TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
27nci
Birleşim
5
Aralık 2019 Perşembe
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından
hazırlanan bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından
okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- OTURUM BAŞKANLARININ
KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümünü
kutladığına, sisteme giren bütün kadın milletvekillerine
pozitif ayrımcılık yaparak söz hakkı
tanıyacağına ilişkin konuşması
2.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, birleşime ara verildiğinde 5
Aralık Dünya Kadın Hakları Günü vesilesiyle kadın
milletvekillerini çay ikramına davet ettiğine ilişkin konuşması
3.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 27nci Dönem Üçüncü Yasama
Yılında Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle
ilgili ilklerin yaşandığına ilişkin
konuşması
4.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, parti gruplarının
olabildiğince uzlaşısının
sağlandığı bir yasama faaliyeti
gerçekleştirildiğine ilişkin konuşması
IV.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları
1.- Kayseri Milletvekili
İsmail Tamerin, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününe ilişkin
gündem dışı konuşması
2.- Çorum Milletvekili Tufan
Kösenin, Çorum ilinin sorunlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
3.- Isparta Milletvekili
Aylin Cesurun, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününe
ilişkin gündem dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Bursa Milletvekili Erkan Aydının,
5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının
verilmesinin 85inci yıl dönümünde kadın cinayetleri ve kadına
yönelik suçların giderek arttığına ilişkin
açıklaması
2.- Karabük Milletvekili
Cumhur Ünalın, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü kutladığına,
Karabük Üniversitesinin kurulmasında ve büyümesinde emeği geçen
herkese şükranlarını sunduğuna ilişkin
açıklaması
3.- Mersin Milletvekili Ali
Cumhur Taşkının, 5 Aralık Dünya Mühendisler Gününe
ilişkin açıklaması
4.- Afyonkarahisar
Milletvekili Burcu Köksalın, 5 Aralık Türk kadınına seçme
ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne
ilişkin açıklaması
5.- Tekirdağ
Milletvekili İlhami Özcan Aygunnun, 5 Aralık Türk kadınına
seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümünü kutladığına
ve Dışişleri Komisyonunda kabul edilen (2/2278) esas
numaralı Kanun Teklifi uyarınca Türkiyede üretilen birçok ürünün
Sudandan gümrüksüz olarak ithal edilebileceğine ilişkin
açıklaması
6.- Adıyaman
Milletvekili Abdurrahman Tutderenin, 3 Aralıkta Adıyaman ili
Palaş, Burç, Turuş, Ağcin köyleri ile civar köylerde
yaşayan hemşehrilerinin köylerinin yapılmayan bağlantı
yollarına dikkatleri çekmek için eylem yaptığına
ilişkin açıklaması
7.- Osmaniye Milletvekili
Mücahit Durmuşoğlunun, Osmaniye ili Kadirli ilçesinde bulunan Ala
Camisinin restorasyonu sırasında açığa çıkarılan
mozaikleri ve yapı elemanlarını koruma amacıyla polikarbon
malzemeli örtü oluşturulduğuna ve projenin tamamlanmasıyla
caminin ibadete açılacağına ilişkin açıklaması
8.- Çanakkale Milletvekili
Özgür Ceylanın, Çanakkale ilinde kurulması düşünülen yeni
JESlere, JES amaçlı arama ve işletme ruhsatı verilmesine
karşı çıkacaklarına, Çanakkale halkının temiz ve
sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını sonuna kadar
savunacaklarına ilişkin açıklaması
9.- Gaziantep Milletvekili
İmam Hüseyin Filizin, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve
seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümü ile Dünya
Mühendisler Gününe ilişkin açıklaması
10.- Mersin Milletvekili
Hacı Özkanın, ülkemizin barış, refah ve istikrarından
taviz verilmeden birlik ve beraberlik içinde 2023 hedeflerine
ulaşılacağına ilişkin açıklaması
11.- İzmir Milletvekili
Tamer Osmanağaoğlunun, 27 Kasımda Türkiye ile Libya Ulusal
Mutabakat Hükûmeti arasında imzalanan Güvenlik ve Askerî
İşbirliği Mutabakat Muhtırasına, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümünü kutladığına ilişkin açıklaması
12.- Mersin Milletvekili Baki
Şimşekin, uyuşturucu madde ve alkol kullanımının
ortaokul çağına kadar indiğine, internet üzerinden sahte iddia
ve bahis oynatan çetelerle mücadele edilmesini İçişleri
Bakanından talep ettiğine ilişkin açıklaması
13.- Edirne Milletvekili Okan
Gaytancıoğlunun, çiftçilere 2018 yılı sertifikalı
tohum kullanım desteği ile buzağı desteğinin ne zaman
ödeneceğini Tarım ve Orman Bakanından öğrenmek
istediğine ilişkin açıklaması
14.- Uşak Milletvekili
İsmail Güneşin, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü, 4
Aralık Madenciler Gününü, 5 Aralık Mühendisler Günü ile Dünya
Kadın Hakları Gününü kutladığına ilişkin
açıklaması
15.- Kayseri Milletvekili
Dursun Ataşın, TOKİnin konut sıkıntısı
yaşandığı hâlde neden Hakkâri ilinde konut
yapmadığını öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
16.- İstanbul
Milletvekili Sibel Özdemirin, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve
seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
17.- Bartın Milletvekili
Aysu Bankoğlunun, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
18.- Osmaniye Milletvekili
İsmail Kayanın, Türkiyenin dünyada kendi SİHAsını
yapan, mühimmatlarını üreten 6 ülke arasında yer
aldığına, ilişkin açıklaması
19.- İstanbul
Milletvekili Ravza Kavakcı Kanın, Türkiye Cumhuriyetinde
kadınlar seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934te elde
ettiği hâlde başörtülü kadınların seçimlere
katılıp Mecliste ant içerek hizmet etme imkânını 7 Haziran
2015te bulabildiğine, Dünya Mühendisler Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
20.- İstanbul
Milletvekili Ali Kenanoğlunun, Balıkesir ili Ayvalık ilçesinde
yapılması planlanan Karakoç Barajının zeytinciliği ve
bölge halkının tarımsal faaliyetlerini sona erdireceğine,
çevrenin tahrip edilmesinden, insani taleplerin ve doğanın yok
sayılmasından vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
21.- Diyarbakır Milletvekili
Oya Eronatın, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümünü kutladığına ilişkin
açıklaması
22.- Bursa Milletvekili Emine
Yavuz Gözgeçin, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
23.- Adana Milletvekili
Müzeyyen Şevkinin, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümü ile Dünya
Mühendisler Gününü kutladığına ilişkin açıklaması
24.- Denizli Milletvekili
Nilgün Ökün, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
25.- İstanbul
Milletvekili Tülay Kaynarcanın, 5 Aralık Türk kadınına
seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
26.- Balıkesir
Milletvekili Pakize Mutlu Aydemirin, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümünü
kutladığına ilişkin açıklaması
27.- İzmir Milletvekili
Serpil Kemalbay Pekgözegünün, 5 Aralık 1934te kadınların seçme
ve seçilme hakkını kazandığına ancak bugün kadın
kazanımlarının iktidarın saldırısı
altında olduğuna ilişkin açıklaması
28.- Konya Milletvekili Esin
Karanın, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümüne ve terör
örgütüne destek verenlerin ister kadın olsun ister erkek Türk milleti
tarafından hak ettiği cezayı alacağına ilişkin
açıklaması
29.- Sakarya Milletvekili
Çiğdem Erdoğan Atabekin, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümünü
kutladığına ilişkin açıklaması
30.- İstanbul
Milletvekili Züleyha Gülümün, siyasete katılan kadınların erkek
devlet şiddetiyle karşı karşıya
kaldığına ilişkin açıklaması
31.- Erzurum Milletvekili
Zehra Taşkesenlioğlu Banın, başörtülü kadınların
Mecliste var olabilmesi için kararlılıkla mücadele eden
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana şükranlarını
sunduğuna ilişkin açıklaması
32.- Muş Milletvekili
Şevin Coşkunun, erkek egemen politikaların kadınların
siyasette yer almasını engellediğine ilişkin
açıklaması
33.- Kocaeli Milletvekili
Emine Zeybekin, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
34.- İzmir Milletvekili
Ceyda Bölünmez Çankırının, 5 Aralık Türk kadınına
seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 85inci yıl
dönümünde kadın-erkek eşitliğinin sosyal ve siyasal hayatta tam
ve koşulsuz olarak gerçekleştiği bir geleceğin inşa
edileceğine ilişkin açıklaması
35.- Şırnak
Milletvekili Nuran İmirin, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Gününün kadınların hak mücadelesinde önemli bir yere sahip
olduğuna ilişkin açıklaması
36.- Manisa Milletvekili
Semra Kaplan Kıvırcıkın, tarihimiz boyunca Türk
kadınının hayatın her alanında erkeklerin yanında
yer alarak her türlü sorumluluğu paylaştığına,
kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadın-erkek fırsat
eşitliğinin sağlanması için
çalıştıklarına, Genel Kurulun dinleyici localarında
bulunan Türk Kadınlar Konseyi Derneği Manisa Şubesi üyelerini
selamladığına ilişkin açıklaması
37.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkanın, TBMM Başkan Vekili Levent Göke kadın
milletvekillerine gösterdiği pozitif ayrımcılık için
teşekkür ettiğine, Van ili Çaldıran ilçesinde bir kaza
kurşunu sonucu şehit düşen Piyade Uzman Onbaşı
Fırat Demire Allahtan rahmet dilediğine, 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümü vesilesiyle
başta İYİ PARTİ Genel Başkanı Meral Akşener
olmak üzere hakları için mücadele veren tüm kadınları
saygıyla selamladıklarına ve uğradıkları
şiddet sonucu hayatını kaybeden kadınlarımıza
Allahtan rahmet dilediklerine, kadın cinayetlerinde
caydırıcı, ağır cezai yaptırımlar
uygulanması ve iyi hâl indiriminin kaldırılması
gerektiğine, asgari ücretli vatandaşlarımızın onurlu
bir yaşam sürdürebilmek için gerçekçi bir zam beklediğine, asgari
ücretten vergi kesilmeyerek yoksulluk sınırına göre belirlenmesi
gerektiğine, Londrada yapılan NATO Zirvesine ilişkin
açıklaması
38.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçayın, Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümüne, toplumsal huzur ve
istikrarımızın en önemli tehditlerinden olan kadına yönelik
şiddet ve kadın cinayetlerinin devam ettiğine, Ordu ilinde
evinin önünde uğradığı bıçaklı saldırı
sonucu hayatını kaybeden Ceren Özdemire Allahtan rahmet
dilediğine, kadına şiddetin artmasının sadece adli bir
mesele değil aynı zamanda sosyal bir sorun olduğuna ve
kadına yönelik şiddet sona ermeden gelişilemeyeceğine ilişkin
açıklaması
39.- İstanbul
Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, 5 Aralık 1934te
kadınların seçme ve seçilme hakkını
kazandığına, kadınların hayatın her alanında
eşit temsile sahip olması açısından ciddi sorunlarla
karşı karşıya olunduğuna, açıklanan PISA 2018
Raporuna, Türkiye'de eleştirmeye ve sorgulamaya dayalı olmayan
eğitim sistemi bulunduğuna, Millî Eğitim Bakanı
tarafından 37 OECD ülkesi arasında okuma becerilerinde 31inci,
matematik okuryazarlığında 33üncü, fen bilimlerinde ise 30uncu
olmamızın başarılı sayıldığı bir
ortamda acaba kaçıncı olursak başarısız
olunacağını öğrenmek istediğine, adalet sisteminin çok
ciddi sorunlarla yüz yüze olduğuna, 2018 yılında
Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla açılan davalara,
Hâkimler ve Savcılar Kurulunun Van ili Gürpınar ilçesinde
yaşanılan olayda işkenceyi kabul ederek ceza vermemiş hâkim
hakkında işlem yapmak için daha ne kadar bekleyeceğini merak
ettiklerine ilişkin açıklaması
40.- Bursa Miletvekili
Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü vesilesiyle başta Nezihe Muhiddin olmak üzere
kadın hakları için mücadele vermiş bütün
kadınlarımızı saygıyla andıklarına,
kadınların yaşam hakları konusunda somut, gerçekçi, etkili
adımların atılması, İstanbul Sözleşmesinin
uygulanması ve infaz rejiminde ciddi değişikliklerin
yapılması gerektiğine, 5 Aralık ilk Kültür Bakanı
Talât Sait Halmana ölümünün 5inci yıl dönümünde Allahtan rahmet
dilediğine ve Londrada yapılan NATO Zirvesine ilişkin
açıklaması
41.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü vesilesiyle 1935te Türkiye Büyük Millet Meclisinde
görev yapan ilk kadın milletvekillerinden Mebrure Gönenç, Hatı
Çırpan, Türkan Örs, Sabiha Gökçül ve Şekibe İnseli anmak
istediğine, tarih boyunca kadınlarımızın önünde var
olan engellerin gerek anayasal ve yasal reformlar gerekse idari uygulamalarla
kaldırılması gerektiğine, İstanbul Milletvekili Merve
Kavakcının maruz kaldığı
ayrımcılığın 1 Ekim 2013 tarihinde yüce Meclisin
almış olduğu kararla ortadan kaldırılarak bu kutsal
çatı altında kadın milletvekillerinin inançlarını
yaşayarak görev yapabildiğine, kadın cinayetlerini etkileyen çok
farklı bileşenlerin olduğu gibi
kadınlarımızın terör şiddetinin de mağduru olduğuna,
Astana ve Soçi Protokolleri, Ankara Anlaşması ve Londra Zirvesinde
İngiltere, Fransa, Almanyayla yapılan mutabakatla Türkiye'nin
meşru müdafaa hakkının kabul gördüğüne ilişkin
açıklaması
42.- İstanbul
Milletvekili Erkan Başın, 3 Aralık günü Genel Kurulda okunan
Danışma Kurulu önerisine ret oyu kullandığına, Meclis
Başkanlığına verdiği dilekçeyle 2020 yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 yılı Merkezi Yönetim
Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerinde yapılacak görüşmelere
ilişkin söz talebinde bulunduğuna, İç Tüzük 60 ve 61de söz alma
ile söz sırasının nasıl
dağıtılacağının
tanımlandığına ilişkin açıklaması
43.- İstanbul
Milletvekili Emine Gülizar Emecanın, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümünde kadına karşı şiddetin
arttığı bir ülke hâline gelindiğine ilişkin
açıklaması
44.- Kilis Milletvekili Ahmet
Salih Dalın, 7 Aralık Kilisin düşman işgalinden
kurtarılışının 98inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
45.- Mersin Milletvekili
Olcay Kılavuzun, Türkiye'nin dünya pazarında narenciye üretiminde
9uncu sırada yer aldığına, narenciye üreticilerinin
sorunlarını Tarım ve Orman Bakanının dikkatine
sunduğuna ilişkin açıklaması
46.- Artvin Milletvekili
Uğur Bayraktutanın, 5 Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümü vesilesiyle 1930
yılında Artvin ili Yusufeli ilçesi Kılıçkaya beldesine
seçilen ilk kadın Belediye Başkanı Sadiye Hanımı
rahmetle andığına ilişkin açıklaması
47.- Gaziantep Milletvekili
İmam Hüseyin Filizin, 5 Aralık Dünya Toprak Gününe ilişkin
açıklaması
48.- İzmir Milletvekili
Murat Çepninin, İzmir ili Aliağa ilçesi ÇEBİTAŞ Demir
Çelik AŞ işçilerinin mağduriyetine ilişkin
açıklaması
49.- İstanbul
Milletvekili Züleyha Gülümün, tutuklu bulunan Avukat Murat Canımın
yeniden yargılanma talebiyle cezaevindeki direnişini
sürdürdüğüne, keyfî ve hukuksuz tanık uygulamalarının bir
an önce kaldırılması, insanların özgürlüklerinin
sağlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
50.- İstanbul
Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun, seçme hakkına
aykırı olan yüzde 10luk barajın kaldırılması,
kadın yurttaşların seçilme hakkının etkili
kılınması, Meclisteki cinsiyet
dağılımının ayrımcı olmayan bir
aritmetiğe taşınması ve milletvekillerinin yasama
görevlerini içtikleri ant gereği hukukun üstünlüğü, demokrasi,
laiklik, insan hakları ve anayasa ekseninde yerine getirmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
51.- Kütahya Milletvekili Ali
Fazıl Kasapın, Kütahyanın ilçelerinde yaşanılan yol
sorununa ve 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
52.- Balıkesir
Milletvekili İsmail Okun, sivil toplum örgütlerinin
duyarlılığı sonucu termik santraller konusunda geri
adım atıldığına, Simav ve Gönen Çayının
kirliliği konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanını göreve
davet ettiğine ilişkin açıklaması
53.- Tekirdağ
Milletvekili İlhami Özcan Aygunun, Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesi
Ovacık Köy Muhtarı İlyas Tokatlının
sıkıntılı tren yolu menfezlerinin tamiratının
yapılması konusundaki talebine ilişkin açıklaması
54.- Ankara Milletvekili
Filiz Kerestecioğlu Demirin, 5 Aralık seçme ve seçilme
hakkının elde edilmesinin 85inci yıl dönümü vesilesiyle
seçenlerin ve seçilenlerin haklarının gasbedilmediği özgür bir
Türkiye dilediğine ilişkin açıklaması
55.- Şırnak
Milletvekili Nuran İmirin, Adli Tıp Kurumu raporuna rağmen
cezaevinde tutulan Emine Aydoğanın vefat ettiğine ve yas tutma
hakkının, kendi inanç biçimine göre gömülme hakkının ihlal
edildiğine ilişkin açıklaması
56.- Muş Milletvekili
Şevin Coşkunun, Halkların Demokratik Partisine yönelik
gözaltı ve tutuklamaların sistematik olarak devam ettiğine,
demokratik siyasetteki ısrarlarının ve mücadelelerinin devam
edeceğine ilişkin açıklaması
57.- Iğdır
Milletvekili Yaşar Karadağın, Iğdır Üniversitesi
Sağlık Bilimleri Fakültesinin kurulmasını sağlayan
başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere
emeği geçen yetkililere teşekkürlerini sunduğuna ilişkin
açıklaması
58.- Malatya Milletvekili
Mehmet Celal Fendoğlunun, Malatya ili Doğanşehir ilçesi
Elmalı Mahallesi ile Malatya-Gaziantep yolu üzerinde bulunan Savaklı
Mahallesinde yaşanılan sorunlara, Doğanşehir-Kapıdere
yolunun yenilenmesi gerektiğine, Kapıdere, Göldere, Küçüklü köyleri
ile Kahramanmaraş ili Tatlar köyünün olduğu bölgede yaşayan
halkın taleplerine ilişkin açıklaması
59.- İstanbul
Milletvekili Züleyha Gülümün, Cezayirin Bechar şehrinde Kayı
Holding tarafından yapılan askerî hastane inşaatında
çalışan Türk işçilerin birikmiş ücretlerini
alamadıkları gerekçesiyle grev yaptığına,
İstanbul ili Adem Çelik Şirketler Grubu Avalon şantiyesinde
çalışan işçilerin hukuksuz şekilde işten
çıkarıldığına ilişkin açıklaması
60.- Gaziantep Milletvekili
Bayram Yılmazkayanın, zor durumda olan fıstık üreticileri
için Tarım ve Orman Bakanının gerçekçi adımlar
atmasını beklediklerine ilişkin açıklaması
61.- Erzincan Milletvekili
Burhan Çakırın, Vodafone Arenada oynanacak olan Ziraat Türkiye
Kupası 5. Tur ilk maçında Anagold 24 Erzincanspor ile
Beşiktaşa başarılar dilediğine ilişkin
açıklaması
62.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçayın, İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlunun 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin 31inci maddesiyle ilgili önerge
üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
63.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, Parlamentonun oluşturmuş olduğu hukuk
düzenine ve o hukuk düzenine uygun olarak yargılama yapan yargı
teşkilatımıza çete denilemeyeceğine ilişkin
açıklaması
64.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegünün 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin 36ncı maddesiyle ilgili
önerge üzerinde yaptığı konuşmasında ifade ettiği
Adalet ve Kalkınma Partisinin bir istibdat rejimi oluşturduğu ve
yeni bir vesayet inşa ettiği yönündeki iddialarını reddettiklerine
ilişkin açıklaması
65.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegünün 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin 36ncı maddesiyle ilgili
önerge üzerinde yaptığı konuşmasında ifade ettiği
Adalet ve Kalkınma Partisinin bir istibdat rejimi oluşturduğu ve
yeni bir vesayet inşa ettiği yönündeki görüşlerine aynen
iştirak ettiklerine ilişkin açıklaması
66.- Denizli Milletvekili
Cahit Özkanın, istibdat oluşturmanın anayasal bir suç
olduğuna ilişkin açıklaması
67.- Sivas Milletvekili Ahmet
Özyürekin, Sivas ili Doğanşar-Koyulhisar ilçeleri arasındaki
yol ile Hafik-Doğanşar ilçeleri arasındaki yolun
tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
68.- İstanbul
Milletvekili Oya Ersoyun, VEDAŞ elektrik şirketinin yanına
jandarmayı alarak Hakkâri ili Yüksekova ilçesi Dilekli köyüne baskın
yaptığına ilişkin açıklaması
69.- İzmir Milletvekili
Serpil Kemalbay Pekgözegünün, Hükûmetin yoksul hanelere suçlu muamelesi
yapmasının ve jandarmanın VEDAŞ elektrik şirketinin
tahsildarı gibi davranarak halka zulmetmesinin kabul edilemez olduğuna
ilişkin açıklaması
70.- Diyarbakır
Milletvekili Semra Güzelin, Siirt ili Kurtalan ilçesi Anadolu Lisesi Müdürüyle
ilgili okuldaki öğrencilere psikolojik şiddet uygulaması
nedeniyle gerekli işlemin başlatılması gerektiğine ilişkin
açıklaması
71.- Elâzığ
Milletvekili Zülfü Demirbağın, yer, tarih, zaman değişse
de hastalıklı zihniyetlerin değişmediğine,
şiddet, taciz ve katliamların devam ettiğine, özellikle gencecik
kızlarımızı dağlarda yaşamaya mahkûm eden,
istismar eden ve gerektiğinde canlı bomba olarak kullanan PKK, DAEŞ,
YPG, FETÖ gibi illegal terör örgütlerini nefretle
kınadığına ilişkin açıklaması
72.- Ankara Milletvekili
Servet Ünsalın, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
73.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanalın, kendisini görüp ayağa kalkmadı
diye belediyede çalışan şoföre tuvalet önünde oturma cezası
veren AK PARTİli Güngören Belediyesi Başkan
Yardımcısı Veysel İpekçi hakkında ne gibi işlem
yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
74.- Kahramanmaraş
Milletvekili İmran Kılıçın, 6 Aralık âlim ve
mütefekkir Said Halim Paşanın katledilişinin 98inci yıl
dönümüne ilişkin açıklaması
75.- İstanbul
Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun, İçişleri
Komisyonunun İç Tüzük madde 88e göre 144 sayılı Kanun
Teklifinin 11inci maddesini Anayasaya aykırılık gerekçesiyle
geri çekip çekmeyeceğini öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
76.- İstanbul
Milletvekili Zeynel Özenin, Selahattin Demirtaş gibi siyasi tutuklular
yüksek güvenlikli hücrelerde tutulurken kadın cinayeti işleyenlerin nasıl
açık cezaevinde tutulduğunu Adalet Bakanından öğrenmek
istediğine ilişkin açıklaması
77.- Trabzon Milletvekili
Salih Coranın, bir toplumda kadına gösterilen saygı ve
değerin o toplumun demokratikliğinin,
çağdaşlığının ve gelişmişliğinin
göstergesi olduğuna ilişkin açıklaması
78.- Adana Milletvekili
İsmail Koncukun, Doğu Türkistandaki
soydaşlarımızın tabi tutuldukları
soykırımı kınamak adına Meclis çatısı
altındaki siyasi partileri ortak bir deklarasyon yayınlamaya davet
ettiğine ilişkin açıklaması
79.- İstanbul
Milletvekili Emine Sare Aydın Yılmazın, kadın
milletvekillerinin söz taleplerini geri çevirmeyerek 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Gününe yakışır bir yönetim sergileyen
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Göke teşekkür
ettiğine, tüm kadınların şiddetten, kadın
cinayetlerinden, nefretten, dışlayıcı, hukuksuz
davranış ve uygulamalardan arındığı, daha adil ve
eşit bir dünyaya erişmelerini dilediğine ilişkin
açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Duyurular
1.- Başkanlıkça,
2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018
yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Genel Kuruldaki
görüşme programının Türkiye Büyük Millet Meclisi internet
sayfasında yer alacağına ve bastırılarak üyelere
dağıtılacağına, bütçe müzakerelerinde üyelerin söz
kayıt işlemleri ve usullerine ilişkin duyuru
B) Önergeler
1.- Sakarya Milletvekili Ümit
Dikbayırın, 5 Aralık 2019 tarihinde Kamu İktisadi
Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden istifasına dair
yazısının Başkanlığa
ulaştığına ilişkin önerge yazısı (4/53)
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu
Önerileri
1.- AK PARTİ Grubunun,
145 Sıra Sayılı 21/11/2019 tarihli ve 7193 Sayılı
Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun
Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
ve Anayasanın 89uncu ve 104üncü Maddeleri Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ve 146 sıra sayılı
Kanun Teklifinin kırk sekiz saat geçmeden Gündemin "Kanun
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmının sırasıyla 1inci ve 2nci
sıralarına alınmasına ve diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 5 Aralık
2019 Perşembe günkü birleşiminde 144 sıra sayılı Kanun
Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar
çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi
VIII.- SEÇİMLER
A) Komisyonlarda Açık
Bulunan Üyeliklere Seçim
1.- Kamu İktisadi
Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim
IX.- KANUN
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- 21/11/2019 Tarihli ve
7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/279) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 145)
2.- Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya
Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz Yetki Alanlarının
Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi (2/2420) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 146)
3.- Antalya Milletvekili
Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı
Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun
Türk Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/2385) ve İçişleri
Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
X.- SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Manisa Milletvekili Özgür
Özelin, Ankara Miletvekili Mehmet Naci Bostancının 145 sıra
sayılı Kanun üzerinde yaptığı konuşması
sırasında şahsına sataşması nedeniyle konuşması
XI.- OYLAMALAR
1.- (S. Sayısı:
145) 21/11/2019 Tarihli ve 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın
89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir
Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresinin oylaması
2.- (S. Sayısı:
146) Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde
Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin
oylaması
3.- (S. Sayısı:
144) Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı
Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türk
Vatandaşlığı Kanununda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin oylaması
5 Aralık 2019 Perşembe
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 14.02
BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Emine Sare AYDIN YILMAZ
(İstanbul), Barış KARADENİZ (Sinop)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı vardır.
Görüşmelere başlıyoruz.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 5 Aralık
Dünya Kadın Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümünü
kutladığına, sisteme giren bütün kadın milletvekillerine
pozitif ayrımcılık yaparak söz hakkı tanıyacağına
ilişkin konuşması
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, gündem
dışı söz vermeden önce bir konuyla ilgili düşüncelerimi
belirtmek istiyorum.
Bugün, 5 Aralık Kadın Hakları Günü.
Mustafa Kemal Atatürkün dünyadaki pek çok gelişmiş ülkeden önce Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkını verdiği günün
85inci yılını kutluyoruz.
Mustafa Kemal Atatürkün kurduğu cumhuriyet pek
çok yeniliği içerir. Bunların en önemlilerinden bir tanesi
kadına yönelik olan düşünce yapısıdır. Mustafa Kemal
Atatürk, kadının yükseldiği ve kadının toplumun her
alanında hak ettiği yeri fazlasıyla aldığı bir
düzeni arzu etmiştir. Cumhuriyet projesinin içerisinde kadına verilen
önem bu nedenle çok ayrı bir yer tutar. Mustafa Kemal Atatürk, cumhuriyeti
kurmadan önce kafasında çoktan şekillendirmiştir
kadının toplumdaki siyasal durumunu, hukuki durumunu, ekonomik
durumunu; toplumun her alanındaki durumu Mustafa Kemal Atatürk için bir
ayrıcalık olarak görülmüştür ve Mustafa Kemal Atatürk, her
fırsatta kadını yüceltmiş ve ona hak ettiği yeri
vermeye gayret etmiştir.
Cumhuriyetin kuruluşundan tam yedi ay önce Mustafa
Kemal Atatürk 17 Mart 1923 tarihinde Tarsusu ziyarete gider. Tarsusa
gittiğinde kalabalık bir heyet kendisini karşılar. Bu
heyetin içerisinde yer alan, emperyalizme karşı verilmiş
mücadelenin önder isimlerinden Adile Çavuş ya da Kara Fatma ismiyle bilinen
kadınımız Mustafa Kemal Atatürkün ayaklarına kapanır
ve Bastığın toprağa kurban olayım Paşam. der.
Mustafa Kemal Atatürk hemen, derhâl Adile Çavuşu yerden
kaldırır ve ona şöyle söyler: Kahraman Türk kadını,
sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde yükselmeye
layıksın. (AK PARTİ, CHP ve İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar) İşte, cumhuriyetimizin en
önemli projelerinden biri olan kadın-erkek eşitliği, fırsat
eşitliği böylesine gelişen bir süreçte gelişmiş ve
bugün de kadınlarımızın seçme ve seçilme hakkının
kutlandığı bir gün olarak hepimizin gururla
andığı bir gün olmuştur.
Bugün kadınlarımıza pozitif
ayrımcılık yapacağız; bir dakikalık
konuşmalarda sisteme giremeyen bütün kadınlarımız sisteme
girdiklerinde her birine ayrı ayrı söz vereceğim. (AK
PARTİ, CHP ve İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkını veren bu özel ve güzel günü kutluyorum ve Mustafa Kemal
Atatürk ve arkadaşlarını rahmetle, saygıyla, minnetle bir
kez daha anıyorum. (AK PARTİ, CHP ve İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, gündeme
geçmeden önce 3 sayın milletvekiline gündem dışı söz
vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, 3 Aralık
Dünya Engelliler Günü nedeniyle söz isteyen Kayseri Milletvekilimiz Sayın
İsmail Tamere aittir.
Buyurun Sayın Tamer. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süremiz beş dakika.
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Kayseri Milletvekili İsmail Tamerin, 3 Aralık Dünya Engelliler
Gününe ilişkin gündem dışı konuşması
İSMAİL TAMER (Kayseri) Değerli
Başkanım, her şeyden önce, vermiş olduğunuz sözden
dolayı teşekkür ediyorum.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlayarak sözlerime başlamak
istiyorum.
Evet, bugün 5 Aralık ve Dünya Kadın
Hakları Günü olarak kutluyoruz. Bundan seksen beş yıl öncesinde
Türk kadınını âdeta yücelten, pek çok Avrupa ülkesinden daha
önce kadına seçme ve seçilme hakkını veren Ulu Önder Mustafa
Kemal Atatürkü, silah arkadaşlarını, şehitlerimizi
rahmetle ve minnetle anarak sözlerime başlamak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, 3 Aralık, yani
iki gün önce Dünya Engelliler Günü idi. Hiç şüphesiz ki hepimiz bir
engelli adayıyız. Allah hiç kimseye engellilik vermesin ama
hayatımızın bir döneminde engelli olabileceğimizi de hiçbir
zaman aklımızdan çıkarmamamız lazım. O anlamda da
şu andaki engelli kardeşlerimize şefkatle, onlara daha sevecen
ve onların hayatlarını kolaylaştıracak bir
şekilde, bir tavırla yaklaşmak hepimizin görevidir diye
düşünüyorum. Engelliliği bugün burada konuşuyoruz, benden önce
iki gün öncesinde de Mecliste pek çok konuşmacı değerli
milletvekili arkadaşlarımız oldu, hepsine teşekkür
ediyorum. Gerçek anlamda da o arkadaşlarımız, engellilerin
problemlerinin ortadan kaldırılmasıyla ilgili pek çok öneriler
sundular. Sosyal devletin görevlerinden bir tanesi de engelli
haklarını, engelli kardeşlerimizin hayatlarını
kolaylaştırmayı da sağlamaktan geçer. İşte, bu
anlamda AK PARTİ olarak engelli kardeşlerimize farklı bir
pozitif ayrımcılığı da biz yapmış olduk.
Pozitif ayrımcılık deyince, bugün
hanım kardeşlerimize, bayan arkadaşlarımıza
yapacağınız pozitif ayrımcılık için de sizi
ayrıca kutluyorum Değerli Başkanım.
Değerli milletvekilleri, 2005 yılında
Engelliler Hakkında Kanunu -ilk defa olarak- çıkardık ve bu
çerçeve içerisinde özel eğitim, istihdam, sosyal yardım ve evde
bakım gibi özel bakım hizmetlerine erişebilmek adına
engelli temel hak ve hukukunu aşağı yukarı 1.500 maddelik
engelliler hukuku oluşturdu. 2009 yılında Birleşmiş
Milletlerin bununla ilgili ilk sözleşmesini imzalayan 48 ülke
arasında yer aldık.
Yine aynı şekilde 7 Mayıs 2010
tarihinde önemli bir Anayasa değişikliği yaparak engellilerle
ilgili alınacak tedbirlerin, ilkelerin aykırı
sayılmayacağı hükmünü Anayasaya koyarak engellilerle ilgili bir
pozitif ayrımcılık getirdik. Tabii, bunlar yeterli mi? Değil.
Değerli kardeşlerim, pek çok şeyler
yapıldı. Özel eğitim okullarında öğrenci
sayılarını
Burada sayılara sizi boğmak istemiyorum
ama yapmış olduğumuz bu güzelliklerden de bahsetmeden
geçemeyeceğim. 2013 yılında yapılan bir başka
düzenlemeyle sakat kelimesini çürük kelimesini kaldırarak, o engelli
kardeşlerimizin ruhunu okşayarak engelli kelimesini getirdik.
Bunlar hep aslında pozitif ayrımcılık ve hiçbir
milletvekili arkadaşımızın, siyasetin de
dışında hiçbir vatandaşımızın engellilerle
ilgili aksi veya negatif bir tutum içerisinde olacaklarını
zannetmiyorum. O açıdan tüm partiler olarak, partiler üzeri bir konu
olduğu için engelli kardeşlerimizin hayatlarını
kolaylaştıracak ne varsa bu Mecliste yapmak hepimizin görevidir,
yapmakla yükümlüyüz diye düşünüyorum.
2014 yılı itibarıyla engelli ve
yaşlı vatandaşların önemli şehir içi
taşımacılığında özellikle bireylerin
refakatçılarına da ücretsiz hak tanındı.
Zamanım kalmadı ama şunu ifade etmekte
fayda var diye düşünüyorum: Engelli kardeşlerimizin
sıkıntılarını hatırlamak,
başarılarının farkına vardırmak sadece bir günle
olmaz yani 3 Aralıkta olmaz, bizim tüm yıl boyunca, üç yüz
altmış beş gün engelli kardeşlerimizi düşünmek zorunda
olduğumuzu ifade ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
İSMAİL TAMER (Devamla) Değerli
Başkanım, tekrar size teşekkür ediyorum.
Hepinize saygılar sunuyorum. Meclis
çalışmalarınızda başarılar diliyorum.
Teşekkür ederim. (AK PARTİ ve
İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Gündem dışı ikinci söz,
Çorumun sorunları hakkında söz isteyen Çorum Milletvekilimiz
Sayın Tufan Köseye aittir. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Köse, süreniz beş dakika.
2.-
Çorum Milletvekili Tufan Kösenin, Çorum ilinin sorunlarına ilişkin
gündem dışı konuşması
TUFAN KÖSE (Çorum) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ben de yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bundan tam seksen beş yıl önce, 5
Aralık 1934te bu çatı altında kabul edilen bir yasayla
ülkemizde kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı
tanınmıştır. Ben bu günün tüm kadınlarımıza
ve dünyadaki kadınlara kutlu olmasını diliyorum.
Kadının toplumdaki esaretine ve görünmezliğine karşı
Atatürk döneminde atılan en önemli adımlardan biridir ama 2019
yılında kadının uğradığı şiddeti,
ayrımcılığı ve kadın cinayetlerini
gördüğümüzde daha atmamız gereken, yürümemiz gereken çok yol
olduğu da açıktır. Tabii, 1934te bu kanun kabul edildi ama
bundan çok öncesi de var. 1930da yerel seçimlerde, belediyelerde ve 1932de de
muhtarlık seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkı o günün
çok gelişmiş Fransasından, İsviçresinden,
Yunanistanından çok daha önce tanınmış. O dönemin
yöneticilerinin, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının da
bu noktadaki çok ayrıntılı ve geleceği gören
düşüncelerini buradan bir kez daha anmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, Çorumun çok
sorunu var ama Çorumun en önemli sorununun, sorunlarının etkili
yerlerde, iktidar makamlarında etkili bir biçimde savunulmaması
olduğunu düşünüyorum. Bu noktada İYİ PARTİnin Ankara
Milletvekilinin de -biz de geçmişte bu konulardan bahsettik ama-
uyarıcı yolda verdiği soru önergelerinin eleştirilmesini
doğru bulmadığımı belirtmek istiyorum. Örnek olsun,
Çorum bir KOBİ kenti. Çorum, üretimde ve bölgesindeki iller içerisinde
yıldız bir kent. Ama Çorumda maalesef devlet yatırımı
yok. Zaten Çorumun iş adamı, esnafı, ustabaşısı,
mühendisi de devletten herhangi bir yardım istemiyor. Devletten ne
istiyor? Navlun ücretlerinde dünyada yarışabilmek için demir yolu
istiyor hem de hızlıca. Çok dile getirdim bu kürsüden: İktidar
partisi Çorumluyu oyalıyor. Çoruma yapılacak demir yolunun etüt
projelerine 2016da başlanmış, etüt projelerinin bile üçte 2si
daha tamamlanamamış. Yani dört yılda etüdün üçte 2si
tamamlanamadığına göre, yatırım ne zaman gelir belli
değil. Hâlbuki 2023te yapılacağı bu kürsülerden çok iddia
ediliyordu.
Çorumun havaalanı konusu. Değerli
arkadaşlarım, bizim hayalimiz, Çorumluların hayali 1 milyonluk
ve ihracatı da 10 milyar dolar olan bir kent. Bu yolda da emin
adımlarla ve hızlıca, kendi eti ve yağıyla kavrularak
ilerliyor. Ama Çorumun bir havaalanı yok. Çorumun havaalanına en
son para, ödenek 2002 yılında gelmiş yani sizin
iktidarınız gelmeden önce, AK PARTİnin iktidarı gelmeden
önce. 2002den sonra tek kuruş para harcanmamış.
İktidara yürüyoruz. İlk genel seçimde
Cumhuriyet Halk Partisi iktidar olacak ve Çoruma havaalanı yapmanın
sözünü ben buradan Çorumlu hemşehrilerime vermek istiyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
Yine, Çorum, Anadolunun
Mezopotamyasıdır. Niye Anadolunun Mezopotamyası diyorum?
Çorum, Yeşilırmak ve Kızılırmakın ortasında
bulunan verimli arazileriyle, düz arazileriyle çok önemli bir kent ama Çorumda,
maalesef, sulu tarım -ki o sulu tarım da cazibeli suyla yapılan
bir sulu tarım değil yani devlet yatırımıyla,
kanallarla sulanan araziler değil birçoğu- ancak yüzde 14 seviyesinde
yani Çorumun arazilerinin yüzde 86sı sulanamıyor değerli
arkadaşlarım. Bu konuda da yıllardır gönderilen ödenekler
sadece proje ortadan kaldırılmasın anlamında gönderilen çok
düşük ödeneklerdir ve sulama adı altında Çorumda yapılan
hiçbir çalışma günümüzde kalmamıştır.
Arkadaşlar Çorum, KOBİ kenti. dedim.
Çorumda gerçekten çok önemli kuruluşlar bugün finansal darboğaz
içinde. Bunun anlamı şu: Hani ticaret yapan kentler vardır,
almazsınız, satmazsınız, finansal
sorunlarınızı çözersiniz ama üreten kentler, üreticiler,
imalatçılar Ben üretmiyorum, ben işçimi çıkarıyorum.
diyemez. Gidiyorlar bankalara Çorumun iş adamları, Çorumun
KOBİleri, gittiklerinde deniyor ki: Kardeşim, sizin
bilançolarınız zayıf, satışlarınız
düşük. E, kardeşim, benim satışlarım düşük
olmasa, bilançom çok iyi olsa ben sana niye krediye geleyim? Ortam belli,
Türkiye kan ağlıyor. Çorumun üreticisi, Çorumun
imalatçısı KDV alacaklarını alamıyor. Hadi tamam,
kredilere ulaşamıyoruz, KDV alacaklarında Çorum için bir noktada
kolaylık sağlayın; o da yok. İki tane devlet yatırımı
vardı, şeker fabrikasını geçtiğimiz yıl
özelleştirdiniz, çimento fabrikası da çok önce
özelleştirilmişti ama özelleştirilen çimento fabrikası da
tamamen üretimini durdurdu ve fabrikasını başka bir yere
taşıdı.
Biz Çorumlular olarak devletten herhangi bir inayet
beklemiyoruz, iktidar nezdinde işimizi ciddiyetle takip edecek iktidar
partisi temsilcilerini ve iktidar partisi temsilcilerinin de bu konuları
ısrarla takip etmesini istiyoruz. Eğer takip etmeyeceklerse en
kısa sürede iktidar gelerek -Cumhuriyet Halk Partisi olarak- biz bu
işleri sonuna getireceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
TUFAN KÖSE (Devamla) Tamamlıyorum
Başkanım.
Yine Çorum sahipsiz. dedim. Değerli
arkadaşlarım, yola çıkıyoruz; Ankaradan yola
çıkın, Samsundan yola çıkın, Amasyadan yola
çıkın, nereden yola çıkarsanız çıkın -tabii çok
önemli midir bilmiyorum yani bu kadar yoksulluğun olduğu,
adaletsizliğin olduğu, işsizliğin, terörün olduğu bir
ülkede söyleyeceğim konu çok önemli olmayabilir belki ama bizi
yaralıyor- Çorum il sınırlarına girene kadar Karayolları
Çoruma ait herhangi bir yol göstergesi, levha, tabela koymamış.
Bakın şimdi, Ankaradan çıktık, Samsuna gidiyoruz;
Elmadağ 22, Kırıkkale 54, Samsun 394 diyor, hâlbuki Çorum bu
noktada 200 kilometrelik bir mesafede. Yani çok önemli
olmadığını biliyorum ama yola çıkan bütün
Çorumluların yüreğini yaralayan bir konudur bu. Bu konuda da
Karayollarını uyarıyorum: En kısa zamanda yol
levhalarını düzeltsinler.
Çorumun sorunlarının çözüm yeri
Cumhuriyet Halk Partisi iktidarıdır. Buradan da Çorumlulara bunun
sözünü veriyorum.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Gündem dışı üçüncü söz,
5 Aralık Kadın Hakları Günü ve Türkiye'de kadınlara seçme
ve seçilme hakkı verilmesinin yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen
Isparta Milletvekilimiz Sayın Aylin Cesura aittir.
Buyurun Sayın Cesur. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süremiz beş dakika.
3.-
Isparta Milletvekili Aylin Cesurun, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününe ilişkin gündem dışı
konuşması
AYLİN CESUR (Isparta) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bugün, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Günü. Bugün, aslında Türkiye'de kadınların birey olmanın
gururunu yaşamasının ve bu Mecliste sizlerin oturduğu
sıralarda cesaretle kaldırılan ellerin geri
kalmışlığa başkaldırışının
yıl dönümü. Bugün, 5 Aralık 1934te cumhuriyetin kurucusu Büyük
Atatürkün devrimlerinin en önemlilerinden birinin gerçekleştiği
günün yıl dönümü. Bugün, Türkiyede kadınlara seçme ve seçilme hakkı
verilişinin 85inci yıl dönümü. Gerekli yasal değişiklik
için 1934 yılında Başbakan İsmet İnönü ve 191
milletvekili Meclise yasa önerisi sundular. 317 üyeli Mecliste oylamaya
katılan 258 milletvekilinin tamamının oyuyla kabul edildi. O gün
tam bu kürsüde İsmet İnönü Türk inkılabı denildiği
vakit, bunun kadının kurtuluş inkılabı olduğu
beraber söylenecektir. Şimdi almakta olduğumuz teşebbüs, bir
kurtuluş istikametinin tamamlanması, neticelenmesi ve en verimli bir
hâle getirilmesidir. Gelecek Büyük Millet Meclisinde kadın saylavlarla
beraber çalışmak Büyük Millet Meclisinin kuruluşundan beri bu
memlekete getirdiği feyizlerin daha çok genişlemesini, daha ileri
verimlerde bulunmasını temin edecektir. diyecektir.
Türkiye o gün bu hakları hak sahibi olan biz
kadınlara verdiğinde birçok Batılı ülkenin önüne geçti. O
tarihte ne Fransada ne İtalyada ne İsviçre gibi ülkelerde
kadınlara bu haklar verilmemişti. 8 Şubat 1935 seçimlerinde 18
kadın -1i ara seçimle- 5inci Dönem milletvekili olarak Türkiye Büyük
Millet Meclisine girdiler ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk kez yer alan
bu kadın milletvekilleri siyasi alanda Türk kadınlarının
öncüsü oldular. Kendilerini saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Değerli milletvekilleri, biz Türk
kadınları Büyük Atatürk'e şükran ve minnet borçluyuz. Bugün 600
üyeli Meclisimizde 104 kadın milletvekili var ve kadın
milletvekillerinin oranı hâlen yüzde 17'lerde. 46 gelişmiş
ülkede kadınların temsil oranı yüzde 30-40'ların üzerinde.
Hâlen ülkemizdeki kadınların bu hakkı ne ölçüde ve ne kadar
özgürce kullanabildikleri tartışma konusu.
Aradan tam seksen beş yıl geçti. Türkiye
nüfusunun yüzde 49,8i kadın. Ben burada sizlerin huzurunda üzülerek ifade
etmeliyim ki, bu kadar sene sonra hâlâ kadına şiddetin nasıl
önlenmesi gerektiğini ve çocuk anneleri konuşuyoruz. Dünya Ekonomik
Forumu'nun Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'na göre son on yılda
Türkiye 20 basamak gerilemiş ve kadın-erkek eşitliğinde 142
ülkeden 125'inci sıraya gelmişiz. Kadınların toplam
işsizler içerisindeki oranı yüzde 27lerin üzerinde.
Kadına şiddeti konuştuk daha geçen
hafta ve Ordu'da 22 yaşında bir balerin genç kardeşimiz,
pırıl pırıl, Ceren Özdemir evinin önünde bıçaklanarak
can verdi. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum.
Kadınlarımızın sorunları bu
kadar vahim hâldeyken, kadına seçme-seçilme hakkının
verilişini kutladığımız şu günlerde kadına
yaşama hakkı aranır hâle gelmişken daha çok yolumuz var
değerli milletvekilleri. Kimse verecek değil
aradığımız ve hak ettiğimiz hakları, biz
alacağız. Nasıl alacağız? Dede Korkut hikâyelerinin
birinde Salur Kazan Han'ın karısı Boyu Uzun Burla Hatun'dan
bahsedilir. Kahraman ve tam anlamıyla bir Türk anası Burla Hatun.
Burla Hatun'un oğlu tutsak olduğu zaman, kocası Salur Kazan Han
onu kurtarmaya gider. Bu gidiş uzayınca Burla Hatun, hizmetinde
bulunan kırk ince belli kızı yanına alıp kocasını
aramaya gider ve düşmana yenilmek üzereyken yetişir, oğlunu ve
kocasını kurtarır. Ve gerçek bir hikâye ama o da destan gibi:
Tarih: 22 Mayıs 1919, Kadıköy mitinginde Münevver Saime Hanım
sesleniyor, Yunan işgalinde yurdumuz: "Az söylemek, çok iş yapmak
zamanı gelmiştir. Biz yalnız ağlıyoruz; ağlamakla
kazanılacak, hıçkırıklarımızı işitecek
kalp yoktur. Teşkilata, nihayet fiiliyata başlamak
lazımdır. Ve Büyük Atatürk seslendi: Çift süren, tarlayı eken,
ormandan odunu, keresteyi getiren, ürünleri pazara götürerek paraya çeviren,
aile ocaklarının dumanını tüttüren, bütün bunlarla beraber
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin lütfen.
AYLİN CESUR (Devamla)
sırtıyla,
kağnısıyla, kucağındaki yavrusuyla yağmur
demeyip, kış demeyip, sıcak demeyip cephenin savaş
malzemelerini taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi
Anadolu kadınları olmuştur. Bundan dolayı hepimiz, Büyük
Atatürk'ün dediği gibi, bu büyük ruhlu ve büyük duygulu
kadınlarımızı şükran ve minnetle sonsuza kadar
kutlayalım.
Türk kadını için artık geriye
dönüş söz konusu olamaz. Kahramanlığı Dede Korkut
Destanında yazılan ve Türkiye'nin Kurtuluş Savaşında
her zorluğa eşit olarak katlanan Türk kadını, içinde
olduğu sıkıntıları da giderecektir. Şiddet de
yoksulluk da kaderi değildir; kimseye de muhtaç değildir. Türk
kadını Atatürk'ün gösterdiği ışıklı yolda
yürümeye mecburdur, Türk kadını bunun bilincindedir; bu
ışık ona yetecektir.
Büyük Atatürkün aziz hatırası önünde tüm
cumhuriyet kadınları adına ihtiramla eğiliyor, bütün
kadınlarımızın Dünya Kadın Hakları Gününü
kutluyorum.
Hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
(İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Bu arada, Sayın Cesuru konuşmasında
yalnız bırakmayan değerli misafirlerine de hoş geldiniz
diyorum. Onların da Kadın Hakları Gününü kutluyorum. (CHP ve
İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, şimdi ilk 20
milletvekilimize söz vereceğim. Ondan sonra sadece sisteme giremeyen,
konuşmak isteyen kadın milletvekillerimizin hepsine söz
vereceğim.
Sayın Aydın
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümünde kadın cinayetleri ve kadına yönelik suçların
giderek arttığına ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
5 Aralık 1934te Atatürk bir kez daha tüm
dünyaya örnek olacak bir karara öncülük etti. Kadınların siyasi
hayatta seçme ve seçilme hakkı için harekete geçti ve Seçim Kanununda
yapılan değişiklikle bundan seksen beş yıl önce
kadınlar en demokratik haklarına kavuştu. Kadınlar bu hakka
kavuşsa da kadın cinayetleri ve kadına yönelik suçlar ne
yazık ki giderek artıyor. Daha dün Ceren Özdemir
kızımız hunharca katledildi, katilin ifadeleriyse kan dondurucu.
Geçen hafta Güleda Cankel kızımız da cinayete kurban gitti.
Kasım ayında 39 kadın, 2019un ilk on bir ayında 430
kadın katledildi bu ülkede. Dünya görüşümüz ne olursa olsun,
birbirimizden farklı düşündüğümüz konular da olsa hiçbirimiz
Kadınlar öldürülsün, çocuklar zarar görsün. diyemeyiz.
Bir an önce daha fazla önlem alınmalı
diyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Ünal
2.-
Karabük Milletvekili Cumhur Ünalın, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü kutladığına, Karabük Üniversitesinin
kurulmasında ve büyümesinde emeği geçen herkese
şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması
CUMHUR ÜNAL (Karabük) Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; 5 Aralık Kadın
Hakları Günü vesilesiyle tüm kadınlarımızın bu güzel
gününü kutluyorum.
Eğitimden bahsedeceğim.
Karabük Üniversitemiz 29 Mayıs 2007 tarihinde
kurulmuştur. 2002 yılında 2 bin civarında olan öğrenci
sayısı bugün 50 binler seviyesine ulaşmış olup
ayrıca 83 ülkeden 8 bin civarında uluslararası öğrencisi
bulunmaktadır. Karabük merkez yerleşkemizde 13 fakülte, 6 yüksekokul,
4 enstitü, 1 uygulama ve araştırma merkezi bulunmaktadır.
Safranbolu ilçemizde 4 fakülte, 2 yüksekokul, 1 akademi, 2 uygulama evi ve
atölyeleri bulunmaktadır. Yenice, Eskipazar, Eflani ve Ovacık ilçelerimizde
1er yüksekokul bulunmaktadır. Karabük Üniversitesinin kurulmasında
ve büyümesinde emeği geçen herkese Karabüklüler adına
şükranlarımı sunuyorum.
Diğer taraftan, 2002 yılında ülke
genelinde 53 devlet üniversitesi, 23 özel vakıf üniversitesi olmak üzere
toplam 76 üniversite var iken bugün 129 devlet üniversitesi, 78 özel vakıf
üniversitesi olmak üzere
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Taşkın
3.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, 5 Aralık Dünya
Mühendisler Gününe ilişkin açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Bugün 5 Aralık Dünya Mühendisler Günü. Tüm
mühendislerimizin, değerli meslektaşlarımın Mühendisler
Gününü kutluyorum.
Mühendislik, matematik ve temel bilimlerin ortaya
koyduğu, teorik ve deneysel araştırmalar, tecrübe ve uygulama
yoluyla kazanılmış bilgileri akıllıca kullanarak,
doğadaki madde ve enerjiyi ekonomik olan yöntemler geliştirerek
insanoğlunun yararına sunan bir meslektir. Modern anlamda mühendis,
bilim insanlarının ürettiği teorik bilgiyi tekniker ve
teknisyenlerin uygulayabileceği pratik bilgiye dönüştüren
kişidir. Ülkemizin imarına ve kalkınmasına çok büyük
katkıları olan mühendislik mesleğinin ilgi ve faaliyet
alanları sosyal yaşantımız içerisinde çok geniş bir
yere sahiptir. Hayatımızı kolaylaştıran çözümlerin
çoğu mühendislik ürünüdür.
Ülkemizin gelişmesine ve kalkınmasına
katkıda bulunan, en kötü koşullarda bile ilkelerinden,
değerlerinden taviz vermeyen tüm mühendislerimizin Mühendisler Gününü
kutlar, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
BAŞKAN Sayın Köksal
4.-
Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksalın, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümüne ilişkin açıklaması
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) Kadınlara seçme
ve seçilme hakkının verilişinin 85inci yıl dönümünde,
cumhuriyetten evvel nüfus sayımında dahi yer verilmeyen
kadınlara Kuşku yok ki devrimci adımlar iki cins
tarafından birlikte, arkadaşça atılmalı; yenilik ve
ilerlemeler birlikte gerçekleştirilmelidir. diyerek, biz kadınlara
eğitimde, sosyal hayatta, iş hayatında ve siyasette erkeklerle
eşit haklar sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürkü, ilk kadın
vekillerimizden olan Afyonkarahisar Milletvekilimiz Mebrure Gönençi ve
kadın temsiliyetini artırmak için mücadele eden herkesi saygı ve
minnetle anıyor, bir gün bu Meclisin en az yarısının
kadın milletvekillerinden oluşmasını diliyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Aygun
5.-
Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygunnun, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümünü kutladığına ve Dışişleri
Komisyonunda kabul edilen (2/2278) esas numaralı Kanun Teklifi
uyarınca Türkiyede üretilen birçok ürünün Sudandan gümrüksüz olarak
ithal edilebileceğine ilişkin açıklaması
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Avrupa ülkelerinden yıllar önce, 5 Aralık 1934 yılında
kabul edilen yasayla Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
verilişinin 85inci yılı kutlu olsun. İleri görüşlü ve
eşitlikçi yaklaşımıyla Türk kadınını hak
ettiği yere getirmek isteyen Gazi Mustafa Kemal Atatürkü bir kez daha
saygı ve minnetle anıyorum.
Dışişleri Komisyonunda (2/2278)
sayılı Türkiye Cumhuriyeti ve Sudan Cumhuriyeti Arasında Ticaret
ve Ekonomik Ortaklık Anlaşmasının Onaylanmasının
Uygun Bulunduğuna ve Anlaşmanın Eklerine İlişkin
Değişikliklerin Cumhurbaşkanınca Doğrudan
Onaylanmasına Dair Yetki Verilmesine İlişkin Kanun Teklifi kabul
edildi. Anlaşma uyarınca -özellikle dikkat etmenizi istiyorum- 50 bin
büyükbaş, 2 bin küçükbaş hayvan, 8 bin ton et Sudandan gümrüksüz
ithal edilecektir. Buna da ek olarak 2 milyon adet yumurta, bal, patates,
domates, un, makarna gibi Türkiyede üretilen ürünler buradan gümrüksüz ithal
edilecek.
Şimdi ben soruyorum: Makarnanın ne
işi vardır Sudanda? Biz yumurtaları satmak için
uğraşırken yumurta ithal edeceğiz, ayrıca domates
satmak için uğraşırken Sudandan domates alacağız; bu
hangi akla ve mantığa sığmaktadır?
Saygılar sunuyor, teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Tutdere
6.-
Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutderenin, 3 Aralıkta
Adıyaman ili Palaş, Burç, Turuş, Ağcin köyleri ile civar
köylerde yaşayan hemşehrilerinin köylerinin yapılmayan
bağlantı yollarına dikkatleri çekmek için eylem
yaptığına ilişkin açıklaması
ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
3 Aralık 2009 günü Palaş, Burç,
Turuş, Ağcin köyleri ile civar köylerde ve yerleşim birimlerinde
yaşayan binlerce hemşehrimiz köylerinin bir türlü yapılamayan
bağlantı yollarına ve kavşak çalışmalarına
dikkatleri çekmek üzere Adıyaman-Şanlıurfa kara yolunu bir
süreliğine trafiğe kapatarak eylem yapmışlardır.
Köylülerimiz bu eylemlerle yapımı tamamlanan
Şanlıurfa-Adıyaman kara yolu çalışmaları
sırasında ihmal edilen ve bir türlü yapılamayan, köylerinin grup
yolunu kara yoluna bağlayan kavşağın
yapılmasını talep etmişlerdir.
Buradan, milletin Meclisinden Ulaştırma ve
Altyapı Bakanlığı ile Karayolları Bölge
Müdürlüğüne çağrıda bulunuyorum: Trafik terörüne
canlarımız kurban olmadan, yeni hayatlar sönmeden köylülerimizin haklı
kavşak taleplerini karşılayın, bağlantı
yollarını bir an evvel tamamlayın diyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Durmuşoğlu
7.-
Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlunun, Osmaniye ili Kadirli
ilçesinde bulunan Ala Camisinin restorasyonu sırasında
açığa çıkarılan mozaikleri ve yapı elemanlarını
koruma amacıyla polikarbon malzemeli örtü oluşturulduğuna ve
projenin tamamlanmasıyla caminin ibadete açılacağına
ilişkin açıklaması
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Osmaniye Kadirli ilçesinde bulunan mülkiyeti
Dulkadir Beyi Alaüddevle Bozkurt Bey adına kurulmuş vakfa ait Ala
Cami milattan sonra 425-450 yılları arasında Roma
bazilikası olarak inşa edilmiş, Bizans döneminde kilise
kısmı yapılmıştır. 1480-1490 yılları
arasında ise Dulkadiroğulları Beyliği tarafından
camiye çevrilen tarihî yapı 1924e kadar cami olarak
kullanılmıştır. 1924 tarihinden sonra metruk hâlde terk
edilmiştir. Bu önemli kültür varlığının geri
kazandırılması amacıyla Vakıflar İdaresince
Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu onaylı projeler
doğrultusunda 2014 yılında restorasyon işine
başlanmıştır. Restorasyon sırasında
açığa çıkarılan mozaiklerin ve yapı
elemanlarının güneş, yağmur ve doğa
koşullarından etkilenmemesi, aynı zamanda yapının
nefes alabilmesi gerekliliği dikkate alınarak konusunda uzman bilim
adamlarının görüşleri alınarak Koruma Kurulu
kararlarıyla üzerine polikarbon malzemeli örtü oluşturulmuştur.
İddia edildiği gibi bahse konu yapıdaki örtü, yapının
kaybolan unsurlarını tamamlamaya yönelik değil, koruma
amaçlıdır. Projenin yakın zamanda tamamlanmasıyla
yaklaşık bir asırdır kapalı olan Ala Cami yeniden
ibadete açılacak, Roma, Bizans, beylikler ve Osmanlı dönemlerinin
izleri gezilip görülebilecektir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Ceylan
8.-
Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylanın, Çanakkale ilinde kurulması
düşünülen yeni JESlere, JES amaçlı arama ve işletme
ruhsatı verilmesine karşı çıkacaklarına, Çanakkale
halkının temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama
hakkını sonuna kadar savunacaklarına ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Ayvacık ilçemizde bulunan Tuzla Çayında
yüzlerce balığın telef olması
vatandaşlarımızı tedirgin etmiştir.
Vatandaşlarımız balık ölümlerinin, bölgede artan jeotermal
sondajlarından ve faal durumdaki iki jeotermal enerji santralinden
kaynaklandığını düşünmektedirler. Tuzla-Gülpınar
sınırında üçüncü bir JES için ÇED Gerekli Değildir.
kararı verilmiş ve burada bir santralin daha kurulması
planlanmaktadır. Aydın örneği ortadadır, Türkiye'nin JES
sicili bozuktur. Turizm ve tarım şehri olan Çanakkalede
kurulması düşünülen yeni JESlere, JES amaçlı arama ve
işletme ruhsatı verilmesine içtiğimiz suyun, soluduğumuz
havanın olumsuz etkilenmemesi için karşı çıkacağız.
İlçe orman müdürlüğümüz tarafından alınan numunelerle ilgili
tahlil sonuçlarının bir an önce açıklanmasını ve
kamuoyunun bilgilendirilmesini istiyoruz. Çanakkale halkı temiz ve
sağlıklı bir çevrede yaşama hakkını sonuna kadar
savunacaktır.
BAŞKAN Sayın Filiz
9.-
Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filizin, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümü ile Dünya Mühendisler Gününe ilişkin açıklaması
İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün 5 Aralık, kadınlarımıza
seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümü ve
Dünya Mühendisler Günü.
Ey kahraman Türk kadını, sen yerde
sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.
diyen Atatürk 1934te kadınlara seçme ve seçilme hakkını
sağlamakla kalmamış; eğitimde, çalışma
hayatında, sosyal ve toplumsal her alanda aktif rol almaları için
verdiği destekle çağımızın tüm kadınlarına
da ışık olmuştur. Türk kadınının demokrasi
ve cumhuriyetin güvencesi ve nesillerimizin eğitilmesinin baş
mimarı olduğu inancıyla liderimiz Sayın Meral Akşener
Hanımefendi ve tüm kadınlarımızı saygıyla
selamlıyorum.
Ayrıca, bir mühendis olarak tüm mühendislerin,
değerli meslektaşlarımızın Dünya Mühendisler Gününü
kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Özkan
10.-
Mersin Milletvekili Hacı Özkanın, ülkemizin barış, refah
ve istikrarından taviz verilmeden birlik ve beraberlik içinde 2023
hedeflerine ulaşılacağına ilişkin açıklaması
HACI ÖZKAN (Mersin) Teşekkürler Sayın
Başkan.
Türkiye ekonomisi yılın üçüncü
çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,9
büyüdü. Dengelenme sürecinde atılan adımlarla, tarihin en büyük
yıllık cari fazlasını veren, enflasyonu yirmi altı ay
aradan sonra tek haneye indiren Türkiye ekonomisinin yeniden büyüme eğilimine
dönmesinde, kamu bankaları öncülüğünde gerçekleştirilen faiz
indirimleriyle tekrar tüketmeye başlayan vatandaşın artan
güveni, devletin harcamaları ve turizm sektörünün
canlılığı etkili oldu. Kredi faizlerindeki indirim
kampanyaları gayrimenkul sektöründe daralmayı azaltırken sanayi
sektöründe çarkların dönüşünün hızlandığı
görüldü.
Ülkemizin barış, refah ve
istikrarından taviz vermeden, birlik ve beraberlik içinde 2023 hedeflerine
ulaşacağımıza inanıyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Osmanağaoğlu
11.-
İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlunun, 27 Kasımda
Türkiye ile Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti arasında imzalanan Güvenlik ve
Askerî İşbirliği Mutabakat Muhtırasına, 5 Aralık
Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin
85inci yıl dönümünü kutladığına ilişkin
açıklaması
TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir)
Teşekkürler ediyorum Sayın Başkanım.
Türkiye ve Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti, 27
Kasımda Güvenlik ve Askerî İşbirliği Mutabakat
Muhtırasıyla iki ülkenin uluslararası haklarını
muhafaza etmeyi hedefleyen deniz yetki alanlarının
sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat
muhtırası imzalanmıştır. Bu mutabakat sayesinde
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin en başarılı
anlaşmalarından birine imza atmıştır. Bu diplomatik
zafer sayesinde büyükçe bir havuz büyüklüğünde alana hapsedilen ay
yıldızımız Akdenizin mavi sularıyla
buluşmuştur. Ayrıca, Libyayla birlikte omuz omuza durarak elde
ettiğimiz bu sonuç, Doğu Akdeniz enerji sahasında Türkiyenin
hakkını gasbetmeye çalışan şer cephesinde de en net
cevabı vermiştir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve
Yunanistanın İsrail, Lübnan, Mısır ve Ürdün gibi ülkelerle
ikili anlaşmalar düzenleyerek, Doğu Akdeniz Gaz Forumu gibi
birtakım oluşumlar ihdas ederek ülkemizi
sıkıştırma gayretleri boşa
çıkmıştır.
Türk kadınının seçme ve seçilme
hakkını da kutluyorum, teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Şimşek
12.-
Mersin Milletvekili Baki Şimşekin, uyuşturucu madde ve alkol
kullanımının ortaokul çağına kadar indiğine,
internet üzerinden sahte iddia ve bahis oynatan çetelerle mücadele edilmesini
İçişleri Bakanından talep ettiğine ilişkin
açıklaması
BAKİ ŞİMŞEK (Mersin)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Sayın Başkan, maalesef uyuşturucu,
alkol ve kumarla ilgili çok büyük sıkıntılar yaşanmakta ve
yuvalar yıkılmaktadır. Uyuşturucu ve alkol
kullanımı ortaokullara kadar düşmüştür. Diğer bir
büyük sıkıntı da internet üzerinden, özellikle Kıbrıs
ve İsviçre merkezli kurulan bahis şirketleri sanal İddaa ve
bahis oynatmaktadır. Bu İddaa ve bahisten birçok aile evini,
barkını, yurdunu yuvasını kaybetme pozisyonunda kalmıştır.
Benim buradan çağrım İçişleri
Bakanlığınadır: Özellikle internet üzerinden oynanan sahte
İddaa ve bahisle ilgili Emniyetimizin hem internet üzerinden, bilişim
üzerinden hem de oynatılan mekânlarla ilgili ciddi araştırmalar
yapıp
Çünkü bunlar özellikle Anadolunun her ilçesinde, her ilinde herkes
tarafından bilinen mekânlar. Buralara gerekli operasyonların
yapılıp bu sahte İddaa ve bahis oynatan çetelerle mücadele
edilmesini talep ediyor, teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Gaytancıoğlu
13.-
Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, çiftçilere 2018
yılı sertifikalı tohum kullanım desteği ile
buzağı desteğinin ne zaman ödeneceğini Tarım ve Orman
Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Bizim söyleye söyleye dilimizde tüy bitti ama
Tarım Bakanı çiftçinin çığlığını
duymuyor. Tarım Bakanı duyana kadar sormaya devam edeceğim:
Çiftçinin 2018 yılı sertifikalı tohum ve buzağı
desteklerini ne zaman ödeyeceksiniz? Çiftçimizin hak ettiği destekleri
ödemek yerine niye Görmedim, duymadım, bilmiyorum. diyorsunuz?
Çiftçinin parasını vermeyen Hükûmet,
yandaşlara para akıtmak söz konusu olunca bakanlık bakanlık
sıraya diziliyor. Çiftçiye Sertifikalı tohumluk kullan, sana destek
vereceğim. dediniz ama ortada destek yok. Buzağı desteklerini
de ödemediniz. Tarımdan anlamayan Tarım Bakanı çiftçinin
çığlığını duyana kadar tekrar tekrar sormaya
devam edeceğiz: Sertifikalı tohumluk ve buzağı desteklerini
ne zaman ödeyeceksiniz?
Tarım Bakanının çiftçiden haberi yok.
Çiftçimizin de ülkede Tarım Bakanlığı olduğundan
haberi yok. Bakanlık kapansa çiftçimizin yıllarca haberi olmaz.
Bakanlığa çağrımız şudur: Ödeyin çiftçinin hak
ettiği parayı da çiftçimiz varlığınızdan haberdar
olsun.
BAŞKAN Sayın Güneş
14.-
Uşak Milletvekili İsmail Güneşin, 3 Aralık Dünya
Engelliler Gününü, 4 Aralık Madenciler Gününü, 5 Aralık Mühendisler
Günü ile Dünya Kadın Hakları Gününü kutladığına
ilişkin açıklaması
İSMAİL GÜNEŞ (Uşak)
Teşekkür ederim Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 3 Aralık günü, 1992 yılından bu yana
Birleşmiş Milletler tarafından engelli kişilerin
sorunlarının farkındalığının
artırılması için Dünya Engelliler Günü olarak ilan
edilmiştir.
Hükûmetlerimiz döneminde engellilerle ilgili ilk
kapsamlı yasa 2005 yılında
çıkarılmıştır. Ayrıca, engellilerimizin
yaşamlarında karşılaştığı
sorunların çözümü için yerel yönetimlerle ilgili düzenlemeler
yapılmış, önemli bir kısmı da hayata
geçirilmiştir. Yine, engelli vatandaşlarımızın sosyal ve
ekonomik haklarının verilmesi, evde bakım hizmeti ve özel
eğitim şartlarının daha iyi hâle getirilmesi için önemli
mesafeler katedilmiştir. Bu yoldaki çalışmalara devam ederek
engelsiz yaşam şartlarının oluşturulması
yönündeki çalışmalarımız hızla devam etmektedir.
Bu vesileyle, 3 Aralık Dünya Engelliler Gününü
kutluyorum. Yine, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü ve Türk
kadınının seçme ve seçilme hakkının elde
edilişinin 85inci yılını tebrik ediyorum. Ayrıca, 4
Aralık Dünya Madenciler Gününü ve 5 Aralık Dünya Mühendisler Gününü
kutluyorum.
BAŞKAN Sayın Ataş
15.-
Kayseri Milletvekili Dursun Ataşın, TOKİnin konut
sıkıntısı yaşandığı hâlde neden Hakkâri
ilinde konut yapmadığını öğrenmek istediğine
ilişkin açıklaması
DURSUN ATAŞ (Kayseri) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Hakkâride yaşayan
vatandaşlarımızdan ve kamu görevlilerinden konut
sıkıntısı konusunda çok yoğun şikâyetler
gelmektedir. Hakkâride nüfusu karşılayacak yeterli konut
bulunmamaktadır. Buna, özellikle Emniyet, Millî Eğitim ve askeriye
lojmanlarının Hükûmet tarafından yıkılıp yerine
yenilerinin yapılacağı söylenmesine rağmen
yapılmaması neden olmuştur. Bu yıkılan konutların
yerleri de şu anda atıl durumdadır. Ne yazık ki kronik bir
AKP hastalığı hâline gelen söz verip tutmama Hakkâride de
vatandaşlarımızı mağdur etmektedir. TOKİ, çok
ihtiyaç olmasına rağmen neden Hakkâride konut yapmamaktadır?
TOKİ sadece rant olan yerlerde mi çalışma yapacaktır? Bir
an önce Hükûmet sözünü tutmalı, TOKİyi görevlendirmeli ve
yıkılan lojmanların yerlerine yenisini yapmalıdır. Hem
Hakkârili vatandaşlarımız hem de orada görev yapan kamu görevlilerimiz
açısından bu konu çok önemli hâle gelmiştir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Özdemir
16.-
İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümüne ilişkin açıklaması
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürkün topluma ve
geleceğe bakış vizyonunun en önemli uygulamalarından biri
olan kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilmesinin bugün 85inci
yıl dönümündeyiz. Ancak aradan geçen bu uzun sürede, maalesef, başta
çatısı altında görev yaptığımız Meclisimiz
olmak üzere, üst düzey yargı organları, valilikler,
kaymakamlıklar, belediyeler ve daha birçok kurumda karar alma ve uygulama
mekanizmalarında kadınların temsilinde beklenen düzeye
ulaşamadık. Kadınların temsiliyeti, istihdamı
sorununun yanında, belki de bunun bir yansıması, son
yıllarda giderek artan kadın cinayetleri ve kadına yönelik
şiddetle mücadele toplumsal en öncelikli ve en önemli çözüm bekleyen sorun
alanlarıdır.
Sayın Başkan, bu alanlarda Meclis olarak
yasal düzenlemeler, uygulamalardan kaynaklanan boşluk ve eksikliklerin
giderilmesi konusunda acilen harekete geçmeliyiz.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Bankoğlu
17.-
Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlunun, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümüne ilişkin açıklaması
AYSU BANKOĞLU (Bartın) Bugün toplumumuz
için önemli bir gün, biz kadınların milletvekili seçme ve seçilme
hakkına kavuşmamızın 85inci yıl dönümü. Bu
değerli kazanım o dönemde sadece ülkemiz için değil, dünyadaki
pek çok ülke için de öncü niteliğindeydi, bunu hatırlatmak isterim.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı
altında olmaktan duyduğum gururu ve Atamıza olan
şükranlarımı ayrıca ifade etmek istiyorum. Atatürkün
açtığı ve bize emanet ettiği bu yolda eşit hak ve
uygulamalara sahip olma mücadelemizi ve cinsiyet
ayrımcılığına karşı çıkmayı
gururla sürdüreceğiz çünkü biz biliyoruz ki ülkesini topyekûn mutlu etme
niyeti olmayan bir siyasi erkin ülkesini ileri taşıma
olanağı da yoktur. Kadını mutsuz bir ülke
başarılı olamaz. 5 Aralık kadın-erkek hepimize kutlu
olsun diyorum.
BAŞKAN Sayın Kaya.
18.-
Osmaniye Milletvekili İsmail Kayanın, Türkiyenin dünyada kendi
SİHAsını yapan, mühimmatlarını üreten 6 ülke
arasında yer aldığına, ilişkin açıklaması
İSMAİL KAYA (Osmaniye) Teşekkürler
Sayın Başkanım.
Ülkemizin öncü savunma sanayi şirketi BAYKAR
tarafından geliştirilen 6 adet Bayraktar TB2 insansız hava
aracı Emniyet Genel Müdürlüğümüze bugün teslim edildi. Böylece,
Bayraktar TB2 İHA ve SİHA sayımız 98e ulaştı.
Bayraktar TB2ler Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Jandarma ve Emniyet Genel
Müdürlüğümüz tarafından kullanılmaktadır. Yüzde 93 yerlilik
oranına sahip olan millî SİHA keşif, sürekli havadan gözetleme,
hedef tespiti ve imha imkânı sağlıyor. Kanatlarında
ROKETSAN tarafından üretilen 4 adet özel füze taşıyabilmektedir.
Ukrayna gibi havacılıkta kritik teknolojilere sahip bir ülkenin
ihtiyacını bile bir yıldan kısa sürede
karşılayarak birçok ülkeye de ihracat yapmaktayız. Türkiye,
dünyada kendi SİHAsı ve mühimmatlarını üreten 6 ülkeden
biri olarak öne çıkmaktadır.
Ordunuz ne kadar güçlüyse ülkeniz de o kadar
güçlüdür diyerek Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
BAŞKAN Sayın Kavakcı
19.-
İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kanın, Türkiye
Cumhuriyetinde kadınlar seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık
1934te elde ettiği hâlde başörtülü kadınların seçimlere
katılıp Mecliste ant içerek hizmet etme imkânını 7 Haziran
2015te bulabildiğine, Dünya Mühendisler Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
RAVZA KAVAKCI KAN (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Türkiye Cumhuriyetinde kadınlar verdikleri
mücadele sonucunda seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934te
birçok gelişmiş ülkeden önce elde etmişlerdir fakat kendi
vatandaşına tepeden bakan zihniyetin engellemeleri
dolayısıyla, başörtülü kadınlar seçimlere katılıp
Mecliste ant içerek hizmet etme imkânını ancak 7 Haziran 2015te
bulabilmişlerdir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan Beyefendi olmak üzere, kadınlar arasında bu
ayrımcılığın ortadan kalkmasına vesile olanlara
şükranlarımı sunuyorum.
Kadınların Dünya Kadın Hakları
Gününü tebrik ediyorum. Ayrıca, mühendis meslektaşlarımın
Dünya Mühendisler Gününü kutluyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Kenanoğlu
20.-
İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlunun, Balıkesir ili
Ayvalık ilçesinde yapılması planlanan Karakoç
Barajının zeytinciliği ve bölge halkının
tarımsal faaliyetlerini sona erdireceğine, çevrenin tahrip
edilmesinden, insani taleplerin ve doğanın yok
sayılmasından vazgeçilmesi gerektiğine ilişkin
açıklaması
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) Sayın
Başkan, Balıkesir Ayvalıkta Karakoç Barajı
yapılması planlanmaktadır. Barajla birlikte malzeme
ocakları, kırım, eleme yıkama tesisi ve hazır beton
santrali de yapılacaktır. Bölge halkının büyük
itirazları vardır. Projenin yapılması düşünülen
alanın çoğu özel mülkiyet olup sulama, tarım, zeytincilik ve
hayvancılık yapılmaktadır. Burası köylülerin
hayatlarını sürdürdükleri, geçimlerini sağladıkları
yegâne topraklardır. Planlanan baraj zeytinciliğe ve bölge
halkının tüm tarımsal faaliyetlerine son verecektir. Bölgede var
olan ağılların yok edilmesi hayvancılığın da
yok edilmesi anlamına gelecektir. Yöre halkı kamulaştırma
nedeniyle toprağını kaybetmek istemediğini mahalle
muhtarlarıyla birlikte 2017 yılından bu tarafa defalarca sözlü
ve yazılı olarak Valiliğe ve Kaymakamlığa
bildirmelerine rağmen, yetkililerce itirazlar görmezden gelinmektedir.
Karakoç Barajı yüzünden derenin
ağzında yaşanacak su genişliğinin, Kum Ada,
Altınova Sahili hatta dünyaca ünlü Sarımsaklı
kumsalını etkilemesi söz konusudur.
Buradan bir kez daha iktidara sesleniyorum: Çevreyi
tahrip etmekten, insani talepleri ve doğayı yok saymaktan,
hayvanların yaşam alanlarına uzanmaktan vazgeçin; bölge
halkının taleplerine kulak verin.
BAŞKAN Teşekkür ederim değerli
milletvekilleri.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, ilk
20 arkadaşımıza söz verdik. Bundan sonraki söz talepleri
kadın milletvekillerimize aittir, erkek milletvekillerimizin sistemden
çıkmasını rica ediyorum. Bugün böyle bir uygulama
yapacağız.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çok doğru.
BAŞKAN İç Tüzük 60a göre söz
taleplerini günün ilerleyen saatlerinde, daha sonra
değerlendireceğimizi ifade ediyorum.
Şimdi, sistemden gördüğüm kadarıyla
başlayayım.
Sayın Eronat
21.-
Diyarbakır Milletvekili Oya Eronatın, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümünü
kutladığına ilişkin açıklaması
OYA ERONAT (Diyarbakır) Teşekkür
ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü ve
aynı zamanda, Türkiye Cumhuriyetinde kadınlara seçme ve seçilme
hakkının verilişinin 85inci yıl dönümünü kutluyoruz.
Seçme ve seçilme hakkını Fransa ve
İtalyadan on bir yıl, Belçikadan on dört yıl, İsviçreden
otuz altı yıl önce elde etmenin haklı gururunu
yaşıyor, bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürkü rahmetle
anıyoruz.
1999 Genel Seçimlerinde Türkiye Büyük Millet
Meclisinde kadın temsil oranı yüzde 4,2ydi. AK PARTİ
hükûmetleri geldiği günden itibaren kadın temsil oranı
artmıştır. Bugün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kadın
temsil oranı yüzde 17,32dir. Yükselen kadın temsil
oranlarının Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğanın iradesi ve vizyonuyla çok daha iyi noktalara
ulaşacağına gönülden inanıyoruz. Bu vesileyle Dünya
Mühendisler Gününü de
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Gözgeç
22.-
Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeçin, 5 Aralık Türk kadınına
seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne
ilişkin açıklaması
EMİNE YAVUZ GÖZGEÇ (Bursa) Ülkemizde
kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı verilmesinin 85inci
yıl dönümü. Gazi Mustafa Kemal diyor ki: Dünyada hiçbir milletin
kadını, milletini kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu
kadını kadar gayret gösterdim diyemez. Bizim medeniyetimizde, vatan
savunmasından millî iradeye sahip çıkılmasına kadar
hayatın her alanında kadının izi var. Tarihin karanlık
sayfalarına gömülmeye mahkûm had bildirme zihniyetine rağmen, AK
PARTİyle, hiçbir ayrıma tabi tutulmaksızın tüm
kadınlarımız ancak seksen bir yıl sonra seçilme
hakkını elde etmiştir. Bugün de siyasetten ekonomiye her alanda
kadınlarımızın var olmasında daima yolumuzu açan
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğana
şükranlarımı sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Şevkin
23.-
Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkinin, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü ile Dünya Mühendisler Gününü
kutladığına ilişkin açıklaması
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının
verilişinin 85inci yıl dönümünde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk,
arkadaşları ve bu uğurda mücadele eden tüm
kadınlarımızın anısı önünde saygıyla
eğiliyorum. Aynı zamanda, kadın bir mühendis olarak Dünya
Mühendisler Gününü de kutluyor, bunu sadece bir gün kutlamak değil;
üretimde, istihdamda, bilimsel çalışmalarda daha çok mühendisin yer
alması dileklerimi de buradan iletiyorum.
Kadına yönelen şiddetin, kadın
cinayetlerinin son bulduğu, sahici önlemlerin
alındığı, kadının ucuz iş gücü olarak
görülmediği, kadın emeğinin ve bedeninin sömürülmediği bir
Türkiye elbette bizim hakkımız. Kız çocuklarının
okullaşması son derece önemlidir. Kadının siyasette,
tarımda, eğitimde, ekonomide, kısacası yaşamın
tüm alanlarında var olmasının önünü açan Mustafa Kemal Atatürkü
saygı ve rahmetle anıyorum.
BAŞKAN Sayın Ök
24.-
Denizli Milletvekili Nilgün Ökün, 5 Aralık Türk kadınına seçme
ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
NİLGÜN ÖK (Denizli) Teşekkürler
Sayın Başkan.
5 Aralık 1934 yılında Avrupa
devletlerinden bile önce seçme ve seçilme hakkını sağlayan Gazi
Mustafa Kemal Atatürkü rahmet ve minnetle anıyorum.
Çağdaş, demokratik, ileri bir toplum için
kadınların güçlendirilmeleri, etkinlik alanlarının
genişletilmesi, eğitimden siyasete eşit fırsat ve
olanaklardan yararlanmaları büyük önem taşımaktadır.
Kadınların iş hayatındaki varlığı,
sürdürülebilir kalkınmanın en önemli göstergesidir. Bu kapsamda,
kadınlara yönelik, hükûmetlerimiz döneminde birçok teşvik ve
programları uygulamaya koyduk. Ticaret Bakanlığımızda
kurulan Kadın ve Genç Girişimciler İhracat Daire
Başkanlığı bunun önemli bir sonucudur. Kadınların
hayatın her alanında daha güçlü var olabilmesi için
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın
kararlı duruşuyla, kadınlara yönelik pozitif
ayrımcılık kavramı 2010 yılında kabul edilerek
Anayasada da yerini almıştır. Sayımızın
artması dileğiyle tüm kadınlarımızın Dünya
Kadın Hakları Gününü kutluyorum.
BAŞKAN Sayın Kaynarca
25.-
İstanbul Milletvekili Tülay Kaynarcanın, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 85inci
yıl dönümüne ilişkin açıklaması
TÜLAY KAYNARCA (İstanbul) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Bugün 5 Aralık, Türk kadınının
seçme seçilme hakkı kazanışının tam 85inci yıl
dönümü. Fransa ve İsviçrenin de dâhil olduğu Avrupa ülkelerinin
birçoğundan önce ülkemiz kadınlarına bu hakkı kazandıran,
Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürkü, seçilmiş bir
milletvekili olarak Gazi Meclisimizden şükranla ve saygıyla
anıyorum.
Bugün, ülkemizde kadın hakları
mevzuatları açısından çok önemli düzenlemelere imza
atıldı. Türk Ceza Kanunundan Medeni Kanuna, İş
Kanunundan yine, özellikle Anayasamızla taçlandırılan pozitif
ayrımcılığa kadar çok değerli mevzuat
çalışmaları yapıldı ve İstanbul
Sözleşmesiyle de bu taçlandırıldı.
Birey olarak güçlü kadın, aile olarak da
güçlenerek güçlü bir toplum hedefini yineliyor, Gazi Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Aydemir
26.-
Balıkesir Milletvekili Pakize Mutlu Aydemirin, 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümünü
kutladığına ilişkin açıklaması
PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Kuvayımilliye şehri Balıkesirimizi
Gazi Mecliste temsil eden bir kadın milletvekili olarak, seksen beş
yıl önce bugün Gazi Mustafa Kemal öncülüğünde, biz Türk
kadınlarına seçme seçilme hakkı verilmiştir. Gazi
Meclisimizde kadınlarımızın kazanımları ve bu
topraklardaki rolü yadsınamaz. Cumhurbaşkanımız Recep
Tayyip Erdoğan önderliğiyle kadınlarımızın
sihirli eli her alana değmektedir.
Bu vesileyle, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları ve Türk kadınının seçme seçilme gününü kutluyor,
Gazi Mustafa Kemal Atatürkü şükranla, minnetle yâd ediyorum.
Saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Kemalbay
27.-
İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegünün, 5 Aralık 1934te
kadınların seçme ve seçilme hakkını
kazandığına ancak bugün kadın kazanımlarının
iktidarın saldırısı altında olduğuna ilişkin
açıklaması
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, evet, bugün 5 Aralık,
kadınların seçme ve seçilme hakkını
kazandığı gün. Üstelik, Avrupa devletlerinden de önce bu
kazanım elde edildi ancak ne yazık ki kadın kazanımları
bugün AKP-MHP iktidarının ağır saldırısı
altındadır.
Eş başkanlık sistemini partimizin
bütün kademelerinde hayata geçirdiğimiz, Parlamentoda ve yerel
yönetimlerde kadınların eşit temsilini
sağladığımız için bugüne kadar iktidardan takdir
beklemiyorduk ancak biz kadınların siyasete katılımı
kayyum gasbıyla gasbediliyor, kadın belediye eş
başkanlarımız zindanlara atılıyor ve bu Parlamento bu
tabloyu izliyor.
HDPye her gün operasyon düzenleyen, kriminalize
etmeye çalışanlara bir sözümüz var: Bu böyle gitmeyecek,
kadınlar biat etmeyecek. Kadın siyasetçilerden elinizi çekin; Cerenlerin,
Şulelerin, Güledaların katillerine odaklanın diyoruz.
BAŞKAN Sayın Kara
28.-
Konya Milletvekili Esin Karanın, 5 Aralık Türk kadınına
seçme ve seçilme hakkı tanınmasının 85inci yıl
dönümüne ve terör örgütüne destek verenlerin ister kadın olsun ister erkek
Türk milleti tarafından hak ettiği cezayı alacağına
ilişkin açıklaması
ESİN KARA (Konya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; liderimiz Devlet Bahçeli Türk
kadınını şöyle anlatır: Türk kadını,
maddenin karanlığı içinde ruhun aydınlığıdır,
umutsuzluğun karanlığı içinde huzurun
aydınlığıdır, ihtirasların
karanlığı içinde faziletin
aydınlığıdır, cehaletin karanlığı
içinde şefkatin aydınlığıdır, kavganın
karanlığı içinde sevgi ve bağlılığın
aydınlığıdır. Kadın her alanda olmalı, her
seviyede temsil edilmelidir.
Seksen beş yıl önce bugün, biz Türk
kadınlarına seçme ve seçilme hakkını veren Başbuğ
Atatürkü rahmet ve minnetle anıyor, şükranlarımı
sunuyorum.
Terör örgütüne destek veren -kadın olsun, erkek
olsun- hak ettiği cezayı Türk milleti tarafından alacaktır
diyor, saygılarımı sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın Atabek
29.-
Sakarya Milletvekili Çiğdem Erdoğan Atabekin, 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümünü
kutladığına ilişkin açıklaması
ÇİĞDEM ERDOĞAN ATABEK (Sakarya)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ülkemizin demokratikleşme
adımlarının en önemlilerinden bir tanesi kadınlara seçme ve
seçilme hakkının verilmesidir. 5 Aralık 1934te
çıkarılan kanunla kadınlarımız milletvekili seçme ve
seçilme hakkına kavuşmuşlardır.
Türkiye, dünyada kadınlara bu hakkı veren
ülkelerin başında gelmektedir. Türk kadınına siyasi
hakların verildiği 1934 yılında Avrupa, Amerika ve
Asyadaki birçok ülkede kadınlara bu hakların henüz verilmemiş
olduğu unutulmamalıdır.
Türk kadını, toplumsal
hayatımızın, millet ve devlet yapımızın
odağında, hayatın her alanında başarıyla görev
almış ve almaya devam edecektir.
Hayatın bütün yükünü birlikte
sırtladığımız, sevginin, şefkatin ve özverinin
simgesi olan tüm kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü
ve aynı zamanda, Türk kadınına seçme ve seçilme
hakkının verilişinin 85inci yıl dönümünü en içten
dileklerimle kutlar, Genel Kurulu saygıyla selamlarım.
BAŞKAN Sayın Gülüm
30.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülümün, siyasete katılan
kadınların erkek devlet şiddetiyle karşı
karşıya kaldığına ilişkin açıklaması
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Evet, bugün,
siyasete katılma hakkımızı kendimizin
kazandığı gün ama kadınlar siyasete katılınca
erkek devlet şiddetiyle karşı karşıya kalıyorlar.
Türkiye'nin kuzeydoğu Suriyeye yönelik işgal girişimine
karşı Esin Kavruk arkadaşımız, sosyal medya
paylaşımlarında Savaşa hayır. dediği için yani
siyaset yaptığı için tutuklandı. Bu da yetmedi,
soruşturma dosyasıyla hiç alakası olmadığı hâlde
DNA örneği alınmak istendi. Buna karşı geldiği için de
Bakırköy Cezaevinde kaldığı koğuş basılarak
hem Esin Kavruka hem de orada mahpus bulunan diğer tutuklulara yönelik
bir saldırı gerçekleşti. Bu saldırı da
kadınların cinsel organları dâhil olmak üzere şiddetli
darpla sonuçlandı ve kadınlar şu an ciddi anlamda bir
sağlık sorunuyla karşı karşıyalar.
Kadınların bedenlerinden ellerinizi çekin
diyoruz; kadınların siyaset yapma hakkını engellemeye
yönelik yargınızı, polisinizi, devletinizi kullanmayın
diyoruz.
BAŞKAN Sayın Taşkesenlioğlu,
buyurun.
31.-
Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu Banın, başörtülü
kadınların Mecliste var olabilmesi için kararlılıkla
mücadele eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğana
şükranlarını sunduğuna ilişkin açıklaması
ZEHRA TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum)
Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Demokrasinin beşiği olduğu iddia
edilen birçok ülkeden seneler önce, rahmet ve minnetle
andığımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından
kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkı verilmişti. Ancak
gelin görün ki çok uzunca süre, kadınlarımız, sırf
inançları gereği örttükleri başörtüden dolayı siyasetten ve
Meclisten mahrum edilmişlerdir. AK PARTİ iktidarlarının
kararlı mücadelesiyle, gerçek manada seçme ve seçilme hakkımız
tüm kadınlarımıza 7 Haziran 2015 tarihinde verilmiştir ve
AK PARTİ iktidarına kadar yüzde 4,4 olan Meclisteki kadın
oranımız, AK PARTİ iktidarlarından sonra 17,4 seviyesine
kadar varmıştır. Her manada ve özellikle siyasette
kadının özne hâline gelmesini sağlayan ve özellikle biz
başörtülü kadınların Mecliste var olabilmesi için
kararlılıkla mücadele eden Sayın Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğana şükranlarımızı sunuyor ve Millî
Mücadeleden bugüne kadar şehit olan tüm kadınlarımızı
da rahmetle anıyorum.
Çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Coşkun
32.-
Muş Milletvekili Şevin Coşkunun, erkek egemen
politikaların kadınların siyasette yer almasını
engellediğine ilişkin açıklaması
ŞEVİN COŞKUN (Muş)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün, biz kadınların seçme ve seçilme
hakkımızı kazandığımız gündür. Ancak şu
an, kadın milletvekillerimiz, belediye eş
başkanlarımız ve parti çalışanı kadın arkadaşlarımız
siyaset yaptıkları için cezaevlerinde rehin tutuluyorlar.
Kadınların siyasete katılımını sağlayan
eş başkanlık sistemimiz hedef alınıyor, kadın
kurumları kapatılıyor, kadına yönelik şiddetin önü
açılıyor, erkek egemen politikalar kadınların siyasette yer
almasını engelliyor; bu politikalardan derhâl vazgeçilmelidir.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Zeybek
33.-
Kocaeli Milletvekili Emine Zeybekin, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü kutladığına ilişkin
açıklaması
EMİNE ZEYBEK (Kocaeli) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Türk kadını, 5 Aralık 1934 tarihinde
birçok Batılı ülkeden önce milletvekili seçme ve seçilme hakkına
sahip olmuştur. Kadınlarımıza verilen bu haklarla, ülkemiz,
Gazi Mustafa Kemal Atatürkün gösterdiği muasır medeniyetler
seviyesinin üzerine ulaşma adına önemli bir yol katetmiştir. Kadınların
yaşamın her alanında eşit şartlarda yer alması
çağdaş dünyanın olmazsa olmazıdır. Geleceği
parlak, gelişmiş ve kalkınmış bir ülke olma yolunda
hızla ilerleyen Türkiye Cumhuriyetinin temelinde ve geleceğinde
kadınlarımızın yerinin büyük olduğu bilinciyle
fedakârlığın ve sevginin ana kaynağı olan kadınlarımızın
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü yürekten kutluyorum.
BAŞKAN Sayın Çankırı
34.-
İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırının, 5
Aralık Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümünde kadın-erkek
eşitliğinin sosyal ve siyasal hayatta tam ve koşulsuz olarak
gerçekleştiği bir geleceğin inşa edileceğine
ilişkin açıklaması
CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 5 Aralık 1934 tarihinde
kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı veren yasanın
kabulünü Dünya Kadın Hakları Günü olarak kutluyoruz ve Gazi Mustafa
Kemal Atatürkü minnetle anıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti, eşit yurttaşlık
temelinde insan hak ve özgürlüklerine alan açarak, toplumsal yaşamın
temel direği olan kadınlarımızı ön plana çıkararak
kadın-erkek eşitliğini hayata geçirmiş ve devamında
Türk kadınına pek çok ülkeden önce seçme ve seçilme hakkı
tanımıştır. Bu noktada, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en
fazla kadın milletvekili sayısına sahip AK PARTİmizin
Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep
Tayyip Erdoğana şükranlarımızı sunuyorum. Cumhuriyet
tarihinin ilk kadın Meclis İdare Amiri unvanına sahip bir
milletvekili olarak 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü ve Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 85inci
yılında kadın-erkek eşitliğinin sosyal ve siyasal
hayatta tam ve koşulsuz gerçekleştiği bir geleceği birlikte
inşa edeceğimize söz veriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın İmir...
35.-
Şırnak Milletvekili Nuran İmirin, 5 Aralık Dünya
Kadın Hakları Gününün kadınların hak mücadelesinde önemli
bir yere sahip olduğuna ilişkin açıklaması
NURAN İMİR (Şırnak) -
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü,
kadınların hak mücadelesinde önemli bir yere sahip. Türkiyede
kadınların seçme ve seçilme hakkı kazandığı 5
Aralık 1934, aynı zamanda bugün de saldırıların
hedefindeki kadın kazanımlarını koruma gerekçesidir.
Kadınların verdiği mücadeleye rağmen hâlâ kadına
yönelik şiddet, hak ihlalleri ve kadın kazanımlarına dönük
gasp artarak devam ediyor. Bu yasayla korunması gereken eş
başkanlık sistemimiz ne yazık ki iktidar tarafından
gasbedilmektedir. Şu an itibarıyla halkın seçmiş
olduğu 10 belediye eş başkanımız, onlarca meclis
üyemiz, il genel meclis üyelerimiz ve milletvekillerimiz, cezaevlerinde rehin
tutulmaktadır. Her gün en az bir kadının katledildiği bu
ülkede derhâl gerekli yasal düzenlemelerle önlem alınmalıdır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Kıvırcık...
36.-
Manisa Milletvekili Semra Kaplan Kıvırcıkın, tarihimiz
boyunca Türk kadınının hayatın her alanında erkeklerin
yanında yer alarak her türlü sorumluluğu
paylaştığına, kadının statüsünün güçlendirilmesi,
kadın-erkek fırsat eşitliğinin sağlanması için
çalıştıklarına, Genel Kurulun dinleyici localarında
bulunan Türk Kadınlar Konseyi Derneği Manisa Şubesi üyelerini
selamladığına ilişkin açıklaması
SEMRA KAPLAN KIVIRCIK (Manisa) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Tarihimiz boyunca Türk kadını,
hayatın her alanında erkeklerin yanında yer alarak her türlü sorumluluğu
paylaşmış, Kurtuluş Savaşı döneminde ve yine
yakın tarihimizde 15 Temmuz günü hainlere karşı mücadelede aktif
bir rol oynamıştır, cesareti ve fedakârlığıyla adını
tarihe yazdırmıştır. Hayatın her alanında
sevgiyi, fedakârlığı, üretkenliği ve duyarlılığı
temsil eden kadınlarımız, huzurlu ve sağlıklı bir
toplumun temel taşlarıdır. Bizler de kadının
statüsünün güçlendirilmesi, kadın-erkek fırsat eşitliğinin
sağlanması ve kadınlarımızın karar alma
mekanizmalarında daha fazla yer alması için gayretle çalışıyoruz.
Kamu kurumlarımız, yerel yönetimlerimiz ve sivil toplum
kuruluşlarımızla birlikte kadınlarımızın
eğitimi, yaşam standartlarının yükseltilmesi ve
istihdamdaki payının artırılması için
çalışıyoruz.
Şu anda misafir locasında Meclisimizin
çalışmalarına izleyici olan Türk Kadınlar Konseyi
Derneği Manisa Şubesi üyelerimizi de selamlayarak Meclisimizi
selamlıyorum.
BAŞKAN Ben de sizin adınıza tüm
kadınlarımızı tekrar selamlayayım.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
2.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, birleşime
ara verildiğinde 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü
vesilesiyle kadın milletvekillerini çay ikramına davet ettiğine
ilişkin konuşması
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri,
kadın milletvekillerimizden salondan ayrılmamalarını rica
edeceğim. Grup Başkan Vekillerimizin söz taleplerini
karşıladıktan sonra, yapacağım birkaç işlemden
sonra kısa bir ara vereceğim. Kadın milletvekillerimizi odamda bir
çay ikramına davet etmek istiyorum. (Alkışlar)
Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin
söz taleplerini karşılayacağım.
İlk söz, İYİ PARTİ Grubu
adına Grup Başkan Vekili Sayın Türkkanda.
Buyurun Sayın Türkkan.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
37.-
Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkanın, TBMM Başkan Vekili Levent
Göke kadın milletvekillerine gösterdiği pozitif
ayrımcılık için teşekkür ettiğine, Van ili
Çaldıran ilçesinde bir kaza kurşunu sonucu şehit düşen
Piyade Uzman Onbaşı Fırat Demire Allahtan rahmet
dilediğine, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü ile Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü vesilesiyle başta İYİ PARTİ Genel
Başkanı Meral Akşener olmak üzere hakları için mücadele
veren tüm kadınları saygıyla selamladıklarına ve
uğradıkları şiddet sonucu hayatını kaybeden
kadınlarımıza Allahtan rahmet dilediklerine, kadın
cinayetlerinde caydırıcı, ağır cezai
yaptırımlar uygulanması ve iyi hâl indiriminin
kaldırılması gerektiğine, asgari ücretli
vatandaşlarımızın onurlu bir yaşam sürdürebilmek için
gerçekçi bir zam beklediğine, asgari ücretten vergi kesilmeyerek yoksulluk
sınırına göre belirlenmesi gerektiğine, Londrada
yapılan NATO Zirvesine ilişkin açıklaması
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öncelikle kadın milletvekillerimiz konusunda
gösterdiğiniz bu pozitif ayrımcılık için ben teşekkür
ediyorum.
Vanın Çaldıran ilçesinde silah
kazası sonucu ağır yaralanan ve
kaldırıldığı hastanede şehit olan Piyade Uzman
Onbaşı Fırat Demire Allahtan rahmet diliyorum, ailesine
başsağlığı diliyorum. Şehidimizin ruhu şad,
mekânı cennet olsun. Türk milletinin başı sağ olsun.
Bugün 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Günü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından, birçok Avrupa ülkesinden daha
önce, Türkiyede kadınlara seçme ve seçilme hakkının
verildiği özel bir gün. Bu günü kutlayan kadın arkadaşlarımızın
aralarından bir ikisinin özellikle Gazi Mustafa Kemal Atatürkün ismini
anmamak için gayret sarf etmesini de burada bizzat müşahede ettim.
Türkiyede ve dünyada kadınların eşit koşullarda ve insanca
yaşama isteğinin giderek güçlendiği bir dönemde kadınların
karşı karşıya kaldığı tehditler ve
kadın haklarına yönelik saldırılar maalesef giderek
artıyor.
İYİ PARTİ olarak kadınların
hakları ve özgürlükleri için bir mücadele ve dayanışma günü
olarak gördüğümüz 5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününün
85inci yıl dönümünü kutluyor, başta Sayın Genel
Başkanımız Meral Akşener Hanımefendi olmak üzere
hakları için mücadele veren tüm kadınların mücadelesini
saygıyla selamlıyoruz.
Şiddet gördüğü eşi hakkında tam
23 kez -evet, yanlış duymadınız- suç duyurusunda bulunan
Ayşe Tuba Arslan, ölmeden iki buçuk ay önce Eskişehir 2. Aile
Mahkemesine başvuru yaparak Defalarca şikâyet etmeme rağmen
hiçbir sonuç alamadım. Bu şahıstan ölüm tehdidi alıyorum.
Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz? Çok
mağdurum. demiştir. Duyulmayan bu feryat sonucunda Ayşe Tuba
Arslan, sokak ortasında eski eşinin kasap satırıyla
saldırısına uğrayıp kırk dört gün komada
kaldıktan sonra maalesef yaşamını yitirmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edelim.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Orduda ise evinin önünde
bir saldırgan tarafından bıçaklanan, daha gencecik, 20
yaşındaki balerin Ceren Özdemir kızımız
hayatını kaybetti. Henüz üniversite öğrencisi olan ve
geleceğe dair hayallerini gerçekleştiremeden aramızdan
ayrılan kızımızın ölümü hepimizi derinden üzdü.
Ayşe Tuba Arslana, Ceren Özdemir kızımıza ve bugüne kadar
şiddete uğrayan ve cinayetler sonucu hayatını kaybeden
bütün kadınlarımıza Allahtan rahmet diliyorum.
Buradan çağrıda bulunmak istiyorum: Artık
yeter! Kadın Hakları Gününü kutladığımız bu
anlamlı gün bir milat olsun; kadın cinayetlerine
caydırıcı, ağır cezai yaptırımlar
uygulansın ve iyi hâl indirimi kaldırılsın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edelim.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; TÜİK verilerine göre, sayıları 5
milyondan fazla olan asgari ücretli vatandaşımız yükselen
enflasyonla birlikte artan fiyatları karşılamak ve onurlu bir
yaşam sürdürmek için gerçekçi bir zam bekliyor. Asgari ücretin açlık
sınırı değil, yoksulluk sınırına göre
belirlenmesi gerekiyor; öncelikle bu sınırı doğru
belirlemek lazım. TÜRKİŞin geçtiğimiz aylarda
açıkladığı yoksulluk sınırı verilerine göre
4 kişilik bir ailenin gıda harcamasıyla birlikte giyim, kira,
elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve
benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık
harcamaların toplam tutarı 6.849 lira.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Ailede her iki eşin
de çalıştığını kabul etsek bile, asgari ücret,
tespit edilen yoksulluk sınırının yarısının
altında olmamalıdır.
Bu konudaki diğer önemli bir noktaysa asgari
ücretten yapılan kesintilerdir. Asgari ücretin yarısı vergi ve
kesintilere gitmektedir. Kesintileri dikkate aldığımızda,
asgari ücretin sadece yüzde 49unun net olarak işçinin eline geçtiği
görülmektedir. Asgari ücretten vergi kesilmemesi gerektiğini daha önce de
dile getirmiştik, şimdi de hazır gündemdeyken talebimizi tekrar
ediyoruz.
Londradaki NATO Zirvesi geride kaldı ama
yankıları hâlâ konuşuluyor, konuşmamız da gerekiyor
aslında bunu. Önemli üyelerden biri olan Fransanın
Cumhurbaşkanı Macronun zirve öncesinde NATOnun beyin ölümü gerçekleşti.
yönündeki açıklaması ittifak çevrelerinde büyük bir şok
yarattı ve bu sorunların ne kadar da derin olduğunu gösterdi
aslında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayalım.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Bunun yanında,
Türkiye ile Amerika arasında YPG/PKK terör örgütü üzerinden yaşanan
sorunların NATO savunma planlarının bloke edilmesine varacak
şekilde ittifakı etkilemesi de bir başka sorun olarak dile
getirildi. Polonya, Baltık devletleri ve Çekya gibi ülkeler için NATO hâlâ
çok önemli bir örgüt ve onlar NATOnun beyin ölümü gerçekleşti.
diyenlerden de Rusyayla iş birliği yapanlardan da çok rahatsız.
Türkiye, kendi güvenliğine yönelik en büyük
tehdit olan terörle mücadele konusunda NATO çatısı altındaki
müttefiklerinin çoğunun desteğine maalesef sahip olamadı.
Ankaranın NATO müttefiklerinin bu tavrını dile getirmesi,
Türkiyenin bazı Batı medya organlarında NATOnun sorunlu
çocuğu olarak tanımlanması sonucunu bile doğurdu
aslında.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Türkkan.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Türkiyenin PKK/YPGnin
terör örgütü olarak tanımlandığı bir savunma
planının NATO tarafından yayınlanmasına yönelik
girişimleri Amerika tarafından bloke edilince bu haksız
blokajı aşmak için Polonya ve Baltık devletlerinin
güvenliği için hazırlanan bir savunma planını engellemesi
ve Rusyayla geliştirdiği iş birliği bu
tanımlanmanın gerekçesi olarak sunuldu.
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Baltık
planı konusunda Türkiyeyle yaşanan sıkıntıları
aşmaya çalıştığını, zirve sonuna kadar bir
çözüm bulunamayacağını ifade etmişti. Genel Sekreter, NATO
Zirvesi sonrasında ise Türkiye de dâhil birçok Baltık ülkesi ve
Polonya'nın savunması için hazırlanan planın kabul
edildiğini açıkladı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlıyoruz Sayın Türkkan,
lütfen.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Oysa
Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO Zirvesi'ne katılmak üzere
Londra'ya hareketi öncesinde, NATO müttefiklerinin YPG'yi terör örgütü olarak
kabul etmemeleri durumunda Baltık planına karşı
çıkmaya devam edileceğini söylemişti. İktidar medyası,
bir haftadır NATO'nun YPGyi terör örgütü olarak tanımaması
hâlinde Baltık savunma planını bloke edeceğimizi de
devamlı pompaladı durdu.
Sonuç ne oldu? NATO Zirvesi'nde YPG konusu gündeme
bile gelmedi ama Türkiye, Baltık planına maalesef onay verdi.
Macrona haddini bildiremedik, YPGyi terör örgütü olarak kabul ettiremedik,
Baltık planını engelleyemedik. O zaman, merak ediyorum,
soruyorum: Londraya biz niye gittik? Sadece Kraliçenin resepsiyonuna
katılmak için mi gitmiştik biz Londraya?
Yüce Parlamentoyu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Söz sırası Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Akçayda.
Buyurun Sayın Akçay.
38.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, Türk kadınına seçme ve
seçilme hakkı tanınmasının 85inci yıl dönümüne,
toplumsal huzur ve istikrarımızın en önemli tehditlerinden olan
kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin devam
ettiğine, Ordu ilinde evinin önünde uğradığı
bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden Ceren
Özdemire Allahtan rahmet dilediğine, kadına şiddetin
artmasının sadece adli bir mesele değil aynı zamanda sosyal
bir sorun olduğuna ve kadına yönelik şiddet sona ermeden
gelişilemeyeceğine ilişkin açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Bugün Türk kadınının seçme ve seçilme
hakkını elde edişinin 85inci yıl dönümünü idrak ediyoruz.
Uzun savaş yılları, vatan kayıpları, yüz binlerce
şehit, eriyen nüfus, çöken ekonomi gibi felaketlerin ardından
cumhuriyeti ilan ettik. Devleti, ekonomiyi, toplumu yeniden inşa ederken
cumhuriyetimizin 11inci yıl dönümünde kadınlara seçme ve seçilme
hakkı verildi. Hem dönemin hem de ülkemizin şartları
düşünüldüğünde, radikal diyebileceğimiz bir reform hayata
geçirildi. Elbette 1934 yılındaki bu reformdan önce, kadınlara
1930da belediye başkanlığı için seçme ve seçilme, 1933te
köy muhtar ve heyetlerine seçilme hakkı tanınmıştı.
Bugünlerde gelişmiş ülke kategorisine adını yazdıran
birçok Batılı ülkenin 1930lu yıllarda kadınlara seçme ve
seçilme hakkı vermediğini dikkate aldığımızda,
cumhuriyetin 11inci yıl dönümünde çok önemli ve demokratik bir karara
imza atıldığı çok iyi anlaşılacaktır.
Elbette bu düzenlemeler, kurtuluş ve kuruluşta cephede, tarlada,
fabrikada omuz omuza mücadele eden Türk kadınına verilen
kıymetin bir yansımasıdır.
Kadının seçme ve seçilme hakkı, özü
itibarıyla, bir insan hakkıdır. Kadınlık onuru
aynı zamanda insanlık onurudur. Bu vesileyle, Türk
kadınının seçme ve seçilme hakkını elde edişinin
yıl dönümünde, aramızda bulunan hanımefendiler başta olmak
üzere, ülkemizin her tarafındaki bütün kadınlarımızın
bu özel gününü kutluyoruz.
Sayın Başkan, toplumsal huzur ve
istikrarımızın en önemli tehditlerinden biri olan kadına
yönelik şiddet ve kadın cinayetleri maalesef devam etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Geçtiğimiz gün Orduda,
20 yaşındaki Ceren Özdemir, evinin önünde
uğradığı bıçaklı saldırı sonucu
hayatını kaybetmiştir. Cerene Allahtan rahmet, ailesine ve
sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
Polis Akademisi çalışmalarına göre,
2016-2018 yılları arasında 932, 2019 yılında 430 ve
sadece kasım ayında yaklaşık 40 kadın
öldürülmüştür. Kadın cinayetleri, birer istatistikten öte anlamlar
ifade etmektedir. Kadınların, yakınlarındaki erkekler
tarafından öldürülmesi, kadına yönelik şiddetin artması
sadece adli bir mesele değil, aynı zamanda sosyal bir sorundur.
Kadına yönelik şiddetin ağırlıklı olarak ve
özellikle şehirlerde meydana gelmesi ayrıca dikkat çekicidir.
Kadına yönelik şiddet sona ermeden gelişemeyiz, büyüyemeyiz,
hele hele insanlıktan hiç bahsedemeyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Bu vahşet ve
barbarlığı sona erdirmek hepimizin görevidir. Bunun için
öncelikle kadına yönelik şiddeti doğuran vasatın üzerine
gitmeliyiz ve en ağır şekilde cezalandırmalıyız.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Söz sırası Halkların
Demokratik Partisi adına Grup Başkan Vekili Sayın Oluçta.
Buyurun Sayın Oluç.
39.-
İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, 5 Aralık 1934te
kadınların seçme ve seçilme hakkını
kazandığına, kadınların hayatın her alanında
eşit temsile sahip olması açısından ciddi sorunlarla
karşı karşıya olunduğuna, açıklanan PISA 2018
Raporuna, Türkiye'de eleştirmeye ve sorgulamaya dayalı olmayan
eğitim sistemi bulunduğuna, Millî Eğitim Bakanı
tarafından 37 OECD ülkesi arasında okuma becerilerinde 31inci,
matematik okuryazarlığında 33üncü, fen bilimlerinde ise 30uncu
olmamızın başarılı sayıldığı bir
ortamda acaba kaçıncı olursak başarısız
olunacağını öğrenmek istediğine, adalet sisteminin çok
ciddi sorunlarla yüz yüze olduğuna, 2018 yılında
Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla açılan davalara,
Hâkimler ve Savcılar Kurulunun Van ili Gürpınar ilçesinde
yaşanılan olayda işkenceyi kabul ederek ceza vermemiş hâkim
hakkında işlem yapmak için daha ne kadar bekleyeceğini merak
ettiklerine ilişkin açıklaması
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, 5 Aralık, Türkiye'de
kadınların seçme ve seçilme hakkını kazandıkları
gün, son derece önemli bir adım; hem çağdaşlık yönünde
atılmış önemli bir adım hem de demokratik hakların
gelişmesi açısından önemli bir adım. Ama aradan onlarca
yıl geçmiş ve biz, hâlâ, kadınların hayatın her
alanında eşit temsile sahip olması açısından çok ciddi
sorunlarla karşı karşıyayız. En basitinden, Meclisteki
duruma bakacak olursak Mecliste şu anda kadın vekil sayısı
oranı yüzde 17 civarındadır; son derece düşük, eşit
temsile asla yaklaşmayan bir oran. HDPde bu oran yüzde 39dur ama bizde
eş başkanlık sistemi olmasına rağmen bizde de yüzde
50yi bulamamış bir orandır, demek ki eksiğimiz var.
Belediye seçimlerine baktığımızda 81 il belediyesinden 10u
kadın belediye başkanı seçilmiştir, 8i HDPli
belediyelerdedir. Orada da çok büyük eksiklik olduğu çok açık ortada.
Böyle bir önemli günde bir kez daha şunu
vurgulamak istiyoruz: Kadınlar, toplumda, bütün alanlarda eşit temsil
edilmelidir. Hem çalışma yaşamında hem siyasi alanda hem de
yönetim düzeyinde eşit temsilin sağlanması
Aslında, eş
başkanlık sisteminin, sadece partilerin genel başkanları
düzeyinde değil, bütün düzeylerinde, il ilçe düzeylerinde ve aynı
zamanda belediyelerde kullanılır hâle gelmesi, yasal olarak bunun
mümkün hâle gelmesi de son derece önemlidir. Böyle önemli bir günde bunu bir
kez daha vurgulamak istedim.
İkinci değinmek istediğim konu:
Geçtiğimiz günlerde PISA 2018 Raporu açıklandı. PISA, Ekonomik
Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) tarafından her üç
yılda bir gerçekleştirilen ve uluslararası ölçekte matematik,
fen ve okuma becerilerini ölçen önemli sınavlardan biridir, biliyorsunuz.
Türkiye, 37 OECD ülkesi arasında okuma becerilerinde 466 puanla 31inci,
matematik okuryazarlığında 33üncü, fen bilimlerinde ise 30uncu
oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edelim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Yani Türkiye'de
öğrenciler okuma, fen ve matematik alanlarının tamamında
OECD ortalamalarının altında kaldılar. Daha önce üç
yılda bir yayınlanan bir rapor. 2015te de Türkiye, 72 ülke içinde
50inci sırada yer almıştı.
Türkiye'de eğitim sistemi sorunlu; esas
itibarıyla öğrencilerin bilgiyi ezber düzeyinde öğrendiği,
eleştirmeye ve sorgulamaya dayalı olmayan bir eğitim sistemiyle
karşı karşıyayız. Ayrıca, öğrenilen
bilgilerin de günlük yaşamla ilişkilendirilmemesi son derece ciddi
bir sorun. Elbette ki eğitim sistemi denilince atanamayan yüz binlerce
öğretmeni konuşmadan duramıyoruz ve elbette kanun hükmünde
kararnamelerle hükümsüz olarak görevinden
uzaklaştırılmış olan öğretmenleri konuşmadan
duramıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edelim.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Aslında
bütün bunları konuşurken eğitimi yapboza çeviren
anlayışla hareket eden iktidarı konuşmak gerekiyor tabii.
Her gelen Millî Eğitim Bakanı bir öncekini aratır oldu. Son
Millî Eğitim Bakanımız da biraz evvel sözünü ettiğim
PİSA 2018 Raporunu Başarılıyız. diyerek
tanımladı. Yani 37 OECD ülkesi arasında 31inci, 33üncü ve
30uncu olmamız başarılı sayıldı Bakan tarafından.
Acaba kaçıncı olursak başarısız olacaktık? Onu da
Bakanın açıklamasını bekliyoruz.
Son olarak, bir konuya daha değinmek istiyorum,
hep konuşuyoruz bunu, bir kez daha vurgulamak için. Adalet sistemimiz çok
ciddi sorunlarla yüz yüze yani yargıda tuzun koktuğunu hep
söylüyoruz. Şimdi, bakın, Cumhurbaşkanına hakaret suçu tam
bir hukuk garabeti olmaya devam ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) 2018de
Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla açılan davalara
baktığımızda bu sayının 26.115e
çıktığını gördük, 2017de bu sayı 20.539du,
ciddi bir artış devam ediyor. TCKnin 299uncu maddesinde
Cumhurbaşkanına hakaret suçu düzenlenmiş vaziyette, Adalet
Bakanının iznine bağlı ama bugüne kadar Adalet
Bakanının izin vermediği kimse yok. Aslında eleştiri,
hakaret sayılıyor ve çok sayıda insan gerek sosyal medya
paylaşımları nedeniyle gerekse yaptıkları
konuşmalar ya da yazdıkları yazılar nedeniyle
Cumhurbaşkanına hakaret ettikleri iddiasıyla yargılanıyorlar.
Önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş,
Figen Yüksekdağ; Grup Başkan Vekillerimiz İdris Baluken,
Çağlar Demirel ve onlarca siyasetçi birçok davalarla karşı
karşıya kaldılar. Hatta, yine Grup Başkan Vekilimiz Ahmet
Yıldırımın vekilliği de bu nedenle düşürüldü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Son derece
vahim bir karar sonucunda. Yani savcılar çok işgüzar bu konuda,
hâkimler de pek işgüzar. Hukuk yok, korku ve baskı geçerli.
Buna bağlı olarak bir örnek daha vermek
istiyorum hâkimlerin işgüzarlığı ve hukuku
uygulamamaları konusunda. Van Gürpınarda bir olay yaşandı.
Koçer Sason Yapıcı gözaltına alınırken İlçe
Emniyet Müdürlüğünde işkence gördü, şikâyeti üzerine dava
açıldı ve dava sonuçlandı. Davanın sonunda işkence
görmüş olan Koçer Sason Yapıcıya ceza verildi görevi
yaptırmamak için direnme nedeniyle ama işkenceyi yapmış
olan Emniyet amirine mahkeme şöyle bir ifadeyle beraat verdi:
Duyduğu hiddetli elemin etkisi altında darp yoluna başvurmuştur.
dedi. Yani görülmemiş bir şey.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Oluç.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)
Birleşmiş Milletler İşkenceye Karşı
Sözleşmeye Türkiye taraftır, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesine Türkiye taraftır. Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinin işkence konusunda onlarca, yüzlerce içtihadı
vardır; kötü muamele ve işkence asla kabul edilemez ama bu hâkim
böyle bir karar verebilmiştir. Açık delille ortaya konulmuş bir
işkence durumu vardır ama ona açık çek veren bir hakim de
vardır. Çok merak ediyoruz, Hâkimler ve Savcılar Kurulu
işkenceyi kabul etmiş olan ve ceza vermemiş olan bu hâkim
hakkında işlem yapmak için daha ne kadar bekleyecektir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Söz sırası, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekilinin yetkilendirmesiyle Bursa
Milletvekilimiz Sayın Nurhayat Altaca Kayışoğlunda.
Buyurun Sayın Kayışoğlu.
40.-
Bursa Miletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, 5 Aralık
Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü vesilesiyle başta Nezihe Muhiddin olmak üzere
kadın hakları için mücadele vermiş bütün
kadınlarımızı saygıyla andıklarına,
kadınların yaşam hakları konusunda somut, gerçekçi, etkili
adımların atılması, İstanbul Sözleşmesinin
uygulanması ve infaz rejiminde ciddi değişikliklerin yapılması
gerektiğine, 5 Aralık ilk Kültür Bakanı Talât Sait Halmana
ölümünün 5inci yıl dönümünde Allahtan rahmet dilediğine ve
Londrada yapılan NATO Zirvesine ilişkin açıklaması
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bugün 5 Aralık, kadınlara seçme ve seçilme
hakkının tanınmasının 85inci yıl dönümü. Birçok
ülkeden önce bu hakka sahip olan biz kadınlar, başta Büyük Atatürk
olmak üzere, o gün bu Mecliste lehte oy kullanan bütün milletvekillerini de saygıyla
anıyoruz. Tabii, kadın haklarının mücadelesini vermiş
olan Nezihe Muhiddin ve tarihte kadın hakları mücadelesi vermiş
bütün kadınlarımızı da saygıyla anıyoruz, onların
da emeklerini hatırlatmak istiyoruz.
Söylendi, evet, toplumun yarısını
kadınlar oluşturmasına rağmen, maalesef, bugün
Parlamentonun sadece yüzde 17sini teşkil ediyor kadın
milletvekilleri. Başta kendi partim olmak üzere, bütün siyasi partilerin
zannediyorum bu konuda bir öz eleştiri vermesi gerekiyor. Bizler,
kadınlar eşit temsil hakkı istiyoruz. Seksen beş yıl
önce kadın ve erkeğin eşit olduğunu kabul edip
kadınların bu hakkını tanıyan Büyük Atatürk
önderliğindeki anlayışın bugün daha ileri taşınması
gerekirken, maalesef, kadınların bugün yaşam
haklarının ne kadar saldırıya uğradığıyla
gündemimiz çokça meşgul; her gün 3 kadın cinayet kurbanı. Seçme
seçilme hakkını kullanmak bir yana, yaşam hakları dâhi
ellerinden alınıyor ve bununla ilgili somut, gerçekçi, etkili
adımlar atılmadığı da bir gerçek. Şöyle
söyleyelim: 2006dan beri yayınlanan toplumsal cinsiyet
eşitsizliği raporlarında 106ncı sıradayken, on iki
yılda 25 basamak gerilemiş, 149 ülke arasından 130uncu
olmuşuz maalesef.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın
Kayışoğlu.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) - Bu on
iki yıla baktığımızda, 2007den itibaren; 2007, 2012,
2016 ve son olarak 25 Kasım 2019 da 4 kadına yönelik şiddetle
mücadele eylem planı ve strateji belgesi yayınlandı. Her
birinde, zihniyet dönüşümü gerçekleştirilmesi gerektiği, toplumsal
cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık, kurumlar
arası koordinasyon yapılması gerektiği açıklandı
ama on iki yılda, tam tersine, kadın cinayetlerinin, şiddete
uğrayan kadınların sayısının katlanarak
arttığına şahitlik ediyoruz.
Son olarak yaşanan Ceren Özdemir olayıyla
ilgili ve Şule Çet davasında verilen kararla ilgili şunu
belirtmek gerekiyor ki özellikle infaz rejiminde çok ciddi
değişiklikler yapılması gerekiyor. Yani Ceren Özdemirin
katilinin bir çocuğu öldürmekten, kasten adam öldürmekten cezaevinde
olması gerekirken, yanında bir sürü yüz kızartıcı suçu
da varken dışarıda olması infaz rejiminin çok ciddi
sorunları olduğunu ve bunun değiştirilmesi gerektiğini
ortaya koyuyor. Ki daha önce de bir çalışma yapıldı ama
tozlu raflarda yerini aldı; çocuk istismarları, cinayetleri ve
kadın cinayetleriyle ilgili olarak 24 Hazirandan önce bir
çalışma yapılmıştı. Bugün anmakla yetinmeyelim
bunu hayata geçirelim diye tekrar buradan sesleniyorum.
Diğer bir konu
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Sayın Başkan
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın
Kayışoğlu.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Sayın Başkanım, bugün 5 Aralık, Talat Sait Halmanın,
ilk Kültür Bakanımızın 5inci ölüm yıl dönümü. Kendisi
entelektüel bir bakanımızdı. Türkçeye William Shakespeare ve
William Faulknerın dünyaca ünlü eserlerini kazandırmış;
Orhan Veli ve Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi önemli şairlerimizin
eserlerini de İngilizceye çevirmiş bir kültür insanıdır.
Ölüm yıl dönümü nedeniyle ilk Kültür Bakanımızı da
saygıyla anıyoruz.
Yine bu hafta Londrada dörtlü zirveyle
başlayan ve NATOnun 70inci yılı nedeniyle gerçekleşen
zirve ve sonuç bildirgesi bazı tartışmalara neden oldu. Recep
Tayyip Erdoğan, YPGnin terör örgütü olarak tanınmaması durumunda
Baltık ülkelerine ilişkin planı Türkiyenin veto edeceğini
açıklamıştı. Dün Baltık ülkelerine yönelik plan
onaylandı ancak Türkiyenin beklentileri doğrultusunda YPGnin terör
örgütü olarak tanınmasına ilişkin bir adım
atılmadı. Aldığımız bilgi ve izlenimler, Recep
Tayyip Erdoğanın bu süreci bir iç politika malzemesi olarak
kullandığı ve Ankarada yaptığı
açıklamaları Londradaki kapalı toplantılarda talep dahi
etmediği yönünde. Emmanuel Macronun basına yansıyan
açıklamalarından da anlaşılacağı biçimiyle,
YPGnin IŞİDle mücadelede bir müttefik olarak görülüp
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın
Kayışoğlu.
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Tamamlıyorum Sayın Başkan.
bir terör örgütü olarak görülemeyeceğini
vurguladığı, Türkiyenin IŞİD
bağlantılı gruplarla çalıştığı gibi,
Türkiye aleyhinde ciddi sertlikte ithamları kayda geçirdiği
görülmektedir. 2017de devreye sokulan Kademeli Mukabele Planının
korunması ve 5inci maddeye vurgu yapılan bildiriyle Türkiyenin taleplerinin
kısmen karşılandığı bir zirve olmuştur,
ancak bu, NATO Zirvesi öncesi kopartılan fırtına dikkate
alındığında yeterli olarak görülmemektedir. Yunanistan
Başbakanıyla yapılan görüşmede de Doğu Akdenizdeki
sorunda bir mesafe katedilmediği açıkça ortadadır.
Ben tekrar bütün kadınlarımızın
seçme, seçilme hakkını kutluyor ama bu hakkı kullanabilmeleri
için de yaşam hakları konusunda gerekli tedbirlerin
alınmasını, İstanbul Sözleşmesinin de özellikle
uygulanmasını ve gerekli mevzuat değişikliklerinin hayata
geçirilmesini tekrar diliyorum.
Saygılarımı sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası AK PARTİ
Grubu adına Denizli Milletvekili Grup Başkan Vekili Sayın
Özkanda.
41.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Günü ile Türk kadınına seçme ve seçilme hakkı
tanınmasının 85inci yıl dönümü vesilesiyle 1935te Türkiye
Büyük Millet Meclisinde görev yapan ilk kadın milletvekillerinden Mebrure
Gönenç, Hatı Çırpan, Türkan Örs, Sabiha Gökçül ve Şekibe
İnseli anmak istediğine, tarih boyunca
kadınlarımızın önünde var olan engellerin gerek anayasal ve
yasal reformlar gerekse idari uygulamalarla kaldırılması
gerektiğine, İstanbul Milletvekili Merve Kavakcının maruz
kaldığı ayrımcılığın 1 Ekim 2013
tarihinde yüce Meclisin almış olduğu kararla ortadan
kaldırılarak bu kutsal çatı altında kadın
milletvekillerinin inançlarını yaşayarak görev
yapabildiğine, kadın cinayetlerini etkileyen çok farklı bileşenlerin
olduğu gibi kadınlarımızın terör şiddetinin de
mağduru olduğuna, Astana ve Soçi Protokolleri, Ankara
Anlaşması ve Londra Zirvesinde İngiltere, Fransa, Almanyayla
yapılan mutabakatla Türkiye'nin meşru müdafaa hakkının
kabul gördüğüne ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; tabii, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü kutluyoruz. Bu kutlama yapılırken mutlaka
değerlendirilmesi gereken en önemli konulardan biri de şudur:
Emperyalistlerin saldırılarıyla harap ve bitap düşmüş
Osmanlı İmparatorluğundan sonra genç cumhuriyetin en önemli başarısı
olarak önümüzdedir. Bu noktada, yine içinde görev
yaptığımız bu Gazi Meclisimizin ilk adımı, Gazi
Mustafa Kemal liderliğinde kadınlara seçme ve seçilme
hakkını vermesiyle başlamıştır. Dünyanın
gelişmiş demokrasileri diye ifade edilen ülkelerden onlarca yıl
evvel böyle bir adımın Meclisimizde ve ülkemizde
atılmış olması bizim medeniyetimizin ne kadar derin köklere
sahip olduğunu göstermektedir. Tabii, 1930larda belediye seçimlerinde,
33te köy ihtiyar heyeti ve muhtarlık seçimlerinde, 34te milletvekili
seçimlerinde kadınlara seçme ve seçilme hakkının
tanınması tarihimiz ve demokrasimiz, kadın hakları
açısından çok kıymetlidir.
Bu bağlamda, ilk kadın milletvekilleri
olarak birkaç kadın milletvekilimizin adını yani 1935te Türkiye
Büyük Millet Meclisine giren kadın milletvekillerimizden
birkaçını anmak istiyorum: Mebrure Gönenç, Hatı Çırpan,
Türkan Örs, Sabiha Gökçül, Şekibe İnsel ve 1935te yenilenen
Çankırı seçimleriyle Meclisimize giren Öğretmen Hatice Özgener
Meclisimizde ilk görev yapan kadın milletvekillerindendir.
Tabii, 5 Aralık 1934ten beri biz kadın
haklarını Kadın Hakları Günü olarak kutluyoruz. Ancak
kadın hakları ve demokrasi tarihimiz dikensiz gül bahçesi, çilesiz,
sancısız, ağrısız bir süreç olarak geçmemiştir.
Kadınlarımızın önünde çok büyük engeller tarih boyunca var
olagelmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edelim.
CAHİT ÖZKAN (Denizli)
Kadınlarımızın önündeki bu engeller var olagelmiştir.
Bunları ortadan kaldırmak için, gerek anayasal reformlar gerek yasal
reformlar ve idari uygulamalarla bu engelleri bir bir kaldırmaya mecburuz.
Hepimizin üzerine görevler düşüyor. Kimse Benim evimin önü temizdir,
hiçbir sorumluluğum yoktur. diyemez. Bu sorumluluğu hep beraber
sırtlanmak zorundayız.
Önümüzdeki en büyük sorun nedir? dediğimizde
3 temel sorunla karşı karşıyayız: Bunlardan biri,
kadınlara ayrımcılık; inançları, düşünceleri,
fikirleriyle, bölgesel farklılıklarıyla yapılan
ayrımcılık. Bunları tamamen kaldırmamız
gerekiyor.
Ve maalesef 1934te başlayan milletvekili
seçilme hakkının ete kemiğe bürünmesi ve kuvveden fiile dönmesi
kolay olmamıştır. Daha dün gibi hatırladığımız
Mecliste Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
anlayışıyla milletimizin seçip gönderdiği
milletvekillerimizden Merve Kavakcı maalesef
ayrımcılığa maruz kalmıştır. Hamdolsun,
vesayet kurumlarının tasfiyesiyle bugün
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Asıl darbeciler sizlersiniz! Eş başkanları hapsettiniz,
kayyum darbesi yaptınız!
BAŞKAN Devam edelim.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) -
kadınlarımız Mecliste hür, serbest şekilde görevlerini
yapabiliyorlar.
Tabii, 1934ü anarken 1 Ekim 2013ü de anmamız
gerekiyor. Biliyorsunuz, Merve Kavakcının maruz
kaldığı ayrımcılık, 1 Ekim 2013te yüce
Meclisimizin almış olduğu kararla ortadan kalkmış ve
inançlarını yaşayarak bu kutsal çatı altında
kadın milletvekillerimiz görev yapabilmiştir. Nurcan Dalbudak, Sevde
Bayazıt, Gülay Samancı, Gönül Bekin Şahkulubey
Milletvekillerimiz de inançlarını yaşarken ve
inandıkları gibi giyinirken bu kutsal Meclis çatısı altında
da görevlerini yapabilmeyi başarmışlardır.
Evet, bir diğer konu, kadına
karşı şiddet. Bu -ekonomik, sosyolojik, eğitim,
farkındalık- çok konuyu ilgilendiren, çok farklı
bileşenlerin etkilediği konulardandır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Kadın cinayetleri
olarak bildiğimiz ve kadın haklarının üzerine bir kara
bulut olarak çöken, başta Münevver Karabulut, Emine Bulut, Ayşe Tuba
Arslan ve daha dün, tazecik, gencecik ömründe menfur, hain bir cinayetle
hayatına son verilen Ceren Özdemir kardeşimiz -yüreğimizi
yakıyor- Özgecan kardeşimiz ve ismini
anamadığımız, aile içi şiddete maruz kalmış
nice kadın mağdurlar; bunları da anmak zorundayız. Ancak,
bunları ortadan kaldırırken yine yasal düzenlemeler yapmak
durumundayız ki yaptık, bugün İstanbul Sözleşmesi ortada.
Diğer taraftan, aile içi şiddetin önlenmesine dair yasal düzenleme de
yine bu dönem içerisinde Meclisimizden geçmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Son olarak, vurgulamak
istediğimiz son mesele -biraz gürültü geldiği için, efendim, o
meseleyi de ifade etme gereği hissediyorum- kadınlarımız
terör şiddetinin de mağdurudurlar. Bugün PKK terör örgütü, maalesef,
15-18 yaşları arasında, rüşt yaşına bile
erişmeden
İşte Diyarbakırda, yüreği yaralı
kadınlar, anneler evlatlarını arıyorlar. Şu anda PKK
terör örgütünün elindeki, kaçırılan 15-22 yaş arasındaki
kadınlarımız, evlatlarımız yüzde 70
oranındadır. Terör örgütünün alıkoyduğu 15-18 yaş
arasındaki kadınların, kızlarımızın
oranı da yüzde 55tir. Bunlar kaçırıldıktan kısa bir
süre sonra maalesef her türlü istismarla karşı karşıya
kalıyorlar. Bugüne kadar binden fazla kadın örgütten kaçarak teslim
oldu ve itirafçı oldu; 150 itirafçı, örgütün kirli yüzünü
anlattı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Örgüt
yönetmiyor bu ülkeyi, siz yönetiyorsunuz, siz!
OYA ERONAT (Diyarbakır) Niye savunuyorsun?
PKKyı niye savunuyorsun? Allah Allah!
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Maalesef, kaçmayı
başaramayanlar ise ajan olarak suçlanarak infaz edildi. Yani bugün
kadınlara karşı şiddeti konuşurken terör
şiddetini de konuşarak ve bu konuda bütün siyasi parti grupları
olarak taşın altına elimizi koymak suretiyle, Allahın
izniyle, bugün güle oynaya kutladığımız Kadın
Hakları Gününü gerçek anlamda, ete kemiğe bürünmüş ve fiiliyata
kavuşmuş bir şekilde kutlayacağımıza yürekten
inanıyorum. Bugüne kadar bu mücadeleye destek veren bütün
kadınlarımıza, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürke ve Gazi
Meclisimize yürekten teşekkür ediyorum.
Tabii, bugün gündemimiz yoğun, inşallah
bütün siyasi parti grupları olarak 144 ve 145 sıra sayılı
Teklifleri görüşeceğiz. Diğer taraftan da Türkiye-Libya
münhasır ticari bölge muhtırasını da görüşerek
inşallah Meclisimizden geçireceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Müsaadeniz olursa son
bir cümle olarak da NATOyla ilgili bir hususu ifade etmek istiyorum.
Hamdolsun, bugün, geçmişteki yakınmalarımızı
bir kenara bırakarak çok yönlü diplomatik çalışmalarla yolumuza
devam ediyoruz. Bakın, eskiden Anadolu coğrafyası için
Doğu ile Batı arasında köprü diye ifade ederdik ancak sadece
köprü üzerinden geçilir gibi ülkemizin üzerinden geçilirdi. Ancak bugün,
İran ve Rusyayla imzalanan Astana ve Soçi Protokolleriyle bir noktada
Türkiye'nin uluslararası alandaki hakları, meşru hakları
güvence altına alındı, kabul gördü. Ankara
Anlaşmasıyla, İranla kavgalı olan Amerika nezdinde
Türkiye'nin meşru müdafaa hakkı kabul gördü. Yine bu hafta,
Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde Londrada
yapılan görüşmelerdeki dörtlü zirvede, İngiltere, Fransa,
Almanya ve Türkiye arasındaki mutabakatla yine Türkiye'nin meşru
müdafaa hakkı kabul gördü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Bu bağlamda,
cumhuriyetimizin, Cumhurbaşkanımızın
başarısı millî iradenin başarısıdır, aziz
milletimizin başarısıdır.
Milletimizden aldığımız ilhamla
bu ülkede nice güzel hizmetleri hayata geçireceğimize inanıyor, yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, gündeme
geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
Duyurular
1.-
Başkanlıkça, 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi
ile 2018 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Genel
Kuruldaki görüşme programının Türkiye Büyük Millet Meclisi
internet sayfasında yer alacağına ve bastırılarak
üyelere dağıtılacağına, bütçe müzakerelerinde üyelerin
söz kayıt işlemleri ve usullerine ilişkin duyuru
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, 2020
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2018 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Genel Kurulda görüşülme
takvimine ilişkin Danışma Kurulu önerisi 3 Aralık 2019
Salı günkü 25inci Birleşimde kabul edilmiştir.
Bütçe Kanun Teklifi ile Kesin Hesap Kanunu
Teklifinin Genel Kuruldaki görüşme programı Türkiye Büyük Millet
Meclisi internet sayfasından yayınlanmış ve
bastırılarak sayın üyelerimize dağıtılmıştır.
Bütçeler üzerinde şahısları
adına söz almak isteyen sayın üyelerin söz kayıt işlemleri
6 Aralık 2019 Cuma günü 11.00 ila 11.30 arasında Büyük Grup
Toplantı Salonunda Başkanlık Divanı Kâtip Üyelerince
yapılacaktır. Söz kaydını her sayın üyenin bizzat
yaptırması gerekmektedir, başkası adına söz kaydı
yapılmayacaktır. Belirtilen saatlerden sonra söz kayıtları
Kanunlar ve Kararlar Başkanlığınca yapılacaktır.
Sayın üyelerin bilgilerine sunulur.
ERKAN BAŞ (İstanbul) Sayın
Başkan, 60a göre bir söz talebim var.
BAŞKAN Sayın Baş, ben gördüm,
vereceğim daha sonra. Bir saniye lütfen.
B)
Önergeler
1.-
Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayırın, 5 Aralık 2019 tarihinde
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu üyeliğinden istifasına
dair yazısının Başkanlığa ulaştığına
ilişkin önerge yazısı (4/53)
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Sakarya
Milletvekili Ümit Dikbayırın Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Komisyonundan istifasına dair yazısı 5 Aralık 2019
tarihinde Başkanlığımıza ulaşmıştır.
Bilgilerinize sunulur.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç
Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
VII.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
AK PARTİ Grubunun, 145 Sıra Sayılı 21/11/2019 tarihli ve
7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89uncu ve 104üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ve 146
sıra sayılı Kanun Teklifinin kırk sekiz saat geçmeden
Gündemin "Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmının sırasıyla 1inci ve 2nci
sıralarına alınmasına ve diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; Genel Kurulun 5
Aralık 2019 Perşembe günkü birleşiminde 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına
kadar çalışmalarını sürdürmesine ilişkin önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 5/12/2019 Perşembe
günü (bugün) toplanamadığından, İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ederim.
Cahit
Özkan
Denizli
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Bastırılarak dağıtılan 145
sıra sayılı 21.11.2019 Tarihli ve 7193 Sayılı Dijital
Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve
Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince
Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme
Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu ve 146 sıra sayılı
Kanun Teklifinin kırk sekiz saat geçmeden gündemin "Kanun Teklifleri
ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının sırasıyla
1inci ve 2nci sıralarına alınması ve diğer
işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesi; Genel
Kurulun 5 Aralık 2019 Perşembe günkü (bugün) birleşiminde 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi
önerilmiştir.
BAŞKAN Öneri üzerinde söz talebi? Yok.
Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Öneri kabul edilmiştir.
Gündemin Seçim kısmına geçiyoruz.
VIII.-
SEÇİMLER
A)
Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim
1.-
Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonunda boş bulunan üyeliğe
seçim
BAŞKAN - Kamu İktisadi Teşebbüsleri
Komisyonunda boş bulunan ve İYİ PARTİ Grubuna düşen 1
üyelik için Denizli Milletvekili Yasin Öztürk aday gösterilmiştir.
Oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Sayın Baş, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
42.-
İstanbul Milletvekili Erkan Başın, 3 Aralık günü Genel
Kurulda okunan Danışma Kurulu önerisine ret oyu
kullandığına, Meclis Başkanlığına
verdiği dilekçeyle 2020 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu
Teklifi ile 2018 yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi
üzerinde yapılacak görüşmelere ilişkin söz talebinde
bulunduğuna, İç Tüzük 60 ve 61de söz alma ile söz
sırasının nasıl
dağıtılacağının
tanımlandığına ilişkin açıklaması
ERKAN BAŞ (İstanbul) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Tabii, biraz evvel okuduğunuz karar
mıydı, duyuru muydu tam anlayamadım, sanırım
açıklarsınız bir süre sonra.
Şimdi, değerli arkadaşlar,
geçtiğimiz gün, 3 Aralık günü burada bir Danışma Kurulu önerisi
okundu ve ben kişisel olarak ret oyu verdim ama Meclisin büyük bir
çoğunluğu, bütün gruplar uzlaşı hâlinde o Danışma
Kurulu önerisini karar hâline getirdiler. Doğru bulmamakla birlikte uymak
dışında bir seçeneğim yok bu alınan karara ve buna
uygun davranmamız gerekiyor fakat bizim elimizde de bir Meclis
İçtüzüğü var. Ben, Danışma Kurulu kararı çıkar
çıkmaz, karar burada okunduğu andan hemen sonra Meclis
Başkanlığına, bütçe üzerine yapılacak görüşmelere
ilişkin Danışma Kurulunun aldığı kararı
ekleyerek bu karar kapsamında bütçe üzerine şahsım adına
söz talebinde bulunduğumu bir dilekçeyle bildirdim çarşamba günü.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ERKAN BAŞ (İstanbul) - Şimdi, bu
dilekçeye herhangi bir yanıt verilmedi. Bugün sabah saatlerinde benim
Meclisteki odam aranıyor ve cuma günü saat on birde söz talebinde bulunan
bütün milletvekillerinin kişisel olarak gelmesi gerektiğini
söylüyorlar. Şimdi, arkadaşlar İç Tüzük 60 söz almayı tanımlıyor,
61de söz sırası nasıl dağıtılır
tanımlanıyor. Söz, kayıt ve istem sırasına göre
verilir. diyor. Şimdi, eğer benden önce başvurmuş bir
arkadaşımız varsa tabii ki ben onun hakkını
istemiyorum. Fakat, zaten ortada bir başvuru varken bu yeni usul
uygulamasını doğru bulmadığımı paylaşmak
istiyorum. Şimdi, teamüller oluşabilir, fakat teamüllerin mevcut
İç Tüzükün geliştirilmesi, kolaylaştırılması,
demokratikleştirilmesi doğrultusunda kullanılması gerekir.
Zaten, şahıslar adına yapılan konuşmaların
gruplar tarafından belirlenmesi İç Tüzükün
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
ERKAN BAŞ (İstanbul)
Dolayısıyla, zaten gruplar adına sayısız konuşma
yapılırken şahıslara İç Tüzükün
tanıdığı hakkın da grupların kendi arasında
oluşturduğu bir mutabakatla belirlenmesi ve bu gruplar eğer
uygun bulurlarsa, eğer teveccüh ederlerse grubu olmayan partilerin ya da
bağımsız milletvekillerinin konuşması usulü bana
sorarsanız İç Tüzüke aykırıdır. Dolayısıyla,
şahıslara tanınan hakların şahıslar
tarafından kullanılmasının yolunun ve yönteminin
geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Uğradığım mağduriyeti de Genel Kurulla ve
Başkanlık Divanıyla paylaşmış oluyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Baş, kayıtlara
geçen bu ifadelerinizi Kanunlar ve Kararlardaki arkadaşlarımız
inceleyecekler, taleplerinize bakacaklar. Benim yaptığım bir
duyuruydu, arkadaşlarımız sizin taleplerinizi birazdan
tutanakları aldıktan sonra tekrar değerlendirerek inceler ve
size de bilgi verirler.
Değerli milletvekilleri, şimdi
birleşime on dakika ara veriyorum ve kadın milletvekillerimizi arzu
ederlerse- odamda bir çay içmeye davet ediyorum.
Kapanma Saati: 15.44
İKİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 16.15
BAŞKAN: Başkan
Vekili Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir),
Barış KARADENİZ (Sinop)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin İkinci Oturumunu açıyorum.
Değerli milletvekilleri, alınan karar
gereğince gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmına geçiyoruz.
1inci sıraya alınan, 21.11.2019 Tarihli
ve 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89 uncu ve 104 üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A)
Kanun Teklifleri
1.-
21/11/2019 Tarihli ve 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın
89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir
Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/279) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 145) (x)(xx)
BAŞKAN Komisyon? Yerinde.
Komisyon Raporu 145 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, 21.11.2019 Tarihli ve
7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanunun 50nci maddesi
Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayarak, bir daha görüşülmek üzere,
bu hususta gösterilen gerekçeyle birlikte
Başkanlığımıza geri gönderilmiştir.
Plan ve Bütçe Komisyonu,
Cumhurbaşkanlığının geri gönderme tezkeresine konu
50nci maddeyi kanun metninden çıkarmıştır.
Anayasanın 89uncu maddesinin ikinci fıkrasında
Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmama durumunda, Türkiye
Büyük Millet Meclisi sadece uygun bulunmayan maddeleri görüşebilir.
hükmü, İç Tüzükün 81inci maddesinin son fıkrasında ise
Cumhurbaşkanınca yayımlanması kısmen uygun bulunmayan
ve bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
gönderilen kanunların sadece uygun bulunmayan maddelerinin
görüşülmesine kanunun görüşmelerine başlamadan önce Genel
Kurulca görüşmesiz karar verilebilir. Bu durumda, sadece uygun bulunmayan
maddelerle ilgili görüşme açılır.
Kanunun tümünün
oylaması her halde yapılır. hükmü yer almaktadır.
Bu hükümlere göre, geri gönderilen kanunun tümünün
veya sadece Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan maddelerinin
görüşülmesi Genel Kurulun kararına bağlıdır ancak
Cumhurbaşkanınca kısmen uygun bulunmayarak bir daha
görüşülmek üzere geri gönderilen kanunun 50nci maddesi Komisyon
tarafından kanun metninden çıkarıldığından
kısmen görüşülecek bir husus kalmamıştır.
Kanunun diğer maddelerinin görüşülüp
görüşülmemesi konusunda Genel Kurulun kararını
alacağım.
Kanunun diğer maddelerinin görüşülmemesini
Genel Kurulun oylarına sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, kanunun tümünün
oylanmasından önce, gruplarımızın iradesinin
birleşmesiyle, emsal de teşkil etmemek üzere sayın grup
başkan vekillerine ya da yetki verdikleri sözcülerine kürsüden beşer
dakika olmak üzere söz vereceğim.
İlk söz İYİ PARTİ Grubu
adına Grup Başkan Vekili Kocaeli Milletvekilimiz Sayın Lütfü
Türkkanda.
Buyurun Sayın Türkkan. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; önce Adalet ve Kalkınma Partisi Grubuna
bakmak istiyorum, ilk defa böyle bir şeye şahitlik ediyorlar. Burada
onayladıkları bir kanunun Cumhurbaşkanı tarafından
veto edilmesi karşısında ruh hâllerini merak ediyorum. O yüzden
iyice seyretmek istiyorum arkadaşlarımızı, yüzlerine bir
bakmak istiyorum.
Zor bir şeydir tabii. Yani ben
düşünüyorum, burada ısrarla Arkadaşlar, yapmayın, etmeyin,
yanlış işler yapıyorsunuz. dedik Hayır efendim, olur
mu; bu, ekonomiyle ilgili; bu, enerjiyle alakalı. deyip bizleri
dinlemediniz, alkışladınız, Sayın
Cumhurbaşkanı toplumda uyandırdığı infiali
görerek haklı bir tavırla yasayı veto edince bu sefer dönüp onu
alkışladınız. Yani Türk siyasi tarihinde bu
tavrınız hiç unutulmayacak. Hem kanunun kabul edilmesini hem de
kanunun veto edilmesini alkışlayan tek siyasi parti grubu olarak Türk
siyasi tarihine geçtiğinizi buradan rahatlıkla söyleyebilirim. Zor
bir durum olduğunu biliyorum ama dün bir arkadaşımız, benim
de çok sevdiğim bir arkadaşımız çok güzel bir şey
söyledi. Ağabey, bizi Adalet ve Kalkınma Partisi Genel
Başkanı yanılttı, Allahtan Cumhurbaşkanı var, o
bu işi kurtardı. Hakikaten zor bir iş. Yani kanunu
hazırlarken Cumhurbaşkanı hazırlatıyor, veto eden Cumhurbaşkanı.
Bu sistemin, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin nasıl
garabet bir sistem olduğunu göstermek açısından aslında bu
kanun bile çok önemli bir örnek teşkil edebilir. Yani ısrarla
bahsediyoruz bir yılı aşan bir süreçte
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi hiçbir şey getirmedi
bu ülkeye, olumlu getirdiği hiçbir şey yok emin olun. Belki burada
durumunuz gereği, konumunuz gereği
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin ne kadar mükemmel bir
sistem olduğundan bahsediyorsunuz ama ben biliyorum ki
konuşmanız bittikten sonra Ya, bu sistem de pek iyi oturmadı bu
ülkeye. diyebiliyorsunuz.
Ben geleyim esas meseleye.
Cumhurbaşkanımızın veto etmesinden sonra termik
santrallerin bacaları ne olacak? Ben şimdi onu size soruyorum. Bundan
sonra ne yapacağız? Bu santraller çalışacak mı, çalışmaya
devam edecek mi? Yoksa, Çevre Bakanlığının munzam cezalarını
ödemek kaydıyla -kâr marjları çok yüksek kuruluşlar bunlar- bu
cezaları ödemek kayıt ve şartıyla üretmeye devam edecekler
mi? Eğer sadece para alacaksanız, bunlar da üretime devam edecekse bu
vetonun hiçbir karşılığı olmaz. Yani Sayın
Cumhurbaşkanının veto ettiği, meri olan bu kanunun ilgili
maddesi burada çıkarıldığında eğer bu termik
santraller üretmeye devam ederse bu vetonun hiçbir gerekçesini
anlatamazsınız millete.
SALİH CORA (Trabzon) - Kapatılsın
mı?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) Kapatılmasın, tabii
ki kapatılmasın. Bunların hepsi de ekonomik bir değer. Ama
bakın bu insanlar teşvikler aldılar, bu insanlar krediler
aldılar, sizler aracılık ettiniz. Sizler bu konuda ciddi
işler takip ettiniz. Ama bunlar bacalara filtre takılması
konusunda bugüne kadar tek bir iş yapmadılar, sipariş dahi
vermediler yani filtreleri sipariş dahi vermediler bırakın monte
etmeyi, bundan sonra bu işin sipariş süreci var, monte süreci var,
ciddi bir zaman aralığı gerekiyor. Bunun vebali de yine sizin
biliyor musunuz? Sebebi: Bu insanlara verdiğiniz parayı,
verdiğiniz teşviki takip edip filtreleri
taktırmadınız. Çünkü onların her birisinin bu mevcut
sıralarda oturanlarla organik bir bağı var, maalesef, üzülerek
söylüyorum. Kimsenin şahsını itham etmek istemiyorum, bu konuda
organik bağı olmayan arkadaşlardan da özür dileyerek söylüyorum
ama onların burada, bu sıralarda oturanların
bazılarıyla organik bağları var. Dolayısıyla o
organik bağların kurduğu lobilerle bugüne kadar geldiler ama
bugün oyun bozuldu. Benim buradan sizden ricam şu
Arkadaşlar, biz
kanunun gereğini yapıyoruz. Ne yapıyoruz? Bunlar yasal olmayan
bir şekilde üretim yapıyorlar, biz de ceza kesiyoruz. O
insanların ölmesinin önüne geçmez bu kesilen cezalar. Yani ceza kestiniz
diye Afşin Elbistandaki, diğer termik santrallerin bulunduğu
yerlerdeki o santraller insan ölümlerinin önüne geçemez ödedikleri cezalarla.
Yapılacak bir tek şey var: Bunların, bu termik santrallerinin
bacalarına emisyon filtrelerinin mutlaka ve mutlaka bir an önce
takılmasını temin etmek. Onunla ilgili mühendislik hizmeti mi
verirsiniz, onunla ilgili satın alma hizmeti mi verirsiniz
Bu
işlerden çok anlayan arkadaşlar var aranızda, ben biliyorum,
onlar bu konuda rehberlik etsinler.
SALİH CORA (Trabzon) Daha önce
yapmış gibi konuşuyorsunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) Daha önce müşavirlik
yaptıkları bu firmalara, milletvekilliklerinden önce müşavirlik
yaptıkları bu firmalara bu diğer konularda da bu sefer Allah
rızası için, bu sefer milletin menfaati için bir an önce
müşavirlik yapmaya devam etsinler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) Sayın
Başkanım, bitiriyorum.
BAŞKAN Devam edin, zamanımız var.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Devamla) Bu vesileyle, tekrar
söylüyorum: Bu saatten sonra, filtreler takılana kadar bu santrallerin
üretim yapması bu ülkede cinayet sebebidir. Sizler de bu işe müsaade
ederseniz bu cinayetlerin cürmü olursunuz.
Hepinize saygılar sunuyorum.
Sağ olun, var olun. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Akçayda.
(MHP sıralarından alkışlar)
Sayın Akçay, beş dakikalık sürenin
sonunda süre ilave etme şansımız var, rahat konuşun.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Hepimizin bildiği üzere, termik santrallere
baca gazı filtresi takılmasına ilişkin ve bunu bir süre
daha çeşitli şarta bağlayıp uzatan madde Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından veto edildi ve yeniden görüşülmek
üzere Meclise iade edildi. Bu husustaki görüşmeler dün Plan ve Bütçe
Komisyonunda tamamlandı ve bu maddenin geri çekilme oylaması da
yapıldı. Şimdi de Genel Kurulda bu hususu görüşüyoruz.
Değerli milletvekilleri, Sayın
Cumhurbaşkanının bu veto yetkisini kullanması elbette
anayasal bir haktır, Sayın Cumhurbaşkanı da bu hakkı
kullanmıştır. Son söz sahibi de yine, Türkiye Büyük Millet
Meclisidir. Eski, Anayasa değişikliğinden evvelki sistemde de
olduğu gibi şimdi de olduğu üzere son söz Türkiye Büyük Millet
Meclisinde ve belli bir çoğunlukla, salt çoğunlukla bir karar
vereceğiz ve oylamayı gerçekleştireceğiz.
Meclis, söz konusu düzenlemeyi
Cumhurbaşkanının gerekçeleri doğrultusunda
değiştirebilir, düzenlemeyi çıkarabilir ya da olduğu gibi
kabul edebilir. Bütün bu süreçlerde son söz Türkiye Büyük Millet Meclisinin.
Özetle, Meclis, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde
güçlendirilmiş bir konuma sahiptir ve bu konumdan kaynaklanan hak, yetki
ve sorumluluklarını da yerine getirmeye devam edecektir.
Bu ilgili düzenlemenin içeriğine dair
görüşlerimizi kısaca tekrarlamak isterim: Teklifin Genel Kuruldaki
görüşmeleri esnasında Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına, 13
Kasım 2019 tarihinde, konuşmacımız Konya Milletvekilimiz
Sayın Mustafa Kalaycıydı ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu
adına bu kürsüde partimizin görüşlerini de dile getirmişti ve
onları da şimdi tekrar okumakla birlikte, bundan evvel de yine
aynı konuyla alakalı geçmiş yıllarda gelen maddeyle ilgili
görüşlerimiz de aynıdır yani bu görüşlerimiz
değişmemiştir.
Komisyonda teklife eklenen maddeyle, termik
santrallerin çevre mevzuatına uyumuna dair yeni bir düzenleme daha
yapılmıştır ve 2013 yılında çıkarılan
Elektrik Piyasası Kanunuyla çevre mevzuatına uyumun 31/12/2018e
kadar tamamlanması öngörülmüş ve bu sürenin üç yıl
uzatılması konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi bu yetkiyi sağlıklı ve dengeli bir çevrede
yaşama hakkından uzun süreli vazgeçilemeyeceği gerekçesiyle
iptal etmiştir. Ancak 2016 yılında 6719 sayılı
Kanunla süre 31/12/2019a kadar uzatılmıştır. Milliyetçi
Hareket Partisi, gerek ilk düzenlemeye gerekse bu düzenlemeye karşı
çıkmıştır. İnsanımızın yaşama
hakkını ilgilendiren bu konuda firmaların yıllardır
yükümlülüklerini yerine getirmemiş olması büyük bir sorumsuzluktur.
Yapılan düzenleme ve yaptırımlar titizlikle uygulanarak söz
konusu tesislerin bacalarına gerekli filtrelerin bir an önce
taktırılması sağlanmalıdır. Bunları
tutanaktan okudum.
Özetle, Milliyetçi Hareket Partisinin duruşu,
baca gazı filtrelerinin bir an önce takılması ve aksi bir
durumda da denetim ve yaptırım sürecinin işletilmesidir. Tüm bu
gelişmeler neticesinde görülmüştür ki baca gazı filtreleri
konusunda yasama, yürütme ve kamuoyu üçgeninde çevre ve insan sağlığı
temelinde ortak bir duruş ve bilinç oluşmuştur. Öncelikle bu
husustan duyduğumuz memnuniyeti ifade etmek isterim. Çevre sorunları
günümüz dünyasının en önemli meselelerinden biridir. Bugün ülkemiz,
ortak duruş ve bilinci tüm çevre meselelerinde korumak ve sürdürmek
suretiyle bir örnek olma fırsatını yakalamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun, devam edin.
ERKAN AKÇAY (Devamla) Bununla birlikte, termik
santraller özelinde konuşmak gerekirse, özellikle sermaye sahiplerinin
santral çalışanları üzerinden süreci bir sopa olarak
kullanmalarının da önüne geçilmelidir. Santrallerde çalışan
binlerce işçimizin, bu işlerden geçimini sağlayan on binlerce
vatandaşımızın hakları mutlaka gözetilerek
korunmalıdır. İşçilerimizin işten çıkarılma
tehditleriyle karşı karşıya kalmaları mutlaka
engellenmelidir. Sermaye sahiplerinin yani girişimcilerin yasama, yürütme
ve kamuoyu iradesine karşı bir tutum almalarına ve tehditlerine
karşı devlet olmanın gereği yerine getirilmeli, gerek
yürütmenin gerekse de yasamanın iradesi devam ettirilerek
korunmalıdır.
Bunun için yapılması gereken, bir taraftan
baca gazı filtreleri için kanunda öngörülen sürecin uygulanması -ki
buna göre 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren yapılacak denetimler neticesinde
kapatılmaya kadar gidecek bir yaptırım süreci var- diğer
taraftan da termik santral işçilerinin korunmasıdır.
Bu düşüncelerle konuşmama son verirken
Meclisimizin kararının hayırlı olmasını diliyor,
muhterem heyetinizi bir kez daha saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası, Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın
Hakkı Saruhan Oluça aittir. (HDP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika ama devamı var.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın vekiller, saygıyla
selamlıyorum.
Ne desek diye düşünüyoruz hakikaten yani çok
konuştuk bunu fakat bir türlü halledemedik.
Aslında olması gereken şey, bu
Mecliste, hem Komisyonda hem bu Genel Kurulda hem de
yaptığımız çeşitli ikili görüşmelerde bu konuda
bir çözüm bulunması.ve Meclisin gerçekten iradesini göstererek bir adım
atmasıydı ama olmadı bu. Neden olmadı? Çünkü enerji
alanında çalışan lobi harekete geçti ve siz, iktidar partisi
olarak o lobiyi engelleyemediniz, o lobinin çıkarları
doğrultusunda hareket ettiniz; bu durum çok açık ortada.
Şimdi, bakın, 13 santrali kapsıyor
filtre takılması meselesi ve çevre lisansı olmayan bu
santrallerin toplam elektrik gücü 8.350 megavat civarında. Türkiyede
bulunan kömür ve linyit yakıtlı 42 termik santralin toplam gücü ise
19.456 megavat civarında yani aşağı yukarı o
santraller bunun yarısı kadar. Şimdi, 3 kez uzatıldı
süre, bu firmalara fırsat tanındı, bu firmalara inanılmaz
teşvikler verildi, paralar verildi. Niye bu paralar verildi? Niye bu
fırsatlar tanındı? Filtre taksınlar diye. Ne yaptılar?
O teşvikleri, paraları bir güzel ceplerine indirdiler, filtreleri
takmadılar. Neden? Kâr hırsı Daha çok kazanacağız,
daha çok kazanacağız. diye yaptılar bunu. Siz bunu
biliyorsunuz, bu 13 firmanın hepsi aslında sizin çok yakın
ilişkilerinizin olduğu firmalar. Bunu da biliyorsunuz, biz de
biliyoruz; o para hırsı, insan yaşamı, doğa hakkı
ve canlı hakkının önüne geçti. Böyle bir durumla karşı
karşıyayız. Yani halkın ölmesi, zehirlenmesi,
hastalanması önemli değil, yeter ki şirketler parayı
kazansınlar diye düşünüldü.
Bakın, Dünya Sağlık Örgütünün
raporlarına göre, dünya çapında her yıl yaklaşık 7
milyon insan hava kirliliği nedeniyle hayatını kaybediyor, 7
milyon insan. 2019 yılı için sağlık açısından en
önemli 10 tehdit arasında ilk sırada hava kirliliği ve iklim değişikliğiyle
ilgili sorunlar var, bundan kaynaklı sağlık sorunları var.
OECDnin, 2019da, Türkiye özelinde yayımladığı rapora
göre, hava kirliliğine bağlı ölümlerin sayısı 30 bini
geçiyor. İnsan sağlığından söz ediyoruz ya, çevre ve
halk sağlığından söz ediyoruz ve altı yıldır
bütün teşviklere rağmen, bu firmalar para hırsıyla bu çevre
ve halk sağlığını çiğnemiş oldular.
Şimdi, bakın, sayın vekiller, mesele
sadece bu firmalarla ilgili değil. Dünyada çok ciddi bir kriz
yaşanıyor, bir iklim krizi yaşanıyor, biz size bunu
anlatmaya çalışıyoruz. Siz ona dünyada iklim değişikliği
diyorsunuz ama esas mesele, bir iklim krizi yaşanıyor. Yapısal
değişiklikleri gerektiriyor bu iklim krizi. Bir iklim adaletini
sağlayabilmek için, doğa ve canlı haklarını geçerli
kılabilmek için yapısal önlemlerin alınması gerekiyor,
yapısal değişikliklerin yapılması gerekiyor. Geçici
tedbirler çözüm değil.
Şimdi, birçoğunuz şöyle
düşünüyorsunuz, konuşuyorsunuz da oradan biliyorum: İklim krizi,
sadece emperyal devletlerin yarattığı bir kriz. Ya, öyle
değil. İklim krizi, evet, emperyal devletlerin burada çok büyük bir
suçu var, o ülke halklarının sorunu hâline gelmiş aynı
zamanda ama dünyadaki bütün ülke halklarının sorunu hâline
gelmiş vaziyette, bizlerin de sorunu. Çünkü iklim krizi, su ve gıda
krizini de tetikliyor yani doğa ve canlı haklarının
çiğnenmesine yol açıyor. Bunun dünyada demografik
değişimlere ve göçlere yol açma ihtimali çok yükselmiş
vaziyette. Mesele, bu kadar ciddi bir mesele. Dolayısıyla bugün
dünyanın hangi ülkesinde olunursa olunsun -biz Türkiyeden bahsediyoruz
şimdi- politikalar oluşturulurken ekolojik sistemi, dengeleri ve
iklim adaletini, sosyal adaleti gözeterek politikalar oluşturulması
gerekiyor. Bunun için size, bu maddeyi böyle yapmayın diye neredeyse bütün
gruplar yalvardı; Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ PARTİ,
Halkların Demokratik Partisi, grubu olmayan partilerden tek tek
arkadaşlar yalvardı. Yok Nuh dediniz, peygamber demediniz ya!
Enerji sektörü Türkiyede denetlenemeyen bir hâle geldi, özellikle
özelleştirmeler sonucunda buradaki firmaların kâr ve kazanç
hırsı denetlenemeyen bir hâle geldi ve kamu yararı ilkesi
çiğneniyor, göz ardı ediliyor. İşte bu nedenle bu
ertelemeyi tekrar gündeme getirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin, bir beş dakika daha
ilave ediyorum.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) Teşekkür ederim
Sayın Başkan, o kadar uzatmayacağım.
Şimdi, bu 50nci maddeyi buradan çıkararak
bu sorunu bu şekilde aşmış olmuyoruz. Bu sorun ortada.
Şimdi, bunu çıkardık ama bundan sonra nasıl devam edilecek,
bu konuda neler yapılacak; bunları tartışmak gerekiyor.
Şimdi, soruyoruz: Şu ana kadar takılan filtre var mı? Cevap
yok. Kimler takmıştır? Cevap yok. Hiçbiri de takmamış
olabilir. Peki, takılmayanlara ne yapacaksınız bundan sonra yani
Cezasını verin, bacalardan duman tütmeye devam etsin. mi diyeceksiniz?
Kazandıkları paraların yanında bakacak olursanız, o
cezalar trafik cezası gibi cezalar. Şimdi, bu, çok ciddi bir sorun,
bunun cevabı henüz verilmiş değil ve bunu da
tartışmamız gerekiyor. Yani bugün, şimdi, bu 50nci maddeyi
çıkardık; bitti, olmuyor bu mesele. Dolayısıyla bu konu
ciddi bir tartışma konusu olarak önümüzde duruyor.
Bir önemli mesele de çalışanlar meselesi.
Biz bu meseleyi tartışırken hep karşımıza şu
geldi: Bu konuyu daha fazla ertelemeyelim, bir çözüm bulunsun dedik. E, ne olsun,
kapatılsın da çalışanlar işsiz mi kalsın? Yani
çalışanlar meselesi, âdeta bir şantaj konusu olarak
karşımıza geldi. Ya, kimsenin işsiz kalmasını
istemiyoruz. Mutlaka, orada çalışanların istihdam edileceği
alanlar yaratılması gerekiyor, kamunun burada devreye girmesi
gerekiyor. Bir tek kişi bile tabii ki işsiz kalmamalı. Olur mu
öyle şey? Ama şöyle bir çelişki mi
Bize Bu seçeneklerden
birini seçin? mi diyorsunuz? Yani insanlar çalışsın, ölüm
yaratacak bir kirlilik üretsinler, paralarını kazansınlar ama
sonunda erken ölsünler; çocukları, anneleri, babaları,
bacıları, kardeşleri ölebilir, hastalanabilir. Böyle bir
şey olabilir mi? Dolayısıyla bu çelişkiyi de çözmemiz
gerekiyor. Kamu burada nerede devreye girmelidir? Eğer orada kapanmak
zorunda olan yerler -ki oraya da geleceğim biraz sonra- bunlar için de
kamu devreye girmeli ve herkese istihdam imkânı
sağlamalıdır. Yani bir tek işçi kardeşimiz bile bu
nedenle işsiz kalmamalıdır, evine ekmek götüremez duruma
gelmemelidir. Bütün dünya bunu tartışıyor, fosil yakıtlar
meselesini. Bugün dünyadaki iklim krizinin en önemli nedenlerinden bir tanesi
fosil yakıtlar meselesi. Biz buna gözümüzü kapatamayız. Türkiye,
Paris Anlaşmasına imzasını atmadı, daha imza atmadan
Şu maddeye çekince koyarım, bu maddeye çekince koyarım. diye
tartışıyor; böyle olmaz. Bu mesele, dünyanın önemli bir
meselesi. Demek ki o zaman bizim de fosil yakıtları çevreye ve insan
sağlığına zararlı hâle gelmekten nasıl kurtaracağız
ve bir geçiş süreci içinde, bir zaman içinde bu fosil yakıtlarla
enerji üretiminden nasıl uzaklaşacağız, bunu
tartışmamız gerekiyor, bu konuyu ele almamız gerekiyor;
bunu da yapmıyorsunuz. Ama bütün bunları yapmazsanız bilin ki bu
fosil yakıtların kullanılması sonucunda ortaya çıkan
hava kirliliği, çevre kirliliği, doğa ve canlı
haklarının çiğnenmesi, insanların yaşam
hakkının çiğnenmesi meselesi er ya da geç gelip sizleri
bulacaktır.
Dolayısıyla biz bir kere daha söyleyelim:
Bu meseleyi Cumhurbaşkanı, kuvvetler
ayrılığını kullandı da doğru yolu gösterdi.
diye hiç söylemeyin çünkü biz size doğru yolu defalarca gösterdik, siz
görmek istemediniz. Şimdi, onun için, belki bundan sonra aklınız
başınıza gelir, hep birlikte otururuz bu konuyu
tartışırız, sorunları aşabilmek için çözüm
yollarını hep birlikte üretiriz.
Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası, Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Özgür Özelde. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş artı beş.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel
Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, beş buçuk
yıldır Cumhurbaşkanlığı görevinde, beş buçuk
yıldır kullandığı yetkilerden Anayasanın
kendisine verdiği bir hakkı ilk kez kullandı, ilk kez. Bunun
için, öncelikle Cumhuriyet Halk Partisine, Halkların Demokratik Partisine,
İYİ PARTİye, çevre örgütlerine ve çevre
duyarlılığı içinde davranan herkese teşekkür etmek
gerekiyor. Aslında burada kullanılan güç, anayasal bir güç değil,
anayasal bir hak değil; OHALle bastırılmış toplumsal
muhalefete, her türlü baskıya, her türlü şiddete rağmen bu
toplumda hâlâ muhalefeti diri tutabilen bizlerin ve bizlerin arkasında
bize güç veren yüreklerin başarısıdır.
Eğri oturup doğru
konuşacağız, on gün önce hem de bu santrallerin bulunduğu
ilçelerin bağlı bulunduğu illerin milletvekilleri,
Afşin-Elbistandan, Somadan başlayarak Türkiye'nin dört bir
yanındaki bütün milletvekillerimiz bu itirazları dile getirirken
bütün itirazlarımıza rağmen birileri kulaklarını
kapadılar, dinlemediler; günü geldi, burada oy verdiler.
Kaldırdıkları eli, on gün sonra, vetodan sonra
Cumhurbaşkanını tebrik eden tweetlerde ya da alkış
yapmak için kullanırken de hiçbir vicdani problem görmediler veya bu
tutarsızlıktan dolayı bir sıkıntıya
düşmediler, hiç bunları söylemediler.
Öyle bir durumla karşı
karşıyayız ki bizim hepimizin bir demokratik alzaymır
hastası olduğumuza, bunları görmeyeceğimize,
duymayacağımıza, hatırlamayacağımıza,
unutacağımıza, toplumun da sizin bu keskin dönüşünüzü sanki
ortadan kaldırdığınız kuvvetler
ayrılığını geri getiriyormuş gibi
algılayacağı bir siyasi illüzyona inanmamızı
istiyorsunuz. Bunun mümkünatı yok, bu olamaz.
Bakın, ne yaptığınızı
anayasal açıdan, İç Tüzük açısından irdeleyecek olursak
Öyle felaket bir durumdayız ki
Hani En iyisini yapacağız.
deyip de rejime kasteden -Anayasa değişikliğiyle- bir ucube
sistem yarattınız ya
Bakın, Anayasa, Cumhurbaşkanına
veto hakkı veriyor, bu Meclise de 301 oyla vetoya direnme hakkı
veriyor. Hadi -konudan bağımsız- vetoya direnin bakalım,
301 kişi oy versin ve bu vetoya direnelim. Şu an bu ucube sistemde
böyle bir imkân yok. Neden? Plan ve Bütçe Komisyonu maddeyi çıkardı.
Eskiden, Meclis, Plan ve Bütçenin nasıl çalışacağıyla
ilgili tavsiye kararı yolluyordu ve diyordu ki: Bu maddenin
çıkarılması, düzeltilmesi, bu maddenin tekrar görüşülmesi
İç Tüzüke hızlı olsun diye şunu koydunuz: Sadece
çıkarılan madde görüşülebilir. Bu sistemde parti sözcünüzün
veya grup başkan vekilinizin ağzından Plan ve Bütçede biz bu
maddeyi çıkaracağız. diye çıktı mı? Plan ve
Bütçe maddeyi çıkardı mı? Şimdi burada Sayın
Başkan haklı olarak diyor ki: Görüşülecek bir konu
kalmadı. Nerede 301le vetoya direnme hakkı? Meydanlarda
anlatıyordunuz.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)
Çıkardık işte.
ALİ ŞEKER (İstanbul) Nerede güçlü
Meclis?
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Bunu Plan ve Bütçe Komisyonu
çıkardı, Meclisi işlevsiz kıldı. Bugün 301
kişinin üzerinde görüşebileceği bir madde yok. Ha, dersiniz ki:
Biz bunu yeni madde ihdası olarak aynen koyacağız.
Koyamazsınız.
SALİH CORA (Trabzon) Siz koymak
istemiyorsunuz ki! Siz istiyor musunuz?
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Onun da şartı, Plan
ve Bütçe Komisyonu gelecek buraya, tam kadro oturacak ve ardından diyecek
ki: Salt çoğunlukla katılıyorum. Plan ve Bütçe orada
çıkarıp burada oturmazsa Meclisin yapacak hiçbir şeyi yok.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Ne ilgisi var?
Çoğunluğu al gel
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Öğrenin, öğrenin.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Öyle bir noktadayız ki
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Hiçbir noktada
değiliz.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Bugün, Plan ve Bütçe
Komisyonunda yapılan tekliften çıkarma işlemi Meclisi konusuz
bıraktı. Bugün Örnek teşkil etmemek üzere. diyor Başkan.
Neden? Yoksa üzerinde konuşmayacağız. Geri kalanını
oylama hakkımız var. Ben bunu Grup Başkan Vekillerinize ve Sayın
Grup Başkanınıza da, Sayın Bostancıya da
anlattım. Meselede teknik bir sıkıntı olduğu
açıkça ortaya çıktı.
Şimdi gelelim duruma, birincisi:
Arkadaşların tweetlerini görüyorum, açıklamalarını
görüyorum. Değerli milletvekilleri, bir baca ve ona takılacak bir
filtre yok.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Özel, devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Bir baca gazı
arıtma tesisi kurulma yükümlülüğü var. Neredeyse bir fabrika, ham
maddesi kireç taşı olan bir kimya fabrikası oraya inşa
edilecek; o yüzden süre müre gerekiyor, bir filtreyi pıt diye
takamıyorsunuz. Bu konuda bu filtrenin olduğu bir yer var mı?
Vallahi var. Neresi? Orhanelideki işletme. Peki, Orhanelide hava temiz
mi? Değil. Neden? Kullanmıyor. Özelleştirme sırasında
bu baca gazı arıtma tesisi varmış, maliyeti yüzde 1
artırıyor diye kapalı tutuyor Orhaneli, yüzde 1
artırıyor diye. Peki, maliyet artışına rağmen,
bunun kullanıldığı bir yer var mı? Evet, var. Neresi?
Afşin-Elbistanın B Santrali. Aferin adamlara ya, çevreyi
düşünmüşler, maliyete katlanmışlar. Kim işletiyor
Afşin-Elbistan Byi? Devlet işletiyor arkadaşlar. (CHP
sıralarından alkışlar) İşte özelleştirme;
işte, özelleştirirken çevre duyarlılığıyla ilgili
tedbir alıyoruz(!) Siz 2013 yılında bu özelleştirmeler
başlarken ne dediniz biliyor musunuz: Girin bu ihalelere, bu ihalelere
girenler korkmasın, size uzatma yapacağız. Bunu da nasıl
söylediniz, cümlenin güzelliğine bakın: Bu ertelemeyle hukuki ve
ekonomik teşvik sağlıyoruz. dediniz. 2013 yılında
5+3 8 yıllık uzatma koydunuz 2021e kadar. Kim yolladı
teklifi? Başbakan Recep Tayyip Erdoğan. Kim Anayasa Mahkemesine
götürdü? Alaycı ithamlarınız altında yine CHP. AYM bunu
bozdu. Bozmasaydı ne olacaktı? Bozmasaydı şu anda zaten bu
şirketler 2021e kadar ertelemeyi almıştı, yapacak hiçbir
şeyiniz yoktu. O, şeytanlaştırdığınız,
alay ettiğiniz CHP, Anayasa Mahkemesinde bunu 2014e bozdurdu diye yeni
uzatma, uzatmaya itiraz, uzatmaya kabul oyu ve kullanılan veto hakkı
var. Bugün gelinen noktada tüm vatandaşlarımız bilsin ki Recep
Tayyip Erdoğanın 2013te attığı imzayla 2021e kadar
zaten KOAH hastaları tıkanacak, kalp hastaları tekleyecek,
küçücük çocuklar zehirlenecekti ama muhalefet direnciyle CHP bunu iptal
ettirdi; defalarca uzattınız, yine uzattınız.
Bakın, şimdi, iyi polis-kötü polis derken
Naci Hoca sağ olsun, suçu üstlenivermiş Grup Başkanı
sıfatıyla, Cumhurbaşkanına karşı şöyle
söylüyor, diyor ki: Biz yasama olarak zor bir tercihte yanlış karar
verdik.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Amasya)
Yanlış değil, öyle demedim.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Sayın Hocam, 1
Kasım tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisinin Bakan
Yardımcısı bu Komisyona geldi ve ne için uzatılması
gerektiğini tutanak altında satır satır anlattı, dedi
ki: Enerji arzında zafiyet yaratır, yüzde 17. Aynı Bakan
Yardımcısı dün çıkmış Bir sorun olmaz,
hallederiz. diyor. Bunların hepsi şundan kaynaklanıyor:
İşsizlikle ilgili muhalefeti -şantaj yapar gibi- tehditle
Muhalefet etmesin. diye sindirirken de aynı şeyi
yaptınız. Bir karar mercisi var. O karar mercisi kararı veriyor,
o karar burada kurşun asker gibi uygulanıyor. Kuvvetler
ayrılığının ortadan kalktığı, kuvvetler
birliğinin tam tesis edildiği bir yerde Recep Tayyip Erdoğan bir
sabah kalksa 2x2=5. dese, vallahi, Grup Başkan Vekiliniz hızla basın
toplantısı yapar, dersiniz ki: Cumhurbaşkanımız
kerrat cetvelindeki tarihî hatayı düzeltti. Ce-Ha-Pe döneminden kalan bu
yanlıştan hep birlikte dönüyoruz. (CHP sıralarından
alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Tayyip
Erdoğan öyle bir şey demez.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Hep birlikte o kadar çok
tekrar eder, elinizdeki medya gücüyle o kadar çok tekrar edersiniz ki normal
vatandaş bakkalda torununa 2 liradan 2 gofret alırken hesabı
şaşırmaya başlar.
SALİH CORA (Trabzon) 2x2 her zaman 4
etmiyor. Siyasette 2x2=4 etmez.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Bir gerçek sizi incitiyor.
Ben bu işi takip ettim. Okuduğum köşe yazısını
Niye yazıldı? diye analiz etmeyi de bilirim. Sayın Abdulkadir
Selvi yazıyor, diyor ki: Cumhurbaşkanı Amerikadaydı,
Kahramanmaraş milletvekilleri kötü hava fotoğrafları
attılar ona. Mesele o değil, Kahramanmaraş kaynıyor, Ali
Öztunç miting yapıyor, partilerüstü miting. Kahramanmaraş
milletvekili verdiği oydan sonra Maraşa gidemeyecek hâle
gelmiş, bu zevahiri kurtarmak için Maraş milletvekilleri
Cumhurbaşkanına WhatsApptan fotoğraf paylaşmış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Özel, bir dakika ilave
ediyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla) Bunu Abdulkadir Selvi nereden
biliyor? Hani uçtan uca şifreliydi bütün yazışmalar? Devam
edelim mi?
Yine, Sayın Abdulkadir Selvi diyor ki: Recep
Tayyip Erdoğan Afşin-Elbistan Termik Santralini işleten
Çelikler Holdingin sahibini telefonla aradı, bastı fırçayı,
bastı fırçayı. Bunu nereden biliyor? Telefonları mı
dinliyor Abdulkadir Selvi, Cumhurbaşkanının
telefonlarını? Siyasi iletişim yapıyorsunuz,
ayıbı örtmek için algı yönetiyorsunuz. Abdulkadir Selviye
siyasi iletişimden sorumlu kimse -ya Fahrettin Altun ya başkası-
bu konuşmayı aktarabiliyor ve buradan bir siyasi çıkar elde etmeye,
bir ayıbı örtmeye çalışıyorsunuz. Vatandaş bu
haksızlığa, bu vicdansızlığa karşı
hangi grupların nasıl durduğunu, sizin nasıl el
kaldırdığınızı, tek adamın yönlendirmesiyle
nasıl tutum değiştirdiğinizi gördü; unutmuyor, unutmayacak.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) -
Abdulkadir Selviye sor, kim demişse ifşa edin.
BAŞKAN Söz sırası, Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Grup Başkanı Sayın Naci
Bostancıda.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Kim
Abdulkadir Selviye söylemişse ifşa edin, herkes bilsin.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Bu adamı bir kere de
kürsüden dinlemek istiyorum ben ya.
(Uğultular)
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
uğultuyu keselim. Rica ediyorum, biraz sessizlik olsun.
Buyurun Sayın Bostancı. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
MEHMET NACİ BOSTANCI (Ankara) Sayın
Başkanım, değerli arkadaşlar; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
VELİ AĞBABA (Malatya) Sayın
Bostancı, Allah kolaylık versin, durumun zor.
BAŞKAN Sayın Ağbaba, rica ediyorum
VELİ AĞBABA (Malatya) Allah
kolaylık versin, zor
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Veli Bey,
maşallah sesiniz son derece gür.
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
sükûnetle dinleyelim.
Buyurun Sayın Bostancı
VELİ AĞBABA (Malatya) Allah kolaylık
versin.
BAŞKAN Sayın Ağbaba, rica ediyorum
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Elbette dinleyeceğiz
arkadaşlar, dinleyeceğiz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Ya,
yalama olmuş, konuşmasa duramaz ki.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Öncelikle
birkaç hususa açıklık kazandırmakta fayda var. Özgür Bey, zor
bir tercihte yanlış kara aldığımızı beyan
ettiğimi söyledi, benim ağzımdan yanlış bir karar
çıkmadı. Zor bir tercih çerçevesinde davrandığımız
çıktı, yanlış doğru şeklinde bir
değerlendirme söz konusu değil.
Hayat zaten böyle değildir Özgür Bey. Hayatta
öyle kararlar almak durumundasınızdır ki -hem kişisel
hayatınızda hem de kamusal hayatta- lehte ve aleyhte unsurları
masanın üzerine koyarsınız, bakarsınız, bir mukayese
yaparsınız ve o çerçevede bir karar almak durumundasınızdır.
Kararı kim alır? Kararı o soruyla muhatap olup cevap vermek
durumunda olanlar alır. Bu soruya muhatap olan ve cevap vermek durumunda
olan elbette ki burada AK PARTİ Grubuydu, Cumhur İttifakıydı,
MHP Grubuydu. Sizin öyle bir sorumluluğunuz yok.
AHMET KAYA (Trabzon) Olur mu öyle şey?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Şu
bakımdan yok: Karar almaktan bahsediyorum, bir kararı, bir teklifi
Meclise getirmekten bahsediyoruz. Elbette hepimizin sorumluluğu var. Benim
kastım, bir karar almak.
VELİ AĞBABA (Malatya)
Parmağımız fazla. diyor.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Biz, bu termik
santrallere ilişkin olarak lehte aleyhte unsurları masanın
üzerine koyduk, müzakereler yaptık; Milliyetçi Hareket Partisinin
değerli milletvekilleriyle de yaptık, komisyonlarda yaptık,
muhalefetin kıymetli vekilleriyle yaptık.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Kahramanmaraş milletvekili olmak istemezdim.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Bu konunun çok
farklı veçheleri olduğunu hepimiz biliyoruz. İşin bir
tarafında, kesinlikle çevreye ilişkin hassasiyetler vardır.
Bundan biz de haberdarız, biliyoruz. İşin diğer
tarafında, Türkiyenin yerli enerji üretimine, istihdama,
çalışan insanlara, bunları satın almış olan
insanların bankalara olan borçlarına ilişkin bir başka
kompozisyon vardır.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) Teşvik
veriyorsunuz.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Sonuçta 13
tane santralden bahsediyoruz, burada çalışan insanlardan
bahsediyoruz, buraların sahibi olan insanların bir sözleşme
çerçevesinde bankalara olan borçlarından bahsediyoruz, bunun bir zincir
etki çerçevesinde farklı çevrelere doğuracağı maddi ve
moral maliyetlerden bahsediyoruz. Evet, elimizin bir tarafında
insanların hayatına, sağlığına, sıhhatine
ilişkin hassasiyetler çerçevesinde bir perspektif, diğer
tarafında da orada çalışan insanların istikbali,
geleceği, Türkiyenin yerli elektrik üretimi ve nihayetinde borçlar
çerçevesinde teşekkül eden bir durum var. Zor karar dediğimiz husus
bu. Peki, biz ne yapmışız bu zor kararla ilgili? Müzakere
yapmışız bakın. İnsanlar kurşun asker değil,
siz de söylediniz, ben de altını çiziyorum, burada hiç kimse
kurşun asker değil. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Arkadaşlar, hamasete gerek yok. Biz, bu işleri
müzakere ederken bu gruptan, MHPden, muhalefetten itiraz eden arkadaşlar
oldu doğru, her gruptan oldu.
ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) İtiraz
etmedik. Sözlerin hepsini toplayıp en güzeline tabi olmanız
gerekiyordu.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Yine çok
farklı gruplardan bu işin lehinde olan unsurlara ilişkin
değerlendirmeler yapanlar oldu. İnsanlar farklı gerekçelerle
bunu müzakere ettiler. Zaten bir müzakere niye yapılır? Eğer
ortada matematik kesinlikte bir durum varsa müzakereye gerek yok. 3X3=9dur;
herhangi bir şekilde müzakere etmezsiniz. H²O, sudur; bu, müzakere
edilmez. Eğer flu bir durum varsa, farklı kesimlerin
çıkarlarına ilişkin kamusal otorite bir karar almak durumundaysa
bunu müzakere edersiniz.
Biz niye müzakere ettik, niye insanların
fikirlerine müracaat ettik? Çünkü farklı fikirleri vardı; AK
PARTİde de vardı, MHPde de vardı, itiraz edenler vardı
ama sonuç olarak -partilerin nasıl
çalıştığını siz de biliyorsunuz- çoğunluk
bir karar alır, parti disiplini çerçevesinde insanlar bu karara uyarlar.
Siz uymuyor musunuz? Sizin hepiniz aynı şekilde mi davranıyor?
ALİ ŞEKER (İstanbul) Biz
vicdanımızla davranıyoruz.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Aynı
şekilde düşünüp aynı kararın arkasında aynı
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ALİ ŞEKER (İstanbul) Biz
vicdanımızla karar veriyoruz.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Öyle
yapmıyorsunuz.
BAŞKAN Sayın Bostancı, devam edin.
Değerli arkadaşlar, lütfen sükûnete davet
ediyorum hepinizi.
Buyurun Sayın Bostancı.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Değerli
arkadaşlar, şimdi, bu teşekkür mevzusu konuşuluyor ya,
teşekkür eden arkadaşlarımız geçmişte de itiraz
etmişlerdi ama parti disiplini çerçevesinde kullanacakları oy belliydi.
Siz farklı mı davranıyorsunuz? Kesinlikle farklı
davranmıyorsunuz. Siz de farklı fikirler ifade ediyorsunuz ama
sonuçta blok hâlinde davranıyorsunuz; dolayısıyla siyasetin
işleyişi böyle.
Biz bu değerlendirmeler çerçevesinde bir karar
aldık. Kararımız, termik santrallere süre uzatımı,
süre verilmesi değildi; dikkat edin, biz bir takvim çerçevesinde, takvime
uygun bir şekilde altı ayda projelendirecek ve ondan sonra da her bir
adımı denetlenecek şekilde bu termik santrallerin rehabilite
edilmesi, filtreleme esası çerçevesinde davranmaları ve herhangi bir
şekilde bu süreçte arıza olursa anında kapatılması
şeklinde bir karar aldık; ikisi birbirinden farklıdır.
İSMAİL OK (Balıkesir) Sayın
Bostancı, daha önce niye bu uygulamayı yapmadınız?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Ne
aldığımız, ne karar aldığımız belli.
Dolayısıyla yapmış olduğumuz iş, kamunun toplam
çıkarları bakımından, her kesimin çıkarları
bakımından en optimum karar neyse o istikamette bir akılla
alınmış bir karardır.
Sayın Cumhurbaşkanımız,
masanın üzerindeki lehte, aleyhte unsurları değerlendirmiş,
farklı bir karar vermiştir; doğrudur.
İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara) Samimi
olmak lazım. Halkın tepkisi olmasaydı, bu karar alınacak
mıydı?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Diyeceksiniz
ki: Genel Başkan olarak görüşmediniz mi, kendisiyle iletişim
kurmadınız mı? Elbette, biz yasama çalışmalarına
ilişkin Sayın Genel Başkana bilgi veriyoruz, neler olduğunu
anlatıyoruz ama siz de takdir edersiniz ki burada saatlerce müzakere
ettiğimiz konulara ilişkin Genel Başkana gidip saatlerce hangi
müzakereleri yaptığımızı, yasaların
teferruatını, bunları anlatabilme imkânı var mı? Siz
öyle mi yapıyorsunuz?
OYA ERSOY (İstanbul) Yasalar oradan geliyor
zaten.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla)
Dolayısıyla etraflıca, çok detaylı bir şekilde durumu
anlatma tarzında bir iletişim meselesi burada söz konusu
değildir.
Sonuçta grup, yürütmenin talebini dikkate alır,
sahadaki duruma bakar, o çerçevede kamu çıkarı istikametinde
gördüğü, öyle değerlendirdiği, çoğunluğun öyle
gördüğü istikamette bir karar alır ve bu çerçevede yasama vazifesini
yerine getirir. Sonuçta Sayın Cumhurbaşkanı da denetim yetkisini
kullanmıştır. Bu denetim yetkisi, herhâlde oraya süs diye
konmadı.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) Aynı
zamanda Genel Başkan.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) Ayrıca,
şunu hiç uygun görmem: Sayın Cumhurbaşkanı, bir sabah
kalktı iki kere iki beş. dedi. Sayın Cumhurbaşkanı
İki kere iki beş. diyecek bir akla sahip olsaydı, on yedi
yıldır siyasetin zirvesinde olmazdı. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Yani varsayımlar ile gerçeği
birbirine karıştırmamak lazım.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) Altı
yıldır muafiyeti kim sağladı?
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla) İki kere
iki dört. dediği için, halkın aklındaki ve kalbindekini temsil
ve ifade ettiği için orada duruyor. Emin olun, o, bir örnektir,
başarılı olmak isteyen herkese, her siyasete her
başarılı örnek gibi bir örnektir.
OYA ERSOY (İstanbul) Size örnek, size.
MEHMET NACİ BOSTANCI (Devamla)
Bakacağız, toplumun aklı, kalbi ne söylüyorsa elbette o
istikamette davranacağız.
Kıymetli arkadaşlar, İç Tüzüke
ilişkin meseleye gelince, Özgür Beyin ifade ettiği tarzda problemler
çıkabilir mi? Mümkündür, bunu müzakere ederiz, kendisiyle dün akşam
da konuştuk. Eğer insanoğlunun elinden mükemmel yasalar
çıkacağı düşünülüyorsa tarihin hiçbir döneminde
olmadı; bugün olmadı, yarın da olmayacak. Siz de
yapamazsınız, insan elinden böyle bir şey çıkmaz. Ha,
yasalara ilişkin müzakere edilir. Bizim yaklaşımımız
nedir? Müzakere etmek, konuşmak; emin olun hiçbir komplekse
kapılmaksızın herkesin aklından faydalanmak. Dinleriz,
bakarız, değerlendiririz; akıl, kamunun çıkarı,
yasamanın kuralları neyi gerektiriyorsa o istikamette müzakereler
çerçevesinde de davranırız, bundan da hiçbir şekilde
gocunmayız, zaten Parlamento bunun için var.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kararın da hayırlı olmasını
diliyorum.
Teşekkürler. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
Sayın Bostancı yaptığı konuşması
sırasında benim tarafımdan ortaya konulan bazı
argümanları, bazı sözleri kendince yorumlayarak İç Tüzükün
69uncu maddesindeki söylediği söz, bağlamından kopartılan
milletvekilinin yanıt hakkına olanak tanıyacak bir ihlalde
bulundu. Uygun görürseniz, iki dakika cevap vermek istiyorum.
BAŞKAN Ama uzatmayalım,
toparlayalım.
Buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
X.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Ankara Miletvekili Mehmet Naci
Bostancının 145 sıra sayılı Kanun üzerinde
yaptığı konuşması sırasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan, böyle
bir konuda, böyle bir gündemde zaten amacımız, polemik değil ama
doğruların doğru yere oturması lazım.
Sayın Hocam, diyorsunuz ki Biz iki tercihten
birinde bulunduk ve bunu biz yasama olarak yaptık, çok da detay vermeye
fırsat olmadığı için bundan yürütmenin haberi yoktu.
Yürütme, 1 Kasım 2019 günü Meclistedir. Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, bu filtre
meselesinin tartışıldığı Komisyon
toplantısında şöyle söyler, aynen aktarıyorum, bakalım
tanıdık gelecek mi?
fakat bu 2019 yılı sonuna kadar bu
yatırımları tamamlamayan santrallerin 1/1/2020de çevre
mevzuatı açısından kapatılması söz konusu
olacağından, bu santrallerin ülkede elektrik enerjisinin
yaklaşık yüzde 17sini karşılamakta olduğu da dikkate
alındığında, bunlara bir süre verilmesi ve fakat bu süreden
yararlanabilmesi için belli bir tarihe kadar yapım sözleşmesi ve
termin planı sunma koşulu getirilmesi, bunun da kâğıt
üzerinde kalmaması için her dört ayda bir sundukları plana göre
bakılması gerekir.
Sayın Hocam, bu, tam olarak da sizin sonradan
yazdığınız ve getirdiğiniz maddedir ve bunu yürütme
dayatmıştır. Öz Türkçesi olarak şunu söyleyeyim: Bu maddeyi
kim yaptı, kim muhalefet etti, kim onayladı, kim veto etti? Bu
maddeyi Recep Bey hazırladı, Tayyip Bey onayladı, Erdoğan
da veto etti.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Onlar
kendilerine göre yorumluyorlar.
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
lütfen susalım yani bakın grup sözcüleriniz konuşuyor, herkes
özgürce bir konuşma ortamını burada buluyor.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
3.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, 27nci Dönem
Üçüncü Yasama Yılında Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sistemiyle ilgili ilklerin yaşandığına ilişkin
konuşması
BAŞKAN Tabii, yeni sistemle ilgili bu dönemde
ilkleri yaşıyoruz. Örneğin, dün, kamu iktisadi teşebbüslerinin
görüşmelerini uzun bir aradan sonra gerçekleştirdik. Bence denetim
açısından son derece uygun ve Sayın Özkan da AK PARTİ Grubu
olarak her yıl bunları getirmeyi ve tartışılmasını
ifade etti. Bugün de bir başka yeni uygulamayla karşı
karşıyayız, bir Cumhurbaşkanının veto ettiği
kanunla ilgili olarak tekrar bir geri gönderme tezkeresi üzerindeki
görüşmelerimizi yaptık. Biz de İç Tüzükteki hükümleri yine
gruplarımızın, siyasi partilerimizin lehine olmak kaydıyla
yorumlayarak her birine görüşlerini anlatma olanağı
tanıdık; böylece İç Tüzükteki 86ncı maddeyi çok
geniş bir şekilde yorumlayarak söz haklarını
tanıdık. Ben, bu tartışmaların kamuoyu
açısından, partiler açısından yararlı olduğunu
düşünüyorum, sonuçta hep beraber doğruyu bulacağız.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
21/11/2019 Tarihli ve 7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın
89 uncu ve 104 üncü Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir
Daha Görüşülmek Üzere Geri Gönderme Tezkeresi (1/279) ile Plan ve Bütçe
Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 145) (Devam)
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
bu şekilde kanun üzerindeki görüşmeler sona ermiştir.
Kanunun tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre
içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini,
bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy
pusulalarını oylama için verilen süre içinde
Başkanlığa ulaştırmalarını, pusula gönderen
arkadaşlarımızın da salondan ayrılmamalarını
rica ediyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
oy verme işlemi bitti.
Değerli milletvekilleri, pusula gönderen
arkadaşlarımızın isimlerini okuyorum. Lütfen, isimlerini
okuduğum arkadaşlarım kendilerini işaret buyursunlar.
Sayın Yavuz Demir burada mı, Muğla
milletvekilimiz?
Sayın Özalan
Sayın Menekşe
Sayın Gözgeç
Burada.
Sayın Yokuş
Sayın Aksu
Sayın Sezgin
Sayın Böke
Sayın Yılmaz
Durmuş Bey
buradaydı, ben gördüm kendisini.
Sayın Koçer
Sayın Bayram
Burada.
Sayın Çalık
Sayın Zeybek
Sayın Tüfenkci
Burada.
Sayın Özdağ
Burada.
Sayın Piroğlu
Burada.
Sayın Hüseyin Yayman
Sayın Yayman az önce
buradaydı, ben gördüm Sayın Yaymanı.
Değerli milletvekilleri, 21.11.2019 Tarihli ve
7193 Sayılı Dijital Hizmet Vergisi ile Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun ve Anayasanın 89uncu ve 104üncü
Maddeleri Gereğince Cumhurbaşkanınca Bir Daha Görüşülmek
Üzere Geri Gönderme Tezkeresi açık oylama sonucu:
Kullanılan oy sayısı: 322
Kabul: 322(x)
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Emine
Sare Aydın Yılmaz Barış
Karadeniz
İstanbul Sinop
Teklif bu şekilde kabul edilmiş ve
yasalaşmıştır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Emecanın bir talebi
vardır.
Buyurun Sayın Emecan.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
43.-
İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecanın, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümünde kadına karşı şiddetin
arttığı bir ülke hâline gelindiğine ilişkin
açıklaması
EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Avrupa ülkelerinden çok önce Türkiyede kadına
seçme ve seçilme hakkı verilişinin 85inci yılında
çağdaş ve ileri görüşlü Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal
Atatürkü saygı ve minnetle anıyorum.
Ancak bugün kadına karşı
şiddetin arttığı, iş gücüne katılımın
yeterince olmadığı, her gün yeni bir kadın cinayetiyle
anılan bir ülke hâline gelmiş bulunuyoruz. Asıl sorunun yasal
düzenlemelerde olmadığı, kadına bakıştaki
karanlık zihniyetin artışında olduğu ortadadır.
Bu nedenle, bu mücadelenin, iktidarıyla muhalefetiyle bir uyum içerisinde
verilmesi çok önemlidir. Başarılı olabilmemiz için de
göstermelik olarak değil, samimiyetle İstanbul Sözleşmesine,
çağdaş eğitime ve koruyucu yasalara hep birlikte sahip çıkmak
zorundayız. Bunu, hayatını kaybeden, ezilen tüm kadınlara
borçluyuz.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın Dal
44.-
Kilis Milletvekili Ahmet Salih Dalın, 7 Aralık Kilisin düşman
işgalinden kurtarılışının 98inci yıl
dönümüne ilişkin açıklaması
AHMET SALİH DAL (Kilis) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Kilisi işgal etmek isteyen İngiliz ve
Fransızlara karşı halkımız, zor şartlar
altında, eşine az rastlanır bir kahramanlık örneği
göstererek 7 Aralık 1921de Kilisi düşman işgalinden
kurtarmıştır. Mücadelenin başkahramanlarından
Şahin Bey, Aslan Bey, Sakıp Bey, İslam Bey, Kartal Bey ve
binlerce kahramanımızı ve tüm şehitlerimizi rahmetle ve
minnetle yâd ediyorum.
Kilisin cömertliği ve
kahramanlığını üstat Alâeddin Yavaşça, şu sözlerle
ifade ediyor: İnsanları cömerttir, hem de efece merttir; ikramda ve
sevgide iller arasında tektir.
Bu duygu ve düşüncelerle 7 Aralık Kilisin
kurtuluş gününü tekrar kutluyorum, Gazi Meclisimizi ve
halkımızı saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Kılavuz
45.-
Mersin Milletvekili Olcay Kılavuzun, Türkiye'nin dünya pazarında
narenciye üretiminde 9uncu sırada yer aldığına, narenciye
üreticilerinin sorunlarını Tarım ve Orman Bakanının
dikkatine sunduğuna ilişkin açıklaması
OLCAY KILAVUZ (Mersin) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Narenciye üretiminde Türkiye, dünya pazarında
9uncu sırada yer alıyor. Türkiyenin limon, greyfurt, portakal ve
mandalina üretiminin çok büyük bir kısmı, Çukurova bölgemizde
üretilmektedir. Narenciye üretiminde çiftçilerimizin
karşılaştığı sorunların başında,
yükselen girdi maliyetleri gelmektedir. Akdeniz meyve sineği denilen
zararlıdan dolayı daha fazla ilaç kullanan çiftçimiz, yüksek ilaç
fiyatlarının yanı sıra mazot, işçi, sulama ve elektrik
fiyatlarıyla da baş etmeye çalışıyor. Üretimde
artış sağlamak için bu yüksek fiyatlı girdileri azaltmak;
üretim, ıslah, çeşitlilik ve ihracat teşviklerinin, bilimsel
araştırmaların ihtiyaçlara göre yeniden düzenlenerek hayata
geçirilmesi şarttır. Narenciye üreticilerimizin
sorunlarını, Tarım ve Orman Bakanımız başta olmak
üzere, ilgililerin dikkatine sunmak istiyorum.
Saygılar sunarım.
BAŞKAN Sayın Bayraktutan
46.-
Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutanın, 5 Aralık Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkı tanınmasının
85inci yıl dönümü vesilesiyle 1930 yılında Artvin ili Yusufeli
ilçesi Kılıçkaya beldesine seçilen ilk kadın Belediye
Başkanı Sadiye Hanımı rahmetle andığına
ilişkin açıklaması
UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
5 Aralık 1934ten bu tarafa seksen beş
yıl geçmiş, Türk kadınına milletvekili seçilme
hakkının verildiği tarihin üzerinden uzun bir süre geçmiş.
Batıda bile, örneğin İsviçrede 1971de, İtalyada
1948de, Japonyada 1950de, Fransada 1944te kadınlar bu hakları
elde etmişler. Bu hakları veren Mustafa Kemal Atatürke bir kere daha
şükranlarımızı arz ediyoruz, saygıyla anıyoruz.
Yine, ayrıca, benim seçim bölgemde Artvinin
Yusufeli ilçesinin Kılıçkaya beldesinde -eski adıyla Ersiste-
1930da, dünyada kadının adı yokken Türkiyenin ilk kadın
belediye başkanı Sadiye Hanım seçilmiştir. Bu vesileyle,
bir demokrasi örneği gösteren, kadını o tarihte örnek veren,
benim seçim bölgemdeki ilk kadın belediye başkanı Sadiye
Hanımı rahmetle, sevgiyle, şükranla anıyorum ve bütün
dünyaya örnek olan bu seçimin, Mustafa Kemalin ve onun cumhuriyetinin ne kadar
önemli olduğunu göstermesi açısından bir mihenk taşı
olduğunu belirtiyorum. Bu toprakların yetiştirdiği en büyük
devrimci Mustafa Kemali ve onun silah arkadaşlarını, o tarihte
bu
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Filiz
47.-
Gaziantep Milletvekili İmam Hüseyin Filizin, 5 Aralık Dünya Toprak
Gününe ilişkin açıklaması
İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bugün, 5 Aralık Dünya Toprak Günü.
Sınırsız zannettiğimiz topraklar, hızla bozulan ve
korunması gereken bir dünya varlığıdır. Erozyon,
toprakların yok olmasında en önemli etmenlerin başında
gelmektedir. Topraklarımız yüzde 79 oranında orta, şiddetli
ve çok şiddetli erozyonla karşı karşıyadır. Her
yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4
milyar ton verimli üst toprak kaybedilmekte; bu da 25 santimetre
kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar
büyüklüğünde bir araziye eş değerdir. Seçim bölgem Gaziantepte,
çeşitli tarım şekillerini kısıtlayan erozyon, toprak
sığlığı ve drenaj bozukluğu sorunları mevcut
olup 243 bin hektar alan orta derecede, 196 bin hektar alan da çok
şiddetli derecede erozyona tabidir. Gaziantep tarım
topraklarının erozyon sorunuyla ilgili olarak yetkililerin
eğitim dâhil gerekli önlemleri almalarını talep ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Çepni
48.-
İzmir Milletvekili Murat Çepninin, İzmir ili Aliağa ilçesi
ÇEBİTAŞ Demir Çelik AŞ işçilerinin mağduriyetine
ilişkin açıklaması
MURAT ÇEPNİ (İzmir) Teşekkürler
Başkan.
İzmir Aliağada Çebitaş Demir Çelik
AŞnin patronu İflas ettik. diyerek tazminatları ödemeden 200
işçiyi işten attı. İşçiler, fabrikada altı
aylık ücretsiz izin uygulamasının ve düzensiz çalışmanın
yerleştirilmek istendiğini ifade ediyorlar. 200 işçi, kadrolu ve
sigortalı. Patron Şayet altı aylık ücretsiz izni kabul
ederseniz, durum düzelirse tazminatları ödeyebiliriz. diyor. Özçelik-İş
Sendikası da Biz, fabrikayla ilişiğimizi kestik, başınızın
çaresine bakın. diyerek işçileri yüzüstü bıraktı.
İşçiler demokrasi meydanında direnişlerini sürdürüyorlar.
Açlık sınırında yaşamaya çalışan, yaşanabilir
bir asgari ücret bekleyen işçiler, bir taraftan da işçi
kıyımıyla karşı karşıyalar.
Aliağa işçisi, yalnız değildir.
İşçiler direnerek, birleşerek haklarını da
alacaktır, yaşanabilir bir dünyayı kurmayı da
başaracaktır.
BAŞKAN Sayın Gülüm
49.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülümün, tutuklu bulunan Avukat Murat
Canımın yeniden yargılanma talebiyle cezaevindeki
direnişini sürdürdüğüne, keyfî ve hukuksuz tanık
uygulamalarının bir an önce kaldırılması,
insanların özgürlüklerinin sağlanması gerektiğine
ilişkin açıklaması
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Bir
meslektaşımdan bahsedeceğim: Avukat Murat Canım, Silivri
Cezaevinde tutuklu. Ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezası verildi ama dosyadaki tek delil, bir tanık ifadesiydi.
Tanık, daha sonra dosyada verdiği ifadelerin gerçeği
yansıtmadığını, baskı altında, tehditle o
ifadeleri vermek zorunda kaldığını, yeniden ifade vermek
istediğini söyledi ancak mahkeme tarafından kabul edilmedi. Murat,
hâlen, altmış gündür, adil yargılanma talebiyle, yeniden
yargılanma talebiyle cezaevinde direnişini sürdürüyor.
Gizli tanık ya da açık tanık
ifadeleri, gerçekten hukuki açıdan çok ciddi sorunlar yaratıyor.
Özellikle, güvenlik güçleri, delil bulamadığı sıralarda
kişiyi tutuklamak istediğinde, tanıklarla, kişilerin
özgürlüklerini elinden alıyor. Keyfî, hukuksuz tanık uygulamalarının
bir an önce kaldırılması, insanların özgürlüklerinin
sağlanması gerekir.
BAŞKAN Sayın Kaboğlu
50.-
İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun, seçme
hakkına aykırı olan yüzde 10luk barajın
kaldırılması, kadın yurttaşların seçilme
hakkının etkili kılınması, Meclisteki cinsiyet
dağılımının ayrımcı olmayan bir
aritmetiğe taşınması ve milletvekillerinin yasama
görevlerini içtikleri ant gereği hukukun üstünlüğü, demokrasi,
laiklik, insan hakları ve anayasa ekseninde yerine getirmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Yerel ve ulusal genel oyun 89uncu ve 85inci
yıl dönümünde demokratik zihniyet reformuna ihtiyacımız var.
Çoğulculuğa ve seçme hakkına aykırı olan yüzde 10luk
baraj kaldırılmalı, kadın yurttaşların seçilme
hakkı etkili kılınmalı, Meclisteki cinsiyet
dağılımı, ayrımcı olmayan bir aritmetiğe
taşınmalıdır. Temsilî organa giden yollar
demokratikleştirilmeli, milletvekilleri yasama görevlerini, içtikleri ant
gereği hukukun üstünlüğü, demokrasi, laiklik, insan hakları ve
anayasa ekseninde yerine getirmeli. Yasama çalışmalarına düzenli
katılım, milletvekillerinin seçmenlere karşı temel
sorumluluk ve ödevidir. Milletin vekilleri, görevlerini egemenliğin
kullanılmasının hiçbir surette hiçbir kişiye veya zümreye
bırakılamayacağı bilinciyle ifa etmek
yükümlülüğündedirler. Siyasetçiler, dini siyasete alet etme
yasağına titizlikle uymalıdır. Son olarak, toplumsal
cinsiyeti ve kadına karşı şiddeti üreten kaynak ve
mekanizmaları yok etmek için
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Kasap
51.-
Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasapın, Kütahyanın ilçelerinde
yaşanılan yol sorununa ve 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Gününü kutladığına ilişkin açıklaması
ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) Teşekkürler
Sayın Başkanım.
Zehir soluyan Tavşanlı Tunçbilek
bölgesinde sık sık ölümlü kazalar olmakta, yol tek yönlü olduğu
için aynı yolda çok ciddi trafik, özellikle kamyon trafiği olmakta,
asit tankerleri sık sık devrilmekte. En son iki gün önce ölümlü bir
kaza meydana geldi. Bu yolların düzeltilmesi gerekiyor.
Yıllardır mağdur vaziyetteler. Aynı yol aynı zamanda
Emet için Tavşanlı için, Domaniç için Balıkesire bağlayan
yol ve bu yolda -aynı zamanda turizm bölgesi- mağdur edilmiş
durumdalar. Zehir solumaya devam ettikleri gibi, tarım arazileri de bu
tankerlerden zehirli asit dökülmesiyle perişan vaziyette.
Bu arada, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü de kutluyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Ok.
52.-
Balıkesir Milletvekili İsmail Okun, sivil toplum örgütlerinin
duyarlılığı sonucu termik santraller konusunda geri
adım atıldığına, Simav ve Gönen Çayının
kirliliği konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanını göreve
davet ettiğine ilişkin açıklaması
İSMAİL OK (Balıkesir) Teşekkür
ederim Sayın Başkanım.
Sivil toplum örgütleri ve özellikle çevre
örgütlerinin duyarlılığı dolayısıyla termik
santraller konusunda geri adım atılmıştır;
kısacası, vicdanlar paraya galip gelmiştir. Ama maalesef seçim
bölgem Balıkesirde, defalarca dile getirmeme rağmen Simav Çayı
ve Gönen Çayı çok ciddi şekilde kirlilik tehdidiyle karşı
karşıya. Buraları kimlerin kirlettiği belli olmasına
rağmen, çocuğa kesilen ceza gibi hatta sigaradan, trafik
cezalarından daha hafif cezalarla Sen çevreyi kirletmeye devam et.
dercesine maalesef suyumuz, toprağımız kirletilerek geleceğimiz
gençlerimiz olmak üzere bütün Balıkesirli hemşehrilerimizin
sağlığı tehdit altındadır. Ben, sıralı
yetkilileri ve özellikle Çevre ve Şehircilik
Bakanlığını bir kez daha göreve davet ediyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Aygun
53.-
Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygunun, Kırklareli ili
Lüleburgaz ilçesi Ovacık Köy Muhtarı İlyas Tokatlının
sıkıntılı tren yolu menfezlerinin tamiratının
yapılması konusundaki talebine ilişkin açıklaması
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Demek ki hâlâ ders almamışız,
geçtiğimiz günlerde ve dün akşam da Devlet Demiryollarının
kesin hesaplarını inceledik, araştırdık fakat o gün de
söyledik hâlâ da söylemeye devam ediyoruz: Liyakatsiz kadrolar yüzünden gelinen
nokta ortada. 10 Aralık Salı günü Çorlu Adliyesinde Sarılardaki
tren kazasının duruşması var ama maalesef
Kırklarelinden de bir ses, çığlık geliyor. Kırklareli
Lüleburgaz Ovacık Köy Muhtarımız Sayın İlyas
Tokatlı bizzat yol bekçilerinin yapması gereken görevi yaparak menfezlerin
sıkıntılı olduğunu ifade ediyor,
Kaymakamlığa dilekçe veriyor ve menfezin bir an evvel orada
tamiratının yapılmasını talep ediyor. Şu anda
trenlerin oradan geçerken yavaşladığını ifade
etmişler. Bir an evvel yetkililerin bu sese kulak vermesini diliyor,
Kırklareli Lüleburgaz Ovacık Köy Muhtarının talebinin
yerine getirilmesini başka canların yitirilmemesi konusunda
hassasiyet açısından iletmek istiyorum.
Teşekkür eder, saygılar sunarım.
BAŞKAN Sayın Kerestecioğlu
54.-
Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu Demirin, 5 Aralık seçme ve
seçilme hakkının elde edilmesinin 85inci yıl dönümü vesilesiyle
seçenlerin ve seçilenlerin haklarının gasbedilmediği özgür bir
Türkiye dilediğine ilişkin açıklaması
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Ankara) Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün 5 Aralık, seçme ve seçilme
hakkını elde ettiğimiz günün yıl dönümü. Ben bunun için
mücadele etmiş olan bu topraklardaki Nezihe Muhiddinden Suat
Dervişe, Şirin Tekeliden Gültan Kışanaka, Sebahat Tuncele
tüm kadınları ve bugün kadın cinayetlerine karşı
alanlarda olan, aynı zamanda eşit ve özgür bir dünya için dünyada ve
Türkiyede mücadele eden tüm kadınları selamlıyorum. Seçenlerin
ve seçilenlerin haklarının gasbedilmediği özgür bir Türkiye
diliyorum ve o günleri kutlamayı diliyorum.
Sağ olun.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
2.-
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti
ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz
Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2420) ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 146) (x)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
şimdi, 2nci sıraya alınan Tekirdağ Milletvekili Mustafa
Şentop'un Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat
Hükûmeti Arasında Akdeniz'de Deniz Yetki Alanlarının
Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat
Muhtırasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporunun
görüşmelerine başlayacağız.
Komisyon? Yerinde.
Komisyon raporu, 146 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Şimdi, teklifin tümü üzerinde söz isteyen
değerli milletvekillerimizin söz taleplerini
karşılayacağım.
Teklifin tümü üzerinde ilk söz, İYİ
PARTİ Grubu adına Aydın Milletvekilimiz Sayın Aydın
Adnan Sezgine aittir.
Süreniz yirmi dakikadır. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYDIN ADNAN
SEZGİN (Aydın) Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
konuşmamın hemen başında, İYİ PARTİ
Grubunun, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat
Hükûmeti arasında Akdenizde deniz yetki alanlarının
sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat
muhtırasının onaylanması için olumlu oy
kullanacağını ifade etmek istiyorum.
Bugüne kadar Genel Kurul kürsüsünden de başka
zeminlerde de Doğu Akdenizle ilgili olarak iktidara müteaddit
seslenişlerimizde bu konudaki desteğimizi ifade ettik. Doğu
Akdenizde akıl, hukuk, hakkaniyet ve çıkarlarımız yönünde
ne yapılması gerekiyorsa yapın, yanınızdayız.
dedik. Doğu Akdenizde Kıbrıs çevresinde enerji kaynakları
ve sınırların belirlenmesi konusunda ne Güney Kıbrıs
Rum Yönetiminin ne başka ülkelerin benzer iddia ve eleştirileri
ciddiye alınabilir gibidir. Türkiyenin uluslararası hukuktan kaynaklanan
haklarının ve çıkarlarının ihlali ve gasbı
girişimi vardır, buna izin verilemez, İYİ PARTİ olarak
temel görüşümüz budur. Ancak on sekiz yıllık iktidarın hem
hukuki pozisyonunun belirlenmesi ve ilan edilmesinde hem de hidrokarbon
kaynaklarına ilişkin ciddi arama ve sondaj
çalışmalarının başlatılmasında gecikmiş
olduğunu da vurgulayageldik.
Doğu Akdenizdeki kıta
sahanlığımızın sınırlarına ilişkin
pozisyonumuzun GKRY ile Mısır arasında varılan
anlaşmadan ancak bir yıl sonra, 2004 yılında Birleşmiş
Milletler Örgütüne bildirilmesi bir gecikmeydi, yanlış bir
işaretti. Kıta sahanlığımızın batı
sınırlarının da belirsiz bırakılmış
olması hataydı. Keza, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle
Kıta Sahanlığı Sınırlandırma
Anlaşması için 2011e kadar beklemiş olmamız hatalı
bir yaklaşımdı; tıpkı deniz
sınırlarımızın bölgeye bakan adaların kara
sularına kadar uzandığını, adaların Türkiye
kıyı şeridinin projeksiyonunu kesici ve kıta
sahanlığını engelleyecek bir etki
oluşturmayacağını Birleşmiş Milletler Örgütüne
bildirmek için 13 Kasım 2019u beklememizin yanlış olduğu
gibi. Bunların hepsi, hatalı bir okumanın,
anlayışın, politikanın ifadesi olmuştur. Ayrıca
yanlış mesajlar oluşmasına, algılar
yaratılmasına sebep olmuştur.
Türkiyenin GKRY hariç ilgili tarafları hakkaniyet
çerçevesinde bir uzlaşı için görüşmelere
çağırmış olması, diyalog yolunu açık tutmuş
olması doğrudur ancak bu ihmal ve gecikmelere düşülmeksizin de
aynı yaklaşımı izlemek mümkündü. Nitekim
Dışişleri Bakanlığı, görüşmekte
olduğumuz mutabakat muhtırasının imzalanmasından hemen
sonra yaptığı açıklamada, hâlen de görüşmelere
hazır olduğumuzu beyan etmiştir.
Mutabakat muhtırasının gerekçesinde
Ülkemiz, Doğu Akdenizde deniz yetki alanlarının
sınırlandırılması konusunda diyaloğu ve
barışçı çözümleri dışlamayan, uluslararası hukuk
ve meşruiyet sınırları içinde kalan tutum ve
politikalarını sürdürmeye, bölgede hem kendi hem de Kıbrıs
Türklerinin hak ve çıkarlarını korumaya devam edecektir. denmektedir.
Demek ki hukuk içinde çıkarlarımızı koruyan adımlar vakitlice
atılmış olsaydı da barışçı çözüm ufku
muhafaza edilebilecekti ve gereksiz yere vakit ve güç kaybı
yaşanmayacaktı.
Öte yandan, gerekçede, 2004te Birleşmiş
Milletlere yapılan bildirimde de olduğu gibi Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti yerine Kıbrıslı Türkler
sıfatının tercih edildiğini, mutabakat muhtırası
metninin son paragrafında anlaşma olarak tarif edildiğini ve
metnin Birleşmiş Milletler nezdinde kayda geçirilebileceğinin
ifade edildiğini belirtmek isterim. Kayda geçirilecektir. demiyor geçirilebilecektir
deniyor. Oysa mutabakat muhtırasının 3üncü maddesinde
Birleşmiş Milletler Şartı madde 102 uyarınca
Birleşmiş Milletler sekretaryasına kayıt için
bildirilecektir. tabiri kullanılıyor. Bu bağlamda, genel
gerekçe ile mutabakat muhtırası metni arasındaki gereksiz
farklılıklara dikkat çekmek istedim.
İktidarın ulusal çıkar
anlayışından uzaklaşarak yaptığı vahim
hataların sonucunda, Doğu Akdenizde birbirine oldukça uzak olan,
hatta husumet içinde bulunan birçok ülkenin, aktörün Türkiyeye karşı
ittifak ilişkisine girmesine yol açtığını da
hatırlatmak gerekiyor. Akdenize geniş cephesi bulunan
Mısırla ilişkilerimizin hâli malumdur. Mısır
politikamızda büyük yanlış yapılmıştır ve bu
yanlış sürdürülmektedir. Keza İsraille ilişkilerimizin
durumu bellidir. Suriyedeki yaklaşımımız farklı
olsaydı Şamla deniz yetki alanları konusunda bir modus
operandi düşünülebilirdi.
Doğu Akdeniz ülkeleriyle ilişkilerimizin
bulunduğu durum maalesef hazindir. Bu, düpedüz, diplomatik maharet
noksanlığıdır, vizyonsuzluktur. Bunu ve
karşılaştığımız her baskıyı,
muhatap olduğumuz her gerginliği, dış dünyanın hasedi,
yabancı ülkelerin komploları ve tarihsel düşmanlıkla izah
edemezsiniz, itibarınızı da yükseltemezsiniz. Bunu yapmak
yanılsamadır, kasten yanıltmaktır ama artık ikna
edemiyorsunuz. Cumhuriyetin dış politika değerlerinden
uzaklaşmasaydınız, ümmetçi, İhvancı heyecanlara
kapılmasaydınız, bugün Türkiye, Doğu Akdenizde
sorunların çözümünün öncüsü, tüm projelerin merkezi ve bölgenin gerçek
gücü olarak temayüz ederdi. Ne hazindir ki Libyayla imzalanan
muhtırayı yine tüm ilgili-ilgisiz ülkeler eleştiriye tabi tutuyor.
Buna mukabil, atılan bu adımı, meselenin çok daha suhuletle
çözümlenebileceğini, çok daha akılla çözümlenebileceğini gayet
iyi bilen muhalefet partileri canla başla savunuyor.
Evet, konunun bir de Libyanın kendine özgü
koşulları boyutu var. İktidarın Trablus Hükûmetiyle
ilişki dokusu konusunda bazı çekincelerimiz elbette var ancak
muhtıraya imza koyan Libya Ulusal Mutabakat Hükûmeti meşru
hükûmettir, bu konuda hiçbir şüphemiz yok. Evet, tüm
kırılganlığına rağmen, durumun fevkalade
karışık ve karmaşık olmasına karşın,
Fayiz Serraj Hükûmeti meşru hükûmettir. Birleşmiş Milletler
Güvenlik Konseyinin 2015 tarihli 2259 sayılı Kararı çok
açıktır; Libyanın yegâne meşru hükûmetidir, Libya
devletinin tek temsilcisidir. Dolayısıyla, bu hükûmetle imzalanan
metin hukuken geçerlidir.
Biz mutabakatı Türkiye Büyük Millet Meclisinde
onaya tabi tutuyoruz. Peki, Libya tarafında onay süreci nasıl
işleyecektir? Zira Libya Parlamentosu Başkanı Akila Salih bu
metne karşı tutum almıştır, hatta Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterine Ulusal Mutabakat Hükûmetinin
tanınmasının geri alınması için başvuruda
bulunmuştur. Aynı müracaatı, üyelerinin hemen hemen tümüyle
kavgalı olduğumuz, zıtlık
yaşadığımız Arap Ligine de yapmıştır.
Libya Siyasi Anlaşmasının 8inci maddesinin (f) bendi, Libya
Bakanlar Kurulunun Başkanlık Konseyi tarafından imzalanan
uluslararası anlaşmalar ve sözleşmelerin, Temsilciler Meclisinin
uygun bulmasına tabi olduğunu belirtmektedir. Bu konu üzerinde
duruyoruz, durmamızın sebebi şu: İmzalanan metnin ileride
istenilen statüyü haiz olmasını istiyoruz. Dışişleri
Bakan Yardımcısı, bugün Dışişleri Komisyonunda bu
konuda sorduğumuz soruya cevaben, Libya Hükûmet yetkililerinin bir
mutabakat muhtırası olan bu metnin onay işlemlerinin farklı
olduğunu tarafımıza teyit ettiklerini bildirmiştir. Bakan
Yardımcısının verdiği bu bilgiye itimat ediyoruz.
Sarraj Hükûmetine karşı mücadele veren
General Haftere desteğini ortaya koyan Rusya Federasyonunun
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsünün konuyla ilgili
açıklaması önemli. Bu açıklamadan, Moskovanın mutabakata soğuk
baktığı anlamı çıkmaktadır. Sözcü,
Yunanistanın, Mısırın, GKRYnin itirazlarına
atıfta bulunmuştur. Hatta, Libya Hükûmetiyle imzalanan diğer bir
metin olan Güvenlik ve Askerî İşbirliği Mutabakat
Muhtırasına da gönderme yaparak, bunun Libyada askerî mücadeleyi
sürdüren taraflara silah ambargosu uygulanmasına ilişkin BM
kararını ihlal edebileceğini ima etmiş; Birleşmiş
Milletler Genel Sekreterinin Libya Özel Temsilcisinin, mutabakat
muhtırasının Libya sorununa çözüm bulunmasına yönelik bir
toplantı düzenlenmesi gayretlerini sekteye uğratabileceğine dair
sözlerini tekrarlamıştır. Ciddi bir devlet olan Rusyanın,
Libya silah ambargosunun öncelikle Haftere destek çıkan devletler
tarafından ihlal edildiğini ve bu hususun Birleşmiş
Milletler raporlarında yer aldığını bilmemesi herhâlde
mümkün değildir. Rusya Dışişleri
Bakanlığının Sözcüsünün bu ifadelerini, iktidarın çok
yakın ilişki içinde bulunduğu Rusyanın tutumunu aktarmak,
iktidarın hataları nedeniyle bu girişimimizde de
yalnızlığımızı ifade etmek için dile getirdim.
Bir diğer amacım da Doğu Akdenizin
ne denli mühim jeostratejik, jeoekonomik gerilimlere ve müdahalelere konu bir
coğrafya olduğunu, iktidarın, bu bölgede, yanlış bir
yaklaşım içine düşmeden, yeni hatalar yapmadan, küresel,
bölgesel stratejilere icap eden önemi atfetmesi ve ona uygun bir tutum
benimsemesi gereğini vurgulamaktır; diplomasinin ulusal çıkarlar
üzerinden yürütülen bir ikna etme egzersizi olduğunun altını
çizmektir.
Meselenin hukuki boyutuna gelince, konu, özetle,
adaların kıta sahanlığı sorunudur. Uluslararası
Adalet Divanının benzer durumlarda aldığı çok
sayıda karar vardır. Birkaç örnek vermek gerekirse Libya-Tunus,
Libya-Malta ve İngiltere-Fransa Channel Adaları kararları
Türkiye'nin haklılığını teyit eder niteliktedir. Giritin
coğrafi konumu geçerli bir karşı gerekçe
oluşturmamaktadır. Bu çerçevede, iktidarın, Libyayla imzalanan
bu hukuki metni, iki tarafça da usulüne uygun şekilde onaylandıktan
sonra bir an önce Birleşmiş Milletler örgütüne kaydettirmesini ve bu
pozisyonu layıkıveçhile korumasını ve savunmasını
bekliyoruz.
GKRYnin bugün Uluslararası Adalet
Divanına başvuruda bulunduğuna dair bazı haberler
vardır. Eğer gerçekten böyle bir durum söz konusuysa girişimin
boşa çıkarılması için her türlü gayretin sarf edilmesi
elzemdir.
Değerli arkadaşlar, dış
politika, diplomasi ciddi bir iştir; ülkelerin çıkarları,
itibarları söz konusudur. Dış politikada yapabileceğinizi
beyan edersiniz ve savunursunuz, dik durursunuz; hele ulusal güvenliğiniz,
güvenlik çıkarlarınızla ilgili bir tavır ortaya
koymuşsanız bunu müdafaa eder ve amaca ulaşıncaya kadar
sürdürürsünüz. Aksi durumlar yani yapamayacağınızı
ısrarla beyan etmek, meydan okumalara girişmek, diklenmek, sonra da
dik durmamak gayriciddiliktir; ülkenize ve milletinize itibar kaybettirir,
çıkarlarınıza halel getirir.
Türkiye, Londrada yapılan NATO Zirvesinde
maalesef bu duruma düşmüştür. O NATO ki hem Sayın Millî Savunma
Bakanına hem Sayın Dışişleri Bakanına göre,
Türkiyenin uluslararası kimliğinin parçasıdır. Neydi zirve
öncesinde resmî açıklamalarımızın, Sayın
Cumhurbaşkanının ısrarlı beyanlarının
anlamı: NATOnun PKKnın Suriyedeki uzantısı olan YPGyi
de terör örgütü olarak nitelememesi durumunda, ittifakın Baltık
ülkeleri ve Polonyayla ilgili kademeli mukabele planlarını
engellemek, diğer bir tabirle, veto etmek. İktidar çevrelerinin
Zirveden istediğimizi aldık. ifadeleri sadece hüzünlü istihzaya yol
açar. Bu, yeni bir yanılsama ve yanıltma olmaktadır. YPG terör
örgütü olarak tanımlanmamıştır ama Türkiye, Baltık ve
Polonya planlarına onay vermiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki YPGnin PKK
uzantısı terörist bir örgüt olduğuna dair müttefiklerimizi ikna
etmek ve bunun için gerekli politikaları çok öncesinden
uygulamış olmak, bazı ülkelerin SDG/YPG-PYDyle iş birliğine
gitmesini engellemek, gerekli bilgilendirme çalışmalarında
yeterli güveni sağlamak iktidarın göreviydi. İktidar bu konuda
başarısız olmuştur. Anladığımız
kadarıyla, 2016da NATOnun Türkiyeyi de içine alan bir savunma
planı taslağında YPG terörist örgüt olarak
tanımlanırken daha sonra bu tanım metinden
çıkartılmıştır. Eğer bu, birçok basın
organına yansımış olduğu gibi doğru ise vahim bir
durum oluşturmaktadır zira bir gerilemeye işaret etmektedir,
katmerli bir başarısızlık örneğidir. Müzakerelerin nasıl
geçtiğini ve Sayın Cumhurbaşkanının ne şekilde,
neyin karşılığında ikna edildiğini bilemiyoruz
ama toplantı öncesinde bu konuda bu kadar büyük fırtına
çıkarıldıktan sonra, böylesine bir geri adım
atılmış olmasını yadırgıyoruz ve nedenini
ısrarla soruyoruz. Bir fiyasko söz konusudur. Bu sabah iktidar
yanlısı bazı gazetelerin İstediğimizi Aldık
manşetleri tam bir aldatmacadır.
Bu gazetelerin iddiasına göre, NATO 2015 Zirve
Sonuç Bildirisine atıfta bulunmuş, o bildiride YPG terör örgütü
olarak sayılıyormuş. Biz 2015 Zirve Sonuç Bildirisinde öyle bir
ifadeye rastlayamadık. Londra Zirvesi Bildirisinde zikredilen terör
terimiyle yetiniliyorsa yine aldatmaca var demektir; başlangıçtaki
iddia, metne terörizm kavramını bu şekilde dercetmek
değildi. Esasen, bu, uluslararası belgelerde, NATO belgelerinde bir
şablon ifadeden öteye gitmez. Bugün Sayın Aytun Çıray da
partimiz adına yaptığı açıklamada, bu şablon
ifadesini tam yerinde kullandı.
Londra Zirvesinin önemli sonuçlarından biri,
ittifakın kendini yeni koşullara uyarlamak üzere stratejik bir
çalışma içine girecek olmasıdır. Hiç olmazsa bu
çalışma süresince Türkiye, kendisine ve ittifaka yarar
sağlayacak bir rol üstlenmelidir.
Değerli arkadaşlar, mensubu
bulunduğumuz uluslararası kuruluşları ciddiye almak
zorundayız. Bu yapılar içinde al-ver zihniyeti yerine, Hata
yaparım, düzeltirim. anlayışı yerine, diplomasiyi,
tutarlı dış politikayı kullanmayı iktidar
öğrenmelidir. Keza bölge ülkeleriyle ve genelde ikili
ilişkilerimizde, daha makul, daha normal, daha dengeli bir
yaklaşımı tasarlayıp uygulayabilmelidir.
Son birkaç günden beri ABD Kongresinden de hoş
olmayan haberler gelmektedir. Daha düzgün bir dış politika için,
Dışişleri Bakanlığının kurumsal tecrübesinin
gereği gibi kullanılması, Türkiye Büyük Millet Meclisine daha
saygılı olunması ve görüşlerinden daha geniş
şekilde yararlanılması gerekmektedir. Türkiye'nin gelgitleri çok
bir uluslararası ilişkiler seyrinden gerçek anlamda ulusal çıkarlara
dayalı bir dış politikaya geçebilmesi için, tek adam rejiminin
sona ermesi ve iyileştirilmiş demokratik parlamenter sisteme
geçilmesi şart olmuştur.
Londra Bildirisinin 1inci maddesi, üye ülkelerin
paylaştıkları ortak değerleri zikrederken, demokrasiyi,
bireysel özgürlükleri, insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü
zikretmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AYDIN ADNAN SEZGİN (Devamla) Bitiriyorum.
BAŞKAN Devam edin Sayın Sezgin.
AYDIN ADNAN SEZGİN (Devamla) Türkiyede,
mevcut rejim nedeniyle, bu değerlere saygı gittikçe geriye
gitmektedir.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası, Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Kayseri Milletvekilimiz Sayın İsmail
Özdemire aittir.
Buyurun Sayın Özdemir. (MHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz yirmi dakika.
MHP GRUBU ADINA İSMAİL ÖZDEMİR
(Kayseri) Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Gazi
Meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya Devleti
Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz Yetki
Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasıyla ilgili Milliyetçi Hareket
Partisi Grubumuz adına söz almış bulunmaktayım.
Tabii, son derece tarihî önemi haiz bir mutabakat
muhtırası önümüzde bulunuyor çünkü gerek bugünler gerekse gelecek
nesillerimiz için bu mutabakat muhtırası, sonuçları
itibarıyla, oluşturacağı etkiler itibarıyla, Doğu
Akdenizde şimdiye kadar var olan, uzunca bir süreden bu yana, belki de
insanlık tarihiyle eş değer anlam ifade eden tarihsel perspektif
açısından yeni dönemin yeni bazı kapılarını
açacağı gerçeğini de karşımıza getiriyor.
Doğu Akdenizde 2000li yılların
başından itibaren yaşanan gelişmeler ve diğer
tarafın eylemleri, şimdiye dek, Türkiye'nin egemenlik haklarına
müdahale amacı taşıyordu. Bu zamana kadar ortaya koyduğumuz
hassasiyet ve çabalarımızın temelinde de egemenlik
haklarımızın korunması gayreti vardı. Libya Devleti
Ulusal Mutabakat Hükûmetiyle imzaladığımız bu muhtıra,
iki ülke arasındaki deniz alanlarının
sınırlandırılmasını sağlarken, Doğu Akdenizde
şimdiye kadar süregelen ve sadece Türkiyeyi değil diğer
tarafları da ilgilendiren gayrihukuki çabaları ortadan kaldırmaya
yönelik ahlaki, vicdani ve hukuki bir gayrettir. Mutabakat
muhtırasıyla, Türkiye ve Libyanın Doğu Akdenizdeki hak ve
menfaatleri korunmuş olacaktır. Denizden komşumuz olan Libyaya
karşı, tıpkı Yunanistanın bize karşı yapmak
istediği mesnetsiz değerlendirme ve yaklaşımlarla süregelen
oldubitti girişimleri de artık sonuçsuz kalabilecektir. Bu
hukuksuzluğun ortadan kaldırılması, ayrıca,
Yunanistanın, Güney Kıbrıs Rum kesimi, Mısır,
İsrail ve diğer bölge ülkeleriyle devreye koymaya
çalıştığı gündemi de nihayete erdirebilecektir.
Dolayısıyla Doğu Akdenizde şimdiye kadar var olan gündem,
kesin ve hukuki olarak Türkiye'nin lehine değişme potansiyeli
taşımaktadır.
Bu zamana kadar, özellikle belki bu dönemde
keşfedilen hidrokarbon yatakları münasebetiyle Doğu Akdeniz
anlam taşıyordu ancak hiç şüphe yok ki, biraz önce sözlerimin
başında da ifade ettiğim şekilde, tarihsel perspektife de
bir baktığımızda, hakikaten, Doğu Akdenizin her
dönemde önemli olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Bunu da Gazi Meclisimize
hatırlatmak isterim.
Bir devlet silsilesi çerçevesinde
baktığımızda, Doğu Akdenizle ilk
tanışıklığımız, Selçukluların
Alanyayı alarak İpek ve Baharat Yollarıyla beraber deniz
ticaretine açılmaları ve deniz hâkimiyetindeki üstünlük
mücadelelerine girmeleriyle de başlıyor. Peşi sıra,
Haçlı Seferleri sırasında da yine Doğu Akdenizin önemli
bir geçiş güzergâhı olduğunu tarihî gerçeklere
baktığımızda gözlemliyoruz.
Osmanlıyla beraber Akdenizin Türk
hâkimiyetine girmesiyle Doğu Akdeniz aslında en istikrarlı
dönemlerinden birini yaşamıştı. Bu süreç uzunca bir süre
devam ettikten sonra, 19uncu yüzyıla gelindiğinde, Osmanlının,
İngilterenin, Fransanın ve yer yer de Rusyanın ilgi
duyduğu bir bölge hâline gelmiştir Doğu Akdeniz. Bu dönem
başlayan güç mücadeleleri, akabinde Mısır ve Rodosun da
elimizden çıkmasıyla yeni bir döneme girilmesine sebebiyet
vermiş; 1974 yılında Kıbrıs Barış
Harekâtını icra etmemizle beraber de şimdiki, özellikle 2000li
yıllara kadar gelen tarihsel sürecin kapısını
aralamıştır.
2000li yıllarda ve bu dönemin hemen
başında bölgede varlığı keşfedilen zengin
hidrokarbon yataklarının olması -işte şimdi içerisinde
bulunduğumuz- Doğu Akdenizin, gerçekten, sadece bölgemizin
değil, giderek tüm dünyanın da dikkatini çeken bir bölge hâline
gelmesine sebep olmuştur. Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum kesimi,
İsrail ve Mısırın bize göre hukuk dışı
eylemleri ve Türkiye karşıtı hamleleri, ilerleyen süreç ve
varılan aşamada böylesi bir zorunluluğu karşımıza
getirmiştir. Şimdiki döneme kadar Güney Kıbrıs Rum kesimi,
2003 yılında Mısırla, 2007 yılında Lübnanla,
2011de de İsraille deniz yetki alanlarının
sınırlandırılması anlaşmasını
imzalamıştır. Güney Kıbrıs Rum kesimi, Türkiye'nin de
hak sahibi olduğu bazı deniz sahalarını parsellere
ayırdığını iddia etmiştir; üstelik bunu, hukuksuz
şekilde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini, adada bulunan
Türklerin de varlığını ve mevcudiyetini yok sayarak
yapmıştır. Bununla beraber Yunanistansa, Ege ve Akdenizdeki
bazı adalarında, bir ana kara niteliği
taşıyormuşçasına, hak ve hukuku yok sayarak, olandan,
olması gerekenden daha çok, çok daha geniş bir deniz yetki
sahasında hak iddiasında bulunagelmiştir. Yunanistanın hak
gasbının, Türkiye ve Libyanın sahip olduğu kimi deniz
sahalarının işgalini kapsadığını da
söylemeliyiz. Dolayısıyla Libyayla, Libya Ulusal Mutabakat
Hükûmetiyle imzalamış olduğumuz bu muhtıra, aslında
yeni bir gündemin ürünü de değildir. Çünkü 2009 yılında
Türkiye'nin Libyayla temas hâline geçtiği ve şimdiki
anlaşmanın da ön görüşmelerinin o tarihten itibaren
başlatıldığı Dışişleri Bakanlığımızca
ifade edilmektedir.
Bu mutabakat, hakça ve adilce
yapılmış bir sınırlandırma çabasıdır.
Aynı zamanda, mutabakat muhtırasıyla, Doğu Akdenizde
bulunan mavi vatanımız sınırları içerisinde kalan
alanın batı hudutları da çizilmiş olacaktır. Mutabakat
muhtırası, Doğu Akdenize kıyısı olan diğer
ülkelerin de bu andan sonra pozisyonlarını gözden geçirmelerine
sebebiyet verebilecektir. Zira bizim haklı çabamızın
yanında duran ülkelerin deniz yetki alanları, bizimle beraber
sınırlandırma anlaşmalarına gitmeleri hâlinde, daha geniş
bir bölgeyi de kapsayabilecek potansiyele sahiptir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Doğu Akdenizde en uzun kıyı şeridine
sahip olan ülkemizin Kıbrıs Adasının batısında
ve kuzeyinde kalan deniz alanlarında egemen hak ve meşru çıkarları
mevcuttur. Bu bağlamda, ülkemizce Birleşmiş Milletlere ilk
olarak 2 Mart 2004 tarihinde iletilen ve takip eden yıllarda çeşitli
vesilelerle yine bu durum teyit edilerek gönderilen mektup ve notalarla
birlikte, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin deniz yetki
alanlarını sınırlandırma teşebbüslerinin kabul
edilemeyeceği ve özellikle 32 derece 16 saniye doğu boylamından
itibaren Kıbrıs Adasının batısında kalan deniz
alanlarında Türkiye'nin meşru hak ve yetkileri bulunduğu kayda
geçirilmiş, Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin Doğu Akdenizde
tek taraflı eylemlerle fiilî durum yaratmaya yönelik teşebbüslerinin
kabul edilmeyeceği ortaya konmuştur. Ülkemizin Doğu Akdenizde
kıta sahanlığına ilişkin resmî görüşü ise,
kıta sahanlığımız Suriyeyle kara sınırlarımızın
denizde bittiği noktadan -yani 12 deniz miline kadar kara
sularımız, devamında kıta sahanlığımız
olacak şekilde- başlamakta; ülkemiz ile Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti arasında Eylül 2011de imzalanan Kıta
Sahanlığı Sınırlandırma Anlaşması Kıbrıs
Adasının kuzeyine ilişkin kıta
sahanlığımızı belirlemekte, böylelikle 32 derece 16
saniye doğu boylamından itibaren Kıbrıs Adasına,
adanın batısı itibarıyla kara suları
dışında deniz yetki alanı bırakılmakta;
Mısır-Türkiye ortay hattını takip etmektedir. Bu
bağlamda, 28 derece doğu boylamına kadar olan bölge, ülkemizce
Türk kıta sahanlığı olarak kabul edilmekte, egemen devlet
uygulamalarımız da bu politikaya uygun olarak icra edilegelmektedir.
Şimdiye kadar, Rum ve Yunan ikilisi, gerçekçi,
makul ve hakkaniyeti olmayan bir yaklaşımla, tüm adaların,
otomatik olarak, sınırlandırmada tam etki yaratacak şekilde
kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgeye sahip
olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu yaklaşımla beraber, Meis ve
Kıbrıs Adaları arasında deniz yetki alanı sınırı
olduğu iddiası ortaya konulmakta, Avrupa Birliği üyeliği de
böylesi bir dönem içerisinde istismar edilerek sözde kıta
sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge iddialarını
Avrupa Birliğinin dış sınırları şeklinde
yansıtmaya çalışmaktadırlar. Bunun bizim
tarafımızdan kabul edilebilmesi elbette mümkün değildir.
Gelinen aşamada, Yunanistan ve Rum Yönetimin
Kıbrıs Adasındaki Türk varlığını ortadan
kaldırmak için 1960lı yıllardan bu yana giriştiği
politikaların, günümüzde tüm Doğu Akdenizi Türk denizciliğine
kapatmayı, enerji kaynaklarından Türkiye ve Kıbrıs Türkünün
en ufak bir pay bile almamasını hedefleyen seviyeye
ulaşmış olduğunu görüyoruz. Türkiye ise Doğu
Akdenizde yabancı devletlerin deniz yetki alanlarındaki hukuk
dışı faaliyetlerini engellemeye yönelik 2002 tarihinden bu yana
atmış olduğu adımlarını 2006 yılında
başlattığı Akdeniz Kalkanı Harekâtıyla
perçinlemiş ve 2016 yılına kadar, yine on dört yılda 14
izinsiz araştırma gemisi faaliyetlerinin girişimlerini de
engellemiştir. Son bir yılda ise, yapılan bazı çalışmalara
göre, 6 araştırma ve 1 sondaj gemisinin, yine Doğu Akdenizdeki
-bize göre- yasa dışı faaliyette bulunma girişimleri Deniz
Kuvvetleri Komutanlığımızca uluslararası hukuka uygun
şekilde akamete uğratılmıştır.
Türkiye, bugün, Doğu Akdenizde münhasır
ekonomik bölgeden kaynaklı egemenlik haklarının,
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin ilgili maddeleri
ve Uluslararası Adalet Divanının da emsal kararları
doğrultusunda haklı olarak belirlenmesini istiyor.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Doğu Akdenizde enerji varlığı
keşfedildikten hemen sonra, enerji havzalarındaki rantın
büyüklüğü ilk olarak Güney Kıbrıs Rum kesimini harekete
geçirmiş ve Türkiyeyi 41 bin kilometrekarelik bir deniz alanına
hapsetmek için, ilk adım olarak, biraz evvel de değindiğimiz üzere
17 Şubat 2003 tarihinde Mısırla Münhasır Ekonomik Bölge
Sınırlandırma Anlaşması imzalanmıştır.
Bunu diğer gündemler takip edegelmiştir. Ancak böylesi bir dönemde,
Yunanistanın da boş durmayıp özellikle Girit Adası
çevresinde hak iddiası adaların kendi münhasır ekonomik bölge
hakları olduğu tezine dayandırılarak işlenmiş, bu
iddia paralelinde de Kaşot (Çoban), Rodos ve Meis adalarını
kullanmak suretiyle, Türkiye'nin 189 bin kilometrekarelik münhasır
ekonomik bölge alanını 41 bin kilometrekareye indirmek için yürütülen
diplomatik ve hukuki gasp operasyonunun da temeli böylelikle
oluşturulagelmiştir.
Tabii, Girit Adası bahse konu olduğunda,
burada sadece Türkiyeyi ilgilendiren bir mevzu yok. Aynı şekilde,
Libyanın da Yunanistan tarafından haklarının
gasbedildiği gerçeği karşımızda bulunuyor. Aynı
şekilde, Libyaya ait olan 39 bin kilometrekarelik alanın da -ki bu
da Libyanın Doğu Akdenizde bulunan münhasır ekonomik
bölgesinin yaklaşık dörtte 1ine tekabül ediyor- yine Yunanistan
tarafından gayrihukuki bir şekilde gasbedilme girişimlerinde
bulunulduğu gerçeği karşımızda mevcuttur.
İşte bu yüzden, Türkiye ve Libya
arasında varılan anlaşma, iki ülkenin de egemenlik
haklarını özellikle de Yunanistana karşı koruma
çabasıdır. Libya Ulusal Mutabakat Hükûmetiyle imzalanan anlaşma,
şimdiye kadar temelsiz yaklaşımlarla Türkiye'nin egemenlik
haklarını gasbetmek isteyen çevrelerin mevcut hâldeki
girişimlerini akılcı bir şekilde ve hukuki olarak boşa
çıkarmıştır. Anlaşma, kesin bir şekilde Doğu
Akdeniz jeopolitiğini, köklü bir şekilde ve lehimize
değiştirme potansiyeli taşımaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hâlihazırda var olan 462 bin kilometrekarelik mavi vatan
sahamızın geniş bir kısmı Doğu Akdenizde yer
alıyor. Son yıllarda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan,
İsrail ve Mısırın başlattığı, zaman
içesinde Avrupa Birliğinin de dâhil olduğu kimi ülkelerin
faaliyetlerinin bizim nazarımızda kabul edilebilir ve meşru bir
tarafının olmadığını da ifade etmek gerekiyor.
Uluslararası hukuk, deniz hukuku ve diğer koşullar, Türkiye'nin
Doğu Akdenizdeki haklılığını, yürütmüş
olduğu arama, tarama ve sondaj faaliyetlerindeki meşruluğunu her
yönüyle ortaya koyuyor. Bu anlamda, ülkemizin Doğu Akdenizde, kendi deniz
sahamızda yapmış olduğu tüm faaliyetlerin de arkasında
olduğumuzu ifade etmek isterim. Zira Türkiye, mevcut durumda kendi deniz
alanlarında, kendi egemenlik haklarının gereğini yerine
getiriyor.
Benzer şekilde, Kıbrıs
Adasının durumu konusunda şekillendirilmeye
çalışılan gündemi de hep beraber dikkatle takip ediyoruz.
Şimdiye kadar adadaki garantörlük konusunu tartışmaya açmak
isteyen çevrelerin, bugün gayrihukuki bir şekilde yalnızca Rum
kesiminin hassasiyet ve yaklaşımlarını dikkate alan ve
böylelikle adaya müdahale zemini oluşturmaya çabalayanların
gayretleri de beyhudedir. Kıbrıs Adasında söz sahibi olan 3
garantör ülke vardır; Türkiye, İngiltere ve Yunanistan haricinde
adada tutum belirlemek kimsenin haddi ve hakkı değildir. Bu kapsamda,
özellikle Avrupa Birliğinin tavırlarının yersiz ve temelsiz
olduğunu ifade etmek gerekiyor. Zira Avrupa Birliği Kıbrıs
konusunda herhangi bir karar mercisi konumunda değildir. Yıllar evvel
yanlış ve yine meşru olmayan bir şekilde Güney
Kıbrıs Rum kesimini Birliğe üye olarak kabul eden Avrupa Birliğinin
hatası da bu nedenle en başından başlamaktadır.
Gelinen aşamada, ülkemizin Kıbrısta var olan garantörlük
haklarını kullanması, adanın sahip olduğu
zenginlikleri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve dolayısıyla
Kıbrıs Türklüğünün de istifade edeceği bir
yaklaşımla koruma gayreti içerisinde olması önemlidir, bu
kararlılık sürdürülmelidir. Dolayısıyla gerek kendi deniz
alanlarımızda gerekse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz
sahalarında süregelen arama, tarama ve sondaj faaliyetlerinin devam etmesi
bu alanlardaki haklarımızı koruyacağımız
konusunda tüm çevrelere verilen bir kararlılık mesajı
olması anlamında zorunlu bir durumdur. Geri adım atmamızsa
elbette ki söz konusu olmayacaktır.
Adada şimdiye kadar çözümsüzlükte direten
tarafın ve sorunu yanlış kararlarla çıkmaz sokağa
yöneltenlerin Türkiyeye verecekleri dersler asla yoktur ancak alacakları
dersler de elbette ki çoktur. Hazımsızlığın ana
kaynağı da bize göre burada başlamaktadır. Elbette ki
Avrupa Birliğinin bu çerçevede kabul etmediğimiz tutumunu ifade etmemiz
lazım. Ülkemizin Doğu Akdenizde gerçekleştirdiği sondaj
faaliyetlerini gerekçe göstererek eften püften daha evvel bir dizi
yaptırım kararlarını öngören, Avrupa Birliği
dışişleri bakanları tarafından da onaylanan, bizim
nazarımızda da solmuş ve sararmış bir kâğıt
parçasından farksız olmayan girişimleri de takip ediyoruz.
Avrupa Birliği, Türkiye'nin stratejik
kimliğini şu ana kadar sorgulamaya cüret etmiştir, egemenlik
haklarımıza zarar vermeye ahlaksızca tevessül etmiştir. Bu,
yanlıştır, hukuksuzdur, adaletsizdir ve değersizdir. Avrupa
Birliğinin Doğu Akdenizde işi bize göre yoktur. Bu alanda hangi
hakla, hangi yetkiyle Türkiyeye söz söyleyebilmektedir? Mesele, hidrokarbon
faaliyetlerinin ötesine çoktan geçmiştir. Mesele, egemenlik meselesidir;
mesele, Türkiye'nin ve Kıbrıs Türklüğünün Doğu Akdenizdeki
tarihî ve haklı varlığıdır. Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi Doğu Akdenizi hukuka aykırı şekilde 13 parsele
ayırıp küresel şirketlere -kendi gücü yetmezken- pazarlarken
Avrupa Birliğinin hiçbir itirazı olmamıştır.
Yunanistan, İsrail, Mısır, İtalya, Fransa ve diğer ülkeler
Doğu Akdenizi istedikleri gibi kullanmaları, gemilerini keyiflerince
yüzdürebilmeleri sorun olmayacak ancak Türkiye'nin hukuken haklı
olduğu bir mücadeleyi yapması mı gelinen aşamada Avrupa
Birliğini rahatsız edecektir? Karşımızdaki tablo
-diğer konu başlıklarında olduğu gibi- çifte
standarttır, siyasi kumpastır, diplomatik kuşatmadır ve
alenen Türk düşmanlığıdır. Dolayısıyla
Doğu Akdenizde bulunmak bizim hakkımızdır.
Hakkımızı elbette ki çiğnetmeyeceğiz,
hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz, hakkımız üzerine de
pazarlık yapmayacağız. Sayın Genel
Başkanımızın da ifade buyurdukları üzere, Doğu
Akdenizde dalımıza basanın damını yıkarız,
önümüze çıkanın ne yazık ki ömrüne kastederiz. Bu gerçeğin,
bu hassasiyetin doğru anlaşılması lazım. Şimdiye
kadar işletilen sürece de baktığımızda, Türkiye
karşıtı eylemlerin planlı ve son derece sabote edici ve
aynı zamanda, bölgede agresyona sebebiyet verici bazı
girişimleri de içerdiğini görüyoruz. Bu zulmün ortadan
kaldırılması, bizim açımızdan da Doğu Akdenizde
kıyısı bulunan ülkeler açısından da elzem bir hâle
gelmişti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle beraber
başlatılan, şimdi Libyayla yaptığımız
anlaşmayla da beraber Doğu Akdenizde, temennimiz odur ki hak
sahipleri haklarını alırlar.
Bu sözlerle beraber konuşmamı bitirmeden
önce, yaşanan bu sürecin doğru değerlendirilmesi için
şunları ifade etmek istiyorum: Her hesabın bir tersi, her zulmün
elbet ki süresi var; bir tilki hükmü varsa bir de kurt töresi var, bir bozkurt
töresi var diyorum. Doğu Akdenizdeki egemenlik
haklarımızın korunması açısından ve aynı
zamanda belki de önümüzdeki yüzyıllarda dahi milat kabul edilebilecek bu
mutabakat muhtırasına destek verdiğimizi ifade ediyor, Gazi
Meclisimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası, Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına Adana Milletvekilimiz Sayın Tulay
Hatımoğulları Oruçta. (HDP sıralarından
alkışlar)
Süreniz yirmi dakika.
HDP GRUBU ADINA TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime
başlarken üzülerek ifade etmek isterim ki bir buçuk senedir üyesi
olduğum ve bugüne kadar benzerini yaşamadığımız
bir portreyi bugün, bu muhtırayı görüştüğümüz
Dışişleri Komisyonunda yaşadık ne yazık ki.
Komisyonda söz istememize rağmen, her partiden birkaç kişiye söz
verildiği hâlde, söz sırası bana geldiği zaman,
Başkan, söz vermeden maddeleri görüşmeye başladı; bununla
ilgili itirazımızı ifade ettiğimizde ise hiçbir biçimde
dinlemeksizin konuşmasına devam etti. Akabinde, bizler, ben ve HDP
milletvekili diğer arkadaşım, birlikte Komisyondan
ayrılarak bu durumu kamuoyuyla paylaşacağımızı
ifade ettik ve bugün bunu biz kamuoyuyla paylaştık.
Değerli milletvekilleri, bu talihsiz
olayın bugün yaşanmamış olmasını çok isterdik,
dilerdik. Ancak bu ülkenin toplamda yönetilme biçiminin,
Dışişleri Komisyonunda bugün bütün çıplaklığıyla
nasıl zuhur ettiğini yaşadık.
Bugün, Libyayla imzalanmış bu muhtırayla
ilgili kanun teklifinin Genel Kurula gelmesi de ayrı bir sürpriz,
ayrı bir hikâye. Dün, Komisyonumuz, gündemi daha önce belirlenmiş
olan toplantısını gerçekleştirdi ve toplantıda, hiçbir
biçimde, bugün bu muhtıranın Genel Kurula geleceği ya da bugün
sabah tekrar toplantıya çağrılacağımız bilgisi
bizlere verilmedi. Biz, bu muhtıranın
ayrıntılarını, yazılı olarak
ayrıntılarını -çünkü dün, büyükelçi bununla ilgili bir
brifing verdi, basına da açıktı- bugün öğrendik,
toplantıya gittikten sonra. Üstüne üstlük, basına verilen demeçte,
basına açık kısmında şu ifade edildi: Tam bir
mutabakat. Yani Mecliste, bu çatı altında sanki bu muhtıraya
hiçbir biçimde bir eleştiri yokmuş gibi bunu basına servis etme,
uluslararası basına bu şekilde servis etme, bu muhtıranın
imzalanmasının altında yatan sebepleri destekleyen bir yol ve
yöntem.
Bugün HDPye mobbing uygulayarak, bugün
yangından mal kaçırırcasına alelacele
Tabii ki diğer
partiler bu muhtıranın önemine değindiler. Biz bu
muhtırayı önemsizleştirmek için söylemedik ama bu muhtıraya
dair eleştirilerimizi en açık ve yalın biçimde -başta
Komisyonda olmak üzere- Genel Kurulda sunma hakkımız vardır ve
hiçbir biçimde -söz almayan tek kişi ben kalmıştım- bizim
sözümüzü kesmeye ve engellemeye hiç kimsenin hakkı yoktur.
Değerli arkadaşlar, evet, bir muhtıra
geldi önümüze. Trablus Mısrata merkezli Ulusal Mutabakat Hükûmeti ile
Türkiyenin ortak imzasıyla Doğu Akdeniz yetki alanlarının
sınırlandırılmasına ilişkin bu muhtıra bugün
önümüze gelmiş durumda. Tabii ki bizim bu muhtıraya çeşitli
eleştirilerimiz var. Her şeyden önce, Ulusal Mutabakat Hükûmeti
Libyanın tamamına hitap etmemektedir. Kaddafi sürecinden sonra,
Kaddafinin katledilmesi ve Libyada gerçekleşen bir bakıma vekâlet
savaşını, tıpkı Suriye benzeri bir sürecin Libyada
nasıl cereyan ettiğini yakın zamanda gördük. 2011de, Kaddafi
katledildikten sonra orada iç savaş derinleşti ve birçok siyasi
akımın, Selefi cihadist çetelerin ve özellikle şu an
muhtıranın birlikte imzalanmış olduğu Trablus merkezli
Ulusal Mutabakat Hükûmetinin Müslüman Kardeşlerin etkisiyle kendi
varlığını devam ettirdiğini biliyoruz.
Dolayısıyla bir kere, bu Hükûmetin
meşruluğunun tartışmalı olduğunu,
Birleşmiş Milletler bu Mutabakat Hükûmetini meşru görüyor.
vurgusu her seferinde iktidar partisi tarafından yapılan
açıklamalarda vurgulanmasına rağmen sahanın
gerçekliğinin böyle olmadığını eminim burada oturan
bütün milletvekilleri ve bizi ekranları başında izleyen değerli
vatandaşlarımız ayrıntılarıyla bilmektedir. Bugün
sahada, Hafter güçlerinin Libyadaki önemli bir kesimi ellerinde
bulundurduklarını biliyoruz. Nitekim, şimdi -bu mutabakatla
ilgili, muhtırayla ilgili- bunu Arap Ligine ve değişik ülkelere,
değişik birliklere taşıdıklarını hepimiz
biliyoruz. Yani Libyada, iç savaşın bu kadar derin bir biçimde devam
ettiği bir yerde, biz kendi kendimize taraf olduk ama AKP iktidarı
başından beri taraftı. Hatırlayacaksınız Libyada
yaşananları. Gemi mürettebatı diye -bize verilen bilgiler bu
yöndeydi ya da kamuoyunun bilgisi bu yöndeydi ama- 6 kişi, 6 Türkiyeli
gözaltına alınmıştı ve bununla ilgili neredeyse
ültimatom mahiyetinde Hükûmetin yapmış olduğu açıklamalar
sonucunda o 6 kişi bırakıldı. Hâlâ Samandağlı 2
vatandaşımız şu an Hafter güçlerinin elinde rehin
tutulmaktadır ve daha bizim sayısını bilmediğimiz,
ismini bilmediğimiz nice rehineler.
Şimdi, hâl böyleyken Türkiye'nin, daha
doğrusu AKP iktidarının başından beri Trablus
Hükûmetini destekleyen bir yerde durması -ki az önce ifade ettiğim
şeylerin, özellikle bu 6 denizcinin yakalanmasıyla ilgili
kısmının altını özellikle çizmek isterim- AKP
iktidarının Müslüman Kardeşlerle el tuttuğunun göstergesi.
Bu muhtıranın bu şekilde alelacele imzalanması, Meclise
alelacele getirilmesinin nedenlerinden biri de Trablustaki bu Hükûmetin
meşruluğunu uluslararası düzeyde artırmaya da hizmet etmesi
çabasıdır.
Değerli arkadaşlar, medyaya
baktığımızda bu anlaşma, daha doğrusu mutabakat
muhtırası ana akım medya tarafından şu şekilde
bizlere sunuluyor: Türkiye bu anlaşmayla Doğu Akdenizdeki bütün
oyunları bozdu. Türkiyeyi Akdenizde 41 bin kilometrekarelik bir deniz
alanına hapsetmek isteyenlere mükemmel cevap. Türkiye mavi vatan
topraklarının dörtte 1i büyüklüğünde bir alanda hâkimiyet ilan
etti. Yunanistan Kıbrıs Rum Yönetiminin Mısırla
münhasır ekonomik bölge anlaşması yapmasının önüne
geçti. Libya, Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis Adalarının esas
olarak münhasır ekonomik bölge sınırlarını ilan eden
Yunanistanın gasbettiği 39 bin kilometrekarelik bölge hâkimiyeti
geri alınmış oldu. Yani Türkiye şer ittifakına
karşı sahada büyük bir üstünlük sağladı. diye
pompalanıyor. Ama benden önceki konuşmacı, daha doğrusu ilk
konuşmacımız ifade etmişti; imzalanan bu
muhtıranın hukuksal anlamda birçok açığı ve
gediği var.
Değerli arkadaşlar, şuna da vurgu yapmak
istiyorum: Geçtiğimiz ocak ayında Kıbrıs Rum cumhuriyeti,
Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün, Filistin ve Mısır
arasında Kahirede Doğu Akdeniz Gaz Forumunun kurulmasıyla
Türkiye biraz daha yalnızlaştı. İşte bu
yalnızlaşmanın sebeplerine bakmaksızın, bugüne kadar
uygulanan dış politikadaki hataları gözden geçirmeksizin, buna
inat olsun diye ya da Biz sahada kazanacağız, göreceksiniz. gibi
bir yaklaşımla Doğu Akdenizde tarihsel bir sorunun önünün
açılmasına hizmet eden işler yapıyor bu iktidar; bu konuda
biz bir kez daha uyarmak istiyoruz.
Bakın, deniliyor ki: HDP, ülke yararına
olan hiçbir konuda lehte konuşma yapmıyor. Bunu kim söylüyor?
İktidar partisi. Oysa biz diyoruz ki: Suriyedeki deneyimlere dönüp
baktığınız zaman, yapılması gereken, doğru
düzgün, aklıselim, uzun vadeli düşünüyor, gerçekten eğer
inanıyor iseniz, Yurtta sulh, cihanda sulh. sözünün hayattaki
karşılığına denk gelecek bir siyasi çizgi izlenmesi
lazım. Oysaki Suriye deneyimi bize göstermiştir ki sulh bir yana,
herkesle kavgalı, herkesle problemli bir ülke hâline getirildik ve bu, bu
iktidarın bizlere, bu ülke tarihine bıraktığı önemli
bir eserdir.
Mesela Doğu Akdeniz Gaz Forumunda Türkiye
neden yok? Türkiye bu bölgenin, özellikle Akdenize kıyısı olan
ülkeler arasında en önemlisi olan Mısırla neden kavgalı?
Mısırda Müslüman Kardeşler kalsaydı, Sisi gelmeseydi
ilişkiler iyi kalacaktı, değil mi? Yani burada bir kurumsal
işleyiş olmadığı için, burada -sizin tabirinizle ifade
etmek istiyorum, iktidar partisinin çok sevdiği tabirle ifade etmek
istiyorum- bir devlet aklıyla değil gündelik bir siyasi tarzla
dış siyaset izlendiği için bu sonuçlarla karşı
karşıya kalıyoruz.
Suriyede -hep ifade ettik- Türkiye çok derin bir
yalnızlığa saplanmış durumda. Bakın, Doğu
Akdenizde bu tarz bir politika izlendiği sürece, önce arama ve sondaj
gemilerini gönderip arkasından askerî gemileri gönderirseniz ve
ardından ana akım medya, 7/24, sanki ortada çok büyük bir savaş
varmışçasına ve ortada büyük gerilimler
varmışçasına haberler pompalarsa tabii ki Doğu Akdenizde
Türkiye yalnızlaşmaya mahkûm kalır.
Tabii ki Akdenize kıyısı olan bütün
ülkelerin münhasır ekonomik bölge ilan etme,
sınırlarını belirleme hakkı vardır ama bu, bir
hakkaniyet çerçevesinde olur, bir hukuk çerçevesinde olur, güçlü bir diplomasiyle
olur. Ama her fırsatta gerilim pompalanırsa, her fırsatta
Doğu Akdenizde kaynayan suların sadece bizimle ilgili
kaynadığı ifade edilmeye kalkışılırsa -ki bu
AKP iktidarının gerçekten son yıllarda beslendiği kaos ve
gerilimli ortamın ta kendisidir- böyle devam edilirse bu
yalnızlık daha fazla devam edecektir.
Değerli arkadaşlar, yine en yakın
örneklerden biri, bu bölgenin istikrarsızlaşması
bakımından yıllardır bu ülkede vekâleten yürütülen ama son
zamanlara baktığımızda vekâlet savaşı olmaktan
çoktan beri çıkmış olan Suriyede yaşananları
gerçekten ciddiyetle ele almak lazım. Bugün Suriyedeki, özellikle
İdlibdeki gelişmelerin sonucunda kuvvetle muhtemel bir siyasi süreç
başlayacak ve az da olsa belki sular durulacaktır. Ama tabii ki
şunu herkes çok iyi biliyor ki Akdenizde sular kolay kolay durulmaz, Orta
Doğuda sular kolay kolay durulmaz çünkü yüzlerce yıldır
burası bir enerji kaynağı ve sömürge olarak görüldüğü için
uluslararası güçlerin, emperyalist güçlerin burada oynayacağı oyunlar
tabii ki bitmez. Bunun karşısında takınılması
gereken en önemli tutum, atılacak bütün adımların
komşularla barış içinde ve müzakere içinde
atılmasıdır.
Neden Suriye vurgusunu bir kez daha yaptım?
Şu sebeple: Şayet Suriyede sular durulursa Doğu Akdenizde
suları biraz daha kaynatarak bölgede daha büyük
istikrarsızlığın önünü en derin biçimde açmak için
adımlar atıldığını da hepimiz biliyoruz. Bu
adımlar karşısında, gerçekten, Kasımpaşalı
siyasetini komisyonlarda da bırakmak zorundayız, Genel Kurulda da
bırakmak zorundayız ve bu siyasetin belirlendiği, belki de bizim
bilmediğimiz mutfaklarda da bırakmak zorundayız,
zorundasınız.
Bu konuyla ilgili, partimizin bir
değerlendirmesini daha sizlerle paylaşmak istiyorum: Akdenize
kıyısı olan her devletin münhasır ekonomik bölge ilan etme
hakkı vardır ancak ilkesel olarak bu hakkın
kıyıdaş devletlerin itirazlarına bağlı olarak
müzakere edilmesi gerekmektedir, zorunludur. Bu bağlamda, Türkiye
Cumhuriyeti ile meşruiyeti hâlen tartışmalı olan Libya Ulusal
Mutabakat Hükûmeti arasında anlaşma yapılırken güney
Kıbrıstaki hükûmet ve Yunanistan ile bu anlaşmaya dair herhangi
bir diyalog süreci yürütülmemiştir. Yunanistanla uluslararası
tanınırlığı olan Kıbrıs cumhuriyetinin de
kendi arasında MEB anlaşması yapması durumunda, Türkiye ile
Libya arasındaki anlaşmanın uygulanabilirliği ortadan
kalkabilir. Rodos ve Giritten başlayan Yunanistan
sınırının Kıbrısla arasındaki mesafe
245-338 deniz milidir. Türkiye ile Libya arasındaki en yakın mesafe
ise 390 deniz milidir. Bu realiteden yola çıkarak Libyada ve
Kıbrısta siyasal istikrar ve çözüm sağlandıktan sonra
münhasır ekonomik bölgeleri çakışan bu 4 devletin anlaşma
yapması en akılcı yol iken AKP iktidarının
yangından mal kaçırırcasına meşruiyeti
tartışmalı ve yıkılması muhtemel olan Libya
Hükûmetiyle bir deniz yetki alanı anlaşması yapması siyasi
ve diplomatik kumardan başka bir şey değildir.
Münhasır ekonomik bölgelerin belirlenmesi ve
buna bağlı yetki ve sorumlulukları düzenleyen
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 1982de imzaya
açılmış ve 1994te yürürlüğe girmiştir. Bugüne kadar
168 devlet bu anlaşmayı imzaladı ancak imzacılar
arasında Türkiye bulunmamaktadır. Türkiye bu anlaşmayı
imzalamamış olsa bile, anlaşmazlığın Uluslararası
Adalet Divanına taşınması ya da tahkime gitmesi durumunda
Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesindeki ilkeler esas
alınacaktır. Dolayısıyla AKP iktidarı eninde sonunda
bu sözleşmenin ilkeleriyle yüzleşecek ve hukuken Libyayla
yapılan anlaşma geçersiz sayılabilecektir. Bu bağlamda,
Türkiye'nin imzalayacağı bu anlaşma hem Türkiye'nin hem de
Kıbrısın uluslararası kamuoyunda yaptırım ve
benzeri uygulamalara maruz kalmasına kapı aralamaktadır.
Diplomatik yollarla sorunun merkezi üzerine yoğunlaşmak yerine sorunu
yaygınlaştırıp derinleştiren bu politikanın ülke
halklarına hem ekonomik hem politik kazanç getirmeyeceği apaçık
ortadadır.
HDP olarak çözüm önerilerimiz şöyledir: Sorunu
derinleştiren böylesi hamleler yapmak yerine, meselenin kökenlerinden biri
olan Kıbrıs sorunu için yeni strateji ve çözüm planı
oluşturulmalıdır. Kuzey ve Güney Kıbrıs
halklarının çıkarlarının öncelikli
kılınacağı bir anlaşmada Türkiye, Yunanistan ve Avrupa
Birliği sürecin yapıcı ve kalıcı geçmesi için ara
bulucu rol üstlenmelidir. Türkiye, ayrıca, Kıbrıs meselesi ile Libyada
yaşanan iç çatışmaları tek bir düzlemde birleştirerek
savaşın ve gerilimin derinleştirilmesine son vermelidir. Bunun
için atılacak en acil adım, İtalya gibi, Libyada Libya
halklarının çıkarlarına olacak olan kalıcı barışın
sağlanması için ara buluculuk rolünün üstlenilmesidir. Buna dair en
somut adım olarak -ne yazık ki bu uygulanmadığı için
söylüyorum- silahlarla tehdit etmekten vazgeçilmelidir. Libyada siyasi krizin
sona ermesi, Yunanistan ile Güney Kıbrısın dâhil olduğu
yeni bir sürecin gerekliliğine inanarak bu anlaşmanın Meclis
tarafından kabul edilmemesi gerektiğini savunuyoruz.
Değerli arkadaşlar, Doğu Akdenizin
kaynayan suları bizim elimizi yakabilir. Suriyedeki yanlış
siyaseti buradan devam ettirmemeliyiz ki daha doğru bir tavır
alınabilsin. Türkiye halkları yalnızlığı hak
etmiyor, AKP iktidarı yalnızlığı hak ediyor olabilir
ama halklarımız asla bu yalnızlığı hak etmiyor. O
nedenle, tekrar ifade etmek isteriz ki: Burada hukuk zorlanmalıdır,
diyalog zorlanmalıdır, diplomasi zorlanmalıdır.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir) Kendi
görüşünü mü yoksa Yunanistanın görüşünü mü burada savunuyorsun?
Böyle şey mi olur ya? Senin partinin görüşü bu olamaz.
BAŞKAN Söz sırası, Cumhuriyet Halk
Partisi adına Ankara Milletvekilimiz Sayın Haluk Koça aittir.
Buyurun Sayın Koç.
Süreniz yirmi dakika. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA AHMET HALUK KOÇ (Ankara)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz
Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi üzerinde
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım. Hepinizi ve yüce
heyeti saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama başlamadan önce, Dışişleri
Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığının vefakâr
bürokratlarından Sayın Büyükelçi Çağatay Erciyese
yaptığı sunum ve çalışmaları için huzurunuzda teşekkür
etmek istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, birtakım
Libya tarifleri yapıldı, Doğu Akdenizle ilgili genel tarifler
yapıldı ama Libyada şu anda neler oluyor? Libyada ne var
Kaddafi sonrasında? Trablusta ne oluyor? Tobrukta ne oluyor? Bu
yapılar nedir, nasıl oluştu? Türkiyenin ve dünyanın bu
yapılar karşısındaki konumlanması nedir? Kısaca
buna bakmak lazım.
Türkiyenin şu anda attığı
adımın gecikmiş bir doğru adım olduğunu
baştan ifade edelim ve Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak Türkiyenin
ulusal çıkarları söz konusu olduğunda -bu anlaşmada
olduğu gibi- her zaman getirilen teklifin de yanında olduğumuzu,
lehinde olduğumuzu baştan ifade ederek tespitlerimi yapmaya
başlıyorum.
Değerli arkadaşlarım, 2011
yılında Kaddafinin o hepinizin televizyon sahnelerinde gördüğü
şekilde vahşetle devrilmesinden sonra, ülkenin parçalanmasından
sonra
Değişik senaryolar, değişik projeler olarak
adlandırılıyor biliyorsunuz; önce darbeler, sonra
yıkım ve ondan sonra ülkelerin parçalanması ve süresiz iç
savaşlar.
İç savaşlar, biliyorsunuz, en
acımasız, en kuralsız, en ahlaksız savaşlardır.
Ülkeleri kemiren, milletleri yok eden savaşlar milletlerin ya da ülkelerin
birbirleriyle yaptığı savaşlar değildir, iç
savaşlardır. Libya bu girdaba bu büyük senaryo yazarları
tarafından sürüklendi. Umarım Türkiyenin bu günahta o dönemde
payı yoktur.
Bugün 2 yapı var. Bir, Trablusta bir yapı
var, Ulusal Mutabakat Hükûmeti olarak tarif ediliyor ve otoritesini ülke
sathına yaymak için çalışıyor; bir de ülkenin doğusuna
hâkim olan Libya Ulusal Ordusu olarak tarif edilen yapı, General Hafter
komutasında, Tobrukta, Temsilciler Meclisinin taşınmasıyla
orada bir hâkimiyet kurulmuş durumda.
Şimdi, Temmuz 2012de, Kaddafi sonrasında
ülkede otorite Ulusal Geçiş Konseyine geçiyor, oradan Millî Genel Kongreye
devrediliyor. Bunları anlatmak zorundayız çünkü bu
anlaşmayı biz kiminle yapacağız, bu yapı
kırılgan mıdır, bu yapı daha sonrasında
mevcudiyetini sürdürebilecek midir, Türkiye olarak bu anlaşmada elimizi
uzattığımız taraf olarak gördüğümüz bu yapı taraflığını
koruyabilecek midir, siyasi hükmünü sürdürebilecek midir, buna da bakmamız
gerekiyor. Daha sonra, bütün Orta Doğuda da bu projenin yürütücüleri
gibi, radikal akımların artan etkisi ve süren çatışmalar
nedeniyle General Hafter komutasındaki güçler, Onur Operasyonu
Harekâtıyla Millî Genel Kongrenin faaliyetlerini sona erdirdiğini
açıkladılar; Şubat, Mart 2014e tekabül ediyor. Haziran 2014te
yeni Parlamento seçiliyor ancak yenilgiyi kabul etmeyen İhvan odaklı
üyelerin de içinde bulunduğu birtakım militanlar Trablus
Havaalanını kontrol etmek için düzenledikleri Libya
Şafağı Operasyonuyla ortalığı daha farklı
bir yere taşıyorlar ve Temsilciler Meclisi, Trablustan Tobruka
taşınıyor, iki yapı ortaya çıkıyor.
Şimdi, Trablus Havaalanını ele
geçiren bu militanlar Millî Genel Kongreyi yeniden ilan ediyorlar, Libya iki
parlamentolu bir yapıya ulaşıyor ve iki Hükûmet arasında
bölünüyor açıkçası; uluslararası çevreler tarafından
tanınan Hükûmet, Birleşmiş Milletler kararıyla da
Tobruktaki Temsilciler Meclisi. Fakat çok enteresan kümelenmeler var, General
Hafter komutasındaki doğu tarafındaki güçleri yani Tobruktaki
Temsilciler Meclisini Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap
Emirlikleri, dolaylı olarak Rusya Federasyonu, değişik
yapılar destekliyor açıkça ve biz başından itibaren Trablustaki
yapıyla irtibat hâlindeyiz. Hatta Suriye olayındaki gibi, çok dikkat
çekici, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin yıllık
olarak raporlarına aldığı bilirkişi heyetinin tespit
ettiği yıllık raporda Türkiye'nin Trablus Hükûmeti tarafına
da çok açık bir şekilde silah aktardığı o raporlarda
kayıt altına alınıyor. Yani yeni bir Suriye mi
yaşıyoruz, yeni bir Suriye mi yaşayabiliriz, bu çekinceyi,
tespiti sizlerle paylaşmak istiyorum.
Değerli arkadaşlarım, şimdi,
geldiğimiz noktada biz Trablustaki Ulusal Mutabakat Hükûmeti
dediğimiz yapıyla bu muhtırayı imzalamış
bulunuyoruz. Sayın hatip ifade ettiler, daha önce Birleşmiş
Milletler Anlaşmasının 8inci maddesinin ikinci
fıkrası çerçevesinde Temsilciler Meclisi onaylamadan da Ulusal
Mutabakat Hükûmeti Başkanlık Konseyi imzasıyla bir metin, bir
anlaşma geçerlilik arz edebiliyor. Bizim bütün tartışmamız,
bütün kuşkumuz muhatabımızın
kırılganlığını ortaya koyarak yani Türkiye'nin bu
adımı atarken haklı olmasına rağmen ileride
boşlukta kalıp kalmayacağı noktasında
düşüncelerimizi ifade etmek. 2015ten itibaren dediğimiz bir
yapı Libyaya yerleşmiş durumda.
Değerli arkadaşlarım, bu, 2019daki
son raporda da, demin söylediğim, Birleşmiş Milletler Genel
Sekreterine sunulan uzmanlar komitesi diyelim, bilirkişi komitesinin
yıllık sunduğu raporda Türkiye'nin maalesef Libyadaki iç
savaşa taraf olduğu ve Libyaya dönük silah ambargosunu defalarca
ihlal ettiği konusunda çok açık kayıtlar var. Bunlar ülkemizi
uluslararası arenada töhmet altında bırakan birtakım
açık, net BM raporlarında yer alan hususlar. Şimdi, Mutabakat
Muhtırası, Türkiyenin Doğu Akdenizdeki haklı ama
gecikmiş egemenlik haklarına sahip çıkma gayretleri için olumlu
olmakla beraber -demin söyledim, Libyadaki muhatabımızın
tartışmalı siyasi devamlılığı ve
egemenliği belirsiz olan bir yapı olması- Türkiyeyi yeni bir
diplomatik sıkıntının içine çekebilir. Bunu, bir kere daha
altını çizerek ifade ediyoruz.
Değerli arkadaşlarım, Doğu
Akdenizdeki çıkarlarımızın korunması
bakımından atılacak her adıma Cumhuriyet Halk Partisinin
amasız fakatsız desteğinin açık, net olduğunu bir
kere daha ifade ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Ancak
Doğu Akdenizdeki bu ekonomik ve siyasi
kuşatılmışlığın -Türkiye için söylüyorum-
maalesef, iktidar partisinin akılcı değil ama maceracı,
ulusal değil ama Adalet ve Kalkınma Partisinden neşet eden
ideolojik temelden kaynaklandığını ve ısrarla
sürdürülen bu politika anlayışının bizi içine
düşürdüğü siyasi yalnızlığın söylendiği gibi,
ifade edildiği gibi hiç de değerli olmadığını
yaşayarak görüyoruz.
Bu genel girişten sonra, teknik olarak da
muhatabımızın kim olduğunu ifade etmeye
çalıştım, dengeleri söylemeye çalıştım;
Türkiyenin bu adımı atmakta haklı olduğunu, gecikmiş
olduğunu söyledim. Baktığımız zaman kıta
sahanlığı ne demek, kara suları ne demek, münhasır
ekonomik bölge ne demek diye, ben de öğrendim Komisyon görevim
dolayısıyla, sizlerle tariflerini çok kısa paylaşmak
istiyorum. Şimdi, kara suları, deniz yetki alanlarından kara
suları, sahildar devletin kara ülkesini çevreleyen ve açık denize
doğru belli bir uzaklığa kadar giden, sahildar devlete ait deniz
bölgesidir. Bu, azami 12 mildir. Ege Denizinin ayrı bir statüsü var
adalar ve Yunanistanla ilgili sorunlarımız nedeniyle, orada 6
mildir. Akdeniz ve Karadenizde 12 mil olarak geçiyor.
Yine kıta sahanlığı ne
demektir? Kıta sahanlığı adı verilen bölge,
kıyı devletinin kara sularının ilerisinde ama
kıyıya bitişik durumdaki deniz tabanı ve altındaki
cansız varlıkların araştırılması ve
işletilmesi konusunda münhasır hak sahibi olduğu deniz yetki
alanıdır. Bugün, o haritalar da, biliyorsunuz,
Kıbrısın üstünde, altında, Doğu Akdenizde Orta
Akdenize doğru parsellenen alanı ifade ediyorum.
Yine, münhasır ekonomik bölge deniz hukukunda
ne anlama geliyor? Münhasır ekonomik bölge de kıyı devletinin
kara suları esas hattından başlamak suretiyle 200 deniz mili
açığa kadar giden deniz bölgesinde su altında, toprak
altında ve deniz yatağında kıyı devletine ait
bazı ekonomik haklar veren bölgedir yani hidrokarbon ve yer altı
kaynakları gündeme geldiğinde münhasır ekonomik bölgenin
nasıl bir siyasi önem arz ettiğini hep beraber anlamış
oluyoruz. Doğu Akdeniz önemli bir potansiyel alan.
Şimdi, bu teknik açıklamalardan sonra,
Türkiye'nin tezlerini uluslararası hukuka uygun olarak savunduğunu
ifade etmek durumundayız. Türkiye, Doğu Akdenize en uzun
kıyısı olan bir ülke. Sayın Büyükelçi de ifade etti,
hepiniz Meis Adasını biliyorsunuz, 10 ya da 12 kilometrekare, Meis
Adası ile Türkiye'nin kilometrelerce uzunluktaki Akdeniz sahilinin
aynı kıta sahanlığına sahip olması, aynı
münhasır ekonomik bölge tarifine girmesi asla kabul edilemez. Bu, zaten,
daha önce, uluslararası hukuk sisteminin de teyit ettiği dünyada
değişik örneklerde bir kavram. İngiltere-Fransa arasındaki
Manş Denizinde var, yine Sayın Hatip, Büyükelçim söyledi, Orta
Amerikada Nikaragua ile komşu ülkeler arasında var, yine
Kanadanın hemen sahilinde Fransaya ait olarak gözüken adalarda da var.
Türkiye'nin tezleri uluslararası deniz
hukukunda belirtilen bu kıta sahanlığı ve münhasır
ekonomik bölge sınırlandırmasına ilişkin kararlara
uygundur. Türkiye'nin tezi uluslararası hukuktaki hakkaniyet ilkesine de
uygundur. Şimdi, biz haklıyız.
Haklılığımız karşısında
uluslararası alanda diplomatik olarak yalnız kalıyoruz. Hukuken
haklıyız ama siyasi tezlerimizde yalnız kalıyoruz. O zaman
burada bir siyasi değerlendirme yapmamız lazım. Bu siyasi
değerlendirmeyi yaparken eleştirimizi yapacağız,
tespitlerimizi yapacağız; neresinden ne şekilde, nasıl
döneriz, nasıl tamir ederiz buna bakacağız. Türkiye neden
yalnız? Bunu, herhâlde, izlediğimiz, demin söylediğim -kusura
bakmayın- maceracı olarak nitelediğim ideolojik eksende
baktığınız dış politika ortamında aramak
gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım,
Yunanistanın adaları ileri sürerek bu kavramları başka noktaya
çekmesinin hukuken karşılığı yok ama ne yazık ki
siyaseten Türkiye yapayalnız durumda. Türkiye münhasır ekonomik
bölgelere dönük bir adım atmazken Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve
Yunanistan ikilisi üçüncü ülkelerle bu alanda değişik anlaşmalar
yaparak çoktan yol aldı. Mısır, Ürdün, İsrail bunların
en önemlileri. Bakıyoruz, Mısırda, İsrailde temsilimiz
yok, büyükelçimiz yok. Bana bir Allahın kulu çıkıp
Mısırla siyasi ilişkilerimizin kesilmesinin Türkiyenin ulusal
çıkarlarına ne derece hizmet ettiğini anlatabilir mi. Efendim,
biz Libyada Birleşmiş Milletlerin meşru gördüğü hükûmetle
temas ediyoruz. Niye Suriyede meşru hükûmetle temas etmiyorsunuz? Yani
bir dediğiniz bir dediğinizi de tutmuyor. Ülkeye göre, yapıya
göre, kendi ideolojik koşullanmanıza göre ülke seçiyorsunuz, politika
seçiyorsunuz. Sonuçta, Türkiye zarar görüyor değerli arkadaşlar,
Türkiye yalnızlaşıyor; Türkiye, tezlerini hukuken haklı
olsa da siyaseten savunamaz duruma geliyor ve buna Avrupa Birliği ülkeleri
de dâhil oluyor, onlar da çok uluslu veya o ülkenin ulusal şirketlerini bu
hidrokarbon arama noktasında ticari amaçlarla işin içine sokuyorlar,
onlar da oradan bu koroya katılıyorlar ve Türkiye tek
başına kalıyor. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak
tarif ettiğimiz topraklarda yaşayan
soydaşlarımızın bu kıta sahanlığı ve
münhasır ekonomik bölgelerden pay alması da engelleniyor.
Değerli arkadaşlarım, tabii, buraya
gelince, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Avrupa Birliği, Yunanistan,
bu ilişkilere baktığımız zaman, aklıma rahmetli
Rauf Denktaş da geliyor. Ben 2002den beri bu Parlamentoda görev
yapıyorum. Rahmetli Denktaşın Çözümsüzlük çözüm
değildir. şeklinde
itibarsızlaştırıldığı günleri de
hatırlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Rahmetli Denktaşın, o kahramanların yaptıkları mücadelelerin
üzerine bir dönem sünger çekildiğine tanığım burada.
Bunları söylerken biraz heyecanlanıyorum, mazur görün. Yapılan
yanlıştı, o zaman da söylemiştik yanlış
olduğunu. Bu mücadele kolay verilmedi. Bugün gelinen noktada bazı
dönüşler yaptınız belki ama iş işten geçti.
2004te Biz demokratikleşeceğiz. Biz
hukuk devleti olacağız. Biz bütün darbelerle mücadele
edeceğiz. dediniz, Avrupa Birliğiyle sıcak ilişkiler
kurmaya kalktınız; AB, sizin meşrulaşma arayışınız
üzerinden sizi oyalayarak Güney Kıbrıs Rum Yönetimini Nisan 2004te
Avrupa Birliğine tam üye yaptı ve ondan sonra Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyetiyle ilişkili bütün haklarımızı kaybettik.
Değerli arkadaşlarım, bugün
geldiğimiz noktada, bu anlaşmaya gelecek olursak, bu
anlaşmayı sonuna kadar desteklediğimizi ama siyasi
muhatabımızın kırılganlığının, her
an boşta kalabileceğimizin altını çiziyoruz.
Bir başka olay daha var: Aynı yapıyla
eş zamanlı bir askerî iş birliği ve savunma
anlaşması imzaladık. Ben sordum Komisyonda, Sayın Bakan
Yardımcısına sordum -Sayın Erciyes konuyla ilgili
değil- geçiştirdi konuyu. Acaba Libya Trablustaki Hükûmet ya da
Mutabakat Hükûmeti Bu askerî iş birliği anlaşmasını
da eş zamanlı imzalarsanız ben bunu dönüşte
onaylarım. dedi mi, demedi mi? Ve bu askerî iş birliği
anlaşması, demin anlattığım bu çok parçalı, çok
tehlikeli yapı içerisinde Türkiyeyi Suriye gibi birtakım
yanlış koalisyonların içine çekecek mi çekmeyecek mi?
Bunları lütfen düşünün. Bir hata yapıldı, çıkmaya
çalışıyoruz, çıkmaya çalıştıkça
batıyoruz. Kara komşumuz olmasa bile Libyada aynı
yanlışın içine mi giriyoruz? Biz, yine aynı gruplara,
radikal gruplara birtakım destekler, sınırsız destekler,
politik destekler, lojistik destekler sağlama konusunda Suriyedeki
yanlışları Libyada devam mı ettireceğiz?
Değerli arkadaşlarım, bunun için,
bizim bundan sonrasında da çok dikkatli olmamız gerekiyor. Soru
açık: Trablustakiler, bunu geçerli kılmak için güvenlik ve askerî
iş birliği anlaşmasının imzalanması
şartını koştu mu Türkiyeye?
Baştan söylüyorum, çarpıtmaya mahal
vermeyelim: Türkiye'nin, gecikmiş de olsa bu muhtırayı Meclise
getirmesi, anlaşma yapması olumludur, Cumhuriyet Halk Partisi olarak
bunu tam olarak destekliyoruz ama muhatabımızı tarif ediyorum,
risklerini tarif ediyorum, bundan sonra gelebilecek yan anlaşmalarla
Türkiye'nin başka yerlere çekilebileceğini ifade ediyorum ve
Türkiye'nin maalesef içine sürüklendiği yalnızlık konusunda bu
bir ilaç değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin Sayın Koç.
AHMET HALUK KOÇ (Devamla) Değerli
arkadaşlarım, muhalefet olarak uyarılarımızı
Suriye konusunda da yapmıştık -o zaman da parti sözcüsüydüm-
2011den itibaren 3 cilt konuşmuşuz. Şimdi dönüp bakıyorum
arada bir, şeyini çıkardım, Suriye konusunda söylediğimiz hiçbir
şeyde hata yapmamışız, hiçbir şeyde hata
yapmamışız. Bunların bir kısmını
deklarasyonla, bir kısmını mektupla Hükûmet yetkililerine de
iletmiştik. Geldiğimiz noktada Biz biliriz, biz ederiz
O
söylemleri tekrar etmek istemiyorum. Onun için, Türkiye bugün
NATO
toplantısına filan girmeyeceğim yani 3, 4 liderle fotoğraf
vermek bir başarı değildir. Türkiye'nin haklı tezlerinin
siyasi karşılığını alabilmek
başarıdır. (CHP sıralarından alkışlar)
Maalesef, bu konudaki eksikler de ortadadır. Hiç kendimizi aldatmayalım,
burası Türkiye Cumhuriyeti devletinin Parlamentosu, hiç kendimizi
aldatmayalım, eksiklerimizi görelim,
yanlışlarımızı görelim.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Koç.
AHMET HALUK KOÇ (Devamla) Aynı yanlışlarda
ısrar ederseniz Türkiyeye kötülük yaparsınız. Aynı
yanlışlarda ısrar ederseniz Türkiyeyi içine
düşürdüğünüz yalnızlıktan çıkarmanız mümkün
değildir. Mısır, İsrail, Suriye buna birer örnektir
bölgede. Cansiparane savunduğumuz Filistin bile bu koalisyonun
ortağı olabilmektedir, gerisini siz düşünün.
Bu Muhtıranın onaylanması için
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olarak uyarılarımızı
yapıyoruz, tespitlerimizi yapıyoruz. Türkiye'nin ulusal
çıkarları doğrultusunda da Grup olarak olumlu oy vereceğimizi
ifade ediyorum.
Saygılarımı sunuyorum. (CHP ve
İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Söz sırası Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili, Denizli
Milletvekili Sayın Cahit Özkanda. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Süreniz yirmi dakika Sayın Özkan.
AK PARTİ GRUBU ADINA CAHİT ÖZKAN (Denizli)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Türkiye ile
Libya Hükûmeti arasında imzalanan deniz yetki alanının
sınırlandırılmasına ilişkin uluslararası
anlaşmayı görüşmek üzere bir araya geldik.
Tabii, mesele, uluslararası hukuk,
uluslararası ilişkiler dediğimiz, bizim, devlet olarak, her
zaman yurtta sulh, cihanda sulh anlayışıyla bölgesel ve
küresel barışı inşa etmek ve insanların, toplumların,
milletlerin, halkların kendi ekonomik kaynaklarını kendilerinin
kullanacağı, adil, hakça paylaşıma dayalı
uluslararası bir hukuk anlayışını egemen
kılmaktır. Onun içindir ki Sayın
Cumhurbaşkanımızın BM Zirvesinde sürekli ifade ettiği
Dünya 5ten büyüktür. anlayışı, dünyanın bütün
kurallarının, uluslararası bütün ilişkilerin 5 ülkenin -ki
bunlar sadece 5 silah üreticisi ülkedir- iki dudağı arasına
bağlanamayacağının ilanıdır. Kaldı ki bugün
uluslararası statükoya baktığımız zaman, maalesef,
hemen sınırımızın ötesinde, Akdenizde ve gönül
coğrafyamızda yanan ateş, buralarda yaşanan acılar,
ızdıraplar, evlerinden, yurtlarından edilen insanlar ve göçe
zorlanan milyonlarca mazlum halklar, bunlar maalesef dünyayı 5ten ibaret
sayan bir uluslararası statükonun, bir Birleşmiş Milletlerin,
birleşmiş silah üreticileri birliğinin ortaya koyduğu
sonuçtur. İşte onun için diyoruz ki: Uluslararası hukuk, sadece
güce dayalı değil aynı zamanda hakça adil paylaşıma
dayalı bir şekilde yeniden inşa edilmek zorundadır. Onun
için bugün kutsal Meclis çatısı altında -görev yaptığımız
aziz milletimizi tarihî görevine yeniden çağırarak- gönül
coğrafyamızı, Orta Doğuyu, Balkanları, Akdenizi ve
bütün dünyayı yeniden adalete uygun, uluslararası hukuka uygun inşa
için mücadelenin eşiğindeyiz.
Konuştuğumuz uluslararası
anlaşma, sadece maddelerin görüşülmesinden veya kâğıda
damlatılan birkaç mürekkep damlasından ibaret değildir.
Uluslararası ilişkiler ve uluslararası hukuk, bilindiği
üzere, çıkar çatışmasına dayanan ve her şeyden önce,
güçle hayat bulan bir alandır. Eğer sizin diplomatik olarak gücünüz
yoksa Masada oturalım, devletlerle ikili diplomatik ilişkilere
girelim, ondan sonra bütün uluslararası hukuktan kaynaklanan
haklarımızı güvence altına alırız. diye bir
anlayış yok. Onun için -on yedi yıl evvel- Sayın
Cumhurbaşkanımız liderliğinde bu ülkeye, bu millete hizmet
etme sorumluluğunu aldığımızdan bugüne kadar
uluslararası hukukun en önemli unsuru olan güç
anlayışını yani adalete, hukuka, barışa dayanan
bir uluslararası hukuk inşa etmek için öncelikle milletimizin
ekonomik olarak -ihracat olarak, üretim olarak- savunma sanayisiyle
güçlenmesini hedef aldık. Bakınız, 500 milyar dolar ihracat
hedefi dünya ticaret hacminin yüzde 10u yani 50 trilyon dolar olacak olan öyle
bir beklenti vardı. Dünya ticaret hacminden yüzde 1 pay ne kadara tekabül
ediyor? 500 milyar dolar. O zaman dedik ki: 500 milyar dolar hedefe doğru
koşmalıyız. Baktık ki dünyadaki daralma 25 trilyon dolarla
kaldı. O zaman 250 milyar dolarla 2023teki hedefimize koşmak
zorundayız.
Kıbrıs Barış Harekâtı
başladığı zaman bütün uluslararası toplum, saatler
içinde harekete geçerek dediler ki: Ambargo. Tekrar böylesi bir süreçle
karşı karşıya kalmamak için yerli ve millî savunmamız
olacak dedik ama hiçbir zaman masadan kalkmadan diplomatik görüşmelerimizi
de hamdolsun sürdürdük. İşte, bölgesel ve küresel
çıkarlarınızı hayata geçirebilmek için önce kendi gücünüze
sahip olacaksınız, milletinize güveneceksiniz, milletinizle beraber
insan kaynaklarınızla uluslararası toplumda
hakkınızı, hukukunuzu savunacaksınız. İşte
bu bağlamda, 2002de AK PARTİ hükûmetleri göreve geldiği zaman
önünde bir Kıbrıs sorunu vardı, bunu göz ardı ediyoruz.
Uluslararası hukuktan biraz kalem çalan, biraz okuyup yazan, çizen herkes
bilir ki 2002-2003lü yıllarda Türkiye, Kıbrısta
uluslararası toplum nezdinde büyük bir sorunla karşı
karşıyaydı. Neredeyse uluslararası toplumdan tamamen tecrit
edilebilecek bir noktadaydık ve Kıbrıs Barış
Harekâtıyla başlayan süreçte Türkiyenin uluslararası hukuku
ihlal ettiği gerekçesiyle önümüze sürekli tezler getirenler, 2003teki
liderlikle Annan Planı
Mademki birlikte yaşama kültüründen
bahsediyorsunuz, mademki uluslararası hukukta barıştan
bahsediyorsunuz, gelin masaya oturun, Kıbrıstaki birlikte
yaşama inancını hayata geçirelim ve Annan Planı Nisan
2004te halkoyuna sunuldu, Türk kesiminin yüzde 65 oranında Evet. ve Rum
kesiminin yüzde 76 oranında Hayır. demesiyle reddedildi ve o tarih,
bütün uluslararası hukukun ve Türkiye'nin uluslararası alandaki
çıkarlarının tarihî bir dönemeci noktasına geldi. Bugün, Türkiye,
uluslararası alanda pek çok tartışmada Kıbrıs
antiteziyle karşı karşıya kalmıyor. Niçin? Liderlikle,
cesaretli kararlarla, ülkesine ve milletine olan inançla. İşte
arkasından Orta Doğuda da aktif rol aldık. Kimse masada size
diplomatik görüşmelerle, mekik diplomasileriyle vermez.
Görüştüğümüz yasa, evet, bir sözleşmedir, bir
anlaşmadır, bir mutabakattır ama işin buraya gelişi
her şeyden önce Türkiye'nin uluslararası alanda artan nüfuzu
sayesinde olmuştur. Bunun altını çizmek lazım.
Bakınız, yıl 1911, 1912 yani tarihin
çok hızlı aktığı dönemler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk,
Bingazide, o coğrafyada, o bölge halkının -ki o zaman
Osmanlı coğrafyası- barışını, huzurunu
egemen kılmak için, o bölge halkının çıkarlarını
kendi savunmasıyla gerçekleştirmesi için bir mücadele
başlatıyor, aynen 1919da Samsunda yaktığı
ateşle kurtuluş ve kuruluş mücadelesinde olduğu gibi.
Elbette 1911 ve 1912deki o mücadele maalesef uzun mücadelelere gebeydi, çok
acılar çekildi.
Bakın, hani biz diyoruz ya, evet,
bayrağımıza, milletimize, vatanımıza ve devletimize
sahip çıkacağız
18inci yüzyılın sonlarında,
19uncu yüzyılın başlarında ta Fastan, Cezayirden
başlayarak, adım adım, aşama aşama, o coğrafyada
her bir millete, her bir halka Arap Birliği adı altında kendi
ulusal birliklerini oluşturmak ve bu sayede de kendi ekonomik
kalkınmalarını gerçekleştirmek vaadiyle maalesef tek tek
ihanet tohumları ekildi. Gazi Mustafa Kemal Atatürkün Bingazideki,
Trablustaki o mücadelesi işte böylesi fitne tohumlarıyla mücadele
olarak başladı. Arkasından, adım adım, aşama
aşama Tunus, Libya, Mısır, Yemen, Suudi Arabistan, Şam,
Bağdat, yine Balkanlarda o fitne tohumları tek tek ekilmeye devam
edildi. Maalesef bugün de kuzey Suriyede yapılmaya
çalışılan o terör devleti oluşumu da o silsilelerden
ayrı bir şey değildir. İşte biz diyoruz ki: Bu ülkede,
bu coğrafyada, gönül coğrafyamızda her halk, her millet kendi
yer altı kaynaklarını, kendi yer üstü kaynaklarını,
ekonomik kaynaklarını ancak ve ancak kendisi kullanır. Onun
için, Birleşmiş Milletler statüsündeki dünyayı 5ten ibaret
sayan anlayışa karşıyız. Bugün dünyada kanı,
gözyaşını egemen kılan ve sadece gönül
coğrafyamız İslam dünyasında, Türk coğrafyasında
değil, bütün mazlum halklar nezdinde ortaya konulan uluslararası
statüko maalesef, böylesi hastalıklı bir zihniyetin ürünüdür. Onlarla
mücadele edeceğiz. Nerede? Masada da mücadele edeceğiz, sahada da,
alanda da mücadele edeceğiz.
İşte, bugün hem sahada hem de alanda
yapmış olduğumuz o başarılı mücadelelerin verimli
bir neticesi olan Türkiye-Libya arasındaki deniz yetki alanının
sınırlandırılmasına ilişkin uluslararası
anlaşmayı görüşüyoruz. Biz bugün Mecliste buna destek veren
bütün siyasi parti gruplarına yürekten teşekkür ediyoruz.
Eleştirileriniz olabilir ancak bu eleştirilerin de yarın BM
nezdinde, uluslararası hukuk nezdinde bu anlaşmaya karşı
yapılacak itirazlara da Türk Meclisinden bir referans olmaması
temennisini ediyoruz. Çünkü bu Mecliste bu anlaşma aleyhine bir
yanlış, bir eksiklik bahanesiyle yapılan itirazlar yarın
uluslararası hukukta yine bizim ülkemizin önüne bir sıkıntı
olarak getirilebilir. Ne olur getirilirse? Bugüne kadar
yaptığımız gibi sahada ve masada nasıl mücadele
ediyorsak Allahın izniyle onları da tek tek aşarak yolumuza
devam etmesini de biliriz.
Evet, nedir bu deniz yetki alanının
sınırlandırılmasına dair münhasır deniz
alanının inşası? Bu çok önemli. Bu, mavi vatandır.
Yani Türkiye-Libya arasında Akdenizin tam ortasından ve Güney
Kıbrısı da aşağısından tamamen içine alacak
şekilde serbest ticaret alanı inşa edilecek, silaha,
savaşa, kana, gözyaşına bağlı olarak değil,
bölgesel ve küresel barışı inşa edecek, ülkemizin
çıkarları güvence altına alınırken bütün bölge
halklarının hakkını da güvence altına alacak bir
çalışmadır.
Tabii, Türkiye diplomatik olarak yapmış
olduğu bu çalışmaları bir anda gerçekleştirmedi, hem
uluslararası hukukla hem de sahadaki çalışmalarıyla
yaptı.
Türkiye, Doğu Akdenizdeki en uzun
kıyı sınırına sahip ülkedir, Doğu Akdenizde
bizden daha uzun sınıra sahip bir ülke, bir devlet yok. Türkiye,
Uluslararası Adalet Divanının içtihadı başta olmak
üzere, uluslararası hukuka uygun olarak bölgedeki adaların,
Türkiye'nin ana karasının yarattığı deniz yetki
alanlarını engellemeyeceği görüşünü her daim ifade
etmiştir ve bu yaklaşımı Uluslararası Adalet
Divanında ve BM nezdinde de her zaman kabul görmüştür. Bu
anlayışla, ülkemizin kıta sahanlığı, Türkiye ve
Mısır arasındaki ortay hattı 28inci doğu
boylamının batısına kadar takip eder ve bölgeye bakan
adaların kara sularının dış sınırlarına
kadar uzanmaktadır.
Doğu Akdenizdeki yetki alanları
sınırlandırılmadan tek taraflı eylemlerden
kaçınılması ve Türkiye'nin, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinin haklarının ve çıkarlarının ihlal
edilmemesi gerektiği bölgedeki paydaşlara müteaddit defalar ifade
edilmiştir. Ancak tüm girişimlerimize rağmen, iyi niyetimize
rağmen, maalesef, Türkiyeye deniz sınırları dayatmaya
çalışan tek taraflı eylemler var olagelmiştir. Bu noktadan
hareketle, Doğu Akdenizdeki kıta
sahanlığımızın sınırlarına ilişkin
pozisyonumuz ilk olarak 2004 yılında Birleşmiş Milletlere
bildirilmiş, son olarak 13 Kasım 2019da BMye
yaptığımız bildirimde de deniz
sınırlarımızın bölgeye bakan adaların kara
sularına kadar uzandığı kayda geçirilmiştir.
Adaların, Türkiye kıyı şeridinin projeksiyonunu kesici ve
kıta sahanlığını engelleyecek bir etki
oluşturmayacağı BM makamları nezdinde teyit edilmiş,
bildirilmiştir. Bu anlayışla, 2011 yılında Türkiye ile
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasında imzalanan kıta
sahanlığının sınırlandırılmasına dair
anlaşma bu defa Türkiye ile Libya arasında
gerçekleştirilmiştir. Bölgede imzaladığımız
ikinci sınırlandırma anlaşması olan BM Mutabakat
Muhtırası dün ve bugün Dışişleri Komisyonumuzda
görüşülmüş ve Genel Kurulda -bugün olduğu gibi- görüşmeye
açılmıştır.
Doğu Akdenizde deniz yetki
alanlarının belirlenmesi için Güney Kıbrıs Rum Yönetimi
hariç tüm bölge ülkeleriyle görüşmeye hazır olduğumuz,
uluslararası topluma ilan edilmiştir. Türkiye, Libyayla bu mutabakat
muhtırasını imzalayarak esasen Doğu Akdenizde deniz yetki
alanlarıyla ilgili pozisyonunu daha somut bir şekilde ortaya
koymuştur. Türkiye -geçmişte olduğu gibi-
tanıdığı ve diplomatik ilişkilere sahip olduğu
tüm kıyıdaş ülkelerle deniz yetki alanlarının
hakkaniyetle, adaletle sınırlandırılması dâhil olmak
üzere çözüm bekleyen her türlü meseleye dair adil, hakça ve
barışçıl çözümün tesisine tam destek vermeye hazırdır.
Tabiatıyla,
tanımadığımız Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle
bir anlaşma imzalanması veya müzakerelerde bulunulması mümkün
değildir. Bu bakımdan, Kıbrıs sorununun çözümünden önce
adanın deniz yetki alanlarına ilişkin bir anlaşmaya
varılması ve nihai görüntünün tamamlanması mümkün
olmayacaktır.
Doğu Akdenizde deniz yetki
alanlarının sınırlandırılması konusunda
ülkemiz, diyaloğu ve barışçıl çözümleri
dışlamadan, uluslararası hukuk ve uluslararası
meşruiyet çerçevesinde tutum ve politikalarını sürdürmeye,
bölgede hem kendisinin hem de Kıbrıs Türklerinin hak ve
çıkarlarını korumaya devam edecektir. Libyayla
imzaladığımız mutabakat muhtırası bu
politikamızın önemli işaretlerindendir.
Tabii, yapılan bu anlaşma, pek çok
ülkenin, bugüne kadar Orta Doğuyu ve bölge halklarını zulmün,
gözyaşının, yerlerinden yurtlarından edilme hadisesinin
sebebi olan ülkelerin dikkatinden kaçmamaktadır. Onların tek bir
derdi var -işte Deyrizordaki petrol yataklarıyla ilgili gerekli
güvenceleri aldığını ifade eden tweetlerde de olduğu
gibi- O coğrafyada da bölge halkları kazanmasın, bu
coğrafya -gönül coğrafyamız- huzura ve refaha
kavuşmasın. diyen bir anlayış, zihniyettir. Onlarla
mücadelemiz devam edecek. Bakınız, Dünya 5ten büyüktür.
Anlayışını inşallah, adaletle, hakça yönetilen
Ben
güçlüyüm, istediğimi yaparım. anlayışıyla yönetilen
bir uluslararası statükoyu ortadan kaldırana kadar bu mücadelemize devam
edeceğiz.
Gerek Komisyon aşamasında gerek bu
uluslararası sözleşmenin hazırlanması aşamasında
emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyoruz; bütün
bürokratlarımıza, Dışişleri Bakanlığımıza
ve yine aynı şekilde Dışişleri Komisyonumuza yürekten
teşekkürlerimizi ifade ediyoruz. Tabii, son olarak, belki başta
yapmış olduğumuz teşekkürü Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğana yapmak
zorundayız.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Tabii, kesin, mecbur!
CAHİT ÖZKAN (Devamla) Bu, bir
liderliğin, bir kudretin, bir güçlü mücadelenin eseridir. Sadece
anlaşma değildir yani aysbergin üzerinden bahsetmiyoruz, altta,
devasa, ülkesi ve milletiyle sürdürülen mücadelenin eseri bir
başarıyı bugün burada konuşuyoruz. Ülkemize, milletimize hayırlar
getirsin. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Cumhurbaşkanımıza yürekten
teşekkür ediyoruz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) 2 oldu Cahit, 3
olması lazım! Cumhurbaşkanına bir teşekkür daha,
Allahın hakkı 3tür. Allahın hakkı 3tür, bir
teşekkür daha lazım.
CAHİT ÖZKAN (Devamla) Emeği geçen
herkese teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla sevgiyle
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZTUNÇ (Kahramanmaraş) Bir
teşekkür daha gelirse Cahit ağabey, bakan olursun!
BAŞKAN Teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlar, 4-5
arkadaşımız 60a göre bir söz talebinde bulunmuş,
onları bir değerlendireyim. Ancak, sisteme girmeyelim, oylama
yapacağımız zaman kesilecek, daha sonra girin, 60a göre
talepleri ondan sonra değerlendireceğim.
Sayın Çakır
Yok.
Sayın İmir
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
55.-
Şırnak Milletvekili Nuran İmirin, Adli Tıp Kurumu raporuna
rağmen cezaevinde tutulan Emine Aydoğanın vefat ettiğine
ve yas tutma hakkının, kendi inanç biçimine göre gömülme
hakkının ihlal edildiğine ilişkin açıklaması
NURAN İMİR (Şırnak)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Unutulmasın istiyoruz
Emine Aydoğan bir
seçilmişti, 65 yaşında cezaevine konuldu. Ağır
hastaydı ve Adli Tıp raporuna rağmen cezaevinde tutuluyordu. Ne
yazık ki birkaç gün önce yaşamını yitirdi. Cenazenin
defnedileceği mezarlık girişinde GBT uygulaması
yapılıyor ve sevenlerinin girişi engelleniyordu. Bu
yetmezmiş gibi, Kızıltepe Kayyumu taziye yerinin
kullanılmasına bile izin vermemiştir. Yas tutma hakkı,
kendi inanç biçimine göre gömme hakkı ihlal edilmiştir. Bu
engellemeler ne yazık ki ne hukuki ne de insanidir, bunu belirtmek
istedik.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Coşkun
56.-
Muş Milletvekili Şevin Coşkunun, Halkların Demokratik
Partisine yönelik gözaltı ve tutuklamaların sistematik olarak devam
ettiğine, demokratik siyasetteki ısrarlarının ve
mücadelelerinin devam edeceğine ilişkin açıklaması
ŞEVİN COŞKUN (Muş)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Birçok ilimizde olduğu gibi seçim bölgem
Muşta da partimize yönelik gözaltı ve tutuklamalar sistematik olarak
sürüyor. Hukuksuzca görevden uzaklaştırılan 9 il genel meclis
üyemizden Mehmet Demir ve Şakir Tuğrul bu sabah gözaltına
alındı. Geçen hafta da önceki dönem 2 il genel meclis üyemiz
tutuklanmıştı. Partimize yönelik gözaltı ve tutuklamalarla
bir yere varamazsınız. Bu hukuksuz ve keyfî uygulamalardan vazgeçin.
Demokratik siyasette ısrarımız ve mücadelemiz her şeye
rağmen devam edecektir.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Karadağ
57.-
Iğdır Milletvekili Yaşar Karadağın, Iğdır
Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinin kurulmasını
sağlayan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan
olmak üzere emeği geçen yetkililere teşekkürlerini sunduğuna
ilişkin açıklaması
YAŞAR KARADAĞ (Iğdır)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Göreve geldiğimiz günden itibaren
Iğdır Üniversitesinin daha kapsamlı hâle getirilmesinin ilimiz
açısından önemini, katıldığımız her
platformda yetkili mercilere dile getirdik. Bu bağlamda taleplerimizin
değerlendirilerek Iğdır Üniversitemizde Sağlık
Bilimleri Fakültesinin kurulması bizi ziyadesiyle mutlu etmiştir. Bu
fakültenin hem Iğdırımıza hem de ülkemize
hayırlı olmasını diliyor, taleplerimizi dikkate alarak
Iğdır Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinin
kurulmasını sağlayan başta Cumhurbaşkanımız
olmak üzere emeği geçen tüm yetkililere teşekkürlerimi sunuyorum.
BAŞKAN Sayın Fendoğlu
58.-
Malatya Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlunun, Malatya ili
Doğanşehir ilçesi Elmalı Mahallesi ile Malatya-Gaziantep yolu
üzerinde bulunan Savaklı Mahallesinde yaşanılan sorunlara, Doğanşehir-Kapıdere
yolunun yenilenmesi gerektiğine, Kapıdere, Göldere, Küçüklü köyleri
ile Kahramanmaraş ili Tatlar köyünün olduğu bölgede yaşayan
halkın taleplerine ilişkin açıklaması
MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) Teşekkür
ederim Başkanım.
Malatya Doğanşehir ilçemiz Elmalı
Mahallesinde kadastro çalışmalarıyla ilgili
sıkıntılar nedeniyle vatandaşlar tapularını
alamamış ve tapularını alamadıkları için de
tarımsal faaliyetlerini yapamamaktadır.
Malatya-Gaziantep yolu üzerinde bulunan Savaklı
Mahallesinde ana yolda aydınlatma olmadığından, mahalleyi
ikiye bölen kara yolundan dolayı karşıdan karşıya
vatandaşların geçmesi için geçide ihtiyaç vardır.
Doğanşehir-Kapıkale yolunun yenilenmesi gerekiyor ve bu
hattın eski İpek Yolu üzerinden tekrardan açılması önem arz
etmektedir.
Kapıdere, Gövdeli, Küçüklü ve
Kahramanmaraşın Tatlar köyünün olduğu bölgede kanalizasyon
temiz suya karışıyor. Buradaki halkın foseptik ve
arıtma kanalı talebi vardır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Gülüm
59.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülümün, Cezayirin Bechar şehrinde
Kayı Holding tarafından yapılan askerî hastane
inşaatında çalışan Türk işçilerin birikmiş
ücretlerini alamadıkları gerekçesiyle grev yaptığına,
İstanbul ili Adem Çelik Şirketler Grubu Avalon şantiyesinde
çalışan işçilerin hukuksuz şekilde işten
çıkarıldığına ilişkin açıklaması
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Direnişteki
işçilerden bahsetmek istiyorum. Kaya İnşaat Cezayirde askerî
hastane yapımında. Buradaki işçiler on üç aydır
maaşlarını alamamış durumda. Ofis personeli ise on
beş aydır maaş alamıyor. 140 Türkiyeli işçi ile
Pakistanlı, Vietnamlı işçilerin
çalıştığı bir inşaat sektöründen bahsediyoruz.
Rehin kalmış durumdalar. Ücretlerinin ödenmesi bir an önce
sağlanmalı.
Yine, İstanbulda Adem Çelik Şirketler
Grubu ve Beykent Üniversitesi Avalon şantiyesinde çalışan
inşaat işçileri hukuksuz bir şekilde işten
atıldılar. İşsizlik maaşı almaları da
engellendi. Kaçak çalıştırdığı işçilerin,
göçmen işçilerin ücretlerini elden veren bir patron, buna dair çokça
şikâyet olmuş olmasına rağmen soruşturma geçirmiyor.
Yine, patron, işçilerin üzerine aracını sürmüş,
işçileri yaralamaya çalışmış olmasına rağmen
bu da soruşturma konusu yapılmıyor.
BAŞKAN Peki, teşekkür ederim.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
2.-
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti
ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz
Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi (2/2420) ve
Dışişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 146) (Devam)
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, teklifin
tümü üzerinde soru-cevap işlemi yok.
Maddelerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmiştir.
1inci maddeyi okutuyorum:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
HÜKÛMETİ İLE LİBYA DEVLETİ ULUSAL MUTABAKAT HÜKÛMETİ
ARASINDA AKDENİZDE DENİZ YETKİ ALANLARININ SINIRLANDIRILMASINA
İLİŞKİN MUTABAKAT MUHTIRASININ ONAYLANMASININ UYGUN
BULUNDUĞUNA DAİR KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- (1) 27
Kasım 2019 tarihinde İstanbulda imzalanan Türkiye Cumhuriyeti
Hükûmeti ile Libya Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde
Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının onaylanması uygun
bulunmuştur.
BAŞKAN Madde üzerinde söz talebi? Yok.
Soru-cevap işlemi yok.
1inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
1inci madde kabul edilmiştir.
2nci maddeyi okutuyorum:
MADDE 2- (1) Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
BAŞKAN 2nci madde üzerinde söz talebi? Yok.
Soru-cevap işlemi yok.
2nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
2nci madde kabul edilmiştir.
3üncü maddeyi okutuyorum:
MADDE 3- (1) Bu Kanun
hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.
BAŞKAN Madde üzerinde söz talebi? Yok.
Soru-cevap işlemi yok.
3üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
3üncü madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, teklifin tümü
açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama cihazıyla
yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, oylama için üç dakika
süre vereceğim. Bu süre içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik
personelden yardım istemelerini, bu yardıma rağmen de sisteme
giremeyen üyelerin oy pusulalarını oylama için öngörülen üç
dakikalık süre içinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum.
Değerli milletvekilleri, bir uyarıyı
tekrar hatırlatayım: Sisteme giremeyen arkadaşlarımız
pusula gönderdiği zaman lütfen salondan ayrılmasınlar. Pusula
gelip de burada bulunmamak bence önemli bir kusur. Bunu ilan edelim, herkes de
duyar. Lütfen dikkatli olun.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylama yapıldı)
BAŞKAN Sayın Ok? Burada.
Sayın Bayram? Burada.
Sayın Özdağ? Burada.
Sayın Fatih Şahin? Burada.
Sayın Sezgin? Burada.
Sayın Çelik? Burada.
Değerli milletvekilleri, Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti ile Libya
Devleti Ulusal Mutabakat Hükûmeti Arasında Akdenizde Deniz Yetki
Alanlarının Sınırlandırılmasına
İlişkin Mutabakat Muhtırasının
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifinin
açık oylama sonucunu okuyorum:
Kullanılan oy sayısı : 306
Kabul :
293
Ret :
13 (x)
Kâtip
Üye Kâtip
Üye
Emine
Sare Aydın Yılmaz Barış
Karadeniz
İstanbul Sinop
Böylece teklif kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Değerli milletvekilleri, birleşime on
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.21
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 19.42
BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK
KÂTİP
ÜYELER: Barış KARADENİZ (Sinop), İsmail OK (Balıkesir)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
Bir söz talebiniz var Sayın Yılmazkaya,
size bir söz verelim.
Sayın Yılmazkaya, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
60.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkayanın, zor durumda olan
fıstık üreticileri için Tarım ve Orman Bakanının
gerçekçi adımlar atmasını beklediklerine ilişkin
açıklaması
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Gaziantepin yeşil altını Antep
fıstığının bu yıl yok yılı olması
dolayısıyla rekolte oldukça düşük. Fıstık
üreticilerimiz artan girdi maliyetleri yüzünden ürününden kâr edemediği
gibi aksine çoğu zararda. Mazot, gübre ve işçilik maliyetlerinin
yüksek olması üreticilerimizi zorluyor. Stokçulardan dolayı
fıstık fiyatları aldı başını gidiyor ancak
üretici dertli. İyi Tarım Uygulamaları destekleri ne yazık
ki üreticilerimizin yüksek girdi masraflarına yetmiyor. İyi
Tarım Uygulamaları desteklerinin özellikle böyle
sıkıntılı dönemlerde daha fazla artırılması
ve bu konuda üreticilerimiz lehine gerekli düzenlemelerin yapılması
gerekmektedir. Sulama sorunu çözülürse üreticilerimiz de gerçek anlamda rahat
bir nefes alacak, rekolte de artacaktır. Fırat Nehrinin sulama
sorunu çözümü için alternatif bir yol olacağını
Bakanlığın ve ilgili kurumların dikkatine sunuyor, bu
konuda gerçekçi adımların atılmasını bekliyoruz.
Saygılarımla.
BAŞKAN Sayın Çakır
61.-
Erzincan Milletvekili Burhan Çakırın, Vodafone Arenada oynanacak
olan Ziraat Türkiye Kupası 5. Tur ilk maçında Anagold 24 Erzincanspor
ile Beşiktaşa başarılar dilediğine ilişkin
açıklaması
BURHAN ÇAKIR (Erzincan) Teşekkür ederim
Başkanım.
Bu akşam saat 20.45te Vodafone Arenada
oynanacak olan Türkiye Kupası 5. tur maçında ülkemizin 2 güzide
takımı olan Beşiktaş ile 24 Erzincanspor müsabakasında
her 2 takıma da başarılar diliyorum.
Ayrıca 3. Lig 1inci Grupta lider olan 24
Erzincansporumuza ligde başarılar dilerken tüm taraftarlara,
futbolculara, teknik heyete, Yönetim Kuruluna ve özellikle son
Başbakanımız Sayın Binali Yıldırıma, tüm
Erzincan halkına desteklerinden dolayı herkese ayrı ayrı
teşekkür ederken inanıyorum ki sezon sonunda 24 Erzincansporumuz
şampiyon olacaktır diyorum. Ekranları başında bizi
izleyen bütün hemşehrilerimize saygılar sunar, herkese
hayırlı akşamlar dilerim.
Sağ olun Başkanım.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, 3üncü
sırada yer alan, Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
ve İçişleri Komisyonu Raporunun görüşmelerine
kaldığımız yerden devam edeceğiz.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144) (x)
BAŞKAN Komisyon? Yerinde.
3/12/2019 tarihli 25inci Birleşimde İç
Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin ikinci bölümünde yer alan 31inci maddenin
önerge işleminde kalınmıştı.
Değerli milletvekilleri, 31inci madde üzerinde
4 önerge bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık
sırasına göre okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
31inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Seyit
Torun Nihat
Yeşil Ahmet
Kaya
Ordu Ankara Trabzon
İsmail
Atakan Ünver Abdurrahman
Tutdere Yaşar Tüzün
Karaman Adıyaman Bilecik
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Ordu
Milletvekilimiz Sayın Seyit Torun. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Torun.
SEYİT TORUN (Ordu) Teşekkür ederim
Sevgili Başkanım.
Sayın Başkanım, değerli
arkadaşlar; dün Orduda bir acı yaşadık, gencecik bir
çocuğumuzu, bir evladımızı toprağa verdik. 20
yaşındaydı Ceren, daha hayatının
baharındaydı ama maalesef, uğradığı bir
saldırı sonucu hayatını kaybetti. Öncelikle ailesine,
yakınlarına, bütün hemşehrilerime
başsağlığı diliyorum.
Ceren benim oğlumun yaşındaydı
ve gelecekle ilgili birçok hayalleri vardı. Cerenle birlikte hayaller de
öldü, umutlar da öldü, insanlık da öldü, sevgi de öldü.
Cerenin yarın doğum günüydü. O doğum
gününü kutlamanın heyecanını yaşıyordu
arkadaşlarıyla, kutlama programı yapıyordu. Annesi,
babası da o güne hazırlanıyordu. Hiçbir şeyden habersiz
evine gitmek için yola çıktığında belki evde günün
yorgunluğunu atmak için veya derslerini çalışmak için planlar
yapıyordu ama bir katil, cezaevinden kaçan, firar eden bir katil, on
altı yıl hapiste yatmış ve iyi hâlden dolayı açık
cezaevine alınmış bir cani firar etti ve Cerenimizi hayattan
kopardı.
Aslında -demin söylediğim gibi-
insanlık öldü, kadınlık öldü, gençlik öldü. Suçsuz, günahsız
bu yavrumuz evinin önünde ve kardeşinin gözü önünde öldürüldü.
Aslında beni öfkelendiren, düşündüren, bu katiller, bu kadın
düşmanları bu cesareti nereden buluyor? Bu insanlar, bu caniler
hapisten kaçıp nasıl iki gün boyunca
vatandaşlarımızın arasında dolaşıyor?
Kaçtığı biline biline, seri bir katil olduğu,
geçmişinde de çok fazla cinayetin olduğu bilindiği hâlde
nasıl bulunamıyor, akıllara durgunluk verici bir olay.
Hep beraber bu bataklığı kurutmak
zorundayız. Ceren hepimizin evladıydı, o yaşta birçoğumuzun
evladı var. Ceren aslında hepimizin üzerinde hassasça durması
gereken, bu konunun çözümüyle ilgili, bu bataklığın
kurutulmasıyla ilgili mutlaka birlikte bir karar almamız gereken bir
konu.
Biz kadınlarımızın,
gençlerimizin günün her saatinde, her dakikasında rahatlıkla, özgürce
dolaşmasını istiyoruz; korkmadan, çekinmeden günün her saatinde
özgürce her ortamı kullanmasını istiyoruz. Özgürlüğü ve
hayatı yaşamayı her yerde, her zaman savunacağız.
Bakın değerli arkadaşlar, gözü
yaşlı anne Gülfer Özdemir ne diyor: Psikopat birisi cezaevinden
bırakılır mı? O zaman bunu bırakan da suçlu, hepimiz
suçluyuz. Eğitim sistemi düzelsin, sevgi tohumu eksinler, insanlara
nefretle bakılmasın. Gözü yaşlı anne o acısına
rağmen ne kadar olgun bir ifade kullanıyor, ne kadar
birleştirici ve bütünleştirici.
Bakın, baba Yılmaz Özdemir de şöyle
diyor: O cinayetten yargılanan, cezaevinde açıkta yatıyorsa da
dışarıda insanlar kelepçeyle geziyor. Bunlara neden kelepçe
takılmadı? Firar edeceği bilinmiyor muydu?
Dışarıdaki adama kelepçe takılıyor, evine gidiş
geliş saati takip ediliyor ama içerideki adama izin veriyorsun, adam firar
ediyor.
Değerli arkadaşlar, tüm kadın
katillerini tekrar lanetliyorum. Sevgili Ceren, sevgili kızım, seni
unutmayacağız, seni unutturmayacağız. Doğum gününde
doğum gününü kutlamak isterdik ama seni rahmet ve minnetle anıyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP ve İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
31inci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan on
güne kadar ibaresinin on beş güne kadar şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ali
Muhittin Taşdoğan Ayşe
Sibel Ersoy Sefer Aycan
Gaziantep Adana Kahramanmaraş
Halil
Öztürk Hayati
Arkaz Erkan Haberal
Kırıkkale İstanbul Ankara
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Ankara
Milletvekilimiz Sayın Erkan Haberal. (MHP sıralarından
alkışlar)
Süremiz beş dakika Sayın Haberal.
ERKAN HABERAL (Ankara) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün bu kürsüden Ankaranın Sincan ilçesine
bağlı Yenikent Mahallesinin yaşadığı sorunlar
nedeniyle ilçe yapılma talebimizi ve sebeplerini sizlerle paylaşmak
istiyorum. Aslında Yenikent ilçesinde yaşanan sorunları 19 Nisan
2017 tarihinde Ankaranın köylerinin sorunlarını
anlattığım konuşmada değinerek bahsetmiştim. O
zaman Yenikent dertli, Yenikentin sıkıntıları var, Yenikentin
problemleri var, gelin Yenikentdeki problemleri hep beraber çözelim
demiştim. Ve sözlerime Yenikentin 100 bini aşan nüfusu olduğunu
fakat hastanesinin olmadığını, sağlık
ocağının akşam beşten sonra
çalışmadığını, büyük sıkıntılar
çekildiğini özellikle ulaşımda, bir nikâh salonunun dahi
olmadığını, Yenikentte polis karakolunun
olmadığını, Yenikentli gençlerimizin bir halı
sahasının dahi olmadığını, parkların
sarhoşların ve müptelaların maalesef tekelinde olduğunu
burada bağıra bağıra söylemiştim fakat neredeyse iki
sene geçti, bugüne geldiğimizde bu aynı problemlerin katlanarak devam
ettiğini görmekteyiz. Yenikentte Sayın Genel Başkan
Yardımcımız Ankara Vekilimiz Yaşar Yıldırım
Beyle yaptığımız ziyarette
vatandaşlarımızla görüşüp köylere gidip dertlerini ve
sıkıntılarını anladığımız zaman
Yenikentin mahalle statüsünde değil, ilçe statüsünde olması
gerektiğine karar verdik ve Milliyetçi Hareket Partisi Grubu olarak yasa
teklifini verdik. Çünkü Yenikent beldeydi. 2008 yılında çıkan
yasayla, aslında Türkiye genelinde yapılan bir yasanın
beldelerin özeline geldiğinde nasıl mağduriyetler
yarattığının bir sonucu olarak Yenikentin ilçe olması
kararını verdik. Bu teklifle, Yenikentin hak ettiği yere
tekrardan gelmesi ve Yenikentli hemşehrilerimizin daha rahat ve refah
içinde yaşamasını amaç bildik.
Buradan tekrarlamak isterim sayın
milletvekilleri: Yenikentin nüfusu 105 bin ama
baktığımızda, Ankarada çok daha az nüfuslu
yerleşimlerin ilçe statüsünde olduğu görülüyor. Bakınız,
Yenikentte akşam beşten sonra eczane yok çünkü mahalle statüsünde,
Sincana tabi, aynı sıralamanın içine giriyor, acil bir durumda
vatandaşlar Sincana gitmek zorunda kalıyor. Yenikentte hastane yok,
Yenikentte sadece 1 tane poliklinik var, bu poliklinik de akşam
beşten sonra kapalı. Yenikentliler hastalanmaktan korkuyor. Ambulans
otuz dakikadan önce Yenikente gelmiyor. Yenikentte polis karakolu yok, en
yakın polis merkezi kilometrelerce uzaklıktaki Sincanda. Bir olay
olduğu zaman vatandaşlar yardım alamamaktan şikâyetçi.
Bir de, Yenikentte -bence çok önemli bu- itfaiye
istasyonu yok. Allah göstermesin, bir yangın olduğu zaman bekle ki
Sincandan itfaiye gelsin. E, bir de, doğal olarak, akşam
trafiğini göz önünde bulundurursanız ciddi bir sıkıntı.
Yenikentte arazöz yok, vidanjör yok, bir sel baskını olsa, maalesef,
Sincandan gelmesi bekleniyor. Bunda Sincanın da bir kabahati yok.
Normalde -tekrarlıyorum- 2008de çıkarılan yasayla beldelerin
mahalle yapılması, mahalleye dönüştürülmesi Türkiye genelinde
belki fayda sağlamıştır ama beldeler özelinde
baktığımız zaman gerçekten ciddi mağduriyetler
yaşatmıştır.
Yenikentte iyi bir şeyler yok mu? Var.
Yenikent-Ayaş-Sincan yolu genişletiliyor ama ne kadar süreceği
belli değil. E, Yenikentte Başkentray Projesi başladı ama
dört yıl sonra bitecek, dört yıl daha vatandaşlarımız
bu sıkıntıyı çekmek zorunda kalacak.
Belediye hizmetlerine gelince, Yenikentte Sincan
Belediyesinin bir binası var ama malumunuz, merkezden yönetim yerelde
maalesef yeterli derece vatandaşlara fayda etmiyor ve daha pek çok
şey
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERKAN HABERAL (Devamla) - Sayın
Başkanım, takdir edersiniz ki az konuşan bir milletvekili olarak
müsamaha göstereceğinizi umuyorum efendim.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Devam edin.
ERKAN HABERAL (Devamla) Gerçekten, Yenikent
adına popülizm yapmıyoruz, yanlış ve gereksiz bir şey
de söylemiyoruz. Birçok nüfusu 100 bini aşan belediye il
yapılmışken, beldeler ilçe yapılmışken, biz
Yenikentin belde statüsünden mahalle statüsüne gelmesinin doğru
olmadığını sonuçları itibarıyla anlatıp ilçe
yapılması gerektiğini
Buradan taleplerimizi arz ediyoruz her
bir milletvekilimize.
Sayın İçişleri
Bakanlığı yetkilileri -Sayın Bakan
Yardımcılarım da burada olduğu için- özellikle
altını çizerek söylüyorum,: Yenikentte ciddi bir mağduriyet
vardır, Yenikentli vatandaşlarımız ciddi
sıkıntı içindedir. En önemli sorun ulaşımdır,
güvenliktir, hastalıktır ve burada Yenikent gerekli yardımı
maalesef alamamaktadır.
Bunun için, Milliyetçi Hareket Partisi olarak verdiğimiz
yasa teklifinin olumlu olarak yansımasını bekliyor,
saygılarımı sunuyorum efendim.
Teşekkür ediyorum. (MHP ve İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 31inci maddesinde geçen İçişleri
Bakanlığı tarafından ibaresinin İçişleri
Bakanlığınca olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Filiz
Kerestecioğlu Demir Kemal
Peköz Nuran
İmir
Ankara Adana Şırnak
Zeynel
Özen Hüseyin Kaçmaz Züleyha Gülüm
İstanbul Şırnak İstanbul
Ali
Kenanoğlu
İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) -
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Ali Kenanoğlu. (HDP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Kenanoğlu.
ALİ KENANOĞLU (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
31inci maddede Jandarma personelinin izin konusu
düzenleniyor, teknik bir konu. Tabii, kanun teklifinin geneli üzerinde grup
sözcülerimiz, konuya ilişkin bölüm üzerinde konuşan
arkadaşlarımız partimizin görüşünü ifade ettiler. Ben
burada güncel ve dile getirilmeyen bir konudan bahsedeceğim.
Ayhan Bilgeni hepimiz tanıyoruz, Ayhan Bilgen
bizim Kars Milletvekilimizdi ve Grup Başkan Vekilimizdi, 31 Mart
seçimlerinde Kars Belediye Eş Başkan adayımız oldu ve Kars
Belediye Eş Başkanlığını kazanarak Kars Belediye
Eş Başkanlığı koltuğuna oturdu. Şimdi,
buraya kadar her şey normal. Kars Belediyesini MHPli Belediye
Başkanından devraldı ve devraldığında 338 milyon
380 bin lira borçla devraldı ve kendisi bu borçla ilgili olarak, bu borcun
nasıl oluştuğuyla ilgili olarak bir iç denetim incelemesi
yaptırdı ve burada birtakım usulsüz faturaların
kesildiği, bu borca konu olan birtakım faturaların aslında
yapılmayan işlere ilişkin olduğu konusunda bir tespite
vardı ve bu konuyla ilgili suç duyurusunda bulundu, hatta CİMER
üzerinden ilgili makamlara, ilgili yerlere de şikâyet etti ve konu bir
şekilde yargıya taşındı.
Şimdi, burada bir firma var. Bu firma Biz yol
yaptık. diyor ve fatura kesiyor ama ortada yol yok. Aynı firma,
örneğin Kars Bülbül Mahallesi Serhat Kent Sokakta 10.400 metre yol
yaptık. diye fatura kesiyor. Bugün Eş Başkanlarımız
orada basın açıklaması yaptılar ve orayla ilgili
yapılmış ölçümler de var, bu ölçümlerde çıkan sonuç ise
5.500 metre olduğu yani yol 5.500 metre. Bunun para
karşılığı şu arkadaşlar: Yapılan
iş tutarı 742 bin lira, kesilen fatura 2 milyon 278 bin lira yani 1
milyon 535 bin lira hak edilmeden kesilen tutar. Başka bir işte de
yine aynı şekilde 6 milyon lira fazla fatura kesildiği tespit
ediliyor. Şimdi, bunun üzerine Ayhan Bilgen diyor ki: Biz, Kars için
yapılmayan yolların parasını ödemeyiz. Firma sahibi bunu
kabul ediyor yani diyor ki: Evet, doğrudur, hak edişte bahsi geçen
yolları yapmadık ama biz MİTe yol yaptık. Millî
İstihbarat Teşkilatına.
Şimdi, bir rivayet şöyle: Bu firma bilerek
ve isteyerek MİTin ismini veriyor, diyor ki: Bunlar nasıl olsa
korkarlar MİT isminden, paramı hemen öderler. Daha sonra bunlar
ağız değiştiriyorlar çünkü konu kamuoyuna yansıyor,
diyorlar ki: Yok, biz bu işi Meteorolojiye yaptık. Ama işin
yapılmadığını yani hak edişte belirtilen, ihalede
belirtilen işin yapılmadığını kabul ediyorlar ve
arkasından paranın tahsili için icra dairesine başvuruyorlar,
icra dairesi burayla ilgili olarak banka hesaplarına haciz koyuyor. Zaten
borçlardan kaynaklı olarak, Kars Belediyesinin, personel
maaşlarının yattığı Halkbank
dışında hiçbir bankadaki parası serbest değil,
hepsinde haciz var, sadece personel maaşlarının
yattığı Halkbank hesabı açık. Ancak bu firmanın
talebiyle gidiliyor, Halkbanktaki personel maaşlarına da haciz
konuluyor ve şu anda personel maaşları dahi ödenemiyor. Yani
Kars Belediyesinin elini kolunu hukuksuz bir şekilde bağlayıp,
maaşlara haciz konulamamasına rağmen haciz koydurarak
kapatıyorlar.
Ayhan Bilgen şunu söylüyor, diyor ki: Ben
yapılmamış işin parasını ödemeyeceğim. Bunun
için gerekirse referandum yapacağım, Kars halkına
soracağım. Kars halkı derse ki; Ya, bu iş
yapılmamış, tamam, bunu kabul ediyoruz -çünkü yok ortada
iş- ama buna rağmen, bu parayı ödeyin. derse, ben görevimden
istifa ederim, Kars halkı kendisine, bu parayı ödeyecek, haksız
hukuksuz parayı ödeyecek birisini bulsun.
Arkadaşlar, bu tutum
Biz HDPye
düşmanlık yapıyorsunuz. dediğimiz zaman hopluyor
zıplıyor arkadaşlar ancak bu, HDPye oy veren bir halkı
cezalandırmaktır. Bu, siyasi bir linçtir bir taraftan.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın
Kenanoğlu.
ALİ KENANOĞLU (Devamla) Bu uygulama,
HDPli belediyeleri halkın gözünden düşürme operasyonudur. Bu,
yolsuzluğu onaylamaktır. Bu, yolsuzluğa prim vermektir. Bu,
dürüst yöneticiyi cezalandırmaktır. Bu, halkı soyup soğana
çevirmenin ve halkın parasını gasbetmenin başka bir
belgesidir. Bu uygulamadan vazgeçilmelidir ve Kars Belediyesinde
çalışan işçilerin maaşları ödenmeli, haciz
kaldırılmalı ve Kars halkının tercihine saygı
duyulmalıdır.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Sayın Akçay, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
62.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, İstanbul Milletvekili Ali
Kenanoğlunun 144 sıra sayılı Kanun Teklifinin 31inci
maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Kürsüde konuşan sayın konuşmacı,
HDPli Belediye Başkanının Kars Belediyesini MHPden
devraldığını ve yapılan birtakım işlemlere
ilişkin suç duyurusunda bulunduklarını ifade etti.
Bulunabilirler tabii yani bu, kimseye mâni bir durum değil. Milliyetçi
Hareket Partisi de kazandığı yüzlerce belediyeyle ilgili
çeşitli suç duyurularında bulunmuştur, sözümüz o değil.
Yalnız, bilinmesi gereken bir husus var. 2014 seçimlerinde Milliyetçi
Hareket Partisi adayı Kars Belediye Başkanlığını
kazanmıştır. Yalnız, son 2019 seçimlerinden
yaklaşık iki yıl evvel bu Belediye Başkanı, HDPli
Belediye Meclis üyeleriyle partimizin hukuken uygun görmediği
birtakım münasebetleri nedeniyle partimizden, Milliyetçi Hareket
Partisinden ihraç edilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Dolayısıyla
MHPden devraldığımız belediye ifadesi doğru bir
ifade değildir. O şahıs da şu anda Milliyetçi Hareket
Partili değildir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
(Devam)
BAŞKAN Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 31inci maddesinde yer alan
değiştirilmiştir ibaresinin yeniden düzenlenmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Behiç
Çelik Dursun
Ataş Ayhan
Altıntaş
Mersin Kayseri Ankara
İmam
Hüseyin Filiz Hasan
Subaşı Fahrettin
Yokuş
Gaziantep Antalya Konya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Mersin
Milletvekilimiz Sayın Behiç Çelik. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Çelik.
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 31inci maddesi için vermiş
olduğumuz değişiklik önergesi hakkında söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurula saygılar sunuyorum.
Bu madde, 2803 sayılı Jandarma
Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu kapsamında, jandarma subay,
sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay, uzman jandarma ve
uzman erbaşlar için izin düzenlemesi yapmaktadır. İzinler
yıllık, mazeret ya da sağlık izni olsun ya da doğum,
ölüm ve hastalık izinlerinin süre, şekil ve diğer ilkelerinin
nasıl düzenleneceği hususunda bu maddede hükümler mevcuttur.
İzin vermeye yetkili makamları da bu madde düzenlemiştir.
Değerli milletvekilleri, ekonomik krizin tüm
yurdumuzu vurduğu bir sürecin içerisindeyiz. İktidar bunu kabullenmek
istemiyor olabilir ama güneş balçıkla sıvanmaz. Genel bir
yoksullaşmanın içindeki aziz halkımız hayatı idame
mücadelesi verirken ne yazık ki kurtuluş reçetesi sunulmuyor. Tam
tersine, muhalefete kıskaç, kendine yakın olmayan iş
adamlarına tehdit gibi, iktidar operasyonlarına tevessül ediliyor.
Bu, çok tehlikeli bir gidişattır. Millî ekonomi döviz ve borç
batağına düşürülüp dışa bağımlı hâle
gelirse tüketim ekonomisine dönüşümüz kesinleşir. Bu da halkın
yoksullaşması anlamına gelir. Açlık, yoksulluk, zam,
işsizlik, acilen çözmemiz gereken temel problemlerdir. Başka hiçbir
konu bu kadar acil değildir, hatta güvenlik konuları bile.
Geçen gün de ifade etmiştik; açlık
toplumumuzu kasıp kavuruyor, 2.020 TLlik sınır açlık
sınırı olarak kabul ediliyor. Şu anda Asgari Ücret Tespit
Komisyonu toplantı yapıyor ve inşallah çalışanlar
lehine bir karar ittihaz edilir. Toplumun yüzde 60ının bu
tutarın altında istihdam ediliyor olması, iktidar için
utanılacak bir durumdur. İşsizlik, çaresizlik, yoksulluk ve
açlıkla mücadele öngörüsü olmayan bir siyasal iktidarın bir an evvel
yeniden iradesini ortaya koyması da kaçınılmazdır.
Değerli milletvekilleri, genel olarak kolluk
güçleri personeliyle ilgili kanunlardaki hükümlerin çoğu ortak hükümlerdir.
Ortak hükümlerin bire bir Emniyet, Jandarma, Sahil Güvenlik gibi
teşkilatlar üzerinden veya uzman erbaş, uzman jandarma gibi personel
kanunları üzerinden tekrar edilmesi yerine, iyi bir düzenleme ilkesi
bağlamında, tek bir kanun içerisinde bunu ifade etmek mümkün
olabilirdi. Kolluk görevlileri özlük mevzuatı bu şekilde
düzenlenmiş olsaydı, bu kanun teklifinin hacmi en az üçte 1
oranında azaltılmış olabilirdi.
Bu kanun teklifi, 18 Kasımda İçişleri
Komisyonu ile Plan ve Bütçe Komisyonuna havale edilmiştir; önemli mali ve
ekonomik hükümler içermesine rağmen Plan ve Bütçe Komisyonunda
görüşülmeden üç gün sonra İçişleri Komisyonunda görüşmelere
başlanmıştır. Teklifin yabancılar hukukunu
ilgilendiren çok sayıda maddesinin olmasına rağmen
Dışişleri Komisyonuna havale edilmemiş olması da bir
eksikliktir. İhtisas komisyonlarının konu
uzmanlıklarının kanun tekliflerine yansıtılmaması
sağlıksız düzenlemeler yapılmasına neden olmaktadır.
Yasa yapım sürecinde hız tutkusunun olduğu görülmektedir.
Değerli arkadaşlarım, hız ve
kalite ters orantılıdır. İyi düzenlemeler, yeterince
tartışılarak, görüşülerek
olgunlaştırılmış kurallardır. Madde 31
düzenlemeleri bütünüyle teknik bir düzenleme olmakla birlikte,
değişiklik teklifimizin Genel Kurulca değerlendirileceğini
ümit ediyor, saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
31inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 31inci madde kabul edilmiştir.
32nci madde üzerinde 5 önerge bulunmaktadır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin 32nci maddesiyle 2803 sayılı Jandarma Teşkilat,
Görev ve Yetkileri Kanununun ek 8inci maddesine eklenmesi teklif edilen
birinci fıkrasının ilk iki cümlesi ile üçüncü
fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz.
Ali
Öztunç Nihat
Yeşil Ensar
Aytekin
Kahramanmaraş Ankara Balıkesir
Ahmet
Önal Yaşar
Tüzün Erkan
Aydın
Kırıkkale Bilecik Bursa
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) -
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerine söz isteyen Bursa
Milletvekilimiz Sayın Erkan Aydın. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
144 sıra sayılı Kanun Teklifinin
32nci maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Evet, bu kanun teklifinin görüşmeleri
yaklaşık iki haftadır devam ediyor. Bizim de verdiğimiz
birtakım önergelerle, Komisyonda yaptığımız
uyarıların birkaçının dikkate
alındığını ve kanun teklifinden
çıkarıldığını... Şu anda konuşacağım
32nci maddede ise -aslında birçoğunun düzeltilmesi hatta komple
çıkarılması daha doğru olurdu- bir düzenleme
yapılarak... En azından muhalefetle oturulup
konuşulduğunda, Komisyonda yapılan uyarılar dikkate
alındığında kanun çıkmadan birtakım düzenlemeler
yapılabilmesi önemli, bunu önemsiyoruz. Ancak burada yapılan, askerî
tesislerin, kuaför, sosyal tesis, gazino gibi yerlerin kiralanması
aslında Hükûmetin içine düştüğü aczi de göstermesi
açısından önemli. Satılacak yer kalmadı, kiralanacak yerler
bitti; iş döndü dolaştı, askeriyede erlerin, orada askerlik
yapanların ucuz fiyata gidip çay, kahve içeceği, yiyecek
alabileceği yerlere kadar düştü. Bu madde, birtakım
yandaşlara kiralama ve buradan gelecek gelirlerin sadece yüzde 1inin
buradaki genel bütçeye aktarılacağı, yüzde 99unun ise ne
şekilde denetleneceği belli olmayan bir madde, aslında komple
çekilmesi gerekirdi. Bu ne yapacak? Orada askerlik yapanların daha
pahalıya bu hizmetlerden yararlanmasına sebep olacak ve birçok
yandaşa da yeni bir gelir kaynağı olacak ya da gelir
kapısı açacak.
Uyarıların dikkate alınmasıyla
ilgili, en güncel, yaklaşık üç dört gündür de kamuoyunu meşgul
eden şey termik santrallerle ilgili düzenleme. O düzenleme geldiğinde
de biz bu uyarıları yaptık. İktidar vekilleri kabul
etmediler, el kaldırdılar, onayladılar. AKPnin getirdiği
teklifi, AKP Genel Başkanının getirdiği teklifi Cumhurbaşkanı
reddetti. Bu sefer de bu sıralardan, yine karşıda bulunan
iktidar partisi sıralarından kuvvetler ayrılığı
diye sesler yükseldi ve veto edilen teklif Komisyona geldi ve bugün de tekrar
kabul edildi. O zaman şunu sormak lazım: Madem kuvvetler ayrılığına
dayanarak siz o zaman Evet. dediniz, diğer kuvvet bunu veto etti. Geri
gönderdiğinde -madem kuvvetiniz ayrı- siz tekrar
değiştirmeden geri gönderebilirdiniz. Buradaki çelişkinin de
altını çizmek gerekiyor. Demek ki kuvvetler
ayrılığı değil, oradan gelen kamuoyu
baskısı, halkın baskısı, üzerinde oluşan bir
baskıdan dolayı geri çekildi. Doğru mu? Evet, doğru. Biz o
zaman da söylemiştik. Eğer zamanında yapılsaydı
iktidar partisi de kendi içerisindeki bu çelişkiye düşmez, kamuoyu da
hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğu
algısına kapılmazdı.
Yine uyarı yapayım: Bu kanun teklifi Komisyona
geldiğinde, veto edilip geri gönderildiğinde, temmuz ayında
geçen ve otuz altı ay süre verilen bu filtresiz baca takmayla ilgili
olduğuna inandığımız soruyu dün Enerji Bakan
Yardımcısına sorduk. O da ısrarla o 18 Temmuzda geçen, 19
Temmuzda Resmî Gazetede yayımlanan konunun asla 1 Ocak 2020den itibaren
uzatmayı kapsamayacağını söyledi Bunun o kanunla ilgisi
yok. dedi. Çünkü biz, temmuz ayında da bu uyarıları yapmıştık,
otuz altı ay süre uzatmasıyla ilgili olacağına dair
uyarmıştık, Adalet ve Kalkınma Partisi de Öyle
değil. dedi, dün Bakan da bir kez daha yineledi. O zaman bundan sonra
bize düşen gene bunu takip etmek. Çünkü 1 Ocaktan sonra,
yaklaşık yirmi beş gün sonra filtresiz çalışma
imkânı bulamayacak 15 termik santralden yaklaşık 11ini ya
çalıştırmayacaksınız, kapatacaksınız ya da
kanuna aykırı şekilde çalışmaya devam edecekler. Biz
de bunun takipçisi olacağız.
Seçim bölgem Bursa Orhanelideki durum ise biraz
daha farklı. Oradaki termik santralin desülfürizasyon filtresi var ancak
kârdan zarar ettirdiği için özelleştirmeyle verilen şirket bunu
çalıştırmıyor. Bunun takipçisi olacağız.
İktidar madem bunu gerçekten samimi olarak
düzelttiğini, çevre baskısını, kamuoyu
baskısını, doğayı, insanları, canlıları
düşündüğünü söylüyorsa, ondan sonra yapılacak denetimlerde -ki
bunlar anlık, valilik ve Çevre Bakanlığı tarafından
saniyelik izlenebiliyor, bu sistemler mevcut- bunu
çalıştırmalarını ve millete verdikleri sözü orada
devam ettirmelerini biz talep ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayınız.
ERKAN AYDIN (Devamla) Eğer bu olmazsa yine,
günün sonunda biz uyarmıştık deriz, iktidar da Bunu biz iptal
ettik. der ama umarım, günün sonunda haklı çıkan taraf biz
olmayız; siz de kandırılan taraf ya da Aldatıldık,
affedin. tarafı olmazsınız. Çünkü burada, yetişen
domatesten bibere kadar, KOAH hastalarından kanser hastalarına kadar
orada gerçekten çok fazla etkilenen insan, canlı ve doğa var diyorum
ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 32nci maddesiyle 2803
sayılı Kanunun ek 8inci maddesine eklenen ilk fıkranın
ilk cümlesinde yer alan ile ibaresinin içerisinde bulunan ibaresiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hüseyin
Örs Ayhan
Altıntaş Dursun
Ataş
Trabzon Ankara Kayseri
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu Hasan
Subaşı
Konya İstanbul Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Trabzon
Milletvekilimiz Sayın Hüseyin Örs. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Örs.
HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) Sayın Başkan,
çok değerli milletvekilleri; ilgili kanun teklifinin 32nci maddesi
üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına söz almış
bulunuyorum. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, teklifin ilgili
maddesindeki değişiklikle Jandarma Genel Komutanlığına
ait vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler, özel, yerel ve
kış eğitim merkezleri ile kantinlerin tamamen veya kısmen
veya bazı şubelerinin özel sektöre kiralanmasının önü
açılmıştı. Daha önce 5 Nisanda Resmî Gazetede yayımlanan
yönetmelikle, kantinlerin tamamının, bir kısmının veya
bazı şubelerinin Devlet İhale Kanunu hükümleri kapsamında
kiraya verilmesinin ya da üçüncü şahıslara işlettirilmesinin
yolu daha önce de açılmıştı. Gerek Jandarmanın gerekse
de Sahil Güvenliğin ülkenin birçok bölgesinde çok güzel yerlerinin
olduğu göz önüne alınırsa bu sosyal tesislerin ve kantinlerin
özel sektör açısından oldukça cazip alanlar olduğunu
söyleyebiliriz. Şu anda yapılan değişiklik öncesi bu madde
toplumda Acaba yeni rant alanları mı oluşturuluyor?
kuşkusunu yaratmıştı. Biz de Komisyonda İYİ
PARTİ heyeti olarak bu maddeyle ilgili şerhimizi ortaya
koymuştuk fakat burada oluşan değişiklikle, bu maddenin
değişmesiyle, bu şerhimizin de doğrultusunda
değişmesiyle olumlu baktığımızı söyleyebilirim.
Değerli milletvekilleri, bu noktadan sonra
şunu söylemek istiyorum, bir hususu da arz edeyim: Vatan
savunmasının sözleşmesi olmaz. diyerek Türk Silahlı
Kuvvetlerinde devamlılık arz eden kritik noktalarda görev yapan uzman
çavuşlarımızın da sorunlarını bu vesileyle dile
getirmek isterim. Sözleşmeli olarak görev yapan uzman çavuş
kardeşlerimizin çalışma yönetmelikleri yok, izin yönetmelikleri
yok, nöbet yönetmelikleri yok, sicil yönetmelikleri yok, sağlık
yönetmelikleri yok. Bunun yanında, uzman çavuş kardeşlerimiz
orduevlerine giremiyorlar, kamplardan yararlanamıyorlar, lojmanlardan da
ancak yüzde 5 oranında yararlanabiliyorlar. Mevcutları şu anda
180 bin olmakla beraber, sistemin değişmesiyle sayıları
yükselmekte ancak mağduriyetleri de artmaktadır. Türk Silahlı
Kuvvetlerinin operasyonel yükünü de taşıyan sözleşmeli uzman
çavuşlar bu muameleyi hak etmemektedirler. Bu kahraman yiğitlerimizin
özlük hakları bir an önce teslim edilmelidir diyorum.
Bir başka konu -yine bununla alakalı-
şu: Türk Silahlı Kuvvetleri üniformasını şerefle
taşıyan, 6000 sayılı Kanun mağduru uzman
çavuşlarımızın yaşadığı mağduriyet
vardır. 45 yaşına geldiklerinde, kanun gereği Sivil
memurluk yapsınlar, öyle emekli olsunlar. denilerek emekli
yapıldılar. İçlerinden 3 bini emekliliklerine iki ay kala -uzman
çavuş yerine- sivil memur yapılıp bu şekilde görevlerini
tamamladılar. Emeklilik sürelerini tamamlamak için yapmak zorunda
kaldıkları birkaç aylık sivil memurluk nedeniyle en alt kademeden
sivil memur statüsünde emekli olmak zorunda bırakıldılar. Bu
nedenle, bu kardeşlerimizin de mağduriyetleri söz konusudur. Bu
mağduriyetin de düzeltilmesi gerekmektedir.
Mağduriyetlerin ve kayıpların
giderilmesi hususunu yüce Meclisimizin takdirine sunuyor, hepinizi en derin
saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 32nci maddesinde geçen İçişleri
Bakanlığı tarafından ibaresinin İçişleri
Bakanlığınca olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Nuran
İmir Zeynel
Özen Züleyha Gülüm
Şırnak İstanbul İstanbul
Kemal
Peköz Hüseyin
Kaçmaz Şevin
Coşkun
Adana Şırnak Muş
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Muş
Milletvekilimiz Sayın Şevin Coşkun. (HDP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Coşkun.
ŞEVİN COŞKUN (Muş) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 32nci madde üzerinde partim
adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Bu madde içeriğinden de
anlaşılmaktadır ki iktidar, satışla, kiralamayla, gördüğü
yerden kazanç elde etmenin gayreti içerisindedir. Krizi ve yoksulluğu
önleyici politikalar geliştirmek yerine günü kurtaracak politikalarla
uğraşan, kamuya ait, halka ait ne varsa satmanın, kiraya
vermenin çabası içerisinde olan bir yönetimle karşı karşıyayız.
Ülkenin ekonomik durumu tabii ki demokrasi ve adalet alanında yaşanan
krizden ayrı ele alınamaz. İnsan hakları ihlalleri,
antidemokratik uygulamalar, yasaklar, baskılar, siyasi ve ekonomik kriz olarak
iç içe, birlikte yaşanmaktadır.
Değerli milletvekilleri, hukukun, adaletin
olmadığı yerde istikrar da olmaz. Hukuk ve adaletin ne durumda
olduğunun en açık göstergesi cezaevleridir. Cezaevleri bir ülkenin
demokrasisinin aynasıdır. Temel haklar olan yaşama, sağlık
hakları ile işkence yasağı, Türkiyenin de taraf
olduğu İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasayla güvence
altına alınmasına rağmen cezaevlerindeki tutuklulara
yönelik kötü muamele ve hak ihlalleri sürekli gündeme gelmektedir. En son,
tutuklulara yönelik işkence ve kötü muamele Bakırköy Kadın Kapalı
Cezaevinde yaşanmıştır. Türkiyenin kuzey ve doğu
Suriyeye dönük başlattığı operasyona karşı
sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutuklu bulunan Esin Kavruk
hakkında İstanbul 5. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından DNA
örneğinin alınması kararı verilmiştir. Kavrukun
rızası olmadan, 11 Kasımda, mahkemenin bu kararı
doğrultusunda Adli Tıp Kurumuna götürülüp kan ve tükürük örnekleri
alınmak istenmiştir. Kavrukun uygulamayı reddetmesi üzerine
orada bulunan doktor tutanak tuttuktan sonra Kavruk tekrar cezaevine
gönderilmiştir. 28 Kasımda DNA örneği alınacağı
gerekçesiyle, TEM Şubeye teslim etmek için, birinci ve ikinci müdürlerin
içerisinde olduğu 100 kişilik bir grup tarafından Bakırköy
Kapalı Kadın Cezaevi B-6 koğuşuna baskın
yapılmıştır. Kadın tutuklular gardiyanların
saldırısına uğramış, yerlerde sürüklenmiş ve
ağır işkenceye maruz kalmışlardır. Sadece
Bakırköyde değil, birçok cezaevinde benzer uygulamalar söz
konusudur. Yaşanan kötü muamele ve hak ihlallerine karşı
Osmaniye Cezaevinde 30 tutuklu 12 Kasımdan bu yana, Maraş
Türkoğlu Cezaevinde 4 tutuklu 25 Kasımdan bu yana açlık
grevindedir. Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında
Kanunun 16ncı maddesinin (2)nci fıkrasında yer alan,
ağır hastalığı bulunan tutuklunun cezasının
infazı, hayatı için kesin bir risk barındırıyorsa
geriye bırakılabileceği hükmüne rağmen, İHDnin 2019
yılı raporuna göre 458i ağır, 1.334 hasta tutuklu
bulunuyor. İHDnin verilerine göre, on yedi yılda 3.500 hasta tutuklu
yaşamını yitirmiştir. Urfa Cezaevindeki hasta tutuklu Emine
Aslan Aydoğan zamanında gerekli tedavi
yapılmadığı için ne yazık ki iki gün önce
hayatını kaybetti. 64 yaşındaki Aydoğanın
ailesine kayyum atanan Kızıltepe Belediyesi tarafından taziyeevi
verilmezken polis, ailenin taziye çadırı kurmasını da
engelledi. Taziyeye dahi tahammülü olmayan, insanlık dışı
bir uygulamayla karşı karşıyayız. Cezaevlerinde
başka ölümlerin yaşanmaması için Adalet
Bakanlığını acilen göreve çağırıyoruz.
Değerli milletvekilleri, bir başka
hukuksuzluk ve adaletsizlik örneği de basın alanında
yaşanmaktadır. Gerek Anayasa gerekse Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesiyle basın ve ifade özgürlüğü güvence altına
alınmış olmasına rağmen Türkiye, basın ve ifade
özgürlüğünün en çok ihlal edildiği ülkeler listesinde en
başlarda yer almaktadır. Sınır Tanımayan Gazeteciler
Örgütünün yayınladığı 2019 Basın Özgürlüğü
Endeksine göre 180 ülke arasında Türkiye, 157nci sırada yer
almaktadır.
Türkiyede 150ye yakın gazeteci cezaevindedir.
Sadece 4 Kasımda 4 gazeteci tutuklanmış, 12 gazeteci
gözaltına alınmış, 82 gazeteci, hâkim
karşısına çıkarılmış, 8 gazeteciye dava
açılmıştır; 12 gazeteciye seksen yıl dört ay ceza, 1
gazeteciye 7 bin lira para cezası verilmiş, 5 gazeteci ise
saldırıya uğramıştır.
Türkiyede gazetecilik ne yazık ki suç hâline
getirilmeye çalışılmaktadır. 29 Kasımda gözaltına
alınan Mezopotamya Ajansı muhabirleri Sadiye Eser ve Sadık
Topaloğlu 3 Aralıkta tutuklandı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
ŞEVİN COŞKUN (Devamla) KHKyle
kapatılan Dicle Haber Ajansı muhabiri Yusuf Topaloğlu, dokuz gün
önce gözaltına alınmıştı. Ne yazık ki bugün o da
tutuklandı.
Gazetecilerin gözaltına alınması,
tutuklanması; halkın haber alma hakkının engellenmesi
basın özgürlüğüne yönelik bir saldırıdır. Basın
üzerindeki bu iktidar ve yargı baskısının bir an önce
sonlandırılması, gazetecilerin görevlerini özgürce yapabilmesine
olanak sağlanması gerekmektedir.
3 Aralık, Özgür Ülke gazetesinin 1994te
bombalanmasının 25inci yıl dönümüydü. 90larda gazeteler,
gazeteciler bombalarla, faili meçhul cinayetlerle susturulmaya
çalışılıyordu; bugün de gözaltı ve tutuklamalarla,
KHKlerle, yayın durdurma ve kapatmalarla aynı baskı süreci
devam ettiriliyor. Ancak gerçekler bu ülkede asla karartılmadı,
karartılamayacaktır. Özgür gazeteciler, tüm baskılara
rağmen halkın haber alma özgürlüğü için mücadele etmeye devam
edecektir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
32nci maddesinin üçüncü fıkrasındaki sayılan ibaresinin yer
alan şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Yaşar
Yıldırım İsmail
Faruk Aksu Mustafa
Kalaycı
Ankara
İstanbul
Konya
Esin
Kara Olcay
Kılavuz
Konya
Mersin
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılamıyoruz Başkanım.
Önerge üzerine söz isteyen, Mersin Milletvekilimiz
Sayın Olcay Kılavuz. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
OLCAY KILAVUZ (Mersin) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ata yurdumuz olan Doğu Türkistandaki zulüm,
gün geçtikçe artmakta ve derinleşmektedir. Birçok uluslararası
kuruluş ve Birleşmiş Milletler raporlarına göre, Çinin
Doğu Türkistanda yaptığı insan hakları ihlalleri, had
safhaya ulaşmış vaziyettedir. Açık cezaevini andıran
bölgede soydaşlarımız, baskı altında
hayatlarını idame ettirmeye çalışıyor. Yürütülen
asimilasyon ve imha çalışmaları neticesinde Uygur Türkleri,
Türklüklerinden ve millî benliklerinden uzaklaştırılmak
istenmekte. Toplama kampları, bu asimilasyon politikalarının en
önemli ayağını oluşturmaktadır. Dinî
inançlarını yaşayamaz hâle gelen, dillerini konuşmaktan
menedilen, kültürleri gasbedilen Doğu Türkistandaki Uygur Türklerinin
feryadı karşısında, 21inci yüzyılda, sözde
çağdaş ve medeni dünya neden kör, sağır ve dilsizdir? Bu
ayıp, insanlık adına tüm dünyaya yeter.
Kardeş Aile Projesi adı altında her
eve bir Çinli erkek yerleştirilerek soydaşlarımızın
namuslarına göz dikilmekte, sorgusuz sualsiz yapılan tutuklamalar ve
işkenceler hayatın bir parçası hâline getirilmektedir.
Erkeklerin sakal bırakması, kadınların uzun kıyafetler
giymesi suç teşkil etmekte, camiye gidenler fişlenmektedir. Camiler,
Komünist Partinin propaganda merkezleri hâline dönüştürülüp cami duvarları
propaganda afişleriyle donatılmaktadır. Her türlü örf, âdet,
gelenek ve dinî vazifeler aşırılık olarak
değerlendirilip rejim düşmanlığı kisvesi
altında değerlendirilmekte ve suç unsuru hâline getirilmektedir.
Türkler tarafından yapılan birçok tarihî
yapı yıkılarak bölgedeki Türk-İslam izleri silinmeye
çalışılmakta, Doğu Türkistan'ın millî hafızası
yok edilmek istenmektedir. Soydaşlarımız mesleki eğitim
merkezi adı altında faaliyet gösteren toplama kamplarında millî
kimliklerinden arındırılarak Çin devlet politikasına uygun
bir hayat yaşamaya zorlanmaktadır. Toplama kamplarına
alınıp kendinden haber alınamayan insanların
sayısı gün geçtikçe artmakta, faili meçhul cinayetler toplumsal
yaşamda normalleşmektedir. Çocuklar ailelerinden koparılmakta,
aileler dağılmakta, çocuklar annelerinin feryadıyla
karşı karşıya kalmaktadır.
Haberleşme ve iletişim ağları
kesilerek Doğu Türkistan âdeta tecrit altına alınmaktadır.
Uygur Türklerinin ülkeden çıkışlarına müsaade
edilmemektedir.
4-5 Şubat 1997'de Gulca, 5 Temmuz 2009'da ise
Urumçi katliamları, kısıtlı imkânlarla dünya kamuoyunun
öğrendiği katliamlardandır. Bu katliamlarda şehit edilen
soydaşlarımızın sayısı ise binlerle ifade
edilmektedir. Soydaşlarımız, her türlü haktan mahrum bir
vaziyette yaşama tutunmaya çalışmakta, özgürce
yaşayacakları günlerin hayalini kurmaktadır.
Kızıl renge bürünen gök bayrağın
sessiz çığlığı arşı titretmektedir. Al
bayraktan gök bayrağa selam olsun.
Hazreti Ali Efendimiz "Bir zulmü
engelleyemiyorsanız bile onu herkese duyurun. buyuruyor.
Sözlerime son verirken soydaşlarımızın
her zaman yanlarında olacağımızı, onların sesi ve
nefesi olacağımızı bir kez daha ifade ediyorum.
Osman Baturların, İsa Yusuf Alptekinlerin
şahsında bu uğurda mücadele edip şehadet şerbeti içen
soydaşlarımızı rahmetle, minnetle anıyorum.
Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim,
Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim!
Adam, aldırma da geç git!, diyemem
aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar
kaldırırım!
Başbuğumuz Alparslan Türkeş
Beyefendinin ifade ettiği gibi, nerede bir Türk yaşıyorsa
dertleri derdimiz, sevinçleri sevincimizdir.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (MHP,
AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 32nci maddesiyle 2803
sayılı Kanunun ek 8inci maddesine eklenen üçüncü fıkranın
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
"Vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal
tesisler, özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinde, özel bir
ihtisas gerektiren hizmetlerin personel yetersizliği veya maliyeti
nedeniyle verilememesi durumunda bu hizmetler kiralama yoluyla dışarıdan
karşılanabilir, kantinlerin tamamı, bir kısmı veya
bazı şubeleri kiraya verilebilir, bu şekilde elde edilen
gelirler genel bütçe gelirleri ile ilişkilendirilmeksizin tesis ve kantin
gelirlerine dâhil edilir. Özel, yerel ve kış eğitim merkezleri
ile birlik dışındaki kantinlerin aylık gayrisafi
hasılatının %1'i her ay genel bütçeye gelir kaydedilmek üzere
ilgili muhasebe birimine yatırılır.
Cahit
Özkan Abdullah
Güler Ramazan Can
Denizli İstanbul Kırıkkale
Recep
Özel Salih
Cora
Isparta Trabzon
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Jandarma Genel Komutanlığı
tarafından kurulan vardiya yatakhaneleri, gazinolar, sosyal tesisler,
özel, yerel ve kış eğitim merkezlerinde, özel bir ihtisas
gerektiren hizmetlerin personel yetersizliği veya maliyeti nedeniyle
verilememesi durumunda bu hizmetlerin kiralama yoluyla dışarıdan
karşılanabilmesi, kantinlerin tamamının, bir
kısmının veya bazı şubelerinin kiraya verilebilmesine
ilişkin maddeye açıklık getirilmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 32nci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
32nci madde kabul edilmiştir.
33üncü madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alacağım.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
33üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Ensar
Aytekin
Trabzon Ankara Balıkesir
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
Balıkesir Milletvekilimiz Sayın Ensar Aytekin. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ENSAR AYTEKİN (Balıkesir) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan teklifin
33üncü maddesi üzerinde söz aldım. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, aslında
konuşmamı 61inci madde üzerine yapacağım çünkü daha 27
madde var, önümüzde birkaç saat zaman var, süre var, şimdiden
uyarıyorum, kayıtlara girsin: Geceye vakit var, eksikleri görün,
Cumhurbaşkanı veto etmeden bu maddeyi tekliften çıkarın.
Değerli milletvekilleri, sivil toplum olgusu,
özellikle İkinci Dünya Savaşının ardından
gelişen bir olgudur ve sivil toplum hareketleri, anayasalarca güvence
altına alınan hareketlerdir. Bizim Anayasamızda da temel hak
ve hürriyetler başlığı altında ele alınan
örgütlenme özgürlüğünün amacı, demokrasiyi güçlendirmektir.
Değerli milletvekilleri, bu noktada hak ve
hürriyet kavramlarına bakmakta fayda var. Hak somuttur, mahkemelerce de
ileri sürülebilir. Hürriyet ise soyuttur, hürriyetlerin gerçekleşmesi için
başkalarının veya devletin bir şey yapmasına gerek
yoktur. Hürriyet, kişinin kendi fiiliyle gerçekleşir. Örneğin,
Anayasamızın 33üncü maddesinde Herkes, önceden izin
almaksızın dernek kurma ve bunlara üye olma ya da üyelikten
çıkma hürriyetine sahiptir. ifadesiyle dernek kurma hürriyeti
tanınmıştır yani bu, bir hürriyettir.
Değerli milletvekilleri, teklife getirilen bu
madde, hürriyeti kısıtlama maddesidir. Bu düzenlemeyle hangi
derneğe kimin üye olduğunun o ilin mülki amirine bildirilmesi zorunlu
hâle getirilmektedir. Bunun adı, tek kelimeyle fişlemedir. Teklifin
gerekçesinde yurttaşların bilgisi dışında, derneklere
üye yapılması gibi bir kılıf icat edilmiştir. Mülki
amire bildirilen bu isimler ne olacaktır? GBT sorgusunda, mülakatlarda,
kamuya alımlarda tek tek öne çıkarılacaktır ve yine, bir
dernek, siyasi gerekçelerle bir süre sonra terör örgütü ile
iltisaklandırıldığında üyelerinin de aynı
şekilde, siciline not düşülecektir. Bu durum, örgütlenme hakkı
ihlalidir, özel hayatın gizliliği ihlalidir, Anayasanın 13, 33
ve 90ıncı maddelerine de aykırıdır.
Anayasamız
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yani CBK ile kanun hükümleri
çatışırsa CBK hükümsüzdür. der. 17 sayılı CBKyle
bakanlığa yönetmelik çıkarma yetkisi verilmiştir. Bu
çerçevede, 9 Nisan 2019da İçişleri Bakanlığı
tebliği çıkarılmıştır. Bu tebliğde dernek
kayıtlarının elektronik ortamda tutulmasına ilişkin
düzenleme yapılmıştır ancak Dernekler Kanunu ve 4721
sayılı Kanunla bu kayıtların yazılı olarak
tutulması gerektiği de ifade edilmiştir. Getirilen bu
düzenlemeyle kanunlar devre dışı bırakılıp
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi baz alınmak
istenmektedir. Bu hâliyle de Anayasaya aykırıdır.
Örneğin, son zamanlarda, iktidar ve
ortağının yüzüstü bıraktığı EYTliler
gerçeği vardır. Bir dernek altında örgütleniyorlar. Bu teklifle
birlikte vali, derneğin tüm üye listesini alacak ve iktidarla
paylaşacak. Bunun sonucunda tüm üyeler her türlü baskının,
yıldırmanın hedefi olacaktır. Bir hak altında örgütlenen
EYTlilerde bile bu risk varken siyasi bir örgütlenmenin
yaşayacağı riski varın siz düşünün. Yine, Komisyonda
karşı çıktığımızda Dernek üyelerinin
devlete bildirilmesinde ne sakınca var? Namuslu, dürüst, temiz
vatandaşın kimliğini biz devlete bildiriyoruz. Bundan neden
korksun vatandaşlarımız? dedi arkadaşlarınız.
Değerli arkadaşlar, vatandaşlarımız, derneğe üye
olacak insanlar devletten korkmuyor; AKPden, sizden korkuyor, sizin
zulmünüzden çekiniyorlar, bunu bilin. (CHP sıralarından alkışlar)
Buradan uyarıyoruz, Cumhurbaşkanı
veto etmeden bu maddeyi tekliften çıkarın, sonra filtrede olduğu
gibi komik duruma düşmeyin. Bu yüzden bu maddeye karşı
çıkıyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 33üncü maddesinde yer alan
"değiştirilmiştir ibaresinin "yeniden
düzenlenmiştir ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş Ayhan
Altıntaş
Gaziantep Kayseri Ankara
Fahrettin
Yokuş
Konya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Ankara
Milletvekilimiz Sayın Ayhan Altıntaş. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın
Altıntaş.
AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 144 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 33üncü maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
33üncü maddede Jandarma Genel
Komutanlığı personelinin ödüllendirilmesi önerilmektedir. Bu maddeyi
olumlu karşılıyoruz. Bizce de vazifeleri uğruna
canlarını hiçe sayan, üstün başarı gösteren, olumlu
yenilikler getirecek projeler ortaya koyan ve eğitim faaliyetlerinde
bulunan çalışanlar desteklenmeli, teşvik edilmelidir.
Atalarımızın dediği gibi Marifet iltifata tabidir. Taltif
edilen, ödüllendirilen marifet gelişir. Ödüllendirmelerin yalnızca
Jandarma Genel Komutanlığıyla sınırlı
kalmaması da gerekir. Bütün kurumlar, başarılı çalışanlarını
adil bir şekilde ödüllendirmelidir. Takdir edildikçe insanlarda daha
iyisini yapma arzusu ortaya çıkar. Takdir etmezseniz, görmezden gelirseniz
zamanla çalışkanlık da körelir. Fakat, hemen her yerde
olduğu gibi burada da önemli olan, liyakat ve adalettir. Ödülleri,
layık olmayanlara dağıtmaya başlar, kendinizden
olmayanların başarısını görmezden gelirseniz
çalışmak isteyenlerin şevkleri kırılır.
Liyakat, Türk siyasi tarihinde her dönem gündemde
olmuş bir husustur. Büyük devlet adamlarımız, adalet ve liyakate
önem vermişlerdir. Liyakat, adaletin bir sonucudur; işi, yapabilecek
olana vermezseniz hem o işten olursunuz hem de o işi yapabilecek
insanlardan olursunuz. Liyakatle seçilmiş çalışanlar,
kurumların en önemli unsurlarıdır. Liyakat kaybolmaya
başlayınca yozlaşma, bozulma başlar. Adaletsizlik de
tıpkı vücudu içten içe çürüten bir kanser hücresi gibidir.
Hastalıklı hücre alınmazsa metastaz oluşur.
Adaletsizliği devletin her kademesinden atmak gerekir, yoksa
sağlıklı hücrelerin nasıl hastalandığını
oturur seyredersiniz.
Yusuf Has Hacibin 1070 yıllarında kaleme aldığı
eseri Kutadgu Bilig, adalet üzerine kuruludur. Kutadgu Bilige göre, adaleti
hükümdar temsil eder. Adil hükümdarlar, işleri ehli insanlara vermeye yani
liyakate önem göstermelidir. Nizamülmülkün Siyasetnamesinde de liyakatin önemini
çok net bir şekilde görebilirsiniz. Bu isimler, imrenerek
baktığımız Türk devletlerinin yöneticileri üzerinde söz
sahibi olan insanlardı. Devlet yöneticileri, bu insanların bilgi ve
tecrübelerinden faydalanmıştır, onları dinlemiştir.
Mesela, devlet yönetimindeki kayırmacılığa
başkaldırmış ve bu konuda yazılar yazmış
Koçi Bey. IV. Murat, Koçi Beyin bilgi ve tecrübesine önem vermiş,
kendisini danışman atamıştır; devleti
eleştirdiği için Koçi Beyi ortadan kaldırmaya
uğraşmamıştır. Koçi Bey diyor ki: Yüksek
makamların, şunun bunun aracılığıyla verilmesi
doğru değildir. En bilgilisi hangisiyse ona vermek gerekir. Bir
cahilin, sırf eskidir diye bir bilginin önüne geçirilmesi
haksızlıktır. Bilgi ve diyaneti olunca genç de olsa zarar
vermez. Yaşlı ile genç, bilgi ve marifette eşit olunca
yaşlının önüne geçmesi daha doğrudur. Ama bilgi ve
marifetten hissesiz olunca bin yaşında da olsa halka faydası
olmaz ve hakkı, yanlıştan ayıramaz.
Osmanlının en güçlü olduğu dönemlere
bakın, liyakate ne kadar önem verildiğini görürsünüz. Devletin
kudretinin altında, Fatih Sultan Mehmetin, hak etmeyenlere makam ve mevki
vermeyi vebal olarak görmesi vardır.
Değerli milletvekilleri, az önce
saydığımız isimlere bakınız. Bin yıl önce
yaşayan da var beş yüz yıl önce de. Bunca zamandır adaletin
önemini biliyoruz fakat hâlâ ders almıyoruz.
Hazreti Ömerin Adalet, mülkün temelidir. Sözü,
akşam dost meclisinde otururken söylenmiş bir söz değildir.
Adalet sayesinde vatandaş huzur bulur, adalet sayesinde halk güvende
hisseder, adalet sayesinde makamlar layık olana verilir. Adaleti ortadan
kaldırırsanız yöneticilerin liyakati de ortadan kalkar.
Beceriksiz yöneticiler de kurumların temeline konulmuş dinamittir.
Son olarak, yüce kitabımız Kuran-ı
Kerimden bir alıntı yapıyorum. Nisa suresi 58inci ayet ne
diyor? Allah, size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar
arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emrediyor.
Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz ki
Allah, her şeyi işitendir, her şeyi görendir.
Son söz olarak, bu ödüller verilirken Yüce
Allahın emri olan adalet ve liyakate dikkat edileceğine ve bizimki,
öteki ayrımı yapmayacağınıza inanıyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 33üncü maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Cahit
Özkan Bahar
Ayvazoğlu Salih
Cora
Denizli Trabzon Trabzon
Abdullah
Güler Ramazan Can Recep Özel
İstanbul Kırıkkale Isparta
"MADDE 33- 2803 sayılı Kanunun ek 9
uncu maddesinin başlığı "Madalya ve para
mükâfatı şeklinde değiştirilmiş ve maddeye
aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.
"Kendisine tevdi edilen görevleri fiilen
hayatını hiçe sayarak üstün bir cesaret, feragat ve
kahramanlıkla yerine getirdiği tespit edilen personele,
İçişleri Bakanı tarafından Üstün Cesaret ve Feragat
Madalyası verilebilir. Başka devletlerce tevcih edilen madalya ve
nişanlar ile bunlara ait rozet ve minyatürler, İçişleri
Bakanlığınca tasvip ve tescil edildikten sonra takılabilir.
Verilen madalyaların imalatı ve bunların
muhafazalarının temin giderleri bir defaya mahsus olmak üzere
bütçeden karşılanır.
Bu madde gereğince verilen ödüllere
ilişkin esaslar, teklif ve değerlendirme işlemleri, ödül verme
yetkileri, ödül gerekçelerine göre verilecek ödülün cinsi ve miktarı ile
diğer usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca
çıkarılacak yönetmelikler ile belirlenir.
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Gerekçe
BAŞKAN Önergenin gerekçesini okutuyorum.
Gerekçe:
Personele madalya verilmesi ile madalya ve ödülle
ilgili hususların yönetmelikle düzenlenmesi amaçlanmıştır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 33üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
33üncü madde
kabul edilmiştir.
34üncü madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır.
Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
34üncü maddesinin, teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Ensar
Aytekin
Trabzon Ankara Balıkesir
Abdurrahman
Tutdere
Adıyaman
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen,
Adıyaman Milletvekilimiz Sayın Abdurrahman Tutdere. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süremiz beş dakika.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyeti saygıyla
selamlıyorum.
1 Aralık 1954, vekili olmaktan büyük onur
duyduğum Adıyamanımızın il oluşunun yıl
dönümü. Buradan bütün Adıyamanlı hemşehrilerimin,
Adıyamanlı dostlarımızın yıl dönümünü kutluyorum,
hepsine saygı ve selamlarımı iletiyorum.
Değerli milletvekilleri, bir yılın
daha sonuna geldik; 2020 yılına çok az süre kaldı. 2019
yılının sonuna geldiğimiz bugünlerde iktidarın bir
2019 karnesine bakmakta yarar görüyorum. Değerli milletvekilleri,
iktidarın Türkiye karnesine baktığımızda 8 milyonu
aşkın işsizler ordusu, 30 milyonu aşkın icra
dosyası, yoksulluktan, işsizlikten intihar eden onlarca kişi,
sorunları çözülemeyen EYTliler, adalet özlemi ve talebi
karşılanamayan milyonlar şeklinde sıralanacak bir sürü
kırık notla dolu bir yıl.
2019 yılına seçim bölgem Adıyaman
açısından baktığımızda iktidarın bir sürü
kırık nota sahip olduğunu üzülerek görmekteyiz. Değerli
milletvekilleri, AK PARTİ iktidarları döneminde seçim bölgem olan
Adıyaman ihmal edilmiştir, kamu hizmetleri bakımından
mağdur edilmiştir. Bu iktidar döneminde
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Adıyamana toplam
yatırımın ne kadar olduğunu biliyor musunuz?
Adıyamana 18 katrilyon lira yatırım yapıldı
Beyefendi.
BAŞKAN Lütfen, sayın hatibin sözünü
bölmeyelim.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla)
İktidarınız döneminde ulaştırma konusunda özellikle
Gerger yolu, Çelikhan yolu, Sincik yolu yapılmamıştır.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Malatyalılar, hâlâ
Adıyamanın il olmasını kabul edememiş, hâlâ ilçe
gözüyle bakıyorlar.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Hizmet yapıyoruz
Adıyamana.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, lütfen
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Taahhütte bulundunuz
yapacağız dediniz yapmadınız.
Adıyaman-Kâhta-Gölbaşı hızlı tren projesini
yapacağız." dediniz, seçimlerde billboardlara tren fotoğrafları
koydunuz, 2019un sonuna geldik ortada ne yol var ne de proje var.
Sağlık yönünden Adıyamanın tek devlet hastanesini
yıktınız, şu anda tabelası var, kendisi yok. 300
yataklı devlet hastanesi yapacağız." dediniz,
yapmadınız. Yine, 150 yataklı hastane
yapacağız." dediniz, yapmadınız.
Değerli arkadaşlar, Sulama projelerinde
birtakım hizmetleri yapacağız. dediniz, 2019 yılında
Adıyaman topraklarını suyla buluşturacağız."
dediniz, buluşturmadınız.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Tamam da
Adıyamanın ne kadarının sulandığını
biliyor musunuz?
BAŞKAN Lütfen
Ben size söz veririm
isterseniz.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Daha geçen hafta
Adıyamandan geldim, ortada su yok. Baraj inşaatları
başladı. Koçali Barajında su tutulup 2019 yılında
Adıyamana su verilecekti, Bakana sordum, gelen cevap yüzde 45inin
tamamlanmış olduğu yönünde. Barajın yüzde 45i
tamamlanmış, sulama projelerine henüz
başlanılmamış, kazma dahi vurulmamış; Çetintepe
Barajında aynı şekilde, Gömükan Barajında aynı
şekilde; pompaj istasyonları yok; çiftçi, köylü su bekliyor. 2019
yılında da bu özlem giderilemedi.
SALİH CORA (Trabzon) Önergeyle ne
alakası var?
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Değerli
milletvekilleri, iktidarınız döneminde Adıyamanlı tütün
üreticisini mağdur ettiniz. Adıyamanlı tütün üreticisinin
sorunlarını çözeceğiz. dediniz, tütün üreticisini üç
yıldan altı yıla kadar hapisle cezalandıracak kanunu
çıkardınız. Vergi indirimi yapacağız. dediniz,
yapmadınız.
VELİ AĞBABA (Malatya) Gözlerine,
dizlerine dursun!
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Geçen bütçe
görüşmelerinde Maliye Bakanına sorduk Vergi indirimini, özellikle
tek başına içilebilme özelliğine sahip sarmalık
tütünlerdeki vergi indirimini ne zaman yapacaksınız? diye sorduk,
daha önceki Maliye Bakanı söz vermişti, yapılmadı. Aradan
iki yıl geçti, ortada kanun yok, indirim yok.
Değerli milletvekilleri, son günlerde,
özellikle, bu Mecliste elektrik üreten santralleri, bacaları
konuştuk. Ben de seçim bölgem olan Adıyamandan, elektriğe
başka bir yönüyle sizin bakmanızı öneriyorum ve başka bir
tabloya dikkatlerinizi çekiyorum. Bu fotoğraf, Afganistanda çekilmedi.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Türkiyede,
Türkiyede.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Bu fotoğraf,
Suriyede savaş alanında çekilmedi. Bu fotoğraf,
Adıyamanımızın Gölbaşı ilçemizin Hamzalar
köyünün Hasanlar mezrasında çekildi. (CHP sıralarından
alkışlar) Bu fotoğrafta ne var? Yüzükoyun ders çalışan
4 kız öğrencimiz var, gaz lambasında ders
çalışıyorlar. Değerli iktidar milletvekilleri, gaz
lambasında ders çalışan 4 öğrenci!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Yıl 2019,
yıl 2019.
SALİH CORA (Trabzon) Yayla orası, yayla;
mezra değil.
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Tutdere.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Sayın
Başkanım, derdimiz çok, biraz süre verirseniz.
BAŞKAN Bir dakika ekliyorum, lütfen
toparlayın.
MAHMUT TANAL (İstanbul) 2019un Türkiyesi!
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, hatip
konuşuyor, rica ediyorum
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Arkadaş nerede
yaşıyor acaba ya!
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla) Değerli
milletvekilleri, Gölbaşının bu mezrasında AK PARTİ
iktidarı döneminde elektrik yok. Geçen sefer de bu kürsüden
söylemiştim, Ramazan Bey not almıştı. Notunuzun gereği
yerine getirilmedi Ramazan Bey; elektrik yok, elektrik! (CHP sıralarından
alkışlar)
Siz, zenginler para kazansın diye Santrallere
filtre takmasınlar, yıllar yıllar uzatalım. diyorsunuz ama
bu mezralarda henüz elektrik yok değerli arkadaşlar.
Velhasıl, 2019 karneniz seçim bölgem olan
Adıyaman açısından da kırıklarla dolu.
İnşallah, 2020 yılında bu kürsüden bu konuştuklarımı
konuşmak zorunda bırakmazsınız diyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
VELİ AĞBABA (Malatya) Verilen oylar
gözlerine dizlerine dursun inşallah!
SALİH CORA (Trabzon) Sen terörist
ziyaretçilerinden bahset Sayın Ağbaba.
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 34üncü maddesinde geçen sayılır
ibaresinin kabul edilir olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Nuran
İmir Kemal
Peköz Erdal Aydemir
Şırnak Adana Bingöl
Zeynel
Özen Hüseyin Kaçmaz Züleyha Gülüm
İstanbul Şırnak İstanbul
SALİH CORA (Trabzon) Ziyaretçilerinden bahset,
ziyaretçilerinden.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar,
susalım, salonda bir uğultu var. Rica ediyorum değerli
arkadaşlar
Konuşmak isteyenlere kürsü açık.
VELİ AĞBABA (Malatya) Otellerine kat
çıktılar, kat!
BAŞKAN Sayın Ağbaba, lütfen,
karşılıklı olmasın. Lütfen değerli
arkadaşlarım
Komisyon önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN - Önerge üzerine söz isteyen Bingöl
Milletvekilimiz Sayın Erdal Aydemir. (HDP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Aydemir.
ERDAL AYDEMİR (Bingöl) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; özellikle son bir hafta
içerisinde Ülkemizin en ciddi sorunları nelerdir? diye yapılan,
farklı farklı şirketlerin yapmış olduğu
araştırma sonuçları kamuoyuyla paylaşıldı.
Arkadaşlar, yapılan bütün farklı kamuoyu araştırmalarında
halka En büyük sorunlarınız nedir? diye sorulan soruda ilk 5te
-3üncü sırada ve 4üncü sırada- kesinkes yargı mekanizması
var; adaletin düşmüş olduğu hâl, ilk 5 içerisinde sayılan
en ciddi problemler arasında.
Değerli arkadaşlar, biliyorum ki
Meclisimizin büyük bir çoğunluğu hukukçu; yargıçlıktan,
avukatlıktan, savcılıktan gelen arkadaşlarımız.
Buradan genelde Meclisimize, özelde de bu arkadaşlarımıza
çağrımız şudur: Adaletin, yargının,
düşmüş olduğu bu hâlden bir an önce kurtarılması gerekir.
Arkadaşlar, AKP hükûmetleri döneminde,
özellikle de son, tek adam rejimiyle birlikte yargı, gerçekten âdeta beyin
kanaması geçirdi; geçirmiş olduğu bu beyin kanaması
neticesinde felç oldu, felç durumunun ötesinde de bitkisel hayata girdi.
Bununla ilgili yargı uygulamalarını, özellikle de AKP
Hükûmetinin talimatıyla harekete geçen savcıları ve bu
savcıların hazırlamış oldukları fezlekeler
sonucunda hakkında yargılama yapılıp şu anda
cezaevinde tutulan bir önceki Grup Başkan Vekilimiz Sevgili İdris
Balukenin yargılama sürecini çok kısa bir şekilde Sayın
Meclisle paylaşmayı düşünüyorum.
Arkadaşlar, İdris Baluken hakkında,
örgüt propagandası yapmak ve Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri
Yasasına muhalefet etmekten dolayı onlarca fezleke düzenlendi ve
fezlekeler sonucunda da iddianameler hazırlanarak davalar
açıldı. İdris Balukenle ilgili, hiçbir şekilde, örgüt
üyeliğinden herhangi bir iddianame hazırlanmadı. Hazırlanan
iddianamelerin çokluğundan dolayı, yargılamayı yapan
mahkeme
Özellikle bu kürsüden yapmış olduğu konuşmalar -bu
konuşmalar- hakkında kurulan hükme delil teşkil etti. Bundan dolayı,
yapmış olduğu konuşmaların süreklilik arz etmesi,
kastta yoğunluk gerekçesiyle, yapmış olduğu 7 konuşma
Yani âdeta 7 tane elma bir araya getirildi, zorlama bir şekilde armut
yaratıldı ve neticede, mahkemenin vermiş olduğu kararda,
İdris Baluken hakkında iddianame hazırlanmamasına
rağmen, yedi sene altı ay, örgüt üyeliğinden hüküm verildi.
Yine, bununla da yetinilmedi arkadaşlar, bu kürsüden yapmış
olduğu konuşmalar gerekçe gösterilerek hakkında, propaganda ve
2911 sayılı Yasaya muhalefetten dolayı ayrı ayrı
dokuz yıl iki ay hapis cezası verildi. Yani toplamda on altı
yıl sekiz ayla cezalandırıldı.
Arkadaşlar, daha bir ay önce bu Meclisten
çıkan bir yasa vardı, bu yasada da aynen şu belirleme
yapıldı, denildi ki: Bir düşüncenin
açıklanmasının propaganda suçu olabilmesi için iki kritere
bakılır. Birincisi, eleştiri sınırları içerisinde
kalmış mı; ikincisi ise basına haber verme
sınırları içerisinde mi, değil mi?
Şimdi, buradan, özellikle de şu anda
ülkemizdeki yüksek mahkeme olan Yargıtaya çağrımız
şudur: İdris Balukenle ilgili, talimat neticesinde verilmiş bu
kararı gözden geçirecek misiniz? Haksız, âdeta hukukun, meri
yasaların ayaklar altına alınıp çiğnenmesi sonucunda
verilen bu kararlar sizi tatmin ediyor mu?
Arkadaşlar, bugün 5 Aralık, kadınlara
seçme ve seçilme hakkının tanınmış olduğu gün.
Arkadaşlar, özellikle AKP Grubuna bu
fotoğrafı göstermeyi istiyorum.
Hatice Çevik
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERDAL AYDEMİR (Devamla) Başkanım,
bir dakika rica ediyorum.
BAŞKAN Peki, tamamlayalım.
Hatice Çevik Antalyalı bir Türkmen
kadını, Türk gelini. Kendisi bir anne. 10 Ekim Gar patlamasında
çocuğunu yitirdi, çocuğuyla birlikte görümcesini yitirdi. Yine
aynı patlamada Hatice Çevik gözünü yitirdi, bir gözünü kaybetti, görme
engelli durumuna geldi. Hatice Çevik, AKP Hükûmetinin yapmış
olduğu siyasi darbe neticesinde -Suruç tarihinde ilk defa seçilen bir
kadın belediye reisi vasfıyla- haksız bir şekilde
gözaltına alındı. Yaklaşık sekiz gün gözaltında
tutulduktan sonra mahkemece tutuklandı, Urfa Cezaevine gönderildi.
SEMİHA EKİNCİ (Sivas) Gar
patlaması olduğu için mi tutuklandı?
ERDAL AYDEMİR (Devamla) Arkadaşlar, dün
itibarıyla Hatice Çevik Urfa Cezaevinden Tarsus Cezaevine sürgün edildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
ERDAL AYDEMİR (Devamla) Bu kadın, bugün,
çok manidardır ki seçme ve seçilme hakkının kadınlara
verilmiş olduğu bir günde seçme ve seçilme hakkı elinden
alınarak âdeta bir çete, âdeta bir kabile hukukuyla, kabile
yasalarıyla cezaevine gönderildi.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Buyurun Sayın Özkan.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
63.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, Parlamentonun oluşturmuş
olduğu hukuk düzenine ve o hukuk düzenine uygun olarak yargılama
yapan yargı teşkilatımıza çete denilemeyeceğine
ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
tabii, herkesin hukuk düzenimize ilişkin itirazları olabilir; herkes
ve bütün mahkeme kararları eleştirilebilir ancak bu ülkenin anayasal
düzenine, şu anda görev yaptığımız Parlamentonun
oluşturmuş olduğu hukuk düzenine ve o hukuk düzenine uygun
olarak yargılama yapan yargı teşkilatımıza kimse
çete diyemez. Eleştirileriniz olabilir ancak yargıya çete
diyorsanız bu ülkede barışı ve huzuru egemen kılmak
mümkün olmaz. (HDP sıralarından gürültüler)
MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman) 3 bin
tanesini görevden aldınız, niye?
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Onun için, bu
talepleri, bu ifadeleri tümden reddediyoruz.
Teşekkür ederim.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
(Devam)
BAŞKAN Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 34üncü maddesinde yer alan
değiştirilmiştir ibaresinin yeniden düzenlenmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Konya
İstanbul Gaziantep
Ayhan
Erel Dursun
Ataş
Aksaray Kayseri
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Gaziantep
Milletvekilimiz Sayın İmam Hüseyin Filiz. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 34üncü maddesiyle ilgili olarak
İYİ PARTİ Grubumuzun vermiş olduğu önerge üzerinde söz
almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygılarımla
selamlarım.
34üncü maddeyle, 2803 sayılı Kanunun ek
10uncu maddesinin birinci fıkrası Jandarma Genel
Komutanlığı mensubu sözleşmeli subay, sözleşmeli
astsubay, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er statüsündeki
personel için Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılan atıflar Jandarma
Genel Komutanlığına, Millî Savunma Bakanlığı
ve/veya Genelkurmay Başkanlığına yapılmış
atıflar İçişleri Bakanlığına
yapılmış sayılır. şeklinde
değiştirilmiştir. Bu değişikliği uygun
bulmaktayız.
Değerli milletvekilleri, biraz önce
saydığım askerî unvanlar içerisinde sözleşmeli erbaş
ve erlerin çözüm bekleyen sorunları bazı milletvekillerimiz
tarafından, bu kanun teklifinin çeşitli maddeleri görüşülürken
ve daha önceden de detaylı olarak dile getirilmişti. Bazı
sorunları bir defa daha dile getirmek istiyorum.
Sözleşmeli erbaş ve erlerin aile
bütünlüğünün temini amacıyla, evci izninin artırılması
ya da güvenlik imkânlarının elverdiği durumlarda vardiya
sistemine geçilmesi olumlu bir iyileştirme olacaktır. Uzman
erbaşlar yaptıkları görevin sonunda kamuda görev alabiliyorlar
ancak sözleşmeli erbaş ve erlerimiz görev süreleri yani sözleşme
süresi tamamlandıktan sonra işsiz kalmaktadırlar. Bu konuda,
birçok sözleşmeli erbaş ve er çaresizliklerini dile getirmektedir.
Bu, üzerinde durulması gereken bir konudur. Kamuda ya da özel güvenlik
şirketlerinde istihdam edilmeleri için bir düzenleme yapılabilir
diyorum.
Sözleşmeli erbaş ve erlerimiz şehit
olduğunda ailelerine veya yakınlarına verilen
aylığın bunların dışında şehit
olanların ailelerine verilen aylıktan az olduğu söylenmektedir.
Bu ayrım ortadan kaldırılmalıdır. Uzman
erbaşların maaşlarında yapılan iyileştirmeler sözleşmeli
erbaş ve erlere de tanınmalıdır.
Değerli milletvekilleri, sözleşmeli
erbaş ve erler terörle mücadelenin belkemiğini oluşturuyorlar;
Kuzey Irakta, Suriyede ve sınırlarımızda yapılan
operasyonlarda diğer askerlerimizle birlikte en ön safta mücadele
ediyorlar. Bu mücadelelerde şehit düşen tüm askerlerimize Allahtan
rahmet diliyorum. Sözleşmeli erbaş ve erlerimiz, yerine getirdikleri
görevler bakımından eş değerlerinin sahip oldukları
tüm haklara sahip olmalıdır. Aslında sorunun çözümü basit, sözleşmeli
erbaş ve er yerine uzman erbaş ve er denilerek ayrım ortadan
kaldırılır ve sorunlar kökünden halledilir diye
düşünüyorum. Bu, sadece sorunların çözülmesini sağlamayacak,
aynı zamanda eşit göreve eşit haklar
anlayışının hâkim olması ve Peygamber ocağı
olarak zihnimizde yer eden anlayışın pekişmesi
açısından da önemlidir.
Değerli milletvekilleri, bir hususu daha tekrar
dile getirmek istiyorum. Bilindiği gibi, 2016 yılında
IŞİD terör örgütü tarafından Suriyeden Kilis şehrine
atılan füzeler sonucu kimisi okulda, kimisi evinde, kimisi iş
yerinde, kimisi de camide hayatını kaybeden ve yaralanan
vatandaşlarımız olmuştu. Bu vatandaşlarımız
anılırken şehit ancak resmiyette şehit sayılmamışlardır
yani şehit ve gazi ailelerine tanınan haklardan yararlanamıyorlar.
Kilisliler, şehit ve gazi ailelerinin mağduriyetlerinin giderilmesini
talep etmektedirler. Konuyla ilgili, 5 Kasım 2018 tarihinde,
yaklaşık bir yıl önce 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve
Aylık Bağlanması Hakkında Kanunda değişiklik
yapılmasına dair bir kanun teklifi vermiştim. Vermiş
olduğum kanun teklifinin bir an önce Meclis gündemine gelmesi,
Kilislilerin mağduriyetlerinin giderilmesini ve bir nebze de olsa
gönüllerinin alınmasını sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri, son olarak bir konuya
daha değinmek istiyorum. Geçtiğimiz günlerde, havalimanlarında
görev yapan pasaport polislerimizin kıyafetleri değişti. Hudut
kapılarında 100 milyondan fazla yolcuyu karşılayan pasaport
polisleri artık özel tasarım polis yeleği giyiyor. Turkuaz
renkli yeni yeleklerin sağ ön göğüs kısmında Turkey
yazısı bulunuyor. Bütün dünya ülkeleri kendi adını kendi
dilinde yazarken bizim ülkemiz adını Turkey diye
yazmıştır; bu, kabul edilebilir bir durum değildir. Onun
için, İngilizce Turkey yerine Türkiye yazılması hem yerli
hem millî anlayışın gereğidir diyor, Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
34üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 34üncü madde kabul edilmiştir.
Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 21.16
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 21.45
BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Emine Sare AYDIN YILMAZ
(İstanbul), Barış KARADENİZ (Sinop)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin Dördüncü Oturumunu açıyorum.
144 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
35inci madde üzerindeki önerge işlemlerinde kalınmıştı.
Değerli milletvekilleri, 35inci madde üzerinde
3 önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına
göre okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
35inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil
Kahramanmaraş Trabzon Ankara
Erkan
Aydın Mehmet
Ali Çelebi Yaşar
Tüzün
Bursa İzmir
Bilecik
Faruk
Sarıaslan
Nevşehir
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen,
Nevşehir Milletvekilimiz Sayın Faruk Sarıaslan. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika.
FARUK SARIASLAN (Nevşehir) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 5253 sayılı Dernekler
Kanununda değişiklik yapan 59uncu maddeyle ilgili görüşlerimi
belirteceğim.
59uncu maddedeki değişiklik teklifi,
yönetim kurulu ve denetim kurulu ile derneğin diğer organlarına
seçilen asıl ve yedek üyelerin, üyeliğe kabul edilenler ile
üyeliği sona erenlerin adını, soyadını, doğum
tarihini ve kimlik numarasını otuz gün içinde mülki idare
amirliğine bildirme zorunluluğu getiriyor. Teklifte,
yurttaşların bilgisi dışında derneklere üye
yapılması ve üyelikten çekilenlerin işlemlerinin
yapılmaması gibi sorunların yaşanmaması gerekçe
gösterilmekte. Kanunun bu gerekçesi 59uncu maddede getirilmek istenen
değişikliği haklı kılmaz çünkü Türk Ceza Kanununda
sayılan gerekçelere karşı yeteri kadar yaptırımlar
vardır. Anlaşılıyor ki amaç, örgütlenmenin
Fişleniyorum. korkusuyla engellenmesidir. Eğer siz insanların
örgütlenmesini doğrudan ya da dolaylı yollarla engellerseniz illegal
örgütlenmenin yolunu açarsınız, sizlerin çok
kullandığı tabirle merdiven altı örgütlenmeler
başlar.
Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi
menfaatlerini korumak için, kendilerini temsil eden bir toplu teşekkül
oluşturarak bir araya gelme özgürlüğü olarak tanımlanabilir.
Örgüt kurma özgürlüğü, öncelikle, örgüt kurma ve örgüte üye olma
hakkını kapsamaktadır. Bu özgürlük, aynı zamanda bir tercih
özgürlüğüdür ve bir örgüte üye olmama hakkını da içermektedir.
Örgütlenme özgürlüğü Evrensel İnsan Hakları Beyannamesinin
20nci maddesinde, Türkiye'nin taraf olduğu Medeni ve Siyasal Haklara
İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 22nci maddesinde ve
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 11inci maddesinde koruma
altına alınmıştır. Türkiye, örgütlenme
özgürlüğüne yer veren tüm bu belgeleri usulüne uygun bir şekilde
onaylamış ve tamamını iç hukukuna
aktarmıştır; Anayasanın 90ıncı maddesi
doğrultusunda da bu belgeler iç hukukun bir parçası hâline
gelmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11inci
maddesine ve Anayasanın örgütlenme özgürlüğüne ilişkin 33, 51,
53, 54, 68 ve 69uncu maddelerine göre, örgütlenme özgürlüğünün öznesi
herkestir. Doğrudan ya da dolaylı yollarla bu örgütlenmeyi
engelleyemezsiniz. Bu konuda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2007
tarihli Bulgaristanla ilgili bir kararında, bir örgütün, devlet
tarafından önüne üstesinden gelinmesi zor koşullar getirilerek ve
böylece örgütlenme özgürlüğünü etkili bir şekilde
kullanmasının engellenmesini doğru bulmamış, Bulgaristan
devletinin aleyhine karar vermiştir.
Örgütlenme özgürlüğünün demokrasiyle
yakından ilişkisi ve bu bağlamda
taşıdığı önem, Anayasa Mahkemesi tarafından da
kabul edilmiştir. Mahkemeye göre, Demokrasilerde vatandaşların
bir araya gelerek ortak amaçları izleyebileceği örgütlerin
varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir
bileşenidir. Demokrasilerde böyle bir örgüt, devlet tarafından
saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir.
denilmektedir. Örgütlenme özgürlüğüyle bir hukuki uyuşmazlık söz
konusu olduğunda dikkate alınacak bu hususlar uluslararası
sözleşmelerde yer alan veya özellikle Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi, İnsan Hakları Komitesi gibi denetim organları
tarafından ortaya konulan standartlarda olmalıdır. Eğer siz
yukarıda saydığım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi,
Anayasa Mahkemesi kararlarını yok sayarak bu maddenin geçmesinde
ısrar ederseniz uluslararası alanda devleti zora sokar, ciddi
tazminatlar ödersiniz. Korkarak ve korkutarak ülke yönetilmez.
Sayın milletvekilleri, unutmamak gerekir ki
demokrasi, özgürlüğü yok etmek özgürlüğü değildir. Bir ülkenin
gelişmesinin yolu, farklı fikirleri susturmak, senin gibi
düşünmeyenlerin örgütlenmesinin önüne geçmek değil; tam tersine,
başkalarının fikirlerini saygıyla dinlemek, onların
örgütlenmesinin önünü açmak, ikna olmak ya da ikna etmekten geçer. Demokrasi,
toplumsal barışı güvence altına almak için uzlaşma ve
denge rejimidir diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 35inci maddesinde geçen müştereken
ibaresinin ortaklaşarak olarak değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Zeynel
Özen Nuran
İmir Kemal
Peköz
İstanbul Şırnak Adana
Züleyha
Gülüm Hüseyin
Kaçmaz
İstanbul Şırnak
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen,
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zeynel Özen. (HDP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Özen.
ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 35inci madde aslında teknik
bir madde. 15 Temmuz darbesine karışan pilotların uzaklaştırılmasıyla,
aynı zamanda, AKPnin Türk Hava Kuvvetleri içinde kök salmasına engel
olacağı düşünülen pilotların atılmasıyla ortaya
çıkan pilot ihtiyacından dolayı zorunlu hizmet süreleri on
beş artı altı yıl olarak değiştirilmek isteniyor.
Bu konuda söylenecek fazla söz yok.
Biliyorsunuz, Asgari Ücret Komisyonu bu hafta
çalışmalarına devam ediyor. DİSK 3.200 rakamını
belirlemiştir. Bu rakam çok mütevazı bir rakamdır çünkü temel
gıda maddelerine, akaryakıta, elektriğe, doğal gaza
yapılan zamlar yüzde 50leri, yüzde 60ları bulmuştur.
Diğer taraftan, yaklaşık 13 milyon emeklimiz var. Bu emeklilerin
yüzde 90ı açlık ve yoksulluk sınırının
altında maaş almaktadırlar.
En önemlisi de EYTlilerin durumu,
kazanılmış hakları gasbedilmiştir. Bugün milyonlarca
insan sosyal güvenlikten yararlanamamakta, aynı zamanda bunlar iş de
bulamamaktadır. En garip olanı da Cumhurbaşkanının
söylediği sözdür, diyor ki: İskandinav ülkeleri EYT yüzünden iflas
etti. Böyle bir iflas keşke bizim başımıza da gelse çünkü
İskandinav ülkeleri refahın en yüksek olduğu ülkeler -ben oradan
gelen biriyim- kişi başına en düşük millî gelir 50 bin
dolar, bu 75 bin dolara kadar çıkıyor arkadaşlar.
Ülkemizde moda olan çılgın projeler,
havaalanları, köprüler, Kanal İstanbul. Arkadaşlar
çılgın proje diye diye bu toplumu çıldırttınız.
Toplu intiharlar, her gün birkaç kadının öldürülmesi ve her gün
basından izliyorsunuz İşsizim, kiramı ödeyemiyorum.
Kendimi mi yakayım, intihar mı edeyim? diyen insanları.
Artık, bu çılgın projelerden vazgeçmeliyiz arkadaşlar.
Türkiye'nin çılgın projelere değil, ayağı yere basan,
üretime dayanan, artı değer yaratan projelere ihtiyacı var. Onun
için, toplumun siyasette, ekonomide, dış politikada normalleşmeye
ihtiyacı vardır.
Diğer taraftan, İşsizlik Fonu:
Arkadaşlar, işçilerden kesilen paralarla oluşturulan bu
İşsizlik Fonunun büyük bölümü işverenlere teşvik primi
olarak veriliyor. Bu, başlı başına bir
haksızlıktır.
Çiftçinin durumu daha vahim. Çiftçi bugün
kredilerini ödeyememekte, tarım girdilerinin yüzde 100, yüzde 200
artmasından dolayı toprağını ekememektedir. Taban
fiyat ya yerinde sayıyor ya düşüyor arkadaşlar.
Öğrenci ve gençlik: Öğrenci ve gençlik
aldığı kredileri ödeyememekte, 1 milyonun üzerinde öğrenci
bugün icralıktır arkadaşlar.
Diğer taraftan, kadının durumu
bellidir. Kadın nüfusunda işsizlik oranı çok yüksektir,
aynı zamanda, her gün birkaç kadın öldürülüyor ve ülkemiz hızla
toplumsal bir kaosa, patlamaya doğru gidiyor.
Yani bugün çevremizde yaşananlar, Güney
Amerikada yaşananlar; bu ülkelerde ne etnik bir sorun var ne inançsal bir
sorun var ama bu ülkelerde toplumsal patlamalar yaşanıyor.
Eğer biz bu toplumsal sorunları çözmezsek,
bu çılgın projeleri, bu İşsizlik Fonundakileri
yatırıma dönüştürmezsek; diğer taraftan, biz bu vergileri,
büyük iş adamlarının yandaş şirketlerin vergilerini
sık sık affedersek en son bir toplumsal patlama olacaktır ve
bunu, bir an önce... Açım. diyen İşsizim. diyen
işsizin, köylünün, emeklinin, dul ve yetimin hakkını koruyan bir
Meclis olması gerek. Bunun vebali tüm Meclisin üzerindedir.
Genel Kurulu saygılarımla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 35inci maddesinde yer alan
eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Ayhan
Altıntaş Dursun
Ataş Fahrettin
Yokuş
Ankara
Kayseri Konya
Hayrettin
Nuhoğlu Hasan
Subaşı
İstanbul
Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Konya
Milletvekilimiz Sayın Fahrettin Yokuş. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
FAHRETTİN YOKUŞ (Konya) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün sizlerle, Türkiye'mizin en büyük tatlı su
gölü olan Beyşehir Gölünün her geçen gün kurumasıyla ilgili
bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Eğirdir Gölüne tabandan bağlı olan
Beyşehir Gölü, son yirmi yılda tam 112 kilometrekare
küçülmüştür. Bilim adamları gerekli tedbirlerin alınmaması
hâlinde Beyşehir Gölünün yirmi yıl sonra kuruyacağını
ifade etmektedirler. Göl sularının yoğun sulamalar nedeniyle
boşaltılması, gölde bulunan bazı endemik balıkların
da yok olmasına sebep olmuştur. Yine, son yirmi yılda göldeki
ortalama su derinliği 26 metreden, maalesef, 5,5 metreye
düşmüştür. Beyşehir Gölünü besleyen ırmak ve derelerin
üzerine göletler yapılmış, göl
sığlaştırılmıştır. Gölün etrafındaki
tüm yerleşim birimleri kirli sularla gölü beslemektedir. Ne yazık ki
bu sıkıntı Konyamızın her yerinde vardır. Bin
köy ve kasabası olan, Türkiye'nin en büyük vilayeti olan
Konyamızın köy ve kasabalarında, hatta 3 tane ilçemizde
arıtma tesisi yoktur, kanalizasyonları, maalesef, dere, ırmak,
göl ve göletlere akmaktadır.
Değerli milletvekilleri, bugüne kadar Konyada
bir hayli gölümüz kurumuştur. Bu göllerin sıralamasına geçmeden
önce
Sayın Çevre Bakanımız 25 Şubat 2019da
Beyşehire bir açılış töreni için geliyor -seçim öncesi,
mahallî seçim öncesi- ve orada Sayın Bakan diyor ki: Ben Çevre ve
Şehircilik Bakanıyım, Konyalıyım,
dolayısıyla Beyşehir Gölü kirli olamaz. Bakan
yardımcımıza talimatımızı verdik. Büyükşehir
Belediyesi Başkanımız ve Beyşehir Belediyesi
Başkanımızla iş birliği içerisinde temizleme
çalışmalarını başlatıyoruz. Bu sözünden sonra
tam dokuz ay geçti fakat hâlâ gölümüzün temizlenmesiyle alakalı hiçbir
çalışma yok. Tabii seçim dönemiydi, seçim vaadiydi, hani suya
yazılan yazılar gibi yazıldı gidildi.
Bugüne kadar Konyamızın Meke Gölü,
Akşehir Gölü, Ereğli Sazlıkları, Çumra
Sazlıkları, Hotamış Sazlığı, Uyuz Gölü,
Suğla Gölü ve Ilgın Çavuşçu Gölü kurumuştur. Hepimiz
hatırlayalım, hani geçtiğimiz günlerde Türkiyenin gündemine
gelmişti Dipsiz Gölün kuruması, hani on iki bin yılda
oluşmuş diye. Bilim adamları diyorlar ki: Kuruyan bir gölün
tekrar eski hâline gelebilmesi için yüz yıl geçmesi lazım ki içinde
tekrar canlı oluşabilsin yani bitki ve diğer canlılar
oluşabilsin.
Ve buradan sesleniyorum: Allah aşkına,
Konya Ovamızın göllerini kurutmaktan vazgeçelim. Başta Beyşehir
Gölümüz olmak üzere göllerimize sahip çıkalım. Konyamız susuz,
Konyamız Türkiyenin en az yağış alan bölgesi ama
Konyamızda hâlâ suya dayalı tarım üretimi bütün
hızıyla devam ediyor. On binlerce kaçak kuyumuz var. Her yıl
taban suyumuz 2 metre aşağı iniyor. Bazı bölgelerimizde,
ilçelerimizde 150-200 metre derinlikten su çekiliyor. Göçükler oluşuyor,
obruklar. Obruklar, Karapınar ilçemize 5 kilometre kadar
yaklaştı, Allah muhafaza. Ama kimsenin umurunda değil; ülkemizi
yönetenlerin umurunda değil, Konyanın değerli vekillerinin
umurunda değil. Konya ilimizin acilen suya ihtiyacı var. Diyoruz ki:
Dicle-Fırat havzasından Konya vilayetimize yılda en az 8 milyar
metreküp su getirmemiz lazım, başka da çaremiz yok. Eğer böyle
bir kaynağı Konyaya getiremezsek bugün tarım arazilerimizin
yüzde 30u ekilemez hâle gelmiştir- korkarım ki tarım kenti
Konyamız o özelliğini kaybedecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) Bir dakika
BAŞKAN Tamamlayalım.
FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) - Bu nedenle,
buradan bir kere daha sesleniyorum: Geliniz, KOP projesini GAP projesi gibi
ihya edelim, Türk tarımını ve Konyayı Türkiyenin yüz
akı hâline getirelim diyor, bu vesileyle hepinize saygılar sunuyorum.
(İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
35inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
35inci madde kabul edilmiştir.
36ncı madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
36ncı maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz.
Ali
Öztunç Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil
Kahramanmaraş Trabzon Ankara
Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi Yaşar Tüzün
Bursa İzmir Bilecik
Okan
Gaytancıoğlu
Edirne
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerine söz isteyen, Edirne
Milletvekilimiz Sayın Okan Gaytancıoğlu. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 36ncı madde üzerinde söz
aldım. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Evet, biz teklifin tamamına neredeyse
katılıyoruz. Bu maddede devlet görevini yapmış, demiş
ki: Sınır ötesi operasyonlarda yaralanan askerlerin tedavisi
yapılır ve bunun masrafları devlet tarafından
karşılanır. Devlet görevini yapmış ama devletin
görevini yapmadığı bir kurum var: Vakıflar Genel
Müdürlüğü.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Edirnede
görevini yapmıyor. Bölge müdürlüğüne ait birçok taşınmaz
var, buralarda birçok esnaf var, esnafın kiraları enflasyon
oranında artırılmamış. Enflasyon kaç? İki gün
önce açıkladınız, yüzde 10u geçti. Peki, esnafın
kiraları ne kadar artırıldı? Yüzde 110. Bu ne demek? Bu
devlet görevini yapmıyor demek. Esnaf zaten zar zor geçiniyor, vergilerini
ödeyemiyor, BAĞ-KUR primlerini ödeyemiyor. İnanın bütün esnaf
beş yılı bekliyor. Dört yıl, beş yıl
emekliliğime kalsın, banka bana kredi versin, bu krediden kesinti
yapılsın da ben emekli olayım. Peki, Vakıflar Genel Müdürlüğü
Türkiye'nin her yerinde böyle mi yapmış, her yerde yüzde 110 mu
artırmış? Hayır, sadece Edirnede.
Edirneden ne istiyorsunuz? Derdiniz ne? Neden böyle
bir artışı öngördünüz Edirne esnafına?
MAHMUT TANAL (İstanbul) Çünkü belediyeyi
alamıyorlar, onun için.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) - Türkiye genelinde
araştırdık, yüzde 10larda, 15lerde artış var ama
Edirnede nedense yüzde 110. Evet, neden böyle oluyor? Biz de soruyoruz. Peki,
esnaf bunu ödeyecek mi? Esnaf sürekli bizlere söylüyor, diyor ki: Gelin, bu
işi çözelim. Evet, bu işi tatlılıkla çözelim. Hazır
Edirne turist çekiyor. Yunanistandan, Bulgaristandan bir sürü turist geliyor.
Bu turistler alışveriş yapıyorlar -esnaf biraz para
kazansın- Edirnenin Selimiyesini geziyorlar, dolaşıyorlar,
çarşısında alışveriş yapıyorlar,
vakıflara ait birçok eseri ziyaret ediyorlar. Türkiye geneline de Edirne
bir örnek teşkil etsin. Edirne aynı zamanda Osmanlının
başkentliğini yapmış yani sultanların şehri,
şehirlerin sultanı Edirne olarak anılır. O yüzden, biz
esnafımıza kolaylık sağlansın istiyoruz.
Esnafımız gerçekten zor durumda.
Bakın, Esnaf Kefaletten bir sürü esnafımız kredi
kullanıyor. Yani Esnaf Kefaletin kredileri uygun; yüzde 4tü, yüzde 8e
çıkarıldı; sonra sizler oturdunuz, tekrar düşündünüz, yüzde
5e çektiniz; bu güzel. Ama esnaf kredilerinde bir komisyon var, ekspertiz
ücreti; bu ödeniyor, bu da esnafın belini büküyor.
Bakın, esnaf kim? Esnaf orta direk, hepimizin
akrabaları içerisinde var. Orta direk yıkıldığı
zaman ülkenin sorunları artar. Esnafımızı korumak
zorundayız. Esnafımız günde ne kadar kazanıyor, siftah
yapabiliyor mu? Elektrik parasını düşünüyor, işçinin
parasını düşünüyor Mal bitti, eyvah! Mal koymam lazım,
para kalmadı. diyor; e, bir de siz bunu kira artışlarıyla
artırırsanız esnafı zor duruma düşürürsünüz.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Kapanıyor,
kapanıyor.
OKAN GAYTANCIOĞLU (Devamla) Bizim burada
önerimiz: Lütfen, bunu biraz daha dikkate alalım. Makul bir
artışı esnaf da istiyor Benim kiralarım makul bir
şekilde artsın. diyor. Makul bir şekilde artsın, ödemeye
razı ama bu fahiş fiyatla ödemeye hiç razı değil.
Dolayısıyla, bu bir serbest piyasa ekonomisi değil,
vakıflar devletindir, devlet kendini korusun Sayın Tanal. Biz Kira
artmasın. demiyoruz, Vakıflar zarar etsin. demiyoruz ama kaynak
yaratmak istiyorsanız illaki bu kaynakları esnaf üzerinden
yaratmayalım. Esnafımıza gözümüz gibi bakalım. Esnafın
durumu iyileşirse ne yapacak esnaf? Sabahtan akşama kadar, on iki
saat dükkânında duruyor, diyecek ki: Ben altı saat durayım, 1
kişi daha istihdam edeyim. İşte size istihdamı
artırmanın da formülü. Esnafımızı güçlendirelim, para
kazansın, hem devlete daha fazla vergi ödemeye çalışsın hem
alışverişlerini artırsın hem de ülke ekonomisine
katkıda bulunsun. Bunu bir daha gözden geçirelim diyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 36ncı maddesinde geçen
İçişleri Bakanlığınca ibaresinin İçişleri
Bakanlığı tarafından olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Nuran
İmir Kemal
Peköz Serpil Kemalbay Pekgözegü
Şırnak Adana İzmir
Zeynel
Özen Hüseyin Kaçmaz Züleyha Gülüm
İstanbul Şırnak İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen İzmir
Milletvekilimiz Sayın Serpil Kemalbay Pekgözegü. (HDP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; söz konusu olan 144
sıra sayılı Kanun Teklifinin bu maddesi için söyleyeceğim
çok fazla şey yok. Özellikle, tarif edilen güvenlik personeline
kullandırılacak olan ilaç ve tıbbi sarf malzemelerinden ücret
veya katılım payı alınmayacağı yönündeki öngörü
yerindedir diye düşünüyorum. Çünkü biz, sosyal devletin, sağlık
hakkını tüm yurttaşlara parasız olarak sağlaması
gerektiğini düşünüyoruz ve aslında sosyal devlet
anlayışının bir gereği olarak da sağlığın
ticarileşmesinin durdurulması ve tüm yurttaşlara
sağlık hakkının eşit bir şekilde
sağlanması lazım.
Biz, bu yasa tekniğine dair de bir şeyler
söylemek istiyoruz. Şimdi, sürekli olarak torba yasalar getiriliyor
yamalı bir bohça gibi. Bu, aslında fiilî olarak OHAL sürecinin devam
ettiğinin her defasında göstergesi oluyor. OHAL devam ediyor,
KHKlerin bütün etkileriyle sürdüğünü görüyoruz ve OHAL uzantısı
torba yasalar ve buradaki maddeler de önümüze geliyor. Bir an önce bu fiilî
OHAL durumunun ortadan kaldırılması gerektiğini ve bu OHAL
uzantısı yasa yapma tekniğine son verilmesi gerektiğini
düşünüyoruz. Yani ceberut bir devlet anlayışıyla yürütülen,
sürdürülmeye çalışılan bir iktidar var ve bunun
yarattığı sonuçlar her gün yurttaşları hem ekonomik
krizin ağır şartlarına itiyor hem de halk üzerindeki
istibdat rejimi yoğunlaşarak, artarak kendini sürdürüyor.
Bugün burada bahsedildi, dendi ki: Biz bir vesayet
rejimini ortadan kaldırdık. 5 Aralık vesilesiyle söylendi. Bir
vesayet rejimi belki ortadan kaldırıldı ama başka bir
vesayet rejimi ortaya konuldu. Bunun göstergeleri neler diye
baktığımız zaman, örneğin Demirtaş 6,5 milyon
insanın iradesini temsil ediyor ve tutsak. Bugün cezaevinde
sağlık hakkının gasbedilmeye
çalışıldığına tanıklık ediyoruz. Yine,
tutsakların cezaevlerinde sağlık hakkına müdahale edilerek
ekstra cezalandırıldığını görüyoruz.
Değerli arkadaşlar, AKP vesayet rejimini
kaldırmadı, aslında yeni bir vesayet rejimiyle bu süreci
sürdürüyor. Bugün AKPnin partimize yönelik yaptıklarının,
KHKlilere yönelik yaptıklarının, muhaliflere yönelik
yaptıklarının aslında Başörtülü eşi olan
Cumhurbaşkanı olamaz. mantığıyla aynı
olduğunu, bire bir eşit olduğunu düşünüyoruz. O yüzden de
şunu söyleyeceğim ben: Saray korkusu ahiret korkusunu çoktan
aştı.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Sen ahiretten
korkuyor musun?
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) Onca kul
hakkının hesabını AKP milletvekilleri, AKP nasıl
verecek; onu bilemiyoruz.
Şimdi, biraz da asgari ücrete dair
konuşmak istiyorum. Asgari ücretin belirlenmesi için
toplanılıyor. Bir kere, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun tamamen
sermaye yanlısı bir komisyon olduğunu ve tamamen
patronların ve devletin, Hükûmetin çıkarlarına göre kararlar
aldığını ve yine, devletin, kendilerinin belirlediği
TÜİK verilerine göre bir asgari ücret belirlediklerini görüyoruz. Dolayısıyla
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısının tamamen
değiştirilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu Meclisin hak
gasplarıyla dolu bu torba yasaları değil de işte böyle
yasalar çıkartması gerektiğini düşünüyoruz. Asgari Ücret
Tespit Komisyonunda işçilerin ağırlığı
artırılmalıdır, sermayenin ve devletin koltuk
sayısı orada azaltılmalıdır diyoruz.
Yine, asgari ücretten vergi alınmaması
gerektiğini düşünüyoruz çünkü bu ülkede vergiler tamamen
ücretlilerden ve yurttaşlardan alınıyor, yüzde 90ına
yakını bu şekilde toplanıyor ve krizin faturası da
yine halkımıza ödetiliyor ve şu anda büyük bir ekonomik krizle
yurttaşlar karşı karşıya. Asgari ücretten vergi
kaldırılarak bir nebze olsun, bir miktar olsun bu sorunun
hafifletilebileceğini düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Yine, asgari ücret belirlenirken, asgari ücret
sadece Türkiyedeki ücretlilerin alacağı en az ücreti belirlemiyor,
asgari ücret pek çok şeyi de belirliyor; örneğin emekli
maaşlarını, SGK primlerini, işsizlik ödeneklerini ve evde
bakım hizmetleri gibi pek çok şeye etki ediyor. O yüzden
işçilerden, emekçilerden yana bir şekilde çok daha dikkatle ve düzgün
planlanmalı. Bunun için, örneğin bakanlar, vekiller, sendika
konfederasyonları o masada bordrolarını da oraya koymalılar
ve kendi bordrolarına bakarak asgari ücrete yaklaşmalılar.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçiler lehine
yapılandırılmış olmalı ve böylece de belirlenebilmeli
diye düşünüyoruz. Ekonomik krizin faturası yine işçilere ödetilmemeli,
işçiler müzakere sürecinde grev ve toplu eylem haklarını
kullanabilmeliler ve büyümeden asgari ücretliler ve emekçiler pay almalı
diyoruz.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Buyurun Sayın Özkan.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
64.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, İzmir Milletvekili Serpil
Kemalbay Pekgözegünün 144 sıra sayılı Kanun Teklifinin
36ncı maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı
konuşmasında ifade ettiği Adalet ve Kalkınma Partisinin bir
istibdat rejimi oluşturduğu ve yeni bir vesayet inşa ettiği
yönündeki iddialarını reddettiklerine ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
hatibin kürsüden AK PARTİnin bir istibdat rejimi oluşturduğu ve
vesayeti tasfiye etmediği, yeni bir vesayet oluşturduğu
iddialarının tümünü reddediyoruz. AK PARTİ olarak ülkümüz,
milletimizin refahını, huzurunu ve barışını
yükseltmektir. Demokratik hukuk standartlarını yükseltmek ve
geliştirmektir. Bugün Meclis çatısı altında partiler
kapatılmadan siyaset yapma imkânı bu sayede
oluşturulmuştur.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Buyurun Sayın Özel.
65.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay
Pekgözegünün 144 sıra sayılı Kanun Teklifinin 36ncı
maddesiyle ilgili önerge üzerinde yaptığı konuşmasında
ifade ettiği Adalet ve Kalkınma Partisinin bir istibdat rejimi
oluşturduğu ve yeni bir vesayet inşa ettiği yönündeki
görüşlerine aynen iştirak ettiklerine ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
şüphesiz, Mecliste beş farklı siyasi partinin grubu var ve biraz
önce konuşan sayın hatibin partisiyle de farklı siyasi
partilerdeyiz ve farklı görüşlerimiz var. Ancak, biraz önce Sayın
Grup Başkan Vekilinin ifade ettiği, Adalet ve Kalkınma
Partisinin bir istibdat rejimi oluşturduğu ve bir vesayeti ortadan
kaldırmak yerine yeni bir vesayet inşa ettiği noktasındaki
görüşlerine aynen iştirak ettiğimizi ifade etmek isterim.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun Sayın Özkan.
66.-
Denizli Milletvekili Cahit Özkanın, istibdat oluşturmanın
anayasal bir suç olduğuna ilişkin açıklaması
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
elbette eleştiri olabilir. Bakınız, istibdat oluşturmak
anayasal açıdan suçtur, biz bunu kabul etmiyoruz. Suç teşkil eden bir
eylemi grubumuza isnat ettikleri için itirazımız vardır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Peki.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
(Devam)
BAŞKAN - Diğer önergeyi okutuyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 36ncı maddesinde yer alan
eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ayhan
Altıntaş Dursun
Ataş Fahrettin
Yokuş
Ankara
Kayseri Konya
İmam
Hüseyin Filiz Hasan
Subaşı Feridun
Bahşi
Gaziantep Antalya Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Antalya
Milletvekilimiz Sayın Feridun Bahşi. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
FERİDUN BAHŞİ (Antalya) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 144 sıra sayılı Yasa
Teklifinin 36ncı maddesi üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Meclise getirilen her
yasa teklifi torba yasa olarak getirilmektedir. Şimdi size torba
yasanın hukuk tarihinde ilk ortaya çıkışı ve
çıktığı dönemdeki serüveninden bahsedeceğim.
İlk torba yasa uygulamaları Romada ortaya
çıkmıştır. Önceden yazılı olmayan geleneksel
hukukun geçerli olduğu Romada milattan önce 452 yılında halk
tarafından 10 kişilik konsey seçilmiş ve geleneksel hukukun
yazılı hâle getirilmesi istenmiştir. Konsey iki yıl
çalışmış, hukukun bütün alanlarında uygulanan
geleneksel hukuku yazılı hâle getirerek büyük levhalara
yazdırıp Romanın en büyük meydanına
asmışlardır. Altmış yıl sonra Galyanın
Romayı yağmalaması ve bu levhaların tahrip edilmesiyle
hukuk alanında kargaşa yaşanmaya başlamış, bugün
Türkiyede uygulanagelen torba yasalar dediğimiz tek yasa içinde
farklı konular içeren yasalar çıkarılmaya
başlanmıştır.
Özellikle toplumun onaylamayacağı,
tepkisine sebep olabilecek konulardaki yasaların Meclisten geçirilebilmesi
amacıyla yasanın içerisine rüşvet sayılabilecek bir konu da
eklenerek torba hâline getirilmeye başlanmış, böylece
kolaylıkla Meclisten geçirilebilmiştir. Örneğin, toplumda tepki
yaratacak bir vergi yasasının içine o dönemde İtalyan topraklarında
yaşayan herkese Roma vatandaşlığı da verilmesi konusu
eklenerek Parlamentodan geçirilmiş ve toplumun tepkisi önlenmeye
çalışılmıştır.
Milattan önce 98 yılına kadar bu böyle
devam etmiş ancak bu yılda çıkarılan bir yasadan sonra
itirazlar yükselmiş ve torbayı yasaklayan bir ilke kabul
edilmiştir. O tarihte çıkarılan yasanın 2nci maddesi,
farklı konuların tek bir yasada toplanmasının doğru
olmadığını, bunların ayrı ayrı yasalarla
çıkarılması gerektiğini kesin olarak kurala
bağlamıştır.
Değerli milletvekilleri, günümüzün
gelişmiş demokrasilerinde de bu ilkeye uyulmakta, her konu ayrı
teklifle parlamentoya getirilmektedir. Ülkemizde ise özellikle 12 Eylül
darbesinden sonra kanun hükmünde kararnameler ve torba yasalar uygulaması
yoğun bir şekilde başlamıştır. Yeni Türkiyede
ise kanun hükmünde kararname yerine Cumhurbaşkanlığı
kararnameleri rutin hâline getirilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi
işlevsiz hâle sokulmuştur. Son yıllarda ise özellikle AK
PARTİ hükûmetleri tarafından başvurulan torba yasa
mantığı maalesef iflas etmiş, yapboz yasalar hâline
getirilmiştir. Alelacele, yangından mal kaçırır gibi
çıkarılan yasalar sağlıksız ve sorunludur. Bütün
bunlar daha önce de defalarca söylenmesine rağmen, iktidar yanılmaz
olduğunu düşünüp yaptığı her işin doğru
olduğunun kabul edilmesini istiyor. Nitekim geçen hafta AK PARTİ
Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğanın talimatıyla
Meclisten geçirilerek yasalaşan torba kanun içindeki termik santrallere
filtre takılmasının ertelenmesi konusundaki madde
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından veto
edilmiştir. Teklifi oylarıyla yasalaştıran iktidar
partilerinin milletvekilleri ise yasanın veto edilmesi üzerine, yine veto
kararını alkışlayan açıklamalara
girişmişlerdir.
Yaşananlar bir torba yasa klasiği
olması bakımından güzel bir örnek teşkil etmektedir.
Yasalar toplumun tamamının ihtiyaçlarını belirleyen
bireylerin hak ve özgürlüklerini belirlemek için vardır ancak bizde bu
torba yasalar sayesinde yandaşların ihtiyaçlarına göre yasa
yapılır hâle gelinmiştir. Bu, sürdürülebilir bir yasa yapma
tekniği değildir.
Değerli milletvekilleri, işte yine bir
torba yasayla karşı karşıyayız. Bu
görüştüğümüz teklif de torba yasadır. 98 maddelik bir torba
yasanın içinde 1 tane kanun hükmünde kararname ve 29 ayrı kanunda
değişiklik vardır. Hepimiz biliyoruz ki bu teklif aslında
altında imzası bulunan milletvekillerinin teklifi değil, direkt
olarak yürütmenin başının gönderdiği ve milletvekillerine
imzalattırdığı bir tekliftir. Yasama artık
etkisizleştirilmiştir. Artık dayatma kanunlardan
vazgeçilmelidir. Sadece iktidardan gelen teklifler değil, halkın gözü
kulağı olan muhalefetin de yasa teklifleri değerlendirilmelidir.
2020 yılında Meclise getirilecek
tekliflerde torba yasa uygulamasından vazgeçilmesi dileğiyle Gazi
Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
36ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
36ncı madde kabul edilmiştir.
37nci madde üzerinde 2 önerge bulunmaktadır,
önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
37nci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil
Kahramanmaraş Trabzon Ankara
Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi Yaşar Tüzün
Bursa
İzmir
Bilecik
Ali
Mahir Başarır
Mersin
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Mersin
Milletvekilimiz Sayın Ali Mahir Başarır
(CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
İki gündür yoğun bir şekilde
Doğa Okullarıyla ilgili mağduriyeti gerek medya gerek bizler
gerek veliler gerek öğrenciler işliyor. Bugün bu konuda konuşmak
istiyorum çünkü gerçekten büyük bir sıkıntı var. Bu okullarda 82
bin öğrenci eğitim alıyor. 13.500 öğretmen ve personel
İş Kanununa göre çalışan hizmetli çalışanı
var ve 124 tane kampüs var. Şimdi, neden bunu gündeme getiriyorum? 3
Mayısta, yedi ay önce biz velilerden, öğrencilerden ciddi
şikâyetler aldık ve bu durumu Sayın Millî Eğitim
Bakanına yönelttik; sadece ben değil, Gaziantep Milletvekilimiz,
hatta Meclis Başkanımız bu hassasiyeti kendisine sordu ve bir ay
sonra bize bir cevap geldi. Bu durumla ilgili, öğretmenlerin maaş
almamasıyla ilgili elimize ulaşan bir belge yok." dedi.
Şimdi, öncelikle, şunu söyleyeyim: Bu Mecliste 3 milletvekili durumu
Bakana soruyor, hassas bir konu ve gerçekten gelen şikâyetler üzerine
soruyor, Sayın Bakan ne belgesi arıyor? Bu Parlamentoya, bu
milletvekillerine güvenmiyor mu? İçimizden bir
arkadaşımızın bir bakana bir mağduriyeti sorması
yeterli değil mi? Öncelikle, bu, çok ayıp bir şey her
şeyden önce.
İki, sen Millî Eğitim Bakanısın,
resen araştırmak durumundasın.
SALİH CORA (Trabzon) Geriyorsunuz
ortamı.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Sen
müfettiş yollayabilirsin, yerinde tespit edebilirsin. Ne oldu bugün? Aralık
ayında, dün 90 bin evladımız eğitim alamadı. Peki,
neden bunu mayısta, gelir gelmez sorduk biz? Eğer gerçekten böyle bir
durum varsa, böyle bir sıkıntı varsa -bakın, ortamı
germek için söylemiyorum, bu gerçekten hassas bir konu, bunu muhalefet yapmak
anlamında da söylemiyorum- mayıs ayında bu okulla ilgili Millî
Eğitim Bakanlığı gerekli tedbirleri alır,
öğrencilere, velilere, öğretmenlere kendilerini 2019-2020 eğitim
öğretim yılında ayarlama fırsatı verirdi. Şimdi,
bu çocuklar nerede okul bulacak? Bakın, okul bir bankayla
anlaşmış, veliler kredi çekmiş yani okulun parası
garanti. Ödeyemeyenler var, bu parayı tekrar bulamayacak insanlar var, ne
olacak? Geçen hafta da bunu söyledim: Halkın seçtiği vekilleri atanmış
bakanlar hesaba almıyor. Evet, çok yoğun sorular gelebilir ama bunlar
incelenmeli. Eğer mayıs ayında biz ciddiye alınsaydık,
bu okuldaki sıkıntı tespit edilseydi bugün okulun önünde eylem
yapılmayacaktı. Empati yapalım, 2 evladım var benim,
onların başına bu gelse ne yapacağız? Kolay mı?
Nerede okul bulacaklar?
SALİH CORA (Trabzon) Allah
bağışlasın.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Okul
bulamadıklarını düşünelim, eğitimlerine bir yıl
ara verecekler. Bir yıl sonra hayata atılacaklar.
VELİ AĞBABA (Malatya) Herkesin
çoluğu çocuğu var.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Bir
yıl sonra meslek sahibi olacaklar. Bence, burada, Millî Eğitim
Bakanı çıkıp bir açıklama yapmalı, sorumluluk
almalı. İktidar, Hükûmet bu sorunu çözmeli. (CHP sıralarından
alkışlar) Bakın, az değil, 90 bin öğrenciden bahsediyorum,
13.500 çalışandan bahsediyorum. Asgari ücretle çalışan
insanlar var, üç aydır, dört aydır maaş alamıyorlar.
Öğretmenler grevde, evine ekmek götüremiyor. Bunu mutlaka ki çözmek
zorunda.
Sayın Bakan Belge yok. diyor. Sayın
Bakan nasıl bir belge istiyor benden? Nasıl bir belge istiyor? Hiç mi
gündemi takip etmiyor? Hiç mi sosyal medyayı takip etmiyor? Hiç mi
şikâyetlere bakmıyor? Hadi bizi dinlemiyor
MAHMUT TANAL (İstanbul) Haberleri
dinlemiyorlar mı?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Haberlere bakmıyor mu?
Mayıs ayında bunu gündeme
SALİH CORA (Trabzon) Gidin, görüşün.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Bakın, diyorsunuz ki: Gidin, görüşün.
SALİH CORA (Trabzon) Gidin, görüşün ya!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) - Ben bir
milletvekili olarak Sayın Bakana soru önergesi vermişim, neyi
göreceğim kendisiyle ben? Neyi görüşeceğim kendisiyle ben? (CHP
sıralarından alkışlar) Yasal hakkımı
kullanmışım ben.
SALİH CORA (Trabzon) Soru önergesi verme;
git, görüş.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Bakın Soru önergesiyle olmuyor. diyorsun. Neyle olacak?
SALİH CORA (Trabzon) Git, görüş ya!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Olur mu
böyle şey!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
Değerli arkadaşlar
SALİH CORA (Trabzon) Tembellik yapma,
tembellik yapma!
BAŞKAN - Sayın Cora, lütfen
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Bakın, diyor ki: Tembellik yapma!
Ben, bu olayı duyuyorum, yedi ay önce gündeme
getiriyorum, Sayın Bakan hesaba almıyor. Burada tembellik yapan bu 3
milletvekili mi Sayın Millî Eğitim Bakanı mı? Burada
duyarsız olan ben miyim, Sayın Millî Eğitim Bakanı mı?
(CHP sıralarından alkışlar)
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep)
Haksızlık yapıyorsunuz.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Ben
haksızlık yapmıyorum ama Sayın Bakan hadsizlik
yapıyor.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar lütfen
SALİH CORA (Trabzon) Hadsizliği sen
yapıyorsun.
BAŞKAN - Sayın Cora
Lütfen
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Bakın, neden hadsizlik yapıyor?
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep)
Bağırmayın!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Ya, ne
bağırıyorsun? Sıkan mı var?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) -
İçişleri Bakanı, Sağlık Bakanı, Millî Eğitim
Bakanı; bunlar Parlamentonun, milletvekillerinin sorularına cevap
vermiyor.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Ya,
sıkan mı var? Ne bağırıyorsun?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Sıkan birisi varsa o da sensin şurada! (CHP sıralarından
alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Sensin!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Geliyorsun, car car konuşuyorsun!
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, niye
böyle oluyor?
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Senin
görevin burada hatibi rahatsız etmek değil. Şu hâline bak senin!
BAŞKAN Sayın Başarır
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Bağırma! Burası sokak değil, Meclis.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla) Şu
hâline bak!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Burası sokak değil!
BAŞKAN Sayın Başarır, siz Genel
Kurula hitap edin.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Devamla)
Şurada oturuyorsun, taciz ediyorsun insanları. Terbiyeni takın!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Sen
takın!
BAŞKAN- Genel Kurula hitap edin Sayın
Başarır.
Teşekkür ederim.
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler...
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Anca
gidersin!
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, lütfen,
bir saniye
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın Başkan,
şu arkadaşa şu kürsüden bir söz verin de merakı geçsin ya,
bir konuşsun.
BAŞKAN Yani hakikaten söz istiyorsanız
ben size söz veririm, oradan bağırmanıza gerek yok.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Lütfü
konuşmasa olmaz!
BAŞKAN Rica ediyorum, lütfen, gerek yok.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Geç, şuradan
konuş! Hadi geç, sıkıyorsa geç bakalım!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin)
Konuşamıyor ki
Sayın Başkan, ancak bu kadar
konuşabiliyor.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - AKBİL
sanığı.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Her
şeye maydanoz olmasan olmaz! Her şeye maydanoz olma!
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, sakin
olun.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) AKBİL
sanığı.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Her
şeye maydanoz olma Lütfü!
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Utanmaz adam, hâlâ burada
oturuyorsun! Tuh, utanmaz adam seni!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Maydanoz olma!
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - AKBİL sanığı,
belediye yolsuzluğu yapan adam!
BAŞKAN Değerli arkadaşlar,
bakın, işlemi tesis edemiyoruz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Hâlâ burada oturuyorsun
utanmadan bir de! Adam utanır biraz be, boyundan posundan utanır!
BAŞKAN Lütfen Sayın Türkkan, sizden de rica
ediyorum.
Değerli arkadaşlar, önerge
reddedilmiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum
VELİ AĞBABA (Malatya) Sayın
Başkan, Elâzığ adına üzülüyorum, Elâzığ
adına!
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) Ben
ülkem adına üzülüyorum!
MAHMUT TANAL (İstanbul) Başkan, bu
AKBİL sanığı nedir, kimdir; merak ettim, kim acaba?
AKBİL sanığı kim?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) O, AKBİL
sanığı işte. Kelleyi milletvekili olarak kurtardın.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, lütfen
MAHMUT TANAL (İstanbul) Başkan,
AKBİL sanığı kim, onu merak ettik biz?
BAŞKAN - Bir önerge okutacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 36ncı maddesinde yer alan
eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir ibaresi ile
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş Fahrettin
Yokuş
Gaziantep
Kayseri Konya
Ayhan
Altıntaş Muhammet
Naci Cinisli Hasan
Subaşı
Ankara Erzurum Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Erzurum
Milletvekilimiz Sayın Muhammet Naci Cinisli. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Cinisli.
MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugünlere gelmemizde
büyük pay sahibi olan mücadele insanları Kara Fatma ve Nene Hatunla
sembolleşen kadınlarımızın seçme ve seçilme
haklarının yıl dönümünü kutluyor, aziz milletimizi ve sizleri
saygıyla selamlıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin iradesine ve
kutsiyetine saygılı şekilde yasa yapma becerisine hepimiz
sahibiz çok şükür. Bizlere verilen millet emanetini bugünlerdeki gibi iyi
polis-kötü polis kandırmacasına meyletmeden layıkıyla
yerine getirmek hepimizin boynunun borcudur. Üzerinde söz
aldığım maddeyle Jandarma Kanununa ilave ek madde
konulması teklif ediliyor, uzman jandarmalıktan astsubaylığa
geçenlerin rütbe yaş hadleri yeniden belirleniyor. Teklif edilen maddeyle
daha fazla sayıda uzman jandarmanın astsubay olarak istihdam
edilmesinin amaçlandığı aşikâr ancak teklifteki yaş
haddi düzenlemesi, ne yazık ki, uzman jandarma statüsündeki personelin
yıllardır boğuştuğu sorunları çözemiyor. Uzman
jandarmaların çözüm beklediği sorunların en önemlilerini
dikkatlerinize sunmak istiyorum.
2012 yılında uzman jandarma okulu
kapatılmış, uzman jandarma kadroları astsubay
kadrolarına dönüştürülmüştü ancak dönüştürülen astsubay
kadrolarında çalıştırılan uzman jandarmalara astsubay
özlük hakları verilmemişti. Astsubay kadrolarında uzman jandarma
olarak çalışan kardeşlerimiz, özlük haklarının da hak
ettikleri şekilde bir an evvel düzenlenmesini, 3600 ek göstergeye
kavuşturulmalarını bekliyorlar.
Diğer yandan, Silahlı Kuvvetlerimiz
bünyesinde görev yapan subay ve astsubaylarımızın tabi
oldukları bazı haklardan da uzman jandarmalarımız maalesef
faydalanamıyorlar. Örneğin Türk Silahlı Kuvvetlerinde temsil
tazminatı adı altında subay ve astsubaylara hizmet
yıllarına göre ödenen tazminattan uzman jandarmalar muaf
tutuluyorlar.
Subay ve astsubaylara mümtaz terfi hakkı
tanınmışken, yüksek lisans eğitimi alan subay ve
astsubaylarımız derece ilerlemesi kazanırken uzman jandarmalara
bu haklar tanınmıyor. Silah arkadaşları arasında
ayrımcılığa yol açabilecek böylesi ikilemleri düzeltmek
önceliğimiz olmalı.
Ülkemizin her yerinde üstleri ve astlarıyla
beraber canları pahasına omuz omuza mücadele eden uzman
jandarmaların yararlanabilecekleri bir sosyal tesise, orduevlerine
giriş hakları bulunmuyor. Uzman jandarmalar Türk Silahlı
Kuvvetlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Orduevlerine uzman
jandarmaların alınmamasını ve kontenjan
ayrılmamasını doğru bulmuyoruz.
Uzman jandarmalar, Jandarma Genel
Komutanlığı mevcudunun yarısından fazlasını
temsil etmekte. Buna rağmen kendilerine yüzde 25lik bir lojman
kontenjanı tahsis ediliyor. Jandarma teşkilatının yüzde
5lik bir kısmını temsil eden subaylara yüzde 30, astsubaylara
yüzde 40, sivil memurlara yüzde 5 oranında lojman tahsisi
yapılıyor. Bu dağılımın adaletli olduğunu
söylemek çok zor.
Hastalık nedeniyle subay, astsubay ve uzman
erbaşlar emeklilik hakkı kazanırken Türk Silahlı Kuvvetleri
Sağlık Yeteneği Yönetmeliğinde Branş
değişikliği yapılır. hükmü bulunmasından dolayı
uzman jandarmalara hastalık sebebiyle emeklilik hakkı
tanınmıyor. Bu çerçevede, hasta olarak görevlerini yerine getirmeye
çalışan çok sayıda uzman jandarmamız var.
Astsubaylara ayrılan kadrolarda görevlerini
yerine getirmelerine rağmen, başta 3600 ek göstergeleri ve diğer
özlük hakları verilmeyen, orduevlerine giriş hakları olmayan,
aldıkları eğitimleri fiilî hizmetten sayılmayan,
canını vatanı ve milleti uğruna seve seve vermekte bir an
olsun tereddüt etmeyecek olan kahraman ordumuzun uzman jandarma sınıfı
mensupları için vicdani bir düzenleme yapmalıyız.
Değerli milletvekilleri, uzman
jandarmaların sorunları memleketim Erzurumun sorunlarıyla çok
benzer. Erzurum da yapmış olduğu fedakârlıkların
karşılığını alamıyor.
(Uğultular)
BAŞKAN Biraz sessizlik değerli
arkadaşlarım.
MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla)
Düşünün lütfen, Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük kenti, en fazla
vergi ödeyen ili olan Erzurumun millî gelirden yüzde 1in altında pay
alması nasıl açıklanır? Bu durum, ne şehrimizin
şanlı tarihine ne de memleketim Erzurumun asil insanlarına
yakışıyor. Erzuruma yapılan kamu
yatırımları da hem Türkiye ortalamasının çok
altında hem de yıllardır tamamlanamıyor. Bütün bu sorunların
çözümlerini münasiple dile getirirken beterin beteri var dercesine Erzurumun
ülkesiyle bağı koparıldı. Göz göre göre gelen büyük bir
ihmal nedeniyle uçaklar Erzuruma artık en ufak bir hava muhalefetinde
inemiyorlar. Günlerdir uçak seferleri iptal ediliyor. Bu durumun
sorumluluğu kime ait? İptal edilen eski iniş sisteminin yerine
yeni sistem kurmak bu kadar mı zor olabilir? Tam bir vurdumduymazlık.
Aşırı yüksek uçak bilet fiyatları ve çok azalan sefer
sayılarından şikâyet ederken uçak seferlerinin iptal edilmesiyle
Erzurum halkı, ekonomisi büyük sıkıntıda. Zaten bir emekli
ve öğrenci kenti hâline getirilen Erzurumumuz, ısınmak için
yüksek maliyetli doğal gaz, elektrik tüketimi gibi büyük sorunlarla
boğuşurken bu darbeyi hiç beklemiyordu. Erzuruma
ulaşamıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Devamla)
Bir şehrin iyi niyeti ve iktidar partisine verdiği destek bu kadar
da gözünün içine baka baka nasıl istismar edilir? En azından
kış turizminde Erzurumun payı artsın derken
havalimanının hizmet verememesinde ihmali olan seçilmiş siyasi
iktidar sorumluluktan kaçamaz. Sizler hiç İstanbula uçak inemediğini
düşünebiliyor musunuz? Bu çarpık düzen Erzuruma da ülkemize de reva
olamaz. Doğu Anadolu Bölgesinin kadim şehri olan Erzuruma hak
ettiği özel ilgiyi gösterip tekrar kalkınmasını
sağlamalıyız.
Erzurumun sahipsiz olmadığını
bilmenizi ister, Genel Kurulu saygıyla selamlarım. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
37nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
37nci madde kabul edilmiştir.
38inci madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır.
Önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
38inci maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Yaşar
Tüzün
Trabzon Ankara Bilecik
Veli
Ağbaba
Malatya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Malatya Milletvekilimiz
Sayın Veli Ağbaba. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
VELİ AĞBABA (Malatya) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Meclis
çalışmalarından bulduğum her fırsatta Malatyaya
giderek Malatyanın köylerini, mahallelerini geziyor,
sorunlarını dinliyorum. Bugün buradan, Darendeden Kuluncaka,
Arguvandan Akçadağa, Hekimhandan Pütürgeye, Doğanyoldan
Yazıhana, Doğanşehirden Arapgire Malatyalıların
Meclise selamlarını ve sitemlerini sizlere iletmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, Malatya,
bildiğiniz gibi, Türkiye'nin en güzel illerinden ve en büyük tarım
merkezlerinden biri olmasına rağmen, dünyaca ünlü
kayısısını ve birçok ürünü barındırmasına
rağmen, maalesef hâlâ sulama suyu sorununu çözebilmiş değildir
ve bu sorun maalesef artarak devam etmektedir. Sulama suyu Malatya
açısından, Malatyada siyaset yapanlar, özellikle iktidar partisinde
bulunanlar açısından utanç verici bir durumdur çünkü
Malatyalılar hâlâ, maalesef, kanalizasyon borusunu kırarak
kayısılarını, bostanlarını sulamaktadır. AKP
sadece kayısıya kötülük etmemiştir. Malatyalılar, maalesef,
Malatyanın merkeze bağlı Dilek gibi, Topsöğüt gibi
merkezlerinde artık bostan ekemez ve biberini, domatesini manavdan alacak
duruma düşmüştür. Onların adına, Malatyalıları bu
duruma düşürenlere yazıklar olsun diyorum.
Değerli arkadaşlar, daha önce Mecliste
konuşmalar yapmıştım, demiştim ki: AKP sulama
barajı yapıyor ama kanal yapmayı unutuyor. Sonra, bu
kanalın ihalesi, bizim sözlerimiz üzerine üç yıl sonra
yapıldı, hem Boztepe Barajına hem Kapıkaya Barajına
kanal yapılarak beş yıl sonra Malatyalılar suya
kavuştu.
Yine, Türkiyede örneği olmayan şaka gibi
bir olayı Doğanşehir ilçesine bağlı Söğüt
beldesinde yaşadık. Değerli arkadaşlar, kocaman gölet var,
su yok. Bakın, fotoğrafları burada. Fotoğrafları
iktidar partisi milletvekilleri de görsün. Burada gölet var kocaman. Söğütlüye
Gölet yapacağız. diye söz vermişler, göleti
yapmışlar ama su tutmuyor. Bakın, tekrar söylüyorum, göleti
yapmışlar ama su tutmuyor. Seçim zamanı Söğütlüleri
kandırmışlar, oylarını almışlar,
işlerine bakmışlar. Bakın, burasını, bu yaz
çektiğimiz görüntüyü AKPlilere gösterelim, belki, biraz görürler de Bunu
nasıl yaptık, nasıl denetlemedik, bu müteahhide nasıl para
verdik? diye düşünürler. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar, yine daha önce belki
Türkiyede yaşamadığımız bir olayı Malatyada
yaşadık, onu da anlatayım. Rahmetli hemşehrimiz,
hemşehrisi olmaktan gurur duyduğumuz, Türkiye'nin, herkesin ortak
sevgisini kazanmış Kemal Sunalın bir filmi var; Propaganda
filmi. Aynen Propaganda filminde yaşanan olay Malatyada
yaşanıyor. Darendeye bağlı bir köyümüz âdeta Batı
Şeria ile Gazze gibi bölünmüş, insanlar kendi köylerinde mülteci
durumuna düşürülmüş.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Nerede
yaşanmış?
VELİ AĞBABA (Devamla) Darende
Hacılarda kurulan HES önce -suyu satılarak- köyü bölmüş,
ardından yüzyıllardan beri köylünün kullanmış olduğu,
köyü ortadan ikiye bölen yol HESin firmasına, patronlarına, iş
adamlarına satılmış, peşkeş çekilmiş.
Değerli arkadaşlar, atalarının, dedelerinin
kullandığı yol birkaç liraya satılmış; olacak
iş değil. AKP Malatyada dağları sattı, ovaları
sattı, suları sattı, şimdi de maalesef yolu satıyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi, o köyde
yaşayan Hacılar Şeyhli köylüleri Allah gözünüzü doyursun AKP
milletvekilleri, Allah gözünüzü doyursun. diyorlar, 200 metrelik yolu, 200
metrede gidecekleri yolu 12 kilometrede gidiyorlar. Köy ikiye bölünmüş;
cemaat bir tarafta, cami bir tarafta kalmış. Eğer bu bizim
iktidarımızda olsaydı Köylüye namaz
kıldırmıyorlar. diye propaganda yapardınız. (CHP
sıralarından alkışlar) AKP, köylülere namaz
kıldırmıyor, bayram namazı kıldırmıyor, cuma
namazı kıldırmıyor. Niye?
KADİR AYDIN (Giresun) Bir cami de oraya
yaparız.
VELİ AĞBABA (Devamla) Bakın, niye?
Arkadaşlar, köyü ortadan ikiye bölmüş, 200 metrelik bir yol var
böyle, bu yolun burasında bir bariyer, burada bir bariyer, köylülerin bir
kısmı burada, bir kısmı burada.
SALİH CORA (Trabzon) Düzeltiriz.
VELİ AĞBABA (Devamla) Köylü burada,
mezarlık burada. Diyor ki: AKP bize Fatiha okutmuyor. Size söylüyor.
(CHP sıralarından alkışlar) Bakın, arkadaşlar,
dede torununu göremiyor, baba kızını göremiyor, âdeta
Hacılarlı, Şeyhlilerli yakınlarının
başına Fatiha okumaya gidemiyorlar. Bu köylüler -AKP milletvekilleri
bilir- size yıllarca oy vermişler. Şimdi, diyorlar ki:
Verdiğimiz oy, gözünüze, dizinize dursun! Onların
mesajını ben size iletiyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) Hangi köy?
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) - Seçim
olursa bir daha oy verecekler.
VELİ AĞBABA (Devamla) Arkadaşlar,
bu seçimde dersinizi aldınız orada, onu da söyleyelim.
Sayın Başkan, tabii, benim
Malatyanın sorunlarını beş dakikaya
sığdırmam mümkün değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Devamla) Beş gün
verseniz yine sığdırmam mümkün değil ama birazcık
ilave yaparsanız sözlerimi toparlarım.
MUSTAFA KÖSE (Antalya) Malatyanın en büyük
sorun sensin.
BAŞKAN Ben bir dakika daha ilave ediyorum.
Buyurun.
VELİ AĞBABA (Devamla) Şimdi,
arkadaşlar, yine Türkiyede yaşanan bir durum var; biliyorsunuz, AKP
iktidarı, kendi yandaşı olmayan memurların tayinini
sık sık çıkarıyor. Arkadaşlar, bir durum var ki yine
evlere şenlik; Malatyadaki kamu kurumlarının tayinini
çıkarıyor. Bir daha söylüyorum: AKP, Malatyadaki kamu
kurumlarının tayinini çıkarıyor.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Nereye?
VELİ AĞBABA (Devamla) Niye? Anlamak
mümkün değil. Bakın, Nüfus Müdürlüğü Valilik
binasındaydı, sonra kiralık yer tuttular. Diyorsun ya Niye?
Çünkü kiraya tuttuğunuz yer muhtemelen AKPli bir yöneticinin
yakınıdır. Niye? diyorsun ya, cevabı da orada.
SALİH CORA (Trabzon) İnsanları
töhmet altında bırakmayın, doğru bir yaklaşım
değil.
VELİ AĞBABA (Devamla) Bakın, Halk
Eğitim Merkezi 3 kez yer değiştirmiş, Fen Lisesi, Kernek
Anadolu Lisesi 3 kez, İŞKURun binasının, Sosyal Güvenlik
Kurumunun tayini çıkmış.
Yine, değerli arkadaşlar, bir şey
daha var ki bir de İl Halk Kütüphanesi var, Malatyayı belki birileri
bilmez, Malatyaya çok sık gelmeyenler bilmez, Malatya büyükşehir.
Bizim İl Halk Kütüphanemiz var, önce onun da tayinini
çıkardılar, kütüphanenin tayinini çıkardılar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
VELİ AĞBABA (Devamla) Sayın
Başkan, hemen toparlıyorum.
BAŞKAN Toparlayın, buyurun.
VELİ AĞBABA (Devamla) 800 bin nüfuslu
Malatyada kütüphane yok. Önce kırk yıldır hizmet veren
kütüphaneyi Beşkonaklarda bir binaya taşıdılar, şimdi
o da yok, nereye gittiğini bilen yok değerli arkadaşlar.
Bakın, bir hikâye var ya, diyorlar ya:
Ağaç nerede? Balta kesti. Balta nerede? Suya düştü. Su nerede?
İnek içti. İnek nerede? Dağa kaçtı. Dağ nerede? Yandı,
bitti, kül oldu. Kütüphane nerede? Kütüphane yandı, bitti, kül oldu.
Malatyada kütüphane yok, kütüphane!
CAHİT ÖZKAN (Denizli)
Cumhurbaşkanımızın hikâyesini anlatıyorsun.
VELİ AĞBABA (Devamla) - Sizin
çocuklarınız özel kurslara gidiyor ama Malatyalı fakir fukara
çocuklar ders çalışacak yer bulamıyor. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Laf atarsın, senin tuzun kuru ama
Malatyalı fakir fukara nerede okuyacak, nerede? Sen zenginsin tabii! Özel
hoca tutuyorsun, özel kursa yolluyorsun! Malatyalı nerede...
Saygılar sunuyorum.
Başkanım, sağ olun. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 38inci maddesinde geçen ne şekilde
ibaresinin nasıl olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Nimetullah
Erdoğmuş Kemal
Peköz Nuran
İmir
Şanlıurfa Adana Şırnak
Zeynel
Özen Züleyha Gülüm Hüseyin Kaçmaz
İstanbul İstanbul Şırnak
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Nimetullah Erdoğmuş.
(HDP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın
Erdoğmuş.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ
(Şanlıurfa) Veli Vekilimden sonra konuşmak biraz zor olacak
ama deneyeceğim.
Sayın Başkan, çok değerli
milletvekili arkadaşlarım ve hazırun; hepinizi saygı ve
hürmetle selamlıyorum.
Bu hafta içerisinde tabii birçok konu gündeme geldi.
Ben üç konuyla ilgili hülasa bir şekilde sizlere birtakım
düşüncelerimi arz etmeye çalışacağım.
Öncelikle, bir önceki dönemin Eş Genel
Başkanı Sayın Demirtaşın
rahatsızlığı nedeniyle hepimiz müteessir olduk. Buradan
kendisine geçmiş olsun derken cezaevi yönetiminin tutumunu şahsen ben
-anlayış kıtlığıma veriniz- anlamış
değilim. Adalet dağıtıcısı olarak ki adalet
dağıtıcılarının başı olan Sayın
Bakan inşallah, bu konuyla ilgili üzerine düşen sorumluluğu yerine
getirmiştir ve getirecektir.
Değerli arkadaşlar, engellilerle ilgili,
yine gelip geçen her mevzu gibi onların da bir gününü burada ihya
etmiş olduk, konuştuk. Aslında, engellilik durumu her
şeyden önce ahlaki bir meseledir. Ahlaki bir mesele olduğu için de
gelip geçmesi mümkün değil. Neden mümkün değil? Bakınız,
bir örnek vermek istiyorum. Kur'an-ı Kerimde İslam Peygamberinin
alnından soğuk terler döktüren, onu kendinden geçirip bayıltan
bir sure var. Bu surenin adı Abese suresi. Abese kelime anlamı
itibarıyla yüzünü ekşitmek demek. Olay şudur: Hazreti
Peygamber Mekkenin o günkü muktedirleriyle beraber, güç sahipleriyle, sermaye
sahipleriyle, yöneticileriyle beraber toplantıdayken Abdullah İbn
Ummi Mektûm, Hazreti Peygamberin meclisine girip -ve henüz Müslüman da
değil kendisi- o meclise girip kendisiyle ilgilenmesini ister. O esnada
Hazreti Peygamber misafirleriyle, o günkü heyetle toplantı hâlindeyken ona
gereken ihtimamı göstermez ve bu sure iner. Kıyamete kadar, yeryüzü
durdukça yüzünü ekşitti, sırtını döndü, ilgi ve alaka
göstermedi. şeklinde ilahi bir ikazla Hazreti Peygamber
uyarılır. Neden? Çünkü onun huzuruna giden, gözleri görmeyen bir
şahıs, bir hemşehrisi, bir şehirlisiydi. Bakınız,
değerli arkadaşlar, bütün Kur'an-ı Kerim için demiyorum, sadece
Abese suresiyle ilgili İslam dünyası bir sınava tabi tutulsa
kaçta kaçı bu sınavdan başarılı bir şekilde
çıkar, sizin takdirlerinize bırakıyorum.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Bundan ne
anladık? Derdi ne yani? Ben anlamadım, siz anladınız
mı bir şey?
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla)
İkinci bir husus: Alevilerle ilgili
OYA ERONAT (Diyarbakır) Ben anlamadım.
Ne anlatıyor?
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla) Ben
konuşayım, siz -buyurun, kürsü burada- gelip konuşursunuz.
BAŞKAN Sayın Erdoğmuş, siz
Genel Kurula hitap edin.
Sayın Eronat, lütfen
OYA ERONAT (Diyarbakır) Sen işine bak.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla)
Müsaade edin, sözlerimi tamamlayayım.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Sen işine bak.
BAŞKAN Sayın Eronat
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla)
Sözlerimi tamamlayayım müsaade ederseniz.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Tamamla.
BAŞKAN Sayın Erdoğmuş, siz
Genel Kurula hitap edin lütfen.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Arkadaşımla
konuşuyorum ya, biz kendi aramızda konuşuyoruz.
SALİH CORA (Trabzon) Sizinle alakalı bir
durum yok.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Yarası var
herhâlde!
BAŞKAN Sayın Eronat, lütfen, rica
ediyorum
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla)
Şimdi, Alevilerle ilgili yeni bir şey değil bu yaşanan
olay. Alevi evlerinin işaretlenmesi yeni düzenlenen bir sahne değil.
Aslında, yüzyılların bir birikimi sonucu yanlış bir
bilgilendirme, kirli bir bilginin sonucu Alevilikle ilgili içinde
bulunduğumuz bir durum var.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Yalancısın!
SALİH CORA (Trabzon) Yalan, çok büyük bir
yalan bu.
MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) Provokasyon,
tamamen provokasyon o.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar, lütfen,
müdahale etmeyelim.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla) Ben
çok kısa bir şekilde Aleviliği tanımlamak istiyorum, siz de
itiraz edin.
MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) Alevilikle ilgili
hiçbir sorun yok.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla)
Alevilik hakperestlik demektir, Alevi demek hakperest demektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
OYA ERONAT (Diyarbakır) Sana ekmek
çıkmaz buradan.
BAŞKAN Sayın Eronat
Tamamlayın Sayın Erdoğmuş.
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla) Alevi
demek mesleği muhabbet olan demektir. Bunu onların cemlerinde,
onların sazlarında, onların sözlerinde, onların
divanlarında görmekteyiz ve biz buna şahidiz.
SALİH CORA (Trabzon) Buna bir itirazı
olan yok. Buna itirazı olan mı var?
NİMETULLAH ERDOĞMUŞ (Devamla) Bu
konuda da ülkemizin ve diğer kültürel çevrelerin ve Aleviliğin
dışındaki diğer mezheplerin sicilinin çok da düzgün
olmadığını İfade etmek istiyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
SALİH CORA (Trabzon) Toplumu
ayrıştırmayın.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Senin görüşün.
MEHMET ERDOĞAN (Gaziantep) Sayın
Vekilim, hiç yakışmadı size. Türkiyenin Alevi-Sünni meselesi
yoktur. Sorun çıkarmayın.
OYA ERONAT (Diyarbakır) Ekmek çıkmaz
ona.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 38inci maddesinde yer alan eklenmiştir
ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederim.
İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş Arslan
Kabukcuoğlu
Gaziantep Kayseri Eskişehir
Fahrettin
Yokuş Hasan
Subaşı Hayrettin
Nuhoğlu
Konya Antalya İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
Eskişehir Milletvekilimiz Sayın Arslan Kabukcuoğlu.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Kabukcuoğlu, süreniz beş
dakika.
ARSLAN KABUKCUOĞLU (Eskişehir)
Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; tüm
kadınlarımızın Kadın Hakları Gününü kutluyorum.
Kurucu Önderimiz Atatürk 5 Aralık 1934te Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin
ardından demiştir ki: Medeni memleketlerin birçoğunda
kadından esirgenen bu hak bugün Türk kadının elindedir ve onu
salahiyet ve liyakatle kullanacaktır. Kadınlara bu hak Fransada
1944 yılında, Medeni Kanunu aldığımız
İsviçrede ise 1971 yılında tanınmıştır.
Sayın Genel Başkanımız Meral
Akşener partimizin kurulduğu günden bu yana yüzde 25 kadın
kotasını uygulayarak kadınlarımızın sadece seçim
dönemlerinde değil, siyasetin her alanında özne olarak yer
almasını sağlamıştır.
Görüşülmekte olan torba yasanın 38inci maddesinden
bahsedeceğim.
Kamunun nasıl ve ne şekilde personel
çalıştıracağı 1965 tarihinde çıkarılan 657
sayılı Devlet Memurları Kanunuyla düzenlenmiştir. 657
sayılı Kanunda 1980 yılında yapılan
değişikliklerle 14 kurum kanun kapsamı dışına
çıkartılmıştır. Ancak yıllar içerisinde gördük ki
bu kanun, 8i Anayasa Mahkemesinin iptali ve 227si kanun ve kanun hükmünde
kararnamelerle olmak üzere 235 defa değişikliğe
uğramış, tabiri caizse yamalı bohçaya dönmüştür. 657
sayılı Kanun kamuda 4 çeşit istihdam hükmederken 2017
yılında 4/C maddesinin ilga edilmesi ve çeşitli ayrı
düzenlemelerle kamuda istihdam şekilleri hiç kimsenin tam olarak
bilmediği karmaşık bir yapıya kavuşmuştur.
Nitekim, Türkiye Büyük Millet Meclisi Araştırma
Başkanlığından istediğim Kamuda kaç çeşit
istihdam yöntemi vardır? bilgi talebime verilen cevapta, bunu kimsenin
bilemeyeceğini ancak bunun iki yıl kadar bir zaman alabileceğini
tahmin ettiklerini belirtmişlerdir.
2016 yılındaki darbe girişimi
sonrası bu iş daha da karmaşık hâle gelmiştir. Sahil
Güvenlik Komutanlığı ve Jandarma Genel
Komutanlığının İçişleri
Bakanlığına bağlanmasıyla, emniyet hizmetleri
sınıfına dâhil olmayan, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununa tabi olmadığı hâlde o kanunda sınıf olarak
sayılan yeni bir sınıf doğdu. Şöyle ki:
İçişleri Bakanlığına bağlı ancak emniyet
hizmetleri sınıfında yer almayıp devlet memuru da olmayan
jandarma subay, astsubaylarının emrinde, Türk Silahlı
Kuvvetlerine bağlı ama 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanununa da tabi olmayan uzman jandarmalar ile tüm bu
personelin emrinde, İçişleri Bakanlığına
bağlı ama asker sayılan uzman erbaşlarla karşı
karşıya kaldık. Vatandaşımız o hâle geldi ki
üniforma giyen bir askerimizin hangi kanuna tabi olduğunu, nereye
bağlı olduğunu, yetkileri ve sorumluluklarının ne
olduğunu artık bilmiyorlar. 657 sayılı Devlet
Memurları Kanunu yürürlükte, 926 sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanunu yürürlükte, 6320 sayılı Çavuş ve
Uzman Çavuş Kanunu yürürlükte, 2692 sayılı Sahil Güvenlik
Komutanlığı Kanunu yürürlükte, 2803 sayılı Jandarma
Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu yürürlükte, 3269 sayılı
Uzman Erbaş Kanunu yürürlükte, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu
yürürlükte. Hepsinde de üniformalı askerlerin görev, sorumluluk, görevden
uzaklaştırılmalarına yönelik hükümler var. Bu hükümlerin
birbiriyle çelişenleri de var. Torba yasalara konulan ek maddelerle zaten
kırk yamalı bohça hâline gelen personel rejimini iyice
karmaşık hâle getirmek yerine, kamuda istihdam edilen tüm personeli kapsayacak,
Anayasamızın emrettiği gibi her çalışanın
aynı haklardan eşit ve adil bir şekilde
yararlandığı, her çalışanın sorumluluğunu
bildiği doğru düzgün bir personel kanununun yapılması gerekir.
Emeklilik sistemini altüst ettiniz, bari çalışanların sistemini
düzgün yapınız.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; İYİ PARTİ Grubu olarak, teklifin geri
çekilmesini ve kamu hizmetlerinde sadelik, şeffaflık, hesap
verilebilirlik ilkelerine uygun bir personel mevzuatının üzerinde çalışılarak
Meclisimizde hazırlanmasını istiyoruz.
Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
38inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler... 38inci madde kabul edilmiştir.
39uncu madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır.
Önergeleri okutup aykırılık sırasına göre işleme
alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
39uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş
Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Yaşar
Tüzün
Trabzon
Ankara Bilecik
Deniz
Yavuzyılmaz
Zonguldak
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılamıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Zonguldak
Milletvekilimiz Sayın Deniz Yavuzyılmaz. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Zonguldak) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifindeki 64üncü maddeye
göre, kumarla etkin mücadele için kumar oynayanlara verilen 100 TLlik ceza
1.000 TLye çıkarılmaktadır. Yeter mi? Yetmez. Neden? Çünkü
vatandaşlarımız bir şekilde kumara yöneliyor; sebebi, yasal
yoldan oynatılan şans oyunlarının üzerindeki büyük
şaibe.
Bakın, bir Türkiye rekoru: Yirmi üç
yıldır aynı firma her yıl uzatma alarak Millî Piyangodan
ihale alıyor. Bu firma, Millî Piyango İdaresinin
yazılımlarını yapıyor, danışmanlık,
müşavirlik hizmetleri veriyor, çekiliş ürünlerini satıyor yani
bir nevi çekilişleri yönetiyor. Bu firma, Sayıştay
raporlarında bakın nasıl geçiyor. Bir KİT Komisyonu üyesi
olarak
Bakın, Millî Piyango İdaresi Genel Müdürlüğüyle ilgili
Sayıştay Raporuunda deniyor ki: Bu firma, Amerikanın Delaware
eyaletinde Rhode Islandda tescil edilmiş olan GTECH Corporation
adındaki Amerika merkezli bir firma. Bu firma aynı zamanda 2016
yılının Ekim ayında unvan değişikliği
yapıyor, IGT Turkey adını alıyor. IGT yani International
Game Technology.
Bu silah ticareti gibi dünyada çok yüksek bir kâr
oranı olan, hesaplanamayan ancak hesaplanabildiği ölçüde 300-400
milyar euroluk bir piyasa. 1996 yılından itibaren ilk beş
yıllık ihalesini aldıktan sonra bu firma, her yıl
otomatikman yenilenen ihalesiyle birlikte, Millî Piyangonun çekilişlerini
bir nevi yöneten bir konuma geliyor. Bu konuyla ilgili yaptığımız
araştırmaları derinleştirdik, Meclisin arşivlerine
girdik. Arşivlerinden yirmi yıl geriye giderek Başbakanlık
Yüksek Denetleme Kurulu raporlarını teker teker inceledik, sayfa
sayfa inceledik. Bu raporlara göre, 2001 yılında yetkililer, bu
konuda oluşacak bir tekelin Millî Piyango üzerine getireceği
şaibe nedeniyle, bu tekeli kırmak için TÜBİTAK ve HAVELSANa
yetki veriyor. TÜBİTAK ve HAVELSAN 52 bin dolar bir bütçe
oluşturuyor, on altı haftalık bir çalışma
programı yapıyor ve bu doğrultuda, yazılımı
yapacak olan personelle ilgili de bir altyapı oluşturuyor.
Sonrası
2008 yılına kadar
TÜBİTAK ve HAVELSANın yapmaya çalıştığı
yerli ve millî yazılım engelleniyor, yine bir lobi tarafından
engelleniyor ve neticesinde de 2008 yılından sonra ne
Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu raporlarında ne Sayıştay
raporlarında TÜBİTAK ve HAVELSANla ilgili, bu konularla ilgili bir
yazılım çalışmasından bahsedilmiyor. Millî Piyango
İdaresinin 2017 yılı Sayıştay Raporunda deniyor ki:
İdarenin 1996 yılından beri, sayısal oyunlar sistemi, oyun
işletim sistemi yazılımını ve merkezî sistem
donanımlarını aynı firma üzerinden yürüttüğü, bu
durumun idare açısından sakıncaları olduğu
aşikârdır. Bu nedenle, yapılacak ihalelerin rekabete açık
hâle getirilerek birçok firmanın ihaleye katılabilmesi temin
edilmiş olacaktır. Sayıştay bas bas
bağırıyor Millî Piyango İdaresinin üzerinde büyük bir
şaibe var. diyor. Millî Piyango İdaresinin
yazılımını yerli ve millî yapmak yerine, yapılan
özelleştirmeyle birlikte bir konsorsiyum üzerinden yine yabancı
şirket ortaklı hâle getirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
DENİZ YAVUZYILMAZ (Devamla) Bu da ileride,
aynı TÜRK TELEKOMun ihalesinde olduğu gibi fiyaskoyla sonuçlanmaya
açıktır. Millî Piyango İdaresinin ve şans
oyunlarının üzerindeki büyük soru işaretlerini kaldırmak
AKP Hükûmetinin üzerinde bir borçtur. Aynı zamanda yazılımı
yapan ve data on-line ürünlerini satan firmalar hangi rakamların
oynandığını, bu çekilişlerde hangi rakamlara büyük
ikramiyelerin çıkabileceğini, hangi rakamlara ise çıkmayarak
kasaya kalacağını da bilmektedir. Bu da milyar dolarlık
Türkiye piyasası açısından büyük bir tehlikedir ve Türkiye
ekonomisinin de speküle edileceğinin en önemli göstergelerinden bir
tanesidir. Dolayısıyla bu konuyla ilgili tedbir alınması ve
ihalelerinin şeffaf bir şekilde yapılması büyük bir
zarurettir.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 39uncu maddesinde geçen yürürlükten
kaldırılmıştır ibaresinin bu madde ile yürürlükten
kaldırılmıştır olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Murat
Çepni Kemal Peköz Nuran İmir
İzmir Adana Şırnak
Zeynel
Özen Züleyha Gülüm Hüseyin Kaçmaz
İstanbul İstanbul Şırnak
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen İzmir
Milletvekilimiz Sayın Murat Çepni.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
MURAT ÇEPNİ (İzmir) Teşekkürler
Başkan.
Genel Kurul ve değerli halkımız;
bugün milyonlarca emekçiyi ilgilendiren asgari ücret belirlemesi sürecindeyiz.
Asgari ücretle yaşayan ve asgari ücrete yakın maaş alan,
çalışan 10 milyon işçi ve emekçi yaşanabilir bir ücret
beklentisi içerisinde. İşçi sınıfı kimseden
yardım beklemiyor, kimseden sadaka beklemiyor, kimseden hoşgörü
beklemiyor; emeğinin karşılığını istiyor
yani sermaye tarafından el konulan emeğinin
karşılığını istiyor, yüzde 1in iktidarından
yüzde 99un hakkını istiyor yani işçi sınıfı
kendisinin olanı istiyor.
Asgari ücret, kapalı kapılar ardında,
saray odalarında hesaplamaların değil, doğrudan siyasi bir
mücadelenin konusudur. Asgari ücret, toplumsal bir sözleşmedir; ülke
kaynaklarının, daha fazla kârdan başka tek bir derdi olmayan
sermaye çevrelerine mi yoksa üreten ve yaratan halka mı
aktarılacağının göstergesidir, meselesidir. Asgari ücret
süreci, halktan vergilerle toplananların teşviklerle, hortumlarla,
yolsuzluklarla patronlara aktarılmasına karşı mücadelenin
sürecidir.
Türkiye, Avrupanın en düşük asgari ücrete
sahip ülkelerinden bir tanesi. Asgari ücretin yarısına
yakını da vergi ve kesintilere gidiyor. Peki, hangi koşullarda
asgari ücret tartışmasındayız? Türkiyede yüzde 1lik kesim
toplam zenginliğin yüzde 50sine hükmediyor, gasbediyor; yüzde 99 ise
sadece ve sadece yüzde 47sine ancak erişebiliyor ve AKP sürecinde büyüyen
tek şey, bu makasın kendisi. Yani AKPli yıllarda zenginler daha
zengin, fakirler daha fakir oldu.
4 kişilik bir ailenin açlık
sınırı 2.397 TL, yoksulluk sınırı ise 6.610 TL.
Birkaç kalemin son bir yıldaki zam oranlarına
baktığımızda şunları görüyoruz değerli
arkadaşlar: Elektrik yüzde 44,2; doğal gaz yüzde 44, tütün ürünleri yüzde
40; ulaşım, toplu taşıma yüzde 40; çay yüzde 32, şeker
yüzde 16, köprü geçiş ücretleri yüzde 47, yurt dışı
harçları yüzde 33 oranında zam almış son bir yılda.
SALİH CORA (Trabzon) Fındık?
MURAT ÇEPNİ (Devamla) On iki aylık
ortalamalara göre enflasyon yüzde 16,81 düzeyinde. TÜİK verilerine göre,
ortalama gıda enflasyonu yüzde 22,5; ev eşyası enflasyonu yüzde
22,77. Evet, işçi sınıfı ve emekçilerin karşı
karşıya kaldığı açlık ve yoksulluk tablosu tam
olarak bu.
Asgari ücret açısından dün ile bugün
arasındaki farka baktığımızda yine enteresan,
çarpıcı rakamlara ulaşıyoruz. Bir emekçi maaşıyla
2004 yılında 23 çeyrek altın alınırken 2019da 9 adet
çeyrek altın alınabiliyor. Yine, bir maaşıyla 2018de 1.070
dolar alabilirken 2019da 748 dolar alabiliyor. İşte, AKPnin
tozpembe tablosu, gerçek ve hakikatler tam olarak bunlar. Evet, yolsuzluk ve
savaş siyaseti altında ölmemek için yaşamaya çalışan
emekçiler ya kölelik koşullarında çalışmakla ya da
işsizlikle karşı karşıyalar; ya güvencesiz
çalışmakla ya da işsizlikle karşı
karşıyalar; ya kendi canlarına kıyacaklar çaresizlik içerisinde
ya da kendilerine bu zulmü yaşatan kapitalist soygun düzenine
karşı mücadeleyi yükseltecekler. İşte bu koşullarda,
bu görüşmelerde DİSKin asgari ücret talebi 3.200 TL. Evet, bugün
asgari ücret, işte bu tablonun üzerinde, yaşanabilir bir düzeyde olmalıdır.
SALİH CORA (Trabzon) DİSK kendi
çalışanlarına veriyor mu 3.200 lira?
MURAT ÇEPNİ (Devamla) Emek ve demokrasi
güçleri bir dizi kentte miting düzenliyor. İnsanca yaşamak
istiyoruz. başlığı altında, işten
çıkarmalar yasaklansın, güvenceli emeklilik hakkı
sağlansın, EYTlilerin talepleri kabul edilsin, İşsizlik
Fonu işçilere verilsin, asgari ücret vergiden muaf tutulsun talepleriyle 8
Aralıkta İstanbulda, 21 Aralıkta Mersinde, 22 Aralıkta Diyarbakırda
ve 11 Ocakta İzmirde bölge mitingleri düzenleniyor.
Evet, işçi sınıfı ve emekçiler
ve tüm halklarımız tıpkı dünyanın dört bir
tarafında sınıf kardeşlerinin yaptığı gibi
alanlara çıkmalı, iş, ekmek, özgürlük mücadelesini
yükseltmelidir.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına
Dair Kanun Teklifinin 39uncu maddesinde yer alan
kaldırılmıştır ibaresinin
çıkarılmıştır ibaresiyle değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Tuba
Vural Çokal Dursun
Ataş Hasan
Subaşı
Antalya Kayseri Antalya
Ayhan
Altıntaş Fahrettin
Yokuş İmam Hüseyin
Filiz
Ankara Konya Gaziantep
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Antalya
Milletvekilimiz Sayın Tuba Vural Çokal. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
TUBA VURAL ÇOKAL (Antalya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Bu torba kanun teklifinde, keyfîliğin önünü
açacak, vatandaşların kişisel verilerinin gizliliğinin çiğnenmesine
neden olabilecek çok sıkıntılı maddeler olduğunu
açıkça görüyoruz. Mesela, 1700 sayılı Dahiliye Memurları
Kanununda yapılan değişiklik planına göre, birinci
sınıf memurların bu statülerini kaybetmelerinde nihai karar
yetkisi İçişleri Bakanına veriliyor. Ömürlerini devlete hizmete
adamış kişilerle ilgili nihai kararı bir siyasinin vermesi
kabul edilemez. Partisi ya da siyasi kimliği ne olursa olsun bir
siyasetçiye devletin tecrübeli memurları hakkında bu kararları
alabilme yetkisini vermek çok büyük bir yanlış olur; bu, devlet
geleneğimizle bağdaşmaz. Birinci sınıf devlet
memurlarına bu unvanı, kendileri gibi tecrübeli devlet
adamlarından oluşan bir komisyonun vermesinin ve geri almasının
doğru olduğunu düşünüyorum.
Bir de Dernekler Yasasıyla ilgili madde var.
5253 sayılı Dernekler Kanununun 23üncü maddesi
değiştirilerek derneklere, tüm üyelerini ve bunların kimlik
bilgilerini idareye bildirme zorunluluğu getiriliyor. Demokrasiyle
bağdaşmayacak, sivil toplum örgütlerine çok büyük zarar verecek bu
maddenin burada görüşülüyor olması bile abestir, sivil toplum
kuruluşlarının ruhuna ve varlık sebebine
aykırıdır. Bu, zaten güçlükle ayakta duran sivil toplum
kuruluşlarının üye bulamamalarına neden olur.
Bir ülkenin sivil toplum kuruluşları ne
kadar güçlüyse o kadar güçlüdür. Sivil toplum kuruluşları
hayatın içinde ne kadar fazla olursa, ülkenin sorunlarına ne kadar
fazla eğilirse ülkemiz daha yaşanabilir bir ülke olacaktır.
Bizlere düşen de sivil toplum kuruluşlarını desteklemek,
onların sivil kalmalarını sağlamaktır. Ancak bizler
sivil toplumu güçlendirecek yasaları, sivil toplumların
bağımsızlıklarını teminat altına alacak
çalışmaları yapmak yerine, sivil toplum örgütlerinin yeni üye
bulmalarını zorlaştıracak kanunları konuşuyoruz
burada.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin çok değerli
üyeleri, bizler milletin vekilleriyiz, önceliğimiz millet ve milletin
sorunları olmalı. Bugün kadınlara seçme ve seçilme
hakkının verilmesinin yıl dönümü. Kadına seksen beş
yıl önce bu hakları veren bir devlet bugün kadın cinayetleriyle
boğuşuyor. Birini öldürecektim, rahat öldüreceğim birini
aradım. diyen bir manyak elini kolunu sallaya sallaya sokaklarda
dolaşıyor, gencecik kızımızı katlediyor; biz
burada Hayatını devlete adamış memurun elde ettiği
bir sıfatı İçişleri Bakanı kaldırabilsin mi?yi
tartışıyoruz. İnsanlar yokluktan, açlıktan,
çaresizlikten kendi evlatlarını, eşlerini öldürerek intihar
ediyor; biz burada Trafikte kimlerin arabasında çakar olsun?u tartışıyoruz.
Asgari ücretliler perişan, çiftçi artan maliyetler nedeniyle
toprağını ekemeyecek hâlde, emekli pazara gitmektense mezara
gitmeyi tercih eder durumda, pazarda zamlanmayan ürün neredeyse yok; bizler ise
Hangi yetkiyi verelim?i oyluyor ve konuşuyoruz.
Cumhurbaşkanına hakaret edenlere karşı
tavrınızı asayiş için de bekliyoruz. Adam elini kolunu
sallaya sallaya cezaevinden kaçmış, potansiyel suç makinesi; biz
burada ülke daha iyi olsun diye çalışan sivil toplum
kuruluşlarının üyelerini fişlemeyi konuşuyoruz.
İstanbulda, Ankarada, Bursada, Gaziantepte, Urfada, Hatayda hiç
Türkçe konuşulmayan mahalleler var, aç kalsan Türkçe isteyerek ekmek
bulamayacaksın.
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) Gaziantepte öyle
bir şey yok.
TUBA VURAL ÇOKAL (Devamla) Gidip gezin o zaman.
Haydi, Suriyelileri savaş falan dediniz,
doldurdunuz. Bu kadar Afganın, Afrikalının,
Libyalının, Iraklının, İranlının elini
kolunu sallaya sallaya bu ülkeye gelmesi normal mi? Tabii ki değil.
Eğitim diyoruz, devlet okullarının yarısı tek kelime
Türkçe konuşmayan göçmen çocuklarla dolu. Senin ülkene kaçak giriş
yapan, kimseye hesap vermeden yaşayan milyonlarca kişinin
kaydını almayan devlet, derneğe üye olanın kimlik
bilgilerini bilmek istiyor. Sağlıkta skandallar almış
başını gitmiş, fıkra gibi bir ülke. Son dönemlerde
yaşadıklarımızı ancak fıkralarda görürüz.
On iki bin yıllık Dipsiz Gölü define
aramak için devlet gözetiminde yok ettiniz. Bunu başka bir ülkede ancak
absürt bir komedi filminde görebilirsiniz, tabii hayal eden bir senarist
bulabilirseniz.
AKP tarafından Meclise getirilen ve AKP
oylarıyla Meclisten geçen yasayı aynı zamanda AKP Genel
Başkanı olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan veto etti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Çokal.
TUBA VURAL ÇOKAL (Devamla) Yüz binlerce
kişinin sağlığını hiçe sayan bu yasayı
Meclise getiren arkadaşlar da yasayı veto ettiği için
Cumhurbaşkanına teşekkür etti.
Ha, bir de bebeğe tektaş yüzük takan
müşavirler var bu ülkede. Hukuk olan bir ülkede bu müşavire Bu şatafatı
nasıl yaşıyorsun, nasıl aldın, nasıl elde ettin?
diye hesap sorarlar. Çok sevdiğim bir benzetmeyi buradan söylemek
istiyorum: Bu ülke, emeklilikte yaşa takılanlardan sonra emeklerken
tektaşa takılan bebekleri bile gördü. deyip Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
39uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
39uncu madde kabul edilmiştir.
40ıncı madde üzerinde 3 önerge
bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
40ıncı maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
arz ve teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Yaşar
Tüzün Nihat
Yeşil Ahmet
Kaya
Bilecik Ankara Trabzon
Özgür
Ceylan
Çanakkale
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerine söz isteyen Çanakkale
Milletvekilimiz Sayın Özgür Ceylan. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Ceylan.
ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 144 sıra sayılı Teklifin
40ıncı maddesi üzerinde grubum adına söz almış
bulunuyorum. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Yasama faaliyeti açısından AKP
klasiğine dönüşen bir torbayla daha karşı
karşıyayız. Toplam 30 farklı kanun ve KHKde -98 madde-
değişiklik öngören teklifi görüşüyoruz. Farklı alanlardaki
düzenlemeleri sayısal çoğunluğunuza rağmen böyle torbaya
doldurarak aceleyle getirmenizdeki mantık izaha muhtaçtır.
Değerli milletvekilleri, Türk Silahlı
Kuvvetlerinin neredeyse bütün hücrelerine yerleşen FETÖ
mensuplarının tertiplediği alçak darbe teşebbüsü
sonrasında TSKnin yapısının baştan aşağıya
değiştirilmesine tanıklık ettik. Bu kapsamda Jandarma Genel
Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı
alelacele Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve teşkilat
yapısından çıkarılarak silahlı bir genel kolluk
kuvveti statüsüne dönüştürüldü. Tabii, bu değişiklikler enine
boyuna tartışılmadığından, ölçülüp biçilmeden el
yordamıyla yapıldığı için o günden bu yana onlarca
değişiklik yapılması gündeme geldi, gelmeye de devam
ediyor.
Değerli milletvekilleri, üzerinde
görüştüğümüz madde sebebiyle Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel
Kanununu inceleme fırsatı buldum. Evet, şu anda Silahlı Kuvvetler
bünyesinde görev yapan personelin arzu ettiği bir düzenlemeyi
gerçekleştiriyoruz.
926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri
Personel Kanununda astsubaylıktan subaylığa geçenler
bakımından rütbe yaş hadlerinin yeniden tanzim edilmesini
sağlamış olacağız. Ancak ilginç olan nokta,
milletimizin göz bebeği olan kurumun personel kanununda 98 maddenin ek
geçici madde ve onlarca ek maddeyle düzenlenmiş olmasıdır. Bu
durum bende TSK Personel Kanununun Silahlı Kuvvetlerin ve personelinin
ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden yazılması
ihtiyacı olduğu kanısını doğurmuştur.
Değerli milletvekilleri, Sahil Güvenlikten
Jandarmaya, Emniyetten derneklere, Suriyelilerden TBMM üyelerine, askerî
gazinoların özelleştirilmesine kadar her şeyin iç içe
geçtiği bir teklif bu.
Özelleştirme deyince
Türkiyenin
özelleştirme yolculuğunda emekçiler açısından
yaşamı çekilmez kılan 24 Ocak Kararlarını milat olarak
alabiliriz. O tarihten bu yana iktidara gelen sağ siyasal çizgi çeşitli
özelleştirme girişimlerinde bulunmuştu. Şöyle ki: 1986
yılından 26 Ağustos 2019 tarihine kadar gerçekleştirilen
özelleştirme tutarı 70,3 milyar dolardır. Bu
özelleştirmelerin 62 milyar dolarlık kısmı AKP
iktidarları döneminde gerçekleştirilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı 2020 bütçe gerekçesine göre, şu anda
Millî Emlak Genel Müdürlüğü devlete ait 7 bin taşınmazı
satmak için ilana çıkarmış ve alıcı beklemektedir.
Devletin neyi varsa neyi yoksa üç otuz paraya birilerine verilmiş ve elde
edilen özelleştirme gelirleriyle de bu ülkenin yoksul, emekçi
yığınlarına yönelik dişe dokunur hiçbir
yatırım yapılmamıştır.
Kamu-özel iş birliği adı
altında yürüttüğünüz müşteri garantili projelere 2018
bütçesinden 6,2 milyar, 2019 bütçesinden ise 9,7 milyar kaynak
aktardınız. 2020 bütçesinde ise garanti ödemesi olarak ayrılan
miktar 18,9 milyar TL olarak görünüyor. Yani milletin büyük bir bölümü,
kullanmadığı otoyol ve köprülere, havalimanlarına ve uzak
olduğu için gidemediği şehir hastanelerine bu parayı
ödeyecek. Kime ödeyecek bu milyarlarca lirayı? Ballı müteahhitlere ödeyecek,
hem de farkında bile olmadan. (CHP sıralarından
alkışlar)
Ne oldu da bu askerî gazinolara kadar elde avuçta ne
varsa yandaşa satma ya da kiralama gayreti içerisine düşüldü? Tank
Palet Fabrikasından sonra sıra askerî gazinolara da mı geldi?
Sayın Genel Başkanım Kemal
Kılıçdaroğlu 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan
paraların nereye gittiğini her hafta soruyor. Henüz yetkililer konuya
ilişkin tatmin edici bir yanıt veremediler. Tutanaklara geçmesi
açısından bir kez de ben soruyorum: Türkiye Şehit
Yakınları ve Gazileri Dayanışma Vakfı 15 Temmuz
şehit ve gazileri için toplam 309 milyon TL toplanmış
mıdır? Toplanan bu para nereye gitmiştir, hangi şehit ve
gazimizin yakınına verilmiştir, açıklayın da herkes
öğrensin.
Saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 40ıncı maddesinde yer
alan eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş Ayhan
Altıntaş
Gaziantep Kayseri Ankara
Fahrettin
Yokuş Hasan
Subaşı Aydın
Adnan Sezgin
Konya Antalya Aydın
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Aydın
Milletvekilimiz Sayın Aydın Adnan Sezgin. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Sezgin.
AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz
madde, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde görev yapmakta olan
astsubayların subaylığa geçişte tabi oldukları
yaş haddini yeniden düzenlemektedir.
Astsubaylar Türk Silahlı Kuvvetlerinin
diğer asli unsurları gibi ordumuzun belkemiğidir. Emekli
Astsubaylar Derneği (TEMAD) astsubayları şöyle
tanımlıyor: Tankların, uçakların, gemilerin, tüm silah ve
sistemlerin bakımı, sevk ve idaresi astsubaylardadır. Her
bölgeden, etnik kökenden, ekonomik ve kültür seviyesinden gelen Mehmetçikleri
askerliğe hazırlamak onların görevidir. Mehmetçike en
yakın olan onlardır. Şehit düşen evladımızın
cansız bedenini topraktan kaldıran da onlardır.
Ayrıca hatırlamamız gerekir ki
astsubaylarımız arasından çok sayıda şehit verdik, çok
sayıda gazimiz de var.
Değerli arkadaşlar, iç güvenlikte,
asayişte, depremde, sel felaketinde, kargaşada,
karışıklıkta, terörde, ordunun her kademesinde ilk
müdahaleyi astsubaylar yapmaktadır. Astsubaylar, gerektiğinde
subayın da vazifesini üstlenmektedir. Dolayısıyla astsubay
kadrolarının moral ve maddi imkânlar yönünden kuvvetlendirilmesi,
caydırıcılığımız, egemenliğimiz ve
bağımsızlığımız açısından önem
taşımaktadır. Hâlihazırda muvazzaf olarak
sayıları 100 binin üzerinde olan astsubayların ve yüz binlerce
emekli astsubay ailesinin yıllardır çözülmemiş pek çok sorunu
vardır.
Düzenledikleri bir imza kampanyasında
astsubayların talepleri şöyle sıralanmıştır:
Sayın Cumhurbaşkanının 24 Haziran genel seçimlerinden hemen
önce Kayseri Komando Tugayında yaptığı bir konuşmada
Hayırlı olsun. diyerek vadettiği göreve başlangıç
dereceleri sorunu henüz çözülmemiştir. Astsubaylar göreve
başlangıç derecelerinin yüksekokul mezunları için 9/2, fakülte
mezunları için 8/1 olmasını talep etmektedir. Ayrıca,
subaylara farklı isimler altında 6 farklı tazminat
verilmekteyken astsubaylar bu imkânlardan mahrum bırakılmaktadır.
İktidar bu konuyu da bir önceki seçimlerde, 2015 yılında seçim
malzemesi yapmış ama hiçbir adım
atılmamıştır. Tazminatların astsubaylara da verilmesi
Hükûmet programına girmiş olmasına rağmen bu
tazminatların on sekiz yılını dolduran görevdeki
astsubaylara ve emekli astsubayların tamamına verilmesi sözü hâlâ
yerine getirilmemiştir.
Astsubaylar emekli olurken de mağdur edilmekte,
çifte standarda maruz kalmaktadır. Subaylara emekli maaşı
bağlama oranı yüzde 70-85ken astsubay, uzman erbaş ve
kıdemli binbaşı emeklilerine emekli maaşı bağlama
oranı yüzde 40 ile 55 arasındadır. Ayrıca, uzman
erbaşların kadro, 3600 ek gösterge ve 6000 sayılı Kanun
kapsamında 45-52 yaş haddi mağduriyetleri konusu da önemli bir
sorundur. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir aile olma kültürüne
zarar vermektedir, eşitsiz muameleye tabi tutulan
sınıfların aidiyet duygusunu zedelemektedir.
Astsubaylar, geçtiğimiz yıllar içinde tüm
kamu personeline yapılan sicil affının yüz
kızartıcı suç işlemeyen Türk Silahlı Kuvvetleri
mensupları için de uygulanmasını talep etmektedir. Astsubaylar
kendilerine her seçimde vadedilen haklı taleplerini Sayın
Cumhurbaşkanına bizzat iletmek için defalarca randevu istemelerine
rağmen, bu talepleri cevapsız bırakılmıştır.
Emekli astsubaylar çok daha düşük eğitim
düzeyine sahip işçi ve memur emeklilerinden daha alt seviyede, hatta yoksulluk
sınırının altında emekli maaşı almaktan
mustariptir. 2nci dereceden emekli olan astsubaylar 3000 olan maaş ek
göstergelerinin diğer memurlara verilmesi düşünülen 3600 ek
göstergeye yükseltilmesini talep etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
AYDIN ADNAN SEZGİN (Devamla) Teşekkürler
Ayrıca, 18 yaş altında astsubay
sınıf okullarında geçen sürenin, fiilî hizmet süresinden
sayılabilmesi talebi bulunmaktadır.
İktidarın bu taleplere kulak vermesi ve
yıllardır ihmal edilen, görmezden gelinen düzenlemelerin
gerçekleştirilmesi son derece önemlidir.
Silahlı Kuvvetlerimizdeki birlik ve beraberlik
duygusunun perçinlenmesi ve iktidarın yanlış dış
politikası nedeniyle içinden geçmekte olduğumuz bu zor dönemde yanlışların
bütün yükünü çekmek zorunda kalan Türk Silahlı Kuvvetlerinin
motivasyonunun en canlı şekilde tutulabilmesi açısından
iktidarı astsubaylarımıza sahip çıkmaya davet ediyorum.
Genel Kurula saygılarımı
sunarım. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sayılı Kanun
Teklifinin 40ıncı maddesinde geçen aşağıda ibaresinin
aşağıdaki şekilde olarak değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
Züleyha
Gülüm Hüseyin Kaçmaz Kemal Peköz
İstanbul Şırnak Adana
Nuran
İmir Zeynel
Özen
Şırnak İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Züleyha Gülüm. (HDP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
EMRULLAH İŞLER (Ankara)
Aşağıda ile aşağıdakinin arasındaki
farkı bir açıklarsanız Sayın Vekilim, çok memnun
olacağız gecenin bu saatinde.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Efendim?
EMRULLAH İŞLER (Ankara) Verdiğiniz
önergenin sebebini de açıklarsanız çok memnun olacağız.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Dinlerseniz
açıklayacağım, dinlemeyi öğrenirseniz iyi olur. (AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
EMRULLAH İŞLER (Ankara) Dinleriz.
BAŞKAN Değerli arkadaşlar
EMRULLAH İŞLER (Ankara) -
Aşağıda ile aşağıdaki arasındaki
farkları bir açıklayın.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Arkadaşlar,
artık iyi geceler diyeceğim merhaba diyemeyeceğim,
arkadaşlarım Merhaba de. dediler ama iyi geceler artık yani.
Evet, bu ülke çok iktidar gördü, sadece iktidarlar
değil, darbeler de gördü, çok zarar gördü, bu halk, çok baskı
altında kaldı, zulüm altında kaldı ama bu iktidar gibisini
görmedi. Yani gerçekten bu iktidarın halka verdiği zararla, geri
dönüşümsüz yarattığı tahribatlarla, bu halk, hiçbir zaman diğer
iktidarlarda karşı karşıya kalmadı. Evet, bütün iktidarlar
kapitalistti, yoksullardan yana değildi, emekçilerden yana değildi
ama halkı bu kadar yok sayan, yoksulu bu kadar görmeyen, bu kadar zulmeden
bir iktidar görmedi. Halkın, gerçekten yarına, geleceğine olan
umudunu yitirttiniz, en büyük kayıp bu, umudu yitirttiniz.
Hayatlarımızdan, yaşamlarımızdan emin
olamadığımız bir hayat dayatıyorsunuz.
NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük) - Gözünüze
dizinize dursun!
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) - Dinlemeyi öğren!
Yarınımızın, geleceğimizin
ne olacağını bilmiyoruz, işsiz kalıp kalmayacağımızı
bilmiyoruz, zar zor koşullarda krediyle aldığımız
evlerimizin elimizden gidip gitmeyeceğinin kaygısıyla
yaşıyoruz. Emeklilik, bir hayale dönüştü; başta emeklilikte
yaşa takılanlar olmak üzere mezarda emekliliği
dayattınız. Eğer ölmezsek de emekli olursak üç kuruş
maaşla nasıl geçineceğimizi kara kara düşünmek zorunda
bırakıyorsunuz.
SEMİHA EKİNCİ (Sivas) Kanunun
çıkış tarihini söyler misiniz?
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) İş
kazalarında ölüp ölmeyeceğimizin ya da tren kazalarında ya da
sokakta sizin yarattığınız şiddetle baş başa
kalıp kalmayacağımızın garantisi yok. Geleceğini
göremeyen, yarını karanlık olan yoksullar olarak, işsizler
olarak, birden çok insan, sayısız insan intihar ediyor. Siz intihara
çözümü nasıl buluyorsunuz? Siyanürü yasaklayarak. Siyanürü yasaklayarak
çözüm falan üretilmez, intiharların kaynağına gitmek
zorundasınız, bu da sizin politikanız. Aslında intihar
değil, sizin politikalarınız öldürüyor.
Yargıya güveni
sıfırladınız, kimsenin umudu kalmadı adaletten, bir
beklentisi yok. Herkes gelip Tanıdık bir hâkiminiz, bir
savcınız var mı? diye soruyor avukatlara, haberiniz var
mı? O da olmazsa, parası olan, gidiyor adaleti mafya
aracılığıyla arıyor. Yargının tekelini
elinde bulundurduğunuzu, siyasi davalarda kararı yargının
değil, sizin verdiğinizi herkes biliyor. Yargıyı, sesini
çıkaranı, hak isteyeni susturma aracı hâline getirdiğinizi,
yargıyla istediğiniz gibi oynadığınızı da
biliyoruz.
Cezaevlerinde, insanları oralara
tıktığınız yetmiyor, bir de hasta mahpusları
tahliye etmeyerek onların ölümüne sebep oluyorsunuz.
Kadına yönelik erkek şiddetini daha fazla
artırıyor, kadın cinayetlerinin, çocuk istismarlarının
önünü açıyorsunuz. Çocuk tecavüzcülerine af getirmek sizin işleriniz.
Uyguladığınız şiddet politikaları, sokaklarda,
evlerde, mahallelerde, yaşadığımız her alanda
şiddeti daha da fazla artırıyor.
Sosyal devlet uygulamalarını tümüyle
ortadan kaldırdınız. Evet, eskiden de çok fazla yoktu ama bugün
artık esamesi okunmuyor. Her şeyi parayla satın alınır
hâle getirdiniz; eğitimden sağlığa, barınma
hakkına, havayı, suyu, her şeyi rant alanı olarak
görüyorsunuz.
Doğayı talan ediyorsunuz. Nerede bir
ağaç görseniz, bir arazi görseniz Acaba buraya nasıl bir köprü
yapsam? Buraya nasıl bir alışveriş merkezi diksem de
nasıl paralar kazansam? diye bakıyorsunuz. Gözünüz paradan
başka bir şey görmüyor. Yaşanacak bir ülke
bırakmadınız.
KHKlerle insanları sivil ölümlere terk
ettiniz. Hak, hukuk, adalet sizin lügatinizde yok. İnsanların her ne
kadar antidemokratik olsa da seçimlere olan güvenini bile yerle bir ettiniz.
Seçilenleri, sivil darbelerle, kayyumlarla görevlerinden aldınız;
halkın iradesini yok saydınız. Kürt sorununun demokratik
yollarla çözümü yerine savaşı, militarizmi dayattınız çünkü
barış size kaybettiriyordu. İnsanları birbirine düşman
ettiniz. Komşuyu komşuya güvenemez hâle getirdiniz,
ihbarcılığı siz yaygınlaştırdınız.
Hiçbir değer tanımıyorsunuz, topluma da bu
değersizliğinizi dayatıyorsunuz.
Bu ülkeye verdiğiniz zarar yetmedi, emperyalist
hayalleriniz, Kürt düşmanı politikalarınız sizi Suriyeye
müdahaleye götürdü. Yetmedi, göçmenleri kendi iktidarınızın
aracı hâline getirdiniz. Göçmenleri Avrupa Birliğine tehdit olarak
kullanıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
EMRULLAH İŞLER (Ankara) Önergeyle ilgili
bir kelime etmedin daha. Hani açıklayacaktın?
BAŞKAN Tamamlayın.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Kapıları
açarsak altı ay dayanamazsınız, hükûmetleriniz düşer.
diyerek aslında göçmenleri insan olarak görmediğinizi,
politikanızın, iktidarınızın bir aracı olarak
gördüğünüzü çok açıkça beyan ediyorsunuz. Bunlar da yetmedi, Afrini
işgal ettiniz, Kuzeydoğu Suriyeyi işgal ettiniz; yetmedi,
şimdi de Libyada emperyalist hayallerinizi gerçekleştirmeye çalışıyorsunuz.
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) İşgal
değil, hayır; terörle mücadele yapıyoruz!
NİYAZİ GÜNEŞ (Karabük)
Arkalarına bakmadan kaçtılar.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Dinleyin, dinleyin. (AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Gülüm.
Buyurun.
EMRULLAH İŞLER (Ankara) Önergeyle ilgili
konuşacaktın, ne oldu Sayın Vekil?
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) Kanunla ilgili ne
konuştunuz siz?
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Evet, şunu çok iyi
bilin ki
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) Önergeyle ilgili
ne söylediniz?
BAŞKAN Arkadaşlar, lütfen sükûnetle
dinleyelim.
İLYAS ŞEKER (Kocaeli) Hayır,
önergeyle ilgili ne söylediler, ona göre oy kullanacağız. Bir
şey söylesin ki ona göre oy kullanalım!
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Evet, geri dönülmez
tahribatlar yaratmış olsanız da bu ülkede siz kaybediyorsunuz,
gidicisiniz.
BURHAN ÇAKIR (Erzincan) Bölücü sensin!
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Evet,
yarattığınız tahribatı düzeltmek zor olacak ama
halklarımız, kadınlar, emekçiler, yoksullar bilsin ki
Halkların Demokratik Partisi var, onun devrimci yoldaşları var,
mücadele eden insanlar var ve birlikte kazanacağız. (HDP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
ABDULLAH NEJAT KOÇER (Gaziantep) Terör var, PKK
var!
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
40ıncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
40ıncı madde kabul
edilmiştir.
Buyurun Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
hatibin kürsüden yaptığı Kürt düşmanı politika
ithamını asla kabul etmiyoruz, reddediyoruz. Bunu defaatle
açıkladık, Türkiye kamuoyu, aziz milletimiz biliyor. Tekrar
açıklamayı, tekrar ifade etmeyi gereksiz görüyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, 41inci
madde üzerinde 3 önerge bulunmaktadır. Önergeleri okutup
aykırılık sırasına göre işleme alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
41inci maddesinin, teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Yaşar
Tüzün
Trabzon Ankara Bilecik
Necati
Tığlı
Giresun
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Biraz sessiz olalım değerli
arkadaşlarım. Bugün biraz sabırlı olacağız,
lütfen sükûnetimizi koruyalım.
Önerge üzerinde söz isteyen Giresun Milletvekilimiz
Sayın Necati Tığlı.
Buyurun Sayın Tığlı. (CHP
sıralarından alkışlar)
NECATİ TIĞLI (Giresun) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle hepinizi saygıyla,
sevgiyle selamlıyorum.
Türk kadını, erkeklerle eşit
olduğunu seksen beş yıl önce tüm dünyaya duyurmuşken,
maalesef bugün, gördüğü şiddetle, tecavüzle ve cinayetle
anılıyor. Türk kadını, 2000li yıllarla birlikte
hızla artan kadın cinayetleri karşısında, 6284
sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı
Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ve İstanbul Sözleşmesine
rağmen korunamıyor. Yani kanun var ama uygulayan yok, sözleşme
var ama uyan yok.
Eğer kanun ve sözleşme
uygulanmış olsaydı, Eskişehirde Ayşe Tuba Arslan,
eski eşi tarafından satırlı saldırıya
uğramayacak ve günlerce komada kaldıktan sonra ölmeyecekti. Ayşe
Tuba Arslan, gördüğü şiddetten ve uğradığı
tecavüzden kurtulabilmek için tamı tamına 23 defa suç duyurusunda
bulunmuş ama şikâyetler delil yetersizliği nedeniyle
takipsizlikle sonuçlanmıştır yani delil yokmuş. Ne delili
arıyoruz? Ne delili arıyoruz, bunu bir düşünmeliyiz değerli
milletvekilleri. Kadının ifadesinden daha önemli hangi delil olabilir
ki?
Geçtiğimiz gün Adalet Bakanı Abdulhamit
Gül İhmaller yapıldı. Ayşe Tuba Arslan aramızda
olabilirdi. Adalet, kapısına gelen kadının feryadına
sessiz kalamaz, kulağını kapatamaz. Bu feryadı duymayan
uygulama incelenmektedir. dedi. Ama unuttuğu şuydu: Bunları
söylemekle cinayetler engellenmiyor. Cinayetleri engellemenin tek yolu
kanunları uygulatmaktır. O kanunları uygulatacak olan, Adalet
Bakanıdır ama o Adalet Bakanı, bu Adalet Bakanı
değildir. Bu açıklamalara göre, görevini
yapamadığını kabul eden Adalet Bakanı bence istifa
etmelidir.
Bir de iktidar temsilcilerinin 6284 sayılı
Kanun ve İstanbul Sözleşmesi için söyledikleri akla zarar sözler var.
Her fırsatta Kadına yönelik şiddet, küresel bir sorun. dediniz
ama bu sorunun çözülmesi için hiçbir şey yapmadınız. Batı
menşeli sözleşmeyi ölçü almadığınızı
belirterek İstanbul Sözleşmesi nas değildir, bizim için ölçü
değildir. dediniz ve bunları söylerken, kadınlar erkekler
tarafından öldürülmeye devam etti.
Kıymetli milletvekilleri, kadına
şiddetin aması, fakatı olmaz, olmamalı. Yılın
ilk on bir ayı en az 422 kadın öldürüldü ve en az 151 kadın
cinsel saldırıya uğradı. Bunları duymak istemiyorsanız,
6284 sayılı Kanun ve İstanbul Sözleşmesi harfiyen
uygulanmalıdır ve sağda solda 6284 sayılı Kanunun
kaldırılması için yürütülen saçma sapan kampanyalara Dur
denilmelidir.
Sizlere Berfin Özeki de hatırlatmak istiyorum.
19 yaşındaki Berfin Özek, asitli saldırıya
uğradı; her ameliyatında ölümle burun buruna geliyor, yüzü tanınmayacak
hâlde, bir gözü hiç görmüyor, diğeri de kötü ama savcılık,
saldırgan için kasten yaralamadan ceza istiyor. Ve Ceren Özdemir: Katilin
on dört yıl önce de 1 çocuğu öldürdüğü, on üç yıl boyunca
kaçtığı, geçen sene de hırsızlık yaparken
yakalandığı ortaya çıktı. Bu ülkede Ceren, sorumsuzluk
yüzünden öldü, ihmal yüzünden öldü. Ceren Özdemir Doğum günümde hediye
almayın, beni unutmayın yeter. demişti. 6 Aralık, onun
doğum günü: Ceren, seni unutmayacağız,
unutturmayacağız.
Kadına yönelik şiddetin, taciz ve
cinayetlerin önüne geçmek istiyorsanız kadınlara yönelik şiddeti
engelleyeceksiniz, şiddet mağdurlarını
koruyacaksınız, suçluların cezalandırılması için
iyi hâl uygulamalarını ortadan kaldıracaksınız.
Unutmayın, toplumsal cinsiyetin dayattığı roller
şiddeti doğurur. Bu şiddeti önlemek ve şiddet
mağdurlarını korumak, devletin en asli görevidir. Kadın
haklarıyla ilgili sorunları çözmeden bu ülkenin beli doğrulmaz.
Bu vesileyle, kadınlarımızın
kazandığı seçme ve seçilme hakkının yıl dönümünde
Zübeyde Hanımı, Gördesli Makbuleyi, Halide Edib Adıvarı,
Erzurumlu Kara Fatmayı, Şerife Bacıyı, Sabiha Gökçeni,
Türkan Saylanı ve...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
NECATİ TIĞLI (Devamla) Hemen bitiriyorum
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Tamamlayın Sayın
Tığlı.
NECATİ TIĞLI (Devamla) - ...daha birçok
cumhuriyet aydını Türk kadınını rahmetle anarken tüm
kadınlarımızın 5 Aralık Dünya Kadın Hakları
Gününü kutluyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 41inci maddesiyle
değişiklik yapılmakta olan 2918 sayılı Kanunun 5inci
maddesinin birinci fıkrasında yer alan (h) bendinin kanun metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Ayhan
Erel İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş
Aksaray Gaziantep Kayseri
Ayhan
Altıntaş Hayrettin
Nuhoğlu
Ankara İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Aksaray
Milletvekilimiz Sayın Ayhan Erel. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Erel.
AYHAN EREL (Aksaray) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri, yüce Türk milleti;
görüşülmekte olan kanun teklifinin 41inci maddesi üzerinde partim
İYİ PARTİ adına söz almış bulunmaktayım. Hepinizi
gönülden selamlıyorum.
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 41inci maddesinde,
değişiklik yapılmakta olan madde 5in (h) bendiyle kanunun
metnine sürücü sicili diye kavram yerleştirilmiştir. Hukuk
sisteminde böyle bir kavram mevcut olmayıp kanunun Tanımlar
bölümünde de bir açıklama getirilmemiştir. Ehliyet alımında
sürücülerin hangi mahrem bilgilerinin sürücü sicili adına talep
edileceği belli değildir. Ayrıca, İçişleri
Bakanlığına bu sicilde yer alan bilgileri yasal istisnalar hariç
paylaşabilme yetkisi verilmektedir. Bu verilerin kime, hangi
şartlarda, hangi sınırlılıkta verileceği belli
değildir. Bu, özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin
korunması anlayışına karşı, vatandaş
açısından büyük sıkıntılar doğurmaktadır. Bu
kapsamda, maddenin kanun metninden çıkarılmasını talep
etmekteyiz.
Başta Sayın Genel
Başkanımız, eşim, kızım olmak üzere bütün
kadınlarımızın Dünya Kadın Hakları Gününü
kutluyorum. Bilimsel ve teknolojik ilerlemenin mimarları olan, bilim ve
teknolojiyle ülkemizi kalkındıracak, fikirleriyle her daim üretkenlik
gösteren, farklı çalışmalar ve projelerle, bilgi ve becerilerle
hayatımıza verimlilik katan başta oğlum, kızım
olmak üzere, 5 Aralık Mühendisler Gününü kutluyorum.
Aynı zamanda, bugün Dünya Toprak Günü.
Yaşanabilir bir dünya için bütün zenginliklerin en büyük kaynağı
olan topraklarımızı, Âşık Veyselin gönül gözüyle
gördüğü, Benim sadık yârim kara topraktır. dediği
dizelerinde insanoğlu için toprağın önemini
vurguladığı gibi, çoraklaştırmadan, yok olmasına
fırsat vermeden, el ele vererek korumalıyız. Atatürk Toprak o
kadar cömert ki, dökülen her damla, alın terinin
karşılığını verir. buyurmuştur.
Sağlıklı yaşam için sağlıklı topraklara
ihtiyacımız vardır.
Bugün, aynı zamanda, Dünya Gönüllüler Günüdür.
Gönüllü olarak ülkemizin çeşitli alanlarında gönülle hizmet eden tüm
gönüllüleri ben de gönülden selamlıyorum.
Değerli Başkan, kıymetli
milletvekilleri; ben Aksaraydan yolculuğumu mümkün olduğunca kara
yoluyla, otobüsle yapmaktayım. Otobüsle geldiğimde otobüsçüye Falan
yerden niye gitmiyorsunuz? dediğimde bana, sabah 06.00 ile 10.00
arasında, öğleden sonra da 16.00 ile 22.00 arasında
Gölbaşından Çevre Yoluna girmek zorunda olduklarını,
eğer Çevre Yoluna girmeyip Mevlâna Bulvarından, Konya yolundan
gelirlerse çok büyük cezalarla karşı karşıya geldiklerini
beyan etmiştir.
Şimdi ben buradan, Ankarada kim düzenlemeyi
yapıyorsa -İl Trafik Komisyonu mu bu düzenlemeyi yapıyor,
Valilik mi yapıyor, İçişleri Bakanlığı mı
yapıyor- bu yetkilileri ve ilgilileri uyarıyorum. Zaten kamyoncular,
otobüsçüler hayatlarını zor şartlarda devam ettirme çabası
içindeler. Bir otobüste ancak 20-25 yolcu olursa masrafını
karşılıyor. Sizler çakarlı araçlarınızla, özel
şoförlerinizle, Mercedeslerinizle yolculuk yaptığınız
için bunların çilesini bilemiyorsunuz. Bir gün otobüsle yolculuk yapar, bu
arkadaşlarımızı dinlerseniz çektikleri çileyi görürsünüz.
Yani 25 yolcuyla anca masrafını karşılayan bir otobüsü siz,
bir de 45 kilometre gidiş, 45 kilometre de dönüş, yaklaşık
80-90 kilometre bir yol masrafına mecbur ederseniz zaten
kazanamazsınız.
Yani Ankara trafiğini binlerce araç
tıkamıyor da sadece güneyden gelen, o da belli saatlerde gelen 5-10
tane otobüs mü tıkıyor? Bunu sizlerin takdirinize
bırakıyorum. Lütfen, kamyonculardan, otobüsçülerden elinizi
ayağınızı çekin. Kimse bu çok bilmiş kişiler, bu
düzenlemeyi lütfen ortadan kaldırsınlar. Hem zaman kaybı var hem
araçların yakmış olduğu akaryakıt kaybı var hem
de görevine, işine veya hastaneye zamanında yetişmek isteyen insanların
sinir sistemi bozulmaktadır.
Yine, bu otobüsçülerimizin,
kamyoncularımızın İstanbulda Yavuz Sultan Selim
Köprüsünden geçişe zorlanmaları da bunlar için ayrı bir
ızdırap konusudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
AYHAN EREL (Devamla) Siz, Yavuz Sultan Selim
Köprüsünde garanti parasını çıkarmak için bula bula garip
otobüsçüleri, bula bula garip kamyoncuları mı buldunuz? Mercedesi
olanları, Audisi olanları -modeller aklıma gelmiyor-
milyarlarla ifade edilen araçları olanları o köprüye
zorlamıyorsunuz da kamyoncuları, otobüsçüleri niye zorluyorsunuz?
Lütfen, elinizi vicdanınıza koyun, geçim derdinde olan insanlar ile
keyif derdinde olan insanları birbirinden ayırın diyorum, yüce
heyetinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 41inci maddesinde geçen aşağıdaki
şekilde ibaresinin aşağıda belirtilen şekilde
olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Semra
Güzel Nuran
İmir Kemal
Peköz
Diyarbakır Şırnak Adana
Zeynel
Özen Hüseyin Kaçmaz
İstanbul Şırnak
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen
Diyarbakır Milletvekilimiz Sayın Semra Güzel. (HDP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, söz konusu kanun
teklifinin 41inci maddesinde yer alan 2918 sayılı Karayolları
Trafik Kanununun 5inci maddesinin değiştirilmesine dair söz
almış bulunmaktayım. Madde, trafikteki idari işlemlerin
Emniyet ve Jandarma tarafından yapılmasından kaynaklı,
madde isminin ve görev yetkisinin İçişleri Bakanlığı
olarak değiştirilmesini öngörüyor. Bu ülkede her şey zaten ya
Cumhurbaşkanlığına ya da İçişleri
Bakanlığına bağlı, memleketin ne yapacağına,
yurttaşın nasıl yaşayacağına bu iki kurum karar
veriyor. Bu da demokrasinin değil, tekçi anlayışın bir
sonucudur. Son dönemlerde ayyuka çıkan gözaltı ve tutuklamalar da
bunu çok net gösteriyor. Bu ülkeye resmen bir suç mahalliymiş gibi
davranılıyor. Öyle ki artık bir karakol ve hapishane ülkesi
hâline geldik, her yıl yeni cezaevleri yapılıyor.
Değerli milletvekilleri, bu ülkede her gün
onlarca insan gözaltına alınıp tutuklanıyorsa bu Hükûmetin
durup bir düşünmesi lazım. İktidara göre, sokaktaki her 2
insandan 1i suç zanlısı. Tabii, durum HDP olunca tutuklamaların
sayısını Hak getire, birer birer değil, onar onar
değil, yüzer yüzer gözaltına alınıp tutuklanıyor
HDPliler. Bir ayda 350 HDPli gözaltına alındı. Temmuz 2016
tarihinden beri en az 16 bin kişi gözaltına alınmış,
4.904 kişi tutuklanmıştır. Bunlar genel merkezimizin
ulaşabildiği rakamlar tabii. Gözaltıları ve
tutuklamaları o kadar çok yapıyorsunuz ki bazen takip etmek dahi
imkânsız hâle geliyor. Mahkeme, bırakılan arkadaşlarımıza,
bir hafta sonra itirazla tekrar tutuklama kararı veriyor. Tutuklama
gerekçelerinin hepsi de arkadaşlarımızın yürüttükleri
siyasi parti faaliyetleri, bu ülkenin yasalarına göre kurulmuş,
tüzükleri, çalışma yöntemleri yasal, meşru olan parti faaliyetleri.
Değerli milletvekilleri, Vanda, Batmanda,
Diyarbakırda, Antepte kadınlar KJA aktivisti olduğu için
gözaltına alındı ve ertesi gün, yandaş medya KJA Terör
Örgütü diye manşet yaptı. KJA, kamusal alanda kadın
hakları için mücadele eden, kadına yönelik şiddete, tacize,
tecavüze karşı politikalar üreten, farklı kesimlerden birçok
kadının kendini içerisinde bulduğu özgün ve özerk bir
platformdur; neye dayanarak terör örgütü olarak anılıyor ve
iddianamelere böyle konuluyor?
Yine, Diyarbakırda merkezi bulunan, kamuoyuna
açık faaliyet yürüten birçok kurumun, Kürt aydınının ve
politikacının içerisinde yer aldığı DTK faaliyetleri
yürütmek suç kapsamına alınıyor. Geçtiğimiz hafta birçok ilde
onlarca kişi, DTK faaliyetleri gerekçesiyle gözaltına
alındı. DTK, yasal zeminde kurulmuş ve meşrudur, Eş
Başkanlarının ikisi de bu Meclisin birer milletvekilidir. Bugün,
iddianamelere giren DTK, Anayasa çalışmaları kapsamında
2012de Meclis Başkanı olan Cemil Çiçek tarafından bizzat resmî
bir şekilde Meclise davet edildi ve bu resmî davetiye ve DTKnin Meclise
sunduğu somut öneriler hâlâ mevcut.
Şu an tutuklu olan önceki dönem Milletvekilimiz
İdris Baluken DTKnin organize ettiği demokratik özerklik
tartışmalarının yapıldığı bir
toplantıya eski MİT Müsteşarıyla beraber katıldı.
Şimdi, bütün bunlar olmamış gibi, DTK faaliyetleri suç
sayılıyor, gözaltı ve tutuklamaya gerekçe yapılıyor.
Bu ülkede suç işleyen birileri var ise o da kendi iktidarına muhalif
olanları terörize eden ve hapishanelere kapatarak sindirmeye çalışan
iktidardır. Kadınları, halkın sorunları için bir araya
gelen, politika üreten kurumları bu şekilde kriminalize etmenize izin
vermeyeceğiz. Şunu çok net bir şekilde ifade ediyoruz:
Aldığınız her bir gözaltı ve tutuklama kararı,
bizlerin değil, sizlerin meşruluk sorunudur. Bizim halk nezdinde bir
meşruluk sorunumuz yok, son yıllarda yapılan her seçim bize bunu
gösterdi. Fakat bu ülkenin en karanlık işlerine
bulaşmış, yolsuzlukla halkı açlığa mahkûm etmiş,
savaş kararı vermiş, hukuku askıya almış,
seçilmişi tanımayıp yerine kayyum atamış bu Hükûmetin
meşruluk sorunu vardır.
Değerli milletvekilleri, yüz yıldır
Kürtler, demokrasi mücadelesi verenler kriminalize edildi ve katledildi.
90larda 17 bin insan faili meçhul cinayetlerle katledildi, binlerce insan gözaltında,
cezaevlerinde işkenceyle öldürüldü, yüz binlercesi ise gözaltına
alındı. Köyü yakılmayan insan kalmadı, şimdi ise
şehirler bombalanıyor. Üç gün önce Tel Rıfatta
gerçekleştirilen saldırıda 8i çocuk 10 sivil katledildi.
Bölgeye huzur götüreceğini söyleyen Hükûmet, 9 Ekimden bu yana kaç sivilin
yaşamını yitirdiğini biliyor mu? Biz söyleyelim o zaman: En
az 130 sivil katledildi. Bizler çatışmanın hiçbir şekilde
çözüm olmayacağını defalarca söyledik ve bu yüzden de tezkereye
hayır dedik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Güzel.
SEMRA GÜZEL (Devamla) Değerli
milletvekilleri, sivil ölümleri savaş suçudur ve düşman hukukunun bir
sonucudur. Daha önce de Birleşmiş Milletler bu konuda
uyarmış ve Türkiyenin destek verdiği gruplar tarafından da
gerçekleştirilen sivillere yönelik infazların savaş suçu olarak
kabul edileceğini ve Ankaranın bundan sorumlu
tutulacağını söylemişti. Biz de buradan, gelin, yıllardır
uyguladığınız bu savaş politikalarından vazgeçin
diyoruz ve tutuklama, katletme, cezasızlık politikasıyla hiçbir
yere varılamayacağını söylüyoruz.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
41inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler
41inci madde kabul edilmiştir.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun Sayın Özkan.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Sayın Başkan,
hatibin kürsüden yapmış olduğu ithamları reddediyoruz. Türkiye'nin
Kürt sorunu yoktur. Kürt vatandaşlarımız bu ülkenin eşit
vatandaşıdır, yurttaşıdır.
NURAN İMİR (Şırnak)
Türkiye'nin AKP sorunu vardır, AKP.
CAHİT ÖZKAN (Denizli) Türkiye'nin terör
sorunu vardır. Terörle mücadeleye yılmadan, yorulmadan devam
ediyoruz.
SEMİHA EKİNCİ (Sivas) Onların
Türklerle sorunu var.
BAŞKAN 42nci madde üzerinde 2 önerge
bulunmaktadır. Önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra sayılı
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 42nci
maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve teklif
ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş
Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Yaşar
Tüzün
Trabzon Ankara Bilecik
Müzeyyen
Şevkin
Adana
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Adana
Milletvekilimiz Sayın Müzeyyen Şevkin. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Şevkin.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
Evet, sabah yapılan konuşmalarda
İstanbul Sözleşmesiyle iftihar edildiği ifade edildi. Evet, biz
de gerçekten İstanbulda kadına yönelik şiddete dair böyle bir
sözleşmenin imzalanmış olmasından iftihar ediyoruz ama
iftihar etmediğimiz bir şey var ki o da kadın cinayetlerinin
azalacağı yönünde bir eğilim olması beklenirken bu
İstanbul Sözleşmesinden sonra, ne yazık ki kadına yönelik
şiddet ve cinayet yüzde 1.400 artmıştır. Demek ki
anlaşmaları sadece imzalamak ya da kanunları yapmak yeterli olmuyor.
Evet, Ayşe Tuba Arslan 23 kez bildirim
yapmış olmasına rağmen eşiyle yani celladıyla
uzlaşma yapması konusunda devlet baba önayak olmaya
çalışmıştır ve ne yazık ki celladı
canını almıştır Ayşe Tuba Arslanın. Yine,
Güleda Cankel erkek arkadaşından ayrılmak istediği için tam
on yedi saat işkenceye maruz kalıyor arkadaşlar. Komşular
şikâyet ediyor, zanlı gözaltına alınıyor. Ama ne
beklenir? Bizim kızımız da orada olabilirdi değerli
milletvekilleri. Hepimizin evlatları var, bizim çocuğumuz da orada
olabilirdi. On yedi saat işkence gören o kızımıza
Şikayetçi misin? diye soruyor devlet baba ve zanlı serbest
bırakılıyor. 3 kez kaçma eğiliminde bulunmasına
rağmen bu kızımız da ne yazık ki hayatını
kaybediyor.
Yine, son olarak, Ceren Özdemir, ne yazık ki,
çocuk katili olan bir cani tarafından öldürülüyor, 20 yaşında
hayata veda ediyor.
Arkadaşlar, yine, Şule Çet davasında
bu kadar sivil toplum örgütü, bu kadar partililer sahip çıkmış
olmasa herhâlde bu cezayı da almazdı.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis verilmesi gerekirken
Şule Çetin zanlısına iyi hâlden dolayı -nasıl
oluyorsa artık o iyi hâl, bir katilin iyi hâli nasıl oluyorsa-
müebbet hapis veriliyor.
Evet, değerli milletvekilleri, Albert Camus
diyor ki: Bir ülkeyi tanımak istiyorsan orada insanların nasıl
öldüğüne bakacaksın. Herhâlde bizim ülkemize uyarlarsak Nasıl
öldürüldüğüne bakacaksın demek gerekiyor. Artık, bu kadın
cinayetleri lafta kalmasın, son bulsun diyoruz arkadaşlar. (CHP ve
HDP sıralarından alkışlar) Çok teşekkür ediyorum.
Umuyorum ki bir daha kadın cinayeti yaşanmasın ülkemizde.
Değerli milletvekilleri, Plan ve Bütçe
Komisyonunda, vaktim yettiği ölçüde, hemen hemen bütün
bakanlıkların bütçesine katılmaya çalıştım ama
öyle bir tablo çizildi ki Alice Harikalar Diyarında... İnanılmaz
bir ülkede yaşıyormuşuz da bizim haberimiz yok. Bütçe uçuyor. Evet,
değerli dostlar, yani ya siz başka bir ülkede yaşıyorsunuz
ya biz başka bir dünyada yaşıyoruz. Bunu bilemedik, bir türlü
konduramadık.
Cumhurbaşkanlığının 2018
bütçesinde 56 milyonu yata, 406 milyonu uçağa, 21 milyonu otomobile, 56
milyonu mobilya ve mefruşata, 5 milyonu tabak çanak, bardağa, 4
milyonu temizliğe ayrılmış. Bu kadar harcama yetmemiş
olacak ki Cumhurbaşkanlığı bütçesinde her yıl düzenli
artış öngörülüyor. Sarayın 2018 bütçesine 1,6 milyar lira
ayrılmış, 2019da bu bütçe 2,8 milyara, 2020de de 3 milyar 152
milyon liraya çıkarılmış değerli milletvekilleri.
Evet, Meclisin halıları 1 milyon 350 bin
liraya yenilenirken, Meclise süper lüks donanımlı 66, saraya 25 yeni
araç kiralanıyor. Daha dün, onlarca makam ve koruma aracının
tırlarla, konvoy eşliğinde, sıra sıra dizilişini
izledik. Halk ekonomik krizle boğuşurken bu, bizim içimizi
yakıyor değerli milletvekilleri.
Arkadaşlar, birileri lüks ve şatafat
içerisinde hayatını sürdürürken son on gün içerisinde 3 aile
siyanürle intihar etti, toplu intiharlar yaşanıyor ülkemizde.
Esnaflar, sanatkârlar, atanamayan öğretmenler intihar ediyor; bu, sosyal
patlama değildir de nedir değerli arkadaşlar? Evet,
yazıktır, günahtır. Biz ekmek diyoruz, siz mermi diyorsunuz
değerli milletvekilleri. Biz Emeklilikte yaşa takılanların
haklarını vermemiz gerekir. diyoruz ama siz emeklilikte yaşa
takılanların daha adını bile
içselleştirmemişsiniz, EYP diye bahsediliyor EYT denilmesi
gerekirken. Emeklilikte yaşa takılanlara lütuf yapmıyorsunuz
arkadaşlar, bu, onların hakkı. Siz maç sırasında kural
değiştirdiniz. Bu, insanların hakkı, lütuf değil. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın
Şevkin.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) Hemen
bitiriyorum.
Emeklilikte yaşa takılanlara lütuf
yapmıyorsunuz, kapıları kapattınız. Atanamayan
mühendislere -jeoloji mühendisleri, inşaat mühendisleri, ziraat
mühendisleri- veterinerlere, öğretmenlere, sözleşmeli çalışanlara,
taşeron çalışanlara söz verilmesine rağmen hiçbirinin
Ataması yapılmayan sağlıkçıların, asgari
ücretlilerin, sayıları 8 milyonu geçen işsizlerin sürekli
sorunlarına çözüm ararken sarayın bütçesi sürekli artış
gösteriyor, sarayın bütçesi arttıkça vatandaşın bütçesi
daralıyor. Öyle, söylendiği gibi ekonomide büyüme falan yok
değerli milletvekilleri. Ne yazık ki asgari ücretliden hâlâ vergi
alıyorsunuz, işsizlik had safhada, her şeye ortalama yüzde 50
zam yapılırken siz enflasyonu yüzde 10,56 olarak
saptadınız, oysa bu ülkede 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı
6.500 lira.
Değerli milletvekilleri, hepimiz çok iyi
biliyoruz ki bu sistem artık tıkanmış durumda, lafı
sağa sola çevirmenin anlamı yoktur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) Hemen bitiriyorum.
Türkiye Cumhuriyeti ancak ve ancak Mustafa Kemal
Atatürkün gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine Cumhuriyet Halk
Partisi iktidarında kavuşacaktır.
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 42nci maddesinde yer alan
değiştirilmiştir ibaresinin yeniden düzenlenmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
İsmail
Koncuk İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş Adana Gaziantep Kayseri Ayhan Altıntaş Hasan Subaşı Ayhan Erel
Ankara Antalya Aksaray
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Adana
Milletvekilimiz Sayın İsmail Koncuk.
Buyurun. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
İSMAİL KONCUK (Adana) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
42nci madde aslında bir uyum maddesi. Hileli
yollarla elde edilmiş sürücü belgelerinin iptal edilmesini ve iptal
etmeyle ilgili yetkili makamları belirliyor. Daha önce Emniyet
teşkilatındaydı, nüfus idaresine de bu yetki devredildiği
için ilgili makam tarafından iptal edilmesiyle ilgili bir madde yani
problemli bir madde değil.
Burada nüfus idaresi çalışanlarının
durumunu bir değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum, onlara bir
borcumuz var. Nüfus idaresi çalışanları üzerine çok ciddi yükler
yükledik. Nüfus cüzdanları zaten üzerlerindeydi, üzerine ehliyet yani
sürücü belgelerini de nüfus idaresine yükledik, pasaport işlemlerini nüfus
idaresinin üzerine yükledik. Tabii, seçim dönemlerinde nüfus idarelerinin yükü
ekstra artıyor fakat bu kadar yük yüklediğimiz nüfus idaresine
yeterli sayıda personel atamayı akıl edemedik. Bu kadar yük
yüklediğimiz nüfus idaresi çalışanlarına -yani iş yükü
neredeyse 3 katına çıkmış- fazla çalışma ücreti
olarak ayda 50 saatlik ücret veriyoruz -sadece 50 saat- takriben 300 TL
yapıyor ve fazla çalışma süresini yılda 500 saatle
sınırlandırmışız. Bakın, şimdi o 500
saat bitti, 10uncu ayda bitiyor, 12nci ayda, aralık ayında fazla
çalışma yaptırılıyorsa ücret ödenmiyor. Hâlbuki
Anayasamız gereği angarya yasaklanmış. Bir kere, bu 500
saat sınırını kaldırmamız lazım.
Toplu sözleşmede bir hata
yapılmış herhâlde, bu 500 saat sınırlaması yapılmış,
bir de şu yapılmış: Nüfus idaresi
çalışanlarına fazla mesai ücreti 5 kat ödenir. hükmü
vardı, bu 3 kat ödenir. şeklinde düzeltilmiş.
Değerli milletvekilleri, belki
malumatınız yoktur, 1 saatlik ücret 2 lira 13 kuruş. Bu ne
yapıyor? Saat başına toplamda 6 lira filan yapıyor. Gerçi
2020 yılında -Allah razı olsun Maliye Bakanımızdan,
memurların fazla çalışma ücretlerine yüzde 6,1 zam yaptı-
memurlarımız 2 lira 13 kuruş almayacaklar, 2 lira 26 kuruş
alacaklar yani tabiri caizse, bozdur bozdur harca. Bu bir zulüm, bu gerçekten
bir zulüm. Siz yeni bir düzenleme yapıyorsunuz, amenna; Emniyet
teşkilatından birtakım görevleri alıyorsunuz,
doğrudur, katılıyoruz ama bu yükü yüklediğiniz
insanların da iş yükünün 3 kat arttığını
düşünmüyorsunuz, onların özlük haklarına yönelik bir
iyileştirme yapmıyorsunuz.
İçişleri Bakanı Sayın Süleyman
Soylunun bu konuda bir sorumluluk alması gerektiğini
düşünüyorum. Öncelikle buraya personel ataması yapılması
lazım. Gerçekten, geçen gün ben, nüfus idaresine ehliyetim ile nüfus
cüzdanımı değiştirmeye gittim, çocuklarımı da
götürdüm; başlarını kaldıramıyorlar. 2 polis
görevliydi nüfus müdürlüğünde, sağ olsunlar, o polislerimiz de
oradaki nüfus memurları gibi memurluk yapıyorlar,
çalışıyorlar onlara yardımcı olmak için; öyle bir
yükümlülükleri yok aslında ama o arkadaşlarının iş
yükünü görüyorlar, oradaki polis memuru arkadaşlarımız da nüfus
idaresi çalışanı gibi iş ve işlemler konusunda
yardımcı oluyorlar. İşte bütün bunların
değiştirilmesi vicdanen de doğrudur.
Ben İnşallah bütçe kanununda böyle bir
düzenleme yapılsın. diyeceğim ama böyle bir düzenlemenin bütçe
kanununda olmadığını biliyoruz. Dolayısıyla nüfus
idaresi çalışanlarına özel bir fazla çalışma
esasları düzenlemesi mutlaka yapılmalıdır diyorum.
Saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
42nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 42nci madde kabul edilmiştir.
43üncü madde üzerinde 2 önerge bulunmaktadır.
Önergeleri aykırılık sırasına göre okutup işleme
alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
43üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Veli
Ağbaba
Trabzon Ankara Malatya
Yaşar
Tüzün
Bilecik
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Malatya
Milletvekilimiz Sayın Veli Ağbaba. (CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Ağbaba.
VELİ AĞBABA (Malatya) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Malatyanın
önemli bir probleminden daha bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz,
Malatyasporumuz Süper Ligde mücadele ediyor, şu anda iyi bir durumda.
Yine, karaciğer nakil merkezimiz var ki sadece Malatyanın
değil, Türkiyenin gururu. Dünyada en çok karaciğer nakli yapan
enstitü Malatyada. Turgut Özal Tıp Merkezimiz var, önemli bir sanayi
merkezimiz var, üniversitemiz var, kayısımız var ama buna
rağmen uçağımız yok değerli arkadaşlar. Malatya
büyükşehir ama maalesef büyükşehirlik lafta kalıyor.
Malatyanın havaalanı var ama uçak saatleri yeterli değil.
Bizler, buradaki AKPli ve MHPli milletvekillerimiz de dâhil, hep beraber
Elâzığdan gidip Elâzığdan geliyoruz. Sabah altıda
bir uçak koymuşlar, bir de gece 23.45te; onun dışında uçak
yok. Malatya âdeta kendi içine hapsedilmiş durumda, bunun çözülmesi
gerekiyor değerli arkadaşlar, bu Malatya için ciddi bir problem.
Şimdi, Erzurumlu teyzeye demişler ki:
Teyze teyze, ağustos ayında Erzuruma kar yağıyor. Teyze
de Yağar tabii, sahipsiz memleket. demiş. Değerli
arkadaşlar, peki, Malatyanın sahibi var mı? Vallahi, sahibi
gibi davrananlar var; kimin müdür olacağına, kimin memur
olacağına, hangi müdürün nereye atanacağına, hangi ihalenin
kime verileceğine, ihaleyi kimin alacağına, kimin çocuğunun
memur olacağına karar verenler var. Ama bir de Malatyanın
hakkını hukukunu savunan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba var.
(CHP sıralarından Bravo sesleri, alkışlar) Ben birileri
gibi Malatyanın sahibi değilim, Malatyanın
hizmetkârıyım. Malatyanın hakkını hukukunu savunmak
benim boynumun borcu, bunu da sonuna kadar yapmaya devam edeceğim.
Değerli arkadaşlar, biraz önce birkaç
konudan bahsettim, ilginç durumlar var dedim. Bir iki ilginç durumu daha
dikkatinize sunmak istiyorum. Malatya iline bağlı Kuluncak ilçesi
var, Kuluncak ilçesine bağlı bir köy var, Ilısuluk köyü, bu köy
Kuluncakın en büyük köyü. Köyde fıkraları aratmayacak bir olay
var değerli arkadaşlar. Köyün girişinde çok keskin bir viraj
var, bu virajın altında uçurum var. Bu virajı alamayan araçlar
zaman zaman aşağıya düşüyor. Ne yapılmasını
beklersiniz? Normal şekilde o viraja bir bariyer
yapılmasını beklersiniz değil mi Sayın Özkan? Bariyer
yapılmasını beklersiniz ama ne yapmış siyasi
anlayış? Oraya bariyer yapmak yerine düşen araçları
çıkarmak üzere yol yapmışlar.
HAYDAR AKAR (Kocaeli) Recepe söyle, Recep bilir.
VELİ AĞBABA (Devamla) Bakın,
abartmadan söylüyorum: Bariyer yapmamışlar, o araçları
çıkarmak için yol yapmışlar. Değerli arkadaşlar,
olacak iş değil, Allah akıl fikir versin diyoruz.
Yine, bir sorunumuz var ki, bir derdimiz var ki
âdeta sadece Malatyayı değil, Türkiye'nin birçok ilini ilgilendiren
bir problem, çevre problemi değerli arkadaşlar. Bu ÇED raporları
o kadar gelişigüzel veriliyor ki Malatyada taş olup da taş
ocağı ruhsatı verilmeyen yer yok. Malatyanın hemen
yanı başında Çerkezyazısı dediğimiz bölgede
köylüler taş ocaklarına isyan ediyordu, taş
ocaklarının durdurulması gerekirken bu yaz yeni taş
ocağı ruhsatları veriliyor değerli arkadaşlar. Bu,
Görgü (Cafana), Atalar (Haçova), Fatih gibi birçok köyü ilgilendiriyor ve
maalesef bu köyler âdeta yok olma durumunda. Niye bu köylere veriliyor biliyor
musunuz? Çünkü bu köyler hemen merkezin yanı başında,
şirketler para kazansın diye -köylü kimsenin umurunda değil,
fakir fukara kimsenin umurunda değil- âdeta orası yok ediliyor.
Bakın, değerli arkadaşlar, Görgü,
Haçova, Kuyulu, Kuşdoğan, Fatih, Duruldu köyleri, geçen günlerde,
seslerini Türkiyeye duyursunlar diye, seslerini yanı
başlarındaki iktidar milletvekillerine duyursunlar diye ana yolu
kestiler, eylem yaptılar. Ne yaptılar biliyor musunuz? Oraya hemen
biber gazıyla, copla müdahale ettiler; bir gün AKP iktidarında bilin
ki herkes terörist olmayı tadacaktır. Bu taş ocağı
ruhsatı verenleri, buna göz yumanları buradan kınıyorum.
Maalesef, Malatyanın birçok yerinde taş ocakları su
kaynaklarımızı, köylerimizi yok ediyor.
Değerli arkadaşlar, yine bir meselemiz
var, çevre meselesi. Bir Tohma Çayımız var. Sivasın Malatya
sınırından çıkıp Malatyaya hayat veren bir Tohma ki
bu Tohma kanalizasyon sularıyla kirletiliyor; eskiden girilen, sulama suyu
olarak kullanılan Tohma maalesef kullanılamıyor. Bu
Tohmanın üzerine maalesef birçok HES yapıldı, bu HESler suyu
yok ettiği gibi şimdi de çevremizi yok ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın
Ağbaba.
VELİ AĞBABA (Devamla) Bu yaz bir
şey yaşadık Tohmada değerli arkadaşlar, Kangal Termik
Santralinin göletinden kirli sular sızdı, Tohma tamamen yok oldu,
içindeki balığından canlısına kadar yok oldu ve
bununla ilgili bir tek kişi cezalandırılmadı. Tohma
maalesef baştan aşağıya yok ediliyor, Tohma artık eski
Tohma değil değerli arkadaşlar. Buranın mutlaka
kanalizasyon sorununun çözülmesi gerekiyor, mutlaka buradaki bu çevreyi
kirleten sorunların çözülmesi gerekiyor.
Değerli arkadaşlar, yine bu Tohmayla
ilgili bir şeyi söyledikten sonra -Tohmanın mutlaka kurtulması
gerekiyor- geçtiğimiz yaz Hekimhanın bir köyünde
yaşadığımız bir manzarayla sözümü tamamlamak
istiyorum. Güvenç köyü var, burada çok büyük, devasa maden şirketleri var.
Bu maden şirketlerinin Güvenç köyünden çıkardıkları maden,
işledikleri maden, ne köylülerin kayısı ekmesine ne bostan
ekmesine ne de pestil yapmasına izin veriyor. Maalesef, şirketlerin
hırsları köylülerin ekmeğini yok etmiş durumda. AKP
milletvekillerini, iktidarı bu konuda göreve çağırıyorum:
Lütfen Malatyanın hakkını hukukunu savunun, lütfen
Malatyanın bu sorunlarına kulaklarınızı
tıkamayın.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 43üncü maddesinde yer alan
değiştirilmiştir ibaresinin yeniden düzenlenmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ayhan
Erel İmam
Hüseyin Filiz Dursun
Ataş
Aksaray Gaziantep Kayseri
Ayhan
Altıntaş Mehmet
Metanet Çulhaoğlu Bedri
Yaşar
Ankara Adana Samsun
Hasan
Subaşı
Antalya
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKAN VEKİLİ SERMET ATAY (Gaziantep) Katılmıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen, Samsun
Milletvekilimiz Sayın Bedri Yaşar. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Yaşar.
BEDRİ YAŞAR (Samsun) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
1996 yılında Trafik Araştırma
Merkezi kurulmuştu, bu kanunla da biz Trafik Araştırma Merkezini
kapatıyoruz. Bu kurum tarafından yürütülen görevler ümit ediyoruz ki
başka kurum ve kuruluşlara verilir.
Bugün, trafik konusunda toplum hakikaten hâlâ
duyarlı bir hâle maalesef gelemedi. Şöyle söyleyeyim: Türkiyede
2009-2018 yılları arasında 12 milyon trafik kazası meydana
gelmiş, yaşanan kazalarda 52 bin kişi hayatını
kaybetmiş, 2 milyon 694 bin kişi de yaralanmıştır.
Ölümlü ve yaralanmalı trafik kazalarının nedenlerine
bakıldığında ilk sırada sürücü hataları yer
alırken onu sırasıyla yaya, yol, araç ve yolcu hataları
takip etmektedir.
Yine, Türkiyede 2007 ve 2016 yılları
arasında 105 milyon 320 bin kişiye toplam 18 milyar 1 milyon 281 bin
lira para cezası kesilirken 7 milyon 845 bin araç da trafikten
menedilmiştir. Sizin de gördüğünüz gibi, depremlerde
kaybettiğimiz insanlarımızdan daha fazlasını trafikte
kaybediyoruz.
Hükûmet son dönemlerde trafik cezalarından elde
ettiği parayı maalesef bütçeye gelir kaydetmeye başladı,
bütçe açıklarını bu rakamlarla kapatmaya çalıştı.
Son dönemlerde duyuyoruz, özellikle bu EDS uygulamalarından dolayı
elde ettiği gelirlerin yüzde 70ini Emniyet Genel Müdürlüğüne, yüzde
30unu da belediyelere aktarıyor.
Trafik cezalarının hiçbir zaman
artırmakla caydırıcı olmadığını hepimiz
biliyoruz. Son dönemde de trafik cezalarını artırdık ama
kazalar açısından çok fazla değişen bir şey
olmadı.
Bizim daha ilkokul döneminden itibaren
çocuklarımıza trafikle ilgili gerekli eğitimi vermemiz
lazım. Yine ilkokulda, ortaokulda, lisede bu eğitimin kesinlikle
verilmesi lazım. Maalesef bugün trafikle ilgili ön lisans seviyesinde
okullarımız var, lisans seviyesinde trafik eğitimi veren hiçbir
kurum veya kuruluşumuz yok.
Bir de belediyelerin trafikle ilgili bir bölümü var.
Türkiyede 3 kurum yapıyor trafikle ilgili hizmetleri. Meskûn mahallerin
dışında Jandarma yapıyor bu işi, il ve ilçe
belediyeleri içerisinde polis bu hizmeti veriyor, diğer taraftan belediyelerde
de trafikle ilgili bir şube müdürlüğü var, daire
başkanlığı var. Biz trafikle ilgili bir araştırma
komisyonunda, Ankara Büyükşehir Belediyesinin trafikten sorumlu daire
başkanını komisyona çağırmıştık. Ben
ne anlarım trafikten. Burası sürgün yeri. Bize uygun makam
burası olduğu için bizi buraya gönderiyorlar. demişti ama
görüyoruz ki o günden bugüne trafikle ilgili çok ciddi mesafeler
katedilmemiş. Maalesef, bunun bedelini de toplum her geçen gün daha
ağır şartlarda ödemeye devam ediyor.
Bugün özellikle bu tedbirleri
almadığımız takdirde, sizler de göreceksiniz ki toplum
bununla ilgili çok ağır bedeller ödeyecek. Hiçbir zaman trafik
cezalarını artırmakla kazaları önlememiz mümkün değil.
Bu konuda, başta kamu olmak üzere, bütün kesimlere görev düşmektedir.
Trafikle ilgili görev ve sorumlulukların bir
çatı altında toplanmasında fayda var. Yani Jandarma, polis,
belediyeleri bir araya getirip bununla ilgili, tek çatı altında
toplayan bir yasa çıkarılmasında ve bunların tek çatı
altında faaliyet göstermesinde fayda var.
Gecenin bu ilerleyen saatinde bu konuya bir kez daha
dikkat çekmek istedik. İlla ölümler olmasın, ölümlerden sonra
bunların peşine düşmeyelim. Hakikaten, bu ölümcül kazalarla
ilgili geçtiğimiz aylarda Parlamentodan bir yasa çıktı, bunların
cezaları ağırlaştırıldı ama bunun en temel
çözüm noktası eğitim.
Bu konuyla ilgili gerekli eğitimin
verileceğini ümit ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
43üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
43üncü madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, 60a göre söz
talebinde bulunan 8 arkadaşıma söz vereceğim, ondan sonra
birleşime on beş dakika ara vermeyi planlıyorum. Saatin
ilermiş olduğunu düşünerek bundan sonra 60a göre söz talebinde
bulunmamanızı özellikle sizlerden rica edeceğim çünkü önümüzde
görüşeceğimiz çok madde var, onları bitirelim. Biliyorsunuz, ben
kimseyi de kırmamaya özen gösteriyorum ama gelinen süreç zorunlu olarak
bizleri bazı kararlar almaya itiyor.
Sayın Özyürek
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
67.-
Sivas Milletvekili Ahmet Özyürekin, Sivas ili Doğanşar-Koyulhisar
ilçeleri arasındaki yol ile Hafik-Doğanşar ilçeleri arasındaki
yolun tamamlanması gerektiğine ilişkin açıklaması
AHMET ÖZYÜREK (Sivas) Teşekkürler Sayın
Başkanım.
Sivas ilimizin Doğanşar-Koyulhisar
ilçeleri arası yolu 2000-2005 yılları arasında
kamulaştırılmış olup 2006 yılındaysa yol
yapımına başlanmıştır. Ancak bu zamana kadar 27
kilometrelik yolun yalnızca 5 kilometresi yapılmıştır.
Hafik-Doğanşar arası 60 kilometrelik yolunsa 15 kilometresi
tamamlanmıştır. Yolun standartlarının çok düşük
olması nedeniyle araçların gidiş gelişlerinde zorluklar
yaşanmaktadır. Yine, yolun bir kısmının Pusat-Özen
Barajı çevresinden geçmesi ve yolun çok virajlı olması
kazaları meydana getirmektedir. Barajın en kısa noktasından
karşıya bir köprü yapılması hâlinde yol hem
kısalmış olacak hem de yakıt ve zamandan tasarruf edilmiş
olacaktır.
Gereğinin yapılmasını
saygıyla arz ediyorum.
BAŞKAN Sayın Ersoy, buyurun.
68.-
İstanbul Milletvekili Oya Ersoyun, VEDAŞ elektrik şirketinin
yanına jandarmayı alarak Hakkâri ili Yüksekova ilçesi Dilekli köyüne
baskın yaptığına ilişkin açıklaması
OYA ERSOY (İstanbul) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Bugün sabaha karşı beş buçukta,
Yüksekovaya 5 kilometre uzaklıktaki Dilekli köyünde Jandarma
baskını gerçekleşti. Jandarma tek başına baskın
yapmadı, VEDAŞla birlikte baskın yaptı. Yani bir elektrik şirketi
yanına Jandarmayı alıyor ve bir köye baskın yapıyor.
Bu baskında 5 çocuk annesi 45 yaşındaki Fahriye Gürbüz kalp
krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Şimdi, VEDAŞın
sahibi kim? Türkerler Holding. Biz bu Türkerler Holdingi çok iyi biliyoruz. Biz
bu Türkerler Holdingi HESlerden biliyoruz; aynı zamanda hem Ankaradaki
hem İzmirdeki şehir hastanelerinden biliyoruz; aynı zamanda,
Batmanda TÜRGEVe bağlı bir imam-hatip yapmasından biliyoruz.
Ben şunu sormak istiyorum
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
OYA ERSOY (İstanbul) - Nasıl bir ülke ki
bu, bir özel şirket yanına yüzü maskeli jandarmaları alarak bir
köye baskın düzenliyor?
BAŞKAN Sayın Kemalbay
69.-
İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegünün, Hükûmetin yoksul
hanelere suçlu muamelesi yapmasının ve jandarmanın VEDAŞ
elektrik şirketinin tahsildarı gibi davranarak halka zulmetmesinin
kabul edilemez olduğuna ilişkin açıklaması
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Türkiyede istibdat rejimi var demiştim. Gerçekten,
biraz önce Oya Vekilimizin de söylediği gibi, Yüksekova Dilekli köyüne
elektrik dağıtım şirketi VEDAŞ ve yüzleri maskeli
jandarmaların kaçak elektrik kullanıldığı gerekçesiyle
sabahın saat beş buçuğunda yaptığı baskında
5 çocuk annesi Fahriye Gürbüz kalp krizi geçirerek yaşamını
yitirdi. Fahriye Gürbüzün ailesine, sevenlerine
başsağlığı diliyorum.
Hükûmetin yoksul hanelere suçlu muamelesi
yapması, Jandarmanın VEDAŞın tahsildarı gibi
davranarak halka zulmetmesi kabul edilemez. Evlere baskın değil,
halka ücretsiz elektrik, su ve barınma hakkı
sağlanmalıdır diyorum. HDP iktidarında da
sağlanacaktır.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Güzel
70.-
Diyarbakır Milletvekili Semra Güzelin, Siirt ili Kurtalan ilçesi Anadolu
Lisesi Müdürüyle ilgili okuldaki öğrencilere psikolojik şiddet
uygulaması nedeniyle gerekli işlemin başlatılması
gerektiğine ilişkin açıklaması
SEMRA GÜZEL (Diyarbakır) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Siirtin Kurtalan ilçesi Anadolu Lisesi Müdürünün
okuldaki öğrencilere uyguladığı psikolojik şiddet
bugün ses kayıtlarıyla sosyal medyada yer almıştır.
Okul Müdürü, kız öğrencilerin kıyafetlerine, etek boyuna,
saçına müdahale ederek, bağırarak hakaret etmiştir.
Öğrencilerin kendisine Biz köle değiliz, öğrenciyiz; bize
bağıramazsınız. demesi ve öğrencilerin
ağlamasına rağmen bağırmaya, hakaret etmeye devam
etmiştir. Yapılan bu psikolojik şiddet kabul edilemez. Okul
Müdürü hakkında derhâl gerekli işlem başlatılmalıdır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Demirbağ
71.-
Elâzığ Milletvekili Zülfü Demirbağın, yer, tarih, zaman
değişse de hastalıklı zihniyetlerin
değişmediğine, şiddet, taciz ve katliamların devam
ettiğine, özellikle gencecik kızlarımızı dağlarda
yaşamaya mahkûm eden, istismar eden ve gerektiğinde canlı bomba
olarak kullanan PKK, DAEŞ, YPG, FETÖ gibi illegal terör örgütlerini
nefretle kınadığına ilişkin açıklaması
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ben de bu özel günde, toplumun kanayan yarası
kadına şiddetten bahsetmek istiyorum.
Ankara, Şule Çet; Isparta, Güleda Cankel; Ordu,
Ceren Özdemir
Yer, tarih, zaman değişse de hastalıklı
zihniyet değişmedi, şiddet, taciz ve katliamlar devam ediyor.
Her şey, çocuklarımızı kadın-erkek ayrımına
tabi tutmadan, sadece iyi bir insan olma bilinciyle yetiştirmekten
geçiyor. Erkek olmak değil, insan olmak meziyettir. Kadın üzerinde
üstünlük kurma çabası sadece âcizliktir. Bu hastalıklı
bireylerin yetişmemesi için aileleri, yargı mensuplarını ve
milletimizi daha hassas olmaya çağırırken özellikle gencecik
kızlarımızı dağlarda, mağaralarda yaşamaya
mahkûm eden, istismar ve taciz eden, gerektiğinde canlı bomba olarak
kullanan PKK, DAEŞ, YPG, FETÖ gibi illegal terör örgütlerini nefretle
kınıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ünsal
72.-
Ankara Milletvekili Servet Ünsalın, 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Gününü kutladığına ilişkin
açıklaması
SERVET ÜNSAL (Ankara) Teşekkürler
Başkan.
5 Aralık Dünya Kadın Hakları Gününü
bir şiirle kutlayacağım arkadaşlar.
Ve kadınlar/Bizim kadınlarımız/Korkunç
ve mübarek elleri, ince küçük çeneleri, kocaman gözleriyle/Anamız,
avradımız, yârimiz/Ve sanki hiç yaşanmamış gibi
ölen/Ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen/Ve dağlara
kaçırıp uğrunda hapis yattığımız/Ve ekinde,
tütünde, odunda ve pazardaki/Ve karasabana koşulan/Kadınlar/Bizim
kadınlarımız/Şimdi ayın
altında/Kağnıların ve hartuçların peşinde/Harman
yerine kehribar başlı sap çeker gibi/Aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler/Ve on beşlik
şarapnelin çeliğinde/İnce boyunlu çocuklar uyuyordu/Ve ayın
altında kağnılar yürüyordu/Akşehir üzerinden Afyona
doğru.
Teşekkürler. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Evet, gecenin bu saatlerinde gerçekten
ilginç, güzel konuşmalar da oluyor.
Sayın Tanal, sizden de bekliyoruz.
Buyurun.
73.-
İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın, kendisini görüp ayağa
kalkmadı diye belediyede çalışan şoföre tuvalet önünde
oturma cezası veren AK PARTİli Güngören Belediyesi Başkan
Yardımcısı Veysel İpekçi hakkında ne gibi işlem
yapılacağını öğrenmek istediğine ilişkin
açıklaması
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, gazetelerde çıkan
haberlere göre, AK PARTİli Güngören Belediye Başkan
Yardımcısı Veysel İpekçi, kendisini görüp ayağa
kalkmadı diye şoföre tuvalet önünde oturma cezası verdi.
Cezalı şoför, belediye mesaisi boyunca Belediyenin
Başkanlık katındaki tuvalet önünde oturup Belediye Başkan
Yardımcısı Veysel İpekçi gelip geçtikçe ayağa kalkıp
selam vermek zorunda kalmış. Bu uygulama insanlık
dışı bir uygulamadır. İçişleri Bakan
Yardımcısı şu anda Meclis Genel Kurulundadır. Bu
Belediye Başkan Yardımcısıyla ilgili ne işlem
yapacaksınız? Herhangi bir cezai işlem yapacak
mısınız?
YAŞAR KIRKPINAR (İzmir) Görevden
alındı Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Bu görevden alma
insanlık suçunu kapatır mı? Yani insanlık suçunu görevden
alma kapatmayacağına göre, ne tür işlem yapacaksınız?
Teşekkür ederim.
Saygılarımı sunarım.
BAŞKAN Sayın Kılıç
74.-
Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıçın, 6
Aralık âlim ve mütefekkir Said Halim Paşanın
katledilişinin 98inci yıl dönümüne ilişkin açıklaması
İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Doksan sekiz yıl önce bugün, son dönem
Osmanlı sadrazamlarından âlim ve mütefekkir Sait Halim Paşa,
Romada Ermeni bir komitacı tarafından katledilmişti.
Döneminde Türkleşmek, İslamlaşmak,
muasırlaşmak mücadelesine de katılan Paşanın
yayınlanmış 9 adet kitabı da bulunmaktadır.
Batıyı çok iyi tanıyan, aynı zamanda da Osmanlı
Devletinin sorunlarını iyi analiz etmiş, siyasal ve toplumsal
sorunların çözümünü kendi tarihinden ve İslam
anlayışından bulmaya çalışmış, geri kalma
sebeplerini ve yeniden yükseliş için çıkış
yollarını irdelemiştir. Medeniyet tasavvurumuz, gerileme ve din,
hürriyet ve eşitlik, devlet anlayışı, devlet
başkanı ve hükûmet, millî hâkimiyet, yasama hakkı, Meclisin
görevleriyle ilgili birçok görüş ve teklifler ortaya koymuştur. Ona
göre, hür olmak aynı zamanda eşit olmayı, bu da sevgiyi ve
yardımlaşmayı beraberinde getirir.
BAŞKAN Sayın Kaboğlu
75.-
İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun,
İçişleri Komisyonunun İç Tüzük madde 88e göre 144
sayılı Kanun Teklifinin 11inci maddesini Anayasaya
aykırılık gerekçesiyle geri çekip çekmeyeceğini
öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sorum Komisyona: Geçen hafta 11inci maddeyi
görüşürken, Emniyet mensuplarının sınavının
yapılış tarzına ilişkin olarak Anayasaya
aykırı olduğunu belirtmiştik ve tam bir gün sonra, Anayasa Mahkemesi,
bir başka yasa vesilesiyle, verdiği kararla yasayı iptal ederken
bizim burada öne sürdüğümüz Anayasaya aykırılık
gerekçesini kullanarak iptal etti. Bu durumda 11inci madde Anayasaya
aykırı hâle geldi. Anayasa madde 153ün son fıkrasına göre
yasama organı da buna uymak durumunda.
Soruyorum: Komisyon İç Tüzük madde 88e göre bu
maddeyi geri çekecek mi?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Özen
76.-
İstanbul Milletvekili Zeynel Özenin, Selahattin Demirtaş gibi siyasi
tutuklular yüksek güvenlikli hücrelerde tutulurken kadın cinayeti
işleyenlerin nasıl açık cezaevinde tutulduğunu Adalet
Bakanından öğrenmek istediğine ilişkin açıklaması
ZEYNEL ÖZEN (İstanbul) Teşekkürler.
Orduda Ceren Özdemir isimli 20 yaşındaki
canımız, evvelki gün akşam saatlerinde evinin önünde
bıçaklı saldırıya uğrayarak katledildi.
Ulubey Kumanlar Cemevinde Hakka
uğurlanıp toprağa sırlandı. Cerenimizin devri daim,
ışığı bol olsun. 23 kez savcılığa suç
duyurusunda bulunmasına rağmen hiçbir önlem alınmadığı
için katledilen Ayşe Tuba Arslanla beraber kasım ayında 39
kadın cinayeti gerçekleşti. Kadınlara karşı resmen bir
imha politikası yürütülüyor. Gerektiği gibi
cezalandırılmayacağını bilen bağnaz, eril
zihniyetlere karşı gerekli adımları atmayan iktidar bu
cinayetlerden sorumludur.
Demirtaş gibi siyasi tutuklular yüksek
güvenlikli hücrelerde tutulurken Cerenin katili gibi kadın katillerinin
nasıl açık cezaevinde tutulduğunu Adalet Bakanına sormak
isterim.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Cora, kontenjan
dışı faydalanıyorsunuz, ona göre.
Buyurun.
77.-
Trabzon Milletvekili Salih Coranın, bir toplumda kadına gösterilen
saygı ve değerin o toplumun demokratikliğinin,
çağdaşlığının ve gelişmişliğinin
göstergesi olduğuna ilişkin açıklaması
SALİH CORA (Trabzon) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım, farkındayım.
Kadın fedakârlıktır, merhamettir,
nezakettir. Bir toplumda kadına gösterilen saygı ve değer, o
toplumun demokratikliğinin, çağdaşlığının,
gelişmişliğinin göstergesi ve en önemlisi,
insanlığın gereğidir.
AK PARTİ olarak kadınların sosyal,
ekonomik ve siyasi hayatın içerisinde yer almalarını
sağlamak amacıyla büyük mücadeleler ortaya koyduk. Sadece erkekler
ile kadınlar arasındaki değil, kadınlar arasındaki
ayrımcılığı da ortadan kaldırdık. İmkân
ve fırsat eşitliği sağlayarak kadınlarımızın
eğitim ve inanç haklarının yanı sıra onurunu da
güvence altına aldık. Kadın haklarının
genişletilmesi için her türlü yasal düzenlemeyi hayata geçirmeye devam
ediyoruz.
Kadına yönelik şiddet ve cinayetlere
karşı verilen mücadeleye de vurgu yapmak istiyorum. Hükûmet olarak,
şiddet ve cinayet vakaları karşısında koruyucu ve
önleyici tedbirler alıyoruz ancak sadece yasalarla tedbir almak bu
cinayetleri ve kadına yönelik şiddeti önlemeye yetmemektedir. Kadın
haklarına saygılı ve duyarlı toplumsal bir bilinç
geliştirilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Son olarak, Sayın Koncuk
78.-
Adana Milletvekili İsmail Koncukun, Doğu Türkistandaki
soydaşlarımızın tabi tutuldukları
soykırımı kınamak adına Meclis çatısı
altındaki siyasi partileri ortak bir deklarasyon yayınlamaya davet
ettiğine ilişkin açıklaması
İSMAİL KONCUK (Adana) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Doğu Türkistan, Türk milletinin
kadim toprağıdır. Doğu Türkistanda aziz
soydaşlarımız, alenen ve bütün dünyanın gözü önünde âdeta
bir soykırıma tabi tutulmaktadır. Amerika Birleşik
Devletleri dahi birtakım yaptırımlar uygulama kararı
vermişken Türkiye'nin ve Türkiyede faaliyet gösteren siyasi partilerin Doğu
Türkistandaki bu zulmü kınamak adına bir ortak deklarasyon
yayımlamaması kabul edilemez bir eksikliktir.
Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisini, bütün
siyasi partileri Doğu Türkistandaki zulmü kınayan bir deklarasyon
yayımlamaya davet ediyor, saygılar sunuyorum. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 00.43
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 01.10
BAŞKAN: Başkan Vekili Levent GÖK
KÂTİP ÜYELER: Barış KARADENİZ
(Sinop), Emine Sare AYDIN YILMAZ (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci
Birleşiminin Beşinci Oturumunu açıyorum.
144 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
(Devam)
BAŞKAN - Komisyon yerinde.
Değerli milletvekilleri, 44üncü madde
üzerindeki önerge işlemlerinde kalmıştık, şimdi
kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Değerli milletvekilleri, 44üncü madde üzerinde
1 önerge bulunmaktadır, önergeyi okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 44üncü maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
"MADDE
44- 2918 sayılı Kanunun 71 inci maddesinin birinci
fıkrasının (f) bendi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, fıkraya aşağıdaki bent,
maddeye aşağıdaki fıkra ve Kanuna aşağıdaki
(1) Sayılı Liste eklenmiştir.
"f) Devletin yasama, yürütme ve yargı
organlarının üst makamlarına ait ekli (1) sayılı
listede gösterilen araçlar,
g) Görev ve hizmet gerekleri veya güvenlik
nedenleriyle geçiş üstünlüğüne sahip olduğu Yönetmelikte
belirlenen araçlar,
"Bu maddenin uygulanmasına ilişkin
usul ve esaslar İçişleri Bakanlığınca
çıkarılan yönetmelikte belirlenir.
(1) Sayılı Liste
TBMM
Başkanı
Cumhurbaşkanı
yardımcıları
TBMM'de
en çok üyeye sahip birinci siyasi parti grup başkanı
TBMM'de
en çok üyeye sahip ikinci siyasi parti grup başkanı
Eski
Cumhurbaşkanları
Anayasa
Mahkemesi Başkanı
Yargıtay
Birinci Başkanı
Danıştay
Başkanı
Sayıştay
Başkanı
Bakanlar
TBMM
Başkanvekilleri
TBMM'de
grubu bulunan siyasi partilerin genel başkanları
TBMM
üyeleri (TBMM Kurumsal Protokol Listesi esas alınır.)
Yükseköğretim
Kurulu Başkanı
Genelkurmay
Başkanı
Diyanet
İşleri Başkanı
Cumhurbaşkanlığı
İdari İşler Başkanı
Uyuşmazlık
Mahkemesi Başkanı
TBMM
Genel Sekreteri
Cumhurbaşkanlığına
bağlı kurum ve kuruluş yöneticileri (Milli İstihbarat
Teşkilatı Başkanı, Savunma Sanayi Başkanı, Devlet
Denetleme Kurulu Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri,
Strateji ve Bütçe Başkanı, İletişim Başkanı,
Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü, Devlet Arşivleri Başkanı,
Milli Saraylar İdaresi Başkanı)
Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcısı
Danıştay
Başsavcısı
Yüksek
Seçim Kurulu Başkanı
Anayasa
Mahkemesi üyeleri
Bakan
yardımcıları
İl
Valileri
Kuvvet
Komutanları
Jandarma
Genel Komutanı, Emniyet Genel Müdürü, Sahil Güvenlik Komutanı
Hakim
ve Savcılar Kurulu Başkan Vekili
Cahit
Özkan Erkan Akçay Orhan Yegin
Denizli Manisa Ankara
Mehmet
Doğan Kubat Erkan
Haberal Recep Özel
İstanbul Ankara Isparta
Mustafa
Ataş Zülfü
Demirbağ Mücahit
Durmuşoğlu
İstanbul Elâzığ
Osmaniye
Yılmaz
Tunç Ramazan Can
Bartın
Kırıkkale
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe...
BAŞKAN Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Karayolları Trafik Kanununun 71inci
maddesinde düzenlenen geçiş üstünlüğü hakkı ve bu hakkın
kapsamının zamanın gereklerine göre İçişleri
Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikte güncellenmesi
amaçlanmıştır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 44üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
44üncü madde kabul edilmiştir.
45inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
45inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 45inci madde kabul edilmiştir.
46ncı madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
46ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 46ncı madde kabul edilmiştir.
47nci madde üzerinde 2 önerge bulunmaktadır.
Önergeleri aykırılık
sırasına göre okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 47nci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 47- 9/10/1984 tarihli ve 3055
sayılı Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve
Bakanların Ödenek ve Yollukları ile Temsil Ödenekleri Hakkında
Kanuna 4 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde
eklenmiş ve diğer maddeler buna göre teselsül ettirilmiştir.
"MADDE 5- Cumhurbaşkanı
yardımcıları ve bakanlar, bu görevlerde bulunmuş olanlar
ile bunların eşleri ile bakmakla yükümlü oldukları aile fertleri
ve ölenlerden Sosyal Güvenlik Kurumu ile ilişiği bulunmayan dul ve
yetimlerinin sağlık giderleri Cumhurbaşkanlığı
bütçesinden ödenir.
Ali
Öztunç Nihat
Yeşil Yaşar
Tüzün
Kahramanmaraş
Ankara Bilecik
Ensar
Aytekin Ahmet
Önal
Balıkesir Kırıkkale
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Maddenin kapsamının netleştirilmesi
amaçlanmıştır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 47nci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
MADDE 47- 9/10/1984 tarihli ve 3055
sayılı Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve
Bakanların Ödenek ve Yollukları ile Temsil Ödenekleri Hakkında
Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki
cümleler eklenmiştir.
"Bu kapsamda yapılacak ödemeler
Cumhurbaşkanı yardımcıları için
Cumhurbaşkanlığı bütçesinden, Bakanlar için
görevlendirildikleri son bakanlık bütçesinden karşılanır.
Görevi sona eren Cumhurbaşkanı yardımcıları ve
bakanlar hakkında da bu hüküm uygulanır.
Cahit
Özkan Mehmet
Doğan Kubat Recep
Özel
Denizli İstanbul Isparta
Ahmet
Kılıç Abdullah
Güler Burhan Çakır
Bursa İstanbul Erzincan
Akif
Çağatay Kılıç Erkan
Akçay
İstanbul Manisa
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN - Gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
3055 sayılı Cumhurbaşkanı
Yardımcıları ve Bakanların Ödenek ve Yollukları ile
Temsil Ödenekleri Hakkında Kanunun 4üncü maddesinin birinci
fıkrasında, 26/10/1990 tarihli ve 3671 sayılı Türkiye Büyük
Millet Meclisi Üyelerinin Ödenek, Yolluk ve Emekliliklerine Dair Kanunun
diğer hükümleri Cumhurbaşkanı Yardımcıları ve
Bakanlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiş ancak bu
ödemelerin hangi kurum bütçesinden yapılacağı açıkça
belirtilmemiştir. Bu çerçevede fıkraya eklenen cümleyle uygulamada
oluşan tereddütlerin ortadan kaldırılması
amaçlanmıştır.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 47nci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
47nci
madde kabul edilmiştir.
48inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
48inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
48inci madde kabul edilmiştir.
49uncu madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
49uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
49uncu madde kabul edilmiştir.
50nci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
50nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
50nci madde kabul edilmiştir.
51inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
51inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
51inci madde kabul edilmiştir.
52nci madde üzerinde 1 önerge bulunmaktadır,
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 52nci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
"MADDE 52- 3671 sayılı Kanunun ek 1
inci maddesi aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir.
"EK MADDE 1- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığınca, milletvekilleri ve yasama organı eski
üyelerine, 24/6/2018 tarihinden önce dışarıdan
atandığı bakanlık görevi sona erenlere ve bunların
sıfat ve vazifesine bağlı olarak kanunlarda belirtilen hak
sahiplerine, şekli ve içeriği Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlık Divanınca belirlenecek kimlik belgesi verilir. Bu
kimlik belgesi, tüm resmî ve özel kuruluşlar tarafından kabul
edilecek resmî kimlik hükmündedir.
Milletvekilleri ve yasama organı eski üyeleri
ile 24/6/2018 tarihinden önce dışarıdan atandığı
bakanlık görevi sona erenlerin Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı,
sürücü belgesi, diplomatik pasaport ve yivli ve yivsiz silah ruhsatı alma
ve yenileme işlemleri ile bunların sıfat ve vazifesine
bağlı olarak bir hakkın kullanımına dair resmî
kurumlara yapılacak yazılı bildirimler ilgili kanunlarda izin
verilen illerde yapılabileceği gibi Ankara ilinde de
yapılabilir. Bu işlemler ve bildirimler ilgilinin talebi halinde,
resmî kurumlar nezdinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı vasıtasıyla yürütülür. Ayrıca, bu
fıkrada sayılanların talebi halinde, kendilerine ait veya
edinecekleri araçlara Ankara ilinin plakası verilir.
Milletvekilleri ve yasama organı eski üyeleri
ile 24/6/2018 tarihinden önce dışarıdan atandığı
bakanlık görevi sona erenlerin bu sıfat veya vazifelerinden
dolayı 15/7/1950 tarihli ve 5682 sayılı Pasaport Kanununda
belirtilen hak sahiplerinin pasaport alma ve yenileme işlemleri
hakkında da ikinci fıkra hükmü uygulanır.
Bu maddeye göre Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığı tarafından yapılacak iş ve
işlemlere dair usul ve esaslar Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlık Divanı tarafından çıkarılan
yönetmelikle düzenlenir.""
Cahit
Özkan Erkan
Haberal Yılmaz
Tunç
Denizli
Ankara Bartın
Akif
Çağatay Kılıç Mustafa
Ataş Mücahit
Durmuşoğlu
İstanbul
İstanbul
Osmaniye
Erkan
Akçay Orhan Yegin
Mehmet Doğan Kubat
Manisa
Ankara İstanbul
Ramazan
Can Zülfü
Demirbağ Recep
Özel
Kırıkkale
Elâzığ
Isparta
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Milletvekilleri, yasama organı eski üyeleriyle
24/6/2018 tarihinden önce dışarıdan atandığı
bakanlık görevi sona erenler ile bunların sıfat ve vazifesine
bağlı olarak kanunlarda belirtilen hak sahiplerine bu hakların
kullanımında kolaylık sağlamak amacıyla Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığınca kimlik kartı verilmesi
amaçlanmıştır.
Milletvekilleri ve yasama organı eski üyeleri
ile 24/6/2018 tarihinden önce dışarıdan atandığı
bakanlık görevi sona erenlerin bazı resmî evrak işlemlerinin
ilgilinin yerleşim yerinin bulunduğu ilde veya Ankarada
yapılabileceği veya talep hâlinde bu işlemlerin TBMM
vasıtasıyla yapılabileceği hususunda seçimlik bir imkân
getirilmiştir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 52nci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
52nci
madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, ikinci bölümde yer
alan maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Şimdi üçüncü bölümün görüşmelerine
başlıyoruz.
Üçüncü bölüm 53 ila 72nci maddeleri
kapsamaktadır.
Üçüncü bölüm üzerinde gruplar adına söz talebi
yok, şahıslar adına söz talepleri var, onları yerine
getireceğim.
Şahıslar adına ilk söz, Mersin
Milletvekili Sayın Behiç Çelike aittir. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri, 144 sıra sayılı Kanun
Teklifinin üçüncü bölümü üzerine şahsım adına söz
almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
53 ve 72nci maddeler arasını kapsayan
üçüncü bölüm yine ağırlıklı olarak İçişleri
Bakanlığı ve ilgili diğer kurumları ilgilendiren
maddeler içermektedir.
Burada, özellikle bu vesileyle ifade etmek
istediğim bir husus var, o da: 15 Temmuz 2016 hain FETÖ/PDY darbe
girişiminden sonra ülkede OHAL ve buna dayalı olarak
değiştirilen bir kısım teşkilatlar devlet
anlayışını kuruluş felsefesinin dışına
savurmuş, böylece ifrattan tefrite geçişler olmuştur. FETÖyle
mücadelede uzun menzilli hedeflere sağlıksız ve plansız
olarak gitmek benimsenmiştir. Kısa vadede gereğini yapmak yerine
yıllara sari olarak yapılması veya yapılıyor görünmesi
devlet düşmanlarını cesaretlendirmektedir. Bu sebeple, bir plan
hazırlanmalı ve ona göre hareket edilmelidir. Nitekim, Adil Öksüz
olayı ve bugünlerde yapılan açıklamalar dahi mücadelede
zayıflamanın işaretlerini veya gizli iş birliklerini
içermektedir. Adliyede, askeriyede, idarede FETÖyle mücadele esastır. Bu
ihanetin hesabı henüz sorulmuş değildir. Hesap sormak için iyi
eğitimli ve bilinçli kadroların yetkilendirilmesi esas
olmalıdır.
Bir diğer konu, 15 Temmuzun ardından
askerî yapılara yönelik hücumlardır. Bu hücumları FETÖ yaparken
hangi akla hizmet ediyorsa buna benzer hücumları AKP iktidarı da
yapmıştır, yapmaktadır. Bu yıkıcı
saldırılar sonucu askerî sağlık, askerî eğitim
kurumları, kuvvet komutanlıkları, Genelkurmay, Jandarma, Sahil
Güvenlik, askerî istihbarat, askerî tesisler ve fabrikalar ve emir komuta
ilişkileri darmadağın edilmiştir. Güvenlik bürokrasisinin
yeniden teşkilatlanması şarttır. Bu yolda tedbir almak 82
milyon vatandaşın istikbali ve huzuru, güveni için zorunludur.
Dileğimiz ve temennimiz bu yöndedir. İnşallah sağduyu hâkim
olur ve düzenleme yapılır.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte
olduğumuz kanunun güvenlik bürokrasisine, özellikle Jandarmamıza,
Sahil Güvenlik ve Emniyet teşkilatımıza hayırlı
uğurlu olmasını temenni ediyor, hepinize tekrar saygılar
sunuyorum.
Teşekkür ederim. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Şahıslar adına ikinci
söz talebi Kırıkkale Milletvekilimiz Sayın Halil Öztürke
aittir. (MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Öztürk.
HALİL ÖZTÜRK (Kırıkkale) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin üçüncü bölümü üzerine şahsım
adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye, FETÖden
etnik bölücü PKKya, aşırı sol terör örgütü DHKP-Cden El Kaide
ve DEAŞ gibi dini istismar eden terör gruplarına ve 17 Kasım ya
da ASALA gibi yabancı, ırkçı terör örgütlerine kadar terörizmin
farklı biçimleriyle yıllardan beri mücadele etmektedir. Türkiye
Cumhuriyetinin bekasına, milletimizin huzuruna, güvenliğine ve insanına
karşı ciddi tehditler hâlen sürse de 15 Temmuz ihanetine
karşı Türk milletinin aklını temsil eden Cumhur
İttifakının teröre karşı çelikten duruşu,
bekamıza karşı güçlü hassasiyeti bu tehditleri bertaraf
etmektedir. Bu kapsamda, terör belasından ülkemizi kurtarmak için sonuç
alıcı ve çok boyutlu politikaların tavizsiz sürdürülmesi
şarttır. Günlük siyasi kaygılardan
arındırılmış, uzun vadeli ve istikrarlı, millî ve
etkin bir terörle mücadele politikasının uygulanması
gerekliliğini bir kez daha hatırlatmak istiyorum.
Değerli milletvekilleri, bize göre terör, bütün
insanlığa çevrilmiş kanlı bir silah, barış ve
huzurun önüne döşenmiş mayın tarlası, ölüm
tuzağıdır. Türkiye, tüm imkânlarıyla yaklaşık
kırk yıldır bölücü terör örgütüne karşı amansız
bir mücadele vermektedir. Devletimizi yok etmeyi, millî birlik ve
bütünlüğümüzü parçalamayı amaçlayan iş ve dış
mihraklar, ülkemize karşı terörü alçakça kullanmayı sürdürmekte
ve ahlaksızca sütre gerisinden kumanda etmektedirler. Yıllardır
millî birliğimizi parçalamayı başaramayan terörün
ağababaları, güzel ülkemizin başına çeşit çeşit,
şekilden şekile giren terörün her türlüsünden çorap örmeye kalksa da
her seferinde aziz Türk milletinin tokadını yemiş ve bundan
sonra da yemeye devam edecektir. Aynı şekilde, devletimizin
şefkatli eli de gün gelecek ifade özgürlüğü kisvesine
sığınıp da teröre destek veren, terörü söylemleriyle
cesaretlendirenlere çelikten bir yumruk gibi hiç kuşkusuz inecektir.
Saygıdeğer milletvekilleri,
hafızamızı diri tutmak zorundayız. Unutulmasın ki
Türkiye, 15 Temmuz 2016da istila ve infazı engellemiş, bunun da en
büyük şeref payesi hiç kuşku yok ki büyük Türk milletinin
olmuştur. Millî bir yürekle kahramanlaşan milletimiz, devletine ve
bekasına sahip çıkmanın yanında, egemenlik
haklarını canı pahasına müdafaa etmiş, terörizmin
şer, niyet ve tetikçilerini bir vuruşta yere sermiştir. Bu
çerçevede, bir yandan PKK terör örgütünün belini kırmaya devam ederken
diğer yandan da FETÖ/PDY terör örgütüyle mücadele yürütülmektedir.
Nitekim, bu kanlı terör örgütünün finans kaynakları kurutulurken
diğer yandan da kahraman güvenlik güçlerimizin özverili
çalışmaları sonucunda ağır darbeler indirilmektedir.
Unutulmasın ki Türk milletinin bekasına yönelik saldırıda
bulunan teröristler halkın gözünde bir diken, boğazında bir
kemik konumundadır. Bin yıl önce Haşhaşilerle mücadele eden
Sultan Muhammet Taparın dediği gibi, teröristlere karşı
yapılan mücadele küffara karşı yapılan mücadeleyle eş
değerdedir. Bu kararlılıkla yolumuza devam etmeliyiz.
Geçtiğimiz günlerde Sayın
İçişleri Bakanımızın Ben onların böyle bir
noktaya geleceklerini sanmıyordum. yönündeki açıklamasının
ardından 25 bin yeni byLock kullanıcısının tespit
edilmesini ve bunun da bir kısmının kamuda görev yapıyor
olmasını çok önemsiyoruz. Bu açıklamadan da
anlaşılacağı üzere hain FETÖnün kripto
yapılanmaları hâlen kurumlarda mevcuttur. Bu yüzden tüm
kurumlarımızda FETÖ ile mücadele kesintisiz ve tavizsiz sürmelidir.
Bu konuda en küçük tavsamaya asla müsaade edilmemelidir. 15 Temmuzda Türk
milletinin vatanı uğruna göğsünü siper ettiği hain
FETÖcüler bir daha asla umut sahibi olmamalıdır. Bu bakımdan,
hukuk sınırları içerisinde, son FETÖcü hesap verinceye kadar
mücadele devam ettirilmeli; bu hususta bundan önce olduğu gibi
atılacak her adıma destek olacağımız bilinmelidir.
Saygıdeğer milletvekilleri, Milliyetçi
Hareket Partisi olarak terörle mücadelenin sonuna kadar yanındayız,
Hükûmetin ve devletimizin arkasındayız. Zalimlere karşı
biriz, hainlere karşı sarsılmaz ve şaşmaz
birliktelikte duruş gösteriyoruz.
Son söz olarak belirtmeliyim ki tüm dünya şunu
bilsin: Cumhur İttifakının kararlı ve güçlü Türkiye
vizyonu kapsamında
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
HALİL ÖZTÜRK (Devamla)
bölgesel ve küresel
ayak oyunlarına Türkiye teslim olmayacak ve kesinlikle boyun
eğmeyecektir.
Genel Kurulu ve Gazi Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, üçüncü
bölüm üzerinde soru-cevap işlemi yok.
Üçüncü bölüm üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Şimdi üçüncü bölümde yer alan maddeleri, varsa
o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı
ayrı oylarınıza sunacağım.
53üncü madde üzerinde herhangi bir önerge yok.
53üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
53üncü madde kabul edilmiştir.
54üncü madde üzerinde önerge işlemi yok.
54üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
54üncü madde kabul edilmiştir.
55inci madde üzerinde 2 önerge vardır, önergeleri
aykırılık sırasına göre okutup işleme
alıyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
55inci maddesiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 436ncı
maddesinin birinci fıkrasına eklenen 6 ve 7nci bentlerin madde
metninden çıkarılması arz ve teklif olunur.
Ali Öztunç Ahmet Önal Nihat Yeşil
Kahramanmaraş Kırıkkale Ankara
Erkan
Aydın Bayram
Yılmazkaya Yaşar
Tüzün
Bursa Gaziantep Bilecik
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Gaziantep
Milletvekilimiz Sayın Bayram Yılmazkaya.(CHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika.
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yasa teklifinin 55inci maddesi
üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Gecenin bu ilerleyen saatinde, belki de yasa teklifinin bence en önemli ve
ağır sonuçlara neden olacak maddesini konuşacağım.
Aslında 54, 55 ve 56ncı maddenin tamamı üzerinde bir
değerlendirme olacak.
Değerli arkadaşlar, şu andaki mevcut
hâliyle Türk Medeni Kanununda Akıl hastalığı, akıl
zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde
bağımlılığı, ağır tehlike arz eden
bulaşıcı hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle
toplum için tehlike oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının
başka şekilde sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi
veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilir veya
alıkonulabilir. şeklindedir. Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden
birinin varlığını öğrenen kamu görevlileri, bu durumu
hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadırlar. İlgili
kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
şeklinde düzenlenmiş olup ülkemizde toplum açısından
tehlike oluşturan ciddi ruhsal bozukluklarda ya da alkol veya
uyuşturucu madde bağımlılığında istemsiz tedavi
uygulamalarının hâlen temel yasasıdır. Getirdiğimiz bu
55inci maddeyle, mevcut 5inci fıkradan sonra 6ncı ve 7nci
fıkraları ilave ediyoruz. Bu gelen madde de koruma amacıyla
özgürlüğün kısıtlanması bağlamında resmî
sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla
kişinin vücudundan çeşitli örneklerin alınabileceğini, kişiye
gerekli tıbbi müdahalelerin yapılabileceğini, gerektiğinde
kişinin hekim ön raporu üzerine yirmi güne kadar sağlık
kuruluşuna yerleştirilebileceğini ve bu madde kapsamında
alınan kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi
hakkında zor kullanılabileceğini öngörmektedir.
Görüldüğü üzere söz konusu düzenlemeler bir
yandan kişinin vücut bütünlüğüne rızası yokken ve zor
kullanmak suretiyle müdahale etmeyi, öte yandan da sadece salt bir hekim ön
raporu üzerine yirmi gün süreye kadar ilgilinin özgürlüğünün
kısıtlanabileceğini içermektedir değerli arkadaşlar.
Kişinin vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı
Anayasamızın 17nci maddesi ve Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 3üncü ve 8inci maddeleri tarafından güvence
altına alınmıştır. Vücut bütünlüğünün dokunulmazlığı
hukuk düzenimizin en temel değerlerindendir. Ne şartlarda olursa
olsun resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin etme
düşüncesi zor kullanmak suretiyle kişinin vücut bütünlüğüne müdahale
etmeyi haklı kılacak bir meşru amaç değildir. Öte yandan,
tamamen keyfîliğe açık olan, bireye hiçbir koruyucu güvence sunmayan,
salt bir hekim ön raporuyla kişinin özgürlüğünün yirmi güne kadar
kısıtlanabilmesi düzenlemesi, Anayasanın 2nci ve 19uncu
maddesi ve bu arada yine Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin
5inci maddesine de aykırıdır.
Değerli arkadaşlar, aslında söz
konusu yasal düzenlemeler bu hâliyle yürürlüğe girerse olgular mahkemece
tedavi amacıyla özgürlüklerinin kısıtlamalarına karar
verilmelerine dayanak teşkil edecek resmî sağlık kurulu raporu
düzenlenmeden önce sağlık kuruluşlarına istemsiz bir
biçimde ve zorla yatırılabileceklerdir. Böylece bilirkişilik
hizmeti ile tedavi amacıyla hastaneye yatırma süreci
karmaşık hâle gelecek, istemsiz olarak hastaneye yatırma ve
tıbbi müdahaleler bilirkişilik hizmetinin önüne geçecektir. Bu
şekilde bir uygulama öncelikle hasta hakları ve insan hakları
açısından kabul edilebilir değildir. Bunun altını
özellikle çizmek istiyorum.
Öte yandan günümüzdeki psikiyatri polikliniklerinin
yoğun hizmet yükü altındaki uygulamalarda ön raporun düzenlenmesi
talebi çok sık yatırılma ve gereksiz gözlem kararları
alınmasına yol açacaktır. Bu bakımdan söz konusu yasal
düzenleme, bir yandan gereksiz sevklere neden olabilecek, hâkimlerin
gecikmeksizin karar vermesi hâlinde ise uygulamanın hızla
yapılması, zaten sınırlı sayıdaki psikiyatri
yatağı bulunan kapalı psikiyatri kliniklerinde idari, hukuki ve
benzeri sorunları da içeren ilave bir hasta yükünü doğuracaktır.
Değerli arkadaşlar, özellikle Komisyon
üyelerimiz; bu kadar alakasız bir teklifin içine durup dururken
sağlıkla ilgili madde koymanızı bir doktor olarak da
açıkçası anlamış değilim. Üstelik, burada, akli
dengesi ve şuuru yerinde olmayan kişiden zorla ve cebren kan,
tırnak ve saç örnekleri almayı yasallaştırıyorsunuz.
Şiddet eylemlerini artırıcı ortamı yasal düzenlemeyle
daha meşru hâle getiriyoruz. Kanun bu şekilde
çıktığında, acillerde bu kişiler ile sağlık
çalışanlarını ve kolluk kuvvetlerini daha
sıkıntılı bir ortamda karşı karşıya
bırakıyor ve sonucu kötü olaylara neden olabilecek tablolara zemin
hazırlıyorsunuz.
Devlet, şiddet aracı olacak; gelin, engel
olalım diyorum. Gün geçmiyor ki ülkemizde sağlık
çalışanlarına şiddet artıyor, durmak bilmiyor
arkadaşlar. Bu kanun bu şekilde geçtiği takdirde, daha fazla ortam
sağladığımızdan, sağlıktaki şiddet
olayları günden güne artacaktır ve bence bunun vebali ağır
olacaktır. Gelin, bu yasayı şu anda çekelim diyorum, aksi
takdirde çok kötü sonuçlara neden olacak.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 55inci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Bedri
Yaşar Ümit
Beyaz Arslan
Kabukcuoğlu
Samsun İstanbul Eskişehir
Orhan
Çakırlar Mehmet Metanet
Çulhaoğlu
Edirne Adana
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Samsun
Milletvekilimiz Sayın Bedri Yaşar. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Yaşar.
BEDRİ YAŞAR (Samsun) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Tabii, madde 55 olup iktidarı da bu kadar
kalabalık görünce, hiç olmazsa bugün Samsunun bazı temel
problemlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
Samsun Büyükşehir Belediyesi ile Kültür
Bakanlığı tarafından iş birliği içinde
yapımına başlanan Arkeoloji ve Etnografya Müzesi
inşaatı, yapımcı firmanın ekonomik krize girmesi dolayısıyla
dört yıldır bekliyor. Yeni müze inşaatıyla birlikte eski
Arkeoloji ve Etnografya Müzesi kapatılmıştır ve burada yer
alan Hitit, Roma ve Osmanlı Dönemlerine ait yaklaşık 7.400 çok
değerli eser maalesef depoda bekletilmektedir. Müzelerin turizme olan
katkısı tartışılmaz. Bu tarihî eserlerin depoda
değil sergilenmek üzere yerlerini almasını biz ümit ediyoruz.
Samsun milletvekili arkadaşlarımız da var, buradan da
arkadaşlara sesleniyorum: Şu müze inşaatı bir an önce
başlasın, dört yıldır duruyor, devam edelim; özellikle
Samsuna çok ciddi katkısı olacağını düşünüyoruz,
hepinizin de desteğini bekliyoruz.
Diğer önemli meselelerden biri de değerli
arkadaşlar, Samsunun Bafra ilçesinde Yeşilırmak Vadisinde kral
mezarları var. Bu kral mezarları Amasyaya kadar devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde Gümüşhanedeki Dipsiz Gölden bahsetmiştik.
Bakın, ben size
Şimdi, bu, Bafranın Kolay Mahallesindeki -Samsun
milletvekillerimiz çok rahat bilecektir- normal kral mezarları,
gördüğünüz gibi kolonları molonları yerinde. Bu da mevcut hâli;
ne kadar anlaşılıyor bilmiyorum ama normal yığma, bildiğiniz
taşlarla dizilmiş mezarın önünü size gösteriyorum. Şimdi,
Avrupada bu tür tarihî eserleri gördüğünüz zaman pırıl
pırıl ama maalesef Samsundaki bu eserler bu şekilde. Milattan
önce yaklaşık yüz elli yıllarına ait bu eserlerin hâli
maalesef Gümüşhanenin Dipsiz Gölünden hiç de farklı değil.
Devamında, yine bizim Samsunda, özellikle
Çarşamba Ovasında son dönemde biyokütle tesislerinin
kurulmasına yönelik ruhsatlar gündemde var. Allaha şükür ki
nasıl bu termik santrallerin bacalarına takılan filtrelerle
ilgili yasa Cumhurbaşkanımızdan döndü, buraya yapılacak
biyokütle tesisi de idari mahkeme tarafından durduruldu. Buradan ifade
ediyorum: Çarşamba Ovası, Türkiye'nin en büyük 10 ovasından 1
tanesi. Bırakın bu ovaya biyokütle tesisinin
yapılmasını, tarım alanlarına konut alanı ve
sanayi tesisi de dâhil hiçbir şey yapılmamalı. Dünyanın her
yerinde tarım arazileri dokunulmazdır, kendi işlevleri yönünde
kullanılmalıdır. İnşallah bu mahkeme kararı devam
eder çünkü biz Samsunda, özellikle Tekkeköy ilçesinde çevre kirliliğinin
ne demek olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bugün oradaki azot sanayisinden ve
farklı tesislerden kaynaklanan hava kirliliği maalesef bu ilçemizi
Türkiyenin en kirli ilçeleri arasına sokmaktadır. Dolayısıyla
ben bu sorunun da sizlerin gayretleri ve yardımlarıyla
çözüleceğini ümit ediyorum.
Yine, aynı şekilde, zaman zaman ifade
ediyoruz, Samsunun demir yolu meselesi. Sivas Kalın köyü-Samsun
arasındaki 378 kilometrelik tren yolu -bahsetmiştim daha önce-
maalesef bir türlü bitirilemedi. Altı yılda kazmanın ucuyla
cumhuriyet döneminde yapılan şu demir yolunu dört yılda maalesef
tamamlayamadık. Buradan arkadaşlara sesleniyorum. Tabii, bakım
ve onarıma alındığı için şu anki mevcut
işlevini de yapmıyor, bu manada da durdurulmuş vaziyette. Karadenizin,
Zonguldaktan sonra demir yoluyla bağlantısı olan tek ili
Samsun. Bu demir yolunun da bir an önce yapılmasında çok büyük
faydalar var. Bu konuyla ilgili de arkadaşlarımızla beraber
yardımlarınızı talep ediyoruz.
Yine, Samsun büyükşehir ama maalesef
havaalanının mevcut şartlar itibarıyla modernizasyona ve
yenilenmeye ihtiyacı var. Diğer Anadolu şehirlerinde olduğu
gibi, Samsunun uluslararası arenaya açılabilmesi için Orta Asyaya,
Orta Doğuya, Avrupaya direkt uçuşların olması lazım.
Bugün Samsunun Ankarayla bağlantısı sadece 06.00
uçağıyla Samsun-Ankara, 23.55 uçağıyla da Ankara-Samsun.
Tabii, İstanbula da bağlantıları var ama Samsun
Biliyorsunuz, Samsun kurtaran şehirdir, Samsun cumhuriyetin temel
taşlarının döşendiği şehirdir. Samsuna yapacağımız
hizmetlerin
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BEDRİ YAŞAR (Devamla) Toparlıyorum
Başkanım.
BAŞKAN Buyurun.
BEDRİ YAŞAR (Devamla) İnşallah
bu eksikliklerimizi de giderdiğimiz takdirde Samsun Türkiyedeki yerini,
konumunu alacaktır; eski şanlı, şöhretli günlerine
dönecektir diye ümit ediyorum.
Yine, Vezirköprü Kanyonumuz var. Yani nasıl
söyleyeyim, dünyanın en güzel kanyonlarından biri ama sosyal
tesisleri konusunda ciddi problemleri var. İnşallah bu sosyal
tesisler konusundaki problemleri de orta yerden
kaldırdığımız takdirde turizmden ciddi oranda
payını alacağına inanıyorum. Bu konuda
yardımlarınızı talep ediyor, hepinize saygılar
sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
55inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
55inci madde kabul edilmiştir.
56ncı madde üzerinde 1 önerge vardır,
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Bazı Kanunlarda ve 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 56ncı maddesinin birinci
fıkrasında yer alan "değiştirilmiştir ibaresinin
"yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet
Metanet Çulhaoğlu İbrahim
Halil Oral Ayhan Erel
Adana Ankara Aksaray
Dursun
Ataş Lütfü
Türkkan
Kayseri Kocaeli
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen Ankara
Milletvekilimiz Sayın İbrahim Halil Oral. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika.
İBRAHİM HALİL ORAL (Ankara)
Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 56ncı maddesi üzerinde İYİ
PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum.
Öncelikle, Pençe 3 Harekâtında PKK terör
örgütü ihanet şebekesine karşı kahramanca mücadele ederken
şehit olan Bitlis Mutkili hemşehrim, evladımız Alparslan
Kurta Allahtan rahmet diliyorum. Ruhu şad, mekânı cennet, ailesinin
ve Türk milletinin başı sağ olsun.
Ayrıca Orduda korkunç bir saldırıya
uğrayarak hayatını kaybeden evladımız Ceren Özdemire
Cenab-ı Allahtan rahmet ve mağfiret diliyorum.
Sayın milletvekilleri, 2019un ilk on bir ayında
en az 430 kadın öldürülmüştür, bu ay ise cinayete kurban gidenlerin
sayısı 39dur. Bu sayılar birer istatistik olarak görülse de her
biri bir hayattır, her biri bir ailenin acısı, her biri hayata
vurulmuş bir darbedir. Ben de bir kız babasıyım, benim de
bir kızım, evladım var ve her geçen gün sayısı artan
kadın cinayetleri beni daha çok korkutuyor. Suni
tartışmaları bırakıp Biz nasıl bu hâle geldik?
sorusunu toplum olarak kendimize sormamız gerekiyor. Cennet,
anaların ayağı altındadır ve sizin en hayırlınız
kadınlara en iyi davrananızdır. şiarını
benimseyen bir Peygamberin ümmetiyiz. Türk töresinde devlet kararı Han
ve hatun buyurdu. diye açıklanırken gönlümüzün sanatçısı Neşet
Ertaşın Kadın insandır bizse insanoğlu. diyerek
insanlığın merkezine kadını koyduğu bir kültürün
sahibiyken tacizin, tecavüzün, kadın cinayetlerinin zirve
yaptığı bir dönemi yaşamak bu milletin kıyametidir,
yok oluşudur diye düşünüyorum.
Şu da unutulmamalıdır ki ülkemizde
yaşanan ekonomik krizler, sosyal travmalar, siyasi kutuplaşma,
kültürel ve dinî yozlaşma bu gibi cinayetlerin önünü açmaktadır.
Sadece kadın haklarını düzenleyen kanunlarla bu meseleyi
çözemeyiz. Ülkemizde refah sağlanmalı ve iyilik hâkim
olmalıdır. Erkek mutlak hâkim. bir dinî anlayıştan
uzaklaşmalıyız, vazgeçmeliyiz. Bunun anahtarı da başta
iktidar olmak üzere bütün siyasi partilerin elindedir ve
sorumluluğundadır.
Saygıdeğer milletvekilleri, teklifin bu
maddesi yeni kurumlara ve sisteme bir uyum düzenlemesi olarak
karşımıza çıkmaktadır. Ancak, konuyla alakalı
olduğu için bir hususu dile getirmek istiyorum: Ankara Milletvekili olarak
Ankara sokaklarında, caddelerinde çok geziyorum. AK PARTİ Genel
Merkezi önündeki caddeyi de sıklıkla kullanıyorum. Burada gördüğüm
bir şey beni cidden rahatsız etmiştir. AK PARTİ Genel
Merkezini koruyan polislerin omuzlarında
Cumhurbaşkanlığı forsu mevcuttur. Yani buradan
anlıyoruz ki buradaki koruma görevi Cumhurbaşkanlığı
Koruma Hizmetleri Genel Müdürlüğündedir. AK PARTİ iktidara tek parti
dönemini sert bir şekilde eleştirerek gelmişti. Şimdi
görüyoruz ki AK PARTİ yeni bir tek parti olma hevesine
kapılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sisteminin kuvvetler ayrılığı ilkesini nasıl tahrip
ettiğini en son veto meselesinde de gördük. AK PARTİ Genel Merkezîni
Cumhurbaşkanlığı armalı polislerin koruması
devlet-hükûmet-siyaset ayrımının kalmadığını
göstermektedir. Bunun simgesel olarak çok önemli olduğunu
düşünüyorum.
AK PARTİ Genel Başkanının
aynı zamanda Cumhurbaşkanı olması devlet işleri ile
parti işlerinin birbirine karışmasına yol
açmıştır. Devletin valilerinin belediyelere kayyum olarak
atanması, sonra o atanan kayyumların AK PARTİden aday
olması parti içi siyaseti ile devlet idaresinin birbiri içine
girdiğine çok önemli bir örnektir.
AK PARTİ devletin bütün imkânlarını
kendi için kullanmaktan ve 16 Türk devletini simgeleyen
Cumhurbaşkanlığı forsunu taşıyan polisleri parti
genel merkezi önünde bekletmekten hicap duymayan bir hâldedir. Bütün
bunların çözümü Genel Başkanımız Meral Akşener
Hanımefendinin de sürekli vurguladığı gibi
iyileştirilmiş parlamenter sistemden geçmektedir. Bu bir geriye
dönüş değil, bilakis ileriye gidiş olacaktır.
Sözlerimi Genel Başkanımız Sayın
Meral Akşener Hanımefendinin şu sözleriyle bitirmek istiyorum
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
İBRAHİM HALİL ORAL (Devamla)
Teşekkür ederim.
İyileştirilmiş parlamenter sistem
hakkın ve adaletin tarifidir. İyileştirilmiş parlamenter
sistem çalışan, üreten, geleceğe ve ülkesine güvenen
gençliğin parolasıdır. İyileştirilmiş parlamenter
sistem birbirine saygı duyan insanlarımızın, konuşan
Türkiyenin anahtarıdır. İyileştirilmiş parlamenter
sistem demokratik cumhuriyetin ekonomik kurtuluş reçetesidir.
Bu düşüncelerle teşekkür ediyor, hepinize
saygılar sunuyorum. (İYİ PARTİ ve CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
56ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
56ncı madde kabul edilmiştir.
57nci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
57nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
57nci madde kabul edilmiştir.
58inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
58inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
58inci madde kabul edilmiştir.
59uncu madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup
işleme alıyorum.
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 59uncu maddesinin teklif metninden çıkarılmasını
ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Cahit
Özkan Mehmet Doğan
Kubat Ramazan Can
Denizli İstanbul Kırıkkale
Mustafa
Ataş Zülfü
Demirbağ Yılmaz
Tunç
İstanbul
Elâzığ Bartın
Recep
Özel Mücahit
Durmuşoğlu
Isparta Osmaniye
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Önergeyle 5253 sayılı Dernekler Kanununda
yapılan düzenlemenin maddenin yeniden değerlendirilmesinin uygun
olacağı kanaatiyle tekliften çıkarılması
öngörülmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Oy birliğiyle kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda madde
metinden çıkarılmıştır.
Herhangi bir karışıklığa
mahal vermemek amacıyla, görüşmelere sıra sayısında
bulunan mevcut madde numaraları üzerinden devam edilecektir. Madde
numaraları Başkanlıkça kanunun yazımı
sırasında teselsül ettirilecektir. Bu açıklamam bundan sonra
metinden çıkarılacak diğer maddeler için de geçerli
olacaktır.
Sayın grup başkan vekillerinin bu
çıkarılan maddeyle ilgili söz talepleri varsa onları da
karşılarım.
Sayın Türkkan, buyurun.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu kanun daha hazırlanırken, Komisyonda
görüşülürken üzerinde hassasiyetle durduğumuz birkaç madde
vardı. Kanunun genelinde önemli miktarda katkı sunduğumuz,
oluşmasında İYİ PARTİyle beraber Cumhuriyet Halk
Partisinin, HDPnin, MHPnin de katkı verdiği bir kanundu bu.
Üzerinde çekincelerimiz olan maddelerin çekilmesinden sonra, daha sonra
görüşülmek üzere kanun içeriğinden çekilmesinden sonra grupların
da anlaşabileceği bir kanun teklifi hâline geldi. Bu yüzden,
keşke bu meseleyi daha Komisyondayken, kamuoyunda bu kadar
tartışılmadan çözebilseydik diyorum. Özellikle, derneklerle
ilgili meselede çekincelerimiz vardı. Kişilerin özel bilgilerinin
birtakım mahrem ellere geçmesine imkân verebilecek birtakım
düzenlemeler olduğunu düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Sayın
Başkanım, bitiriyorum.
BAŞKAN Tamamlayalım.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Bunların tekrar daha
uygun bir şekilde düzenlenerek Meclis Genel Kuruluna gelmesini arzu
ediyoruz. Bu konudaki tavsiyelerimizin bizzat yerine getirilmesinden
dolayı da memnun olduğumuzu belirtmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Oluç, buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller, bu 59uncu madde ve biraz sonra
konuşacağımız 61inci ve 62nci maddeler de bizim önem
verdiğimiz maddelerdi. Çünkü örgütlenme özgürlüğü açısından
derneklerin sivil toplum kuruluşları olarak özgürce örgütlenmesi,
çalışmalarını yapması ve
yurttaşlarımızın herhangi bir rahatsızlık
duymadan oraya, istedikleri derneklere üye olabilmeleri hem Türkiyedeki
anayasal ve yasal yapı açısından hem de Türkiyenin
imzalamış olduğu uluslararası demokratik sözleşmeler
açısından önemlidir. Bu konuda bir mutabakat sağlanmış
olması siyasi partilerimiz açısından da iyi bir
adımdır diye değerlendiriyoruz. O nedenle, destekledik bu
adımı.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Peki.
Sayın Özel
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
oldukça fazla maddeye sahip bir kanun teklifi, 98 madde ve bu kanun teklifi
görüşülmeye başlandığında daha Komisyonda, Komisyon
sözcümüz 1inci maddeden başlayarak özellikle 1inci maddenin, 59uncu
maddenin, 61inci maddenin ve 62nci maddenin bu metinden çıkarılmasıyla
daha kolay yol alınabilir, üzerinde konuşulabilir bir kanun teklifine
dönüşeceğini söylemişti. Milletvekillerimiz hatırlar,
Sayın Grup Başkan Vekilimiz Engin Altay geçen hafta salı günü bu
görüşmeler başladığında 15 tane maddede
itirazlarımız var, 4-5 tane majör itirazımız var,
bunları çıkarın, birkaç saat içinde bu kanunu
gerçekleştirelim, buradan geçirelim. dedi ancak o zaman, bu
uzlaşı noktasına gelinemedi. Üstünden geçen yaklaşık
on gün, saatler süren müzakereler sonucunda, bugün, bütün
itirazlarımızın kabul edildiğini söylemek güç ancak
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
en çok üzerinde
durduğumuz maddeler, özellikle örgütlenme özgürlüğünün önünde bir
engel, bir fişleme, kişilerin sivil topluma, derneklere
katılımı, bir de geçmişte birkaç yıl içinde yaşanan
birtakım olaylar da göz önüne alındığında, kişileri
derneklere üye olmaktan soğutacak, korkutacak bu tip düzenlemeleri, bugün,
iktidar partisinin çıkarma önergeleri olduğu için biz çıkarma
önergelerimizi çektik, bir uzlaşma noktasına geldi ve bu noktadan
memnunuz ama şunu da asla istemeyiz: Bundan on gün sonra, on beş gün
sonra Benzer mahiyetteki maddeleri bir başka şeyle getirelim, tekrar
bu fişlemeyi, bu derneklerle ilgili maddeleri bir başka torba kanuna
koyalım. derseniz, bu da etik olarak birbirimize karşı
güvenimizi sarsma açısından da yanlış bir nokta olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Tamamlıyorum.
Bu 59, 61 ve 62inci maddelerin
çıkarılması son derece doğrudur. Bu doğru kararın
süreklilik arz etmesini temenni ediyor, teşekkür ediyoruz.
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, 60ıncı
madde üzerinde herhangi bir önerge bulunmamaktadır.
60ıncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
60ıncı madde kabul
edilmiştir.
61inci madde üzerinde 1 önerge vardır,
önergeyi okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 61inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Cahit
Özkan Mehmet
Doğan Kubat Ramazan
Can
Denizli İstanbul Kırıkkale
Mustafa
Ataş Zülfü
Demirbağ Yılmaz
Tunç
İstanbul Elâzığ Bartın
Recep
Özel Mücahit
Durmuşoğlu
Isparta Osmaniye
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyoruz.
Gerekçe:
Önergeyle 5253 sayılı Dernekler Kanununda
yapılan düzenlemenin, maddenin yeniden değerlendirilmesinin uygun
olacağı kanaatiyle tekliften çıkarılması
öngörülmektedir.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda madde
metinden çıkartılmıştır.
62nci madde üzerinde 1 önerge bulunmaktadır,
okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 62nci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını ve diğer maddelerin buna göre teselsül
ettirilmesini arz ve teklif ederiz.
Cahit
Özkan Mehmet
Doğan Kubat Ramazan
Can
Denizli İstanbul Kırıkkale
Mustafa
Ataş Recep
Özel Zülfü
Demirbağ
İstanbul Isparta Elâzığ
Mücahit
Durmuşoğlu Yılmaz
Tunç
Osmaniye Bartın
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle 5253 sayılı Dernekler Kanununda
yapılan düzenlemenin, maddenin yeniden değerlendirilmesinin uygun
olacağı kanaatiyle tekliften çıkarılması
öngörülmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda madde
metinden çıkartılmıştır.
63üncü madde üzerinde 1 önerge bulunmaktadır,
önergeyi okutup işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
63üncü maddesinin teklif metninden çıkarılmasını arz ve
teklif ederiz.
Ali
Öztunç Erkan
Aydın Mehmet Ali
Çelebi
Kahramanmaraş Bursa İzmir
Ahmet
Kaya Nihat
Yeşil Sibel
Özdemir
Trabzon Ankara İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş)
Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde söz isteyen,
İstanbul Milletvekilimiz Sayın Sibel Özdemir. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Özdemir.
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
63üncü madde üzerine söz aldım. Sizleri
saygıyla selamlıyorum.
Evet, oldukça geç bir saat oldu, sabrınıza
sığınarak ben de görüşlerimi paylaşacağım.
Torba bir yasa teklifi yine ve çok geniş
kapsamlı bir yasa teklifi, yaklaşık 29 tane kanunda düzenlemeler
yapıyor ve 1 tane de kanun hükmünde kararnamede değişiklik
yapıyor.
Baktığımız zaman,
sağlıklı ve nitelikli bir çalışma ortamından
uzağız. Gerçekten gecenin ilerleyen bir saati oldu ve bu bölümde de
açıkçası çok önemli düzenlemeler var, özellikle göç konusuyla ilgili
kapsamlı düzenlemeler var. Bizim de karşı karşıya
kaldığımız temel bir sorun alanı göç sorunu. Evet, doğal
olarak yasal düzenlemeler gerektiriyor, kanunlarımızda boşluklar
var, bunlara ihtiyaç var ama baktığımız zaman göçle ilgili,
özellikle yasa dışı göçmenlerin barınmasına,
konaklamasına imkân sağlayanlara ve mülkiyetindeki gayrimenkulü
kiralayanlara para cezası, göçmen kaçakçılığı, insan
ticareti, resmî kurumlarla ilgili, bazı şirketlerle ilgili
düzenlemeler var. Bunlar, bu boşlukları giderecek bazı
düzenlemeler.
Burada, tabii ki belki birkaç hatip de
değerlendirecektir, bazı sıkıntılı düzenlemeler
de var.
Burada, bizim bakış açımız,
temel olarak insan hakları odaklı ve insan haklarını
koruyan bir bakış açısı. Ayrıca, elbette ülkemizin
güvenliğini ve ihtiyaçlarını karşılayan düzenlemeler
yapmalıyız.
Benim söz aldığım madde de göçmen
kaçakçılığı ve insan ticareti suçlarını, Ceza
Muhakemesi Kanununda sayılan katalog suçlar arasına almaktadır.
Ben, burada, sizlerle şunu paylaşmak
istiyorum: Göç konusu, özellikle 2011 sonrası, komşu ülkelerimizle ve
resmî olarak aday ülke olduğumuz Avrupa Birliğiyle
ilişkilerimizi doğrudan etkileyen bir sürece evrildi.
Değerli milletvekilleri, burada, biz, Avrupa
Birliği ülkeleriyle yapmış olduğumuz veya kurumlarla
yapmış olduğumuz görüşmelerde, bu konuda yalnız
kaldığımız ve tek başımıza mücadele etmek
durumunda olduğumuz ancak bu göç konusunu Avrupa Birliği ülkelerine
tam olarak anlatamadığımız bir durumla karşı
karşıya kaldık.
Ülkemiz açısından temel bir sorun
alanı. Şüphesiz ekonomik, sosyal, toplumsal sorunların giderek
artan maliyetleri, maalesef, bu iktidarın, özellikle 2011 sonrası,
bölgemizde öngörüsüz, tutarsız, günübirlik ve kişisel ilişkiler
üzerinden yürüttüğü dış politikanın bir sonucu olarak
ortaya çıktı. Özellikle yasa dışı göçle ilgili,
doğal olarak Avrupa Birliği ve diğer komşu ülkelerle bir
sorumluluk üstlenmek durumunda kaldık ve göçle mücadelede ortak
taahhütlerimiz oldu ve bunun sonucu da o dönemde, 2016 döneminde Avrupa
Birliği ülkeleriyle bir vize mutabakatı anlaşması
imzaladık ve vize serbestisi diyaloğu başlattık. Türkiye
ile Avrupa Birliği arasındaki geri kabul anlaşmasını,
işte 18 Mart mutabakatı dediğimiz anlaşmayı
imzaladık. Tabii, temel unsurları, burada, insan
kaçakçılığını önlemek, Egedeki toplu ölümlerin
-hepimizin şahit olduğu- önüne geçmek ve düzensiz göçü düzenlemekti.
Biz, burada, Avrupa Birliğine belli sığınmacıları
alma konusunda ve ülkemizde, doğal olarak, onlara yaşam alanı
sağlama noktasında taahhütlerde bulunurken Avrupa Birliğinden de
bir mali yardım almayı amaçlamıştık; Avrupa
Birliğinin taahhüdü de bu yöndeydi.
72 kriteri belli bir sürece getirdik, burada
hepimizin yoğun çalışmasıyla birçok kriteri tamamladık
ve bunun sonucunda da Avrupa Birliğinin serbest vize alanına
giriş taahhüdü vardı ülkemizdeki vatandaşlarımıza. Bu,
gerçekten, Avrupa Birliğiyle ilgili üyelik ilişkilerimizde önemli bir
eşik olacaktı, bir eşiği aşmış
olacaktık ama maalesef orada hepimizin, birçoğumuzun burada
şahit olduğu, iktidar partisinin -bilemiyoruz- siyasi ikballeri,
belki içsel gelecek kaygıları nedeniyle o zaman bu mutabakatı
yapan dönemin Başbakanı Davutoğlu hükûmetinin sonlanmasıyla
doğal olarak bu süreç, bu mutabakat sonuçlanamadı. Vize konusunu da
açıkçası o dönem Avrupa Birliği kurumlarıyla çok önemli bir
aşamaya getirmiştik yani o mutabakatı yapan hükûmet mayısta
sonlanmıştı ve Haziran 2016da açıkçası Avrupa
Birliği kurumları ve Konseyi vize mutabakatında tatmin edici bir
noktaya geldiğimizi, belki bir sonuç alacağımızı bize
belirtmişlerdi. Ama ne oldu? Söylem değişti, biz şu noktaya
geldik, Sayın Cumhurbaşkanı şu açıklamayı yaptı:
Vizeyi kaldıracağım, bunun şartı da şunu
değiştirmen
Hadi bakalım, kusura bakma, sen yoluna, biz
yolumuza. Böyle bir söylem değişikliğine geçtik. Yine
Cumhurbaşkanı belki dönemin o zamanki Başbakanına
atıfla Avrupa Birliğine şunu söyledi: Kiminle
anlaşıyorsan git, onlarla anlaş. Böyle bir sürece evrildik ve
belki bu göç sorununu çözeceğimiz ve vize serbestisi kazanımı
sağlayacağımız Avrupa Birliğinde bu maalesef sonuçsuz
kaldı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) Bitiriyorum
Sayın Başkanım, son bir dakika.
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Özdemir.
SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) Daha da kötüsü,
biz, bu Suriyeli sığınmacılar konusunu Avrupa
Birliğiyle üyelik sorununda bir pazarlık konusuna getirdik ve göç
sorunuyla tek başımıza mücadele eden bir ülke konumuna
düştük. Geçen gün de değerli AK PARTİli milletvekillerimizle,
Helsinkide, parlamenterlerle bir toplantıya katıldık. Orada da
gerçekten, o ülkelerin bizim gerçekliğimizden ne kadar uzak olduğunu,
bu vize sorununun, göç sorununun ülkemizde yarattığı maliyetleri
hiç anlatamadığımızı
Tekrar söylüyorum, bu konu
gerçekten önemli bir değerlendirme gerektiriyor. Ne oldu? Kiminle
anlaşabiliyorsan anlaş. noktasından, bugün, 2019
yılında, Cumhurbaşkanı, bir genelgeyle, vize serbestisi
kriterlerinin gerçekleşmesi noktasına geldi.
Yani şunu söylemeye çalışıyorum:
Zamanında önemli stratejik adımları atsaydık
Maalesef bunu
gerçekleştiremedik. Öngörüden uzak, günübirlik, kısa vadeli,
kişisel çıkarlar nedeniyle maalesef dış politikamızda
her geçen gün yalnızlaşıyoruz, kazanımlarımızda
geriye gidiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) Son on saniye
Başkanım.
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Özdemir.
SİBEL ÖZDEMİR (Devamla) Çok özür
diliyorum, gecenin çok geç bir saati oldu.
İktidar partisi, maalesef dış
politikada özellikle, kendi kişisel önceliklerini değil, ülkemizin,
81 milyon vatandaşımızın haklarını, hukukunu
öncelemelidir diyorum.
Sabrınız için teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
63üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
63üncü madde kabul edilmiştir.
64üncü madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
64üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
64üncü madde kabul edilmiştir.
65inci madde üzerinde önerge bulunmamaktadır.
65inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
65inci madde kabul edilmiştir.
66ncı madde üzerinde önerge bulunmamaktadır.
66ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
66ncı madde kabul edilmiştir.
Sayın Tüzün, bir talebiniz oldu, buyurun.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Sayın milletvekilleri, 67nci madde üzerinde, Cumhuriyet
Halk Partisi Grubu olarak yeni bir madde ihdası konusunda bir önergemiz
var. Bu önergenin içeriği
Tabii, yeni madde ihdası olduğu için
Komisyonun çoğunluğu gerekiyor. Belki çoğunluğun da sağlanma
ihtimali söz konusu olabilir. Geçmişte seçim kampanyalarında
özellikle uzman jandarmalarımıza verilen sözler var. Bunlardan önemli
olan, subayların harp okulunda veya astsubayların bir
yıllık askerî okulda geçen askerî eğitim süreleri fiilî hizmet
sürelerinden sayıldığı hâlde, uzman jandarmaların önceki
askerî okulda geçen yani askerlikteki eğitim süreleri fiilî hizmet
sürelerinden sayılmamaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Tüzün.
YAŞAR TÜZÜN (Bilecik) - Dolayısıyla
verdiğimiz bu önergeyle ortada bulunan bir mağduriyeti gidermek
istiyoruz. Uzman jandarmalarımızın bir yıllık okul
sürelerinin fiilî hizmet süresinden sayılması noktasında bir
önergemiz var, yeni madde ihdası gerektiriyor, Komisyonun çoğunluğu
gerekiyor. Komisyonun çoğunluğunun sağlanması ihtimaliyle
bu önergemizin kabulü noktasında ki düşüncemizi arz etmek için söz
aldım. Bu konuda, uzman jandarmalarımız Eğer bütçeye yük
getiriyorsa bizler iki yıl içerisinde eşit taksitlerle ödeyebiliriz.
diyorlar. Bu noktada, bütün gruplarımızdan destek bekliyoruz.
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN Teşekkür ederim.
67nci maddeden sonra gelmek üzere yeni madde
ihdası vardır.
Önce, 67nci maddenin oylamasını
yapalım.
67nci madde üzerinde önerge bulunmamaktadır.
67nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 67nci madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, şimdi Sayın
Tüzünün bahsettiği yeni madde ihdasına dair bir önerge vardır,
önergeyi okutup Komisyona soracağım. Komisyon önergeye salt
çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge üzerinde yeni bir madde
olarak görüşme açacağım; Komisyonun salt çoğunlukla
katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden
kaldıracağım.
Şimdi önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde
Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin çerçeve 67nci maddesinden sonra gelmek üzere
aşağıdaki maddenin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
MADDE 68 - 31/5/2006 tarihli 5510 sayılı
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa
aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
"GEÇİCİ MADDE 80 - 28/5/1988 tarihli
3466 Sayılı Uzman Jandarma Kanununa tabi olarak çalışan
Uzman Jandarmaların naspedilmeden önce askeri okulda geçen süreleri fiili
hizmet süresinden sayılır.
Müzeyyen
Şevkin Mahmut
Tanal Yaşar
Tüzün
Adana İstanbul Bilecik
Özgür
Özel İbrahim Özden
Kaboğlu
Manisa İstanbul
BAŞKAN Sayın Komisyon önergeye salt
çoğunlukla katılıyor musunuz?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Efendim, salt
çoğunluğumuz yok, katılamıyoruz.
BAŞKAN Komisyon önergeye salt çoğunlukla
katılmamış olduğundan önergeyi işlemden
kaldırıyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Efendim, Başkan,
üyeleri dışarı gönderiyor, Meclis üyesi üzerinde iradesini
kullanıyor, baskı kuruyor.
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Komisyon üyeleri
kendi takdirlerini bilirler, nerede ne zaman duracağını
milletvekili bilir.
Sayın Tanal, teşekkür ediyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Biraz önce
gönderdiniz işte, kamera kayıtlarında belli Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Sayın Komisyon
Başkanım, söz bende, ben sizin görüşünüzü aldım.
Değerli milletvekilleri, tekrarlıyorum,
Komisyon önergeye salt çoğunlukla katılmamış
olduğundan önergeyi işlemden kaldırıyorum.
68inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
68inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 68inci madde kabul edilmiştir.
69uncu madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
69uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 69uncu madde kabul edilmiştir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
69uncu madde üzerinde önergemiz var, Sayın Kaboğlu
konuşacaktı.
BAŞKAN Sayın Özel,
konuşmacınızı bildirecekseniz ben alabilirim, daha sonraki
maddelerde konuşabilir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Tamam Başkanım, öyle
yapalım.
BAŞKAN Bize iletilen taleplerde yoktu.
70inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
70inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 70inci madde kabul edilmiştir.
71inci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
71inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 71inci madde kabul edilmiştir.
72nci madde üzerinde herhangi bir önerge
bulunmamaktadır.
72nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 72nci madde kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına
dair bir önerge vardır. Önergeyi okutup Komisyona soracağım.
Komisyon önergeye salt çoğunlukla, 14 üyesiyle katılırsa önerge
üzerinde yeni bir madde olarak görüşme açacağım, Komisyonun salt
çoğunlukla katılmaması hâlinde ise önergeyi işlemden
kaldıracağım.
Şimdi önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddenin
eklenmesini, diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
MADDE 73 5/1/1961 tarihli ve 237 sayılı
Taşıt Kanununa bağlı (1) sayılı cetvelde yer alan
T.B.M.M Başkanlık Divanı üyeleri, Komisyon Başkanları
ve Grup Başkanvekilleri satırına Komisyon
Başkanları ibaresinden sonra gelmek üzere , Grup
Başkanları ibaresi eklenmiş, aynı satırda yer alan
50 ibaresi 1 er şeklinde değiştirilmiş, (2)
sayılı cetvele Kamu Başdenetçisi satırından önce
gelmek üzere aşağıdaki satır eklenmiştir.
TBMM Genel Sekreteri 1 Binek 5 yıl
Cahit
Özkan Ramazan Can Zülfü Demirbağ
Denizli Kırıkkale Elâzığ
Recep
Özel Erkan Akçay Mehmet Doğan Kubat
Isparta Manisa İstanbul
Orhan
Yegin Erkan
Haberal Mustafa
Ataş
Ankara Ankara İstanbul
Mücahit
Durmuşoğlu Yılmaz
Tunç
Osmaniye Bartın
BAŞKAN Sayın Komisyon, önergeye salt
çoğunlukla katılıyor musunuz?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Sayın
Başkanım, salt çoğunluğumuz vardır,
katılıyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Biraz önce yoktu.
Niye çağırdınız?
BAŞKAN Sayın Tanal, lütfen
Değerli milletvekilleri, Komisyon önergeye salt
çoğunlukla katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni
bir madde olarak görüşme açıyorum.
Söz isteyen? Yok.
Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, böylece yeni bir madde
ihdas edilmiştir. Kanunun yazımı esnasında madde numaraları
Başkanlıkça teselsül ettirilecektir. Bir
karışıklığa mahal vermemek için Komisyonun kabul
ettiği metin üzerinden görüşmelere devam edeceğiz. Bu
açıklamam bundan sonra ihdas edilecek maddeler için de geçerli
olacaktır.
Sayın milletvekilleri, yeni madde ihdasına
dair bir önerge daha vardır, okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifine aşağıdaki maddelerin
eklenmesini ve diğer maddelerin buna göre teselsül ettirilmesini arz ve
teklif ederiz.
MADDE 74 5682 sayılı Kanunun 17 nci
maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent
eklenmiştir.
E) Yabancı ülke adli veya idari
makamlarınca verilen velayet ya da vesayet kararları, kararın
verildiği ülkelerde bulunan Türkiye Cumhuriyeti dış temsilciliklerindeki
pasaport başvurularında kabul edilebilir.
Cahit
Özkan Ramazan Can
Zülfü Demirbağ
Denizli
Kırıkkale
Elâzığ
Recep
Özel Erkan Akçay
Mehmet Doğan Kubat
Isparta
Manisa İstanbul
Zafer
Sırakaya Mustafa
Ataş Mücahit
Durmuşoğlu
İstanbul
İstanbul
Osmaniye
Orhan
Yegin Yılmaz
Tunç Akif Çağatay
Kılıç
Ankara
Bartın
İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye salt çoğunlukla
katılıyor musunuz?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Salt
çoğunluğumuz vardır, katılıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Komisyon önergeye salt çoğunlukla
katılmış olduğundan önerge üzerinde yeni bir madde olarak
görüşme açıyorum.
Söz isteyen? Yok.
Yeni maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Sayın milletvekilleri, böylece yeni bir madde
ihdas edilmiştir.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Kanun koyucu dürüst
hareket edecek. Komisyon üyelerini gönderdiler, tekrar geri
çağırdılar.
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, bu
şekilde
MAHMUT TANAL (İstanbul) Böyle hileli iş
olur mu ya?
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
sessiz olalım.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Sayın
Başkanım, yapılan işlemi ben hazmedemiyorum; Komisyon
Başkanı milletvekillerini gönderiyor, ondan sonra
çağırıyor.
BAŞKAN Değerli arkadaşlarım,
bütün bunların hepsi bütün grupların beraberlikleriyle yapılan
işlemlerdir.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Bu dürüstlükle
bağdaşmaz ki!
BAŞKAN Üçüncü bölümde yer alan maddelerin
oylamaları tamamlanmıştır.
Değerli milletvekilleri, şimdi dördüncü
bölümün görüşmelerine başlıyoruz.
Dördüncü bölüm 73 ila 98inci maddeleri
kapsamaktadır.
Şimdi dördüncü bölüm üzerindeki söz taleplerini
karşılayacağım.
Dördüncü bölüm üzerinde grup adına söz isteyen
Batman Milletvekilimiz Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MEHMET RUŞTU TİRYAKİ
(Batman) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Gecenin bu ilerleyen saatlerinde bir söz aldım,
birkaç şey söylemek istiyorum. Dördüncü bölüme yönelik temel
itirazlarımız, gerçekten mülteci olarak ülkemizde bulunanlara hâlâ
mülteci statüsü tanımıyor olmamız. Umarım, bu bir gün
değişir. Hâlâ onlara misafir demeye devam ediyoruz. Her nedense,
Türkiye'nin doğusundan gelen hiç kimseye bu ülke mültecilik hakkı
tanımıyor ve uluslararası sözleşmelere de bu konuda
koyduğu çekincelerden vazgeçmiyor.
Ama özellikle sizinle paylaşmak istediğim
başka bir şey var. Dernekler Kanununda yapmak istediğiniz
değişiklik var ya, bence bunu bir daha Türkiye Büyük Millet
Meclisinin önüne getirmeyin. Nedeni de şu: Dernek Kanununda yapılan
bütün değişiklikler Türkiye'nin önemli tarihsel dönemeçlerine denk
gelmiştir. İlk Dernekler Kanunu 1938 tarihlidir ve 1972ye kadar çok
küçük değişikliklerle bu Dernekler Kanunu yürürlükte
kalmıştır. Bu Dernekler Kanununa 1972de Demokrasinin üzerine
bir şal örteceğiz. diyen Nihat Erim döneminde ilk büyük
değişiklik önergesi gelmiştir. Daha sonra Dernekler Kanunu bir
muhtıradan sonra, yine bir darbe döneminde, 12 Eylül darbesinden sonra
değiştirilmiştir. 2908 sayılı Dernekler Kanunu da 12
Eylül darbecilerinin bu ülkeye mirasıdır. Daha sonra, sizin döneminizde
yapılan, yine tarihî önemde bir Dernekler Kanunu var, şu anda
yürürlükte olan 5253 sayılı Dernekler Kanunu. Bakın, 5253
sayılı Dernekler Kanununda değişiklik teklif
ettiğiniz maddede şu gerekçeyi sunmuşsunuz, tasarıdaki gerekçenizde
diyorsunuz ki: Aralık 2004te yapılan değerlendirmede,
Türkiye'nin Kopenhag siyasî kriterlerini yerine getirmiş olduğuna
karar verilmesi hâlinde, Türkiye ile katılım müzakerelerinin
gecikmeksizin başlatılacağı taahhüdünde bulunulmuştur.
Güncelleştirilmiş 2003 Ulusal Programında da siyasî kriterlere
uyuma yönelik kanunî düzenlemelerin Türkiye Büyük Millet Meclisinin 22 nci
Yasama Dönemin 1 inci Yasama Yılı içinde tamamlanacağı
taahhüt edilmiştir. Siyasî kriterlere ilişkin eksikliklerin
değerlendirilmesinde Katılım Ortaklığı Belgesi,
Yıllık İlerleme Raporları, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları,
taraf olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmeleri ile
üye olduğumuz kuruluşlar tarafından geliştirilen normlar ve
Avrupa Birliği Komisyonu raporları dikkate alınmaktadır. Tasarı,
örgütlenme hakkının ve derneklerle ilgili düzenlemelerin Anayasa
değişikliklerine ve Ulusal Programa
uyumlaştırılması amacıyla
hazırlanmıştır.
Tasarıyla, Avrupa Birliğine aday ülke
olarak dernek kurma ve üyelik konusundaki kısıtlamaların
azaltılması, dernek faaliyetlerine serbestlik sağlanması,
derneklere uygulanan yaptırımların ve bürokrasinin
azaltılması amaçlanmıştır.
2908 sayılı Dernekler Kanunu genelde
örgütlenme özgürlüğüne, özelde ise dernek kurma hakkına bir güvenlik
sorunu olarak yaklaştığı için devlet ile sivil toplum
kuruluşları arasında derin bir güven bunalımına yol
açmıştır.
Bu Tasarıyla, demokratik meşruiyetin bir
gereği olarak, devlet ile sivil toplum kuruluşları
arasındaki güven ortamının tesisi ve işbirliğinin
geliştirilmesi amacıyla, bu kuruluşlarla kamu kurum ve
kuruluşlarının işbirliği yapmasına ve bu
kuruluşlara destek sağlanmasına imkân verilmektedir. Biz bu
gerekçenin altına imza atıyoruz.
12 Eylül darbecilerinin
çıkardığı Dernekler Kanununu işte bu nedenle
değiştirmek istediniz, çok önemli ve tarihî bir adım
attınız. Dernek kurma hakkına bir güvenlik sorunu olarak
yaklaşmadığınızı söylediniz ve dediniz ki:
Dernek kurma ve üyelik konusundaki kısıtlamaları azaltıyoruz.
Yine, dediniz ki: Dernek faaliyetlerinin serbestlik içerisinde
yapılmasını sağlıyoruz. Yine, dediniz ki: Derneklere
uygulanan yaptırımları ve bürokrasiyi azaltmayı
amaçlıyoruz. Peki, şimdi ne yapıyorsunuz? İşte, 1971
muhtıracılarının yaptığını
yapıyorsunuz, yeni bürokratik engeller getiriyorsunuz, yeni fişlemeler
getiriyorsunuz. Umarım, muhalefetin ve hepimizin de desteklediği
biçimde, bir daha geri getirmemek üzere bu maddeleri geri çekmişsinizdir.
Yoksa önümde, bakın, komisyon raporu var Profesör Doktor Nihat Erim,
Başbakan imzasıyla. Tasarının gerekçesinde de aynı
şeyler söyleniyor, deniliyor ki: Söz konusu olan 3512 sayılı
Cemiyetler Kanunu 33 yıl önce çıkarılmış bir kanun
olduğuna göre, bunun bir taraftan Anayasanın getirdiği temel hak
ve hürriyetler yönünden yeniden tedvin edilmesi, diğer taraftan hak ve
hürriyetlerin özüne dokunmayacak bâzı kayıtlar getirmesi, bugün için
siyasal ve sosyal bir zorunluk olmuştur. Kişiler, serbest olarak
dernek kurabilecek ve amaçlarına uygun şekilde faaliyette
bulunacaklardır. Ancak, derneklerin amaçları ve faaliyet alan ve
şekilleri, hiçbir zaman, ülke ve millet bütünlüğüne, millî
güvenliğe, kamu düzeni ve genel ahlâka aykırı olmayacaktır.
Özellikle 1961 yılından itibaren Türk toplum hayatına
getirilmiş geniş hürriyet havası içindeki tutum,
davranış ve eylemlerden sonra Cemiyetler Kanununun gözden
geçirilmesine şiddetle ihtiyaç duyulmuştur.
Eğer bunu yapmaya devam ederseniz, yeni bir
teklif getirirseniz emin olun, 1971 muhtıracılarıyla aynı
şeyi yapmış olursunuz. Zaman zaman söylüyoruz,
kızıyorsunuz. Uygulamalarınız 28
Şubatçıların devamıdır, aynı şeyi
yapıyorsunuz. diyoruz 12 Eylülcülerin yaptığını
yapıyorsunuz. diyoruz Kayyum siyasetiniz budur. diyoruz Siyasi rehine
operasyonları gibi her gün onlarca siyasetçinin gözaltına
alınması aynı uygulamalardır. diyoruz. Umarız bundan
vazgeçersiniz. Geçmişte yaptığınız iyi şeyler
vardı. Her insanın hayatında iyi ve kötü şeyler
vardır. Siyasi partilerin de siyasi yaşamlarında
yaptıkları iyi ve kötü şeyler var. Bugün
yaptıklarınızın yüzde 95inin yanlış
olduğunu düşünüyoruz ama geçmişte yaptığınız
iyi şeyler vardı, bunları bunun gibi tekliflerle geri
almayın, kendi tarihinizde bir parça beyaz sayfa kalmışsa ona
gölge düşürmeyin diyorum, hepinizi gecenin bu ilerleyen saatlerinde
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Dördüncü bölüm üzerinde
şahıslar adına söz talepleri vardır.
Şahıslar adına ilk söz Afyonkarahisar
Milletvekilimiz Sayın Mehmet Taytaka aittir. (MHP sıralarından
alkışlar)
Süreniz beş dakika Sayın Taytak.
MEHMET TAYTAK (Afyonkarahisar) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 144 sıra sayılı
Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin dördüncü
bölümünde şahsım adına söz almış bulunmaktayım.
Gazi Meclisi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, ülkemiz, Avrupa, Orta
Doğu ve Afrikaya yakın konumu sebebiyle jeopolitik bir öneme
sahiptir. Türkiye, Avrupa, Asya ve Afrikayı birbirine bağlayan
coğrafi bir konumdadır, bu sebeple göçmenlerin ilk
çıkış kapısıdır. Afganistan ve Pakistandaki
belirsizlik ve iç savaş, son yıllarda Irak ve Suriyede yaşanan
iç karışıklıklar, temel yaşam ihtiyaçlarını
karşılayamayan Afrika ülkeleri vatandaşları çareyi göçte
aramaktadır. Son yıllarda ülkemize gelen milyonlarca göçmen, sosyal,
kültürel, demografik yapı, ekonomi ve güvenlik konusunda bazı
endişeleri de beraberinde getirmiştir. Aşırı radikal
terör örgütlerinin bulunduğu ülkelerden gelen göçmenler de güvenlik
tehdidi oluşturmaktadır. Göçler sırasında
DEAŞlılar, PKKlılar, misyonerler, ajanlar ülkemize sızmak
için zemin yakalamıştır. Sınırlarımızda
yaşanan, ardı arkası kesilmeyen terör devam etmekte, terörün
sadece adı ve kullanılan aktörleri değişmektedir.
İslamı canilik gibi göstermek, Sünni-Şii savaşı
çıkarmak için yazılan senaryonun aktörü IŞİD; kukla Kürt
devleti kurmak için Suriye'deki Kürtleri Türkiye'nin güney doğusuna
doldurma aracı YPG; petrol için güvenli bölgenin
oluşturulmasının adı PYD, savaş sanayisini zengin
edecek formül El Kaide; ABDnin maymuncuğu ise PKK; isimler farklı,
amaçlar aynı. Küresel çetelerin, uluslararası güçlerin taşeronu
PKK, YPG, PYD terör örgütlerinin yarattığı en önemli sorunlardan
bir tanesi göçtür. Evlerini, yurtlarını bırakıp gelen, yerlerinden,
yurtlarından edilen genç, yaşlı, çocuk tüm insanların gerek
sosyolojik gerek psikolojik ve gerekse ekonomik tahribatı, sadece
bugünümüzü değil, gelecek nesilleri de ilgilendiren en önemli
konuların başında gelmektedir. Uluslararası
organizasyonlar, Avrupa Birliği, göç meselesi ve mülteci sorunuyla ilgili
olarak üç maymunu oynasa da, vadettiklerini yerine getirmese de Türkiye göç
konusunda üzerine düşeni yapmıştır, yapmaya da devam
etmektedir. Ancak göç sorununu en derinden yaşayan ülke Türkiyedir.
Bu bağlamda, güney
sınırlarımızda oluşturmak istediğimiz güvenli
bölge için, ülkemizde bulunan sığınmacıları ülkelerine
gönderebilmek, o bölgeleri terörden arındırmak, gerçek sahiplerine
teslim etmek, kendi iç ve dış güvenliğimizi muhafaza etmek için
Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı
Harekâtları düzenlenmiştir.
Mülteci meselesinde devletimiz yalnız
bırakıldığı gibi, Avrupa, mültecileri Türkiyeye
karşı stratejik bir silah olarak kullanmaya
çalışmaktadır. Türkiye, gerçekleştirdiği
operasyonlarda çok ciddi saldırılara maruz kalmıştır.
NATO üyesiyiz; teröre karşı verdiğimiz mücadelede en çok onlar
karşı çıkıyor. 4 milyon Suriyeliyi Avrupaya göndermeyip
ülkemizde tutan biziz; üzerimize bir de Avrupa Birliği,
operasyonlarımıza karşı bildiri yayınlıyor.
Operasyonlarımızda can alıp can veren kahraman Mehmetçikimiz,
teröristlerle çatışıyor; terörün siyasi temsilcileri, Mecliste
vekillik yapıyor, teröristlerin yaptıklarını savunuyor;
eylemlerinde polis kalkanlarına kafa tutuyor, kafa atıyor; Kürt
kökenli kardeşlerimizi töhmet altında bırakıyor. Türk
devleti üzerinde türlü oyunlar oynamaya kalkan Avrupa, kendi tarihine bakmadan
bizleri karalamaya çalışıyor. Bilinmelidir ki hiçbir güç, aziz
milletimize boyun eğdiremeyecek, pes ettiğine şahit
olamayacaktır.
Değerli milletvekilleri, bu kanun teklifiyle
6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanununun
göç yönetimi sisteminin daha da güçlendirilmesi ve sorunların minimum
seviyeye çekilmesi amaçlanmıştır.
Değerli milletvekillerim, hazırlanan bu
kanun teklifinin ülkemiz, milletimiz için hayırlara vesile olmasını
temenni eder, yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Şahıslar adına ikinci
söz talebi, İstanbul Milletvekilimiz Sayın İbrahim Özden
Kaboğluna aittir. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Kaboğlu, süreniz beş dakika.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)
Sayın Başkan, Divan, milletvekilleri; 69uncu maddeyi
kaçırdığımız için değinmek durumundayım.
Gerçekten 5 konuşmam vardı, 1e indiğine göre umuyorum ki en az
5 maddede uzlaşma sağlanmıştır. 69uncu madde, radyo
ve televizyon yayınlarında uyuşturucu ve zararlı
alışkanlıklarla mücadele yükümlülüğünü öngörmüştür.
Evet, uyuşturucu tamam ama uyuşturucu yanında, zararlı
alışkanlıklar kavramı, öznel bir kavramdır. Bu
kavram, yaşam tarzına müdahale riskini beraberinde getirmektedir.
Demokratik toplum, çoğulcu toplum ilkesine aykırılık
teşkil edebilir. Bir tür toplum mühendisliği kuralıdır. Bu
bakımdan, hukuk devleti ilkesine, Anayasa madde 13e, 17ye, İnsan
Hakları Sözleşmesi madde 8e açıkça aykırıdır.
Dördüncü bölüme geçiyorum. Dördüncü bölümde çok
sayıda sorunlu madde bulunmaktadır. Bu bölümde yer alan birçok madde,
temel hak ve özgürlüklerle çelişen ve Anayasaya aykırı hükümler
öngörmektedir.
1) Türkiyeye girişlerine izin verilmeyecek
yabancıların, işlemleri sonuçlanıncaya kadar
sınır kapılarında bekletilmesine ilişkin olarak
yasallık ilkesine aykırı bir düzenleme getiren 73üncü madde,
kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal edecek bir kapsamdadır.
2) Sınır dışı etme
kararlarına karşı, idari yargıya başvurmaya
ilişkin olarak öngörülmüş on beş günlük süreyi ciddi bir hukuki
başvuru için hiçbir anlam ifade etmeyecek kısalıkta olan yedi
güne indirmeyi öngören 78inci madde, hak arama özgürlüğünün özüne
dokunmaktadır.
3) Sınır dışı
kararında ihlale teşebbüs edenler ölçütünü
kanunlaştırmayı öngören 79uncu, madde geri gönderme
yasağıyla çelişen durumlar yaratma riskini belirgin şekilde
içermek suretiyle yabancı kişinin temel hak ve özgürlüklerini
bütünsel olarak tehdit etmektedir. Dolayısıyla ihlale teşebbüs
suçu diye bir suç da olamaz zaten.
4) Yabancıların uyruklarının
tespiti amacıyla hâkim kararı olmadan elektronik
cihazlarının ve iletişim cihazlarının
incelenebileceğine ilişkin olan ve yabancının kişisel
verilerinin korunmasına ilişkin olarak hiçbir güvence getirmeyen
80inci madde, özel yaşam hakkına aykırıdır.
5) İdari gözetime seçenek olarak elektronik
izlemeyi öngören 81inci madde, yine özel yaşam hakkına
aykırıdır.
6) Sınır dışı edilecek
yabancıların mevcut parasının temel gereksinimleri
karşılayacak miktar haricinde hazineye irat kaydedilebileceğine
ilişkin 83üncü madde, mülkiyet hakkını ihlal etmektedir,
Türkiye'nin onurunu uluslararası toplum önünde zedelemektedir.
7) Refakatsiz çocuk olan kardeşlerin mümkün
olduğu ölçüde bir arada bulundurulacağına ilişkin
kuralı kaldırmayı öngören 85inci madde, aile yaşamına
saygı hakkıyla çelişkili durumlara yol açma riskini beraberinde
getirmektedir.
8) Herhangi bir sağlık güvencesi olmayan
ve ödeme gücü bulunmayan yabancıların 5510 sayılı Sosyal
Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümlerine
uluslararası koruma başvuru kaydından itibaren tabi
olacakları süreyi bir yıla indiren 90ıncı madde, zorunlu
göçün yol açtığı fiziksel ve psikolojik sorunları
yaşayan, düzenli geliri bulunmayan, çalışma izni alamayan yüz
binlerce kişinin temel bir hakkı olan sağlık hakkına
erişmelerinin engellenmesi tehlikesini beraberinde getirmektedir.
Ben sadece birer cümleyle bunları
belirtebildim. Tabii ki bu acelecilik, bu koşturma -Divanda bile bu
maddelerin birbirine karıştırılması, Divanın
kusuru değildir tabii- belki bu kadar baskı yapan, nitelikli yasadan
vazgeçtik, bir yasanın temel ilkelerini yansıtan bir metin olarak
ortaya çıkmasını engelleyen bu hızlı süreç, bizim
ancak bu kadarıyla yetinmemiz sonucunu doğuruyor.
Bu itibarla, eğer böyle bir yöntemin bizim
açımızdan Anayasa madde 17yle, insan haysiyetiyle
bağdaşmayan bir muamele olduğunu belirtirsek, bizim
yaptığımız bu yasanın, bir yasanın temel
ilkelerine ne kadar uygun olduğunu anlayabiliriz, tahmin edebiliriz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Lütfen, bir dakikada toparlayalım
Sayın Kaboğlu.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) Bu
vesileyle, tekrar hatırlatıyorum sayın Komisyona: 11inci
maddede, gerçi geçen hafta burada bazı vekiller Anayasa dersi vermeye
kalkıştı ama tam bir gün sonra, tam da bizim Niçin Anayasaya
aykırıdır? biçiminde sorduğumuz soruya yanıt olarak
Sözlü sınavın nasıl yapılacağı kanunla
belirtilir. dedik ama Hayır. dendi, ısrarla, inatla geçirildi.
Anayasa Mahkemesi tam da o ölçütü kullanarak bir başka yasayı iptal
etti. Bu vesileyle, tümüyle oylamada 11inci maddeyi de
oylayacağımıza göre, madde 152/(3)e 153 sona açıkça
aykırı olacak. Bunu da dikkatlerinize sunuyorum.
Çoğu zaman, anayasallık sorununu dile
getirdiğim zaman bazı vekiller buna çok kızıyorlar ama
hepimizin Anayasaya göre Anayasaya sadakat yeminini ettiğimizi, hak ve
özgürlükleri koruma yeminini ettiğimizi, andını içtiğimizi
ve hak ve özgürlükleri koruma andının yabancıların da hak
ve özgürlüklerini korumayı içerdiğini ve bunu namus ve şerefimiz
üzerine yaptığımızı hatırlatarak
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayın Hocam.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla)
Toparlıyorum Sayın Başkan, selamlıyorum.
BAŞKAN Buyurun.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla)
vekillerin, lütfen, Anayasa dediğimiz zaman
kızmamalarını, özellikle ant metnini tekrar
okumalarını
Çünkü eğer biz Anayasaya saygı göstermezsek,
hani, 69a koyduğumuz zararlı alışkanlıklar, bizim
zararlı alışkanlığımız bizi Anayasa
dışına iter. Her ne kadar cebir ve şiddet kullanmıyor
olsak da Türk Ceza Kanunu madde 309un öngördüğü Anayasayı ihlal
suçunu daha ağır sonuçlar doğurması açısından
işleme riskine koşarız.
Hepinize saygılar sunarım efendim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri,
soru-cevap işlemi bulunmadığından dördüncü bölüm üzerindeki
görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi dördüncü bölümde yer alan maddeleri,
varsa o madde üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı
ayrı oylarınıza sunacağım.
Değerli milletvekilleri, tekrardan
kaçınmak ve zamanı iyi kullanmak açısından, önerge
işlemi bulunmayan maddeleri direkt oylarınıza
sunacağım. Bu, bütün maddeler için geçerli olacaktır. Yani
direkt oylarınıza sunduğum maddelerde herhangi bir önerge
işlemi bulunmamaktadır. Bunu, tekrarlamaktan kaçınarak
zamanınızı da almamak açısından kayıtlara
geçiriyorum.
73üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 73üncü madde kabul edilmiştir.
74üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 74üncü madde kabul edilmiştir.
75inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 75inci madde kabul edilmiştir.
76ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 76ncı madde kabul edilmiştir.
77nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 77nci madde kabul edilmiştir.
78inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 78inci madde kabul edilmiştir.
79uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 79uncu madde kabul edilmiştir.
80inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 80inci madde kabul edilmiştir.
81inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 81inci madde kabul edilmiştir.
82nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 82nci madde kabul edilmiştir.
83üncü madde üzerinde 1 önerge vardır, okutup
işleme alıyorum.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 83üncü maddesi ile 6458
sayılı Kanunun 60ıncı maddesinin değiştirilen (3)üncü
fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
(3) Sınır dışı edilecek
yabancıların seyahat masrafları kendilerince
karşılanır. Seyahat masraflarının
karşılanması hususunda aşağıdaki hükümler
uygulanır:
a) Yabancının mevcut parası
sınır dışı seyahat masraflarının
tamamını karşılamaya yetiyorsa sınır
dışı seyahat masrafları yabancının mevcut
parasından karşılanır ve artan tutar kendisine
bırakılır.
b) Yabancının hiç parası yoksa
seyahat masraflarının tamamı Genel Müdürlükçe karşılanır.
c) Yabancının mevcut parası seyahat
masraflarının tamamını karşılamaya yetmiyorsa;
1) Seyahat masrafları Genel Müdürlükçe
karşılanır ve yabancının mevcut parasının
Genel Müdürlükçe her mali yıl başında belirlenen sınır
dışı edilecek yabancıların temel gereksinimlerini
karşılamaya yetecek tutar kadar kısmı kendisine
bırakılarak artan kısmı seyahat masrafları
karşılığında Hazineye gelir kaydedilir.
2) Yabancının mevcut parası temel
gereksinimlerini karşılamaya yetecek tutarın altındaysa
seyahat masrafının tamamı Genel Müdürlükçe
karşılanır ve mevcut parası kendisine
bırakılır.
ç) Masraflar geri ödenmediği sürece,
yabancıların Türkiye'ye girişine izin verilmeyebilir.
Cahit
Özkan Erkan
Akçay Mehmet Doğan
Kubat
Denizli Manisa İstanbul
Ramazan
Can Mustafa
Ataş Mücahit
Durmuşoğlu
Kırıkkale İstanbul Osmaniye
Zülfü
Demirbağ Recep
Özel Yılmaz
Tunç
Elâzığ Isparta Bartın
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Gerekçe
BAŞKAN Önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Değişiklikle, sınır
dışı edilecek yabancıların seyahat masraflarına
ilişkin, kanun teklifinde yapılan düzenleme uygulamada tereddüt
oluşmaması açısından revize edilmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 83üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
83üncü madde kabul edilmiştir.
84üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
84üncü madde kabul edilmiştir.
85inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
85inci madde kabul edilmiştir.
86ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
86ncı madde kabul edilmiştir.
87nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
87nci madde kabul edilmiştir.
88inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
88inci madde kabul edilmiştir.
89uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
89uncu madde kabul edilmiştir.
90ıncı maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
90ıncı madde kabul
edilmiştir.
91inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
91inci madde kabul edilmiştir.
92nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
92nci madde kabul edilmiştir.
93üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
93üncü madde kabul edilmiştir.
94üncü maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
94üncü madde kabul edilmiştir.
95inci maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
95inci madde kabul edilmiştir.
96ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
96ncı madde kabul edilmiştir.
97nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
97nci madde kabul edilmiştir.
98inci madde üzerinde 1 önerge vardır,
önergeyi okutup oylarınıza sunacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 144 sıra
sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 98inci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Cahit
Özkan Erkan
Akçay Orhan Yegin
Denizli Manisa Ankara
Mehmet
Doğan Kubat Erkan
Haberal Ramazan Can
İstanbul Ankara Kırıkkale
Zülfü
Demirbağ Mücahit
Durmuşoğlu Recep
Özel
Elâzığ Osmaniye Isparta
Mustafa
Ataş Yılmaz
Tunç
İstanbul Bartın
Madde 98 Bu kanunun;
a) 51 inci, 52 nci, 70 inci ve 71 inci maddelerini
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
b) 72 nci maddesini Cumhurbaşkanı ve
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,
c) Diğer maddelerini Cumhurbaşkanı,
yürütür.
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor
mu?
İÇİŞLERİ KOMİSYONU
BAŞKANI CELALETTİN GÜVENÇ (Kahramanmaraş) Takdire
bırakıyoruz Başkanım.
MEHMET DOĞAN KUBAT (İstanbul) Gerekçe
BAŞKAN Gerekçeyi okutuyorum.
Gerekçe:
Önergeyle teklifin 72nci maddesinin
Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı
tarafından birlikte yürütülmesi öngörülmektedir.
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmiştir.
Kabul edilen önerge doğrultusunda 98inci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
98inci madde kabul edilmiştir.
Değerli milletvekilleri, bu şekilde,
dördüncü bölümde yer alan maddelerin oylamaları
tamamlanmıştır.
Şimdi, 86ncı maddeye göre, lehte olmak
üzere İstanbul Milletvekilimiz Sayın Zafer Sırakayaya söz
veriyorum.
Süreniz beş dakika. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
ZAFER SIRAKAYA (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifinde yer alan ve yurt
dışında yaşayan vatandaşlarımızı
yakinen ilgilendiren kanun değişikliği üzerine, lehte
konuşma yapmak üzere söz almış bulunuyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, AK PARTİ, ülkelere
prestij kazandıran en önemli hususa, dünyanın neresinde
yaşarlarsa yaşasınlar vatandaşlarımızın hak
ve çıkarlarını gözeten, onların yanında olan
anlayışı siyasete kazandıran bir lidere ve kadrolara
sahiptir. Çifte vatandaşlık uygulamasının olduğu
ülkelerde bu haktan faydalanan gençler, şemsiyesi altında milletimize
hizmet etme imkânı bulduğumuz AK PARTİmizin asla vazgeçmeyeceği
millî değerlerdir. Tüm parti programları, tüzük ve
teşkilatlanmalarında gençleri merkeze koyan AK PARTİnin, yurt
dışında yaşayan genç kardeşlerimizi görmezden gelmesi,
onların derdiyle dertlenmemesi ve onların geleceğini teminat
altına almayı düşünmemesi elbette ki beklenemez.
Türk vatandaşlığının
sınırları Anayasamızda teminat altına
alınmıştır. Hepimizin bildiği üzere,
Anayasamızın 62nci maddesi, yurt dışında
yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik önemli yükümlülükleri içermektedir.
Anayasaya göre devlet, yurt dışındaki
vatandaşlarımızın hem yaşadıkları
ülkelerdeki haklarından azami ölçüde yararlanması hem de Türkiyeyle
bağlarının kurulması için çalışma yürütmekle
yükümlüdür. Anayasamız, vatandaşlığın
kazanılması bakımından babanın ve annenin Türk
olmasına, vatandaşlık kavramında büyük önem vermiştir.
Bunun neticesi olarak Türk babanın, Türk annenin çocuklarının
vatandaşlık durumu, kanununa değil, doğrudan doğruya
Anayasaya tabidir. Meclis Genel Kuruluna gelen Bazı Kanunlarda ve 375
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifimizle 5901 sayılı Türk
Vatandaşlığı Kanununda yer alan ve Anne-babası
birlikte vatandaşlıktan çıkan Türk çocukları, Türk
vatandaşlığını resen kaybeder. hükmü artık
tarihe karışıyor.
AK PARTİ olarak bizim en büyük
önceliğimiz, yurt dışında yaşayan
vatandaşlarımızın ve gençlerimizin, ülkesine yani
Türkiyeye bağımlı değil, bağlı olarak
yetişmeleridir. Ülkeleriyle kimi zaman nasıl iletişim
kuracaklarını bilmeyen yurt dışında yaşayan genç
nesillerimizi bizden önceki iktidarlar gibi görmezden gelemeyiz. Bizlerin
görmezden geleceği genç nesillerimiz, Avrupada giderek artan
İslamofobik ve ırkçı yaklaşımlardan dolayı
dillerinden, dinlerinden ve kimliklerinden yani mensubu oldukları
medeniyet kodlarından uzaklaşma tehlikesi altındadır.
Sayın milletvekilleri, rızkını
Avrupada kazanmak üzere giden birinci neslimiz, gittiği ülkelerde
işçi statüsünden öteye geçemezken bugün -elhamdülillah- üçüncü ve dördüncü
neslimiz, yaşadığı ülkenin her alanında etkin rol alan
bir konumdadır. Sadece Almanyada 80 bin Türk müteşebbisimiz, 50
milyar ciro yaparak 500 bin kişiye istihdam sağlamaktadır.
Sayın milletvekilleri, yurt
dışında yaşayan gençlerimizi güncel
tartışmaların ve maddi sorunların merkezinden alarak
gençlerimizin tüm enerjisini geleceğe kanalize etmelerine yardımcı
olmak, medeniyet kodlarımızın da bir gereğidir. Üstat Necip
Fazılın ufkunu kökü ezelde ve dalı ebette olan bir sistemin
aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine
sahip olarak çizdiği gençlik için var gücümüzle çalışmaya devam
edeceğiz. AK PARTİ iktidarları olarak görevimiz ve
önceliğimiz, yurt dışında yaşayan
vatandaşlarımızın tüm sorunlarına çare bulmak,
işlerini kolaylaştırmaktır.
Genel Kurulda kabul edilen yasa teklifiyle,
sağlık, yaş ve ceza nedeniyle yurt dışında
hastanelerde, bakımevlerinde ve cezaevlerinde olan
vatandaşlarımızın hayatlarını
kolaylaştıran bir değişikliğe imza atmak yine
iktidarımıza nasip oldu. 5682 sayılı Pasaport Kanununun
ilgili maddesinde yapılmasını teklif ettiğimiz
düzenlemeyle, yabancı makamlar tarafından verilen vesayet ya da
velayet kararına istinaden vasi ya da velinin, kararın verildiği
ilgili ülkedeki dış temsilciliklerimizde pasaport işlemleri için
başvuru yapabilmelerinin önünü açıyoruz.
Sözlerime son verirken, sunduğumuz bu kanun
teklifiyle, Avrupada sınırları çizilen vatandaşlık
tanımı, tam manasıyla yerini bulacaktır. Bu vesileyle, yurt
dışında yaşayan gençlerimiz ile Türkiyenin
bağlarını bir daha kopmamak üzere daha da sağlam bir zemine
taşımış olacağız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım.
ZAFER SIRAKAYA (Devamla) Bu kanun teklifinin
hazırlanmasından Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna
gelmesine kadar bizlere desteklerini esirgemeyen Sayın
Cumhurbaşkanımız ve Komisyon Başkanımız başta
olmak üzere, bugün bu yasa teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel
Kurulunda kabulünü sağlayan AK PARTİ Grubumuza, destek veren
Milliyetçi Hareket Partisine, Cumhuriyet Halk Partisine ve İYİ
PARTİye teşekkürlerimi bir borç biliyor, yasa teklifine evet oyu
veren tüm milletvekili arkadaşlarıma şahsım ve yurt
dışında yaşayan tüm kardeşlerimiz adına
teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Özel, bir söz talebiniz
oldu.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
kanunun görüşmeleri tamamlandıktan sonra yapılacak beş
dakikalık görüşmeyle ilgili Adalet ve Kalkınma Partisinin
değerli temsilcileri şöyle bir bilgilendirme yaptılar: Yurt dışındaki
vatandaşlarımızın önemli bir sorununu birlikte çözüyoruz.
Ki hatip konuşmasının son kısmında ona değindi.
Bunun için, toparlayıcı, birleştirici bir teşekkür
konuşması olacağı için biz de bunu memnuniyetle
dinleyeceğimizi ve bize de tanınan bu hakkı, sadece AK
PARTİ Grubunun kullanmasına bir şey demeyeceğimizi
söyledik. Aslında, o konuda bir hakkın teslimi var son
kısmında konuşmasının ama konuşmasının
önemli bir kısmında şu ifadeleri kullanıyor:
Hükümetlerimiz bizden önceki cumhuriyet hükûmetleri gibi yurt
dışındaki vatandaşlarımızın sorunlarına
duyarsız kalmamıştır. diyor. Bu, doğru değil;
bu, bugünün bu yaklaşımına da uygun değil.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) İktidarı
devraldığınız 57nci Hükûmet, üçlü koalisyon hükûmeti de
dâhil, ondan önceki tüm cumhuriyet hükûmetleri, yurt dışındaki
vatandaşlarımızın sorunlarını, onlara
karşı yapılan ayrımcılıkları karınca
kararınca, güçleri yettikçe, dilleri döndükçe bu Mecliste itiraz ettiler,
o hükûmetlerin Sayın Başbakanları ve devlet başkanlarımız
bu konuda ciddi mücadeleler verdiler. Bu tip bir devrisabık yaratmayı
hem bugünkü yapılan çalışma açısından hem de iktidarda
on yedi yıldır bulunan bir partinin kendinden önceki tüm cumhuriyet
hükûmetlerini böyle kötülemesini şık
bulmadığımızı kayıtlara geçirmek istedim.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Peki, teşekkür ederim.
Değerli milletvekilleri, bugün -aslında,
artık bugün değil, yarına döndük ama- birleşime
başladığımız zaman 5 Aralık, Türk
kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin
yıl dönümüydü. Bugün burada bulunan bütün kadın milletvekillerimizin
söz almasını özellikle arzu ettim ve talep eden bütün
milletvekillerimize, kadın milletvekillerimizin her birine söz verdik. Bir
tek söz veremediğimiz arkadaşımız var, o da benimle beraber
üç gün boyunca Başkanlık Divanında görev yapan İstanbul
Milletvekilimiz Sare Aydın Kardeşimiz. Kendisinden rica ettim,
şimdi o da sizinle olduğu yerlere geçti. Son sözü ben İstanbul
Milletvekilimiz Sare Aydına vermek suretiyle hem onun çalışmalarının
burada bir karşılığının da olmasını
arzu ediyorum hem de Türk kadınına verdiğimiz önemi vurgulamak
açısından da gecenin finalini bir kadın milletvekilimizle
yapmamızın şık olacağına inanıyorum. (AK
PARTİ, CHP, MHP ve İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Buyurun Sare Hanım, söz sizde.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
79.-
İstanbul Milletvekili Emine Sare Aydın Yılmazın,
kadın milletvekillerinin söz taleplerini geri çevirmeyerek 5 Aralık
Dünya Kadın Hakları Gününe yakışır bir yönetim
sergileyen Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Göke
teşekkür ettiğine, tüm kadınların şiddetten,
kadın cinayetlerinden, nefretten, dışlayıcı, hukuksuz
davranış ve uygulamalardan arındığı, daha adil ve
eşit bir dünyaya erişmelerini dilediğine ilişkin
açıklaması
EMİNE SARE AYDIN YILMAZ (İstanbul) Çok
teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Değerli milletvekilleri, yoğun bir günün
sonunda son sözü şahsıma veren ve yine tüm kadın
milletvekillerimizin söz taleplerini geri çevirmeyerek güne
yakışır bir yönetim sergileyen, nezaket sahibi Sayın
Başkana teşekkür ediyorum tüm kadınlarımız adına.
Malumunuz, bugün 5 Aralık Dünya Kadın
Hakları Günü; başka bir yönüyle, biz kadınlara seçme ve seçilme
hakkının tanındığı tarihî bir gün. Bütün insanlar
hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Bu
eşitliğin adalet, hakkaniyet ve dengeyle tamamlanması,
toplumumuzun, ülkemizin daha müreffeh yarınlara ulaşması için
son derece önemlidir. Bu kapsamda, 2010 yılında revize edilen
Anayasanın 10uncu maddesi, pozitif ayrımcılık ilkesi
bakımından büyük bir kazanımdır.
Güçlü kadın, içinde
yaşadığı toplumun demokratik, millî ve manevi
değerlerine sahip çıkan vatansever kadındır. Bize bu günü
cephede, sahada, Mecliste büyük mücadelelerle sağlayan kahraman
kadınlarımıza ve yine Mustafa Kemal Atatürke ve bizlerle
birlikte başörtülü kadın arkadaşlarımıza Meclisin
yolunu açan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğana sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
Tüm kadınların şiddetten, kadın
cinayetlerinden, nefretten, dışlayıcı, hukuksuz
davranış ve uygulamalardan arındığı, daha adil ve
eşit bir dünyaya erişmelerini diliyorum.
Tel duvarların önünde bekleyen mülteci
kadınlara, kız kardeşlerime buradan selam yolluyorum.
Kanunumuzun şimdiden hayırlı
olmasını diliyorum.
Çok teşekkür ediyorum. (AK PARTİ; MHP ve
İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Ben de teşekkür ederim.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
4.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Levent Gökün, parti
gruplarının olabildiğince uzlaşısının
sağlandığı bir yasama faaliyeti gerçekleştirildiğine
ilişkin konuşması
BAŞKAN - Değerli milletvekilleri, bütün
parti gruplarının çok önemli çalışmasına ben de bizzat
tanık oldum. Burada, yapılan çalışmaların bir perde
arkası var, orada saatlerce süren, Komisyon sözcülerinin, kanun teklifini
hazırlayanların, parti grup başkan vekillerinin ve kendi
partilerinin yetkili kurullarının devamlı görüşmeleriyle
oluşan bir mutabakat çerçevesinde, olabildiğince bütün grupların
uzlaşıyla kendi özellikle dikkat ettikleri konuları
kayıtlara geçirdiği bir yasama faaliyetini beraber
gerçekleştirdik. Biz de Başkanlık Divanı olarak bunu
kolaylaştıran bir süreci yönetmeye çalıştık. Kanunun
yapımının tam İç Tüzüke uygun olması konusunda bizim
de yapıcı önerilerimiz oldu. Buradaki kanun metninin
görüşülmesinde, bütün grupların bilgisi, şahsımın
bilgisi, benden önceki Meclis Başkan Vekilinin bilgisi ve bütün parti
yetkililerinin de bilgisi olduğunu ben biliyorum. Böyle bir kanun
çalışmasının artık sonuna geldik ve yaptığımız
üç günlük çalışmayla aslında, pazartesi günü başlayacak
bütçe görüşmelerinin de bir antrenmanını yaptık. Yorucu,
uzun süren görüşmeler sonucunda artık teklifin tümünü bir açık
oylamaya sunmamız gerekiyor.
IX.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
3.-
Antalya Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda
ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2368) ile Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türk Vatandaşlığı
Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
(2/2385) ve İçişleri Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 144)
(Devam)
BAŞKAN - Değerli milletvekillerimiz,
teklifin tümü açık oylamaya tabidir.
Açık oylamanın elektronik oylama
cihazıyla yapılmasını oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Oylama için üç dakika süre vereceğim. Bu süre
içinde sisteme giremeyen üyelerin teknik personelden yardım istemelerini,
bu yardıma rağmen de sisteme giremeyen üyelerin oy
pusulalarını oylama için verilen süre içinde Başkanlığa
ulaştırmalarını rica ediyorum. Pusula ulaştıran
arkadaşlarımızın da salondan ayrılmamalarını
tekrar hatırlatıyorum.
Oylama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylamaya başlandı)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, oylama
sonuçlanmadan lütfen Komisyonun önünde bir yığılma olmasın,
rica ediyorum çünkü sonuçları ilan edeceğiz ve işlemimizi daha
henüz tamamlamadık.
(Elektronik cihazla oylamaya devam edildi)
BAŞKAN Değerli milletvekilleri, Antalya
Milletvekili Kemal Çelik ile 104 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda ve 375
Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ile Tekirdağ Milletvekili Mustafa
Şentopun Türk Vatandaşlığı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi açık
oylama sonucunu açıklıyorum:
Kullanılan oy sayısı: 270
Kabul: 233
Ret: 29
Çekimser:
8(X)
Kâtip Üye Kâtip Üye
Barış Karadeniz Mustafa
Açıkgöz
Sinop Nevşehir
Bu şekilde teklif kabul edilmiş ve
kanunlaşmıştır.
Değerli milletvekilleri, gündemimizdeki konular
tamamlanmıştır.
Alınan karar gereğince, 2020
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2018 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifini görüşmek için 9 Aralık
2019 Pazartesi günü saat 12.00de toplanmak üzere birleşimi
kapatıyorum.
Hepinize iyi geceler diliyorum.
Kapanma Saati: 03.06
(x) Kanunun ilk görüşmeleri 13/11/2019 tarihli 17nci, 14/11/2019 tarihli 18inci, 19/11/2019 tarihli 19uncu, 20/11/2019 tarihli 20nci ve 21/11/2019 tarihli 21inci Birleşimlerde yapılmıştır.
(xx) 145 S.Sayılı Basmayazı tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.
(x) 144 S. Sayılı Basmayazı 26/11/2019 tarihli 22nci Birleşim Tutanağına eklidir.
(X) Açık oylama kesin sonuçlarını gösteren tablo tutanağa eklidir.