B‹R‹NC‹ OTURUM

Aç›lma Saati: 15.00

BAfiKAN : Baflkanvekili Vefa TANIR

KÂT‹P ÜYELER: Ali GÜNAYDIN (Konya), Cengiz ÜRETMEN (Manisa)

-----0-----

BAfiKAN – Türkiye Büyük Millet Meclisinin 83 üncü Birleflimini aç›yorum.

 

III.— Y O K L A M A

BAfiKAN – Ad okunmak suretiyle yoklama yap›lacakt›r; say›n milletvekillerinin, salonda bulunduklar›n› yüksek sesle belirtmelerini rica ederim.

(Bingöl Milletvekili Haydar Baylaz'a kadar yoklama yap›ld›)

BAfiKAN – Toplant› yetersay›m›z vard›r; görüflmelere bafll›yoruz.

Say›n milletvekilleri, gündeme geçmeden önce, dün, üç arkadafl›ma gündem d›fl› söz verece€imi söylemifltim; fakat, bugün, gündemde bir de€ifliklik oluyor.

Say›n ‹brahim Gürsoy "son günlerde ülkemizde meydana gelen olaylara ve toplumsal bar›fl› bozmak isteyenlere karfl› düflüncelerimi dile getirece€im" demiflti, ben de evet demifltim. Say›n Fethiye Özver "8 Mart Dünya Kad›nlar Günü dolay›s›yla konuflaca€›m" demiflti, ben de evet demifltim. Say›n Güler ‹leri "Dünya Kad›nlar Gününde konuflaca€›m" demiflti, ben de evet demifltim. Say›n Melike Hasefe "gündem d›fl›, Dünya Kad›nlar Günü dolay›s›yla konuflaca€›m" demiflti, evet demifltim; ama, flimdi, Say›n D›fliflleri Bakan›m›z, Gümrük Birli€i dolay›s›yla gündem d›fl› söz talebinde bulunuyorlar. Hükümetin önceli€inden dolay›, sözü ona verece€im.

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya) – Say›n Baflkan›m, ben de ayn› flekilde gündem d›fl› konuflmak istemifltim; bana evet demediniz mi?

BAfiKAN – Efendim, size evet demedim; çünkü, arkadafllar›m›n taleplerinde "8 Mart Kad›nlar Günü" deniliyor; bir önceli€i var.

fiimdi, Hükümete söz verece€im; gruplara da söz hakk› do€aca€› için gruplara da söz verece€im; ondan sonra iki arkadafl›ma söz verece€im; bu üç han›m arkadafl›m›z aras›nda kura çekerek, konuflacak bir arkadafl›m›z› belirleyece€im ve bir de Say›n Gürsoy'a söz verece€im; yaln›z, Hükümetin konuflmas› ve görüflmelerden sonra...

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – ‹ktidardan bir arkadafl›m›z, muhalefetten de bir arkadafl›m›z konuflsun efendim.

‹BRAH‹M GÜRSOY(‹stanbul) – Ben yar›n konuflay›m efendim.

BAfiKAN – Peki efendim; yar›n...

 

 

BAfiKAN – fiimdi, söz, Say›n D›fliflleri Bakan›n›n.

Buyurun Say›n Bakan.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda 6 Martta imzalanm›fl olan Gümrük Birli€i ile ilgili olarak, bilgi sunuflunda bulunmak amac›yla söz istemifl bulunuyorum; sizleri, flahs›m ve Hükümetimiz ad›na sayg›lar›mla selaml›yorum.

6 Martta, Brüksel'de, Avrupa Birli€i ile Türkiye aras›ndaki ortakl›k konseyinin, Türkiye'nin, Avrupa Birli€ine Gümrük Birli€i yoluyla girmesine iliflkin alm›fl oldu€u karar, asl›nda yeni bir geliflme de€ildir; bu karar, 1963 y›l›nda imzalanm›fl olan Ankara Antlaflmas›n›n ve 1973 y›l›nda imzalanm›fl olan ona ek protokolün ahdî bir yükümlülü€üdür.

Bilindi€i gibi, 1963'te imzalanan Ankara Antlaflmas›n›n 1 inci maddesinde, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda bir ortakl›k iliflkisinin kurulmas› öngörülmüfltür. Ankara Antlaflmas›n›n 2 nci maddesinin üçüncü f›kras›nda ise, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda kurulacak ortakl›k iliflkisinin üç aflamadan geçmesi karara ba€lanm›flt›r; haz›rl›k aflamas› olacak, geçifl aflmas› olacak bir de son dönem olacak.

Say›n milletvekilleri, Ankara Antlaflmas›n›n 5 inci maddesine göre, son dönem tümüyle, Gümrük Birli€ine dayanmaktad›r. Bu çerçevede, Türkiye, 1963 y›l›nda imzalam›fl oldu€u Ankara Antlaflmas› uyar›nca, haz›rl›k dönemini, geçifl dönemini tamamlam›fl; 6 Martta al›nan karar uyar›nca da, Avrupa Birli€i ile aras›ndaki iliflkilerin son aflamas›na ulaflm›fl bulunmaktad›r.

Ülkemiz için, ulusumuz için, halk›m›z için, iktisadî aç›dan, toplumsal aç›dan, idarî ve kültürel aç›dan son derece önem tafl›yan bu karar›n, hepimiz için hay›rl› ve yararl› olmas›n› diliyorum.

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Esaret karar›...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – 1950'lerden bafllayarak, 1950'lerin ikinci yar›s›ndan bafllayarak, bu karar›n al›nmas›nda, bu aflamaya gelinmesinde katk›s› olan tüm hükümetlere, baflbakanlara, d›fliflleri bakanlar›na Hükümetimiz ad›na en içten flükranlar›m› sunuyorum.

Say›n milletvekilleri, ayr›ca, 1980'li y›llarda, bilinen nedenlerle, Avrupa Birli€i ile Türkiye iliflkilerinde bir duraksama dönemi yaflanm›flt›. Bizi Gümrük Birli€i Antlaflmas›na tafl›yan son karar, son iki y›lda yap›lan çal›flmalarla elde edilmifltir. Son iki y›lda yo€unlaflt›r›lm›fl bir biçimde yap›lan çal›flmalar, sonuçta Türkiye'yi, 6 Martta, bu karara götürmüfltür, tafl›m›flt›r. O nedenle, son iki y›ll›k süre içinde D›fliflleri Bakan› olarak ülkemize hizmet etmifl olan Say›n Hikmet Çetin'e ve Say›n Mümtaz Soysal'a da en içten flükranlar›m› sunuyorum.

EYÜP AfiIK (Trabzon) – Fatih Rüfltü Zorlu'dan bahsetmedin...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – 1950'lerden bafllad›m...

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – ‹sim zikretmedin...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Son iki y›ldan bahsettim, son iki y›lda yo€unlaflt›r›ld›€›n› söyledim.

ÜLKÜ GÜNEY (Bayburt) – ‹simlerden bahsedersen hepsinden bahset...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI  MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – De€erli arkadafllar›m, bizim için, ülkemiz için, ulusumuz için, gerçekten uygarl›k yolunda çok önemli bir ad›m atm›fl bulunuyoruz. Kuflkusuz, yeni ve evrensel de€er yarg›lar›yla, Türkiye, karfl› karfl›ya kalacakt›r. O de€er yarg›lar›n›, Türkiye, Avrupal› ortaklar›yla paylaflacakt›r; ancak, hiç kimse kayg›ya kap›lmas›n; Türkiye, tüm kimli€iyle tüm benli€iyle Avrupa Birli€ine girmektedir; benli€imizin ve kimli€imizin kaybedilmesi, yitirilmesi söz konusu de€ildir; böyle bir geliflme oldu€unda, zaten, Türkiye, Türkiye olmaktan ç›kar.

De€erli arkadafllar›m, teknik aç›klamalara geçmeden önce, birkaç hususu bilgilerinize sunmakta yarar görüyorum.

Her fleyden önce, Gümrük Birli€ine girmemiz, daha do€rusu, Avrupa Birli€ine Gümrük Birli€i yoluyla girmemiz, Türkiye'nin, tam üyelik konusundaki kararl›l›€›n› hiçbir biçimde ortadan kald›rmamaktad›r. "Tam üyelik olmad›, onun yerine Gümrük Birli€i olsun", "tam üyeli€i veremiyoruz, siz Gümrük Birli€i ile idare edin" fleklinde bir yaklafl›m olmam›flt›r, olamaz. Gümrük Birli€ini, tam üyeli€i ikame edecek bir yaklafl›m olarak, bir uygulama olarak görmüyoruz. Gümrük Birli€ine giriyoruz; ama, Türkiye'nin, tam üyeli€iyle ilgili kararl›l›€› sürmektedir. Nitekim, 6 Martta al›nan karar›n bafllang›ç bölümünde, Türkiye'yi, Ankara Antlaflmas›na dayal› olarak tam üyeli€e götürecek olan 28 inci madde aç›k bir biçimde tekrar edilmifltir, o maddeye gönderme yap›lm›flt›r.

Ayr›ca, Say›n Baflbakan›m›z, Türkiye'nin tam üyeli€i konusuyla ilgili olarak önceki gün yapt›€› aç›klamada, bir tarih telaffuzunda bulunmufltur; 2001 y›l›n›, Türkiye'nin tam üyeli€e geçmesini, Türkiye'nin tam üyeli€ini sa€layacak bir tarih olarak gördü€ünü ifade etmifltir. Say›n milletvekilleri, bunu, bir aritmetik hesaplama olmaktan çok, mutlaka gerçeklefltirilmesi gereken bir hedef olarak almam›z›n uygun ve yararl› olaca€› kan›s›nday›m.

Kuflkusuz, hesaplamalar yap›lm›flt›r, kuflkusuz, de€erlendirmeler yap›lm›flt›r; ama, burada önem tafl›yan konu, o aritmetik hesaplamalar›n sonucu olmas› de€il, burada önem tafl›yan konu, bunun bir hedef olarak al›nmas›, görülmesidir.

BAfiKAN – Say›n milletvekilleri, Say›n Bakan rahats›zl›k çekiyor; lütfen, flu hareketi durdural›m... Lütfen...

H. FECR‹ ALPASLAN (A€r›) – Arkadafllar› dinlemiyor...

BAfiKAN – Say›n Bakan, buyurun.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Teflekkür ederim Say›n Baflkan; bir rahats›zl›€›m yok.

De€erli arkadafllar›m, önce bunu belirttim. Tam üyelik, temel amaçt›r. Gümrük Birli€i, onun ikamesi de€ildir, bir seçenek olarak getirilmemifltir. Tam üyelik -Say›n Baflbakan'›n önceki gün aç›klad›€› gibi, bütün olanaklar›m›z› zorlayaca€›z- 2001 y›l›nda gerçeklefltirilmesi gereken bir süreç olarak görülmektedir.

De€erli arkadafllar›m, bilgilerinize sunmak istedi€im ikinci husus da, Gümrük Birli€inin dün bafllamam›fl oldu€udur. Bir baflka ifadeyle, 6 Martta karar al›nd›, 7 Martta, yani dün, Gümrük Birli€i bafllad›... Hay›r, böyle de€il. Gümrük Birli€i, 1 Ocak 1996 tarihinde bafllayacakt›r. 6 Martta, Ortakl›k Konseyinde, Gümrük Birli€inin 1 Ocak 1996 tarihinde bafllamas›na iliflkin karar al›nm›flt›r.

Önümüzde iki aflama daha var. Bunlardan birincisi, bunun, bu konunun Avrupa Parlamentosunda görüflülecek olmas›d›r.

Say›n milletvekilleri, 6 Martta al›nm›fl olan karar, önümüzdeki aylarda Avrupa Parlamentosunda görüflülecektir, tart›fl›lacakt›r. Kimileri, Türkiye'nin, bunu, bu karar› Avrupa Parlamentosuna tafl›mas›n›n do€ru olmad›€›n›, uygun olmad›€›n›n iddia etmekteler. Asl›nda, bu karar›n Avrupa Parlamentosuna götürülmesi, tafl›nmas›, Türkiye'nin tercihiyle yap›lan bir uygulama de€ildir, olmayacakt›r. Parlamentolar, egemenliklerini, diledikleri anda, diledikleri biçimde kullanma durumundad›rlar; parlamentolar, gerekli gördükleri tart›flmalar›, gerekli gördükleri zamanlarda yapma durumundad›rlar. Hay›r, bunun Parlamentoya götürülmesi uygun de€ildir, bunu, Parlamentoya götürmeyin, götürmeyelim dememiz, o ba€lamda söz konusu de€ildir. Kald› ki, Türkiye'nin, anlaflma yapt›€› kurulufllarla ya da Türkiye'nin, anlaflma yapt›€› ülkelerle o anlaflman›n nas›l onaylanmas› gerekti€ine iliflkin bir telkinde bulunmas› da söz konusu de€ildir; çünkü, bu, tümüyle iç mevzuata yönelik bir uygulamad›r.

De€erli arkadafllar›m, buradan, Yunanistan'›n olumsuz bir tavr›yla karfl›lafl›lmas›n›n söz konusu olmayaca€›n› da ifade edeyim.

6 Mart karar›, Avrupa Parlamentosuna götürülecek, orada tart›fl›lacak ve ayr›ca, ekim ay›nda toplanacak olan Ortakl›k Konseyinde de ele al›nacak; ancak, ekim ay›nda toplanacak olan Ortakl›k Konseyi, 6 Martta verilen karar› gözden geçirme ya da de€ifltirme durumunda olmayacak. O karar verildi, o karar al›nd›. Bu karar, bir kez daha Ortakl›k Konseyinde bir tart›flmaya tabi tutulmayacak, tutulma durumunda de€il.

Bas›nda okumakta ve izlemekteyiz ki, Yunanistan'›n kimi kayg›lar› oldu€u ileri sürülmekte, bu kayg›lardan hareketle konuyu veto edebilece€i olas›l›€› göz önünde tutulmakta. Bu da söz konusu de€il, böyle bir geliflmenin olmas› da söz konusu de€il; çünkü, Yunanistan'›n flimdiye kadar elinde tuttu€u veto gücü, ekim ay›nda yap›lacak toplant›da, art›k daha farkl› bir biçimde iflleme durumunda olacakt›r. Ekim ay›nda, Yunanistan'›n vetosu söz konusu olmayacak. Bunun yeniden görüflülmesini, yeniden tart›fl›lmas›n› bir olas›l›kla Yunanistan e€er gündeme getirirse, bunun yap›labilmesi için, bu kez, bütün ülkelerin onay›n›n al›nmas› gerekmektedir. Bu kez, herhangi bir ülkenin vetosunu kullanmas› demek, Yunanistan'›n böyle bir girifliminin baflar›s›z kalmas›, sonuçsuz kalmas› anlam›n› tafl›yacakt›r.

De€erli arkadafllar›m, Avrupa Parlamentosundan, her olas›l›€a karfl›, bir olumsuz tablonun ortaya ç›kmas› durumunda -böyle bir fley olaca€›n› sanm›yorum, böyle bir ihtimali görmüyorum; ama, her türlü olas›l›€› göz önünde bulundurmak gerekir- böyle bir olas›l›k karfl›s›nda, Türkiye, 6 Martta, tüm haklar›n› mahfuz tuttu€unu aç›k bir biçimde ortaya koymufltur.

De€erli arkadafllar›m, konu, Yüce Meclisimizde, de€iflik tarihlerde tart›fl›ld›; ayr›ca, milletvekillerimiz, baflka platformlarda da Avrupa Birli€iyle ilgili kayg›lar›n› ifade ettiler. Ben, 18 Aral›kta, D›fliflleri Bakanl›€› bütçesinin tart›fl›lmas› s›ras›nda, say›n milletvekillerimizin ortaya koymufl olduklar› kayg›lar›, burada, çok k›saca kendilerine ve Yüce Meclisimize an›msatmak istiyorum:  O tarihte -18 Aral›kta- kimi say›n milletvekilleri, Hükümetimizin Gümrük Birli€ine ne pahas›na olursa olsun girme kararl›l›€› içerisinde, K›br›s'tan ödün verdi€imizi, ödün verece€imizi, verebilece€imizi dile getirmifllerdi; kimileri de, Türkiye'nin iç sorunlar›n›; örne€in, demokratikleflme konusunu, insan haklar› konusunu gereksiz yere o platformlarda tart›flmakta oldu€umuzu ileri sürmüfllerdi.

De€erli arkadafllar›m, Tükiye'nin Gümrük Birli€ine girmesi, tümüyle 1963 ve 1973 Antlaflmalar›n›n getirmifl oldu€u koflullar çerçevesinde olmufltur. 1963 Ankara Antlaflmas›n›n öngördü€ü koflullar vard›; onun eki olan, 1973'teki Ek Protokolün öngörmüfl oldu€u koflullar vard›. Türkiye, Gümrük Birli€ine o koflullar çerçevesinde girmifltir; Türkiye'nin Gümrük Birli€ine giriflini baflka koflullar belirlememifltir.

 Kuflkusuz, içerisinde oldu€umuz her platformda -o arada, Ortakl›k Konseyi toplant›s›nda- ortaklar›m›z›n, dostlar›m›z›n dile getirdikleri tüm konular› tart›flt›k; onlarla ele ald›k. Onlar görüfllerini söylediler, biz görüfllerimizi ifade ettik. Sorulan sorular›n yan›tlanmas› "falanca konuda tart›flma yapmak istiyorum" denildi€inde "hay›r, ben o konuda tart›flmaya girmem" denilmesi, kuflkusuz, söz konusu olamazd›, olmamal›yd›. Bütün bu tart›flmalar yap›ld›; ama, dikkatlerinizi çekmek istedi€im husus, Türkiye'nin Gümrük Birli€ine yaln›z ve yaln›z 1963 ve 1973 Antlaflmalar›n›n getirmifl oldu€u koflullar ve yükümlülükler çerçevesinde girmifl oldu€udur, karar›n o çerçevede al›nm›fl oldu€udur. O tarihlerde tafl›nan duyarl›l›€›n,  daha sonra 18 Aral›kta burada yap›lan görüflmelerde ortaya konulan duyarl›l›klar›n, art›k bundan sonra, bu karar›n al›nmas›ndan sonra, 6 Mart›n afl›lmas›ndan sonra ayn› do€rultuda sürdürülmemesini diliyorum. O tarihlerde ifade etti€imiz hususlar bugün de yüksek sesle ifade edilebilmeli, tekrar edilebilmelidir. Türkiye, demokratikleflmesini, Avrupal› dostlar›ndan ald›€› siparifl uyar›nca yapmak durumunda de€ildir; Türkiye, demokratikleflmesini, kendi ulusu için, kendi halk› için, kendisi için gerçeklefltirmek durumundad›r. Bir flantajla karfl› karfl›ya kalamazd›k, hiçbir flantaj› kabul edemezdik; biz, hiç kimseye de flantaj yapma durumunda de€iliz.

De€erli milletvekilleri, 6 Martta, Brüksel'de yap›lan Ortakl›k Konseyi toplant›s›nda, üç belge üzerinde karar al›nd›: Bunlardan birincisi, Türkiye'nin Gümrük Birli€ine girmesine olanak veren belgedir; buna "Karar" diyorlar; bir karar al›nd›. ‹kinci belge, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda, Gümrük Birli€i iliflkilerinin d›fl›nda, ticarî iliflkilerin d›fl›nda; toplumsal yaflam›n, devlet yaflam›n›n, siyasal yaflam›n tüm alanlar›nda iflbirli€i yap›lmas›n› öngören ilkeleri ortaya koyan tavsiye karar›d›r resolution diye adland›rd›klar› karard›r. Üçüncüsü ise, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda, malî iflbirli€inin yap›lmas›n› öngören karard›r. Üç karar bunlard›r. O toplant›da bunlar›n üçüyle ilgili karar al›nd›.

Say›n milletvekilleri, flimdi, bunlardan birincisine, yani "Karar" diye adland›r›lan metne geçmek istiyorum. Burada, her fleyden önce, bunun bafl›nda -biraz önce söylemifltim; ama, yinelemekte yarar görüyorum- Ankara Antlaflmas›n›n Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda tam üyeli€in kurulmas›n› öngören 28 inci maddesine güçlü bir biçimde gönderme yap›ld›€›n› ifade edeyim.

fiimdi, sizlere, al›nan bu karardan, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda gümrük birli€i iliflkisinin kurulmas›n› sa€layan kimi maddelere iliflkin örnekler s›ralamak istiyorum:

Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; bu kararla birlikte, tar›m ürünleri d›fl›ndaki tüm ürünlerin serbest dolafl›m› öngörülmektedir; bu amaçla, miktar k›s›tlamalar› kald›r›lmaktad›r, teknik engeller kald›r›lmaktad›r, vergiler, fonlar kald›r›lmaktad›r.

fiABAN BAYRAK (Kayseri) – ‹flçilerimiz de serbest dolaflacaklar m›?

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – fiimdi, kald›r›lan büyüklü€ün; yani, serbest ticaretin sa€lanmas› amac›yla kald›r›lan büyüklü€ün ne oldu€unu bilgilerinize sunmak isterim. Bu konuda, çok farkl› de€erlendirmeler yap›lmakta, milyarlarca dolardan bahsedilmekte... Herkes ya da kimileri, akl›na gelen büyüklü€ü herhangi bir biçimde denetlemeksizin ifade edebilmekte.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Hiç söz vermediniz mi Say›n Bakan?!.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Say›n milletvekilleri, sizlere, 1995 y›l›ndan hareketle bir örnek vermek istiyorum: E€er, biraz önce ifade etti€im gibi, Gümrük Birli€i 1.1.1996 tarihinde bafll›yor olmasayd›, Gümrük Birli€i 1.1.1995 tarihinde bafllasayd›; yani, bu y›l Gümrük Birli€inin içerisine girmifl olsayd›k, bizim, devlet olarak, burada u€rayaca€›m›z kay›p 1,5 milyar dolar olacakt›. Bunun, 1,2 milyar dolar›...

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – 3 milyar...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – De€il, Say›n Kazan, de€il... Yanl›fl hesaplama yap›yorsunuz.

Bak›n, 1995'in örne€ini veriyorum. Biraz sonra da, gelecekte ne olaca€›n› anlayacaks›n›z, onu söyleyece€im.

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Gelece€e yönelik konuflmay›n; 1995'i b›rak›n, 1994'ü verin.

GÜNEfi TANER (‹stanbul) – 1991'i, 1992'yi verin.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – 1.1.1995 tarihinde, e€er girmifl olsayd›k... (ANAP ve RP s›ralar›ndan gürültüler)

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Hiç söz vermediniz mi Say›n Bakan?!.

BAfiKAN – Efendim, lütfen... Gruplar›n konuflma hakk› vard›r; Say›n Bakan› rahat dinleyelim.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...bizim Türkiye olarak u€rayaca€›m›z zarar 1,5 milyar dolar olacakt› dedim. Bunun 1,2 milyar dolar›, Toplu Konut Fonunun kald›r›lacak olmas› nedeniyle önümüze ç›kacakt›; 300 milyon dolar›ysa, ithalattan al›nan klasik vergiler... 1,2 milyar dolar› Toplu Konut Fonu, 300  milyon dolar› ithalattan al›nan klasik vergiler; toplam 1,5 milyar dolar.

Say›n milletvekilleri, ancak, burada Yüce Heyetiniz bir baflka yasay› kabul etti. Toplu Konut Fonu, burada kabul edilen o yasa uyar›nca da zaten kalkma durumunda. Uruguay Round'un sonunda karara ba€lanan GATT Anlaflmas› uyar›nca, Türkiye art›k, ithalattan, Toplu Konut Fonu almak durumunda olmayacak. Toplu Konut Fonunun kald›r›lmas›, bizim, Avrupa Birli€ine, Gümrük Birli€i yoluyla girmemizle iliflkili de€il, daha önceden ç›km›fl olan, al›nm›fl olan karar uyar›nca da, art›k, Toplu Konut Fonunu almam›z, Toplu Konut Fonu geliri elde etmemiz söz konusu olamayacakt›. Bunu, bu vesileyle bilgilerinize sunmak isterim.

Say›n milletvekilleri, öte yandan, yine al›nan kararla, Türkiye, Üçüncü Ülkelere karfl› ortak gümrük tarifesi uygulama yükümlülü€ünü üstlenmektedir. Ancak...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – fiunu biraz açar m›s›n›z...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – "Ancak" diye bafllayarak tam açmak üzereydim zaten .

...Ancak, de€erli milletvekilleri, ortak gümrük tarifeleri konusunda, Türkiye, tek tarafl› olarak, bunlar›n geçici süreyle ask›ya al›nmas› ve de€ifltirilmesi hakk›n› elinde tutmaktad›r. Üçüncü ülkelerle, Avrupa Birli€i üyesi ülkeler aras›nda  ticaretin yap›lmas› durumunda, onlar›n karara ba€lam›fl olduklar›, kabul etmifl olduklar› ortak gümrük tarifesi denilen bir tarife var. Asl›nda, Gümrük Birli€ini, serbest ticaret anlaflmas›ndan ay›ran temel ö€e de bu. Baz› arkadafllar›m›z, "Neden serbest ticaret anlaflmas› yapm›yoruz; neden Gümrük Birli€i yoluna gidiyoruz?" sorusunu sormaktalar. Gümrük Birli€i ile serbest ticaret anlaflmas› aras›ndaki temel farkl›l›k bu; üçüncü ülkelere karfl› ortak gümrük tarifesi uygulaman›z. Ancak, Türkiye, üçüncü ülkelere karfl› uygulayaca€› ortak gümrük tarifesi nedeniyle herhangi bir olumsuzlukla, herhangi bir sorunla karfl› karfl›ya kal›rsa, tek tarafl› olarak, bunu geçici bir süreyle ask›ya alma ve de€ifltirme hakk›n› elinde tutmaktad›r. Bunun, son derece de önem tafl›d›€›n›, alt›n› çizerek bir kez daha  ifade edeyim.

Ayr›ca, K›br›s'› ve Türkî cumhuriyetleri, hiçbir biçimde üçüncü ülkeler kümesi içinde de€erlendirme durumunda olmad›€›m›z› da burada aç›kl›kla ifade edeyim. Çok ayr›nt›lar›na inmek istemiyorum...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Anlaflmada var m› bunlar?  

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – 1.1.1996'da bafllayacak Cengiz Bey.

CENG‹Z BULUT(‹zmir) – Anlaflmada var m› bunlar?

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Söylüyorum... Söylüyorum... 1.1.1996'da böyle bir uygulamaya girilecek.

fiu anda, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyetiyle Türkiye'nin aras›ndaki ticarî iliflkileri, gümrük iliflkileri, hiçbir biçimde olumsuz etkilemesine f›rsat vermeyecek bir süreç yürütülmektedir ve sonuçlanmak üzeredir. Kald› ki, onun d›fl›nda -yaln›zca K›br›s için söylemiyorum, Türkî cumhuriyetlerin tümünü dikkate alarak ifade ediyorum- Türkî cumhuriyetlerle iliflkilerimizde de bir olumsuzlu€un yaflanmamas› için gerekli önlemler al›nm›flt›r.

Dikkatinize sunmak istedi€im bir baflka husus fludur say›n milletvekilleri: Türkiye, bu anlaflmayla birlikte, baz› duyarl› mallarda, örne€in otomotivde, ortak gümrük tarifeleri üzerinde vergi uygulama hakk›n› da elinde tutmaktad›r. Duyarl› mallar›n ne oldu€una iliflkin yaln›zca otomotiv örne€ini verdim. Asl›nda, burada, listeyi, listede yer alan mallar› tek tek s›ralamak istemiyorum; ama, ekonomimiz için, teknisyenlerimiz taraf›ndan, ifl dünyas›n›n temsilcileri taraf›ndan, duyarl› olarak görülen, duyarl› olarak de€erlendirilen bu mallar›n tümünde -listede tek tek yer alm›flt›r- ortak gümrük tarifelerinin üzerinde vergi uygulama hakk›n›, Türkiye elinde tutmaktad›r.

Karara devam ediyorum: Karara göre, ifllenmifl tar›m ürünlerinin sanayi paylar› üzerindeki vergilerin karfl›l›kl› olarak s›f›rlanmas› öngörülmektedir. ‹fllenmifl tar›m ürünlerinin iki ö€esi var say›n milletvekilleri. Bir k›sm› tümüyle tar›msal nitelik tafl›makta; ama, bir bölümü de sanayi ürünü olarak görülmekte, de€erlendirilmekte. Bunlar, farkl› paylar üzerinden, her ürün için ortaya konulmufltur. Bunun s›naî bölümünün üzerindeki vergiler s›f›rlanacakt›r. Öte yandan, gümrük kodlar›n›n uyumu ve gümrük yönetiminde idarî iflbirli€inin sa€lanmas› söz konusu olacakt›r, gerçeklefltirilecektir; fikrî, s›naî ve ticarî mülkiyet haklar›n›n korunmas› öngörülmektedir. Bu konuda, Hükümetimizin haz›rlam›fl oldu€u bir tasar›, Genel Kurulumuzun gündeminde beklemektedir.

Rekabet korunacakt›r. Rekabetin korunmas›na iliflkin olarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi, çok önemli bir yasay›, geçti€imiz aylarda kabul etmifltir. Özel sektörün anayasas› olarak görülen, görülmesi gereken o düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisinden ç›km›flt›r. Sosyal amaçl› devlet yard›mlar›n›n d›fl›nda -say›n milletvekilleri, buras› önemli- devlet yard›mlar›n›n kald›r›lmas› söz konusu olacakt›r ve ticarî nitelikli devlet tekellerinin, iki y›ll›k bir süre içinde rekabete aç›lmas› sa€lanacakt›r.

fiimdiye kadar yap›lan damping uygulamalar›ndan, Türkiye, çok ciddî sorunlarla karfl› karfl›ya kalm›flt›r. Bu, özel sektörümüz için, gerçekten, zaman zaman, çok zorlay›c› noktalara gelen bir uygulama olmufltur. Damping konusunda, damping yap›lmas› koflulunda, antidamping uygulamas›n›n kendili€inden harekete geçen bir süreç olmas› önlenmifltir bu anlaflmayla. Mutlaka bir ön uyar› sisteminin devreye girmesi söz konusu olabilecektir.

De€erli arkadafllar›m, koruma konusunda, uygulamada ortaya ç›kabilecek olumsuzluklar›n giderilmesi amac›yla, al›nm›fl olan karar› sizlere açmak, aktarmak istiyorum: 1.1.1996'da uygulama bafllad›€›nda, o uygulama çerçevesinde, e€er, herhangi bir sektörde, herhangi bir dalda, bir olumsuzlukla karfl›lafl›rsa, bugünden öngörmedi€imiz bir olumsuzluk önümüze ç›karsa; o daldaki, o sektördeki üreticiler, zor durumda olduklar›n› söylerlerse, o koflullarda, ek protokolün 60 ›nc› maddesine dayal› olarak, Türkiye, geçici olmas› kofluluyla, tek yanl› bir uygulamaya giderek, o sektörde, o dalda vergi oranlar›n› yükseltebilecek; o sektörde, o dalda vergi koyabilecektir. Bunun, ekonomimizin korunmas› için elde edilmifl, son derecede önemli bir hak oldu€unu bir kere daha ifade etmek istiyorum. Bu kayg› var. ‹çten olarak, kimi yurttafllar›m›z, kimi uzmanlar›m›z bu kayg›y› tafl›maktalar, asl›nda gözard› edilmemesi gereken bir olas›l›k; ama, böyle bir fley ortaya ç›kt›€› zaman, bu yetkiyi elimizde tutuyoruz. Böyle bir geliflmenin ortaya ç›kmas› durumunda, o sektörde, o dalda, tek yanl› olarak vergi uygulamas›na gidebilece€iz.

De€erli arkadafllar›m, çok ayr›nt›lara inmek istemiyorum. Konuyu, de€iflik yönleriyle tart›flaca€›z; ancak, bu aflamada, karar bölümünde sizlere bir de Gümrük Birli€iyle ilgili olarak kurumsal iflbirli€i konusunu aktarmak istiyorum. Bu kararla birlikte, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda, Gümrük Birli€inin sa€l›kl› bir biçimde iflletilmesini sa€lamak amac›yla, Ortak Gümrük Birli€i Komitesi kurulmufl bulunmaktad›r. Ortak Gümrük Birli€i Komitesi, ayda en az bir kez toplanacakt›r. Burada uzmanlar olacakt›r, burada uzmanlar, uygulaman›n ortaya ç›kard›€› sorunlar› tart›flacaklard›r.

Bu ba€lamda, bir konuya daha de€inmek istiyorum: Kimi milletvekillerimiz, politikac›lar›m›z, bu arada kimi yazarlar›m›z, acaba Türkiye'nin, Gümrük Birli€ine girmesiyle birlikte egemenlik haklar›n› yitirmesi mi söz konusu olmaktad›r sorusunu sormaktalar, kayg›s›n› tafl›maktalar. Bunun, hiçbir biçimde söz konusu olmayaca€›n›, burada aç›kl›kla ifade etmek istiyorum say›n milletvekilleri. Türkiye'nin, Gümrük Birli€i ile iliflki kurmas› nedeniyle, hiçbir biçimde, egemenlik haklar›n› yitirmesi söz konusu olmayacak.

Say›n Kazan, bu, okuyup anlama ifli; el iflaretiyle olmaz bu; okuman›z gerekiyor, anlaman›z gerekiyor... (CHP s›ralar›ndan alk›fllar)

fiimdi, size, okumad›€›n›z fleyi söyleyece€im, anlamad›€›n›z fleyi söyleyece€im: Say›n milletvekilleri...

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Say›n Bakan, deminden beri "o kanunu ç›karmaya mecburuz, flu kanunu ç›karmaya mecburuz" diyorsunuz; niye mecburuz?!.

BAfiKAN – Say›n Kazan, Grup ad›na konuflma hakk›n›z var; birazdan size de söz verece€im.

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – "fiu kanun ç›kacak, bu kanun ç›kacak" deyip duruyorsunuz, niye ç›kacak, mecbur muyuz?!.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Burada, Ortakl›k Konseyi, Avrupa Birli€i üyesi ülkelerle Türkiye'nin birlikte oluflturduklar›...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Avrupa'ya kap›c› olduk, kap›c›!..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...Ortakl›k Konseyi, Gümrük Birli€i iliflkilerinden kaynaklanan tüm sorunlar› karara ba€layacak tek organd›r.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Arkan›zdaki yaz›y› de€ifltireceksiniz...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – fiu iddia ediliyordu: Türkiye, karar alma sürecine kat›lamayacak; Türkiye, karar alma sürecinde yer almamakta; o nedenle, Türkiye, içinde olmad›€› karar alma platformunun, platformlar›n›n karar›n› uygulamak zorunda kalacak; o nedenle de, egemenlik haklar›n› yitirecek...

AHMET REMZ‹ HAT‹P (Konya) – Yalan m›?!.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Bu, do€ru de€il.

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Do€ru!..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Ben "do€ru de€il" sözcü€ünü kullanmay› tercih ediyorum; isterseniz, sizinle ayn› sözcü€ü de kullanabilirim: Yalan...

De€erli arkadafllar›m, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda, Gümrük Birli€i iliflkilerini tüm yönleriyle karara ba€layacak tek bir kurul vard›r: Ortakl›k Konseyi. Ortakl›k Konseyinin d›fl›nda, Türkiye ile Avrupa Birli€inin iliflkilerini karara ba€layacak baflka hiçbir platform yoktur...

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Karar organ› de€il mi?..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...ve Türkiye, karar organ› olan o Ortakl›k Konseyinin üyesidir. Ortakl›k Konseyinin zaten iki üyesi var; birisi Türkiye birisi de Türkiye d›fl›nda kalan 15 ülke.

De€erli arkadafllar›m, size, karar› anlatt›m; 6 Martta, üç belgenin karara ba€land›€›n›, bunlardan birisinin karar, ötekinin tavsiye karar›, üçüncüsünün de malî iflbirli€i karar› oldu€unu söylemifltim. Bunlar›n birincisiyle ilgili olarak, karar diye adland›rd›€›m›z dokümanla, metinle ilgili olarak, sizlere, özet bilgi sundum. fiimdi, sizlere, yine, özetle, tavsiye karar› diye adland›r›lan, onlar›n resolution diye adland›rd›klar› metinle ilgili olarak bilgi sunmak istiyorum.

De€erli arkadafllar›m, burada, Türkiye ile Avrupa Birli€i aras›nda kurulan Gümrük Birli€i iliflkilerinin d›fl›nda, öteki iliflkileri düzenleyen platformlar›n oluflturulmas›na, çal›flmas›na yönelik ilke kararlar› ortaya konulmufl bulunmaktad›r. Buna göre, tavsiye karar›na göre, resolution diye adland›rd›klar› metne, belgeye göre; s›naî alanda, Türkiye'nin, transavrupa flebekelerine kat›l›m›nda, ulaflt›rmada, telekomünikasyonda, çevre sektöründe, bilimsel iflbirli€i alan›nda, istatistik dal›nda, adalet ve içiflleri alanlar›nda, kültür alan›nda, enformasyon ve iletiflim alan›nda, Türkiye, Gümrük Birli€i iliflkilerinin d›fl›nda, tüm Avrupa kurumlar›yla iflbirli€i yapma durumunda olacakt›r.

De€erli arkadafllar›m, siyasî alanda iflbirli€inin gelifltirilmesine yönelik olarak da, resolution diye adland›r›lan tavsiye karar› metni içinde, önemli bir iflleyifl öngörülmüfltür. Siyasî iflbirli€i, her fleyden önce, devlet baflkanlar› ya da hükümet baflkanlar› düzeyinde, y›lda, en az bir kez gerçeklefltirilecektir; bu, karara ba€lanm›flt›r. Ayr›ca, y›lda, en az iki kez, d›fliflleri bakanlar› düzeyinde bir platform oluflturulacakt›r, biri, Ortakl›k Konseyi olmak üzere. D›fliflleri bakanlar›n›n, Avrupa Birli€ine üye ülkelerin d›fliflleri bakanl›klar›n›n siyasî yöneticileriyle -siyasî direktör diye adland›rmaktalar. Bizde, daha çok, müsteflara tekabül ediyor bu de€erlendirme- bizim müsteflar›m›z aras›nda yine y›lda iki  kez toplant› olacakt›r.

Ayr›ca, her y›l, uzmanlar düzeyinde de, çok say›da toplant› yap›lacak ve burada, ortak güvenlik konular›yla d›fl politika konular› ele al›nacakt›r. Böylelikle, çok önemli bir iflbirli€i mekanizmas› devreye sokulmufl bulunmaktad›r.

Topluluk, malî iflbirli€i konusunda da bir aç›klamada bulunmufltur. Bizim, her fleyden önce yaklafl›m›m›z›, her fleyden önce beklentilerimizle ilgili de€erlendirmelerimizi, art›k, daha farkl›laflt›rmam›z gerekmektedir. Bunu, burada ifade etmekte yarar görüyorum.

Say›n milletvekilleri, iliflki kurdu€umuz her uluslararas› örgütle, her uluslararas› kuruluflla Türkiye'nin iliflkilerinin, yaln›zca, onlar, bize ne kadar yard›m yapacaklar çerçevesine oturtulmamas› gerekmektedir. Türkiye'nin, art›k, bu al›flkanl›€› bir yana b›rakmas›, bunu terk etmesi gerekmektedir.

Türkiye, kuflkusuz, malî iflbirli€i alan›nda çok önemli katk›lar› alacak, bu aç›k; ama, burada önem tafl›yan konu, Türkiye'nin, flu kadar milyar dolarl›k yard›m almas›; Türkiye'nin, flu kadar milyar ECU'lük kredi almas› de€ildir; Türkiye'nin, bu kurulufllarla ve Türkiye'nin, Avrupa Birli€iyle bir malî iflbirli€i içine girebilmesidir. Ancak, gene de temel duyarl›l›k konusunun, al›nacak kredi miktar› oldu€unu bilerek, onun bilinci içinde, malî iflbirli€iyle ilgili yap›lan aç›klamadan hareketle, sizlere, Türkiye'nin alaca€› kredi miktar›na iliflkin bir bilgi sunuflunda bulunmak istiyorum.

De€erli arkadafllar›m, her fleyden önce, bütçe kaynaklar›ndan, 1.1.1996 tarihinden bafllayarak, Türkiye, 375 milyon ECU'lük bir kaynak alacakt›r; bu, Avrupa para birimidir.

‹kinci olarak, Akdeniz Program› çerçevesinde, Türkiye, 400 milyon ECU'lük bir krediyi kullanabilecektir.

Üçüncü olarak da, Türkiye, Avrupa Yat›r›m Bankas› kaynaklar›ndan 750 milyon ECU'lük bir kredi kullanma olana€›na sahip olacakt›r. Bunlar›n toplam› 1 milyar 525 milyon ECU'dür.

De€erli arkadafllar›m, Türkiye'nin, Avrupa Birli€inden elde edece€i kaynaklar yaln›zca bunlarla s›n›rl› olmayacak. Türkiye, Avrupa Birli€inden, telaffuz etmifl oldu€um 1 milyar 525 milyon ECU'ye varan bu büyüklüklerin d›fl›nda, iki konuda daha kaynak kullanma olana€›n› elde edebilecektir. Bunlarla ilgili büyüklükleri flu anda telaffuz edemiyorum; çünkü, bunlar, daha, Toplulu€un kendi içinde de uygulamaya konulmam›flt›r. Bunlardan birincisi, Toplulu€un 1996 y›l›nda bafllataca€› Akdeniz Program›d›r.

De€erli arkadafllar›m, Topluluk, 1996 y›l›nda 5,5 milyar ECU'lük -toplam büyüklü€ü 5,5 milyar ECU'ye varan- bir program› bafllatacakt›r. Biz, Türkiye olarak, buradan, yaklafl›k 700 milyon ECU'lük bir pay alaca€›m›z› düflünüyoruz. Bu büyüklük telaffuz edilmifltir. Ben, burada size, bizim tahminimizi, bakanl›klar›m›z›n, uzmanlar›m›z›n yapm›fl oldu€u hesaplamay› söylemiyorum; Avrupa Birli€i yöneticileriyle görüflüldü, Komisyon yöneticileriyle görüflüldü, bu bafllad›€›nda, Türkiye, 5,5 milyar ECU'lük bu fondan, yaklafl›k 700 milyon ECU'lük bir kaynak alabilecektir.

De€erli arkadafllar›m, bir baflka kaynak daha var, onu da önemle söylemek istiyorum: Türkiye, yaln›zca adlar›n› vermifl oldu€um programlardan, fonlardan kaynak çekmeyecek. Demin, sizlere, uygulama s›ras›nda, herhangi bir sektörümüzde bir darbo€azla karfl›laflt›€›m›zda devreye sokaca€›m›z koruma mekanizmas›na iliflkin bilgi sunmufltum. Burada da, ödemeler dengesinde ortaya ç›kabilecek olumsuzluklar karfl›s›nda kullanaca€›m›z bir programa iliflkin bilgi sunuflunda bulunmak istiyorum. E€er, böyle bir uygulama önümüze ç›karsa, daha do€rusu, e€er, böyle bir olas›l›k önümüze ç›karsa, Türkiye, bir flekilde, uygulama sonucunda, ödemeler dengesinde ciddî darbo€azlarla karfl› karfl›ya kal›rsa, öteki koruma önlemlerinin yan› s›ra, Topluluk kaynaklar›ndan çok büyük ölçüde yararlanma olana€›n› da elde edebilecektir. Asl›nda bu, yaln›zca bunun için, ödemeler dengesinde ortaya ç›kabilecek olumsuzluklar için düflünülen bir iflleyifl de€il. Bunun bir baflka yan› daha var; bu, Toplulukla Türkiye aras›nda düzenli bir biçimde yap›lacak, periyodik bir biçimde yap›lacak makro ekonomik de€erlendirmelere dayal› olarak, Türkiye ekonomisinin daha ileri noktalara tafl›nmas› amac›yla iflletilecek, verilecek, de€erlendirilecek bir yard›m kalemidir. Biz bunu 300 milyon ECU olarak de€erlendiriyoruz. Ancak, bunlar›n ikisini de bir olas›l›k olarak söylüyorum; çünkü, birincisi daha devreye girmedi, ikincisi için de, 300 milyon ECU olarak düflündü€ümüz bu yard›m paketi için de, flimdi bir büyüklü€ü telaffuz edemem. fiundan edemem: Ödemeler dengesinde aç›k ortaya ç›k›p ç›kmayaca€› belli de€il. Aç›k ortaya ç›kacaksa bunun büyüklü€ü ne olacak; o belli de€il. O nedenle, flimdiden, bununla ilgili bir büyüklü€ün telaffuz edilmesi söz konusu olmayabilir. Ancak, say›n milletvekilleri, en az düzeyde tuttu€um, en alt düzeyde tuttu€um bu büyüklükleri de dikkate ald›€›m›zda, Türkiye'nin, Avrupa Birli€inden elde edecekleri kaynaklar›n alt düzeyinin 2,5 milyar ECU oldu€unu, bunun da, dolar cinsinden büyüklü€ünün 3,2 milyar dolar oldu€unu bilgilerinize...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) - Kaç y›lda alaca€›z Say›n Bakan?

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Bunlar, kredilere dayal› olarak befl y›l içinde var, iki y›l içinde var...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Befl y›lda 3 milyar! K›br›s'a de€mez vallahi!..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Siz, geliflmeleri anlamam›fls›n›z o zaman Say›n Bulut.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – K›br›s 3 milyara ucuz gitmifl!..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – K›br›s bir yere gitmedi, K›br›s yerli yerinde duruyor, hem de çok güçlü bir biçimde duruyor.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Befl y›lda 3 milyar!..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Türkiye'de -belki sizin böyle bir al›flkanl›€›n›z olabilir- K›br›s'› parayla ölçecek hiçbir yönetim olmam›flt›r, olmaz da...

De€erli arkadafllar›m, asl›nda, de€iflik gerekçelerle, K›br›s konusuna de€inmek istemiyordum. K›br›s konusuna de€inilmesinin, baz› darbo€azlar yaratabilece€i, baz› yeni tart›flmalar› gündeme getirebilece€i kayg›s›yla bunu düflünmekteydim; ama, bir arkadafl›m›z, bir milletvekilimiz, burada, Avrupa Birli€inden alaca€›m›z kaynaklar›n büyüklü€ü ile K›br›s’› karfl›laflt›rd›, “de€mez” dedi, bu ak›l almaz tavr›, bu ak›l almaz de€erlendirmeyi göz önünde bulundurarak, K›br›s konusundaki kesin tavr›m›z› burada bilgilerinize sunmak ihtiyac›n› duyuyorum.

De€erli arkadafllar›m, say›n milletvekilleri; burada flunu söyleyeyim...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Ermenistan’a havaalan› açt›n›z, Ermenistan'a...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) –  Ba€›rmay›n, dinleyin... Dinleyin, ne oldu€unu anlay›n, ondan sonra karar verin, ona göre tav›r sergileyin...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – K›br›s’› neye karfl›l›k verdiniz, aç›kça konufl...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...18 Aral›k tarihinde söylemifltim; 18 Aral›k tarihinde, hiçbir biçimde, K›br›s’›, bu konuyla ba€lant›l› olarak ele almayaca€›m›z› ifade etmifltim. Konuflmam›n bafl›nda da ifade ettim; ancak, 6 Mart tarihinde Brüksel’de yapm›fl oldu€umuz toplant›da, K›br›s ile ilgili olarak, Avrupa Birli€ine üye ülkelerin d›fliflleri bakanlar›na yapt›€›m aç›klamay›, çok özet olarak burada tekrar etmek istiyorum. Yaln›zca 6 Mart tarihinde de€il, temas halinde oldu€um tüm d›fliflleri bakanlar›na bunlar› ifade etmifltim.

Say›n milletvekilleri, 19 Aral›k tarihinden bu yana, 14 ülkenin d›fliflleri bakan› ile görüfltüm; 19 Aral›k tarihinden bu yana, Avrupa Birli€ine üye ülkelerin kimilerinin baflbakanlar›yla görüfltüm; 14 ülkenin tümünün parlamenterleriyle görüflme, tart›flma yapma olana€›n› elde ettim. Ayr›ca, dönem baflkan› olan Fransa’n›n D›fliflleri Bakan› Alain Juppe’ye, 3 fiubat tarihinde, Hükümetimizin, K›br›s’la ilgili olarak kararl›l›€›n› ortaya koyan bir mektup gönderdim. Bunu, flunun için söylüyorum: Yaln›zca 6 Mart tarihinde, Avrupa Birli€ine üye ülkelerin d›fliflleri bakanlar›na onu söylemedim, daha önce de bunlar› ifade etmifltim; ama, 6 Mart tarihinde söyledi€im flu:

De€erli arkadafllar›m, Türkiye, hiçbir biçimde, Londra ve Zürih Antlaflmalar›n›n, K›br›s’a yaflam veren, K›br›s’› kuran, K›br›s Devletini kuran antlaflmalar›n geçerlili€inden kayg› duymamaktad›r, Türkiye’nin böyle bir flüphesi yoktur.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Endifle ediyoruz, sormak hakk›m›z, her fleyi kapal› hallediyorsunuz.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Hiç kimsenin de böyle bir kayg›ya ya da böyle bir hevese kap›lmamas› gerekir; bu birincisi.

‹kinci olarak flunu söyleyeyim: Londra ve Zürih Antlaflmalar›, K›br›s’›n, ancak, Türkiye’nin ve Yunanistan’›n eflzamanl› olarak içinde yer ald›klar› uluslararas› kurulufllara girmesini öngörmektedir. Türkiye’nin ve Yunanistan’›n eflzamanl› olarak içinde yer almad›klar› uluslararas› kurulufllara, K›br›s’›n girmesi söz konusu de€ildir.

Türkiye, Avrupa Birli€ine üye de€il; Türkiye, Avrupa Birli€ine tam üye de€il; Türkiye, Avrupa Birli€iyle Gümrük Birli€i iliflkisini de 6 Martta kurdu; ancak, Yunanistan, Avrupa Birli€inin üyesi. Türkiye, K›br›s’la ilgili olarak geliflmeleri, üyesi olmad›€› bir platformda, de€iflik yönleriyle denetleme, onun için veto kullanma olana€›na sahip de€il; ama, Yunanistan, Türkiye için veto kullanma olana€›na sahipti; o vetosunu kullanm›flt›.

fiimdi, bunu da dikkate alarak, Avrupa Birli€ine üye ülkelerin yöneticilerine as›l söyledi€imiz ve Yunanistan’› rahats›z eden, Yunanistan’da muhalefeti ve iktidar partisinin bir bölümünü harekete geçiren de€erlendirme flu oldu: E€er -bunu, burada da söylemifltim, ilk kez orada söylemedim- bütün bu koflullar karfl›s›nda, Avrupa Birli€i, nihaî çözüme ulafl›lmadan, K›br›s’›n, Avrupa Birli€ine girmesi do€rultusunda bir karar al›rsa, bu karar, K›br›s’›n, Avrupa Birli€ine girmesi anlam›na gelmez...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Siz, o zaman kabul ettiniz demek.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...Bu karar, K›br›s Rum yönetiminin Avrupa Birli€ine girmesi anlam›na gelir ve o ortamda da Türkiye, Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyetiyle bütünleflme karar›n› al›r ve uygular. Söyledi€imiz bu oldu.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Nas›l yapacaks›n›z bunu?!.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Nas›l yapaca€›m›z› görürsün...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – ‹zah edin...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Beklersen görürsün nas›l yapaca€›m›z› Say›n Bulut .

...Dolay›s›yla, bunu ö€rendikten sonra, bunun ne oldu€unu anlad›ktan sonra...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – ‹zah edin...

BAfiKAN – Say›n Bulut, lütfen...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – ‹zah etsinler efendim.

BAfiKAN – Ediyor, efendim...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ...art›k, K›br›s’la, Avrupa Birli€inden al›nacak parasal kaynaklar›n karfl›laflt›r›lmas›ndan, umar›m, vazgeçersiniz.

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya) – Efendim, izah etsinler.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Kaçamak cevap veriyorlar; izah etsinler.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – De€erli arkadafllar›m, say›n milletvekilleri; burada, sizlere, 6 Martta al›nan karar›n temel niteliklerine iliflkin, çok özetle bilgi sunmaya çal›flt›m. Sizlere, özetle aktard›€›m bu bilgilerin ortaya koymufl oldu€u görüntü fludur: Türkiye, Avrupa Birli€iyle dar anlaml›, dar kapsaml› bir ticarî iliflki içine girmemifltir; dar kapsaml› bir Gümrük Birli€i yoktur; Türkiye'yi, tam iflbirli€ine götürecek, tam üyeli€e götürecek bir karar al›nm›flt›r. Kabul edilen metinlerin tümü bu do€rultudad›r. Buradan hareketle, Türkiye'nin, klasik Gümrük Birli€i ile tam üyelik aras›nda bir yerde oldu€unu, 6 Martta al›nan karar›n, böyle bir nitelik tafl›d›€›n› bilgilerinize sunmak istiyorum. Asl›nda, bu, y›llardan bu yana yaflanan olay›n tescilidir; çünkü, Türkiye, zaten Avrupa'dayd›; Türkiye, zaten Avrupa'ya girmiflti, fiilî bir durum vard› zaten. "Teflbihte hata olmaz" derler; biz, iskân hakk›m›z› elde ettik; zaten oradayd›k, orada yaflamaktayd›k. fiimdi, bu kararla -eski bir belediyeci olarak söylüyorum- bir iskân hakk› al›nm›flt›r.

De€erli arkadafllar›m, bu konuda, Ankara'n›n eski Belediye Baflkan› olarak, yaflad›€›m bir olay›, sizlere, konuflmam›n sonunda aktarmak istiyorum.

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – ‹skân hakk›, binan›n sahibine verilir; siz, binan›n sahibi de€ilsiniz; siz, binan›n odac›s›s›n›z, kap›c›s›s›n›z...

BAfiKAN – Say›n Erdal, lütfen...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – ‹skan hakk› odac›ya verilmez.

BAfiBAKAN YARDIMCISI, DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Siz, kendinizi odac› olarak görebilirsiniz; ayr›ca, odac›l›k kötü bir fley de de€il. Siz, kendinizi kap›c› olarak da görebilirsiniz; o da kötü bir fley de€il; ama, biz, kendimizi öyle görmüyoruz.

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Siz, binan›n sahibi de€ilsiniz. ‹skân hakk›, binan›n sahibine verilir. Ben de bir mimar›m. Avrupa'da, siz, binan›n kap›c›s›s›n›z!..

BAfiKAN – Say›n Bakan, devam ediniz.

BAfiBAKAN YARDIMCISI, DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Say›n milletvekilleri, bana, bir gün, ‹sveç'in Ankara Büyükelçisi telefon etti ve Stockholm Büyükflehir Belediye Baflkan›n›n beni ziyaret etmek istedi€ini söyledi. Ertesi gün Ankara'ya gelecekmifl. Asl›nda, Stockholm'ün ya da bir baflka yerin belediye baflkan›n›n Ankara'ya gelmesinin, benimle iliflkili olmas› gerekti€ini düflündüm o anda; ama, fazla da sormad›m. Memnuniyetle, kendisini, ertesi gün, Ankara Belediyesinde kabul edece€imi söyledim. ‹sveç'te, yabanc›lara yerel seçimlerde oy kullanma hakk› veriliyor; önce onu bilginize sunay›m. ‹sveç'te yaflamakta olan yabanc›lar, yerel seçimlerde, belediye meclisi üyeli€i seçimlerinde, belediye baflkanl›€› seçimlerinde oy kullanmaktalar ve ‹sveç'te, Stockholm'de, Kulu'dan -Konya'n›n bir ilçesidir; ama, Ankara'ya çok yak›nd›r- 20-25 bin dolaylar›nda yurttafl›m›z çal›flmakta.

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Siz, seçilmifl belediye baflkan›n›n yetkisini al›yorsunuz Türkiye'de.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Ertesi gün, Stockholm Belediye Baflkan› geldi...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Seçilmifl belediye baflkan›n›n yetkisini al›yorsunuz siz.

BAfiKAN – Say›n Erdal, lütfen...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Say›n Baflkan, dedi€im do€ru de€il mi?.. Türkiye'de seçilmifl belediye baflkan›n›n yetkisini alan Hükümet, Avrupa'da yabanc› iflçilerin hakk›n› alacakm›fl... Bu ne perhiz, bu ne lahana turflusu!.. Ne dedi€ini bilmiyor.

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Stockholm Belediye Baflkan›n›n ard›nda çok say›da da gazeteci vard›, kameraman vard› -onlar›n, Türk gazetecileri olmad›€›n› gördüm, anlad›m- onlarla birlikte geldi. Say›n Baflkan, ziyaretinizden çok büyük bir mutluluk duydum; ama -hani, sizi ben ça€›rmam›flt›m- niye geldi€inizi sorabilir miyim Ankara'ya; bir baflka amaçla m› geldiniz, dedim. Bana "Stockholm Belediyesi seçimleri önümüzdeki ay bafllayacak, önümüzdeki ay Stockholm'de belediye seçimleri yap›lacak, belediye meclisi üyeli€i için seçimler yap›lacak; ben de, belediye seçimleri için kampanyam› -yeniden seçilmek istiyorum- Ankara'dan bafllatmak istedim; Kulu'ya gidiyorum, Kulu'da kampanyay› bafllataca€›m, oradan Stockholm'e gidece€im" dedi. Stockholm Belediye Baflkan›, Stockholm Belediyesi seçimleri için kampanyas›n› Kulu'dan bafllatmak ihtiyac›n› duyuyorsa, zaten Türkiye'nin fiilen Avrupa'da oldu€u aç›k bir biçimde ortaya ç›kmakta.

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya) – Siz de kampanyan›zda Avrupa'ya gidecek misiniz?

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Ad›yaman ne olacak? Say›n Baflkan›m, Ad›yaman'dan bafllas›n.

BAfiKAN – Efendim, lütfen...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – De€erli arkadafllar›m, konuflmam›n sonunda, konuyu de€iflik yönleriyle tart›flan de€erli bilim adamlar›m›zdan Say›n Prof. Manisal›'n›n vermifl oldu€u bir örne€e göndermede bulunmak istiyorum. Asl›nda, konunun bilim adamlar› taraf›ndan, siyasetçiler taraf›ndan -kuflkusuz, makul ölçüler içinde- tart›fl›lmas›nda yarar var; ne kadar çok tart›fl›l›rsa, o kadar daha ileri sonuçlar elde ederiz, Hükümet olarak bundan o denli mutluluk duyar›z; ama, ben, Say›n Manisal›'n›n vermifl oldu€u bir örne€i burada tekrar ederek konuflmam› tamamlamak istiyorum. "Biz, apartman›n alt katlar›nday›z; on katl› Avrupa apartman›n›n alt katlar›na girdik" diyor.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Say›n Bakan›m, serbest dolafl›m ne oldu?..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Asl›nda, on katl› ya da daha fazla, kaç katl› olursa olsun, e€er, Say›n Manisal›'n›n benzetmesini kullanmak gerekirse; de€erli arkadafllar›m, 1963 ve 1973 y›llar›nda, Ankara Antlaflmas› ve onun eki olan protokolle elde etti€imiz mülkiyet hakk›m›za dayal› olarak, tapumuza dayal› olarak Avrupa apartman›na girmifl ve gerçekten iskân hakk› alm›fl bulunuyoruz...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Kaç›nc› kat›nday›z Say›n Bakan›m?..

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – ‹skân hakk› kesinlikle al›nm›flt›r.

Avrupa apartman›n›n alt katlar›nda olabiliriz...

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Hangi kat›nda Say›n Bakan›m; üst kat›nda m› alt kat›nda m›?

BAfiKAN – Say›n Bulut...

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Ama, bunu daha üst katlara ç›karmak nihaî hedefimizdir. Baz›lar› alt katta olmak isteyebilir, baz›lar› apartmana gelmek istemeyebilir, apartmana girmek istemeyebilir; ama, biz, bu apartmana girdik ve bunun üst katlar›na ç›kma konusunda kesin kararl›y›z.

CENG‹Z BULUT (‹zmir) – Siz apartman›n kaç›nc› kat›na girdiniz; hangi kat›ndas›n›z?

BAfiBAKAN YARDIMCISI VE DIfi‹fiLER‹ BAKANI MURAT KARAYALÇIN (Devamla) – Bunu gerçeklefltirece€imize olan inanc›m›, Hükümetimiz ad›na, burada, bir kez daha ifade ederek, hepinize en içten sevgi ve sayg›lar›m› sunuyorum. (CHP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Bakan.

Say›n milletvekilleri, konu mühimdir. Günlerden beri, bas›nda, bu konu ifllenmifltir ve flu anda, eminim ki, Türkiye'nin her taraf›nda, vatandafl›m›z, flu aç›k Meclis konuflmalar›n› dinliyor. Dikkat ettiyseniz, milletin de merak etti€i bir konu oldu€u için, Say›n Bakan›n ‹çtüzük haklar›nda k›s›tlama yapmad›m. Onun için, müsaade ederseniz, flimdi, gruplar, do€an haklar›n› kullanacaklar.

fiu ana kadar, Anavatan Partisi Grubu ad›na Say›n Kâmran ‹nan söz talebinde bulundu.

Buyurun Say›n ‹nan. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

Say›n ‹nan, konuflma süreniz 10 dakikad›r; Say›n Bakana tan›d›€›m haklar› size de tan›yaca€›m; mümkün oldu€u kadar özetlemeye gayret ediniz.

ANAP GRUBU ADINA KÂMRAN ‹NAN (Bitlis) – Say›n Baflkan, de€erli milletvekilleri; hakikaten, kamuoyumuzu günlerdir iflgal eden ve önemli telakki etti€imiz bu konu üzerindeki konuflmalar›n, her türlü siyasî mülahaza veya kutuplaflman›n üstüne geçirilerek, hissiyattan da uzak ve abartmalardan da kaçmak suretiyle, objektif bir flekilde, bunu, gerçek boyutlar›na getirmek ve o flekilde müzakere etmek kanaatine inan›yorum, lüzumuna inan›yorum ve bundan dolay›d›r ki, bu hatt› takip edece€iz. Asl›nda, Say›n Bakan›n da böyle bir hat takip etmesini temenni ederdim; ama, biraz sona do€ru, ziyadesiyle siyasî hava verdiler, herhalde hâlâ Brüksel havas›n› üstlerinden atamad›lar; ama, bu havalar› art›k b›kak›p da, bulutlar›n içerisinden ç›k›p, gayet so€ukkanl› bir flekilde, bu mesele nedir ve ne de€ildir; bunu bilmek, Yüce Meclisin bilmesi ve dolay›s›yla Türk kamuoyuna intikali bir zaruret haline gelmifltir diye düflünüyorum ve bizim maruzat›m›z bu çerçevede olacakt›r.

De€erli milletvekilleri, Brüksel görüflmelerinin a€›rl›k noktas›n›, demokratikleflme ve bu yolda bize yöneltilen tenkitler ve talepler oluflturmufltur. Oysa, bu mesele de dahi, Say›n Hükümet, demokratik davranmam›flt›r. 21 fiubatta, muhalefet partilerinin sundu€u genel görüflme talebi d›fl›nda, kendi inisiyatifiyle, Say›n Hükümet buraya gelip, geliflmeler hakk›nda Yüce Meclise en ufak bir izahat vermifl de€ildir ve 21 fiubattaki öngörüflmelerde de, Say›n Bakan -beni affetsinler- iflin esas›na inmeden, fevkalade politik bir konuflma yapm›flt›r. Bunun daha ac› bir yönü vard›r. 6 Martta Brüksel'de neticelenen ve Türkçesiyle yabanc› dili elimde bulunan vesika üzerinde hiçbir gizlilik iflareti yoktur; 15 Avrupa Birli€i memleketince bilinmekteydi, Yunanistan dahil, Avrupa Komisyonunun ve Konseyinin bütün sekreteryalar›nda mevcuttu. Bu vesika, Türkiye'de Türkiye Büyük Millet Meclisine, D›fliflleri Komisyonuna, siyasî liderlere 6 Marttan evvel verilmemifltir. Neden acaba?.. Bir ara rahats›z olduk; ama, sonra bakt›k ki, fazla rahats›z olmaya lüzum yok; çünkü, bu vesika, Hükümetin orta€› olan Cumhuriyet Halk Partisi Say›n Genel Baflkan›na bile gösterilmemifltir. (ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) E€er yan›lm›yorsam, Say›n Bakan, ayn› partiye mensup bir say›n bakand›r.

De€erli milletvekilleri, bu bir savunma antlaflmas› de€ildir. Türkiye'nin güvenli€iyle ilgili bir mesele olsa, amenna, gayet titizlikle bakar›z; ama, bugün bafllayan bu müzakerelerin ve kamuoyunun bu meseleye ilgisinin, bunun 6 Martta neticelenmesinden önce yap›lmas› laz›md›; Hükümet, kendi talebi ve inisiyatifiyle Parlamentonun tepkisini almas› laz›md›. Sizin karfl›n›za, her gün, Avrupa Parlamentosunu ç›kar›yorlar da, siz, demokratik bir memleketin Say›n Bakan› olarak kendi Parlamentonuzu düflünmemeye hakk›n›z var m›; olmamas› laz›md›r! (ANAP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

De€erli milletvekilleri, di€er taraftan, bu konu, maalesef, çok afl›r› bir flekilde politize edildi. Mesele tekniktir ve bugünün meselesi de€ildir.

Topluma ve kamuoyuna flu bilgi ve intiba verildi: Yeni bir anlaflma ortaya ç›k›yor ve âdeta, bu, tam üyeli€in bir alternatifi olmaktad›r. Bununla ilgisi yok; Say›n Bakan, nihayet lütfettiler, beyanlar›nda iflaret ettiler ve yine, kendilerinin de önünde bulunan ve 6 Martta tasvip ettikleri ana doküman›n bafll›€›nda aynen flu cümle var; metne sad›k kalmak maksad›yla okuyorum: "Topluluk ile Türkiye aras›ndaki ortakl›k iliflkisinin çerçevesini çizen Ankara Antlaflmas› ve Katma Protokolden kaynaklanan ahdî bir yükümlülük olan Gümrük Birli€ine var›lmas›nda ve Gümrük Birli€i ertesi, son dönemin ifllerli€inin sa€lanmas›nda gereken yöntem ve süreler, taraflar aras›nda son iki y›ld›r yap›lan teknik ve siyasî müzakereler sonucunda belirlenmifltir." Binaenaleyh, ortada, 6 Martta Brüksel'de imzalanm›fl bir Gümrük Birli€i Antlaflmas› yoktur. Mevcut ve bu sene tümüyle yürürlü€e girmesi beklenen ve gereken bir antlaflman›n, ifllerlik, teknik yönleri ele al›nm›flt›r ve kald› ki, Türkiye, asl›nda, yirmiiki y›ldan beri Gümrük Birli€i prosesi içerisinde, süreci içinde bulunuyor. Avrupa Birli€i, onbefl y›l› aflk›n bir süreden beri, bütün sanayi ürünlerimize gümrükleri s›f›rlam›flt›r. Binaenaleyh, oraya yönelik gümrük birli€i tamamlanm›fl vaziyettedir. Bir tek istisnas›, bizim, tekstil üreticilerinin kendi iradeleriyle kabullendikleri kota seviyesiydi, tekstilde. Buna mukabil, bizim gümrük hadlerinin indirilmesinde de, bu sene, yüzde 90-95'in üstüne geldik. Binaenaleyh, bu, tedricen, yirmiiki y›ldan beri süregelen, iflleyen bir hadisedir. Oysa, yarat›lan intiba, âdeta, Türkiye, 1 Ocak 1996'dan itibaren yepyeni bir dünyaya giriyor gibi... Alakas› olsa, memnun olurum; ama, alakas› yok.

Bu, tabiî hakk›m›z olan bir meselenin ifllerlik kazanmas› yolunda yap›lan temaslarda, maalesef, Bat›l› partönerlerimiz, müttefiklerimiz, Ankara'n›n zaaf›n› bildikleri, siyasî istikrars›zl›€›m›z› ve ekonomik zorluklar›m›z› yak›ndan kavrad›klar› için, bedel talep etmek ve bedel tertiplerine girmifllerdir; bedel al›nm›flt›r.

HAL‹T DUMANKAYA (‹stanbul) – Baflbakan dahi dinlemiyor; bak›n buraya...

KÂMRAN ‹NAN (Devamla) – Birinci bedel, size, üzülerek söyleyeyim, K›br›s üzerinde verilmifltir. Yap›lan bütün beyanlara ra€men, Say›n Bakan›n söylediklerinin ço€una kat›lmad›€›m› üzülerek arz edeyim. Hatta, Say›n Bakan, 21 fiubat ve 1 Martta yap›lan genel görüflmelerde muhalefetin çok aç›k uyar›lar›ndan etkilenmifl olacak ki, son olarak, 6 Martta Brüksel'de sert bir ç›k›fl yapmak ihtiyac›n› duydu, K›br›sla ilgili olarak ve orada da Say›n Bakan ad›na biz üzüldük. Dönem Baflkan› Frans›z Say›n D›fliflleri Bakan›, beliren bu gerginlik karfl›s›nda, Say›n Bakan›n beyan›n›n yap›lmam›fl oldu€unu telakki etmek gerekir diye, biraz diplomatik nezaketi aflan bir ifade kulland›lar.

fiimdi, bak›n›z, olaylar› birbirine ba€lamak laz›md›r. K›br›s'›n müracaat› 1990'da yap›lm›flt›r. Muamele görmemifltir. Ne zaman gündeme getirilmifltir?.. Türkiye'nin Gümrük Birli€i konusunda gösterdi€i afl›r› isteklilik, ifltiyak, Bat›'y› harekete geçirmifltir. Bu, gayet münasip bir ortamd›r. Türkiye, Gümrük Birli€ine ifllerlik kazanmak üzere, K›br›s'›n Avrupa Birli€ine girmesi müracaat›n›n muameleye konulmas›, Avrupa Birli€ine girmesi ve dolay›s›yla, enosis yolunun aç›lmas› ve Avrupa Birli€i bayra€›n›n K›br›s'a çekilmesi, burnumuzun dibine dikilmesi hadisesi...

Nereden bafllad› bu; 2 fiubat 1995 Londra toplant›s›nda, befl say›n bakan›n -bizim Say›n Bakan›m›z dahil- çal›flma toplant›s›nda. Ertesi gün ç›kan (8 tarihli) London Times, makalesinde diyor ki: Londra'da yap›lan çal›flmalardan, toplant›dan al›nan cesaret ve ›fl›kla, 6 fiubatta, Brüksel'de yap›lan Avrupa Birli€i Bakanlar Konseyi sonunda, Dönem Baflkan› Frans›z D›fliflleri Bakan› Alain Juppe, daha sonra Yard›mc›s› Lamassoure aç›klamalarda bulundular ve dediler ki, "Türkiye'nin Gümrük Birli€ine girmesi ifllemlerinin tamamlanmas›na mukabil, Yunanistan'›n da itiraz›n› bertaraf etmek üzere, K›br›s tam üyelik müracaat›n›n 1996'da yap›lacak Avrupa Birli€i Hükümetleraras› Konferans›ndan sonra ele al›nmas› kararlaflt›r›lm›flt›r."

Binaenaleyh, bir ba€ kuruldu. Bu ba€›n bir yönü ve neticesi de, Türkiye'nin -bizzat demin Say›n Bakan›n iflaret etti€i- Londra ve Zürih Antlafllar›ndan do€ma bir hükme muvafakat gösterdi€i... Nedir o hüküm? Tekrar edeyim; o hüküm, K›br›s'›n, kendi bafl›na, Türkiye'nin tam üyesi bulunmad›€› herhangi bir milletleraras› kurulufla giremeyece€ine dair bir hüküm ve esasen, 1990'dan bu yana, e€er bu müracaat muamele görmemifl, ilerleme kaydetmemiflse, bu hüküm ›fl›€›ndad›r ve öyle anlafl›l›yor ki, Londra'da ve daha sonraki temaslarda z›mnî bir mutabakat verilmifl, itiraz kayd› kald›r›lm›fl ki, bu noktaya gelindi.

De€erli milletvekilleri, flurada, 7 Mart tarihli Herald Tribune'ün bu iflle ilgili yaz›s›n›n sonunda; diyor ki: "K›br›s ad›na yap›lan üyelik müracaat› tümüne flamildir. Her ne kadar Rum taraf›nca yap›lm›flsa da K›br›s Devletini temsil eden tek güç olmas› itibariyle ve Kuzey K›br›s Türk Cumhuriyetinin tan›nmamas› dolay›s›yla, tümüne flamildir." Ve nitekim, son olarak, Brüksel'de, Say›n Bakan›n yapt›€› beyanlara verilen cevaplarda, "yar›s›n›n birli€e al›nmas› bahis konusu de€ildir" deniliyor.

Bu itibarla, ç›kacak karar, tümünün tam üyeli€i olacak. Türkiye, tümünde, Avrupa Birli€inde dahil de€il, Yunanistan dahil. Bu, bir gizli enosis yolunun aç›lmas› olmuyor mu; oluyor efendim. Ve, gayet bilinçli bir flekilde, fevkalade güzel düzenlenmifl bir tertiple bu mecraya soktular.

fiimdi, bak›n›z; Say›n Hükümet, diyorlar ki: "Güneyin girmesi halinde -ki, mümkün de€il- biz o zaman Kuzeyle ekonomik bütünleflmeye gireriz."

fiunlar› iyi bilmek laz›m: Bir defa, öyle bir durumda, Gümrük Birli€i üyesi Türkiye'nin üçüncü memleketlerle ekonomik bütünleflmeye gidebilmesi için müsaade almas› laz›md›r.

ikincisi, K›br›s'›n tümünün Avrupa Birli€ine üyeli€inin kesinleflmesinden sonra -ki, bas›n›n verdi€i haberlere göre, 1999 y›l›nda tamamlanm›fl olacakt›r- olacak bir bütünleflme, Avrupa Birli€i topraklar›n›n bir k›sm›yla bütünleflme muamelesi olur ki, bunu, Bat›'n›n ve bugünkü 15, belki yar›nki 27 memleketin kabul etmesi düflünülebilir mi, mümkün müdür?

fiimdi, bu, niye söyleniyor?.. Beni ba€›fllas›nlar. Bu, iç tüketime yönelik; bu, kamuoyunu, böyle millî ve son derece hassas bir konuda biraz yumuflatmak, teskin etmektir.

Ve, Say›n Hükümet, yine buyuruyorlar ki: "Efendim, nas›l olsa 1999 y›l›na kadar, 2000 y›l›na kadar K›br›s'›n tam üyeli€i bahis konusu de€il; bu arada, K›br›s'ta bir çözüm bulunur." Hangi çözüm bulunursa bulunsun, federasyon olsun, ne olursa olsun; Avrupa Birli€ine tam üye oldu€u zaman, el eme€inin, insanlar›n, sermayenin, her fleyin serbest dolafl›m› bafllad›€› zamandan itibaren, güneydeki Rumlar kalk›p kuzeye gelip oturmaz m›; kuzeydeki Türkler, bu serbest dolafl›mdan faydalanarak Almanya'ya, ‹ngiltere'ye çal›flmaya gitmez mi; nerede kal›r Kuzey K›br›s o zaman; tümüyle biter. Bu gerçe€i görmek laz›m efendim!..

‹flte burada, feryat içinde ba€›ran, mesajlar gönderen, K›br›s Millî Koordinasyon Komitesi ve di€er bütün kurulufllar; hatta Say›n Denktafl, teessüründen, Türkiye'yi üzmeyeyim, rahats›z etmeyeyim diye "konuflmayaca€›m" diyor. Bu, çok anlaml›d›r.

Bununla m› kal›nd›; hay›r. Baflka bir ödün daha verildi maalesef. Bir defa, muhtevadan verildi. ‹lk haz›rlanan metinlerde, hizmetin serbest dolafl›m› öngörülmüfltü; yani, müteahhitlerimiz ve armatörlerimiz, tafl›ma sektörlerinin hepsi Gümrük Birli€i içinde, o memleketlerle eflit muameleye tabi olacakt›. Bu ç›kt›; sadece mallardan ibaret kald›.

‹kinci bir hüküm vard›, bir nevi -ki, bana göre de laz›m- Avrupa Birli€i içerisindeki siyasî birlik mekanizmas›ndaki kararlardan Türkiye'yi haberdar edebilmek üzere bir siyasî konsültasyon, dan›flma mekanizmas› öngörülmüfltü. Bunu da Yunanistan'›n bask›s›yla metinden ç›kard›lar. Bunun yerine ne verdiler biliyor musunuz; dönem baflkan› Frans›z Say›n D›fliflleri Bakan›n›n flahsî bir taahhüt mektubunu. fiimdi, insaf buyurun, bir Frans›z Say›n D›fliflleri Bakan›n›n -ki, dönem baflkanl›€› da önümüzdeki haziran sonunda son bulmaktad›r- flahsen yapt›€› bir taahhüt, 15 memleketi ba€lay›c› olur mu? Bunu da, mektup olarak, taahhüt olarak, Hükümet, maalesef benimsedi.

Bunun ötesinde, çok daha üzücü bir durum var. Asl›nda, Say›n Bakan baz› çevrelere cevap verirken, galiba, arifane bilmezlikten geldi; hükümranl›k sözü, Gümrük Birli€inden kaynaklanm›yor; hükümranl›k sözü, yap›lan siyasî deklarasyondan kaynaklan›yor. Avrupa Parlamentosu taleplerini dile getiren hükümetlerin, Türkiye'den, aç›k bir flekilde, Anayasas›n› de€ifltirmesini istemesi, insan haklar› ve demokratikleflme alan›nda tedbirleri... Tarih de koyuyor; ekim ay›na kadar... Bunun anlam› ne; Türkiye Büyük Millet Meclisindeki millî iradenin Avrupa Parlamentosuna intikali ve bundan böyle, Türkiye Büyük Millet Meclisi, oradan gelen program çerçevesinde faaliyet gösterecek haleti ruhiyesi do€maz m›?.. Hangi memlekete böyle bir direktif verebilmifltir Avrupa Birli€i?.. Bulgaristan'a vermifl midir, Romanya'ya vermifl midir, Malta'ya vermifl midir?.. Bu, nas›l kabul edilebiliyor ve bu ifadeleri kullanan say›n zevata, acaba, dönüp de bir an için "ey say›n bakanlar, beyler; güzel de söyledikleriniz, flu burnunuzun dibindeki Bosna-Hersek'teki cinayetlere ve insan haklar›na bir bafl›n›z› çevirip baksan›za" denilmez ki?.. 200-250 bin insan›n katledildi€i, haklar›n›n ayaklar alt›nda çi€nendi€i bir meseleye bigâne kalanlar, bana insan haklar› konular›n› ve demokratikleflmeyi empoze mi edecekler?!. (ANAP ve RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Bunu, bana, benim milletim empoze eder, benim toplumum empoze eder.

Çeçenistan'daki katliama seyirci kalanlar, 35 bin insan›n öldürülmesine ve göçüne seyirci kalanlar, neden bana dönüp de bu dersi ve talimat› veriyor; çünkü, maalesef, beni, siyasî istikrar bak›m›ndan yeterince güçlü görmüyor; beni, ekonomik bak›mdan "hay›r" diyebilecek güçte görmüyor ve bunu, Bat›, bize hep yapm›flt›r. Say›n Bakan›m, siz de tarih bilirsiniz; e€er "Tanzimat Ferman›" sözü edilmiflse, 1839'da, ayn› flartlarda... 1876'da Sultan Hamid, Sadrazam› ça€›r›yor, diyor ki: "fiu anayasay› bir an evvel ilan edin; ne yaparsan›z yapal›m da, flu Bat›l›lar›n bask›s›ndan kurtulal›m." 1995'te bu noktaya m› gelece€iz; gelmemek laz›md›r. Eminim, kendileri de, benden daha fazla, bu konuda, hassast›rlar; ama, her halükârda, bize bunu söyleyen insanlar›n kendi evlerine bakmas› gerekti€ini; Almanya'daki iflçilerimizin gördü€ü muameleye, ›rkç›l›€a bakmalar›; Belçika'da, sosyal güvenlik haklar› verilmeden kullan›lan onbinlerce iflçimizin haline bakmalar›; cezaevlerindeki, oradaki insanlar›m›z›n hallerine bakmalar›... Onlardaki Türklerde insan haklar› bahis konusu olunca biz susar›z; benim insan›m›n insan haklar›na da beyler sahip ç›kacak; dünyan›n neresinde görülmüfltür böyle bir sistem; hükümran bir devlet ve demokratik bir sistem olarak?..

De€erli milletvekilleri, tabiî, Gümrük Birli€i, yine yanl›fl bir takdime tabi tutuluyor. Ekonomik bütünleflmede, Gümrük Birli€i ikinci kademedir. Birinci kademe -bu, klasiktir- serbest mübadele bölgesidir; yani, iç gümrüklerin kald›r›ld›€› bölge. Gümrük Birli€inin bundan tek fark›, ortak gümrük tarifesi, yani üçüncü memleketlere karfl› ortak bir tarife uygulanmas›d›r; ama, burada üretim faktörleri yoktur; yani, el eme€inin serbest dolafl›m› yoktur, sermayenin serbest dolafl›m› yoktur; varsa, sadece liberal sistemden kaynakland›€› için vard›r; ama, özel hükümlerde yoktur.

Hizmet sektörü kald›r›ld›. Bu itibarla, Gümrük Birli€ini, bir nevi, tam üyelik ile Gümrük Birli€i aras›nda bir yere oturtmak, biraz afl›r› iyimserlik olmuyor mu?

Asl›nda, üçüncü kademe, üçüncü kat -ki, Say›n Bakan çok seviyorlar, bu, binaya benzetmeyi ve oturtmay›- Almanya'da bir kitap ç›kt› "Yukar›dakiler Afla€›dakiler" diye, gene ayn› muamele oluyor. Yukar›dakiler onlar olacak, bugün Yunanistan ve di€erleri, yar›n himmetleriyle K›br›s olmak üzere; afla€›dakiler malum. Üçüncü kademe de Ortak Pazard›r. Burada, üretim faktörlerinin serbest dolafl›m› vard›r.

Dördüncü kat›nda ise, d›fl ekonomik politikalar›n armonizasyonu ve nihayet beflincisi, Maastricht hedefleri, yani para ve ekonomik ve siyasî iflbirli€inin bütünleflmesi ve bütünlük meydana gelmesi.

Bir piramidin ikinci kat›na monte edilmek ve oran›n nihaî bir hedef oldu€unun aç›kça ifadesi, beyan›... Bunu herkes söyledi. Filvaki, bizi biraz teselli etmek için, Say›n Alain Juppe, son sözünde "Türkiye'ye tam üyelik yolu aç›lmaktad›r" diyorsa da, daha önce defaatle Jacques Delors "mümkün de€il" dedi. Yar›nki, geniflletilmifl, 2000 y›l› ve ötesindeki Avrupa için 27 memleketin öngörüldü€ü, bilinen bir hadisedir ve Akdeniz'de de, sadece, bahsedilen memleketler, Malta ve K›br›s olmaktad›r.

Peki, 5 katl› bir piramidin ikinci kat›na m›hlan›p kalmak... Zaten benim Gümrük Birli€im var ve zaten iflliyor. Karar mekanizmalar›nda yoksunuz, Bakanlar Konseyinde yoksunuz, Komisyonda yoksunuz ve her bofl zaman buldu€unda, Türkiye aleyhinde, zehir zemberek karar tasar›lar› veren Avrupa Parlamentosunda yoksunuz ve iflin enterasan›, statüyü bu kadar büyük gayretle -do€rusu takdir ettim- yükseltmeye çal›flan Say›n Bakan›n imzalad›€› veyahut parafe etti€i doküman›n içinde, bizatihi, organ olarak, Ortakl›k Konseyi organlar›n›n iflleyece€i belirtilmektedir. Bakanlar Konseyi, Ortakl›k Konseyi olacakt›r. Binaenaleyh, statü, Ankara Antlaflmas›yla öngörülen statü olacakt›r. Tek yenilik ne oluyor; bir ortak Gümrük Birli€i komitesinin kurulmas› ve bu komite de Bakanlar Konseyinin emrinde olacak... Bunun d›fl›nda hiçbir mekanizmada yoksunuz ve hiçbir yerde...

Ha, flu denilecek: Bu konsültasyon mekanizmas› dolay›s›yla, bizim mütalaam›z› alarak, Gümrük Birli€i alan›nda, Avrupa Birli€i kararlar alacakt›r. ‹stemezsek kat›lmay›z... Do€rudur; ama, onlar›n kararlar›n› de€ifltiremezsiniz; çünkü, o organda yoksunuz. ‹stemezseniz, kat›lmaya kat›lmaya, sonunda da Gümrük Birli€inin d›fl›nda kal›rs›n›z.

Biz, bütün bu incelikleri ortaya koyarken, sak›n ha, Gümrük Birli€ine karfl›lar, bu prosesin, bu sürecin karfl›s›ndalar fleklinde anlafl›lmas›n; flah›s veya parti olarak katiyen, hiçbir flekilde akl›m›zdan geçmez; çünkü, 31 Temmuz 1959'da, ilk defa, ortakl›k ve tam üyeli€e götüren Roma Antlaflmas›n›n 238 inci maddesi çerçevesinde, merhum Menderes, bunu yapt›€› zaman, 1952 18 fiubat›nda, NATO'ya Yunanistan'la beraber girmifl olman›n basiretinden de faydaland› ve tekrar ederek müracaatta bulundu; ama, ne var ki, 1960 müdahelesiyle bu dosya da ask›ya al›nd›; sekiz ay... Yunanistan, bizim ileride ortak üye olmam›za karfl› gerekli bütün tedbirleri ald› ve dengeler de€iflerek geldi.

Daha sonra, 12 Eylül 1963'te, Ankara'da, zaman›n Say›n Baflbakan› ‹smet ‹nönü'nün imzalad›€› Ankara Antlaflmas›n› bafl›ndan beri desteklemifliz ve genç bir diplomat olarak, bu alanda büyük gayreti geçmifl bir insan olarak da kendilerinin takdirlerine mazhar olmufltum. Hatta, bas›lan bir madalyonu da bana vermifllerdi.

Sonra, bir siyasî parti düflünün ki, 14 Nisan 1987'de tam üyelik için müracaatta bulunuyor, 1995'i beklemeden. Böyle bir siyasî partinin, ekonomik bütünleflmeye, Avrupa Birli€ine girmeye, Gümrük Birli€ine karfl› oldu€unu söylemek veya düflünmek yanl›flt›r; ama, düflündü€ümüz nedir; girerken bedel ödememek ve buraya haz›rl›kl› olarak giriyor muyuz girmiyor muyuz...

fiimdi, metin içerisinde, malî hükümlere gelelim. Biliyorsunuz, Katma Protokolün -1973'te yürürlü€e giren- iki üç tane önemli belkemi€i, ana unsuru vard›. O zamanki zay›f Türk ekonomisinin, ileride, Avrupa ekonomik Toplulu€una, bugünkü Birli€e tam üyeli€i için güçlenmesi sadedinde baz› hususlar öngörülmüfltü.

Birincisi, Katma Protokolün 36 nc› maddesiydi. 36 nc› madde,  on y›l içerisinde, 1976  1 Aral›€›ndan bafllayarak 1986  1 Aral›€›na kadar, Türkiye ile Avrupa Ekonomik Toplulu€u aras›nda el eme€inin serbest dolafl›m›n› öngörmekteydi. Bu, bir ahdî mükellefiyettir; devletler hukukunun bir parças›d›r, onaylanm›flt›r; ama, o zaman, Avrupada, resesyon, ekonomik zorluklar oldu€u için, resmen bunu reddettiler, ask›ya ald›lar ve resmen hukuku çi€nediler. 

‹kincisi, yine, Katma Protokolün 39 uncu maddesinde, ayn› hükümle paralel olarak, Türkiye ile Avrupa Birli€i memleketleri aras›ndaki sosyal güvenlik sistemlerinin ahenklefltirilmesi hükmü vard›; bu da ifllemedi.

Üçüncü önemli hüküm, Türk ekonomisine kan vermek bak›m›ndan, 5'er y›ll›k devreleri kapsayacak malî protokoller öngörülmüfltü. Üçüncü malî protokole kadar geldi ve üçünün yekûnu 830 milyon ECU'dür; bugünkü de€erlerle 1 milyar dolar; ki, onbefl y›l› kapsar. 1980'den itibaren, dördüncü malî protokol, 600 milyon ECU;  ki, bugünkü de€erlerle 750 milyon dolar eder. O, önce, Türkiye'deki askerî müdahale dolay›s›yla kald› ve sonra da, 1981'de, Yunanistan'›n, gözümüzün önünde ve gözümüze baka baka, tek tarafl›, tam üye olmas›ndan do€an veto hakk›n› kullanmas›yla ask›da kald›. Çok enteresand›r, bu vesikada -önümdeki vesikalarda- dördüncü malî protokolün serbest b›rak›laca€›na dair en ufak bir ifade yok; bunun yerine baflka hükümler var.

BAfiKAN – Say›n ‹nan, 3 dakikada ba€laman›z› rica edece€im.

KÂMRAN ‹NAN (Devamla) – Emriniz olur Say›n Baflkan›m.

Bizi, 1980'in gerisine götüren; asl›nda, bugün, bizim, 6 nc› malî protokolü uygulamam›z laz›md›; 1980-1985'in dördüncü olmas›, 1985-1990; 1990-1995 aç›kta kal›yor. O zamanki 600 milyon ECU yerine, flimdi teklif edilen ne; 375 milyon ECU -befl y›ll›k bir süreye sari olmak üzere bütçeden verilmek- bu, 450 milyon dolar eder. Kesin olmamakla beraber; çünkü, Toplulu€un (Avrupa Birli€inin) bu konudaki deklarasyon metninin ‹ngilizce asl› son derece fludur, kaygand›r ve netlik yoktur. Metni bizde var; orada diyor ki, ikincisi, 1992-1996 Akdeniz Yard›m Fonundan 400 milyon ECU'nün Türkiye'ye ayr›labilece€i... Güzel; bunu da ilave edin. Üçüncüsü, 1996'dan bafllayarak, 5 y›ll›k bir süre içinde, proje flart›na ba€l› olmak üzere 750 milyon ECU. Bunlar› alt alta koyarsan›z, 1,5 milyar ediyor -Say›n Bakan ilavesini de söylediler, 25- bu, bugünkü de€erlerle 2 milyar dolar eder. 2 milyar dolar›, 5 seneye bölerseniz, y›lda 400 milyon dolar eder. Bugünkü yap›lan hesaplar -Say›n Bakan itiraz etti "1,5 milyar dolard›r kayb›m›z" dedi- ve tarafs›z çevrelerin bize verdi€i rakamlar, 2 milyar 800 milyon ilâ 3 milyar dolar kayb›m›z olaca€› yolunda. Peki, 3 milyar dolara karfl›, 400 milyon... 400 milyon da nedir; hibe midir; hay›r, hepsi kredidir. Avrupa Yat›r›mlar Bankas›n›n proje baz›nda verece€i kredilerdir, Akdeniz Yard›m Fonundan kredidir ve bir de 375 milyon ECU; ki, onun, normal olarak, uygulamada, yar›s›n› Avrupa Yat›r›mlar Bankas› karfl›lar, yar›s›n› da, ikili olarak, üye memleketler karfl›larlar; o da kredidir. Peki, bu iflte kim kârl›, kim zararl› ç›k›yor; bunun bir hesab›n› yapmak gerekmiyor mu?

Bir yerde bir flu hüküm daha var; tam belirsizlik içinde, o da, 1996'da yürürlü€e girecek yeni Akdeniz Yard›m Program›; 5,5 milyar ECU olarak plafon'u var; oradan Türkiye'ye 700 milyon ECU'lük yard›m yap›labilecek. Bunu dahi ekleseniz, yekûn 3 milyar dolar; senede 600 milyon dolar ediyor. fiimdi, bunu karfl›layabilecek miyiz?

De€erli milletvekilleri, Say›n Baflkan ikaz buyurdular, emirlerine uyaca€›m.

BAfiKAN – Lütfen...

KÂMRAN ‹NAN (Devamla) – Ama, bir noktada yan›lmamak laz›m. 1 Ocak 1996'dan itibaren Gümrük Birli€inin tamamlanmas›, Türk ihracat›n›n patlamas› anlam›nda de€ildir. Esasen, bunu da demin arz ettim, onbefl y›ldan beri s›f›r gümrükten faydalanarak giriyoruz. Tek istisnas› neydi; o da, GATT Antlaflmas› çerçevesinde, tekstile getirilen bir nevi karfl›l›kl› bir hükümle, bizim imtina etmemiz meselesi, kota konulmas›yd›. Orada, kota kalk›yor. Tekstilde bir patlama olur -halen 3 ilâ 4 milyar dolar aras›- ne kadar olur? Çünkü, Avrupa Birli€inin de, unutmay›n ki, kendi endüstrisi var; bir de Pasifik Bölgesinde olan memleketlerle aranjmanlar› var, ticareti var. Olsa olsa, 1 veya 2 milyar dolarl›k daha ekleriz. Gerisi?!. Gerisi mümkün de€ildir, patlama olmas›... Çünkü, neyi üretiyoruz ki? Bu sene ocak ay›nda, sanayi üretimimizin yüzde 12 düfltü€ünün fark›nda m›s›n›z Say›n Bakan›m?

Bak›n›z, karfl› taraf, kendi menfaat›n› korumada ne kadar hassas. Bu dokümanda bir madde var -eminim ki, Say›n Bakan›n gözünden kaçmam›flt›r- Bat›'n›n kendi menfaat›nda gösterdi€i hassasiyet; diyor ki "Türkiye'de üretilen Japon arabalar›, Japonya'da üretilmifl araba muamelesine tabi olur" ve Avrupa Birli€i, Japonya ile, 2000 y›l›na kadar, yine karfl›l›kl› mutabakatla, bir kota sistemine gitmifltir. Bu kota çerçevesinde, e€er, Japonya, Türkiye'ye "sizin memleketinizde üretilen flu kadar miktar araban›n Avrupa Birli€ine ihrac›n› kotadan kabul ediyorum" derse ancak gönderirsiniz; aksi takdirde, gitmiyor. fiimdi ne idi; Japonya'ya yap›lan bir ziyarette ifade edildi; biz, Gümrük Birli€ine giriyoruz, bize yat›r›m yap›n ve Gümrük Birli€i sahas›na, Avrupa Birli€i sahas›na en genifl flekilde mal gönderelim. Avrupa Birli€i -iflte gördünüz; hüküm burada, metnin içerisinde- bunu önlemifl bulunuyor.

fiimdi, bak›n›z, bunu niye belirttim; bu, küçük bir rakam olsa bile, menfaatlar›n korunmas›nda gösterilmesi gereken hassasiyeti belirtmem bak›m›ndan. Ayn› hassasiyeti bizim de göstermemiz laz›m. fiimdiki Say›n Hükümeti suçlam›yorum; belki de hiçbir dönemde bu hassasiyeti yeterince göstermedik. ‹fl olsun da nas›l olursa olsun, hele bu ifli bir yapal›m, arkas› nas›lsa gelir; bunlar, ciddî davran›fllar ve hesaplar de€ildir ve her seferinde zarar etmiflizdir.

Peki, diyeceksiniz, bütün bunlara ra€men, bedeli de verildi, Avrupa Birli€i neden bizi... Evet, gel de flu Gümrük Birli€i... Ki, Say›n Bakan, anlafl›lan, binada oturmak -belediyecilik taraf› a€›r bas›yor- oturunca da zemin kat› daha rahatlar›na geliyor; ona da bir itiraz›m yok, üst katlar›na bir itiraz›m yok. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

‹LHAN KAYA (‹zmir) – Karayalç›n bodrum kat› tercih ediyor!..

KÂMRAN ‹NAN (Devamla) – fiimdi, neden acaba, durup dururken, tekrar, bu Türkiye'ye dönüp gülmek veya tebessüm... Bu, gayet aç›k de€erli milletvekilleri: Dünya dengelerindeki kaygan durumlar, Bat› endüstrisinin bel damar› veya kemi€i olan Ortado€u'daki enerji kaynaklar›n›n yolu üzerinde Türkiye'nin bulunmas›, bölgenin son derece belirsiz olmas›, Rusya Federasyonu politikas›n›n yeniden sertleflmeye dönmesi ve geniflleme emellerinin belirli hale gelmesi, Balkanlardaki kargafla ve ideolojilerin y›k›lmas›, komünizmin kalkmas›ndan sonra, Samuel Huntington'›n da belirtti€i gibi, baz› çevrelerin, dinî sahaya meseleyi çekip de bir ‹slam-H›ristiyan kavgas›na dönüfltürme ihtimalleri karfl›s›nda ve bir de, tabiî, milletin yap›s›n›n sa€laml›€› ve gücü ve bir de ordusunun çok tan›nm›fl ve güçlü bir ordu olmas› dolay›s›yla, tümüyle bizden vazgeçemiyor.

Daha önce de arz ettim, bir Frans›z yazar› -ki, stratejik alanda fevkalade kabiliyetli- Th›erry de Montbr›al, 27 Ekim 1994 tarihli Le Figaro'daki makalesinde diyor ki "Türkiye, Avrupa'n›n vazgeçilmez bir istikrar unsurudur" ve bu do€rudur. Hâlâ, bunu Avrupa'da gören kafalar var.

fiimdi, bu görülen kafalar -ama, çok ciddî ve çok da iflini bilen kafalar- bu menfaatlar›n› en ucuz fiyatla kapat›yorlar. Bunu, bizim de görüp, ayn› kafalarla, eflit flartlar içerisinde müzakere etmemiz ve dengeleri sa€lamam›z, acaba, daha çok menfaat sa€lamam›z› gerektirmez miydi, temin etmez miydi?

fiunu, Say›n Hükümetten rica ediyoruz ve bu, Türk Milletinin de vazgeçilmez arzusudur: Türk Devleti, böyle bir piramidin herhangi bir kat›na monte edilmeyi kabul edip, orada as›l› kalacak bir devlet de€ildir. Ya Avrupa Birli€i bizim tam üyeli€imizi kabul eder, bizim önümüze geçirdi€i, daha dünkü Varflova Pakt› üyesi memleketler Bulgaristan ve Romanya'n›n gerisinde kalmayaca€›m›z› net bir flekilde söyler, ortaya koruz -ki, buna mukavemet edeceklerini de beklemiyorum- ve bir de aç›kça flunu tekrar etmek laz›m: Türkiye Büyük Millet Meclisinin, 21 fiubat öngörüflmelerinde kabul buyurdu€u karar tasar›s›, çok etkili olmufltur. Orada da belirtti€imiz gibi, K›br›s millî davam›z üzerinde, flu veya bu flekilde bir oyun oynanmas› ve gizli enosise gidilmesini, hangi merciler kararlaflt›r›r ve hangi tertipler al›n›rsa al›ns›n, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Devlet ve Milleti kabullenemez. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar) Bunu, tekrar ve tekrar söylemek laz›md›r.

Say›n Bakan lütfettiler izahat vermek suretiyle... Nihayet, son dakikada bile geç kal›nm›fl say›lmaz. Demokrasinin, bu minimum icab› yerine getirilmek suretiyle, bizim de bu konudaki yap›c› görüfllerimizi ortaya koyma imkân›n› verdiler. Politika yapmaktan itinayla kaç›nd›m. Bu meseleyi, politikan›n üstünde görüyorum ve asl›nda, bizim sadakatle takip etti€imiz bir husus var: D›fl politikan›n millî karakterinin muhafaza edilmesi, politize edilmemesi ve bu politik zaaflara kendimizi kapt›rmamak; ama, söylenen her fleyi de, ac› bir tenkit gibi al›p da, derhal -bizim, maalesef, politik yap›m›z›n çok hissî yönü itibariyle- böyle a€›r, sert tepkiler göstermenin de lüzumu olmad›€›na inan›yorum.

Demokrasi, bir dinleme, tahammül rejimidir. ‹stirham ediyorum: Bir dahaki benzeri durumlarda, bu, herkesin elinde dolaflan vesikay›, âdeta top secret (gizli doküman) gibi dolaplarda saklamay›p da Türkiye Büyük Millet Meclisine, siyasî liderlere ve Türk Milletine de aç›klas›nlar ve dolay›s›yla, Türk bas›n› da her gün ayr› bir spekülasyon veya senaryo çizmek zorunda kalmaktan kurtulsun ve e€er, Bat›'ya, gerçek manada demokrat oldu€umuzu, demokratik bir sistem yürütmekte bulundu€umuzu ispat etmek istiyorsak; onun yeri buras›d›r. Onun yeri, onlar›n talimatlar›n› yerine getirmek, emirlerine uymak de€il, onun yeri buras›d›r, bu müesseseyi iflletmektir, buraya gelmektir. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar) Ama, maalesef, Türkiye'de, çok yanl›fl bir uygulama var; beni ba€›fllas›nlar. Hükümetler, kurulduktan sonra, kendilerini Parlamentonun üstünde görüyorlar, içinden ç›kt›klar›n› unutuyorlar ve bir nevi, Parlamentoyu, kendisinin iflletece€i bir çark

ve kanun üretecek, parmak kald›racak, geçecek... Bu, demokratik bir sistem de€ildir. Size gayet aç›kl›kla arz ediyorum ve yine, temenni ediyorum ki, her ne kadar, hukuken, salt hukuk aç›s›ndan, belki, bu metnin, Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesine direnebilir Say›n Hükümet; ama, mademki, Avrupa Parlamentosu k›l›c›n› üstümüzde tutuyorlar ve oraya götürmek istiyorlar; Say›n Hükümet de mukabilini kullanarak, bu metni, Türkiye Büyük Millet Meclisinin bilgi ve onay›na sunsun ve o vesileyle, önümüzdeki 70-80 sayfal›k bu metnin her paragraf›n›, etrafl› bir flekilde eleyerek, onlar nas›l Türkiye'deki TOYOTA'n›n s›zmas›na aç›k kap› b›rakmam›fllarsa, biz de onlar›n bize yönelttikleri baz› mükellefiyetleri yakalay›p, belki düzeltme imkân›n› buluruz ve ondan, Hükümet güçlü ç›kar. Kendi parlamentosundan korkan bir hükümet, güçsüz bir hükümet olur.

Sayg›lar sunuyorum. (ANAP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n ‹nan.

Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na, Say›n Hacalo€lu; söz sizin. (CHP s›ralar›ndan alk›fllar)

Sizden de süreye dikkat etmenizi rica edece€im; çünkü, televizyondan naklen yay›n› saat 17.55'te kesece€iz.

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALO⁄LU (‹stanbul) – Say›n Baflkan, de€erli arkadafllar›m; hepinizi, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na sayg›yla selaml›yorum.

Bugün, Kad›nlar Günü. Ben de sözlerime, kad›n› erke€i eflit, demokratik bir Türkiye dile€iyle, bayanlar›m›z›n bu özel gününü kutlayarak bafllamak istiyorum. (Alk›fllar)

De€erli arkadafllar›m, ikinci kutlamam fludur: Son otuzyedi y›ld›r sürdürmekte oldu€umuz bir aray›fl›n, otuzyedi y›l evvel bafllad›€›m›z bir serüvenin; l963'te Ankara Antlaflmas›yla, programl›, belirli bir sürece soktu€umuz bütünleflme sürecinin her aflamas›nda bu sürece katk›da bulunan tüm karar noktas›ndaki kiflileri, buna katk›da bulunan tüm siyasîleri, görevlileri, bürokratlar› ve bu arada özellikle 49 uncu Hükümet ve 50 nci Hükümette bu sürece katk›da bulunan kiflileri içtenlikle kutlamak, selamlamak istiyorum.

HASAN AKYOL (Bart›n) – Baflta ‹smet Pafla.

ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Gelinen nokta, bir aflamad›r, ciddî bir aflamad›r, do€al sürecin uzant›s›nda gelinen bir noktad›r; ama, eksi€iyle fazlas›yla ve benden evvel konuflan, çok nazik bir üslupla belirli konulara de€inen Say›n ‹nan'›n bir bölümünü belirtti€i baz› özel boyutlar›yla bu konu, Türkiye siyasî yaflam›n›n baflar› noktalar›ndan biridir. Ancak, hakl› olarak  Say›n ‹nan'›n da sordu€u gibi, hepimizin, tüm partilerin, tüm toplumumuzun büyük ölçüde paylaflt›€›; belki tüm partilerimizin de€il, ama toplumumuzun ve partilerimizin büyük ço€unlu€unun paylaflt›€› böyle bir sürece iliflkin gelinen nokta, yap›lan haz›rl›klar ve var›lan karar aflamalar›n›n daha evvel bu Meclise getirilememifl olmas›n›, Meclisin bu konularda bilgilendirilmemifl olmas›n›, gerek aç›k bir Meclis toplant›s›nda gerekse -gerekli duyuluyor idi ise- kapal› bir Meclis toplant›s›nda milletvekillerinin bu konuda bilgi sahibi edilmemifl olmas›n› bir eksiklik olarak belirledi€imizi, ben de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na vurgulamak istiyorum; ancak, bu konuda vurgu hakk›n›n ne ölçüde ANAP'a ait oldu€unu da ciddî bir soru olarak sormak istiyorum; çünkü, özellikle 80'li y›llarda, ANAP'›n iktidar döneminde, tüm önemli kararlar›n, bir oldubitti sürecinde, kapal› kap›lar ard›nda al›nd›€› bir siyaset dünyas›ndan gelip de, bugün burada, bu kürsüde, "niye bu konuda bizleri bilgilendirmediniz" diye sormaya, kanaatimce hepimizin, bizim hakk›m›z var; ama, ANAP'›n hakk› oldu€una inanm›yorum.

O⁄UZHAN AS‹LTÜRK (Malatya) – Öyle fley olur mu? Bu, her parlamenterin hakk›. Öyle derseniz, o zaman, yanl›fl olur.

ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Evet, de€erli arkadafllar›m, Gümrük Birli€i, bir büyük iddia; esas›nda, bir büyük iddian›n, bir sürecin bir noktas›. Gümrük Birli€i, Avrupa Birli€i sürecinin, 1963 Ankara Antlaflmas›yla belirlenmifl bir süreci.

Geçen gün, Say›n Genel Baflkan›m›z, grup toplant›s›nda, bu sürecin en önemli noktas›na imzas›n› basm›fl bulunan ve Ankara Antlaflmas›n› imzalam›fl olan ‹kinci Cumhurbaflkan›m›z merhum ‹smet ‹nönü'nün bir sözünü an›msatt›; dedi ki "bu anlaflma, bizi, ebediyen Avrupa'ya ba€layacak olan sürecin bir bafllang›c›d›r."

Evet, Avrupa Birli€i, temelinde, bizler için bir ça€dafllaflma, bir modernleflme, bir ileri toplum düzeyinin de€erlerini paylaflma, tam demokrasiyi içimize sindirme aray›fl›d›r ve bu anlay›flla, buradan, özellikle vurgulamak istiyorum: Bu, sadece 1963'te ‹smet ‹nönü'nün vurgulad›€› çerçeveyle s›n›rl› de€il, ondan evvel, cumhuriyetimizin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk'ün laik, demokratik, ça€dafl, modern Türkiye özleminin bir ileri aflamas›d›r. Avrupa Birli€ine bak›fl›m›z, genel anlamda böyle bir boyut tafl›maktad›r. O anlamda, bu boyutuyla, Avrupa Birli€ine iliflkin tüm çabalar, Cumhuriyet Halk Partisinin bir büyük iddias›d›r; ancak, bu süreçte herkesin hakk› vard›r, herkesin pay› vard›r; ama, bizim yerimizin farkl› oldu€una inan›yorum.

Bir de, bu konuda getirilen bir elefltiriye kat›lmak istiyorum. Bu konu, ne küçümsenmeli ne de oldu€undan fazla abart›lmal›d›r. Biraz evvel belirtti€im gibi, bu konu, Ankara Antlaflmas›n›n do€al bir uzant›s›d›r. Do€rusu yap›lm›flt›r, yap›lmal›yd›. Gümrük Birli€i, 1 Ocak 1996'dan itibaren, iki s›navdan geçerek yürürlü€e girebilmesine iliflkin bir aflamaya getirilmifltir. Bu konuda, ne afl›r› sevinç ve duygusall›k içinde olmal›y›z ne de bunu bu dönemde bir Koalisyon Hükümeti gerçeklefltirdi diye, özel, farkl› bir tav›r içinde olmal›y›z. Bu anlay›flla, bu konunun, ne bizler (Koalisyonu oluflturanlar) taraf›ndan ne de muhalefet taraf›ndan, bir iç politika arac› yap›lmamas›n›, konunun hassasiyeti nedeniyle, özellikle, ben de Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na rica ediyorum.

De€erli arkadafllar›m, Ankara Antlaflmas›, bir çerçeve antlaflmayd›. Bu antlaflman›n boflluklar›n›n, ek protokoller ve Ortakl›k Konseyi kararlar›yla doldurulmas› do€ald›, gerekliydi; 6 Martta yap›lan da oydu. Daha evvel, 1973'te ek protokol yap›ld›; flimdi de, 6 Martta al›nan kararlarla, belirli boflluklar tamamland›. Bu süreç devam edecek. Bu, son nokta de€ildir. Bugün, al›nanlar ve verilenler, son nokta de€ildir. Bu müzakereler devam edecek, ta ki, en k›sa süreçte, en k›sa zamanda, Türkiye'nin, Avrupa Birli€i'nde, tam ve eflit koflullarda, haklar› korunarak, tam üyelik hakk›n› elde edinceye de€in. Onu da baflaraca€›m›za inan›yorum.

O nedenle, hiçbirimizin, tam üyeli€in gerisinde, bir ara rejim, bir ara statü anlay›fl›n› içimize sindirdi€imizi zannetmiyorum. Hükümetimizin stratejisinin bu olmad›€›na inan›yoruz, biliyoruz. Aksi halde, Almanya Baflbakan› Kohl'ün, s›k s›k, içine sindirerek söyledi€i gibi, sadece ve sadece belirli malî destek ve siyasî diyalog çerçevesiyle s›n›rlanm›fl bir özel statüyü biz de benimsemifl noktaya geliriz. Bunu, ça€dafl bir Türkiye'yi, demokratik bir Türkiye'yi, geliflmifl ve refah› paylaflan bir Türkiye'yi özleyen hiçbir kimsenin, hiçbir partinin içine sindirdi€ini zannetmiyorum.

Yine, ben de çok k›saca alt›n› çizmek istiyorum; 1996'da, bizden evvel, bizim önümüze geçecek olanlar›, önümüze geçmesi muhtemel olanlar›, bu konuda gelifltirilmek istenen senaryolar›, Cumhuriyet Halk Partisi olarak içimize sindirebildi€imizi söyleyemiyorum.

Geçen gün, yine, Say›n Genel Baflkan›m›n belirtti€i gibi...

fiÜKRÜ YÜRÜR (Ordu) – Hangisi?..

ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Bir tek Genel Baflkan›m›z var; Hikmet Çetin'i kastediyorum. Çok genel baflkan›m›z oldu; ama, flimdiki Genel Baflkan›mdan bahsediyorum.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Do€ru… Do€ru... Çok genel baflkan›n›z oldu, daha da çok olacak!..

ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Do€ald›r; demokrasinin güzelli€idir. Biz, yar›fl›r›z, yar›flt›r›r›z.

SEYF‹ fiAH‹N (Kayseri) – Allah daha çok versin!..

ALGAN HACALO⁄LU (Devamla) – Evet... Say›n Çetin'in de€indi€i gibi, demokrasiyi tercih etmekle hata m› ettik... Demokrasi tercihini geçmifl dönemlerde yapmam›fl olan ülkelerin, bugün, Avrupa Birli€i sürecinde, bizim önümüze geçirilmek istenmesini, Bat› dünyas› hangi mant›kla aç›klayacak acaba? Avrupa Birli€inin karar organlar›, bunu, kendi demokrasi inançlar›yla nas›l izah edecekler? Ben, bunun da, önümüzdeki günlerde diyalogla afl›labilece€ine inanmak istiyorum; o konuda, en etkin çabalar›n konulaca€›na inan›yorum.

De€erli arkadafllar›m, zor bir Türkiye'de yaflamaktay›z. ‹çbar›fl› kanayan;  insanlar›m›z›n -özellikle güneydo€udaki- bölücü, köktendinci ve karanl›k odaklardan kaynaklanan terör alt›nda bunald›€›; e€itimin, dinci kuflatma alt›nda oldu€u; insan haklar› ihlallerinin her alanda yayg›nlaflt›€› bir Türkiye'de yaflamaktay›z ve Eylül 1996'da, Gümrük Birli€i sürecimiz, bir Avrupa Parlamentosu s›nav›ndan geçecek. Buradan, hiç kimse, Türkiye'nin siyasî birikimini yanl›fl de€erlendirmesin. Buradan, hiç kimse, Türkiye insan›n›n iç bar›fl ve demokrasi konusundaki kararl›l›€›n› baflka d›fl mihraklar›n güdümünde bir anlay›fl olarak de€erlendirme yanl›fl›na düflmesin.

Türkiye, en k›sa zamanda, kardefl kan›n›n ak›t›lmas›n›n durduruldu€u; içbar›fl›n kanamad›€›; düflünce ve vicdan özgürlü€ünün gölge ve k›s›tlamalar alt›na al›nmad›€›; ‹nsan Haklar› Evrensel Bildirgesinin, Paris fiart›n›n ve kabul etmifl bulundu€umuz ILO Sözleflmeleri koflullar›n›n (flartlar›n›n) iç hukukumuza yans›t›ld›€› ve kendi gladiomuzu tart›fl›r hale gelebilece€imiz bir Türkiye'yi; kendi tercihi oldu€u için -d›fl odaklar veya Avrupa Birli€i istedi€i için de€il- kendi de€erlerinin, demokrasi anlay›fl›n›n bir parças› oldu€u için bunu yapmak zorundad›r, yapacakt›r. Bu kararl›l›€›, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, eylül ay›na kadar gösterece€ine inanc›m›z sonsuzdur. (CHP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

Sadece iç bar›fl de€il, sadece e€itim de€il, ekonomimiz de, ne yaz›k ki kanamakta. Türkiye'nin 2 002 dolar düzeyine inen millî gelirine karfl›n, bundan sekiz y›l evvel bizimle ayn› noktadan bafllayan Yunanistan, millî gelirini yüzde 350 art›rd›. Kay›t d›fl› ekonomimizin boyutlar›, vergi yükünün düzeyi, yat›r›m ve tasarruf oranlar›, sabit sermaye birikiminin kifli bafl›na düflen oran›, enflasyon, rekor düzeyde yoksullaflma ve iflsizlik, gelir bölüflümünde gerçekten son derece tehlikeli boyutlara ulaflan dengesizlik; tüm bu konularda, Avrupa Birli€i ülkeleri karfl›s›nda son derece zay›f, geri ve ölçülemeyecek bir konumday›z. Böyle bir koflulda, 1 Ocak 1996'da Avrupa Birli€i ile gümrük birli€i iliflkisine girece€iz.

Globalleflmenin, globalleflmeyle bütünleflik bloklaflman›n yayg›nlaflt›€› bir dünyada, mal, hizmet, sermaye, emek, teknoloji ve bilginin serbest ve koflulsuz dolafl›m›n›n oluflturuldu€u Bat› dünyas›nda, bugün, uluslararas› tek bir kuruluflta dahi yüzde 10 pay›m›z›n olmad›€›, uluslararas› tek bir marka sahibi olmad›€›m›z, bellibafll› tek bir alanda lisans ve patent hakk›m›z›n bulunmad›€› bir sanayileflme noktas›nda bir yap›lanma, geri yap›lanma noktas›nday›z. Böyle bir noktada, Avrupa ile, globalleflen dünyan›n kendi iç blo€unda, etkin, verimli, iflleyen, aç›k, örgütlü ve etkin bir pazar ekonomisinin koflullar›yla, gümrük birli€i aray›fl›na girmek durumunday›z. O nedenlerle -ama, o nedenlerle; sadece Gümrük Birli€inin öngördü€ü nedenlerle de€il- rekabet koflullar›n› ekonomimize tam anlam›yla yans›tabilmek için, tekelleflmeyi k›rabilmek için, tüketici ve çevre haklar›n› koruyabilmek için ve en önemlisi, özellikle ANAP döneminden bafllayarak, rant ekonomisi eksenine, rotas›na oturtulan ekonomiyi, verimli reel ekonomi, üretim ekonomisi boyutuna dönüfltürebilmek için belirli düzenlemeleri yapmak zorunday›z; Rekabet Kuruluna ifllerlik kazand›rmak zorunday›z; patent yasas›n› ç›karmak zorunday›z; anti-damping uygulamalar›na son vermek zorunday›z; devlet yard›mlar›n›n, rekabeti engellemeyecek -tabiî geri bölgelere yönelik befl y›ll›k geçifl dönemleri hariç- önlemler almak zorunday›z; tekelleflmeyi belirli boyutlara indirmek zorunday›z ve tar›m sübvansiyonlar›n› belirli, kabul edilebilir s›n›rlara çekmek zorunday›z.

Bütün bunlar› yapmak sorumlulu€u da, aynen demokratikleflme konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisinin üstlenmek zorunda bulundu€u sorumluluk gibi, bu konularda da Meclisimizin, önümüzdeki aylarda, Ekim 1995'ten evvel, tüm bu yasal düzenlemeleri yapaca€›na olan inanc›m›z›, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ad›na burada teyit etmek istiyorum. (CHP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

De€erli arkadafllar›m, malî yard›m›n çerçevesi izah edildi. Bu, bir pazarl›k konusu. Kanaatimce, bu konudaki kay›plar›m›z› vayahut da beklentilerimizi karfl›layacak düzeyde de€il; ama, bu konuda taleplerin ve karfl›l›kl› diyalo€un önümüzdeki dönemlerde de sürece€ini biliyoruz. 4 üncü Malî Protokolden arta kalan 600 milyon ECU'lük malî deste€in bugüne de€in halen uygulanmam›fl olmas›n› bir eksiklik olarak de€erlendirirken, Avrupa Birli€i üyesi ülkelerin, Türkiye'nin demokrasi alan›nda ataca€›, Gümrük Birli€inde ataca€› ad›mlar›n›n kendi özel konumu içinde Türkiye ekonimisine  maliyetini de iyi tartaca€›n›, tartmas› gerekti€ini  ve önümüzdeki dönemde ona göre  bu konuda ek kararlar› -Yunanistan'›n diretme ve dayatmas›na, taviz vermeden demeyece€im, onu ikna ederek- gerekli kararlar› almas›n› buradan diliyorum.

K›br›s sorunu, Say›n ‹nan'›n konuflmas›n›n temel çerçevesini oluflturdu. Esas›nda, bu kürsüden bu konuda - aç›kl›€› savunan bir parti olarak- böyle televizyonlardan yay›nlanan bir süreçte her fleyi tüm aç›kl›€›yla konuflabilmenin mümkün oldu€unu zannetmiyorum, ç›karlar›m›za hizmet etti€ini de zannetmiyorum.

Konunun çok hassas boyutlar› oldu€unu hepimiz biliyoruz. Yunanistan'›n K›br›s konusunda yahut da genel anlamda, bizim Avrupa Birli€iyle iliflkilerimize koymakta oldu€u vetonun nedenlerini, boyutlar›n› biliyoruz. Avrupa Birli€i  oluflturulurken, 6'dan 9'a ilk ad›mda ç›karken Fransa'n›n on y›l süreyle ‹ngiltere'ye koydu€u direnifli ve vetoyu biliyoruz. Hiçbir ülke, Avrupa Birli€iyle olan iliflkilerini çok kere bir baflka komflu ülkenin vetosunu aflarak kolayl›kla elde etmemifltir. Bunlar›, bilhassa, do€al karfl›l›yoruz; ama, bunun, Yunanistan'la iliflkilerimizin en k›sa zamanda karfl›l›kl› dostluk anlay›fl› içinde, karfl›l›kl› ç›kar iliflkileri içinde iyi bir noktaya getirilerek çözümlenmesi gerekti€ine de inanan bir partiyiz.

Bu anlay›flla, Gümrük Birli€inin ve Avrupa Birli€inin, sadece 12 Avrupa ülkesinin ve Yunanistan'›n de€il, sadece Türkiye'nin de€il; K›br›s'ta yaflayan Yunan ve Türk kökenli insanlar›n da hakk› oldu€una inan›yoruz. Yani, kimsenin, burada ç›k›p da, Türkiye'nin üye olaca€› bir Avrupa Birli€ine, K›br›s'›n bütünüyle üye olmamas›n› savunur noktada olmamas› gerekti€ini düflünüyorum.

Gelinmifl olan bir nokta nedeniyle, 1996'n›n hükümet baflkanlar› aras›ndaki yap›lacak olan toplant›dan sonraki ilk 6 ay sonunda, Güney K›br›s'›n, Avrupa Birli€ine tam üyeli€inin tart›fl›lmas› konusunda aç›lan tart›flma zemininin yeni bir olay olmad›€›n› da vurgulamak istiyorum.

1994 y›l›nda, Korfu Adas›nda, Avrupa Birli€i yetkililerinin yapm›fl oldu€u toplant›da, K›br›s'›n, Avrupa Birli€ine tam üyeli€i konusunun, 1995 y›l› içinde tart›fl›lmas› konusunda da bir ortak görüfl birli€i vard›.

fiimdi, burada aç›lm›fl olan bir alan›, Yunanistan yetkililerinin, Türkiye yetkililerinin ve Avrupa Birli€i yetkililerinin, Türkiye'nin, gümrük birli€i sürecindeki, gerçekten, çok zor bir ad›m›n› aflarlarken gelinen noktay› bir zaaf olarak bulmad›€›m›z› belirtmek istiyorum.

E€er, Türkiye'nin ve Kuzey K›br›s'›n zarar›na, zaaf›na dönüfltürülebilecek bir ad›m at›lacak olursa, ona karfl›t ad›mlar da daima at›l›r; ama, Say›n D›fliflleri Bakan›m›z›n da belirtti€i gibi, buradan, Say›n ‹nan'a sormak istiyorum: Londra ve Zürih Antlaflmalar› geçerlili€ini yitirdi mi? E€er, Brüksel'de verilmifl olan sözler geçerli ise, Zürih ve Cenevre Antlaflmalar› da geçerli, Zürih ve Londra Antlaflmalar› da geçerli. Zürih ve Londra Antlaflmalar›n›n bütünü içinde -Say›n D›fliflleri Bakan›m›z›n da belirtti€i gibi-e€er, K›br›s, herhangi bir uluslararas› birlik veya ortakl›€a girecekse, efl zamanl› olarak Yunanistan'›n ve Türkiye'nin de o ortakl›k içinde olmas› gerekir. Bu ne demektir? E€er, K›br›s için, Güney K›br›s için sözü edilen tart›flma zemini bir Avrupa Birli€inin kap›s›n› açmaya yönelik olanak ise, ondan niye, iyi niyetle flu sonucu da ç›karmak aray›fl› içinde olmuyoruz; e€er, Güney K›br›s, Avrupa Birli€ine giriflin kap›s›n› böyle açacaksa, ondan evvel Türkiye'nin Avrupa Birli€ine girmesi bir hakt›r; o hakk›n, o zeminlerde tart›fl›lmas› gerekir.

Evet, de€erli arkadafllar›m, bu konuda son bir fley: Hiçbir güç Türkiye'nin hükümranl›k haklar›n› kullanmas›na -ne Türkiye için ne Kuzey K›br›s'a yönelik hükümranl›k haklar›n› kullanmas›na- engel olamaz, engel olamayacakt›r. (CHP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

Sözlerimi ba€larken, bu süreçten Türkiye'nin kazanaca€›n›n, Türkiye ekonomisinin kazanaca€›n›n, Türkiye insan›n›n kazanaca€›n›n bir daha alt›n› çizerken, demokratikleflecek ve sivil toplum yap›s› güçlenecek bir Türkiye'nin ekonomisinde kazan›lacak yüksek kalite, uygun standart, etkin ve rasyonel iflleyen ekonomi; teknoloji ve bilgi ça€›n›n birikimlerini paylaflan, çevresi korunan, tüketici haklar› korunan bir Türkiye'yi böyle bir süreçle daha erken yakalayabilmek f›rsat›n› elde edebilece€imiz umudu içinde, inanc› içinde, kararl›l›€› içinde, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

Teflekkür ediyorum. (CHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN  – Say›n Hacalo€lu, teflekkür ederim.

Refah Partisi Grubu ad›na,s Say›n Abdullah Gül; buyurun.

Say›n Gül, sizden de rica edece€im, mümkün oldu€u kadar, zaman› ölçülü kullanal›m.

RP GRUBU ADINA ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Say›n Baflkan, de€erli arkadafllar›m;  Say›n D›fliflleri Bakan›n›n yapt›€› aç›klamalar hakk›nda Refah Partisi Grubu ad›na görüfllerimizi bildirmek için huzurlar›n›zday›m. Hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

De€erli arkadafllar, Türkiye'nin, 12 Eylül 1963 tarihinde AET ile imzalad›€› Ankara Antlaflmas›yla bafllayan, daha sonra Avrupa Toplulu€u ve Avrupa Birli€ine dönüflen ülkeler toplulu€u ile yapt›€› anlaflmalar çerçevesindeki iliflkileri, 8 Kas›m 1992 tarihinden itibaren yeni bir anlay›fl içerisinde ele al›nmaya bafllanm›fl ve Türkiye'nin Avrupa Birli€i ile Gümrük Birli€i çerçeve anlaflmas› -bildi€iniz gibi- 6 Martta imzalanm›flt›r. Bu anlaflma, gerek Baflbakan›n gerekse birçok kiflinin söyledi€i ve bizim de burada tekrar edece€imiz gibi, Cumhuriyet Hükümetinin yapt›€› en önemli d›fl anlaflmalardan birisidir. Böyle önemli bir anlaflman›n, Türkiye'nin, en önemli dedi€i bir anlaflman›n bu flekilde imzalanmas›na, biz Refah Partisi olarak, metot, usul ve esas yönünden kafl› olan tek grubuz, tek partiyiz. fiu anda Türkiye'de durum en az›ndan böyle gözüküyor.

fiurada "Egemenlik Kay›ts›z fiarts›z Milletindir" yaz›yor. Bunun anlam› nedir; bu kadar önemli bir karar al›n›rken, milletin bu konuda bilgisi olmas› ve milletin bunu bilmesi gerekir. Bunun anlam› budur.

fiimdi soruyorum: Türkiye Gümrük Birli€ine girdi -daha do€rusu girmedi- bunun ilk anlaflmas›n› yapt›, Avrupa Parlamentosunda görüflülecek. fiimdi, Türk halk›, bu Gümrük Birli€i nedir... Türkiye Cumhuriyetinin en önemli antlaflmas›na imza atan bu Hükümet, halka gerçekten bir bilgi vermifl midir; Parlamentoya bilgi vermifl midir? Bu, demokratik bir anlay›fl m›d›r; bu, halka güvenen bir anlay›fl m›d›r?

AHMET DÖKÜLMEZ (Kahramanmarafl) – Korkuyorlar.

ABDULLAH GÜL (Devamla) – fiimdi, Avrupa'ya bak›n; Avrupa'da -Norveç'te, Danimarka'da, Fransa'da, ‹sviçre'de- birçok  ülkede, bu konularda halka gidilmifl, halka sorulmufl; referandum yap›lm›fl; böyle önemli bir anlaflma var, bunun mahiyeti fludur fludur, buna girmek ister misiniz diye. Baz›, ülkelerde -Fransa'da- yüzde 3 farkla kabul edilmifl; baz› ülkelerde reddedilmifl. Norveç'te iki kez reddedilmifl. Danimarka'da, ‹sviçre'de... Baz›lar›nda reddedilmifl, baz›lar›nda kabul edilmifl.

Peki, flimdi, Say›n D›fliflleri Bakan›m›za sormak istiyorum: Niçin Türk halk›na, bu millete sorma ihtiyac›n› duymad›n›z? Bu, demokratik bir olay m›d›r? Diyorsunuz ki "Bu kadar önemli bir olay... Bu olay, sadece Avrupa ile dar bir gümrük birli€i anlaflmas› de€ildir. Siyasî mahiyeti, kültürel mahiyeti olan genifl bir anlaflmad›r." Peki, bu kadar genifl bir karar al›n›rken, bu halka gidip de, sen ne düflünüyorsun diye hiç sorma ak›ldan geçmemifl midir?

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Halk› saym›yorlar ki...

ABDULLAH GÜL (Devamla) – fiimdi, asl›nda bu tav›r, bizim için bilinen bir tav›rd›r. Bu tav›r bilinendir; asl›nda, tek parti devrinin tavr›d›r. Tek parti devrinde de, birçok önemli kararlar al›n›rken, halka hiç sorulmam›flt›r. Halka güvenilmedi€i için "Halk, do€ru yolu; halk, kendisi için ç›karl› olan›, faydal› olan› bilemez; hatta fluurunda, hatta rüfltünde de€il" anlay›fl›, tek parti devrinin anlay›fl›d›r ve hâlâ, o ideoloji, o anlay›fl devam etmektedir... (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – DYP de ayn› çizgide gitmektedir.

ABDULLAH GÜL (Devamla) – ...bir emrivakiyle karfl› karfl›ya b›rak›lm›flt›r ve Türkiye bu flekilde girmifltir.

Ayr›ca, tabiî, moral olarak da -halk da biliyor, siz de biliyorsunuz, herkes biliyor- asl›nda, bugünkü Hükümete, girdi€iniz, girmek üzere oldu€unuz -görece€iz tabiî onu- bu Avrupa Gümrük Birli€inde -daha iyi bileceksiniz- "care taker hükümeti" derler. Yani, bu tip hükümetler önemli kararlar› almaz; siz geçifl hükümetisiniz. Yar›n kimin bakan olaca€› belli de€il. Say›n Murat Karayalç›n'›n flahs›na karfl› tabiî sayg›m›z vard›r; fakat, yar›n siz bakan m›s›n›z? Sizin partiniz birleflmifl, yar›n nas›l bir hükümetin ç›kaca€› bile belirsizdir. Güvenoyu al›nacak m› al›nmayacak m›; bunlar bile tart›fl›lmaktad›r.

GÜLER ‹LER‹ (Tokat) – Hay›r, hay›r!

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Evet!

Asl›nda, moral aç›s›ndan da, demokratik anlay›fl aç›s›ndan da, bu Hükümet böyle önemli bir konuya imza atamaz, halka sormadan bu ifli yapamaz. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Asl›nda, Avrupa Gümrük Birli€ine Türkiye'nin gayretleriyle girilmedi. Bunu burada aç›kl›yorum. Bu tamamen ideolojiktir, tamamen siyasî bir olayd›r. Bu ideolojik tav›r, hem flu anda Türkiye'yi yönetenler aç›s›ndan geçerlidir hem de Avrupal›lar aç›s›ndan geçerlidir. Türkiye'nin Avrupa Birli€ine giremeyece€i kesindir; bunu Avrupal›lar söylemektedir, Avrupan›n önde gelen bütün politikac›lar› söylemektedir, Avrupal› filozoflar›n hepsi söylemektedir. Çünkü, Avrupa Birli€i bir H›ristiyan Birli€idir. Bunu biz söylemiyoruz; bunu, dünkü, Avrupa Birli€inin bafl›ndaki Delors söylüyor, dünkü ‹ngiliz Baflbakan› söylüyor, bunu Avrupa'da herkes söylüyor, herkes biliyor.

Say›n D›fliflleri Bakan› "Say›n Baflbakan 2001 y›l›nda  Türkiye'nin Avrupa Birli€ine girece€ini söyledi" dediler. Peki, ben flimdi kendilerine soruyorum; Avrupa Birli€inin dokümanlar› var, Avrupa Birli€inin tam üyesi ülkeler kimler olacak diye 2010 y›l› için projeksiyon yapm›fl. O ülkelerin içerisinde, dünkü komünist ülkelerin hepsi, hatta Balt›k ülkeleri, Letonya, Litvanya, Estonya,  S›rbistan, Bulgaristan, Çekler, Slovaklar, Macarlar, Malta, Rum kesimi gibi bütün bu devletler var m›; bunlar›n hepsi var. Peki, bu dokümanda Türkiye'nin ismi geçiyor mu? Halbuki, Türkiye, 1963 y›l›ndan beri girmek için u€rafl›yor. Var m› Türkiye'nin ismi; yok. Dolay›s›yla, gerçekler saklan›yor. Tabiî, onun bir izah tarz› var.

fiimdi ben soruyorum: Yine, Say›n D›fliflleri Bakan› "1963 Ankara Antlaflmas›, yürürlüktedir; biz, ona dayanarak, bunlar›, uyguluyoruz" dediler. Peki, o antlaflmaya göre, 1986 y›l›ndan itibaren, Türk vatandafllar›, Avrupa'da serbestçe dolaflmayacaklar m›yd›? Bu hakk› niçin almad›n›z o zaman? Ankara Antlaflmas›, daha önce yapt›€›n›z anlaflmalar, bu hakk› verdiyse, niçin, onlar diretiyor "hay›r, benim ç›kar›ma de€ildir; Türkiye'de 10 milyon iflsiz vard›r; Türkiye'nin nüfusu büyüktür, gelir Avrupa'y› iflgal eder, istedi€i yerde oturacak, istedi€i ifli yapacak. Ben, bu imzalad›€›m, taahhüt etti€im, 1986 y›l›nda uygulamaya girecek dedi€im antlaflmay› tan›m›yorum" diyor da, siz, nas›l oluyor da, hâlâ, 1963 Antlaflmas›ndan bahsediyorsunuz(!)

1982 y›l›ndan itibaren, malî yard›m yapmayacak m›yd› Ankara Antlaflmas›na veyahut da di€er anlaflmalara göre... Dolay›s›yla, burada, herfley, tek tarafl› olarak gitmektedir. Avrupa'n›n menfaatlar› söz konusu oldu€unda tavizler verilmektedir, vazgeçilmektedir; fakat, Türkiye'nin ç›karlar› söz konusu oldu€unda, hiçbir direnifl, hiçbir ›srar olmamaktad›r. Bu, fludur: Ne pahas›na olursa olsun, Türkiye, Avrupa Birli€ine girecek, Türkiye, Gümrük Birli€ine girecek anlay›fl›d›r. Siz, e€er, bu zihniyette olursan›z, iflte, o zaman, Prof. Erol Manisal›'n›n dedi€i gibi "sizi, o zenginler köflkünün -maalesef, üzülerek, söylüyorum kendi ülkem ad›na- bahçesindeki bir kulübeye, böyle koyarlar iflte." (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Bunu, biz söylemiyoruz, herkes söylüyor.

Bu, ideolojiktir dedim; asl›nda, Türkiye, kendi gayretleriyle girmedi buna. Avrupa Birli€ine, Türkiye'nin al›nmayaca€› kesin olunca, Türkiye'nin de, kendi bafl›na b›rak›lmas› Avrupa'n›n ç›kar›na de€ildi; çünkü, Türkiye'nin önünde büyük bir potansiyel vard›r; bu, tarihî bir potansiyeldir, bu, bir realitedir istesek de istemesek de.

‹flte, Türk cumhuriyetleri ç›km›flt›r, iflte, ‹slam ülkeleri vard›r. Bugün, siz, bir Almanla Azerbaycan'a gitti€inizde, Kazakistan'a gitti€inizde, gösterilecek ilgi çok farkl›d›r. Avrupal›, bunu bildi€i için, Türkiye'yi serbest b›rakmak istememifltir; çünkü, Türkiye'de, dürüst bir yönetim, sermayenin, holdinglerin emrinde olmayan, halk›n emrinde olan bir hükümet iflbafl›na gelirse Türkiye, bu potansiyeli kullan›r ve Türkiye tekrar, eskiden oldu€u gibi, bir denge unsuru olur. Bunun bilincinde olan Avrupa, Türkiye'yi iflte  kendi avantajlar›ndan faydaland›rmayarak bir mekanizma bulmufltur ve Türkiye'yi Gümrük Birli€ine böyle sokmufltur.

Yeni bir statü vard›r bugün. Daha önce dedi€iniz anlaflmalar›n hepsi k‛t üzerindedir. Bu statüyü Türkiye, kabul etmifltir ve Türkiye'nin Avrupa Birli€ine girip de o bahsetti€iniz avantajlardan faydalanmas› hikâyedir. Böyle bir fley söz konusu da de€ildir, olmayacakt›r; bunu söylüyorum, bunu Avrupa Birli€i dokümanlar› da söylüyor.

fiimdi, peki niçin Türkiye buna girdi; Say›n Baflbakan›n Washington Times gazetesinde, Herald Tribune'de ç›kan makalesi ortada... Bizi almazsan›z  Türkiye'de kökten dincilik, yani, ‹slamî fluur, yani,  tekrar Müslüman›m diyen insanlar, Müslümanca yaflamaya  bafllad›lar; bu gelifliyor, bu bir tehlikedir sizin için, bizi al›n diyor. Bu da Tanzimat Ferman›ndan Mustafa Reflid Pafla ile  bafllayan zihniyetin devam›d›r. Bunun için halka sormaktan korkulmufltur. (RP s›ralar›ndan "Bravo"sesleri, alk›fllar) Demokratikseniz, Avrupa ülkelerinde oldu€u gibi, bunun için halk›n oyuna baflvururdunuz,  gidip halka sorard›n›z.

Ayn› flekilde, ‹ngiliz D›fliflleri Bakan› -bak›n gazetelerde yaz›yor- "Türkiye'yi biz kendi haline b›rakamazd›k, Türkiye'yi baflka yönlere sevk edemezdik" diyor. Bu ‹ngiliz D›fliflleri Bakan›, Bosna-Hersek'teki katliam›n arkas›nda olan birkaç d›fliflleri bakan›ndan birisidir. (RP s›ralar›ndan, "Bravo"sesleri, alk›fllar) Bosna'daki 250 bin tane  Müslüman›n, Avrupan›n gözü önünde, dünyan›n gözü önünde katledilmesinin müsebbiplerinden birisidir. Bu  adam m› Türkiye'ye sevgisiyle, Türkiye'yi biz ald›k diye sevinecektir?

 Ben flimdi hepinize soruyorum; Say›n D›fliflleri Bakan›na, Say›n D›fliflleri Bakanl›€›ndaki diplomatlara soruyorum: 1994 y›l›nda Avrupa ülkelerinin Türkiye'deki büyükelçilerinin en büyük faaliyeti ne idi; Türkiye'yi Gümrük Birli€ine sokmak için ikna etme... Gümrük Birli€ine Türkiye'nin girmesi zararl›d›r diyen, buna karfl› olan siyasî gruplar, üniversiteler veyahut da ekonomik topluluklarla u€raflt›lar ve bunlar› ikna için u€raflt›lar. fiimdi, peki, Avrupa Birli€inden önceki anlaflmalardan do€an 1986'daki serbest dolafl›m hakk› için niçin ›srar etmiyorlar da, ‹ngiliz, Alman, Frans›z, ‹talyan Büyükelçileri, gelip de, siz buna girin, girin, girin diye ›srar ediyorlar; bunu bile Türkiye görememifltir ve ben girece€im diye gayret edince, zaten Türkiye'yi almak peflinde olan, karar vermifl olan, böyle bir statüye durumu indirgemek hesab›n› yapm›fl olan Avrupa, daha da büyük tavizleri -K›br›s tavizi gibi- alarak, Türkiye, sözüm ona girmifltir. Görece€iz tabiî neler getirecek Türk sanayii aç›s›ndan.

fiimdi, Say›n D›fliflleri Bakan›, Say›n Hükümet, nezaket icab› bile, bu anlaflman›n metnini, Türkiye'deki siyasî partilere, bu Parlamentodaki gruplara vermemifllerdir; biz, baflka yerlerden alm›fl›zd›r bu ‹ngilizce metinleri. Halbuki, halktan korkuluyor, Parlamentodan korkuluyor "gönderin, inceleyelim, okuyal›m; size gelelim, flu flöyle bu böyledir" diyelim... Bundan bile kaç›n›lm›flt›r, bu nezaket bile gösterilmemifltir.

fiimdi, burada, maddeler vard›r, bunlar ‹ngilizce maddeler; çok mu€lak maddeler. fiimdi, siz de söylediniz "biz, serbest ticaret bölgesine mi girdik; yoksa, Gümrük Birli€ine mi girdik?" Gazetelere bakarsan›z, medyaya bakarsan›z, hep anlat›lan fley, serbest ticaret bölgesinin kaideleridir. Türkiye'ye zenginlik gelecek, mallar girecek; bir pembe tablo. Tabiî ki en çok ç›kar› olan grup medya olacakt›r. (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Çünkü, önümüzdeki y›llarda, Türkiye'deki en gözde olan sektör reklam sektörüdür; Türkiye, bir tüketim ekonomisine yönelecektir. Hani, SHP'li, CHP'li arkadafllar›n tenkit etti€i 80'li y›llardaki ANAP dönemi var, her fley ithal edildi. DYP'liler, siz "asl›nda zengin de€ilsiniz; ama, borç parayla ithal ettiniz ve bugünkü duruma düfltük" demiyor musunuz; Türkiye'de ayn› durum olacakt›r. Türk halk›n›n harcama seviyesi nedir; millî geliri 2 bin dolar›n alt›ndad›r. Avrupal›n›n fert bafl›na geliri nedir; 20 bin dolar civar›ndad›r. Siz neyi alacaks›n›z, neyi alacaks›n›z? Al›m gücünüz mü olacak; ama, bunlar›n reklam› yap›lacak, e€er, bugün reklam harcamalar› 5 trilyonsa, 20 trilyona ç›kacak. Tabiî ki medya, tabiî ki gazeteler, tabiî ki televizyon kanallar› bunu alk›fllayacak, halk›n beynini y›kayacak. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Ama, ne olacak; siz bunlar› borçla alacaks›n›z. Avrupal›lar size mal› gönderecekler, arkas›ndan da borç verecekler. Siz de€il misiniz, bu Hükümet de€il mi, ANAP Hükümetine, d›fl borçlar› 60-70 milyar dolara ç›kard›n›z diyenler. Peki, bunlar olunca ne olacak; döviz kurlar› tabiî ki yükselecek, Türkiye'de pahal›l›k, tabiî ki, bu haliyle devam edecek .

fiimdi, size, flunu da soray›m: Avrupal›n›n fert bafl›na 20 bin dolar millî geliri var, sizin 2 bin dolar; yan yana getiriyorsunuz; neyle yar›flacaks›n›z...

Asl›nda, biz, Refah Partisi olarak, gümrüklerin kald›r›lmas›na karfl› de€iliz. Bak›n, aç›k söyleyeyim. Tabiî ki rekabet iyi bir fleydir. Rekabet kaliteyi de yükseltir, ucuzlu€u da getirir; fakat, o flartlar› haz›rlaman›z gerekir. 1963'ten beri haz›rl›k dönemi, geçifl dönemi denildi; yani, neydi; Türk sanayiini Avrupa ile rekabet edebilecek düzeye getirmekti. Getirdiniz mi; soruyorum. fiimdi, daha m› iyi Türkiye? Türkiye'de enflasyon yüzde 160't›r. Türkiye'de, dolar baz›nda kredi faizleri yüzde 15'tir, 20'dir. Evet. Türkiye'de faiz, yüzde 150, yüzde 200'dür. Avrupa'da faizler yüzde 2'dir, yüzde 3'tür, yüzde 4'tür; yani, sanayici yüzde 2'yle, 3'le, 4'le kredi al›r. Türkiye'de yüzde 250 ile al›r. Bununla hiçbir Avrupal›yla yar›flamazs›n›z.

MUKADDER BAfiE⁄MEZ (‹stanbul) – Eflek satar, araba al›r›z(!)

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Türkiye'yi bu noktaya getirenler suçludur.

BAfiKAN – Say›n Gül, 5 dakikada toplayabilirseniz çok memnun olaca€›m. Bir s›k›fl›kl›€›m›z var, lütfen.

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Say›n Baflkan›m, riayet edece€im. Teflekkür ederim efendim.

fiimdi, Türkiye flayet buna girerse, anlaflmalar tamamlan›rsa bak›n ne olacak; yabanc› sermaye gelecek deniliyor. Do€ru, yabanc› sermaye gelecek; ama, yabanc› sermaye Türkiye'ye yat›r›m yapmak için gelmeyecek, yabanc› sermaye, rekabet karfl›s›nda sars›lan Türk sanayiini fabrikalar›, hisseleri, getirdi€i birkaç yüzbin dolarla sat›n almak için gelecek. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)  Birçok sanayi, özellikle orta ve küçük ölçekli sanayi Türkiye'de batacakt›r. Bunu, ben söylemiyorum, ‹stanbul Sanayi Odas›n›n "Türkiye Gümrük Birli€ine Girdi€inde Türk Sanayiinin Durumu Ne Olacak" diye ç›kard›€› raporlar, kitaplar söylüyor.

fiimdi, neyin savunmas›n› yap›yorsunuz Allahaflk›na. Hepimiz, Türkiye'de iflsizlikten bahsetmiyor muyuz; hepinizin odas›na gelen insanlar, bana "ifl, ifl" diye gelmiyor mu. Yar›n göreceksiniz, batan sanayi karfl›s›nda, odan›za ifl diye gelen insanlar›n say›s› on misline ç›kacakt›r. Bunlar›, üzülerek söylüyorum; ama, bunlar gerçektir. Türkiye'de gerçek ilim adamlar› da bunlar› söylüyorlar; fakat, televizyon programlar›ndaki müzakerelere bak›yorsunuz, oralara ç›kar›lan herkes, resmî yay›n organ› gibi, herkes, bir pembe tablo çiziyor. Niçin bir tane de, ilim adamlar›ndan, politikac›lardan, bunun farkl› yan›n› söyleyenler ç›kar›lm›yor, konuflturulmuyor, halktan gizleniyor; çünkü, Türkiye'de ç›karc›lar, bunun peflindedir. (RP s›ralar›ndan alk›fllar)

Bugün, sanayi ile u€raflan büyük sanayiciler, göreceksiniz yar›n sanayiden vazgeçecek. ‹flçiyle, sigortayla, emeklilikle u€raflmayacak; onlar›n, zaten kontaktlar› var Avrupa'da, onlar ithalatç› durumuna düflecek ve ithal ettikleri mal› satacaklar. Mukayeseli üstünlük diye bir fley vard›r, göreceksiniz, Türkiye, sadece birkaç ufak sektörde belki üstünlü€ü olacak.

Tekstil sektörü diyorlar, tekstil sektörü dedi€iniz nedir; bugün tekstil sektöründeki makinelerin yüzde 90'› ithaldir. Siz, 1 TIR dolusu kumafl satacaks›n›z; ama, karfl›l›€›nda bir parça makinenin bedelini ödeyeceksiniz. Bu, budur... (RP s›ralar›ndan alk›fllar) Bir parça dokuma tezgâh›n›n makinesi için 1 TIR kumafl vereceksiniz.

Tekstille hiçbir ülke kalk›namaz, dünyada tekstille kalk›nm›fl hiçbir ülke yoktur. Avrupa, bunun için tekstili terk etmifltir; Japonya, Kore bile tekstili terk etmektedir. Türkiye'nin, sadece g›da veyahut da topra€a dayal› baz› sanayilerde belki bir üstünlü€ü olacakt›r; ama, Türkiye'yi daha da fakirlefltireceksiniz. Bu, uzun vadede görülecektir.

De€erli arkadafllar, asl›nda bu konu çok derindir. Tabiî, bunun bir de baflka taraf› vard›r, Say›n Bakan, konuyu anlat›rken: "Türkiye'de demokratikleflme olacak" dediler. Türkiye'de demokratikleflmenin olaca€›na ‹nan›yor musunuz?! Avrupa'n›n Türkiye'de gerçek anlamda, kendisinde oldu€u gibi, sivil bir demokrasi isteyece€ine inan›yormusunuz? ‹nan›yorsan›z, Avrupa'y› bilmedi€inizi buradan söyleyece€im.

Bu Mecliste, Avrupa'daki birçok kurulufla giden milletvekili arkadafllar›m var; Avrupa Konseyi Parlamentosuna 12 milletvekili gidiyoruz; aran›zda üye arkadafllar var. Orada, Türkiye'nin karfl›laflt›€› tavr› hepimiz iyi biliyoruz; Türkiye'ye nas›l tek tarafl› bak›ld›€›, nas›l ikiyüzlü bak›ld›€›, Türkiye'nin nas›l afla€›land›€›n› görüyoruz ve utan›yoruz.

fiimdi, Cezayir'de serbest bir seçim yap›ld›; çokpartili; her türlü parti seçime girdi. Demokratikti öyle de€il mi Say›n Bakan!.. Peki, Avrupa, niçin  Cezayir'deki demokrasiyi bile hazmedemedi ve bugün, askerî bir cuntay› destekleyerek Cezayir'i kan gölü haline çevirdi? Türkiye'de siz demokrasi isteyece€ini mi zannediyorsunuz? Avrupa Parlamentosunda, Türkiye'de bölücülü€ün, otonom idarelerin nas›l istendi€ini; Türkiye'de Ermeni davas›n›n nas›l savunuldu€unu göreceksiniz veya Türkiye'de, Salman Rüfldilere hürriyet istenecek. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Fakat, Türkiye'de, bu milletin, bu devletin, bu ülkenin gerçek sahiplerinin, Müslümanca yaflamas› söz konusu oldu€unda "köktendincilik" denilecek; Avrupa, budur.

Bunun için iflte Bosna-Hersek'te kan akmaktad›r, 250 bin kifli öldürülmüfltür; Çeçenistan'da -Grozni'de- 25 bin kifli öldürülmüfltür ve Avrupa "Rusya'n›n iç meselesi" demifltir. Dolay›s›yla, demokratikleflme diyorsunuz, bugünkü demokratikleflme paketi ç›ksa, Türk Anayasas›, Avrupa tipi bir anayasa gibi mi olacak? Soruyorum -dürüst ve samimi cevap verin- Millî Güvenlik Kurullar›nda tart›fl›lmas› bile dile al›namayan maddeler hangi Avrupa ülkesinin anayasas›nda vard›r; dolay›s›yla, Avrupa yine, üçüncü dünya ülkelerine lay›k olan bir demokratikleflme istiyor Türkiye'de; onun için biz buna karfl›y›z.

K›br›s meselesi Türkiye için dolayl› olarak bitmifltir; iddia ediyorum burada. K›rk y›ll›k K›br›s meselesi; çünkü, siz imza atm›fls›n›z ve demiflsiniz ki: "6 ay sonra, K›br›s'la Avrupa Birli€i aras›ndaki üyelik anlaflmas› bafllayacakt›r" Bu ne demektir; Avrupa'y› bilen herkes biliyor ki, alt› ay sonra, bir sene sonra, Rum kesimi -ki, Avrupa'n›n gözünde, K›br›s'› Rum kesimi temsil etmektedir- Avrupa Birli€ine tam üye olarak girecektir.

fiimdiye kadar siz de€il miydiniz ki, K›br›s meselesini Birleflmifl M‹lletlerde tutmak, oradan d›flar› tafl›mak istemiyordunuz, hele, Avrupa platformuna hiç getirmek istemiyordunuz; çünkü, Avrupa'n›n tavr›n› biliyorsunuz. Daha iki ay önce, Avrupa Konseyi Parlamentosunda al›nan K›br›s'la ilgili karar, Türk Ordusunun iflgalci oldu€unu... Birleflmifl Milletlerin bile diyemedi€i hakareti yapt›€› kararlar› ald›lar. Dolay›s›yla, K›br›s davas›n›n Brüksel'e tafl›nmas›, Yunanistan'›n, zaten, y›llard›r u€raflt›€› bir fleydi ve dolayl› olarak bitmifltir. Siz diyorsunuz ki, "e€er, Rum kesimi, K›br›s'› sokarsa, biz de K›br›s'la bütünlefliriz" Say›n Bakan, sizin sözleriniz bizim için yeterli de€ildir. Bu millî davada, sizin burada, ben de flöyle yapar›m demeniz bizi hiç ilgilendirmez; çünkü, onu yapabilecek gücü olmayacakt›r Türkiye'nin; bunu söylüyorum. E€er olsayd›, Türkiye, Avrupa Birli€inden daha önceki anlaflmalardan do€an haklar›n› elde edebilirdi. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar)

Sözümü flöyle bitirmek istiyorum:

BAfiKAN – Lütfen...

Teflekkür ederim.

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Ne üzücüdür ki, dün, Brüksel'den dönen heyet, burada, sözümona, göstermelik, nefleli fleylerle karfl›land›. (RP s›ralar›ndan "Davulla zurnayla" sesleri) Ben, kendi ad›ma utand›m bundan. Davul zurnayla karfl›land›. Türkiye içinde bitmifl, tükenmifl, ekonomiyi berbat etmifl, halk› yaflam›yor gibi yaflamaya mahkûm etmifl, evet, halk› yaflam›yor gibi yaflamaya mahkûm etmifl bir Hükümet, kendi halk›na karfl› baflar›lar›yla övünemiyor, gitmifl d›flarda yapt›€›...

SELÇUK MARUFLU (‹stanbul) – Avrupa fatihi (!)

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Siz, o profesörün (Erol Manisal›'n›n) dedi€i gibi, Avrupa'n›n zenginler kulübünün köflkünde, bahçedeki bir barakaya girdik diye sevinerek geldiniz. Halbuki, ben, flunu hat›rlad›m: Bizim atalar›m›z -bugün onlar›n ruhunu yâd ediyoruz ve bugün onlar›n davas›n› güdüyoruz- bir gün, Avrupa'ya nas›l gitmifllerdi, Osmanl› Avrupa'ya nas›l gitmiflti? Avrupa'ya, siz böyle gittiniz; ama, bizim atalar›m›z Avrupa'ya nas›l gitti; ben, bunu karfl›laflt›rarak do€rusu çok üzüldüm.

De€erli arkadafllar, Avrupa Parlamentosundaki münakaflalar› takip edin, Türkiye oralarda nas›l rencide edilecek ve Türkiye oralarda nas›l kötü durumlara düflürülecek göreceksiniz.

Son olarak flunu söylemek istiyorum: Say›n Bakan, malî protokolden bahsettiler ve ‹ngilizce olarak haz›rlanan bu anlaflmada "malî protokol 3 bölümden olufluyor" dediler; karar bölümü var, aç›klama bölümü var ve bir de draft declaration bölümü var; ne demek bu Allahaflk›na, bunun Türkiye'yi ba€lay›c› herhangi bir yan› var m›? Türkiye 3-4 milyar dolar alacakm›fl... Sadece "verece€im " diyor. Bu bir anlaflma m›d›r, bunun ba€lay›c› bir yönü var m›d›r; ba€lay›c› hiçbir yönü yoktur; ama, bak›n, Avrupa Birli€i ne yapm›fl: ‹spanya'ya 51 milyar dolar vermifl ve ‹spanya kendisini öyle haz›rlam›fl; Yunanistan'a 35 milyar dolar vermifl ve bunun içerisinde büyük bir k›s›m var ki, hibe; ama, bize verdi€i kredi, borç, borç...

Baflka?..

fiEVKET KAZAN (Kocaeli) – Portekiz'e 17 milyar dolar vermifl.

ABDULLAH GÜL (Devamla) –  Evet, Portekiz'e 17 milyar dolar vermifl. Tabiî ki o ülkeler haz›rlayacaklar kendilerini. Dedi€im gibi, biz, rekabetten kaçm›yoruz; ülkeyi, tabiî rekabete açacaks›n›z; ama, bir sömürge haline getirmeyeceksiniz.

BAfiKAN – Say›n Gül, lütfen efendim...

ABDULLAH GÜL (Devamla) – Bitiriyorum Say›n Baflkan›m.

Kapitalist onlar... Düyun-i Umumiyeyi hat›rlay›n, tekparti devrinin ideologlar›, onlar› tenkit ede ede bu halk›n beynini y›kad›; fakat, ne yaz›k ki ayn› duruma Türkiye'yi düflürmekle meflguller.

Hepinizi sayg›yla selaml›yorum. (RP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, ayakta alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim.

Say›n Güler ‹leri, Say›n Melike Hasefe ve Say›n Fethiye Özver, Do€ru Yol Partisi Grubu sözcüsünün konuflmas›ndan sonra size s›rayla söz verece€im. E€er naklen yay›n kesilecek olursa, sizin konuflmalar›n›z banta al›nacak ve yar›n saat 14.00 ilâ 15.00 aras› televizyondan verilecektir; ama, flimdi, ben, sizin ad›n›za Say›n Faralyal›'dan rica ediyorum, konuflmas›n› 10 dakika içerisine lütfen s›€d›rs›n.

Buyurun.

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Say›n Baflkan, yar›na kald›ktan sonra zaten k›ymeti kalmam›flt›r. Konumuz bugünü, ilgilendiriyordu; üzgünüz. Tutanaklara geçmesi bak›m›ndan arz ediyorum: Ben feragat ediyorum, konuflma yapm›yorum.

BAfiKAN – Buyurun.

DYP GRUBU ADINA ERS‹N FARALYALI (‹zmir) – Say›n Baflkan, çok de€erli milletvekilleri; Say›n Baflkan, benim konuflma süremi 10 dakikayla k›s›tlayacak m›s›n›z, önce onu istirham edeyim...

BAfiKAN- Efendim, sadece rica ettim; hay›r.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Efendim, tabiî, 10 dakika diye bafllad› bütün sözcüler; ama, yar›mflar saat konufltular, sizin yüksek müsamahan›za dayanarak. Ben, yine de Grubum ad›na yapaca€›m bu konuflmay›, mümkün oldu€u kadar muhtasar yapaca€›m.

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Yar›m gün konuflsalar hak onlara.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; Gümrük Birli€i gibi çok önemli bir konuda Do€ru Yol Partimizin Grubunun görüfllerini size k›saca aktarmak üzere huzurunuzday›m; bu vesileyle hepinize sayg›lar›m› sunuyorum ve yine bu vesileyle bu çat› alt›nda, bugün, böylesine önemli bir konunun konufluldu€u günde, bu u€urda canlar›n› dahi feda eden devlet adamlar›n› flükranla yâd etmek istiyorum. 1957 senesinden bu yana bu u€urda vermifl olduklar› mücadelede bizi bugüne getirdiler; bunlar›n hayatta olanlar›na sa€l›k diliyorum, ebediyete göç etmifl olanlara da Tanr›'dan rahmet diliyorum; ama, hepsini flükranla an›yorum; çünkü, biraz evvel Say›n Gül'ün yapt›€› konuflmadan sonra onlar›n yapm›fl oldu€u hizmetin büyüklü€ünü bir defa daha anlam›fl durumday›z.

fiimdi, Do€ru Yol Partimiz olarak, bu olaya 1946'dan beri ismini yazd›rm›fl -bütün büyük olaylara ismini yazd›rm›fl- bir partinin devam› olan bir parti olarak, hakikaten bütün gücümüzle ve varl›€›m›zla destek oldu€umuzu bir kere daha huzurunuzda beyan etmek istiyorum. Evet, bizim partimiz, daima Türkiye'nin büyük menfaatlar› için u€raflm›flt›r. Burada demokratikleflmeden söz ediliyor; Türkiye'de demokratikleflmeyi kim müesseselefltirmifltir? Burada büyümeden bahsediliyor; Türkiye'de büyümeyi hedef olarak al›p da "Büyük Türkiye" hedefine do€ru milleti harekete geçiren hangi parti olmufltur?

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya) – Anavatan Partisi...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Bunlar› hangi parti kendisine misyon olarak inançla, samimiyetle...

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya)- Anavatan Partisi...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Efendim, ben Do€ru Yol Partimden bahsediyorum ve aç›kl›kla ifade ediyorum ki, iki köklü parti; Cumhuriyet Halk Partisinin ve Do€ru Yol Partisinin bugün bu baflar›ya ulaflm›fl olmas›n›...

MUSTAFA ÜNALDI (Konya) – Kökü Avrupa'da.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – ...ve büyük hedefe ulaflm›fl olmas›n›, kendilerine yediremeyenler, içlerine sindiremeyenler var.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Bat›rd›n›z memleketi, bat›rd›n›z.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Onlar, maalesef, anl›yorum ki, hâlâ flu kadarc›k küçük düflünmeye devam ediyorlar. Siz küçük düflünmeye devam edin, biz de büyük düflünmeye devam edece€iz ve büyük hedeflere varaca€›z efendim.

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Memleketi bu hale siz getirdiniz; bat›rd›n›z memleketi.

ERS‹N FARALYALI (Devamla)- fiimdi, burada, konufltu€umuz konu, gerçekten, Türk insan›n›n lay›k oldu€u ça€dafl bir seviyeye ulaflmas› için gerekli olan, ta 1957'de temelleri at›lm›fl, iflte 1963'te rahmetli ‹smet ‹nönü'nün imzalad›€› Ankara Antlaflmas›, her ne kadar çerçeve anlaflma idi ise de çok önemli bir belge olan Ankara Antlaflmas›na istinaden gelinmifl olan nokta. Bu, Türk Milletinin esasen lay›k oldu€u ça€dafl geliflmeyi yaratabilecek, oraya gidebilece€imiz bir geliflme oldu€u için, bizi hâlâ ça€d›fl› b›rakmak isteyenlerin tepkisiyle karfl›lafl›yor. Malesef, bu gerçek, bugün, bir defa daha, bu kürsüden, e€er hâlâ canl› yay›n devam ediyorsa, televizyondan bizi izleyen milletimize de aktar›ld›.

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Millet sizin ça€d›fl› oldu€unuzu biliyor.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Ne yaz›k ki, aktar›ld›; çünkü burada ifade edilen hususlar›n hiçbirinin do€ru olmad›€›, asl›nda bizi izleyen de€erli vatandafllar›m›zca çok iyi bilinmekte.

Ben flahsen çok üzüldüm ifadelerine. Demek ki Türk sanayiinin geldi€i seviyeyi bilmiyorlar, demek ki Türk Halk›n›n hangi bilinçte oldu€unu dahi idrak edememifller.

ÖMER EK‹NC‹ (Ankara) – Millet sizi tasfiye edecek, tasfiye.

ERS‹N FARALYALI  (Devamla)- Bu Gümrük Birli€i konusu yeni bir konu olmad›€› gibi, son zamanlarda, toplumumuzda enine boyuna tart›fl›lm›fl bir konudur ve inan›n›z ki, toplumumuz taraf›ndan benimsenmifl, bizden, Yüce Meclisten daha önce kabul edildi€i için, bu anlaflmaya imza atmaya, bizim toplumumuz, bizi de teflvik etmifltir. Biz, böyle dinamik bir topluma sahibiz; siz bu dinamik toplumu ça€d›fl› ilkelerle, ça€d›fl›na sürüklemeye çal›fl›yorsunuz; biz de buna müsaade etmeyece€iz. (DYP s›ralar›ndan “Bravo” sesleri, alk›fllar)

ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Halka niye gitmediniz, niye seçmene baflvurmad›n›z? (RP s›ralar›ndan gürültüler)

ERS‹N FARALYALI (Devamla) –  Efendim, istedi€inizi söyleyin...

BAfiKAN– Efendim böyle müzakere var m›?..

Siz devam edin efendim.

ERS‹N FARALYALI (Devamla)– Müslüman Türkiye’yi, H›ristiyan toplulu€una gücüyle, varl›€›yla kabul ettirmifl olmam›z› kendinize yediremiyorsunuz, hazmedemiyorsunuz. (DYP s›ralar›ndan “Bravo” sesleri, alk›fllar) Çünkü, biz, burada ülkemizin ve milletimizin gerçek de€erlerini ortaya koyduk ve hiçbir fleyden de taviz vermedik; ne kiflili€imizden ve örf ve âdetlerimizden ve mukaddesat›m›zdan ve milliyetçili€imizden; hiçbir fleyden taviz vermedik ve vermeyece€iz. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar) Ama, siz bu demagojiyle bu konunun üzerine giderseniz, karfl›n›zda Yüce Türk Milletini daima bulacaks›n›z...

ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Belge ile konuflun.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Paspas oldunuz...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – fiimdi, bak›n›z birtak›m faraziyelerle burada aleyhte görüflmeler yap›ld›; neydi bu: ‹flte, fert bafl›na 2 bin dolar seviyesinde geliri olan bir Türkiye’nin, fert bafl›na 20 bin dolar seviyesinde geliri olan Avrupa ile nas›l mücadele edece€idir. Bafllang›çta tamamen tenakuz; b›rak›n ki, di€erleri tamamen faraziye, bu tamamen tenakuz. Yani, e€er biz, bu Gümrük Birli€ine girmek suretiyle, pazar›m›z› Avrupa’ya açt›k diye görüyorsan›z, o zaman, fert bafl›na 2 bin dolar gelirle, bu büyük bir pazar olmuyor, yani benim için 370 milyonluk bir pazar var ve benim orada mukayeseli avantajlar›m var –onuda söyleyece€im– onun için de çok üzüldüm, demek ki, siz Türk sanayisinin geldi€i seviyeyi dahi hâlâ bilmiyorsunuz...

ABDULLAH GÜL (Kayseri) – ‹stanbul Sanayi Odas› daha iyi biliyor.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) - ‹stanbul Sanayi Odas›n›n söyledi€i o de€il efendim. ‹stanbul Sanayi Odas›n›n söyledi€i, 22 sene evvel bu katma protokol görüflmeleri devam ederken, bizim de söyledi€imiz fleydir; yani, baz› sektörlerde, rekabet gücü olmayan sektörlerde, biz o sektörü terk ederiz.

MUSTAFA BAfi (‹stanbul) – Sen de iflas ettin.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) –  Ama, onun yerine mukayeseli avantajlar›m›z olan sektörlerde de rekabet gücünü sa€lar›z ve Avrupa pazarlar›na yerlefliriz; iflte, t›pk›, bugün oldu€u gibi.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Belli, belli...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – fiimdi, burada, önemli olan husus fludur efendim -demin söyledi€im gibi- biz, büyük düflünmeye devam edece€iz; büyük hedefler peflinde koflaca€›z...

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Memleketi bat›rd›n›z.

SELÇUK MARUFLU (‹stanbul) – Millet, sizi cüce yapacakt›r.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – ...ve bugün, Cumhuriyet Halk Partisiyle devam etmekte olan bu Koalisyonun hedefleri de, kendi partilerine, flanlar›na, flöhretlerine lay›k oldu€u gibi büyüktür. Bu Koalisyon devam edecektir.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Gümrük Birli€ini konuflun, koalisyonu de€il.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Bu Koalisyonun iki de€erli partisi, Gümrük Birli€i Antlaflmas›na imza atm›flt›r.

BAfiKAN – Say›n Kapusuz, ne biçim usul bu yani; sözcünüz konufltu...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Öyle anl›yorum ki bugünkü görüflmelerden, bu imzay› atanlar (Say›n Karayalç›n ve Say›n Tansu Çiller) hakl› olarak tarihe geçecekleri için, siz, onu da k›skan›yorsunuz. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar; RP s›ralar›ndan “Bravo” sesleri, alk›fllar [!])

ÖMER EK‹NC‹ (Ankara) – Ufukta bakanl›k var herhalde.

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Ya€ çekme, seni bakan yapmazlar; bir kere oldun.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Çünkü, imzalanan doküman, tarihî bir dokümand›r; onun alt›nda, de€erli iki devlet adam›m›z›n -bir tanesi Say›n Baflbakan›n, bir tanesi de Say›n D›fliflleri Bakan›m›z›n olmak üzere- imzas› vard›r.

Ha, bütünüyle, bu de€erli iki devlet adam›na m› aittir baflar›; hay›r -biraz evvel söyledim- 1957’den beri gelen bir çaban›n ürünüdür; ama, flunu iyi biliniz ki, e€er, bugünkü Hükümet -49 uncu Hükümetimizinden bafllayarak- daha do€rusu bu Koalisyon, bu konudaki siyasî kararl›l›€›n› ortaya koymasayd›, t›pk›, haz›rl›k dönemindeki 5 senenin uzat›lmas› gibi, bu 22 senelik dönem de uzat›labilirdi.

BAfiKAN – Say›n Faralyal›, sözünüzü kesmeyece€im; ama, 7 dakikad›r canl› yay›ndas›n›z...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Hay›r efendim, canl› yay›n için de€il.

BAfiKAN – Ona göre, notlar›n›z›n arkas›ndakini öne alabilirsiniz.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Teflekkür ederim.

Ben, Yüce Meclise hitap ediyorum; canl› yay›n kesilse de olabilir efendim.

fiimdi, flu hususu belirtmek istiyorum: Say›n milletvekilleri, bu konu, ülkemiz için çok önemli bir konu ve sureti katiyede demagoji kald›rmayacak bir konu. Yani, sizler de gerçekleri bildi€iniz halde, gerçekleri çarp›tarak, buradan, milleti yan›ltmaya hakk›n›z›n olmad›€› bir konu; çünkü...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Türkiye’yi müstemleke yapt›n›z.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Efendim, müstemlekenin ne oldu€unu, siz, herhalde bilmiyorsunuz. Türkiye, hiçbir zaman müstemleke olmad›; olmayacakt›r da.

‹flte, biraz evvel söyledi€im... Yani, siz, flimdi, burada kalk›p da, benim karfl›mda, e€er demagoji yapmaya devam ederseniz, o zaman, ben de, do€rudan do€ruya, imzalanm›fl olan bu önemli belgenin, Türkiye için ne kadar faydal› oldu€unu, yüce milletimize anlatmaya, buradaki imkân›m yetti€i kadar›yla; ama, her vesileyle anlatmaya devam ederim; çünkü, bak›n›z, çok basit bir hesap, hiç, ilerisinde böyle birtak›m faraziyelerle bu ifli baltalamaya gayret etmenin bir manas› yok.

Yunanistan'dan bahsettiniz; dediniz ki: "Türkiye 2 bin dolar seviyesinde kald›, fert bafl›na millî gelirde; Yunanistan, 6 bin dolara yükseldi; 3 misli, 3'e katlad›; halbuki, bafllad›€›m›z zaman ayn›yd›k." Siz dediniz bunu. Ha, Yunanistan'daki sanayileflme, bizim sanayileflmemizin onda biridir.

MEHMET ÇEB‹ (Samsun) – Yüzde biridir.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Ben onda biridir diyorum; yani, bizim çok afla€› seviyemizdedir. Yunanistan, e€er, buradan, flantaj yapmak suretiyle, tabiri caizse, do€rudan do€ruya rüflvet almak suretiyle, fert bafl›na millî gelirini buraya yükselttiyse, benim toplumumdaki dinamizm, benim bugün eriflti€im seviyedeki sanayim, beni, bu toplulu€a aç›ld›€›m zaman, yani, 370 milyon bir tüketim toplumuna aç›ld›€›m zaman, çok k›sa bir sürede, Yunanistan'›n 2 kat›na, yani, 12 bir dolara kadar ç›karacak bir potansiyele sahiptir. (DYP s›ralar›ndan "Bravo" sesleri, alk›fllar) Bu gerçe€i niye görmek istemiyorsunuz; çünkü, ülkenin ça€dafllaflmas›n›, Türk Milletinin, Türk insan›n›n, hak etti€i refah seviyesine gelmesini istemiyorsunuz.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Say›n sözcü, 37'lerden vaz m› geçtiniz yoksa; imzan›z› geri mi çektiniz 37'lerden?

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Efendim?..

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Bakan olmak için yoksa imzan›z› geri mi çektiniz 37'lerden? Anlafl›ld›, bakanl›k istiyorsunuz herhalde.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – fiimdi, ben, hasbelkader diyece€im, asl›nda, hasbelkader kelimesi önemli bir kelimedir, hiç de hasbelkader de€ildi; ama, 1966 senesinden beri, ‹ktisadî Kalk›nma Vakf›nda, bu konuyu, bir hayli üzerinde çal›flm›fl bir arkadafl›n›z olarak ve inanarak söylüyorum. Yoksa, burada, politik geliflmelerle ilgili hiçbir fley de söylemiyorum, gerçekleri tamamen söylüyorum.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Yok, öyle de€il, inanmam.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Bak›n›z, Türkiye'de 1963 Ankara Antlaflmas› imzaland›ktan sonra -biraz evvel belirtildi, çok k›saca de€inmek istiyorum- bir haz›rl›k dönemi vard› 5 sene; bir de geçifl dönemi vard› 22 sene. Bu 5 senelik dönem içerisinde, birtak›m olaylardan dolay›, biz haz›r olamad›€›m›z için, bu süre uzat›ld›; 1971'de, asl›nda, Katma Protokol imzaland›, 1973'te yürürlü€e girdi; ama 1971'de imzalanmas›yla beraber, birçok sanayi ürünlerinin -o zaman benim de ifltigal etti€im ürünler- Avrupa pazarlar›na do€rudan do€ruya s›f›r gümrükle ihraç edilmesi imkân› kazan›ld›. Ne oldu biliyor musunuz neticesinde; kapasitelerimizi bir anda on misline, yirmi misline ç›kard›k. ‹flte, böyle büyük bir pazara hitap etmenin tabiî neticesi budur ve Türkiye, inflallah, 1996'n›n 1 Oca€›ndan itibaren bu imkân› çok daha iyi kullanacakt›r.

Geçifl dönemi olan yirmiiki seneyi iyi de€erlendirdi€imizi ben de kabul etmiyorum. Maalesef, büyük bir f›rsat kaç›rd›k; ama, bu f›rsat› kaç›rmada, kabul edelim ki...

HÜSEY‹N BALYALI (Bal›kesir) – ‹htilalleri söyle.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Evet; birtak›m rejim ink›talar› vard›. E€er bunlar olmasayd›, biz çoktan Gümrük Birli€ine de girmifltik, hatta, belki bugün, sizin muhalefetinize ra€men, tam üyeydik.

M. RAUF ERTEK‹N (Kütahya) – Hangi sanayiyle?!

AL‹ O⁄UZ (‹stanbul) – Hiç olmazsa, beceremedi€inizi söylediniz.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Bizi tam üyeli€e almayacak diyenlere de flöyle bir fley söylemek istiyorum: E€er, bizi tam üyeli€e almak niyeti olmasa Avrupa Birli€inin, bizimle oturup da bu Gümrük Birli€i Antlaflmas›n› -Ankara Antlaflmas›n›n bir gere€i olarak- yapmazd› -biraz evvel verdi€im örnekten hareket ederek- haz›rl›k dönemi olan 5 seneyi, 9 seneye ç›kard›€› gibi, bu 22 seneyi de 30 seneye ç›kar›rd›.

ABDULLAH GÜL (Kayseri) – Serbest dolafl›m› niye vermedi Ankara Antlaflmas›yla?

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Tabiî, bu Antlaflmayla her fley bitmifl de€ildir; bunu çok de€erli bas›n mensuplar›m›z da söylüyor, politikac›lar›m›z da söylüyor; bugün de söylendi, Say›n Bakan›m›z da söyledi; ama, bu, bafllang›ç da de€ildir. fiunu ifade edeyim: Bundan sonra, önümüzde, siyasî, sosyal ve ekonomik gayretlerimiz olacakt›r; bunu hep birlikte, bu Meclis olarak yapaca€›z ve hiç kimse için yapmayaca€›z, Türk Milletinin menfaat› için yapaca€›z. Esasen, Yüce Meclisimizin gündeminde olan ve entegrasyonu kolaylaflt›racak olan yasalar›n hepsi, milletimiz için haz›rlanm›fl yasalard›r; ne yaz›k ki, Meclisteki çal›flma tempomuzdan dolay› gecikmifltir; ama, flimdi, onlar› süratlendirmek mecburiyetindeyiz. Bir vesile oldu. Zaten, Avrupa Toplulu€u, bizim için, hiçbir zaman bir amaç de€il, bir araç olmufltur; ama, bu vesileyle çal›flmalar›m›z› süratlendirmek mecburiyetinde oldu€umuzu görüyoruz ve bunu hep birlikte yapaca€›m›z inanc›n› da tafl›yoruz.

fiimdi "Efendim, Ankara Antlaflmas›n›n bir gere€i oldu€u için, bu Gümrük Birli€i Anlaflmas› da imzaland›" demek bir yerde haks›zl›k oluyor; çünkü, biraz evvel belirtti€im gibi, e€er, flu son iki üç senelik siyasî kararl›l›k olmasayd›, bunu karfl› taraf ertelerdi. Ha, bizim gücümüzü çok iyi biliyor. Evet, Say›n ‹nan çok do€ru söyledi; Avrupa, bizim gücümüzü çok iyi biliyor; ama, biz, maalesef, o gücümüzü, bugüne kadar yeteri kadar bilmiyormufluz. Elimizdeki kartlar›, kozlar› iyi oynad›€›m›z zaman, iflte Avrupa Birli€i de Avrupa Toplulu€u da, ad›na ne derseniz deyin, bizi, bir büyük devlet olarak kabul etmek mecburiyetinde kal›yor ve bugün, gelinmifl olan nokta budur. Bununla hepimizin iftihar etmesi laz›mken, burada, birtak›m, baflka maksatlarla sözlerin ifade edilmifl olmas›ndan ben flahsen üzüldüm...

HÜSEY‹N ERDAL (Yozgat) – Siz, Genel Baflkan›n›za sorun.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Efendim, K›br›s meselesi, K›br›s meselesi... Bak›n›z, K›br›s meselesinde, e€er, bir endifle varsa... Bize göre, bu konuda da hiçbir endifleye mahal olmamas› gerekir. Neden; çünkü, Avrupa Birli€inin birkaç tane prensibi var; bunlardan bir tanesi kesin olarak demokratikleflmifl olan bir ülke; yani, demokrat bir ülke. Bizim tam üyelik müracaat›m›z› ask›ya almalar›n›n sebebi, bu demokratikleflmenin ink›talara u€raflm›fl olmas›ndan dolay›d›r. T›pk› Yunanistan'daki albaylar cuntas› gibi; ama, onlar daha ak›ll› davrand›lar; 1978 senesinde müracaatlar›n› yapt›lar. Ayn› dönemde, biz, müracaat›m›z› yapsayd›k, belki, bugün biz de tam üye olmufl olurduk.

fiimdi, bir di€er kriterleri ekonomik meseleleridir. Tabiî, do€u blokunun, yani, Berlin Duvar›n›n çökmesiyle ortaya ç›kan yeni durum muvacehesinde, Avrupa Toplulu€u, önce, kendi mutfa€›n› temizlemek mecburiyetini hissetmifltir ve dolay›s›yla, civar ülkeleri; yani, eski do€u bloku ülkelerini içlerine almak, bünyelerine almak için bir gayrete girmifllerdir. Ondan evvel, Portekiz, ‹spanya, Yunanistan'› zaten tam üye olarak kabul ettiklerinde birtak›m sorunlar karfl›lar›na ç›km›flt›. Bu defa, daha büyük boyutlarda sorunlar karfl›lar›na ç›kt›; ama, dikkat ediniz, ekonomik durumu tehlikede olan hiçbir ülkeyi, tam üye olarak almam›fllard›r. Evet, biz de tenkit ediyoruz, biz de üzülüyoruz 1994 senesinde Türkiye'de enflasyon yüzde 160'lara varm›flt›r, bu bir gerçek; ama, e€er, bizi, bu kadar yak›ndan tan›d›€›n› sizin de kabul etti€iniz Avrupa, bizim, bu ekonomik mücadeleden baflar›yla ç›kaca€›m›z› görmeseydi, bu anlaflmay› imzalar m›yd›; yani, Avrupa, hiçbir zaman s›rt›nda bir kambur tafl›maya raz› gelmez.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Avrupa s›rt›na alm›yor ki zaten, yan›na ba€l›yor...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Hay›r efendim.

BAfiKAN – Say›n Kapusuz...

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – fiimdi, tabiî, siz; yani, dedi€im gibi, birtak›m polemiklerle, demagojilerle bu konuyu geçifltirece€imizi zannediyorsan›z, geçifltiremezsiniz; hiç bofl yere çaba sarf etmeyin.

fiimdi, durum fludur efendim: Biz, büyük bir potansiyele sahip, büyük bir devletiz.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Do€ru konuflun da herkes dinlesin.

MEHMET ÇEB‹ (Samsun) – Kapusuz, sen ne anlars›n ki bu iflten.

ERS‹N FARALYALI (Devamla) – Buna inanmayanlar büyük hata yap›yorlar; bugün onu gördüm, buna inanmayanlar büyük hata yap›yorlar.

Bugün, bundan otuz sene evvel, geri kalm›fl ülke s›fat›ndan s›yr›ld›k, sanayileflmifl; ama, ileri sanayi ülkesi olmasak bile, sanayileflmifl ülkeyiz. Nas›l m›; söyleyeyim: E€er, bir ülke kendi teknolojisini satabiliyorsa, yat›r›m mal› üretip, fabrikalar kurabiliyorsa, bu ülke sanayileflmifl ülkedir. Bunun dereceleri vard›r; iflte, biz daha, belki geliflmekte olan ülke s›n›f›ndan da ç›kt›k, sanayileflmifl ülke olduk.

fiimdi, markalar›n›n isimlerini burada söylersem, belki, reklam fasl›na giriyor diye oradan sataflma olur, onun için isimlerini söylemeden, hem elektronik hem de beyaz eflyalarda -tekstili saymayaca€›m- oto yedekparçalar›nda kendi teknolojilerimizle üretti€imiz, kal›plar›n› kendi yapt›€›m›z ürünleri, bugün, bütün Avrupa'ya ihraç etmekteyiz. Evet, art›k hiç kimse, her fleyi ben yapaca€›m iddias›nda olamaz. Bu, globalleflmeden bahsediliyor, s›n›rlar› kald›r›lm›fl ekonomiden bahsediliyor. Yüce Meclis, daha bundan bir süre evvel, Dünya Ticaret Birli€ine girmemiz için karar ald›. Peki, bu kararlar› al›rken, bu geliflmeleri beklemiyor muydunuz; yani, bu geliflmeler iki günde mi oldu da bugün karfl› ç›k›yorsunuz; bunu anlamak mümkün de€il.

Biz, bugün, Dünya Ticaret Birli€ine -ki, o birlik, yak›nda, Uruguay Round müzakereleri neticesi gelinmifl olan GATT Antlaflmas›n› dahi belki ortadan kald›racakt›r, o kadar genifl kapsaml› olacakt›r- girmeyi kabul ettik; yani, kendi ya€›m›zla kavrulmak diye bir fley kalmad›. E€er, ben, ortakl›k yapacaksam, gayet tabiî, bir de zenginlerle ortakl›k yapaca€›m üstelik; niye fakirlerle ortakl›k yapay›m?

Say›n milletvekilleri, bütün bunlar› dikkate ald›€›n›z zaman, göreceksiniz ki, nas›l, bugüne kadar Avrupa Toplulu€una tam üye olmufl olanlar›n hiçbiri -Yunanistan bile- bu iflten zararl› ç›kmad›ysa, biz, haydi haydi zararl› ç›kmayaca€›m›z gibi, çok büyük ekonomik, siyasî ve sosyal kazançlarla bu birli€i devam ettirece€iz ve önümüzdeki on y›l içerisinde, göreceksiniz, bu sayede -hakikaten, bugüne kadar ihmal edilmifl olmas›na ra€men- asl›nda hakk› olan refah seviyesine Türk insan›n› ulaflt›rm›fl olaca€›z.

Say›n Baflkan›m, bu antlaflman›n, ülkemiz için hay›rl› ve u€urlu olaca€›na inanc›m› bir defa daha tekrarl›yor, bu düflüncelerle -süremi de fazla aflt›€›m› zannetmiyorum- hepinize flahs›m ve Do€ru Yol Partisi Grubu ad›na sayg›lar›m› sunuyorum.

Teflekkür ederim. (DYP ve CHP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Teflekkür ederim Say›n Faralyal›.

Say›n milletvekilleri, bugün -belki geçen y›llar›n verdi€i tecrübeyle- gündemin bu noktaya gelece€ini tahmin etmifltim ve iki üç kere "Say›n Güler ‹leri'ye, Say›n Melike Hasefe'ye, Say›n Fethiye Özver'e bu müzakerenin d›fl›nda söz verece€im" dedim. Bunu iki kere tekrarlamam›n nedeni fluydu; yay›n›n kesilece€ini bildi€im için, arkadafllar›m›z›n hakk› yenmesin, bugün bu konuda konuflacaklar› canl› yay›nda duyulsun istedim.

Ben, flimdi arkadafllar›ma söz verece€im, banta al›nacak, yar›n gösterilecek.

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – K›ymeti yok.

BAfiKAN – Ondan sonra, flimdi, arkadafllar›ma söz verece€im; banta al›nacak, yar›n gösterilecek. Bunlar› söylerken, gruplara da ayn› ihtar› yapm›fl oluyorum; yani, gruplara da, yay›n›n bir noktada kesilece€ini söylüyorum. Niye yay›n kesiliyor; onbefl gün evvel, TRT 3 bizden müsaade istemifltir; demifltir ki "Fransa-Türkiye ordu maç›n› müsaade ederseniz naklen verece€im." Bu olayla onbefl gün evvel karfl›laflaca€›m›z belli de€ildi ve TRT 3'e "bu yay›n› yap" dedik. Bu, bir millî maçt›r; bu veriliyor.

fiimdi, bak›n, Say›n D›fliflleri Bakan›n›n çok rahatça konuflmas› için, Tüzü€ün verdi€i 20 dakika konuflma hakk›n› 57 dakika olarak kulland›rd›m. 20 dakika yerine 57 dakika konuflulunca, Say›n ‹nan'a bir hak do€du; onun 10 dakikas› da 36 dakika oldu. Ondan sonra -Say›n Hacalo€lu'na, bu noktaya gelece€iz diye bir iki kere rica ettim- yine, Say›n Hacalo€lu 28 dakika kulland›. Say›n Abdullah Gül'ü de iki defa ihtar etti€im zaman arkadafllar›m al›nd›; ama, yine, 28 dakika kulland›. Say›n Faralyal›'ya konuflmas›n›n 10 uncu dakikas›nda, 7 dakika canl› yay›ndas›n›z, sözünüzü kesmeyece€im, dedim; yani, 17 dakika canl› yay›nda, 4 dakika da -sözünü kesmedim, kendisi bitirdi- canl› yay›n›n d›fl›nda konuflma yapt›.

fiimdi, burada, inan›rsan›z, ben, sizden daha çok dikkat ediyorum; ama, konunun ehemmiyetinden dolay›, Say›n Bakan›n sözünü kesme imkân› bulamad›m ve rahatça konuflmufl oldu.

BAfiKAN – fiimdi, gündeme geçmeden önce, söz isteme s›ras›na göre, bugün Dünya Kad›nlar Günü oldu€u için, Say›n Güler ‹leri'ye, Say›n Melike Hasefe'ye, Say›n Fethiye Özver'e söz verece€im.

Say›n Güler ‹leri, buyurun.

BÜLENT ATASAYAN (Kocaeli) – Dünya Kad›nlar Gününde kad›nlar›n hakk›n› yedik demek ki...

BAfiKAN – Yemedim... ‹ki kere, canl› yay›nda...

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Say›n Baflkan, bize, sabahleyin 5'er dakika söz verebilirdiniz; 15 dakika sürecekti. Bugün konuflma yapmad›ktan sonra ne k›ymeti var. Senede bir gün...

BAfiKAN – Say›n ‹leri, buyurun.

GÜLER ‹LER‹ (Tokat) – Melike Han›m, bunu kabul etmeliyiz; 450 milletvekilinin içinde sadece 8 taneyiz; onun için onlar›n sözü geçerlidir.

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Ben kabul etmiyorum.

GÜLER ‹LER‹ (Devamla) – Biz, Mecliste ne vakit ço€unlu€umuzu elde edersek, o zaman sözümüzü de gününde al›r›z. (Alk›fllar)

Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; 8 Mart Dünya Kad›nlar Gününde, genelde kad›n ve ülkemiz kad›n›n›n bir panoramas›n› çizmek istiyorum. Kad›n ve erke€in farkl› toplumsallaflma süreçleri içinde, cinsel kimlikleri do€rultusunda, belli rollerle donat›lmas› sonucu, ortaya, özel alan, kamusal alan ay›r›m› ç›km›fl, geleneksel bu ay›r›mla erkek-kad›n ay›r›m› belirginleflmifltir.

Özel alan, ev alan›nda kad›n, kamusal alan erkek kimlikleriyle tan›n›r hale gelmifltir. Kamusal alan› cisimlendiren özel alan erdemle tan›mlan›rken, kamusal alan, haklar›n, karar mekanizmalar›n›n ve güç paylafl›m›n›n alan› haline gelmifltir. Kad›nlar›n ekonomik haklardan, e€itim olanaklar›ndan yeterince yararlanamamalar›, toplumsal alanda ikincil durumda kalmalar› ve etkinliklerinin ev içine yönelik kalmas›, tüm toplumlarda farkl› boyutlarda da olsa, süregelmifltir.

Modernleflme sürecinde, kad›n, erkek eme€i d›fl›nda kalan, üretim maliyetini düflüren, daha az be€enilen ifllerde çal›flmaya bafllayarak ancak kamusal alana ad›m›n› atabilmifltir; ayn› zamanda kendisine mal edilen özel alan, yani, ev içi etkinliklerini de sürdürmüfl; ancak, üretti€i bu art›k de€er için sistem ona bir ücret ödememifltir; çünkü, geleneksel olarak ev zaten kad›n›n özel alan›d›r. Bir de, ev kad›n› kavram› icat edilmifl ve ev içi etkinliklerinin gerçekte çal›flma olmad›€› ilan edilip, bu durum meflrulaflt›r›lm›flt›r. Modernleflmenin etkisiyle kamusal alana ad›m›n› at›p bu arada kendisinden beklenen ev ifline ve çocuk yetifltirilmesine yönelik rollerini de yerine getiren kad›n, modern ve geleneksel de€erlerin iç içe geçti€i toplumsal bir görünüm kazan›r. Bu, elbette ki, bir önceki geleneksel görünümüne göre önemli bir de€iflimdir; ancak, kad›n›n, erke€e göre ikincil konumu devam etmektedir.

Kamusal alanda siyasî kat›l›m, parlamento ve hükümette, yerel yönetimlerde, siyasî parti örgütlerinde kad›nlar›n elveriflsiz konumlar›, evrensel bir özelliktir. Ülkemizde de bu elveriflsiz konumun varl›€›, mevcut istatistiklerin ›fl›€› alt›nda, hepimizin bilgisi dahilindedir. Kamu ve özel sektör yönetimi ile meslekî ve akademik kurulufllarda kad›n kat›l›m›, di€er alanlara göre ümit veren oranlarda; ancak, istenilen düzeyde de€ildir.

E€itim, sa€l›k ve istihdam alanlar›nda üretkenli€i art›ran kaynaklardan yararlanmada, mülkiyet edinmede kad›nlar, hep ikincil ve elveriflsiz konumdad›rlar. Aile içi fliddetin ve bölgesel-yerel savafllarda kad›n ve çocuklar› hedef alan tecavüz ve fliddetin insan haklar› ihlali oldu€u, uluslararas› sözleflmelerle tescil edilmifltir. Sevindirici olan tek fley, bu açmaz› aflmak için, son y›llarda, dünyada ve ülkemizde devlet ve gönüllü kurulufllar›n geleneksel bak›fl aç›s›ndan farkl› bir biçimde, toplumun, aile yap›s›n› ve iliflkilerini sorgulamas›d›r. Taraf oldu€umuz uluslararas› antlaflmalar, yasal donan›m›m›z ve toplumsal yap›m›z›n demokratik bir ortamda sorgulanmas›yla az›msanmayacak yollar katedece€imize inan›yorum.

Demokrasiler, bar›fl ortamlar›nda yeflerir, büyür. Bu nedenle, ulusal ve uluslararas› bar›fl›n sa€lanmas›, evrensel hedeftir. Bar›fl› sa€lamak ise, tüm dünya kad›nlar›n›n ortak hedefidir. Kad›nlar savafla karfl›d›r; çünkü, cephe gerisinin sefaletini onlar çeker; sevdiklerini onlar yitirir, onun ac›s›n› çekerler; savafl biter, savafl sonras›n›n maddî manevî yaralar›n›n sar›lmas›nda da kad›nlara görev düfler. Kurtulufl Savafl›nda ve sonras›nda kad›nlar›m›z özveri destanlar› yaratmam›fllar m›d›r; Birinci Dünya Savafl›ndan sonra, Almanya'da, y›k›nt›lar› elleriyle kald›ran, yollar›n, evlerin yeniden yap›lmas›n› sa€layan kad›nlar de€il midir...

Savafla karfl› duran ve savafl yaralar›n› saran tüm kad›nlar›n, ninelerimizin an›s› önünde sayg›yla e€iliyor; ülkem ve dünya kad›nlar›n› umutla selaml›yorum.

8 Mart Dünya Kad›nlar Gününü kutluyor, hepinize sayg›lar sunuyorum. (CHP ve DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Say›n Melike Hasefe?..

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Ben feragat ettim efendim...

Ben k›n›yorum bunu... Tutanaklara geçsin.

BAfiKAN – fiimdi, Say›n Melike Hasefe, o kadar haks›zs›n›z ki... 3 han›mefendi söz istemifl... ‹çtüzük bize diyor ki "3 tane gündem d›fl› söz verebilirsiniz." Bu arada Hükümet girmifl gündem d›fl› konuflmalar›n aras›na. O zaman, han›mlar›n birisi geride kalacak... Hükümet giriyor, 3 kifli konuflmufl oluyor.

Hükümet öncelik al›r. Hükümete öncelik de verdi€ime göre, konu kesilemez; gruplara da söz hakk› do€uyor; ama, buna ra€men, biz geri döndük, bugüne kadar uygulama nas›l olmufltur diye bakt›k; hükümet, geçmiflte, birinci kifli olarak kabul edilmemifl, üç kifliye daha söz verilmifl. Böylece, ben, burada, iki saattir hem arkamdaki görevlilerle hem hukukla hem ‹çtüzükle baflbafla, size, üçünüze söz vermeye çal›fl›yorum, siz orada beni protesto ediyorsunuz... Hak, adalet mi bu?..

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Evet Say›n Baflkan, hak, adalettir. Kad›nlar Gününde siz bize 5'er dakika söz vermediniz, bu nedenle protesto ediyorum... Sizin yapt›€›n›z hak, adalet de€ildir.

BAfiKAN – Efendim 3 kere ad›n›z› söyledim, Kad›nlar Gününde konuflacaks›n›z; ama, bir araya getirece€im diye...

MEL‹KE TUGAY HASEFE (‹stanbul) – Sizin yapt›€›n›z hak, adalet de€ildir. Protesto ediyorum...

BAfiKAN – O zaman, siz, Kad›nlar Gününde Meclise de€il soka€a konuflmak istiyorsunuz...

Grup sözcünüzü 36 dakika konuflturdum!..

 

 

BAfiKAN – Say›n Fethiye Özver; buyurun.

FETH‹YE ÖZVER (Tekirda€) – Say›n Baflkan, say›n milletvekilleri; 8 Mart Dünya Kad›nlar Günü dolay›s›yla gündem d›fl› söz alm›fl bulunuyorum; hepinizi sayg›yla selaml›yorum.

8 Mart 1857 tarihinde, New York'ta, 40 bin kadar kad›n›n, çal›flma sürelerinin uzunlu€unu ve ücretlerinin azl›€›n› protesto ettikleri grev günün, 1910 y›l›nda, Alman sosyal demokrat Klara Zetkin'in önerisi üzerine, Uluslararas› Kad›n Günü olarak benimsenmifl ve nihayet, 16 Aral›k 1977'de, Birleflmifl Milletler taraf›ndan, Kad›n Haklar› ‹çin Birleflmifl Milletler Günü olarak kabul edilmesi sa€lanm›flt›r.

Kad›nlar›n hak arama mücadelelerininin birkaç yüzy›l› aflan bir tarihi vard›r. Bu tarihsel süreçte yaflananlar, savafllar›n insanl›€a getirdi€i yeni fikirler ve ekonomik zorunluluklar, kad›nlar›n, ezilmeye karfl› bir direnme bilinci gelifltirmelerine temel oluflturmufltur. Kad›n›n hem toplumsal alanda hem de özel yaflamda cinsiyet ay›r›mc›l›€›na u€ramas›, kimli€inin belli kal›plar içerisine s›k›flt›r›lmas› ve orada tutulmas›, hakl› mücadelesinin dayana€›d›r.

Yaflad›€›m›z yüzy›l, kad›n sorunlar› alan›nda uluslararas› bir bilincin oluflumuna da sahne olmufltur. 1975-1985 Birleflmifl Milletler dünya kad›n on y›l›ndan bafllayarak, hemen hemen tüm ülkeler, kad›na yönelik somut uygulamalar› bafllatm›fllard›r. 1995'te, Pekin'de, yine ayn› konuda bir toplant› yap›lacakt›r. Birleflmifl Milletler taraf›ndan, 1981 y›l›nda imzaya aç›lan, Kad›na Karfl› Her Türlü Ay›r›mc›l›€›n Önlenmesi Uluslararas› Sözleflmesi ile 1985 Nairobi ‹leriye Dönük Stratejileri bu konuda itici güç oluflturmufltur. Türkiyemiz, bu sözleflmeyi 1985 y›l›nda imzalam›flt›r; bu do€rultuda, ulusal mekanizman›n oluflumu sürecini bafllatm›fl ve kad›n politikas› gündemi yeni bir boyut kazanm›flt›r.

Ülkemizde cumhuriyetle bafllayan süreç, kad›nlar için, dünyadaki ço€u ülkeden önce eflitlikçi bir yasal çerçeve oluflturmufltur. Yetmifl küsur y›ll›k cumhuriyet tarihimizde, 85 kad›n milletvekili Meclise gelmifl; bunlar aras›ndan 5 kad›n, farkl› hükümetlerde, 10 kez bakanl›k görevini üstlenmifltir.

1931 y›l›nda, Mustafa Kemal Atatürk diyor ki: "Onun içindir ki, Türk kad›nlar›, memleketin mukadderat›n› millet nam›na idare eden siyasî zümreye dahil olma arzusunu izhar ile memleketin, milletin vatandafllara tahmil etti€i vazifelerin hiçbirinden kendilerinin uzak b›rak›laca€›n› düflünemezler; çünkü, vazife mukabili olmayan hak mevcut de€ildir."

Nihayet, 1993 y›l›nda, Türkiye'de, ilk kez bir kad›n -Do€ru Yol Partisinden- Baflbakan seçilmifl ve iflbafl›na gelmifltir.

Yerel yönetimlerde de kad›n say›s› son derece azd›r; örne€in, yaln›z 1 vali ve 3 kaymakam görev yapmaktad›r.

Kamu yönetiminde son derece nitelikli bir kad›n kesimi vard›r; yüksekö€renim görmüfl kad›nlar›n bafll›ca çal›flma alan› kamu yönetimidir. Buna karfl›l›k, karar mekanizmalar›nda kad›nlar›n say›s› çok azd›r. 1938 y›l›ndan günümüze kadar, kamu yönetiminde çal›flan kad›n say›s› 27 kat artm›flt›r.

Genel yönetimde, do€um öncesi ve sonras› toplam 9 haftal›k ücretli izin, 6 ayl›k ücretsiz izin, erken emeklilik haklar› düzenlemeleri ve uygulamalar›, kad›nlar›n üst yönetim konumlar›na yükselmelerini olumsuz yönde etkilemektedir; ama, tabiî, bunlar, olumlu uygulamalard›r.

Türkiye'de, kad›n istihdam›, tar›msal kesimde çok yo€undur; 1990 y›l› verilerine göre, bu oran yüzde 82 civar›ndad›r. Tar›m sektöründe, iktisaden faal nüfus içinde yerlerini alan kad›nlar, kentlere göçle birlikte, iktisaden faal nüfus d›fl›na ç›kabilmektedirler. Bu kad›nlar›n bir k›sm› ev kad›n› konumuna girerken, di€er baz›lar›, özellikle gecekondu bölgelerinde, kent iflsizlerini oluflturmakta ya da marjinal ifllerde çal›flmaktad›rlar. Buna paralel, k›rsal kesimde ilkokul sonras› çal›flmaya yönelen k›zlar›n kentte okula devam etme e€ilimleri de artmaktad›r. Dolay›s›yla, k›zlar›n ortaokuldan itibaren okullaflma oranlar›n›n artmas›yla birlikte, kad›n›n e€itimine iliflkin sorunlara ait ilk ad›m at›lacakt›r.

Ayr›ca, yüksekokul, üniversite bitirmifl k›zlar›m›z›n, evlilik sonras› çal›flmama durumlar› da, ailelere ve devlete çok pahal›ya mal olmufl e€itimlerinin yeterli de€erlendirilmemesini gündeme getirmektedir. Tabiî ki, burada, devletimizin büyük ölçüde eksiklikleri vard›r. Krefl açma ve çal›flan kad›nlara kolayl›k sa€lama, maalesef, Avrupa'n›n di€er ülkeleri gibi Türkiye'de geliflmemifltir.

Medenî Kanunumuzdaki eflitlik ilkesinin varl›€›na, uluslararas› sözleflmelerde ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasas›nda cinsiyete dayal› ay›r›mc›l›€›n yasaklanmas›na karfl›n, Medenî Kanunda bu hükümlere ayk›r› maddeler, varl›€›n› sürdürmektedir. Aile reisli€i, aile bak›m yükümlülü€ü, soyad›, ikametgâh, konut, evlilik birli€inin temsili, mal rejimleri, meslek ve sanat, hukukî ifllemler, velayet, boflanma ve miras konusundaki hükümler, eflitli€i bozan hükümlerdir.

E€itime gelince, Türkiye'de toplumsal yap›daki eflitsizlik, en belirgin biçimde, e€itim alan›ndaki kad›n-erkek eflitsizli€inde göze çarpmaktad›r. Söz konusu eflitsizli€in bafll›ca nedenleri, k›s›tl› ekonomik olanaklar›n seçici olarak kullan›lmas› zorunlulu€u, ataerkil de€erlerin sürmesi, artan iç göçler ve düzensiz kentleflmeyle oluflan toplumsal, kültürel istikrars›zl›klar, bölgesel dengesizliklerdir.

Ülkede, kad›n-erkek eflitsizli€inin en belirgin göstergesi olan, okuryazarl›k oranlar› da kad›nlar aleyhine varl›€›n› sürdüren bir dengesizliktir. Kad›nlarda okuryazarl›k, son on y›lda art›fl göstermesine karfl›n, 15 ve daha yukar› yaflta kad›nlar aras›nda okuma yazma bilmeyenlerin oran› yüzde 30'lar civar›ndad›r; yani, her üç kad›ndan biri okuma yazma bilmemektedir.

Kad›nlar›n yüzde 82'si gündelik gazete okumamakta, okuyanlar›n yüzde 70'i tek gazete okuyabilmektedir.

Zorunlu 5 y›ll›k ilke€itimde, k›z-erkek okullaflma oran› birbirine yak›nd›r; ancak, ilkö€retim sonras› e€itim kurumlar›nda, k›z ö€renci say›s›nda, erkeklere oranla daha h›zl› bir düflüfl olmakta ve e€itimde eflitsizlik, yükselen e€itim kademeleriyle artmaktad›r. Bu, özellikle, k›rsal kesimde yaflay›p da k›zlar›n› okula göndermeyen ailelerde görülmektedir. Bu oran, son derece yüksektir. Örne€in, ortaokula geçifl oranlar›, 1992 y›l›nda yüzde 53'tür. Bu oran lisede yüzde 31'dir ve üniversitede k›zlar›n kat›l›m›, y›llar içerisinde artmas›na ra€men, toplam ö€renci say›s› içerisinde yüzde 30'lar civar›ndad›r.

Sa€l›k konusunda; bildi€imiz gibi yeni do€mufl bebeklerde ölüm oran›, Türkiyemizde, maalesef, çok yüksektir ve bunun bafll›ca nedenlerinden biri de annelerimizin e€itimsizli€idir. Bu, k›rsal kesim ve kentte çok büyük farkl›l›klar gösterir. Bebek  ölüm oranlar›, k›rsal kesimde yüzde 66 iken kentlerde yüzde 20'lere kadar düflmektedir. Kad›n›n e€itimsizli€inin sonuçlar› olan tüm bunlar, ayr›ca, ülkemizde anne ölüm h›z›n›n da çok yüksek olmas›n› getirmifltir. Bu, maalesef, çok yüksektir; geliflmifl ülkelerin 30 kat›d›r. Bu oran, günümüzde, yüzbinde 100'lerde olmas›na ra€men, yine çok yüksektir. Bebek ölümlerinde oldu€u gibi anne ölüm h›z› da, ayn› gelir grubundaki ülkelerin ölüm oranlar›ndan yüksektir. E€itim eksikli€i, kadercilik, sa€l›k hizmetlerindeki da€›l›m dengesizli€i, hizmetlerden yeterince yararlanamama, kad›na verilen de€erin düflüklü€ü anne ölüm h›zlar› aç›s›ndan belirleyici faktörlerdir.

Bugünlerde  -biraz önce uzun uzun tart›flt›k- Gümrük Birli€ine giriyoruz. Eylül ay›nda, Avrupa Parlamentosunda, Türkiye'de o zamana kadar demokratik alanda at›lacak baz› ad›mlar, daha baflka konularda at›lacak ad›mlar sonucu, Türkiye'nin Gümrük Birli€ine üyeli€inin onaylanmas› söz konusu. Burada, hep, demokrasi deniliyor. Halbuki, devletin en küçük çekirde€i olan ailede demokrasi e€itimi bafllamad›ktan sonra, bütün ülkede, o ülkelerde, yani, Bat› dünyas›nda olan demokrasi anlay›fl›na ulaflmam›z çok zor. Burada da yine, kad›n›n e€itimi, annenin e€itimi söz konusu oluyor. Ailede demokrasi, tabiî ki, eflitlikçi bir yaklafl›mla oluyor. Gerek erke€in gerek kad›n›n iflleri gerek içte gerek d›flta ortaklafla paylaflmas› ve çocuklara karfl› davran›fllar› ve bunun giderek ülke çap›na yay›lmas›, demokratik bir ülke olmam›z› sa€layacakt›r.

Türk kad›n›na düflen görev, her alanda, daha kat›l›mc› olmas›d›r; e€itimine, sa€l›€›na önem vermesidir.

KEMALETT‹N GÖKTAfi (Trabzon) – 10 bebek yapmas›d›r...

FETH‹YE ÖZVER (Devamla) – ...çünkü, her türlü soruna çözüm, kendisinin kaderci de€il, e€itimli bir kat›l›mc› olmas›ndan geçmektedir; bu da Türkiyemiz için hay›rl› olacakt›r.

Sayg›lar sunuyorum. (DYP s›ralar›ndan alk›fllar)

BAfiKAN – Dünya Kad›nlar Günü mühim bir olayd›r, haber de€eri vard›r. Elbette, sizin bu konuflmalar›n›z› ajanslar de€erlendirecektir.

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Bas›n da dinlemeli ama,Say›n Baflkan...  Biz var›z, biz buraday›z...

 

 

BAfiKAN – Cumhurbaflkanl›€› tezkereleri vard›r; okutuyorum.

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Türkiye-Avrupa Birli€i Ortakl›k Konseyinin 36 nc› toplant›s›na kat›lmak üzere, 5 Mart 1995 tarihinde Belçika'ya gidecek olan Baflbakan Yard›mc›s› ve D›fliflleri Bakan› Murat Karayalç›n'›n dönüflüne kadar; Baflbakan Yard›mc›l›€› ve D›fliflleri Bakanl›€›na, Adalet Bakan› Mehmet Mo€ultay'›n vekâlet etmesinin, Baflbakan Vekilinin teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                 Süleyman Demirel

                                                                                   Cumhurbaflkan›

BAfiKAN – Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

BAfiKAN – Di€er tezkereyi okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

2 Mart 1995 tarihinde Fransa'ya gidecek olan Devlet Bakan› Nafiz Kurt'un dönüflüne kadar; Devlet Bakanl›€›na, Devlet Bakan› Bekir Sami Daçe'nin vekâlet etmesinin, Baflbakan Vekilinin teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                 Süleyman Demirel

                                                                                   Cumhurbaflkan›

BAfiKAN – Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

BAfiKAN – Di€er tekereyi okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Görüflmelerde bulunmak üzere, 7 Mart 1995 tarihinde Romanya'ya gidecek olan Devlet Bakan› Önay Alpago'nun dönüflüne kadar; Devlet Bakanl›€›na, Çal›flma ve Sosyal Güvenlik Bakan› Nihat Matkap'›n vekâlet etmesinin, Baflbakan Vekilinin teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                 Süleyman Demirel

                                                                                   Cumhurbaflkan›

BAfiKAN – Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

BAfiKAN – Di€er tezkereyi okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Türkiye - Avrupa Birli€i Ortakl›k Konseyinin 36 nc› toplant›s›na kat›lmak üzere, 6 Mart 1995 tarihinde Belçika'ya gidecek olan Baflbakan Prof. Dr. Tansu Çiller'in dönüflüne kadar; Baflbakanl›€a, Devlet Bakan› Necmettin Cevheri'nin vekâlet etmesinin, Baflbakan›n teklifi üzerine, uygun görülmüfl oldu€unu bilgilerinize sunar›m.

                                                                                 Süleyman Demirel

                                                                                   Cumhurbaflkan›

BAfiKAN –Bilgilerinize sunulmufltur.

 

 

 

BAfiKAN – Bir gensoru önergesi vard›r; okutuyorum:

                      Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›na

Tek yanl› sürdürülen tavizlerle Türkiye'yi Gümrük Birli€ine sokmaya çal›flarak ülkeyi iktisadî bak›mdan tahribe, siyasî bak›mdan ba€›ms›zl›€› terke götüren Baflbakan Tansu Çiller ve Hükümeti hakk›nda, Anayas›n›n 99 uncu ve ‹çtüzü€ün 107 inci maddelerine göre gensoru aç›lmas›n› arz ederiz.

 

             Prof. Dr. Necmettin Erbakan                           O€uzhan Asiltürk

                     RP Grubu Baflkan›                              RP Grubu Baflkanvekili

                          fievket Kazan                                         Abdullatif fiener

                  RP Grubu Baflkanvekili                          RP Grubu Baflkanvekili

Gerekçe :

‹kitsaden, Türkiye'ye, cumhuriyet tarihinin en bunal›ml› dönemini yaflatan Tansu Çiller ve Hükümeti, Gümrük Birli€ine girebilmek için tek yanl› tavizler vererek ülkeyi bir baflka felaketin içine sokmufltur.

Türkiye'nin Avrupa Birli€i ile 1958'de bafllayan münasebetleri, 1963 y›l›nda yap›lan Ankara Antlaflmas›yla haz›rl›k dönemine ve 1973'teki Katma Protokolle geçifl dönemine girmifltir. Katma Protokole göre, geçifl döneminde Türkiye'nin topluluk menfleli mallara gümrük ve efl etkili vergileri s›f›ra indirmesi, Toplulu€un üçüncü ülkelere uygulad›€› ortak gümrük tarifesine uyum sa€lamas› ve Topluluktan yap›lacak ithalata liberasyon uygulamas› gerekmektedir. Buna karfl›l›k Toplulu€un da, Türkiye için gümrükleri kald›rmas›, iflgücünün Toplulukta serbest dolafl›m›n› sa€lamas›, iktisadî yap›s›n›n gelifltirilmesi için malî protokoller çerçevesinde Türkiye'ye malî yard›m yapmas› gerekmektedir.

Türkiye, taahhütlerini büyük ölçüde yerine getirmifltir. Halen gümrükleri oniki y›ll›k listedeki mallar için yüzde 90, yirmiiki y›ll›k listedeki mallar için yüzde 80 indirmifltir. Ortak gümrük tarifesine uyumda ise gümrükleri oniki y›ll›k listede yüzde 80, yirmiiki y›ll›k listede yüzde 70 indirmifltir. ‹thalatta al›nan Toplu Konut Fonu birçok mal için kald›r›lm›fl veya azalt›lm›flt›r. 1993 y›l›nda yüzde 28,5 olan ortalama koruma oran› 1994'te yüzde 19,6'ya indirilmifltir. Gümrük Birli€iyle bakiye gümrük, vergi ve fonlar da s›f›rlanacakt›r.

Türkiye, d›flticaret aç›klar›n› art›rma pahas›na gümrükleri sürekli indirirken, Topluluk, Türkiye'ye karfl› pek çok yükümlülü€ünü yerine getirmemifltir:

1980'den sonra malî protokolleri uygulamam›flt›r. Yunanistan'a 20 milyar dolar üzerinde yard›m edildi€i halde, Türkiye, almas› gereken malî yard›mlar› alamam›flt›r.

Türkiye'nin ihracat›n› kota, antidamping, antisübvansiyon uygulayarak engellemektedir.

Katma Protokolde yer alan Türkiye'nin iktisadî kalk›nmas›n› sa€lamaya dair teflviklerle ilgili özel hükümleri gözard› etmektedir.

Türk iflçilerinin serbest dolafl›m› gerçeklefltirilmemifltir.

Makine, teçhizat ve malzeme ihracat›na standart engeli ç›kar›lmaktad›r.

Tüm bu geliflmelere karfl›l›k, Çiller Hükümetinin müstafi D›fliflleri Bakan›, her ne pahas›na olursa olsun Gümrük Birli€ine girme anlaflmas›na imza atm›flt›r. Gümrük Birli€i, Hükümet için bir amaç olmufltur. Bu amaç u€runa Türkiye'nin her türlü menfaat› yok edilmektedir. Hükümet, Avrupa Birli€ine tam üye olmadan Gümrük Birli€ine girmekle flahsiyetsiz bir davran›fl göstermifl, milletimizi küçük düflürmüfl, BAB'da oldu€u gibi AB'de de ikinci s›n›f bir statüde kalmay› içine sindirmifltir. Halbuki, di€er ülkeler tam tersi bir yol izlemifllerdir. Yunanistan, ‹spanya ve Portekiz önce AB'ye tam üye olmufllar, uyum için kendilerine süre verilmifl, malî yard›mlarla ekonomilerini haz›r hale getirmifller ve ondan sonra Gümrük Birli€ini gerçeklefltirmifllerdir. Türkiye'nin ise tam tersi bir yol izleyerek, her türlü tavizle, önce Gümrük Birli€ine girmesi sonra tam üyelik için Avrupa Birli€i kap›s›nda beklemesi yanl›flt›r; ekonomik menfaatlar›m›za ayk›r›d›r; Türkiye'nin ba€›ms›zl›€›n› tehdit edecek sonuçlar tafl›maktad›r.

AB'nin tam üyesi olmadan Gümrük Birli€ine giren bir Türkiye, AB'nin karar organlar›nda temsil edilmeyecektir; ama, temsil edilmedi€i organlar›n verdi€i kararlara uymak zorunda olacakt›r, temsil edilmedi€i bir yabanc› organ›n üçüncü ülkeler için belirledi€i gümrük s›n›rlamalar›na uymak zorunda kalacakt›r; Türkiye'nin, ‹slam ülkeleri, Türk cumhuriyetleri, hatta KKTC ile gümrükleri belirleme yetkisi kalmayacakt›r. Bu durum, Türkiye'nin ba€›ms›zl›€›na yönelmifl büyük bir tehdittir. Milletimiz bunu asla kabul etmez.

Tamamen kald›r›lan gümrükler sonras›, Türkiye, Avrupa'n›n aç›k pazar› haline gelecektir; orta ve küçük sanayilerimiz yok olacakt›r, pek çok sektör de, rekabet güçü olmad›€› için, tasfiyeye u€rayacakt›r; gümrük vergilerinde meydana gelecek azalma sebebiyle malî s›k›nt›lar›m›z artacak, buna karfl›l›k, fonlardan üye ülkeler ölçüsünde yararlan›lamayacakt›r. Ayr›ca Gümrük Birli€i görüflmelerinde K›br›s gibi millî bir davam›z pazarl›k konusu haline getirilmifl ve Güney K›br›s'›n AB'ye girme müracaat›na itiraz edilmeyerek, gizli enosis'e yol açm›flt›r.

‹ktidar›n bu tutumu milletimize ihanet ölçüsünde a€›r bir cürümdür.

Görüldü€ü gibi, tek yanl› verilen tavizlerle, Türkiye'yi Gümrük Birli€ine sokmaya çal›flarak, ülkeyi iktisadî bak›mdan tahribe, siyasî bak›mdan ba€›ms›zl›€›n› terke sürekleyen Baflbakan Tansu Çiller ve Hükümeti hakk›nda, Anayasan›n 99 uncu ve ‹çtüzü€ün 107 nci maddelerine göre gensoru aç›lmas›n› arz ederiz.

BAfiKAN – Gensoru önergesinin görüflülme gününe dair, Dan›flma Kurulunun bir önerisi vard›r; okutup oylar›n›za sunaca€›m.

 

 

BAfiKAN – fiimdi, Dan›flma Kurulu önerileri vard›r; okutup; ayr› ayr› oylar›n›za sunaca€›m:

                                     Dan›flma Kurulu Önerisi

No:172                                                                             Tarihi: 8.3.1995

Dan›flma Kurulunun 8.3.1995 Çarflamba günü yapt›€› toplant›da afla€›daki önerilerin Genel Kurulun onay›na sunulmas› uygun görülmüfltür.

                                                                             Hüsamettin Cindoruk

                                                                       Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                        Baflkan›

                         Turhan Tayan                                               Eyüp Afl›k

                DYP Grubu Baflkanvekili                         ANAP Grubu Baflkanvekili

                          Sabri Yavuz                                              fievket Kazan

                  CHP Grubu Temsilcisi                              RP Grubu Baflkanvekili

Öneriler :

1) 8.3.1995 tarihli gelen k‛tlarda yay›mlanan 793 s›ra say›l› kanun teklifinin, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›n›n 32 nci s›ras›na al›nmas› önerilmifltir.

2) 8.3.1995 tarihli gelen k‛tlarda yay›mlanan ve bast›r›l›p da€›t›lan, Baflbakan Tansu Çiller ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakk›nda (11/39) esas numaral› gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›nda yer almas› ve Anayasan›n 99 uncu maddesi gere€ince gündeme al›n›p al›nmayaca€› hususundaki görüflmelerinin Genel Kurulun 14.3.1995 Sal› günkü birlefliminde yap›lmas› ve görüflmelerin tamamlanmas›na kadar çal›flma süresinin uzat›lmas› önerilmifltir.

BAfiKAN –fiimdi, birinci öneriyi tekrar okutup, oylar›n›za sunaca€›m.

"1) 8.3.1995 tarihli gelen k‛tlarda yay›mlanan 793 s›ra say›l› kanun teklifinin, 48 saat geçmeden, gündemin "Kanun Tasar› ve Teklifleriyle Komisyonlardan Gelen Di€er ‹fller" k›sm›n›n 32 nci s›ras›na al›nmas› önerilmifltir."

BAfiKAN – Birinci öneriyi oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

‹kinci öneriyi tekrar okutuyorum:

"2) 8.3.1995 tarihli gelen k‛tlarda yay›mlanan ve bast›r›l›p da€›t›lan, Baflbakan Tansu Çiller ve Bakanlar Kurulu üyeleri hakk›nda (11/39) esas numaral› gensoru önergesinin, gündemin "Özel Gündemde Yer Alacak ‹fller" k›sm›nda yer almas› ve Anayasan›n 99 uncu maddesi gere€ince gündeme al›n›p al›nmayaca€› hususundaki görüflmelerinin Genel Kurulun 14.3.1995 Sal› günkü birlefliminde yap›lmas› ve görüflmelerin tamamlanmas›na kadar çal›flma süresinin uzat›lmas› önerilmifltir."

BAfiKAN – Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

 

 

BAfiKAN – fiimdi, Türkiye Büyük Millet Meclisi Baflkanl›€›n›n bir tezkeresi vard›r; okutup, oylar›n›za sunaca€›m:

                    Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna

Belçika Parlamentosu Temsilciler Meclisi Baflkan›, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bir parlamento heyetini Belçika'ya davet etmektedir.

Söz konusu davete icabet edilmesi hususu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin D›fl ‹liflkilerinin Düzenlenmesi Hakk›nda 3620 say›l› kanunun 6 nc› maddesi uyar›nca, Genel Kurulun tasviplerine sunulur.

                                                                              Hüsamettin Cindoruk

                                                                        Türkiye Büyük Millet Meclisi

                                                                                        Baflkan›

BAfiKAN – Oylar›n›za sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmifltir.

Say›n milletvekilleri, ‹çtüzü€ün 38 inci maddesine göre verilmifl öneriler vard›r; ama, görüyorum ki -bu, zaten, Say›n Ahmet Say›n'›n, karar yetersay›s›n›n aranmas›n› istemesinden dolay› kalm›flt›- flimdi, yine karar yetersay›s›n› bulamayaca€›z.

AHMET SAYIN (Burdur) – Ben vazgeçtim, Say›n Baflkan.

BAfiKAN –  Onun için, vakit de gecikti€inden, kanun tasar› ve tekliflerini s›ras›yla...

SAL‹H KAPUSUZ (Kayseri) – Maflallah, yeni bir usul ç›kt›: ‹ktidar kanad› istiyor karar yetersay›s›n›n aranmas›n›. Sebebi hikmetini anlayamad›m.

BAfiKAN – ...görüflmek için, 9 Mart 1995 Perflembe günü saat 15.00'te toplanmak üzere, birleflimi kapat›yorum.

                                                                                    Kapanma Saati: 18.33