B‹R‹NC‹ OTURUM

                                                   Aç›lma Saati: 15.00

                                  BAfiKAN: Baflkanvekili Mustafa KALEML‹

KÂT‹P ÜYELER: Abbas ‹NCEAYAN (Bolu), Ifl›lay SAYGIN (‹zmir)

                                                            -----0-----

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63 üncü Birleflimini aç›yorum.

                                                        III.-YOKLAMA

BAfiKAN- Ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r; say›n milletvekillerinin, salonda bulunduklar›n› yüksek sesle belirtmelerini rica ediyorum.

             (Bolu Milletvekili Avni Akyol'a kadar yoklama yap›ld›)

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, toplant› yetersay›m›z vard›r; görüflmelere bafll›yoruz.

Gündeme geçmeden önce, üç say›n milletvekiline gündem d›fl› söz verece€im.

 

 

BAfiKAN- Birinci s›rada, Artvin Milletvekili Say›n Süleyman Hatino€lu, yeflil kart ve sa€l›k reformu paketi uygulamalar›yla ilgili olarak, Yüce Meclise bilgi arz etmek istemektedirler.

Buyurun Say›n Hatino€lu. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

Konuflma süreniz 5 dakikad›r, Say›n Hatino€lu.

 

 

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; yeflil kart ve sa€l›k reformu paketi üzerinde, gündem d›fl› söz alm›fl bulunuyorum; Yüce Meclisi, sayg›yla selaml›yorum.

De€erli milletvekilleri, her fleyin bafl› sa€l›kt›r diyoruz; ama, her ne hikmetse, sa€l›€a gereken de€er ve önemi veremiyoruz. Sa€l›kl› bir toplum, o ülkenin ekonomik gücünü göstermektedir. Atatürk "toplumun sa€l›€›, devletin en büyük hazinesidir" cümlesiyle, bu konuyu çok güzel ifade etmifltir.

fiimdi, bu Hükümetin, hiçbir sa€l›k politikas› olmad›€›n›, Yüce Meclisimizin huzurunda sergilemek istiyorum. Bu Hükümet, üç y›lda, dört bakan de€ifltirdi. Her gelen bakan, kendine göre bir sa€l›k politikas› uygulamak istedi ve neticede, hiçbiri de baflar›ya ulaflamad›.

De€erli milletvekilleri, flu anda, Say›n Bakan›n ve Say›n Baflbakan›n aç›klad›€› reform paketi, tam dördüncü bask›d›r; hiçbir güvenilirli€i, inan›l›r taraf›, yap›labilirli€i ve uygulanabilir bir yan› bulunmamaktad›r. Bu konuda her türlü tart›flmaya aç›k ve haz›r oldu€umuzu beyan ediyoruz. Lütfen, kimse kand›r›lmas›n;  kimsenin  kand›r›lmas›n›, asla hazmetmedi€imizi ifade etmek isterim. 

Bak›n›z, Say›n Y›ld›r›m Aktuna neler yapm›fl: "Ulusal sa€l›k politikas›,  Türkiye'de sa€l›k reformu, mega projeler" demifl ve neticede, bunlar›n  hiçbiri, icraata ve uygulamaya geçirilememifl; hepsi kadük olmufl gitmifl. fiimdi de Say›n Baflbakan kalkm›fl "hastanelerin patronu hastalar olacak" diyor.

De€erli arkadafllar, buna kim inan›r? Buna kargalar bile güler!

Bak›n›z "2001 Türkiye Sa€l›k Reformu; üçüncü Y›la Haz›rlan›yoruz" bafll›€›yla, sa€l›k reformuyla ilgili kanun tasar›lar›, 1993 y›l›nda, Hilton otellerinde, büyük törenlerle, toplant›larla ve balolarla büyük propagandalar› yap›larak, zaman›n Sa€l›k Bakan› Aktuna taraf›ndan günlerce reklamlar› yap›larak ilan edildi.

fiimdi, o kanunlara bak›yoruz; sa€l›ktaki mega projeler; hiç hayatta yok. Di€er taraftan "2001 Y›l›nda Türkiye'de Sa€l›k Reformu,  Sa€l›k Bakanl›€› Teflkilat Kanunu Tasar›s›, Sa€l›k Kanunu Tasar›s›, Genel Sa€l›k Sigortas›" denmifl (5 fiubat 1993); 5 fiubat 1993, hayatiyetinden bile haber yok; milyarlarca liral›k harcamalar yap›lm›fl; ama, haz›rlanan bu tasar›lar, Meclise  gelmedi€i gibi, hayal olarak ortadan kaybolmufltur; biz de ar›yoruz; ama, bulam›yoruz!..

Say›n Baflbakan ve Say›n Sa€l›k Bakan›, geçen hafta birlikte düzenledikleri  bas›n toplant›s›nda, yine, bir sa€l›k reformu müjdesi verdiler. Zaten, bu Hükümetin tek yapt›€› ifl, müjde vermektir; halk› oyalamak, kand›rmak, uyutmak ve aldatmakt›r. Bu projenizle de -bu havayla, bu müjdeyle de- bu ifli, bu sa€l›k politikas›n›, beflinci bakan de€iflikli€ine kadar götürürsünüz.

Daha önce iddia edilen ulusal sa€l›k politikas›n›, bugünkü Sa€l›k Bakan›m›z dikkate dahi almam›flt›r; çünkü, daha önce Aktuna döneminde haz›rlanan tasar›lar›n ciddî bir yan› yoktur; ama, flimdi, ANAP döneminde ç›kar›lan 3359 say›l› Sa€l›k Hizmetleri Temel Kanunu yorumlanarak Say›n Bakan›n önüne konulmufl, Say›n Bakan da Baflbakan›n önüne koyarak "iflte, genel sa€l›k reformu" demifl ve 3 ciltte, bak›n›z "Hastane ve Sa€l›k ‹flletmeleri Reform Kanunu, Sa€l›k Finansman Kurumu Kanunu ve Sa€l›k Finansman Kurumu Kurulufl ve ‹flleyifli Hakk›nda Kanun Tasar›lar›" diye, çok hayali olan flu paket haz›rlanm›fl ve gündeme getirilmifltir.

                              (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Devam edin ve toparlay›n efendim.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Bunun hiçbir gerçek yan› olmad›€›n› aç›kça ifade etmek istiyorum.

Say›n Baflbakan taraf›ndan aç›klanan sa€l›k reformu paketi de, di€er vaatleri gibi, k‛t üzerinde kalacakt›r de€erli arkadafllar. Bu Hükümet, b›raks›n sa€l›kta reform yapmay›, ödeme güçlü€ü içinde olan vatandafllar›m›za, yeflil kart vermeyi bile becerememifltir. Bizim zaman›m›zda, ödeme gücü olmayan vatandafllar›m›za, mahalle muhtarlar›n›n verdi€i ilmühaberle, masraflar› Fak-Fuk Fonundan karfl›lanarak gerekli tedaviler yap›lmaktayd›; ama, bugün, sizin ç›kard›€›n›z yeflil kart uygulamas› ise fiilen durmufltur. Yeflil kart›n, ancak partililere da€›t›ld›€›n›, yine, bas›n yoluyla ö€renmifl bulunmaktay›z.

fiimdi, de€erli arkadafllar, bu yeflil kartla ilgili çok ciddî iddialar vard›r. Bak›n›z, bugün, yeflil karttan mütevellit, hastanelerin, kamu kurum ve kurulufllar›ndan -devletten- 1 trilyonun üzerinde alaca€› var. Bak›n›z, ‹bni Sina Hastanesinin 20 milyar lira, Ankara Numune Hastanesinin 35 milyar lira, Ankara Hastanesinin 30 milyar lira, ‹stanbul Kofluyolu Hastanesinin 39 milyar lira, Yüksek ‹htisas Hastanesinin 33 milyar lira, Hacettepe Hastanesinin 30 milyar lira civar›nda alaca€› var. Böylece, tüm Türkiye genelinde, hastanelerin, yeflil karttan dolay› 1 trilyon liran›n üzerinde alaca€› oldu€u için, art›k, hastaneler, normal hizmet ve kaliteli hizmet verememektedir ve hastane personeli de, yeflil karttan mütevellit, döner sermayelerden alaca€› pay› alamamaktad›r.

fiimdi, bak›n›z, size yeflil kart komedisiyle ilgili birkaç belge gösterece€im: Yedi sekiz ay oluyor, kiflilere yeflil kart verilmiyor ve kaymakaml›ktan hastanelere bir yaz› yaz›l›yor ve deniliyor ki:

"Ad› geçenin ifllemleri devam etmekte olup, yeflil kart yerine kaim olmak üzere kendisine verilen bu belgenin karfl›l›€›nda hastanenizde tedavisinin yap›lmas›n›...

                                                                                     Hikmet Tan

                                                                                     Kaymakam

                                                                              Alt›nda€ Kaymakaml›€›"

Hastanelere, bu flekilde belgeler gönderiliyor; ama, yeflil kart verilmiyor. Hiçbir il sa€l›k müdürlü€ünde de yeflil kart mevcut de€ildir. Müdürler, yeflil kart istendi€inde "sak›n istemeyin, yeflil kart›m›z yoktur" ifadesini beyan etmektedirler. ‹flte, bu iflin ne kadar basite indirildi€i ve yeflil kart›n ne kadar hayal oldu€u aç›kça ortaya ç›km›flt›r.

fiimdi, yeni ald›€›m›z bir bilgiye göre, bir hafta içerisinde, Tedavi Kurumlar› Genel Müdürlü€ü, tüm Türkiye'deki baflhekimliklere bir genelge göndermifl ve sak›n ha, yeflil kartl› hastalar› üniversite hastanelerine sevk etmeyin; çünkü, üniversite hastanelerine ödeyecek param›z yoktur" diyor. E€er sevk edilmesi gerekiyorsa, ne olacak, o da belli de€il. 1 trilyon lira borcunuz var, bütçeye 2 trilyon lira koymuflsunuz; ondan sonra, yeflil kart› uygulayacaks›n›z!.. Buna hiç kimsenin inanmas› mümkün de€il.

BAfiKAN- Lütfen tamamlay›n efendim.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Say›n Baflkan, müsaadenize s›€›narak iki cümleyle bitirmek istiyorum.

B‹LÂL GÜNGÖR (Ankara)- Size yanl›fl bilgi vermifller Say›n Hatino€lu.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- De€erli arkadafllar, flimdi, size flunu ifade etmek istiyorum: Hem ihtiyac› olana yeflil kart vermeyeceksiniz hem de yeflil kartl› hastalar› tedavi etmeyeceksiniz; sonra da kalk›p, sa€l›k reformu paketini aç›klayacaks›n›z!.. Hükümetin bu konudaki samimiyetine inanmak mümkün de€ildir.

Say›n Bakandan ö€renmek istiyorum; Say›n Bakan burada herhalde: Say›n Bakan, hastanelerde din adam› görevlendirece€im demekle reform olmaz. Bu, nazik bir konudur, bu konuya da ayr›ca dikkatinizi çekmek istiyorum.

De€erli arkadafllar, sa€l›k hizmetleri, pahal› hizmetlerdir; onun elemanlar› da pahal›d›r. Doktorlar›m›z ve sa€l›k personelimiz, insanlar› mutlu ve daha sa€l›kl› yaflatmak için çal›flan insanlard›r.

Sa€l›k reformuyla ilgili, özellikle sa€l›k personelinin zam ve tazminatlar›n› içeren iki tane kanun teklifi haz›rlam›flt›k. Biri,  taraf›mdan haz›rlanan ve flu an Genel Kurulun gündeminde bulunan 656 s›ra say›l› kanun teklifi, di€eri de Plan ve Bütçe Komisyonundan geçerek gündeme girmifl olan  728 s›ra say›l› zam ve tazminatlarla ilgili kanun teklifidir. Bunlar, Genel Kurul gündeminde olmas›na ra€men, bugüne kadar görüflülememifl; dolay›s›yla, sa€l›k personelinin ücretlerine yararl› uygulama getirilememifltir. fiimdi, bugünkü gazetelerde, Hükümetin "efendim, biz, sa€l›k, teknik, idarî s›n›flardaki ve üst kademelerdeki tüm memurlar›n zam ve tazminatlar›n› ayarl›yoruz"  fleklinde beyanatlar›n›  görmekteyiz; buna inanmak mümkün de€ildir.

De€erli arkadafllar, üniversitelerdeki ö€retim üyelerine, hâkim ve savc›lara, emniyet mensuplar›na ne flekilde zam ve tazminatlar verdiysek, onlar için özel kanun ç›kard›ysak, sa€l›k personeli için de yeni bir kanunun mutlaka ç›kar›lmas› gerekmektedir. Bu konuyu baflka türlü yorumlamak mümkün de€ildir.

Netice olarak, Hükümetin bu konuda ciddî olmad›€›n› vurgulamak istiyorum. Sa€l›k personeli ciddî s›k›nt›lar içerisindedir. Ald›€›m›z bilgiye göre, bu akflam -e€er Mecliste çal›flma süresi uzat›l›rsa- Plan ve Bütçe Komisyonundan geçerek Genel Kurul gündemine giren kanun teklifinin zam ve tazminatlar bölümü ayr›larak, sadece kadrolar bölümü ve di€er bölümlerinin görüflülece€ini ö€renmifl bulunmaktay›z. Ancak, sa€l›k personelinin zam ve tazminatlar›n›n da mutlaka ele al›nmas›n› ve bu akflam bunun da ç›kar›lmas›n› -geçen hafta, 5 yeni bakanl›€›n kurulmas›yla ilgili tasar›y›, gecenin 3'ünde alelacele, üç saat içinde  ç›kard›€›n›z gibi- sizlerden talep ediyorum...

BAfiKAN- Say›n Hatino€lu, lütfen...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla) - De€erli arkadafllar, sonuç olarak, memur enflasyona ezdirilmeyecek dedik; ama, tam bir y›ld›r eziliyor, hem de öylesine eziliyor ki, üzerinden dozer geçti, hiç kimsenin haberi yok; memur gitti, öldü...  Bunun yan›nda, art›k, onlara yapaca€›n›z bu uygulamalarla, bu aldatmacalarla, bu oyalamalarla, onlar›n gönlünü fethetmeniz mümkün de€ildir.  Netice olarak, Allah onlar›n yard›mc›s› olsun diyorum.

Say›n milletvekilleri, Türkiye'yi yönetecek niteliklerden yoksun bir iktidar›n beceriksizli€i yüzünden, 1994 y›l›n› da maalesef ziyan ettik.  fiimdiden sizlerin de yeni y›l›n› kutlarken, 1995 y›l›n›n, ülkemiz için, bu kötü yönetimden kurtulmas›na vesile olmas›n› diliyor, Yüce Meclise sayg›lar sunuyorum. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN - Teflekkür ederim Say›n Hatino€lu.

Gündem d›fl› konuflmaya cevap vermek üzere, Sa€l›k Bakan› Say›n Do€an Baran; buyurun. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de) - Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Artvin Milletvekili Say›n Süleyman Hatino€lu'nun sa€l›kla ilgili -sa€l›k reformu paketi ve yeflil kart üzerindeki- gündem d›fl› konuflmas›na cevap vermek üzere huzurunuzda bulunuyorum. Bu vesileyle, hepinizi sayg›yla selamlar›m.

K›ymetli milletvekilleri, Türkiye'nin sa€l›k sorunu, hiç flüphe yok ki, y›llardan beri devam eden bir sorundur. Sa€l›k sorunu,  sadece Türkiye gibi geliflmekte olan ülkelerin de€il, geliflmifl ülkelerin de  gündeminin önemli bir yerini iflgal eder.

Hükümetimiz, bir taraftan, PKK terörüyle mücadelede devletin etkinli€ini sa€larken, öbür taraftan, ekonominin bozulan temel dengelerini düzeltmenin, ülkenin birikmifl olan meselelerinin üstesinden gelmenin gayreti içerisinde olurken; bir taraftan da, Türkiye'yi 2000'li y›llara haz›rlamaktad›r.

Di€er sektörlerde oldu€u gibi, sa€l›k sektöründe de önemli mesafeler al›nm›flt›r. ‹lk etapta, genel sa€l›k sigortas›na geçifli h›zland›rmak için, dördüncü bir sosyal güvenlik kuruluflunun oluflmas› öngörülmüfl ve bununla ilgili bir yasa teklifi haz›rlanm›flt›r.

Hepinizin bildi€i gibi, Türkiye'de, devaml› bir geliri ve ifli olmayan, hatta ödeme gücü bulunmayan, k›rsal kesimde da€›n›k flekilde yaflayan ve toplumun sosyoekonomik yönden en düflük gelir grubunu oluflturan 20 milyonluk bir kesim vard›r.

Nüfusun yüzde 30'u, ödeme gücü olan kesimdir. Bunlar hastaneye ya da muayenehaneye gittiklerinde, muayenenin veya hastanede tedavi bedelini ödemek suretiyle bu hizmeti sat›n almaktad›rlar.

Bunun d›flar›s›nda kalan, ödeme gücü olmayan, hastaland›€› zaman tedavi ücretini ödeyemeyen ve bu hizmeti sat›n alma gücü olmayan kesimin sorunlar›, y›llardan beri ülkemizin gündemini iflgal etmifltir; hatta ve hatta, 1983'te iktidar olan Anavatan Partisinin sekiz y›ll›k iktidar devresinde gündemin ilk s›ras›n› iflgal etmifltir. Onlar iktidara geldi€i zaman, terörün t'si, anarflinin a's› yoktu, yönetimi o flekilde teslim alm›fllard›. Bu konunun, gündemin ilk s›ras›n› iflgal etmesinin nedeni, paras› olmayana, ödeme gücü olmayana "paran yoksa, hastane kap›lar›nda öl" politikas›yla hareket etmifl olmalar›yd›. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

Biz, flimdi, geçmifli kar›flt›rmak istemiyoruz...

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Hiç kar›flt›rmad›n Say›n Bakan!..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- ...kesinlikle istemiyoruz; ancak, flunu ifade etmek istiyorum: Hükümet olduktan sonra, 49 uncu Hükümetimiz, paras› olmayan kiflilerin kendi kaderleriyle bafl bafla kalmalar›n›, hastane kap›lar›ndan dönmelerini -hepimiz gibi- istemedikleri için, bu flekilde üzücü olaylara meydan vermemek için, bir yeflil kart uygulamas›n› bafllatt›.

Sizin zaman›n›zda ne oluyordu?

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Hani bizden bahsetmeyecektiniz?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- Param yok diyen, ilçelerde kaymakama, vilayette valiye gidiyor, ben fakirim diyordu, fakirli€i tescil oluyordu ve Fakir Fukara Fonundan (Sosyal Yard›mlaflma ve Dayan›flmay› Teflvik Fonundan) tedavi ücretlerinin bir k›sm› ödeniyordu; hepsi ödenmiyordu...

Biz hükümet oldu€umuz zaman, yeflil kart› getirelim dedik; herkes kaymakam›n huzuruna ulaflamaz, herkes valinin huzuruna ulaflamaz, herkes ben fakirim diye fakirli€ini tescil ettiremez; bizim Orta Anadolu'nun insan›, fevkalade gururlu kiflidir; ben fakirim demeye utan›r, söyleyemez, kendi kaderiyle bafl bafla kal›r; bu nedenle, bunlara bir kart verelim dedik ve o kart› verdik.

fiÜKRÜ YÜRÜR (Ordu)- Say›n Bakan, Türkiye'yi nas›l bölüyorsunuz "Orta Anadolu" diye.?..

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Ötekiler öyle de€il mi?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, o kart sayesinde, birçok vatandafl›m›z tedavi oldu. 1992 senesinde, Sa€l›k Bakanl›€› bütçesinin transfer kalemine, yeflil kart vermifl oldu€umuz hastalar›n tedavi masraflar›na karfl›l›k 320 milyar lira aktard›k ve bu paran›n tümünü bitirdik. 1993 y›l›nda ay›rd›€›m›z 800 milyar lira paran›n tümünü harcad›k. 1994 y›l›nda 1,2 trilyon lira ay›rd›k. Sizin iktidar›n›z›n en son y›l›nda, 1991'de, Fakir Fukara Fonundan ödemifl oldu€unuz para 25 milyar lirayken, 1994'te ay›rd›€›m›z 1,2 trilyon liray› harcamam›za ra€men, bu para kâfi gelmedi.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- O zaman paran›n de€eri vard›...

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- Sizin zaman›n›zda, ancak, f›t›€› bo€ulmufl olan, apandisiti patlam›fl olan hastalar tedavi olabiliyordu. fiimdi, kalp ameliyatlar› yap›l›yor, kalp nakli yap›l›yor, karaci€er nakli yap›l›yor,  böbrek nakli yap›l›yor. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar; RP s›ralar›ndan alk›fllar!)

De€erli arkadafllar›m, sadece 1994 y›l›nda, 667 hastaya kalp ameliyat› yap›lm›flt›r, ortalama fiyat› 200-300 milyon lira aras›ndad›r; 21 hastaya böbrek nakli yap›lm›flt›r, her birinin ortalama masraf› 750 milyon lirad›r. Karaci€er nakli bile yap›lm›flt›r; Konyal› bir vatandafl›m›z hâlâ hayattad›r ve maddî bedeli, tedavi ücretlerinin gideri olarak da 1,5 milyar lira ödenmifltir; helal olsun; onlara ödemeyece€iz de kimlere ödeyece€iz?.. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

E€er, 1982 Anayasas› "Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal devlettir" diyorsa ve bu Anayasa, 60 ›nc› maddesinde "herkes sosyal güvenlik hakk›na sahiptir" diyorsa ve yine bu Anayasa "sosyal güvenlik, kifli için hak, devlet için görev" diyorsa, Anavatan Partisi bunun gereklerini sekiz senede yerine getirmediyse, bizim kabahatimiz ne arkadafllar?..

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Hani bizden söz etmeyecektiniz Say›n Bakan?

SABR‹ ÖZTÜRK (‹stanbul)- Böyle konuflmak size hiç yak›flm›yor.

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- fiimdi, de€erli arkadafllar›m, biz, iki yasa tasar›s›n› Türkiye Büyük Millet Meclisine getirdik; bunun birisi "Sa€l›k Finansman Kurumu" kurulmas›yla ilgilidir. Geçmiflte, Anavatan Partisi ‹ktidar› zaman›nda, bu sa€l›k reformu üzerinde çok güzel çal›flmalar olmufltur; bunlar için teflekkür ediyoruz. Yap›lan her fley için biz teflekkür ederiz; çünkü biz, hizmeti, Allah r›zas› için yapan bir siyasî terbiyenin mensubu olan partiyiz.

De€erli arkadafllar›m, o zaman sizin ömrünüz kâfi gelmedi; bu sa€l›k reformunu yetifltiremediniz, ç›karamad›n›z; ama, bu ifl bize nasip oldu, biz bu sefer ç›karaca€›z.

Bu yasa tasar›s›n›n eksikleri olabilir, gedikleri olabilir, hatalar› olabilir; ama, bu sistem ne kadar bozuk olursa olsun, sistemsizlikten daha iyi de€il mi? Böyle bir yasa tasar›s›n›, Bakanlar Kuruluna getirdik diye sinirlenmenin, k›zman›n bir anlam› yok ki. Sizin bafllat›p bitiremedi€iniz bir ifli bitiriyoruz; kötü mü yap›yoruz arkadafllar?

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- ‹mamlardan dolay› sizi kutlar›m.

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, getirdi€imiz bu paketle, biraz evvel arz etti€im gibi, 20 milyon insan› sa€l›k güvencesi alt›na alaca€›z. Amac›m›z, Sosyal Sigortalar Kurumu, Emekli Sand›€› ve Ba€-Kur tek bir çat› alt›nda birleflti€i zaman, genel sa€l›k sigortas› kurumunu oluflturarak, nüfusun 20 milyonunu de€il, o zamanki nüfus 62 milyonsa 62 milyonunu, 65 milyonsa 65 milyonunu sa€l›k aç›s›ndan güvence alt›na almakt›r. O sistem olufltu€u zaman, herkes sa€l›k hizmetinden eflit olarak yararlanacak; hastayla hekim aras›nda, hastayla hastane aras›nda para al›flverifli olmayacak.

Bugün, devlet hastanelerinin gelirlerinin üçte ikisi genel bütçeden, üçte biri döner sermayeden karfl›lan›yor. Yani, devlet, her hizmete üçte iki nispetinde destek veriyor; ama, vatandafl bu hizmeti üçte bir fiyat›na al›yor; bu hizmeti ödeme gücü olan da al›yor, ödeme gücü olmayan da al›yor. Biz bu sistemi getirmek suretiyle, devletin sübvansiyonunu flah›slara yapaca€›z; gerçekten ödeme gücü olmayan, muhtaç olan kiflilere yapaca€›z ve bunu en k›sa zamanda gerçeklefltirece€iz. Kademeli olarak uygulayaca€›m›z bu sistem, afla€› yukar› befl sene içerisinde, 2000 y›l›nda, Türkiye'nin genelini kapsayacakt›r.

De€erli arkadafllar›m, hastanelerin sa€l›k iflletmeleri üzerindeki çal›flmalar›m›z› son flekline getirdik; bunu da yasa tasar›s› haline getirdik. Hastaneleri rakabete aç›yoruz. Hastaneleri, iflletmelere dönüfltürmek suretiyle, hizmetin etkili, verimli olmas›n› sa€l›yoruz ve burada personeli sözleflmeli olarak çal›flt›r›yoruz. Personelin üretken olmas›n›, personelin faydal› olmas›n› sa€l›yoruz. Ayn› zamanda sa€l›k iflgücünde sosyal bir piyasa mekanizmas› oluflturuyoruz. Hekimlerin dengeli da€›l›m›n› da sa€l›yoruz.

Bu yasa tasar›lar›, Türkiye’de y›llardan beri yap›lmas› icap edip de, geçikmifl olan sa€l›k reformu yasa tasar›lar›d›r. Bu tasar›lar›n da kanunlaflmas› halinde, genel sa€l›k sigortas›na geçti€imizde, aile hekimli€i sistemini de getirece€iz.

De€erli arkadafllar›m, flimdi, yeflil karttan borçlar olabilir. Sizin zaman›n›zda borçlar olmuyor muydu? Üreticinin ürününü ald›€›n›z zaman, bedelini aylarca ödemedi€iniz için, onlar› yoksul duruma, dilenci durumuna  düflürmüyor muydunuz?  3,5 trilyonda devralm›fl oldu€unuz iç borcu -borç sizin için önemliydi de- 82 trilyona ç›karan siz de€il misiniz?

‹LHAN KAYA (‹zmir)- Say›n Bakan, b›rak›n bizim zaman›m›z›, ANAP ile kafay› bozacaks›n›z.

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, borç yi€idin kamç›s›d›r. fiimdi, yeflil kartta 200-250 milyar lira civar›nda ödenmemifl bir para vard›r, bu para da ödenecektir. Amac›m›z, sa€l›k hizmetlerinin herkese, bulundu€u yerde ve yörede, eflit ve etkili bir flekilde, hakkaniyet ilkelerine dayal› bir flekilde verilmesini sa€lamakt›r. Bu sosyal devletin görevidir.

De€erli arkadafllar›m, bana böyle bir konuflma f›rsat› verdi€i için k›ymetli arkadafl›m Say›n Hatino€lu’na teflekkür ediyor, hepinize sayg›lar sunuyorum. (DYP, SHP, RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.

Say›n milletvekilleri, bir münakaflaya zemin açmak için de€il, sadece, zab›tlara yanl›fl bir bilginin intikal etmesini önlemek bak›m›ndan, Say›n Bakan›n konuflmas›na ilaveten, bir tamamlay›c› hususu zab›tlara derc etmek istiyorum.

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- Eski sa€l›k bakan› olarak...

BAfiKAN- Say›n Bakan daha önceki hükümetler döneminde sa€l›k reformuyla ilgili bafllat›lan çal›flman›n yar›m kald›€›n› ifade etmifllerdi. Bu cümleden hareketle, 1988 y›l›nda, sa€l›k reformuyla ilgili bafllat›lan çal›flman›n kanunî k›sm›n›n tamamland›€›n›; fakat, 3359 say›l› Yasayla Yüce Meclisten ç›kan bu düzenlemenin, sadece, Anayasa Mahkemesinde dört maddesinin iptal edilmesi nedeniyle yürürlü€e giremedi€ini -memnuniyetle müflahede etti€im kadar›yla- sizin de, bu yasay› esas alarak çal›flman›za devam etti€inizi görmekten mutluluk duydu€umu ifadeyle, çal›flmalar›n›zda baflar›lar diliyorum efendim. Teflekkür ederim. (ANAP s›ralar›ndan “Bravo Say›n Baflkan” sesleri, alk›fllar)

 

 

BAfiKAN- Gündem d›fl›, ikinci s›rada söz isteyen ‹stanbul milletvekili Say›n ‹brahim Gürsoy, son zamanlarda mahkeme salonlar›nda görülen protesto eylemleri ve laiklik karfl›t› baz› geliflmeler hakk›nda Yüce Meclise bilgi sunmak istemifllerdir; kendilerine söz veriyorum.

Buyurun Say›n Gürsoy. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Süreniz 5 dakikad›r.

‹BRAH‹M GÜRSOY (‹stanbul)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekili arkadafllar›m; S›vas davas›nda, mahkeme salonlar›nda görülen protesto eylemleri ve laiklik karfl›t› baz› geliflmeler hakk›nda, gündem d›fl› söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle, Heyetinize sayg›lar›m› sunuyorum.

Adalet mülkün temelidir; zalime, zulme, haks›za karfl›. Ne yaz›k ki, bugün, adalet için, yarg› için, hukuk için bir utanç günüdür. Laik cumhuriyet rejimini y›kmak için kalkan eller k›r›lmam›fl; havada kalm›flt›r. Atatürk devrimleri bir darbe daha yemifltir. 2 Temmuz 1993 tarihinde, 37 insan›m›z›n katledildi€i, kara düflünceli zihniyetin, Cumhuriyete karfl› fiilî terörünün S›vas'› kana bulad›€› bir katliam yaflanm›flt›r. Geçmifl ve bugünkü hükümetlerin verdi€i her türlü tavizden yararlanarak kuvvetlenen, gözü dönmüfl, kana susam›fl gericiler, devletin ihmalinden yararlanm›flt›r. Yetkililer, gaflet, hatta, dalalet içinde, dalalet uykusundayken, masum insanlar›m›z› yakmaktan çekinmemifllerdir. Fikir cücesi, gözü kararm›fl bu caniler, katliam› "cumhuriyet rejimini y›kmak yolundaki ilk ad›m", "flanl› S›vas k›y›m›" fleklinde isimlendirecek kadar, yoldan ç›km›fllard›r.

Ne yaz›k ki, bu karanl›k zihniyete cevap verecek olan ba€›ms›z Türk yarg›s›, 37 can›n flehit edilmesinden öte, kendi varl›klar›n›n da güvencesi olan cumhuriyeti, gerekti€i gibi koruyamam›fllar; bu dava sonucunda, âdeta, suçlular taltif edilmifllerdir.

AHMET DÖKÜLMEZ (Kahramanmarafl)- O hâkimleri biz mi tayin ettik?

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Cumhuriyet rejiminin kendilerine verdi€i sorumlulu€un a€›rl›€›n› kavrayamayanlar, s›rtlar›ndaki cübbenin bu cumhuriyeti koruma zorunlulu€u yükledi€i gerçe€ini kavrayamayanlar, bu kana susam›fl yobaz çetesine gösterdikleri yaklafl›mla, kendi geleceklerini de ipotek alt›na alm›fllard›r.

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- Hâkimlere hakaret etme ‹brahim.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Büyümesine göz yumduklar› bu canavar, bir gün, kendilerini de yutacakt›r. Mahkeme daha karar aflamas›ndayken pencereden cihat 盀l›klar› atan kara yürekli katiller, karar aç›kland›ktan sonra herkese tekbir sesleriyle sald›ran gözü dönmüfller, nas›l, bir kan›t eksikli€iyle, sadece, cinayetten suçlan›rlar. Göz göre göre, tekbir sesleri ve fleriat sloganlar› aras›nda adam öldüren, laik düzeni y›kmay› hedeflediklerini her f›rsatta ortaya koyan bu kara düflünceli topluluk, nas›l olur da mümkün olan en az cezayla yakas›n› kurtarabilir?! Yarg›n›n ald›€› bu karar...

BAfiKAN- Say›n Gürsoy, bir dakikan›z› rica ediyorum... Sürenizi durdurdum.

Anayasam›z›n 138 inci maddesi, görülmekte olan bir davayla ilgili olarak Yüce Mecliste beyanda bulunmay› bize yasaklam›flt›r. Dava...

ÖKKEfi fiEND‹LLER (Kahramanmarafl)- Say›n Baflkan, dava...

BAfiKAN- Bir dakika efendim... Müsaade buyurun; Say›n Gürsoy o titizli€i gösterecek; bir dakika...

Sizin de bu titizli€i gösterece€inizi umuyorum. fiu anda dava Yarg›tay aflamas›nda oldu€una göre, sözleriniz içinde karara dönük cümleler olmazsa memnun olurum efendim.

Buyurun.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Teflekkür ederim Say›n Baflkan›m.

Yarg›n›n ald›€› bu karar, ba€›ms›z yarg›n›n güvenilirli€ine inanan insanlar›m›z› y›km›flt›r. Bu karar›n, hiçbir yönden kabul edilebilir taraf› yoktur. Dün, Kubilay'd›; bugün, Muhlis Akarsu, As›m Bezirci, Hasret Gültekin ve di€erleri... Menemen'den, Marafl'tan, Çorum'dan ders al›nmad›, S›vas yafland›. fieriat› besleyen köhnemifl kör zihniyet varl›€›n› korudukça, ne yaz›k ki, daha nice Menemenler, Marafllar, Çorumlar, S›vaslar yaflanacakt›r.

Bu tablonun yarat›lmas›n›n baflsorumlular›, bu katliamlardan, katiller kadar sorumlu olanlard›r. Bunlar, her gün, ezan, bayrak edebiyat› yaparak ülkeyi gruplara bölmek isteyenlere göz yumanlard›r. Bunlar, oy kayg›s›yla, Kur'an kursu ad› alt›nda, bir damlac›k çocuklara fleriat yeminleri içtiren...

                              (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Say›n Gürsoy, son cümlelerinizi alay›m efendim; süreniz doldu.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- ...laik cumhuriyetin temelini dinamitlemeye çal›flan örgütlenmelere göz yumanlard›r. Bunlar, her türlü antilaik geliflmeyi el alt›ndan destekleyerek, siyasî geleceklerini, tarikat fleyhleriyle birlikteliklerinde görenlerdir. Bunlar, demokrasi kahraman› diye lanse edilip, laik cumhuriyetin tepesinden her f›rsatta fleriata övgüler düzenlerdir...

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- Kur'an seni çarpacak ‹brahim.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- fiunu çok aç›k söylüyorum: Yaratt›klar› canavar büyüdü; can istiyor, kan istiyor. Bu canavara...

fiABAN BAYRAK (Kayseri)- Kur'an da seni istiyor.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Bana gücünüz yetmez yavrum.

BAfiKAN- Efendim, siz, toparlay›n...

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Bu canavara can ve kan verilmeye devam edilirse... (RP s›ralar›ndan gürültüler)

BAfiKAN- Efendim, hatip toparl›yor... Lütfen...

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)-...s›ra s›rça köflkte oturanlara da gelecek. Canavar onlar› da isteyecek ve sonuçta yutacakt›r.

Laik ve Atatürkçü tüm yurttafllar›ma sesleniyorum...

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- ‹nanm›yorlar sana.

BAfiKAN- Say›n Gürsoy...

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Bugün, Türkiye Cumhuriyeti çok tehlikeli bir sürece girmifltir...

HASAN D‹K‹C‹ (Kahramanmarafl) Yaz›k oldu laikli€e(!)..

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Bu tehlike karfl›s›nda birlik olmal›y›z...

HASAN D‹K‹C‹ (Kahramanmarafl)- Cumhuriyet sana m› kald›?

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Bu yurdu uçurumdan kurtarabilecek tek güç Atatürkçü, laik, demokratik ve ça€dafl insanlar›m›z›n örgütlülü€üdür.

Bu de€erlerle Yüce Meclis'e sayg›lar›m› sunuyorum. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Gürsoy.

‹BRAH‹M HAL‹L ÇEL‹K (fianl›urfa)- Kuran seni çarpacak ‹brahim.

‹BRAH‹M GÜRSOY (Devamla)- Beni bir fley çarpmaz; sen merak etme.

BAfiKAN- Lütfen, Say›n Gürsoy!..

Gündem d›fl› konuflmaya cevap vermek üzere, Devlet Bakan› Say›n Necmettin Cevheri söz istemifllerdir...

REF‹K ARSLAN (Kastamonu)- Adalet Bakan› yok mu, Say›n Baflkan›m?!

BAfiKAN- Buyurun Say›n Cevheri.

DEVLET BAKANI NECMETT‹N CEVHER‹ (fianl›urfa)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; ‹stanbul Milletvekili Say›n ‹brahim Gürsoy'un birtak›m yarg› kararlar›yla ilgili gündem d›fl› beyanlar›na cevap arz etmek üzere huzurunuzday›m.

Say›n Baflkan, de€erli arkadafllar›m; her fleyden önce flunu ifade etmek isterim ki, ben de dahil olmak üzere, bu kürsüye ç›kan her arkadafl›m›z›n göz önünde tutmas› gereken, cumhuriyetin laiklik kadar önemli temel ilkeleri vard›r. Bugünkü ça€dafl demokrasinin esas› olan kuvvetler ayr›l›€› prensibi; yani, yarg›n›n, yasaman›n ba€›ms›zl›€› ve yürütmenin de yasama içerisinde bir ölçüdeki ba€›ms›zl›€›, demokrasinin temel ilkesidir.

Burada, ben, meselenin asl›na girmeyi katiyen yerinde bulmam; 38 tane vatandafl›m›z›n yak›lm›fl olmas›n› ne tasvip etmek ne de bunun, mensubu bulundu€umuz yüce din ve anlay›fllar› içerisinde yerini bulmak mümkün de€ildir. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar) Ancak, flunu da ifade etmek isterim ki...

SALMAN KAYA (Ankara)- Kim yapt› onlar›.

DEVLET BAKANI NECMETT‹N CEVHER‹ (Devamla)- ...Anayasam›z›n da öngördü€ü, Anayasam›z›n ve bundan önceki 1924 Anayasas›ndan bu yana bütün anayasalar›m›z›n temel ilke olarak korudu€u bir esas vard›r ki, o da yarg› kararlar›n›n, bu kürsü dahil hiçbir yerde tart›fl›lamayaca€›d›r.

Yarg›n›n ba€›ms›zl›€›, cumhuriyetin teminatlar›n›n bafl›nda gelmektedir. Binaenaleyh, yarg›n›n kararlar›n›, be€endi€imiz veya be€enmedi€imiz ölçüler içerisinde de€erlendirmek, bunlar› yarg›lamak; yani, yarg›n›n kararlar›n› yarg›lamak, ne demokrasinin içerisinde ne de bizim Anayasam›z›n prensipleri içerisinde mevcuttur.

K›saca bunu ifade ettikten sonra, flunu söylemek istiyorum ki, cumhuriyetin laiklik ilkesi veyahut da cumhuriyetin ilkeleri hiçbir zaman tehlike alt›nda olmam›flt›r ve olmayacakt›r. Türk Milletinin büyük sa€duyusu, her fleye ra€men cumhuriyetimizin temel ilkelerini ve bizzat cumhuriyetimizin kendisini -yaln›z düflüncem olarak de€il, inanc›m olarak da ifade etmek isterim ki- bu toplum, bu Meclis, bu millet cumhuriyeti bugünkü ça€dafl ilkeleriyle sonsuza kadar yaflatacakt›r.

Sayg›lar sunar›m. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.

MUSTAFA YILMAZ (Malatya)- Say›n Baflkan, müsaade eder misiniz...

Buyurun efendim.

MUSTAFA YILMAZ (Malatya)- Say›n Baflkan›m, bir noktay› ayd›nl›€a kavuflturmak istiyorum. Say›n Bakan›n "yarg›n›n ba€›ms›zl›€›na müdahale edilmemesi" fleklindeki sözlerine aynen kat›l›yorum; yaln›z, bu Meclis çok önemli bir olay yaflad›, yarg›n›n ba€›ms›zl›€›, bizzat Meclis karar›yla zedelendi. O da, ‹SK‹ olay› yarg›da oldu€u halde, yarg›lama sürdü€ü halde bu Meclis, Meclis Araflt›rmas› Komisyonu kurdurdu. Bu, yarg›n›n karar›na müdahale de€il miydi, niçin bu Meclis, bu karar› ald›; bu davran›fl Anayasaya ayk›r› de€il miydi? (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Z‹YA HAL‹S (S›vas)- Ay›p oluyor...

BAfiKAN- Say›n Y›lmaz, sözleriniz zab›tlara geçti efendim. Biz, bugün, bu oturumda, Meclisin daha önce alm›fl oldu€u bir karar› tart›flma durumunda de€iliz; ama, sözleriniz zab›tlara geçti.

‹BRAH‹M GÜRSOY (‹stanbul)- Hat›rlatma olsun diye...

BAfiKAN- Hat›rlatma de€il... Arkadafl›m›z›n sözleri zab›tlara geçti; ama flu oturumda, bu birleflimde, Yüce Meclisin daha önce ald›€› ve uygulamaya koydu€u bir karar› tart›flma durumunda de€iliz.

MUSTAFA YILMAZ (Malatya)- Say›n Baflkan, iflimize geldi€i zaman Meclis karar›, iflimize gelmedi€i zaman mahkeme karar›...

BAfiKAN- Say›n Mustafa Y›lmaz, tamam efendim, tamam..

 

 

BAfiKAN- Üçüncü s›rada, Kahramanmarafl Milletvekili Say›n Ökkefl fiendiller, Meclis çal›flmalar› hakk›nda düflündüklerini gündem d›fl› bir konuflmayla arz etmek istemifllerdir; kendilerine söz veriyorum.

Buyurun Say›n fiendiller.

Süreniz 5 dakikad›r.

ÖKKEfi fiEND‹LLER (Kahramanmarafl)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Meclis çal›flmalar›yla ilgili gündem d›fl› söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli milletvekilleri, özellikle ‹çtüzü€ün hâlâ de€iflmemifl olmas›, bu konuda bir çal›flman›n neticelenmemifl olmas› ve Meclis TV'nin de çal›flmalar›na bafllam›fl olmas› dolay›s›yla Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu olmayan siyasî partilere söz hakk› verilmemektedir. Bizim üzerinde en çok durdu€umuz konulardan birisi budur.

Bugün, Çekiç Güç gibi çok önemli bir konu görüflülecek; ama, yine, burada, grubu olmayan siyasî partilerimize söz hakk› verilmeyecek; bunun bir an önce düzeltilmesini talep ediyoruz.

Di€er konu da fludur: Parlamentonun en önemli görevlerinden birisi de denetlemedir; fakat, parlamenterlerimizin, Türkiye Büyük Millet Meclisinde verdikleri gerek yaz›l› gerekse sözlü sorular›n›n zaman›nda cevapland›r›lmam›fl olmas› da, yine, Parlamentonun denetleme vazifesini yapmas›n› engellemektedir. Elimizde iki aydan beri cevab›n› alamad›€›m›z sözlü sorular›m›z var. Sözlü sorular›n, ‹çtüzü€e göre yirmi gün içerisinde, Meclis Baflkanl›€›n›n müdahalesiyle onbefl gün daha ekli olmak üzere, otuzbefl gün içerisinde cevapland›r›lmas› gerekir; bu cevaplar› da alam›yoruz.

Benim, bugün, özellikle söz almamdaki sebeplerden birisi de, 23.12.1994 tarihinde burada yap›lan bir tart›flmada, daha önce, bu kürsüde gündeme getirdi€im bir olayla ilgili olarak, Do€ru Yol Partisi Grup Baflkanvekili Say›n Turhan Tayan'›n beni yalanlam›fl olmas› ve o gün, maalesef, ‹çtüzü€ün 70 inci maddesine göre bana söz hakk› verilmesi gerekirken söz verilmemesi ve yalanc› durumuna düflürülmemdir.

De€erli milletvekilleri, gerek Say›n Turhan Tayan'›n, aç›klamas›nda, bizi, bas›ndan derleme ve dedikodu yapmakla suçlamas› ve 14.11.1994 tarihinde bu kürsüde dile getirdi€im olay, 16.11.1994 tarihinde Anavatan Partisi Milletvekili Say›n Yüksel Yalova taraf›ndan burada gündeme getirildi. 23.12.1994 tarihinde de, ayn› konu, bütçe üzerindeki son görüflmede, Anavatan Partisi Genel Baflkan› Say›n Mesut Y›lmaz taraf›ndan buraya getirildi; ancak, o gün, bu kürsüye ç›kan Turhan Tayan Bey, bizim yapt›€›m›z aç›klaman›n tekzip edildi€ini söyledi.

Özellikle, biz, dedikodu üzerinde, yalan üzerinde durmuyoruz; Frans›z dergisi buradad›r; Say›n Baflbakan bu dergide aynen flunu söylemifltir: "Türkiye, 24 etnik kökenden ibarettir. Atalar›m›z›n kim oldu€unu tam olarak bilmiyoruz. Yunanl›larla da kar›flm›fl durumday›z" ifadesini kesin bir flekilde kullanm›flt›r. O gün yapt›€›m aç›klamada da, ben, gayet nazikçe, Say›n Baflbakandan, bu aç›klamay› yap›p yapmad›€›n› sordum ve Say›n Baflbakan burada oldu€u halde, konu, Devlet Bakan› Say›n Necmettin Cevheri taraf›ndan aynen flu flekilde cevapland›r›ld›; tekzip edilmedi: "Ancak kendisinin bas›ndan derledi€i bilgiler üzerinde kurdu€u mant›€a göre hakl› olabilir." Ben mant›k falan kurmad›m -iflte, Frans›z dergisi buradad›r- bu olay›n üzerine, Say›n Baflbakandan cevap ald›ktan sonra gidece€imizi ifade ettim ve 16.11.1994 tarihinde, Say›n Baflbakana, yaz›l› soru olarak befl soru sordum, cevab›n› da alamad›m.

De€erli milletvekilleri, Say›n Baflbakan›n bu ifadesi, yine Do€ru Yol Partisinden bir milletvekili arkadafl›m›z taraf›ndan, 26.12.1994 tarihinde, Hürriyet Gazetesinde, aynen flu flekilde cevapland›r›l›yor: "Bu çirkin bir beyand›r, dil sürçmesi olmufltur gibi sözlerle geçifltiriliyor, konu bu kadar hafife al›nmamal›d›r." Do€ru Yol Partisinden bir milletvekili arkadafl›m›z bunu söylüyor. (DYP s›ralar›ndan "Kim o, kim; ismini söyle" sesleri)

(Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Lütfen, toparlay›n efendim.

ÖKKEfi fiEND‹LLER (Devamla)- Bitiriyorum Say›n Baflkan.

Efendim, lütfen 26.12.1994 tarihli Hürriyet Gazetesini aç›n, bak›n; çünkü, o gün, burada, Say›n Meclis Baflkan› da, söz istedi€im zaman, bana ayn› ifadeyi kulland›, "Ökkefl fiendiller'in konuflmas›n› ö€renmek isteyen varsa, 14.11.1994 tarihli birleflim tutana€›n› als›n, oradan ö€rensin" dedi; ben de size ayn›s›n› söylüyorum.

De€erli milletvekilleri, ben, konunun üzerine hassasiyetle gidece€im, bundan sonra da bunun peflini b›rakmayaca€›m. Tekrar söylüyorum. Bizim atalar›m›z bellidir, bizim Yunanl›larla kar›flma durumumuz yoktur... (ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Atalar›m›z›n kan›n› döken, vatan›m›z› iflgal eden, S›rplar› destekleyip orada Müslümanlar›n kan›n› döken Yunanl›larla bizim kar›flm›fll›€›m›z söz konusu de€ildir; bu memlekette de 24 etnik köken yoktur; bu, PKK'n›n iddias›d›r; bu memlekette Türk Milleti vard›r. (BBP ve ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

De€erli milletvekilleri, Say›n Baflbakan›n bu tür aç›klamalar›n›; bu kürsüye ç›karak milletvekillerini yalanlay›p, onlar› yalanc› durumuna düflürmeyi -hâlâ bu dergiye cevap verilmemifl olmas›na ra€men- suçlamay› da uygun bulmuyorum. Biz, kendi kafam›zdan bir fley uydurmuyoruz.

Ayr›ca, Say›n Turhan Tayan'›n tekzibi iyi bilmesi laz›m. Tekzip, iki türlü olur; yap›l›r; ya aç›klama gönderilir veya mahkeme karar›yla yap›l›r. Bu derginin ayn› sütununda Say›n Baflbakan cevap vermedi€i süre içerisinde, bu iddia do€rudur, bu beyanat do€rudur.

Onun için, bütün milletvekillerini, bas›n› ve Parlamentoyu, millet hakk›nda, nesepsiz hale düflürecek flekilde ifade kullanan Baflbakana karfl› tav›r almaya davet ediyor, hepinizi sayg›yla selaml›yorum. (BBP ve ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n fiendiller.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Buyurun Say›n Tayan.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan, hatip baz› iddialarda bulundu; söylemedi€im baz› sözleri, söylemifl oldu€um gibi birtak›m ifadeler kulland›.

BAfiKAN- Say›n Tayan, yap›lan konuflma, gündem d›fl› bir konuflma. Gündem d›fl› konuflmaya Hükümet cevap verir; e€er, Hükümet s›ralar›ndan bir cevap gelmeyecekse, bu iddialar›n›zla ilgili olarak zab›tlar› getirtip, bu oturum içerisinde size söz verece€im efendim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan›m, ben gündem d›fl› bir konuflmaya cevap vermek istemiyorum. Say›n Hatip, benim ismimden bahsederek, baz› iddialarda bulundu. Bu konuda bir aç›klama yapmak istiyorum.

BAfiKAN- Anlad›m efendim, 70 inci maddeye göre cevap hakk›n›z› kullanmak istiyorsunuz; ama, yap›lan gündem d›fl› bir konuflmad›r; e€er, Hükümet bir cevap vermeyecekse, bu oturum içinde zab›tlar› getirtip, biraz sonra tetkik edip, zat› âlinize söz verece€im.

Buyurun.

Gündem d›fl› konuflmalar tamamlanm›flt›r.

Say›n milletvekilleri, gündeme geçmeden önce... (ANAP s›ralar›ndan "Hükümet cevap vermeyecek mi" sesleri)

REF‹K ARSLAN (Kastamonu)- Sükût, ikrardan gelir.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, usulü biliyorsunuz; ben, Hükümet s›ralar›na bakar›m; e€er oradan bir iflaret alamazsam, bu demektir ki, Hükümet bu konuda cevap verme ihtiyac›nda de€ildir. (ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

Bir dakika efendim... Say›n Bakan›n konuflmas›n› alay›m.

DEVLET BAKANI BEK‹R SAM‹ DAÇE (Adana)- Say›n Baflkan, daha önce ayn› konuda bir aç›klama yap›ld›; onun için, yeni bir aç›klamaya gerek görmüyoruz.

BAfiKAN- Peki efendim.

Say›n Devlet Bakan›, bu konuda yap›lan konuflmaya daha önce Hükümet ad›na cevap verildi€i için, flu aflamada bir cevap verme ihtiyac› içinde olmad›klar›n› ifade etmifllerdir. (ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

EYÜP AfiIK (Trabzon)- Baflbakan› savunacak bir bakan yok mu?

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, bir hususa dikkatinizi çekece€im; beni dinler misiniz efendim...

 

 

BAfiKAN- Dünkü birleflimde, hastal›€› nedeniyle bir yasama y›l›nda iki aydan fazla izin alan, Elaz›€ Milletvekili Ali R›za Septio€lu'na ödenek ve yollu€unun verilebilmesi kabul edilmiflti; ancak, bu arada, Divana, görevli büromuz taraf›ndan bir isim yanl›fll›€› takdim edilmifltir. Bu nedenle, bu milletvekili, Elaz›€ Milletvekili Say›n Ali R›za Septio€lu de€il, Konya Milletvekili Say›n Mehmet Keçeciler olacakt›r.

Durumu bu flekilde düzeltiyorum ve bu yasama y›l›nda, hastal›€› nedeniyle iki aydan fazla izin alan Konya Milletvekili Say›n Mehmet Keçeciler'e ödenek ve yollu€unun verilebilmesi hususunu oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Teflekkür ederim.

 

 

BAfiKAN- Do€ru Yol Partisi Grubunun, ‹çtüzü€ün 19 uncu maddesine göre verilmifl önerileri vard›r; okutup, ayr› ayr› müzakereye açaca€›m ve oylar›n›za sunaca€›m.

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Dan›flma Kurulunun, 28 Aral›k 1994 Çarflamba günü (bugün) yap›lan toplant›s›nda, siyasî parti gruplar› aras›nda oybirli€i sa€lanamad›€›ndan, Grubumuzun afla€›daki önerilerinin, ‹çtüzü€ün 19 uncu maddesi gere€ince, Genel Kurulun onay›na sunulmas›n› arz ederim.

Sayg›lar›mla.

                                                                           Turhan Tayan

                                                          Do€ru Yol Partisi Grup Baflkanvekili

Öneriler:

1- Gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›n›n 208 inci s›ras›nda yer alan 728 s›ra say›l› kanun teklifinin bu k›sm›n 31 inci s›ras›na, 46 nc› s›ras›nda yer alan 619 s›ra say›l› kanun tasar›s›n›n 32 nci s›ras›na al›nmas›; Genel Kurulun, 28.12.1994 Çarflamba günü 20.00-23.00 saatleri aras›nda da çal›flmalar›n› sürdürmesi ve bugünkü birleflimde sözlü sorular›n görüflülmemesi önerilmifltir.

2- Genel Kurul çal›flmalar›na, 3 Ocak 1995 sal› gününden bafllamak üzere 7 gün ara verilmesi önerilmifltir.

CENG‹Z ALTINKAYA (Ayd›n)- Say›n Baflkan, hiçbir fley anlamad›k; tekrar okunsun lütfen.

BAfiKAN- Tekrar m› istiyorsunuz Say›n Alt›nkaya?

CENG‹Z ALTINKAYA (Ayd›n)- Anlamad›k Say›n Baflkan.

BAfiKAN- fiimdi, oylamadan önce tekrar okutaca€›m; ama, flu anda tekrar›n› arzu ediyorsan›z tekrar okutaca€›m efendim.

CENG‹Z ALTINKAYA (Ayd›n)- Lütfen, Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, içerideki gürültü biraz azal›rsa, anlafl›lma imkân› daha da artacak.

Öneriyi tekrar okutuyorum:

"Öneriler:

1.- Gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›n›n 208 inci s›ras›nda yer alan 728 s›ra say›l› Kanun Teklifinin bu k›sm›n 31 inci s›ras›na, 46 nc› s›ras›nda yer alan 619 s›ra say›l› Kanun Tasar›s›n›n 32 nci s›ras›na al›nmas›; Genel Kurulun 28.12.1994 Çarflamba günü 20.00-23.00 saatleri aras›nda da çal›flmalar›n› sürdürmesi ve bugünkü birleflimde sözlü sorular›n görüflülmemesi önerilmifltir.

2.- Genel Kurul çal›flmalar›na 3 Ocak 1995 Sal› gününden bafllamak üzere 7 gün ara verilmesi önerilmifltir."

BAfiKAN- Öneriyle ilgili söz talebi var m› efedim?

Öneriyle ilgili söz talebi olmad›€›na göre, önce, önerinin birinci k›sm›n› tekrar okutup, oylayaca€›m.

Önerinin birinci k›sm›n› okutuyorum:

"Öneriler:

1.- Gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›n›n 208 inci s›ras›nda yer alan 728 s›ra say›l› Kanun Teklifinin bu k›sm›n 31 inci s›ras›na, 46 nc› s›ras›nda yer alan 619 s›ra say›l› Kanun Tasar›s›n›n 32 nci s›ras›na al›nmas›; Genel Kurulun 28.12.1994 Çarflamba günü 20.00-23.00 saatleri aras›nda da çal›flmalar›n› sürdürmesi ve bugünkü birleflimde sözlü sorular›n görüflülmemesi önerilmifltir."

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler...

CENG‹Z ALTINKAYA (Ayd›n)- Karar yetersay›s›n›n aranmas›n› istiyorum Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Peki efendim.

Etmeyenler... Kabul edilmifltir; karar yetersay›s› vard›r, sayd›m efendim. (ANAP s›ralar›ndan "saymad›n›z Say›n Baflkan" sesleri)

Sayd›m efendim, daha önce sayd›m...

Önerinin ikinci k›sm›n› okutuyorum:

"2.- Genel Kurul çal›flmalar›na 3 Ocak 1995 Sal› gününden bafllamak üzere 7 gün ara verilmesi önerilmifltir."

BAfiKAN- Oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... (ANAP s›ralar›ndan "Say›n efendim"  sesleri) Kabul edilmifltir efendim.

Say›n milletvekilleri, sayd›€›m› size ifade ettim; lütfen, itimat buyurun efendim...

fiÜKRÜ YÜRÜR (Ordu)- Yeniden say›n, Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, kabul etti€imiz bu karara göre, bir kanun teklifinin ve bir kanun tasar›s›n›n s›ras› de€ifltirildi ve bugün, çal›flma süremiz saat 23.00'e kadar uzat›ld›.

Ayr›ca, 3 Ocak 1995 Sal› gününden bafllamak üzere, Genel Kurul çal›flmalar›na yedi gün ara verilmesi de kabul edilmifl oldu. (ANAP s›ralar›ndan gürültüler)

REF‹K ARSLAN (Kastamonu)- Say›n Baflkan, biz çal›flmak istiyoruz; kabul etmiyorsunuz.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Bu, ne tatili?!.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, önergeyi, 3 defa okuttum ve üçüncü okumadan sonra da söz isteyen olup olmad›€›n› bilgilerinize arz ettim. Bu arada, hiçbir söz talebi olmad›; önergeyle ilgili kimse görüfl belirtmedi. Ben de bunun üzerine, önergeyi, oylar›n›za arz ettim.

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) Evet Say›n Baflkan, do€rudur.

BAfiKAN- Efendim, Baflkanl›k Divan›n›n konuflmalar›n›, biraz daha dikkatle takip etmek ihtiyar›nda bulunursan›z, o zaman konu daha iyi anlafl›lacakt›r tahmin ediyorum.

fiÜKRÜ YÜRÜR (Ordu)- Say›n Baflkan, o kadar çok ses var ki duyam›yoruz!..

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri)- Çok gürültü geliyor.

BAfiKAN- Evet, ben de ayn› konudan flikâyeti, baflka bir flekilde ifade ettim.

 

 

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, flimdi, ülkemizde konuflland›r›lan, Çokuluslu Güç'ün görev süresinin alt› ay süreyle uzat›lmas›na dair Baflbakanl›k tezkeresini okutuyorum:

                                Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Körfez Savafl›n› takiben Kuzey Irak'ta meydana gelen olaylar sonucunda ülkemize yönelen ve s›n›rlar›m›z›n fizikî güvenli€ini tehdit etmekle kalmay›p, ayn› zamanda ekonomik ve sosyal düzenimizi de zorlayacak boyutlara eriflen, toplu göç hareketinin tekrar›na yol açabilecek geliflmeleri, Irak'›n toprak bütünlü€ünü koruyarak cayd›rmak, gerekirse bu geliflmelere mani olmak, Kuzey Irak'ta bölge halk›n›n insanî ihtiyaçlar›n›n karfl›lanabilmesi için, Birleflmifl Milletler ba€l› kurulufllar›nca yürütülen faaliyetlerin güvenlik içinde devam›n› sa€lamak amac›yla, Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi'nin 688 say›l› Karar› da göz önünde tutularak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17.01.1991 tarih ve 126 say›l› Karar›na dayan›larak bafllat›lan "Provide Comfort ll" huzur harekât› çerçevesinde ülkemizde konuflland›r›lan çokuluslu gücün görev süresinin 31 Aral›k 1994 tarihinden itibaren 6 ay süreyle uzat›lmas›na; çokuluslu gücün yap›s›, güce ba€l› yabanc› ülke silahl› kuvvetleri personelinin ülkemizde tabi olacaklar› statünün tayini, Türkiye'nin güce katk›s› ve bu gücün amaçlar›na uygun biçimde kullan›lmas›yla ilgili bütün kararlar› almaya ve gerekti€inde harekât› sona erdirmeye Bakanlar Kurulunun yetkili k›l›nmas› için Anayasan›n 92 nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim.

Prof. Dr. Tansu Çiller

                                                                                                          Baflbakan

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, okutmufl oldu€um bu Baflbakanl›k tezkeresi üzerinde, ‹çtüzü€ün 73 üncü maddesine göre görüflme açaca€›m; görüflmenin sonunda da tezkereyi oylar›n›za sunaca€›m.

Lütfen, beni dikkatle dinleyin:

Bu görüflmede, önce gruplara sonra Hükümete ve flahs› ad›na 2 üyeye söz verece€im.

Konuflma süreleri gruplar ve Hükümet için 20' fler dakika, flah›slar için 10' ar dakikad›r.

Say›n Bakan, sizin konuflman›z gruplardan sonrad›r.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN- Say›n Baflkan, daha önce, tart›flmaya bir çerçeve çizmek amac›yla, D›fliflleri Bakanlar› bir sunufl konuflmas› yapm›fllar; onun için,  izin verirseniz, söz istiyorum.

BAfiKAN- Zaten, öyle bir talebiniz var m› diye bakt›m size.

Bu talebinizde siz de mus›rr iseniz, Yüce Meclisi ayd›nlatmak, bilgi vermek bak›m›ndan, bir ön konuflma için size çok k›sa bir süre takdim edece€im; ama, lütfen,  bu sunuflun süresini  k›sa tutun.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN- Peki Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Tezkere hakk›nda bilgilendirici aç›klamalarda bulunmak üzere, Hükümet ad›na, D›fliflleri Bakan› ve Baflbakan Yard›mc›s› Say›n Murat Karayalç›n; buyurun efendim.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; sizleri, flahsen ve Hükümetimiz ad›na sayg›yla selaml›yorum.

Biraz önce Yüce Meclise sunulan Baflbakanl›k tezkeresi üzerinde, biraz sonra yap›lacak tart›flmalara bir çerçeve getirmek, sunmak düflüncesiyle söz alm›fl bulunuyorum.

"Huzur Harekât›" ad› verilen uygulaman›n, 17 Ocak 1991 tarihinde Yüce Meclisimizce 126 say›l› Kararla karara ba€land›€› bilinmektedir ve bu uygulama bu ay›n sonunda bitecektir, son bulacakt›r. Hükümetimiz, konuyu tüm boyutlar›yla, tüm ayr›nt›lar›yla de€erlendirmifl, de€erlendirmeye çal›flm›fl ve bu uygulaman›n bir süre daha devam›nda yarar görmüfltür. O nedenle, sizlere "Çekiç Güç" diye de adland›r›lan bu operasyonun, 1995 y›l› Haziran ay› sonuna kadar devam›n› önermekteyiz.

fiimdi, bugün, bu toplant›yla konuyu, alt›nc› kez Türkiye Büyük Millet Meclisinin tart›flmas›na sunmaktay›z. En içten dile€imiz, konunun, sorunun, gerçekçi bir biçimde de€erlendirilmesi, de€erlendirilmeye tabi tutulmas›d›r. Peflin hükümlü ve önyarg›l› olunmamas›n› dilemekteyiz. D›fl politikan›n, evetçi d›fl politika, hay›rc› d›fl politika diye bir ay›r›ma tabi tutulmas›n› uygun görmemekteyiz. Önümüzde bulunan soruna göre, kimi durumlarda evet denilir, kimi durumlarda hay›r denilir. Önemli olan, ulusumuzun ç›karlar›d›r, ulusumuzun onurudur.

Say›n milletvekilleri, öte yandan, öteki konularda oldu€u gibi, d›fl siyaset konular›nda da çeflitli hipotezlerin, varsay›mlar›n kullan›lmas› kuflkusuz söz konusu olabilecektir. Mecliste, Türkiye'de, üç y›ld›r Çekiç Güç konusunu tart›flmaktay›z. Dönemin bafl›nda, örne€in, Çekiç Güç'ün, Kuzey Irak'ta ba€›ms›z bir devletin oluflturulmas› için kullan›labilece€ine iliflkin kuflkular, do€al olarak ortaya at›labilir; hatta, bu kuflkular›n ifadesiyle yetinilmez, süre de verilebilir "e€er, bu karar al›n›rsa, birkaç ay sonra Kuzey Irak'ta bir ba€›ms›z devlet kurulabilir" iddias›, varsay›m› ortaya at›labilir. Daha sonraki uzatma kararlar›nda da bu tart›fl›labilir; ama, aradan üç y›l geçtikten sonra, hâlâ bu oluflumun ortaya ç›kmad›€›n› göre göre, bu tür de€erlendirmelerin tekrar edilmesinin gerçekçi olmayaca€› kan›s›nday›z.

Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; aç›kl›kla bak›lmas› gereken, bu karar›n, bize, Türkiye'ye ve Ortado€u'daki bar›fl ve istikrara ne getirece€i ne götürece€idir. Çekiç Güç'ün muhasebesinin aktif ve pasiflerinde, bu de€erlendirmenin olmas›n›n gerekli ve yararl› oldu€u kan›s›nday›z. Bunu uzat›rsak, bundan biz ne kazanaca€›z; bunu uzat›rsak, bundan Ortado€u'daki bar›fl ve istikrar yap›lanmas› ne elde edecektir? Ortado€u'da bar›fl ve istikrar›n oluflturulmas›n› ve korunmas›n›, Türkiye'nin ulusal ç›karlar› aç›s›ndan da son derece önem tafl›yan bir ö€e olarak görmekteyiz.

Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Çekiç Güç'le ilgili ayr›nt›l› bir bilgi sunuflunda bulunmay› kesinlikle düflünmüyorum. Bununla birlikte, flimdi, Çekiç Güç'le ilgili baz› temel büyüklükleri, takdirlerinize, tart›flman›za sunmakta yarar görmekteyim. "Çekiç Güç" diye adland›r›lan ve ülkemizde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin karar›yla konuflland›r›lm›fl olan Çokuluslu Güç'ün, ‹ncirlik, Pirinçlik ve Zaho'da, 78 uçak ve helikopteri, 1 979 görevlisi bulunmaktad›r. 78 uçak ve helikopter say›s›n›n içine Türk uçaklar› dahildir. Zaho'da herhangi bir uçak ya da helikopter söz konusu de€ildir. 1 979 görevli içine Türk görevliler de dahil bulunmaktad›r.

Çekiç Güç'ün, bir kara kuvveti yoktur. Çekiç Güç, biraz önce arz etmifl oldu€um kalemlerden oluflmaktad›r. Çekiç Güç'ün temel görevi, 36 nc› enlemin üzerindeki uçufl yasa€›n›n denetlenmesi ve o arada, insanî yard›mlar›n da€›t›m›na iliflkin bir baflka denetim görevinin üstlenilmesidir. Çekiç Güç'ün, Türkiye'de, herhangi bir görevi, herhangi bir ifllevi bulunmamaktad›r ve Çekiç Güç'ün bütün uçufllar›nda, Awacs ve helikopter uçufllar›nda -özellikle helikopter uçufllar›n›n alt›n› çizmek istiyorum- mutlaka yabanc› görevlilerin yan› s›ra Türk görevlileri de bulunmaktad›r.

Ülkemizin, yeni göç hareketlerine ve nüfus y›€›lmalar›na karfl›, gerekli önlemleri almas›n›n çok büyük bir zorunluluk tafl›d›€›, hatta, yaflamsal bir zorunluluk tafl›d›€› aç›kt›r; kuflkusuz, bu do€rudur. Güneydo€uda, nüfus y›€›lmalar›na karfl›, kitlesel göç hareketlerine karfl› önlemlerin al›nmas›n›n gereklili€i do€rudur da, peki, bunun en uygun, en sa€lam, en gerçekçi yolu bu mudur?..

Asl›nda, bunun tart›flmas›, bundan yaklafl›k üç y›l önce yap›lm›fl. O günün koflullar›nda, çok ayr›nt›l› bir de€erlendirme belki yap›lamam›fl; ama, o günün koflullar›nda böyle bir iflleyiflin devreye sokulmas› gerekli, yararl› görülmüfl. Bugün, flimdi, bunun tersine bir iflleyifli gündeme getirebilecek bir de€erlendirmenin yap›lmas›n›n, sorunlar›n çözümünden önce var oldu€u düflünülen, var oldu€u iddia edilen sorunlar›n çözümünden çok, yeni sorunlar›n gündeme getirilmesine neden olaca€›n› bilmeliyiz; bunu, hiçbir biçimde, Yüce Meclisimizin say›n üyelerinin burada ortaya koyacaklar› görüflleri, telkinleri, elefltirileri, önerileri yads›mak anlam›nda söylemiyorum, söyleyemem. Burada ortaya konulacak her türlü elefltiriyi, görüflü, telkini, öneriyi önemle de€erlendirece€imizi bilgilerinize sunmak isterim.

Say›n milletvekilleri, acaba göç olur mu; göç olacaksa, bunun önlenmesinin gerekli oldu€u aç›k da, peki bir göç olas›l›€› var m›; yeniden Kuzey Irak'ta yaflamakta olan insanlar›n y›€›nsal bir biçimde, Türkiye'nin güneydo€u s›n›rlar›na gelmeleri söz konusu olabilir mi; olabilir.

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Türkiye'den göç var, Türkiye'den...

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Bu olas›l›€› önemle göz önünde bulundurmak zorunday›z. Her fleyden önce, Kuzey Irak'ta peflmergelerle Irak Silahl› Kuvvetleri aras›nda ortaya ç›kabilecek çat›flmalar›n, bir kitlesel göçe neden olabilece€ini, göz önünde bulundurmak zorunday›z; bu, birinci neden.

Bir baflka neden de, Kuzey Irak'ta yaflam koflullar›n›n, yaflam flartlar›n›n kolay kolay önlenemeyecek bir biçimde kötüleflmesidir. Bu iki olgu, her an karfl›lafl›labilecek olan olgulard›r ve bunun olmas› söz konusu oldu€unda, yüzbinlerce insan, kad›n, çocuk, yine Türkiye'nin güney s›n›rlar›na, güneydo€u s›n›rlar›na gelme durumunda olacaklard›r. Hiçbirimizin, hiçbir yönetimin, bu insanlara, yak›nlar›m›z diye gördü€ümüz bu kiflilere, hay›r gelmeyin demesi söz konusu olamaz. Hiç kimsenin yeni Halepçelerin yarat›lmas› olas›l›€›n› gözard› etmesi söz konusu olamaz; geri gönderdi€imiz -e€er öyle bir karar al›n›rsa- Çekiç Güç'e, o koflullarda, yeniden geri gel dememiz de kuflkusuz de€erlendirilemez.

Say›n milletvekilleri, görüldü€ü gibi, y›€›nsal göçün önlenmesi için, bölgede bir çat›flma ç›kmas›n› önlemek ve insanî yard›m faaliyetlerinin sürdürülmesine destek vermek gerekmektedir.

Say›n milletvekilleri, insanî yard›m ad› alt›nda, neidü€ü belirsiz birtak›m örgütlerin, s›n›r›m›zdan kolayl›kla girip, ç›kmalar›na ve orada koflullar›n daha da kötüleflmesine neden olacak etkinliklerde bulunmalar›na f›rsat vermemiz, kuflkusuz söz konusu olmayacakt›r.

Çekiç Güç'ün görev süresinin sona erdirilmesine iliflkin kararlar›n verilmesinden önce, say›n milletvekillerimizin, bu hizmetin -biraz önce arz etti€im bu iki hizmetin- kimin taraf›ndan, nas›l ve hangi kaynaklarla verilebilece€inin tart›flmas›n›, göz önünde bulundurmalar› gerekmektedir.

Say›n Baflkan, bu arada, son günlerde flöyle bir argüman›n da geliflmekte oldu€unu görmekteyiz: Evet, Çekiç Güç, bir tarihte, bir zamanda gerekliydi; ama, ortaya ç›kan koflullar, Çekiç Güç'ün gereklili€ini, bugün ortadan kald›rm›flt›r; eskiden gerekli olan Çekiç Güç, flimdi gerekli de€ildir.

Ben, bunlara kat›lmad›€›m› burada, ifade etmek istiyorum. Hangi koflullar›n de€iflti€i ortaya konulmal›d›r. Kuzey Irak'ta acaba, Saddam yönetimiyle Kürtler aras›nda bir anlaflma oldu da, bizim bundan haberimiz mi yok? Acaba Kuzey Irak'ta gönenç düzeyi, zenginlik düzeyi yükseldi de biz bunun fark›nda m› de€iliz?..

‹flin ilginç yan›, bu argüman› ortaya koyanlar›n, son s›ralarda bu tart›flma konusunu gelifltirenlerin, bafllang›çta Çekiç Güç'ün faaliyetlerini, 30.09.1991 tarihinde sona erdirmeyi ve ondan sonra da, son bir 90 günlük süre vermeyi karara ba€lam›fl olmalar›d›r.

Asl›nda, iç siyasette de d›fl siyasette de böyle bir yaklafl›m›n do€ru olabilece€i kan›s›n› tafl›mad›€›m›z› burada ifade etmek istiyorum. E€er bir risk varsa, e€er o riske karfl› bir önlem al›nmaktaysa, bunu süreyle s›n›rlamak do€ru bir yaklafl›m olarak görülemez. Süreyi koydu€unuz zaman, ne olursa olsun, flu sürenin sonunda ben bu uygulamaya son verece€im dedi€iniz zaman, risklerin ortadan kald›r›lmas›na katk›da bulunmazs›n›z; tam tersine risklerin art›r›lmas› do€rultusunda bir karar alm›fl olursunuz.

Kuflkusuz, temel sorun, Çekiç Güç'ün bugün faaliyette bulunmas›na gerek b›rakmayacak bir ortam›n Irak'ta, Irak'›n her yerinde -kuzeyinde güneyinde- yarat›lmas›d›r.

Say›n milletvekilleri, Hükümet olarak bunun yo€un çabas› içinde oldu€umuzu ifade etmek isterim. Irak Hükümetiyle diyalog kanallar›n› sonuna kadar aç›k tutmaktay›z. Bir yandan Irak'a uygulanan, uygulanmakta olan ambargonun kald›r›lmas› için çaba sarfetmekteyiz; öte yandan eski d›fliflleri bakanlar›m›z›n, D›fliflleri Bakanl›€›m›z›n kurmufl oldu€u diyalog arac›l›€›yla, Irak yönetiminin kuzey kesime uygulamakta oldu€u ambargonun kald›r›lmas›na yönelik çabalar› sürdürmekteyiz. Di€er yandan da, Irak'›n toprak bütünlü€ü konusundaki kararl› duyarl›l›€›m›z›, ilgili her çevreye aç›k bir biçimde ifade etmekteyiz.

Say›n milletvekilleri, gerçekten, Irak'›n toprak bütünlü€ü, bizim için, Türkiye için, bölge için, bölge insanlar› için, bölge bar›fl› için yaflamsal derecede önem tafl›maktad›r. Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi kararlar›yla da güvence alt›na al›nm›fl olan Irak'›n toprak bütünlü€ü konusunun, Orta Do€u'da bar›fl ve istikrar süreci aç›s›ndan tafl›d›€› yaflamsal önem, ilgili tüm çevrelere taraf›m›zdan ifade edilmektedir.

 Bir fleyi daha belirtmek istiyorum: Molla Mustafa Barzani yönetimi, Irak yönetimiyle 11 Mart 1970 tarihinde bir anlaflma imzalam›flt›r. 11 Mart 1970 tarihinde Irak'›n kuzeyinde -özellikle Irak'›n kuzeyinde- bu anlaflmaya dayal› olarak yepyeni bir idarî, siyasî yap›lanma ortaya ç›km›fl bulunmaktad›r. 11 Mart 1970 tarihinde, Molla Mustafa Barzanî ile Irak yönetimi aras›nda var›lan bu mutabakat sonucu bugün, Kuzey Irak'ta ortaya ç›km›fl bulunan yap›lanmayla acaba, burada, bir ba€›ms›z devlet mi kurulmaktad›r; acaba, burada, birkaç ayl›k süre içerisinde bir ba€›ms›z devlet mi ortaya ç›kacakt›r, kayg›s›na neden olacak yap›lanma aras›nda, ciddî bir farkl›l›€›n olmad›€›n› ifade etmek istiyorum. O nedenle, zaten aylar geçti€i halde "birkaç ay sonra kurulacakt›r" denilen, y›llar geçti€i halde "birkaç ay sonra kurulacakt›r" denilen, böyle bir iddiayla yaklafl›lan Kuzey Irak'taki ba€›ms›z devlet yap›lanmas› ortaya ç›kmam›flt›r.

Say›n Baflkan, son olarak, PKK'n›n, Kuzey Irak'taki otorite bofllu€undan yararlanmas› konusuna, iddias›na gelmek istiyorum. Bu iddia do€rudur; PKK, Kuzey Irak'taki otorite bofllu€undan gerçekten yararlanmaktad›r; ama, bu, Çekiç Güç nedeniyle ortaya ç›km›fl de€ildir. Kuzey Irak'taki otorite bofllu€u, Çekiç Güç'ün sonucu de€il, Çekiç Güç'ün nedenidir. Bir baflka ifadeyle, Çekiç Güç, Kuzey Irak'ta, istemedi€imiz halde ortaya ç›km›fl olan bu otorite bofllu€u nedeniyle devreye sokulmufl bulunmaktad›r. Bu ikisini birbirinden ay›rman›n son derece de önem tafl›d›€›n› ifade etmek isterim.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Say›n Bakan, Çekiç-Güç'ün süre uzat›m›n› muhalefete düflünce de destekleyecek misiniz?

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Say›n milletvekilleri, ayr›ca, PKK, bas›na da yans›d›€› gibi, yaln›zca Kuzey Irak'ta konufllanm›fl de€ildir. Bas›n yay›n organlar› taraf›ndan da s›k s›k ifade edildi€i gibi, PKK'n›n, yaln›zca Kuzey Irak'ta de€il, maalesef -maalesef diyorum- baflka ülkelerde de çok say›da kamp› bulunmaktad›r.

Kuzey Irak'ta otorite bofllu€unun ortaya ç›kmas›n› üzüntüyle karfl›l›yoruz. Kuzey Irak'taki bu otorite bofllu€unun ivedilikle kald›r›lmas›n› diliyor ve talep ediyoruz, onun için yaklafl›mlar sergiliyoruz; ancak, buradan, bizim de, terörle mücadele aç›s›ndan, baz› yaklafl›mlar içerisinde olarak yararland›€›m›z› hepiniz bilmektesiniz.

Kald› ki burada, son olarak belirtilmesi gereken bir baflka husus daha var: PKK'n›n, -ilgililerin çok yak›ndan bildikleri gibi- Çekiç Güç olay›na nas›l yaklaflt›€›, Çekiç Güç konusunu nas›l de€erlendirdi€i aç›kt›r.

Çekiç Güç, ambargoyla da ba€lant›l› de€ildir. Bir baflka ifadeyle, Çekiç Güç'ün varsayal›m ki, bugün kalkmas› söz konusu olsa, Çekiç Güç bugün kald›r›lsa dahi, Irak ambargosu, bugün Çekiç Güç kald›r›ld› diye, yar›n kald›r›lacak de€ildir. Irak'a konulan ambargo bambaflka bir süreçtir; o süreçle, Çekiç Güç olgusu, birbirinden farkl› bir biçimde de€erlendirilmelidir.

 Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Hükümet olarak, Çekiç Güç'ün ifllevlerini ve bölgedeki koflullar› de€erlendirerek, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›nda, ülke ç›karlar›m›z aç›s›ndan yarar gördü€ümüzü karara ba€lam›fl bulunuyoruz.

Konuyu sayg›yla takdirlerinize sunuyorum. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Say›n Bakan, Çekiç Güç'ü gönülden mi destekliyorsunuz?

Eskiden "go home" diye ba€›ranlar flimdi Amerikanc› kesildiler.

BAfiKAN- fiimdi gruplara söz verece€im.

fiu ana kadar sadece Anavatan Partisi Grubu ad›na konuflmac› ismi bildirildi, di€er gruplardan henüz isim bildirilmedi; di€er gruplardan da konuflmac›lar›n›n isimlerini yaz›l› olarak bildirmelerini rica ediyorum.

fiah›slar ad›na konuflma yapacak say›n üyelerin isimlerini s›ras›yla arz ediyorum:

Say›n Bülent Ecevit, Say›n Abdüllatif fiener, Say›n Gaffar Yak›n, Say›n Esat Bütün, Say›n Muharrem fiemsek, Say›n Coflkun Gökalp.

Anavatan Partisi Grubu ad›na, Say›n ‹smail Safa Giray; buyurun efendim. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

ANAVATAN PART‹S‹ GRUBU ADINA ‹SMA‹L SAFA G‹RAY (‹stanbul)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; bugün 28 Aral›k 1994, bugünkü ‹ktidar üç y›l›n› doldurdu, bir aydan fazla bir zaman da geçti.

O zaman iktidara gelenler, 1991 y›l›nda, nisan ay›ndan itibaren Çekiç Güç hakk›nda söylemediklerini b›rakmam›fllard›. O günleri hat›rlay›n›z, "‹ktidara geldiklerinde, bu yanl›fl ifli hemen düzelteceklerini" söylüyorlard›. Böyle iflleri Türk Silahl› Kuvvetleri gerekti€i takdirde -gerekiyorsa- kendisi çözerdi... Yabanc› güç ne demekti... Bu ba€›ms›zl›€›m›za ayk›r›, bu, Anayasam›za ayk›r›, neredeyse ihanetti, vatan hainli€i... Hat›rlay›n bu laflar›, o günlerdeki gazeteleri... Ben, tek tek flu tarihli flu gazete demiyorum; ama, hepinizin kafas›nda bunlar yer etmifltir.

Saddam'›n katliam›ndan kaçan 500 bini aflk›n Kuzey Irakl›, Kürt, Türkmen, Süryanî insanlar; Kuzey Irak'tan kaç›p Türkiye s›n›rlar›na girmifl, s›€›nm›fllard›; Türkiye'nin köyleri, ormanlar› iflgal edilmiflti; hava so€uktu, kar vard›; da€larda, ormanlar› kesip, ›s›nmak için yak›yorlard›; köylerdeki evlerin ambarlar›nda ne varsa talan edip yiyorlard›... O günleri hat›rlay›n, mart sonlar› nisan bafllar›yd›. Tabiî ki, Türkiye, bundan büyük zarar görüyordu ve Türkiye'nin, bu zarar› acilen halletmesi gerekiyordu; sadece, kendi zararlar›n› de€il, ortada, insanl›k yönünden korkunç ve feci manzaralar vard›; bunu da acilen halletmesi gerekiyordu. Tabiî ki, insanl›k yönünden bu kadar feci manzaralar›n, bütün dünya taraf›ndan da müflahede edilmesi ve Birleflmifl Milletler gibi, AG‹K gibi -o zaman AG‹K çok yeniydi- birtak›m beynelmilel kurulufllar›n, bu konuda, Türkiye'yle elbirli€i yapma görevleri vard›; bu insanlara yard›m etmek, bu insanlar› vatanlar›na, emniyetle, geri göndermek ve gönderilen yard›mlar›, bunlara, emniyetle ulaflt›rmak gibi görevleri vard›; herkesin bu göreve kat›lmas› gerekiyordu. Türkiye, bu flartlarda, dünyaya, bu konuda ça€r›da bulundu. Birleflmifl Milletlerin bir karar›na istinaden, dünya, bu ça€r›ya icabet etti ve say›lar› 22 bini bulan ve 6-7 ülkenin silahl› kara kuvvetlerinden oluflan bir kuvvet, Türkiye'ye geldi. Irak içerisinde, acele, yeni yerleflim yerleri haz›rland›, infla edildi ve bu insanlar, emniyetli bir flekilde, dünyan›n gözü önünde ve dünyan›n elbirli€iyle, oralara götürüldü, yerlefltirildi; gelen yard›mlar da, emniyetle, bu adamlara ulaflt›r›ld›.

Bu, ilk üç ay içerisinde, büyük çapta halledildi; temmuz ay›na gelindi€i zaman, art›k, bu mesele, yerlefltirme ve yard›mlar›n emniyetle ulaflt›r›lmas› meselesi halledilmifl oldu€u için esas itibariyle, bu yabanc› güçler ülkelerine döndüler; fakat, ortada kurulmufl bu düzenin  yerlefltirilmesi, aksakl›klar›n›n giderilmesi, yerine oturtulmas› gibi bir görev vard›. Bu görevi yapmak üzere de, Amerika, ‹ngiltere  ve Fransa'n›n kat›l›m›ndan ibaret ve demin, Say›n Bakan›n söyledi€i say›da -gerçi, bafllang›çta kara kuvveti gücü biraz daha fazlayd›, bugün hiç kara kuvveti yoktur- yani, 78 uçak ve helikopter -daha ço€u Türklerden oluflan- 1 900 küsur pesonelden ibaret "Provide Comfort 2" ad›ndaki gücün eylül ay›na kadar kalmas›, eylül ay›nda da, e€er tam halleldilmemifl ise, bir defaya mahsus olmak üzere, görev süresinin üç ay daha uzat›labilmesi flart›yla, bu Provide Comfort 2 kuvveti, bildi€iniz flekilde, Türkiye'de yerleflmifltir.

Ne oldu; eylül ay›nda, üç ayl›k son uzatma da yap›ld›. Bu devletlerle anlaflma da oydu ve aral›k ay› sonunda, bu gücün görev süresi bitiyordu. Tarif buydu, s›n›rlar buydu, görev buydu.

Ondan sonra ne oldu; o s›rada söylenen bütün laflara ra€men, Say›n Demirel'in, Say›n ‹nönü'nün söyledikleri bütün laflara ra€men, y›l sonunda ne oldu; asl›nda, Türkiye Hükümeti bak›m›ndan olay bitmiflti; ihtiyac› karfl›layacak, tasarlanm›fl proje yerine getirilmiflti. Yeni gelen Hükümet, istedi€i gibi yeni hesaplar yapabilir, istedi€i gibi yeni kurulufllara gidebilirdi, yeni anlaflmalar yapabilirdi; yani, yeni gelen Hükümetin eli aç›kt›, eli serbestti, istedi€i oyunu oynayabilirdi; hay›r, onu tercih etmedi; kalkt›,  Anavatan Partisi Hükümetinin, daha önce, 1991 bafl›nda Meclisten ald›€› yetkiye dayanarak ve bunun son defa oldu€unu ifade ederek ve son defa oldu€u için, Meclisten al›nan yetkiyi Meclise iade etti€ini de ifade ederek, süreyi alt› ay uzatt›.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Askerlikte oldu€u gibi...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- ...alt› ay uzatt›; ama, bu sefer uzatt›€› fley neydi, tarifi neydi, amac› neydi, misyonu ne olacakt›, süresi ne olacakt›; bunlar hakk›nda, belirgin bir anlaflma, belirgin bir proje ortada yoktu; sadece uzatma vard›. Uzatma yap›l›rken "efendim, zaten, bunlara, bugün 'git' desek, alt› ayda ancak giderler" gibi, gevflek laflar da vard›. Halbuki, ben, bugün iddia ediyorum; o 78 uçak ve helikopterin Türkiye'den gitmesi, sadece bir gün gerektirir; daha fazla zamana ihtiyaç yoktur. Kara kuvveti de€ildir bunlar, hava kuvvetidir; emir ald›klar› gün, akflama yokturlar; o zaman da öyleydi...

Al›nan bu kararlar, gayet rahatl›kla anlafl›labildi€i gibi, hem birtak›m çeliflkilerle doluydu hem büyük yanl›fllarla doluydu hem de k›smen -dilim söylemeye varm›yor, ama- do€ru olmayan -diyeyim- laflarla doluydu; mesela, alt› ayda ancak giderler" gibi... fiova konufluldu.

1992 y›l› bafl›ndan -e€er uzat›l›rsa, bu, yedinci uzatma olacak- bu yana Çekiç Güç'ün ald›€› fleklin ana vasf›, ne oldu€unun belli olmamas›d›r. Temmuz 1991'de, Provide Comfort 2 diye belirlenen Çekiç Güç'ün ne oldu€u belliydi; süresi belliydi ve görevi belliydi. Bugünkü Çekiç Güç'ün, 1992 y›l› bafl›ndan bu yana görev süresi uzat›lmakta ve daha ne kadar uzat›laca€› da belli de€il. Say›n Karayalç›n'›n burada demin ifade etti€i gibi, hatta, bunun uzat›lmas›n›n zamana ba€lanmamas›, Hükümete b›rak›lmas› isteniyorsa, ki, bak›n, 1992 bafl›ndan bugüne nas›l geliniyor. O zaman, Hükümet, Meclisten ald›€› yetkiyi "art›k kullanmayaca€›m" diye, iade ediyor; s›rf baflka bir fley yapamad›€› için flov yap›yor, iade ediyor. Bugün,  yine ayn› Hükümetin D›fliflleri Bakan› Say›n Karayalç›n "art›k, bu uzatmalar›, zamana ba€lamamak, Hükümete b›rakmak laz›m" diyor; yani, "Meclis, o yetkiyi yeniden versin" demek istiyor. Ne kadar sürecek; belirsiz...

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Befl on y›l...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- ...görevi ne; belirsiz; tarifi ne; belirsiz...  Bundan evvelki uzatmalarda, biz, bunu sürekli olarak söyeldik. Hatta, Say›n Genel Baflkan›m, Say›n Demirel ile, 1992 Haziran›nda yapt›€› bir görüflmede, bunlar› çok aç›k olarak ifade etti ve biz üç ayl›k teklif getirelim, siz bu üç ay içinde bunlar› sa€lay›n, ondan sonra, bu ifle daha belirgin bir flekil verelim de bu ifl bir düzene girsin, flu anda düzeni yok" dedi. Biz, bunu üç y›ld›r, her uzatmada, sürekli söyledik ve bugüne geldik. Bugün de yeni bir ifade ortaya ç›k›yor: "Çekiç Güç'ün görev süresi karar› Hükümete b›rak›lmal›; bu kararla, Meclis u€raflmamal›; Meclis, Hükümete yetki -kendilerinin iade etti€i yetkiyi- vermeli..."

fiimdi, bak›n›z, bugün, Say›n Karayalç›n ne diyor: "Bu karar› alt› aya ba€lamak da yanl›fl." Dün de, Grubunda "Irak'taki sorun çözümlenene kadar, Çekiç Güç orada durmal›" diyor; yani, böyle, karineyle, z›mnen, yeni bir tarif ortaya ç›kar gibi geliyor. Bunlar söylenmiyor; ama, sanki, yeni bir tarif do€uyor. "Irak'ta, Saddam problemi çözümleninceye kadar -yahut da Irak'taki problem Amerika'n›n istedi€i flekilde çözümleninceye kadar diyelim- orada Çekiç Güç kalmal›" deniliyor. Bu, Türkiye'ye ne sa€l›yor; bu konuda, Say›n Karayalç›n -fluraya not ettim- konuflmas›nda "Ortado€u'da bar›fl ve istikrar sa€l›yor. Tabiî ki, bar›fl ve istikrardan bizim yarar›m›z var" diyor; e€er, Ortado€u'da, bar›fl ve istikrar sa€l›yorsa!.. Ortado€u'da bar›fl ve istikrardan evvel, daha baflka neler sa€l›yor; onlar› gözard› edersek...

Demek ki, o zaman, Ortado€u'da bar›fl ve istikrar› sa€lamak için,  Türkiye'de, Amerika'ya sürekli bir üs verelim; Amerika, o sürekli üste, Ortado€u'da bar›fl ve istikrar›, bildi€i gibi sa€las›n; sa€ olsun, biz de yararlan›r›z!.. Bu anlay›fla gidiyor...

fiimdi, bugün, SHP Genel Baflkan› bunu söylüyor; 1991 y›l›n›n a€ustos ay›nda, o zamanki SHP Genel Baflkan› Saddam’a gidip el s›k›fl›yor ve bu konular›n, böyle, Çekiç Güç'le falan çözümlenmeyece€ini ve Ortado€u'da, bar›fl›n da, istikrar›n da böyle sa€lanamayaca€›n› ifade ediyordu; aradan üç y›l geçmifltir...

Bu olaylar geliflirken, Türkiye, ne al›yor, ne veriyor konusu ortadayken; Mecliste yap›lan bu görüflmelerde, olay›n ana noktalar›, derinlikleri, asl›nda, hiç bir zaman aç›klanm›yor. Bunlar›n, burada çok detayl› aç›klanmas› da beklenmez; ama, hiç olmazsa, muhalefetin d›fl›nda, iktidar›n kendi ortaklar›, bu konularda gerçek durumun ne oldu€unu bilmek durumunda de€iller mi?!. Onlar da bilmiyor.

Peki, Türkiye’nin, bir devlet gelene€i vard›r: Önemli d›fl politika konular›nda, Anamuhalefet Partisi Lideri davet edilir, Say›n Baflbakan, konuyu, bütün aç›kl›€›yla, onun bilgisine sunar, istiflare eder; eskiden beri, Türkiye Meclisi, Türk Hükümetleri, elbirli€iyle, oybirli€iyle karar veregelmifllerdir; sebebi budur. Bizim Anamuhalefet Partisi Liderimiz Say›n Mesut Y›lmaz’a bu konuda bilgi verilmifl midir; hay›r. Türkiye ne al›yor, ne veriyor biliyor muyuz; bilmiyoruz. Böyle önemli Türk devlet gelenekleri bile ihmal ediliyor. Bas›n önünde, gelifligüzel, ayaküstü, konuflmalar yap›l›yor; ama, Anamuhalefet Liderine, davet edip de bir bilgi verilmiyor, onun fikri sorulmuyor. O zaman, Türkiye, d›fl politika konular›nda, bu Meclisten, nas›l, oybirli€iyle karar beklesin?!.

Bak›n›z, Anavatan Partisi olarak, d›fl politika konular›nda, asl›nda sadece d›fl politika konular›nda de€il; Türkiye için önemli olan iç politika konular›nda, devlet problemlerinde, özellikle d›fl politika konular›nda, hep, bu eski gelene€imize sad›k kalmak üzere, Türk Milletinin yan›nda olan, Türk Milletinin faydas›na kararlar vermeye çal›flt›k, oylar›m›z› öyle vermeye gayret ettik; hiçbir zaman parti propagandas› endiflesine sokmad›k. Buna ra€men, bu, ihmal ediliyor. O zaman, ben, bilgisizlik içindeyim; Anavatan Partisi Grubu ad›na konufluyorum; Çekiç Güç'le ilgili olarak, Türkiye'nin elinde bulunan bilgileri bilemiyorum.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Onlar da bilmiyorlar ki...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- "Bir tane helikopter düflürülmüfl, içinde flu varm›fl" gibi, "bilmem nereye bir torba at›lm›fl, içinde silah varm›fl" gibi, "Çekiç Güç'e gelen birtak›m malzemeler yahut paketler gümrükten geçerken, gümrük memurlar› flüphelenmifller, açm›fllar, içinden 'PKK'ya verilecek' diye bir notla bir paket ç›km›fl" gibi birtak›m sözleri gazetelerden okuyorum. O sözlerin kayna€› olan insanlar, Türkiye'ye karfl› sorumlu mu; hay›r. Niyeti ne; bilmiyoruz; ama, haberi oralardan al›yoruz. Meclisin bütün üyelerinin, bu haberlerin do€rusunu ö€renmek, hakk› de€il mi?!.

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Hakk›, tabiî; Anayasal hakk›, hem de.

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Böyle bir konu konuflulurken, bu gibi sorulara, cevap verilmesi gerekmiyor mu?!.

                             (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Devam edin efendim.

‹SMA‹L SAFA G‹RAY(Devamla)- Affedersiniz...

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Say›n Baflbakan›n da burada olmas› laz›m.

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Evet...

CEM KOZLU (‹stanbul)- Ne zaman geliyor ki!..

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Benim, kendisini dinleyip, tenvir olmam laz›m.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Memleketin en önemli meselesi görüflülürken, Hükümet yok, bakanlar yok!..

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- fiimdi, bak›n›z, Türkiye, d›fl politik ortamda, gayet problemli bir süreç içinde bulunmaktad›r. Kafkaslar, Balkanlar, Arap Yar›madas›, Do€u Akdeniz, Asya, Avrupa, Uzakdo€u, büyük ve h›zl› geliflmeler içerisindedir. ‹leriye dönük, çok fazla say›da senaryo vard›r; fakat, maalesef, Türkiye, bu senaryolar›n hiçbirinde aktif olamamakta, inisiyatifsiz kalmaktad›r. Bu konularda, daha fazla detaya girmek istemiyorum; çünkü, dün, burada, Çeçenistan konusu görüflülürken, Say›n ‹nan, gayet genifl bir bak›flla  bu konular› aç›klad›. O bak›mdan, tekrar olmas›n, Say›n ‹nan'›n, zab›tlarda yaz›l› olan ifadelerine aynen kat›l›yorum.

Yak›n çevremizde, baflkalar›, bizden daha etkin durumdad›r. Irak'ta, bir Kürt devleti kurulmas›, ileriye dönük senaryolar aras›nda en kolay söylenebilen, en sathî bir sözdür. Bu konuyla ilgili olarak, Suriye, ‹ran ve Türkiye içindeki iddialar›n s›n›rlar› ne olabilir? Büyük Ermenistan megaloideas›yla bu konunun iliflkileri ne olabilir? ‹leriye dönük olarak, bu konularla, bugün, Türkiye'yi ve çevresindeki ülkeleri rahats›z edip, huzursuz edip, istikrarlar›n› bozup, o durumda tutmak, böyle, Çekiç Güç gibi bir varl›€›n Türkiye'de devaml› muhafazas›n› sa€lamak, Amerika'n›n, Ortado€u petrolleriyle ilgili ileriye dönük emellerini yahut da ileriye dönük projelerini, acaba, yeterince sa€l›yor mu; yoksa, baflka projeler de mi var? Bu konularda bunlar› de€erlendirmeye çal›flan  bir Hükümetimiz var m›d›r? Varsa, bunun iflaretleri nedir, yahut, herhangi bir flekilde aç›klanm›fl m›d›r?

Bak›n›z,  bütün bu konularda, rahatça aç›klanamayan, cevaplanamayan sorular vard›r. En az›ndan, bunlar üzerinde ciddî çal›flmalar yap›lmakta oldu€unu gösterecek iflaretler, bilgiler yoktur. Maalesef, baflkalar›n›n dümen suyuna  girmifl bir Türkiye görüntüsü vard›r.

Bugün burada yap›lacak oylama sonucunda "Çekiç Güç gitsin" fleklinde bir karar ç›kmas› halinde, Say›n Bakan demin ifade etti "o zaman  ortal›k kar›fl›r" dedi. O zaman, Türkiye,  Ortado€u'da, nas›l, istikrar›, bar›fl› sa€lar? (DYP s›ralar›ndan gürültüler)  Demin ifade etti...

AL‹ ER (‹çel)- Öyle diyor.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Ayn› fleyi siz de yapmad›n›z m›?

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Hay›r efendim. Demin tarif ettim; amac›, s›n›rlar›, çerçevesi, hukukî durumu, hepsi belliydi.

fiimdi, buradan ç›kacak karar sonucunda "Çekiç Güç gitsin" denirse, acaba, Türkiye'nin, onun yerine ikame edebilece€i bir politikas› var m›? Çok flüpheli; "Vard›r"diyemiyorum.

CENG‹Z BULUT(‹zmir) - Yok...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Çünkü, var olmad›€›n› gösterecek iflaretler daha fazla.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Siz olsayd›n›z ne yapacakt›n›z ?

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Hay›r efendim; çözüm makam›nda ben oturmuyorum... Bu laf› da persenk ettiniz. Muhalefet, çözüm yeri de€ildir; iktidar, çözüm yeridir; muhalefet, tenkit yeridir. (ANAP s›ralar›ndan, "Bravo"sesleri, alk›fllar)

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Siz sorumsuz de€ilsiniz.

‹SMA‹L SAFA G‹RAY(Devamla)- Hay›r, ben size çözüm teklif etmem; yapt›€›n›z yanl›fl› söylerim.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Sizin de sorumlulu€unuz var.

BAfiKAN- Say›n Saraçlar...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Sorumlulu€um, yanl›fl› söylemektir.

BAfiKAN- Say›n Saraçlar, biraz sonra, grup sözcünüz ç›kacak, burada, fikirlerinizi söyleyecek...

Say›n hatip, lütfen toparlay›n efendim.

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Bak›n›z, konuflmalar, saatine göre ve flova dönük olarak yap›l›yor ve  hemen unutuluyor. Bundan dört sene evvel "Varflova Pakt› y›k›ld›; art›k, Silahl› Kuvvetlerimizi küçültelim, oraya fazla para harcamayal›m, onun yerine e€itime, sa€l›€a harcayal›m" diyen insanlar›m›z vard› ve gazeteler de yar›fl›yorlard› "Türk Silahl› Kuvvetlerindeki asker say›s› flu kadar yüzbine insin, bu kadar yüzbine insin" diye de€iflik rakamlar ortaya at›l›yordu.

BÜLENT AKARCALI (‹stanbul)- Askerli€in süresini k›saltt›lar, flimdi de ç›kar›yorlar.

YÜCEL SEÇK‹NER (Ankara)- Ǜkar›yorlar de€il, ç›kard›lar!..

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Ha, o zaman yine istikrarl› politikas› olan Anavatan Partisi direniyordu ve "bak›n›z, Türkiye'nin, flu kadar s›n›r› var, flu kadar kilometrekare alan› var,  etraf›nda flu kadar tehdit var, Varflova Pakt› y›k›l›nca tehdit kalkm›yor, aksine, daha da büyüyor. Onun için, bu laflar›n yeri yok" diyen yine bizdik; ama, bugün, iktidara geldiklerinde, hemen askerli€i 12 aya indirdiler, flimdi 18 aya ç›karacaklar.

BÜLENT AKARCALI (istanbul)- 18 aya ç›karacaklar.

YÜCEL SEÇK‹NER (Ankara)- Ǜkard›lar, ç›kard›lar...

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Ǜkard›lar... Asl›nda, pratikte 19 aya da ç›kt›.

fiimdi, bak›n›z, sanki, Türkiye'nin güvenli€i bu kadar ucuzmufl gibi, sanki, olaylara bu kadar yüzeysel bakmak Türkiye'yi idare etmeye yetermifl gibi... Türkiye'nin idaresi zordur, beyler; Türkiye'nin, bulundu€u yerden gelen, co€rafyas›ndan gelen, kendi ülkesinin büyüklü€ünden gelen ve birçok alanda yenileflmenin getirdi€i problemlerinden gelen çok sorunlar› vard›r; yüzeysel bakmaya sak›n heveslenmeyin.

Bak›n›z, Millî Güvenlik Kurulunda, Çekiç Güç'ün konuflulmas› s›ras›nda, acaba bu Hükümetin akl›na, hiç, Anamuhalefet Partisi liderini davet edip de, onun da münakaflalara kat›lmas›n› sa€lamak geliyor mu?

HAL‹L ORHAN ERGÜDER (‹stanbul)- Nerede o centilmenlik!..

‹SMA‹L SAFA G‹RAY (Devamla)- Biz, bunu üç y›ldan beri söylüyoruz, diyoruz ki: "Biz bunda yanl›fll›k görüyoruz; Anayasada bu de€ifliklik de yap›lmal› ve anamuhalefet partisi lideri Millî Güvenlik Kurulunun daimî üyesi olmal›." Bugünkü Anayasaya göre, Millî Güvenlik Kurulunu teflkil edenlerin, gereken kifliyi oraya ça€›r›p, onu dinleme, onunla münakafla etme yetkisi vard›r. Böyle bir konu görüflülürken, acaba, Anamuhalefet Partisi Liderinin Millî Güvenlik Kuruluna davet edilmesi çok mu ters; de€il asl›nda. Hiç olmazsa bunu yap›n. Bu kadar bilgisizlik alt›nda, ne oldu€undan bu kadar haberdar olmamak alt›nda, Hükümetin konulara bu kadar ucuz bakt›€›n› bile bile, s›rf flov için birtak›m laflar etti€ini ve ertesi gün unuttu€unu bile bile, Hükümete nas›l güvenece€iz?!. Türkiye'yi emniyet içinde götürme konusunda, silahl› kuvvetlerimize güveniyoruz; evet, do€rudur. Onu da boyuna y›prat›yoruz; yani  "bugün 12 aya insin, yar›n bilmem kaç aya ç›ks›n" ya da "ö€retmenler, polisler askerlik yapmas›n" diyerek, bir yandan onun da kayna€›n› kurutman›n yolunday›z. Bulundu€umuz bölgede, nas›l güvenece€iz, bu memleketin emniyetinden nas›l emin olaca€›z? Maalesef, biz, bu Hükümetin bu konudaki icraat›na da güvenmiyoruz ve bu konudaki icraat›n› de€ifltirebilece€ine ve Türkiye'nin menfaat›na ufak bir f›rsat ç›kt›€›nda onu kullanabilece€ine de güvenmiyoruz. Onun için, maalesef "Evet" diyemiyoruz.

Sayg›lar sunar›m. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Giray.

Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubu ad›na Grup Baflkanvekili Say›n Adnan Ekmen; buyurun efendim. (SHP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

CENG‹Z BULUT (‹zmir) - Eskiden Amerikaya "go home" diye ba€›ranlar vard›; bunlar da "go home"cu galiba.

SHP GRUBU ADINA MEHMET ADNAN EKMEN (Batman) - Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; kamuoyunda Çekiç Güç olarak bilinen Çokuluslu Güç'ün görev süresinin uzat›lmas› konusunda yap›lan görüflmelerde, SHP'nin görüfllerini arz etmek üzere huzurunuzday›m; bu vesileyle, flahs›m ve Grubum ad›na, hepinize sayg›lar sunuyorum.

Say›n milletvekilleri, bilindi€i gibi, Körfez Savafl›ndan sonra Kuzey Irak'ta ç›kan olaylarda, Saddam yönetimi fliddete baflvurmufl ve o zaman, 500 bini aflk›n Türkmen, Kürt, Asurî ve Arap, s›n›r›m›za göç etmiflti. Bu göç, s›n›r›m›z›n fizikî güvenli€ini tehdit etti€i gibi, bu insanlar›n, yeme, yatma ve bar›nma gibi sorunlar›n› da beraberinde getirmifl ve bölgesel ve uluslararas› bar›fl› tehdit boyutuna ulaflm›flt›. Yani, k›sacas›, olay›n büyüklü€ü, her yönüyle Türkiye'nin tek bafl›na çözebilece€i boyutu aflm›flt›. Bunun üzerine, Türkiye, Birleflmifl Milletler kanal›yla dünyaya ça€r› yapm›fl ve bu ça€r› üzerine, Güvenlik Konseyinin 688 say›l› Karar› ç›kar›lm›flt›. Söz konusu karar gere€ince, 13 ülkeden 21 bini aflk›n asker, uçak ve helikopterleriyle Türkiye'ye gelmifl ve  Kuzey Irak'ta askerî ve sivil Irak güvenlik güçlerini bölge d›fl›na ittikten sonra, s›€›nmac›lar› bu bölgeye yerlefltirmiflti. Buna "Huzur Harekât› 1" denilmifltir. Bugün, Çekiç Güç denilen olay›n bafllang›c› budur. Yoksa, Amerika veya di€er Bat› ülkeleri istedi diye, Türkiye'ye yabanc› güçler konuflland›r›lmam›flt›r; Türkiye istedi diye bu güçler Türkiye'ye gelmifltir.

Türkiye ve müttefikleri, bölgedeki nispî sukûnetin devam› ve geliflmelerin kontrol alt›nda tutulabilmesi için, küçük bir askerî birli€in Türkiye'de konuflland›r›lmas›n› uygun görmüfl, buna da "Huzur Harekât› 2" denilmifltir. Bugün, Çekiç Güç, uçak ve helikopterlerden oluflan bir filodur. fiu an, Çekiç Güç, ‹ncirlik, Antalya ve Pirinçlik havaalanlar›ndan faydalanmaktad›r. Bu Gücün görev alan›, sadece Kuzey Irak't›r. Burada yaflayan Kürt, Türkmen, Arap ve Asurîler için bir flemsiye görevi yapmaktad›r; onlar›, insanl›k düflman› Saddam'›n gazab›ndan korumaktad›r. Saddam'›n, bu halklara yönelik olas› bir sald›r›s›na, uluslararas› bir cayd›r›c›l›k boyutu kazand›rmaktad›r, ki böyle bir sald›r›ya Türkiye seyirci kalamaz, kalmamal›d›r da. Zaten, en üst düzey yetkililerimiz de defalarca bunu ifade etmifllerdir. Böyle bir olas›l›k her zaman mevcuttur. Nitekim, Ba€dat'a giden SHP heyetine, Türk bas›n›n›n da haz›r bulundu€u bir toplant›da, Taha Yasin Ramazan "Çekiç Güç giderse, biz kuzeyi üç günde çözeriz" tehdidinde bulunmufltur.

Say›n arkadafllar, Çekiç Güç'ün varl›€› nedeniyle, Saddam, böyle bir fleye cesaret edemiyor. Diyelim ki, Saddam böyle bir ç›lg›nl›k yapt›; iflte, o zaman, Türkiye, Irak yönetimiyle karfl› karfl›ya geldi€inde, yan›nda müttefik güçleri de bulacakt›r. Saddam, flimdi, Çekiç Güç'ün bölgeden uzaklaflt›r›lmas› halinde, Kuzey Irak'a sald›rmayaca€›n› söylemektedir. Geçmifl deneyimler göstermifltir ki, Saddam güvenilmezdir; nitekim, vaktiyle "Kuveyt'e girmeyece€im" demiflti; ama, girdi.

Say›n milletvekilleri, flimdi, Çekiç Güç aleyhinde baz› argümanlara de€inmek istiyorum. Deniliyor ki: "Çekiç Güç, hükümranl›k haklar›m›z› ihlal etmektedir" Çekiç Güç'ün Türkiye'ye gelmesini biz istedik, tamamen kontrolümüz alt›nda görev yapmaktad›r. Ǜk›fl›na da biz, yaln›z biz karar verebiliriz. Çekiç Güç'ün Türkiye'ye gelifl ve gönderme yetkisi, iradesi do€rudan bize aittir. Bu yetkimizi ve irademizi kullanmaya hiçbir güç engel olamaz. Bu yetki ve irademiz, hiçbir koflulda k›s›tlanamaz, elimizden al›namaz. ‹flte o nedenle, hükümranl›k hakk›m›z›n ihlalinden söz etmek yanl›flt›r. Çekiç Güç'ün yasal dayana€› da vard›r; bu dayanak, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar Kurulunun ilgili kararlar›d›r.

Aleyhte di€er bir ifadede ise "Çekiç Güç, PKK'ya yard›m ediyor" denilmektedir. Bunu iddia edenler, bu konuda hiçbir delil gösteremiyorlar. Üstelik, her uçuflta yanlar›nda bir Türk komutan da bulunmaktad›r.

Aleyhteki di€er bir argüman da flu: "Çekiç Güç'ün varl›€›, Barzani ve Talabani'yi cesaretlendiriyor; onlar›, Ba€dat'la uzlaflmaz k›l›yor" denilmekte. Evet, Çekiç Güç'ün bölgedeki varl›€›, Barzani ve Talabani gibi ›l›ml› liderleri, radikal silahl› gruplara karfl› koruyor; bu, Türkiye'nin lehinedir. Aksi halde, bu radikal gruplar›n, Saddam'dan da destek alarak, Ortado€u'da istikrars›zl›k ve kar›fl›kl›€a yol açmalar› kaç›n›lmaz olacakt›r.

Endifle içinde ifade edilen bir di€er konu da flu: "Çekiç Güç'ün varl›€›yla, Kuzey Irak'ta bir Kürt devleti kurulmak isteniyor" deniliyor. Bu, varsay›mlara dayanan bir senaryo. Irak'›n birli€inin ve toprak bütünlü€ünün korunmas›na, Türkiye büyük önem vermektedir. Zaten, Türkiye, bu duyarl›l›€›n›, müttefiklerine en net flekilde ulaflt›rm›fl ve müttefikler de bu görüflü paylaflm›flt›r.

Say›n arkadafllar, ayr›ca, Türkiye, Irak'taki iç dinamikleri ve do€al siyasal geliflmeleri so€ukkanl›l›kla karfl›lamal›d›r. Kendi içindeki soruna bar›flç›l, demokratik çözüm bulan Türkiye'den, hiç kimse, de€il toprak parças›, bir avuç toprak bile istemez, isteyemez de.

Say›n arkadafllar, Çekiç Güç'e "git" denilirse, bu güç baflka yerlerde konuflland›r›lacak ve ayn› faaliyetleri gösterecektir. Bu, Türkiye'nin, Bat›'yla olan iliflkilerini daha zorlaflt›racak ve Türkiye'yi s›k›nt›ya sokacakt›r. Ayr›ca, Türkiye'nin, Kuzey Irak'taki durumu denetleme olanaklar› k›s›lacak, Ortado€u'daki etkinli€i azalacakt›r. "Peki, Çekiç Güç ne zaman gidecek" deniliyor. Kuzey Irak'ta bir normalleflme olmadan Çekiç Güç, bölgeyi terk edemez.

Say›n arkadafllar, Irak konusuna de€inmiflken, bir iki hususun da alt›n› çizmek istiyorum: Petrol boru hatt› ifllememektedir. Bunun, bir an önce aç›lmas› gerekir. Hükümet, bu konuda gerekli giriflimleri yapmal›, müttefikler de bu talebimize destek vermelidir; çünkü, boru hatt› çürümektedir. En az›ndan, bu çürümeyi önleyecek ak›fl› temin etmek zorunday›z.

Bunun kadar önemli bir husus da, Irak, dünyaya, petrol sat›fl›na tekrar bafllad›€›nda, bu, petrolün, Kerkük-Ceyhan petrol boru hatt›ndan sevkinin teminidir. Müttefikler, bu konuda Türkiye'ye güvence vermelidir.

Say›n arkadafllar, bilindi€i gibi, Türkiye, Çekiç Güç'ün topraklar›m›zda konuflland›r›lmas›na izin verirken, en baflta kendi ç›karlar›n› göz önünde tutmufltur; ama, buna ra€men, Körfez Savafl›nda, müttefiklerle hareket etti€i için, büyük ekonomik zararlara u€ram›flt›r. Kimse, bunu görmezlikten gelmemelidir. Zira, kal›c› dostluklar, tek tarafl› özverilerle yürütülemez. Bu ba€lamda, Avrupa'yla bütünleflme sürecimizde, müttefiklerimizden, gereken deste€i beklemek hakk›m›zd›r.

Say›n arkadafllar, Türkiye, Avrupa Birli€ine kat›lma hedefinden vazgeçemez. Tabiî, bu hedefe ulaflmak için, müttefiklerimize oldu€u gibi, bize de önemli görevler düflmektedir. Biz de, demokratik ve ekonomik reformlar›m›z› h›zla tamamlamak mecburiyetindeyiz.

Bu düflünceler ›fl›€›nda, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›na SHP olarak "evet" diyece€imizi arz eder, hepinize sayg›lar sunar›m. (SHP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Ekmen.

Refah Partisi Grubu adana, Say›n Mukadder Bafle€mez; buyurun. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

RP GRUBU ADINA MUKADDER BAfiE⁄MEZ (‹stanbul)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; sözlerime bafllarken, Refah Partisi Grubu ve flahs›m ad›na, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Burada, gerek Say›n D›fliflleri Bakan›m›z gerekse ondan sonra konuflan sözcülerimiz, öyle bir ses tonuyla, öyle bir üslupla konufltular ki, sanki, önemsiz bir mesele, basit bir kanun maddesi de€iflecek; eh! bu da konufluluyor... Buradaki konuflmalar televizyondan naklen yay›nlan›yor, millet izliyor; öyleyse, bu meseleyi, nas›l eder de milletin gözünden kaç›r›r›z, böyle, süklüm püklüm bir edayla, m›r›n k›r›n ederek nas›l geçiririz... Halbuki, bu, bir vatan meselesi, vatan›n bölünmezli€i meselesi.

Burada, son derece ciddî ve millî bir mesele konuflulmaktad›r. Bölünmez bütünlü€üne sayg› duydu€umuz komflu bir ülke aleyhine, kendi topraklar›m›z üzerinde konuflland›r›lm›fl bir yabanc› kuvvetten söz etmekteyiz. Buraya ç›k›p da "iflte, flu zaman flu oldu; biz böyle demifltik, siz böyle demifltiniz" gibi, gayet afla€› bir perdeden, yumuflak üsluplarla, milletin dikkatini çekmeden, yavafl yavafl ifli geçifltirmeye kalk›flamazs›n›z. Buraya ç›k›p, savunan, niçin savundu€unu, inançla hayk›rarak savunmal›; karfl› duran da, niçin karfl› durdu€unu, inançla hayk›rarak bunun mücadelesini vermeli ve bu vatan›n derdini yüre€inde hissederek konuflmal›d›r. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Aksi halde, bu tür ifller olup biter, Çekiç Güç, her alt› ayda bir gelir ve geçer; yani, gelir, geçer derken, Meclis gündemine gelir ve geçer. fiu, tepemizin üzerinde "Hâkimiyet kay›ts›z flarts›z milletindir" diye yazar; ama, alt› ayda bir Amerika'dan, telefonlar, telgraflar gelir... Hâkimiyet, milletin midir, yoksa, o gelen telefonlar›n m›d›r, buradan ne ç›kacakt›r, karar› kim verecektir, o konuda tereddütler ederiz. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Amerika'dan telefon geliyor mu?!..

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- Amerika'dan haberleri, Hoca getirdi.

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- Çekiç Güç aleyhine yaz›lan makaleler, dosyalar dolusudur. Bu ülkede, akl› bafl›nda herkes, beyni düflünce üreten, eli kalem tutan, siyasî tecrübesi olan, devlet adaml›€› tecrübesi olan herkes, bu Çekiç Güç'ün durumundan flüphe etmektedir, karfl› ç›kmaktad›r, "gitsin" demektedir.

Bu ülkede engin tecrübelere sahip oldu€una inand›€›m›z, tecrübeli devlet adam› Say›n Bülent Ecevit, geldi geleli "bu Çekiç Güç gitsin" diye feryat etmektedir. Meclis Baflkan›m›z, milletin iradesinin temsil edildi€i bu Parlamentonun Baflkan› Say›n Hüsamettin Cindoruk, "Çekiç Güç, süresini doldurdu; art›k, fayda sa€lam›yor, zarara dönüfltü, gitmelidir" demektedir. Eskiden, anamuhalefet lideriyken Say›n Demirel "gitsin, aman gelmesin" demekteydi, Say›n ‹nönü "gelmesin" demekteydi... Yani, akl› bafl›nda herkes, bu yabanc› gücün ülkemizde bulunmas›n› gayet sak›ncal› görmektedir; hem ülkemiz için hem bölgemiz için...

COfiKUN GÖKALP (K›rflehir)- Say›n Baykal da "gitsin" diyor.

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- Evet, Say›n Baykal da "gitsin" diyor. Belediye baflkanlar› "gitsin" diyor, ö€retmenler "gitsin" diyor, sendikalar "gitsin" diyor, bütün millet "gitsin" diyor... (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

E€er, Çekiç Güç gitsin mi gitmesin mi konusunu, Çekiç Güç'ün faydal› m›, zararl› m› oldu€u konusunu merak ediyorsan›z, benim size bir tavsiyem var:  "Özellefltirme Yasas›n› ç›kard›k, 1995 y›l›, özellefltirme y›l› olacak, milletimize müjdeler olsun" gibi, nas›l, anl› flanl› beyanat verdilerse, flayet bu tezkere de oylan›p geçerse, Hükümet yetkileri ç›ks›nlar, "milletimize müjdeler olsun, bir alt› ay› daha s›y›rd›k, bir alt› ay daha Çekiç Güç'e izin verdik" diye bas›n toplant›s› düzenleyip bu kahramanl›€› yine yaps›nlar. Seçim propagandalar›na, Anavatan Partisi, "Çekiç Güç'ü ülkeye getiren ilk kahramanlar biziz; Do€ru Yol ve Sosyaldemokrat Halkç› Parti de "Çekiç Güç'ü bu ülkede ikame ettiren kahramanlar biziz" diye yazs›n, halktan öyle oy istesin; bakal›m, halk kendilerine ne söyleyecektir?!..

De€erli arkadafllar, Türkiye, dünya co€rafyas›n›n çok önemli bir yerinde olup, üç k›tay› birbirine ba€layan önemli bir konuma sahiptir. Türkiye, yak›n komflular› Irak, ‹ran gibi büyük devletlerle iflbirli€i içindedir.

Bütün meselenin flu oldu€unu size beyan etmek istiyorum: Ortado€u'da bir horoz ç›kmas›n... Bütün mesele bu... ‹ran'la Irak'› bir on y›l böyle savaflt›rd›lar, ‹ran'›n ekonomisini çökerttiler. O anda, Amerika, Saddam'›n en büyük dostu ve müttefikiydi; ama, bu arada, Irak palazland›, kuvvetlendi; onun da burnunun sürtülmesi, onun da ekonomisinin yerle bir edilmesi gerekiyordu. Bir oyunla, Irak'›, Kuveyt'in üstüne sald›rtt›lar. Bu, tamamen Amerika'n›n plan›yd›; Irak'›, Kuveyt'in üstüne gönderdiler.

Bir baflka oyun daha var: New-York ve Londra'daki Kuveyt'li ifladamlar›, bu flehirlerdeki ana sermayelerini Kuveyt'e tafl›maya, buray› ticaret merkezi haline getirmeye bafllam›fllard›. Irak'›, Kuveyt'in üstüne göndermek suretiyle, hem Kuveyt'teki ifladamlar›na bir ders vermek hem de Saddam'›n gücünü ve Irak'›n ekonomik gücünü k›rmak istediler; böylece, Saddam'› bir maceraya soktular. Arkas›ndan, büyük Körfez k›yameti koptu. Bunu, hep birlikte yaflad›k. Onun arkas›ndan geliflen hadiseleri birlikte izledik.

Saddam'›n Türkiye ile al›p veremedi€i yoktu. "Efendim, suyumuzu alacakt›, bize savafl açacakt›, füzelerini bize do€ru çevirmiflti... Bu tür mevhum heyulâlarla, ülkeler harekete geçemez, savafl sebebi say›labilecek ifllere giriflemez.

fiimdi, yap›lmak istenen nedir; Türkiye’nin de, ekonomik bak›mdan tahrip edilmesi; Türkiye’nin de, ekonomik bak›mdan zarara düflmesidir. Irak flöyleymifl, Saddam böylemifl laflar›, bir yerde, flundan daha öncelikle beni ilgilendirmiyor: Türkiye, bugün, fakruzaruret içinde mi; Türkiye’nin paras› pul olmufl mu; insanlar iflsiz ve afls›z kalm›fl m›; do€u ve güneydo€u boflalm›fl m›; iflsizini, afls›z›n› b›rak›n, ifl sahibi insan geçinebiliyor mu; insanlar ekmek kuyru€unda çile tüketiyor mu; emeklinin hali periflan m›?

De€erli arkadafllar›m, bu, bir iç ekonomik meseledir; ama, tüm bunlar›n ba€lant›s›; iflte, bu yanl›fl d›fl politikalar, yanl›fl konuflmalar, yanl›fl konuflland›rmalard›r. Siz, Çekiç Güç’ü getirir, Türkiye’de konuflland›r›rsan›z; Irak’a ambargoyu öncelikle takip ederseniz; Irak ambargosunun delinip delinmedi€i noktas›nda Çekiç-Güç’ü âdeta bir zaptiye gibi, bir karakol gibi, bir öncü kuvveti gibi gelip yerlefltirirseniz; "Irak’ta kufl uçurtmayaca€›z, nakliye kamyonu geçirtmeyece€iz" derseniz; neticede, Türkiye, 20 milyar dolar zarar eder.

Buradan size de€il; ama, halk›ma sesleniyorum: E€er, cebinizdeki para k›ymet kazanmam›flsa, çocu€unuza ifl bulam›yorsan›z, hastane önlerinde sürünüyorsan›z, Türkiye, ekonomik bak›mdan geri kalm›flsa, iflte, bu yabanc› reçeteli zehirleri, bize ilaç diye yutturduklar›ndand›r; bu yanl›fl politikalar bizi bu noktaya getirmifltir. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- Neyi savunuyorsun?..

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- Ben mi neyi savunuyorum; Türkiye’yi savunuyorum. Siz, neyi savunuyorsunuz?

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- ‹ran’› niye savunuyorsun?

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- Yok... Yok... Ben Türkiye’yi savunuyorum; Türk vatan›n›n bölünmez bütünlü€ünü savunuyorum; Türk halk›n›n de€erlerini savunuyorum...

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- Demagoji yap›yorsun.

BAfiKAN- Say›n Bafle€mez, siz Genel Kurula hitaba devam edin, karfl›l›kl› konuflmaya f›rsat vermeyin.

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- Demagojiden baflka bir fley yapm›yorsun. Biraz da fikir söyle.

BAfiKAN- Lütfen, Say›n Erdem...

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- Kendinizi Çekiç Güç askeri mi hissediyorsunuz? Oradan bana niye makineli tüfek gibi atefl aç›yorsunuz?

AHMET fiEREF ERDEM (Burdur)- “Size hitap etmiyorum” diye sayg›s›zl›k yap›yorsun. Mecliste oldu€unu unutuyorsun. Bize hitap etmek zorundas›n.

BAHADD‹N ELNj (Bayburt)- Herhalde, 20 milyar dolar kayb› savunuyor.

MUSTAFA BAfi (‹stanbul)- O, 20 milyar dolar kayb› düflünemez; çünkü, emireridir.

BAfiKAN- Devam edin Say›n Bafle€mez.

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- De€erli arkadafllar, zannetmeyin ki, ifller d›flar›dan göründü€ü gibi oluyor; planlar yap›l›yor, programlar yap›l›yor, bilgi bankalar› var, stratejistler var, uzmanlar var ve hepiniz biliyorsunuz ki, Ortado€u’da petrol var. Bugün, ister istemez, dünyan›n enerji kayna€› petrol. Bu petrolü elde tutabilmek için, bölgede büyüyen, geliflen devletlerin rahats›z edilmesi laz›m; zaman zaman birbirine düflürülmesi laz›m. Bunun için de oyunlar, operasyonlar yap›l›yor. Bütün mesele budur.

fiimdi, Irak, ‹ran, Türkiye gibi büyük devletlerin bafl›n› a€r›tmak için, bir flekilde, kimine “dost” diyerek; kimine “düflman” diyerek; kimine “sana federe devlet kurduraca€›m” diyerek; kimine “ayaklan, isyan et; sana el alt›ndan silah verece€im” diyerek; kimine “Saddam’› devirece€im” diyerek; bu tür uygulamalar yap›l›yor. Mesele, Ortado€u'daki petrolün kontrolü meselesidir; mesele, Ortado€u haritalar›nda yeniden flekillenme aray›fl›d›r ve Amerika’n›n Ortado€u hegemonyas›d›r.

‹zin verirseniz, benim de€il; ama, Amerikal› uzmanlar›n, stratejistlerin, y›llar önce haz›rlam›fl oldu€u bir raporu size okumak istiyorum.

fiimdi, bunu bir iki sene evvel konuflabilirdik; bir iki sene evvel birtak›m münakaflalar yapabilirdik; ama, flimdi her fley ayan beyan ortada. Kuzey Irak’ta bir Kürt devleti olufltu isteseniz de istemeseniz de; kabul etseniz de etmeseniz de. Yani, yavafl yavafl, çocuk, do€du, büyüyor ve gelifliyor; yar›n, kab›na s›€maz hale gelecektir. Peki, bunun sorumlulu€unu kim üstlenecektir?

“Kuzey Irak’ta, Çekiç Güç’ün gölgesinde, Amerika Birleflik Devletleri, ‹ngiltere ve AT himayesinde fiilen bir Kürt devleti kurulmufltur. Kürt liderleri, Türkiye ve Arap dünyas›n› ürkütmemek için, federe devlet kurma eylemini, bir niyet bildirimi olarak formüle ediyorlarsa da, bu, tek kelimeyle, aldatmacadan ibarettir. Esasen, Barzani ve Talabani, ABD ve ‹ngiltere’yle çok s›k› iflbirli€i içindedir. Bu iki devletin izni olmadan böyle bir teflebbüste bulunamazlar. Mevcut Türk Hükümeti ise anlafl›lmayan bir tutum içindedir. Arap dünyas›n› ürkütmemek için ‘Irak’›n toprak bütünlü€ünün parçalanmas›na karfl›y›m’ derken, Talabani ve Barzani’ye de dolayl› destek vermektedir.

‹lan edilen Kürt Federe Devleti, siyasî ve hukukî boflluklarla doludur. Irak, Türkiye ve ‹ran üniter devlettir; yani, federasyon de€ildir. ‹lan edilen federe devlet kime ba€l›d›r öyleyse? Y›llarca önce Talabani ‘ba€›ms›z bir devletimiz olsun da, Amerika’n›n 53 üncü eyaleti olal›m’ demiflti. Amerika federe bir devlettir; böyle oldu€una göre, orada kurulan Kürt Federe Devletinin gerçek sahibi de Amerika’d›r.

Peflmergelerin, flimdilik, PKK’y› k›smen s›k›flt›rd›klar›na bakmay›n; ileriye dönük planlar için, PKK, asla tamamen bertaraf edilmeyecektir ve Talabani ve Barzani bunu aç›kça ifade etmektedirler.

Amerika'n›n liderli€indeki Bat›'n›n bütün hedefi, Ortado€u'da, Türklerle Kürtleri, Türklerle Araplar› ve Türklerle ‹ranl›lar› birbirine düflürerek, bu milletleri k›rd›rmak ve Ortado€u'da, büyük ‹srail ve büyük Ermenistan kurulmas› için, Türk, Kürt, Arap, Fars cesetleri üzerinde ortam haz›rlamakt›r. Birinci Dünya Savafl› öncesinde Araplar› kullanan Bat›, bugün, Kürtleri kullanmaktad›r. Elbette, bedelini, Müslüman olan bu milletler, kanlar›yla ödüyor.

fiu anda, Kuzey Irak'taki durum, asla sürpriz de€ildir. Daha y›llarca önce, -dikkat buyurun, daha y›llarca önce- Carnegie Endowment isimli kuruluflun haz›rlad›€› rapor, CIA, Pentagon, MOSSAD ve Türkiye'deki ABD eski Büyükelçisi Morton Abramowitz taraf›ndan, Kürdistan senaryosu için planlanm›flt›. Neydi bu plan? Haz›rlanan raporda flu ifadeler yer al›yordu: "Türkiye'nin kayg›lar›n› azaltmak ve Kürtlerin kendi meselelerini çözmek için, geliflmeler yavafl bir tempoda seyretmelidir; e€er, Türkler, ba€›ms›zl›€a götüren habersiz ve ani bir de€ifliklikle yüzyüze kal›rsa, buna, taban›n bask›s›yla tepki gösterebilir. Bunun için, Kuzey Irak özgür Kürt devleti, Kuzey Irak federe Kürt devleti ya da otonom bölge makyaj isimlerle, yavafl, fakat, görünmez biçimde, siyasî varl›€a do€ru gidilmelidir." Yani, Amerika'n›n, çakt›rmadan ba€›ms›zl›k formülüydü bu. Bu formül, ad›m ad›m ilerledi de€erli arkadafllar›m. ‹flte, bu raporun, hemen birkaç sene sonra uyguland›€›n› görüyoruz. Burada amaç ne; çakt›rmadan ba€›ms›zl›k. Biz çakm›yoruz; baflkalar› çak›yor; hem de Çekiç Güç'le çak›yor, vura vura çak›yor!..

De€erli arkadafllar, "Türkiye'de bulunan Çekiç Güç'ü, Türkiye istedi" deniliyor. Yani, Amerikal›lar heveslenmedi, ‹ngilizler, Frans›zlar heveslenmedi... Siz, buna inan›yor musunuz? Siz inansan›z da halk›m›z buna inanacak m›? Yani, köpe€ini, bebe€ini terk edecek Coni; Washington'u, New York'u terk edecek, gelecek, bizim güney da€lar›nda, Güneydo€u Anadolu Bölgesinde çile çekecek; bunu da, Amerika, Türkiye'yi çok sevdi€i için ya da efendim, yal›nayak dolaflan gariban Kürtleri korumak için yapacak!.. Siz buna inan›yor musunuz? Amerika, Fransa veya ‹ngiltere, insanl›k konular›nda bu kadar hassas m›; insan haklar› konusunda bu kadar duyarl› m›?!..

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Bosna'da niye yapm›yorlar?

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- E€er, böyle olsayd›, Bosna-Hersek'te, bebeklerimiz beflikte bo€azlan›rken; e€er böyle olsayd›, ‹srail'de, kollar›, bacaklar› tafllarla, sopalarla k›r›l›rken delikanl›lar›n, gençlerin; e€er böyle olsayd›, Azerbaycan'da, Karaba€'da, tank paletleri alt›nda ezilirken kardefllerimizin cesetleri, Amerika biraz duyarl›l›k gösterirdi gibi geliyor; ama, o gün, Çekiç Güç buradayd›, ne biz duyarl›l›k gösterdik ne Çekiç Güç. Yaral›lar› tafl›mak için, iki helikopter bile vermedik. 20 saniyede bir uçufl yapan Çekiç Güç helikopterleri ve uçaklar›, insanî yard›m gerekçesiyle, Birleflmifl Milletlerden alaca€› güçle, destekle, hiç olmazsa, gidip, yaral›lar›, mazlumlar› toplayabilirdi, Radovan Karadziç'e karfl› ç›kabilirdi. Görüyorsunuz ki, tavflana, kaç; taz›ya, tut politikas› izlenmekte, yavafl yavafl, ad›m ad›m bir tehlike, Ortado€u'yu sarmaktad›r. Yaz›k ki, garip ki, biz de bu oyuna alet edilmekteyiz.

fiunu anlar›z: Buraya ç›kar, "arkadafl, biz, Kuzey Irak'ta ayr› bir Kürt devleti kurulmas›n› istiyoruz; onun için, bu bizim iflimize geliyor, sesinizi ç›karmay›n; biz, Irak'›n bölünmesini, parçalanmas›n›, orada ayr› bir Kürt devleti, güneyde ayr› bir fiii devleti kurulmas›n› istiyoruz; onun için Amerikan politikalar›na destek veriyoruz" dersiniz; bunun bir mant›€› vard›r.

fiunu da anlar›z: "Biz, Kuzey Irak'› ilhak etmek istiyoruz; Kerkük'ü, Musul'u almak istiyoruz; onun için, ad›m ad›m yer ediyoruz; bu bak›mdan, birtak›m iflbirli€ine giriyoruz" dersiniz; bunun da bir mant›€› vard›r; ama, bir yandan, PKK ile savaflacaks›n; bir yandan, Saddam'la selamlaflacaks›n; bir yandan, Irak'›n bölünmez bütünlü€üne leke kondurmayacaks›n, "biz s›n›rlar›n de€iflmesine karfl›y›z" diyeceksin; bir yandan da, savafl sebebi say›labilecek flekilde, Birleflmifl Milletler Yasas›na dayanmayan, hiçbir Birleflmifl Milletler karar›na dayanmayan, keyfî bir uygulamayla, burada yabanc› bir gücü getirip oturtacaks›n›z?!

Geçti€imiz oylamalarda, bütün bunlar çok konufluldu. Çekiç Güç, daha ilk gelirken, Say›n ‹nönü -flu anda karfl›mda, kendilerine sayg›lar sunuyorum- "kendilerine, Yüce Divan› hat›rlat›r›m" demiflti. Yani, "Çekiç Güç'ü ülkeye getirenlere, Yüce Divan› hat›rlat›r›m" buyurmufllard›. Say›n ‹nönü'ye sayg›m›z sonsuzdur; ama, bu söz, bana göre, siyasî nezaket içinde de€ildir; bu bak›mdan, biz, Yüce Divan› filan hat›rlatm›yoruz; ama, bu sözlerini hat›rlat›yoruz.

Bak›n›z, acaba Irak'a 32 nci ve 36 nc› paraleller d›fl›nda uçufl yasa€› koyan bir Birleflmifl Milletler karar› var m›d›r diye Birleflmifl Milletler Türkiye Temsilcili€ine sorulmufl; bütün kararlar›n faks› gelmifl; inceleme yap›lm›fl; böyle bir karar yok. Deniyor ki, "biz istedik." Madem, siz istediniz; o halde, Bay Bill Clinton, uluslararas› toplant›da, Say›n Tansu Çiller'e "Say›n Çiller, biz, Çekiç Güç'e çok önem veriyoruz" diye niye söylüyor?.. Niye, bunu söylüyor?..

De€erli arkadafllar, Çekiç Güç, sadece askerî bir güç de€ildir. Çekiç Güç, tek bafl›na hareket eden bir güçtür. Öyle, sizin kontrolünüzde falan da  de€ildir. Bak›n, burada ne diyor; "Amerika kaynaklar›na yak›n çevrelerden edinilen bilgilere göre, Amerikan yetkilileri, Türk taraf›na, Genelkurmay Baflkanl›€›n›n yapt›€› Çekiç Güç faaliyetlerinden, baz› rahats›zl›klar duydu€unu da aktard›lar." Genelkurmay Baflkanl›€›m›z, "Çekiç Güç Uygulama Esaslar›" ad› alt›nda bir beyanname yay›mlam›fl; Amerika, bundan rahats›z oluyor. "...Ayr›ca, ayn› konuda ‹ngiliz yetkililer de Türkiye'nin dikkatini çektiler ve ‹ngilizler, Genelkurmay Baflkanl›€›n›n Çekiç Güç Uygulama Esaslar› metninde, kendileriyle mutabakat sa€lanamad›€›n›; bu belgenin herkes taraf›ndan kabul edilebilirli€ini söylemenin mümkün olamayaca€›n› söylediler. Demek ki, öyle "bizim kontrolümüzde, bizim uygulama esaslar›m›z›n içinde" demekle kimseyi inand›ramazs›n›z.

Bunun d›fl›nda, flunu, size okumak benim görevimdir: "Ankara'daki temaslar›n› sürdüren afliret reisleri (bizim, do€u ve güneydo€udan gelen, Say›n Cumhurbaflkan›m›zla, Say›n Baflbakan›m›zla görüflen afliret reisleri) Meclis Baflkan› Cindoruk'la görüflüp, Çekiç Güç'ün süresinin uzat›lmamas›n› istediler. Afliret reisleri, PKK'n›n, Çekiç Güç'ün deste€iyle s›n›rdan, sürekli, geri tepmesiz top ve füze soktu€unu söylediler." Tabiî, bunlar, orada yaflayan insanlar ve bunu biliyorlar.

Bütün bunlar olup bitiyor; hiç olmazsa, bu iflten bir kazanç elde edelim; 20 milyar dolar zarar ettik; hiç olmazsa, üç befl kurufl da kâr edelim... Hay›r, efendiler. Bak›yorsunuz ki, Çekiç Güç'ün kayma€›n› Atina yiyor. Niye Atina yiyor; Diyarbak›r'daki, Adana'daki Çekiç Güç uçaklar›, y›lda 12 ilâ 15 milyon dolarl›k akaryak›t›n› Atina'dan; yani, Yunanistan'dan al›yor. Bir baflka fley; 100 milyar› tutan g›da ihtiyac›n› da ‹srail'den al›yor. Bizim kuca€›m›zda oturuyor; gelip, bizim ba€r›m›za kara bir hançer gibi saplanm›fl, gidip baflka yerlerden otluyor; ama, faturas›n› bize ödetiyor. Bütün bunlar gösteriyor ki, bu Çekiç Güç'ün bize bir hayr› yok. Deniyor ki, "buradan giderse veya biz, 'hemen çekip gitsin' dersek, bunlar, faaliyetlerini; mesela, Güney K›br›s'ta Rum bölgesinde veya Kuzey Irak'ta yürütür. Öyle olunca da hepten kontrolümüzden ç›karlar" deniyor. Bu, ne acizane bir ifadedir. Yani, "bafl›m›za öyle bir bela ald›k ki, kurtulam›yoruz" demek istiyorsunuz. "Baba, bir h›rs›z tuttum, getir o€lum; gelmiyor; b›rak gitsin, gitmiyor"un ifadesidir. Bu "hiç olmazsa göz göre göre bir fleyler yap›yor, buradan giderse, orada hiç göremeyece€iz"in ifadesidir.

De€erli arkadafllar›m, en kuvetli müdafaalar› da fludur: "Ya, Saddam, kafay› bozar da Kürtlerin üzerine bir daha yürürse." Hani, Saddam'›n kolu kanad› k›r›ld›yd›, bütün tanklar› ezilmiflti; Say›n Süleyman Demirel, "gittim gördüm, flu kadar tank› tahrip olmufl; flu olmufl, bu olmufl" demedi mi... Hayallerle, masallarla; ya flöyle olursa, ya böyle olursa fleklinde hareket etmek do€ru de€il. Yar›n onlar çekip gidecek. Biz, tarih boyunca sürekli bir ve beraber oldu€umuz insanlara nas›l düflmanl›k besleyebiliriz... Yar›n, o insanlar›n yüzüne nas›l bakabiliriz...

De€erli arkadafllar›m, iflin en önemli taraf›, en can al›c› taraf› fludur: Hiçbir PKK'l› ve hiçbir PKK sempatizan›, bugüne kadar, Çekiç Güç aleyhine bir tek kelime konuflmam›flt›r ve hiçbir PKK'l› Çekiç Güç'ün gitmesini istememifltir. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Bu, ayan beyan ortada. Ba€dat'ta, giden bir Jipin plakas›n›, AWACS keflif uçaklar›n›n radarlar›yla okuyacaks›n: Basra'da, yürüyen bisikleti göreceksin, çölün ortas›nda tafl›n arkas›na s›k›flm›fl füzeyi veya makineli tüfe€i göreceksin...

                   (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Tamamlay›n, buyurun efendim.

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (Devamla)- ...radarlar›m kilitlendi diye onu füzelerle vuracaks›n; ama, Kuzey Irak'tan, ülkemizi tarumar etmek üzere gelen onlarca, yüzlerce, binlerce a€›r silahl› PKK ordusunu görmeyeceksin!.. Bütün bunlarda bir ifl var, bir karartma var, bir yan›ltma var... "Efendim, biz, Çekiç Güç sayesinde Kuzey Irak'a operasyonlar yap›yoruz, bunlar, bizim operasyonlar›m›z› rahatlat›yor" gibi bir müdafaa tarz› gelifliyor. Operasyonlar› yap›yorsunuz da ne oluyor; PKK'n›n orada 4 tane çad›r› var, 4 kere gider tarumar edersin. Gidiyor geliyor, da€lar› tafllar› bombal›yorsun!.. Demek ki, Çekiç Güç, sana, bir yandan, "git operasyon yap" diyor, bir yandan da "git, da€lar› bombala, bakal›m ne yapacaks›n" diye el ovuflturup hain hain gülüyor!.. Ne kan›, can› var ki PKK'n›n; e€er, Türk uçak filolar› Kuzey Irak'a gidip, -ne kamp› var ki adam›n; ordular›, garnizonlar›, karargâhlar› yok ki- do€ru dürüst vursayd›, bugün orada PKK'n›n kan›, can› kesilirdi; ‹çeride de mücadele yap›l›rd› ve bu ifl biterdi.

De€erli arkadafllar›m, e€er, on y›ld›r bu PKK belas›ndan kurtulam›yorsak, Çekiç Güç buraya geldi geleli, terör, al›p bafl›n› yürüyorsa, Irak'a konan ambargodan dolay› halk›m›z fakir fukara kal›yorsa, bu politikan›z yanl›fl demektir.

"Egemenlik kay›ts›z flarts›z milletindir" diyorsan›z, milletimiz, Çekiç Güç'ü istemiyor. Lütfen, katillerle ayn› tastan su içirmeyin bize; lütfen, köpekbal›klar›yla ayn› kafese girmemizi sa€lamay›n; çünkü, bu insanlardan hay›r gelmez. Bir atasözünü hat›rlatarak sayg›lar sunuyorum: ‹t ile çuvala girilmez beyler...

Allaha›smarlad›k. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim.

Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na, Say›n Orhan Kilercio€lu; buyurun efendim.

DYP GRUBU ADINA ORHAN K‹LERC‹O⁄LU (Ankara)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekili arkadafllar›m; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Biraz önce, de€erli milletvekili arkadafllar›m birçok fikirler serdettiler. Gerçekten, bunlardan istifade etti€imi aç›kça belirtmek isterim ve kendilerine teflekkür ederim.

De€erli milletvekilleri, konuflmam›n bafl›nda, önce, özellikle flu nokta üzerinde durmak istiyorum: Biz, Türkiye olarak, Irak'›n toprak bütünlü€ü konusunda çok hassas›z. Irak'›n toprak bütünlü€ünün korunmas› üzerinde, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ve hükümetlerinin birçok aç›klamalar› olmufltur ve sadece bu aç›klamalarla de€il; bölge ülkeleri ile Birleflmifl Milletlerin de 686 ve 687 say›l› Kararlar› bu istikamettedir.  Ayr›ca, bütün Bat› âlemi de, Irak'›n toprak bütünlü€ü konusunu devaml› olarak vurgulamaktad›rlar. Bunu belirterek sözlerime bafllamak istiyorum.

Malumlar› oldu€u üzere, Yüce Meclisimiz, 17 Ocak 1991 tarihinde, 126 say›l› kararla, Çekiç Güç'ün kullan›lmas› ve sona erdirilmesi yetkisini, zaman›n Hükümetine b›rakm›flt›. Böyle oldu€u halde, ‹ktidar›m›z›n, devaml› olarak, her uzatmada, konuyu, yine, Yüce Meclisin onay›na getirmifl ve Yüce Meclisin onay›n› alm›fl oldu€unu hepimiz hat›rl›yoruz. Bugün, konu, Yüce Meclisimizde tekrar gündeme getirilmifltir. Ayr›ca, Hükümet, bundan sonraki uzatmalar› da kendi yetkisi içerisinde neticeye ba€lamak istemektedir. Böyle oldu€u halde, biraz önce söyledi€im gibi, Hükümet, konuyu, Anayasaya daha fazla uygunluk sa€lamas› için, her seferinde gündeme getirmifltir.

De€erli arkadafllar›m, Çekiç Güç'ün Türkiye'ye gelifl sebeplerinin bir kere daha hat›rlanmas›nda fayda vard›r. Nitekim, arkadafllar›m›z, bunlar› gayet aç›k olarak izah ettiler.

Bilindi€i gibi, Körfez Savafl›n›n sona ermesinden sonra, Kuzey Irak'ta büyük bir otorite bofllu€u do€mufltu. Bu otorite bofllu€unun sonucunda ayaklanmalar gündeme gelmifl ve bu ayaklanmalar, Saddam taraf›ndan güç kullan›larak bast›r›lm›flt›. Bunun ac› sonuçlar›n› da, hepimiz o günlerde yaflam›flt›k.

Neticede, 1991 y›l› nisan ay›nda, say›lar› 500 bini aflan s›€›nmac› Türkiye'ye gelmiflti. Bakanl›k dönemimden de hat›rl›yorum, o zamanlarda, biz, Türkiye olarak, tarihten gelen insanî duygular›m›z› bir kere daha göstermifl ve insanî yard›mlar› devam ettirmifltik; t›pk›, Bosna'da ve di€er yerlerde oldu€u gibi...

De€erli arkadafllar›m, zaman›n hükümetinin istedi€i istikamette, Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyi karar› göz önünde bulundurularak, Çekiç Güç Türkiye'ye getirilmiflti. Biz, Do€ru Yol Partisi olarak, Çekiç Güç'e zaman›nda karfl› ç›kt›k ve befl bin kifliyle, üç bin kifliyle s›n›rlar›m›z korunur mu dedik -evet, do€rudur- ve neticede, zaman›n hükümeti, bu de€erlendirmeyi yaparak, Ekim 1991'de bu befl bin kifliyi göndermek suretiyle bu meseleyi de bitirmifltir.

De€erli milletvekilleri, bilindi€i gibi, konunun sadece insanî yönü yoktur, siyasî ve askerî yönleri de vard›r. Çekiç Güç'ün, Irak'taki yönetimin, rejimin, Birleflmifl Milletler karar›na uymas› konusunda da yard›mc› oldu€u hepimizce malumdur. Yaklafl›k üçbuçuk y›ld›r devam eden huzur harekât›n›n amaçlanan hedefine büyük oranda ulaflt›€›n› ve harekât›n Türkiye'ye önemli faydalar sa€lad›€›n› da kabul etmek zorunday›z.

Neticede, tekrar, büyük çapta bir göç olay› olmam›flt›r. Kuzey Irak'ta huzurun teminine katk›s›ndan dolay› Türkiye'nin, Birleflmifl Milletlerde, Bat› âleminde ve dünyada prestiji yükselmifltir. Bunlar›, hepimiz, zaman›nda, hayk›rarak da söylüyorduk. Türkiye'nin, Kuzey Irakl› yöneticilerle iliflkilerinin gelifltirilmesi yönünde önemli ad›mlar at›lm›fl, amaçlar›m›z do€rultusunda liderlerle buluflmalar yap›lm›fl ve zaman zaman bunlar yönlendirilmifltir.

Kuzey Irak'ta yuvalanan bölücü terör örgütüne karfl›, Türkiye Cumhuriyeti güvenlik kuvvetlerinin serbestçe mücadele edebilmesi ve -hat›rlanaca€› üzere- s›n›r ötesine kadar girerek PKK terör örgütünün kaynaklar›n›n, yuvalar›n›n temizlenmesi, bu dönemde, bu gücün flemsiyesi alt›nda, onun sa€lad›€› imkânlarda gerçekleflmifl ve bu neticeler al›nm›flt›r.

De€erli arkadafllar›m, baz› arkadafllar›m›z, burada, bunun askerî bir güç olmad›€›n› ve di€er baz› yönlerinin de bulundu€unu aç›klad›lar. Özet olarak flu hususu bir kere daha duyurmak istiyorum: Çekiç Güç'ün, kara unsuru gittikten sonra, sadece savafl uçaklar›ndan müteflekkil bir hava destek kuvveti ile insanî yard›mlarda bulunan 15 helikopterden müteflekkil bir birli€i vard›r. Bu güç içerisinde görev yapan 30 kadar Türk personeli vard›r; her helikopterde mutlaka Türk personeli bulunur ve hangi uçak, hangi helikopter nereye gidecekse, Diyarbak›r'daki harekât merkezinden onay almak zorundad›r; bütün uçufllar da radarlarla kontrol edilir.

De€erli arkadafllar›m, ayr›ca, yerde, insanî yard›mlar› ulaflt›ran yaln›z Amerika, ‹ngiltere ve Fransa'n›n unsurlar› de€ildir; K›z›lay›m›z›n bugün Dohuk'ta, Zaho'da, Erbil'de, Süleymaniye'de insanî yard›m üniteleri aç›lm›flt›r ve etnik köken ay›r›m› yap›lmaks›z›n, aylardan beri, her türlü insanî yard›m yap›lmaktad›r; bu arada, bölgedeki Türkmen kardefllerimizin de insanî yard›mlar› sa€lanmaktad›r.

Bir fleyi daha vurgulamak istiyorum. Bu unsurlar›n, direkt olarak, Çekiç Güç'ün yap›s›yla bir ilgisi de yoktur; ama, burada, bir kere daha, bizim K›z›lay›m›z›n da orada oldu€unu ve oradaki Kürt kardefllerimize, Türkmen kardefllerimize insanî yard›m› ulaflt›rd›klar›n› sizlere belirtmek isterim.

De€erli arkadafllar›m, bu kapsamda, zaman zaman uçak ve helikopterlerle bölücü örgüt kamplar›na taarruz edilmektedir. Bilindi€i gibi, bölücü örgütün, bugün, Kuzey Irak'ta kamplar› vard›r ve bunlar zaman zaman temizlenmekle beraber, k›sa bir zamanda yeni oluflumlar›n oldu€unu da, bir kere daha, dikkatlerinize sunar›m.

Bölge hakk›nda ve bölücü örgüt hakk›nda istihbarat bilgisi, bu kanallardan da al›nmaktad›r. Kuzey Irak'ta bulunan Türkmenlere yard›m›n, biraz evvel söyledi€im gibi, bu kanallardan ve bu imkânlardan faydalanarak yap›ld›€›n›, bir kere daha belirtmek isterim. Bu arada, yerde hizmet eden güçlerin, Çekiç Güç içinde bulunmad›klar›n› tekrar hat›rlatmak isterim.

De€erli arkadafllar›m, 36 nc› paralelin kuzeyinde, Irak'›n beflinci kolordusunun birlikleri vard›r. 36 nc› paralelin kuzeyinde hava harekât› uçufllar› ve sam füzelerinin kullan›lmas› yasaklanm›flt›r; ama, askerî harekât›n yap›lmas› yasak olan bölge Zaho, Dohuk ve Zago bölgeleridir. Bu, elips (yumurta) fleklinde olan bir bölgedir. Onun d›fl›nda, Irak kuvvetleri, o bölgelerde bulunmaktad›rlar.

De€erli milletvekilleri, Türkiye'nin huzur harekât›ndan beklentisi ise, Kuzey Irak'tan kaynaklanabilecek yeni bir göç hareketini ve bu bölgede kargaflaya yol açabilecek geliflmeleri, uluslararas› bir düzenleme çerçevesinde öncelikle cayd›rmak; gere€inde ise, bu hizmeti, kuvvet kullanarak yapmakt›r.

Bir hususu daha hat›rlatmak istiyorum: Bugün, ‹talya'da, Aviano Üssünde bir Türk filosu ve di€er müttefiklerin filolar› bulunmaktad›r. Hepimizin bildi€i gibi, S›rplar›n, Bosnal› kardefllerimize sald›rmalar› halinde -hepimiz bu kuvvetin niçin durdu€unu tereddütle karfl›lad›k ve bunu hayk›rd›k- o kuvvetler bu bölgede kullan›lacakt› ve zaman zaman  kullan›ld›. ‹talya-Aviano'da bulunan bu kuvvetler, hiçbir zaman da ‹talya'n›n hükümranl›k haklar›n› çi€nememifltir.

De€erli arkadafllar›m, teröristlerin önemli bir k›sm›n›n, Türkiye'ye, Çekiç Güç'ün görev sahas› içinde bulundu€u ve girifl yapt›€› da devaml› olarak gündeme getirildi. Türkiye'nin teröre karfl› yapt›€› mücadele ve harekât›n hakl›l›€›, di€er ülkelerin bu ortamdan kolayl›kla al›nabildi€i ve bundan faydaland›€›m›z da aç›k bir gerçektir.

Bugün, devletler, terörizmle mücadelede ve s›n›r ötesi harekâtlarda, di€er kuvvetlerin de deste€ini almak ve birlikte hareket etmek zorundad›r. Bu, müdahalenin hakl›l›€›n› gösterir ve yap›lmas›n› kolaylaflt›r›r. Aksi takdirde, mücadele ve müdahale sapt›r›labilmekte; mücadeleyi ve müdahaleyi yapan devlet, sald›rgan, yay›lmac› ve insan haklar›n› ihlal edici olarak da tan›mlanmakta ve her türlü ilgi bu istikamete çekilmektedir.

Bugün, Türkiye, terörizmle mücadelede önemli mesafeler katetmifltir; PKK terörü de köfleye s›k›flt›r›lm›flt›r; bu da gerçektir. Bunda en büyük pay›n, s›n›r ötesi harekât›n oldu€unu vurgulamak isterim.

PKK terörünün d›fl kaynakl› olmas› ve Kuzey Irak'taki Kürt oluflumunun giderek ba€›ms›z bir devlete dönüflmesi ihtimali ise, elbette, hakl› olarak Türkiye'yi  endiflelendirmektedir. Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyinin bütün kararlar›nda -biraz önce sizlere arz etti€im gibi- Irak'›n toprak bütünlü€ü esast›r. Türkiye olarak, bunun üzerinde hassasiyetle durdu€umuzu bir kere daha vurgulamak isterim.

De€erli milletvekilleri, bölge insanlar›n›n hayatlar›n›n idamesini sa€layan yard›mlar›n devam› için faaliyette bulunan Çekiç Güç'ün süresinin uzat›lmas› ve yard›mlara karfl›, Türkiye'nin de bir cephe almamas› hususunun bir kere daha de€erlendirilmesi laz›m. Çekiç Güç'ün Türkiye'de konuflland›r›lma süresinin uzat›lmamas› ise, zaman içinde, bölgede yine kar›fl›kl›klara ve göç ortam›n›n do€mas›na sebep olabilir; yard›mlar›n kesilmesine, Saddam'›n Kürtlere sald›rmas›na, neticede, Kürtler aras›nda bir iç çat›flma ortam›n›n do€mas›na sebep olabilir. Nitekim, biz, geçmiflte, tarih içerisinde bunlar›n hepsini yaflad›k. Bu, Türkiye'nin terörizmle mücadelesini güçlefltirebilir ve teröre karfl› yapt›€› mücadeleyi zaafa u€ratabilir; PKK'ya daha genifl bir hareket serbestisi ve ve flans› verebilir; Bat› ülkelerinin, Türkiye'deki teröre karfl› gösterdi€i deste€i zay›flatabilir; en önemlisi, bölgedeki olaylar ve geliflmeler,  Türkiye'nin kontrolünden de ç›kabilir.

De€erli arkadafllar›m, ortada bir gerçek vard›r; Türk halk› üzerinde, konuyla ilgili olarak, maalesef, menfi bir propagandan›n yap›ld›€›n› ve baz› flüphelerin gündeme getirildi€ini de görmekteyiz. Bu hususu da, Yüce Meclisimizin dikkatlerine sunmak isterim.

De€erli milletvekilleri, Çekiç Güç'ün kullan›lmas› hususunda baz› tereddütlerin oldu€u görülmektedir. Türkiye'nin, Irak'›n toprak bütünlü€üne ba€l› kalarak, Kuzey Irak'taki istikrars›zl›€›n, belirsizli€in ve kargaflan›n bir an önce giderilmesi yolunda gösterdi€i çabalar›n devam› önem tafl›maktad›r. Türkiye'nin, Çekiç Güç'ün kontrol mekanizmas›ndaki a€›rl›€›n›n daha çok olmas›, a€›rl›€›n› daha çok koymas› gayet do€ald›r ve ald›€›m bilgilere göre, bu konuda baz› çal›flmalar da vard›r.

De€erli milletvekilleri, Türkmen kardefllerimize, insanî yard›mlar›n artarak devam› ile yak›n ilgi ve iliflkinin kurulmas›na daha fazla a€›rl›k verilmesi sa€lanabilir ve özellikle, mevcutlar› 2,5 milyonu bulan Türkmen kardefllerimizin Kuzey Irak'taki faaliyetlerde daha faal rol oynamalar› yönünde aktif politikalar gündeme getirilebilir.

De€erli arkadafllar›m, biz, Türkiye olarak, devaml› surette insanî yard›mlarda bulunduk; bundan,  hiçbir zaman uzak kalmad›k.

Bir hususu daha belirtmek isterim; bir de€erli konuflmac›, milletvekili arkadafl›m, "Silahl› Kuvvetlerimize güveniyoruz" sözünü söylediler. Hepimiz güveniyoruz Silahl› Kuvvetlerimize; onun kontrolü alt›nda bulunan bu harekâttan da flüphemiz olamaz. Bu harekât, bizim Silahl› Kuvvetlerimizin kontrolü alt›ndad›r. Belki, kontrol için, flu veya bu flekilde miktar›n art›r›lmas› gündeme gelebilir; ama, kontrol, Türk Silahl› Kuvvetlerimizin kanatlar› alt›ndad›r; bütün uçufllar kontrol edilmektedir.

Efendim, uçaklar düfltü, helikopterler düfltü... Pearl Harbor Bask›n›nda da oldu; hat›rl›yoruz. Bu, bir, komuta - sevk - idare hatas›d›r. Harbin, harekât›n her devresinde bu olabilir, binlerce misali vard›r; ama, flunu aç›k olarak söylüyorum; Çekiç Güç'le ilgili olarak, bütün harekât, Türk Silahl› Kuvvetlerinin kontrolündedir ve bu harekât, Diyarbak›r'daki harekât merkezinden idare edilir. Pirinçlik veya ‹ncirlik veya ‹skenderun'daki gümrüklerde, gerek mallar›n girifli ve gerekse kontrolü,  Türk subaylar›, Türk personeli taraf›ndan yap›l›r; uçaklara, helikopterlere yüklenir ve bu flekilde, insanî yard›m yap›lacak bölgelere, girifller, inifller, nokta olarak belirtilir; ama, bunun d›fl›nda, hatalar olmaz diye bir iddia da mevcut de€ildir.

De€erli arkadafllar›m, biz, Grup olarak, Türkiye'nin bölünmez bütünlü€ü üzerinde -sadece bizler de€il, Yüce Meclis, Yüce Türk Milleti, hepimiz- hassas›z; onun üzerine, ufak bir tozun dahi konmas›n›, asla kabul edemeyiz.

Bu hususlar› sizlere belirtirken, Grup olarak, Hükümetimizin bu tezkeresini destekledi€imizi  arz eder, hepinizi, sayg›lar›mla selamlar›m. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Kilercio€lu.

Gruplar ad›na yap›lan konuflmalar tamamlanm›flt›r.

Say›n Hükümet, bu aflamada söz istiyor musunuz efendim?

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN- Evet, Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Hükümet ad›na, D›fliflleri Bakan› ve Baflbakan Yard›mc›s› Say›n Murat Karayalç›n; buyurun

Say›n Bakan, zaman konusunda titizlik gösterece€inizi biliyorum.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN- Say›n Baflkan, önce, görüfllerini aç›klayan tüm siyasî parti temsilcilerine, Hükümetimiz ad›na, en içten flükranlar›m› sunuyorum.

Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; söz al›fl s›ras›na göre, ortaya at›lan iddialarla ya da görüfllerle ilgili olarak, düflüncelerimi, çok k›saca arz edece€im.

Say›n Giray, konuflmalar›nda, "1991 y›l› sonunda, asl›nda, Türk Hükümetinin Çekiç Güç aç›s›ndan ihtiyac› büyük ölçüde bitmiflti, tamamlanm›flt›" fleklinde bir de€erlendirme yapt›lar. 1991 y›l› sonunda, Çekiç Güç'e olan gereksinmenin ortadan kalkt›€› fleklindeki de€erlendirmeyi -e€er, yanl›fl anlamad›msa- ortaya atmak san›r›m olanakl› de€il; çünkü, daha sonra yap›lan oylamalarda, Anavatan Partisi, Çekiç Güç'e gereksinmenin  devam etti€i gerekçesiyle, Hükümete belli bir destek vermiflti. Asl›nda, 1991 y›l› sonunda Çekiç Güç'e olan gereksinme ortadan kalkmam›flt›.  Bugün de Çekiç Güç'e olan gereksinmenin ortadan kalkt›€› kan›s›nda de€iliz. En içten dile€imiz, Irak'ta normal koflullar›n egemen olmas› ve gerçekten, Çekiç Güç'e olan gereksinmenin, öylelikle ortadan kalkmas›d›r.

 Say›n Giray, Çekiç Güç'ün, bu Hükümet yönetiminde, döneminde ne oldu€unun, nas›l iflledi€inin belli olmad›€›n› ileri sürdü. Say›n milletvekilleri,  asl›nda, iflleyiflte, hiçbir farkl›l›k bulunmamaktad›r. Kararnamede o zaman ifade edilen görüfller, ifllevler, görevler her neyse, bugün de ayn› ifllevler, ayn› görevler devam etmektedir; çok aç›kl›kla, bir farkl›l›k olmad›€›n› ifade etmek isterim.

Say›n Baflkan, Çekiç Güç'e olan gereksinmeyi, yaln›zca, Ortado€u'daki bar›fl ve istikrar kavramlar›yla aç›klamad›m. Evet, o, nedenlerden, gerekçelerden birisi; ama, tek bafl›na bir neden de€il. Çekiç Güç'e olan gereksinmenin alt›nda yatan bir baflka çok önemli neden, göç olgusudur; göç riskinin, yeni Halepçe'lerin yaflanmas› olas›l›€›n›n, kitlesel ve y›€›nsal göçün, güneydo€u s›n›rlar›m›za gelme olas›l›€›n›n hâlâ devam etmesidir. Kald› ki, bar›fl ve istikrar konusunu, yads›yamayaca€›m›z bir olgu olarak görmek durumunday›z. Ortado€u'daki bar›fl ve istikrar ile Türkiye'nin ulusal ç›karlar› aras›nda çok yak›n bir iliflki oldu€unu, biraz önce arz ettim.

Say›n milletvekilleri, Say›n ‹nönü'nün Saddam'a yapm›fl oldu€u ziyaret bir baflka flekilde yorumlanmamal›d›r. Say›n Erdal ‹nönü, Anamuhalefet Partisi Genel Baflkan› olarak, sorumlu bir devlet adam› olarak, Ortado€u'da ortaya ç›kan olumsuzluklar›n konuyu nereye götürece€ini görerek, de€erlendirerek;  bu olumsuzluklar›n önlenmesine katk›da bulunmak amac›yla Irak'a bir ziyaret yapm›flt›r ve bence, bu, son derecede yararl› olmufltur.

Say›n milletvekilleri, Say›n Giray, Türkiye'nin, Balkanlarda, Kafkaslarda hiçbir senaryonun içinde yer almad›€›n› ifade ettiler. Çok aç›kl›kla söyleyeyim, Balkanlarda, Kafkaslarda, giderek Ortado€u'da, Türkiye'nin içinde rol üstlenmedi€i hiçbir senaryonun yaz›lmas› olanakl› de€ildir; bu tür senaryolar yaz›lsa bile bunlar›n uygulamaya konulmas› olanakl› de€ildir. Türkiye'nin içinde yer almad›€› hiçbir iflleyifli, bu üç bölgede düflünemezsiniz, düflünülemez. Kald› ki, Budapeflte'de yap›lan AG‹K Doruk Toplant›s›nda, Da€l›k Karaba€ sorunuyla ilgili olarak elde edilen sonucu, Türkiye'nin, Kafkaslardaki geliflmeleri ne denli yak›n izledi€inin ve Kafkaslarda, bu bölgede, bu çevrede ne denli etkili oldu€unun bir göstergesi olarak de€erlendirmeniz gerekmektedir.

Rusya Federasyonu, bütün gücüyle, "üçüncü ülke güçleri" diye adland›rd›€› bir kurumsal düzenlemeye giderek ya da do€rudan do€ruya AG‹K'in, Kafkaslarda ve Orta Asya'da savunma müteahhitli€ini üstlenme talebini ortaya koyarak, Da€l›k Karaba€'a, Gürcistan'da, Ermenistan'da oldu€u gibi, do€rudan do€ruya asker göndermek istiyordu. Bu konuda, bafltan itibaren son derecede duyarl› olduk, bütün ilgili çevreleri harekete geçirdik, ilgili tüm platformlarda bu konudaki tepkimizi ifade ettik ve en son, Budapeflte'de yap›lan toplant›da, Da€l›k Karaba€ sorununun çözümü için, ancak ve ancak çok uluslu gücün oraya gönderilebilece€i fleklindeki görüflümüzün sonuçland›r›lmas›n› sa€lad›k.

Say›n Giray'›n flu de€erlendirmesine kat›l›yorum: Gerçekten, Anamuhalefet Partisi Say›n Genel Baflkan›na, bizim, bir flekilde bilgi sunmam›z gerekirdi. Anamuhalefet Partisi Genel Baflkan›n›n, yönetiminin, asl›nda tüm siyasî parti yöneticilerinin ve say›n genel baflkanlar›n›n bilgilendirilmesi, son derecede uygun, do€ru bir yaklafl›m. Bununla birlikte, bunun, bir devlet gelene€i oldu€unu iddia etmenin o denli kolay olmad›€› kan›s›nday›m; bunu da ifade etmek isterim.

Millî Güvenlik Kurulu toplant›s›na Anamuhalefet Partisi Genel Baflkan›n› ça€›rmak, bizim görevimiz de€il ya da benim görevim de€il. Hangi mekanizmayla ça€›r›lma durumundaysa, kuflkusuz o tür de€erlendirmeler yap›labilmeli; ama, zaman›nda, Çekiç Güç gündeme gelirken, o zaman›n Anamuhalefet Partisi Genel Baflkan›, neden Millî Güvenlik Kuruluna ça€›r›lmad›ysa ya da Çekiç Güç konusu karara ba€lan›rken, o zamanki Anamuhalefet Partisi Genel Baflkan›na neden bilgi sunulmad›ysa, muhtemelen, flimdi de ayn› darbo€azla karfl›lafl›lm›fl olunacakt›r; ama, bireysel olarak bunu aflman›n gerekli oldu€una inand›€›m› bir kez daha ifade ederek, Say›n Mukadder Bafle€mez'in sorular›na geçiyorum.

Say›n Bafle€mez, Türkiye'de, komflu bir ülke aleyhine bir gücün konuflland›r›ld›€›n› söyledi. Bunun, kesinlikle böyle de€erlendirilmemesi gerekmektedir. Baflka ülkelerden bu tür giriflimler olabilir, bu tür yaklafl›mlar olabilir, hatta belli ölçüler içinde olmakta da; ama, Türkiye, hiçbir biçimde, komflu bir ülke için, dost, kardefl diye gördü€ü bir ülke için böyle bir yaklafl›m› düflünmez, uygulamaz. Bu, bir baflka senaryonun, bir baflka iflleyiflin, hepimizin çok iyi bildi€i bir iflleyiflin sonucudur. Demin de ifade ettim, Say›n Bafle€mez'in bu de€erlendirmesi nedeniyle tekrar arz etmekte yarar görüyorum; en içten dile€imiz, buna olan ihtiyac›n ivedilikle ortadan kald›r›lmas›d›r.

Say›n Baflkan›m, say›n milletvekilleri; Say›n Bafle€mez, zaten, Kürt devletinin, Kuzey Irak'ta, neredeyse fiilen kurulmufl oldu€unu, kuruldu€unu iddia etti. Sunufl konuflmamda, bunun d›fl›nda bir görüflü sizlere sunmufl; 11 Mart 1970 tarihinde, Molla Mustafa Barzani ile Irak yönetimi aras›nda yap›lan bir anlaflmadan bahsetmifltim.

fiimdi, bak›n, bunun baz› maddelerini bilgilerinize sunmak istiyorum. Y›l 1970; 24 y›l önce, Molla Mustafa Barzani ile Irak yönetimi aras›nda var›lan bir anlaflman›n, Kuzey Irak'taki yap›lanmayla ilgili getirdi€i hükümleri sizlere arz etmek istiyorum. 15 maddeden oluflan bir anlaflma. Bu anlaflma, flunlar› getiriyor say›n milletvekilleri:

Ço€unlu€u Kürt olan bölgelerde, Arapçan›n yan› s›ra, Kürtçe de resmî dil olacakt›r. Kürtçe, bu bölgelerde ö€retim dili olacakt›r; Arapça, ikinci lisan olarak ö€retilecektir.

Kürtler, bakanl›klar, ordu komutanl›klar› gibi önemli devlet görevlerine, adil bir oranla atanacaklard›r.

Kürt kültür ifllerine bakmak üzere, Kültür ve Enformasyon Bakanl›€›nda ayr› bir yap›lanmaya gidilecektir

Buras› çok ilginç; ço€unlu€u Kürt olan bölgelerde, vali, kaymakam, emniyet müdürü gibi görevliler, Kürtlerden atanacakt›r.

Kürtler, kendilerine özgü, ö€renci, gençlik, kad›n ve ö€retmen teflekkülleri kurabileceklerdir.

Kürt bölgesinin kalk›nd›r›lmas› için, Kuzey ‹flleri Bakanl›€›nda özel bir bölüm aç›lacakt›r.

Tar›m reformu kanunu ç›kar›lacakt›r.

Geçici anayasaya, Irak halk›n›n, Arap ve Kürt olmak üzere bafll›ca iki ulustan olufltu€u; Kürtlerin ve di€er az›nl›klar›n haklar›n›n tan›nd›€› hükmü konacakt›r.

Cumhurbaflkan› yard›mc›lar›ndan birisi Kürt olacakt›r.

Kürtler, radyo istasyonunun yönetimine kat›lacaklard›r.

Daha ayr›nt›lar›na inmeyeyim; ancak, flunu -Say›n Bafle€mez'in de€erlendirmesi nedeniyle- tekrar etmekte yarar görüyorum. 11 Mart 1970 tarihinde getirilen bu düzenlemeyle, bundan 24 y›l önce yap›lan bu düzenlemeyle, flimdi önümüzde bulunan iflleyifl aras›nda, gerçekten önemli yap›sal bir farkl›l›k bulunmamaktad›r. O nedenle, flimdi, daha farkl› bir yap›n›n, hele de Çekiç Güç'le  ba€lant›l› olarak devreye girdi€ini iddia etmek, olanakl› de€ildir.

Ben, Say›n Bafle€mez'in, PKK'yla ba€lant›l› yorumuna da hiçbir biçimde kat›lm›yorum.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Bir D›fliflleri Bakan› olarak neler söyleyece€inizi flafl›rd›n›z...

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Size yan›t vermiyorum, Say›n Bafle€mez'e yan›t veriyorum Cengiz Bey; bekleyin...

BAfiKAN- Siz devam edin Say›n Bakan, siz devam edin efendim.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Say›n Bafle€mez'in bu de€erlendirmesine de kat›lm›yorum. Asl›nda, PKK kaynaklar›n›n bu konuya  iliflkin de€erlendirmelerini, e€er Say›n Bafle€mez okursa, incelerse, PKK'n›n Çekiç Güç'le ilgili de€erlendirmesinin ne oldu€unu aç›k bir biçimde görecektir.

ZEK‹ ERGEZEN (Bitlis)- Ne biliyorsan›z, siz aç›klay›n...

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Ben PKK sözcüsü de€ilim; ilgileniyorsan›z, açar okursunuz!

Bak›n, Mukadder Beyin "Türk uçaklar› e€er hedefleri do€ru dürüst vursayd›, bu ifl zaten biterdi" fleklinde çok ilginç bir de€erlendirmesi oldu.   Ben, o konudaki uzmanl›€›n›z› bilmiyorum, bu konunun uzman› da de€ilim; ama, uçaklar›m›z›n, özellikle pilotlar›m›z›n bu konuda son derecede baflar›l› olduklar›n› biliyorum ve bunu da flükranla an›yorum.

Say›n Baflkan, Say›n Bafle€mez, asl›nda, flöyle bir model kurdu; komplo teorilerine yatk›n bir e€ilimi var, komplo teorilerini sevdi€i anlafl›l›yor; model flu: ABD, ‹ran ile Irak'› savaflt›rd›; ‹ran ile Irak aras›ndaki savafl›, Amerika Birleflik Devletleri ç›kard›; o yolla, ‹ran ekonomisini çökertti; sonra geri döndü, Irak'›, Kuveyt'e sald›rtt›; Irak'›n da ekonomisini çökertti. (RP s›ralar›ndan "do€ru, do€ru" sesleri) Bu, ABD'nin oyunudur.

Say›n Bafle€mez, yani, Ortado€u'da, özellikle ‹ran, Irak, Kuveyt ülkelerinde, kendi ak›llar›yla politika yapan, kendi ak›llar›yla yönetim sergileyen hükümetler yok mu?

ZEK‹ ERGEZEN (Bitlis)- Türkiye'de var m›?

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Yani, ‹ran'› da, Irak'› da, Kuveyt'i de Amerika m› yönetiyor; onu mu diyorsunuz?

ZEK‹ ERGEZEN (Bitlis)- Siz aç›klayacaks›n›z, neler biliyorsan›z.

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- Kendi ak›llar› yok mu da, Amerika'dan ak›l al›yorlar; böyle bir itham› da ayn› zamanda gündeme getirmifl oluyorsunuz.

AHMET DER‹N (Kütahya)- Amerika'n›n avukat› m›s›n?

O⁄UZHAN AS‹LTÜRK (Malatya)- Siz öyle misiniz, kendi akl›n›z› m› ö€retiyorsunuz?

DIfi‹fiLER‹ BAKANI VE BAfiBAKAN YARDIMCISI MURAT KARAYALÇIN (Devamla)- ‹ncirlik Üssünün yak›t ihtiyac›n›n, asl›nda do€rudan do€ruya karfl›lanmad›€›n›, uluslararas› ihaleyle karfl›land›€›n› ifade etmek istiyorum.

Say›n Ekmen'in konuflmas›nda dile getirdi€i koflullar›, hatta yaklafl›mlar›, çok büyük bir be€eniyle karfl›lad›€›m› ifade etmek istiyorum ve Say›n Kilercio€lu'na, Türkmenler konusunda göstermifl oldu€u duyarl›l›k nedeniyle de flükranlar›m› sunuyorum.

Gerçekten, Hükümet olarak, Türkmen kardefllerimizi, son derece yak›n bir biçimde izlemekteyiz. Onlar›n, yönetim yap›lanmas› içinde yer almas›n› sa€layacak her türlü görüflmeyi, her türlü düzenlemeyi de yapmakta oldu€umuzu ifade ederek, hepinize tekrar sevgi ve sayg›lar›m› sunuyorum. (SHP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Bakan.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Say›n Baflkan, ‹çtüzü€ün 61 inci maddesi gere€i soru sormak istiyorum.

BAfiKAN- Say›n Bulut, 61 inci madde, kanun tasar› ve teklifleriyle ilgilidir. Bugüne kadar, Yüce Mecliste, Hükümet tezkereleriyle ilgili soru müessesesi çal›flt›r›lmam›flt›r, uygun da de€ildir.

Bilgilerinize efendim.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Alt›nc› Filoya " go home" diyenler, bugün ne oldu da "Çekiç Güç kals›n" diyorlar...

BAfiKAN- Say›n Bulut, size söz vermedim ki... Size söz vermedim ki...

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Anlay›fl›n›za s›€›n›yorum efendim.

BAfiKAN- ‹stirham ediyorum... Size söz vermedim.

CENG‹Z BULUT (‹zmir)- Zab›tlara geçsin...

BAfiKAN- Lütfen... Yani, her milletvekili, sözünü zab›tlara geçirmek için Baflkanl›€›n müsamahas›n› istismar ederse, bunun sonunu alamay›z.

‹stirham ediyorum... Lütfen efendim...

Teflekkür ederim.

Say›n milletvekilleri, gruplar ve Hükümet ad›na yap›lan konuflmalar tamamlanm›flt›r.

fiimdi, bize müracaat s›ras›na göre, flah›slar› ad›na iki üyeye söz verece€im.

Birinci s›rada, Say›n Bülent Ecevit; buyurun efendim. (DSP ve ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BÜLENT ECEV‹T (Zonguldak)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; 18 Nisan 1991 günü, Çekiç Güç sürecine yeni girilirken -yani, üç y›l sekiz ay kadar önce- verdi€im bir demeçte flunlar› söylüyordum:

 Bat› emperyalizminin Türkiye'yi bölme plan›, Kurtulufl Savafl›m›zla ve Lozan Antlaflmas›yla yar›m b›rak›lm›flt›; plan›n yar›m kalan bölümü, flimdi, Türkiye'nin gönüllü deste€iyle uygulan›yor. Türkiye, bölge d›fl› emperyalist güçlerin, yan› bafl›m›zda, kendisine karfl› da kullanabilecekleri, bir karfl› devlet kurmalar›na arac›l›k ediyor. Bu karfl› devlet, yaln›z Irak'› de€il, ileride Türkiye'yi de bölmek için veya sürekli bask› alt›nda tutmak için kullan›labilecektir ve Türkiye topraklar›nda bölünmez bir bütün oluflturan Türkler ile Kürtler aras›na bir b›çak gibi girecektir. O b›ça€›n ac›s›n› flimdi milletçe yüre€imizde duyuyoruz.

De€erli milletvekilleri, Çekiç Güç asl›nda kendi bafl›na önemli de€ildir; Çekiç Güç sadece bir araçt›r; önemli olan, o arac›n kullan›l›fl amaçlar›d›r. Amaç, Irak'› bölmektir; amaç, yan› bafl›m›zda, Amerikan mandas› alt›nda, bir yapay Kürt devleti kurmakt›r; amaç, yaln›z Irak'› de€il, Türkiye'yi ve ‹ran'› da sürekli bask› alt›nda tutmakt›r ve amaç, Sevr'i dirilterek, Irak'›n yan› s›ra Türkiye'yi de ad›m ad›m yeni bir bölünme sürecine sokmakt›r.

Tabi, bu amaçlar aç›ktan söylenmiyor. Bu amaçlara "huzur sa€lama harekât›" ad›yla, bir sayg›nl›k k›l›f› giydirilmeye çal›fl›l›yor. Sözde dost ve müttefikimiz olan baz› Bat› ülkelerinin bu k›l›f alt›nda bafl›m›za sard›klar› bela, y›llard›r, bir örümcek a€› inceli€iyle örülmektedir. Türkiye'nin göz göre göre böyle bir oyuna gelmesi, tarihimizin en büyük aymazl›€›d›r, tarihimizin en büyük gafletidir.

Tezgâhlanan fleytanca plan›n hangi aflamalardan geçti€ini, k›saca an›msatmak isterim:

Irak ile Kuveyt aras›nda, baz› s›n›r sorunlar› vard›. Irak, bu sorunlara görüflmeler yoluyla çözüm bulunmas› için, 1990 y›l›n›n ilk yar›s›nda, Kuveyt'e defalarca ça€r›larda bulundu. Amerika Birleflik Devletleri, bir yandan Kuveyt'i bu ça€r›lara kulak vermemesi için yüreklendirirken, bir yandan da Irak yönetimine "sizin Kuveyt ile s›n›r sorunlar›n›z bizi ilgilendirmez" diyerek, Irak'›n Kuveyt'i iflgaline âdeta yeflil ›fl›k yakt›; bu bir tuzakt›. Saddam Hüseyin de bu tuza€a düflme gafletinde bulunarak, Kuveyt'i iflgal ve ilhaka kalk›flt›. Bunu f›rsat bilen Amerika Birleflik Devletleri, tarihin en büyük çokuluslu askerî gücünü oluflturarak, Irak'a karfl› savafl açt›. Irak, tabiî birkaç gün içinde yenik düfltü, bozguna u€rad›. Amerika Birleflik Devletleri istese, askeri harekât› iki üç gün daha uzat›p, Ba€dat'a ulaflabilir ve Saddam rejimini y›kabilirdi; fakat, öyle yapmad›; onun yerine, zaman›n Amerika Birleflik Devletleri Baflkan› Bush, Irakl› Kürtleri, Saddam yönetimine karfl› ayaklanmaya k›flk›rtt›. Kürtler de, arkalar›nda koskoca Amerika'n›n deste€ini varsayarak ayakland›lar. Irak ordusu, ayaklanan Kürtleri, kuzeye do€ru kovalamaya bafllad›. Kürtler, Amerika'n›n imdada yetiflmesini beklediler; fakat, Baflkan Bush, Kürtleri ayaklanmaya k›flk›rtt›€›n› inkâr etti. Çaresiz durumda kalan yüzbinlerce Irakl› Kürt, Türkiye'ye s›€›nmak zorunda b›rak›ld›. Türkiye "ben, elimden geleni yap›yorum; ama, bu yükü, tek bafl›ma tafl›yamam" diye feryada bafllad›. O zaman, Amerika Birleflik Devletleri, Türkiye'ye "kayg›lanma dostum, sen, bana ve baz› müttefiklerimize bir ça€r›da bulun, biz de, senin ça€r›na uyup Güneydo€u Anadolu'da üslenelim; senin sayende Kuzey Irak'›, Ba€dat yönetiminden flimdilik koparal›m; öylece, hem Irakl› Kürtleri Saddam'›n flerrinden hem de Türkiye'yi yüzbinlerce s›€›nmac›n›n derdinden kurtaral›m" dedi. Bir koyup befl alma hayaliyle, Ortado€u'da Amerikan güdümüne girmifl olan Türkiye de, bu oyuna geldi; Türkiye'deki Çekiç Güç'ün flemsiyesi alt›nda, Kuzey Irak'ta bir otorite bofllu€u yarat›ld›.

Oysa, o arada, Körfez Savafl›ndan hemen sonra, Ba€dat'ta, Saddam Hüseyin ile Barzanî ve Talabanî buluflmufllard›; televizyon ekranlar›nda seyretti€imiz gibi, sar›l›p öpüflmüfller ve bir demokratikleflme program›n›n ilkeleri üzerinde anlaflm›fllard›; fakat, Amerika Birleflik Devletleri, bunu ö€renir ö€renmez devreye girdi, Kürt liderlere bask› uygulayarak diyalo€u kestirtti ve demokratikleflme program›n› engelledi; çünkü, bu program uygulan›rsa, Amerika Birleflik Devletlerinin elinde, Irak'› bölmek için bahane kalmayacakt›.

O aflamada, Irak, Türkiye'den gelecek bütün önerilere de aç›kt›; hatta, Kuzey Irak'ta, yard›m malzemesini do€rudan Türkiye'nin da€›tmas›n› istiyordu; fakat, Çekiç Güç tuza€›na düflen Türkiye, bu f›rsatlar› de€erlendiremedi.

Eskiden, PKK, Türkiye'ye, Suriye s›n›r›ndan s›zmaya u€rafl›rd›. Yüzlerce kilometrelik düz araziden geçen ve boydan boya tel örgülerle korunan Suriye s›n›r›ndan s›zmaksa çok zordu. O nedenle, PKK, ancak, gözden ›rak köylere, mezralara, vur-kaç eylemlerinde bulunabiliyordu; fakat, müttefikler, Türkiye'de konuflland›rd›klar› Çekiç Güç'ü kullanarak Kuzey Irak'ta bir otorite bofllu€u yarat›nca, PKK, binlerce militan›n›, oraya, Kuzey Irak'a y›€d›. Türkiye'ye, Suriye s›n›r›ndan s›zmak ne kadar zorsa, Irak s›n›r›ndan s›zmak da o kadar kolayd›. Irak ordusundan kalan en geliflmifl silahlar› da ele geçiren PKK, binlerce militan›n› Kuzey Irak'tan kolayca Türkiye'ye s›zd›rd› ve art›k, yaln›zca gözden ›rak köyleri, mezralar› de€il, kentlerimizi, k›fllalar›m›z›, karakollar›m›z› bile hedef alabilir duruma geldi; öylece, Türkiye'de bölücü terör h›zla t›rman›fla geçti.

Bu geliflmeye haz›rl›ks›z yakalanan Türkiye, bölücü teröre karfl›, a€›rl›kl› biçimde, Silahl› Kuvvetlerini devreye sokmak zorunda b›rak›lm›fl oldu; fakat, Türkiye'yi böyle bir zorunlulukla karfl› karfl›ya b›rakan Bat›l› müttefiklerimiz, bu kez de, Türkiye'yi, askerî çözüme baflvuruyor diye k›namaya bafllad›lar; askerî çözümü b›rak, siyasal çözüme bak diye s›k›flt›rmaya girifltiler. Siyasal çözümden kas›tlar› ise, Türkiye'yi federasyona zorlamak ve öylece, bölünme sürecine sokmakt›. "Federasyonu tart›flal›m" diye fetva vermeyi demokratl›€›n flan›ndan sanan kimi devlet adamlar›m›z da, bu oyuna çanak tuttular. (DSP, ANAP ve MHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Oynanan oyunun, düflülen tuza€›n fark›na var›l›p da "flu Çekiç Güç belas› art›k bafl›m›zdan gitsin" istekleri yayg›nlafl›nca da, baflta Amerika Birleflik Devletleri olmak üzere, baz› müttefiklerimiz, gözda€› vermeye bafllad›lar. Çekiç Güç u€runa, biz, sizin, Kuzey Irak'› bombalaman›za, Kuzey Irak'ta askerî harekâtta bulunman›za göz yumuyoruz; ama, Çekiç Güç'ü Türkiye'den ç›kar›rsan›z, karfl›n›zda bizi bulursunuz yollu tehditlere baflvurdular.

Oysa, Türk Silahl› Kuvvetlerinin, Türkiye'deki hedefi de, Irak'taki hedefi de, bölücü terör örgütü PKK idi. Öyleyse, Bat›l› müttefikler, neden, Silahl› Kuvvetlerimizin, kendi s›n›rlar›m›z içindeki harekât›na karfl› ç›karken, Kuzey Irak'taki harekât›na göz yumuyorlard›; çünkü, içerideki askerî harekâta karfl› ç›kmakla, Türkiye'yi, siyasal çözüm ad› alt›nda, bölünme sürecine itelemifl oluyorlard›; Kuzey Irak'taki askerî harekât›m›za göz yummakla da, bizi, kendi Ortado€u politikalar›na büsbütün ba€›ml› k›lm›fl, Kuzey Irak batakl›€›na büsbütün bat›rm›fl oluyorlard›.

Öte yandan, müttefiklerinin oyununa gelip, askerî harekâta a€›rl›k vermek zorunda kal›nca, Türkiye'nin güvenlik harcamalar› alabildi€ine artt›. Irak'a karfl› uygulanan ekonomik ambargonun Türkiye'ye getirdi€i yüksek maliyete, askerî harcamalardaki art›fl da eklenince, ekonomimiz çökme noktas›na geldi. Ekonomimiz çöktükçe de, Bat›'dan gelen bask›lar artt›; Sevr'i diriltme hevesleri büsbütün kabard› ve Türkiye, giderek Avrupa'dan d›fllan›p, Bat› güdümünde, salt bir Ortado€u ülkesi konumuna itelenmeye bafllad›. O arada, Hükümet, ikide bir "aman, Irak bölünmesin" diyordu. Müttefiklerimiz de "merak etme, hiç böldürür müyüz" diyorlard›...

                              (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Devam edin efendim.

BÜLENT ECEV‹T (Devamla)- Oysa, Irak çoktan bölünmüfltü ve bölünme rüzgârlar› Kuzey Irak'tan Türkiye'ye yönelmekteydi. Bu gerçe€i, iktidar sözcülerinin hâlâ görmezden geldiklerini anlamak çok zordur. Hükümet, hem Irak'›n bölünmesinden kayg› duyuyor hem de Hükümet ad›na bir yetkili bakan, Meclisteki Çekiç Güç görüflmelerine iki gün kala, yani önceki gün verdi€i demeçte "bugün 36 nc› paralel üzerinde otorite bofllu€u var; Çekiç Güç'ü kald›r›rsak, bölge Irak'›n kontrolüne girer" diyor. Böylece, Hükümet, hem bölücü terördeki t›rman›fl›n Kuzey Irak'taki otorite bofllu€undan kaynakland›€›n› biliyor hem de o bofllu€un devam›n› istiyor. K›sacas›, nereden bak›lsa görülüyor ki, düfltü€ümüz tuzakta as›lmak için, kendi sehpam›z› kurup kendi ipimizi çekiyoruz.

Baflta Amerika Birleflik Devletleri olmak üzere baz› müttefiklerimiz, bir gözda€›n› da flöyle veriyorlar "Çekiç Güç'ü Türkiye'den ç›kar›rsan›z, baflka bir Ortado€u ülkesine, hatta belki de Güney K›br›s'a tafl›r›z, Ortado€u'da huzuru oradan sa€lar›z; ama, siz aç›kta kal›rs›n›z" diyorlar.

Oysa, Ortado€u'da -kendi anlay›fl›na göre- huzuru sa€lamak veya Irakl› Kürtleri korumak için Amerika Birleflik Devletlerinin, Çekiç Güç'e asl›nda hiç gereksinmesi yoktur.

Bildi€im kadar, Çekiç Güç'te, Amerika Birleflik Devletlerinin sadece 1 500 kadar askeri vard›r ve toplam asker say›s› da 2 bini bulmamaktad›r. Buna karfl›l›k, Savunma Bakan› William Perry'nin 7 Aral›k günü Washington' da aç›klad›€›na göre, Amerika Birleflik Devletleri, flimdi, Körfez Bölgesinde, istedi€i an, 150 bin askeri harekete geçirebilecek durumdad›r; yani, Çekiç Güç'tekinin tam 100 kat› Amerikan askeri, Ortado€u'da haz›r ve naz›rd›r. Ayr›ca, 70 Amerikan savafl uça€›yla, Kuveyt'teki Tank ve Mekanize Piyade Tugay›n›n tüm araç ve gereçleri de, her an harekete haz›rd›r. Ortado€u'ya böylesine büyük y›€›nak yapm›fl olan Amerika Birleflik Devletlerinin, bölgede, güvenli€i sa€lamak için -o arada, Baflbakan Yard›mc›s› ve D›fliflleri Bakan› Say›n Karayalç›n'›n dünkü ifadesiyle, yeni Halepçeleri önlemek için- 2 bin kiflilik Çekiç Güç'e muhtaç oldu€una inanmak, afl›r› safdillik olmaz m›?

Gerçek flu ki; Çekiç Güç, Amerika'ya, Ortado€u'yu veya Irakl› Kürtleri korumak için de€il, bölgede huzur ve güvenli€i sa€lamak için de de€il, sedece, Türkiye'yi m›hlamak için gereklidir. Türkiye, Kuzey Irak'ta düflürüldü€ü tuzaktan bir an önce kendini kurtarmal›d›r; Amerikan rotas›nda göz göre göre intihara sürüklenmek yerine, Irak ve Ortado€u politikas›n›, kimseye zarar vermeden kendi bafl›na belirlemelidir. Bunun bir ad›m› da, Çekiç Güç'ü topraklar›m›zdan uzaklaflt›rmak olmal›d›r; fakat, Hükümetin öyle bir ulusal politika üretmeyi düflünemeyecek kadar teslimiyet içerisinde oldu€u anlafl›l›yor; bugünkü görüflmeler de bunu gösterdi.  Hükümet serbest b›raksa, inan›yorum ki, koalisyonu oluflturan partilerin milletvekillerinin de büyük ço€unlu€u, Çekiç Güç oyununa son verme e€ilimindedir; fakat, ‹ktidar Gruplar›, bu kez de, Hükümetten gelen yo€un istek karfl›s›nda, yüreklerine tafl basarak, Çekiç Güç'ün süresinin uzat›lmas›na yine katk›da bulunacaklard›r. O takdirde, dile€im flu olacakt›r: Hiç de€ilse, bu son olsun ve önümüzdeki aylar, Türkiye'yi, Çekiç Güç ba€›ml›l›€›ndan kurtarman›n, bölgesel iliflkilerinde afl›r› Amerikan güdümünden kurtarman›n, IIrak'› bölünmüfllükten kurtarman›n ve Türküyle, Kürdüyle, Arab›yla tüm Kuzey Irak halk›n›, gerçek huzura kavuflturman›n sa€l›kl› bir yöntemini oluflturmakla de€erlendirsin. Dört y›ld›r körü körüne sürdürülen intihar politikas› için, Demokratik Sol Partiden  oy ve destek beklenmemelidir. Bu politikaya daha bafltan karfl› ç›karken ne kadar hakl› oldu€umuz, art›k bellidir; fakat, e€er Hükümet,  Çekiç Güç ve Irak'la iliflkiler sorununa gerçekçi ve onurlu bir çözüm aray›fl›na girerse ve Meclisteki partilerden de bu ulusal sorun konusunda görüfl isterse; Demokratik Sol Parti, öyle bir aray›fla, somut katk›da bulunmay› görev bilecektir. Demokratik Sol Parti, buna, flimdiden, kendi çözüm önerileriyle haz›rl›kl›d›r.

Yüce Meclise sayg›lar sunar›m. (DSP, ANAP ve MHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Ecevit.

fiahs› ad›na, ikinci s›rada, Say›n Abdüllatif fiener; buyurun.

ABDÜLLAT‹F fiENER (S›vas)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Çokuluslu Güç'ün görev süresinin, 31.12.1994 tarihinden itibaren 6 ay daha uzat›lmas›yla ilgili Baflbakanl›k tezkeresi üzerinde söz alm›fl bulunuyorum; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

BAfiKAN- Bir dakika Say›n fiener.

Say›n milletvekili arkadafllar›mdan, yerlerine oturmalar›n› istirham ediyorum.

Devam edin Say›n fiener.

ABDÜLLAT‹F fiENER (Devamla)-  Türkiye Büyük Millet Meclisine, dört y›ld›r, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›yla ilgili tezkereler  gelmektedir. Do€ru Yol Partisi-Sosyaldemokrat Halkç› Parti Koalisyon Hükümeti ise, alt›nc› kez, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›yla ilgili tezkereyi, Meclise sunmufl bulunmaktad›r. Bu tezkereler neyin ifadesidir, özellikle flu andaki  ‹ktidar aç›s›ndan bunun anlam› nedir; her fleyden önce, bu, aç›k ve seçik olarak flunun ifadesidir: Koalisyonu oluflturan partiler, sözü, vaadi vatandafllara vermifllerdir; oyu, yetkiyi vatandafllardan alm›fllard›r; ancak, hizmeti ve hesab› bir avuç malum holdinge, IMF'ye, Dünya Bankas›na, Washington'a vermektedirler. Bunun baflka bir anlam› yoktur. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

‹lk kez 1991 y›l›nda, Anavatan Hükümetince Çekiç Güç, Türkiye'de konuflland›r›ld›€›nda, flu an ‹ktidarda bulunan Do€ru Yol Partisi ve SHP, yeri gö€ü inletmifllerdi; bu konuyu, seçim meydanlar›nda sürekli olarak   ifllemifllerdi, "Çekiç Güç'e hay›r" diyerek oy alm›fllard›. Oy ald›lar, yetki ald›lar, iktidar oldular; ancak, üç y›ll›k iktidarlar› döneminde alt›nc› kez, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›yla ilgili Baflbakanl›k tezkeresiyle yine Yüce Meclisin huzuruna gelmifl bulunuyorlar.

Bununla, millete verdikleri sözleri mi yerine getiriyorlar; halk bunu mu istiyor; yoksa, bunu isteyen, bu partilere oy verenler de€il de, bu partilerin sürekli hesap vermeye al›flt›klar› Amerika Birleflik Devletleri midir? (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Bunun tespit edilmesi laz›md›r ve ‹ktidar› oluflturan siyasî partilerde yer alan bütün milletvekili arkadafllar›m›z›n da, tekrar ve tekrar bu noktay› de€erlendirmesi, üzerinde düflünmesi gerekmektedir.

Bu, do€rudan do€ruya Do€ru Yol Partisi ve Sosyaldemokrat Halkç› Partinin çeliflkisidir; ama, umar›m, bu partilerde yer alan milletvekilleri, bu çeliflkiyi bu kez yaflamayacaklard›r. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Çeliflki, sadece muhalefetteyken söylenen sözler ile iktidar olduktan sonra ortaya konulan politikalar aras›ndaki çeliflki de€ildir. Ayn› flekilde, Baflbakanl›k tezkeresindeki flu k›sa metni dikkatlice okudu€umuzda da, çeliflkileri hemen tespit etmemiz mümkündür. Baflbakanl›k tezkeresinde ne deniliyor: "Irak'›n toprak bütünlü€ünü koruyarak cayd›rmak amac›yla Çokuluslu Güç'ün görev süresinin uzat›lmas›na" ifadesi yer almaktad›r. Bu Mecliste bulunan hiçbir arkadafl›m›n, Çekiç Güç'ün görev süresini uzatmak suretiyle, Irak'›n toprak bütünlü€ünün korundu€una inand›€›na, ben inanm›yorum. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Bu güç, bir Birleflmifl Milletler gücü de de€ildir; bu güçte, Amerika Birleflik Devletleri, ‹ngiltere ve Fransa vard›r. Amac› nedir; Türkiye'nin, kendi topraklar›nda, ‹ncirlik'te konuflland›rd›€› bu güçten bekledi€i bir fley mi vard›r; hiçbir fley yoktur. Bu güç, do€rudan do€ruya, Amerika Birleflik Devletlerinin, Ortado€u ile ilgili hesaplar›n›n tahakkuku için gelmifltir ve Türkiye'ye yerleflmifltir. Türkiye'de yerlefltirilen böylesine bir gücün, Türkiye aç›s›ndan hangi faydas›n›n, menfaat›n›n oldu€unu düflünmek de, hepimizin üzerine düflen bir görevdir, bir vazifedir.

Say›n Baflbakan, dün Grupta yapm›fl oldu€u konuflmas›nda, PKK ile mücadelede zerre kadar menfaat› varsa, bu gücün görev süresinin uzat›lmas› gerekti€inden bahsetmifltir; bu, bafll›bafl›na bir çeliflkiden ibarettir, bafll›bafl›na bir tutars›zl›€›n ifadesidir. fiu ana kadar, Çekiç Güç'ün, PKK ile mücadele konusunda, Türkiye'ye destek olmak de€il, sürekli PKK'ya destek oldu€unu bilmeyen kimse kalmam›flt›r. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Bu gidiflle, Hükümet, PKK ile mücadeleyi, neredeyse, tamam›yla Çekiç Güç'e havale edecek vaziyete gelmifltir.

Muhterem arkadafllar, konunun sa€l›kl› bir flekilde de€erlendirilmesi gerekir. Çekiç Güç'ün oluflturdu€u otorite bofllu€u içerisinde, PKK'n›n nas›l güç elde etti€ini ve bölgede terör estirdi€ini bilmeyen hiç kimse yok iken, Say›n Baflbakan›n bu ifadeleri, gerçekten, tamam›yla anlams›zd›r. Bölgede, NGO denilen gönüllü kurulufllarla -yüzlerce ajan, misyoner, casus kurulufllar›yla- faaliyetlerin olufltu€u, bölgenin kaynad›€› bir ortamda, gerçekten, Çekiç Güç'ün tart›fl›ld›€› bu ortamda, bölgenin içinde bulundu€u durumun, tekrar, sa€l›kl› bir flekilde de€erlendirilmesi gerekir.

Bu güç, do€rudan do€ruya Amerika Birleflik Devletlerinin gücüdür. Bu güç, Amerika Birleflik Devletlerinin kendi stratejik hesaplar›na yönelik olarak bölgeye yerleflmifl olan bir güçtür. Amerika Birleflik Devletleri, kendisi aç›s›ndan, Ortado€u'yu, önemli bir stratejik alan olarak görmektedir; Ortado€u petrolleriyle ilgili hesaplar› vard›r; ‹srail‘in güvenli€iyle ilgili hesaplar› vard›r; tüm bu hesaplar›n› tahakkuk ettirebilmek ve gerçeklefltirebilmek için gelmifltir ve Türkiye'ye yerleflme iradesini ortaya koymufltur; ama, burada as›l üzücü olan konu, böylesine bir ortamda, Türkiye'nin, kendi menfaatlar›n› bir tarafa b›rakarak, Washington'un talepleri do€rultusunda, dört y›ld›r, her seferinde, bu Güç'ün görev süresini uzatmas›d›r.

Sürekli olarak, Kuzey Irak'taki insanlar›n can güvenli€yle birlikte Çekiç Güç'ün zikredilmesi, gerçekten, fevkalade yanl›flt›r. Amerika Birleflik Devletleri ve Bat›, nerede ve ne zaman, bizim insanlar›m›z›n insan haklar›n› hat›rlam›fllard›r; Filistin'de, Azerbaycan'da, Çeçenistan'da, Bosna-Hersek'te, bu Bat›l› güçler, insan haklar›n› hiçbir zaman hat›rlamam›fllard›r.

Burada sürekli olarak tekrar edildi, Halepçe katliam›ndan bahsedildi; ama, Bat›, Halepçe katliam›n›n yafland›€› günlerde Saddam'›n arkas›nda oldu€u için, hiçbir Bat›l› kurulufl ve devlet, Halepçe katliam›n› k›namam›flt›r bile. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

O y›llarda, Halepçe katliam›n› en sert flekilde k›nayan Bat›l› kurulufllar, hayvan haklar›n› koruma dernekleridir, "o katliam s›ras›nda flu kadar hayvan öldü" diye; ama, 5 bin masum insan›n katledilifli karfl›s›nda, hiçbir Bat›l› ülke, olay› k›namam›flt›r.

E€er, Çekiç Güç, gerekli bir güçse, insan haklar›n›n ihlal edildi€i, soyk›r›m olaylar›n›n yafland›€›, katliamlar›n yafland›€› bölgelerde niçin böyle bir güç yoktur; Bosna-Hersek'te niçin yok; çünkü, orada petrol yok; ama, bölgede Amerika'n›n ç›karlar›n› tesis edebilmek amac›yla Çekiç Güç gelebiliyor ve yerleflme talebini, Meclisimize kadar intikal ettirebiliyor.

Bu Çekiç Güç'ün dört y›ld›r Kuzey Irak'ta neyi çözmüfl oldu€unu aç›klamak laz›m: Hiçbir sorunu çözmemifltir. Kuzey Irak sorununu çözmemifltir. Aksine, bu bölgedeki sorunlar› a€›rlaflt›rm›flt›r, çözümsüzlefltirmifltir. Bunun de€erlendirilmesi laz›md›r.

Olay, Türkiye'nin ihtiyaçlar› aç›s›ndan gerekli de€ildir dedim; ama, Amerika Birleflik Devletlerinin ihtiyaçlar› aç›s›ndan gerçekten, bu Güç'ün Türkiye'ye yerleflmesi gerekmektedir.

Bazen, say›n üyeler "e€er biz, bu Güç'ü Türkiye'den gönderirsek, gider, Türkiye d›fl›nda bir yere yerleflir" diyor. Hay›r; Türkiye d›fl›nda hiçbir yere yerleflemez; çünkü, Amerika, altyap› masraflar›n›, yat›r›m masraflar›n› dahi göze alm›yor, haz›r ‹ncirlik Üssü varken, gelip Türkiye'den talep ediyor ve masrafs›z bir flekilde, asgarî maliyetle Türkiye'ye yerleflmeyi tercih ediyor. Bu tutum, bu davran›fl, üç y›ld›r ‹ktidar›n sürekli olarak Çekiç Güç'ün görev süresini uzatmaya çal›flmas› ve bu Meclisten geçirmesi, ayn› zamanda d›fl politika konusunda bu Hükümetin nas›l bir teslimiyetçilik içerisinde oldu€unun da aç›k kan›t›d›r.

                              (Mikrofon otomatik cihaz taraf›ndan kapat›ld›)

BAfiKAN- Lütfen, tamamlay›n efendim.

ABDULLAT‹F fiENER (Devamla)- Hükümet, Çekiç Güç'ün görev süresini üç y›ld›r uzatmaktad›r; ama, yine bu Hükümet döneminde, Amerika Birleflik Devletleri, yard›mlar›n›, ilk kez, koflula, flarta ba€lam›flt›r. Bu, Türkiye için fevkalade onur k›r›c› bir davran›fl olmufltur; ama, Çekiç Güç'ün görev süresini uzat›rken dahi, hiçbir pazarl›k gücüne sahip olmad›€›, olaylar›n ak›fl›ndan anlafl›lmaktad›r.

Yunanistan, hiçbir pazarl›k yap›lmadan, NATO'ya al›nm›flt›r. Bu olaydan duydu€umuz rahats›zl›€› zaman zaman dile getirmekteyiz.

Bu Hükümet, Ermenistan'› tan›rken, Ermenistan'›n Türkiye'ye yönelik olarak ortaya koydu€u toprak taleplerini ve soyk›r›m iddialar›n› geri alma flart›n› bile önkoflul olarak ortaya koymam›flt›r. Sadece bir teslimiyetçilik ve Bat›n›n talimatlar› do€rultusunda icrai faaliyette bulunmak, bu mevcut iktidar›n sürekli bir âdeti, huyu, al›flkanl›€› haline dönüflmüfltür.

Tezkerede, Bakanlar Kuruluna birtak›m yetkiler verilmektedir. Bu yetkilere bakt›€›m›z zaman, Hükümetin, bu yetkileri hiçbir zaman kullanamayaca€›n›, kullanabilecek gücü olmad›€›n›, burada bulunan bütün arkadafllar›m›n takdir edece€ine inan›yorum. Bak›n, deniliyor ki, güce ba€l› yabanc› ülke silahl› kuvvetleri personelinin, ülkemizde tabi olacaklar› statünün tayini konusunda Bakanlar Kuruluna yetki veriyoruz. De€erli arkadafllar, bu yetkiyi, bu Bakanlar Kurulu, bu Kabine kullanabilecek midir?

Ayn› flekilde, gücün amac›na uygun biçimde kullan›lmas›na iliflkin kararlar› almaya da, bu Hükümet yetkili k›l›nmaktad›r. Böylesine bir yetkiyi, kullanabilecek bir gücü var m›d›r? Bunu size soruyorum.

Di€er taraftan, her alt› ayda bir, birtak›m yetkilerle, Çekiç Güç'ün görev süresi uzat›l›yor. Yetkileri alan Hükümetin, alt› ay sonra, yeni bir tezkereyle Meclise geldi€inde, bu ald›€› yetkileri nas›l kulland›€›na dair, hiçbir aç›klamay› bu kürsüden dinlemediniz. O halde diyoruz ki, bu Hükümete, bu DYP-SHP Koalisyonuna, flu ana kadarki uygulamalar›n ›fl›€› alt›nda, kullanamayaca€› ve alt› ay sonra, bize aç›klama yapmayaca€› yetkileri vermeyelim diyor ve hepinize sayg›lar sunuyorum. (RP ve ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim.

Say›n milletvekilleri, Baflbakanl›k tezkeresi üzerindeki görüflmeler tamamlanm›flt›r.

fiimdi, Baflbakanl›k tezkeresini tekrar okutup, onay›n›za sunaca€›m.

                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Körfez savafl›n› takiben Kuzey Irak'ta meydana gelen olaylar sonucunda ülkemize yönelen ve s›n›rlar›m›z›n fiziki güvenli€ini tehdit etmekle kalmay›p, ayn› zamanda ekonomik ve sosyal düzenimizi de zorlayacak boyutlara eriflen toplu göç hareketinin tekrar›na yol açabilecek geliflmeleri, Irak'›n toprak bütünlü€ünü koruyarak cayd›rmak, gerekirse bu geliflmelere mani olmak, Kuzey Irak'ta bölge halk›n›n insanî ihtiyaçlar›n›n karfl›lanabilmesi için Birleflmifl Milletler ba€l› kurulufllar›nca yürütülen faaliyetlerin güvenlik içinde devam›n› sa€lamak amac›yla, Birleflmifl Milletler Güvenlik Konseyinin 688 say›l› Karar› da gözönünde tutularak ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17/1/1991 tarih ve 126 say›l› Karar›na dayan›larak bafllat›lan “Provide Comfort II” huzur harekât› çerçevesinde ülkemizde konuflland›r›lan çokuluslu gücün görev süresinin 31 Aral›k 1994 tarihinden itibaren 6 ay süreyle uzat›lmas›na; çokuluslu gücün yap›s›, güce ba€l› yabanc› ülke silahl› kuvvetleri personelinin ülkemizde tabi olacaklar› statünün tayini, Türkiye’nin güce katk›s› ve bu gücün amaçlar›na uygun biçimde kullan›lmas›yla ilgili bütün kararlar› almaya ve gerekti€inde harekât› sona erdirmeye Bakanlar Kurulunun yetkili k›l›nmas› için Anayasan›n 92 nci maddesine göre izin verilmesini arz ederim.

                                                                                        Prof. Dr. Tansu NjLLER

                                                                                                      Baflbakan

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, oylama ifllemine geçmeden önce, Yüce Meclisin bilgisine sunmak istedi€im, Baflkanl›k Divan›na yap›lm›fl bir müracaat var. Say›n Turhan Tayan, Say›n Nevzat Ercan, Say›n ‹smail Karakuyu, Say›n Esat Canan, Say›n Ziya Halis, Say›n ‹hsan Saraçlar, Say›n Nurhan Tekinel ve Say›n Sabri Yavuz, Divana flöyle bir müracaatta bulundular:

                               “Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan Çekiç Güç’ün görev süresinin uzat›lmas›na iliflkin Baflbakanl›k tezkeresinin “alt› ay süreyle uzat›lmas›na” fleklindeki ibaresinden sonra gelmek üzere “ve gerekti€inde alt› ay daha uzat›lmaya..." (ANAP ve RP s›ralar›ndan s›ra kapaklar›na vurmalar “Ooo!” sesleri)

Bir dakika efendim... Bir dakika...

"...ibaresi eklenmek suretiyle kabul edilmesini arz ve teklif ederiz” demektedirler. (ANAP ve RP s›ralar›ndan gürültüler)

Efendim, Baflkanl›€›n sunuflunu bir dinleyin, ondan sonra... Lütfen, benim konuflmam› bir dinleyin. (ANAP ve RP s›ralar›ndan gürültüler)

Say›n milletvekilleri, Çekiç Güç’ün bundan önceki görüflmeleri s›ras›nda, Bakanlar Kurulunun, Baflbakanl›k tezkeresi olarak teklif etti€i sürenin daha k›salt›lmas› veya de€ifltirilmesi yönünde bu tür önergeler gelmifl ve iflleme konulmufltu, bunlar› iflleme alm›flt›k; ama, flimdi, bu önerge yeni bir tezkere mahiyetindedir ve Hükümetin Meclisten böyle bir talebi olmam›flt›r.

Ayr›ca, bu talep, flu anda Meclisin olan yetkiyi, bir dolayl› yolla Hükümete devretmek manas›na gelir. Bu nedenle, bu önergeyi iflleme alm›yorum. (ANAP ve RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Önerge hakk›nda görüflme açmad›m, kimseye de bu hususta söz vermiyorum. (ANAP ve RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, oylamayla ilgili bir önerge vard›r; okutuyorum:

                           Türkiye Büyük Millet Meclisi Say›n Baflkanl›€›na

Müzakere konusu Çekiç Güç oylamas›n›n aç›k oylama suretiyle yap›lmas›n› sayg›lar›m›zla arz ederiz.

          Abdüllatif fiener         Yasin Hatibo€lu      Fethullah Erbafl     Ali O€uz

              S›vas                            Çorum                         Van                  ‹stanbul

          Ahmet Ar›kan         Hüseyin Erdal    Kemalettin Göktafl     Bahaddin Elçi

             S›vas                         Yozgat                     Trabzon               Bayburt

 

         ‹brahim Halil Çelik          Zeki Ünal           Mustafa Bafl      fiaban Bayrak

                fianl›urfa                 Karaman                   ‹stanbul             Kayseri

 

Abit K›vrak                          Mustafa Ünald›     Ahmet Derin        Ahmet Cemil Tunç

                      Konya                 Konya                   Kütahya                  Elaz›€

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan, Say›n Baflkan... (ANAP ve RP s›ralar›ndan s›ra kapaklar›na vurmalar "otur" sesleri)

BAfiKAN- fiu ifllemi bir tamamlayay›m efendim. 

fiimdi, önergedeki imza sahiplerini arayaca€›m:

Say›n Abdüllatif fiener?.. Burada.

Say›n Yasin Hatibo€lu?.. Burada.

Say›n Fethullah Erbafl?.. Burada.

Say›n Ali O€uz?.. Burada.

Say›n Ahmet Ar›kan?.. Burada.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan›m...

BAfiKAN- Say›n Hüseyin Erdal?.. Burada.

Say›n Kemalettin Göktafl?.. Burada.

Say›n Bahaddin Elçi?.. Burada.

Say›n ‹brahim Halil Çelik?.. Burada.

Say›n Zeki Ünal?.. Burada.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Say›n Mustafa Bafl?.. Burada.

Say›n fiaban Bayrak?.. Burada.

Say›n Abit K›vrak?.. Burada.

Say›n Mustafa Ünald›?.. Burada.

Say›n Ahmet Derin?.. Burada.

Say›n Ahmet Cemil Tunç?.. Burada.

TURHAN TAYAN (Bursa)-Say›n Baflkan, müsaade eder misiniz.

BAfiKAN- Ne konuda efendim?..

TURHAN TAYAN (Bursa)- Görüflmekte oldu€umuz...

BAfiKAN- Müracaat›n›z konusunda m›?..

TURHAN TAYAN(Bursa)- Müsaade edin efendim, bir partinin grup baflkanvekili olarak...

BAfiKAN- Müracaat›n›z konusuda m› söz istiyorsunuz?

TURHAN TAYAN (Bursa)- Evet.

BAfiKAN- Onu izah ettim; bu önergeyi Birleflik ‹çtüzük hükümleri gere€ince görüflmeye açmad›€›m› ifade ettim ve zab›tlara geçirdim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Böyle bir yetkiniz yok.

BAfiKAN- Var efendim. fiikâyetinizi Baflkanl›k Divan›na yapars›n›z.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Müsaade edin... (Gürültüler)

BAfiKAN- Say›n Tayan, flikâyetinizi Baflkanl›k Divan›na yapars›n›z efendim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Önerge hakk›nda, iflleme konulup konulmamas› hususunda söz istiyorum.

BAfiKAN- Böyle bir hakk›n›z yok. Bunun olmad›€›n›, Birleflik ‹çtüzük hükümleri gere€ince, önergeyi iflleme koymayaca€›m› zab›tlara geçirdim efendim.

Lütfen, yerinize buyurun efendim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Hay›r Say›n Baflkan, mümkün de€il...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt)- Say›n Baflkan, arkadafl, konuyu bilmiyor...

BAfiKAN-Siz oturun efendim, ben hallederim.

Teflekkür ederim. (Gürültüler)

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan, müsaade eder misiniz... Bu istikamette verilmifl önergeler var efendim... Müsaade edin...

BAfiKAN- Say›n Tayan, lütfen yerinize buyurun efendim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Müsaade buyurun efendim, aç›klayay›m... Örnekleri var efendim...

BAfiKAN- Efendim müsaade ettim... Bu önergeyi, Birleflik ‹çtüzük hükümleri içerisinde görüflmeye açmad›€›m›, bu önergeyle ilgili söz vermeyece€imi de ifade ettim. Bunu, zab›tlara geçirdim. E€er, hâlâ flikâyetiniz devam ediyorsa, karar›mla ilgili, Baflkanl›k Divan›na müraacat edebilirsiniz.

Lütfen, buyurun efendim...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Efendim, örnekleri var.

BAfiKAN- Say›n Tayan, örneklerinin ne oldu€unu da söyledim...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan... Örnekleri var... (ANAP ve RP s›ralar›ndan s›ra kapaklar›na vurmalar)

BAfiKAN- Bu örneklerin ne oldu€unu da söyledim. Buyurun efendim yerinize...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Böyle bir yetkiniz yok... Bu konuda örnekler var. (Gürültüler)

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, aç›k oylaman›n flekli hakk›nda... (Gürültüler)

Lütfen... Lütfen...

Aç›k oylaman›n flekli hakk›nda Genel Kurulun karar›n› alaca€›m.

Aç›k oylaman›n...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan, tutumunuz hakk›nda söz istiyorum.

BAfiKAN- Oylamaya geçtim efendim.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Haks›zl›k yap›yorsunuz Say›n Baflkan›m...

Tutumunuz hakk›nda söz istiyorum.

BAfiKAN- Oylamadan sonra, söz veririm efendim.

Aç›k oylaman›n, ad› okunan say›n milletvekilinin, oy pusulas›n›, kürsüye konulacak oy kutusuna atmas› suretiyle yap›lmas›n› oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Edilmemifltir.

Aç›k oylaman›n, ad› okunan say›n milletvekilinin, aya€a kalkarak, kabul, ret veya çekinser fleklinde oyunu belirtmesi suretiyle yap›lmas›n› oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemifltir.

Aç›k oylama, oy kutusunun, s›ralar aras›nda dolaflt›r›lmas› suretiyle yap›lacakt›r.

Aç›k oylamaya, önerge sahiplerinden bafllans›n ve oy kupalar›, s›ralar aras›nda dolaflt›r›ls›n efendim.

                                                      (Oylar topland›)

BAfiKAN- Oyunu kullanmayan say›n milletvekili var m›? Yok.

Oy verme ifllemi bitmifltir; kupalar kald›r›ls›n.

                                                (Oylar›n ay›r›m› yap›ld›)

BAfiKAN - Say›n milletvekilleri, oylaman›n sonucunu arz ediyorum.

Ülkemizde konuflland›r›lan çokuluslu gücün görev süresinin 31 Aral›k 1994 tarihinden itibaren 6 ay süreyle uzat›lmas›na dair Baflbakanl›k Tezkeresinin yap›lan oylamas›nda;

Oylamaya kat›lan üye say›s›: 359

Kabul: 196

Ret: 160.

Geçersiz: 4

TURHAN TAYAN (Bursa) - Say›n Baflkan, söz istiyorum.

BAfiKAN - Bir dakika efendim... Size söz verece€im.

Say›n Tayan, size saat 20.00'de söz vererek toplant›y› açaca€›m.

Al›nan karar gere€ince, saat 20.00'de toplanmak üzere Birleflime ara veriyorum.

                                                                                              Kapanma Saati: 18.52

                                                     ‹K‹NC‹ OTURUM

                                                   Aç›lma Saati: 20.00

BAfiKAN: Baflkanvekili Mustafa KALEML‹

KÂT‹P ÜYELER: Abbas ‹NCEAYAN (Bolu), Cengiz ÜRETMEN (Manisa)

                                                ----- o -----

BAfiKAN- Türkiye Büyük Millet Meclisinin 63 üncü Birlefliminin ‹kinci Oturumunu aç›yorum.

 

 

BAfiKAN- Say›n Tayan; iki konuda söz talebiniz var: Birincisi, birleflimin aç›ld›€› s›rada bir say›n üyenin gündem d›fl› yapm›fl oldu€u konuflmada size atfen söyledi€i cümlelerde sizin söylemedi€iniz fleklinde bir ifade kulland›€› iddias›yla 70 inci maddeye göre söz talebiniz var; ikincisi, benim tutumumla ilgili söz talebiniz var. Her iki söz hakk›n›z› bir arada m› kullanacaks›n›z?

TURHAN TAYAN (Bursa)- ‹kisini birden kullanaca€›m efendim.

BAfiKAN- ‹kisini birden kullanmak üzere; buyurun efendim.

Her iki konuda da size söz veriyorum.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; bugün, gündem d›fl› konuflmalar s›ras›nda Kahramanmarafl Milletvekili Say›n Ökkefl fiendiller, benden bahisle, "Do€ru Yol Partisi Grup Baflkanvekili Sayan Turhan Tayan'›n, beni yalanlam›fl olmas›" diye bir ifade kullanm›flt›r.

Ben, Say›n Ökkefl fiendiller'le ilgili ne söyledi€imi zab›ttan okuyorum "Do€ru Yol Partisinin Grup Baflkanvekili olarak yerimden itirazda bulundum, zira bu iddia daha önce Kahramanmarafl Milletvekili Say›n fiendiller taraf›ndan burada bir nezaket çerçevesi içerisinde ortaya konulmufl..." ve devam etmifl... Yani, ben, Ökkefl fiendiller ne "yalanc›l›k yapt›" ne "do€ruculuk yapt›" diye bir ifade kullanmad›m.

ÖKKEfi fiEND‹LLER (Kahramanmarafl)- Say›n Baflkan, bir fley söylemek istiyorum.

TURHAN TAYAN (Devamla)- Müsaade edin efendim.

BAfiKAN- Say›n fiendiller, lütfen müdahalede bulunmay›n.

TURHAN TAYAN (Devamla)- Söyledi€im, bu iddian›n, sizin taraf›n›zdan, bir nezaket çerçevesinde ortaya at›ld›€› idi. Daha sonra da, konuyla ilgili olarak, Say›n Devlet Bakan›n›n söz ald›€›n› ve bu anlamda, bu beyan› tekzip etti€ini ifade ettim.

Ben, yine, bu gündem d›fl› konuflmadan bir ifade okuyay›m:  "ben, Say›n Baflbakan›n böyle bir beyanda bulundu€una ihtimal vermiyorum" Bu ifade, zab›tta, Say›n fiendiller'in konuflmas›ndan al›nm›fl bir bölümdür.

fiimdi, de€erli arkadafl›m›n, yine "de€erli milletvekilleri, gerek Say›n Turhan Tayan'›n, aç›klamas›nda, bizi bas›ndan derleme ve dedikodu yapmakla suçlamas›..." ifadesi bugünkü konuflmas›nda... Yine tekrar ediyorum; ben "Say›n fiendiller bas›ndan derledi toplad›, dedikodu yapt›" demedim, ifadem aç›k seçiktir "bir nezaket çerçevesinde bu iddia ortaya konulmufltur" dedim ve...

ÖKKEfi fiEND‹LLER (Kahramanmarafl)- Sizin yerinizden sarf etti€iniz ifadeyle ilgili.

TURHAN TAYAN (Devamla)- ...hemen ard›ndan, Say›n Bakan›n da bu konuda aç›klama yapt›€›n› ve bu istikametteki iddialar› reddetti€ini, kabul etmedi€ini, tekzip tarz›nda de€erlendirerek ifade ettim. Bunu böylece ifade ettikten sonra, Say›n Baflkan›n tutumu hakk›nda, üç befl cümleyle ifadede bulunmak istiyorum.

HASAN ÇAKIR (Antalya)- Baflkan›n tutumu iyidir, biz memnunuz.

BAfiKAN- Lütfen müdahale etmeyelim.

TURHAN TAYAN (Devamla)-fiimdi, bu konuyla ilgili olarak ‹çtüzü€ün 70 inci maddesine göre söz istedim. Çünkü, bu aç›k ifade, buradan, televizyon kameralar›n›n önünde kamuoyuna karfl› yap›ld›. Bu hakk›m› kullanmak için söz istedi€imde "Zab›tlar› tetkik edece€im, gerekirse söz verece€im" tarz›ndaki Say›n Baflkan›n yaklafl›m› üzerine bekledim.

Bu bekleyiflim s›ras›nda, Hükümetin, Çekiç Güç'ün görev süresinin uzat›m›yla ilgili tezkeresinin müzakereleri bitmifl, oylamaya geçilece€i s›rada, ben ve arkadafllar›m, tezkerenin muhteviyat›nda de€ifliklik öngören önerimizin okunmas›n› ve konunun, en az›ndan Genel Kurula duyurulmas›n› bekledik. Say›n Baflkan ise, önergemizden sadece mealen bahsetti ve iflleme koyamayaca€›n› ifade etti.

Bu ifadesi s›ras›nda da "Ayr›ca bu talep, flu anda Meclisin olan yetkiyi, Hükümete bir dolayl› yolla devretmek manas›na gelir. Bu nedenle, bu önergeyi iflleme alm›yorum" dedi.

Bir defa, Say›n Baflkan›n böyle bir de€erlenme yapma yetkisi yoktur. Say›n Baflkan burada maksatl› yaklaflm›flt›r. Bak›n›z...

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- O senin fikrin.

TURHAN TAYAN (Devamla)- Can›m, sabret de bir dinle yani; gayet tabiî ki benim fikrim olacak, herhalde senin fikrin de€il.

BAfiKAN- Say›n Tayan, siz devam edin efendim.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Bir fley demedi... Sen, Baflkana laf atarken bir fley olmuyordu...

BAfiKAN- Say›n Hatino€lu, müdahale etmeyin efendim.

Say›n Özsoy, sizden de rica ediyorum...

Siz devam edin Say›n Tayan.

TURHAN TAYAN (Devamla)- fiimdi, Meclisin yetkisini kullanan 126 say›l› Bakanlar Kurulu karar›n›n alt›nda o zaman›n ‹çiflleri Bakan› Mustafa Kalemli'nin imzas› vard›r; yani, o gün Meclisin yetkisine tecavüz olmuyor da, sadece konuyla ilgili bir önergemizin okunmas›, Genel Kurulun bilgisine sunulmas› m›, Meclisin yetkisine tecavüz oluyor?

Bak›n›z, bu tezkerenin görüflülmesiyle ilgili,  -26.6.1992, karar numaras› 180- önerge verilmifl "Irak toprak bütünlü€ünü mutlaka korumak" ibaresinin ilave edilmesi; önerge görüflülmüfl  kabul görmüfl ve "Türkiye Büyük Millet Meclisinin 17.1.1991 tarih ve 126 say›l› karar›na dayan›larak" ibaresinin ilave edilmesi, kabul görmüfl. "Görev süresinin iki ay uzat›lmas›" ile ilgili önerge, reddedilmifl. Bir baflka önerge "Çekiç Gücün görev süresinin" ibaresinden sonra -dikkatinizi çekiyorum- antlaflma yap›lmas›yla ilgili bir karar› kapsayan bir metnin ilave edilmesi.

De€erli arkadafllar›m, bir önerge veriliyor. Bu önergede yeni bir antlaflma -anlaflma de€il- yap›lmas›yla ilgili öneride bulunuluyor; reddediliyor. Bu önerileri, burada, size teker teker anlatmaya devam edebilirim.

fiu önerge okunmal›yd›. Bu önerge okunduktan sonra, Say›n Baflkan, bu önergeyi, flu ‹çtüzü€ün -hangi ‹çtüzük maddesiyse- veya Anayasan›n flu maddesine dayanarak iflleme koymuyorum diyebilirdi. Bu önerge okunmad›; bu önerge, Genel Kurulun bilgisine sunulmad›. Söz istedik, yerimizden konuflmam›za bile müsaade edilmedi; Baflkan›n tutumu hakk›nda söz istedik, yine söz verilmedi...

ELAATT‹N ELMAS (‹stanbul)- fiimdi serbest serbest konufluyorsun, daha ne istiyorsun; rahat rahat konufl.

TURHAN TAYAN (Devamla)- ...ve de Baflkan birleflime ara veriyor, kapanma saati 18.52; televizyon yay›n› kesildikten sonra bendenize söz veriyor.

Tebrik ediyorum sizi Say›n Baflkan; maksad›n›za nail oldunuz.

BAfiKAN- Say›n Tayan, tebrikiniz için teflekkür ederim.

TURHAN TAYAN (Devamla)- Ama, de€mezdi...

Bu karar›n›za karfl› Baflkanl›k Divan›na itirazda bulunaca€›m. Dikkatinizi çekiyorum: Bu yapt›€›n›zla, hukuku çi€nediniz, ‹çtüzü€ü çi€nediniz ve ben Grup Baflkanvekili olarak fluraya kadar geldim, istirham ettim, rica ettim, siz, -her zamanki halinizle- ilkokul ö€rencisini azarlar gibi bir tav›r tak›nd›n›z, hiç sayg›m› bozmad›m, DYP Grubunun bir tek milletvekili de kalk›p, fluraya gelip  size karfl› bir tav›r koymad›; bunu da ayr›ca belirtmek istiyorum.

De€erli arkadafllar›m, gerçekten büyük bir haks›zl›€›, büyük bir kanunsuzlu€u uygulamaya koyan Say›n Baflkan, televizyonlar kapand›ktan sonra, bize görüfllerimizi ifade etmek imkân› verdi, lütfettiler; ancak, tekrar söylüyorum, bu yap›lan ifllem yanl›flt›r, ‹çtüzü€ün ihlalidir, hiçbir hukukî dayana€› yoktur. Bu tutumundan dolay› Say›n Baflkan›n bu davran›fl›n› k›n›yorum, esefle karfl›lad›€›m›, üzüntü ile karfl›lad›€›m› ifade ediyorum. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Tayan.

Say›n milletvekilleri, Say›n Tayan’› dikkatle ve sab›rla dinledim. fiimdi, kendi konuflmalar›ndan al›nt›lar alarak  -bir müzakereye, münakaflaya zemin açmak için de€il, zab›tlara geçmesi bak›m›ndan-  baz› ifadelerde bulunaca€›m.

Say›n Tayan’›n da ve hepinizin yak›ndan bildi€i gibi Baflkan, ‹çtüzük hükümleri içinde bir üyeye -70 inci maddeden söz talebi oldu€unda- birleflimin herhangi bir an›nda söz vermekte serbesttir. Bu Baflkan›n takdiridir ve Say›n Tayan daha sözlerinin bafl›nda, Say›n fiendiller’in konuflmas›yla ilgili olarak 70 inci maddeye göre söz istedi€ini ve benim bunu geciktirdi€imi ifadeyle bafllad›..

TURHAN TAYAN (Bursa)- Tutumunuz hakk›nda söz vermeniz laz›md›.

BAfiKAN- Say›n Tayan, daha oraday›m, ikinci k›sma gelmedim... Siz sab›rla beni dinleyin Say›n Tayan, ben size hiç müdahale etmeden...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Tutumunuz hakk›nda söz istemifltim Say›n Baflkan; söz hakk› tan›mad›n›z.

BAfiKAN- Bir dakika efendim... Lütfen...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Yalan söylüyorsun, tutumunuz hakk›nda söz istemifltim.

BAfiKAN- Bir dakika efendim... Lütfen...  Say›n Tayan, lütfen sakin olun...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Yalan söylüyorsun.

BAfiKAN- Lütfen sakin olun...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Yalan söylüyorsun, bir Baflkana yak›flmaz.

BAfiKAN- Lütfen sakin olun... Sakin olun efendim... Bak›n ben sizi sakin olarak dinledim. Lütfen... (DYP ve ANAP s›ralar›ndan karfl›l›kl› konuflmalar)

KADR‹ GÜÇLÜ (Bursa)- Yahu, Say›n Tayan, Baflkanla konufluyor; siz ne kar›fl›yorsunuz?

BAfiKAN- Say›n Güçlü, istirham ediyorum...

Efendim, lütfen, say›n milletvekilleri...

KADR‹ GÜÇLÜ (Bursa)- Say›n Grup Baflkanvekilimize laf at›yorlar.

BAfiKAN- Say›n Güçlü... Say›n Güçlü...

KADR‹ GÜÇLÜ (Bursa)- Ben de buradan konuflurum efendim.

BAfiKAN- Hakl›s›n›z Say›n Güçlü, arkadafllar›m› ikaz ediyorum. Lütfen...

Say›n milletvekilleri, lütfen, konuflmam› bitereyim.

Say›n Tayan’›n bir itiraz› olursa, yine alaca€›m. Lütfen...

Ve ondan sonraki cümlelerinde Say›n Tayan’›n biraz önce flu ifadesi var: ”Müzakere bitmifl, oylamaya geçilece€i s›ras›nda” diye.

Say›n Tayan, sizin lehinize düzeltme yapmak istiyorum.

Bir müzarekere bitip, oylamaya geçilece€i s›rada önerge gelirse, Baflkanl›k Divan›, onu zaten iflleme koymaz.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Teessüf ederim size... Elimizde zab›tlar var...

BAfiKAN- Efendim, ben, sizin lehinize düzeltme yapaca€›m; bir dinleyin...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Hay›r, oylama s›ras›nda gelmedi; daha önce...

BAfiKAN- Say›n Tayan, ben, sizin lehinize düzeltme yapaca€›m, diyorum. Bak›n, dinleme tahammülünüz dahi yok. Ben sizin lehinize düzeltme yapaca€›m. Biraz önceki konuflman›zda bu ifadeyi kulland›n›z: “Müzakere bitmifl, oylamaya geçilece€i s›rada önerge gönderdik” diyorsunuz. Hay›r, düzeltiyorum; Say›n Tayan önergesini müzakere bitmeden gönderdi.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Gayet tabiî...

BAfiKAN- Ee, gördünüz mü?.. Niye itiraz ediyorsunuz?.. Ben sizin lehinize düzeltme yapaca€›m diye bafll›yorum da... Dinleseniz anlaflabilece€iz; lütfen, sakin olun.

‹laveniz var, düzeltiyorum burada. Say›n Tayan önergesini müzakere bitmeden gönderdi.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- Müzakerenin sonunda gönderdi...

BAfiKAN- Evet, müzakerenin sonunda gönderdi. Say›n Refah Partisi Grup Baflkanvekilinin, flahs› ad›na yapt›€› konuflman›n bitmesine 3 dakika vard›; önerge, o s›rada geldi.

fiimdi, Say›n Tayan’›n biraz önceki konuflmas›nda bir ifadesi daha var. Diyor ki Say›n Tayan “Baflkan, önergemizi okutmad›, mealen bilgi verdi.”

Say›n milletvekilleri, önergenin, önerge k›sm›n› bizzat, kendim okudum.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- Do€ru...

BAfiKAN- Zab›tlarda var; açar kontrol edersiniz; gerekçesini okumad›m.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- Do€ru.

BAfiKAN- Neden okumad›m gerekçesini...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Gerek yok.

BAfiKAN- ...iflleme koymayaca€›m için; ama, Say›n Tayan ve arkadafllar›n›n imzalad›€› önergeyi harfi harfine okudum.

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- ‹mzalar dahil.

BAfiKAN- ‹mzalar dahil, harfi harfine okudum.

Yine, devam ediyorum: Say›n Tayan, biraz önce, beni k›namak için yapt›€› konuflmas›nda aynen “yetki devretmek manas›na gelir, bu nedenle iflleme koymuyorum dedi Say›n Baflkan" ifadesini kulland›. Bu cümlem var; ama, bu cümlenin yan›nda baflka fley var. Gerekçe, sadece bu cümle de€il; bir gerekçem daha var. Diyorum ki...

M. VEHB‹ D‹NÇERLER (Ankara)- O bile yeter.

BAfiKAN- Efendim, o bile yeter; ama, baflka fley söylüyorum...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- ‹fline gelen taraf› al›yor.

BAfiKAN- Bir dakika, Say›n Hatino€lu... Müdahale etmeyin...

Say›n milletvekilleri, bak›n, Meclisin itibar› bu konuda çok önemli; bir fley daha söylüyorum, sadece "yetki devretmek manas›na gelir" ifadesini kullanm›yorum; baflka bir ifadem daha var orada: "Önergenin bu flekilde verilmesi, usule uygun de€il; niye; biz, biraz önce, Hükümetin önergesini burada müzakere ettik; Hükümetin böyle bir teklifi yok" diyorum; yani, müzakereye esas olan konunun, Mecliste milletvekillerinin önüne getirilen konunun, Hükümetin teklifi oldu€unu söylüyorum. Hükümetten böyle bir fley gelse Say›n Baflbakan›n imzas›yla, ben onu burada iflleme almak zorunday›m, al›rd›m; ama, Hükümetten böyle bir fley gelmiyor ve Hükümetin istemedi€i bir yetkiyi, biz, milletvekilleri olarak burada talep ediyoruz; oylayaca€›z, belki, kabul edilecek; Hükümete diyece€iz ki, al kullan. Belki, Hükümet istemiyor ve böyle bir konuyu müzakere etmedik burada.

Bak›n›z, iki gerekçe söyledim burada; bu iki gerekçemi, lütfen dikkate al›n.

MEHMET KAHRAMAN (Diyarbak›r)- Hükümet geçmiflte istedi.

BAfiKAN- Devam ediyorum; Say›n Tayan "maksatl› yaklaflm›flt›r" ifadesini kulland›. Bir maksad›m var: Meclisin, manevî flahsiyetinde bulunan yetkinin, hiçbir flekilde, dolayl› dahi olsa, hiçbir kifliye veya kuruma devredilmeyece€ine matuftur. (ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

TURHAN TAYAN (Bursa)- Say›n Baflkan...

BAfiKAN- Geliyorum efendim, geliyorum... Sabredin efendim; bak›n, tek tek not ald›m.

Diyorsunuz ki: "126 say›l› kararda, Say›n Baflkan›n, o zaman, ‹çiflleri Bakan› olarak imzas› var." fierefle tafl›yorum imzam›. Keflke, sizde, öyle 126 say›l› karara uygun bir karar›, hükümet karar› olarak getirseydiniz; biz de o imzalar› flerefle burada müdafaa ederdik; onun müzakeresini yapar ve oylard›k.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Siz, o karar› örnek ald›n›z; iflinize gelmedi.

BAfiKAN- Hay›r, o karar buna örnek olmaz; o karar buna gerekçe olmaz.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Siz o karar› örnek ald›n›z.

BAfiKAN- O karar buna gerekçe olmaz Say›n Tayan.

Ben devam ediyorum efendim; sab›rla dinleyin, itiraz›n›z› zaten yapacaks›n›z; ama, sab›rla dinleyin.

126 say›l› karar›, böyle bir önergeye, Hükümetin hiç yetki istemedi€i, sizin düflündü€ünüz ve bu arada, takdim etti€iniz böyle bir önergeye gerekçe yapma hakk›n›z yok; olmaz böyle bir fley.

fiimdi "verilen önergeler var" diyorsunuz -verilen önergeler var- ve örnek veriyorsunuz; "Irak'›n toprak bütünlü€ünün korunmas›na dair bir önerge verilmifl" diyorsunuz. Evet; ama, bak›n, tamamen farkl› bir olay; Irak'›n toprak bütünlü€ünün korunmas›na dair bir önerge verilmifl.

TURHAN TAYAN (Bursa)- Önergeye s›n›rlama getiremezsiniz.

BAfiKAN- Baflka önergeler var, zamanla ilgili. Evet, bizim Grubun baflka gruplar›n verdi€i önergeler var. Nedir; diyoruz ki; üç ay› iki aya indirin. Ha, siz deseniz ki, alt› ay›, yedi aya ç›kar›n; hayhay, bunu oylar›m. Siz, deseniz ki...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Z›rva tevil götürmez.

BAfiKAN- Say›n Tayan... Say›n Tayan!.. Sizi, biraz nezakete davet ediyorum!.. O kelimeyi aynen size iade ediyorum!..

TURHAN TAYAN (Bursa)- Ben size iade ediyorum!..

BAfiKAN- Aynen size iade ediyorum!.. Sizi nezakete davet ediyorum!.. Onu iade ediyorum size!..

TURHAN TAYAN (Bursa)- Ben size iade ediyorum!..

BAfiKAN- Bofluna ç›rp›nmay›n; ç›rp›nd›kça bat›yorsunuz!..

TURHAN TAYAN (Bursa)- Siz bat›yorsunuz!..

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- ‹htar ver, ihtar...

BAfiKAN- Hay›r... Hay›r...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Çamura bat›yorsunuz!..

BAfiKAN- Ama, bak›n, hiç yak›flt›ram›yorum size. Ben, sizi sab›rla dinledim ve sizin sözlerinizi, zapta geçecek flekilde, cevapl›yorum. Niçin sab›rla dinlemiyorsunuz? ‹stirham ederim...

Böyle getirseydiniz...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt)- Say›n Baflkan, ifli bilmiyor.

BAfiKAN- Say›n Güney, lütfen... ‹stirham ederim... Benim iflimi zorlaflt›rmay›n; çok teflekkür ederim.

Bak›n efendim, önergelerin bir k›sm› Hükümetten, bir k›sm› gruplardan gelmiflti; ama, dedi€im flekilde bir önerge gelse, ben burada iflleme koymak zorunday›m; izah ettim.

Bir konu da, TV aç›kken veya TV kapand›ktan sonra söz verme hikâyesi. ‹çtüzü€ümüzde, TV aç›kken söz verilir veya TV kapand›ktan sonra söz verilir, diye bir ifade yok.

Say›n milletvekilleri, ayr›ca bir s›k›nt›m›z var; sizin de s›k›nt›n›z, Meclis Baflkanvekilleri olarak, bizim de s›k›nt›m›z. Bu televizyon kuruldu, gayet de iyi oldu; ama, bak›n...

TURHAN TAYAN (Bursa)- Tutumunuz hakk›nda söz istedim Say›n Baflkan; ‹çtüzü€ün 64 üncü maddesine göre, bana söz vermeniz laz›md›.

BAfiKAN- ...say›n milletvekilleri, bir yay›n yönetmeli€imiz henüz yürürlü€e konmad›, bir yay›n kurulumuz henüz oluflturulmad›; bu nedenle, ne zaman söz verece€iz veya ne zaman söz vermeyece€iz diye, bizi k›s›tlayan bir olay yok.

Bir son konu ve o s›rada söz vermeyiflimin nedenlerinden bir tanesi de flu: Biz, mümkün mertebe -belki hatal› yönetiriz, belki yanl›fl yönetiriz, ama- bu Meclisi germeden yönetmek zorunday›z; oldukça sakin bir ortamda götürmek zorunday›z; böyle bir zorunlulu€umuz var; yaz›l› olmayan zorunlulu€umuz.

Bak›n, o sinirli hava içerisinde, bir Grup Baflkanvekili olan Say›n Tayan'a, söz vermeyi, do€rusu, uygun bulmad›m; havay› daha germeyi, Meclisi daha gergin bir hale getirmeyi, atmosferi daha da yükseltmeyi uygun görmedim. Bunu da, biraz önce koridorda rastlad›€›m, Do€ru Yol Partisinin di€er iki say›n grup baflkanvekiline arz ettim; san›yorum anlay›flla karfl›lanm›fl›md›r; san›yorum diyorum, kanaatlerinin ne oldu€unu bilemem tabiî; arkadafllar›m ad›na da burada hüküm verecek de€ilim.

Say›n milletvekilleri, bütün bunlara ra€men, ben Say›n Tayan'›n bu tondaki ç›k›fllar›n› kendi aç›s›ndan hakl› görüyorum.

KEMALETT‹N GÖKTAfi (Trabzon)- Bakan olmak için yap›yor.

BAfiKAN- Bir dakika efendim...

Kendi aç›s›ndan hakl› görüyorum. Bir say›n Grubun Baflkanvekilidir. O Grubun, o andaki haleti ruhiyesi içinde ve kendi düflünceleri istikametinde bu ç›k›fllar› yapacakt›r; ama, bu ç›k›fllar› yaparken, grup baflkanvekili ve Meclis Baflkanvekili münasebetlerini iyi ayarlayabilirsek, san›yorum, bu müzakereleri, birbirimizi k›rmadan, vatan›n ve milletin hayr›na, daha sa€l›kl› götürürüz kanaatindeyim. O nedenle, Say›n Tayan'›n tutumum hakk›nda söyledi€i bütün sözler zab›tlara geçti.

Lehte söz isteyen arkadafllar var. Lehte söz vermeyece€im. Lütfen, beni ba€›fllay›n. Bu münakaflay› daha fazla uzatman›n, bu millete ve bu Meclise bir yarar getirece€i düflüncesinde de€ilim.

Hepinize sayg›lar›m› arz ediyorum. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

Say›n milletvekilleri, al›nan karar gere€ince, gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›na geçiyoruz.

Komisyonlarda görevli olan baflkan, baflkanvekili ve sözcü arkadafllar›m ile salonda bulunanlar, beni dikkatle takip ederlerse zaman› tasarruflu kullanm›fl olaca€›z.

Önce, s›ras›yla yar›m kalan ifllerden bafllayaca€›z.

 

 

BAfiKAN- 59 ve 59'a 1 inci ek, 71, 82, 139, 134, 283, 391, 66, 201, 699, 639, 58 ve 58'e 1 inci ek, 111, 112, 116 -180 s›ra say›l› kanun hükmünde kararnameyle ilgili kanun tasar›s›n›n maddeleri, komisyon taraf›ndan geri al›nd›€› için görüflmeleri ertelenmifltir- 193, 322, 375, 394, 395, 404, 554, 606, 609, 624 ve 690 s›ra say›l› kanun tasar› ve teklifleriyle ve (9/11) ve (9/16) esas numaral› Meclis Soruflturmas› Komisyonlar› Raporlar›yla ilgili komisyonlar›n say›n baflkan, baflkanvekilleri veya sözcülerinden, flu anda, salonda bulunan say›n milletvekili arkadafl›m var m›? Yok.

Yukar›da sayd›€›m kanun tasar› ve teklifleriyle Meclis Soruflturmas› komisyonlar› raporlar›n›n görüflmeleri ertelenmifltir.

 

                                                                                               (X)

BAfiKAN- Al›nan karar gere€ince 728 s›ra say›l›, Do€ru Yol Partisi Grup Baflkanvekilleri Bursa Milletvekili Turhan Tayan ile Sakarya Milletvekili Nevzat Ercan'›n, Devlet Memurlar› Kanununda ve 190 Say›l› Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde De€ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun Teklifinin

görüflmelerine bafll›yoruz.

Komisyon ve Hükümet yerlerini ald›lar.

Say›n milletvekilleri, raporun okunup okunmamas› hususunu oylar›n›za arz edece€im: Raporun okunmas›n› kabul edenler... Etmeyenler... Raporun okunmas› kabul edilmemifltir.

-----------------------------------------------------------------------------------------

(x) 728 S.Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.

Teklifin tümü üzerinde görüflmelere geçiyoruz; tümü üzerinde söz alanlar›n isimlerini okuyorum: Anavatan Partisi Grubu ad›na Say›n Süleyman Hatino€lu, Refah Partisi Grubu ad›na Ahmet Feyzi ‹nceöz; flahs› ad›na, Say›n Saffet Topaktafl, Say›n Gaffar Yak›n, Say›n Halil ‹brahim Özsoy, Say›n Mustafa Ünald›.

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Say›n Baflkan, gruplar ad›na konuflma süresi kaç dakika?

BAfiKAN- Tümü üzerinde, gruplar ad›na 20'fler dakika, flah›slar ad›na da 10 dakikad›r.

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Say›n Hatino€lu ile süreyi paylaflabilir miyiz?

BAfiKAN- Süreyi ikiye mi ay›rmak istiyorsunuz?

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Evet.

BAfiKAN- Özel bir karar›m›z olmad›€› için, bu görüflmelerde mümkün de€il efendim.

Biliyorsunuz, bütçe görüflmelerinde, süre paylafl›m› mümkün oluyor; çünkü, Genel Kurul, bu konuda önceden karar al›yor; ama, kanun tasar› ve tekliflerinin görüflülmesi s›ras›nda, bu, mümkün de€il.

Anavatan Partisi Grubu ad›na, Say›n Hatino€lu; buyurun efendim. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

ANAP GRUBU ADINA SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; sa€l›k mensuplar›yla ilgili zam ve tazminatlar› içeren 728 s›ra say›l› kanun teklifi üzerinde, Grubum ad›na söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle, Yüce Meclisi sayg›yla selamlar›m.

De€erli arkadafllar, bugün yapm›fl oldu€um gündem d›fl› konuflmamda da dile getirdi€im gibi, günümüzde, ülkede, sa€l›k hizmetleri en pahal› hizmetlerden biridir ve sa€l›k kurumlar›nda çal›flan personel de çok pahal›ya yetifltirilmektedir.

Biz, bugünkü enflasyon karfl›s›nda, genel olarak, memurlar›n ücret s›ralamas›na bakacak olursak; özellikle doktorlar baflta olmak üzere, tüm sa€l›k hizmetleri s›n›f›nda çal›flan personelin bu de€erlendirmede yedinci ve sekizinci s›raya düfltüklerini görürüz. Bugün, bir hekim, pratisyen hekimli€ini alt› yedi y›l devam ettirmekte, arkas›ndan, uzman olmak için en az dört befl y›l ihtisas yapmakta, arkas›ndan, iki y›l mecburî hizmet, derken -bir de askerlik var- 32 yafl›na do€ru bir istikbal yakalamaya çal›flmaktad›r.

Bugün, genel olarak bakt›€›m›zda, bu Hükümet döneminde, dördüncü bakan olarak gelen Say›n Bakan›m›zdan önce bir kanun gelmiflti bu kürsüye, sa€l›kla ilgili; flimdi ikinci defa bir kanun geliyor. Bugüne kadar bir tek kanun gelmiflti; o da yeflil kartla ilgili kanundu. Bugün, gündem d›fl› konuflmamda, o kanunun da rahmetli oldu€unu ifade ettim.

Say›n Saraçlar, belki senin haberin yok; kafan› sall›yorsun sevgili baflkan›m; ama, siz de bunu çok iyi biliyorsunuz.

Bugün, art›k, yeflil kartl› hastay› kimse kabul etmiyor. րleyin de dedi€im gibi, bütün kaymakaml›klar -Alt›nda€ Kaymakaml›€›ndan tutun, Elmada€, K›z›lcahamam Kaymakaml›klar›na kadar hepsi- resmî yaz› yazm›fl; "kiflinin yeflil kartla ilgili ifllemleri devam ediyor" diyor, 5 inci ayda; ama, yeflil kart ifllemi hâlâ bitmemifl; çünkü, müdürlüklerde yok. Sa€l›k iflas etmifl; yani, yeflil kartla ilgili mevzuat bitmifl.

Say›n Bakan, gelir gelmez bunun fark›na vard› ve "bu, hiç çal›flm›yor; bu, rüflvetle ilgili; yani, siyasî iltimasla ilgili, herkese veriliyor" dedi; aç›klama yapt›, biz de onu takdirle karfl›lad›k. Hakikaten, bakt›k, bir sürü siyasî parti mensubuna da, bu kanuna göre, yeflil kart verildi€ini çok aç›k olarak gördük. fiimdi ise, bu geç saatlerde, ilk defa olarak, yeflil karttan sonra, ikinci bir kanun teklifini görüflüyoruz; gururla, memnuniyetle görüfltü€ümüzü ifade ediyoruz.

Sa€l›k personeline verilecek her türlü zam ve tazminat› memnuniyetle karfl›lad›€›m›; çünkü, sa€l›€a ne kadar verirseniz az oldu€unu ifade etmek istiyorum. րleyin yapt›€›m konuflmada da ifade etti€im gibi, bugün, bir hekim, örne€in, e€itim hastanesindeki bir klinik flefi 14 milyon civar›nda, bir klinik flef yard›mc›s› 13 milyon civar›nda ve bir uzman, baflasistan 12 milyon civar›nda ücret almakta; tabiî ki, daha afla€›ya indi€iniz zaman, ebe, hemflire ve teknisyen grubu 6-7 milyon aras›nda ücret almakta; bu ücretle size sa€l›k hizmeti vermesi mümkün de€il.

De€erli arkadafllar, sa€l›k hizmeti zor hizmettir, çok büyük özveri isteyen bir hizmettir ve eleman›n›n yetifltirilmesinin de pahal› oldu€unu ifade etmek isterim. Hakikaten, bu sektörde çal›flan insanlara, devaml› olarak, hep a€lamakl›, flifa bekleyen, derdine çare bekleyen insanlar geliyor; onlar›n karfl›s›na güler yüzlü insanlar gelmiyor; ama, hiç olmazsa, kendilerinin, en az›ndan ekonomik olarak sa€l›kl› olmalar›n› temenni ederdik; ama, özellikle, son bir birbuçuk y›ld›r dengeler öyle bir  bozuldu ki, art›k, bugün, bir hekimin, ald›€› maafl› ev kiras› olarak vererek yaflamas› bile mümkün görünmemektedir.

Buna dayal› olarak, kendi çal›flmam neticesinde, 20.4.1994 tarihinde, sa€l›k personelinin zam ve tazminatlar›yla ilgili bir kanun teklifi haz›rlad›m; 656 s›ra say›l› bu teklif, tabiî ki, komisyonlarda zaman›nda görüflülmedi€i için, otomatik olarak Genel Kurula geldi ve Genel Kurulda, sizlere izahtan sonra, tüm siyasî partilerin birleflimiyle, ittifak›yla, getirmifl oldu€um, 657 say›l› Yasan›n zam ve tazminatlarla ilgili bölümünde de€ifliklik yap›lmas›yla ilgili teklifimin gündeme al›nmas›n› kabul etmifltiniz; ancak, tabiî, bir muhalefet milletvekilinin teklifi olmas› nedeniyle, Genel Kurul gündeminde bugüne kadar bekletildi. Arkas›ndan, yeni Sa€l›k Bakan›m›z Say›n Do€an Baran, kendilerinin de hekim olmalar› nedeniyle, gayet güzel bir çal›flma yapt›. Bu güzel çal›flmalar›ndan dolay›, kendilerini tebrik ediyorum. Bak›n›z, Say›n Bakan, s›ras›yla üç tane kanun tasar›s› getirdi. Yine, bizim teklifimize ba€l› olarak, zam ve tazminatlar› da içeren, kadrolar› da içeren, 190 say›l› Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerde de€ifliklik yap›lmas›na iliflkin olarak bir kanun teklifi daha geldi ve 19.10.1994'te yap›lan bu teklif, Plan ve Bütçe Komisyonundan da geçerek, 728 s›ra say›s›yla Genel Kurulumuz gündemine girdi. Bundan önce, yine, Say›n Bakan›n gayretleriyle, sa€l›k çal›flanlar›na döner sermayeden baz› haklar verilmesini içeren bir kanun tasar›s› da Sa€l›k ve Plan ve Bütçe Komisyonlar›ndan geçerek, 718 s›ra say›s›yla Genel Kurulumuza geldi. Ayr›ca, Say›n Bakan, gelir gelmez, yine 2514 say›l› Baz› Sa€l›k Personelinin Devlet Hizmeti Yükümlülü€üne Dair Kanunda de€ifliklik yapan bir tasar›y› da getirdi ve 706 s›ra say›s›yla Genel Kurula geldi.

Tabiî, Say›n Bakan›n çal›flmalar›n› takdirle karfl›lamamak mümkün de€il. Ancak, Say›n Bakan, hat›rlarlar; biz, Plan ve Bütçe Komisyonunda da kendilerine "Say›n Bakan, Hükümet olarak bu tasar›y› getirdiniz..." demifltik; çünkü, Say›n Bakan›n getirdi€i -flimdi görüflmekte oldu€umuz- tasar›n›n, 728 s›ra say›s›yla Meclis gündemine girerken, do€rudan do€ruya kanun teklifi olarak geldi€ini görmekteyiz.

Bu teklif birkaç ayd›r gündemde beklerken, sa€l›k teflkilat›nda çal›flan personelin özlük haklar›n›n iyilefltirilebilmesi için, yeni at›l›mlar ve hareketler bafllad›; baz› sa€l›k birimleri "beyaz eylem kap›da" bafll›€›yla bas›nda yer ald› ve baz› eylemlerin yap›labilece€i ihbarlar› verildi. Daha önce, e€er sa€l›k personelinin zam ve tazminatlar› verilmez, lay›k olduklar› ücret politikas› onlara uygulanmazsa, meflru zeminler üzerinde, bunlar›n eylemlerine öncülük edece€imi ve kendilerine yard›mc› olaca€›m›, kiflisel konuflmamda da beyan etmifltim. Bu fikrimden vazgeçmifl de€ilim; çünkü, sa€l›k personeli, tam bir y›ld›r bu konuda kand›r›lmakta, oyalanmaktad›r.

Genel sa€l›k politikas›yla ilgili bir proje ilan ediyorsunuz -projeyi ö€len izah ettim, ona girmeyece€im- ama, bunun yan›nda, çal›flan ücretli personelin özlük haklar›yla ilgili en ufak bir iyilefltirme gelmemektedir. fiimdi de, bu kanun teklifi geliyor; ama, tahmin ediyoruz ki, bu kanun teklifinin maddeler bölümünde, 1 inci maddeyle, özellikle bafltabip, bafltabip yard›mc›lar›, sa€l›k müdürü ve sa€l›k müdür muavinleri, okul müdürleri ve muavinlerinin 657 say›l› Devlet Memurlar› Kanununun 88 inci maddesine göre almakta olduklar› ikinci ek ücret ödemelerini kald›rmaktas›n›z; hem getirdiniz hem kald›racaks›n›z!

2 nci maddede de, genelde tüm sa€l›k hizmetleri  mensuplar›yla ilgili -e€itim hastanelerinde görev yapan, klinik flefi, flef muavini, baflasistan, ebe, hemflire ve di€er sa€l›k çal›flanlar›n› saymak suretiyle- zam ve tazminatlar bölümünü de bu flekilde kald›rmaktas›n›z.

Kanun teklifinin 3 üncü maddesiyle de fazla bir fley getirilmemektedir. Kadro de€iflikli€iyle ilgili ek geçici madde 59'da, Ah›ska Türklerinin de, özellikle yard›mc› sa€l›k hizmetleri s›n›f›na girebilmeleri için veyahut da sa€l›k hizmetlerindeki muadiliyetlerinin tespiti için  bir de€ifliklik önergemiz vard›r. Tabiî bunu memnuniyetle karfl›l›yoruz ve yeni gelen Türk vatandafllar›m›z için, buna "Kabul" diyoruz. Ancak, flimdi, flöyle bir hüküm oldu€u ortaya kondu: Efendim, flimdi, Hükümet, yeni bir iyilefltirme paketi getirecekmifl; yani, sa€l›kla ilgili bir iyilefltirme paketi geliyormufl... Bu paketin içinde, Millî Savunma Bakanl›€› mensuplar›n›n (askerler var, subay grubu) teknik hizmetler grubunun, sa€l›k hizmetleri grubunun ve di€er devlet bürokrasisindeki üst yönetimin ücret zam ve tazminatlar›n› içeren, genelde bir oluflumu sa€layacak bir iyilefltirme getirilece€i ifade edilmektedir. fiimdi, buna kat›l›yoruz; flekil olarak, düflünceye kat›l›yoruz; ama, size güvenemiyoruz...

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Getirece€iz can›m; yapmay›n!..

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Size güvenemiyoruz; çünkü, siz çok fley getirecektiniz, bugüne kadar hiçbir fley getirmediniz. Ancak, flimdi, sa€l›k hizmetleriyle ilgili bu teklif, bu flekliyle gelmifl... Niye karfl› ç›k›yorsunuz?.. Bak›n›z, hâkim ve savc›lara ayn› flekilde özel hizmet zam ve tazminatlar› kanununu ç›kard›k; bunda da de€iflik bir durum yok.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Getirece€iz...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Efendim, bunun yan›nda, üniversite mensuplar›na, tüm ö€retim görevlilerine özel bir kanun ç›kard›k zam ve tazminatlarla ilgili. O zaman söz verdiniz; siz söz verdiniz Say›n Grup Baflkanvekili; "sa€l›kla ilgili teklifi getirin, hem vallahi hem billahi destekleyece€iz" dediniz; flimdi, k›rpmaya geldiniz... Daha, ne zaman ne yapaca€›n›z belli de€il.

Efendim, gelecekte verecekmiflsiniz... Vallahi, ben, üç gün sonra yaflay›p yaflamayaca€›m› bilmiyorum; Allah'›n takdiri... Daha önce, emniyet mensuplar›na da tazminat verdik. Peki, bu sa€l›kç›lar, sa€l›k mensuplar›, hekimlerimiz, hâkim ve savc›lar›m›zdan daha az m› hizmet veriyor; efendim, bu üniversitelerdeki ö€retim görevlilerinden daha az m› hizmet yap›yor?!.

Bak›n, size bir örnek vereyim: Ankara Numune Hastanesi, e€itim hastanesi; bitifli€indeki ‹bni Sina Hastanesi ve Hacettepe yine e€itim hastanesi, de€il mi... Numune Hastanesindeki bir klinik flefi, üniversitedeki bir profesör seviyesindedir; flef muavini, doçent seviyesindedir; baflasistan, yard›mc› doçent seviyesindedir; hizmetleri ayn›d›r. Devlet hastanesine siz daha çok hasta gönderiyorsunuz say›n milletvekilleri; çünkü, üniversiteler kabul etmiyor; oradaki hasta potansiyeli, oradaki yük daha a€›r olmas›na ra€men... fiimdi, üniversite hastanelerindeki doktorlar›m›za, ‹bni Sina Hastanesindeki, Hacettepe Hastanesindeki bir uzman hekime 22-23 milyon lira maafl› verdiniz; y›lbafl›ndan sonra, tabiî ki, bu zam ve hizmet tazminatlar› ç›k›nca, bu, ona ilave olacak. Onlar çifte ücret etkilenmesinden yararlanacaklar; yine, arada, en az 10 milyon liral›k bir uçurum olacak. Ayn› durumdaki hekimler aras›nda, bu uygulamay› yapamazs›n›z; eflit hale getirin. Biz, ona niye çok verdiniz, buna niye az verdiniz demiyoruz; ama, devlet hastanelerinde, sigorta hastanelerinde, di€er kamu kurum ve kurulufllar›nda, belediyelerde çal›flan hekimlere de, gereken ücreti mutlaka vermeliyiz.

Kanun teklifi, bu flekilde buraya geldi. fiimdi, Say›n Bakan ve özellikle iktidar kanad›na mensup arkadafllar diyecekler ki "biz, iyilefltirme paketiyle gelece€iz." Çünkü, personel rejimi reformu Hükümet Program›n›zda var. Yahu, üç senedir, bu personel rejimi reformu nerede kald›?

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Hepsini yapaca€›z...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Baflbakanl›kta bir Personel Dairesi Baflkanl›€› vard›, duruyor mu acaba, onu merak ediyorum!.. Oras› ne ifl yapar? Bir bakan gelmiflti, özellikle bu ifle bak›yordu, "personel rejimi reformu haz›rl›yorum" dedi ve o Bakan de€iflti, herhalde, bu ifl de kald›; ama, acaba daire de de€iflti mi diye merak ediyorum. Baflbakanl›k Personel Dairesi Baflkanl›€› yerinde mi acaba? Çünkü, bu konuda hiçbir çal›flma yok; üç y›ld›r en ufak bir iyilefltirme görmemekteyiz.

fiimdi, diyeceksiniz ki; sizin zaman›n›zda neydi... Yine, üç y›l geriye gidip, bize çatacaks›n›z. 

Say›n Saraçlar, siz konuflacaks›n›z bu konuda herhalde; çünkü, çok zorlan›yorsunuz...

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Konuflmayaca€›m, söz veriyorum.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Ben, flimdi, üç y›l geriye gidip, size bir örnek verece€im. Üç y›l önce, bir klinik flefi, bir uzman hekim...

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Say›n Baflkan, hatip Genel Kurula hitap etsin, flahsa hitap etmesin.

BAfiKAN- Say›n Hatino€lu, milletvekilleri, Genel Kurula hitap etmenizi arzu ediyorlar; ben de ihtaren söylüyorum efendim.

Yaln›z, toparlayal›m, zaman›n›z geçiyor.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- 10 dakika konufltu...

BAfiKAN- Efendim, gruplar ad›na konuflma hakk› 20 dakikad›r.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Arkadafl›m›z flahs› ad›na...

BAfiKAN- Hay›r efendim, grup ad›na söz ald›lar.

Buyurun Say›n Hatino€lu.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Devamla)- Efendim, 1991'de bir uzman hekim, bir klinik flefi, ald›€› maaflla, ne kadar döviz alabilirdi, ne kadar harcama yapabilirdi, ne kadar ev kiras› ödüyordu ve geriye ne kal›yordu; bugün ald›€› maaflla ne kadar al›flverifl yapabiliyor; bunlar aras›nda bir mukayese yapal›m; emin olun, iki misli borçlu ç›kar; çünkü, bu Hükümetin getirdi€i zamlarla, getirdi€iniz zamlarla,  getirdi€iniz enflasyonla, memur, ezildi gitti; ama, sa€l›k personeline, sa€l›k mensubuna, gerekli ücreti vermezseniz, siz, ondan sa€l›k hizmeti alaca€›n›z› m› zannediyorsunuz!.. Kap› kap› dolafl›rs›n›z ve alamazs›n›z; çünkü, sa€l›k personelinin kendisi, bak›ma ve sa€l›€a muhtaç olmufltur.

fiu anda, sa€l›kta çal›flan personel, müstahdeminden baflhekimine kadar herkes, ücret s›k›nt›s›ndan baflka bir fley düflünmüyor. fiuna inan›n,  sa€l›k personelini ekonomik olarak sa€l›€a kavuflturun, sa€l›k mensubunun ekonomik durumunu düzeltin, özlük haklar›n› düzeltin, hiç reforma meforma gerek yok; bu hizmeti onlar, çok daha iyi götürür; ama, bugün, 100 kiloluk yük yüklemiflsiniz, sa€l›k mensuplar›na tafl›tt›r›yorsunuz bu parayla ve bunun yan›nda, reform yapaca€›z diye bu yüke 50 kilo daha ilave ediyorsunuz; ama, maafl›na 50 kurufl ilave etmiyorsunuz...

Tabiî ki, Hükümet sizsiniz. Bu kanun teklifiyle getirdi€iniz hiçbir öneriye karfl› ç›kmayaca€›z; sa€l›k mensubuna ne veriyorsan›z ona "okey" diyece€iz. Tabiî ki, biz, uygun gördü€ümüz önergelerinize kabul oyu verece€iz, uygun görmedi€imiz önergelerinize de "kabul" demeyece€iz. Biz, bu kanun teklifinin, tüm zam ve tazminatlarla beraber, bütün bölümleriyle beraber, hiç de€ifltirilmeden, geldi€i gibi ayn› flekilde ç›kar›lmas›... Vars›n kals›n, o teknik hizmetler, askerlik hizmetleri ve üst yönetimle ilgili hususlar› ayr› getirin. Onu ne zaman getirece€inizi biz bilemiyoruz; çünkü, Hükümette, daha ne kadar  kalaca€›n›z belli de€il. ‹leride Hükümet bozulur, bir fley olur getiremezsiniz... Onun için, bizim acelemiz var. Sa€l›k personeli, maafl bekliyor, ücret bekliyor.

Kanun teklifinin geneli üzerindeki bu aç›klamalar›mdan sonra, maddeler üzerinde de, yine, aç›klamalar yap›lacakt›r. Tabiî, önergeler üzerinde de fikirlerimizi söyleyece€iz. Ancak, bu kanun teklifinin tümünü, fluradaki 728 s›ra say›l› teklif metninde olan bölümleriyle, ayn› flekilde oylamaya devam edelim. Bunu, bu akflam ç›karal›m, kabul edelim; büyük bir sa€l›k hizmeti yapm›fl olursunuz; 60 milyona vefa borcunuzu ödemifl olursunuz ve belki, bir müddet daha, iktidarda kalma flans›n›z olabilir. Aksi halde, bu sa€l›kç›lar, sizi rahat b›rakmayacak; çünkü, biz, bu konuda, sa€l›kç›lar ad›na, sizin yakan›za yap›flaca€›z; Mecliste biz, d›flar›da onlar... Mutlaka, sa€l›k çal›flanlar›na, lay›k olduklar› ücret politikas›n›, bu Meclisin getirece€ine inanmaktay›m. E€er, geri de at›lsa,  1995 y›l›nda da olsa, peflini b›rakmayaca€›m›z›, bunun, peflinen takipçisi olaca€›m›z› ifade ediyor; tüm sa€l›k çal›flanlar›na baflar›lar diliyorum. 

Yüce Meclise sayg›lar sunuyorum. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ediyorum Say›n Hatino€lu.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)-Say›n Baflkan, müsaade ederseniz, bir fley söyleyece€im. Say›n Hatino€lu birkaç kez ismimi zikretti€i için...

BAfiKAN- Tabiî, efendim,  buna hakk›n›z var.

 ‹sterseniz, kürsüye buyurun.

Efendim, usuller içerisinde, her hakl› talebi makul karfl›lar›z.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Say›n Baflkan›m› ve Yüce Meclisin say›n üyelerini sayg›yla selaml›yorum. Bana bu konuflma f›rsat›n› vermifl olmas› dolay›s›yla da Say›n Hatino€lu'na teflekkür ediyorum; ama, herhalde kendisi yok. (ANAP s›ralar›ndan "Burada" sesleri) Nerede?

BAfiKAN- Efendim,  Say›n Bakanla görüflüyorlar flu anda..

Say›n Hatino€lu,  Say›n Saraçlar, size cevaben söz ald›lar; lütfen dinleyin.

‹HSAN SARAÇLAR (Devamla)- De€erli arkadafllar›m, sanki, biz, bu yasa teklifini getirmedik; sanki, biz, sa€l›k personelinin...

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Getirdiniz de niye ç›karm›yorsunuz?

BAfiKAN- Müdahale etmeyin lütfen.

‹HSAN SARAÇLAR (Devamla)- ...ekomik durumlar›n›n iyilefltirilmesini istemiyormufluz da, sa€ olsun, Say›n  Hatino€lu -gerçi tribünler de bofl; ama-sadece kendisi bunun savaflc›s›ym›fl gibi bir konuflma yapt›lar. Yine de, kendilerinin bu konuflmas›n› flükranla karfl›l›yorum.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- O kadar olsun, K›z›lay› görüflmüyoruz yani...

‹HSAN SARAÇLAR (Devamla)- Fakat, flunun bilinmesini istiyorum ki, bu yasa teklifini, Yüce Meclise, bugünkü Hükümet getirmifltir. Hekimlerimizin ve sa€l›k personelimizin ekonomik ve sosyal durumlar›n›n düzeltilmesi bizim düflüncemizdir; onlar›n daha iyi çal›flmalar›, daha güçlü olmalar›, ekonomik flartlar›n›n daha iyi olmas› hepimizin dile€idir. Sadece, onlar›n de€il; bütün çal›flanlar›n durumlar›n›n iyi olmas›, dile€imizdir. Bu itibarla, bu kanun teklifine olumlu bakm›fl olmalar›  dolay›s›yla, de€erli arkadafllar›ma teflekkür ediyorum; Yüce Meclisi sayg›yla selaml›yorum. (Alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Saraçla

Refah Partisi Grubu ad›na, Say›n Ahmet Feyzi ‹nceöz; Buyurun efendim. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

RP GRUBU ADINA AHMET FEYZ‹ ‹NCEÖZ (Tokat)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekili arkadafllar›m; görüflülmekte olan kanun teklifi hakk›nda, Grubum ad›na görüfllerimizi arz etmek üzere huzurlar›n›zday›m; Yüce Meclisi, sevgiyle, sayg›yla selaml›yorum.

De€erli arkadafllar, sa€l›k çal›flanlar›n›n sorunlar› art›k söylene söylene herkes taraf›ndan bilinen bir halde ve ister istemez sizler de, hasta oldu€unuz zaman, onlar›n ne flartlar içerisinde oldu€unu pekala biliyorsunuz. Yaln›z, bu insanlar kendi durumlar›n›n iyilefltirilmesi konusunda, y›llarca, Meclisten gelecek güzel sesi, iyi sesi beklemelerine ra€men, -iflte flu kanun teklifi önümüze geldi, yine Say›n Hatino€lu'nun da ifade ve takip etti€i gibi, gerçekten, sa€l›k konusunda gelen ikinci kanun teklifi, önemli bir kanun teklifi- maalesef, biraz önce ald›€›m›z bilgilere göre, sa€l›k çal›flanlar›n›n durumunun düzeltilmesinin yine "baflka bir bahara kald›€›" sözünü duyunca, inan›n, bir doktor olarak, çok üzüldüm.

Gerçekten, bu camia, hipokrat yeminini falan bir tarafa b›rakal›m, gerçekten, di€er kesimlerde çal›flanlar, haklar›n› elde etmek için, bir direnifli, bir eylemi rahatl›kla yapabiliyorlar; ama bu kardefllerimiz, bu insanlar›m›z, bu çal›flanlar›m›z, inan›n, insanî unsurlar tafl›d›klar› için, böylesine fedakârane bir gayret içerisinde olmalar›na ve zaman zaman yapm›fl olduklar› uyar›lara ra€men -bu uyar›lara "politik de" denildi- hâlâ, flu görüflmekte oldu€umuz kanun teklifiyle de durumlar›n›n düzeltilece€i umudu, beklentisi içerisindeler. Bu beklenti içerisinde olmalar›na ra€men, maalesef, yine bir baflka bahar› bekleyecekler. "Bahar" kelimesini mevsim olarak da kullan›yorum. Biraz önce edindi€im bilgilere göre, 11 Ocak tarihinde Plan ve Bütçe Komisyona gelecek, ondan sonra, yine, düzeltilmesi laz›m gelen flekliyle, bir bahar› bulacak herhalde. Sözlerimin bafl›nda vurgulayarak söylüyorum; Say›n Bakan›m›z da ç›ks›nlar -herhalde kendileri de konuflacaklar- burada, 15 Ocakta, Meclis tatile girmeden -bilmiyorum ne zaman tatil düflünülüyor- sa€l›k çal›flanlar›, bu dönemde, bundan istifade edecekler sözünü versinler. Bu sözü verirseniz, bir daha bu sözleri söylemeden, hep birlikte, bu kanunu ç›kar›r›z ve sizlere takdir hislerimizi elbette iletiriz.

Tabiî, enflasyona yenik düflen bu sa€l›k çal›flanlar›n›n -biraz önce ifade etti€im gibi- mesle€in getirmifl oldu€u hipokrat yeminine s›€›nmalar› beklenilmemeli ve gerçekten bu fedekârl›klar› karfl›s›nda, nöbet sonras› çal›flmalar›yla, gerçekten tam de€erlendirilmeyen emekleriyle ve de maafllar›ndaki nimet-külfet dengesizliklerine ra€men her kesimiyle gayret gösteren bu camia, art›k, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bu müjdeli haberi als›n istiyorum.

Nimet-külfet dengesi dedim de, hemen flunu ifade edelim: Bu konuda, öylesine bir düzenleme yap›lmal› ki, bir genel cerrahla bir cildiyeci hekimi eflde€er maafla tabi tutmamal›y›z; kanaatim bu. Yani, çok çal›flan bir hekim, çok gayret sarf eden, efor sarf eden bir hekimle, elbette, belki, ihtisas süreleri veya konumlar› itibariyle ayn› statüde olabilirler; ama, mesle€i gere€i, branfl› gere€i, fazla hasta bakan, çok yorulan insanlar›n bu külfetleri karfl›s›nda nimetlendirilmesi laz›m gelen bir ücret politikas›na bir an evvel geçmek gerekti€i kanaatindeyim.

Daha önceleri, ben, Türkiye Büyük Millet Meclisinde, yine, bir doktor olarak, hep bu camian›n mikrofonu veya hoparlörü olarak s›k s›k s›k›nt›lar›n› gündeme getirdi€im zaman, hiç unutmuyorum, o zaman›n Sa€l›k Bakan› Rifat Serdaro€lu -o zamanki rakamlar› da çok iyi hat›rl›yorum- 17 ilâ 18 milyon lira civar›nda bir maafl verilece€ini söylemiflti. Ondan sonra, bu Bakanl›kta iki defa de€ifliklik oldu; flu anki Bakan›m›z ondan sonraki ikinci Bakan›m›z oluyor. Bu, iki bakan› da aflan   -iki bakan ifadesini tekrar  vurguluyorum-  bir konudur. DYP'liler, çok sevdi€imiz milletvekili arkadafllar›m›z, rica ettiler, bu kanunun ç›kmas› konusunda kolayl›k gösterin dediler. Çal›flma Bakanl›€› bütçesi üzerinde konuflurken, orada da bana "siz kanun tekliflerini engelliyorsunuz" fleklinde sataflmada bulundular. Bu kanun teklifine "Evet" diyece€iz;  toplumun menfaat›na, toplumda ma€dur olan önemli bir kesimin menfaat›na oldu€u için, elbette, destekleyece€iz; ama, bu arada, gerçekten, bu insanlar›n, baflka baharlar› beklemeden, ma€dur edilmeden, bir an önce bu maddî s›k›nt›lar› giderilmeli diyorum.

Bak›n,  bu konuda,  yeni bir düzenleme daha vard› -ben, Sa€l›k ve Sosyal ‹fller Komisyonu üyesi olarak,  bu kanun teklifini çok iyi hat›rl›yorum, orada da epey mücadele vermifltim- dönersermayeden pay al›nmas›n› öneren  bir yasa teklifi vard›. Orada da, yanl›fl getirilen, daha do€rusu, bir kand›rmaca olay› vard›; olay fluydu: Dönersermayeden elde edilen gelirlerin, ilaç, sarf malzemeleri ve di€er hastane giderleri ç›kt›ktan sonra, kalan›n yüzde 50'sinin  sa€l›k çal›flanlar›na ödenmesi esas› getiriliyordu. Ben, orada itiraz etmifltim  ve dönersermayenin getirilerini siz buralara sarf ederseniz, sa€l›k çal›flanlar›na bir fley kalmaz; bu, bir aldatmacad›r demifl ve flu örne€i vermifltim: Dönersermayeden elde edilen gelirlerin diyelim yüzde 90'› -en fazla miktar olarak yüzde 100'ü de€il de yüzde 90'›- biraz önce sayd›€›m kalemlere gitti; geriye kalan yüzde 10'unun yüzde 50'sini, yani, yüzde 5'ini veriyorsunuz, bu da bir aldatmacadan ibarettir. Bu konuda bakanl›k da bu düflünceme aynen kat›lm›flt› ve bu konunun hiç de€ilse dönersermayenin yüzde 50'sinin, biraz önce sayd›€›m kalemlere, yüzde 50'sinin de direkt olarak, sa€l›k çal›flanlar›na verilmesi konusundaki teklifim de, maalesef reddedilmiflti; ama, burada bunu yineliyorum.

Bu kanun teklifiyle veya getirmeyi düflündü€ünüz kanun teklifiyle  -düzeltmeyle ilgili getirmifl oldu€unuz tekliflerden öte- bir ekip hizmeti olan sa€l›k hizmetinin, uzman tabipten, hastabak›c›ya kadar uzanan hizmet zincirinin her halkas›nda çal›flan bu insanlar›m›z›n biraz daha teflvik edilmesi, yeterlisay› ve nitelikte personel yetifltirilmesi, istihdam› için, sürekli olarak çözüm arand›€› muhakkak.

Tabiî, hizmetteki isteksizliklerin de giderilebilmesi için, mutlaka ama mutlaka, baflta maddî alanda özendirici tedbirlerin getirilmesi laz›m geldi€i ve bu konuda da esas aktive edici motorun, finans oldu€u bir gerçek.

De€erli arkadafllar, asl›nda, sa€l›k çal›flanlar›n›n sorunlar›, her alanda, her kademede çok de€ifliklikler arz ediyor. Örne€in, biraz önce de söyledi€imiz gibi, nimet-külfet dengesi içerisinde, külfetine ra€men, nimetinden istifade edemeyen bir kesim daha var: Tedavi edici sa€l›k hizmetleri yan›nda, t›pta uzmanl›k e€itimi hizmetlerini birlikte yürüten, e€itim hastanelerimizde çal›flan ve Türk t›bb›na de€erli uzman hekimler kazand›ran klinik ve laboratuvar flefi, flef yard›mc›s› ve baflasistanlar, bu görevlerinden dolay›, sadece uzman tabip kabul edilerek, ayl›k ve tazminat ödenmekte; t›pta uzmanl›k e€itimi görmek yan›nda, e€itim hastanemizde verilen sa€l›k hizmetlerinde de görev alan asistanlara, bu hizmetleri karfl›l›€›nda herhangi bir ek ücret verilmemekte.

Yine ifade ediyorum, asl›nda söyleyecek çok sözüm var; ama, kanun teklifinin süratlice geçmesi için zaman› da iyi kullan›p, bunlar›n bir ikisine temas ederek, bu konular› özetle geçiyorum.

De€erli arkadafllar, biraz önce de ifade etti€imiz gibi, özendirici malî tedbirler, çal›flma flartlar› zor olan baz› yöreler için yeterli derecede ücret teflviki sa€lanmas› esas› da getirilmelidir. Bölgelere göre, do€uda çal›flan insanlar için veya mahrumiyet bölgelerinde çal›flan insanlar için de getirilen tekliflerde bunlar›n var oldu€u söyleniyor; ama, bunun da, hayata, bir an önce geçirilmesi gerekir.

Bu s›k›nt›lar› gidermek için, kadro standartlar› yönetmeli€i haz›rlanm›fl. Bu güzel uygulamadan dolay› Bakanl›€›m›z› tebrik ediyorum. Gerçekten bak›yorsunuz, bir sa€l›k oca€›nda üç kifliyle hizmetin yürütülmesi gerekirken, onüç doktor var; bu da, elbette devlete bir yük oluyor.

 Y›llardan beri devam eden yanl›fl politikalar›n neticesi olarak biriken bir konuyu da burada dile getirmek istiyorum. Say›n Bakan›m›z›n çeflitli vesilelerle yapt›€› aç›klamalardan ortaya ç›kan bir tespit -ki, bunu tasar›n›n genel gerekçe k›sm›nda da belirtmifller- aç›klamak istiyorum: 4 bin doktora ödenen paradan, 47.2 milyar lira ayl›k -4 000 X 11 800 000 hesab›yla- ve 566 milyar lira da y›ll›k tasarruf sa€lanacakt›r. Bu tamam; ama, doktor olarak yetiflmifl 4 bin insan› -Ben, bunu, Sa€l›k Bakanl›€› bütçesinde de konuflmufltum, asl›nda 5 bin mezun veriyor- niye israf edelim?

T›p fakültelerimizin say›s› 32. Bu fakültelere ilaveler de olacak. Gelin, bu t›p fakültelerinin kontenjanlar›n› düflürelim veya -belki çok ters ya da çarp›c› bir ifade olacak; ama -bu fakültelerin yeterli aktivitede, yeterli e€itim düzeyinde olmayanlar›n› kapatal›m; bunu cesaretle söylüyorum; çünkü, bunlara, insan hayat›n› teslim ediyoruz; bu olay›, bir mühendismifl gibi de€erlendirmemek gerekir. Asl›nda, mühendis de çok önemlidir; çünkü, binalar da çöküyor. Her konu önemli; ama, direkt olarak insan› ve insan hayat›n› ilgilendiriyor bu konu. Bunu, bir doktor olarak aç›kl›kla ve rahatl›kla söylüyorum. Bu kararlar› cesaretle almal›y›z.

Politik gayelerle, baz› arkadafllar›mdan, yeni t›p fakülteleri aç›lmas› için öneri geldi€inde, reddediyorum. Kendi bölgem için de böyle teklifler geldi€inde reddediyorum; biliyorum ki, böylesine sa€l›ks›z ve politik gayelerle müesseseler aç›lmas›, ülkemize yarar de€il, zarar getirir. ‹flte, sistem t›kand› kald›. Sistem t›kanm›flt›r diyoruz ya; iflte, t›kanan yerlerden birisi de t›p camias›d›r.

De€erli arkadafllar, bunlar için de acil bir çözüm yolu bulal›m. Her sene 4 bin kifliyi yine kap› önüne koyaca€›z ve bundan sonra, o insanlar da, memleketimizde israf edilen di€er kesimlerdeki insanlar›m›z gibi israf edilecek. Tabiî, bunlar, esas konumuz de€il; ama, bak›yorsunuz, fazla para verebilmek için kaynak arayan bir ülkede, asl›nda, kaynak aran›lan, kaynak temin edilmesi laz›m gelen yerler çok, ülke, gerçekten iyi idare edilse... Belki flu anda dolay›s›yla ifade ediyoruz; ama, -bu meslek gruplar›ndan veya baz› alanlardan de€il de- finans temini konusunda, örne€in madencilikte, flu andaki yanl›fl politikalar yüzünden 2,8 milyon dolar ithat›m›z var...

BAfiKAN- Say›n ‹nceöz, konumuz madencilik de€il...

AHMET FEYZ‹ ‹NCEÖZ (Devamla)- Tabiî, efendim.

BAfiKAN- Siz, mevzua gelin efendim.

AHMET FEYZ‹ ‹NCEÖZ (Devamla)- Finans konusunu, gelirler k›sm›n› anlat›yorum efendim. Çünkü, esas mesele finans meselesidir burada. Yani, flu andaki kanun teklifinde görüflülmesi laz›m gelen husus odur ve Say›n Hükümete, ben de, burada, nerelerden finans sa€lan›r; o konuda ayd›nlat›c› bilgilerimi, tavsiyelerimi iletiyorum efendim.

Efendim, tabiî, flu anda Irak'a uygulanan ambargo, ülkede en büyük s›k›nt›lardan biri ve güncel bir konu. Bugün Çekiç Güç'ün süresi oyland›. Bunu bir pazarl›k konusu yapabilirdiniz. Madem süreyi uzatacakt›n›z, Irak'a uygulanan ambargo konusunda, hiç de€ilse, boru hatt›n›n aç›lmas› koflulunu getirebilirdiniz. Yani, ülke ekonomisine ve ülke havuzuna maddî yönden akacak bu paralarla, s›k›nt› çekmezdiniz.

Grubumu temsilen kat›ld›€›m, Say›n C‹ndoruk'un Baflkanl›€›nda toplanan Dan›flma Kurulunda, Turhan Tayan Beyin kendisi, bütçe bitmeden önce, bu sa€l›k iyilefltirmelerini getiren kanun -teklif de€il- teklifleriyle, biraz öncede söyledi€im o iyilefltirmelerin yap›laca€›n› ifade etmifllerdi. Bütçe bitti, flimdi, sadece bir teklif, t›rpanlanarak karfl›m›za geliyor. Orada ifade edilen flöyle bir cümle vard›: "Bunun götürüsü yahut da bunun faturas›, yani, flu andaki iyilefltirmeler faturas› 4 trilyon liraya mal oluyor. O kaynak aran›yor" denilmiflti. ‹flte, ben, o kaynaklar konusunda bilgi vermek için, bunlar›, samimi hislerimle ifade ettim de€erli arkadafllar.

Sözlerimi fazla uzatmadan toparlamak istiyorum. Hiç de€ilse befl dakika zamandan tasarruf sa€layal›m.

SSK'n›n, Emniyet Teflkilat›n›n ve Millî E€itim gibi, di€er kamu kurulufllar›n›n doktorlar›n› da kapsayacak, bir teklif için de haz›rl›k yap›ld›€› ve Bakanlar Kurulunda görüflüldü€ü ifade edildi. Tabiî, bunu takdirle karfl›l›yoruz. Çünkü, o kurumlarda çal›flan meslektafllar›m›z da ayn› camian›n insanlar›d›r ve bu ayr›cal›ktan ma€dur edilmemelidir. Bunun da düzeltilmesi belki biraz gecikecektir; ama, onlar› da kapsamas›n› takdirle karfl›l›yoruz. Bunun takipçisi olaca€›z. Yani, bunun da, di€er sözler gibi biraz önce Dan›flma Kurulunda bana verilen bir söz gibi olmamas›n› temenni ediyorum.

Bu konuda, art›k, fazla söze gerek yok. ‹nan›yorum ki, Hükümetteki arkadafllar›m›z da ayn› düflünüyor; akl›n yolu birdir. Bu camia içerisinde de€erli milletvekili arkadafllar›m›z var. Buradaki, de€erli parlamenter arkadafllar›m›zla bu konularda hemfikiriz. Say›n Bakan›mdan istirham edece€im, bize, bu konuda söz versinler. Biz, tabiî ki, kadro art›r›m›yla ilgili hususlar› destekleyece€iz. Y›llarca, ma€dur edilen, daha do€rusu, evvelki hükümetten bir miras olarak al›nan sa€l›k meslek lisesi ö€rencileri konusunda da 4 bin kadroluk bir iyilefltirme getiriliyor. O yüzden de, elbette, bu tekliflere evet diyece€iz ve destekleyece€iz. Bu konudaki görüflümüz olumludur.

Yaln›z, biraz önce de ifade etti€im gibi, tekrar ifade ediyorum, flu andaki sa€l›k çal›flanlar›, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kap›s›n› daha fazla afl›nd›rmas›n; flu anda belki, kanun teklifinin müzakerelerini merakla izleyen, dinleyen, bu camia, daha fazla beklemesin diyorum, hepinizi sevgi ve sayg›yla tekrar selaml›yorum.

Teflekkür ederim efendim. (RP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n ‹nceöz.

Gruplar ad›na baflka söz talebi?.. Yok.

Say›n Hükümet söz istiyor mu efendim?

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Evet efendim.

BAfiKAN- Buyurun Say›n Bakan.

fiah›slar› ad›na sonra söz verece€im.

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; 728 s›ra say›l› kanun teklifinin, 1 inci maddesinde, tabiplere, sa€l›k müdürlü€ü ve sa€l›k müdür yard›mc›l›€› görevlerinin ikinci görev olarak verilece€i...

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- Baflhekimli€i eczac›lara da verin efendim.

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Devamla)- ...2 nci maddesinde, sa€l›k hizmetleri s›n›f›nda çal›flan personelin, sa€l›k hizmetleri tazminat› ad› alt›nda özlük haklar›n›n iyilefltirilece€i; 3 üncü maddesinde de kadro ihdas› öngörülmüfltür.

Görüflülmekte olan bu teklifin, sa€l›k müdür ve müdür yard›mc›lar›yla ilgili ve Sa€l›k Hizmetleri Tazminat›yla ilgili maddelerinin  tekliften ç›kar›larak; sadece, kadro ihdas›yla ilgili maddesinin görüflülmesi öngörülmektedir.

Bir defa, flunu ifade etmek istiyorum: Son üç aydan beri, her ay, 100 ilâ 120 civar›nda uzman hekimi, kalk›nmada öncelikli yörelere gönderiyoruz ve bunu yaparken de büyük bir s›k›nt› çekiyoruz. Tafl›ma suyla de€irmenin dönmeyece€ini biliyoruz. 2514 say›l› Yasayla, uzman hekimlerde ve pratisyen hekimlerde iki senelik zorunlu hizmet indirilmesine ra€men, 3579 say›l› Yasa onüç seneden beri uygulanmas›na ra€men, becayifl ve tercih usulü getirmifl olmas›na ra€men, Türkiye'nin bat› bölgelerindeki hekim birikmesinin önlenmesi, Do€u ve Güneydo€u Anadolu'daki hekim eksi€inin kapat›lmas› mümkün olmam›flt›r.

Biz, 2514 say›l› Yasay› yürürlükten kald›rmay› düflünüyoruz; çünkü, inan›yoruz ki, onüç senedir uygulanan ve beklenen neticeyi vermeyen bu Yasa üzerinde ›srar etmenin hiçbir anlam› yoktur. Mecburiyetten ve yükümlülükten kaynaklanan zorlamalarla, hekim da€›l›m›n›n dengeli olmas›n›n mümkün olmayaca€›n›, olamayaca€›n› art›k, anlad›k. Bu a盀› kapatman›n, geçici görevle de mümkün olamaca€›n› çok iyi biliyoruz. O nedenle, bunu, özendirici bir ücret politikas›yla yapmak mecburiyetindeyiz.

Burada önemli olan, Do€u ve Güneydo€u Anadolu'da "ben de yaflamak istiyorum, ölmek istemiyorum" diyen -bu, en tabiî hakk›d›r- vatandafllar›n aya€›na hekimi götürmektir; hekimin dengeli da€›l›m›n› sa€lamakt›r. Biz, bir defa, s›rf bunun için, hekimlerimizin, sa€l›k hizmetleri tazminat› ad› alt›nda, sadece özlük haklar›n›n iyilefltirilmesiyle yetinmeyece€iz; özlük haklar›n›n iyilefltirilmesi yine bir fley ifade etmeyecek; biz, bunu, özendirici bir ücret politikas›na dönüfltürmek istiyoruz.

De€erli arkadafllar›m, getirece€imiz bu ücret politikas›nda, Ankara'da çal›flan bir pratisyen hekim -flimdi, bunu söylemek istemezdim, yasa ç›kmadan bunu söylemenin bir anlam› yok; fakat, esprisini söylemek istiyorum- flu anda 10 milyon 300 bin lira al›rken; yuvarlak söylüyorum, 14 milyon lira alacakt›r. Hakkâri merkezde çal›flan bir hekim, flu anda 14 milyon lira al›rken; 22,5 milyon lira alacakt›r. Hakkâri'nin köyünde çal›flan bir hekim, yine, flu anda 13 milyon 800 bin lira al›rken -Hakkâri'nin köyüyle merkezi aras›nda fark yok- bu sefer 25 milyon lira alacakt›r.

Uzman hekime gelince: fiu anda Ankara'da çal›flan bir uzman hekim 13 milyon 800 bin lira al›rken; 18 milyon 500 bin lira alacakt›r. Ancak, Hakkâri'de çal›flmas› halinde, flu anda 19 milyon lira alan hekim, 32 milyon lira alacakt›r. Biz, burada, hekimlere, özendirici bir ücret politikas› getirmek suretiyle, Do€u ve Güneydo€u Anadolu'daki hekim a盀›n› kapatmay› düflünüyoruz. Bunun finansman› da, yapm›fl oldu€umuz hesaplara göre, tabiri caizse, özür dileyerek söylüyorum, devede kulak kal›r; çünkü, Do€u ve Güneydo€u Anadolu'ya, zorunlu hizmet dolay›s›yla, her sene dörtbin ilâ beflbin civar›nda doktor "hadi bizi tayin edin, zorunlu hizmetimizi yapmak istiyoruz" diye müracaat ediyor ve biz bunlar› tayin ediyoruz. Tayin ettikten sonra, iflin envanterine girdi€imizde, 700-800 doktorun, Do€u ve Güneydo€u Anadolu'ya tayin oldu€unu, 3 binin üzerinde doktorun ise, efl durumundan ve sa€l›k raporundan dolay›, bat›ya tayin oldu€unu görüyoruz. Yani, biz, do€uya 800 ilâ 1 000 doktor tayin etmek için, bat›ya 3 bin doktor tayin etmeye mecbur muyuz... ‹flte, burada da bir malî tasarruf sa€lanacak ve bu özendiricili€in getirmifl oldu€u finansman› fazlas›yla karfl›layacakt›r. Bundan emin olabilirsiniz.

De€erli milletvekilleri, bu, iyilefltirme paketi içerisine girmifltir ve Hükümet tasar›s› olarak getirilmektedir; 11 Ocak 1995 tarihinde de Plan ve Bütçe Komisyonuna gelecektir. Bunun içerisinde, sadece, hekimlerimize ve yard›mc› sa€l›k personeline sa€l›k tazminat› getirilmekle kal›nmayacak, 2514 say›l› Yasaya ilave etti€imiz bir ek f›kra var, o ek f›krada, Hükümet isterse, pratisyen hekimleri, uzman hekimleri, bu yasa kapsam›n›n d›fl›nda tutabilecek, isterse tekrar yasa kapsam›n›n içine alacak.  Hakkâri'de çal›flan, Ankara'da çal›flandan 10-12 milyon lira fazla alacak; ama, ben 12 milyon lira için Hakkâri'ye gitmem diyecek olurlarsa;  yani, özendirici olarak getirdi€imiz rakamlar yeterli olmazsa, o zaman, biz, bunu,  yeniden iflletme mecburiyetinde kalaca€›z.

Hükümetimizin, devletimizin imkân› budur ve ancak bu kadar özendirici imkân getirebiliyoruz. Onun için, Yüce Meclis itimat etsin, bu yasa tasar›s›, Hükümet teklifi olarak iyilefltirme paketi içerisindedir. Ayr›ca, döner sermayeyle ilgili getirmifl oldu€umuz de€ifliklik de,  doktorlar›n nöbet ücretleriyle ilgili olan art›fllar da, yine, Hükümet tasar›s› olarak getirilecek olan bu paketin içerisindedir.  Bu bak›mdan, de€erli arkadafllar›m, 17 705 kifliyi ihtiva eden bu kadro ihdas›n›n, bugün, burada görüflülmesi ve yasalaflmas› halinde, toplam talep, gündüzlü olarak mezun olan, hemflire, ebe, sa€l›k memuru 11 500 kiflidir.

Türk uyru€una girmifl olan, Bulgar kökenli vatandafllar›m›z var. Bunlar,  çok düflük ücretlerle, Sa€l›k Bakanl›€›yla sözleflme yapmak suretiyle hastanelerimizde  çal›fl›yor. ‹çlerinde pratisyen hekim var, uzman hekim var, difl tabibi var, teknisyenler var. Afla€› yukar›, bunlar›n say›s› 1 700'dür. Say›lar›n›n ne kadar oldu€unu bilemiyoruz; ama, Ah›ska Türklerini de bir önerge ile buraya dahil ediyoruz.

Ayr›ca, bildi€iniz gibi, tamamlama program›n› bitirmifl yard›mc› sa€l›k personeli var ve  onlar›n içerisinde de bilhassa teknisyenler var; röntgen teknisyenleri var, laboratuvar teknisyenleri var, difl teknisyenleri var. Bu  sa€l›k personeli bak›mdan da çok önemli a盀›m›z var. Üç senede 3 bin kifli al›nd›. Bu sene, 4 bin kadro verilmesi halinde bile 6 bin kifli aç›kta kal›yor. Bu nedenle, alaca€›m›z bu kadrolar› sab›rs›zl›kla bekliyorlar.

Bunlar›n özlük haklar›n› ne kadar düzeltsek azd›r.  Tüm ömürleri stresle geçen hekimlerin ve yard›mc› sa€l›k personelinin, bunun yan›nda bir de geçim s›k›nt›s› çekmesi, elbette ki, iyi bir fley de€ildir. Onun için, bize inan›n, güvenin de€erli milletvekili arkadafllar›m.

Hekimlerimizin özlük haklar›n› ve özendirici bir ücret politikas›n›, en yak›n zamanda Yüce Huzurunuza getirece€imizi ifade eder, hepinize sayg›lar sunar›m. (Alk›fllar)

BAfiKAN - Teflekkür ederim Say›n Bakan.

fiah›slar› ad›na, Say›n Saffet Topaktafl; buyurun.

SAFFET TOPAKTAfi (Kahramanmarafl)- Say›n Baflkan, sayg›de€er milletvekilleri; sa€l›k hizmetleri zor bir hizmettir. Bu hizmetleri yürüten insanlar da birçok zorlukla karfl› karfl›yad›rlar. ‹nsan sa€l›€›n›n, bugün, ülkemizde zor flartlarda yürütüldü€ü hepimizin malumudur.

Sa€l›k alan›nda çal›flan personelin özlük haklar›n› iyilefltiren bu kanun teklifi, Yüce Heyetin  huzuruna geldi€inde, sa€l›k alan›nda çal›flan insanlar›m›z, gerçekten bizler gibi memnun. Bu kanun teklfinin bir an önce yasalaflmas›n› ve bayram yapmay› bekliyorlard›; ama, yeni duydu€umuza göre, ‹ktidar›m›z, bunu, baflka bir paketin içerisine sokmay› düflünüyor. Bu bak›mdan, inflallah, en k›sa zamanda gündeme girer. fiimdi, hiç olmazsa, üç senedir bekleyen 6500 tamamlama program› ö€rencisinin de, bugün, burada, ihdas edece€imiz kadrolarla atanmalar›n› sa€larsak, bu, bizleri ve onlar› memnun eden bir hadise olur.

 Burada, sa€l›k hizmetlerini konuflanlar, genelde, bunu, sadece doktorlarla yürütülen bir hizmet olarak görüyorlar; bizce, bu yanl›fl. Sa€l›k hizmetleri bir bütündür. Sa€l›k hizmetlerinde, yard›mc› sa€l›k teknisyenleriyle birlikte, hastanelerimizde, genel idare hizmetleri s›n›f›nda da bir sürü görevlimiz var. fiimdi, bir tarafta doktorlar›m›z›, yard›mc› sa€l›k personelini düflünürken, di€er tarafta, yan yana, ayn› hizmetin yürütülmesinde beraberce çal›flan hastanelerimizdeki bu idarecileri, genel idare hizmetleri s›n›f›ndaki personeli de düflünmek zorunday›z; çünkü, hizmetin yürütülmesinde, en az doktorlar kadar, bu elemanlar›n da yeri var; bu elemanlar da, sa€l›k hizmetini kolaylaflt›ran elemanlard›r. Bu bak›mdan, özlük haklar›n› iyilefltirirken, bunlar› d›flar›da b›rakman›n yanl›fl oldu€unu düflünüyorum.

Ayr›ca, yard›mc› sa€l›k personelini yetifltiren sa€l›k meslek liseleri idarecileri ve ö€retmenlerini de, bu özlük haklar›n› iyilefltirmede ihmal edersek, yine, adaletsizlik yapm›fl oluruz. Bu bak›mdan, bu iyilefltirmeyi yaparken, bu kesimleri de düflünmenin yerinde olaca€›na inan›yorum.

Yine, sa€l›k hizmetlerini daha iyi bir hale getirebilmek için, doktorlar›m›z›, geri kalm›fl yörelerimizde tutabilmek için, bizce, illerde, çak›l› kadrolar oluflturmam›z laz›m ve doktorlar›m›z›n, illerdeki o kadrolara müracaat etmesinde fayda oldu€una inan›yorum.

Bu konuda bir di€er husus ise fludur. Bugün, devlet hastanelerinde çal›flan uzman doktor arkadafllar›m›z, saat 14.00' ten sonra, saat 15.00' ten sonra hastaneyi terk edip, muayenehanesine gidiyor. Gelin, bu doktor arkadafllar›m›za, devletin imkânlar›ndan faydaland›rarak, üniversite hastanelerinde uyguland›€› gibi, mesainin belli bir saatinden sonra hastanede, hastas›n› muayene eden ve orada, ücretinin belli bir k›sm›n› alan bir çal›flma zeminini olufltural›m; hiç olmazsa, devlette de kazans›n. Bugün özel muayenehanelerde, muayene yap›p, paras›n› al›p, herhangi bir fatura kesmeyen doktorlar›m›z var. Bu bak›mdan, doktorlar›n, hastanelerde, belli bir mesai saatinden sonra çal›flarak, bu hizmeti yürütmesini sa€layal›m.

Bu kanun teklifinin ve ihdas edilen kadrolar›n, bir an önce yasalaflarak sa€l›k çal›flanlar›na hay›rl› ve u€urlu olmas›n› diliyorum. Say›n Bakan›m›za da baflar›lar diliyorum.

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Topaktafl.

Say›n Gaffar Yak›n, buyurun.

GAFFAR YAKIN (Afyon)-Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; çok uzun zamand›r sa€l›k camias›n›n bekledi€i kanun teklifi, nihayet Genel Kurulumuza geldi; ama, kanun teklifini, gönlümüzün istedi€i gibi ç›karma imkân›m›z yok. Ancak, kadrosuzluk nedeniyle dört y›ld›r bekleyen insanlar›m›za, kadro vermek ve onlar› sevindirmek, bu kanun teklifi vas›tas›yla gerçekleflecektir.

Bu kanun teklifinde üç bölüm var. Birincisi, sa€l›k müdürleriyle ilgili -baflhekimlerle- ikincisi, sa€l›k personelinin durumunun maddî olarak iyilefltirilmesi ve di€eri de kadro ihtiyac›.

Sa€l›k müdürlerimiz, kendilerinden arzu edilen fonksiyonlar›, maalesef, yerine getirememektedirler. Bunun da sebebi, sa€l›k müdürlü€ü tayinlerine siyasetin oldukça fazla kar›flm›fl olmas›d›r. Görüflmekte oldu€umuz kanun teklifinin gerekçesinde de belirtildi€i gibi, bugün, üçlü kararnameyle atanan sa€l›k müdürü say›s›, sadece 12'dir. Sa€l›k müdürlüklerimizin cazip olmamas› nedeniyle, yeni yetiflmifl pratisyen hekimler, sa€l›k müdürü olarak atanmakta, bu da, doktorlar üzerinde otorite kuramamalar›na ve bütün ifllemlerin t›kanmas›na neden olmaktad›r.

‹fade etti€im tüm bu s›k›nt›lar, en az on y›l hizmeti olan, halk sa€l›€› alan›nda uzmanlaflm›fl, yöneticilik deneyimlerini kazanm›fl tecrübeli insanlar›n sa€l›k müdürlü€üne getirilmemesinden kaynaklanmaktad›r. Taflradaki sa€l›k müdürlerine idarî ve malî yönetim yönünden baz› yetkiler devredilece€inden dolay›, bu müdürlükler, çok önemli bir duruma gelmektedir. Bunlara ek ücretin verilmesi de, tayinlerinde önemli bir unsur olacakt›r.

Di€er bir husus, sa€l›k personelinin, tüm Türkiye'ye dengeli bir flekilde yay›lmas›, herkesin arzu etti€i bir durumdur; ama, bunu, hiçbir iktidar›n, bir türlü gerçeklefltiremedi€i de bir ortadad›r. Çünkü, bugüne kadar, insanlar›m›z› o bölgelerde çal›flmaya teflvik edecek herhangi bir sistemimiz olmam›flt›r.

‹lk defa, bu kanun teklifiyle, bölgeler aras›nda, il, ilçe ve köy baz›nda, doktor ve sa€l›k personeli maafllar›nda bir farkl›l›k getirilmektedir. E€er, bu farkl›l›k, tatmin edici oranlarda olursa, doktor ve sa€l›k personeli bulunmayan bölgelere  bir ak›fl sa€lanacakt›r. fiu ana kadar, f›trî olarak daha çok para al›p, daha fazla rahat edebilece€i yerlere do€ru bir ak›n vard›r. Sa€l›k personeli, elindeki her türlü imkân› kullanarak, daha fazla para kazanabilece€i, hastan›n daha çok oldu€u, mahrumiyetin daha az oldu€u bölgelere kendilerini tayin ettirmekte, bu da, belirli bölgelerde y›€›lmalara yol açmaktad›r. Bu problemin hallinde, para unsuru, teflvik edici bir sistem olacakt›r. Bu da, ancak, Ankara'da görev yapanlar doktor ve sa€l›k personeliyle, Hakkari'de görev yapan aras›nda ciddî bir farkl›l›k olursa, bir cazibe unsuru olabilecektir; bu birincisi.

‹kincisi ise, pratisyen hekimlere ihtisas için puan verilmesidir. Ne yaz›k ki -hepimizin de hatas› vard›r, tüm iktidar dönemlerinde oldu- ciddî manada bir tayin yönetmeli€i de oturtulamam›flt›r; prensipler ortada yoktur. Zorla de€il, genellikle, güzellikle ve teflvik edici, insanlara mutlaka bir havuç gösteren tarz›ndaki politikalar›n, tayin yönetmeli€inin, prensiplerin temellerini oluflturmas› gerekir. ‹nsanlar›m›z›n, hangi y›llarda, nerede, befl y›l sonra hangi bölgede veya çocu€u üniversiteye geldi€inde hangi bölgede olaca€›na dair, hayat›n› daha önceden bilebilme mecburiyeti vard›r; ama Türkiye'deki uygulamala, maalesef, bu, görülmemektedir.

Di€er bir husus fludur: Konulacak sistemin, herkese, adil bir tarzda uygulanmas› flartt›r; maalesef -milletvekilleri de en fazla bu konuyla u€raflmaktad›rlar; hepimizin bafl›nda bir s›k›nt›d›r- Türkiye'de, adam›n› bulan insanlar, da€lar› afl›rmakta; ama, adam› olmayan, bulamayan insanlar, normal haklar›n› dahi savunamamaktad›rlar.

Özlük haklar› aç›s›ndan bak›ld›€›nda, bugün gelinen noktada, 1980 y›l›ndaki sa€l›k personeli ücretlerinin çok daha gerisine gidilmifltir. O zaman 700-800 dolar civar›nda olan sa€l›k personeli ücretleri, bugün için, uzman doktorlarda, 250-350 dolar aras›ndad›r; ki, bu, doktorlar›n al›m güçlerini çok daha geriye götürmüfltür. Yard›mc› personelde de ayn› s›k›nt› mevcuttur.

 Halk, sa€l›k sisteminden ve alm›fl oldu€u sa€l›k hizmetinden memnun de€ildir; yani, bugünkü sa€l›k sisteminin iflleyiflinden, doktorlar›m›z da ve bu sa€l›k hizmetini alan insanlar›m›z da memnun de€ildir. Sistem, çal›flanla çal›flmayan›, az hasta muayene edenle çok hasta muayene edeni, hastas›na iyi davrananla kötü davranan›, verimliyle verimsizi, maalesef, ay›rt etmemektedir. Bu da, hastanelerimizi ve sa€l›k sistemimizi -bu temel prensibi oturtmad›€›m›z için- felç haline getirmekte ve sa€l›k alan›nda korkunç bir israfa yol açmaktad›r.

‹nsanlar›m›z ve doktorlar›m›z, en rahat olaca€› ve en fazla hasta potansiyeline sahip bölgelere do€ru akmaktad›rlar.

Bugün, di€er bir husus, maalesef, kaynak azl›€› var; doktorlar›n maafl› yetersiz; ama, di€er taraftan da, belirli bölgelerde, ihtiyac›n çok ötesinde doktor y›€›lmalar› mevcuttur. Hatta, flunu söyleyebilirim ki, devlet, o bölgelerdeki sa€l›k ocaklar›n› kapatsa ve sa€l›k ocaklar›na tedavi için gelen hastalara, ben, size, 500 bin lira, 1 milyon lira veriyorum; gidin, istedi€iniz hastanede, istedi€iniz doktora muayene olun” dese, bu ifl çok daha ucuza gelecektir. Ayn› durum, birtak›m bölge hastanelerimiz için de geçerlidir. Fakat, asistanlar›m›z›n, baflasistanlar›m›z›n ve hastanelerin a€›r yükünü tafl›yan insanlar›m›z›n, mutlaka daha fazla oranlarda takviye edilmeleri flartt›r. ‹flletme aç›s›ndan verimsiz olan bu durum, maalesef, en küçük hastaneden üniversite hastanelerine kadar devam etmektedir. Bugün, maalesef, hepimizin bildi€i gibi, -ister emekli ister SSK’l› ister Ba€-Kur’lu olsun- ek bir ücret almadan, muayene olup tedavi olabilen hasta say›m›z azd›r. Maalesef, doktorlar için -ben bir hekim olarak da söylüyorum- iflin ac› bir yan› da budur.

Yine, Prof. Dr Türkân Saylan’›n bir dergimizde ç›kan “T›ptaki fiarlatanl›klar” bafll›kl› demeçlerini burada hat›rlatmak istiyorum: Ameliyat olmad›€› halde ameliyat paras› al›nd›€›, ast›m ilac› diyerek su enjekte edildi€i ve her türlü flarlatanl›klar›n -maalesef, yine, bizim hekim camiam›zda insan sevgisini ve insana hizmet nosyonunu alamayan  baz› hekimlerimizce- yap›ld›€› da bir gerçektir.

Bütün bunlardan halk memnun de€ildir; doktorlar, sa€l›k personeli de memnun de€ildir.

Di€er taraftan, devletin, bugün, sa€l›k kesiminden, kazanan doktordan yeterli oranda vergi ald›€› da söylenemez. O zaman, gelip geçici tedbirlerle, bir hastanede on doktor yerine yirmi otuz doktor varsa, siz onlara daha fazla maafl vererek bu sistemi halka hizmet eder hale getiremezsiniz; bu, mümkün de€il. O zaman, bu sistemin, daha genifl ve detayl› bir tarzda düflünülüp, iflletmeler halinde, verimlilik esas›na göre iflleyen bir sisteme kavuflturulmas› gerekir. Bunun ilk ad›m›, bu teklifin kanunlaflt›r›lmas›yla, farkl› bölgelere farkl› maafl›n verilecek olmas›d›r; keflke, flu anda, bu haliyle ç›km›fl olsayd›.

Son olarak bir konuya daha de€inmek istiyorum. fiu anda istenen kadrolarla, ebe ve hemflirelerin -tamamlama program›n› bitirmifl olanlar›n- kadro ihtiyaçlar› karfl›lanacakt›r. Bu insanlar›n e€itimleri yetersizdir. Sa€l›k Bakanl›€›,  okuldan mezun olanlar›, ilk olarak, maalesef, en zor ve deneyim gerektiren sahaya göndermektedir. Kanun teklifinde belirtilen kadrolar, bu insanlara verildikten sonra, bunlar›n, mutlaka  devlet hastanelerinde   üç veya alt› ayl›k  bir intensif hizmet içi e€itimden geçirilmesi zarureti vard›r. Yoksa, verimli olamazlar ve hastaya kötülükleri olur.

Sa€l›k personelinin daha iyi e€itilebilmesi için, mutlaka bu insanlar›n lise baz›na dayand›r›lmas› gerekir; ki, flahsiyetlerini bulsunlar, üniversiteye devam etsinler; böylelikle, hem anne-babas›n›n  hem de  devletin yapt›€› masraflar bofla gitmesin.

Bundan sonra, bu okullar, her y›l, 10 bine yak›n   mezun verecektir. Mezun olacak ebe, hemflire ve doktorlar›n, flu andan itibaren mutlaka bir planlamas›n›n yap›lmas› ve sa€l›ktaki bu insan gücü planlamas›na göre e€itimin ayarlanmas› flartt›r.

Bugün için, bu 11 500 kadroyla, bize her gün telefon eden, tamamlama program›n› bitirmifl ö€rencilerin sorunu da tam çözülemeyecektir; 2 binin üzerinde bir kadroya daha ihtiyaç vard›r. Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak  bu kadrolar› art›r›rsak, bu problem bugün için kökünden çözülecektir.

Hepinize sayg›lar sunuyorum.

BAfiKAN-  Teflekkür ederim Say›n Yak›n.

Say›n milletvekilleri, teklifin tümü üzerindeki görüflmeler tamamlanm›flt›r.

Teklifin maddelerine geçilmesini oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Say›n Baflkan, 1 inci ve 2 nci maddeler tekliften ç›kar›laca€›na göre, 3 üncü maddeye geçilmesi -prosedür olarak- mümkün de€il mi?

 BAfiKAN- Prosedür olarak mümkün de€il; say›n milletvekillerimiz konuflma talep etmezlerse, hemen geçeriz.

1 inci maddeyi okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde iki adet önerge vard›r; önce gelifl s›ras›na göre okutup, sonra ayk›r›l›k derecesine göre iflleme koyaca€›m:

                                Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 1 inci maddesinin, teklif metninden ç›kar›lmas›n› arz ve teklif ederiz.

                 Turhan Tayan           Nevzat Ercan                   ‹smail Karakuyu

                        Bursa                       Sakarya                             Kütahya

                  ‹hsan Saraçlar                                                   Turgut Tekin

                      Samsun                                                               Adana

Gerekçe: Bir k›s›m personele, as›l görevleri yan›nda, ikinci görev verilmesini düzenleyen hükmün, halen çal›flmalar› devam eden ve yak›nda Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na sunulmas› düflünülen kapsaml› çal›flmada de€erlendirilmek üzere metinden ç›kar›lmas›nda yarar görülmüfltür.

BAfiKAN- ‹kinci önergeyi okutuyorum:

                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan yasa teklifinin 1 inci maddesinin (a) bendie "tabiplere" kelimesinden sonra gelmek üzere "eczac›lara" kelimesinin ilave edilmesini arz ederiz.

                  M. Rauf Ertekin          Selçuk Maruflu               Edip Safder Gaydal›

                      Kütahya                       ‹stanbul                                  Bitlis

                 Halit Dumankaya                                                      Elaattin Elmas

                         ‹stanbul                                                                   ‹stanbul

Gerekçe: Görevlerde f›rsat eflitli€ini sa€lamak.

BAfiKAN- Ayk›r› önerge, ilk gelen önergedir; gerekçesiz olarak okutup, tekrar iflleme koyaca€›m:

                                Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 1 inci maddesinin, teklif metninden ç›kar›lmas›n› arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan (Bursa) ve arkadafllar›.

BAfiKAN- Say›n Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALÂETT‹N KURT (Kocaeli)- Ço€unlu€umuz olmad›€› için kat›lam›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Hükümet?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Kat›l›yoruz efendim.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, Say›n Komisyon, ço€unlu€u olmad›€› için kat›lamad›€›n› ifade ettiler; Say›n Hükümet önergeye kat›ld›klar›n› ifade ettiler.

Önergeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Böylece, 1 inci madde tekliften ç›kar›lm›flt›r.

Kanunlar ve Kararlar Dairesinin de€erli memurlar› "ikinci önergeyi iflleme koymad›€›n›z› zab›tlara geçirin "diye beni uyard›lar. Ben de  ifade ediyorum; birinci önergeyle zaten madde tekliften ç›kar›ld›€› için, ikinci önergenin maddeten iflleme konulmas› imkân› yoktur.

fiimdi, 2 nci maddeyi 1 inci madde olarak okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya)- Söz istiyorum Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Ünald›, özür dilerim, daha önce görmedi€im için tefhimde bulundum; size 3 üncü maddede söz vereyim efendim.

Madde üzerinde söz talebi yok.

Maddeyle ilgili iki önerge vard›r; önce gelifl s›ras›na göre okutup, sonra ayk›r›l›k derecesine göre iflleme koyaca€›m:

                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan Devlet Memurlar› Kanununda ve 190 Say›l› Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde De€ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun Teklifinin 2 nci maddesinin birinci bendinin birinci pragraf›n›n afla€›daki flekilde de€ifltirilmesini arz ve teklif ederiz.

                Faruk Saydam                 Refik Arslan                        ‹mrenAykut

                    Manisa                          Kastamonu                          ‹stanbul

Mehmet Sa€d›ç                                                                  E. Cenap Gülp›nar

Ankara             fianl›urfa

"1- Sa€l›k hizmetleri tazminat›, Sa€l›k Bakanl›€› merkez, taflra ve ba€l› kurulufllar›nda çal›flan personel ile kamu kurumlar›n›n sa€l›k kurulufllar› ve sa€l›k birimlerinde bilfiil sa€l›k hizmeti veren sa€l›k ve yard›mc› sa€l›k personeline sa€l›k hizmeti tazminat› olarak (A) ve (H) bendlerine göre almakta olduklar› tazminat›n yüzde 50'si"

BAfiKAN- ‹kinci önergeyi okutuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 2 nci maddesinin teklif metninden ç›kar›lmas›n› arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan                                 Nevzat Ercan               ‹smail Karakuyu

Bursa                 Sakarya                     Kütahya

Turgut Tekin  ‹hsan Saraçlar

Adana               Samsun

Gerekçe:

Sa€l›k Bakanl›€› merkez, taflra ve ba€l› kurulufllar›nda çal›flan personele "Sa€l›k Hizmetleri Tazminat›" ad› alt›nda verilmesi düflünülen tazminatla ilgili yeni bir çal›flman›n yap›lmakta oldu€u ifade edilmektedir.

Personel rejiminin genel dengesi içinde konuya çözüm getirilmesi daha yararl› olaca€› düflüncesiyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na sunulacak olan yeni çal›flmada de€erlendirilmek üzere, 2 nci maddenin metinden ç›kar›lmas› önerilmifltir.

BAfiKAN- Say›n milletvekilleri, okuttu€um bu son önerge, ayk›r› olan önergedir. fiimdi bunu iflleme koyuyorum:

Say›n Komisyon önergeye kat›l›yor mu?

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALÂETT‹N KURT (Kocaeli)- Kat›lm›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Hükümet?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Kat›l›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Komisyon önergeye kat›lm›yor, Say›n Hükümet kat›l›yor.

Önergeyi oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Böylece 2 nci madde metinden ç›kar›lm›flt›r; bu nedenle, ikinci önergeyi iflleme koyam›yorum.

fiimdi, 3 üncü maddeyi, 1 inci madde olarak okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Bu madde üzerinde, Anavatan Partisi Grubu ad›na Say›n Halil ‹brahim Özsoy ve Refah Partisi Grubu ad›na Say›n Mustafa Ünald› söz talebinde bulunmufllard›r.

Say›n Özsoy, buyurun. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

ANAP GRUBU ADINA HAL‹L ‹BRAH‹M ÖZSOY (Afyon)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 3 üncü maddesi -son haliyle 1 inci maddesi- üzerinde Grubum ad›na görüfllerimizi aç›klamak üzere huzurlar›n›zday›m; hepinizi sayg›yla selamlar›m.

Görüfllerimizi aç›klamaya geçmeden evvel, bir konu üzerinde görüfllerimi arz etmek istiyorum. Bu kürsüye ç›kan her milletvekili, s›k›flt›€› zaman, devletin süreklili€inden ve devaml›l›€›ndan bahseder. Herhalde, tek aksama, sa€l›kta olmaktad›r.

Üç sene evvel, 1991 senesinin eylül ay›nda, lise mezunlar›n›, k›sa süreli bir tahsille, teorik ve laboratuvar bilgileri verilerek, yard›mc› sa€l›k personeli olarak sa€l›k ordusuna katmak için bir proje gelifltirilmiflti. Eylül ay›nda imtihan yap›lm›fl, ekimde tedrisata bafllanm›flt›. Daha sonra, 1991 seçimleri dolay›s›yla iktidar de€iflmiflti. Bu iktidar zaman›nda, iki sene,  tahsilini ve pratiklerini yapan 9 601 gencimiz, mezun olduktan sonra, üç sene -bugün tam üç sene oluyor- ha bugün ha yar›n tayin hayaliyle yaflam›fl; âdeta sürünmüfl, süründürülmüfltür. Bunlar baflta "yeterlik imtihan›" ad› alt›nda bir imtihana tabi tutulmufl, bir k›sm› göreve bafllat›lm›fl, di€er k›sm› ise bugüne kadar görevine bafllat›lamam›flt›r. ‹flte, 728 s›ra say›l› kanun teklifiyle; hekimlerin, ebe, hemflire ve di€er yard›mc› sa€l›k personelinin durumunu iyilefltirmenin yan›nda, bu maddede de kadro ihdas› gelmektedir. En sevindirici nokta ise, bugün, art›k y›lan hikayesine dönen, ma€dur edilen ve kahvehane köflelerinde pineklemeye mahkûm etti€imiz tamamlama program›n› bitiren ö€rencilerin göreve bafllama hadisesidir; bu nedenle Say›n Bakana teflekkür ediyorum.

‹kinci olarak, bu kadrolar›n al›nmas›nda da geç kal›nm›flt›r; zira, haziranda mezun olan gündüzlü sa€l›k meslek lisesi mezunlar›, kadrosuzluk yüzünden hâlâ atanamam›flt›r. Bu yönüyle de, ebe, hemflire ve sa€l›k memurlar›na Bakanl›€›n çok çok ihtiyac› oldu€u halde, kadrosuzluk yüzünden atanamayan gündüzlü sa€l›k meslek lisesi mezunlar› da bu teklifin yasalaflmas›yla atanm›fl olacakt›r. O yönüyle, bu kanun teklifinin bir an evvel ç›kmas›n› tasvip ediyor ve destek veriyoruz.

Sayg›lar sunar›m. (ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Özsoy.

Say›n Ünald›, buyurun efendim.

RP GRUBU ADINA MUSTAFA ÜNALDI (Konya) - Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 3 üncü maddesi -son haliyle 1 inci maddesi- üzerinde Grubumun görüfllerini ve flahsî düflüncelerimi arz etmek üzere söz alm›fl bulunuyorum. Önce Heyetinizi sayg›yla selaml›yorum.

Uzun zamand›r maddî s›k›nt›lar›n›n iyilefltirilmesini bekleyen, vaatlerde de bulunulan; ama, hep ertelenen sa€l›k personelinin beklentilerini, sa€l›k hizmetleri tazminat›yla biraz da olsa iyilefltirecek bir teklif olarak huzurumuza gelen; ama, biraz evvelki görüflmelerimizde, de€ifliklik önergeleriyle bu k›sm› ortadan kald›r›lan bir teklif üzerinde görüflüyoruz. Görülen odur ki, bu iyileflme, daha da tehir      edilecektir. Geriye, Bulgaristan ve Ah›ska Türklerinden sa€l›k personeli olanlar›n görev al›nmas› ve flimdi üzerinde görüfltü€ümüz maddedeki Sa€l›k Bakanl›€›na tahsis edilen yeni kadrolar kal›yor.

Tabiî, bunlar› destekliyoruz. Özellikle, sa€l›k meslek lisesi tamamlama program› mezunlar›n›n problemi, takipçisi oldu€umuz bir problemdir. Bu problemin çözümünde at›lan her ad›m› destekliyoruz; ama, sa€l›k personelinin özlük haklar›n›n iyilefltirilmesinin durdurulmas›n› üzüntüyle karfl›l›yoruz. Kanun teklifinin gerekçesine bakacak olursak, teklifin a€›rl›€›n› ve gerekçedeki ifadeleri de bu teflkil etmektedir.

Sa€l›k personeli, özellikle 12 Eylül ‹htilali sonras› çok ezilmifl; hep, Kenan Evren'in doktor düflmanl›€›yla karfl› karfl›ya kalm›flt›r; bu ters tav›r, hâlâ da sürmektedir. Biraz evvelki madde ç›karma hususunu bu ters tavr›n devam› sayd›€›m›z için, teklifi bu haliyle de engelleyebilirdik; ama, bundan sonra gelecek iki maddedeki imkânlar› olumlu karfl›lad›€›m›z için ve Say›n Bakan, ocak ay› içinde, personel reformu niteli€inde, memurlar ve di€er kamu görevlileriyle ilgili baz› kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde de€ifliklik yap›lmas›na dair kanun tasar›s›n›n getirilece€ini ve bununla bu özlük haklar›n›n verilece€ini ileri sürmesinden ve söz vermesinden dolay› bu engellemeyi yapmad›k. 

Bu grup, bu meslek erbab›, çok sab›r gösterdi, çok fedakârl›k etti, y›llar y›l› bekledi, hep bekletildi, bir ay daha bekleyebilir; ama, bu Hükümet hiçbir sözünde durmuyor. Benim korkum, Hükümetin önce flov yap›p, sonra kaçmas›d›r. Say›n Bakana güvenmek istiyorum; ama, Hükümete güvenmek zor.

Bu husustaki düflüncemi ifadeyle, bu haklar›n takipçisi olaca€›m›z› belirtiyor; tekrar Heyetinizi sayg›yla selaml›yorum.

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Ünald›.

Say›n milletvekilleri, maddeyle ilgili görüflmeler tamamlanm›flt›r. Oylamaya geçmeden önce, Say›n ‹brahim Özsoy, Say›n Saffet Topaktafl, Say›n Abbas ‹nceayan, Say›n Ökkefl fiendiller ve Say›n Süleyman Hatino€lu'nun Baflkanl›€a verdikleri bir önergeleri vard›r. Bunu iflleme koymayaca€›m; yaln›z, Yüce Meclise bilgi verme aç›s›ndan arz ediyorum:

                                "Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan 728 s›ra say›l› kanun teklifinin 3 üncü maddesiyle yeniden ihdas edilen (1) say›l› cetvelin, Sa€l›k Bakanl›€›yla ilgili bölümüne 'eklenmifltir' ibaresinden sonra, 'bu cetvelde ihdas edilen kadrolara Maliye Bakanl›€›n›n ve Baflbakanl›€›n müsaadeleri aranmaks›z›n atamalar yap›labilir' ibaresinin eklenmesini arz ederiz" diyor.

Bu önergeyi, bütçe kanununun 50 nci maddesinde, "Maliye Bakanl›€›n›n iznine tabidir" fleklinde bir hüküm oldu€u için iflleme koymad›€›m› Yüce Meclisin bilgisine arz ediyorum.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Say›n Baflkan, bu, ayr› bir kanundur; sak›ncas› olmayabilir de; ama, siz bilirsiniz...

BAfiKAN- Say›n Hatino€lu, bu konuda müzakere açmad›m.

3 üncü maddeyi, cetvelleriyle birlikte, 1 inci madde olarak oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul)- Say›n Baflkan, siz en iyisini bilirsiniz; siz ne derseniz do€rudur...

BAfiKAN- Teflekkür ederim.

4 üncü maddeyi 2 nci madde olarak okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?..Yok.

Bir önerge var; okutup, iflleme koyuyorum:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan, Devlet Memurlar› Kanununda ve 190 Say›l› Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde De€ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun Teklifinin 4 üncü maddesinin afla€›daki flekilde de€ifltirilmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan                       Nevzat Ercan                    ‹smail Karakuyu

       Bursa                                 Sakarya                                Kütahya

                    Turgut Tekin                             ‹hsan Saraçlar

                         Adana                                         Samsun

Madde 4._ 657 say›l› Devlet Memurlar› Kanununa afla€›daki ek geçici madde eklenmifltir.

Ek Geçici Madde 59.- Bu kanuna tabi kurumlarda, halen sürekli iflçi statüsü veya sözleflmeli statüde çal›flmakta olan Ah›ska Türkleri veya Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulan soydafllar›m›zdan, Türk vatandafll›€›na geçmifl olup, bu kanunun yay›m› tarihinden itibaren 1995 y›l› sonuna kadar memurlu€a geçmek için yaz›l› olarak baflvuranlar, ö€renim durumlar›na göre yükselebilecekleri tavan› aflmamak kayd›yla, bu kanunun ek geçici 1, 2 ve 3 üncü maddeleri hükümlerine göre 458 say›l› Kanun Hükmünde Kararname hükümleri de dikkate al›narak, derece ve kademeleri de tespit edilmek suretiyle, s›nav flart› aranmaks›z›n, bofl memur kadrolar›na intibak ettirilebilirler.

Bu kanunun yay›m› tarihinden sonra hizmete al›nan Ah›ska Türkleri ve Bulgaristan'dan zorunlu göçe tabi tutulan soydafllardan, Türk vatandafll›€›na geçmifl olanlardan, göreve bafllad›klar› tarihten itibaren 6 ay içinde memurlu€a geçmek için yaz›l› olarak baflvuranlar hakk›nda da yukar›daki f›kra hükümleri uygulan›r.

Gerekçe: Kanun teklifiyle, sadece Bulgaristan'dan göç ederek Türk vatandafll›€›na geçmifl olan ve halen Sa€l›k Bakanl›€›nda sözleflmeli statüde çal›flan soydafllar›m›z›n memur kadrolar›na intibak ettirilmeleri öngörülmektedir.

Bu düzenlemeyle, tüm kamu kurulufllar›nda çal›flan Ah›ska Türkleri ile Bulgaristan'dan göç ederek Türk vatandafll›€›na geçmifl olanlar›n, 1995 y›l› sonuna kadar, istekleri halinde, memur statüsüne geçirilmeleri ve uygulaman›n bu kanunun yay›m› tarihinden sonra hizmete al›nan Ah›ska Türkleri ile Bulgaristan'dan göç ederek Türk vatandafll›€›na geçen soydafllar›m›z› da kapsamas› amaçlanmaktad›r.

BAfiKAN- Say›n Komisyon önergeye kat›l›yor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALÂETT‹N KURT (Kocaeli)- Ço€unlu€umuz olmad›€› için kat›lam›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Hükümet?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Kat›l›yoruz efendim.

BAfiKAN- Önergeye, Say›n Komisyon ço€unlu€u olmad›€› için kat›lamad›€›n› ifade etti; Say›n Hükümet  kat›l›yor.

Önergeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Maddeyi, kabul etti€iniz önerge istikametindeki de€iflik flekliyle oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

5 inci maddeyi 3 üncü madde olarak okutuyorum:

Madde 3.- Bu Kanun, yay›m›ni takip eden aybafl›ndan itibaren yürürlü€e girer.

BAfiKAN   - Madde üzerinde söz talebi?..Yok.

Madde üzerinde verilmifl bir önerge var, okutup, iflleme koyaca€›m:

Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflülmekte olan kanun teklifinin 5 inci maddesinin afla€›daki flekilde de€ifltirilmesini arz ve teklif ederiz.

Turhan Tayan                                 Nevzat Ercan               ‹smail Karakuyu

                            Bursa                       Sakarya                          Kütahya

Turgut Tekin ‹hsan Saraçlar

Adana              Samsun

Madde 5.- Bu Kanun, yay›m› tarihinde yürürlü€e girer.

BAfiKAN- Say›n Komisyon kat›l›yor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALÂETT‹N KURT (Kocaeli)- Ço€unlu€umuz olmad›€› için kat›lam›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Hükümet kat›l›yor mu efendim?

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Kat›l›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Önergeye, Say›n Komisyon ço€unlu€u olmad›€› için kat›lamad›klar›n› ifade etti; Say›n Hükümet kat›l›yor.

Önergeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

5 inci maddeyi 3 üncü madde olarak ve önerge istikametindeki de€iflik flekliyle oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

6 nc› maddeyi 4 üncü madde olarak okutuyorum:

MADDE 4.- Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?..Yok.

Maddeyle ilgili verilmifl önerge yok.

Maddeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Say›n milletvekilleri, kanun teklifinin tümünü oylamadan önce yap›lan de€ifliklikler nedeniyle bafll›kta yeni bir düzenleme yapma ihtiyac› do€mufltur; Say›n Komisyon ve Say›n Hükümetin de dikkatine sunuyorum. Bu bafll›€›, "Devlet Memurlar› Kanununa Bir Ek Geçici Madde Eklenmesi ve 190 Say›l› Kanun Hükmünde Kararnameye Ekli Cetvellerde De€ifliklik Yap›lmas›na Dair Kanun Teklifi" olarak de€ifltiriyoruz.

BAfiKAN- Say›n Komisyon?..

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALÂETT‹N KURT (Kocaeli)- Kat›l›yoruz efendim.

BAfiKAN- Say›n Hükümet?..

SA⁄LIK BAKANI DO⁄AN BARAN (Ni€de)- Kat›l›yoruz efendim.

BAfiKAN- Komisyon ve Hükümet kat›ld›klar›n› belirttiler.

fiimdi teklifin tümünü, yapt›€›m›z bu de€iflikle birlikte; yani, bafll›k de€iflikli€iyle birlikte oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Hay›rl› ve u€urlu olsun.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Sa€ olun Say›n Baflkan, süratle geçirdiniz.

BAfiKAN- Siz de sa€ olun efendim.

 

 

                                                                                                       --------(X)

BAfiKAN- Al›nan karar gere€ince, Tüketicinin Korunmas› Hakk›nda Kanun Tasar›s› ve Plan ve Bütçe Komisyonu raporunun müzakerelerine bafll›yoruz.

Say›n Komisyon ve Say›n  Hükümet yerinde.

Raporun okunup okunmamas› hususunu  oylar›n›za sunaca€›m: Raporun okunmas›n› kabul edenler... Etmeyenler... Raporun okunmas› kabul edilmemifltir.

Tasar›n›n geneli üzerindeki görüflmelere geçiyoruz.

Geneli üzerinde söz talebi?..

Anavatan Partisi Grubu ad›na, Say›n Safder Gaydal›; buyurun efendim.

ANAP GRUBU ADINA ED‹P SAFDER GAYDALI (Bitlis)- Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; Grubum ad›na, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

-------------------------------------------------------------------------------------------

(x)- 619 S.S.Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.

Geliflmifl ülkeler, tüketici haklar› konusunda çok önemli ad›mlar atm›fllar ve atmaya da devam ediyorlar.

Düflünecek olursak, hepimiz birer tüketiciyiz, hepimiz, yaflamak ve hayat›m›z› devam ettirmek için mal veya hizmet tüketmek zorunday›z. fiimdi, böylesine önemli ve hepimizi içine alan bir konuda, bugüne kadar fazla bir fley yap›lmam›fl olmas› ihmal midir, önemsemezlik midir; bilemiyorum. Hâlâ insanlar›m›z, ay›pl› mal ve hizmete mecbur kal›yor, hakk›n› arama bilinci de henüz yeterince geliflmedi€i için, bunu sineye çekiyor; devlet de, Anayasan›n kendisine verdi€i görevi yerine getirmiyor.

Anayasan›n 172 nci maddesi flöyle: "Devlet, tüketicileri koruyucu ve ayd›nlat›c› tedbirler al›r, tüketicilerin kendilerini koruyucu giriflimlerini teflvik eder." Ama, ne yaz›k ki, bugüne kadar bu konuda yeterince duyarl›l›k gösterilmemifltir. Devlet, bu görevini, tüketiciyi bilgilendirerek ve örgütlenmesini teflvik ederek yerine getirebilirdi. Oysa, tüketici örgütlerinin -söylendi€ine göre- örgütlenme aflamas›nda, de€il teflvik etmek, zorluk bile ç›kar›l›yormufl. Zaten, millet olarak, uzun y›llar›n getirdi€i bir hak arama çekingenli€ine sahibiz. Gerçi bu yavafl yavafl de€ifliyor. Ekonomi gelifltikçe, insanlar›n tercihi ve bilinci de de€ifliyor.  Milletimiz, ald›€› ay›pl› mal ve hizmet için art›k yavafl yavafl hakk›n› aramaya bafll›yor. Toplumsal geliflmenin bir sonucu olan bilinçlenme yavafl yavafl her alanda kendini göstermeye bafll›yor.

Uzun bir zaman alan beklemeden sonra, nihayet, Tüketicinin Korunmas› Hakk›nda Kanun Tasar›s› Meclis Genel Kurulu gündemine gelmifl bulunuyor. Bu tasar› haz›rlan›rken çeflitli kurulufllardan görüfl istendi€i belirtiliyor. Görünürde çok demokratik olmas›na karfl›l›k, sadece göstermelik olarak kal›yor, yine herkes bildi€ini okuyor.

Tüketici konusunda uzman olan kifli ve kurulufllar, tasar›da eksiklikler ve hatalar oldu€unu söylüyorlar; biraz sonra bunlara de€inece€im; ama, flunu belirtmek istiyorum: Bu Hükümet döneminde bir fley dikkatleri çekiyor; bu tür kanun tasar›lar›, ilgili kifli ve kurulufllar›n görüflleri al›nmadan, altyap›s› haz›rlanmadan ve baflka ilgili kanunlarda de€ifliklik yap›lmadan önümüze geliyor. Daha sonra, bir de bunlar› de€ifltirmek için vakit harc›yoruz. Mesela, tasar›da pek çok hükmün uygulanabilmesi için, Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinde de€ifliklik yap›lmas› gerekiyor. Yoksa, zaten arapsaç›na dönmüfl olan hukuk sistemimiz, iyice kar›flacak.

Yine, tasar›da eksik görülen bir taraf, hep cezaî önlemler al›nmas›d›r. Tüketici haklar›n› korumak için sadece cezaî önlemler al›nmas› yeterli de€ildir. Tasar›n›n eksik olan yan›, hem üreticiyi ve sat›c›y› iyi mal üretmeye ve satmaya teflvik etmeyi hem de tüketiciyi hakk›n› aramas› ve örgütlenmesi için teflvik etmeyi kapsamamas›d›r. Bugüne kadar görülmüfltür ki, cezayla, yasakla her fley düzelmiyor; iflin teflvik edici, e€itici k›sm› gözard› ediliyor.

Madem serbest piyasa ekonomisini savunuyoruz; öyleyse, hem üreticiye hem de tüketiciye uygun ortam› sa€lamak ve bu ortam içinde iliflkilerin serbestçe yürütülmesini mümkün k›lmak devletin görevidir. Halk aras›nda “paras›yla rezil olmak” diye bir deyim vard›r. Maalesef, ülkemizin içinde bulundu€u durum budur. Özellikle hizmet sektörü, insanlara büyük sayg›s›zl›k yapmaktad›r ve bunun büyük ço€unlu€u da kamu sektöründe yaflan›yor.

Görüyorsunuz, özellikle büyük flehirlerimizde vatandafllar›m›z, otobüslerde üst üste seyahat ediyorlar, üstelik de maafllar›n›n önemli birk›sm›n› da ulafl›m için harc›yorlar. Hastanelerin de durumu malum. Her ay SSK’ya brüt maafl›n›n yüzde 14’ünü veren bir iflçi, hastaneye gidip, paras›yla rezil oluyor. Bunlar, ayn› parayla özel sa€l›k sigortal› yap›l›rsa, en iyi yerlerde muayene ve tedavi olabilirler. Bu örnekleri uzatmak mümkün.

Demek ki, devlet, Anayasan›n kendine verdi€i görevi yerine getirip, öncelikle kendi kurumlar›ndaki tüketici haklar›n› korumaya yönelmelidir; böylece, özel sektöre de örnek olabilir.

Öyle görülüyor ki, bu kanun, ç›kar›lm›fl olmak için ç›kar›l›yor. Bu kanun yan›nda, yap›lmas› gereken pek çok de€ifliklik, ya yap›lmam›fl ya da yap›laca€› söylenmesine karfl›l›k, gerekli  haz›rl›k yap›lmam›flt›r.

Bir ülkede mahkemeler kurulurken dikkate al›nacak ilke, yarg› birli€i ilkesidir. Bu ilke, ayn› tür uyuflmazl›klar›n, ayn› mahkemelerde yarg›lanmas› temeline dayan›r. Bu ay›r›m, hukukî, idarî, cezaî ve anayasal uyuflmazl›klar olarak s›n›rl›d›r. Taslaktaki mant›kla hareket edilirse, o zaman, kira uyuflmazl›klar›n› çözmek için kira mahkemeleri, memur uyuflmazl›klar›n› çözmek için memur mahkemeleri, k›saca, konusuna göre ayr› ayr› mahkeme kurmak gerekir. Oysa yap›lmas› gereken, öncelikle, mevcut adlî yap› içinde bunu halletmektir. Bu uyuflmazl›klar›n, sulh hukuk ya da asliye hukuk mahkemelerinde yarg›lanmas› öngörülür. Sonra, bir mahkemenin birden çok daireye bölündü€ü yerlerde, bu davalara, daima ayn› mahkemenin ayn› dairesinin bakmas›, yasayla sa€lan›r. Bu durumda, bütün uyuflmazl›klar ayn› elde toplanm›fl olaca€› için, yarg›da uzlaflma sa€lanm›fl olur; ama, ülkemizde, trafik mahkemelerinin elli y›l› aflk›n bir süredir kurulamad›€›, çocuk mahkemelerinin ise, birkaç il d›fl›nda gerçeklefltirilemedi€i göz önüne al›n›rsa, durumun zorlu€u ortaya ç›kacakt›r. Bu nedenle, tüketici mahkemelerinin kurulmas› gibi bir yaklafl›m, mevcut adlî sistem içinde ulafl›lmas› mümkün olmayan bir hedef olarak kalmaya mahkûmdur. Bu da gösteriyor ki, Türkiye’nin, çok acil olarak, hukuk ve adalet sisteminde reformlara gitmesi kaç›n›lmaz olmufltur. Sistem içinde çok geri kalm›fl, çok kar›fl›k, hukukçular›n bile okuyup, zor anlad›€›, da€›n›k yap›da kanunlar mevcuttur. Yap›lmas› gereken, aç›k, anlafl›l›r, basit ve belli bir sisteme göre haz›rlanm›fl kanunlar ç›kar›p, eski kanunlar› yürürlükten kald›rmakt›r. Bunun yan›nda adlî bir reforma da gitmek, yine kaç›n›lmaz olacakt›r.

Tasar›, kap›dan sat›fllara bir düzenleme getirmifltir. Asl›nda gönül isterdi ki, ça€d›fl› bir uygulama olan, a€z› laf yapan birinin kap›n›za gelip mal satma iflinin tamamen yasaklanmas›d›r; çünkü, Bat› ülkeleri, bu ifli, tamamen yok edebilmek için u€rafl›yor. Tasar›, bu konuda düzenlemeler getirmifl; ama, hatal› pek çok hüküm mevcuttur. Tasar›da, sat›c›n›n, geri iade edilen mal›n bedelini 10 gün içerisinde geri vermekle yükümlü tutulmas›na karfl›l›k, bunun herhangi bir yapt›r›ma ba€lanmam›fl olmas›, bu hükmü önemsiz k›lmaktad›r. Gerçi, 25 inci maddede de, 9 uncu maddedeki hükümlere ayk›r› davrananlar için cezaî yapt›r›m öngörülmüfltür; ama, bu, iadenin 10 gün içinde yap›lmamas›na iliflkin bir hüküm de€il; söz konusu faturan›n ve tüketicinin haklar›n› gösteren belgenin verildi€inin, bir tutanakla tespitine iliflkindir.

Yine, sat›c›n›n mal›n› 20 gün içerisinde geri almamas› durumunda, mal üzerindeki her türlü hakk›n› kaybedece€ine iliflkin düzenlemeyle, mülkiyet hakk›, hak düflürücü bir süreye ba€lanm›fl bulunuyor; ki, bu “aynî hakk›n mutlak etkisi” ilkesiyle çelifliyor. Asl›nda, bu durumda, sat›c›, mal› teslim almamakta direndi€i takdirde, al›c›, zaten, Borçlar Kanunu hükümleri uyar›nca mal› tevdi ederek sorumluluktan kurtulma imkân›na sahiptir ve yine ayn› konuyla ilgili olarak, tasar›da, tüketiciye, her türlü kullanma nedeniyle mal›n ticarî de€erinin kayb›n› tazmin etme yükümlülü€ü verilmifltir. Oysa, tüketicinin, mal› kullanma talimat›na uygun olarak kullanmas› dolay›s›yla meydana gelen de€er kayb›n› de€il, kullanma dolay›s›yla sa€lad›€› fayday› tazmin etmesi daha uygundur. Ayr›ca, bu kayb›n veya faydan›n para olarak de€erinin tespitinde kar›fl›kl›k olaca€› aç›kt›r.

Tasar›da, genel ifllem flartlar›na hiç de€inilmemifltir; mesela, PTT, TEK, belediyeler ve bankalar, müflteri ve abonelerine, kendi ç›karlar›n› koruyan, haz›r, matbu bir sözleflme imzalatmaktad›r ve vatandafllar›m›z da bunu okumadan imzalamaktad›r; zaten, okusa bile, bir itiraz hakk› bulunmamaktad›r. Bunu gidermek için, 5 Nisan 1993 tarihli AT direktifindeki gibi, özel bir düzenlemenin Türk mevzuat›na yerlefltirilmesi, tüketicilerin de bu tür haks›z uygulamalar karfl›s›nda korunmas›n› sa€layacakt›r.

Türk hukukunda, AT'nin 85-374 say›l› direktifi do€rultusunda, imalatç› için ay›pl› mallar›n neden oldu€u zararlar›n tazminini öngören özel bir düzenleme mevcut de€ildir. Oysa, Avrupa Birli€i hukukunda, bu direktifin önemli bir yeri vard›r. Direktif, yaln›z imalatç›y› de€il, ithalatç›lar ile bayi ve sat›c›lar› da sorumlu k›lm›fl ve zarar için de, müteselsil sorumlulu€u getirmifltir. Gerçi, tasar›da bu konuda bir düzenleme yap›lm›flsa da, bu düzenleme, söz konusu direktifi k›smen karfl›lamaktad›r. Özellikle de, bizzat ay›pl› mal dolay›s›yla u€ran›lan zarar ile ay›pl› mal›n neden oldu€u di€er zararlar birbiriyle kar›flt›r›lm›fl bulundu€undan, amaca hizmet etmekten uzakt›r.

Mamul güvenilirli€i hakk›nda, mevzuat›m›zda baz› hükümler bulunmakla birlikte, güvenli olmayan mamullerin piyasadan çekilmesi için, Avrupa Birli€inin 95-59 say›l› direktifi çerçevesinde, daha ayr›nt›l› düzenlemelere ihtiyaç vard›r.

Ayr›ca, hizmet sa€layanlar›n sorumlulu€una iliflkin direktif do€rultusunda, tasar›n›n kapsam› içinde, Türk hukukunda da, sunulan hizmetlerin kötü ifas› sonucu ortaya ç›kan zararlardan dolay›, hizmet sunanlar için, kusur karinesine dayanan bir sorumluluk düzenlemesi, bu alandaki uyumlaflt›rman›n sa€lanmas› aç›s›ndan zorunludur.

Avrupa Birli€iyle bütünleflmeyi hedef alm›fl bir Türkiye'nin, art›k, bundan sonra, kendisini bu birleflmeye göre haz›rlamas› gerekmektedir. Bu nedenle, ç›kar›lacak bu kanunun, Avrupa Birli€inin bu konudaki direktifleri do€rultusunda yap›lmas› ve eksikliklerin giderilmesi gerekir. Yoksa, ileride tekrar de€ifltirmek zorunda kalabiliriz. Tasar›, eksik ve hatal› olarak, bu haliyle Meclis Genel Kurulunda kabul edilirse, tek dile€im, milletimiz için hay›rl› olmas›d›r.

Hepinize sayg›lar sunuyorum. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Gaydal›.

Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na, Say›n Mahmut Öztürk; buyurun.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Tüketici b›rakmad›n›z ki Türkiye'de. Tüketici diye bir fley kalmad› piyasada.

BAfiKAN- Say›n Hatino€lu, kimi tenkit ediyorsunuz?.. Henüz konuflmac› konuflmas›na bafllamad›. Say›n Gaydal›'y› tenkit etmiyorsunuz herhalde?!

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Hay›r, ona göre konuflsun diye...

BAfiKAN- Genel bir kanaat ifade ediyorsunuz... Biraz sonra Say›n Bakan, herhalde, konuflur, o zaman fikirlerinizi söylersiniz efendim.

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- Say›n Baflkan›m, zat› âlinize hitap ediyorlar herhalde.

BAfiKAN- O hitaba muhatap olacak bir hareket içinde olmad›m san›yorum.

SÜLEYMAN HAT‹NO⁄LU (Artvin)- Yok öyle bir fley; Hükümete hitap ediyorum; Hükümete uyar›.

BAfiKAN- Öyle de€ilmifl efendim, Hükümeti ikaz ediyorlarm›fl.

Say›n Öztürk, sizin sürenizden 40 saniye çald›lar; o nedenle, sürenizi tekrar bafllat›yorum.

Buyurun.

DYP GRUBU ADINA MAHMUT ÖZTÜRK (Aksaray)- Say›n Baflkan, Yüce Meclisin sayg›de€er üyeleri; görüflülmekte olan Tüketicinin Korunmas› Hakk›nda Kanun Tasar›s› üzerinde, Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na söz alm›fl bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyeti sayg›yla selamlar›m.

Say›n Baflkan, bence, Türkiye'de uygulanmas› en zor olan bir yasa tasar›s› üzerinde görüflüyoruz. Çünkü, mal› satan, güçlü bir firma, mal› alan, bir kifli ve bu kifli hakk›n› korumak için bir sürü yasal engeli aflacak, ald›€› çürük bir malla ilgili güçlü firma karfl›s›nda bu davay› kazanacak. Bence, çok zor bir hadisedir; ancak, do€ru olmas› gereken bir hadise var.

Ben, flu anda, Say›n Bakan'›n yan›nda Türk Standartlar› Enstitüsü Baflkan›n› görmek isterdim. Kamu ad›na belge veren, yar› tüzel bir kurulufl var: Türk Standartlar› Enstitüsü, belgeyi veriyor ve buna göre imalat yap›l›yor. fiimdi, bir tüketici, ma€azaya, toptanc›ya veya bakkala giriyor; mal›n ambalaj› üzerindeki TSE damgas›n› görüyor ve TSE'ye güvenerek mal› al›yor; fakat, daha kullanmadan, mal bozuk ç›k›yor. Biz, ona mahkeme yollar›n› gösteriyoruz ve hakk›n› ara diyoruz.

fiimdi, e€er, suyu bafl›ndan ba€lamak istiyorsak, TSE'nin mutlaka bu tafl›n alt›na elini uzatmas› laz›m. E€er, TSE, bu iflin alt›na elini uzatm›yorsa, bu Meclis ne kadar kanun ç›kar›rsa ç›kars›n, Say›n Bakanl›€›n teflkilat› bu ifl için ne kadar zaptiyesini gönderirse göndersin ve mahkemeleri ne kadar doldurup tafl›r›rsak tafl›ral›m, bir netice ç›kmaz. Hepimizin bildi€i gibi, eskiden ald›€›m›zda bir y›l, alt› ay yanan bir ampul, flimdi üç gün dayanm›yor; ama, TSE markas› var. fiimdi "ver paray›, al belgeyi" düflüncesiyle Türkiye'de mal imal edilirse, emin olun, Türk sanayiine en büyük kötülü€ü yapm›fl oluruz. Nitekim, okumufl veya okumam›fl olsun, da€ bafl›ndaki bir köyde veya en geliflmifl flehirde oturuyor olsun bütün insanlar›m›z TSE'ye güvenmek zorundad›r; ama, ona güvenerek ald›€› mal böyle ç›karsa, yapaca€›m›z hiçbir fley yok demektir...

NEVfiAT ÖZER (Mu€la)- Tüm mallar›n da standard›n›n olmas› laz›m.

MAHMUT ÖZTÜRK (Devamla)- fiimdi, bu durumda Sanayi ve Ticaret Bakanl›€›n›n gösterece€i gayretin netice verece€i kanaatinde de€ilim. Zaten karmafla ve kargafla içerisinde olan hukuk ve adalet sistemimize yeni bir yük daha gelecek.

Gelelim di€er bir konuya...

‹HSAN SARAÇLAR (Samsun)- TSE ile ilgisi yok bunun.

MAHMUT ÖZTÜRK (Aksaray)- Efendim, TSE ile bir ilgisi yok; ama, ben, Say›n Bakan›n sözüne bakarak mal almam ki, TSE damgas›na bakarak mal al›r›m; o mal da çürük ç›karsa, ne yapaca€›m ben flimdi?..

Gelelim di€er bir konuya: Güçlü firmalar, bol para vererek, özel ve devlet televizyonlar›nda ve bas›nda reklam yapt›r›yor; yani, bu firmalar veya bu bas›n yay›n kurulufllar›, paray› al›rken ve reklam› yaparken iyi de, mal gerçekten kaliteli mi kalitesiz mi, kamuoyuna yararl› m› yarars›z m› diye düflünmeden reklam›n› yaparsa, onun da sorumlu olmas› laz›m; yani, bir nevi aldatmaya vesile olmamas› laz›m; bu tafl›n alt›na onun da elini sokmas› laz›m.

Say›n Baflkan, say›n üyeler; her fleye ra€men, Türkiye'de eksikli€i hissedilen bu yasa tasar›s›n›n, bir ölçüde de olsa, korkusuzlara birazc›k korku getirece€i kanaatindeyim; ancak, bu yasan›n daha iyi ifllerlik kazanmas› için, bununla ilgili yasalar›m›zda, ticaret hukukumuzda ve di€er ilgili hukuk hükümlerimizdeki maddelerin sadelefltirilmesi gerekir; e€er, bu sadeleflme gerçeklefltirilemezse, zaten aylar, y›llar süren davalar›n içerisinde firma ile tüketici aras›ndaki kavgadan da, yar›fltan da firma galip ç›kar, tüketici gider... O sebeple, bunun tekâmüllü, genifl bir flekilde; ama, dedi€im gibi, TSE'nin ve bu reklam› yapan bas›n ve yay›n kurulufllar›n›n da bu tafl›n alt›na elini sokarak ve kendilerinin de kötü ve çürük bir mal›n reklam›n› yapamayacak durumda bir cezayla karfl›laflacak flekildeki bir yasa düzenlemesiyle karfl› karfl›ya gelirse, daha temkinli, ölçülü yay›n yaparak veya belge vererek, tüketicinin korunmas›na suyun bafl›nda, iflin bafllang›c›nda katk› sa€layaca€› ; yani, TSE ile Sanayi ve Ticaret Bakanl›€›n›n birlikte hareket etmesinin tüketici için daha zorunlu olaca€› kanaatindeyim.

Bu vesileyle, yasan›n hay›rl› ve u€urlu olmas›n› diler, Yüce Heyeti sayg›yla selamlar›m. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n Öztürk.

Refah Partisi Grubu ad›na, Say›n Abdüllatif fiener; buyurun. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

RP GRUBU ADINA ABDÜLLAT‹F fiENER (S›vas)- Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; tüketicinin korunmas›yla ilgili 619 s›ra say›l› kanun tasar›s› üzerinde söz alm›fl bulunuyorum, bu vesileyle, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Bildi€iniz gibi, tüketici, ekonomik faaliyetler içerisinde üzerinde durulmas› gereken önemli bir kesimi ifade etmektedir.

Her fleyden önce,  seçilen parlamenterler olarak olaya bakacak olursak, tüketiciler, ayn› zamanda seçmendirler de; insan olarak olaya bakacak olursak, hepimiz birer tüketiciyiz. Dolay›s›yla, bu,  ülkede yaflayan 60 milyon insan› ilgilendiren, bizatihi kendimizi ilgilendiren ve tüm seçmenlerimizi ilgilendiren bir konudur.

Meclis olarak, tüketicinin korunmas›yla ilgili hiçbir konuya duyars›z kalamayaca€›m›z aç›kça görülen bir gerçektir. Bu konunun, bugüne kadar, Türkiye Büyük Millet Meclisine, bir kanun tasar›s› olarak gelmemifl olmas›, bir eksikliktir, tabiî, bu tasar›da bulunan di€er eksiklikler de, iflin baflka  bir boyutu olarak nitelendirilebilir.

Tüketicinin korunmas›, asl›nda, hem anayasal hem de yasal bir zorunlulu€u ifade etmektedir. Bu zorunlulu€u yerine getirmek de,  her fleyden önce, yasal çerçevesindeki eksiklikleri giderme bak›m›ndan ,bu Meclise ait bir görevdir.

Anayasam›z›n 172 nci maddesinde, aç›k ve net bir flekilde, olay vurgulanm›flt›r ve "Devlet, tüketicileri koruyucu ve ayd›nlat›c› tedbirleri al›r, tüketicilerin kendilerini koruyucu giriflimlerini teflvik eder" denilmektedir. Anayasam›zda, 172 nci madde d›fl›nda de€iflik maddelerde de tüketicinin korunmas›yla ilgili ifadelere, hükümlere rastlar›z.

Olay, sadece Anayasayla da kalm›yor; ayn› flekilde, befl y›ll›k kalk›nma planlar›na bakt›€›m›zda, ayn› yükümlülü€ü, zorunlulu€u orada da tespit ediyoruz. En son, Alt›nc› Befl Y›ll›k Kalk›nma Plan›nda da, ayn› flekilde, tüketicinin korunmas›yla ilgili olarak al›nmas› gereken tedbirlerle alakal› bölümler yer almaktad›r.

Bunun d›fl›nda, de€iflik çok say›daki kanunda, tüketiciye yönelik olarak hükümler düzenlenmifltir. Sanayi ve Ticaret Bakanl›€›n›n görevleriyle ilgili kanunun 12 nci maddesinin (b) f›kras›nda da benzer net bir hüküm var. Tüketicilerin meselelerini tespit etme ve tüketicinin e€itilmesi, teflkilatlanmas› ve korunmas›n›n temini için tedbirler alma görevi, bu Bakanl›€a verilmifl bulunmaktad›r.

O halde, bir yandan Anayasada düzenlenen, bir yandan kalk›nma planlar›nda tanzim edilen ve de€iflik kanunlarda ele al›nan bir konu olmas› hasebiyle, tüketicinin korunmas›, bir zaruret olarak önümüzde duran bir ihtiyaçt›r. Zaten, bu ihtiyac›, biz, Refah Partisi olarak, bafl›ndan beri hissetmifl bulunan bir Grubuz ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sundu€umuz ilk araflt›rma önergelerinden biri, tüketicinin korunmas›na iliflkindi ve bu önerge, 19 uncu Yasama Döneminin bafllang›ç günlerinde bu kurulda görüflüldü; Araflt›rma Komisyonu kuruldu, çal›flmalar›n› tamamlad› ve raporunu da Türkiye Büyük Millet Meclisine takdim etti.

fiimdi, o raporda da, tüketicinin korunmas›yla ilgili önemli noktalar tespit edilmiflti ve bu konuyla ilgili çok boyutlu eksikliklerin giderilmesi gerekti€i belirtilmiflti.

Her fleyden önce "tüketicinin korunmas›yla ilgili yasal da€›n›kl›k var; bu da€›n›kl›klar›n giderilmesi gerekir, en az›ndan, tüketicinin korunmas›yla ilgili bir çerçeve kanunun ç›kar›lmas› gerekir" denilmiflti; bu, raporda da tespit edilmiflti. Dolay›s›yla, bu, önümüzde duran, bugün tart›flmakta oldu€umuz, görüflmekte oldu€umuz, tüketicinin korunmas›yla ilgili tasar› da, bu raporda belirtilen ihtiyac›, k›smen de olsa, giderme amac›na yöneliktir.

Tabiî, bu yasa çerçevesinde, tüketicinin korunmas›yla ilgili pek çok bofllu€un doldurulmas› da muhtemeldir; ama, özellikle, tüketiciyle ilgili kurumlar›n ve dairelerin kendi aralar›nda koordinasyon eksikli€inin bulunmas›, tüketicilerin ma€duriyetine de sebep olmaktad›r. Bu daireler aras›ndaki koordinasyonun ve düzenin sa€lanmas› gerekir.

Ayn› flekilde, tüketicilerin sorunlar›yla ilgili itiraz mercileri aras›nda da da€›n›kl›k var. Yarg›ya intikal etti€i takdirde, bunun, yarg› üzerinde çok büyük dosya yükü oluflturaca€›, bu konuyla ilgili belki ihtisas mahkemeleri veya daha pratik çözümlere ulaflabilecek nitelikte mahkemelerin kurulmas› zarureti de vard›r; ama, olaya kapsaml› ve gerçekçi bir boyuttan bakacak olursak, tüketiciyle ilgili pek çok fley söyleme imkân›na sahip olmam›za ra€men, as›l  olan, konunun ekonomik oldu€udur ve bu mevcut piyasa yap›s› içerisinde, bu mevcut iktisadî dengelerin bozuklu€u içerisinde, yasal çerçeveyi ne kadar iyi oluflturursan›z oluflturun, kurumsal yap›lardaki boflluklar› ne kadar doldurursan›z doldurun, tüketiciyi korumak mümkün olmaz. Enflasyon oran›n›n yüzde 100'ü aflt›€›, üç rakaml› hale geldi€i bir ortamda tüketicilerin nas›l korunaca€›n›, gerçekten, herkes merak edebilir. Bunu, böylesine bir enflasyonist ortamda, kanun ç›karmakla, kurumsal düzenlemeler yapmakla mümkün hale getiremeyece€imiz de aç›k bir gerçektir.

Di€er taraftan, tüketiciyi ezen, ma€dur eden en önemli faktörlerden biri de, tekelci yap›lard›r. E€er bir ülke ekonomisinde tekelci yap›lar hâkimse, böyle bir ortamda, fiyatlar, bu tekelci kurulufllar taraf›ndan, tekel piyasalar›na özgü koflullar içerisinde tespit edilecek; dolay›s›yla, tüketici, refah kayb›na u€rayacakt›r. Dolay›s›yla, tekelci yap›lar›n da çözülmesi laz›m. Türkiye'de piyasaya hâkim yap›, özellikle bu tekelci firmalar›n oluflturdu€u yap›d›r; hemen her alanda aksak bir rekabet piyasas› vard›r, belli ürünler belli birkaç firma taraf›ndan üretilmektedir ve her alanda tekel oluflmufl vaziyettedir; hangi mal› ele al›rsan›z al›n, o mal›n üreticisi olarak birkaç firma vard›r ve bu firmalar aras›ndaki rekabet, asl›nda optimal fiyat› bulmaya yönelik de€il, do€rudan do€ruya bir reklam rekabetidir; üstelik, bu reklamlar›n maliyetlerini de fiyatlara ekledikleri için, gerçekte çok düflük fiyatlarla piyasaya sunulabilecek mallar, çok yüksek fiyatl›, pahal› mallar olarak piyasaya arz edilmektedir. Böylesine bir arz karfl›s›nda da, tüketicinin, fiyat› düflürebilme gücü, iktidar› yoktur; çünkü, o mal› üreten birkaç firma, fiyat düzeyini çok yüksek bir flekilde belirleyebilmektedir. Bu yap›lar›n çözülmesi laz›m. Tekelci yap›lar›n, belki ekonomik tedbirlerle, belki baz› yasal tedbirlerle -k›smen de olsa bu konuda etkili olabilir- ortadan kald›r›lmas› laz›m.

Di€er taraftan, ekonomiyle ilgili; özellikle, kredi faizlerinin yüzde 230 oldu€u bir ortamda, bu tabiî, do€rudan do€ruya tüketicilere yans›yacak demektir, tüketicilerin ezilece€i bir ortam› ortaya ç›karacak demektir.

Konuyu fazla uzatmamak, Say›n Bakan› da burada fazla bekletmemek niyetiyle, düflüncesiyle, özet olarak flunu belirtmek istiyorum:  Bu konudaki bir yasal düzenleme her fley demek de€ildir; ama, yasal düzenlemenin de, bir çerçeve kanunun da ç›kar›lmas› gereklili€i vard›r. Bu iyi niyetle, bu düflünceyle, 619 s›ra say›l› kanun tasar›s› Meclisimize gelmifltir, müzakerelerini yap›yoruz. Bu tasar›n›n içeri€iyle ilgili baz› eksiklikler muhakkak vard›r; ancak, bu eksikliklerine ra€men, böyle bir tasar›n›n yasalaflmas›nda da bafllang›ç olarak, en az›ndan fayda mülahaza etmekteyiz.

Bu düflünceler içerisinde; e€er, yasalafl›rsa bu tasar›n›n hay›rl› olmas›n› diliyor, sayg›lar sunuyorum. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN- Teflekkür ederim Say›n fiener.

Sosyaldemokrat Halkç› Parti Grubu ad›na, Say›n Tahir Köse; buyurun efendim. (SHP s›ralar›ndan alk›fllar)

SHP GRUBU ADINA MEHMET TAH‹R KÖSE (Amasya)- Say›n Baflkan, Yüce Meclisin de€erli üyeleri; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Ekonomik demokratikleflme paketi içerisinde bulunan yasalar›m›zdan önemli bir tanesi de, Tükecinin Korunmas› Hakk›nda Kanun tasar›s›yd›. Geçen haftalarda Meclisin oybirli€iyle kabul etti€i Rekabetin Korunmas› Hakk›nda Kanun da yine, esas itibariyle tüketicinin korunmas›na dönük olan önemli bir yasayd›. Bu yasalar›n ilk metnini -o gün de söyledi€im gibi- 300'ün üzerindeki kurum, kurulufl ve siyasî partilere yollay›p, birlikte oluflturmufltuk.

Bu tasar›ya bakacak olursak, bir iki tane münferit maddenin haricinde, hemen hemen hiçbir partinin muhalefet flerhi yok. Bundan dolay›, tüm siyasî partilerimize teflekkür ediyorum. O zaman, yasa tasar›s›n›n haz›rlanmas›nda hepsi çok yard›mc› oldular, yard›mlar›n› esirgemediler. Sivil toplum örgütleri, yine, ayn› flekilde yard›mlar›n› esirgemediler. Bu yasalar›n haz›rlanmas›nda eme€i geçen Sanayi Bakanl›€›n›n bürokratlar›na da ayr›ca teflekkür ediyorum; hepsi, çok büyük emek verdiler.

Bu tasar›y› özetleyecek de€ilim; ama, çok iyi flekilde haz›rlanm›fl bir tasar›d›r. Burada, kampanyal› sat›fllar, kap›dan sat›fllar, ay›pl› ve kusurlu mal›n nas›l geri al›naca€› çok detayl› bir flekilde tarif edilmifltir. Tasar›da, bugün, de€ifltirilmesi ve güncellefltirilmesi gereken birkaç tane madde vard›r; o da, cezalarla ilgilidir. Bu tasar›y› sevk etti€imizde, cezalar›, katsay›lara ba€lam›flt›k; yasa ç›kt›ktan sonra, her y›l, bu, peflpefle artm›fl olacakt›; fakat, arada bir takvim y›l› geçti€i için, parasal miktarlar›n bugünkü tarihlere göre güncellefltirilmesi gerekli. Ondan sonra da, zaten, katsay›ya ba€land›€› için, bir güncellefltirme gerekmeyecek.

Tasar› içinde, birkaç tane, sivil toplum örgütünün a€›rl›kl› oldu€u kurullar var; Reklam Kurulu, Tüketici Konseyi, Tüketici Sorunlar› Hakem Heyeti gibi... Bunlar da, biraz evvel söyledi€im gibi, sivil a€›rl›kl›; kamunun a€›rl›€›, hemen hemen hissedilmeyecek derecede az. Daha sonra kurulacak ilk kuruluflun da, yasa ç›kt›€›nda, Adalet Bakanl›€›n›n görevlendirece€i bir mahkeme bu sorunlar› çözmede yard›mc› olacak; fakat, belli bir süre sonra, Adalet Bakanl›€› tüketici mahkemelerini, bu yasayla teflekkül ettirmifl olacak.

Ben, tekrar, yasa tasar›s›n›n haz›rlanmas›nda -Komisyonda olsun bize fikir verme aflamas›nda olsun- yard›mc› olan tüm siyasî partilere teflekkür ediyorum. Ayr›ca, Sanayi Bakanl›€›n›n de€erli bürokratlar›na ve Say›n Bakana da teflekkür ediyorum.

Yüce Meclise sayg›lar sunar›m.

BAfiKAN-  Teflekkür ederim Say›n Köse.

Say›n milletvekilleri, gruplar ad›na yap›lan konuflmalar tamamlanm›flt›r.

fiah›slar ad›na söz talebi?.. Yoktur.

Say›n Bakan, konuflma talebiniz var m› efendim?

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Hay›r Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Böylece, tasar›n›n tümü üzerinde yap›lan konuflmalar tamamlanm›flt›r.

Tasar›n›n maddelerine geçilmesini oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

l inci maddeyi okutuyorum:

MADDE l.-

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

2 nci maddeyi okutuyorum:

MADDE 2.-

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Önerge yok.

Maddeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

3 üncü maddeyi okutuyorum:

MADDE 3.-

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde önerge yok.

Maddeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 3 üncü madde kabul edilmifltir.

4 üncü maddeyi okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Madde üzerinde önerge yok.

Maddeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... 4 üncü madde kabul edilmifltir.

5 inci maddeyi okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde, Say›n Topçu'nun söz talebi vard›r. Buyurun efendim.

YAfiAR TOPÇU (Sinop)- Say›n Baflkan›m, de€erli arkadafllar›m; tabiî , kanun tasar›s›n› bir an evvel geçirelim diye gecenin bu saatinde burada bulunuyoruz. Benim, söz almak gibi bir niyetim yoktu; kanun tasar›s›, o zamanki Bakanlar Kurulundan geçmifltir, alt›nda da imzam var. Yaln›z, madde metninde, hukukla, borçlar hukukuyla, ticaret hukukuyla ve mevcut uygulamayla, maalesef, ba€daflmayan ibareler var. Bunlar› düzeltme flans›na da tam sahip de€iliz. Ben, çok tipik oldu€u için dikkatinizi çekmek istedim.

Bak›n›z ne diyor: "Üzerinde numunedir veya sat›l›k de€ildir ibaresi bulunmayan bir mal›n; ticarî bir kuruluflun vitrininde, raf›nda veya aç›kça görülebilir herhangi bir yerinde teflhir edilmesi, onun stokta bulundu€u anlam›na gelir." Hay›r, stokta bulundu€u anlam›na gelmez, bazen son mal oldu€u anlam›na gelir. Bir gözlük, gözlükçünün vitrininde duruyor. Bunun bir ikincisi stokta olmayabilir. Bunun üzerine, her seferinde "bitti, bitmedi, numunedir ya da baflka kalmam›flt›r" gibi ibareler yazmak zorunda b›rak›lmas› veya bir baflka maddede, sat›c›n›n, son mal›, vitrinde teflhir edilmek üzere konmufl olan mal›, istedi€i zaman satmak mecburiyetinde b›rak›lmas› tek tarafl› olarak sat›c›y› ba€lamak anlam›na gelen, bizim borçlar hukukumuzla, mevzuat›m›zla ba€daflmayan hükümler var.

Ben önerge falan da haz›rlamad›m, böyle bir niyetim de yok; sadece dikkatinizi çekmek için söyledim. Yasa tasar›s› çok bekledi, tüketici de bu yasa tasar›s›n› bekliyor, oyalamay› da flahsen do€ru bulmuyorum; ama, bu yanl›fllar nas›l düzeltilir?.. Bir tercüme yap›larak m› bu yanl›fllar yap›ld›, bunu kimler nas›l haz›rlad› bilemiyorum; ama, bu tasar›da birçok yanl›fllar var. Sadece, Genel Kurulda bulunan arkadafllar›m›z›n dikkatine sunmak istedim.

Dinledi€iniz için teflekkür ediyor, sayg› sunuyorum.

BAfiKAN- Say›n Komisyon veya Say›n Hükümet bu konuda söz almak istiyorsa..

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Evet, Say›n Baflkan, bir hususu aç›klamak istiyorum.

BAfiKAN- Buyurun efendim.

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Bu, aç›kl›k ilkesi için konmufl bir madde. E€er, sat›c› bir mal› vitrine koymuflsa, tabiî, sat›l›k olup olmad›€›n› da üzerine yazmak durumunda kalmas› için konmufl bir maddedir ve do€rudur. Onun için, borçlar hukukuna ayk›r› herhangi bir yan› da yok diye düflünüyorum.

BAfiKAN- ‹tiraz ve cevap, zab›tlara bu flekilde geçti efendim.

Bu konuda herhangi bir önerge var m›? Yok.

5 inci madde üzerinde baflka söz talebi? Yok.

5 inci maddeyi bu haliyle oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

6 nc› maddeyi okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?..

CEVAT AYHAN (Sakarya)- Say›n Baflkan, burada bir kelime var...

BAfiKAN- Efendim, kürsüye buyurun.

CEVAT AYHAN (Sakarya)- Yerimden k›saca arz edeyim. Say›n Baflkan, burada  "bir ediminin" deniliyor; yani, bunu kaç kifli biliyor Genel Kurulda? Bir kanun metni yaz›l›rken , anlafl›l›r olmas› mühimdir.

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Borçlar Yasas›nda var.

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ YILMAZ OVALI (Bursa)- Kanunlarda var.

BAfiKAN- Efendim, bir dakika müsaade eder misiniz,  Say›n Ayhan konuflmas›n› bitirsin.

CEVAT AYHAN (Sakarya)-Taahhüt manas›na geliyor... Taahhüt olarak de€ifltirelim.  Kimsenin de anlamad›€› bir kelimeyi buraya koyman›n bir manas› yok.

Arz ederim.

BAfiKAN- Teflekkür ederim.

Say›n Komisyonun, bu konuda bir cevab› var m›  efendim.

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ YILMAZ OVALI (Bursa)- Efendim, "edim" kelimesi hukukî bir tabirdir, borçlar hukukunda da vard›r.

BAfiKAN- Borçlar Kanunundan al›nm›fl bir tabirdir.

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ YILMAZ OVALI (Bursa)- Evet.

BAfiKAN- Peki efendim.

‹tiraz ve cevap, zab›tlara bu flekilde geçti efendim.

Teflekkür ederim.

Madde üzerinde söz talebi?.. Yok.

Bir önerge var; okutup, iflleme koyaca€›m.

 

                   Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Genel Kurulda görüflülmekte olan tüketicinin korunmas› hakk›nda kanun tasar›s›n›n 6 nc› maddesinin ikinci f›kras›n›n sonuna gelmek üzere "taraflarca belirlenen ve tüketiciye yaz›l› olarak bildirilen mal veya hizmetin toplam sat›fl fiyat› hiçbir flekilde art›r›lamaz" ibaresinin eklenmesini; üçüncü f›kras›na "bilgileri" ifadesinden sonra gelmek üzere "yaz›l› olarak bildirmek ve taraflar aras›nda aktedilen sözleflmenin bir nüshas›n›" ibaresinin ilavesini arz ve teklif ederiz.

           ‹hsan Saraçlar     Cemalettin Gürbüz          Güler ‹leri      M. Seyfi Oktay

              Samsun                  Amasya                       Tokat                Ankara

                 Hilmi Yükselen            Mustafa Y›lmaz            Mahmut Öztürk

K›rflehir         Malatya                         Aksaray

Gerekçe:

Taraflarca belirlenen ve tüketiciye yaz›l› olarak bildirilen toplam sat›fl fiyat›n›n, geliflen piyasa koflullar›na göre sonradan art›r›lmas›, hem karfl›l›kl› irade beyanlar› sonucu oluflan sözleflmeye hem de tüketicilerin korunmas›yla ilgili temel ilke ve amaçlara ayk›r›l›k teflkil edece€inden, söz konusu madde metnine toplam sat›fl fiyat›n›n art›r›lamayaca€›n›n ilave edilmesi uygun olacakt›r.

BAfiKAN- Say›n Komisyon, önergeye kat›l›yor musunuz?

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU BAfiKANVEK‹L‹ YILMAZ OVALI (Bursa)- Ço€unlu€umuz olmad›€› için kat›lam›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Hükümet?..

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Kat›l›yoruz efendim.

BAfiKAN- Say›n Hükümet, önergeye kat›ld›klar›n›, Say›n Komisyon da, ço€unluklar› olmad›€› için kat›lamad›klar›n› ifade ettiler.

Önergeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmifltir.

Bu maddeyi, bu önergeyle yap›lan de€iflik flekliyle, oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler...Kabul etmeyenler...Kabul edilmifltir.

7 nci maddeyi okutuyorum:

 

 

BAfiKAN- Madde üzerinde söz talebi?..Yok.

Madde üzerinde bir önerge var; okutup, iflleme koyaca€›m:

                                 Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Genel Kurulda görüflülmekte olan, Tüketicinin Korunmas› Hakk›nda Kanun Tasar›s›n›n 7 nci maddesinin üçüncü f›kras›na "bilgileri de" kelimesinden sonra "vermekte" kelimesinden önce gelmek üzere "yaz›l› olarak" ifadesinin ilavesini arz ve teklif ediyoruz.

Sayg›lar›m›zla.

                   ‹hsan Saraçlar                M. Seyfi Oktay            Hilmi Yükselen

                   Samsun                                  Ankara                        K›rflehir

                      Mahmut Öztürk          Cemalettin Gürbüz               Güler ‹leri

                          Aksaray                        Amasya                              Tokat

                   Mustafa Y›lmaz

Malatya

Gerekçe: Hemen her ürün için yapmakta olan kampanyal› sat›fllara iliflkin koflullar›n yaz›l› olarak bildirilmesi, tüketiciyi bilgilendirip ayd›nlataca€›ndan, tüketicilerin aldat›lmas›n›n önüne geçilebilecektir.

BAfiKAN- Say›n Komisyon önergeye kat›l›yor mu efendim?

PLAN VE BÜTÇE KOM‹SYONU SÖZCÜSÜ ALAETT‹N KURT (Kocaeli)-  Ço€unlu€umuz olmad›€› için kat›lam›yoruz Say›n Baflkan.

BAfiKAN- Say›n Hükümet ?..

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Kat›l›yoruz.

BAfiKAN- Say›n Hükümet önergeye kat›l›yor, Say›n Komisyon ço€unlu€u olmad›€› için kat›lam›yor.

Önergeyi oylar›n›za arz ediyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmifltir.

7 nci maddeyi, de€ifliklik önergesindeki kabul etti€iniz flekliyle oylar›n›za arz ediyorum : Kabul edenler... Etmeyenler... 7 nci madde kabul edilmifltir.

Say›n milletvekilleri, çal›flma süremizin bitmesine 5 dakika gibi bir zaman kalm›flt›r. Bundan sonraki maddelerde de fazla say›da önerge vard›r. Yeni bir maddeye bafllad›€›m›z takdirde bitirilememe ihtimali mevcuttur; daha önce al›nan karar gere€ince de...

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Bir önerge var Say›n Baflkan .

BAfiKAN- 7 nci maddeyle ilgili mi?

SANAY‹ VE T‹CARET BAKANI MEHMET DÖNEN (Hatay)- Sürenin uzat›lmas›yla ilgili Say›n Baflkan.

BAfiKAN Hay›r efendim mümkün de€il.

Daha önce, saat 23.00'e kadar çal›flma önerisini yine bu Genel Kurul kabul etmiflti.

Bu nedenle, kanun tasar› ve tekliflerini s›ras›yla görüflmek için, 29 Aral›k 1994 Perflembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleflimi kapat›yorum.

Kapanma Saati :22.55



(X) 728 S.Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.

(X)- 619 S.Say›l› Basmayaz› tutana€a eklidir.