DÖNEM: 23 CİLT: 13 YASAMA YILI: 2
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET
MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
55inci
Birleşim
29 Ocak 2008 Salı
İ Ç İ N
D E K İ L E R
I. - GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II. - GELEN KÂĞITLAR
III. - YOKLAMA
IV. - GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) MİLLETVEKİLLERİNİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMALARI
1.-
Iğdır Milletvekili Pervin Buldanın, 25 Ocak 2001 tarihinde
kaybolan, dönemin HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ile
ilçe sekreteri Ebubekir Denizin akıbetlerinin hâlâ bilinemediğine
ilişkin gündem dışı konuşması
2.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoyun, Kahramanmaraş
ilinde tekstil sektörünün içinde bulunduğu sorunlar ve çözüm önerilerine
ilişkin gündem dışı konuşması ve Devlet
Bakanı Mehmet Şimşekin cevabı
3.- Artvin
Milletvekili Metin Arifağaoğlunun, Artvin ilinin ulaşım
sorunları ile kar nedeniyle kapalı bulunan köy yollarına
ilişkin gündem dışı konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımın
cevabı
V.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR
1.- Muş
Milletvekili Sırrı Sakık, Yalova Milletvekili Muharrem İnce
ve Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt Aslanoğlunun, yoğun kar
yağışından dolayı yurdun çeşitli yerlerinde
kapalı bulunan yollar nedeniyle açıklamaları ve Ulaştırma
Bakanı Binali Yıldırımın cevabı
2.- Adalet
Bakanı Mehmet Ali Şahinin, Mersin Milletvekili Mehmet
Şandırın konuşmasında şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Çek
Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu
Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin konuğu olarak, resmî temaslarda bulunmak üzere, ülkemizi
ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/270)
2.- Estonya
Parlamentosu Dışişleri Komisyonu Başkanı ve
beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu
olarak, resmî temaslarda bulunmak üzere, ülkemizi ziyaret etmesinin uygun
bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/271)
3.- İtalya
Temsilciler Meclisi Dışişleri Komisyonu Başkanı ve
beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu
olarak, resmî temaslarda bulunmak üzere, ülkemizi ziyaret etmesinin uygun
bulunduğuna ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/272)
B) Önergeler
1.- Ordu
Milletvekili Rıdvan Yalçının (6/343) esas numaralı sözlü
sorusunu geri aldığına ilişkin önergesi (4/18)
2.- Tekirdağ
Milletvekili Enis Tütüncünün Dilekçe Komisyonu üyeliğinden
çekildiğine ilişkin önergesi (4/17)
3.- Ardahan
Milletvekili Ensar Öğütün, 2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar
Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanunun Bir
Maddesinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun
Teklifinin (2/3) İç Tüzükün 37nci maddesine göre doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/16)
C) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan ve 23 milletvekilinin, patates üretimi ve
pazarlamasında yaşanan sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/105)
2.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve 33 milletvekilinin, esnaf ve sanatkârların
sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/106)
3.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış ve 23 milletvekilinin, şeker
pancarı tarımındaki sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/107)
VII.-
ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Gündemdeki
sıralama ve çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel
Kurulun 29/1/2008 Salı günkü birleşiminde bir saat sözlü sorulardan
sonra diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun
tasarı ve tekliflerinin görüşülmesine; 30/1/2008 Çarşamba günkü
birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesine; 90 sıra
sayılı Kanun Tasarısının İç Tüzükün 91inci
maddesine göre temel kanun olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine
ilişkin AK Parti Grubu önerisi
VIII.-
SORULAR VE CEVAPLAR
A) Sözlü Sorular ve Cevapları
1.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğütün,
bazı sınır kapılarının dinî bayramlarda
açılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/176) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın
cevabı
2.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemirin,
bazı belediye başkanları hakkında bir işlem
yapılıp yapılmadığına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/184) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
3.- Ordu Milletvekili Rıdvan
Yalçının, belediyelerin sosyal yardımlarına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/191) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
4.- Ordu Milletvekili Rıdvan
Yalçının, belediyelerin sosyal yardım yaptığı
kişilere ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/192) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın
cevabı
5.- Tokat Milletvekili Reşat
Doğrunun, bir köy ilköğretim okulunun yapım ihalesine
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/193) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk
Urasın, Bandırmada bazı cadde isimlerinin
değiştirilmesine ilişkin İçişleri Bakanından
sözlü soru önergesi (6/240) ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalayın cevabı
7.- Bursa Milletvekili İsmet
Büyükatamanın, Celal Bayar anıt mezarına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/253) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
8.- Tunceli Milletvekili Kamer Gençin, polis
müdahalesiyle meydana geldiği iddia edilen bazı ölüm olaylarına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/261) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
9.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrulun,
Demirci kasabasının Aksaraya bağlanmasına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/267) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
10.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin,
Antalyanın katı atık ayrıştırma tesisi
ihtiyacına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/288) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın
cevabı
11.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin,
Antalyadaki bir sanayi sitesinin güvenliğine ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/289) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
12.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin,
ücretsiz dağıtılan kömürlerin hava kirliliğine yol
açtığı iddialarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/293) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
13.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllünün,
Antalya toptancı halindeki iş yerlerinin kira artışına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/304) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
14.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalışın, ülkemiz üzerinden yapılan insan
kaçakçılığına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/305) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
15.- Çankırı Milletvekili Ahmet
Bukanın, Çankırı Belediye Başkanı hakkındaki
soruşturma iznine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü
soru önergesi (6/307) ve İçişleri Bakanı Beşir
Atalayın cevabı
16.- Karaman Milletvekili Hasan
Çalışın, yurtiçi uçuşlardaki genel bilgi toplama
uygulamasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/319) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın
cevabı
17.- Ordu Milletvekili Rıdvan
Yalçının, uyuşturucu kaçakçılığı
kapsamında dağıtılan ikramiyeye ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/340) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğrunun,
Niksar Belediyesinin arsa ihalelerine yönelik iddialara ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/355) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
B) Yazılı Sorular ve Cevapları
1.-
Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaşın, bir mahkûmun
sağlık durumuna ilişkin sorusu ve Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahinin
cevabı (7/983)
2.- Van
Milletvekili Özdal Üçerin, Vanda yaşanan elektrik kesintilerine
ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtanın
cevabı (7/1103)
3.- İzmir
Milletvekili Harun Öztürkün, esnek çalışma ve AB sosyal
politikalarına uyuma ilişkin sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelikin
cevabı (7/1224)
4.- Adana
Milletvekili Nevingaye Erbaturun, Adana ve Mersin illerindeki işsizlik
sorununa ilişkin Başbakandan sorusu ve Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanı Faruk Çelikin
cevabı (7/1238)
5.-
Balıkesir Milletvekili Ergün Aydoğanın, Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsünün faaliyetlerine ilişkin sorusu ve Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Mehmet Hilmi Gülerin cevabı (7/1304)
6.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağızın, kültürel değerlerin
etkinleştirilmesine ilişkin sorusu ve Kültür ve Turizm Bakanı
Ertuğrul Günayın cevabı (7/1315)
7.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuzun, turizm beldelerindeki konutlarını kiraya
veren yabancıların vergilendirilmesine ilişkin sorusu ve Maliye
Bakanı Kemal Unakıtanın cevabı (7/1316)
8.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macitin, Dünya Ticaret Örgütüyle yapılan Tarım
Anlaşması müzakerelerine,
- Muğla
Milletvekili Metin Ergunun, Muğlada süt inekçiliği ve
buzağı teşvik primleri ödemelerine,
Muğlada süt teşvik primleri
ödemelerine,
Zeytinyağı
üretiminin desteklenmesine,
İlişkin
soruları ve Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Ekerin
cevabı (7/1325, 1326, 1327, 1328)
9.- İstanbul
Milletvekili Süleyman Yağızın, Diyanet İşleri
Başkanlığına tahsis edilen konuta ve hacı
adaylarından alınan ihtiyat parasına ilişkin sorusu ve
Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlunun cevabı
(7/1370)
10.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvelin, özürlü
aylıklarının yeterliliğine,
Adanada özürlülere yönelik mesleki
rehabilitasyon ve yetenek geliştirme hizmetlerine,
İlişkin
soruları ve Devlet Bakanı Nimet Çubukçunun cevabı (7/1372,
1373)
11.- Konya
Milletvekili Atilla Kartın, iki medya kuruluşuna yönelik
incelemelere ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtanın cevabı (7/1389)
12.- İzmir
Milletvekili Oktay Vuralın, çocuklarının bazı ticari
işlerine ilişkin sorusu ve Maliye Bakanı Kemal
Unakıtanın cevabı (7/1390)
13.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvelin, lisanslı depoculuğa ilişkin sorusu
ve Sanayi ve Ticaret Bakanı Mehmet Zafer Çağlayanın cevabı
(7/1409)
14.- İzmir
Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulunun, elektrik zammına, kaçak
elektrik kullanımına ve elektrik borçlarına ilişkin sorusu
ve Maliye Bakanı Kemal Unakıtanın cevabı (7/1410)
15.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlunun, kadınların
çalışmamasına yönelik bir vaaza ilişkin sorusu ve Devlet
Bakanı Nimet Çubukçunun cevabı (7/1462)
16.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersinin, futbol kulüplerine siyasi müdahale
iddialarına ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı Murat
Başesgioğlunun cevabı (7/1530)
17.-
İstanbul Milletvekili Süleyman Yağızın, Başbakana
yöneltilen soru önergelerinin ilgili bakanlara yöneltilmesine yönelik sözlerine
ilişkin sorusu ve Devlet Bakanı ve Başbakan
Yardımcısı Cemil Çiçekin
cevabı (7/1613)
IX.-
KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.-
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile
Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/490) (S. Sayısı: 97)
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
TBMM Genel Kurulu saat 14.03te
açılarak iki oturum yaptı.
İstanbul Milletvekili
Necla Arat, gazeteci yazar Uğur Mumcunun 15inci ölüm yıl dönümü
münasebetiyle suikastin nedenlerine ve faillerinin hâlâ
bulunamadığına,
Hakkâri Milletvekili
Abdulmuttalip Özbek, Hakkâride yapılan ve yapılması gereken
yatırımlara,
Kars Milletvekili Zeki
Karabayır, Sarıkamış Harekâtının 93üncü
yıl dönümüne,
İlişkin gündem
dışı birer konuşma yaptılar.
Gündemin Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmının:
1inci sırasında
bulunan, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenterler
Asamblesinin Ayrıcalık ve
Bağışıklıklarına Dair Protokolün
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısının
(1/291) (S. Sayısı: 77) görüşmeleri tamamlanarak,
3üncü sırasında
bulunan, Beşinci Dünya Su Forumu Organizasyonu İçin Çerçeve
Anlaşma ile Beşinci Dünya Su Forumu Anlaşma Mektubunun
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı
(1/396) (S. Sayısı: 74) görüşmelerini müteakiben,
Yapılan açık
oylamalardan sonra kabul edildi.
2nci sırasında
bulunan, Trabzon Milletvekili Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Necdet
Ünüvarın, Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/65) (S.
Sayısı: 72) komisyon yetkilileri Genel Kurulda hazır
bulunmadıklarından ertelendi.
4üncü sırasında
bulunan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısının (1/490) (S. Sayısı: 97) tümü üzerinde
gruplar adına konuşmalar tamamlandı.
29 Ocak 2008 Salı günü
saat 15.00te toplanmak üzere birleşime 20.04te son verildi.
|
|
|
Nevzat
PAKDİL |
|
|
|
|
Başkan Vekili |
|
|
|
Harun
TÜFEKCİ |
|
Murat ÖZKAN |
|
|
Konya |
|
Giresun |
|
|
Kâtip Üye |
|
Kâtip Üye |
No.: 77
II.- GELEN KÂĞITLAR
25 Ocak 2008 Cuma
Tasarılar
1.- Seçimlerin
Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı (1/498)
(Dışişleri ve Anayasa Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2008)
2.- Türk Borçlar
Kanunu Tasarısı (1/499) (Adalet Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2008)
Teklifler
1.- Afyonkarahisar
Milletvekili Abdülkadir Akcan ve 35 Milletvekilinin; Üniversitelerin İki
Yıllık Meslek Yüksek Okulundan
Mezun Olanların Kadro Unvan Yetki ve Askerlik Bildiriminde Yapılacak
Değişiklikler Hakkında Kanun Teklifi (2/131) (Milli Savunma;
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor; Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler ile Plan ve Bütçe
Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2008)
2.- Manisa
Milletvekili İsmail Bilenin; Emniyet Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/132)
(İçişleri ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2008)
3.- Konya
Milletvekili Orhan Erdem ve 3 Milletvekilinin; Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/133) (Millî Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 21.1.2008)
4.- Ankara
Milletvekili Zeynep Dağının; Devlet Memurları Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/134)
(Plan ve Bütçe Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
21.1.2008)
5.- Milliyetçi
Hareket Partisi Grup Başkanvekili ve İzmir Milletvekili Oktay Vural
ile İzmir Milletvekili Şenol Balın; 4562 Sayılı
Organize Sanayi Bölgeleri Kanununa Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun
Teklifi (2/135) (Plan ve Bütçe ile Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabiî Kaynaklar,
Bilgi ve Teknoloji Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş
tarihi: 22.1.2008)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Erzincan
Milletvekili Erol Tınastepenin Cemevlerine ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/789)
2.- Denizli
Milletvekili Hasan Erçelebinin Alevilere yönelik çalışmalara
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1039)
No.: 78
28 Ocak 2008
Pazartesi
Rapor
1.- 9.11.2006
Tarihli ve 5555 Sayılı Vakıflar Kanunu ve Anayasanın 89
uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha
Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ve Adalet Komisyonu Raporu (1/24)
(S. Sayısı: 98) (Dağıtma tarihi: 28.1.2008) (GÜNDEME)
Süresi İçinde Cevaplandırılmayan
Yazılı Soru Önergeleri
1.- Zonguldak
Milletvekili Ali İhsan Köktürkün,
Zonguldakdaki bir yatırım projesine izin verilmemesine ve
bazı iddialara ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1229)
2.- Edirne
Milletvekili Bilgin Paçarızın, Trakyadaki sel felaketinin
oluşturduğu zararlara ilişkin Başbakandan yazılı
soru önergesi (7/1230)
3.- Yalova
Milletvekili Muharrem İncenin, bir araştırma şirketinden
hizmet satın alımlarına ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1231)
4.- Muğla
Milletvekili Fevzi Topuzun, bir grup Başbakanlık personeline örtülü
ödenekten yardım yapılacağı iddiasına ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1233)
5.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateşin, YÖK Başkanı atamasına
ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1234)
6.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbaturun, beyin göçüne ilişkin Başbakandan
yazılı soru önergesi (7/1239)
7.-
Kırklareli Milletvekili Tansel Barışın, ithal edilen
siyanüre ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1240)
8.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbaturun, kaçak ve sahte sigaralara ilişkin
Başbakandan yazılı soru önergesi (7/1241)
9.- Adana
Milletvekili Nevin Gaye Erbaturun, toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe
oluşturulmasına ilişkin Başbakandan yazılı soru
önergesi (7/1242)
10.- Edirne Milletvekili
Cemaleddin Uslunun, Yabancı Diller Yüksekokulu ikinci öğretim
ücretlerine ilişkin Başbakandan yazılı soru önergesi
(7/1244)
11.- Muğla
Milletvekili Metin Ergunun, Milas Akgedik Barajına ilişkin Çevre ve
Orman Bakanından yazılı soru önergesi (7/1250)
12.- Samsun
Milletvekili Suat Binicinin, Havza, Vezirköprü ve Bafrada doğalgaz
kullanımına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1251)
13.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvelin, Samsun-Ceyhan petrol boru hattı ve Nabucco
doğalgaz boru hattına ilişkin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1252)
14.- Ankara
Milletvekili Tekin Bingölün, Ankarada zabıta personelinin ücretsiz
taşımadan yararlandırılmamasına ilişkin
İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi (7/1259)
15.- İzmir
Milletvekili Ahmet Ersinin, yasadışı göçmen trafiğine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1260)
16.- Aydın
Milletvekili Özlem Çerçioğlunun, yasadışı göçmen
trafiğine ilişkin İçişleri Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1261)
17.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateşin, Ankaranın içme suyunun kalitesine
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1262)
18.- Ankara
Milletvekili Yılmaz Ateşin, taksici esnafın sorunlarına
ilişkin İçişleri Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1263)
19.-
İstanbul Milletvekili Hasan Macitin, deniz araçlarına ÖTVsiz
akaryakıt kullandırılmasına ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1269)
20.- Muş
Milletvekili M. Nuri Yamanın, Malazgirt-Erzurum ile
Muş-Ağrı karayollarına ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1270)
21.- Konya
Milletvekili Atilla Kartın, Konya Havaalanının
donanımına ve Konya uçuşlarına ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1271)
22.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvelin, Adananın ulaşım alanındaki
ihtiyaçlarına ilişkin Ulaştırma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1272)
23.-
Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulutun, posta
dağıtıcılarının fiili hizmet zammına
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1273)
24.- Adana
Milletvekili Hulusi Güvelin, Adana-Bağdat seferi yapan uçağın
düşmesi ile ilgili bazı iddialara ilişkin Ulaştırma
Bakanından yazılı soru önergesi (7/1274)
25.-
Kırklareli Milletvekili Tansel Barışın, THYnin bir
sempozyuma sponsorluğuna ve bazı
seferlerine ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı
soru önergesi (7/1275)
26.- İzmir
Milletvekili Kemal Anadolun, Adnan Menderes Havaalanına ilişkin
Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi (7/1276)
27.- Bartın
Milletvekili Muhammet Rıza Yalçınkayanın, Bartındaki
bazı karayollarına ilişkin Ulaştırma Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1277)
28.- Niğde
Milletvekili Mümin İnanın, Ankara-Pozantı otoyoluna
ilişkin Ulaştırma Bakanından yazılı soru önergesi
(7/1278)
29.- Edirne
Milletvekili Cemaleddin Uslunun, Yabancı Diller Yüksekokulunun ikinci
öğretim ücretlerine ilişkin Millî Eğitim Bakanından
yazılı soru önergesi (7/1285)
No.: 79
29 Ocak 2008 Salı
Tasarı
1.- 3046
Sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Tasarısı (1/500) (Anayasa Komisyonuna)
(Başkanlığa geliş tarihi: 22.1.2008)
Teklifler
1.- İzmir
Milletvekili Bülent Baratalının; 3201 Sayılı Yurt
Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt
Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri
Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanunda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/136)
(Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi: 16.1.2008)
2.- Bolu
Milletvekili Fatih Metinin; 491 Sayılı Denizcilik
Müsteşarlığının Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/137) (Milli Eğitim, Kültür,
Gençlik ve Spor; Plan ve Bütçe ile Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonlarına) (Başkanlığa geliş tarihi:
21.1.2008)
3.- Tunceli
Milletvekili Kamer Gençin; Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün
Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında İçtüzük Teklifi
(2/138) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
22.1.2008)
4.- İstanbul
Milletvekili Hasan Macit ve 4 Milletvekilinin; Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik
Bölgeleri Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifi (2/139) (Milli Savunma Komisyonuna) (Başkanlığa
geliş tarihi: 23.1.2008)
5.- Samsun
Milletvekili Mustafa Demir ve 2 Milletvekilinin; Ulaştırma
Altyapı Yatırımlarına İlave Kaynak Temini Hakkında
Kanun Teklifi (2/140) (Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm ile Plan ve Bütçe Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2008)
6.- İstanbul
Milletvekili Recep Tayyip Erdoğan ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli
ile 346 Milletvekilinin; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı
Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/141) (Anayasa Komisyonuna) (Başkanlığa geliş tarihi:
29.1.2008)
7.- Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkanvekilleri Yozgat Milletvekili Bekir
Bozdağ, Hatay Milletvekili Sadullah Ergin, Giresun Milletvekili Nurettin
Canikli, Kayseri Milletvekili Mustafa Elitaş, Kocaeli Milletvekili Nihat
Ergün ile Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkanvekilleri İzmir
Milletvekili Oktay Vural ve Mersin Milletvekili Mehmet
Şandırın; Yükseköğretim Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/142) (Anayasa ile Milli
Eğitim, Kültür Gençlik ve Spor Komisyonlarına)
(Başkanlığa geliş tarihi: 29.1.2008)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Niğde
Milletvekili Mümin İnan ve 23 Milletvekilinin, patates üretimi ve
pazarlamasında yaşanan sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/105) (Başkanlığa geliş tarihi:
24/01/2008)
2.- Manisa
Milletvekili Erkan Akçay ve 33 Milletvekilinin, esnaf ve sanatkarların
sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98 inci,
İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarınca bir Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/106)
(Başkanlığa geliş tarihi: 24/01/2008)
3.- Karaman
Milletvekili Hasan Çalış ve 23 Milletvekilinin, şeker
pancarı tarımındaki sorunların araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla
Anayasanın 98 inci, İçtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri
uyarınca bir Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/107) (Başkanlığa geliş tarihi:
25/01/2008)
29 Ocak 2008 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.07
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa),
Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 55inci Birleşimini açıyorum.
III.- Y O K L A M A
BAŞKAN -
Elektronik cihazla yoklama yapacağız.
Yoklama için üç
dakika süre vereceğim.
Sayın milletvekillerinin
oy düğmelerine basarak salonda bulunduklarını bildirmelerini, bu
süre içerisinde elektronik sisteme giremeyen milletvekillerinin salonda
hazır bulunan teknik personelden yardım istemelerini, buna
rağmen sisteme giremeyen üyelerin ise yoklama pusulalarını
görevli personel aracılığıyla üç dakikalık süre
içerisinde Başkanlığa ulaştırmalarını rica
ediyorum.
Yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere
başlıyoruz.
Gündeme geçmeden
önce, üç sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim.
Gündem
dışı ilk söz, Şırnak ili Silopi ilçesinin
sorunları hakkında söz isteyen Iğdır Milletvekili
Sayın Pervin Buldana aittir.
Buyurun
Sayın Buldan. (DTP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş
dakika.
IV.-GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları
1.- Iğdır Milletvekili Pervin Buldanın, 25
Ocak 2001 tarihinde kaybolan, dönemin HADEP İlçe Başkanı Serdar
Tanış ile ilçe sekreteri Ebubekir Denizin akıbetlerinin hâlâ bilinemediğine
ilişkin gündem dışı konuşması
PERVİN
BULDAN (Iğdır) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ayrıca,
yapacağım konuşmanın sizin tarafınızdan
yönetildiği bir oturuma denk geldiği için ayrıca bir mutluluk
duyduğumu belirtmek istiyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Şırnakın Silopi
ilçesinin belki de en önemli sorunlarından biri olan Silopi
kayıpları hakkında konuşmak üzere şahsım
adına söz almış bulunmaktayım. Parlamentoyu saygıyla
selamlarım.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; tarih 25 Ocak 2001, dönemin Silopi
HADEP İlçe Başkanı Serdar Tanış ve amcası, Silopi
PTT binasının önünde kendilerini bekleyen 3 kişi tarafından
durdurulur. Serdar ve Eyüp Tanışı durduran bu şahıslar,
kendilerini emniyet görevlisi olarak tanıtır ve emniyete kadar beraber
gitmeleri gerektiğini söylerler. Serdar Tanış, duruma itiraz
eder ve çağrılırsa kendisinin merkez karakoluna
gidebileceğini söyleyerek HADEP parti binasına gider. Aradan bir saat
gibi kısa bir süre geçtikten sonra Serdar Tanışın cep
telefonunu arayan kişi, Tanışı jandarma karakoluna
çağırır. Serdar Tanış, telefonla görüştükten
hemen sonra kendisini yalnız bırakmak istemeyen HADEP İlçe
Sekreteri Ebubekir Deniz ile birlikte Ömer Sansürün minibüsüne binerek Silopi
İlçe Jandarma Komutanlık binasına giderler. Ömer Sansür, Deniz
ve Tanışı Silopi Jandarma Komutanlığının
önünde bırakır ve o günden beri Deniz ve Tanışı bir
daha ne gören olur ne de kendilerinden haber alınır.
Evet
saygıdeğer milletvekilleri, bugün itibarıyla Serdar
Tanışın ve Ebubekir Denizin Silopi İlçe Jandarma
Komutanlığına gidişlerinin üzerinden tam yedi yıl
geçmiştir. Ancak, Denizin ve Tanışın izine hâlâ
rastlanabilmiş değil, sorumlular tespit edilerek cezalandırılmış
değildir. 29 Ocak 2001 tarihinde, Silopi İlçe Savcısı,
insan hakları örgütleri temsilcilerinden oluşan heyete, Jandarma Alay
Komutanının, kendisine, adı geçen kişilerin gözaltına
alınmadığını söylediğini bildirir. Ancak, 1
Şubat 2001 tarihinde, Şırnak Valiliği, adı geçen
kişilerin 25 Ocak 2001 tarihinde saat 14.00te İlçe Jandarma
Komutanlığına ziyarette bulunduklarını açıklar.
Değerli
milletvekilleri, Serdar Tanış, kaybolmadan on beş gün önce,
HADEP Silopi İlçe Başkanlığına atandıktan sonra
gördüğü baskılar nedeniyle ilçeden ayrılarak
Cumhurbaşkanlığına, Başbakanlığa,
İçişleri Bakanlığına, Adalet
Bakanlığına ve Diyarbakır Cumhuriyet
Başsavcılığına hitaben yazdığı
dilekçeyi dönemin HADEP Diyarbakır İl Başkanı Ali Ürküte
bırakır. Dilekçede aynen şunlar yazılıdır: Eylül
2000de genel merkez tarafından atandığımdan bu yana,
sürekli, güvenlik kuvvetlerince görevimden vazgeçmem için uyarılmakta,
değişik şekillerde tacize uğramaktayım. Aynı
şekilde babam da zaman zaman jandarma görevlilerince alıkonulmakta,
parti çalışmasının devam etmesi durumunda işlerin
yürütmesinin engelleneceği uyarısı yapılmaktadır. Son
olarak 02/01/2001de babam Cizreden Silopiye giderken durdurulmuş,
Şırnak İl Jandarma Komutanlığınca
çağrıldığı söylenerek derhâl Alay
Komutanlığına gitmesi istenmiştir. Babam Alay
Komutanlığına gitmiş, orada, benim neden HADEPten
ayrılmadığım konusunda sorgulandıktan sonra, 4 Ocakta
Alay Komutanlığında hazır bulunmam gerektiği
iletilmiştir. O gün Diyarbakırdan Alay
Komutanlığını arayıp Ankarada işlerimin
olması nedeniyle söylenen tarihte hazır
bulunamayacağımı belirttim. Bizzat telefona çıkan Alay
Komutanı tarafından 5 Ocak Cuma günü hazır bulunmam
gerektiği kesin bir dille bana iletildi. Cuma günü babam iş yerine
giderken Cizre çıkışında sivil jandarma ekiplerince tekrar
durdurularak Silopi İlçe Merkez Komutanlığına
götürülmüştür. Kendisine, Alay Komutanı tarafından
sorulduğum belirtilmiş, buradan Jandarma Merkez Komutanı
tarafından Şırnak Alay Komutanlığı telefonla
aranmış, babam Alay Komutanıyla görüştürülmüştür. Alay
Komutanı Serdar bugün mutlaka buraya gelmeli. Gelmezse bir daha
Şırnaka ayak basmasın, basarsa kendisini öldüreceğim. Kime
giderseniz gidin, yerim, rütbem belli. dedikten sonra telefonu
kapatmıştır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Bir
dakika ek süre veriyorum Sayın Buldan, lütfen tamamlayın.
PERVİN
BULDAN (Devamla) Değerli milletvekilleri, Serdar Tanış bu
dilekçeyi teslim ettikten sonra Silopiye dönmüş ve en son İlçe
Jandarma Komutanlığı önünde görülmüş ve kendilerinden bir
daha haber alınamamıştır.
Deniz ve
Tanışın kaybolmasının üzerinden tam yedi yıl
geçti, akıbetleri hâlâ bilinmemektedir. Ne Hükûmet ne devlet bu konuda
üzerine düşün görevi yapmamıştır. Türkiye, âdeta, bir
kayıplar ve faili meçhuller ülkesi olmuştur.
Oysa biz
biliyoruz ki her kaybın bulunduğu bir yer, kaybedilme nedeni ve
sorumluları vardır ve biliyoruz ki faili meçhul bırakılsa
da aslında her cinayetin de bir faili vardır. Fakat,
sorumluların ortaya çıkarılması için devlet üzerine
düşen görevi yapmalı, kayıplar ve faili meçhullerle geçen ülke
tarihi aydınlatılmalıdır binlerce kayba, binlerce cinayete
ve aynı zamanda, yanan binlerce yüreğe yenileri eklenmesin diye.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (DTP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Buldan.
Gündem
dışı ikinci söz, Kahramanmaraş ilinde tekstil sektörünün
içinde bulunduğu sorunlar ve çözüm önerileri konusunda söz isteyen
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Mehmet Akif Paksoya aittir.
Buyurun
Sayın Paksoy. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş
dakika.
2.- Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoyun,
Kahramanmaraş ilinde tekstil sektörünün içinde bulunduğu sorunlar ve
çözüm önerilerine ilişkin gündem dışı konuşması
ve Devlet Bakanı Mehmet Şimşekin cevabı
MEHMET AKİF
PAKSOY (Kahramanmaraş) Teşekkür ederim.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Kahramanmaraştaki tekstil
sektörüyle ilgili gündem dışı söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Kahramanmaraşta
iplik sanayi ekonominin temelidir, Türkiye iplik üretiminin yüzde 30unu tek
başına karşılar hâle gelmiştir. Bu süreçte, hem
open-end hem de ring üretiminde ciddi bir ihtisaslaşma
gerçekleşmiştir. 80li yılların başından itibaren
sanayileşme sürecine giren Kahramanmaraşın sosyoekonomik
yapısının büyük ölçüde değişmesinde iplik sektörünün
çok büyük payı bulunmaktadır. Kentin ekonomik olarak yeni bir döneme,
sanayileşme ve ihracat sürecine girmesinde, yatırım, üretim,
istihdam, ihracat temelinde bir ekonomik büyüme modeli oluşturmasında
bu sektörün rolü vardır.
Kahramanmaraşın
bugün 2 milyar dolarlık millî gelire ulaşması, ihracatta yirmi
birinci sıraya yerleşmesi, sanayide tüketilen elektrik enerjisi
açısından ilk on beş il
arasına girmesi, yıllık 2 milyar doların üzerinde sanayi
sektörü hasılasıyla ciddi bir ekonomik büyüklük
oluşturması, dokuma, örme, boya, konfeksiyon gibi bağlı
sektörlerin gelişmesi ve Avrupa pazarlarına açılması,
temelde, iplik sektörünün öncülüğüyle gerçekleşmiştir.
Sektörün bugün
kapasitesi 362 bin ton/yıldır. 25 binden fazla insanı direkt
olarak istihdam etmektedir. 2005 yılında çıkarılan 5084
sayılı Yatırımın ve İstihdamın Teşviki
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun sektörlere belirli ölçülerde rahatlatıcı bir etki
yapmıştır. Ancak, Kanunun yatırım ve istihdam ile
ilgili iyi niyetli amaçları, son dönemde iplik ithalatının çok
hızlı şekilde artması neticesinde, kısa süreli bir
vitamin niteliğinden öteye gidememesine yol açmıştır.
Türkiyenin son dönemde hızla artan iplik ithalatı, Kahramanmaraşın
bu en önemli sektörünü, halkın en büyük geçim kaynağını yok
olma aşamasına getirmiştir.
Türkiyenin
tekstil ithalatı 2001 yılında 2,745 milyar dolar iken, 2006da
bu rakam 6,337 milyar dolara yükselmiştir, bu dönem içerisinde yüzde 131
oranında artmıştır. Daha da önemlisi, 2001
yılında tekstil ihracatı ithalattan fazla iken, 2006
yılına geldiğimizde ithalat ihracatı geçmiş
bulunmaktadır. İthalatta ilk sırada 909 milyon dolarla Çin
gelmektedir. Uzak Doğu ülkeleri ve Çinden yapılan tekstil
ithalatındaki artış vahim ve yıkıcı boyutlara
ulaşmıştır. Tekstil ithalatı içerisinde ipliğin
payı yüzde 43tür. Türkiyenin iplik ithalatı 2001 yılında
1,2 milyar dolar iken, bu rakam 2006 sonu itibarıyla 2,7 milyar doları geçmiş bulunmaktadır.
Türkiyeye her
yıl tüm fabrikaları kapatacak düzeyde tekstil ara malları girişi
gerçekleşmektedir. Türkiye bu hâliyle büyük bir tekstil pazarına
dönüşmüştür. Düşük döviz kuru politikası bu
olumsuzluğa çanak tutmaktadır. İllegal kumaş ve iplik
ithalatı da tüm bunların üzerine daha büyük bir olumsuz etki
oluşturmaktadır. Hem devlet vergi kaybına uğramakta hem de
içerideki üretici haksız rekabet ile karşı karşıya
kalarak ölüm kalım mücadelesi vermektedir.
Avrupa
Birliğinin en büyük entegre üretim kapasitesi ülkemizde olmasına
rağmen, Uzak Doğu'nun haksız rekabetine teslim edilmesine göz
yumulmaktadır. Devletin sağladığı yatırım
teşvikleri sonucu Avrupanın en büyük iplik kapasitesi
oluşmuş, ancak, kontrolsüz ve denetimsiz haksız ithalat
nedeniyle sektör durma aşamasına gelmiştir. Düşük kur
politikasıyla ithalatın teşvik edilmesi, gümrük birliği
nedeniyle dünyanın en düşük gümrük vergilerinin uygulanması,
rakip ülkelerin devlet sübvansiyonlarıyla Türkiyeyi hedef pazar olarak
belirlemesi, Hindistan, Suriye, Özbekistan, Türkmenistandan özellikle son
dönemlerde çok yoğun olarak getirilen ipliğin serbest bölgeler
aracılığı ile Türkiyeye sokulması, sektörün
olduğu gibi, Türkiye ekonomisinin temellerine de dinamit
yerleştirmektedir.
Kahramanmaraşta
girişimciler bu durum karşısında niye yatırım
yaptıklarını sorgulamaya başlamışlar ve
yatırımlar durma noktasına gelmiştir. Kahramanmaraşta
faaliyet gösteren 84 iplik fabrikası üzerinde Ticaret ve Sanayi
Odasınca yapılan araştırma sonuçlarına göre, 59
fabrikanın satışları durma aşamasındadır. 3
fabrika ise satışlarını tamamen durdurduğunu belirtmiştir
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Bir
dakika ek süre veriyorum Sayın Paksoy, lütfen toparlayın.
MEHMET AKİF
PAKSOY (Devamla) Teşekkür ediyorum.
7 fabrika ise
henüz üretime dahi başlayamamıştır. Hem
araştırmalardan hem de piyasa gözlemlerinden
anlaşılacağı üzere, sektör baş aşağı
inişe geçmiştir. Görüşülen çoğu fabrika, artık daha
fazla dayanma güçlerinin kalmadığını, bu şekilde devam
etmesi durumunda tesisleri tamamen kapatmak zorunda kalacaklarını ve
mecburen işçilerin çıkarılacağını ifade
etmektedir. Sektörde faaliyet gösteren girişimciler, ithalat
karşısında hiçbir şekilde rekabet güçlerinin
olmadığını, özellikle doların 1,30 seviyesinin altına
düşmesiyle birlikte fiyat veremez ve satış yapamaz hâle
geldiklerini, fiyatların maliyet seviyesinin altına
düştüğünü vurgulamaktadırlar.
Özet olarak,
şartlar bu şekilde devam ederse, sektörün yaşama şansı
kalmamıştır. Bu nedenlerle, Türkiye acil olarak, Avrupa
Birliğiyle ortaklık yaratan ve geçiş döneminin
uygulanmasına ilişkin şartları, usulleri, sıra ve
süreleri belirleyen Katma Protokolün 60ıncı maddesindeki hükmüne
dayanarak -ki bu şartlar çoktan ortaya çıkmıştır-
gereken tüm tedbirleri beklemeksizin almalıdır.
Teşekkür
ediyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Paksoy.
Cevap verecek
misiniz?
Hükûmet
adına Devlet Bakanı Sayın Mehmet Şimşek.
Buyurun
Sayın Şimşek. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
DEVLET BAKANI
MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, tekstil
sektörü bizim için önemli bir sektör. Tekstil sektöründeki problemlerin özünde,
aslında, bazı ürünlerde tabii ki sorun var. Neden? Çünkü, bu ürünler
düşük katma değerli, emek yoğun ürünler. Bakın, Çinde
kırsal kesimde asgari ücret saat başına 45 sent,
Mısırda 50 dolarla adam çalıştırabiliyorsunuz.
Doğal gaz son derece ucuz. Dolayısıyla, düşük katma
değerli ürünlerde, tabii ki, bizim rekabet şansımız bu
türden ülkelerle son derece düşük. Yani, kur düşük de olsa, yüksek de
olsa, bu çok büyük bir fark etmeyecek. Ton başına Pakistandan gelen
iplik muhtemelen bin YTL buradaki maliyetin aşağısında.
Burada bizim
yapmamız gereken ki, yaptığımız şey de o-
markalaşmaya, özellikle tasarıma daha büyük önem veriyoruz. Bu konuda
birtakım çalışmalarımız var Dış Ticaret
Müsteşarlığı bünyesinde ve bunlar tabii ki önümüzdeki
dönemde daha ağırlıklı bir şekilde de devam ettirilecek. Ama, burada, dediğim
gibi, esas sorun, biz, 11 euroya gömlek üretip markalı yerlere verip
onların 50-60 euroya satmalarından çok bizim kendi
markalarımızı yaratmamız gerekecek ve bundan sonra tabii ki
bu sektörde iş yapacak girişimcilerimizin buna ağırlık
vermesinde ben büyük bir fayda görüyorum. Çünkü, bizim, hızla
globalleşen bir dünyada ücret bazında rekabet etme gibi bir niyetimiz
yok. Bizim, yüksek katma değerli ürünlere geçmemiz lazım. Bu,
tekstilde de söz konusu, bütün diğer sektörlerde de söz konusu. Bu nedenle
de bu hafta içerisinde önünüze ar-ge yasası gelecek ve ar-ge yasası
özellikle tasarım, araştırma-geliştirme konusunda önemli
ölçekteki firmalarımıza çok önemli birtakım teşvikler
getirecektir. Bu, en azından diğer sektörlere kaymayı ve mevcut
sektörler içerisinde, dediğim gibi, daha yüksek katma değerli
ürünlere geçişi sağlayacaktır.
Burada düşük
kur politikası diye bir politika yoktur arkadaşlar. Neden? Çünkü biz,
2001 yılında Merkez Bankasını bağımsız hâle
getirdik. Faizi biz belirliyoruz, yani Merkez Bankası belirliyor, enflasyon
hedefiyle tutarlı olarak. Para giriş çıkışı
serbest. Bu çok önceden verilmiş bir karar. Bunun bir sonucu olarak kur
piyasa tarafından belirleniyor. Dolayısıyla böyle bir politika
söz konusu değildir. Çünkü bu üç değişkenden sadece ve sadece
iki tanesini kontrol edebiliyorsunuz, aynı zamanda üç değişkeni
kontrol edemiyorsunuz. Kontrol etmeye çalışanlar oldu 90lı
yıllarda, çok çok daha yüksek faizlerle, çok çok daha büyük problemlerle
karşılaşıldı.
Burada, özellikle
tekstil sektöründe benim gördüğüm şey şu: Bakın, dikiş
gerektirmeyen kumaşta hâlâ yüzde 30 kâr marjıyla çalışan
işletmelerimiz var. Markasını yaratanlarda hiçbir sorun yok ama
dediğim gibi, fazla teknoloji gerektirmeyen basit ürünlerde Çin,
Hindistan, Bangladeş, hatta önümüzdeki dönemde belki Suriye,
Mısırdan rekabet sorunlarıyla karşı karşıya
olacağız. Bence, yatırımcılarımızın
bunu göz önüne olarak bundan sonra bir perspektif çizmelerinde büyük bir fayda
vardır. Bakın, belki 10 dolarlık iplik üretseniz, orada kâr
marjı son derece yüksek ve rekabet probleminiz şu anda, şu kurla
bile yok ama 1 dolarlık iplik üretirseniz, tabii ki, işçilik ve
benzeri diğer girdilerden ötürü Çinle rekabet edemiyorsunuz.
Dolayısıyla burada Hükûmetimizin bu konuya duyarlı olduğunu
söylemek istiyorum. Özellikle de tasarımda, markalaşmada,
araştırma geliştirmede, daha yüksek katma değerli ürünlere
geçişte biz her türlü yardımı sunacağız ve
sektörümüzdeki bu işletmelerin özellikle kümelenme ve önümüzdeki dönemde
kendilerini yeniden yapılandırmaları, bu dönüşüm sürecini
yönetme konusunda da biz her türlü öneri ve açılıma
açığız. O konuda sektör temsilcileriyle de sık sık bir
araya geliyoruz, kendileriyle de konuşuyoruz ama şunu tekrarlamak
istiyorum: Çok basit ürünlerde, takdir edersiniz ki, burada rekabet gücü son
derece sınırlı. Bunu çok açık konuşmak lazım.
Dolayısıyla, kur yüzde 15 yukarıda da olsaydı, yüzde 15
aşağıda da olsaydı bu bence çok fazla denklemi
değiştirmezdi; ki, dediğim gibi, Hükûmetimizin, herhangi, bu
anlamda
Biz tamamen piyasa tarafından belirlenen dalgalı bir kur
politikasını uyguluyoruz ve bu aşamada da şu veya bu
sektördeki problem nedeniyle başka türlü tasarruflara gidersek, bu defa
başka sorunlar yaratılır. Türkiyede bence işini bilenler
bu ortamda bile son derece iyi para kazanıyorlar. İhracat
artışında bir sorun yok, en azından tekstil itibarıyla
bile baksanız. Ama şu var: Daha yüksek katma değerli ürünlere
geçtiğimiz için bazı ürünler dışarıdan gelebiliyor,
bunu da normal karşılamak lazım. Çok basit ürünlerde de rekabet
gücü azlığı zaten ortada.
Önümüzdeki
dönemde bizim iki hedefimiz var: Bir tanesi, Türkiyenin rekabet gücünü
artırmak. Bunu artırmak için de ar-geye büyük bir önem
vereceğiz, araştırma-geliştirme çok ön planda olacak. Bu
yasa bence onun bir zeminini hazırlayacak.
İkinci
olarak, biz altyapı ve eğitim harcamalarını artıracağız.
Çünkü, rekabet dediğiniz zaman özellikle ulaşım çok önemli bir
unsur. Yine enerji piyasası reformunu yapıyoruz. Enerji
maliyetlerinin aşağıda olması için mutlaka bizim, tabii ki,
hem rekabetçi bir sisteme geçmemiz lazım, serbestleşmeye gitmemiz
lazım hem de, aynı zamanda, çeşitlendirmemiz lazım.
Nitekim, Nükleer Enerji Yasası, biliyorsunuz geçti, yakında onunla
ilgili düzenleme yapacağız. Mesela, bugün Fransa elektriğinin
yüzde 78ini nükleer enerji santrallerinden elde ediyor ve Avrupada en ucuz
elektriği satan ülke. Yine, bu rüzgâr enerjisi, jeotermal enerjisi veya
güneş enerjisinden de önemli, azami ölçüde yararlanacağız.
Avrupa Birliği geçen hafta bir hedef koydu. Avrupa Birliği üyeleri
önümüzdeki yıllarda bu yenilenebilir enerji kaynaklarından yüzde 20
oranında, toplam enerjileri içerisinde, yararlanmak istiyorlar. Belki de
bizim o türden bir perspektifle önümüzdeki dönemde yola devam etmemiz
gerekecek.
Dolayısıyla,
gerek enerji maliyetlerinin aşağıya çekilmesi gerek,
dediğim gibi, altyapı yatırımlarının ciddi bir
şekilde tamamlanması, eğitime, araştırma ve
geliştirmeye önem verilmesi yoluyla biz Türkiyedeki rekabet gücünü
artıracağız. Aynı zamanda, Türkiye içinde de rekabeti
artırmak istiyoruz. Çünkü, o verimlilik için ve inovasyon için son derece
önemli.
Dolayısıyla,
bu Hükûmetin bir planı var. Tekstil sektörü bizim için öncelikli bir
sektör olmaya devam edecektir. Orada yüksek katma değerli ürünlerde bizim
rekabet gücümüz son derece yüksektir ve bizim sanayimiz o yöne doğru da gidiyor.
Biz, başka
ülkelerin geçtiği dönemden geçiyoruz. Bugün, Almanyada, İngilterede
veya İtalyada tekstil nasıl bir dönüşüm yaşadıysa biz
de o dönüşümün içinden geçeceğiz ve geçiyoruz. Bunu da son derece normal
olarak karşılamak lazım.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Şimşek.
Gündem
dışı üçüncü söz, Artvin ilinin ulaşım sorunları
ve kardan dolayı kapalı bulunan köy yollarıyla ilgili söz
isteyen Artvin Milletvekili Sayın Metin Arifağaoğluna aittir.
Buyurun
Sayın Arifağaoğlu. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş
dakika.
3.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlunun,
Artvin ilinin ulaşım sorunları ile kar nedeniyle kapalı
bulunan köy yollarına ilişkin gündem dışı
konuşması ve Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırımın cevabı
METİN
ARİFAĞAOĞLU (Artvin) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Artvin ilinin ulaşım sorunları hakkında
gündem dışı söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Artvin, ulaşım sorunlarını
halledememiş illerimizden biridir. Barajlar nedeniyle ulaşım
sorunları katlanarak artmıştır. Kara yolları
ağında bulunup yıllardır bitirilemeyen iki önemli projeden
bahsetmek istiyorum: Bunlardan biri Borçka-Camili yolu, diğeri
Ardanuç-Geçitli-Ardahan yoludur.
Değerli
milletvekilleri, Borçka-Camili yoluna 1991 yılında
başlanmıştır. Aradan on yedi yıl geçmiştir. 42
kilometrelik yolun 30 kilometresi yapılmıştır, 12
kilometresi hâlen daha yapılmayı beklemektedir. Bu yol Artvin için,
Borçka için çok önemlidir. Muratlı yol ayrımından itibaren, önce
Aralık köyü, arkasından Atanoğlu ve Karagöl mesire yerinin
yanından 1.830 rakımlı tepeye ulaşıyorsunuz, sonra
alçalarak Macahel Havzasına giriyorsunuz. Bu yola yaklaşık
15-16 milyon YTL para gerekmektedir.
İkinci
yolumuz, Ardanuç-Geçitli-Ardahan yoludur. Bu yolun Artvin ili hudutları
içinde kalan bölümü 31 kilometredir, 1993ten günümüze on beş yıl
geçmiştir ve 9 kilometresi yapılmış, 22 kilometresi
yapılmayı beklemektedir.
Bu yolların
akıbeti konusunda, ben, Sayın Bakana sözlü soru önergesi
vermiştim. Sayın Bakan, bu kürsüden, bu yolların akıbeti
hakkında 2009 yılının sonunda bitirileceği sözünü
vermiştir.
Şimdi, ben,
buradan, tekrar soruyorum: Sayın Bakanım, hazır
buradasınız, eğer, bir ek kaynak bulunamazsa, bu iki projeyi
2009 yılının sonuna kadar bitirmek mümkün değildir. Mutlaka
ek bir kaynağa ihtiyaç vardır. Zaten siz de konuşmanızda ek
kaynak bulunarak bitireceğinizi söylemiştiniz.
Şimdi,
beş yıllık iktidarınız döneminde 50 milyar
dolarlık özelleştirme yaptınız, hiçbir hükûmete nasip
olmadı, Artvine bu 50 milyar dolardan 1 lira gelmedi. Bundan sonra
nasıl gelecek? Yine, 50 milyar dolar bu milletin parası, bu milletin
malı özelleştirildi ancak 50 milyar dolardan dış
borçlarımızdan yine 1 lira eksilmedi.
Şimdi,
değerli arkadaşlarım, Artvinin 311 köyü bulunuyor. Bu
köylerimizin yüksek rakımlı olanları mutlaka yoğun kar
yağışı nedeniyle kapanıyor, kapanması da
muhtemeldir. Orada yaşayan insanlarımız da bir gün, iki gün, üç
gün, beş gün yol kapanmasına tahammül etmektedir. Nitekim, dün
akşam, Ankarada yirmi dakika kadar elektriklerimiz kesilmiştir,
ancak bahsettiğim projelerden birinci proje, yani Macahel Havzasında
bulunan altı köy vardır. Bir ay değil, iki ay değil,
değerli milletvekilleri, altı ay yolu kapalıdır. Altı
ay o insanlar o zahmete, o eziyete dayanmaktadır. Kasım ayı
gelmeden bütün erzakını, altı aylık yiyeceğini,
içeceğini oraya götürüyor. Doktoru yoktur altı pare köyün. Sadece 1
hemşiresi vardır ve herhangi bir apandisit, fıtık patlamasında,
düşünün o insanların hâli ne olacaktır ve burada yaşayan
insanlar mutlaka çözüm bekliyor. Öncelikle yollarının
yapılmasını beklemektedir.
Değerli
milletvekilleri, Artvinin
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Bir
dakika ekliyorum, lütfen tamamlayınız.
METİN
ARİFAĞAOĞLU (Devamla) Karayollarına imkân verirseniz,
para verirseniz, makine ve teçhizat verirseniz, mutlaka bunların
üstesinden gelirler. Orada yetişmiş personelin, yetişmiş
insanların bu 657 sayılı Devlet Memurlarının
verdiği maaşla çalışmasından dolayı da
onları kutluyorum.
Diğer önemli
bir konu, Artvin ilinin merkez ilçenin ikinci bir ulaşım yoluna
ihtiyacı vardır. Artvinin nüfusu gittikçe artıyor. Tek yoldan
ulaşıyorsunuz. Belediye de haklı olarak yüklü araçlara gündüz
şehre giriş imkânı vermiyor. İkinci bir alternatif yola
mutlaka ihtiyacı vardır. Bunu çok önemsiyorum. Sayın
Bakanın 2009 yılı sonunda bitirme sözünü de ciddiye
alıyorum, çok inanıyorum ve bu konuda yanıtlarını bekliyorum.
Hepinizi
sevgiyle, saygıyla tekrar selamlıyorum. (CHP ve MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Arifağaoğlu.
Şimdi,
İç Tüzükün 60ncı maddesine göre Sayın Sakıka, pek
kısa söz talebi nedeniyle söz vereceğim.
Lütfen Sayın
Sakık, bir dakikayı aşmayın. Sonra da Sayın
İnceye söz vereceğim aynı şekilde.
Buyurun.
V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR
1.- Muş Milletvekili Sırrı Sakık,
Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve Malatya Milletvekili Ferit Mevlüt
Aslanoğlunun, yoğun kar yağışından dolayı
yurdun çeşitli yerlerinde kapalı bulunan yollar nedeniyle
açıklamaları ve Ulaştırma Bakanı Binali
Yıldırımın cevabı
SIRRI SAKIK
(Muş) Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Ben de Sayın
Ulaştırma Bakanıma bir soru sormak istiyorum. Yirmi saate
yakındır binlerce köy yolu kapalı ve şehirler arası
yolculukta insanlar mahsur. Aksaraya
Teşekkür
ediyorum.
ULAŞTIRMA
BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) Buradayım.
BAŞKAN
Buyurun Sayın İnce.
Bir dakikayı
geçmeyin lütfen.
MUHARREM
İNCE (Yalova) Çok teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Metin
Arifağaoğlunu dinlerken yıllar öncesine geri döndüm.
Üniversiteyi bitirdiğimde ilk öğretmenliğe Artvinde
başlamıştım. O gün de Camilinin yolu kapalıydı,
bugün de Camilinin yolu kapalı. Bir çalışma ömrüne
sığmamış
Ben dokuz ay sonra emekli olacağım.
İlk maaşımı aldığım yerde, şimdi
emeklilik hayalleri kurarken, hâlâ Artvinin yollarının
yapılmamış olmasından üzüntümü yüce Meclisinizle
paylaşmak istedim. Tabii, bunun altı yılı da iktidara
aittir.
Sayın Bakan,
benim ilk göreve başladığım yerde, şimdi
emekliliği hak etmiş birisi olarak, bu kadar sürede bu
sorunların çözülmemiş olmasından üzüntü duyuyor mu? Bunu da
sayın bakanlara sormak istedim.
Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın İnce.
Sayın
Aslanoğlu, aynı şekilde, bir dakikayı lütfen geçmeyin.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) Sayın Bakanım, Mucurda dün gece on birden
bu yana yaklaşık üç bin araba, otobüs, otomobil, Sayın
Milletvekilimin söylediği gibi Aksarayda ve Malatya-Reşadiyede
binlerce araç beklemektedir. Bugün sabahtan beri beni en az 100 kişi
aradı, donacağız diyorlar, donacağız diyorlar.
Onun için takdirlerinize sunuyorum. Hakikaten son derece güç durumda bu
insanlar.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.
Şimdi söz
sırası Hükûmet adına Ulaştırma Bakanı Sayın
Binali Yıldırımda.
Buyurun
Sayın Yıldırım. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR (Devam)
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları (Devam)
3.- Artvin Milletvekili Metin Arifağaoğlunun,
Artvin ilinin ulaşım sorunları ile kar nedeniyle kapalı
bulunan köy yollarına ilişkin gündem dışı
konuşması ve
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırımın
cevabı (Devam)
ULAŞTIRMA
BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Erzincan) Sayın Başkan,
sayın milletvekilleri; Artvin Milletvekili Sayın Metin
Arifağaoğlunun Artvin ilinin ulaşım sorunlarıyla
ilgili gündem dışı konuşmasına cevap vermek üzere söz
almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Konuya geçmeden
önce, kara yollarımızda çetin hava şartları
dolayısıyla yapılan karla mücadele çalışmaları ve
son durum hakkında sizleri bilgilendirmek istiyorum.
CANAN ARITMAN
(İzmir) Tren kazaları konusu Sayın Bakan!
ULAŞTIRMA
BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) Az önce Sayın
Aslanoğlunun Nevşehir-Aksaray arası -Sayın Sakıkın
da ifade ettiği gibi- şu anda mahsur kalan on adet otobüs
Bunlarla
ilgili çalışmalar devam ediyor. Yolcular tamamen
kurtarıldı, yol açma çalışmaları sürdürülüyor.
Bildiğiniz
gibi, dün gece Tunceli-Pülümür arasında da 40-50 arası
vatandaşımız mahsur kalmıştı. Bunların
tamamı kurtarıldı ve yol açıldı. Ancak, yolu
trafiğe kapalı tutuyoruz özellikle. Çünkü, çığ düşmeye
devam ediyor, çığ hareketi orada devam ediyor, emniyet için
geçişler verilmiyor. Benzer şekilde Kırşehir-Kayseri
güzergâhında, özellikle de Mucur-Kırşehir kesiminde,
Konya-Ankara, Elâzığ-Erzincan-Tunceli güzergâhında çok
yoğun bir tipi var, görüş mesafesi sıfır. Bu yüzden de
özellikle emniyet açısından yol trafiğe kapalı tutuluyor.
Görüş mesafesi uygun hâle gelince araçlara geçiş verilecek. Valilik,
emniyet ve Karayolları Genel Müdürlüğü ekipleri bölgede
çalışmalarını sürdürüyor. Tabii, son günlerde, özellikle
Anadoluda çok çetin kış şartları yaşanıyor.
Karayollarımız, 20 bin personeliyle, yurdun her köşesinde,
şube şefliklerinde, bölge müdürlüklerinde, il müdürlüklerinde, gece
gündüz, mesai mefhumu dinlemeden, çetin tabiat şartlarına
karşı mücadele ediyorlar. Allaha şükür, mahsur kalan, kapanan
yollardaki konularda ellerinden gelenin de üzerinde gayret gösteriyorlar.
Sayın
Sırrı Sakık bana ulaşamadığını söyledi.
Ben buradayım, Ulaştırma Bakanı, en kolay
ulaşılan bakan. Kaldı ki, Sayın Sakık benim özel
kalemimle görüşmüş ve kendisine de bu konuda gerekli bilgiler Ahmet
Ataşçı tarafından verilmiştir.
SIRRI SAKIK
(Muş) Size ulaşamadığımı söyledim Sayın
Bakan.
ULAŞTIRMA
BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) Ben sabahtan beri buradayım,
Meclisteyim.
SIRRI SAKIK
(Muş) Ben sizi makamınızdan aradım, Mecliste olup
olmadığınızı bilmiyorum ki.
ULAŞTIRMA
BAKANI BİNALİ YILDIRIM (Devamla) Evet.
Şimdi,
değerli arkadaşlar, kara yollarımız, Türkiyenin her
tarafında, gerek yolcu taşımacılığı gerekse
yurt içi eşya taşımacılığında önemli bir
yükümüzü alan ciddi bir altyapıdır ve kara
yollarımızın -1950 yılından beri-
standardının iyileştirilmesi, vatandaşımızın
yaşam kalitesinin artırılması için her hükûmet döneminde
belirli çalışmalar yapılmaktadır.
Sayın
Arifağaoğluna katılıyorum, 1991de başlamış
bir yol var. Hangi yol? Artvin ayrımı-Ardanuç. Ardahan
sınırına kadar. Ardahanda da devam eden kısmı var. 1991-2002
yılları arasında yapılan miktar sadece
Şimdi,
burada bir gerçek ortaya çıkıyor. Kara yollarının şu
anda başlayan, 1983 tarihinden itibaren başlayan, devam eden 1.500ün
üzerindeki projelerinin toplamı 55 katrilyondur. 1983, 1993, 2003, 2008
Kaç? Yirmi beş sene. Yirmi beş senede tamamlanan kısmı 22
katrilyondur. Ancak, bu 22 katrilyonun 14 katrilyonluk kısmı son
beş yılda tamamlanmıştır arkadaşlar. Yirmi
beş yılın beş yılında, toplam 22 katrilyonluk
proje portföyünün 14 katrilyonluk kısmı son beş yılda
yapılmıştır. İnsaflı olmak lazım. Bu da
yetersiz. Böyle projelere gerekli kaynağı ayıramazsanız vaktinde
bitmiyor. Vaktinde bitmeyen bir proje de hem ondan beklenen sosyal faydayı
sağlamıyor hem de kamuya 1 yerine 1.000e mal oluyor. Projeye
başlıyoruz 1 lirayla, on yıl geçiyor; proje bedeli, baktık
50 katına çıkmış, ama ilerleme yüzdesine bakıyoruz,
daha yarı olmamış. Neresinden bakarsanız bakın -bir
kamu kaynağı- bir verimsizlikle karşı
karşıyayız. Bu sadece Artvinde değil, Türkiye'nin her
tarafında var. Bu gerçeği görmemiz lazım. Artvin, kaldı ki,
coğrafi olarak en zor coğrafyamız olan illerimizden bir tanesi
ve orada altı yedi baraj yapılması nedeniyle, yol
deplasmanları, ayrıca sorunu daha da önemli hâle getiriyor.
Artvinde devam
eden, sizin de ifade ettiğiniz gibi, on bir adet proje var. Ben, bu
konuyu, daha önce, Genel Kurulda bütçemin görüşülmesi esnasında da
ifade ettim. 2009 senesi sonuna kadar, buradaki geçmiş yıllardan
devam eden projelerin en önemlilerini -siz ifade ettiniz- bitireceğiz. Bu
sözümü burada tekrarlıyorum. Ama, ifade etmek istediğim bir
başka şey daha var: Bizim için, 2008 ve 2009 dönemi, kara
yollarında derlenip toparlanma yılı olacaktır. Bunu
nasıl yapacaksınız? Gayet tabii ki, siz de ifade ettiniz, bütçe
imkânlarıyla bunu yapmamız mümkün gözükmüyor. İlave
imkânları burada geçen yıl nasıl kullandıksa, bu yıl
da fazlasıyla kullanmak suretiyle bu kaynağı
aktaracağız. Unutmayın ki, geçen yıl 2,5 katrilyon
Karayollarının bütçesi olmasına rağmen, yıl içinde,
bütçe yatırımı dışında 1,5 katrilyon ödenek temin
edilmiş ve birçok projede önemli ilerlemeler
sağlanmıştır. Aynı bakış açısıyla,
imkânları biraz daha fazla zorlayarak, bilhassa birinci, ikinci derecede
önemli projelerden başlamak üzere, yıllara sâri olan projelerin
maliyetini daha da yükseltmemek, tamamlanmasını da geciktirmemek
için, 2008 ve 2009 yıllarında çok ciddi çalışmalar
yapacağız. Bunun için de, yüce Meclisimizin, siz
milletvekillerimizin, gündemde olan, bir iki ufak kanuni düzenlememiz olacak,
buna desteğinizi bekleyeceğiz. Bir tanesi, Yap-İşlet-Devret
Kanununun alanının genişletilmesine ilişkin bir
düzenlemedir. Muhtemelen, bugünlerde Genel Kurula gelecek. Yarım kalan,
maliyeti yüksek, geri dönüşümü oldukça düşük olan projeleri, bir an
önce ekonomiye, ülkemize, insanımıza kazandırmak için bir
düzenlemedir. Böylece, bununla, bu projeler hızlanacak. Diğer bir
tasarımızda da ulaşım altyapısını
desteklemeye yönelik ilave kaynak oluşturulmasını öngören bir
düzenleme olacak. Bunu da yüce Meclisin takdirine sunacağız ve
desteklerinizi bekleyeceğiz.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Karayollarımızın 2008
yılı itibarıyla yapacağı çalışmalar iki
kısımdan oluşuyor: Bir tanesi, devam etmekte olan bölünmüş
yol çalışmaları; ki, 13.860 kilometreye
ulaşmıştır, bunun 15 bin kilometreye tamamlanması.
Programımızda ifade edildiği gibi, Hükûmetimizin de vaadi,
taahhüdü olan 15 bin kilometreye ulaşması projesi, önümüzdeki iki
yılda bitirilecek. Ancak, bundan daha önemlisi, bitirilmiş bu
bölünmüş yolların büyük bir kısmı sathi kaplamadır ve
bu sathi kaplamanın da ömrü çok kısa, her yıl, iklim
şartlarından dolayı da yenilenmesi gerekiyor. Bu, hem ciddi bir
maliyet getiriyor hem de Karayolları ekiplerimizi, mevsimin de kısa
olması dolayısıyla, gücünün büyük bir kısmını
burada kullanmak zorunda kalıyorlar. Onun için, bir program dâhilinde, 11
bin kilometreye ulaşan bu bölünmüş yolları, sıcak karışımlı
asfalt yapmayı da programa alıyoruz. Bu asfalt
karışımlı kaplamayla sathi kaplama arasındaki maliyet
farkı 1e 7; 1e 8dir ama yolun ömrünü düşündüğümüzde, bir
sathi kaplamayı her yıl yenilemek varken, sıcak
karışımlı kaplamayı yirmi-yirmi beş sene hiçbir
şey olmadan kullanma imkânı vardır. O bakımdan, maliyet
yüksek olmasına rağmen, işte,
oluşturacağımız bu alternatif finans metotlarıyla, bu
yollarımızın hem geometrik standardını hem fiziki
standardını iyileştirme yaparken, devam eden projeleri de
artık, bitmeyen yılan hikâyesinden kurtarıp bir an önce,
halkımızın, vatandaşımızın özlemini gidermek
için gerekli çalışmaları yapacağız.
Bu vesileyle, bu
fırsatı bana verdiğiniz için size teşekkür ediyorum, Genel
Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Yıldırım.
Şimdi, gündeme
geçiyoruz.
Sayın
milletvekilleri, İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay,
gündemin Sözlü Sorular kısmının, 1, 5, 7, 8, 9, 19, 29, 32,
38, 57, 58, 62, 71, 72, 74, 86, 107 ve 121inci sıralarındaki
soruları; Maliye Bakanı Sayın Kemal Unakıtan, gündemin Sözlü
Sorular kısmının, 2, 15, 31, 33, 35, 53, 55, 67, 91, 104 ve
113üncü sıralarındaki soruları; Adalet Bakanı Sayın
Mehmet Ali Şahin, gündemin Sözlü Sorular kısmının 3 ve
52nci sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak
istemişlerdir. Sayın Bakanların bu istemlerini sırası
geldiğinde yerine getireceğim.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, müsaade eder misiniz bu konuda bir şey
söyleyeyim.
Efendim,
bakanlarımız bu şekilde Meclis
Başkanlığının
Müsaade ederseniz bunu
açıklayayım. İç Tüzüke göre
BAŞKAN
Teşekkür ederim, meramınızı anlattınız.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Hayır, daha bir şey söylemedim Sayın Başkan.
BAŞKAN Bu
konuyu biliyoruz.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Efendim, ama, konunun şöyle net belirlenmesinde yarar var:
İç Tüzükün 98inci maddesine göre, evvela soru buradan okunacak, bakan
buna cevap verecek, o soruyla ilgili, milletvekili de düşüncesini
söyleyecek ve arkasından da bakanın ona bir cevap vermesi lazım.
Şimdi,
Sayın Başkan, bütün sorduğumuz sorulardaki suistimal
olayları böylece ortadan kaldırılıyor. Bakanlar peş
peşe böyle cevap veriyorlar. O zaman soru sormayalım.
BAŞKAN
Peki, teşekkür ederim.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Uygulamayı böyle yapın Sayın Başkan.
BAŞKAN
Sağ olun Sayın Genç.
Başkanlığın
Genel Kurula sunuşları vardır.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığının üç tezkeresi vardır,
ayrı ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Çek Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi Dış
İlişkiler Komisyonu Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak, resmî temaslarda bulunmak
üzere, ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin
Başkanlık tezkeresi (3/270)
25
Ocak 2005
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM
Başkanlık Divanının 18 Ocak 2008 tarih ve 15
sayılı Kararı ile, Çek Cumhuriyeti Temsilciler Meclisi
Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı ve beraberindeki
parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmi
temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur.
Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7nci Maddesi gereğince Genel
Kurulun bilgisine sunulur.
Köksal
Toptan
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
2.- Estonya Parlamentosu Dışişleri Komisyonu
Başkanı ve beraberindeki Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin konuğu olarak, resmî temaslarda bulunmak üzere, ülkemizi
ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin Başkanlık
tezkeresi (3/271)
25
Ocak 2008
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM
Başkanlık Divanının 18 Ocak 2008 tarih ve 15
sayılı Kararı ile, Estonya Parlamentosu Dışişleri
Komisyonu Başkanı ve beraberindeki parlamento heyetinin Türkiye Büyük
Millet Meclisinin konuğu olarak resmi temaslarda bulunmak üzere ülkemizi
ziyareti uygun bulunmuştur.
Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7nci Maddesi gereğince Genel
Kurulun bilgisine sunulur.
Köksal
Toptan
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
3.- İtalya Temsilciler Meclisi
Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki
Parlamento heyetinin, Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak, resmî
temaslarda bulunmak üzere, ülkemizi ziyaret etmesinin uygun bulunduğuna
ilişkin Başkanlık tezkeresi (3/272)
25
Ocak 2008
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kuruluna
TBMM
Başkanlık Divanının 18 Ocak 2008 tarih ve 15
sayılı Kararı ile, İtalya Temsilciler Meclisi
Dışişleri Komisyonu Başkanı ve beraberindeki
parlamento heyetinin Türkiye Büyük Millet Meclisinin konuğu olarak resmi
temaslarda bulunmak üzere ülkemizi ziyareti uygun bulunmuştur.
Türkiye Büyük
Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 7 nci Maddesi gereğince Genel
Kurulun bilgisine sunulur.
Köksal
Toptan
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN
Bilgilerinize sunulmuştur.
Sözlü soru
önergesinin geri alınmasına dair bir önerge vardır, okutuyorum:
B) Önergeler
1.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçının
(6/343) esas numaralı sözlü sorusunu geri aldığına
ilişkin önergesi (4/18)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gündemin sözlü
sorular kısmının 110 uncu sırasında yer alan (6/343)
esas numaralı sözlü soru önergemi geri alıyorum.
Gereğini
saygılarımla arz ederim.
Rıdvan
Yalçın
Ordu
BAŞKAN
Sözlü soru önergesi geri verilmiştir.
Komisyondan
istifa önergesi vardır, okutuyorum:
2.- Tekirdağ Milletvekili Enis Tütüncünün Dilekçe
Komisyonu üyeliğinden çekildiğine ilişkin önergesi (4/17)
25.01.2008
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Dilekçe komisyonu
üyeliğimi mazeretlerim nedeniyle sürdüremiyorum.
Üyelikten
istifamın kabulünü saygılarımla arz ederim.
Enis
Tütüncü
Tekirdağ
BAŞKAN
Bilgilerinize sunulmuştur.
Meclis
araştırması açılmasına ilişkin üç önerge
vardır, önergeleri okutuyorum:
C) Meclis Araştırması Önergeleri
1.- Niğde Milletvekili Mümin İnan ve 23
milletvekilinin, patates üretimi ve pazarlamasında yaşanan
sorunların araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/105)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Gerekçesini ekte
sunduğumuz, ülkemizdeki patates üreticilerinin içinde bulunduğu
sorunların araştırılarak, çiftçimizin üretim
sıkıntılarının giderilmesine, üretilen ürünlerin
değerlendirilmesi ve pazarlanmasına yönelik çözümlerin
araştırılıp alınması gereken tedbirlerin tespit
edilmesi ve bunlara ilişkin yapılacak düzenlemelerin ele
alınabilmesi için Anayasa'nın 98'inci, İç Tüzük'ün 104 ve
105'inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması
açılmasını arz ve teklif ederiz.
1) Mümin İnan (Niğde)
2) Mehmet Şandır (Mersin)
3) Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
4) Durmuşali Torlak (İstanbul)
5) Zeki Ertugay (Erzurum)
6) Bekir Aksoy (Ankara)
7) Ahmet Orhan (Manisa)
8) Gürcan Dağdaş (Kars)
9) Alim Işık (Kütahya)
10) Yılmaz Tankut (Adana)
11) Hüseyin Yıldız (Antalya)
12) Recep Taner (Aydın)
13) Mustafa Enöz (Manisa)
14) Muharrem Varlı (Adana)
15) Osman Durmuş (Kırıkkale)
16) Atila Kaya (İstanbul)
17) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
18) Beytullah Asil (Eskişehir)
19) Cumali Durmuş (Kocaeli)
20) Rıdvan Yalçın (Ordu)
21) Akif Akkuş (Mersin)
22) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
23) Kürşat Atılgan (Adana)
24) Münir Kutluata (Sakarya)
Gerekçe:
Ülkemizin
başlıca patates üretim bölgeleri, Orta Anadolu, Karadeniz, Ege ve
Kuzeydoğu Anadolu Bölgeleridir. İller itibariyle
baktığımızda, yoğun olarak üretimin
yapıldığı iller, sırasıyla, Niğde,
Nevşehir, İzmir, Afyon ve Bolu'dur.
Ucuzluğu,
birim alandan fazla verim sağlanması, besin değerinin yüksek
oluşu, sindirim kolaylığı, çeşitli şekillerde
kullanılması ve her çeşit iklimde yetişmesine rağmen,
son yıllarda Ülkemizde, patates ekim alanları ve patates üretimi
sürekli azalmaktadır.
TÜİK
Başkanlığı rakamlarına göre, 2002 yılında
yaklaşık,
Patates verimini
etkileyen en önemli faktörlerden birisi ıslah edilmiş tohum
kullanımıdır. Maalesef bu konuda Devlet ve özel sektör
tarafından gerekli yatırım ve çalışmalar
yapılmadığından, kendiside patates olan bu tohum,
başta Almanya olmak üzere Avrupa Ülkelerinden çok yüksek fiyatlara ithal
edilmektedir, bu da üretici için önemli bir maliyet unsurudur.
Üretilen
Patateslerin depolanabileceği standartlara uygun büyük depoların az
sayıda olması ve depolamayı üreticinin kendi imkanlarıyla
gerçekleştirilmesi ürünün depolama süresinin kısa ve ürünün de
yaklaşık yüzde on'unun zayi olmasına neden olmaktadır.
Patates tüketimi
her geçen gün artmasına rağmen üretici son 5 yıldır
ürettiği malı hemen hemen aynı fiyata satmaktadır. 2002
yılında üretici, patatesin kilosunu ortalama 30 ykr'ye satarken 2006
ve 2007 yıllarında 35-40
ykr'ye satmış, bugün ise 20-25 ykr'ye satmakta zorlanmaktadır.
Oysa bu dönemde, Patates üretiminde en önemli girdi maliyetini oluşturan
gübre ve mazot fiyatlarındaki artış ise yüzde 150'ye
yaklaşmıştır. Tarımsal sulamada kullanılan
elektrik enerjisi ve tohum maliyetleri de bu dönemde önemli oranda
artmıştır.
Patates
üreticileri, girdi maliyetlerinin çok yükselmesi ve üretilen ürünün uygun
fiyata satılamaması sonucu borçlarını zamanında
ödeyememiş, bu borçlara, bankalar ve TEDAŞ tarafından enflasyon
oranlarına göre çok yüksek uygulanan gecikme faizi sebebiyle bu borçlar
içinden çıkılamaz bir hal almıştır. Özellikle yerelde
Niğde ve Nevşehirde binlerce patates üreticisi TEDAŞ'a olan
borçları dolayısıyla icraya verilmiş, ürününü satamayan
üretici icralardan kurtulmak için ekip biçtiği tarlası da dahil olmak
üzere elinde neyi varsa satılığa çıkararak çok zor duruma
düşmüştür.
Yukarıda
açıklanan sorunların çözümü için alınacak tedbirlerin
belirlenmesi amacıyla bir Meclis Araştırması
açılması gerekmektedir.
2.- Manisa Milletvekili Erkan Akçay ve 33 milletvekilinin,
esnaf ve sanatkârların sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/106)
Türkiye Büyük
Milet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizin
ekonomik, sosyal ve kültürel yapısının temel unsurlarından
olan Esnaf ve Sanatkârlarımızın içine düştüğü
sıkıntılar günümüzde had safhaya ulaşmıştır.
Esnaf ve
Sanatkârlarımızın yaşadığı sorunların
tespiti ile çözüm yollarının bulunması için Anayasa'nın 98,
Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzüğü'nün 104 ve 105. Maddeleri
gereği Meclis Araştırması açılmasını arz
ederim. 24.01.2008
1) Erkan Akçay (Manisa)
2) Mustafa Kalaycı (Konya)
3) Ümit Şafak (İstanbul)
4) Kürşat Atılgan (Adana)
5) Oktay Vural (İzmir)
6) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
7)Sabahattin Çakmakoğlu (Kayseri)
8) Mustafa Enöz (Manisa)
9) Hamza Hamit Homriş (Bursa)
10) Rıdvan Yalçın (Ordu)
11) Beytullah Asil (Eskişehir)
12) Mümin İnan (Niğde)
13) Ahmet Orhan (Manisa)
14) Reşat Doğru (Tokat)
15) Recep Taner (Aydın)
16) Alim Işık (Kütahya)
17) Hasan Çalış (Karaman)
18) Hasan Özdemir (Gaziantep)
19) Muharrem Varlı (Adana)
20) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
21) Yılmaz Tankut (Adana)
22) Akif Akkuş (Mersin)
23) Mithat Melen (İstanbul)
24) Hüseyin Yıldız (Antalya)
25) Atila Kaya (İstanbul)
26) Ali Uzunırmak (Aydın)
27) Cumali Durmuş (Kocaeli)
28) Durmuşali Torlak (İstanbul)
29) Osman Durmuş (Kırıkkale)
30) Cemaleddin Uslu (Edirne)
31) Süleyman Nevzat Korkmaz (Isparta)
32) Recai Yıldırım (Adana)
33) Mehmet Günal (Antalya)
34) Ahmet Deniz Bölükbaşı (Ankara)
Gerekçe:
Esnaf ve
Sanatkârlarımız sosyal, ekonomik ve kültürel bakımdan ülkemizin
çok önemli bir kesimini teşkil etmektedir. Esnaf ve Sanatkârımız
girişimci özelliğine kıt imkânlarını katarak kendi
işini kuran, müşteri, Pazar ve iş yönetimini bizzat kendisi
gören, istihdam yaratan, ailesinin geçimini sağlamak için gayret gösteren
cefakâr bir üretim ve hizmet erbabıdır.
Türkiye Esnaf ve
Sanatkârları Konfederasyonuna kayıtlı aktif olarak
çalışan 1.779.942 esnaf bulunmaktadır. Aileleriyle birlikte
yaklaşık 8 milyonluk bir camia söz konusudur.
Kökü onuncu asra
kadar uzanan bu iktisadi ve sosyal geleneğin Türk toplum hayatında
istihdam sağlaması, milli gelirin dengeli bir şekilde
dağılması gibi özelliklerinden başka, bizi biz yapan
değerleri temsil eden, onu sokağa, mahalleye kentlere ve toplumun tüm
hücrelerine yayan, aile kurumundan sonra toplumsallaşmanın,
iletişim kurmanın, birlik ve beraberliği zenginleştirmenin
en güçlü yapısı olan bu müessesemiz çökmek üzeredir.
Türkiye Esnaf ve
Sanatkârları Konfederasyonunun verilerine göre 2005 yılında
196.494 yeni iş yeri açılırken, 287.526 esnaf iş yerini
kapatmıştır. 2006 yılında 248.516 yeni iş yeri
açılırken, 319.518 iş yeri kepenk indirmiştir. 2007
yılında ise her gün ortalama 100 iş yeri
kapanmıştır.
Mesleki bilgi ve
becerilerini evrensel bilgi, beceri ve disiplinlerle destekleyen, yeni
değerler kazanmalarını sağlayan politika, plan ve
uygulamalara hâlâ kavuşamamışlardır. Esnaf ve
sanatkârların iyiye doğru değişim ve dönüşümünü
sağlayacak, yeni esnaf ve sanatkâr modelini oluşturacak milli
politikanın belirlenerek plan, program ve projelerin yürürlüğe
konulması gerekmektedir.
Esnaf çok zor
durumdadır, ancak ciddi bir esnaf ve sanatkâr politikası yoktur.
Bilgi ve
birikimleri ile sahip oldukları imkânlar, içinde bulunduğumuz
şartlarda varlıklarını huzur içinde sürdürmelerine izin
vermemektedir. Esnaf ve
Sanatkârımız;
-Gelişmiş
pazarlara hitap edecek donanımlardan mahrum olmasının,
-Bilgi ve
teknolojideki yeniliklerin getirdiği değişimlerin,
-Küresel
ekonominin, marketlerin ve Uzakdoğu mallarının
yarattığı rekabetin,
-AB uyum
yasalarının öngördüğü yeni standartların,
-Konut ve
otomobil kredileri ile kredili yaşamın getirdiği piyasa
durgunluğunun,
-Halkın
alım gücünün düşmesi ve tüketim
alışkanlıklarının değişmesinin,
-Yaşanan iç
göçler ile işsizliğin oluşturduğu kayıt
dışı esnaf ve sanatkârlığın oluşturduğu
haksız rekabetin, yarattığı tehditler altında var olma
mücadelesi vermektedir.
Yaşanan
ekonomik durgunluk ve piyasadaki nakit dolaşımından dolayı
esnaf zor durumdadır. 2002 yılında 499 bin olan protestolu senet
sayısı 2007 yılının ilk 11 ayı itibariyle 1
milyon 331 bine ulaşmıştır. 2002 yılında 743 bin
olan karşılıksız çek sayısı 2007
yılının ilk 11 ayı itibariyle 1 milyon 218 bin kişiye
ulaşmıştır.
Esnaf ve sanatkârların
sorunlarına çözüm bulunamadığı taktirde esnaf ve
sanatkârlık müessesesi çökecektir. Çöken bu müessese ile birlikte: Ülke
genelinde işsizlik artacak, gelir dağılımında
uçurumlar oluşacak, yardıma muhtaç insanlar çığ gibi
büyüyecek, milyonlar elde kredi kartı ve kasiyer kuyruğunda
alışveriş yaparak bakkal, kasap, manav, terzi, berber... ve
fırıncıda kurulan dostluklarla güçlenen sosyal doku her geçen
gün zayıflayarak milli birlik ve beraberliğimizi olumsuz şekilde
etkileyecektir.
Esnaf ve
Sanatkârlarımızın modern çağın şartlarına
uyum sağlaması, evrensel değerlerde mal ve hizmet üretebilmesi
amacıyla yeni esnaf ve sanatkâr modelinin ortaya
çıkarılması ve esnafın küresel rekabette başarılı
olmasına ve yüksek katma değer sağlamalarına imkân veren
plan ve programların gerçekleştirilmesi gerekmektedir.
Anayasamızın
173'üncü maddesinde belirtilen "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu
tedbirleri alır." Hükmünün hayata geçirilmesi, bunun için gerekli
yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir.
3.- Karaman Milletvekili Hasan Çalış ve 23
milletvekilinin, şeker pancarı tarımındaki sorunların
araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla Meclis araştırması açılmasına
ilişkin önergesi (10/107)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Ülkemizde
bitkisel üretimin önemli bir parçası olan şeker pancarı
tarımı, insanımızın temel besin maddelerinden olan
şekerin temini yanında hayvancılık ve sanayimiz içinde
önemlidir. Şeker pancarı tarımının içinde
bulunduğu olumsuz durumun incelenmesi ve alınması gereken
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla Anayasanın 98. İç Tüzüğün
104 ve 105. maddeleri uyarınca bir Meclis Araştırması
açılmasını için gereğini arz ve talep ederiz.
1) Hasan Çalış (Karaman)
2) Oktay Vural (İzmir)
3) Reşat Doğru (Tokat)
4) Mümin İnan (Niğde)
5) Kürşat Atılgan (Adana)
6) Osman Ertuğrul (Aksaray)
7) Cemalleddin Uslu (Edirne)
8) Mehmet Akif Paksoy (Kahramanmaraş)
9) Alim Işık (Kütahya)
10) Recep Taner (Aydın)
11) Hasan Özdemir (Gaziantep)
12) Muharrem Varlı (Adana)
13) Akif Akkuş (Mersin)
14) Ahmet Orhan (Manisa)
15) Mehmet Günal (Antalya)
16) Ahmet Kenan Tanrıkulu (İzmir)
17) Kemalettin Nalcı (Tekirdağ)
18) Yılmaz Tankut (Adana)
19) Mustafa Kemal Cengiz (Çanakkale)
20) Osman Durmuş (Kırıkkale)
21) Ahmet Bukan (Çankırı)
22) Durmuşali Torlak (İstanbul)
23) Osman Çakır (Samsun)
24) Şenol Bal (İzmir)
Gerekçe:
Şekerpancarı
tarımı ve pancar şekeri sektörü en fazla istihdam yaratan, yan
sektörlere büyük katkı sağlayan, en fazla çiftçi geliri sağlayan
sektörlerin başında gelmektedir. Şeker pancarı, üretiminden
fabrikalara taşınmasına, elde edilen ürünlerin insanlarımız,
sanayimiz ve hayvancılığın hizmetine sunulmasına kadar
geçen süreçlerde yaklaşık 10 milyon insanımıza istihdam
sağlamaktadır. İstihdama olan bu katkısı yanında
yaklaşık 3 milyar dolar katma değer yaratmaktadır.
Şekerpancarı
tarımı, tarımda ana itici gücü ve örnek üretim kolunu
oluşturur. Münavebeli tarıma imkan vermekte, ülkenin tarım
tekniğini geliştirmekte, yetiştirildiği alanlarda
toprağın verimini arttırmaktadır. Şeker pancarı
tarımı, bol miktarda ve ucuz hayvan yemi sağlamakta, böylece
hayvan besiciliğini de teşvik etmektedir.
Şeker
pancarı; geleceğin yakıtı olarak bilinen biyoetanol
üretiminde kullanılabilecek temel hammaddelerden birisi olması
yanında, yüksek oranda endüstriyel girdiler (gübre, ilaç, mekanizasyon
v.b.) kullanımı gerektiren bir bitkidir. Bu nedenle yan sektörlerin
gelişmesi açısından da en fazla destek sağlayan, önemli
tarımsal üründür. Şeker sanayii taşıma sektörüne de
yılda yaklaşık 25-30 milyon ton iş hacmi yaratmaktadır.
Ülkemizde son
yıllarda kırsal kesimden kentlere yaşanan göç
olaylarının temel nedenlerinden bir tanesi de şeker pancarı
tarımında yaşanan olumsuzluklardır. Bu olumsuzluklar
çiftçilerimizin şeker pancarı tarımından vazgeçmesine neden
olmaktadır.
Üretiminden
tüketimine kadar en fazla istihdam sağlayan şeker sektörü ülkemizde
son yıllarda yeterince desteklenmemektedir. Üretimde kullanılan girdi
fiyatlarında enflasyonun kat kat üzerinde artış olurken,
şeker pancarı alım fiyatının bir önceki yıldan
daha düşük seviyelerde kalması sektörde yaşanan önemli
olumsuzluklardır.
Kırsal
alanları terk ederek şehirlere gelen vatandaşlarımız
yaşamını güç şartlarda sürdürmektedir. Ülkemizde alt
yapısı hazır olmadan ve istihdam alanları yaratılmadan
ortaya çıkan göç dalgası kentlerimizi köyleştirme yanında,
işsizliğin giderilememesi nedeniyle asayiş olaylarının
artışını da tetiklemiştir.
Ülkemizde son
yıllarda artan nişasta bazlı şeker üretimi ve
kotalarının artırılması yanında şeker
fabrikalarının özelleştirme kapsamına alınması da
şeker pancarı tarımını olumsuz yönde etkilemektedir.
Türk şekere ait kamu hisseleri özelleştirme programına
alınmıştır. Özelleştirmeler nedeniyle ülkemizde
yaşanan daha önceki olumsuzluklar da olduğu gibi şeker
fabrikalarının da özelleştirme sonrası kapanarak
arsaların değerlendirileceği muhakkaktır. Bu durum;
şeker pancarı tarımının bitmesine, ülkemizin dev
şeker şirketleri için Pazar olması yanında, şeker
pancarı tarımına girdi sağlayan yan sanayimizi ve
hayvancılığımızın da olumsuz etkilenmesine sebep
olacaktır.
Kırsal
alanda yaşayan insanımızın en önemli gelir
kaynağını ve insanımızın temel besinini
oluşturan üç beyazdan birinin üretimini oluşturan şeker
pancarı tarımının sorunlarının Türkiye Büyük
Millet Meclisince araştırılarak gerekli önlemlerin
alınması yerinde olacaktır.
BAŞKAN
Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler
gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis araştırması
açılıp açılmaması konusundaki görüşmeler,
sırası geldiğinde yapılacaktır.
Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre
verilmiş bir önerisi vardır, okutup oylarınıza
sunacağım.
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- Gündemdeki sıralama ve çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 29/1/2008 Salı günkü
birleşiminde bir saat sözlü sorulardan sonra diğer denetim
konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşülmesine; 30/1/2008 Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü
soruların görüşülmemesine; 90 sıra sayılı Kanun
Tasarısının İç Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun
olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin AK Parti Grubu
önerisi
29/1/2008
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
29.1.2008
Salı günü (bugün) Danışma Kurulu
toplanamadığından, İçtüzüğün 19uncu maddesi
gereğince, Grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ederim.
Nurettin
Canikli
Giresun
Milletvekili
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
28.1.2008 Tarihli
Gelen Kağıtlar Listesinde Yayınlanan ve bastırılarak
dağıtılan 98 Sıra Sayılı Vakıflar Kanunu ve
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca
Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin 48 Saat geçmeden bu kısmın
2 nci sırasına alınması, Gündemin "Kanun Tasarı
ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler"
kısmının 49, 50 ve 46 ncı sıralarında yer alan
93, 94 ve 90 sıra sayılı kanun Tasarılarının bu
kısmın 5 inci, 6 ncı ve 7 nci sıralarına
alınması ve diğer kanun tasarı ve tekliflerinin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesi,
Genel Kurulun;
29.1.2008 Salı günkü Birleşiminde bir saat sözlü sorulardan sonra
diğer denetim konularının görüşülmeyerek kanun tasarı
ve tekliflerinin görüşülmesi, 30.1.2008 Çarşamba günkü
birleşiminde ise sözlü soruların görüşülmemesi,
Genel Kurulun;
29.1.2008 Salı günkü Birleşiminde 15:00 - 20:00, 30.1.2008
Çarşamba ve 31.1.2008 Perşembe günkü Birleşimlerinde ise 14:00 -
20:00 saatleri arasında çalışmalarını sürdürmesi,
90 Sıra
Sayılı Kanun Tasarısının İçtüzüğün 91.
Maddesine göre Temel Kanun olarak görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki
cetvellerdeki şekliyle olması
Önerilmiştir.
90 sıra sayılı Türk Vatandaşlığı
Kanun Tasarısı (1/458)
BÖLÜMLER
BÖLÜM MADDELERİ BÖLÜMDEKİ
MADDE SAYISI
1. BÖLÜM
1 ilâ 22 nci Maddeler 22
2. BÖLÜM
23 ila 49 uncu Maddeler 29
(2 Geçici Madde dahil)
TOPLAM
MADDE SAYISI:
51
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan söz istiyorum efendim. Öneri hakkında
söz istiyorum.
BAŞKAN Sayın
Genç lehinde mi, aleyhinde mi?
KAMER GENÇ
(Tunceli) Aleyhinde efendim.
BAŞKAN
Üçüncü sıraya yazıyoruz aleyhinde Sayın Genç.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Niye efendim? Daha lafı bitti, ben başladım.
BAŞKAN
Yazılı talepler var Sayın Genç.
KAMER GENÇ (Tunceli)
Efendim, yazılı talep benim konuşmamdan sonra geldi.
BAŞKAN
Şimdi geldiler.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Efendim, ben daha önce istedim söz.
Sayın
Başkan, birinci söz benim. Tam, bittikten sonra ben söz istedim, o
yazılılar sonra geldi.
BAŞKAN
Sayın Genç, milletvekilleri kürsüye gelerek söz talebinde bulundular.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Benim söz isteğim daha önceydi Sayın Başkan.
BAŞKAN
İlk söz talebi, önerinin lehinde Giresun Milletvekili Sayın Nurettin
Caniklinin. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Buyurun
Sayın Canikli.
Söz süreniz on
dakika.
NURETTİN
CANİKLİ (Giresun) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli arkadaşlar; grup önerimizin lehinde
görüşlerimi sizlerle paylaşmak üzere söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün saat
14.30da yapılan Danışma Kurulu toplantısında, bugün
Meclis Genel Kurulunun çalışma içeriğiyle ilgili ve biçimiyle
ilgili mutabakat sağlanamadı. Bu nedenle, biz de AK Parti olarak grup
önerisiyle bu sorunu aşmaya çalışıyoruz.
Değerli
arkadaşlar, hepinizin takip ettiği üzere, bugüne kadar mümkün
olduğu ölçüde Danışma Kurulu kararları oy birliğiyle
gerçekleşti ve Meclisin bugüne kadarki Genel Kurul
çalışmalarını o şekilde gerçekleştirdik, bu
mutabakat üzerine, bu oy birliği üzerine gerçekleştirdik. Belki, grup
önerisi, ya hiç gelmedi bugüne kadar ya da birkaç defa, çok
sınırlı sayıda geldi, onun dışındaki bütün
çalışmalarımızı, grubu bulunan diğer
partilerimizin katkıları ve onlarla uyum içerisinde, mutabakatla
sonuçlandırmaya çalıştık; ama zaman zaman doğal olarak
bu mutabakat oluşmayabiliyor, bugünkü, bu haftaki Meclis Genel Kurul
çalışmaları için de bu mutabakat oluşmadı.
Şimdi, biz,
AK Parti olarak, bu hafta, Meclis Genel Kurulunda geçen hafta
görüşmelerine başlanan, ancak görüşmeleri tamamlanmayan,
İstanbulda Piri Reis Üniversitesi adıyla bir üniversite
kurulmasına ilişkin kanun tasarısının görüşmeleri
ile başlamak istiyoruz.
Akabinde, geçen
dönem görüşülen, yasalaşan, ancak yasalaşmadan dokuz maddesi
Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tekrar görüşülmek üzere
Türkiye Büyük Millet Meclisine iade edilen Vakıflar Kanununun dokuz
maddesinin görüşülmesinin realize edilmesini istiyoruz. Yani, Piri Reis
Üniversitesiyle ilgili kanun tasarısının görüşülmesinden
sonra, ikinci sıraya Vakıflar Kanununun tekrar görüşülmek üzere
geri gönderilen
Geçen dönem görüşülen bu Vakıflar Kanunu toplam
doksan bir madde. Bu doksan bir maddenin dokuz maddesi Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından yeniden görüşülmek üzere geriye
gönderilmiştir. Bu dokuz maddeyi görüşeceğiz sadece.
Akabinde, ikinci
sırada olan Sağlık Bakanlığıyla ilgili bir teklif
var, onun görüşmelerini gerçekleştireceğiz. Trabzon Milletvekili
Sayın Cevdet Erdöl ve Adana Milletvekili Sayın Necdet Ünüvarın
Sağlık Hizmetleri Temel Kanununda değişiklik
yapılması hakkında kanun teklifi var, onun görüşülmesini
öneriyoruz.
Yine, akabinde,
araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin desteklenmesi
hakkında bir kanun tasarısı var, onu görüşmek istiyoruz.
Bundan sonra,
önerimiz, yani, bu tasarı ve tekliflerin görüşülmesinden sonra grup
önerimizde ifade edilen 93, 94 ve 90 sıra sayılı
tasarıların beş, altı ve yedinci sıraya
alınmasını öneriyoruz; ki, bunlar 93 sıra sayılı
kanun tasarısı, Ağrı Dağı Üniversitesinin isminin
değiştirilmesine ilişkin olarak üç maddelik, esas bir maddelik,
yürütme ve yürürlük maddesiyle beraber üç maddelik bir tasarı var, onun
görüşülmesinin uygun olduğunu düşünüyoruz. Yani, Ağrı
Dağı Üniversitesinin isminin Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi
olarak değiştirilmesine ilişkin bir tasarı var ki,
sanıyorum bu konuda genel olarak da bir mutabakat söz konusu.
Akabinde,
Ağrı Dağı Üniversitesinin isminin
değiştirilmesine ilişkin tasarının
görüşülmesinden sonra, 94 sıra sayılı -biraz önce
Ulaştırma Bakanımız da kısmen ifade etti- Bazı
Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde
Yaptırılması Hakkında Kanun Tasarısının
görüşülmesinin uygun olacağını düşünüyoruz AK Parti
Grubu olarak.
Ve son olarak
yedinci sırada, Türk Vatandaşlığı Kanunu
Tasarısının görüşülmesini istiyoruz, ki bu toplam elli bir
madde, temel yasa olarak görüşülmesini düşünüyoruz. Bu tasarıyla
ilgili olarak da altı yüz elli dört maddelik TCK uyumla ilgili kanun
tasarısında olduğu gibi, grubu bulunan partilerimizin birer
temsilcilerinin katılımıyla bu tasarının görüşme gününe
kadar gözden geçirilmesi ve orada mutabakata varılacak konular üzerinde
gerekli önergelerin hazırlanması ve bütün gruplar adına birlikte
imzalanarak verilmesi şeklindeki bir yöntemin uygun olduğunu
düşünüyoruz. Geçen TCK uyumla ilgili tasarıda bu yöntem
uygulandı ve ben başarılı olduğuna da inanıyorum,
hem uyumlu çalışma açısından hem de var ise eksikliklerin,
aksaklıkların giderilmesi ve belki daha önemlisi bütün
gruplarımızın bu yöntemle çalışmalara
katılımının, katkılarının
sağlanmış olması daha önemli, anlamlı bu yöntemle de
bu gerçekleştiriliyor. 90 sıra sayılı kanunla ilgili olarak
da böyle bir yöntemi öneriyoruz, diğer partilerimizin grup başkan
vekillerine de bu düşüncemizi, bu talebimizi ilettik. Onlar da isim
verdikleri takdirde bu çalışmalar da bir an önce başlayacak.
Tabii genel
olarak, özellikle vakıflar
Bazı siyasi partilerimizin
vakıfların Meclis gündemine gelmesiyle ilgili, en azından bu
hafta gelmesine ilişkin itirazları oldu. Bir şekilde bu
görüşülecek er veya geç görüşülecek, bu hafta olmazsa bir sonraki
hafta, daha sonraki hafta görüşülecek. Onun için bir an önce
görüşülmesi gerekiyor bu tasarının. Bununla ilgili elbette
herkes eleştirisini, kanaatini, katkısını ortaya koyacak,
bizim de önerilerimiz olacak. Bu konu tabii kamuoyunun son derece ilgili
olduğu, aynı zamanda tartışmaları da içeren bir
tasarı. Bununla ilgili olarak da AK Parti Grubu olarak da biz gerekli
çalışmalarımızı yaptık. Orada da yeni
katkılar ve ilaveler, belki ilave öneriler gündeme geldi. Bu
doğrultuda, biz de elbette, önerilerimiz olacak, onları da ilgili
maddeler geldiğinde, bu önergelerimizi
Başkanlığımıza takdim edeceğiz. Elbette, bütün
diğer siyasi partilerimizin de bu konuyla ilgili eleştirileri olacaktır,
onları burada birlikte değerlendireceğiz ve Meclisimiz, sonuçta
bir karar verecektir.
Bugünkü
Danışma Kurulunda mutabakata varılamamasının
diğer nedenlerinden bir tanesi de çalışma saatleriyle ilgiliydi.
Bizim önerimiz: Bugün, yani salı günü 15.00-20.00 olarak Meclis Genel
Kurulumuzun açık olması, çarşamba ve perşembe günleri de
14.00-20.00 saatleri arasında çalışmasını
gerçekleştirmesi şeklinde düşüncemiz. Ancak, iki öneri geldi
Danışma Kurulunda: Bunlardan bir tanesi, 14.00 ve 19.00 olarak yapılsın
bu çalışmalar, bugün için 15.00 ve 19.00, çarşamba ve perşembe
günleri için de 14.00-19.00 saatleri arasında
çalışılsın. şeklinde bir öneri geldi. Bir de
13.00-19.00 arasında çarşamba, perşembe günleri için; salı
günü de 15.00-19.00 arasında bu Meclis Genel Kurul
çalışmaları gerçekleştirilsin. şeklinde iki öneri
geldi. Son haftalarda, özellikle çarşamba, perşembe günü için
14.00-20.00 saatleri arasında çalışma yapıyoruz ki bunu,
diğer parti gruplarımızla birlikte alınan kararlar
çerçevesinde bu çalışma saatlerini gerçekleştirdik- ve bugüne
kadar da bu anlamda bir sorun çıkmadı. Hatta bir
alışkanlık da meydana geldi Meclis Genel Kurulumuzda, çok ciddi
bir sorun da ortaya çıkmadı bugüne kadar. Dolayısıyla, bu
çalışma saatlerinin, yani, geçtiğimiz haftalarda yine birlikte
kararlaştırdığımız bu çalışma
saatlerinin aynen devam ettirilmesinden yanayız biz. Zaman zaman, belki
özel durumlar nedeniyle bu çalışma saatlerinin
değiştirilmesi gerekebilir, ancak, esas itibarıyla, bu
çalışma saatlerinin verimli olduğunu düşünüyoruz. Elbette,
zaman zaman daha uzun çalışma saatleri gerektirebilir. Meclisimizin
gündemi, içeriği ve yoğunluğuna bağlı olarak,
çalışma saatlerini değiştirebiliriz, zaman zaman
değiştiriyoruz nitekim, orada da mümkün olduğu kadar biz, diğer
partilerimizle mutabakat çerçevesinde, uyum çerçevesinde bu çalışma
saatlerini belirlemeye çalışıyoruz, ama onun
dışında, bu şekildeki çalışma saatlerinin, bugüne
kadar olduğu gibi verimli, rantabl, uygun olduğunu düşünüyoruz
ve yüce Meclisin, sizlerin AK Parti grup önerimize destek vermenizi bekliyoruz.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Canikli.
Önerinin
aleyhinde, Afyonkarahisar Milletvekili Sayın Halil Ünlütepe söz
istemiştir.
Buyurun
Sayın Ünlütepe. (CHP sıralarından alkışlar)
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, aleyhte değil lehte söz istiyorum.
BAŞKAN
Buyurun.
HALİL
ÜNLÜTEPE (Afyonkarahisar) Sayın Başkan, değerli üyeler; AK
Parti Grubu tarafından verilen önergenin aleyhinde konuşmak üzere söz
almış bulunuyorum.
Sevgili
arkadaşlar, bu öneriyle, Adalet ve Kalkınma Partisi Grup Başkan
Vekilliğince gündemin yeniden sıralamasının tespiti
amacıyla Vakıflar Kanunu, Piri Reis gibi birtakım yasaların
öncelikli gündeme alınarak görüşülmesi talebi gündeme
getirilmiştir. Şimdi, bu âdet hâline gelen bir uygulama. Hâlbuki,
İç Tüzükte istisnai bir uygulamadır. Bu istemin
sıralamasında bulunan yasaların görüşülmesi -eğer bunu
kabul edersek- diğer sıralamaya alınan yasaların
görüşülmesi geri planlara doğru itilecektir. Bu tür çabalar,
eylemlerle Meclis çalışmalarının aktif ve verimli
şekilde yapılması engellenmektedir. Bunu engelleyen iktidar
partisidir. Niçin?
Parlamenterlerin
en önemli görevi Genel Kurul çalışmalarına etkin bir
şekilde katılmak ve katkıda bulunmaktır. Bir parlamenter
önüne gelecek olan gündemdeki yasa teklifini inceleyemeden burada yasa
görüşülürse Parlamentonun etkin çalışmasından bahsedemezsiniz,
parlamenterin iyi çalışmasından bahsedemezsiniz. Hâlbuki, bizim
Anayasamızda kuvvetler ayrılığı sistemi
benimsenmiş. Yasama, yürütme, yargı birbirine karşı
üstünlüğü olmayan organlar. Elbette, zaman zaman Hükûmetin öncelikle
görüşülmesini istediği yasa tasarıları olacaktır.
Bunlar da Danışma Kurul kararlarıyla değerlendirilmelidir.
Meclisteki siyasi parti grupları bu konuda anlayışlı
davranmaktadırlar. Zaman içinde, Danışma Kurul kararlarıyla,
ihtiyaç olan, öncelikli olan tasarıların Meclis Genel Kurulunda
görüşülmesi sağlanmış ve bu görüşmeler tamamlanarak
tasarılar da yasalaşmıştır. İç Tüzükte -biraz
önce de belirttiğim gibi- istisnai bir uygulamanın, olağan bir
uygulamaya dönüştürüldüğünü üzüntüyle görüyoruz. Bu uygulama,
kuvvetler ayrılığı prensibine de uyarlılık
göstermemektedir, siyasi iktidarın yasamaya üstünlüğünü sağlayan
bir davranışın içine girilmektedir.
Siyasi
iktidarın, her hafta Bu öncelikli yasadır -biraz önce Sayın
Bakanın da söylediği gibi- bunun bir an önce
çıkarılması
şeklindeki istekleri, grup önerisi
şeklinde gündem tespiti belki şeklen doğru bir uygulama, ama
bunun bir hakkın kullanılmasının suistimali olduğunu
da göz ardı etmemek zorundasınız. Bu uygulama, yürütmenin, yasamayı
tahakkümü altına aldığını, Yasama Meclisinin çalışma
programını düzenler hâle geldiğini göstermektedir. Bu tutum ve
davranış, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmaz. Yasama
Meclisi, gündemine kendisi hâkim olmak zorundadır.
Değerli
arkadaşlar, bugün önümüze getirilen önerilerden birisi: Vakıflar Yasa
Tasarısının gündem sırası öne alınmaktadır.
Yasa tasarısı sayın milletvekillerine bugün
dağıtılmıştır, milletvekillerimizin yasa
tasarısını yeterince inceleyebilme fırsatı
olmamıştır. Ayrıca, bu yasa tasarısı öncelikle
görüşmeyi gerektiren bir tasarı da değildir. Zaten -biraz önce
Sayın Başkanın da belirttiği gibi- 22nci Dönemde
görüşülmüş, Sayın Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet
Sezer tarafından iade edilmiş, daha sonra Adalet Komisyonunda iade
edilen maddeler görüşülmüş, 22 Mart 2007den itibaren Parlamentoda Meclis
gündemine gelmiştir. Demek ki 22nci Dönem Parlamentosu bu yasanın
acilen görüşülmesinde pek bir yarar görmemiş.
Sevgili
arkadaşlar, Vakıflar Yasası bir ihtiyaçtan mı
doğmuştur? Hayır. Bu Yasa Avrupa Birliğinin ve
azınlık cemaatlerinin dayatması sonucu gündeme gelmiştir.
Avrupa Birliği Kasım 2007 İlerleme Raporunda, aynen,
Vakıflar Yasası ve Türk Ceza Kanunu 301
değiştirilmediği müddetçe ilerleme görüşmelerinin
başlamayacağı açıkça ortaya konulmuştur.
İşte şimdi Vakıflar Yasasını, önümüzdeki günlerde
de çok tartışılan Türk Ceza Yasasının 301inci
maddesini görüşeceğiz.
Sevgili
arkadaşlar, geçen dönem Türk Ceza Yasasını
çıkarttığımızda o dönem, Sayın Bakan hukuk
sisteminde bir devrim yapıldığını, artık uzun
dönem değiştirilemeyecek bir yasa oluşturulduğunu
söylemişti. Ne değişti? O Yasa uygulamaya girmeden 4 sefer
değişti. Ne değişti? Avrupa Birliği diyor ki:
Beğenmedim, şunları şunları
değiştireceksiniz. Burası gazi bir Meclistir, hiçbir kimseden
emir ve talimat almaz. Ama bu dönemde, maalesef, Avrupa Birliği
şunları şunları istiyor ve şunların öncelikle
çıkmasını istiyor diyerek hem komisyonlarda hem Türkiye Büyük
Millet Meclisinde gündem değiştirilerek öncelikle görüşülüyor.
Kime yaranacaksınız? Ben söyleyeyim
MEHMET NİL
HIDIR (Muğla) Öyle bir şey yok.
HALİL
ÜNLÜTEPE (Devamla) Siz ikna olmayın. Siz ikna olmayın. Sizden
ricam: Vakıflar Yasasını incelediniz mi? İnceleyin. O,
masum bir yasa değil. Lütfen, onu inceleyin. Niçin derseniz? Sevgili
arkadaşlar, bu Yasa pek de ülkenin hayrına olan bir yasa
değildir. Avrupa Birliğinin dayatması sonucu
çıkartılması istenen bu yasa
Lozan
Antlaşması Türkiyenin tapu senedidir. Lozan Antlaşması
hükümlerini işlevsiz bırakacak bir yasa tasarısı önünüze
geliyor. Bu yasa tasarısını, değerli milletvekilleri,
inceleyin lütfen. Lozan Antlaşmasıyla işlevsiz hâle
getirdiğimiz Sevr Antlaşması hükümleri sanki yeniden uygulamaya
sokuluyor gibi geliyor. Gerçi, yasa görüşülürken bu konudaki
sıkıntılarımızı, endişelerimizi yüce
Meclisle paylaşacağız, bunu anlatmaya çalışacağız.
Fakat bu Yasa masum bir yasa değildir, sevgili arkadaşlar.
Bizim
açımızdan, gündem sıralamasında değişiklik
yapılacaksa Türkiye için çok daha önemli şeyler var. Örneğin,
geçen hafta içinde gündeme alınmış olan, Değerli Malatya
Milletvekilimiz Ferit Mevlüt Aslanoğlunun, -Türkiyede 50 bin
muhtarı ilgilendiren- muhtarların ödeneklerinin
artırılması yönünde bir kanun teklifi var, gelin onu
inceleyelim, onu burada yasalaştırmaya çalışalım. O verilen
ödeneklerle muhtarların görev yapabilmesi mümkün mü? Bugün, bu
aldıkları ödenek, Bağ-Kur primini karşılayamıyor.
Bugün, muhtarlarımızın en az yüzde 60a yakını icra
dairesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ödenek
aldığı için yeşil karttan da faydalanamıyor. Seçimle
göreve gelen 52 bin muhtarın sorununu bu Parlamento çözmek zorundadır
ve Avrupa Birliğinin istediği Vakıflar Yasasından daha
öncelikle bu yasanın görüşülmesi lazımdır. Niçin
bunları görüşme ihtiyacını bu Parlamento duymuyor? Niye bu
alanda öncelikler getirmiyor? Örneğin, ocak ayı açlık
sınırı 694 YTL, yoksulluk sınırı 2.260 TL
Peki,
ülkemizde emekliler, Bağ-Kurdan emekli olanlar 436 YTL ile geçinmek
zorundalar, SSKdan emekli olanlar 558 YTLyle geçinmek zorundalar ve
Türkiyenin bir garabeti diyelim, asgari ücret 482 YTL. Bunun altına da
bir işçi kuruluşu imza atıyor. Geçinebilecekler mi bu insanlar?
Niçin bunları tartışmıyoruz? Esnaf günlük
rızkını karşılayamıyor, çeklerini, senetlerini
ödeyemiyor. Bu tür çalışmalarda öncelik tanınmayıp
dışarıdan bir öneriyle gelen yasalara öncelik
tanınması pek kabul edilebilecek bir öneri gibi gelmiyor.
Değerli
arkadaşlar, ayrıca, bizlerin görevlerinden birisi de yasama görevinin
yanında seçmenlerimizle de ilgilenmektir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Sayın Ünlütepe, lütfen, sözlerinizi tamamlayınız.
HALİL
ÜNLÜTEPE (Devamla) Bağlıyorum efendim.
Şimdi, her
gün 14.00-20.00 saatleri arasında görüşmeler yapılıyor.
14.00te başlamasına bizim de bir itirazımız yoktur,
elbette buradaki çalışmalara daha ağırlık verilsin ama
bu akşam 19.00a kadar sınırlanmalıdır. Bakın,
Genel Kurulda kaç kişi var? Zaten Genel Kurula ilgi yok, Genel Kurul takip
edilmiyor. Parlamenter yeterli desteğini buraya aktaramıyor.
Eğer muhalefet olarak bizler ve diğer muhalefet partileri -yeterli
denetimini- çalışma yöntemlerinde çoğunluğu arasalar
inanın pek çok yasa geçmeyecek.
Biz bu yasalara
gerekli katkımızı vermeye çalışıyoruz ama iktidar
partisinden bu konuda yeterli destek görmediğimizi belirterek bu önerinin
grubumuzca kabul edilmeyeceğini, ret oyu vereceğimizi saygıyla
bildirir, hepinizi sevgiyle selamlarım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Ünlütepe.
Aleyhte ikinci
söz, Mersin Milletvekili Sayın Mehmet Şandıra aittir.
Buyurun
Sayın Şandır. (MHP sıralarından alkışlar)
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Adalet ve Kalkınma Partisi Meclis Grubunun verdiği öneri üzerine söz
almış bulunuyorum. Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın
milletvekilleri, gerçekten, 23üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi gerek komisyonlarda
gerekse Genel Kurulda mümkün olabildiği kadar bir uyum ve uzlaşma
içerisinde çalışmaktadır. Zannediyorum, bugüne kadar ilk defa
veya ikinci defa bir grup kararı önerisiyle Meclisimizin, Genel Kurulun bu
haftaki çalışma programını belirliyoruz.
Olağandır, çok da önemsememek lazım. Ayrıca, Genel Kurulun
çalışması, gündemi sayın hükûmetin önceliklerine göre
belirlenmelidir, buna da saygı gösteriyoruz. Çalışma saatleri
konusunda da bazı teknik itirazlar olabilir -ki bizim de oluyor- bazen
müşterek noktayı da bulabiliyoruz.
Bizim, Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu olarak bugünkü Danışma Kuruluna olur
vermeyişimizin temel sebebi bu hususlar değil. AKPnin önerisiyle,
Meclisimizin bu haftaki çalışmasında ikinci sıraya -geçen
haftadan yarım kalan bir kısa kanunun görüşülmesinden sonra-
Vakıflar Kanununun alınmış olmasına itiraz ediyoruz.
Benden önceki konuşmacının ifade ettiği gibi, bu kanun,
önemli bir kanun. Bu kanunun önemi, böyle subjektif değerlendirmelerle
ifade etmiyorum
Bu kanun her
dönemde Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine gelir, her dönem birkaç defa
gelir. Milletvekilleri olarak sormamız gerekiyor, niye, neden?
Dolayısıyla, bu kanunu, milletvekilleri olarak her birimizin
gerçekten iyi incelemesi, araştırması ve bu konuda niyetleri, satır
aralarını iyi okuması gerekir. Kanun bugün
dağıtıldı, bugün görüşmeye başlıyoruz.
Sayın
milletvekillerinin vicdanına sesleniyorum. Böyle bir kanunu, şaibeli
demek istemiyorum ama sıkıntılı, masum olmayan bir kanunu
bu kadar sıkışık bir sürede görüşmek mecburiyetinde
kalışımızın sebebi nedir sorusunu sizin
vicdanlarınıza tevdi ediyorum.
Değerli
milletvekilleri, bize göre, Milliyetçi Hareket Partisine göre -bu kelimeyi hiç
kullanmak istemiyorum ama gelecek nesillerin bizim için kullanmasından
endişe duyduğum için söylüyorum- bu kanun bir ihanet kanunu. (MHP ve
DSP sıralarından alkışlar) Bu kanun Türkiyenin hiçbir
ihtiyacını, hiçbir eksiğini, hiçbir ayıbını
giderecek bir kanun değil. Bu kanun bizim problemimiz değil. Bu kanun
başkalarının problemi. Ama ne hikmetse
NURETTİN
CANİKLİ (Giresun) Düzeltiyoruz
ABDÜLKADİR
AKCAN (Afyonkarahisar) Kimin lehine düzeltiyorsunuz Sayın Canikli?
MEHMET
ŞANDIR (Devamla) Efendim, 2003te de bu Kanunu siz
çıkartmıştınız.
Daha da kötüsü
bir şey, aynı kanun 2002nin sekizinci ayında da gelmişti.
İktidara geldiğinizin hemen dördüncü ayında, 2003ün birinci
ayındaydı zannediyorsam, yanlış hatırlamıyorsam,
evet, 2003ün birinci ayının ikinci günü bu kanun yine sizin
tarafınızdan çıkartıldı.
Nedir bu Kanun?
Değerli
dostlar, aziz milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşunun
uluslararası hukuk belgesi Lozan Barış
Anlaşmasıdır. Lütfen bu Kanunla, bu Kanun ve bundan önce
aynı anlamdaki vakıflar kanunlarının tamamını,
yani Avrupa Birliğinin katılım ortaklığı
belgelerinde olmazsa olmaz şarta dönüşen Vakıflar Kanununun
gerekçelerini, maddelerini bir birlikte okuyunuz, Lozan Barış
Anlaşmasıyla da birlikte okuyunuz. Sorgulanan, Lozan Barış
Anlaşmasıdır.
Bu Kanun görüşülmeye
başlandığında detaylı konuşacağız, bu
Kanun
Cumhuriyet Halk
Partisi sözcüsü sordu, ben de soruyorum: Hangi eksiğimizi tamamlamak için
bu kanunu çıkartıyoruz? Uluslararası düzlemde, uluslararası
hukukta, evrensel değerlerde hangi ayıbımızı örtmek
için bu kanunu çıkartmak mecburiyetinde kalıyoruz?
Değerli
milletvekilleri, bir parti asabiyetiyle sormuyorum, vicdanlarınıza
sesleniyorum: Açalım, okuyalım bu Kanunu. Niye? 2002nin sekizinci
ayında değiştirmişiz, yine Avrupa Birliğinin talebi
doğrultusunda değiştirmişiz. Adalet ve Kalkınma
Partisi iktidar olmuş, sanki bir vaadin yerine getirilmesi gibi, iki ay
sonra bu Kanun yeniden değiştirilmiş. Beğenilmiyor,
şimdi yeniden değiştiriliyor.
Bakınız,
Sayın Bakan, vakıflardan sorumlu Devlet Bakanı olarak -bugün
huzurumuzda Adalet Bakanı olarak bu Kanunu savunmak durumunda olan
Sayın Mehmet Ali Şahin- bu Kanunun hazırlanmasından sonra
oluşan tepkilere karşı çok onurlu bir direnç göstermişti.
Sayın Bakan diyordu ki: Din özgürlüğü deyince Avrupa Birliğinin
aklına sadece mal mülk geliyor. Bu da beni rahatsız ediyor.
Sayın Bakanım, şimdi sizi rahatsız etmiyor mu bu kanun?
(MHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) Dün dündür, bugün bugündür!
MEHMET
ŞANDIR (Devamla) Sayın Bakan İddia ediyorum ki Avrupa
Birliği ülkelerinin hiçbirinde bu kadar demokratik yasa yok. Üçüncü
şahıslardaki mülklerin geri dönüşü veya tazmini söz konusu
olmayacaktır. diyordu, Sayın Bakan, Hükûmetimizin, devletimizin
Bakanı söylüyordu.
Şimdi, bu
kanunla buna açık kapı bırakılıyor. Niye? Ne
mecburiyetimiz var?
Değerli
milletvekillerimiz, Türkiye Büyük Millet Meclisinin hükmi şahsiyetine
sesleniyorum: Avrupa Birliğine ne borçluluğumuz var, ne
mecburiyetimiz var? (MHP sıralarından alkışlar) Avrupa
Birliği yönetimi Türkiyeye karşı haysiyetli mi davranıyor,
adaletli mi davranıyor, sözünde mi duruyor ki biz, bir mahcubiyetin, bir
eksiğin, bir ayıbın bir an önce giderilmesi
gayretkeşliğiyle Türkiyenin gündemine bu kadar
sıkıntılı konularımız varken- bu Kanunu
getiriyoruz.
Değerli
milletvekilleri, vicdanlarınızın rahat
olmadığından eminim.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(İstanbul) Rahattır, rahattır
MEHMET
ŞANDIR (Devamla) - Biz kendi dönemimizde de bu kanuna direndik. Ama gelin
güç birliği yapalım, her şeyden önce, Lozan Barış
Anlaşmasında atalarımızın kanları
karşılığında uluslararası düzlemde
oluşturdukları sonuçların savunmasını yapalım.
Şimdi,
yabancılar, vakıf örgütlenmesi adı altında Türkiyede
şirket kurabilecekler, şube açabilecekler, yurt
dışında şube açabilecekler, mal mülk, gayrimenkul
alabilecekler ve tüm bunları yaparken de eskiden hükûmetten izin alma mecburiyeti
vardı, şimdi izin alma mecburiyeti de yok. Dolayısıyla,
buna mecbur değiliz.
Aziz
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi, gazi bir Meclis olarak, kendi
kimliğiyle kendi devletini kendi geleceğini kendi kararıyla
belirleyen müstesna meclislerden biridir. Şimdi, Avrupa Birliği
istiyor diye, biz, ikide bir bu vakıflar
Ne kadarını
çıkarırsak
Bir teklifim var: Avrupa Birliğine sorunuz, onlar bu
konuyu sorun yapmaktan çıkartacakları metni hazırlasınlar,
siz getirin buraya, o zaman, onu görüşelim.
Dolayısıyla,
bu kanunun, bu hafta, gelecek hafta, hatta hiçbir hafta görüşülmemesi
gerekiyor. Bu kanun bu Meclise yakışmaz. Türkiyenin gerçekten önemli
sorunları var. Bu sorunları görüşmek, kanunlaştırmak
için
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Sayın Şandır, bir dakika ek süre veriyorum. Lütfen,
tamamlayınız.
MEHMET
ŞANDIR (Devamla) Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak söylüyorum,
gelin, sabahlara kadar çalışalım. Ama Avrupa Birliğinin
talep ettiği ve atalarımızın kemiklerini sızlatacak,
Sayın Bakanı mahcup duruma düşürecek bu türlü ayıplı,
masum olmayan kanunları burada görüşme zilletini
yaşamayalım, istirhamım bu.
Değerli
milletvekilleri, Milliyetçi Hareket Partisi olarak biz, bu Kanuna muhalefet
yapacağız, bu Kanuna olumlu düşünenleri millete şikâyet
edeceğiz. Bu Kanun, inanıyorum ki gelecek nesiller nezdinde, aynen
1856 Paris Konferansında, Islahat Fermanında olduğu gibi,
gelecek nesiller tarafından ihanetle suçlanacaktır. Buna hiçbirinizi
müstahak görmüyorum ve bu Kanunun görüşülmesinin ertelenmesini teklif
ediyorum.
Bu duygularla
hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN -
Teşekkür ederim Sayın Şandır.
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) Sayın Başkan, Sayın
Şandır, ismimden de bahsederek
Bir açıklama yapma
zorunluluğu var. İzin verirseniz, İç Tüzükün 69uncu maddesi
gereğince, bir açıklama yapma ihtiyacı hissediyorum.
BAŞKAN
Buyurun. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Üç dakika zaman
tanıyorum.
V.- SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR VE AÇIKLAMALAR
2.- Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahinin, Mersin
Milletvekili Mehmet Şandırın konuşmasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Antalya) Sayın Başkanım,
değerli arkadaşlar; Sayın Şandır, ismimden de
bahsederek
Hem 58 hem de 59uncu Hükûmet dönemlerinde Devlet
Bakanlığı ve Başbakan Yardımcılığı
görevini yürütürken vakıflardan da sorumluydum. Şu anda üzerinde grup
önerisi olarak bugün görüşülmesi istenen Vakıflar Kanunu
Tasarısı benim Bakan olduğum dönemde hazırlanmıştır.
Sayın Şandır -kendi tercihleridir, partisinin görüşleridir-
bu tasarıyla ilgili düşüncelerini biraz önce Genel Kurulumuzdaki siz
değerli arkadaşlarımızla paylaştılar. Hemen
şunu ifade edeyim: Vakıflar Kanunu, Türkiye için, Türkiyedeki
vakıflarımız için, daha çok Medeni Kanuna göre kurulmuş
4.550 tane vakıf ve yeni kurulacak olan vakıfların özgürlük
alanını genişletmek için hazırlanmıştır.
Şimdi,
Sayın Şandır dediler ki: Yabancıların kurduğu
vakıflara da birtakım özgürlükler tanıyarak, onların önünü
açarak Lozanı deliyorsunuz. Şimdi, Sayın Şandır
yabancılar dediğiniz kişiler kimdir biliyor musunuz? Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşı, dini farklı, ırkı farklı
olan insanlardır. (MHP sıralarından gürültüler)
S. NEVZAT KORKMAZ
(Isparta) 2004te de öyleydi Sayın Bakan, siz konuşurken de
öyleydi.
BAŞKAN
Sayın milletvekilleri
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) Bunlar Rum asıllı
olabilir, Ermeni asıllı olabilir, Yahudi olabilir ama Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşıdır. (MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
Sayın milletvekilleri
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) Bu vatandaşların
kurmuş olduğu vakıfları siz yabancı olarak
değerlendiriyorsunuz.
Bakın,
Anayasanın 10uncu maddesi tüm Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarını eşit statüde kabul eder, ırki ve dinî,
mezhebî esaslarla vatandaşlar arasında bir ayrımı yasaklar.
(MHP sıralarından gürültüler)
Siz,
Anayasanın 10uncu maddesine dayalı olarak şu anda bir Anayasa
değişikliği konusunu önerdiniz, son derece saygıdeğer
bir öneridir, o münasebetle de söylüyorum: Lütfen, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşları arasında ırkı sebebiyle dini sebebiyle
mezhebi sebebiyle ayrım yapmayınız. (AK Parti
sıralarından alkışlar, MHP sıralarından
gürültüler)
Bu Vakıflar
Yasası böyle bir ayrımı ortadan kaldırmak için düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak bu ülkede eşit haklara sahip
olmak demektir.
AKİF
AKKUŞ (Mersin) Psikolojiniz bozulmuş.
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) - Eğer, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı, farklı dinden, farklı kültürden bir kişi
veya kişiler bir vakıf kurmuşlarsa, bu vakıfların
eğer elinden birtakım gayrimenkuller alınmışsa, ki
alınmıştır, (MHP sıralarından Kim
almış? sesleri) 1974 tarihinde Yargıtay içtihadı
birleştirme kararıyla Bu
vakıflar mülk edinemezdir. diye alınmıştır.
Şimdi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden bu uygulamalar bir bir
geri dönüyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti
(MHP sıralarından
gürültüler)
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Şahin.
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) Sayın Başkanım,
mikrofonu açar mısınız, tamamlıyorum.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Şahin.
MUSTAFA ÖZYÜREK
(Mersin) Kanun görüşülürken konuşursunuz Sayın Bakan.
ABDÜLKADİR
AKCAN (Afyonkarahisar) Kanun görüşülürken açıkla Sayın Bakan.
ADALET BAKANI
MEHMET ALİ ŞAHİN (Devamla) Bu konuyu bir bütün olarak
değerlendirelim ve Anayasanın eşitlik ilkesini göz ardı
etmeyelim. (MHP sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Bakan.
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) Sayın Başkan, Sayın Bakan toplumu
yanıltıyor.
Bakın,
5inci maddeyi okuyorum: Yabancılar, Türkiyede hukuki ve fiili
mütekabiliyet esasına göre yeni vakıf kurabilirler.
NURETTİN
CANİKLİ (Giresun) Sayın Başkan, AK Parti Grup önerisini
tartışıyoruz
BAŞKAN
Lütfen dinleyelim arkadaşlar.
MEHMET
ŞANDIR (Mersin) Bu yabancılar tabiriyle ne kastediliyor
Sayın Bakan? (AK Parti sıralarından gürültüler)
BAŞKAN
Evet, teşekkür ederim.
VII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.- Gündemdeki sıralama ve çalışma
saatlerinin yeniden düzenlenmesi ile Genel Kurulun 29/1/2008 Salı günkü
birleşiminde bir saat sözlü sorulardan sonra diğer denetim
konularının görüşülmeyerek kanun tasarı ve tekliflerinin
görüşülmesine; 30/1/2008 Çarşamba günkü birleşiminde ise sözlü
soruların görüşülmemesine; 90 sıra sayılı Kanun
Tasarısının İç Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun
olarak ve bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin AK Parti Grubu
önerisi (Devam)
BAŞKAN
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine
göre
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, lehte
BAŞKAN -
vermiş olduğu öneriyle ilgili görüşmeler
tamamlanmıştır.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, lehinde bir söz istedim.
BAŞKAN
Sayın Genç, bu işi çocuk oyuncağına çevirdiniz. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
KAMER GENÇ
(Tunceli) Neresi çocuk oyuncağı?
BAŞKAN
Aleyhinde istediniz ve biz onu yazdık sıraya.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben bağımsız milletvekiliyim
BAŞKAN
Geçtik efendim.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Hayır, geçmedi efendim.
BAŞKAN
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
KAMER GENÇ
(Tunceli) Yahu Sayın Başkan, sen orayı temsil
MEHMET
DANİŞ (Çanakkale) Çık dışarı!
BAŞKAN
Kabul etmeyenler
Öneri kabul edilmiştir.
Sayın Genç,
ben size sen diye hitap etmiyorum! Sayın Genç, ben size sen diye hitap
etmiyorum!
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben bir bağımsız milletvekiliyim, iki dakika
orada konuşamaz mıyım?
BAŞKAN On
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.56
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.08
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Canan CANDEMİR ÇELİK (Bursa),
Harun TÜFEKCİ (Konya)
BAŞKAN
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 55inci
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
İç Tüzük'ün
37nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma
önergesi vardır; okutup, işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, tutumunuz hakkında İç Tüzükün
63ncü maddesine göre söz istiyorum. Şimdi, bakın 63üncü maddeye
göre ben söz istiyorum dedim, söz vermiyorsunuz. Lütfen tutumunuz
hakkında söz istiyorum.
AHMET YENİ
(Samsun) Tutumu iyi iyi!
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben sizden rica ediyorum, o Meclisi kendi iradenizle yönetirseniz
daha iyi olur.
BİLGİN
PAÇARIZ (Edirne) Sayın Başkan, söz vermeniz uygun olur
Başkanlığın tutumuyla ilgili
BAŞKAN
Sayın Genç, siz aleyhte söz istediniz, biz onu listeye yazdık.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben, tamam
BAŞKAN
Sonra değiştirdiniz, lehinde istediniz
KAMER GENÇ
(Tunceli) Efendim, lehinde
BAŞKAN Siz
çok tecrübeli, uzun yıllar Başkan Vekilliği yapmış bir
insansınız.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan
BAŞKAN
Dolayısıyla bu tavır ve davranış sizin gibi ciddi bir
insana yakışmıyor.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben gayriciddi değilim.
BAŞKAN Ben
size gayriciddisiniz demedim.
KAMER GENÇ
(Tunceli) 63üncü maddeye göre söz istiyorum.
BAŞKAN
Bakın, ben size gayriciddisiniz demedim.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ben sizden söz istedim, dedim ki: Efendim, ben lehte söz
istiyorum. Tamam, başlangıçta çıktım burada ifade ettim, ben
bağımsız milletvekiliyim, pekâlâ önerinin lehinde
konuşabilirim. Sizin hakkınız var mı benim söz
hakkımı kesmeye? Ben söz hakkımı
BAŞKAN
Sayın Genç, siz aleyhinde istediniz.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Efendim, tutumunuz hakkında söz istiyorum. Ha, siz diyorsanız
ki vermiyorum, o sizin
Yani, bakın, burası Türkiye Büyük Millet
Meclisi.
BAŞKAN
Doğrudur.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Siz burayı İç Tüzüke göre yönetmek
zorundasınız. Ben söz istedim, söz hakkım vardı, vermek
zorundasınız. Ama vermiyorsanız, militan bir Meclis Başkan
Vekili sıfatıyla Meclisi yönetiyorsanız, ona ben bir şey
diyemem.
MEHMET NİL
HIDIR (Muğla) Zamanımızı çalmayın, yeter. Meclis
Başkanımız söz vermedi.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ama, İç Tüzüke göre Meclis Başkan Vekiliyseniz, bana söz
vermek zorundasınız.
BAŞKAN
Sayın Genç, bir cümlenin içinde militandan başlayarak, pek çok
sıfat kullandınız. Tekrar ediyorum: Bakın, ben size
karşı son derece tarafsız, milletvekili olma durumunuza son
derece saygılı davranan bir insanım.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Söz niye vermiyorsunuz? Ben söz istiyorum.
BAŞKAN
Siz diye hitap ediyorum. Dolayısıyla yeteri kadar da
Bakın,
şu ana kadar da konuştunuz.
İç Tüzükün
37nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme alınma
önergesi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, bu Mecliste milletvekiline değer vermek
zorundasınız.
VI.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
(Devam)
B) Önergeler (Devam)
3.- Ardahan Milletvekili Ensar Öğütün, 2090
Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak
Yardımlar Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifinin (2/3) İç
Tüzükün 37nci maddesine göre doğrudan gündeme alınmasına
ilişkin önergesi (4/16)
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
2/3 Esas
Numaralı Kanun Teklifim 45 gün içinde Komisyonda
görüşülmediğinden İç Tüzüğün 37. Maddesi gereğince
doğrudan gündeme alınması konusunda gereğinin
yapılmasını saygılarımla arz ederim. 28.11.2007
Ensar
Öğüt
Ardahan
BAŞKAN
İç Tüzük madde 37ye göre söz talebi, teklif sahibi Ardahan Milletvekili
Sayın Ensar Öğüte ait.
Buyurun
Sayın Öğüt.
Söz süreniz
beş dakika. (CHP sıralarından alkışlar)
ENSAR ÖĞÜT
(Ardahan) Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak
Yardımlar Hakkında Kanunun Bir Maddesinde Değişiklik
Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifim hakkında söz
almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli
arkadaşlar, 2090 sayılı Yasaya göre, yangın, deprem,
fırtına, sel, don, dolu, kuraklık ve hastalıklardan
dolayı zarar gören çiftçilerimizin mal varlığının
tümünün, yüzde 40ı zarar görürse devlet yardım yapıyor. Benim
kanun teklifimde ise mal varlığının tümü değil,
herhangi bir mal varlığının ayrı ayrı, hangisi
zarar görmüşse onun yüzde 40ı verilsin. Çünkü, eğer mal
varlığının tümü derseniz, diyelim ki, sel vurdu, dolu
vurdu, kuraklık vurdu, tarladan ürün gelmedi. O yetmiyor, ahırı
yıkılması lazım, hayvanının telef olması
lazım veya buna benzer, evinin bir tarafının
yıkılması lazım ki devlet çiftçiye yardım etsin. Bu
nedenle, bu kanun teklifinin kabul edilmesi doğrultusunda tabii afetlerden
dolayı zarar gören çiftçilerimize devlet yardım yapmış
olacaktır.
Tabii, bugün, son
günlerde, arkadaşlar biliyorsunuz, şiddetli kış Doğu
Anadoluyu kasıp kavuruyor. Şiddetli Sibirya kışı
Doğu Anadoluda, başta Ardahan, Kars, Iğdır,
Ağrı, Van, Erzurum ve bu bölge olarak çok şiddetli soğuk
var. Özellikle gece eksi 43-45 dereceyi buluyor. Böyle bir ortamda bütün su
kaynakları kurumuş, donmuş, dereler donmuş, göller
donmuş, nehirler donmuş, akan sular, içme suları donmuş ve
borular patlamış. Şu anda Ardahanda ve diğer illerde
kesinlikle su akmıyor. İnsanlar kar eriterek su ihtiyacını
gideriyor. O bakımdan, ağır kış şartları
altında, eksi 40ları bulan soğuklarda bulunan illeri afet
kapsamına, Hükûmetin almasını istiyorum.
Sayın Bakan
burada, heyet göndersin, baksın. Ardahanda, Gölede gece eksi 51, ben
bunu arabamda gördüm, 43. Şimdi, böyle bir soğukta yaşamak da
mümkün değil değerli arkadaşlar. Onun için, bakın, bir
benzeri de Vanda var. Ben geçen hafta Vana gittim. Vanda tamamen hayat durmuş.
Yalım Erez Mahallesi, Süphan Mahallesi, Karşıyaka Mahallelerinde
sular yok, kanalizasyon yok. İşte, burada, Sayın Bakan,
Vanlı Bakanımız var, gitsin, baksın oraya. Vanda, en
önemlisi, elektrik her gün sönüyor, her gün elektrik gidip geliyor ve
elektriğin gidip gelmesinden dolayı organize sanayi durmuş,
fabrikalar kapanmış, işsizlik had safhada. Bir de ayrıca,
evlerdeki elektrikle çalışan buzdolabı, çamaşır
makinesi, buna benzer, televizyon ne varsa, bütün vatandaşların,
bozulmuş. Bunun da derhâl, Vanın da afet kapsamına
alınmasını istiyorum. Çünkü, gidip gördüm, yerinde inceledim,
hakikaten içler acısı bir durum. Buradaki Van milletvekillerinden
rica ediyorum, Vanı derhâl mercek altına alsınlar, Vanı
da afet kapsamı içerisine aldırsınlar.
Değerli arkadaşlar,
en önemlisi, şu anda eksi 50ye yakın soğukta kıvranan
köylümüze yem bitkileri parası ödenmedi. Kasım ayında ödenmesi
gereken yem bitkileri parası şu anda ödenmedi. Şu anda
samanın kilosu Ardahanda 280 bin liradan, 350 bin ile 400 bin
arasında satılıyor ve çiftçiler perişan olmuş. Hâlen
daha Bakanlık, ne hikmetse, yem bitkilerini ödemiyor. Ne zaman ödenecek bu
yem bitkileri parası? Bahara mı ödenecek? Bahara zaten gerek
kalmıyor, kar kalktıktan sonra hayvanlar düze çıkıyor,
otluyor. Ama şu anda sizden rica ediyorum, eksi 35, 40, 50 derece olan
bölgede yem bitkileri derhâl ödensin. Niye ödensin? O insanlar orada vatan
bekçiliği yapıyorlar, sınırda bekçilik yapıyorlar.
Hâlen bu soğukta o vatanı bekliyorsa, o insanlara bizim vefa borcumuz
var. Büyük Millet Meclisi olarak, Hükûmet olarak rica ediyorum, derhâl
Hatta
Tarım Bakanını ben Ardahana davet ediyorum, gelsin Karsı,
Ardahanı, Iğdırı gezsin, yani görsün bir oradaki
insanları. Ne olur, bir heyet kuralım gidelim. Gidin bakalım,
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Bir
dakika ek süre veriyorum, lütfen tamamlayınız.
ENSAR ÖĞÜT
(Devamla) - Ardahandaki esnaf, Karstaki, Iğdırdaki, Erzurum, Van,
Ağrı, bütün esnaf perişan. Siftah yapmadan dükkânı
kapatıyorlar; açıyorlar, dükkânı kapatıyorlar.
İşte, doğu milletvekilleri burada, bu kış gününde,
kıyamet gününde, esnaf çekini ödeyemiyor, bonosunu ödeyemiyor, vergisini
ödeyemiyor, banka kredisini ödeyemiyor. Derhâl esnafın vergisi ve banka
kredi borçları faizsiz en az dört ay ertelensin. O esnaf orada eğer
bizim insanımızsa o esnafa bir şey vermek gerekiyorsa mutlak
surette esnafımıza sahip çıkalım, köylümüze sahip
çıkalım, halkımıza sahip çıkalım.
Bu nedenle, benim
vermiş olduğum kanun teklifimin kabul edileceğini umuyor,
hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Öğüt.
Önerge
hakkında söz isteyen, Malatya Milletvekili Sayın Ferit Mevlüt
Aslanoğlu.
Buyurun
Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş
dakika.
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Malatya) Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; hepinize saygılar sunuyorum.
Arkadaşlar,
Sayın Öğütün verdiği teklifte
Yüce Allah kimseye afet
vermesin. Sel, deprem; bu, mala da gelir ürüne de gelir. Bu Yasa işlemeyen
bir yasa. Diyor ki: Örneğin, bir don olayı oldu, tüm ürünü dondu
köylünün, tüm ürünleri dondu. Yasa diyor ki: Mal varlığının
-dikkatinizi çekerim, ahırı da, ineği de işte evdeki her
şeyi, evi de, hepsinin diyor- yüzde 40ını kaybedeceksin.
Değerli
milletvekilleri, bir ürün
HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) Sigorta
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Bir dakika geleceğim. Bu 2090 sayılı
Yasa sigortayı kapsamıyor, iki ayrı yasa.
Şimdi,
tabii, bir kere bu Yasa işlemeyen bir yasa. Bir yasa işlemiyorsa
gelin, bu Yasayı değiştirelim. Diyoruz ki, bugün hepimize,
hepimizin ilinde hepimizin başına gelebilir arkadaşlar. Gelin,
bu Yasayı değiştirelim. İlla, sigorta, tarım ürününü
HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) Gel, gel!
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Oraya geleceğim şimdi.
ödüyor, ama
tarım ürünü dışında -diyelim ki yangın, diyelim ki
sel, yani illa tarım ürünü dışında- diğer mallara
geleceklerde sigorta kapsamı yok. Ama gelin, bu Yasayı
değiştirelim. Bu Yasada kaybettiği değerin yüzde
40ını -mal varlığının yüzde 40ı
değil- yapalım ki yarın bu insanlara yardım edebilesiniz.
Yani, bunlar sizin elinizi açmak için
Sayın Öğütün teklifi geçen
yıl aynı şekilde 10 kez ben vermiştim bu Yasa
10 kez
burada konuştum. Bu Yasayı bir türlü değiştirmiyorsunuz.
Yani, bu Yasa hepimize lazım.
Örneğin,
tarımsal sigortaya gelince: Geçen yıl ilk defa uygulandı ve
burada ben TARSİMe teşekkür ediyorum -TARSİM, yani sigorta
şirketlerinin oluşturduğu şirket, tarımsal ürünlerle
ilgili- ama, burada aksaklıklar var. Burada, daha henüz köylümüz yeterince
sigorta bilincine ulaşmadı. Yani, burada diyor ki, ben
Örneğin,
bir kayısıda çiçek dönemini kapsamıyorsa benim köylüm diyor ki:
Niye sigorta ödeyeyim? Esas onun mevsimi, don mevsimi çiçek dönemini
kapsıyor. Eğer bir şeyi sigorta yapıyorsan tam sigorta
yapacaksın.
HALİL
AYDOĞAN (Afyonkarahisar) - Malatya çok iyi
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Beyefendi, en çok destek biz verdik, doğru, ama
çiçek döneminde sigorta ediyorsanız bunu da kapsatacaksınız,
mecbursunuz. Bir sigorta klozları vardır, o klozda her ürünün belli
mevsimleri vardır, o mevsimine göre ürün bazında belli klozu
alıp bunu yapmanız lazım. Biz şunu istiyoruz: Çiçek
döneminde de eğer sigorta yapıyorsanız o zaman bunu
yapacaksınız. Önce Tarım Bakanlığının Koruma
Kontrol Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Üretim Genel Müdürlüğü bir
anlaşsın, bunlar bir kere anlaşsın. Yani, tarım
sigortalarında bunlar arasında farklılıklar var, görüş
farklılıkları var. Eğer tarım ürünlerinde sigorta
yoksa, tabii afet de kabul etmiyor sayın milletvekilleri, bir genel
müdürlük.
Bu açıdan,
bir kere 2090 sayılı Yasayı gelin, değiştirelim.
Burada illa Sayın Öğütün teklif ettiği yüzde
O açıdan,
Sayın Öğütün teklif ettiği gibi
Gelin, illa kayıp ürünün
yüzde 40ı demeyelim. Hep beraber karar verelim. Bu yasayı buraya
-bugün kabul edin- getirelim, hep beraber, yüzde kaç diyorsanız onu kabul
edelim arkadaşlar. Bu kadar da açık.
Onun için, bir
kez daha Sayın Öğüte teşekkür ediyorum.
Bu yasayı
hepiniz kabul ederseniz, çiftçimizin, köylümüzün ve tabii afete uğrayan
vatandaşlarımızın mağduriyeti gider.
Teşekkür
ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN
Karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
Gündemin Sözlü
Sorular kısmına geçiyoruz.
VIII.- SORULAR VE CEVAPLAR
A) Sözlü Sorular ve Cevapları
1.-Ardahan Milletvekili Ensar Öğütün, bazı
sınır kapılarının dinî bayramlarda
açılmasına ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru
önergesi (6/176) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın
cevabı
2.- Gaziantep Milletvekili Hasan Özdemirin, bazı belediye
başkanları hakkında bir işlem yapılıp
yapılmadığına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/184) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
3.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçının,
belediyelerin sosyal yardımlarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/191) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
4.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçının,
belediyelerin sosyal yardım yaptığı kişilere
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/192) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
5.- Tokat Milletvekili Reşat Doğrunun, bir köy
ilköğretim okulunun yapım ihalesine ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/193) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
6.- İstanbul Milletvekili Mehmet Ufuk Urasın,
Bandırmada bazı cadde isimlerinin değiştirilmesine
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/240) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
7.- Bursa Milletvekili İsmet Büyükatamanın,
Celal Bayar anıt mezarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/253) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
8.- Tunceli Milletvekili Kamer Gençin, polis müdahalesiyle
meydana geldiği iddia edilen bazı ölüm olaylarına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/261) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
9.- Aksaray Milletvekili Osman Ertuğrulun, Demirci
kasabasının Aksaraya bağlanmasına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/267) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
10.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin, Antalyanın
katı atık ayrıştırma tesisi ihtiyacına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/288) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
11.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin, Antalyadaki bir
sanayi sitesinin güvenliğine ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/289) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
12.- Antalya Milletvekili Tayfur Sünerin, ücretsiz
dağıtılan kömürlerin hava kirliliğine yol
açtığı iddialarına ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/293) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
13.- Antalya Milletvekili Hüsnü Çöllünün, Antalya
toptancı halindeki iş yerlerinin kira artışına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/304) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
14.- Karaman Milletvekili Hasan Çalışın,
ülkemiz üzerinden yapılan insan kaçakçılığına
ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/305) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
15.- Çankırı Milletvekili Ahmet Bukanın,
Çankırı Belediye Başkanı hakkındaki soruşturma
iznine ilişkin İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi
(6/307) ve İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
16.- Karaman Milletvekili Hasan Çalışın,
yurtiçi uçuşlardaki genel bilgi toplama uygulamasına ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/319) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
17.- Ordu Milletvekili Rıdvan Yalçının,
uyuşturucu kaçakçılığı kapsamında
dağıtılan ikramiyeye ilişkin İçişleri
Bakanından sözlü soru önergesi (6/340) ve İçişleri Bakanı
Beşir Atalayın cevabı
18.- Tokat Milletvekili Reşat Doğrunun, Niksar
Belediyesinin arsa ihalelerine yönelik iddialara ilişkin
İçişleri Bakanından sözlü soru önergesi (6/355) ve
İçişleri Bakanı Beşir Atalayın cevabı
BAŞKAN
Sayın milletvekilleri, İçişleri Bakanı Sayın
Beşir Atalay, gündemin Sözlü Sorular kısmının 1, 5, 7, 8,
9, 19, 29, 32, 38, 57, 58, 62, 71, 72, 74, 86, 107 ve 121inci
sıralarındaki soruları birlikte cevaplandırmak
istemişlerdi.
Şimdi, bu
soruları sırasıyla okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması konusunda
gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim.
25.10.2007
Ensar
Öğüt
Ardahan
Dini
Bayramlarımızda, ailelerinin bir kısmı Suriyede olan ve
Güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımız, bayram
günleriyle sınırlı olsa da sınır geçişlerinin
serbest bırakılmasıyla bir araya gelmektedir. En azından bu
mutlu günlerde hasret gideren vatandaşlarımızın
mutluluğunu görmek hepimizi duygulandırmaktadır.
Tıpkı
Güneydoğu Bölgemizde yaşayan vatandaşlarımız gibi,
Kars, Ardahan, Iğdır ve Artvin illerimizde yaşayan bölge
halkımızın da akrabalarının bir kısmı
Gürcistanda bulunmaktadır. Sınırların
kaldırıldığı, duvarların yıkıldığı,
globalleşen dünyada insanlarımız, çok kısa mesafelerde olan
akrabalarını görememelerinin üzüntüsünü yıllarca
yaşamışlardır.
1) Kars, Ardahan,
Iğdır ve Artvin illerimizde yaşayan
vatandaşlarımızın Gürcistanda yaşayan
akrabalarını görebilmeleri ve hasret giderebilmeleri için Türkgözü,
Aktaş, Dilucu ve Sarp sınır kapılarımızı
dini bayramlarda açmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim.
Hasan
Özdemir
Gaziantep
Belediyelerimiz,
Türkiye Cumhuriyetinin resmi kurumlarıdır ve Anayasa ve yasalar
çerçevesinde kendisine verilen görevleri ifa etmekle yükümlüdürler.
Belediyelerimizin seçimle işbaşına gelen Başkanları da
kamu görevlisidir. Türkiye Cumhuriyetine ve Onun bölünmez bütünlüğüne
bağlı olmaları gerekir.
Ancak, Biz
devlete ve PKKya eşit mesafedeyiz gibi talihsiz açıklamaları
olan, makam otomobiliyle bölücü terör örgütü mensuplarının taziye
ziyaretine giden ve çatışmada öldürülen PKKlı teröristlerin
cenazeleri için ambulans tahsis eden, yayın organları olan Roj TVde
terör örgütünün propagandasını yapan ve aynı zamanda devletin
görevlisi olup devletten maaş alan bazı belediye
başkanlarının halen görevde olduğu açıktır. Bu
çerçevede, sorularım aşağıdadır:
1) Türkiye
Cumhuriyetinin bölünmez bütünlüğüne ve ulus devlet yapısına ters
düşen bu tür beyan ve yardımlar nedeniyle hükümet olarak neler
yaptınız, hangi önlemleri aldınız ya da almayı
düşünüyorsunuz?
2) Hangi belediye
başkanları hakkında soruşturma
açılmıştır? Soruşturma açılmışsa,
soruşturma açılma tarihleri ve tamamlanma tarihleri nelerdir?
3) Bu
soruşturmalar sonucunda, hangi belediye başkanı hakkında ne
gibi işlemler önerilmiştir? Önerilen bu işlemleri
uyguladınız mı?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
soruların İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda
gereğini arz ederim.
06.11.2007
Av.
Rıdvan Yalçın
Ordu
Soru:
Ülkemizde
belediyeler eliyle milyonlarca vatandaşımıza ayni ve nakdi
yardımlar yapılmakta ve özellikle bu işler için kutsal günler seçilmekte,
iftar çadırlarıyla da bu hayır işleri belediye
başkanları ve bazı kişi ve kurumların reklam
alanı haline dönüştürüldüğü izlenmektedir. Bu itibarla;
a) Belediyeler
eliyle yapılan bu ayni ve nakdi yardımların
bakanlığınız ya da başka bir kurum tarafından
denetiminin yapılıp yapılmadığı hususunun
açıklanmasını arz ederim.
b) Belediyelerin
büyük meblağlar tutan bu yardımları bütçelerinde yer alan bir
kalemden yapıp yapmadığı hususunun
açıklanmasını arz ederim.
c) Bir bütçe
disiplini içerisinde yapılmıyorsa bu yardımlar hangi kişi
ya da kurumlardan, hangi ölçüye göre, hangi karşılık vaadiyle
temin edilmekte olduğu hususunun açıklanmasını arz ederim.
d) Bu
yardımların belediyelerce kimlere, hangi kriterlere göre
dağıtılmakta olduğu, hususunun açıklanmasını
arz ederim. Saygılarımla.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
soruların İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda
gereğini arz ederim.
06.11.2007
Av.
Rıdvan Yalçın
Ordu
Soru:
Ülkemizde belediyeler
eliyle milyonlarca vatandaşımıza ayni ve nakdi yardımlar
yapılmakta ve özellikle bu işler için kutsal günler seçilmekte, iftar
çadırlarıyla da bu hayır işleri belediye
başkanları ve bazı kişi ve kurumların reklam
alanı haline dönüştürüldüğü izlenmektedir. Bu itibarla;
a-) Belediye
teşkilatlarında yapılan ayni ve nakdi yardımların
yardım edenler ve yardım alanlar bakımından
kayıtların bulunup bulunmadığı,
b-) Yardım
edenler ve alanların kaydı bulunmuyorsa bu hususun devlet
geleneğimizle bağdaşıp bağdaşmadığı,
c-) Kaydı
bulunuyorsa bütün belediyelerin ancak özellikle onaltı büyük şehir ve
büyük şehirlerin ilçe belediyelerin hangi kaynakla kaç kişiye ne
miktar hangi kişi ve kurumlardan temin ederek 31 mart 2004 tarihinden bu
yana yardım yaptıklarını
ç-) Belediyelerce
yapılan ayni ve nakdi yardımların bir düzene bağlanıp
bağlanmasının düşünülüp, düşünülmediği,
d-) Kaydı
bulunuyorsa yardım edenlerin belediyeler ile ticari işlerinin bulunup
bulunmadığının araştırılması için
isimlerinin açıklanması
e-) Kaydı
bulunuyorsa yardım edilenlerin yardıma müstahak olup
olmadığının araştırılması için
isimlerinin açıklanması, sorularının
cevaplandırılmasını arz ederim.
Saygılarımla.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorumun İçişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz
ederim.
Saygılarımla.
Dr.
Reşat Doğru
Tokat
Soru: Tokat
İli Erbaa İlçesi Hacıpazar Köyü İlköğretim okulu
yapım ihalesi Tokat Valiliğince iptal edilmiştir. Hacıpazar
Köyü İlköğretim okulu ihalesi tekrar yapılacak mıdır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına,
Aşağıdaki
sorumun İçişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını
saygılarımla arz ederim. 21/11/2007
Ufuk
Uras
İstanbul
Balıkesirin
Bandırma İlçesi Belediye Meclisi, Belediye Başkanının
Başkanlığında 06/10/2007 tarihinde toplanarak Uğur
Mumcu Caddesinin adını Mehmetçik Caddesi ve Ahmet Taner
Kışlalı Caddesinin adını Şehitler Caddesi
olarak değiştirmiştir. Gelen tepkiler üzerine yapılan
açıklamada; caddelerin adının ideolojik kaygılarla
değiştirilmediğini, şehit olan Mehmetçiklerin
adının yaşatılması amacıyla
değişikliğe gidildiği açıklanmıştır. Bu
bağlamda;
1- AK Parti
Belediyesinin yakın tarihimize mal olmuş isimlerle oynamak yerine
NATO Caddesi gibi cadde isimlerini değiştirmesi daha uygun olmaz
mıydı?
2- Her
fırsatta farklılığımız zenginliğimiz deyip
Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı gibi isimlerle Mehmetçik
simgesini karşı karşıya getirmek gibi tutum kabul
edilebilir mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını arz
ederim.
İsmet Büyükataman
Bursa
Üçüncü Cumhurbaşkanımız Merhum
Celal Bayarın Anıt Mezarı Bursa İli Gemlik İlçesi
Umurbey Beldesinde bulunmaktadır. Anıt Mezarımız son derece
bakımsız durumdadır.
Buna göre:
1- Bursa İli
Gemlik İlçesi Umurbey Beldesinde bulunan Celal Bayar Anıt Mezarı
için 2008 yılı bütçesinden ödenek ayrılmış
mıdır?
2- Söz konusu
Anıt Mezarın bakımı, onarımı ve korunması
için Bakanlığınızın düşünceleri nelerdir?
3- Celal Bayar
Anıt Mezarının bakım, onarımı ve korunması
için Bakanlığınız bütçesinden ödenek ayrılmaması
durumunda Anıt Mezarın çürümeye terk edilmesi sizce doğru mudur?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki sorularımın
aracılığınızla İçişleri Bakanı
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim.
27/11/2007
Kamer
Genç
Tunceli
A- Avcılarda
polis tekmesi ile ölen Feyzullah Efe,
B-
İstanbulda nezarete alınan Ahmet Aslanın ölümü,
C- Gökhan
Belgüzarın Bakırköy, Osmaniye Polis Karakolunda ölümü,
D- Edremitde
gözaltına alınan Özgün Ünalın ölümü,
E- İzmir
Bornovada nezarette Haşim Balıkın ölümü,
F- Nijeryalı
Festus Okeyin karakolda kurşunla ölümü,
G- Aydında
Resul Aydemirin polis dövülmesi sonucunda öldüğü iddiaları,
H- Sapancada
nezarete alınan Ahmet Şahinin ölümü,
I- İzmirde
polis kurşunu ile ölen Baran Tursun.
1- Son zamanlarda
Bakanlığınıza bağlı kurumlarda meydana gelen bu
ölümler hakkında ne gibi işlemler yapılmıştır?
2- Bu olaylarda
sorumlu olması gereken üst düzey yöneticiler hakkında herhangi bir
ceza uygulanmış mıdır?
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorumun İçişleri Bakanı Sayın Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini arz ederim. 27.11.2007
Osman
Ertuğrul
Aksaray
Soru:
Yüksek Seçim
Kurulu tarafından 21.05.2006 tarihinde yapılan Konya/Emirgazi
İlçesine bağlı Demirci Kasabasının, Aksaray
Vilayetine bağlanması hususundaki referandum sonuçları
aşağıdaki gibidir.
Toplam Seçmen :
1406
Kullanılan Oy :
1004
Evet Oyu : 992
Hayır Oyu : 8
Geçersiz : 4
Bu Referandum
sonucunun gereğini ne zaman gerçekleştireceksiniz?
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini saygılarımla arz
ederim.
Tayfur
Süner
Antalya
Antalya Merkezde
yaşayan 800 bin kişinin her gün ürettiği bin tona yakın
çöp, kentimizin geleceğini tehdit etmektedir. Kızıllı
Köyünde Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu çöp
depolama alanının kısa sürede dolması, katı atık
ayrıştırma tesisinin yapılmasını zorunlu hâle
getirmektedir.
Soru 1: Antalya
Merkezde bir katık atık ayrıştırma tesisinin
yapılması için Bakanlığınızca bir
çalışma yürütülmekte midir?
Soru 2:
Ayırma yöntemi ile çöplerin yüzde 80i geri kazanılabilmektedir.
Çevre sağlığı ve temizliği için turizmin başkenti
olan ilimizde bir katı atık ayrıştırma tesisi yapmak
için Bakanlığınızca bir ödenek ayrılmış
mıdır?
Soru : Katı
atıkların depolanması için Antalya Büyükşehir Belediyesi ne
kadar para harcamıştır? Kızıllıda bulunan çöp
depolama alanı kaç metrekaredir? Bir katı atık
ayrıştırma tesisi yapılarak, milyonlarca YTL ve binlerce
metrekare alandan tasarruf etmek mümkün müdür?
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için gereğini
saygılarımla arz ederim.
Tayfur
Süner
Antalya
Antalyadaki
Akdeniz Sanayi Sitesindeki iş yerlerinde son zamanlarda çok sayıda
hırsızlık olayı meydana gelmektedir. Sanayi sitesinde bir
karakol olmadığı için burası hırsızların ve
madde bağımlılarının uğrak yeri olmuştur.
Sanayi sitesine ait 4 dönüm arsa, Antalya Emniyet Müdürlüğüne karakol
yapması için tahsis edilmiştir. Ancak bu arsa da yıllardır
boş durmaktadır.
Soru 1 Sanayi
sitesinde yıllardır boş duran arsaya bir karakol yapmak için
Bakanlığınızca bir çalışma var mı? Bu
karakolun yapımı için gerekli ödenek
Bakanlığınızca ayrılmış mıdır?
Soru 2
Hırsızlık olayının önüne geçebilmek için MOBESE
sistemine Akdeniz Sanayi Sitesinin dâhil edilmesi ve bunların kameralarla
kontrol edilmesi için tarafınızca bir çalışma
yapılmakta mıdır?
Soru 3 Uzun
zamandır sanayi içerisinde park hâlinde duran ve görüntü kirliliği
yaratan arızalı araçların çekilmesi için bir çalışma
içinde misiniz?
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması için
gereğini saygılarımla arz ederim.
Tayfur
Süner
Antalya
Soru 1
Belediyeler tarafından denetimler sonucu toplatılan kaçak kömürlere
ne yapılmaktadır? Bu kömürler hayır adı altında
devlet yolu ile muhtarlar ve kaymakamlar tarafından tekrar
halkımıza mı dağıtılmaktadır?
Soru 2
Belediyeler tarafından gerçekleştirilen kalitesiz kömür
dağıtımı sonucunda oluşan hava kirliliğini
azaltmak için ne gibi uygulamalar yapıyorsunuz? Eğer
yaptığınız uygulamalar yeterli ise artan hava
kirliliğini nasıl izah ediyorsunuz?
Soru 3
Doğal gaz kullanılan illerimizde havanın daha temiz olması
gerekmez mi? Doğal gaz dağıtımı yapılan yerlerde
oturanların hâlâ kömür yakmaya devam ederek halk sağlığını
bozmaya hakkı var mı? Bakanlığınız bu konuda
niçin tedbir almamaktadır?
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak yanıtlanması için gereğini
arz ederim. 12.12.2007
Hüsnü
Çöllü
Antalya
Antalya
toptancı hal kompleksinde, mülkiyeti Antalya Büyükşehir Belediye
Başkanlığına ait olan iş yerlerinde 2008
yılı kira artış oranının yüzde 30 düzeyine
ulaştığı bildirilmektedir.
Bu kapsamda;
1 Antalya
toptancı hal kompleksindeki iş yerlerinde kira artış
oranları 2005, 2006 ve 2007 yıllarında ne olmuştur?
Enflasyonun yüzde 9-10 düzeyinde bulunduğu bir ortamda, 2008
yılı artışının yüzde 30 düzeyinde belirlenmesinin
gerekçesi nedir?
2 Antalya
toptancı hal kompleksindeki iş yerlerinin kira artış
oranının enflasyon oranı ya da makul bir düzeye çekilmesi için
bir girişimde bulunacak mısınız?
3 Belediyelerin
belirlediği kira artışlarının genellikle yargıya
taşınması ve uzun süreçlerden sonra bir sonuca
ulaşılabilmesi karşısında, bu alanda uygulamada
karşılaşılan sorunları gidermeye yönelik yeni bir
düzenlemeye gidilecek midir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Hasan
Çalış
Karaman
Son yıllarda
artış gösteren insan kaçakçılığı birçok ülkede
olduğu gibi ülkemizde de sorun olmaya devam etmektedir. Mutlu bir dünya
umuduyla yola çıkan mülteciler, AB ülkelerine, ülkemiz üzerinden kaçak
yolla geçmek istemektedirler. Bu geçişlerin büyük bir kısmı da
kara sularımızla toplu ölümlerle sonuçlanmaktadır.
1- Ülkemiz
üzerinden yapılan insan kaçakçılığının önlenmesi
konusunda hangi çalışmalar yürütülmektedir? Bu
çalışmaları yeterli buluyor musunuz?
2- Son beş
yıl içinde bu konuda yakalanan kişi sayısı kaçtır? Bu
kişilere ne gibi bir yasal işlem uygulanmaktadır?
3- Bu konuda daha
fazla tedbir almayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını
saygılarımla arz ederim. 14.12.2007
Ahmet
Bukan
Çankırı
Çankırı
Belediye Başkanı İrfan Dinç hakkında Şule Ağhan
adlı bir şahıs 08.02.2007 tarihinde evrakta sahtecilik ve görevi
kötüye kullanma suçlamaları ile Cumhuriyet Başsavcılığına
şikâyette bulunmuştur. Yapılan soruşturmada 4483 yasa
gereğince İçişleri Bakanlığından soruşturma
izni istenilmiş olup bugüne kadar bir cevap gelmemiştir.
Bu nedenle,
-
Çankırı Belediye Başkanının soruşturulmasına
izin verecek misiniz?
- Verecekseniz ne
zaman vereceksiniz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak yanıtlanmasını arz ederim.
Hasan
Çalış
Karaman
Havaalanlarımızda
yurt içi uçuşlar sırasında yolculara yönelik polis
tarafından Genel Bilgi Toplama uygulaması
başlatılmıştır.
1- Kaç
havaalanımızda bu uygulama başlatılmıştır?
Uçakla yurt içi seyahat eden tüm yolculara uygulanmakta mıdır?
2- Bu
uygulamanın yurt dışı örnekleri var mıdır? Hangi
ülkelere uygulanmaktadır?
3-
Uygulamayı başka ulaşım araçlarında da
yaygınlaştırmayı düşünüyor musunuz?
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Aşağıdaki
sorularımın İçişleri Bakanı Sayın Beşir
Atalay tarafından sözlü olarak cevaplandırılması hususunda
gereğini arz ederim. 26.12.2007
Rıdvan
Yalçın
Ordu
Soru:
1- 2002
yılı itibarıyla bugüne kadar uyuşturucu
kaçakçılığı kapsamında kaç lira ikramiye
dağıtılmıştır? Açıklamanızı arz
ederim. Saygılarımla.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Aşağıdaki
sorumun İçişleri Bakanı Sayın Prof. Dr. Beşir Atalay
tarafından sözlü olarak cevaplandırılmasını,
Arz ederim.
Reşat
Doğru
Tokat
Soru: Tokat yerel
basınımızda, bir firma sahibi tarafından, Niksar
İlçemizde Belediye Başkanlığınca sanayicilerimize
arazi tahsisi amacıyla yapılan arsa ihalelerinde yolsuzluk ve
usulsüzlük yapıldığına dair iddialar yer
almıştır. Söz konusu iddialar ile ilgili olarak herhangi bir
inceleme ya da soruşturma yapılmış mıdır,
yapıldı ise neticesi nedir?
BAŞKAN
Soruları cevaplandırmak üzere, İçişleri Bakanı
Sayın Beşir Atalay.
Buyurun
Sayın Bakan. (AK Parti sıralarından alkışlar)
İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) Sayın Başkan, değerli
milletvekili arkadaşlarım; biraz önce Başkanlık
Divanımızca okunan sözlü sorulara cevap vermek üzere huzurunuzdayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Okunan sorulara sırasıyla,
mümkün olduğunca zamana da sığarak cevap vermeye
çalışacağım.
Sayın Ensar
Öğütün sorusu: Kars, Ardahan, Iğdır ve Artvin illerimizde
yaşayan vatandaşlarımızın, Gürcistanda yaşayan
akrabalarını görebilmeleri ve hasret giderebilmeleri için bazı
sınır geçişlerinin kolaylaştırılmasının
düşünülüp düşünülmediği sorulmaktadır.
Önce,
Türkiye-Suriye sınırındaki uygulamayla ilgili kısa bir
bilgi sunayım: Suriye sınırında bu uygulama söz konusu.
Türkiye-Suriye hududunda 50 kilometrelik hudut şeridi içerisinde oturan
akraba vatandaşların, dinî bayramlarda tel örgülerin arkasında
bayramlaşmalarının nahoş görüntülere sahne olması, iki
ülke akraba vatandaşlarının daha iyi koşullar altında
bayramlaşmalarını temin etmek amacıyla, Türkiye-Suriye
sınırında bulunan valiliklerimiz Suriyeli muhataplarıyla
değişik tarihlerde protokol yaparak, söz konusu akraba
vatandaşların dinî bayramlarda idari mektup ile birbirlerini
evlerinde ziyaret etmeleri konusunu
kararlaştırmışlardır. Bu kararlarının
Başbakanlık, Bakanlığımız ve
Dışişleri Bakanlığınca da uygun görülmesi
üzerine, Bakanlığımızın 19/01/2003 tarihli oluru ile
Suriye sınırında bulunan hudut kapılarında Türk ve
Suriyeli akrabaların dinî bayramlarda yüz yüze bayramlaşmaları
veya idari mektup sisteminden faydalanılarak birbirlerini günübirlik veya
yatılı olarak, evlerinde ziyaret etmeleri uygun görülmüştür. Bu
konudaki şartların belirlenmesi Türkiye-Suriye
sınırındaki valiliklerin takdirine
bırakılmıştır.
Tabii, öncelikle,
bir tespit yapmak gerekirse: Suriye sınırında mukim
vatandaşlarımızın karşı taraftaki
akrabalarını idari mektup sistemiyle ziyaret etmelerine imkân
sağlayan ikili anlaşmalar ve iç mevzuat yapısı Türkiye
Cumhuriyeti ile Gürcistan Cumhuriyeti arasında mevcut değildir.
Ancak, bu durum herhangi bir mağduriyete de neden olmamaktadır. Bölge
milletvekillerimiz de bunu gayet iyi biliyorlar, soru sahibi milletvekilimiz
de.
Türkiye
Cumhuriyeti Hükûmeti ile Gürcistan Hükûmeti Arasında Vize
Kolaylığı Anlaşması çerçevesinde,
karşılıklı olarak vize muafiyeti uygulamasına 10
Şubat 2006 tarihinde başlanmıştır. Söz konusu
uygulamayla, Türkiye ve Gürcistan vatandaşları,
karşılıklı olarak yapacakları seyahatlerde azami
doksan gün ikamet etmek süreli vizeden muaf tutulmuşlardır. Dolayısıyla,
pasaport hamili her Türk vatandaşı, vizeye ihtiyaç duymadan
Gürcistana geçiş yapabilmektedir. Sadece 2007 yılında,
Gürcistana gitmek için pasaport talebinde bulunan
vatandaşlarımıza verilen pasaport sayısı 8.893tür.
Gürcistan vatandaşları da Türkiyeye gelebilmek için aynı hakka
sahiptir. Nitekim, 2007 yılında, Gürcistan vatandaşı
629.785 kişi ülkemize giriş yapmıştır.
Görüleceği
üzere, çok sıkı bir giriş-çıkış trafiği
yaşanmaktadır ve bu alandaki ilişkiler gün geçtikçe
gelişmektedir. Ayrıca, Gürcistan ile akrabalık bağı
olan vatandaşlarımızın bayramlarda görüşme talebiyle
ilgili olarak Bakanlığımıza bugüne kadar intikal etmiş
herhangi bir resmî müracaat da olmamıştır.
Bu vesileyle
şunları da ifade etmek istiyorum: Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Hükûmet olarak, tüm dünya ülkeleriyle olduğu
gibi, özellikle komşu ülkelerle ikili ilişkilerimize büyük önem
veriyoruz. Özellikle Gürcistanla ilişkilerde katettiğimiz mesafe,
iki ülkenin ve iki ülke halklarının yararına sonuçlar
doğurmuştur.
Bu alanda
yapılan çalışmalara şöyle bir göz atarsak: Türkiye,
Gürcistanın bağımsızlığını 16
Aralık 1991 tarihinde tanımıştır. İki ülke
arasında 21 Mayıs 1992 tarihinde diplomatik ilişki
kurulmasına dair protokol imzalanmıştır. İki ülke
arasındaki ilişkiler, Gürcistanın
bağımsızlığını kazanmasından itibaren
bu ülkeye verdiğimiz destek ve yardımlar çerçevesinde dostluk ve
iş birliği temelinde gelişmektedir.
Gürcistandaki
gelişmeler Türkiye'nin Orta Asya ve Azerbaycana
açılımını da etkileyecek niteliktedir. Bu nedenle,
Gürcistana, imkânlar ölçüsünde siyasi ve ekonomik destek sağlanmaya
gayret edilmektedir. Türkiye bu desteğini uluslararası platformlarda
da sürdürmektedir. Gürcistanın, Rusya Federasyonu
dışındaki komşuları içinde en yakın ve
kapsamlı ilişkide bulunduğu ülke şu anda Türkiyedir.
Gürcistan yönetimi de Türkiye'nin rolü ve
ağırlığını giderek daha fazla anlamakta ve
ülkemizin, en güvenilir komşusu olduğunu bilmektedir.
Biraz önce de
bahsettiğim gibi, 2006 Şubat ayında, doksan güne kadar
ziyaretlerde karşılıklı olarak vizenin
kaldırılması Gürcistanda büyük yankı bulmuş ve
ilişkilerde yeni bir dönüm noktası olarak nitelenmiştir ve ikili
ilişkilerimizde diğer boyutlar gelişmiştir. Daha önce
haftada 3 olan İstanbul-Tiflis Türk Hava Yolları seferleri önce 4e,
ardından da haftada 7ye çıkmıştır ve vizelerin
karşılıklı kaldırılmasıyla bu karşılıklı
ziyaretler çok artmaktadır.
Bir Türk
şirketi tarafından modernize edilen ve işletmesi üstlenilen
Batum Uluslararası Havalimanı 26 Mayıs 2007 tarihinde
işletmeye açılmıştır. Bu havalimanının bir
özelliği, biliyorsunuz, Türkiye tarafından da bir iç hat terminali
gibi kullanılmasıdır şu anda.
Son olarak
Gürcistan Başbakanının Türkiye ziyareti ve Sayın
Cumhurbaşkanımızın Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Projesi temel
atma töreni vesilesiyle 20-21 Kasım 2007 tarihlerinde Tiflise bir
ziyareti gerçekleşmiştir. Dolayısıyla, Gürcistanla giderek
neredeyse Batum Havaalanı ve bizim yakın illerimiz arasında
zaten çok daha rahat gidiş gelişler olacaktır ama o konuda bir
teklif gelirse o da değerlendirilebilir.
Teşekkür
ediyorum.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Gaziantep Milletvekili Sayın
Hasan Özdemirin, bazı belediye başkanları hakkında bir işlem
yapılıp yapılmadığına ilişkin sorusuna cevap
veriyorum:
Bildiğiniz
üzere, merkezî yönetim ile yerel yönetimler arasındaki ilişkilerin
esası, Anayasamızın 127nci maddesiyle düzenlenmiştir. Bu
maddede, görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma
veya kovuşturma açılan mahallî idare organları veya bu
organların üyelerinin, İçişleri Bakanı tarafından,
geçici bir tedbir olarak kesin hükme kadar görevden
uzaklaştırılabileceği hükmü yer almaktadır.
Ayrıca, merkezî idarenin, mahallî idareler üzerinde, mahallî hizmetlerin
idarenin bütünlüğü ilkesine uygun şekilde yürütülmesi, kamu
görevlerinde birliğin sağlanması, toplum yararının
korunması, mahallî ihtiyaçların gereği gibi karşılanması
amacıyla, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde idari vesayet
yetkisine sahip olduğu hususu da Anayasanın amir hükmüdür.
Anayasamızın bu hükümleri temelinde, ilgili kanunlarda ve alt
mevzuatta ayrıntılı düzenlemeler yer almaktadır.
Anayasamızda yer alan, görevden uzaklaştırma tedbiri, Belediye
Kanununun da 47nci maddesinde daha ayrıntılı şekilde
ifadelendirilmiştir.
Burada, memur
yargılanması kapsamında, belediye başkanlarını da
ilgilendiren, 1999 yılında yürürlüğe giren, 4483
sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin
Yargılanması Hakkında Kanun ile ilgili
uygulamalarımızdan da birkaç cümleyle bahsetmek istiyorum. Bu Kanun
kapsamında, belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri
hakkında, ön inceleme izni verilmesi veya verilmemesi, soruşturma
izni verilmesi veya verilmemesi yetkisi İçişleri Bakanına
aittir. Valiliklerimizden gelen öneriler, Bakanlığıma
bağlı mahallî idareler kontrolörleri ve mülkiye müfettişlerinin
raporları doğrultusunda, bu yetki de titizlikle
kullanılmaktadır. Ayrıca, kullandığımız tüm
bu yetkiler, her zaman, idari yargıya ve Danıştaya itiraz
yoluyla götürülebilmektedir. Belediyelerin mali işlemleri
dışında kalan diğer idari iş ve işlemler
üzerinde, Anayasanın tanımladığı vesayet yetkisi
kapsamında, mutat genel denetim yetkisi de bu şekilde
uygulanmaktadır.
Yukarıda
yapılan açıklamalar çerçevesinde, Anayasanın 127nci maddesi ve
Belediye Kanununun 47nci maddesi gereğince ülke genelinde hâlen 16
belediye başkanı ve 5 belediye meclis üyesi hakkında verilen
görevden uzaklaştırma tedbiri devam etmektedir. 4483 sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında
Kanun gereğince, yerel yönetimlerin iş ve işlemlerine
ilişkin olarak sadece 2007 yılında sekiz yüz altmış
altı onay verilmiş ve mevzuat çerçevesinde gereği
yapılmıştır.
Sayın
Özdemirin soru önergesinde belirttiği fiilleri işlediği iddia
edilen belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri hakkında
da mevzuatın öngördüğü tüm işlemler zamanında,
geciktirilmeksizin yapılmış, konular ilgili yargı
mercilerine intikal ettirilmiştir. Bu kapsamda,
Bakanlığımızca 2005-2007 yıllarında kırk
dört konuda Diyarbakır, Hakkâri, Mardin, Van, Şanlıurfa,
Şırnak, Batman ve Tuncelideki bazı belediye
başkanları hakkında araştırma veya ön inceleme
yaptırılmıştır ve bunların gereği
yapılmıştır. Burada tek tek belediye başkanlarımızın
isimlerine veya soruşturma konularına girmiyorum. Yazılı
olarak bunlar takdim edilebilir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; biz İçişleri
Bakanlığı olarak, yukarıda özetlemeye
çalıştığım yasal düzenlemeler çerçevesinde, gerek
doğrudan ve gerekse ilgili yargı mercileri tarafından
Bakanlığımıza intikal ettirilen konuları
ayrıntılı olarak inceliyor ve gereğini yerine getiriyoruz.
Makamı ve
unvanı ne olursa olsun, hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü
yoktur. Özellikle kamu görevlilerinin, seçilmiş belediye
başkanlarının veya belediye karar organları üyelerinin
bulundukları konumları kullanarak yasaları ihlal etmeleri kabul
edilemez. Kamu yönetiminin şeffaf, açık, hesap verebilir olması
temel prensiplerimiz arasındadır. Hiçbir konunun karanlıkta
kalmasına, üstünün örtülmesine izin vermeme konusundaki irademiz
tamdır. Bu konulardaki hassasiyetimizi bugüne kadar olduğu gibi
bundan sonra da kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Ordu Milletvekili Sayın
Rıdvan Yalçının, belediyelerin sosyal yardımları ve
bunların denetimlerine ilişkin sorusunun cevabını
sunuyorum: Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve kamu hizmetlerinin
sunumu belli kurallara bağlanmıştır. Kamu kurum ve
kuruluşları, başta Anayasa olmak üzere, yasalara ve ilgili
diğer alt mevzuata uygun olarak hizmetlerini yürütmek zorundadır.
Belediyeler de, hizmetlerini, esas itibarıyla, Belediye Kanunu,
Büyükşehir Belediye Kanunu ve diğer ilgili mevzuata uygun olarak
yürütmektedirler. Ayrıca, Anayasanın 127nci maddesindeki hüküm
gereğince, yerel yönetimler üzerinde merkezî yönetimin vesayet yetkisi
kapsamında denetim ve gözetim yetkisi vardır ve bu yetki, her dönemde
olduğu gibi bizim dönemimizde de etkin olarak kullanılmaktadır.
Belediye Kanunu
belediyelerin yapacağı veya yaptıracağı işleri
şu şekilde sıralamaktadır: Belediye, mahallî müşterek
nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su
ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve
kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve
katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve
ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar;
ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat,
turizm ve tanıtım, gençlik ve spor; sosyal hizmet ve yardım, nikâh,
meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi
hizmetlerini yapar veya yaptırır. Bu, Belediye Kanununda verilen
temel görev.
Görüleceği
üzere, sosyal hizmet ve yardımları yapmak ve yaptırmak
belediyelerin görevleri arasında da sayılmaktadır. Aynı
doğrultuda, belediyeler, sağlık, eğitim, spor, çevre,
sosyal hizmet ve sosyal yardım, kütüphane, park, trafik ve buna benzer
hizmetlerin yapılmasında, özellikle çocuklara, özürlülere, yoksul ve
düşkünlere yönelik desteklerde beldede dayanışma ve
katılımı sağlamak, hizmetlerde etkinlik, tasarruf ve
verimliliği artırmak amacıyla gönüllü kişilerin
katılımına yönelik programlar da uygulayabilmektedirler.
Belediyeler, bu yasal hükümler çerçevesinde, Kanunda belirtilen ve gider
bütçesi içerisinde gösterilen, dar gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile
özürlülere yönelik sosyal hizmet ve yardımlar yapabilmektedir. Bütün bu
yardımlar Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği
çerçevesinde yürütülmektedir.
Belediyelerimiz
bu ayni ve nakdî yardımlarını yukarıda ifade ettiğim
hükümler çerçevesinde yürütmekle birlikte, yapılan yardımların
bir düzen içerisinde yürümesi açısından, 832 sayılı
Sayıştay Kanununun 105inci maddesi çerçevesinde Sayıştay
Başkanlığının uygun görüşüyle yürürlüğe
konulan kendi yönetmeliklerine uygun olarak yürütmek durumundadırlar.
Belediyelerimizin
tüm iş ve işlemleri, Belediye Kanununun 55inci maddesi
kapsamında iç ve dış denetime tabidir. Denetim, iş ve
işlemlerin hukuka uygunluk, mali ve performans denetimini
kapsamaktadır. Dış denetim, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanunu hükümlerine göre özellikle mali konulara ilişkin olarak
Sayıştay tarafından yapılmaktadır. Ayrıca,
belediyenin mali işlemler dışında kalan diğer idari
işlemleri hukuka uygunluk ve idarenin bütünlüğü açısından
Bakanlığım denetim elemanları tarafından da
denetlenmektedir.
Belediyelerimize
bağlı kuruluş ve işletmeler de yukarıda ifade
ettiğim esaslar çerçevesinde denetlenmektedir. Kaldı ki, Türkiye
genelindeki farklı partilere mensup
tüm belediyeler imkânları çerçevesinde bu yardımları da
yürütmektedir.
Ben
İçişleri Bakanı olarak şunu da açıkça ifade etmek
isterim: Hukuka ve insan onuruna aykırı olarak yardım yapan, bu
yardımlar vesilesiyle haksız kazanç sağlayan, vatandaşlar
arasında ayrım yapan yerel yönetimler varsa, bu konularda somut bilgi
ve belgeler varsa lütfen bize bildirin. Gereği neyse
yapılacağı hususunda da emin olmanızı dilerim.
Ordu Milletvekili
Sayın Rıdvan Yalçının, belediyelerin sosyal
yardımlarına ilişkin kayıtların tutulup
tutulmadığı hakkındaki sorusuyla ilgili açıklamamız:
Biraz önceki soruya verdiğim cevaplar esas itibarıyla bu soru için de
geçerlidir. İlave olarak şunları ifade edebilirim:
Belediyelerimiz de, tüm diğer resmî kurumlarda olduğu gibi iş ve
işlemlerine ilişkin kayıtlarını tutmakla
yükümlüdürler. Bunlar zaten belli
denetime tabidir. Bu kayıtların nasıl tutulacağı
ilgili yönetmeliklerde de vardır. Nitekim Belediye Kanununun 27nci
maddesi kapsamında belediyelerin kendi meclisleri içerisinde
oluşturulan denetim komisyonları vasıtasıyla bir önceki
yıla ait gelir ve giderleri ile bunlara ilişkin hesap ve kayıt
işlemlerinin denetimi ayrıca yapılmaktadır.
Biraz önce ifade
ettiğim gibi Sayıştayın denetimi vardır ve diğer
idari işlerde de Bakanlığımızın denetimi
vardır. Dolayısıyla, belli bir bütçe tekniği içinde
belediyelerimiz sosyal yardımlara ilişkin, tabii ki, harcamaları
da kayıtlara geçmektedir. Şimdi burada
Tek tek, hangi belediyemiz ne
kadar yapmış, bunları biz belediyelerimizden istedik.
İsterlerse yazılı soruyla, ilgili milletvekillerimize onu da arz
edebiliriz.
Tokat
Milletvekili Sayın Reşat Doğrunun
Tokat ili Erbaa ilçesi
Hacıpazar Köyü İlköğretim Okulu yapım ihalesinin Tokat
Valiliğince iptal edildiğinden bahisle, adı geçen
ilköğretim okulu ihalesinin tekrar yapılıp
yapılmayacağı sorulmaktadır. Konu ile ilgili olarak Tokat
Valiliğinden alınan bilgilere göre, Tokat ili Erbaa ilçesi
Hacıpazar Köyü İlköğretim Okulunun ihalesi 6/8/2007 günü ihale
komisyonunca yapılmış ve ihaleye sekiz istekli katılmıştır.
İsteklilerin belgelerinin eksik ya da uygun olmadığı ihale
komisyonu tarafından tespit edilmiş, bütün teklifler reddedilerek,
ihalenin iptal edilmesinin uygun olacağı 9/8/2007 tarihinde karara
bağlanmıştır. Bu karar, ihale yetkilisi tarafından
4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 39uncu maddesi uyarınca
10/8/2007 tarihinde onaylanmıştır. İhalenin iptalinden
günümüze kadar Kamu İhale Kurumuna veya yargıya intikal eden herhangi
bir itiraz da olmamıştır.
Erbaa ilçesi
Hacıpazar Köyü İlköğretim Okulu yapım işi, 2000
yılı nüfus sayımı göz önünde bulundurularak, eski
yılların taslak programlarında da yer almaktadır. 2000
yılı nüfus sayımına göre köyün nüfusu 929 iken, 2007
yılı adrese dayalı nüfus kayıt sistemine göre şu
andaki nüfusunun 660a düştüğü tespit edilmiştir. Bunun üzerine,
köyde mevcut beş derslikli okula ilave yapılıp
yapılmayacağı konusu ilköğretim müfettişlerince
yeniden incelenmiştir. İnceleme sonucunda, okulun 1 ila 8inci
sınıfı arasında 105 öğrencinin bulunduğu, sınıf
mevcutlarının 11-18 arasında değiştiği,
okulların taşınma yoluyla bu ihtiyacın
sağlanmasının uygun olacağı, mevcut ilköğretim
okulunun fiziki şartlarının ilk 5 sınıfın
eğitim-öğretimi için yeterli ve uygun olduğu yönünde görüş
belirtilmiştir. Köyün ileriki yıllarda nüfusuna göre bu karar yeniden
değerlendirilecektir.
Sayın Ufuk
Urasın Bandırmada bazı cadde isimlerinin
değiştirilmesine ilişkin sorusu. Biraz önce de ifade
ettiğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir ve kamu kurum ve
kuruluşlarının iş ve işlemleri belli kurallara
bağlanmıştır. Kamu kurum ve kuruluşları
başta Anayasa olmak üzere yasalara ve ilgili diğer alt mevzuata uygun
olarak hizmetlerini yürütmek durumundadır; belediyeler için de bu
geçerlidir, Belediye Kanunu ve Büyükşehir Belediye Kanunu.
Belediye
Kanununa göre, meydan, cadde, sokak, park, tesis ve benzerlerine ad vermek,
mahalle kurulması, kaldırılması, birleştirilmesi,
adlarıyla sınırlarının tespiti ve
değiştirilmesine karar vermek, beldeyi tanıtıcı
amblem, flama ve benzerlerini kabul etmek belediye meclisinin görevleri
arasında sayılmıştır. Ayrıca, Kanunda cadde,
sokak, meydan, park, tesis ve benzerlerine ad verilmesi ve beldeyi
tanıtıcı amblem, flama ve benzerlerinin tespitine ilişkin
kararlarda belediye meclisinin üye tam sayısının salt
çoğunluğunun, bunların değiştirilmesine ilişkin
kararlarda ise meclis üye tam sayısının üçte 2
çoğunluğunun kararının aranacağı ve bu
kararların mülki idare amirinin onayıyla yürürlüğe gireceği
esası da benimsenmiştir. Bu konudaki ayrıntılı
düzenlemeler, adres ve numaralamaya ilişkin yönetmeliklerle de belirlenmiştir.
Soru önergesiyle
ilgili olarak mahallinden alınan bilgilere göre,
Paşabayırı, Paşakonak ve Paşakent mahalleleri
sınırları içinde kalan Ordu Caddesinden başlayıp
Ahmet Taner Kışlalıdan devam eden ve Hamit Kaplan Caddesinde
son bulan, eski isimleri Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı
olan caddelerin isimlerinin değiştirilerek Mehmetçik Caddesi
yapılmasına, Bandırma Belediye Meclisinin oy çokluğuyla
6/11/2007 tarihinde karar verdiği ifade edilmiştir. Bu konuda, yine
mahallinden alınan gerekçede, ideolojik bir amaç gözetilmediği,
şehit olan Mehmetçiklerin adının
yaşatılmasının amaçlandığı,
Paşabayırı Mahallesinde aynı güzergâhı takip eden
cadde isimlerinin karışıklığa sebep olduğu, bu
nedenle tek bir isim altında toplanmasının uygun bulunduğu
bildirilmiştir.
Bursa
Milletvekili Sayın İsmet Büyükatamanın sorusunun cevabı,
bu yazılı olarak da sorulmuştu: Bursa Valiliğinden
alınan bilgiye göre Celal Bayar Anıt Mezarı ve eklerinin
bakımı, onarımı, korunması ve yönetimi 4948
sayılı Devlet Mezarlığı Dışında
Defnedilen Bazı Devlet Büyüklerinin
Mezarları Hakkında Kanun ve bu Kanunun 2004 tarihinde Resmî
Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmeliği uyarınca
18 Nisan 2006 tarihinde Umurbey Belediyesi ile Bursa Valiliği
arasında yapılan protokol ile Umurbey Belediyesine devredilmiştir.
Celal Bayar Anıt Mezarı ve eklerinin bakım, onarım,
korunması, yönetim ve benzeri giderleri karşılanmak üzere ilgili
belediye tarafından 350 bin YTLlik ödenek talep edilmiş, ancak 2007
yılı içerisinde bu ödeneğin gönderilmesi mümkün
olmamıştır. İlgili kanun ve yönetmelik protokol
gereğince tekrar, şu anda Maliye Bakanlığından ödenek
talep edilmiştir, geldiğinde de gönderilecektir.
Tunceli
Milletvekili Sayın Gençin son dönemde meydana gelen bazı ölüm
olaylarıyla ilgili sorusunun cevabını sunuyorum: Sayın
Genç, 2001-2008 döneminde çeşitli tarihlerde meydana gelen bazı ölüm
olaylarını ismen sayarak ne tür işlem
yapıldığını sormaktadır. Ben olayların tek
tek ayrıntılarına girmeyeceğim. Ancak şunu ifade etmek
isterim ki bu olayların tamamı hakkında adli ve idari
soruşturma süreci zamanında başlatılmış, bir
kısmı tamamlanmış, bir kısmı da hâlen devam
etmektedir. Yazılı olarak tamamıyla ilgili tek tek bilgiler
sunulabilir. Esasen bunların büyük bir kısmı yargıda
olduğu için şu anda ayrıntılı bilgi verilmesi de
mümkün olmamaktadır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle şu hassasiyetimi
özellikle sizlerle paylaşmak istiyorum: Bahsi geçen olayların hepsi
can kaybıyla sonuçlanan üzücü olaylardır. Bu olayların hiçbir
şekilde tasvip edilmesi söz konusu değildir. Can kaybı
olduğunda orada bütün mazeretler durur. Ülkemiz bir hukuk devletidir ve
hukuk kuralları her şeyin üstündedir. Kamu görevlilerinin görev
tanımları da mevzuatla belirlenmiştir. Kamu görevine talip olan
herkes bu mevzuatı bilmek ve uymakla sorumludur. Suçu işleyen kim
olursa olsun meri mevzuat çerçevesinde adli ve idari olarak
cezalandırılmaktadır ve bundan bir kaçış da yoktur.
Bakınız,
burada, tabii, sözü edilen, sayılan bazı olayların hepsini
biliyoruz, biraz önce soruda da bunlar okundu.
Değerli
milletvekillerimiz, İçişleri Bakanlığı olarak, 211
civarında emniyet -yani polis- 220 bin civarında jandarma, 6 bin
civarında sahil güvenlik personeliyle iç güvenlik hizmeti veriyoruz. Bütün
dikkat ve özene rağmen, zaman zaman, bizim de, sizin de, kamuoyunun da
tasvip etmediği tabii üzücü olaylar da meydana gelebiliyor. Ancak hiçbir
zaman bunlarla ilgili korumacı bir mantıkla Böyle şeyler olur,
mazur görmek gerekir. demiyoruz, demedik ve demeyeceğiz. Kamuoyuna
yansısın veya yansımasın,
vatandaşlarımızın güvenlik personeliyle
yaşadığı ve mağdur olduğu konulara anında
müdahale edilmektedir. Bu konuda hiçbir tereddüt olmasın. Bu konuda çok
duyarlıyız. Hukuk devleti ilkeleri içinde, insan hak ve özgürlüklerini esas alarak bütün
güvenlikle ilgili tedbirlerimizi bu çerçevede almak durumundayız. Daha
önce de yüksek kurulunuza ifade etmiştim. Hükûmet olarak ve Bakanlık
olarak güvenlik ve özgürlük dengesini çok önemli görüyoruz, bunların
birbirini ezmemesini çok önemli görüyoruz ve hukuk devleti ve kuralları
içinde kalmayı önemli görüyoruz. Bütün bu olaylarla ilgili, mülkiye
müfettişleri hemen görevlendirilmiştir, denetimler
yapılmıştır ve idari işlemler, disiplin işlemleri
de yapılmıştır ve özel olarak şunu da ifade edeyim:
Teftiş Kurulumuz bünyesinde İnsan Hakları İhlal
İddialarını İnceleme Bürosu adı altında da özel
bir büromuz vardır, bunlar orada da değerlendirilmektedir. Ama takdir
edersiniz, burada yaptığımız idari işlemleri,
tahkikatı ve işlemleri kamuoyuyla da paylaşamıyoruz, çünkü
bu olayların hepsi şu anda yargıda; sözü edilen, ismi geçenlerin
bir kısmı tutuklu. Dolayısıyla, bizim bir
sorumluluğumuz da yargıdaki bir süreci etkilememek, onunla ilgili
gereksiz açıklamalar yapmamaktır. Bu konuya da hassasiyet
gösteriyoruz. Ancak tekrar özellikle soru sahibi milletvekilimize ve heyetinize
şunu söyleyeyim: Bütün bu olaylarla ilgili bütün boyutlarını
biliyoruz. Bütün boyutları ayrıntılı şekilde
dosyalanmıştır, disiplin işlemi
tamamlanmıştır, bir kısmı
uygulanmıştır. En hassasiyet gösterdiğimiz boyutlardan
birisidir.
Ama şunu da
burada tekrar bu vesileyle ifade etmek istiyorum: Güvenlik güçlerimiz hepimizin
huzur ve asayişi için önemli ve zor bir görevi yürütüyor, özveriyle
çalışıyorlar. Güvenlik güçlerimizin motivasyonunu kıracak,
bu belli aksaklıklardan dolayı
toplu bir suçlamaya gitmek durumunda da değiliz. Bu
yanlıştır. Bakın, şu son zamanlarda, güvenlik
güçlerimizin başarılı operasyonlarını, müdahalelerini,
efendim, ciddi patlama risklerine zamanında müdahale etmelerini falan da
tabii hepimiz takip ediyoruz. Bunları da anmak lazım, öncelikle
bunları da zikretmek lazım burada.
Bu vesileyle
şunu da tekrar ifade etmek istiyorum: Ne kendi personelimizin ne
dışarıda diğer vatandaşlarımızın
hatalarıyla, suçlarıyla ilgili hiçbir şey karanlıkta
kalmayacak, kalmaması için çaba sarf ediyoruz. Bunu çok önemli görüyoruz.
Bugüne kadar dönemimizde faili meçhul hiçbir cinayet olmamıştır,
hepsinin faili bulunmuştur, karanlıkta kalan varsa onların da
kalmaması için çaba sarf ediyoruz. Türkiye Cumhuriyeti sınırları
içerisinde yaşayan herkesin can ve mal güvenliğinin
sağlanması bizim görevimizdir. Bunu
bozmak isteyenlere de asla fırsat vermeyeceğiz.
İşimizi biliyoruz, iyi çalışıyoruz, sizin de bize
güvenmenizi diliyoruz. Ama tekrar ifade ediyorum: Bütün bunları bir hukuk
devleti ilkesi içinde yürütmek için de çaba sarf ediyoruz.
Sayın Osman
Ertuğrulun sorusunun cevabı, Demirci Belediyesinin Aksaray iline
bağlanmasıyla ilgili. 5442 sayılı İl İdaresi
Kanununa göre, bucak kurulması, kaldırılması, merkezinin
belirtilmesi, il, ilçe ve bucak sınırlarının ve bucak
adlarının değiştirilmesi, bir köyün veya kasabanın
veya bucağın başka bir il ve ilçeye bağlanması, mühim
mevki ve tabii arazi adlarının değiştirilmesi, bilindiği
gibi, üçlü kararnameyle olmaktadır. Bu durumda, ilgili vilayetler idare
heyetleri ile il genel meclislerinin mütalaalarının
alınması gerekmektedir. Bu konuyla ilgili ayrıntılar,
Sınır Anlaşmazlığı, Mülki Ayrılma ve
Birleşme ile Köy Kurulması ve Kaldırılması
Hakkında Yönetmelikle düzenlenmiştir.
Soru önergesine
konu bağlılık değişikliğiyle ilgili olarak, Konya
ili Emirgazi ilçesi Demirci kasabasının Aksaray iline
bağlanması konusunda her iki il valiliklerince düzenlenen işlem
dosyaları Bakanlığıma intikal etmiştir. Dosya içeriğine
göre, Demirci Belediyesinin Konyaya
Sayın Tayfur
Sünerin, Antalyanın katı atık ayrıştırma tesisi
ihtiyacına ilişkin sorusunun cevabı. Bilindiği gibi,
katı atıkların toplanması, taşınması,
ayrıştırılması, geri kazanımı, ortadan
kaldırılması ve depolanmasıyla ilgili bütün hizmetleri
yapmak ve yaptırmak belediyelerin görevleri arasında
sayılmıştır. Belediyelerimiz, mevzuatın verdiği
yetkiye dayanarak mahallin şartları, belediyenin ekonomik
imkânları çerçevesinde bu hizmetleri yürütme çabası içerisindedir.
Sayın Tayfur
Sünerin, Antalya iliyle ilgili olarak verdiği soru önergesi için Antalya
Valiliği aracılığıyla Büyükşehir Belediyesinden
gelen cevap şu şekildedir:
Antalya
Büyükşehir Belediyesi mücavir alan sınırları dahilinde
oluşan evsel nitelikli katı atıkların nihai bertarafı,
kent merkezine yaklaşık
Söz konusu
sahanın tamamına ait uygulama projeleri etaplar hâlinde
hazırlatılmış, aynı zamanda 8,75 hektarlık üçüncü etap katı atık düzenli
depolama alan inşaatı ihalesi 14/9/2007 tarihinde
yapılmıştır. İhaleyi alan firmanın işi sekiz
ayda tamamlaması öngörülmüştür.
Ambalaj
Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğinin uygulanmasına
yönelik olarak da ambalaj atıklarının kaynağında
toplanması çalışmaları Büyükşehir Belediyesi
koordinasyonunda ilk kademe belediyeleri tarafından
gerçekleştirilmektedir.
Tekrar Sayın
Tayfur Sünerin, Antalyadaki bir sanayi sitesinin güvenliğine
ilişkin sorusunun cevabı:
Antalya ili
Akdeniz Sanayi Sitesinde meydana gelen hırsızlık olaylarıyla
ilgili olarak yapılan araştırmada,
hırsızlıkların genellikle Hurdacılar Sitesine hurda
vermek üzere gelip giden şahıslar tarafından iş yeri önüne
bırakılan hurda ve kullanılmaz malzemelerin çalınması
şeklinde olduğu, çalınan malzemelerin aynı bölgede bulunan
hurdacılar tarafından alınıp satıldığı
tespit edilmiştir.
Emniyet
görevlilerimiz söz konusu sanayi sitesinde gerekli kontrol ve denetim
çalışmalarını titizlikle sürdürmektedir.
Ayrıca,
sanayi sitesinde bulunan ve çalıntı eşyaları alıp
satan iş yerlerine mahkeme kararıyla zaman zaman ani baskınlar
düzenlenmekte, hırsızlık olaylarının önüne geçilmeye
çalışılmaktadır.
Mülkiyeti Akdeniz
Sanayi Sitesine ait olan, Antalya Defterdarlığınca da
İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğüne
tahsisi yapılan
Kent güvenlik
yönetim sisteminin Antalya ilimizde kurulması amacıyla Antalya
Valiliğince 4/7/2007 tarihinde ihale yapılmış ve ihaleyi
kazanan firmayla sözleşme imzalanmış olup, proje
gerçekleşme aşamasındadır. Kameraların
konulacağı yerler ve konumlarıyla ilgili çalışmalar
İl MOBESE Komisyonunca yapılmıştır. Bu kapsamda, söz
konusu sanayi sitesi giriş güzergâhında bulunan 75. Yüzyıl
Kavşağına hareketli ve sabit kameralar
yerleştirilmiştir. Bu hâliyle sanayi sitesine giriş
çıkış yapan araç trafiği kontrol altına
alınmaktadır. İleriki dönemlerde ise site dâhilinde kamera
kurularak hareketliliğin izlenmesi planlanmıştır.
Antalya
Milletvekili Sayın Tayfur Sünerin, ücretsiz dağıtılan
kömürlerin hava kirliliğine yol açtığı iddialarına
ilişkin sorusunun cevabı: Tabii sayın milletvekilimizin sorusu
çok geniş, bütün belediyeleri kapsıyor. Yani, belediye
sayımız biliyorsunuz çok fazla, 3.225tir. Ama ben sadece şunu
ifade edeyim:
Tabii, kömürlerin
çevre kirliliğini etkilemesinin denetimi, biliyorsunuz, bütün illerimizde
çevre kurullarımız vardır, komisyonlarımız
vardır. Bunlar tespit ederler. Her il ve ilçemizin değerlendirmeleri
vardır hangi kirlilikte, hangi kükürt derecesinde kömürün
tüketileceği konusunda. Bunlar tabii denetlenmektedir. Ama sayın
milletvekilimizin kendi seçim bölgesiyle ilgili, mesela Antalya ile ilgili
çalışmaları şöyle kısaca ifade etmiş olayım:
İl düzeyinde
kaçak kömürlere yönelik olarak oluşturulan komisyon marifetiyle
denetimlerin yapıldığı, yakalanan kaçak kömürlerin il
dışına çıkarıldığı, bunların
şehir merkezinde kullanımına kesinlikle izin verilmediği.
Antalya Büyükşehir Belediyesine ait tam otomatik 3 adet sabit ve 1 adet
mobil, ayrıca Çevre ve Orman İl Müdürlüğüne bağlı 1
adet tam otomatik hava kalitesi izleme istasyonu bulunduğu, bu
istasyonlardan alınan 24 saatlik ölçüm sonuçlarının Endüstri
Tesislerinden Kaynaklanan Hava Kalitesinin Korunması Yönetmeliğinde
belirtilen hava kalitesi partikül ortalaması sınır
değerlerinin altında olduğu, Antalyada henüz doğal gaz
kullanımına geçilmediği için denetimli standartlara uygun kömür
ve fuel oil kullanımına devam edildiği hususları yer
almaktadır.
Sayın Hüsnü
Çöllünün, Antalya Toptancı Halindeki yerlerin kira
artışına ilişkin sorusunun cevabını sunuyorum:
Mahallinden temin edilen bilgilere göre, Antalya Toptancı Hal
Kompleksindeki iş yerlerinin kiraları 2005 yılında kurulan
kira tespit komisyonunun belirlediği değerin üzerine, her yıl
belediye encümenince kararlaştırılan artış
oranları eklenmek suretiyle tespit edilmektedir. Buna göre, 2006
yılındaki kira artış oranı yüzde 7; 2007
yılındaki kira artış oranı yüzde 12; 2008
yılındaki kira artış oranı yüzde 10 olarak
belirlenmiştir. Arz olunur.
Sayın Hasan
Çalışın, ülkemiz üzerinden yapılan insan
kaçakçılığına ilişkin sorusunun cevabı
Sayın
Başkanım, herhâlde bitiremeyeceğim, iki dakikam kaldı.
Aslında bir beş dakika daha olsa bitirebilecektim ama takdiriniz. Ben
kısaca son sorunun cevabını arz etmiş olayım eğer
vakit vermezseniz.
Ülkemiz, yasa
dışı göçe karşı gerek ulusal düzeyde etkin tedbirler
alarak gerekse bu alanda uluslararası düzeyde sorunların tespiti,
bilgi alışverişi, ortak mücadele ve iş birliği
şeklindeki çalışmaların çoğuna aktif olarak
katılarak konuyla ilgili kesin tavrını ortaya koymaktadır.
Değerli
milletvekillerimiz, şunu hepimiz biliyoruz: Türkiye aslında insan
kaçakçılığı veya sınır ötesi hareketlilikte hedef
ülke değildir, bir transit ülke konumundadır. Ama bunun maalesef
sınırlarımızdaki bazı zaaflar sebebiyle denetimi de
çok iyi şekilde yapılamamaktadır. Ama şu anda bu konuda
bizim bir kararlılığımız vardır. Hükûmet olarak
bu konuda 2005 yılında Başbakanımız tarafından
imzalanarak yayınlanan Türkiye'nin İltica ve Göç Ulusal Eylem
Planı hazırlanmıştır. Bu çerçevede hem
sınırlarımızla ilgili hem nüfus hareketleriyle ilgili
gerçekten ciddi mücadele yapılmaktadır. Türk Ceza Kanununda da
-biliyorsunuz 2005 tarihinde yürürlüğe giren- bu konudaki cezalar çok
artırılmıştır. Ama sadece şu rakamları
vereyim ben: Yani bütün çalışmalarımız devam ederken
güvenlik kuvvetlerimizce son beş yılda -soruda bu vardı çünkü-
toplam 287.522 yasa dışı göçmen, 4.843 göçmen
kaçakçısı yakalanarak adalete teslim edilmiştir.
Bu vesileyle de
şunu tekrar ifade ediyorum: Şu anda elimizde kapsamlı bir paket
çalışma var, özellikle yasa dışı göç ve insan
kaçakçılığına dönük, sınırlarımızı
da içine alan, sınır denetimimizi
Çünkü Avrupa ülkeleriyle de
aramızda bir sorundur bu. Daha geçen hafta cuma günü, şu geçen cuma
günü Avrupa Birliği İçişleri Bakanları Toplantısı
vardı -oraya biz de tabii müzakere yapan ülke olarak katıldık-
orada da bu gündeme geldi. Yani, hepimizin ortak, önemli bir konumuzdur. Bizim elimizde de şu anda bu,
sağlam, ciddi bir dosya, üzerinde
çalıştığımız bir dosyadır. Onu da arz etmek
istiyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Sayın Bakan, size ek süre vereceğim ama önerge sahiplerinin de söz
talepleri var. Onları tamamlamak açısından hızlıca son
soruları cevaplarsanız
İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) Sayın Başkanım, çok
teşekkür ediyorum. Zaten çok hızlı okuyarak vakti iyi kullanmaya
çalıştım. Dört soru kaldı elimde, onları da
verdiğiniz süre içinde bitireceğim.
Çankırı
Milletvekili Sayın Ahmet Bukanın, Çankırı Belediye
Başkanı hakkındaki soruşturma iznine ilişkin sorusu.
Soru önergesinde bahsi geçen şikâyetçi tarafından Çankırı
Cumhuriyet Başsavcılığına iki şikâyet dilekçesi
verilmiştir. Bu dilekçeler Belediye Başkanıyla ilgilidir.
Cumhuriyet Başsavcılığı, tabii ilgisi sebebiyle, bunu
Bakanlığımıza göndermiştir.
Bakanlığımız, konuyla ilgili araştırmanın
yapılması için Çankırı Valiliğine talimat
yazmıştır. Bu çerçevede Çankırı Valiliğinin
detaylı ön araştırma yapması ve bildirilmesi
beklenmektedir. Uygulama budur. Eğer buradan o yönde şeyler gelirse
gerçekten ciddiye alınacak, o zaman biz tabii ön inceleme
başlatıyoruz, müfettişlerimizi gönderiyoruz. Şu anda konu
bu safhadadır. Bu valiliklere gönderilme uygulaması, bu kanunun
çıktığından beri uygulanmaktadır. Bu gerçekten bizim
için bir tasarruf konusudur, çünkü her vatandaş dilekçesiyle ilgili hemen
müfettiş göndermemiz bütün belediyelerimize büyük bir zorluktur. Onun için
önce valiliklerimize bunu bildiriyoruz, valiliklerimiz ön
araştırmayı yapıyorlar, ciddi bulurlarsa biz ondan sonra
müfettiş gönderiyoruz. Ama valiliklerimizin bunu olumlu veya olumsuz
bulması da yine yargıya tabidir. O da yargıya gidiyor, ilgili
tekrar yargıya başvurabiliyor. Neticede idari yargının
kararıyla oluyor.
Sayın Hasan
Çalışın, havaalanlarında yurt içi uçuşlar
sırasında yolculara yönelik genel bilgi toplaması ile ilgili
Bu, emniyet güçlerimiz tarafından yürütülen, zaman zaman uygulanan bir
yöntemdir ve Diyarbakır-İstanbul seferini yapan yolcu uçağının
arama kaydı olan bir şahıs tarafından
kaçırılması sonrasında gündeme gelmiştir. Şu
anda, yolcu kapasitesi çok olan yerlerde bazı yolculara, yani
örneklemeyle, ama yolcu yoğunluğu az olan yerlerde check in
işlemi sırasında yapılmaktadır. Ama bu konuda biz de
çok kararlı da değiliz. Bunun üzerinde şu anda da
Ulaştırma Bakanlığı, Sivil Havacılık Genel
Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları Genel Müdürlüğü, Türk Hava
Yolları ve güvenlik birimlerimiz çalışma yapıyorlar.
Sayın
Rıdvan Yalçının, 2002 yılı itibarıyla bugüne
kadar uyuşturucu kaçakçılığı kapsamında kaç lira
ikramiye dağıtıldığına ilişkin sorusunun
cevabı: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu gereğince
narkotik ve psikotrop madde yakalamalarında muhbir ve müsadir ikramiyeleri
1 Ocak 2004 tarihinden itibaren bağlı olduğu kurum bütçesinin
ilgili tertibinden ödenmeye başlanmıştır. Daha önceki
yıllarda, bu, Sağlık Bakanlığı İlaç ve
Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından uygulanıyordu.
Ödemelerle ilgili
2004-2007 yılları arasında Jandarma Genel Komutanlığı
bütçesinden toplam 4 milyon 287 bin 289 YTL, Emniyet Genel Müdürlüğü
bütçesinden toplam 22 milyon 21 bin 296 YTL olmak üzere, toplam 26 milyon 308
bin 585 YTL ikramiye ödemesi yapılmıştır.
Sayın
Reşat Doğrunun soru önergesi Tokat ili Niksar ilçesindeki arsa
ihaleleriyle ilgili. Cevabını arz ediyorum son olarak Sayın
Başkanım: Tokat Valiliğinden alınan bilgilere göre bir
vatandaş tarafından Niksar Kaymakamlığına verdiği
dilekçeyle mülkiyeti Niksar Belediyesine ait olan sanayi alanındaki bir
taşınmazın, usulsüz bir şekilde Niksar Belediye Meclisinin
kararıyla bir şirkete tahsis edildiği, ayrıca talebi
hâlinde bu taşınmazın ilgili şirkete
satılacağı yönünde karar verdiği, belirtilen taşınmazın
bahsi geçen şirkete satılmak üzere Belediyece ihaleye
çıkarıldığı ve söz konusu ihalenin usulsüz olduğu
konularında şikâyette bulunulmuştu. Söz konusu dilekçeyle ilgili
iddia edilen hususların araştırılarak gerekli
işlemlerin yapılabilmesi için, Niksar Kaymakamlığınca
araştırmacı görevlendirilmiştir.
Araştırmacı, hazırladığı ön raporda, söz
konusu taşınmazın bahsi geçen şirket adına tahsisi
devam etmekteyken 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun hükümleri
gereğince satış için ihaleye çıkarıldığı,
ancak bahsi geçen şirket tarafından bu yerin daha önce kendilerine
tahsisli olması nedeniyle satışının
yapılmaması ve tahsisin devamı yönünde dilekçe verildiği,
Niksar Belediyesinin encümen kararıyla ihalenin iptal edilerek tahsisin
bahsi geçen şirket adına devam ettirilmesine karar verildiği,
Belediyenin tahsis ile ilgili görev ve yetkilerinin uzman kişilerce
incelenmesinin uygun olacağı
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Devamla) Neticede bu tekrar inceleniyor.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; konuya ilişkin Niksar Belediyesince
yapılan işlemlerin İhale Kanunu ve ilgili mevzuat
açısından herhangi bir aykırılık içermediği
sonucuna varıldığından, Kaymakamlık oluruyla
işlemden kaldırılıyor. Ancak, sonra, bir yerel gazetede
tekrar konu gündeme getiriliyor -sayın milletvekilimizin sorusuna konu
olan- ama Kaymakamlık, daha önce bu incelendiği için yeniden bunu
işleme koymuyor, ama gazeteyle ve ilgililerle ilgili de soruşturmalar
devam ediyor, tazminat davası falan açılıyor.
Bilgilerinize arz
ediyorum.
Sayın
Başkanım, müsamahanız için çok teşekkür ediyorum.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Sayın
Öğüt
ENSAR ÖĞÜT
(Ardahan) Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın
Başkanım, aracılığınızla Sayın
Bakanıma teşekkür ediyorum, soruma cevap verdi.
Efendim,
Gürcistan ile Türkiye arasında çok iyi dostluk ilişkileri var. Dost
ve kardeş ülke Gürcistanda Ahıska ve Borçalı bölgesinde Türkler
yaşamaktadır ve onlar bizim akrabalarımız. O
insanların sınıra gelip bayramlaşmasıyla ilgili bir
soru önergesi vermiştim. Posof-Türközü Sınır Kapımız
92de açılmasına rağmen hâlen atıl bir şekilde duruyor
ve çalışmıyor. Benim amacım, Gürcistan tarafındaki
Türk kökenli vatandaşlarımızla bu taraftaki Türk kökenli
vatandaşların Posof Sınır Kapısında
birleşerek bayramlaşmasını sağlayıp aynı
zamanda Posof Sınır Kapısı-Türközü
Kapısının çalışmasını sağlamaktı.
Bu konuda duyarlı davrandığı için Sayın Bakana
teşekkür ediyorum ve bunu daha da dikkate alacağını
umuyorum.
Sağ olun
efendim.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Öğüt.
Sayın
Yalçın
RIDVAN YALÇIN
(Ordu) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. Sayın Bakana da
cevapları için çok teşekkür ediyorum.
Kısaca arz
etmek istediğim bir husus var: Sayın Bakanım, belediyelerle
ilgili tespit ettiğimiz hususları belirtmemizi söylediniz.
Belediyeler, özellikle iftar çadırlarında kocaman resimlerini
kullanıyorlar, canlı yayında paket dağıtıyorlar
ve o çadırlarda yapılan programlar bazı televizyonlarda
canlı olarak yayınlanıyor. Bunlar da kamuoyunun önünde oluyor.
Zannediyorum bu, bürokratlarınız ve
savcılarımızın da malumu konular. Bunun için tekrar bir
ihbar etme ihtiyacı hissetmediğimi belirtiyorum.
Efendim,
diğer konuyla ilgili, belediyelerin kimlerden yardım
aldığı, yardım alanlarla ticari ilişkilerinin bulunup
bulunmadığı, yardım ettiği kişilerin yardıma
müstahak olup olmadıkları hususunda da yapmak istediğim inceleme
için, gelen yazılı cevapların tarafıma
ulaştırılmasını da istirham ediyorum.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Yalçın.
Sayın Genç
KAMER GENÇ
(Tunceli) Teşekkür ederim.
Sayın Bakan
sorularımıza cevap verirken, sanki bizim verdiğimiz soruda
emniyete karşı bir tavır içindeymiş gibi görünüyor. Biz,
tabii, polise karşı büyük saygı duyuyoruz. Ama Sayın
Bakanın bağlı olduğu kuruluşlarda 10 tane
vatandaş öldürülüyorsa bunun hesabını sormak milletvekilinin
görevidir. Tabii, polisin moral bozukluğu da var. Bu Hükûmet polise
seçimden önce dedi ki: Size 200 milyon ila 400 milyon tazminat
vereceğim. Hiçbir sözünü yerine getirmedi. Ekonomik durumu bozulan
güvenlik kuvvetlerimiz elbette ki zaman zaman hata da yapıyorlar. Ama
burada önemli olan, sorumluluğun siyasilere ait olması lazım.
Eğer bir siyasi kendi teşkilatı içinde bir ölüm olayı
meydana geliyor ve bundan kendisini sorumlu tutmuyorsa, o zaman zaten böyle
soru sormanın anlamı da yok. İşte, demokratik gelenekleri
teşekkül etmiş her ülkede böyle olayların sorumlusu en
baştaki insanlardır. İşte, her yerde İşkenceye
sıfır tolerans. diyorlar. Bizim de amacımız, Türkiyede
işkenceye sıfır tolerans olduğunu uygulamaların
göstermesi lazım. Polis çok zor görev yapıyor, polisin ekonomik
yönden tatmin edilmesi lazım. Polis tatmin edildiği zaman morali de
düzgün olur, vatandaşa karşı da kötü harekette bulunmaz. Bu
itibarla, Bakanlığın kendi teşkilatında meydana gelen
bu gibi olaylarda kendisini sorumlu hissetmesi gerektiğini vurguluyorum.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Genç.
Sayın Süner
TAYFUR SÜNER
(Antalya) Sayın Bakanım, OBS sistemi ve katı atık
ayrıştırma tesisleriyle ilgili bilgileriniz için teşekkür
ediyorum. Yalnız, turizm kenti Antalyanın kirli havasıyla
ilgili verdiğiniz bilgiler beni pek tatmin etmedi, şu anda Antalya
boğuluyor. Maalesef, akşam saatlerinde turistler de dışarı
çıkamıyor, vatandaşlar da dışarı
çıkamıyor.
Güvenlik güçleri
vasıtasıyla kaçak kömürlerin ve kalitesiz kömürlerin Antalyaya
girişini engelleyebilirsiniz. Turizm Bakanımız On iki aya
turizmi yayacağız. derken, nasıl Antalyada turizmi on iki aya
yayacağız? Maalesef, Antalya boğuluyor. Lütfen, kalitesiz kömür
girişini ve kaçak kömür girişini önleyiniz. Sizden rica ediyorum.
Saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN
Teşekkür ederim.
Sayın
Doğru...
REŞAT
DOĞRU (Tokat) Sayın Başkanım, İçişleri
Bakanımıza Tokat ili Niksar ilçesiyle ilgili sormuş olduğum
soruya vermiş olduğu cevaptan dolayı teşekkürlerimi sunmak
istiyorum.
Tokatın
Niksar ilçesiyle ilgili çeşitli iddialar vardır. Bu iddialarla ilgili
olarak da çeşitli dosyaların İçişleri
Bakanlığına gönderilmiş olduğuna dair bilgiler var.
Ben, bu konuda İçişleri Bakanlığınca görevlendirilecek
olan müfettişlerle konunun daha iyi aydınlanabileceğini
düşünüyorum. Bu konularda herhangi bir şey yapılabilir mi?
Sayın Bakana
teşekkür etmek istiyorum.
Sağ olun
efendim.
BAŞKAN
Teşekkür ederim.
Sayın Bakan,
herhangi bir söz talebi?
İÇİŞLERİ
BAKANI BEŞİR ATALAY (Ankara) Hayır.
BAŞKAN
Soru önergeleri cevaplandırılmıştır.
Birleşime
19.00da toplanmak üzere ara veriyorum.
Kapanma Saati: 18.32
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.04
BAŞKAN: Başkan Vekili Meral AKŞENER
KÂTİP ÜYELER: Harun TÜFEKCİ (Konya), Canan
CANDEMİR ÇELİK (Bursa)
BAŞKAN
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 55inci Birleşiminin Üçüncü Oturumunu
açıyorum.
Alınan karar
gereğince diğer denetim konularını görüşmüyor ve
gündemin Kanun Tasarı ve Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmına geçiyoruz.
1inci
sırada yer alan, Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılamasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
IX.- KANUN TASARI VE TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN
GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Tasarı ve Teklifleri
1.- Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (1/490) (S.
Sayısı: 97) (x)
BAŞKAN
Komisyon? Burada.
Hükûmet? Burada.
Geçen
birleşimde tasarının tümü üzerinde siyasi parti grupları
adına yapılan konuşmalar tamamlanmıştı.
Şimdi,
şahıslar adına söz talepleri vardır.
İlk söz,
Osmaniye Milletvekili Sayın İbrahim Mete Doğruerde.
Buyurun
Sayın Doğruer. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Süreniz on
dakika.
İBRAHİM
METE DOĞRUER (Osmaniye) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 97 sıra sayılı
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı ile
ilgili olarak şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Dünyamız
80li yıllardan itibaren hızlı bir değişim sürecine
girmiştir. Küreselleşme olarak ifade edilen bu süreç, ekonomi, sosyal
ve kültürel alanlarda gittikçe etkili olmaktadır. Bu durumda da insan ve
bilgi ön plana çıkmaktadır. Bu sebeple, iyi eğitilmiş ve
teknolojiyi iyi kullanan insan gücünün önemi gittikçe artmaktadır.
Günümüzde
bilginin oluşturulması ve bilgiye ulaşılması gittikçe
önem arz etmektedir. Üretim teknolojileri yerini gittikçe bilgi teknolojilerine
bırakmaktadır. Uluslararası rekabet gün geçtikçe artmakta ve
rekabet gücü ülkelerin geleceğinde gittikçe önemli bir rol
oynamaktadır.
Üniversiteler,
ülkelerde hür düşüncenin gelişip serpildiği kurumlardır.
Üniversiteler günümüzde gittikçe artan bir oranda küresel yarışa
katılmaktadır. Yükseköğretimde gelişmiş ülke
standartlarında kaliteli bir öğretim verilmesi ve dünya sıralamasında
yer alınması için, öğretim, araştırma, teknoloji üretme
ve topluma hizmet faaliyetlerinin gerçekleşmesi gerekir. Bu sebeple,
üniversitelerin bilimsel araştırma imkânlarının
artırılması ve öğretim elemanı eksikliğinin
giderilmesi gerekir. Bu nedenle, 2008 yılında üniversitelerimize 5
bin adet araştırma görevlisi alınacaktır. Yüksek lisans ve
doktora çalışmaları için de her yıl yurt
dışına bin öğrencinin gönderilmesi hedeflenmiştir.
24 Ocak
Perşembe günü, yurt dışına lisansüstü öğrenimi için
gönderilecek 671 öğrenci için bir tören düzenlenmiştir. Bu
toplantıda, bu törende Sayın Başbakanımızın
yaptığı bir konuşma geçen hafta gündeme geldi. Onunla
ilgili birkaç cümle söylemek istiyorum. Bu konuşmada Sayın
Başbakan, yurt dışına giden gençlerin Batının
ilmini ve fennini almaları gerektiğini söyledi. Burada Batının
ilmini ve fennini alın. dedi Ve dönüşte bunları yurdumuzda
uygulayın. dedi. Yani, Batının ilmini ve fennini alarak, kötü
taraflarını, yani ahlaksızlığını
almayın dedi.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Aldık dedi.
İBRAHİM
METE DOĞRUER (Devamla) Ama, burada
Ahlaksızlığını almayın. derken
Batının tamamını ahlaksız olarak nitelendirmedi.
Böyle bir durum olsa
KAMER GENÇ
(Tunceli) Ahlaksızlıklarını aldık. dedi.
İBRAHİM
METE DOĞRUER (Devamla) Hayır efendim, ben oradaydım.
KEMAL
KILIÇDAROĞLU (İstanbul) Aynen onu söyledi Sayın Milletvekilim.
Batıyı ahlaksızlıkla
İBRAHİM
METE DOĞRUER (Devamla) Ben oradaydım.
Ahlaksızlıklarını almayın, ahlaklı
tarafını, ilmini ve fennini alın. dedi. Böyle olsaydı,
yani aksi olsaydı bu kadar gencin yurt dışına gitmesine
müsaade eder miydi? Bir baba olarak -o insanlar da, o gençler de Sayın
Başbakanın ve hepimizin evlatları- böyle bir şeye bizim
müsaade etmemiz mümkün mü? Bunu, sadece yüce heyeti bilgilendirmek
amacıyla söylüyorum.
Bu sene ve
gelecek senelerde, TÜBİTAK, gene yılda 5 bin öğrenciye
lisansüstü bursu verecek, veriyor ve vermeye devam edecek.
Burada önemli
olan bir konu da buradaki üniversite sayısının, yani ülkemizdeki
üniversite sayısının artırılmasıyla beraber mezun
olan iş gücüne, mezun olan insanlara da istihdam imkânının
sağlanması. Bununla ilgili olarak bir makro planın
yapılması lazım. Zaten yıllardan beri bu makro planın
eksikliğinden şikâyet edip duruyoruz. Nitekim geçen hafta konuşan
değerli konuşmacılar da böyle bir makro planın, yani bir
arz-talep dengesinin kurulmasının gerektiği hususunda fikir
beyan etmişlerdir.
Üniversite
çağındaki gençlerimizin ancak beşte 1ine devlet
üniversitelerinde eğitim imkânı verilmektedir. Bunu
düşündüğümüz takdirde vakıf üniversitelerinin öneminin ne kadar artacağı
yahut vakıf üniversitelerinin ne kadar önemli olduğu ortaya
çıkmaktadır.
Yükseköğretim
öğrencilerinin yaklaşık yüzde 4ü vakıf üniversitelerinde
eğitim görmektedir. Bu oranın artırılması
lazımdır arkadaşlar. Bu oranın artırılması
ülke içerisinde ülke gençliğinin daha fazlasının, daha
çoğunun üniversite eğitiminden faydalanma imkânını
sağlayacaktır. Aynı zamanda vakıf üniversiteleri devletin
yükünün azaltılmasına sebep olacaktır, nitelikli iş gücünün
yetiştirilmesine katkı sağlayacaktır, gençlerin yurt
dışına gitmelerinin azalmasını
sağlayacaktır. Böylece, bir taraftan insanımız, gencimiz
ülke içerisinde kalacak, diğer taraftan yurt dışına döviz
transferi, başka bir ifadeyle dövizin çıkışı
engellenmiş olacaktır.
Günümüzde her
alanda olduğu gibi yükseköğretim açısından da
ihtisaslaşma çok önemlidir. Şimdi, bu alanda, mühendislik
dalında, sosyal bilimler dalında, sağlık ve benzeri
dallarda ihtisaslaşmış üniversitelere ihtiyacımız var.
Bu üniversitelerin kalkınma planlarıyla, daha doğrusu
kalkınma hedefleriyle ilişkilendirilmesi de büyük ölçüde önem arz
ediyor.
İstanbulda
kurulması düşünülen Piri Reis Üniversitesi ilk olarak denizcilik
sektörüne bir katkı yapacak. Malumualiniz olduğu üzere denizcilik
sektörü günümüzde gittikçe gelişiyor. Türkiyede denizcilik sektörü
açısından, özellikle imalat açısından, yani tekne
imalatı açısından gelecek beş sene dolu vaziyette. O
açıdan, bu sektöre yetişmiş insan gücünün arz edilmesi büyük
önem arz ediyor. İlaveten mühendislik fakültesi altında hem
denizcilik hem de gemi inşası alanlarında daha sonra burada
ilgili bölümler açılacak ve bu alanlarda vasıflı insan
ihtiyacının karşılanmasına önemli ölçüde katkı
sağlanacak.
Bu üniversitenin
kurulmasıyla ilgili olarak 2809 sayılı Yükseköğretim
Kurumları Teşkilatı Kanununun 3üncü maddesinde de bir
değişiklik yapılıyor. Burada malumunuz olduğu üzere
her üniversitede bir fen-edebiyat fakültesi kurulması gerekiyordu.
İşte bu kanunla, her üniversitede fen-edebiyat fakültesi kurulması
zorunluluğu ortadan kalkıyor, biraz önce söylediğimiz makro
planın yapılması, yani arz-talep dengesinin
sağlanması, mezunların işsizliğinin önlenmesine de
büyük ölçüde katkıda bulunuluyor.
Buradaki gerek
fen-edebiyat fakültelerinin işte fizik, kimya, biyoloji, matematik
bölümlerinde gerek teknik eğitim fakültelerinde gerek bir dizi mühendislik
fakültelerinde arz fazlası var, yani mezun fazlası var. Böyle bir
makro planın yapılmasına, böyle bir fazlalığın
azaltılmasına veya kaynakların daha uygun şekilde sarf
edilmesine bu ihtisas üniversitesinin faydası olacak, büyük ölçüde
katkısı olacak.
Bu çerçevede Türk
Deniz Eğitim Vakfı tarafından 2547 sayılı
Yükseköğretim Kanununun vakıf yükseköğretim kurumlarına
ilişkin hükümlerine tabi olmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz
olarak kurulan Piri Reis Üniversitesi kanaatimce kendi alanında önemli bir
boşluğu dolduracaktır.
Piri Reis
Üniversitesinin hayırlı olması dileğiyle hepinize
saygılar sunarım. (AK Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Doğruer.
Şahsı
adına ikinci söz, Muğla Milletvekili Sayın Yüksel Özdene
aittir.
Buyurun
Sayın Özden. (AK Parti sıralarından alkışlar)
YÜKSEL ÖZDEN
(Muğla) Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı
hakkında şahsım adına söz almış bulunuyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Öncelikle sesimden dolayı özür
diliyorum. Kısa, öz bir konuşmayla daha önce aldığım
sözü tamamlamak istiyorum.
Hepimizin
üzerinde ortaklaşa fikir belirttiği, aksini hiç kimsenin
düşünmediği bir konuda ben sadece birkaç hayali, birkaç vizyonu
paylaşmak istiyorum. Öncelikle hepimiz biliyoruz ki, 21inci yüzyılda
üniversite eğitimi artık bir tercih olmaktan çıkmış,
bir zorunluluk hâlini almıştır. Bugün insanların kendi
hayatlarını iyileştirmesi, çocuklarının
hayatlarını daha ileriye, daha güzele taşıyabilmesi çok
büyük oranda bir üniversite diplomasına bağlıdır.
Bizim üniversite
sayılarının artırılmasıyla, yeni yeni
üniversitelerin kurulmasıyla vakıf üniversitelerini teşvik
etmekteki birinci amacımız, 21inci yüzyılda gençlerimizin hem
kendilerine hem de çocuklarına daha iyi bir hayat
sağlamasının yolunu açmaktır.
Bilgi toplumunda
yaşıyoruz. Bugün en önemli sermaye, güç kaynağı, itibar
kaynağı, prestij kaynağı bilgi olmuştur. Belki daha
önceleri bu, arsaydı, araziydi, bir dönem belki makineydi, araçtı,
ama bugün gücün, itibarın, prestijin kaynağı bilgi hâline
gelmiştir ve bizim de yine gençlerimizi bilgiyle buluşturmaktan,
kendilerini bugünün ve geleceğin bilgilerini üretebilir hâle getirmekten
başka bir amacımız yoktur. Yine aynı şekilde,
gençlerimizin sadece içeride değil, küçülen dünyada diğer ülkelerle
rekabet edebilmesi için iyi, etkin, doğru üniversite eğitimi
almış olması gerekiyor.
Teknolojinin de
artmasıyla bilgi teknolojilerinin de devreye girmesi, hatta bilginin
teknolojiye dönüşme süresinin kısaldığı bir dönemde
hızla biz tüm gençlerimizi üniversite eğitimiyle buluşturmak,
üniversite eğitimi sağlamak durumundayız. Ama, bizim idealimiz,
bunun da ötesinde küresel bir güç, bölgesel bir lider olarak Türkiyenin
bölgedeki bir eğitim merkezi, üssü olması. Eğer biz bu ülkede bu
altyapıyı güçlendirirsek sadece ülkemizdeki gençlerin,
çocukların değil, bölgedeki tüm çocuk ve gençlerin bir eğitim
merkezi olma görevini yerine getirebiliriz. Böylelikle, küresel bir güç
olmanın ilk koşulu, en önemli adımlarından birisi olan
eğitim yoluyla bölgeye açılma, bölgede gelecekte aktif görevler
üstlenecek olan insanların ülkemizde eğitim almasının,
ülkemiz insanını tanımasının,
coğrafyasını, tarihini birinci elden öğrenmesinin de yolunu
açmış oluyoruz. İnanıyoruz ki, biz gerekli
kolaylıkları, gerekli imkânları sunduğumuzda hem
öğretim üyeleri için hem de öğrenciler için bir üs, bir merkez hâline
gelebiliriz.
Bu
çalışmaların arkasında bugün değil, geleceğin
düşüncesi var ve biz bugün ilköğretim birinci sınıfa 1
milyon 300 bin öğrenci kaydetmeye devam ettiğimizi düşünecek
olursak, ilerleyen yıllarda üniversite eğitimine, yeni yeni
üniversite binalarına ne kadar ihtiyaç duyduğumuz da ortadadır.
Ayrıca, yirmi beş-otuz dört yaş grubunda şu an yüzde 12
civarında olan üniversiteli oranını da hızla, Avrupa
ülkeleri, OECD ortalaması olan yüzde 32ye çekmek durumundayız.
Üniversite sayıları artırılırken, bir tarafta, bugün
görüşmekte olduğumuz Piri Reis Üniversitesinde olduğu gibi,
ihtisaslaşma yolunun da bu üniversiteyle açılmasını ve
bundan sonra genişlemesini arzu ediyoruz, çünkü üniversite
sayıları arttıkça, üniversiteler kendilerine yer bulmak, daha
kaliteli öğretim üyesi ve öğrenci çekebilmek için sivrilmek durumunda
oldukları, sivrilebilecekleri yeni alanlar belirlemek durumunda
kalacaklardır. Bunun yolu da, bu üniversitede olduğu gibi, vakıf
üniversitelerinin de yolunun açılmasının
koşullarını şeffaflaştırmak,
kolaylaştırmak olacaktır.
1986da ilkiyle
karşılaştığımız vakıf
üniversitelerinin, bugün, 31incisinin açılması teklifiyle
buradayız, toplam oran şu an yüzde 4 civarında. Bu bilgileri
tekrar etmek istemiyorum ama gelecek dönemlerde, eğer gelişmiş
ülkelerdeki trende bakacak olursak, hızla bu sayının yüzde 10;
15; 20ye yükseleceğini görmek mümkün.
Ancak vakıf
üniversiteleri için de birkaç şeyi belirtmek gerekiyor.
Bir üniversite,
eğer ülkenin ekonomik, sosyal, kültürel, ticari hayatında yer
alabilirse, yani mezunları buralarda etkin konumlara gelebilirse, prestij
kazanır, güç kazanır, itibar kazanır. Vakıf
üniversitelerimizin de uzun dönemli olabilmesi için, bunu bir ticari amaç
olarak görmediklerini göstermeleri için, öğretim üyelerinin nicelik ve
nitelikleri konusunda çok ciddi çalışmalar yapması
gerektiği de ortadadır. Bu konunun da yetkili kamu otoritesi
tarafından sürekli denetlenmesi gerektiğini düşünüyorum.
Son olarak,
üniversitelerdeki, ara sıra gündeme gelen ve Hükûmetimiz olarak da yurt
dışına öğrenci göndermekle çok büyük bir gayret, çaba sarf
ettiğimiz öğretim üyesi yetiştirme konusuna da değinmek
istiyorum. Biz üniversite sayılarını hızla
artırdık ama üniversite öğretim üyesi yetiştirme konusunda
aynı doğrultuda üniversitelerimizde bir çalışma
sergilenemedi. Ayrıca, geçen hafta Bakanımız da, burada
konuşan milletvekillerimiz de ifade ettiler. Biz her yıl bin
öğrenciyi yurt dışına göndermek üzerine plan yaptık,
çalışma yaptık, duyuru yaptık ama Türkiyede bu koşulu
sağlayan öğrenci sayısı yeterince olmadığı
için bin kadar bile gönderemiyoruz. Bu durumda, yurt dışında
öğrenci, öğretim üyesi yetiştirmenin yanında, yurt içinde
öğretim üyesi yetiştirme çalışmalarımıza da yeni
bir şekil vermek durumunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum.
Bu vesileyle, bu
üniversitenin Türk eğitim dünyasına, ülkemize hayırlı
olmasını diliyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Özden.
Tasarının
tümü üzerinde yirmi dakika süre ile soru-cevap işlemi
yapılacaktır.
Sayın
Ağyüz
YAŞAR
AĞYÜZ (Gaziantep) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın
Bakanım, vakıf üniversitelerinin şirket görünümünden
kurtarılması gerekiyor. Ayrıca, öğretim elemanı
yetiştirme konusunda bu vakıf üniversiteleri yeterli kaynak
ayıramıyorlar. Bunu zorunlu kılmak için başka tedbirler
alınamaz mı?
Ayrıca,
üniversite sayısını artırmak Hükûmetin bir politikası.
Bunun yerine altyapısı donanımlı, teknik, sosyal ve
eğitim gücü altyapısı güçlendirilmiş üniversitelere
ağırlık vermek gerekmez mi?
Ayrıca, YÖK
Başkanımız geçenlerde paralı üniversiteden bahsetti. Bu,
acaba Hükûmetinizin politikası mı üniversitenin
özelleştirilmesi? Eğer böyle ise, eğitimdeki sosyal adaleti,
sosyal devlet anlayışını da ihmal mi edeceğiz?
Üniversitelerin paralı olması anlayışına ve
düşüncesine siz katılıyor musunuz?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
Sayın Köse
ŞEVKET KÖSE
(Adıyaman) Teşekkür ederim Sayın Başkan. Benim sorum
Sayın Millî Eğitim Bakanına olacaktır.
Sayın Maliye
Bakanı, YÖK Başkanını âdeta aşağılayarak
İsterse konuşmasın. diyor. Sayın Maliye Bakanı hangi
gerekçeyle böyle bir baskı yapıyor? Millî Eğitim Bakanı
olarak, YÖK Başkanının Maliye Bakanı tarafından bu
şekilde aşağılanmasını nasıl
karşılıyorsunuz?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
Sayın Genç
KAMER GENÇ
(Tunceli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bin öğrenci
yurt dışına gönderiliyor. Benim aldığım bilgiye
göre, bunların bir kısmı başarısız oluyor,
Türkiyeye dönüyor ve Türkiyeye dönerken de, bunlara, ayrıca, ayrı
bir iş veriliyor. Yani, kendilerine devlet tarafından verilen burslar
geri alınmadığı gibi, bunlara -başarısız
olup dönenlere- imtiyazlı olarak, ayrıca kamu hizmetinde görev
veriliyor. Bu doğru bir şey midir?
Yine, YÖK
Başkanı, YÖK Başkanı seçildikten sonra, üniversitelerle
ilgili Ey üniversite rektörleri, siz kanunları uygulamayın. dedi.
Bu türban meselesi üniversite dışında bir olaydır. Bu
Anayasayı açıkça ihlaldir. Anayasayı ihlal eden bir kamu
görevlisinin yargılanmasına neden müsaade edilmiyor? Edilecek mi,
edilmeyecek mi? Edilecekse, ne zaman edilecek? Bu konuda açıklık
istiyorum.
Ayrıca,
Anadolu Ajansının 24/1/2008 tarihinde, Başbakan Recep Tayyip
Erdoğanın Biz Batının ilmini satın almadık,
maalesef, değerlerimize ters düşen
ahlaksızlıklarını satın aldık. diye
Bu, Anadolu
Ajansı kaynaklı bir haber. Biraz önce, şahsı adına
konuşan AKPli Böyle bir laf söylenmedi. diyor. Peki, böyle bir laf
söylenmediyse, bu gazetelere, bu ajanslara böyle bir vahiy mi geldi gökten, bu
şeyi söylediler?
Ayrıca,
Batının ahlaksızlıkları nelerdir? Bir yandan Avrupa
Birliğine gireceksiniz, can atıyorsunuz Avrupa Birliğine girmek
için, bir yandan da Geçmişte alınanlar
ahlaksızlıklarıdır. diyorsunuz! Latin alfabesinin
alınması mı ahlaksızlıktır? Yani Avrupanın
kıyafetlerini almak mı ahlaksızlıktır? Böyle bir
konuşmanın Türkiye Cumhuriyeti devletine neye mal olduğunu
kendileri biliyorlar mı? Bunun bir sorumluluğu var mıdır?
Neden bu sorumluluğa insanlar katlanmıyor? Bunu öğrenmek
istiyorum.
BAŞKAN
Sayın Baytok...
NESRİN
BAYTOK (Ankara) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan,
Hükûmetinizin bürokratlarının düşündüğü gibi, YÖK
Başkanı sizce de güzel konuşuyor mu ve Hükûmetinizin, YÖK
Başkanına Aman Hocam, konuşma ipimizi çekerler. dediği
doğru mu?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
Sayın Akcan
ABDÜLKADIR AKCAN
(Afyonkarahisar) Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Aracılığınızla
Sayın Bakanıma şu soruları yöneltmek istiyorum: Geçenlerde
bütün dünya ve Türkiye'nin her kesiminden şahit olunduğu gibi,
Sayın Maliye Bakanının, bulunduğu ortamda mikrofonunun
açık kalmasından kaynaklanan duyumdan hareketle soruyorum. Bir
üniversite mensubu olarak Sayın Bakanım, Sayın Maliye
Bakanının orada kullandığı üsluba
katılıyorlar mı? İkincisi, üniversite öğretim
üyelerini ancak saf çocukların ağzına sürülmekle
kandırılacakları bir tarzla Ağızlarına bir
parmak bal sürer, onların gönlünü yaparız. ifadesini doğru
buluyorlar mı? Bu noktadan hareketle özlük haklarını ve
gelirlerini düzeltmekle yükümlü olan Maliye ve Millî Eğitim Bakanı
olarak, üniversite öğretim üyelerinin, üniversitenin altyapısına
gerekli kaynak ayırarak, üniversite elemanlarına yeterli gelir
teminini sağlayarak rahatlamasını sağlamayı
düşünüyorlar mı?
Teşekkür
ederim.
BAŞKAN
Sayın Bakan...
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sayın
Ağyüzün, özellikle vakıf üniversitelerinin şirket görünümünden
kurtarılması ile ilgili olarak şunu söylerim: Bildiğiniz
gibi, vakıf üniversiteleri aslında kâr amacı gütmeyen
Sermaye
birikimini bilime aktarmak, varlıklı ve büyük gelire sahip olan
kesimlerden, yoksul ve eğitime muhtaç olan insanlara para aktarmak
aslında amaçlanmıştır, bu amaçla yapılmaktadır.
Tabii, Türkiyede, özel üniversite anayasal olarak kurulamadığı
için, maalesef, özellikle vakıf üniversitesi görüntüsü altında,
şeklen aslında özel üniversite gibi olup da ama ismen ve yasal olarak
vakıf görüntüsü veren vakıf üniversiteleri de vardır. Burada,
samimi olmamız lazım, birbirimizi kandırmak zorunda
değiliz.
Şimdi,
netice itibarıyla
Ama, Türkiyede -biraz önce, değerli konuşmacılar
da ifade ettiler- otuz vakıf üniversitesi olmakla birlikte, şu anda,
öğrenci potansiyeli itibarıyla hâlâ yüzde 6lardadır, yüzde 6
düzeyindedir, çünkü bazı vakıf üniversiteleri, az öğrenci alarak
özellikle kaliteyi koruyorlar. Bunları teker teker burada saymama gerek
yok, gerçekten, medarıiftiharımız olan vakıf üniversiteleri
de var, başarısı vasat ve vasatın altında olan
vakıf üniversiteleri de var. Aslında, Yükseköğretim Kurulunun
görevi de buradaki standartları korumak ve standartlarını daha
iyiye götürmektir, hepimizin görevi budur ve bu konuda gerekli gayretler
gösterilir. Onun için, bu Piri Reis Üniversitesi ve benzeri üniversitelerin
kurulmasını, özellikle, arkasında ciddi vakıfların
olduğu vakıf üniversitelerinin kurulmasını, hep birlikte
bunun için teşvik etmemiz gerekiyor.
Şüphesiz ki
bir üniversitenin bütün altyapısı hazırlandıktan sonra,
fiziki altyapı, teknolojik altyapı, insan kaynakları ve
diğer altyapı unsurları hazırlandıktan sonra
üniversite kurulması hepimizin arzusudur ama Türkiyemizin gerçekleri
ortadadır ve bu konuda, cumhuriyetin başından beri,
aslında, uygulamalara, bütün hükûmetler dönemindeki uygulamalara
baktığınız zaman, üniversitelerin, Batı üniversiteleri
düzeyinde, Amerika üniversiteleri düzeyinde altyapıya kavuşturulduktan
sonra kurulmaları Türkiyenin pratiği değildir. Türkiyede,
üniversiteler, kurulduktan sonra imkân buluyorlar, kaynak buluyorlar, gerek
kamudan gerek başka kaynaklardan çeşitli kaynaklar temin ediyorlar ve
zamanla gelişimlerini tamamlıyorlar. Türkiye, böyle bir gerçekle
karşı karşıyaydı. Biz, kalkınmakta olan bir ülke
olduğumuz için, kalkınmış bir ülke
olmadığımız için, üniversitelerimizi de kalkınmakta
olan bir modele göre tesis etmek zorundayız. Elbette, sosyal devlet,
Anasayamızda belirtildiği gibi, olmazsa olmazlarımızdan
birisidir. Sosyal devletten vazgeçmek şüphesiz ki mümkün değildir.
Sayın YÖK Başkanının Üniversiteler paralı olsun.
şeklindeki bir açıklamasını ben de basından okudum,
ama açıklama böyle değil. Sayın YÖK Başkanına daha
sonra telefon açtım ve Sayın Başkan, bununla neyi
kastediyorsunuz? diye sordum. Basına yansıyan, hepinizin
bildiği taraftır. Bana söylediği şey şudur:
Aslında, varlıklı, parası olan, imkânları yerinde
olan insanlar üniversitelere bir miktar kaynak sağlasınlar ki
Bu
öğrenci harçları, özellikle zengin tabakadan olan insanların
harç olarak ödedikleri harçlarda Türkiye OECD ortalamasında en düşük
olan ülkedir. Ama parası olmayan, sabit gelirli ve dar gelirli olan
insanlara devlet burs veya kredi mutlaka temin etsin. Parasını devlet
versin, öğrenci bunu üniversiteye ödesin. Özellikle üniversiteler daha
fazla öğrenci bulmak için kalitelerini artırarak gayret göstersinler
dedim, demek istedim. dedi. Bu sizin takdirlerinize sunulur. Benim kendisinden
öğrendiğim budur. Ama şu anda Hükûmetimizin gündeme
getirdiği böyle bir plan söz konusu değildir.
Sayın
Kösenin sormuş olduğu
Sayın YÖK Başkanıyla ilgili
olarak, Sayın Maliye Bakanının sözlerine katılıp
katılmadığımı soruyorlar. Sayın Maliye
Bakanımız veya bir başka birisi
Ben Sayın Maliye
Bakanının
Samimiyetle söyleyeyim, sadece basına yansıyan
başlıkları okudum, detaylarını da çok detaylı
olarak bilmiyorum. Ancak, eğer orada hoş olmayan bir şey varsa,
kim tarafından söylenirse söylensin, tasvip edilmez.
Sayın Genç
Öğrencilerin bir kısmı gidiyor ve gelmiyor. Gelenlere de,
başarısız olanlara da kamuda iş veriliyor. dedi.
Şimdi, birkaç çeşit
Özellikle dışarıya gidip de,
arkadaşlar, birisi tembelliğinden dolayı, gerçekten iyi
öğrencilik yapmadığı için başarısız
olmuşsa, devletin kendisine ödediği bütün paralar, bütün kaynaklar
faiziyle birlikte geri alınıyor. Burada en ufak bir tereddüt söz
konusu değildir. Bizim dönemde gönderdiklerimizin zaten biliyorsunuz, ilk
uygulamayı 2006da başlattık- geri dönmeleri söz konusu değil.
Ama 1416 sayılı Kanunla daha önce -1929dan beri- gönderilenlerde
uygulama nedir diye sorarsanız, çoğunluğu
başarılı olmuştur, çoğunluğu ülkeye
dönmüştür ve çoğunluğu da gerek kamuda gerek özel sektörde
hizmet vermektedir. Ama, bunun şüphesiz ki aksi olanları da var.
Mesela, 1994te, 1996da 1416yla gönderilenleri veya 2547 sayılı
Yasanın 33üncü maddesiyle gönderilenleri dönemin YÖK yönetimi hiçbir
gerekçe göstermeden geri çağırdı ve onları mağdur etti.
Hatırlayacaksınız, bir kanun yaptık bundan önceki dönem ve
bu 22nci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçen kanunla, Türkiyeye
geldikleri zaman ciddi mükellefiyetlerin altına girecek olan bu
öğrencilerin birikimleriyle birlikte Türkiyeye dönmelerini
sağladık. Ama, kimsenin bağışlanması, kamunun
kendisine verdiği parasal destekleri heba eden kişilere yeni
mükâfatlar verilmesi söz konusu değildir.
Sayın
Başbakanımızın özellikle 600 küsur öğrencinin yurt
dışına uğurlanması merasiminde söylediği Biz
Avrupanın özellikle fennini, ilmini almak yerine
ahlaksızlıklarını aldıkla ilgili şunu söylemek
istiyorum: Değerli arkadaşlarım, ahlaksızlık
Doğuda da ahlaksızlıktır, Batıda da
ahlaksızlıktır, güneyde de, kuzeyde de, Pasifikte de, her yerde
de
Siz çocuklarınıza taşradan büyük şehre eğitim yapmaya
bile gittiği zaman Oğlum, git, iyi eğitim yap, oradan
güzelliklerle, donanımla, bilimle donan gel. diyorsunuz. Orada
yanlışlıklar da var, orada ahlaksızlıklar da var.
dediğiniz zaman siz bütün şehirleri ahlaksız olarak
nitelendirmiş mi oluyorsunuz? Netice itibarıyla, bu herkesin yorumuna
tabidir, herkes istediği gibi yorumlayabilir.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sorumsuzca böyle bir konuşma yapılmaz! Bu sorumsuzluk!
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Şimdi,
aslında, Sayın Başbakana bu şekilde bir yakıştırmada
bulunarak, bir milletvekili olarak siz sorumsuzluğunuzu ortaya
koyuyorsunuz.
KAMER GENÇ
(Tunceli) Siz sorumsuzsunuz!
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Yine, Sayın
Baytokun YÖK Başkanıyla ilgili söyledikleri: Sizce güzel
konuşuyor mu? Vallahi, Sayın Baytok, biz bir güzel konuşma
yarışması açmadık. Dolayısıyla, Sayın YÖK
Başkanı böyle bir yarışmaya girdi mi girmedi mi, onu da
bilmiyorum. Böyle bir yarışma açmış değiliz.
Ha, İpimizi
çekerler. dedi mi demedi mi? İki kişi arasında kapalı
kapılar ardında konuşulmuş bir meseleye benim cevap vermem
söz konusu değil. Böyle bir şey var mı yok mu, ben de sizin gibi
bilmiyorum.
Sayın
Akcanın yine benzer soruları var. Daha önceki
arkadaşlarıma verdiğim cevaplar onun için de geçerlidir. Ama,
öğretim üyelerinin özlük haklarıyla ilgili
ABDÜLKADİR
AKCAN (Afyonkarahisar) Sayın Bakanım, bir parmak bal çalan
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Sayın Akcan,
Sevgili Akcan, diğer arkadaşlara verdiğim cevapta dedim ki, bir
kelime kullanılmışsa, bir cümle kullanılmışsa,
bir söz söylenmişse, bu söz eğer hoş bir söz değilse,
doğru bir söz değilse bunu kim söylerse söylesin hoş
değildir.
ABDÜLKADİR
AKCAN (Afyonkarahisar) Yani, siz katılmıyorsunuz. Teşekkür
ederim.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Herhâlde
katılmıyorum.
ABDÜLKADİR
AKCAN (Afyonkarahisar) Mesele yok o zaman.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Şimdi, yine
Sayın Akcanın özlük haklarının iyileştirilmesiyle
ilgili olarak sorduğu bir soru var. Değerli arkadaşlarım,
kamuda çalışan bütün insanımızın, bütün
memurlarımızın ve bütün işçilerimizin daha iyi özlük
haklarına sahip olmaları, daha çok maaş almaları, gelecek
kaygısı duymadan, geçim endişesi taşımadan kamuda
hizmet etmeleri her hükûmetin isteği, arzusu olduğu gibi bizim de
istek ve arzumuzdur. Türkiyenin imkânlarıyla ihtiyaçları
örtüştürmek zorundayız. Biz, popülist politika yapamayız. Para
basarak, Türkiyeyi daha çok maceraya sürükleyecek bir yapıya giremeyiz.
Ancak, öğretim üyelerinin özlük haklarının düzeltilmesi
gerektiğini her platformda ve her
vesileyle ben de söylüyorum. Başta araştırma görevlileri,
yardımcı doçentler olmak üzere özellikle öğretim
elamanlarımızda, doçent ve profesörlerde de bir iyileştirme
yapılmalıdır ama araştırma görevlilerinin özlük haklarının
behemehâl düzeltilmesi gerektiğini her vesileyle ben de söylüyorum ama bu,
imkân ve kaynak meselesidir. Son yapılan Bilim ve Teknoloji Yüksek
Kurulunda da -Sayın Başbakanımızın başkanlığında
bu altı ayda bir aksatılmadan yapılıyor, ilk defa yapılıyor
beş yıldan beri- bu dile getirildi, orada da aynı şeyleri
söyledim. Bu konuyla ilgili olarak da Sayın Başbakanımız
Maliye Bakanımıza da talimat verdi. Millî Eğitim
Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Yükseköğretim
Kurulu birlikte bir çalışma yapsın ve tabloyu önümüze getirsin.
dediler. Biz de bu çalışmaları yapıyoruz. Dediğim
gibi, kaynak ve imkân olması hâlinde biz öğretim üyelerimize daha
fazla ücret vermekten ancak mutluluk ve memnuniyet duyarız.
Sayın
Başkanım, arz ederim.
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Tasarının
tümü üzerindeki
KAMER GENÇ
(Tunceli) Sayın Başkan, ben YÖK Başkanının Mahkeme
kararlarını tanımayın
Rektörlere dedi ki:Mahkeme
kararlarını tanımayın. Anayasayı ihlal etti,
hakkında soruşturma açılması lazım.
MİLLÎ
EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) Sayın YÖK
Başkanı Mahkeme kararlarını tanımayın. diye bir
ifade kullanmadı. Bu, Sayın Gençin kendi yorumudur.
AHMET
AYDOĞMUŞ (Çorum) İftirası,iftirası; yorumu
değil!
KAMER GENÇ
(Tunceli) Gazeteler yazdı. Kendisi hakkında soruşturma
açılsın diye ihbarda
BAŞKAN
Sayın Genç
Sayın Genç
MUSTAFA
ELİTAŞ (Kayseri) Sayın Başkan
BAŞKAN -
Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum
KAMER GENÇ
(Tunceli) Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN
Bakacağım.
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Karar yeter sayısı vardır
KAMER GENÇ
(Tunceli) Yok, Sayın Başkan. Karar yeter sayısı yok
burada. (AK Parti sıralarından gürültüler)
MEHMET NİL
HIDIR (Muğla) Yoksa sayın.
AHMET
AYDOĞMUŞ (Çorum) Başkan yalan mı söylüyor!
BAŞKAN
Kabul edilmiştir.
1inci maddeyi
okutuyorum:
YÜKSEKÖĞRETİM KURUMLARI TEŞKİLATI
KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN
TASARISI
MADDE 1-
28/3/1983 tarihli ve 2809 sayılı Yükseköğretim Kurumları
Teşkilatı Kanununun 3 üncü maddesinin birinci
fıkrasının; (a) bendi yürürlükten
kaldırılmış, (b) bendine eğitim ibaresinden önce
gelmek üzere fen, edebiyat, fen-edebiyat ibareleri eklenmiş, sonunda yer
alan Bulunur ibaresi Bulunabilir şeklinde değiştirilmiş
ve sonuna Ancak, bir üniversitede en az üç fakültenin bulunması
zorunludur cümlesi eklenmiştir.
BAŞKAN
1inci madde üzerinde gruplar adına söz talebi vardır.
İlk söz,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Malatya Milletvekili Sayın Ferit
Mevlüt Aslanoğluna aittir.
Buyurun
Sayın Aslanoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA
FERİT MEVLÜT ASLANOĞLU (Malatya) Sayın Başkan, çok
değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinize saygılar
sunuyorum.
Bir kere, Piri
Reis Üniversitesinin ülkemize, tüm çocuklarımıza hayırlı
olmasını diliyorum.
Türkiyedeki
bugüne kadar otuz, daha önce kurulan otuz ve bu otuz birinci üniversite, bu
vakıf üniversitesinin özellikle Türkiyedeki denizcilik sektörüne çok
önemli katkı yapacağını ve denizcilik sektöründeki,
özellikle gemi mühendisi, gemi makine mühendisi ve diğer, sektörün tüm
ihtiyaçlarına en büyük hizmeti verecek bir üniversite olacağına
inanıyorum. Çünkü, Türk denizcilik sektörünün bir bütünü bu üniversiteyi
kucaklıyor ve bir bütünün bu üniversiteye yardım edeceğine inanıyorum.
Hiçbir kâr amacı olmadan, sadece sektöre çok önemli katkılar
yapacağına yürekten inanıyorum. Zaten, Plan ve Bütçe
Komisyonunda tüm gruplar çok destek verdiler. En büyük desteği verdiler.
Böyle bir üniversitemizin Türkiye'nin önemli bir ihtiyacını gidereceğine
inanıyoruz. Bir kere sektöre ve ülkemize hayırlı olsun.
Değerli
milletvekilleri, demin Sayın Bakanım söyledi: Bazı vakıf
üniversiteleri az öğrenci alarak çok iyi eğitim veriyorlar, hiçbir
kâr amacı gütmüyorlar. Bazıları ise işte şöyle böyle.
Sayın Bakanım, Türkiyede millî eğitimden sorumlu
bakansanız, şöyle böyle olmaz. Ulusa en iyi hizmeti verdirmek sizin
göreviniz. O zaman orada okuyan çocuklarımızın hakkını
yediriyorsunuz.
Eğer, millî
eğitimden sorumlu bir bakansanız, hangi üniversite, hangi vakıf
üniversitesi görevini tam yapmıyorsa, hangi vakıf üniversitesi en iyi
eğitimi vermiyorsa, bunun önlemini almak ve orada okuyan
çocuklarımızın geleceğini karartmamak sizin görevinizdir.
VEYSİ KAYNAK
(Kahramanmaraş) Özerklik ne olacak?
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Bir kere hakikaten çok üzüldüm orada okuyan
kardeşlerim adına. Bunlar hepimizin çocukları, hepimizin
kardeşi. Eğer buna onay vermişseniz, hangi üniversitede
nasıl eğitim yapıldığını takip etmek,
oradaki çocukların hakkını korumak sizin birinci derece
görevinizdir, bir.
İki,
bunların giderlerini kim denetliyor? Türkiyede burada sorun var
arkadaşlar, giderlerini sadece vakıflar denetliyor. Ben bir kez daha
dikkatlerinize sunuyorum, size yardımcı olmak açısından.
Tabii, bir
başka konu arkadaşlar: Değerli milletvekilleri, hepimizin
çocukları var. Türkiyede üniversite sınavına her yıl
yaklaşık 1,5 milyondan fazla çocuğumuz giriyor. Ancak,
bunların 500 bini üniversitelere girebiliyor. Peki, soruyorum: Türkiyede,
ister vakıf üniversitelerinin ister devlet üniversitelerinin kaç tanesinin
içinde yabancı dil hazırlık sınıfı var?
Arkadaşlar, bu çocuklar bizim çocuklarımız. Biz Türk ulusu
olarak hiçbir zaman geri zekâlı değiliz, son derece zekiyiz. Biz bu
çocuklarımıza ilkokul üçten başlayarak lise sona kadar bir
yabancı dil, üniversiteyi bitirene kadar ikinci yabancı dil
öğretmekten aciz miyiz? Evet...
Arkadaşlar,
çocuklarımızı katlediyoruz. Eğer, bu çocuklarımız
iki tane yabancı dil bilse arkadaşlar, dünyanın her yerinde
kendi ekmeğini
Bu ülkeye ekmek getirir arkadaşlar ve ondan sonra biz
bin tane öğrenciyi yurt dışına göndermenin övgüsünü
yaşıyoruz.
Bugün, ister
devlet üniversitelerinde ister özel üniversitelerde, kaç tanesinin
hazırlık sınıfı var arkadaşlar? Bunlar
ayrıcalıklı bir grup oluşturuyor Türkiyede. Herkesin
hakkı, en tabii anayasal hakkımızdır. Eğer,
yabancı dil bilmeyen bir avukat kardeşimin çok açık-
yabancı dil bilmeyen bir doktor arkadaşımın
başarısı ileride
Siz karar verin arkadaşlar. Eğer,
bugün avukatsanız, eğer, en az iki yabancı dil
biliyorsanız, o kadar çok iyi para kazanabiliyorsunuz, çünkü
dışarıda firmalar artık, diyoruz, küreselleşme-
dışarıdaki firmalarla anlaşmalar, onlarla konuşmalar
Doğru mu arkadaşlar? Bunların hepsine doğru diyoruz, ama
sadece bugünün meselesi değil, yıllar yılı. Hep nedense
çocuklarımız bu konuda yok ediliyor arkadaşlar. Hayır
arkadaşlar, bu ülke bizim, bu çocuklar bizim. Herkesin, Hakkârideki
kardeşimin de hakkı, Vandaki kardeşimin de, Edirnedekinin de.
Herkese bir lisanı öğrendirmek
zorundadır devlet. O zaman o çocukların ekmeğini elinden
alıyorsunuz bunu yapmamakla.
Değerli
milletvekilleri, bu, ülkemizin temel bir sorunu, çocuklarımızın
temel bir sorunu. Hindistana gidin bakın. Hindistanda toplumun yüzde
70i yabancı dil biliyor arkadaşlar. Gidin Amerikadaki hastanelerde,
gidin Amerikadaki hastanelerde hepsi Hintli, arkadaşlar, doktoru da,
hemşiresi de, sağlık görevlisi de. Gidip bakıyorsunuz
arkadaşlar
KAYHAN
TÜRKMENOĞLU ( Van) Biraz da Malatyadan bahset!
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Ya şimdi burada Malatya lafı
atmayın. Ben ülkenin bir temel sorununu konuşuyorum. Bu kadar
ciddiyetsizlik olmaz. Ben çocuklarımızın geleceğini
konuşuyorum. Kusura bakmayın arkadaşım. Ayıptır
ya! Senin de çocuğun var, benim de, herkesin çocuğu var.
Geleceğin dünyasında, küreselleşen dünya diyoruz, yani, niye
bunu yapmıyoruz? Yani, biz bu kadar
Yani, bir yerinden
başlayın.
Ya, bak bugünü
söylemiyorum, dün de böyleydi. Ama gelin bir yerinden başlayın.
İşte, şu, şu
Vakıf üniversitelerini kurarken
hazırlık sınıfını mecbur hâle getirin
arkadaşlar. Bir yerinden başlayalım. Bunu söylüyorum.
Tabii, bir
başka konu arkadaşlar: Devlet üniversitelerinin sahibi kim? Kim
arkadaşlar devlet üniversitelerinin sahibi? Millî Eğitim
Bakanlığı mı, Maliye Bakanlığı mı, YÖK
mü?
Hayır
arkadaşlar, sahibi yok. Devlet üniversitelerinin sahibi yok. Sadece
belirliyor Maliye Bakanlığı, bu üniversitelerin
ihtiyaçlarını bir şekilde belirliyor, yasak savma bir bütçe
geliyor, ondan sonra Hadi kardeşim, işine git. diyorlar. Burada
nasıl eğitim yapılıyor, nasıl öğretim
yapılıyor? YÖK de sahip çıkmıyor. YÖK de sahip
çıkmadı, dün de, bugün de. Eğer bir üniversitenin bir kadroya
ihtiyacı varsa, bu kadroya yataklar kapanıyorsa, hastalar
alınmıyorsa, yoğun bakım ünitesi bir şekilde devreye
sokulmuyorsa, YÖK buna sessiz kalıyorsa, bakanlık, kimse bunun
sahibi; hayır arkadaş, bunların sahibi yoktur.
LÜTFİ
ÇIRAKOĞLU (Rize) Eski YÖK kralına sormak lazım onu! YÖKün
eski kralına soracaksın! Onu Teziçe soracaksın!
FERİT MEVLÜT
ASLANOĞLU (Devamla) Her kimse kardeşim, her kimse
Arkadaşlar,
bu üniversitelerin sahibi yok. Bu üniversitelere, attım bayıra,
Mevlam kayıra hesabı, sahip çıkılmadı, hiçbirine
sahip çıkılmadı. Yazık ediyoruz. Bu çocuklar bizim, orada
okuyan milyonlarca insan bizim çocuklarımız. Bunlara sahip
çıkmak hepimizin görevidir. Bir kez daha, özellikle yabancı dil
konusunda, dikkatlerinizi bir kez daha çekiyorum. Bu bizim
çocuklarımıza borcumuzdur, bu bizim geleceğimize borcumuzdur.
Eğer dünyanın ilmini, bilimini alacaksak, çağdaş dünyaya
gideceksek biz, konuşan toplum, lisan bilen bir toplum yerine, cahil,
dünyanın literatüründen haberi olmayan bir toplum yetiştirirsek
ülkemizin geleceğinde hepimizin vebali olur.
Hepinize
saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Aslanoğlu.
Gruplar
adına ikinci söz, Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin
Milletvekili Sayın Akif Akkuşta.
Buyurun
Sayın Akkuş. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz on
dakika.
MHP GRUBU ADINA
AKİF AKKUŞ (Mersin) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu üzerinde MHP Grubu adına
söz almış bulunuyorum.
Değerli
milletvekilleri, şimdi, biraz önce arkadaşlarımız buradan
konuştular, güzel şeyler söylediler ve üniversitelerin önemi,
özellikle de yabancı dilin önemi üzerinde durdu bir
arkadaşımız. Tabii, üniversiteler milletimizi hayata
hazırlamanın en önemli basamaklarından birisidir. Ayrıca,
bilim, toplumların ilerlemesinde yegâne değer olarak
değerlendirilmektedir. Türkiye'nin, bölgesinde lider, dünyada
sayılı bir devlet olmasında ilim en değerli varlık
olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun mutlaka
yakalanması ve daha ileri hedeflere taşınması gerekiyor.
Bu arada, yurt
dışına yüksek lisans ve doktora öğrencileri gönderiliyor.
Deniyor ki, bu bin tane olacaktı, ancak sayıları bine
ulaşmadı. Biraz önce konuşmacının birisi, sayın
konuşmacı bunu belirtti.
Tabii, yurt
dışına doktora öğrencisi gönderilmesi son derece önemli.
Üniversite sayısı hızla artıyor, buralarda öğretim
üyesi bulmamız bir hayli zor deniliyor. Ancak, tabii, burada, Selçuk
Üniversitesinin bir bilgisi geldi elime, Sosyal Bilimler Enstitüsünde 4.500
tane kayıtlı doktora ve yüksek lisans öğrencisi var, Fen
Bilimleri Enstitüsünde ise 2.500 tane doktora ve yüksek lisans öğrencisi
var. Yani, ülkemizde, bu iş, tabiri caizse harıl harıl
çalışıyor ve bunlara devletimiz bir hayli ödenek
ayırıyor.
Dolayısıyla,
yurt dışına doktora ve yüksek lisansa öğrenci gönderilmesi
yerinde bir karar olmakla beraber, illa da gönderilmesi gerektiği
kanaatinde değilim, yani kendi ülkemizde de bunlara
başarılı bir şekilde doktora ve yüksek lisans yahut yüksek
lisans ve doktora yaptırtabiliriz. Ancak, tabii, bu enstitülerimize,
doktora ve yüksek lisans yaptıran enstitülerimize ödeneklerin
ayrılması gerekir.
Yurt
dışına göndereceklerimiz de, yüksek lisans ve doktora
öğrencisi açısından, Türkiye'de henüz yeterli olgunluğa
erişmemiş dallar için olmalı, yoksa her dal için olmamalı.
Bakıyoruz, tarih için yurt dışına doktora öğrencisi
gönderebiliyoruz. Mutlaka gönderilebilir, 1, 2, 3 tane, ama bunların
sayısının çok fazla olmaması gerekir kanaatindeyim.
Şimdi, yine,
bu vakıf üniversitelerinde, biraz sonra belirteceğim vakıf
üniversitelerinde hazırlık sınıfları var denildi.
Gerçekten, bu üniversiteler öğrencilerin bir yıl orada
hazırlık dersleri alması için, yabancı dil dersleri
alması için birer hazırlık sınıfı açıyorlar.
Ama, bakıyoruz, daha sonra burayı bitiren çocuklar dil
bakımından pek de yeterli değil. Yani, bir yıl orada
yabancı dil dersi almış, bir yılını bu iş
için hazırlamış çocuklarımızın yabancı dil
bilgisinden yeterince başarılı olmadığını
görüyoruz. Bunların dikkate alınması gerekiyor. Az önce
sayın vekillerden birisi belirtti Biz, ilkokul üçüncü sınıftan
itibaren çocuklarımıza yabancı dil öğretmeye
başlıyoruz. Liseyi bitiriyor, ama, bunların yabancı dili
bihakkın bilmesi söz konusu değil. diyor. Ben, bu hazırlık
sınıflarından ziyade ilköğretime ağırlık
verilmesi, ortaöğretime ağırlık verilmesi ve
çocuklarımızın buralarda yabancı dil bilgisini
tamamlamaları daha uygun olur kanaatindeyim.
Değerli
milletvekilleri, Anayasanın 130uncu maddesinin birinci
fıkrasında, üniversitelerin kanunla kurulacağı, ikinci
fıkrasında ise kazanç sağlama amacına yönelik olmamak
şartı ile vakıflar tarafından devletin denetim ve
gözetimine tabi yükseköğretim kurumlarının kurulabileceği
hükme bağlanmış bulunmaktadır.
Tabii, burada
hemen şunu belirtmemiz gerekir: Biz diyoruz ki vakıflar üniversite
kursun. Vakıflar kuruyor üniversiteyi. Bu üniversitede de olduğu
gibi, üç tane fakülte, iki tane enstitü, bir, iki, üç, beş de
yüksekokuldan mürekkep bir üniversite kuruyor. Sonra, devletten ödenek
alıyor. Çünkü, vakıf üniversitelerinin kaynaklarından birisi
bizatihi devlet, devlet veriyor parayı ve bu devletin verdiği parayla
üniversite gelişmesini tamamlayabilirse tamamlıyor. Bazen
tamamlayamıyor da. Çünkü, bazı kötü niyetliler, az önce de belirtildiği
gibi, bu üniversiteleri kazanç amacıyla kurma
çalışmalarında bulunuyor.
Yine, burada
konuşmacılar belirttiler, sayın konuşmacılar dediler
ki, Türk Deniz Eğitim Vakfı tarafından kurulacak, kurulan Piri
Reis Üniversitesinin ülkemizdeki gemicilikle ilgili problemleri
halledeceğini söylediler. Hâlbuki, bakıyoruz burada Fen-Edebiyat
Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Mühendislik
Fakültesi, bir de Denizcilik Yüksekokulu var. Bunu, tabii,
arkadaşlarımızın bir ihtisas üniversitesi olarak belirtmesini
de ben doğrusu yadırgadım. Çünkü, bu yüksekokullar Türkiyede
zaten var.
OSMAN DURMUŞ
(Kırıkkale) Kastamonu İnebolu
AKİF
AKKUŞ (Devamla) Mersinde henüz faaliyetini sürdüren bir Ticaret ve
Denizcilik Yüksekokulu var. İneboluda böyle bir okul var, Sinopta.
İstanbulda, yine, daha önceden Teknik Üniversiteye
bağlıydı, şu anda sanırım Mimar Sinan
Üniversitesine bağlandı, Denizcilik Yüksekokulu var.
Dolayısıyla, yani denizcilikle ilgili fakültelerimiz,
okullarımız zaten bulunmakta idi. Herhâlde diyorum ki Piri Reis
sözcüğünden bu arkadaşlarımız bunu böyle düşündüler.
Piri Reis, bilindiği gibi önemli ve büyük bir Türk denizcisi ve kendisini
burada hürmetle yâd ediyorum.
Bir de burada
dikkatimi çeken şu oldu değerli milletvekilleri: Türk Deniz
Vakfı ile İstanbul Deniz Ticaret Odası arasındaki gerekli
koordinasyon ile planlanan üniversitelerden mezun olanların işsizlik
sorununun önleneceği vurgulanıyor diyor ve bir de işte
diğerleri, üç fakülteyle kurulur, kurulabilir, kurulamaz gibi yahut da
bulunur, bulunamaz gibi bir ibare
Şimdi,
şöyle bir bakalım, iktisadi ve ticari bilimler fakültesi Türkiyede
en kolay kurulan fakültelerden birisi. Tabiri caizse sıralar, bir de kara
tahta olduğu zaman onların ders görmesi söz konusu olabilir. Yine, fen-edebiyat
fakültesi Türkiyede hemen hemen bütün üniversitelerde var, yani buralardan
sürekli öğrenciler mezun oluyor. Bu öğrencilerin büyük bir
kısmı iş bulamıyor. Dolayısıyla buradan mezun
olacak öğrencilerimizin de büyük bir kısmının, temenni
etmiyorum ama iş bulamayacağı kanaatindeyim.
Dolayısıyla, yani, bu kadar ballandırarak, tabiri caizse,
anlatılması biraz garibime gitti, onun için söylüyorum, yoksa Piri
Reis Üniversitesinin yahut
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AKİF
AKKUŞ (Devamla)
bir üniversite öğretim üyesi olarak, üniversitenin
kurulmasına katiyen karşı değilim, bu ister vakıf
üniversitesi olsun isterse devlet üniversitesi olsun, çünkü 1,5 milyon
civarında gencimiz üniversiteli olmak için yarışıyor.
Elbette ki bunu takdir ederiz, ama bunun bu şekilde
ballandırılması, belirttiğim gibi, biraz garibime gitti.
Bunun
yanında Fen, edebiyat, fen-edebiyat fakülteleri mutlaka bulunur. derken,
bu defa
bulunabilir. dendi. Peki, böyle bir üniversite kuruldu, fen-edebiyat
fakültesini kurmadık, dersleri kim verecek orada? Temel dersler var, bu
fakültelerin ortak gördüğü temel dersler var, bu dersleri kim verecek? O
zaman biz burada sanki
Bütün, her türlü belirttiğim olumsuzluğa
rağmen Piri Reis Üniversitesinin kurulmasına taraftarım, ancak
bu bulunur veya bulunabilir ibaresindeki değişikliğin
yapılmamasını istiyorum. Bulunur ibaresi gelsin.
Çocuklarımıza iş bir şekilde bulunacak, diğerlerine
olduğu gibi.
Değerli
milletvekilleri, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkür ederim Sayın Akkuş.
Alınan karar
gereğince, kanun tasarı ve tekliflerini sırasıyla
görüşmek için 30 Ocak 2008 Çarşamba günü saat 14.00te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 20.03