayvansal ürünlere konulan ithalat yasaklar›n›n kald›r›lmas› konusunda görüflmeler yap›lm›flt›r; ancak, uluslararas› kurallara göre, bir ülkenin bu hastal›ktan tamamen ari olmas› için on y›ll›k bir süre gereklidir. Bu sürenin bir an evvel bafllat›lmas› konusundaki çal›flmalar›m›z devam ediyor.
fiimdi, burada, böylesine ciddî bir olayla ilgili olarak, bu Araflt›rma Komisyonunun, "netice itibariyle hiçbir fley yoktur" diyerek meseleyi geçifltirmesini, ben, bir komisyon ciddiyetiyle ba€daflt›ramad›m ve yap›lan bu hareket, beni bir bakan olarak, ziyadesiyle üzmüfltür. E€er, biz, devletin ifllerini böylesine ihmalkâr, böylesine gayri ciddî, böylesine sorumsuz yöneticilerle yürütürsek ve bu yöneticilerin ihmalinin bedelini de devlete ödetirsek, bu devleti istedi€imiz esenli€e kavuflturmam›z, istedi€imiz baflar›l› noktalara getirmemiz mümkün olmaz.
Bak›n›z, Komisyon raporunun bir bölümünde, s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma nedenleri olarak deniliyor ki, "Ankara Etlik Hayvan Hastal›klar› Araflt›rma Enstitüsünün kesin teflhis koydu€u hastal›€›n, bakanl›€a, 20.9.1991 tarihinde bildirilmesine karfl›n, canl› hayvan ihracat›m›z›n gerilememesi ve bu ihracattan elde edilen döviz gelirlerimizin azalmamas› amac›yla, hükümet bildirisinin, her türlü haberleflme araçlar›yla bir ay sonra; yani, 25.10.1991 tarihinde yap›lmas›..." Bu ne biçim ihmaldir? Türkiye'de bir hastal›k ç›km›fl, bu süratle yay›l›yor; bir tedbir al›nmas›, bu tedbirin, yetkililer taraf›ndan, sorumlular taraf›ndan, yerinde, ciddî olarak takip edilmesi ve uygulanmas› yerine, seçim gezileri yap›l›yor. Di€er taraftan da "biz bunu bir ay geciktirdik, bildirmedik, saklad›k" deniyor. "nedeni nedir?" diye soruldu€unda ise "efendim, ihracat›m›z› etkiliyor" deniyor. Peki, içeride, giden milyonlar›n, trilyonlar›n hesab›n› kim verecek? Böyle fley olmaz?..
Ben, Komisyonun, burada, ciddî görev yapmad›€› kanaatindeyim. Bu Komisyonda, maalesef, bu ifl geçifltirilmifltir; bu yanl›flt›r. Yüce Meclisin, komisyonlar›na güvenmesi, inanmas› laz›m.
Komisyonun önümüze getirmifl oldu€u bu raporu ciddiyetten uzak buldu€umu ifade ediyorum; çünkü, rapor tetkik edildi€inde, çeliflkilerle dolu oldu€unu görmekteyiz. Di€er taraftan, Komisyon raporunun alt›na imza atan bu arkadafllar›m›z›n, böyle bir rapora nas›l imza att›klar›n› da anlamak mümkün de€il. Ben, devletin sorumlu bir Bakan› olarak bu tespitlerimi Yüce Meclise sunmak mecburiyetindeyim.
Devlet hepimizin; kim, devlete bir kuruflluk zarar vermiflse, onun hesab› sorulsun. Zarar veren, e€er, böyle Komisyon raporlar›yla akland›r›lacaksa, bundan sonra, bu memlekette, zarar verecekler ço€al›r. (MHP s›ralar›ndan alk›fllar) Ondan sonra, bu devletin her türlü imkânlar›na, bu devletin her türlü ifllerine bu flekilde zarar vererek, bir gün, bu devleti, içinden ç›k›lmaz sorunlar›n içine atm›fl oluruz. Olmaz böyle fley!..
Ben, burada, Tar›m ve Köyiflleri Bakan› olarak fevkalade üzüldü€ümü ifade etmek istiyorum. Peki, yetkililerin hiç mi sorumlulu€u yok? Elimde belge var, onay var. O bölgede veba hastal›€› ortaya ç›k›yor, müsteflar Avrupa'ya gidiyor; yine, ayn› tarihte, ilgili genel müdür, ilgili bakanla beraber, Çank›r›'ya seçim gezisine gidiyor; böyle fley olur mu?!.. Ondan sonra, o kadar zarar ziyan var; bunu, devletin, milletin s›rt›na yüklemeye kimsenin hakk› yok.
Bak›n›z, hastal›ktan ölen hayvanlar›n paras› verilmemiflti; çünkü, o s›rada itlafla ilgili yasal hükümler yoktu. Biz bu hükümleri yeni ç›kard›k. O gün için, s›€›r vebas›ndan ve sair sebeplerden dolay› ölen hayvanlar›n paras›n› kimin verece€i meselesi vard› ve bu, vatandafl›n s›rt›na yüklenmifl bir zarard›; ancak, itlafla ilgili hükümlerin ç›kar›lmas› suretiyle, flimdi, bu zarar› devlet ödüyor, bunu tazmin ediyor.
S›€›r vebas› olay›, flu anda, Türkiye'nin bafl›na örülmüfl bir çorap durumundad›r. Bu çorap nedir; bu çorap fludur: PKK, özellikle ‹ran hududundan ya da do€u hududundan getirmifl oldu€u hastal›kl› hayvanlar› Türkiye'ye sokarak, Türkiye'de hayvanc›l›€› katletmek, hayvanc›l›€› söndürmek istiyor. Ben, bununla, Bakanl›€a geldi€imden beri mücadele ediyorum ve her türlü tedbiri al›yoruz.
Kurban Bayram›nda büyük endifleler içinde olduk; çünkü, ülke içinde çok büyük hayvan hareketi vard› ve kurbanl›k hayvan hareketi içerisinde bile buna meydan vermemeye çal›flt›k. Nas›l oldu bu? Tedbir ald›k. Bak›n›z, nereden bir duyum al›yorsak, hastal›€› an›nda kurutal›m diye, oraya afl› gönderiyoruz, veteriner hekim gönderiyoruz.
PKK'n›n sürekli olarak ülke içine soktu€u hastal›kl› hayvanlar›n ucuz olarak sat›lmas›ndan dolay›, hastal›k, ta Ankara'ya kadar, ‹stanbul'a kadar yay›lmaktad›r. ”Türkiye'ye, hiçbir yerden, belgesiz, vesikas›z canl› hayvan girmesin" diye, emniyetinden gümrü€üne kadar, ola€anüstü hal komutkadar birçok defa yaz› yazd›k ve her türlü uyar›da bulunduk. Özellikle Do€u ve Güneydo€u Anadolu'dan Türkiye'ye giren hayvanlar, kas›tl› olarak, Türkiye'deki hayvan varl›€›n› tüketmek, telef etmek için sokuluyor. Bu nedenle, bu mücadele hâlâ sürdürülmektedir; ama, bunu biraz ihmal edersek, üzerinde durmazsak, biraz gevflek tutarsak, bir gün, Türkiye'deki bütün hayvanlar›n hastal›kl› oldu€unu görürüz; ondan sonra, Türkiye'nin hayvan varl›€› bir anda biter ve insan sa€l›€› da tehlikeye girer.
Bu hususu Yüce Meclisin bilgilerine arz ediyor, sayg›lar sunuyorum. (MHP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.
Braz önce, Say›n Komisyon Baflkanvekili burada konuflma yapt› ve raporun sonuç k›sm›nda da, "yap›lan ifl, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine tamamen uygundur" denilmifl. Say›n Bakan›m›z, burada büyük bir ihmalin görüldü€ünü, devletin büyük bir zarara u€rad›€›n› ve bunun da o zamanki yöneticilerin hatalar›ndan kaynakland›€›n› söylediler. Tabiî, bu konuda araflt›rma yapan komisyonun, bu konular› raporunda derc etmemesi çok ciddî bir eksikliktir. Türkiye Büyük Millet Meclisine niyabeten görev yapan araflt›rma komisyonlar›n›n, olaylar›, enine boyuna tart›flmas› ve Türkiye Büyük Millet Meclisine gerçek yönüyle aksettirmesi gerekir; aksi takdirde, bu raporlarla Türkiye'deki gerçekleri tespit etmek mümkün de€ildir.
‹LKER TUNCAY (Çank›r›)- Say›n Baflkan, sataflmadan dolay› söz istiyorum; izin verir misiniz.
BAfiKAN- O zamanki bakan siz miydiniz?
‹LKER TUNCAY (Çank›r›)- Evet, bendim efendim.
BAfiKAN- Say›n Tuncay, size sataflmadan dolay› söz veriyorum; çünkü, sizinle ilgili ciddî fleyler söylendi efendim; buyurun.
‹LKER TUNCAY (Çank›r›)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; flu anda, Genel Kurulunuza, fi›rnak'tan, aya€›m›n tozuyla geliyorum. Devlet ciddiyetinden bahsedildi€i için, fi›rnak'tan geldi€imi hat›rlatmak istedim.
Say›n milletvekilleri, tabiî, bakan oldu€um dönemde, s›€›r vebas› hastal›€› ö€renildikten sonra, gerekli incelemeler yap›lm›fl ve bütün tedbirler zaman›nda al›nm›flt›r. Zaman›n bürokratlar›na huzurlar›n›zda teflekkür ediyorum. Türkiye'de, e€er, o günkü s›€›r vebas› hastal›€›, zaman›nda ciddî bir flekilde ele al›nmasayd› ve neticelendirilmeseydi, bugün, hayvanlar›m›z›n birço€u telef olacak ve orada söylenen milyarlardan çok çok daha fazla para, devletin zarar hanesine geçecekti.
Ben, Komisyondaki de€erli arkadafllar›ma da teflekkür ediyorum. Bütün partilerden, gerek iktidar partisinden gerek muhalefet partisinden olan, Komisyondaki arkadafllar›ma teflekkür ediyorum ve Say›n Bakan› huzurlar›n›zda k›n›yorum. Bu arkadafllar›m›z, ‹ktidar Partisinden ve muhalefet partisinden arkadafllar›m›z, gayet ciddiyetle olay› takip etmifller ve neticelendirmifllerdir. Herhangi bir suç unsuru bulunmad›€›, bürokratlar›n herhangi bir ihmali bulunmad›€› ortaya ç›kar›lm›flt›r.
Ben, devlet ciddiyeti olan bir insan›m; yoksa, huzurlar›n›zda, Say›n Bakana, flu andaki veban›n, ihmal edilerek neden bu hale geldi€ini de sorar›m.
TARIM VE KÖY‹fiLER‹ BAKANI REFA‹DD‹N fiAH‹N (Ordu)- Buyurun sorun; soru sormak her zaman hakk›n›z.
‹LKER TUNCAY (Devamla)- Soruyorum da zaten; bunu söylemek, sormak anlam›na geliyor Say›n Bakan.
Say›n Bakan derler ki: "Daha evvelki vebadan dolay›..." Hay›r, veba söndürülmüfltür; bizim zaman›m›zda ve hemen akabinde -sizin zaman›n›zda de€il- benden sonra gelen say›n bakan zaman›nda, veban›n sonu al›nm›fl ve söndürülmüfltür. Ondan sonra, ihmal neticesinde, yeniden canlanm›flt›r. Ben de, Say›n Bakandan, bunun cevab›n› vermesini rica edece€im.
Önemli olan, burada politika yapmak de€ildir. Burada politika yapmak kolay, herkes herkesi rahatça suçlayabilir; ama, önemli olan, vicdan›n›za ve devlet ciddiyetine göre hareket etmektir. Oradaki bürokratlar›n flevkini niye k›r›yorsunuz? Bütün arkadafllar›m›z, büyük bir flevk içerisinde, vatan sevgisi içerisinde görevlerini yapm›fllard›r. O arada seçim de vard›r; bu hadise, seçim zaman› olmufltur. Veban›n ne zaman ortaya ç›kaca€›n› kimse tayin edemez. Seçimle ilgili propaganda da yap›lacakt›r, devlet görevi de yap›lacakt›r. Devlet görevi ihmal edilerek, hele, devletin gündemini iflgal eden böyle önemli bir konuda, devlet görevi b›rak›larak politika yap›lamaz, seçim propagandas› yap›lamaz; bunu kimse yapmaz; bürokrat da yapmaz siyasetçi de yapmaz ben de yapmam siz de yapmazs›n›z Say›n Bakan.
Teflekkür eder, sayg›lar sunar›m. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Tuncay.
Say›n Bakan›n söyledi€ine göre, veba ç›kt›€› zaman, genel müdür ve müsteflar seçim propagandas›ndaym›fl...
Say›n Bakan, gerçekten, siz, bu konuda, çok ciddî bir ihmalkârl›k oldu€u, bir suç unsuru oldu€u iddias›ndaysan›z, bu konunun, Yüce Mecliste bir soruflturma konusu yap›lmas›nda yarar var bence.
‹LKER TUNCAY (Çank›r›)- ‹nsanlar›, böyle, kolayca itham etmek, hofl bir fley de€il.
BAfiKAN- Efendim, burada ciddî iddialar dile getiriliyor; bu ciddî iddialar› da, biz Meclis Baflkanl›€› olarak dikkate almak zorunday›z. Burada, milletin hakk›n› savunacak kimdir; biziz, Yüce Meclistir. Yüce Meclise niyabeten birtak›m görevler yap›lm›fl ve bir rapor düzenlenmifltir. Bu raporda, birtak›m eksiklikler oldu€u söyleniyor.
MEHMET SEV‹GEN (‹stanbul)- Say›n Baflkan, fi›rnak Valisinin yapm›fl oldu€u gibi, propaganda m› yapm›fllar?
BAfiKAN- Herhalde, biraz birbirlerine benziyor.
‹LKER TUNCAY(Çank›r›)- Burada, Komisyondaki arkadafllar da itham edildi Say›n Baflkan; onu da arz edeyim.
BAfiKAN- ANAP Grubu ad›na, Say›n Barut, Buyurun efendim.
ANAP GRUBU ADINA M.GAZ‹ BARUT (Malatya)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Aksaray Milletvekili Say›n ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerinin tespiti ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek üzere kurulan Meclis Araflt›rma Komisyonunun haz›rlad›€› raporla ilgili olarak Anavatan Partisi Grubu ad›na söz alm›fl bulunuyorum. S›€›r vebas›, s›€›r ve mandalar›n en tehlikeli ve öldürücü bir hastal›€› olup, halk aras›nda “malk›ran” diye isim almaktad›r. ‹hbar› mecburî ve tazminatl› hastal›klardand›r.
S›€›r vebas› hastal›€›nda, göçler, harpler gibi sosyal hareketler ve hayvanlar›n, bir yerden di€er yere nakilleri, hayvanlardan elde edilen g›da maddelerinin yer de€ifltirmesi ve hayvan kaçakç›l›€› gibi faaliyetlerin büyük rol oynad›€› tespit edilmifltir. 8 inci asr›n sonunda, Avrupa'da, 200 milyon, ‹kinci Dünya Savafl›n› müteakip, Rusya'n›n bat›s›nda ise 6 milyon s›€›r ölmüfltür. Rusya'da seyreden s›€›r vebas›, Kafkasya'dan, yurdumuz hayvanlar›na da bulaflarak, Kurtulufl Savafl› s›ras›nda, ülkemizde, büyük ekonomik zarar do€urmufltur. S›€›r vebas›, uzun bir süre sonra iran'da da zuhur etmifl ve bütün ülkeye yay›lm›flt›r.
Üyesi bulundu€umuz ve merkezi Paris'te bulunan Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisinden al›nan 2.10.1989 tarihli mesajda, ‹ran'da, 28 Eylül 1989 tarihinde s›€›r vebas› hastal›€›n›n ç›kt›€› bildirilmifltir. Bunun üzerine, s›€›r vebas› hastal›€›n›n ülkemiz hayvanlar›na bulaflmas›n›n önlenmesi bak›m›ndan ‹ran menfleli canl› hayvan ve hayvansal ürünlerin ithalat›, ülkemize sokulmas› yasaklanm›flt›r. Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€›, bu yasaklama karar›yla ilgili olarak, Van, Hakkâri, A€r› ve Kars Valilikleri, ‹çiflleri Bakanl›€›, Maliye ve Gümrük Bakanl›€› ile Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›na gerekli bilgiyi vermifl, yasaklama karar›yla birlikte, hastal›€›n ülkemize bulaflmas›n› önlemek amac›yla gerekli tedbirleri alm›flt›r.
Konulan yasa€a ra€men, kaçak olarak, ‹ran menfleli canl› hayvan ve hayvansal ürünlerinin ülkemize sokulduklar›n›n anlafl›lmas› üzerine, 27 A€ustos 1990 tarihinde, ‹ran menfleli canl› hayvan ve hayvansal ürünlerin ülkemize girifllerinin önlenmesi hususunda Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterli€i, ‹çiflleri Bakanl›€›, Ola€anüstü Hal Bölge Valili€i, Jandarma Genel Komutanl›€› ve Hazine ve D›fl Ticaret Müsteflarl›€›na durum intikal ettirilmifltir. Ayr›ca, do€u ve güneydo€u s›n›r illeri valiliklerine de durum bildirilmifltir.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; önergede, hastal›€›n, an›nda tespit ve teflhis edilmesine ra€men, yeterli tedbirlerin al›nmamas› sebebiyle tüm ülkeye yay›ld›€› iddia edilmektedir. Bu iddia do€ru de€ildir. Araflt›rma raporunda görülece€i gibi, Bakanl›k, Salg›n Hastal›klar Ofisinin, ‹ran'da, 28 Eylül 1989'da s›€›r vebas› hastal›€›n›n ç›kt›€›n› bildirmesinden itibaren, yani hastal›€›n ülkemizde görülmesinden iki y›l önce, tüm tedbirleri alm›flt›r. Bakanl›ktan al›nan belgelerin tarih ve say›s› araflt›rma raporunun ekindedir. Ancak bakanl›€›n alm›fl oldu€u bütün bu tedbirlere ve yap›lan uygulamalara ra€men, bölgenin özelli€i ve Kuzey Irak'taki otorite bofllu€u nedeniyle, ülkemize, ‹ran ve Irak'tan kaçak hayvan giriflleri tam olarak önlenememifl ve buna ba€l› olarak hastal›€›n ülkemize bulaflma riski ortadan kald›r›lamam›flt›r.
Nitekim, 5 Eylül tarihinde, Van ve Hakkari ‹llerinde, ‹ran ve Irak menfleli hayvanlar›n sebep oldu€u viral orijinli bulafl›c› ve öldürücü bir s›€›r hastal›€›n›n varl›€› Bakanl›€a ihbar edilmifltir. Konuyu detayl› ve ciddî bir flekilde inceleyen Meclis Araflt›rmas› Komisyonu, Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€›ndan, ülkemizde görülen hastal›kla mücadelede illerle yapm›fl oldu€u yaz›flmalar›n birer kopyas›, hastal›kla ilgili, Bakanl›€›n yay›mlad›€› ilan ve broflürlerden birer örnek, hastal›k nedeniyle yasaklanan hayvan girifl ve ç›k›fllar›n›n kimin emriyle yap›ld›€›, ölen ve itlaf edilen hayvan say›s›, hastal›€›n tespit tarihi, hastal›k mihraklar›nda görevlendirilen personel say›s› ve unvanlar› ile seyahat olurlar›, s›€›r vebas›n›n ülkemize maliyeti, ülke genelindeki veteriner ile ziraat mühendisi da€›l›m› ve yap›lan afl›lama hakk›nda bilgi istemifltir. Ayr›ca, Bakanl›kça, Araflt›rma Komisyonuna intikal ettirilen belgeleri incelemek amac›yla, Köy Hizmetleri Genel Müdürlü€ünden bir müfettifl, Tar›m ‹flletmeleri Genel Müdürlü€ünden bir veteriner, Süt Endüstrisi Kurumu Genel Müdürlü€ünden bir ziraat mühendisi Araflt›rma Komisyonunda görevlendirilmifltir.
Görülüyor ki, bütün belgeler ve görevlendirilen uzmanlar, konuyu hassasiyetle takip eden, önergede imzas› bulunan, önerge üzerinde DYP Grubu ad›na konuflan, Araflt›rma Komisyonu üyesi olan ve flu anda yetkili ve sorumlu Bakan olan Tar›m ve Köyiflleri Bakan›n›n, Bakanl›€›ndan al›nm›flt›r. Araflt›rma Komisyonunun görevlendirdi€i uzmanlar›n haz›rlad›€› ön raporla, bakanl›ktan al›nan tüm bilgi ve belgeler Araflt›rma Komisyonunca incelenmifltir.
S›€›r vebas›n›n ihbar› nedeniyle, durumu yerinde tetkik ve hastal›k olan bölgenin incelenmesi maksad›yla Bakanl›kta oluflturulan bir uzmanlar grubu, 11 Eylül tarihinde mahallinde görevlendirilmifltir ve ihbar› detayl› bir flekilde incelemifltir. Yap›lan muayene ve tetkikler sonunda, hastal›€›n s›€›r vebas› oldu€u kesin olarak tespit edilmifl ve 20 Eylül 1991 tarihinde, Bakanl›k Koruma Kontrol Genel Müdürlü€üne bildirilmifltir. Bu arada, Van ve Hakkâri'de hasta ve hastal›k flüphesi görülen hayvanlar tazminatl› olarak itlaf edilmifltir.
Bunun d›fl›nda, hastal›€a özgü al›nmas› gereken idarî ve fennî tedbirler al›nm›fl; illerin ihtiyac› olan afl›, personel, araç gibi her türlü imkân›n bakanl›kça seferber edildi€i tespit edilmifltir.
Al›nan bu tedbirlere ra€men, ‹ran ve Irak menfleli kaçak hayvanlar›n tekrar yurda sokulduklar›, iç ve d›fl pazarlarda pazarland›klar›n›n ö€renilmesi üzerine, 18 Eylül 1991 tarihinde; yani kesin hastal›k tespitinden iki gün önce, ‹çiflleri Bakanl›€›, Jandarma Genel Komutanl›€› ve Ola€anüstü Hal Bölge Valili€ine gönderilen yaz›da, ‹ran ve Irak s›n›rlar›m›zdan kaçak hayvan girifllerinin önlenmesi ve bu hususta gerekli kontrol ve tedbirlerin al›nmas› istenmifltir.
Ayr›ca, A€r› ve Hakkâri ‹llerinde, raporsuz ve menfle flahadetnamesiz hayvan ve hayvansal ürün sevk›ne müsaade edilmemesi talimat› verilmifltir.
Yine, 27 Eylül 1991 tarihinde Elaz›€, Mufl, Bingöl, Malatya, Kahramanmarafl ve Gaziantep Valiliklerine gönderilen yaz›da da, hayvan sevklerinin s›k› bir flekilde kontrol edilmesi ve bu hususta emniyet teflkilat›yla s›k› bir iflbirli€ine gidilmesi istenmifltir. Ancak, s›€›r vebas› hastal›€›n›n, yaln›zca Van ve Hakkâri ‹llerimizde kalmas› ve di€er illerimize bulaflmas›n›n önlenmesi için gerekli çabalar sarf edilirken, yurt içi kaçak hayvan hareketleriyle, hastal›€›n, baflta Diyarbak›r olmak üzere, di€er illerimize de bulaflmas› önlenememifltir.
Bunun üzerine, Bakanl›k taraf›ndan 2 Ekim 1991 tarihinde al›nan kararla "Hakkâri, Van, Diyarbak›r, A€r›, Kars, fianl›urfa, Siirt, Mufl, Bitlis, Mardin, fi›rnak ve Batman ‹llerini, bulafl›c› hastal›k yönünden hassas bölge ilan ederek, bu yörelerde hayvan toplanmas›n›n, mahallin en büyük mülkî amirinin iznine ba€lanmas› ve mahallin yay›n organlar›yla ilan edilmesi; bu 12 ilde hayvan pazarlar›n›n kapat›lmas›, hassas bölge ilan edilen illerimizden yap›lacak canl› hayvan sevklerinden en az 15 gün önce, hayvanlara s›€›r vebas› afl›s› yap›lmas›" istenmifltir.
Bakanl›k Koruma Kontrol Genel Müdürlü€ü taraf›ndan, 4 Ekim 1991 tarihinde 74 il valili€ine gönderilen tamimle, s›€›r vebas› varl›€›n›n tespit edildi€inden bahsedilerek, özel ve resmî kombina ve mezbahalara kesim amac›yla getirilen hayvanlar›n muayene edilmesi; hassas bölgeden gelen hayvanlar›n, 15 gün önceden afl›lan›p afl›lanmad›€›n›n kontrol edilmesi; hayvan pazar ve borsalar›n›n kontrol edilmesi; belediye ve emniyet teflkilatlar›yla koordinasyon sa€lanarak, flehir girifl ve ç›k›fl kontrollerinin yap›lmas› istenmifltir.
23 Ekim 1991 tarihinde 74 il valili€ine gönderilen yaz›yla il müdürü, il müdür yard›mc›s›, veteriner hekim, veteriner teknisyen ve mücadele hizmetlerinde görev alan yard›mc› personelin izinleri, ikinci bir emre kadar kald›r›lm›flt›r. Hastal›€›n ç›kmas› üzerine, hassas bölge ilan edilen 12 ile, bat› bölgelerinden, yard›mc› olmak üzere, 92 veteriner hekim, 199 veteriner sa€l›k teknisyeni geçici görevle gönderilmifltir.
Bakanl›k taraf›ndan, 12 Mart 1992 tarihinde Baflbakanl›€a gönderilen yaz›da, 25 Kas›m 1991 itibariyle, ülke genelinde s›€›r vebas› hastal›€›na karfl›, s›€›r ve mandalar›n afl›land›€›; 15 Kas›m 1991 tarihinden sonra hiçbir hastal›k mihrak›n›n görülmedi€i; 16 Ocak 1992 tarihinde karantina tedbirlerinin kald›r›ld›€› bildirilmifltir.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; önerge sahibi ve Aksaray Milletvekili Say›n ‹smet Gür Veteriner Hekimdir. Say›n Gür, önerge üzerinde, 15.9.1992 tarihli konuflmas›nda, "s›€›r vebas›n›n, bugün, dünyan›n en geri kalm›fl Afrika ülkelerinde görüldü€ünü" söylemifltir; do€rudur, Say›n Gür'e de kat›l›yorum. Yaln›z, üzülerek söylemek istiyorum; elimdeki bu belgede, 5 mihrak› Say›n Gür'ün seçim bölgesi Aksaray'da olmak üzere, ülkemizin 113 mihrak›nda, May›s 1994 tarihi itibariyle, s›€›r vebas›n›n tespit edildi€i yaz›l›. Aksaray-Ba€l›kaya'da 633 hayvanda, Yenikent'te 1 145, Hani'de 1 035, Naml›k›flla'da 170, ‹smaila€a'da 181, Saral›alacada 305 hayvanda olmak üzere, Say›n ‹smet Gür'ün seçim bölgesinde 3 469 hayvanda s›€›r vebas› görülmüfl ve 60 hayvan da ölmüfl veya itlaf edilmifltir.
Bu misalimle, Say›n Bakan› ve önerge sahibi Say›n Gür'ü suçlam›yorum. Kendilerine, neden tedbir almad›n›z da demek istemiyorum. Yaln›z, Aksaray ‹linin, Afrika'da de€il Türkiyenin ortas›nda oldu€unu da hat›rlatmak istiyorum.
Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Meclis Araflt›rmas› Komisyonunun belgeler üzerinde yapt›€› araflt›rma ve incelemeler sonunda haz›rlad›€› raporda, Koruma Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n›n, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu gündeminde bulunan Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€›n›n Kurulufl ve Görevleri Hakk›nda Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili tasar› bünyesinde görüflülece€i; Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€›n›n, ülkemizde ç›kan s›€›r vebas› hastal›€›yla yapt›€› mücadele çal›flmalar›nda, konuyla ilgili kanun, tüzük ve yönetmeliklerin amir hükümlerini uygulad›€›; Bakanl›€›n, hastal›€›n ç›k›fl›nda bir ihmalinin bulunmad›€› ve hastal›kla yap›lan mücadelede, al›nabilecek bütün önlemlerin azamîsini ald›€› tespit edilmifltir. Ayr›ca, haz›rlanan rapora, hiçbir komisyon üyesi, aleyhte flerh koymam›flt›r.
Yüce Meclise sayg›lar sunar›m.
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Barut.
Say›n ‹smet Gür, size, önerge sahibi olarak de€il de, flahs›n›z ad›na söz veriyorum.
Buyurun.
Süreniz 10 dakika efendim.
‹SMET GÜR (Aksaray)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; biliyorsunuz, 8 Ocak 1991 tarihinde 16 arkadafl›mla birlikte vermifl oldu€um araflt›rma önergesinin sonucunun ancak bugün ele al›n›p tart›fl›ld›€›n› hesaba katarsan›z, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, yasama görevi d›fl›ndaki denetleme görevini çok aksak yapt›€›n› kabul etmek zorunday›z.
Sözlerime bafllarken belirtmek isterim ki, Say›n Bakan›n çizdi€i tablo ve tespitler karfl›s›nda ürpermemek, serzenifllerine de kat›lmamak mümkün de€ildir.
Burada özellikle bir hususu ifade etmek istiyorum: 1991 y›l›n›n 9 uncu ay›nda bafllayan s›€›r vebas›yla ilgili verilmifl olan bu araflt›rma önergesinin, 20 Ekim seçimlerine kadarki dönemin ilgili bakan ve bürokratlar›n› hedef alm›fl olmas›na ve Say›n ‹lker Tuncay Beyin, o dönemin Bakan› olmas›na ra€men, kendisinin ayn› zamanda bu Araflt›rma Komisyonunda üye olmas›, baflka bir ülkede olsayd›, ancak skandalla izah edilebilirdi; ama, bizim ülkemizde neyle izah edece€iz, bilemiyorum!..
Say›n Bakan, konuflmas› s›ras›nda "Türkiye 2010 y›l›na kadar mahkûm edilmifltir" ifadesinde bulundu. Bir veteriner hekim olarak flahsen buna ben de kat›l›yorum.
Say›n milletvekilleri, o dönemin Bakan› Say›n Tuncay, konuflmalar›nda, "flimdiki dönemi de mi suçlamak laz›md›r" gibi bir fley söyledi. Ben, tabiî ki, flimdiki Bakan› savunacak falan de€ilim -Say›n Bakan buradalar- ancak, bir kifli bir kuyuya tafl at›yor, ondan sonra herkes birikiyor bafl›na, ç›karam›yor; olay bundan ibarettir. Zaman›nda tedbirlerinizi alamazsan›z... 1989 y›l›nda ‹ran'da s›€›r vebas› ç›kt›€›na dair OIE'nin raporu var.
fiimdi, tabiî ki, hayvan hareketlerinin kontrol alt›na al›nmas› laz›m; flu anda da ayn› fleyleri yapmak laz›m. Ancak, Türkiye'de gerek bakanl›klararas› koordinasyonun sa€lanmas› gerekse bu konuya y›llardan beri gerekti€i gibi titizlik gösterilememesi ve ikinci bir olay olarak da, o bölgede, bilhassa Güneydo€u ve Do€u Anadoluda’ki terörün hâlâ devam etmesi, s›€›r vebas›n›n bugün de devam etmesine sebep olmaktad›r.
Bunu önlemenin yollar›n›, ben burada k›saca ifade etmek istiyorum. Say›n Bakan›m›n da özellikle dikkatini çekmek istiyorum ki, befl y›ldan beri Türkiye'de veteriner hekim atamas› yap›lamam›flt›r; 3 bin civar›nda veteriner hekim iflsiz gezmektedir.
Güneydo€uda ve do€u illerinde, veteriner hekimleri, y›llarca tutmak mümkün de€ildir. Zaten, böyle bir uygulama da haks›zl›k getirir. Ama, yeni atanacak veteriner hekimler bir an evvel atanarak, o bölgenin veteriner hekim ve sa€l›k teknisyenleri a盀›n›n doldurulmas› laz›m.
‹kincisi; veteriner hekimlikteki uzmanl›k müessesesi, 1980 y›l›ndan beri iflletilmemektedir. 6343 say›l› Kanunun amir hükmü olmas›na ra€men, halihaz›rda, akademik manada uzman yetifltirilememektedir ve dolay›s›yla, bu konuda da bir eksiklik mevcuttur.
Tabiî, bu arada hayvan sa€l›€› için, hayvan sa€l›€› hizmetlerinde kullan›lmak üzere bütçeden ayr›lan para, fevkalade komiktir. 1994 y›l› için ayr›lan para 65 milyar, kullan›lan para 52 milyar lirad›r. 1995 bütçesi için de, ancak 100 milyar lira ayr›lmas›, Devlet Planlama Teflkilat› taraf›ndan önerilmektedir. Bu, ülkenin meselelerini bilemeyen bürokratlar›n, bu ülkeyi yönetirken çektikleri s›k›nt›dan do€maktad›r. Yani, birçok bürokrat ve yöneticinin kafas›, hâlâ, Türkiye'de de€il, ya Amerika'da ya Avrupa'da dolaflmakta, sadece gövdesi burada bulunmaktad›r. Bu da ülkenin önemli bir gerçe€idir. Bu ülkenin meselelerini bilen insanlar›n, yetki mekanizmalar›n› iyi kullanmas› gerekir.
Baflka bir mesele de, birbuçuk y›ldan beri 7 nci s›rada bekleyen Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› teflkilat kanununun hâlâ ç›kar›lamam›fl olmas›d›r. Bakanl›k bünyesinde hayvanc›l›k hizmetlerini kendisinde toplayan, inisiyatifi olan, imkânlar›n› özgürce kullanabilen veteriner iflleri genel müdürlü€ü, il yönetimi kapsam›nda il veteriner iflleri müdürlü€ü ve ilçe yönetimi kapsam›nda da ilçe veteriner hekimli€i yasal olarak yeniden kurulmal›; il ve ilçe idare kurullar›nda da temsili sa€lanmal›d›r; aksi takdirde, s›€›r vebas›n›n önlenmesi çok zor olacakt›r.
Burada bir fleyi daha ifade etmek istiyorum: Afl›lama ücretleri, Bakanl›k taraf›ndan, çok uzun aral›klarla tespit edilmektedir. Her y›l, afl›lama ücretlerinin yeniden tespit edilerek taflraya bildirilmesinde zaruret vard›r.
Bu arada, Türkiye hayvanc›l›€›n›n gelifltirilebilmesi için, özellikle, dam›zl›k ithalinin bir an evvel durdurulmas›; Türkiye'de mevcut olan baz› T‹GEM'lerin, dam›zl›k üretim merkezleri haline getirilmesi ve geriye çevirme melezlemesinin, bir an evvel, yeniden ve bütün yurt sath›nda çok ciddî flekilde uygulamaya konulmas› laz›md›r. Bunlar› yapabilmek için de, baz› hizmetlerin mutlaka özellefltirilmesi laz›m; serbest veteriner hekimli€in gelifltirilebilmesi için de buna ihtiyaç vard›r. Serbest veteriner hekimlik geliflti€i takdirde, özellikle sunî tohumlama ve afl›lama hizmetlerinde daha ileri bir seviyeye ulaflmak mümkün olacakt›r. Bunun için, serbest veteriner hekimlerin salg›n hastal›klar mücadelesinde istihdam› hakk›nda yönetmeli€in, Bakanl›k taraf›ndan, bir an evvel hizmete sunulmas›n›; hayvan sa€l›€›nda kullan›lan afl›lar ve biyolojik maddeleri satacaklar›n uyaca€› esaslar hakk›nda yönetmeli€in de bir an evvel hizmete sunulmas›n›; yine taraf›mdan Meclis Baflkanl›€›na verilen, serbest veteriner hekimlerin bulunduklar› yerlerdeki muayenehanelerinde, veteriner hekimlikte kullan›lan ilaçlar›, müstahzarlar› ve biyolojik maddeleri satmas›na imkân sa€layacak kanunun da...
(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)
BAfiKAN- Cümlenizi tamamlar m›s›n›z efendim...
‹SMET GÜR (Devamla)- ...bir an evvel, Meclisten ç›kmas› hususunda özellikle Say›n Bakan›m›n himmetlerini bekledi€imi de burada arz ediyorum.
Komisyonun bu konuda hiçbir araflt›rmaya gerek olmad›€› hususundaki kanaatine kat›lmad›€›m› ifade ederek, hepinize sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ediyorum Say›n Gür.
Son konuflma, Say›n Osman Develio€lu'na ait.
Süreniz 10 dakika Say›n Develio€lu.
Buyurun.
OSMAN DEVEL‹O⁄LU (Kayseri)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; (10/10) esas no’lu Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerinde; yani, Aksaray Milletvekili Say›n ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n verdi€i, s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebepleri ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›yla ilgili araflt›rma önergesi neticesinde haz›rlanan Komisyon raporu üzerinde kiflisel görüfllerimi arz etmek üzere huzurunuzday›m.
Sözlerimin bafl›nda, Yüce Heyetinize sayg›lar sunuyorum.
Muhterem arkadafllar›m, Türk tar›m›n›n genel meselelerini, hayvanc›l›€›m›z›n meselelerinden ay›rmam›z mümkün de€il. Ülke meseleleri ile tar›m sektörünün, dolay›s›yla da hayvanc›l›k sektörünün meseleleri, tam manas›yla, iç içe girmifl meselelerdir.
Burada, 1989 y›l› 10 uncu ay›n›n 2'sinde ülkemize, Uluslararas› Salg›n Hastal›klar Ofisi taraf›ndan bildirilen s›€›r vebas› hastal›€›n›n Türkiye'deki yay›lma sebeplerini araflt›rmak, buna karfl› al›nacak tedbirleri bulmak, bu konuyu istiflare etmek üzere Yüce Meclisimizin toplant›da bulundu€u flu saatlerde, bu kadar önemli bir konu görüflülürken, tutanaklara geçmesi aç›s›ndan, sözlerimin bafl›nda bir hususu arz etmek istiyorum: SHP s›ralar›nda sadece Say›n Ural Köklü’nün Anavatan s›ralar›nda 3 kifli, MHP s›ralar›nda benimle beraber 4 kifli ve Do€ru Yol s›ralar›nda da Say›n Bakan›m›zla birlikte 3 kiflinin bulundu€unu belirtmekte yarar görüyorum. (DYP s›ralar›ndan gürültüler)
BAfiKAN- Siz, kendi düflüncelerinizi söyleyin...
OSMAN DEVEL‹O⁄LU (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, bas›n ve kamuoyu, Yüce Meclisimiz hakk›nda yaz› yazd›€› zaman, bizler, hep beraber, Meclisin itibar›n›n korunmas› do€rultusunda tav›r koymaya çal›fl›yoruz.
Burada, ülkemizin hayvanc›l›€›n›, tar›m sektörünü, dolay›s›yla ülkemizin insan sa€l›€›n› da ilgilendiren bu kadar önemli bir konuyu görüflürken, Yüce Meclisin çat›s›n›n alt›nda bu kadar az say›da arkadafl›m›z›n bulunmas›n›, ben esefle karfl›l›yorum ve arkadafllar›m›z›n, Yüce Meclisimizin çat›s› alt›nda Türkiye'nin meselelerinin konufluldu€u saatlerde burada bulunmas›n›n, ülke demokrasisi aç›s›ndan ve ülke menfaatlar› aç›s›ndan yararl› olaca€›n› da antrparantez belirtmekte yarar gördü€ümü arz etmek istiyorum.
De€erli arkadafllar›m, s›€›r vebas› gibi, ülke hayvanlar›nda görülen veya dünyada hayvan hastal›€› olarak tespit edilen 16 hastal›k, hepimizin bildi€i gibi, ihbar› mecburî hastal›k olarak tespit edilmifl ve bunlar›n da ihbar edilmesi zorunlulu€u var.
Ülkemizde, 1989 y›l›nda s›n›r›m›z›n hemen ilerisinde cereyan eden savafl ve güneydo€udaki terörün de tesiriyle, gerekli ve etkili tedbirlerin al›namamas› veya al›nan tedbirlerin yetersiz kalmas› nedeniyle, o günün flartlar›nda, belki, itlaf edilen hayvanlar için 36 milyar lira ödenmifltir, 10 bin civar›nda hayvan›n öldü€ü tahmin edilmifltir; ama, hâlâ -biraz önce Anavatan Grubu ad›na konuflan arkadafl›m›z›n belirtti€i gibi- Türkiye'nin birçok yerinde bu hastal›k yay›lm›fl durumdad›r.
Ben, bölgemle ilgili bir konuyu antrparantez belirtmekte yarar görüyorum: Biz, yurt d›fl›ndan sürekli olarak dam›zl›k hayvan ithal ediyoruz. ‹klim flartlar›, g›da durumu, bak›m durumu haz›rlanmaks›z›n ithal edilen hayvanlar, özellikle de iklime uyamad›klar› için, k›sa zamanda yok olup gidiyor.
Bu noktada, hayvanlarda görülen hastal›klara karfl› tedbirler gelifltirmekle birlikte, ülke hayvanc›l›€›n› gelifltirme do€rultusunda birtak›m master planlar›n haz›rlanmas› ve hayvanc›l›k için, k›rsal kalk›nma planlar›nda özel teflvik tedbirlerinin getirilmesinde yarar gördü€ümü belirtmek istiyorum.
S›€›r vebas› gibi, insan sa€l›€›n› da ilgilendiren baz› hastal›klar vard›r ki, -konunun uzman› olan arkadafllar›m daha iyi bilirler- flap, brucellosis gibi baz› hastal›klar, insan sa€l›€›n› da tehdit edecek duruma gelmifltir. Özellikle brucellosiste, piflmeden yenilen hayvan ürünlerinde bulunan bir virüs türü, genellikle küçük çocuklarda hastal›k yapan bir virüs türüdür ve piflmemifl sütten yap›lan peynirle insanlara geçen bir hastal›k virüsüdür. Zaten böyle oldu€u için de, bir Avrupa ülkesine peynir ihraç etmek isteseniz, o ülkenin ticaret bakanl›€› veya tar›m bakanl›€› ilgilileri, ülkenize kadar gelirler, o sütün elde edildi€i hayvan›n muayenesinden tutunuz, o g›dan›n haz›rland›€› sektöre kadar her taraf› denetledikten sonra ithal izni verirler.
Bizde de, s›€›r vebas› (brucellosis), flap ve benzeri bulafl›c› hayvan hastal›klar›na karfl› al›nan tedbirler mutlaka art›r›lmal›, Türkiye'ye d›flar›dan getirilecek hayvanlarda menfle flahadetnamesi veya ithal izin belgesinin aranmas› yan›nda, mutlaka, Avrupa'da oldu€u gibi, Türkiye'de de, ilgili birimlerin, hayvanlar›n ithal edilece€i ülkede o hayvan›n yetifltirildi€i veya o ürünün elde edildi€i tesislerin tamam›n› görmeleri, inceleme ve denetleme yapmalar› ve ondan sonra ithal izni vermeleri durumu mutlaka sa€lanmal›d›r.
Bu noktadan olmak üzere, hayvanc›l›€›m›z›n geliflmesine engel teflkil eden, düzenli afl› yap›lamamas›, hayvan hastal›klar›yla ciddî manada mücadele edilememesi yan›nda, hayvanc›l›k sektörüyle ilgili devlet politikalar› konusunda da baz› at›l›mlar, baz› de€ifliklikler yapmak zorunda oldu€umuzu arz etmek istiyorum. Zira, 1985 y›l›nda veteriner ve hayvan sa€l›k memurlar›m›z›n afl›lama yapmak suretiyle tespit ettikleri ülkemizdeki canl› hayvan say›s› 86 milyondur.
1990 y›l›na geldi€imiz zaman, Türkiye'deki canl› hayvan say›s›, maalesef, 48-50 milyonlar seviyesine düflmüfltür. Bunun bize göre bir tek sebebi vard›r: Hayvanc›l›€›n, sanayileflme ve di€er sektörlere tan›nan özel önem yan›nda, üvey evlat muamelesi görmüfl olmas› ve yurt d›fl›ndan sürekli olarak et ithal edilmesidir.
Hepimizin bildi€i gibi, kamuoyuna intikal etti€i kadar›yla -halk›m›z da konunun fark›ndad›r- yurt d›fl›ndan ithal edilen yafll› hayvanlar›n kesilmesiyle elde edilen hormonlu etler, insan sa€l›€› aç›s›ndan da fevkalade zararl› ve mahzurludur.
50 nci Cumhuriyet Hükümeti döneminde, et ithalat›n› k›s›tlamak gayesiyle, ton bafl›na al›nan belli bir miktar fon konulmufltur; ithalat, k›smen de olsa azalm›flt›r; ancak, biz, fonlar›n ve gümrük vergilerinin tamamen yükseltilmesi suretiyle et ithalat›n›n önlenmesinin, ülke hayvanc›l›€› aç›s›ndan çok büyük yararlar getirece€i kanaatini tafl›yoruz.
Bu duygu ve düflüncelerle, Komisyon üyesi olarak çal›flan arkadafllar›m›za -pek kapsaml› bir rapor olmamas›na ra€men- bu konuyu gündeme getiren arkadafllar›m›za ve Yüce Heyetinize sayg›lar sunuyorum. (Alk›fllar)
BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Develio€lu.
Say›n Milletvekilleri, Aksaray Milletvekilli ‹smet Gür ve 16 arkadafl›n›n, ülkemizde görülen s›€›r vebas› hastal›€›n›n yayg›nlaflma sebeplerini tespit etmek ve Tar›m ve Köyiflleri Bakanl›€› Koruma ve Kontrol Genel Müdürlü€ünün idarî yap›s›n› ve bu husustaki çal›flmalar›n› incelemek amac›yla kurulan (10/10) esas numaral› Meclis Araflt›rmas› Komisyonu raporu üzerindeki genel görüflmeler sona ermifltir. Hay›rl› u€urlu olsun. Dileriz ki, bu rapor, bu konudaki çal›flmalara ve Bakanl›€a bir ›fl›k tutacakt›r ve bir eksiklik varsa, giderilecektir.
Say›n milletvekilleri, çal›flma süremiz dolmufltur.
Sözlü sorularla ile kanun tasar› ve tekliflerini s›ras›yla görüflmek için, 26 Ekim 1994 Çarflamba günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleflimi kapat›yorum.
Kapanma saati: 18.54