TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
27nci
Birleşim
6
Aralık 2018 Perşembe
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından
hazırlanan bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından
okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları
1.- Antalya Milletvekili
Kemal Bülbülün, engelli olan çocuğunun yazmış olduğu
mektuba ve engellilerin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması
2.- Hatay Milletvekili Mehmet
Güzelmansurun, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününe ve Hatay ilinin
sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Kayseri Milletvekili
Hülya Nergisin, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününe ilişkin gündem
dışı konuşması
IV.- AÇIKLAMALAR
1.- Hatay Milletvekili Serkan
Topalın, gaziler arasındaki hakkaniyetsizliğin giderilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
2.- Mersin Milletvekili Baki
Şimşekin, Yavuz Sultan Selim Köprüsünün faaliyete girmesiyle Fatih
Sultan Mehmet Köprüsünden geçişinin yasaklandığından
haberi olmayan araçların mağduriyetinin ortadan
kaldırılması gerektiğine ilişkin açıklaması
3.- Kahramanmaraş
Milletvekili Sefer Aycanın, engelliliğin önlenmesi ile engellilerin
hayatını kolaylaştırmak için yapılması
gerekenlere ilişkin açıklaması
4.- Bursa Milletvekili Erkan
Aydının, asgari ücretin gerçek rakamlar göz önüne alınarak
hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesini talep ettiklerine ilişkin
açıklaması
5.- Hatay Milletvekili
Hüseyin Şanverdinin, Hatayın Erzin ilçesindeki termal otelde
meydana gelen yangın nedeniyle yaralananlara şifa, Erzinli
hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna
ilişkin açıklaması
6.- Mersin Milletvekili Ali
Cumhur Taşkının, Mersinin coğrafyası, tarihî ve
kültürel birikimiyle yüzlerce coğrafi işaret potansiyeline sahip
olduğuna ve coğrafi işaret tescil belgesinin önemine
ilişkin açıklaması
7.- Balıkesir
Milletvekili Fikret Şahinin, süt üreticilerinin mağduriyetine
ilişkin açıklaması
8.- Mersin Milletvekili
Hacı Özkanın, 7-17 Aralık Mevlâna Haftası vesilesiyle
Mevlâna Celâlettin Rûmiyi rahmetle andığına ilişkin
açıklaması
9.- Kahramanmaraş
Milletvekili İmran Kılıçın, Türkiyenin sosyal bir hukuk
devleti olduğuna, sunulan sosyal hizmet ve yardımlara ilişkin
açıklaması
10.- Bursa Milletvekili
Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, emeklilerin toplu sözleşmeli
sendika kurma hakkına kavuşturulması gerektiğine, kamuda
çalışan aile sağlığı
çalışanlarının mağduriyetine, okullardaki
ısınma ve temizlik problemlerinin çözümü için Millî Eğitim
Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması
11.- Bursa Milletvekili
Yüksel Özkanın, Eğitim Reformu Girişimi tarafından
yayımlanan 2017-2018 Eğitim İzleme Raporuna ilişkin
açıklaması
12.- Kayseri Milletvekili
Çetin Arıkın, atanamayan fizyoterapistlerin feryadına kulak
verilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
13.- Adana Milletvekili Ayhan
Barutun, elektriğin tüketicilere ucuz, kaliteli olarak sunulması ve
yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi gerektiğine, elektrik
fiyatlarını düşürebilmek için alınabilecek önlemlere
ilişkin açıklaması
14.- Denizli Milletvekili
Kazım Arslanın, ön lisans mezunu astsubayların
mağduriyetinin ne zaman giderileceğini, muvazzaf astsubaylara
başarı tazminatının ödenip ödenmeyeceğini,
sözleşmeli uzman çavuşların kadroya geçirilip geçirileceğini
ve uzman çavuşlara 3600 ek göstergenin ne zaman verileceğini Millî
Savunma Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
15.- Kütahya Milletvekili
Ahmet Tanın, TÜİK verilerine göre son on iki aylık ihracat
rakamının cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine
ulaştığına ve Kütahya ilindeki yatırımlara
ilişkin açıklaması
16.- Kocaeli Milletvekili
Ömer Faruk Gergerlioğlunun, cezaevlerinin doluluğuna ve
sağlık hizmetlerinin kısıtlı olduğuna,
hastanelerde mahkûm koğuşu yetersiz olduğu için tedavilerin
geciktiğine ilişkin açıklaması
17.- Niğde Milletvekili
Selim Gültekinin, Edirne'den Şanlıurfa'ya kesintisiz
ulaşım sağlayacak Ankara-Niğde Otoyolu Projesi'ne
ilişkin açıklaması
18.- Kahramanmaraş
Milletvekili Habibe Öçalın, milleti test etmeye
çalışanların 15 Temmuzda gerekli cevabı
aldığına, Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün
yasaklanması yönünde mütalaada bulunan Danıştay
savcısını kınadığına ilişkin
açıklaması
19.- Gaziantep Milletvekili
İmam Hüseyin Filizin, 7 Aralık Kilisin düşman işgalinden
kurtuluşunun 97nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması
20.- Osmaniye Milletvekili
İsmail Kayanın, 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri
Haftası vesilesiyle 112 acil çağrı hattının gereksiz
aranmasının önlenmesi ve trafikte ambulansın geçiş önceliğine
özen gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
21.- İstanbul Milletvekili
Tülay Kaynarcanın, Cumhurbaşkanının seçim
kampanyalarıyla ilgili açıklamasına ilişkin
açıklaması
22.- İstanbul
Milletvekili Yavuz Ağıralioğlunun, Ergenekon
davasının çöktüğüne ve bu davadan, Türk devletinin hissesine
adalete siyaseten nüfuz etmeye kalkmamak, adalet mekanizmasına siyasi
iradeyle musallat olmamak gerektiği gibi bir neticenin
çıkmış olmasını dilediğine ilişkin
açıklaması
23.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçayın, Kerkükteki Türkmen varlığını yok
etmek için yapılan saldırıların devamı olan Kayseri
Çarşısındaki yangını şiddetle
kınadıklarına, Türkiyenin hedefinin Fıratın doğusu ve bütün terör
odaklarının yok edilmesi olması gerektiğine, veteriner
hekim, ziraat, gıda ve su ürünleri mühendislerinin mağduriyetinin
giderilmesini beklediklerine ilişkin açıklaması
24.- Kars Milletvekili Ayhan
Bilgenin, tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güvene destek için parti
büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale edildiğine,
Sırrı Süreyya Önderin teslim olurken sarf ettiği sözlerine, asgari
ücret tartışmalarına, ücretli öğretmenlerin
mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun demokrasi sorunu
olduğuna ve fırsat eşitliğinin sağlanması
gerektiğine ilişkin açıklaması
25.- Bursa Milletvekili Erkan
Aydının, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde meydana gelen
sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet
dilediğine, Gezi Parkı olaylarının üzerinden geçen beş
buçuk yıldan sonra aralarında Mehmet Ali Alabora, Osman Kavala gibi
ünlülerin de bulunduğu birçok kişi hakkında seçim öncesinde
soruşturma başlatılmasının provokasyon olduğuna
ilişkin açıklaması
26.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde meydana gelen
sel felaketinde hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet
dilediğine, hukuk düzenine yönelik ne zaman, nerede, hangi hile ve
desiselerle bir kalkışma varsa buna karşı Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir. anlayışıyla
mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
27.- İstanbul
Milletvekili Yavuz Ağıralioğlunun, Denizli Milletvekili Cahit
Özkanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine, Ergenekon davalarında yaşanılanların FETÖ
davalarında yaşanmaması için dikkat çekmeye
çalıştığına ilişkin açıklaması
28.- Kars Milletvekili Ayhan
Bilgenin, Denizli Milletvekili Cahit Özkanın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ve demokrasiyi korumanın
ancak hak ve özgürlüklere saygıyla mümkün olacağına ilişkin
açıklaması
29.- Bursa Milletvekili Erkan
Aydının, Denizli Milletvekili Cahit Özkanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
30.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, Bursa Milletvekili Erkan Aydının
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Gezi
Parkı olaylarının vatandaşların çevre
duyarlılığını tahrik etmek suretiyle millî iradeyi
zapturapt altına almayı hedeflediğine ilişkin açıklaması
31.- İstanbul
Milletvekili Hayati Arkazın, geçirdikleri trafik kazası sonucu
hayatını kaybeden MHP Sinop
Durağan İlçe Başkanı Osman Yıldırım ile
belediye başkan adayı Ali Dalkılıça Allahtan rahmet
dilediğine, Yeşilırmakı tehdit eden kirliliğe karşı
önlem alınması gerektiğine ilişkin açıklaması
32.- Hatay Miletvekili
Hüseyin Yaymanın, Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansurun
yaptığı gündem dışı konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
33.- Antalya Milletvekili
Aydın Özerin, Antalya ili Demre ilçesinde yaşanan sel felaketi
nedeniyle çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve
iktidarın çiftçilere sahip çıkmadığına ilişkin
açıklaması
34.- İstanbul
Milletvekili Turan Aydoğanın, okullarda yürütülen aşı
kampanyasına yönelik olarak dağıtılan aşı
karşıtı bildiriler için İçişleri
Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının
tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması
35.- Osmaniye Milletvekili
Mücahit Durmuşoğlunun, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Günü ile 1-7 Aralık Acil Sağlık Hizmetleri Haftasını
kutladığına, küresel engellemelere rağmen 2018
yılının ihracatta rekorlar yılı olduğuna
ilişkin açıklaması
36.- Eskişehir
Milletvekili Arslan Kabukcuoğlunun, yetkilileri Batmanda yaşanan
uyuşturucu sorunuyla ilgili gerekeni yapmaya davet ettiğine ilişkin
açıklaması
37.- Hatay Milletvekili
Serkan Topalın, Hatay Miletvekili Hüseyin Yaymanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
38.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Mardinin Midyat ilçesi Kaymakamını
Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice, Barıştepe ve
Toptepe köylerine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı
Teşvik Fonu üzerinden yapılan yardımları kestiği için
milletin vicdanına havale etiğine ilişkin açıklaması
39.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, Ankara Kızılay Meydanı'nda freni patlayan
belediye otobüsünün bir kız çocuğu ile bir bayana
çarptığına, hayati tehlikelerinin bulunmadığına
ilişkin açıklaması
40.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, İstanbul Milletvekili Engin Altayın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
41.- Mersin Milletvekili
Behiç Çelikin, yoğun yağış nedeniyle mağdur olan
hemşehrileri ile Ankara Kızılay Meydanındaki kazada
yaralananlara geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna, çiftçilerin mağduriyetinin
giderilerek üretimde israfın önlenmesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
42.- İstanbul
Milletvekili Zeynel Özenin, Alevi tutuklu ve hükümlülerin kendi ibadet
önderleriyle görüşme talebinin karşılanması
gerektiğine ilişkin açıklaması
43.- Kilis Milletvekili Ahmet
Salih Dalın, 7 Aralık Kilisin düşman işgalinden
kurtuluşunun 97nci yıl dönümüne ve Kilisin sanayi hamleleriyle hak
ettiği yere ulaşacağına ilişkin açıklaması
44.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mehmet Cihat Sezalın, Kahramanmaraş Milletvekili Sefer
Aycanın yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
45.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, 16 sıra sayılı Kanun Teklifinin ikinci bölümü
üzerinde Antalya Milletvekili Hasan Subaşının İYİ
PARTİ Grubu adına yaptığı konuşmasındaki ve
Çorum Milletvekili Tufan Kösenin CHP Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
46.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, Meclisin milletvekillerinin birbirini eleştireceği mecra
olduğuna, Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel
başkanlık sıfatını birbirinden ayırmayı
komik bulduğuna ilişkin açıklaması
47.- İstanbul
Milletvekili Mehmet Muşun, Bursa Milletvekili Erkan Aydının 16
sıra sayılı Kanun Teklifinin 10uncu maddesiyle ilgili önerge
üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
48.- Kahramanmaraş
Milletvekili Ali Öztunçun, Hükûmetin soru önergelerine cevap vermediğine,
Afşin-Elbistan Termik Santralinin hangi mantıkla
özelleştirildiğini, kaç liraya satıldığını,
alan firmanın bakanlarla ilişkisinin olup
olmadığını, işten çıkarılan işçilere
niçin zulmedildiğini öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
49.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
sataşma nedeniyle yaptığı konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
50.- İstanbul
Milletvekili Nazır Cihangir İslamın, Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
51.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslamın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
V.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Başkanlıkça,
Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın Kamu İktisadi
Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden (4/12), Edirne Milletvekili Orhan
Çakırların Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu
üyeliğinden (4/13) istifalarına ilişkin
yazılarının 6/12/2018 tarihinde Başkanlığa
ulaştığına ilişkin önerge yazısı
VI.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu
Önerileri
1.- İYİ PARTİ
Grubunun, İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu ve 21 milletvekili
tarafından, İstanbul'da yaşanan çökme, göçük ve toprak
kaymalarının nedenlerinin incelenerek bu konularda alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin (10/402) ön görüşmelerinin, Genel
Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
2.- HDP Grubunun, Kocaeli
Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve arkadaşları
tarafından, Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme
Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti amacıyla 4/12/2018
tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6
Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
3.- CHP Grubunun, Mersin
Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları tarafından, ülkemizde
yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin
araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018
Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi
VII.- OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, Ankara Kızılay
Meydanı'nda belediye otobüsünün kontrolden çıkarak yayalara
çarpması sonucu yaşanan kaza nedeniyle hemşehrilerine geçmiş
olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin konuşması
2.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, Ankara Kızılay
Meydanı'nda meydana gelen kazada yaralananların
sağlığına kavuşmasını dilediğine
ilişkin konuşması
3.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 7 Aralık Kilisin düşman
işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl dönümü münasebetiyle
Kilislileri selamladığına ilişkin konuşması
VIII.- SEÇİMLER
A) Komisyonlarda Açık
Bulunan Üyeliklere Seçim
1.- Çevre Komisyonunda
boş bulunan üyeliğe seçim
2.- Tarım, Orman ve
Köyişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim
IX.- KANUN
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16)
X.- SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, İstanbul Milletvekili
Nazır Cihangir İslamın 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 25inci maddesiyle ilgili önerge üzerinde
yaptığı konuşmasında şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
XI.- OYLAMALAR
1.- (S. Sayısı: 16)
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin oylaması
6 Aralık 2018 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.00
BAŞKAN: Başkan Vekili
Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram
ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yetersayısı vardır,
görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce üç sayın milletvekiline
söz vereceğim.
Sayın milletvekillerimizin konuşma süreleri
beşer dakika.
Gündem dışı ilk söz, engellilerin
sorunları hakkında söz isteyen Antalya Milletvekilimiz Sayın
Kemal Bülbüle aittir.
Buyurun Sayın Bülbül. (HDP
sıralarından alkışlar)
III.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Antalya Milletvekili Kemal Bülbülün, engelli olan çocuğunun
yazmış olduğu mektuba ve engellilerin sorunlarına
ilişkin gündem dışı konuşması
KEMAL BÜLBÜL (Antalya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öncelikle, kendisi de bir engelli olan
çocuğumun size yazmış olduğu mektupla başlamak
istiyorum:
Değerli milletvekili ablalarım, ağabeylerim,
amcalarım, teyzelerim, sayın milletvekilleri; sizlere nasıl
hitap edeceğimi doğrusu kestiremiyorum. Duygusal olarak mı hitap
etsem, vicdanınıza mı hitap etsem, anlayışınıza,
idrakinize mi hitap etsem? Bu kadar tedrisat görmüş vekillere
uluslararası sözleşmeleri veya engellilerin içinde bulunduğu
durumu tekrar izah etmeyi, anlatmayı doğrusu uygun bulmuyorum.
Birleşmiş Milletler Engelli Hakları
Sözleşmesinin altında Türkiyeyle birlikte 50 ülkenin
imzasının bulunduğunu bilmektesiniz. Sözleşmenin
Giriş bölümünde, engelliliğin değişen ve gelişen bir
kavram olduğu, bu kişilerin topluma diğer bireylerle birlikte
eşit koşullarda, tam ve etkin katılımını
engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının kaynaklarını
düzeltmeniz gerektiği zaten ifade edilmektedir. Bu sebeple ben engelli
kavramı yerine engellenen kavramını kullanmayı daha uygun
buluyorum. Bunun en somut kanıtlarından biri, kaldırımlarda
tekerlekli sandalye rampası bulunan yerlere park edilen arabalar. Metro ve
tren garlarında, üst geçitlerinde önceliği bulunan asansörlerde
engellenen bizleriz.
Bir de psikolojik zorluklar var. Örneğin,
disleksi problemi bulunan arkadaşların eğitim sürecinde bilinç
eksikliğinden dolayı çekmek zorunda kaldıkları zorluklar
sayılabilir. Bunun en iyi örneği, disleksi hastası olan
Einsteindır. Einsteinın bir öğrenciyken öğrenme
zorluğu olduğu için umutsuz bir vaka olduğundan öğretmeni
tarafından okuldan atılması ve temel eğitiminin evde annesi
tarafından karşılanması, engellilerin durumunu izah etmek
açısından tarihî ve bilimsel bir örnektir.
Engellenen arkadaşlarımızın
toplumsal yaşama etkin bir şekilde katılmak ve eşit vatandaşlık
konusundaki taleplerinin karşılanması gerekmektedir.
Engellenenlere verilen sözler bugüne kadar tutulmamış,
çoğunlukla da eşit şartlarda çalışma ortamlarına
katılma yönündeki talepleri seçim malzemesi olarak
kullanılmış ve insanlar ne yazık ki evlere mahkûm
edilmiştir.
Engellenenlerin yaşamlarını
kolaylaştırmaya yönelik düzenlemeler için temel
yaklaşımın sadaka kültüründen yola çıkarak değil,
sosyal devlet yaklaşımı içinde ele alınması ve engellenenlerin
iş ve istihdama dönük ihtiyaçlarının karşılanması
da temel bir görev olarak durmaktadır.
Değerli milletvekilleri, şimdi
ibretiâlemlik bir örneği vermek istiyorum. Benim çocuğum ortopedik
engelli. Biz karbon ayak almak istiyoruz ama bu yönetmeliği düzenleyen
kişi karbon ayağın lükse girdiğini belirtmiş. Galiba
bunu düzenleyenin beyni ve yüreği lükse giriyor ki
İnsanın en
temel ihtiyaçlarından biri olan ayak nasıl lükse girer? Göz, kulak,
engellilerin engellerini aşmak için gerekli olan malzemeler, cihazlar,
aparatlar nasıl olur da lükse girer? Yaradan, gözümüzü lükse girsin,
ayağımızı, kolumuzu, bacağımızı,
beynimizi, yüreğimizi lükse girsin diye yaratmamış ki! Böyle bir
kavram yok ki! Nasıl böyle bir kavram kullanılıyor? Bunların
düzeltilmesi gerekir.
Yine, geçen gün, Engelliler Konfederasyonunun Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı önünde yapmak
istediği bir açıklamaya katıldım ben.
Katılanların tamamı engelli ve çoğunluğu görme
engelli, Federasyon Başkanı da görme engelli. İnanılmaz bir
polis ablukası ve bir engelleme çabası
Engelliler ne yapacak da bu
engelleme çabası söz konusu oluyor? Sadece bir basın metni okunacak
ve ilgili birimle görüşme yapılacak değerli arkadaşlar.
Bizim, engellileri anlayabilmemiz için biraz
edebiyat, biraz sanat, biraz resim, biraz bilim dünyasına girmemiz gerekiyor.
Yeni mektup aldım gül yüzlü yardan/Gözletme
yolları, gel deyi yazmış./Sivrialan köyünden, bizim
diyardan/Dağlar mor menevşe, gül deyi yazmış. Bu kişi
görme engelli Âşık Veyseldir ve Âşık Veyselin hepimizin
kulağına küpe olacak bir sözü vardır. Âşık Veysel der
ki: Ben kör değilim, görmüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Bülbül, devam edin.
KEMAL BÜLBÜL (Devamla) Teşekkür ediyorum.
Bu kadar ağır bir konuyu bu kısa
sürede toparlamak da biraz zor ama
Şimdi, burada engellilerin bize ilettikleri
sorunlar, fiziki sorunlar, kent planlamasından kaynaklı sorunlar,
yasalardan kaynaklı sorunlar var ama en temel sorun yasalardan
kaynaklı sorunlar. Yasalar o kadar karmaşık ve anlaşılmaz
ki uygulaması o kadar zor ki o kadar bürokratik problemler var ki
dışarıdan bir insan değil, bire bir
karşılaşan ve yaşayan bir insan olarak ifade ediyorum.
Dolayısıyla Parlamentonun, bizim, milletvekillerinin, bu kurumun bu
yasaları tek bir kalemde toplamak, anlaşılır kılmak,
izah etmek, sorunları çözmek ve yardımcı olabilecek,
sorunları çözecek en temel şekilde ifade etmek gibi bir görevi var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Bülbül, konu engelliler.
Ben süre ilave edeyim, siz selamlamanızı öyle toparlayın.
KEMAL BÜLBÜL (Devamla) Teşekkür ediyorum
duyarlılığınız için Sayın Başkan.
Bitirirken şu anda tedavi görmekte olan
İstanbul Vekilimiz Musa Piroğlu, Parlamentoda bulunan değerli
engelli vekillerimiz ve birçok engele rağmen yaşamını idame
ettirmeye çalışan, yaşamını sürdürmeye
çalışan; duygusuyla, düşüncesiyle, erdemiyle insanlığa
ve bize hizmet eden sevgili engellileri sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum. Tekrar ediyorum, Parlamentomuzun bu sorunları çözmek
için özellikle hakları teşkil eden, temsil eden, düzenleyen bu yasal
düzenlemeyi anlaşılır ve uygulanabilir kılmak, bunu
yapabilmek için temel bir sorumluluğumuz var değerli arkadaşlar.
Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Bülbül.
Değerli milletvekilleri, gündem
dışı ikinci söz Hatayın ekonomik sorunları
hakkında söz isteyen Hatay Milletvekilimiz Sayın Mehmet Güzelmansura
aittir.
Buyurun Sayın Güzelmansur. (CHP
sıralarından alkışlar)
2.-
Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansurun, 3 Aralık Dünya Engelliler
Gününe ve Hatay ilinin sorunlarına ilişkin gündem
dışı konuşması
MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; Hatay ilimizin ekonomik
sorunlarını dile getirmek üzere gündem dışı söz
aldım. Sizleri ve ekran başında izleyen tüm
yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan önce, 3 Aralık Dünya
Engelliler Gününün empati ve dayanışmayı artırarak her
türlü eşitsizliği gidermeye vesile olmasını diliyorum.
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
Hatay çan, hazan ve ezan sesinin birleştiği, tüm din ve
inançların bir arada yaşadığı hoşgörü ve
kardeşlik şehridir. Anadolunun en eski yerleşim birimlerinden
biri olan, deniziyle, 14 kilometrelik eşsiz kumsalıyla, arkeolojik
zenginlikleriyle, doğal güzellikleriyle, 600ün üzerinde yemek ve
tatlı çeşidini barındıran mutfağıyla muazzam
potansiyeli olan bir turizm şehridir. Avrupanın ve Türkiyenin Orta
Doğuya açılan kapısı olması özelliğiyle hem
ticaret hem de önemli bir lojistik merkezidir. Türkiyenin en verimli
topraklarından olan Amik Ovasıyla altın değerinde bir
tarım şehridir. Çimento, demir çelik, filtre üretiminde Türkiyenin
öncü illerinden biri olmasıyla önemli bir sanayi şehridir. Ancak
Hatay iktidarın yanlış Suriye politikasından dolayı
biraz önce saydığım potansiyellerini gereği gibi
kullanamamaktadır. 2011de başlayan Suriye kriziyle ve
sınır kapılarının kapanmasıyla ihracatımız
geriledi. 2012de 6,5 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2016 sonunda 4,3 milyar
dolara geriledi. Sadece sebze ve meyve ihracatımız 110 milyon dolar
düştü. Türkiyenin 2nci büyük tır filosuna sahipken ne yazık ki
şu an 3üncü sıraya geriledik. Turizm gelirlerimiz dramatik bir
şekilde düştü. Bavul ticaretinin bitmesiyle Hatayın simgesi
olan Uzun Çarşımız 750 bin dolar günlük ticaret hacmine
sahipken şu an 50 bin doların altına geriledi. 500 bin
Suriyelinin ilimizde yaşamaya başlamasından bu yana Türkiyede
enflasyonun en yüksek artış kaydettiği il Hataydır.
İşsizlik oranı en yüksek illerden biri yine Hataydır.
Şu an, Hatay, Türkiyenin en mutsuz 4üncü ili. Bunu TÜİK söylüyor,
ben söylemiyorum.
Değerli milletvekilleri, Hatay halkı engin
hoşgörüsü ve misafirperverliğiyle ekmeğini, suyunu,
sokağını, hastanelerini Suriyeli misafirlerle
paylaşmaktadır, gücünün yettiği noktaya kadar da bunu devam
ettirecektir ancak iktidarın, Suriye krizinin Hatay ekonomisinde tahribat
yapmıyormuş gibi davranması, 500 bin Suriyeli Hatayda
yaşamıyormuş gibi icraatlarını şekillendirmeye
devam etmesi de adalet ve güven duygusunu zedelemektedir.
Şimdi, ben, size, iktidarın resmî
istatistiklerde görmezden geldiği gerçek rakamları vereceğim.
Hatayda yaşayan 500 bin Suriyeli yok sayılmayıp hesaplara dâhil
edildiğinde Hatayda nüfus yoğunluğu yani kilometrekareye
düşen kişi sayısı 270 değil 356dır. 10 bin
kişiye düşen hastane yatak sayısı 25 değil 20dir.
Yıllık kişi başına düşen gelirimiz de ortalama
1.515 dolara kadar gerilemiştir. Suriyeli çocukların okullarda
eğitim görmeye başlamasıyla derslik başına düşen
öğrenci sayısı 1,5 kat artmıştır.
Şimdi, rakamlar böyleyken, iktidarın,
Suriye krizi başlamadan ve 500 bin Suriyeli ilimize gelmeden önceki
rakamları esas alarak Hatayı 5inci teşvik bölgesi yerine
4üncü teşvik bölgesine alması hak mı, reva mı?
Büyükşehir Belediye Başkanımız
Sayın Doçent Doktor Lütfü Savaşın, Hatayın 5inci
teşvik bölgesine alınması için başlattığı ve
517 bin kişinin destek verdiği imzaların yok sayılması
aymazlık mı, duymazlık mı?
İstanbulun çılgın projesine
finansman ararken beş altı yıldır konuşulan, seçim
malzemesi olarak kullanılan Hatayın çılgın projesi Hassa
Tünelini ötelemesi uygun mu, adil mi?
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Yapılacak,
yapılacak!
MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) Vergi gelirleri
bakımından 9uncu sırada olan Hatayın, devletin
yaptığı yatırımlar bakımından 56ncı
sırada olmasını neyle izah edeceksiniz, adaletsizlikle mi, üvey
evlat muamelesiyle mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun, devam edin.
MEHMET GÜZELMANSUR (Devamla) Defne, Arsuz, Erzin,
Payas, Belene devlet hastanesi yapılmaması ayrıcalık
mı aldırmazlık mı? Geçici olarak
kapatıldığı söylenen Yayladağı Sınır
Kapısının beş yıldır açılmaması
nasıl açıklanır; Hatayı unutmakla mı
cezalandırmakla mı? Reyhanlı Barajının hâlâ
bitirilmemesi, hâl böyleyken cazibeyle sulama yapılan ovalar ile
artezyenle ve dolayısıyla daha pahalıya sulama yapan Amik
Ovası çiftçisine aynı teşvikin verilmemesi neyle
bağdaşıyor; öngörüsüzlükle mi önemsememekle mi?
Değerli milletvekili arkadaşlarım,
Hatay halkı bunu hak etmiyor. Hatay halkı adalet istiyor, Hatay
halkı hakkını istiyor, iktidarın hatalarının
telafisini bekliyor çünkü üretmek istiyor, kalkınmaya daha fazla
katkı sağlamak istiyor. Lütfen artık görün, duyun, önemseyin ve
bir an önce icra edin.
Saygılarımla. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Güzelmansur.
Gündem dışı üçüncü söz, 3 Aralık
Dünya Uluslararası Engelliler Günü nedeniyle söz isteyen Kayseri
Milletvekilimiz Sayın Hülya Nergise aittir.
Buyurun Sayın Nergis,
konuşmanızı rahatça yapabilirsiniz. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
3.-
Kayseri Milletvekili Hülya Nergisin, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününe
ilişkin gündem dışı konuşması
HÜLYA NERGİS (Kayseri) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 3 Aralık Dünya Engelliler Günü
vesilesiyle ülkemizdeki ve dünyadaki tüm engelli kardeşlerimize
selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum.
Dünya Engelliler Günü, sorunların gündeme
taşınması ve çözüm üretilmesi noktasında, toplumda
farkındalık oluşturmak adına önemli bir gündür. Toplumun
ayrılmaz bir parçası olan engellilerin umutlu ve geleceğe
güvenle bakabilmelerini sağlayacak imkânlara kavuşturulması
Hükûmetimizin önemli ve öncelikli politikalarından bir tanesidir.
Hükûmetimiz döneminde engelli bireylerin toplumsal yaşama tam
katılımlarını sağlamak amacıyla
yaptığımız düzenlemelerin bir kısmı hakkında
sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum.
2005 yılında ülkemizde ilk Engelliler
Kanunu çıkarılmıştır. 5378 sayılı Kanunun
uygulanmasına ilişkin ilgili diğer mevzuatla birlikte
yaklaşık 1.500 maddelik bir engelliler hukuku düzenlenmiştir.
2004 ve 2005 öğretim yılında 7 bin civarında olan
öğrencimiz ücretsiz taşıma hizmetinden faydalanmaktayken 2016 ve
2017 öğretim yılı sonunda bu sayı yaklaşık 87
binleri bulmuştur. Engelli bireylerin eğitimlerine destek olmak
amacıyla dünyada bir ilk olan Türk İşaret Dili
Araştırma Projesi kapsamında Türk İşaret Dili
Dilbilgisi Kitabı hazırlanmıştır. Kamuya açık
alanlar, binalar ile şehir içi toplu taşıma hizmetlerinin
engellilerin kullanımına uygun hâle getirilmesi için
çalışmalar yapılmıştır, yükümlülükler
getirilmiştir. 2018 yılı Eylül ayı itibarıyla istihdam
edilen engelli işçi sayısı kamuda 15 bin, özel sektörde 105 bin
olmak üzere toplam 120 bine ulaşmıştır. Ayrıca,
Hükûmetimiz döneminde ilk defa engelliler için KPSS sınavı
düzenlenmiş ve bu kapsamda da engelli istihdamı
gerçekleştirilmiştir. Engelli girişimcilerimize kendi
işlerini kurmak için hibe desteği sunulmaktadır. Bu sayede 2014
yılı içerisinde 1.326 engelli birey hibe desteğinden
faydalanmıştır. 5 ili kapsayan ve destekli istihdam projesi olan
İşe Atıl, Hayata Katıl projesi
başlatılmıştır. Bu sayede yaklaşık bin
engellimize sürdürülebilir istihdam sağlanmıştır.
Çalışamayacak durumda olan ve iş bulamayan engelli bireylere
bağlanan aylıklar yüzde 200 ila 300 oranında Hükûmetimiz
döneminde artırılmıştır. Evde bakım
aylığı uygulaması hayata geçirilmiş ve hâlen 513.216
engelli birey evde bakım hizmeti almaktadır. 2010 yılından
itibaren, bakım hizmeti almak için sırada bekleyen engellimiz
kalmamıştır.
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı bünyesinde, gündüzlü, yatılı ve umutevi
olmak üzere toplam 246 merkezde 7.725 engelli bireye hizmet sunulmaktadır.
Sorumlu bakanlık ve kurullarla iş birliği içerisinde sektörel
izleme ve raporlama çalışması yapılmakta olup söz konusu
rapor 2019 yılı Mart ayında Birleşmiş Milletlere
sunulacaktır.
Bir grup milletvekilimizle birlikte engellilerle
alakalı Türkiye Büyük Millet Meclisinde araştırma komisyonu
kurulması için bir talepte bulunmuştuk. 6 Kasım 2018 tarihinde
Genel Kurulda bütün parti gruplarının onayı ve kabulüyle araştırma
komisyonu kurulması konusunda karar alındı. Kabul edilen önerge,
engelli ailelerinde ve kamuoyunda büyük bir memnuniyet yarattı. Toplumda
oluşan bu beklentiye cevap vermek, bu anlamda yapılması gereken
düzenlemelerin ve atılması gerekli adımların tespiti
noktasında yapılacak çalışma son derece önemli
olacaktır. Mutlaka uygulamada eksiklikler ve aksaklıklar olabilir.
Nitekim, toplumda farkındalık oluşturmak adına
yapılacak çalışmalar çok önemli olacaktır.
Araştırma komisyonu bütçe çalışmalarının
tamamlanmasından sonra kurulacak ve çalışmalarına başlayacaktır.
Ben bütün milletvekillerini
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Nergis, buyurun,
selamlamanızı yapın.
HÜLYA NERGİS (Devamla) Değerli
milletvekilleri, sözlerime son verirken engelsiz bir yaşam için el ele
diyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Nergis.
Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren
ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika söz vereceğim, daha sonra
sayın grup başkan vekillerimizin söz taleplerini
karşılayacağım.
Sayın milletvekilleri, milletvekillerimize
yerlerinden söz verme işlemini başlatıyorum.
İlk söz, Sayın Topalın.
IV.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Hatay Milletvekili Serkan Topalın, gaziler arasındaki
hakkaniyetsizliğin giderilmesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
SERKAN TOPAL (Hatay) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Gazilerimiz arasında büyük bir hakkaniyetsizlik
var. Muharip gazilerimizden ve yakınlarından her gün onlarca talep
alıyoruz, telefon geliyor; kırgın ve üzgünler. Yüce
Meclisimizden ve Hükûmetten talepleri var. 15 Temmuz gazilerine tanınan
hakları kendileri için de talep ediyorlar. Maaşlarının 15
Temmuz gazileriyle eşitlenmesini istiyorlar. Faizsiz konut kredisi talep
ediyorlar. Evlatlarına kamudan iş talep ediyorlar. Kamuya olan
borçları için taksit talep ediyorlar. Kamu kurumlarından yararlanmak
istiyorlar. Hak ve hakkaniyet talep ediyorlar. Geliniz, bir an önce yasal
düzenleme yaparak gazilerimiz arasındaki bu
ayrımcılığa son verelim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Şimşek
2.-
Mersin Milletvekili Baki Şimşekin, Yavuz Sultan Selim Köprüsünün
faaliyete girmesiyle Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden geçişinin
yasaklandığından haberi olmayan araçların
mağduriyetinin ortadan kaldırılması gerektiğine
ilişkin açıklaması
BAKİ ŞİMŞEK (Mersin)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, ben dün de gündeme
getirmiştim, bugün tekrar aynı konuyu gündeme getiriyorum. Mersinden
yola çıkan bir kamyon İstanbula gidip dönünceye kadar köprü ve
otobanlara yaklaşık 500 TL para ödüyor. Köprüden geçerken ÖGS ve
HGSde sistemden de kaynaklanan bir hata olabiliyor veya hesabında o anda
para olmayabiliyor, yaklaşık 800 lira civarında ceza geliyor.
Şu anda çok sayıda insanın büyük bir mağduriyeti var.
Özellikle Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden yasaklı geçiş diye tarif
edilen kamyonetler, küçük kamyonetler her seferinde 800 TL ceza yemişler
ve bu, ulusal televizyonlarda da şu anda hep gündemde, defalarca ceza
yemişler. Düşünün, bir kamyonet otuz defa, kırk defa ceza
yemiş, bir tebligat bile yapılmamış, bir mesaj bile
çekilmemiş. Vatandaş kendi aracının yasaklı
olduğunu bile bilmiyor. Ama şu anda kendi kamyonetinin ya da
kamyonunun değerinden fazla ÖGS ve HGS veya yasaklı geçiş
cezası var. Bu görüşmeler esnasında mutlaka bununla ilgili
yılbaşından önce bir çözüm bulunmalı, yoksa kamyoncu
esnafının büyük mağduriyetinin olduğunu dile getiriyorum.
BAŞKAN Sayın Aycan
3.-
Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycanın, engelliliğin
önlenmesi ile engellilerin hayatını kolaylaştırmak için
yapılması gerekenlere ilişkin açıklaması
SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Engelliliğin önlenmesine dikkat çekmek
istiyorum. Şimdi, fiziksel engellilik, özellikle doğuştan
kazanılan kısmı akraba evliliğinden kaynaklanmaktadır.
Ülkemizde akraba evliliği önemli bir sorun. Bir diğer konu da genetik
danışmanlıktır. Gebelik sırasında veya öncesinde
genetik danışmanlık mutlaka alınmalıdır. Sonradan
kazanılan engelliliklerde de özellikle trafik kazalarına ve iş
kazalarına dikkat çekiyorum. Bunların önlenmesini istiyoruz. Tabii,
engellilerin eğitim sorunu var. Özel eğitime önem verilmelidir, özel
eğitim kurumlarının artmasını bekliyoruz.
Kahramanmaraşta görme engelliler ortaokulu vardı, bunun kapatılmasını
da doğru bulmadığımı bu vesileyle belirtmek istiyorum.
Engellilere yönelik daha çok okullara ihtiyacımız varken, özel
eğitime ihtiyaç varken bu doğru olmamıştır.
Yerel seçimleri konuşuyoruz, şehir
planlamasında engellilere yönelik düzenlemeler yapılmasını
istiyoruz. Onların hayatını kolaylaştıran düzenlemeler
yaparak şehir yaşantısının bir parçası hâline
getirmemiz lazım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Aydın
4.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, asgari ücretin gerçek rakamlar göz
önüne alınarak hakkaniyetli bir şekilde belirlenmesini talep ettiklerine
ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Asgari ücret görüşmeleri bugün
başladı. Hükûmetin, 4 kişilik bir ailenin açlık ve
yoksulluk sınırını dikkate alarak artış
sağlaması ve refah payını eklemesi en büyük talebimiz çünkü
kâğıt üstünde gösterilen enflasyon bile çalışanlar için can
yakıcı. Şu an Türkiye enflasyon sıralamasında
Suriyeden sonra 9uncu sırada. Kasım ayı enflasyonu her ne
kadar yüzde 21 gösterildiyse de gerçekte durum bambaşka. Geçen yıl 1
litre süt 2,25ti, bugün 4,75; salça 4,75ten 10,75e; tereyağı
22den 55 liraya; tavuk eti 11 liradan 30 liraya çıkmış.
Rakamlar kâğıt üzerinde gösterilenler gibi değil. Eğer,
TÜİK, fiyatları nerede ölçüyorsa bize de söylerse biz de gidip oradan
alışveriş yapalım.
Asgari ücretin, görüşmelerde gerçek rakamlar
göz önüne alınarak hakkaniyetli ve adaletli bir şekilde belirlenmesi
en büyük talebimiz.
BAŞKAN Sayın Minsolmaz yerine Sayın
Şanverdi
5.-
Hatay Milletvekili Hüseyin Şanverdinin, Hatayın Erzin ilçesindeki
termal otelde meydana gelen yangın nedeniyle yaralananlara şifa,
Erzinli hemşehrilerine geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna
ilişkin açıklaması
HÜSEYİN ŞANVERDİ (Hatay)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; dün sabah saatlerinde Hatayın Erzin ilçesinde 641
kişinin konakladığı bir termal otelde büyük bir yangın
çıkmış ve bu yangında 34 vatandaşımız
yaralanmıştır. İtfaiyenin yoğun çabaları sonucu
kısa sürede söndürülen yangında duman zehirlenmesiyle ilgili
hastanelere kaldırılan 34 vatandaşımızın
tedavileri tamamlanmış ve tamamı bugün taburcu edilmiştir.
Ben bu elim yangında yaralanan 34 kardeşimize acil şifalar
diliyorum. Bu vatandaşlarımızın ailelerine ve tüm Erzinli
hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Bu tür olayların bir daha
yaşanmamasını temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Biz de geçmiş olsun dileklerimizi
iletelim.
Sayın Taşkın
6.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, Mersinin
coğrafyası, tarihî ve kültürel birikimiyle yüzlerce coğrafi
işaret potansiyeline sahip olduğuna ve coğrafi işaret
tescil belgesinin önemine ilişkin açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Türk Patent Enstitüsünde 23 ürünün coğrafi
işaret tescil belgesi takdim törenine katıldık. Törende seçim
bölgem Mersinin Mut ilçemizin zeytinyağı ve Tarsus ilçemizin
Sarı Ulak Zeytini için coğrafi işaret tescil belgesi
alındı. Tarsusun yöresel lezzetlerimizden olan Tarsus Humusu da daha
önce coğrafi işaret tescil belgesini almıştı.
Atalarımızdan bize miras kalan, kültürel ve millî
varlıklarımız gelecek nesillerimiz için korunması gereken
kıymetlerimizdir. Tescil belgesi alan bu ürünler hem benzerlerinden
farklılaşmakta, geçmişten gelen özellikleri, kaliteleri güvence
altına alınmaktadır. Ayrıca tescillenen ürünler perakende
sektörüne daha fazla katma değer üretmektedir.
Mersin, sahip olduğu eşsiz
coğrafyası, binlerce yıllık tarihî ve kültürel birikimiyle
yüzlerce coğrafi işaret potansiyeli olan bir ilimizdir. Yöresel
ürünlerimizin bu şekilde koruma altına alınmasına öncülük
eden kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Şahin
7.-
Balıkesir Milletvekili Fikret Şahinin, süt üreticilerinin
mağduriyetine ilişkin açıklaması
FİKRET ŞAHİN (Balıkesir)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Balıkesirde süt üreticileri ekonomik olarak
büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Ulusal Süt Konseyi
tarafından 1 Ağustos 2018 tarihinde düzenlenen son sektör
toplantısında çiğ süt referans fiyatı 1 lira 70 kuruş
olarak belirlenmiş olmasına rağmen ülkemizde her geçen gün artan
girdi maliyetleri hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizi
daha da zora sokmaktadır. Bugün 50 kilogramlık bir çuval yem
yaklaşık 85 liradır. Çiğ sütün referans fiyatı 1 lira
70 kuruş olduğunu düşündüğümüz zaman üreticimiz bir litre
süt ile 1 kilogram yem alamamaktadır. 1,3 olan süt-yem paritesi
hesabından yola çıkıldığında çiğ sütün litre
fiyatının bugün minimum 2 lira 20 kuruş olması gerekir. Üreticilerimiz
süt ineklerini kesmemek ve sürdürülebilir bir hayvancılık için en
kısa zamanda Ulusal Süt Konseyinin toplanıp çiğ süt referans
fiyatının güncellenmesi
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Özkan
8.- Mersin Milletvekili Hacı Özkanın, 7-17
Aralık Mevlâna Haftası vesilesiyle Mevlâna Celâlettin Rûmiyi
rahmetle andığına ilişkin açıklaması
HACI ÖZKAN (Mersin) Teşekkürler Sayın
Başkan.
Hazreti Mevlâna 13üncü yüzyılda tüm
insanlığa yaptığı çağrıyla aşk, sevgi,
hoşgörü ve birlik olmaya dayanan bir hayat felsefesinin
yerleştirilmesinde önemli rol oynamıştır. Hazreti Mevlâna
Ne olursan ol yine gel. söylemi bunun en büyük göstergesidir. Ya
olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol. diyerek
insanlığı doğruluğa ve dürüstlüğe çağırmıştır.
Hazreti Mevlânanın değerinden hiçbir şey kaybetmemiş bu
evrensel öğretileri dünyamızı ışığıyla
aydınlatmaya devam etmektedir. Mevlâna Haftası vesilesiyle, onun
sevgi ve hoşgörüye dayalı felsefesini ve öğretisini herkesin
örnek alması umuduyla, insanlığa ahlak, din, ilim ve akıl
yolunda heyecan katarak yeni ufuklar açan Mevlâna Celâlettin Rûmiyi sevgi ve
rahmetle anıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Kılıç...
9.-
Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıçın, Türkiyenin
sosyal bir hukuk devleti olduğuna, sunulan sosyal hizmet ve yardımlara
ilişkin açıklaması
İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Türkiye sosyal bir hukuk devletidir. Biz de sunulan
hizmetlerle bunun gereğini yapıyoruz. Sunulan sosyal hizmet ve
yardımların başlıcaları 14 kalemdir: Aile ve Sosyal
Destek Projesi, çocuk, engelli ve yaşlı hizmetleri, kadın,
şehit yakınları ve gazi hizmetleri, illerde yaşayan
yabancı uyruklu misafirlere yönelik hizmetler, eğitim faaliyetleri,
erişilebilirlik hizmeti, engelli evde bakım hizmeti, sosyal ve
ekonomik destek hizmeti, doğum yardımı hizmeti, ücretsiz seyahat
desteği hizmeti, koruyucu aile hizmeti, özel bakım merkezinde kalan
engellilere yönelik harçlık hizmeti.
Kahramanmaraşta 2002-2018 yılları
arasında toplam 1 milyar 642 milyon 610 bin 92 liralık sosyal
yardım yapılmıştır. Hadisişerifte Bakıma
muhtaç, sahipsiz kimselerin sorumluluğu bize- devlete aittir. buyurulur.
Sosyal devletin ilk adımı da böyle atılmıştır.
BAŞKAN Sayın Kayışoğlu...
10.-
Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, emeklilerin
toplu sözleşmeli sendika kurma hakkına kavuşturulması
gerektiğine, kamuda çalışan aile sağlığı
çalışanlarının mağduriyetine, okullardaki
ısınma ve temizlik problemlerinin çözümü için Millî Eğitim
Bakanına seslendiğine ilişkin açıklaması
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, emeklilerimiz sendika
kurabildikleri hâlde toplu sözleşme hakkına sahip
olmadıkları için bu hakları işlevsizleşiyor ve
haklarını talep etme konusunda yetersiz kalıyorlar. Bu nedenle
de asgari ücretin altında ücret alan emeklilerimiz var. Onları toplu
sözleşmeli bir sendika kurma hakkına kavuşturmak biz Meclisin
görevidir diye düşünüyorum.
Yine kamuda çalışan ama kamu personeli
olmayan hatta mağduriyetlerini duyurmak için dernek kuran aile
sağlığı çalışanları kadro bekliyorlar.
İzin, tazminat, tayin gibi özlük haklarına sahip olmak aynı
işi yapan diğer kamu personeli gibi onların da
hakkıdır. Gelin Meclis olarak onların da sorunlarını
çözelim diyorum.
Biraz önce bir mesaj geldi Başkanım,
söylemek istiyorum. Yıldırım Belediye Ortaokulunda çocuklar ve
öğretmenler çok üşüyorlarmış çünkü ısınma
yetersiz, kalorifer tesisatı yok, temizlik çok kötü. Millî Eğitim
Bakanına sesleniyorum buradan: Okullarımızın
ısınma ve temizlik problemlerine lütfen el atsınlar.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Özkan...
11.-
Bursa Milletvekili Yüksel Özkanın, Eğitim Reformu Girişimi
tarafından yayımlanan 2017-2018 Eğitim İzleme Raporuna
ilişkin açıklaması
YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Türkiyenin eğitim araştırma merkezlerinden
biri olan Eğitim Reformu Girişimi 2017-2018 Eğitim İzleme
Raporunu yayımladı. Rapora göre, OECD ülkeleri içinde okul öncesi
okullaşma düzeyinde Türkiye 42 ülke arasında 41inci sırada.
Okul öncesi eğitimde ücret alınmaya devam ediyor, üstelik resmî
kurumlarda da eğitime katkı payı adı altında ücret
alınıyor.
Yine rapora göre, başta mevsimlik tarım
işçileri olmak üzere, 15 yaşından küçük çocuklar, sanayi,
tekstil, mobilya gibi birçok sektörde çalışıyor. Özellikle
mevsimlik tarımda çalışma yaşının 5e kadar
düştüğü vurgulanıyor. Çocuk işçiliğiyle mücadelede
yetersiz kalınıyor. Bu nedenle tespit mekanizmalarının
geliştirilmesi önemlidir.
Öğrenci başına düşen
öğretmen maaşı OECD ortalamasının 2 katından daha
az. Öğretmenlerin maaşları kamuda birçok meslek grubunun
gerisinde. Ayrıca, öğretmen maaşlarının gayrisafi yurt
içi hasılaya göre oranı OECD ortalamasının oldukça
gerisinde.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Arık
12.-
Kayseri Milletvekili Çetin Arıkın, atanamayan fizyoterapistlerin
feryadına kulak verilmesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
ÇETİN ARIK (Kayseri) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Fizyoterapistler feryat ediyor. 2012-2016 tarihleri
arasında mezun olan fizyoterapist sayısında yüzde 300den fazla
artış varken bu arkadaşlarımızın istihdam oranları
sürekli gerilemektedir. KPSSde başarı sıralamasında üst
sıralarda yer almalarına rağmen bir türlü atanamayan
fizyoterapist kardeşlerimiz, açılan okul sayısına, artan
mezun sayısına, çeşitli çalışma alanlarına,
kamudaki ihtiyaca paralel alım yapılmasını talep ediyorlar.
Ortopedik, nörolojik, kardiyolojik, pulmaner, pediyatrik hastaların
tedavisi için fizyoterapist şart ama yeterli sayıda
olmadığı için hastalarımız sıra bekliyor. Hem
hastalarımızın sıra beklememesi hem de kardeşlerimizin
istihdam edilmesi için acilen atama yapılmalıdır,
fizyoterapistlerin feryadına kulak verilmelidir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Barut
13.-
Adana Milletvekili Ayhan Barutun, elektriğin tüketicilere ucuz, kaliteli
olarak sunulması ve yenilenebilir kaynaklara önem verilmesi
gerektiğine, elektrik fiyatlarını düşürebilmek için
alınabilecek önlemlere ilişkin açıklaması
AYHAN BARUT (Adana) Sayın Başkan,
elektrik kullanımı hayati önem taşıyan kıymetli bir
enerji türüdür. Elektrik olmadan günümüzü düşünemeyiz bile. Elektrik,
tüketicilere vergisiz, ucuz ve kaliteli olarak sunulmalıdır. Ticari
bir ürün olarak değil, kamu hizmeti olarak ele alınmalıdır.
Elektrik üretiminde güneş ve rüzgâr gibi
kaynaklara önem verilmeli, bu konuda yasal düzenlemeler
yapılmalıdır.
Nükleer enerji ve dışa
bağımlı enerji kaynakları gözden geçirilmeli, çevre
etkileri olumsuz bu tür elektrik üretim kaynaklarından vazgeçilmelidir.
Binalarda elektrik üretimi sağlayacak
teknolojik düzenlemeler kurulması için İmar Kanununda düzenlemeye
gidilmelidir.
Elektrik dağıtım bedeli yüzde 10un
altına çekilmelidir. KDV yüzde 8e indirilmelidir. TRT payı ve fonlar
elektrik fiyatlarından kaldırılmalıdır. Yaşanan
ekonomik krizle elektrik fiyatlarındaki yüksek artışlar herkesi
olumsuz etkiliyor. AKP Hükûmeti her kesimden yüzde 10 indirim istemektedir.
Aynı uygulamanın elektrik fiyatları için de
yapılmasını talep ediyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Arslan
14.-
Denizli Milletvekili Kazım Arslanın, ön lisans mezunu
astsubayların mağduriyetinin ne zaman giderileceğini, muvazzaf
astsubaylara başarı tazminatının ödenip
ödenmeyeceğini, sözleşmeli uzman çavuşların kadroya
geçirilip geçirileceğini ve uzman çavuşlara 3600 ek göstergenin ne
zaman verileceğini Millî Savunma Bakanından öğrenmek
istediğine ilişkin açıklaması
KAZIM ARSLAN (Denizli) Millî Savunma Bakanına
soruyorum, bir: Emekli astsubaylarımızın göreve başlama
derecelerinin 9uncu derecenin 1inci kademesi yerine 2nci kademesi olarak
sayılmasını talep etmekteyiz. Benzer durumda olup ön
lisansı bitirmiş birçok memurun ve teknisyenin görev
başlangıçları 9uncu derecenin 2nci kademesiyken aynı
hakkın ön lisans mezunu astsubaylar için de sayılması konusunda
çalışma yapacak mısınız? Bu
haksızlığı ne zaman gidereceksiniz?
İki: Muvazzaf astsubaylar emekliliğine
etki edecek başarı tazminat hakkından yoksundurlar. Emekli
astsubay, çalıştığı dönemlerdeki maaşın
sadece yüzde 55ini alabilmektedir. Astsubay başçavuş rütbesindeki
askerlerimize veya yirmi fiilî hizmet yılını dolduranlara
emekliliklerine yansıyacak şekilde başarı tazminatı
ödenmesi için bir çalışma yapacak mısınız?
Üç: Bakanlığınız bünyesinde
çalışmakta olan sözleşmeli uzman çavuşları ne zaman
kadroya geçireceksiniz? Uzman çavuşlara 3600 ek göstergeyi ne zaman
vereceksiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Tan
15.-
Kütahya Milletvekili Ahmet Tanın, TÜİK verilerine göre son on iki
aylık ihracat rakamının cumhuriyet tarihinin en yüksek
seviyesine ulaştığına ve Kütahya ilindeki
yatırımlara ilişkin açıklaması
AHMET TAN (Kütahya) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
TÜİK verilerine göre Türkiyenin son on iki
aylık ihracat rakamı 168 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin en
yüksek seviyesine ulaşmıştır. Son yedi sekiz yıldan
beri Türkiye üzerine oynanan bütün oyunlara rağmen AK PARTİ
hükûmetlerinin almış olduğu kararlarla yatırım ve
ihracatımız çok önemli seviyelere ulaşmıştır.
Memleketim olan Kütahya da bu gelişmelerin içerisinde yerini
almış olup, bundan sonra da yapılacak çalışmalarla
ilerlemeye, kalkınmaya devam edecektir.
Kütahyanın ihracat rakamı 2002
yılında 65 milyon Türk lirasıyken, yapılan
yatırımlar neticesinde devreye giren organize sanayi bölgeleriyle 842
milyon TLye yükselmiştir.
2002 yılında Kütahyada, içerisinde sadece
5-6 firmanın faaliyette olduğu 1 adet OSB var iken şimdi ise
tamamı dolu olan ve genişleme alanlarına ilişkin
çalışmaları devam eden Tavşanlı ve Gediz OSBleriyle
birlikte yerli otomotiv için çok önemli gördüğümüz ve 2020
yılında tamamlamayı planladığımız Zafer
OSBmizle 5inci OSBye kavuşuyor, 2023 hedeflerimize emin adımlarla
ilerlediğimizi ifade ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Gergerlioğlu
16.-
Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlunun, cezaevlerinin
doluluğuna ve sağlık hizmetlerinin kısıtlı
olduğuna, hastanelerde mahkûm koğuşu yetersiz olduğu için tedavilerin
geciktiğine ilişkin açıklaması
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Türkiye cezaevleri patlama noktasında. Her
önüne gelen muhalifin cezaevlerine doldurulmasından dolayı şu
anda 50 bin fazla kapasiteyle çalışmakta ve sağlık
hizmetleri son derece yetersiz bir şekilde yürütülmektedir. 450si çok
ağır, 1.200 ağır hasta cezaevlerinde bulunmaktadır.
Çok skandal bir rakam olarak, cezaevlerindeki 260 bin tutuklu ve hükümlüye
Adalet Bakanlığı kadrosuna bağlı yalnız 8 doktor
hizmet vermektedir. Hastanelerde mahkûm koğuşu yetersizliğinden
dolayı birçok mahkûmun tedavisi gecikmekte. Mesela Bandırma
Cezaevinde Bilal Karakurt iki-üç gün içinde olması gereken acil göz
ameliyatını ancak iki buçuk ay sonra yaptırabilmiştir.
Malatya Cezaevinde Medeni Arifoğlu isimli karaciğer nakilli
ağır hasta ve böbrek kanseri olan hasta hâlen aylardır
ameliyatını yaptıramamıştır. Hastane hastane
dolaşıp Mahkûm koğuşu yok. denerek geri çevrilmektedir.
Bu çok büyük eksikliğe bir an evvel çözüm bulunmalıdır.
BAŞKAN Sayın Gültekin
17.-
Niğde Milletvekili Selim Gültekinin, Edirne'den Şanlıurfa'ya
kesintisiz ulaşım sağlayacak Ankara-Niğde Otoyolu
Projesi'ne ilişkin açıklaması
SELİM GÜLTEKİN (Niğde)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, Edirneden
Şanlıurfaya kadar kesintisiz ulaşım projesi
kapsamında yapımı devam eden Ankara-Niğde otoyolunun 2022
yılında bitirilmesi öngörülmüşken üstlenici firmanın
gerekli tedbirleri, önlemleri alıp kapasitesini artırmasıyla
projeyi 2020 yılı içinde hizmete alması hedeflenmektedir. 275
kilometresi ana yol, 55 kilometresi bağlantı yolu olmak üzere, 330
kilometre uzunluğundaki projenin bedeli yaklaşık 11 milyar
liradır. Şu anda otoyolun yapımında 1.490 iş makinesi
ve 4 bin kişi çalışmaktadır. Proje kapsamında 12 adet
köprülü kavşak, 77 adet üst geçit, 5 adet viyadük, 34 adet köprü, 451 adet
kutu menfez, 5 adet park alanı, 2 adet bakım alanı
yapılacaktır. Ankara-Niğde arasındaki güzergâh
tamamlandığında mesafe kısalacak ve sürücülerimiz otoyol
konforunda kesintisiz yol alacaklardır. Ayrıca bu otoyol
Niğdemizin ticaretinin ve turizminin artmasına da büyük katkı
sağlayacaktır. Şu anda yüzde 37si tamamlanmış olan
otoyolumuzun 2019 yılı sonunda ilk 100 kilometresi devreye
alınacak olup geriye kalan bölümünün de 2020 yılı içinde
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Öçal
18.-
Kahramanmaraş Milletvekili Habibe Öçalın, milleti test etmeye
çalışanların 15 Temmuzda gerekli cevabı
aldığına, Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün yasaklanması
yönünde mütalaada bulunan Danıştay savcısını
kınadığına ilişkin açıklaması
HABİBE ÖÇAL (Kahramanmaraş)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Eski Türkiyeyi geri getirmek isteyen birtakım
karanlık eller yeniden iş başında. Daha geçen ay
Andımız bahanesiyle milletimizin sinir uçlarına dokunanlar,
şimdi de başörtüsü üzerinden toplumumuzu germeye
çalışmaktadır.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde kadın personele
başörtüsü serbestliğinin iptali için açılan davada
Danıştay savcısının yayınladığı
şuursuz mütalaayı hayretle okuduk.
Vesayet hayali kuranlara buradan sesleniyorum:
Milleti test etmeye çalışanlar 15 Temmuzda gerekli cevabı
almıştır. Aziz milletimizin mücadelesiyle gelen haklı
başörtüsü özgürlüğünü hiç kimse ama hiç kimse engelleyemeyecektir,
laiklik kisvesi adı altında vesayeti hortlatmak isteyenler milletin
iradesi altında ezilecektir.
Türk Silahlı Kuvvetlerinde başörtüsünün
yasaklanması yönünde mütalaa da bulunan Danıştay
savcısını şiddetle kınıyorum.
BAŞKAN Sayın Filiz
19.-
Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filizin, 7 Aralık Kilisin
düşman işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl dönümüne
ilişkin açıklaması
İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Osmaniye)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk 28 Ekim 1918 tarihinde
Kilis Hükûmet Konağı önünde İlk ayak bastığım
Türk toprağındaki bu uyanıklığa cidden hayran
kaldım ve bir daha iman ettim ki bu millet asla ölmeyecektir. Var olun
aziz Kilisliler. sözüyle Kurtuluş Savaşımızın nasıl
bir mücadeleye örnek olacağına işaret etmiştir.
Sivas Kongresinden sonra Kilise gelen Süvari
Yüzbaşı Kamil Polat Beyin önderliğinde Kilis halkının
yirmi aylık direnişi sonucunda Fransızlar 7 Aralık 1920
tarihinde Kilisten çekilmek zorunda kalmıştır.
Atatürkün Milletin istiklalini yine milletin azim
ve kararı kurtaracaktır. sözünü sarf ettiği Kilisin
Fransız İşgalinden Kurtuluşunun 97nci Yıl Dönümünü
Kilisin fahri hemşehrisi olarak kutluyor, bize kutsal bir vatan
bırakan tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.
BAŞKAN Sayın Özdemir yerine Sayın
Kaya
20.-
Osmaniye Milletvekili İsmail Kayanın, 1-7 Aralık Acil
Sağlık Hizmetleri Haftası vesilesiyle 112 acil çağrı
hattının gereksiz aranmasının önlenmesi ve trafikte
ambulansın geçiş önceliğine özen gösterilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
İSMAİL KAYA (Osmaniye) Teşekkürler
Sayın Başkanım.
1-7 Aralık tarihleri arasında anılan
112 Acil Sağlık Hizmetleri Haftası önemli ve bir o kadar da
duyarlı olmamız gereken, başımıza her an neler
gelebileceğini bize hatırlatan bir haftadır.
Ülkemizi dünyaya örnek gösterilen bir düzeye
ulaştıran hava ambulansı hizmetleriyle uzak mesafeler
kısalmış, organ nakli ve hızlı müdahaleyle can
kayıplarının ve sakatlıkların önlenmesinde büyük
aşama kaydedilmiştir.
Üzerinde durmamız gereken en önemli konulardan
biri de lütfen, trafikte ambulanslarımıza yol verelim. Bu bizim bir
vatandaşlık görevimizdir. Yine, lütfen, gereksiz yere 112 acil
hattını meşgul etmeyelim. Unutmayalım ki hepimiz bir gün
ilk yardıma ihtiyaç duymak zorunda kalabiliriz.
Bu vesileyle acil sağlık hizmetlerinde
gece gündüz yorulmadan azimle görev yapan bütün personellerimize fedakâr
çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Son olarak Sayın Kaynarca
21.-
İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarcanın,
Cumhurbaşkanının seçim kampanyalarıyla ilgili
açıklamasına ilişkin açıklaması
TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Bugün Saygıdeğer
Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımızın seçim
kampanyalarıyla ilgili çok değerli bir açıklamasına dikkat
çekmek istiyorum. Artık, çevreye daha duyarlı kampanyalar
yürütülecek. Seçim büroları ve parti binaları dışında
hiçbir yere bayrak ve afiş asılmayacak partimizin kararı
doğrultusunda. Yani görüntü kirliliği yok yani ses kirliliği artık
yok yani çevreye çok daha duyarlı, çok daha saygın bir seçim
kampanyası yürütüldüğüne yönelik çok güzel bir karar olduğuna
inanıyorum. Bunu paylaşmak istedim.
Çevreye ve insana daha saygılı bir seçim
kampanyası kararının hayırlı olmasını
diliyorum. Eskiden naylon poşetler, diğer uygulamalar olurdu.
Ülkemize yakışacak bu uygulamanın genelleşmesini arzu
ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Peki. Tüm milletvekillerimize ben de
teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, şimdi söz
sırası sayın grup başkan vekillerimizde.
İYİ PARTİ Grup Başkan Vekilimiz,
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Yavuz Ağıralioğlunda
sıra.
Buyurun Sayın Başkanım.
22.-
İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlunun, Ergenekon
davasının çöktüğüne ve bu davadan, Türk devletinin hissesine
adalete siyaseten nüfuz etmeye kalkmamak, adalet mekanizmasına siyasi
iradeyle musallat olmamak gerektiği gibi bir neticenin
çıkmış olmasını dilediğine ilişkin
açıklaması
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ergenekon davası
geçen hafta karara bağlandı ve çöktü. Sayın
Cumhurbaşkanımızın savcısı olduğunu beyan
ettiği, ana muhalefetin avukatlığını
yaptığı, Taraf gazetesinin bilirkişi gibi
davrandığı, Zaman gazetesinin de mübaşir olduğu dava
çöktü. Arkasında derin acılar, yıkık hayatlar, büyük
hüzünler bırakmış bu dava sürecinin, Türk devleti kaybedeni,
Türk yargısı mahcup olacak kadar utanması gerekeni, Türk
basını bu utancı ömrübillah taşıyacak olanı, Türk
siyaseti de yargıyı böyle siyasallaştırmanın
ağır bedelini bundan sonra çocuklarımıza ödetecek
olanıdır.
Buradan şöyle bir ders çıkarmamız
lazım: Mümkünse bundan sonra yaşayacağımız herhangi
bir süreç, sürecin ne kadar netameli olduğundan bağımsız
olarak siyasetin savcılığını yapmayacağı,
gazete ve gazetecilerin bilirkişi gibi davranmayacağı, bazı
gazetelerin mübaşir olmayacağı, savcıların savcı,
hâkimlerin hâkim, bilirkişi ve mübaşirlerin de yetkilendirilmiş,
görevlendirilmiş devlet görevlileri olduğu, adaletin kaim
olduğu, devletin daim olduğu bir süreç yaşarız. Temelin
dediği gibi Bu da bize ders olsun. Bu Ergenekon davalarından, hiç
değilse, Türk devletinin hissesine, adalete siyaseten nüfuz etmeye
kalkmak, adalet mekanizmasına siyasi iradeyle musallat olmamak gibi bir
netice çıkmış olsun.
Saygılarımla.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Söz sırası, Milliyetçi Hareket Partisi
Grup Başkan Vekilimiz Sayın Erkan Akçaya aittir.
Buyurun Sayın Akçay.
23.- Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, Kerkükteki
Türkmen varlığını yok etmek için yapılan
saldırıların devamı olan Kayseri
Çarşısındaki yangını şiddetle kınadıklarına,
Türkiyenin hedefinin Fıratın
doğusu ve bütün terör odaklarının yok edilmesi olması
gerektiğine, veteriner hekim, ziraat, gıda ve su ürünleri
mühendislerinin mağduriyetinin giderilmesini beklediklerine ilişkin
açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Geçtiğimiz hafta Türkmen şehri Kerkükte
ata yadigârı Kayseri Çarşısında bir yangın
çıkarılmış ve bu Türk mimarisinin en önemli eserlerinden
birisi bir yangın ve sabotaj çıkarılmak suretiyle hedef
alınmıştır. Bu çarşıda büyük çoğunlukla
Türkmenlerin iş yerlerinin olması da ayrıca dikkat çekicidir.
Aslında, burada hedef alınanın,
çarşıdan ziyade yıllardır Kerkükteki Türkmen
varlığını yok etmek için sistematik
saldırıların bir devamı olduğu
anlaşılmaktadır. Biliyorsunuz, önce tapular yakıldı,
nüfus kayıtları yok edildi, şimdi de tarihî eserler hedef
alınmaktadır. Bu saldırıyı şiddetle
kınıyoruz. Irak makamlarının da bu saldırıyı
aydınlatıp failleri yargılamasını bekliyoruz. Türkiye
Cumhuriyeti de başta TİKA olmak üzere, tüm kurum ve
kuruluşlarıyla Kerkükteki Kayseri Çarşısını
ayağa kaldırmalıdır diyoruz ve bu konuyla ilgili son söz
olarak ifade etmek isterim ki: Kerkük Kalesinde gök bayrak ilelebet
dalgalanacaktır.
Afrinden Kerküke güney
sınırımız boyunca yoğun bir terörist
hareketliliği de Türkiye tarafından gözlenmektedir. Fırat
Kalkanı, El Bab Harekâtı, Zeytin Dalı Operasyonlarından
sonra Suriyede Fıratın doğusuna kaydırılan
PKK/YPGli teröristler Irakta Suriye sınırına yakın Sincarda
yeni kamplar oluşturmaya başlamıştır. Bu
gelişmeler göstermektedir ki güney sınırımız boyunca
yuvalanan ve beslenen terör örgütleriyle mücadele bütünlük içerisinde ele
alınmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Fıratın
doğusu da ve bütün terör odakları da yok edilmelidir, Türkiyenin
kesin ve sarsılmaz hedefi de bu olmalıdır.
Sayın Başkan, ülkemizde her yıl
ziraat fakültelerinden binlerce gencimiz milletimizin gıda
güvenliğini artırmak, daha sağlıklı ürünler
tüketebilmesine imkân tanımak için eğitim alıyor. Binlerce
veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi, su ürünleri mühendisi
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde açılacak
kadroları beklemektedir. Tarım ve Orman Bakanlığında
on sekiz aydır bu kadrolar için hiçbir atama
yapılmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Tamamlıyorum Sayın
Başkan.
Geçtiğimiz yıl bütçe görüşmelerinde
dönemin Tarım Bakanı en az 3.500 atama sözü vermişti. Bütçe
görüşmelerine yine başlamak üzereyiz ama bu konuda bir atama
çalışması yok. Bu bahse konu mühendislerin istihdam edilmesine
sadece bir işsizlik ve istihdam sorunu olarak da bakamayız. Bu konu
aynı zamanda gıda güvenliğine yaklaşımı da ortaya
koymaktadır. Bu gençlerimiz gıda güvenliğini artırmak ve
daha sağlıklı ürünlerin üretilmesine ve tüketilmesine imkân
tanımak için eğitim almışlardır. Bu iki hususu da
dikkate alarak Hükûmetin, ilgili bakanlığın kararını
vermesi gerekmektedir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim.
Söz sırası Halkların Demokratik
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Ayhan Bilgende.
Buyurun Sayın Bilgen.
24.-
Kars Milletvekili Ayhan Bilgenin, tutuklu Hakkâri Milletvekili Leyla Güvene
destek için parti büroları içerisinde yapılan eylemlere müdahale
edildiğine, Sırrı Süreyya Önderin teslim olurken sarf
ettiği sözlerine, asgari ücret tartışmalarına, ücretli
öğretmenlerin mağduriyetine, seçim kampanyalarında sorunun
demokrasi sorunu olduğuna ve fırsat eşitliğinin
sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
AYHAN BİLGEN (Kars) Sayın Başkan,
neredeyse her gün tekrar hatırlatıyoruz, bir kez daha ifade edelim.
Leyla Güven seçilmiş bir milletvekilidir,
Hakkâri Milletvekilimizdir. Daha önce bu Parlamentoda seçilmiş
milletvekilleri üç yıl cezaevinde kaldılar ve sonunda bir çözüm
bulundu, tahliye oldular, görevlerinin başına döndüler. Meclisin
kampüsünün içerisinde gözaltına alınıp tutuklanan
milletvekilleri on yıl cezaevinde kaldılar. Yani bu
baskıların, bu uygulamaların, bu, seçilmiş olduğu
hâlde Parlamentoya gelememe yaklaşımının Türkiye'ye kazandıracağı
hiçbir şey yok ama daha vahimi, Leyla Güvene destek ve dayanışma
için, illerde parti büroları içerisindeki eylemlere müdahale ediliyor.
Biraz önce öğrendik, Şanlıurfada HDP il binası içinde
milletvekilimizle birlikte parti yöneticilerimize müdahale edildi ve 10
yöneticimiz gözaltına alındı. Parti binasının içinde,
çevreye zarar verme ihtimali yok; gözaltı gerektirecek bir uygulama olarak
bunu görmenin kabul edilebilir hiçbir tarafı yok.
Yine birkaç gün önce, AİHM kararını
uygulamamak için hükümlü durumuna düşürülen Sayın Demirtaşla
birlikte Sırrı Süreyya Önder bugün Kandıra Cezaevine teslim
oldu. Teslim olurken sarf ettiği sözler var, bunları paylaşmak
galiba bizim için bir sorumluluk. Diyor ki Sayın Önder: Barış
ve demokrasiyi savunanlar için sürpriz olmayan günlerden geçiyoruz. Bedel
ödemek gerekiyorsa bunu elbette ödeyeceğiz. Sözlerimizin
arkasındayız. Karamsar olmayın, güzel günler
yakındır.
Sayın Başkan, iki konuya daha dikkat
çekmek istiyorum. Birisi: Asgari ücret tartışmaları
başladı, görüşmeler başladı ama eş zamanlı
olarak da Fransada insanlar özellikle akaryakıt zamları ve onlardaki
vergi oranlarını gerekçe göstererek, bunu gerekçe göstererek bir
eylem içerisindeler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AYHAN BİLGEN (Kars) Sadece basit bir rakam
karşılaştırması yapacağım. Fransada asgari
ücret 1.600 euro civarında, akaryakıt da 1,6 euro yani
yaklaşık 1.000 litre akaryakıt düşüyor; bunu pahalı
buluyorlar ve sokaklara dökülüyorlar. Türkiyede asgari ücret 1.600 lira,
akaryakıt 6 lira civarında yani yaklaşık 6 kat daha pahalı
tüketiyoruz. Petrol üreten ülkelere daha yakınız; Kafkasyaya, Orta
Doğuya daha yakınız ama 6 kat daha pahalı bir oranla
karşı karşıyayız asgari ücrete oranla.
Yine, ücretli öğretmenlerin çok ciddi bir
sorunu var, atamaları yapılması gereken yani beş yılı
dolduranlarla ilgili daha önce yapılmış düzenlemenin gereği
ilginç bir mağduriyet var. Prim gün hesapları her ilde farklı
yapılıyor diye iddia ediyorlar, bunu özellikle Meclis gündemine
getirmemizi istiyorlar ve diyorlar ki: Hiç olmazsa eşitlik
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın Bilgen.
AYHAN BİLGEN (Kars) Aynı pozisyondaki
kişilerin, farklı illerde çalışanların prim günü
hesaplarının eşit hesaplanmasını talep ediyorlar; bu
kadar basit, bu kadar açık, net bir talepleri var.
Son olarak da biraz önce değinildiği için
ben de değinerek bitirmiş olayım. Seçim kampanyalarında
gürültü kirliliği, çevre kirliliği ve israf açısından
elbette ki -hem de bir de bu kadar uzun bir kampanya, neredeyse seçime dört aya
yakın bir süre var- daha saygın, daha az israfa dayalı ve
çevreye zarar vermeyecek, şehre zarar vermeyecek kampanyaların
yürütülmesi son derece değerli ve önemli ama bir de kampanyada fırsat
eşitliğine galiba odaklanmamız gerekiyor. Medya
imkânlarının eşit kullanımı konusunda ne yazık ki
geçtiğimiz yıl negatif bir düzenleme yapıldı. Artık
devlet televizyonlarının tarafsızlığını
zaten geçtik ama özel televizyon kanallarının eşit davranmasıyla
ilgili düzenleme kaldırıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin, toparlayalım
Sayın Bilgen.
AYHAN BİLGEN (Kars) Toparlıyorum
Sayın Başkan.
Yani televizyon patronları ya da televizyonu
finanse edenler nereye yakınlarsa o şekilde televizyonu
kullandırabilecekler. Şimdi, zaten muhalefet partilerine yakın
televizyon kanalı kalmadı denecek bir pozisyondayız, büyük
kısmı KHKlerle kapatıldı. Bırakın televizyon
kanallarından eşit faydalanmayı, ben ve bazı milletvekili
arkadaşlarımız 2911den, seçim döneminde parti bürosu önünde 100
kişiyle izinsiz toplantı düzenlemekten yargılanıyoruz ve
dosyalarımız hâlâ durdurulmadı, yargılama devam ediyor.
2911 değerli arkadaşlar, herhangi bir propaganda yok, terör suçu yok,
başka bir iddia yok. Diyor ki: Miting için izin isteyin. Değerli
arkadaşlar, seçim döneminde parti bürolarımızın önündeki
50-100 kişilik toplantılar için biz miting izni alacağız,
siz de zaten devlet imkânlarını ve televizyon imkânlarını
kullanacaksınız. Sadece gürültü kirliliği değil sorunumuz
galiba, sadece çevre kirliliği değil, daha ciddi bir demokrasi
sorunumuz var.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Söz sırası Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altayın
yetkilendirmesiyle Bursa Milletvekilimiz Sayın Erkan Aydına aittir.
Buyurun Sayın Aydın.
25.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere
Allahtan rahmet dilediğine, Gezi Parkı olaylarının
üzerinden geçen beş buçuk yıldan sonra aralarında Mehmet Ali
Alabora, Osman Kavala gibi ünlülerin de bulunduğu birçok kişi
hakkında seçim öncesinde soruşturma
başlatılmasının provokasyon olduğuna ilişkin
açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden
soydaşlarımıza Allahtan rahmet, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetindeki soydaşlarımıza da sabır diliyoruz.
Umarım yaralar çok kısa bir sürede sarılır. Türkiye olarak
da her zaman yanlarında olduğumuzu, elimizden geleni yapmaya
hazır olduğumuzu ifade etmek isterim.
Şimdi, gene gündemimizi beş buçuk yıl
sonra meşgul etmeye başlayan Gezi Parkı olaylarına
kısaca bir göz atmak istiyorum. Nasıl başladı ve neler
yaşandı? AKP Hükûmetinin İstanbulun Beyoğlu ilçesinde
bulunan ve sadece umumi hizmetlerde kullanılmak koşuluyla
Büyükşehir Belediyesine tahsis edilmiş olan Taksim Gezi Parkına
İstanbul 6. İdare Mahkemesi ve 2 no.lu Kültür ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulu Kararı olduğu hâlde, Topçu
Kışlasının Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde,
imar izni olmadan yeniden inşa edilmesini engelleme eylemi olarak
başlamış, tamamen çevreci, doğa yanlısı,
yeşil hassasiyeti olan bir direniş olarak başlayan ve
devamında da 79 ilde 2 buçuk milyon kişinin
katıldığı -ki İçişleri Bakanlığı
verileridir maalesef 8 sivilin ve 2 polisin hayatını kaybettiği
Ki o sivilleri bir kez daha anmak isterim rahmetle ve saygıyla: Mehmet
Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Ethem Sarısülük, Ali İsmail
Korkmaz, Ahmet Atakan, Berkin Elvan, Burak Can Karamanoğlu, Mehmet
İstif ve Elif Çermik, 2 güvenlik görevlimiz de Mustafa Sarı ve Ahmet
Küçükdağ hayatını kaybetmiş, 8.163 kişi de
yaralanmıştır.
Aradan geçen beş buçuk yıl sonra 27
Kasım 2018 tarihinde kanuna aykırı toplantı ve
yürüyüşlere silahsız katılarak dağılmama gibi suç isnat
edilerek Mehmet Ali Alabora, Osman Kavala gibi ünlülerin de aralarında
olduğu ve sadece bu kapsamda Ankarada 600e yakın kişi
hakkında soruşturma ve kovuşturma
başlatıldığını kamuoyundan öğreniyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın Aydın.
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim.
Daha önce açılan onlarca davanın beraatle
sonuçlandığı göz önünde bulundurulduğunda bu
soruşturmaların tekrardan tam da seçim öncesinde gündeme getirilmesi
açık bir provokasyondur. Seçim için sarayda planlanmış ve
artık on altı yıldır hem kamuoyunun hem siyasilerin hem
toplumun ezberlemiş olduğu tamamen kutuplaştırma projesi
üzerinden kendi tabanını konsolide ederek seçime girme
hazırlığı olduğu da apaçık ortadadır. Sadece
15 Temmuz üzerinden yapılan darbe girişimlerini eleştirerek ki
biz de eleştiriyoruz, kesinlikle doğru da bulmuyoruz ama üzerinden
beş buçuk yıl geçmiş ve tamamen çoğu dava
sonuçlanmışken bu davranışın da tekrar
altını çizerek çevreye, doğaya ve yeşile hassasiyetin tavan
yaptığı bir direnişin bugünlerde gündeme getirilmesinin ve
seçime yönelik bir yatırım planının
BAŞKAN Toparlayın.
ERKAN AYDIN (Bursa)
haklı
çıkamayacağı ve bu planı da halkın
bozacağını söylüyor, teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz Sayın
Özkan
Buyurun Sayın Özkan.
26.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybedenlere
Allahtan rahmet dilediğine, hukuk düzenine yönelik ne zaman, nerede,
hangi hile ve desiselerle bir kalkışma varsa buna karşı
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
anlayışıyla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Öncelikle Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinde şiddetli yağışların neden olduğu
sel felaketinde, doğal afette hayatını kaybeden 3
vatandaşımızın ölümü söz konusu oldu. Hayatını kaybeden
vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetine ve aziz milletimize
başsağlığı niyaz ediyorum.
Diğer yandan, tabii, her zaman Meclis
açılışında yargıyla ilgili meseleler gündemimize
geliyor ancak yargı bilindiği üzere, sav-savunma-sentez teorisine
dayanır, pratiği de bu teorik temel üzerine inşa edilir ve
geleneğimizde var olan Barikayıhakikat müsademeyiefkârdan tezahür
eder. anlayışıyla yargı işler. Tezler çatışır
ve yargı ortaya çıkar. Parlamentonun yani demokrasinin
çalışma prensipleri de yine aynı teorik temele dayanır. Bu
noktada, dünden bugüne yargısal kararlar Türk Ceza Kanununda ve hukuk
sistemimizde yer alan normların ihlal edilmesi anlayışıyla
açılan davalarla yürür. Şimdi, baktığımızda,
eğer millî iradeyi hedef alan bir saldırı söz konusu olursa
Bu
saldırı bazen darbe şeklinde olur, bazen Gezi
kalkışması şeklinde olur, bazen o Sivas
saldırısında, Madımak olayında olduğu gibi vatandaşlarımızın
diri diri yakılması şeklinde olur, bazen Başbağlar
şeklinde olur, bazen 7 Şubat MİT krizinde MİT
Müsteşarımıza ve müessesemize saldırı şeklinde
olur. Yani millî iradeye karşı bir kalkışma varsa bu, millî
iradeyi korumak, demokrasiyi korumaktır, başta yargının,
Parlamentonun ve Hükûmetin ve 81 milyon vatandaşımızın da
üzerine düşen bir vazifedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Açalım değerli
arkadaşlar.
Buyurun.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Bu bağlamda,
demokrasimize karşı bir kalkışma söz konusu olmuşsa,
tabii ki, hukuk düzenimize karşı yönelen en büyük tehdit olan darbeye
karşı bu hukukumuzu koruma görevi de başta cumhuriyet
savcılarımıza ve yargımıza düşer.
Biraz önce bahsettiğim sav-savunma-sentez,
yargının o teorik ve pratik anlayışına uygun bir
şekilde savcı millî iradeye karşı bir
kalkışmayı önlemek için dava açmışsa millî iradenin
mağdurları olan Parlamento, milletvekilleri, bütün siyasi parti
grupları da savcının bulunduğu çerçevede, aynı
istikamette millî iradeyi korumak ve hukuk düzenimizi korumak üzere sürece
müdahil olurlar. Ha, burada bir kumpas söz konusu olmuşsa ve bu kumpas da
millî iradeyi hedef almışsa o kumpasa karşı yine hukukun ve
demokrasimizin yanında yer almak da hepimizin üzerine vazifedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Toparlıyorum.
BAŞKAN Tabii, buyurun.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) - Şimdi,
geçmişe şöyle kısaca bir baktığımızda, göz
attığımızda, şöyle son on, on beş
yıllık süre zarfında, tabii ki, yargı üzerinden Türkiyede
gerçekleştirilmeye çalışılan ameliyatlar dünün, bugünün
meselesi değildir. Maalesef başta Uğur Mumcu katliamı olmak
üzere
Uğur Mumcu ailesi dahi yargının verdiği o karardan
memnun olmamıştır.
Yine, bugünlerde Gezi kalkışması
üzerinden, 17-25 Aralık süreci üzerinden yapılan kumpaslar da
milletimizin takdirindedir.
Özetle, hukuk düzenimize karşı ne zaman ve
nerede, hangi kisve altında, hangi hile ve desiselerle bir
kalkışma varsa biz hukukçular olarak, milletvekilleri olarak, siyasi
parti grupları olarak, her şeyden önce kendi iradesine sahip
çıkan bir vatandaş olarak bu kalkışmalara karşı
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
anlayışıyla mücadelemizi sürdürmemiz gerektiğini ifade
eder, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Özkan.
ERKAN AYDIN (Bursa) Sayın Başkanım,
çok kısa bir cevap verebilir miyim acaba Gezi kalkışması
sözüyle ilgili. Açıklama için pek kısa bir
BAŞKAN Bir saniye
Oturun Sayın
Aydın yerinize, bir bakayım.
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
Sayın Başkan, beni bağışlarsanız
BAŞKAN - Tabii, grup başkan vekillerinin
bu konuşmalarının karşılıklı
olmasını da arzu etmem ama madem sayın grup başkan
vekilleri girdiler sisteme, birer dakika olmak üzere hemen kısa bir söz
veriyorum.
Buyurun Sayın Ağıralioğlu.
27.-
İstanbul Milletvekili Yavuz Ağıralioğlunun, Denizli
Milletvekili Cahit Özkanın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine, Ergenekon davalarında
yaşanılanların FETÖ davalarında yaşanmaması için
dikkat çekmeye çalıştığına ilişkin
açıklaması
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
AK PARTİ Grup Başkan Vekilimiz Cahit Bey bu söylediklerine
inanıyor mu efendim? Yani biraz önce söylediklerinize inanıyor
musunuz efendim?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Bu ağır oldu ya!
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
Yok, estağfurullah. İstirham ederim.
Şöyle
Hassasiyet göstermenizi rica
ettiğimiz şey şurasıdır: Türkiyede şu anda devam
etmekte olan FETÖ davaları münasebetiyle siyasetin yargıyı
konuşma şeklinden kaynaklanan korku, yargı mensuplarının,
içinde hiçbir suç unsuru olmadığını bildikleri hâlde,
dosyalarla ilgili kendilerinin FETÖcü olmakla suçlanması korkusundan
muhataplarını FETÖcü olma şehvetine kurban vermelerine sebep
oldu. Dolayısıyla, buna dikkat çekmek için geçmişte, birkaç
yıl evvel yapmış olduğumuz hatanın Türk
yargısı üzerinde oluşturduğu baskıyı lütfen, adli
bürokrasimiz tespit etmek için bağımsız bir kuruluştan,
üniversitelerden bu anlamda yardım alsın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
İstirham ederim
BAŞKAN Toparlayın siz de Sayın
Ağıralioğlu.
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
Türk yargısının şu anda
Bu, sonra, birkaç sene sonra Türk
yargısının yeni utancı hâline gelmesin diye dikkat çekmeye
çalıştığım bir yeridir. Hiçbir suç unsuru
olmadığı hâlde bir dünya adam, sadece yargı mensuplarının
siyasetin dilinden mağdur olmamak için korktukları bir iklimden
dosyalarla ilgili karar mekanizmasını muhataplarını
mağdur edecek şekle dönüştürerek karara taşıyorlar.
Dolayısıyla Ergenekon olaylarında yaşadık. Ergenekon
davalarında yaşadığımız şeyi bugün FETÖ
davalarında yaşamayalım diye dikkat çekmeye
çalışıyorum. Yoksa dediğiniz çerçevede siyaseti
sorumluluklarını yapsın ama siyaset sorumluluğunu yaparken
şu anda mağdur olmuş binlerce insanın sadece bu
mağduriyetine sebep olan şeyin yargı mensuplarının
korkusu olduğuna dikkat çekmeye çalışıyoruz, onu
dikkatinize sunalım diye söyledik.
BAŞKAN Sayın Bilgen, sizin de bir
kısa söz talebiniz var.
28.-
Kars Milletvekili Ayhan Bilgenin, Denizli Milletvekili Cahit Özkanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve
demokrasiyi korumanın ancak hak ve özgürlüklere saygıyla mümkün
olacağına ilişkin açıklaması
AYHAN BİLGEN (Kars) Sayın Başkan,
bir şeyi ayırt etmemiz gerekiyor. Gezinin nasıl
başladığıyla ilgili 15 Temmuz sonrasında farklı
bir tartışma açılmıştı. Orada parkın
içerisindeki gençlerin çadırlarını yakan zabıta
görevlilerinin FETÖ'yle bağlantılı olduğu, görevden
alındıkları ve yargılama sürecine dâhil edildiklerine dair
bir bilgi var.
Şimdi, demokratik bir hakkın
kullanımıyla, şiddetsiz, silahsız bir gösteriyle eğer
her şeyi ayaklanma gibi, kalkışma gibi tarif edip 7-8
kişinin hayatını kaybetmiş olmasını bile
yargılama dışında tutacak bir yaklaşım sergilersek,
bakın, bir tek örnekle karşı karşıya geliriz, o da
Özbekistan örneğidir. Parlamentonun önünde protesto yapılıyordu
ve silahla taradılar göstericileri, galiba 40 kişi civarında
öldü, ayaklanma bastırıldı.
Şimdi, biz bu örneklerle eğer demokratik
bir rejimden, hukuku korumaktan bahsediyorsak çok başka bir yere
doğru evriliriz. Bugün Özbekistanın ne kadar demokratik olup
olmadığını
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Siz de toparlayın Sayın
Bilgen.
AYHAN BİLGEN (Kars)
Özbekistandaki
yönetimin ne kadar demokratik olup olmadığını bütün dünya
biliyor. Yani burada kamplar, insanlık dışı uygulamalar,
baskılar, işkence
Ama evet sükûnet sağlandı, ayaklanma
bastırıldı, kalkışma bastırıldı.
Şimdi, burada bir toplumsal olaya nasıl
müdahale edileceği -orantılı güç kullanma, bütün bunlar- Polis
Vazife ve Salahiyet Kanununda, Jandarma mevzuatında çok net biçimde tarif
edilmiş durumda.
Şimdi, Berkin Elvanın hâlâ yargılama
süreci devam ediyor. Tek tek hepsini saymak istemem ama galiba bu ikisini
ayırt edebilen rejimlere demokratik rejim deniyor, demokrasiyi korumak
da ancak hak ve özgürlüklere saygıyla oluyor.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Aydın, siz de
kısaca toparlayın çünkü gündemimiz yoğun.
Buyurun.
29.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, Denizli Milletvekili Cahit
Özkanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Hemen topluyorum.
Adalet ve Kalkınma Partisi grup başkan
vekili Gezi kalkışması ve Burada yargı ve hukuk
gereğini tabii ki yapacak. demesiyle aslında bizi de biraz gerilere
götürdü; 2010 yılında yapılan referandumda biz
yargının siyasallaştırılmaması gerektiğini,
o referandum sonucunda yargının siyasallaşmasıyla
Türkiyenin hiç de iyi bir yere gitmeyeceğini söylerken kendisi ve
bulunduğu parti mezardaki ölülerin dahi kalkıp oy kullanması
O
zamanki ortaklarıyla da bu yönde birlikte çalışarak daha sonra
-biraz önce grup başkan vekilinin bahsettiği- Ergenekon
davasının tamamen bir hayal ve düzmece olduğu ortaya
çıkmışken, Gezide hiçbir şiddet, kesici alet, ateşli
alet, çevreye zarar vermeme durumları da ortadayken beş buçuk
yıl sonra tekrar adaletin, hukukun ve yargının kullanılarak
sanki çok demokratik bir şekilde ya da hukuk, yargı baskı
altında değilmiş gibi
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERKAN AYDIN (Bursa) Hemen bitiriyorum.
BAŞKAN Kısaca toparlayın lütfen.
ERKAN AYDIN (Bursa)
bir izahata girişmesi ve
tamamen çevre hassasiyetiyle oluşan -ki gerekçesini en başta
saydım- İstanbul Büyükşehir Belediyesinin usulsüz bir
şeklide tamamen yargıya rağmen, yargının ve Tabiat
Varlıklarını Koruma Kurulunun verdiği karara rağmen
keyfî uygulamasından başlayan bir çevre hassasiyetidir,
kalkışma falan değildir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Özkan, siz de toparlayacak
şekilde konuyu bağlarsanız gündemimize geçelim.
30.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Bursa Milletvekili Erkan
Aydının yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ve Gezi Parkı olaylarının vatandaşların
çevre duyarlılığını tahrik etmek suretiyle millî
iradeyi zapturapt altına almayı hedeflediğine ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Biraz önceki konuşmamı zaten toparlamak
için yapmıştım; teorik, genel çerçeveyle gelişmiş
demokrasilerde işleyen hukuk neyse Türkiyede de aynen
işlediğini ifade eden bir konuşmaydı. Ancak âdeta dal
sarkar kartal kalkar anlayışıyla bir aliterasyon gibi ifadeler
çıkınca ben de tekrar açıklama yapmak zorunda hissediyorum
kendimi.
Bakınız, şu anda Gezideki bütün
kalkışmayı özetleyen ifade o Gezi sürecinde yaşandı.
Evet, devlet içerisine on yıllardır sızan FETÖ unsurları,
orada daha evvel planlanmış bir darbe senaryosunu hayata geçirmek
gayretiyle olayı kızıştırıcı eylem içerisine
girmiş olabilir.
Bakınız, Mehmet Ali Alabora ne diyor?
Bakınız, bunları niye atlıyoruz ki bu kadar net bir ifade:
Mesele sadece Gezi Parkı değil arkadaş. Sen hâlâ anlamadın
mı? Hadi gel!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Ne var
bunda?
BAŞKAN Buyurun.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Ne var, işte
anlatıyorum.
Mehmet Ali Alabora diyor ki: Mesele sadece
ağaç değil, Gezi Parkı değil arkadaş, sen hâlâ
anlamadın mı? Hadi gel! Ve Diren Gezi Parkı hashtagiyle
sosyal medyada paylaşım yapıyor.
Ben de o dönem milletvekili değilim, bir sivil
toplum aktivisti olarak tam 1 Haziranda gerçekleşen Sisi darbesinin
üzerine, olay yerinde değerlendirme yapmak, rapor hazırlamak için
Kahirede bulundum ve orada meydana gelen olaylar da Mesele sadece petrol
sorunu değil. Mesele sadece sosyal güvenlik sorunu değil. bahaneleriyle,
Tahrir Meydanında toplanan o milyonlarca insan
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Gezideki gibi!
CAHİT ÖZKAN (Denizli)
ve daha sonra
pişmanlıklarını yaşadıkları o
kalkışmanın içerisinde olanlar Sisi darbesiyle
karşılaştı.
Bakınız, şu anda emperyalist bir
anlayış
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Toparlıyorum
hemen.
Demokrasimizin tekâmülü açısından
bunları anlatmak durumundayız.
Bugün, Pariste de, dünyanın her bir
tarafında da emperyalist anlayış, bireysel özgürlükleri yok
ederek, insanların yaşam hakkını tehdit ederek, ülkelerin
bütün ekonomik, sosyal, siyasi varlıklarını sömürmek için bir
kalkışma içerisinde. Yine, aynı anlayışın PYD,
YPG gibi terör örgütlerine nasıl silahlar gönderdiklerini de hep beraber
görüyoruz.
Büyük fotoğraf, Gezinin
vatandaşlarımızın çevre
duyarlılığını tahrik etmek suretiyle, bu millî iradeyi
zapturapt altına almayı hedeflemiştir; zaman geçtikçe, zamanın
yargısından geçtikçe, bu büyük fotoğraf
karşısında darbecilerin yanında yer alanların çok daha
büyük bir mahcubiyet içerisinde yer alacağını ifade eder, Genel
Kurulu tekrar saygıyla selamlarım.
BAŞKAN Peki.
Değerli milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
V.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
Önergeler
1.-
Başkanlıkça, Antalya Milletvekili Çetin Osman Budakın Kamu
İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden (4/12), Edirne
Milletvekili Orhan Çakırların Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonu üyeliğinden (4/13) istifalarına ilişkin
yazılarının 6/12/2018 tarihinde Başkanlığa
ulaştığına ilişkin önerge yazısı
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Antalya
Milletvekili Sayın Çetin Osman Budakın Kamu İktisadi
Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden ve Edirne Milletvekili Sayın
Orhan Çakırların Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu
üyeliğinden istifaları için yazıları 6 Aralık 2018
tarihinde Başkanlığımıza
ulaşmıştır.
Bilgilerinize sunulmuştur.
Değerli milletvekilleri, grup önerilerine
geçmeden önce, 60a göre söz isteyen arkadaşlarımıza bir
hatırlatmada bulunmak isterim. İç Tüzükün 60ıncı
maddesine göre sisteme giren arkadaşlarımızı
birleşimin sonuna kadar olan süreç içerisinde makul aralıklarla
değerlendireceğimi ifade ediyorum.
Bu arada, bir mazeretleri nedeniyle Sayın
Arkaza hemen söz veriyorum.
Buyurun Sayın Arkaz.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
31.-
İstanbul Milletvekili Hayati Arkazın, geçirdikleri trafik
kazası sonucu hayatını kaybeden
MHP Sinop Durağan İlçe Başkanı Osman Yıldırım
ile belediye başkan adayı Ali Dalkılıça Allahtan rahmet
dilediğine, Yeşilırmakı tehdit eden kirliliğe
karşı önlem alınması gerektiğine ilişkin
açıklaması
HAYATİ ARKAZ (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Durağan İlçe Başkanımız
Osman Yıldırım ve Durağan eski Belediye
Başkanımız Ali Dalkılıç Ankarada geçirdikleri elim
trafik kazası sonucu vefat etmişlerdir. Merhumlara Allahtan rahmet,
camiamıza ve kederli ailelerine başsağlığı
diliyorum.
Yeşilırmak, Sivas il
sınırlarında doğup Amasya, Tokat ve Samsundan geçerek
Karadenize dökülen önemli su kaynaklarından bir tanesidir. Anadolunun
incisi, şehzadeler şehri Amasyanın kolyesi, aksesuarı,
tamamlayıcısı olan Yeşilırmak Nehrinin sahillerinde
toplu balık ölümlerinin meydana geldiği gözlenmiştir.
Balıkların ölümünün debi düşüklüğü ve oksijen
miktarının azalmasından kaynaklandığı edinilen
bilgiler arasındadır. Akarsuyu tehdit eden sorunların ve
kirliliğe sebep olan koşulların tespiti sonrasında gerekli
tedbirlerin alınması hayati önem taşımaktadır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Bir iki arkadaşımıza daha hemen söz
verip bu faslı bitirelim.
Sayın Yayman
32.-
Hatay Miletvekili Hüseyin Yaymanın, Hatay Milletvekili Mehmet
Güzelmansurun yaptığı gündem dışı konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Öncelikle, politik nezaketinize çok teşekkür
ederim Değerli Başkanım.
Hatayla ilgili konuda konuşan hatibin
sözlerini yadırgadığımı ifade etmek isterim. Özel
alanda gerçekten Hükûmetin çok fazla yatırım
yaptığını bize söyleyen milletvekili arkadaşımızın
kamusal alanda Burada hiçbir şey yapılmadı. demesini gerçekten
yadırgadım. Bunu ifade etmek isterim.
Sayın hatibin kendi ilçesinde, seçim bölgesinde
yaptığımız duble yollar var, hastane temeli
atıldı, Hataydaki ilk kültür merkezi Samandağa
yapıldı. Yine, şehir hastaneleri yapıldı, köprüler,
yollar yapıldı. Bunları ifade etmek isterim. Barajlar
yapıldı, Samandağda Karaçay Barajı yapıldı.
Hükûmet bunları yaparken, beş yıldır Hatay Büyükşehri
yöneten Belediye Başkanı hangi hizmeti yaptı, gelsin lütfen
ifade etsin.
Ben bunu bir sataşma olarak görmüyorum, lütfen
öyle anlaşılmasın.
Teşekkür ediyorum Başkanım.
BAŞKAN Sayın Özer
33.-
Antalya Milletvekili Aydın Özerin, Antalya ili Demre ilçesinde
yaşanan sel felaketi nedeniyle çiftçilere geçmiş olsun dileğinde
bulunduğuna ve iktidarın çiftçilere sahip
çıkmadığına ilişkin açıklaması
AYDIN ÖZER (Antalya) Teşekkürler Sayın
Başkan.
Antalya Demre ilçemizde dün akşam saatlerinde
başlayan ve aralıklarla uzun süre etkisini gösteren
yağış sonucu sel felaketi yaşandı. Demre ilçemizde
özellikle Çevreli ve Üçağız Mahallelerini ve seraları su
bastı. Buradan çiftçi kardeşlerimize geçmiş olsun diyor, afetsiz
ve zararsız bir sezon olmasını temenni ediyorum.
Bu kez ucuz atlatıldı ama Antalyada bu
tür yağışlara sık sık rastlanmakta ve deyim
yerindeyse, şimdi, doğal afetlerle karşı karşıya
kalacağımız kış dönemine giriyoruz. Bilindiği
üzere, mevcut iktidar zaten çiftçilerimize sahip çıkmıyor, çiftçimizi
yalnız bırakıyor. Tarım sigortası olmayan
çiftçilerimiz lütfen seralarına sigorta yaptırsın, hiç olmazsa
kendi önlemini alsın. Yoksa bu iktidarın üreticilerimize yardım
edeceği yok.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Aydoğan
34.-
İstanbul Milletvekili Turan Aydoğanın, okullarda yürütülen
aşı kampanyasına yönelik olarak dağıtılan
aşı karşıtı bildiriler için İçişleri
Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının
tedbir alması gerektiğine ilişkin açıklaması
TURAN AYDOĞAN (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkanım.
Millî Eğitim Bakanlığı ile
Sağlık Bakanlığı arasında yapılan protokol
gereği okullarda bir aşı kampanyası var. Kampanyayla,
çocukların boğmaca, difteri, kızamık, kabakulak gibi birçok
hastalığa karşı bağışıklık
sisteminin geliştirilmesi amaçlanıyor. Ancak, İstanbulda birçok
yerde aşı karşıtı imzasız bildiriler
dağıtılıyor. Bildirilerde aşılarda domuz dokusu,
at kanı ve tavşan beyni bulunduğu, aşının maymunlaşmaya
ve domuzlaşmaya neden olduğu yazılıyor ve yaygın bir
şekilde dağıtılıyor. Halk sağlığı
tehdit altına alınmıştır. Halk
sağlığını tehdit eden bu bilim dışı
hurafeler nasıl böylece serbest dağıtılabiliyor?
İçişleri Bakanlığı ve Sağlık
Bakanlığına çağrıda bulunuyorum, tedbir almaları
gerekiyor.
Saygılarımla.
BAŞKAN Son olarak, Sayın
Durmuşoğlu
35.-
Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlunun, 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Günü ile 1-7 Aralık Acil Sağlık
Hizmetleri Haftasını kutladığına, küresel engellemelere
rağmen 2018 yılının ihracatta rekorlar yılı
olduğuna ilişkin açıklaması
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sözlerime 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü kutlayarak başlamak istiyorum.
Tüm küresel engellemelere rağmen, 2018
yılı ihracatta rekorlar yılı olmaya devam ediyor. Önceki
gün kasım ayı ihracat rakamlarına ilişkin yapılan
açıklamaya göre, kasım ayında ihracatımız yüzde 9,49
artışla 15 milyar 532 milyon dolar oldu ve cumhuriyet tarihinin en
yüksek kasım ayı ihracat değerine ulaştı. Son on iki
aylık ihracatımız yüzde 7,8 artışla 168 milyar 77
milyon dolara çıkarak cumhuriyet tarihinde ulaşılan en yüksek
yıllık ihracat oldu.
Seçim bölgem Osmaniyede 2018 Kasım ayı
ihracat rakamlarına baktığımızda, geçen
yılın aynı dönemine göre yüzde 108 artış oranı
gerçekleşmiştir. Başarılı çalışmalarından
dolayı Osmaniye ve ülkemiz genelindeki tüm sanayicilerimizi ve
ihracatçılarımızı tebrik ediyorum.
Sözlerime son verirken tüm acil sağlık
hizmetlerinde çalışan personelin 1-7 Aralık Acil
Sağlık Hizmetleri Haftasını da kutluyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Ben de arkadaşlarımıza
teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, İYİ
PARTİ Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza
sunacağım.
VI.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
İYİ PARTİ Grubunun, İstanbul Milletvekili Hayrettin
Nuhoğlu ve 21 milletvekili tarafından, İstanbul'da yaşanan
çökme, göçük ve toprak kaymalarının nedenlerinin incelenerek bu
konularda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla
6/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına verilmiş olan
Meclis araştırması önergesinin (10/402) ön görüşmelerinin,
Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
6/12/2018
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 6/12/2018 Perşembe
günü (bugün) toplanamadığından grubumuzun
aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19'uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla
arz ederim.
Yavuz
Ağıralioğlu
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu
tarafından, İstanbul'un birçok ilçesinde meydana gelen çökme, göçük
ve toprak kaymaları, son olarak Ümraniye'de 2 kişinin ölümüyle
sonuçlanan metro inşaatı çalışmalarının
sürdüğü yoldaki çökme olayı sebebiyle bu olayların teknik veya
idari hatadan mı, yoksa mühendislik hizmetlerinin olmamasından
mı ya da bunların tamamından mı
kaynaklandığının tespit edilmesi ve alınacak
tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/11/2018 tarihinde (10/402 esas
numaralı) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 6/12/2018 Perşembe günlü
birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde önerinin gerekçesini
açıklamak üzere söz isteyen İYİ PARTİ Grubu adına
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Hayrettin Nuhoğlu. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Nuhoğlu, süreniz beş dakika.
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN
NUHOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; İstanbulda, başta Ümraniye olmak üzere, Üsküdar,
Ataşehir, Sancaktepe, Beyoğlu, Fatih ve Güngörende ve diğer her
bölgede son yıllarda çok sıkça göçükler, çökmeler ve toprak
kaymaları görülmektedir. Bu olaylardan sonra yetkililer, Büyükşehir
Belediye Başkanı veya ilçe belediye başkanları, genellikle
yağmura bağlı olaylardan, Ümraniyedeki son olaydan sonra da
elektrik kablosundaki patlamadan dolayı diye açıklamalarda
bulunuyorlar. Bu açıklamalar oldukça basit ve tutarsızdır.
Değerli milletvekilleri, bu olaylarda
yaralanmalar yanında ciddi can kayıpları olmaktadır, son
olarak Ümraniyede 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı
zamanda, büyük ölçüde mal kayıpları olmaktadır. Bu
olayların son halkasını Gebzedeki viyadükte çökme sonucu 3
kişinin ölümü ve 1 kişinin yaralanmasıyla gördük. Üçüncü
havaalanı inşaatında ise kaç kişinin öldüğünü bugüne
kadar öğrenemedik. Bu Mecliste İYİ PARTİden milletvekili
arkadaşlarımız da dâhil olmak üzere birkaç tane soru önergesi
verildi ama bugüne kadar cevap çıkmadı. Ama bir yetkili,
havaalanı açılmadan yaklaşık iki ay önce, ölenlerin
sayısının 27 olduğunu söyledi, daha sonra bu rakam 60a,
62ye çıktı ama gerçek rakamı kimse bilmiyor.
Değerli arkadaşlar, son olayın
olduğu Gebzedeki viyadük köprüsünün hemen karşısında,
yanında Osmangazi Köprüsü yapıldı ve o köprünün kontrol
mühendislerinden birisi Japondu. Ölümlü bir sonucu yok ama kablo koptu, bu
kablonun kopma sorumluluğunu üstlendi ve intihar etti. Ben kimse intihar
etsin istemiyorum, zaten ölümlerden yola çıkarak bu önergeyi verdik.
Değerli arkadaşlar, işin ciddiyetine
dikkat çekmek istiyorum. İstanbulu yöneten ilçe ve Büyükşehir
Belediyesi, yerinde tespit ettiğim, sizlere sunmak istediğim
bazı noktalardan dolayı işe ciddi yaklaşmıyor. Benim
tespit ettiğim bazı hususları süre yettiğince
açıklamaya çalışacağım.
Öncelikle, inşaatları çok kısa sürede
bitirme arzusu var çünkü düşük fiyatlarla yapılıyor ve bu
düşük fiyatları kurtarabilmek amacıyla hemen bitirelim arzusu
var. Aynı zamanda, mühendislik hizmetleri ya alınmıyor ya da
eksik alınıyor. Daha da önemlisi bu konularla ilgili jeoloji
mühendisleri, jeofizik mühendisleri ve inşaat mühendisleri koordineli
çalışamıyor. Bazı projeler ise bilim ve teknikten tamamen
uzak, uygulamada da hatalar var. Yeni mezun çocuklar, mühendisler az ücretli
olsun diye işe alınıyor, onlar daha tecrübesiz oldukları
için yetkili ve sorumlu olmalarının altından kalkamıyorlar.
Yıkılan tüm yapılarda teknik
hataların olduğunu gördük. Bu yapıların
bazılarında maalesef hesap yanlışlığı da
var, genellikle istinat duvarlarında donatı eksikliği o kadar
açık görülüyor ki. Şehir içindeki bütün derin kazılarda,
genellikle bu iksa projelerinde ve uygulamalarında ciddi hatalar gördük.
Kazı başlamadan önce çevresindeki binalar için nasıl tedbir
alınacağına dair projelendirmeler genellikle
yapılmıyor, ihmal ediliyor, toprağın içindeki suyun
drenajı hiç dikkate alınmıyor. Yumuşak zeminlere kazık
çakılmaz ama çakılıyor. Aynı zamanda, yapılan
kazı alanlarının duvarlarına püskürtme betonlarla çivileme
yapılıyor. Bu hata asla kabul edilemez.
O kadar çok sebep var ki. Bütün bu sebeplerin
yerinde tespit edilmesi şarttır ama aynı zamanda, resmî
kurumların ihalelerinden kaynaklan hatalar da gördük biz oralarda çünkü
mevcut İhale Kanunu en düşük fiyatı verene işi veriyor. O
fiyatla
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) O düşük
fiyatlı alanlar işi kurtarabilmek için elbette işi hem aceleye
getiriyor hem de ucuza mal etmenin yolunu arıyor. Buradaki en büyük
eksiklerden bir tanesi üniversitelerin, mühendis ve mimar odalarının
ihmal edilmesidir.
Esasen, ben İstanbulda yaşayan bir
mühendis olarak çok net biliyor ve açıklıyorum: Bu Adalet ve
Kalkınma Partisi yönetimleri mühendisle çalışmıyor,
mühendisi devre dışı bırakmıştır. Yüzlerce
mühendis barındırıyorlar ama mühendislerin birçoğu devre
dışıdır. Bunların hepsine çare var, çözüm yolları
var. İşte, bu çözüm yollarını bulmak için, çareleri bulmak
için biz bu araştırma önergesini burada kabul edelim, mühendislerden
oluşan bir heyet oluşturalım, bu heyet yerinde tespitleri
yapsın ve bundan sonra yaralanma ve ölümle sonuçlanan olaylar bitsin,
maddi kayıplarımız da olmasın.
Hepinize saygılar sunarım. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Nuhoğlu.
Öneri üzerine söz isteyen, Halkların Demokratik
Partisi Grubu adına İzmir Milletvekilimiz Sayın Serpil Kemalbay
Pekgözegü. (HDP sıralarından alkışlar)
Süreniz üç dakika.
HDP GRUBU ADINA SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ
(İzmir) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Süresiz dönüşümsüz açlık grevinin 29uncu
gününde olan Hakkâri Milletvekilimiz Sevgili Leyla Güveni saygıyla ve
sevgiyle selamlamak istiyorum.
Yine, bugün aramızdan koparılan önceki
dönem milletvekilimiz Sırrı Süreyya Önder, Demirtaş ve
Balukenin siyasi bir kararla, cezalarının tekrar
onandığını görüyoruz. Sevgili Demirtaşı, Balukeni
ve Önderi de buradan saygıyla sevgiyle selamlamak istiyorum değerli
arkadaşlar.
AKPnin yerel seçimlere giderken,
yaklaşırken seçim stratejisinin Geziye ve barış
mücadelesine saldırmak olduğu ortaya çıktı. Her iki
mücadele de aslında Türkiyede yeni bir yaşamı inşa etmeye
çalışanların, barışı, demokrasiyi, kentini de
kendini de kendisi yönetmek isteyen insanların yükselttiği bir sesti
ve biz bu sesin ve söylediğimiz her şeyin, Sevgili Önderin
söylediği gibi ettiğimiz her lafın, yürüttüğümüz bütün çabaların
arkasındayız; hepsi bizim onurumuzdur diyoruz.
Şimdi -önümüzde- yerel seçimler gelirken
konumuz da yerel seçimlerle ilgili, yerellerle ilgili bir konu ve İYİ
PARTİ hatibi burada, çok iyi bir şekilde, teknik olarak nelerin
olduğunu anlattı, ben de olayın biraz diğer yönüne bakmak
istiyorum.
Değerli arkadaşlar, biz bu olayların
temel sebebini araştırmak için şuna bakmalıyız: Acaba
Kamu İhale Yasası on altı yılda 186 kez neden
değişti? Hiç böyle bir şeye rastladınız mı bugüne
kadar? Ama on altı yıldır AKP, Erdoğan iktidarı bu
şekilde, Kamu İhale Kanunundaki yüzlerce değişikliği
yaparak aslında bugün yaşanan sorunların sebebini
oluşturdu. AKP, yandaş bir sermaye yaratmak için en uygun yöntem
olarak Kamu İhale Yasasını manipüle etmeyi buldu ve artık ihale
almak için işi bilmek gerekmiyor değerli arkadaşlar. İhale
almak için bir tek şey gerekiyor, o da yandaş olmak. Mesela,
hastanelerin klima bakım ihalesi soba borusu üreticisine verilebiliyor.
İstanbula ihanet ettik. diyenler neden ihanet ettiler? İşte,
bunu, bu rant kavgasını kotarmak için, İstanbulun
rantını bu şekilde, 186 kere değiştirdikleri Kamu
İhale Yasasıyla istismar etmek için oluşturdular ve bütün bu
tablonun arkasından kazalar, çökmeler, göçükler oluşuyor. Bütün
devlet daireleri yandaş ama işte, bu iş bilmeyenler
tarafından yürütülen bu çalışmaların sonucunda iş
cinayetlerinin yaşanmasıyla, yurttaşların
yaşamlarını yitirmeleriyle biz burada karşı karşıya
kalıyoruz.
Oysa yapılması gereken şey işi
bilene emanet etmek ilkesine uymaktır. Kamusal yaşamın tek
hâkimi olarak tek kişinin iradesinin belirleyici olmaya devam etmesi
sadece ve sadece göçükleri, yıkımları, yağmaları,
talanları ortaya çıkarır. Oysa yapılması gereken,
halkı dinlemektir, halkın kararlarını uygulamaktır,
saygı duymaktır, şeffaf olmaktır, denetlenebilir
olmaktır, açık olmaktır, dürüst olmaktır, doğru
olmaktır diyoruz
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) -
halkın demokratik talepleri doğrultusunda kentsel yaşama aktif
katılımı, kamu ihalelerinde şeffaflık zorunluluktur
diyoruz ve önergeyi destekliyoruz.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde söz
isteyen Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekilimiz
Sayın Mahmut Tanal.
Buyurun Sayın Tanal. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MAHMUT TANAL (İstanbul)
Değerli Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla,
hürmetle selamlıyorum.
Çalışanların iş
sağlığını ve güvenliğini sağlamak ve o ortamı
düzenlemek öncelikle devletin görevi ve ondan sonra,
çalışanların sağlığını, sıhhatini
korumak işverenin görevidir.
6331 sayılı İş
Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
çıktığı zaman o dönemde asıl bir amaç vardı.
Burada, iş kazalarında cezasızlık söz konusu. İki,
denetim görevi yerine getirilememekte. Bu nedenden dolayı eğitim
verilmemekte, eğitim de verilmediği için iş
kazalarının çok fazla gündeme geldiği anlatıldı ve o
dönemde Borçlar Kanununda hükümler olmasına rağmen, yeni bir
düzenleme yapıldı. Yeni düzenleme yapıldığı zaman
o dönem yine ben Parlamentodaydım. Meclis Başkan Vekilimiz Sayın
Levent Gök Bey de o dönemdeki konuşmalarda söz almıştır.
Konunun başlı başına, Türkiyede iş
kazalarının önlenmesinin önündeki en büyük sorunlardan bir tanesi de
iş yerini denetleyecek olan iş güvenliği uzmanıydı.
İş güvenliği uzmanına patron tarafından maaş
ödeniyor Gel, sen, bu iş yerinde gerçekten iş kazaları olabilir
mi, olamaz mı, bu riskleri tespit et. deniyor.
Değerli arkadaşlar, siz değerli
milletvekilleri, herkes kendi çapında bir işveren. Sizin
maaşını verdiğiniz bir personeliniz, sizin iş
yerinizde Şu şu riskler var. diye rapor düzenleyebilir mi? Rapor
düzenleyemez; bu, hayatın olağan akışına
aykırı. Sizin eğer iş yerinizde bulunan uzman, eğer bu
açıdan sizin aleyhinize gerçekten bir rapor düzenlerse işveren olarak
onun iş sözleşmesini feshedersiniz.
Şimdi, ben Torunlar İnşaata gittim,
asansör çökmüştü, orada herhâlde 10 işçi rahmetli olmuştu.
İşveren cezasız kaldı, eylemi protestoya giden milletvekili
olarak benim hakkımda fezleke düzenlendi. Yani burada işin sorunu:
Bir, devlet gerektiği denetimi yapmamakta. İki, işveren gereken
eğitimi vermemekte. Üç, belediyeler üstüne düşen yükümlülüğü
yerine getirmemekte. Dört
Deseniz ki yasalar mı yetersiz? Yok, değerli
arkadaşlar, yasalar yeterli ancak yasaları uygulayan yok. Bizim
mevcut olan hem İş Güvenliği Yasası hem Ceza Kanunu
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MAHMUT TANAL (Devamla) Özür dilerim,
toparlayacağım.
BAŞKAN Tabii, tabii, buyurun, rica ederim
Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (Devamla) Teşekkür ederim
Değerli Başkanım.
Şimdi, mevcut olan hem İş Kanunu hem
Borçlar Kanunu hem Türk Ceza Kanunu, denetim görevini yapmayan devletin ve
yetkili birimlerin, ikincisi de işverenlerin bu anlamda hem cezai
sorumluluğu var hem parasal sorumluluğu var hem idari anlamda iş
yerinde işi durdurma sorumluluğu var. Ama gelin görün
arkadaşlar, maalesef herkesin bir dayısı var, herkesin
dayandığı birisi var, ne bu iş yeri durduruluyor ne
kapatılıyor, idari para cezaları eğer veriliyorsa çok az
bir kısmı verilebiliyor ama çoğu da cezasızlıkla
kurtuluyor. Ve burada olması gereken husus denetim, denetim, denetim. Ve
burada aynı zamanda bu denetimle birlikte yasaların
tatbikatçısı olan yürütme organına büyük bir sorumluluk
düşüyor. Onun için biz diyoruz eğer burada bir iş kazası
varsa bu, iş cinayetidir; bu, iş kazası değildir. Bu
iş cinayetlerinin durdurulmasının en büyük sorumluluğu,
birinci partiye düşmektedir.
Hepinize teşekkür ediyorum,
saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Tanal.
İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde son
söz, Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına söz isteyen İstanbul
Milletvekilimiz Sayın Hulusi Şentürke ait. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz üç dakika Sayın Şentürk.
AK PARTİ GRUBU ADINA HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
İYİ PARTİ grup önerisi hakkında AK PARTİ Grubu
adına söz almış bulunuyor, bu vesileyle hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Söz konusu önergede, İstanbulda son zamanlarda
sıklıkla görülmeye başlanan çökme, toprak kaymaları gibi
konularda, bunların idari ya da teknik bir eksiklikten, hatadan
kaynaklanıp kaynaklanmadığı ya da mühendislik hizmetlerinin
yeterince alınıp alınmadığının tespit
edilmesi ve bu konuda alınacak önlemlerin belirlenmesiyle ilgili Meclis
araştırması isteniyor.
Değerli arkadaşlar, hepimiz hemfikiriz ki
elbette ki tüm yapım işlerinde can, mal ve çevre güvenliğini
sağlamak, hepimizin asli görevlerindendir ve bu konuda da yetkili
kurumlarımız gerekli çalışmaları yapmaktadır.
Buna rağmen, istenmeyen olaylar da yaşanabilmektedir.
Bunlardan bir tanesi, önergeye de konu olan
Ümraniyedeki metro kazasıdır. Ancak hemen belirtelim ki metroda iksa
sisteminin bulunmaması diye bir şey söz konusu değil, aksine tüm
raporlarla ortadadır, iksa sistemi orada mevcuttur fakat orada
yaşanan olay, önceden öngörülmesi mümkün olmayan, bizim jeolojik anomali
dediğimiz, kısa anda, kısa mesafedeki bir kaymadan kaynaklanan
olaydır. Yoksa onun dışında tüm projelerde herhangi bir
sıkıntı yoktur. Mühendislik hizmetleri, yerli ve yabancı
uzmanlar tarafından verilmektedir ve ayrıca söz konusu bölgede her
türlü jeolojik gelişmeyi tespit edebilmek için de beş dakika
aralıklarla ölçüm yapan elektronik ölçüm sistemimiz de mevcuttur.
İkincisine gelince, bu çökmelerle ilgili;
değerli arkadaşlar, doğru, özellikle son zamanlarda istinat
duvarları olaylarında olduğu gibi çökmelerle, yollarda
çökmelerle karşılaşıyoruz ama inanın bunların
büyük bir bölümünde sorun, projeden ya da kontrolden kaynaklanmıyor;
sorun, mevcut statik hesaplama modelimizden kaynaklanıyor. Nasıl ki
depremden önce bizim en büyük dertlerimizden bir tanesi mevcut statik modelin
deprem şartlarına uygun olmamasından idi ise bugün de
değişen iklim koşullarıyla beraber gelen yoğun
yağmur ve kar karşısında mevcut modelin yetersiz
kalmasıdır. Bunun farkında olan
Bakanlığımız, geçtiğimiz ay ODTÜ, Boğaziçi ve
İstanbul Üniversitesinden akademisyenler ve bu sahada çalışan
özel şirket uzmanlarından oluşan 11 kişilik bir Bilim
Kurulunu oluşturdu, Bilim Kurulu çalışıyor ve inşallah
bir iki ay içerisinde yeni statik ölçüm modelini belirleyecek olan yönetmelik
yayına girecektir ama bu arada olayın aciliyetine binaen
Bakanlığımız ağustos ayı içerisinde bir genelge
yayımlayarak bu türlü kazılarda alınması gereken önlemleri
belirleyen bir genelgeyi yayımladı. Çok detaylı bir genelge, hem
kazılarda hem iksa sistemlerinde hem çevre güvenliğiyle ilgili
alınacak önlemler burada belirlendi ve inşallah bir iki ay içerisinde
de yönetmelik çıktığında bu sistemden kaynaklanan, statik
ölçüm modelinden kaynaklanan sorun ortadan kalkmış olacaktır.
Yani Bakanlığımız ve ilgili
kurumlar, bu konuda gereken tüm adımları attığı için
ayrıca bir Meclis araştırmasına gerek
olmadığını düşünüyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın
Şentürk.
İYİ PARTİ grup önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Öneri kabul
edilmemiştir.
Sayın Minsolmaz, sisteme girmişsiniz.
Yok mu Sayın Minsolmaz burada? Yok.
Sayın Kabukcuoğlu
.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
36.-
Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlunun, yetkilileri Batmanda
yaşanan uyuşturucu sorunuyla ilgili gerekeni yapmaya davet
ettiğine ilişkin açıklaması
ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Bazı Anadolu illeri gibi bu şehrimizde de
12-60 yaş arasındaki insanlar ve bunların yakınları
uyuşturucunun pençesine düşmüş durumdadırlar. 22 Ekim 2018
tarihinde Batmanda yayınlanan 15 tane yerel gazetenin 8 tanesi Batmanda
uyuşturucuya hayır diye manşet attılar. Sayın
İçişleri Bakanı, Batman Valisini, Batman Emniyet Müdürünü,
Batman Sağlık Müdürünü vatandaşın sesini dinlemeye ve
konuyla ilgili gerekeni yapmaya davet ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Sayın Topal
37.-
Hatay Milletvekili Serkan Topalın, Hatay Miletvekili Hüseyin
Yaymanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
SERKAN TOPAL (Hatay) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Az önce Değerli Hatay Milletvekilimiz
Sayın Mehmet Güzelmansur, Hatayın ekonomik sorunlarını
dile getirdikten sonra, yine Hatay Milletvekilimiz Sayın Yayman özellikle
Hatayda iktidarın yaptığı hizmetleri anlattı fakat
Hatay Büyükşehir Belediyesinin hizmetlerinin maalesef
yapılmadığını dile getirdi. Ancak buradan şunu
söylemek istiyorum: Sayın Yayman, gerçekten mesela Samandağ yolu hâlâ
tamamlanamadı, devlet hastanesi hâlâ tamamlanamadı, Reyhanlı
Barajı, Karaçay Barajı tamamlanamadı. Bunları
tamamlayın, gerçekten bu kürsüden teşekkür edeceğim.
Ayrıca Büyükşehir Belediyesi; on beş
ilçeye eşit bir şekilde hizmet götürüyor, gerçekten, bunu siz de çok
iyi biliyorsunuz. Ancak 400 bin Suriyeli var, ek bütçeden maalesef
yararlanamıyoruz. Bu konuda bakın eğer ortak paydamız
hizmetse Hataya, gelin el ele birlikte Hatay Büyükşehir Belediyesine de
bu konuda katkı da sunalım. Ayrıca büyükşehir belediye
meclisi üyelerinin çoğunluğu sizde. Maalesef, Büyükşehir
Belediye Başkanımız ne getiriyorsa yine AK PARTİli meclis
üyeleri tarafından reddediliyor Sayın Yayman. Gelin, birlikte el ele
verelim ve Hatayın sorunlarını birlikte çözelim.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
HDP Grubunun, Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu ve
arkadaşları tarafından, Olağanüstü Hâl İşlemleri
İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak ihlallerinin tespiti
amacıyla 4/12/2018 tarihinde TBMM Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 6 Aralık 2018 Perşembe günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri,
Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine
göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme
alacağım ve oylarınıza sunacağım.
6/12/2018
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 6/12/2018 Perşembe
günü (Bugün) toplanamadığından Grubumuzun
aşağıdaki önerisinin İçtüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla
arz ederim.
Ayhan
Bilgen
Kars
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
4 Aralık 2018 tarihinde Kocaeli Milletvekili
Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu ve arkadaşları
tarafından verilen 1019 sıra numaralı "Olağanüstü Hal
İşlemleri İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak
ihlallerinin tespiti amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 6/12/2018 Perşembe
günkü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Kocaeli Milletvekilimiz Sayın
Ömer Faruk Gergerlioğlu.
Buyurun Sayın Gergerlioğlu. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU
(Kocaeli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, bugün OHAL
Komisyonunun ne kadar hukuksuz olduğunu ve bir iç hukuk yolu olmaktan
çıkarılması gerektiğini anlatacağım.
OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. 20 Temmuz
2016da OHAL ilan edildi, hâlen OHALden kurtulamadık. OHALin bitmesine
rağmen hâlen OHAL Komisyonu devam ediyor. 20 Temmuzda, OHAL ilan
edildikten sonra, kamu görevlilerinden 135 bini -çok büyük bir sayı- bir
bankada hesabı olması, bir sendikaya üye olması, HDPye
yakın olması, KESKin herhangi bir eylemine katılmış
olması veyahut da Bu suça ortak olmayacağız. konulu
barış bildirisine imza atan barış akademisyenlerinden
olmasından dolayı birçok kişi kamu görevinden ihraç edildi.
Bundan yaklaşık 1,5 milyon kişi etkilendi, hâlen de etkileniyor.
Çok büyük bir sayı. Büyük bir felaket tablosu var şu anda ülkemizde.
Mağdurlar hak aramak için, adalet aramak için
mahkemelere koştu, idare mahkemelerine koştu, idare mahkemeleri
Bizimle alakası yok, gidin. dedi. Anayasa Mahkemesine koştular,
Bizimle alakası yok, gidin. dedi. Bu arada aylar geçiyordu. Çareyi yurt
dışında aradılar, AİHMe koştular, 25 bin
dilekçeyle, AİHM baktı ki büyük bir hukuksuzluğun olduğu
bir ülke, Baş edemeyeceğim. dedi ve dosyaları geri gönderdi ve
Avrupa Konseyinin önerisi, AİHMin de uygun bulmasıyla Türkiyede bir
OHAL Komisyonu kuruldu altı ay sonra, altı ay insanlar sağa sola
koşuşturdular ve sonrasında bir OHAL Komisyonu kuruldu.
İsteksizce ve hevessizce kuruldu. Çok ağırkanlı ve
yavaşlatılmış bir şekilde faaliyete başladı.
23 Ocak 2017de başladı. Temmuzda başvuruları kabul etmeye
başladı, 14 Eylülde değerlendirmelere başladı ve 22
Aralıkta ilk sonuçları açıklamaya başladı.
Değerli arkadaşlar, OHAL üzerinden iki
buçuk yıl geçti ve OHAL Komisyonunun büyük hukuksuzlukları ortaya
çıktı çünkü güya iki yılın sonunda 125 bin kişi
-başvuran sayısıydı bu- bitmiş olması lazımdı.
42 bin kişinin başvurusundan sonra ancak 3 bin kabul, 39 bin ret
kararı verildi. Şu anda, bakın, aradan iki buçuk yıl
geçmiş, tek bir kişi bile bir mahkemenin önüne, hukukun önüne
çıkabilmiş değil. Bu, bir idari karar yeri, OHAL Komisyonu.
İki buçuk yıldır Türkiye Cumhuriyetinin mağdur
vatandaşları mahkemenin önüne çıkabilmiş değil
arkadaşlar. 4.500 hâkim, savcı ihraç edildi; bunlar hakkında da
Danıştaydan tek bir karar yok.
Şimdi, bu OHAL Komisyonu nasıl hukuksuz?
En başta, mahkemelerin takipsizlik ve beraat verdiklerine OHAL Komisyonu,
Türkiye Cumhuriyetinin anayasal kurumu olan mahkemeleri hiçe sayarak, ret
kararı veriyor; bu, bir Anayasa ihlalidir ve Anayasa suçudur.
Yine, güya sıralamaya göre gidecekti 672, 673
diye ancak bir baştan, bir sondan, bir ortadan kararlar veriliyor ve
burada hukuka uygun olmayan, şüpheli kararlar olduğu ortaya
çıkıyor.
Yine, kurum kanaati denilerek hiçbir hukuki saike
bağlı olmayan kararlar veriliyor arkadaşlar.
Dış baskıyla, zoraki kuruldu.
demiştik. Keyfî bir yavaşlık var ve hâlen devam ediyor.
Kasıtlı zorluk çıkarmaya çalışıyorlar; bundan
dolayı, OHAL Komisyonu lağvedilmelidir. Makul başarı
şansı bu Komisyonda yoktur; OHAL Komisyonu lağvedilmelidir.
Venedik Komisyonu ve AİHM ölçütlerine aykırıdır; Komisyon
lağvedilmelidir.
Bakın, başvuru yolunun etkin ve yeterli
olması için, ihlalin devam etmesini engelleyen ve mağdurlara yeni
çareler sunabilen bir mekanizma olmalıdır ancak böyle bir mekanizma
karşımızda yok. Bu Komisyon ancak ve ancak AK PARTİ isteklerine
hizmet etmektedir.
AİHM görüşü kalıcı
değildir. AİHM, OHAL Komisyonunu ölçütlere uygun olarak
başlatmıştı ancak bu başlatma kalıcı
değildir. Geçtiğimiz hafta perşembe günü, bakın, bu tür bir
ton usulsüzlük ve hukuksuzluğundan dolayı Avrupa Konseyi, OHAL
Komisyonunu açıklama yapmaya çağırdı, Strasburga gittiler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) Ve
Türkiyeyi mahcup eden bu Komisyona, yaptığı açıklamalar
sonrasında, Avrupa Konseyi dedi ki: Sana verdiğim bu opsiyon
kalıcı değildir. İç hukuk yolları tüketilerek
AİHMe başvuru yapılabilir artık bundan sonra. diye çok
önemli bir sinyal verdi. Bakın, OHAL Komisyonu şu anda bazı
havuz medyası gazetecilerini çağırıyor ve sipariş haberler
yaptırıyor. Geçen bir gazeteciyi çağırdı. Çok
düşük oranlarda kabul oyu veriyordu, yüzde 3; Avrupa baskısından
dolayı yüzde 7,5a çıktı bu. Komisyon Başkanı
gazeteciye diyor ki: Bütün, 125 bin kişi bittiği zaman yüzde 15
oranına ulaşacağız. Ya, nereden biliyorsun yüzde 15e
ulaşacağını? Belki yüzde 25e ulaşacak. Demek ki
önceden belirlenmiş bir oran var.
Değerli arkadaşlar, bu mekanizma sonucunda
AİHMden ileride çok büyük tazminat cezalarına
uğrayacağız. Bu, apaçık ortadadır. Şu anda büyük
usulsüzlükler yapılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) -
Komisyon kararlarını inceliyorum. Düşünün, TMSFye
devredildikten sonra Bank Asyaya 100 lira yatırmış, bakın
şubat ayında TMSFye devredildikten sonra vatandaş, Bank Asyaya
sadece ve sadece 100 lira yatırmış ve kendisi KHKyle ihraç
edilmiş, ardından iki yıl bir ay ceza yemiş ve komisyona da
başvurmuş, ret almış. Bu, nasıl bir vicdansızlıktır,
nasıl bir zalimliktir?
Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet
Meclisi olarak bu tüm Türkiye'yi mahcup eden Komisyonu burada bir
araştırma önergesi sunarak size sunduk. Bilhassa AK PARTİ ve
MHPli arkadaşlarıma sesleniyorum: Vicdanınızın sesini
dinleyin. Yüz binlerce, milyonu aşkın mağdur var ve gelin hep
birlikte bunu değerlendirelim, önergeyi kabul edelim.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Gergerlioğlu.
Öneri üzerinde söz isteyen Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına İstanbul milletvekilimiz Sayın İbrahim Özden
Kaboğlu.
Buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Kaboğlu, süremiz üç dakika.
CHP GRUBU ADINA İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU
(İstanbul) Sayın Başkan, Divan, değerli üyeler; OHAL
İşlemleri İnceleme Komisyonu, kısaltılmış
adına OHALİK, 23 Ocak 2017de kuruldu. 22 Şubat 2017de
Sayın Başbakan Kurunun yanında yaş da yanıyor
olabilir; biz bu işlemleri yaptıktan sonra bunları basından
öğreniyoruz. Bu amaçla önlem aldık. Birkaç hafta içerisinde
kurduğumuz komisyon, faaliyete geçecek ve haksızlıkları
giderecek. dedi. Bir ay sonra, tam bir ay sonra 22 Mart günü Başbakan
Yardımcısı, O adları zaten biz belirlemiyoruz.
MİTten gelen isimler, listeye ekleniyor ve kararnameler o şekilde
yayımlanıyor. diye açıklamada bulundu
Birkaç hafta sonra faaliyete geçecek denilen
Komisyon, 17 Temmuzda başvuruları almaya başladı ama üç ay
sonra Ekim 2017de Komisyon Başkanı müsteşar yapılmak için
görevden alındı, sonra aralık ayında yeniden atama
yapıldı ve Komisyon 2017 Aralığında
çalışmaya başladı sonra yine üyeler görevden
alındı, atandı ve sonuç olarak, Sayın Gergerlioğlunun
anlattığı gibi bu tablo ve esasen Komisyonun varlık
amacı, mahkeme kapısını kapatmak için
Ve MİT
raporları, MİTin hazırladığı listeler,
altında Bakanlar Kurulunun imzası bulunan kanun hükmünde
kararnamelere eklenmek suretiyle oluşturulan bu büyük mağduriyet,
kitlesel mağduriyet, âdeta hukuk tarihinin en büyük katliamı, hukuk
dışı işlemle gerçekleşen bu uygulamalar
karşısında insan hakları, OHALİK mahkeme
kapısını kapatma dışında bir çare
olamamıştır ve işin çelişkili tarafı, bu hafta,
önümüzdeki hafta 10 Aralıktan itibaren İnsan Hakları Evrensel
Bildirgesinin 70inci yılını kutlayacağız. Bizde 27
Mayıs 1949 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan bu bildirgenin 8inci
maddesine göre Her şahsın kendisine anayasa veya kanunla
tanınan ana haklara aykırı, mahkemelere karşı fiilî
netice verecek şekilde millî mahkemelere müracaat hakkı vardır.
biçimindeki hükmü işlemiyor, işletilmiyor iki buçuk yıldır
ve bu bildirgeden hareketle
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın Kaboğlu.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) -
geliştirilen gerek İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi gerekse
Anayasamız çerçevesinde adil yargılanma hakkı gerekleri, bir,
mahkeme hakkı; iki, silahların eşitliği ilkesi; üç,
bağımsız ve tarafsız bir mahkeme hakkı; dört,
açık usul ve çabukluk ilkesi; beş, yargı kararlarını
uygulama yükümlülüğü; altı, suçsuzluk karinesi; yedi, savunma
hakları. Adil yargılanma haklarının hangileri acaba
saygı gördü bu süreçte? biçiminde bir soru sorulursa, hayır,
hiçbirisi. Çünkü, bırakın adil yargılanmayı, bu
kişilerin, 150 bin kişinin mahkemenin kapısına gitme
hakkı yok, mahkemeye ulaşma hakkı yok ve bunu biz 2018
Aralık ayında dile getirmek durumunda kalıyoruz. Bu itibarla,
Olağanüstü Hâl İşlemlerini İnceleme Komisyonu, esasen
mağdurların, Sayın Caniklinin belirttiği gibi, MİTin
hazırladığı listeler sonunda
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) -
Sayın Başkan, lütfen
BAŞKAN Yok, siz öyle tamamlayın.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla)
Teşekkür ederim.
MİTin hazırladığı listeler
sonucunda mağdur edilen binlerce, on binlerce kişinin
başlıca başvurabileceği bir komisyondur,
bağımlı bir komisyondur ve bu komisyon gerçekten eğer biz
adil yargılanma hakkı çerçevesinde, bırakın adil
yargılanma hakkı ilkelerini, mahkemenin kapısını
çalmak istiyorsak bunu lağvedelim, bir an önce mahkemelere
ulaşsın 100 binlerce kişi.
Teşekkür ederim. (CHP, HDP ve İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Kaboğlu.
Öneri üzerinde son söz, Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına söz isteyen Yozgat Milletvekili Sayın Yusuf
Başere aittir.
Buyurun Sayın Başer. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA YUSUF BAŞER (Yozgat)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDPnin Olağanüstü
Hâl İşlemlerini İnceleme Komisyonunun sebep olduğu hak
ihlallerinin tespiti ve çözüm önerileri hakkında vermiş olduğu
grup önerisi aleyhinde söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle yüce
heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Türkiye, 15 Temmuz 2016 tarihinde Türk Silahlı
Kuvvetleri içerisindeki FETÖ mensubu bazı generallerin ve askerî
personelin içinde olduğu darbe girişimiyle karşı
karşıya kaldı. Bu hain darbe girişimi karşısında
eski Türkiye'de olduğu gibi, şapkasını alıp giden
değil, milletiyle beraber kader birliği yapan, milletiyle beraber
ölümüne meydanlara inen bir lider vardı; o lider, Recep Tayyip
Erdoğandı. İhanet girişimi,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın,
AK PARTİ Hükûmetinin, siyasi partilerimizin dirayetli duruşu ve aziz
milletimizin sokağa çıkmasıyla akamete uğradı.
Türkiye'nin istikbaline kasteden bu cunta girişiminin bilançosu ise
ağır oldu. Bu vesileyle ülkemizin bekası için canını
feda eden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize acil
şifalar diliyorum.
Türkiye, darbe girişimi
karşısında kararlı direnişiyle dış
aktörlerin oyununu bozarken İslam dünyası için de bir umut
ışığı olduğunu gösterdi. Yıllardır Türk
Silahlı Kuvvetlerine ve devletin tüm kılcal damarlarına sinsice
ve haince sirayet etmiş, âdeta bir bukalemun tipli bir terör örgütüyle
karşı karşıyayız. Bu terör örgütüyle mücadele, yine
kamu görevlileri ve yargı eliyle yürütülmektedir ve kökleri de
kazınacaktır. 685 sayılı KHKyle de listelerde ihraç edilen
kamu görevlilerinin müracaat hakkı için AK PARTİ hükûmetleri olarak
OHAL Komisyonunu kurduk. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, OHAL
Komisyonunu etkili bir iç hukuk yolu olarak görmüş ve bu Komisyona
müracaat etmeden doğrudan yapılan müracaatları ise
reddetmiştir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. İnsan
hak ve hürriyetleri her türlü değerlendirmenin üzerindedir.
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. şiarı
doğrultusunda bu Komisyonu kurduk ve Komisyon marifetiyle de, hatalı
ve yanlış işlemler varsa bu işlemlerin düzeltilmesinin
yolunu açtık. Komisyonun ret işlemlerine karşı ise
yargı yolunu açtık.
OHAL Komisyonuna şimdiye kadar 131.922 müracaat
yapılmış, 125.678 kamu görevinden ihraç, 33.184 rütbe alma
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Başer, size de bir
dakika veriyorum. Siz de bu sürede toparlayın.
YUSUF BAŞER (Devamla) -
2.761 kurum ve
kuruluşu kapatma işlemi hakkında müracaat
yapılmış, ihraçla ilgili 125 bin kişi müracaat etmiş;
bunlardan 45 bin dosya hakkında karar verilmiş, 3.300 kamu görevlisi
ise iade edilmiştir. 41.700 kamu görevlisinin ise müracaatı
reddedilmiştir.
OHAL Komisyonu, hiçbir
vatandaşımızın haksızlığa
uğramaması için kuyumcu hassasiyeti içerisinde dosyaları
incelemektedir ve gerekçeli olarak karar vermektedir.
Dolayısıyla Meclis
araştırması önergesinin aleyhinde olduğumu belirtiyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Başer.
Halkların Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri kabul edilmemiştir.
Değerli milletvekilleri, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun, İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım:
3.-
CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları
tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin
araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6
Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu,
6/12/2018 Perşembe günü (bugün) toplanamadığından,
Grubumuzun aşağıdaki önerisinin, İç Tüzükün 19uncu
maddesi gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim
Engin
Altay
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve
arkadaşları tarafından, "Ülkemizde yaşayan çiftçilerin
borçlanma nedenlerinin araştırılması amacıyla
5/12/2018 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin (603 sıra no.lu) diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 6/12/2018 Perşembe
günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
VII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, Ankara
Kızılay Meydanı'nda belediye otobüsünün kontrolden çıkarak
yayalara çarpması sonucu yaşanan kaza nedeniyle hemşehrilerine
geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ilişkin
konuşması
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, gerek
grup başkan vekillerinden gerekse milletvekillerimizden bir ricam var. Az
önce bir haber geldi bana, Kızılayda bir otobüs yayaların
arasına dalmış, yaralıların olduğu ifade
ediliyor. Ben de bir Ankara Milletvekili olarak, tabii, tüm hemşehrilerime
öncelikle geçmiş olsun dileğimi iletirim. Umarım üzücü sonuçlar
bizi beklemez. Bu konuda Başkanlık Divanımıza
arkadaşlarımız araştırıp bir bilgi iletirlerse
sevinirim. Şimdiden tüm hemşehrilerime de geçmiş olsun
dileklerimi iletiyorum.
Buyurun Sayın Altay.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
38.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Mardinin Midyat ilçesi
Kaymakamını Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice,
Barıştepe ve Toptepe köylerine Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Fonu üzerinden yapılan
yardımları kestiği için milletin vicdanına havale
etiğine ilişkin açıklaması
ENGİN ALTAY (İstanbul) Sayın
Başkan, teşekkür ederim.
Pek kısa bir söz talep ettim, verdiniz, eksik
olmayın.
Şimdi, Mardin ilimizin Midyat ilçesinde
kaymakam bey, Kutlubey, Çaldere, Çalpınar, Budaklı, Sivrice,
Barıştepe ve Toptepe köylerinin ve orada, o köylerde yaşayan
köylülerimizin kaymakamlıklar bünyesindeki Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Fonu üzerinden yapılan bütün
yardımlarını, tıpkı Amerikanın İrana
ambargosu gibi kesmiş. Şimdi, bu köyler AK PARTİye oy
vermemiş olabilir; bu köyler farklı partilere, HDPye, Cumhuriyet
Halk Partisine, İYİ PARTİye, MHPye oy vermiş olabilir.
Bir kaymakamın bu köylerin AK PARTİye oy vermemesinden dolayı
devletin kendisine verdiği bu görevdeki yapılması gereken
işlerdeki bu adaletsizliğini, hakkaniyetsizliğini,
partizanlığını Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininden aziz
milletimize şikâyet ediyorum ve bu kaymakamı Hükûmetin değil,
milletin vicdanına havale ediyorum efendim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları
tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin
araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6
Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun
önerisinin gerekçesini açıklamak üzere, öneri sahibi Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Cengiz Gökçel.
Buyurun Sayın Gökçel. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
CHP GRUBU ADINA CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletvekili
olduğumdan itibaren buraya her çıktığımda çiftçinin
sorunlarını gündeme getirmeye çalıştım, en büyük
sorunun çiftçi borçları olduğunu söyledim Bu sorun çok can yakacak,
acil önlem alınmalı. dedim. Ziraat Odası Başkanı
olduğum dönemde karşılaştığım her
milletvekiline, her bakana bu konuyu aktardım. Onlar da bu konuda
çalışma yapacaklarını söylediler, uyarılarım için
teşekkür ettiler. Aradan yıllar geçti; sonuç, elde var
sıfır.
Arkadaşlar, çiftçimiz sadece kamu
bankalarına değil, özel bankalara da borçlanıyor, hem de ciddi
oranlarda. Borçlarının yapılandırılması
gerektiğini, bunun da kamu ve özel bankaları kapsayacak şekilde
hayata geçirilmesini söylüyordum. Çiftçiler Ziraat Bankasından kredi
alamayınca tarlasını ipotek ettirip özel bankalardan kredi
kullanıyor, tarlasını ancak bu şekilde ekip dikebiliyor.
Yarın bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına haciz koymasın,
üretim düşmesin. diyordum. Sonunda korktuğumuz
başımıza geldi. Bankalar çiftçilere bir bir icra göndermeye
başladılar.
Çiftçi borçlarına örnek vereyim: 2002de çiftçi
borçlarının tamamı 5 milyar liraydı, bankalara olan 4
milyar borcun içinde özel bankaların payı yüzde 20yi ancak
buluyordu. Bugün çiftçilerimizin toplam borcu 110 milyarı buldu, özel
bankaların payı yüzde 35e yükseldi. Özel bankalara olan borç 800
milyondan 40 milyara yükseldi. 2002den 2018e kadar oldu bunlar. Değerli
arkadaşlar, 2005 yılından 2018e kadar devlet bütçesi 4 kat
arttı, tarımsal krediler ise 15 katına çıktı. Daha
vahimini söyleyeyim: Takipteki kredi miktarı 2005 Ekiminde 150 milyon iken
2018 Ekiminde 20 katına çıkarak 3 milyar 200 milyon oldu. Devletin
bütçesi 4 kat artarken çiftçi 20 kat fazla icralık oldu. AKP
iktidarında oldu bunlar arkadaşlar. Bunun sebebi nedir, biliyor
musunuz? 10 milyar TL olan yatırım desteklerini 5 milyar liraya
gerileten, yandaşı semirsin diye çiftçiyi ezen AKP
iktidarıdır. Günü kurtarmaya yönelik politikalarla, rakamları
şişirmeyle bu işler olmuyor. Daha önce söyledim, yine
söylüyorum, anlamazsanız siz anlayana kadar söyleyeceğim: Türkiyenin
en büyük üreticisi küçük çiftçidir, köylüdür. Hükûmetin verdiği
tarımsal destekler ise küçük çiftçiyi, köylüyü korumaktan uzak, çok uzak.
Küçük çiftçi yeterince destek alamayınca bankadan
kredi çekiyor. İklim kötü gider, rekolte düşük olur ise iş zor.
Üstüne bugünden yarına yükselen girdi maliyetleri eklenince topraktan
kopmak istemeyen çiftçi tarlasını, evini ipotek ettirip özel
bankalardan daha yüksek miktarda, daha yüksek faizle kredi alıyor. Bunu
niye yapıyor arkadaşlar? Borçlarını ödeyip bir sonraki
yılın ekimini, dikimini yapabilmek için. Bir sonraki sene ne oluyor?
Ürünler maliyetini karşılayamayacak bir fiyattan satılıyor,
çiftçi yine kazanamıyor, zarar ediyor. Kazanamayınca bankaya olan
borcunu ödeyemiyor ve ipotek ettirdiği tarlası, evi, ne varsa elinden
çıkıyor. Çiftçi toprağa küsüyor. Bunu gören komşusu da
korkup ekip dikmiyor.
On altı yılda yanlış tarım
politikaları nedeniyle 3 milyon dekar tarım arazisini kaybettik. Kim sebep
oldu? AKP oldu arkadaşlar. Kim sebep oldu? Sizden önce burada oturan
milletvekillerinin tarıma dair aldığı kararlar oldu
arkadaşlar. Kim uyardı peki? Cumhuriyet Halk Partisi hep uyardı.
Tarımın millî bir politikası olur. dedik, alternatif önerdik,
siz kalktınız Sudanda arazi kiralayıp milyonlarca lira
yatırımı oraya kaydırdınız. Neden? Daha
kârlı diye. Tarım kârla izah edilemeyecek kadar önemli bir sektördür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Gökçel, size de bir dakika
ilave ediyorum.
Buyurun.
CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) Sayın
Başkanım, çiftçinin sesini, boğazını
kıstılar.
Lütfen, çok önemli konuya geliyorum, rica ediyorum.
BAŞKAN Bir dakika ilave ediyorum Sayın
Gökçel, buyurun.
CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) 16 milyon kişi
ekmeğini topraktan çıkarırken tarıma sadece ticaret gözüyle
bakamazsınız. Ticaret gözüyle baktığınızda
işte bu olur. İnanmıyorsanız bakın, Mersinli çiftçilere
gelen icralar burada arkadaşlar, bunlar binleri bulacaklar. Bu insanlar
evlerinden, tarlalarından olacak, arazileri icra yoluyla satılacak;
eserinizle gurur duyun.
Değerli arkadaşlar, tarım gerçekten
üstünden siyaset yapılamayacak kadar çok önemli bir sektör. Buradan bir
çiftçi olarak yine sesleniyorum: Mutlaka özel ve kamu bankalarına olan
borçların yapılandırılması gerekiyor. Siz burada
eğer birazcık vicdan sahibiyseniz, birazcık insanların
kaliteli ve ucuz gıda tüketmesini istiyorsanız gelirsiniz, buradaki
önerdiğimiz araştırma önergesine destek verirsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
CENGİZ GÖKÇEL (Devamla) Eğer biz
yanılıyorsak bu sorunların tespitinde, dile getirilmesinde bu
ortaya çıkar ama siz yanılıyorsanız da lütfen, uyguladığınız
tarım politikalarını tekrar bir gözden geçirin. Bu ülkeye, bu
ülkenin köylüsüne, çiftçisine olan borcunuzu ödeyin. Anayasada yazan yüzde
1lik kısmı zaten yıllardır ödemiyorsunuz, bari bundan
sonra vicdana gelin, başka sektörlere yaptığınız
desteği tarıma da yapın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum, sağ
olun, var olun. (CHP ve İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Gökçel.
Sayın Özkan
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
39.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Ankara Kızılay
Meydanı'nda freni patlayan belediye otobüsünün bir kız çocuğu
ile bir bayana çarptığına, hayati tehlikelerinin
bulunmadığına ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Ankara Valiliğinden
aldığımız bilgiyi sizlerle, Genel Kurulla paylaşmak
istiyorum.
Bugün saat 13.30 sularında Kızılay
AVM karşısında Ulus istikametinden Cinnah istikametine
doğru seyreden belediye otobüsü frenlerinin patlaması neticesinde
Güvenpark-Gima arasında yaya olarak seyreden, yaya geçidi orta refüjünde
bekleyen 12 yaşlarında bir kız çocuğu ile 55
yaşlarındaki bir bayana çarpmıştır. Kız
çocuğu Hacettepe Hastanesine, bayan da Numune Hastanesine sevk
edilmiş olup çocuğun hayati tehlikesi bulunmamaktadır.
Bacağından yaralanan kadın yaralınınsa şu anda
hastanede tedavisi devam etmektedir. Eğer değişiklik söz konusu
olursa ayrıntıları yine Genel Kurulla
paylaşacağım.
Arz ederim.
VII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
2.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, Ankara
Kızılay Meydanı'nda meydana gelen kazada yaralananların
sağlığına kavuşmasını dilediğine
ilişkin konuşması
BAŞKAN Çok teşekkür ederim Sayın
Özkan, duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür
ediyorum.
Dolayısıyla ben de Meclisi yönetirken bir
Ankara Milletvekili olarak aklım da orada ama çok insanımızın
geçtiği bir yaya bölgesinde meydana gelen bir kaza beni çok
endişelendirdi. Hastanedeki kardeşimizin ve diğer yaralı
kardeşimizin de bir an önce sağlığına
kavuşmasını diliyorum. Umarım, inşallah, daha fazla,
başka yaralı da yoktur. Geçmiş olsun diyorum tüm Ankaralı
hemşehrilerime.
Ben tekrar sizlere teşekkür ediyorum.
KEMAL BÜLBÜL (Antalya) Toplu taşıma
araçlarına da zamanında bakım
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları
tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin
araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6
Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
şimdi, Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde İYİ
PARTİ Grubu adına söz isteyen Aksaray Milletvekilimiz Sayın
Ayhan Erel.
Buyurun Sayın Erel. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz üç dakika Sayın Erel.
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYHAN EREL
(Aksaray) Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri, yüce
Türk milleti; CHPnin vermiş olduğu grup önerisi hakkında söz
almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; son on yılda enflasyon yüzde 145, çiftçi borçlarıysa
yüzde 830 artmıştır. Yüzde 90ı borçlu olan çiftçinin
borcuysa yaklaşık 100 milyara dayanmıştır. Geçen gün
yaptığım konuşmada devletin gayrisafi yurt içi
hasıladan dolayı çiftçiye 100 milyar TL bir borcunun olduğunu,
çiftçinin alacağının olduğunu söylemiştim. Bu alacak
başka kanallara değil de çiftçimize iletilmiş olsaydı bugün
çiftçimizin borcu sıfır olurdu diye düşünüyorum.
Hükûmetin izlediği yanlış politika
yüzünden tarım ürünlerinde ithalatın artışı, ekonomide
yaşanan krizler çiftçilerimizi borç batağına sürüklemiştir.
Arpa hasadı başlıyor, bir bakıyorsunuz ki Hükûmet arpada
gümrük duvarlarını yıkıyor. Pirinç hasadı
başlıyor, bir bakıyorsunuz ki Hükûmet pirinç ithalini
kolaylaştırıyor. Pamuk hasadı başlıyor, Harran
Ovasında tarlada pamuk şu anda 2,5-3 liradan müşteri beklerken,
alıcı beklerken, devlet, Hükûmet dışarıdan 7-8 liraya
pamuk alıyor. Harran Ovasında Muhsin Amca soruyor: Benim elimde
pamuk varken dışarıdan niye pamuk alıyorsunuz?
Yine, en basiti, yerelde Aksarayda, genelde
Türkiyede, Aksarayda dünyanın, Türkiye'nin en güzel ay çekirdeği
yetişiyor, en kral sarımsağı yetişiyor ama Hükûmet,
devlet Çinden hem ayçiçeği hem sarımsak ithal ediyor. Bunu
anlamış değiliz.
Aksarayın Bayıraltı köyü
adını verdiğimiz bölgesinde, Baymışta, Sapmazda,
Sarayhanda, Acıpınarda yani Bayıraltında vatandaş
sarımsağını tarlada bıraktı, tarlayı
sarımsağıyla beraber sürdü. Eğer Çinden sarımsak
alınmamış olsa Aksaraylı sarımsak üreticisi bu
sarımsağına müşteri bulabilecekti. Yine, Yeşiltepede,
Ulukışlada Çöl dediğiniz bölgede ay çekirdeği üreticinin
elinde kaldı.
Çiftçinin sadece bankalara borcu yok; çiftçinin,
ilaççıya, gübreciye, tohumcuya, velhasıl herkese borcu var. Devlet
alımı kıstığı için çiftçi ürününü tüccara
veriyor, tüccar da zor durumda olduğu için çiftçiye ödeme yapamıyor.
Tüccar çiftçiye ödeme yapmadığı için de çiftçi tarım kredi
kooperatifinden aldığı borçları ödeyemez hâle geldi. Bugün,
çiftçi, tarım krediye olan borcundan icraya düştüğünde yüzde 41
faiz ödemek zorunda kalıyor. Bunun yanında, mazotun, gübrenin,
ilacın fiyatının yüzde 100 artması ama çiftçinin ürününün
değer görmemesi borcu artırıyor. Siz 1 liraya buğday mal
ediyorsunuz, 1 lira 5 kuruşa devlet buğday alıyor. Siz, 1 liraya
arpa mal ediyorsunuz, devlet 90 kuruşa arpa alıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AYHAN EREL (Devamla) Başkanım, bir
dakika rica ediyorum.
BAŞKAN Bir dakika ilave ediyorum.
Buyurun.
AYHAN EREL (Devamla) Bugün, çiftçi tohum alacak, 1
liraya sattığı buğdayı 1 lira 80 kuruşa
alıyor, arada 80 kuruş fark var. Yine 90 kuruşa
sattığı arpanın tohumunu 1 lira 60 kuruşa almak
zorunda. Dolayısıyla, ne yapacak? Mecburen borçlanacak. Artık
tarlasını ekemez hâle geldi, süremez hâle geldi. Yerelde Aksarayda,
genelde Türkiye'de tarlasını süren vatandaş bu sefer gübre
atmadan sadece ekim yapacağını, sürmeyen vatandaş ise
kesinlikle ekmeyeceğini söylüyor. Zira ne yaptığı masrafın
karşılığını alabiliyor ne de alın terinin
karşılığını alabiliyor. Dolayısıyla
çiftçimiz çok zor durumda, Hükûmetimiz bir an önce çiftçinin
borçlarını, özellikle kredi borçlarını, hem tarım
kredi kooperatifine hem de Ziraat Bankasına olan kredi
borçlarını en az bir yıl faizsiz ertelemesi gerekiyor. Yoksa
önümüzdeki yıllarda, Allah muhafaza, Türkiye tarım alanında
kıtlıkla baş başa kalacaktır diyorum.
Hepinize sevgi ve saygılar sunuyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Erel.
Öneri üzerinde söz isteyen Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına Mersin Milletvekilimiz Sayın Baki Şimşek.
Buyurun. (MHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz üç dakika Sayın Şimşek.
MHP GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK
(Mersin) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet
Halk Partisinin, çiftçinin borçlarının ertelenmesiyle ilgili
vermiş olduğu önerge üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubu
adına söz almış bulunmaktayım.
Öncelikle, bugün özellikle Mersinde ve Tarsusta
metrekareye yaklaşık 100 kilogram yağış
düşmüş ve Mersin ve Tarsus sular ve seller altında
kalmıştır. Her yıl yağan ilk yağmurla beraber
Mersinde aynı sorunlar yaşanmaktadır. Maalesef, bu kürsüden her
yıl dile getirmemize rağmen bununla ilgili gerekli tedbirler
alınamamıştır. Bugün de yine binlerce dönüm tarım
arazisi, özellikle Aynaz dediğimiz -Türkiye'nin turfanda sebze
meyvesinin yaklaşık yüzde 40ını yetiştiren- bir
bölge, Kulak, Bahşiş, Atalar, Adanalıoğlu bölgesi yine
sular ve seller altında kalmıştır.
Bu bölge deniz seviyesinin altındadır.
Toroslara yağan yağışlarla beraber dağlardan gelen
sular Aynaz dediğimiz bölgeyi yağan her yağmurda sular
altında bırakmaktadır. Bununla ilgili çözüm, bir setle çevrili
olan bu alanın binlerce dönümlük bir arazidir burası- büyük
motopomplarla suyun buradan denize tahliye edilmesidir. Burada pompaj
istasyonları vardır. Bunların güçlendirilmesi, 1970li
yıllarda konulan motopompların sayısının
artırılması ve buradaki çiftçinin kaderiyle baş başa
bırakılmaması için her yıl çıkıp bu kürsüden -hem
kış gelirken hem yazın karlar erirken çiftçi aynı kaderi
paylaşıyor- dile getiriyoruz ama maalesef, dün DSİ Genel
Müdürümüzle ve bölgedeki yerel makamlarla görüşmemize rağmen...
Tabii, günübirlik bir çözüm olmuyor, bununla ilgili ciddi bir yatırım
yapılmasını ve bu bölgenin kaderinin değiştirilmesini
talep ediyoruz. Tabii, çiftçi ne yapıyor? Çiftçi borcu borçla ödüyor;
çiftçi A bankasına olan, devlet bankasına olan borcunu başka bir
bankadan yüksek faizli kredi çekerek ödeme yoluna gidiyor ama artık bu
yüksek faizlerle çiftçi bu işin altından kalkamıyor.
Mersin bir tarım bölgesidir, Mersin Hali
dünyanın en büyük 3üncü halidir; hem Orta Doğu ülkelerindeki hem
Rusya ve Türkî Cumhuriyetlerdeki hem de Avrupadaki sebze meyve
ihtiyacının birçoğu Mersin Halinden karşılanmaktadır.
Onun için Hükûmetin, özellikle Mersin özelinde buradaki yarım kalan baraj
inşaatlarını bir an evvel bitirerek hem bu bölgenin sulama
sorununu çözmesini hem selde yaşanan sorunların çözümü de bu
barajların yapılması
Mersinin içerisinden ve civarından
geçen yaklaşık 12 tane dere vardır, bu derelerin acilen
ıslah edilmesi gerekmektedir. Yoksa her yıl çıkarız, bu
kürsülerden aynı sorunları konuşuruz Yine Mersini sel
bastı. deriz. Bu bir kader değil; dereler belli, yapılması
gereken barajlar belli, yarım kalan inşaatlar belli. Bununla ilgili
çok büyük paralar değil, belki bütün Mersinin, bu bölgenin sel sorununu
çözecek olan yatırım miktarı toplasanız 500-600 milyon
liradır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Şimşek, size bir
dakika daha veriyorum.
Buyurun, devam edin.
BAKİ ŞİMŞEK (Devamla)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Hükümetin buna mutlaka öncelik vermesini
Bizim
başımızdan bu hadiseler geçtiği zaman Türkiyenin
gündeminde hep bu konuşuluyor ama aradan belli bir zaman geçiyor,
yağmur yağmıyor, yaz geliyor, bu sorunlar unutuluyor. Bugün
düşünün Mersinin hâlini, Valilik dün okulları tatil etti Mersinde
yoğun yağıştan dolayı, okullar tatil edildi. Yani
bütün televizyonlar bunu söylüyor, Türkiyenin gündemine düşüyor ama ne
yapılıyor? Sadece seyrediliyor değerli milletvekilleri. Onun
için bu sorunların çözümü mutlaka
Proje var, proje
sıkıntısı yok, DSİ bütün projeleri yapmış
ama sıkıntı ne? İhale yapılıp, kaynak
aktarılıp çiftçinin ve Mersinin sorunlarının çözülmesidir.
Ben, Hükûmetin bu sorunları çözecek
yaklaşımda bulunmasını ve Mersinle ilgili mutlaka ciddi
bir ödenek ayırmasını talep ediyor, yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Şimşek.
Öneri üzerinde söz isteyen Halkların Demokratik
Partisi Grubu adına Muş Milletvekilimiz Sayın Şevin
Coşkun. (HDP sıralarından alkışlar)
Sayın Coşkun, süreniz üç dakika.
HDP GRUBU ADINA ŞEVİN COŞKUN
(Muş) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle
İmralı tecridine karşı süresiz ve dönüşümsüz
açlık grevi eyleminde bulunan Sayın Leyla Güveni buradan
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, AKPnin tarım
politikası sonucu, Türkiye neredeyse bütün tarımsal ürünlerini ithal
edecek şekilde tarımda dışa bağımlı hâle
gelmiştir. Bunun yanında, üretim yapan çiftçilerimiz, her geçen gün
artan gübre, mazot, enerji maliyetleri nedeniyle üretimi terk etmektedir.
Çiftçilerimiz bir yandan bu maliyetlerle boğuşurken, diğer
yandan satın aldığı suyun, elektriğin borcunu ödemek
için tüccarlara, bankalara, kooperatiflere ve tefecilere mahkûm hâle
getirilmiştir.
Enerji Bakanının açıklamalarına
göre, bu süreçte, sadece enerji borcundan dolayı 66.978 borçlu çiftçi
bulunmaktadır. Bunların 2.666sı icralık durumdadır.
AKP iktidarıyla çiftçinin borcu 20 kat artmıştır çünkü on
beş yıl önce 5 milyar lira civarındayken 2018 yılında
100 milyar lirayı aştığı ifade edilmektedir. Bu
nedenle, çiftçi, ürününü henüz tarladayken yarı fiyatına satarak
borçlarının bir kısmını kapatmaya
çalışmakta, kalan borçlarını da bankalardan ve tefecilerden
aldığı yeni bir borçla kapatmaya çalışmaktadır.
Çiftçinin içinde bulunduğu bu borç
çıkmazına çözüm üretmesi gereken AKP, tam tersi bir
yaklaşım içinde, devlet tarafından küçük çiftçiye yapılacak
tarımsal destekleme ödemesinden -özel sektör dâhil- su ve elektrik borcunu
tahsil edecektir. AKP, gittiği her yerde IMFnin borcunu ödediğini
gururla anlatırken, içeride tefecilerden, bankalardan
yarattığı yerli IMFden haberi yok galiba. Bu yerli IMF
memurları, Kızıltepedeki çiftçinin buğdayı henüz
tarladayken elektrik borcu bahanesiyle çiftçinin elektriğini kesiyor. Bu
yerli IMF tahsildarları, çiftçiye ödenen tarımsal destekler çiftçinin
banka hesabına yatar yatmaz, özel sektör adına, elektrik ve su
borcunu da anında bu destekten tahsil ediyor. Devlet, AKPnin eliyle özel
şirketlerin tahsildarı hâline gelmiştir.
Çiftçiler özel bankaya koşup, kredi çekip
diğer özel bankanın borcunu kapatıyor; bir başka tefeciden
aldığı borçla diğer tefecinin borcunu kapatıyor çünkü
çiftçi için kurulan Ziraat Bankası çiftçiye kredi vermek yerine Cengiz
Holdinge, Limaka kredi vermektedir.
Değerli arkadaşlar, bütün bu sorunlara ve
sıkıntılara rağmen binbir emekle üretim yapan çiftçilerin
depoları stokçuluk iddiasıyla basılırken AKPnin, Et ve Süt
Kurumu depolarında 20 bin ton et stokladığını
öğreniyoruz. Yani 2017 yılında ithal edilen et miktarı
kadar eti stoklayarak Migrosun, BİMin, A101in piyasada
tekelleşmesini ve daha çok kâr elde etmesini
sağlamıştır. Dolayısıyla AKPnin amacı,
çiftçinin değil, tüccarların para kazanmasıdır ancak
bizlerin, milletin vekilleri olarak, çiftçilerimizin, emekçilerimizin
yanında durarak onların bu borç sorununu bir an önce çözmemiz
gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Coşkun, size de bir
dakika veriyorum.
Buyurun.
ŞEVİN COŞKUN (Devamla) Bu nedenle,
çiftçinin bütün borçlarının yeniden
yapılandırılmasına yönelik bütün teklifleri açıkça
destekliyoruz.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkürler.
Sayın Özkan, yeni haberler var galiba.
Buyurun.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
40.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, İstanbul Milletvekili Engin
Altayın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan
Vekili Sayın Engin Altay, Mardin ilimizin Nusaybin-Midyat arasındaki
bazı ilçelerinde yapılan sosyal yardımların
kesildiğine ilişkin ve bunların da siyasi nedenlerle
yapıldığına ilişkin bir ifade kullandı. Biz de
yetkili makamlardan aldığımız bilgiyi Genel Kurulla
paylaşmak istiyoruz.
Dul, yaşlılık aylığı
ve diğer sosyal yardımlar, kanuni düzenlemelerle, yasal gerekçelerle
yapılan yardımlardır ve bu yardımlar, herhangi bir
ayrım gözetilmeksizin, hak eden vatandaşlarımıza, ihtiyaç
sahiplerimize dağıtılmaktadır. Tabii, bu
dağıtımlar yapılırken sosyal incelemeciler, yerlerinde
değerlendirme yapmak suretiyle, sosyal yardıma muhtaç
vatandaşlarımızı tespit etmekte ve mütevelli heyetince de
bu yardımlar yapılmaktadır. Bu yardımların
kesilmesinin nedeni herhangi bir siyasi nedene dayanmamakta, yasal gerekçelerle
belirli dönemlerle yapılan incelemeler tekrar edilmekte
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin, toparlayın.
CAHİT ÖZKAN (Denizli)
hane
halkının gelirindeki değişiklik tespit edilmek suretiyle
yeniden bu sosyal yardımlar yapılmaya devam edilmektedir. Bu
nedenlerle, herhangi bir kesinti söz konusu değildir. Tarafsız bir
şekilde, hak eden vatandaşlarımıza bu yardımlar
yapılmaktadır.
Tabii, biz, her zaman, tarafsızlığı
sözde değil özde tarafsızlık olarak görüp Bize oy verdi,
vermedi. ayrımı gözetmeksizin adaletle bu yardımların
yapılmasını bugüne kadar gerçekleştirdik, bundan sonra da
aynı yardımları gerçekleştirmeye devam edeceğiz.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, Mersin Milletvekili Cengiz Gökçel ve arkadaşları
tarafından, ülkemizde yaşayan çiftçilerin borçlanma nedenlerinin
araştırılması amacıyla 5/12/2018 tarihinde TBMM
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 6
Aralık 2018 Perşembe günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi üzerinde söz isteyen Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Çankırı Milletvekilimiz
Sayın Salim Çivitcioğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Süreniz üç dakika Sayın Çivitcioğlu.
AK PARTİ GRUBU ADINA SALİM
ÇİVİTCİOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş
olduğu grup önerisi hakkında partim adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, çiftçilere verilen
tarımsal krediler, miktarsal bazda, 2002 yılında 8 milyon TL
iken 2017 yılında 316,6 milyon TLye çıkmıştır.
Tarımsal ihracat ise 2002 yılında 111 bin dolar iken 2017
yılında 30,8 milyon dolara çıkmıştır.
Nihayetinde, ekmeğini topraktan kazanan çiftçilerimiz yatırım
yapmaya ve kazanç elde etmeye başlamıştır.
Ayrıca, genç çiftçilere 30 bin TL hibe kredi,
100 bin TL sıfır faizli kredi verilmektedir. Bu projeden yararlanmak
için 18-40 yaş aralığında olmak ve 81 ildeki nüfusu 20
binden az kırsal kesimde yaşamak şartlarını
taşımak gerekmektedir.
Tarımda sürdürülebilirliğin
sağlanmasını, genç çiftçilerin girişimciliğinin
desteklenmesini, gelir düzeyinin yükseltilmesini, alternatif gelir
kaynaklarının oluşturulmasını ve genç kırsal
nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki
tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesini amaçlıyoruz.
Tarımda, hep birlikte, daha iyi projeler ve destekler sağlayarak
kendi kendine yeten bir ülke konumuna geleceğiz. Piyasada taklit yaparak
rekabeti bozan ve milletimizin sağlığıyla oynayanlara
yönelik çok ciddi şekilde takip içerisindeyiz. Her alanda üreticimizi
destekledik. Birçoğu ilk kez verilen girdi desteklerini
başlattık. Ülkemizde arz açığı bulunan ve stratejik
açıdan öneme sahip prim desteği verilen ürün sayısını
4ten 21e çıkardık. Tarımsal destek miktarını
toplamda 8 kat artırdık. Tarım sektörüne 2002 yılında
toplam 1,8 milyar TL destek verilmiş iken 2017 yılında toplam
12,9 milyar TL destek verilmiştir, 2018 yılında ise 14,5 milyar
TL nakit destek sağlanmıştır. 2018 yıl sonu dikkate
alındığında, son on altı yılda çiftçimize toplam
117,4 milyar TL nakit hibe desteği sağlanmış
olacaktır. Bugüne kadar kanun çıkarılarak muaccel olan
kooperatiflerin borçları 4 defa; 2011, 2013, 2016, 2017
yıllarında yapılandırılmıştır. 2016
yılında çıkarılmış olan 6736 sayılı
Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair
Kanunla muaccel hâle gelen borçlar için vade beş yıl olarak
düzenlenmiştir. 2019 yılında ise üreticilerimize 16,1 milyar TL
tarımsal destek planlanmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Çivitcioğlu, bir
dakika size de süre ilave ediyorum.
Buyurun.
SALİM ÇİVİTCİOĞLU (Devamla)
AK PARTİ hükûmetlerimiz döneminde çiftçimizin, köylümüzün ve
üreticilerimizin her zaman yanında olduk ve bundan sonra da her
koşulda yanlarında olmaya, sorunlarına çözüm üretmeye ve destek
olmaya devam edeceğiz.
Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla
selamlıyor, Çankırılı hemşehrilerime de
selamlarımı arz ediyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Öneri
kabul edilmemiştir.
Değerli milletvekilleri, gündemin Seçim
kısmına geçiyoruz.
VIII.-
SEÇİMLER
A)
Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim
1.-
Çevre Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim
BAŞKAN Çevre Komisyonunda boş bulunan ve
Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna düşen 1 üyelik için İzmir
Milletvekili Sayın Ednan Arslan aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
2.-
Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe
seçim
BAŞKAN Tarım, Orman ve Köyişleri
Komisyonunda boş bulunan ve İYİ PARTİ Grubuna düşen 1
üyelik için Ankara Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş aday
gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, birkaç
arkadaşımız da 60a göre söz istemiş. Onları da
tamamladıktan sonra biraz ara vereceğiz ve kanuna
başlayacağız.
Sayın Çelik...
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
41.-
Mersin Milletvekili Behiç Çelikin, yoğun yağış nedeniyle
mağdur olan hemşehrileri ile Ankara Kızılay
Meydanındaki kazada yaralananlara geçmiş olsun dileğinde
bulunduğuna, çiftçilerin mağduriyetinin giderilerek üretimde
israfın önlenmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) Sayın
Başkan, çok teşekkür ediyorum.
Bugün Mersinde meydana gelen yoğun
yağıştan dolayı mağdur olan hemşehrilerimize
geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Ayrıca, Kızılayda meydana gelen
kazadan dolayı yine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Mersinin tarım sorunlarının CHP grup
önerisi üzerinden ele alınmış olması ve çiftçilerin
sorunlarıyla ilgili konuların gündeme gelmiş olması Mersin
özelinde de önem arz etmektedir. Çiftçilerimizin mağduriyetinin giderilmesi
ve üretimde israfın önlenmesi de fevkalade önemlidir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Özen...
42.- İstanbul Milletvekili Zeynel Özenin, Alevi tutuklu
ve hükümlülerin kendi ibadet önderleriyle görüşme talebinin
karşılanması gerektiğine ilişkin açıklaması
ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) Değerli
Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, çeşitli inançlara
bağlı tutuklu ve hükümlerinin ibadet önderleriyle görüşmesi
yasalarla belirlenmiştir. Oysa yıllardan beri Alevi tutuklu ve
hükümlülerin kendi dede ve analarıyla görüşme talebi vardır. Ben
bu konuda Adalet Bakanlığına bir soru önergesi verdim. Bize
verilen cevap şu: Adalet Bakanlığı ve Diyanet
İşleri Başkanlığı bunu düzenliyor. deniliyor.
Şunun bilinmesi gerekiyor: Diyanet, Alevileri
temsil etmiyor. Hep kardeşlik edebiyatı yaparız. Biz bu tür bir
kardeşlik edebiyatına son verilmesini -eşit yurttaşlık
temelinde -Alevilerin bu yasal ve haklı talebi mutlaka
karşılanmalıdır- bu ayrımcılığa son
verilmesini istiyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Dal
43.-
Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dalın, 7 Aralık Kilisin düşman
işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl dönümüne ve Kilisin sanayi
hamleleriyle hak ettiği yere ulaşacağına ilişkin
açıklaması
AHMET SALİH DAL (Kilis) Sayın
Başkan, teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, 7 Aralık Cuma
günü Kilisin düşman işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl
dönümünü kutlayacağız.
Kahraman Kilis halkı içinde bulunduğu
dönemin tüm olumsuz şartlarına rağmen sahip olduğu
bağımsızlık inancıyla eşine az rastlanır bir
kahramanlık örneği sergilemiş ve şehri düşman
işgalinden kurtarmıştır. Bu toprakları vatan
kılmak için canlarını ortaya koymuş olan Müslüman Beyi,
Kartal Beyi, İslam Beyi, Şehit Sakıp Beyi, Mücahit Beyi,
Şahin Beyi ve tüm aziz şehitlerimizi rahmet ve şükranla,
gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyorum.
Türkiye'nin ana şehri Kilis yakın tarihte
yapacağı sanayi hamlesiyle yeni bir zafer kazanacak, işsizlik
sıkıntısını bitirerek hak ettiği yere
ulaşacaktır.
Teşekkür ediyorum.
VII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
3.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 7 Aralık
Kilisin düşman işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl dönümü
münasebetiyle Kilislileri selamladığına ilişkin
konuşması
BAŞKAN Biz de Kilisin kurtuluş günü
münasebetiyle tüm Kilislileri saygıyla, sevgiyle selamlıyoruz.
Sayın Sezal
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
44.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Cihat Sezalın, Kahramanmaraş
Milletvekili Sefer Aycanın yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MEHMET CİHAT SEZAL (Kahramanmaraş)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş
Milletvekilimiz Sayın Aycan Kahramanmaraştaki görme engelliler
okulunun kapatılmasını doğru bulmuyorum. gibi bir
konuşma yapmış bugün bildiğim kadarıyla.
Kahramanmaraştaki görme engelliler okulumuz eğitime devam ediyor 62
öğrenciyle; 31i ilkokul, 31i de ortaokul öğrencisidir. Sadece yurt
kapatılmıştır, yurtta öğrenci sayısı 25in altında
olduğu için yurttaki öğrenciler Adana ve Mersindeki yurtlara
yerleştirilmiştir. Eğer bizim bilmediğimiz, kendinin
bildiği bir durum varsa da istişare edip çözmeye hazır
olduğumuzu bildirmek isterim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, birleşime on
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.34
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.52
BAŞKAN: Başkan Vekili
Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram
ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Alınan karar gereğince gündemin Kanun
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmına geçiyoruz.
1inci sırada yer alan, Afyonkarahisar
Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi ve Adalet
Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A)
Kanun Teklifleri
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (x)
BAŞKAN Komisyon? Yerinde.
Dünkü birleşimde İç Tüzükün 91inci
maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin birinci bölümünde yer alan maddelerin oylamaları
tamamlanmıştı.
Şimdi ikinci bölümün görüşmelerine
başlıyoruz.
İkinci bölüm 10 ila 27nci maddeleri
kapsamaktadır.
Şimdi, ikinci bölüm üzerine söz isteyen ve
şu anda salonda bulunan arkadaşlarımıza söz vererek
görüşmelere başlıyoruz.
Gördüğüm kadarıyla şu anda ilk söz
Halkların Demokratik Partisi Grubu adına söz isteyen Kars
Milletvekilimiz Sayın Ayhan Bilgene aittir.
Buyurun Sayın Bilgen.
HDP GRUBU ADINA AYHAN BİLGEN (Kars)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra
sayılı Yasa Teklifiyle ilgili birinci bölümde eleştirilerimizi
paylaştık. İkinci bölümde tek tek maddeler üzerine herhangi bir
önerge vermemeyi daha doğru gördük. Onun için, sadece ikinci bölüm üzerine
ben bir değerlendirme yapacağım.
Önümüzdeki yasa teklifi, sonuç itibarıyla,
içinden geçtiğimiz ekonomik durumun dayattığı, zorunlu hâle
getirdiği kısmi bir tedbir. Ama sorunun büyüklüğü ile bizim ona
çare olarak ortaya koyduğumuz arasındaki makas son derece açık.
Değerli milletvekilleri, elbette ki çok uzun
bir ekonomik tartışma yapmaya bu on dakika yetmez ama ülke
ekonomisine, hem bir bütün olarak dışarıya karşı
borçlara hem iç borç miktarına hem firmaların, şirketlerin
borçlarına hem de doğrudan doğruya hane halkı,
şahıs borçlarına baktığınızda aslında
tümüyle borç üzerine kurulu bir ekonomiden söz edebilecek durumdayız.
Peki, neden bu kadar yoğun bir borç tablosu var? Neden ülke borç
batağında?
İnsanlar borçlarını ödemek için
böbreklerini satıyorlar değerli milletvekilleri. Bugün sabah, hem de
muhafazakâr bir televizyon kanalı internette böbreğini
satışa çıkaran vatandaşlarla ilgili haberi verirken diyor
ki: Borçlu oldukları bahanesiyle böbreklerini sattıklarını
iddia ediyorlar. İnsan böbreğini satarak, vücudundan bir
organı, bir parçayı satarak bir sıkıntısını
gidermeyi düşünmüşse bunu nasıl bahane diye tarif
edebilirsiniz, doğrusu hani medya etiğiyle, insan olmakla bile bağdaştırmak
son derece güç.
Herhangi bir emlak aramak üzere internete
girdiğinizde -arama motorlarına- ister arazi ister ev bakın, en
büyük emlak pazarlamacısının aslında bankalar olduğunu
görüyorsunuz, mutlaka karşınıza bir banka çıkıyor ve
aslında, tarlaysa aradığınız sahibinin çiftçi
olmadığını, köylü olmadığını, evse bir
gerçek kişi olmadığını, banka olduğunu
görüyorsunuz. Şimdi, bir ülkenin bu kadar borç batağında
olması sadece kişilerin kendi küçük ekonomilerini, mikroekonomilerini
yönetemiyor olmalarıyla ilgili olabilir mi?
Değerli milletvekilleri, bu tablo aslında
nasıl bir ekonomik modelle karşı karşıya
olduğumuzla, hatta nasıl bir ekonomik sistem içerisinde
olduğumuzla ilgili bir yüzleşmeyi zorunlu kılar. Hani o
meşhur Max Weberin Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu diye
ifade ettiği, kitabını isimlendirdiği yüz yıl öncenin
değerlendirmesinin, aslında, sadece Batı toplumları için
değil, bu ülke için de bu coğrafya için de çok genel bir doğruyu
ortaya koyduğunu görüyoruz. Tüketim ile gücünüz arasında bir denge
yok, öz kaynaklarınız ile harcama, tüketme kapasiteniz arasında
bir uyum yok, dolayısıyla da doğal olarak daha fazla üretip daha
fazla satma üzerine kurulu bir dünya ekonomisinde size düşen de daha fazla
tüketmek ve daha fazla borçlanmak oluyor.
Borç sadece ekonomik bir konu değildir, borç
aynı zamanda sosyolojidir; eğer devletler için bakarsanız
aslında dış politikadır, egemenliktir,
bağımsızlıktır. Borç dediğiniz şey sonuç
itibarıyla devletlerin politikasını belirler, uluslararası
ilişkilerini belirler; kişilerin de özel hayatlarını, aile
hayatlarını, geleceğe dair umutlarını, neredeyse her
şeylerini belirler, her şeylerini şekillendirir.
Bir şeye millî ya da yerli dediğinizde o
şey adı öyle konulduğu için millî ya da yerli olmaz. Gerçekten
egemen olandan, yaygın olandan, küresel olandan farklıysa, size
özgüyse bir yerlilikten, millîlikten bahsedebilirsiniz.
Değerli arkadaşlar, dünyadaki egemen
ekonomik model, egemen ekonomik sistem bellidir. Daha fazla tüketmeye,
sınırsız üretmeye, daha çok satmaya ve borçlandırmaya
dayalı bir sistemdir. Bu sistemde ister tarımı
tartışın, önünüze tohum çıkar, isterseniz
sağlığı tartışın, önünüze ilaç
firmalarının insan hayatını hiçe sayan
sınırsız tükettirme hırsı çıkar; isterseniz
güvenliği tartışın, karşınıza savaş
lobileri, silah üretimi çıkar. Hem silahı satar, siz silah
yarışına girersiniz; şehirler yıkılır, harap
olur, sonra inşaat sektörü karşınıza çıkar, şehirlerin
nasıl yapılacağının, kimin inşaat
pastasından ne kadar pay alacağının yarışına
girmeye başlarsınız. Dolayısıyla
Çankırıdaki çiftçinin sorununu konuşurken dünyadaki tohum
tekelini konuşmak zorundasınız, pancar üreticisinin sorununu
konuşurken dünyadaki Cargilli, şeker tröstlerini konuşmak
zorundasınız. Böyle bir ekonomi içerisinde, böyle bir küresel tablo
içerisinde bir şeyi şeklen dinîleştirmek,
İslamileştirmek, millîleştirmek, yerlileştirmek mümkün
değildir. Bu tabloya karşı eğer bir ciddi alternatifiniz
varsa bir değer dünyası üzerine bunu kurabilirsiniz. Onlar diyor ki:
Biz sınırsız kazanmak üzerine kuruyoruz. Dünyanın bütün
zenginliklerini yönetmek üzerine kuruyoruz. Siz onun karşısında
O zenginlikleri biz ele geçireceğiz. diye bir alternatif
kuramazsınız. Sizin başka bir değer iddianız
olması lazım. O değer iddianız emek üzerine olabilir,
alın teri üzerine olabilir, çalışanın hakkını
gözetmek üzerine olabilir. Eğer böyle bir alternatif ortaya
koymuyorsanız şeklen, sembollerle ilgili bir iddia aslında asla
bir ekonomik alternatif hâline gelmez.
Değerli arkadaşlar, dünyadaki bu egemen
ekonomik zihniyet, anlayış, sınırsız vahşi
kapitalizm aslında bu anlamda inançları, bayrakları,
sınırları, devletleri de çok önemsemez. Ürününü
pazarlayabiliyorsa, satabiliyorsa orada aslında kendi bayrağı
dalgalanmış olur; kendi inancı, kendi kültürü egemendir zaten.
Sizin bayrağınızın renginin, dininizin,
inancınızın çok bir anlamı yoktur onun için, tehdit de
oluşturmaz; iyi pazarsanız yeter onun için. Dolayısıyla
sadece, pazarda birer nesne hâline getirilmiş, birer tüketim nesnesi
hâline getirilmiş halklar, toplumlar, milletler hangi inançtan olurlarsa
olsunlar bunun karşısında, bunun dışında bir
yaşama biçimini, bir paylaşma biçimini, bir tüketme biçimini ve gayet
tabii bir üretim ilişkisini kurdukları ölçüde
anlamlıdırlar, değerlidirler.
Bakın, bugün
yaşadığımız dünya ve iliklerimize kadar işleyen
tüketim çılgınlığı ve borç batağı elbette ki
bir sonuçtur, bir gerçekliktir karşımızda ama başka bir
dünyadan başka bir söz aktarayım size. Ebu Zer, sahabenin en dikkat
çekici isimlerinden birisi. Ebu Zer diyor ki: Gece yatağa aç girip sabah
kılıcını kuşanmayana şaşarım.
Şimdi, siz bunu kalkışma diye tarif edebilirsiniz değerli
arkadaşlar; ayaklanma, başkaldırı, isyan hatta İslam
tarihindeki karşılığıyla fitne diye tarif edersiniz
muhtemelen. Ebu Zer çok dünyalık derdi, hırsı olmayan bir insan
yani ne bir iktidar mücadelesinin içinde olmuş, taraf olmuş ne
zenginlik ne makam ne saltanat derdi olmuş, hayatıyla da bunu çok net
biçimde ortaya koymuş ama insan fıtratı, insan psikolojisi,
toplum sosyolojisiyle ilgili bir gerçeğe dikkat çekiyor, diyor ki:
Eğer insanları aç bırakırsanız orada güvenlik olmaz,
huzur olmaz, zengin de rahat yatamaz aslında. Yani onun tepkisini, onun
isyanını, onun feryadını bastırabilirsiniz ama sorunu
çözmüş olmazsınız.
Peki, bunun karşısında çözüm nedir?
Bunun karşısında çözüm, sadece yardımlar değildir
değerli arkadaşlar. Bakın, yardımlarla elbette sorunu
birazcık erteleyebilirsiniz, öteleyebilirsiniz ama esas itibarıyla
paylaşım, üretim ilişkilerine müdahil olacak bir alternatif ortaya
koymuyorsanız, bugün bizim yaptığımız gibi, sadece
borçları nasıl yöneteceğimizi, sadece borç yönetim
politikasında nasıl yeni mekanizmalar, yeni tedbirler
geliştirebileceğimizi tartışırız ki bu, sorunun
esasını çözmeye asla yetmeyecektir. Biz, onun için, aslında bu
tip düzenlemelerin teknik sorunları çözmesine elbette üzerimize düşen
desteği veririz ama sorunun devasa boyutunu çözmeyecek nitelikte
olması dolayısıyla da dikkati kamuoyunun özellikle takdirine
havale ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkürler Sayın Bilgen.
İkinci söz, İYİ PARTİ Grubu
adına Antalya Milletvekilimiz Sayın Hasan Subaşıya aittir.
Buyurun Sayın Subaşı. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz on dakika Sayın Subaşı.
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HASAN
SUBAŞI (Antalya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum. 16 sıra sayılı Yasa
Teklifinin ikinci bölümü için partim adına ve şahsım adına
söz almış bulunuyorum.
5 Aralık Toprak Gününü
kutladığımız dünkü tarihle, çok bereketli
yağmurların, sevindirici yağmurların yanında,
ülkemizin birçok yerinde sel felaketi yaşanmıştır.
Antalyada da Demre ve Üçağızda yaşanan sel felaketleri
hemşehrilerimize, çiftçilerimize zarar vermiştir. Buradan geçmiş
olsun dileklerimi sunuyorum bütün Türkiyede sel felaketine maruz kalan
çiftçilere.
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanun Teklifiyle ilgili dün hayli eleştiri
yapılmıştı. Ama ben altını çizmek istediğim
birkaç hususu tekrar ediyorum.
Bu UYAP üzerinden merkezî takip sistemiyle haciz
işlemleri kolaylaştırılmaktadır. Verilen
çarpıcı rakamların, şunların altını
çiziyorum: 2008 yılında -ki çok yüksek bir rakamdır- 8 milyona
ulaşmış icra takip dosyasının 2018 yılında
20 milyona ulaştığı çok kişi tarafından dile
getirildi, ben de bunun altını çizmiştim. Gerçekten çok vahim
bir tablodur. Evet, devlet bir ekonomik kriz yaşarken halkın da
neredeyse iflas ettiğini söylemiştim. Ama ekonomik tablonun vahim olmasıyla
kalmıyor durum, ayrıca Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin
verilerine göre 2018 yılında 10.295 firmanın
kapandığı TOBB tarafından belirtilmektedir. Ayrıca,
Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı
Sayın Palandöken yine geçen yıl 95 bin iş yerinin
kapandığını ifade etmiştir. Antalyada da sadece ekim
ayında 100e yakın şirket kapanmıştır. Bu tablo
hoş bir tablo değildir. Yani uçmuyoruz, iyi gitmiyoruz,
gelişmiyoruz, bir yere ulaşmıyoruz. Ayrıca, işsizlik
ilk defa, son yıllarda en yüksek işsizlik seviyesi olan yüzde 12yi
geçmiştir. Avrupa Konseyinin raporlarında, 2005 yılında 54
bin olan tutuklu ve hükümlü sayısı, on yıl sonra, 2015
yılında 173 bine ulaşarak yüzde 220lik bir artış
göstermiştir. 2005 yılındaki 523 cinsel saldırı suç
vakası on yıl sonra 12.253 sayısına
ulaşmıştır yani 23 kat artmıştır. Bu
verilere baktığımız zaman, devleti yönetmenin
zorlaştığını görüyoruz. 2002 yılında
iktidara gelen AK PARTİ Hükûmeti Türkiyede belli bir katılım,
demokrasi anlayışı varken, özgürlüklerimiz belli bir
seviyedeyken, Avrupa Birliği sürecini sürdürürken, gerçekten bazı
göstergelerin iyi olduğunu görüyoruz. Fakat giderek merkezîleşen yani
dünyada geçen yüzyıl süratle büyüyen ülkeler ademimerkeziyete giderek gelişmelerini
sürdürmüşlerdir. Böylesine bir sürecin tam tersine, Türkiyede, son
yıllarda, tüm yetkilerin merkeze doğru hatta tek kişiye
doğru gitmesinin faturasını çok ağır ödeyeceğiz
gerekli önlemleri almazsak ya da durumun farkına varmazsak. Böyle bir
sistemle, böyle bir merkeziyetçi, yetkilerin tek elde oluştuğu,
toplandığı bir sistemle 81 milyonluk Türkiyeyi idare etmek son
derece zordur. Bir ekonomik kriz yaşandığından bahsediyoruz
ama toplumsal bir krizin de yaşandığını deminki suç
nispetlerinden görmek, tabloyu okumak mümkün. Hemen yanı
başında, hukuk krizi ve yargıdaki krizi de rahatlıkla
görebiliriz.
Adalet mülkün temelidir. diyoruz ama Sayın
Cumhurbaşkanı Yargı kararları beni bağlamaz. ya da
Hamlemi yapar, işi bitiririm. derken yargının işini
bitirdiğimizi de bilmemiz lazım. Hele özellikle bunu dünyaya ilan
etmek yargımızı da çok zor durumda bırakmaktadır, bunu
itiraf etmek gerekir. Hiç söylememiş olsa, çıkan kararların
nereden neşet ettiğini bilemeyebilirdik ama bunu
Cumhurbaşkanı bütün dünyaya ilan ederek Beni bağlamaz.
dedikten sonra, hemen ardından Hamlemi yaparım, işi bitiririm.
derken Türk yargısını töhmet altında
bırakmıştır ve tüm güvenirliğini zedelemiştir
dünya ölçeğinde.
Biz, Türkiyede kendi ölçeğimizle
yargımızın durumunu ölçüyoruz. Yargı, en güvenilmez
kurumlar arasına süratle gitmektedir;
tarafsızlığını,
bağımsızlığını kaybettiği artık
bilinmektedir fakat sanki Sayın Cumhurbaşkanı Türkiyede
yargı da her şey de bana bağlıdır. demekten ayrı
bir
Özellikle bunu belirtme ihtiyacı duyması şaşırtıcıdır.
Türkiye yönetim zaafı yaşadıkça,
yönetilemez hâle geldikçe süratle yasalar önümüze gelmektedir; bunlar torba
yasalardır. Zaman zaman eleştiriyoruz Niye bu torba yasalar? diye,
Torba yasalar niye barolarla, hukukçularla, bu kanun çıkarken tüketici
dernekleriyle tartışılmaz? diye ama Türkiyede bu torba
yasaları benimseyecek, onay verecek ne baro vardır ne hukuk kurumu
vardır. Hiçbir hukukçu, hukuk kurumu, sivil toplum örgütü bu önümüze gelen
yasalara onay vermeyecektir, onun için alelacele torba yasalar
hazırlanarak Meclise gelmektedir.
Şu ara, pahalılığa önlem
derken -Hal Yasasıyla ilgili geçenlerdeki konuşmamda
uyarmıştım- alelacele önümüze yine bir hal yasası
gelecektir, göreceksiniz, hallerin, anladığım kadarıyla,
özelleştirilmesi söz konusudur ve orada çalışanlar,
komisyoncular, tüccarlar kaldırılmaktadır ve komisyoncular yanlış
anlaşılmaktadır. Oysa komisyoncular, kanunla belirlenmiş
yüzde 8 ücreti alarak serbest piyasanın oluşmasına sebep olurlar
hallerde ve üreticinin de en önemli güvencelerinden birisidir. Bunu ortadan
kaldırdığınız zaman üretici çaresiz kalacağı
gibi, en önemli pazar imkânını da elinden kaçıracaktır yani
tüccar veya marketler ne fiyat verirse vermek zorunda kalacaktır çünkü
ürününü birkaç gün elinde tutacak imkânı yoktur. Hatta çiftçi o kadar zor
durumdadır ki gecenin on ikisinden itibaren sabaha kadar üreticinin
hizmetinde olan bu komisyoncular, dara düştüğünde onun gübre
parasını, tohum parasını da temin eden insanlardır.
Ben üretici de olduğum için ve bir de Antalya gibi çok önemli bir hali,
Antalya halini, Türkiye'nin en büyük üretici ve tüketici hallerinden birini on
yıl işletmiş, yönetmiş bir çiftçi olarak konuşuyorum
aynı zamanda. Çıkan hal yasası çok ciddi bir maceradır.
KEMAL ÇELİK (Antalya) Çıkmadı.
Çıktı. deme. Öyle bir şey yok.
HASAN SUBAŞI (Devamla) Hazırlandı,
hazırlandı. Taslak gelmek üzere.
KEMAL ÇELİK (Antalya) Geldi mi Genel Kurula?
HASAN SUBAŞI (Devamla) Taslağı ben
inceledim, size de göndereyim.
KEMAL ÇELİK (Antalya) Böyle politika olmaz
ya!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Subaşı, ben bir
dakika daha veriyorum, devam edin siz.
HASAN SUBAŞI (Devamla) Benim görevim, bir
üretici olarak önümüze gelmek üzere olan taslak konusunda uyarmaktır.
Eğer bu uyarı görevlerimizi de bu Mecliste yapamaz hâle gelirsek bu
Meclis, sadece sarayın bir meşruiyet aracı hâline gelir -yani
dünyaya Benim böyle bir Meclisim var gibi- tamamen işlevsiz kalır.
En azından, bırakın uyarı görevlerimizi yapalım. Bu
kanun taslağı geldiği zaman yardımcı olun, tartışalım
ya da iyi tartışılmasına sebep olalım. Söylemek
istediğimiz odur.
Bugün, Türkiyenin sosyal devlet projesine
ihtiyacı vardır. Türkiyenin çılgın projelerden bir an önce
vazgeçmesi gerekir, Türkiyenin tekrar demokrasisini, insan haklarıyla
donanmış bir demokrasiyi yeniden Türkiyenin gündemine
taşıması gerekir ve bu Meclisin işleve kavuşması
gerekir.
Saygı sunuyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Subaşı.
Gruplar adına söz, Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına Çorum Milletvekilimiz Sayın Tufan Köseye aittir.
Buyurun Sayın Köse. (CHP sıralarından
alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
söz talebim vardı.
BAŞKAN Özlem Hanım, bir saniye
Artık arkadaşımı davet ettim, ben görmedim, daha sonra söz
vereyim.
Sayın Köse, süreniz on dakika.
Buyurun.
CHP GRUBU ADINA TUFAN KÖSE (Çorum) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, ben de yasa
hakkında konuşmama başlamadan önce doğumunun 87nci
yılında, altmış dört yıllık sanat
yaşamında 200ü aşkın beste bırakan ve ülkemizdeki
sanat müziğine getirdiği yeniliklerle ve beyefendi
kişiliğiyle bilinen rahmetli Zeki Müreni burada
huzurlarınızda anmak istiyorum. Diliyor ve umut ediyorum, benzer
sanatçılarımız yine Sanat Güneşi unvanını
alacak çalışmalar yaparlar.
Yine konuya girmeden önce, son günlerde Gezi
direnişiyle ilgili ülkemizde yeniden bir cadı avı
başlatıldığını hepimiz üzülerek görüyoruz.
Geçmişte Ergenekon adı altında da yapıldı. Yani uzun
yıllardır devam eden siyasi dava türü yeniden ülkemizde hayata geçti
ve devam etmeye başladı.
Değerli arkadaşlarım, şimdi
Gezi dediğimizi hepimiz canlı olarak yaşadık ve ben o
dönemde de milletvekilliydim, birçok eylemde bulundum. Gezi özgürlük,
eşitlik ve adalet isteyen yurttaşlarımızın son
çırpınışı olarak o dönemde hayata geçti. Sonuçta, Gezi
direnişinde yer alan insanlar böyle, çok romantik ve ütopik bir cümle gibi
olan Başka bir dünya mümkün.ü gerçekten akıllara
kazıdılar. Bence buradaki en önemli problem şu: Sayın Recep
Tayyip Erdoğanın, Sayın Cumhurbaşkanının ve
benzer zihniyetin baktıklarında, gözlerinden ne istediklerini anlayan
bir grup olmadığı için Gezi direnişçilerinden nefret
etmesinden başka bir sebebi yok bugünkü cadı avının.
Değerli arkadaşlarım, Gezi
direnişinde ne oldu, sizi rahatsız eden ne var bilmiyorum. Yani bütün
memleketi inşaat alanına çeviren zihniyete karşı bir
duruştur. 3-5 ağaçtır ya da 3-5 ağaç değildir;
kaldı ki sadece 3-5 ağaç olsa bile çok önemli bir meydan
okumadır ama demokratik bir meydan okumadır bu. Yani her şeyin
altında darbe aramak, her şeyin altında mevcut iktidarı
yasal olmayan yollarla devirmeyi anlamak da herhâlde size özgü bir ruhsal
düşünce.
Değerli arkadaşlarım, Gezide
yaşlı teyzelerimiz yemeklerini paylaştılar. Bakın,
sokak hayvanları bile o günlerde rahat rahat dolaştılar
oralarda. Şiirler okundu, şarkılar söylendi, türküler söylendi.
Tek problem, Gezi çocuklarına Sayın Cumhurbaşkanı ve o
zihniyet hükmedemedi, bunun dışında başka bir problem
olmadı.
Şimdi, kanun hakkında birkaç tane teknik
kelime söyleyeceğim, onun ötesinde, niye yeniden böyle bir kanunu biz
hayata geçirmeye, bugün Meclisten geçirmeye çalışıyoruz onlara
değinmek istiyorum. Şimdi, bugünlerde çok söz ediliyor konkordatodan.
Ben de mesleki yaşamımda hem alacaklı vekili olarak hem borçlu
vekili olarak zaman zaman konkordatolarda görev almış bir
arkadaşınızım. Ama burada yapılan düzenlemeyle
artık sadece, çok büyük holdingler ve çok büyük sermaye şirketlerinin
konkordato talep edebilme hakkı kalıyor. Yani bu denetim
raporlarından ve analiz raporlarından muafiyeti eğer küçük
şirketlerden kaldırırsak onların zaten konkordato yapma
imkânı kalmıyor. Konkordatoyu da çok abartmayalım, iflastan önce
namuslu iş adamlarının son çaresidir. Yani devamında da
yine, hukukla pek bağdaşmayan ve konkordato ön projesinde yer alan
teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence isteyen bir rapordan
bahsediliyor. Yani hukukta makul güvence diye bir şeyi ben ilk kez
görüyorum. Bunu kim belirleyecek, nasıl olacak makul güvence? Anlamak
mümkün değil. Bence verdiğimiz değişiklik önergeleriyle
bunların da düzeltilmesi gerekir diye düşünüyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu bir torba
kanun. Tabii, son on altı yıldır torba kanun, artık,
aslında istisna olması gerekirken Meclisimizin klasiği hâline
geldi. Her derde deva, beş altı tane kanunda değişiklik
yapan bir torba kanunla karşı karşıyayız. Niye böylesi
bir kanuna ihtiyaç duyuldu? Yani öncelikle bunu bir konuşmak gerekiyor ama
bunlar hiç konuşulmuyor. 15 Temmuzu çok konuşuyoruz, FETÖcüleri çok
konuşuyoruz ama 15 Temmuza gelen süreci hiç konuşmadık.
Şimdi ülkemizde gerçekten bir ekonomik kriz
var. Bu ekonomik krizin çok önemli nedenleri var ama en önemli nedeni: Uzun
yıllardır devam eden ranta dayalı ve inşaata dayalı
bir ekonomik düzenin, adaletsiz ve zalim bir ekonomik düzenin devam ediyor
olması. Şimdi, işin doğrusu, bütün
arkadaşlarımız söyledi İcra dosyaları artıyor.
Artıyor, küçük bedeller, tabii artar; bu, ekonomik sistemin doğal bir
sonucudur çünkü zengini daha çok zengin eden, yoksulu da daha çok yoksul eden
bir ekonomik sistem uyguluyoruz. Ne yapacağız bu kanunla? Yani
vatandaşa yine dokunmuyoruz. Ben anlamıyorum gerçekten de. Yoksul
halkımızın herhâlde aydınlatılmamış
iradeleriyle bugüne kadar aldınız, ilk yerel seçimde bu iradeleri
gerçekten aydınlatılarak gün yüzüne çıkacaktır.
Bu GSM şirketlerine, enerji şirketlerine,
benzeri şirketlere yani telefon, elektrik, su, internet şirketlerine
alacaklarını borçluya hiç haber vermeden tahsil imkânı
sağlıyorsunuz. İşin esası, tüketici hakem heyetlerinin
yetkilerini ortadan kaldırıyorsunuz. 20 milyon icralık insan
var. diyorlar yani 18 yaşından büyükleri düşünürsek herhâlde
memleketin yarısı icralık olmuş. Ekonomimiz çok iyiye
gidiyor da niye bu kadar insan icralık oluyor? Tabii, yaşayanlar
biliyor.
Bakın, değerli arkadaşlarım,
şu anda süt veren hayvanlarını kestiriyor hayvancılar. Süt
veren hayvan normalde kesilmez, erkek hayvanlar kesilir yahut da
yaşlanmış dişi hayvanlar kesilir ama Tarım Bakanı
açıklama yapıyor Et ihraç edeceğiz. diye. Vallahi, ihraç
edersiniz yani süt hayvanlarını eğer kestiriyorsa bu düzen,
yakında biz et de ihraç ederiz ama nisandan, mayıstan sonra yine et
fiyatları korkunç artacak ama üreticinin elinde kalmayacak,
ithalatçıya gidecek bu kârın tamamı.
Şimdi, dünyada gelir
dağılımının en bozuk olduğu ülkelerden biriyiz.
Hep konuşmalarda bunu söylüyoruz. Gerçekten de böyle yani Hindistandan
filan bile kötüyüz, Afrikadaki ülkelerden bile kötüyüz.
Geçenlerde Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı, İnsani Gelişme Endeksini
açıklamış, 64üncü sıradaymışız orada da.
Neymiş bu? Beklenen yaşam süresi bir kritermiş, eğitim
seviyesi bir kritermiş -ki eğitimimizin içler acısı hâlini
hepimiz biliyoruz- kişi başına düşen gelir üzerinden de bu
analize bir katkı sunuluyormuş ve 64üncü sıraya gelmişiz.
Bakın değerli arkadaşlarım,
farkında mısınız bilmiyorum, bizde ortalama ücret, siz iktidara
gelmeden önce asgari ücretin 2,5 katıydı, 2,4 katıydı
2001de; bugün asgari ücret ile ortalama ücret birbirine denk hâle gelmiş,
çok yaklaşmış. Kaldı ki asgari ücretten bile parayı
geri kesen işverenlerin olduğunu duyuyoruz. Hatta toplum
yararına çalışmadan verilen çok cüzi ücretlerden bile
işverenin kesinti yaptığını görüyoruz. Öyle olunca da
böyle kanunlar çıkarmak zorunda kalıyoruz. Yani zaten
canının derdine düşmüş yoksul insanlarımızın
cebinden büyük şirketlerin lehine hızlı para alabilmek için de
böyle bir kanun yapıyoruz.
Tabii, ekonomi böyle. Adalet nasıl?
İşte, bir dönem, Fetullahçı hâkimler için Allah verdikçe
veriyor. diyen bir Başbakan Yardımcımız vardı.
Bakın, bunlar unutuldu. Şimdi, Fetullahçılığı
başkalarına yüklemeye çalışıyorsunuz da ve Mecliste en
büyük kavgalar Fetullaha yapılan eleştirilerden çıkıyordu.
Şimdi, yeniden, İngilterede mahkeme bir
karar verdi, diyor ki İngilteredeki mahkeme: Ben, o Fetullahçı
olduğu iddia edilen Akın İpeki size göndermeyeceğim.
Çeşitli sebepler saymış, zaman kalırsa biraz sonra
söyleyeceğim. Adalet Bakanımız da geçtiğimiz günlerde bu
Yargı Reformu Strateji Belgesi üzerine bir konuşma yaptı, önemli
bir konuşma. Ben Adalet Bakanını da gerçekten beğeniyorum
yani böyle hoşgörülü, anlayışlı filan, diyaloğa
açık bir yapısı da var. Diyor ki bu konuşmasında: Bu
reformun vizyonu güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi.
Vizyonundan birisi bu. İkincisi de: Adaletin kapısına gelen
herkes, hakkına erişeceğinden emin olmalıymış.
Şimdi, tabii, Sayın Bakana şunu
sormak gerekiyor, sizlere de sormak gerekiyor: Memlekette güven veren bir
adalet sistemi olsa, herkes hakkına erişebileceğinden emin olsa,
yani hakka erişilebilecek ve güven veren -vizyonu bunlar olan- bir sistem
olsa adalet reformuna niye ihtiyaç olsun? Sayın Bakana bunu da sormak
lazım.
Yine, Sayın Bakan diyor ki: Ya,
İngilteredeki mahkeme siyasi karar veriyor. Şimdi,
İngilterede mahkeme de Bakanın bu söylediklerini destekler mahiyette
bir gerekçeyle iade talebini reddetmiş. Ne demiş? Adil
yargılama yok. demiş. Ne demiş? Ülkede insanların siyasi
nedenlerle soruşturulup kovuşturulduğuna ilişkin
yaygın bir kanaat var. demiş. Yine, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 3üncü maddesine dayanmış İşkence ve
insanlık dışı muamele görme ihtimali var. demiş. E,
şimdi, Sayın Bakanın yargı reformu üzerine ettiği
sözler ile İngilteredeki mahkeme kararının birbiriyle benzer
olduğunu görüyor muyuz arkadaşlar? Yani demek ki ülkemizde
işleyen bir adalet sistemi yok. Demek ki Allah verdikçe veriyor.dan
bugünlere gelen çizgide yine iktidarınız bizi gelişmiş
ülkeler seviyesine taşıyacak ve adaletin bir gün sizlere de
lazım olduğunu anlatacak hiçbir işlem yapmamış.
Sonuçta, Sayın Cumhurbaşkanının
-Sayın Cumhurbaşkanı diyorum çünkü tek iktidar o artık, burada
bir iktidar filan yok- yıllar içerisinde, süreçte adaletle ilgili
söylediği sözler var, diyor ki: Anayasa Mahkemesini
tanımıyorum, saygı da duymuyorum. Yani Anayasa Mahkemesinin
kararını tanımamak ve saymamak kimsenin haddi değil.
İşte, geçtiğimiz günlerde yine yargılanan
milletvekilleriyle ilgili bir söz söyledi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Köse, bir dakika ilave süre
veriyorum.
Buyurun.
TUFAN KÖSE (Devamla) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Şimdi, Sayın Cumhurbaşkanı
Karşı hamlemizi yaparız. dedi, daha ağzından laf
çıkmadan mahkeme kararları onadı. Ya, böyle bir baskı
altında yürüyen yargıya biz zaten güvenmiyoruz da uluslararası
camianın güvenmesi mümkün mü arkadaşlar? Bakın, bugün o
işte Fetullahçı dediğiniz yargıçların da
çoğunluğunu işe alan bu iktidardı mülakatlarla beraber, o
yargıçların yerine aldığınız yargıçlar da
çok tecrübesiz olduğu için Kabahatler Kanunundan bile yargılanan
insanlar tutuklu yargılanıyor ve memleketimizin en önemli
sorunlarından biri uzun süren davalar ve uzun süren tutukluluklar. Yani
adaletsiz ve zalim bir düzen içerisindeyiz. Biz buradan milletimize söz
veriyoruz, önümüzdeki seçimlerde bu adaletsiz ve zalim düzeni sandıkta
yıkmak üzere toplumumuza söz veriyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim sayın Köse.
Sayın Zengin, buyurun.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
45.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, 16 sıra sayılı Kanun
Teklifinin ikinci bölümü üzerinde Antalya Milletvekili Hasan Subaşının
İYİ PARTİ Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki ve Çorum Milletvekili Tufan Kösenin CHP Grubu
adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; konuşmamı aslında Sayın
Subaşının hitabından sonra rica etmiştim,
sanıyorum gözden kaçtı. İzninizle kendisine birkaç cümleyle
cevap vermek istiyorum, akabinde de Sayın Köseye birkaç cümle ifade etmek
istiyorum.
Sayın Subaşı konuşmasında,
Sayın Cumhurbaşkanımızın kamuoyuna dönük olarak
Yargı bana bağlıdır. ifadesini
kullandığını ifade etti. Doğrusu, ben,
Subaşının iyi bir hukukçu olduğunu biliyorum. Bu çok
iddialı bir cümle. Sayın Cumhurbaşkanımız kamuoyuna
açık bir yerde asla ve kata böyle bir ifade kullanmadı. Aksine, kendisinin
ve partimizin hukuk devleti ilkesine ne kadar bağlı olduğunu
defaatle ifade etti. Kamuoyuna açık olarak böyle bir cümle asla yok,
kamuoyuna kapalı da yok. Yani böyle bir cümle zaten bu ülkeyi yönetmeye
talip olan iktidar-muhalefet hiç kimsenin kullanamayacağı bir
cümledir, bunu ifade etmek istiyorum.
Sayın Kösenin konuşmasını da
dikkatle dinledim. Doğrusu, İngilteredeki hukuk sistemiyle
alakalı ifadelerine bir cevap vermek ihtiyacı duyuyorum. Siz
eğer ülkeyi yönetmeye talipseniz, hangi bakanlığı yönetiyorsanız
bu bakanlıkla alakalı Daha
Daha
diyen cümleler
kurarsınız daha iyi yargı, daha iyi sağlık
politikaları hepsinin daha fazlasını istersiniz. Çok tabii
olarak da Adalet Bakanımız daha iyi ulaşılabilir, daha
adil, herkesin daha mutmain olduğu bir yargısal sürecin
devamıyla alakalı çalışmalardan bahsediyor. Eğer her
şeyin mükemmel olduğunu söylersek o zaman bu ülkeye
haksızlık yaparız. Her birimiz, bulunduğumuz yerde daha
iyisini yapmak için gayret sarf ediyoruz.
Bugün İngiliz yargı sisteminin de pek çok
problemi var. Ben, adli yardımla alakalı
tartışmalarına bakmasını öneririm Sayın Kösenin.
O yüzden Bir yargı kararı İngilterede
çıktığı zaman doğru ama Türkiye'de çıkan bir
yargı kararı yanlıştır. algısı üzerinden
hayatı yönetmek mümkün değil. Türkiye'de darbeci terör örgütünün -öyle
söyleyelim- FETÖnün Türk yargı sistemine verdiği zararı,
hukukla alakalı en ufak vicdanı olan herkesin kabul etmesi
gerektiğine inanıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin siz Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Kaldı ki adalet
duygusu insan için fıtri bir duygu, sadece hukukçulara ait bir
arayış olmadığı kanaatindeyim, her birimizin
aslında hayatındaki temel arayışlardan bir tanesi
olduğu kanaatindeyim.
Çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Ben teşekkür ediyorum.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Sayın
Başkan
BAŞKAN Sayın Subaşı,
kayıtlara geçmesi açısından ayakta açıklayın lütfen
siz de.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Sayın Zengin
yanlış anladı sanıyorum. Tabii ki Sayın
Cumhurbaşkanı Yargı bana bağlıdır. demedi
Sayın Zengin, bir yanlış anlama oldu herhâlde.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Öyle söylediniz, öyle
ifade ettiniz.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Söylemek
istediğim şu: Böyle önemli bir mahkeme kararından sonra,
AİHM kararından sonra, Beni bağlamaz. dedikten sonra Ben
hamle yapar işi bitiririm. sözünü keşke söylemeseydi. Bu söz dünyada
böyle bir algı yaratır.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın
Subaşı, siz yanlış bilgi veriyorsunuz, böyle bir ifade yok.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Yoksa, böyle bir
algının
Bu şekilde mi algılanmasını istiyor?
Yani Türkiyede kurumlar ve yargı bana bağlıdır.
algısını yaratır.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Bakın, bu
söylediğiniz ile kürsüde söylediğiniz aynı şey değil,
aynı şey değil.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Bir bakarsak
BAŞKAN Sayın Zengin, değerli
arkadaşlarım, yeterlidir.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Aynı şey
değil. Kaldı ki yargı kararına uyarız ama
itirazımızın olması başka bir şey.
HASAN SUBAŞI (Antalya) Ama benim söylemek
istediğim tamamıyla uygun, keşke söylemeseydi dedim.
BAŞKAN Peki arkadaşlar, tutanaklara
geçmiştir.
Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi Grubu
adına söz isteyen
ENGİN ALTAY (İstanbul) Sayın
Başkan
BAŞKAN Pardon, özür dilerim Sayın Altay,
görmedim ben.
TUFAN KÖSE (Çorum) Sayın Başkanım,
tek cümle, bir cümle ilave edeceğim sayın grup başkan vekiline.
Mikrofon açarsanız bir cümle, tek bir cümle
BAŞKAN Sayın Köse, öne gelin, önden
kayıtlara geçer ifadeleriniz.
TUFAN KÖSE (Çorum) Şimdi, Sayın
Başkanım, Sayın Cumhurbaşkanın baskın bir
kişiliği var. Bu baskın kişilik de eğer mahkeme
kararları kendi istediği doğrultuda olursa hiçbir itirazı
yok, olmazsa asla tanımıyor ve kabul etmiyor ve bunu bütün ülke
bildiği gibi, bütün dünya da biliyor. Bu, bir kere
yargımızın bağımsızlığı adına
aslında kabul edilebilir bir şey değil. Kendisi bugün
çöktüğü ilan edilen, hatta yandaş basın tarafından da
çöktüğü ilan edilen Ergenekon davasının -ki o dönemlerde ben de
hâlâ avukatlık yapıyordum- Başsavcısıyım. diye
bütün basına açıklamalarda bulunuyordu. Bu anlamda Türkiyede
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Siz de FETÖnün
savcısıydınız ya, aynı şeyi söylüyoruz.
TUFAN KÖSE (Çorum) Efendim, biz FETÖnün
savcısı falan değiliz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Diyorsunuz, diyorsunuz.
BAŞKAN Karşılıklı
olmasın Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Ama bu kadar sözü
yutamam, benim cevap vermem lazım.
TUFAN KÖSE (Çorum) 12 Eylül 2010 referandumunda
ölüleri bile getirip sandığa oy kullandırtanlarla beraber
iş birliği yapan mevcut iktidardır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Böyle bir şey asla
yok. Sayın Başkan, eğer böyle devam edecekse
Hepsini
reddediyorum. Ölülerin oy kullanma imkânı olamaz ya, bu kadar da
artık insaf! Ne söyleyelim artık?
ENGİN ALTAY (İstanbul) Sayın
Başkan.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Sayın Altay
ENGİN ALTAY (İstanbul) Şimdi,
Sayın Başkanım, Parlamentonun bir yerde bir mutabakat
sağlaması lazım. Şöyle: Burada grubu bulunan 5 ve grubu
bulunmayan 4 -sanıyorum- siyasi partinin temsilcilerinin
düşüncelerini ifade etmeleri, Türkiye'de olup bitenle ilgili yorum ve
değerlendirmeler yapmaları, yürütmenin ve yargının kimi
uygulamalarıyla ilgili görüş ve önerilerini ortaya koymaları
esnasında, doğal olarak Sayın Cumhurbaşkanından ya da
AK PARTİ Genel Başkanından bahsedilmektedir.
Şimdi, bizim Sayın
Cumhurbaşkanına ya da AK PARTİ Genel Başkanına yönelik
eleştirilerimizde zaten konuşurken Bu AK PARTİ Genel
Başkanı diye başlarsak çıkıp cevap verirsiniz ama Sayın
Cumhurbaşkanı bu konuda yanlış iş yapmıştır.
dediğimiz her zaman AK PARTİden bir sayın grup başkan
vekili oturup yarım saat ya da üç dakika neyse, burayı bir forum
alanına çevirecekse Meclis çalışmaz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Çok komiksiniz ya!
Şu hâle bakın ya, çok komik ya, çok komik.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Muhalefet,
iktidar kalmadı diyoruz. Bırakın Mecliste herkes her şeyi
söylesin. Elbette
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Komik bir şey ya!
ENGİN ALTAY (İstanbul) Neresi komik
Hanımefendi? Ben ülkenin
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Vallahi komik bir
şey söylüyorsunuz.
BAŞKAN Sayın Zengin,
karşılıklı olmasın, soğukkanlı ve sakin
olalım lütfen, bakın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sakiniz de çok komik.
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Siz şimdi
yasama ile yürütmeyi ayırmadınız mı? Yasama ile yürütmeyi
ayırmadık mı? Yürütme ayrı, yasama ayrı. Yasama
Meclisinde yürütme her türlü eleştirilir.
Şimdi, e, siz Cumhurbaşkanına laf
ettirmeyiz. tabii, öyle demiyorsunuz ama Cumhurbaşkanıyla ilgili her
değerlendirmeden sonra AK PARTİnin cevap vermesi gibi bir durum
olmaz, olmaması lazım. O zaman, herhangi bir konuyla ilgili AK
PARTİli milletvekillerinin söylediği her konuya bizim sisteme girip
yerimizden yorum yapmamız lazım. Bunu doğru bulmuyorum. Takdir
tabii sayın mevkidaşımın.
Bu vesileyle söyleyeyim, Türkiye'de hiç kimse, makul
hiç kimse Yargı bana bağlı. zaten demez
.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayın Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Ama
uygulamalarıyla bir insanın yargıya ve hukuk devletine
bağlılığı, saygısı konusunda herkesin bir
hükmü olur. Sayın mevkidaşımın biraz önce
yaptığı açıklama Sayın Cumhurbaşkanının
hukukun üstünlüğüne saygısı olduğu konusunda beni ikna
etmedi. Sayın Cumhurbaşkanının yargıya çeşitli
müdahalelerinin olduğu bırakın Türkiye, dünya tarafından da
biliniyor. Merkelin ricasıyla Deniz Yüceli gönderirsen, Trumpun
efelenmesiyle Brunsonu gönderirsen, vahşi bir cinayete ev sahipliği
yapan ve Viyana Sözleşmesi çok açık, orta yerdeyken konsolosu ve 15 +
3 katili elini kolunu sallaya sallaya gönderirsen hiç kimse senin için Hukuk
devletine saygısı var. demez.
Tutanaklara geçsin diye söyledim efendim. (CHP ve
İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Peki, teşekkür ederim.
AKİF ÇAĞATAY KILIÇ (İstanbul) Çok
talihsiz bir açıklama, çok talihsiz bir açıklama.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Neresi talihsiz
ya?
BAŞKAN Şimdi, değerli
arkadaşlar, kanun görüşmelerine devam edeceğiz ama
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Hayır, Sayın
Başkan
BAŞKAN Sayın Zengin, şimdi
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Cevap vermem lazım Sayın
Başkan.
BAŞKAN Sayın Zengin, beni dinler misiniz
bir. Biraz sakin olmak bence iktidar partisine ya da birinci partiye düşen
bir görevdir. Ben zaten her isteyen arkadaşımıza, grup
başkan vekilimize söz veriyorum. Ancak, tabii, doğal olarak, her milletvekilinin
bir eleştirisi söz konusu olacak, burası bir Parlamento.
Yeni sataşmalara meydan vermemek kaydıyla
size toparlamanız için söz veriyorum. Lütfen, siz de toparlayarak sözünüzü
kullanın.
Buyurun.
46.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, Meclisin milletvekillerinin birbirini
eleştireceği mecra olduğuna,
Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel
başkanlık sıfatını birbirinden ayırmayı
komik bulduğuna ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
sükûnet çağrınızı bütün Meclise
yaptığınızı kabul ediyorum.
BAŞKAN Elbette, elbette.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Meclise
yaptığınızı kabul ediyorum.
BAŞKAN Tabii ki, şüphesiz,
şüphesiz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Şimdi, burada
problem şudur: Yani elbette ki burası birbirimizi
eleştireceğimiz bir mecra. Yani kürsüye çıkan
arkadaşlarımızın bizi,
Cumhurbaşkanımızı
Doğrusu, ben,
Cumhurbaşkanlığı sıfatı ile genel
başkanlık sıfatını ayırmayı da biraz tuhaf,
komik buluyorum.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Parti devleti mi
var bu ülkede?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Yani buraya çıkıldığında
genel başkan denince cevap verebilirmişiz ama
Cumhurbaşkanı olunca cevap
ENGİN ALTAY (İstanbul) Evet, evet,
doğrusu o, doğrusu o.
BAŞKAN Peki
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Lütfen, müsaade
ederseniz, ona da biz karar verelim yani her şeye de siz karar vermeyiniz.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Canım siz
bildiğinizi yapın zaten.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Zaten öyle
yapıyorum.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) Ülke olarak
uygulanan Anayasa var, Anayasa.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Biz burada
karşılıklı olarak birbirimizi ikna etmeye
çalıştığımız gibi, her birimiz kendi seçmen
kitlemizi ikna etmeye çalışıyoruz, günün sonunda neyin ne
olduğuna kamuoyu karar verecek, seçmenimiz karar verecek. O sebeple,
burada, böyle ayrıştırarak konuşmak çok tuhaf. Hayatın
tamamı bir bütün.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul)
Yaptığınız Anayasa öyle.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Uyarırsanız
çok mutlu olacağım.
İnsanlar için de
BAŞKAN Siz devam edin.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Arkadaşlar,
müdahale etmeyin lütfen.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Çok teşekkür ederim
zarif teklifiniz ve uyarınız için.
Bu arada da önemli olan hayatın tamamı
gibi insanları da bir bütün olarak algılamak lazım. Her birimiz
kompartımanlara ayrılmış olarak kendimizi ifade etmiyoruz,
bir bütün olarak kendimizi ifade ediyoruz.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
şimdi söz sırası, bölüm üzerinde Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına, hem grup adına hem de şahsı birleştirerek
söz vermek kaydıyla Sakarya Milletvekilimiz Sayın Muhammed Levent
Bülbüle ait. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz on beş dakika Sayın Bülbül.
MHP GRUBU ADINA MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte
olduğumuz 16 sıra sayılı Kanun Teklifinin ikinci bölümü
hakkında Milliyetçi Hareket Partisinin görüşlerini arz etmek için söz
almış bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisimizi ve yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, dün, Sinop
Durağan İlçe Başkanımız Osman Yıldırım
ile Durağan eski Belediye Başkanı ve Belediye Başkan
adayımız Ali Dalkılıç adaylık başvurusu için
Ankaraya gelirken elim bir trafik kazası sonucu Hakkın rahmetine
kavuşmuşlardır. Dava arkadaşlarımıza Allahtan
rahmet, kederli ailelerine sabırlar, camiamıza da
başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri, bu teklif, içerik
olarak icra iflas dairelerinin iş yükünü azaltırken diğer
taraftan, ekonomik olarak sıkıntıya giren firmalarımızın
zorunlu olarak almış oldukları konkordato kararlarını
düzenlemektedir. Yıllardır adalet sistemimizde bir çözüm yolu
bulunamayan icra dairelerinin iş yükünün hafifletilmesinin, hem maddi külfeti
hem de daha hızlı sonuç alınması bakımından ülkemize
büyük yararlar sağlayacağı düşüncesindeyiz.
Bu teklifle icra işlemlerine hız
kazandırıyor ve hafifletiyoruz ama
vatandaşlarımızın icra dairelerine düşmelerini
engellemek için neler yapıyoruz, ne tür tedbirler alıyoruz; bunu da
ayrıca iyi düşünmek gerekmektedir. Günümüzde icra dairelerinde
bulunan dosya sayısı 20 milyona dayanmıştır. Bu
dosyaların muhteviyatına baktığımız zaman,
çoğunluk olarak banka takiplerinin, GSM operatörlerinin, elektrik, su gibi
temel ihtiyaçların borçlarından kaynaklandığını
görmekteyiz. Bu durum vatandaşlarımızı hem ruhsal hem de
sosyal olarak negatif yönde etkilemektedir. Bu bakımdan, icra takip
işlemlerini kolaylaştırırken diğer taraftan
vatandaşlarımızı borç sarmalından çıkaracak yasal
düzenlemeleri de yapmamız gerekmektedir.
Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle
haciz işlemlerinin UYAP üzerinden takip edilebilmesinin önü
açılmıştır. Ancak hâlen avukatlarımız UYAP
sistemine girerken sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bu
sıkıntıların bir an önce aşılması elzemdir.
Aslında bu şekilde bir uygulamanın yürürlüğe girip
faaliyete geçirilmeden önce test edilip yaşanacak
sıkıntıların önceden giderilmesi, sistemin doğru
çalışması ve istenilen verimin alınabilmesi açısından
önemli olmaktadır. Bu konuda, Milliyetçi Hareket Partisi adına daha
önce konuşmuş olan Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın
Halil Öztürkün de ifade ettiği gibi, bir pilot uygulamanın, bölgesel
bir uygulamanın önceden hayata geçirilip arkasından tüm ülke
sathında bu uygulamanın yürürlüğe konulması belki daha
doğru bir uygulama olurdu diye düşünmekteyiz.
Değerli arkadaşlar, teklifin içinde önemli
gördüğümüz ve toplumun genelini ilgilendiren bir diğer konu ise
konkordato işleminin yapılmasının yasal zemininin revize
edilmesidir. Ticaret Bakanlığının yayınlamış
olduğu verilerde konkordato ilanı vermiş firma sayısı
her geçen gün artmaktadır. Konkordato ilan eden firmaların
çoğunun inşaat sektöründe faaliyet gösteren işletmeler
olduğunu görmekteyiz. İnşaat sektöründeki firmaların bu
durumda olması, ülkemizdeki ekonomik hayata etkileri bakımından
oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bunun yanında
diğer sektörlerde de konkordato ilanlarının artıyor
olması bizi endişeye sevk etmektedir.
İş dünyasıyla kurmuş
olduğumuz temaslarda şu durum açıkça görülmektedir: Bir defa,
konkordato müessesesi ticaret hukukunda her zaman varlığını
sürdürmesi gereken bir müessesedir. Türkiye'de özellikle son dönemde
yaşanan ekonomik sıkıntıların ticari işletmelerde
doğurduğu yıkıcı sonuçların önüne geçebilmek
adına böyle bir tedbire başvurulması kaçınılmaz olabilmektedir.
Ancak bu hakkın kötüye kullanılma ihtimalini hiçbir zaman gözden uzak
tutmamak gerekmektedir. Türkiyede konkordato ilanına yönelen ticari
işletmeler belli şartlar altında kendilerini koruma altına
alırken bu işletmelerden alacağı bulanan ticari
işletmelerin hak ve menfaatlerinin zarar görmesi, ticaret
hayatımıza büyük zarar vermekte ve büyük darbe vurmaktadır.
Gerçekten, bugün, kötü niyetli olarak bilançolarını, mali
tablolarını muvazaalı bir şekilde çok önceden konkordato
ilanına hazırlayan işletmelerin var olduğu ifade
edilmektedir. Bu işletmelerden alacaklı durumunda bulunanlar
haksız bir şekilde çaresizliğe ve hatta yok olmaya itilmektedir.
Bu sıkıntılı durumun acilen önüne geçilmelidir. Bu
hususlarda yeniden bir düzenleme yapılması gerektiği
kanaatindeyiz. Yapılacak düzenlemeyle konkordato ilanı
şartlarının yeniden gözden geçirilmesi, işletmelerin
muvazaalı ve kötü niyetli konkordato ilanına engel olunması, bu
şekilde konkordato ilan edenlerin hukuki ve cezai yaptırımlara
muhatap olması gerektiğini düşünmekteyiz.
Ülkemize yönelen ekonomik
saldırıların ve manipülasyonların devam ettiği ve
önümüzdeki süreçte devam edeceğinin açıkça görüldüğü bir dönemde
ekonomik ve sosyal düzenimizin sarsılması, millî sermaye birikimimizin
zayıflaması 2023, 2053 ve 2071 hedefleri açısından
sıkıntılı bir durumun ortaya çıkmasına neden
olacaktır. Her ne şart altında olursa olsun Milliyetçi Hareket
Partisi olarak bizler Türk milletinin refahını, sosyal ve ekonomik
yapısını güçlendirmek için gereken her türlü adımı
atmaya, Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bu hedefe
yönelik çalışmalarda sorumluluk almaya devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, ülkemizde
uyuşmazlık çözüm yollarıyla alakalı ara buluculuk kurumunun
ne kadar önemli olduğu bu teklifle karşımıza
çıkmaktadır. Ara buluculuk, kamu düzenini ilgilendirmeyen ve küçük
çaplı olayların adli mercilere yansıtılmadan çözülmesi için
kuşkusuz önemlidir. Ülke olarak ara buluculuk kurumunun tam manasıyla
düzene oturtulup hayata geçirilebilmesi, adliyelere düşen iş ve dosya
sayısının azaltılmasına, kamu düzenini ilgilendiren
davaların daha hızlı çözülmesine imkân sağlamış
olacaktır. Aslında, ara buluculuk kurumu konusunda vatandaşlarımızı
özendirecek politikaların düzenlenmesi ve hayata geçirilmesi, adalet mekanizmamızın
daha hızlı çalışması için öncelikli ve önemli
konulardandır.
İş uyuşmazlıklarında
zorunlu ara buluculuk uygulaması başlamış
bulunmaktadır. İstatistiki verilere bakıldığında,
iş uyuşmazlıklarının yarısından çoğunun
ara buluculuk sürecinde çözüme kavuşturulduğu görülmektedir. Bu
durum, bizim açımızdan memnuniyet vericidir.
Ticari uyuşmazlıklarla ilgili olarak da
zorunlu ara buluculuk uygulamasının bu teklifle birlikte
yürürlüğe girmesi hâlinde, umarız ki ticari uyuşmazlıklarda
da kısa sürede ara buluculuk zemininde çözüm sağlanmış
olur. Bu konuda ticari işletmelerin
farkındalığının artırılması, hukuki hak
ve menfaatleri ile uyuşmazlık hâlinde yaşayacağı
yargı süreçleri konusunda bilgi sahibi olması, ara buluculuk
sürecinin başarı oranını artıracak önemli
hususlardandır.
Değerli arkadaşlar, ülkemizin içinden
geçmiş olduğu bu zor zamanlarda millî bir duruş sergileyebilmek
ve milletin menfaatlerini her şeyden üstün tutmak gerekmektedir.
Yaşamakta olduğumuz zor günlerde, popülist ve gerçekçi olmayan politikalarla
gündemi meşgul etmek yerine Türkiye'nin mücadele ettiği terör
belasına karşı tek yumruk olmak, dünyada savaş
tamtamları çalınırken Türkiye'yi her türlü ihtimale
karşı hazırlıklı ve dirayetli kılmak her
şeyden önemlidir. Bu duruşu sergilerken toplumumuzun
sorunlarını görmezden gelmemek, toplum kesimlerinin şikâyet ve
yakınmalarına karşı kulak tıkamamak da gerekmektedir.
Bu çerçevede, Milliyetçi Hareket Partisi olarak
bizler, Türkiye'nin birliğine, bütünlüğüne halel getirmemek
kaydıyla, vatandaşımızın haklı
yakınmalarının tamamını çözmek için kendimizi görevli
addetmiş bulunmaktayız. Milliyetçi Hareket Partisi bu konuda hesabi
değil, hasbidir. Üzerinde uzlaşma sağlanmadan, sadece ve sadece
Mecliste oylansın da reddedilsin, sosyal medyada köpürtülsün diye siyaset
yapmak Milliyetçi Hareket Partisinin üslubu da meşrebi de değildir.
Milliyetçi Hareket Partisi, her zaman ifade
ettiği gibi, vatandaşımızın
sıkıntılarına samimiyetle çare olmaya çalışmakta,
bu konuda Mecliste uzlaşmanın temin edilmesiyle gerekli
yasaların çıkarılmasına gayret sarf etmektedir. Bu konuda,
daha önceden vermiş olduğumuz EYTyle, emeklilikte yaşa
takılanlarla alakalı kanun tekliflerimiz; ek göstergeden bir
kısım memurların, kamu görevlilerinin faydalanmasına
ilişkin vermiş olduğumuz kanun tekliflerimiz ve buna benzer
bütün yasal çalışmalarımız hâlen devam etmekte, Meclis
gündeminde hâlihazırda mevcut bulunmaktadır. Bu konuda Milliyetçi
Hareket Partisinin vermiş olduğu sözlerden vazgeçtiğini,
Milliyetçi Hareket Partisinin bu konuda bir tavır
değişikliği içerisinde olduğunu ifade etmek tam
manasıyla bühtandır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu
iddiaların tamamını reddediyoruz fakat toplumumuzun da
milletimizin de çok yakinen bildiği gibi, Milliyetçi Hareket Partisi,
burada, bu Meclis çatısı altında, Cumhur İttifakı
ruhuyla, Türkiye'nin önündeki meseleleri, problemleri çözmeye; Türkiye'nin
güvenliğine, memleketimizin millî üniter yapısına yönelik
tehditleri bertaraf etmeye ve aynı zamanda
Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin, ülkemizde
demokrasimizin üçüncü fazı olarak ifade ettiğimiz
Cumhurbaşkanlığı yönetim sisteminin kökleşmesini temin
etmeye çalışmaktadır. Bu noktada Milliyetçi hareket Partisi,
sistemi tıkayan, sistemi bloke eden değil; Milliyetçi Hareket
Partisi, sistemin önünü açan, her zaman olduğu gibi, Türkiyede sistemsel
olarak ortaya çıkabilecek problemleri önceden tespit ve teşhis edip
bunların önüne geçmeye çalışan bir tarzda siyaset
uygulamaktadır. Bizler, yasama organından çıkacak olan
kanunların yürütme organı tarafından da sıhhatli bir
şekilde uygulanacağı zemini temin etmek durumundayız.
Bu noktada, Milliyetçi Hareket Partisi, dün
olduğu gibi bugün de bu hususlarda uzlaşmadan yanadır.
Emeklilikte yaşa takılanların probleminin çözülmesi için, bugün,
Türkiyede, bu manada
Meclis çatısı altında birinci parti
durumunda olan Adalet ve Kalkınma Partisinin de katkısı temin
edilerek onlarla birlikte uzlaşma içerisinde, emeklilikte yaşa
takılan vatandaşlarımızın probleminin çözülmesi
gerektiği kanaatindeyiz. Bunun dışında problem çözmeye
çalışanlar, hariçten gazel okumaktadırlar; gerçeklerle,
gerçeğe uygun bir şekilde konuşmamakta, siyasetlerini
çarpıtmaktadırlar. Milliyetçi Hareket Partisinin duruşunu bu
noktada sorgulamaya çalışmak kimsenin haddi değildir. Milliyetçi
Hareket Partisi de ne gerekçesinde ne kanun hazırlığında
içerisinde bulunmadığı, kanuni ve hukuki zeminde de teknik
olarak da içerisinde birçok problemi ihtiva eden ve yeni birtakım
problemlere yol açacak olan kanuni düzenlemeleri, teklifleri desteklemek mecburiyetinde
değildir. Milliyetçi Hareket Partisinin destekleyeceği kanuni
düzenlemeler, Milliyetçi Hareket Partisinin düzenlemiş olduğu,
Milliyetçi Hareket Partisinin mutfağından çıkacak olan ve demin
ifade ettiğim gibi, Cumhur İttifakı anlayışı
içerisinde, Mecliste çoğunluğu elinde bulunduran yapının
uzlaşmasıyla ortaya çıkacak olan kanuni düzenlemelerdir. Bunun
dışında, Milliyetçi Hareket Partisini başka yapılarla,
başka ortamlarda hizalandırmaya çalışmak ve bu noktada
vatandaşımızda farklı algılar oluşturmaya
çalışmak samimiyetli bir tutum değildir.
Milliyetçi Hareket Partisi verdiği sözlerin
arkasındadır. Bu sözlerin yerine gelmesi için de sonuna kadar
mücadele edecektir. Fakat Milliyetçi Hareket Partisi bu mücadeleyi ederken
diğer bütün anlayışlardan farklı olarak, memleketin
birliğine bütünlüğüne, devletin gücüne, kudretine halel getirmeden,
Türkiye'nin dengelerine zarar vermeden yapar ve birilerinin
yaptığı gibi farklı odaklara imkân tanıyarak,
farklı odakların ekmeğine yağ sürerek bu işi yapmaz;
bunu hissettiği anda her türlü tedbiri alır. Hiçbir şey
Türkiye'nin varlığından, birliğinden ve Türk milletinin
güvenliğinden, geleceğinden, güvenli yarınlarından daha
önemli değildir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu konuda
hassasiyetimiz devam etmektedir. Biz kendi anlayışımız
çerçevesinde siyasetimizi yürütürüz, bu anlayış çerçevesinde
milletimizden destek bekleriz. Allaha hamdolsun ki milletimizin de bu noktada
Milliyetçi Hareket Partisine göstermiş olduğu takdir ve teveccüh her
zaman bizim en büyük gücümüz olmuştur.
Ben bu düşüncelerle sayın heyetinizi
saygıyla selamlar, çalışmalarda başarılar dilerim.
(MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkürler Sayın Bülbül.
Şahıslar adına son söz, Erzurum
Milletvekilimiz Sayın Muhammet Naci Cinisliye aittir. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Cinisli, süreniz beş dakika.
MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla
selamlarım.
Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin
başlığı okunduğunda, belli bir kanunun birkaç maddesinde
değişiklik öngören çerçeve kanunların bulunduğu ifadesi
anlaşılmakta. Hâlbuki teklif, birçok kanunda değişiklik
içeren çerçeve kanunlar içeriyor, hatta 20nci madde veya 23üncü madde gibi
bazı madde teklifleri, kod kanun olarak bile sınıflandırılabilir.
Yasama gücümüzün torba kanun düzenlemeleriyle unutturulmaya
çalışılmasına karşı olduğumu vurgulamak
isterim. Yasama üyeleri olarak bizlerin uzlaşmayla yasama yapma
alışkanlığımız olmalıdır. Bu nedenlerle
kanun teklifinde ara buluculukla ilgili olarak düzenlenen maddelere yer
verilmemesi daha uygun olacaktır. Adalet Komisyonunda veya kurulacak bir
adalet alt komisyonda yapılacak kapsamlı çalışmalar
sonrası ticari uyuşmazlıklarda ara buluculuk düzenlemesinin
Genel Kurulumuzda tartışılmasının daha doğru
olacağı kanaatindeyim. Böylelikle hem kamuoyunun üzerinde
uzlaşma sağlayabileceği bir ara buluculuk kanunu
yapılabilir hem de ticaret mahkemeleri üzerindeki ağır yükü
hafifletecek bir düzenleme yasalaşabilir.
13 Kasım tarihinde Meclis
Başkanlığına havale edilmiş bu kanun teklifinin
görüşmelerine 15 Kasım tarihinde Adalet Komisyonunda
başlanmış ve aynı gün tamamlanmıştır. Bir
gün kadar kısa bir çalışma süresi içerisinde onlarca ilgili kurumun
temsilcileri sizce sağlıklı bir şekilde analizde
bulunmuşlar mıdır? Bu aceleciliğin nedeni nedir? Bu kanun
teklifinin yasalaşmasıyla işleyişleri tamamen
değişecek onlarca kurumun temsilcilerine kapsamlı
çalışmalarda, değerlendirmelerde bulunmaları için neden
makul bir zaman tanınmamıştır? Hangi arada üyeleriyle, tabanlarıyla
görüşüp fikir alışverişlerini yapıp Komisyonda
çalışmalara katılmışlardır?
Sayın milletvekilleri, maalesef
yanlış bir usul izleyerek kıymetli zamanımızı
beyhude harcıyoruz. Yakın gelecekte, yapılan düzenlemenin
yetersiz olduğu fark edilince tekraren bu tartışmalarla gündemi
meşgul etmek emeklerimizi heba etmektir.
Teklif edilen 20'nci maddenin gerekçesinde ticaret
uyuşmazlıklarının zorunlu olarak ara buluculuk
mekanizmasıyla giderilmesi ifade ediliyor, böylelikle kısa süre
içerisinde daha az masrafla taraflar arasında
anlaşmazlıkların giderilmesi amaçlanıyor, eğer
giderilemiyorsa yargı yoluna başvurularak çözülmesi belirtiliyor.
İktidar partisi, maalesef hep kendi kararlarının doğru olduğunu
büyük bir kibirle varsayıyor, müzakeresiz, uzlaşmasız bir
düzenlemeyle ticaret erbabını sürüncemede bırakıyor.
2018 yılı başından itibaren
iş mahkemelerinde başvurulması zorunlu hâle getirilen ara
buluculuk bile fiiliyatta henüz rüştünü ispat edememiştir. Ara
buluculuk başvurularında da mahkemelerde olduğu gibi,
tarafların avukatla temsil edilmesinin zorunluluğu hâlen
tartışılıyor.
İş uyuşmazlıklarında güçlü
işveren, güçsüz çalışan eşitsizliğiyle
sıklıkla karşılaşılıyor. Bu nedenle de ara
buluculuğa karşı olan güven tam manasıyla tesis edilemedi.
Hâl böyleyken ticaret mahkemelerinde de dava açmanın şartı
olarak ara buluculuk başvurusunun zorunlu tutulması, gerekçede ifade
edilenlerin aksine, daha fazla zaman ve para kaybına yol açacaktır.
Ticari anlaşmazlıklarda haklı
tarafın menfaati korunarak daha da mağdur olmaması için etkili
ve yeterli hareket edebilme yeteneğini henüz ara buluculuk kavramıyla
ilişkilendiremedik. Geç gelen adalet, adalet değildir. sözüne
katılmayanınız yoktur sanırım. Ancak dava şartı
olarak ara buluculuğu bu altyapısız haliyle kanunlaştırırsak
adalet daha da geç gelebilir, belki hiç gelmeyebilir algısı
oluştururuz ve haklı ama mağdur bir kitleyi geç gelecek adalete
mahkûm ederiz.
Değerli milletvekilleri, ara buluculuk gibi
pratik bir adalete ulaşım aracını etkili kullanalım.
Adalet Komisyonunda veya arabuluculukla ilgili kurulacak adalet alt
komisyonunda uzlaşmayla bize yakışan bir düzenleme yapalım.
Ticaret davaları öncesinde ara bulucu olarak görev yapacakların hangi
alanlarda ne tür eğitimlerden geçeceğini netleştirelim. Ara
buluculuğa belli bir meblağa kadar başvurulmasını, üst
meblağlar için doğrudan mahkemelere gidilmesini
tartışalım. Avukatların ara buluculuk sürecine de zorunlu
olarak katılmalarını netleştirilelim. Tahkim kurumları
ve tahkim mahkemeleri bağlamında ara buluculuk kurumunu
değerlendirelim. Önceliğimiz, mağdurun adalete
kavuşması olsun; haksızın paraya kavuşması
değil.
Son olarak ifade etmek istediğim birkaç hususu
dikkatlerinize sunmak isterim: Kabul edin veya etmeyin, ülkemizde maalesef bir
ekonomik kriz var. Milletimiz giderek fakirleşiyor, geçim
sıkıntısı yaşıyor, faturalarını
ödeyemiyor. On sene evvel 8 milyon olan icralık dosya sayısı
bugün 20 milyona ulaşmıştır. Memleketim Erzurumda 2 olan
icra dairesi 7ye çıkmıştır. Durum böyleyken on yıl
içinde 2,5 katına çıkan icralık dosya sayısının
nasıl takip edileceğini torba yasayla belirlemek millete hakarettir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlamak için bir dakika süre
veriyorum.
Buyurun.
MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla)
Biz İYİ PARTİ olarak doğruyu, iyiyi söylemekten
bıkmayacağız. Son zamanlarda aşırı artan elektrik
ve doğal gaz fiyatları sekiz ay ağır kış
şartlarının yaşandığı memleketim Erzurum ve
diğer çevre illerinde hayatı yaşanamaz hâle getirdi. Göçün
önlenmesi, yatırımın kolaylaştırılması ve
hayatın yaşanılır hâle gelmesi için doğal gaz ve
elektrik fiyatlarıyla ilgili bölgeyi teşvik manasında
muafiyetler getirilmesini hassasiyetle vurguluyorum. Bu konuyla ilgili bir
kanun teklifimi gündeminize getireceğimizi de belirtmek isterim.
Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, şimdi on beş
dakika süreyle soru-cevap işlemine başlayacağız. Bu sürenin
yarısını sayın milletvekilleri, yarısını
komisyon kullanacaktır.
İlk söz Sayın Gürer
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde)
Teşekkürler Sayın Başkan.
2019 yılı için milyonlarca
çalışanı ilgilendiren asgari ücreti belirleme
çalışmaları başladı. Asgari ücretin yetersizliği
açıktır. Tüm çalışanlar ekonomik krizin etkisi nedeniyle ciddi
mağduriyet yaşamaktadır. Emekçilerin yaşam
koşulları mutlaka enflasyona uygun düzenlenmelidir. Asgari ücret
vergi dışı bırakılmalıdır. Mevcut asgari
ücretin neredeyse üçte 1i elektrik, doğal gaz, su bedeline gitmektedir.
Asgari ücret en az net 2.200 lira olmalıdır, bu dahi kısmî
iyileştirme sağlar. Esas olan, enflasyon karşısında
asgari ücretliyi sürekli koruyacak düzenleme sağlanmasıdır.
Enflasyon rakamlarıyla oynayarak çalışanlara ücretlerinde
gerektiği hak edişi vermeme düşüncesinden iktidar vazgeçmelidir.
Çalışanların mağduriyetini giderecek düzenlemeler
yapılmalıdır.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın Gökçel
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Tarım Bakanına soruyorum: Ülkemizin meyve
üretiminde en büyük sorunlarından bir tanesi Akdeniz meyve sineği
zararlısıdır. Akdeniz meyve sineği son yıllarda ülke
genelinde üretilen bütün meyve çeşitlerine oldukça fazla zarar
vermektedir. Akdeniz meyve sineği yurt dışı pazarlarda ülke
imajını olumsuz etkilediği gibi, ihracatımızı
imkânsız hâle getiren bir zararlıdır. Aynı zamanda,
ülkemizi milyonlarca dolar zarara uğratmakta ve girdi maliyetlerinin de
artmasına neden olmaktadır. Bu zararlıyla mücadele etmek için mücadele
eylem planını ne zaman hayata geçireceksiniz? Çiftçilerin Akdeniz
meyve sineğinden bıkıp, meyve ağaçlarını kesip
tarımdan kopmasını mı bekliyorsunuz?
Saygılar.
BAŞKAN Sayın Bakırlıoğlu
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa)
Teşekkür ederim Başkanım.
Bilindiği üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu
bugün çalışmalarına başladı. En büyük işçi örgütü
olan TÜRK-İŞin araştırmasına göre 2018 Kasım
ayı yoksulluk sınırı 6.328 liradır. Yani asgari ücret
4 kişilik bir ailenin bir haftalık harcamasına ancak
yetmektedir. 4 kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve
yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda
harcaması tutarı yani açlık sınırı ise 1.943
liradır. Hâlâ net 1.603 lira olan asgari ücret maalesef, açlık
sınırının altındadır.
Bugün Asgari Ücret Tespit Komisyonunda milyonlarca
asgari ücretliye tercüman olan Gülden Görmezin ve aynı koşullarda
yaşayan milyonlarca insanın insanca yaşama isteğine
kayıtsız kalamayız. Ekonomik kriz nedeniyle bir yıl
içerisinde yüzde 30 eriyen asgari ücretin en az 2.200 lira olması için
çaba sarf etmeliyiz. Asgari ücretliden vergi alınmamasının
artık bir gereklilik olduğunu söylüyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Sarıaslan
FARUK SARIASLAN (Nevşehir) Sayın
Başkan, halk sağlığını tehdit eden asbestli içme
suyu borularının bazı yerleşim yerlerinde yenilenmediği
ve kullanılmaya devam edildiği görülmektedir. İlimiz
Nevşehir genelinde bu asbestli boruların bulunduğunu biliyoruz.
Bu sorunun acilen çözümlenmesi lazım. Halk
sağlığını tehdit eden ve kansere sebebiyet veren
asbestli boruların acilen yenilenmesi gerekmektedir. Nevşehirin
Kozaklı ilçesi Karasenir köyü sakinlerinden çok sayıda imzalı
dilekçe tarafıma iletilmiştir. Bir, Nevşehir ili genelinde içme
suyu altyapısında asbestli borular bulunan yerleşim yerleri
nerelerdir? İki, asbestli boruların yenilenmesiyle ilgili uygulama
planınız bulunmakta mıdır? Nevşehir ili Kozak ilçesi
Karasenir köyünün otuz beş yıllık bu borularını acilen
değiştirmeyi düşünüyor musunuz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Kaplan
İRFAN KAPLAN (Gaziantep) Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Üç gündür gerek kürsüde gerek bir dakikalık
konuşmalarda 3 Aralık Engelliler Günüyle ilgili konuşmalar
yapıyoruz. AKP olarak engelli vatandaşlarımıza
verdiğiniz muhteşem haklardan bahsediyorsunuz. Samimiyetinizi dört
fotoğrafla belgelemek istiyorum. Birisi bu; burası Gaziantepin
merkezi, Gaziantep Lisesinin önü, orada AK PARTİ Büyükşehir
Belediyesi var. Sadece Gaziantep değil, ülkenin dört bir yanında
aynı görüntüleri görmek mümkün. İşte bu sizin samimiyetiniz,
engellilere verdiğiniz değer ortada.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Arslan
KAZIM ARSLAN (Denizli) Hazine ve Maliye
Bakanına soruyorum: Bir, vatandaşın 2002deki banka borcu 6,6
milyar Türk lirasıyken Aralık 2018 itibarıyla 520 milyar Türk
lirasına çıkmıştır. Bunun sebebi nedir? Bununla ilgili
herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? İki,
vatandaşın takibe alınan tüketici kredisi ve kredi kartı
borcu aralık itibarıyla 19 milyar Türk lirası olmuştur. Bu
yüksek artışın sebebi nedir? Üç, ülkemizde ihracatın
ithalatı karşılama oranı yüzde 58e düşmüştür,
ithalatımız rekor kırmıştır. Bunun sebebi nedir?
Bununla ilgili herhangi bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? Dört,
Türk lirası hızla değer kaybediyor, dolar 5,3 liraya, euro 6
liraya, benzin fiyatı 6,3 liraya, mazot 6 Türk lirasına yükselmiştir.
Bu konuda hangi tür tedbirleri almayı düşünüyorsunuz? Beş,
Cumhurbaşkanı ve Başbakan çiftçilerin kullandığı
mazotun yarısı bizden, yarısı sizden sözünü vermiştir.
Bu sözlerin gereğini ne zaman yerine getireceksiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Subaşı
Yok
herhâlde.
Sayın Gergerlioğlu...
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)
Sayın Adalet Komisyonu üyelerine soruyorum: Adalet
Bakanlığının kendi anteti ve mührüyle İngiltere
Westminster Mahkemesine sunduğu belge konusunda beyan
değiştirerek mesuliyeti Londra Adalet Müşavirine atarak onu
görevden alması ve devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan bu tavrı
konusunda ne diyeceksiniz?
Ayrıca cezaevlerinde sağlık konusunda
çok büyük skandallar yaşanıyor. Adalet Bakanlığına
bağlı ancak 8 doktor var cezaevindeki 260 bin tutuklu ve hükümlüye ve
mahkûm koğuşları konusunda çok büyük eksiklikler olduğundan
dolayı cezaevlerindeki insanların sağlıkla ilgili
sıkıntıları had safhada. Bu konuda Adalet
Bakanlığının veyahut da Adalet Komisyonunun bir
açıklama yapmasını bekliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Özen...
ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) Değerli
Başkan, tutuklu milletvekilimiz Leyla Güvenin otuzuncu gününe yani bir
aya yaklaşan açlık grevini saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanının tarafsız olduğu, yargıya
müdahale etmediği söyleniyor. Oysaki AİHM kararından sonra Bu
kararı tanımıyoruz, bunu bir hamleyle bitireceğiz. dedi.
Burada da bu reddediliyor. Ben Selahattin Eş Başkanımızın
mahkemelerini izleyen biriyim. Orada 36-37 konuşmasından dolayı
yargılanıyor. Bir tanesini taktik olarak ayırdılar. Dört
sene, sekiz ay gün verdiler. Bugün Sırrı Süreyya Önderin
cezasını onayladılar. Öbür tarafta -Meclisteki
konuşmalarından dolayı- Selahattin Başkan
konuşmalarını istiyor heyetten, heyet şunu söylüyor, diyor
ki: Biz o konuşmaları getirip
karşılaştıramadık...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Yavuzyılmaz...
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 31 Ağustos 2018 tarihinde
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiğim
dilekçeyle Zonguldak, Devrek ve Ereğli kara yollarında dere
yatağı uçurumlarına teğet geçen yollardaki bariyer
eksikliğini iletmiş, acilen bu yollara bariyer konulmasını
talep etmiştim. Meclis Genel Kurulunda bu tehlikeye birçok kez dikkat
çekmemize rağmen Karayolları Genel Müdürlüğü ciddiyetsiz
gerekçeler sunarak bariyerleri yerine koymamıştır. Maalesef, dün
Zonguldaktan Ankaraya hastaneye gitmek üzere yola çıkan bir anne ve
oğlu tam da bahsettiğimiz yerde araçlarıyla dereye uçmuş,
anne olay yerinde can vermiş, oğlu ise yaralı olarak hastaneye
kaldırılmıştır. Kaybettiğimiz bu canın
vebali tüm yetkililerin üzerindedir.
Ulaştırma ve Altyapı
Bakanlığına ve Karayolları Genel Müdürlüğüne
sesleniyorum: Bir can daha kaybetmeden koyun artık şu bariyerleri.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür ederim değerli
arkadaşlar.
Değerli Komisyon Başkanım, buyurun.
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Teşekkür ediyorum Sayın
Başkanım.
Soru soran milletvekillerimize de teşekkür
ediyorum. Tabii, sorular, görüşmekte olduğumuz kanun teklifiyle
doğrudan ilgili olan sorular değil, yürütmeyi ilgilendiren sorular,
bakanlıkları ilgilendiren sorular. Asgari ücretle ilgili Sayın
Gürerin, Gökçelin Tarım Bakanımıza sorusu var,
Bakırlıoğlunun yine asgari ücret, Sayın
Sarıaslanın Nevşehirdeki içme suyu boruları, Sayın
Kaplanın engellilerle ilgili, Sayın Arslanın Hazine ve Maliye
Bakanımıza sorusu oldu; Sayın Gergerlioğlunun yine Adalet
Bakanlığını ilgilendiren, hem cezaevindeki şartlar hem
de Londra Adalet Müşavirinin görevden alınmasıyla ilgili sorusu
oldu. Sayın Özen cezaevindeki açlık grevleriyle ilgili, Sayın
Yavuzyılmaz da Zonguldak, Devrek ve Ereğli yollarındaki bariyer
eksiklikleriyle ilgili sorular sordular. Bu sorular tabii ki tutanaklara geçti.
Yalnız, yeni Anayasamız gereği, sayın
bakanlarımıza yazılı soru sorma imkânınız da
mümkün. Dolayısıyla yazılı sorularla da bu soruların
cevaplarını almak mümkün. Ben teşekkür ediyorum.
Yalnız, tabii, görüşmekte olduğumuz
kanun teklifi de gerçekten önemli düzenlemeler içeriyor; icra dairelerinin
iş yükünü rahatlatacak, merkezî takip sisteminin oluşmasıyla
beraber mevcut dosya yükünü aza indirecek ve oradaki işleyişi daha da
hızlandıracak bir sistemi şu anda getirmek için
çalışıyoruz. Özellikle icra dairelerinde dosya
artışından bahsedildi, her konuşmacı hemen hemen
bundan bahsetti. Şu anda yılda ortalama 8 milyon icra dosyası
açılıyor. Bu 8 milyon dosyanın yarıya yakını yani
3,5 milyonu abonelik sözleşmelerinden kaynaklanıyor. Abonelik
sözleşmelerinden kaynaklanan bu dosyalar vesilesiyle orada takip
talebinden ödeme emrine, ödeme emrinin tebliğinden diğer haciz
işlemlerine kadar çok sayıda işlem yapılıyor bu dosyalarla
ilgili. Dolayısıyla diğer bireysel takip yapan
alacaklıların ve avukatların da orada işlerini aksatan bir
durum söz konusu. O nedenle, eğer görüşmekte olduğumuz teklif
yasalaşırsa bu 3,5 milyon dosyanın haciz ve muhafaza
işlemine kadar tüm işlemlerinin elektronik ortamda
yapılabileceği bir sistemi getiriyoruz. Tabii, Türkiyede abone
sayısının artışını göz ardı etmemek
lazım. Hemen hemen internet abonesi yokken, şu son on altı
yılda internet abonelerinin 65 milyona ulaştığını
görüyoruz. Yine, cep telefonu abonesinin nüfusumuza neredeyse eş
değer olduğunu görüyoruz; 81 milyon nüfusumuz var, 79 milyon cep
telefonu abonesi var. Son dört yıl içerisinde elektrik abonesi
sayısının 10 milyon arttığını görüyoruz, 33
milyondan 43 milyona çıkmış. Dolayısıyla doğal
gazın tüm illerde yaygınlaşması vesilesiyle orada da abone
sayısı artışı var. Tüm bu abone
sayısının artışının tabii ki icra
takiplerine yansıması da bu derece fazla oluyor. Merkezî takip
sistemiyle icranın önemli bir yükü de alınmış olacak.
Sadece alacaklıların değil borçluların da lehine olacak çünkü
icra masrafları azalacak, takip harcı daha az olacak.
Dolayısıyla hem alacaklı açısından hem borçlu
açısından olumlu bir düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz.
Diğer alternatif uyuşmazlık çözüm
yöntemlerinin özellikle ara buluculuğun iş davalarında önemli bir
başarı sağladığını, zorunlu ara
buluculuğun iş davalarında olumlu yansımalarını
bu uygulanan süre içerisinde gördük. Özellikle ara bulucu görevlendirilen
iş davası dosya sayısı 323 bin, başarı
şansı anlaşmayla sonuçlanan 203 bin; yani, yüzde 68 bir
başarı söz konusu. Dolayısıyla davanın da
düşmesine neden oluyor bu. Geçen yılın aynı dönemine göre
190 bin iş davası açılmışken dava şartı ara
buluculuk nedeniyle sadece 78 bin iş davası açılmış,
yani burada büyük bir başarı sağlanmış. İhtiyari
ara buluculukta da yüzde 92 bir başarı var. Bu olumlu
yansımanın ticari davalara da teşmilini öngören bir teklifi
görüşüyoruz. Ticari davalarda da, Ticaret Kanunundan kaynaklanan,
Kooperatif Kanunundan kaynaklanan, diğer kanunlarda yer alan ticari
davalarda da dava açmadan önce ara bulucuya gitme zorunluluğu
yargının iş yükünü hafifletecek, tarafların iradelerine
daha uygun bir sistemi getirecek, daha az masrafla, daha hızlı hakka
kavuşmayı sağlayacak önemli bir düzenlemeyi inşallah
gerçekleştireceğiz.
Konkordatoyla ilgili de epey bir eleştiri oldu.
Tabii, Türkiyede şirket sayısı şu anda 930 bin, son sekiz
ayda konkordato talep eden şirket sayısı 1.401; yani 930 bin
şirketten 1.401i konkordato talep etmiş yani binde 1. Yani, burada
çok büyük rakamlardan bahsedildi, resmî rakamlar o şekilde değil.
Tabii, bu 1.401in 11i kabul edilmiş, 11 konkordato talebi kabul
edilmiş, 100ü dava şartı yokluğundan reddedilmiş,
129u sübut bulmadığından reddedilmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Tunç, devam edin siz.
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Verilen karar sayısı da 382. Yapılan
düzenlemeyle, tabii, geçen yıl iflas erteleme sistemini
kaldırdık. Konkordatoda revize yapmıştık.
Konkordatonun bu sekiz aylık revizesi sonucunda gerçekleştirilen bir
uygulama var. Bu uygulamadaki aksaklıkları da gideren önemli bir
düzenlemeyi gerçekleştiriyoruz.
Teşekkür ediyorum Başkanım, sağ
olun.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, bu şekilde,
ikinci bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa
o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı
ayrı oylarınıza sunacağım.
Sayın milletvekilleri, 10uncu madde üzerinde
ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır. İlk okutacağım
iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri okutup birlikte işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 10uncu maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver Erkan
Aydın
İstanbul Karaman Bursa
Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza
sahipleri:
Hüseyin
Örs Ümit
Beyaz Yasin
Öztürk
Trabzon İstanbul Denizli
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Behiç
Çelik
Adana Mersin
BAŞKAN Komisyon aynı mahiyetteki
önergelere katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
önergeler üzerinde söz isteyen, Bursa Milletvekilimiz Sayın Erkan
Aydın.
Buyurun Sayın Aydın. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
16 sıra sayılı Kanun Teklifinin
10uncu maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım.
Şimdi, sıra sayısı 16 olan bu
Kanun Teklifinin ismine bir bakalım: Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi. Yani gene
iktidar partisi ne için kanun teklifi getiriyor? Yandaş şirketler,
sermaye grupları; bu ülkenin zaten refah payının, zaten
gayrisafi millî hasılasının çoğunu alan, sömüren
şirketlerin gene kayrılması yoluyla bir kanun teklifi getiriyor.
İsmi sanki temel kanun gibi ama içerisine baktığımızda
İcra ve İflas Kanunu, Harçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Hukuk
Uyuşmazlıkları Kanunu, Bilirkişilik Kanunu gibi 6-7 tane
kanunu ilgilendiren aslında bir torba kanun. Buraya çıkan hatiplerin
hemen hemen hepsi eleştirdi. Bakın, Roma hukuku milattan önce 98
yılında torba kanunu yasaklamış, iki bin yüz sene önce ama
AKP iktidarı hâlâ torba kanunla ki seçimde ha bire gittiler, Torba yok.
Milletvekilleri daha etkin olacak. Kanun tekliflerini milletvekilleri yapacak.
dediler ama gene başladıkları yerden devam ediyorlar.
Bakalım, kim bu sermaye odakları, bu abone
alacakları var ya? Şimdi, yeni bir kitap çıkarmış bir
akademisyen, bir hoca Kayırma Ekonomisi diye. Bakın, bunu
alın, okuyun. Ne demiş? Esra Çeviker Gürakar, burada güzel bir
araştırma yapmış. Türkiye'nin 2002 yılından beri
1.200 şirket -bu tamamen AKPyle iltisaklı ya eski il
başkanı ya eski belediye başkanı ya ilçe başkanı
ya meclis üyesi ya eski bakan hatta İstanbul Belediye
Başkanlığını Refah Partisinin kazandığı
döneme kadar gidin- bir güzel her türlü kaymağını yemiş,
ihaleleri almış ya da bunların akrabaları buradan rant elde
etmiş, zenginleşmiş ancak bu böyle olurken gene aynı kanun
içerisinde olan -biraz önce Komisyon üyesi söyledi ama- esnaf, şirket
konkordato ilan etmek durumuna gelmiş. Siz de bunu biraz
zorlaştırıyorsunuz, güzel. Bir şirket, bir esnaf, bir
ticarethane neden konkordato ilan etmek istesin ki? Güzel güzel ticaretini
yapar, işine bakar, çalışır, evine ekmeğini götürür.
Demek ki durum sizin anlattığınız gibi böyle güllük
gülistanlık değil, ekonomide sıkıntı var, insanlar
evine iş, aş, ekmek götüremiyor; o yüzden de konkordatoya
başvuran sayısı ki sayın Komisyon üyesi bayağı
azalttı ama maalesef öyle değil. Ona bağlı olarak
enflasyon.
Bakın, 2011den beri iç savaş olan, 4
milyon insanın göç ettiği, 1 milyona yakın insanın
öldüğü, El-Ceziresinden, El-Nusrasından, IŞİDinden
onlarca terör örgütünün olduğu Suriye, enflasyonda bizden sadece
yarım puan üstte. Gerçek enflasyonu koysak aslında biz Suriyeden çok
daha gerideyiz, 9uncu sıradayız. Yani yapacaksanız -orada 3,5
milyon dosya için İcra İflas Kanunundaki işi
kolaylaştıracağınıza- insanların icralık
olmasını engelleyin, insanların konkordato ilan etmesini
engelleyin, refah seviyesini yükseltin, iş, aş, ekonomi getirin,
enflasyonu, işsizliği düşürün. Siz ne yapıyorsunuz? Ben
burada -dördüncü bütçe görüşmeleri- milletvekili olarak görev
yapıyorum. Bakın, arkadaşlar, geldiğimizden beri hep
dışarıdan para getir, vergi ödeme, kaynağını
sormama kanunu; Varlık Fonu kurulup, Türkiyenin bütün
varlıklarını bir yere koyup, onu ipotek ettirip
dışarıdan kredi getirme kanunu; suyu satma, ormanı satıp
para getirme kanunu, imar kanunu; para gelsin sıkıntıyı
giderelim ve en son getirdiğiniz bu kanun da buna benzer bir kanun.
Bakın, bunlarla bu ekonomik
sıkıntılar çözülmüyor, dışarılar kaynıyor;
esnaf, üretici, sanayici kan ağlıyor. Bursada, benim memleketimde
şu anda gizli iflasta olan ama banka kredisi kesilmesin diye
açıklayamayan onlarca şirket var. Siz ne yapıyorsunuz? İcra
iflas internet ortamında kolay olsun diye, 3,5 milyon dosya yükü
kalksın diye güya sorunu çözmek yerine vatandaşın
sırtına binmeyi daha kolay hâle getiriyorsunuz. Niçin
yapıyorsunuz? Biraz önce söylediğimiz 1.200e yakın
şirketin alacakları, bunların takipte olan işleri
kolaylaşsın diye.
Yine hemen sürem biterken
Dün yine komisyon
kurarak, komite kurarak, kanun çıkararak ekonomiyi düzelteceğinizi
sanıyorsunuz. FİKO diye bir tane Finansal İstikrar Kalkınma
Komisyonu diye bir şey kurdunuz. Arkadaşlar, daha Plan ve Bütçede
komisyon görüşülürken ekonomiden sorumlu, hazineden sorumlu, maliyeden
sorumlu damat tweett atmış FİKO komitesinin ikinci
toplantısını yapıyoruz. diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MEHMET MUŞ (İstanbul) FİKO
değil onun ismi.
BAŞKAN Bir dakikada toparlayın
Sayın Aydın.
ERKAN AYDIN (Devamla) - Arkadaş, daha
komisyonda görüşülmesi bitmemiş siz ikinci komisyon
toplantısını yapıyorsunuz. Yani, aslında Meclis,
komisyon hepsi hikâye, zaten atı alan Üsküdarı geçiyor, biz
işimize bakıyoruz diyorsunuz ama ben size şunu söyleyeyim:
Bunları ne kadar yaparsanız yapın, hani çoğu yerde
kullanıyorsunuz ya Bu işler nasıl düzene çıkacak?
bakın, sizin de daha iyi anlayacağınız dilde, Kuranda da
yazıyor: Kardeşim, bir, adaleti tesis edeceksin. İki, ehil olana
işi vereceksin. Yani damada her şeyi verirsen, o görevi verdiğin
gün dolar 3 liradan 6 liraya, euro 4 liradan 8 liraya çıkıyor, tepki
veriyor, bu adam ehil değil diyor. Üç, meşveret diyor.
İstişare edeceksin, danışacaksın. Biz burada ne kadar
çok Bu yanlış. dedikçe Siz anlamazsınız. sonra
Aldatıldık. Allah affetsin, millet affetsin. Hep biz haklı
çıkıyoruz. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, siz
kandırılmaktan yorulmadınız. En son, maslahat. Yani ne
yapacaksınız kardeşim? Doğru kişilerle iş
yapacaksınız ve emanet edeceksiniz. Bunları yapmazsanız ne
olur? İstediğiniz kadar kanun çıkarın, ekonomi düze
çıkmaz diyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Aydın.
MEHMET MUŞ (İstanbul) Sayın
Başkan, bir söz talebim vardı.
BAŞKAN Buyurun Sayın Muş.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
47.-
İstanbul Milletvekili Mehmet Muşun, Bursa Milletvekili Erkan
Aydının 16 sıra sayılı Kanun Teklifinin 10uncu
maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MEHMET MUŞ (İstanbul) Sayın
Başkan, az önce sayın hatip yapmış olduğu
konuşmada Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesiyle ilgili
birkaç beyanda bulundu. Bununla alakalı bir açıklama yapma
gereği hissediyorum.
Bunun kısa ismi FİKO değil
FİKKOdur. Hâlihazırda, 4059 sayılı Kanunun ek 4üncü
maddesi, Finansal İstikrar Komitesini düzenleyen madde olarak
yürürlüktedir. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle ilgili
maddenin Finansal İstikrar Komitesi, Hazine
Müsteşarlığının bağlı olduğu
Bakanın başkanlığında, Hazine Müsteşarı ile
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurulu, Sermaye Piyasası Kurumu ve Tasarruf Mevduatı
Sigorta Fonu başkanlarından oluşur. Bakanın
bulunmadığı toplantılara Bakan tarafından belirlenen -Hazine
Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
(11/18)- Komite üyesi başkanlık eder. Komitenin
görüşüleceği konuların mahiyet ve özelliğinin
gerektirdiği durumlarda Komiteye Bakan tarafından diğer bakanlar
ve kamu görevlileri de çağrılabilir. bölümleri kaldırılmıştır.
Ayrıca, 2/8/2018 tarih ve (2018/3) sayılı Cumhurbaşkanlığı
Genelgesiyle Hazine ve Maliye Bakanlığına tevdi edilmiş
bahse konu kanun maddesinin politika önerisi geliştirmeye yönelik hükmü,
ilgili bakanlık ile Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları
Kurulu tarafından birlikte icra edilmesi öngörülmüştür. Şu anda
yapılan kanun teklifiyle -şu an görüşülmekte olan- finansal
istikrar ile güvenliğin korunması ve finansal sistem
aracılığıyla sürdürülebilir bir büyümenin tesis edilmesi
adına ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu
sağlayacak şekilde Finansal İstikrar Komitesi yerine, Finansal
İstikrar ve Kalkınma Komitesi kurulmakta ve görevleri
tanımlanmaktadır. Dolayısıyla yapılan toplantı
mevcut cari hukukta vardır. Şu an teklifte bulunulan kanun maddesiyle
hem alanı geliştirilmekte hem de görev tanımlarında
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MEHMET MUŞ (İstanbul) Hâlihazırda
4059 sayılı Kanunun ek 4üncü maddesi yürürlükte bulunmaktadır.
Şu an teklifte Komisyonda görüşülen ilgili maddeyle Finansal
İstikrar Komitesi, Finansal İstikrar ve Kalkınma Komitesi olarak
değiştiriliyor ve görev alanlarıyla alakalı bazı
değişiklikler yapılıyor. Dolayısıyla yapılan
toplantı, bu az önce ifade ettiğim kanuna dayalı bir
şekilde yapılmıştır.
Teşekkür ederim.
Bu bilgilendirmeyi Genel Kurula yapma ihtiyacı
hissettim.
BAŞKAN Teşekkür ederim, sağ olun.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN Diğer önerge üzerinde söz isteyen
Denizli Milletvekilimiz Sayın Yasin Öztürk. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Öztürk.
Bir saniye Sayın Öztürk.
Değerli arkadaşlar, uğultuyu kesme
ricamı tekrar yineliyorum. Lütfen, bir sayın hatip konuşacak,
sessiz olalım değerli arkadaşlar.
YASİN ÖZTÜRK (Denizli) Sayın
Başkan, kıymetli milletvekilleri; Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 10uncu
maddesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış
bulunmaktayım.
Kanun teklifi, abonelik sözleşmeleri ile
tüketiciye sunulan mal ya da hizmetten kaynaklı ve avukatla takip edilen
para alacaklarına ilişkin icra takiplerini kapsıyor. Abonelik
sözleşmesi, tüketicinin belirli bir mal ya da hizmeti sürekli veya düzenli
aralıklarla edinmesini sağlayan sözleşmelerdir. Elektrik, su,
doğal gaz, telefon, internet gibi abonelik sözleşmelerinden
kaynaklanan alacaklara yönelik bir nevi sanal icra dairesi olarak
nitelendirilebilecek merkezî bir takip sistemi geliyor. Teklife göre takip
işlemleri UYAP bünyesinde kurulacak merkezî takip sistemiyle elektronik
ortamda yapılabilir hâle gelecek. Yani bir nevi sanal icra dairesi.
Kanun teklifi 27 maddeden oluşmaktadır.
Yasa teklifi, çoğulcu demokrasi anlayışına aykırı
olarak torba yasa teklifi biçimiyle AK PARTİ iktidarının her
zaman yaptığı gibi yangından mal kaçırma
tekniğiyle sunduğu bir yasa teklifi olarak karşımıza
çıkmaktadır.
Her ne kadar kanun teklifinin spesifik bir adı
bulunsa da tombala torbasında neler var? İçeriğinde Arabuluculuk
Kanunu, İcra İflas Kanununun iflas-konkordato hükümleri, Türk Ticaret
Kanunu ve Harçlar Kanunu gibi temel kanunlarda nitelikli
değişiklikler yapan hükümler bulunmaktadır. Birbiriyle
alakası olmayan kanun hükümlerini bir torbaya atıyorsunuz, sonra arka
mutfakta artık tombaladan hangi hüküm çıkarsa yapıyorsunuz bir
çorba; torba kanun oluyor çorba kanun. Bu çorbanın da tadına, tuzuna
bakmadan millete zorla içiriyorsunuz.
Mevcut düzenlemelerde abonelik sözleşmesinden
kaynaklanan para alacakları için UYAP üzerinden takip açma
olanağı zaten vardır. Hatta bu sözleşmelerin takibini
yürüten hukuk büroları zaten takiplerini UYAP sistemi üzerinden icra
dairesine gitmeden başlatmaktadır.
Aslında amaçlanan da abonelik
sözleşmelerinden kaynaklanan icra takiplerini düzenlemek değil,
konkordato ön projelerini yapacak yandaş firmalara ve yandaş ara
buluculuk firmalarına rant sağlamaktır. Teklif, imar, enerji,
ithalat, tarım ve hayvancılık rantlarını tüketen
iktidar yandaşı firmaların hukuk alanında yeni rant elde
etmek için iktidara verdikleri son sipariş olarak göze çarpmaktadır.
Genel gerekçede icra dairelerinin yükünü hafifletmek
olduğu belirtilmiş. Borca esas belgeyi İcra İflas
Kanununun 58nci maddesi (7)nci fıkrasına göre icra dairesine
vermesi zaten mecburidir. Dolayısıyla yeni merkezî takip sisteminde,
oluşturulan alacak kaydına borca esas belgenin ekte olması
gerekmektedir. Ayrıca, borca itirazlar yeni merkezî takip sisteminden
değil, yine icra dairesinden yapılacaktır.
Yaklaşık 20 milyon takip dosyası
bulunan icra dairelerinin problemi, abonelik sözleşmelerinden
kaynaklı para alacaklarına ilişkin ödeme emirlerini
hazırlamak değildir. İcra dairelerinin iş yükünü,
takiplerin kesinleşmesi sonrası yapılan yazışmalar,
haciz işlemleri ve bunlara bağlı satış işlemleri
oluşturmaktadır. Dolayısıyla kanun teklifinin gerekçesi,
somut verilerin toplumu yanıltmak suretiyle kullanılması olarak
göze çarpmaktadır.
Tüm bunların ışığında,
kanun teklifinin asıl amacının abonelik sözleşmelerinden
kaynaklanan para alacaklarının tahsili olmadığı,
teklif içerisinde gizlenen, önceki dönemlerde olduğu gibi,
sayısı ve yapıları belli olmayan, yandaş
bağımsız denetim firmalarına rant kapısı
açmaktır. Türkiyede buna benzer rant sağlamaları bu iktidar
döneminde defalarca görüldü. Örneğin, ipotek alımlarının
gayrimenkul firması aracılığıyla yapılmasına
dair yayınlanan genelge ile Ziraat Bankasının ipotek alım
işlemlerinin eski İçişleri Bakanının oğluna ait
firmaya verilmesi gibi.
Konkordato düzenlemesi geçtiğimiz altı ay
zarfında fütursuzca kullanılmış ve kanun hükmünde
kararnameyle getirilen iflas erteleme düzenlemesinin reel sektörde
açtığı yaraları derinleştirmiştir. Her ne kadar
konkordatoyla finans kuruluşlarına karşı faiz indirimi ve
borç yapılandırılması görüşmelerine olanak tanınsa
da konkordato, büyük firmaların küçük ve orta ölçekteki tedarikçilerinin
alacaklarını tahsil edememesine ve dolayısıyla geçim
zorluğundaki bu firmaların batmasına sebep olmaktadır.
Konkordato ilan eden firmanın çeklerine ciranta yapmış firmalar
sıkıntı çekmektedir. Alacaklarını tahsil edemedikleri
gibi, kendilerine ait olmayan borcu ödemek durumundadırlar. En
azından bu firmaların vergi borçlarına konkordato ilan eden
firmadan alacağını tahsil edinceye kadar devletimiz süre
tanımalıdır. Taşeron firmaların ve esnafın, küçük
ve orta ölçekli firmaların zor duruma düşmesi sosyal dinamiklerin
temelinden sarsılmasına sebep olacaktır. Şimdiden
uyarıyorum, domino etkisi yaratabilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Öztürk, bir dakika ilave
edelim.
YASİN ÖZTÜRK (Devamla) - Yetkilendirilmiş
bu bağımsız denetim firmaları kimlerin
firmalarıdır? Bu yetkiye sahip olmak için kriterler nelerdir? Bu
niteliklere sahip kaç firma bulunmaktadır? Konkordato komiserliği
için bugüne kadar neden hâlâ bir havuz oluşturulmamıştır?
Nitekim, bilirkişi kanunu için dahi UYAP üzerinde bir bilirkişi
havuzu bulunurken konkordato komiserliği atamaları neden hâkimlerin
takdir ve isteklerine bırakılmaktadır?
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Öztürk.
Değerli milletvekilleri, aynı mahiyetteki
önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin çerçeve 10uncu maddesiyle 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 8/A maddesine eklenmesi öngörülen fıkranın
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Mehmet
Muş Mehmet
Doğan Kubat Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul İstanbul İzmir
Hasan
Çilez İsmail
Emrah Karayel İsmail
Tamer
Amasya Kayseri Kayseri
Ahmet
Tan Mücahit
Durmuşoğlu Ali
Özkaya
Kütahya Osmaniye Afyonkarahisar
"Alacaklı, Ulusal Yargı Ağı
Bilişim Sistemi üzerinden bu sisteme entegre bilişim sistemleri
vasıtasıyla dosya safahat bilgileri ile borçlunun mal, hak veya
alacağını elli kuruş karşılığında
sorgulayabilir veya sorgulanmasını talep edebilir. Bu miktar her
yıl, bir önceki yıla ilişkin olarak 4/1/1961 tarihli ve 213
sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri
uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında
artırılır. Adalet Bakanlığı yeniden
değerleme oranında artırılan ücreti beş katına kadar
artırmaya ve azaltmaya ayrıca gün ve dosya esaslı olmak üzere
belirli sayıdaki sorgulamayı ücretten istisna tutmaya yetkilidir.
Genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinden bu ücret
alınmayacağı gibi alacaklının bir gün içinde aynı
dosya üzerinden beş kez yapacağı sorgudan da ücret alınmaz.
Bu kapsamda alınacak ücret Adalet Bakanlığının
belirleyeceği usule göre tahsil edilir ve takip gideri olarak borçluya
yüklenemez.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, alacaklının bir gün içinde
aynı dosyada ücretsiz sorgu sayısı 1den 5e
çıkarılmakta ve dosya safahat bilgilerinin sorgulanması da madde
kapsamına alınmaktadır. Ayrıca, alınacak ücretin
Adalet Bakanlığının belirleyeceği usule göre tahsil
edilmesi ve takip gideri olarak borçluya yükletilememesi öngörülmektedir.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum
değerli arkadaşlarım: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge
kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 10uncu
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
10uncu madde kabul edilmiştir.
11inci madde üzerinde aynı mahiyette iki
önerge bulunmaktadır, aynı mahiyetteki bu önergeleri birlikte okutup
işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 11inci
maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederim.
Yavuz
Ağıralioğlu İsmail
Koncuk Hüseyin
Örs
İstanbul Adana Trabzon
Ahmet
Çelik Feridun
Bahşi Mehmet
Metanet Çulhaoğlu
İstanbul Antalya Adana
Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza
sahipleri:
Alpay
Antmen Süleyman Bülbül Turan Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver Özkan
Yalım
İstanbul Karaman Uşak
BAŞKAN Komisyon önergelere
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önergeler üzerinde söz isteyen Antalya
Milletvekilimiz Sayın Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Bahşi.
FERİDUN BAHŞİ (Antalya) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 11inci maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Benim de bir hukukçu olmam nedeniyle ülkemizde
hukukun durumunu biraz konuşmak istiyorum sizinle. Hukuk devleti demek,
faaliyetlerinde hukuk kurallarına bağlı olan,
vatandaşlarına hukuk güvenliği sağlayan, yönetimde
keyfîliğin egemen olmamasını sağlayan ve kendisini hukukla
sınırlayan devlet demektir. Bir hukuk devletinde hukuka uymak sadece
vatandaşlar için değil, devlet için de zorunluluktur. Türkiyede
demokrasinin ve hukuk devletinin karşısındaki en büyük
tehditlerden biri millî irade adına hareket etme iddiasıyla siyaseti
ve devleti tekeline alan AK PARTİdir ve iktidarı tekelleştirerek
denge ve denetleme düzenini yok etmiştir. Bu iktidar yasallık
adı altında hukuksuzluğu, kalkınma adı altında
rant paylaşımını topluma dayatan bir düzen
oluşturmuştur, hukuk sadece kendi taraftarları için
gözetilmiştir; evrensel kıstasların geçerliliği muhalif
düşüncede olan insanlar için yok edilmiştir. İktidarın
bakanları, milletvekilleri, bürokratları, iş adamları
işledikleri suçlar veya hukuka uygun olmayan işlemlerden ötürü
cezalandırılmayacak şekilde koruma altına
alınmış ve yandaşlık, bir suç işleme ehliyeti
hâline dönüştürülmüştür. Bu iktidar yandaşlığı
bir imtiyaz zümresi, muhalefet edenleri ise zanlı hâline getirmiştir.
Bu uygulamalar sonunda Hukukun Üstünlüğü Endeksinde Türkiye 113 ülke
arasında 101inci sıraya gerilemiştir.
Değerli milletvekilleri, adaletten bahsediyoruz.
Adalete çeşitli anlamlar yükleyebilirsiniz, vicdanınızın el
verdiği ölçüde adaleti çeşitli şekillerde tarif edebilirsiniz
ama bilinmelidir ki adalet söz konusu ise orada zulüm yoktur ama mutlaka hak
sahibine hakkını teslim etmek vardır.
Adaleti hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin
temeli olarak görüyoruz. Bu nedenle, yargı insanların tereddütsüz
güvenebileceği adalet duygusunun, zihinlerde ve kalplerde yer ettiği
bir yapıda olmalıdır. İnsanlarımızın
adaletli ve hakkaniyetli bir sosyal düzen içerisinde yaşaması için
hukukun üstünlüğü prensibi hâkim kılınmalıdır.
Kısaca, adalet, mülkün yani devletin ve toplumsal düzenin temeli
olmalıdır. Bu denli önemli olan adaletin tesisi, her şeyden önce
hâkimlerin ve savcıların liyakatli, hakkaniyetli, adil ve
tarafsız olmasına bağlıdır. Peki, bugün için
Türkiyede bu durum var mıdır? Tabii ki yoktur. Zira, adaletin üçlü
sacayağından ikisini oluşturan hâkim ve savcıların
hukuk fakültesi eğitimlerinden başlayarak meslek sınavları,
adaylık dönemindeki eğitimleri, mesleğe başladıktan
sonraki maddi ve manevi imkânları, tayin ve terfileri ve nihayet
emekliliklerine kadar olan tüm aşamalar ne yazık ki yapısal
olarak pek çok sorun ve sıkıntıyı içerisinde barındırmaktadır.
Değerli milletvekilleri, Meclis
açıldığı ilk günden bu yana insanlarımızın
sorunlarını gerek kanun teklifleri gerek araştırma
önergeleri gerekse soru önergeleriyle tek tek bu kürsüden dile getirmeye
çalışıyoruz. Bilindiği gibi önceki gün EYTyi yine yeniden
dile getirdik. Muğla Milletvekilimiz Sayın Metin Ergunun teklifi
Genel Kurulda reddedildi. Ret oyu veren partilerin bir kısmı dediler
ki: Bu önerge, bu yasa teklifi alelacele hazırlanmış, kabul
edildiği takdirde bir sürü sıkıntı yaşanacaktır.
Biz de diyoruz ki: Siz bir önerge getirin EYT konusunda, biz size destek
olalım. İYİ PARTİ hiçbir zaman EYT konusunda köstek
olmayacaktır. EYT, İYİ PARTİye takılmayacaktır.
Getirin önergenizi, getirin teklifinizi biz sizin teklifinizi kabul edelim
Bunun dışında tek tip askerlik ve
bedelli askerlik konusunda yasa teklifi verdik, henüz Komisyonda bekletilmekte,
Genel Kurula getirilmemektedir. Tek tip askerlik milyonlarca Türk gencinin
beklediği bir yasa teklifidir. Bunun bir an önce yasalaşması ve
bu konudaki beklentilerin giderilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Bir dakika ilave ediyorum.
FERİDUN BAHŞİ (Devamla)
Teşekkür ederim efendim.
Aynı şekilde, bedelli askerlik yirmi bir
günlük eğitime bağlanmıştır ve 700 bin civarında
genç 15 bin lira bedel yatırarak yirmi bir gün temel eğitim almak
üzere sıraya konulmuştur. Yapılan planlamada 2020
yılının sonuna kadar bu çocuklar sıra beklemektedir.
Bedelli askerliğe müracaatlarının sebebi bir an önce
askerliklerini ifa edip hayatlarını kurmaktır. Birçok yerden
binlerce telefon ve mesaj almaktayım. Bu gençlerin sorunlarını
gelin bir an önce -bu kürsülerde dile getirmekten ben de bıktım-
Genel Kurulda çözelim, bu çocukları rahatlatalım.
Yine 3600 ek gösterge, intibak, kadro
sorunları, uzun dönem askerlik yapanların askerlik sürelerinin
sigortalı sayılması, sigortalılık öncesi doğum ve
hamilelik sürelerinin sigortalı sayılmasına dair kanunları
bir an önce çıkaralım.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum Sayın
Bahşi.
Aynı mahiyetteki diğer önerge üzerinde
Uşak Milletvekilimiz Sayın Özkan Yalım... (CHP
sıralarından alkışlar)
Sayın Yalım, süreniz beş dakika.
ÖZKAN YALIM (Uşak) Teşekkür ederim.
Değerli Başkan, Sayın Divan, çok
değerli çalışma arkadaşlarım; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
16 sıra sayılı Abonelik
Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin
Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifiyle
ilgili konuşacağım. Tekrar tüm vatandaşlarımızı
selamlıyorum.
Birçok arkadaşımızın
konuştuğu gibi, bir kelime telaffuz ediliyor; nedir bu? Konkordato.
Değerli arkadaşlar, belki sizler biliyorsunuz ama çok sayıda
vatandaşımız yaklaşık sekiz aydır, bir
yıldır bu kelimeyi duyar oldu, -konkordato- özellikle son üç ayda.
Peki, kim getirdi bunu? Maalesef, mevcut AKP Hükûmeti. Daha önceleri böyle bir
şey var mıydı, bir yıl önce var mıydı? Yoktu.
İlk önce konkordatonun ne olduğunu ben
sizlere bir açıklayayım, bizi izleyen
vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum: Borçlunun ticari
durumunun sarsılmış olmasıyla, alacaklıların
alacaklarını bir plana göre almaları konusunda kendi
aralarında vardıkları ve mahkemece onaylanan
anlaşmadır. Diğer, bir de tarihî bir terim var, aynı
şekilde; galiba, büyük bir ihtimalle İtalyadan gelmiş bir
terim: Papalık makamı ile başka hükûmetler arasında
yapılan anlaşmaya da konkordato deniliyor.
Peki, biraz önce Komisyon Başkanı dedi ki:
Türkiyede 930 bin firma var, sadece ve sadece 1.401 tanesi konkordato ilan
etti. Ben de diyorum ki: Neden konkordato ilan ettiler? Siz yani AK PARTİ
Hükûmeti, bu sekiz aydan daha önceleri bilinmeyen, bir yıl öncesi
bilinmeyen bu konkordatoya neden ihtiyaç duyuldu? Ben açıklayayım
neden ihtiyaç duyuldu. Çünkü artık son birkaç yıldır ekonomiyi
yönetemez hâle geldiniz, milleti canından bezdirdiniz, 1.604 TL asgari
ücretle yaşayamaz hâle geldiler.
Bunun yanında, bakın değerli
arkadaşlarımız, fabrikatörleri batırdınız,
esnafı batırdınız, çiftçiyi batırdınız,
işçiyi batırdınız, özellikle inşaat sektörünü
batırdınız. Bu son dokuz ayda 1.401 tane konkordato ilan eden
firmanın birçoğu biliyorsunuz inşaat sektöründen olan
firmadır. Bunun yanında, kamyoncuyu batırdınız.
Değerli arkadaşlar, sayın grup
başkan vekilleri, AK PARTİ grup başkan vekilleri, Doğan
Bey, bakın, ulaştırma sektöründen birçok firma var Türkiyede ulusal
anlamda taşımacılık yapan yani otobüs
firmalarımız elli yıllık, yetmiş yıllık.
Konkordato ilan edildi, biliyor musunuz bunu?
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Senin
işler nasıl, senin işler nasıl?
ÖZKAN YALIM (Devamla) - Otobüs firmaları
konkordato ilan etti. Yani neden? Koymuş olduğunuz yüksek motorlu
taşıtlar vergisinden dolayı, koymuş olduğunuz,
yandaşlara peşkeş çektirdiğiniz köprüler yüzünden, otoban
ücretleri yüzünden ve de tüneller yüzünden. İşte, bu sebepten birçok
firma maalesef konkordato ilan etti. Sizlersiniz bunun sorumlusu, bizler
değil, sizlersiniz; bunun da özellikle altını çiziyorum.
Diğer bir taraftan, kanunla alakalı,
biliyorsunuz, özellikle aboneliklerden dolayı faturaların
tahsilatıyla alakalı... Değerli arkadaşlar,
faturaların daha kolay tahsilatını istiyorsunuz veya bu firmalar
adına yeni kanun çıkarıyorsunuz ama ben de şunu özellikle
paylaşmak istiyorum: Özellikle Uşakta veya 81 ilimizde,
ilçelerimizde, bağlı olan köylerimizde, birçok köyde yeterli derecede
verici bile yok, antenler yeterli sinyal vermiyor. Özellikle son altı yedi
aydır sinyallerdeki düşüşlerden dolayı birçok kişi
kendi evinde bile cep telefonunun artık yeterince sinyal
almadığından şikâyetçi.
Bakın, ben size çok kısa bir örnek de
vereceğim. Kendi ilim olan Uşaktan Sivas ilçemizin Kökez köyüne
buyurun gidin, yeterli anten var mı yok mu, cep telefonları
çalışıyor mu çalışmıyor mu? Aynı
şekilde Uşak ili Banaz ilçemizde Paşacık köyü.
Değerli milletvekili
arkadaşlarımız, gelin, Paşacık köyünde bu
yüzyılda, 2018 yılında, 2019 yılına girerken cep
telefonu çekmiyor. Benim size tavsiyem, siz alacakları tahsil etme
yolundan öte, siz vatandaşımızın daha iyi
yaşaması anlamında gerekli olan antenleri kurdurun diyorum.
Bunun yanında çok firma sahibi arkadaşımızın da zorluk
çektiğinden dolayı
Siz ölen, ölmekte olan, can çekişen
firmalara can suyu değil, bir an önce ölmeleri yönünde kanun
çıkarıyorsunuz.
Ben daha fazla bu konuyla
vatandaşlarımızın üzülmesini istemiyorum. Bir an önce
ekonominin düzelmesi adı altında gereken adımların
atılmasını sizlerden talep ediyorum.
Saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Genel Kurulu
selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN- Teşekkür ederim.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Sayın
Başkan
BAŞKAN Sayın Altay
ENGİN ALTAY (İstanbul) Aynı
mahiyetteki önergelerin oylanmasından önce karar yeter sayısı
talep ediyorum.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Değerli milletvekilleri, karar yeter
sayısı yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 18.49
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.05
BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK
KÂTİP
ÜYELER: Burcu KÖKSAL (Afyonkarahisar), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
11inci madde üzerinde aynı mahiyetteki
önergelerin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi önergeleri oylarınıza
sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeleri kabul edenler
Etmeyenler
Karar yeter
sayısı vardır, önergeler reddedilmiştir.
16 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
11inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
11inci madde kabul edilmiştir.
12nci madde üzerinde iki önerge vardır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 12'nci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin
Aydın
İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul
Karaman
BAŞKAN Değerli milletvekilleri
(Uğultular)
Sayın Muş, özellikle arka taraftaki
arkadaşlarımızı uyarmakta yarar var. Orada bir
kalabalık yoğun bir şekilde toplantı yapıyor.
Değerli arkadaşlarım, Genel Kurulu
izleyelim.
Değerli arkadaşlarım, lütfen Genel
Kurulu izler miyiz? Konuşmaları dışarıda
yapmanızda yarar var. Derin bir uğultu var, gerek yok buna.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) Sayın Başkan, bir
yarım saat daha ara verin.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, Meclisin
bir sakinlik içerisinde, bir mehabet içerisinde işlemlerini yürütmek benim
görevim. Lütfen, arkadaşlarımız gerekli olan bu sessizliğe
de bir riayet göstersinler.
Az önce okuttuğum önergeye Komisyon
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kanun teklifi Anayasaya aykırıdır.
Belirli kurumlara ayrıcalık sağlayacaktır. Bu maddenin de
teklif metninden çıkartılması gereklidir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 12nci maddesinde yer alan cevaplar ibaresinin yanıtlar
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Halil
Öztürk Mustafa Hidayet
Vahapoğlu Ayşe
Sibel Ersoy
Kırıkkale Bursa Adana
Ali Muhittin
Taşdoğan Hayati
Arkaz Sefer
Aycan
Gaziantep İstanbul Kahramanmaraş
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Gaziantep
Milletvekilimiz Ali Muhittin Taşdoğan.
Buyurun Sayın Taşdoğan. (MHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN
(Gaziantep) Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; doksan yedi
yıl önce bugün önce İngilizler Kilise girdi, arkasından, on bir
gün sonra Gaziantepe girdiler. İngilizlerden sonra Fransızlar işgal
etti, onların işgali de yirmi ay sürdü. Yarın 7 Aralık,
Kilisin düşman işgalinden kurtuluşunun 97nci yıl dönümü.
Yüce Meclisten Kilisli hemşehrilerimize kurtuluş yıl dönümü
kutlu olsun dileklerimizi iletiyoruz.
Sayın milletvekilleri, İcra ve İflas
Kanununun 286ncı ve 287nci maddelerinde yapılan değişiklikler
üzerindeki görüşlerimizi bildirmek istiyoruz.
İflasın ertelenmesi kurumunun
kaldırılmasıyla birlikte ekonomik darboğaza düşen
şirketlerin içinde bulundukları darboğazdan çıkabilmelerine
ve borçlarını yeniden yapılandırabilmelerine imkân veren
müessese konkordato olarak adlandırılmaktadır. 7101
sayılı Kanunla İcra ve İflas Kanununda yapılan
değişikliklerin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık
sekiz ay içerisinde ülkemiz genelinde 1.028 konkordato başvurusu
yapılmıştır. Bu başvurulardan 14 tanesi de seçim
bölgem Gazianteptedir. Uygulamada İcra ve İflas Kanununun
286ncı maddesinde sayılan belgelerin mahkemeye sunulmasıyla
birlikte mahkemelerimiz hiçbir araştırma yapmaksızın
borçluya üç aylık bir geçici konkordato mühleti vermektedirler. Bu belgeler
içerisinde en önemli olan, borçlunun bağımsız denetim
kuruluşlarından aldığı finansal analiz
raporlarıdır. Bu raporların borçlu tarafından herhangi bir
bağımsız denetim kuruluşundan alınıp mahkemeye
sunulması ve mahkemelerin başkaca bir inceleme yapmadan geçici mühlet
kararı vermesi konkordato kurumuna olan güveni ve inancı sarsmakta,
ayrıca birçok borçlunun hak etmediği hâlde konkordato talep etmesinde
teşvik edici bir rol oynamaktadır. Bu çerçevede, konkordato teklifinin
kabulü domino etkisi göstererek, zincirleme olarak başka konkordato
tekliflerini de beraberinde getirmektedir. Bu durum, içinden geçtiğimiz
hassas dönemde ekonomide âdeta bir yangın havası estirmektedir.
Eldeki değişiklik teklifiyle her bağımsız denetim
kurumu tarafından finansal analiz raporu verilebilmesi
uygulamasının önüne geçilmekte, bu yetki sadece Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca kamu yararını
ilgilendiren kuruluşların denetimiyle görevli bağımsız
denetim kurumlarına bırakılmaktadır. Ayrıca bu
denetimlerde objektifliği ve güvenirliği sağlayabilmek için
denetim usulünün Türkiye denetim standartlarına göre yapılması
prensibi benimsenmektedir. Böylelikle ekonomik hayatta konkordatoya ve
mahkemelerin konkordatoya ilişkin kararlarına güven duyulması
tekrar sağlanmaktadır. Diğer taraftan, finansal analiz
raporlarını tanzim eden bağımsız denetim
kuruluşlarının hukuki, idari ve cezai sorumlulukları
açıkça düzenlenmediğinden uygulamada bu kurumların
gelişigüzel raporlar tanzim ettikleri gözlemlenmektedir. İcra ve İflas
Kanununun 286ncı maddesinde yapılan düzenlemeyle,
bağımsız denetim kuruluşlarının hukuki, idari ve
cezai sorumlulukları açıkça düzenlenerek bunların güvenilir,
objektif ve tarafsız raporlar hazırlamaları
sağlanmaktadır.
7101 sayılı Kanun ile konkordato
müessesinde yapılan değişikliklerin en önemli
ayağını konkordato komiserleri oluşturmaktadır.
Komiserler, konkordatonun belkemiğini oluşturmakta ve mahkemenin
süreç içerisindeki elini ve ayağını teşkil etmektedir. Bu
nedenle konkordato komiserlerinin işin ehli, yetenekli ve piyasayı
bilen kişilerden olması şarttır.
Bu çerçevede, konkordatonun başarılı
olması konkordato komiserinin marifetine ve yeteneğine
bağlıdır. Uygulamada konkordato komiserlerinin ne yazık ki
hem bilgi hem tecrübe bakımından yetersiz oldukları
gözlemlenmiş ve ayrıca birçoğunun konkordatonun mahiyetini
anlamaktan aciz oldukları tespiti yapılmıştır. Birçok
kurumun verdiği birkaç saatlik konkordato komiserliği eğitimi ve
bu eğitim sonunda verilen sertifikalar bu kurumlar bakımından yeni
bir kazanç kapısına dönüşmüş ancak konkordato müessesine
duyulan güvenin ve bu müessesenin ciddiyetinin tamamen ortadan kalkmasına
neden olmuştur. Eldeki düzenlemeyle, işaret ettiğimiz
sakıncaların giderilebilmesi için konkordato komiserliğine
ilişkin şartlar yeniden belirlenmekte, işin ehli ve liyakatli
kişilerin konkordato komiseri olarak atanması amaçlanmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN
(Devamla) Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Bir dakika ilave ediyorum.
ALİ MUHİTTİN TAŞDOĞAN
(Devamla) Bu kapsamda özellikle 3 komiserin atandığı hâllerde
1inin mutlaka Kamu Gözetim ve Denetim Kurumu tarafından
yetkilendirilmiş ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış
bağımsız denetçiler arasından atanması prensibi kabul
edilmekte, konkordato kurumuna yeniden bir ciddiyet
kazandırılmaktadır.
Ayrıca, tıpkı bilirkişilikte
olduğu gibi konkordato komiserleri de bilirkişilik listesine
kaydedilmekte ve böylece komiserler denetim altına alınmaktadır.
Konkordato kurumuna duyulan ihtiyaç hâlâ güncel
olduğundan yapılan düzenlemeler uygulamada ortaya çıkan
sorunları giderecek niteliktedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
12nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
12nci madde kabul edilmiştir.
Sayın Öztunç, bir talebiniz olmuştu bana,
onu kısaca bir ifade edin, 13üncü maddeye geçeyim.
Buyurun.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
48.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunçun, Hükûmetin soru önergelerine
cevap vermediğine, Afşin-Elbistan Termik Santralinin hangi
mantıkla özelleştirildiğini, kaç liraya
satıldığını, alan firmanın bakanlarla
ilişkisinin olup olmadığını, işten
çıkarılan işçilere niçin zulmedildiğini öğrenmek
istediğine ilişkin açıklaması
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sayın Başkanım, soru önergelerini
yolluyoruz, veriyoruz ama soru önergelerine maalesef Hükûmetten cevap gelmiyor.
Sayın Mehmet Muş, Sayın Doğan Kubat belki cevap verirler
diye soruyorum: Afşin-Elbistan Termik Santrali özelleştirildi.
Özelleştirmenin ardından, burayı satın alan firma burada
çalışan binlerce işçiyi kapının önüne koydu Gidin,
biz size haber vereceğiz, ona göre konuşuruz. dedi. Burada
çalışan binlerce insan, binlerce işçi şu anda
mağdurlar. Kar, kış
Kış gününde insanlar evine ekmek
götürme telaşına düşmüşken Afşin-Elbistan Termik
Santralini hangi mantıkla özelleştirdiniz? Burayı kaça
sattınız? Satılan yer içerisinde, satılırken,
buranın malları vardı, onlar da dâhil edildi mi? Alan
firmanın AK PARTİli Hükûmetin bakanlarıyla ilişkisi var
mı, yok mu? Buradaki işçilere yapılan bu zulmün gerekçesi nedir?
Elbistan ve Afşin halkını AK PARTİ niye sevmiyor?
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Peki.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, 13üncü
madde üzerinde ikisi aynı mahiyette olmak üzere üç önerge vardır.
İlk okutacağım iki önerge aynı mahiyettedir. Önergeleri
okutup birlikte işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 13üncü maddesinin
teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederim.
Ayhan
Erel Şenol
Bal Aylin
Cesur
Aksaray
Ankara
Isparta
Ümit
Beyaz Arslan
Kabukçuoğlu Mehmet
Metanet Çulhaoğlu
İstanbul
Eskişehir
Adana
Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza
sahipleri:
Alpay Antmen Süleyman
Bülbül Turan Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon aynı mahiyetteki
önergelere katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önergeler üzerinde söz isteyen Adana
Milletvekilimiz Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.
Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Çulhaoğlu.
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 13üncü
maddesi üzerinde vermiş olduğum önerge hakkında görüşlerimi
ifade etmek üzere İYİ PARTİ Grubu adına söz almış
bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygılarımla selamlarım.
Kanunun adına bakınca abonelik
sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarının takibi
başlatılacak, kanunun maddelerine bakınca 27 madde torbaya
konulmuş; torbada neler var, neler. İçinde çiftçilerimizin,
memurlarımızın, esnaflarımızın, asgari ücretle
geçinmeye çalışanlarımızın, işsiz gençlerimizin
ve garip gurebalarımızın hayatlarını
kolaylaştıracak hiçbir madde yok.
Peki, bu kanun kimleri koruyor, kimleri korumuyor?
Çiftçilerimizi korumuyor, tarlalarını sulamak için
kullandıkları elektriği satan şirketleri koruyor;
memurlarımızı korumuyor, kullandıkları suyu, doğal
gazı veren şirketleri koruyor; esnafımızı korumuyor, haberleşme
için kullandıkları telefon şirketlerini koruyor.
Şirketlerin alacaklarını hızlı tahsil etmeleri ve kriz
ortamından etkilenmelerinin önlenmesi için sipariş verdikleri bir
kanun teklifini görüşüyoruz. Yürütme makamının önceliğinin
halk olmadığı bu kanunla bir kez daha belgelenmiş oluyor.
Anadoluyu geziyoruz, 5 metrekarelik bir dükkânda
esnaf 212 TLlik aylık elektrik faturasını, bir lokantacı
2.150 TLlik elektrik faturasını, daha büyük bir lokanta
işletmecisi 8.245 TLlik aylık elektrik faturasını
göstererek feveran ediyor. Vatandaşın isteklerine neden kulak
vermiyorsunuz arkadaşlar? Bugün burada bu
vatandaşlarımızın dertlerine derman olacak yasal
düzenlemeleri yapmak için çalışmamız gerekirken sipariş bir
yasa için çalışıyoruz.
Değerli arkadaşlar, biraz insaf. Kriz
yok. diyorsunuz. Kriz yoksa iktidar ve muhalefet olarak seçim öncesi söz
verdiğimiz 3600 ek gösterge için yasal düzenleme yapmaktan neden
kaçınıyorsunuz? Emeklilikte yaşa takılanların
gasbedilen haklarını iade edecek yasal düzenlemeye neden destek
olmuyorsunuz? Kanun tekliflerimiz neden reddediliyor?
Değerli milletvekilleri, abonelerin
ödeyemedikleri borçları tahsil etmek için şirketler, avukat
ücretleri, takip masraflarından kurtulmak ve alacaklarını daha
hızlı tahsil etmek için bu yasayı sipariş etmişler. Ey
yüce milletim, yetki verdiğin AK PARTİnin önceliği artık
sen değilsin, bu sipariş yasaları verenler. Şayet öncelik
sen olsaydın yılbaşını beklemeden enflasyon
farkını vermek için çaba sarf edebilirlerdi. Bir ümitle bekleyin! 31 Martta
seçim var, seçim öncesi belki siz akıllarına gelirsiniz. Gelirsiniz
de seçimden sonra ne olur bilemem!
Değerli milletvekilleri, 13üncü maddenin
birinci fıkrasında bağımsız denetim raporu
hazırlayarak denetim kuruluşları daraltılmakta, sadece kamu
yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için
yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının
rapor hazırlaması öngörülmektedir. İkinci fıkrasında
hazırlanacak raporun içeriği değiştirilip finansal analiz
raporundan makul güvence veren denetim raporuna dönülmektedir. Üçüncü
fıkrasında 7101 sayılı Yasayla getirilen düzenlemede küçük
işletmeler için aranmayan bağımsız denetim şartı,
konkordato talep eden şirketlerin tümüne zorunluluk şeklinde getirilmektedir.
Mevcut uygulamaya göre konkordato talebinde bulunacak firma konkordato
teklifinin ön projesini hazırlamaktadır. Bu proje üzerinde belli
büyüklükteki firmalar için Sermaye Piyasası Kurulu veya Kamu Gözetimi,
Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız
denetim kuruluşları tarafından, konkordato ön projesinde yer
alan teklifin gerçekleşmesinin kuvvetle muhtemel olduğu ya da
projenin gerçekleşmeyeceğini dayanaklarıyla gösteren bir
finansal analiz raporu hazırlanması istenmektedir. İlgili mahkeme
bu raporlar üzerine geçici mühlet kararı verir ve konkordato süreci
başlar ya da olumsuz rapor üzerine firma talebi reddedilir. Hâlen
bağımsız denetim raporu düzenleme şartı 3/6/2011 tarih
ve 635 sayılı Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının
Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 28inci
maddesi kapsamında küçük işletmeler bakımından
uygulanmamaktadır. Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin
Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması
Hakkındaki Yönetmelikin 5inci maddesinde
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Bir dakika ilave edelim,
tamamlayalım.
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla) -
mikro
işletmeler, küçük işletmeler ve orta büyüklükte işletmeler tarif
edilmektedir.
10 işçi çalıştıranlar mikro
işletmeler, 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam
edenler küçük işletmeler ve 250 kişiden az yıllık
çalışan istihdam eden ve yıllık net satış
hasılatı veya mali bilançosundan herhangi biri 125 milyon Türk
lirasını aşmayanlar orta işletmeler olarak
tanımlanmakta.
Görüldüğü gibi, 7101 sayılı Yasayla
getirilen düzenlemede küçük işletmeler için aranmayan
bağımsız denetim şartı, konkordato talep eden
şirketlerin tümü için zorunla hâle getirilmektedir. Öte yandan,
sınırlama getirilerek belli ve az sayıda olan bağımsız
denetim şirketine ayrıcalık tanınmaktadır. Yürürlükte
olan İcra ve İflas Kanununun 286ncı maddesinde konkordato
talebiyle ilgili olarak mahkemeye sunulacak mali tablonun en fazla kırk
beş gün eskiye dayanabileceği belirtilmektedir.
Bu nedenle, düzenlenen 13üncü maddeyle ilgili
getirilmek istenen değişiklik teklifinin İYİ PARTİ
olarak uygun olmadığını belirtir, yüce heyetinizi
saygılarımla selamlarım. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Aynı mahiyetteki önerge üzerinde söz isteyen
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Sayın Turan
Aydoğan. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Aydoğan, süreniz beş dakika.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Hakkında değişiklik önergesi
verdiğimiz 13üncü madde konkordato kurumuyla alakalı. Burada denetim
kuruluşunu belirleme yetkisi Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumuna veriliyor. Ama sorun başka bir yerde.
Düzenlemenin ilk fıkrasında konkordato ilan edebilmek için konkordato
ön projesinde yer alan teklifin gerçekleşmesi için makul güvenceden
bahsediliyor.
Sayın vekiller, kanunlarda belirsizlik olmaz.
Eğer bir belirsizlik varsa kanunda, bu kanun suistimal edilmeye
elverişli hâle gelir. Burada diyor ki: Makul güvence. Peki, nedir bu
makul güvence? Neye göre makul, kime göre makul? 600 milletvekiline sorsak
hepsi ayrı ayrı makul tarifi yaparlar. Biz bu teklif üzerine
konuşurken siparişle hazırlanmış, aceleye
getirilmiş bir teklif diye eleştirmiştik, çok sayıda hata
barındırıyor demiştik. 12, 13, 14, 15, 16, 17nci maddelerde
bir bütün olarak konkordato uygulamasına ilişkin
değişiklikler öngörülüyor, sistem neredeyse sil baştan hâle
getiriliyor. Daha önce denetim ve analiz raporundan muaf tutulan küçük
işletmeler teklifin yasalaşmasıyla birlikte bu talepte
bulunabilmek için denetim ve analiz raporu getirmek zorunda kalacak. Bu, küçük
işletmelere büyük işletme muamelesi yapmaktır. Güvence veren
denetim raporu ile denetim ve analiz raporlarının maliyetleri, küçük
ve orta ölçekli işletmelerin bu taleple ilgili haklarını kullanmasını
engelleyecektir.
Sayın milletvekilleri, dün birinci bölüm
üzerinde yaptığım konuşmada da söyledim, ekonominin kötüye
gidişini sadece hukuki düzenlemelerle önleyemezsiniz. Gerçekten hukuki
güvence çok önemli ekonomi için ama sadece hukuksal standartlarda
değişiklik yaparak böyle bir işlemle beraber ekonomiyi
düzeltemezsiniz. Yaşadığımız bir krizdir; siz bunu
kabul etseniz de etmeseniz de ekonomide olup bitenin üzerini dış
güçler üzerinden açıklamaya kalksanız da yani örtmeye
çalışsanız da ekonomik veriler başka şeyler söylüyor.
İŞKURa kayıtlı işsiz sayısı 2018 Ekim
döneminde önceki yılın aynı ayına göre yüzde 23
oranında artış göstermiş ve 3,2 milyona ulaşmış.
İşsizlik ödeneği için başvuranların sayısı
da ekim ayında önceki yıla göre yüzde 49,1 artmış. Sadece
ekim ayında protesto edilen senet sayısı yüzde 62 artarak 2
milyar TLnin üzerine çıkmış. Bu yılın ilk on
ayında tutar ne kadar biliyor musunuz sevgili arkadaşlar? Tam 14,9
milyar TL ve geçen yıla göre yüzde 41lik bir artış
göstermiş. Karşılıksız işlemi yapılan
çeklerin tutarı geçen yıla göre yüzde 162 artmış. Rakamlar
bunları söylüyor, siz başka şeyler söylüyorsunuz.
Peki, nedir bu krizin nedeni? Ben size temel iki
tane nedenden bahsedeyim. Birincisi, tek adam-parti devleti projesini hayata
geçirerek ülkede hukuk devletini ve demokrasiyi bitirerek bunu
yarattınız. Hepimiz biliyoruz ki hukukun olmadığı
yerde yatırım olmaz; yatırım olmazsa iş olmaz; iş
olmazsa aş olmaz; aş olmazsa da bunlarla
uğraşırsınız.
İkincisi ise, bugüne kadar izlenen, ülkeyi
borca batıran, ekonomiyi sıcak parayla şişirme
politikasıdır. Türkiye ekonomisi bu politikalar nedeniyle hâlâ
dünyada en kırılgan ekonomilerden biridir. Hâl böyleyken kalkıp
konkordato ilan etme koşullarını zorlaştırarak evin
tozunu halının altına süpürüyorsunuz. Böylece krizin üzerini mi
kapatacağınızı zannediyorsunuz? Ekonomiye güven yok, üretim
durmuş, üniversiteli işsiz sayısı 1 milyon 100 bin
kişiyi aşmış. Hayat pahalılığında
dünyadaki ilk 10 ülke arasına girmişiz fakat hakkınızı
yemeyelim, tüm olan bitenin sorumlusunu buldunuz: Soğan. Ya, böyle
şeylerle bizi niye oyalıyorsunuz?
Durumun ciddiyetinin farkında değilsiniz
belki. Hâlen pansumanla bu krizi ötelemeye çalışıyorsunuz,
seçimi atlatmaya çalışıyorsunuz aslında geçici önlemlerle.
Ancak bu kriz ne geçici önlemlerle ne atlatmacayla atlatılabilecek gibi de
durmuyor. Gönlümüz istiyor ki ülkemiz bu krizden çok kısa sürede
çıksın, gönlümüz istiyor ki bu krizin faturasını çok daha
ağır ödemeyelim, gönlümüz istiyor ki çocuklarımızın
geleceğiyle ilgili daha garanti bir gözle hayata bakabilelim ama sizde
-işin aslı- tık yok. Sizi makul olmaya davet ediyorum, sizi
sipariş yasalarla bu Meclisi oyalamak yerine bu ülkenin
sorunlarını makul düzeyde konuşmaya davet ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Aydoğan.
Değerli milletvekilleri, aynı mahiyetteki
önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin çerçeve 13üncü maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Muş Mehmet
Doğan Kubat Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul İstanbul İzmir
Hasan
Çilez İsmail
Emrah Karayel İsmail
Tamer
Amasya Kayseri Kayseri
Ahmet
Tan Mücahit
Durmuşoğlu Ali
Özkaya
Kütahya Osmaniye Afyonkarahisar
MADDE 13- 2004 sayılı Kanunun 286
ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, ikinci
fıkrası yürürlükten kaldırılmış ve maddeye
aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"e) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunca yetkilendirilen bağımsız denetim
kuruluşu tarafından Türkiye Denetim Standartlarına göre
yapılacak denetim kapsamında hazırlanan ve konkordato ön
projesinde yer alan teklifin gerçekleşeceği hususunda makul güvence
veren denetim raporu ile dayanakları.
"Birinci fıkranın (e) bendi
kapsamında düzenlenecek raporlar ve bu raporlara dayanak olacak
denetimlerde, denetim kuruluşlarının faaliyetleri, hak ve
yükümlülükleri, raporların inceleme ve denetimleri, bu raporlar sebebiyle
doğacak idari ve hukuki sorumluluk ile diğer hususlar hakkında
26/9/2011 tarihli ve 660 sayılı Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim
Standartları Kurumunun Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname hükümleri uygulanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve
esaslar Adalet Bakanlığınca yürürlüğe konulan yönetmelikle
belirlenir.
BAŞKAN Komisyon okutulan önergeye
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, denetim raporlarının kamu
yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için
yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarından
alınması yerine tüm bağımsız denetim
kuruluşlarından alınabilmesi için (e) bendinde yer alan kamu
yararını ilgilendiren kuruluşların denetimi için ibaresi
madde metninden çıkarılmaktadır. Ayrıca denetim raporuna
esas mali tabloların hangi tarihe ait olacağı hususu alt
düzenleyici işlemlerle belirlenebileceğinden, olası
tereddütlerin giderilmesi amacıyla maddenin ikinci fıkrası
yürürlükten kaldırılmaktadır.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
gerekçesi okunan önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 13üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
13üncü madde kabul edilmiştir.
14üncü madde üzerinde dört önerge bulunmaktadır.
Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 14üncü maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe okunsun.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Teklif metni Anayasanın eşitlik ilkesine
ve Anayasanın madde 138/2 hükmüne aykırıdır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin çerçeve 14üncü maddesi ile 2004 sayılı Kanunun
287nci maddesinin üçüncü fıkrasına eklenmesi öngörülen cümlede yer
alan ve sorumlu denetçi olarak onaylanmış ibaresinin madde
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Muş Mehmet
Doğan Kubat Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul
İstanbul
İzmir
İsmail
Tamer İsmail
Emrah Karayel Hasan
Çilez
Kayseri
Kayseri
Amasya
Ali
Özkaya Ahmet
Tan Mücahit
Durmuşoğlu
Afyonkarahisar
Kütahya Osmaniye
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
lütfen.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, konkordato komiseri olarak atanacak
bağımsız denetçilerin daha geniş bir listeden seçilebilmesi
için sorumlu denetçi olma şartı kaldırılmaktadır.
BAŞKAN Okutulan önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 14üncü
maddesinde yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Metin
Ergun Enez
Kaplan Fahrettin
Yokuş
Muğla
Tekirdağ
Konya
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hasan
Subaşı
Adana
Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) Gerekçe
okunsun.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
14üncü maddesinde yer alan eklenmiştir
ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 14üncü maddesinde yer alan durumunda ibaresinin halinde
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mustafa Hidayet Vahapoğlu Halil Öztürk Ayşe Sibel Ersoy
Bursa
Kırıkkale Adana
Ali Muhittin
Taşdoğan Hayati
Arkaz Sefer
Aycan
Gaziantep İstanbul Kahramanmaraş
Ümit
Yılmaz
Düzce
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Düzce
Milletvekilimiz Sayın Ümit Yılmaz.
Buyurun Sayın Yılmaz. (MHP
sıralarından alkışlar)
ÜMİT YILMAZ (Düzce) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Kanun Teklifinin
14üncü maddesinin değiştirilmesi hakkında söz almış
bulunmaktayım.
2018 yılının başından
itibaren yaşanan ekonomik sıkıntı birtakım
dış güçlerin müdahalesiyle beraber büyümüş ve ülkede
yaşayan insanlarımız için zor bir süreç
başlamıştır. Bu süreçle beraber yeni oluşan ekonomi
yönetimi temmuz ayından itibaren birtakım ekonomik kararlar alarak
krize evrilmeye çalışılan sıkıntıları
atlatmak için üzerine düşeni yapmaya çalışmıştır.
Bu alınan kararların birçoğuna katılmakla beraber eksik
gördüğümüz ve yaşanan ekonomik sıkıntıların
atlatılması için yapılması gerekenleri Milliyetçi Hareket
Partisi olarak mevcut Hükûmete tavsiye olarak bildirmeye devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri, biz Milliyetçi Hareket
Partisi olarak ülkemize yapılan gerek terör
saldırılarını gerekse ekonomik saldırıları
ülkenin bekasına yapılan saldırılar olarak görüyoruz. Bu
yüzden, her ne kadar ekonomide yaşanan sıkıntıların
müsebbibi son dönemlerdeki ekonomi yönetiminde yapılan
yanlışlıklar olsa da 2001 yılında partimizin de içinde
bulunduğu 57nci Hükûmete yapıldığı gibi ülkemizin
bekasını sıkıntıya sokacak şekilde
davranamazdık ve davranmadık da.
Değerli milletvekilleri, Meclise sunulan 16
sıra sayılı Kanun Teklifiyle şirketlerin konkordato
ilanına yönelik düzenlemeler getirilmektedir. Son dönemde yaşanan
ekonomik sıkıntılar şirketleri, sanayicileri ve
işletmeleri oldukça zor durumda bırakmaktadır. Konkordato
isteyen şirketlerin sayısı her geçen gün artmakta, bu
artış piyasayı ekonomik ve psikolojik olarak tedirgin
etmektedir. Bize gelen bilgilere göre, konkordato isteyen işletmelerin
birçoğunun devletten hak ediş ve KDV alacakları vardır. Bu
alacakları devlet tarafından ödenmemesine rağmen konkordato
isteyen şirketlerin alacak hanesinde görüldüğü için şirketlerin
talebi kabul edilmemektedir. Burada ekonomi yönetimi üzerine düşen,
devletten alacağı olan şirketlerin ya alacakları ödenmeli
ya da alacaklarının borçlu oldukları işletmelere ödenmesi
sağlanmalıdır. Aksi takdirde konkordato ve iflas silsilesi
domino taşı etkisiyle diğer işletmelere de sirayet
edecektir. Bu, sıkıntı içindeki ekonomiyi daha da içinden
çıkılmaz bir hâle sokacak, ayrıca işsiz kalan insanlar ve
aileleri istihdam sorununa sebep olacak, bu da toplumsal barışı
derinden etkileme riski doğuracaktır. Gerçekten zor durumda olan
şirketlerin yanında, sayıları az da olsa ekonomik sıkıntıları
bahane ederek konkordato ve iflas isteyen şirketler de vardır.
Ekonomi yönetiminin bu tür şirketler için yapması gereken, gerekli
incelemelerin süratle yapılarak art niyetli şirketlere cezai müeyyide
uygulamasıdır.
Değerli milletvekilleri, getirilen kanun
teklifiyle zor durumdaki şirketlerin devletten alacağına bir
sürat getirilmezken bazı şirketlerin icradan alacağına
çabukluk sağlanması ekonomiye artı bir değer
katmayacaktır, sadece vatandaşın gözünde icrayı
kolaylaştıran Hükûmet olarak görülecektir. Tabii ki burada tercih
Hükûmetindir ancak ekonomiyi bulunduğu sıkıntılı
süreçten çıkarmak için yapılması gerekenler bellidir. Eğer
piyasayı rahatlatmak istiyorsanız küçük esnafa, sanayiciye ve
çiftçiye dönük, üretimi artırıcı eylem planları
hazırlanmalı ve uygulamaya konulmalıdır. Küçük
esnafımızın Esnaf Kefalet Kooperatifine olan borçları
ertelenmeli, esnafımızın işletmesine yönelik yeni krediler
sağlanmalı, bu krediler verilirken küçük esnafımızın
bankaların insafına bırakılmaması
sağlanmalıdır. Bu, küçük esnafımıza rahat bir nefes
aldıracaktır. Çiftçilerimizin de Tarım Kredi Kooperatiflerine
olan borçları acilen ertelenmeli, ayrıca çiftçimizin üretimini
artıracak doğrultuda önlemler ve teşvikler bahar gelmeden
açıklanmalıdır. Çiftçinin en büyük girdi maliyeti olan gübre,
mazot, zirai ilaç gibi tarımsal üretimi önemli derecede etkileyen emtialar
çiftçiye daha ucuz verilmelidir. Sanayicinin üretimi artırmasına
yönelik teşvikler devam etmeli, son dönemlerde
yapıldığı gibi, cari açığa sebep olan sektörlerde
yatırımlar desteklenmelidir. Üretimin önündeki vergi yükü
azaltılmalı, sanayicinin üretimi bırakıp müteahhitlik
yapmaması sağlanmalıdır. Yatırım yapmak ve
büyümek isteyen sanayiciye OSBlerde yer tahsisinde kolaylık
sağlanmalı, OSBlerden yer tahsisi yapılmış ama
faaliyete geçmeyen firmalar için önlem alınmalı, OSBler rant
kapısına çevrilmemelidir. Sanayicinin üretimi artırmasına
ve istihdama yönelik önündeki engeller kaldırılmalı
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Yılmaz, bir dakika
ilave ediyorum.
ÜMİT YILMAZ (Devamla) -
elektrik ve doğal
gaz kullanımına teşvikler verilmeli ve kalifiye eleman
sağlanması için Millî Eğitim Bakanlığı ve YÖKle
koordineli çalışması sağlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri, ayrıca son
dönemde elektrik, su ve doğal gaz faturalarında
vatandaşlarımızdan alınan dağıtım,
kayıp kaçak, sayaç okuma, TRT payı gibi ücretlerin
çıkarılması ve alınmaması gerekmektedir. Devletin
görevi, ödemeyen ve kaçak kullananı tespit ederek cezalandırmaktır,
ödemeyenin cezasını faturasını düzenli ödeyen
vatandaştan çıkarmak değildir.
Vatandaşımıza son günlerde OGS ve
HGSlerden kaçak geçtiğine dair cezalar gittiğine yönelik birçok
şikâyet hepimizin kulağına gelmektedir. Bu asılsız
cezalar vatandaşları canından bezdirmiştir. Bu
cezaların fotoğraflı olarak düzenlenmesi ve itirazların
ivedilikle görülmesi şarttır. Ayrıca kaçak geçişlerde
cezaların gönderilmesinde süre şartı getirilmeli, iki yıl
biriktirip gönderilmemelidir.
Genel Kurulumuzu saygıyla selamlıyor. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Yılmaz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 14üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
14üncü madde kabul edilmiştir.
15inci madde üzerinde üç önerge bulunmaktadır.
Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 15'inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay Antmen Süleyman
Bülbül Turan Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim Özden Kaboğlu İsmail Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Teklifin bütünü Anayasaya aykırı
olduğu için bu maddenin de teklif metninden çıkartılması
gereklidir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin çerçeve 15inci maddesiyle değiştirilmesi öngörülen
2004 sayılı Kanunun 290ıncı maddesinin beşinci
fıkrasında yer alan "ve sorumlu denetçi olarak
onaylanmış ibaresinin madde metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Mehmet
Muş Mehmet
Doğan Kubat Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul İstanbul İzmir
İsmail
Tamer İsmail
Emrah Karayel Hasan
Çilez
Kayseri Kayseri Amasya
Ahmet
Tan Ali
Özkaya Mücahit
Durmuşoğlu
Kütahya Afyonkarahisar Osmaniye
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
- Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Önergeyle, kanunun çerçeve 14üncü maddesinde
yapılan değişikliğe uyum sağlanması
amaçlanmaktadır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 15inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan
"değiştirilmiştir ibaresinin "düzenlenmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Hüseyin
Örs Ümit
Beyaz Ahmet
Çelik
Trabzon İstanbul İstanbul
Aylin
Cesur Ümit
Dikbayır
Isparta Sakarya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
- Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Trabzon
Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Örs. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Örs.
HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) Sayın Başkan,
kıymetli milletvekilleri; 16 sıra sayılı Abonelik
Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin
Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi konusunda
İYİ PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, öncelikle şunu
merak ediyorum: Muhatapları tarafından dile getirilemeyen,
televizyonlarda, gazetelerde yer bulamayan, bir ekonomik kriz nedeniyle dara
düşen, mağdur olan vatandaşlarımızın fatura
yükünü hafifletmek, onlara ödeme kolaylığı sağlamak ve
geçimlerini kolaylaştırmak varken bu kanun teklifiyle kime hizmet
edilmek istenmektedir? Öğretmenlerimiz, polislerimiz, hemşirelerimiz,
memurlarımız ve pek çok kamu personelimiz 3600 ek gösterge beklerken
bu kanun teklifindeki aceleniz niyedir? Kaçak elektrik konusunda susanlar,
patronların vergilerini affedip vergi yükünü vatandaşa bindirenler,
TRT payıyla faturaları şişirenler,
vatandaşlarımızın çektiği sorunları daha ne kadar
görmezden geleceklerdir? İtibardan tasarruf olmaz. diyenlere
sesleniyorum. Şirketleri geçtik, vatandaşlarımız dahi
konkordato ilan etmeye başlarken daha ne kadar susacaksınız,
daha ne kadar görmeyeceksiniz, daha ne kadar konuşmayacaksınız?
Değerli milletvekillerim, milletvekili
olduğum Trabzonda 2018 yılı itibarıyla yani 2018in 1
Ocağından 3 Aralık tarihine kadar 35.295 tane icra dosyası
vardır. Yine, Trabzon ilimizde; 8i Ortahisar, 1i Maçka, 1i Akçaabattan
olmak üzere 10 tane konkordato başvurusu vardır. Bunun anlamı
şudur: Trabzondaki esnaf, sanayi sitesindeki esnaf, Uzun Sokaktaki
esnaf, Kunduracılardaki esnaf, daha önceden almış olduğu
kredileri ödeyemediği için bankaların haciz baskısıyla
karşı karşıyadır.
Burada da içeriği ile
başlığı farklı olan bu değişiklik teklifiyle
siz neyi amaçlıyorsunuz? İcra ve iflas dosyalarının 20
milyon sınırına geldiği ülkemizde vatandaşın
evine aş getirme derdi varken, üniversite mezunu gencin iş
kaygısı varken, emeklinin ayın sonunu getirememe korkusu varken,
çiftçinin ürünü beş para etmezken, emeklilikte yaşa takılan
milyonlarca vatandaşımızın mağduriyeti gün gibi ortada
dururken, kısaca, milletin derdi başkayken bu kanunu
hazırlayanların derdi nedir acaba?
Değerli milletvekilleri, biz milletvekiliyiz,
milletin vekiliyiz. Evine ekmek götüremeyenler, ekmeğini çöpten toplayanlar,
değil ay sonunu ayın ortasını getiremeyenler, çoluğuna
çocuğuna cep harçlığı veremeyenler, kirasını,
faturalarını ödeyemeyenler, borcu borçla kapatanlar, kredi
kartının asgarisini ödeyerek ev geçindirmeye çalışanlar,
pazara sadece gece çıkacak hâle gelenler gözlerini Meclisimize
dikmiş, kulaklarını bize vermiş, bir çözüm ve bir ses
beklemektedir. Bu ses Gazi Meclisten yükselmeli; vatandaş
dermanını burada görmelidir.
Biz İYİ PARTİ olarak, yandaş
kayırmayan, yolsuzluk ve rüşvetin önüne geçmiş, gençleri huzurlu
ve mutlu, anne ve babaları çocuklarının gelecek
kaygılarından kurtulmuş bir Türkiye için buradayız.
Hepinize en derin saygılarımı
sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 15inci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
15inci madde kabul edilmiştir.
16ncı madde üzerinde iki önerge
bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 16ncı maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Maddeyle subjektif bir kıstas getirilmekte ve
konkordato ilanı olanaksız hâle getirilmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge reddedilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 16ncı
maddesinde yer alan anlaşılıyorsa ibaresinin tespit
ediliyorsa ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Şenol
Bal Aylin
Cesur Ayhan
Altıntaş
Ankara Isparta Ankara
Arslan
Kabukcuoğlu Ümit
Beyaz
Eskişehir İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN 16ncı madde üzerindeki önerge
hakkında konuşmak isteyen Isparta Milletvekilimiz Sayın Aylin
Cesur.
Buyurun. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
AYLİN CESUR (Isparta) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan kanun teklifinin
16ncı maddesi için görüşlerimi ifade edeceğim.
16ncı maddenin içeriği doğru fakat
bu düzenlemeler darboğaza giren reel sektöre derman değil.
16ncı maddedeki bu eklemelerle hâkimlere ve bilirkişilere sonsuz bir
yetki veriliyor. Teklif, konkordato ilan etmemesi gereken bir firmanın
etmesi veya konkordato ilan etmesi gereken bir firmanın da etmemesi
yönünde bir karar verilmesinin önünü açmakta. Bu yönüyle bilirkişilik
müessesenin de mahkemelerin önüne geçmesine sebep olacak bir düzenleme
aslında. Bu sistem sonuç olarak rantiyeden para kazanmanın yolunu
açmaktadır. Basit bir örnek verelim: 1 milyon liralık vadeli borcunu
konkordatoyla bir yıla yayan kişi bu borcu kendi işletmesine
dâhil ederek bir kaynak yaratırsa ve -biraz önce bahsettiğim bu
işletme sahibinin kötü niyetli olduğunu varsayalım- vadeli
aldığı malları spot piyasada satarak elde ettiği nakdi
de mevcut piyasa faiz oranları üzerinden bankalara, vadeli mevduata
yatırırsa ve yıllık yaklaşık yüzde 25 kazanma
imkânı elde eder şimdiki şartlarda; bu da yıllık 250
bin lira faiz geliri demektir. Böylece hiçbir iş yapmasına gerek
kalmaz. Olay, kısa ve öz budur. Sözde Rantiyeyi engelleyeceğim.
diyen Hükûmet, iflas erteleme müessesesini kaldırıp konkordatoya
geçme kararı alarak âdeta rantiyenin önünü açmaktadır. Bu
düzenlemeyle Türk ticari hayatında vadeli satışın önünü de
kapatmaktadır.
Bugün itibarıyla Türkiyede yaklaşık
3 bin firmanın konkordato ilan ettiği medyaya yansıyan bir
gerçek ve bu sayının yıl bitmeden 5 bin ilâ 7 bin arasında
olacağı da öngörülüyor. Ülkenin önde gelen kurumsal şirketleri
ve markaları bir bir konkordato ilan etmeye başladılar. Sürekli
olarak nakit akışını sürdürebilmek için banka kredisine
ihtiyaç duyan firmalar artık tükenmiş durumda. Bu yüzden
mahkemelerden konkordato talep ederek kendilerini oksijen çadırına
atmaya çalışmaktalar. Bu tamam da firmaların tamamında borca
batıklık söz konusu değil.
Değerli arkadaşlar, sorun para sorunu.
Firmaların çoğunun mal varlığı aslında mevcut
olan borçlarından fazla ancak sorun, krediye dayalı sistemin
iflası. Bu aslında şu demek: Ben bugün burada huzurunuzda ve
bizi izleyen milletin huzurunda kırmızı alarm butonuna
basıyorum ve piyasaya düşük maliyetli kredi pompalanmaya devam
ettiği sürece konkordato talebiniz kabul edilse dahi doğacak sonuç,
oksijen çadırından eve gitmek değil, Karşıyaka
Mezarlığına gitmek olacaktır.
Şirketlerin 2002de bankalara olan borcu 37,5
milyar dolar, 2009da şirketlerin dövizle borçlanmasına izin
verilmesiyle bugün bu rakam 330,1 milyar dolar yani 10 kat artmış
değerli arkadaşlar. Ekonomi ne kadar iyi yönetilmiş, sadece bu
gösterge bile aslında hepimize çok önemli bir sonuç veriyor. On altı
yıldır ülkeyi yöneten iktidar partisinin sanki başka bir ülkede
yaşıyormuş gibi zaman zaman Ekonomik kriz yok. falan diye de
açıklamalar yapmasının takdirini Yüce Meclisimize ve bizi burada
izleyen değerli milletimize, sevgili vatandaşlarımıza
bırakıyorum.
Evet, bu tablo, tefecilerin piyasayı ele
geçirmesine yol açacaktır. Ekonomik kriz her geçen gün derinleşiyor.
Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonunun yani TESKin verilerine
göre 2016da 101.614 esnaf kapısına kilit vurdu. Bu ne demek biliyor
musunuz? Günde 38 esnaf ve her ay da yaklaşık bin tane esnaf
dükkânını kapatıyor, gidiyor. Şimdi, buna böyle
baktığınız zaman durumun vahametini eminim buradaki
arkadaşlarımın hepsi anlıyor. Yani, anlayamıyorlarsa
zaten millet anlıyor değerli arkadaşlarım. Şimdi ben
de burada söyleyerek belki bir insafa gelinir mi acaba diye tekrar tekrar
altını çizmek için dile getiriyorum. Bunlar geçen ayki rakamlar, emin
olun bir iki ay içerisinde bu tablo daha da vahimleşecek çünkü piyasalar
bir şeklide kendisini dengelemeye çalışıyor. Hani, Allah
vermeye diyorum önümüzdeki günleri, çok sıkıntıya
gireceğiz, öyle görünüyor.
24 Haziran seçimlerinden önce manifestonuzda ve
meydanlarda ne dediniz? Başkanlık sistemi gelince Türkiye
uçacaktı. Ee, hani? Şimdi, bakıyoruz, yüz altmış yedi
günde Türkiye uçmadı ama dolar uçtu, faiz uçtu, enflasyon uçtu, konkordato
uçtu...
İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara)
Soğan uçtu.
AYLİN CESUR (Devamla) -
işsizlik uçtu,
zamlar uçtu, papaz uçtu, Suudi Konsolos uçtu, her şey ve herkes uçtu.
Uçmayan ne biliyor musunuz? Çiftçi, memur, işçi, köylü, esnaf dibe vurdu
değerli arkadaşlar.
Evet, İnşaat Müteahhitleri
Konfederasyonuna göre 700 bin kişi işsiz kalma riskiyle
karşı karşıya ve 3 bine yakın şirketin yüzde 75i
inşaatla ilgili.
Bakın, on yedi yılda doğru dürüst
fabrika kurmadığınız gibi, mevcut fabrikalara da sahip
çıkmadınız. Diyorum ki: Keser döner, sap döner; gün gelir devran
döner. Gün gelir devran döner, dönecek de. Piyasalarda zor durumda olan herkese
sesleniyorum: Hiç merak etmeyiniz, bütün bunların hepsinin çözümü
yakındır.
Sevgiyle saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
16ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 16ncı madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, 17nci madde üzerinde
iki önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık
sırasına göre okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 17nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Kanun bütünüyle Anayasa'ya aykırı
olduğundan maddenin de teklif metninden çıkarılması
gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı
Görüşülmekte olan "Abonelik
Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin
Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin"
17inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan
görevlendirme usulü dikkate alınmaksızın ibaresinin cümleden
çıkartılmasını arz ve teklif ederim.
İmam
Hüseyin Filiz Metin
Ergun Ümit
Dikbayır
Gaziantep Muğla Sakarya
Enez
Kaplan Mehmet Metanet
Çulhaoğlu
Tekirdağ Adana
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Adana
Milletvekilimiz Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.
Buyurun Sayın Çulhaoğlu. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Adana) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 17nci maddesi üzerinde öz almış bulunuyorum.
İYİ PARTİ Grubu adına yüce heyetinizi
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bu kanun da AK
PARTİ tarafından alışkanlık hâline getirilen torba
yasalardan birisi. İçine olumlu maddelerin yanına bir iki olumsuz
madde koy, hepsini birlikte oyla. Bu mantık ve yaklaşım sizce
doğru olabilir, bizce doğru değil arkadaşlar.
Kanun teklifinin aceleyle hazırlanmış
olduğu teknik hatalardan anlaşılmaktadır. Kanun teklifi
içerisinde Türk Ticaret Kanunu, İcra ve İflâs Kanunu, Harçlar
Kanununda değişiklik yapılmakta olduğunu görüyoruz.
AK PARTİ on altı yıldır
iktidarda. Biz burada, milletin temsil edildiği yüce Mecliste, sanayici,
esnaf, ithalatçı, ihracatçı, çiftçi, memur borç batağında,
bunların gelir seviyelerini artıracak yasal düzenlemeleri
yapmamız gerekirken sermaye odaklarını memnun edecek
sipariş bir teklifi yasalaştırmak için
çalışıyoruz. Bu, kabul edilemez.
Bundan on yıl önce icra ve iflas dosyası 8
milyon iken 2018 yılında 19 milyon 901 bin icra iflas dosyası
var. On yılda icraya düşen, iflas eden yüzde 250 artmış; AK
PARTİnin eseri, iflasları artırmak olmuştur.
Değerli milletvekilleri, AK PARTİnin
09/06/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununa
eklemek istediği geçici 15inci maddeyle, artık icradan
başını kaldıramayan, iflasın eşiğine
gelmiş firmaların dosyalarını kurtarmak için değil,
2004 sayılı Kanunun 290ıncı maddesinin beşinci
fıkrasındaki konkordato komiserliğinin niteliklerini belirleyen
Adalet Bakanlığının yönetmeliği devre
dışı bırakılmış. Komiser listesi
oluşturuluncaya kadar listeden görevlendirme usulü dikkate
alınmaksızın komiser görevlendirilir. hükmü getirilmek
istenmekte. Neden görevlendirme usulü bozulmaktadır? Bu aceleniz niye
değerli arkadaşlar?
Uygulanan ekonomik politikaların sonucu olarak,
son zamanlarda döviz kurunun hızla yükselmesi, girdi maliyetlerinin
artması ve kamu kurumlarının özel sektöre olan
borçlarını zamanında ödeyememesi nedeniyle firmalar zor duruma
düşmüştür. İç talep azalmış, kurumsal yapı
içerisinde gelir-gider dengesizliği dayanılmaz hâle gelmiştir.
Banka kredilerinde vadeleri henüz gelmemiş borçlar bile istenir hâle
gelmiş, muaccel hâle getirilen kredilere yüzde 90lara varan faiz
uygulanmaya başlanmıştır.
Bunun yanında, kamu kurumlarının
ödenek sıkıntıları nedeniyle nakit
akışının aksaması yüzünden özel sektörün taahhüdü
altındaki işler zamanında bitirilemediği gibi, artan
maliyetler yüzünden likidite darlığı
başlamıştır. Firmaların tahsilat oranları yüzde
70-80lerden yüzde 30-40lara düşmüştür.
Belirttiğimiz nedenlerle ülkemizin köklü
bazı işletmeleri de dâhil yüzlerce firma, borçlarını vadesi
geldiği hâlde ödeyemez ya da gelecek vadede ödeyememe tehlikesiyle
karşı karşıya kalmıştır. Ekonomik kriz
sebebiyle iş yapamadıkları için borç batağına
düşen firmalar, alacaklıların haciz baskısından ve
iflas etmekten kurtularak varlıklarını sürdürebilmek için
konkordato talebinde bulunmaktadırlar. Çünkü artık sermayesini
koruyamaz, yanında çalıştırdığı
işçilerine maaşlarını veremez, hatta sigortalarını
yatıramaz hâle gelmişlerdir. Yoksa hangi firma sahibi yok olmak
ister.
Sayın milletvekilleri, bilindiği üzere
15/3/2018 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren
28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun ile İcra ve İflas Kanununun birçok maddesinde
değişiklik yapılmıştır. En önemli
değişikliklerden birisi de iflas ertelemesinin kaldırılarak
yerine yeniden düzenlenmiş konkordato hükümlerinin getirilmesi
olmuştur.
Sekiz ay önce 7101 sayılı Kanunda
yaptığınız değişiklik, sekiz ay sonra işe
yaramaz hâle geldi. Bugün yeni düzenlemeyle konkordato ilanını
zorlaştırıyorsunuz. Atı alan, Üsküdarı geçti
arkadaşlar; büyük şirketler konkordato ilan ettikten sonra küçük
işletmelerin konkordato ilan etmesinin önünü kapatıyorsunuz,
küçüklerin iflasının önünü açıyorsunuz. Bu vebal size yeter.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Çulhaoğlu, bir dakika
ilave edelim, tamamlayalım.
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU (Devamla)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yaklaşık sekiz aydır uygulanmakta
olan konkordatoya ilişkin bazı hükümler, 13/11/2018 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan ve Adalet
Komisyonundan geçen Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanun Teklifinin 13, 14, 15, 16 ve 17nci maddeleriyle yeniden
düzenlenmektedir. Düzenlemenin genel gerekçesinde özetle sekiz aylık
uygulamanın sonucunda bazı sorunların
çıktığı, bu nedenle yeni düzenlemeye gidildiğinden söz
edilmektedir. Bu sorunların ana noktalar itibarıyla neler olduğu
belirtilmediği gibi getirilen madde değişiklikleriyle hangi
sorunların giderileceği de açıkça belirtilmemiştir.
Ayrıca getirilen maddelerle telafisi imkânsız ne gibi olumsuz
sonuçların doğacağı da göz ardı edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, elimde resmî
makamlardan aldığım konkordato ilanları var. Adana ilinde 8
firma, Türkiye genelinde 523 şirket konkordato ilan etmiştir. Bu,
krizin sonucu değilse nedir? Dilerim bu icra ve iflas sayıları
artmasın ama görünen köy de kılavuz istemiyor arkadaşlar. AK
PARTİnin bu istikrarsız ekonomik siyasi anlayışıyla
bu ekonomik krizin çözülemeyeceği aşikârdır.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi
selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Çulhaoğlu.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
17nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
17nci madde kabul edilmiştir.
18inci madde üzerinde iki önerge vardır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 18'inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İsmail
Atakan Ünver Necati
Tığlı
İbrahim Özden Kaboğlu
Karaman Giresun İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Giresun
Milletvekilimiz Sayın Necati Tığlı
(CHP
sıralarından alkışlar)
Siz de tığ gibisiniz Necati Bey. (CHP
sıralarından alkışlar)
NECATİ TIĞLI (Giresun) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan 16 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 18inci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım,
hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Harçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Arabuluculuk
Kanunu, İcra ve İflas Kanunu aynı torbanın içine
tıkılmış ve Meclise getirilmiştir. Maalesef bu kanun
teklifi de diğer tüm kanun tekliflerinde olduğu gibi AKPnin kanun
yapım tekniği olan torba yasa uygulamasına kurban
edilmiştir. 25 gün sonra 2019 yılına gireceğiz. Pasaport
harcına, trafik harcına, mahkeme harcına, öğrenim
harcına ve daha birçoğuna zam gelecek. Ülkemizde küçük esnaf
kalmadı; ticareti bitirdiniz. Ülkemizde yapılan tek ticaret, bir gece
ansızın Halk Bankasının düşük kurdan kimlere döviz sattığı
bilinmeyen ticaret anlayışıdır. Ticaretin bu şekilde
yapıldığı ülkemizde 2002 yılında 8 milyon olan
icra ve iflas dosya sayısı bugün 20 milyon olmuştur, yani çocuklar
dâhil ülke nüfusunun dörtte 1i. Tabii ki bu eserin mimarlığı ve
başarı öyküsü, AKP iktidarına aittir. Biz bugün burada
vatandaşlarımızın aboneliklerden kaynaklanan
borçlarını nasıl ödeyeceğini konuşuyoruz. Tabii ki
bunu tartışmalıyız ama bu tartışmayı ortak
akılla yapmalıyız.
Önümüz kış; döviz bahane edilip
iğneden ipliğe her şeye yapılan zamlardan sonra
vatandaş, doğal gaz faturasını, elektrik
faturasını, su faturasını, internet faturasını
ödeyemez hâle gelmiştir. Bu saydığım kalemleri evleri için
ödemek zorunda kalan vatandaşların dışında ticarethane
sahipleri de vardır, Allah onlara kolaylık versin.
Sayın milletvekilleri, burada asıl
tartışılması gereken konu şu: Açlık
sınırının altında bir asgari ücretle yaşayan
vatandaşın maaşına ne kadar zam yaptınız ki
faturaların ödenmesi için bu kanun teklifini hazırlayıp Meclise
getiriyorsunuz? Vatandaşın, ticarethane sahibinin bu kış
faturalarını ödeme imkânı yok ki. Bu maddeleri
tartışmak yerine vatandaşın faturaları kolay
ödeyebilmesi için maaş artışlarını konuşsak
yerinde olmaz mı? Zam üstüne zam gören faturaları her ay kuzu kuzu
ödemek için sıraya giren vatandaşlarımız, abonelikten
kaynaklı uyuşmazlıklar olduğunda nedense hep kendisi zarar
görmektedir. Yani abone sözleşmesini zarar göreceğini bile bile
imzalıyor. Aslında burada önemli olanın miktar ve değere
bakılmadan tüketici durumundaki vatandaşın hakkının
zarar görmeden hukuki olarak sona erdirilmesi olacaktır.
Sayın milletvekilleri, Doğal Gaz
Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri
Yönetmeliğinde yapılan değişiklikler, nedense
vatandaşa müjdeli bir habermiş gibi duyuluyor. Gerçi, iktidarın
yaptığı tüm düzenlemeler zaten böyle duyurulmuyor mu?
Yapılan değişikliklere göre doğal gaz
dağıtım şirketleri tarafından talep edilen abone
bağlantı bedellerinin, sayaç montaj ve bağlantı malzemeleri
bedellerinin abonelerden alınmayacağı söylenmişti ancak
düzenleme, öyle söylendiği gibi falan değildir; 1 Ekim 2018
tarihinden önce alınan doğal gaz abonelik bedeli ile 1 Ekimden sonra
alınan doğal gaz abonelik bedeli aynı olmasına rağmen,
değeri 70 ile 150 lira arasında değişen sayaç montaj
malzemeleri artık aboneye verilmemekte, aboneden kendisinin temin etmesi
istenmektedir. Yani iktidarın müjde diye duyurduğu
değişiklikler, aslında abonenin karşısına
çıkartılan yeni bir mali külfettir. Hazırlanan bu kanun
teklifiyle Hükûmet, yine sermayenin, yine patronların
alacağını tahsil etmek için özveri gösterirken ülkemizde
elektrik faturalarını düzenli ödeyen
vatandaşlarımızın faturasına başkasının
kayıp kaçak bedelini yüklerken gerekli özveriyi göstermemiştir. Oysa
Hükûmet, bu özveriyi yüksek enflasyonla mücadele eden
vatandaşımızdan yana kullanmalıydı. Allah, bütün
vatandaşlarımıza bu faturalara dayanacak güç kuvvet versin.
Kışı, sıcak yuvalarında sağlıklı, mutlu
geçirmelerini nasip etsin.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Tığlı.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 18inci
maddesinde yer alan sonuçlandırılamaması ibaresinin sonuç
elde edilmemesi ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Enez
Kaplan Mehmet Metanet
Çulhaoğlu İmam Hüseyin
Filiz
Tekirdağ
Adana Gaziantep
Metin
Ergun Ümit
Dikbayır
Muğla
Sakarya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
18inci maddenin dördüncü fıkrasında yer
alan sonuçlandırılamaması ifadesinin sonuç elde edilememesi
ibaresiyle değiştirilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
18inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
18inci madde kabul edilmiştir.
19uncu madde üzerinde iki önerge vardır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 19uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman Bülbül
Turan Aydoğan
Mersin
Aydın
İstanbul
İsmail
Atakan Ünver İbrahim
Özden Kaboğlu Mehmet
Göker
Karaman
İstanbul
Burdur
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Burdur
Milletvekilimiz Sayın Mehmet Göker. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Göker, süreniz beş dakika.
MEHMET GÖKER (Burdur) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Saat ikiden beri Genel Kurulu izliyorum, takip
ediyorum, ortamda duyulan sadece bir söz var, Sayın Meclis Başkan
Vekilimizin Lütfen sessiz olalım, uğultuyu keselim. Niye mi
uğultu oluyor? Çünkü bu getirdiğiniz torba yasa teklifini siz yapmadınız.
Bakanlık koridorlarında hazırlanan teklife 5 vekiliniz imza
attı, buraya geldi. Oysaki yeni hükûmet sisteminde ne diye söz
vermiştiniz vatandaşa? Torba yasalar artık gelmeyecek diye.
Meclis daha etkin olacaktı zaten sorun da burada çıkıyor. Bakıyorum
herkes elinde cep telefonuyla oynuyor, kimse konuyla ilgili, alakalı
değil. Arkadaşlar, en azından aldığımız
oylara saygı, yüce millete saygı için lütfen bu konuda biraz daha
dikkat edelim istiyorum.
Bir diğer konu, beş buçuk yıl önce
gündeme gelen Gezi eylemleri sırasında davalar tekrar görülecek,
tekrar eylem başlatılacak. Çünkü niye? Bana göre çöken Ergenekon
davasının yerini almaya aday bir dava. Niye? Seçime gidiyoruz. Her
seçimde AKP iktidarı bir korku dünyası yaratmıştır. Bu
korku dünyasında da seçimlere korku üzerinden oy devşirmesine
gitmiştir, şimdi de bunun işi Gezide olacak.
Çıkarılan tebligatta şu yazmakta: Tutuklamaya yönelik yakalama
kararı çıkartılması. Zaten karar verilmiş, tutuklama
kararını mahkeme emrine bile gerek duymadan kararı zaten
onaylamışsınız. Şimdi buradan size soruyorum: Fetullah
Gülene aracılık yaptığını söyleyen Fettah
Tamince hâlâ serbest, bunu nasıl açıklayacaksınız, buna
nasıl vicdanınız el verecek?
Bir diğer taraftan bakılacak olursa yasaya
dönecek olursak getirilen torba yasaya gerekçe olarak adli işlemlerin
hızlandırılmasını öngörmüşsünüz. Ancak ara
buluculuğu zorunlu kılan, ara buluculuğun özü olan bu teklif,
karşılıklı güven ve tarafsızlık ilkesine,
uygulamasına taban tabana zıt bir uygulamadır.
Getirilen bu teklifle güçsüz olan, güçlüye ezdirilecektir.
Bakın, bir yıldır iş davalarında uygulanan bu
sistemden çıkan kararların neredeyse tamamı, işçilerin
aleyhine olmuştur ve toplumsal barış zedelenmiştir.
Şimdi ise sermayesi güçlü olana yarayacak bu kanun, kapitalizmin
dayatması olarak sisteme entegre edilecektir. Bir nevi, yargıda
özelleşmeye gidileceği aşikârdır. Zira, güvence veren
denetim raporu maliyetlerinin çok yüksek oluşu nedeniyle küçük ve orta
ölçekli işletmelerin konkordato ilan etmeleri zorlaşacaktır.
Yine, güvence veren denetim raporlarının herkes tarafından
değil de belirli bir kesim tarafından yapılacak olması, bu
sistemde bir tekelleşmeyi beraberinde getirecektir. Beş
yıllık kıdemli avukatların bakanlık sınavından
geçecek olması da bu verilecek raporları denetleyecek olan
kişilerin siyasallaşmasını açıkça ortaya
koyacaktır, geçmiş düzenlemeler bunu göstermektedir.
Ülkemizin içinde bulunduğu durum, eğitim,
askerlik, yargı, basın, üniversiteler, siyaset, esnaf, tarım,
hayvancılık, sağlık ve demokrasi; on altı yılda
bir tek ileriye gidiş katedememiş sektörler. Ben şuna
benzetiyorum: Bir otobüse bindik, gidiyoruz. Evet, bir şoför vardı, o
götürüyordu otobüsü, şimdi bir de muavin çıktı. Ara sıra
bunlar bozuşuyor ama şoför akıllı. Muavine bir iki vites
oynattırıyor, vites oynattırınca moral bulunuyor, tekrar
yola devam ediliyor. Rampa aşağı giden arabanın freni yok.
Arabanın yüzde 50si feryat figan içinde, devrileceklerini biliyorlar,
haykırıyorlar ama diğer yüzde 50den tepki yok. Niye mi? Kulaklıklar
takılmış, televizyon izleniyor, televizyonda A Haber. Arada bir
reklam geçiyor: Az sonra ikramlarımız olacaktır. Çay içmeye ve
kek yemeye devam edin.
Arkadaşlar, beraberiz, batıyoruz, bir an
önce bunun için tedbir almanız gerekiyor.
Teşekkür ediyorum. Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Göker.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabule
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan, Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 19uncu
maddesinde yer alan harcından düşük olamaz ibaresinin harcından
daha az tutar olamaz ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif
ederim.
Feridun
Bahşi Hasan
Subaşı Hüseyin
Örs
Antalya
Antalya
Trabzon
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Behiç
Çelik
Adana
Mersin
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyoruz:
Gerekçe:
19uncu maddesinde yer alan harcından
düşük olamaz ibaresinin harcından daha az tutar olamaz ibaresiyle
değiştirilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
19uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
19uncu madde kabul edilmiştir.
20nci madde üzerinde üç önerge vardır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 20nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
İbrahim
Özden Kaboğlu İsmail
Atakan Ünver
İstanbul Karaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Aydın
Milletvekilimiz Sayın Süleyman Bülbül. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Bülbül, süreniz beş dakika.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz ve
vatandaşlarımız için önemli olan ticari hayatı etkileyecek
bir madde geldi. Bu madde, çok önemli bir madde. Bildiğiniz gibi, 6325
sayılı Kanunda ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri
Kanununda yapılan zorunlu dava şartı ara buluculuk
değişikliği üzerinden bir sene geçmiş durumda. 2018in
birinci ayından itibaren bu konuda, ülkemizde adliyelerde zorunlu ara
buluculuk konusunda birçok çalışma yapılmış durumda.
Buna gerekçe olarak Daha az masraf, daha hızlı adalet. olarak
değerlendirilmişti ancak yasa çıkarken bizim bazı
itirazlarımız olmuştu. Bu bir yıllık süreç de
itirazlarımızda haklı olduğumuzu açıkça ortaya koydu.
Biz demiştik ki: Hak kayıpları olmasın -çok önemli bir
maddeydi bu- hak arama hürriyetini zedelemesin, güç dengesi
sağlansın, silahların eşitliği konusunda bir
eşitlik sağlansın. Ama bu sağlanamadı. Neden
sağlanamadı? Bu konuda iş hukukunda zayıf durumda olan
işçilerin hak ve alacakları konusunda Taraflara avukat verilsin,
taraflar avukatla temsil edilsin, bir vekille temsil edilsin. taleplerimiz
yerine getirilmedi. Bu durumda ne oldu? Zayıf olan kesim hep mağdur
oldu, hak ihlalleri yapıldı. Bunun için zorunlu ara buluculukta
zorunlu tabirinin ihtiyari ara buluculuk açısından daha
kapsamlı olabileceği itirazlarımız oldu. Bu da kabul
görmedi ve bu konuda da bir yıl içerisinde çok hak ihlalleri söz konusu
oldu, hak ihlalleri ortaya konuldu.
Yine bir kanun teklifi geldi, çok önemli bir kanun
teklifi, ticari uyuşmazlıklarda zorunlu dava şartı olarak
ara buluculuk teklifi geldi. Bu kanun teklifinde eğer kabul edildiği
takdirde artık bundan sonra ticari uyuşmazlıklarda Ticaret
Kanununun 4üncü maddesinde belirtilen dava ve konularda dava şartı
olarak ara buluculuğa gitmeyen, mahkemeye gitmeyecek, ihtiyarilik diye
bir şey yok. Bu konuda altyapı çalışmaları var
mı? Yok. Neden yok? Bu yasa kabul edildiği takdirde 1/1/2019da
yürürlüğe girecek. Ne kadar ara bulucu arkadaşımız var?
Bizim şu anda 2017 rakamlarına göre ara buluculuk siciline baktığımız
zaman 7.188 tane ara buluculuk sicilinde bulunan arkadaşımız
var. 2018de ise bu rakam 9.360a gelmiş. 9.360
arkadaşımıza tüm ticari uyuşmazlıklarda Ticaret
Kanununun 4üncü maddesinde sayılan konularda ve davalarda zorunlu ara
buluculuk olarak başvurulacak. Ne zaman başvurulacak? 1/1/2019da
başvurulacak. Bu sayı yeter mi? Yetmez. Binlerce, yüz binlerce
uyuşmazlık gelecek. Bu uyuşmazlığa bu
arkadaşlarımızın bu sayıyla cevap vermeleri mümkün
değil. Yine hak kayıpları söz konusu olacak. Burada,
Arabuluculuk Daire Başkanlığına sordum, aradım, dedim
ki: Bu sayı yeterli olmaz, siz ne zaman bu konuda sayıyı
artıracaksınız? diye. Uzun süreden beri sınav
açılmadı, mart ayında sınav açılacak. O zaman
yapacağımız ne? Komisyonun daha sonra size getireceği
teklifte, diğer, bildiğiniz gibi, bu konkordato ve ara buluculuk da
1/1/2019da yürürlüğe giriyor ama diğer, Abonelik Sözleşmeleri
Hakkındaki Kanun Teklifi ise 1/6/2019da yürürlüğe giriyor. Biz de
erteleyelim, biz de bunun yürürlük tarihini erteleyelim çünkü
altyapısı yok. Altyapısı olmayan bir yapıyı niçin
koyup da hak ihlallerinde bulunduralım?
Bir de önemli bir konu var:
Vatandaşlarımız, ara buluculuğun önüne geldiği zaman
bu konuda haklarını ortaya koyabilmeleri açısından mutlaka
ve mutlaka vekille temsil edilebilmeli. Bu konuda bir değişiklik
yapalım, vatandaşlarda hak kaybı olmasın, burada vekille
temsil zorunluluğunu getirelim. Bu zorunluluğu getirmezsek o zaman bu
getirdiğimiz kanun düzenlemesi kadük kalacaktır. Avukatlık
Kanununun 35inci maddesi (a) fıkrasında, bildiğiniz gibi, ara
buluculuk ve uzlaştırmayla ilgili bir madde var, o zaman o maddeyi
işler hâle getirelim, bu konuda çalışmaları
hızlandıralım. Bunu yapmak zorundayız. Bunu yapmak için de,
tabii ki bu kanunları, kanun tekliflerini düzenlemek için de barolardan,
odalardan ve sendikalardan görüşler alıp birlikte yoğurduktan,
oluşturduktan sonra burada ortaya koymamız gerekiyor.
Bunun için şunu söylemek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) Bir dakika daha
Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın Bülbül, bir dakika ilave
ediyorum.
Buyurun.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla) Burada daha az masraf,
daha hızlı bir adaleti benimseyeceğimiz kadar, burada önemli
olan, hak kayıpları olmayan, hak arama hürriyeti zedelenmeyen, güç
dengesi sağlanan, silahların eşitliği olan bir adil
yargılama, adil, alternatif çözüm yollarını bulmamız
gerekiyor.
Hepinize teşekkür ediyorum. Sağ olun. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın
Bülbül.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum
MAHMUT TANAL (İstanbul) Biz ikna olduk
Başkan, çok güzel anlattı hatip.
BAŞKAN Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin Çerçeve 20nci maddesiyle 6102 sayılı Türk Ticaret
Kanununa eklenmesi öngörülen 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer
alan 4 üncü maddesinde belirtilen davalardan ibaresinin 4 üncü maddesinde ve
diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan şeklinde
değiştirilmesini ve maddeye aşağıdaki fıkranın
eklenmesini arz ve teklif ederiz.
(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu
görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde
sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en
fazla iki hafta uzatılabilir.
Mehmet
Muş Mustafa
Savaş Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul Aydın İzmir
Ali
Özkaya Yasin
Uğur Erol
Kavuncu
Afyonkarahisar Burdur Çorum
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Takdire bırakıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) - Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, diğer kanunlarda ticari dava olarak
nitelenen davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve
tazminat talepleri de maddede açıkça düzenlenmektedir. Böylece, diğer
kanunlarda belirtilen ticari davaların 6102 sayılı Kanunun
4üncü maddesinde yer almadığı gerekçesiyle dava şartı
Arabuluculuk kurumuna tabi olup olmadığı konusunda uygulamada
yaşanması muhtemel tereddütlerin önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.
Ayrıca, ticari davaların niteliği dikkate alınarak, ara
bulucu huzurunda yapılacak müzakere süresi özel olarak düzenlenmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 20nci
maddesinde yer alan arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır
ibaresinin arabulucuya başvurulmuş olması dava
açılabilmesi için şarttır ibaresiyle değiştirilmesini
arz ve teklif ederim.
Feridun
Bahşi Hasan
Subaşı Tamer
Akkal
Antalya Antalya Manisa
Hüseyin
Örs Ümit
Beyaz Metin
Ergun
Trabzon İstanbul Muğla
Muhammet
Naci Cinisli
Erzurum
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen?
İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) -
Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
20nci maddesinin ikinci fıkrasında yer
alan arabulucuya başvurulmuş olması dava
şartıdır ibaresinin arabulucuya başvurulmuş
olması dava açılabilmesi için şarttır ibaresiyle değiştirilmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 20nci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
20nci
madde kabul edilmiştir.
21inci madde üzerinde iki önerge
bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 21inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
Zeynel
Emre Özkan
Yalım Ali
Şeker
İstanbul Uşak İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Madde metni ticari davalarda zorunlu ara buluculukla
ilgili olduğu için madde teklif metninden
çıkartılmalıdır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 21inci maddesinde yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Metin
Ergun Mehmet Metanet
Çulhaoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Muğla Adana Gaziantep
Ümit
Dikbayır Enez
Kaplan
Sakarya Tekirdağ
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul) -
Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
21inci maddesinde yer alan eklenmiştir
ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
21inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
21inci madde kabul edilmiştir.
22nci madde üzerinde üç önerge vardır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 22nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan Alpay
Antmen
Aydın İstanbul Mersin
Zeynel
Emre Özkan
Yalım Mahmut
Tanal
İstanbul Uşak İstanbul
Ali
Şeker
İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Mahmut Tanal.
Sayın Tanal, buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim
Değerli Başkanım.
Değerli arkadaşlar, hepinizi
saygıyla, hürmetle selamlıyorum.
Tabii, İcra İflas Kanunu deyince, o
toplumun ekonomik yapısını, kriz yapısını dile
getiren bir kanunumuz. İcra İflas Kanununda
Ki yani hep şu
söyleniyor: Biz burada tüccarı, şirketleri koruyoruz. Bu külliyen
yalan. Neden bir yalan? Hukukçu arkadaşlarımız çok iyi bilirler
veyahut da Googleye girin, konkordato ile iflas arasındaki farklara
bakın. İflası isteyebilmek için ancak şirket sahibi olmak
lazım, şirket olmayan tüzel kişiler de konkordatoya gidebilir.
Yani bir sefer, bunu ayırmak lazım. Bu sadece şirketlerle alakalı
değil, yani krizin ne kadar tabana yayıldığının
bir göstergesi. Bu açıdan bunu yerli yerine koymak lazım.
İkinci bir durum, Burada iyileştirme
getiriyoruz. dedikleri husus, abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para
alacakları. Neler abonelik sözleşmeleri? Bir, elektrik; iki, su; üç,
telefon; dört, doğal gaz; beş, internet; altı, Vodafone,
Turkcell. Yani bunlar burada abonelik sözleşmesi üzerindeki alacaklar.
Peki, bunların bedeli ne kadar tutuyor? 50 lira, 100 lira. Yani vatandaşın
ne kadar sıkıntıya düştüğünün kanunudur bu
aslında. Yani vatandaş kriz içerisinde, vatandaşı âdeta
limon gibi sıktınız böyle, limon gibi. (CHP
sıralarından alkışlar) Bakın, şu limonu
alıyorum, limon gibi sıktınız. Yani buradaki olay,
vatandaşı böyle limon gibi sıktınız arkadaşlar.
Artık bu olay nereye kadar geldi? Bu olay telefonlara kadar geldi,
internete kadar geldi, bu olay elektrik parasına kadar geldi. Nasıl
oluyor? Bakın, burada avantaj ne? Diyorsunuz ki, Sayın Başkan
diyor ki: Ya, tahsil harcı alınmayacak, cezaevi harcı
alınmayacak. Cezaevi harcı dediğiniz yüzde 2, tahsil
harcı dediğiniz yüzde 2. Hadi arkadaş, bu yüzde 2, yüzde 4
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Tahsil harcı
yüzde 9,10; hacizde yüzde 9,10.
MAHMUT TANAL (Devamla) Ya arkadaş, hacizde
yüzde 9. Gelin, siz bunun oranını düşürün. Harç niçin
alınır? Harç niçin vatandaştan alınır? Devlete
iktisadi anlamda kâr getirmek için, zenginleştirmek için harç
artırılmaz. Harcın amacı şu: Kamu hizmeti sunmak
amacıyla, meccanilik ilkesi gereğince, maliyetleri çıkarabilecek
kadar bir bedel alınır.
Şimdi, mesela ne oluyor? Arkadaş, buradan
Çankaya
Ben daha dün söyledim, arkadaş, doğal gaz parasını
okumak için 10 TL alınıyor. Taksiye binseniz, aynı para
yazıyor. Aynı güzergâhta en azından 500, 600, bin tane konut var
arkadaşım. Yani Biz burada iyileştirme yapıyoruz. Bu,
külliyen yalan. Gelin, o yol bedelini düşürün, 10 lira
alacağınıza 5 lira alın, 5 lira alacağınıza
2 lira alın. Neyimize yetmiyor bu? Telefon faturaları aynı
şekilde, elektrik faturaları aynı şekilde.
Bakın, şu anda Ankarada
BAŞKENTGAZın yaptığı bir uygulama var, nedir?
Efendim, geçmişte sayaçlarla ilgili, kartlı sayaca geçmek için 300
dolar para alınıyordu. Bu 300 doları aldı ve dedi ki: Ben
bunu güvence bedeli olarak alıyorum. Ve vatandaş da kuzu kuzu
parasını verdi. Ne yapsın garibim? Devletin
karşısında ne yapabilir? Devlete karşı gelinmez ya!
Devletten sual de sorulmaz. Ve netice itibarıyla şimdi
BAŞKENTGAZ ne yapıyor, diyor ki: Arkadaş, bu kartlı
sayaçların üzerinden yirmi yıl geçti, ben şimdi bunların
hepsini değiştiriyorum, her sayaç başına 437 lira para
alıyorum. diyor. Ne parası?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) 427 lira.
MAHMUT TANAL (Devamla) Ne kadar?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) 427 lira, güvence
parası.
MAHMUT TANAL (Devamla) 427, peki, özür dilerim.
427 lira, güzel.
Güvence bedeli alıyor. Peki, arkadaş,
benim bu 300 dolarım ne oldu? Sen bu 427 lirayı niçin alıyorsun,
sebebi ne? Güvence bedeli. Ee, geçmişte aldığın 300 dolar
var. Bunu değiştiriyorsun. Bunu değiştirme
parasını almasın. Burada sizin getirdiğiniz o yüzde 2 harç,
yüzde 4 harç, hadi sizin deyiminizle yüzde 9 harç
Ya, arkadaş, zaten bir
faturadan bu çıkıyor. Yazık, günah!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
MAHMUT TANAL (Devamla) Bitireceğim Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Tabii, tabii.
Buyurun Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (Devamla) Teşekkür ederim
Değerli Başkanım.
Yani, burada, abonelik sözleşmesinden
doğan alacaklardan ziyade bunların içeriklerini gelin düşürün.
Bunun içeriğini düşürmediğiniz için halkı limon gibi
sıktınız.
Şimdi, dediniz ki: Güvence bedeli. Tüm
Ankaralılara, doğal gaz kullanan tüm illere sesleniyorum, hepsine
sesleniyorum
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) CHPli
belediyeler almıyor mu?
MAHMUT TANAL (Devamla) Doğal gazda alan
belediyeler değil arkadaş, Enerji Bakanlığı
alıyor ya.
Değerli arkadaşım, ne olur, ben
bitireyim, bire bir konuşuruz dışarıda.
Tüm Türkiye'ye sesleniyorum: Doğal gaz
sayacı değiştirme nedeniyle sizlerden güvence bedeli
almaları yönetmeliğin 39uncu ve 40ıncı maddesine
aykırıdır. Bu paralar için bulunduğunuz yerdeki tüketici
hakem heyetlerine başvurunuz. Bu paralarla ilgili emsal mahkeme
kararları vardır. Bu anlamda kararlara ulaşmak için, eğer
ulaşmak istiyorsanız 0 532 314 91 49
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MAHMUT TANAL (Devamla) Bitiriyorum. Özür dilerim,
ne olur.
BAŞKAN Herkese bu kadar verdim.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) Telefonu söyleyemedi, bir
telefonu söylesin.
MAHMUT TANAL (Devamla) Kamuoyu açısından
çok önemli.
BAŞKAN Sesiniz çok gür, duyuluyor.
MAHMUT TANAL (Devamla) Bitiriyorum.
Değerli arkadaşlar, bu parayı
yatırmayınız. Yatıran arkadaşlarımız varsa,
tüketici hakem heyetlerine başvurmak ücretsizdir, herhangi bir harca tabi
değildir. Bununla ilgili tüketici mahkemesinin emsal kararları
vardır, bu paraların iadesine karar vermektedir. Sizden alınan
bu paralar haksızdır.
İktidara sesleniyoruz: Vatandaşları
tüketici hakem heyetleriyle, mahkemelerle uğraştırmayın,
gayet rahat bu parayı aldırtmayın vatandaştan,
vatandaşı limon gibi sıkmayın.
Teşekkür ediyorum, saygılarımı
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) 3. Hukuk Dairesi
bozmuş o kararı.
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Tanal.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 22'nci maddesindeki "şu kadar ki" ibaresinin
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Sefer
Aycan Metin
Nurullah Sazak Abdurrahman
Başkan
Kahramanmaraş Eskişehir Antalya
Ramazan
Kaşlı Esin
Kara
Aksaray Konya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Konya
Milletvekilimiz Sayın Esin Kara. (MHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Kara.
ESİN KARA (Konya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 16 sıra
sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına ilişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanun Teklifi'nin 22'nci maddesi için verilen önergemiz üzerinde
söz almış bulunmaktayım.
Konuşmama başlamadan önce, dün elim bir
trafik kazası sonucu vefat eden Sinop ili Durağan İlçe
Başkanımız Osman Yıldırım ve Durağan eski
Belediye Başkanımız Ali Dalkılıça Allah'tan rahmet,
ailesine ve Milliyetçi Hareket Partisi camiamıza
başsağlığı dilerim, İlçe Başkan
Yardımcımız Hayrettin Ateşe acil şifalar dilerim.
6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ve Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği
kapsamında ara buluculuk faaliyetini yürüten ve Adalet
Bakanlığı tarafından düzenlenen ara bulucular siciline
kaydedilmiş bulunan gerçek kişiye ara bulucu denilmektedir. Ara
buluculuk, sistematik teknikler uygulayarak görüşmek ve müzakerelerde
bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların
birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin
üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin
kurulmasını gerçekleştiren, uzmanlık eğitimi
almış tarafsız ve bağımsız bir üçüncü
kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen
uyuşmazlık çözüm yöntemidir. 6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 20nci maddesine bir
ek yapılarak 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik
ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa bağlı çalışan
meslek mensuplarına da ara buluculuk yapma hakkı verilmelidir çünkü
bir serbest muhasebeci mali müşavir, bir yeminli mali müşavir
olabilmek birçok meslek dalına göre daha zor olmaktadır. Dört
yıllık ya da beş yıllık üniversite eğitiminin
arkasından adayın karşısına serbest muhasebeci mali
müşavirlik staja başlama sınavı çıkmaktadır. Üç
yıl süren stajın ara dönemlerindeki sınavların
ardından staj sonunda serbest muhasebeci mali müşavirlik yeterlilik
sınavları yapılmakta, sekiz tane yazılı sınavda
başarılı olan serbest muhasebeci mali müşavir
olabilmektedir. On yıllık tecrübe ve on yazılı
sınavın ardından yeminli mali müşavirlik hizmeti
yapılabilmektedir.
İktisadi ve idari bilimler fakültesinde medeni
hukuktan ticaret hukukuna, iş hukukundan borçlar hukukuna, vergi
hukukundan idari yargılama usulü hakkındaki hukuka kadar birçok hukuk
dalında eğitim gören, 3568 sayılı Yasaya tabi
çalışan serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali
müşavirler, tüm vergi ve sosyal güvenlik mevzuatına hâkim olarak
çalışmaktadırlar. Meslek mensupları, ticaret, iş ve
vergi mahkemelerinde bilirkişi olarak görev yapmaktadırlar.
Mesleğin uzmanlık alanları ticaret hukuku, iş hukuku, vergi
hukuku ve mevzuatlarını kapsamakta olup günlük mevzuat
değişikliklerini devamlı takip etmekte ve
değişiklikleri mükellefleri vasıtasıyla anında
uygulamaktadırlar. Sermaye piyasası, sosyal güvenlik ve vergi
mevzuatı kapsamında olan davalarda ara buluculuk yapmak serbest
muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin en tabii
hakkıdır. Alanında yeterli ihtisas ve eğitime sahip olan
meslek mensupları, mesleki görüş ve mesleki yargılarıyla
uzlaştırmacı olarak, bilirkişi olarak, konkordato komiseri
olarak hukuka yardımcı olabilirken ara bulucu olarak bu alanda hizmet
verememeleri kabul edilemez bir gerçektir.
Konkordato konusunda hazırlanan, bugün
görüşmüş olduğumuz yasal düzenlemelerde, konkordato talep eden
şirketler ile alacaklılar arasında doğan ticari
uyuşmazlıkların önce ara buluculuk müessesesi tarafından
çözülmesi imkânı sağlanmaktadır. Bugün ticari olayların
mutfağında mali müşavirler vardır. Konuyu analiz edip
doğru karar verilmesinde ve hukukçuyla birlikte veya ayrı hizmet
vermesinde uyuşmazlıkların hızla çözüleceğine
inanmaktayım. Kaldı ki işçi-işveren
uyuşmazlıklarında, kıdem tazminatı, ihbar
tazminatı, fazla mesai gibi sorunların çözümünde mali
müşavirlerin mesleki yargısı uyuşmazlıkların
çözümüne önemli katkılar sağlamaktadır.
6325 sayılı Hukuk
Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 20nci maddesine
yapacağımız bir ekle 3568 sayılı Yasaya tabi meslek
mensuplarına ara buluculuk hakkı verebiliriz. Böylece, ara buluculuk
faaliyetiyle yasama amacına ulaşmış olup, ara buluculuk
faaliyeti teknik bilgiye dayanan meslek mensuplarınca kısa sürede
yerine getirilmiş olacaktır hem de
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ESİN KARA (Devamla) - Toparlıyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın Kara, bir dakika daha ilave
edeyim.
ESİN KARA (Devamla) -
yıllardır
uzmanlık alanlarında bir ilerleme bekleyen meslektaşlarıma
yasama olarak katkıda bulunmuş oluruz.
Gazi Meclisimizi ve ekranları başında
bizleri izleyen büyük Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederiz.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 22inci maddesinde yer alan "eklenmiştir ibaresinin
"ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederim.
Arslan Kabukcuoğlu Enez
Kaplan Ayhan
Altıntaş
Eskişehir Tekirdağ Ankara
Ümit Beyaz Hüseyin
Örs
İstanbul Trabzon
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
22nci maddesinde yer alan "eklenmiştir
ibaresinin "ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
22nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
22nci madde kabul edilmiştir.
23üncü madde üzerinde iki önerge bulunmaktadır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 23üncü maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın İstanbul
Zeynel
Emre Özkan
Yalım Ali
Şeker
İstanbul Uşak İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN- Önerge üzerinde
ENGİN ALTAY (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Ara buluculuğun dava şartı değil
ihtiyari olması gerektiği görüşüyle maddenin teklif metninden
çıkartılması gereklidir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 23üncü
maddesiyle 6325 sayılı Kanuna eklenmesi öngörülen maddenin (2)nci
fıkrasının birinci cümlesinde yer alan veya ibaresinin ya da
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Yavuz Ağıralioğlu Hüseyin Örs Ümit
Beyaz
İstanbul Trabzon
İstanbul
Feridun Bahşi Hasan
Subaşı
Antalya Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN- Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
23üncü maddesinin (2)nci fıkrasının
birinci cümlesinde yer alan veya ibaresinin ya da ibaresiyle
değiştirilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
23üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
23üncü madde kabul edilmiştir.
24üncü madde üzerinde bir önerge
bulunmaktadır, önergeyi okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi'nin 24üncü maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay
Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin
Aydın
İstanbul
Zeynel
Emre Özkan
Yalım Ali
Şeker
İstanbul
Uşak
İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Maddeyle, bölge adliye mahkemesi adalet komisyonu
yerine Bakanlık tabiriyle merkezîleştirilen hususlar da uygulamada
pek çok soruna yol açacaktır.
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
24üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 24üncü madde kabul edilmiştir.
25inci madde üzerinde iki önerge
bulunmaktadır, önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alacağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16
sıra sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para
Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü
Hakkında Kanun Teklifinin 25inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Saygılarımızla.
Alpay Antmen Süleyman
Bülbül Turan
Aydoğan
Mersin Aydın
İstanbul
Zeynel Emre Özkan
Yalım Nazır
Cihangir İslam
İstanbul Uşak
İstanbul
Ali Şeker
İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Cihangir İslam. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın İslam.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Ben Sayın Özlem Zengine bir iki şey hatırlatmak istiyorum.
Gerçekten çok saygı duyduğum iyi bir siyasetçi, iyi bir hukukçu ama
şu cümlesini biraz yadırgadım: Yani
Cumhurbaşkanlığı kimliği ve AK PARTİ Genel
Başkanı kimliğini nasıl birbirinden ayırsın?
Zaten sorun da bu, siz bununla açıklamaya çalışıyorsunuz
meseleyi. Esas mesele bu. Şimdi, esastan sorunlu.
Ayıramıyorsanız, o zaman adam kıtlığı yok bu
ülkede, sizin grupta da adam kıtlığı yok; bir görevi birisi
yapar, bir görevi başka birisi yapar. Sayın Zengin, bir usul
hatası yapıyorsunuz. Olay esastan problemli olduğu için usul
hatası yapıyorsunuz. Bu, kadim bir bilgidir arkadaşlar;
zırva tevil götürmez yani bir saçmayı, bir çözümsüzlüğü siz bize
çözüm gibi sunamazsınız.
Esas mesele şuradadır: Anayasa
kişilere göre değil toplum, devlet ve vatandaş ilişkilerine
göre yapılır. Siz bunu atladınız değerli
arkadaşlar ve inanın bana, bunu değiştirmeyi siz teklif
edeceksiniz kısa bir zamanda.
Şimdi 11 isim okuyorum size: Osman
Aşkın Bak, Hasan Çilez, M. Fatih Toprak, Refik Özen, Yelda Erol
Gökcan, Atay Uslu, Ali Cumhur Taşkın, Sabri Öztürk, Nazım
Maviş, Bayram Özçelik, Selman Oğuzhan Eser. Sözüm bunlara, diğer
AK PARTİli arkadaşlar şey yapmasın. Bu bir futbol
takımı değil, Ocean's Eleven filmi vardı, o filmin
kahramanları da değil değerli arkadaşlar; bunlar Türkiye
Büyük Millet Meclisi kürsüsüne dava açan arkadaşlarımız.
YELDA EROL GÖKCAN (Muğla) Sana dava
açıldı.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) En tabii
hakkı, açacak tabii, açacak.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla)
Hakkı, tamam, ben de sizi millete şey yaparım. Hakkı
değil demiyorum.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Sana mı
soracak?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) Muhatap almayın
arkadaşlar ya, muhatap almayın, kendi kendine konuşsun.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla)
Şimdi, mesele şu: Para istiyorlar, selden kütük kapmak istiyorlar.
Yani burada bizim söylediğimiz söze çıkıp burada cevap
vereceklerine, millet huzurunda bizimle tartışacaklarına para
istiyorlar. Anlıyorum, seçim sizin oralarda pahalı bir iş ve
parayı da seviyorsunuz, bunu da anlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) Ha, beni sorarsanız,
inanın bana, sizler gibi çırılçıplak doğdum, bu
dünyayı kefenle terk etmeye ahdetmiş biriyim, hiçbir sorun yok, gelin
isteyin.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Biz de kefenle
terk edeceğiz inşallah.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) O tarafa konuş, o
tarafa.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) Yar
yanağından başka her şeyi paylaşabilen
insanlarız. Gelin konuşun
(AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
AHMET ÖZDEMİR (Kahramanmaraş) Adam gibi
konuşsan konuşacağız.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla)
İhtiyacınız varsa onu da paylaşırız, hiç mesele
değil. Ama hazinede para bitti, hazine tamtakır, siz parayı
seviyorsunuz ve bizi bununla terbiye etmeye çalışıyorsunuz. Ya,
bırakın bir Saadet Partisi üyesini, bir seçmenimizi bile topunuz
gelse, feriştahınızı da önünüze taksanız terbiye
edemezsiniz. Biz bu yolda devam edeceğiz. (CHP sıralarından
alkışlar)
Bu 11 kişinin toplam çapı da naçizane beni
terbiye etmeye yetmez.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Seni terbiye
etmemiz mümkün değil zaten.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla)
Şimdi, gelelim önemli bir konuya, günün en önemli konusu: Zillet. Ne dedi?
İster Cumhurbaşkanlığı kimliğiyle ele alın
Sayın Zengin ister AK PARTİ Genel Başkanı kimliğiyle
ele alın, bizim Millet İttifakına zillet ittifakı diyeni
kınıyorum, burada gözlerinizin önünde kınıyorum ve bu
lafı iade ediyorum ama daha öteye gidemiyorum çünkü beni bağlayan
ahlak denen bir şey var. (AK PARTİ sıralarından
gülüşmeler)
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Ciddi mi
diyorsun? Çok komik oluyorsun da.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Allah Allah!
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla)
İnsanlara isim takmanın, insanlara lakap takmanın ne mene, ciddi
bir şey olduğunu biliyorsunuz, değil mi? Ne ağır bir
cürüm olduğunu biliyorsunuz, değil mi?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)
Yasaklanmıştır.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) Ben
Sayın Cumhurbaşkanını ve AK PARTİ Genel
Başkanını hem Saadet Partisinden hem Cumhuriyet Halk Partisinden
hem de İYİ PARTİden milletin huzurunda özür dilemeye davet
ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Hadi oradan be,
hadi oradan be!
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Helallik istemeye davet ediyorum.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Git işine
be!
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Bu yetmiyor, bu yetmiyor arkadaşlar, bu yetmiyor. Eğer ortak bir
kitaba inanıyorsak -burası ahlaki kısım, siyasi değil-
eğer ortak bir kitaba inanıyorsak ben Sayın
Cumhurbaşkanının veya AK PARTİ Genel
Başkanının çıkıp aleni tövbe etmesini de kendisine
tavsiye ediyorum. Bana inanıyor musun?
RAMAZAN CAN (Kırıkkale)
Saygılı ol, saygılı ol.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Senin hangi
kitaba inandığını bilmiyorum, hangi kitaba
inandığını bilmediğim için bir şey diyemiyorum.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) Ha,
saygı mı? Kitaba bak, bak, kitaba bak, ne demek istediğimi
anlayacaksınız.
BAŞKAN Karşılıklı
konuşmayalım.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (Devamla) Hadi
size kolay gelsin.
Görüşmek üzere. (CHP sıralarından
alkışlar)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Hadi oradan!
Hadi oradan!
OSMAN AŞKIN BAK (Rize) Yürü
Yürü
BAŞKAN Sayın Zengin, bir talebiniz
olacak, bir dinleyeyim onu.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Kürsüye gelmek
istiyorum. Adımı da zikrederek Sayın İslam
sataştığı için
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Sataştım Sayın Başkan.
BAŞKAN Bir saniye
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Ben Özlem Hanıma sataştım.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, ben
Sayın Zenginin talebini duyamadım zaten.
Sayın Zengin, buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
Sayın İslam konuşurken ismimi de zikrederek
Bana bir söz
hakkı doğduğunu düşünüyorum yani söylüyor, ben de cevap
vermek istiyorum.
BAŞKAN Buyurun, ben iki dakika size kürsüden
söz veriyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
X.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslamın 16
sıra sayılı Kanun Teklifinin 25inci maddesiyle ilgili önerge
üzerinde yaptığı konuşmasında şahsına
sataşması nedeniyle konuşması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
Çok değerli milletvekilleri, günün sonuna
geldiğimiz bir noktada Sayın İslamın kürsüye davet
ettiğini düşünüyorum beni.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Sizi dinlemek ayrı bir zevk efendim.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Şimdi, kendisi,
tabii, bir tıp doktoru, ben de bir hukukçuyum. Biraz evvel konuşmamda
da ifade ettim bütünlük içerisinde, adalet arayışı hepimizin
arayışı. Çok asli bir şey vardır, mecellede de var,
hukukta da, çok temel bir ilke vardır; usul ve esas arasındaki denge.
Biliyoruz ki önce usul, sonra esas. Siz dediniz ki: Esasta sorun var, o yüzden
usulde sorun var. Yani önce böyle ifade ettiniz.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Anlamamışsınız. Geleceğim, neyse; gelip
konuşacağım.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Hayır, ben gayet
iyi dinlediğimi düşünüyorum.
BAŞKAN Sayın Zengin, siz devam edin.
Sayın İslam, lütfen
karşılıklı olmasın, hatibi dinleyelim.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Şimdi, burada
problem şu
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Dinlediniz de anlamadınız, onu söylüyorum.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Hayır, müsaade
ederseniz ben anladığıma cevap vermek istiyorum.
BAŞKAN Sayın Zengin, siz devam edin.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Şimdi, burada
mesele şudur, benim itiraz noktam şuydu: Sayın grup başkan
vekili konuşmasında şöyle ifade ettiler, dediler ki:
Ayıralım. Sayın Cumhurbaşkanıyla alakalı bizim
eleştirilerimiz olabilir, Genel Başkanken bu eleştirilere sizin
cevap vermeniz doğaldır grupta ama Cumhurbaşkanı
sıfatıyla olan şeylere hiç sesinizi çıkarmayın. Ben de
dedim ki: Bu kimlikleri ayıramayız. Yani benim şimdi bir sürü
kimliğim var; televizyoncuyum, milletvekiliyim, anneyim; bunların her
biriyle alakalı bir sürü şeye hayatta muhatap oluyorum. Bunların
hiçbirisini ayırmamız mümkün değil, hepsi benim zaten. Aynı
şekilde biz bir Anayasa değişikliği yaptık. Bu Anayasa
değişikliği de milletin referandumda yüksek oranda kabulüyle
geçti yani artık bunu ayırmak mümkün değil. Bir tarafta
Sayın Cumhurbaşkanımız Cumhurbaşkanı olarak
görevini ifa ediyor ve aynı zamanda da AK PARTİnin Genel
Başkanı. Hatta yürürlük maddesi koyduk yani seçimden evvel
yürürlüğe giren 2 maddeden bir tanesi de buydu. Yani siz burada millet
iradesinin defaatle altını çiziyorsunuz. Buna inanmıyor musunuz?
Milletin iradesine binaen biz bunları yapıyoruz ve bunların
hepsi mündemiçtir hukuken. Anayasaya binaen bu bahsettiğiniz vazifeler,
AK PARTİ Genel Başkanı olmak, Cumhurbaşkanı olmak
Sayın Recep Tayyip Erdoğanın şu anda kendisinde mündemiç
görevlerdir, anayasal görevlerdir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Ben size bir dakika daha süre vereyim
Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Devamla) Teşekkür
ediyorum.
O yüzden usulen bir sorun yok, asıl mesele
arkadaşlarımın usulen doğru olan bir şeye itiraz
etmelerinden kaynaklanıyor, ben çok tabii olarak buna cevap veriyorum.
Şimdi, devamında siz
arkadaşlarımın isimlerini zikrettiniz hak aramayla ilgili
olarak. Hak aramak birini tokatlamak değildir, birine ceza vermek
değildir. Biz hakkımızı arıyoruz çünkü siz bu kürsüde bize
çok ağır ithamlarda bulundunuz; değil laf takmak, değil bir
kelimeyle bizleri anlamlandırmak, çok ağır ithamlarda bulundunuz
ve biz de mücadelemizi elbette hukuken yapacağız. Siz milletvekili
olduğunuz için size karşı açabileceğimiz davalar maddi
şekli olan davalardır ve bunu yerine getirdik.
Arkadaşlarımız en doğal haklarını
kullandılar. Ne zamandan beri hak kullanmak, hukuk kullanmak suç oluyor?
Teşekkür ederim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim, sağ olun.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Sayın Başkan, Sayın AK PARTİ Grup Başkan Vekili
Özlem Zengin konuşmasında beni andı ve birtakım
BAŞKAN Ben herhangi bir sataşma görmedim
Sayın İslam. Lütfen
(AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Hayır, sataşma var efendim.
Sayın Başkan, söylediklerimi
anlamamış ki!
BAŞKAN Sayın İslam, ben bir
sataşma görmedim, lütfen.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Söylediklerimi anlamamış diyorum size.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN - Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Sayın
Başkan, benim pek kısa bir söz talebim var efendim.
BAŞKAN Buyurun Sayın Altay.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
49.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ENGİN ALTAY (İstanbul) Teşekkür
ederim.
Şimdi, bu biraz önceki
tartışmayı ben açmış oldum aslında. Sayın
Zengin de bu konuyu konuşurken beni saçmalamakla mı itham etti, bir
şey yaptı, önemli değil orası da benim bir şeyi
hatırlatmam lazım.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Hayır, hiç ilgisi
yok. Komik bulduğumu söyledim, saçmalama demedim, komik.
ENGİN ALTAY (İstanbul) İşte
komik evet.
Komik değil.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Komik.
ENGİN ALTAY (İstanbul) Şimdi
Sayın Başkan, gerçi haddimiz değil ama İç Tüzük 69u hep
beraber bir okumamız lazım, özellikle Sayın Zenginin
okuması lazım: Şahsına sataşılan veya ileri
sürmüş olduğu görüşten farklı bir görüş kendine
atfolunan Hükûmet, komisyon, siyasi parti grubu veya milletvekilleri,
açıklama yapabilir ve cevap verebilir. Bizi bu bağlar. Yeni sistem
diyorsunuz, Her şey farklı. diyorsunuz: Şimdi,
Cumhurbaşkanlığının yaptığı bir uygulamayla
ilgili bir değerlendirme için zatıaliniz ya da sizden sonra görev
yapacak
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ENGİN ALTAY (İstanbul) İsterseniz
devam edeyim, önemli bir konu.
BAŞKAN Devam edin.
ENGİN ALTAY (İstanbul)
oturumu yöneten
Meclis başkan vekilleri, 69a göre söz isteyen AK PARTİ
temsilcilerine söz veremez, bunu söyledim. Lakin AK PARTİ Genel
Başkanı falan diye başlarsak parti grubuna
sataşmadır. Artık yeni sistemi kavrayın. Millete yeni,
yeni, yeni diye böyle naralar attınız, bu sistemi siz
kavramamışsınız. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Sayın Başkan
Sayın Başkan
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN Diğer önergeyi okutuyorum
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Sayın Başkan
Sayın Başkan, bir şey arz etmek
istiyorum, bakın.
BAŞKAN Sayın İslam, lütfen
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
69uncu maddeye göre benim söylediklerimi çarpıtarak anlattı.
BAŞKAN Ben işlemi
başlatıyorum, daha sonra dinlerim sizi.
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Yanlış yapıyorsunuz, haksızlık yapıyorsunuz.
BAŞKAN Diğer önergeyi okuyun lütfen:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifinin 25inci maddesinde yer alan Bakanlıkça belirlenir ibaresinin
Bakanlık tarafından belirlenir ibaresiyle değiştirilmesini
arz ve teklif ederim.
Ümit
Beyaz Hüseyin
Örs Arslan
Kabukcuoğlu
İstanbul Trabzon Eskişehir
Enez
Kaplan Ayhan
Altıntaş
Tekirdağ Ankara
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Önergenin üzerinde gerekçesini
okutuyoruz.
Gerekçe:
25inci maddede yer alan Bakanlıkça
belirlenir ibaresinin Bakanlık tarafından belirlenir ibaresiyle
değiştirilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
25inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
25inci madde kabul edilmiştir.
26ncı madde üzerinde bir önerge
bulunmaktadır, okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 16 sıra sayılı
Kanun Teklifinin çerçeve 26ncı maddesinin aşağıdaki
şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 26- (1) Bu Kanunun;
a) 10, 20 ve 21 inci maddeleri 1/1/2019 tarihinde,
b) 1 ilâ 9 uncu maddeleri, Geçici 1 inci maddesi, 18
ve 19 uncu maddeleri 1/6/2019 tarihinde,
c) Diğer maddeleri yayımı tarihinde,
yürürlüğe girer.
Mehmet Muş Mehmet
Doğan Kubat Fehmi
Alpay Özalan
İstanbul İstanbul İzmir
Hasan Çilez İsmail
Emrah Karayel İsmail
Tamer
Amasya Kayseri Kayseri
Ahmet Tan Mücahit
Durmuşoğlu Ali
Özkaya
Kütahya Osmaniye Afyonkarahisar
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Takdire bırakıyoruz Sayın
Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle, yürürlük maddesi
değiştirilmektedir. Buna göre Merkezî Takip Sistemine entegre olacak
birimlerin kendi iç yazılımlarını tamamlayabilmeleri
amacıyla buna ilişkin hükümlerin 1/6/2019 tarihinde; ticari uyuşmazlıklarda
dava şartı olarak arabuluculuğa ve 2004 sayılı
Kanunun 8/a maddesinde yer alan elektronik işlemlere ilişkin
düzenlemenin 1/1/2019 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
26ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
26ncı madde kabul edilmiştir.
27nci madde üzerinde bir adet önerge
bulunmaktadır, önergeyi okutup işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Abonelik Sözleşmesinden
Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin
Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifinin 27nci
maddesinin "Bu Kanun hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
İsmail
Koncuk Hüseyin
Örs Ümit
Beyaz
Adana Trabzon İstanbul
Feridun
Bahşi Ümit
Dikbayır Ahmet
Çelik
Antalya Sakarya İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
ADALET KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Katılmıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (İstanbul)
Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
27nci maddenin "Bu Kanun hükümleri
Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür şeklinde
değiştirilmesi gerekmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
27nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
27nci madde kabul edilmiştir.
Bu şekilde, ikinci bölümde yer alan maddelerin
oylamaları tamamlanmıştır.
Sayın İslam, 60a göre sisteme
girmişsiniz. Yerinizden söz veriyorum.
Buyurun.
IV.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
50.-
İstanbul Milletvekili Nazır Cihangir İslamın, Tokat
Milletvekili Özlem Zenginin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
NAZIR CİHANGİR İSLAM (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Özlem Zengin benim söylediklerimi ya
anlamamış ya da çarpıttı; bunun arka planı beni
ilgilendirmiyor. Ben sadece kendilerinin açıklama yaparken bir usul
hatası yaptıklarını yani bir zırvanın tevil
götüremeyeceğini hatırlattım.
Şimdi, bakın, buradaki esas soru
şudur: Sizin, neden, her türlü ısrarımıza rağmen,
FETÖnün siyasi ayağının ortaya çıkması önergelerine
ret verişinizdir. Esas hadise budur arkadaşlar, hepsinin ana
kaynağı budur.
Ha, kimlikler meselesine gelince: Etik olarak
Cumhurbaşkanı ile siyasi parti genel başkanı ayrı
kimliklerdir ve zaman zaman ters de düşebilirler, o yüzden aynı
şahısta birleşmesi etik bir sorundur.
Teşekkür ederim, sağ olun.
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim Sayın
İslam.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
bir cümleyle
BAŞKAN - Sayın Zengin, maddelerdeki
konuşmaları bitirdik, size de son defa söz veriyorum.
Buyurun.
51.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, İstanbul Milletvekili Nazır
Cihangir İslamın yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; ben doğrusu iyi bir dinleyiciyim,
Sayın İslamı ilk söylediğinde de şimdi de gayet iyi
dinledim fakat doğrusu, kendisi usul ve esas üzerinden
yaptığı izah ile -kullandığı o kelimeyi tekrar
etmek istemiyorum- ısrarla ifade ettiği kelime arasındaki
örnekleme açısından hiçbir bağlantı yok, hiçbir
bağlantı kuramıyorum, bir korelasyon kuramıyorum; o sebeple
cevabı da manasız buluyorum. Ben kendi izahımı, kendi
anlatımımı kendi düşünce sistematiğim
açısından son derece mantıklı buluyorum. Bence derdinizi
yanlış anlatıyorsunuz Sayın İslam, başka türlü
anlatın.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5
Milletvekilinin Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına
İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun
Teklifi (2/1286) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 16) (Devam)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, bu
şekilde teklifin bölümleri üzerindeki ve maddeleri üzerindeki bütün
görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi İç Tüzükün 86ncı maddesine
göre, kanun teklifinin oylamasındaki oyunun rengini belli etmek isteyen
iki arkadaşımıza, lehte ve aleyhte olmak üzere söz
vereceğim, ondan sonra da kanunun oylamasını
yapacağız.
İlk söz, lehte olmak üzere Elâzığ
Milletvekilimiz Sayın Zülfü Tolga Ağara ait. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Elâzığ)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 16 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerini tamamladık, tümünün
oylanmasından önce oyumun rengini belli etmek için söz almış
bulunmaktayım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın en başında kendi oyumun
renginin lehte olacağını sizlere belirtmek istiyorum. Çünkü
kanun teklifiyle getirilen düzenlemeler, teknolojiden daha fazla istifade
edeceğimiz, öteleyemeyeceğimiz, sonraya
bırakamayacağımız iktisadi hayatın ve iktisadi hayatta
mal ve hizmet alımında yer alanlar arasındaki ikili münasebette
ortaya çıkan problemleri çözen yargı mercilerimizin beklediği
düzenlemelerdir.
Ticari hayatta iki husus önemlidir. Birincisi güven,
ikincisi zaman. Görüşmelerini tamamladığımız kanun
teklifi tam da bu iki hususta ihtiyaç hissedilen düzenlemeleri içeriyor ve
ticari hayatın üzerinde yükseldiği zemini kuvvetlendiriyor. Teklifle,
abonelik sözleşmelerinden kaynaklı borçların takip usulünde
teknolojiden istifade edilmesi, zorunlu arabuluculuk uygulamasının
kapsamının genişletilmesi, konkordato sürecinde mali
raporların belirli bir standartta hazırlanması hususlarında
ve icra takibinde UYAP sisteminin amaca uygun ve etkin
kullanımını sağlamak için yeni düzenlemeler yapılıyor.
Teklifin maddeleri görüşülürken detayların
çoğu konuşuldu. Ben sadece birkaç hususa değinmek istiyorum.
İcra dairelerinde 8 milyon takibin 3,5 milyonu abonelik
sözleşmelerinden kaynaklı takiplerden oluşuyor. Bu 3,5 milyon
işlem için binlerce avukat icra dairelerinin yolunu tutuyor.
Çağımız teknoloji çağı. Bu çağda insanları
mobilize etmek yerine iletişim ağını mobilize etmek hem
daha ekonomik hem daha hızlı. UYAP ve PTTnin entegre edileceği
Merkezî Takip Sistemiyle hem abonelik sözleşmelerinden kaynaklı
alacakların takip süreci hızlanacak hem de icra dairelerinin iş
yükü azalırken alacağın takip sürecinde ulaşımdan
evraka kadar alacağın miktarını yükselten masraf
unsurları azalacağı için, hem borçlunun hem de
alacaklının katlanmak zorunda kaldığı yük
hafifleyecek.
Değerli milletvekilleri, teklifle getirilen bir
diğer düzenleme konkordatoyla ilgilidir ki bu bana göre çok önemli bir
düzenlemedir. Başta da söyledim, ticari hayatın en önemli
unsurlarından biri güvendir. Ticari hayatta zor duruma düşen
şirketler, firmalar dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak.
Bu, ticari hayatın bir gerçeği. Burada önemli olan, ticari
hayatın zorluklarını bahane ederek bazı firmaların
borçlarını ödemekten imtina etmesini önleyici tedbirleri
almamızdır. Sistemin boşluklarından faydalanmaya
çalışanlara karşı iyi niyetli alacaklıların
haklarını korumak, virüs kapmış bir firmanın ya da
hasta olmayıp da eline virüs bulaştıran obje tutan
firmaların hastalığını sağlam şirketlere
bulaştırmasını önlemektir. Teklifle, konkordato
müessesesine, bu müesseseye hakikaten ihtiyacı olan, konkordato süreciyle
alacaklıların borcunu öderken gelecekte ayakta kalabilecek
şirketlerin, firmaların daha sağlıklı kriterlerle
belirlenmesini sağlayacak ve alacaklıları da koruyacak, art
niyetlilerin sistemin boşluklarını kullanmasını
önleyecek düzenlemeler getiriliyor.
Mesela ne yapılıyor? Düzenlemeyle Kamu
Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun yetkilendirdiği
bağımsız denetim kuruluşlarının mali
raporlarının esas alınması yani raporlarının
güvenilirliği güvence altına alınıyor. Konkordato
komiserlerinin niteliği ve seçim usulü düzenleniyor.
Teklifin bir diğer düzenlemesi, zorunlu
arabuluculuğun kapsamının genişletilmesi konusunda. Mevcut
hâlde iş mahkemelerinin iş yükünü üçte 2 azaltan arabuluculuk
müessesesi -henüz bir müessese olmamasına rağmen-
uyuşmazlıkların çözümüne getirdiği hız ve
tarafların masraflarını azaltmasıyla etkin olarak
kullanılmaya başlanmıştır. Arabuluculuğun
kapsamının genişletilmesinin iki yönde faydası vardır:
Biri, mahkemelerin iş yükünün hafiflemesi ve mahkemelerin önüne gelen
davaların daha kapsamlı incelenmesi ve daha kısa sürede
sonuçlanması yani adalete zaman kazandırması. İkincisi ise
tarafların bir araya gelerek kısa sürede aralarındaki
uyuşmazlığı çözebilmeleri yani taraflara zaman
kazandırabilmesidir.
Değerli milletvekilleri, bir diğer
düzenleme, UYAP sisteminde icra takibinin gerçekten ihtiyacı olan
tarafından yapılmasını düzenlemektir. İcra takiplerini
hızlandırmak için kurulan sistemin maalesef
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Devamla) Özür dilerim
Başkanım.
BAŞKAN Buyurun.
Bir dakika daha veriyorum.
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Devamla)
hız ve
etkinliğini artırmak için gerçekten alacaklıların sisteme
müracaatını sağlayacak bir düzenlemenin zorunlu hâle gelmesinin
sebebi, sorgu sisteminin gereksiz kullanımıdır. Robot
yazılımları ve ihtiyaç olmadığı hâlde sistemde
gereksiz sorgu yapmayı durdurmanın tek yolu, bu hizmetin bedel
karşılığında sunulmasıdır. Sistemde cüzi bir
bedel karşılığı yapılacak sorgulama, sistemin
yükünü hafifletecek, hız ve etkinliği artırılacaktır.
Değerli milletvekilleri, 16 sayılı
Kanun Teklifiyle getirilen, hem ekonominin üzerinde yükseldiği zemini
kuvvetlendiren hem uyuşmazlıkların çözümünde zamanı
kısaltırken tarafların yüklenmek zorunda kaldığı
masrafları da azaltan hem de vatandaşlarımızı
koşturmak yerine teknolojiyi koşturacak düzenlemelerin
hayırlı olmasını diliyor, teklifin oylamasında kabul
oyu vereceğimi tekraren beyan ediyor, hepinize saygılarımı
sunuyorum.
Sağ olun, var olun. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkürler Sayın Ağar.
Değerli milletvekilleri, İç Tüzükümüzün
86ncı maddesine göre aleyhte konuşmak üzere son söz, Kocaeli
Milletvekilimiz Sayın Haydar Akara aittir. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Akar, süreniz beş dakika.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; evet, bir torba kanunun da sonuna geldik ve son
konuşmacı olarak da kürsüdeyim.
Ya, kanuna şöyle bakınca gerçekten de
milletin aklıyla dalga geçtiğinizi hissediyorum.
Şimdi, ne yapmışsınız?
Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan para alacaklarına ilişkin
bir yasa çıkarıyorsunuz, cezaevi harcı ve tahsil
harcını kaldırıyorsunuz.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Cezaevi
harcını kaldırmıyoruz.
HAYDAR AKAR (Devamla) 1 lira, 2 lira, 3 lira, 5
lira
Kaldırıyorsunuz. Asıl mesele olan
Ne de abonelik var?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Yanlış
bilgilendirme!
HAYDAR AKAR (Devamla) Bir keser misin sesini!
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Yanlış
bilgilendirme!
HAYDAR AKAR (Devamla) Elektrik aboneliği,
doğal gaz aboneliği, telefon aboneliği, su aboneliği,
internet aboneliği var ve birçok aboneliği de ekleyebiliriz.
İnsanlar burada paralarını ödeyemedikleri için yasal bir süreç
başlamış -parayı ödeyemedi- ve burada da tahsil edecek
şirketlerin işini hızlandırmak için, işin aslı
paralarını tahsil edebilmek için, büyük bir kıyak
yapıyorsunuz aslında ama içine de bir iki ufak tefek şey
ekleyerek sanki bal sürdüğünüzü düşünüyorsunuz.
Ya, be kardeşim, 13 milyar dolara iletişim
hatlarını özelleştirdiniz, dağıtım
şirketlerini özelleştirdiniz, 1 lira yatırım
yapmadınız, 1 lira yatırım yapmadınız!
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Kim diyor?
HAYDAR AKAR (Devamla) 30 lira tutan elektrik
tüketimi 60 liraya çıkıyor. Niye çıkıyor? TRT fonu
çıkıyor. Niye çıkıyor? Dağıtım bedeli
çıkıyor. İçinde ne var, biliyor musunuz? 1 direk
diktiğinizde 1 metre tel çektiğinizde vatandaşın
kanını emiyorsunuz, parasını alıyorsunuz. Bu
vatandaş ayrıca gelir vergisi ödüyor, ayrıca abone parası
ödüyor. Direk dikildiği zaman, tel çekildiği zaman da
vatandaştan para alıyorsunuz, adına da kayıp kaçak
diyorsunuz. Dünyanın hiçbir yerinde kaçak diye bir şey yok,
kayıp vardır; yüzde 6dır, yüzde 7dir ortalama. Kayıp
vardır, kaçak yoktur ama siz ne yapıyorsunuz? Vatandaştan kaçak
elektrik bedeli alıyorsunuz.
Doğal gaz diyorsunuz, aynı şekilde
şehirlerin dibine kadar getirdiniz, kimse doğal gaz yakmıyor.
Daha önceleri bunu belediyeler yapardı, bütün alanlara yayardı.
Şimdi dağıtım şirketleri fizibil olmayan, para
kazanılmayacak hiçbir yere doğal gaz getirmiyor. Ben size bunu
iddiayla da söylüyorum, sizden önce, 2002den önce giden 5 şehir
doğal gaz yakmasın, konutlarda doğal gaz tüketimi yok denecek
kadar az.
Şimdi, aslında,
baktığımız zaman vatandaşın derdi başka.
Vatandaşın derdi aldığınız KDVler, ÖTVler,
aldığınız dağıtım bedelleri,
aldığınız TRT payları, aldığınız
elektrik dağıtım şirketlerinin ödemesi gereken fonlar.
Bunlardan indirim yapacaksınız ki vatandaş gitsin
parasını ödeyebilsin. Parasını ödeyememiş, biraz evvel
AKPli hatip çıkmış, burada 8,5 milyon icra dosyası
-aslında 18 milyon- bunun 3,5 milyonu sözleşmelerden dolayı
diyor. Ayıp bir şey ya, bu ayıp! Demek ki vatandaş
batmış, bitmiş, parasını ödeyemiyor. Yaktığı
elektriğin parasını ödeyemiyor, içtiği suyun
parasını ödeyemiyor, yaktığı doğal gazın
parasını ödeyemiyor. Siz de bunu övünerek anlatıyorsunuz ki
tahsilatı nasıl hızlı yapacağız diye.
Sevgili arkadaşlar, hiçbir problem
çözmüyorsunuz. Bakın, size bir örnek vereceğim. 15 Temmuz 2016da bir
darbe girişimi oldu, 20 Temmuzda siz ayrı bir darbe
yaptınız, olağanüstü hâl ilan ettiniz ülkede. Herkesin,
FETÖcüsünün de FETÖcü olmayanın da konutlarına, iş yerlerine
el koydunuz. Kurunun yanında yaş da yanar diyebilirsiniz. Dün bir
vatandaş geldi bana, iki buçuk yıl evvel el konan bir şirkete
-bir buçuk yıl önce dava açmış- darbeden önce dava
açmış, diyor ki: Yüzde 20 hissem var. Hissedarlıktan
ayrılmak için dava açmış darbeden bir buçuk sene evvel ama darbe
olduğu için, bir kanun hükmünde kararnameyle de el konulan mülkler,
şirketlerin davaları derdest edildiği için hakkını
arayamıyor. Olağanüstü Hâl Komisyonu
Mahkeme Ben bakmam. diyor,
iptal etmiş dosyayı. Sonra Olağanüstü Hâl Komisyonuna gidin.
diyorlar. O diyor ki: Darbeden önce oldu. Darbeden önce senin mahkemen, buna
ben bakmam. Bu vatandaş çareyi nerede arayacak?
Yine bir başka örnek: 10 tane ortağı
var okulun, el konulmuş okula, 1 tanesi tespit edilmiş, FETÖcü, 9
tanesi mağdur. Şimdi, biraz evvel verdiğim örnekteki
vatandaşın o şirketin bankaya olan borcundan dolayı evine
satış gelmiş, icradan satış gelmiş evine. Bir
evim kaldı. Devletten alacağım var çünkü devlet el koydu. Yüzde
20si benim. Darbeden bir buçuk sene önce dava açmışım.
Gideceğim yer yok. diyor. Gittim konuştum, bir tane
satışı yapılmamış, darbe nedeniyle el konulan,
kanun hükmünde kararnameyle el konulan mal, mülk neyse FETÖcülerin. Peki,
arkadaşlar, o FETÖcü diye tanımladığınız
şirketlerin alacaklılarının, şirketlere mal veren,
onlardan alacağı olan insanların hakları ne olacak?
Yüzlerce insan sizi bekliyor, bir tanesini çözmemişsiniz. Yahu bir de
problem çözün şu Mecliste Allah aşkına ya! Ne kadar sermaye
şirketi varsa, ne kadar parayla ilgili konu varsa çözüyorsunuz ama
vatandaşı mağdur eden hiçbir konuyu getirmiyorsunuz buraya.
Getirin, hep beraber çözelim, bu vatandaşların mağduriyetlerini
önleyelim arkadaşlar.
Onun için, böyle gelip geçici tedbirlerle, işte
1 liralık, 2 liralık vatandaşa tasarruf...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Akar, bir saniye...
HAYDAR AKAR (Devamla) ...ettirdiğinizi
düşündüğünüz kanun teklifleriyle buraya gelmenin bir
mantığı yok.
BAŞKAN Sayın Akar...
HAYDAR AKAR (Devamla) Bu Meclisi de oyalamayın
Allah aşkına, oyalamayın!
BAŞKAN Sayın Akar...
HAYDAR AKAR (Devamla) Vatandaşın derdi var,
çiftçinin derdi var.
ŞEYHMUS DİNÇEL (Mardin) Oyunun rengi...
HAYDAR AKAR (Devamla) Birazdan oyumun rengini
belirteceğim Sayın Başkan, izin verirseniz.
BAŞKAN Ben sizi uyarıyorum ama siz
dinlemeden devam ettiniz.
Buyurun.
HAYDAR AKAR (Devamla) Evet, peki, teşekkür
ediyorum.
Çiftçinin derdi var, memurun derdi var, işçinin
derdi var, EYTlerin derdi var; yahu toplumun her kesimi dertli. Hiç mi
üzülmüyorsunuz, hiç mi etrafınızda komşunuz yok, hiç mi
görmüyorsunuz? Neyi çözeceğiz biz?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Sen bu tarafa
bakma, öbür tarafa bak, CHPye bak.
HAYDAR AKAR (Devamla) Niye buradayız biz?
Niye buradayız, niye?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) CHPye bak.
HAYDAR AKAR (Devamla) Sana bakıyorum
özellikle, sürekli laf yetiştiriyorsun. Sen bir algıla bunu, bir
öğren diye söylüyorum, bir bak.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)
Algılıyorum, algılıyorum. Sen CHPye bak, niye bize
bakıyorsun?
HAYDAR AKAR (Devamla) Sizin
arkadaşınız yok mu, sizin dostunuz yok mu, size gelen yok mu?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Yok!
HAYDAR AKAR (Devamla) Yahu buraya da bir problemi
çözmek için, vatandaşın problemini çözmek için bir kanun teklifi
getirmeyecek misiniz?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Bu kanun onun
için, tam onun için işte bu.
HAYDAR AKAR (Devamla) Elektrik
dağıtım şirketleri, köprüleri yapanların dertleri,
tünelleri yapanların alacakları, onların vergilerini affetme;
hep bunu mu yapacağız biz burada ya?
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Kanunu
okumamışsın!
HAYDAR AKAR (Devamla) Bir şey yapalım
arkadaşlar, bir şey. Bu vatandaşın lehine bir şey
yapalım diyorum.
Buna külliyen ret vereceğimizi ifade ediyor,
sevgiler saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim Sayın Akar.
Değerli milletvekilleri, bu şekilde, 16
sıra sayılı Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlandı.
Teklifin tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik cihazla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, oylama için dört
dakika süre veriyorum.
Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik
personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme
giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için verilen süre içinde
Başkanlığa ulaştırmalarını rica ediyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya ve 5 Milletvekilinin Abonelik
Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin
Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun Teklifi açık
oylama sonucunu açıklıyorum:
|
Kullanılan Oy
Sayısı |
: |
256 |
|
Kabul |
: |
220 |
|
Ret |
: |
36(x) |
|
Kâtip
Üye Burcu
Köksal Afyonkarahisar |
Kâtip
Üye Bayram
Özçelik Burdur |
Değerli milletvekilleri, bu şekilde teklif
kabul edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Değerli milletvekilleri, gündemimizdeki konular
tamamlanmıştır.
Alınan karar gereğince 2019 yılı
Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2017 yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Tasarısını görüşmek için 10 Aralık
2018 Pazartesi günü saat 13.00te toplanmak üzere birleşimi
kapatıyorum.
Kapanma
Saati: 21.29