TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
2nci
Birleşim
4
Ekim 2016 Salı
(TBMM Tutanak Hizmetleri
Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak
Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her
tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve
tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun
olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN
KÂĞITLAR
III.- OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur
Bahçekapılının, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının ülkemize ve milletimize hayırlı
olmasını ve hicri yıl ile muharrem ayının huzur ve
bereket getirmesini dilediğine ilişkin konuşması
IV.- GÜNDEM
DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslanın,
hicri yılbaşı ve muharrem ayına ilişkin gündem
dışı konuşması
2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın,
Şanlıurfa ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
3.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran
Kılıçın, Camiler ve Din Görevlileri Haftasına
ilişkin gündem dışı konuşması
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının Meclise başarılar getirmesini temenni
ettiğine ve kanun hükmünde kararnameler için 4 partiden oluşan bir
komisyon kurulmasını olumlu bir gelişme olarak gördüğüne
ilişkin açıklaması
2.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Miryokefalon
Savaşının 840ıncı yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
3.-
Balıkesir Milletvekili Ahmet Akının, elektriğin maliyeti
düşerken halkın ödediği faturada bir düşüş
olmadığına ilişkin açıklaması
4.-
Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, Bursadaki
İPEKİŞ Fabrikasının mahkemenin yürütmeyi durdurma
kararına karşın yıkıldığına ve herkesi
mahkeme kararlarına saygıya davet ettiğine ilişkin
açıklaması
5.-
Kayseri Milletvekili Çetin Arıkın, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının Türk milletine hayırlı
olmasını dilediğine ve Lozan Anlaşmasının tam
bağımsız Türkiye için savaşanların
imzaladığı bir anlaşma olduğuna ilişkin
açıklaması
6.-
Amasya Milletvekili Mustafa Tuncerin, Amasya Merzifonda bulunan ve 15 Temmuz
darbe girişimi sonrası hazine adına tescil edilen FETÖye
bağlı Ahi okulları binasının iktisadi ve idari
bilimler fakülte binası olarak tahsis edilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
7.-
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın, Hükûmetten cemevleri konusunda
bütçe oluşturmasını talep ettiğine ve muharrem
ayının 13üncü gününün tatil yapılması gerektiğine ilişkin
açıklaması
8.-
Mersin Milletvekili Baki Şimşekin, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının ve muharrem ayının hayırlı
olmasını temenni ettiğine, öğretmen atamalarının
KPSS puanına göre yapılması gerektiğine ve Mersinin
Bozyazı ilçesinin Tekeli ve Tekmen Mahallelerine imam atanmasını
beklediğine ilişkin açıklaması
9.-
Adana Milletvekili İbrahim Özdişin, Öğretmen atamaları
için yapılan mülakatlarda sorulan sorulara ilişkin
açıklaması
10.-
İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzelin, muharrem ayının
huzur ve barış getirmesini dilediğine ve TÜBİTAKın
yurt içi yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin burs ödemelerinin ne
zaman yapılacağını öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
11.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, 26ncı Dönem
İkinci Yasama Yılının ve muharrem ayının
hayırlı olmasını temenni ettiğine, 15 Temmuz
şehitleri ile tüm şehitlere Allahtan rahmet dilediğine ve
milletvekillerinin Yenikapı ruhunu Meclis çalışmalarında da
göstermeleri gerektiğine ilişkin açıklaması
12.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, hicri
yılbaşı ile 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının herkese barış, huzur ve mutluluk getirmesini
niyaz ettiğine ilişkin açıklaması
13.-
İstanbul Milletvekili Ali Şekerin, Mecliste yapacağı
kapatılan radyo ve televizyonlarla ilgili basın
açıklamasının engellediğine ilişkin
açıklaması
14.-
Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırımın, kanun
hükmünde kararnameyle alınan muhalif televizyon ve radyo
kanallarının kapatılması kararını
kınadığına ve protesto ettiğine ilişkin
açıklaması
15.-
İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırımın,
26ncı Dönem İkinci Yasama Yılının hayırlı
olmasını dilediğine ve tüm terör örgütlerine karşı
mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettirilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
16.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürerin, Hükûmetin emekçilerin ve
yoksulların sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğine ve muharrem
yasının kardeşlik ve birliğimizi pekiştirmesini
dilediğine ilişkin açıklaması
17.-
İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, Avrupa Birliğiyle stratejik
ilişkilerimizin iktidarın kısa vadeli siyasal
çıkarlarına heba edildiğine ve iktidarın
başarısızlığı yine bir başkasına
yüklediğine ilişkin açıklaması
18.-
Denizli Milletvekili Kazım Arslanın, FETÖcülerle iş
birliği hâlinde oldukları, yardım ettikleri, ByLockta
kayıtlarının olduğu iddia edilen AKPli milletvekilleri
hakkında bir soruşturma yapılıp
yapılmadığını öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
19.-
Sinop Milletvekili Barış Karadenizin, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının tüm milletimize barış ve huzur
getirmesini dilediğine ve Artvin Cerattepeyle ilgili Rize İdare
Mahkemesinin aldığı iptal kararının bilirkişi
raporu esas alınarak reddedildiğine ilişkin açıklaması
20.-
Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdinin, Öğretmen atamaları için
yapılan mülakatlarda sorulan sorulara ilişkin açıklaması
21.-
Samsun Milletvekili Kemal Zeybekin, Hükûmetin çiftçiye sahip çıkması
ve mağduriyetlerini gidermesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
22.-
İstanbul Milletvekili Didem Enginin, Gülen Cemaatini destekleyen siyasi
sorumlulara yönelik AKP içinde hiçbir girişimde
bulunulmadığına ilişkin açıklaması
23.-
Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümerin, ceza infaz
memurlarının sorunlarına ilişkin açıklaması
24.-
Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldızın, Hükûmetten,
Suriyeden pamuk ithal edilmesiyle ilgili bilgi almak istediğine
ilişkin açıklaması
25.-
Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrulun, kanun hükmünde kararnameyle
kapatılan radyo ve televizyon kanallarına ilişkin
açıklaması
26.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının hayırlı olmasını dilediğine,
milletvekilleri olarak demokrasi dışı her arayışa
karşı durmaları gerektiğine ve muharrem ayını
tebrik ettiğine ilişkin açıklaması
27.-
Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirelin, Kerbelâ
katliamının 1336ncı yıl dönümüne, kanun hükmünde
kararnamelerle seçilmişlerin iradesinin yok sayılmasını
kınadığına, emekçilere yönelik baskı ve
kıyım politikasına son verilmesi gerektiğine ve
basın-yayın kuruluşlarına yapılan
kıyımı kabul etmediklerine ilişkin açıklaması
28.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılında halk için yasaların yapılabileceği bir dönem
geçirmeyi ümit ettiğine, muharrem ayına, Dünya Hayvanları Koruma
Gününe, Dünya Çocuk Gününe ve Dünya Mimarlık Gününe ilişkin
açıklaması
29.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, 26ncı Dönem
İkinci Yasama Yılının hayırlı olmasını
dilediğine,15 Temmuzun farklılıklarımız kadar
ortaklıklarımızın da ne kadar önemli ve hayati
olduğunu gösterdiğine, hicri yılbaşını
kutladığına ve muharrem ayını tebrik ettiğine
ilişkin açıklaması
30.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 15 Temmuz darbe girişimini
araştırmak için kurulmuş komisyonda her partiye uygun
şekilde bir temsiliyetin verildiği bir başkanlık
divanının oluşması gerektiğine ilişkin
açıklaması
31.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, Diyarbakır
Milletvekili İdris Balukenin AK PARTİ grup önerisi üzerinde
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
32.-
Diyarbakır Milletvekili İdris Balukenin, Amasya Milletvekili Mehmet
Naci Bostancının yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
33.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci
Bostancı ile Oturum Başkanı Başkan Vekili Ayşe Nur
Bahçekapılının yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
34.-
Diyarbakır Milletvekili İdris Balukenin, AKP Grup Başkan Vekili
Mustafa Elitaşın Mecliste kanun hükmünde kararnamelerin hukuka
uygunluğunu denetleyecek bir komisyon oluşturulacağıyla
ilgili basına yansıyan açıklamalarına ilişkin
açıklaması
35.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci
Bostancının yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
36.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, Manisa Milletvekili
Özgür Özelin yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
37.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının sözlü sorulara verdiği cevap konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
38.-
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının, Manisa Milletvekili Özgür
Özelin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
39.-
Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldızın, 2016
yılının turizm için vahim geçtiğine ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının turizmin farkında olması
gerektiğine ilişkin açıklaması
40.-
Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın, turizm sektörünün
sorunlarına ilişkin açıklaması
41.-
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının, Aydın Milletvekili
Hüseyin Yıldız ile Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın
yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Duyurular
1.-
Başkanlıkça, (10/276, 277, 278, 279) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü
ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere
ilişkin duyuru
B)
Tezkereler
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi
(AKPM) asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eden İzmir
Milletvekili İbrahim Mustafa Turhanın üyelikten istifası
üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 12nci maddesi
uyarınca Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torunun üyeliğinin
Başkanlık Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin
tezkeresi (3/835)
2.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 18/8/2016 tarih ve
20 sayılı Kararıyla Afganistan-Türkiye Parlamentolar Arası
Dostluk Grubu Başkanı ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/836)
3.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 18/8/2016 tarih ve
20 sayılı Kararıyla Kanada-Türkiye Parlamentolar Arası
Dostluk Grubu Başkanı ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/837)
4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının, ABDnin Başkenti Washingtonda 3-6
Ekim 2016 tarihlerinde düzenlenecek olan Dünya Bankası ve
Uluslararası Para Fonunun Parlamenterler Ağı yıllık
toplantısına Dışişleri Komisyonu Başkanı ve
Malatya Milletvekili Taha Özhanın katılmasına ilişkin
tezkeresi (3/838)
5.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Parlamenter Meclisin Sosyal
İşler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi
tarafından Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi Komitesi
toplantısı çerçevesinde 28 Ekim 2016 tarihinde Pariste Çocuk ve
Gençlerin Sosyal, Yasal ve Ekonomik Olarak Korunması Hakkı konulu
parlamenter seminere Kütahya Milletvekili Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Vural
Kavuncunun katılmasına ilişkin tezkeresi (3/839)
6.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa
Birliği Konseyi Slovakya Dönem Başkanlığında 16-18
Ekim 2016 tarihlerinde Slovakyanın başkenti Bratislavada Avrupa
Birliği İçinde İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve
Yönetişim konulu parlamentolar arası konferansa katılım
sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/840)
C)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.-
Bolu Milletvekili Tanju Özcan ve 22 milletvekilinin, başta kamyoncu
esnafı olmak üzere kara taşımacılığı
sektörünün sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/309)
2.-
Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 27 milletvekilinin, demir çelik sektörünün
sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/310)
3.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 24 milletvekilinin,
Maraş katliamının arkasındaki gerçeklerin
araştırılarak devlet arşivlerindeki belgelerin kamuoyuyla
paylaşılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/311)
D)
Önergeler
1.-
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın, (2/131) esas numaralı
Basın Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/56)
VII.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
HDP Grubunun, İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü ve
arkadaşları tarafından, 15 Temmuz darbe girişimi
sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında 15 vakıf
yükseköğretim kurumunda kayıtlı öğrenciler ile akademik
personel ve çalışanların uğradıkları
mağduriyetin araştırılması amacıyla 12/8/2016
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş
olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun 4 Ekim 2016
Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına ve ön
görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
2.-
AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; 4 Ekim 2016 Salı günü ve 11 Ekim 2016 Salı
günkü birleşimlerinde diğer denetim konularının
görüşülmeyerek bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesine ve
sözlü soruların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesine; Kişisel Verileri Koruma
Kurulu üyeliklerine üye seçiminin 5 Ekim 2016 Çarşamba günkü gündeminin
Seçim kısmına alınmasına ve seçimlerin aynı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
VIII.-
SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun'un,
memur maaşları ile aile yardımı ödeneğine ilişkin
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/13)
ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
2.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi
Gürer'in, özel tiyatrolara yönelik desteklere ilişkin sözlü soru önergesi
(6/109) ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının cevabı
3.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, seyahat acentalarının münhasır hizmetlerinde
uygulanan vergi oranına ilişkin sözlü soru önergesi (6/128) ve Kültür
ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
4.- Antalya Milletvekili Mustafa
Akaydın'ın, Antalya'nın Kumluca ilçesinin Adrasan beldesinde
bulunan ve doğal sit alanı olan bir köye ilişkin sözlü soru
önergesi (6/134) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
5.- Niğde Milletvekili Ömer Fethi
Gürer'in, Niğde'de bulunan bir bölgenin sit alanı ilan edilmesine
ilişkin sözlü soru önergesi (6/152) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
6.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde kent merkezindeki tarihi yapıların
korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi
(6/154) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
7.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'de bulunan bazı tarihî yapılarla ilgili
hazırlanan bir projeye ilişkin sözlü soru önergesi (6/155) ve Kültür
ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
8.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesinde Sokak
Sağlıklaştırma Projesi kapsamında yürütülen
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/156) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
9.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde Müzesi'ni ziyaret eden yabancı turist
sayısının düşüklüğüne ilişkin sözlü soru önergesi
(6/157) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
10.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'de düzenlenen bir festivale
Bakanlığın destek vermemesine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/172) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
11.- Trabzon Milletvekili Haluk
Pekşen'in, Trabzon'da müzecilik alanında yürütülen
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/180) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
12.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde ve Nevşehir illerinin yemek kültürlerinin
korunması adına yapılan çalışmalara ilişkin sözlü
soru önergesi (6/202) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
13.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'deki tarihî manastırlarla ilgili yapılan
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/203) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
14.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesindeki bir kütüphaneden
alındığı iddia edilen Osmanlı dönemine ait el
yazması kitaplara ilişkin sözlü soru önergesi (6/204) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
15.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesindeki Hitit Kaya
Anıtı'nın korunmasına yönelik çalışmalara
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı'ndan sözlü soru önergesi (6/270)
Cevaplanmadı
16.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Şanlıurfa
iline yönelik yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/298) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
17.- Balıkesir Milletvekili
İsmail Ok'un, Bakanlar Kurulunun seyahat acentalarının
desteklenmesi ile ilgili kararına Balıkesir Koca Seyit
Havalimanının dahil edilmemesine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/311) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
18.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin merkez ve Bor ilçelerinde koruma altındaki
tarihî yapıların durumuna ilişkin sözlü soru önergesi (6/403) ve
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
19.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Kemerhisar beldesinde bilimsel kazı
çalışmaları yapılmasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/408) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
20.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Aktaş Kasabası'ndaki Helena
Kilisesi'nin ziyarete açılmasına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/409) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
21.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Konya iline yönelik
yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/416) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
22.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Bursa iline yönelik
yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/417) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
23.- Diyarbakır Milletvekili
Altan Tan'ın, 2015 yılında Bakanlık bütçesinden
yayımlanan kitaplara ilişkin sözlü soru önergesi (6/440) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
24.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, antik duvar resimleri bulunan mağaralara ilişkin
sözlü soru önergesi (6/446) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
25.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, 2015-2016 yıllarında özel tiyatrolara
ve filmlere yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi
(6/461) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
26.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Ulukışla ilçesindeki bir vadinin
turizme kazandırılmasına yönelik çalışmalara
ilişkin sözlü soru önergesi (6/466) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
27.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Bolkar Dağlarındaki göllerin turizme
kazandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin
sözlü soru önergesi (6/467) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
28.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Bolkar Dağlarına telesiyej
kurulması çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/480) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
29.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde ilindeki antik bir yerleşmenin
kurtarılması çalışmalarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/492) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
30.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Balcı Köyü'ndeki bir kestane
ağacının tesciline ilişkin sözlü soru önergesi (6/493) ve
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
31.- Niğde Milletvekili Ömer
Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesinde bulunan tarihî bir alanın
korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/509) ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının cevabı
IX.-
YAZILI SORULAR VE CEVAPLARI
1.-
İstanbul
Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demir'in, Avrupa Konseyi ve İnsan
Hakları İzleme Örgütü'nün Türkiye hakkında
açıkladıkları raporlara ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun
cevabı (7/7220)
4 Ekim 2016 Salı
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 15.00
BAŞKAN: Başkan Vekili Ayşe Nur
BAHÇEKAPILI
KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ
(Nevşehir), Özcan PURÇU (İzmir)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2nci
Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Ayşe Nur
Bahçekapılının, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının ülkemize ve milletimize hayırlı
olmasını ve hicri yıl ile muharrem ayının huzur ve
bereket getirmesini dilediğine ilişkin konuşması
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, 15-16 Temmuz millî demokratik halk devrimini
gerçekleştiren bu halk bize en büyük gücün kendisi olduğunu bir kez
daha gösterdi. İnanıyorum ki bu gücün Gazi Meclisteki temsilcileri
olan bizler yeni yasama yılında yaptığımız tüm
çalışmalarda bu gerçeği unutmayacağız. Bu yasama
yılında yapacağımız her çalışmanın
ülkemiz yararına olacağına inanıyorum. Dilerim ki bu yasama
yılında çalışmalarımız esnasında
birbirimizle olan davranışlarımız iyi niyet ve samimiyet
duyguları üzerine kurulur.
Bu bağlamda, 26ncı
Dönemin İkinci Yasama Yılının ülkemiz, milletimiz ve
hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum;
sağlıklı ve başarılarla dolu bir yasama yılı
geçirmenizi temenni ediyorum.
Sayın
milletvekilleri, Meclisimizin ilk Başkanı, cumhuriyetimizin kurucusu
Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Meclisimize
başkanlık etmiş, üye olarak bulunmuş bütün siyaset
adamlarımızı, şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum ve
sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve CHP
sıralarından alkışlar)
Ayrıca, hicri yılın ve muharrem
ayının ülkemize, devletimize ve milletimize huzur ve bereket
getirmesini diliyorum.
Gündeme geçmeden önce, üç sayın milletvekiline
gündem dışı söz vereceğim.
Yeni yasama yılının ilk gündem
dışı konuşmasını hicri yılbaşı ve
muharrem ayıyla ilgili söz isteyen Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslana
vermekteyim.
Buyurun Sayın Aslan. (HDP
sıralarından alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı
Konuşmaları
1.- Batman Milletvekili Mehmet Ali Aslanın,
hicri yılbaşı ve muharrem ayına ilişkin gündem
dışı konuşması
MEHMET ALİ ASLAN (Batman) Sayın
Başkan ve Sayın Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, 1438inci hicri yılbaşı
ehlibeyte, Alevilere, Caferilere, Şiilere, ehlisünnet vel cemaate kutlu
olsun diyerek sözlerime başlıyorum ve inşallah bu hicri
yılbaşı ülkemize, bölgemize ve bütün dünyaya hayırlara
vesile olur.
Tabii, bu temennilerin yerine gelebilmesi için madem
dinî bir literatür, dinî kavramlar kullanıyoruz; din sahibinin bu muharrem
ayının ve hicri yılbaşının selamet, huzur ve
ihsanla geçmesinin de şartları yine Kuran-ı Kerim
Azimüşşan'da belirtilmiş. Bakara 217nci ayette buyuruyor ki:
Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar.
Ben orayı tekrar etmek istiyorum. Bu hicri
yılbaşının ve muharrem ayının huzurlu, bereketli
ve ihsan dolu geçmesinin şartlarını Allahuteala ezeli ve ebedi
olan Kur'an-ı Azimüşşan'da belirtmiş, Bakara 217nci ayette
demiş ki: Sana haram aylarda savaşı soruyorlar. De ki: O ayda savaş
büyük bir günahtır. Zulüm ve baskı ise adam öldürmekten daha büyük
bir günahtır. Bu meal Diyanet İşleri
Başkanlığının mealidir.
Yine, Tevbe 36da: Öyleyse haram aylarda
savaşarak nefsinize zulmetmeyiniz. diye buyurmuş.
Yine Tevbe 5te, Müslümanlar müşriklerle
savaşırken Allahuteala yine Kur'anı Kerimde buyurmuş ki:
Haram aylarda müşriklerle savaşmayınız.
Dolayısıyla, bizim huzurumuzun, bereketimizin,
kardeşliğimizin, muhabbetimizin tesisi için bu savaşın,
ölümlerin bir an önce durdurulması gerekiyor. Ne büyük bir tevafuktu ki 1
Ekimde Meclis açıldı ve 2 Ekim de muharrem yani hicri
yılbaşı ama biz burada barış tezkeresini
oylayacağımıza, barışı
konuşacağımıza maalesef savaş tezkeresi oylanıp
kabul edilmiştir. Bu, az önce okuduğum ayetlere aykırı bir
girişimdir. Yurtta sulh cihanda sulh. diyenlerin Meclisin daha ilk günü,
bismillahı miftahı olan günde yurtta savaş cihanda savaş
demesi büyük bir çelişkiydi.
Kolombiya hükûmetini ve FARC gerillalarını
da buradan kutlamak istiyorum. Nedenine gelince: Kendileri Hristiyan
olduğu hâlde zilhicce ayında -yani yine haram aylarda- ve muharrem
ayında savaşı durdurmuşlardır. Her ne kadar
referandumda Hayır. çıkmışsa da ülkenin başkanı
ve yine gerillaların başkanı Barışı son ana
kadar savunmaya devam edeceğiz, barış kazanacak.
demişlerdir.
Muharrem ayı içinde bulunan aşure günleri
hepimizin malumudur, tarihin dönüm noktaları aşure günlerinde
yaşanmıştır. Hazreti Ademin tövbesinin kabulü gibi,
Hazreti Nuhun gemisinin Cudiye oturması gibi, Hazreti Yakupun Hazreti
Yusufa kavuşması gibi ve maalesef, aşurede Hazreti Hüseyin ve
72 arkadaşı da zalim Yezid iktidarı tarafından şehit
edilmiştir. Zalim Yezid maalesef kendisinden sonraki zalim iktidarlar için
ilham kaynağı olduğu gibi, Hazreti Hüseyin ve 72 arkadaşının
şehadeti de mazlumlar için, direniş için bir sembol olmuştur ve
o direniş ruhu hâlâ sürmektedir.
Muharrem, Arapçada hürmete layık yani
muhterem anlamına gelmektedir. Bizler bu aya uygun hareket edebilmemiz
için kesinlikle şunu yapmamız gerekiyor: Bizim, savaştan
barışa hicret etmemiz gerekiyor. Yine bütün tedenniyâtın, geri
kalmışlığın sebebi olan
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Aslan, bir dakika daha ek
süre veriyorum size.
Buyurun.
MEHMET ALİ ASLAN (Devamla) -
kin, nefret ve
intikam duygularından arınıp terakkiyâtın sebebi olan sulh,
selamet, uhuvvet ve muhabbete hicret etmeliyiz. O zaman biz ilahî
mesajların da gereğini yerine getirmiş oluruz ve insanlar
ölmemiş olacak.
Bakın, Kolombiyada elli iki yıl sürdü
savaş, 220 bin insan hayatını kaybetti. Yani bizde de elli iki
yıl mı sürsün? 40 bin insan yetmedi, daha fazla insan mı ölsün?
Fırsat bu fırsat, Allahın da emirlerini ve uyarılarını
dikkate alarak gelin bu muharrem ayında, gelin bu aşure günlerinde iç
ve dış barışı tesis edelim; dışarıda,
hariçte kullanılması gereken kuvvetimizi biz dâhilde sarf etmeyelim
ve -sembolik olarak- kurşunlar yerine biz kalemlerle mücadele edelim ve
barışı, sevgiyi temsil eden beyaz gülü de birbirimize hediye
edelim.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Aslan.
Gündem dışı ikinci söz,
Şanlıurfanın sorunları hakkında söz isteyen
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanala aittir.
Buyurun Sayın Tanal. (CHP sıralarından
alkışlar)
2.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın,
Şanlıurfa ilinin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması
MAHMUT TANAL (İstanbul) Değerli
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla, hürmetle
selamlıyorum.
Muharrem ayının İslam coğrafyasına
huzur, mutluluk, barış, bereket getirmesini diliyorum. Aynı
zamanda bu hafta Camiler Haftası. Camiler Haftası olması
nedeniyle hem camilerimizin hem de camilerde görev yapan
imamlarımızın sorunlarının çözülmesini, bitirilmesini
diliyorum.
Değerli Başkan, değerli
milletvekilleri; demokrasiden, insan haklarından, adaletten,
eşitlikten ve hukukun üstünlüğünden biraz daha uzaklaşarak yeni
yasama yılına girdik. Mevcut tablo ne kadar kötü olsa da
aydınlık, çağdaş, laik Türkiye için umudumuzu
kaybetmeyeceğiz. Hukukun herkesin üstünde olduğu demokrasiden ve
insan haklarından ödün vermeyeceğiz. Tüm
yurttaşlarımızın eşit ve özgür
yaşayacağı günlerin habercisi olması dileğiyle yasama
yılının hayırlı uğurlu olmasını
diliyorum.
Değerli arkadaşlar, dünyanın en eski
kenti, medeniyetlerin beşiği ve peygamberler diyarı
Şanlıurfanın sorunları saymakla, anlatmakla bitmez.
Bunları başlıklar şeklinde sayarsak: Sağlığa
erişim hakkı, yetersiz doktor, hemşire yetersizliği,
hastanelerdeki yatakların yetersizliği, Suriyelilerin ruhsat almadan
iş yeri açması nedeniyle Şanlıurfada bulunan
vatandaşlarımızın vergi ruhsatı aldıkları
için haksız rekabete uğraması nedeniyle iş yerlerini
kapatma sorunu, uyuşturucuyla mücadele sorunu, fuhuş sorunu, otopark
sorunu, içme sularının kirliliği nedeniyle içme suyu sorunu;
belediye otobüs duraklarında vatandaşlarımızın,
yaşlı, engelli ve hastaların oturabilecekleri bankların
bulunmama sorunu; büyükşehir olması nedeniyle gerek İzmir gerek
İstanbul gerek Ankaraya bağlı olan, geçmişte köy olup
şu anda mahalleye dönüşen tüm köylerin yolları olduğu
hâlde, yolları yapıldığı hâlde,
Şanlıurfanın köyden mahalleye dönüşen hiçbir köyünün yolu
yapılmış değil, aynı zamanda hiçbirinde çöp bidonu
yok. Şanlıurfada merkezden ilçelere çalışan belediye
otobüsü yok. Mesela bugün İstanbulda çalışıyor,
İzmirde çalışıyor, Ankarada çalışıyor.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi neden
çalıştıramıyor, neden bundan mahrum ediliyor?
Turizm ve tanıtımla ilgili:
Şanlıurfanın turizm ve tanıtım açısından
yeteri kadar tanıtımı yapılmamakta ve gerçekten çok
yetersiz. Uçak biletleri
Şanlıurfayı Adıyaman ve
Gazianteple Diyarbakırla
karşılaştırdığınız zaman fiyatlar daha
yüksek, ama Adıyaman, Gaziantep, Diyarbakırın uçak bilet
fiyatları daha düşük.
Hastanelerin yetersizliğini söyledik, okullar
yetersiz. Yeni yapılan cezaevi -cezaevi yapıldı- Hilvana
yakın. Vatandaşın cezaevine gidip gelebileceği belediye
otobüsleri yok değerli arkadaşlar. Bu vatandaş cezaevine
nasıl gidecek? Nasıl ziyaretlerini gerçekleştirecek?
Bu anlamda baktığımız zaman,
evet, sayarsak, Şanlıurfa Kalesi gerçekten turizmin çekim merkezi.
Restorasyon çalışmaları -güya geçmişte karar verilmiş-
hâlen başlamış değil.
Aynı zamanda, Şanlıurfadaki tüm
kurumlarda aşiretler egemen. Yani gariban vatandaşın, kimsesi
olmayanın Şanlıurfadaki kurumlara girme şansı
gerçekten yetersiz, eğer aşiretlerden birini tanımazsanız,
sırtınızı aşiretlere dayamazsanız aç,
perişan kalırsınız.
Gerçekten, Şanlıurfanın valisi var
güya, belediye başkanı var, 9 milletvekili var; bu saydığım
sorunlardan hiçbirisi bugüne kadar çözülmedi. Çözüleceğini de
zannetmiyorum ben ve burada, gerçekten, 9 Şanlıurfa milletvekilinin
şu kürsüde bangır bangır Bu Urfalıların suyu ne zaman
hâlledilecek, hastanesi ne zaman hâlledilecek, yolları ne zaman yapılacak,
içme suyu
Hilvanın hâlen içme suyu yok değerli arkadaşlar,
baraja 8 kilometre. (CHP sıralarından alkışlar)
Onun için, Şanlıurfalılar bilsinler
ki, ne olur, bundan sonra desteklerinizi AKPden çekin, CHPye destek verin.
Sizi, onurla, namusla temsil edeceğiz, sizin tüm
sorunlarınızı çözeceğiz. Sorunlarınızı
çözmezsek bir daha Şanlıurfada hiçbir arkadaşımız
milletvekili adayı olmayacak. Onun için gelin, bize bu hakkı teslim
edin.
Sayın Yürekli bana bakıp gülüyor. Allah
rızası için, iki dönemdir burada milletvekilisiniz, bugüne kadar bu
Urfanın hangi sorununu burada söylediniz? Sadece ne yaptınız;
yemin ettiniz, gittiniz, geldiniz. Onun için artık halk burada çözüm
istiyor.
Hepinize teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
MEHMET AKYÜREK (Şanlıurfa) Sen niye aday
olmuyorsun Urfadan?
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Tanal.
Gündem dışı üçüncü söz Camiler ve Din
Görevlileri Haftası münasebetiyle söz isteyen Kahramanmaraş
Milletvekili İmran Kılıça aittir.
Buyurun Sayın Kılıç. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
3.- Kahramanmaraş Milletvekili İmran
Kılıçın, Camiler ve Din Görevlileri Haftasına
ilişkin gündem dışı konuşması
İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 1438inci hicri
yılınızı, muharrem ayınızı tebrik ediyor,
Camiler ve Din Görevlileri Haftasını kutluyorum.
İbadethaneler dinlerin vazgeçilmez müesseseleri
olup Müslümanların mabetleri de camilerdir. Cami kelimesi
birleştiren, toplayan, bir araya getiren anlamlarına gelmektedir.
Dinî terim olarak da toplu ibadet edilen yer demektir. Kuran ve sünnette
cami mescit kavramıyla ifade edilmiştir. Mescit secde edilen yer
demektir. Yeryüzünde ilk yapılan mescit Mekkedeki Mescidi Haramdır.
Peygamberimiz Hazreti Muhammed (SAV)in ilk yaptığı mescit ise
Medine yakınındaki Kuba Mescididir. Daha sonra da Mescidi Nebeviyi
inşa etmiştir.
Kuran ve sünnette camilerin yapımına,
bakımına, temizliğine ve cemaatine çok önem verilmiştir.
Allahın mescitlerini ancak Allaha ve ahiret gününe iman eden, namaz
kılıp zekat veren ve sadece Allahtan korkan kimselerin imar
edeceği, Allah için bir mescit bina edene Allahın da o kimse için
cennette bir köşk bina edeceği; buna mukabil, Allahın
mescitlerinde Allahın adının anılmamasına ve
mescitlerin harap olmasına çalışanların en zalim kimseler
olduğu bildirilmiştir.
İslam dini insanlığa içtimai
olgunluk, yardımlaşma, dayanışma, nezaket, birlik ve beraberlik
hasletleri kazandırmayı hedef almıştır. Camiler bu
güzel hasletlerin toplu hâlde ve daha güzel bir şekilde
öğretildiği birer eğitim merkezidir. Zira Müslümanlar hiçbir
fark gözetmeden camide toplanarak aynı ibadetleri yaparlar. Bundan
dolayı her mescit ve caminin büyük bir şeref ve fazileti vardır.
Bu şerefi göstermek için camilere Allahın evi denmiştir ve
bunlara hürmet edilir.
Değerli milletvekilleri, camilerde icra edilen
dinî, kültürel ve sosyal muhtevalı görevlerin yerine getirilmesinde,
vatanımızın her köşesinde ve yurt dışında en
zor şartlarda bile olsa mesai kavramı tanımadan
çalışan, insanlarımızla iç içe yaşayarak dertleriyle
dertlenen, aralarında uzlaştırıcı ve
bütünleştirici bir tutum sergileyen, sorumluluk bilincini hiçbir zaman
kaybetmeyen din görevlilerimizin çok önemli bir payı vardır.
İnsanların manevi ve moral değerlere hızla yöneldiği
günümüzde din görevlilerimizin sorumlulukları da artmakta olup onlar da bu
görevlerini saygı, sevgi, tutarlılık, şuur ve hassasiyet
içerisinde yerine getirmektedirler. Bu durum görevde başarılı
olmanın, toplumsal huzuru sağlamanın ve korumanın en tabii
yolu olduğu kadar aynı zamanda dinimizin öngördüğü bir
tebliğ metodudur.
Ülkemizin aydınlık dolu
yarınlarının inşasında İslam dininin
gerektirdiği davranışları benimseyip sergileyen, misyonuna
sahip çıkarak gelişmeler ışığında vizyonunu
oluşturan, görevlilik anlayışını gönüllülük
anlayışına dönüştürerek çalışan din görevlilerine
önemli hizmetler düştüğünü bir kez daha vurguluyor, gayretlerini
takdir ve iftiharla izliyor, Camiler ve Din Görevlileri Haftasını
kutluyor, emeği geçenlere minnet, ahirete göçenlere rahmet diliyoruz.
Çünkü ülkemiz tarihinde millî mücadele yıllarındaki tablo,
cumhuriyetin kuruluşundaki proje ve 15 Temmuzda darbeciler
tarafından tehdit ve darbedilme pahasına ezan okuyarak, sela vererek
milletimizi moral ve motive etmeleri din görevlilerimizin toplumdaki sosyal
yapılarını ortaya koyma açısından önemli olduğu
gibi, bunlar ihtiyaç hâlinde onların başarılarını
gösteren belge ve kanıtlardır.
Bu duygularla yeniden 1438inci hicri
yılınızı ve muharrem ayınızı tebrik ediyor,
Camiler ve Din Görevlileri Haftasını kutluyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın milletvekilleri, bildiğiniz gibi,
alınan karar gereğince, 15 sayın milletvekiline birer dakika
yerlerinden söz vermekteydik, ortak kararımız buydu ama grup
başkan vekillerinin istemine uygun olarak ve günün özelliğine de
sığınarak bugün 25 sayın milletvekiline bulunduğu
yerden birer dakika söz vereceğim.
Sırasıyla söz vereceğim sayın
milletvekillerinin isimlerini okuyorum: Sayın Aydın, Sayın Özkan,
Sayın Akın, Sayın Altaca Kayışoğlu, Sayın Arık,
Sayın Tuncer, Sayın Tanal, Sayın Şimşek, Sayın Özdiş,
Sayın Adıgüzel, Sayın Taşkın, Sayın Akbaşoğlu,
Sayın Şeker, Sayın Yıldırım, Sayın Yıldırım,
Sayın Gürer, Sayın Özdemir, Sayın Arslan, Sayın Karadeniz,
Sayın Hakverdi, Sayın Zeybek, Sayın Engin, Sayın Tümer,
Sayın Yıldız ve Sayın Toğrul.
Daha sonra grup başkan vekillerine her zaman
olduğu gibi yerlerinden söz vereceğim.
Sayın Aydın, sizinle başlıyoruz.
Buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının Meclise başarılar getirmesini temenni
ettiğine ve kanun hükmünde kararnameler için 4 partiden oluşan bir
komisyon kurulmasını olumlu bir gelişme olarak gördüğüne
ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
26ncı Dönemin İkinci Yasama
Yılının tüm Meclisimize başarılar getirmesini temenni
ediyorum. Hükûmetin bu dönemde muhalefetin sesine daha fazla kulak vermesinin
gerektiğini vurguluyorum.
Dün Hükûmetin açıkladığı KHK
için 4 partiden oluşan bir komisyonu da olumlu bir gelişme olarak
görüyorum. Ancak, yine de şüphelerimiz var çünkü geçmişte bunun
örnekleri var. Meclis kapanmadan önce muhalefetin itiraz ettiği bazı
düzenlemeler uzlaşma sağlanıp torba yasadan
çıkarıldığı hâlde KHK yoluyla uygulamaya tekrar kondu.
Bu nedenle, Hükûmetin uzlaşma konusunda daha samimi olmasını
temenni ediyorum. Bu dönemde uzlaşmanın artırılarak güzel
bir çalışma yapılmasını tavsiye ediyor, teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Özkan
2.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Miryokefalon
Savaşının 840ıncı yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Malazgirt Savaşının
rövanşı olan Miryokefalon Savaşı 17 Eylül 1176da Anadolu
Selçuklu ile Bizans haçlı ittifakı arasında, Denizlimizin
Çivril ilçesinin Düzbel mevkisinde gerçekleşmiştir. Miryokefalon Zaferi,
haçlı saldırılarının püskürtüldüğü, haçlı
dünyasına Anadolunun Müslüman Türk hâkimiyetinden
çıkarılamayacağının kesin olarak gösterildiği
mutlak bir zaferdir. Bu zafer aziz milletimizin vatanı, milleti, devleti
için birlik ve beraberlik içerisinde göğsünü siper ederek verdiği
mücadelenin en destansı örneklerinden biridir. Aynı şuurla yine haçlı
saldırısı olan ve 15 Temmuzda hortlayan hain FETÖ darbe
teşebbüsünü aziz milletimiz Miryokefalon Savaşında olduğu
gibi püskürtmüş ve tüm dünyaya yeniden milletimizin diz çökmez, boyun
eğmez olduğunu göstermiştir.
Bu düşüncelerle şehitlerimizi anıyor,
yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Akın
3.-
Balıkesir Milletvekili Ahmet Akının, elektriğin maliyeti
düşerken halkın ödediği faturada bir düşüş
olmadığına ilişkin açıklaması
AHMET AKIN (Balıkesir) Sayın
Başkan, teşekkür ederim.
EPDK yılbaşından bu yana
TETAŞın elektrik dağıtım şirketlerine
sattığı elektrik fiyatında 2 kez indirim yaptı.
Yapılan bu indirimler halkımızın faturasına
yansıtılmadı, dağıtım şirketlerinin direkt
kasalarına aktarıldı. Ayrıca yapılan yüzde 10luk
doğal gaz indirimi de elektrik fiyatlarında bir indirim
yapılmasını derhâl gerektiriyor çünkü tükettiğimiz
elektriğin 2014 yılında yüzde 48ini, 2015 yılında da
yüzde 38ini doğal gazdan üretmiş durumdayız. İçerisinde
bulunduğumuz 2016 yılında da benzer bir durum söz konusu. Ülke
olarak elektriğimizin büyük bir bölümünü de doğal gazdan üretiyoruz.
Bu nedenle çok az ve yetersiz de olsa doğal gazdaki indirimin, TETAŞın
elektrik dağıtım firmalarına verdiği elektrikte
yaptığı indirimin elektriğin perakende fiyatlarına da
yansıtılması ve halkımızın faturalarında
indirime gidilmesi gerekiyor. Halkımıza satılan elektriğin
maliyeti düşerken halkımızın ödediği faturada bir
düşüş olmuyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanını göreve
davet ediyoruz.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Akın.
Sayın Kayışoğlu
4.-
Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, Bursadaki
İPEKİŞ Fabrikasının mahkemenin yürütmeyi durdurma
kararına karşın yıkıldığına ve herkesi
mahkeme kararlarına saygıya davet ettiğine ilişkin
açıklaması
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bursada 1925 yılında kurulan,
cumhuriyetin kazanımlarından olan İPEKİŞ
Fabrikasının yerine 250 odalı otel yapılması
kararı alınmış ve proje Osmangazi Belediyesi ile Bursa
Büyükşehir Belediyesi tarafından onaylanmıştır.
Alınan yıkım kararına karşı mahkemeye başvurulmuş,
mahkeme tarafından yıkımla ilgili yürütmenin durdurulmasına
karar verilmiştir. Mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma
kararına rağmen yıkım işlemi
gerçekleştirilmiştir. Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman kanunun bu
kadar dolanıldığı, mahkeme kararlarının yok
sayıldığı, mafyavari bir yönetim olmamıştır.
Oldu olacak mahkemeleri KHKyla kapatın,
insanlar bari mahkeme kapılarında sürünmesinler diyorum ve
umarım bu son kanun tanımazlığınız olur ve bundan
sonra herkesi, tabii özellikle idarecileri hukuka, mahkeme kararlarına
saygıya davet ediyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Arık
5.-
Kayseri Milletvekili Çetin Arıkın, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının Türk milletine hayırlı
olmasını dilediğine ve Lozan Anlaşmasının tam
bağımsız Türkiye için savaşanların
imzaladığı bir anlaşma olduğuna ilişkin
açıklaması
ÇETİN ARIK (Kayseri) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Öncelikle 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının Türk milletimize hayırlı olmasını
diliyorum.
Türkiyenin hiç sorunu yokmuş gibi şimdi
de Türkiye Cumhuriyetinin tapu senedi Lozan Antlaşmasını
tartışmaya başladık. Herkes bilmelidir ki Lozan, bu ülkeyi
parsel parsel satanların, İngiliz gemisine binerek vatanından
kaçanların değil, yedi düvele karşı tam
bağımsız Türkiye için savaşanların
imzaladığı bir anlaşmadır. Lozan, Türk milletine
karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr
Antlaşmasıyla tamamlandığı sanılmış
büyük suikastın sonuçsuz kalmasını sağlayan bir zaferdir.
Lozan, kendi iktidarını sağlama almak için Ne istediler de
vermedik. diyenlerin değil, Ya istiklal ya ölüm! diyenlerin
imzaladığı bir metindir. Kısacası Lozan, Türkiye Cumhuriyetidir;
Lozan, Türkiye Cumhuriyetinin doğum günüdür.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Tuncer
6.-
Amasya Milletvekili Mustafa Tuncerin, Amasya Merzifonda bulunan ve 15 Temmuz
darbe girişimi sonrası hazine adına tescil edilen FETÖye
bağlı Ahi okulları binasının iktisadi ve idari
bilimler fakülte binası olarak tahsis edilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
MUSTAFA TUNCER (Amasya) Sayın Başkan,
yaklaşık üç sene önce Amasya ili Merzifon ilçesine iktisadi idari
bilimler fakültesi kurulması kararlaştırıldı ve bu
karar Resmî Gazetede yayımlandı. Ancak, bugüne kadar resmiyette
kurulan iktisadi idari bilimler fakültesinin fiziken faaliyete geçirilmesi için
hiçbir altyapı çalışması yapılmamıştır;
binası yoktur, öğrencisi yoktur, öğretmeni yoktur, velhasıl
Resmî Gazetedeki ismi haricinde hiçbir şeyi yoktur.
15 Temmuz darbe girişimi sonrasında
FETÖye bağlı okullardan olan ve Merzifonda faaliyet gösteren Ahi
okulları kapatılmış ve binası hazine adına tescil
edilmiştir. Merzifon halkı hazine adına tescil edilen okul
binasının fakülte binası olarak faaliyete geçirilmesini talep
etmiş ancak bu bina imam-hatip lisesi yapılmıştır.
Oysa, Merzifonda yeterli oranda imam-hatip lisesi vardır ama fakültemiz
yoktur. Merzifonlunun talebi ise FETÖye bağlıyken hazineye tescil
edilen okul binasının fakülte binası olarak tahsis edilmesidir.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Tanal
7.-
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın, Hükûmetten cemevleri konusunda
bütçe oluşturmasını talep ettiğine ve muharrem
ayının 13üncü gününün tatil yapılması gerektiğine
ilişkin açıklaması
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri
-Sayın Başbakan Yardımcısı, konu sizi ilgilendiriyor,
istirham edeceğim ben ama- Türkiyede Kartal Belediyesi, Ataşehir
Belediyesi, Maltepe Belediyesi ve Şişli Belediyesi kendi resmî
bütçelerine cemevlerinin tüm giderlerini koydular ve aynı zamanda muharrem
ayı için de bunu bütçelerine koydular. Netice itibarıyla,
Anayasamızın hükümleri uyarınca
vatandaşlarımızdan eşit bir şekilde, gelirleri
doğrultusunda vergi alındığı hâlde cemevleri ve
aynı zamanda o inanca sahip olan vatandaşlarımız için
herhangi bir hizmet verilmiyor. Bu anlamda, öncelikle Hükûmetin bu konuda bir
bütçe oluşturmasını talep ediyorum.
Aynı şekilde, muharrem ayının
13üncü gününün de tatil yapılması gerekmektedir. Ne açıdan?
Gerçekten bir inanç ve on iki günlük bir oruç tutuluyor ve o on iki günlük
orucun sonunda yani 13üncü günün tatil yapılmasının toplumun
barış, huzur, bereket açısından, birleştirme gücü
açısından yararlı olacağı düşüncesiyle hepinize
saygı ve hürmetlerimi sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Şimşek
8.-
Mersin Milletvekili Baki Şimşekin, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının ve muharrem ayının hayırlı
olmasını temenni ettiğine, öğretmen atamalarının
KPSS puanına göre yapılması gerektiğine ve Mersinin
Bozyazı ilçesinin Tekeli ve Tekmen Mahallelerine imam atanmasını
beklediğine ilişkin açıklaması
BAKİ ŞİMŞEK (Mersin)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yeni yasama yılının ve muharrem
ayının hayırlı uğurlu olmasını temenni
ediyorum.
Öğretmen atamaları konusunda
vatandaşlarımızdan çok sayıda şikâyet almaktayız.
Uygulanan mülakat sistemini yanlış buluyoruz. Üniversite mezunu
insanların KPSSye göre atanmalarını talep ediyoruz.
Vatandaşlarımız mülakatı torpil olarak anlıyorlar,
torpili olmayanın öğretmen olamayacağına inanıyorlar.
İnsanların güvenlik soruşturmalarının yapılarak
KPSS puanına göre atamalarının yapılmasını
bekliyoruz.
Sayın Başbakan Yardımcım, bu
hafta Camiler Haftası. Mersinin Bozyazı ilçesinde Tekeli ve
Tekmende, belediyelik olan, kapanan belediyelerimizden olan bu yerlerdeki
merkez camilerinde bir buçuk yıldır imam yoktur. Konuyu Diyanet
İşleri Başkanına aktarmamıza rağmen henüz bir
çözüm üretilmemiştir. Acilen Bozyazının Tekeli ve Tekmen
Mahallelerine de -Camiler Haftası bu hafta- imam atanmasını
bekliyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Özdiş
9.-
Adana Milletvekili İbrahim Özdişin, Öğretmen atamaları
için yapılan mülakatlarda sorulan sorulara ilişkin
açıklaması
İBRAHİM ÖZDİŞ (Adana)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Muhammet Can Çukurova Üniversitesi PDR mezunu.
Geçtiğimiz günlerde Adanada öğretmenlik için mülakata giriyor, KPSS
sınavından 80 puan almış durumda. İki soru soruluyor;
sorulardan birine cevap veriyor, ikinci soruya tam cevap verip bitirmek
üzereyken komisyon üyelerinden biri Oruç tutuyor musun? diye bir soru soruyor
Hayır, tutmuyorum. diyor arkadaşımız; aynı biçimiyle
komisyonun tavrı değişiyor. Bu arkadaşımız
mülakattan 45 puan alıyor.
Ben ilgili bakana şimdi burada soruyorum: Bu
bir ölçü müdür? Oruç tutmak mülakatta sınavı kazanmanın ölçüsü
müdür? Değilse bunun sorumlularından acele olarak hesap
sorulmasını, bu ve benzer durumda olan
arkadaşlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesini talep
ediyorum.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Adıgüzel
10.-
İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzelin, muharrem ayının
huzur ve barış getirmesini dilediğine ve TÜBİTAKın
yurt içi yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin burs ödemelerinin ne
zaman yapılacağını öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
ONURSAL ADIGÜZEL (İstanbul) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Muharrem ayının huzur ve barış
getirmesini diliyorum.
TÜBİTAK tarafından 28 Temmuz tarihinde
yapılan açıklamada, yurt içi yüksek lisans ve doktora
öğrencilerinin burs ödemelerinin durdurulduğu
açıklanmıştı. Aradan geçen iki aya rağmen burs
ödemelerine ne zaman tekrar başlanacağına dair resmî bir
açıklama yapılmadı.
Konuyla ilgili olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji
Bakanına soru önergesi verdik ama şu ana kadar herhangi bir cevap
alamadık. Her ne kadar Bakan 8 Eylülde TÜBİTAK burslarının
ödenmeye başlanacağını açıklasa da bizimle
iletişime geçen onlarca öğrenci burslarını
alamadıklarını ifade ederek Bakanı yalanlamaktadır. 15
Temmuz bahanesiyle alınan bu karar, aldıkları bursla geçimlerini
sağlayan ve akademik çalışmalarına devam eden binlerce
öğrenciyi mağdur etmektedir.
Ben Hükûmete sormak istiyorum: Binlerce TÜBİTAK
mağdurunun sorununa çözüm bulmak adına bir adım atmayı
düşünüyor musunuz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Taşkın
11.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, 26ncı Dönem
İkinci Yasama Yılının ve muharrem ayının
hayırlı olmasını temenni ettiğine, 15 Temmuz
şehitleri ile tüm şehitlere Allahtan rahmet dilediğine ve
milletvekillerinin Yenikapı ruhunu Meclis çalışmalarında da
göstermeleri gerektiğine ilişkin açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 26ncı Dönem
İkinci Yasama Yılının ve Muharrem ayının
devletimiz, milletimiz ve bütün gönül coğrafyamız için
hayırlı olmasını temenni ediyorum.
26ncı Dönem milletvekilleri olarak 15 Temmuzda
Anadoludaki bin yıllık tarihimiz içerisinde
uğradığımız en büyük ihanet senaryosunun FETÖcü
teröristler tarafından sahnelendiğine şahit olduk. Gazi Meclisimiz
tarihinde ilk defa bombalandı. Tarihte eşi benzeri görülmemiş
bir kahramanlık örneği gösteren aziz milletimiz, ihanet
kalkışmasına ve işgal girişimine karşı
canı pahasına büyük bir zafer kazanarak istiklaline ve istikbaline
sahip çıktı; şehitlerimiz, gazilerimiz oldu. Bu vesileyle 15
Temmuz şehitlerimize ve tüm şehitlerimize Allahtan rahmet diliyorum,
gazilerimize minnet ve şükranlarımı sunuyorum.
Bu yeni yasama yılında tüm siyasi
partilerin milletvekilleri olarak 15 Temmuz sonrası oluşan
Yenikapı ruhunu Meclis çalışmalarında da göstermemiz
gerektiğini düşünüyorum.
Genel Kurula saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Akbaşoğlu
12.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, hicri
yılbaşı ile 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının herkese barış, huzur ve mutluluk getirmesini
niyaz ettiğine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
1438inci hicri
yılbaşımızın ve yeni yasama yılının
Çankırılı hemşehrilerimize, aziz ve asil milletimize,
İslam âlemine ve tüm insanlığa barış, huzur, refah ve
mutluluklar getirmesini Yüce Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbim, 15 Temmuzda
gerçekleştirilen uluslararası operasyonu boşa
çıkardığı gibi, tüm mazlumlara karşı oynanan
oyunları da bertaraf etmeyi gazi milletimize ihsan ve nasip etsin.
Milletin vekilleri olarak bu tarihî
sorumluluğumuzun bilinci içinde, yeniden büyük Türkiye'nin
öncülüğünde adil ve merhametli bir dünyayı kurmak için hep birlikte
çalışmalıyız diyor, bu duygu ve düşüncelerle yeni
hicri yılınızı tebrik ediyor, saygılarımı
sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Şeker
13.-
İstanbul Milletvekili Ali Şekerin, Mecliste yapacağı
kapatılan radyo ve televizyonlarla ilgili basın
açıklamasının engellediğine ilişkin
açıklaması
ALİ ŞEKER (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli üyeler; televizyonlar, biliyorsunuz,
kapatılıyor son günlerde. Türkü Radyo, Yön Radyo kapatıldı.
Özgür Radyo şu anda özgür yayın yapamıyor, biraz önce görevliler
orayı da kapattılar.
Bugün Mecliste konuklarla birlikte bir basın
açıklaması yapacaktım, bir engellemeyle
karşılaştım. Hâlbuki, Türkiye Büyük Millet Meclisi idare
amirleri toplantı sonuç raporunda Halkla ilişkiler binasında
yeni bir yer hazırlanana kadar konuklarıyla Millet Meclisi basın
odasında basın açıklaması yapabilir. diyor. Buna
rağmen, konuklarımız çıkarılmaya
çalışıldı ve zorla orada açıklama yapabildik.
Milletin Meclisinden milleti niye
çıkarıyorsunuz, milleti niye içeri almaktan korkuyorsunuz? Türkiye
Büyük Millet Meclisi milletin sorunlarının konuşulup çözüm
üretileceği yerdir. Millet baş tacı. dedik ama milleti içeri
sokmuyoruz. Bize kapının önünü, Dikmen kapıyı
gösteriyorlar. Bu ayıba bir an önce son verilmesi gerekiyor.
12 Eylülde 8 gazete
kapatılmıştı
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
Bahsettiğiniz konuyla ilgileneceğim,
arkadaşlardan bilgi alacağım.
Sayın Behçet Yıldırım
14.-
Adıyaman Milletvekili Behçet Yıldırımın, kanun
hükmünde kararnameyle alınan muhalif televizyon ve radyo
kanallarının kapatılması kararını
kınadığına ve protesto ettiğine ilişkin
açıklaması
BEHÇET YILDIRIM (Adıyaman) Teşekkürler Başkanım.
OHALi kaldırdık. diye övünen bu
iktidar, bugün ülkeyi Millî Güvenlik Kurulu, OHAL ve kanun hükmünde
kararnamelerle yönetmeye çalışıyor. Geçen hafta Millî Güvenlik
Kurulu tavsiyesiyle OHAL uzatılıyor, aynı gün 20 demokrat,
muhalif televizyon ve radyo kanalına karartma, susturma ve mühürleme
yoluyla ağır bir darbe vuruldu. Azadi TV, Denge TV, Hayatın Sesi
TV, Jiyan TV, TV10, Van TV, Zarok TV, İMC TV, Ses, Dünya, Yön Radyo gibi
Kürtlerin, Alevilerin, demokratların televizyon ve radyo kanalları Başbakanlık
kararnamesiyle TÜRKSAT uydusundan atılarak karartıldı. Bu
yetmezmiş gibi, bu kurumların sermaye ve mal varlıklarına
el konuldu. Bu, tam anlamıyla bir yok etme girişimidir. Bu hukuksuz
kararı ve uygulamayı kınıyor ve protesto ediyorum.
Başta Basın Konseyi ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti olmak üzere tüm
basın-yayın kurumlarını bu haksız, hukuksuz
uygulamaların geri alınması için her türlü hukuki girişimde
bulunmaya çağırıyorum. Zarok TVden bile korkan bu iktidar ne
kadar sürebilir?
BAŞKAN Sayın Hurşit
Yıldırım
15.-
İstanbul Milletvekili Hurşit Yıldırımın,
26ncı Dönem İkinci Yasama Yılının hayırlı
olmasını dilediğine ve tüm terör örgütlerine karşı
mücadelenin kararlı bir şekilde devam ettirilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
HURŞİT YILDIRIM (İstanbul)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle yeni yasama
yılının hepimize hayırlı olmasını,
milletimiz adına alacağımız kararların yararlı
olmasını temenni ediyorum. 15 Temmuz hain FETÖ terör örgütünün darbe
girişimine karşı millî bir duruş sergileyen siyaset
kurumunun aziz milletimize can, şükran ve minnet borcu bulunmaktadır.
Hepimiz, 2023 hedefleri için yıldırım hızıyla
çalışmalı, Meclis çalışmalarını ve yasa
çalışmalarını yavaşlatan mevcut İç Tüzükün
değişmesi ve milletimizin beklentisi olan yeni anayasa için de
beraber hareket etmeliyiz. Milletimizin 15 Temmuz ve sonrasındaki sahada
ve sokakta birlikteliğini ve Yenikapı ruhunu hep beraber siyasiler
olarak bizler de devam ettirmeli, millî ve yerli ruhumuzu korumalıyız.
FETÖyle birlikte PKK, PYD, YPG, DEAŞ ve tüm
terör örgütlerine karşı mücadelemizi en kararlı şekilde
devam ettirmeliyiz. Ülkemizi sosyal ve ekonomik alanlarda geleceğe
hazırlamalıyız. Bu konularda en büyük görev Türkiye Büyük Millet
Meclisi ve onun kıymetli üyelerine düşmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HURŞİT YILDIRIM (İstanbul) Yeni
yasama yılımızın da hayırlı olmasını
diliyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Gürer
16.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürerin, Hükûmetin emekçilerin ve
yoksulların sorunlarına çözüm üretmesi gerektiğine ve muharrem
yasının kardeşlik ve birliğimizi pekiştirmesini
dilediğine ilişkin açıklaması
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Ülkemizde işsizlik ve yoksulluk giderek
yaygınlaşmaktadır. Varlıklı ile yoksullar
arasındaki gelir oranı yoksullar aleyhine bozulmaktadır. Hükûmet
işçilere, emeklilere, esnafa vaatte bulunmakta ancak verilen sözler yerine
gelmemektedir. 700 bini aşkın taşeron işçisi kadro
beklemektedir. Taşeron çalışanları üç ayda kadroya
alacağız. sözü hâlâ boşluktadır. 4/Clilerin
sorunları çözümlenmemiştir. Şeker fabrikasında asıl
işi yapan kadrosuzların kadro sorunu çözümlenmemiştir.
Emekliliklerde yaşa takılanlar emekliliği hak etmiş ama
emekli olamamaktadır. İşçiler uluslararası
çalışma normlarında haklar beklemektedir. İşçiler
sendikasız kılınmaktadır. Hükûmet, emekçilerin,
yoksulların sorunlarına söz vermek değil, çözüm üretmelidir.
Muharrem yasının da kardeşlik ve
birliğimizi pekiştirmesini diliyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Özdemir...
17.-
İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, Avrupa Birliğiyle stratejik
ilişkilerimizin iktidarın kısa vadeli siyasal
çıkarlarına heba edildiğine ve iktidarın
başarısızlığı yine bir başkasına
yüklediğine ilişkin açıklaması
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bu yasama yılında da ülkemizin ve
halkımızın tüm sorunlarının bu yüce Meclis
çatısı altında çözümü için çalışmaya devam
edeceğiz.
Evet, 3 Ekimde Avrupa Birliğiyle müzakere
sürecinin başlangıcının 11inci yılı oldu. Bu
iktidar döneminde on bir yılda sadece 14 başlıkta müzakerelere
devam eden ve Avrupa Birliği tarihinde en başarısız ülke
olduk. Bu dönemde yayımlanan bütün ilerleme raporlarında tespit
edildiği gibi temel Avrupa değerleri ve en önemlisi kendi
Anayasamızın temeli olan hukukun üstünlüğü, yargının
bağımsızlığı, insan hakları ve ifade
özgürlükleri gibi temel değerlerden hızla uzaklaşmaktayız.
Avrupa Birliğiyle stratejik ilişkilerimizin bu iktidar dönemlerinin
kısa vadeli siyasal çıkarlarına heba edildiği ve
iktidarın başarısızlığını yine bir
başkasına yükleme yöntemiyle karşı
karşıyayız.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Arslan...
18.-
Denizli Milletvekili Kazım Arslanın, FETÖcülerle iş
birliği hâlinde oldukları, yardım ettikleri, ByLockta
kayıtlarının olduğu iddia edilen AKPli milletvekilleri
hakkında bir soruşturma yapılıp
yapılmadığını öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
KAZIM ARSLAN (Denizli) Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkanlığına soruyorum: 15 Temmuz darbe girişimini
FETÖcülerin yaptığı kesinleşmiş olması nedeniyle
FETÖcüler hakkında ve her alanda soruşturmalar
yapılmış, kamu görevlileri açığa
alınmış, birçoğu hakkında ihraç kararı
verilmiş, birçok kamu görevlileri de siviller de
tutuklanmıştır. Durum böyle olmasına rağmen Türkiye
Büyük Millet Meclisinde görev yapan AKPli bazı vekil
arkadaşların da FETÖcülerle iş birliği hâlinde
oldukları, yardım ettikleri, ByLockla kayıtlarının
olduğu iddia edilmektedir. Bu durumda olan vekiller hakkında bir
soruşturma yapıldı mı? Yapılanlar hakkında ne tür
işlem yapıldı? Yapılmadıysa neden yapılmadı?
FETÖ terör örgütünün siyasi ayağı Türkiye Büyük Millet Meclisinde ne
zaman temizlenecek? Bunları öğrenmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Karadeniz...
19.-
Sinop Milletvekili Barış Karadenizin, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının tüm milletimize barış ve huzur
getirmesini dilediğine ve Artvin Cerattepeyle ilgili Rize İdare
Mahkemesinin aldığı iptal kararının bilirkişi
raporu esas alınarak reddedildiğine ilişkin açıklaması
BARIŞ KARADENİZ (Sinop) Teşekkürler
Sayın Başkan.
26ncı Dönem 2nci Yasama
Yılının tüm milletimize barış ve huzur getirmesini
diliyorum.
Artvin Cerattepe için 2014te Rize İdare
Mahkemesi Planlanan maden faaliyetlerinin hayata geçirilmesinin Artvin ilini
sakinleri açısından yaşam alanı olmaktan
çıkarır. diye iptal kararı aldı. Aynı mahkeme,
aynı proje için, bu kez Cerattepe maden projesini her yönden olumlu bulan
skandal bilirkişi raporunu esas aldı ve bu kez iptal kararını
reddetti. Kararın bir yerlerden zorla
aldırıldığını düşünüyoruz.
Yaşam değerlerimizle birlikte doğa ve
çevre değerlerimizi yok etmek isteyenlere karşı daha iyi bir
dünyayı tasarlamak için, özgürlük, demokrasi, barış ve temiz bir
doğa mücadelesini sürdürme kararlılığındayız.
Cerattepede kazanan rant olmayacaktır, Cerattepede kazanan Artvin
halkı olacaktır.
BAŞKAN Sayın Hakverdi
20.-
Ankara Milletvekili Ali Haydar Hakverdinin, Öğretmen atamaları için
yapılan mülakatlarda sorulan sorulara ilişkin açıklaması
ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Gezi olayları hakkında ne
düşünüyorsunuz?, Gezi olaylarına katıldınız
mı?, Reis denilince sizin aklınıza kim geliyor?
BAŞKAN Bana mı soruyorsunuz
bunları?
ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara)
Doğuya atandın -oranın farklı bir kültürü var- millet
cumaya gitti, sen ne yaparsın?, Yılbaşında kutlama
yaptın mı?, Tarık Akan hakkında ne düşünüyorsun?,
Hangi gazetenin köşe yazılarını takip ediyorsunuz?, Oruç
tutuyor musun?, Sayın Öcalan ifadesi hakkında ne
düşünüyorsunuz?
Şimdi, bu sorularla öğretmen
belirleyenlere ben de bir iki soru sormak istiyorum: Sizin ahlakınız
var mı, sizin Allahınız var mı? (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Zeybek
21.-
Samsun Milletvekili Kemal Zeybekin, Hükûmetin çiftçiye sahip çıkması
ve mağduriyetlerini gidermesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
KEMAL ZEYBEK (Samsun) Samsun Bafra, Çarşamba,
Terme, Alaçam, Tekkeköy ilçelerinde gelir kaynaklarının büyük bir
kısmını oluşturan, ülkemizin diğer bölgelerinde de çok
zor koşullarda üretimi yapılan çeltiğin taban
fiyatının açıklanmaması, çeltiğin 1 ton fiyatı
olarak 1.000 TL ile 1.500 TLden işlem görmesi çiftçimizin mağdur
edilmesine neden olmaktadır.
Ülkemizin genelinde 1 ton patatesin ortalama
fiyatı 300 TL, 1 ton soğanın ortalama fiyatı 350 TL olarak
işlem görmektedir.
Hükûmete sesleniyoruz: Üretim yapan çiftçimizin
ürünlerinin tarlada bırakılmaması
Vicdanınız var ise,
ülkeyi yöneten Hükûmet olarak üretici, çiftçiye sahip çıkın,
mağduriyetlerini giderin ve destekleyin diyoruz.
BAŞKAN Sayın Engin
22.-
İstanbul Milletvekili Didem Enginin, Gülen Cemaatini destekleyen siyasi
sorumlulara yönelik AKP içinde hiçbir girişimde
bulunulmadığına ilişkin açıklaması
DİDEM ENGİN (İstanbul) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Darbe girişiminin hemen ardından Genel
Kurulda yaptığım konuşmada, AKP Hükûmetinden Gülen
Cemaatinin neleri istediğini ve nelerin verildiğini dürüstçe
açıklaması talebinde bulunmuştum. Aradan geçen iki buçuk
aylık sürede AKP ve Gülen Cemaati arasında yıllarca siyasi ve
ekonomik alanda yapılan iş birliği ve
dayanışmanın niteliği ve sağlanan imtiyazların
boyutlarıyla ilgili hiçbir açıklama yapılmadı. Görevden alınıp
tutuklanan binlerce kamu personelinin devlette nasıl ve hangi referanslarla
kadrolaştıkları, yurt içi ve yurt dışındaki Gülen
Cemaati okullarına ne tür desteklerin verildiği hâlâ
belirsizliğini koruyor. On dört yıldır ülkemizi tek
başına yöneten AKP içinde Gülen Cemaatini destekleyen siyasi
sorumlulara yönelik de hâlâ hiçbir girişimde bulunulmamış
olması ayrıca düşündürücüdür.
AKP Hükûmeti eğer FETÖyle sözde değil
özde mücadele etmek istiyorsa yaptığı hatalarla yüzleşmeli
ve bu hataların faturasını vatandaşlarımız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Tümer
23.-
Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümerin, ceza infaz
memurlarının sorunlarına ilişkin açıklaması
ZÜLFİKAR İNÖNÜ TÜMER (Adana) Sayın
Başkan, ceza infaz memurlarının yaptıkları iş
polis ve jandarmaya eş olsa da özlük hakları oldukça yetersizdir.
Örneğin, bir sendikal hakları dahi yoktur. Güvenlik
sınıfı olarak değerlendirilmelerine karşın
güvenlik hizmetleri sınıfı yerine genel idari hizmetler
sınıfında yer almaktadırlar. Adalet ve yargı
birimlerinde çalışan personel aylık elli saat fazla
çalışma ücretinden yararlanırken ceza infaz kurumundakiler bu
haktan yararlanamamaktadırlar. Oysa, personel yirmi dört saat esası
üzerinden çalışmakta, ziyadesiyle fazla mesai ücretini hak
etmektedirler. Batı Avrupa ülkelerinde aynı hizmeti görenler cezaevi
polisi adıyla anılırken kapalı ortamlarda âdeta
dışlanan ceza infaz memurları mesai hakkı, fiilî hizmet
zammı, maaş ve sosyal haklarda haklı olarak iyileştirmeler
beklemektedirler. Cezaevlerinin kapasitelerinin çok üzerinde tutuklu ve hükümlü
barındırdığı bugünlerde ayrıca servis ve lojman
imkânları ve emekliliklerinde silah taşıma ruhsatları
edinme hakkından yararlanmaları gerekmektedir
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Yıldız
24.-
Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldızın, Hükûmetten,
Suriyeden pamuk ithal edilmesiyle ilgili bilgi almak istediğine
ilişkin açıklaması
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Pamuk hasadı başladı biliyorsunuz.
Aydın Türkiye'nin ikinci büyük ovası. Pamuk hasadı
başladığında pamuk 5 lira 80 kuruştu. Aradan on gün
geçti, ne hikmetse Hükûmet yandaş 2 tane firmaya pamuk ithal belgesini
verdi. Bu 2 firma da Suriyeden pamuk ithal ediyor ama Suriyedeki pamuğun
hangi örgüte ait olduğunu da tabii ki bilmiyoruz. Bu vesileyle,
aracılar bunu kullanarak, para babaları da şu an çiftçilerdeki
mevcut pamuğun fiyatını 4 lira 70 kuruş, 4 lira 60
kuruşlara kadar düşürdüler. Tarım Bakanı veya Başbakan
Yardımcısı bununla ilgili bir araştırma yapacak
mı veya bu 2 firma ne şekilde bu pamuğu ithal etmek için bu
yetkiyi sizden aldı? Bunlarla ilgili bilgi istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Toğrul
25.-
Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrulun, kanun hükmünde kararnameyle
kapatılan radyo ve televizyon kanallarına ilişkin
açıklaması
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Sayın Başkan, daha önce
çıkarılmış olan bir kanun hükmünde kararname çerçevesinde,
birkaç gün önce 23 yayın kuruluşunun
kapatıldığını öğrendik. Bir soru üzerine
Sayın Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş bu
kanalların durumunun RTÜKten gelecek olan rapora göre tekrar
değerlendirileceğini söyledi ama dün bu televizyonların
mülkiyetine de el konularak karartıldı. Daha da ötesi, Zarok TV
sadece Kürtçe çizgi film yayınlayan bir kanal, hangi gerekçeyle
kapatıldı, bunu gerçekten merak ediyoruz. Acaba Şirin
Babanın Gargamele karşı mücadele yöntemlerini Kürt
çocukları öğrenir diye mi kapattılar? Sayın Bakana da
buradan soruyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim sayın
milletvekilleri.
Şimdi, söz talebinde bulunan sayın grup
başkan vekillerine söz vereceğim.
İlk olarak, Sayın Akçay, söz sizde.
Süreniz iki dakika.
Buyurun.
26.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının hayırlı olmasını dilediğine,
milletvekilleri olarak demokrasi dışı her arayışa
karşı durmaları gerektiğine ve muharrem ayını
tebrik ettiğine ilişkin açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
26ncı Dönemin İkinci Yasama
Yılına başladık; ülkemize, milletimize ve Meclisimize
hayırlı uğurlu olsun.
Ülkemizin çok sıkıntılı
süreçlerden geçtiği bir dönemde hepimiz tarihî bir sorumlulukla
karşı karşıyayız. Yeni yasama yılında
Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapacağımız çalışmalar,
ülkemizin geleceği bakımından büyük önem
taşımaktadır. Başta terörle mücadele olmak üzere,
demokrasi, hukuk ve adalet içinde çalışan bir yönetim, refah içinde
ve kalkınmış bir ülke en önemli amacımızdır.
Bu çerçevede tüm partileri, tüm milletvekili
arkadaşlarımıza konjonktürel değil, ilkesel bir duruş
göstermemiz gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Nasıl ki 15
Temmuz akşamı darbe girişimine hep beraber karşı
durduysak, demokrasi dışı her arayışa da fiilî durum
yaratma gayretlerine ve her türlü oldubittiye ve iç savaş
kışkırtmalarına hep birlikte karşı durmamız
gerekmektedir. Polemikler, tartışmalar, kamplaşmalar,
kutuplaşmalar millet ve devlet hayatına zarar vermektedir. Bizler
yüce Mecliste bulunan bütün siyasi partiler olarak, önce her türlü siyasi
çıkar ve kaygıyı bir tarafa bırakarak önce ülkem ve
milletim ilkesine uymamız gerekmektedir.
2 Ekim Pazar günü muharrem ayının
başlangıcıydı. Muharrem ayı hüzün ve matem
ayıdır; muharrem ayı hak ve adalete tutkun olanların, zulme
baş eğmeyenlerin meşalesidir. Bu ayın 10uncu gününde
Kerbela şehitlerini anacağız. Kerbelada Hazreti
Peygamberimizin Benim dünyadaki çiçeğim. dediği Hazreti Hüseyin ve
ehlibeyte mensup 70 masum insan
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Ek sürenizi veriyorum bir dakika.
Buyurun Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa) -
zulüm
karşısında eğilmeyen mazlumların cesaret abidesi
olmuştur.
Bu vesileyle, şehitlerin serdarı Hazreti
Hüseyin Efendimizi, Kerbela şehitlerini ve bugüne kadar hak, hakikat,
adalet, ahlak, erdem ve fazilet için, izzet ve şeref için can veren bütün
şühedayı rahmet, minnet, şükran ve saygıyla anıyorum
ve muharrem ayını tebrik ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Akçay.
Sayın Demirel, buyurun.
27.-
Diyarbakır Milletvekili Çağlar Demirelin, Kerbelâ
katliamının 1336ncı yıl dönümüne, kanun hükmünde
kararnamelerle seçilmişlerin iradesinin yok sayılmasını
kınadığına, emekçilere yönelik baskı ve
kıyım politikasına son verilmesi gerektiğine ve
basın-yayın kuruluşlarına yapılan
kıyımı kabul etmediklerine ilişkin açıklaması
ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır)
Sayın Başkan, 26ncı Dönem İkinci Yasama Yılına
başlarken, ne yazık ki bu yasama yılının ilk
başladığı günde bir savaş tezkeresiyle başlamış
olduk. Oysaki barış, özgürlük ve demokrasi adına
başlanmış bir yeni dönem olmasını umuyorduk.
Sizin de bildiğiniz gibi, muharrem orucunun
başlamasıyla birlikte Aleviler, Kerbela katliamının
yıl dönümünde, bin üç yüz otuz altı yıldır kesintisiz bir
şekilde, o günün acısıyla gözyaşı dökerek ve o günün
direnişini selamlayarak anmaktadırlar. Ben de onları
saygıyla bir kez daha anıyorum.
Bu süreç içerisinde,
yaşadığımız, Meclisin tatile girdiği bir
aylık dönemde, ne yazık ki ülke, öncesi ve sonrasında da çok
ağır süreçler yaşadı. Özelde, olağanüstü hâlle
birlikte kanun hükmünde kararnamelerle ülke yönetilmeye
çalışıldı. Bu bir aylık süreçte Parlamentonun
diskalifiye edildiği bir darbe süreciyle birlikte, ikinci bir darbeyle de
seçilmişlerin iradesinin yok sayıldığı, özelde,
yerellerde belediyelere kayyum atamasıyla başlayan ve
seçilmişlerin iradesini gasbeden bir anlayışı bir kez daha
buradan kınamak istiyorum. Çünkü yerel irade, yerel demokrasi
olmadığı sürece hiçbir zaman o ülkede demokrasiden bahsedemeyiz.
Bunun altını çizerek başlamak istiyorum.
Atanan kayyumların da özelde
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Ek bir dakikalık sürenizi
veriyorum Sayın Demirel, tamamlayın lütfen.
ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır)
kadın kurumlarını da hedef alması kabul edilecek bir durum
değildir.
Yine, aynı şekilde, bu süre içerisinde
başka bir kıyım da emekçilere yönelik kıyımdı.
Öğretmenlerin sendika üyesi olmasından kaynaklı gözaltına
alınmaları, görevden uzaklaştırılmaları ve
tutuklanmalarıyla karşı karşıyayız. Bunu asla
kabul etmediğimizi ve emekçilere yapılan bu darbe sürecinin bir an
önce geri alınması gerektiğini ifade edelim.
Yine, herkes de ifade etti, ben de bir kez daha
söyleyeyim, basın emekçilerine yönelik bu baskı ve kıyım
politikasına bir an önce son verilmesi gerektiğini
Şu anda çok
sıcak bir bilgiyle, Özgür Radyoya baskın düzenlendiği ve orada
çalışanlardan 16 kişinin darp edilerek gözaltına
alındığı haberini almış olduk. Yine, bugün
-İMC TVye- 15 Temmuz darbe sürecinde basına nasıl darbe
yapıldıysa, aynı darbe görüntülerini izlemiş olduk
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÇAĞLAR DEMİREL (Diyarbakır)
ve
bütün basın yayın kuruluşlarına yapılan bu
kıyımı da kabul etmediğimizi ifade etmek istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Demirel.
Sayın Özel, buyurun.
28.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılında halk için yasaların yapılabileceği bir dönem
geçirmeyi ümit ettiğine, muharrem ayına, Dünya Hayvanları Koruma
Gününe, Dünya Çocuk Gününe ve Dünya Mimarlık Gününe ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
teşekkür ederim.
26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının Parlamentomuza, ülkemize, halkımıza,
Parlamentodan sorunlarına çözüm bekleyen, yarasına merhem bekleyen
tüm kesimlere, fakire fukaraya, garibe gurebaya, yoksula, yetime, işçiye,
köylüye, esnafa, memura, öğrenciye, öğretmene beklediklerinin
karşılıklarını alabilecekleri, halktan yana, halk için
yasaların yapılabileceği bir dönem geçirmeyi ümit ettiğimi
ifade etmek istiyorum.
Mübarek muharrem ayının içindeyiz ve
muharrem ayının bin üç yüz otuz altı yıllık
acısını yüreğimizde hissediyoruz hâlâ. Yastaki
canların duygularını, acılarını
paylaşıyoruz. Yaptıkları ibadetlerin Allah katında
kabul görmesini ümit ediyoruz.
Bugün Dünya Hayvanları Koruma Günü. 15
Şubat 2012de, Türkiye Büyük Millet Meclisinde 24üncü Dönemde ilk kez bir
Bakan ve 4 partinin temsilcileri bir yasa tasarısı üzerinde
uzlaşmışlar ve bir basın toplantısı
yapmışlardı ama ardından çeşitli lobi faaliyetleri,
üzerinde tam mutabakat olan bu tasarının yasalaşmasına
imkân vermedi. O gün o oturumu büyük bir heyecanla takip etmiş bir
milletvekili olarak o günkü milletvekillerinin birbirlerine ve küçücük canlara
verdiği sözü hatırlatmam lazım, sözünden döneni kediler
patilesin demiştik. Maalesef o söz tutulamadı. O sözün bu dönemde
tutulması için özellikle 5199 sayılı Yasada geçen dönem
mutabakata varılmış metin üzerinden yeni bir
çalışmanın başlamasını ilgili tüm taraflardan
beklediğimizi ifade etmek istiyorum.
Aynı zamanda ekim ayının ilk
pazartesisi Dünya Çocuk Günü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Ek sürenizi veriyorum bir
dakikalık.
Lütfen tamamlayın siz de Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Teşekkür ederim.
Çocukların savaşta hayatlarını
kaybetmediği, ağlamadıkları, yetim kalmadıkları,
çocuklara acıyı değil, şekeri tattırabildiğimiz
ve onların bedensel, zihinsel, ruhsal gelişimlerini en iyi ortamda
yaşayabildikleri bir dünyayı yaratmak hepimizin sorumluluğunda.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak 15-16 Ekim Cumartesi-Pazar günleri Ulusal Çocuk
Politikası Çalıştayını düzenliyoruz. Eğitim,
sağlık, sosyal yardımlar ve adalet alt
başlıklarında yapılacak olan bu çalışmayı
Türkiye kamuoyunun dikkatine sunuyoruz ve tüm Parlamentoyu da bu
çalışmamıza katkı vermeye davet ediyoruz.
Son olarak da yine bugün Dünya Mimarlık Günü.
Bir yanı akademik bir eğitim, bir yanı sanat olan bu güzel
mesleğin hem Parlamentodaki temsilcilerini hem ülkemizdeki ve dünyadaki
temsilcilerini saygıyla selamlıyoruz Cumhuriyet Halk Partisi grubu
olarak.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Özel, bahsettiğiniz basın
toplantısında ben de vardım. Söylediğiniz o sözü Sayın
Hasip Kaplan ifade etmişti o toplantıda.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Evet, kulakları
çınlasın.
BAŞKAN - Ben o kanunu çok takip edenlerin
arasındaydım. Söz, bu sene hep birlikte Hayvanları Koruma Kanununu
ben de takip edeceğim. Hep beraber inşallah bu yasama döneminde
kanunlaştırırız diye düşünüyorum.
Hatırlattığınız için de ayrıca teşekkür
ederim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ben teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Bostancı, buyurun.
29.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, 26ncı Dönem
İkinci Yasama Yılının hayırlı olmasını
dilediğine,15 Temmuzun farklılıklarımız kadar
ortaklıklarımızın da ne kadar önemli ve hayati
olduğunu gösterdiğine, hicri yılbaşını
kutladığına ve muharrem ayını tebrik ettiğine
ilişkin açıklaması
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) Sayın
Başkan, teşekkürler.
Yeni dönem, memleketimize, milletimize
hayırlı olsun. Meclisin bu açılışı ayrı bir
anlam taşıyor 15 Temmuz sonrasında. 15 Temmuz darbecileri, Allah
korusun, başarılı olsalardı karanlık bir örgüt olarak,
millet iradesinin ve çıkarlarının hilafına bir yapı kuracaklar,
bu ülkenin insan kaynaklarını, maddi kaynaklarını
birilerine peşkeş çekeceklerdi. Milletin gözünden,
kulağından, dikkatinden kaçırdıkları karanlık
süreçlerle bir memleket idaresi gerçekleştireceklerdi. Bunları
söylüyorum, şu bakımdan önemli: Meclis açık, Mecliste millet
iradesi bütün partiler marifetiyle temsil ediliyor, şeffaf, açık
süreçlerle temsil ediliyor, herkes söyleyeceğini söylüyor. Bu,
demokrasinin güzelliği, 15 Temmuzda bütün partilerin hep birlikte
darbecilere karşı çıkarak sahip çıktıkları millet
iradesinin ve demokrasinin güzelliği. O bakımdan, Meclisin
çalışmaları, aleni bir şekilde bu
çalışmaların sürdürülmesi çok önemli.
15 Temmuz bize farklılıklar kadar
ortaklıklarımızın da ne kadar önemli ve hayati
olduğunu gösterdi. Hepimiz 15 Temmuzdan birtakım sonuçlar
çıkardık muhakkak. Siyasi rekabet elbette olacak, iktidar muhalefet
konulara farklı bakacak. Bunlar dile de getirilecek ama
ortaklıkları da sanıyorum hep hatırlayacağız ve
aynı gök kubbe altında, aynı ülkenin çıkarları için
mücadele verdiğimize ilişkin bir bilinç, bir bilgi, bir dil hepimizin
müktesebatında var olacak diye düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde bunun
çok örneklerinin ortaya çıkacağını ümit ve temenni
ediyorum.
Diğer yandan, 1.438inci hicri yıl;
herkesin hicri yılını kutluyorum. Muharrem ayı
Muharrem
ayının ve hicri yılın kolektif hafızamızda bu
kadar yer etmiş olması, bunların başka tarihî olaylar gibi
sadece tarihte kalmadıkları, aynı zamanda sürekli güncellenerek
geleceğe taşındıkları anlamını ifade ediyor.
Esasen, tarih tarihten çıkıp geleceğe
taşındığında, önümüze de bir ışık
düşürdüğünde bir anlam taşır. Biz, acıyı bal
eylemiş bir geleneğin mirasçılarıyız hep birlikte.
Kerbelâ acısından da bu ülkenin insanlığın
kardeşliğini, dayanışmasını çıkartma
becerisi, mahareti, bilgeliği bu topraklarda, bu kadim kültürde mevcut.
Muharrem ayını bu çerçevede görüyor ve bu çerçevede tebrik ediyoruz.
Elbette, hicri yıl yine aynı kolektif hafızanın bir
parçası olarak bize tarihin derinliklerinden konuşuyor.
Toplumumuzun, ülkemizin hayırla, el
birliğiyle, elbette tartışmalar yapılarak ama
ortaklıkları hep hatırlayarak yürüyeceği temennisiyle
saygılarımı sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Çok teşekkür ederim Sayın
Bostancı.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Sayın milletvekilleri, Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcı, gündemin Sözlü Sorular kısmının 1,
58, 76, 82, 100, 102, 103, 104, 105, 120, 128, 150, 151, 152, 218, 246, 259,
351, 356, 357, 364, 365, 388, 394, 409, 414, 415, 428, 440, 441 ve 457nci
sıralarında yer alan önergeleri birlikte cevaplandırmak
istemişlerdir. Sayın Bakanın bu istemini sırası
geldiğinde yerine getireceğim.
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Duyurular
1.-
Başkanlıkça, (10/276, 277, 278, 279) esas numaralı Meclis
Araştırması Komisyonunun başkan, başkan vekili, sözcü
ve kâtip üye seçimini yapmak üzere toplanacakları gün, saat ve yere
ilişkin duyuru
BAŞKAN Sayın milletvekilleri,
Fetullahçı Terör Örgütünün (FETÖ/PDY) 15 Temmuz 2016 Tarihli Darbe Girişimi
ile Bu Terör Örgütünün Faaliyetlerinin Tüm Yönleriyle
Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi
Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu (10/276, 277, 278,
279) esas numaralı Meclis Araştırma Komisyonuna daha önce
seçilmiş bulunan sayın üyelerin 4 Ekim 2016 Salı günü yani bugün
saat 19.00da ana bina 2nci kat 511 numaralı Meclis
araştırması komisyonları toplantı salonunda toplanarak
başkan, başkan vekili, sözcü ve kâtip seçimini yapmalarını
rica ediyorum. Komisyonun toplantı yeri ve saati ayrıca duyuru
ekranlarından da ilan edilmiştir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan, konu
hakkında pek kısa bir söz istiyorum.
BAŞKAN Buyurun Sayın Özel.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
30.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 15 Temmuz darbe girişimini araştırmak
için kurulmuş komisyonda her partiye uygun şekilde bir temsiliyetin
verildiği bir başkanlık divanının oluşması
gerektiğine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım,
darbe girişimini araştırmak, sorumlularını ortaya
çıkarmak ve bir daha bunların yaşanmaması için ortak bir
Meclis iradesiyle bu komisyon kurulmuştu. Bunu son derece olumlu buluyoruz
her ne kadar çalışmasına başlamakta gecikmiş de olsa.
Bugün -biraz önce de arz ettiğiniz gibi-
başkanlık divanı seçilecek. O gün, o akşam darbeye tüm
partiler birlikte direndik, siz en yakın
tanıklarındansınız. Birtakım ruhlardan bahsediliyor
-Yenikapı ruhu- ama en önemlisi 15-16 Temmuz ruhudur. 4 partinin ortak
imzasıyla, ayrıca Meclis Başkanının imzasıyla
yayınlanmış deklarasyon ve bu kürsüden Sayın
Başbakanın, Sayın Genel Başkanımızın,
Sayın Devlet Bahçelinin ve Halkların Demokratik Partisi adına
da Sayın Grup Başkan Vekili İdris Balukenin darbe
karşısında birleşen beyanları son derece önemliydi ve
darbeyle mücadele açısından da bütün dünyadaki algı
açısından çok önemli bir vurgu yaptı.
Bugün bu komisyon çalışmalarına
başlayacak ve 4 başkanlık divanı üyesi seçecek;
Parlamentoda 4 tane parti var. Bundan önce, Kırkpınar
başpehlivanında bile doping çıkana kadar görmezden geldik sorunu,
dopingi araştırma dedik Tek başımıza
başkanlık divanını oluştururuz. dedi bir parti. Soma
faciasını yaşadık 70 milyon ağladık,
başkanlık divanı 1 partiden oluştu. Ama şimdi, bu
darbeyle mücadelede -çünkü bazen, komisyon kendi gündemine hâkimdir elbette
ama, oraya gidildiğinde iş işten geçmiş oluyor- siyasi
partiler, siyasi partilerin yetkilileri bu çağrıyı, bu
beklentiyi duymalılar.
Ümit ediyoruz, darbeyi araştırma
komisyonunda da Biz tek başımıza tüm temsiliyetleri
alırız. yerine, her partiye uygun şekilde bir temsiliyetin
verildiği, eşit olarak dağıtılacağı ve
komisyonun da birlik ve beraberlik içinde çalışmasının ilk
adımının atılacağı bir adımı orada
bekliyoruz. Gözümüz kulağımız komisyonda olacak.
Genel Kurulun dikkatlerine arz ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının üç tezkeresi vardır, ayrı
ayrı okutup bilgilerinize sunacağım.
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
B)
Tezkereler
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi
(AKPM) asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eden İzmir
Milletvekili İbrahim Mustafa Turhanın üyelikten istifası
üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin
Düzenlenmesi Hakkında 3620 sayılı Kanunun 12nci maddesi
uyarınca Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torunun üyeliğinin
Başkanlık Divanınca uygun bulunduğuna ilişkin
tezkeresi (3/835)
29/9/2016
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM)
asamblesinde Türkiye Büyük Millet Meclisini temsil eden İzmir Milletvekili
İbrahim Mustafa Turhan'ın üyelikten istifası üzerine Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında 3620 sayılı Kanunun 12'nci maddesi uyarınca Bursa
Milletvekili Cemalettin Kani Torun'un üyeliği Başkanlık
Divanınca uygun bulunmuştur.
Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
İsmail
Kahraman
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
2.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 18/8/2016 tarih ve
20 sayılı Kararıyla Afganistan-Türkiye Parlamentolar Arası
Dostluk Grubu Başkanı ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/836)
30/9/2016
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık
Divanının 18 Ağustos 2016 ve 20 sayılı Kararı ile
Afganistan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve
beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, 28/3/1990
tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 7nci maddesi
gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
İsmail
Kahraman
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
3.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlık Divanının 18/8/2016 tarih ve
20 sayılı Kararıyla Kanada-Türkiye Parlamentolar Arası
Dostluk Grubu Başkanı ve beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret
etmesinin uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/837)
30/9/2016
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlık
Divanının 18 Ağustos 2016 ve 20 sayılı Kararı ile
Kanada-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve
beraberindeki heyetin ülkemizi ziyaret etmesi uygun bulunmuştur.
Söz konusu heyetin ülkemizi ziyareti, 28/3/1990
tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'un 7nci maddesi
gereğince Genel Kurulun bilgilerine sunulur.
İsmail
Kahraman
Türkiye
Büyük Millet Meclisi
Başkanı
BAŞKAN Bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın milletvekilleri, Meclis
araştırması açılmasına ilişkin üç önerge
vardır, önergeleri ayrı ayrı okutacağım.
İkinci sırada okutacağım Meclis
araştırması önergesi beş yüz kelimeden fazla olduğu
için önerge özeti okutulacaktır ancak önergenin tam metni Tutanak
Dergisinde yer alacaktır.
C)
Meclis Araştırması Önergeleri
1.-
Bolu Milletvekili Tanju Özcan ve 22 milletvekilinin, başta kamyoncu
esnafı olmak üzere kara taşımacılığı
sektörünün sorunlarının araştırılarak
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/309)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Ülkemizde yurt içi
taşımacılığın yüzde 90lık bir bölümü kara
yolu taşımacılığıyla yapılmaktadır.
Taşımacılık, toplumların gelişmişlik
göstergesi olması yanında ekonominin de önemli bir dişlisidir.
Sayıları 1 milyona yaklaşan kamyoncu
esnafının sorunları AKP iktidarı döneminde daha da
artmış, esnaf ülkemizin birçok yerinde kontak kapatmak suretiyle
tepkilerini dile getirmiştir.
Kamyoncu esnafının en büyük
sorunlarından bir tanesi belge sorunu ve belge
karmaşasıdır. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme
Bakanlığı değişik isimler altında (K1, K2, K3,
SRC3, SRC4 vs.) yeni belgeler çıkartmak suretiyle zaten zor durumda evine
ekmek götürmeye çalışan esnafımızın sorunlarına
sorun katmaktan öteye geçmemiştir.
Araçlarına yeni lastik alamayan, çıkma
lastiklerle taşımacılık yapmaya çalışan
esnafımızdan yetki belgesi için istenen ücretler kamyoncu
esnafının belini bükmektedir. Sıfır faizli kredi
imkânları sunularak kamyoncu esnafının çoğunda bulunan eski
kamyonların değiştirilmesi için devletin gerekli
adımları atması sektörün geleceği açısından da
önem arz etmektedir.
Yük
taşımacılığının en büyük maliyet girdisi
sürekli artış gösteren akaryakıt girdisidir. Kamyoncu
esnafı ucuz mazot ve 10 numara inceltilmiş yağ kullanmak
suretiyle bu sektörde tutunmaya çalışmaktadır. Hava yolu
taşımacılığı ve deniz yolu taşımacılığına
devletin sağladığı ucuz mazot desteğinin
taşımacılığın büyük oranına sahip kara yolu
taşımacılığına sağlanmaması kamyoncu
esnafının dayanma gücünü giderek azaltmaktadır. Sektör,
başta zorlu rekabet ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle artan
maliyet giderleri olmak üzere, kendi içinde birçok zorlukla karşı
karşıya bulunmaktadır.
Sektördeki bir diğer önemli sorun trafik
sigortası ve kasko ücretlerinin yüksek olmasıdır.
Tır şoförlerimiz özellikle bir Schengen
ülkesinden vize talebinde bulunduğunda yaklaşık 20 tane gerekli
belgeyi hazırlamak zorunda bırakılmaktadır.
Sorunlarla boğuşan kamyoncu
esnafının birçoğu nakliyat firmalarının elemanı
olarak çalışmaktadırlar. Kamyoncu esnafı bir yere
taşıma yaptıktan sonra geri dönüş yolunda kamyonuna yeni mal
alamadığı için mazot parasını bile ancak
çıkartabilmekte, boğaz tokluğuna bir yerden bir yere
taşıma yapmaktadır.
Bu bağlamda;
Başta kamyoncu esnafı olmak üzere
ülkemizdeki kara taşımacılığı sektörünün içinde
bulunduğu mevcut durum, karşılaştığı
sorunlar ile bunlara ilişkin çözüm yollarının tespiti
amacıyla Anayasanın 98inci, İç Tüzükün 104 ve 105inci
maddeleri gereğince Meclis araştırması
açılmasını arz ederim.
1) Tanju Özcan (Bolu)
2) Haluk Pekşen (Trabzon)
3) Melike Basmacı (Denizli)
4) Nurhayat Altaca Kayışoğlu (Bursa)
5) Mehmet Gökdağ (Gaziantep)
6) Şenal Sarıhan (Ankara)
7) Hayati Tekin (Samsun)
8) Mahmut Tanal (İstanbul)
9) Vecdi Gündoğdu (Kırklareli)
10) Haydar Akar (Kocaeli)
11) Kadim Durmaz (Tokat)
12) Devrim Kök (Antalya)
13) Ömer Fethi Gürer (Niğde)
14) Erkan Aydın (Bursa)
15) Lale Karabıyık (Bursa)
16) Ceyhun İrgil (Bursa)
17) Bülent Yener Bektaşoğlu (Giresun)
18) Orhan Sarıbal (Bursa)
19) Kazım Arslan (Denizli)
20) Tur Yıldız Biçer (Manisa)
21) Erdin Bircan (Edirne)
22) Özcan Purçu (İzmir)
23) Hüseyin Çamak (Mersin)
2.-
Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu ve 27 milletvekilinin, demir çelik sektörünün
sorunlarının araştırılarak alınması gereken
önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/310) (x)
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Türk demir çelik sektörü,
Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve endüstrileşmesinde stratejik
öneme sahiptir. 2012 yılından bu yana ihracat ve kapasite
kullanımı açısından sürekli kan kaybeden sektör, yurt
dışı pazarların daralması ve Orta Doğu'daki
siyasi dalgalanmalar sonucu krizin eşiğindedir.
Yerli çelik üreticisine
teşvik ve koruma tedbirleri uygulanmaması, Rusya ve Çin'in Türkiye
pazarına girerek dampingli çelik satışına karşı
hiçbir önlem alınmaması, dış politikada yaşanan
gelişmeler sonucu ihracatın düşmesi sektörün en önemli
sorunları arasında yer almaktadır. Sektörün daralması
nedeniyle bazı çelik üretim fabrikalarında işten çıkarmalar
başlamıştır. Demir çelik üretimi, kapasite
kullanımı ve dış ticaretteki sorunların araştırılması,
bunun sonucunda sektörün ve halkımızın bilgilendirilmesi ve
çözüm yollarının belirlenerek uygulanmasının
sağlanması amacıyla İç Tüzükümüzün 104 ve 105inci
maddeleri gereğince araştırma komisyonu kurularak konunun
araştırılmasını arz ederiz.
Saygılarımızla.
1) Mevlüt Dudu (Hatay)
2) Kadim Durmaz (Tokat)
3) Vecdi Gündoğdu (Kırklareli)
4) Mahmut Tanal (İstanbul)
5) Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)
6) Mehmet Gökdağ (Gaziantep)
7) Özcan Purçu (İzmir)
8) Haydar Akar (Kocaeli)
9) Aydın Uslupehlivan (Adana)
10) Çetin Osman Budak (Antalya)
11) Şenal Sarıhan (Ankara)
12) Kazım Arslan (Denizli)
13) Ahmet Akın (Balıkesir)
14) Hüseyin Çamak (Mersin)
15) Lale Karabıyık (Bursa)
16) Namık Havutça (Balıkesir)
17) Onursal Adıgüzel (İstanbul)
18) Devrim Kök (Antalya)
19) Erkan Aydın (Bursa)
20) Ceyhun İrgil (Bursa)
21) Orhan Sarıbal (Bursa)
22) Tur Yıldız Biçer (Manisa)
23) Melike Basmacı (Denizli)
24) Hayati Tekin (Samsun)
25) Ömer Fethi Gürer (Niğde)
26) Bülent Yener Bektaşoğlu (Giresun)
27) Haluk Pekşen (Trabzon)
28) Erdin Bircan (Edirne)
Özet Gerekçe:
Türkiye'nin
endüstrileşmesinin ve ekonomik kalkınmasının lokomotif
unsurlarından olan demir çelik sektörü, devlet tarafından
desteklenmesi gereken en önemli sektörlerin başında gelmektedir.
Türkiye'deki sanayileşme açısından büyük önem taşıyan
demir çelik sektörü, inşaat, makine ve otomotiv sektörü
açısından da büyük önem arz etmektedir.
Türkiye, 2000
yılından itibaren ham çelik üretim kapasitesini yüzde 153
artırmasına karşın çelik üretimi 2012 yılından bu
yana düşüş eğilimine girmiştir. 2015'in ilk on ayı
itibarıyla çelik üretim kapasitesinin yüzde 17,7'si atıl
durumdadır.
Türkiye'de inşaat,
makine ve otomotiv sektöründeki gelişmelere bağlı olarak 2012
yılından bu yana çelik tüketimi yüzde 21,5 oranında
artmıştır. Çelik tüketimi dünya ortalamasının üzerinde
artan Türkiye, iç ve dış politikada alınan yanlış
kararlar sonucu Rusya ve Çin'den çelik ithalatı yapar hâle gelmiştir.
Türkiye, 2015 yılı itibarıyla çelikte net ithalatçı ülke
konumuna düşmüştür.
İhracatımızda kan kaybı yaşanmaktadır.
2012'de 20,2 milyon ton olan çelik ürünleri ihracatı 2015
yılının ilk on aylık döneminde 13,9 milyon tona
gerilemiştir. Demir çelik ihracatında en büyük pazar kaybı son
bir yılda yüzde 38,9luk kayıpla Uzak Doğu ve Güney Asya
ülkelerinde yaşanmıştır. Bağımsız Devletler
Topluluğu ülkelerine yapılan çelik ihracatı son bir yılda
yüzde 29,8, Orta Doğu ülkelerine yapılan çelik ihracatı yüzde
8,6 oranında azalmıştır. Orta Doğu ülkelerine
yapılan ihracatta dolar üzerinden kayıp ise yüzde 25,4 düzeyinde
gerçekleşmiştir.
Çelik ithalatımız ise 2012'de 11,8 milyon
ton seviyesinden 2015 yılının ilk on aylık döneminde 15,8
milyon tona fırlamıştır. En çok çelik ürünleri
ithalatı yaptığımız iki ülke Rusya ve Çin'dir. 2014
yılının Ocak-Ekim ayında 1,8 milyon ton çelik ithal
ettiğimiz Rusya, bu rakamı 2015 yılının aynı
döneminde 3,7 milyon tona çıkarmıştır. Rusya, Türkiye'ye
yaptığı ithalatı bir yılda yüzde 95 oranında
artırmıştır. Türkiye pazarını âdeta işgal
eden Çin ise 2014 yılının ilk on aylık diliminde 664 bin
ton olan ithalatını 2015 yılının aynı döneminde
2,3 milyon tona çıkarmıştır. Çin'in bir yılda
Türkiye'ye yaptığı ithalatı yüzde 250 oranında
artırması yerli üreticileri oldukça sıkıntıya
düşürmüştür. Türk çelik üreticisinin içinde bulunduğu tablo
açısından Çin ve Rusya'nın Türkiye pazarında
ulaştığı konum oldukça düşündürücüdür.
İthalatı rekor seviyede artan Türkiye'nin çelik üretiminde kapasite
kullanım oranı ise 2014 yılında yüzde 68 iken 2015
yılında yüzde 62 seviyesine kadar inmiştir. Dünya çelik üretiminin
yarısını gerçekleştiren ve dünyaya Türkiye'nin toplam çelik
üretiminin 4 katı civarında çelik ihraç eden Çin'in maliyetlerin
altında seyreden satış politikaları dünya genelinde fiyat
seviyelerini aşağı çekmekte ve devlet yardımından
yararlanamayan Türkiye gibi ülkelerin üreticilerine zarar vermektedir.
Mevcut durum itibarıyla çelik sektörümüzde
bazı tesislerde üretim tümüyle durdurulmuş, bazı tesislerde ise
vardiya sayısı azaltılmış veya üretim minimuma
düşürülmüştür. Bu durum birçok işletmenin istihdamı
azaltarak işçi çıkarmasına yol açmıştır. Entegre
çelik üreticilerinden KARDEMİR 2015 yılının ilk dokuz
aylık döneminde 211 milyon lira zarar açıklamıştır.
Yıkıcı rekabetin
yaşandığı mevcut ortamda ABD ve Avrupa Birliği agresif
ihracat politikası uygulayan ülkelere karşı kendi sanayicisini
korumak için ithalatlarını sınırlandırma yoluna
gitmişlerdir. Bazı ülkeler Çin'den yapılan ithalata
karşı yüzde 200'ü aşan oranlarda damping vergileri uygulamaya
başlarken, bazıları tüm ülkelerden yapılan ithalata
sınırlama getirerek iç pazarı koruma yoluna gitmişlerdir.
Türk çelik sektörünün içerisinde bulunduğu
olumsuz koşulların araştırılarak, üretim ve kapasite
kullanım oranlarındaki olağanüstü düşüşün incelenmesi,
artan çelik tüketiminin ithalatla karşılanmasının önlenmesi
ve yerli üreticinin desteklenmesi gerekmektedir.
3.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu ve 24 milletvekilinin,
Maraş katliamının arkasındaki gerçeklerin
araştırılarak devlet arşivlerindeki belgelerin kamuoyuyla
paylaşılması amacıyla Meclis araştırması
açılmasına ilişkin önergesi (10/311)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Maraş katliamı, 19 Aralık ile 26
Aralık 1978de Kahramanmaraşta meydana gelen, Alevi yurttaşlara
yönelik katliamdır. Resmî rakamlara göre yedi gün süren olaylar
sırasında 105 vatandaş hayatını kaybetmiştir.
Alevilere ait 200ün üzerinde ev yakılmış, 100e yakın
iş yeri tahrip edilmiştir. Yirmi üç yıl süren davalar sonucunda
22 kişi idam, 7 kişi müebbet hapis, 321 kişi bir ile yirmi dört
yıl arasında ceza almıştır. Katliamda önemli rol
oynayan 68 kişiye ise ulaşılamamıştır. Söz konusu
katliamın arkasındaki gerçeklerin ortaya çıkarılması,
devlet arşivlerindeki belgelerin kamuoyuyla paylaşılması
için Anayasanın 98inci, İç Tüzükün 104üncü ve 105inci maddeleri
gereğince Meclis araştırması açılması için
gereğini saygılarımızla arz ve teklif ederiz.
1)
Mustafa Sezgin Tanrıkulu (İstanbul)
2)
Veli Ağbaba (Malatya)
3)
Aylin Nazlıaka (Ankara)
4)
Mehmet Gökdağ (Gaziantep)
5)
Ceyhun İrgil (Bursa)
6)
Kadim Durmaz (Tokat)
7)
Mahmut Tanal (İstanbul)
8)
Özcan Purçu (İzmir)
9)
Aydın Uslupehlivan (Adana)
10)
Haydar Akar (Kocaeli)
11)
Vecdi Gündoğdu (Kırklareli)
12)
Çetin Osman Budak (Antalya)
13)
Ahmet Akın (Balıkesir)
14)
Şenal Sarıhan (Ankara)
15)
Lale Karabıyık (Bursa)
16)
Namık Havutça (Balıkesir)
17)
Onursal Adıgüzel (İstanbul)
18)
Erkan Aydın (Bursa)
19)
Kazım Arslan (Denizli)
20)
Orhan Sarıbal (Bursa)
21)
Tur Yıldız Biçer (Manisa)
22)
Melike Basmacı (Denizli)
23)
Bülent Yener Bektaşoğlu (Giresun)
24)
Erdin Bircan (Edirne)
25)
Hüseyin Çamak (Mersin)
Gerekçe:
Maraş katliamı Türkiye'nin yakın
tarihinde yaşadığı en acı hadiselerden biridir.
Türkiye'nin yakın tarihi muhalifler için acı ve gözyaşıyla
doludur maalesef. Takvim yaprakları sürekli olarak bize başka bir
acı olayı hatırlatmaktadır. Bu sebeple toplumsal
belleğin diri tutulması ve bu acıların benzerlerinin
yaşanmaması adına olaylar aydınlatılmalı ve yargı
önünde sorumlular cezalandırılmalıdır. Toplumsal
barış CHPnin en önemli hedeflerinden biridir ve
politikalarımızın ekseninin oluşturmaktadır. Biz CHP
olarak toplumun her kesimini kucaklamayı, her kesiminin huzur, refah ve
barış içinde yaşaması gerektiğini savunmaktayız.
Maraş katliamı solcu ve Alevi yurttaşlara karşı
tertiplenmiştir. Ülke olarak acılarımızı ve
sevinçlerimizi ortaklaştıramazsak bunun sonucu herkesin kendi
acısına üzülmesi olacaktır. Bu durum da toplumsal
barışın önündeki en büyük engeldir. Maraş katliamına
ilişkin görgü tanıklarının anlattığı ve
mahkeme kayıtlarına geçen ifadeler kan donduran cinstendir. Böyle bir
katliamla karşı karşıya kalmış insanların
güvercin ürkekliğinde yaşaması olağandır. Devlet,
yurttaşlarının güvenliğini sağlamakla sorumludur.
Yurttaşların can güvenliği endişesiyle yaşaması
idareciler için utanç verici bir durumdur. Bugün hâlen, Maraş
katliamının gerçek failleri bulunamadığı için can
güvenliği endişesi taşıyan ve adalete inancını
yitirmiş yurttaşlarımız vardır. Maraş
katliamı vahşice uygulanan kanlı bir plandır. O döneme ait
gizli tüm yazışmaların ve istihbarat raporlarının
kamuoyuyla paylaşılması gerekmektedir. Gerçeklerin gün yüzüne
çıkarılması, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve sorumluların
belirlenmesi amacıyla Meclis araştırması açılması
gereği zaruri hâle gelmiştir.
BAŞKAN Bilgilerinize sunulmuştur.
Önergeler gündemdeki yerlerini alacak ve Meclis
araştırması açılıp açılmaması konusundaki ön
görüşmeler sırası geldiğinde yapılacaktır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının üç tezkeresi daha vardır, ayrı
ayrı okutup oylarınıza sunacağım:
B)
Tezkereler (Devam)
4.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının, ABDnin Başkenti Washingtonda 3-6
Ekim 2016 tarihlerinde düzenlenecek olan Dünya Bankası ve
Uluslararası Para Fonunun Parlamenterler Ağı yıllık
toplantısına Dışişleri Komisyonu Başkanı ve
Malatya Milletvekili Taha Özhanın katılmasına ilişkin
tezkeresi (3/838)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
ABDnin Başkenti Washingtonda 3-6 Ekim 2016
tarihlerinde düzenlenecek olan Dünya Bankası ve Uluslararası Para
Fonunun Parlamenterler Ağı yıllık toplantısına
Dışişleri Komisyonu Başkanı ve Malatya Milletvekili
Taha Özhanın katılması hususu, 28.3.1990 tarihli ve 3620
sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9uncu maddesi
uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
İsmail
Kahraman
TBMM
Başkanı
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
5.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa
Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve Parlamenter Meclisin Sosyal
İşler, Sağlık ve Sürdürülebilir Kalkınma Komitesi
tarafından Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi Komitesi
toplantısı çerçevesinde 28 Ekim 2016 tarihinde Pariste Çocuk ve
Gençlerin Sosyal, Yasal ve Ekonomik Olarak Korunması Hakkı konulu
parlamenter seminere Kütahya Milletvekili Sağlık, Aile,
Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Vural
Kavuncunun katılmasına ilişkin tezkeresi (3/839)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) ve
Parlamenter Meclisin Sosyal İşler, Sağlık ve Sürdürülebilir
Kalkınma Komitesi tarafından Avrupa Sosyal Haklar Sözleşmesi
Komitesi toplantısı çerçevesinde 28 Ekim 2016 tarihinde Pariste
Çocuk ve Gençlerin Sosyal, Yasal ve Ekonomik olarak Korunması Hakkı
konulu parlamenter seminer düzenlenecektir.
Söz konusu seminere Kütahya Milletvekili,
Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu
Başkanı Vural Kavuncunun katılması hususu, 28.3.1990
tarihli ve 3620 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 9uncu maddesi
uyarınca Genel Kurulun tasviplerine sunulur.
İsmail
Kahraman
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN - Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Kabul edilmiştir.
6.-
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Avrupa
Birliği Konseyi Slovakya Dönem Başkanlığında 16-18
Ekim 2016 tarihlerinde Slovakyanın başkenti Bratislavada Avrupa
Birliği İçinde İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve
Yönetişim konulu parlamentolar arası konferansa katılım
sağlanmasına ilişkin tezkeresi (3/840)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Avrupa Birliği Konseyi Slovakya Dönem
Başkanlığında 16-18 Ekim 2016 tarihlerinde
Slovakyanın başkenti Bratislavada Avrupa Birliği İçinde
İstikrar, Ekonomik Koordinasyon ve Yönetişim konulu parlamentolar
arası konferans düzenlenecektir.
Söz konusu konferansa katılım
sağlanması hususu 28/3/1990 tarihli ve 3620 sayılı Türkiye
Büyük Millet Meclisinin Dış İlişkilerinin Düzenlenmesi
Hakkında Kanunun 9uncu maddesi uyarınca Genel Kurulun tasviplerine
sunulur.
İsmail
Kahraman
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, Halkların
Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre
verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
VII.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
HDP Grubunun, İzmir Milletvekili Ertuğrul Kürkcü ve
arkadaşları tarafından, 15 Temmuz darbe girişimi
sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında 15 vakıf
yükseköğretim kurumunda kayıtlı öğrenciler ile akademik
personel ve çalışanların uğradıkları
mağduriyetin araştırılması amacıyla 12/8/2016
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin, Genel Kurulun
4 Ekim 2016 Salı günkü birleşiminde sunuşlarda okunmasına
ve ön görüşmelerinin aynı tarihli birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
4/10/2016
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 4/10/2016 Salı günü
(bugün) toplanamadığından grubumuzun aşağıdaki
önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi gereğince Genel Kurulun
onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
İdris
Baluken
Diyarbakır
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
12 Ağustos 2016 tarihinde İzmir
Milletvekili Sayın Ertuğrul Kürkcü ve arkadaşları
tarafından verilen, 2633 sıra numaralı, 15 Temmuz darbe
girişimi sonrasında ilan edilen OHAL kapsamında 15 vakıf
yüksek öğretim kurumunda kayıtlı öğrenciler ile akademik
personel ve çalışanların uğradıkları
mağduriyetin araştırılması amacıyla Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırma önergesinin
Genel Kurulun bilgisine sunulmak üzere bekleyen diğer önergelerin önüne
alınarak 4/10/2016 Salı günlü birleşimde sunuşlarda
okunması ve görüşmelerin aynı tarihli birleşimde
yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisinin lehinde ilk olarak Van Milletvekili Sayın Bedia Özgökçe Ertan
konuşacak.
Buyurun Sayın Özgökçe Ertan. (HDP
sıralarından alkışlar)
BEDİA ÖZGÖKÇE ERTAN (Van) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 26ncı Dönemin İkinci Yasama Yılının
tüm Türkiye halklarına hayırlı olmasını umuyor ve
diliyorum.
Doğrusu, ayrı
kaldığımız, Meclisin kapalı olduğu dönemde OHAL
ve kanun hükmünde kararnamelerle açığa çıkan uygulamalar
gerçekten çok sayıda hukuksuzluğu barındırıyor ve bu
kadar kısa süre içerisinde onlarca, binlerce insanı, milyonlarca
öğrenciyi mağdur eden uygulamalar gerçek bir hukuksuzluk boyutuna
ulaşmıştır. On dakikalık süre içerisinde hepsini tek
tek belki ele almak mümkün değil ama mümkün olduğunca özetlemeye
çalışacağım.
Yine, ikinci yıla başlarken
açılış gününde savaş tezkeresini onaylamış olmak
ve OHALle yönetime devam kararıyla çalışmalara
başlamış olmak, umut beklentisi içinde, gözü bu Mecliste olan
milyonları daha çok tedirgin etmiştir. Oysa, halklara söylenecek en
güzel söz, esasen -Meclis açıldıysa- korkunç bir hukuksuzlukla
uygulanmaya devam edilen OHAL rejiminin son bulduğunu söylemek olurdu,
yapılan haksızlıkları giderecek düzenlemelerin
yapılacağına dair sözleri sarf etmek olurdu; mevcut Hükûmetten
güzel gelecek beklentisi ancak böylesi adımlarla
karşılanabilirdi. Ne yazık ki yapılan uygulamalardan ve
verilen kararlardan anlıyoruz ki o beklentiyi karşılama
sorumluluğunu üstlenecek bir Hükûmet ve bir yönetim şu an için
yoktur.
Sayın milletvekilleri, 20 Temmuz 2016da üç ay
süreyle uygulanacağına dair ilanı yapılan ve dediğim
gibi, ne yazık ki üç ay daha uzatılarak uygulanmaya devam edilecek
olan OHAL, darbeyi önlemeyi değil, fiilî diktatörlük sistemini Türkiye
kamuoyuna kanıksatmaya yönelik atılan bir adımdır. Bugün
karşı karşıya kaldığımız durumu
özetleyecek olursak bastırılmış darbe girişiminden
beş gün sonra OHAL ilan ederek mevcut Anayasanın OHALle ilgili
maddelerine ve 15inci maddesine, AİHSin 15inci ve Birleşmiş
Milletler Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 4üncü maddesine
aykırı olacak şekilde kanun hükmünde kararnamelerle tamamen
otoriter bir rejim inşa edilmiştir. Kanun hükmünde kararnamelerin
artık iktidarın uygulamalarına, haksızlıklara
karşı çıkan, ablukaları protesto eden, Ankara
katliamını protesto eden, Çocuklar ölmesin. diyen, barış
isteyen herkesi tasfiye etmeye yönelik olduğu açıkça ortaya
çıkmış oldu. Onlarca yıl mücadele ve direnişle,
dişleriyle tırnaklarıyla hak elde eden örgütlü, demokratik kamu
görevlileri hedef alınmış hâldedir.
Bildiğiniz gibi, kamu personel rejimi
Türkiyede örnek gösterebilecek, iyi uygulamalardan biridir. Bunu sağlayan
ise sendikacılık faaliyetleridir ve bugün sendikalaşma
oranı Türkiyede yüzde 71,3e ulaşmıştır. Ancak, son
kanun hükmünde kararnameyle 11.301 öğretmen açığa
alındı. Onların açığa alınmaları durumuna
baktığımızda ve açığa alınan
öğretmenlerin özelliklerine bakınca hemen, esasen, Hükûmetin esas
niyeti ortaya çıkıyor. Neredeyse tamamı Kürt illerindeki
öğretmenler, batıdakiler ise önceden Kürt illerinden atanan yine Kürt
öğretmenler, yüzde 90ı EĞİTİM SENli
öğretmenler. Yine, diğer özelliklerine bakacak olursak, ya Ankara
katliamının protestosuna katılmış ya da iktidarın
yaptıklarını sosyal medya hesaplarından protesto etmiş
ve en son olarak, KESKin aldığı 29 Aralıktaki bir günlük
grev kararına uymuş ve o karar gerekçe gösterilerek açığa
alınmıştır. Hani şu, KESKin 29 Aralıkta
aldığı iş bırakma eylemi var ya, işte o eylem
Çocuklar ölmesin, okula gelsin. gerekçesiyle ve niyetiyle
alınmış bir karardı. Fakat sizler Şırnakta bir
yıldır okulların olmadığını biliyorsunuz ve
Surda, Cizrede, Silopide, İdilde, Nusaybinde öğretmenlere mesaj
atarak o kentleri boşaltmalarını istediniz ve sizler
öğretmenlere işi bıraktırdınız. Hangi gerekçeyle?
Daha sonra ablukalara alınan kentler yerle bir edildi, çocuklar öldürüldü
ve biz defalarca sorduk cevap vermediniz. Orada öğretmenlere iş
bıraktırarak, ablukalarla tüm halka işkence uygulayarak,
okulları kışlalara çevirerek çocukların,
kadınların öldürülmesine seyirci oldunuz, öldürenlerle suç
ortağı oldunuz. Öğretmenler gidecek. dediniz çünkü orada ölme
ve öldürme eylemleri olacak demiş oldunuz ve orada ölme ve öldürme
eylemleri oldu. Peki, bir yıldır ölme ve öldürme üzerine bir
gerekçeyle öğretmenlere iş bıraktıranlara bir ceza, bir
yaptırım uyguladınız mı, buna dair tek bir soru
sordunuz mu? Tek bir kanun hükmünde kararname var mı? Hayır, yok.
Herhangi bir soruşturma olmadığı gibi herhangi bir soru da
yok. O grev kararından tam dokuz ay sonra, OHAL bahanesiyle ve
fırsatçılığıyla, gecenin yarısı kanun
hükmünde kararname çıkararak o öğretmenleri tasfiye ettiniz; KESKli,
EĞİTİM SENli Kürt illerinde çalışan Kürt
öğretmenleri tasfiye ettiniz bu fırsatçılıkla.
Evet, ülkeler OHAL ilan edebilir,
sıkıyönetim de ilan edebilir. Eğer ciddi tehlikeler var ise,
temel kıstası kendi ülkesinin vatandaşının can
güvenliğini ve geleceğini korumak ise elbette bütün bu uygulama ve
kararlar alınabilir. OHAL ilanı gerekçeleri ve alınması
gereken tedbirler elbette anlaşılabilir durumdadır. 15 Temmuz
darbe girişimi gecesi yine halkını korumak için var olan askerin
225 civarında yurttaşı öldürmesi, yüzlercesini yaralaması,
Meclisi dahi bombalaması pek tabii ki acilen düzenleme yapmayı
gerektirmiştir. Belki de hiçbir yerde benzeriyle
karşılaşmadığımız bir girişimle
karşı karşıya kaldık. Fakat, OHAL şartları
altında dahi korunması gereken temel değerler vardır ki bu
değerlerin en başında da hukukun üstünlüğü gelir. Nitekim,
yine hak ve hukuk en zor zamanlarda dahi uyulması zorunlu kurallarla
yaşama bir yön verme kudretini barındırıyor. Yönü
şaşırmamak için herkesin dönüp bakması gereken bir kutup
yıldızıdır hukuk kuralları ve gerek Anayasada gerekse
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ve uluslararası temel
prensiplere göre de olağanüstü hâllerde sadece olağan yollarla
bertaraf edemeyeceğiniz tehlikeleri önleyecek acil önlemleri
alabileceğiniz belirtilmiştir. Bu sınırı
aşarsanız ortada artık hukuk kalmaz, ortada hukuk devleti ilkesi
kalmaz ve asıl tehlike de işte bu hukuktan ayrılma sürecidir.
Darbeci demek, hukuk ve sınır tanımazlık demektir. Öyleyse,
darbeci ya da darbe karşıtlığı ne olursa olsun hukukun
üstünlüğünü savunmayı gerektirir.
Gazeteleri ve televizyonları kapatmak,
gözaltı süresini otuz güne çıkarmak ya da işkence
iddialarını soruşturmamak değil; aksine, hak ve
özgürlükleri genişletmek, darbe tehdidini ortadan kaldırabilir, darbecilerin
kendilerine hazırladıkları zemini yerle bir eder.
Türkiye halkları OHAL ve benzeri uygulamalara
yabancı değildir. Kasım 1978de ilan edilen
sıkıyönetim 12 Eylül darbesiyle kalıcılaşmış
ve en son 2002 yılında sona ermişti. Bunu yine bu Hükûmet sona
erdirmişti ama tekrar gündeme getirerek ve bütün temel hak ve özgürlükleri
kısıtlayarak o dönemi aratmayacak, o dönemi aşan uygulamalarla
bir yere varamayacaksınız. Unutmayın, o dönemlerde hükûmet eden
ve yöneten hükûmetlerin, kişilerin, aktörlerin şu an esamesi dahi
okunmuyor.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Cizrede 3 vahşet bodrumunda katledilen 200den fazla
insanımız için Birleşmiş Milletler Türkiye'den yanıt
beklemektedir. Darbe girişimi için binlerce askeri ve yargı üyesini
görevden almaktan imtina etmeyen Hükûmet, bu ablukalar süresince katledilen
insanların akıbetini sorma yükümlülüğünü
taşımaktadır. Bu sorumluluğunu tekrar hatırlatmak
istiyoruz.
Belirttiğimiz gibi, OHALlerde bile uygulanacak
sınır konusunda Anayasa Mahkemesi tam yirmi beş yıl önce
bir yaklaşım ortaya koymuştur ve mahkemeye göre olağan
kanun hükmünde kararnameler ile olağanüstü kanun hükmünde kararnameler
arasındaki fark ve sonuçlar kısaca şöyledir: OHALlerde
Anayasanın 121inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre
çıkarılabilecek kanun hükmünde kararnamelerde konu
sınırlaması yoktur ancak bu olağanüstü kanun hükmünde
kararnamelerin düzenleme alanının sınırsız olduğu
anlamında değildir. Bu tür kanun hükmünde kararnamelerin düzenleme
alanları Anayasada açıkça düzenlenmiş, Olağanüstü hâlin
veya sıkıyönetim hâlinin gerekli kıldığı
konularla sınırlıdır. denmiştir. Sizlerin bu sebeple
Anayasaya aykırı bir şekilde -Adalet
Bakanlığının da açıkça belirttiği gibi- kanun
hükmünde kararname çıkarma lüksünüz yoktur. Bunu bilmiyorsa Adalet
Bakanına tekrar hatırlatalım. Olağanüstü hâllerde bile
Anayasaya aykırı kanun hükmünde kararnameler çıkarılamaz.
Amacı ve sınırı kanunlarla belirtilmiş olan
düzenlemelere herkesin uyma yükümlülüğü ve sorumluluğu vardır.
Değerli arkadaşlar, sözlerime son verirken
Meclis denetiminden geçmesi gereken kanun hükmünde kararnamelerin Anayasaya
uygunlukları ve Anayasa Mahkemesi tarafından da denetlenmesi
gereğini hepinizin bilgisine sunuyorum.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Özgökçe Ertan.
Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin
aleyhinde ilk olarak Osmaniye Milletvekili Sayın Ruhi Ersoy
konuşacak.
Buyurun Sayın Ersoy. (MHP
sıralarından alkışlar)
RUHİ ERSOY (Osmaniye) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öncelikle, 26ncı Dönem İkinci Yasama
Yılının ve eş zamanlı olarak muharrem ayının
hayırlı olmasını, büyük Türk milleti ailesine huzur,
birlik, beraberlik getirmesini temenni ediyorum. Toplumsal huzura ne kadar çok
ihtiyacın olduğu her şeyiyle ortada. Huzurlu bir gelecek ve
toplumsal onarımı seçim beyannamesinin sloganı yapan Milliyetçi
Hareket Partisi de bunu kendisine referans olarak alıp yol yürümekte.
Tartışılan konu ve bir
araştırma önergesiyle özellikle açılması istenilen konu,
kapatılan vakıf üniversitelerinde mağdur olan öğrencilerin
durumlarını araştırmakla ilgili. Şimdi bu konu
özellikle 15 Temmuz terörist girişiminin, darbe, cunta girişimli
terörist faaliyetin, bu Meclisi bombalayan zihniyetin köklerini Türkiyeden
kazıyıp atmak üzerine yapılan çalışmalardan sonra
yapılmıştır yani bir üniversite durup dururken
kapatılmamıştır. Bu üniversitelerin kimlere yardım ve
yataklık yaptığıyla ilgili hakikatler ortadadır. Bir
kere, siyasal tartışmaları özellikle bu 15 Temmuz
gerçekliği üzerinden yapmak birinci derecede sorumluluğumuzdur.
Elbette bunun neticesinde pek çok şahıs,
kurum, insan mağduriyet içerisine girmiş ve sıkıntılar
yaşamıştır. Mağdur olanlar ve sıkıntı
yaşayanlar konusunda da başta Milliyetçi Hareket Partisi ve siyaset
kurumu bu sorunların çözülmesi konusunda gayret sarf etmektedir. Bizim
Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konulara temel
yaklaşımımızı bugün, 26ncı Dönem İkinci
Yasama Yılının ilk grup toplantısında Sayın Genel
Başkanımız Devlet Bahçeli Bey kapsamlı bir şekilde
açıkladı. Onu takip etme fırsatı olmayan sayın
milletvekillerine, durduğumuz yeri tarif etme adına kısaca bir
hatırlatmak istiyorum: Artık siyaset ve demokrasi
hayatımızda, her şey 15 Temmuz sonrasına göre şekil
alacak. Bitmeyen tehditler, azalmayan tehlikeler ancak bu şekilde
göğüslenecektir. Yenikapı ruhuna bağlı
kalacağız. dedik. Söz ağzımızdan bir kere çıkar.
Biz ülkü davasının yenilmez neferleri olduğumuz kadar, sözümüzü
çiğnemeyecek kadar er ve haysiyet sahibi iman kafilesiyiz. Milletimize
teminat verdik, şu badireli günlerde Hükûmete bindirmek, punduna getirip
de zora sokmak için fırsat kollamadık, buna da hiç gerek
duymadık. Kimse merak buyurmasın, yeri geldiğinde haklı ve
meşru sebeplerle Hükûmete elbette demokratik eleştirimizi
yaptık, yaparız, yapmaya da devam edeceğiz. Fakat siyasi kan
davalarından bu ülkenin çok çektiğini tecrübeyle biliyor ve
hafıza kayıtlarımızda taşıyoruz. Milliyetçi
hareketin liderinin belirmemiş olduğu prensipler Milliyetçi Hareket
Partisi Grubunun temel ilke ve eylemlerinin yol haritasını belirler.
Devletin içerisinde
yaşadığı bu kriz ve kaos ortamında bu mağdur
öğrencilerin, kapatılan üniversitelerdeki mağdur
öğrencilerin devlet üniversitelerine veya emsali vakıf
üniversitelerine nakli konusunda da sadece Milliyetçi Hareket Partisi durum
tespiti yaparak meselelerin dışında kalmamıştır.
Bu olayın ilk cereyan ettiği tarihten bu tarafa YÖK
Başkanlığı makamıyla irtibat hâlinde görüş ve
düşüncelerini, akademisyen kökenli milletvekilleriyle problemin çözümüyle
ilgili hazırladığı raporları devletin kurumuyla
paylaşmıştır. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir
kurumu olarak YÖKün ve YÖK Başkanının Büyük Millet Meclisini
muhatap kabul ederek meselelerin çözümüyle ilgili
paydaşlığı ve daveti üzerine yapılan görüşmelerde
de içerisinde benim de bulunduğum Milliyetçi Hareket Partisinin 4
sayın akademisyen milletvekilleri olarak -Profesör Doktor Mevlüt Karakaya,
Profesör Doktor Kamil Aydın, Profesör Doktor Ahmet Selim Yurdakul
sayın milletvekillerimizden ve Ruhi Ersoy olarak benden oluşan heyetle-
biz konuyu bir hafta boyunca enine boyuna tartıştık. Tecrübeli
bir siyasetçi ve aynı zamanda kendisi de öğretim üyesi olan
Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli Beyle de
yaptığımız çalışmanın müzakerelerini
değerlendirirken kendisinin de tecrübelerinden istifade ettik ve 1970li
yılların sonunda bazı özel okulların kapatılarak
nasıl devlet okulu bünyesine dâhil olduklarını, ikinci
öğretim uygulamalarının nasıl
başladığına dair kendisi de tecrübelerini aktararak bizim
çalışmalarımızı zenginleştirdi. Biz bu kapsamda
yapıcı önerilerle problemin çözümüne dair görüşlerimizi
yaklaşık dört saat süren bir YÖK toplantısıyla YÖK
Başkanlığına ilettik. Samimiyetle ifade etmem gerekirse,
özellikle bu konu özelinde YÖKün de mağduriyeti en aza indirgeme
noktasında çok yapıcı birtakım tutum ve
davranışlarını gördük ve -öğrencilerin muhatap
olduğu sıklıkla sorulan soruları ve cevaplarını
kamuoyuyla paylaşmalarını, İnternet sitelerine
koymalarını- siyasiler olarak bize gelen problemleri anlık
olarak YÖKün ilgili koordinasyon birimine bildirdiğimizde meselelerin
ferdî bazda da zamana yayarak takip edildiğine tanık olduk.
Şimdi memleket bir OHAL yaşıyor.
Yaşanılan bu OHALin bir şekliyle en az hasarla
onarılması noktasında bizlerin gayret etmesi gerekiyor.
Şimdi, fırsatı ganimet bilerek burada samimiyetle bu problemin
çözümüne dair gayret sarf eden kurumları problemin çözüm ortağı
olmak ve fikirlerimizle beslemek yerine, siyasetin malzemesi hâline getirerek
toplumsal gerilimi, kutuplaşmayı daha da büyütmeye dair üretmekten ve
gerilim yapmaktan çok, meseleleri yerinde çözmenin gayreti içerisindeyiz.
Aynı şey, kanun hükmünde kararnamelerle
açığa alınan pek çok devlet memurunun mağduriyetiyle de
ilgili. Bu konuda, mağduriyete uğradığını
düşündüğümüz ve görülen ve bize gelen insanların gerçekten söz
konusu bu terör örgütüyle, FETÖ grubuyla illiyetinin olup
olmadığı konusunda kapsamlı açıklamalar
yapılması konusunda, bizler de partimizin üzerinden gönderilen
listelerle meselelerin yeniden değerlendirilmesi konusunda gayretler sarf
ediyoruz. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi milletvekilleri, ciddi anlamda
bir rehabilitasyon merkezi gibi ve mağdur olan insanların dertleriyle
hemdert olan, mücadele eden bir müessese gibi gayretler içerisinde. Ama biz, 15
Temmuz darbe girişiminin, terörist cunta faaliyetinin gecesini
yaşayan insanlar olarak
Ve şu an, bu mehabeti yüksek olan Meclis
çatısının bombalandığı anlarda bu Mecliste
bulunan bir milletvekili olarak konuşuyorum, bulunamayan
arkadaşların da yüreklerinin burada olduğunu bilen bir
milletvekili olarak konuşuyorum: Sayın Genel
Başkanımızın ifade ettiği gibi, artık, siyaset ve
demokrasi hayatımızda her şey 15 Temmuz sonrasına göre
şekillenecek. Türkiye'nin bu şekillenme sürecinde de en az hasarla
toplumsal onarım ve huzurlu bir gelecek için milliyetçi, ülkücü hareket
üzerine düşeni her açıdan yerine getirme gayreti içerisinde olacak.
Elbette ki siyasetin ve muhalefetin yeri geldiğinde yapacağı
eleştiriler, onun dozu zaman ve zemine göre belirlenir ama istikrarlı
bir şekilde Milliyetçi Hareket Partisi politikalarını takip
edenler şunu göreceklerdir: Mevzubahis vatansa önce ülkem. diyebilen ve
siyasetini ben merkezli, şahıs merkezli, siyasi ikbal merkezli
değil; Devleti ebet müddet, sonuna kadar millet. diyen anlayışla
yapmakta, bunu yaparken de milletinin mağduriyetinin, varsa mağdur
olan insanının derdiyle dertlenerek onun mücadelesini de sonuna kadar
verme konusunda kararlı ve azimli bir duruş sergilediğini
görürsünüz.
Bu sebeple, YÖKle ilgili, kapatılan üniversite
öğrencilerinin meseleleriyle ilgili görüş ve düşüncelerini
Milliyetçi Hareket Partisi ağustos ayından bu tarafa yoğun
gayretlerle sürdürmektedir. Meclis çatısı altında böyle bir
komisyonun kurularak vakit harcanmasından çok, görüşü ve çözüm
ortaklığıyla ilgili düşüncesi olanların görüş ve
düşüncelerini ilgili kurumlarla paylaşarak çözüme katkıda
bulunması görüşündedir diyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Ersoy.
Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin
lehinde son olarak Bursa Milletvekili Sayın Lale Karabıyık
konuşacak.
Buyurun Sayın Karabıyık. (CHP
sıralarından alkışlar)
LALE KARABIYIK (Bursa) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; kapanan 15 vakıf üniversitesinin
mağduriyetlerinin araştırılmasına yönelik verilen
öneriyle ilgili olarak Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz
almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi saygıyla
selamlıyorum, yeni yasama yılı hayırlı olsun diyorum.
Muharrem yasının ülkemize kardeşlik ve barış
getirmesini temenni ediyorum.
Değerli vekiller, 15 vakıf üniversitesi
kapanmıştı, 14ünün öğrencisi bulunmaktaydı ve 65.226
öğrenci bir sabah uyandıklarında mağdur olarak
uyandılar ve okullarının kapandığını
gördüler. Kapanan okulların yerine nasıl bir yerleştirme
olacağı ise bir muammaydı ve bu çocuklar o günden bugüne, bu
süreç zarfında çok büyük sorunlarla baş başa kaldılar ve
biz o sorunlarında yanlarında olmaya sonuna kadar gayret ettik. Bazen
günde 3 kere YÖKü aradık, bazen haftada 3 kere YÖKe gittik. Eğitim
Komisyonundaki bütün arkadaşlarımız -işte hepsi buradalar-
çaba sarf ettiler ve bazen sorun bazında, bazen sorunlar yumağı
bazında çözümler üretilmesine gayret ettik, âdeta bir köprü
oluşturmaya çalıştık.
Bu süreci ne kadar yakından izleyebildiniz
bilemiyorum ama bu 65.226 öğrenci çok kötü anlar yaşadılar,
bazen sorunlarının çözülmediğini görerek çok büyük
umutsuzluğa girdiler ve moralleri bozuldu, bazen de umutlandılar ve
biz de onların sorunlarına çare üretmeye gayret ettik. Bu
öğrencilerin sadece yerleşme sorunları yoktu; tercih sistemi 2
defa değiştirildi, intibak problemleri vardı. Hatta değerli
vekiller, diplomalarında eski üniversitelerinin isimlerinin yer
almaması için, mimlenmemeleri için bile onlarla birlikte çok büyük
mücadele verdiğimizi biliyorum ve bugüne gelindi. En son gelinen noktada
hâlâ sorunları var, hâlâ çözümler üretilmeye gayret ediliyor.
Yurtları yoktu, şimdi ek kontenjan konulmaya gayret ediliyor ama bu
yılı, bu yaz dönemini gerçekten çok sancılı geçirdi bu
çocuklar.
Aynı zamanda, kapanan bu vakıf
üniversitelerinde 2.892 akademik personel vardı, ayrıca idari
personel de vardı. Bu akademik personel aynı zamanda mimlendi
arkadaşlar ve hiçbir yerde şu anda kendilerine iş
bulamıyorlar ve biz sonuna kadar şunu ifade ettik: Bu akademisyenler,
özellikle, bir güvenlik soruşturmasından geçirilmeliler ve güvenlik
soruşturmasından geçemeyenler, evet, cezalandırılsın
ama diğerleri aklansın ve akademik çalışmalarına
diğer üniversitelerde devam edebilsinler.
Peki, sadece bunlar mı? Hayır. Vakıf
okullarına yönelik olarak da yine tabii 1.596 okul; ilkokul, ortaokul,
lise ve anaokulu kapandı; toplamda 2.222 vakıf kurumu ama
1.596sı okuldu. Değerli vekiller, bu okullarda da 27 bin
öğretmen çalışmaktaydı. Bu öğretmenler FETÖcü
olduğu için değil, çoğu burada çalışmayı tercih
ettiği için değil ama atanamadıkları için, işsiz
oldukları için, ailelerini geçindirmeleri gerektiği için burada
öğretmenlik yaptılar ama şu anda öğretmenlik
lisansları yok. Onların da aslında tekrar bir değerlendirme
sürecinden geçirilerek aklanmaları ve öğretmenlik lisansı
verilerek görevlerine devam etmeleri gerektiğini her yerde vurgulamaya
devam ediyoruz ve devam edeceğiz.
Ve değerli vekiller, bununla bitmedi. Devlet
üniversitelerinde de akademik personel ve idari personelde açığa
alımlar ve görevden uzaklaştırmalar, ihraçlar oldu. 7.078
akademik ve idari personel, bunun 5.482si akademik personeldi açığa
alınan ve açığa alınan bu akademik personelin daha sonra
2.034ü görevinden ihraç edildi.
Peki, değerli vekiller, bu kadar öğretmen,
bu kadar akademisyen, hepsi FETÖcü müydü? Eğer hepsi FETÖcüyse peki,
sizler ne yapıyordunuz? Hükûmet ne yapıyordu, Bakanlık ne
yapıyordu? Neden izin verdi? Eğer değilse o zaman niye
mağdurlar, neden mimlendiler, neden aileleri zor durumda ve neden
çocukları sabah uyandıklarında ya da gece rüyalarında
Benim babam FETÖcü değil. diye çığlıklarla
uyanıyor? Bunları tarih nasıl yazacak bilmiyorum ama bu süreç
-ne öncesi ne sonrası- asla doğru, iyi yönetilemedi.
Evet, ilkokullara geldiğimizde, 28 bin
öğretmen ihraç edildi, 20 bin öğretmen açığa
alındı ve bu öğretmenlerden 28 bin öğretmenin tekrar yeni
bir KHKyla gözden geçirileceği ve eleme sürecine dâhil edileceği
ifade edildi ama daha henüz tam bir bilgi yok. Akademisyenler de bu gruba
girecek diye biliyoruz, 657liler de tabii ki.
Değerli vekiller, 1 milyon 200 bin
öğrencimiz bu yıl okullarına başladı ama öğretmen
sayısı yetersiz, eksik olduğu için sınıflar boştu;
özellikle doğu ve güneydoğuda sınıflarda öğretmen
yetersizliği olduğu ve oralarda, küçük illerde depo öğretmen
norm kadroları da çok fazla bulunmadığı için çok büyük
sıkıntı yaşadılar hatta kitap eksikleriyle girdiler.
Peki, ardından ne oldu? Ardından olan şu: Sözleşmeli
öğretmenlik gündeme getirildi oysa gerçekten, eskiden de böyle bir
uygulama vardı ve hataları, yanlışları görülmüştü
ama buna rağmen sözleşmeli öğretmenlik sistemine geri dönüldü.
Geri dönüldüğü yetmiyormuş gibi bir mülakat yapıldı -az
önce arkadaşlarımız söylemeye çalışıyordu- garip
garip sorular soruldu ve Millî Eğitim Bakanlığı, hem
sözleşmeli öğretmen atamasına karar vererek hem de
yaptığı mülakat ve sorduğu sorularla sınıfta
kalmıştır. Bize gelen veriler sadece atanamayan değil,
atanan öğretmenlerden de geliyor yani bu soruların sorulduğuna
dair gerçekten ciddi veriler var ve sorulara baktığımız
zaman hayretler içinde kalıyoruz.
Peki, başka ne oldu? Kapanan vakıf
okullarının 27 bin öğretmeninin lisanslarının
verilemediğini söyledik ama bu öğretmenlerin şu anda
eğitime girdiğini düşünün, eğitimdeki açıkları
kapatabilirlerdi; tabii, önce doğru olarak ayrıştırıldıktan
sonra. Bu yetmedi, geldiğimiz süreçte 155 proje okulunda görev yapan 5.575
öğretmen var değerli arkadaşlar. Bu öğretmenlerden bin
küsur öğretmene Bir tercih yap, seç ve başka bir yere aktarılacaksın.
dendi, onların müdürlerine de Bu öğretmenleri gönderin.
talimatı verildi ve şaşkınlıkla izledik. Basında
bir ara bu kararın geri çekildiğine dair ibareler yer aldıysa da
hiç böyle olmadı. Çağdaş, laik eğitim veren bu kamu kurumlarının
öğretmenlerinin bu şekilde başka yerlere usulsüz şekilde
aktarılması gerçekten son derece yanlıştır ve bu
uygulamanın geri çekilmesini talep ediyoruz.
Peki bununla mı kaldı? Hayır, bununla
da kalmadı. ÖYPliler 33/A dediğimiz kadrolu durumda
araştırma görevlisi görevinde bulunuyorlardı, onlar da Kadrolu
olmasın, kadroları sağlam olmasın, her an gönderebilelim.
şeklinde bir düşünceyle 50/Dye, geçici kadroya alındılar.
Değerli vekiller, mağduriyetler o kadar
fazla ki akademisyenlerden gelen ifadelerde eş durumundan hatta sülalece
görevden alınanlar, açığa alınanlar, ihraç edilenler var.
Farklı farklı uygulamalara tabi oluyor bu insanlar; kimisi
sorgulanıyor kimisi sorgulanmıyor, kimisi önce açığa
alınıyor sonra ihraç ediliyor, kimisi hiç açığa
alınmadan ihraç ediliyor; kimisinde bir sendika bulunuyor, bir banka hesabı
bulunuyor, kimisinde hiçbir şey bulunmuyor, kendisi de neden
açığa alındığını ya da ihraç edildiğini
bilemiyor, öğrenemiyor. Çok sayıda akademisyen bu şekilde
mağdurken inanın çoğu üniversitede bazı laboratuvarlar
kapanmış durumda, hastaların tahlilleri yapılamıyor
çünkü oradaki doktorlar -1 ya da 2 kişi- oradaki akademisyenler şu
anda ihraç edilmişler. Açığa alınanların ise ne zaman
görevine döndürüleceği hâlâ bir muamma.
Evet sayın vekiller, peki, durum bu kadar
kötüydü de neden geçmişteki süreç yanlış yönetildi? Bu
üniversitelerin, kapanan vakıf üniversitelerinin güle oynaya
açıldığını, destekler toplandığını
biz çok iyi biliyoruz; ben kendi ilimden de biliyorum, diğer illerden de
biliyorum. Şunu kabul edelim ki bu süreç, öncesinde de yanlış
yönetilmişti, şu anda da yanlış yönetiliyor; doğru bir
ayrıştırma değil, yöntemler doğru değil ve
eğitim sistemi gerçekten akıl almaz bir hâle giriyor.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Karabıyık.
Halkların Demokratik Partisi grup önerisinin
aleyhinde son olarak Karabük Milletvekili Burhanettin Uysal konuşacak.
Buyurun Sayın Uysal. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BURHANETTİN UYSAL (Karabük) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; ben de öncelikle 26ncı
Dönemin İkinci Yasama Yılının hepimize hayırlı
uğurlu olmasını temenni ediyorum. İnşallah, tüm
gruplar birlik ve beraberlik içerisinde ülkemizin ve tüm
insanlığın yararına kanunları birlikte
çıkarırız.
Yine, muharrem ayının ve hicri
yılın tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirmesini temenni
ediyorum.
Tabii, asıl konuşmamız, söz alma
nedenimiz Halkların Demokratik Partisi tarafından
15 Temmuz darbe
girişimi neticesinde, olağanüstü hâl kapsamında kapatılan
15 tane vakıf üniversitesi hakkında Meclis araştırması
açılması konusunda söz almış bulunmaktayım.
Değerli milletvekilleri, 15 Temmuzu hep
birlikte yaşadık. Kampüsümüzün içerisinde, Meclisimizin daha
camlarının kırık olduğunu bir kez daha göstermek
istiyorum. Bu gemi batacak olursa hepimizin batacağını asla
aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Burada, çözümde, çözüm
ortaklığında eğer beraber olursak bu gemi yol
alacaktır. 15 Temmuzu unutup
15 Temmuzda söndürülen yangının
tekrar çıkmaması için yine sizlerin oylarıyla olağanüstü
hâl kabul edilmiş ve buna istinaden Hükûmet belirli kararlar alıyorsa
bu kararların hukuka aykırı olduğunu söyleyerek, devletin,
Hükûmetin fırsatçı yaklaşımlar içerisinde olduğunu
söyleyerek bu ülkeyi bu kaostan çıkarmak mümkün değildir.
15 Temmuz akşamını burada ben de
yaşadım. Meclise ilk gelen, Meclisin lambalarını ilk yakan
milletvekillerinden bir tanesiyim. Hayatımda ilk kez ölüm ile kalım
arasında kaldığım gündü, o günü unutmam mümkün değil.
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) Eğitimciler mi
yaptı darbeyi ya?
BURHANETTİN UYSAL (Devamla) Efendim?
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) Eğitimciler mi
yaptı darbeyi?
BAŞKAN Sayın milletvekilleri
Sayın Uysal, siz lütfen Genel Kurula hitap eder
misiniz?
BURHANETTİN UYSAL (Devamla) Elbette ki bunu,
bu darbeyi eğitimciler yapmadı ama kırk yıl süre içerisinde
bir yapılanma var, bu yapılanmayı da bu devletin
kurumlarından söküp çıkarmak gerekiyor. Eğer bu kurumlarda
bunlar yaşayacak olursa 15 Temmuz akşamı
yaşadığımız o felaketi bugün yine yaşamayacağımızı
kim iddia edebilir?
Evet, 15 tane vakıf üniversitesi kapatıldı
ama Yükseköğretim Kurumu bu öğrencilerimizin hiçbirinin mağdur
edilmemesi için gece gündüz gayret etti, bizlerle iş birliği
içerisinde oldular. Siz de yakinen takip ettiniz. Olağanüstü Hâl
Yasasının kendilerine verdiği yetkiye dayanarak, kapatılan
vakıf üniversitelerini garantör devlet üniversitelerine devrettiler fakat
toplum bunu benimsemedi çünkü vakıf üniversitelerine giren
öğrencilerimizin daha düşük puanla girdiklerini iddia ederek
bunların kendi aralarında yeniden yerleştirilmesi konusunda bir
toplum baskısı oldu. Yükseköğretim Kurumu bu baskıyı
tekrar değerlendirerek vakıf üniversitelerine yerleştirilen
öğrencilerin yerleştirildiği yıldaki almış
oldukları puanlar göz önüne alınarak öğrencilerimiz tekrar
vakıf üniversitelerine yerleştirildiler. Bunların mağdur
edilmemeleri adına, yine almış oldukları bir kararla, özel
öğrenci statüsü çok genişletilerek bundan önce dar anlamda
uygulanılan özel öğrenci uygulaması bütün kapatılan vakıf
üniversiteleri öğrencilerine uygulandı. Öğrencilerimiz üniversitelerinin
kapatıldığı şehirde veya ülkemizde istedikleri bir
yerde eğitimlerini almaya başladılar ve problemler mümkün
olduğunca minimum seviyeye indirildi.
Elbette ki bu değişim süreci içerisinde
istenilmeyen durumlar olabilir. Bizim bile evimizi taşımaya
kalktığımız an, yeni yerleşeceğimiz zaman elbette
ki sıkıntılarımız olacaktır ama gelecek
günlerdeki beklentilerimiz, umutlarımız o
sıkıntılarımızı unutmamıza neden oluyor.
Bu ülkede eğer millî eğitimle,
yükseköğretimle olumsuzluklar üzerinden sürekli politikalar
geliştirecek olursak bizim iktisadi anlamda, siyasi anlamda
kalkınıp bir dünya devleti, bir dünya paydaşı olmamız
söz konusu olamayacaktır. Bu nedenle, vakıf üniversitelerinde
çalışan personelin devlet kademesine alınması zaten söz
konusu değildir. O öğretim üyelerinin mimlendiği konusuna da
katılmıyoruz. Devletin, öğrencisini ve
vatandaşını mimlemesi söz konusu değildir. Üniversitelerde
çok fazla öğretim üyesine ihtiyaç var. Bu öğretim üyeleri, normal
vatandaşların, normal öğretim üyelerinin nasıl üniversiteye
girdiklerini biliyorlar. Önümüzdeki günlerde onlar için ilan
çıktığı zaman onlar da müracaat edebileceklerdir.
Değerli arkadaşlarım, 65 bin
öğrenciyi devletin mimleyerek bunları bir daha devlet kadrosuna
almamak için bir gayreti olabilir mi? Sizin, kendi çocuğunuzla bir sorun
yaşadığınız zaman onu evinizden kovmanız söz
konusu olabilir mi?
Şimdi, devlet bu terör örgütünden çok büyük bir
sıkıntı çekmiştir. Bir birey olarak bir fidan
diktiğimiz zaman amacımız nedir? O fidanın büyüyüp o fidandan
meyve almaktır. Bugün atılan bir generalin, bir profesörün devlete
veya ailesine olan maliyetinin ne olduğunu düşünebiliyor muyuz?
Devlet, tam meyve alacağı sırada, kırk yıl sonra, bir
profesör, devleti aleyhine suç işlemişse bunu elbette ki
kadrolarından uzaklaştırmak mecburiyetinde
kalmıştır. Burada elbette ki haksızlığa göz
yummamak lazım. Hepimizin birlikte bağırmamız lazım. O
kaybetmeye çalıştığımız
Kaybedilen kişi
memur, öğrenci kimse onlar bu ülkenin geleceğidir. Devlet bunlara
yatırım yaptı. Biz onlardan ürün almak istiyoruz. AK PARTİ
iktidarının da onları dışlamak, onları mimlemek,
onlarla ilişkiyi kesmek gibi bir isteği, bir beklentisi yoktur. Bunun
da altını çizerek belirtmek istiyorum. Sizler nasıl
evlatlarınızdan vazgeçemiyorsanız devletimizin de hiçbir ferdini
feda edemeyeceğini belirtmek istiyorum.
Vakıf üniversitelerinden başka
üniversitelere geçen öğrencilerimizin diplomalarında eski
üniversiteleri yazmayacak arkadaşlar. Ama artık, diplomalar sadece
bir kâğıt hâlinde verilmiyor, diploma eki etiketleri veriliyor. Bu
diploma eki etiketlerinde elbette ki bundan önceki dönemlerde
öğrencilerimizin almış olduğu dersler, krediler, nereden
aldıkları, diplomalarıyla birlikte verilecektir ve bu
diplomaları da Avrupa Birliğinin tüm ülkelerinde geçerliliğini
sağlamaktadır.
Değerli arkadaşlarım, 15 Temmuz
garabet gecesini Allah bu ülkeye bir daha yaşatmasın diyorum. Buna
destek olanların da Allah belasını versin diyorum. Bu
belayı defettikten sonra, raydan çıkmış olan devlet
düzenini tekrar rayına oturttuktan sonra, elbette ki siyaseti birlikte
yapacağız. Ama, bugün, AK PARTİ iktidarının her
söylediğini hatalı bulmak bu ülkenin geleceğini yanlış
yönlendirmek demektir. Bu raydan çıkmış olan treni birlikte raya
oturtacağız ve birlikte işletmeye başladığımız
gün siyasetimizi yine birlikte yapacağız, Bu treni sen
hızlı götürebilirsin, ben hızlı götürebilirim. siyasetini
birlikte gerçekleştireceğiz. Ama, tren rayda değilse, sen a
görüşünü ben b görüşünü savunuyorsam, bu trenin işlemesine bir
katkı olmayacaktır diyorum.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Uysal.
Buyurun Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Değerli Hatip
şöyle bir cümle sarf etti, dedi ki: Nerede bir haksızlık varsa
bu haksızlıklara karşı birlikte mücadele etmek lazım.
Doğrudur.
Ancak somut bir örnek veriyorum: Sayın
Başbakan Yardımcısı da burada, Profesör Doktor Hakan Hakeri
-bu, ceza hukuku profesörüdür- Konya Ağır Ceza Mahkemesinin FETÖ
iddianamesinin 50nci sırasında yer almaktadır, 9 görevde
bulunmaktadır.
BAŞKAN Tamam, daha sonra söylersiniz
kendisine Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Ve bunun
karşısında hakkında bir iddianame bulunmayan insanlarla
ilgili açığa alma ve iddianame
BAŞKAN Sayın Tanal, Sayın Uysala
söylersiniz daha sonra.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Evet, bu
haksızlıkların
BAŞKAN - Şu anda gündemimiz değil bu.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Size somut örnek
söylüyorum değerli arkadaşım.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi grup
önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Öneri kabul edilmemiştir.
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Grup başkan vekillerini toplantıya davet
ediyorum.
Kapanma Saati: 17.04
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 17.25
BAŞKAN: Başkan
Vekili Ayşe Nur BAHÇEKAPILI
KÂTİP ÜYELER: Mustafa
AÇIKGÖZ (Nevşehir), Özcan PURÇU (İzmir)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 2nci Birleşiminin İkinci Oturumunu
açıyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç
Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:
2.-
AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; 4 Ekim 2016 Salı günü ve 11 Ekim 2016 Salı
günkü birleşimlerinde diğer denetim konularının
görüşülmeyerek bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesine ve
sözlü soruların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesine; Kişisel Verileri Koruma
Kurulu üyeliklerine üye seçiminin 5 Ekim 2016 Çarşamba günkü gündeminin
Seçim kısmına alınmasına ve seçimlerin aynı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 04/10/2016 Salı günü
(bugün) toplanamadığından, İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince, grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ederim.
Mehmet
Naci Bostancı
Amasya
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Genel Kurulun;
26ncı Dönem 2nci Yasama Yılı sonuna
kadar salı günleri 15.00-21.00, çarşamba ve perşembe günleri
14.00-21.00 saatleri arasında,
04 Ekim 2016 Salı günü (bugün) ve 11 Ekim 2016
Salı günkü birleşimlerinde diğer denetim konularının
görüşülmeyerek bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesi ve
sözlü soruların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesi,
Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyeliklerine üye
seçiminin 5 Ekim 2016 Çarşamba günkü gündeminin Seçim kısmına
alınması ve seçimlerin aynı günkü birleşiminde
yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisinin lehinde ilk olarak İstanbul Milletvekili Sayın Tülay
Kaynarca konuşacak.
Buyurun Sayın Kaynarca. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisi lehine söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, hicri yılbaşını, yeni
hicri yılın hayırlı olmasını diliyorum; hem
ülkemize, milletimize hem İslam dünyasına hem de tüm insanlık
adına barış ve huzur getirmesini yürekten temenni ediyorum.
Değerli milletvekilleri, Adalet ve
Kalkınma Partisi grup önerisi çalışma gündemimiz ve
çalışma saatlerimizi içeriyor. Bununla ilgili olarak Genel Kurulun
26ncı Dönem İkinci Yasama Yılı sonuna kadar yani 1 Temmuz
2017ye kadarki çalışma saatleriyle ilgili başlıkları
aktaracağım. Öncelikle salı günleri 15.00 ve 21.00 saatleri
arasında, çarşamba ve perşembe günleri ise -ifade ettiğim
tarihler arasında- saat 14.00 ve 21.00 saatleri arasında
çalışılması öngörülüyor.
Yine 11 Ekim Salı günü yani haftaya salı
da denetim konularından sözlü soruların görüşülmesi öngörülüyor.
Bugün itibarıyla da inşallah sözlü sorularla yasamanın yanı
sıra denetim görevini, bunu gerçekleştirmiş olacağız.
Son olarak yarın 5 Ekim Çarşamba günü ise
Kişisel Verileri Koruma Kurulu üyeliklerinin üye seçimi
gerçekleştirilmiş olacak. Yine burada gündemin Seçim
kısmına alarak seçimlerin aynı gündeki birleşimde yapılması
kararını almış olacağız.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisindeki
çalışma gündemimiz ve çalışma saatleriyle ilgili
başlıkları aktarmış oldum.
Hayırlı olmasını diliyorum.
Yeni yasama yılının da huzurla geçmesini
ve değerli kanunlarla milletimiz, halkımız için, ülkemiz için
hayırlı bir yasama dönemi, 26ncı Dönem, geçirmeyi yürekten
temenni ediyor, Genel Kurula saygılarımı sunuyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın
Kaynarca.
Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin
aleyhinde ilk olarak Diyarbakır Milletvekili Sayın İdris Baluken
konuşacak.
Buyurun Sayın Baluken. (HDP
sıralarından alkışlar)
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
26ncı Dönemin İkinci Yasama
Yılının hayırlara vesile olmasını, ülkemizin
barışına, demokrasisine, özgürlüklerin genişletilmesine
katkı sunmasını temenni ediyorum. Tabii, Meclisin genel
pratiğine baktığımız zaman maalesef bu
temennilerimizin hayata geçeceğine dair çok fazla umut
taşımadığımızı da buradan altını
çizerek ifade etmek istiyorum.
Şimdi, her ne kadar AKP grup önerisi Meclisin
çalışma saatlerini düzenlemeyle ilgili bir öneri sunmuşsa da
özellikle 15 Temmuzdan itibaren adım adım
işlevsizleştirilen, iradesi hiçe sayılan ve âdeta bir vesayet
altına alınmış Meclis pratiğiyle karşı
karşıyayız. Bir kere, bununla yüzleşmeden buradan ne
Meclisin gündemini ne de Meclisin çalışma saatlerini,
çalışma takvimini doğru dürüst bir şekilde
tartışamayız, ele alamayız. Biz, özellikle, olağanüstü
hâl ilanı ve kanun hükmünde kararnamelerle bu Parlamentonun iradesinin
boşa çıkarıldığı dönemde bütün
uyarılarımızı yaptık. Bunun açık bir darbe
uygulaması olacağını, Parlamento dışında bir
iradenin Parlamentoya sürekli birtakım yasal düzenlemeler dayatma
yetkisinin olmadığını ifade ettik ama maalesef bugüne kadar
iktidar partisinin bu konuda duymuş olduğu tek bir
rahatsızlık, düzeltmiş olduğu tek bir hususa
tanıklık etmedik.
Bakın, bu Meclis 15 Temmuz darbesini 4 siyasi
partinin ortak iradesiyle boşa çıkardı, 4 partinin
duruşuyla bu Meclise yönelik bombalama yapılsa bile 79 milyonun
iradesinin teslim alınmayacağı bütün dünya kamuoyuna gösterildi.
Darbeden hemen sonra 4 partinin altına imza atmış olduğu
deklarasyon aslında ileriye dönük son derece önemli mesajlar
taşıyordu. Darbeyi boşa çıkarmış bir Meclise,
maalesef, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Grubu güvenmedi, bu
Meclis üzerinden darbeyle mücadele edilmesi gerektiğiyle ilgili hiçbir
uyarıyı dikkate almadı. Biz o dönemde açık bir şekilde
söyledik, darbeyle mücadele uygulamasında buraya getireceğiniz her
türlü yasal düzenlemeye, hukuki normları göz önünde bulundurarak belli
ilkesel kavramlar içerisinde destek sunacağımızı söyledik
ancak siz siyasi partilerin size vermiş olduğu bu krediyle, darbeyi
boşa çıkarmış bu Meclis iradesiyle bu süreci yönetmek
yerine, maalesef, tek kişinin iradesini esas alan ve bu Meclisin iradesini
de boşa çıkaran bir uygulamaya imza attınız.
Dolayısıyla burada son derece ciddi bir problemle karşı
karşıyayız.
Hemen darbe tartışmalarının
akabinde bu Mecliste bir darbe komisyonu kuruldu 4 siyasi partinin ortak
iradesiyle, bu komisyonun bir an önce çalışması gerektiği
ifade edildi. Maalesef, iktidar partisi önce üye vermeyerek sonra Meclisin
tatile girdiği -ki Meclis bu ülkede bu kadar devasa sorunlar varken, her
gün onlarca cenaze kalkarken, 79 milyonun tamamı üzerinde nefes alamaz bir
baskı cenderesi varken nasıl tatil edilir, onu da anlayamıyoruz-
döneme denk gelecek şekilde o darbe komisyonunun
çalışmasını engelledi. Düşünün, ülkenin gündeminde 15
Temmuz darbesi var, Mecliste bir komisyon kurulmuş ama bu komisyon tek bir
çalışmaya imza atmamış, o tarihten bugüne kadar darbenin
siyasi ayağıyla ilgili tek bir süreç yürütülmemiş. Yani
hayatının bir döneminde cemaat okullarında okuyan, yok, bilmem,
evlerinde kalan, Bank Asyada çay içenlere yönelik her türlü uygulama
yapılıyor; cemaatle hiç alakası olmayan Kürt, Alevi, sol,
sosyalist, muhalif kesimlere yönelik tam bir tasfiye operasyonu, âdeta
toplumsal yaşamı soykırım anlayışıyla
devreye geçiriliyor ama buna karşın darbenin siyasi
ayağıyla ilgili tek bir çalışma yok, tek bir
soruşturma süreci yok. Bank Asyada çay içenin işine son ver, tutukla,
cezaevine gönder ama ByLock sistemine sahip bakanla ilgili ya da
milletvekilleriyle ilgili tek bir süreç yürütme. Bu nasıl bir
samimiyetsizlik? Bu Meclisi, bu Parlamentoyu bu şekilde
itibarsızlaştırma, bu şekilde işlevsizleştirme
hakkına sahip misiniz?
Bakın, bu Meclis tatile girmeden hemen önce 4
siyasi partinin ortak iradesiyle kayyumla ilgili düzenleme torba yasadan
çıkarıldı. Yani şu kapı arkasında bugüne kadar
verilen sözleri bu şekilde hiçe sayan bir uygulamaya bu Meclis
tanıklık etmedi. Ancak verdiğiniz sözler, ortaya koyduğunuz
iradeye rağmen kayyumla ilgili bir düzenleme kanun hükmünde kararname
olarak getirildi, hiçbirinizden ses çıkmadı. Bizim irademize, bizim
vermiş olduğumuz sözlere Saygısızlık var burada.
demediniz. Bu nasıl bir anlayıştır? Bu Meclisin 4 siyasi
partisinin iradesi bir kişinin karar verdiği bir KHKyla boşa
çıkarılacaksa o zaman burada neyi tartışacağız?
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. yazıyor, bu
pratik ona mı uyuyor? Bence bu yazıyı değiştirelim
artık, egemenlik kayıtsız şartsız tek kişidedir.
Belediyelerde de değiştirelim. Yüzde 80 oy almış belediye
başkanının yerine memur atayarak görevden alacaksanız
Egemenlik kayıtsız şartsız kayyumdadır. yazın,
atamadadır yazın, hiç olmazsa halka karşı bu tarz
süreçleri net olarak ortaya koyun.
Bakın, her geçen gün bu ülke
yaşadığı siyasi krizin içerisinde daha fazla debelenmeye
başladı; Suriyeye yönelik askerî müdahalelerle büyük bir bölgesel
krizin içerisine de girmek üzere. Zaten ekonomik kriz, bugün Başbakanın
yaptığı açıklamaları dinleyen bir ilkokul
öğrencisinin de rahatlıkla anlayabileceği bir boyuta geldi ama
bununla ilgili tek bir çözüm yok. Meclis savaş tezkeresiyle
açılıyor. Bölgesel krizi daha fazla artıracak bir tezkereye imza
atıyor. Olağanüstü hâl muhtarlarla yapılan toplantıda
kararlaştırılıyor. Meclisin iradesine, siyasi partilerin
görüşlerine başvurulma ihtiyacı bile hissedilmiyor. Oysaki
burada, OHAL ilanı olduğunda Başbakan bu kürsüden çıkıp
Biz OHALi kendimize karşı, devlete karşı hayata
geçireceğiz ve mümkün olduğunca, üç aydan önce de bu uygulamayı
kaldıracağız. dedi. Sonuç ne? Elde ne var? OHAL darbeyle
mücadelenin nesini açığa çıkardı? Hani, daha darbenin
siyasi boyutuyla ilgili bir soru attım ortaya ama cevabını
arayan, cevabını bekleyen yüzlerce soruyla ilgili bu süreçte hiçbir
şey yapılmadı. Ama, biz biliyoruz ki dert, darbeyle mücadele
değil; dert, yasal ve anayasal yetkiyi halktan alamadığı
için hayata geçiremediği bir rejim değişikliğini OHALle
fiilî olarak hayata geçirmektir, tek adam rejimini bu ülkeye dayatmaktır,
son derece nettir. Kuvvetler ayrılığı yok, Hükûmete
istediği zaman müdahale ediyor, Parlamento devre dışı
bırakılmış, yargı 100 metre öteden olmayan düğmelerini
ilikliyor; bu durumda biz Türkiyede artık neyi
tartışacağız? Yani, bununla ilgili bütün bu süreçleri ciddi
bir şekilde ele almamız lazım.
Bakın, bugün bu saatlerde birçok televizyon
kanalının, basın-yayın kuruluşunun ekranları
karartıldı, kapıları mühürlendi. İMC TV, Hayatın
Sesi, TV 10, Zarok TV, Jiyan TV, Azadi TV tıpkı 15 Temmuz
darbecilerinin CNNe ve TRTye yaptığı gibi bugün sizin
tarafınızdan mühürlendi. Aynı anlayıştır,
aynı anlayış. Özgür Radyonun kapıları
kırılarak çalışanları gözaltına alındı.
Ha darbe gecesi CNNin kapılarını kırarak oradaki
insanları derdest etmişsin ha Özgür Radyonun kapısını
kırarak çalışanlarını gözaltına
almışsın, bunun arasında hiçbir fark yok. Süre
kısıtlı ama İMCnin, Hayatın Sesi, TV 10, bütün bu
yayın kuruluşlarının bugüne kadar darbeyle ilgili tutumu da
net olarak ortada. Dolayısıyla, bu yürüttüğünüz şeyin
darbeyle mücadeleyle hiçbir ilgisi yok. Bakın -keşke süre geniş
olsaydı, konuşsaydım- ilk defa Kürtçe çizgi film
yayını yapan bir televizyon kanalını kapatmanın
utancını yaşattınız. Şirin Baba Kürtçe
konuştuğu için ya da konuşturulduğu için darbeci ilan
edildi, bölücü ilan edildi ya. Bakın, bütün dünya kamuoyu bu resmi
tartışacak. Şirin Baba Kürtçe konuştuğunda bölücü
oluyor, Şirine terörist ilan edildi sizin tarafınızdan. Burada
Sünger Bobu siz kriminalize ettiniz, bölücü ilan ettiniz. Ya, böyle bir
anlayış olabilir mi? Bu nasıl bir ciddiyetsizliktir, bu
nasıl bir samimiyetsizliktir?
Dolayısıyla, yürütmüş olduğunuz
sürecin darbeyle mücadeleyle de hiçbir ilgisi yoktur. Bu çalışma
takviminden önce, iradesi boşa çıkarılmış Parlamentonun
iradesini tekrar tesis etmek ve bu Parlamentonun işlevselliğini ve
itibarını sağlamakla ilgili bir gündem bir kez daha hepimizin
önünde olmalıdır diyorum.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Baluken.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) Sayın
Başkan, yerimden kısa bir açıklama yapabilir miyim?
BAŞKAN Sayın Bostancı, buyurun, bir
dakika
.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
31.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, Diyarbakır
Milletvekili İdris Balukenin AK PARTİ grup önerisi üzerinde
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) Teşekkür
ediyorum.
Sayın Baluken sert eleştirilerde bulundu.
Eğer Türkiyede tek adam rejimi olsaydı 15 Temmuz darbecilerine bütün
partiler ve bu millet direnmezdi; bir kere bunun altını çizmek
isterim.
İkincisi: AK PARTİ on dört
yıldır iktidarda, olağanüstü hâlle yönetmek gibi bir
fantazyası olsaydı geçmişte de buna benzer örnekler olurdu.
Olağanüstü hâl bu ön dört yılın içinde sadece 15 Temmuzdan
sonraki özel döneme mahsustur.
Üçüncüsü; Sayın
Cumhurbaşkanlığı, Hükûmet, Meclis, bunların hepsi
yasalar çerçevesinde yerlerini almış, millet iradesiyle teşekkül
etmiş demokratik kurumlardır, bunlar yasalar çerçevesinde icraatlarını
yaparlar. Bu icraatlara karşı da yasal yolların açık
olduğu demokratik ve özgür bir ülkedeyiz, Meclis de
çalışıyor. Elbette herkes eleştirilerini söyleyebilir,
Hükûmet de, Cumhurbaşkanı da kendi icraatlarını
yapacaktır, bu çerçevede görmek gerekir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Sayın Başkan, yerimden benim de söz talebim olacak.
BAŞKAN Sayın Baluken, sizi de
dinleyelim. Siz de yerinizden bir dakika söz istediniz.
Buyurun.
32.-
Diyarbakır Milletvekili İdris Balukenin, Amasya Milletvekili Mehmet
Naci Bostancının yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, Sayın
Bostancının değerlendirmelerinden sonra en azından ben
Halkların Demokratik Partisi adına cevap niteliği
taşıyacak birkaç şey söylemek durumundayım.
Biz darbeye karşı çıkarken bir
kişiye ya da bir siyasi partiye karşı bir tavır ortaya
koymadık. Darbeye karşı çıkarken bu ülkenin demokrasisine,
hukuk devletine, toplumsal barışına sahip çıkacak bir
siyasi tavır ortaya koyduk. Bugün aynı kalkışma, aynı
girişim olsa bu bahsetmiş olduğumuz ilkesel tutum neticesinde
aynı siyasi duruşu göstermekte de asla tereddüt etmeyiz, çekinmeyiz.
Ancak darbe sonrası darbeyle mücadele adı altında yürütülen
uygulamalar bütün muhalif toplumsal kesimleri tasfiye etmeye, sindirmeye
yönelik büyük bir baskı cenderesine dönüşmüş durumda.
Dolayısıyla, bu uygulamalar devredeyken bu Parlamentonun da iradesiz,
inisiyatifsiz
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
bir
biçimde sadece seyirci pozisyonuna düşmesini kabul edilemez buluyoruz.
Yapmış olduğumuz uyarılar, Parlamentonun bugüne kadar
olduğu gibi Türkiye'nin bütün sorunlarına, 15 Temmuzdan sonra
yaşadığı sorunlara da çözüm adresi olma ve o iradeyi tekrar
sağlama doğrultusunda yapmış olduğumuz
uyarılardır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım
BAŞKAN Sayın Özel, sizi de dinleyelim
bir dakika.
33.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci
Bostancı ile Oturum Başkanı Başkan Vekili Ayşe Nur
Bahçekapılının yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Öncelikle ben de aynı
konudaki hassasiyeti dile getireyim. Türkiye'deki rejimin gitgide
otoriterleşmesi ve bir tek adam yönetimine evrilmesi eleştirilerini
yapmak
15 Temmuz günü ortaya koyduğumuz tavır ile bu
eleştirileri geçersiz kılacak bir birleştirme asla
düşünülemez. 15 Temmuz günü biz Parlamentoya, parlamenter sisteme,
halkın iradesine sahip çıktık; kimsenin ne şahsına ne
de o sahip çıkışla birilerinin görevini yapış
şekline onay vermiş değiliz. Bunu açıkça söylemek
lazım.
Bir de Sayın Başkan, tutanakları
istemiştim yanlış mı duydum diye. Konuşmanızda,
önemli bir kısmına çok katıldığım
konuşmanızda başta şöyle diyorsunuz: 15-16 Temmuz millî
demokratik halk devrimini gerçekleştiren bu halk
diye
başladınız konuşmaya. Şimdi, millî demokratik halk
devrimi tanımlaması Türkiye İşçi Partililer
tarafından 1965lerde ortaya konmuş. Mehmet Ali Aybar ve ekibi bunun
sosyalist devrimin öncüsü olduğunu ve ayrılmaz parçası
olduğunu söylemiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Müsaade ederseniz.
BAŞKAN Buyurun.
Ben duyuyorum sizi, siz söyleyin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Mihri Bellinin ekibi ise
millî demokratik devrimin askeriyedeki öğrenciler ve genç subaylar
tarafından yapılacağını, ardından da proleter
devrimin daha kansız bir şekilde hayata geçeceğini savunurlar. O
günden bugüne bu Meclis tutanaklarında millî demokratik halk devrimi
kavramını ilk kez sizden duyduk. Bu konuda bu kavramsal
yaklaşımı, bu geçmiş tutanaklardaki millî demokratik halk
devrimi kavramıyla örtüştürüyor musunuz, bunu mu savunuyorsunuz? Bir
de açıkça şunu da söylemek lazım: O gece bir kalkışma
vardı, halkla o kalkışmayı hep beraber bastırdık,
hep birlikte ama bir devrim yapmak ve millî demokratik halk devrimi diye
niteliyorsanız bu tartışma çok heyecan verici bir
tartışma olur.
BAŞKAN Ben onu, 15-16 Temmuz gecesini öyle
nitelendiriyorum. Bahsettiğiniz tarihleri yaşım icabı ben
yaşadım. O dönemin teorisini ve tartışmalarını da
iyi bildiğimi düşünüyorum. Bugün sarf ettiğim cümleyle o gün kastedilen,
aynı cümlede kastedilen anlam bir değildir. Benim söylediğim
millî demokratik halk devrimi millîdir ve yerlidir.
Teşekkür ederim.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; 4 Ekim 2016 Salı günü ve 11 Ekim 2016 Salı
günkü birleşimlerinde diğer denetim konularının
görüşülmeyerek bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesine ve
sözlü soruların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesine; Kişisel Verileri Koruma
Kurulu üyeliklerine üye seçiminin 5 Ekim 2016 Çarşamba günkü gündeminin
Seçim kısmına alınmasına ve seçimlerin aynı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Adalet ve Kalkınma Partisi Grup
önerisinin lehinde son olarak Manisa Milletvekili Sayın Erkan Akçay
konuşacak.
Buyurun Sayın Akçay. (MHP
sıralarından alkışlar)
ERKAN AKÇAY (Manisa) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Adalet ve Kalkınma Partisinin grup önerisi
üzerine söz aldım, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün 26ncı Dönemin İkinci Yasama
Yılı çalışmalarına başladık. Öncelikle yeni
yasama yılının ülkemize, milletimize, Türkiye Büyük Millet
Meclisine hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum ve
yeni yasama yılında Türkiye Büyük Millet Meclisinde
yapacağımız çalışmalar ülkemizin geleceği
bakımından büyük önem taşımaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi hangi şartlardan
bugüne gelmiştir, mutlaka bir hafıza tazelemeye her zaman
ihtiyacımız vardır. Öyle inanıyorum ki 15 Temmuzdan sonra
bu ihtiyaç daha da artmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi millî
mücadele yıllarında sergilenen ruh ve asaletle Türkiye'nin makûs
talihini aşacak, yenecek yegâne kurumdur ve isli gaz lambalarından,
vatanı karanlıktan çıkaran aydınlık olmuştur ve
sac sobalarda zar zor ısınılırken aynı zamanda
esaretin dondurucu soğuğundan aziz milletimiz korunmuştur.
Okullardan getirilen tahta sıralarda sıkışarak
kısıtlı imkânlarla çalışılmıştır.
Düşman kavi, yokluk çok, para yok ama ne yapalım, elden bir şey
gelmez dememişler. Durum bazen o kadar vahim hâle gelmiş ki
tutanakları yazacak kâğıt yok ve Ankaradaki bakkallardan kese
kâğıdı toplanmıştır Mecliste tutanak yazmak için
ve Polatlıdan Yunanın top sesleri gelmektedir. O günden 15 Temmuz
gününe, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yerleşkesine, binasına ve
Genel Kuruluna atılan 7 bomba ve pek çok kurşunu
düşündüğümüzde bunun muhasebesini çok iyi yapmak durumundayız.
Ülkemizin yoğun gündeminde terör
saldırıları, maalesef artarak devam ediyor. Anbean, saat saat bu
saldırılar devam ediyor ve Suriyede de ülkemizi yakinen ilgilendiren
çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Her ne kadar gözardı
edilse ve gündemin birinci maddesi olarak tartışılmasa da
ekonomik sorunlar aslında artarak devam ediyor. Toplumsal gerilim ve kutuplaşma
emareleri 15 Temmuzdan sonraki süreçte önemli ölçüde azalıyor görünse de
hadisenin sıcaklığı geçtikçe, maalesef, bu toplumsal
gerilimleri, kutuplaşmaları artıracak tutum ve
davranışların devam ettiğini üzülerek görüyoruz.
İşte burada, ülkemizin ihtiyaç duyduğu sağduyu, müzakere ve
uzlaşma kültürünü yaşamak ve yaşatmak için hepimizin üzerine çok
büyük görevler düşüyor ve önümüzdeki günlerde, siyasetin
normalleşmesi için en önemli görevlerden birisi, başta Hükûmete
düşmekle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisine de önemli görevler
düşmektedir. Bu çerçevede, kamplaşmadan ve kutuplaşmadan
kaçınarak müzakere ve diyalog kanalları alabildiğine açık
tutulmalıdır. Yeni fiilî durumlara, şahsi ve keyfî uygulamalara
fırsat verecek yasama faaliyetlerinden uzak durulmalıdır.
Milletimizdeki endişe ve huzursuzluğu bertaraf edecek
adımları atmalıyız. Hassasiyetimiz, vatanımız,
milletimiz, kardeşliğimiz ve istiklalimiz üzerine inşa
edilmelidir.
Değerli milletvekilleri, 15 Temmuz
akşamı demokrasi ve hukuk çok alçakça bir saldırıya
uğradı ve milletimizde derin izler bırakacak. Önümüzdeki çok
uzun yıllar tartışacağımız,
hatırlayacağımız ve öğreneceğimiz hadiseleri
yaşadık. Türkiye Cumhuriyeti 15 Temmuzdan bu yana en tehlikeli
süreçlerinden birisini yaşamıştır ve ülkemizin
birliği, bütünlüğü hedef alınmıştır. Teröristler
Türk milletinin tamamını, millî iradeyi ve cumhuriyetin bütün
kurumlarını hedef almıştır. Bu darbe girişimiyle
milletin birlik ve kardeşliği hedef alınarak ülkemiz bir kaos ve
iç çatışma ortamına sürüklenmek istenmiştir. O nedenle, 15
Temmuz bir milattır. Hiç kimse 15 Temmuz yaşanmamış gibi
hareket edemez. 15 Temmuz ve Yenikapı bağlayıcıdır. 15
Temmuz akşamında demokrasiye ve millî iradeye sahip çıktık.
Meclisi açık tutarak darbecilere en büyük darbelerden birisi
vurulmuştur. Bu sorumluluk çerçevesinde birlik ve beraberlik duygusu,
siyasette müzakere ve uzlaşma kültürü öne çıkmış ve bu
kültür 7 Ağustosta Yenikapı Mitingiyle taçlanmıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi Yenikapı ruhunun
merkezinde yer almaktadır. Ancak Yenikapı ruhunu ve Yenikapıya gelen
süreci devam ettirip ettirmemek büyük ölçüde devleti yönetenlere, iktidar
sahiplerine ve diğer siyasi mensuplara düşmektedir.
Tabii, burada en önemli unsur Yenikapı
deyince ülkenin birliğini, bütünlüğünü, beraberlik içerisinde
bulunmasını ve tüm tehlikelere karşı yekvücut
karşı durmasını ifade ediyor. Bunu, aynı zamanda hep
birlikte demokrasiye ve hukuka sahip çıkma tavrı olarak
değerlendirmek lazım. Ancak bu birleştirme görevi öncelikle
Sayın Cumhurbaşkanına, Hükûmete, devlet kurumlarına, siyasi
partilere ve diğer demokratik kuruluşlara ve medyaya
düşmektedir. Milletimizin topyekûn kucaklanması gerekir.
Ayrıştırıcı, kamplaştırıcı ve
gerilim yaratan söz ve davranışlardan özenle
kaçınılması gerekiyor. Yenikapı ruhu
Cumhurbaşkanına ve iktidara biat etmek anlamına gelmez ve
Yenikapıya katılan muhalefet partilerinin de iktidara açık çeki
asla değildir. Demokratik kurumların ve süreçlerin çok daha iyi
işlemesi için bu önemli bir fırsattır. Bu fırsatın
gereksiz tartışmalarla kesinlikle heba edilmemesi gerekir. Özellikle
son günlerde, daha Meclisin açılması arifesinde yaşanan gereksiz
Abdülhamit ve Lozan tartışmalarının tekrarlanmaması
gerekir ve bunlar da Yenikapı ruhuna, maalesef, uymamaktadır.
Bu düşüncelerle yeni yasama
yılının tekrar hayırlı uğurlu olmasını
diliyor, hepinize saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Akçay.
Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisinin
aleyhinde son olarak Manisa Milletvekili Sayın Özgür Özel konuşacak.
Buyurun Sayın Özel. (CHP sıralarından
alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
26ncı Dönemin İkinci Yasama
Yılına başlıyoruz. Burada yapacağımız
faaliyetlerin ülkemize, halkımıza ve Parlamentodan sorunlarına
çözüm bekleyen, yaralarına merhem bekleyen fakire fukaraya, garip
gurebaya, yoksula, yetime, işçiye, köylüye, memura, işsizlere,
öğrencilere, öğretmenlere, öğretim görevlilerine fayda
sağlayacak; halktan yana, halk için yapılacak bir yasama faaliyetleri
bütünü olmasını temenni ediyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
olarak Parlamentodaki tüm gruplara ve Parlamentonun değerli emekçilerine
başarılar diliyoruz.
Bir Yenikapı ruhudur gidiyor. Bugün de kürsüde
söylendi, bundan sonra da çokça söyleneceğe benziyor. Yenikapı ruhu
dediğiniz mesele, iktidar partisine gidip de muhalefet partilerinin
kayıtsız şartsız destek verdiği, bir beyaz
kâğıdın üzerine imza atıp Üstünü altını siz
doldurun. dediği bir gün değildir. Zaten Yenikapıda iktidar
partisi tek başına bir miting yapsaydı bugün Yenikapı
ruhundan da bahsedilemezdi. Muhalefet partilerinin oraya
katılımı, oraya düştüğü şerhler
Yenikapıyı anlamlı kılmış ve bir Yenikapı
ruhu tartışması başlatmıştır. Yenikapı
ruhu, Parlamentodaki tüm siyasi partileri temsil etmemesi açısından eksik
ama 15-16 Temmuz günü Parlamentoda, o bombalar altındayken, parlamenter
sisteme, demokrasiye hep beraber sahip çıkan bir Parlamentonun, bir
partilerüstü yaklaşımın karşılık bulduğu bir
noktada ele alınacaksa konuşulabilir.
Yenikapıda kimseye bir boş kâğıt
vermedik, altına imza atmadık, Ne yaparsanız yapın, sizi
destekleyeceğiz. demedik. Aksine, 12 maddelik bir manifestomuz vardı
orada, Genel Başkanımız okudu, Yenikapıdan ve bundan sonra
Türkiye'den ne beklediğini söyledi; kimse itiraz etmedi, hatta olumlu
referanslar verildi ama gelin bakın bakalım şimdi, eğer
varsa bir Yenikapı ruhu, ondan Cumhuriyet Halk Partisi ne anlıyor ama
birileri ne yapıyor ve Yenikapı ruhunu aslında bu hâle getiren
kimler?
Biz demişiz ki: İbadethaneye,
kışlaya, adliyeye siyaseti sokmayalım. Oysa o günden itibaren
-ibadethane dediğimizde tabii sadece camileri anlamamak lazım ama-
gerek Diyanet İşleri Başkanlığının âdeta bir
partinin sözcüsü gibi onun başlattığı
tartışmaları, onun talep ettiği uyarıları, onun
talep ettiği kararları almasından adliyede ortadan kalkan hâkim
teminatına, savcıların özgür karar vermemelerine ve
kışlanın apoletlilerinin gelip burada bulunmasına
Ama o
gece sabaha kadar ne olduğunu, o an gelene kadar en
yakınındakileri dahi oraya kendi iradeleriyle terfi ve tayin
ettirenlerin ve o gün Yenikapıda apoletleriyle konuşma
yapanların hesap veremez durumlarının nasıl kabul
edildiğini hep birlikte izliyoruz.
O gün demişiz ki: Siyasette uzlaşma
kültürünü geliştirelim, siyasete ortak aklı egemen kılalım.
Bugün bir tartışma var, kanun hükmünde kararnamelerde 4 parti bir
komisyon kuracakmış.
Dün, bunu, alt yazıdan geçmeye
başladığında gazeteciler, Parlamento muhabirleri
aradılar, sordular, Özgür Bey, temas kurdunuz herhâlde. diye. Dedim ki Moda
deyimle söyleyeyim, böyle bir komisyon kurulacağını
eniştemden öğrendim. (CHP sıralarından alkışlar)
Böyle bir şey olur mu arkadaşlar? Ortak akıl diyorsunuz,
birlikte mücadele diyorsunuz; Bakanlar Kuruluna giriyorsunuz
çıkıyorsunuz, 4 parti ortak komisyon kuracak, bunu alt yazıdan
okuyoruz, bunu bizimle tartışmıyorsunuz. Hâlen daha Parlamento
muhabirleri arıyor Temas var mı? diye, telefon geldiği yok;
içeride çay içtik, içeride de kimsenin bir şey söylediği yok. Sadece
Bir komisyon kurulabilir. Hangi şartlarda kurulacak, hangi hukuka
oturacak, Anayasadan hangi gücü alacak, hangi yetkiyi kullanacak ve eğer
bu kullanacağını tarif ettiğiniz yetkiyi bir hukuka
oturtmuyorsanız bunu niye teklif ediyorsunuz?
Yani, mesele, sorunu çözmek, mağduriyetleri
gidermek, ortak akılla bir şeyler yapmak değil de tribünlere
oynamak olunca alt yazıdan o yazının geçmiş olması
sizin için yeterli, gerisi önemli değil. Bu konuda temassa temas, teklifse
teklif; bekliyoruz. Ama öncelikle, kurulmuş mevcut komisyonları
çalıştırmama hâlini, Darbe Komisyonunu iki buçuk ay ötelemenizi,
karar aldığımız hâlde bütün bir yaz boyunca Meclis
İnsan Hakları Komisyonunun kıpırdamamasını,
Cezaevi Alt Komisyonunun İşkence iddialarını duyuyoruz ama
gitmeyeceğiz. açıklamalarını da kamuoyunun takdirlerine
sunuyoruz. Bunları da kınadığımızı belirtmek
istiyoruz.
Siyasette öz eleştiriden
kaçınmayalım, geçmişi iyi analiz edelim, tarihin tekerrürünü
önleyelim. demişiz. Evet, bir cemaat tüm hukuk içi ve hukuk
dışı yollar kullanılarak tasfiye ediliyor. Vallahi, iki
aydır değil, iki yıldır değil, yirmi yıldır
zaten bunu söylüyoruz, Bu adamlar devletin damarlarından beyne
gidiyorlar. Bunlara ne istiyorlarsa vermeyin. diyoruz. Şimdi bir cemaat
tasfiye ediliyor. Peki, yerine? Başka başka cemaatlerle
Cemaatler koalisyonunun
sadece dengeleri değişti. Yeni bir paylaşım
savaşı var ve belli bakanlıklar, belli görevler yeni cemaatlere
veriliyor. Yani, manifestonun geçmişteki hataları tekrar etmeme
şartı da iktidar partisi tarafından tamamen terk edilmiş
durumda.
Liyakati esas alalım diyoruz. Biraz önce
milletvekillerimiz ifade etti, KPSS, o ki dayısı olmayanın
dayısıdır soruları çaldırmazsanız; o ki
kimsesizin kimsesidir, milletvekilini tanımayanın milletvekilidir
KPSS. Ama buna mülakat getirdiniz, Gezi olayını nasıl görüyorsun?,
Reis deyince ne hissediyorsun? sorularıyla pür AKPli ve kesinlikle
muhalif olmayacak bir memuriyet yani liyakati değil sadakati arayan bir
sistem getirmeye çalışıyorsunuz.
Darbe hukukundan kurtulalım diyoruz, yeni darbe
kendi hukukunu dayatıyor. Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip
çıkalım diyoruz, iki ay öncesine kadar, darbeden önce Lozana sahip
çıkanlar darbeden sonra cumhuriyetin kurucularına dönüyorlar ve o
güne kadar söylediklerinin tam tersine, ülkenin tapu senedi dedikleri Lozana
ülkenin kayba uğradığı bir şey olarak
İnönüye,
Atatürke hakaret ediyorlar. Hiçbir gelişmiş demokraside kurucu
babalarla mevcut yöneticiler uğraşmaz arkadaşlar. Fransız
meclisinde De Gaulleün teorileri tartışılır,
karşıt da olur ama kimse o kürsüye çıkıp De Gaullee
hakaret etmez. Amerikanın kurucularına, kurucu babalarına
mevcut siyasiler dil uzatmazlar. O yüzden bundan hızla vazgeçilmesi
gerekiyor.
Parlamenter sistemi güçlendirelim diyoruz,
Yenikapıda olağanüstü hâl ilan edip sanki bu Parlamentonun bir
kısmı darbeye direnmiş, öbür kısmı darbeye
şakşak yapmış gibi, alkış tutmuş gibi
düşünerek Parlamentonun yasama yetkisini üzerinize alıyorsunuz; sanki
Meclisin muhalefet kanadı darbecilikle enfekte olmuş gibi. Ama tek
başına güç kullanmak, güç zehirlenmesinin üzerinizde
yarattığı enfeksiyon bu ülkeye de çok şey kaybettiriyor ama
iktidarınızı da içten içe yiyor; bunu da hepinizin bilmesi
lazım.
Yenikapıda genel başkan medyanın
özgür olması demiş, 23 tane kanal kapattınız daha geçen
gün. Bu yapıya destek veren kanalları kapatın. Ama nasıl
oluyor da çocuk yayını yapan kanalları, nasıl oluyor türkü
çağıran kanalları, nasıl oluyor sosyal demokrasi
dışında bir şeyi savunmayan kanalları
Yani kendiniz
için dikensiz gül bahçesi, muhalefetin olmadığı, tek sesin
olduğu bir ortamdan bahsediyorsunuz.
Yargının
bağımsızlığını ve
tarafsızlığını koruyalım dedik, biz önerdik
liderler zirvesinde mini anayasa paketini. Nede anlaşamadık biliyor
musunuz arkadaşlar, iktidar partisi grubu? HSYK seçilirken ilk iki tur
nitelikli çoğunluk, üçte 2, sizinkiler diyor ki: Üçüncü turda salt
çoğunluk. Bütün hâkimi, savcıyı iktidar partisi grubu salt
çoğunlukla seçecekmiş. Buna karşı
çıktığınız için anlaşamıyoruz. 12 Eylül
2010da o cemaat için yapılandırılmış -Meclisi
bombalayan F16ya, Fetullah Hocayla birlikte kaldırıp hani bombalar
yüklenmişti ya- o hâkimler orduya operasyon yapıp yerine getirdikleri
de bizi bombalamıştı, onu düzeltelim diyoruz, hâlâ daha
Nitelikli çoğunluk değil, salt çoğunlukla biz seçelim.
diyorsunuz.
Eğitim sistemi tek tipçi olmayacaktı, el
konulan bütün okulları imam-hatip yapıyorsunuz. Bir kişi
çıkıp da buna itiraz etmiyor.
Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi
laikliği güçlendirelim dedik. Arkadaşlar, hayatını kaybetti
60 polis. Polisin örgütlenme özgürlüğünün önünü açıp jest
yapacağınıza polise örtünme özgürlüğü getiriyorsunuz.
Getirin, hiç mesele değil de esas mesele hayatını ortaya koyan
adamların sendika kurmasına Evet. demeyip, örgütlenmesine
Hayır. deyip örtünmesini kendinize mesele yapıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Ondan sonra Yenikapı
ruhu, Yenikapı ruhu... Yenikapı ruhu burada, buna karşı
çıkan iktidar partisi de karşımızda. Gözlerinizin içine
baka baka bunları size hatırlatmaya devam edeceğiz
arkadaşlar.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Özel.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) Sayın
Başkanım
BAŞKAN Sayın Bostancı
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya) Yenikapı
ruhundan herkesin aynı sözleri söylemesini kesinlikle anlamıyoruz.
İktidar-muhalefet, herkes kendi siyasi pozisyonu çerçevesinde davranacak
elbette ama Türkiyenin ortaklıklarını anlıyoruz.
Öte taraftan, Sayın Özgür Beyin ifade
ettiği mülakatlarda keyfî birtakım sorular sorulma iddiası vahim
bir iddiadır. Buna ilişkin elde ne tür somut delil varsa kendisiyle
beraber takipçisi olacağımı söylüyorum. Bütün mülakatların
böyle yapıldığı yahut bu tür örnekler olduğu iddiasını
vahim görürüm. Benim bilgim ve kanaatim böyle olmadığı şeklindedir.
Ellerinde ne iddia varsa beraber takipçisi olacağım.
Teşekkürler.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın Baluken, sizi de
dinleyelim.
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır) İç
Tüzük 60a göre bir söz talebim var.
BAŞKAN Buyurun.
Süreniz bir dakika.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
34.-
Diyarbakır Milletvekili İdris Balukenin, AKP Grup Başkan Vekili
Mustafa Elitaşın Mecliste kanun hükmünde kararnamelerin hukuka
uygunluğunu denetleyecek bir komisyon oluşturulacağıyla ilgili
basına yansıyan açıklamalarına ilişkin
açıklaması
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Özel konuşmasında önemli bir
hususa değindi. Dün AKP Grup Başkan Vekili Sayın
Elitaşın basına yansıyan açıklamaları oldu. Bu
açıklamalara göre, 4 siyasi partinin ortak katılımıyla
bütün kanun hükmündeki kararnameleri hukuka uygunluk açısından
inceleyecek, bunu denetleyecek ve bu doğrultuda ortaklaştırmaya
çalışacak bir komisyon oluşturulacağını ifade
etti, böyle bir konunun gündemlerinde olduğunu söyledi. Şunu
altını çizerek söyleyelim: HDPye bu saate kadar iktidar partisinin
aktarmış olduğu bu yönlü tek bir bilgi yoktur, tek bir
görüşme talebi yoktur. Bu konuda daha önce yapmış olduğumuz
çağrılar da ortadayken demin yapmış olduğumuz toplantıda
da grup başkan vekillerinin açıkladığı hiçbir husus
yoktur. Biz bu açıklamanın olağanüstü hâlin uzatılma
kararı alındığı gün ve deminden beri isimlerini
saydığımız televizyon ve radyo kurumlarının
kapısına mühür vurulduğu gün, ekranların
karartıldığı gün
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Bir dakika daha ek süre veriyorum,
lütfen tamamlayın.
İDRİS BALUKEN (Diyarbakır)
basın-yayın kurumlarının ekranlarının
karartıldığı, kapılarının mühürlendiği
gün olmasını son derece manidar buluyoruz. AKPnin tipik algı
yönetimidir, toplumda beklenti oluşturarak demokratik tepkilerin
sönümlenmesini amaçlayan bir siyasi tutum ortaya koyar hep. Belli ki dün
OHALin uzatılmasıyla ve basın-yayın kurumlarına
yönelik darbe saldırısıyla ilgili gelişecek tepkileri
azaltmaya yönelik olarak böyle bir konu ortaya atılmıştır.
Şunu görüyoruz: İçeriden, milyonlarca
mağdur yaratan bu KHKlara ilişkin muazzam bir dip dalga tepkisi
vardır ve bu bir tsunamiye de dönebilir. Aynı şekilde, Avrupa
Konseyi başta olmak üzere, bütün bu KHKların Türkiyenin
imzaladığı uluslararası sözleşmelere aykırı
olduğuyla ilgili çok yakın dönemde heyetler de buraya gelecektir,
Türkiyeye gelecektir. Bu baskıları sönümlendirmeye yönelik ortaya
atılmış bir iddianın ötesine geçmediği kanaatindeyiz.
Teşekkürler.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, yerimden bir söz talebim var sayın
başkanın sözlerine.
BAŞKAN Bir oylama yapayım, size
vereceğim söz.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
AK PARTİ Grubunun, Genel Kurulun çalışma gün ve saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; 4 Ekim 2016 Salı günü ve 11 Ekim 2016 Salı
günkü birleşimlerinde diğer denetim konularının görüşülmeyerek
bir saat süreyle sözlü soruların görüşülmesine ve sözlü
soruların görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesine; Kişisel Verileri Koruma
Kurulu üyeliklerine üye seçiminin 5 Ekim 2016 Çarşamba günkü gündeminin
Seçim kısmına alınmasına ve seçimlerin aynı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Adalet ve
Kalkınma Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Öneri kabul edilmiştir.
Buyurun Sayın Özel.
Yerinizden bir dakika
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
35.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Amasya Milletvekili Mehmet Naci
Bostancının yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çok uzun
bir şey söylemeyeceğim Sayın Başkan.
Sayın grup başkan
vekili diyor ki: Mülakatlarda böyle bir şey oluyorsa
Bu, şuna
benziyor: Darbeden hemen sonra Sayın Cumhurbaşkanı ile Genel
Başkanımızın bir görüşmesi sırasında Genel
Başkan demişti ki Ben altı yıldır TRTye
çıkmadım. örneğin, Cumhurbaşkanı da dönüp demiş
ki Bunun böyle olduğunu bilmiyordum. Yahu, altı yıldır
ana muhalefet partisinin TRTye çıkmadığını ve bu
konuda ne çok tartışma varken Cumhurbaşkanının
bilmemesi ne kadar inandırıcıysa, Adalet ve Kalkınma
Partisi grup başkan vekilinin, yapılan mülakatlarda, bir kez
mülakatın neden yapıldığını, hem de o
yapılan mülakatta ayırıcı sorular olarak nasıl siyasi,
hatta mezhepçi, hatta inançsal sorular sorulduğundan bihaber olması
da o kadar inandırıcılıktan uzaktır. Ama, kendisinin
teklifine tabii ki evet, bana ulaşan her türlü mülakatlara ilişkin
şikâyeti kendisine iletmeyeceğim, önüne
yığacağım, önüne, arkasında kaybolacak.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Özel,
Sayın Bostancı iyi niyetiyle Ben böyle bir şeye tanık
olmadım, eğer böyle bir şey varsa belgeleriyle getirin. Bu durum
vahim bir durumdur, birlikte takip edeceğiz. dedi. Beyana inanmak
durumundayız diye ben de minik bir hatırlatma yapayım.
Sayın Bostancı,
konuşacak mısınız?
Buyurun, bir dakika.
36.-
Amasya Milletvekili Mehmet Naci Bostancının, Manisa Milletvekili
Özgür Özelin yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
MEHMET NACİ BOSTANCI
(Amasya) Çok teşekkürler.
Bu konuya ilişkin çok
fazla spekülasyon yapmaya gerek yok. Partimiz ne olursa olsun, mülakatla alınan
insanların nesnel, kurallı bir şekilde alınması
gerektiği konusunda herhâlde hepimizin ortak bir kanaati vardır.
Keyfî sorular sadece CHPlileri değil, AK PARTİlileri de
rahatsız eder. Dolayısıyla, böyle subjektif, kafasına göre,
bir tür siyasi yandaşlık arama kastı güden soruları asla
kabul etmeyiz.
Ben spekülasyonun ötesinde şunu söylüyorum,
diyorum ki: Mülakatlarda, hangi mülakatta kime bu tür soru sorulduysa bunun
takipçisi olalım. Mülakatların böyle
yapılmadığını biliyorum, bana gelen bilgiler öyle ama
aksi bilgiler söz konusuysa takipçisi olmak hepimizin boynunun borcu,
söylediğim bu. Bunun üzerine daha fazla spekülasyona gerek yok.
Teşekkürler.
BAŞKAN Ben teşekkür ederim.
İç Tüzükün 37nci maddesine göre verilmiş
bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır, okutup işleme
alacağım ve oylarınıza sunacağım.
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI (Devam)
D)
Önergeler
1.-
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın, (2/131) esas numaralı
Basın Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi
(4/56)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
(2/131) esas numaralı Basın Kanununda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifimin Türkiye Büyük
Millet Meclisi İçtüzüğünün 37nci maddesi uyarınca doğrudan
Genel Kurul gündemine alınmasını arz ve talep ederim.
Mahmut
Tanal
İstanbul
BAŞKAN Teklif sahibi olarak İstanbul
Milletvekili Sayın Mahmut Tanal konuşacak.
Süreniz beş dakika. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Tanal, bugün çok faalsiniz kürsü ile
oturduğunuz yer arasında.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Değerli
Başkanım, hep faaliz. Eğer siz imkân verirseniz biz kamu hizmeti
ifa etmek istiyoruz.
BAŞKAN Hayır, hayır, öyle
değil. Kürsüye her olanağı kullanıyorsunuz; söz
aldınız, 37ye göre verdiniz, yerinizden soru sordunuz,
hızlı başladınız yani.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Ama avukatlık
yaşamımda da biliyorsunuz başarılı olduğumu
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Peki, buyurun.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Bu işin
tanığı sizsiniz.
BAŞKAN Teşekkür ediyorum Sayın
Tanal.
Buyurun.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Değerli
Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi
saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
İç Tüzükün 37nci maddesi uyarınca bugün
getirmek istemiş olduğumuz kanun teklifi, aslında her dönemde
demokrasi için, özgürlükler için, hukukun üstünlüğü için -hani diyoruz ya
4 kuvvet vardır; yasama, yürütme, yargı ve 4üncü kuvvet basın-
basın özgürlüğü için olmazsa olmazlardandır.
Bir: Basın özgürlüğü kapsamında
görevlerinden doğan ve görevleri nedeniyle işledikleri suçlardan
dolayı haklarında soruşturma açılması Adalet
Bakanlığı iznine bağlanacak. Aynı zamanda, basın
kuruluşlarının yazıhaneleri, merkezleri, şubeleri ve
basın mensuplarının konutları ancak ve ancak mahkeme
kararıyla, cumhuriyet savcısının denetiminde,
bağlı oldukları meslek odasının temsilcisiyle
aranabilecek. Yani basın odaları, meslek temsilcileri olmadan ve
aynı zamanda, mahkeme kararı olmadan aranamayacak ve bu konuyla
ilgili, soruşturmayla ilgili, Adalet Bakanının iznine ihtiyaç
var.
Biraz daha ileri gidiyoruz. Görevleriyle
bağlantılı olarak, hani, nasıl Avukatlık Kanununun
58inci maddesi uyarınca izin gerekiyorsa, nasıl
Cumhurbaşkanına hakaretten dolayı kovuşturma verildikten
sonra izin gerekiyorsa burada basın mensupları için izin
şartını getiriyoruz ki gerçekten kamu hizmetinin korkusuzca,
çekinmeden, sindirilmeden, korkutulmadan
Kamu hizmeti açısından
bunun bir ihtiyaç olduğunu söylemeye çalışıyoruz ama hele
hele bugünlerde basın özgürlüğünün ne kadar ihtiyaç olduğunun,
darbe girişimi gecesinde, basının ne kadar yararlı
olduğunun, basının ne kadar faydalı bir iş
yaptığının hep birlikte farkına vardık.
Onun için, bence bu fırsatı basına
vermekte yarar var. Bunun partisi yok. Burada ülkenin yararı için, kamunun
menfaati için, kamu hizmetinin eksiksiz ve noksansız ifası için buna
ihtiyaç var çünkü basının aynı zamanda -bugün Adalet ve Kalkınma
Partisi iktidardadır, önümüzdeki dönem inşallah Cumhuriyet Halk
Partisi iktidarda olur- her dönemde bir siyasi partiye angaje olmaması
açısından bir güvencesinin olması gerekir çünkü
iktidarların asli amacı kendisini eleştiren ve
Yaptıkları hatalar varsa, yaptıkları
yanlışlıklar varsa onun yüzüne, yine, basın çarparak
vuruyor. Basının bu şekilde gerçekleri yazmasını
engellememe adına basının özgürce yazması lazım.
Şimdi, bakıyoruz, evet, olağanüstü
hâl bahanesiyle bugün cezaevinde çok basın mensubu var, çok gazeteci
gözaltında ve çok gazeteci cezaevinde. Mesela, biraz önce değerli
arkadaşlarımız konuyu açarken Nazlı Ilıcak
Nazlı
Ilıcak bir basın mensubuydu ve özgürlükler açısından,
türban özgürlüğü açısından burada simge olan bir insandı.
Ne oldu Nazlı Ilıcaka? Şu anda cezaevinde. Nedir Nazlı
Ilıcak? Basın mensubu.
Aynı zamanda Aslı Erdoğan, ne
yaptı? Gazetenin sadece ve sadece yönetmeni değerli arkadaşlar.
Yönetmen orada yani cezai sorumluluk açısından var mı? Yönetmen
de değil, özür dilerim, danışman daha doğrusu.
Danışmanın cezai sorumluluğu yok değerli
arkadaşlar. Aslı Erdoğana gittiğimiz zaman Aslı
Erdoğana tam yirmi dört saat su vermemişlerdi, bunu cezaevi idaresi
itiraf etti.
Sayın İnsan Hakları Cezaevi Alt
Komisyonu Başkanımız da karşımızda, Cezaevinde
kime ne olacaksa olsun biz bunlara gitmeyiz. diyor.
Değerli Metiner, Aslı Erdoğana yirmi
dört saat su verilmedi. Su bir yaşam hakkıdır. Hiç kimseye yani
terör nasıl insanlık suçuysa bu şekildeki eziyet ve işkence
de bir insanlık suçudur.
MEHMET METİNER (İstanbul) Sana bugün
cevap vermeyeceğim Mahmut Tanal, bugün günümde değilim.
MAHMUT TANAL (Devamla) - Bizi birbirimize
bağlayan bağ insanlık onurudur, barıştır,
adalettir, hukukun üstünlüğüdür. Eğer bir ülke yıkılacaksa
adaletsizlikten yıkılır, düzen yıkılacaksa
adaletsizlikten yıkılır. Bizim ülkedeki bu düzeni daha
sağlamlaştırmamız için adalete
sığınmamız lazım.
Hepinize, destek vermenize
Gerçekten, basın
mensupları için bu kanun olmazsa olmazdır. Balık için su neyse
basın mensupları için de özgürlük o yasa teklifi o kadar önemlidir.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Tanal.
Bir milletvekili adına İstanbul
Milletvekili Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu konuşacak.
Buyurun Sayın Tanrıkulu. (CHP sıralarından
alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Ben özür dilerim.
Sezgin Beye ben teşekkür ediyorum, bu
fırsatı verdi, bu kanun teklifi onun sayesinde Türkiye Büyük Millet
Meclisine geldi, sağ ol.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle 26ncı
Dönem İkinci Yasama Yılının hayırlı uğurlu
olmasını diliyorum. Umarım, bu dönem Parlamento Türkiyenin
barışı için, adaleti için iyi bir çalışma ortaya koyar
geçmiş dönemden farklı olarak.
Değerli arkadaşlar,
evet, basın özgürlüğünü konuşuyoruz, basın özgürlüğüne
ilişkin bir yasa teklifini konuşuyoruz. Tam da bugün basın
özgürlüğü bakımından Türkiye tarihine kara bir leke sürüldü ve
radyo ve televizyonlar maalesef mühürlendi; İMC, Hayat TV, TV 10, Zarok TV mühürlendi. Şu mühürlü
fotoğraflar Adalet ve Kalkınma Partisinin tarihinde kara bir leke
olacak.
Değerli arkadaşlar,
Zarok TV -hiçbir politik içeriği yok, hiçbir siyasi içeriği yok-
sadece çocuklara yönelik Kürtçe yayın yapıyordu, hiçbir içerik
üretimi de yok. İşte, hepsi çizgi film, şunlar, tümü. Ama
kapatıldı. Hiçbir nedeni yok. Hiçbir neden de ortaya konulmuş
değil. Tek neden var, Kürtçe yayın yapılıyor olması.
Hani Kürtçe serbestti, Kürtçe yasaklanmamıştı? Sizlerin
içerisinden tek bir milletvekili en azından Zarok TVnin
kapatılması noktasında makul bir gerekçe söyleyebilir mi? Bunun
tek bir gerekçesi olabilir: Subliminal mesaj. Herhâlde Kürt çocuklarına bu
şekilde bir mesaj veriyordu ki bu TV kapatıldı. Bu da sizin
icadınız oldu.
Değerli arkadaşlar,
bakın, 15 Temmuz darbe girişimi olmasaydı olağanüstü hâl
ilan edecek miydiniz? Böyle bir gündeminiz var mıydı? Ama 15 Temmuz
darbe girişimi oldu, OHALi ilan ettiniz, biz karşı
çıktık. Kime karşı ilan ettiniz? Darbe girişimini
yapan kişilere, kurumlara karşı. E, şimdi ne
yapıyorsunuz? Doğrudan doğruya darbeye karşı
çıkmış kurumları, yayın kuruluşlarını,
kişileri hedef alıyorsunuz. Ee, bunun neresinde demokrasi var? Bunun
neresinde darbe girişimine karşı mücadele var? Birisini söyler
misiniz? Tek birisi, bir örnek verin. Sendikaları kapatıyorsunuz,
yayın kuruluşlarını kapatıyorsunuz, öğretmenlerin
işine son veriyorsunuz, mülkiyete el koyuyorsunuz. Ee, darbe olsa zaten
bunlar olacaktı. Darbeden ne farkı var bütün bu uygulamaların?
Bakın, olağanüstü hâl sizin deyiminizle ne
anlama geliyor, sizin deyiminizle, geçtiğimiz dönem sizin propaganda
afişiniz: OHAL kalktı. Baskılar bitti. Yani, OHALin bir
baskı rejimi olduğunu kabul ediyorsunuz bu afişle, siz. Köyümde
özgürce yaşıyorum. OHALin aynı zamanda özgür yaşama
tehdit de olduğunu siz ifade ediyorsunuz bu afişle. E, şimdi,
Üç ay bile sürmeyecek. dediğiniz olağanüstü hâli üç ay, belki de on
iki ay, belki de başkanlık rejiminin altyapısı olarak
uzatacaksınız. E, bunun neresinde demokrasi, neresinde darbeye
karşı mücadele, birisini söyleyin? Hani darbeyi devlete
karşı ilan etmiştiniz? 14 bin öğretmen, sadece bölgede,
EĞİTİM SEN üyesi oldukları için ihraç edildiler sadece bir
gün sendikanın çağrısı üzerine grev yaptıkları
için. Devlet Memurları Yasasındaki
karşılığı otuzda 1 maaş cezası. 29
Aralıktan bugüne kadar hiçbir soruşturma yok; ne adli soruşturma
var ne idari soruşturma. Peki suçsa, o tarihten eylül ayına kadar
neden soruşturmadınız; darbeden sonra bunu Allahın lütfu
sayıp, bir ganimet sayıp bu şekilde hukuksuz, adalete
aykırı bir biçimde girişimlere yöneldiniz? Bunun hiçbir
izahı yok. Bu kadar basın kurumunun kapatılmasının
demokrasiyle, özgürlükle bir alakası yok; bu kadar gazeteci yazarın
hapiste olmasının demokrasiyle alakası yok; öğretim
üyelerinin ihraç edilmesinin demokrasiyle, darbeyle bir alakası yok;
öğretmenlerin ihraç edilmesinin demokrasiyle, özgürlükle, adaletle bir
alakası yok; emzirme çağında çocukları olan
öğretmenlerin, annelerin hapiste tutulmasının özgürlükle,
adaletle, vicdanla bir alakası yok; hiçbirisinin alakası yok.
Dolayısıyla, sizin bu tarihiniz, olağanüstü hâlle başlayan
bu tarihiniz Türkiyenin yakın tarihine insan hakları sicili
bakımından kara bir leke olarak sürülecektir.
Teşekkür ederim, saygılar sunarım.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Gündemin Sözlü sorular kısmına
geçiyoruz.
VIII.-
SÖZLÜ SORULAR VE CEVAPLARI (x)
1.-
Bolu Milletvekili Ali Ercoşkun'un, memur maaşları ile aile
yardımı ödeneğine ilişkin Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanından sözlü soru önergesi (6/13) ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının cevabı
2.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, özel tiyatrolara yönelik
desteklere ilişkin sözlü soru önergesi (6/109) ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının cevabı
3.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, seyahat acentalarının münhasır
hizmetlerinde uygulanan vergi oranına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/128) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
4.-
Antalya Milletvekili Mustafa Akaydın'ın, Antalya'nın Kumluca
ilçesinin Adrasan beldesinde bulunan ve doğal sit alanı olan bir köye
ilişkin sözlü soru önergesi (6/134) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
5.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'de bulunan bir bölgenin
sit alanı ilan edilmesine ilişkin sözlü soru önergesi (6/152) ve
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
6.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde kent merkezindeki tarihi
yapıların korunmasına yönelik çalışmalara ilişkin
sözlü soru önergesi (6/154) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
7.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'de bulunan bazı tarihî
yapılarla ilgili hazırlanan bir projeye ilişkin sözlü soru
önergesi (6/155) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
8.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesinde Sokak
Sağlıklaştırma Projesi kapsamında yürütülen
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/156) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
9.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde Müzesi'ni ziyaret eden
yabancı turist sayısının düşüklüğüne ilişkin
sözlü soru önergesi (6/157) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
10.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'de düzenlenen bir festivale
Bakanlığın destek vermemesine ilişkin sözlü soru önergesi
(6/172) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
11.- Trabzon
Milletvekili Haluk Pekşen'in, Trabzon'da müzecilik alanında yürütülen
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/180) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
12.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde ve Nevşehir illerinin yemek
kültürlerinin korunması adına yapılan çalışmalara
ilişkin sözlü soru önergesi (6/202) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
13.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'deki tarihî manastırlarla
ilgili yapılan çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi
(6/203) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
14.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesindeki bir
kütüphaneden alındığı iddia edilen Osmanlı dönemine
ait el yazması kitaplara ilişkin sözlü soru önergesi (6/204) ve
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
15.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesindeki Hitit Kaya
Anıtı'nın korunmasına yönelik çalışmalara
ilişkin Kültür ve Turizm Bakanı'ndan sözlü soru önergesi (6/270)
Cevaplanmadı
16.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Şanlıurfa
iline yönelik yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/298) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
17.- Balıkesir
Milletvekili İsmail Ok'un, Bakanlar Kurulunun seyahat
acentalarının desteklenmesi ile ilgili kararına Balıkesir
Koca Seyit Havalimanının dahil edilmemesine ilişkin sözlü soru
önergesi (6/311) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
18.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin merkez ve Bor ilçelerinde
koruma altındaki tarihî yapıların durumuna ilişkin sözlü
soru önergesi (6/403) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
19.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Kemerhisar beldesinde bilimsel
kazı çalışmaları yapılmasına ilişkin sözlü
soru önergesi (6/408) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
20.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Aktaş Kasabası'ndaki
Helena Kilisesi'nin ziyarete açılmasına ilişkin sözlü soru
önergesi (6/409) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
cevabı
21.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Konya iline yönelik
yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/416) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
22.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, Bakanlığın Bursa iline yönelik
yatırım ve harcamalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/417) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
23.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, 2015 yılında Bakanlık
bütçesinden yayımlanan kitaplara ilişkin sözlü soru önergesi (6/440)
ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
24.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, antik duvar resimleri bulunan mağaralara
ilişkin sözlü soru önergesi (6/446) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
25.- Diyarbakır
Milletvekili Altan Tan'ın, 2015-2016 yıllarında özel tiyatrolara
ve filmlere yapılan yardımlara ilişkin sözlü soru önergesi
(6/461) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
26.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Ulukışla ilçesindeki
bir vadinin turizme kazandırılmasına yönelik
çalışmalara ilişkin sözlü soru önergesi (6/466) ve Kültür ve
Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
27.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Bolkar Dağlarındaki göllerin
turizme kazandırılmasına yönelik çalışmalara
ilişkin sözlü soru önergesi (6/467) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
28.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Bolkar Dağlarına telesiyej
kurulması çalışmalarına ilişkin sözlü soru önergesi
(6/480) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
29.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde ilindeki antik bir
yerleşmenin kurtarılması çalışmalarına
ilişkin sözlü soru önergesi (6/492) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi
Avcının cevabı
30.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Balcı Köyü'ndeki bir
kestane ağacının tesciline ilişkin sözlü soru önergesi
(6/493) ve Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
31.- Niğde
Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde'nin Bor ilçesinde bulunan tarihî
bir alanın korunmasına ilişkin sözlü soru önergesi (6/509) ve
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının cevabı
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, soru-cevap
işlemine ayrılan süreyi daha verimli kullanmak için önergelerin
okunması işlemi yapılmayacaktır. Önergeler tam metin
hâlinde tutanak dergisinde bastırılmaktadır. Ayrıca,
cevaplanacağı önceden bildirilen soru önergelerinin özet bilgilerini
içeren liste de gruplara dağıtılmıştır.
Sözlü soru önergelerini cevaplandırmak üzere
Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Nabi Avcıyı kürsüye davet
ediyorum.
Buyurun Sayın Bakan. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz altmış dakika.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yeni
yasama yılımızın hayırlara vesile olması
dileğiyle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığına yönelik bir soru var, onu Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanımız adına cevaplandırdıktan
sonra Kültür ve Turizm Bakanlığına sorulmuş olan sorulara
geçeceğim.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanına
Bolu Milletvekili Sayın Ali Ercoşkun (6/13) esas numaralı sözlü
soru önergesini yöneltmiş.
O önergenin cevabı: Soruları
okumayacağım mümkün olduğu kadar daha fazla soruya cevap
verebilmek için, zaten cevaplardan sorunun niteliği de
anlaşılmış olacak ama bu, Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığının tek sorusu olduğu için, istisna
olarak burada bunu okuyayım, Kültür Bakanlığıyla ilgili
cevaplarımda zaten cevapların kendisinden soruların mahiyeti
anlaşılacak.
(6/13) esas numaralı, Çalışma ve
Sosyal Güvenlik Bakanına sorulan 1inci soru: 2002den bugüne kadar
öğretmen, uzman doktor, avukat, polis başta olmak üzere memur
maaşlarına artış düzeyi ne kadar olmuştur? Bu kapsamda
en düşük, en yüksek memurun maaşında yaşanan artış
düzeyi
Bunu soruyor.
İki: Benzer şekilde, Aile yardımı
ödeneğinde ne kadarlık bir artış
yaşanmıştır ve bu ödenekten kimler yararlanmaktadır?
Elimde bir tablo var, tabloyu mümkün olduğu
kadar hızlı okuyacağım:
Bazı unvanlardaki maaş
artışları, 2002-2016 arasında: Öğretmen, 8/1deki bir
öğretmen, 8inci derecenin 1inci kademesinde 2002
aralığında 535 lira, 2016 Temmuzunda 2.996 lira.
Öğretmen, 1in 4ünde, 659 lira 2002de,
2016da 3.538 lira.
Polis memuru, 1in 4ünde, 2002 Aralık
ayında 816 lira, 2016 Temmuzunda 4.253 lira.
Mühendis, 1in 4ünde, 2002 Aralığında
739 lira, 2016 Temmuzunda 4.460 lira.
Memur, 9un 1inde, 2002 Aralığında
406 lira, 2016 Temmuzunda 2.683 lira.
Memur, 1in 4ünde, 2002 Aralığında
500 lira, Temmuz 2016da 3.070 lira.
Teknisyen, 10un 1inde, 443 lira 2002de, 2016
Temmuzda 2.802 lira.
Kaymakam, 7nin 1inde, 2002
Aralığında 864 lira, 2016 Temmuzunda 4.596 lira.
TÜFE 2002-2016 arasında 220,3; dönem
artış oranları yüzde 459dan nominal olarak 421e kadar
değişiyor -tek tek okumuyorum onları- reel olarak da yüzde
74ten yüzde 97ye kadar değişik kademelerde, daha düşük ücret
alanlarda daha yüksek oranlarda iyileştirme olduğu görülüyor. Bu
hesaplamaya aile yardımı dâhil edilmiştir eş, artı 2
çocuk olarak ve her yıl için yılın ikinci döneminde geçerli olan
maaşlar baz alınmıştır.
Gelir gruplarına ilişkin göstergeler
sorunun diğer şeyi. Aile yardımı dâhil en düşük memur
maaşı 2002 Aralığında 392 lira iken 2016 Temmuzunda
2.475 lira. Yine, aile yardımı dâhil en yüksek memur maaşı
2002 Aralığında 4.427 lira iken 2016 Temmuzunda 16.044 lira.
Nominal artış, en düşük memur maaşında yüzde 531; en
yüksek memur maaşında yüzde 262. Reel artış, en düşük
memur maaşında yüzde 97,1; en yüksek memur maaşında yüzde
13,1 yani en yüksek memur maaşında yüzde 13 reel artış
sağlanmışken, en düşük memur maaşında yüzde 97,1
oranında artış sağlanmış.
Aile yardımı hariç en düşük memur
maaşı 2002 Aralığında 366 lira, 2016 Temmuzunda 2.144
lira. Aile yardımı hariç en yüksek memur maaşı 2002
Aralığında 4.401 lira, 2016 Temmuzunda 15.713 lira. Burada da
reel artış en düşük memur maaşında yüzde 83; en yüksek
memur maaşında yüzde 11,5; TÜFE de bu dönemde yüzde 220,3.
Aile yardım ödeneğindeki artış
-yürürlük tarihlerini önce okuyacağım, sonra tutarlarını
söyleyeceğim- yürürlük tarihi 1 Temmuz 2002de ödenek 22 milyon 855 bin, 1
Ocak 2003te 24 milyon 10 bin, 15 Ocak 2003te 34 milyon 300 bin, 1 Temmuz
2003te 42 milyon 875 bin, 1 Ocak 2004te 45 milyon 525 bin; böyle gidiyor,
bunları tek tek
Listeyi daha sonra dağıtabilirim de, sonunda, 1
Temmuz 2016da 199 milyon bin lira. Bu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığımıza sorulan sorunun cevabı.
Kültür ve Turizm Bakanlığımıza
sorulan sorular çok sayıda var. Vaktim yettiği kadar hepsine cevap
vermeye çalışacağım.
Burada da soruları okumayacağım ama
ilk başlangıçta bir tanesini okuyayım, diğerleri de
cevaplardan anlaşılacak.
Niğde Milletvekili Sayın Ömer Fethi Gürer
(6/109) esas numaralı sözlü soru önergesinde
Şimdi, bundan sonra
Niğdeyle ilgili bütün sorular aslında aynı milletvekilimize
ait. Onun için tek tek soruları okumayacağım.
Ülkemizde tiyatronun yaşaması ve
gelişmesi adına desteklenen özel tiyatro sayısı
kaçtır?
Cevap: 2005-2016 yılları arasında
1.675 adet özel tiyatroya Bakanlığımızca destek
verilmiştir.
Soru: Tiyatroların desteklenmesinde ana kriter
nedir? Oyun sayısı, izleyici sayısı, oyunun içerik ve
niteliği desteklenmesinde etken midir?
Cevap: Bakanlığımızca hangi
projelere, ne miktarda yardımda bulunulacağı, Kültür Ve Turizm
Bakanlığınca Yerel Yönetimlerin, Derneklerin,
Vakıfların Ve Özel Tiyatroların Projelerine Yapılacak
Yardımlara İlişkin Yönetmelikin 8inci maddesi gereği
müsteşar, güzel sanatlarla ilgili müsteşar yardımcısı,
güzel sanatlar genel müdürü, Devlet Tiyatroları genel müdürü ile tiyatro alanında
tanınmış kişiler arasından Bakanlıkça belirlenecek
3 kişiden oluşan komisyon tarafından karara bağlanır.
Adı geçen yönetmeliğin 9uncu maddesinde belirtildiği üzere
yardım taleplerinin komisyonca değerlendirilmesinde
aşağıdaki ölçütler göz önünde bulundurulmaktadır:
Projenin kültür, sanat ve turizm değerlerini
yaşatıcı, yayıcı, tanıtıcı,
destekleyici olma niteliği, yeterliliği ve önemi, projenin
sosyokültürel gelişime katkısı, varsa daha önceki proje ve
faaliyetlerin uygulanmasındaki başarı derecesi, tiyatro
sanatını geliştirmesi, çağdaş, evrensel boyutlara
ulaştırması, yeni sanatsal eğilimlere özendirmesi,
klasikleri değerlendirmesi, Türk ve dünya kültürüne katkıda
bulunması, Türk oyun yazarlarına ait eserlere öncelik verilmesi, yurt
içi turneler düzenleyerek tiyatroyu yurt sathına yayması, yeni
oyunlar yazdırarak tiyatro edebiyatımızın
zenginleşmesine katkıda bulunması, sezon içinde sahnelediği
oyun sayısı, seçilen oyunların sanat seviyesi ve uygun
şekilde sahnelenip sahnelenmediği, istikrarlı ve sürekli bir
tiyatro geleneğini yaşatıp yaşatmadığı,
sezon içinde açmış olduğu perde sayısı, Türk
tiyatrosunun gelişmesi açısından tiyatro binası ve benzeri
yatırımlarla eğitim ve yayın gibi alanlarda gösterdiği
etkinlikler.
Ayrıca, sosyoekonomik açıdan
diğerlerine göre daha az gelişmiş yörelerde uygulanacak projelere
öncelik verilir.
(6/128) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Seyahat acentelerinin münhasır hizmetlerinde uygulanan KDV
oranının düşürülmesine ilişkin
Bakanlığımızca yürütülen bir çalışma
bulunmamaktadır.
(6/134) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Beydağları Sahil Millî Parkı sınırları
içerisindeki Sazak Koyunun bulunduğu alan Antalya Kültür ve Tabiat
Varlıkları Koruma Kurulunun 31/1/1996 tarihli ve 2831
sayılı Kararıyla birinci ve ikinci derece doğal sit
alanı olarak tescillenmiştir.
Yine Antalya Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulunun 13/6/2011 tarihli ve 5207
sayılı Kararıyla Sazak Koyunun güneybatısında kalan
alanda bulunan antik yapı kalıntısı da birinci derece arkeolojik
sit alanı olarak tescil edilmiştir. Söz konusu arkeolojik sit
sınırında daha sonra yapılmış bir sınır
ya da sit statüsü değişikliği bulunmamaktadır.
17/8/2011 tarihli ve 28028 sayılı Resmî
Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 648 sayılı Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca doğal sit
alanlarında bulunan taşınmazlara ilişkin yetki Çevre ve
Şehircilik Bakanlığına devredilmiştir. Birinci derece
arkeolojik sit sınırlarında Sazak Koyuna ilişkin
Bakanlığımızca yapılan incelemede kiralama, tahsis ve
benzeri herhangi bir işlem bulunmamaktadır. Soruda bahsi geçen sit
alanı bölgesinde silahlı kişilerin nöbet tutması hususunun
Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce
araştırılarak bölgede tahribat olup olmadığı
hususunda Bakanlığımıza bilgi verilmesi istenmiştir.
Antalya Müze Müdürlüğünce konuya ilişkin
hazırlanan raporda 4 Şubat 2016 tarihinde Adrasan Jandarma Karakol
Komutanlığınca yerinde yapılan incelemede birinci derece
arkeolojik sit alanı olarak tescillenen sahada korunması gerekli
taşınmaz kültür varlıklarına yönelik herhangi bir
tahribatın bulunmadığı, birinci ve ikinci derece doğal
sit alanı olarak tescilli Sazak Koyunda silahlı nöbet tutulması
olayıyla karşılaşılmadığı,
vatandaşların sorunsuz biçimde koya ulaşımlarını
sağladıklarının gözlemlendiği belirtilmiştir.
Ayrıca, söz konusu alan 28 Ocak 2013 tarihinde Çevre ve Şehircilik
Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından
onaylanan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planına göre orman alanı kullanımında
kalmaktadır.
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun
7nci maddesi uyarınca kültür ve turizm koruma, gelişme bölgeleri ve
turizm merkezleri içinde her ölçekteki planları yapmaya, yaptırmaya,
resen onaylamaya ve tadil etmeye Bakanlığımız yetkili olmakla
birlikte, 644 ve 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler
kapsamında korunan alanlarda plan onama yetkisi Çevre ve Şehircilik
Bakanlığına ait olduğundan söz konusu alana ilişkin
Bakanlığımızca onaylanan alt ölçekli bir çalışma
bulunmamaktadır.
(6/152) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevabı: Niğde Fertek köyündeki sit potansiyeli ve kültür
varlıklarının tespit ve tesciline ilişkin
çalışmalara başlanmış olup Niğde Valiliği, İl
Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Müze Müdürlüğü ve İl Özel
İdaresiyle koordinasyon içerisinde yerinde inceleme öncesi gerekli bilgi
ve belgelerin toplanması ve değerlendirilmesi yönünde işlemler
devam etmektedir.
Peki, Fertek köyü kentsel sit alanı
kapsamına alındı mı? Fertek köyündeki irdeleme
çalışmaları tamamlandığında konu Nevşehir
Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna sunulacak, kentsel sit
önerisinin kurulacağının uygun görülmesi hâlinde kentsel sit
alanı yapılacak.
(6/154) esas numaralı sözlü soru önergesinin
cevabı: Ülkemizde bulunan korunması gerekli kültür
varlıkları, bunların korunma alanları ile sit
alanlarına yönelik her türlü faaliyet, temel ve özel bir kanun olan 2863
sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
kapsamında Bakanlığımızca yürütülmektedir. Anılan
kanun kapsamında kaldığı tespit edilen alanlar ile tarihî
binalar, camiler ve benzeri taşınmazlar koruma bölge kurulunca tescil
edilmekte, tescilli yapıların korunma alanları belirlenmekte,
eğer korunma alanı belirlenmemişse Kültür
Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 5 Kasım 1999 tarihli
ve 664 sayılı İlke Kararı uyarınca tescilli parsele
komşu olan veya aralarından yol geçse dahi bu parsele cephe veren
parseller korunma alanı olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda 2863
sayılı Kanun, ilgili mevzuatı ve ilke kararı uyarınca
korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının
tescil edilmesi, bu yapılar için korunma alanı belirlenmesi ve her
türlü fiziki ve inşai müdahale Bakanlığımız iznine
tabi olup Niğde ili kent merkezinin silüetine ilişkin Bakanlığımızca
ayrı bir çalışma yürütülmemektedir.
(6/155) esas numaralı sözlü soru önergesinin
cevabı: Esenbey Türbesine ilişkin hazırlanan rölöve ve
restitüsyon projesi Bakanlığımıza bağlı
Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Kültür Kurulunda değerlendirilmiş
ve 15 Eylül 2015 gün ve 1776 sayılı Kurul Kararında rölövedeki
eksik ve hataların düzeltilmesi, restitüsyon projesinin kaynak yönünden
yeniden irdelenmesi istenmiştir.
Esenbey
Türbesine ilişkin restorasyon projesi ise Kayseri Vakıflar Bölge
Müdürlüğünün 9 Eylül 2015 gün ve 3335 sayılı
Yazısıyla kurul müdürlüğüne gönderilmiş ancak rölöve ve
restitüsyon projesindeki eksiklikler tespit edildiğinden henüz
değerlendirmeye alınamamıştır, eksikliklerin
tamamlanması beklenmektedir.
Niğde
ili merkez ilçesi Burhan Mescidine ilişkin hazırlanan projeler
Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 10/7/2013 gün ve 2468
sayılı Yazısı eki olarak Nevşehir Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğüne iletilmiş
olup projelere ilişkin kurulun 25 Ekim 2013 gün ve 950 sayılı
Kararında Burhan (Torunoğlu) Mescidine ilişkin projelerin
18inci madde imar uygulaması sonrası ortaya çıkan 2989 ada 2-3
parsellerde yer aldığı görülen mescidin şüyunun
giderilmesinden sonra değerlendirilebileceğine, yapıya
ilişkin sanat tarihi raporunun ve yeni parselasyona göre hazırlanacak
rölövenin kurula sunulmasına karar verildi. denilmiştir. Daha sonra,
söz konusu taşınmaza ilişkin statik rapor Kayseri Vakıflar
Müdürlüğünün 3 Ocak 2014 tarihli ve 27 sayılı Yazısı
eki olarak kurul müdürlüğüne iletilmiştir. Ancak kurul kararıyla
istenen çalışmaların yapılarak müdürlüğe iletilmemesi
sebebiyle konu değerlendirmeye alınmamıştır. Kurul
kararıyla istenilen çalışmalar tamamlandığında
konu tekrar değerlendirilecektir.
Kütüklü
Camisine ilişkin hazırlanan restitüsyon ve restorasyon projeleri
Kayseri Vakıflar Bölge Müdürlüğünün 4 Ağustos 2015 gün ve 2851
sayılı Yazısı eki olarak kurul müdürlüğüne
gönderilmiş olup konuya ilişkin Nevşehir Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 16 Ekim 2015 gün ve 1833
sayılı Kararında Kütüklü Camisine ilişkin olarak
kurulumuzun 12 Haziran 2014 gün ve 1132 sayılı Kararında
belirtilen hususların yerine getirilmesinden sonra konunun kurulumuzda
değerlendirilebileceğine karar verildi. denilmiştir. Hep eksik
işlemlerden gecikiyor.
12 Haziran 2014 gün ve 1132 sayılı
Kararda ise Kütüklü Camisine ilişkin olarak cami mihrap önü ve
kapı eşiğinde Vakıflar Bölge Müdürlüğü uzmanları
gözetiminde yapılacak sondaj çalışması sonrası elde
edilecek veriler doğrultusunda hazırlanacak projelerin sanat tarihi
raporuyla birlikte kurulumuza sunulmasına, sunulan restorasyon projesinde
önerilen tuvaletlerin uygun olmadığına karar verildiği
ifadesi yer almaktadır.
Son olarak, Kayseri Vakıflar Bölge
Müdürlüğünün 9 Kasım 2015 gün ve 3970 sayılı
yazısı eki olarak, kurul müdürlüğüne gönderilen restitüsyon
projesine ilişkin olarak, kurulun 25 Aralık 2015 gün ve 1913
sayılı kurul kararında Kütüklü Camisine ilişkin
restitüsyon projesinde belirtilen düzeltmelerin yapılmasına, sanat
tarihi raporunun uygun olmadığına karar verilmiştir. Konuya
ilişkin bu tarihten sonra değerlendirilmek üzere müdürlüğe
herhangi bir proje de iletilmemiştir.
(6/156) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Şimdi burada soruyu açıklamam lazım çünkü cevaptan ne
olduğu anlaşılmaz. Bor ilçesi Orta Mahallede bulunan
sokağın Sokak Sağlıklaştırma Projesi
kapsamındaki çalışmaların 2016 yılının
sonuna kadar yüzde 100ünün tamamlanması hedefleniyordu. Çalışma
hangi aşamadadır? Sokak Sağlıklaştırma Projesi
2016 yılı sonuna kadar tamamlanacak mı? Kaç yapı, ne kadar
alan çalışma kapsamında düşünülmektedir? Söz konusu alanda
Bakanlığımızca yürütülen Sokak
Sağlıklaştırma Projesi bulunmamaktadır.
(6/157) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Bütün dünyada olduğu gibi genel olarak ören yeri ziyaretçi
sayıları müzelere oranla ciddi farklılıklar göstermektedir.
Müzelerimizde ziyaretçi sayıları ve memnuniyetini artırmak
amacıyla sosyal projeler, eğitim çalışmaları, benzeri
faaliyetler yürütülmekte, ayrıca düzenleme ve sergilemeye yönelik
değişim ve yenileme projeleri de yapılmaktadır. Kapadokya
bölgesi içerisinde yer alan 4 ilden birisi olan Niğde ilindeki müze ve
Gümüşler Manastırını 2013 yılında toplam 45 bin
kişi ziyaret etmiştir. Tur operatörlerince Kapadokya bölgesine
yönelik tur programlarında da Niğde Müzesi ve Gümüşler
Manastırı ziyaretlerine yer verilmektedir. Programlarında bu yer
alıyor, biz de teşvik ediyoruz.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Nevşehire
3,5 milyon geliyor, bize de o kadar.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) (6/172) esas numaralı sözlü soru önergesine cevap: Kültür ve
Turizm Bakanlığınca yerel yönetimlerin, derneklerin,
vakıfların projelerine yapılacak yardımlara ilişkin
yönetmelik çerçevesinde Niğde Altunhisar ilçesi Ulukışla köyü
Hasandağı yayla şenlikleri etkinliğine daha önceki
yıllarda destekte bulunulmuş olup bütçe imkânlarının
kısıtlı olması nedeniyle 2015 yılında ödenek
aktarılamamıştır. Söz konusu etkinlik için 2016
yılında başvuru yapılması hâlinde yönetmelik
kapsamında değerlendirilmeye alınarak desteklenmesi mümkün
olabilecektir. Bu biraz önce sözünü ettiğim yönetmeliğin
Yardımların Kamuoyuna Duyurulması başlıklı
14üncü maddesi gereğince her yıl şubat ayı sonuna kadar
bir önceki yılın yardım yapılan teşekkülleri,
yardımın amacı, konusu ve yapılan yardım
tutarları Bakanlığımızın resmî İnternet sitesinden
kamuoyuna duyurulmaktadır.
(6/180) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Trabzon Müzesi (Kostaki Konağı) revize, rölöve, restitüsyon,
restorasyon, teşhir, tanzim ve mühendislik projeleri yapımı
-2013-2014 yıllarına sari- hizmet alımı işi, restorasyon
ve restitüsyon projeleri Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma
Bölge Kurulunun 11 Aralık 2015 tarihli ve 2655 sayılı
Kararıyla onaylanmıştır. Bu işin uygulanması
2016 Yılı Yatırım Programına dâhil edilmiş
teklif olup ödenekler nispetinde gerçekleştirilmektedir. Trabzon ili eski
Hükûmet Konağı kültür merkezine dönüştürülerek hizmet
vermektedir.
(6/202) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Belli bir coğrafyada yaşamış olan kültürlerin
birbirleriyle etkileşimleri hayatın her alanında olduğu gibi
yemek kültüründe de görülmektedir. Söz konusu kitapta yer alan
O kitap ne, onu
söylememiz lazım.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Sula Bozisin
Kapadokya Lezzeti.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Sula Bozisin Kapadokya Lezzeti isimli kitabı. Bu kitapta
yer alan bilgilerin geçerliliğinin olup olmadığını
söyleyebilmek için ayrıntılı bir literatür
çalışması ve buna bağlı olarak kapsamlı bir alan
çalışmasının da yapılması gerekmektedir. Ancak bu
şekilde ilgili veriler ortaya koyabilmek mümkün olacaktır. Söz konusu
bu kitap Bakanlığımızın yayını
değildir.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Değil de
Sayın Bakanım, orada bölgenin bütün yemeklerini Rum yemeği
olarak göstermiş.
BAŞKAN Sayın Gürer, Sayın Bakan
cevaplarını verdikten sonra süre kalırsa ek bir açıklama
isteyebilirsiniz.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Bundan dolayı, konuyla ilgili detaylı bir inceleme ve
araştırma yapmadan yorumda bulunmanın yanlış
olacağı, Bakanlığımızca bu konuda yanlış
tanıtıma, dezenformasyona yol açabilecek metinlerin de incelenmesine
başlanmıştır.
Bunun devamı olarak, şimdi, 4848
sayılı Kanunun 13üncü maddesi gereğince
Bakanlığımızın görevleri arasında halk
kültürlerinin halk edebiyatı ve tiyatrosu, gelenek görenek ve
inançları, halk müziği ve oyunları, sanatları,
mutfağı, giyim kuşam, süsleme ve benzeri bütün dallarında
araştırma, derleme, inceleme ve diğer bilimsel
çalışmaları yapmak, yaptırmak, yayımlamak,
tanıtmak ve elde edilen verileri halk kültürü arşivine
kazandırmak yer almaktadır. Bu kapsamda, Niğde ilinde 1996
yılında, Nevşehir ilinde ise 1989, 1990, 2002, 2010 yıllarında
halk mutfağıyla ilgili alan araştırmaları
yapılarak derlenen bilgiler Halk Kültürü Bilgi ve Belge Merkezine
kazandırılmıştır. Son olarak 14-23 Ekim 2015 tarihleri
arasında Nevşehir ili halk kültürü alan araştırması
yapılmış olup elde edilen bilgiler Halk Kültürü Bilgi ve Belge
Merkezinde kayıt altına alınmıştır.
(6/203) esas numaralı sözlü soru önergesine
-yine aynı kitapla ilgili bir şey var, ona cevap olarak- cevap:
Profesör Doktor Sacit Pekak, 16ncı Araştırma Sonuçları
Toplantısı ayrı basımında Uluağaç köyünde bulunan
iki 18inci ve 19uncu yüzyıl kilisesini incelemiş ve
yayınlamıştır. Rott, Kleinasiatische Denkmäler aus
Pisidien, Pamphylien, Kappodokien und Lykien adlı yayınında
Uluağaç köyünde birçok kiliseye Basileus, Andreas, Mihail, Nicolaus,
Kiriaki, Sophia, Georgios ve Blasius ismini vermektedir, bunların
isimlerini sayıyor Rott kitabında. Niğde ili merkez ilçe
Uluağaç köyünde ayakta olan iki adet kilise bulunmaktadır.
Uluağaç kilise kalıntısı -biz ona Uluağaç Kilisesi 1
diyoruz- Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulunun 8 Nisan 2011 tarih ve 2911 sayılı Kararıyla tescil
edilmiştir, Uluağaç Kilisesi 1. Uluağaç Şapeli -bu, Uluağaç
Kilisesi 2 diye bizde kayıtlı- Nevşehir Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 1 Temmuz 2011 tarih ve 3038
sayılı Kararıyla tescil edilmiştir. Profesör Doktor Sacit
Pekak, 16ncı Araştırma Sonuçları Toplantısı
ayrı basımında, biraz önce söylediğim yayınında
Uluağaç köyünde bulunan ve 18 ve 19uncu yüzyıla tarihlediği iki
kiliseden bahsetmektedir. Bu kiliselerden Kilise 1 olarak bahsedilen kilise
kısmen ayakta olup bu kiliseye isim vermemiştir, kitabesi de
bulunmamaktadır. Kilise 2nin ise Rottun Hagia Georgios olarak bahsettiği
kiliseyle büyük benzerlikler gösterdiğini söylemektedir. Bunların
dışında, ayrıca -biraz sonra size bahsedeceğim- kaya
oyma yerleşim alanlarında da kaya oyma şapeller var.
Bunların kitabeleri olmadığı için isimlerini bilemiyoruz
şimdilik. Birincisi Uluağaç Kaya Oyma Yerleşimi, Nevşehir
Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 26 Temmuz 2013 tarih
ve 820 sayılı Kararıyla tescil edilmiştir. Cingille Kaya
Oyma Şapeli Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulunun aynı tarih ve 827 sayılı Kararıyla tescil
edilmiştir. Cingille Kaya Oyma Yerleşimi -birisi şapel, biri
yerleşim- Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulunun yine aynı tarih, 829 sayılı Kararıyla tescil
edilmiştir. Bu alanda, söz konusu alanda herhangi bir bilimsel kazı
çalışması yapılmamış olup bölgede ve Niğde
ili genelinde Profesör Doktor Sacit Pekak tarafından 18'inci, 19uncu
yüzyıllarda Niğde ve çevresinde Hristiyan dinî mimarisi konulu
araştırma yapılmıştır. Araştırmanın
sonuçlarına Bakanlığımız Kültür Varlıkları
ve Müzeler Genel Müdürlüğünce yayınlanan 16ncı
Araştırma Sonuçları Toplantısı ayrı
basımında yer verilmiştir. Biz de yarın Hollandada
düzenlenecek dinî turizm konferansına katılacağız,
bunları da orada yine Türkiyenin dinî turizm zenginlikleri olarak
tanıtıma konu yapacağız inşallah.
(6/204) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Niğde Bor Halil Nuri Yurdakul Kütüphanesinden Konyaya
gönderildiği söylenen Osmanlı dönemine ait bölgeyle ilgili bilgilerin
yer aldığı el yazması kitaplar nerede, günümüz Türkçesine
çevrildi mi? Kitap adları ve içerikleri nedir? Soru bu.
Bu kitaplar 6 Nisan 2004 tarihinde Niğde Bor
Halil Nuri Yurdakul Kütüphanesinden, 30 Aralık 2010 tarihli ve 27801
sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren kanun
kapsamında, ihtisas alanı yazma ve nadir eserler olan Türkiye Yazma
Eserler Kurumu Başkanlığına bağlı Konya Bölge
Müdürlüğüne devredilmiştir. Tamamı
sayısallaştırılan yani dijital ortama aktarılan
kitaplar araştırmacıların hizmetine sunulmuştur. Söz
konusu kitaplar, kayıtsız liste sıra no 181de Bor Adli
Zabıt Suretleri, 182nci sırada Bor Seciye Sicilleri,
kayıtsız listede 183üncü sırada Şecere-i Mevleviye,
189uncu sırada 6 adet Ferman ve Berat, 191inci sırada Bor Adli
Zabıt Suretleri. Bunlar Konyada Yazma Eserler İhtisas Kütüphanesinde.
Tahmin edebileceğiniz gibi koruma şartları itibarıyla
orada.
(6/298) esas sayılı sözlü soru önergesine
cevap: Bakanlığımızca Şanlıurfa iline 2011-2015
yılları arasında yatırım bütçesinden toplam 103 milyon
578 bin 451 Türk lirası ödenek gönderilmiştir. Bu soruda
sorulduğu için bunun cevabı, yatırım ve harcamaların
sektörel dağılımları şu şekilde: 2011
yılında kültür alanında 6 milyon 910 bin 810 lira, turizmde 13
milyon 483 bin 500 lira; 2012de 19 milyon 539 bin 847 lira kültüre, 5 milyon
920 bin turizme; 2013te 38 milyon 281 bin 302 lira kültüre, 2 milyon 970 bin
turizme; 2014te 3 milyon 754 bin 850 lira kültüre, 1 milyon 100 bin turizme;
2015te 7 milyon 314 bin 142 kültüre, 4 milyon 300 bin turizme; toplamda
kültüre 2011-2015 arasında 75 milyon 800 bin 951 lira, turizme 27 milyon
777 bin 500 lira; genelde de 103 milyon 578 bin 451 lira sektörel
yatırım harcamaları yapılmış.
(6/311) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: 12 Şubat 2016 tarihli ve 29622 sayılı Resmî Gazetede
yayımlanan Bakanlar Kurulunun 11/01/2016 tarihli ve 2016/8508
sayılı Ülkemize Turist Getiren (A) Grubu Seyahat Acentelerine Destek
Sağlanması Hakkında Karara istinaden destekleme
uygulamasının 1 Nisan-31 Mayıs 2016 tarihleri arasında
devam etmesi kararlaştırılmış idi. Söz konusu Bakanlar
Kurulu kararıyla Antalya Gazipaşa-Alanya, Antalya, Muğla
Dalaman, Muğla Milas-Bodrum, İzmir Adnan Menderes ve Kütahya Zafer
havalimanları, iniş gerçekleştirilecek havalimanı olarak
destekleme kapsamına alınmıştır.
Kuzey Ege ve Güney Marmara Bölgesinde yer alan
Çanakkale ve Balıkesir illeri, Bakanlığımızca 2007
yılında hazırlanan Türkiye Turizm Stratejisi (2023)
kapsamında Troya Kuzey Ege Kültür ve Termal Turizm Gelişim Bölgesi
olarak tanımlanan bölgede kalmaktadır. Ülkemizde pek az termal merkezde
bulunan kıyı alanında termal su potansiyeli, Troya Kuzey Ege
Turizm Gelişim Bölgesinde bulunmaktadır, ayrıca Kaz
Dağlarının klimatik özelliği ve pek çok endemik türün yer
aldığı flora-fauna özelliği de esas alınarak termal ve
kıyı potansiyelinin bütünleştirilmesi suretiyle bölgede
düşük yoğunlukta, yüksek nitelikte turizm gelişiminin
oluşturulması hedeflenmektedir.
Şimdi, bu soruda teşviklerle ilgili bilgi
verirken son gelişmeyi arkadaşlar buraya işlememişler. Bu
uçaklara verdiğimiz destek, daha sonra 31 Ağustosa kadar
uzatılmıştı, yeni Bakanlar Kurulu kararıyla yıl
sonuna kadar da uzatıldı ve bunun etkilerini de özellikle Antalyada
olumlu anlamda görmeye başladık. Önümüzdeki yıl da benzer
teşviklerin devam etmesinde yarar görüyoruz. Yalnız bununla ilgili
henüz Bakanlar Kurulu kararı alınmış değil ama
yıl sonuna kadar uzatıldı bu teşvikler.
(6/403) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Bugün Niğdeye çalışıyoruz. Niğde ilinde
bulunan kültür varlıklarının tespit, tescil ve korunmasıyla
ilgili iş ve işlemler, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kanunu ile ilke kararları
kapsamında Nevşehir Kültür Varlıklarını Koruma Bölge
Kurulu tarafından yürütülmektedir. Tescilli kültür
varlıklarının yanması, yıkılması veya
ağır hasar görmesi, tescil kayıtlarının
kaldırılmasına esas teşkil etmemektedir. Niğde ili
merkez ilçede 285 adet, Bor ilçesinde ise 136 adet taşınmaz kültür
varlığı bulunmaktadır.
(6/408) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Tyana Antik Kentinde 2002-2014 yılları arasında Padova
Üniversitesi ve Bakanlığımız adına Bakanlar Kurulu
kararıyla Profesör Doktor Guido Rosada başkanlığında
kazı çalışmaları sürdürülmüştür. Tyana Antik Kentinde
yapılan kazı çalışmaları sonucunda Erken
Hristiyanlık Dönemine ait kilise, dükkânlar, Roma hamamı, sur
duvarları ile mozaikli bir alan ortaya
çıkarılmıştır. Ancak İtalyan ekip tarafından
finansal sorunlar nedeniyle söz konusu çalışmaların 2015
yılında sonlandırılacağı
Bakanlığımıza bildirilmiştir. Bu aşamada
İtalyan heyetince kazı çalışmalarının
sonlandırılmasına ilişkin işlemler
Bakanlığımızca başlatılmıştır.
Bunun sonucuna göre Tyana Antik Kentiyle ilgili gerekli değerlendirme ve
bundan sonraki kazıların kimler tarafından nasıl
yapılacağı Bakanlığımızca
değerlendirilecek.
Tyana Antik Kenti sınırları
içerisinde 2012 yılında bir kaçak kazı
yapılmıştır. Antik kentte çoğunluğu Roma
Dönemine ait çeşitli eserler ele geçmiştir. Kemer Mahallesi 8.949
parselde bir şahsın evinin bodrum katında yapılan kaçak
kazı olayına karışan şahıslar hakkında yasal
işlem başlatılarak dava sonucunda sanıklar hakkında
beş yıl denetimli, bir yıl sekiz ay hapis cezası
verilmiştir. Belirtilen alanda tespit edilen kaçak kazı çukurunun
Bakanlığımıza bağlı Nevşehir Kültür
Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun kararıyla, Kemerhisar
Belediye Başkanlığıyla irtibata geçilerek
Bakanlığımız Niğde Müzesi Müdürlüğü gözetiminde
kapatılması sağlanmıştır. Tyana Antik Kentinde
yakın dönemde kaçak kazı yapıldığına dair
Niğde Müzesi Müdürlüğüne ulaşan bir bilgi bulunmamaktadır.
Sizde var mı?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Her tarafta.
Bir orası değil, hepsi.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Bölgede olası kaçak kazıların önlenmesi için
Niğde Müzesi Müdürlüğü, Jandarma ve Emniyet birimleri tarafından
koordineli çalışmalar yürütülmekte olup, kaçak kazı ve izinsiz
fiziki uygulamaların yapılmasının önlenmesi konusunda
ilgili belediye bilgilendirilmiş ve uyarılmıştır.
(6/409) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Niğde ili Aktaş ilçesi Yenimahalle köyü
sınırları içerisinde yer alan Helena Kilisesindeki arkeolojik
kazı, mimari koruma, duvar resimlerinin konservasyon, restorasyon
çalışmaları tamamlanmıştır. Kilisenin hizmete
açılmasıyla ilgili olarak, çevre düzenlemesi çalışmaları
tamamlanmadığından henüz ziyarete
açılamamıştır.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Üç
yıldır Sayın Bakanım.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Çevre düzenlemesi yapılınca, inşallah, onu da
açarız.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Sizin dönemden
ümitliyim yani bunları yanıtlayınca.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) İnşallah.
(6/416) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap
Soruyu okumam lazım çünkü tablo okuyacağım. Son beş
yıl içinde Bakanlığınız bünyesinde Konya için
yapılan yatırım miktarı ne kadardır? Bu
yatırımların yıllara göre dağılımı
nasıldır? 2002-2016 yılları arasında Konya ilinde
Bakanlığımıza ilişkin yatırımlar şöyle:
2012de gönderilen ödenek 5 milyon 656 bin 350 lira, 2013te 4 milyon 518 bin
450 lira, 2014te 3 milyon 243 bin 750 lira, 2015te 22 milyon 142 bin 615
lira, 2016da henüz 1 milyon 300 bin 947 lira; 2012-2016 yılları
arasında toplam 36 milyon 862 bin 112 lira ödenek gönderilmiş.
Bunların sektörel
dağılımları nasıl? 2012de kültür sektörüne 257.850,
turizm sektörüne 5 milyon 398 bin 500; 2013te kültüre 329.450, turizme 4
milyon 189 bin; 2014te kültüre 2 milyon 293 bin 750, turizme 950 bin; 2015te
kültüre 20 milyon 422 bin 615, turizme 1 milyon 720 bin; 2016da kültüre 1
milyon 300 bin 947; 2012-2016 toplamı kültür sektörüne 24 milyon 604 bin
612, turizme de 12 milyon 257 bin 500; toplam 36 milyon 862 bin 112 lira.
(6/417) esas numaralı sözlü soru önergesinde
Bursa için yapılan yatırım miktarını ve sektörlere
göre dağılımı soruluyor. Cevap: 2012de 1 milyon 135 bin,
2013te 1 milyon 611 bin 827, 2014te 5 milyon 648 bin 454, 2015te 3 milyon
755 bin 704, 2016da 641.500 olmak üzere 2012-2016da toplam 12 milyon 828 bin
485 lira Bursa ili yatırımları için
Bakanlığımızca gönderilmiş. Bunların sektörel
dağılımlarını da isterseniz vakit
daraldığı için yıllara göre söylemeyeyim. Bu dönemde,
2012-2016da kültür sektörüne 11 milyon 974 bin 319, turizm sektörüne 854.166
olmak üzere toplamda 12 milyon 828 bin 485 lira
Bakanlığımızca, Bursadaki
Bakanlığımızla ilgili yatırımlara
gönderilmiş.
(6/440) esas numaralı sözlü soru önergesinde
soruyu okumam lazım: 2015 yılı içinde Kültür
Bakanlığı bütçesinden Kültür Bakanlığı
Yayınları olarak yayımlanan kitapların isimleri, bu
kitapların yazarları
2015 yılı Kültür ve Turizm
Bakanlığı yayınları ve yazar isimleri şöyle: Türk
Mutfağı, Arif Bilgin-Özge Samancı, Türkçe; Turkish Coffee
Culture, Beşir Ayvazoğlu, İngilizce; La Cocina Turca, Arif
Bilgin-Özge Samancı, İspanyolca; Mevlana, Osman Horata-Adnan
Karaismailoğlu, Türkçe; Mevlana, Osman Horata-Adnan Karaismailoğlu,
İngilizce; Sezai Karakoç -yani Sezai Karakoçla ilgili biyografi-
yazarı Yakup Çelik, Türkçe; Orhan Veli Kanık, biyografi kitabı,
yazarı Semih Gümüş, Türkçe; Anadolu Selçukluları ve Beylikler
Dönemi Uygarlığı, Ahmet Yaşar Ocak, Türkçe; Geçmişten
Günümüze Türkiyede Turizm, Nazmi Kozak, Türkçe; Gravürlerden Fotoğraflara
Türkiye, M.Fatih Demirhan, Türkçe, İngilizce; Hat ve Tezhip Sanatı,
Ali Rıza Özcan, Türkçe; Kekova Island, Erdoğan Aslan, İngilizce;
Ancient City Of Civilization Lemuria, Selda Baybo, İngilizce; Ancient City
Of Civilization Phaselis, Nihal Tüner Önen, İngilizce; Sümela
Manastırı, editörü Hasan Aydın, İngilizce-Türkçe; Historic
Town of Birgi, Hatice Özdemir, İngilizce; Diyarbakır Kalesi ve
Surları, editörler Şahabettin Öztürk-İrfan Yıldız,
İngilizce; Şanlıurfa And Harran, Abdullah Ekinci,
İngilizce; Hacı Bayram-ı Velî, İbrahim Ethem
Arıoğlu, Türkçe; La Cultura Del Caffe Turco, Beşir
Ayvazoğlu, İspanyolca; Turkish Coffee Culture, Beşir
Ayvazoğlu, İngilizce; An Outline of 2000 Years of Turkish History, 4üncü
baskı, Süleyman Seydi, İngilizce; Teatro De Sombras Turco El Karagöz,
Ünver Oral, İspanyolca; Ancient City Of Civilization Olympos, Selda Baybo,
İngilizce; Archaeological Site of Perge, Selda Baybo, İngilizce;
Archaeological Site of Sagalassos, Selda Baybo, İngilizce; Mewlûda Nebî,
Bateyî Mevlidi, editör Halit Yalçın, Türkçe-Kürtçe; Peyami Safa, yani
Peyami Safayla ilgili bir biyografi, Beşir Ayvazoğlu-Selçuk
Karakılıç, Türkçe; Historic City of Ani, Oktay Belli-Şahabettin
Öztürk, İngilizce; Çanakkale Kahramanları, yazar Muzaffer Albayrak,
editör Vahdettin Engin, Türkçe; Mehmet Akif Ersoy, biyografi kitabı,
Mustafa İsmet Uzun, Türkçe; Medeniyet Köprüsü Beş Şehirli, bu,
anonim, yazarı yok, Türkçe. Bunlar 2015 yılında yayımlanan
kitaplar ve yazarları.
(6/446) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Bakanlığımızın envanter kayıtlarında
159 adet taşınmaz kültür varlığı olarak tescil
edilmiş mağara bulunmaktadır. Bu mağaraların kaç
tanesinde antik duvar resmi bulunduğu konusunda
çalışmalarımız henüz tamamlanmamıştır. Çünkü
yenileri çıkabiliyor. Şu anda onlarla ilgili
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Niğde
ilinde var mı tescillenmiş?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Ayrıca, Niğde ilinde 3 adet taşınmaz kültür
varlığı olarak tescilli mağara bulunmakta olup bu
mağaralarda henüz duvar resmine rastlanmamıştır.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Var. O zaman
gezmemişler. Karaatlıda var, hem de aşı boyayla
yapılmış.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Onları da yazıyla
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Ben kitabımı
size vereceğim bakın.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Lütfen, evet
(6/461) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap: Sinema Destekleme Kurulunca 2015 yılında toplam 258 adet
projenin 27 milyon Türk lirasıyla desteklenmesine karar verilmiştir.
Bunların dağılımı da, 2015 yılında hepsi
İlk filmini gerçekleştirecek yönetmen projeleri 14 tane, bunlara 4
milyon 150 bin lira vermişiz 2015 yılında. Uzun metraj kurgu
film yapımı projeleri 35 tane, bunlara 18 milyon 100 bin lira
vermişiz. Animasyon film yapım projesi 7 tane, 139 bin 500 lira
vermişiz. Araştırma-geliştirme projesi 4 tane, 200 bin lira
vermişiz. Belgesel yapım projesi 63 tane, 3 milyon 15 bin 500 lira
vermişiz. Kısa film yapım projesi 69 tane, 680 bin 500 lira
vermişiz. Senaryo ve diyalog yazım projesi 66 tane, 714 bin 500 lira
vermişiz.
2016 yılında da ilk filmini
gerçekleştirecek yönetmen projesi 9 tane, 4 milyon 200 bin lira. Uzun
metraj kurgu film yapım projesi 27 tane, 18 milyon 750 bin lira.
Yapım sonrası projesi 4 tane, 545 bin lira. Senaryo ve diyalog
yazım projesi 51 tane, 585 bin 500 lira. Belgesel yapım projesi 62
tane, 3 milyon 838 bin 500 lira. Kısa film yapımı projesi 43
tane, 575 bin 500 lira. Animasyon film yapımı projesi 4 tane, 100 bin
lira. 2015 yılında 2015-2016 sanat sezonu için 235 özel tiyatronun
projesine toplam 4 milyon 590 bin Türk lirası destek
sağlanmıştır.
(6/466) esas sayılı sözlü soru önergesine
cevap: Cevabın anlaşılması için soruyu okumam lazım.
Niğde ili Ulukışla ilçesi Horoz köyü mevkisinde bulunan
doğa harikası Fenk Vadisi, doğa ve fotoğrafla yürüyüş
alanı olarak kullanılabilecek özel bir güzelliğe sahiptir.
Bakanlığınızca bu bölgenin yurt içi ve yurt
dışında tanınması için yapılan bir
çalışma var mıdır? Şu ana kadar
Bakanlığımızca konuyla ilgili herhangi bir
çalışma yapılmamış. Bunu bir uyarı olarak kabul
ediyoruz ama şu ana kadar yok.
(6/467) esas sayılı sözlü soru önergesine
cevap: Önce soruyu okuyayım çünkü aşağısı şey
yine aynı şekilde. Bolkar Dağları üzerinde Karagöl,
Çinigöl, Upuk Gölleri bulunmaktadır. Karagöl 5.000 metrekaredir. Çok derin
olan gölün kenarları diktir ve suları sabittir. Çinigöl, dipten
kaynaklanan sularla beslenmektedir. Kızıltepe Yaylasında -3400
metre- birkaç buzul gölü daha vardır. Bunların en genişi
Kızıltepenin hemen batısındaki Upuk Gölü olup bunun
kenarları taşlıktır. Bu da dipten kaynak sularıyla
beslenir. Bu göllerin doğal güzellikleriyle doğa turizmi için
tanıtılmasına yönelik Bakanlığınızın
bir çalışması var mıdır? Aynı şekilde,
bugüne kadar olmadığını gördük, bu soruyla dile getirilen
hususları ve işaret edilen yerleri de Bakanlık
açısından bir uyarı kabul edip incelemeye alıyoruz.
(6/480) esas numaralı sözlü soru önergesine
cevap, yine soruyu okuyayım: Niğde ilinde Çiftehan Bolkar Projesi
hangi aşamada? Bolkar Dağlarına üç değişik hatta
telesiyej kurulmasıyla ilgili çalışmalar hangi
aşamadadır? Yapılacaksa, proje ne zaman uygulamaya
alınacaktır? Niğde ili Ulukışla ilçesi, Meydan
Yaylası, Bolkar Dağlarının kış turizmi merkezi
ilan edilmesi talebi, Niğde Valiliği İl Kültür ve Turizm
Müdürlüğünün 29/12/2011 tarihli ve 2839 sayılı
yazısıyla Bakanlığımıza iletilmiş olup 19
Nisan 2012 tarihli ve 86737 sayılı, Niğde Valiliğine İl
Kültür ve Turizm Müdürlüğü hitaplı yazımızla turizm
merkezi ilan edilmesi talep edilen alanın 8/12/2006 tarihli ve 26370
sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mersin,
Tarsus, Gülek, Karboğazı Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim
Bölgesinin çok yakınında olduğunun tespit edildiği, 17
Mayıs 2007 tarihinde mülga Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü
uzmanlarınca hazırlanan raporda 2 adet mekanik tesis hattı ve
yaklaşık 100 hektar büyüklüğünde kayak alanının
işaretlendiği ve bahse konu talebin kış turizmi gelişimini
tamamlamasını müteakip değerlendirilebileceği
bildirilmiştir. Ayrıca, ilgili yerel yönetim tarafından
Bakanlığımızın valiliklere gönderdiği 11 Mart
2015 tarihli ve 48358 sayılı yazı ekindeki 10 Mart 2015 tarihli
ve 46936 sayılı (2015/4) Genelgesi dikkate alınarak
hazırlanacak mali yardım talep dosyasının Niğde
Valiliğine, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne veya doğrudan
Bakanlığımıza iletilmesi hâlinde, talebin 2016
yılı programında gerekli değerlendirmeye tabi
tutulacağı
Artık 2017ye sarkacak demektir ama bunu valilikten
alacağız inşallah.
(6/492) esas numaralı sözlü soru önergesi:
Niğde Akkaya Barajı yakınında yer alan, Bizans
kralına ait mezarda bulunduğu söylenen antik yerleşmenin
kurtarılması için bir çalışma var mıdır? Bu
bahse konu alan, Akkaya Barajının kuzeybatısında yer
almakta olup alandaki tespit çalışmalarına Niğde Müzesi
Müdürlüğü uzmanlarınca devam edilmekle birlikte alana yönelik bir
kazı çalışması bulunmamaktadır.
(6/493) esas numaralı sözlü soru önergesi:
Niğde Cücü, Balcı köyünde bölgede antik sayılabilecek tek
kestane ağacı tescilli midir, yaşı saptanmış
mıdır? Kestane ağacının anıt ağaç olarak
tescillenmesi hususu, 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname
kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının
sorumluluğu alanında yer almaktadır. Bunu birlikte, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığından araştıralım.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Beş yüz
yıldan fazla tek ağaç, Niğdede bir tane.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) (6/509) esas numaralı sözlü soru önergesinde: Niğde Bor
Çukurkuyu Yerhanın kurtarılması, üzerinde işaret bulunan
taşların okunulması düşünülmekte midir?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Ömer
Halisdemirin köyü.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Devamla) Bakanlığımız izinleriyle bölgede 2007-2009
yılında Profesör Doktor Lorenzo D'Alfonso
başkanlığında yüzey araştırmaları
yapılmıştır. Araştırma başkanınca
yapılan çalışmalar, Bakanlığımızca her
yıl gerçekleştirilen Uluslararası Kazı, Araştırma
ve Arkeometri Sempozyumunda anlatılmış ve Araştırma
Sonuçları Toplantısı kitaplarında
yayımlanmıştır.
2014 yılında, bu bölgede, Kınık
Höyük kazı başkanı Profesör Doktor Lorenzo DAlfonso
başkanlığında yapılan yüzey
araştırmalarında, Demir Çağı ve Roma dönemlerine ait
tümülüsler tespit edilmiştir. Ayrıca, bölgenin tarihi, Roma ve
Doğu Roma Dönemiyle ilişkilendirilmektedir. Dolayısıyla,
bunlarla ilgili okuma çalışmaları devam ediyor.
Sonuçlarını da bu araştırma ve arkeometri sempozyumu
yayınlarında kullanıyoruz ama yeterli değil diyorsanız
onu ben tekrar araştırtırım.
Bakanlığıma yöneltilen (6/121),
(6/148), (6/158), ((6/199), (6/235), (6/236), (6/237), (6/238), (6/239),
(6/240), (6/241), (6/242), (6/243), (6/244), (6/245), (6/246), (6/247),
(6/248), (6/249), (6/250), (6/251), (6/252), (6/253), (6/254), (6/255),
(6/256), (6/260), (6/314), (6/354), (6/358), (6/382), (6/384), (6/395),
(6/398), (6/399) esas sayılı sözlü soru önergelerine de
yazılı olarak cevap vereceğim.
Şimdi, bunları böyle tek tek niye
okuyorum? Ben de bunları okumak zorunda mıyım diye
arkadaşlarıma sordum, dediler ki: Eğer bunların hangileri
olduklarını böyle tek tek söylemezseniz soru önergesini
cevaplandırmamış kabul edilirsiniz. Onun için size okumak
mecburiyetindeydim. Lütfen, anlayışla
karşılayacağınıza inanıyorum.
Küçük bir rica, sözlerimi bitirmeden önce:
Şimdi -Kültür ve Turizm Bakanlığıyla ilgili olarak
özellikle söylüyorum- bu Yazılı olarak cevap vereceğim.
dediğim soru önergelerindeki hususların pek çoğu, açık
kaynaklarda, Bakanlığımızın İnternet sitesinde ve
Bakanlığımızın yayınlarında yer alan
konulardır. Bazen danışman arkadaşlarımız, kendi
işlerini Bakana yaptırmak gibi bir kolaycılığa
kaçıyorlar. Danışman arkadaşlarımızı
uyarırsak, açık kaynaklarımızda, İnternet sitemizde
veya sizin şifahi olarak sorduğunuz hâlde cevap verilmemiş
konular, cevabı bulunamayan konular olursa, onları soru önergesi
olarak gündeme getirirlerse zamanımızı daha verimli, bereketli
değerlendirmiş oluruz.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Çok teşekkür ederim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Sayın Gürer, sisteme girmişsiniz,
Sayın Bakana soru soracaksınız herhâlde?
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Evet.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Oturayım mı, buradan mı?
BAŞKAN Oturabilirsiniz Sayın Bakan.
Sayın Budak, siz de sisteme girmişsiniz
ama soru listesinde adınız olmadığı için, İç
Tüzükün 98inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre size söz
veremeyeceğimi bildirmek isterim.
Sayın Özel, sizin söz hakkınız baki.
Sayın Gürer, buyurun sorunuzu sorabilirsiniz,
eksik bilgi varsa tamamlanması ricasında bulunabilirsiniz.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Öncelikle, Sayın Bakanım, verdiğiniz
bilgiler için teşekkür ediyorum. Ben, soruların tamamını
kendim köylere giderek bizzat hazırlıyorum çünkü
Niğde/Kapadokyanın Başkenti diye benim 850 sayfalık bir
kitabım var. Her sene gittiğimde gördüklerimi, burada, milletvekili
olunca da gündeme getiriyorum.
Niğde, kayıp bir şehir, sahipsiz bir
şehir. Şu anda Niğdedeki konaklar, yok olan konaklar,
başka kentlerde onarılıp parayla gezdirilen yerler hâline
getiriliyor. Niğdeye bu anlamda bugüne kadar yeterli destek
sağlanamadı ve alamadı. Örneğin, Tyana antik kentinin
olduğu yer, Antik Kapadokyanın güney başkenti. Bu kentte
yapılan kazıyı bizim yapmamız gerektiğini
düşünüyorum Türkiye Cumhuriyeti üniversiteleri eliyle çünkü burada
Tyanalı Apollon yaşamış. Tyanalı Apollonla ilgili,
bildiğiniz gibi, yurt dışında 200 tane kitap var ve bunun
bir peygamberle eşleştirilmesi nedeniyle, İtalyanlar
tarafından değil, özellikle Türkiye üniversiteleri tarafından
yapılması gerekir. Orada Efese eş değer bir antik kent
açığa çıkacak. Şimdi, Niğdede 5 tane bilimsel
kazı yapılıyor, bu kazıların son dönemde 2si bitti.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Bir cümle
BAŞKAN Sayın Gürer, bir dakika daha
vereyim, lütfen tamamlayın.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Teşekkür
ederim.
Bu anlamda Niğde, Nevşehir kadar ve daha
fazla derinliğe sahip. 10 bin yıllık bir tarih var, bu tarihe
sahip çıkılmasını diliyorum. 3,5 milyon turist
Nevşehire geliyorsa 1 milyon turistin de Niğdeye geleceği
zenginlik var. Özellikle Ömer Halisdemirin memleketi Çukurkuyunun da
bulunduğu bölge, Bizans, Roma kalıntılarıyla dolu.
Acı bir şey söyleyeyim, bunların
çoğuna ilk giden benim, bulanım, belgeleyenim, daha sonra
başkalarının adına tescillendi.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Bakan, eklemek, açıklamak
istediğiniz bir husus varsa beş dakika süreniz var.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Sayın Gürere teşekkür ediyorum sorularıyla
bu konuları gündeme getirdiği için, dikkatimizi çektiği için,
uyarıları için çok teşekkür ediyorum.
Dediğim gibi, yapılan
çalışmaları söyledim ama yapılmayanlar var.
Yapılmayanlar konusunda sizin sorularınız uyarıcı
oldu, onları da
Niğde ve bütün bölge, Kapadokya, gerçekten yeteri
kadar maalesef içeride de dışarıda da tanınmıyor,
hâlbuki çok ciddi bir potansiyel.
İşte, onun için
dedim, biraz önce konuşmamın başında da söyledim, yarın Hollandada dinî
turizm konferansı düzenlenecek, sırf bunları oralarda
konuşabilmek için gidiyoruz. Sizin sorularınız da orada
söyleyeceklerimize ayrıca katkıda bulundu.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Böylelikle gündemin Sözlü Sorular
kısmını bitirmiş olduk.
Sayın Yıldız, siz de sisteme
girmişsiniz ama sizin de elimdeki soru önergesi listesinde
adınız olmadığı için yine aynı gerekçeyle,
İç Tüzükün 98inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince,
size de söz veremiyorum.
Sayın Özel, sizi dinliyorum.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
37.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının
sözlü sorulara verdiği cevap konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım,
öncelikle Sayın Bakanın bahsettiği konu
Sorular İç Tüzük
96ya göre soruluyor ve 97nin (a) fıkrası da sorulamayacak
konuları, başka bir kaynaktan kolayca öğrenilmesi mümkün olan
konularda soru sorulamayacağını düzenliyor. Ancak bu konuda
Sayın Bakanın yaptığı uyarı, Sayın Meclis
Başkanınadır çünkü İç Tüzükün 96ncı maddesinin son
fıkrası Başkanın İç Tüzük şartlarına uygun
gördüğü önergeleri gelen kâğıtlar listesinde
yayınlayacağını söylediği için, Sayın
Bakanın eleştirisinin milletvekillerimize ya da
danışmanlarımıza değil, İç Tüzüke göre
doğrudan Meclis Başkanına yapılmış olduğunu
kabul ediyoruz.
Sayın Bakan, yeni
duydum.
Sayın Bakanım,
başka bir açık kaynaktan edinilecek bilgi İç Tüzükün 97/(a)
fıkrasına göre yasak ama 96nın son fıkrası diyor ki:
Soruların İç Tüzük şartlarına uygun olanları Meclis
Başkanı tarafından gelen kâğıtlar listesinde
yayımlanır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Hata,
soruyu soranda ya da danışmanda değil, İç Tüzüke uygun
hareket etmeyip dediğiniz denetimi yapmayan Meclis
Başkanlığındadır.
BAŞKAN Bir hata
aramadınız galiba Sayın Bakan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Hayır, hayır, bir uyarı yaptı da Sayın Bakan.
BAŞKAN Size bir dakika
vereyim, siz de bir açıklama yapın Sayın Bakan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkanım, sözüm bitmemişti de, çok özür dilerim.
BAŞKAN Bitmedi mi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Yo,
bitmedi, devam edeyim.
BAŞKAN Ha, pardon.
Sayın Bakanım, siz
sisteme girin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Bakan girerken ben
BAŞKAN Artı bir
dakika daha size veriyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Ayrıca, Sayın Çetin Osman Budakın ve Aydın
Milletvekilimizin Bakanlığa sorulmuş ve yanıtlanan
sorulardan çok daha önce sıra numarası almış soruları
var. Bakan değiştiği için Sayın Bakanımız
kendisine yöneltilen soruları cevaplamayı tercih etti ama Sayın
Çetin Osman Budakın Antalya Milletvekili olarak ve 38 tane ören yeri olan
Aydının bir milletvekilinin bu sorularının Kabinedeki
değişiklikten dolayı cevaplanmamış olması
devlette devamlılık ilkesine aykırı. Sizden ricam, hiç
değilse madde 60a göre değerlendirerek birer dakika söz verirseniz,
Sayın Bakan uygun görürse cevaplar ya da yazılı cevaplayabilir
ama bu konuda da istirham edeceğim Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın
Özel, gündemin bu aşamasında soru önergelerinin listesinde yer
almayan sayın milletvekillerinin yeni bir soru soramayacağına
ilişkin görüş birliğine birlikte vardık.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) O
doğru.
BAŞKAN Siz de
oradaydınız, birlikte konuştuk. Benim düşüncem de aynı
doğrultudaydı, zaten gerekçesini de söyledim. Sayın Budak veya
Sayın Yıldız 60a göre söz isteselerdi zaten bir problem olmazdı,
onlara birer dakikalık yerlerinden söz verirdim ama siz
Soru önergelerine
ilişkin olan gündemde Sayın Budak ve Sayın Yıldız soru
sorma gereğini hissettikleri için bu açıklamayı size
yaptım, siz de şimdi onların yerine 60a göre söz
isteyebilirler. diyorsunuz. Kendileri talep ederse veririm ama sizin
talebinize göre değil, kendilerinin talebine göre verebilirim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Talepleri o yönde
değerlendirmenizi
BAŞKAN Kendileri bildirebilirler Sayın
Özel.
Sayın Bakan, cevap verecek misin Sayın
Gürere veya Sayın Özele?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Evet.
BAŞKAN Sisteme girdiniz mi?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Girdim zannediyorum.
BAŞKAN Buyurun Sayın Bakan, bir dakika
38.-
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının, Manisa Milletvekili Özgür
Özelin yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Sayın Başkanım, ben, önce, sizin Sayın
Grup Başkan Vekiliyle yaptığınız şifreli
konuşmalardan sonra neye cevap vermem gerektiğini kaybettim. (6/24)e
göre, İç Tüzük 60a göre
Benimle ilgili bir şey olduğunu hissediyorum
ama mahiyetini çok iyi anlayabilmiş değilim. Ama
anladığım kadarıyla söyleyeyim, siz bu tartışmaya
başlamadan önce sorduğunuz sorudan anladığım şu:
Bu sorulan soruların açık kaynaklarda olduğunu söylüyorsunuz,
Danışmanlarınızı uyarın. diyorsunuz, hâlbuki
bunların İç Tüzüke göre sorulabilir-sorulamaz sorular
klasmanını, tasnifini Başkanlığın yapması
gerekir. diyorsunuz. Muhtemelen, Başkanlık çok demokratik bir
-şimdi oraya doğru bir şey söylemem lazım- tutumla, bu
soruların açık kaynaklarda cevapları olsa bile belki Bakan daha
ayrıntılı, daha güzel cevaplar verir diye düşünerek de bize
böyle bir imkân vermiş olabilir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Öyle olsun.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Ama ne demek istediğimizi hepimiz anladık Sayın
Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Eyvallah.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Sayın Yıldız
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) 60a göre söz
hakkı istiyorum.
BAŞKAN Bir dakika, yerinizden.
Buyurun.
39.-
Aydın Milletvekili Hüseyin Yıldızın, 2016
yılının turizm için vahim geçtiğine ve Kültür ve Turizm
Bakanı Nabi Avcının turizmin farkında olması
gerektiğine ilişkin açıklaması
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) Sayın
Bakanım, yeni göreviniz hayırlı uğurlu olsun. Ben de Turizm
Komisyonunda olduğum için de sitemde bulunuyorum. Bakan seçildiniz, gönül
isterdi ki, komisyon üyesi olan arkadaşlar bir toplanıp önümüzdeki
2017de ne yapacağız bir tartışmak isterdik.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Tamam.
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) Daha önce, sizden
önceki Bakanımız bu konulara çok eğiliyordu, ayda bir sefer
toplayıp fikirlerimizi soruyordu, önerilerimizi kabul ediyordu.
Şimdi, 2016 yılında turizm vahim
geçti, kendiniz biliyorsunuz. Önümüzde 2017 var. Eğer bu şekilde
giderse 2017 daha kötü geçecek, onu hissediyorum. Örneğin -ben Aydın
Milletvekili olarak- Kuşadası, Didim, Bodrum, Muğla, o bölgede,
Çeşme dâhil olmak üzere, bu dönemde yüzde 50 turist eksikliği oldu ve
sıkıntılar çok büyük. Türkiye'nin dış açığını
kapatan turizmdir. Dünyada 1 trilyon dolarlık pastası olan turizmin
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın)-
hâlen
farkında olmamanız beni gerçekten üzdü.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Yıldız.
Sayın Budak, buyurun.
40.-
Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın, turizm sektörünün
sorunlarına ilişkin açıklaması
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) Teşekkür
ederim.
Sayın Bakan, 2015 yılının Ekim,
Kasım, Aralık aylarında birçok soru önergesi vermiştim,
bunlarla ilgili yanıt alamadım ama şimdi sizin yine de iyi
niyetle birçok soruya cevap vermeniz beni son derece memnun etti.
Çok büyük bir dosya vermiştim bundan önceki
Sayın Bakan Mahir Ünala ve burada birçok çözüm önerisi vardı. Ben,
şimdi, tekrar, bunları kısaca yinelemek istiyorum: Geçen
yıl verdiğimiz bizim önerilerimiz özellikle sektörde
çalışanların SSKsında indirim ve bu desteğin
verilmesi, çünkü gözüküyordu. Bugün 9 milyon eksik, yıl boyunca bu
sanıyorum 12 milyona çıkacak. Bunun çarpan etkilerini de
hesapladığınız zaman aşağı yukarı 16-17
milyar dolar gibi bir zarardan söz ediyoruz ve bunun 54 sektörü
etkilediğini siz de biliyorsunuz.
Fransa olağanüstü hâl döneminde,
aşağı yukarı bir senedir olağanüstü hâl dönemini
yaşıyor ve orada da turizm eksi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Budak, teşekkür ederim.
Yazılı olarak Sayın Bakana
iletirseniz
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) Soru şu:
2017 yılının da kayıp bir yıl olma ihtimali son derece
yüksek. 2017 yılıyla ilgili 2016da aldığınız
önlemlerin hiçbirisinin yeterli olmadığını mutlaka
gördünüz. İstihdam üzerindeki yükler ve afet bölgesi olarak ilan edilebilecek
durumda olan sahil bölgeleri var. Bunlarla ilgili eğer bir
çalışmanız varsa şu anda Mecliste yoksa yine Komisyonda
-ben de Turizm Komisyonu üyesiyim- bunları dile getirmek istiyoruz. Bu
sektör son derece önemli bir sektör. Bu konuyu da millî bir konu olarak
görüyoruz.
Çok teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Budak, teşekkür
ederim.
Bugün soru sorma rekoru Sayın Gürerde, 31
sorunun 22si Sayın Gürere aitti. (CHP sıralarından
alkışlar)
Bir nevi, Bakanla sohbet etmiş oldunuz.
İlk denetim sürecimizi de böyle yaşamış olduk. Dilerim
bundan sonraki sözlü sorulara cevap işlemi de bugünkü bağlamda devam
eder.
Sayın Bakan, bir şey söyleyecek misiniz?
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Kısa bir söz talebim var, müsaade ederseniz.
BAŞKAN Buyurun, size de bir dakika söz
vereyim.
Buyurun Sayın Bakanım.
41.-
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcının, Aydın Milletvekili
Hüseyin Yıldız ile Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın
yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) 2016nın özellikle turizm sektörü açısından
çok sıkıntılı bir yıl olduğu doğru. Ama
sizler de bu sektörle yakından ilgili milletvekilleri olarak şunu çok
iyi biliyorsunuz, bu sektör aynı zamanda bir algı yönetimi sektörü.
Yani bunun -şimdi, tabii, bir iktidar partisi bakanı söylediği
zaman yanlış anlaşılmaya çok müsait bir şey
söyleyeceğim ama- doğru olduğunu dünyadaki uygulamalar da
gösteriyor. Turizm, iyi dedikçe iyi olan, kötü dedikçe kötüleşen bir
sektör. Yani biz Türkiye'de sektörle ilgili olumsuz söylemleri kendi
aramızda veya dışarıda ne kadar köpürtürsek kötüye gitme
ihtimaline o kadar katkıda bulunmuş oluyoruz. Kötü niyetle değil
ama sektörün niteliği itibarıyla böyle bir iletişim boyutu var
maalesef. Dolayısıyla, evet, sizinle Komisyon olarak başka
toplantılarımızda sektörle ilgili sorunlarımızı
ayrıca konuşalım, onlarla ilgili önerilerinizi, çözüm
önerilerinizi alalım ama kamuoyuyla paylaşacağımız
söylemlerde, sektörü
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir)
orta ve uzun vadede sıkıntıya sokacak,
gerçek veya üretilmiş korkuları abartmamak gerekir. 2017den
umutluyuz, 2016 sonunda aldığımız birtakım tedbirlerin
gerçekten sonuç vermeye başladığını gördük.
Ayrıca, biliyorsunuz, Ruslarla yaşanan
kriz
BAŞKAN Sayın Bakan, toparlar
mısınız lütfen.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir)
çok istisnai bir olaya dayanıyordu, yani sistemik bir
arıza değil. Ama onun sistemik arızamıza işaret
ettiği tarafı şu: Belli pazarlara endekslenmiş, onlarla
sınırlı, işin kolayına kaçan bir turizm
anlayışının doğru olmadığını
sektör de, biz de, hepimiz gördük. Dolayısıyla,
pazarımızı çeşitlendirmek zorundayız, ürünlerimizi
çeşitlendirmek zorundayız. Bu krizin bize en büyük katkısı
geçmişte yaşadığımız bu rehavetin bize nasıl
pahalıya mal olabileceğini görmüş olmamızdır.
Komisyon toplantısını da ayrıca
yapalım, ben de çok isterim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Teşekkür ederiz
Sayın Bakanım.
ÇETİN OSMAN BUDAK (Antalya) Teşekkürler.
KÜLTÜR VE TURİZM BAKANI NABİ AVCI
(Eskişehir) Sağ olun.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Bakan.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince, Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 21inci
maddesi uyarınca, Kişisel Verileri Koruma Kuruluna seçilecek 5 üyenin
seçimini yapmak ve sözlü soru önergeleri ile kanun tasarı ve teklifleri
ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla
görüşmek için, 5 Ekim 2016 Çarşamba günü saat 14.00te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum; iyi akşamlar diliyorum.
Kapanma Saati: 19.41