DÖNEM: 22 CİLT: 130 YASAMA YILI: 5
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
2 nci Birleşim
3 Ekim 2006 Salı
İ Ç İ N D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, geçen dört yasama yılı içerisinde Parlamentonun yapmış olduğu çalışmalara, Camiler ve Din Görevlileri Haftasına ilişkin gündem dışı konuşması
2.- İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ilçe ve belde belediyelerine yaptığı kaynak aktarımındaki farklı uygulamalara, idarî yargıya taşınan projelere ve trafik sorununa ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun’un, Avrupa Birliği müzakerelerinin birinci yıldönümünde gerçekleşen reformlara ve Avrupa Parlamentosundaki Türkiye Raporuna ilişkin gündem dışı konuşması
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 1.7.2006 tarihli ve 5541 sayılı Kanun’un, bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/1117)
2.- Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Choudhry Amir Hussain’in davetlisi olarak Pakistan’a resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık Tezkeresi (3/1118)
3.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının, Genel Kurul gündemine alınan 1057 sıra sayılı (1/1120) Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısının Komisyona geri verilmesine ilişkin tezkeresi (3/1119)
4.- Mersin Milletvekili Hüseyin Güler’in (6/1702) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/401)
5.- Hakkâri Milletvekili Fehmi Öztünç’ün Dilekçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/404)
6.- (10/254, 258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1123)
7.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1120)
8.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1121)
9.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hırvatistan ve Makedonya’ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1122)
10.- Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler’in, Vergi Usul Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/692) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/402)
11.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Her Yıl Ekim Ayının İlk Haftasının Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitimi Haftası Olması Hakkında Kanun Teklifinin (2/308) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/403)
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, nitelikli ortaöğretim kurumlarında atıl kapasite oluşturarak kamu kaynaklarını israf ettiği, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığını işlevsizleştirerek ders kitapları ve yardımcı kitapların içeriğinde sorunlar oluşturduğu, YÖK ile çatışmaya girdiği, kadrolaşmak ve yargı kararlarını uygulamamak suretiyle görevini kötüye kullandığı iddialarıyla, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/6)
2.- Antalya Milletvekili Tuncay Ercenk ve 28 milletvekilinin, Antalya Lara Kent Parkının temalı parka dönüştürülmesinin ve tahsis sürecinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/375)
3.- Muğla Milletvekili Ali Arslan ve 76 milletvekilinin, balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/376)
IV.- ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
V.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu’nun, Barzani ve Talabani’nin Türkiye’deki statüsüne ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/842)
2.- Hatay Milletvekili İnal Batu’nun, Batılı bazı ülkelerin Türk vatandaşlarına vize işlemlerinde çıkardığı güçlüklere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/865)
3.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, palm yağı ithalatına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/892)
4.- Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç’ın, Türkiye’ye girişlerinde ABD vatandaşlarının parmak izi ve fotoğraf kaydının alınıp alınmayacağına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/920)
5.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek’in, Ankara-Şabanözü kara yolundaki çalışmalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/938)
6.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur ilindeki bir kara yolu güzergâhının değiştirilmesi projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/949)
7.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur ilindeki bir kara yolu güzergâhının değiştirilmesi projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/950)
8.- Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Çin’den yapılan ithalatın etkilerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/959)
9.- Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık’ın, Bursa Büyükşehir Belediyesi mücavir alanından bazı köylerin çıkarılmasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/971)
10.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, Çin mallarına karşı alınacak tedbirlere ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/973)
11.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/993)
12.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/997)
13.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, avcılık belgelerinden her yıl harç alınmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1008) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy’un, Atatürk Baraj Gölü’nün kirlenmesinin önlenmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1091) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
15.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, Balıkesir-Erdek-Tatlısu köyündeki kamuya ait bir arazide yapılan tersaneye ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1170) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
16.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, doğal afetlerin tespitine yönelik radar sistemlerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1199) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
17.- Balıkesir Milletvekili Orhan Sür’ün, bir fabrikanın çevreyi kirlettiği iddialarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1236) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
18.- Tunceli Milletvekili Hasan Güyüldar’ın, Tunceli-Ovacık-Bilgeç bölgesinde meydana gelen yangına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1310) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
19.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı’nın, denizlerimizdeki kirliliğe ve alınacak önlemlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1478) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
20.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, İskenderun Körfezi’nde batan MV Ulla adlı gemiye ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1533) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
21.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir’in, İzmir’deki Demir Çelik Fabrikasının çevreye verdiği zarara ve alınacak önlemlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1545) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
22.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1009)
23.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1017) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
24.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir’in, Iğdır ilçe ve belde belediyelerinin SSK ve Emekli Sandığı borçlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1021)
25.- Manisa Milletvekili Nuri Çilingir’in, Manisa-Salihli ilçesine müze açılıp açılmayacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1051) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
26.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir’in, Elazığ ilinin turizm varlıklarına sahip çıkılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1057) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
27.- Hatay Milletvekili Züheyir Amber’in, gümrük çıkış beyannamelerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1060)
28.- Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu’nun, Çorum’u bazı illere bağlayan yol yapım projelerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1063)
29.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka’nın, Muğla iline bağlı köylerdeki inşaat yasağına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1073)
30.- Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Dış Ticaret Müsteşarlığının uluslararası zeytinyağı kodeksi uygulamasından doğacak mağduriyete ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1100)
B) YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Gaziantep Milletvekili Abdulkadir ATEŞ’in, Gaziantep’te kamu kuruluşlarının temizlik ihalelerini kazanan şirketlere ilişkin sorusu ve İçişleri Bakanı Abdülkadir AKSU’nun cevabı (7/16074)
2.- Erzurum Milletvekili İbrahim ÖZDOĞAN’ın, FİSKOBİRLİK yönetimine ve fındık piyasasına ilişkin sorusu ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali COŞKUN’un cevabı (7/16733)
3.- Konya Milletvekili Atilla KART’ın, Sayıştayda boş bulunan üyeliklere ve seçim sürecine ilişkin sorusu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanvekili İsmail ALPTEKİN’in cevabı (7/17799)
VI.- KİT KOMİSYONU RAPORU
1.- Kamu iktisadi teşebbüslerinin 2004 yılı denetimine ilişkin komisyon raporu ( I. II.Cilt )
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 15.00’te açıldı.
TBMM Başkanı Bülent Arınç, yeni yasama yılının ülkemize, milletimize ve Türkiye Büyük Millet Meclisine hayırlı olması temennisiyle bir konuşma yaptı.
Genel Kurulu teşrif eden ve milletvekillerince ayakta alkışlanan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e Başkanlıkça "Hoşgeldiniz" denildi.
İstiklal Marşı okundu.
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, 22 nci Dönem Beşinci Yasama Yılı açış konuşmasını yaptı.
3 Ekim 2006 Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere, birleşime 16.34’te son verildi.
Bülent Arınç
Başkan
Bayram Özçelik Türkân Miçooğulları
Burdur İzmir
Kâtip Üye Kâtip Üye
No.: 1
II.- GELEN KÂĞITLAR
2 Ekim 2006 Pazartesi
Rapor
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunun, kamu iktisadi teşebbüslerinin 2004 yılına ait bilanço ve netice hesapları ile faaliyet raporlarından denetimleri tamamlananlara dair raporu (Sayı 134) (Dağıtma tarihi: 2/10/2006) (Rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 3/10/2006 tarihli 2 nci Birleşim Tutanak Dergisine eklenmiştir.)
No.: 2
3 Ekim 2006 Salı
Tezkereler
1.- “Kıyıların Kullanımının Planlanması ve Denetimi” Başlıklı Performans Denetimi Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1114) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.9.2006)
2.- “e-Devlete Geçişte Kamu Kurumları İnternet Siteleri” Başlıklı Performans Denetimi Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1115) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.9.2006)
3.- “e-Dönüşüm Türkiye Projesi Çerçevesinde Yürütülen Faaliyetler” Başlıklı Performans Denetimi Raporunun Sunulduğuna İlişkin Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1116) (Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 29.9.2006)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Antalya Milletvekili Tuncay ERCENK ve 28 Milletvekilinin, Antalya Lara Kent Parkının temalı parka dönüştürülmesinin ve tahsis sürecinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/375) (Başkanlığa geliş tarihi: 21/8/2006)
2.- Muğla Milletvekili Ali ARSLAN ve 76 Milletvekilinin, balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/376) (Başkanlığa geliş tarihi: 6/9/2006)
Gensoru Önergesi
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz BAYKAL ile Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali TOPUZ, İzmir Milletvekili K. Kemal ANADOL ve Samsun Milletvekili Haluk KOÇ’un, nitelikli ortaöğretim kurumlarında atıl kapasite oluşturarak kamu kaynaklarını israf ettiği, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığını işlevsizleştirerek ders kitapları ve yardımcı kitapların içeriğinde sorunlar oluşturduğu, YÖK ile çatışmaya girdiği, kadrolaşmak ve yargı kararlarını uygulamamak suretiyle görevini kötüye kullandığı iddialarıyla, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK hakkında Anayasanın 99 uncu ve İçtüzüğün 106 ncı maddeleri uyarınca bir gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/6) (Başkanlığa geliş tarihi: 1/10/2006) (Dağıtma tarihi: 3/10/2006)
3 Ekim 2006 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.04
BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Ahmet KÜÇÜK (Çanakkale)
BAŞKAN - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2’nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır; görüşmelere başlıyoruz.
Yeni yasama yılının ülkemize ve Türkiye Büyük Millet Meclisine hayırlı olmasını diliyorum.
Sayın milletvekilleri, gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündemdışı söz vereceğim.
Gündemdışı ilk söz, Camiler ve Din Görevlileri Haftasıyla ilgili olmak üzere, Samsun Milletvekili Sayın Musa Uzunkaya’ya aittir.
Buyurun Sayın Uzunkaya.
Süreniz 5 dakikadır.
III. - BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
1.- Samsun Milletvekili Musa Uzunkaya’nın, geçen dört yasama yılı içerisinde Parlamentonun yapmış olduğu çalışmalara, Camiler ve Din Görevlileri Haftasına ilişkin gündem dışı konuşması
MUSA UZUNKAYA (Samsun) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Beşinci Yasama Yılımız, Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; içinde bulunduğumuz rahmet ve bereket ayı olan ramazanı şerifi, millî birlik, beraberlik, sevgi ve kardeşlik duygularımızı doruk noktaya çıkararak, ayrılık ve gayrılığa sebep olabilecek yanlışlara düşmeden, Yunus’un diliyle “Elif üstün ötürü, Pazar eyledik götürü; Yaradılanı hoş gördük, Yaradan’dan ötürü” diyebilecek bir ruh ve gönül coşkunluğu içerisinde birbirimizle kucaklaşabilecek sevgi halelerini, muhabbet tomurcuklarını yeşertebilecek bu güzel iklimi, gerek Parlamentomuz ve gerekse yurdumuzun tüm zemin, mahfil ve makamlarında değerlendirmeye mecburuz. Millet olarak bu ay ve tüm zamanlarda yegâne muhtaç olduğumuz şey, sevgi, barış, kardeşlik ve farklılıklarımızla beraber, birbirimize duyacağımız saygıdır. Başkalarına, bir insan, mükemmel bir varlık olarak, renk, inanç, düşünce ve yaşam biçimi ne olursa olsun, eğer gerekli saygıyı gösteremiyorsak, kendimize duyulmasını istediğimiz saygı ve sevgiyi beklememiz elbette mümkün değildir. Binaenaleyh, bulunduğumuz makam, görev, yetki ve sorumluluk, hiçbir şart ve ahvalde başkalarının haklarına, inanç ve değerlerine saldırma, onları istihfaf ve istiskale imkân vermez.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bilindiği üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa’mızın 77’nci maddesinin birinci fıkrası gereği, milletvekilliği seçimlerini beş yılda bir yapar. İkinci fıkrada ise, bir zaruret halinde Meclisin erken seçim kararı alması mümkün kılınmış; bu nedenle de 1983 seçimlerinden bu zamana ilk defa, zamanında, yani, Anayasa’mızın öngördüğü beş yıllık bir sürede seçim yapılma yolu açılmıştır. Bu, ülkemizin ekonomik ve siyasal istikrarı açısından önemli, iç ve dış piyasalara sağladığı güven bakımından da fevkalade mühimdir. Tabiatıyla, bu başarıyı iktidar ve muhalefetiyle temin eden Yüce Heyetinizi en kalbî duygularımla tekrar selamlıyor ve milletim adına sizlere şükranlarımı ifade ediyorum.
Dört yasama yılı içerisinde olağanüstü gayretlerle 800 civarında hayati kanun çıkarıp, yürütmenin ve tüm erklerinin önünü açan, işleyen demokrasi çarkına çomak sokmak, devrim ve reform niteliğindeki düzenlemeleri hafife almak, işleyen piyasa ekonomisini ürkütmek, var olduğu bilinen eli silahlı birkısım terör örgütleri ve gruplara rağmen hayalî birkısım düşmanlar uydurmak ve ihdas etmek, fevkalade sakıncalı, ülkenin geleceği açısından zararlı olduğu kanaatindeyim.
Son zamanlarda, yetkili yetkisiz, sorumlu ve kendi ilgi alanı olmadığı için sorumsuz bir kısım eşhası muhteremin açıklamaları calibi dikkattir; hatta, biraz da hayret vericidir. Filhakika, toplum, bu tür yaklaşımları kanıksamış, yakın geçmişte yaşananı bir acı tecrübe olarak hafızasında hâlâ muhafaza etmektedir. Bizi biz yapan değerlerimizi suç odağı kapsamı içerisine almak, kaynaşma ve millet olma vasfımızı ifade eden dil, tarih ve millî değerlerimizle, vatan ve millet uğrunda fedayı can etmeyi cana minnet bilip, mertebelerin en yücesi şehit olmayı şereflerin en büyüğü sayan din ve onun kutsallarını dogmatik, çağı geçmiş, geriliğin ve geri kalmışlığın alameti sayıp “keşke Anadolu insanı Müslüman olmasaydı” diyecek kadar milleti ve onun manevî değerlerinden uzak akademik anlayışla, şu mübarek günlerde, tüm dünya coğrafyasında aynı lâhuti “Allahuekber” sedasıyla birliği tesis, “Allahuekber” sedalarıyla ezanı Muhammedî’deki bu duyguların tüm dünya coğrafyasında bir anda yükseldiği bir zeminde “Allah Allah” sedalarının millî mücadelemizin askerlerimizle verildiği o zeminin idrakinden uzak hale gelmesi fevkalade üzücüdür. Şahısların kişisel düşünce, kanaat ve inançları farklı ve çok da aykırı olabilir; ancak, temsil ettikleri makam ve mevkilerin ulviyet ve mehabetine uygun düşmeyen yaklaşım ve üslupları, her şeyden evvel, o makamlara olan güven, sevgi ve saygıyı zaafa uğratır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, mikrofonu açıyorum, lütfen, tamamlayın efendim.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) - Toparlıyorum efendim.
Çünkü, devletimizin tüm kurum ve kuruluşları bu milletin kendisidir, ayrılmaz parçasıdır. Kişisel inanç ve ihtiraslarımız, hiç de yasal hakkımız olmayan alanlarda bizi açıklama yapmaya zorlamamalıdır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; toplumun hemen tüm kesimleri, şu üç konuda kendisini bilgili ve söz söylemede yetkili zannetmektedir: Bunlar, diyanet, tababet ve siyaset alanlarıdır. Her gün, kahve köşelerinde, ülke yönetiminde kendini söz sahibi sayıp, üç defa hükümet yıkıp, beş defa yeni kabine oluşturanlara elbette diyeceğimiz bir şey yoktur; ama, halkımızın “yarım hoca dinden, yarım tabip de candan eder” sözünün bir gerçek payı vardır.
Değerli arkadaşlar, inanıyorum ki, yirmibir yıldan beri Diyanet İşleri Başkanlığımızca kutlanan Camiler ve Din Görevlileri Haftasının, din, din hizmetlisi, cami ve cemaat anlayışını 1-7 Ekim tarihleri arası bir hafta süreyle toplumun gündemine taşıması, dinde cehaletin toplumu hangi badirelere sürükleyebileceği gerçeğini son olay ve açıklamaların perspektifinde daha iyi anlayabiliyoruz. Anayasa gereği toplumu din konusunda aydınlatma, neyin din ve neyin de din dışı bir yaşam, arzu ve ifade sorumluluğu olduğunu beyan etme yetkisi Diyanet İşleri Başkanlığına verilmesine rağmen, diğer bir kısım şahıs ve kurumların Diyanet ve din adına beyanda bulunmaları, kanaatimizce, bir hukuk ihlali ve huzursuzluk zeminine toplumu taşımak olur. Yüce Meclise ve anayasal kurum ve kuruluşlar ile ilgili kuruluşlara düşen görev, Diyanetin kurumsal, yasal ve personel açısından eksikleri varsa onları gidermeye çalışmak, din sahasında gerçek mütehassıs din bilginlerinin yetişmesini sağlamak olmalıdır. Bugün, din hizmetlerinin verildiği camilerde ne nitelik ne de sayısal, nicelik yönünden yeterlilik olmadığını kabul etmek zorundayız. Halen Diyanet İşleri Başkanlığının…
BAŞKAN – Sayın Uzunkaya, lütfen son cümlenizi alayım.
MUSA UZUNKAYA (Devamla) – Değerli arkadaşlar, Diyanet İşleri Başkanlığımızın halen 16.000 civarında imam, 2.000 civarındaki çok önemsediğimiz Kur’an kursu öğretmeni ve diğer alanlarda da ciddî kadro açığı olmasının yanında, yıllardır Yüce Parlamentoda zaman zaman gelip giden, ta rahmetli Özal’dan beri yakinen hatırladığım ve bildiğim Diyanet kanununun hâlâ bugüne kadar, 79’dan beri kadük olan Diyanet kanununun çıkarılamamış olması da ciddî bir eksikliktir. Dolayısıyla, bu yasama yılının başında, bu hayırlı ve bereketli ay içerisinde benim temennim odur ki, iktidar ve muhalefetiyle Yüce Parlamentomuz, hükümete gelmiş olan, Parlamentoya intikal ettiğini zannettiğim Diyanet kanununun, bir an önce teşkilat kanununun çıkarılarak, yaşanan sıkıntılarının giderilmesi ve din konusunda toplumu aydınlatmakla vazifeli kılınan bu anayasal Kurumun üzerine düşen görevi kendisinin yapması; ama, başkalarının din adına hüküm ve beyanda, bir kısım tasarruflarda bulunmasından kaçınılmasının sağlanmasıdır.
Bu duygu ve temennilerimle, yeni yasama yılının, aziz milletimize, içinde bulunduğumuz feyizli ay vesilesiyle hayırlı olmasını diliyor, bugüne kadar Diyanet camiasında hizmet vermiş -1-7 Ekim arası vesilesiyle- ebediyete intikal eden –bir eski Diyanet mensubu olarak- meslektaşlarımı rahmetle, hayatta olanları minnet ve hayırlı hizmetlerinin devamı duyguları ve şükranla yâd ediyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Uzunkaya.
Sayın milletvekilleri, gündem dışı ikinci söz isteği, İstanbul ilinin sorunları ile ilgili olmak üzere, İstanbul Milletvekili Sayın Berhan Şimşek’e aittir.
Buyurun Sayın Şimşek. (CHP sıralarından alkışlar)
2.- İstanbul Milletvekili Berhan Şimşek’in, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ilçe ve belde belediyelerine yaptığı kaynak aktarımındaki farklı uygulamalara, idarî yargıya taşınan projelere ve trafik sorununa ilişkin gündemdışı konuşması
BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul) – Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul’un sorunları hakkında gündem dışı söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
İstanbul’u adaletli yönetiyor muyuz, kaynak dağılımına bir bakalım. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin ilçe ve belde belediyelerine yaptığı ayni ve nakdî yardımlarda siyasi parti ayrımcılığı yapıldığı ortadadır. 15 000 nüfuslu AKP’li Boğazköy Belde Belediyesine 1 trilyon 739 milyar verilirken, CHP’li 63.000 nüfuslu Kadıköy Belediyesine 1 trilyon 356 milyar verildiği ortaya çıkmıştır. İstanbul’da, Beşiktaş’ta, Avcılar’da, Kadıköy’de, Bakırköy’de yaşayan yurttaşlarımız bu ülkenin yurttaşları değil midir?
Belediyelerde siyasi parti farkı gözetilmesi sadece kaynak dağılımında değil değerli arkadaşlarım, İzmir Milletvekili Hakkı Ülkü arkadaşımın yaptığı çalışmaya göre 16 büyükşehir belediyesi içinde AKP’li olan 12’sinin Meclis kararlarına neredeyse hiç itiraz edilmezken, İzmir Büyükşehir Belediyesinin tam 117 Meclis kararı idarî yargıya götürülmüştür. Haksızlık etmeyelim, İstanbul Büyükşehir Belediyesinin 2 Meclis kararı da 5216 sayılı Yasanın verdiği yetkiyle valilik tarafından yargıya taşınmıştır; ama, bu 2 karar da CHP’li olan 2 belediyenindir; Bakırköy ve Avcılar Belediyelerinin imar kararlarıdır.
Bir belediyenin bir projesinin idari yargıya taşınması, o projenin en az iki yıl gündemden düşmesine neden oluyor. Bu durum, CHP’li belediyelerin çalıştırılmamasını ortaya çıkarıyor. İktidar desteğiyle çalışan belediyelerin ise, mesela, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından AKP İstanbul İl Başkanı Müezzinoğlu’nun villasının bahçesine İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğüne ait bir kamyonda hazır çim ve fidan götürülmüş ve İl Başkanının villası yenilenmiştir. İl Başkanının evinin bulunduğu o bölge de deprem riski taşıdığından dolayı bütün bölge boşaltılıyor, İl Başkanının bahçesinin Büyükşehir Belediyesi tarafından peyzaj işleri yapılıyor.
Çalışan bir belediye başkanınız daha var; Kâğıthane Belediye Başkanı. Milletvekiliniz Vahit Kiler’in gökdelenine, jet hızıyla kaçak inşaatına ruhsat veriyor.
Hakkını yemeyelim, bir belediye daha var, Maltepe Belediyesi. Kardeşine ait arazinin imar durumunu değiştirme konusunda hızla çalışmalarına devam etmektedir.
Sayın İçişleri Bakanına buradan soruyorum, “CHP’li belediyelere müfettişler gönderirken, basına çıkan bu olaylarla ilgili görevlendirmeniz var mı” diye.
Bu gerçekler bizi AKP’nin tek iktidar, tek parti iktidarı değil, parti-devlet iktidarıyla Türkiye’nin genel ve yerel yönetimini ele aldığının en somut resmidir.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İstanbul, 2010 yılı Dünya Kültür Başkenti seçildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisinin Turizm ve Sanat Komisyonu, Eğitim, Kültür ve Gençlik Komisyonu bugüne kadar bir kez toplanmadı. Yalnız, ballı komisyon 3.593 kez toplandı. Yani, İmar Komisyonundan bahsediyorum.
İstanbul’un Dünya Kültür Başkenti ilan edilmesinden sonra, 2010 yılına kadar yapacağı çalışmalardan biri de, tarihî yarımadada yapılacak restorasyon çalışmalarıdır. Konuyla ilişkin Bakanlar Kurulu kararı yayımlandı. Bu kararda, yapılacak çalışmalara ilişkin bir danışma kurulunun oluşması öngörüldü. Ancak, danışma kuruluna ve çalışmalarına ilişkin, şimdiye kadar, İstanbul’daki Mimarlar Odası ve diğer odalar çağrılmadı. Acil Eylem Planında, Hükümet Programında, katılımcılık, şeffaflık, çoğulculuk gibi kavramlar anlatılırken, gerçekte, bunların rafa kalktığı ortaya çıkmıştır. “Herkes ipek kumaş dikemez” diyerek mimarlarımızı aşağılayan, Mimar Belediye Başkanı Sayın Topbaş’a kızmamak lazım; zira, o Genel Başkanı, doktorlarımızı iğne yapmayı bilmemekle suçlamış ve yabancı doktor ithalini sağlıkta reform olarak tanıtmıştı. İstanbul Metropoliten Planlama Bürosunda çalışan 400 mimarımız kalın kumaşla mı elbise dikiyor Sayın Topbaş, size soruyorum. İkiz kulelerin hayalî olduğu, imara aykırı olduğu için yapılamayacağı bugünlerde gündeme gelmektedir. Bu durumu, maalesef, dört yılda öğrendik; AKP, önce ateş ediyor, sonra nişan alıyor ve onun için, dört yıllık yapılan bütün işler de alabildiğine çoğalıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayın efendim.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) - İstanbul’un otantik peyzajını bozacak, silüetini değiştirecek bir başka proje ise, Haydarpaşa Garının satılması ve buraya gökdelenlerin dikilme projesidir. Çok ilginçtir, İstanbul 5 nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, 3 Mayıs 2006 tarihinde, Haydarpaşa ve çevresini sit alanı ilan etmiştir. 2863 sayılı Yasa’ya göre, alınan bu sit kararı, resmî duyurularla, işleme alınmamıştır. Bu baskı nereden geliyor? Bu kararın yayınlanmaması ve hukuksuzluğun giderilmesi için İstanbul’da onbinlerce imza toplanmıştır. Ben bir klasörünü yanımda getirdim, 50-60 binden fazla İstanbullu Haydarpaşa için imza topladılar. İstanbullu milletvekillerine ve milletin vekillerine, sizlere duyuruyorum.
Bu kararın işleme alınmaması, Kartal ve Küçükçekmece Projeleri, Galataport, Dubai Kuleleri gibi projeler İstanbul’un yağmalandığını göstermektedir. Kentsel dönüşüm rantsal dönüşüme dönmüştür. İstanbul’da, imar oyunları ile yeşil alanlar, okul alanları, park, konut alanlarına dönüştürülüp, ballı börekli siyaset yapılıyor.
İstanbul’un altyapı sorunları dururken, 7 tepeli kente 7 tünel açılırken, tüneller, yağmur yağınca gölete dönüyor.
Lale Devrinin devam ettiği İstanbul Belediyesinde Kamu İhalesi Bülteninde yer alan bir ihaleye sonuç duyurusu ortaya çıkmıştır. Kamu İhale Bülteninde yayımlanma tarihi 20/6/2006. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ihale sonuç ilanı. İhale kayıt numarası: 2006/49 532. Konusu: Fotoğraf albümü ve anahtarlık seti alımı. 110.000 adet fotoğraf alımı ve 110.000 adet anahtarlık. Sözleşme bedeli: 2.480.700 YTL; yani, 2,5 trilyon lira. İhaleye bir firma katılmış ve o firmaya verilmiş.
BAŞKAN – Sayın Şimşek, konuşmanızı, lütfen, tamamlayın.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Toparlıyorum efendim.
BAŞKAN – Toparlamayalım da bitirelim.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Ne tesadüf değil mi? Bu tesadüfler, birçok ihalelerde yaşandığı gibi…
Yağmur, kar yağdığında hayalet kente dönüşen İstanbul!.. 300 trilyon lira harcanan formula pistinde İstanbullular mayolarıyla yüzmeye gidiyor sayenizde.
Trafik sorunu: Bir yıldır, Olimpiyat Stadına maça gidenler evine dönemiyor. Anlayışınız, yerel yönetim ve belediyecilik anlayışınız da maalesef bu.
Sayın Başbakana soruyorum ve söylüyorum: İstanbul sevdalısı Başbakan döneminde İstanbul’a ihanet ediliyor. Kendi uhdesinde olan yetkileri Bayındırlık Bakanlığına devreden bir Büyükşehir Belediye Başkanı İstanbul’u iyi yönetiyor mu, sizlere soruyorum. İstanbul sevdalısı Başbakanın…
BAŞKAN – Sayın Şimşek…
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Toparlıyorum efendim.
BAŞKAN – Efendim, 5 dakikalık konuşma hakkınız 3 dakikayı geçti.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Hayır, biraz önce Sayın Hatip de 4 dakika…
BAŞKAN – Ben onu da biliyorum, o da 3 dakika idi. Lütfen, toparlayın.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Sayın Başkan, Meclisin ilk gününde serbest olsun lütfen.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Sayın Başkan, hoşgörünüze teşekkür ediyorum, toparlıyorum.
BAŞKAN – Lütfen, toparlayın.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Türkiye’nin kalbinden, İstanbul’dan bahsediyorum Sayın Başkan.
ALİ RIZA BODUR (İzmir) – Sayın Uzunkaya’ya ne kadar verdiyseniz, o kadar eksüre vereceksiniz Sayın Başkan.
BERHAN ŞİMŞEK (Devamla) – Kendi uhdesinde olan yetkileri Bayındırlığa devrettiğini söyledim.
İstanbul sevdalısı Başbakan Sevda Tepesi sevdalısı Arap şeyhlerine mi, yoksa İstanbulluya mı hizmet ettiği, zaman içinde ortaya çıkacaktır.
Yeri gelmişken sormak istiyorum: Suudi Kralına, acaba, Sayın Başbakan, Osmanlı döneminde Mekke’nin korunması için kurulmuş Ecyad Kalesinin yıkılmasını sordu mu?
Anlaşılan şu: İstanbul’u da yönetemediniz, Türkiye’yi de yönetemediniz, ortada; ama, İstanbul da bilmeli, Türkiye de bilmeli ki sahipsiz değildir.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Şimşek.
RECEP KORAL (İstanbul) – Sayın Başkanım, müsaade ederseniz, arkadaşımız kendi söyledikleriyle çelişkili, İstanbul’la ilgili gerçek olmayan o kadar şey söyledi ki… Mesela “kar yağdığında İstanbul felç oluyor” dedi. (CHP sıralarından gürültüler)
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Bakanlar cevap veriyor…
BAŞKAN – Efendim, bir vesileyle siz de söz istersiniz, açıklayabilirsiniz.
RECEP KORAL (İstanbul) – Bunun mutlaka cevabının verilmesi için söylüyorum. Gerçekleri söyleyeceğiz…
BAŞKAN – Efendim, İçtüzüğümüzde böyle bir cevap verme durumu yok. Sayın Bakan olsaydı o konuda açıklama yapardı.
Teşekkür ederim.
Üçüncü gündemdışı söz isteği, Avrupa Birliği hakkında olmak üzere, Aksaray Milletvekili Sayın Ali Rıza Alaboyun’a aittir.
Buyurun Sayın Alaboyun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika efendim.
ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Uygun kullanmaya çalışalım.
ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Hayhay efendim.
BAŞKAN – Buyurun.
3.- Aksaray Milletvekili Ali Rıza Alaboyun’un, Avrupa Birliği müzakerelerinin birinci yıldönümünde gerçekleşen reformlara ve Avrupa Parlamentosundaki Türkiye Raporuna ilişkin gündem dışı konuşması
ALİ RIZA ALABOYUN (Aksaray) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Ekim 2005 tarihinde başlayan AB ile müzakerelerin birinci yıl dönümünde müzakere süreciyle ilgili görüşlerimi dile getirmek üzere gündem dışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, hepinizin bildiği gibi, Avrupa Birliği süreci ülkemizin bir devlet politikasıdır. Bu devlet politikasının temelini de Yüce Atatürk’ün “muasır medeniyet seviyesine ulaşma” hedefi oluşturmaktadır. Bu hedef, Anayasa’mızın 174’üncü maddesinde “Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarmak” şeklinde tanımını bulmuştur.
Değerli arkadaşlar, AB’yle ilişkilerin tarihsel sürecine bir bakacak olursak, her dönem parlamentolarının ve cumhuriyet hükümetlerinin bu doğrultuda büyük çabalar göstermiş olduğunu görürüz.
1959 yılında, zamanın Menderes Hükümetinin girişimleriyle o zamanki AET’yle ilişkiler kurulmuş; daha sonra, 1963 yılında, İnönü Hükümeti zamanında Ankara Anlaşması imzalanmış; 1987 yılında, Özal Hükümeti zamanında ilk üyelik başvurusu yapılmış; 1995 yılında, Çiller-Karayalçın ortaklığı döneminde Gümrük Birliği Anlaşması imzalanmış; 1999 yılında, Ecevit-Bahçeli ve Yılmaz’ın oluşturduğu Koalisyon Hükümeti döneminde adaylık statüsü alınmıştır.
Ayrıca, bu dönemde, Sayın Bahçeli’nin başkanlığında, AB yolunda izleyeceğimiz yol haritasını ortaya koyan ulusal program hazırlanmış ve program çerçevesinde, idam cezasının kaldırılması, Kürtçe’nin serbest bırakılması yönünde yasal ve anayasal değişiklikler yapılmıştır.
AK Parti İktidarı döneminde, iktidar ve muhalefet elbirliği içerisinde, AB’yle ilgili reformlar hızlandırılmış ve Kopenhag Kriterlerini yerine getirme konusunda olumlu adımlar atılarak, 3 Ekim 2005 tarihinde müzakerelere başlama tarihi alınmıştır.
Görüleceği gibi, bu sürece bütün iktidarlar katkıda bulunmuştur.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; son günlerde tartışma yaratan Avrupa Parlamentosundaki Türkiye raporu konusunda bir şeyler söylemek istiyorum.
Raporun ne olduğunu anlamak için, öncelikli olarak, Avrupa Parlamentosu nedir, bunu iyi bilmemiz gerekir. Avrupa Parlamentosunun ne olduğunu anlamak için bir ulusal parlamentoyla karşılaştırmakta yarar var diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, ulusal parlamentolar, iktidarı ve muhalefeti olan, bünyesinde bir hükümet çıkartabilen parlamentolardır. Ulusal parlamentolarda istikrar için bağlayıcı grup kararları, etkili mekanizmalardan biridir. Ulusal parlamentolarda, hükümet, kendi programına uygun, millî menfaatlarıyla uyumlu iç ve dış politika izler. Ancak, Avrupa Parlamentosunda durum ulusal parlamentolardan oldukça farklıdır. Avrupa Parlamentosunda bir iktidar ve muhalefet kavramı yoktur, çoğunluğa dayalı bir hükümet de bulunmamaktadır. Dolayısıyla, belli bir politik amaca yönelik, uyumlu ve sağlıklı politikalar üretilememektedir. Avrupa Parlamentosunda politik gruplar olmasına rağmen, bağlayıcı grup kararları almaları da mümkün değildir. Avrupa parlamenterlerinin bireyselliği ön plana çıkmaktadır. Avrupa Parlamentosu, lobicilik faaliyetlerine aşırı derecede açık ve bu konuda da zafiyeti olan bir parlamentodur ve bu Parlamentoda 25 aday ülkeden seçilen 732 parlamenter bulunmaktadır. Bazen, 732 kafadan 732 ayrı ses çıkabilmektedir. Biraz çaba gösteren her parlamenter istediği ifadeyi, istediği rapora dercettirebilmektedir. Hele, Camiel Eurling gibi, Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakmayan bir parlamenterin, kendi taslak raporuna Dış İlişkiler Komisyonunda sahip çıkmaması sonucunda, kendi içinde çelişkiler ve zıtlıklar içeren, ipe sapa gelmez, tartışmalı bir rapor ortaya çıkabilmektedir. Avrupa Parlamentosu, Avrupa’nın en önemli kurumlarından biri olmasına rağmen, almış olduğu kararlar, hazırlamış olduğu raporlar, Avrupa Birliğinin karar mekanizmaları olan Avrupa Birliği Komisyonunda, Avrupa Birliği Başkanlar Konseyinde ve Avrupa Birliği Adalet Divanında daima ihtiyatla karşılanmıştır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AB sürecinde, bir zamanlar, aday statüsü almak bizim hedefimizdi, onu aldık; daha sonra, müzakere tarihi almak hedef oldu, onu da aldık; müzakerelere başlayıp, başlayamayacağımız sorgulandı, müzakerelere başladık ve 35 bölümden oluşan başlıklardan birinin görüşülmesini de tamamladık. Şunu unutmamamız gerekiyor ki, AB yolunda yapılacak reformlar, kendi insanımız, kendi demokratik gelişimimiz içindir; AB’ye karşı verilmiş tavizler olarak asla algılanamaz, algılanmamalıdır.
TUNCAY ERCENK (Antalya) – Derogasyonlar ne oldu?
ALİ RIZA ALABOYUN (Devamla) – Türkiye’nin AB süreci, elbette ki, diğer ülkelerden farklıdır. Biz, 70 milyon nüfuslu, farklı bir kültüre sahip, gelir düzeyi düşük bir ülkeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun, konuşmanızı tamamlayın efendim.
ALİ RIZA ALABOYUN (Devamla) – Bu nedenle, süreci, diğer ülkelerin AB süreciyle karşılaştırmak doğru bir şey değildir. AB’yle ilişkilerimizi birtakım raporlar ve Avrupalı parlamenterlerin açıklamaları değil, Müzakere Çerçeve Belgesi ve bizim uzun vadeli millî menfaatlerimiz belirler.
ÖMER ABUŞOĞLU (Gaziantep) – Müzakere Çerçeve Belgesi çok mu hoşunuza gitti, çok mu sevdiniz?!
ALİ RIZA ALABOYUN (Devamla) – Önemli olan, bu süreçte, ülkemizi kalkınmış ülkeler seviyesine çıkarmak, demokrasimizi ve hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını geliştirmek temel hedefimiz olmalıdır. Bu süreçte, eğitimli, bilgili, kültürlü nesiller yetiştirmek en büyük kazancımız olacaktır. Türkiye, bu konuda da, Avrupa Birliğinin Lizbon Stratejisi hedeflerine uygun hareket etmektedir.
Değerli arkadaşlar “Avrupa Birliğine bizi alacaklar mı almayacaklar mı” gibi umut kırıcı görüş ve dedikodular zaman zaman ön plana çıkarılmaktadır. Bu tür söylemlere asla prim verilmemelidir. On yıl veya onbeş yıl sonra Türkiye’nin ve Avrupa Birliğinin nerede olacağını hiç kimse bilemez. Bundan altı yıl önce, 11 Eylül olaylarının olabileceğini kim tahmin edebilirdi ki? Ama, görüyoruz ki, komşu ülkelerde cereyan eden olayların temelinde 11 Eylül olayları yatmaktadır. Bu nedenle, umutsuzluğu körüklemek yerine, geleceğe bakmamız gerekiyor. Burada hepimize görev ve sorumluluk düşmektedir. Bizim için önemli olan, tam üyelik yolunda ev ödevlerimizi iyi yapmak, ülkemizi, Anayasa’mızda ifade edildiği gibi, çağdaş ülkeler seviyesinin üzerine çıkarmaktır.
Ayrıca, şunu da unutmamak gerekir ki, sürecin sonunda AB’ye üye olmamız yalnız ve yalnızca 25 AB ülkesinin elinde değildir. Türkiye, millî menfaatleriyle örtüşmediği sürece, kendi istediği zaman AB sürecini askıya alabilir, bu süreçten vazgeçebilir. Bu konularda kendimize ve Parlamentomuza güvenmemiz gerekmektedir.
Bu süreçte umutsuzluğun asla galip gelmemesini diliyor, Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Alaboyun.
Sayın milletvekilleri, gündem dışı konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşları vardır.
Cumhurbaşkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER
1.- Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında 1.7.2006 tarihli ve 5541 sayılı Kanun’un, bir kez daha görüşülmek üzere geri gönderildiğine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi (3/1117)
17.7.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
İLGİ: 4.7.2006 günlü, A.01.0.GNS.0.10.00.02-17766/45789 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca 1.7.2006 gününde kabul edilen 5541 sayılı “Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” incelenmiştir.
Yasanın 1 inci maddesiyle 4.11.1981 günlü, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasa’sına eklenen geçici 53 üncü maddede,
“1995 yılından itibaren Türkiye’ye göç eden Ahıska Türklerinden önlisans ve lisans diploması sahiplerinin, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde Yükseköğretim Kuruluna müracaatları halinde seviye tespit sınavına tabi tutulmaksızın diploma ve belgeleri incelenerek ilgili kişilere Diploma Denklik Komisyonunca Diploma Denklik Belgesi verilir.”
düzenlemesine yer verilmiştir.
1- Anayasanın 131 inci maddesinin birinci fıkrasında, yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek, bu kurumların yasada belirlenen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere özgülenen kaynakların etkili biçimde kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanlarının yetiştirilmesi için planlama yapmak amacıyla Yükseköğretim Kurulu kurulacağı belirtilmiştir.
Bu maddedeki Yükseköğretim Kurulunun kuruluş amacının öğeleri, aynı zamanda kurulun görev ve yetki alanını da belirlemektedir. Buna göre, yükseköğretimin planlanması, düzenlenmesi, yönetilmesi ve denetlenmesi yetkisi Yükseköğretim Kuruluna verilmiştir. Bu yetki, yükseköğretim alanının düzenlenmesine ilişkin yönetsel düzenleyici işlemleri de kapsamaktadır.
Yükseköğretim Kurulunun yükseköğretimin planlanması, düzenlenmesi, yönetilmesi ve denetlenmesi yetkisinin, yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış önlisans, lisans ve lisans üstü diplomaların denkliğini inceleyip kabul ya da reddetmeyi içerdiğinde kuşku bulunmamaktadır.
Nitekim, 2547 sayılı Yükseköğretim Yasasının 7 nci maddesinin (p) bendinde, yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış önlisans, lisans ve lisansüstü diplomaların denkliğini kabul etmek Yükseköğretim Kurulunun görevleri arasında sayılmıştır.
Yükseköğretim Kurulunun bu düzenlemeye dayalı olarak çıkardığı “Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği” ile yurt dışındaki yükseköğretim kurumlarından alınmış önlisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarının denklik işlemlerinde uyulacak ilke ve yöntemler düzenlenmiştir.
Yönetmelik ülke ya da üniversite bazında herhangi bir ayrıma yer vermemekte ve getirdiği düzenlemeler tüm yabancı ülke yükseköğretim kurumlarından alınan önlisans, lisans ve yüksek lisans diplomalarını kapsamaktadır.
Yönetmelikte öngörülen süreç sonunda uygun görülenler, yine yönetmelik uyarınca oluşturulan Diploma Denklik Komisyonunun önerisi ve Yükseköğretim Yürütme Kurulunun kararı ile denklik belgesi verilmektedir.
5541 sayılı Yasayla yasakoyucu, Anayasanın 131 inci maddesiyle Yükseköğretim Kurulunun yetki ve görev alanına bırakılan bir konuyu bir yasama tasarrufu ile doğrudan düzenlemektedir.
Yapılan düzenlemede, yukarıda da belirtildiği gibi, önlisans ve lisans diplomalarının denkliğini belirleme konusunda, öncelikle Anayasanın 131 inci maddesiyle ve daha sonra 2547 sayılı Yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmeliğin 4 üncü maddesiyle Yükseköğretim Yürütme Kuruluna tanınan karar yetkisi, 1995 yılından itibaren Türkiye’ye göç eden Ahıska Türklerine ilişkin diplomalar yönünden, Diploma Denklik Komisyonuna bırakılmaktadır ki, bu düzenlemeyi Anayasanın 131 inci maddesiyle bağdaştırmak olanaksızdır.
2- Anayasanın 6 ncı maddesinde, Türk Ulusunun egemenliğini, Anayasanın koyduğu ilkelere göre yetkili organları eliyle kullanacağı; hiçbir organın kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamayacağı belirtilmiş; Anayasanın 124 üncü maddesinde de, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren yasaların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarabilecekleri vurgulanarak, yönetmelik çıkarma yetkisi yönetime verilmiştir.
Yükseköğretim Kurulu, yukarıda da belirtildiği gibi, 2547 sayılı Yasanın 7 nci maddesinin (p) bendinin verdiği yetkiyle, yurtdışından alınan yükseköğretim diplomalarının denklik konusunu “Yurtdışı Yükseköğretim Diplomaları Denklik Yönetmeliği” ile düzenlemiştir.
Yönetmelikte, yabancı ya da Türk uyruklu kişilerin yabancı ülke yükseköğretim kurumlarından aldıkları diplomaların Türkiye’deki benzer eğitime denk olup olmadığı konusunda “tereddüde düşülmesi” durumunda, Yükseköğretim Yürütme Kuruluna “…bir sınıf geçme, ders geçme sınavı niteliğinde olmayan, ancak, öğrencinin almış olduğu derslerin kapsamını ve öğrencinin kazanması gereken en az bilgi düzeyinin tespitini” amaçlayan “özel bir seviye tespit sınavı” yapılabilmesi konusunda yetki verilmiştir. Anayasa ile Yükseköğretim Kuruluna bırakılan ve yönetmelikle Yükseköğretim Yürütme Kuruluna tanınan bu yetki, yasa koyucu tarafından lisans diploması sahibi olan ve yalnızca “1995 yılından itibaren Türkiye’ye göç eden Ahıska Türkleri” yönünden sona erdirilmektedir.
Bu durum, Yükseköğretim Kurulunun Anayasa ile öngörülen düzenleme alanına yasama organınca doğrudan karışılması anlamına gelmektedir ki, bunu, Anayasanın 6 ve 124 üncü maddeleriyle bağdaştırmak olanaksızdır.
3- Ayrıca, 5541 sayılı Yasa ile getirilen geçici 53 üncü maddede, yalnızca “1995 yılından itibaren Türkiye’ye göç eden Ahıska Türkleri” kapsama alınmıştır.
Böylece, Ahıska Türkleri ile bu kökenden olmayan Türkler ya da yabancı uyruklu diğer kişiler arasında yurtdışından alınan yükseköğretim diplomasının denkliğinin kabulü yönünden ayırım yapılmış olmaktadır.
Anayasanın 2 nci maddesinde hukuk devleti ilkesi, Türkiye Cumhuriyetinin nitelikleri arasında sayılmış; 10 uncu maddesinde de, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri nedenlerle ayırım gözetilmeksizin yasa önünde eşit olduğu belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin birçok kararında da açıklandığı gibi, yasa önünde eşitlik, hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir.
Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasa karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir.
Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kişi ve topluluklara aynı kurallar uygulanarak, yasa karşısında eşitliğin zedelenmesi önlenmiştir.
Durum ve konumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar ayrı kurallara bağlı tutulursa, Anayasada öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmiş olmaz. Ancak, nitelikleri ve durumları özdeş olanlar için değişik kurallar konulamaz.
Buna karşın, 5541 sayılı Yasayla getirilen geçici maddede, 1995 yılından itibaren Türkiye’ye göç eden Ahıska Türklerine ayrıcalık sağlanmıştır.
Haklı bir nedene dayanmayan bu ayrıcalık, Anayasanın 2 ve 10 uncu maddelerine uygun düşmemektedir.
Yasanın genel gerekçesinde, bu özel düzenlemenin nedeni olarak “3835 sayılı Yasanın 3 üncü maddesinin (c) bendinde, göçmenlerin üretici duruma getirilebilmeleri için gerekli tedbirlerin alınacağının belirtilmesine karşın Türkiye’ye gelen Ahıska Türklerinin birçok sorunla karşılaştığı; 1992-1995 yılları arasında Yükseköğretim Kuruluna dilekçeyle müracaat eden Ahıska Türklerine önlisans ve lisans diplomalarının tanınarak ‘Diploma Denklik Belgesi’ verildiği, ancak 1995 yılından sonra diplomaların denkliğinin kabul edilmediği ve böylece aynı okulda, aynı sınıfta okumuş kişilerin birinin diplomasının tanındığı, diğerinin diplomasının ise tanınmadığı; böylece bu kişilerden biri mesleğini icra ederken, diğerinin edemez durumda kaldığı; getirilen düzenlemeyle bu mağduriyetin giderilmesinin yanı sıra önlisans ve lisans mezunları hakkında Yükseköğretim Kurulunun farklı uygulamalarından kaynaklanan eşitsizliklerin giderilmesi” gösterilmektedir.
Yurtdışında yüksek öğretimini tamamlayıp Türkiye’ye gelen Ahıska Türklerinin salt işsizlik sorununu çözmek için onlara diploma denklik belgesi verilmesi kamu yararına ve hukuka uygun görülemez.
Böyle bir tutumun özellikle halk sağlığını, gençlerin eğitimini, can ve mal güvenliğini ilgilendiren konularda ne denli sakıncalar ve giderilmesi olanaksız sonuçlar yaratabileceği açıktır.
Kaldı ki, işsizlik, yabancı ülkelerdeki yüksek öğretim kurumlarında eğitimlerini tamamlayıp yurda dönen, hatta Türkiye’de eğitim gören tüm Türk yurttaşları için de geçerli bir sorundur.
Yayımlanması yukarıda açıklanan gerekçelerle uygun görülmeyen “5541 sayılı Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”, Türkiye Büyük Millet Meclisince bir kez daha görüşülmesi için, Anayasanın değişik 89 ve 104 üncü maddeleri uyarınca ilişikte geri gönderilmiştir.
Ahmet Necdet Sezer
Cumhurbaşkanı
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 13, 14, 21, 22, 47, 48, 52, 58, 67, 80, 91, 95, 149, 188, 193, 194, 233 ve 254 üncü sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak isteğinde bulunmuştur.
Sayın Bakanın bu isteği, sırası geldiğinde yerine getirilecektir.
Bilgilerinize arz ederim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutup bilgilerinize sunacağım.
2.- Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Choudhry Amir Hussain’in davetlisi olarak Pakistan’a resmî ziyarette bulunacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın beraberindeki Parlamento heyetini oluşturmak üzere gruplarınca isimleri bildirilen milletvekillerine ilişkin Başkanlık Tezkeresi (3/1118)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın, Pakistan Ulusal Meclis Başkanı Choudhry Amir Hussain’in davetine icabet etmek üzere, beraberinde Parlamento heyetiyle, Pakistan’a resmî ziyarette bulunması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkındaki 3620 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi uyarınca, Genel Kurulun 29 Haziran 2006 tarihindeki 122 nci Birleşiminde kabul edilmiştir.
Anılan Kanunun 2 nci maddesi uyarınca, heyetimizi oluşturmak üzere siyasi parti gruplarınca bildirilen isimler Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
Bülent Arınç
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı
ADI SOYADI: SEÇİM ÇEVRESİ
Mehmet Fehmi Uyanık Diyarbakır
Recep Koral İstanbul
Hakkı Ülkü İzmir
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
3.- Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığının, Genel Kurul gündemine alınan 1057 sıra sayılı (1/1120) Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısının Komisyona geri verilmesine ilişkin tezkeresi (3/1119)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Komisyonumuzca esas komisyon olarak görüşülerek Genel Kurul gündemine alınan 1057 sıra sayılı ve 1/1120 esas numaralı Elektronik Haberleşme Kanunu Tasarısının, İçtüzüğün 88 inci maddesi çerçevesinde Komisyona geri verilmesini arz ederim.
Saygılarımla.
Mustafa Demir
Samsun
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – Tasarı, İçtüzüğün 88’inci maddesi gereğince Komisyona geri verilmiştir.
Sözlü soru önergesinin geri alınmasına dair bir tezkere vardır; okutuyorum:
4.- Mersin Milletvekili Hüseyin Güler’in (6/1702) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/401)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü sorular kısmının 319 uncu sırasında yer alan (6/1702) esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Hüseyin Güler
Mersin
BAŞKAN – Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Sayın milletvekilleri, bir gensoru önergesi vardır.
Önerge daha önce bastırılıp sayın üyelere dağıtılmıştır.
Şimdi okutacağım gensoru 500 kelimeden fazla olduğu için, önergenin özeti okunacaktır. Ancak, önergenin tam metni Tutanak dergisine eklenecektir.
Okutuyorum:
C) GENSORU, GENEL GÖRÜŞME, MECLİS SORUŞTURMASI VE MECLİS ARAŞTIRMASI ÖNERGELERİ
1.- Cumhuriyet Halk Partisi Grubu Adına Grup Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal ile Grup Başkanvekilleri İstanbul Milletvekili Ali Topuz, İzmir Milletvekili K.Kemal Anadol ve Samsun Milletvekili Haluk Koç'un, nitelikli ortaöğretim kurumlarında atıl kapasite oluşturarak kamu kaynaklarını israf ettiği, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığını işlevsizleştirerek ders kitapları ve yardımcı kitapların içeriğinde sorunlar oluşturduğu, YÖK ile çatışmaya girdiği, kadrolaşmak ve yargı kararlarını uygulamamak suretiyle görevini kötüye kullandığı iddialarıyla, Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik hakkında gensoru açılmasına ilişkin önergesi (11/6) (x)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
11.6.2006 tarihinde yapılan Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonucunda birinci ve ikinci yerleştirmelerden sonra Anadolu Liseleri, Fen Liseleri ve Anadolu Öğretmen Liselerinde 5 115, Anadolu Meslekî ve Teknik Ortaöğretim Kurumlarında 30 178 olmak üzere, toplam 35 293 boş kontenjanı üçüncü yerleştirme başvurusuna açmayıp, öğrencilerin nitelikli eğitim alma hakkını engellemek suretiyle kamu kaynaklarını israf eden; millî eğitim politikalarının belirlendiği, ders kitaplarının incelendiği Talim ve Terbiye Kurulunda yapılan yönetmelik değişiklikleriyle kurumu işlevsizleştiren, okullarda kullanılan ders kitapları ve 100 Temel Eser gibi yardımcı kitapların içeriğini hurafe, argo, küfür, hakaret ve dinsel motiflerle donatarak okullara sokan, Millî Eğitim Bakanlığının tüm birimlerinde yapılan partizanca atamaları yargı kararlarına rağmen sürdürerek görevini kötüye kullanan Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 106 ncı maddeleri gereğince gensoru açılmasını arz ve talep ederiz.
Deniz Baykal
Antalya
CHP Grup Başkanı
Ali Topuz Kemal Anadol Haluk Koç
İstanbul İzmir Samsun
CHP Grup Başkanvekili CHP Grup Başkanvekili CHP Grup Başkanvekili
Özet Gerekçe:
OKS sınavı, yerleştirme boyutuyla tam bir skandala neden olmuştur. OKS sonucunda birinci ve ikinci yerleştirmelerden sonra boş kalan 35 293 kontenjan için üçüncü duyuruya çıkılmayarak bu okullarda devlet eliyle atıl kapasite oluşturulmuştur. Bu yolla, Anadolu Liseleri ve Fen Liselerinde 5 115, meslekî ve teknik ortaöğretim kurumlarında 30 178 kontenjan boş bırakılmıştır. Türkiye’nin en nitelikli, en gözde Anadolu ve Fen Liseleriyle birlikte diğer Anadolu Liseleri yüzde 17,6’lık boş kapasiteyle eğitim-öğretime başlamıştır.
Gerek kamu okullarının boş kapasiteyle çalışmasına neden olunmakla gerekse velilerin çocuklarının nitelikli bir eğitim almaları için yıllardır binbir fedakârlıkla yaptıkları eğitim harcamaları ve emekleri dikkate alındığında büyük bir kaynak israfına yol açılmıştır.
Öte yandan, Bakan Çelik, göreve gelir gelmez, bakanlığın en stratejik birimi olan Talim Terbiye Kurulunda görev yapan 167 uzmanı kuruldan uzaklaştırmış; ancak, bu uzmanların hemen hemen tümü yargı kararıyla göreve iade edilmiştir. Bunun üzerine, önce 3.12.2003 tarihinde 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 55 inci maddesini değiştirerek yardımcı ders kitaplarının ve eğitim araçlarının denetim ve inceleme yetkisini kuruldan almış, daha sonra da, 1.9.2006 tarihinde yaptığı yönetmelik değişikliğiyle de ders kitapları, çalışma kitapları ve öğretmen kılavuz kitaplarının inceleme ve denetleme yetkisini kuruldan alarak kurulu bütünüyle işlevsizleştirmiştir.
Bunun sonucunda ders kitaplarında, yardımcı ders kitaplarıyla ve eğitim araçlarında tam anlamıyla bir başıboşluk yaratılmış, okullarımıza argo, küfür, hakaret dolu ifadelerin yer aldığı kitaplar girmiştir. 15.7.2005 tarihinde Bakan Çelik imzasıyla ilköğretim öğrencilerinin yararlanması için tavsiye edilen 100 Temel Eser belirlenmiştir. Bu eserler denetim dışı kaldığı için yabancı masal kahramanlarının İslamî söylem kullandığı, cumhurbaşkanına alenen hakaret edildiği manilerin yer aldığı ve müstehcen içerikli bilmece kitapları okul kütüphanelerinde yer almıştır.
Ayrıca 1999 yılında Talim Terbiye Kurulunun aldığı kararla yazarı ve eserleri belirlenerek okullara sokulamayacak kitaplar tekrar okullara girmeye başlamıştır. Tarikat liderlerinin takma adlarla yazdığı ve daha önce yasaklanan kitapları okullara sokmak için yapılan yasal düzenlemeler laik Türkiye Cumhuriyetinde kabul edilemez. Bakan Çelik’in bu uygulamalarıyla cumhuriyet okullarına küfür, argo, hakaret, anti laik söylem ve eylem içerikli yayınlar girmiştir.
Bu süreçte Millî Eğitim Bakanlığında olağanüstü boyutlarda kadro kıyımı yaşanmıştır. 4 573 okul müdür yardımcısı, 4 013 okul müdürü, 416 ilçe-il millî eğitim müdürü, 552 ilçe-il millî eğitim şube müdürü, 186 ilçe-il millî eğitim müdür yardımcısı ve 94 kadın yönetici olmak üzere 9 834 yönetici atanmıştır. Bu uygulamayla okullarımızda tam bir kaos, kargaşa ve huzursuzluk ortamı yaratılmıştır. Okullarda başarısızlığın ve şiddetin yoğun bir şekilde yaşanması bu kadrolaşma süreciyle paralel gelişmiştir.
Yükseköğretim Kurumunun güvenlik gereksinmesi için talep ettiği ödeneği aktarmayarak önemli bir anayasal kurumun güvenliğini riske atacak kadar bu kurumla çatışma içinde olan Millî Eğitim Bakanı yurtdışında lisansüstü öğretim yapacak öğrencilerin seçimini kendi uhdesinde yürüterek Anayasa suçu işlemektedir.
Sonuç olarak Millî Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in görev yaptığı dönemde;
Okullara argo, hakaret, küfür, anti laik söylemler içeren kavramlar bulaşmış,
Öğrencilerin geleceklerini kendileri ve aileleri adına Bakan Çelik şekillendirmeye başlamış.
Bakan Çelik’in uygulamalarıyla kamunun büyük masraflarla kurduğu nitelikli eğitim kurumlarında atıl kapasiteler yaratılmıştır.
Yukarıda belirtilen gerekçelerle görevini kötüye kullanan Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik hakkında Anayasanın 98 ve 99 uncu, TBMM İçtüzüğünün 106 ncı maddeleri gereğince gensoru açılmasını arz ve talep ederiz.
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergenin görüşme günü Danışma Kurulunca daha sonra belirlenecek ve oylarınıza sunulacaktır.
Meclis araştırması açılmasına ilişkin 2 önerge vardır; ayrı ayrı okutacağım ve daha sonra bilgilerinize sunacağım.
Birinci önergeyi okutuyorum:
2.- Antalya Milletvekili Tuncay Ercenk ve 28 milletvekilinin, Antalya Lara Kent Parkının temalı parka dönüştürülmesinin ve tahsis sürecinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/375)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Antalya Lara bölgesindeki Lara Kent Parkı, Kültür ve Turizm Bakanlığınca temalı parka dönüştürülmüş ve tahsis kapsamında ihaleye çıkarılmıştır.
1997 yılında onaylanan planla halkın kullanımına açılan ve bu amaçla ayrılan park 3 500 dönümlük bir alanı kapsamaktadır.
Lara Kent Parkı Antalya halkının ortak kullanım alanıdır.
Tahrip edilmemiş, yağmalanmamış bu alan benzeri dünyada çok az görülebilen özellikler taşımaktadır.
Kumulu, ekosistemi, florası, endemik türleri, kızılçamları, türlü kuşlarıyla çok özel bir doğa alanıdır. Şimdi bu alan AKP İktidarı döneminde, tartışmalı bir biçimde, üzerine gölgeler düşmüş bir ihaleyle elden çıkarılmaktadır.
28.4.2006 tarihinde gerçekleştirilen ilk ihale LİMAK tarafından Lara Temalı Parkı tahsisi kapsamında alınmış ancak iptal edilmiştir.
17.8.2006’daki ikinci ihalede ise, UDE Şirketine tahsisi gerçekleşmiştir.
İhalenin hukukî temeli, ihaleye kadar uzanan süreç yanında, ihale aşamasındaki siyasal müdahalelerin de araştırılması gerekmektedir.
Bu nedenle TBMM tarafından kapsamlı bir araştırmanın yapılabilmesi için bir Meclis araştırmasının yapılmasında zorunluluklar bulunmaktadır.
Özellikle şu soruların yanıtları mutlaka ortaya konulmalıdır:
Temalı projesine uygun alanın seçilmesinde bilimsel ve teknik çalışmalar yapılmış mıdır?
a) Park alanı için, konusunda uzman kuruluşlar tarafından tüm kriterler dikkate alınarak özel fizibilite çalışmasının yapılması,
b) Fizibilite sonuç raporlarına uygun master plan çalışmasının yapılması,
c) Master plan ile belirlenecek konseptin belirlenmesi,
d) Yeraltı su kaynaklarının ve yollarının belirlenmesi,
e) Arazinin topografik ve jeolojik yapısına uygun olarak, master planda belirlenecek temelli ve temelsiz yapıların yerleştirilebileceği uygun alanların belirlenmesi gibi bilimsel ve teknik çalışmalar yapıldıktan sonra temalı park kararının getirilmesi gerekir.
Lara Kent Parkı ile ilgili olarak herhangi bir bilimsel ve teknik çalışma yapılmadan Temalı Park kararı getirilmiş ve tahsis edilmiştir.
AKP İktidarının hiçbir plana ve projeye dayanmayan, sadece kamu alanlarını satmaya yönelik fırsatçı ve çevresini yararlandırmaya yönelik anlayışı karşısında, konunun ulusal gündeme taşınması gerekmektedir.
Sorulması gereken başka sorular da vardır. Bu konular da ayrıntılı biçimde araştırılmalıdır.
Temalı park yapılması amacıyla tahsis edilmek istenen Lara Kent Parkı arazisi doğru bir seçim midir?
1) Alanın bir ormanlık bölge olması ve özel bir peyzaj planlanmasına uygun mudur?
2) Arazinin kumul yapıya sahip olması ve yeraltı su seviyesinin yüksek olması tartışılmış mıdır?
3) Yurtdışı temalı parklarda, parklardaki temelli yapılar için yapı yoğunluğu araştırılmış mıdır?
4) İhalenin gerçekleştiği 17.8.2006 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Antalya’da tatildedir. Başbakanın kalmakta olduğu Rixos Otel Fettah Tamince’ye aittir ve söz konusu kişinin şirketi olan UDE, aynı tarihteki ihalede, Lara Kent Parkının tahsisine ilişkin ihaleye katılarak, çok cüzi bir miktar karşılığında sonuca ulaşmıştır.
Tartışmalı tahsis ihalesini alan şirketin ve bu şirketin büyük ortaklarının da bu çerçevede araştırılması gerekmektedir. Şirket ve kurucularının çok kısa bir süreçte gösterdikleri olağanüstü gelişme ile uluslararası ilişkileri de araştırma kapsamı içine alınmalıdır.
Tahsis ihalesini alan şirketin ortaklarının, başka hangi şirketlerde benzer ortaklıkları olduğu ve bu şirketlerin ilişkileri de TBMM tarafından araştırılmalıdır.
İptal edilen ilk ihale ile ikinci ihalenin birbirini tamamlayan bir özellik taşıyıp taşımadığı ve her iki ihaleye katılan ya da çekilenlerin ilişkisi de kapsamlı biçimde araştırılmalıdır.
Bu uygulama, cumhuriyet tarihinde eşine az rastlanılan bir şüpheyi gündeme getirmektedir. Kaldı ki, şüpheler ve gölgeler bununla da sınırlı değildir. Meclis Araştırması tüm bu sorunların arkasındaki gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacaktır.
Bu gerekçelerle, Antalya Lara Kent Parkının tahsisiyle ilgili gelişmelerin araştırılması amacıyla Anayasanın 98 inci maddesi ve TBMM İçtüzüğünün 104-105 inci maddelerine göre Meclis araştırması açılmasını saygılarımızla talep ediyoruz. 21.8.2006
1. - Tuncay Ercenk (Antalya)
2. - Feridun Fikret Baloğlu (Antalya)
3. - Nail Kamacı (Antalya)
4. – Hüseyin Ekmekcioğlu (Antalya)
5. – Atila Emek (Antalya)
6. – Osman Kaptan (Antalya)
7. – Osman Özcan (Antalya)
8. – Haluk Koç (Samsun)
9. – Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
10. – Mehmet Küçükaşık (Bursa)
11. – Mustafa Özyurt (Bursa)
12. – Ahmet Küçük (Çanakkale)
13. – Feridun Ayvazoğlu (Çorum)
14. – Mustafa Gazalcı (Denizli)
15. – Mesut Değer (Diyarbakır)
16. – Rasim Çakır (Edirne)
17. – Nejat Gencan (Edirne)
18. – Erol Tınastepe (Erzincan)
19. – Mehmet Ali Arıkan (Eskişehir)
20. – Mehmet Vedat Yücesan (Eskişehir)
21. – Mustafa Yılmaz (Gaziantep)
22. – Ahmet Yılmazkaya (Gaziantep)
23. – Mehmet Işık (Giresun)
24. – Fuat Çay (Hatay)
25. – Gökhan Durgun (Hatay)
26. – Abdulaziz Yazar (Hatay)
27. – Yücel Artantaş (Iğdır)
28. – Halil Akyüz (İstanbul)
29. – İsmet Atalay (İstanbul)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Şimdi, ikinci önergeyi okutuyorum:
3.- Muğla Milletvekili Ali Arslan ve 76 milletvekilinin, balıkçılık sektörünün sorunlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/376)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türkiye denizlerinin bağlı bulunduğu Akdeniz’de 5 000, Karadeniz’de 1 700 civarında canlı türünün yaşadığı bilinmektedir. Karadeniz’de 247, Marmara Denizinde 200, Ege Denizinde 300 ve Akdeniz’de 500 balık türü bulunmaktadır.
Tüm bu zenginliklere rağmen, ülkemizde balıkçılıkla ilgili çağdaş, etkin politikalar geliştirilememesi, dünyada balıkçılık teknolojisinin gelişimine rağmen ülkemizde yeni uygulamaların hayata geçirilememesi, bilimsel bir kurumun böylesine önemli bir sektöre destek ve yön verememesi sonucunda, balıkçılık sektörü verimsizlik ve yetersiz ortamına sürüklenmiştir.
Dünya nüfusu ortalama kırk yılda 2 misli artmakta ve insanların üçte 2’si normal beslenmelerinin altında bir gıda yetersizliği içinde yaşamaktadır. Gelişmekte olan ülkeler, gıda gereksinimlerini karşılayabilecek ve ulusal kaynak gelirlerini artıracak önlemleri almakta; ekonomik, sosyal ve diğer koruyucu hizmetlerle bireylerin uygarca yaşamalarına çaba göstermektedir. Bu nedenle, balıkçılığın önemi ekonomik kaynak sağlamasından çok, insan beslenmesine olan yüksek düzeydeki protein katkısı nedeniyle de değerlendirilmelidir. Özellikle dengeli beslenmenin bilincinde olan uluslar, hayvansal protein kaynaklarını daha da zenginleştirmek için denizlerden yüksek oranlarda yararlanmanın yollarını sürekli olarak aramakta, özellikle geleceğe bugünden yatırım yapmaktadırlar.
Balıkçılık sektörü, hem ekonomik getirisi nedeniyle hem de balığı avlayan tekne, avlanan ürünün muhafaza, nakliye, işlenmesi ve pazarlama gibi bir dizi sektörle entegre olmuş ve bu sektörlerin lokomotifi durumundadır. Sanayi kolları nedeniyle yaklaşık 30 000 kişiye iş sahası ve katmadeğer sağlayan bir sektör konumundadır.
Ülkemizde halen balıkçılık alanında kaynak kullanımı, denetim ve kontrol, yapısal eylemler, pazar politikası, devlet yardımları ve balıkçılarımızın sosyal sorunları konularında ciddî bir boşluk yaşanmaktadır.
Ülkemizde balıkçılık araştırmaları konusunda da ilgisizlik yaşanmaktadır. OECD ülkeleri 2000 tarihli balıkçılık yönetimiyle ilgili harcamalara bakıldığında, Türkiye'de balıkçılık için ayrılan parasal ödenekler ile diğer ülkelerin harcamaları arasında ciddî bir uçurum söz konusudur. Örneğin, İsveç’in 1997 yılında balıkçılıkla ilgili araştırma giderleri 20 170 000 USD iken, Türkiye, 2006 yılında 840 000 euroluk malî kaynakla araştırma ve proje faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktadır. Yunanistan’ın 1997 yılında bu faaliyet için ayırdığı ödenek 36 110 000 USD’dir. OECD’nin yayımladığı tabloda, Türkiye'nin balıkçılık yönetimiyle ilgili harcamalarını içeren ödenek hanesi “bilgi alınamadı” şeklinde gösterilmiştir. Oysa, Türkiye, İspanya dışında Akdeniz’e kıyısı olan tüm ülkelerden daha fazla balık üretmekte ve bu konuda söz sahibi olması gereken bir ülkedir. AB sürecindeki Türkiye’nin en kısa zamanda canlı sucul kaynaklarının sağlıklı yönetimi için yeniden yapılanmayla eksikliklerini giderip süreklilik arz eden araştırma programlarıyla, mevcut üretim gücüyle uluslararası platformda yer alması gerekmektedir. Devletle balıkçılık sektör çalışanları arasında sağlıklı diyaloglar geliştirilmeli, araştırmalar için gereken altyapının ülkesel çerçevede yaşama geçirilmesi sağlanmalıdır.
Bir yarımada ülkesi olan Türkiye’de balıkçılık yönetiminde Bakanlık, hiç olmazsa bir genel müdürlüğün olması gerekmektedir. Aksi halde balıkçılık sektörü önceki yıllarda olduğu gibi kimliksiz ve sahipsiz olarak dağ gibi büyüyen sorunlarıyla bitme noktasına gelecektir.
Balıkçılık sektörünün toplumsal beslenmeyi sağlayan, ekonomik yönden güçlü ve iyi bir istihdam alanı yaratan özelliğine karşın, bu sektörün ülkesel boyuttaki sıkıntıları ve bununla ilgili darboğazların sürekliliği söz konusudur.
Balıkçılığımızın ulusal sorunlarına çıkış yolu bulabilmek ve konuyu parlamento çatısı altında tartışmaya açabilmek, çözüm önerileri üretebilmek ve ekonomik gücünü artırabilmek için ülkemizde balıkçılığın sorunları ve çözüm yollarının belirlenmesi için Anayasanın 98 inci ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 104 üncü ve 105 inci maddeleri gereğince Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
1 - Ali Arslan (Muğla)
2 - Orhan Sür (Balıkesir)
3 - Türkân Miçooğulları (İzmir)
4 - Erdal Karademir (İzmir)
5 - Ufuk Özkan (Manisa)
6 - Sedat Uzunbay (İzmir)
7 - Yılmaz Kaya (İzmir)
8 - Enver Öktem (İzmir)
9 - Harun Akın (Zonguldak)
10 - Fahrettin Üstün (Muğla)
11 - Muharrem İnce (Yalova)
12 - Mevlüt Coşkuner (Isparta)
13 - Mahmut Yıldız (Şanlıurfa)
14 - Abdurrezzak Erten (İzmir)
15 - Hüseyin Bayındır (Kırşehir)
16 - Nail Kamacı (Antalya)
17 – Nadir Saraç (Zonguldak)
18 – Ali Cumhur Yaka (Muğla)
19 – Nejat Gencan (Edirne)
20 – Mehmet S. Kesimoğlu (Kırklareli)
21 – Salih Gün (Kocaeli)
22 – Sefa Sirmen (Kocaeli)
23 – İzzet Çetin (Kocaeli)
24 – Ahmet Yılmazkaya (Gaziantep)
25 – Mehmet Semerci (Aydın)
26 – Feramus Şahin (Tokat)
27 – Kemal Demirel (Bursa)
28 – Nezir Büyükcengiz (Konya)
29 – İsmail Özay (Çanakkale)
30 – Yücel Artantaş (Iğdır)
31 – Kemal Sağ (Adana)
32 – Kemal Kılıçdaroğlu (İstanbul)
33 – Yüksel Çorbacıoğlu (Artvin)
34 – Mehmet Vedat Yücesan (Eskişehir)
35 – Nuri Çilingir (Manisa)
36 – Yavuz Altınorak (Kırklareli)
37 – Ahmet Ersin (İzmir)
38 – Rasim Çakır (Edirne)
39 – Mehmet Nuri Saygun (Tekirdağ)
40 – Halil Ünlütepe (Afyonkarahisar)
41 – Erdoğan Kaplan (Tekirdağ)
42 – Yılmaz Ateş (Ankara)
43 – Bihlun Tamaylıgil (İstanbul)
44 – İdris Sami Tandoğdu (Ordu)
45 – Mehmet Ali Arıkan (Eskişehir)
46 – Mahmut Duyan (Mardin)
47 – V. Haşim Oral (Denizli)
48 – N. Gaye Erbatur (Adana)
49 – Ali Rıza Bodur (İzmir)
50 – Erol Tınastepe (Erzincan)
51 – Hakkı Ülkü (İzmir)
52 – Necati Uzdil (Osmaniye)
53 – Şefik Zengin (Mersin)
54 – Hasan Ören (Manisa)
55 – Ali Kemal Kumkumoğlu (İstanbul)
56 – Cevdet Selvi (Eskişehir)
57 – İsmet Atalay (İstanbul)
58 – Muharrem Kılıç (Malatya)
59 – M. Akif Hamzaçebi (Trabzon)
60 – Ahmet Sırrı Özbek (İstanbul)
61 – Halil Akyüz (İstanbul)
62 – Muharrem Toprak (İzmir)
63 – Tuncay Ercenk (Antalya)
64 – Mehmet Işık (Giresun)
65 – Yakup Kepenek (Ankara)
66 – Güldal Okuducu (İstanbul)
67 – Bayram Ali Meral (Ankara)
68 – Atila Emek (Antalya)
69 – Ramazan Kerim Özkan (Burdur)
70 - Ali Rıza Gülçiçek (İstanbul)
71 - Osman Özcan (Antalya)
72 - Mesut Değer (Diyarbakır)
73 - Mehmet Yıldırım (Kastamonu)
74 - Gürol Ergin (Muğla)
75 - Uğur Aksöz (Adana)
76 - Vahit Çekmez (Mersin)
77 - Ali Oksal (Mersin)
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Önerge gündemde yerini alacak ve Meclis araştırması açılıp açılmaması konusundaki öngörüşmeler, sırası geldiğinde yapılacaktır.
Komisyondan istifa tezkeresi vardır; okutuyorum:
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
5.- Hakkâri Milletvekili Fehmi Öztunç’un Dilekçe Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/404)
4.7.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Sayın Başkanım;
Seçmenlerimin yoğunluğu nedeniyle, komisyon çalışmalarına yeterli katkıda bulunamadığımdan, Dilekçe Komisyonu üyeliğinden ve Kâtip Üyeliğinden istifa ediyorum.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Fehmi Öztunç
Hakkâri
BAŞKAN – Bilgilerinize sunulmuştur.
Kocaeli’nin Gebze ilçesinin Dilovası beldesindeki sanayi atıklarının çevre ve insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinin araştırılması amacıyla kurulan (10/254,258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin uzatılmasına dair bir tezkeresi vardır; okutuyorum:
6.- (10/254, 258) esas numaralı Meclis Araştırması Komisyonu Başkanlığının, Komisyonun görev süresinin bir ay uzatılmasına ilişkin tezkeresi (3/1123)
14.6.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Kocaeli’nin Gebze İlçesinin Dilovası Beldesindeki Sanayi Atıklarının Çevre ve İnsan Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkilerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan (10/254,258) Esas Numaralı Meclis Araştırması Komisyonu 4.4.2006 tarihinde göreve başlamıştır. Anayasa ve İçtüzük gereği kendisine verilen 3 aylık süre içerisinde çalışmalarını tamamlayamayan Komisyonumuz 4 Ekim 2006 tarihinden itibaren 1 aylık ek süre istenmesine karar vermiştir.
Gereğini bilgilerinize arz ederim.
Saygılarımla.
Eyüp Ayar
Kocaeli
Komisyon Başkanı
BAŞKAN – İçtüzüğün 105’inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Araştırmasını 3 ay içinde bitiremeyen komisyona 1 aylık kesin süre verilir” hükmü gereğince, Komisyona 1 aylık ek süre verilmiştir.
Başbakanlığın, Anayasa’nın 82’nci maddesine göre verilmiş 3 tezkeresi vardır; ayrı ayrı okutup, oylarınıza sunacağım.
7.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1120)
7.7.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Selanik’te düzenlenen Güneydoğu Avrupa İşbirliği Süreci Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesine katılmak üzere, bir heyetle birlikte 2-4 Mayıs 2006 tarihlerinde Yunanistan’a yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
LİSTE
Yaşar Yakış (Düzce)
Şaban Dişli (Sakarya)
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
İkinci tezkereyi okutuyorum:
8.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mısır’a yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1121)
10.7.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
20-22 Mayıs 2006 tarihlerinde Sharm Al Sheikh’te düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu Ortadoğu Toplantısına katılmak üzere bir heyetle birlikte Mısır’a yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
LİSTE
Mustafa Eyiceoğlu (Mersin)
Dengir Mir M. Fırat (Mersin)
Abdullah Veli Seyda (Şırnak)
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Üçüncü tezkereyi okutuyorum:
9.- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hırvatistan ve Makedonya’ya yaptığı resmî ziyarete katılacak milletvekillerine ilişkin Başbakanlık Tezkeresi (3/1122)
13.7.2006
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşmelerde bulunmak üzere, 12-14 Haziran 2006 tarihlerinde bir heyetle birlikte Hırvatistan ve Makedonya’ya yaptığım resmî ziyarete, ekli listede adları yazılı milletvekillerinin de iştirak etmesi uygun görülmüş ve bu konudaki Bakanlar Kurulu kararının sureti ilişikte gönderilmiştir.
Anayasanın 82 nci maddesine göre gereğini arz ederim.
Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan
LİSTE
Ömer Çelik (Adana)
Niyazi Pakyürek (Bursa)
Nükhet Hotar (İzmir)
BAŞKAN – Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulunun bir önerisi vardır; okutup oylarınıza sunacağım.
IV.- ÖNERİLER
A) DANIŞMA KURULU ÖNERİLERİ
1.- Gündemdeki sıralama ile çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin Danışma Kurulu önerisi
Danışma Kurulu Önerisi
No:199 Tarihi:3.10.2006
Gündemin “Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler” kısmının 12 nci sırasında yer alan 662 sıra sayılı Tohumculuk Kanunu Tasarısının bu kısmın 3 üncü sırasına alınması ve diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesinin,
Genel Kurulun;
3.10.2006 Salı günkü (bugün) Birleşiminde Sözlü Sorular dışındaki diğer denetim konularının görüşülmemesi, 4.10.2006 Çarşamba günkü Birleşimde ise Sözlü Soruların görüşülmemesinin,
Çalışma sürelerinin de 3.10.2006 Salı günkü Birleşimde saat 18.30’a kadar, 4.10.2006 Çarşamba ve 5.10.2006 Perşembe günlerinde ise saat 13.00’ten 18.30’a kadar olmasının,
10.10.2006 Salı günü saat 14.00’te toplanmasının,
Genel Kurulun onayına sunulması Danışma Kurulunca uygun görülmüştür.
Ali Dinçer
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanı V.
Salih Kapusuz Ali Topuz Ömer Abuşoğlu
AK Parti Grubu Başkanvekili CHP Grubu Başkanvekili Anavatan Partisi Grubu Başkanvekili
BAŞKAN – Danışma Kurulu önerisi üzerinde, aleyhte olmak üzere, şahsı adına, Hatay Milletvekili Sayın Mehmet Eraslan; buyurun.
MEHMET ERASLAN (Hatay) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; öncelikle, hepinizi saygıyla selamlıyorum. Beşinci Yasama Yılının ilk günü çalışmalarına başlamış bulunmaktayız; dolayısıyla, Beşinci Yasama Yılı çalışmalarının, ülkemize, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum.
Dört yasama yılını geride bıraktık ve Beşinci Yasama Yılında, son yasama yılında, Türkiye’nin, hem iç politikada hem dış politikada karşı karşıya olduğu sorunların çözümü cihetinde bir gayret sarf edileceği temennisinde de ayrıca bulunmak istiyorum.
Danışma Kurulunun aleyhinde söz aldım; çünkü, bu Danışma Kurulu önerisiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi çalışma saatleri azaltılmış durumdadır. Salı günü, yani bugün 18.30’a kadar, çarşamba ve perşembe günleri de saat 13.00’te başlayan ve yine 18.30’da sona erdirilen bir yasama çalışması olacak.
Biz, Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü topladık ve Türkiye Büyük Millet Meclisini olağanüstü toplamakla beraber gece 12’lere kadar çalıştık; doğru mu?! Peki, olağanüstü toplanan Meclisin gündemi bitmedi ki. Bakın, daha Tohumculuk Kanunu görüşülecek, Vakıflar Kanunu görüşülecek,
Sayıştay Kanunu görüşülecek. Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinin olağanüstü toplanmasının sebebi olan ve gündemdeki kanun tasarıları henüz bitmeden, daha biz bunların görüşmelerini bitirmeden, gelmişiz -hem olağanüstü Meclis toplandığı sırada gece 12’ye kadar çalışırken, yani 24.00’e kadar çalışırken- bugün, sadece, bu hafta, Türkiye Büyük Millet Meclisini 18.30’a kadar çalıştırıp ondan sonra tatil etme yönünde alınmış bir karar var. Türkiye Büyük Millet Meclisi olağanüstü toplansın gerekçesiyle gündem nerede; gündem yok. Gündem, bu hafta mı gelir -bu hafta gelmeyeceği kesin- haftaya mı gelir; belli değil.
Değerli arkadaşlar, Türkiye’nin dört yasama yılını geride bıraktık. Muhalefet muhalefetini yaptı, kendi görüşlerini ifade etti. Biz de toplumsal sorunlarla, sektörel sorunlarla ilgili ve dış politikayla ilgili, elimizden geldiği kadarıyla, bu kürsüde, milletin kürsüsünde, milletin menfaatleri ve ülkemizin menfaatleri doğrultusunda sorunları dile getirmeye çalıştık. Çok değerli İktidar milletvekili arkadaşlarımız da kendilerince bu ülkeye yapmış oldukları katkıları dile getirdiler. Muhalefetin görevi belli, iktidarın görevi belli. Muhalefetin ana görevi, muhalefetin birinci görevi, aslolan görevi denetim mekanizması şeklinde kendini işletmesidir. İktidarın görevi de muhalefetin bu söylemlerine, telkin ve tavsiyelerine kulak vermesi ve bu telkin ve tavsiyeleri neticesinde alınması gereken tedbirlerin, önlemlerin iktidar tarafından alınmasıdır. Çalışmanın usulü, metodu, üslubu bu olmalıdır; fakat, Türkiye’nin var olan sorunlarını görmezlikten gelip, hem içpolitikada hem dış politikada, hangi konuyu alırsanız alın, gençliği alın, işsizliği alın; işsizlik oranı her geçen gün artıyor ise, suç işleme oranı her geçen gün artıyor ise, terör örgütünün eylemleri, bölücü örgütün eylemleri her geçen gün artıyor ise, cari açık 1,5 milyar dolardan 23 milyar dolara geliyor ise, dışticaret açığı 10 milyar dolardan –son üç yılı söylüyorum, 2002 ile 2005’i kıyaslıyorum- eğer 43 milyar dolara gelmiş ise, eğer tarım sektörü çökme noktasına gelmiş, girdi maliyetlerinin yüksekliği, ürün fiyatlarının da düşüklüğü dolayısıyla Türk tarımı eğer kan ağlıyor ise, Karadeniz’de eğer fındıkçı maalesef can çekişiyor ise, 7,5 milyon liraya alınacağı ifade edilen fındığın fiyatı eğer bugün 2-2,5 milyon dolaylarında ise ve eğer Türkiye’nin iç politikasında, KOBİ’lerinde, esnaf ve sanatkârlarında ve yatırımcısında bir sorun var ise, bu ülkede hâlâ eğer vergi oranları yüksek ve vergi yükü ağır ise ve biz, eğer vergi yükü ve vergi oranları açısından Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde üçüncü sırada isek, bunların tabiî ki ele alınması ve değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Diğer yandan, Kuzey Irak’la ilgili bugüne kadar Türkiye bir şey yapamamış ise, bunun da düşünülmesi ve Danışma Kurulu önerileriyle, Türkiye’nin gündemine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine getirilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Bakın, hem iç politikada hem dış politikada sorunlar var. Hiçbir şey yapılmadı, hiçbir şey yapılmıyor şeklinde bir söylem içerisinde değiliz. Mutlaka, her cumhuriyet hükümetinin, her Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni idare etme yönünde gayret sarf eden bir hükümetin, mutlaka, bu ülkeye katkıları olmuştur. 59’uncu Cumhuriyet Hükümeti bugün işbaşındadır; ama, sürekli bardağın dolu tarafına bakarak bardağın boş tarafını görmemezlikten gelmek, bu ülkeye yapılacak ve bu millete yapılacak en büyük haksızlıktır diye düşünüyorum.
Eğitimde sorunlarımız var, sağlıkta sorunlarımız var, ekonomide sorunlarımız var, Vergi Kanunu’nda, Vergi Usul Kanunu’nda ve vergi politikalarında sorunlarımız var, gençliğimizin işsizlik sorunu var, çiftçimizin sektörel bazda sorunları var, tekstilcimizin, yatırımcımızın… Tekstilciler geçen gün ilan verdiler: “Başınız sağ olsun, tekstilci vefat etmiştir.”
Enerji fiyatları Avrupa Birliği ülkelerinde 3-4 sent iken, maalesef, Türkiye’de enerji fiyatları 9-10 sent dolaylarındadır ve vergi yükü, maalesef, KOBİ’lerimizin, sanayicilerimizin sırtı üzerinde ağır bir yük oluşturur iken, global piyasalarda, dünya piyasalarında, maalesef, tekstilcimizi, sanayicimizi ve yatırımcımızı var etmek yönünde bir gayret sarf etmemiz imkânsız, olmamaktadır. Bütün bunlar ülkenin sorunları.
Türkiye ekonomisinin yatırım, üretim ve istihdam, dolayısıyla, ihracat ve istihdam ekonomisine geçmesi elzemdir. Yatırımın, üretimin, ihracatın, dolayısıyla istihdam ekonomisinin olmadığı yerlerde faiz-döviz-borsa üçgeni içerisine sıkışmış bir ekonomi, kısır döngü içerisine sıkışmış bir ekonomiyle karşılaşacağımız mutlaktır. Dolayısıyla, Türkiye’de yaşayan 73 milyon ülke insanının huzur ve mutluluğu, barışı, geleceği, istikbali ve ikbali için daha kararlı bir parlamento çalışması, daha kararlı yasama faaliyetleri, bu milletin gündemiyle, milletin sıkıntılı gündemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemini örtüştürecek birtakım yasal altyapı çalışmalarının, yasal hazırlıkların yapılması elzemdir. Aksi takdirde, geleceğe bakış açımız büyük bir umutsuzluk içerisinde olacaktır, geleceğe bakarken umutla bakamayacağız.
Bakın, suç işleme oranları her geçen gün artış gösteriyor. Az önce de ifade ettim; Emniyet Genel Müdürlüğünün verileri, 2004 yılı içerisinde işlenen suç oranlarının bir önceki yıla göre yüzde 24 oranında arttığını ifade ediyor. Bunlar bizim sosyal huzurumuzu, sosyal mutabakatımızı, sosyal güvenliğimizi bozan şeylerdir. Gençliğin, maalesef, gelirsizliği, işsizliği, parasızlığı, maalesef terör örgütüne yönlenmeleri için büyük bir etken olmuştur. Eğitimsizlik ve devlet yatırımlarının, devlet kaynaklarının, teşviklerinin gençliğe yönelik olmaması neticesinde maalesef gençliğimiz ya şehirlerde suç işleme oranını artırıcı birtakım fiiller içerisine girmektedir veya bölücü terör örgütünün pençesine girmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Eraslan, son cümlenizi rica edeyim.
Buyurun.
MEHMET ERASLAN (Devamla) – Bunlar işte Türkiye’nin sorunlarıdır, bunlar toplumun sorunlarıdır, ülkemizin sorunlarıdır, sektörel bazda kan ağlayan vatandaşlarımızın sorunlarıdır. Bu sorunları çözmek, inşallah, 22 nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinin Beşinci Yasama Yılında yapacağı çalışmalarla mümkün olacaktır diyorum; mümkün olmasını da canıgönülden talep ediyorum, canıgönülden arzu ediyorum.
Hiç bu ülkede sorun yok, hiçbir insanımızın sorunu yok, her şey güllük gülistanlık demekle hiçbir sorunu halledemeyiz ve hiçbir sorunun üstesinden bu şekilde gelemeyiz. Sektörel bazda sorunlar, iç politikada ve Türkiye’nin ulusal çıkarları, güvenliği, birlik ve beraberliğini ilgilendiren dış politikadaki sorunların Parlamento kürsüsünde tekrar ele alınması gerekir, Hükümet gündeminde var olması gerekir ve bu sorunların çözümü cihetinde yapılacak olan yasal çalışmalar daha etkin yasal düzenlemelerle Parlamentoya gelmek suretiyle milletin geleceğinin, Türkiye’nin yarınının, Türkiye’nin geleceğinin rahatlatılması gerekir düşüncesindeyim.
Tekrar, bu Yasama Yılının, Beşinci Yasama Yılının, Türkiye’ye, milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyorum ve bu çalışmaların ülke sorunlarının çözülmesi cihetinde olması temennisinde bulunuyorum ve hepinizi saygıyla, hürmetle ve muhabbetle selamlıyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Eraslan.
Sayın milletvekilleri, Danışma Kurulu önerisi üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Öneri kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, birleşime 5 dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.16
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.19
BAŞKAN : Başkan Vekili İsmail ALPTEKİN
KÂTİP ÜYELER: Ahmet Gökhan SARIÇAM (Kırklareli), Türkân MİÇOOĞULLARI (İzmir)
BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2 nci Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Başkanlığın Genel Kurula sunuşlarına devam edeceğiz.
İçtüzüğün 37 nci maddesine göre verilmiş 2 adet doğrudan gündeme alınma önergesi vardır; ayrı ayrı okutup işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
III.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B) TEZKERELER VE ÖNERGELER (Devam)
10.- Balıkesir Milletvekili Ali Kemal Deveciler’in, Vergi Usul Kanununun Bir Maddesinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin (2/692) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/402)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(2/692) esas numaralı kanun teklifimin Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.
Ali Kemal Deveciler
Balıkesir
BAŞKAN – Önerge sahibinin söz isteği var.
Sayın Deveciler, süreniz 5 dakika.
Buyurun.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Balıkesir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 23 Ocak 2006 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına vermiş olduğum 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na bir madde eklenerek malî tatil ilan edilmesiyle ilgili kanun teklifimin görüşülmesi için, Meclis İçtüzüğü’nün 37’nci maddesine göre söz almış bulunmaktayım; Yüce Meclisi, sevgi, saygılarımla selamlıyorum.
Ülkemizin bütçe gelirlerinin yüzde 90’ı vergi gelirlerinden oluşmaktadır. Bu vergi gelirlerinin beyannameyle düzenlenmesi, tüm evrakların kayıt altına alınması, defterlere işlenmesi, çıkan vergilerin tahakkukunun yapılması ve vergilerin tahsilatının yapılması, mükelleflerin, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla olan ilişkilerinin yürütülmesinde, diğer çeşitli yasal yükümlülüklerin tam ve zamanında yerine getirilmesinde 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış meslek mensupları çok önemli bir rol oynamaktadırlar. Elde edilecek tüm gelirlerin beyan edilmesi ve bu vergilerin ödenmesi, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına verilmesi gereken beyan ve bildirimlerin düzenlenmesi, çeşitli yasal yükümlülüklerin tam ve zamanında yerine getirilmesi ve ortaya çıkabilecek tüm anlaşmazlıkların çözümü gibi ciddi ve önemli kavramlar olup, ilgili yasalarda belirtilmiş bulunmaktadır.
3568 sayılı Yasa’da sayılan meslek mensupları, mükelleflerin vergiyle ilgili tüm işlerini (Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergileri, Gümrük Vergileri ve mevzuattan kaynaklanan diğer vergiler) Sosyal Sigortalar, BAĞ-KUR ve iş yasaları mevzuatlarından, sendika yasalarından kaynaklanan işlemlerini, mükelleflerin gümrük ve kambiyo, dış ticaret mevzuatlarından kaynaklanan işlemlerini takip ederken, yoğun bir iş temposu ve iş stresi içerisinde yaşamak zorunda kalmaktadırlar. Meslek mensupları ve personeli başta olmak üzere, başta 3568 sayılı Meslek Yasası’nda belirtilen, sayılan işler olmak üzere, çeşitli yasalar nedeniyle meydana çıkan güncel, mali ve ekonomiyle ilgili işler nedeniyle yoğun ve yorucu bir iş temposuyla uğraşmakta ve çalışmakta, ruhen ve bedenen yorulmakta ve kendilerine ayrılan bir tatil zamanı olmadığından dolayı yeterince dinlenememektedirler. Bu durum, muhasebe işlemlerinin, mali işlemlerin ve diğer çeşitli işlerin verimini düşürmekte, düzenli olarak yürütülmesini engellemekte, ülke ekonomisine ve sosyal hayata olumsuz etkileri olmaktadır.
Anayasa’mızda belirtildiği üzere, devlet, çalışma hayatının standartlarını yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek ve çalışma barışını sağlamak, çalışmayı desteklemek ve çalışanları korumak için gerekli tedbirleri almak zorundadır. Ayrıca, dinlenmenin her çalışanın hakkı olduğu da Anayasa’mızca açıkça belirtilmiştir.
Yasa teklifimde belirttiğim söz konusu mali tatil uygulamasıyla, başta Maliye Bakanlığı olmak üzere, Sosyal Sigortalar Kurumu, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ile 3568 sayılı Yasa’da belirtilen meslek mensupları, vergi dairesi ve sosyal güvenlik kurumu çalışanları tatil yapabilecek olup, çalışmaların daha düzenli ve verimli olması sağlanacaktır. Tatil süresinin temmuz ayında üç hafta olarak belirlenmesi sebebiyle de, mevcut işlerde gecikme olmayacak, hizmetlerin aksaması ve durması gibi bir durum ortaya çıkmayacak, asgarî düzeyde belirlenecek olan nöbetçi personeller vasıtasıyla yasal işlemlerin ve düzenlemelerin devam etmesi sağlanmış olacaktır.
Ülke ekonomimizin temel taşlarından olan, bütçe gelirlerimizin yüzde 90’ını teşkil eden vergi gelirlerimizin tahakkuk ve tahsilatını yapan kutsal meslek mensuplarına, artık, adliye mensuplarına yıllardan beri verilen adli tatil hakkı gibi bir tatilin mali tatil olarak verilmesinin zamanı çoktan gelmiş ve geçmiştir bile. Bu hakkın kazanılabilmesi için, şu anda görüşmekte olduğumuz mali tatil ilanıyla ilgili yasanın Meclisimizce kabul edilmesi gerekmektedir.
Kaldı ki, 9-10 Ekim 2004 tarihinde yapılan TÜRMOB’un 15’inci Genel Kurulunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanımız Sayın Deniz Baykal konuşmalarında, her ikisi de, meslek mensuplarına mali tatil sözü vermişlerdir; açıkça, resmen mali tatil ilan etmişlerdir. Bakınız, aradan tam iki yıl geçti. Bu hafta sonu cumartesi-pazar günü 17’nci TÜRMOB Genel Kurulu var. Buradan AKP’li milletvekillerine ve AKP Grubuna sesleniyorum: İki yıldır neredeydiniz? İki yıl öncesinde 2004 Ekim ayında yapılan 15’inci TÜRMOB Genel Kurulunda Başbakanın vermiş olduğu mali tatil sözünün arkasında bugüne kadar neden durmadınız? Neden bu konuyla ilgili bir kanun teklifini bugüne kadar Meclise vermediniz? Neden geçen hafta, ancak dört beş gün kala -önümüzdeki hafta sonunda TÜRMOB’un Genel Kurulu var- kanun teklifini Meclise verebildiniz? Neden mi; şimdi, televizyonları başında bulunan tüm meslektaşlarıma buradan bunu açıklamak istiyorum. Şahsım, meslek mensubu olan bir Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili olarak, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanım Deniz Baykal’ın 2004 Ekim ayında yapılan 15’inci TÜRMOB Genel Kurulunda vermiş olduğu mali tatil sözünü yerine getirmek ve gerçekleştirmek için 3 Ocak 2006 tarihinde, tam dokuz ay evvel mali tatil ilanıyla ilgili kanun teklifimi Türkiye Büyük Millet Meclisine verdim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Lütfen konuşmanızı tamamlayınız.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – Neden verdim; çünkü, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal 2004 yılında TÜRMOB’un 15’inci Genel Kurulunda Başbakanla birlikte mali tatil ilan edilmesi sözü vermişlerdi. Ben de Cumhuriyet Halk Partili bir milletvekili olarak ve 3568 sayılı Yasa’ya tabi bir meslek mensubu milletvekili olarak bu sözün gereğini yaptım ve dokuz ay evvel konuyu gündeme taşıdım ve bekledim. Tam 9 aydan beri bekliyorum, bu kanun teklifini AKP ne zaman gündeme indirecek; ama, ne yazık ki, tam dokuz ay geçti ve İktidar da böyle bir gündeme almadı. Ben de milletvekili olarak Meclis İçtüzüğünün 37’nci maddesine göre doğrudan gündeme alınma hakkımı kullandım. Kırkbeş gün geçtikten sonra gündeme alabiliyorsunuz. İçtüzüğün 37’nci maddesine göre kullandım ve doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmesi için geçen hafta başvuruda bulundum. Ve görüşme yapılabilmesi için geçen hafta perşembe günü kabul edildi ve bu hafta salı günü gündeme alınması kabul edildi. Ve Meclis Genel Kurulunda görüşüleceği kesinleşince olanlar oldu. AKP’nin artık bu konuyu savsaklayacak hâli kalmadı; çünkü, bu hafta sonu TÜRMOB’un 17’nci Genel Kurulu yapılacak. Başbakan, Maliye Bakanı, TÜRMOB Genel Kurulunda yapacağı konuşmasında ne diyecek? İki sene evvel vermiş olduğu sözle ilgili ne diyecek? Hiçbir şey yok! Genel Kurulda meslek mensupları demezler mi: “Sayın Başbakan, ne oldu bize iki yıl evvel vermiş olduğunuz söz? Tek başına iktidarsınız, hatta üçte 2 çoğunluksunuz, istediğiniz kanunları 24 saat geçmeden bile Meclis gündemine getiriyorsunuz!” Onun için, bugün benim kanun teklifimin 37’nci maddeden görüşüleceği kesinleşince, AKP Grubunca, apar topar mali tatil yasa teklifleri dört beş gün evvel Türkiye Büyük Millet Meclisine verildi. Bakınız, burada, 25’inde, 28’inde, 29’unda veriliyor arkadaşlar. Verildi ve birleştirilerek yarın da Bütçe Komisyonunda gündeme alınması birdenbire kabul ediliverdi. Neden kabul edildi? Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak… Eğer ben kanun teklifimin 37’nci maddeden TÜRMOB Genel Kurulundan evvel bugün gündeme alınmasını istemeseydim böyle bir şey olacak mıydı, soruyorum sizlere. Olmayacaktı. İki yıldan beri olmamış.
BAŞKAN – Sayın Deveciler, son cümlenizi rica edeyim.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – Tamam.
Neredeydiniz?! İki yıl evvel verdiğiniz sözü iki yıldır niye tutmadınız?! Tabii ki bu hafta sonu TÜRMOB Genel Kurulu yapılacak. CHP’li bir milletvekilince TÜRMOB Genel Kurulundan evvel mali tatil kanun teklifi gündeme getirildi ve görüşülecek ve karar verilecek!.. Sıkıştınız; ne yapacağınızı şaşırdınız. Onun için birdenbire yarınki komisyon gündemine alıverdiniz.
ALİM TUNÇ (Uşak) – Teşekkür et… Teşekkür et…
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla)- Şimdi soruyorum sizlere… Bakınız, yarınki komisyon gündeminin birinci sırasına benim kanun teklifimi almışsınız. Şu anda burada görüşüyoruz. Komisyona gerek kalmaksızın, burada, eğer samimiyseniz… Çünkü, samimi olup olmadığınızı şimdi oylamada anlayacağım. Meclis gündemine, yarınki komisyon gündemine Ali Kemal Deveciler’in…
BAŞKAN – Sayın Deveciler, 4 dakika oldu; son cümlenizi rica ediyorum. Maksat hâsıl olmuştur.
ALİ KEMAL DEVECİLER (Devamla) – Bitiriyorum.
Kanun teklifi birinci sırada. Burada vereceğiniz oylarla samimi olup olmadığınızı anlayacağım. Ret mi edeceksiniz kabul mü edeceksiniz bilmiyorum; ama, ret verecek olursanız hiç inandırıcı olmayacak.
Burada şunu söylemek istiyorum: İnşallah, hep beraber, vermiş olduğunuz, iki ayrı genel başkanın vermiş olduğu sözü burada tutarız, hep birlikte bu yasayı kabul ederiz ve sözde kalmaz.
Mali Tatil Kanun Teklifi, başta TÜRMOB camiasına olmak üzere tüm meslektaşlarıma, vergi dairelerine, Sosyal Güvenlik Kurumu personeline hayırlı olmasını diliyorum; sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederim Sayın Deveciler.
Önerge üzerinde Mersin Milletvekili Sayın Özyürek’in de söz talebi var.
Buyurun Sayın Özyürek.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Mersin) – Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; mali tatille ilgili kanun teklifinin gündeme alınması konusunda söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu mali tatil ihtiyacı nereden çıktı, niçin böyle bir kanun teklifiyle karşı karşıyayız, izninizle, o konuda kısa bir bilgi vereyim: Avukat olan, meslekten gelen arkadaşlarımız, belki adli tatille bunu benzerlik kurarak bir yorum yapabilirler; ama, bu biraz daha farklı bir tatil yöntemi. Çünkü, özellikle serbest muhasebeciler, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler serbest çalışan insanlardır. O nedenle, bunlara şu tarihler arasında tatil yapacaksınız diye bir yasal düzenleme olmaz. O, tatilini istediği gibi düzenler. Yalnız, mali tatil diye adlandırdığımız sürede, özellikle meslek mensuplarına büyük angaryalar, yükler yükleyen vergi beyannameleri, çeşitli bildirgeler, vergi incelemeleri, SSK bildirgeleri, BAĞ-KUR bildirgeleri gibi görevleri o mali tatil süresinde erteleyen bir düzenlemeyle karşı karşıyayız. O ertelemeyi siz yaparsınız -Yüce Meclisin önüne gelen teklifin özü budur- ondan sonra, serbest meslek mensubu olan mali müşavirler, diledikleri gibi tatillerini ayarlarlar.
Bu konunun Yüce Mecliste konuşuluyor olması, bir kanun teklifi halinde gelmesi ve yarın Plan ve Bütçe Komisyonunda arkadaşlarımızla birlikte benim de verdiğim bir önergenin de görüşülüyor olmasından büyük mutluluk duydum; çünkü, bu “mali tatil” kavramını ilk ortaya atan kişi benim; TÜRMOB Genel Başkanlığı yaptığım dönemde, arkadaşlarımızla birlikte bu kavramı gündeme getirdik. Bu kavram gündeme geldiğinde, pek çok çevre “nereden çıktı, mali tatil olur mu” dediler; fakat, ısrarlı taleplerimiz, her TÜRMOB genel kurulundaki açıklamalarımız çerçevesinde, bugün, bu noktaya kadar konuyu getirdik.
Sayın Deveciler de açıkladılar, 2004 yılında, TÜRMOB Genel Kuruluna Sayın Başbakan katılmıştı, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal katılmıştı. Biz, Sayın Baykal’la yan yana otururken, Sayın Başbakan dedi ki: “Bu mali tadilde çok ısrarlı camia, gördüğüm kadarıyla, böyle bir söz versek; yani, iktidar ve muhalefet olarak, mali tatili yasalaştıracağız sözünü versek ne derseniz” dedi. O da -Sayın Genel Başkan- “uygun olur” dedi. Sayın Başbakan bu sözü verdi, müthiş alkış aldı; Sayın Deniz Baykal bu sözü verdi, müthiş alkış aldı; aradan iki yıl geçti ortaya -tabii, Meclisimizin çalışma yöntemi itibariyle ne yazık ki, kanun tekliflerine pek itibar edilmiyor- bir tasarı gelmesi gerekirdi; o tasarı gelmedi. İşte, bu cumartesi günü TÜRMOB Genel Kurulu var. TÜRMOB Genel Kurulunda, ister istemez, bu konu gündeme gelecek; çünkü, Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı ve Başbakan söz vermiş, Anamuhafelet Partisinin Genel Başkanı söz vermiş; hâlâ engel ne? Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal da “böyle bir söz vermiştik, ne oldu” diye, bana, zaman zaman sordu. Arkadaşlarımızın önergeleri var, bizim önergelerimiz var, inşallah gündeme alınır diye bekliyoruz, diye cevaplar veriyordum. Şimdi, bu Genel Kurul vesilesiyle, işte, Sayın Deveciler’in bu teklifinin de Genel Kurula inmesi nedeniyle bir hız kazandı. Umuyorum ve diliyorum ki, bu kanun teklifini burada gündeme alırız ve hızlı bir şekilde yasalaştırılmasını sağlarız. Bu, sadece meslek mensuplarına tanınan bir hak değil. Şimdi, vergi dairesi çalışanları, Sosyal Güvenlik Kurumu çalışanları, işte, işsizlik sigortasına filan bakan birimler de, özellikle yaz aylarında, işlerin yoğunluğu nedeniyle doğru dürüst bir tatil yapamıyorlar. Yaz ayları, biliyorsunuz…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) – Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN – Efendim, lütfen, tamamlayın.
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) - …vergi denetim elemanlarının, Maliye müfettişlerinin, hesap uzmanlarının, gelirler kontrolörlerinin, vergi denetmenlerinin çok teftişe çıktığı, turneye çıktığı aylardır ve tam tatile niyetlenen bir mükellefi, onun müşavirini derhal şeye davet ederler “gelin, vergilerinizi inceleyeceğiz, hesaplarınızı inceleyeceğiz…” O da tatilini yarım kesip gelmek durumuyla karşı karşıya kalır. Onun için, hiç yoksa -benim teklifim bir aydır, Sayın Deveciler’in teklifi üç haftadır- bazı teklifler var farklı farklı, bunlar üzerinde bir uzlaşma sağlanabilir; ama, üç haftadan az bir süreyi tatil ilan ediyoruz demek, bir şey yapıyormuş gibi görünüp hiçbir şey yapmamaktır. O nedenle, işte “ondört gün olsun” diye İktidar Partisine mensup bazı milletvekillerimizin kanun teklifleri var. Bunlar, gerçekten bir aldatmaca olur; bu yola gitmemek lazım. Mademki bir camiaya iki partinin genel başkanı söz vermiştir, öyleyse, anlamlı bir düzenleme yapmamız lazım. Sırf genel başkanları aldatmak, onları, işte, söz vermiştiniz, bak bunun gereğini yapıyoruz deyip hiçbir şey yapmamak uygun olmaz, yakışık almaz. O nedenle, hem sadece vergi kanunlarından kaynaklanan vergisel ödevleri değil, aynı zamanda SSK bildirgelerini, BAĞ-KUR’la ilgili bildirgeleri ve diğer bildirgeleri de üç haftalık sürede erteleyen bir düzenleme yaparsak, mali tatil yapmış oluruz ve bu çerçevede de, iki genel başkanın, hem Başbakan Sayın Erdoğan’ın hem de…
BAŞKAN – Sayın Özyürek, lütfen…
MUSTAFA ÖZYÜREK (Devamla) – Tamam Sayın Başkanım.
…Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal’ın verdikleri sözün gereği yerine getirilir.
Bu talebimiz sadece iki genel başkanın verdiği sözün gereği olarak değil, bir ihtiyaç olarak, serbest muhasebecilerin, serbest muhasebeci mali müşavirlerin, vergi dairesinde çalışanların, sosyal güvenlik kurumunda çalışanların ve vergi incelemesi yapacak kimselerin de insanca bir tatil yapması için zorunludur.
Bu teklife anlayış göstereceğinizi, gündeme alacağınızı umuyor, Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Özyürek.
Önerge üzerindeki konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
İkinci önergeyi okutuyorum:
11.- İzmir Milletvekili Ahmet Ersin’in, Her Yıl Ekim Ayının İlk Haftasının Uyuşturucu ile Mücadele ve Eğitimi Haftası Olması Hakkında Kanun Teklifinin (2/308) doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/403)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
(2/308) esas numaralı kanun teklifimin, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 37 nci maddesi gereğince doğrudan gündeme alınması hususunu saygılarımla arz ederim.
Ahmet Ersin
İzmir
BAŞKAN – İzmir Milletvekili Sayın Ersin, önerge sahibi olarak söz istemiştir.
Buyurun efendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
AHMET ERSİN (İzmir) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; dünyanın önemli bir sorunu, Türkiye’nin çok önemli bir sorunuyla ilgili, uyuşturucu kullanımının yaygınlaşması sorunuyla ilgili ve bu sorunla mücadele etmeye bir katkı vermek amacıyla hazırladığım yasa teklifi nedeniyle, bu teklifi sizlere anlatabilmek umuduyla ve sizlerin desteğini istemek amacıyla söz aldım; hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Ancak, değerli arkadaşlarım, izin verirseniz, bir üzüntümü de söylemek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin ve bu Meclisi oluşturan milletvekillerinin başta gelen görevi yasa yapmak; ama, bu yasa yapmak terimi sadece hükümet tasarılarını yasalaştırmak diye anlaşılıyor olmalı ki milletvekillerinin verdiği kanun teklifleri hiçbir şekilde kale alınmıyor. Bizler, özellikle muhalefet partisi milletvekilleri araştırmalarımızı yaparak, emek vererek bir kanun teklifi hazırlıyoruz, bir ihtiyaçtan doğan kanun teklifi hazırlıyoruz, bunu Meclis Başkanlığına veriyoruz, Meclis Başkanlığı ilgili komisyona havale ediyor, ama ilgili komisyona giden kanun teklifi çöp kutusuna en yakın olan çekmeceye atılıyor ve öylece kalıyor.
Değerli milletvekilleri, milletvekillerinin etkisiz konuma getirilmesine, milletvekillerinin zurnanın son deliği olmasına izin vermek, bu yöntemi sürdürmek son derece yanlıştır. Yani, hazırlanan, özellikle de muhalefet milletvekilleri tarafından hazırlanan kanun teklifleri yıllarca ele alınmıyorsa, burada bir sorun var demektir.
Şimdi size anlatacağım, anlatmaya çalıştığım kanun teklifinin, sizlere açıklamaya çalışacağım kanun teklifinin tarihi 6 Temmuz 2004 ve bu kanun teklifi uyuşturucu gibi Türkiye’nin çok önemli bir sorununa, bu sorunla ilgili mücadeleye eğitim ayağıyla destek vermeyi amaçlayan bir kanun teklifi. Ama, yirmiyedi aydan beri ilgili komisyonda bekliyor ve bir türlü ele alınmıyor.
Meclis Başkanlığına bir soru önergesiyle, bu dört yılda muhalefet milletvekilleri tarafından kaç tane kanun teklifi verildiğine ve bunların akıbetlerinin ne olduğuna ilişkin bir soru önergesi vereceğim. Bakalım, sonuçta, muhalefet milletvekillerine verilen önemin, muhalefet milletvekillerini zurnanın son deliği olarak değerlendiren anlayışın ne olduğunu bütün Türkiye öğrensin.
Değerli arkadaşlarım, gerek Birleşmiş Milletler ve gerekse Emniyet Teşkilatımızın tespitlerine göre, Türkiye’de uyuşturucu kullanma yaşı 11’e, yani, ilköğretim sıralarına kadar inmiştir ve özellikle de lise öğrencileri arasında esrar, eroin ve hap kullanımı hızla artmaktadır.
Uyuşturucu trafiğinde Türkiye daha önce bir geçiş ülkesi, transit ülke iken, son birkaç yıldan beri, özellikle de son iki üç yıldan beri, Türkiye, dünyanın sayılı üretim ve depolama merkezi haline geldi. Gerek Avrupa Birliğinin hazırladığı raporlardan, gerekse Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan raporlardan bu sonuçları çıkarabiliyoruz.
Çocuk ve genç nüfusumuzun yoğunluğu, eğitimsizliği ve yaşanan sosyoekonomik sorunlar, uyuşturucu tacirleri için son derece uygun koşullar oluşturmakta ve iştahlarını kabartmaktadır. Dolayısıyla, Türkiye, uyuşturucu madde üreten ve satanlar için çok verimli bir pazar ve altın madeni durumundadır.
Değerli arkadaşlarım, alınan önlemlerin yetersiz olması, sadece polisiye önlemlerle yetinilmesi nedeniyle, ülkemizde uyuşturucu kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Nitekim, Emniyet raporlarına göre, 2004 yılı itibariyle, ülkemizde, uyuşturucu madde kullananların sayısında, bir önceki yıla göre yüzde 200 artış var ve uyuşturucudan yaşamını yitirenlerin sayısında da, yine 2004 yılı itibariyle, bir önceki yıla göre yüzde 400 artış var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Buyurun efendim.
AHMET ERSİN (Devamla) – Yani, çocuklarımızı ve gençlerimizi zehirleyen ve dolayısıyla toplumu çürüten uyuşturucu tehlikesi bir çığ gibi büyüyerek üstümüze geliyor maalesef; ancak, devletimizin bu tehlikeyi fark ettiğini ve yeterli bir mücadele yürüttüğünü söylemek son derece zor. Sadece polisiye önlemlerle verilen mücadelenin uyuşturucu üretiminin ve kullanımının yaygınlaşmasını önleyemediği ortada.
Değerli milletvekilleri, polisiye önlemlerle zararsız hale getirilen üretici ve satıcıların yerini yenileri almaktadır ve bu yöntemle verilen mücadele bir kısır döngü olarak devam ediyor.
Çağın vebası olan uyuşturucuya karşı polisiye önlemler, eğitimle desteklenerek mücadele edilmesi gerekir. Oysa, devlet, maalesef, uyuşturucu hakkında, çocukların, gençlerin ve anne babaların eğitilmesi sorunuyla ilgilenmiyor ve bu sorumluluğunu tam olarak yerine getirmiyor. Eğitim ayağı kullanılmadığı ve sadece polisiye önlemlerle yetinildiği için de uyuşturucu ticaretinin gelişmesi ve kullanımının yaygınlaşması bir türlü engellenemiyor.
Değerli arkadaşlarım, uyuşturucu…
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Ersin, ek süre verdim, son cümlenizi rica edeyim.
AHMET ERSİN (Devamla) – Sayın Başkan, 2 dakika daha, tamamlıyorum.
BAŞKAN – Buyurun.
AHMET ERSİN (Devamla) – Teşekkür ederim.
…kullanımının yaygınlaşmasına karşı verilen polisiye önlemlere katkı vermek için, bu mücadelenin eğitim ayağını da devreye sokabilmek için 6 Temmuz 2004 tarihinde bir kanun teklifi verdim. Bu kanun teklifim… Her yıl ekim ayının ilk haftasında, ilköğretim okullarının 6, 7 ve 8’inci sınıflarıyla, lise ve dengi okullarda, Millî Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığının denetiminde ve gözetiminde, uyuşturucu maddeler hakkında çocuklarımızın ve gençlerimizin bilinçlendirilmesi, uyuşturucu maddelerin kendi bedenlerinde, ailelerinde ve toplumda ne tür sorunlara neden olduğuna ilişkin bilinçlendirilmelerini sağlamak için bir kanun teklifi hazırladım ve verdim. Yirmiyedi aydan beri bu kanun teklifi komisyonda bekletiliyor.
Değerli arkadaşlar, bunun, bu kanun teklifinin siyasi bir yanı yoktur.
BAŞKAN – Sayın Ersin…
AHMET ERSİN (Devamla) – Bitiriyorum efendim.
BAŞKAN – Sayın Ersin, bir dakikanızı rica edeyim.
37’nci madde, süresinde komisyona gelmeyen bir yasanın Genel Kurula inme usulü. Burada yasayı müzakere etmiyoruz. Uzun uzun anlatmanıza gerek yok.
Size 2 defa süre verdim. Rica ediyorum, son cümleniz.
AHMET ERSİN (Devamla) – Son sözlerimi söylüyorum.
BAŞKAN – Kanun görüşülürken istediğinizi söylersiniz.
AHMET ERSİN (Devamla) – Kanunun görüşülüp görüşülmeyeceği belli değil ki Sayın Başkanım.
O nedenle, değerli arkadaşlarım, bu kanun teklifinin gündeme alınması konusunda yardımcı olmanızı rica ediyorum ve gündeme alındıktan sonra da kısa bir sürede kanunlaşması için yardımlarınızı rica ediyorum.
Çocuklarımızın ve gençlerimizin kurtarılmasında, bu çağın vebası olan uyuşturucu bataklığına düşmemeleri için Türkiye Büyük Millet Meclisi sayın milletvekillerinin de üzerlerine düşeni yapmaları gerekir diye düşünüyorum.
Vereceğinizi umduğum desteğiniz için şimdiden teşekkür eder, hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Ersin.
Şahsı adına Denizli Milletvekili Sayın Mustafa Gazalcı.
Buyurun Sayın Gazalcı. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 5 dakika.
MUSTAFA GAZALCI (Denizli) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; İzmir Milletvekili Sayın Ahmet Ersin’in, ekim ayının ilk haftasının “Uyuşturucuyla Mücadele ve Eğitim Haftası” olmasını, bunun gereği olarak da ilköğretimin 6, 7 ve 8’inci sınıflarında, ortaöğretim sınıflarında uyuşturucu hakkında ekim ayında eğitim yapılmasını, televizyonlarda 20 dakikayı geçmeyecek biçimde bu konuda yayınlar yapılmasını isteyen bir önerisi var; ben de onu desteklemek için kişisel söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ateş düştüğü yeri yakar. Uyuşturucu ilköğretim okullarına kadar inmiştir. Bir bağımlılık, kötü alışkanlık, onu tanıyarak ancak yok edilebilir; bu da, eğitimle olur. Yani, siz, bu belayı, bu kötü alışkanlığı eğer çocuklara tanıtmazsanız, gençlere tanıtmazsanız, aileye tanıtmazsanız kendiliğinden bu alışkanlık yok olmaz.
Arkadaşım demin ticari yönlerini anlattı. Okulun içinde, okulun karşısında uyuşturucu satan büroların olduğunu zaman zaman basında duydunuz, okudunuz.
Değerli arkadaşlar, geçen yıl okullarda şiddeti yaşadık ve beş ayın içinde 14 tane çocuğumuz şiddete kurban gitti. Unutmayalım, olaylar üstümüze geldiği zaman, yaşandığı zaman değil, önceden önlemini alırsak bir anlamı var. Şiddet ile uyuşturucunun arasında üstelik, bir ilinti de var, bir bağ da var. Arkadaşımın yasa önerisi, aslında, Anayasa’nın devlete verdiği görevin bir gereği. Bakın, Anayasa’nın 58’inci maddesinde “Gençliğin korunması” başlığıyla verilen bölümde, “devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden korur, bu konuda gerekli tedbirleri, önlemi alır” diyor. Peki, arkadaşım ne diyor? Gelin, bu konuda eğitim yapalım okullarda, bir hafta yapalım ve Türkiye bunda örnek olsun, diyor. Değerli arkadaşlar, bundan daha güzel bir öneri olabilir mi, niçin desteklemiyoruz?
Değerli arkadaşlar, sokak ne ise okul da onun bir parçasıdır. Sokakta eğer şiddet varsa, uyuşturucu varsa, bu, okula da yansır. Bunu kaldırmanın yolu, hem sokakta önlem almaktır hem de okulda önlem almaktır.
Bakın, şiddet yayınlarının arttığı dönemde ya da uyuşturucuyu daha çok özendiren birtakım yayınların olduğu dönemde bu bağımlılık artar, şiddet de artar; ama, tersi, barış kültürünü getirirseniz, bunun eğitimini verirseniz, bu geriler.
Geçen yıl Nisan ayında, Çankaya Belediyesi, Hacettepe Üniversitesiyle, bu madde bağımlılığı konusunda bir Amerikalı profesörü konuşturdu. Ben de, rastlantı, AKP’den bir milletvekili arkadaşım da vardı, onunla beraber o konferansı izledim ve sonunda, birçok üzücü şeyler anlattı profesör. Dedi ki: “Geri kalmış ülkelere, bu arada Türkiye’ye, sigaralar, içinde zift olan, Amerika’da satışı yasak olan birtakım sigaralar -maalesef bu sizin de ülkeniz başta olmak üzere- bu ülkelere gönderiliyor” dedi.
Değerli arkadaşlar, bakın, dışta, içte, çocuklarımıza, gençlerimize bir saldırı var. Bunu önlemenin yolu, bunun önlemini almaktır, eğitimini yapmaktır. Okulları, fiziki olarak, spor, sanat, kültür ortamına getirecek bir yapıya kavuşturacaksınız. Zaten, kalabalık sınıflar var, öğretmen eksikliği yaşanıyor, eğitimin içinde bin bir dert var.
Sizin, bu arada, çocukların kötü alışkanlıklarını önleyecek bir yasa önerisine destek vermenizi ben diliyorum.
Değerli arkadaşlar, bakın, bugün -söylemeden edemeyeceğim- gazetenin birinde...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) – Bitiriyorum Sayın Başkan.
...”hatada ısrar etmem” diye, Sayın Millî Eğitim Bakanının... Bu çok tartışılıyor: “Eğitim” diye, abdest suyunun alyuvarları artırma sorunu vardı; şiddetle kendisi sahip çıktı. Dedi ki: “Bu, Almanya’da bir yazarın görüşünü, biz, aldık, geldik, koyduk.” AKP içerisinden, teşekkür ediyorum, çok olumlu görüş bildiren, “bu bir hurafedir” diyen arkadaşlarım da çıktı “akla, bilime uygun değil” diye. Bu gazete gitti, araştırma yaptı, orijinal metni buldu ve dün, onu yayımladı. Bugün, Sayın Bakan “Hatada ısrar etmem” diyor; ama, değerli arkadaşlar, diyor ki: “Bir genelge çıkaracağız, o metni yok sayacağız.” Yani, kitabın içinde o metin duracak. Bakın... Yani, bu nasıl yok saymak?!
Geçen hafta da, yine, bir Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürünün...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) – Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN – Sayın Gazalcı, siz, konunuz dışına çıktınız.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) – Bitiriyorum efendim, bitiriyorum.
BAŞKAN – Son cümlenizi rica ediyorum.
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) – Peki Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Son cümleler...
MUSTAFA GAZALCI (Devamla) - Sayın Öner Güney’in dilekçesinde tahrifat olduğunu; yani, bozma olduğunu Sayın Bakan kabul etmişti.
Değerli arkadaşlar, bu mahkeme kararlarıyla, bu kararlarla -o kadar çok ki bunlar; inşallah, gensoruda da konuşulacak- gelsin, Sayın Bakan, bu eğitimin bu biçimde okullarda olmadığını kabul etsin, en büyük hatanın kendisi olduğunu, kendisinin tutumu olduğunu kabul etsin de, hem eğitimi hem de kamuoyunu rahatlatsın diyorum.
Teşekkür ediyorum arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Gazalcı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Kabul etmeyenler… Kabul edilmemiştir.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Sözlü Sorular” kısmına geçiyoruz.
V.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Artvin Milletvekili Yüksel Çorbacıoğlu’nun, Barzani ve Talabani’nin Türkiye’deki statüsüne ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/842)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98’inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir. Önerge gündemden çıkarılmıştır.
2.- Hatay Milletvekili İnal Batu’nun, Batılı bazı ülkelerin Türk vatandaşlarına vize işlemlerinde çıkardığı güçlüklere ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/865)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge üç birleşim içerisinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98’inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir. Önerge gündemden çıkarılmıştır.
3.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, palm yağı ithalatına ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/892)
BAŞKAN - Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Bu önerge de üç birleşim içinde cevaplandırılmadığından, İçtüzüğün 98’inci maddesinin son fıkrası uyarınca yazılı soruya çevrilecektir ve gündemden çıkarılmıştır.
4.- Malatya Milletvekili Muharrem Kılıç’ın, Türkiye’ye girişlerinde ABD vatandaşlarının parmak izi ve fotoğraf kaydının alınıp alınmayacağına ilişkin Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısından sözlü soru önergesi (6/920)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
5.- Ankara Milletvekili Yakup Kepenek’in, Ankara-Şabanözü kara yolundaki çalışmalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/938)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
6.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur ilindeki bir kara yolu güzergâhının değiştirilmesi projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/949)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
7.- Burdur Milletvekili Ramazan Kerim Özkan’ın, Burdur ilindeki bir kara yolu güzergâhının değiştirilmesi projesine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/950)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
8.- Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Çin’den yapılan ithalatın etkilerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/959)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
9.- Bursa Milletvekili Mehmet Küçükaşık’ın, Bursa Büyükşehir Belediyesi mücavir alanından bazı köylerin çıkarılmasına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/971)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
10.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, Çin mallarına karşı alınacak tedbirlere ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/973)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
11.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/993)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
12.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/997)
BAŞKAN – Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
13.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, avcılık belgelerinden her yıl harç alınmasına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1008) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
14.- Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy’un, Atatürk Baraj Gölü’nün kirlenmesinin önlenmesine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1091) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
15.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, Balıkesir-Erdek-Tatlısu köyündeki kamuya ait bir arazide yapılan tersaneye ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1170) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
16.- Balıkesir Milletvekili Sedat Pekel’in, doğal afetlerin tespitine yönelik radar sistemlerine ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1199) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
17.- Balıkesir Milletvekili Orhan Sür’ün, bir fabrikanın çevreyi kirlettiği iddialarına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1236) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
18.- Tunceli Milletvekili Hasan Güyüldar’ın, Tunceli-Ovacık-Bilgeç bölgesinde meydana gelen yangına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1310) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
19.- Afyonkarahisar Milletvekili Reyhan Balandı’nın, denizlerimizdeki kirliliğe ve alınacak önlemlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1478) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
20.- Hatay Milletvekili Abdulaziz Yazar’ın, İskenderun Körfez’inde batan MV Ulla adlı gemiye ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1533) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
21.- İzmir Milletvekili Vezir Akdemir’in, İzmir’deki Demir Çelik Fabrikasının çevreye verdiği zarara ve alınacak önlemlere ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1545) ve Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin cevabı
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe, daha önce, gündemde bulunan 18 sorunun tamamını cevaplandırmak istediğini bildirmiştir; ancak, çalışma saatimizin daralması nedeniyle, Sayın Bakan, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının sadece 13, 22, 47, 58, 67, 95, 149, 188 ve 194 üncü sıralarında yer alan soruları cevaplandıracaklardır.
Şimdi, sırasıyla soruları okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe’den sözlü olarak yanıtlamasını arz ederim.
Fahrettin Üstün
Muğla
1- 492 sayılı Harçlar Kanunu ve ilgili 8 sayılı tarifesinde değişiklikler yapan 2 Ocak 2004 tarihinde yürürlüğe giren 5035 sayılı Kanunun ilgili maddesi, yeni oluşturulan ve kazanılan bir hak olan avcılık belgesinden her yıl harç alınacağına dair bir hüküm getirmediği halde, avcılık belgelerinden her yıl harç alınacağına dair uygulamanız hukuka aykırı değil midir?
2- Bu uygulamayla kaçak avlanmaya davetiye çıkarmıyor musunuz?
3- Avcılık belgesi, aynı sürücü belgesi gibi veya doktorluk diploması gibi sınavla alınan bir belge olup, ancak ilk alındığında bir harç ödenmesi yapılabilir mi? Yoksa, bu durum kanunda farklı uygulamaların doğmasına neden olmayacak mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Şevket Gürsoy
Adıyaman
1- Adıyaman’ın atıksularının Atatürk Baraj Gölü’nü kirletmesini önleyecek bir projeniz var mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim. 3.6.2004
Sedat Pekel
Balıkesir
Balıkesir’in Erdek İlçesine bağlı Tatlısu Köyü içinde mülkiyeti hazineye ait “köy gelişim alanı” olarak köy tüzelkişiliğine tahsisi istenen deniz kenarı dolgu alanı içinde şahsa ait tersane yapılmaktadır. 1877 parsel nolu, 3875 metrekarelik hazine arazisi üzerinde yapılacak yatırım turistik belgeli tesislere ve özellikle deniz, dağ ve orman potansiyeli yüksek yöreye zarar verebilecek nitelikler taşımaktadır. Buna göre;
1- Tersane için ÇED raporu verilmiş midir?
2- Tersanenin tam kapasiteli çalışması durumunda turistik belgeli turizm işletmelerine ve çevreye vereceği zararlar değerlendirmeye alınmış mıdır?
3- Çevre ve turizme zararlarından ötürü yöre halkının itirazlarına karşın tersanenin yapımına yönelik bir izin vermeyi düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim. 23.06.2004
Sedat Pekel
Balıkesir
Ankara’nın Çubuk İlçesindeki hortum felaketi, meydana gelebilecek hortumların önceden haber verilmesini sağlayan radar sistemlerinin güvenilirliğini tartışmaya açmıştır. Türkiye’de Balıkesir, İstanbul, Elmadağ ve Zonguldak’ta olmak üzere 4 adet hortum radarı olduğu, bu radarlardan da İstanbul’da kurulu olanın 2004 yılı başından bugüne kadar çalışmadığı bilinmektedir. Bu nedenle;
1- İstanbul’daki radarın kullanılmamasının büyük bir eksiklik olduğunu düşünüyor musunuz?
2- Balıkesir, Zonguldak ve Elmadağ’daki radarların faaliyetleri yeterli midir?
3- Radar sistemlerinin bakım ve onarımları düzenli olarak yapılmakta mıdır?
4- Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde fırtına izleme merkezî neden bulunmamaktadır?
5- Felaketlere yol açabilen meteoroloji olaylarını takip etmek için yeterli sayıda meteoroloji mühendisi istihdam edilmiş midir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Orhan Sür
Balıkesir
Bandırma İlçesi sınırları içerisinde kurulu bulanan Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan’ın oğluna ait AB Gıda adlı pastörize yumurta fabrikasının arıtmasının olmamasının uzunca bir süredir bölgede çevre kirliliği oluşturduğu basına da yansımıştır.
Balıkesir Jandarma Alay Komutanlığına bağlı Doğal Hayatı Koruma Timleri, işletme içinde temizlikte kullanılan kostik maddesinin Manyas Kuş Cennetine deşarj edildiğini saptamışlardır. Tutanakla belirlenen durum, 09.04.2004 tarihinde Balıkesir Valiliğine bildirilmiştir.
1-Çeşitli defalar uyarılmasına rağmen çevreyi kirletmeyi sürdüren bu şirkete hangi yaptırımlar uygulanmıştır?
2- Bu kuruluşun uzunca bir süredir çevreyi bu düzeyde kirletmesine göz yumulmasının nedeni kabinedeki bir bakanın oğluna ait olması mıdır?
3- Manyas Kuş Cenneti, böyle duyarsızlıklar yüzünden kaybettiği ve geçtiğimiz günlerde yeniden almayı başardığı A Sınıfı Doğal SİT Alanı belgesini bu duyarsızlıklar sonucu tekrar kaybedebilir mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim. 30.9.2004
Hasan Güyüldar
Tunceli
20.04.2004 tarihinde Tunceli-Ovacık-Bilgeç bölgesinde meydana gelen orman yangınında hektarlarca orman yanmıştır. Bölgede yaptığım inceleme sonucu, orman işletme, köy hizmetleri ve çevre belediyelerin ortak çalışması neticesinde yangın söndürülmüştür.
Bahsettiğim yangın bölgesi ülkemizin bir doğa harikasıdır. Dünyanın ikinci büyük ve ülkemizin en büyük millî parkı olan Munzur Vadisinin devamıdır.
Tunceli ormanla kaplı bir il olmasına rağmen;
1- Bölge iller dahil, olabilecek bir yangına müdahale edebilecek uçak, helikopter ve teknik eleman olmadığı görülmüştür.
2- Yaşamı ormana bağlı Tunceli, personel eksikliği yüzünden mağdur olmaktadır.
Sayın Bakanıma soruyorum:
Tunceli’de orman köylüsü için tedbirler almayı, yetişmiş eleman göndermeyi düşünüyor musunuz?
Diğer bölgelere gösterilen hassasiyet Tunceli için neden geçerli değildir? Bir çifte standart var mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Reyhan Balandı
Afyonkarahisar
Soru:
Başta Tuna Nehrinin geçtiği Karadeniz ülkeleri ile kıyı illerimizin çöp ve arıtmasız sanayi atıkları bütün denizlerimizi kirletmektedir. Dolayısıyla denizlerimizdeki balık türlerini yok olma tehdidi altında bırakan bu kirlenme karşısında, içeride ve uluslararası düzeyde bağlayıcı ne gibi tedbirler alınmıştır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını saygılarımla arz ederim. 27 Nisan 2005
Abdulaziz Yazar
Hatay
1- İskenderun Körfezinde dört yılı aşkın bir süredir demirli olarak beklemesinin ardından 6 Eylül 2004 tarihinde 2 200 ton “toksik atık” yüküyle batan İspanyol bandıralı MV Ulla adlı geminin batığı ne durumdadır?
2- Ulaştırma Bakanlığı tarafından atıkların çıkarılması amacıyla açılan ihaleyi alan firma, iki ay gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen çalışmalarına neden başlayamamıştır?
3- Söz konusu batık gemide yüklü olduğu bilinen, ağır metal niteliğinde olan kanserojen krom-6 içeren termik santral baca külünün geminin cidarlarında ve gövdesindeki çürüme sonucu denize karışmasını engelleyecek tedbirler alınmış mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorumun Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman Pepe tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Vezir Akdemir
İzmir
Toplumun sosyal ve endüstriyel anlamda gelişmesine paralel olarak artış gösteren sınaî tesislerinin atıkları çevreyi, doğal dengeyi ve insan sağlığını bire bir etkilemektedir. İzmir Foça yolu üzerindeki demir çelik fabrikasının katı atıklarının bertarafı ve depolanması, baza tozu ve cüruf atıklarının geri kazanımı konusunda yatırımlar yapılmamıştır.
1- Demir çelik fabrikasının çağın gereklerine göre faaliyetini sürdürebilmesi için katı atıkların bertarafı ve depolanması, baza tozu ve cüruf atıklarının geri kazanımı konusunda yatırımın yapılması şarttır. Özellikle baca tozunun (henüz nitelik kazanmamakla birlikte) uygun teknoloji kullanılması durumunda ekonomiye kazandırılacağı gibi çevreye vereceği zarar da önlenmiş olacaktır. Ancak, İzmir ili Aliağa ilçesi civarındaki çelik fabrikaları yeterli teknolojiyle donatılmadığı için çevreye büyük zararlar vermektedir. Bakanlık olarak bu konuda ne tür çalışmalarınız vardır?
BAŞKAN – Soruları cevaplandırmak üzere, Sayın Çevre ve Orman Bakanımız Osman Pepe söz istemiştir; buyurun.
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; değerli milletvekili arkadaşlarımın sözlü sorularını cevaplamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İlk olarak, Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket Gürsoy’un Atatürk Baraj Gölünün kirlenmesinin önlenmesiyle alakalı sorumuş olduğu soruyu cevaplandırıyorum: “Adıyaman’ın atık sularının Atatürk Baraj Gölünün kirletilmesini önleyecek bir projeniz var mı?” 2002 Ekim ayında, Atatürk Barajı Havzasında çevre sorunlarının tespitine yönelik yerinde inceleme yaptırılmış olup, Atatürk Barajı Havzasında Baraj Gölü’nü alıcı ortam olarak kullanan ve su sirkülasyonunun sınırlı olduğu koylar etrafında bulunan Adıyaman il merkezi, Kahta ilçesi ve Şanlıurfa ili Siverek ilçesi Çaylarbaşı beldesi ve Bozova ilçesinde Göl’e ulaşan kirlilik etkisi gözlenmiştir.
Adıyaman ilinin topografik yapısı nedeniyle kanalizasyon şebekesinin tek hat olarak tesis edilemediği, iki ayrı noktada toplanmakta olduğu; bunlardan, ilin sadece yüzde 10’luk kesimine hizmet veren bölümüne ait atıkların arıtmaya bağlandığı, diğer kesimde ise herhangi bir arıtma işleminin yapılamadığı tespit edilmiştir.
Arıtma tesisi yapımı için İller Bankasıyla proje başlatılmış; ancak, daha sonra, işletme ve yapım maliyetinin yüksekliğinden dolayı projenin tamamlanamadığı ve ilin yüzde 90 kanalizasyonunun toplandığı, arıtma olmadan gözlemsel akım debisinin yaklaşık 5 litre/saniye olduğu ve İncesu Deresi’yle birleşerek direkt olarak Baraj Gölü’ne boşaltıldığı belirlenmiştir.
Bakanlığımızca, Atatürk Barajı’nın mevcut su kalitesinin korunması ve temiz bir şekilde gelecek nesillere aktarılabilmesi amacıyla, içme ve kullanma suyu kaynağı olarak Atatürk Barajı’nın korunması projesi başlatılmış; ancak, yüklenici firma projeyi tamamlayamadığından, proje feshedilmiştir.
Bakanlığımızın koordinatörlüğünde, baraj havzasındaki valiliklerin ve GAP İdaresinin aktif katılımıyla baraj havzasındaki sorunların giderilmesine yönelik olarak koruma, kullanma esaslarının belirlenmesi amacıyla çalışmalar başlatılmıştır.
İkinci olarak, Hatay Milletvekili Sayın Abdulaziz Yazar’ın İskenderun Körfezi’ndeki batan Ulla gemisiyle alakalı olarak vermiş olduğu sözlü soruyu cevaplıyorum:
“Ulla” isimli gemi, 2.200 ton krom-6 bileşimi de içerisinde bulunan yüksek fırın tozlarıyla birlikte, 6/9/2004 tarihinde, saat 15.00 civarında batmıştır. Olayın olduğu günden itibaren, akıntı yönünde farklı noktalardan su numuneleri alınmış ve Çevre Referans Laboratuvarı ile TÜBİTAK’ta, toplam krom analizleri karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarının değerlendirmesi sonucu, toplam krom değerinin, Dünya Sağlık Örgütünün ve TSE’nin içme su kriteri toplam krom sınırı değeri olan 0,050 miligram/litrenin altına düştüğü, dolayısıyla, insan ve çevre sağlığı için risk bulunmadığı tespit edilmiştir.
25/1/2005 tarihinde Bakanlığımızda düzenlenen toplantı sonucunda, Ulla gemisinde bulunan yükün çıkarılması ve İspanya’ya gönderilmesi, Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğünce ihaleye çıkarılarak yapılması kararlaştırılmış ve bu konudak, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü yetkilileri -bu konuyla alakalı olarak- bir tarafta, bir tarafta da Lafarge şirketinin yetkilileri bir tarafta olmak üzere, Bakanlığımızın koordinasyonunda bir araya gelerek, Lafarge şirketinden 1,5 milyon ABD doları katkıyla geminin içerisindeki atığın çıkarılmasıyla alakalı bir çalışma başlatılmıştır. 21/2/2005 tarihi itibariyle atık yükün çıkarılması amacıyla ihaleye çıkmış, 11/3/2005 tarihi itibariyle ihaleyi kazanan firma belirlenerek, 21/3/2005 tarihinde, söz konusu firmayla sözleşme imzalanmıştır. Bu arada, 16/3/2005 tarihinde, Bakanlığımızda, ilgili kurum, kuruluşlarla yapılan toplantıda Ulla gemisinde bulunan atık yükü İspanya’ya götürecek gemi veyahut gemilerin tip ve kapasiteleri belirlenmiş, söz konusu gemilerin temini konusunda Lafarge Aslan Anonim Şirketiyle bazı sıkıntılar yaşanmış olup; ancak, 23.5.2005 tarihinde operasyonu başlatmak üzere, toplam 10.682 dead weight tonluk 2 adet tanker gemi temin edilebilmiştir.
Bunun üzerine, aynı tarihte Bakanlığımızda yapılan toplantıda, teknik altyapının oluşturularak operasyonun başlatılması tarihi 1/6/2005 olarak belirlenmiştir.
Söz konusu gemideki atık yükün çıkarılması konusunda ihaleyi kazanan firma, 1/6/2005 tarihinde operasyona başlamış; ancak, bazı teknik sorunlarla karşılaşılmıştır. Batık gemi içinde bulunan yükün taşlaşmış olması nedeniyle pompalar yetersiz kalmıştır. Bunun üzerine atık yükün gemiye hasar vermeden çıkarılmasına ilişkin operasyonun yapılabilirliği, nasıl yapılacağı ve teknik bilgi desteği konusunda ilgili kurumlardan görüş talep edilmiş, bilimsel bir raporun hazırlanması sağlanmıştır.
Raporun değerlendirilmesi sonucunda, batık Ulla gemisinin ambarlarında, kenar ve köşelerinde kalan katılaşmış formdaki atık yükten kaynaklanabilecek krom kirlenmesi, insan ve deniz ortamında var olan canlı hayatını olumsuz yönde etkileyecek değerde bulunmamıştır.
Ulla isimli geminin atık yükünün çıkarılması konusunda bugüne kadar yürütülen çalışmalara ilişkin 7 Eylül 2006 Cenevre’de Basel Sekreteryası Başkanlığında İspanya Çevre Bakanlığı temsilcileri ile Bakanlığımız temsilcilerinin katıldığı bir toplantı gerçekleştirilmiştir.
Değerli milletvekilleri, bu yapılan toplantı en son toplantıdır. Bu toplantıda, İspanyol yetkililer operasyonun tamamlandığını, çıkarılacak maksimum atığın çıkarıldığını, bundan sonra yapılacak başka bir işlemin kalmadığını iddia etmişlerdir.
Buna karşılık, Bakanlığımızca, atığın çoğunluğunun hâlâ gemide olduğu, 42 metre derinlikte olması nedeniyle operasyonun Türk tarafınca bitmiş sayılmasının mümkün olmadığı ve atığın tümünün alınması gerektiği bir kez daha ortaya konmuştur.
Taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığından, Basel Sözleşmesi Genel Sekreteri tarafından, bu konunun tekrar tartışılması ve sonuca ulaştırılması için COP-8 sürecindeki iki tarafın katılacağı ayrı bir toplantı düzenleyebileceklerini belirtmişlerdir. İki taraf da bu öneriye ılımlı yaklaşmış olup, toplantı, herhangi bir karar alınmadan sona ermiştir.
Değerli milletvekilleri, bu konuyla alakalı, bizim üniversitelerin konuyla uzmanlık sahasına sahip olan hocalarımızla yapmış olduğumuz değerlendirmede, gemi içerisindeki atığın taşlaşmış olması münasebetiyle ve bugünkü elimizdeki teknik donanımlarla bu atığı çıkarmanın mümkün olamayacağını gördüğümüzden, geminin kesilerek çıkarılması üzerinde durulmaktadır.
Değerli milletvekilleri, üçüncü sırada, Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel’in doğal afetlerin tespitine yönelik olarak sormuş olduğu soruyu cevaplıyorum:
Yıldırım düşmesi sonucu hasar gören İstanbul’daki radarın tamir edilmesi yerine, yüklenici firmanın garantisi altında, kamu menfaati göz önünde bulundurularak, tamamen yenilenmesi yoluna gidilmiş ve 22 Eylül 2004 tarihinde, hasar gören anten ve radon yeniden monte edilerek radar faal hale getirilmiş ve işletmeye alınmıştır.
Balıkesir, Zonguldak ve Elmadağ radarlarının faaliyetleri kendi kapsadıkları alanlardaki meteorolojik bilgilerin elde edilmesi açısından yeterlidir. Söz konusu radarlardan elde edilen meteorolojik bilgiler, kuruluş amaçlarına uygun olarak kısa süreli tahmin çalışmalarında kullanılmaktadır.
Elmadağ radarı, 1 Şubat 2005 tarihinde meydana gelen arızanın giderilmesinin ardından yeniden faaliyete başlamıştır.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğümüzün gözlem şebekesindeki tüm sistemler gibi, meteoroloji radarlarının da bakımları düzenli olarak yapılmaktadır. Bu bakımlar, hem periyodik olarak üç ayda, altı ayda ve oniki ayda bir yapılan koruyucu ve önleyici bakım ve kalibrasyon hizmetlerini hem de herhangi bir arıza durumunda yapılan arıza bulma ve giderme hizmetlerini kapsamaktadır. Bu hizmetlerin en iyi şekilde yapılabilmesi için Genel Müdürlük bünyesinde bu konuda eğitim almış uzman personelden oluşan özel bir birim kurulmuştur.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde, merkez ve taşra teşkilatlarının tahmin birimleri bulunmaktadır. Merkezde ve yurt genelinde askerî ve sivil hava meydanları da 24 saat esasına göre, kara ve denizlerimizde yer ve yüksek atmosfer için meteorolojik gözlem sistemleri kurulmuş olup, bu sistemlerden elde edilen veri ve ürünler analiz edilerek tahminler üretilmektedir. Bu tahminlerle, hava sıcaklığı, yağış ve rüzgâr gibi önemli meteorolojik parametrelerin günlük, üç günlük ve bir haftalık periyotlar içerisinde değişkenlikleri ve etkileri raporlanmaktadır. Gerektiğinde, kuvvetli meteorolojik olaylar öncesinde meteorolojik uyarılar aynı şekilde raporlanmaktadır. Bu raporlar, basın ve diğer medya aracılığıyla halka, taşra birimlerimiz aracılığıyla ilgili yerel yönetimlere ulaştırılmaktadır. Bu genel raporların dışında, özellikle hava meydanlarında uçuş emniyeti için kısa süreli tahminler hazırlanarak, uçuşta ilgili birimlere verilmektedir. Bununla beraber, ülkemiz çapında bölgesel tahmin merkezleri oluşturularak, etkin ve hızlı bölgesel tahmin ve uyarı sistemi kurulması için çalışmalar devam etmektedir.
Mevcut tahmin ve uyarı sistemimiz dahilinde, merkezde 33, taşra tahmin birimlerinde ise 84 olmak üzere toplam 117 meteoroloji mühendisi çalışmaktadır.
Meteoroloji, atmosfer bilimleri içinde yer almakta olup, matematik, fizik ve muhtelif mühendisliklerin uygulama alanına girmektedir.
Bu bağlamda, meteoroloji, disiplinler arası bir bilim ve uygulamalı mühendislik alanıdır. Yurt dışındaki gelişmiş meteoroloji teşkilatlarının personel yapısına baktığımızda, meteoroloji işleri içerisinde meteoroloji mühendisleri istihdam edilmemektedir. Personel profillerinde, meteoroloji, matematik, fizik mezunlarının yanı sıra, elektrik, elektronik, bilgisayar, nükleer fizik, çevre mühendislikleri gibi çeşitli alanlardan uzmanlar yer almaktadır. Bu nedenlerden, söz konusu Genel Müdürlüğümüzün sadece meteoroloji mühendislerinden değil, radar ve uydu sistemleri gibi teknolojilerin işletilmesi ve kullanılması, aynı zamanda sayısal model çalışmalarının yürütülmesi için, fizik, matematik, elektronik, bilgisayar dallarında master, hatta doktora yapmış teknik personele ihtiyaç bulunmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Balıkesir Milletvekili Sayın Orhan Sür’ün, Manyas Kuş Cennetiyle alakalı sorusunu cevaplıyorum:
Bahse konu AB Gıda Sanayi İşletmesinde, Bakanlık uzmanlarınca yapılan denetimler neticesinde, pastörize yumurta üretimi yapıldığı tespit edilmiştir.
Tesiste, üretimden kaynaklanan herhangi bir atık su oluşmamaktadır. Ancak, üretim sonucunda tankların yıkanması ve tesis içi temizliğiyle, personelden kaynaklanan 10 metreküp/günlük atık suyun oluştuğu; söz konusu bu atık suyun, tesis bünyesinde yapılmış olan 3x30 metreküplük sızdırmaz beton foseptikte toplandığı, foseptikte toplanan bu atık suyun işletme ve Kızılköy Belediye Başkanlığı arasında yapılmış olan protokol gereği, belediyeye ait vidanjörle çekilerek Kızılköy Belediyesine götürüldüğü tespit edilmiştir. Ancak, belediye vidanjörlerinin yeterli olmaması sebebiyle, foseptiklerin zamanında boşaltılmaması sebebiyle istenmeyen taşmalar olmuş ve bu durum Bandırma Doğal Hayatı Koruma Timi tarafından yerinde tespit edilerek Balıkesir İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bildirilmiştir.
Aynı durum Bakanlığımız uzmanlarının yerinde yaptığı incelemelerde dikkate alınmış; ancak, ilk tutanaktan sonra, işletmenin, foseptiği düzenli olarak boşalttırdığı görülmüştür.
Denetimleri müteakiben, Balıkesir İl Çevre ve Orman Müdürlüğümüz aracılığıyla işletmeye atık su arıtma tesisini yaptırması yolunda resmî uyarılar yapılmış; bunun üzerine, işletme yetkilileri, kapasite artırımlarını da göz önünde bulundurarak, 150 metreküp/gün kapasiteli atık su arıtma tesisini 2004 yılı sonuna kadar yapmayı taahhüt etmişlerdir.
AB Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin atık su arıtma tesisi yapımına ilişkin imalatçı firma 28/9/2004 tarihinde sözleşme imzalamış olup, arıtma tesisine ait iş termin planı il müdürlüğümüze sunulmuştur.
İşletmenin yapmakla yükümlü olduğu atık su arıtma tesisinin projeleri 2004/3 sayılı genelgemiz kapsamında onaylanmak amacıyla, 24/1/2005 tarihinde Bakanlığımıza sunulmuş; ilgili genel müdürlüğümüzce incelenerek, 8/4/2005 tarihinde proje onayı yapılmıştır.
Firmanın atık su arıtma tesisi yapımına ilişkin süreç yakından takip edilmektedir.
Manyas Gölü’nün yönetim planı, Ramsar Sözleşmesi çerçevesinde 2001 yılında tamamlanarak uygulamaya aktarılmıştır.
Kuş Cenneti Millî Parkı, Avrupa Konseyi tarafından, bir seferde 25.000’den fazla su kuşu bulunduran alanlara verilen (A) sınıfı diplomayla ilk kez 1976 yılında ödüllendirilmiş ve ödüllendirme, 2001 yılına kadar, her beş yılda bir olmak üzere 5 kez yenilenmiştir. 2001 yılında, Avrupa Konseyi diplomayı askıya almıştır. Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği Göl Yönetim Planında yer alan özellikle Sığırcı Deresi’nden kaynaklanan kirliliğin önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması ve yönetim planının Bakanlığımız tarafından etkin bir şekilde uygulanması sonucu, göle ulaşan kirlilik yükü önemli oranda azalmış ve alanda belirgin bir iyileşme süreci başlamıştır. Bunun sonucu olarak, Avrupa Komisyonu uzmanları alanı tekrar incelemeye almışlar ve yapmış oldukları inceleme sonucunda, diplomanın iade edilmesine karar vermişlerdir; diploma, Mayıs 2004 tarihinde ülkemize iade edilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tunceli Milletvekili Sayın Hasan Güyüldar’ın Tunceli -Ovacık- Bilgeç bölgesinde meydana gelen yangınlarla alakalı soru önergesini cevaplıyorum:
Orman Köylüleri Kalkınma Fonu Bütçesinden Bakanlığımızca yapılan ferdî kredi uygulamaları için illere tahsis edilen miktarların dağılımı, ilin orman varlığı, orman köyü sayısı, orman köylüsü nüfusu, gelişmişlik durumu göz önünde bulundurularak elde edilen puan sistemine göre yapılmakta olup, kredilendirme çalışmaları bu ödenekler doğrultusunda yapılmaktadır. Belirtilen bu kriterlerin dışında farklı bir kriter uygulanmamaktadır.
Orman Köylüleri Kalkınma Fonu Bütçesinden, 1989-2004 yılları arasında, Tunceli ilimize, ferdî krediler kapsamında, fennî arıcılık, süt sığırcılığı ve süt koyunculuğu için toplam 632 aileye, 2004 yılı deflatör katsayısına göre 2 trilyon 342 milyar değerinde ferdî kredi verilmiş olup, bu çerçevede, Tunceli ilimize, 2005 yılında uygulanmak üzere 350 milyar ödenek tahsis edilmiştir. Bakanlığımızca yetişmiş eleman sıkıntısı bulunan taşra birimlerimizin eleman ihtiyacı, bütçe imkânları çerçevesinde karşılanmaya çalışılmakta olup,bu konuda herhangi bir çifte standart söz konusu olamaz.
Değerli milletvekilleri, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Reyhan Balandı’nın denizlerimizdeki kirliliğe ve alınacak önlemlere ilişkin sözlü sorusunu cevaplıyorum:
Konuya ilişkin yapılan çalışmaları, uluslararası düzeyde ve ulusal düzeyde yapılan çalışmalar şeklinde iki grupta incelemek mümkündür. Uluslararası düzeyde yapılan çalışmalar: Karadeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması Sözleşmesi (Bükreş Sözleşmesi) 21 Nisan 1992 tarihinde Bükreş’te, Karadeniz’e kıyısı bulunan Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Rusya, Türkiye ve Ukrayna tarafından imzalanarak 6 Mart 1994 tarihli 21869 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye taraf ülkelerin çevreden sorumlu Bakanları, Nisan 1993-Odessa’da, doğal kaynakların rasyonel yönetimi ve iyileştirilmesi için kısa, orta ve uzun vadeli çevresel hedefleri içeren bir deklarasyon imzalamışlardır. Bu sözleşme ve deklarasyon çerçevesinde, Küresel Çevre İmkânı (GEF), Karadeniz’in Çevresel Yönetimi ve Korunması Programını başlatmış ve bu program çerçevesinde, organizasyon, kurumsal yapının geliştirilmesi, kirlilik izleme, acil müdahale, biyoçeşitlilik ve kıyı yönetimi gibi alanlarda birçok ulusal ve uluslararası çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmaların neticesinde 30-31 Ekim 1996 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Bakanlar Konferansında Karadeniz’in Rehabilitasyonu ve Korunması İçin Stratejik Eylem Planı kabul edilmiştir.
Sözleşmenin amacı, Karadeniz havzasında sürdürülebilir kalkınma için iş birliği yapmak ve Karadeniz’in kaynaklarının yoğun kullanımından dolayı su kalitesinin bozulmasına, biyolojik çeşitliliğin azalmasına engel olmak; Karadeniz’in su kalitesini, deniz ve kıyı ekosistemini iyileştirmek, bölgede sürdürülebilir kalkınma sağlamak ve Karadeniz çevresinin ve canlı kaynaklarının Karadeniz ülkeleri tarafından ortak bir çabayla korunmasını sağlamaktır.
Organize eden uluslararası kuruluşlar: Küresel Çevre Fonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Dünya Bankası, Avrupa Komisyonu, Uluslararası Denizcilik Örgütü gibi bölgesel ve uluslararası kuruluşlardır.
Karar organları: Koordinasyon, âkit tarafların icra organı niteliğinde Karadeniz’e kıyıdaş her bir ülkeden bir temsilcinin yer aldığı Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonuna destek sağlamak üzere kurulmuş olan Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Komisyonu Daimi Sekreteryasınca yürütülmektedir. Sekreteryanın merkezi de İstanbul’dadır.
Ulusal düzeyde yapılan çalışmalar:
Karadeniz’de Kirlilik İzleme Projesi: Proje, Türkiye’nin de taraf olduğu Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi ve ek protokollerinin uygulanması amacıyla, Karadeniz stratejik eylem planı kapsamında, proje alanında yürütülen çalışmalarla uyumlu olarak gerçekleştirilmektedir. Ülkelerin stratejik eylem planı programı kapsamında belirtilen aktiviteleri yerine getirme zorunluluğu getirilmiştir. Gerek stratejik eylem planı kapsamında gerekse Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sekretaryası tarafından düzenlenen bütün toplantılarda, ülkelerden, kirliliğin izlenmesiyle ilgili olarak yapılan çalışmalar değerlendirilmektedir.
Proje faaliyetleri içinde, Bakanlığımızca 2004 yılı çalışmaları kapsamında yapılması planlanan faaliyetler: Kirlilik izleme ve değerlendirme raporlarında yer alan parametre ve istasyonlarda, bununla birlikte, 1996 yılında teşhise dayalı analiz bölgesinde belirtilen Zonguldak, Bartın, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin olmak üzere toplam 9 sıcak nokta da göz önüne alınarak, açık denizde, kıyıda ve karada belirlenecek istasyonlarda, teknik şartname ekinde verilen parametrelere göre mevsimlik periyotlarla analiz yapılarak kirliliğin izlenmesini yapmakla yükümlü olacak Karadeniz’de kirlilik izleme konulu ihaleye çıkılmıştır. İhale, 10 Haziran 2004 tarihinde gerçekleştirilmiş ve 18 Haziran 2004 tarihinde sonuçlandırılarak İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezun ve Mensupları Vakfı İktisadi İşletmesine verilmiştir.
İzleme frekansları, tüm Karadeniz boyunca en batıda İğne Ada’dan Hopa’ya kadar tüm kıyı şeridini içermektedir. Bu kapsamda toplam 21 nokta belirlenmiş olup, bu 21 noktanın 20 metre, 50 metre, 100 metre kontorlarında dikey hat halinde istasyonlar yerleştirilmiştir. Bu şekilde çalışma, toplam 63 istasyonda şu anda sürdürülmektedir.
Biz Bakanlığı devraldığımızda, 3 noktada izleme yapılabiliyordu Karadeniz’de. Şu anda, 63 istasyonda Zonguldak, Bartın, Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve Artvin şehirleri, Karadeniz Eylem Planı kapsamında sıcak noktalar olarak seçildiğinden, özellikle dikkate alınmış ve çalışmalar bu sahalarla sınırlı tutulmayıp, muhtemel riskli alanlarda da istasyonlar inşa edilmiştir.
İlave olarak, Tuna Nehrinin Karadeniz’e ve İstanbul Boğazı, dolayısıyla Marmara Denizi’ne olan etkilerinin tespiti için aylık olarak K0, mevsimsel olarak K1 ve K3 istasyonlarında çalışmalar yürütülmektedir. Dolayısıyla, bu projeyle, kıyıda 66 noktada izleme istasyonları yapılmakta ve Türkiye, Karadeniz’e kıyısı olan ülkeler arasında en çok izleme istasyonuna sahip ülke konumuna gelmiştir. Bu projenin devamı, esas olarak, Bakanlığımız 2006 yatırım programında da yer almaktadır.
Sayın milletvekilleri, İzmir Milletvekili Sayın Vezir Akdemir’in İzmir’deki demir-çelik fabrikasının çevreye verdiği zararlarla alakalı ve alınacak tedbirlerle alakalı sözlü soru önergesini cevaplıyorum:
Bakanlığımızca, EAO’lu tesislerin yoğun olarak bulunduğu İzmir-Aliağa, Kocaeli’deki cüruf ve baca gazı tozlarının bertarafına ilişkin bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu amaçla, 24/11/2004 tarihinde yapılan demir-çelik sektöründen kaynaklanan cüruf ve baca gazı tozlarının çevreye verdiği zararlar ve bertaraf yöntemlerinin tartışıldığı toplantıda yörede mevcut olan sektörlerden kaynaklanan baca külü, cüruf atıkların yaklaşık 6-7 milyon ton civarında bulunduğu, bu atıklar baca külleriyle karşılaştırıldığında tehlikeli özellik kazandıklarından karışımların önlenmesi, karışık toplanan söz konusu atıkların ayrıştırma işleminin ekonomik olmaması nedeniyle kısa vadede çözüme yönelik geçirimsizliği sağlayan uygun yerlerde kullanılmayan taş ve maden ocağı ve benzeri yerlerde depolanmak suretiyle bertarafların sağlanması, faaliyet sahipleri tarafından il müdürlüklerimizle koordineli olarak bulundukları il veya yakın illerde bulunan alternatif depolama alanlarıyla, kullanılmayan taş ve maden ocağı ve benzer alanların mülkiyet durumlarının araştırılarak tespit edilmesi ve alanların zemin yapısının depolamaya uygunluğu konusunda fizibilite çalışması yapılması, bu hususta da termin planının hazırlanarak Bakanlığımıza gönderilmesi, baca küllerinin Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nin geçici depolama hükümleri doğrultusunda güvenli olarak depolanması ve Bakanlığımızdan lisans almış geri kazanım tesislerine veya bertaraf tesislerine lisanslı araçlarla gönderilmesi, buna ilişkin bilgi ve belgelerin periyodik olarak ilgili valiliğe gönderilmesi gerektiği hususlarında kararlar alınmış olup, bu çerçevede çalışmalar sürdürülmektedir.
Değerli milletvekilleri, konuya ilişkin olarak Bayındırlık ve İskân Bakanlığı Teknik Araştırma ve Uygulama Genel Müdürlüğünden alınan yazıda, cürufların agrega olarak kullanılabilmesi için Yapı Malzemeleri Yönetmeliği kapsamında uygunlaştırılmış ilgili şartnamelerde belirtilen şartları haiz olmaları gerektiği belirtilmiş olup, söz konusu yazı, sektörü bilgilendirmek üzere Demir Çelik Üreticileri Derneğine ve Aliağa bölgesinde bulunan demir-çelik fabrikalarına gönderilmiştir.
Ayrıca, Aliağa’daki Zincox firmasının baca tozu geri kazanımına ilişkin kuracağı tesisin ÇED çalışmaları devam etmektedir. Tesis kuruluncaya kadar baca tozlarının yürürlükteki mevzuata uygun bir şekilde fabrika sahasına geçici olarak depolanması için gerekli…
HÜSEYİN EKMEKCİOĞLU (Antalya) – Sayın Bakanım, konuşmanız anlaşılmıyor…
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla) – Değerli arkadaşlar, okuyacak olduğum, cevaplayacak olduğumuz çok soru olunca, biraz seri gitmemiz lazım.
ERDAL KARADEMİR (İzmir) – Biriktirmeseydiniz Sayın Bakanım…
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Devamla) – Ayrıca, Aliağa’daki Zincox firmasının baca tozu geri kazanıma ilişkin kuracağı tesisin ÇED çalışmaları devam etmektedir. Tesis kuruluncaya kadar baca tozlarının, yürürlükteki mevzuata uygun bir şekilde fabrika sahasına geçici olarak depolanması için gerekli çalışmaların yapılması hususu bölgede bulunan demir çelik tesislerine de bildirilmiştir.
Değerli milletvekilleri, Balıkesir Milletvekili Sayın Sedat Pekel’in, Balıkesir-Erdek-Tatlısu köyündeki kamuya ait bir araziyle alakalı tersaneye ait soruları vardır; onları cevaplıyorum:
Söz konusu projeye ait proje tanıtım dosyası 11/6/2004 tarihinde Bakanlığımıza intikal ettirilmiştir. Dosya ekinde yer alan proje yerinin çekek ve tekne imal yeri olarak tahsis edilmesinin uygun olduğuna ve bu amaçla kullanılmak üzere kiralandığına dair Denizcilik Müsteşarlığının 27/5/2004 tarih 1504 sayılı Millî Emlak Genel Müdürlüğünün 13/4/2004 tarih ve 11699 sayılı yazıları doğrultusunda proje hakkında ÇED Yönetmeliği’nin 16’ncı maddesi kapsamında inceleme ve değerlendirme yapılmıştır. Yapılan inceleme ve değerlendirme süreci sonunda projeyle ilgili olarak 13/7/2004 tarihinde “ÇED gerekli değildir” kararı verilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün’ün, avcılık belgeleriyle alakalı sorusunu cevaplıyorum:
Avcılık belgeleri için her yıl harç yatırılması uygulaması Bakanlığımızın inisiyatifi yetkisinde yapılan bir uygulama olmayıp, 492 sayılı Harçlar Kanunu ile Maliye Bakanlığının bu husustaki genelgeleri ve görüşleri doğrultusunda yapılan bir uygulamadır. 492 sayılı Harçlar Kanunu gereği avcılık belgelerinden her yıl harç bedeli alınması uygulamasının kaçak avlanmaya davetiye çıkarabileceği endişesi Bakanlığımızca da paylaşılmakta olup, bu hususta gerekli tedbirler alınmaktadır.
Avcılık belgelerinin Türk vatandaşlarının avcı eğitimine katılıp başarılı olmaları halinde bir sefere mahsus verileceği 4915 sayılı Kanun’un 13’üncü maddesinde belirtilmiştir. Ancak, bu belgenin her yıl vize edilmesi gerekmektedir. Vize işlemleri ise yıllık harcın yatırılması halinde yapılabilmektedir.
Avcılık belgelerinin Türk vatandaşlarının avcı eğitimine katılıp, başarılı olmalarında bir sefere mahsus verileceği… Biraz önce de ifade ettiğim gibi, bu, belli bir kurs neticesinde, belli bir saat kursu dolduran avcı adaylarına verilmektedir. Tabii, bu verdiğimiz belgeler de her yıl vize edilmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9 adet sözlü soru önergesini cevaplamış bulunuyorum. Beni sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Soru önergeleri cevaplandırılmıştır; teşekkür ediyorum.
Ancak, Sayın Pekel’in, yerinden, İçtüzüğe göre bir açıklama talebi var.
Buyurun Sayın Pekel.
SEDAT PEKEL (Balıkesir) – Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Haziran 2004 tarihinde verdiğim, yani, ikibuçuk yıl önce verdiğim sözlü soru önergelerinden 2’sine, Çevre ve Orman Bakanı Sayın Pepe’nin cevap verdiği iki konuyla ilgili kısa görüşlerimi belirtmek için söz aldım.
Bunlardan bir tanesi, millî park kimliğinde, özellikle Bandırma’nın yazlığı, sayfiyesi konumundaki o Kapıdağ eteklerinde kurulan tersaneyle ilgilidir. Bu konu gündeme geldiğinde, başta köy muhtarlığı olmak üzere, köy halkı ve Bandırmalıların yoğun tepkisine rağmen çeşitli bakanlıklardan izinlerin alındığını biz de biliyoruz. Ancak, bunun uygun olmadığı cihetiyle muhtarlığın yargıya gittiğini, önce Danıştay 6. Dairesinin bu itirazı reddettiğini; ama, Danıştay Üst Kurulunda yürütmeyi durdurma kararına rağmen bu uygulamanın sürdürülmesinin mantığını anlamadığımı öncelikle ifade etmeliyim. Yani, yöre halkının tüm şiddetli itirazlarına rağmen, yargının hukuka aykırı olduğunu kabul etmesine rağmen, hazineye çok önemli bir katkı sunmayacak ve özellikle çevreye vereceği zararları dikkate almadan böyle bir uygulamanın hâlâ sürdürülüp sürdürülemeyeceği konusunda, ben, Sayın Bakandan net ifadeler almak isterdim ve bölgemize giden, özellikle turizm ağırlıklı, Bandırma ve çevresinde, Balıkesir’in önemli yerlerinde bu tür kararların alınması sırasında çok daha titiz bir çalışmanın, bizim o bölgenin geleceğiyle direkt ilgili olduğunun altını çizmek isterim.
İkincisi, bu 19 Haziran 2004 tarihinde Ankara’nın Çubuk ilçesi Sünlü köyünde bir hortum olayı yaşandı, 4 vatandaşımız hayatını kaybetti, 14 kişi de yaralandı. Bunların önlenmesiyle ilgili, önlemlerin alınmasına yönelik de Sayın Bakan ayrıntılı bilgi verdi; ben, kendisine teşekkür ediyorum; ancak, bu hortum da sel, taşkın, çığ gibi, yani, meteorolojik karakterli doğal afetler olduğundan ve bunların diğer doğal afetlerden farkının da daha önceden tahmin edilebilir olmasından kaynaklanıyor. O nedenle de, bu ve benzeri donanımların uygun yerlerde acilen tamamlanması ve hepsinden önemlisi de onları kullanacak insanların görevlerinin başında olmasının altını çizme gereğini duydum.
Fırsat verdiğiniz için teşekkür ediyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Pekel.
Şimdi, Sayın Üstün’ün bir açıklama talebi var; buyurun.
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) – İkibuçuk yıl sonra soruma yanıt aldığım için teşekkür ediyorum Sayın Bakanıma.
Yalnız, bu Harçlar Kanunu’na göre, avlanma belgelerinden harç alınıyor. Ayrıca, avlanma için yine de bankalardan tekrar ikinci kez bir harç alınıyor. Bunların ikisinin avcı üzerinde müthiş bir ekonomik baskısı var; bunlardan birisi kaldırılamaz mı?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Üstün.
Sayın milletvekilleri, gündemin “Sözlü Sorular” kısmının 13, 22, 47, 58, 67, 95, 149, 188 ve 194 üncü sıralarındaki soru önergeleri Sayın Bakan tarafından cevaplandırılmıştır.
22.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1009)
BAŞKAN - Şimdi, 14 üncü sırada yer alan, Muğla Milletvekili Sayın Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin, Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi…
Sayın Bakan, 14 üncü soruyu cevaplandıracak mısınız?
ÇEVRE VE ORMAN BAKANI OSMAN PEPE (Kocaeli) – Cevaplandırmayacağım.
BAŞKAN – Cevaplandırmıyorsunuz…
Ertelenmiştir.
23.- Muğla Milletvekili Fahrettin Üstün’ün, yapılan atamalara ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1017) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
BAŞKAN- Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan? Burada.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Fahrettin Üstün
Muğla
1- 58 ve 59 uncu Hükümetler döneminde size bağlı kuruluşlarda kaç atama yapılmıştır?
2- Bakanlığınıza bağlı kuruluşlarda idarî görevlere her iki hükümet döneminde vekâleten, tedviren ve görevlendirmeyle kaç atama yapılmıştır?
3- İdarî görevlerde bulunan idarecilerden kaçı başka yerlere görevlendirilmiştir?
Görevlendirilenlerin aldıkları harcırah miktarı ne kadardır?
4- 58 ve 59 uncu Hükümetler döneminde asil veya vekil kaç idareci görevden alınmıştır?
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Başkanım, sayın milletvekillerim; 58’inci Hükûmet döneminde mülga Kültür Bakanlığına bağlı kuruluş olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü ve DÖSİM Müdürü kadrolarına atama yapılmamıştır. Mülga Kültür Bakanlığında 58 kişinin ataması yapılmıştır. Mülga Turizm Bakanlığınca da 10 kişinin ataması yapılmıştır.
59’uncu Hükûmet döneminde, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü olarak 1 kişinin ataması yapılmıştır. 59’uncu Hükûmet döneminde ise, toplam 2.227 kişinin ataması yapılmıştır. 388 kişi açıktan atanmıştır; bunlar, KPSS sınavı, özürlü sınavı, uzman yardımcısı ve unvan değişiklikleri dolayısıyla olmuştur. Kurum içinde ise 1.446 tane atama yapılmıştır. Mahkeme kararı, teftiş kurulu raporu ve yurt içi, yurt dışı yer değişiklikleridir bunlar. Kurum dışından ise 147 atama yapılmıştır. Özelleştirme İdaresinden de bize 246 memur atanmıştır; ceman 2.227 kişi.
İkinci sorusuna gelince Sayın Milletvekilimizin: 58’inci Hükûmet döneminde, Bakanlığıma bağlı kuruluş olan Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kadrosuna vekâleten atama yapılmamıştır. Boş bulunan DÖSİM Müdürü kadrosuna vekâleten atama yapılmıştır.
58’inci Hükûmet döneminde, mülga Kültür Bakanlığınca idari görevlere görevlendirme yapılmamış olup, 27 kişinin vekâleten veya tedviren ataması yapılmıştır. Yine, 58’inci Hükûmet döneminde, mülga Turizm Bakanlığınca idari görevlere görevlendirme yapılmamış olup, 5 kişinin vekâleten veya tedviren ataması yapılmıştır.
59’uncu Hükûmet döneminde ise, 551 kişinin vekâleten veya tedviren ataması yapılmıştır. Birleşmeyle, görevi düşen merkez ve taşra personeli bu sayıyı yükseltmektedir. 59’uncu Hükûmet döneminde Bakanlığın bağlı kuruluşu olan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü kadrosu ile DÖSİM Müdürü kadrosuna vekâleten atama yapılan personel, her iki personel de halen görev yapmaktadırlar.
Sayın Milletvekilimizin üçüncü sorusunu şöyle cevaplandırıyorum: İdari görevlerde bulunan idarecilerden 5 kişinin başka yerlere görevlendirilmesi yapılmıştır. Yolluk ve harcırahların ödenmesi 5018 sayılı Kanun uyarınca tüm birimlerin bütçesini oluşturduğundan bu konuya Bakanlığımızca ayrıca cevap verilmesi lüzumu görülmemiştir.
Dördüncü soruya cevap ise; 58’inci Hükûmet döneminde mülga Kültür Bakanlığınca 1 kişi görevinden alınmıştır. 58’inci Hükûmet döneminde mülga Turizm Bakanlığından 1 kişi görevinden alınmıştır. 59’uncu Hükûmet döneminde 418 asil, mahkeme, teftiş, bakanlık birleşmesi dolayısıyla vekâlet görevinden alınmıştır.
Arz ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederim.
Sayın Üstün, bir açıklama yapacak mısınız?
FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla) – Daha sonra yazılı soru soracağım efendim.
BAŞKAN – Tamam, teşekkür ederim.
24.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir’in, Iğdır ilçe ve belde belediyelerinin SSK ve Emekli Sandığı borçlarına ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1021)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
25.- Manisa Milletvekili Nuri Çilingir’in, Manisa-Salihli ilçesine müze açılıp açılmayacağına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1051) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
BAŞKAN – Sayın Bakan, cevaplayacak mısınız?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Evet, cevaplayacağım.
BAŞKAN – Buyurun.
Soruyu okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
Nuri Çilingir
Manisa
Dünya tarihinde para ilk defa Lidyalılar tarafından basılmıştır. Bu bölge Manisa İli Salihli İlçesi Sart beldesidir. Medeniyetlere ev sahipliği yapan bölgede birçok tarihî eser bulunmaktadır. Kazılarak çıkartılan tarihî eserler sergilenememekte, Sart’ta kapalı mekânlarda bekletilmektedir. Eserlerin çıkarıldığı yerde sergilenmesi esastır.
Buna göre:
1- Manisa İli Salihli İlçesinde tarihî eserlerin sergilenebilmesi için çok önemli ihtiyaç olan müze açmayı düşünüyor musunuz?
2- Salihli İlçesine müze yapılmasıyla ilgili Bakanlığınızca herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?
BAŞKAN – Buyurun Sayın Bakan.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Manisa Milletvekilimiz Sayın Nuri Çilingir’in sorularını cevaplandırıyorum:
Manisa ilinde Bakanlığıma bağlı bölgenin arkeolojik ve etnografik eserlerinin sergilendiği ve korunduğu bir müze ve Salihli ilçesinde de Sardes ören yeri bulunmaktadır.
İkinci soruyu şöyle cevaplandırıyorum: Bakanlığım, politikaları kapsamında her ilçede bir müze açmak yerine, kısıtlı olan kaynaklarımızın uzman personel, bekçi, koruma, güvenlik görevlisi, ödenek vesaire gibi mevcut müzelerimizin desteklenmesi yönünde kullanılarak çağdaş müzecilik anlayışıyla örtüşebilecek müze olgusunun yerine getirilmesine yönelik çalışmalarımız sürdürülmektedir. Amma, Manisa’nın özel durumu dikkate alınarak, Manisa merkezde 1 olmak üzere, Salihli’de ve diğer bir ilçemizde 3 tane müze yapmak üzere çalışmalar devam etmektedir. İlk aşamada Manisa’da başlayacağız, arkasından Salihli’de, sonra da Akhisar’da müze yapmak istiyoruz. Çünkü, o bölgenin eserleri üzerinde yaptığımız kazılarda yeni bulgulara ve buluntulara rastlanmıştır. O sebepten bu ihtiyaç doğmuştur. Bunun da çalışmalarını yapmaktayız.
Arz ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.
Soru cevaplandırılmıştır.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) – Sayın Başkan, söz talep ediyorum.
BAŞKAN – Sayın Çilingir, buyurun, açıklamalarınızı yapın.
NURİ ÇİLİNGİR (Manisa) – Sayın Bakana teşekkür ediyorum; ancak, biraz çok hafif geçti gibi geldi bana.
Sart, Lidyalıların başkenti, paranın basıldığı yer, turizm açısından çok önemli bir yer; ama, buraya müzenin bir an önce kazandırılması gerekiyor. Çünkü, oradan çıkan eserler şu anda Manisa Müzesinde depolarda bekliyor. Yani, turizmi canlandırmak istiyorsak –ki kendisi Ege Bölgesinde turizmi canlandırmak için bir gayret içerisinde- mutlak surette acil olarak Salihli içerisinde, yani, ören yerine yakın bir yerde değil de, Salihli sınırları içerisinde, karayolunun kenarında bir müzeye acilen ihtiyacımız vardır.
Kendilerine katkılarından dolayı teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Çilingir.
Soru cevaplandırılmıştır.
26.- Iğdır Milletvekili Dursun Akdemir’in, Elazığ ilinin turizm varlıklarına sahip çıkılmasına ilişkin Kültür ve Turizm Bakanından sözlü soru önergesi (6/1057) ve Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un cevabı
BAŞKAN – Buyurun, okuyun efendim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın Kültür ve Turizm Bakanı tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Dursun Akdemir
Iğdır
Elazığ İlindeki turizm varlıklarına sahip çıkılması ve ekonomiye kazandırılmasına yönelik olarak;
1 – Doğa harikası Hazar Gölünün kirlilikten kurtarılması için Bakanlığınızın herhangi bir çalışması var mıdır? Varsa hangi aşamadadır?
2 – Harput’un inanç turizmine açılması için Bakanlığınızca bir plan yapılmış mıdır?
3 – Hazarbaba Kayak Merkezinin yurt genelinde tanıtımının yapılması için Bakanlık olarak herhangi bir katkıda bulunacak mısınız?
BAŞKAN – Soruyu Sayın Bakan cevaplandıracak.
Buyurun Sayın Bakan.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Başkanım, sayın milletvekilleri; önce, bölgemin milletvekili Sayın Nuri Bey’e bir cevap vermek isterim. Ben, zaten ağır bir adam olduğum için, hiçbir şeyi hafif bulmam merak etmeyin!
Onun ötesinde, son zamanlarda, Manisa’ya, özellikle termal turizm alanında da ayrı bir önem atfetmekteyiz. Onunla beraber, kazılara da büyük yatırımlar yaptık. Dediğiniz hususlar doğrudur; ama, tekrar, sizi teyit etmek isterim ki, hiçbir meseleyi hafife aldığım yok.
AHMET ERSİN (İzmir) – Hiç inandırıcı değil, Sayın Bakan.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Devamla) – Zaten vücudum buna müsait değil, beynim de değil!
Gelelim Iğdır Milletvekili Sayın Dursun Akdemir’in sorularına cevap vermeye. Evet, hakikaten bir doğa harikasıdır. Bu hususta yaptığımız çalışmaları zatıâlilerinize arz etmek isterim.
Elazığ Hazar Gölü çevresinde, Bakanlığımız önerisiyle, Bakanlar Kurulunca ilan edilen 1997 gün ve 23133 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Elazığ Hazar Gölü Güneyköy-Sivrice Turizm Merkezi bulunmaktadır. Söz konusu turizm merkezi ilan edilirken, bu alanda ekonomik ve ekolojik verimlilik çerçevesinde koruma ve kullanma dengesinin sağlanması hedeflenmişti; söz konusu turizm merkezi sınırlarını da kapsayan alanda, Bayındırlık ve İskân Bakanlığının 25/8/1989 tarihinde onanan 1/25.000 ölçekli Elazığ Hazar Gölü Çevre Düzeni Planı yürürlüktedir. Bu planın bir kısmında turizm merkezi sınırlarını da kapsayan alanlarda Bayındırlık ve İskân Bakanlığınca, Elazığ Hazar Gölü Çevre Düzeni Planı kısmi revizyonu yapılmış olup, 2003 tarihinde onaylanmıştır.
Ayrıca, Hazar Gölü çevresinin korunması için Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 91 gün, 856 sayılı kararıyla doğal sit alanı kararı getirilmiştir. Bu alanlarda Diyarbakır Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca, uygun görülen 6 ölçekli planlara göre uygulama yapılmakta, altyapı sistemlerini gerçekleştirerek, Gölün kirlenmemesi için gerekli tedbirleri almaktayız. Söz konusu turizm merkezi kapsamında olan 307 parselle ilgili 1/25.000 ölçekli plan değişikliği ile 1/5.000 ve 1/1.000 ölçekli plan yapımı çalışmaları Bakanlığım tarafından sürdürülmektedir.
Sayın Dursun Akdemir’in ikinci sorusuna cevap olarak şunu söyleyebilirim: Bakanlığımızca yürütülen inanç turizmi projesi kapsamında Harput’ta bulunan tarihî ve kültürel değerlerin korunması, geliştirilmesi ve tanıtılması planlanmıştır. Ayrıca, Elazığ ili merkez ilçesi Harput beldesi sınırları içerisinde 2005 gün, 25692 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elazığ Harput Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi bulunmaktadır. Bölgede planlama çalışmalarına başlanmış olup, kurum görüşleri alınmaktadır. Ayrıca, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri kapsamında iletilen öneriler yönünde turizm potansiyelinin etüt edilmesi çalışmaları da sürdürülmektedir. Harput’un tanıtımına ilişkin olarak Bakanlığımızca hazırlanan tanıtıcı yayınlar için de 2006 yılı bütçe imkânlarımız nispetinde destek sağlanması da mümkün olmuştur.
Üçüncü soruya gelince: Hazarbaba Kayak Merkeziyle ilgilidir. Elazığ Hazarbaba Dağı’nın kış sporları turizmine elverişliliği nedeniyle bu amaçla planlaması çalışmalarına valilikçe başlanılmıştır. Bakanlığımız ve Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünden maddi katkı ve teknik destek verilerek tamamlanması sağlanmıştır. Bu alanda mekanik tesisler valilik tarafından yaptırılmış ve hizmet vermektedir. Kış turizmine hizmet verecek konaklama ünitelerinin yürürlükteki planlar uyarınca gerçekleştirilmesi ve gelişiminin sağlanması yönünde Bakanlığımızca teknik destek ve yönlendirme yapılmaktadır.
Arz ederim efendim.
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum.
Sayın Akdemir, buyurun.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) – Efendim, Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum.
Tabii, bu geçen süre içerisinde -iki yıl önce sormuştum ben soruyu- iki yıl içerisinde önemli şeyler yapılabildiği görülüyor; ama, hâlâ Hazar Gölü’nün kirliliğinin devam ettiği benim aldığım bilgiler içerisindedir. O konuda yeni bilgi var mı sizde?
Teorik olarak, tabii, söylediklerinizi doğru kabul ediyoruz; ama, sit alanında yapılmış konutlar nedeniyle kirlilik devam etmektedir.
BAŞKAN – Evet Sayın Bakan…
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – İsterseniz oradan cevap vereyim.
BAŞKAN – Buyurun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI ATİLLA KOÇ (Aydın) – Sayın Milletvekilim, haklısınız; ama, şunu kabul etmek gerekir ki, burada açık açık söylersem turizme zarar verir düşüncesiyle açıklamak istemiyorum; ama, bu bir, genel, büyük problemimizdir. Özel bir bütçeyle halledilmesi gerekir ve onun için de çalışmalarımıza devam ediyoruz. Doğrusu, bu sene, bu çevre kirlenmeleri ve deniz kirlenmeleri meselesinde en büyük ağırlığı Antalya’ya vermiş bulunmaktayız; ama, Hazar Gölü’nün çevre kirlenmesinin yanında… Tarihî su altı arkeolojik araştırmaları da yapıyoruz. Zannediyorum 2007 yılında bu kirlilikten kurtulacağız; ama, tekrar hepinize arz etmek isterim ki, bu, zannettiğimizden daha büyük bir problem turizm açısından ve Türkiye suları açısından, hem iç sular hem de deniz suları açısından.
Bu açıklamaya fırsat verdiğiniz için zatıâlinize teşekkür ederim efendim.
DURSUN AKDEMİR (Iğdır) – Ben teşekkür ederim.
BAŞKAN – Teşekkür ederiz Sayın Bakan.
Soru, böylece, cevaplandırılmıştır.
27.- Hatay Milletvekili Züheyir Amber’in, gümrük çıkış beyannamelerine ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1060)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
28.- Çorum Milletvekili Feridun Ayvazoğlu’nun, Çorum’u bazı illere bağlayan yol yapım projelerine ilişkin Bayındırlık ve İskân Bakanından sözlü soru önergesi (6/1063)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
29.- Muğla Milletvekili Ali Cumhur Yaka’nın, Muğla iline bağlı köylerdeki inşaat yasağına ilişkin Çevre ve Orman Bakanından sözlü soru önergesi (6/1073)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
30.- Kars Milletvekili Selami Yiğit’in, Dış Ticaret Müsteşarlığının uluslararası zeytinyağı kodeksi uygulamasından doğacak mağduriyete ilişkin Devlet Bakanından sözlü soru önergesi (6/1100)
BAŞKAN – Soruyu cevaplandıracak Sayın Bakan?.. Yok.
Ertelenmiştir.
Sayın milletvekilleri, görüldüğü gibi, soruları cevaplandıracak sayın bakanlar Genel Kurulda bulunmamaktadır. Çalışma süremizin bitmesine de az bir zaman kalmış olduğundan, alınan karar gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla görüşmek için, 4 Ekim 2006 Çarşamba günü saat 13.00’te toplanmak üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati : 18.04
VI.- KİT KOMİSYONU RAPORU
1.- Kamu İktisadi Teşebbüslerinin 2004 yılı denetimine ilişkin komisyon raporu (x)