TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
27nci
Birleşim
10
Aralık 2020 Perşembe
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından
hazırlanan bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından
okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Nimetullah Erdoğmuşun, beş
dakikalık ara verme ihtiyacının beşeri bir
sıkıntıdan değil teknik bir arızadan
kaynaklandığını bir kez daha arz etmek istediğine
ilişkin açıklaması
IV.- KANUN
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- 2021 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(S.Sayısı: 230)
2.- 2019 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan
2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı
Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu
İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231)
A) ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) ENERJİ PİYASASI
DÜZENLEME KURUMU
1) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU
1) Nükleer Düzenleme Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Nükleer Düzenleme Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) MADEN TETKİK VE ARAMA
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1) Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) TÜRKİYE ENERJİ,
NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU
1) Türkiye Enerji, Nükleer ve
Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) MADEN VE PETROL
İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1) Maden ve Petrol İşleri
Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA
ENSTİTÜSÜ
1) Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
G) NADİR TOPRAK
ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1) Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
Ğ) TÜRKİYE ATOM
ENERJİSİ KURUMU
1) Türkiye Atom Enerjisi
Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
H) AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
1) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
I) MESLEKİ
YETERLİLİK KURUMU
1) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ) DEVLET PERSONEL
BAŞKANLIĞI
1) Devlet Personel
Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Sakarya Milletvekili
Muhammed Levent Bülbülün, konuşma süresine göre hazırlık
yapılmasının hakkaniyet açısından gerekli
olduğuna ilişkin açıklaması
2.- Manisa Milletvekili Özgür
Özelin, söz hakkı kullanma süreleri konusunda Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Nimetullah Erdoğmuşun adaletine güvendiklerine
ilişkin açıklaması
3.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, kuralları ve uzlaşıyı önemsediğine,
kürsüdeki sürenin uzaması sözü bitirmek içinse bir itirazları
olmayacağına, bu konuda milletvekillerini hassasiyete davet
ettiğine ilişkin açıklaması
4.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun
Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde HDP Grubu adına konuşan
milletvekillerinin yaptıkları konuşmalarındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
5.- Manisa Milletvekili Özgür
Özelin, 10 Aralık 2016 Beşiktaş
saldırısının 4üncü yıl dönümünde hayatını
kaybedenleri rahmetle andığına, 10 Aralık Dünya İnsan
Hakları Gününe, 23 Haziran seçimlerinde Öcalan soyadından medet
umanları gördüklerine ilişkin açıklaması
6.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
7.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın yaptıkları
açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
8.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin tekraren açıklaması
9.- Manisa Milletvekili Özgür
Özelin, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
10.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması
11.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Mardin Milletvekili Tuma Çelikle
ilgili fezleke geldiği anda merkez disiplin kuruluna gönderdiklerine,
önceden haberleri olduğu iddialarının ispatlanması
gerektiğine ilişkin açıklaması
12.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve Elâzığ
Milletvekili Metin Bulutun 230 sıra sayılı 2021 Yılı
Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin
Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu
adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı
ifadelerine, maden işçilerinin sendikalı oldukları için
işten çıkarıldıklarına, taciz iddialarıyla CHPyi
karalamaya çalışanları kınadığına
ilişkin açıklaması
13.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Samsun Milletvekili Fuat Köktaş
ve Malatya Milletvekili Öznur Çalıkın 230 sıra sayılı
2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019
Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde AK
PARTİ Grubu adına yaptıkları konuşmalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
14.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Manisa
Milletvekili Özgür Özelin yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
15.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
16.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
17.- Elâzığ
Milletvekili Zülfü Tolga Ağarın, ailesinin 3 kuşaktır
milleti için üzerine düşeni yaptığına, kendisine
yapılan mesnetsiz suçlamanın şahsını üzdüğüne,
deprem yaşamış Elâzığ ilinin yaralarını
sarmak için çalıştığına, bu boş konuyla Meclisin
vaktini aldığı için özür dileyerek sitemlerini bildirdiğine
ilişkin açıklaması
18.- Elâzığ
Milletvekili Metin Bulutun, bahsi geçen maden fabrikasının
kapatılmadığına, 1996 yılında
özelleştirildiğine, CHPnin kendisine ulaşan haberin
doğruluğunu teyit etmeden karşıdakini itham edebilecek
potansiyele sahip olduğuna, ek performans ücretiyle ilgili olarak sadece
İstanbul Milletvekili Engin Altayın söylediklerini okuduğuna
ilişkin açıklaması
19.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Elâzığ Milletvekili Zülfü
Tolga Ağarın yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
20.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, Elâzığ Milletvekili Metin Bulutun
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
21.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
22.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, gizli komisyon
tutanaklarının Tokat Milletvekili Özlem Zenginin elinde
olmasının suç olduğuna ilişkin açıklaması
23.- Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin, komisyon tutanaklarının rapor yazılana kadar gizli
olduğuna, rapor yazıldıktan sonra aleni hâle geldiğine
ilişkin açıklaması
24.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, yürütme tarafından teklif edilen tek kanun teklifinin
görüşmelerinin Hükûmet temsilcisi olmazsa
başlayamayacağına, bakanların Anayasanın kendilerine
yüklediği görüşme boyunca oturumu dikkatle takip etme ve sorulara
yanıt verme görevini yapmak durumunda olduklarına, yetkiyi
doğrudan milletten değil de halkın seçtiği birisinin
atamasıyla alıp bu Meclise karşı yapılan bir
saygısızlıkla karşılaştıklarına
ilişkin açıklaması
25.- Çankırı
Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, asıl usul probleminin
İYİ PARTİ milletvekili kürsüde konuşurken İYİ
PARTİ Grup Başkan Vekilinin yaklaşımı olduğuna,
herkesin görev, yetki ve sorumluluğunun Anayasa, İç Tüzük ve ilgili
mevzuatla belirlendiğine ilişkin açıklaması
26.- Plan ve Bütçe Komisyonu
Sözcüsü Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erimin, hatip kürsüde
konuşurken Bakanların ve ilgili bürokratların hiçbir soruyu
cevapsız bırakmamak için aralarında istişare
yaptıklarına ilişkin açıklaması
27.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkanın, esas meselenin sistemin kendisinde olduğuna,
yaptığı uyarının samimi bir ikaz olduğuna ilişkin
açıklaması
28.- Kocaeli Milletvekili
Lütfü Türkkanın, açıklanan işsizlik rakamlarına ülkede
itibar edilmediğine, iş bulma ümidini kaybedenler de
katıldığında mutlak işsizlik rakamının 8,5
milyon olduğuna, pandemi sürecinde iş başında olmayanlarla
birlikte 12 milyondan fazla işsizin olduğu toplumda nasıl bir
istihdam sağlanacağını, EYTlilerle ilgili bir maliyet
hesaplamasının olup olmadığını, devlet
tarafından genel sağlık sigortası pirimleri ödenenlerin
sayısının ağustos ayında 8,2 milyonken eylül ayında
7,8 milyon gösterildiğine, pandemi sürecinde azalan istihdama rağmen
bu azalışın neden kaynaklandığını, pandemi
sırasında aile kurumunu ekonomik şiddetten korumaya yönelik ne
gibi adımlar atılacağını Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuktan öğrenmek
istediğine; iktidarın yarattığı mültezimlerin milleti
sömürdüğüne, EPDKnin halkın cebinden çıkan bir kuruşun
hesabını kamuoyuyla paylaşmak zorunda olduğuna, kömür
santrallerine filtre takılıp takılmadığını,
Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde yenilenebilir
enerjiye dönük strateji ve planlama yapılıp
yapılmadığını merak ettiklerine ilişkin
açıklaması
29.- Manisa Milletvekili
Özgür Özelin, Mecliste çalışan 4/Dli personelin 1 Ekim 2020
tarihine kadar sözleşmeli olduğuna, dört yıldır aynı
maaşı aldıklarına, hâlen bir sendikaları
olmadığına, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Bakanlığının sendika yetkisiyle ilgili bir an önce adil ve
doğru bir karar vermesi gerektiğine, geçen hafta sırf alkol
satıyor diye bazı market ve mini marketlerin
kapatıldığına, bu hafta sonundaki sokağa çıkma
yasağında ise marketlerin açık olacağına ama içki
satamayacağına, yaşam biçimine müdahale için fırsat
kollayanların bu tutumunu açık bir dille kınadıklarına
ilişkin açıklaması
30.- Manisa Milletvekili Özgür
Özelin, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt
Selçuk ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmezin 230 sıra
sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra
sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur
görüşmelerinde yürütme adına yaptıkları
konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
31.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Fatih Dönmezin 230 sıra sayılı 2021 Yılı
Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı
Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde yürütme
adına yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
32.- Kırıkkale
Milletvekili Ramazan Canın, İç Tüzükün 60 ve 61inci maddelerine
göre son sözün milletvekiline ait olduğuna, Hükûmet konuştuktan sonra
bir milletvekilinin konuşmasının esas olduğuna, ileriye
ışık tutmak amacıyla söz aldığına ilişkin
açıklaması
VI.- SATAŞMALARA
İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Afyonkarahisar
Milletvekili Ali Özkayanın, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptığı açıklamasında Anayasa
ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyon tarafından
oluşturulan ve Başkanı olduğu alt komisyona
sataşması nedeniyle konuşması
2.- İstanbul Milletvekili
Züleyha Gülümün, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı
açıklamasında HDPye sataşması nedeniyle
konuşması
3.- İstanbul
Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlünün, Tokat Milletvekili Özlem
Zenginin yaptığı açıklamasında CHPli kadın milletvekillerine
sataşması nedeniyle konuşması
10 Aralık
2020 Perşembe
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 11.01
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 27nci Birleşimini açıyorum.(x)
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
11.02
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 11.08
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Nimetullah
Erdoğmuşun, beş dakikalık ara verme ihtiyacının
beşeri bir sıkıntıdan değil teknik bir arızadan
kaynaklandığını bir kez daha arz etmek istediğine
ilişkin açıklaması
BAŞKAN - Az önceki
beş dakikalık ara verme ihtiyacı beşeri bir
sıkıntıdan değil, teknik bir konudan doğmuştu;
bunu tekrar sizlere arz etmek istedim.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinin 27nci Birleşimini açmıştık.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Sayın milletvekilleri,
gündemimize göre 2021 yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile
2019 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi üzerindeki
görüşmelere devam edeceğiz.
Program uyarınca bugün
üçüncü turdaki görüşmeleri yapacağız.
Üçüncü turda Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu,
Nükleer Düzenleme Kurumu, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü, Türkiye
Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu, Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü, Ulusal Bor Araştırma
Enstitüsü, Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom
Enerjisi Kurumu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı, Mesleki Yeterlilik Kurumu, Devlet Personel
Başkanlığı bütçe ve kesin hesapları yer
almaktadır.
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A)
Kanun Teklifleri
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (X)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (x)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN - Komisyon?
Yerinde.
Sayın milletvekilleri,
alınan karar gereğince, tur üzerindeki görüşmelerde siyasi parti
gruplarına ve İç Tüzükün 62nci maddesi gereğince istemi hâlinde
görüşlerini bildirmek üzere yürütmeye yetmişer dakika söz verilecek.
Bu süreler birden fazla konuşmacı tarafından
kullanılabilecek ve şahıslar adına yapılacak
konuşmaların süresi ise beşer dakika olacaktır.
Ayrıca, konuşmalar tamamlanınca soru-cevap işlemi on dakika
soru, on dakika cevap olarak yapılacak ve sorular gerekçesiz olarak
yerinden sorulacaktır.
Bilgilerinize sunulur.
Üçüncü turda siyasi parti
grupları, yürütme ve şahısları adına söz
alanların adlarını sırasıyla okuyorum:
Halkların Demokratik
Partisi Grubu: Ali Kenanoğlu, İstanbul Milletvekili; Muazzez Orhan
Işık, Van Milletvekili; Ömer Öcalan, Şanlıurfa
Milletvekili; Ayşe Acar Başaran, Batman Milletvekili; Filiz
Kerestecioğlu Demir, Ankara Milletvekili; Serpil Kemalbay Pekgözegü,
İzmir Milletvekili; Dirayet Dilan Taşdemir, Ağrı
Milletvekili.
Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu: Süleyman Girgin, Muğla Milletvekili; Ahmet Akın,
Balıkesir Milletvekili; Ednan Arslan, İzmir Milletvekili; Tacettin
Bayır, İzmir Milletvekili; Ahmet Önal, Kırıkkale Milletvekili;
Ali Mahir Başarır, Mersin Milletvekili; Baha Ünlü, Osmaniye
Milletvekili; Erkan Aydın, Bursa Milletvekili; Metin İlhan,
Kırşehir Milletvekili; Ali Fazıl Kasap, Kütahya Milletvekili;
Candan Yüceer, Tekirdağ Milletvekili; Ünal Demirtaş, Zonguldak Milletvekili.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu: Mehmet Sait Kirazoğlu, Gaziantep Milletvekili; Ahmet
Mücahit Arınç, İstanbul Milletvekili; Metin Bulut, Elâzığ
Milletvekili, Ertunç Erkan Balta, Artvin Milletvekili; Ziver Özdemir, Batman Milletvekili;
İffet Polat, İstanbul Milletvekili; Nevzat Şatıroğlu,
İstanbul Milletvekili; Fuat Köktaş, Samsun Milletvekili; Ahmet
Çolakoğlu, Zonguldak Milletvekili; Metin Yavuz, Aydın Milletvekili;
Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Milletvekili; Osman Nuri Gülaçar, Van
Milletvekili; Öznur Çalık, Malatya Milletvekili; Hamdi Uçar, Zonguldak
Milletvekili.
İYİ PARTİ
Grubu: Yasin Öztürk, Denizli Milletvekili; Ayhan Altıntaş, Ankara
Milletvekili; Aylin Cesur, Isparta Milletvekili; İmam Hüseyin Filiz,
Gaziantep Milletvekili.
Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu: Abdurrahman Başkan, Antalya Milletvekili; Tamer
Osmanağaoğlu, İzmir Milletvekili; Sefer Aycan,
Kahramanmaraş Milletvekili; Arzu Erdem, İstanbul Milletvekili; Nevin
Taşlıçay, Ankara Milletvekili; Ayşe Sibel Ersoy, Adana
Milletvekili.
Şahıslar: Lehinde
Salim Çivitcioğlu, Çankırı Milletvekili.
Yürütme: Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk.
Şahıslar: Aleyhinde
Ayşe Sürücü, Şanlıurfa Milletvekili.
Sayın Ali
Kenanoğlu, buyurunuz. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ALİ
KENANOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan, Sayın Genel
Kurul; herkesi saygıyla selamlıyorum.
Evet, bugün 10 Aralık.
10 Aralık, İnsan Hakları Evrensel Bildirisinin kabulünün 72nci
yıl dönümü. İkinci Dünya Savaşının yol
açtığı yıkım, kan, gözyaşı, zulüm, bütün bu
süreçte yaşanan olumsuzluklar üzerine bir daha insanlığın
bu süreci yaşamaması açısından Birleşmiş Milletler
tarafından ilan edilen İnsan Hakları Gününün 72nci yıl
dönümündeyiz.
Tabii, insan hakları 72nci
yılında tüm dünyada ve ülkemizde ne durumda, bunu çok yakından
yaşayan insanlarız biz. Kan, gözyaşı, zulmün devam
ettiği, Terörle mücadele adı altında her türlü
baskının, zulmün en geniş şekliyle bütün muhalif kesimlere
uygulandığı bir süreci yaşıyoruz. Antidemokratik
yöntemlerle ülkeyi yönetemeyen iktidarın, barışçıl
politikaların kendisi açısından sonu olacağını
bildiği için her türlü baskıyı ve zulmü
artırdığı bir dönemde İnsan Hakları Gününü
yaşıyoruz. Özellikle Kürt sorunu kaynaklı olarak partimize
yönelik her gün operasyonların yapıldığı, her gün
siyasetçilerimizin gözaltına alındığı bir sürecin
yıl dönümündeyiz aynı zamanda.
10 Aralık İnsan
Hakları Günü vesilesiyle hakları gasbedilerek cezaevinde tutsak
edilen arkadaşlarımızı buradan anmak istiyorum. Sevgili
Ayhan Bilgen, sevgili Alp Altınörs, sevgili Nazmi Gür, Ayla Akat Ata,
Emine Ayna, Bircan Yorulmaz, Berfin Özgü Köse, Dilek Yağlı, Can
Memiş, Günay Kubilay, Bülent Parmaksız, Pervin Oduncu, İsmail
Şengül, Cihan Erdal, Zeki Çelik, Ali Ürküt ve hocamız Emine Beyza
Üstün ki bunlar en son Kobani protestoları çerçevesinde gözaltına
alınmış ve tutsak edilmiş
arkadaşlarımızdı. Yine Gültan Kışanak, Sebahat
Tuncel, Selçuk Mızraklı, Bekir Kaya, Aysel Tuğluk, Musa
Farisoğulları, Abdullah Zeydan, İdris Baluken, Çağlar
Demirel ve onurumuz, gururumuz olan eski Eş Genel
Başkanlarımız Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaşa
da burada selam ve saygılarımızı iletiyoruz. (HDP
sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı denildiği zaman
özellikle halkın kesesine doğrudan hitap eden, özellikle
kışa girmemiz nedeniyle elektrik ve doğal gaz faturalarıyla
insanların yaşamını doğrudan etkileyen, bütçelerini
doğrudan etkileyen bir Bakanlığı konuşuyoruz.
Ben doğrudan size
-özellikle dün de bir tartışma yaşandı kamuoyunda, elektrik
faturaları üzerinden çokça yaşanan bir tartışma vardı,
ona da değinerek- biraz elektrik faturalarının cebimizi
nasıl yaktığını, kesemizi nasıl
yaktığını anlatmak istiyorum.
Şu fatura, benim
çalışma arkadaşıma, danışmanıma ait, sabah
getirmişti. Bir aylık elektrik faturası 276 lira 40 kuruş.
Ankarada henüz daha soğuklar tam kendini hissettirmedi, kar
yağmadı. Doğal gaz faturası da yine aynı şekilde
bu ay 700 liraya yakın bir rakam gelmiş, 690 küsur hatta, 700 liraya
yakın da bir doğal gaz faturası. Peki, bu elektrik faturası
nelerden oluşuyor? Tabii, elektrik faturasında daha önce bu kürsüden
söylemiştim- bir karartma fatura uygulanıyor yani bir torba fatura
uygulanıyor, bütün kalemlerinin açık açık yer almadığı
bir faturayla karşı karşıyayız ve 3 ana kalemde
toplanıyor bu kalemler. Baktığınız zaman, bu kalemler
içerisinde enerji bedeli, dağıtım bedeli ve vergi, fonlar var.
Bunlardan, örneğin, bu 276 liralık faturanın enerji bedeli
kısmı yani kullandığı elektrik bedeli kısmı
144 lira 54 kuruş. Bu faturanın 78 lirası iletim, kayıp
kaçak, sayaç okuma ve dağıtım bedeli. Yani bunlar aslında
şirketin payına giden kısımlar. Ve vergi, fonlar var,
bunlar da 53 lirasını tutuyor, bunlar da TRT payı, Enerji Fonu,
belediye payı ve KDVden oluşuyor. Yani toplam 276 liralık bir
faturada aslında bunun sadece 144 lirası tüketim bedeli oluyor.
Dün şöyle bir
tartışma vardı kamuoyunda: Perakende satış hizmetiyle
ilgili olarak bir tartışma yürüdü ve denildi ki: Elektrik
şirketlerinin temsil ve ağırlama giderleri faturalara
eklenecek. Bunun üzerine -bu çok konuşuldu, Twitterda en çok
konuşulan konuydu- EPDK bir açıklama yaptı, dedi ki: Bu
yalandır, böyle bir şey yok. Pardon Bu doğru değil.
dedi. Sonra baktık biz, dedik ki: Ne doğru değilmiş?
Doğru olan kısmı şuymuş: Bu yeni
uygulanmıyormuş, 2015ten beri uygulanıyormuş. Doğru
olan kısmı bu. Yani elektrik şirketlerinin temsil,
ağırlama gibi birtakım hususları 2015ten beri
faturalarımıza yansıtılıyormuş zaten. Bir torba
fatura sistemi uygulandığı için biz bunu faturalarda zaten
göremiyoruz yani karanlık bir fatura var. Göremediğimiz için de ancak
birtakım kararnameler falan incelendiği zaman ortaya
çıkıyor ve EPDKnin yapmış olduğu açıklamadan
bunun 2015 yılından beri aslında faturalarda
uygulandığı ortaya çıktı.
Şimdi, şöyle bir
durum var: Elektrik faturaları üç aylık dönemde 5,75 oranında
artıyor, 71 kuruştan 75 kuruşa geliyor; geçen yıla göre de
toplam yüzde 32,3 oranında zamlanmış oluyor yani sektörün
maliyet artışı ise dolar artışı ve sektördeki
maliyet artışı olarak açıklanıyor. Dolar bizi
etkilemiyor, biz dolarla maaş almıyorduk ya ama evimizde
tükettiğimiz elektriğin fiyat artış gerekçesi de dolar olarak
açıklanmaya devam ediyor. Üç yıl önceki aylık 100 liralık
elektrik faturası bugün 172 lira olarak karşımıza geliyor.
Bu doğrudan bizi etkileyen bir oran ve elektriğe üç yılda
yaklaşık yüzde 70 zam yapılmış, doğal gaza yüzde
80 zam yapılmış. Peki asgari ücrete ne kadar zam
yapılmış üç yılda? Topladığın zaman hepsi
yüzde 44e geliyor. Yani bütünüyle insanların yaşamını
etkileyen
Ve hakikaten faturalar şu anda bizim
yaşamımızı, vatandaşın yaşamını
çok ciddi etkiyor. Elektrik, doğal gaz, su ve diğer zorunlu giderleri
topladığınız zaman bir ailenin gelirinin üçte birine, dörtte
birine denk gelen bir faturayla karşı karşıyayız.
Şimdi, biz buradan
öneriyoruz -komisyonda da önerdik, yine öneriyoruz- diyoruz ki:
Vatandaşın asgari tüketim bedeli belirlenmeli yani 3 kişilik 4
kişilik bir aile asgari ne kadar elektrik, su, doğal gaz tüketiyorsa
bu belirlenmeli. Özelikle bu pandemi koşullarında bunlar belli bir
limite kadar, belli bir kotaya kadar ücretsiz sağlanmalı. Yani
vatandaş bu kış dönemini özellikle evde geçirecek ve bütünüyle
de bu sorunlar, sıkıntılar ve bu giderler daha da çok artacak.
Değerli arkadaşlar,
tabii, diğer taraftan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
dediğiniz zaman, doğamız, doğal yaşamımız,
doğal alanlarımızı da doğrudan ilgilendiren bir konu.
HESler, JESler, RESlerle aslında bir bütün olarak desteklenmesi gereken
yenilenebilir enerji türleri, ülkemiz koşullarında suistimal edilmesi
nedeniyle, şirketlerin ve büyük holdinglerin çıkarına
yapılan düzenlemeler nedeniyle destekleyemeyeceğimiz bir hâle
getirilmiş durumda çünkü YEKDEM kapsamında, olduğu gibi
şirketler desteklenir hâle gelmiş ve bu pandemi sürecinde de
şirketlerin kayıp oranları, onların zararları telafi
edilme amacına gidilmiştir.
Özellikle bölgede
yaşanan DEDAŞ zulmü devam ediyor arkadaşlar. Burada her partinin
temsilcisi çıktı ve DEDAŞın yapmış olduğunu
zulüm olarak aktardı. DEDAŞ kendisini şuradan besliyor:
Kayıp kaçak ve o coğrafyada özellikle kaçak elektrik
kullanılması üzerinden meşru göstermeye
çalışıyor. Ben bir Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonu üyesi
olarak bir rapor hazırladım, yakında kamuoyuyla da
paylaşacağım, elektrikteki kayıp kaçak raporu
şeklinde. DEDAŞla da görüştük, TEDAŞla da görüştük,
bölgedeki elektrik üreticileriyle de görüştük, çeşitli sivil toplum
kuruluşlarıyla da görüştük. Bu konuyla ilgili
hazırlanmış raporları çıkardık, bütünüyle
EPDKnin verilerini, Enerji Bakanlığının verilerini koyduk
ve burada aslında DEDAŞ gibi şirketlerin kendi ihmalleri, kendi
yapmadıkları, yerine getirmedikleri görevleri, iktidarın yerine
getirmediği görevler nedeniyle oluşan zararları bir bütün olarak
bölge halkının üzerine yıkma eğiliminden, girişiminden
ve algısından başka bir şey değildir
DEDAŞın yaptığı. DEDAŞ şu anda bölgeye
zulmetmekte ve insanların tarımsal destek teşviklerine dahi el
koymaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
ALİ KENANOĞLU
(Devamla) Bugün iktidar DEDAŞın bu zulmüne son vermek
durumundadır. DEDAŞ, açık açık insanların geçim
kaynaklarını, ülkenin tarım imkânlarını da ortadan
kaldıran bir uygulama yürütmekte, kendisi görevini yani yapması
gereken yatırımları ortaya koymadan bir bütün olarak tüketicinin
sırtına binmektedir. Çünkü bu kayıp kaçakların büyük
oranı kaçak değil kayıptır. Bu raporla biz bunu da ortaya koyduk,
açıklayacağız, herkes de görecek. Kayıplar da elektrik dağıtım
şirketlerinin yapması gereken yatırımları
yapmadığı için elektriğin kullanıcıya giderken
yolda geçirdiği safahatla ilgili bir kayıptır.
Dolayısıyla kendi suçlarını, kendi kabahatlerini
kârlarını daha çok artırmak için bölge halkına yıkmaya
çalışmak ve algıyla onlar üzerindeki olumsuz etkiyi,
olumsuzluğu artırmaya çalışmaktan başka bir şey
değildir.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Muazzez Orhan Işık
Buyurunuz Sayın
Işık. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MUAZZEZ ORHAN
IŞIK (Van) Sayın Başkan, değerli üyeler; Genel Kurulu ve
bizleri ekranları başında izleyen tüm halkımızı
saygıyla selamlıyorum.
Bugün Dünya İnsan
Hakları Günü. Ülkemizde de hak ihlallerinin en üst seviyede
yaşandığı bu süreçte, hak ihlallerine uğrayan tüm
yurttaşlarımızı yine düşünce özgürlüğü ve siyaset
hakkı gasbedilen Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş başta
olmak üzere, siyasi rehin tutulan tüm arkadaşlarımızı
saygıyla sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
Bildiğiniz üzere enerji
ve ekoloji dünyanın en temel gündemlerindendir. Enerji, üretim boyutuyla
doğayı ve insanlığı yok etme potansiyeli içermesi,
tüketim boyutuyla da özellikle kadın ve yoksulların erişim
sorunu yaşaması nedeniyle özgün bir tartışmayı gerektiriyor.
Bu hafta açıklanan TMMOB
Enerji Raporu yani bu işin uzmanları ve mühendisleri yani bu bütçeyi
getirirken görüşlerini dikkate almadığınız meslek
kuruluşları iktidarın enerji politikasını şu
şekilde özetliyor: AKPnin enerji politikası; toplum
yararını dikkate almayan, kamusal planlamayı, denetimi, üretimi
reddeden, işlevsizleştiren, kamu kaynaklarını özel
şirketlere aktarmaya ve belirli sermaye gruplarının
çıkarlarını artırmaya yönelik karar ve uygulamalardır.
Evet, sizin enerji politikalarınızla halk yok sayılıyor.
Fosil yakıtlar hızla tükeniyor, doğa yok oluyor. Elektrik ve
doğal gaz faturaları son hızla artıyor; yoksullar,
kadınlar, işsizler, bir bütün olarak toplum daha az enerjiye daha çok
maliyetle ulaşıyor. ÇED raporu
aldırmadığınız HESlerle canlı yaşam yok
ediliyor. Nükleer enerji projeleriyle ülke borçlandırılarak ekonomi
çökertiliyor. HESleriniz, RESleriniz, NESleriniz, kömür ve altın
madenleriniz bölgede yaşayan halklara rağmen yapılıyor;
arıyı kovanından, ayıyı yaşam alanından
kovuyor. Halk Yeşil Yol Projesini, Kaz Dağlarının talan
edilmesini istemiyor. Halk Hasankeyfte tarihin yok edilmesini istemiyor. Halk
bu katliamların önlenmesi ve doğa talanını durdurmak için
itiraz ediyor, isyan ediyor ama siz doğasına, tarihine,
yaşamına sahip çıkan ve bunun için direnen halkı devletin
zor aygıtlarını kullanarak susturmaya, bastırmaya
çalışıyorsunuz. On bin yıllık tarihi, onlarca
medeniyetin birikimini kendi döneminizin rantına feda ettiniz. Kamu
kaynaklarını yandaşlar için, tekeller için harcamaktan bir
dakika geri durmuyorsunuz. Tüm dünyada enerji fiyatları ucuzlarken, petrol
fiyatları düşmüşken siz bu ülkenin sanayicisine, esnafına,
yurttaşına zamlı doğal gaz ve elektrik satıyorsunuz.
TMMOBun raporunda belirtildiği gibi ihtiyaç fazlası, plansız, denetimsiz
ve doğayı katleden tesislerin yapımına hız kesmeden
devam ediyorsunuz. 2019 yılı başından bu yana hanelerde
elektrik ve doğal gaz fiyatları yüzde 40a yakın
artmıştır. Peki, bu hanelerde yaşayanların geliri
artmış mıdır? Tabii ki hayır. Peki, bu artışlar
açlık sınırının altındaki asgari ücretli
hanelerde ne anlama geliyor, biliyor musunuz? Bunu da bilmiyorsunuz.
İnsanlar sizin gibi saraylarda yaşamıyor, bir ömür borç yükü
altında karın tokluğuna çalışarak
yaşıyorlar. Halk açlık ve yoksulluk sınırının
altında, sizin yandaş şirketlerinizin elektrik, doğal gaz,
kredi borçları için köle gibi çalışsın, sesini de
çıkartmasın istiyorsunuz. Halkın vergileriyle beslediğiniz
yandaş şirketler sorumluluğunu yerine getirmediği için
düşmeyen kayıp kaçak bedelleri şişirilmiş faturalarla
halka yansıtılmaktadır. O kadar ki şalterleri indirip evde
elektrik kullanmasanız bile ay sonunda fatura geliyor. Dahası var,
beş gün önce çıkarılan bir tebliğle elektrik
dağıtım ve tedarik şirketlerinin temsil,
ağırlama, seyahat, ilan ve benzeri gibi harcamalarının da
elektrik faturalarına eklenmesi kararlaştırıldı.
VEDAŞınızdan DEDAŞınıza halkı sömüren
şirketler yarattınız. Petrolde olduğu gibi, elektrikte de
zamlar tüketiciye, indirimler şirketlerinize yapılmaktadır.
TEKten TEDAŞa evrilen Özelleştirmeyle mucize yaratılacak.
denilen enerji politikanız, bugün BOTAŞ ve TPAOyu bir gece
ansızın satabilir duruma gelmiştir. Varlık Fonunda olan bu
kurumların tefeci faiziyle borçlanan bu iktidar tarafından elden
çıkarılması an meselesidir. TELEKOM'u
sattığınız kişiye kredi verip krediyi tahsil
edemediğiniz için yıllar sonra, kamu bankaları marifetiyle
almış bir Hükûmetin yapmayacağı yolsuzluk, vurgun, talan
yoktur.
Değerli arkadaşlar,
kitlesel yok oluş riski içeren nükleer girişimlerden biri de Sinop
Santralidir. Atık yakıtın altmış yıl boyunca
proje sahasında nasıl biriktirileceği, sonrasında
nasıl imha edileceği ve maliyeti ÇED raporunda dikkate
alınmamış, santral maliyeti içerisinde hesaba
katılmamış ve ülkeye neye mal olacağı belirtilmemiştir.
Yine Akkuyu Santralinin depremlerin yaşandığı bir bölgeye
kurulduğunu, hiçbir tedbirin 7 üzeri şiddetindeki bir depremin
hasarlarını önleyemeyeceğini görmemiz gerekiyor. Her 2 santral
yap-işlet usulüyle uluslararası yasa hükmünde anlaşmalarla
yapılmaya çalışılmaktadır. Akkuyu için on beş
yıl, Sinop için yirmi yıl boyunca alım garantileri
verilmektedir. Her 2 santralin de sahipleri yabancı şirketler olacak
ve alım garantisi verilen elektrik, dolar
karşılığı geri satın alınacaktır.
Fiyat, son yılların piyasa ortalamasının ve Avrupa toptan
elektrik fiyatının 2,5 katından fazladır. Ayrıca,
büyük bir kaza durumunda nükleer santrallerin sebep olacağı
hasarın telafisi de olanaksızdır. Bu rant cinnetiyle toplumsal
felaketin taşlarını örüyorsunuz. Enerjide yapılması
gereken, hunharca tüketim değildir. Halkın ihtiyacı olmayan,
ışık kirliliğine yol açan, kentleri enerji çöplüğüne
çeviren birçok projeniz var, bari gelin şu an devam eden kirletme projelerini
durduralım. Bu gereksiz üretimi azaltmak, enerjide dışa
bağımlılık sorununu da hafifletecektir.
Şimdi gelelim enerji
politikamızın toplumsal cinsiyet boyutuna. Bütçe, bir bütün olarak
eşitsizlik üzerine kurulu olduğu için enerjideki cinsiyet
eşitsizliği de tam olarak görülmüyor.
Geçen yıl 8 Martta tüm
bakanlıklara soru önergesiyle, bakanlıkları alanındaki
faaliyetlerin nüfusun yarısı olan kadınları nasıl
etkilediğini, kadınların bu faaliyetlere ne kadar dâhil
edildiğini ve kadın istihdamının -müdürlük-
oranlarını sordum. Neredeyse bir 8 Mart daha geliyor, hâlâ cevap
vermeyen bakanlıklar var. Önergelerimize cevap verilmeme hâli, Meclisin ve
Meclis Başkanının meselesi olmalıdır.
Enerji
Bakanlığına bir yılda kaç kişinin, elektrik ve
doğal gazının faturaları ödenemediği için
kesildiğini sordum. Bakanlık 4,3 milyon elektrik, yaklaşık
1 milyon da doğal gaz faturasının ödenmediği için
kesildiğini ancak bunların ne kadarının kadınlara ait
olduğunu açıklayamadı. Neden? Çünkü veri tabanınız
cinsiyetçi, bütçeniz erildir ve bakış açınız da cinsiyet
eşitliğine duyarlı değildir. Türkiyede enerji
alanını bu kadar sorunlu bir alan hâline çeviren, sektörün ve
işleyişin baştan aşağıya cinsiyetçi iş
bölümü etkisinde olmasıdır.
Kadınlar eğitim ve
kariyer imkânlarına uzak tutulmaktadır. Kadınlar neredeyse her
sektörde ikincil iş gücü sayılmaktadır. Kadınların
emeği değersizleştirilmektedir; mobbinge, tacize daha çok maruz
kalmaktadır. Kadınların yoksun
bırakıldığı, şiddete ve tacize uğradığı
bu sosyal yapı, iktidarın teşvik edici politikalarıyla
yeniden üretiliyor.
İstanbul
Sözleşmesini tartışmaya açan, kadınların
kazanılmış haklarını sürekli geriletmeye
çalışan, son infaz yasasıyla kadın katillerine ve çocuk
istismarcılarına af getiren zihniyet, her gün işlenen kadın
cinayetlerinin ve istismarın iştirakçisidir. Musa Orhanların
sırtını sıvazlayan zihniyet yeni tacizci, tecavüzcü ve
çocuk istismarcıları yaratmaktadır. Toplumu bu çürümüş yoz
uçuruma sürüklemeyin. İstanbul Sözleşmesini ve 6284 sayılı
Yasayı uygulayın. Kadın emeğinin ve özgür
yaşamının önündeki en büyük engel, erkek devlet zihniyetiyle
uyguladığınız politikalarda ve işlettiğiniz
kurumlarda açığa çıkmaktadır. Cinsiyetçi ve doğa
düşmanı enerji politikalarınızın nedeni, kadınların
enerji üretiminde daha az rol alması, kadın bakış
açısının enerji politikalarına yansımamasıdır.
Bir kadın mühendisin Ben işe başladığımda sektör
neredeyse tamamen fosil yakıtlardan ve erkek çalışanlardan
oluşuyordu. ifadesi aslında durumu açık özetliyor.
Mühendislik alanında
daha çok kadının istihdam edilmesi, enerji politikalarının
toplum, kadın ve doğa düşmanı olmasını durdurmak
için ilk adım olacaktır. Ücrette, kariyerde eşitsizliğin en
çarpıcı tablosu enerji alanındadır.
Bakanlığın 20den fazla üst birim yöneticisinin kaçı
kadındır acaba?
Kadının
güçlenmesi diye bir başlık var genel bütçede. Böyle bir
başlığın olması ne güzel değil mi
arkadaşlar, duyunca insan heyecanlanıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
MUAZZEZ ORHAN IŞIK
(Devamla) - Ancak bunun için ayrılan bütçenin toplam bütçe içerisindeki
oranı yüzde 3 değil, binde 3 de değil, on binde 3tür maalesef.
AKPnin kadın güçlenmesine ayırdığı bütçe oranı
on binde 3tür arkadaşlar. Bu bütçe baştan sona cinsiyet körüdür.
Eril zihniyetin eril bütçesi insana, kadına, doğaya, topluma elbette
ki karşı olur. Biz sermayeye, saraya, savaşa hazırlanan;
kadına, emekçiye, çiftçiye, esnafa, halka sadaka gibi sunulan bu bütçeyi
kabul etmiyoruz.
Saygılarımla. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ömer
Öcalan.
Buyurunuz Sayın Öcalan.
(HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Sayın Başkan, değerli arkadaşlar;
yurtsever halkımızı buradan saygıyla selamlıyorum.
On iki günlük bir bütçe
maratonu vesilesiyle burada bulunmaktayız. Bütçenin tamamı 1 trilyon
346 milyar liradan oluşmaktadır, bunun yaklaşık 1 trilyonu
halktan vergi olarak alınacaktır. Bakınız, bir ülkede bütçe
yaparken, bütçeyi oluştururken o ülkenin demokrasisine, insan
haklarına, hukuk sistemine bakacaksınız, sonra bu bütçe adaletli
mi, adaletsiz mi, gelir dağılımında hangi mekanizmayı
kendisine referans alıyor, tahlil edeceksiniz. Ülkenin içinde
bulunduğu ekonomik buhranı görmeyenler, sokakta Açım! diye
bağıran insanları görmeyenler tabii ki bu bütçeyi kendi
çevresine, kendi yandaşlarına yaparlar ve toplumu bu şekilde
dizayn etmeye çalışırlar.
Arkadaşlar, yurtsever
halkımız; bu ülkede demokrasi sorunu vardır. Bu ülkede büyük bir
hukuk sorunu vardır. Bugün Dünya İnsan Hakları Günüdür. Bu
ülkede her gün, her dakika, her saniye insan hakları ihlal edilmektedir.
Bakınız,
cezaevlerini esir kampına çevirmişler. Bir Adalet Bakanı
düşünün, yaptığı cezaeviyle övünmektedir. Kimi
şehirlerin iktidar milletvekilleri şehre yapılan cezaevlerini
bir istihdam olarak görmektedirler. Siz, antidemokratik uygulamaların
olduğu, hukukun rafa kaldırıldığı bir ülkede
ekonominin neresinden tutacaksınız, neresini
tartışacaksınız? Bakınız, bugün
bahsettiğimiz gibi İnsan Hakları Günüdür. Cezaevinde onlarca kişi
-bugün, 13üncü gününde- açlık grevindedir. Adalet Bakanı dün
buradaydı, buna dönük var mı bir sözleri? Maalesef, buna dönük bir
sözleri yok. İmralıda yine tecrit başladı ve bu tecrit
ağır bir şekilde yürütülüp topluma, halka kabul ettirilmek
isteniyor. Hukukunuza, yasalarınıza saygı göstermek
durumundasınız. Cezaevinde bulunan tüm tutuklu ve hükümlülerin
yasadan doğan hakları vardır; avukatlarıyla, ailesiyle,
aileleriyle görüşmeleri gerekiyor. Bu çifte standarttan bir an önce
vazgeçmeniz gerekiyor. Bakınız, biz yaptık; biz, bir müzakere
partisiyiz. Biz tüm toplumsal sorunların çözümünde müzakereyi kendimize
referans alırız. Kimseye de mecbur değiliz. Seçimlerde gördünüz,
elimizden alınan belediyeler vardır. Daha ağırıyla
karşılaşacaksınız. Bu halka yaptığınız
zulümden bir an önce vazgeçmeniz gerekiyor.
Değerli arkadaşlar,
ay sonunu getiremeyen insanlar var. İşçinin, memurun, emeklinin
sorunları var; ataması yapılmayan öğretmenlerin sorunu var,
emeklilikte yaşa takılan insanların sorunu var,
tarlasını ekemeyenlerin -Mezopotamya Ovasında bu yıl yüzde
60ı ekilemeyen arazi sorunu var- gelirsiz işçinin ve işsizin
sorunu var; kadınların, gençlerin sorunu var. Halkçı bir
perspektifle bu halkımızın sorunlarını çözebilirdiniz
ama iş, güç, yaklaşım hamaset olmuş. Sloganvari, ırkçı,
dinci politikalar üzerinden bir atmosfer oluşturmaya
çalışıyorsunuz.
Biz, tabii ki burada en
başta hukuktan, adaletten
Adalet Bakanınız çıkıp
konuşuyor, reformdan bahsediyor. Sanki bu ülkenin Adalet Bakanı
değil, sanki on sekiz yıldır bu ülkede AKP iktidar değil.
Küçük ortağıyla beraber hukuku ayakları altına
almış, reformdan bahsediyor. Hamasetle, bu rasyonel olmayan devlet
aklıyla, insanların üzerinde uyguladığınız bu
şiddetle başarıya gidemezsiniz. Baskıyla, siz ancak
yaptığınız etkiye karşı tepkiyi şu an
bastırdığınızı düşünebilirsiniz. Toplumsal
kesimlerin dışarı çıkıp bir basın
açıklaması yapmasının, kendisini ifade etmesinin üzerinde
kolluğu bir sopa olarak kullanıyorsunuz.
Bakınız, bu ülkede
fay hatları canlıdır, kendinizi rahat hissetmeyin. Hem toplumsal
fay hatları canlıdır hem de devletin içindeki derin yapılar
canlıdır. Bu ülkede yarın öbür gün darbenin olmama ihtimali
yoktur ama siz, şu an tüm gücü elinizde bulundurduğunuzu
hissediyorsunuz.
Sınır illerine
gidin, arkadaşlar, basına yansıyor; Derecikte 16
yaşındaki bir genç arkadaşımız, askerin
açtığı ateş sonucu yaşamını yitirdi. 2009 ve
2014 yılları arasında Van, Hakkâri, Şırnak, Urfa,
Mardin sınır hattında 110 insanımız askerin
açtığı ateşli silah sonucu yaşamını yitirdi.
Buna dönük var mı sözünüz? Hayır. Kaçakçılık diyorsunuz.
Başka şeyler
Bu insanlar sivil insanlar. Bu ülkede insanlar üç
kuruş para için diğer ülkeye gidip kaçakçılık
yapıyorsa bu, iktidarın utanması gereken bir durumdur. (HDP
sıralarından alkışlar) İnsanların ekonomik refahını
sağlayın, insanlar kaçakçılık yapmasın.
Bu ucuz lafları, terörist
ithamlarını kabul etmeyiz biz. Bu ülkenin 3üncü büyük partisini, 6
milyon oy alan partisini teröristlikle itham edemezsiniz.
Tartışmalı bir kavramdır; kime göre, neye göre? Rasyonel
olmayan akla göre, hamasete göre, ırkçıya göre, milliyetçiye göre tabii
ki HDPyi, Kürt halkının iradesini terörist olarak burada
nitelendiriyorsunuz. Biz, böyle ucuz yaklaşımları, kaba saba
söylemleri kabul etmeyiz. İddianız varsa kırk yıldır
devam eden, on yıllardır devam eden toplumsal sorunları müzakere
yöntemiyle çözersiniz, toplumsal sorunlara dönük bir model ortaya
koyarsınız ama halkın iradesiyle, halkın temsiliyetiyle
seçilen bir önceki dönem Eş Genel Başkanımız Selahattin
Demirtaş ve tüm yol arkadaşları, binlercesi şu an esir
kamplarında tutuklu ve bir kısmı da ceza aldı. Siz bu
ithamlarla başarıya gitmeyeceksiniz. Halklar arasındaki nefreti
körüklemeye çalışıyorsunuz. Çatışmacı bir
toplumdan alan yaratmaya çalışıyorsunuz.
VEDAT DEMİRÖZ
(İstanbul) Sen yapıyorsun, sen, sen! Sen yapıyorsun!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bütçe
konuşuluyor, dün konuşulan konu hamaset. Algıları
değiştiremezsiniz.
VEDAT DEMİRÖZ
(İstanbul) Sen yapıyorsun! Siz, siz yapıyorsunuz!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bu
ülkede bir ekonomik buhran içerisindeyiz. Milliyetçilikle,
ırkçılıkla HDPye saldırarak algıları
değiştiremezsiniz.
VEDAT DEMİRÖZ
(İstanbul) Sen yapıyorsun işte! Sen yapıyorsun!
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Cumhurbaşkanı bugün bahsetmiş, Tunusa 5 milyon dolar
yardım edeceklermiş. Arkadaşlar, tabii ki yardım önemli bir
şeydir. Ülkenizin hâline bakın. Asgarî ücret 2.300 lira. Bakan
buradadır; asgarî ücreti tartışıyorlar, konuşuyorlar.
Arkadaşlar, toplumun en alt katmanında yaşayan, köle
koşullarında yaşayan insanlar vardır. Refah seviyeniz
olağanüstü yüksek; gerçekten yaşıyorsunuz, yediğiniz
önünüzde, yemediğiniz arkanızdadır. Siz, tüm toplumsal kesimleri
düşünmek durumundasınız.
Kandilden bahsedebilirsiniz.
Bakan da dün burada konuşmuş. Kandile bağlı savcı,
hâkimler; cemaate bağlı savcı, hâkimler; cezaevinde 4-5 bin
hâkim, savcı varmış. Siz neydiniz burada? On sekiz yıldır
ne yapıyorsunuz? (HDP sıralarından alkışlar) 5 bin
hâkim, savcı devletin içinde adalet dağıtmış. Sizin bu
Kandile ve cemaate bağlı dediğiniz hâkim, savcılar bizim
yol arkadaşlarımıza onlarca yıl ceza verdiler, niye
bozmadınız? Niye devletin savcılarını devreye
koymadınız? İşinize gelmiyor değil mi? Cemaatin
savcı ve hâkimleri Kürtlere ceza verince, HDPlilere ceza verince
işinize geliyor. Cemaatle de yol yürüyorsunuz, cemaatle de
ortaklaşıyorsunuz. (HDP sıralarından alkışlar)
AHMET KILIÇ (Bursa)
Kız çocuklarını dağa kaçırıyorsunuz, dağa.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Kürtlere
kimse ceza vermedi. Teröristlere ceza verildi, PKKlılara ceza verildi.
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Ama
bu hikâyeleri dinleyemeyiz. Bakınız, belirtiyoruz; HDP estetiği
olan bir partidir. Konuşmayla, diyalogla
Ama yol
arkadaşlarınızı sattınız. Aynı kanaldan
geldiniz, aynı damardan geldiniz. İnkâr etmeyin, buraya
çıkın, bir öz eleştiri verin bu halka. Bu ülkede onlarca insan
şu an mağdur. Cemaat adı altında onlarca sahipsiz
insanı cezaevine attınız. Cemaatin ağa babalarıyla
işiniz devam ediyor.
VEDAT DEMİRÖZ
(İstanbul) - İsim ver, isim. Biliyorsan söyle, kim onlar?
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Diyarbakırdaki analardan bahset.
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bu
sorunlar çözülecek arkadaşlar. Yol yakınken dönün.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Irkçının önde gidenisin sen!
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Bağırmakla, çağırmakla bu işler çözülmüyor. Terör
demekle
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Ya, senin soyadın ne?
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Soyadımla gurur duyuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Zaten
bu soyadından dolayı gelmişsin buraya, soyadından
dolayı.
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Gurur
duyuyorum. Bunu çok iyi bilin. Bu soyadıyla yaşamaya devam
edeceğim ama öyle saldırgan politikalarla değil.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Bu soyadıyla seni buraya getirdi!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bu
ülkede beni buraya halk getirdi, halkımızın iradesi getirdi,
Urfanın 300 bin oyu getirdi. Halkın karşısında
durmayın, darbecilerin yanında yer almayın. (HDP sıralarından
alkışlar)
Arkadaşlar,
bağırmakla çağırmakla bu işleri çözemezsiniz. Biz
Bugün İnsan Hakları Günü. dedik. Size katılmıyoruz,
düşüncemize saygı duymak zorundasınız, halkın
iradesine saygı duyacaksınız. Biz demokratik siyaset
kanallarını işletmeye devam edeceğiz. İşçi
sınıfının yanındayız; emeklilikte yaşa
takılanların yanındayız; ezilenlerin, mağdur
edilenlerin yanındayız. Tüm böyle kaba saba laflara rağmen
diyalogla, müzakere anlayışıyla buradayız, bu işleri
çözeriz.
Halkımızı
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ayşe Acar Başaran
Buyurunuz Sayın
Başaran. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA AYŞE
ACAR BAŞARAN (Batman) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri ve ekranları başında bizi izleyen
başta cezaevindeki yoldaşlarımız ve halkımız
olmak üzere herkesi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
biz bütçe maratonuna başladık, üç gündür bütçe üzerinde
görüşmelerimizi devam ettiriyoruz. Üç gündür ısrarla
söylediğimiz birkaç şeye tekrar değineyim: Bu bütçe halkın
bütçesi değil, bu bütçe iktidarın uzun bir süredir yürüttüğü
politikalara bağlı olarak savaşın bütçesi, rantın
bütçesi, yandaşın bütçesi ama bir de bu bütçe erkek bütçesi.
Şimdi, niye erkek bütçesi diyoruz? Tabii ki bazı kadın
arkadaşlarımız da buna katılmayabilir çünkü bu zihniyet
meselesi, bunu da dönüştüreceğiz hep beraber, rahat olun.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, biz bütçelemeleri konuşurken aslında bu bütçenin de
önceki yıllara benzer bir biçimde cinsiyet eşitliğine
duyarlı bir bütçe olmadığının çok
farkındayız. Ancak, bu cinsiyet duyarlılığına
uygun bir bütçe olmamasına rağmen, kadınların
yaşadığı birkaç şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şimdi, zaten biz, iktidarın erkek egemen bir bakış
açısına sahip olduğunu ve kadınlara -tıpkı Bakanlıkta
olduğu gibi- ailenin içerisinde bir rol biçtiğini ve onun
dışına çıkan kadınlara sürekli bir biçimde
saldırdığını, hedef aldığını çok
iyi biliyoruz. İktidarın kadın politikasının temeli,
cinsiyetçi emek sömürüsüne dayanıyor, ev içi emek sömürüsü
Şimdi,
eğer bir kadın çalışacaksa da mümkün mertebe
cinsiyetçiliğe dayalı, o cinsiyet rollerine bağlı olarak
evin içerisinde bir çalışma yürütsün ama toplumsal hayat içerisindeki
çalışmalara katılım sağlamasın. Ve bununla
beraber, şu anda iktidarın yürüttüğü politikalara göre sosyal
yardım adı altında kadınlara evin içerisinde hasta ve
yaşlı bakımı dayatılıyor ve bunlar da sanki
kadınlar istihdama katılmış gibi bir biçimde rakamlara,
istatistiklere ekleniyor maalesef arkadaşlar. Türkiyede
kadınların yüzde 49unun ev emekçisi olduğu, 11 milyon 741
kadının ev işleri nedeniyle çalışma hayatına
katılmadığı, yine 494 bin kadının ise ev
işleri ve bakım hizmetleri nedeniyle ücretli işlerinden
ayrıldığı ortaya konulmaktadır yapılan
çalışmalarda.
Kadınlara sürekli bir
biçimde yoksulluk ve güvencesizlik dayatılıyor bu ülkede. Bakın,
Rosa Kadın Derneğinin yaptığı bir
araştırmada kadınların yüzde 96sı temel
problemlerinin yoksulluk olduğunu ifade etmiş ve bu yoksulluğun
aslında şiddeti de tetiklediğini, yoksulluk nedeniyle
kadınların şiddet gördükleri alanlardan
uzaklaşamadıklarını çok iyi biliyoruz. Kadınların
büyük bir çoğunluğu kendi adına sigortalı değil
arkadaşlar; kadınların büyük bir çoğunluğu ya
ebeveynleri ya da eşleri üzerinden sağlık sigortasından
yararlanabiliyor bu ülkede. Bu ülkede, kadınların sadece yüzde 17si
emekli olurken bu rakam erkeklerde yüzde 81.
Ve değerli
arkadaşlar, tabii ki pandemide, kadınlar daha fazla etkilendi. Zaten
iktidarın yürüttüğü cinsiyetçi politikalar ve savaş
politikaları kadınların yaşam alanını
daralttı. Kadınlar, sürekli bir biçimde toplumda
kışkırtılmış bu erkeklikle yüz yüze
kaldılar; bir taraftan da iktidarın şiddetiyle yüz yüze kaldılar
ama pandemi döneminde işsizlik ve yoksullukla daha fazla yüz yüze
kaldılar. Bakın, sadece istatistiklerden bir rakam söyleyeceğim.
DİSKin yaptığı bir araştırmaya göre Covid-19
etkisiyle revize edilmiş kadın işsizlik oran yüzde 45,3
olmuş yani 5 milyon 219 bin. Şimdi, birçok araştırmada,
kadınların pandemi sürecinde daha fazla yoksullaştığı
ortaya çıkmış. Bunun nedenlerinden biri de zaten kadınlar
güvencesiz olarak çalışıyorlardı, zaten kadınlar ek
işçi gibi kullanılıyorlardı, bu nedenle de kadınlar bu
pandemiden daha fazla etkilendiler. Eve çekilin. çağrılarıyla
beraber ev yükümlülüğü, sürekli bir biçimde bu yürütülen toplumsal
cinsiyet eşitsizliği ve cinsiyetçi politikalar nedeniyle
kadınlara yüklendiği için kadınlar bu pandemi döneminde daha
fazla yoksullaştı.
Evet, değerli
arkadaşlar, biliyorsunuz pandeminin ilk gününden beri sağlık
emekçilerini çok alkışladık. Bakın, bu sağlık
emekçilerinin yüzde 70i kadın ve pandemiden en fazla etkilenenler oldu
ama maalesef bu bütçede de bu süreç içerisinde de kadın sağlık
emekçileriyle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmadı. Kadınlar
hem çalışma alanında büyük bir zorluk yaşadılar hem
psikolojik hem fiziksel olarak hatta sağlık açısından bu
zorluğu yaşarken bir de eve döndüklerinde, yine bakım
yükümlülüğü kendilerine yüklendiği için bu zorluk katmerlenerek
arttı.
Arkadaşlar, göçmen ve
mülteci kadınlar
Göçmen ve mülteciler iktidar açısından
Avrupaya karşı sürekli bir koz olarak kullanıldı ama zaten
iktidarın bu gelen yardımları da mültecilere dağıtmak
bir yana, aslında bu siyaseti, mültecilere dönük nefret siyasetini de
yürüttüğünü çok iyi biliyoruz. Zaten, mülteciler sürekli
ırkçılıkla karşı karşıyaydılar, sürekli
güvencesiz bir şekilde çalışıyorlardı, merdiven
altı işletmelerde çalışmak zorunda kalıyorlardı.
Ancak, bu süreç içerisinde, özellikle pandemiyle beraber en fazla mülteci
kadınlar bu sürecin daha ağır etkileneni oldu.
Kadın
Dayanışma Vakfına göre mülteci kadınlar en fazla cinsel
istismara, şiddete uğrayan kesimlerden biri. Bu kadınlar
-6284e- vatandaş olmadıkları için -mülteci ve
sığınmacı da değiller zaten, Suriyeliler özellikle-
misafir kabul edildikleri için, 6284ten yararlanamadıkları için bu
şiddetle daha fazla yüz yüze kaldılar.
Yine, değerli
arkadaşlar, iktidar sürekli şiddeti besleyen politikalar yürüttü.
İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açtı, 6284ü
tartışmaya açtı; belediyelerimize kayyum atayarak, eş
başkanlık sistemimizi, eşit temsiliyet politikamızı
hedef alarak, sürekli bir biçimde, bu pandemi sürecindeki politikalarla
aslında kadınlar daha fazla hedef hâline geldi. 2020 yılının
ilk on ayına göre, bakın -birçok farklı rakam var ama-
yaklaşık 250 kadın yaşamını yitirmiş,
erkekler tarafından katledilmiş; 122 kadın taciz edilmiş,
226 çocuk istismara uğramış, 79 kadın tecavüze
uğramış. Biz rakamların ne olduğunu bilmiyoruz çünkü
Bakanlıktan çok ısrarlı bir biçimde sormamıza rağmen
bu rakamlar net olarak açıklanmıyor. Ve bu şiddet
artmışken maalesef, üniformalıların ve iktidara yakın
kişilerin şiddeti özellikle İpek Er ve Nadira Kadirovada
olduğu gibi iktidar tarafından korundu, kollandı bu süreç
içerisinde.
Evet arkadaşlar, az önce
de söyledim; şimdi bizim belediyelerimiz niye hedef alındı,
eş başkanlık sistemi niye bu kadar iktidara göre kriminal? Çünkü
tekçi, erkek egemen bir bakış açısına göre bir yönetim, bir
iktidar anlayışları var. Bunun karşısındaki
alternatifler, kadın düşmanı politikaları nedeniyle hedef
hâline getirildi. En son İçişleri Bakanlığı bir rapor
yayınlamış. Bu rapora göre, terörden tırnak içerisinde
söylüyorum- arındırılmış belediyeler... Aslında
kadından arındırılmış belediyeler kurdular. Çünkü
kadın kurumları kapatıldı, kadın daire
başkanlıklarının başına erkekler getirildi,
eş başkanlık sistemi terörize edilerek kadının
toplumsal ve siyasal yaşamındaki yeri ortadan kaldırılmaya
çalışıldı. Peki, o çok hedef gösterilen kadın
belediyeciliğinde ne yapıldı? Eş başkanlık,
eşit temsiliyet sistemiyle ve yine toplumsal cinsiyete duyarlı
bütçelemeyle kadınların, yaşamının her alanında
eşit bir şekilde bu bütçeden, hizmetten yararlanması sağlandı.
Değerli arkadaşlar,
on sekiz yıldır iktidarın beceremediğini biz becerdiğimiz,
biz başardığımız için belediyelerimiz hedef
alındı. (HDP sıralarından alkışlar)
Şimdi birkaç öneri
sunacağız çünkü biz yine, bu dönemde Mecliste toplumsal cinsiyete
duyarlı bir bütçe çalışmasının -önermemize
rağmen- olmayacağını bildiğimiz için, yine
katılımcı bir bütçenin esas alınmayacağını
bildiğimiz için, kendimiz, HDP Kadın Meclisi olarak bir bütçe
çalıştayı düzenledik, toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe
çalıştayı düzenledik. Birçok kadın kurumunun, aktivistin,
akademisyenin katıldığı, kadınlarla beraber Biz
nasıl gerçekten toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçe
gerçekleştirebiliriz? tartışmasını yürüttük.
Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçeleme, sadece, kadınların
şiddete uğradığı zaman bariz belli mekanizmaların
kurulması değil. Kadınların -yok sayılan, toplumun
yarısı olan ama bütçeden eşit olarak yararlanamayan
kadınların- toplumun her alanında bu bütçeden
faydalanmasının tartışmalarını yürüttük.
Buna göre birkaç tane
önerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz: Kadın emeğinin görünür
olacağı, kadın istihdamının artacağı,
kadın yoksulluğunun son bulacağı, toplumsal cinsiyete
duyarlı bütçelemenin esas alınması kadınların
talebidir. Talebimiz sadece sığınaklar, kadın merkezleri
için bütçe değil, yaşamın her alanında
karşılaştığımız eşitsizlikleri ve
ayrımcılıkları sonlandırmayı hedefleyen bir
bütçedir. Görüşülen her bütçe kaleminde toplumsal cinsiyete duyarlı
bir bütçe esas alınmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Devamla) Bütçenin tartışma ve onay süreci vatandaşların
ama özellikle kadınların katılımına
açılmalı, herkesin anlayacağı halk dostu bir dil
kullanılmalıdır çünkü -buradaki vekillerimizin bile çoğu-
aslında bu bütçede neyin ifade edildiğini anlayamıyoruz.
Toplumsal cinsiyete duyarlı bir bütçenin olabilmesi için, bütçe
sürecindeki tartışmalara kadın örgütlerinin mutlaka dâhil
edilmesi gerekir.
Kız
çocuklarının eğitimini teşvik eden politikaların
olması ve bunun için özel bir bütçenin ayrılması gerekir.
Bakanlıkların ve
bağlı oldukları teşkilatların cari transfer giderleri
toplumsal cinsiyete duyarlı bir harcamayla gerçekleşmelidir.
Ekmeği kazanan erkek etrafında örülmüş sosyal güvence
çerçevesini kırmak gerekmektedir.
Kadın tutsaklara yönelik
yeterli ödeneğin olduğu bir bütçe düzenlemesi olmalıdır.
Vergi sistemi toplumsal
cinsiyet açısından birçok sorun barındırmakta. Vergi
sistemi de toplumsal cinsiyete duyarlı hâle getirilmelidir. Sosyal
yardım değil, sosyal hakla ilgili düzenlemeler
yapılmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Devamla) Başkan, kadınların görüşlerini ifade
ettiğim için
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Devamla) Teşekkür ederim.
Sosyal yardım
değil, kadınları evin içerisine kapatan sosyal yardım
değil, sosyal hak üzerinden düzenlemeler ve bütçelemeler
yapılmalıdır. Toplumsal cinsiyet kavramı istihdam
belgelerinin çoğundan çıkarılmıştı. Bunlar tekrar
eklenmeli ve bütçe çalışmasından önce bütçeleme
yapılırken Toplumsal cinsiyete duyarlı bütçe nasıl
yapılır? diye bir ön rapor çalışması
yapılmalıdır. Aileyi sağlamlaştırmak adına
Diyanete verilen bu kaynaklar kadınlara aktarılmalıdır.
Pandemi sürecinde evde çalışmak zorunda kalan kadınların
ihtiyacı giderilmelidir ve yine hedef hâline getirilmiş olan,
kadın belediyecilik örneği sergilemiş olan, belediyelerimize
atanan kayyum siyasetinden vazgeçilmelidir. Biz bu şekilde gerçekten
kadınların da isminin olduğu, kadınların da
düşünüldüğü bir bütçeyi hep beraber yaratabiliriz diyorum.
Teşekkür ederim
arkadaşlar. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Filiz Kerestecioğlu.
Buyurunuz Sayın
Kerestecioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Sayın
Başkan, değerli arkadaşlar; ben de öncelikle, Gültan
Kışanak, Şevin Alaca, Selçuk Mızraklı, Ayhan Bilgen ve
tüm tutuklu belediye eş başkanlarımızı, İbrahim
Biniciyi, Alp Altınörsü, sevgili Beyza Üstünü, özellikle emek
politikamızı güçlendiren arkadaşlarımızdan Günay
Kubilayı, Bircanı, Canı, İdris Balukeni, Çağlar
Demireli, Aysel Tuğluku, Sebahat Tunceli yani say say say bitmeyen,
bizim kalbimizde yeri çok büyük olan arkadaşlarımızı,
sevgili dostlarımı, hepsini selamlıyorum. Aynı zamanda
bugün, insan haklarını ayrımsız savunan tüm insan
hakları savunucularını da İnsan Hakları Günü
vesilesiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
Yargıtayın son kararlarından biri, karısına
şiddet uygulayan erkek ile ev işi yapmayan kadına eşit
kusur yüklüyor. Yanlış duymadınız, şiddet ile ev işini
eşitliyor Yargıtayın son kararları. Şimdi, ben meslek
hayatımda bunun örneklerini çok görmüştüm, biz bunlara
karşı çok mücadele ettik, yıllar öncesinde, kadın birisiyle
konuştuğu için, evin dışına çıktığı
için, yemeği iyi pişirmediği için, aynı zamanda şiddet
uygulayan ile bunların eşitlendiğini gerçekten görmüştük.
Ama bugün görmek, artık bizim sabrımızı biraz zorluyor
açıkçası.
Şimdi, bu yargıdaki
vahşi erkek egemenliği ile kadını yalnız aile içinde
varsayan bütçe arasındaki ilişki de bizler için çok açık
aslında. Bu bütçede de yine devletin sorumlulukları ve
yoksulluğun idaresi kadınların sırtına yükleniyor. Biz
ise diyoruz ki: Eğer kadınların gerçekten güçlenmelerini,
kendilerini özgürce var edebilmelerini istiyorsanız, o zaman, bakım
sorumluluğunu kamusal bir hizmet olarak sunun.
17 milyon yurttaş sosyal
desteklere ihtiyaç duyuyor, her yıl artan sosyal yardımlar
insanların yalnızca yoksulluk içinde hayatta kalmasını
sağlıyor aslında. Biz ise diyoruz ki: Sosyal yardım yetmez,
kadınlar için güvenceli istihdam, kamu hizmetlerine yatırım ve
şiddetle mücadeleye yatırım. Bütçedeki yanıt ise yine
aynı: Ne ŞÖNİMlerde ne sığınak
sayılarında artış var, ne kadınlar için ekonomik
güvence ne de yapısal istihdam politikaları. Sosyal hizmetler ise
Diyanete, dinî veya iktidar yanlısı vakıf ve derneklerin
idaresine verilmiş durumda. Hastaların ve hasta olmayan aile
üyelerinin, kreşe, okula gidemeyen çocukların bakımı,
hepsinin yükü pandemide 2 kat ağırlaşıp kadınlara
yüklendi. Diğer yandan, tüm dünya uyarıda bulunurken, pandemide
evlere kapanmanın kadına yönelik şiddeti
artırdığını görmediniz bile. Bütçede görüyoruz ki
şu anda 81 olan ŞÖNİM sayısı 2023e kadar hiç
artırılmayacak yani örneğin, nüfusu 20 milyon olan
İstanbulda kadınlar 1 ŞÖNİMle idare edecekler. Kadın
işsizliği ve genç işsizliği ise hiç olmadığı
kadar yükselişte. Pandemide ev işçisi kadınlar ise hepten
güvencesiz ve işsiz kaldılar.
Değerli arkadaşlar,
ülkemizde 10 milyon işçi yani tüm ücretli çalışanların
neredeyse yarısı asgari ücret civarında ücret alıyor, 3,3
milyon işçi ise asgari ücrete bile erişemiyor. Yani, asgari ücret
çoktan ortalama ücret hâline geldi. Şimdi, bunu tekrar tekrar söylüyoruz;
anlaşılmıyor diye yazarak da getirdim: 10 milyon işçi
gerçekten 2.320 liraya ve 3,3 milyon işçi bunun daha da altında
ücretle çalışıyor. Hakkaniyetli mi? Yeterince görüldü herhâlde.
Örneğin, 2006 yılında ortalama hane geliri asgari ücretin 2
katıyken 2019da 1,4 katına geriledi. Yani, günde çift mesai dahi
yoksulluk sınırını aşmayı sağlamıyor.
Gıda fiyatı
artışında dünyada 2nci sıradayız; 1inci sırada
Arjantin var.
Temel ihtiyaçlar
dışındaki en büyük giderlerden bir diğeri ne peki? Yurttaşların
devlete ödedikleri vergiler. Asgari ücretliler yılın tam yüz yirmi
iki günü vergi ve diğer kesintiler için çalışıyor; buna
diyecek tek sözümüz var: Asgari ücret vergiden muaf olmalı ve 4 bin lira
olmalı. (HDP sıralarından alkışlar) Artık
yeter! diyoruz, halkımız adına Artık yeter! diyoruz.
Asgari ücret vergiden muaf ve 4 bin lira olmalı. Artık
yandaşlara sürekli para ayırmaya gerçekten yeter, birazcık
vicdan!
Değerli arkadaşlar,
işçiler Covidle de burun buruna çalışmak zorunda
kalıyorlar. Ben size bir tersane işçisinin söylediklerini aktarmak
istiyorum. Servisler tek bir tersaneden değil, birçok tersaneden
işçi topluyor, tıklım tıklım o servisler; birisi
pozitif olsa herkese bulaştıracak. Trafik, emniyet görüyor
servislerin hâlini bir şey demiyor, kimi kime şikâyet edeceksin.
Gelsinler, denetlesinler, baksınlar, bakalım servisler sabah
nasıl geliyor, akşam nasıl dönüyor? Tersanelerin içindeki
tuvaletler, duş alanları zaten pislik yuvası, Covidten daha
beter pislik. diyor tersane işçisi arkadaşımız.
Ya ücretsiz izindekiler?
Onlar ne işten çıkabiliyorlar ne de bir iş bulabiliyorlar. Onlar
duruyorlar, evde bekliyorlar. Peki, evde beklemek ucuz mu? Evde beklemek de
harcama, daha fazla elektrik, daha fazla su -elektrikteki son üç yıldaki
zam oranı yüzde 80i aştı- eskiden fabrikada yemek yerken
şimdi evde yemek zorundalar, çocuklar da evde, herkes evde, para harcamak
açısından ev yükü daha fazla.
Kısa çalışma
ödeneği ve ücretsiz izin dayatması önce kadın işçileri
vuruyor, kadın işçilerin büyük bir kısmı bu korkuyla daha
düşük ücretlerle çalışmaya mecbur hissediyorlar ve 8 Martta
reklam yarışı yapan şirketler, haklarını talep
edince kadınları tazminatsız işten atabiliyor, mesela
Vestel Manisa Fabrikasından atılan işçi kadınlar bu
haksızlığa karşı seslerini duyurmaya
çalışıyorlar.
İktidarın
alametifarikası şu arkadaşlar: Suçu işle, af gelsin;
doğayı tahrip et, cezasını öder, üstelik ihya olursun
üstüne. Çalışma hayatı da aynen bu kurala göre işliyor.
Herkes biliyor, patronlar verdiği ücret üzerinden yatırmıyorlar
sigortayı, bile bile yine patronun ödemediği sigorta ücretine af
getiriyorsunuz. Üstelik aldığınız bütün paraları da
İşsizlik Fonundan alıyorsunuz, günlük 39 lirayı reva gördüğünüz
bu insanlara. Emekçiye reva görülen bu iken, bugün Cumhurbaşkanının
maaşı asgari ücretin tam 30 katı, 30 katı arkadaşlar.
Bunu da görün, şimdi, konvoy arkaya doğru gidiyor, tabii
fotoğrafa sığmıyor, o yüzden ancak öndekileri
görebiliyorsunuz ama konvoy aslında arkaya doğru bayağı bir
gidiyor yani. (HDP sıralarından alkışlar) Korkunç uçurum
bu. Yani, şimdi, peki o hiç beğenmediğiniz ülkelerdeki durum
nasıl? Mesela Ey Almanyada kaç katı? 16 katı, Ey Fransada 9
katı, İrlandada 5 katı asgari ücretin ama bizde 30
katını alıyor Cumhurbaşkanı ve üstelik
Cumhurbaşkanının maaşı 2021de aylık 88 bin
liraya yükselecek, 35 bin lira emekli maaşıyla birlikte
aldığı maaş da 123 bin lira olacak.
Şimdi, 2021
yılı bütçe teklifinde genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine
1 trilyon 223,5 milyar lira ödenek ayrıldı. Cumhurbaşkanı isterse
bunun binde 5ini gizli hizmet gideri olarak harcayabilecek. Bu hesapla,
Erdoğanın istediği gibi kullanacağı tutar tam 6
milyar 115 milyon lira. Ne hakla? Neyin gizemi bu? Biz gerçekten, bu
gizlilikleri, gizli hizmetleri devlet sırrı diyerek yapılan
zulümleri çok gördük, Susurluk raporları çıktı oralardan. Hangi
hakla gizli para harcanıyor, halktan gizlenerek, bizden gizlenerek?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Sayın Başkan, biraz
daha süre rica edeceğim.
BAŞKAN Buyurunuz.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Halka 2.320 lirayı reva
görüp kendiniz ayda -bugün- 83 bin lira alıp bir de bütçenin her
yanından kendinize gizli paylar ayıramazsınız, böyle bir
hakkınız yok. Cumhurbaşkanının maaşı da yandaşlara
verilen Hazine garantilerinin kaynağı da vatandaşın
vergileridir, halkın ise vergilerinin böyle çarçuruna asla ama asla
rızası yoktur. Böyle bir şeyi kabul etmiyoruz.
Evet, şimdi daha çok
söyleyeceğim var aslında. Genç işsizliği gerçekten önemli.
Gençler iş beğenmiyor. diyorsunuz. Mesela bir AVM başkanı
diyordu ki: Türkiyenin en yakıcı sorunu genç işsizliği; 3
gençten 1i işsiz, biz burada onlara istihdam yaratıyoruz. E, iyi
güzel de o AVMlerde çalışan gençlerin kimisi biyolog, kimisi
öğretmen, kimisi sağlıkçı, kimisi mühendis.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Başkan, son...
BAŞKAN
Selamlayalım.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) E, yazık değil mi bu
gençlere? Onlar iş mi beğenmiyorlar yoksa sizin onlara hayallerini
yıkarak yarattığınız, sizin
açtığınız alanları mı beğenmiyorlar?
Evet, artık köklü bir
değişime ihtiyaç var; bu, öyle reformla filan olacak bir şey
değil sevgili halkımız. Gerçekten köklü bir değişime
ihtiyaç var, halka bütçeye ihtiyaç var. Asgari ücreti, vergiden muaf 4 bin lira
yapmalıyız. Her emeklinin aylığı 2.500 lira
olmalı. Şu an için söyleyebileceklerim bunlar. EYTlilerin
sorunlarını çözmeliyiz. Halkın ihtiyaçları budur.
Halkın vergileriyle oluşan bütçe ise halk için
harcamalıdır, nokta diyorum.
Teşekkürler,
saygılar sunarım.
Teşekkür ederim
Sayın Başkanım. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Serpil Kemalbay Pekgözegü konuşacaktır.
Buyurunuz Kemalbay Pekgözegü.
(HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Sayın Başkan, sayın
milletvekilleri; bugün direnişteki işçileri selamlayarak sözlerime
başlamak istiyorum.
Atlasglobal şirketi
işçileri direniyorlar, selam Atlasglobal işçilerine. Bimeks
işçileri direniyor; selam olsun Bimeks iççilerine. Vestel işçileri
direniyor, selam olsun Vestel işçilerine. Soma işçileri, Ermenek
maden işçileri direniyor, selam olsun Ermenek maden işçilerine. PTT
işçileri işten atıldılar, direniyorlar; selam olsun PTT
işçilerine. (HDP sıralarından alkışlar) Yüzlerce
gündür direniş var. TÜVTÜRK işçileri -NAKLİYAT-İŞe
bağlı- direniyorlar; selam olsun TÜVTÜRK işçileri. Urfa Polçakta
direnen işçiler, selam olsun size. (HDP sıralarından
alkışlar) Selam olsun Muğlada, Milasta Kömürcüoğlu
Çınartaşta direnen işçilere. Samsun Çorum Nakliyat
Ambarında direnen işçiler, selam olsun sizlere. Uzel işçileri,
selam olsun sizlere. Sinbo işçileri, sendikalı olduğunuz için
atıldınız; selam olsun sizlere. Çorumda Ekmekçioğulları
Metal işçileri, selam olsun sizlere. (HDP sıralarından
alkışlar) Her yer direniş alanı, her yer mücadele
alanı.
Bugün burada Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı bulunuyor. Umarım bu
direnişleri kendisi de izliyordur.
Baktığımız
zaman, direnişteki işçilerin tamamı ya sendikalı
oldukları için işten atıldılar ya kıdem
tazminatlarını, ihbar tazminatlarını alamadıkları
için çadır kurdular ya da içeride kalmış ücretlerini
alamadılar ve tabii ki işsiz işçiler olarak bugün
direnişteler. Bunlar için acaba Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı olarak bir şeyler yapmayı
düşünüyor musunuz? Size sormak istiyorum.
Bakın, Ermenekte
işçiler direndiler, karşılarına ya polis çıkıyor
ya da alay komutanları çıkıyor. Bir de tabii, bu işçileri
muhatap alan siz değilsiniz, nasıl oluyorsa İçişleri Bakanı
oluyor. Öyle mi Çalışma Bakanı? Bir Çalışma
Bakanımız var mı? Yani neden işçiler direndikleri zaman
karşılarında alay komutanlarını buluyorlar, polisleri
buluyorlar ya da Ben bu sorunu çözeceğim, patronlarla
görüşeceğim. diyen neden Süleyman Soylu oluyor, İçişleri
Bakanı oluyor? Bu ülkede sadece ve sadece zor politikalarıyla mı
bir şeyler halledilmeye çalışılıyor?
İşçiler, emekçiler için bir tahayyülünüz var mı? Onu size sormak
istiyorum.
Bakın, bu, iş
cinayetleri kasım ayı tabelası. İş cinayetlerini,
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Meclisi sadece gazetelerden derledikleriyle açıklıyorlar: 294
işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Bu, daha
önceki aylarda, pandemiden önceki aylarda yaklaşık yarı
yarıyaydı. Yani pandemi sebebiyle işçiler ölüyor Sayın
Bakan.
Covid-19u meslek
hastalığı sayacak mısınız hem hekimler için,
sağlık emekçileri için hem de iş yerinde çalışan
işçiler için? (HDP sıralarından alkışlar)
Bakın, Vestelde
işçiler Covid-19dan öldüler. Burada sayılan 294 işçinin 154ü
Covid-19dan öldü. Bunlar iş yerine gitmeselerdi ölmeyeceklerdi ama
iş yerindeler. İşçi sağlığı ve iş
güvenliği iş yerinde yakalanılan hastalıklarla ilgilidir.
Yani bir hekimin hastasına yaklaşmaması mümkün müdür? Maske,
mesafe kuralına uysa bile, hekim, hastasına
yaklaştığı zaman mutlaka temas ediyordur ve bu sebeple de
yaşamını yitiriyordur.
Burada,
yaşamını yitiren işçilerin isimleri var, onlar rakam
değil. Sayın Bakan lütfen, size de göstereyim- iş cinayetleri
için çözüm bekliyoruz.
Bakın, bu insanlar
bizlerden birileri: Ali Kırgın, 51 yaşında, İstanbul
Başakşehirde şantiyede iskelede çalışırken
düşerek yaşamını yitirdi. Mehmet Metin, Düzce Standard
Profilde taşeron olarak çalışıyordu,
yaşamını yitirdi; çalışırken
yaşamlarını yitirdiler, çalışırken öldüler.
Mahmut Soylu, Ordu Fatsada orman işçisi, iş cinayetinde
yaşamını yitirdi. Mehmet Tuza, 23 yaşında, gencecik,
Yalovada çalışırken yaşamını yitirdi.
Bakın, Hadi Polatkol, 44 yaşında, Hatay Dörtyolda
yaşamını yitirdi. Bir hekim, aile hekimi İzmir Urlada,
onlarca yaşamını yitiren hekimlerden, sağlık
emekçilerinden birisi Doktor Cengiz Çil, Covid-19 nedeniyle
yaşamını yitirdi. Ve burada, çok sayıda sağlık
emekçisi var yaşamını yitiren Covid-19 sebebiyle.
Bunların sorumlusu kötü
yönetim, yönetemiyorsunuz. Suçu halka yüklediniz, insanlara yüklediniz, yükü de
bu insanlara yüklediniz; sorumlusunuz.
Umuyorum ve diliyorum ki
bundan sonra gerçekçi adımlarla iş cinayetlerine ve pandemiye
bağlı olarak başka insanlar yaşamlarını
yitirmesinler diye çözüm üretirsiniz.
Sayın Bakan, bilmem
biliyor musunuz, Türkiyede bir hayalî istihdam sorunu var. Sürekli olarak her
sene istihdamı geliştirmek için projeler yapıyorsunuz ve
verdiğiniz teşvikler -ki bunlar milyarlarca, on milyarlarca
liralık teşvikler- sermayeye gidiyor ama size soruyorum:
İstihdamı artırabildiniz mi? TÜİKe sorarsanız
işsizlik düştü tabii. Bugün gene açıklandı
sanırım- eylül rakamlarına göre işsizlik düştü. Yani
insanlar umudunu yitirip iş aramaya gitmeyince işsizlik de
düşüyor, ne güzel! O zaman arkasını hiç aramayalım, bekleyelim;
belki bir gün hiçbir insan iş aramaya çıkmaz, o zaman bizde hiç de
işsizlik olmaz, işsizliği sıfırlamış oluruz,
siz de çok başarılı bir bakan olmuş olursunuz!
Şimdi, gelir ile
istihdam arasında zaten bir pamuk ipliği vardı. Bu pamuk
ipliği özellikle azgınca yürütülen neoliberal politikaların
sonucunda zaten kopma noktasına gelmişti, pandemiyle birlikte tamamen
koptu. Şimdi, gelir ile istihdam arasındaki bu bağ koptuğu
zaman insanlar ağaç kabuğu mu yiyecekler? Ya, insanlar ağaç
kabuğu yemeye terk ediliyorlar, insanlar iş bulamıyor. O zaman
ne yapacaklar? Bunu oturup düşünmemiz gerekiyor ve buna bir çare, çözüm
bulmamız gerekiyor.
Bizim bu soruna bir çözümümüz
var, bu sorunu çözebiliriz. Bu sorunu çözebilmemiz için bu bütçe
tasarruflarındaki anlayışı değiştirmemiz
gerekiyor ve sermayeden yana olan bu hizmet anlayışını terk
edip halkçı bir hizmet anlayışını ortaya koymamız
gerekiyor ve özellikle, iş bulamadığımız, istihdam
edilemeyen herkese bir temel gelir tanımlaması yapmamız
lazım çünkü -dün anlatmıştık- burada bu vergiler, bu
bütçeyi oluşturan gelirlerin neredeyse yüzde 80ine yakını,
yüzde 73ü, dolaylı vergi dediğimiz halkın tükettiği
kaynaklardan oluşuyor. Dolayısıyla, halkın bütçesini neden
sermayeye peşkeş çekiyorsunuz? Neden kamu-özel iş birliği
projelerine, beşli çetelere bu paralar gidiyor? Onun yerine, temel gelir
sağlamalıyız ve halkın, elektrik, su, doğal gaz gibi
temel ihtiyaçlarını ücretsiz olarak halka sunabilmeliyiz.
Unutmayın ki bunlar emek gücünün yeniden üretimi için gerekli olan
şeylerdir.
Bakın, geçen, Derin
Yoksulluk Ağının bir tweetini gördüm, diyor ki: Koah
hastası bir çift, 2si de koah hastası ve elektrikleri kesildiği
için makineye bağlanamıyorlar, komşularından elektrik alıyorlar.
Komşuları pandemiye yakalandığı için bu sefer
komşularından da elektrik alamıyorlar, makineye de
bağlanamıyorlar. Siz, insanları havaya muhtaç hâle getirdiniz
Sayın Bakan. Havaya muhtaçlar, elektrik olmadığı için nefes
alamıyor insanlar, elektriğe erişemiyor yoksullar.
Dolayısıyla, bizim, bu sorunların çözümünü bulmak için çaba
harcamamız lazım.
Asgari ücret şu anda
görüşülüyor. Asgari ücreti kimler görüşüyor diye
baktığımızda, o masada işçileri temsil eden kimse
neredeyse yok. Hatta TÜRK-İŞ Başkanı dedi ki: Biz,
boşuna buraya geliyoruz, gelmek de istemiyorum çünkü sermaye ile Hükûmet
oturuyorlar, asgari ücreti belirliyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (Devamla) Yoksulluk sınırı 8.197 iken, açlık
sınırı 2.516 iken, asgari ücretin en az yoksulluk
sınırının yarısı kadar olması gerekmez mi?
Gerekir. 10 milyon insan asgari ücret ve altında çalışıyor,
milyonlarca insan işsiz, 3.3 milyon insan hiç asgari ücreti bile alamıyor.
Bunlara bir çareniz, çözümünüz var mı? Bunu mutlaka çalışmamız
gerekiyor. Asgari ücretin belirlenmesinde daha demokratik bir yol izlememiz
gerekiyor.
Ekonomi politikası
açısından siz aslında toplumu böldünüz: Zenginler ve yoksullar
arasında böldünüz; 4/Alılar, 4/Bliler, 4/Cliler gibi böldünüz;
asgari ücretliler, mülteci işçiler, asgari ücret alamayanlar, gündelik
çalışanlar olarak böldünüz. Ev işçileri derseniz, pandemi
döneminde hiçbir kaynağa erişemediği için açlıkla
karşı karşıya kaldılar. Kadın işçiler, erkek
işçiler olarak böldünüz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayın
efendim.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (Devamla) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Dolayısıyla, bizim,
bu çalışma tablosuna dair olarak karşımızda gerçekten
çalışma yaşamını düzenleyecek bir bakanlığa
ihtiyacımız var. Bana göre, bu torba bakanlık bu işi
yapamıyor, çalışma yaşamına dair en ufak bir çaba
içerisinde olduğunuzu kesinlikle göremiyoruz. Meslek
hastalığı konusunda, aynı şekilde, iş yerlerinde
iş cinayetleri bu kadar çok artarken, meslek hastalıkları bu
kadar artmışken hiçbir çaba harcamamanız, müfettişleri
iş yerlerine göndermemeniz gerçekten cinayet anlamına geliyor.
Diliyorum ki bu bütçe
tartışmaları en azından önümüzdeki dönem için daha
gerçekçi, halkın bütçeye erişmesine, halkın, toplumun
refahına hizmet etsin ve biz başka bir Türkiyede yaşayalım
çünkü Türkiyede gerçekten başka bir anlayışa ihtiyaç var.
Teşekkürler. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Dirayet Dilan Taşdemir.
Buyurunuz Sayın
Taşdemir. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA DİRAYET
DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) Teşekkür ederim
Başkan.
Genel Kurulu ve
televizyonları başında bizi izleyen halklarımızı
da bir kez daha buradan selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
kadına yönelik şiddet belli bir zamanla, belli bir kültürle, belli
bir coğrafyayla elbette ki sınırlı değil.
Dünyanın dört bir yanında kadınlar sadece kadın olmaktan
kaynaklı ayrımcılığa ve şiddete uğruyor. Bu
konuda asıl mesele, aslında, kadına yönelik şiddetle ilgili
hangi mantıkla, hangi zihniyetle, hangi araçlarla, hangi politikalarla ve
nasıl mücadele ettiğinizdir. Bakın, ülkedeki diğer
sorunlarda olduğu gibi kadına yönelik şiddette de AKP maalesef
inkârcı bir siyaset izliyor. Kadına yönelik bu şiddeti dönem
dönem inkâr edemediği durumlar da yaşanıyor, o zaman da genelde
şöyle argümanlar ön plana çıkıyor: Bizim medeniyetimizde, bizim
inancımızda kadına yönelik şiddet yoktur. Eğer
birileri şiddet uygulamışsa da bunlar problemli, hasta
erkeklerdir. denilerek işin içinden çıkılmaya
çalışılıyor. Buradan birçok defa söyledik, bir kez daha
söylüyoruz: Kadına yönelik şiddet politiktir, bunun mücadelesi de
böyle verilmek zorundadır ve bugün bu ülkenin en önemli sorunlarından
bir tanesi de kadın meselesidir.
Bakın, arkadaşlar,
2020 Küresel Cinsiyet Eşitliği Endeksinde 153 ülke arasında
130uncu sırada yer alıyoruz. Yine, Diyanetin kadına yönelik
şiddet çetelesine göre, 2020 yılının on ayında en az
229 kadın öldürülmüş, 122 kadın tacize uğramış,
226 çocuk ise istismar edilmiş. Bu verileri de kadın örgütlerinin
yoğun çabası ve emeği sonucunda biliyoruz. Kadın
Bakanlığının bu konuyla ilgili doğru dürüst bir verisi
de yok maalesef. Bu tabloya bile bakıldığında bu ülkede bir
kadın kırımının yaşandığını
söyleyebiliriz.
Değerli arkadaşlar,
bu öldürülen kadınlar kadar bir de şüpheli bir şekilde
yaşamını yitiren ve intihara sürüklenen kadın
gerçekliği var. Sadece seçim bölgem Ağrıda bir ay içerinde 5
kadın şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Biz,
bu kadınların şiddet geçmişi olduğunu biliyoruz,
ailelerinin beyanları var ama maalesef etkin bir soruşturma
yürütülmedi, buna dair önergeler de verdik, maalesef herhangi bir cevap
alamadık.
Yine, değerli
arkadaşlar, kadınları bu şiddetten koruyacak doğru
düzgün bir mekanizma yok. Bakın, Muşun Malazgirt ilçesinde Fatma
Altınmakas tecavüze uğradığı için kolluğa
başvuruyor, karakola gidiyor ama orada karakol Fatmayı korumak
yerine geri evine gönderiyor. Fatma, Türkçe bilmediği için kendisini iyi
ifade edemiyor. Kürtçe bir tercüman olsaydı ve Fatma için koruma
kararı alınsaydı Fatma bugün yaşıyor olacaktı ama
maalesef, inkâr ve asimilasyon politikaları biz kadınları her
yerde buluyor ve öldürüyor.
İşte, kadına
yönelik şiddeti bu anlayış ve bu zihniyetle çözmek mümkün
değil. Peki, ne yapılmalı? Bakın, öncelikle mevcut olan bu
politikalardan vazgeçeceksiniz, kadın örgütlerinin şiddetle ilgili
mücadele deneyimlerini ilke edineceksiniz, erkek egemenliğini kutsamaktan
vazgeçeceksiniz. Türkiye siyaset tarihinin en yüksek kadın temsiliyetini
sağlayan HDPli ve TJAlı kadınların
başarısını uluslararası platformlarda kendi hanenize
yazıp, gelip burada, bu mücadeleyi veren, direnen kadınları
rehin almayacaksınız. (HDP sıralarından alkışlar)
Bu vesileyle ben de bir kez daha Figeni, Sebahatı, Gültanı,
Rojbini, Mukaddesi, Beyzayı, Sevimi, Şevini ve Hülyayı,
adını sayamayacağım yüzlerce kadın
arkadaşımı ve yoldaşımı buradan selamlıyor,
sevgilerimi gönderiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
dünyanın en demokratik ve katılımcı sistemi olan eş
başkanlık sistemini suç olarak görmekten vazgeçeceksiniz, siyasetin
her alanında eşit temsiliyeti ve eş başkanlığı
bir ilke olarak benimseyecek, hatta kendi tüzük ve programlarınıza da
bunu geçireceksiniz. Kayyum atamayacaksınız, bağımsız
kadın derneklerine el koymayacaksınız, kadın
kazanımlarına saldırmayacaksınız, İpek Erin
tecavüzcülerini yargılayacaksınız, üç yüz kırk gündür
kayıp olan Gülistan Dokunun nerede olduğu sorusunun
cevabının vereceksiniz, Nadira Kadirovaya ne oldu
açıklayacaksınız. İstanbul Sözleşmesini
tartışmaya açmaktan vazgeçeceksiniz, etkin uygulanması için
mücadele edeceksiniz, zor bela alınan nafaka hakkına göz dikmeyeceksiniz,
tahsil edilmesi için mücadele edeceksiniz. Yani özcesi, yasaları
uygulayacaksınız, kadın ve erkeklerin eşit olduğu
fikrine kendinizi ikna edeceksiniz. (HDP sıralarından
alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
yine TÜİK verilerine göre 2017 yılından 2018 yılına
Türkiyede yoksulluk sınırı altında yaşayan kişi
sayısı 1 milyon 24 bin kişi artarak 15 milyon 864 bin
kişiden 16 milyon 888 bin kişiye çıkmıştır. Bu
yoksulluğun en derin hâlini kadınlar yaşıyor. Değerli
arkadaşlar, Halk Ekmek büfelerinin önüne gidin, bakın bir; oradaki
ekmek kuyruğunda olan insanların yarısından fazlası
kadınlardan oluşuyor. Bu ülkede yoksulluğu da
kadınsallaştırdınız ve kadınların omzuna
yüklediniz. Kadın yoksulluğu oranlarını
incelediğimizde, OECD verilerine göre 2015te İzlanda, Danimarka,
Finlandiya gibi ülkelerde toplam kadın yoksulluk oranı yüzde 5 iken
Türkiyede 17 yaşına kadar olan kadınların yoksulluk
oranı yaklaşık yüzde 25, yine 17-65 yaş
aralığı içinse bu rakam yüzde 17. Yoksulluğu, gerçekten,
kadınlarla özdeşleşmiş bir duruma getirdiniz. Bakın,
bu durum pandemi öncesi verilerle ilgili, bir de pandemi süreciyle biz bunun
daha fazla ağırlaştığını biliyoruz.
Çokça Evde kal.
çağrıları yapıldı ama o evde tencerenin nasıl
kaynayacağı, o ev işlerini kimin yapacağı konusunda
tek bir söz söylenmedi, tek bir öneride bulunulmadı. Devlet kendisinin
yapması gereken işlerin sorumluluğunu da bir kez daha pandemi
sürecinde kadınların omzuna yükledi.
Yine, pandemi sürecinde
bazı ödenekler ödendi. Bu burada da söylenecek ama bir kez daha söyleyelim;
kadınlar zaten güvencesiz ve kayıt dışı işlerde
çalıştığı için çoğu bu ödeneklerden de
faydalanamadı. Yani kapanılan evlerde kadınların emeği
daha fazla sömürüldü, üstüne üstlük şiddet uygulayan erkekler İnfaz
Yasasıyla dışarı salındı ve bu evlerde
kadınlar bunlarla yaşamaya zorunlu bırakıldı. Bu
noktada kadınlar bu evi mecburen bu erkeklerle paylaştılar ve
daha fazla şiddete uğradılar.
Değerli arkadaşlar,
yine bu ağır sorunların en ağırını ise
mülteci kadınlar yaşıyor. Göç İdaresine göre, Suriyeden
Türkiyeye 4 milyon kişi göç etti ki bunların
yarısının kadın ve çocuklardan oluştuğunu biz
biliyoruz. Yine kadın örgütlerinin alanda yaptığı
araştırmalara göre Suriyeli mülteci kadınlar maalesef yoğun
bir cinsel şiddete ve ayrımcılığa uğruyor. Ucuz
iş gücü olarak görülüyorlar, emekleri sömürülüyor; yine, bu kadınlar,
kendi aileleri içerisinde eşleri ya da yakın akrabalarının
şiddetine uğruyor, dışarıda ise suç örgütleri bu
kadınları suistimal ediyor maalesef. Yine kız çocukları
yaşlı erkeklerle evlendirilmeye zorlanıyor ya da 2nci eş
olmaları konusunda çocuklar zorlanıyor. 2018 Türkiye Nüfus ve
Sağlık Araştırmasına göre Suriyeli mülteci
kadınların -bakın, bu çok önemli- yüzde 38i çocukken evlendiriliyor.
Değerli arkadaşlar,
kadınlar uğradıkları ayrımcı tutumdan dolayı
şikâyette bulunamıyorlar çünkü gittikleri bütün kurumlarda, devlet
kurumlarında Suriyeli olduklarından kaynaklı
ayrımcılığa uğruyorlar, sorunları dinlenmiyor,
buna yönelik koruyucu mekanizmalar maalesef geliştirilemiyor. Sadece
Suriyeli kadınlar değil elbet, Türkiyede bütün mülteci kadınlar
benzer sorunları yaşıyor. Bakın, sadece bir örnek
vereceğim: En son Vanda Geri Gönderme Merkezinde tutulan İranlı
kadın mülteci oradaki güvenlik görevlisinin tecavüzüne uğradı.
Bakın, bu artık mülteci kadınların resmî kurumlarda bile
başına neler geldiğinin çok somut bir örneği, siz
varın gerisini artık düşünün.
Yine, değerli
arkadaşlar, elbette ki engelli kadınların da çok ciddi
sorunları var. Çok zamanım kalmadı Başkan, kısaca bir
iki kelime söylemek istiyorum. Yani Türkiyede 4,5 milyon engelli kadın
bulunuyor. Hem kadın hem de engelli olmaktan kaynaklı, engelli
kadınlar zaten çok ciddi sorunlar yaşıyorlar; eğitime
erişimde, sağlığa erişimde, aile içerisinde çok ciddi
sıkıntılar yaşıyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Devamla) Teşekkür ederim.
Bakın, bir engelli
kotasından söz edilecek ama bu kotanın bile kendisi genellikle
niteliksiz işler için ayrılıyor yani nitelikli işlerde bu
kotanın da uygulanmadığını biz çok iyi biliyoruz.
Dolayısıyla, engelli kadınların da
yaşadığı bu sorunların görünür olabilmesi için, bu
bütçenin hem kadının hem halkın bütçesi olabilmesi için,
aslında burada sözlü olarak ifade ettiğim bütün sorun alanlarına
ilişkin güçlü bir politikanın, güçlü bir siyasetin yürütülmesi
gerekiyor ki bu sorunlar çözülebilsin ve bu bütçe de kadınların ve
halkın bütçesi olabilsin.
Teşekkür ediyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına yapılan konuşmalar
tamamlanmıştır.
Şimdi Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun sayın konuşmacılarını davet
edeceğim.
Sayın Süleyman Girgin,
buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA SÜLEYMAN
GİRGİN (Muğla) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakan, size birkaç
kelam etmek istiyorum. Pandemi döneminde önemi artan 3 hayati konuyu yani aile,
çalışma ve sosyal hizmetleri görev ve yetki alanında
barındıran bir Bakanlığın başındasınız.
Sorum şu: Pandemiyle mücadele kapsamında kapatılan iş
yerlerinden çıkarılan işçilerimiz, 1.177 lira işsizlik
ödeneğiyle ailesini nasıl geçindirir; kirasını, elektrik,
su, doğal gaz faturalarını, mutfak harcamalarını
nasıl karşılar? Biz düşündük, kafa yorduk, bu işin
içinden çıkamadık Sayın Bakan. Sonunda, Hükûmetin vardır
herhâlde bir bildiği, bir çözüm formülü yoksa İş yerlerini
kapatın. diyerek esnafa ve çalışanlara
sırtlarını dönecek kadar kafalarını kuma gömmemişlerdir
dedik. Sayın Cumhurbaşkanı Salgın nedeniyle bazı
ülkelere bütçe desteği veriyoruz. dediğine göre para da yok
değil anlaşılan. Şimdi size sormak istiyorum: Nedir bu
insanların geçinebilmesi için sizin bilip de bizim bilmediğimiz
formül Sayın Bakan? (CHP sıralarından alkışlar) Ya da
diğer ülkelere bütçe desteği verecek kadar zenginsek neden bu destek
esnafımızdan, işçimizden esirgeniyor? Gerçi şunu da çok iyi
biliyoruz Sayın Bakan: Bu sorunun sizde de bir cevabı yok. Sizin de
bu soruyu zaman zaman kendinize sorduğunuzu tahmin edebiliyoruz. Göreve
geleli iki sene oldu. Ben göreve geldiğimde, zaten kamu kaynakları
Hazine garantili projelerle birilerinin cebine bağlanmıştı.
Ben göreve geldiğimde, Varlık Fonu kurulalı iki yıl
olmuştu. Ben göreve geldiğimde, devletin kasası zaten
boşalmıştı. diye düşündüğünüzü de biliyoruz.
(CHP sıralarından alkışlar)
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Şehit paraları nerede, şehit paraları?
SÜLEYMAN GİRGİN
(Devamla) Ekonomi uçuyor. masallarının yalan olduğunu,
TÜİKin enflasyon verilerinin kandırmacadan ibaret olduğunu
düşündüğünüzü de biliyoruz. Sayın Bakan, sizin de
Beştepedeki saltanat kayığının artık su almaya
başladığını gördüğünüzü de biliyoruz. Sizin de
Türkiyedeki her kurum gibi, tek adamdan direktif beklediğinizi de
biliyoruz.
Değerli arkadaşlar,
on sekiz yılda çok bakan geldi geçti ama bir kişi hiç
değişmedi. On sekiz yıldır ekonomiyi yöneten o kişi,
şimdi çıkıp diyor ki: Ekonomide diriliş
başladı. Değerli arkadaşlar, Allah kimseyi on sekiz
yıldır yönettiği ekonomiyi on sekiz yıl sonra Ekonomide
diriliş başladı. diye müjdelemek zorunda bırakmasın.
(CHP sıralarından alkışlar) Yine, bu lafı ettikten
sonra acı reçeteyi gündeme getirmek zorunda da bırakmasın.
Ekonominin bugün içine düştüğü durumdan birinci sorumlu, partili
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğandır.
Vatandaşlarımız pazara her çıktığında, evine
her fatura geldiğinde, akaryakıt almaya her gittiğinde
ekonominin hâliyle yüzleşiyorsa buraya gelip bütçesini savunamayan
Sayın Erdoğan da bu gerçekle yüzleşmek zorundadır. (CHP
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar) Şu anda
sorumsuz bir ana babanın erken olgunlaşmak zorunda kalmış
çocuğu gibi vatandaş; tüm yük omzunda, iktidardan ise hayır yok.
Düze çıkmamız yine halkın feraseti sayesinde olacaktır.
Değerli milletvekilleri,
önümüzdeki yıl işçinin hangi parayla geçinemeyeceğinin pazarlığına
başlandı. 2.324 liradan bahsediyoruz. Peki, ülkedeki açlık
sınırı ne? TÜRK-İŞ kasım ayında 4
kişilik bir ailenin açlık sınırını 2.517 lira,
yoksulluk sınırını da 8.198 lira olarak açıkladı.
Yani şu anda asgari ücretli zaten açlık sınırının
altında yaşıyor. Pandemi günlerinde asgari ücreti bile lükse
çevirdiniz 39 TLyle geçinin. dediniz insanlara. Üstelik utanmadan IBAN
numarası verdiniz bu millete. (CHP sıralarından
alkışlar) Ne yapılmalı? Asgari ücret insan onuruna
yakışır bir yaşam sürecek seviyeye
çıkartılmalı, vergi kapsamı dışında
bırakılmalı ve Asgari Ücret Komisyonu bütün sendikaların
katılımına açık olmalı. Sayın Bakan Asgari
ücrete ne kadar zam yapmalı? diye düşünüyorsanız, sorun
yanınızdaki Sayın Enerji Bakanına, son bir yılda
elektriğe ve doğal gaza ne kadar zam yapmış öğrenin,
siz de asgari ücrete o kadar zam yapın. (CHP sıralarından
alkışlar) Ben söyleyeyim: Son bir yılda elektriğe yüzde
32,5; doğal gazın fiyatına yüzde 35 zam geldi arkadaşlar.
Demek ki asgari ücret -altını çiziyorum- en az yüzde 35
zamlanmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
günlerdir konuşuyoruz yollar, köprüler, havalimanları ve
hastanelerdeki kamu-özel iş birliği vurgunlarını. Enerjide
yok mu sanıyorsunuz? Enerjideki vurgunun yanında hepsi devede kulak kalır,
kulak! Bu vurgundan halkın payına ise giderek yükselen faturalar,
kuruyan dereler, çöle dönen tarım arazileri düşüyor. İktidar
diyor ki: Döviz artınca ithal kömürün ve doğal gazın maliyeti
de arttığı için elektrik fiyatları artıyor.
Kısmen doğru ama gerçek hikâye bu değil. Bilindiği üzere
ülkenin elektrik dağıtımını özel şirketler
üstleniyor. Bu şirketler dağıttıkları elektriğin
yaklaşık üçte 1ini kamuya ait olan Elektrik Üretim AŞden temin
ediyor. Bu nedenle EÜAŞın dağıtım şirketlerine
sattığı elektrik zamlanınca dağıtım
şirketlerinin de halka sattığı elektrik zamlanıyor.
Ancak -dikkatinizi çekmek istiyorum- 2020de EÜAŞ, şirketlere
sattığı elektriğe indirim yapıyor. Peki, şirketler
faturalarda indirim yapıyor mu? Mümkün mü? Zam yapıyor, zam
arkadaşlar. Bakın, şu tablo: Enerji vurgunu. Bu tabloya göre
Ekim 2019da EÜAŞ, özel şirketlere 34 kuruştan
sattığı elektriği bir yıl sonra 15 kuruşa
indiriyor; yarıdan da fazla. Bu şirketler ne yapıyor peki?
2019da 34 kuruşa aldığı elektriği 71 kuruşa
halka satarken, bir yıl sonra yani 15 kuruşa aldığı
elektriği şu anda 75 kuruşa satıyor. Böylece kamu
şirketlerinin üzerinden birkaç özel şirketin cebine milyarlar
sokulmuş oluyor arkadaşlar. Burada en az 9 milyar liralık vurgun
var. Sorum şu: Sayın Enerji Bakanımız, esnaf iş
yerlerini kapatmak zorunda bırakılıp devletten hiçbir destek
göremiyorken, çiftçinin Tarım Kredi Kooperatifine borcu nedeniyle
traktörüne, büyükbaş hayvanına haciz konuluyorken tüyü bitmemiş
yetimin hakkını nasıl peşkeş çekersiniz? (CHP
sıralarından alkışlar) Hiç mi vicdanınız
sızlamıyor? Başınızı yastığa koyup
nasıl uyuyorsunuz?
Bitti mi? Bitmedi
arkadaşlar. Daha YEKDEM vurgunu var, YEKDEM. Nasıl mı?
Anlatayım: YEKDEM aracılığıyla yenilenebilir enerji
kaynağı kullanan santrallere on yıl boyunca dolar bazında
özel fiyat tarifesi üzerinden elektrik alım garantisi
sağlanıyor. Ancak aradan geçen zaman içinde hem teşviklerin
miktarı dudak uçuklatan boyuta ulaştı hem de teşvik verilen
şirketler, yapılan düzenlemeler nedeniyle büyük ölçekli
şirketler olmaya başladı arkadaşlar. Artık, üretim
için teşvike ihtiyaç duymayan, dahası, iktidarla olağan
dışı ilişkileri olan şirketler YEKDEM pastasından
da aslan payını almaya başladı. Durum böyle olunca,
memleketin tarım arazilerine Muğlada olduğu gibi JESler,
derelerine HESler kurmak için, adı kamu-özel iş birliği
projelerinde sıkça duyulan bir grup şirket âdeta birbirleriyle
yarışmaya başladı bu ihaleleri almak için.
Peki, YEKDEM mekanizması
nasıl çalışıyor da kamu kaynakları bir grup
şirketin kasasına giriyor? Burada da görmeye alışkın
olduğumuz vurgun yöntemi, Hazineden dövizle alım garantisi
arkadaşlar. Şimdi, vurgunun rakamlarına bakalım, şu da
YEKDEM vurgunu arkadaşlar: 1 Ocak 2018den 30 Eylül 2020ye dek -altını
çiziyorum- piyasa fiyatının üzerinde yapılan ödeme yani
teşvik tam 49 milyar lira arkadaşlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayınız efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN
(Devamla) Tamamlıyorum Başkanım.
Peki, bu pastayı
götürenler kim? EÜAŞ vurgununda, elektrik dağıtım
ağında karşımıza çıkan sermaye grupları
YEKDEM vurgununda da yine karşımızda. Bu kürsüden sesleniyorum:
Bu ülke babanızın çiftliği değil, kamu
kaynaklarını peşkeş çekmenizin hesabını er geç bu
halk size soracaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Selçuk, Sayın
Dönmez; pandemi döneminde Sosyal Koruma Kalkanıyla halkı
koruyoruz. dediniz, bu programla 41 milyar lira
dağıttınız; onun da çoğu işçinin cebinden yani
İşsizlik Fonundan.
Şimdi, EÜAŞta 9
milyar, YEKDEMde 49 milyar, toplam 58 milyar TLyi bir avuç şirkete
teşvik diye verdiniz. Bir yanda halkımıza 41 milyar, diğer
yanda bir avuç şirkete 58 milyar. Bu, soygun değil de nedir; bu,
vicdansızlık değil de nedir? Demek ki sizin gözünüzde 83
milyonun bir avuç şirket kadar değeri yok.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Selamlayınız efendim.
SÜLEYMAN GİRGİN
(Devamla) Selamlıyorum.
İster istemez Neyzen
Tevfikin sözleri geliyor akla: Ekmek herkese yetecekti aslında; tarlaya
karga dadandı, ambara fare, fırına hırsız, memlekete
harami. Önce haramilerin iktidarına son vereceğiz, sonra da
halkın bütçesini yapacağız. Az kaldı! (CHP
sıralarından alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Ahmet Akın, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA AHMET AKIN
(Balıkesir) Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
enerjide bağımlılığımızın
azalmadığı, hatta arttığı bu dönemde ne
yazık ki iktidarın politikaları iyi niyet edebiyatı
içerisinde hazırlanan temenniler manzumesinden öteye bir türlü geçemiyor.
Değerli arkadaşlar,
dünya ülkeleri sıfır karbon hedeflerini açıklıyor,
güneş ve rüzgâra yoğunlaşıyor, fosil bazlı
yakıtlardan ve özellikle kömürden çıkış yolları
haritalarını açıklıyor, enerji verimliliği
politikalarını uyguluyor; Avrupa Yeşil Mutabakat diyor,
artık başta enerji olmak üzere tüm sektörleri, iş
yapış şekillerini, ürün ve üretim standartlarını
Yeşil Mutabakata göre yapılandırıyor, düşük karbonlu
üretim ve hizmet sektörünü kurguluyor. Biz bu resmin neresindeyiz? Ülkemizi,
sanayimizi, kurumsal kapasitemizi Yeşil Mutabakatla uyumlu
kılmamız artık bir zarurettir, bir mecburiyettir, bir
gerekliliktir Sayın Bakan.
Değerli arkadaşlar,
her fırsatta yenilenebilir enerjiye destek olduğunuzu söylüyorsunuz;
merak ediyoruz, 10 Temmuz 2018de 1 numaralı Kararnameyle Yenilenebilir
Enerji Genel Müdürlüğünü neden kapattınız? Yani rejimin ilk
işi acaba neden Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğünü kapatmak oldu,
bunu da çok merak ediyoruz.
Türkiye'nin potansiyeli her
fırsatta, her ortamda hep Almanyayla
karşılaştırılır, araştırmalar
yapılır. Potansiyelimizin Almanyadan çok daha yüksek olmasına
rağmen ve güneş yatırımlarına aynı zamanda başlamış
olmamıza rağmen neden bunların bu kadar gerisinde kaldık?
Mesela, enerji kooperatifleri;
halkın kendi elektriğini temiz ve ucuz üretmesi için enerji
kooperatifleri kurma çabalarının önüne neden engel koydunuz?
Yönetmelikleri neden değiştirdiniz? Neden engellediniz? Ve biz
buradan tekrar sesleniyoruz: Halkın enerjide söz sahibi olması için
enerji kooperatiflerinin önünü açmak ve teşvik etmek zorundayız.
İşin gerçeği
şu: Ülkemizde, ne yenilebilir enerjide ne de enerji verimliliğinde
uyguladığınız politikaların önceliğinde bunlar
yok. Enerji verimliliği konusunda da neredeyse yüzde 30a yakın bir
potansiyelimiz olduğu ortada. Ancak sizlerin geldiğiniz nokta hâlâ
2007 yılındaki Enerji Verimliliği Kanunu; bunun ötesine bir
türlü geçemediniz.
Tercihiniz enerji
verimliliğinden, halkçı, ucuz elektrikten yana değil; daha çok
rant, daha çok santral, hatta daha çok nükleer santral yapmaktan
yanasınız. Çok net bir biçimde uzun vadeli planlamadan yoksun hareket
ettiğinizi de hem enerji politikalarınızdan hem de
icraatlarınızdan rahatlıkla görebiliyoruz. Maalesef, bu
başıboşluğunuzun, hesap bilmezliğinizin
faturasını ödemek ise size değil, ekonomik buhran içerisinde
mücadele eden vatandaşımıza düşüyor.
Değerli arkadaşlar,
ayrıca, EÜAŞ varken Varlık Fonu dediğiniz paralel,
denetimsiz aile şirketiniz neden santral işine giriyor? Türkiye
Varlık Fonunun, Afşin-Elbistanda kömür santrali kurmaya
giriştiğini biliyoruz ancak Afşin-Elbistanda
ruhsatlandırma EÜAŞa ait. EÜAŞ varken Türkiye Varlık Fonu
üzerinden neden bu iş yapılmaya çalışılıyor? Bu
iş kime, hangi yöntemlerle verilecek? Fon aracılığıyla
denetimden kaçırmak mı istiyorsunuz?
Enerjide plansız,
programsız politikalarınız maalesef vatandaşı
çarpıyor; sayenizde, vatandaşı, elektrik değil, onlara
zamlarla bindirilen faturalar çarpıyor. (CHP sıralarından
alkışlar) Sizin plansız politikalarınızın
bedelini neden vatandaş ödemek zorunda? 2018 yılından bu yana
elektrik arzı aynı şekilde durmasına rağmen, iktidar,
bu süre içerisinde EPDK tarafından lisans verilmiş üretim tesisi
yatırımlarını planlamak yerine, kontrolsüz şekilde
sürdürüyor, devam ettiriyor; üstelik bu yatırımlar dışa
bağımlılığı artıracak şekilde
şekillendiriliyor. Yani neresinden bakarsanız çarpıklık,
plansızlık ama yine bedeli ödeyen 83 milyon vatandaşımız.
Ekosistemi gözetmeden, nehir,
havza planlaması yapmadan nehirlerimiz üzerinde art arda kurduğunuz
ve ulufe gibi dağıttığınız mini mini HESlerle
doğadaki ekolojik dengeyi bozdunuz. Bizler HES
yatırımlarına karşı değiliz ancak, çevre ve
çevresel etki çalışmalarıyla layıkıyla yapılacak
ve halk üzerinde mağduriyet yaratmadan ülkemizin sürdürülebilir
kalkınmasına destek olmak kayduşartıyla.
YEKDEM konusunda da birkaç
kelime etmek istiyorum. YEKDEM, 2010 yılında
kurgulandığı felsefesinin, bugün geldiği noktada çok ama
çok uzağında. Türkiye'nin enerjide dışa
bağımlılığını azaltmak, ülkedeki enerji
üretiminde fosil yakıtlar yerine temiz, çevreci, yenilenebilir
kaynakların kullanımına destek amacıyla hayata
geçirilmişti. On yıllık tecrübe gösterdi, fiyatlar dövize
endeksli ve döviz kuru devamlı artıyor, fiyatlara da otomatik olarak
biniyor. On yıldır yenilebilir enerji teknolojileri müthiş
derecede ucuzluyor ama bizde fiyatlar aynen devam ediyor. Faturayı kim
ödüyor? Faturayı 83 milyon vatandaşımız ödüyor;
faturayı sanayicimiz, esnafımız, halkımız ödüyor.
Türkiye'de -sizler hidroelektrik santrallerinin hiçbir yenilikçilik
yapısı olmadığını bilen kişilersiniz diye
düşünüyorum- neden HES yatırımını, tamamı
-neredeyse yüzde 70inden fazlası- inşaat olan bir yatırımı
YEKDEM mekanizmasına aldınız? Bunların YEKDEMden
çıkarılması gerekiyor. Bu şekilde YEKDEM fiyatları
ucuzlayacak. YEKDEMin gerçeği ve olması gerekeni, teknoloji
yoğun yatırımlara destek verilmesidir. Sanayicimiz
şikâyetçi, faturalarını ödeyemiyor. Yapmamız gereken
şu: Yeşil ekonomi, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve
kaynak verimliliğine odaklanmalıyız. Yapmamız gereken,
ülkemizin yeşil mutabakatına hep birlikte imza atmamızdır;
fosil yakıtlara, sera gazı artışına Dur. Dememizdir;
gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir Türkiye Cumhuriyeti
bırakmaktır. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli
arkadaşlarım, vatandaşlarımızın en önemli
kalemlerinden bir tanesi enerji. Vatandaşın yükü artarken devlet
bütçesinden bazı firmalara göz göre göre sağlanan destekler,
muafiyetler, süre uzatımları, adil olmayan düzenlemeler hep AK
PARTİ hükûmetlerine ait; bu bir kayırmacılıktır.
Elektrik özelleştirmelerinde 21 dağıtım bölgesi
oluşturulurken, özelleştirmeler yapılırken Kayıp
kaçak oranları yapılacak yatırımlarla azalacak. diyen siz
değil miydiniz? Hatta Elektrik ucuzlayacak. diyen siz değil
miydiniz? Hani ucuzlayacaktı, neden milleti kandırdınız?
Dönemin Maliye Bakanı, 1 Ekim 2013te Elektrik özelleşince
ucuzlayacak, vatandaş ucuz elektrik alacak. dedi. AK PARTİnin bu
sözleri de doğru çıkmadı. Bir de Bundan sonra yatırım
harcamaları özel sektör tarafından yapılacak. dendi, bir de
Bunlar döviz verecek, vergi verecek. dendi. Ne oldu? Meclisten geçen kanunla
kaçak kullanılan elektrik bedelinin tüketicilere yansıması 5+5
yıl daha uzatıldı. AK PARTİ hükûmetleri elektrik
dağıtımındaki bölgesel farkları
kapatamadığı gibi dağıtım özelleştirmesini
de yönetemedi ve sonuç olarak kayıp kaçağı bu milletin
sırtına çatır çatır yüklediniz. Şimdi buradan sormak
istiyorum EPDKye: EPDK ne için var arkadaşlar? Vatandaş için mi
yoksa vatandaşı müşteri olarak gören enerji şirketleri için
mi? 3 Aralıkta alınan karar kimin için mesela? 21 elektrik
dağıtım şirketinin aklınıza gelecek her türlü
masrafının vatandaşın faturasına yansıtılması
için EPDKnin yayınladığı elektrik dağıtım
tarifesinin düzenlenmesi ile perakende satış tarifesinin düzenlenmesi
hakkındaki karardan bahsediyorum. EPDK bizim eleştirilerimiz üzerine
dün akşam bir açıklama yaptı; özrü kabahatinden büyük. Diyor ki
EPDK: Geçmişte de böyleydi, bu durum mevzuata uygun. Allah
aşkına arkadaşlar, siz nerede oturuyorsunuz? Burası Türkiye
Cumhuriyeti ve vatandaşımız ekonomik buhranla mücadele ediyor.
(CHP sıralarından alkışlar) Allah aşkına,
milyonlarca vatandaşımız elektrik faturasını ödeyemiyor,
virüslerle mücadele ediyor. Ne olurdu bu giderleri yansıtmayacak bir karar
alıp vatandaşa rahat bir nefes aldırsaydınız? Neden
hep bu şirketleri kolluyorsunuz? Bu neye benziyor biliyor musunuz?
Ekmeğini sattığı fırıncı Mehmete çay ikram
eden bakkal Hakkı amcanın çayın parasını, mahallenin
emeklisi Hasan amcaya ödetmesine benziyor. (CHP sıralarından
alkışlar) Böyle bir şey Türkiyenin hiçbir yerinde söz konusu
olmaz. EPDK vatandaştan yana olmalıdır, ranttan yana,
şirketlerden yana değil özündeki gibi şeffaf ve vatandaştan
yana olmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayanız efendim.
AHMET AKIN (Devamla) - Peki,
doğal gaz? 2017de, ortalama bir aile 125 metreküplük bir doğal gaza
140 lira ödüyordu, şimdi 250 lira. Vatandaşın faturasına üç
yılda yüzde 80 zam olarak yansıttılar. Aynı şekil elektrikte
de var, yüzde 70. Soru şu: Hangi memurun, hangi ücretlinin, hangi
emeklinin, çalışanın maaşı yüzde 80 arttı da siz
hangi yüzle bu zamları yaptınız? (CHP sıralarından
alkışlar) Üstüne üstlük buhran içerisinde, pandemi ile
işsizlikle vatandaşın uğraşmasına mücadelesine
rağmen devamlı zamlar bindiriyorsunuz.
Değerli arkadaşlar,
bu dönemde yapmanız gereken vatandaşın yanında olmak çünkü
elektrik ve doğal gaza erişim bu koşullarda asgari bir
haktır, insan hakkıdır.
Karadenizde doğal
gazı keşfettik. dediniz, Vatandaş ucuz doğal gaz alacak.
diye müjdelediniz ama gerçekten vatandaşa mı müjde verildi yoksa bir
yandaşınıza mı? Bunu yapmak için Karadenizde bulunan gaz
için alım garantili bir sistem uydurdunuz. Değerli arkadaşlar,
buradan sesleniyorum. Karadeniz gazı bir vatandaşa değil,
AKPnin bir yandaşına söz verilmiştir. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Selamlayın.
AHMET AKIN (Devamla)
Yakında kokusu çıkacaktır yani bu müjdeden, maalesef, 83 milyona
bir müjde yok, bir tek bir yandaşa müjde var; onu da yakında herkes
görecek. Sonuç olarak AKP bu doğal gaz işini tünele, otoyola
benzetecek ve geleceğimizi yine borçlandıracak hem de
insafsızca. Karadenizde bulunan doğal gazla ilgili birçok soru
işareti var; kim çıkartacak, TPAO ne olacak, parası nasıl
bulunacak, finansı nasıl yapılacak, kaça mal olacak, neye, niye,
sonuçları nasıl olacak?
Bir de değerli
arkadaşlar, dün bir toplantısı düzenledik;
halkımızın pandemide yanında olmak için 6 maddelik çözüm önerilerimizi
sıraladık. Şimdi, Bakan burada, milletvekillerimiz burada, Allah
aşkına bu zamanda vatandaşın yanında olmayanlar daha
sonra vatandaşa nasıl hesap verecek? Bunu kabul etmenizin size ne
zararı olabilir? (CHP sıralarından alkışlar) Burada
diyor ki: Bir salgın sürecinde elektrik ve doğal gaz
faturalarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın
borçları faizsiz olarak bir yıl ertelensin, 12 eşit taksite
bölünsün, Elektrik Tüketim Desteğinden yararlananlara ilave pandemi
sürecinde destek kapsamına alınsın.
Ayrıca, Sayın
Cumhurbaşkanına
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET AKIN (Devamla)
Efendim, müsaade var mı? Hemen tamamlıyorum.
BAŞKAN
Tamamlayalım.
AHMET AKIN (Devamla)
bir
yıl borç erteleme yetkisi veren düzenlemeye Covid-19 salgın
hastalığı da eklensin. Covid-19 bir afet değil midir
arkadaşlar? Bunu afet olarak görmemek bu milletin acısını
duymamak demektir.
Ayrıca, çiftçimizin su
ve elektrik borcu en az iki yıl ertelensin, ödeme kolaylığı
sağlansın. Sanayicinin, esnafın ve tüm halkımızın
artık bıktığı elektrikte ÖTV, fon, TRT payı
kaldırılsın, KDV yüzde 1e düşürülsün.
Komisyonlarda bekletilen
kanun tekliflerimiz burada kanunlaşsın.
Doğal gazda ÖTV
kaldırılsın ve KDV yüzde 1e indirilsin.
Bizim bu konularla ilgili
kanun tekliflerimiz var ve bekletiliyor. Neden bekletiliyor, hangi gerekçeyle
bekletiliyor?
Hepinize saygılar
sunuyorum.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ednan Arslan
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA EDNAN ARSLAN
(İzmir) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi
sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Partimiz adına EPDK
bütçesiyle ilgili görüşlerimizi aktarmak üzere söz almış
bulunuyorum.
Tüketicilerin yeterli,
kaliteli, sürekli, düşük maliyette enerji ihtiyacını
karşılaması için rekabet şartlarını
oluşturmak, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir
enerji piyasasını oluşturmak, düzenlemek ve denetlemek
amacıyla kurulmuş bir kamu tüzel kişiliğinden bahsediyoruz.
Ne yazık ki EPDKnin bu temel amaç ve görevlerinden hızla uzaklaştığına,
bağımsızlığını yitirdiğine tanık
olmaktayız. Üzülerek ifade ediyoruz ki EPDK, 83 milyon
vatandaşımızı müşteri gibi görürken
dağıtım ve tedarik şirketlerinin haklarını
koruyan uygulamalar içindedir. Bunları nereden biliyoruz?
Sayıştay raporlarından biliyoruz. Bakın, Sayıştay
raporunda ne diyor Sayın Bakan: Dağıtım şirketlerinin
işletme hakkı devir sözleşmeleri ve lisanslarında
belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, dağıtım
şirketleri tarafından iletim hatlarının zamanında
yapılmadığı için TEİAŞ tarafından
yapılan yüksek maliyetli trafo merkezlerinin atıl
bırakılarak kamu kaynaklarının heba edildiği; 21
elektrik dağıtım şirketinden sadece 6
dağıtım şirketinin internet sitesinde yayınlanan
elektrik enerji miktarının kuruma bildirilen miktarla aynı
olduğu, diğer 15 elektrik dağıtım şirketinin
internet sitesinde yayınlanan değerlerin yıllık lisans
bedeli için bildirilen beyan değerlerinden farklı olduğuna yer
verilmiştir. EPDK bu kadar temel iş ve işlemleri
denetlemeyecekse ne yapacak?
Değerli milletvekilleri,
Enerji Bakanlığının 2021 yılı bütçe
sunuşunda Türkiye, AB ülkeleri arasında elektriği en ucuz
kullanan ülke olarak gösterilmiş, TÜİKi bile kıskandıracak
bu sonuca nasıl ulaşıldı doğrusu ben de merak
ediyorum, çünkü gerçek şu: Türkiye, G20 ülkeleri arasında
elektriği en pahalı kullanan 3üncü ülke, OECD ülkeleri arasında
enerji fiyatlarına en çok zam yapan ülke. Bakın, burada elimde bir
rapor var: Pandemi döneminde OECD ülkeleri elektriğe yüzde 7,3 indirim
yaparken maalesef, ülkemiz yüzde 11,5 zam yapmıştır ama biz,
elektriğin ucuzladığından bahsediyoruz, elektriği
ucuzlattığımızı söylüyoruz.
Devriiktidarınızda elektriğe yapılan zam yüzde 369dur
arkadaşlar, yüzde 369. Ne asgari ücret ne de herhangi bir ücret yüzde 369
artmamışken elektrik faturaları devriiktidarınızda
yüzde 369 artmıştır.
Bakın, 4 kişilik
bir ailenin aylık 230 kilovatsaat elektrik tükettiğini
düşünelim; vergiler, fonlar ve bütün bedeller içinde olmak üzere,
faturaları 2009da 57,3 lira iken 2017de 95 liraya, 2020 yılında
172,75 liraya çıkmış. Yani 2017 ile 2020 yılı
arasında bile yüzde 82,3 oranında zam yapılmış ama
hâlâ en ucuz elektriği kullandığımızı iddia
ediyorsunuz.
EÜAŞ toptan elektrik
fiyatlarına 2019 yılında bir zam yaptı. Hemen EPDK
çıktı, yapılan zamla ilgili EÜAŞ tarafından toptan
satışa yapılan zamdan dolayı elektrik fiyatlarına zam
geldi. dedi ve şirketleri savundu. Ama Ekim 2019da 34 kuruş olan
elektrik 2020de 12 kuruşa kadar düştü, Elektrik Üretim AŞnin
toptan satış fiyatlarını 12 kuruşa kadar düşürmesine
rağmen, maalesef, tedarik şirketleri elektrik faturalarını
düşürmedi. Buradan bu tedarik şirketlerinin yaklaşık 60
milyar kilovatsaat enerji aldığını düşünürsek, bu
tedarik şirketlerinin cebine bu yolla 9,06 milyar para girdi ama bu,
maalesef, vatandaşların faturalarına
yansıtılmadı.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Barselona gezilerini de eklediler, Barselona gezilerini.
EDNAN ARSLAN (Devamla)
Gene, 2018 Denetim Raporuna göre, özelleştirme kapsamı
dışında dağıtım şirketleri TEDAŞ
binalarından reklam ve kira geliri elde ediyor. 2014-2017
yılında bu miktar 103 milyon lira, son üç yılı da eklersek
bu miktar yaklaşık 200 milyon lira. TEDAŞ, EPDKye bir yazı
yazıyor, diyor ki: Bu paranın yarısı TEDAŞ olarak,
mülk sahibi olarak bize verilsin; yüzde 25ini faturalardan düşelim, yüzde
25i de bu şirketlere kalsın. EPDK ne yapıyor? Hemen 19/12/2015
tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan bir tebliğle bu gelirlerin
tamamını tedarik şirketlerine bırakıyor. Buradan
sormak istiyorum: Kimin parasını kime veriyorsunuz ya? (CHP
sıralarından alkışlar)
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) Bravo.
EDNAN ARSLAN (Devamla)
Kimin parasını kime veriyorsunuz ya? Bu hukuksuzluktan hesap sormak
gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım efendim.
EDNAN ARSLAN (Devamla)
Özelleştirmeler yapılırken, 21 dağıtım bölgesi
oluşturulurken en büyük tezlerinizden biri kayıp kaçağın
önleneceğiyle ilgiliydi ama kayıp kaçakla uğraşmak yerine,
tedarik şirketlerini bu yatırımları yapmasına
teşvik etmek yerine EPDK bir şey yapıyor; faturalarla oynuyor.
Niye? Çünkü vatandaş 2015 öncesine kadar faturada hangi hizmete ne kadar
bedel ödediğini biliyordu ve vatandaşlar, bu ödemiş olduğu
bedelleri, Yargıtayın vermiş olduğu kararla da haksız
olarak alınmış olan bu bedelleri tahsil yoluna gitmeye
başladı. Sizler hemen bir torba faturaya geçtiniz ve şirketleri
korudunuz. Bütün kalemleri önce enerji bedeli ve dağıtım bedeli
olarak 2 kalemde topladıktan sonra, bu da yeterli gelmiş olmayacak ki
2019da bütün denetimleri de fatura üzerinden kaldırarak, torba fatura
denetimine geçerek vatandaşın faturalarını denetleme
mekanizmasını ortadan kaldırdınız. Bu,
vatandaşı değil, şirketleri kollamak değildir de nedir
Sayın Bakan? (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN
Selamlayalım efendim.
EDNAN ARSLAN (Devamla)
Selamlayayım.
Bir diğer önemli konu
ise açma kapama bedelleri. Bu bedeller 2020 yılında konutlar için
37,3; fabrika ve işyerleri için 171,6. Ya, insanlar zaten elektrik
faturasını ödeyemiyor, zaten sıkıntıda. Adam elektrik
faturasını ödese zaten bu açma kapama bedeline gerek kalmayacak. Adam
ödeyemiyor, 3 kuruşluk, 5 kuruşluk, 10 kuruşluk
faturasını ödeyemiyor, siz kesiyorsunuz ve vatandaştan da bunun
parasını alıyorsunuz. Soru sorduk Sayın Bakanım size,
cevap vermediniz. Bilgi edinmeden bu konuyla ilgili bir cevap aldık. 2016,
2017, 2018 yıllarında yaklaşık 17,8 milyon abonenin
elektriği kesilmiş ve bu yolla dağıtım şirketlerinin
cebine 500 milyon lira girmiş. Ya, bu milletin cebinden elinizi çekin
artık. Bu milletin zaten geçim sıkıntısı var, zaten
bin türlü problemi var, bir de bu şekilde mağdur etmeyelim. (CHP
sıralarından alkışlar)
En son da geçenlerde tekrar
bir şey yayınladınız; bu şirketlerin kontrol
edilemeyen giderlerinin yüzde 7sinin faturalara yansıtılma
işini beş yıl daha uzatıyorsunuz. Yani bu şirketler
gidecekler, gezecekler, konaklayacaklar, yiyecekler, içecekler ve bu kontrol
edilemeyen gelirlerin yüzde 7sini siz, hâlâ bu milletin sırtına
yükleyeceksiniz. Yeter artık diyoruz, yeter artık. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Arslan.
Sayın Tacettin
Bayır.
Buyurunuz Sayın
Bayır. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA TACETTİN
BAYIR (İzmir) Değerli Başkan, saygıdeğer
milletvekilleri; hepinizi öncelikle saygıyla selamlıyorum.
Sürem kısıtlı
olduğu için, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına
bağlı kurumlar arasında kısa değerlendirmelerde
bulunmak istiyorum.
Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsünü kısaca değerlendirecek olursak: Bor,
corona sürecinde faydalanamadığımız bir maden olarak
karşımıza çıktı. Corona sürecinde, partili
Cumhurbaşkanının bor dezenfektanı reklam satış
talimatı işe yaramamış olacak ki piyasada dezenfektan
işletmeleri için hâlâ yüksek sabit maliyetlerden fiyatlarla
satılmaktadır. Bizim belediyelerimiz ücretsiz
dağıtımı yapmasa evlere dezenfektan
ulaşmayacaktı; iyi ki Cumhuriyet Halk Partili belediyeler var.
Maskeyi
dağıtamayan, sokağa çıkma yasağını
yönetemeyen, esnafın yükünü karşılayamayan bu iktidar, bor
dezenfektanını da ne yazık ki evlere
ulaştıramamıştır, ücretsiz olarak verememiştir.
Partili Cumhurbaşkanı, Sayın Bakan Fatih Dönmeze 24 Mart 2020
tarihinde Gerçekten, söylediğiniz şu dezenfektan hakikaten bu işi
gördüğüne göre çok ciddi bir reklam kampanyasına girip şu dezenfektanla
da bu açığı kapayalım. Bundan bize de bir tane gönderin,
aman elimizi mahvetmesin. ifadelerini kullanmıştır.
Bunları basından, medyadan okuduk.
Sayın Bakanım,
şimdi size soruyorum: Bakanlık bor dezenfektanı için herhangi
bir reklam kampanyası yürütmüş müdür? Bunun sonucunda ne kadar
ihracat gerçekleştirmiştir? Bu talimattan sonra ülkelere dezenfektan
ve deterjan satışı olmuş mudur? Yaklaşık 23
milyon TLlik bütçeli kurumlar daha ne kadar işlevsiz biçimde
çalıştırılacaktır? Bu sorularımın cevaplandırılmasını
istiyorum.
Sayıştayın
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bulgularında da
dikkat çeken detaylar vardır. 2019 başında 12,3 milyon ödenek
tahsis edilmiş olan bu kurum, diğer kalemlerde yılbaşındaki
ödeneğe kıyasla düşük harcamaya giderken yıl sonu
itibarıyla mal ve hizmet alımı giderlerinde
yılbaşı ödeneğinin 2,5 katı kadar harcamayı -yani
28 milyon TLyi- niçin yapmıştır? 2019da 28 milyon TL mal ve
hizmet alımı yapan MAPEG, hukuki statüsü
değiştirildiği ve bağlı kuruluş hâline
getirildiği 2018den beri taşınmazları için neden tahsis ve
devir talebinde bulunmamıştır?
Taşınmazlarının kaydı niçin
yapılmamıştır? MAPEG, kanunen iç kontrol ve denetim sistemi
kurmak zorunda olduğu hâlde bunu niçin yapmamıştır? İç
kontrol sisteminin sadece bir veri dosyalama işi
olmadığını, bunun yönetim destek sisteminin temeli
olduğunu ve kurumun karşı karşıya kalacağı
riskleri tespit etmeyi de sağladığını belirten
Sayıştayın uyarısına rağmen bu sistem neden
faaliyete geçirilememiştir? Bu sistemin elektronik ortamda
kurulmaması hâlinde eski sorunların süreceğini belirten
Sayıştayın uyarısından sonra bu işlem
yapılmış mıdır? Yoksa sizler de birileri gibi Ben
Sayıştay mayıştay tanımam, bildiğimi okurum.
anlayışında mısınız? Birileri Anayasa
Mahkemesini birileri Sayıştayı tanımam. diye
başlarsa bu işlerin sonu bu ülkede nereye gider? (CHP
sıralarından alkışlar)
Değerli Başkan,
sayın milletvekilleri; EPDK Sayıştayın resmen kara
listesine girmiştir. Kendi kestiği cezanın peşine
düşmeyen EPDK, yeni Elektrik Piyasası Kanunuyla enerji alanında
yeni yetkiler aldı. Elektrikte kayıp kaçak hedefinin
tutmadığı yeni torbayla acı da olsa itiraf edilerek ne
yazık ki faturalara bu bedelin 5+5 yıl daha
yansıtılacağı madde eklenmiştir. Üstelik bu da
yetmezmiş gibi 1 Ekimde elektriğe sadece yüzde 5,7 zam
yapılmıştır. Kayıp kaçak bedellerinin
alınmamasıyla ilgili, 2015 yılında top 2020ye
atılmış, Bu bedeller alınmayacak. demiştiniz. 2020
yılına geldiğimizde ise 2025 yılını işaret
ediyorsunuz ve diyorsunuz ki hatta şimdi partili Cumhurbaşkanına
yetki vererek: Bu yetkiyi 2030 yılına kadar uzatıyoruz.
Soruyorum: Bu millet kullanmadığı elektriğin bedelini ne
zaman ödemeyi bırakacak?
Son olarak, bu bütçe
halkın bütçesi değildir; bu bütçe refahı değil,
açlığı, mutsuzluğu getiren bir bütçedir. Bu anlamda,
hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ahmet Önal, buyurunuz. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA AHMET ÖNAL
(Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 2021 yılı
bütçesi hakkında parti grubum adına söz almış bulunuyorum.
Öncelikle tüm vatandaşlarımızı saygıyla
selamlıyorum.
Maden Tetkik Arama Genel
Müdürlüğü, madenlerimizin sistemli olarak
araştırılması ve işletilmesi amacıyla 1935
yılında kurulmuştur; kuruluş kanununa göre, yurdumuzun
maden ve taş ocakları kaynaklarını aramak, bulmak ve
işletmeye uygun olup olmadığını tespit etmek
amacıyla görevlendirilmiştir. Bunun yanında, MTA ülkemizin her
yerinde etüt çalışmaları yapmış, bu çalışmalar
sırasında birçok yeni maden yatağının bulunmasına
katkı sağlamıştır. Tüm bu
çalışmalarıyla MTA Türkiye ekonomisine büyük katkılarda
bulunmuştur.
MTAnın bu özverili
çalışmalarına rağmen, ülkemizin enerjide dışa
bağımlılığı ortadan
kaldırılamamıştır. Enerji
Bakanlığının 2021 yılı bütçe rakamları
incelendiğinde, ülkemizin enerjide dışa
bağımlılığını azaltacak ciddi bir
çalışma yapılmadığını da görüyoruz. Enerjide
uygulanan yanlış politikalar vatandaşımıza fatura ve
haksız vergi olarak yansıtılmıştır. Bakın,
bugünlerde 4 kişilik bir aileye gelen aylık ortalama elektrik
faturası 250 TLyi, doğal gaz faturası ise 500 TLyi buluyor.
Asgari ücretle geçinen ya da sadece emekli aylığı alan
insanların bu faturaları ödemesi mümkün değil.
Ülkemizin asıl sorunu
işsizlik, yoksulluk ve geçim sıkıntısıdır.
Milletimiz bizlerden bu sorunların çözümü için çalışma
yapılmasını beklerken getirdiğiniz bu bütçe kanununda
vatandaşımızın geçim sıkıntısına derman
olacak hiçbir düzenleme yok.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sizlere esnafımızın içinde
bulunduğu durumu göstermek için seçim bölgem Kırıkkalede
çekilmiş birkaç fotoğrafı göstermek istiyorum. Bakın, bu
resim Kırıkkalemizin en işlek caddelerinden olan Osman Tiryaki
Caddesinde çekilmiş bir fotoğraf. Eskiden kiralık dükkân
bulabilmenin bile imkânsız olduğu Osman Tiryaki Caddesinde birçok
dükkân boşaltılmış, içlerinde kira borcunu ödeyemediği
için hakkında tahliye kararı verilmiş iş yerleri var.
Bir başka fotoğraf:
Bu fotoğraf da Kırıkkalemizin Toprak Mahalle diye tabir
ettiğimiz, gıdadan temizlik ürünlerine, lokantalardan giyimcilere,
çay ocaklarına kadar yüzlerce dükkânın bulunduğu, üstelik
şehrimizin ekonomik anlamda en önemli semtlerinin bulunduğu bir yer.
Bu iş yeri sahipleri elektrik, su, ısınma, vergi, SGK ve
BAĞKUR ödemeleri yüzünden âdeta nefes alamıyor. Bakın, bu
ödemeleri yapamayan esnafımız dükkânının camına
devren kiralık ya da satılık yazmış. Değerli
arkadaşlar, bu iş yeri sahipleri, üstelik pandemi döneminde devletten
hiçbir yardım alamadılar; her biri aile sahibi, çoluğu
çocuğu olan insanlar. Bu insanlara hiçbir yardım
yapmadınız. Bakın, arkadaşlar, iş yerini kapatan bu
insanlar bizlere ulaşıp Vekilim, hiç olmazsa bana asgari ücretli bir
iş bul. Akşam çoluğumun çocuğumun yüzüne bakamıyorum.
diyorlar. İşte, yarattığınız Kırıkkale
tablosu bu. (CHP sıralarından alkışlar)
İşsizliğin her geçen gün büyüdüğü, iş bulamayan
gençlerin hızla şehri terk ettiği, on yıllık, yirmi
yıllık esnafların dükkânlarını kapatıp asgari
ücretle iş aradığı Kırıkkale tablosu. Kendinizle
ne kadar gurur duysanız bence az. (CHP sıralarından Bravo
sesleri, alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
bir başka mağduriyet, kantinci esnafımız ve okul
servisleri; pandemi döneminden en çok etkilenen sektörlerin başında
bu iki sektör geliyor. Coronavirüs tedbirleri kapsamında, Türkiyede
okullar 13 Mart tarihinden itibaren kapatıldı. O tarihten bu yana
dokuz aydır iş yapamayan kantin ve servis işletmecileri
perişan durumda; kapılarını çalıp Ne yiyorsunuz, ne
içiyorsunuz? diye soran yok. Berberlerimiz, lokantalarımız, kafe
işletmeleri, çay ocakları, minibüs esnafı âdeta kan
ağlıyor. Gelirleri yüzde 80 oranında düşen ancak
masrafları 2-3 kat artan bu insanlar geçim mücadelesi veriyor. Galoş,
eldiven, önlük kullanmaları zorunlu hâle getirildi. Salona 2den fazla
kimseyi alamıyorlar. Havalar soğuduğu için elektrik ve
ısınma giderleri 2 kat artmış durumda. Eskiden, masraflar
çıktıktan sonra aylık ceplerine 4 bin-5 bin lira kalan bu
insanlar artık ekmek parası bulamıyor. Bu insanlar bizden çözüm
beklerken AK PARTİ iktidarı Kırıkkale esnafını
görmüyor, duymuyor. Sebze, meyve, gıda, temizlik maddeleri el
yakıyor. Artık, evlerde ocak değil taş kaynıyor.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bir başka önemli konu emeklilerimiz. Açlık
sınırını dahi bulmayan emekli maaşları,
emeklilerimizi açlığa mahkûm etti.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET ÖNAL (Devamla)
Başkanım bitiriyorum.
BAŞKAN Buyurunuz
lütfen.
AHMET ÖNAL (Devamla) Emekli
yoksulluğu her geçen gün derinleşiyor. Yoksulluğu
derinleşen emekliler, tam anlamıyla hayat mücadelesi veriyor. Pandemi
koşullarında temel tüketim maddelerine yüzde 40-50 oranında zam yapıldı,
bu da emekli aylıklarını eritti. Bu tablodan da en çok
Kırıkkalede sayısı 52 bini bulan emeklilerimiz etkilendi.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; üç yıldır bu kutsal Meclisteyim, 3üncü
bütçe yapılıyor. Yaptığınız bu bütçe dâhil,
esnafın, emeklinin, asgari ücretlinin, çiftçinin, kısacası geçim
sıkıntısı yaşayan
vatandaşlarımızın bütçede yer
almadığını gördüm. Tabii, bu bir siyasi tercih meselesi.
Zira siz, Türkiyemizin yoksullarının değil size yandaş
olanların bütçesini yapıyorsunuz. Bizler de sizin bu siyasi
tercihinizin yanlış olduğunu başta seçim bölgem
Kırıkkale olmak üzere her yerde anlatıyoruz. Umarım, bu,
sizin iktidarda olduğunuz son bütçe olacak çünkü ilk seçimde biz iktidar
olacağız. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET ÖNAL (Devamla)
Başkanım bitiriyorum.
BAŞKAN
Selamlayalım.
AHMET ÖNAL (Devamla) 2022
yılının bütçesini bizler, emekçilerimizle, köylülerimizle,
yoksullarımızla birlikte yapacağız. Geliri hakça
paylaşıp ülkemizin zenginliğini vatandaşlarımıza
aktaracağız diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ali
Mahir Başarır
Buyurunuz Sayın
Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ
MAHİR BAŞARIR (Mersin) Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Enerji
Bakanlığının bütçesi hakkında söz aldım.
Sayın Bakana 3 tane sorum olacak.
Sayın Bakan, memleketim
Mersinde bir nükleer santral inşaatı devam ediyor. Evet,
yapmış olduğunuz anlaşmayla bu santralin yüzde 100ü Rus
şirketlerinin ama anlaşmada ilginç bir durum daha var: Türkiye,
hiçbir zaman bu şirketin yüzde 51ine sahip olamayacak, hep yüzde 49.
İkincisi, bir garanti verdiniz, dediniz ki: Üretilen elektriğin
yarısını on beş yıl boyunca alacağız.
Güzel. Ne kadara alacağız? Kilovatsaati 12,35 sent. Peki, Avrupada,
dünyada ne kadar saati? 4 sent ile 6 sent. Sayın Bakan, neden böyle bir
tavizde bulundunuz, ben merak ediyorum. Şu anda -geçen sene-
elektriği kesik 1 milyon insan var. Neden halkın hanesi
karartılırken Rus şirketlerinin sermayesi
aydınlatılıyor, ben çok merak ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar) Sayın Bakan, benim
topraklarımda yapılan bu santral, tazminat sorumluluğu benim,
risk benim, ben bunlardan pahalı pahalı -3 katı- elektrik
alıyorum, neden Rusyaya bu taviz veriliyor? Kim bu Rusya Sayın
Bakan, kim bu Rusya?
İki: Size ben Şubat
2020de yazılı bir soru sordum; dedim ki Avrupa, doğal
gazın bin metreküpünü Rusyadan 120 dolara alıyor; biz, 280 dolara
alıyoruz, bunun sebebi nedir? Çok net bir soru. Bana cevap verdiniz Sayın
Bakan. Çok merak ettim, bir sayfada yazmışsınız. Cevap
veremem, ticari sır. dediniz Sayın Bakan. Sayın Bakan, ben,
sizin aile şirketinizi sormadım, şahsi şirketinizi
sormadım, şahsi ilişkilerinizi sormadım. Neden, biz
dünyaya göre, Rusyadan 2,5 kat daha fazla doğal gaza para veriyoruz? diye
sordum Sayın Bakan. Böyle bir devlet olur mu? Böyle bir yönetim olur mu?
Siz, burada cevap vereceksiniz ama ben peşinen vereyim. Ne
yapıyorsunuz biliyor musunuz? Avrupanın enerji bakanı gidiyor,
direkt Rusyadan bu gazı alıyor. Siz, aracı şirketlere doğal
gazı aldırıyorsunuz, sonra gelip Enerji
Bakanlığınıza sattırıyorsunuz. Kim bu
şirketler, ben çok merak ediyorum? Böyle bir anlayış olur mu
Sayın Bakan?
Evet, Türkiyede 4 milyon
insanın doğal gazı geçen sene kesilmiş. İnsanlar
ısınamıyor ama biz elektrikte de doğal gazda da Rusyaya
taviz vermekten hiç geri durmuyoruz, böyle bir anlayış olur mu
Sayın Bakan? (CHP sıralarından alkışlar)
Şimdi, bu pandemi
sürecinde, geçen sene 1 milyon insanın elektriği kesilmiş. Ben
bu iktidardan, sizden çıkıp buradan Altı ay elektriğin
yüzde 50sini almıyoruz. demenizi, indirimi beklerdim. Ne getirdiniz?
Dağıtım şirketlerinin misafir ağırlama
bedellerini faturaya yansıtacaksınız. Ya, ben halkın, insanın
misafir ağırlamasını geçtim, çocuklarını
doyuramıyor; bir de o beyefendilerin otel masraflarını, yemek
masraflarını, uçak masraflarını, gezi
masraflarını faturaya yansıtacaksınız. Sayın
Bakan, yazık değil mi? Yazık değil mi?
Bakın, 3 tane soru
soruyorum:
1) Neden benim memleketimde
bir araziyi Rusyaya verdiniz, bu kadar tavizde bulundunuz?
2) Neden dünyaya göre biz
Rusyadan 2,5 kat daha fazla ücretle doğal gaz alıyoruz?
3) Neden elektrik
şirketlerinin temsil, ağırlama, eğlence giderlerini
faturaya yansıtıyorsunuz, neden?
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Büyükelçinin tazminatı, büyükelçinin!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Lütfen, gelip burada buna cevap verin. (CHP
sıralarından alkışlar) Halk bunu istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Sayın Başkanım...
BAŞKAN
Tamamlayalım.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Selamlıyorum.
Şimdi, millî bir
duruş, millî bir enerji politikası bu olamaz. İnsanlar evine
ekmek götüremiyor. Bugün milyar
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Önce kendine bak!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Ben kendime bakarım beyefendi.
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Bakacaksın tabii.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Ben her şeyin cevabını da veririm, hiç
merak etme.
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Bakacaksın kendine.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Benim alnım açık beyefendi, çok rahat olun.
Bakın, benim alnım açık beyefendi, bana laf atmayın. Bak,
ben senin söylediğin lafa cevabımı da çok kısa vereyim.
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Bütün Türkiye senin kim olduğunu biliyor.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Ben bu ülkede onurumla, şerefimle askerlik
yapmış, terhis almış bir insanım.
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Çok konuşma sen!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Sen arkadaşlarına bak beyefendi, hem bedelli
askerlik yapıp hem bu devletten maaş almış beyefendi. (CHP
sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Yalan söylüyorsun sen! Yalan söylüyorsun!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Beyefendi, benim askerlik terhis belgemde postal
kokusu var
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Yalancısın!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla)
senin arkadaşlarında dolar kokusu var
beyefendi. (CHP sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Sen yalancısın, yalancı!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Haddini bil beyefendi!
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Teşekkür ediyoruz, anlaşılmış Sayın
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Başkanım, bir dakika daha, bitireceğim.
BAŞKAN Çok
teşekkür ediyoruz.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Tamamlayacağım, bir dakika daha
BAŞKAN Lütfen, çok
teşekkür ediyoruz.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Bir cümle
BAŞKAN Buyurun.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Son sözümü söyleyeyim: Eğer ki bu ülkede Allah
göstermesin bir savaş çıkarsa ben bu rozeti çıkarırım,
o üniformayı onurla giyerim beyefendi, onurla giyerim beyefendi.
MÜCAHİT
DURMUŞOĞLU (Osmaniye) Niye hakaret ettin o zaman?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ya siz değil misiniz
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Sen asker düşmanısın, asker! Sen
Türk Silahlı Kuvvetleri düşmanısın! Herkes seni
tanıyor.
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) Ne düşmanıymış canım, Allah
Allah!
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Benim lafımın başını, sonunu
keserek bir cümleyle beni linç edemezsin beyefendi.
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Sen Türk Silahlı Kuvvetlerinin
düşmanısın!
MÜCAHİT
DURMUŞOĞLU (Osmaniye) Sen, Türk Silahlı Kuvvetlerimize hakaret
ediyorsun.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Ben o konuşmamda, Mehmetçikin
postalını vermem dedim Katara beyefendi.
MÜCAHİT
DURMUŞOĞLU (Osmaniye) Türk Silahlı Kuvvetlerine niye hakaret
ediyorsun?
HÜSEYİN
ŞANVERDİ (Hatay) Çok konuşuyorsun, konuşuyorsun.
ALİ MAHİR BAŞARIR
(Devamla) Lütfen! Mehmetçik, asker benim başımın tacı.
(AK PARTİ sıralarından gürültüler) Ordu, benim
başımın tacı. Orduya hakaret eden şerefsizdir,
alçaktır! (CHP sıralarından alkışlar, AK PARTİ
sıralarından Aynen öyle, aynen öyle. sesleri) Ama şehide
kelle diyen daha büyük şerefsizdir, alçaktır!
Teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar, AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Mikrofonumu bir açar mısınız? Başka bir
şey söyleyeceğim, konuşmayla alakalı değil.
BAŞKAN Buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, konuşma süresine göre
hazırlık yapılmasının hakkaniyet açısından
gerekli olduğuna ilişkin açıklaması
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sayın Başkan, şimdi, bu turda ilk HDPyle
başladık, CHPyle devam ediyoruz. Tabii
arkadaşlarımızın konuşma yapmasında bir mahzur
yok ama mesela biz bugün -genelde- 6 konuşmacıyla devam ediyoruz; CHP
işte -genelde- 10, 12, 14 civarı konuşmacı bildiriyor, HDP
de bugün 7 konuşmacı bildirmiş. Şimdi, burada her bir
konuşmanın arkasına bir dakika, artı bir dakika, sonra bir
dakika daha eklendiği zaman Sayın Başkan
Bizim
arkadaşlarımız yetmiş dakikalık bir hazırlık
yapmış. Şimdi, burada bir hakkaniyet durumunu gözetmemiz
lazım. Bu noktada
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Siz de konuşun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Durun
arkadaşlar, durun ya!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Hayır, efendim Siz de konuşun. değil.
Biz,
konuşmalarımızı beş dakikaysa beş dakika, on
dakikaysa on dakika ayarladık; hatta önce bitirmeyi de planlıyoruz
ama şimdi sizler beş dakikalık konuşma için yedi sekiz
dakikalık hazırlıkla geldiğiniz zaman, burada sizin turunuz
yüz dakika, bizim turumuz yetmiş dakika kalıyor. Bu, hakkaniyete
uygun değil; bunu sadece CHP için söylemiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bunu genel manada...
BAŞKAN
Tamamlayınız.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sayın Başkanım, bu konuda eğer özen
gösterirseniz çok memnun olacağız.
BAŞKAN Ben, Sayın
Bülbülün uyarısını kendi adıma haklı buluyorum;
arkadaşlardan da müsamahayla ilgili, lütfen, riayet istiyorum.
Çok teşekkür ediyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkanım
BAŞKAN - Buyurun
Sayın Özel.
2.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, söz hakkı kullanma süreleri konusunda
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Nimetullah
Erdoğmuşun adaletine güvendiklerine ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, biz, anlayışınıza teşekkür
ediyoruz. Tabii bütçe konuşmaları çok kritik konuşmalar. Kalabalık
grupların sorunları var bu konuda. En büyük sorun, iktidar partisinin
konuşma dağıtmakta
Burada sizin gösterdiğiniz
anlayış bizim için çok kıymetli ama Sayın Bülbülün
yakınması da son derece haklı. Şöyle yapalım:
Gruplardan ne kadar toplamda fazla konuşma yapıldığı
belli, o süre diğer gruplara da konuşmacı sayılarına
göre sizin takdirinizde ne kadar eklenirse biz o hakkaniyetin
sağlanmasında sizin adaletinize güveniyoruz efendim.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sayın Başkan, bizim öyle uzun konuşmamız yok,
öyle uzun konuşma hazırlamadıysak ne yapacağız?
BAŞKAN Çok
teşekkür ediyorum.
Sayın Zengin
3.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, kuralları ve uzlaşıyı
önemsediğine, kürsüdeki sürenin uzaması sözü bitirmek içinse bir
itirazları olmayacağına, bu konuda milletvekillerini hassasiyete
davet ettiğine ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, hayırlı toplantılar diliyorum.
Sayın
Başkanım, ben de usule dair şunu ifade edeceğim:
Doğrusu ben buraya gelmeden evvel -kuralları önemsiyorum- usulü
tekrar kendi grubumuza sorduğumda her bir grubun
konuşmalarını yapacağı ve akabinde de bizlerin, Grup
Başkan Vekillerinin o konuya dair itirazlarımızı
yapacağımız -sevmediğim bir söz ama teknik anlamda böyle
deniyor- sataşmalara cevap vereceğimiz söylenmişti. Ben HDP
Grubundan sonra, notlarım vardı ve cevap vermek istiyordum fakat siz
CHPli arkadaşlarımıza söz verince ben bölmek istemedim,
yanınıza geldim ve bu konudaki söz taleplerimizi ben mahfuz tutuyorum,
bunları muhakkak ifade etmek istiyorum çünkü araya çok zaman giriyor.
Şimdi sataşma
Burada da tabii çok doğal olarak bir uzlaşmamız var sürelerle
ilgili, usulle alakalı. Şimdi normal şartlarda, biz, Grup
Başkan Vekili arkadaşlarımız rahatsız olduğumuz
her şeye kalkıp cevap veriyoruz, hadi kayda girsin ya da girmesin her
hâlükârda bunu ifade etmek istiyoruz. Şimdi bu manada bir uzlaşı
içerisinde sabırla dinliyoruz. Böyle olunca da kürsüdeki hakkın,
sürenin uzaması sözü bitirmek içinse amenna yine olabilir, ona bir itiraz
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir cümle
Sözün bitmesine dairse bir
miktar anlayışa, bir dakikalık bir anlayışa evet ama
bu cevap vermek, burada agresyonu yükseltmek
Ben, şimdi kendi
milletvekillerimizle ilgili bu kadar ağır söz söylenirken bir buçuk
saat mi bekleyeceğim cevap vermek için? O zaman tuhaf bir tablo ortaya
çıkıyor. Yani bu kürsüde bu manada bütçe görüştüğümüzü ve
bir uzlaşma üzerinde görüştüğümüzü hem arkadaşlarıma
hatırlatıyorum hem de sizi, lütfen, bu konuda bir hassasiyete davet
etmek istiyorum.
Teşekkür ederim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Ben
teşekkür ediyorum.
İzninizle birleşime
yarım saat ara veriyoruz.
Kapanma Saati:
13.37
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 14.13
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
Komisyon yerinde
Üçüncü
turda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına yapılan konuşmalarda
kalınmıştı.
Söz
sırası Osmaniye Milletvekili Baha Ünlüye ait.
Buyurunuz
Sayın Ünlü.
Süreniz
beş dakikadır. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA BAHA ÜNLÜ (Osmaniye) Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ben de Enerji
Bakanlığı bütçesiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına söz almış bulunmaktayım. Yüce Meclisinizi
saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Arkadaşlar,
konuşmama başlamadan önce bir konuya değinmek istiyorum. 3
Aralıkta, Kahramanmaraşta bir polis memurumuz şehit
edilmişti; Osmaniyenin Düziçi ilçesinden hemşehrim Barış
Göl şehit edilmişti. Onun şehit edilişinin bugün yedinci
günü. Yedinci günü münasebetiyle ona tekrar Allahtan rahmet diliyorum, kederli
ailesine tekrar sabır ve başsağlığı diliyorum,
sevenlerine sabır diliyorum.
Arkadaşlar,
son on yılda meskenlere uygulanan elektrik tarifesi yüzde 179, sanayiye
uygulanan tarife ise yüzde 379 artış göstermiştir.
Elektrik
tarifeleri iki ana bileşenden oluşmaktadır. Birincisi, elektrik
üretim maliyetine yansıyan perakende tarifesi; diğeri ise
dağıtım ve iletim şebekelerinin işletme, bakım ve
onarım yatırımlarının yansıtıldığı
ve kayıp kaçakların da dâhil olduğu dağıtım
tarifesidir. Rakamlara baktığımızda, meskenler için
tarifenin perakende bölümü yüzde 152 artarken dağıtım tarifesi
ise yüzde 251 oranında artmıştır. Üretim maliyetlerindeki
yüzde 150 artış, doların yükselmesi, yenilenebilir kaynaklara
dolar cinsinden verilen teşviklerin etkisi olarak izah edilebilir ancak
dağıtım tarifesindeki yüzde 251 artış izaha
muhtaçtır.
Bugün, bütün
dağıtım bölgeleri özel sektör tarafından
işletilmektedir. Özelleştirmenin başladığı 2008-2010
yıllarında dağıtım tarifesi kilovatsaat
başına 5-6 kuruş iken bugün 21 kuruş olması ne
enflasyonla ne de dövizdeki artıştan dolayı işletme
bakım bedellerinin artmasıyla izah edilemez. (CHP
sıralarından alkışlar)
Özelleştirme ihale
şartlarına göre, özelleştirme için şirketlerin ödedikleri
bedeller tarife unsuru değildir. Dağıtım tarifesindeki bu
artış, dağıtım şirketlerinin hesapsız
kitapsız teklif ettikleri, dolar bazındaki özelleştirme
bedellerini ödeyemedikleri içindir.
Uluslararası kabul standartlarına
göre, eğer enerjiye ödenen bedel hane halkı harcanabilir gelirinin
yüzde 10unu aşarsa o kişi için Enerji yoksulluğu vardır.
denilir. Türkiyede ayda sadece 200 kilovatsaat tüketse dahi, alt gelir gruplarında
sadece elektrik bedeli harcanabilir gelirin yüzde 10unu geçmektedir. Buna
doğal gaz bedelleri de dâhil edildiğinde, toplumun
çoğunluğunu oluşturan düşük ve orta gelirliler enerji
yoksulu sayılabilir. Bu sebeple, pandemi
nedeniyle işini, gelirini kaybeden kesimleri korumak için elektrik ve
doğal gaz borçları yapılandırılmalı veya devlet
tarafından ödenmelidir.
Bahsetmek istediğim
diğer önemli bir konu ise elektrik üretimiyle ilgilidir. Kamunun elindeki
üretim santrallerinin çok büyük bir bölümü özelleştirildi.
Özelleştirilirken onlara herhangi bir alım garantisi verilmedi ve
onlar da üretimlerini elektrik piyasasında rekabet koşullarında
satmak üzere santralleri satın aldılar. Fakat bugün bu santrallere,
zarar etmesinler, ayakta kalsınlar, hesapsız kitapsız teklif
ettikleri özelleştirme bedellerine ilişkin kredi borçlarını
ödeyebilsinler diye kapasite bedeli ödenmektedir. Hatta, linyit santrallerine
alım garantisi verilmekte ve üretimlerinin bir bölümü devlet
tarafından alınmaktadır. Değerli milletvekili
arkadaşlarım, böyle olacaksa neden özelleştirildi buralar? (CHP
sıralarından alkışlar) Özellikle linyit santrallerinin
emisyonlarını sınırların altına çekmek ve
çevresel etkilerini en aza indirmek üzere yatırım yapmaları için
verilen süre 2020 başında dolmuştu. Bir kısmı bu
yatırımları yapmadıkları için
kapatılmıştı fakat bugün bu santrallerin çoğu geçici
işletme ruhsatıyla çalışmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
BAHA ÜNLÜ (Devamla)
Diğer değinmek istediğim bir konu yenilenebilir enerji
desteğiyle ilgilidir. Bu destek mekanizmaları hem dışa
bağımlılığı azaltmak hem de karbon
emisyonlarını azaltmak için prensip olarak doğrudur. Destek
uygulamasının başladığı yıllarda rüzgâr ve
güneş santrallerinin yatırım bedelleri çok fazla olduğundan
destek fiyatları rüzgâr için 7,3 sent/kilovatsaat ve güneş için 13
sent/kilovatsaat idi, bu da makuldü ancak teknolojideki gelişmeler
nedeniyle yatırım maliyetleri hızla düştü. Üstelik
doların aşırı değer kazanması nedeniyle
yenilenebilir santrallere ödenen bedel aşırı şekilde
artarak tüketiciye yük olmaya başladı. Aslında yeni yasal
düzenlemede destek fiyat uygulamasından vazgeçilmesi gerekirken finans ve
iş çevrelerinin baskısıyla bu uygulamanın devam
edeceği ancak 2021 ortasından itibaren destek fiyatlarının
TL cinsinden Cumhurbaşkanı tarafından belirleneceği hükmü
getirilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAHA ÜNLÜ (Devamla)
Başkanım, bir dakika daha rica edebilir miyim?
BAŞKAN Selamlayın
efendim.
BAHA ÜNLÜ (Devamla) Bu
yanlıştan vazgeçilip dünyaya benzer olarak ihale yönteminin
uygulanması ve en ucuz fiyatı verene üretim lisansı verilmesi
uygulamasına geçilmesi gerekmektedir.
Ayrıca, Türkiye enerji
sektörü, dünyadaki gelişmelere paralel olarak iklim
değişikliğiyle mücadele çabalarına katkı
sağlayacak politikalar uygulamalıdır. Bunun için daha fazla
yenilenebilir enerji üretimi ve enerjinin verimli kullanımını
sağlayacak yatırımlar gereklidir.
2021 bütçesinin ülkemize
hayırlı olmasını diliyor, saygılarımı
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Erkan Aydın.
Buyurunuz Sayın
Aydın. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ERKAN AYDIN
(Bursa) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2021
yılı bütçesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle, Covid-19
salgını boyunca hayatlarını hiçe sayarak canla başla
çalışan sağlık çalışanlarına,
emekçilerimize, emeklilerimize, esamesi okunmayan işsizlerimize ve günlük
39 TL ödenekle hayatta kalmaya çalışan bütün yurttaşlarıma
en derin saygılarımı sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
Konumuz asgari ücret.
Sayın Bakan burada; Aile, Çalışma Bakanı. Görüşmeler
başladı -sendika temsilcileri, hükûmet temsilcileri- ve
yaklaşık bir ay da sürecek.
Öncelikle Sayın Bakana
şunu sormak istiyorum: 2014 yılından beri, Türkiyede kaç
kişi asgari ücretle çalışıyor, bunu
açıklamıyorsunuz. En son SGKnin sitesinde yer almış,
yaklaşık altı yıldır Türkiyede kaç kişi asgari
ücretli, bilemiyoruz. O zaman yüzde 40ın üzerinde demiş, bugün de
DİSKin, sendikaların rakamına göre 10 milyona yakın
vatandaşımız asgari ücretle geçinmek durumunda. Siz de buna,
TÜİKin verdiği enflasyon rakamına göre -ki bu rakam yüzde 12,1-
yaklaşık bir zam yapmayı öngörüyorsunuz. 2.324 lira olan asgari
ücret yaklaşık 2.500 ile 2.600 arasında bir rakam olacak ve en
son noktada da Sayın Cumhurbaşkanı diyecek ki: Benim asgari
ücretli çalışanıma bu rakam çok az, ben buna 100 lira daha
ekliyorum, 2.600 TL olsun. Peki, bunu nereden biliyoruz? Çünkü aynı
tiyatro geçen sene oynandı. Sayın Cumhurbaşkanı en son
çıktı, kahraman edasıyla bu işi çözdü.
Şimdi, aynı
Cumhurbaşkanının 2021 yılı için maaşına bir
bakalım: 81 bin liradan 88 bin liraya çıkıyor; fark 7 bin lira.
Sadece aradaki 7 bin liralık fark üç aylık asgari ücrete denk
geliyor. Peki, sarayın bütçesi? 4 milyar 39 milyon TL, eski parayla 4
katrilyon 39 trilyon. Arkadaşlar, sarayın, bir günlük değil, bir
saatlik değil, bir dakikalık bütçesi ne kadar biliyor musunuz,
gideri? 7.700 lira, Sayın Bakan, 7.700 lira, bir dakikalık gideri.
Dört dakikalık gideri neye tekabül ediyor, biliyor musunuz? Bir asgari
ücretlinin bir yıl alacağı ücrete tekabül ediyor. Hani, o,
yıllar önce Bir yüzükle geldim. diyen Cumhurbaşkanı var ya,
bugün, beş dakika boyunca ben bu konuşmayı yaparken bir asgari
ücretli o beş dakikalık ücreti bir yılda alıyor, bu reva
mıdır? (CHP sıralarından alkışlar)
Maaşı ise tamı tamına asgari ücretin 30 katı.
Şimdi, Sayın Genel
Başkanımız defalarca seslendi; AK PARTİye oy veren
değerli yurttaşlarımız, değerli kardeşlerimiz,
bir kez de ben söylemek istiyorum: O yıllarda kendiniz gibi
hissettiğiniz, bir yüzüğü olan, sizin gibi fakirlikten geldiğini
düşündüğünüz bir Cumhurbaşkanı, bugün sizin hayalleriniz
yerine 13 uçakla ve sarayın dört dakikalık gideriyle sizin bir
yıllık alın terinizin karşılığına
gelecek bütçeyi tüketiyor. Bunu bir sorgulayın lütfen, çünkü şunu da
biliyoruz: Çoğunluğu sizin oylarınızla AK PARTİyi
iktidarda tutuyor. Siz elbette inanarak, güvenerek, iyi olsun diye
düşünerek bu oyları verdiniz ancak bugün geldiğimiz nokta tam
bir israf, tam bir haram, tam bir savurganlık bütçesi olmuştur. (CHP
sıralarından alkışlar)
Arkadaşlar, bizim
önerimiz net: Asgari ücretin en az 3.100 lira -ancak ideali de 3.800 lira-
olması. Yeter mi? Elbette ki yetmez. Ancak akşam evine peyniri, sütü,
eti bırakın, kuru ekmeği götüremeyen babanın gurur
kırgınlığını, ocakta kaynatacak yemek bulamayan
annenin mutsuzluğunu, yıllarca okuyup üniversite bitirip ancak
iş bulamayıp kâğıt toplayarak evin bütçesine katkıda
bulunmak isteyen gencin umutsuzluğunu ve evinde internet
olmadığı için geleceğini ve aslında hepimizin
geleceğini karartan o çocuğun geleceğinin kararmaması için
bu bütçenin minimum 3.800 lira olması lazım. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım.
ERKAN AYDIN (Devamla)
Tamamlıyorum.
Aksi takdirde, sizler
birazdan çıkacaksınız, burada güzel güzel rakamlar vereceksiniz,
iktidarınızın ne de muhteşem işler
yaptığını anlatacaksınız ancak o babanın,
annenin, gencin ve çocuğun yaşadığı hayal
kırıklıklarını asla örtemeyeceksiniz diyorum. Bu bütçe
bir israf bütçesidir, bu bütçe çöküş bütçesidir, her şeyden önce de
AKPnin veda bütçesidir; Güle güle. diyeceğiz AKPye. (CHP
sıralarından alkışlar) Ve Cumhuriyet Halk Partisi
iktidarının da ilk bütçelerinden olacaktır önümüzdeki bütçeler
diyor, hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Metin İlhan.
Buyurunuz Sayın
İlhan. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA METİN
İLHAN (Kırşehir) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Kamu bütçesi, belirli bir
vizyona sahip olarak özellikle üretim ve istihdamı artıracak, dar
gelirli vatandaşlarımız için yaşamsal refahı tabana
yayacak, büyümeyi artıracak ve kişiyi günümüz rekabetçi
dünyasına uyum sağlayabilecek hâle getirecek şekilde
tasarlanmalıdır.
Bakanlığın
bütçesine gelecek olursak; Plan ve Bütçe Komisyonunda yapılan
görüşmelerde, Sayın Selçuk, uzun uzadıya, ücretsiz izne
çıkarılan 2 milyon çalışana 5,1 milyar lira ödediklerini
anlattı. Birincisi, bu rakam oldukça yetersiz ve kaynağı
İşsizlik Sigortası Fonu. İkincisi, ücretsiz iznin bir
sonraki aşaması işten çıkarılma tehlikesidir. Ekonomik
krizlerle sarsılan ülkemiz pandemiyle daha da derinleşen bir krizi
yaşamaktadır. Bu sebeple, Hükûmetin bu süreçte öncelikli olarak
hedefi çalışanın iş güvencesini sağlamaktır. 2
milyon esnaf kepenk kapatmışken, işsizlikte cumhuriyet tarihi
rekorları kırılırken, 12 milyon gibi bir işsizlik
rakamı ortadayken güllük gülistanlık bir hava varmış gibi
yapılan bu açıklama devlet ciddiyetiyle
bağdaşmamıştır.
Bir diğer önemli konu,
gündemin üst sıralarında yer alan asgari ücret
artışıdır. Kamu-özel sektör yatırımları
adı altında yandaş müteahhitlere gelince milyar dolarları
kuruşmuş gibi tereddüt etmeden dağıtanlar, iş asgari
ücretliye gelince kaynak sıkıntısı çektiğimiz
noktasında vatandaşlarımızı toplum
mühendisliğinde yeni çığırlar açarak ikna etmede muazzam
başarılar göstermektedirler ancak artık takke düştü, kel
göründü. Asgari ücret bir ailenin geçimine yeterli mi? sorusuna cevap
veremeyen bir Bakana şahit olduk. Bize göre, asgari ücret vergiden muaf
olmalı ve insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmelidir.
Bakınız, bizler
yapılan hizmete karşı takdirimizi her zaman sunmuşuzdur
ancak yanlış olanı da söylemek, haksızlığa
karşı durmak da asli görevimizdir. Pandemi sürecinde sağlık
çalışanları fedakârca tüm yükü sırtlamışken, en
az savaş kadar zor olan Covidle mücadelede hayatlarını kaybedip
görev şehidi sayılmamışken, döner sermayeyle ilgili
boş sözler verilip bir hemşireye sadece 7 lira ek ödeme
yapılmışken, Hükûmet koşa koşa gidip ticari sır
gerekçesiyle vatandaşından gizlediği döviz garantili ihalelerin
ödemelerini yaptı. Alkıştan başka hiçbir katkı
sunmadığımız sağlık çalışanlarına
emeklerinin karşılığını vermek bu Meclisin
boynunun borcudur. Bu sebeple boş sözleri bir yana bırakıp
ivedilikle tüm sağlık çalışanlarının
maaşlarına seyyanen en az bin lira zam yapılması
şarttır.
Değerli milletvekilleri,
engelli ve kadın politikaları da acilen müdahale edilmesi gereken
toplumsal sorunlarımızdandır. Engelli ve muhtaç olanlara maddi
desteğin sağlanması sosyal devlet olmanın gereğidir.
Kötü ekonomi yönetimi sonucu alt gelir grubunda oluşan devasa
genişlemeye çok az düzeyde yapılan yardımları öve öve
anlatmak, bu konudaki eksiklikleri yeterliymiş gibi göstermek doğru değildir.
Ülkemizde yaşanan kadına şiddet başta olmak üzere
kadınlarımızın maruz kaldığı tüm negatif
ayrımcılıkların en temel sebebi eğitimde ve kadın
istihdamında çok geri olmamızdır. İktidarda olduğunuz
her yılla doğru orantılı olarak artan kadına
şiddet vakalarının, erken yaşta evliliklerin bitmediği
ve kadını hayatta eşit
konumlandırmadığınız sürece bu sorunu
aşmanın imkânsız olduğu bilinmelidir.
Ülke nüfusumuzun yüzde 10u
engellilerden oluşmaktadır. Engellilerin eğitim alma ve iş
bulma olanaklarının son derece sınırlı olduğu bir
gerçektir. Bu sebeple aileler, engelli ebeveynlerine de istihdamda pozitif
ayrımcılık yapılmasının zaruri olduğunu
ısrarla talep etmekteler. Çocuklarla ilgili politikalar da günü kurtarmaya
yöneliktir. TÜİK verilerine göre 720 bin, ancak gerçekte 2 milyona
yaklaşık çocuk işçi sayısı, çocuk
istismarının önüne bir türlü geçilememesi, cezaevlerinde bulunan 0-6
yaş arası çocuklarımızın yaşadığı
dramlar ve engelli çocuklarımızın başta eğitim ve
sosyal yaşama uyumu olmak üzere mevcut sorunlarının
varlığı da geleceğimizi inşa edecek
çocuklarımız için yeni politikalar belirlenmesini zorunlu
kılmaktadır.
Çalışma
hayatında da durum farklı değil ne yazık ki. Yüzde 13,66
gibi düşük bir orana sahip sendikalı işçi sayısı ve
çok yetersiz olan sendikal haklar, ayrıca bu hakların ihlallerinde
yaşanan artış, iş cinayetleri, emeği sömürülen,
güvencesiz taşeron ve kayıt dışı işçilerin
sorunları hâlihazırda mevcutken geçen ayki torba yasada toplumun ve
işçi sendikalarının büyük tepkisi sonrası ileride tekrar
değerlendirilmek üzere ertelenen 25 yaş altı ve 50 yaş üstü
çalışanlar için iş güvencesi, kıdem ve ihbar
hakkını ortadan kaldıracak sözde esnek çalışma
modelini de Hükûmetin hafızasına aldığına tanık
olduk.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun
Sayın İlhan.
METİN İLHAN
(Devamla) - Ayrıca hakları Hükûmetçe gasbedilen EYTliler, 3600 sözü
verilen ancak yıllardır bekleyen devlet memurları da çözüm
beklemektedir.
Değerli milletvekilleri,
Sayıştay raporuna göre iç kontrol sistemi yetersiz. Sürekli açık
veren, kurumsal olarak sürdürülebilir bir mali yapıya bir türlü
bürünemeyen, bütçesinin yaklaşık üçte 1i kadar görev zararı
öngören ve SGK gibi devasa bütçeli bir kurumu olan Bakanlık 155 milyarlık
bütçeyi yetersiz bir kurumsal altyapı ve denetimle nasıl yönetecek?
Bunu kabul etmek mümkün müdür? Bakınız, Sayıştay
raporlarında şeffaflıkla ilgili bir sürü tespit
bulunmaktadır. Bunlara ilişkin neler yapılmıştır?
Sayın Bakan bunları takip etmekte midir? Maalesef üzülerek belirtmek
isterim ki Sayıştayca tespit edilen aksaklıkların sadece
dörtte 1i düzenlenmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
METİN İLHAN
(Devamla) Çok az kaldı.
BAŞKAN
Tamamlayınız.
METİN İLHAN
(Devamla) Sözlerime, bu bütçenin borcumuzu azaltabilecek,
yatırımı artıracak, sosyal bir travmaya dönmüş
işsizliği azaltacak, büyüme ve geleceğe dair toplumumuza umut
verebilecek olmaması sebebiyle maalesef hayır getirmeyeceği
gerçeğini belirterek ama değişim konusundaki umudumu da
yenileyerek son vermek istiyorum.
Genel Kurulu saygıyla
selamlarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ali
Fazıl Kasap
Buyurunuz Sayın Kasap.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ
FAZIL KASAP (Kütahya) Sayın Bakan, değerli milletvekilleri; yüce
Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Bakanım,
öncelikle, geçirmiş olduğunuz Covid-19
rahatsızlığından dolayı geçmiş olsun dileklerimi
sunuyorum.
Bu arada, tüm
sağlık çalışanlarına, şu anda rahatsız olan
tüm sağlık çalışanlarına, sağlık
emekçilerine ve yardımcı sağlık personeline buradan
selamlarımı iletiyorum; onlara ve şehit olanların
yakınlarına Allah sabır versin diyorum.
Sayın Bakanım,
binlerce, 500 bine yakın insanımıza, milyona yakın
insanımıza sosyoekonomik destek sağladınız; takdire
şayan bir durum. Emeklilerin maaşlarını ödediniz,
lütfettiniz. Kamuda taşeron kalmayacak. demiştiniz, sizden önceki
halef selef bakanlar; kamuda maalesef şu anda taşeron olarak
çalışan, hatta işsiz kalanlar var. Joker işçiler kadro
dışı kaldı. EYTlilerin hakkını verecektiniz, söz
verdiniz; maalesef verilmedi. Eşit işe eşit ücret
sağlamadınız. 3600 gösterge gerçekleşmedi ama bu arada,
bunca yapamadıklarınızın yanında çok ciddi bir
şey yaptınız. Ne yaptınız Sayın Bakan?
Sayıştay raporlarıyla sabit olmak üzere, inkâr etseniz dahi
yaklaşık 420 bin kişiye yersiz ve usulsüz ödeme
yaptınız. Bu ödemeyi yaptığınızı önce inkâr
etseniz dahi bütçe konuşmalarında, bakın, Engelli ve
Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 22/4/2020deki
yazısı şu şekilde
690 milyon lira civarında bir
bedeli kabul ettiniz. Siz bütçe konuşmalarınızda -tutanaklarda
yazıyor- Sadece 312 kişiye ödeme yapmışız. Yani,
burada istatistik bilen, ekonomi bilen insanlar var. demişsiniz, dediniz,
ben de oradaydım.
Sosyal Yardımlaşma
ve Dayanışmayı Teşvik Fonu gelirleriniz var; bakın,
nerelerden geliyor: Gelir ve kurumlar vergisinin yüzde 2,8i, trafik para
cezalarının yüzde 50si, RTÜK gelirlerinin yüzde 15i, bütçeye
konulan ödenekler ve her nevi bağış ve yardımlar ve
diğer gelirler. Sizin böyle bir Fonunuz var ve bu Fonu fütursuzca
kullanıyorsunuz. Muhasebatı yok, muhasebe kayıtları yok;
Sayıştay raporlarında yazıyor.
Sayın Bakan, nasıl
yaptınız 420 bin kişiye
Bu arada gerçekten engelli olan
insanlarımızı burada tenzih ederim, onlar bu konuda zarar
görmeyecekler. Ayrıca, Sayın Bakan, biz de istatistik biliyoruz, ben
tıp doktoruyum, biyoistatistik diye bir dersimiz var, bir yıl
istatistik gördük. Hangi rakamın anlamlı ve anlamsız
olduğunu biliyoruz. 420 bin çok anlamlı ve manidar bir rakam, 7 milyar
lira da çok çok manidar. Şöyle manidar, size onu izah edeyim: 5 tane
bakanlığın bütçesine eş değer, 5 bakanlık
bütçesi; 7 bin lira değil, 700 bin lira değil, 7 milyon lira
değil, 7 milyar lira. 2018 ve 2019 Sayıştay raporuyla belgeli,
engelli olmadığı hâlde engelli ücreti, engelli bakım
maaşı verilen binlerce insan var ve büyük bir tesadüf hepsi seçim
dönemlerine gelmiş. Bu parayla Sayın Bakan, neler yapılabilirdi?
Hani hep övündüğünüz o şey var ya, 20 tane şehir hastanesi, 35
bin tane konut, KYK borçları iptal edilebilirdi, EYT borçları iptal
edilebilirdi, EYTliler şu anda emekli olurlardı, ayrıca
BAĞ-KUR borçları alacakları iptal edilebilirdi Sayın Bakan
ama siz yapmadınız. Bunun yerine ne yaptınız? 420 bin
kişiye iki yıl yersiz ödemeler yaptınız ve bunlar engelli
değildi. Ha, bu arada kimler, hangi engelliler mağdur edildi?
Bakın, yüzde 95 engelli raporu var, bu şahıs alamıyor.
Sadece gözlerini oynatabilen bir engelli var, ömür boyu rapor verilmesi
gerekirken iki yıllık raporu var ve dört ay maaşını
kestiniz, şu anda evinde. Siz bu şahıslara maaş
bağlamadınız. Bir sağlıkçı olarak size şunu
söyleyeceğim: Şu anda Hükûmetin bulunduğu tablo nasıl bir
tablo? Çoklu organ yetmezliğine girdiniz, çoklu organ yetmezliği.
(CHP sıralarından alkışlar) Bir bakan düşünün,
hastanesi var, devletin kurumlarından yer kiralıyor. Bir bakan
düşünün, oteller zinciri var, bu şahıs devletin hem
kiracısı hem devletin başında duruyor. Bir bakan var,
üç-beş yerden maaş alıyor. Bir bakan var, özel okulları
var. Birkaç yerden maaş alan bakanlarınız var. Nereden tutsanız
kopuyor. Kangren olmasın diye kol kestiniz en son Instagramda,
Instagramla istifayı öğrendik. (CHP sıralarından
alkışlar) Reform diyorsunuz, reformun Türkçe
karşılığı, Türk Dil Kurumundaki
karşılığı ıslahata eş değer geliyor.
Birincisi, bir Islahat Fermanı vardı bir de Martin Luther King
vardı, hangi hakkınızdan vazgeçeceksiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın
efendim.
ALİ FAZIL KASAP
(Devamla) - İkincisi, şöyle söyleyeyim: Reform kurtarmaz; beyne
oksijen gitmiyor, vücuda mikrop girmiş, yolsuzluk girmiş, yoksulluk
girmiş, yasaklar girmiş. Siz bu yasaklar ve bu yolsuzluklara kendiniz
meylettiğiniz müddetçe emin olun reform da sizi kurtarmayacak.
Sayın Bakan, siz
teknolojiyi de yakından biliyorsunuz, istatistiği de biliyorsunuz;
eğer -teamül hâline geldi artık, onu da size söyleyeyim- Instagram
hesabınız yoksa size Instagram hesabı açalım. Sizi istifaya
davet ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Candan Yüceer...
Buyurunuz Sayın Yüceer.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA CANDAN YÜCEER
(Tekirdağ) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifindeki, Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi üzerine
Cumhuriyet Halk Partisi Grubum adına söz almış bulunuyorum.
Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen değerli
yurttaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
bugün 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü. 10 Aralık 1948
yılında, Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları
Evrensel Beyannamesiyle ırkı, dili, dini, rengi, cinsiyeti, serveti,
siyaseti ne olursa olsun herkesin doğuştan eşit haklara sahip
olduğunu kabul etmiş ve bu hakları tüm halklara ve milletlere
ortak ideal olarak ilan etmiştir. İşte bizler de tam olarak
bugün, en yaygın insan hakkı ihlali olan kadına yönelik
şiddetin önlenmesinden sorumlu olan, yolsuzlukla, işsizlikle,
adaletsizlikle, eşitsizlikle, ayrımcılıkla mücadele etmesi
gereken ve çalışanların ve ayrımcılığa
uğrayan dezavantajlı grupların, bireylerin hakkını
gözetmesi gereken Bakanlığın bütçesini görüşüyoruz.
Yetmiş bir yıl sonra bugün kadınların kör bir şiddete
kurban gittiği, sokaklarda acımasızca, vahşi bir
şekilde katledildiği ülkemizde bugünlerde yaşam hakkından
söz edilemiyor.
Vergi fon prim kamu
hizmeti adı altında çalışanların kursaklarından
kesilen gelirlerin bir avuç yandaşa gittiği yerde bizler adil
paylaşımdan bahsedemeyiz. İşsiz sayısının 10
milyonu geçtiği, her 4 kadından ancak 1nin istihdam
edilebildiği, her 4 gençten ancak 1nin istihdam edilebildiği,
işsizler için kullanılması gereken fonda biriken paraların
çarçur edildiği yerde çalışma, iş ve aş bulma
hakkından bahsedemeyiz. Devriiktidarınızda 30 bini aşan
iş cinayetlerinin olduğu, işçinin alın terinin, emeğinin
gasbedilmeye çalışıldığı, grev hakkının
gasbedildiği, her emeğini, hakkını arayan kişinin
karşısında polisi bulduğu yerde çalışma
güvencesinden bahsedemeyiz. (CHP sıralarından alkışlar)
32,8 milyon insanın
bankalara borçlu olduğu yerde, insanların çöp kutularından,
insanların pazar artıklarından beslenmek zorunda
kaldığı ve salgın günlerinde 39 lirayla sefalet ücretine
mahkûm olduğu, Açlık mı yoksa hastalık mı? ikilemi
arasında bırakılan yurttaşların olduğu yerde
sosyal devletten de bahsedemeyiz.
Geçtiğimiz sene 28.360
çocuğa cinsel istismar suçunun olduğu, 1 milyona yakın çocuk
işçiliğinin olduğu yerde çocuk haklarından, çocukları
koruduğumuzdan da bahsedemeyiz.
Bakın, belki yetmiş
bir yıl değil ama on beş yıldır
kanunlarımızda var olan, yürürlükte olan bir madde var: Bu,
kadına karşı şiddeti, sistematik şiddeti işkence
olarak kabul etmiş TCK 96ncı madde. Bu maddeye göre, bir kimsenin
eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştiren
kişi hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunuyor. Bu suçu işleyen insanlara yani işkence
suçunu, kadına şiddet suçunu işleyen kişilere bu maddeyi
neden kullanmıyoruz, niçin kullanmıyoruz 96ncı maddeyi? Bu
madde bizde var. dediği için Sayın Bakan, sizler müdahil
olduğunuz davalarda bunu talep etmiyorsunuz. Niye uygulanmasını
talep etmiyorsunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Sayın
Bakan birazdan belki kürsüye çıkacak, selefleri gibi kadına yönelik
şiddete algıda seçicilik diyecek ya da Daha görünür oldu. diyecek
ama Önledik. diyemeyecek ya da Sivil toplum kuruluşlarının
iddia ettiği gibi her kadın cinayeti aslında bu kadar fazla
değil. diyecek ama Kadın cinayeti yoktur. diyemeyecek.
Şimdi, öldürülen
kadın kardeşlerimiz 400 değil de 100 kişi olsa ne
söyleyecektik? Ülkemizde sırf kadın olduğu için insanlar
öldürülmüyor. mu diyecektik? Sayın Bakan o koltuğa oturduğundan
bugüne 1.229 kadın eceliyle değil, erkek şiddetiyle katledildi;
gencecik hayatında, gencecik günlerinde toprağa gitti. Ve hâlâ
şu gerçek ki değerli arkadaşlar: Türkiye hâlâ OECD
ortalamalarında, yaşam boyu kadına şiddet istatistiklerinde
en üstte. Yani İstanbul Sözleşmesi yok yere yazılmadı,
onaylanmadı; en temel hak olan yaşam hakkını savunmak için,
bir insan hakkı ihlali olan kadına yönelik şiddeti önlemek için
yazıldı, onaylandı. O yüzden, bizim, İstanbul
Sözleşmesini, 6284ü tartışmaya açmak yerine, bir an önce
uygulamamız lazım.
Peki, bu bütçede
kadınlar için ne var? Koca bir hiç.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
efendim.
CANDAN YÜCEER (Devamla)
Aslında hiç şaşırmadım çünkü On Birinci Kalkınma
Planından toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeyi kaldıran,
toplumsal cinsiyet eşitliğini yok sayan anlayışı bu
bütçede görmek zaten iyimserlik olurdu ama bu ülkenin insanlarının
eşitliğe ihtiyacı var. Sarayın milyonluk
harcamalarını itibardan tasarruf olarak savunanlar,
ihtişamı itibar diye satanlar, söz konusu kadınlar olunca,
emekçiler olunca türlü türlü tasarruflar ediyorlar.
Biz bu bütçenin daha adil
olmasını isterdik, eşitlikçi olmasını isterdik çünkü
bu bütçe, Sayın Bakan, sadece erkeklerin vergisiyle oluşmuyor, bu
bütçede kadınların vergisi de var. (CHP sıralarından
alkışlar) Ve o yüzden bu bütçe adil bir bütçe değil, bu bütçe
vicdanlı bir bütçe değil ve bizler vicdansız bu bütçeyi kabul
etmediğimizi buradan söylüyoruz. Adil olmayan, vicdansız olan bu
bütçeye hayır oyu vereceğiz. Buna Emine Bulut için, buna Güleda
Cankel için, tüm mağdur insanlarımız için, emeği
gasbedilen, hakkı yenen Somalı, Ermenekli işçiler, maden
işçileri için ve en önemlisi de açlığa, sefalete mahkûm edilen
tüm yurttaşlarımız ve vatandaşlarımız için bu
bütçeye hayır diyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
CANDAN YÜCEER (Devamla) -
İnşallah, değerli arkadaşlarımın da
söylediği gibi, bu bütçe sizin veda bütçeniz olacak ve inşallah,
bizim iktidarımızda daha adil, daha eşitlikçi, daha özgürlükçü
bütçeleri hep beraber yapacağız diyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ünal
Demirtaş
Buyurunuz Sayın
Demirtaş.
CHP GRUBU ADINA ÜNAL
DEMİRTAŞ (Zonguldak) Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
kötü yönetim nedeniyle ekonomik buhran derinleşerek devam ediyor ve
Covid-19 salgını da tsunamiye dönüşmüş durumda. Ancak hem
ekonomik buhran hem de Covid-19 salgınının tüm yükünü
işçiler, emekliler, işsizler, kayıt dışı
çalışanlar, esnaf çekmeye devam ediyor.
Sayın Erdoğan,
geçenlerde Gerekirse acı reçete uygulamaktan
kaçınmayacağız. Dedi. Çok şaşırdım, kendisi
ve yandaşları sarayda yaşadıkları için
sanırım gerçek hayattan haberleri yok. Bakın, şu anda 10
milyon 250 bin işsizimiz var -cumhuriyet tarihi rekoru- 5 milyon kişi
insanlık dışı koşullarda kayıt
dışı çalışıyor, 7 milyon kişi asgari ücretli
ve açlık sınırının altında 310 euroyla
Avrupanın en düşük 2nci asgari ücretini alıyor, 10 milyon
emekli ise asgari ücretin altında, açlık
sınırının altında geçinmeye çalışıyor.
Pandemi nedeniyle işten çıkarma yasağı var ama 1 milyon
kişi aylık 1.549 liraya kısa çalışma ödeneği
alıyor, 2 milyon kişi ise 1.168 lirayla nakdî ücret desteği
alıyor yani 3 milyon kişiye aylardır sadaka gibi bir ücret
veriliyor. Kim geçinebilir bu sadakayla? Millet bırakın acı ilaç
içmeyi, şu anda zehir içiyor, zehir. Daha ne içireceksiniz bu
vatandaşlarımıza, anlamış değilim.
Değerli milletvekilleri,
Covid-19 salgınının tsunamiye dönüştüğü bugünlerde
Ekonominin çarkları dönsün. diyerek işçilerin canları hiçe
sayılmaktadır. İş yerleri açık ve işçiler çalışıyor
ama salgında denetim ve teftişleri artırmanız gerekirken
siz ne yapıyorsunuz?
Sayın Bakan, Ankara Teftiş Grup
Başkanlığında görev yapan 380 iş müfettişini
Bakanlıktan kapı dışarı ettiniz ve evlerine
gönderdiniz. İki buçuk yıl önce yapılan İş
Müfettişliği Sınavının sonuçlarını hâlâ
açıklamadınız ve 50den fazla iş müfettişinin
atamasınıysa hâlâ yapmadınız. İşte bu nedenlerle
ülkemizde iş cinayetleri artarak devam etmektedir. Bu yıl kasım ayı
itibarıyla maalesef 2.032 işçimiz iş cinayetlerinde
yaşamını yitirmiş durumda, 2013 yılından beri
görülen en yüksek rakam bu rakamdır.
Değerli milletvekilleri,
işçiler iş yerlerinde mesafe, maske ve hijyen kurallarının
hiçe sayıldığı ortamlarda saatlerce çalışmak
zorundalar. Bu sebeple, Covid-19a yakalanan 368 işçi yaşamını
yitirdi. Peki, bu işçilerin ailelerine yasal haklar veriliyor mu? Maalesef
bu işçiler için Covid-19 hâlâ iş kazası sayılmıyor.
Ailelerin hakları verilmemektedir; bu, yanlış Sayın Bakan.
İşçilerin ailelerini mahkeme kapılarında süründürmeye
hakkınız yok. Ya Sosyal Güvenlik Kurumu tebliğini değiştirin ya da bizim verdiğimiz
kanun tekliflerini kabul edin Sayın Bakan, Covid-19u işçiler için
iş kazası sayalım.
Değerli milletvekilleri,
Covid-19 salgını ülkemizde kötü yönetiliyor ve insanlarımız
ölmeye devam ediyor. Bugün itibarıyla 1 milyon 100 binin üzerinde
sağlık çalışanımız var ve bu sağlık
çalışanlarımız bu mücadelenin kahramanıdırlar.
Hepimiz onlara minnet ve vefa borçluyuz. Sağlık
çalışanları Covid-19da en riskli grubun başında
gelmektedirler, diğer insanlara göre 14 kat daha fazla etkilenmektedirler
ancak salgına karşı savunmasız
bırakılmışlardır. Kötü salgın yönetiminin
faturasını sağlık çalışanları
hayatlarını kaybederek ödemektedirler. Bakın, bugün
itibarıyla 86sı doktor olmak üzere 229 sağlık
çalışanı -bakın, burada fotoğraflarda gördüğümüz
229 sağlık çalışını- yaşamını
yitirmiş durumda. Evet, yüzde 5 sağlık çalışanı
da malul olmuş durumda. Covid-19a karşı mücadele ederken
yaşamını yitiren bütün sağlık
çalışanlarımıza, burada, bir kez daha Allahtan rahmet
diliyorum ve onları saygıyla anıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri
Kanun teklifi verdik ve her türlü desteği veriyoruz. dedik ancak
Covid-19 hâlâ meslek hastalığı kabul edilmedi. Sayın
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Bu düzenleme çıkarsa memnun
olurum. dedi, Sağlık Komisyonu Başkanı Recep Akdağ
Komisyondakiler arasında mutabakat var. dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Devamla) Bir dakika daha süre verebilir misiniz veya iki dakika
Levent Bey, dinlerseniz
memnun olurum.
Bakın, Sayın
Bahçeli diyor ki: Covid-19 hastalığının meslek
hastalığı sayılması hususunda Türkiye Büyük Millet
Meclisinde üzerimize ne düşüyorsa yapacağımızın
teminatını da kararlılıkla veriyoruz. Yani bu konuda,
iktidar ve muhalefet arasında, aslında, tam bir mutabakat var ancak
bunu istemeyen, maalesef, bu salonda bir kişi var. O da kim?
Çalışma Bakanımız Sayın Zehra Zümrüt Selçuk. (CHP
sıralarından alkışlar)
Sayın Bakan, bakın,
bugün itibarıyla 229 sağlık çalışanı
yaşamını yitirmiş durumda. Buna rağmen, siz, hâlâ neyi
bekliyorsunuz? Bunun için daha kaç sağlık
çalışanının ölmesi gerekiyor? Eğer, sizi engelleyen
birisi varsa bize söyleyin, biz de size yardımcı olalım.
Sayın Bakan, yoksa siz de bizim eski Zonguldak Valimiz gibi sağlık
çalışanlarını yük olarak mı görüyorsunuz? Eğer,
onları yük olarak görüyorsanız, biz size diyoruz ki: Sağlık
çalışanlarını yük olarak görmeyin. Bu konudaki birinci
derecede sorumluluk sizin.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Devamla) Son bir dakika, toparlayayım efendim.
BAŞKAN
Selamlayın.
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Devamla) Toparlamak için efendim, bitirmek üzereyim.
Türkiye Büyük Millet
Meclisinde bu konuda tam bir mutabakat varken eğer bu iş hâlâ
çözülmüyorsa bu, sizin yüzünüzden çözülmüyor Sayın Bakan, bu işin
vebali sizin üzerinize kalır. Eğer bu iş genelgeyle çözülecekse
buyurun, çözün, elinizden tutan yok ama kanunla çözülecekse bakın,
Türkiyedeki siyasi partilerin tamamı bu konuda mutabakat hâlinde, biz de
size yardımcı olalım.
Değerli milletvekilleri,
hepimizin, yaşamını yitiren sağlık
çalışanlarına ve geride bıraktıkları ailelerine
vefa borcumuz var. Kanseri yenen ama Covid-19a yenilen Hemşire Yasemin
Çolaka ve onun çocuğuna bizim vefa borcumuz var. Yeni doğan
çocuğunu bir kez bile kucağına alamadan Covid-19un hayattan
kopardığı Hemşire Dilek Akçabelene vefa borcumuz var. (CHP
sıralarından alkışlar) Covid-19 nedeniyle ölmeden önce son
mesajında Kızlarım küçük, sahip çıkar
mısınız? diyen Aile Hekimi Yavuz Kalaycıya da vefa
borcumuz var. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Devamla) Bugüne kadar yaşamını yitiren 229 sağlık
çalışanına vefa borcumuz var Sayın Bakan. Eğer,
onların vasiyetini siz yerine getirmiyorsanız Türkiye Büyük Millet
Meclisindeki bütün milletvekili arkadaşlarımızın yerine
getirmesini diliyorum.
Saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına konuşmalar tamamlandı.
Şimdi, Sayın Grup
Başkan Vekillerinden söz talebi
Sayın Bülbül
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) İstemiyorum.
BAŞKAN Sayın
Danış Beştaş
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdilik yok, sonra olabilir tabii.
BAŞKAN Sayın
Zengin
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Benim
var efendim.
BAŞKAN Sayın
Zengin
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
4.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, 230 sıra sayılı 2021
Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019
Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde
HDP Grubu adına konuşan milletvekillerinin yaptıkları
konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, çok değerli milletvekilleri; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Tabii, her şey vaktinde
olunca güzel oluyor. Bir defa, böyle o enerjimde bir azalma oldu, kusura bakmayın
fakat yine de söyleyeceğim. Yani biraz şey oldu ama
Tabii, genel olarak
özellikle, önce, HDP Grubuyla alakalı birkaç şey ifade etmek
istiyorum. Tek tek konuşmacılara değil, zamanın
azlığını da düşünerek yekûnuna bir cevap vermek
istiyorum.
Şimdi, konuşmalarda
özellikle çokça kullanılan erkek bütçesi meselesini önemsiyorum. Çünkü
burada fevkalade ayrıştırıcı bir dil var yani zaman
zaman kadınlarla alakalı yapılan konuşmalarda kadın
vurgusu erkeklerin aleyhine döndüğü andan itibaren artık
kadınların da aleyhine dönmeye başlıyor yani buradaki denge
çok önemli. Kadın haklarını savunurken -3 erkek çocuk annesi
olarak- erkeklere haksızlık yapmadan, birlikte, kadın ve
erkeğin yan yana, eşit, adil bir ortamda, hukuk devleti içerisinde,
kanunlar içerisinde, eşitlik anlayışı içerisinde bir
yaklaşımla meseleyi ortaya koymanın çok önemli olduğunu
düşünüyorum.
Tabii, bunun en önemli
sebeplerinden bir tanesi HDPli vekil arkadaşlarım çokça Kürt, Kürt,
Kürt halkı. derken ben bugüne kadar bir kez Türk kelimesi kullandığınızı
görmedim, hiç. Daha bugüne kadar bu kelimeyi hiç
kullandığınızı duymadım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MAHMUT TOĞRUL
(Gaziantep) Tutanaklara bir bak, hepsinde vardır.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yok, yok
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sürekli olarak bunu telaffuz ederek o kadar ayrıştırmacı
bir dil kullanıyorsunuz ki ben bu dilin artık kadın-erkek
meselesine de fevkalade sirayet ettiğini görüyorum.
Şimdi, önemli bir
mesele, diyorsunuz ki: Aile dışında olanlara karşı
saldırganlık var. Efendim, ne münasebet yani bizim için bekâr
kadın da aynı değerdedir, evli olan kadınlar da aynı
değerdedir, aile de aynı değerdedir. Bir kadının kendi
tercihidir aile mi olacak, evlenecek mi, evlenmeden birlikte mi olacak; bu
kendi kararıdır, kendi tercihidir ve buna dair de en ufak
yasaklayıcı bir tavır, bir üslup göremezsiniz. Yani bunun
nereden, nasıl çıkarıldığını
anlayamıyorum doğrusu.
Sonra bir diğer ifade
Şiddet politiktir. diyorsunuz. Ben bu ifadenin sizin tezleriniz için geçerli
olduğunu düşünüyorum: Şiddet politiktir. Neden? Demek ki sizin
ürettiğiniz siyaset yaklaşımı da şiddetin bir
parçası ve şiddet üretiyor. Aslında bunların
tekrarından ben sıkılıyorum ama siz böyle çok itham
ettiğiniz için mecbur kalıyorum.
Bakın, sizin
milletvekilleriniz, milletvekiliyken
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir milletvekiliniz
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Biz gereğini yaptık, siz ne yaptınız sizin
milletvekilinizle ilgili? Hâlâ sıralarınızda oturuyor.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Ayşe Hanım, daha söylemedim bile, daha ağzımı
açmadım yani o kadar şeysiniz ki söylemeden ne söyleyeceğimi
biliyorsunuz.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Tekrar ediyorsunuz sürekli.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Ne demek, ne münasebet, siz sanki farklı bir şey söylüyorsunuz,
aynı lafları bin defa söylüyorsunuz, ben de bin defaya bir defa cevap
vereceğim yani.
Şimdi,
bakıyorsunuz, Tuma Çelik; sizin vekilinizken bir kadına tecavüz etmiş,
sizin vekilinizken. Sizin vekilinizken başka bir milletvekiliniz kendi
eşini dövmüş, daha uzağa gitmeye gerek yok, sizin haberiniz de
varken üstelik. Milletvekilleriniz, bir kadına olabilecek en kötü
suçların birden fazlasını işlemişler. Şimdi,
böyleyken, demek ki sizin kendi politikalarınız bir şiddet
üretiyor, zaten öyle, hakeza öyle, şiddet üretmeye devam ediyor.
Son bir şey daha
söyleyeceğim bu konuya dair. Şimdi, hatiplerinizden birisi dedi ki:
Ben soyadımla gurur duyuyorum. Şimdi, burada olan milletvekillerinden
acaba normal şartlar altında soyadıyla gurur duymayan var
mı? Ben de gurur duyuyorum soyadımla.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sataşma oldu.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Bir saniye, bir saniye
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sataşma var, çarpıtmayın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Ama hiçbir zaman
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Çarpıtmayın, çarpıtmayın, sataşma oldu ya!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Lafımı bitirebilir miyim saldırmadan. Ben hiçbir zaman kürsüye
çıkıp adımla, soyadımla gurur duyuyorum demiyorum.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sataşılırsa siz de söylersiniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Öyleyim, evet, ben de adımla soyadımla -hamdolsun- gurur duyuyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım
BAŞKAN Tamamlayın.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sataşma vardı, sataşma.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir saniye
Fakat siz bilerek
soyadınızı tekrar ediyorsunuz, diyorsunuz ki: Öcalan
soyadıyla gurur duyuyorum. Bunun bir mesajı var, bize mesajı
var, Türkiye'ye mesajı var. Siz diyorsunuz ki: Biz Abdullah Öcalanla
gurur duyuyoruz. Bunun mesajı budur.
MAHMUT TOĞRUL
(Gaziantep) Siz soyadı üzerinden vekilimize sataşırsanız
o da bunu söyler.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Her zaman olduğu gibi, siz, terörle
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)
Ama böyle bir şey olmaz ki. Soyadı üzerinden vekili
yargıladınız.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Her sataşmaya böyle cevap mı veriyorsunuz? Böyle verilmez. Her zaman
böyle bir şey olamaz. Yani siz bu kürsülerden bunu daha evvel de
yaptınız; çok genç bir hanımefendi vardı, buraya, sırf
kürsüye otursun diye -hatırlıyorum- 25inci Dönemde -soyadı
Öcalan- siz bunu yaparak bu milleti tahrik etmek istiyorsunuz.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Çarpıtmayın, çarpıtmayın!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Evet, gelin konuşun, muhakkak başka meziyetleriniz de vardır.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Siz çarpıtıyorsunuz ya da Meclis teamüllerini
bilmiyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Ama siz, bu kürsülerde Ben bu soyadıyla gurur duyuyorum. dediğiniz
zaman, ben terörle, PKKyla gurur duyuyorum demekle eş değerdir, ne
derseniz deyin, eş değerdir. (AK PARTİ ve MHP
sıralarından alkışlar)
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) En gençler ve yaşı en büyük olanlar olduğu için
oturmuştu oraya.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Laf atmayalım, atmayalım. Laf atıyorsunuz, laf atarken de
bilmemekle itham ediyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Sizler buralara geldiğinizde Sayın Öcalan diyerek, kendi
soyadlarınızı, bunları ifade ederek bu Meclisi terörize
ediyorsunuz. Asıl sizin politikalarınız şiddet üretiyor,
bizatihi ifade diliniz şiddet üretiyor, kadını erkeği
bölüyor, ayrıştırıyor; daha fenası, siz bu ülkede
Türk-Kürt ayrımı yaparak milleti bölüyorsunuz. Bu konuya dair
ifadelerim böyledir.
Sayın
Başkanım, eğer tekrar söz alamayacaksam CHPyle alakalı da
birkaç şeyi ifade etmek isterim veya daha doğrusu, Enerji
Bakanlığıyla alakalı birkaç ifadem var ama sanıyorum
biraz fazla oldu, biraz daha devam eden süreçlerde Enerji
Bakanlığımıza yönelik CHP milletvekili
arkadaşlarımızın söylediklerine de -faturalar dâhil olmak
üzere- cevap vermek istiyorum. Ona da bir sonraki süreçte, eminim, zaman
içerisinde fırsat vereceksinizdir.
Teşekkür ederim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Teşekkürler.
Sayın Özel
5.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 10 Aralık 2016 Beşiktaş
saldırısının 4üncü yıl dönümünde hayatını
kaybedenleri rahmetle andığına, 10 Aralık Dünya İnsan
Hakları Gününe, 23 Haziran seçimlerinde Öcalan soyadından medet
umanları gördüklerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Öncelikle, bugün
Beşiktaş saldırısının 4üncü yıl dönümü;
39u Emniyet personeli, 7si de sivil vatandaş olmak üzere 46
yurttaşımız yaşamını yitirmişti; kendilerini
saygıyla ve rahmetle anıyoruz ve terör kimden gelirse gelsin
amasız, fakatsız lanetliyoruz.
Bugün 10 Aralık
İnsan Hakları Günü, bu açıdan biraz önce de çok sayıda
konuşmacı dile getirdi. Türkiyede, maalesef, 10 Aralık
İnsan Hakları Gününde, toplumun tüm alanından, Türkiye'nin tüm
coğrafyasından ve kamunun pek çok alanından çok sayıda hak
ihlalleri ihbarlarıyla karşılaşıyoruz. Bu, bazen çok
eski dönemleri hatırlatan, tüyleri ürperten birtakım müdahaleler, işte
helikopterden düşen köylüler noktasında oluyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Bir
bakıyorsunuz, bu, mahkemede Covid bahanesiyle avukatsız
yargılamaya dönüşme, cezaevlerinde Covid şartlarına
rağmen yaşam hakkı ve tedavi hakkı ihlalleri, diğer
taraftan adil yargılanma hakkına ait ve temel anayasal güvencelere
ait ihlaller oluyor, bunların en başında da Anayasa Mahkemesi
kararına -dün de izledik- Adalet Bakanının Herkes
uymalıdır ama ne yapayım, cübbeyi ben mi giyeyim? demesine
rağmen, Parlamentoya kafa tutan, Parlamentonun kararlarına kafa
tutan, ortak toplum sözleşmesine kafa tutan bir noktadayız, bunu da
bu noktada ifade etmek istedim. Ve somut bir örnek olarak -hep söyleniyor- dün
okudum, şaşırdım kaldım. Ayşegül Doğan,
gazeteci; kendisiyle ilgili FETÖcüler -9 hâkimin 7si daha sonra FETÖden ya
kaçmış ya içeride şu anda, ya firari ya hapiste- 55 kez üst üste
farklı farklı isimlerle birer hafta dinlemişler,
dinlemişler; on binlerce görüşmeden 4 görüşmeyi, onu da daha
sonra, bilirkişi, hukuka uygun toplanmamış bu delili bir de
tahrif edilmiş bulmuş.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Buna
rağmen yaptığı haberlerden, kendi yaptığı
bir programda editörünün söylediği bir sözden altı yıl ceza
almış. Dünya İnsan Hakları Gününde bu ihlallere gözümüzü
kapatamayız, vicdanımızı kapatamayız. Bunları
ifade etmek istedim.
Son olarak da şunu
söylemek durumundayım: Öcalan soyadıyla ilgili bir tartışma
yürüyor, o tartışmanın tarafı değiliz. Birileri Gurur
duyuyorum dersin demezsin. tartışması yapıyor, onu
yapabilirler; ama biz, 23 Haziran seçimlerinden hemen önce o soyadından
medet umanları gördük. (CHP sıralarından alkışlar)
Osman Öcalana, MİTin bulamadığı Osman Öcalana TRTnin
kameramanını götürenler ve Abdullah Öcalandan mektup okutup
İstanbuldaki seçmene mesaj verenler o soyadından gurur duyulur,
duyulmaz tartışmasını yaparken, siyaseten medet umulup
umulmayacağını da düşünmek durumundalar. (CHP sıralarından
alkışlar)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Danış Beştaş
6.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Tokat
Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sataşma var ama buradan konuşmak istiyorum
açıkça.
BAŞKAN Takdir sizin
efendim.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, doğrusu Sayın
Zengin, oldukça geniş bir çerçevede konuşmacılarımıza
yönelik sataşmada bulundu. Cevap vereceğim çok şey var ama önce şunu
söyleyeyim: Bir, ayrıştırıcıymış bizim dilimiz,
erkekleri ayrıştırıyormuş. 3 çocuk annesi -Allah uzun
ömürler versin- benim de 2 erkek evladım var. Erkeklikle,
kadınlıkla ilgili böyle bir dil kullanmayı doğru
bulmuyorum. Çocuğumuz erkek olabilir, kız olabilir, biz başka
bir toplumsal cinsiyet resmi çiziyoruz burada.
Şimdi, CEDAW niye var?
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın
Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi, pozitif
ayrımcılık. Kotayı niye tartışıyoruz? Çünkü
kadınlar dezavantajlı çünkü kadınlar ve erkekler hayatın
içinde aynı olanaklarla, aynı fırsatlarla yaşamıyor;
siyasette de eğitimde de istihdamda da emekte de hayatın her
alanında. Sayın Zengine şunu tavsiye ederim: Biraz daha
kadın hakları çalışsın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bana mı söylüyorsun?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun,
tamamlayın.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kadın haklarına yönelik kadın demek
ayrıştırıcı değil, kadınlar ile erkeklerin
eşitliğini savunan bir perspektiftir.
Ayrıca, kadına
yönelik şiddet tabii ki politiktir. Doğrudur, bu bizim siyasi anlayışımızdır.
Onlar ev içi şiddeti özel diye kapatmayı tercih edebilirler ama biz
ev içi şiddeti de sokaktaki şiddeti de gözaltındaki şiddeti
de cezaevindeki şiddeti de politik olarak görüyoruz. Bunun, erkek egemen
sistemin kodlarıyla hareket eden bir eril yaklaşım olduğunu
söylüyoruz ve bunun arkasındayız, politiktir, bu nedenle bunu hiç
tartışmıyorum bile.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Tuma Çelikin tecavüzü öyle mi? Tuma Çelikin tecavüzü
politik midir?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Geleceğim, sabredin, ona da geleceğim.
Kürt halkı derken
efendim, onlar Türk demiyormuş. Ya insaf ya! Ortakları her gün
kürsüden Ne mutlu Türküm diyene. deyip oturuyor.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) HDPli vekilin hukuk anlayışı tecavüz mü?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ama ben gerçekten sizi dinledim, gerçekten dinledim.
Size cevap veriyorum, sonra siz de cevap verin.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Dinliyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) İnsanın ağrıyan yeri
kimliğidir. derler ya, bizim de öyle. Neden? Kürt dili yasak,
kimliği yasak, kültürü yasak. Burada Kürt ve Kürdistan dediğimiz
için bize her gün itiraz var, o nedenle söylüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ortada bir ayrımcılık olmasa,
vallahi, ben hiçbir yerde Ben Kürtüm. demiyorum, burası
dışında. Burada o kadar üstümüze geliyorsunuz ki
kimliğimizi söylemek zorunda kalıyoruz.
Soyadı meselesine
gelince, Saruhan Beye sordum, oradan Hüseyin Yayman -ismini de Ömer Vekilden
öğrendim- demiş ki: Soyadınız sayesinde vekilsiniz.
Bugüne kadar hiçbir milletvekilimiz bu kürsüden de buradan da Soyadımla
gurur duyuyorum. deme gereği duymamıştır. Biz hepimiz
soyadımızla gurur duyarız; ailemizle, geçmişimizle tabii ki
gurur duyarız. Ama şunu hatırlatmak istiyorum: Kendi
Başbakan Yardımcıları Beşir Atalay kendi döneminde
şunu demişti -sadece hatırlatıyorum- Öcalan için,
Sayın Abdullah Öcalan için demişti ki: Beğenseniz de
beğenmeseniz de Kürtlerin lideridir.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) O kendini bağlar.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Nereden nereye geldik? Yani bu konuda yüzlerce söz
çıkarabilirim.
Ayrıca, şunu da
söyleyeyim: Biz kime sayın diyeceğimize, kime demeyeceğimize
biz karar veririz. Başkası bunu bize dikte edemez.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yani işinize geldiğinde konjonktürel
olarak siyasi çıkarlarınıza göre, hesaplarınıza göre
İmralı Adasına gitmek, mektup getirmek, fotoğraf getirmek,
görüşme yaptırmak; sonra da gelip burada terörü
lafları atmak
bizim kabul edebileceğimiz bir şey değildir. Biz çözüm sürecinin
dün de arkasındaydık, bugün de arkasındayız. Bugün de
İmralıda görüşmelerin yapılması gerektiğini
savunuyoruz. HDP olarak çözümden ve barıştan yanayız. Bu konuda
utanacağımız, sıkılacağımız hiçbir
şey yok çünkü bu ülkede kan akıyor, kan. İnsanlar ölüyor.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Siz akıtıyorsunuz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Biz demokratik siyaseti barış için
aynı zamanda yürütüyoruz.
Son olarak, Tuma Çelik ve
Mensur Işıktı galiba
Ya, vallahi, Sayın Zengini hayretle
dinledim.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Galiba! Galiba!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Özlem Hanım, dinler misiniz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Biz, o zaman da hem buradan hem basın
toplantılarıyla hem illerimizde hem kurullarımızda taciz
iddiası ya da şiddet iddiasıyla ilgili Kim olursa olsun,
içimizde dışımızda, tam karşısındayız.
dedik. Ben, hatta bir açıklamamda Gözüm olsa çıkarırım.
dedim. Şu anda ikisi de partimizin üyesi değil.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ne zaman işlemişler?
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Şirine bak. Şirin nerede,
Şirin?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Biz, kendi tutumumuzu gösterdik. Peki, onlara
soruyorum, ben bir ceza avukatı olarak soruyorum: Nadira Kadirova
milletvekillerinin evinde ölü bulundu, ölü. (HDP sıralarından
alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ben soruyorum: Ne zaman işlemişler?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ölü bulundu ya, bundan ötesi var mı cinayette?
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Az önce buradaydı, oturuyordu.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Ayıp bir şey ya! Cinayet diye
sorgulayamazsınız
Cinayet diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, ceza hukukunda -bütün ceza
hukukçuları dinlesin- ne olur? Benim silahımla benim evimde bir
kadın ölü bulunmuş. Ben işlememiş olabilirim, bak
işledi demiyorum o suçu ama asgari düzeyde şüphelidir.
Şüphelidir!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Neyi ima ediyorsun?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sizinki öyle değil. Aynı şeyden bahsetmiyoruz. Şüpheli
bulunmadı.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Tek bir gün soruşturma açılmadı,
hakkında takipsizlik kararı bile herhâlde verilmedi, soruşturma
yürütülmüyor.
Tolga Ağar
Yeldana
Kaharman ölü bulundu. Ya, biz ölümden söz ediyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Doğru, tecavüz daha az önemli!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Tecavüz önemsiz!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Doğru söylüyorsunuz, tecavüz daha az önemli sizin için.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Siz, bu iki cinayet vakasını neden
kapatıyorsunuz? Suçsuzsanız, çıkın yargı önüne,
hesabını verin ve o yargılasın. Ya, biz Komisyonda bile
dokunulmazlığın kaldırılmasına evet demiş
bir partiyiz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Ne
diyeceksin kamuoyuna çıktıktan sonra?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bununla gurur duyuyoruz ama onlar gizleniyorlar,
tecavüzün de tacizin de cinayetlerin de kadın
düşmanlığının da öncülüğünü yapıyorlar sonra
da burada, gelip bizim milletvekillerimiz üzerinden bize laf söyleyemezler,
söyletmeyiz. (HDP sıralarından alkışlar)
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Zeytinyağı gibi üste çıkmak için yapıyorsunuz bu
konuşmaları.
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Zengin.
7.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın
yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, teşekkür ederim.
Şimdi, Sayın Özgür
Özel, Özgür Bey, ben sizden şunu tabii bekliyorum:
Karışmıyorum. diyorsanız -ben size bir şey
söylemiyorum, ben HDP Grubuna söylüyorum- karışmamanız
lazım ama karışıyorsanız da bu karışma tuhaf
bir şeye dönüşüyor. Yani aynen siyasetteki birlikteliğiniz gibi,
beraber misiniz, değil misiniz? Yani, burada,
baktığımız zaman, karışmıyorsanız
-sizin teziniz açısından söylüyorum- HDPnin Öcalan ismini
kullanması sizin teziniz açısından normal, sizin teziniz
açısından AK PARTİnin bunu yaptığını söylemesi
anormal. Karışıyorsanız her ikisini de olumsuzlayın;
yok karışmıyorsanız, lütfen susunuz. Ben size bir şey
söylemiyorum.
CAVİT ARI (Antalya)
Siz yaptığınıza bakın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir saniye rica ediyorum. Yani böyle siz
Ben futbol muhabbeti yapmıyorum,
ben kendi tezimi söylüyorum. Karışmayan karışmaz,
karıştığında da ben Özgür Beyden adaletli bir
yaklaşım beklerim, kendi teziyle orantılı bir
yaklaşım beklerim.
Şimdi, Öcalan konusunun
TRTde söylenmesi meselesinde, tuhaf ama ben nöbetçiydim, bugün gibi
hatırlıyorum, çokça da haber oldu, ben bunu asla doğru
bulmadığımı, TRTnin böyle bir mikrofonu
uzatamayacağını söylemiş biri olarak çok rahat bir daha
söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
(CHP sıralarından
Seçimle ilgili kullandınız. sesi)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yok, hiç alakası yok. Bu parti içerisinde, ben de dâhil olmak üzere,
burada, çok net bir şekilde
(CHP sıralarından
Seçimde kullandınız. sesi)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ya, bir dakika, Allah rızası için, ne kullanması, söylüyorum
işte yani. Ben nöbetçiydim, çok net bir şekilde burada bunu söyledim,
bütün kanallarda bu haber olarak verildi. Aynen bir kez daha söylüyorum.
Şimdi, gelelim, Siz
yaptınız, biz yaptınız.a. Bakın, buradaki problem
şu: Kürsülere çıkarak bizi itham eden sizsiniz.
Hatırlıyorum yani arkadaşlarınız, kendi
arkadaşlarınız sizden milletvekili seçildiler, sizin bize
ithamları
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Ya, iktidardan çekilin, biz hesap da veririz. Siz
iktidardasınız, bırakın o koltukları.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bugün konuşan kadın milletvekilleriniz de dâhil olmak üzere
buralardan iğrenç lafları, bize tecavüzcü dediğiniz
zamanları ne çabuk unuttunuz? Bu lafları söylerken kendi
arkadaşlarınız tecavüz etmiş, karısına
vurmuş
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Karar mı var elinizde?
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Evet!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet! O yüzden..
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Nereden duydunuz?
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Karar mı var? Milletvekilini cinayetle
suçladınız. Tutanakları açalım, cinayet dediniz.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Evet, cinayet!
(HDP sıralarından
gürültüler)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şimdi, Sayın Başkanım
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Evet, cinayet!
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Hayır, bilmiyorsun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hasan Bey, rica ediyorum.
Şimdi, değerli
arkadaşlarım, bakın, bir fezlekenin hazırlanarak Türkiye
Büyük Millet Meclisine gelmesi, Karma Komisyondan geçmesi hukuk prosedürü
açısından belli bir aşamadan geçmeyi gerektiriyor. Bu komisyonlarda
bu dava dosyalarına bakıldı, incelendi. Sizin
arkadaşlarınız
Bu manada dokunulmazlığının
kaldırılmasına karar verildi.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Şirini niye yapmadınız?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir de diyorsunuz ki: Adı galiba Mensurdu. Yazık yani! Galiba
Mensur! Galiba!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Ya, bu nasıl bir konuşma şekli ya!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ne çabuk unutuyorsunuz? Hafızanız hakikaten beni
şaşırtıyor, bana nasihatte bulunuyorsunuz, kadın
hakları, benim hayatım bunların mücadelesiyle geçti ama siz,
bizim mücadele ettiğimiz konulara Yeter, yeter, çok bunları
anlattınız. dediğiniz zamanları da bu Genel Kurul duydu,
hatırlıyor.
Şimdi, gelelim bizim
kendi milletvekilimizle ilgili olarak, eğer bizim milletvekilimizle ilgili
buraya bir fezleke
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Şirin Ünal için niye
yapmadınız?
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Katil
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Susar mısın! Susar mısın!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Susmuyoruz!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Susmuyorsan sen bilirsin!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Grup Başkan Vekili, susturur musunuz arkadaşı?
(HDP sıralarından gürültüler)
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sizin Grup Başkan Vekiliniz bile laf atıyor!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yok hayır, orada öyle bir şey yok.
Sayın
Başkanım, ben şununla bağlayacağım, buradan
söylüyorum: Eğer kendi milletvekillerimizle ilgili olarak da böyle bir
konuyla alakalı, dokunulmazlığın
kaldırılmasıyla ilgili bir şey gelirse ben elimi kaldıracağım,
oyumu vereceğim.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Getirmiyorsunuz!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Biz onlar gibi bakmıyoruz. AK PARTİli olursa küçük suç, öyle
görüyorlar, cinayet meselesini daha
(HDP sıralarından gürültüler)
Evet, tecavüz sizin için küçük bir suç, kadınların dövülmesi küçük bir
suç, bu yaptığınız konuşma aynen bunu gösteriyor.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Zengin.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Devam edin, devam edin!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Ederiz, ederiz.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Bağırın arkadaşlar,
bağırın.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Size soracak hâlimiz yok.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Arkadaşlar, biz sessizce dinleyeceğiz,
saygısızlık yapmayacağız. Onları kendi hâline
bırakın.
SÜREYYA SADİ
BİLGİÇ (Isparta) Arkadaşlar, kifayetimüzakere
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Danış Beştaş
8.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Tokat
Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin tekraren açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, bana yönelik bir itham
vardı, ona önce cevap vereyim: Ben, tutanakları isteyelim, eğer
iddia ve şüpheli dememişsem özür dileyeceğim.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Cinayet dediniz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Cinayet soruşturması dedim. Bu
dediğim, yine tekrar ediyorum: Kim Türkiyede 83 milyon
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Dediniz
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bir dakika, ben tekrar ediyorum
aynısını. Hangimizin -ben kendimi örnek verdim- evinde bir insan
ölü bulunursa, hem de o kendi silahından olursa asgari düzeyde
şüpheli olur dedim, soruşturulur dedim, hâlâ onu söylüyorum. Yani,
ben bunun karşısında değilim. Ama ben onlar gibi
yargıda bulunmam çünkü yargılanmamış ki! Şimdi,
Sayın Zengin çok önemli bir şey söyledi, çok önemli
Dokunulmazlık dosyası gelirse ben Evet derim. dedi.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bu konuya dair.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Evet, evet, bunu söylüyorum.
Ben de soruyorum: Bu ülkede
dokunulmazlık fezlekelerini kim hazırlıyor?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Kim hazırlıyor?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Savcılar. Savcılar kime bağlı?
Bütün gün konuşuyoruz, fezleke hazırlatan da, buraya getiren de
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) O
zaman niye burada oturuyoruz? Niye buradayız? Bunu asla kabul etmiyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt)
Komisyonda çoğunluğu olan da, mahkemede
karar verdiren de aynı güç zaten Sayın Başkan.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayın.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Niye Mensur Işıkla ilgili, şiddet,
aile içi şiddetle ilgili dokunulmazlık kaldırılıyor da
genç 2 kadının ölümünden dolayı dokunulmazlık fezlekesi gelmiyor?
Bu savcılar nerede? Bu savcılar nerede gerçekten? (HDP
sıralarından alkışlar) Yani asıl savcılar buradan
fezleke niye hazırlamıyor? Biz katıldığımız
toplantıda tek cümle etmemişiz, oturup dinlemişiz
-dinlemişiz ya- bize fezleke geliyor, diyor ki: Susarak örgüt
propagandası yaptınız. Bu nedenle, ortada yargı filan yok.
Son olarak şunu
söyleyeyim, bakayım biraz mahcup olacaklar mı? Ben Ömer Öcalanla
ilgili tutanağı aynen okuyorum Sayın Başkan:
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Bağırmakla çağırmakla bu işler çözülmüyor, Terör
demekle.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Ya, senin soyadın ne?
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Soyadımla gurur duyuyorum.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Zaten
bu soyaddan dolayı gelmişsin buraya, soyaddan dolayı.
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Gurur
duyuyorum. Bunu çok iyi bilin, bu soyadla yaşamaya devam edeceğim ama
öyle saldırgan politikalarla değil.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Bu soyadıyla seni buraya getirdi.
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Beni
buraya halk getirdi, halkımızın iradesi getirdi, Urfanın
300 bin oyu getirdi; halkın karşısında durmayın,
darbecilerin yanında yer almayın. (HDP sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum Başkan.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) - İşleri güçleri yalan.
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sataşma olmazsa biz niye
soyadımızı söyleyelim ya durup dururken, delirdik mi? Niye
orada
Yani biz hiç birimiz söylemedik.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Son olarak, sevgili arkadaşım aynı
zamanda -gazeteci yani konuyla ilgisi yok- Ayşegül Doğan, rahmetli
Orhan Doğanın kızı ve maalesef, geçen hafta gazetecilik
faaliyetinden dolayı altı yıl üç ay ceza aldı. Babası
on yıl cezaevinde yattı, bir kalp krizinden kaybettik ve Ayşegül
Doğan; televizyon gazeteciliği yapıyor, bütün Türkiye
tanıyor, Fransada basın yayın üniversitesinde okudu -şu
anda adını unuttum- Ayşegül Doğandan bile bir terörist
yaratmaya çalışıyorlar. Ayşegül Doğanın yanındayız,
Ayşegül Doğan gazetecidir; gazetecilik suç değildir demek
istiyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Özel
9.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, esasen, Özlem Hanım üslup, tarz olarak bir
polemiği sürdürmeyi gerektirecek bir şey söylemedi ama içerikten,
Adalet ve Kalkınma Partisine temelden itirazım olan bir konuyu tekrar
yaşadık, onu söyleyeyim.
Özlem Hanım diyor ki:
TRT kameramanının Osman Öcalana gitmesini doğru
bulmadım.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bu
önemli bir tespit ama burada ayrıştığı TRTnin
yayın politikası değil, Adalet ve Kalkınma Partisinin yerel
seçim politikası.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Değil.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çünkü
Osman Öcalan kırmızı bültenle aranmaktadır, Erbile gidip
de onun evini TRTnin bir kameramanı ile bir muhabirinin MİTin
bilgisi olmaksızın, katkısı olmaksızın
bulması, görüşmesi mümkün değildir. Kaldı ki aynı
günlerde, aynı dakikalarda Abdullah Öcalana, avukat
olmadığı hâlde, aileden olmadığı hâlde -bir bilim
insanı olduğunu öğrendiğimiz, bir üniversitede bir kürsüde
görevli olduğunu öğrendiğimiz- birisi gidip gelip, Anadolu Ajansını
çağırıp mektup okumuştur ve tamamen İstanbul
seçimlerine yöneliktir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Tamamlıyorum efendim.
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Zengin ifadesiyle, Anadolu Ajansından falan değil,
doğrudan -işin içinde MİT var- Cumhurbaşkanının
izni olmadan Elâzığdan bir bilim adamının kalkıp da İmralıda
gidip de görüşüp de mektup alıp da Anadolu Ajansına onu okuyup
da Anadolu Ajansı onu servis edip de bütün televizyonlarda
yayınlanıp da Cumhurbaşkanının haberi yoktur.
diyorsanız o
Ayrıştığınız tavır Recep
Tayyip Erdoğanın 23 Haziran seçim strateji tavrıdır. (CHP
sıralarından alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Zengin, buyurun.
10.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, Manisa Milletvekili Özgür Özel ve Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın
yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin tekraren açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hızlıca bitireceğim.
Şimdi, bence Özgür Bey
girmese iyiydi yani, iyiydi çünkü bir şey söylemedim ben kendisine ama
şimdi siz söylediğiniz için ifade etmem lazım. Şimdi, Özgür
Bey, bakın, yerel seçimlerden bahsediyorsunuz, yerel seçimlerde Bese Hozat
dedi ki: CHPye oy vereceğiz., Murat Karayılan dedi ki: CHPyi
destekleyeceğiz, aday çıkarmayacağız,
destekleyeceğiz., Cemil Bayık dedi ki: Biz CHPyi
destekleyeceğiz. Şimdi, hâl böyle olunca
(CHP sıralarından
gürültüler)
O zaman siz herhâlde
okumuyorsunuz, okuyun değerli arkadaşlarım; gol seyretmek yerine
okuyun, okuduğunuz zaman göreceksiniz ki bu ifadeler var. O yüzden, ben
çok net bir şekilde neyi kastettiğimi ifade ediyorum. Bu kürsüler
meydan okuma yeri değildir. Herkes tabii ki kendi istediğini söyleyebilir
ama şunu ifade etmem lazım: Eğer sistemin içindeyse
arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisini kabul ediyorlarsa, eğer
buradalarsa, eğer buranın milletvekiliyseler, Türkiye Cumhuriyetinin
kurumlarının bir kısmının
varlığını kabul ederek, bir kısmının
varlığını reddederek devam edemezler yola.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Türkiye Cumhuriyetinin mahkemelerinin sizinle alakalı aleyhte
verdiği her karar yanlış, başka konularla alakalı verdiği
kararlar doğru
Bu nasıl bir mantık anlayamıyorum yani. Bu
ülkenin hâkimleri, savcıları sizin testinizden mi geçmek zorunda her
seferinde? Bunu kabul etmek mümkün değil.
Ayrıca şu var:
Madem çok cesursunuz -arkadaşlarınızın adını zor
hatırlıyorsunuz ama işinize geldiğinde hop diye bir
dönüş yapıyorsunuz- bu oylamalar esnasında Komisyonda hiçbir
milletvekiliniz gelip de oy kullanmadı; sadece Abdullah Koç Bey gelerek
dedi ki: Biz oy kullanmayacağız, katılamayacağız.
Ha, gelirsiniz, komisyonlarda
Ya, bu konunun savunulacak nesi var ki
anlamıyorum yani, her hâlükârda çok net bir şekilde ifade edersiniz.
Ha, şunu yaptınız -ben adaletli bir insanım- olay ortaya
çıktıktan sonra partiyle, sizle arasındaki bağın
kopması konusunda, evet, hassasiyet gösterdiniz, ben buna bir şey
söylemiyorum.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz de yapın, siz de yapın.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ama asıl mesele, bu kamuoyunun önüne gelmeden önce, siz bizleri itham
ederken, bizlere hakaret ederken, bizlere saldırırken kendi
arkadaşlarınız bunu yapmış ve siz bunu
biliyormuşsunuz ya, asıl problem bu; bunu biliyormuşsunuz. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Siz bunu biliyorsunuz yani bile bile. Arkadaşlarınız
hanımefendiyi dinlemiş, onu susturmaya çalışmış.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Yalan, hepsi yalan.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Aman yapma kardeşim, rezil olmayalım. demiş.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Hepsi yalan.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ha, kamuoyunun önüne döküldükten sonra zaten başka çareniz yok. Ne
yapacaksınız yani ne yapacaksınız? Aranıza mesafe
koyacaksınız, başka çareniz yok.
Teşekkür ederim. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, çok kısa, çok
kısa
BAŞKAN Sayın
Danış Beştaş, lütfen.
Buyurun.
11.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Mardin
Milletvekili Tuma Çelikle ilgili fezleke geldiği anda merkez disiplin
kuruluna gönderdiklerine, önceden haberleri olduğu iddialarının ispatlanması
gerektiğine ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ben odamda otururken bana bir fezleke geldi gruptan,
fezlekenin Tuma Çelike ait olduğunu gördüm. Yemin içmeyeceğim,
şık değil; aynı anda Saruhan Beyle beraber imzaladık
ve Merkez Disiplin Kuruluna gönderdik.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bravo! Öncesinden bahsedin.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Eğer öncesinde bizim bildiğimizi iddia
ediyorlarsa lütfen ispatlasınlar, bu bir.
İkincisi, bu mesele
üzerinden, Yeni Şafaktan A Habere kadar bütün yandaş medya, iki
hafta boyunca Mensur Işık ve Tuma Çelik üzerinden partimizi
karalamaya çalıştılar. Nereden saldıracaklarını
bilemiyorlar, böyle mal bulmuş Mağribî gibi çullandılar,
baktılar ki buradan ekmek çıkmıyor, şimdi yeni bir şey
anlatıyorlar.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati:15.29
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 15.43
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Dördüncü Oturumunu açıyorum.
2021 yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
Komisyon yerinde.
Üçüncü
turda Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına yapılacak
konuşmalara başlıyoruz.
Sayın
Mehmet Sait Kirazoğlu.
Buyurunuz
Sayın Kirazoğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SAİT KİRAZOĞLU (Gaziantep)
Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığımızın 2021 yılı bütçesi
üzerinde AK PARTİ Grubumuz adına söz almış bulunuyorum.
Yüce heyetinizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Beşiktaşta
yaşanan hain terör saldırısında hayatını
kaybedenleri rahmetle anıyor; terörün, şiddetin,
ırkçılığın her türlüsüne hayır diyerek tüm
insanlığın barış, huzur ve mutluluk içinde
yaşaması temennisiyle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları
Gününüzü tebrik ediyorum.
Saygıdeğer
milletvekilleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız
yerli kaynaklarımıza yönelerek ve sürdürülebilirlik ilkesi
çerçevesinde enerjide dışa bağımlılığın
azaltılması, arz güvenliğinin tahkimi, enerji
altyapısının güçlendirilmesi ve enerji verimliliğinin
önceliklendirilmesi stratejisiyle ülkemizde yenilenebilir enerjiden nükleere,
petrol, doğal gaz aramacılığından yerli kömüre ve
enerji verimliliğine, enerjinin her alanındaki
çalışmalarını yoğun bir şekilde sürdürmektedir.
Türkiyenin
büyümesine paralel olarak Türkiyede enerji talebi artış
göstermektedir. 2000-2018 yılları arasında yıllık
elektrik enerjisi talebi dünyada ortalama yüzde 3 artış gösterirken
ülkemizde bu oran yüzde 5 olarak gerçekleşmiştir. Yine, yenilenebilir
enerjiye yönelik politikalarla 2020 yılının ilk
yarısında toplam elektrik üretimimizin yarısından
fazlası bu kaynaklardan elde edilerek günlük üretimde yeni bir rekora imza
atılmıştır. Yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupada
6ncı, dünyada 13üncü sıraya yerleşmiş, rüzgâr enerjisi
kurulu gücünde Avrupada 7nci, dünyada 12nci, güneş enerjisi kurulu
gücünde ise Avrupada 7nci, dünyada 13üncü sırada yer almaktayız.
Değerli milletvekilleri,
madencilikte ülkemizde bulunan endüstriyel ham maddeler, metalik madenler ve
enerji ham maddeleri bakımından potansiyelimizin tespit edilmesine ve
ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar devam
etmektedir. Bu kapsamda ham madde arz güvenliğinin sağlanması ve
madenlerin yurt içinde işlenerek, katma değerinin yükseltilerek ülke
ekonomisine katkısının artırılmasına yönelik
çalışmalar kapsamında, dünyada ticareti yapılan
yaklaşık 90 çeşit madenin 80i ülkemizde bulunmakta ve bunun
hâlihazırda 60ı aşkını da ülkemizde ekonomiye
kazandırılmaktadır. Türkiyede madencilik sektörü 2002
yılında 382 milyon dolar ihracat yaparken 2019 yılı
itibarıyla bu rakam 3,2 milyar doları aşmış
bulunmaktadır.
Yerli kömür, enerji
fiyatlarında petrol ve doğal gaza
bağlılığımızdan kaynaklı olarak önemli bir
fiyat etkisine sahiptir. Bu amaçla daha yerli kömür kaynaklarımıza
yönelerek, elektrik enerjisi üretimindeki payını artırarak,
çalışmalarımızı devam ettirebilmek adına linyit
rezervimiz üzerinde yapılan çalışmalarla 19,3 milyar tona
ulaşan bir rezerv oluşmuş bulunmaktadır. Bu vesileyle 4
Aralık gününde kutladığımız emeğin ve alın
terinin simgesi madencilerimizin 4 Aralık Madenciler Gününü de tebrik
ediyorum.
Ülkemizde doğal
gazın kullanılmaya başladığı 1980
yılından bugüne kadar 500 milyon metreküp olan yıllık
doğal gaz tüketimi 45 milyar metreküpe ulaşmıştır ve
sadece 5 şehrimizde doğal gaz varken bugün 81 ilimizin tümünde ve 560
yerleşim biriminde kullanılmaktadır. Nüfusumuzun, hane
halkımızın yaklaşık yüzde 82si doğal gaza
erişim imkânına sahiptir.
Sayın Başkan,
değerli üyeler; ülkemizin çok büyük oranda ithal
bağımlısı olduğu petrol ve doğal gaz
bakımından yerli kaynaklara ulaşmak için Türkiye Petrolleri
Anonim Ortaklığı yurt içinde ve yurt dışında kara
ve deniz alanlarında arama ve üretim faaliyetlerini artırarak devam
ettirmektedir. Bugün, aynı zamanda 66ncı kuruluş yıl
dönümünü kutladığımız ve benim de bir dönem mensubu
olduğum Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının
kuruluş yıl dönümünü kutluyor, tüm çalışanlarına
buradan selam ve sevgilerimi sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Ülkemizin kara
alanlarında arama ve üretime odaklanan bir stratejiyle son yirmi
yılın üretim rekoru kırılmış ve yurt içi ve yurt
dışında toplam günlük petrol ve doğal gaz üretimi 150 bin
varile kadar tarihinin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET SAİT
KİRAZOĞLU (Devamla) Yine, 2012 yılında görev
yaptığım dönemde sayın bakanlarımız ve
Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla alınan Barbaros
Hayreddin Paşa Gemisinin ve ardında 2017 yılında Fatih ve
diğer sondaj gemilerinin envantere kazandırılmasıyla
Türkiye artık yerli ve millî imkânlarla derin denizlerde doğal gaz
aramacılığında sondajını da yapabilir hâle gelmiş
sayılı üç beş ülkeden biri hâline gelmiştir. Tuna-1
kuyusundaki hepinizin malumu olan keşif Türk deniz aramaları
tarihindeki en büyük keşif olmanın yanı sıra dünyada da
2020 yılındaki en büyük keşiftir. Sakarya sahasındaki
keşfettiğimiz bu 405 milyar metreküplük doğal gaz 2023
yılında inşallah sanayimizin ve hane halkımızın
hizmetine sunulacaktır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Doğu Akdenizdeki enerji potansiyelimizin
ülkemize ve dünyaya kazandırılması uluslararası hukuk
ilkeleri temelinde tüm kıyıdaşların ve aktörlerin Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiyenin uluslararası
çağrılarına uyarak iş birliği yapmalarıyla mümkün
olabilecektir
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MEHMET SAİT
KİRAZOĞLU (Devamla) Sayın Başkan, bitiriyorum.
BAŞKAN
Selamlayalım.
MEHMET SAİT
KİRAZOĞLU (Devamla) . Türkiye ile Libya arasında bu kapsamda
imzalanan mutabakat da
Doğu Akdenizde uluslararası hukuktan ve
ülkemizin hak ve menfaatlerinden kaynaklanan çıkarlarımızdan
asla vazgeçmeyeceğimizi ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin
haklarının yok sayılmasına karşı mücadeleden
hiçbir şekilde vazgeçmeyeceğimizi bir daha ifade etmek istiyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Bu düşüncelerle Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın 2021 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin milletimiz, devletimiz ve
Bakanlığımız için hayırlara vesile olmasını
diliyor; hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ahmet Mücahit Arınç
Buyurunuz Sayın
Arınç. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
AHMET MÜCAHİT ARINÇ (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığımızın 2021 yılı bütçesi üzerine AK
PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Genel
Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Saygıdeğer
milletvekilleri, enerji kaynaklarının tükenebilir oluşu,
dışa bağımlılığın
varlığı ve çevresel etkiler sebebiyle günümüzde dünya üzerindeki
tüm ülkeler için güvenli, yeterli miktarda, ucuz ve temiz enerji üretmek
ekonomik ve sosyal hayatın temel problemleri arasında yerini
almaktadır. Sanayisi, ekonomisi ve nüfusuyla hızla büyümekte olan
ülkemizde enerji ihtiyacı sürekli artmaktadır.
Hidrokarbon kaynakları
açısından dışa bağımlı olan ülkemiz, bu
bağımlılığının doğurduğu
sonuçlardan en önemlisi olan cari açık ve dış ticaret
açığının ortaya çıkardığı tabloyu kendi
lehine dönüştürmek adına kararlı adımlar atmaktadır.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bu çerçevede,
iktidarımız döneminde temelleri atılan millî enerji
politikamız kapsamında ülkemize
kazandırdığımız derin deniz sondaj gemilerimiz ve
sismik arama gemilerimizle yaptığımız
çalışmalardan yakın geçmişte müjdeli haberler aldık,
hâlihazırda devam eden çalışmalardan da müspet haberler
bekliyoruz.
Tabii, bilhassa millî enerji
politikamız hakkında mütalaada bulunurken değinilmesi gereken
bir konu da dış politika ve enerji arasındaki ilişkidir.
Burada bir hususu çok net ifade etmek gerekir diye düşünüyorum. Türkiye,
Doğu Akdeniz ve Egedeki meşru ve hukuki haklarını korumak
adına tüm imkânlarını kullanmaktan çekinmiyor ve
çekinmeyecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bu bölgelerdeki hidrokarbon
kaynaklarının tüm taraf ülkeler tarafından hakça ve adilce bir
şekilde paylaşılması gerekmektedir. Uluslararası
hukuka ve vicdana sığmayan bazı tezlerin ve sözde
haritaların kabul edilmesi mümkün değildir. Nasıl, dün, mavi
vatandaki çıkarlarımızı korumak adına Libyayla Deniz Yetki
Alanları Anlaşmasını imzaladıysak gelecekte de
meşru haklarımızı savunmak adına gerekenleri yapmaktan
geri durmayacağız.
Saygıdeğer
milletvekilleri, sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma hamlesinin en temel
yapı taşlarından olan kesintisiz ve çeşitlendirilmiş
enerji arzı, sahip olduğumuz jeostratejik önemle birleştiğinde
uluslararası arenada ülkemizin etki alanını genişleten bir
güç unsuru olarak ön plana çıkmaktadır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığımız, ülkemizin enerji kaynaklarını
çeşitlendirme çalışmalarını sürdürürken yeni
yaratılacak kaynakların yenilenebilir, çevresel
sürdürülebilirliğe sahip, yerli ve millî olmasını ülkemizin
enerji politikalarının temeline oturtmuştur. Asya ve Avrupa
arasında köprü vazifesi gören ülkemiz birçok uluslararası projenin
transit geçiş noktasında yer almakta ve bu projelerden fayda
sağlamaktadır. Dost, müttefik ve kardeş ülke Azerbaycanın
Hazar Denizindeki gaz sahalarında üretilen doğal gazın Türkiye
ve Avrupaya iletilmesi amacıyla planlanan TANAP sayesinde ilk etapta 6
milyar metreküpü ülkemize, 10 milyar metreküpü Avrupaya olmak üzere toplam 16
milyar metreküp doğalgaz taşınacaktır. Avrupa enerji arz
güvenliğinin önemli bir halkası olan Trans Adriyatik Boru Hattı
da tamamlanmıştır. Bunlara ek olarak, 2018de deniz altı
inşaatı tamamlanmış olan TürkAkım Projesinin ülkemiz
sınırları içerisinde kalan bölümleri ile ilgili
çalışmanın proje açılışı 8 Ocak 2020de
Cumhurbaşkanımız ve Rusya Federasyonu Devlet
Başkanının katılımlarıyla
yapılmıştır.
Enerjide dış
kaynaklara bağımlılığın önüne geçilmesi için ve
herhangi bir kaynaktan ileri gelebilecek bir azalma, tükenme, kesilme gibi
aksaklıkların ortaya çıkmasına karşı en etkili
enerji kaynakları yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Bunu göz
önünde bulundurarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız
YEKA Projelerine ciddi kaynaklar ayırmaktadır. 2023 yılında
yenilenebilir enerji kaynaklarından elde edilen elektriğin tüketilen
toplam elektriğin yüzde 30una eşit olmasını hedefliyoruz.
Bu kapsamda, her biri 1.000 megavat kurulu gücündeki YEKA RES-1, YEKA RES-2ye
ek olarak mini YEKA Projesiyle 36 ilimize toplamda 74 adet güneş
enerjisine dayalı tesisin kurulması için çalışmalara
başlanmıştır.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığımız, sorunsuz santraller tarafından
üretildiği ve profesyonel kişilerin gözetiminde olduğu sürece en
efektif enerji olarak nitelendirilebilecek nükleer enerji alanında da
çalışmalarını sürdürüyor. Karbondioksit ve sera gazı
salmaması nedeniyle Kyoto Protokolü gereği getirilen limitlerin
kısa sürede tutturulabilmesi açısından en önemli çözüm yolu da
olan bu enerji kaynağı için Rusya ile Mersinde, Japonya ile Sinopta
gerçekleştirdiğimiz iş birlikleri devam etmektedir.
Mersinde inşaatı
devam eden Akkuyu Nükleer Santralinde ilk ünitenin 2023 yılında
diğer ünitelerin de birer yıl arayla 2026 yılı sonuna kadar
işletmeye alınması planlanmaktadır. Sinopta ise proje ile
ilgili ÇED süreci tamamlanmıştır. Üçüncü nükleer güç santralimiz
için ise yer belirleme çalışmaları devam etmektedir.
Saygıdeğer
Milletvekilleri; Sizlerle son olarak yeni kaynak yaratma
çabalarımızın yanı sıra mevcut
kaynaklarımızın kullanımında katettiğimiz yolu
paylaşmak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET MÜCAHİT ARINÇ
(Devamla) Sayın Başkan, toparlıyorum.
BAŞKAN Buyurunuz.
AHMET MÜCAHİT ARINÇ
(Devamla) İktidara geldiğimiz yıl, Türkiyede madencilik
sektörünün toplam ihracatı 382 milyon dolar iken bu miktar 2019
yılı itibarıyla 3,2 milyar dolara yükselmiştir. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar) Yine, iktidara
geldiğimiz sene yerli kaynaklı elektrik üretimi toplam üretimin yüzde
50sini karşılamakta iken bu oran 2020 Ekim ayı itibarıyla
yüzde 60lara ulaşmıştır. 2002 yılında toplam
nüfusumuzun yüzde 25i doğal gaz kullanımı imkânına
sahipken bu oran 2020 Ekim itibarıyla yüzde 80lerin üzerine
çıkmıştır.
Enerjide tam bağımsız
bir Türkiye aynı zamanda ekonomik alanda, uluslararası arenada ve
millî savunma ekseninde tam bağımsız bir Türkiye de demektir.
Geleceğin güçlü Türkiyesinin inşasında enerjimiz ne kadar yerli
ve millî olursa ülkemizin küresel güç olma yolundaki adımları da
aynı oranda güçlenecektir. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Bağımsız enerji, güçlü Türkiye
anlayışıyla gelecek nesillere müreffeh bir Türkiye bırakmak
adına var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz.
Bu duygu ve düşüncelerle
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyor, 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin milletimize hayırlar getirmesini Yüce
Allahtan niyaz ediyorum.
Saygılarımla. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Metin Bulut. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
METİN BULUT (Elâzığ) Sayın Başkan, çok kıymetli
milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının
bütçesi üzerine söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi ve aziz milletimi
saygı ve muhabbetle selamlıyorum.
Aslında
konuşmamı da bu minval üzere yapacaktım, bütün
hazırlığımı da bu minval üzere yapacaktım ama Ali
Mahir Beyin konuşmasından sonra, daha sonra Sayın Meral
Danış Beştaşın konuşmasından sonra Elâzığlılığımı
dizginleyemedim, bu konuşmayı yapma zorunluluğunda hissettim
kendimi. Ondan dolayı Sayın Bakanımızdan özür diliyorum, o,
akşam gelince anlatacaktır. Tabii, Elâzığlı iki
şeyi, devletini ve milletini çok önemser. Devleti ve milleti
Elâzığlının kırmızı çizgisidir. O yüzden,
devletine ve milletine laf söylendiğinde aslan kesilir.
Bakın, ilk gün
açış konuşmasında Sayın Engin Altay şöyle diyor:
Şoförüne ek performans ücreti 7 lira 40 kuruş ödeyen devlet olmaz
olsun kardeşim, olmaz olsun öyle devlet. Yani meali ne? Devlet, personeline
bir performans ücreti ödemiş, 7 TLsi kalmış, onu da ödemiş
ve bu arkadaş kalkıyor Böyle devlet olmaz olsun. diyor. Bunun meali
böyle değil. Vatandaşının 7 TLsini bile kutsal sayan, onu
bile ödemekten imtina etmeyen devlete helal olsun, helal olsun. denir. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar, CHP sıralarından
gürültüler)
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Öyle değil, hepsi 7 lira. Hepsi 7 lira Vekilim.
METİN BULUT (Devamla)
Ben bilmiyorum ki bu CHPlilerin zihni nasıl çalışıyor.
Tersten çalışıyor, o yüzden yürüyen merdivenlere de ters
biniyorlar ya.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Hepsi 7 lira, hepsi! Çarpıtma!
METİN BULUT (Devamla)
Diğer bir husus: Bakın, birlikte milletvekili olmaktan onur
duyduğum yol arkadaşım Tolga Ağarla alakalı söylenen
sözler. HDP Grup Başkan Vekili ifade etti; sürekli haktan bahseden,
adaletten bahseden, özgürlükten bahseden Sayın Başkan mesnetsiz bir
suçlamayla, aslı astarı olmayan bir suçlamayla kalktı burada
benim arkadaşımı itham etti. Tolga Ağarı bu memleket
tanır, Elâzığ da çok iyi tanır. Tolga Ağar
kardeşim nerede duracağını çok iyi bilir, kimlerle mücadele
edeceğini de çok iyi bilir, hangi safta yer alacağını da
çok iyi bilen bir arkadaşımdır. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) O yüzden, bu mesnetsiz suçlamalardan
dolayı sizi kınadığımı ifade etmek istiyorum.
Eğer suçlayacaksanız, gerçekten birine cevap verecekseniz on gündür
taciz ve tecavüz davalarının üstünü örtmek isteyen Ce-Ha-Peli yol
arkadaşlarınıza bu cevabı verin.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) Kendi milletvekilleri, kendi milletvekilleri
METİN BULUT (Devamla)
Aynı şekilde, bakın, Sayın Kılıçdaroğlunun
ilk gün yapmış olduğu konuşmasından da bir iki
paragraf söyleyeceğim; hasbelkader söyleseydi gerçekten buna
değinmeyecektim, bir defa söyleseydi buna değinmeyecektim ama
istihzayla 3-4 defa şöyle konuştu: Millî iradenin tecelligâhı
olan bu Meclis
Evet, Sayın Kılıçdaroğlu; bu Meclis, bu
Gazi Meclis millî iradenin tecelligâhıdır, yüz yıldır böyle
olmuştur ve Allah nasip ederse bundan sonraki süreçte de böyle olmaya devam
edecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Sizin
Genel Başkan olmanız, milletvekili olmanız bu Meclise söz
söyleme hakkını size tanımaz. Bu Meclis çok kolay
kurulmadı; bu Meclis için binlerce insan şehit oldu, bu Meclis için
Seyit Onbaşı yükün altına girdi, bu Meclis için Nene Hatunlar
nice çileler çekti, nice insanlar can verdi.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Sizin eski ortağınız FETÖ de bombaladı bu Meclisi, onu da
söylesene! Eski ortağınız FETÖnün Meclisi
bombaladığını söylesene!
METİN BULUT (Devamla) -
Bu Meclisi tahkir etmek, bu Meclisle alay etmek milletin kendisini tahkir
etmek, milletin kendisiyle de alay etmek anlamına gelir.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Atatürkü ansana, Atatürkü! Bu Gazi Meclisi açan Atatürktür, onu ansana!
METİN BULUT (Devamla) -
Millet de kendisiyle alay eden herkese cevabını nasıl her dönem
sandıkta verdiyse o şekilde yine verecektir.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Sen Atatürkü ansana! Milletvekilliğini ona borçlusun, ansana! (AK
PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)
METİN BULUT (Devamla) -
Değerli Milletvekili, o itirazı bana değil, buradan milleti ve
milletin Meclisini hakir gören Genel Başkanına yapacaksın,
Kılıçdaroğluna yapacaksın diyor; yüce Meclisi, millî
iradenin gerçek temsilcisi olan yüce Meclisi saygı, sevgi ve muhabbetle
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi için
söylemek zorundayız.
BAŞKAN Görüşmeler
tamamlandıktan sonra
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, tutanaklara geçmesi
açısından söylememiz lazım.
BAŞKAN Tamamlandıktan
sonra söz vereceğim efendim.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Tutanaklara geçmesi için Sayın Başkanım
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN Lütfen
Bakın
Müsaade eder misin efendim.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkanım, Sayın Engin Altay 7
lira alınıyor. dediği zaman ekstradan kalan 7 lira değil,
toplamda, totali 7 lira demek istedi ama sayın hatip anlamamış,
hiçbir şeyi anlamadığı gibi.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Öztunç.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkanım, kimse Meclisin iradesine
söz etmedi ama sayın milletvekillerinin bakanlara gönderdiği soru
önergelerine cevap vermeyen bakanlar Meclise saygısızlık
yapmaktadırlar.
BAŞKAN Tutanaklara
geçmiştir efendim.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Son olarak, Sayın Başkanım, bakın Sandık
diyor. En son sandık bu topraklara İstanbul seçimlerinde geldi. 800
bin oyla 800 bin kişinin tokadını yediler, onu hazmedemiyorlar.
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN Sayın
Ertunç Erkan Balta
Buyurunuz Sayın Balta.
AK PARTİ GRUBU ADINA ERTUNÇ
ERKAN BALTA (Artvin) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinde yer alan Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun bütçesi üzerinde söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizleri
izleyen milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Enerjinin günümüzdeki
öneminden uzun uzadıya söz etmenin gereği
olmadığını düşünüyorum. Partimizin iktidara
geldiği 2001li yıllardan, ekonomik felaketlerin birbirini
kovaladığı, sosyal felaketlerin birbirini
kovaladığı yıllardan bugüne gelişimizde Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun önemli bir payı olduğunu
düşünüyorum. 2001 krizinden çıkan bir ülkenin, Artık bitti.
denen Türkiyenin, potansiyelini doğru kullandığında,
yatırımcısının önünü açtığında, EPDK
eliyle adil ve rekabetçi piyasaları inşa ettiğinde neleri
başarabildiğini göstermek açısından bazı
rakamları da görmek zorundayız.
Bakınız, bugün
Türkiye elektrik piyasası 300 teravatsaatin üzerinde üretim yaparak
Avrupanın 4üncü büyük piyasası hâline gelmiştir. On dokuz
yılda, Türkiyenin elektrik kurulu gücü yaklaşık 3,5 kat,
elektrik talebiyse 2,5 kat artmıştır. Bu dönemde elektrik
piyasasında 120 milyar doların üzerinde sabit sermaye
yatırımı yapılmıştır. EPDKnin faaliyete
başladığı günlerde sadece 28 bin megavat düzeyinde olan
elektrik kurulu gücümüz, bugün 94 bin megavata ulaştı ve bu
rakamın yüzde 50den fazlası yenilenebilir enerji
kaynaklarımızdan oluşuyor. Yenilenebilir enerji
kaynaklarına dayalı kurulu gücümüz yüzde 290 -evet, yüzde 290-
artarak 12 bin megavattan 47 bin megavata ulaşmış
durumdadır. Peki, bu rakamlar neden önemli değerli arkadaşlar?
Yenilenebilir enerji demek, kendi kaynaklarımızdan enerji üretmek
demek. Yenilenebilir enerji demek, gençlerimizin, çocuklarımızın
geleceği için çevre dostu enerji üretmek demek. Rüzgârın, güneş
enerjisinin esamesinin dahi okunmadığı yıllardan, bugün,
toplam enerji üretimimizin yüzde 60ını yenilenebilir ve yerli
kaynaklardan üreten bir ülke hâline geldik.
2020 yılı
içerisinde elektrikte 2 bin megavata yakın kapasite işletmeye
alındı ve bu rakamın yüzde 97sini yenilenebilir
kaynaklarımız oluşturuyor. Geçtiğimiz günlerde
açılışı yapılan güneş enerjisi paneli
fabrikasında 1.400 kişi çalışıyor ve yerli panel
üretiyor. Yaklaşık 1 milyar dolar yatırımla
Karapınarda kurulacak olan güneş enerjisi santralimiz, 2 milyon
vatandaşımızın enerjisini karşılayacak.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; geçtiğimiz yıl, yine bu kürsüde
yaptığım konuşmada petrol ve doğal gaz gibi
hidrokarbon kaynakları itibarıyla ülkemizin elinin zayıf
olduğunu vurgulamış Bakanlığımızın
arama ve sondaj faaliyetlerinden inşallah hayırlı haberler
alırız. ümidimizi ifade etmiştim. Hamdolsun, sizlere mahcup
olmadık, o hayırlı haberler gecikmedi ve cumhuriyetimizin belki
de en güzel müjdesini Sayın Cumhurbaşkanımız milletimizle
paylaştı. Sakarya doğal gaz sahasında keşfedilen 405
milyar metreküplük doğal gaz rezervi, sadece milyarlarca dolarlık
ihtiyacımızı karşılamakla kalmayacak, Türkiyenin
enerjide bir ticaret merkezi olma hedefine de büyük katkı sunacaktır.
Biliyorsunuz, Türkiye yıllarca enerjide koridor ülke, transit ülke
konumunda değerlendirilmiş, böyle ifade edilmişti. Bugün herkes
kabul ediyor ki bu elbise Avrupanın en büyük 4üncü doğal gaz
piyasasına sahip Türkiye için fazlasıyla dar gelmektedir. Türkiyenin
öncelikli hedefi doğal gazda bir ticaret merkezi olmaktır. EPDKnin
çalışmalarını yürüttüğü ve 2021 yılında
devreye alınacak olan Vadeli Doğal Gaz Piyasasıyla, Türkiye
organize gaz piyasaları Avrupada kendi ülkesinde üretilen gazın uluslararası
ticarete konu edildiği az sayıda gelişmiş gaz ticaret
merkezlerinden biri olma imkânına kavuşacaktır.
İnanıyorum ki Bakanlığımızın yürüttüğü
arama sondaj faaliyetlerimiz neticesinde yeni müjdeler de almaya devam
edeceğiz.
Biliyorsunuz, bugün doğal
gaz konforunun ulaşmadığı ilimiz kalmadı. Unutanlar
için hatırlatmakta fayda var: AK PARTİ iktidara geldiğinde
sadece 5 ilimizde doğal gaz vardı, bugün 81 il, 560 ilçemizde
doğal gaz kullanılmakta. Geçen yıl yine bu kürsüde
yapmış olduğum konuşmada, Artvin ilk defa doğal gazla
buluşmuştu, onun müjdesini vermiştim. Bu süre içerisinde
Artvinde -Belediyenin çıkardığı bütün sorunlara ve
engellemelere rağmen- 500 yeni abone oldu.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
efendim.
ERTUNÇ ERKAN BALTA (Devamla)
Bu yıl da yine bu kürsüden müjde vermek istiyorum kendi
hemşehrilerime: Şavşat ilçemiz bir ay içerisinde doğal gaza
kavuşacak, yine Artvin merkez ilçemizde de 1.500 yeni abonemiz doğal
gaza kavuşmuş olacak.
Biz ülkemizin en ücra
köşelerine doğal gazı götürmek için,
vatandaşımızın hayır duasını almak için
başta Enerji Bakanlığımız, EPDKmizle, özel
sektörümüzle var gücümüzle çalışmaktayız. Gururla ifade etmek
isterim ki EPDKnin zorunlu hâle getirdiği standartlarla Avrupanın
en kaliteli akaryakıtının satıldığı ülke
Türkiye. Dünyanın en büyük LPG pazarları arasına girmiş,
oto gaz kullanımında yine zirve ülkelerden bir tanesi Türkiye.
Artık ülkesinin potansiyeline daha fazla güvenen, yerli ve yenilenebilir
kaynaklarını çok daha iyi kullanan, Türkiyenin geleceğine
yatırım yapmaktan çekinmeyen bir enerji sektörümüz var.
Ben, bu gelişmelere
katkı sağlayan Bakanlığımızla birlikte Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun değerli Başkan, üyeleri ve
çalışanlarına teşekkürlerimi ifade etmek istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle
sözlerimi tamamlarken bütçemizin ülkemize hayırlı olmasını
diliyor, sizleri tekrar saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ziver Özdemir
Buyurunuz Sayın Özdemir.
AK PARTİ GRUBU ADINA
ZİVER ÖZDEMİR (Batman) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; muhterem heyetinizi ve ekranları başında bizi
takip eden vatandaşlarımızı saygıyla
selamlıyorum.
Konuşmamın
başında, Covid-19 salgını nedeniyle hayatını
kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allahtan rahmet, tedavisi süren
hastalarımıza da acil şifa diliyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin üçüncü turunda Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumu bütçesi üzerine AK PARTİ Grubumuz adına söz almış
bulunmaktayım.
EPDKnin misyonu; enerjinin
yeterli, kaliteli, sürekli, ekonomik ve çevreyle uyumlu bir şekilde
tüketiciye sunulması için düzenleme ve denetleme yapmaktır.
Türkiyede, on sekiz yıllık AK PARTİ iktidarında, her
alanda olduğu gibi enerji alanında da büyük gelişmeler
yaşanmış; yerli ve yenilenebilir kaynaklar ekonomiye
kazandırılmış, birçok proje ve yatırım hayata
geçirilerek dışa bağımlılık
azaltılmıştır. 2000li yıllarda yenilenebilir
kaynaklardan elektrik üretimimiz 34 milyar kilovatsaat iken 2019
yılında bu rakam 133 milyar kilovatsaat olmuştur. On yıl
öncesine kadar Türkiyede güneş ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünden
bahsedilmezken bu alanda yapıla yatırımlarla Türkiye
yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupada 6ncı, dünyada ise 13üncü
sıraya yerleşmiştir. Türkiyenin enerji üretiminde önemli rol
oynayan yerli kömürle ilgili yatırımları da
artırılmış, yerli kömür kaynaklı elektrik kurulu gücü
6 bin megavattan 11 bin megavata yükseltilmiştir. 2002 yılında
sadece 5 ilimizde doğal gaz var iken bugün, toplamda 81 ilimize ve 560
yerleşim yerine doğal gaz kullanıma sunulmuştur. Kendi
seçim bölgem olan Batmanda da şehir merkezinin yüzde 76sına ve
organize sanayi bölgesine doğal gaz ve arzı sağlanmış,
abone sayısı da 63 bine ulaşmıştır. Kozluk ve
Beşiri ilçelerimize de doğal gaz arzı 2021 yılı programına
alınmıştır. Bu
arada, Enerji Bakanımdan da özellikle bugüne kadar
Çünkü Batman,
Türkiyede petrolün birleştiği il olarak biliniyor. Sayın
Bakanımıza bugüne kadar yaptıkları katkılardan
dolayı teşekkür ediyorum. Bundan
sonra da zatıalilerin talimatıyla Batmana, özellikle pozitif manada
-TPAO, TPIC, BOTAŞ gibi şirketlerle- hem Batmanın ekonomisine,
sosyal yaşamına hem de eğitimine desteklerini de bekliyoruz.
Türkiye, AK PARTİnin
kararlı enerji politikalarının sonucunda karada ve denizde arama
ve sondaj faaliyetlerini artırmış; sınıfının
önde gelen sismik ve sondaj gemileriyle Akdeniz ve Karadenizde deniz yetki
alanlarında, uluslararası hukuka uygun olarak önemli
çalışmalar yapmış ve yapmaktadır. Bu
çalışmalar sonucunda da Sayın
Cumhurbaşkanımızın açıkladığı gibi, 405
milyar metreküp doğal gaz rezervi bulunmuş ve bu da elbette ki
kısa bir sürede milletimizin hizmetine -2023 hedeflerimiz
doğrultusunda inşallah faaliyete geçirilecek- halkımızın
hizmetine sunulacaktır. Ayrıca, Tuz Gölü ve Kuzey Marmara Doğal
Gaz Depolama Projeleriyle herhangi bir kesinti yapılmadan
vatandaşlarımızın ve sanayicilerimizin doğal gaz
ihtiyacı sorunsuz bir şekilde karşılanmaktadır. Bütün
bu çalışmalar elbette ki halkımızın menfaati için
yapılmaktadır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bütçe görüşmelerine
başladığımız günden bugüne kürsüde konuşan bütün
hatiplere baktığımızda
Sıfatlandırmalar
yapılıyor; savaş bütçesi, rant bütçesi, faiz bütçesi, cinsiyetçi
bütçe gibi tanımlamalar bu kürsüde maalesef hep yapıldı. Bu
tanımlamalar doğru olsaydı bu millet, 19uncu bütçeyi yapma
yetki ve hakkını AK PARTİye vermezdi. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Milletimiz, hazırlanan
bütçelerin yaşadıkları yerlerde hastane olarak, havalimanı,
yol, köprü, okul ve diğer hizmetler olarak kendilerine döndüğünü
gördüğü için 19uncu bütçe hakkını da AK PARTİye yine
veriyor ve onun için de biz, halkımıza minnettar ve
müteşekkiriz.
Bu eleştirileri
yapanlara sormak istiyorum
Ellerinde yerel yönetimleri kazanan siyasi partiler
oldu; emekçi diyorlar, ilk balyozu emekçinin başına vuruyorlar, on
binlerce, binlerce, yüzlerce insanı ekmeğinden ediyorlar ve
kapının önüne koyuyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
ZİVER ÖZDEMİR
(Devamla) Peki, orada yaşayan vatandaşlar, seçimler geldiğinde
acaba bu kürsülerde sarf ettiğiniz kelimelerin ne derece
karşılık bulup bulmadığının
hesabını sormayacak mı sandıkta? Elbette ki soruyor. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar) İşte, bunun
sonucunda AK PARTİ ve Cumhurbaşkanımız liderliğinde
yolumuza devam ediyoruz inşallah. AK PARTİ 2002den beri
bunları, milletin beklentilerini, taleplerini, ihtiyaçlarını hep
göz önüne alarak bütçeler hazırladı ve siyaset yürüttü. Hayatın
merkezine milletimizi alarak biz -AK PARTİden beklentileri unutmadan- hep
gerçekçi ve rasyonel veriler ışığında bütçeler
oluşturduk.
Toplumsal barış,
kardeşlik ve huzurun tesisi için yapılan çalışmaları
milletimiz görmüş ve AK PARTİye inanmıştır ve bu
inançları doğrultusunda da sürekli tek başına iktidar olarak
devam etmektedir. AK PARTİ 2002den bugüne kadar girdiği her seçimde,
elhamdülillah alnının akıyla birinci sıraya
yerleşmiştir.
Bütçeler
hazırlanırken halkımızın her kesimini düşünerek,
her türlü ayrımcılığa ve cinsiyetçiliğe fırsat
vermeden
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ZİVER ÖZDEMİR
(Devamla) Başkanım son bir dakika.
BAŞKAN Selamlayın
lütfen.
ZİVER ÖZDEMİR
(Devamla) Halkımızın güvenini boşa çıkarmamak için
bütçeler hazırlanmaktadır. Bütçenin her kuruşunun, en
doğusundan en batısına bu ülkede yaşayan
insanımızın refahı, huzuru ve harcaması için
gerektiğini biliyoruz çünkü AK PARTİ, Türkiye partisidir; belli bir
bölgenin, belli bir etnik kimliğin, belli bir cinsiyetin partisi
değil.
Bu bütçeyi herkes bilinç
altında bulunan kelimelerle tanımlıyor; kimi savaş, kimi
faiz, kimi rantçı, kimi israfçı, kimi cinsiyetçi, kimi kadın,
kimi erkek, herkes bir şekilde bilinçaltındaki kelimeleri
Bizim
nezdimizde de bu bütçe halkımızın olduğu için halkın
bütçesi olarak görüyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle
2021 yılı bütçesinin hayırlara vesile olmasını temenni
ediyorum, heyetinizi ve milletimizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
İffet Polat
Buyurunuz Sayın Polat.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
İFFET POLAT (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Nükleer Düzenleme Kurumu bütçesi üzerine konuşmak üzere
grubumuz adına söz almış bulunmaktayım. Yine 2021
yılı bütçemizin ülkemize ve milletimize hayırlı
olmasını diliyorum.
AK PARTİ
iktidarları bugüne kadar milleti odak noktasına koyan çok
başarılı çalışmalar, bütçeler
hazırlamıştır. Bu başarısını bütçe ve
mali disiplini sağlama noktasında da gösterebilmiş bir
iktidardır. İktidarımız süresince Türkiyenin savunma
sanayisinden teknolojik yatırımlarına, uydu ve haberleşme sistemlerinden
sağlık altyapısına kadar sayısız projeyi hayata
geçirdik. Enerji konusunda da diğer tüm alanlarda olduğu gibi
Türkiyenin kaynaklarını ve imkânlarını çeşitlendirme
gayreti içerisinde bulunduk. Bilindiği gibi ülkemizin cari
açığını oluşturan en önemli kalemlerden biri
enerjidir. Teknoloji çağının getirdiği enerji tüketimini
katlayan ihtiyaçlar yanında, üretim odaklı ekonomi modelimizle
birlikte büyüyen sanayi sektörünün ihtiyaçları da enerji
açığımızı oldukça artırmaktadır. Tüm bu
ihtiyaçlar karşısında sadece nükleer enerjide değil,
kaynaklarımızı çeşitlendirerek her alanda ülkemizin
açığını kapatacak çalışmalar yapmaktayız.
Her türlü itiraza, ısrarlı provokasyonlara rağmen Akdenizde,
Karadenizde sürdürdüğümüz ve ilk meyvelerini veren doğal gaz sondaj
çalışmaları, ülkemizin gelecekteki ihtiyaçlarını göz
önünde bulundurarak attığımız adımların
neticesidir. Hem doğal kaynaklarımızın
çıkarılması hem de nükleer enerjinin aktif şekilde
kullanılması Türkiyeyi gelecekte çok daha üst bir mertebeye
taşıyacaktır.
Nükleer enerji günümüzde
temiz, ekonomik ve güvenilir bir enerji kaynağı olarak dünya enerji
ihtiyacının karşılanmasında kullanılan ana
kaynaklardan biri durumundadır. Dünyanın önde gelen ülkelerinin de
aralarında bulunduğu 31 ülke, hâlihazırda işletimde olan
454 santral aracılıyla nükleer enerji üretmekte, pek çok ülke de
gelecekte bu enerjiyi kullanabilmek için çalışmalar yürütmektedir.
Fransa elektrik ihtiyacının yüzde 71,6sını, Belçika yüzde
49,9unu, İsviçre yüzde 33,4ünü, Amerika Birleşik Devletleri yüzde
20,1ini nükleer enerjiden karşılamaktadır.
Unutulmamalıdır ki
nükleer enerji konusunda çalışmalar yapan kıymetli bilim
insanlarına sahibiz. Bu alanda onların da birikimlerini kullanarak
nihai noktada kendi teknolojimizi geliştirebilir olma niyetiyle hareket
ediyoruz. Tam bu noktada Ispartada elim bir uçak kazasında
kaybettiğimiz, bilim insanı, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü
Öğretim Üyesi Profesör Doktor Engin Arıkı rahmetle yâd etmek
istiyorum. Engin Arıkın hayalini kurduğu 50 tonluk bir toryum
cevheriyle ülkemizin bir yıllık enerji ihtiyacını
karşılayabileceğimiz fikrine inanıyor ve bunun için gayret
ediyoruz.
Bugün bütçesini
görüştüğümüz Nükleer Düzenleme Kurumu ülkemizde bu alanda
yapılacak çalışmaların takibinden, kurulacak nükleer güç
santrallerinin lisanslanmasından, bu tesislerin denetlenmesi ve kontrolünün
sağlanmasından mesuldür. Biz, Nükleer Düzenleme Kurumunu önce kurarak
bu işle ilgili bilimsel ve yönetsel
farklılığımızı da ortaya koyduk. Örneğin,
İsviçre Nükleer Düzenleme Kurumu ilk nükleer santralden kırk iki;
yine Amerika Nükleer Düzenleme Komisyonu ilk santralden yirmi beş yıl
sonra kurulmuştur. 2021 yılında nükleer enerji alanında
yapılacak çalışmalarda Kurumumuza başarılar diliyor,
ülkemizin bir an önce tüm dünyanın istifade ettiği bu imkâna
kavuşmasını temenni ediyorum.
Değerli milletvekilleri,
kim ne derse desin herkesin vicdanında temerküz eden bir gerçek var ki on
sekiz yıl öncesine bakarsak ülkemizi her alanda yeniden ayağa
kaldırdık; kadim tarihimizden aldığımız güçle,
özümüzde barındırdığımız potansiyelle yeniden
bölgesel ve uluslararası anlamda adından söz edilen bir konuma
taşıdık. Bütün bunları, dış kaynaklı suni
dalgalanmalara, dünyanın içerisinde bulunduğu ekonomik daralmalar ve
ticaret savaşlarına, pandemiye, bölgemizde yaşanan
istikrarsızlık ortamını derinleştiren
çatışmalara rağmen başardık. En önemlisi de
Türkiye'nin geleceğini ilgilendiren, ileride hayırla yâd
edilebilmemize vesile olacak çok büyük atılımlar
gerçekleştirdik, toprağa çok daha büyük çınarlara dönüşecek
tohumlar ektik.
Cumhurbaşkanımızın
da ifade ettiği üzere, bıkmadan, yorulmadan, durmadan milletimiz için
gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İFFET POLAT (Devamla)
Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurunuz.
İFFET POLAT (Devamla)
Gelecek nesillere 2053 ve 2071 vizyonlarını kolayca hayata
geçirebilecekleri güçlü bir Türkiye bırakma idealimizden bir adım
dahi geri atmayacağız.
Bu düşüncelerle, bir kez
daha, 2021 yılı bütçemizin tüm kurumlarımız, ülkemiz ve
milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyor, yüce
Meclisimizi saygıyla hürmetle selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Nevzat Şatıroğlu
Buyurunuz Sayın
Şatıroğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
NEVZAT ŞATIROĞLU (İstanbul) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığımıza bağlı Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü bütçesi üzerinde grubum adına söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu ve ekranları başında bizi
izleyen kıymetli vatandaşlarımızı saygıyla
selamlıyorum.
Burada, madencilik sektörünün
bir ülke ekonomisine olan katkısını, istihdama olan olumlu
etkilerini ve hayatımızın her alanında kullanmak suretiyle
elde ettiğimiz faydaları uzun uzadıya anlatmak isterdim ancak sürenin
kısa olması münasebetiyle, yaklaşık 180 bin insanımızın
çalıştığı, madencilik sektörünün mihenk taşı
olan, madencilik faaliyetlerinin başlangıç noktası ve olmazsa
olmazı olan arama faaliyetlerinden ve ülkemizde bu işleri başarıyla
sürdüren MTAdan bahsetmek istiyorum.
Kuruluşu ta 1935lere
kadar uzanan MTA, seksen beş yıllık köklü geçmişiyle
ülkemizin dağına taşına adını
kazımış, sürekli bir gelişme öyküsüne sahip kıymetli
bir kuruluşumuzdur. Tüm madenin araştırılmasında
başlangıç noktası olan MTA, ülkemizin alanındaki en
kapsamlı araştırma kuruluşudur. Ülkemizdeki ilk ve tek yer
bilimleri araştırma kurumu olan MTA, yaptığı arama ve
araştırma faaliyetleriyle sektöre yön vermekte; kısa, orta ve
uzun vadeli hedeflerini yakından takip ederek, sektörün ihtiyaç
duyduğu teknik altyapıyı kurum bünyesine kazandırarak
teknik destek ve danışmanlık faaliyetlerini
sağlamaktadır. MTA, yer bilimleri ve madencilik alanında ileri
teknoloji kullanarak ürettiği bilimsel verileri arama, araştırma
ve analiz faaliyetlerini dünyada kabul gören standartlara uyarak
yapmaktadır. MTA, yine son yıllarda yapılan hamleler neticesinde
havadan, karadan, denizden yerin üstünü ve altını en ince
ayrıntılarına kadar inceleme imkânına
kavuşmuştur. Havadan jeofizik, denizlerde su altı aramaları
ve sismik araştırmaları, jeokimya çalışmaları ve
sondajlarla da ülkemizin her metrekaresini tetkik etme ve arama
çalışmalarını aynı anda yürütebilme yeteneğine
sahip bir kuruluşumuzdur.
MTA Genel Müdürlüğü 2017
yılında 2 uçakla havadan jeofizik çalışmalarını
başlatarak klasik yöntemlere göre 100 kat daha hızlı ve 29 kat
daha ucuz olan projesini hayata geçirmiştir. Bu kapsamda iki yılda
toplam 920 bin kilometrekarelik alanın taraması yapılarak tüm
Türkiyenin havadan taraması bitirilmiştir. İçerisinde uranyum,
toryum, potasyum gibi çok önemli kaynakların da bulunduğu toplam 72
adet manyetik ve radyometrik veri üretilmiştir. Yine
sahalarımızda yürüttüğümüz bu çalışmaların
sonucunda edindiğimiz deneyimler, Türkiyenin diğer ülkelerde de
havadan jeofizik yapabilme kabiliyetine sahip olduğunu göstermiştir. Dünyada
bu işi kendi yetenekleriyle yapabilen 7-8 ülkeden biri olmanın
haklı gururunu taşıyoruz.
MTA, kuruluşundan bugüne
kadar 7,4 milyon metresi 2002 yılından sonra olmak üzere toplamda
10,5 milyon metre sondaj yapmıştır.
Bakanlığımızın millî enerji ve maden politikası
doğrultusunda, enerji ve ham madde arz güvenliği ile yer altı
kaynaklarımızın ortaya çıkarılarak
değerlendirilmesi amacıyla 2016 yılının ikinci
yarısından itibaren yine arama, araştırma projeleri
planlanmış ve bu kapsamda sadece son dört yılda 4,4 milyon metre
sondaj yapılarak tarihî bir rekor kırılmıştır.
Bize bu haklı gururu yaşatan, başta görevdeki Enerji
Bakanımız olmak üzere tüm Enerji
Bakanlığımızı ve tüm Enerji
Bakanlarımızı ve kurum çalışanlarımızı
yürekten tebrik ediyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; MTA, son yıllarda, sadece son dört
yılda yaptığı bu faaliyetler sonucunda 32 ilimizde metalik
ve endüstriyel maden kaynaklarımızı, 29 ilimizde ise enerji ham
maddelerimizi ortaya çıkarmıştır. Yine, bu son dört
yılda yapılan çalışmalarla 3,85 milyar ton ilave kömür
rezervi, 20,5 milyar ton sodyum sülfat -ki parasal değeri çok çok yüksek,
değerli kaynaklarımızdır- 2,5 milyar ton potasyum sülfat
gibi değerli kaynakları ifade edebilirim. Birçok kaynak var fakat
vakit kısıtlı olduğu için ifade edemiyorum.
Bulunan bu
kaynaklarımızı akılcı, uzun vadeli bir plan ve çevreci
bir yaklaşımla, kamunun öncülüğünde, özel sektörün dinamizmiyle,
işçimizle, mühendisimizle, teknisyenlerimizle el birliğiyle ülke
ekonomisine kazandırmak en önemli görevimiz olmalıdır.
Ülkemizin maden
ithalatının azaltılması, ihracatının
artırılması -ki en son 3,2 milyar dolar ihracat
yapmışız- ancak ve ancak yerli kaynaklarımızın
ortaya çıkarılması ve bu kaynakların en verimli
şekilde üretime geçirilmesiyle mümkündür.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
NEVZAT ŞATIROĞLU
(Devamla) Toparlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurunuz.
NEVZAT ŞATIROĞLU
(Devamla) Bu manada arama ve araştırma çalışmalarına
hız kesmeden devam eden MTAnın, AR-GE çalışmalarına,
mesleklerinin öncüsü olma görevine üstün bir gayretle devam edeceğine olan
inancımız sonsuzdur.
2021 bütçemizin -ki
halkımıza mal ettiğimiz, halkımızın bütçesi,
milletimizin bütçesi- milletimize, Bakanlığımıza,
kurumlarımıza hayırlı olmasını dilerken müjdesi
Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından, Recep Tayyip
Erdoğan Bey tarafından verilen, 2023 yılında da
Karadenizden çıkaracağımız yerli doğal gaz
gelirlerimizin üç dört yıl sonraki ülkemiz bütçesinde önemli bir yeri
olacağına inanıyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sırf tutanağa geçmesi adına Sayın Başkan, önemli bir
şey, özür dilerim sizden ve heyetten.
BAŞKAN Konuşmalar
tamamlanmadan söz veremiyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Çok özür diliyorum, yerimden söyleyeceğim Başkanım.
Şanlıurfa ilimizin
Ceylânpınar ilçesi Altınköy Muhtarı beni aradı. 2
Bakanımız burada. Köyün içerisinde
ışıklandırmalar yok, kanalizasyon yok, muhtarlık
çalışma evi yok, taziye evi yok, köy içinde ve köy yolları
yapılmadı.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Tanal, kâğıda yazıp verir misiniz?
FUAT KÖKTAŞ (Samsun)
Mahmut Ağabey, sabote etme beni.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sizden istirham ediyorum, Allah rızası için bu köylüye bu hizmeti
götürelim. (AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Teşekkür ediyorum.
Saygılar.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
Sayın Fuat Köktaş,
buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
FUAT KÖKTAŞ (Samsun) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; görüşülmekte olan Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığına bağlı Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden
Araştırma Kurumu bütçesi üzerine grubum adına söz
almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve aziz milletimizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
dünyada nüfus artışı, sanayileşme, teknolojik gelişme
ve üretim gücü faktörlerinin birleşmesiyle enerji ve ham maddeye olan
ihtiyaç giderek artmaktadır. Enerji ve tabii kaynaklar, toplumun refah
seviyesine ve ülkenin kalkınmasına doğrudan etki eden en önemli
unsurlardan bir tanesidir.
Gelişen ekonomisiyle
ülkemiz, enerji talebi sıralamasında dünyada ön sıralarda yer
almaktadır. Diğer taraftan, üretici ve tüketici bölgeler göz önüne
alındığında, jeopolitik ve jeostratejik konumumuz enerji
sektöründe önemimizi giderek artırmaktadır. Sektöre ilişkin,
dünyadaki bu hızlı değişim sürecini yakalamak ülkemiz
adına hayati bir önem taşımaktadır.
Arz güvenliği
yanında, kurumsal ve sektörel gelişmenin AR-GE, inovasyon ve
verimlilik çerçevesinde sağlanması ve enerjide dışa
bağımlılığın azaltılması amacıyla
enerji, nükleer ve tabii kaynaklara yönelik çalışmalarımız
etkin bir şekilde devam etmektedir. Bu doğrultuda, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığımıza bağlı olarak AR-GE
faaliyetleri yürüten Atom Enerjisi Kurumu, Ulusal Bor Araştırma
Enstitüsü ve Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, 28 Mart
2020 tarihinde yayımlanan 57 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle Türkiye Enerji, Nükleer ve
Maden Araştırma Kurumu olarak kurulmuştur ve kısaca
adı TENMAK olarak tanımlanmıştır. Enstitüye
dönüştürülen kurumlarımız bu ülkeye ne fayda sağlayacak? 3
tane ayrı ayrı laboratuvarı olan, AR-GE çalışması
olan, teknik ve uzmanlık altyapısı olan, birikimi olan kurumlar
daha etkin ve kolektif çalışarak AR-GE
çalışmalarını daha hızlı
sonuçlandıracaklardır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; AK PARTİ hükûmetleri döneminde, başta
Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak
üzere, bütün dönemlerin enerji bakanlarının gayretiyle yenilenebilir
enerjide, alternatif enerji kaynaklarında, maden sektörlerinde önemli
destekler verilmiş ve çalışmalar yapılmıştır.
Bu çalışmaların birçoğu ülkemizin gelişen ekonomisiyle
paralel olarak yürütülmüştür. Başta bor madeni olmak üzere,
madenciliği yapılandırarak ihracatımız
artırılmıştır. Pandemi döneminde gördük ki bor madeni
sadece bir maden değil, günlük hayatta kullandığımız
deterjanımızdan dezenfektanımıza kadar hayatımızın
birçok alanında yer alan bir yer altı zenginliğimizdir.
Sanayi ve ham maddeye duyulan
dışa bağımlılığın azaltılması
için nadir toprak elementleri ve diğer kritik elementlerin yerli
kaynaklarımızdan elde edilmesine yönelik AR-GE çalışmalarımız
hızlı bir şekilde devam etmektedir. 20 Ağustos 2020
tarihinden itibaren TENMAK çatısı altında faaliyet göstermeye
başlayan kurumlarımız, 2020 yılında belirlemiş
oldukları hedeflerle yollarına yürümektedirler.
TENMAK bünyesinde enstitüye
dönüşen kurumlarımız bundan sonra ne yapacaklar?
1) Ülkemizin inovasyon
ihtiyacını karşılayacak ve araştırmacılara
bilimsel ortam temin edeceklerdir.
2) Kamu kurum ve
kuruluşlarımızla, üniversitelerimizle, sanayi
kuruluşlarımızla koordinasyon ve iş birliği
sağlayarak AR-GE faaliyetleri yürütecekler ve destekleyeceklerdir.
3) AR-GE faaliyetleri
neticesinde geliştirilen ürünlerin ticari değere dönüştürülmesi
ve geniş bir şekilde kullanılması amacıyla
çalışmalar yapacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun
Sayın Köktaş.
FUAT KÖKTAŞ (Devamla)
Bu vesileyle Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumumuzun
ülkemize, milletimize hayırlı olmasını Allahtan niyaz
ediyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; birçok konuşmacı buraya
çıktığında şunları söylüyor, muhalefet
konuşmacıları özellikle bunları ifade ediyorlar, diyorlar
ki: Yer altı zenginliklerimiz mutlaka ekonomiye kazandırılmalı.
Enerjide maliyetler düşürülmeli. Sanayicilerimize, hatta
konutlarımıza ucuz enerji temin edilmeli. Fakat bir taraftan
bakıyoruz ki bunları yapan Hükûmetimiz, bakanlarımız,
bürokratlarımız, nerede bir altın madeni
araştırılıyorsa, üretiliyorsa acımasızca eleştiriliyorlar,
nerede bir yenilenebilir enerji kaynağı kuruluyorsa Ovalarımız
bitti, dağlarımız yandı kül oldu. diye
eleştiriliyorlar.
AK PARTİ,
yıllardır çevreye, insan sağlığına duyarlı
olan bir partidir. AK PARTİnin Genel Başkanı Recep Tayyip
Erdoğan, herkesten daha çevreci bir Genel Başkandır ve
Cumhurbaşkanımızdır. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Köktaş.
FUAT KÖKTAŞ (Devamla)
Onun için, halk sağlığına zarar verecek hiçbir şeye
imza atmayacağını buradan ifade ediyorum.
CAVİT ARI (Antalya)
Antalyaya gel de bir gösterelim. Gel, Antalyaya gel. Antalyayı bir
görün, dağları delik deşik yaptınız.
FUAT KÖKTAŞ (Devamla)
2021 yılı bütçesinin hayırlı olmasını diliyor,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ahmet Çolakoğlu, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
AHMET ÇOLAKOĞLU (Zonguldak) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifinin
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü bütçesi üzerine söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle Genel Kurulu, Gazi Meclisimizi ve bizleri
izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sözlerime başlarken Doğu Akdenizde,
Karadenizde Fatih, Yavuz, Kanuni sondaj gemileri ve Oruç Reis, Barbaros
Hayreddin Paşa sismik gemileriyle arama faaliyetlerinde bulunan ve
ülkemizin deniz yetki alanlarında, ruhsat sahalarında petrol ve
doğal gaz faaliyetlerini hiçbir engel tanımadan, zırva
tehditlere boyun eğmeden, dimdik ayakta durarak yoluna devam eden
başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip
Erdoğana, Sayın Bakanımıza, Bakanlık yetkililerimize
ve bu gemilerde emek harcayan bütün çalışanlarımıza çok çok
teşekkür ediyorum. Bu gayretler sonucu da Zonguldak açıklarında
keşfedilen 405 milyon metreküp doğal gazın, inşallah, 2023
yılında Filyos Limanı bölgesinde karaya
çıkarılmasıyla enerjideki hedeflerimize ulaşmada önemli bir
adımı atmış olacağız.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; on sekiz yıllık AK PARTİ
iktidarı boyunca Bakanlığımızın en önemli
hedeflerinden bir tanesi enerjide ve madenlerde dışa
bağımlılığı ülkemizden atmaktır, dışa
bağımlılıktan kurtulmaktır ve
Bakanlığımız, bu çerçevede, millî enerji ve maden
politikası uygulamalarıyla sahip olduğumuz yer üstü ve yer
altı kaynaklarımızı ekonomimize kazandırmak için
gayret içindedir. Ülkemiz maden kaynakları açısından iyi bir
konuma sahiptir. Dünyada üretimi yapılan 90 maden türünden 80i ülkemizde
bulunmaktadır. Dünyadaki maden üretiminde ise 27nci sırada
bulunmaktayız, amacımız üretimi destekleyerek daha üst
seviyelere yükselmektir. Ekonominin büyümesi, sanayi ve üretim
çarklarının hızlı dönmesi, maden ve enerji üretiminin
artmasıyla gerçekleşecektir. Ayrıca madencilik sektöründe 140
bin vatandaşımıza doğrudan, 2 milyon
vatandaşımıza da dolaylı olarak iş imkânı
sağlanmaktadır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bor madeni ülkemizde önemli bir konuma
gelmiştir. Dünyadaki bor rezervinin yüzde 73üne sahip olan Türkiye, dünya
bor ihtiyacının da yarısından fazlasını
karşılamaktadır. Bor madenciliğinde yapılan
yatırımlarla bor madeni tarımda, temizlikte, sağlıkta,
savunmada ve benzeri birçok alanda kullanılmaya
başlanmıştır. Son olarak Eti Maden Kırka
İşletmelerinde bor yatakları içinde elde edilen lityum madeninin
üretimine başlanmıştır. Bu maden birçok alanda
kullanılmaktadır ama özellikle yerli, elektrikli otomobilin pil
yapımında kullanılacaktır.
Ayrıca ülkemizin
doğal taş kaynakları da zengin bir yapıya sahiptir. Mermer
ve diğer doğal taşlarda dünya rezervinin yüzde 40ına
sahibiz. Dünya mermer ihracatında 3üncü sıradayız. Bununla
beraber maden ihracatımızın yüzde 43ünü de mermer
oluşturmaktadır. Kömür madeni de ülkemizin elektrik enerjisi ve demir
çelik sanayisi için önemli bir yere sahiptir. AK PARTİ iktidarı
döneminde yıllık 102 milyon ton kömür üretilerek cumhuriyet tarihinin
rekoru kırılmıştır.
Bakanlığımızın amacı işletmelere verilen
destekler ve teşviklerle bu rekorları yenilemektir. Diğer önemli
bir madencilik faaliyetimiz olan altın da gerçekten önemlidir; 2001
yılı ve 2019 yılları arasında 340 tona
ulaşmıştır, sadece 2019 yılında 39 tona
ulaşılmıştır. Ülkemizin 6.500 tonluk altın
potansiyeli vardır. İnşallah bunu da ülke ekonomisine
kazandıracağız.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ülkemizdeki madencilik faaliyetlerinin ya eksik
bilgi ya da kötü niyete bağlı olarak çevre düşmanı bir
faaliyet olarak gösterilmesini ülkemizin gelişmesine ve
kalkınmasına engeller oluşturma gayreti olarak görmekteyiz.
Örneğin, dünyada ve Türkiyede siyanürle altın aranmaz. Bu da dünyada
bilinen bir gerçektir ve sahada da fiilen kullanılmaz. Ülkemizdeki
siyanürün sadece yüzde 3ü altın ayrıştırmada
kullanılmaktadır, yüzde 97si ise maden dışı
diğer sanayilerde kullanılmaktadır. Bunu da özellikle vurgulamak
istiyorum.
Biraz önce bir vekilimiz, ÇED
raporu olmadan madencilik faaliyetlerinin yapıldığını,
bununla beraber termik santrallerin olduğunu, HESlerin olduğunu
söyledi. Kesinlikle bu yanlış bir bilgidir. Ülkemizde madencilik işletmeleri
ve enerji işletmeleri kesinlikle Tarımdan, Ormandan ve Çevreden izin
alınmadan işletme faaliyetinde bulunamaz. Ayrıca, ülkemizdeki
orman alanlarının sadece ve sadece binde 3ünde madencilik faaliyeti
gerçekleştirilmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AHMET ÇOLAKOĞLU
(Devamla) - Tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN Buyurunuz.
AHMET ÇOLAKOĞLU
(Devamla) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel
Müdürlüğümüzün yeni yapısıyla iki yıl tamamlandı. Bu
zaman içinde e-Maden sistemi kurularak elektronik ortamda işlemlerin daha
hızlı yapılması sağlandı. Ayrıca, Genel
Müdürlüğümüz ruhsatlandırma ve denetleme görevlerini de titizlikle ve
dikkatli bir şekilde yapmaktadır; inşallah 2021
yılında da bu çalışmalar başarılı bir
şekilde devam edecektir. Bu çalışmaların devam etmesini ve
2021 yılı bütçesinin Genel Müdürlüğümüze,
Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlar getirmesini
diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Metin Yavuz konuşacaktır.
Buyurunuz Sayın Yavuz.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
METİN YAVUZ (Aydın) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanun Teklifi üzerine AK PARTİ Grubu
adına söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi, onun Gazi
Meclisini saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
Vodafone Parkta meydana gelen hain saldırının yıl
dönümünde terörün her türlüsünü, buna sebep olanları ve onları
destekleyenleri bir kez daha lanetliyor, tüm şehitlerimizi rahmetle
anıyorum.
Bugün, Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanın da
teşrifleriyle Baküde gerçekleştirilen büyük törenle gardaş
ülkemiz Azerbaycanın Zafer Gününü kutluyoruz. Öncelikle Atatürkün
vefat günü bayram olmaz. diyerek Azerbaycan Zafer Günü tarihini
değiştiren Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyeve
şükranlarımı sunuyorum. Yaşasın Türkiye-Azerbaycan
gardaşlığı!
Değerli milletvekilleri,
ülkemiz, dünyadaki 90 maden türünün 80ine sahip gözde bir ülke
konumundadır. Dünya sıralamasında maden çeşitliliğinde
10uncu, üretim açısından 27nci sıradayız. Sahip
olduğumuz bu yer altı kaynaklarımızı hak ettiği
ölçüde ekonomiye kazandırabilmek için on sekiz yıldır
yılmadan çalışıyoruz.
Kıymetli hazırun,
enerji tüm dünya ülkeleri için stratejiktir. Bu sebepledir ki devletler
arasındaki savaşların veya mücadelelerin önemli bir
kısmı, ülkelerin enerji ihtiyacını ileriye dönük garanti
altına almak istemelerinden kaynaklanmaktadır. Nitekim, 2017 yılında
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın
liderliğinde ülkemizin millî enerji ve maden politikası da yeniden
belirlenerek daha faydalı bir çerçeve çizilmiştir. Bu sayede derin
deniz sondajlarını bizzat yapmanın arayışlarına
girerek Fatih, Yavuz ve Kanuni sondaj ile Oruç Reis ve Barbaros sismik
araştırma gemilerimizi ülkemiz derin deniz arama filosuna
kattık. Müjdesini Cumhurbaşkanımızın verdiği
doğal gaz kaynaklarımızı Başkan Erdoğan
liderliğinde 2023 yılında aziz milletimizin
kullanımına sunmakta kesinlikle kararlıyız. Çift
başlı sistem olan parlamenter sistem sonrası hayata
geçirdiğimiz Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi
sayesinde, hamdolsun, aldığımız hızlı kararla
hedeflerimize daha güçlü ve emin adımlarla ilerliyoruz.
Değerli milletvekilleri,
güçlü ekonomi ve ulusal güvenlik temeliyle şekillenen millî enerji ve
maden politikamız, Türkiye'nin bölgesel ve küresel enerji piyasasında
katedeceği yolu aydınlatması açısından büyük önem arz
etmektedir. Dış politikamızın güçlü bir diplomasi ekseninde
şekillenmesinin yolu öncelikle enerjide dışa
bağımlığın azaltılması ve sonrasında da
enerji ihtiyacını karşılamada kendi kendine yetebilen bir
ülke olmamızdan geçmektedir. Türkiyeyi bölgesel ve küresel ölçekte daha
güçlü bir aktör hâline getirecek olan politikalarımız, öz
kaynaklarımızın daha etkin ve verimli kullanılmasıyla
yol gösterici konumdadır.
Türkiye olarak dünya
rezervinin yaklaşık yüzde 73üne sahip olduğumuz bor madenindeki
üretimle dünya ihtiyacının yarısından fazlasını karşılarken,
dünya rezervinin yaklaşık yüzde 40ını elimizde
bulundurduğumuz doğal taşlar, 2019 maden
ihracatımızın da yüzde 43ünü oluşturmuştur. Keza,
elektrik ihtiyacının yüzde 34ünü karşılayan kömür üretimi
2019 yılında kamu ve özel olmak üzere toplam 101,6 milyon tonla
tarihî bir rekor kırmıştır. Cari açık konusunda da
artı yazan madenlerimizden bir tanesi de altındır.
Sektörün çatı
kuruluşu olarak Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü
doğal kaynaklara güvenli bir gelecek inşa etme vizyonuna sahiptir.
Yer altı kaynaklarımız açısından sahip olduğumuz
potansiyeli değerlendirmek, işletmek ve ekonomiye kazandırmak
Gazi Mustafa Kemal Atatürkün Memleketimiz baştan sona kadar hazinelerle
doludur, biz o hazineler üstünde aç kalmış insanlar gibiyiz. Hepimiz bütün
bu hazineleri meydana çıkarmak, servet ve refahımızın
kaynaklarını bulmak göreviyle yükümlüyüz. sözleriyle işaret
ettiği asıl hedeftir. Ce-Ha-Peli arkadaşlar Atatürkün bu
sözüne rağmen bizim millî enerji yolundaki
çalışmalarımıza karşı çıkacaklardır.
Kendilerini anlayışla karşılıyoruz. Sonuçta en iyi
bildikleri şeyi yapacaklar ancak konunun hassasiyeti kuru muhalefetle
aşağı çekilemeyecek kadar önemlidir. Hamdolsun ki madde ve
enerji politikamız sayesinde sanayimizin ihtiyaç duyduğu mamul
metallerin yerli kaynaklardan karşılanması önceliklerimiz
arasındadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
METİN YAVUZ (Devamla) -
Yerli ve millî kabulümüz muhalefetteki değerlendirmenin çok üstünde bir
maneviyat içermektedir.
Bu vesileyle bir kez daha
ifade etmek isterim ki: Tüm dünyanın istikrar arayışı ve
denge politikasına ihtiyaç duyduğu günümüzde, gerek söylemleri
gerekse eylemleriyle uyuşmaz bir tablo çizen muhalefetin bu kaygan
siyasetinden cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürkün
adını kurtarmalıyız. Muhalefetin en büyük
başarısı kendi içinde savunduğu ilkelerle ters
düşmesidir. Atatürkün ardına sığınarak siyaset yapma
çabalarınız nafiledir. Size rağmen,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın
liderliğinde Türkiye olarak tüm alanlarda en güçlü şekilde
varlığımızı göstermekte kararlıyız.
Atatürkün adını kullanarak değil, gösterdiği istikametten
yürüyerek Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde artık kendi
ayakları üzerinde durabilecek güce, iradeye ve kaynağa sahiptir.
Kimsenin hakkına gözümüzü dikmeden ama kimseye de hakkımızı
yedirmeden hedeflerimize doğru yürümeyi sürdüreceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayın.
METİN YAVUZ (Devamla) -
Değerli milletvekilleri, canlarını ülkemizin cevheri için
kaybeden madenci kardeşlerimizi rahmetle anıyorum.
2021 yılı
bütçesinin memleketimize hayırlı olmasını temenni ediyor,
sizleri saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Fatma Betül Sayan Kaya konuşacaktır.
Süreniz beş
dakikadır Sayın Sayan Kaya.
Buyurunuz Sayın Sayan
Kaya. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
FATMA BETÜL SAYAN KAYA (İstanbul) Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekillerimiz; Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığımızın 2021 bütçesi adına söz
almış bulunuyorum. Gazi Meclisimizi ve büyük Türk milletinin
iradesini temsil eden siz değerli milletvekillerimizi hürmetle
selamlıyorum.
2021 bütçemizin ülkemize,
milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Türkiyenin bütçesi
konuşulurken maddi manevi bütün varlıklarımızı
konuşmak siyasetimizin köklü bir geleneğidir. Evet, bu bütçe
Türkiyenin bütçesidir. Ülkemizin imkânları ile kaynakları birlikte
değerlendirilerek hazırlanmıştır. Akılcı,
gerçekçi, hakkaniyetli eleştirilerden, katkılardan azami ölçüde
yararlanılmıştır. Tek gayemiz, refahın, huzurun,
mutluluğun, üretimin büyümesidir.
AK PARTİ hükûmetleri
bütün bütçelerini sosyal devlet ilkesini tam olarak hayata geçirmek üzere
gerçekleştirmiştir. İnsan odaklı, sosyal adaleti esas alan
bütçelerimiz bireyi, aileyi ve toplumu güçlendirmeyi hedefliyor. Bu bütçemiz de
önce insan, önce vatandaş ilkesine göre
hazırlanmıştır. Devlet ile toplum arasındaki
ihtilafları giderecek tek ilke adalettir. Adını ve siyaset
felsefesini adalet ve kalkınma kavramları üzerine bina eden AK
PARTİnin başarısının sırrı, bu 2 ilkeye
sımsıkı tutunmasıdır. Bu anlayış sayesinde,
ülkemiz baştan başa mamur hâle getirilmiş; vatandaşlar,
bölgeler, şehirler arasında ayrım gözetmeden kamu hizmetleri
herkese ulaşmıştır.
Değerli milletvekilleri,
AK PARTİ olarak kadının toplumsal itibarını yükselten
politikalarımız son on sekiz yılda her türlü
ayrımcılığa karşı kadınlarımıza
güç vermiştir. Bütün tedbirlerimize rağmen kadına hürmetsizlik
eden bazı haysiyet yoksunlarını da buradan lanetliyorum, aile
değerlerimize saldırıda bulunanları da kınıyorum.
Zira aile, bütün insani, İslami, ahlaki değerlerimizin yurdudur,
yuvasıdır, ocağıdır. Türkiye'nin en büyük gücü ailedir.
Aile sayesinde hepimiz emniyette ve güvendeyiz. Toplumsal dokumuzun merkezi
ailedir. Nereden gelirse gelsin, aileye yapılan saldırılar
insanlık onuruna yapılmış kabul edilmelidir. Bizim
siyaseten derdimiz, davamız, tek meselemiz, insan onurunu yükseltmektir.
Yönetim felsefemizin esası, herkesin kendini emniyette hissetmesi,
devletin herkesin devleti olduğunu hissettirmesidir. Biz bu
anlayışla, bu sorumluluk duygusuyla insanlarımızın
hizmetindeyiz. Ben devletim. diyen, devletin gücünü vatandaşı
sindirmek için kullanan o çağ dışı otoriter
anlayıştan devraldığımız Türkiye, bugün
vatandaşlarının Devlet, benim devletim. dediği demokratik
bir düzeye kavuşmuştur. Bundan aslında hepimiz gurur
duymalıyız. Bu sessiz devrimler İnsanı yaşat ki
devlet yaşasın. şiarıyla sosyal devleti ilke edinen,
vatandaşını sahiplenen, ayrımcılığı
reddeden politikalar sayesinde olmuştur.
Evet, Türkiye'nin bütün
vatandaşları birinci sınıf vatandaştır. Eski
Türkiye'nin bekçileri bunu anlayamaz. Halkla teması kalmayanlar,
halkın hiçbir yarasına merhem olmayanlar, şüphesiz, bunu
anlayamaz. Taş üstüne taş koymayanlar bunu anlayamaz. Dağa
kaçırılan evlatlarına kavuşmak için nöbet tutan
Diyarbakır Annelerinin feryatlarını görmezden gelenler, o
küçücük kız çocukları için bile yüreği yanmayanlar bunu hiçbir
şekilde anlayamaz.
Değerli milletvekilleri,
buz dağlarını erittik, çözümsüz sorunları çözdük, devlet
ile milleti bütünleştirdik. Elbette hayat yeni ihtiyaçları da
beraberinde getiriyor. Milletimizin talep ve beklentileri doğrultusunda,
ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar çerçevesinde reform iradesini kararlılıkla
sürdürüyoruz. Türkiye'nin geleceğini de biz sahipleneceğiz. Bugün
herkes çok iyi biliyor ki artık hiç kimse Türkiyeyi dize getiremez.
Türkiye, gelecek vizyonuyla önündeki imkân ve fırsatların
farkındadır ve buna hazırdır. Salgınla mücadelemizdeki
başarımız on sekiz yıl boyunca yürütülen sosyal
politikalarımızın eseridir. Bunu iftiharla söylüyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA
(Devamla) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün devlet
ile millet arasındaki mesafe kalkmıştır, vatandaş
devlet karşısında öz güvene kavuşmuştur,
aydınlık yarınlar Türkiyenindir. Yeter ki biz millet olarak bir
ve beraber olalım, yeter ki politik hesaplarla kendi ülkemize muhalefet
etmeyelim. Cumhurbaşkanımızın vakarıyla, izzetli
duruşuyla, Türkiye'nin hukukunu temsil etmesiyle sadece bizim için
değil, gözü Türkiye'nin üzerinde olan herkes için ne ifade ettiğini
bütün dünya biliyor.
Bakın, sosyal devlet
nereden nereye gelmiş? Devlet ile vatandaş ilişkisinin nereden
nereye geldiğini rakamlarla ifade edeyim: AK PARTİ hükûmetleri
döneminde sosyal yardım ve hizmetlere ayrılan mali kaynak 2002den bu
yana tam 54 kat artmış, sosyal yardım programlarının
sayısı 4ten 43e çıkmış. Birleşmiş
Milletler Kalkınma Programı tarafından açıklanan
İnsani Gelişme Endeksi sıralamasında ülkemiz en yüksek
insani gelişme kategorisine yükselmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
efendim.
FATMA BETÜL SAYAN KAYA
(Devamla) Ve Dünya Bankası 2018 raporunda, son on beş yılda,
dünyada yoksullukla mücadelede en başarılı ülke de Türkiye
olmuştur.
Yine, Her işin
başı sağlık. düsturuyla ülkemizde dünyaya gelen her birey
18 yaşına kadar sağlık sigortası kapsamına
alındı. Bugün ülke nüfusumuzun neredeyse tamamı sağlık
sigortası kapsamındadır.
Sayın
Cumhurbaşkanımızın liderliğinde
gerçekleştirdiğimiz sosyal güvenlik reformumuz dünyanın en iyi
uygulamalarından bir tanesidir. Mesele sadece rakamlar değil sevgili
arkadaşlar, mesele aynı zamanda insanı, toplumu, aileyi, bireyi,
devleti aynı anda adaletle, hakkaniyetle yönetmek ve milletin emanetini,
milletin parasını, milletin kuruşunu millet namına
kullanmak. İşte biz de tam olarak bunu yapıyoruz. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FATMA BETÜL SAYAN KAYA
(Devamla) Son cümle Başkanım.
BAŞKAN Son cümle
FATMA BETÜL SAYAN KAYA
(Devamla) Bu zor şartlarda umudu büyüten, dayanışma ruhumuzu
diri tutan Sayın Cumhurbaşkanımıza, Kabinemize ve siz
değerli milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum,
hürmetle. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Osman Nuri Gülaçar.
Buyurunuz Sayın Gülaçar.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel
Beyannamesinin kabul edilişinin 72nci yıl dönümü münasebetiyle 10
Aralık Dünya İnsan Hakları Gününü kutluyorum. Hiçbir ayrım
gözetmeksizin insanı odağına alma hedefiyle imzalanan bu
beyannamenin bir gün tüm insanlığa fayda getirmesini de temenni
ediyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ben de konuşmamı Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız
üzerinden yapacağım.
Toplumların aile
yapıları bağlı bulundukları değerler sistemi veya
ideolojiler üzerinden şekillenir.
CAVİT ARI (Antalya)
Boşanmalar arttı ülkede, boşanmalar.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Modern döneme kadar dünyanın hemen hemen bütün
toplumlarında aileyi belirleyen, onu tanzim eden dinler, gelenek ve
görenekler olmuştur. Sahip olduğu felsefi temel gereği,
modernizmin toplumsal hayata müdahalesi sadece belirli bir alanla
sınırlı kalmamış, toplumun yapı taşı
olan ailenin şekillenme biçimini de tamamen değiştirmiştir.
Değerli arkadaşlar,
Batı toplumunda başlayan bu değişim, dünyanın tüm
toplumlarına örnek bir prototip gibi ihraç edilmiştir. Peki, bu
değişimle Batı veya Doğu toplumlarının elinde
nasıl bir aile modeli kalmıştır? Bu aile modelinden
başta Batı toplumu olmak üzere memnun olan var mıdır?
Sürdürülebilir bir model midir? Bu soruların artık
tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bir tek cevabı
vardır: Hayır.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) - Nedir peki?
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) - Modern ideolojinin önerdiği aile yapılanması tamamen
çökmüştür. Bunu bizler iddia ettiğimizde belki Batının ve
Batı taklitçilerinin kabulü mümkün değildir ancak Batılı
düşünürlerin birçoğu modernizm eleştirisini önce aile üzerinden
yaptılar. Bireyciliğin bu kadar merkezî bir yer işgal ettiği
bir modelde, ailenin dağılması ve yalnızlık hâlinin
bulaşıcı bir hastalık gibi yayılması,
insanların birçoğunun psikolojik bunalımlar yaşaması
kaçınılmaz oldu. Türkiye toplumu da Batının bu aile tipi
modellemesinden maalesef nasiplendi. Milletimizin aile yapısının
inşası büyük ölçüde İslamın öğretileri ile gelenek ve
göreneklerimize dayalıydı. Son iki yüz yıldır tedricen aile
yapımızı modernizmin öğretileri üzerine inşa etmeye
başladık. Bu değişim önce elit bir sınıfla
sınırlıydı, daha sonra kültürel araçlar ve kitle
iletişim araçlarıyla en ücra köylerimize kadar yeni bir aile modeli
yaygınlaştırıldı.
Değerli vekiller, bugün
geldiğimiz noktada televizyon programları, sinema ve diziler sadece
aileyi şekillendirmiyor, maalesef, bu mecralar eliyle dönüşen ailenin
hâlipürmelali de ekranlara taşınıyor. Maalesef, Türkiyedeki
televizyon programlarının ve dizilerin birçoğu bugün aile
konusunu işlerken en büyük tema aldatmak. Adam, kadını
aldatıyor. Bunu kabullenmeyen kadın başka bir adamla oluyor.
Çocuklar tamamen dağılmış durumda. Gayrimeşru
ilişkiler, gündelik, gecelik hayat tercihi veya farklı cinsel
eğilimlerin bu sektör eliyle normalleştirilmesi son derece bilinçli
ve planlı adımlardır; bunlara müsaade edilmemelidir.
Kadınlar bu mecralarda sadece cinsel bir obje veya şiddet objesi olarak
lanse ediliyor; erkekler ise şehvet sarmalından kurtulamayan,
saplantılı özneler olarak sunuluyor.
Bizim toplumumuza
karşı sorumluluğumuz var. Kadın, asil ve yüce
kimliğiyle, ailenin yapı taşı olan anneliğiyle,
kişiliği ve fedakârlığıyla rol model olarak yeni
nesillerimize anlatılmalı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
CAVİT ARI (Antalya)
Aileyi de parçaladınız. Çekirdek aile sayısı her geçen gün
artıyor, yalnız yaşayan birey sayısı her geçen gün
artıyor sayenizde. Ekonomi bozuldukça aile bütünlüğünü de bozuyorsunuz.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Gülaçar.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Erkek ise değerlerimizin icracısı olarak
babalık sorumluluğunun gerektirdiği ahlaka ve dürüstlüğe,
şeref ve haysiyete sahip olan bir rol model olarak anlatılmalı.
Değerli arkadaşlar,
ailenin çöküşü toplumun çöküşüyle eş anlamlıdır.
Toplumun çöküşü ise devletin yok olması demektir.
Dolayısıyla devletin varlığının temeli,
değerlerine sahip çıkan aileyle mümkündür. Burada, aile kurumunun
kendi değerleri içinde yaşamasına olanak sağlayacak
sorumluluk elbette devlettedir. Burada, ailenin değerler sistemi içinde
yapısını idame ettirmek için sorumluluk, kendisiyle birlikte,
aynı zamanda sivil toplum yapılarına veya yerel dinamiklere
düşmektedir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sözlerimi toparlarken, Batı toplumunda
aileler büyük oranda bireyselleşme girdabında tamamen
dağılma sürecine girmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayın
Sayın Gülaçar.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Aile önce çekirdek formata dönüşmüş, dolayısıyla
ailenin içinden yaşlı bireyler koparılmış,
huzurevlerine veya yalnız bir yaşama terk edilmiştir. Şimdi
ise kontrol mekanizmalarının temel nesnesi çocuklardır. Avrupa
ülkelerinde -devlet mekanizmaları- günden güne sınırları
genişleyen bir müdahale biçiminde, çocuklar ana babalarından
koparılıyor, inanç ve kültürü farklı olan kesimlere veriliyor.
Avrupa normlarına göre, Batılı değerlere göre aileyi dizayn
etmek bize felaketten başka bir şey getirmeyecektir. Bizim kendi
değer sistemimiz var, kendi kaynaklarımız var; yeniden kendi
değerlerimiz üzerinden aileyi inşa etme gibi bir sorumluluğumuz
var.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Orada şiddet yok mu?
CAVİT ARI (Antalya)
Parçaladınız, parçaladınız; parçalanan aile
sayısı her geçen gün artıyor sayenizde.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Ailenin yeniden inşası ne köksüz bir benzeşmeyle
olmalı ne de salt Batı karşıtlığı üzerinden
bir inşa gerçekleştirilmeli. Köklerimizde var olan değerler sistemi
üzerinden bir eğitim sonucunda hayat tarzlarımız belirlenmeli, aile
ilişkilerimizi de bu minvalde yeniden inşa etmeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Sayın Başkanım, selamlamak için
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Başkan, tam sekiz dakika oldu.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Devamla)
Bitiriyorum, son cümlem.
BAŞKAN Son cümle
OSMAN NURİ GÜLAÇAR
(Devamla) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ailenin
değeri hiçbirimiz için bir eleştiri konusu değil, bir öz
eleştiri meselesidir; hele ki ailesine az bir vakit ayırmak durumunda
kalan biz siyasetçiler için. Tehlikenin farkında olalım,
önlemlerimizi geç olmadan alalım. Aile, kaybettiğimizde telafisi
mümkün olmayan yegâne sermayemizdir.
Saygılarımı
sunuyorum, teşekkürlerimi arz ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Öznur Çalık, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığımızın bütçesi üzerinde AK PARTİ Grubumuz
adına söz almış bulunuyorum. Yüce Meclisimizi ve aziz
milletimizi saygıyla selamlıyorum.
Bugünkü konuşmalarda da
dünkü konuşmalarda da gördüğümüz -muhalefetin CHP ve HDPnin
özellikle söylemiş olduğu- bu bütçenin bir israf, rant, cinsiyetçi
bütçe olduğunu ifade ettiler. Bunu ifade edenler bilsinler ki bu bütçe
çocuklarımızın bütçesidir; bu bütçe gençlerimizin bütçesidir; bu
bütçe kadınlarımızın, engellilerimizin,
yaşlılarımızın, şehit yakınlarımızın,
gazilerimizin bütçesidir; bu bütçe Türk toplumunun temel taşı olan ailemizin
bütçesidir; fakir fukaranın, yetimlerin, kimsesizlerin bütçesidir;
çiftçimizin, işçimizin, memurumuzun, esnafımızın
bütçesidir; bu bütçe yerli bütçedir, bu bütçe millî bütçedir. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Bütçemizin ülkemize, milletimize
hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Çok kıymetli
arkadaşlar, Anayasamızın 2nci maddesi der ki: Türkiye
Cumhuriyeti devleti, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyal
devlet kavramının içini doldurmak, milletimizi sosyal devlet
anlayışıyla tanıştırmak
Cumhurbaşkanımızın iradesiyle bizlere nasip oldu. Sosyal
devlet, milletin tutkalıdır; sosyal dengeyi sağlar, toplumsal
huzuru ve toplumsal barışı tesis eder. Bunu inşa etmenin
yolu ise sosyal politikalardan geçer. Ortaya koyduğumuz sosyal politikalar
vizyonuyla, sürdürülebilir kalkınma hedefleri çerçevesinde çok önemli ve
çok doğru adımlar attık. Bizim sosyal politikalar vizyonumuzun
özü İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. sözüdür. Bu
vizyon çerçevesinde, din, dil, ırk, renk, kadın, erkek, engelli,
yaşlı, göçmen diye ayırt etmeden, bu devletin çatısı
altında yaşayan herkesi insan olarak gören, kucaklayan, kapsayan bir
anlayışla hareket ediyoruz. Sosyal politikalarımızın
bütüncül bir yaklaşımla ele alınması temel hedefimiz, bunun
için, bir, sosyal yardımlar; iki, sosyal hizmetler; üç, sosyal güvenlik
bizim temel ayaklarımızdır. Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemiyle birlikte buraya çalışma hayatını da
entegre etmiş vaziyetteyiz.
Kıymetli
arkadaşlar, değerli milletvekillerim; hepimizin yaşı
müsait, küçük bir hatırlatma yapmak isterim. 2002 yılından önce
sosyal devlete baktığımız zaman, sosyal yardım sadece
Fak-Fuk Fondan ibaretti, o da hiçbir işe yaramazdı; sosyal hizmet
zaten Hak getireydi; engellilerimiz, yaşlılarımız,
yurtlarımız, huzurevlerimiz içler acısıydı; sosyal
güvenlik sistemimiz ise iflas etmişti; bunu da en iyi eski SSK Genel
Müdürü bilir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Kıymetli
arkadaşlarım, size birkaç karne göstermek istiyorum. Bunu
hatırlarsınız. Bu, sıkıntılı
sağlık kurumunun karnesi, SSK karnesi. Hatırlarsınız
değil mi? Bu karne devlet hastanesine gittiğinizde geçmezdi. SSKli
hastalar sadece SSK hastanesine gider, devlet hastanesinde kapıdan
kovulurdunuz. Emekli ya da BAĞ-KURluysanız o zaman gittiğinizde
de ya hastaneye giremez, girseniz de çıkamazdınız ya kendiniz ya
da yakınlarınız, cenazeleriniz rehin kalırdı. Hele bir
de yeşil kartlı karnelerimiz vardı, hatırlar
mısınız ve bu yeşil kart sahibi vatandaşlarımız
hastaneye gidemez, doktora gidemez, gitse bile ilaçlarını alamaz ve
cenazeleri de maalesef ortada kalırdı.
ERKAN AYDIN (Bursa) Hâlâ
kalıyor.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla)
Kıymetli kardeşlerim, bu vesileyle, o karne o hastanede, bu karne bu
hastanede geçmez, hayatlar devam edemezdi; sıralar, kuyruklar, rehin kalan
hastalar, cenazeler vardı. Biz bunların hepsini tarihe gömdük.
Bunların yerine, devrim niteliğinde, çok güçlü bir Sosyal Güvenlik
Kurumunu inşa ettik ve Cumhurbaşkanımızın
liderliğinde Yapılamaz. denileni yaptık, SSKyi,
BAĞ-KURu, Emekli Sandığını birleştirdik. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar) 2002 yılında
nüfusumuzun yüzde 30u sosyal güvenlik kapsamının
dışındaydı, sağlık hizmeti alamıyordu; bugün
83 milyonun tamamı sosyal güvenlik kapsamının içerisine
alınmış vaziyette ve yeşil kartlı dediğimiz,
demin ızdırabını anlattığımız
vatandaşlarımıza genel sağlık sigortasını
getirdik ve bugün 10 milyon genel sağlık
sigortalımızın 8 milyon primini biz yatırıyoruz.
Hamdolsun, binlerce kere şükürler olsun, bunların hepsini sosyal
güvenlik reformuyla yerine getirdik. Sosyal yardımlarımıza
baktığımız zaman, 2002de 1,6 milyar TL olan sosyal
yardım harcamaları bu yıl 81,2 milyara çıkarmış
vaziyetteyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla)
2002de bütçenin sadece yüzde 1,3üyken bugün yüzde 6sı ve sosyal koruma
harcamamız 35 milyarken bugün 542 milyara çıkmış vaziyette.
Biz sosyal
politikalarımızla kadınlarımıza sahip
çıkıyoruz, ailemizin temeli olan kadınlarımıza sahip
çıkıyoruz. Kadınlarımızın iş gücüne
katılımını, istihdamını, temsilini,
sağlığa erişimini, okullaşma oranlarını
rekor seviyelere yükselttik. Anne ve bebek ölümlerini ise en düşük
seviyelere indirdik. Kadına yönelik şiddete karşı sıfır
toleransla mücadelemize devam ediyoruz. Taciz, tecavüz, şiddet kimden
gelirse gelsin karşısında duruyoruz. CHP ve HDP gibi dut
yemiş bülbüle dönmüyoruz, kafamızı kuma gömmüyoruz. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) Şirin Ünal hariç, Şirin Ünal.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla) Sen
oradan susacaksın! Haddini bileceksin! Susacaksın!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) Dosyası kapatıldı, takipsizlik
kararı verildi, bir tane tweet atmadın, bir tane!
ÖZNUR ÇALIK (Devamla)
Engellilerimize, yaşlılarımıza sahip çıkıyoruz.
2006da evde bakım desteği adı altında
uygulamalarımıza geçtik.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Çalık, tamamlayın sözlerinizi.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla)
Bakıma muhtaç vatandaşlarımıza, sizin annenize,
babanıza, yatalak hastalarımıza evde bakım ücreti veriyoruz.
ORHAN SÜMER (Adana)
Cebinizden mi veriyorsunuz?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Evindeki çalışan öldürüldü, bir tane tweet atmadın.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla) 1.514
TLyi biz vatandaşlarımıza veriyoruz ve bunun için toplamda 10,8
milyar TL ayırmış vaziyetteyiz.
ORHAN SÜMER (Adana)
Cebinden mi ödüyorsun? Devletin parasından ödeniyor.
ÖZNUR ÇALIK (Devamla) Siz,
burada değil, tacize, tecavüze uğrayan kadınlara sahip
çıkarken ses çıkaracaktınız. CHPnin
kadınlarının hepsine söylüyorum: Bilin ki burada değil,
orada ses çıkaracaktınız. (AK PARTİ sıralarından alkışlar,
CHP sıralarından gürültüler)
2021 yılı
bütçemizin hayırlar getirmesini temenni ediyorum, hepinize sevgilerimi
saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Karamandaki olayları bir araştır, yüzsüzlük yapma!
Yüzsüzlüğün bu
kadarına da pes doğrusu!
ÖZNUR ÇALIK (Malatya) Bu
bağırmalarınız işe yaramayacak.
BAŞKAN Sayın
Hamdi Uçar, buyurunuz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
HAMDİ UÇAR (Zonguldak) Sayın Başkan, çok değerli
milletvekilleri; Mesleki Yeterlilik Kurumunun 2021 yılı bütçesi
hakkında grubum adına söz almış bulunmaktayım. Yüce
heyetinizi saygıyla muhabbetle selamlıyorum.
Mesleki Yeterlilik Kurumu,
aslında, adını çok duymadığınız,
bilmediğiniz, reklamı olmayan ama iş dünyamız adına
çok önemli kurumlarımızdan bir tanesi. Mesleki Yeterlilik Kurumumuzun
işleviyle ilgili, içeriğiyle ilgili bilgiler paylaşmak üzere
kürsüde bulunmaktayım.
Mesleki Yeterlilik Kurumumuz,
iş dünyasının nitelikli iş gücü talepleri ile eğitim
dünyası arasında işlevsel bir bağ kurmak amacıyla 2006
yılında Çalışma ve Sosyal Güvenlik
Bakanlığının bir birimi olarak kurulmuştur. Mesleki
Yeterlilik Kurumunun temel görevleri, ulusal meslek standartlarını ve
ulusal yeterlilikleri hazırlayıp yürürlüğe koymaktır; uluslararası
akredite, sınav ve belgelendirme sistemini kurup kuruluşları
yönlendirmektir; ulusal meslek standartlarını Millî Eğitim
Bakanlığına bağlı orta ve yükseköğrenim
okullarının müfredatına yansıtmaktır; Türkiye
yeterlilikler çerçevesini oluşturmak ve uygulamak suretiyle mesleki
yeterliliği olan nitelikli iş gücünü çalışma hayatına
kazandırmaktır.
Ülkemiz, sanayisi, üretim
kapasitesi, rekabetçi fiyatları, nitelikli iş gücü, genç ve dinamik
nüfusu, coğrafi konumu, güçlü ve sağlıklı ulaşım
altyapısıyla dünya ekonomisinin en gözde ülkelerinin başında
gelmektedir. On sekiz yıllık iktidarımız boyunca,
Sayın Cumhurbaşkanımızın da dile getirdiği gibi,
nitelikli iş gücü ve eğitime yatırım yapmak, aynı
zamanda mesleki eğitim, istihdam politikaları arasında uyumu
sağlamak zorundayız.
Mesleki eğitimde en
büyük sorunumuz Bir diplomam olsun yeter. anlayışıdır
fakat günümüzde bu anlayışı değiştirmek zorunda
olduğumuzu hepimiz çok iyi biliyoruz. Mesele sadece bir sertifika, diploma
değil, alanında eğitim ve tecrübesiyle mesleğe girmeye
hazırlanan nitelikli eleman meselesidir. İş dünyasının
elbette ki buna ihtiyacı vardır. Diploma vermeden önce
diplomanın hakkını verebilen elemanlar yetiştirmemiz
gerektiğine inanıyoruz. Bu anlamda, Mesleki Yeterlilik Kurumu önemli
bir görev üstlenmiştir. Artık hedef sertifika alma üzerine değil
nitelikli insanın sertifika alması üzerine kuruluyor. Bu
mantığı hepimizin kavramasının ülkemiz için önemli
olduğunu düşünüyoruz.
Mesleki ve teknik
eğitim, üzerinde hassasiyetle durulması gereken çok önemli bir
konudur. Yeterliliklere sahip meslek okullu gençlerimizin potansiyellerini
kullanmalarına yardımcı olmak, iş dünyasının en
önemli beklentilerinden olan nitelikli teknik eleman
sıkıntısına çözüm getirmek amacıyla birçok
çalışma yapılmıştır. 2009-2020 döneminde mesleki
yeterlilik sınavlarında başarılı olan
yaklaşık 1 milyon 310 bin kişi Mesleki Yeterlilik Belgesi alarak
çalışma hayatına nitelikli iş gücü olarak
kazandırılmıştır.
Çalışma
hayatına nitelikli eleman kazandırmak için, örgün ve yaygın
mesleki eğitim müfredatlarına esas teşkil etmek üzere, bugüne
kadar paydaşlarla 326 adet iş birliği protokolü
imzalanmış, protokoller kapsamında 953 meslekte standart
hazırlama çalışmaları
başlatılmıştır. Bunlardan 857si Resmî Gazetede
yayımlanarak yürürlüğe girmiş, 283 meslek standardı
güncellenmiştir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Mesleki Yeterlilik Belgesi, bir kişinin
mesleğini bildiğini, doğru bir şekilde icra ettiğini
ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini aldığını
teyit eden uluslararası akredite bir belgedir. Bugün, 47si tehlikeli
meslek olmak üzere toplam 143 meslekte Mesleki Yeterlilik Belgesi iş
gücümüzün ehliyeti hâline getirilmiştir. Mesleki Yeterlilik Belgesi
zorunluluğuyla çalışanlarımıza ve işverenlerimize
ilave mali yük getirilmemiştir. Yaklaşık 1 milyon kişiye
890 milyon TL tutarında sınav ve belgelendirme desteği
sağlanmıştır. Yapılan araştırmalarda, imalat
sektöründe belgeli çalışanların belgesiz çalışanlara
oranla yüzde 25 daha az iş kazasına uğradığı
tespit edilmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
HAMDİ UÇAR (Devamla)
Görüldüğü gibi, Mesleki Yeterlilik Belgeleri sadece nitelikli
istihdamı temin etmekle kalmıyor, iş kazalarının
azalmasıyla da tehlikeli işlerde hayat kurtarıcı rol
üstlenmiş oluyor.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; çalışma hayatımızın
beklentilerini karşılayacak nitelikli iş gücümüzün
oluşturulması amacıyla kamu ve sosyal tarafların
yönetiminde eşit olarak yer aldığı ve ortak çalışma
kültürünün başarılı bir şekilde uygulandığı
Mesleki Yeterlilik Kurumu ülkemizin saygın ve başarılı
kurumlarından bir tanesidir.
Bu vesileyle, 2021
yılı bütçemizin ülkemize, milletimize,
Bakanlığımıza hayırlı olmasını temenni
ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Özel
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
12.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Malatya Milletvekili Öznur Çalık ve
Elâzığ Milletvekili Metin Bulutun 230 sıra sayılı
2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019
Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde AK
PARTİ Grubu adına yaptıkları konuşmalarındaki
bazı ifadelerine, maden işçilerinin sendikalı oldukları
için işten çıkarıldıklarına, taciz iddialarıyla
CHPyi karalamaya çalışanları kınadığına
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Konuşmaların
genelinde yanıtlamamız, cevap hakkı kullanmamız gereken
kısımlar var. Ben grubumuzla ilgili kısma buradan, sizin
usulünüz dairesinde ve süresi içerisinde cevap vereceğim ancak Malatya
Milletvekili Sayın Çalıkın ifadelerinde Cumhuriyet Halk
Partili bütün kadın milletvekilleri ifadesi vardır. Tabii, bütün
arkadaşlarımıza ayrı ayrı söz hakkı doğmakla
birlikte kendi içlerinden bir arkadaşımız da İç Tüzük 69a
göre doğrudan sataşma hakkını kullanmak isteyecek benim
açıklamamdan sonra.
Bu keyfiyeti arz ettikten
sonra şunu ifade edeyim, ilk sözümüz şu: Bugün Somadan ve
Ermenekten telefon yağıyor. Meclisimiz, şu anda,
sanılandan çok daha dikkatle, mağdur madenciler tarafından takip
ediliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
yasama çalışması yaptık, iktidar adına Özlem
Hanımın da önemli katkıları oldu. Zaten tüm diğer
siyasi parti grupları olarak da meselenin üstünde duruyorduk ama sadece
Somada ve sadece bir madenle sınırlı olduğu için bu
iş çözüme kavuşmadı. Ayrıca, yine iktidar
tarafının sözleri arasında olan Somadaki Uyar Madencilik sorunu
çözülmedi. Yürüyen işçilere müdahale edilince rahatsızlığı
geçtikten sonra Sayın Süleyman Soylu geldi -ki işçiler günlerce onu
beklediler Gölmarmarada- söz verdi 15 Ocağa kadar bunu çözeceğim.
diye, hem burayı hem Ermeneki. Ermenek ile Somada ortak bir sendika var:
BAĞIMSIZ MADEN-İŞ. Çünkü sarı sendikadan illallah etti
madenciler. Her seferinde
Yani biz burada kanun çıkarıyoruz,
sarı sendika diyor ki: Ben işverenle anlaştım, gerek yok.
Satılacak gökdeleni sattırmıyor, mağdur ediyor.
Ermenekteki işçiler de örgütlendi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, Ermenekteki işçilere
Maaşınızı ödeyeceğiz, yürümeyin. dediler;
maaşları yatırdılar, yatırdıktan sonra
sendikalı 30 işçiyi 25/2den -sendika üyesi olan 30; ne 29 ne 31, 30
tane sendikalı işçiyi- işten attılar. Bugünkü itiraz, isyan
ona. Karşılarında yine jandarma
Bu
çığlığın duyulması lazım Sayın Bakan.
Sizin ülkenizde işçiler, maden işçileri sendikalı oldukları
için işten çıkarılıyor, buna sahip çıkmanız
gerekiyor.
İkinci husus: Tabii,
maalesef, ben bir milletvekilini bu kadar sıkıntıya
düşürecek bir konuda konuşmak istemem ama -çünkü bütçe, bütün seçmeni
bakar, seçmeni izliyordur- Sayın Metin Bulutu izlemişler. Sayın
Metin Bulut diyor ki: 7 TL, yapılan ödemeden eksik kalan ödemedir Ben
biliyorum ki çok ödeme yapıldı; bu 7 TL, unutulanı vermiş
devletimiz. diyor, Engin Altayı eleştiriyor. Bakın, ne oldu
biliyor musunuz bu sırada?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bakın, bu sırada ne oldu Metin Bey? Bu sırada, o 7 TLyi
aldığını söyleyen kişi İsmimi ver. dedi,
İsmimi ver, atarlarsa atsınlar. dedi. Salihli 112de
çalışan ambulans şoförüyüm, adım Mustafa Gür. Bana 9 TL
Covid ödemesi çıkmış. Normalde almayıp Covidde müjdelenen
ödeme. Çünkü tavana takılıyormuşum. Vergi kesilince tam 7,24 yattı.
Belgesini yolladı, Telefonumu ver vekile. dedi, Adımı söyle
orada. dedi, Bunu söyledim diye atarlarsa atsınlar, bütün gün ölümle
boğuşuyorum, 7 lira 24 kuruş ek ödeme aldım. dedi.
Telefonunu veriyorum, belgeleri veriyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Yine, Sayın Bulut
sanıyor ki burada söyleyince oluyor; bir sürü şey söyledi, bir sürü
şey, Devletimiz, milletimiz
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Müsaadenizle
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Mesaj geldi,
dönün dedik, gerçekten Elâzığdan mı? Neydi ismi? Nihat Bey,
Elâzığdan Nihat Bey.
ORHAN SÜMER (Adana) Maden
ilçesinden.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Maden
ilçesinden. Sayın Vekilim, Elâzığ Milletvekilliğinde siz,
bakır madeni fabrikasını kapattınız, bir ilçeyi yok
ettiniz. Sizin kırmızı çizginiz niye yoktu? Siz nasıl oldu
da Elâzığlıların hakkını savunmayıp
başka şeyler konuşuyorsunuz? diye atmış. O da diyor
ki: Arasın beni, ben söyleyeyim çektiğimi. Ona beni savunmak
düşer, varıp da hakkı yenilenin hakkını yemek
düşmez.
Sayın
Başkanım, biraz önce Sayın Öznur Çalıkın
yaptığı konuşmalardan, Milliyetçi Hareket Partisine
yaptığı sataşmayı sayın mevkidaşlarıma
bırakıyorum. Kendilerinden önceki hükûmette, burada, Sağlık
Bakanı rahmetli Osman Durmuş
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) SSK Genel Müdürünü söyle.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Elbette
şu vardır: Bir koalisyon hükûmetidir. Biz o zaman Meclis
dışıyız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Eksiği vardır, fazlası vardır. Yeşil kart
uygulaması -Demirelle başlayan- bugünkü noktaya kadar gelişte
önemli kilometre taşlarından biridir. Ha, bir
itibarsızlaştırma; hem hanımefendi söyledi hem biraz önce
beyefendi söylüyor.
Kardeşim, şimdi,
siz iyi yönetiyorsanız -velev ki bir an için sizin iyi yönettiğinizi
düşünelim- SGK Kurum Başkanını mı
alkışlıyorsunuz, Tayyip Erdoğan diye mi
alkışlıyorsunuz? SSK Genel Müdürünü sorumlu tutuyorsanız,
bugünkü işte Recep Tayyip Erdoğan yaptı. demeyeceksiniz, SGK
Başkanını çıkarın, Cumhurbaşkanı yapın.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Ha
Özgür, ha, öyle.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Ancak
Kemal Kılıçdaroğlunun döneminde verilen açık bugün verilen
açığın ellide 1i. Türkiye'nin en büyük kara deliğini
yarattınız, o kara delikten oluk oluk akıyor ve CHP şunu
demesine rağmen yaptınız bunu: Bunu primlerden finanse
ederseniz açık verir. Tutanaklar sabit, 5510
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN Buyurun
efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ya ne
yapalım? CHP'li hatipler diyor ki: Vergilerden olmalı ideali ama hiç
olmazsa karma model, yarı yarıya
Yarı yarıya karma
model deseniz bugün bu açık olmaz. Vergilerden alsanız, milyar
dolarları olanlardan alır, zavallı asgari ücretliden kesinti
yaparak bu sistemi finanse etmeye çalışıp işi bozulan esnaf
yüzünden, ödeyemeyen yüzünden sıkıntı çıkarmaz, bir de esas
borcu olanlara af getirip garibanlara haciz götürmezsiniz. Biraz insaflı
olun, biraz insaflı! (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın
Başkanım, son sözüm şu, son sözüm, grup adına.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Konuş konuş.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet. Süre sınırı yok galiba Sayın Başkan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ben
cinsel taciz iddialarının çıktığı gün burada
çıktım Akbaşoğlu görevdeyken, Akbaşoğlu hiçbir
şey demeden dinledi; tutanak burada, vakitten tekrar etmeyeyim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Sıfır taviz, kimsenin gözünün yaşına bakmayız. Kim
olursa olsun lanetleriz. Failin ve mağdurun kimliğine kör olmadan bu
işler çözülmez. dedik. Genel Başkan da söyledi ve -çok net- bir sürü
yalan uyduruldu, çıktı mağdurların avukatı
yazılı açıklama yaptı. İstanbul İl
Başkanı Canan Kaftancıoğlu duyar duymaz
çağırdı, Ben onu örgütten şimdi attıracağım
ki attırmış- ama sen hakkını savcılıkta da
aramalısın. deyip yol yöntem gösterdi, cesaret verdi. Böyle bir
etkin, böyle bir tavizsiz, böyle, mağdurun yanında ve
karşıdaki caninin, alçağın karşısındaki bir
tutumu yamultarak, çevirerek, yalana sığınarak, utanmadan Cumhuriyet
Halk Partisini karalamaya çalışanları da kınıyorum,
kınıyorum, kınıyorum! (CHP sıralarından
alkışlar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Zengin
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, doğrusu, bana son sözü vereceğinizi
düşünmüştüm çünkü Meral Hanım da muhtemelen bize söyleyecek. O
yüzden Meral Hanımdan sonra da tekrar söz isteyeceğim, onu belirtmek
isterim.
BAŞKAN Mümkündür.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bence, önce ben söyleyeyim, toplu cevap verin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Onu söyledi zaten, doğru söylüyorsun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Vallahi topluca daha iyi olur Sayın Başkanım. Meral Hanım
da söylesin, ben topluca söyleyeyim, bir daha şey yapmayalım.
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Danış Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ama şaşıracaksanız
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yo, hiç şaşırmayacağım. Siz bana laf söylemeden mümkün
değil yani... Bize, herhâlde
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Mümkün değil mi?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yok, hiç ihtimal yok, milyonda sıfır ihtimal.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) O zaman, hemen gündemime alayım, tamam.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Hiç sataşmadın herhâlde bizim gruba.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sıfır ihtimal yani.
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Beştaş.
13.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Samsun
Milletvekili Fuat Köktaş ve Malatya Milletvekili Öznur Çalıkın
230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231
sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin
üçüncü tur görüşmelerinde AK PARTİ Grubu adına
yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Teşekkürler Sayın Başkan.
Ya, ben, bu çevreyle ilgili
bir konuya işaret etmek için aslında söz aldım ama Sayın
Zenginin kalbi kalmasın, son cümle ona da bir şey söylerim.
Sayın Milletvekili Fuat
Köktaş En doğacı parti biziz. diye bir kavram kullandı.
Ne kadar doğacı, çevreci olduklarına ben de birkaç örnekle
katkı sunmak istedim.
Şimdi, bir kere, bu
ülkede vurgun var gerçekten; enerjide büyük bir vurgun var ve faturası her
bir yurttaşın cebinden çıkan büyük bir vurgun. Nedir? YEKDEM
adlı kuruluş, soygunun âdeta merkezi hâline getirilmiş. Enerji
şirketlerine teşvikler buradan aktarılıyor. Enerji üretimi
yapan HES, RES, JES gibi şirketlere teşvik adı altında
2018de 26 milyar lira, geçtiğimiz sene 25 milyar lira verildi. Bu sene de
30 milyar aktarılacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sadece üç yılda 81 milyar teşvik,
Sayın Başkan. Ne için? Ucuz elektrik için mi, yurttaşa destek
olmak için mi? Hayır, tek bir dert var, tek bir dertleri var;
yandaşı daha da zengin etmek. Bakın, bu teşviklerden 2011
yılında 20 şirket yararlanıyordu, şimdi bu sayı olmuş
818. Bunlardan 465 tanesi HESler sadece. YEKDEMden destek alan 21
dağıtım şirketi, 881 HES, JES, RES gibi enerji santrali,
1.722 üretim tesisi ve yüzlerce maden şirketi ihya ediliyor. Evet, daha
geçenlerde bir kanun geçirildi buradan ve maalesef,
hırsızlığa yasal kılıf uyduruldu. Evet, nedir
gerçekten iktidarın bu küçücük derelere bile HES yapma merakı? Nedir
bu tarihe, doğaya, çevreye, kültüre düşmanlıkları?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitireceğim Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurunuz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu kürsüden sürekli sorduk, bugün de sormaya devam
ediyoruz. Yani en büyük çevreci partinin çevreye karşı, doğaya
karşı bu kadar büyük günahları ve suçları olduğunu
kayıtlara geçmek için söz almıştım.
Son sözüm de Sayın
Çalıka: Vallahi, biz hiçbir olay karşısında suspus
olmayız; nerede bir haksızlık, nerede bir hukuksuzluk, nerede
bir ihlal varsa orada HDP vardır, HDP her zaman konuşur.
Teşekkür ediyorum.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Komisyonda evet demediniz ama. Komisyona
katılıp evet demediniz.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Kadınlara, halka, kadınlara hesap veririz, size hesap
vermeyiz. En son hesap soracak sizsiniz.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Komisyona gidip Evet demediniz. Gelmediniz, komisyona
katılmadınız bile.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) En son hesap soracak sizsiniz.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Senin senaryolarına mı
katılacağız?
BAŞKAN Sayın
Zengin
14.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaş ve Manisa Milletvekili Özgür Özelin yaptıkları
açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, senaryo falan değil.
Şimdi, tabii,
konuşmalarımız devamlılık içinde oluyor.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Evrakla konuşuyoruz biz.
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR
(Ağrı) Senin senaryolarına mı katılacağız?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bu arada, biliyorsunuz, bu konuyla alakalı bir komisyon kuruldu, malum
tecavüz meselesiyle ilgili olarak; bu komisyonun, Karma Komisyonun
altında, olayı değerlendirmek üzere -ne diyelim, aslında
bir tür ön mahkeme safhası gibi düşünelim bunu- bir komisyon kuruldu.
Belki siz bilmiyor olabilirsiniz çünkü oraya katılmadınız ve
aynı zamanda komisyona gelerek de fikrinizi beyan etmediniz, evet diye
oy kullanmadınız. Bu komisyona gelen
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Lütfetmediler!
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Arkadaşlarımız
katıldı.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet diye oy vermediniz. Hayır, oylamaya katılmadılar.
Komisyondaki meselede,
biliyorsunuz, mağdur olan kadın -tamamını okudum tekrar,
hakikaten insan çok üzüntü duyuyor- komisyonda alenen isim veriyor, sizin kendi
milletvekillerinizin ismini veriyor. Bunu alabilirsiniz siz de.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Gizli karar sizin elinizde ifşa
ediliyor!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Alamıyoruz, gizlilik kararı var onunla ilgili.
Alamadık.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Dinle!
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Biz alamadık
Selvi alıyor
maşallah!
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hiç ilgisi yok. Ben bunu alırken o komisyondaki
arkadaşlarımın hepsine sordum, kendi komisyon üyemizden
aldım
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Biz alamadık. Sen o komisyonun üyesi
değilsin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) O
zaman takip etmiyorsunuz, bu rapor Komisyondaki bütün üyelere
dağıtıldı.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz üye değilsiniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Bir daha söylüyorum Meral Hanım, komisyondaki üyelere
dağıtıldı, arkadaşlarınızdan
alınız! Ben dağıtıldı diyorum. Orada söylenen
(HDP sıralarından gürültüler)
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz üye değilsiniz. A Haber üye
değil, siz üye değilsiniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Sayın Başkanım, müsaade ederlerse okuyacağım. (HDP
sıralarından gürültüler)
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Komisyon üyesi Dağıtılmadı. diyor.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Değilse de ben vereceğim. İşim bitsin, ben size
vereceğim o zaman ama dağıtıldı.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Komisyon üyesi burada, Dağıtılmadı. diyor, bir
sen Dağıtıldı. diyorsun
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz niye veriyorsunuz?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Bahsedilen yani mağdur hanımefendi diyor ki uzun, ben sadece isim
olarak söyleyeceğim: Ben, Ebrü Günay ve Pero Dundara gittim -yani
milletvekillerinize- durumu anlattım. ve durumu anlattıktan sonra bakın,
kendisinin ifadesi şu, tamam mı? Tüm anlatmalarından sonra
ifadesi şu: İnsanlıksa, Kürtse biz de Kürttük.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Açar mısınız Sayın Başkanım?
BAŞKAN Buyurunuz.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz burada niye ifadeyi ifşa
ediyorsunuz?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hani Kürttük
Böyle mi savunuyorsunuz?
Bunlar gizli değil,
bunlar gizli değil Sayın Milletvekili, aleni.
Biz de Kürttük yani sen
insan olmadıktan sonra nereye gidersen git. diyor.
Değerli
arkadaşlarım, şimdi, buradaki mesele
Biraz evvel ne dendi?
Bizim hiçbir milletvekilimizin haberi yok. Hayır, mağdur diyor,
mağdur. Ben gittim onlara, gittim milletvekillerine; benimle hiç
ilgilenmediler. diye anlatıyor hatta tehdit edildiğini söylüyor.
Buraya bir daha ayak basarsan ayağını kırarız,
bacaklarını kırarız. dendiğini söylüyor; çok uzun.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Bu sizin ezberlediğiniz ifadeler.
Böyle bir şey olmadı.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Şimdi, buradan şuraya geleceğim. Velhasılıkelam,
aslında herkes her şeyi biliyor. Bunu niye böyle hararetli
savunduğunuzu da anlayamıyorum yani.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Biz bir şey savunmuyoruz ya!
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz algı yaratıyorsunuz,
algı!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Savunuyorsunuz, bu tepkileriniz aynen onu gösteriyor.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Bir mağdur kadın üzerinden partimize
saldırıyorsunuz, derdiniz kadın değil sizin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Başka isimler var; Süryani Derneği Başkanını da burada
haberdar ettiğini söylüyor. (HDP sıralarından gürültüler)
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Denler misiniz!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Ya, hakikaten siz dinlemiyorsunuz
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz algı yaratıyorsunuz,
algı.
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Algı sizin işiniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) O
sizin işiniz.
Açar mısınız
Başkanım?
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) O
sizin işiniz, biz gerçekleri anlatıyoruz. Dinleyin demeyeceğim
ama müsaade edin.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) İhraç edilmiş bir insanı
yine gündeme getiriyorsunuz!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Ya, yeter be! Yeter, bir anlatsın! Allah Allah!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Müsaade edin, ekranları başındaki insanlar dinlesin.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Biz dinlemek zorunda mıyız?
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Siz lütfen çıkın o zaman, dinlemeyin ya dinlemeyin, rica ediyorum!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yeter gayrı! Hayret bir şey ya!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Dinlemeyin, ben bir şey demiyorum ama insanların dinlemesine müsaade
edin. Demek ki sizin milletvekillerinizin 2si, mağdurun beyanıyla
Ha, diyorsunuz ya Mağdurun beyanı önemlidir. İşte,
mağdur beyanıyla ifade ediyor; bunu ciddiye alın, bunu lütfen
kale alın, sorun milletvekillerinize. Ben şu anki...
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Ya,
uzaklaştırmışız,
uzaklaştırmışız, neyi tartışıyorsunuz
ki?
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Sayın Başkan, müdahale eder misiniz, biz de dinleyelim.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bakın, hakikaten dinlemediğiniz için anlama zorluğu yaşıyorsunuz.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Hep siyaset yapıyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Benim ismini verdiğim milletvekilleri olayın failleri değil,
mağdurun muhatap olduğu, anlattığı kadın
milletvekillerinizin adını veriyorum, faillerden bahsetmiyorum. Ha,
failler zaten siz bu işleri bize anlatırken, saldırırken
zaten sizin aranızdaydı ama kamuoyuna düşünce evet, mesafe
koydunuz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Keşke, siz de mesafe koysanız.
BAŞKAN Buyurun,
tamamlayın Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet, şimdi, Sayın Başkanım, birkaç şeyi daha
söyleyeceğim.
Şimdi, Elâzığ
milletvekilimiz konuşurken Sayın Özelin yanına giderek söyledim
ama burada da ifade etmek istiyorum. Bakın, burada
çığlıklar atıldı. Bir kadın milletvekili
-adını söylemeyeceğim ama biliyorlar, Sayın Başkan da
biliyor- çığlık atıyor, çığlık; Atatürkün
adını ağzına alamazsın
Ya, burası neresi
kardeşim?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Almıyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi değil mi? Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir. ifadesinin altında ne
yazıyor? Kemal Atatürk.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Almadı, Atatürkün adını ağzına almadı
milletvekiliniz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Öyle
dememiştir, tutanağa
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Tutanağa bak, tutanağa bak!
ŞAHİN TİN
(Denizli) Terbiyeni koru, terbiyeni!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet, aynen, böyle söylüyor. (CHP sıralarından gürültüler)
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Atatürkün adını ağzına aldı mı? Tutanağa
da bak!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Atatürkün lafını ağzına alamazsın! diyorsunuz,
Alamazsın! Bizim milletvekilimize bunu söyleyemezsiniz.
Şimdi, devam
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Ruhunuza işlemiş yalan!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şimdi, değerli arkadaşlarım, Özgür Beyle
Ben şu
Mecliste, televizyonlarda da söylüyorum, iyi yaptığımız
işlerin altını çizmemiz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ben Özgür Beye de buradan teşekkür ediyorum çünkü dedi ki: Özlem
Hanım, bu konuyu çözelim, kürsüden size teşekkür edeceğim.
Aynen öyle oldu. Bakın, iyi yaptığımız, beraber
yaptığımız işlerde bu Genel Kurul birleşmeli, bu
kadın meselesinde de böyle, böyle çığlık
çığlığa olmadan, kötülüklerde hep beraber kötüye kötü,
iyiye iyi diyebilmeliyiz.
Şimdi, madencilerle
ilgili ben Enerji Bakanımıza hassaten teşekkür ediyorum. Biz
burada uğraştık, cebelleştik ama işin sahibi Enerji
Bakanlığı. Enerji Bakanlığımız bu konuyu
fevkalade sahiplendi ve madencilerimizle ilgili yani bizim Somadaki 301
madencimizle ilgili mesele zaten çözülmüştü ama kısmi problemler
vardı, bunları da çözdü Sayın Bakanımız. Şimdi,
diğer madencilerimizi de
Siz de biliyorsunuz, o arada bir sürü telefonla
konuştuk hatta Erkan Baş Beyle de biz defaatle telefonda
konuştuk bu konuyla ilgili ve sayın madencilerimiz geldiler, bizi
ziyaret ettiler Mecliste. Daha doğrusu, Manisa Valimiz beni aradı
Sayın
Başkanım
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Önemsiyorum bu konuyu yani kamuoyunun dikkatle takip ettiği bir mevzu.
Manisa Valimiz aradı ve
dedi ki: Madencilerle olan muhataplığımda, size gelmek
istiyorlar. Tamam. dedim, organize ettim, geldiler; madenci
kardeşlerimizin kendilerini dinledim.
Şimdi, bir defa
kamuoyunun şunu bilmesi lazım: Bu madencilerimizin yani şu an
bahsi geçen, eylem yapan madencilerimizin borçlarının hiçbiri devlete
ait borçlar değil. Bu kardeşlerimizin tamamı özel sektörden
borçlu ve hep adı geçen redevans usulüyle çalışarak
işlerinden çıkartılmışlar ama alacaklarını
alamamış insanlar. Tabii, burada bize düşen, sonuç olarak bu
kardeşlerimizin özel sektörle olan işlerinde aslında -ne diyelim-
sorumluluğumuzun ötesinde bir sorumluluk alarak bir çözüm üretmek
istiyoruz. Sayın Bakanımızla da biz bu mevzuyu konuştuk ve
buna tez vakitte -nasıl diyelim- Bakanlığımızın
yükünü artırmadan
Çünkü Türkiyede sadece 1 tane redevanslı
şirket yok, 37 tane başka redevanslı
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
madencilik işletmesi var. Böyle olunca yani bütün özel sektörün borcunu
bizim Bakanlığımızın üstlenmesini bekleyemeyiz yani
Bakanlığımıza da lütfen, haksızlık
yapmayalım ve bir de şunu görmemiz lazım: Bakın,
değerli arkadaşlarım, o bölgede kaşınan bir şey
var. Yani onlara sürekli deniyor ki vatandaş bilmiyor, çalışan garibanım;
Yani orada bak, Somadakilere verdiler parasını, seninkini vermiyorlar.
Somaya verdi, sana vermiyor. Ben, bütün alakalı sendikaları da
davet ettim Özgür Bey, onlarla da konuştum.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) Denetim yapmadığınız için
suçlusunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Şimdi, sonuçta Bakanımız da burada; biz de istiyoruz, hepimiz
istiyoruz, hep beraber; bu konuda Bakanlığımızın
yükünü artırmadan, herhangi bir şekilde bunun bazı terör
örgütleri tarafından kazınmasına, kaşınmasına
müsaade etmeden, makul, mantıklı bir çözüm üretilmesi herkesin
arzusudur ama bilinmelidir ki bu, devletin bir borcu değildir. Devlet
aslında, burada bu alacağın alınmasıyla alakalı,
tahsiliyle alakalı madencilerimize bir formül aramaktadır, problemin
kaynağı nereden
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) Bitiriyorum
Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ben de bunu söyleyeyim Özgür Bey: Bu iş de hallolduğunda ben bütün
gruba teşekkür edeceğim, Genel Kurulda ben de herkese teşekkür
edeceğim.
Şimdi, tabii bir de
şu var: Kardeşlerimizle ilgili ufak bir açıklama
yapıyorsunuz, orada da bir suistimal görüyorum yani anlayamıyorum
kelimesini kullanmaya insanları pişman eden de kötü niyetli,
karşı yandaş bir medya olduğunu da görüyorum.
Son olarak, şimdi,
şeyle ilgili söylemek istiyorum. Metin Beyin de tabii, bence onun da bir
dakikalık bir söz hakkı var. Bu kadar şeyden sonra Metin Beye
de bir dakikalık bence bir söz hakkı vermemiz lazım.
En son söyleyeceğim
şu SGKyle ilgili mesele: Tabii, bir teşekkür de Sayın
Bakanımıza, tabii Bakanımızın şahsında
şu ana kadar görev yapan, bu konuyla alakalı çalışan bütün
bakanlarımıza, Çalışma Bakanlarımıza, şu an
birleştiği için tek çatı altında, Sayın Zehra Zümrüte
ama arkaya doğru gittiğimizde Sağlık
Bakanlarımıza, tamamına. Türkiye'nin sağlık sisteminde
muazzam bir dönüşüm oldu bunu kabul etmemiz lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yani şu pandemi sürecinde herkes şunu kabul ediyor ki
Sağlık Bakanlığının ortaya koyduğu o
performansta bu sistematiğin çok büyük bir rolü var, elbette bütün
sağlık çalışanlarının çok büyük gayreti var.
Şimdi, buradan anlatırken yani tuhaf bir şey ortaya
çıkıyor, ona teşekkür et, buna teşekkür et; ya, mesele
aslında sistemin değişmiş olması, değişen
sistem bizi bu önemli ve faydalı, başarılı noktaya getirdi.
Bunları küçültmek bu ülkeye haksızlıktır diye
düşünüyorum.
Tabii, devamında da yani
son bir şey, şu şeyle alakalı Maltepede yaşananlarla
ilgili de şunu söylemem lazım, Özgür Bey, sesinizi çok yükselterek
ifade ettiniz. Şimdi Maltepedeki sorun şu: Birden fazla
kadının şikâyeti var, aynen bu şikâyette de
Bakın, bu
sefer de ben diyeceğim ki HDP grubunun yaptığını siz
yapamadınız. Sonuçta, olay ortaya çıktığı anda
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Vallahi
yaptık, fazlasıyla yaptık.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hayır, olay ortaya çıktığı anda, öncesiyle ilgili
bütün söylediklerimi söyledim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Yaptık.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Eğriye eğri, doğruya doğru ama olay kamuoyuna
çıktığı andan itibaren HDP Grubu bunu şiddetle
reddetti ve doğru olanı yaptı, öyle yapılmalıydı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) Siz de doğru olanı yapın.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Siz de yapın doğru olanı.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şu anki gereksiz çığlıkları da biraz tuhaf buluyorum
yani siz istiyorsunuz ki aman kafa kafaya gelelim, 2 tane iyi şey
söylemeyelim. Aynı şeyi CHPnin de yapması gerekirdi. Özellikle
de İstanbul İl Başkanının bir kadın olduğunu
düşündüğümüzde, onun burada onları korumaya meyyal -ki öyle
algılandı, öyle görüldü, niyetini bilemem ama kamuoyuna yansıyan
hâli böyledir- hâli, tavrı, yanında gezdirmesi
Biz ne bilelim
yanındakilere hangi nasihatte bulundu, biz gördüğümüz resme
bakıyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
İhraç ettik hepsini.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) O
yüzden, buradaki duruşun, tavrın, amasız, şartsız
kamuoyu tarafından çok net bir şekilde muhakkak surette
anlaşılır olması gerekirdi diye düşünüyorum.
Teşekkür ederim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkanım, ben bir sataşma olmaksızın bir
dakika bir şey söyleyeceğim, Meral Hanımdan izin aldım.
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Özel.
15.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkanım, İstanbul İl Başkanı ve bu
son mevzuyu, nasılsa Sera Hanım bütün sataşılan vekiller
adına konuşacak, kendisine bırakıyorum.
Maden konusunda bir tek
şey: Biz Meclisiz arkadaşlar, Anayasayla bağlıyız, Anayasa
diyor ki: Madenler halkındır, milletindir. Bugün yapılan
iş ne? Redevans diye bir iş bulunmuş, Anayasanın
arkasından dolaşıyor. Bakın, bu araba milletindir, kiraya
verirsin, kullanır, kira alırsın, sonra arabayı
alırsın. Kömür madeni veriyorsun, geliyor madenin ciğerine
giriyor, canına okuyor, en verimli yüzde 60ını alıp
çıkıyor, artık orayı işletmen imkânsız veya bütün
madeni bitiriyor; hepimizin olan maden bitiyor, buna da redevans işletme,
farklı farklı isimler takılıyor. Eğer samimiysek
şunu bileceğiz: Madenler devletindir. Kömür madenini birine vermek
anayasal bir hakkı terk etmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Madeni vermiyor Özgür Bey.
ŞAHİN TİN
(Denizli) Vermiyor ki ihaleye çıkıyor, ihaleye Özgür Bey!
Bilmediğiniz konuda konuşuyorsunuz.
BAŞKAN Buyurun
efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Burada
eğer bir mağduriyet ortaya çıkıyorsa, bir kere, burada
müteselsil sorumluluk var -alt işveren, üst işveren- gık demeden
bu madencinin hakkını ödemek boynumuzun borcu. Vermemen gereken
madeni ihaleyle, redevansla, hizmet alımıyla vermişsin; zaten
millî kaynağı gayrimillî bir şekilde aktarmışsın,
ondan sonra da gidiyorsun, çıkan işçi mağduriyetine Şirket
kaçtı, biz ödemeyiz
Biz öderiz kardeşim, ödemek zorundayız,
bununla ilgili kanuni düzenleme bu Meclisin namus borcudur.
Teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
ŞAHİN TİN
(Denizli) Yap o zaman, kanuni düzenlemeyi getir o zaman madem öyle bir
şeyin varsa! Kanun dışı konuşuyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Özgür Bey, öyle bir şey yok.
BAŞKAN Sayın
Danış Beştaş
16.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Tokat
Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Sayın Zengin arada
dersini çalışmış
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hep çalışıyoruz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt)
ama yanlış çalışmış,
yanlış anlamış yine, her şeyi allak bullak etti.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hiç de değil.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Size tane tane anlatayım.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Evet, anlatın, ben de cevaplayayım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, bu ülkede ne anayasa
bıraktınız ne hukuk bıraktınız, sıra İç
Tüzüke geldi. İç Tüzükte de -ben Anayasa Komisyonu üyesiyim- Karma
Komisyonun ve alt komisyonun nasıl bir yol izlediğini birazdan
komisyon üyemize, takip eden komisyon üyemize rica edeceğim, o anlatacak,
ben satır başlarıyla anlatacağım.
Sayın Başkan,
İç Tüzük 132nci madde üçüncü fıkrayı okuyacağım
mecburen: Bu komisyon bütün kâğıtları inceleyip gerekirse o
milletvekilini, Cumhurbaşkanı yardımcısını veya
bakanı dinler; tanık dinleyemez.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, bu hükmü baypas etmek için ne
yapmışlar? Tanık dinleyemiyorlar ya, müşteki de
dinleyemiyorlar, sadece şüpheliyi dinleyebilir komisyon. Efendim,
kadın kendisi istedi, o nedenle dinledik. diyor.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Öyle olmadı.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) - Belge nerede, belge? Hangi belge?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Öyle olmadı, anlatacak komisyon üyemiz. Bu bir.
İkincisi: Anayasa
Komisyonu da Karma Komisyon da bir yargı makamı değildir. Oraya
dokunulmazlığın kaldırılması için gelen
fezlekeyle ilgili yapılacak işlem Bu dokunulmazlık kalksın
mı, kalkmasın mı?; bunu değerlendirir, başka hiçbir
muhakeme ve yargılama işlemi yapamaz. Niye bunu söylüyorum? Demin,
gerçekten çok rahatsız oldum. 2 milletvekilimizin adını, parti
sözcümüz sevgili Ebrü Günay ve Mardin Milletvekilimiz Pero Dundarın
adını büyük bir iştahla söyleyerek Efendim, onlar olayı
biliyordu. diyor.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Yalan!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Neresi yalan ya! Neresi yalan!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yalan! Yalan! Büyük bir yalan!
Onlar kadını
korumuyorlar, dertleri kadını korumak değil. Bu olay üzerinden
bir senaryo kurdular; HDPyi itibarsızlaştırmak. Ama buradan
size ekmek çıkmaz, buradan size ekmek çıkmaz!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
O, sizin senaryonuz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, biz komisyonda ne
demişiz biliyor musunuz baştan sona, baştan sona? Demişiz
ki Kadının beyanı esastır, eğer bir dilekçesi varsa
lütfen, dokunulmazlığı kaldırılsın, gitsin
savcılığa her neyse yargılama yapılsın.
Baştan sona bunu söylemişiz.
ŞAHİN TİN
(Denizli) Yalan mı söylüyorlar? Bizim kadınlar yalan söylüyor,
sizin kadınlar doğru söylüyor, öyle mi?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu talebimiz kabul edilmemiş. Kadın
getirilmiş, götürülmüş, bilmem nerelerde fotoğraflar
verilmiş, bütün gazetelere manşet manşet haber
yaptırılmış. Hepsini hazırlayan kim, mutfakta kim var?
AKP var. Şimdi bir de diyor ki
Bunu anlatmaya mecburum çünkü
ağır bir itham var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan.
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Beştaş
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Diyor ki: Siz evet demediniz. Ya, tutanaklara
iyi çalışmamışsınız.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Komisyonda
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Alt Komisyonda evet demişiz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Siz iyi ezberlemişsiniz bunu.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) İkinci komisyonda, Karma Komisyonda, bizim -MYK
üyelerimize yönelik- 17 arkadaşımız gözaltına
alınmıştı, her 3 Komisyon üyemiz adliyedeydi ve ertelenmesi
için mazeret verdiler sadece oraya ve mazeret kabul edilmedi ve Genel Kurulda
evet demişiz. Böyle bir yalan üzerinden bizi itham etmesinler.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Komisyonda ne dedi, Komisyonda?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Diğeri, Sayın Başkan, şu çok
önemli: Şimdi, Komisyonda en radikalini biz savunmuşuz, en
radikalini. Kadının beyanı esastır. demişiz.
Buyursunlar, gitsin yargılansın, dokunulmazlık kalksın.
Öldürün mü diyelim? Dokunulmazlık kalksın. dedik. İhraç
etmişiz partimizden, ayrıca suçluluğu da ispatlanmamış
ha, ne Tuma Çelikin, ne Mensur Işıkın. Onlar suçludur. diye
bir söz de kuramazsınız.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yanlış yaptınız o zaman.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Niye attınız o zaman? Atmasaydınız madem.
DİRAYET
DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) Beyanı esas
alıyoruz, beyanı.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Onu yargı söyler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Atmasaydınız, atmasaydınız.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, maalesef, üzülerek söylüyorum, burada
bir kadın, bir hemcinsimiz, alet ediliyor, kendi kirli politikalarına
alet ediliyor.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Pişman mısınız?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ve en önemlisi, şu İç Tüzük var ya,
şu İç Tüzük, diyor ki: Soruşturma gizlidir. Komisyon üyemize
söz istiyorum, bize rapor verilmedi, Yeni Şafak manşete
çıkardı. Komisyon Başkanı eğer verdiyse
çıksın, itiraf etsin. Bizim elimizde yok -ben Anayasa Komisyonu
üyesiyim- benim elimde rapor yok.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ama Yeni Şafak ve diğer Sabah gazetesinin
manşetine, 8 sütuna manşet, HDPyi itibarsızlaştırmak
için verilmiştir.
Bu konuda son
istirhamım, Züleyha Gülüm, kendisi baştan sona takip etti, niye
verilmediğini ve nasıl verilmediğini anlatmasını rica
ediyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan, benim de söz talebim var.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, başka bir söz talebi yoksa
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Benim söz talebim var ama
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
bütün
kadın milletvekillerine yapılan sataşmadan dolayı Sera
Hanım
BAŞKAN Müsaade eder
misiniz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Tabii
tabii yoksa dedim.
BAŞKAN Sayın
Zengin
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Ben de bir
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Komisyon üyemiz de söylesin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Başkanım, Komisyon üyesi arkadaşa söz verecekseniz eğer
Komisyon üyesi de lütfen söylesin, ben vereceğim cevabımı. Söz
vermiyorsanız ben konuşacağım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurunuz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Züleyha Gülüm, Komisyon üyemiz
BAŞKAN Bir saniye
Sayın Beştaş.
İsmi geçen sayın
vekillere söz vereceğim yerinden.
Sayın Ağar
17.-
Elâzığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağarın, ailesinin 3
kuşaktır milleti için üzerine düşeni yaptığına,
kendisine yapılan mesnetsiz suçlamanın şahsını
üzdüğüne, deprem yaşamış Elâzığ ilinin
yaralarını sarmak için çalıştığına, bu
boş konuyla Meclisin vaktini aldığı için özür dileyerek
sitemlerini bildirdiğine ilişkin açıklaması
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR
(Elâzığ) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bütün milletimiz bilir ki sadece Tolga Ağar değil, 3
kuşaktır Elâzığlı Ağar ailesi vatanı,
milleti için ne gerekirse üzerine düşeni yapmıştır. Böyle
bir ailenin mensubu olarak, bana yöneltilen bu asılsız, mesnetsiz
suçlama şahsımı ziyadesiyle üzmüştür.
Sayın
Başkanım, siz beni tanımazsınız, ben iki sene önce
seçildiğim zaman Elâzığ için çalışacağıma
yemin ettim. Burada babamın adını kullanıp, hiçbir
kameranın önüne kendimi atıp hiçbir ülke meselesine
katılmadım, sadece memleketim için çalıştım ve biliyorsunuz
ki deprem yaşamış memleketimin yaralarını sarmak için
de elimden geleni yapıyorum. Hele hele sürekli haktan, hukuktan, adaletten
bahseden siz Başkanımın hiçbir araştırma gayreti
içinde olmadan, beni bu şekilde
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
yanlış anlaşılma var, biz Metin Bulutu kastettik.
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR
(Elâzığ) Efendim, size değil
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Yok yok, siz değil.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sizinle
ilgisi yok, Sayın Bulutla
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR
(Elâzığ) Size değil Beyefendi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Hayır Siz beni tanımazsınız. deyince
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR
(Elâzığ) Beyefendi, size değil, arkaya
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Tamam.
BAŞKAN Sayın
Özel
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR (Elâzığ)
Başkanım, bitirebilir miyim?
BAŞKAN Buyurun.
ZÜLFÜ TOLGA AĞAR
(Elâzığ) Sayın Başkanım, siz beni
tanımazsınız. Ben, kendim Elâzığ için
çalışmaya yemin ettim, biraz önce de bahsettim. Hele hele sizin,
sürekli haktan, hukuktan, adaletten bahsederken, böyle çirkin bir
iftirayı, 1 çocuk babası olan bana, hiç araştırmadan,
buradan dile getirmeniz beni gerçekten çok üzmüştür.
Bu boş konuyla ilgili de
bütün Meclisin vaktini aldığım için gerçekten çok özür
diliyorum, sizlere de sitemlerimi bildiriyorum.
Hepinizi saygı ve
sevgiyle selamlıyorum, sağ olun. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Bulut
18.-
Elâzığ Milletvekili Metin Bulutun, bahsi geçen maden
fabrikasının kapatılmadığına, 1996
yılında özelleştirildiğine, CHPnin kendisine ulaşan
haberin doğruluğunu teyit etmeden karşıdakini itham
edebilecek potansiyele sahip olduğuna, ek performans ücretiyle ilgili
olarak sadece İstanbul Milletvekili Engin Altayın söylediklerini
okuduğuna ilişkin açıklaması
METİN BULUT
(Elâzığ) Çok teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Özgür Özel
adımı birkaç defa anıp maden fabrikasını
kapattığımızla alakalı bir şey söyledi.
Öncelikle, benim hitap ettiğim gibi hitap etmesini isterdim; ben kendisine
Sayın Özgür Özel dedim ve konuşmalarımın hepsinde de Sayın
Beştaş dedim, Sayın Genel Başkan dedim; tabii, o sadece
Metin Bulut, Metin Bulut dedi. Çok güzel bir söz var: Bir insanın
gerçek değeri gördüğü saygıyla değil, gösterdiği
saygıyla ölçülür. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
İkinci hususa gelince:
Maden fabrikasını kapattığımızla alakalı,
tam da bundan bahsediyordum. Bir, Maden Bakır İşletmesi
kapanmadı, açık; özelleştirildi, özelleştirme de bizim
zamanımızda yapılmadı, 96 yılında
yapıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Bulut.
METİN BULUT
(Elâzığ) Tam da bundan bahsediyordum: CHP, kendisine ulaşan
hiçbir haberin doğruluğunu teyit etmeden, sadece gelen bir mesajla,
karşıdakini tanımadan, söylenen şeyin doğru olup olmadığını
bilmeden hemen karşıdakini itham edebilecek bir potansiyele sahip.
Diğeriyle alakalı
da o benim iddiam değildi, Sayın Engin Altayın
tutanağını okudum ben, aynen şöyle: Bir ambulans
şoförüne ek performans ücreti
Yani performans ücretinin
dışında ek bir ücretten bahsediyor, onun söylemini okudum.
Saygı ve muhabbetlerimi
sunuyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, doğrudan, bu konuyu kapatalım ama ilgisi yok
BAŞKAN Sayın
Özel, izninizle Sayın Gülüme
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Tabii,
tabii
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ben bir cümle söyleyeceğim Sayın
Ağara, tutanaklara geçsin diye unutmadan. Sayın Ağar burada,
ben asla
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Beştaş.
19.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Elâzığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağarın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Ağara da Sayın Ünala da
-burada beraber çalışıyoruz değil mi- benim söylediğim
aynen şu: Bir iddia var -araştırmadınız diyordunuz da-
emin olun, ilgili bütün haberleri okudum, ilgili bütün bilgileri okudum;
çıkanları, kamuya açık. Şunu dedim yani onu söylüyorum: Bir
iddia varsa bu soruşturulsun, neyse mesele ortaya çıksın. Biz
ihraç etmişiz Sayın Başkan, aile içi şiddetten ve
iddialardan ihraç etmişiz. Bunu size yanıt olarak söyledim.
Ayrıca, ne çocuğuna ne ailesine ne şahsına hiç kimsenin,
bizim bir şeyimiz olamaz. Bir iddia varsa soruşturulsun, gereği
yapılsın demişiz yani. Allah bağışlasın. Ben
o anlamda bir şey dememişim.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
Sayın Özel
20.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Elâzığ Milletvekili Metin Bulutun
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çok
teşekkür ederim. Kısacık bitireyim.
Sayın Metin Buluta 2
kez Sayın Bulut demişim, 3 kez Metin Bulut demişim. Sayın,
Sayın, Sayın diyerek bu konudaki eksikliğimi tamamlıyorum.
İkincisi: Eğer
kendisini ifadede bir zorluk varsa seçmenin hem de sizin seçmeninizin meseleyle
ilgili, sizinle ilgili attığı mesajı ve telefonunu sizinle
paylaşacağız müsaadesiyle ama diğer mevzu, hakikaten bilmemekten
ve tamamen, böyle
Türkiyede bir performans ödemesi var ya, bu Covidden önce
de vardı. İsteriz ki maaşlarda olsun, performans diye bir
şey olmasın; emekliliğe yansımıyor. Ek performans
ödemesi demek Covid için yapılan ödeme demek. İddiamız odur
ki ambulans şoförü Covid ödemesi olarak sadece 7 lira almış, siz
çıkıp dediniz ki: Aslında çok almış, 7 lira eksik
yatmış, devletimiz onu yatırmış. Ambulans şoförü
de dedi ki: Adımı ver, atarlarsa atsınlar; vallahi de 7 lira,
billahi de 7 lira. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
Sayın Zengin.
21.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, sayın hatip sonra konuşur, üzerine,
zaten Ali Özkaya Bey geldi, kendisi tamamlar. Ben şimdi
Ya, şu, ders
çalışmışsınız,
çalışmamışsınız
Buradaki mesele şu
Sayın Başkanım: Birbirimizi değersizleştiren böyle
laflara ben tahammül edemiyorum. Ben kimseyi değersizleştirmek
istemiyorum. Bakın, ben söylenen ifadeleri ciddiye alıyorum. Ciddiyet
midir sizi rahatsız eden? Bana söylenen, bana sorulan her şeye,
özellikle bir hukukçu olarak acaba diyorum ve bunları teyit etme
ihtiyacı duyuyorum. Ha siz buna Ders çalışmak.
diyorsanız, ben doğrusu bunu tuhaf buluyorum, komik buluyorum. Biz
burada ilkokul çocuğu muyuz yani? Ders çalıştın,
çalışmadın. Ne biçim ifadedir bu? Önce bir ciddiyet. Bir
kadının hayatından bahsediyoruz, aynı zamanda başka
insanların da aileleri var; o yüzden bu mesele ciddi bir mesele, aynen
Tolga Ağarda olduğu gibi. Siz konuşurken ben Tolga Beyin
adını duymamıştım, arkadaşlarım dediler
Tolga Ağardan bahsetti. diye.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkanım, lütfen.
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Siz okuduğunuzu söylüyorsunuz, suçluymuş gibi insanların
adını telaffuz ediyorsunuz. Aynı şeyden midir? Yani Meclise
fezlekesi gelen bir milletvekiline nasıl böyle bir şey söylersiniz?
Herkesin hayatı var, onuru var. O yüzden ben ciddiyet diyorum,
başı sonu ciddiyet önce.
Şimdi, bununla ilgili
olarak, İç Tüzük 132den bahsediyorsunuz, orada
tanık dinleyemez.
diyor, tanık. Bu bahsettiğimiz kadın tanık mı? Ben
soruyorum size, tanık mıdır? (HDP sıralarından
Herhâlde. sesi) Herhâlde Güzel, siz tanık ile mağdur
arasındaki farkı da bilmiyorsunuz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Mağdur dinleniyor mu? Bir bakın
isterseniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bir saniye
Mesele şudur: Bir
milletvekilinin dokunulmazlığını kaldırmak için bu
beyanı, kadın beyanını, ne
yaşadığını anlamak, oy verecek olan milletvekillerinin
kanaatinin daha sarih, daha belirgin olması için hiçbir engel yok, İç
Tüzükte de yok.
Algıdan bahsediyorsunuz
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Son cümle
BAŞKAN Buyurun.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sizin biraz evvel kendi yaptığınız konuşma
algıdır, Tolga Beyin adını geçirmekle işte bir
algı operasyonu yapmaya çalışıyorsunuz.
Ha, biz gerçeği
söylüyoruz, tutanaklar burada. Bunları almakla ilgili de hiçbir sorun yok
çünkü ben bunu normal yollarla aldım geldim, gizli kapaklı falan
almadım. Ben de bunu ilk defa okuyorum, vakti zamanı geldiği
için aldım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Siz alabiliyorsunuz, biz alamıyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Ali Bey şimdi onu da izah eder.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bize verilmiyor.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Demek ki siz alabiliyorsunuz ama biz alamıyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Olamaz, olamaz; bunu kabul etmiyorum. Herhâlde okumaya gönlünüz yok, ben öyle
düşünüyorum, okumaya gönlünüz yok.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ya Komisyon Başkanı burada, vermedi,
vermedi.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Söyleyeceğim, söyleyeceğim.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yeni Şafaka gönderdi.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şimdi söz vereceğiz, bir otuz saniye... Ne kadar
sabırsızsınız, çığlık atmaktan dinlemeye
sıra gelmiyor.
Velhasılıkelam, hiç
eğip bükmeye gerek yok, tablo ortadadır, kimse sizi
değersizleştirmiyor, olan biten kafidir. Siz şu kürsülerde bize
söylediğiniz sözleri hatırlayın, nasıl hakaret
ettiğinizi, nasıl olmayan şeylerle itham ettiğinizi
hatırlayın. Ben ve arkadaşlarım, biz gerçekten yola devam
ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Biz bu olay olunca kıyamet
kopardık ve ihraç ettik. Siz ne yapıyorsunuz? Bütçe Komisyonunda
oturtuyorsunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Gerçekler üzerine gidiyoruz.
Sayın
Başkanım, lütfen Komisyonumuza da -Ali Beye- söz verin.
Teşekkür ederim,
tamamladım, sağ olun.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Sayın Başkanım, doğrudan sataşma
nedeniyle Alt Komisyon Başkanı olarak kürsüden iki dakika söz rica
ediyorum.
BAŞKAN Bir saniye
Sayın Özkaya, oturur musunuz.
Sayın milletvekilleri,
şimdi 3 sayın milletvekilimizin bu konuyla ilgili söz talebi var.
Yerine getireceğim.
Yerinizden, lütfen, özet bir
şekilde bunu
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Sayın Başkanım, ben Alt Komisyon
Başkanıyım. Dolayısıyla iki dakika kürsüden
hızlıca izah edebilirim.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Biz de Komisyon üyesiyiz.
BAŞKAN Peki, o zaman.
Sayın Gülüm
Oturur musunuz Sayın
Başkanım.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Şöyle, Sayın Başkanım: Ben Sayın
Gülümden önce konuşursam daha doğru olur çünkü Sayın Gülüm
Komisyon üyesiydi, Alt Komisyon Başkanı bendim; daha hızlı
ve net olur.
BAŞKAN Peki, izninizle
Sayın Gülüm.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Hayır, anlatsın, cevap versin ona Başkan. Niye
kürsüden gidiyor?
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Başkan mı yönetiyor, siz mi yönetiyorsunuz?
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
VI.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkayanın, Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın yaptığı
açıklamasında Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma
Komisyon tarafından oluşturulan ve Başkanı olduğu alt
komisyona sataşması nedeniyle konuşması
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Sayın Başkanım, saygıdeğer
milletvekillerimiz; dokunulmazlıkla ilgili Alt Komisyonun
Başkanı bendim, Sayın Gülüm de Komisyonun üyesiydi. 5
milletvekili olarak -CHPden Sayın Ali Mahir Başarır vardı-
Komisyonda görev yaptık.
Şimdi, bu davada Ankara
Sulh Ceza Mahkemesinin dosyayla ilgili, dokunulmazlıkla ilgili gizlilik
kararı var. Biz uzunca tartıştık, bir şahsın -her
iki tarafın da- maddi ve manevi haklarını ihlal edebilecek bir
durum. Dokunulmazlık kaldırılır veya kaldırılmaz,
mahkemenin gizlilik kararı verdiği bir dosyayı ancak o
soruşturmayı yürütenler görebilir. Anayasa ve Adalet Karma
Komisyonuna geldi, alt komisyon kuruldu, alt komisyonda bunu da
tartıştık çünkü İç Tüzükte, Ceza Usulde açık net bir
hüküm yok. Diyelim ki Dokunulmazlık kaldırılmasın.
diyeceğiz, neden herkes her konuyu öğrensin? O zaman,
arkadaşlarımızla müzakere ettikten sonra dedim ki: Hiç kimse,
ben dahi evrakların fotokopisini almayacağım Komisyon
Başkanı olarak; buyurun gelin, Komisyon odasında
istediğiniz her belgeyi inceleyin, bakın, görün ve ondan sonra da
karar verelim.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Özlem Hanım nasıl almış? Biz
alamadık.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Ertesi güne kadar -hatta iki gün, üç gün- süre verdim
pazartesi gününe kadar inceleyin diyerek. Pazartesi günü toplantı
yaptık. Toplantıda dedim ki: Yol haritasını belirleyelim;
ne yapacağız, nasıl davranacağız? Pazartesi günü de bu
kişinin dinlenmesine karar verdik. 132nci madde ..tanık
dinlenemez. diyor. Söz konusu kişi mağdur ve münhasıran bu
kişinin ifadesine göre karar vereceğiz. Aradan bir yıl
geçmiş, başka bir delil yok, milletvekilinin
dokunulmazlığının kaldırılması gibi temel
bir konuda biz evrak üzerindeki eksik alınmış bir beyana mı
dayanmalıyız, yoksa gerçekten konuyu öğrenip bu
dokunulmazlığı, Meclisin saygınlığını
korumamız mı gerekir?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Hangi maddeye dayandınız? Hangi madde?
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
Burada milletvekilleri, Sayın Gülüm açık ve net bir şekilde
Dinleyemezsiniz. demedi
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bana İç Tüzük söyleyin, İç Tüzük!
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
Sayın Ali Mahir Başarırda Evet, burada fayda var. dedi. Hep
beraber dinledik, dinlediğimizi de kimseye söylemedik.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Abdulkadir Selvi yazdı, Abdülkadir
Selvi yazdı.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
İfadeyi niye burada okumuyorsunuz? Daha nasıl vermediniz
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
Hızlı bir şekilde dinledik ve rapor oluşturduk. Rapor
oluştururken 42nci madde, İç Tüzük 42
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Özkaya.
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
Başkanım hemen kapatacağım, çok kısa
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz, lütfen. Daha önceden, bakın, bu konu bitmiş bir konu; biz,
tekraren tekraren konuşuyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Başkanım, önemli; bitiriyoruz, önemli.
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
Çok kısa.
BAŞKAN Buyurunuz peki.
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
42nci maddede Başkana ve Sözcüye verilmiştir rapor yazmak. Buna
rağmen Sayın Gülümle konuştuk ve odama geldi. Bir buçuk saate
yakın hazırladığımız taslağı müzakere
ettik, kişi hakkı ihlali olabilecek konuları çıkarttık
ve anlaştık. Bana dedi ki: 4-5 sayfa çok fazla. Aradan 11 sayfa
muhalefet şerhi değil, ek görüş getirdi. Bunların büyük
kısmı 1960tan başlıyor, 2020ye kadar ki olaylar.
Kendisine dedim ki: Bu konuda konuşulmayan, dosyada olmayan hiçbir konuyu
buraya almam; ben, bu konunun yetkilisiyim, İç Tüzük bu yetkiyi bana
vermiş
DİLAN DİRAYET
TAŞDEMİR (Ağrı) Abdulkadir Selvi nasıl
yazmış?
ALİ ÖZKAYA (Devamla)
hukuk içindeki her şeyi buraya alırız, bunun
dışındakini almayız. Buna göre raporumuzu tanzim ettik.
Bence, dört dörtlük bir iş yaptık, hakka hukuka saygılı
davrandık, kişilik haklarını koruduk. Bundan sonraki
kısım mahkemelerin kısmı, biz bize düşen işimizi
Ceza Muhakemeleri Kanunu ve İç Tüzüke uygun olarak
yaptığımızı düşünüyorum.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Gülüm
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) O geçene kadar sadece tutanaklara geçsin.
Sayın Özkayanın
açıklamaları benim söylediklerimi yüzde yüz
doğrulamıştır. İç Tüzük maddesi verememiştir,
gizlilik vardır, biz tutanağı alamadık; ben de bunları
söyledim. Ne Abdulkadir Selviye -Özkaya alt komisyon üyesi ise- o
yazıyı, o raporu kim verdi? Biz alamadık, ben komisyon üyesiyim
ayrıca.
BAŞKAN Sayın
Gülüm buyurun.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sizin arkadaşlar vermiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Nasıl vereceğim, yok ki!
2.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülümün, Tokat Milletvekili Özlem Zenginin
yaptığı açıklamasında HDPye sataşması
nedeniyle konuşması
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
O yüzden mi aleyhe yazmış? Biz verdiğimiz için aleyhe
yazmış.
Şimdi, gerçekten
nasıl işlediyse süreci öyle konuşalım arkadaşlar yani
burada çarpıtarak, farklı algılara yol açarak anlatmayalım.
Bir: Komisyon kurulduğu
zaman biz ilk şunu söyledik, dedik ki: Bu Komisyon sadece kadınlardan
oluşmalıdır -biliyorsunuz, komisyonlarda erkek üyeler de var-
çünkü kadınlara dair meselelerin erkekler tarafından
tartışılması doğru değildir; hele ki böyle
iddiayla bir durum varsa kadınlar konuşmalı. Ama bu, Komisyon
tarafından kabul edilmedi. Dolayısıyla da karma bir durum
oluşturuldu yani erkeklerin de olduğu bir Komisyon oluşturuldu,
değil mi? Arkasından alt komisyonda dedik ki: Kadın beyanı
ALİ CUMHUR TAŞKIN
(Mersin) Böyle bir şey olur mu?
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Lütfen, dinler misin? Dinler misiniz ya? Ben sakin sakin dinledim sizi.
ŞAHİN TİN
(Denizli) Doğruyu söyle sen de o zaman.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Doğruyu söyledim.
YUSUF BEYAZIT (Tokat) Ben
de üyeydim
(AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Ya
Allahım, ya Rabbi!
Lütfen, dinler misiniz? Söz
istiyorsanız sonra konuşun.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
Buyurun Sayın Gülüm.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Sonrasında, Komisyonda biz dedik ki: Kadın beyanı esastır.
Bu, bizim kadın mücadelemizin, feminist mücadelemizin, yıllardır
verdiğimiz mücadelenin sonucu olarak getirilmiş temel bir ilkedir,
burada bunun da uygulanması gerekir; kadın beyanı esastır,
aksini erkeğin ispatlaması gerekir. Dolayısıyla,
burası yargı makamı da olmadığı için bu esas
kabul edilerek dokunulmazlık direkt kaldırılsın ve böylece
fezlekeye ilişkin işlem bitirilmiş olsun. Beyanlarımız
aynen böyledir. Arkasından
ÖZLEM ZENGİN Bizi
teyit ediyorsunuz, tamam biz de öyle diyoruz zaten.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Bunu böyle söyledik. Şimdi, ama bir bitireyim de ben dinledim, bitireyim.
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Gülüm.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Arkasından müşteki kadın Komisyon tarafından dinlenmek
istedi -böyle bir usul olmamasına rağmen- kendisi tarafından
çağrıldı, biz bunu da doğru bulmadığımızı
söyledik çünkü hele ki karma bir grubun önünde, erkeklerin olduğu bir
grubun önünde kadının tekrar tekrar sorgulanmasının
doğru bir yöntem olmadığını
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son cümlenizi
alalım Sayın Gülüm.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Biraz zaman alacağım çünkü önemli bir konu.
Mahkemelerde dahi biz
kadınların beyanının bir kez alınması
gerektiğini, ondan sonra tekrar tekrar alınmaması
gerektiğini, bunun kadın açısından mağduriyet
yarattığını söyledik ama maalesef, siz, Komisyon üyeleri,
sizin Komisyon üyeleriniz kadın mağduriyeti üzerinden siyasi
çıkar elde etmek için süreci yürüttünüz. Bu noktada Gizlilik kararı,
gizlilik kararı. dediniz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sizin vekiliniz saklamış, 2 vekiliniz. Bakın
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Aynen şu ifadeyi kullandınız: Dosyada gizlilik kararı var,
gizlilik kararı buraya da şamildir dolayısıyla buradaki
işlemlerin her biri de gizlidir, buradaki toplantılar da gizlidir.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Evet, doğru öyle söyledim.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Hatta Gizli olduğu için de evrak örneği veremiyiz, sadece
inceleyebilirsiniz. dediniz.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Doğru, doğru.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Biz, o dosyadan hiçbir evrak alamadık. Biz evrak alamazken, biz evrak
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hepsini incelediniz, hepsini incelediniz ama değil mi?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ya, bir dinleyin ya!
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Bir
dakika bitireyim.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hepsini incelediniz ama.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ya, tamam da
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Biz
inceledik ama evrak alamadık. Biz evrak alamazken
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hayret bir şey ya!
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Ya
bir saniye! Ben sizi dinledim, şimdi lütfen dinleyin.
Biz evrak alamazken
basın, tutanakların aynısını aldı, yazdı.
Şimdi Özlem Zengin, tutanakları elinde bir şekilde
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Lütfen, rica edeceğim.
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi efendim.
ALİ ÖZKAYA (Afyonkarahisar)
Şu anda serbest ya!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şu anda serbest, şu anda serbest.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Tutanaklar elinde, tek tek okuyabiliyor. Şimdi, o zaman bu gizlilik
kararı bize mi geçerli, AK PARTİ üyelerine geçerli değil mi?
Şimdi, buradan sormak istiyorum: Ben niye alamıyorum Komisyon üyesi
olarak da Özlem Zengin tek tek alabiliyor?
İkincisi
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Karardan sonra serbest.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Abdülkadir Selviyi diyor, Abdülkadir Selvi ertesi gün yazdı ya. Abdülkadir
Selviye senin verdiğin anlaşılıyor. E, bir tek sende var.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hayır, hayır.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Şimdi, arkadaşlar bir dakika
Diğer bir mesele: Burada
kadının beyanının okunması da kadının özel
hayatının ve bu yöndeki mağduriyetinin yeniden
yaratılmasıdır, bunu da kabul etmiyoruz.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hayır, onlar daha önce yazıldı, Abdülkadir
Selvinin yazdığı bize gelmeden yazılan konular.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Çünkü sizin siyasetiniz, maalesef, kadının sorunlarını
çözmek değil, kadın mağduriyetlerini çözmek değil, sizin
derdiniz bu mesele üzerinden bir kadının mağduriyetini bile
dikkate almadan siyaseten araç hâline getirmeniz ve bunun üzerinden kendinize
prim yapmanızdır.
(AK PARTİ ve HDP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla)
Gerçekten kadın meselesine duyarlıysanız gelin, kadınlara
tecavüz edenleri serbest bırakmaktan, tecavüzcülere af yasası
getirmekten vazgeçin, o zaman görelim. (HDP sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) PKKya sor, PKKya!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkanım, kayıtlara
geçsin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Rapor yazıldıktan sonra bu raporu almak serbest, alabilirsiniz.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Herkes alabilir.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Herkes alabilir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bir cümle geçirebilir miyim?
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Abdülkadir Selvi her yerde yazdı, Abdülkadir Selvi.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hepsini aldınız, hepsini okudunuz.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Abdulkadir Selviye kim verdi? Abdulkadir Selviye kim verdi o
tutanakları?
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Abdulkadir Selviye sorun onu.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Siz niye müdahale ediyorsunuz?
ZEHRA
TAŞKESENLİOĞLU BAN (Erzurum) Arkadaşlar, bağırmakla
kurtulamazsınız. Olayı bir yıl sakladınız,
bağırmakla kurtulamazsınız.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Aynı siyaseti yapıyorsunuz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
(AK PARTİ ve HDP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
BAŞKAN Sayın
Beştaş
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
22.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, gizli
komisyon tutanaklarının Tokat Milletvekili Özlem Zenginin elinde
olmasının suç olduğuna ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, ortada -bütün Türkiye görsün-
Komisyon Başkanı Bu tutanaklar gizlidir, hiç kimseye verilmedi.
dedi. Ama Özlem Zenginin elinde Komisyon tutanağı var; bu suçtur, bu
suçtur! Abdulkadir Selviye Özlem Zengin mi verdi? (HDP sıralarından
alkışlar) Hangi AKPli verdi? Yeni Şafaka kim verdi?
Amaçları kadın mı, kadına saldırı mı? Bunu
bütün Türkiye görsün.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Sayın Başkan
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Niye saklıyorsunuz bir yıl? Yani basın
açıklayıncaya kadar hiçbir şeyiniz yoktu. Basın
açıkladı, ihraç ettiniz.
MAHMUT TOĞRUL
(Gaziantep) Komisyon gizlilik kararı vermedi, mahkeme gizlilik
kararı verdi.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) O güne kadar neredeydi aklınız?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ayıp ediyorsunuz.
MAHMUT TOĞRUL
(Gaziantep) Mahkeme kararına siz
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Öyle bir şey yok, öyle bir şey yok; çarpıtmayın.
(AK PARTİ ve HDP
sıralarından gürültüler)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
Ali Bey müsaade eder misiniz?
Sayın Başkan söz
istiyorum, Sayın Başkan sıcağı sıcağına
söz istiyorum lütfen
BAŞKAN Kadıgil,
Kadıgil
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Lütfen, sıcağı sıcağına söz istiyorum.
BAŞKAN Buyurunuz.
23.-
Tokat Milletvekili Özlem Zenginin, komisyon tutanaklarının rapor
yazılana kadar gizli olduğuna, rapor yazıldıktan sonra
aleni hâle geldiğine ilişkin açıklaması
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Kadıgilin söyleyeceği konu başka bir şeye dair.
Bakın Sayın Başkanım, şimdi çığlık
çığlığa bağırarak bir şeyi gerçekleştiremezsiniz.
Buradaki problem şu, buradaki problem şu
(HDP sıralarından
gürültüler)
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Siz Grup Başkan Vekili olarak bağırıyorsunuz ya!
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Sus artık ya!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sen sus!
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Saygısız!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Sensin saygısız!
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Grup Başkan Vekili konuşuyor, yeter
artık ya!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Asıl saygısız sensin!
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Zengin, siz tamamlayın, arkadaşlarınız da
konuşuyor.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Haddini bil, haddini bil!
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Sen bileceksin haddini!
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) Sen haddini bil!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Şuna bak ya! Oradan konuş, konuş, konuş; biz
konuşunca müdahale et.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Kendinizi ne sanıyorsunuz siz ya?
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Ayıp ya!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Bir saattir tiyatro oynuyorsunuz, bir yıldır
saklamışsınız be!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Hiçbir şey saklamadık biz, kendinizle
karıştırmayın.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Kime ne anlatıyorsunuz, Allah Allah!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Belma, izninizle.
Sayın Başkan
(AK PARTİ ve HDP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Otursam daha iyi, beklemem gerekecek anlaşılan.
Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Zengin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Şimdi bakınız
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz,
buyurunuz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Bakın Sayın Başkanım, biz şunu söylüyoruz: Bizim Başkanımız,
bizim kendi Komisyon Başkanımız ifade etti; bu rapor
oluşuncaya kadar olan süreçte gizlilik var. Rapor
yazıldığı andan itibaren artık aleni hâle geliyor, ben
aleni olan bir şeyi aldım, aleni olanı. Ha, siz
almıyorsanız, siz almıyorsanız bu işinizi takip
etmediğiniz anlamına geliyor. Bakın, buradaki problem şu:
Sizin, sizin, bu rapora göre, 2 kadın vekiliniz bir yıl önce bunu
biliyor.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Yalan! Yalan! Yalan!
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Diyelim ki hiç kimseye söylememiş, ha o zaman çok iyi sır
saklıyorlar maşallah.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ya, mahkemede bile gizlilik var ya, mahkemede bile var. Senin elinde ne işi var onun?
ÖZLEM ZENGİN
(Tokat) - Kadın bunu sır olsun diye söylemiş, yardım olsun
diye onlara gitmiş. Bundan rahatsızlık duymayın, ben
raporda olanı okuduğum için rahatsızlık duyun.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Ne rahatsızlık duyacağız ya! Sizin
görevlileriniz zaten tetikçilik yapıyor.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yok, hiç rahatsız olmuyoruz vallahi; hiç
rahatsız olmuyoruz.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Hani bir jüri olsa diyeceğim ki takdiri jüriye bırakıyorum,
kamuoyuna bırakıyorum, millete bırakıyorum. Milletimiz
kararını verir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yalancısınız!
BAŞKAN - Teşekkür
ediyorum.
Sayın Kadıgil
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) -
Sayın Başkan, istirham ediyorum, olay kontrolden çıktı
artık.
BAŞKAN - Son olarak
Sayın Kadıgili dinleyeceğiz.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Özlem Hanım, o rapordan bir tane de Meral Hanıma verin.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Hakikaten verelim.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Turan, bizde yok.
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Yok yok, gerek yok; adamınız Selvi yazdı her tarafta,
gerek yok. Selvi yayınladı, yayınladı.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Onlara göre bir şey yok!
AYŞE ACAR BAŞARAN
(Batman) Kendinizle karıştırıyorsunuz, biz kadın
mücadelesinden vazgeçmeyeceğiz.
BAŞKAN Sayın
Kadıgil, lütfen yeni bir sataşmaya meydan vermeyelim.
Buyurunuz.
VI.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
3.-
İstanbul Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlünün, Tokat
Milletvekili Özlem Zenginin yaptığı açıklamasında
CHPli kadın milletvekillerine sataşması nedeniyle
konuşması
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Yeni bir sataşmaya mahal
vermeyeceğim ve inanmazsınız, sinirli
konuşmayacağım, çok sakin konuşacağım çünkü bunu
açık yüreklilikle söylüyorum ki AKP sıralarında da kadın
mücadelesine gönül vermiş ve bunun için mücadele eden arkadaşlar
olduğunu biliyorum.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat) -
Allah razı olsun, alkışlıyorum!
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Helal!
SALİHA SERA
KADIGİL SÜTLÜ (Devamla) - O yüzden, hatibin bize olan cehaletinden ileri
geldiğini, yeterince araştırmamaktan ileri geldiğini umut
ettiğim sataşmasına gayet yumuşak bir üslupla cevap
vereceğim.(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bakın, şimdi,
CHPnin içinde taciz, tecavüz vakaları oldu mu? Oldu. Tabii ki olacak,
toplumsal cinsiyet eşitliğine sahip olmayan bir ülkede
yaşıyoruz ve on sekiz yıldır sizin iktidarınızda
yaşıyoruz ve bizi sessiz kalmakla suçluyorsunuz.
Lütfen beni dinleyin;
attığım tweeti, daha sizin lağım medyanız bizim
üstümüze saldırmaya başlamadan önce attığım tweeti
okuyorum: Ataerkil düzenin hadsiz saldırganları, her ortamda aramızda.
Mesele, el âlem ne der diye örtbas etmeyip tam da böyle cezasını
kesmekte. Bu herifi ifşa ve şikâyet eden kız kardeşimi de
derhâl ihraç eden il örgütümüzü de kutluyorum. Hak ettiği en
ağır cezayı alması tek temennimdir. (CHP sıralarından
alkışlar)
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Derhâl, derhâl!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) - Açık açık yazdığımız tweet
budur.
Yetmedi, kadın
milletvekilleriyle bir araya geldik, bir açıklama yaptık, dedik ki:
Sizi hassasiyete davet ediyoruz. Niye? 20 yaşında bir mağdur
var. 20 yaşında bir mağdur avukatı
aracılığıyla açıklama yapıyor ve diyor ki: CHP
İl Başkanı bana elinden gelen bütün desteği verdi. Bu
konuda konuşulması, 20 yaşındaki mağdurun ikincil
hatalar, ikincil mağduriyetler yaşamasına sebep
olmaktadır.
Son olarak şunu
söyleyeceğim: Sessiz kalmakla suçluyorsunuz ya beni
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Başkanım, bağırmasın ama!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Bu arada, üç gün içinde de bu sapığı ihraç
ettik, şu anda da zaten tutuklu.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Bağırma, bağırma!
ŞAHİN TİN (Denizli)
Bağırmadan anlat, bağırmadan!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Ve şu kadar bir şey söyleyeceğim size:
Diyorsunuz ya hani Neden tepki göstermediniz? diye
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
Bağırmadan, bağırmadan!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Ben bu olayda
Sadece ben değil, benim Grup Başkan
Vekilim, benim bütün kadın milletvekili arkadaşlarım
sıfır tolerans diye açıklama yapmış
(AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Mümkün değil, hiç görmedik.
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla)
.kulağından tutmuş, bu sapığı
kapının önüne koymuş ve biz gereğini
yapmışız.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Hayır, kabul etmiyoruz!
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Koymamış, koymamış!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Peki, nerede ses çıkarmamışız? (AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Bir dakika daha rica ediyorum.
BAŞKAN Tamamlayın
Sayın Kadıgil.
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Mesela, nerede sessiz kalmışız, biliyor
musunuz; Sakaryada AKP Meclis üyeniz 14 yaşında 2 kız
öğrenciye tecavüz iddiasıyla yargılanırken hiç
çıtımızı çıkarmamışız grup olarak. (CHP
sıralarından alkışlar, AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yanlış yapmışsınız!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Mesela, Ovacıkta AKP eski ilçe
başkanınız 15 yaşında zihinsel engelli bir kıza
tecavüz ettiğinde hiç çıtımızı
çıkarmamışız grup olarak. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Yanlış yapmışsınız!
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (Devamla) Çünkü neden biliyor musunuz? Bir şey ne zaman protesto
edilir? Yargı işini yapmadığında, partiler işini
yapmadığında protesto edilir. Eğer ki parti gereğini
yapmış, ihraç etmişse, gerekli hukuki desteği vermişse
ve mağdurlar bize Bu konuyu konuşmayın. diye bize
yalvarıyorsa bunu hâlâ siyasi malzeme yapmayı ben bu hatibin
artık vicdanına emanet ediyorum, başka da hiçbir şey
demiyorum. (CHP ve HDP sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar; AK PARTİ sıralarından gürültüler)
BAŞKAN Birleşime
on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
18.19
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 18.33
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Beşinci Oturumunu açıyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
IV.- KANUN TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Teklifleri (Devam)
1.- 2021 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(S.Sayısı: 230) (Devam)
2.- 2019 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan
2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı
Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu İdaresine
Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı Faaliyet Genel
Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali İstatistikleri
Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair Sayıştay
Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan ve Bütçe Komisyonu
Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A) ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) ENERJİ PİYASASI
DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU
(Devam)
1) Nükleer Düzenleme Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Nükleer Düzenleme Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) MADEN TETKİK VE ARAMA
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) TÜRKİYE ENERJİ,
NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1) Türkiye Enerji, Nükleer ve
Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) MADEN VE PETROL
İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2) Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA
ENSTİTÜSÜ (Devam)
1) Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
G) NADİR TOPRAK
ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1) Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
Ğ) TÜRKİYE ATOM
ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1) Türkiye Atom Enerjisi
Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
H) AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
I) MESLEKİ
YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ) DEVLET PERSONEL
BAŞKANLIĞI (Devam)
1) Devlet Personel
Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
BAŞKAN
Komisyon yerinde.
Üçüncü
turda İYİ PARTİ Grubu adına yapılacak konuşmalara
başlıyoruz.
Denizli
Milletvekili Sayın Yasin Öztürk.
Buyurunuz
Sayın Öztürk. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
İYİ
PARTİ GRUBU ADINA YASİN ÖZTÜRK (Denizli) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2021 yılı Enerji
Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının
bütçesi üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Öncelikle,
bu mevcut sistemin ne kadar ucube olduğunun bir kanıtı da
şu anda mevcut Bakanlarımızın, kendi Bakanlık
bütçeleriyle ilgili olarak Komisyon yerlerinde bulunmaması bile ne kadar
ciddiyetsiz olduklarının, kendi bütçelerine sahip
çıkamadıklarının bir göstergesidir. (İYİ
PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
Konuşmama
Anadoludan bir nefesle başlıyorum:
Maden Dağı
arpalık, eğer saban yürürse,
Bütün dereler değirmen,
eğer suyu gelirse,
Her köylüden bir tavuk,
eğer köylü verirse,
Bunun sonu iyi değil,
eğer böyle giderse.
Temel olarak enerji
politikalarının esası, tüm tüketicilere yeterli, kaliteli,
sürekli, düşük maliyetli ve güvenilir bir şekilde
sunulmasıdır. Vatandaş için enerji kullanımı bir hak,
enerji kaynakları ise toplumun ortak malıdır. Bu nedenle, enerji
ihtiyacının karşılanması kamu yararı dikkate
alınarak yerine getirilmek durumundadır. İlgili kanunlarda kamu
yararı adına bu görev, ülkenin enerji ve tabii kaynaklara olan
kısa ve uzun vadeli ihtiyacını belirlemek, temini için gerekli
politikaların tespitine yardımcı olmak, planlamaları yapmak
üzere Enerji Bakanlığına verilmiştir. Enerji,
küreselleşen dünyanın en kronik sorunu hâline gelmiştir. Özellikle
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler, kıt ve kıymetli olmasına
rağmen sınırsız ve sorumsuzca tüketilen enerji
kaynaklarından maksimum fayda sağlamak üzere bütçelerinden enerji
kaynaklarına büyük pay ayırmaktadırlar.
Sayın Bakan Fatih
Dönmez, Plan ve Bütçe Komisyonunda Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 2021 yılı bütçesinin sunumunda,
Bakanlık olarak MTA, MAPEG, TENMAK, EPDK ve NDK dâhil olmak üzere 2021
Yılı Bütçe Kanun Teklifi teklif toplamının 5 milyar 61
milyon 810 bin lira olduğunu bildirmiştir.
Enerji politikaları
belirlenirken ve stratejiler çizilirken pek çok faktör dikkate
alınmaktadır. Enerji sektörü, sanayiden tarıma,
ulaşımdan iletişime, sağlığa ve uluslararası
ilişkilere kadar hemen hemen her alanı hem etkilemekte hem de bu
alanlardan etkilenmektedir. Bunlarla birlikte, güvenlik, coğrafi konum,
emperyal algılar, karşı politikalar, teknolojik gelişmeler,
iklim değişikliği, siyasal ve ekonomik krizler, bölgesel
çatışmalar enerji politikaları belirlenirken dikkate
alınmak zorundadır.
Enerji politikalarında
temel unsurlar kolay kolay değişikliğe uğramasa da,
koşullara bağlı olarak sürekli bir argüman geliştirme
zorunluluğu bulunmaktadır. Enerji politikalarına ve sektörün
düzenlenmesine altyapı oluşturan kurum ve kuruluşların
kurulma amacı da işte budur. Başta petrol ve gaz rezervleri
olmak üzere enerji kaynaklarına doğrudan ulaşmak, bu
kaynakların aktarılacağı enerji yollarının
planlamasını yapmak ve denetimini sağlamak, küresel sermayenin
enerji politikalarını belirleyen unsurlar olarak görünmektedir.
Uluslararası sermaye
sürdürülebilir kalkınma söylemi adı altında, dünya genelinde
enerji üretim ve tüketimini belirlemekte, kendi çıkarları
doğrultusunda kaynak paylaşımına şekil vermektedir.
Henry Kissingerin meşhur bir sözü vardır: "Petrolü
denetlerseniz devletleri, gıdayı denetlerseniz halkları kontrol
altına alırsınız". Bu sözün geçerliliği, enerji
kaynaklarının paylaşımı için savaşı göze
alan, sömürgeler oluşturan dünya devletleri göz önüne
alındığında daha da anlamlı bir hâle gelmektedir.
İlginçtir ki dünyadaki
birçok ülke, enerjideki bağımlılığın ve enerji
güvenliğindeki zayıflamanın temeli gördüğü
özelleştirme politikalarından vazgeçmiş, stratejik
kurumlarını kamu kontrolüne tekrar almaya
başlamıştır.
Enerji arzında 2002
yılında yüzde 67,2 olan dışa
bağımlılık, 2018 yılında yüzde 72,4e yükselmiştir.
Türkiyenin hızla artan enerji ithalatının faturası 2019da
41,6 milyar dolar olmuştur. Sayın Bakanın içinde sitemde
barındırarak açıkladığı 5 milyar 61 milyonluk
bütçe, yerli kaynakların kullanımının
artırılıp enerjide dışa
bağımlılıktan kurtulabilmemiz için yeterli bir tutar
değildir. Hele ki Enerji, Ulaştırma, Sanayi
Bakanlıkları gibi icracı bakanlıkların gediklisi
birkaç firmanın bir seferde aldıkları ihale ve teşvik
miktarları düşünüldüğünde -ki aldıkları bir ihale bile
Bakanlık bütçesinin üzerindedir- Sayın Bakan tarafından
açıklanan bütçe tutarı yetersizdir.
Ancak dünya ekonomisi
üzerinde değerlendirmeleriyle bilinen bir İngiliz gazetesinin tespiti
üzerine, devlet varlıklarını satmak AK PARTİsi için bir
tutku hâline gelmiştir. Bugün ülkede sadece enerji kuruluşları
değil, devletin bütün stratejik kurumları bu tutkuyla
satılmıştır. Devletin elinde ne yatırım yapacak
bir kurum ne enerji güvenliğini sağlayacak bir bakanlık kalmamıştır.
Enerji Bakanlığı, elektrik, maden, petrol, doğal gaz gibi
adında zenginlik barındıran, iştah kabartan bütün
kurumlarını elinden çıkarmıştır. 5 milyar 61
milyonluk bütçe, yatırımlarını, görevini devretmiş,
sadece bürokratik işlemlere aracılık eder hâle gelmiş bir
Bakanlık için çok fazladır.
Bu arada, dünyada birçok
ülke, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda bütçelerinden
önemli tutarlar ayırmakta, Avrupa Birliği ülkelerinin liderleri ise
bu konuda Avrupa Birliği bütçesinin en az yüzde 25nin
ayrılmasını talep etmektedirler. 2021 yılı merkezî
yönetim bütçesinde ise sürdürülebilir çevre ve iklim
değişikliğine ayrılan tutar merkezî bütçenin sadece binde
1i civarındadır. İktidar, çevreyi teşvik, istisna ve
indirim altında milyarlar aktardığı 5liler olarak
algılarken, iklim değişikliği ile kuraklık, sel, orman
yangını ve aşırı hava olayları kaynaklı
afetler arasındaki bağlantıyı kuramamıştır.
Değerli milletvekilleri,
arşiv önemlidir. Partilerin seçim beyannameleri de bir arşiv
niteliğindedir. Beyannamede verilen vaatler, yemin niteliğinde
bağlayıcı olduğu kadar gelecek için de ışık
tutar. Siyasete, 2001 yılında Erdemliler Hareketi olarak adım
atan AK PARTİsinin ilk seçim beyannamesi de işte, bu açıdan
önemlidir.
AK PARTİsinin 2002
tarihli seçim beyannamesinde enerjiyle ilgili bölümde bakınız neler
söylenmekte: Geçmiş hükûmetler, son dönemlerde uyguladıkları
politikalarıyla enerji alanını Türkiye için acil ve içinden
çıkılması zor bir sorun hâline getirmişlerdir. Ülkemizin
öngörülebilir büyüme perspektifleriyle bağdaşmayan al ya da öde
anlaşmaları, imtiyaz ve işletme hakkı devir
sözleşmeleri, Türkiyeyi taşınması giderek zorlaşan
bir mali külfetle karşı karşıya bırakmaktadır. Bu
mali külfetin yüksek birim fiyatlar ve yüksek vergilerle tüketicilere
aktarılması, enerji tüketimini caydıran, büyümeyi
yavaşlatan, yerli sermayemizin rekabet edebilirliğini azaltan ve
yabancı sermaye yatırımlarını engelleyen sonuçlar
doğurmaktadır. İletim, dağıtım ve
faturalandırma aşamalarında ortaya çıkan yüksek kayıp
ve kaçak oranlarının kabul edilebilir dengelere çekilmesi için gerekli
önlemler alınacaktır.
Sadece birkaç cümlenin bile
on sekiz yılda defalarca tekrarlanması ve hâlâ icraata geçirilmemesi
bakımından önemli olduğu için paylaşma gereği,
ihtiyacı hissettim. On sekiz yıl içinde verilen sözün muhatabı
olan vatandaş adına şimdi sormak istiyorum: Ülkemizi
taşınması giderek zorlaşan mali külfetle karşı
karşıya bırakan imtiyaz ve devir sözleşmelerinden vazgeçmek
yerine, neden imtiyazlardan beslenen tekeller oluşturdunuz? İletim,
dağıtım ve faturalandırma aşamalarındaki
kayıp kaçak oranlarını azaltmak için ne yaptınız?
Vatandaşın enerjiye ilişkin fatura bedellerini indirmek
adına ne yaptınız? Yüksek birim fiyat ve vergilerle
arttığını eleştirdiğiniz elektrik
faturalarıyla ilgili hangi vergiyi almaktan vazgeçtiniz? Vergilerde indirim
yerine vergi çeşitliliğinde artırıma neden gittiniz?
Verdiğiniz ama
unuttuğunuz sözünüzü hatırlatayım: Elektrik
dağıtım özelleştirmeleri; ucuzluk yerine, elektrik
tarifeleri ve hizmet bedelleriyle pahalılık getirmiş,
tüketiciden dağıtım şirketlerine mali kaynak
aktarmanın yasal yolunu oluşturmuştur. Özelleştirmeler
sonrasında özel sektör tarafından yapılacağı ifade
edilen yenileme yatırımı harcamaları, beklentinin aksine
önceki yıllara göre artmış ve tarifeler yoluyla tüketiciye
yansıtılmıştır. Dağıtıcı
şirketlerce satışı yapılacak enerji bedelinin
tespitinde sorunlar yaşandığı görülmektedir. Konuya
ilişkin yasal düzenlemelere karşın EPDK tarafından enerji
dağıtımı yapacak şirketlerin uygulayacakları
satış fiyatlarının tespiti ve güncellenmesine ilişkin
bir formül geliştirilememiştir. Bugün, özel şirketler
tarafından faturalandırılan bir ev abonesi, ödediği fatura
miktarının yüzde 51'ini elektrik bedeli, kalan
kısmını ise diğer ücretler olarak ödemektedir. Bir
elektrik faturasında kullanım ve dağıtım bedeli
yanında, enerji fonu, TRT payı, elektrik tüketim vergisi ve KDV
alınmaktadır. İşin ilginç olanı, elektrik bedellerinin
ödenmesine dâhil edilen vergilerin KDVsi de ödenmektedir. Yani verginin
vergisini de vatandaş yüklenmektedir. Bununla birlikte kayıp kaçak
mücadelesinden vazgeçilmiş, bu kalem, vatandaşın ödemekle
zorunlu olduğu ve neredeyse faturaya sabitlenen bir bedel hâlini
almıştır.
Öte yandan, elektrik enerjisi
alanında, özel üretici şirketlere, önceki dönemlerde devam eden
yap-işlet-devret ve işletme hakkı devri uygulamalarına ek
olarak yeni destek uygulamalarıyla 2019da yaklaşık 47 milyar
lira ödeme yapılmıştır. Bu ödemelerle sadece son yılda
yaklaşık 23 milyar lira, piyasa fiyatlarının üzerinde ilave
bedel olarak özel şirketlere transfer edilmiştir. Buna
karşın, ödenmiş vergilerin KDVsini bile vatandaşa ödeten
iktidar, Enerji Fonu için vatandaşa vergi dayatan iktidar, tüketicilerden
aldığı Enerji Fonu bedellerini Enerji Bakanlığı
hesabına yatırmakla yükümlü elektrik şirketlerinden tahsilat
gerçekleştirememiştir. Nihai tüketiciden çatır çatır
faturaları tahsil eden enerji satışı yapan firmalar, kamuya
ödemesi gereken bedeli ödememiştir. Özetle, vatandaşın elektrik
kullanma hakkı, iktidarla birlikte piyasanın insafına terk
edilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
birçok dünya ülkesinde kıt bulunan hatta bulunmayan enerji
kaynaklarına sahip olan ülkemiz, sömürü zihniyetini uluslararası
organizasyonlar ve uluslararası karteller aracılığıyla
devam ettirmek isteyen emperyal ülkeler tarafından kıskaç
altındadır. Yeni sömürü düzeninin adı da ne yazık ki bazen
uluslararası yatırımlar olarak
masumlaştırılmaktadır. Ne yazık ki ülkemizde de maden
arayan şirketlerin büyük çoğunluğu yabancı sermayeyle
kurulmuş şirketlerdir. Kurulan yabancı ortaklı
şirketlerin büyük bölümünde yerli sermaye payı ise yok denecek kadar
azdır. Ülkemizde maden arayan şirketler arasında Avrupada
Almanya, Fransa, İngiltere, Yunanistan gibi ülkeler olduğu gibi ABD,
Kanada, Rusya ve Çin bulunurken Cayman Adaları, Vincent Adaları gibi
kara para aklamalarıyla bilinen ada ülkeleri bile yer almaktadır.
Peki, ulusal
kaynaklarımızın bu denli yağmalanması, sadece
uluslararası tekellerin yatırım açlığından
mı kaynaklanmaktadır? Hayır. İktidarın bu
şirketlere tanıdığı izin, arama, işletme aşamalarında
bürokrasiyi azaltacak tedbirleri alması, teşvikler uygulaması ve
ülkenin her alanını maden aranacak saha hâline getirmesinden
kaynaklanmaktadır. Bu aşamada altın kartelleri lehine ilk
adım, 26 Nisan 2004 tarihinde çıkarılan 5177 sayılı
Kanunla atılmıştır. Daha sonra birçok kanundaki
değişlikle de, özel çevre koruma bölgeleri, millî parklar, tabiat
parkları, tarım, mera, su havzaları, yaban hayatı koruma
sahaları, orman, ağaçlandırma alanları, kıyı
alanları ve sahil şeritleri, kara suları, kültür ve turizm
koruma bölgeleri, askerî yasak bölgeler, imar alanları, birinci derece sit
alanları madencilerin hizmetine sunulmuştur.
Yerli kaynakların
yabancılara havale edilmesi o kadar sıkıntılı bir hâl
almıştır ki bu konuda Türkiye Varlık Fonu bünyesinde
kurulan Maden Holding AŞ Genel Müdürünün açıklamaları önemlidir:
Madenciliğin güçlü olmadığı ve devletin güçlü bir
şekilde bu sektörde olmadığı ülkelerin gelişmesi
mümkün değil. Hiçbir zaman devletçi bakmıyoruz ama burada devletin
gelir yaratan bir model yaratması gerekiyor. demiş. Sadece birkaç
cümleden oluşan bu açıklama, içerisinde AK PARTİsinin
zihniyetinin özetini ve itiraflarını da barındırıyor;
bu, bir itiraftır.
Evet, devlet güçlü bir
şekilde madencilik sektöründe artık yoktur. Etibank, Türkiye Demir
Çelik İşletmeleri, Karadeniz Bakır İşletmeleri,
Türkiye Kömür İşletmeleri, Türkiye Taşkömürü Kurumu gibi
madencilik alanında uzman kamu kuruluşları AK PARTİsi
döneminde özelleştirilmiştir. Bu kurumların içi bu iktidar
döneminde boşaltılmıştır. FETÖ bu özelleştirmeler
sayesinde finansal açıdan palazlanmış, FETÖnün gelir
kaynakları içerisinde en büyük payı madenlerden elde ettiği
gelirler oluşturmuştur.
Devletçi bakmak ne
demektir? Kâr etmek benim önceliğim değil, zarar da etsem cebimden
mi çıkacak? yaklaşımı mıdır? Devletçi bakmak
ne demektir? Yönetim kurullarına, hatta bir değil aynı anda
birkaç kurumun yetkili kurullarına eş dost, akraba yerleştirmek
mi demektir? Devletçi bakmak ne demektir? Siyaseten küstürülmemesi gerekenler
için, susturulması gerekenler için, kenarda bekletilenler için görev icat
edilmesi mi demektir? Devletçi bakmak ne demektir? Belki iktidar ve
atadıkları bilmiyor olabilir; devletçi bakmak devletin her
kuruşuna sahip çıkmak demektir; devletçi bakmak kamu yararını
ön planda tutmak demektir; devletçi bakmak Benim cebim dolsun, gözüm
doysun. demek değil Vatandaşın karnı doysun. Demektir;
devletçi bakmak devletin hakkını yetim hakkıyla bir tutmak
demektir. Sözün özü şudur ki devletin elinde özelleştirilecek maden
adına kurum kalmamıştır. Yeni bir kurum oluşturup
kamu-özel iş birliğiyle, kamu ihalelerinin her daim gediklisi olan
şirketlere büyük ölçüde kamusal denetim dışında olan
Varlık Fonu güvencesiyle kaynak aktarılmasının yeni bir
yolu açılacaktır.
Değerli milletvekilleri,
yine enerji ve yabancı yatırımcılar konusundan devam etmek
istiyorum. 2002 beyannamesinden itibaren AK PARTİsinin istikrarlı
olarak karar aldığı ve uyguladığı tek konu yabancı
yatırımcıların Türkiyeye davet edilmesidir. Daha iktidar
olmadan umudunu yabancı yatırımcıya bağlayan AK
PARTİsi, son davetini daha birkaç gün önce Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından yapmıştır:
Altını çizerek ifade etmek isterim ki on sekiz yılda
uluslararası müteşebbisleri asla yabancı
yatırımcı olarak görmedik, görmüyoruz. Kendi
insanımıza hangi imkânları sağlıyorsak Türkiyeye
güvenen, Türkiyenin yatırım ortamına inanan tüm
girişimcilere de aynısını sağlıyoruz. Savunma
sanayisinden gıdaya, dijital ekonomiden sağlık sektörüne kadar
katma değeri yüksek, Türkiyenin teknolojik dönüşümüne öncülük edecek
yatırımları teşvik ediyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin sizlere gereken
her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu bilmenizi istiyorum.
İstikrarlı ülke
ekonomilerine yabancılar yatırım yapar, yabancı
ortaklıklar olmalıdır da. Ekonomide İyi para, kötü
parayı kovar. ilkesini unutmadan bu arayışa da girebilirsiniz.
Ancak görülen o ki siz iyi paranın değil, sadece paranın
peşindesiniz. İstikrar olmadan bu çağrıyı
yaparsanız ancak kötü parayı çeker, ülkenin savunma sanayisini de,
enerji kaynaklarını da yabancı tekellere farkında olmadan
devredersiniz.
Gelelim, Enerji
Bakanlığının bağlı ve ilgili
kuruluşlarına. 28 Mart 2020 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle, Türkiye Atom Enerjisi
Kurumu, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ile 2018 yılında
kurulan ve daha kendini ispatlamaya fırsat bile bulamamış olan
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü
kapatılmış, bu kuruluşların yerine Türkiye Enerji,
Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu (TENMAK) kurulmuştur.
Bor, ülkemiz için ekonomik
ve stratejik önemdeki millî maden statüsündedir ve bu madenin kullanım
alanını arttırmak amacıyla 2003 yılında Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığının ilgili kuruluşu olarak
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Yapılması
gereken, millî maden statüsündeki borla ilgili kuruluşa daha fazla
kaynak aktarmak olmalıyken kurum kapatılmıştır;
yıllara dayanan uzmanlık, kurumsal birikim, deneyim ve hafıza
yok edilmiştir. Bütçesi kısıtlı bir organizasyon
yapısı içerisinde, yetki ve görev dağılımı
belirsiz yeni bir kurum çatısı altında millî madenimiz
değersizleştirilmiştir.
Aynı şekilde,
altmış dört yıllık köklü bir kuruluş olan Türkiye Atom
Enerjisi Kurumu kapatılırken, konuyla doğrudan ilişkisi
olmayan kurumlarla birleştirilip faaliyet alanı
daraltılırken kapatılma gerekçesi bile
açıklanmamıştır. TAEKte yıllarını vererek
nükleer alanda yetişmiş, gerek atıl bırakılarak
gerekse hak ettikleri görev verilmeyerek dışlanmış olan
fizik ve nükleer mühendislerine memlekete hizmet imkânı vermek gerekir.
Maalesef, Nükleer Düzenleme Kurumunda da Dışişleri
Bakanlığında olduğu gibi bol bol kurum dışı
atamalar yapıldığının altını çizerek söylemek
istiyorum.
Bir kurum açmak, kamudan
aktarılan kaynak demektir. Kararnameyle kapatılan kurumlardan NATEN,
2018in Temmuz ayında kurulmuştu. Kuruluşu üzerinden daha bir
buçuk yıl geçmeden bu kurumu kapatmak, birbiriyle alakasız kurumlarla
birleştirmek, vizyonsuzluğun daniskasıdır. Kararnamede TENMAKın
görevlerine ilişkin olarak "yapar veya yaptırır"
ifadeleri yer almaktadır. Deneyim ve birikimi yok edilen kurumların
bu görevleri kendilerinin yapması olası olmadığına
göre, bu görevler adrese teslim şirketlere yaptırılarak kaynak
aktarılacaktır; işte, eski kurumların kapatılıp
yeni bir kurum icat edilmesinin gerçek nedeni de budur.
Bakanlığın
ilgi ve yetki alanındaki kuruluşlardan devam edeyim: Enerji
Bakanlığının ilgili kuruluşu Eti Madenle ilgili olarak
24 Şubat 2017 tarihinde bir kararname yayınlanmış, kuruluşun
bütün hisselerinin Türkiye Varlık Fonuna devredilmesi
kararlaştırılmıştır. Türkiye Varlık Fonuna
devredilen kuruluşların akıbeti ortadadır. Arsalar parsel
parsel, hisseler katar katar satılmaktadır.
Yine,
Bakanlığın ilgili kuruluşu TKİ, Sayıştay
raporlarında yer alan ifadeyle söylüyorum: Yöneticilerin verilen
sermayeyi ve sağlanan diğer kaynakları verimlilik ve
kârlılık esaslarına göre kullanma ve değerlendirme gayret
ve basiretini göstermek sorumluluğu ve yükümlülüğüne aykırı
davranmaları nedeniyle zarar etmiştir. Kurum yöneticilerinin
hesaplama hatalarının bedeli olan 79 milyon 387 bin Türk lirası
iktidar ihaleleriyle servetlerine servet katan meşhur 5lilerden 2
şirkete aktarılmış, geri de
alınamamıştır. Taş kömürü üretimindeki görevini bir
yana bırakan Kurum, zararını kapatmak için kozmetik sektörüne el
almış ancak ürettiği krem, şampuan gibi ürünler
tutmayınca, son kullanım tarihi dolan 48.500 ürünü çöpe
atmıştır.
Enerji
Bakanlığının ilgili kuruluşlarının neredeyse
tamamı dönemlerini zararla kapatmıştır, BOTAŞ da bu
kurumlardan biridir. 2017 yılında Varlık Fonuna devredilene
kadar kâr açıklayan BOTAŞ, 2019 yılını 5,6 milyar lira
zararla kapatmıştır. İktidara göre, artan zararın
sebebi finansman giderleridir. Ne yazık ki birçok kamu kuruluşu da
bütçelerinde oluşan zararı finansman gideri ve döviz kuru
dalgalanmalarına bağlamayı gelenek hâline getirmiş,
bankalarda tuttukları yerli ve yabancı paraları
yatırım ve zararı kapatmak için kullanmak yerine, faiz ve dolar
takipçisi olmuşlardır.
Değerli milletvekilleri,
konuşmam Enerji Bakanlığı üzerineydi ama bugün Aile ve
Çalışma Bakanlığının bütçesini de
görüşüyoruz.
Dün, Denizlideki
esnafımızın, çalışanlarımızın
meramını Denizlili mevkidaşım Teoman Bey çok güzel bir
şekilde aktardı, kendisine teşekkür ediyorum.
Kendi esnafımıza,
vatandaşımıza 5 lirayı vermeyenler, Tunusa 5 milyon dolar
göndermiş. Öyle bir söz söyleyeceğim ama devamını
getirmeyeceğim: Ayranı yok içmeye... diye bir laf var, gerisini siz
anlarsınız. (İYİ PARTİ ve CHP sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YASİN ÖZTÜRK (Devamla)
Sözümü tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN Buyurunuz
YASİN ÖZTÜRK (Devamla)
Dolayısıyla ülkemizde milyonlarca aile asgari ücretle geçinmeye
çalışıyor, daha doğrusu geçinemiyor; asgari ücretli
vatandaşın derdi, hepimizin derdi. Sayın Genel
Başkanımız Meral Akşener de bu hassasiyetle iktidara bir
teklif sundu. Brüt ücreti 3 bin liraya çıkarıp asgari ücretli
çalışanlara brüt kazancının tamamını ödeyelim yani
işverenimiz, çalıştırdığı asgari ücretli
vatandaşlarımızın gelir vergisi ve SGK primini devlete
değil, çalışanına versin; devletimiz de
çalışanımızın gelir vergisi ve SGK primini üstlensin.
Böylece, asgari ücretle çalışan vatandaşlarımızın
eline net 3 bin lira geçerken işverene olan maliyeti ise aynı olmaya
devam etsin. Yani çalışanımızın eline geçen asgari
ücreti 2.325 liradan 3 bin liraya çıkaralım ama işverene olan
maliyeti artırmayalım. Asgari ücretin üzerinde maaş alan
çalışanların da asgari ücretten doğan SGK prim ve gelir
vergisini devlet üstlensin. Bir başka deyişle, devletimiz bütün
çalışanların cebine aylık 675 lira koysun ama bu
parayı işverenden almasın. Bizim önerimiz budur. Milletin
kazancı arttığı için tüketimimiz de 112 milyar lira
artacak, bu artışın millî gelirimize etkisi yaklaşık
450 milyar lira olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YASİN ÖZTÜRK (Devamla)
Başkanım, sözümü bitiriyorum.
BAŞKAN
Selamlayalım lütfen.
YASİN ÖZTÜRK (Devamla)
Yani vatandaşımızı ve şirketlerimizi
borçlandırmadan tüketim ve millî gelir artışı sağlayacağız.
Bunun istihdama katkısı ise 1 milyon 550 bin yeni çalışan
olacaktır.
Sözlerimi toparlıyor ve
anlamak isteyenler için tekrar ediyorum: Saban artık yürümüyor. Dere
bitti, su akmıyor. Köylünün elinde hiçbir şey kalmadı,
veremiyor. Anlaşılan o ki sizin için de yolun sonu görünüyor.
(İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ayhan Altıntaş.
Buyurunuz Sayın
Altıntaş.
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA AYHAN ALTINTAŞ (Ankara) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; İYİ PARTİ Grubu adına, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı bütçesi üzerine söz almış
bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama
başlamadan önce, 10 Aralık 2016 tarihinde İstanbul
Beşiktaştaki terör saldırısında şehit olan
polislerimize ve vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum.
Ayrıca, bugün 10
Aralık İnsan Hakları Günü, tüm insanlığa kutlu olsun
diyorum.
Enerji, modern dünyada,
yaşadığımız teknolojik çağda yaşamın
vazgeçilmez bir unsuru hâline geldi. Enerji olmadan ne beslenebiliyoruz ne
güvenliğimizi tamamen sağlayabiliyoruz ne de işlerimizi
yönetebiliyoruz. Ülkemizde enerji talebi her geçen gün artmaktadır. 2021
Yılı Cumhurbaşkanlığı Programında
belirtildiği üzere, 2000-2018 arasında yıllık elektrik enerjisi
talebi dünyada ortalama yüzde 3 artış gösterirken bizde yüzde 5
artış göstermiş. Cumhurbaşkanlığı 2021
bütçesinde, bu artış büyümeye bağlanmış. Artık
dünyada sağlıklı büyümenin ölçüsü enerjinin çok tüketilmesi
değil, daha verimli ve daha tasarruflu tüketilmesidir. Maalesef, ülkemizde
enerji konusunda her şey güllük gülistanlık değildir.
Hükûmetin enerji
politikalarında önemli gördüğüm üç sorundan bahsedeceğim:
Birincisi, enerjide dışa bağımlı olmamızdır;
ikincisi, enerji kullanımında çevreyi ve doğayı hoyratça
kullanmamızdır; üçüncü konumuz ise enerjiyi bir rant alanı
olarak görmemizdir. Türkiye, 80li yıllardan beridir önemli ölçüde ithal
enerji kaynakları kullanmaktadır. Önemli ölçüde petrol, doğal
gaz ve kömür ithal ediyoruz. Evet, bir ülke her zaman kendi kendine yetmez,
bunun neredeyse imkânı yoktur fakat elimizden geldiğince enerjide
daha az bağımlı olmalıyız. 1990larda yüzde 51lerde,
2002de yüzde 67lerde olan enerji arzında dışa
bağımlılığımız 2018de yüzde 72 seviyesine
yükselmiştir. Ayrıca, TÜİK verilerine göre, 2017de enerji
ithalatımız 37 milyar 204 milyon dolar iken 2018de
yaklaşık 43 milyar dolar ve 2019da ise 41,6 milyar dolar seviyesinde
olmuştur. Tabii, burada birçok sakınca var. Doğal gaz tedarik
ettiğimiz ülkelerin fiyatları artırması, ayrıca
herhangi bir kesinti veya sıkıntı sorun olduğu durumda,
siyasi sıkıntı olduğu durumda
karşılaşacağımız sorunlar önümüze engeller
çıkarabilir. Bu yüzden doğal gaz depolama faaliyetlerinin yeterli
olması gereklidir. Bu konuda yapılan yatırımları
olumlu buluyoruz ama 4 milyar metreküplük doğal gaz depolama kapasitesinin
daha da artırılması gerektiğini düşünüyoruz.
Dışa
bağımlılıkta bir diğer sorun da yapılan
anlaşmaların saydam olmamasıdır. Yapılan
sözleşmeler gizli. deniyor ama fatura millete ödetiliyor.
İktidarı enerji
konusunda sorunlu gördüğüm ikinci husus ise enerji üretim ve
kullanımında çevreyi, doğayı, havayı, suyu hoyratça
kullanmamız, hatta katletmemizdir. Özellikle nehir tipi hidroelektrik
santrallerde, termik santrallerde ve madencilikte bu konuda dünyanın en
vurdumduymaz ülkelerinden biriyiz. Daha önce de söylemiştim, çevre
konusunda Hükûmetin yaklaşımı yanlıştır. Yer
altında, yer üstünde ne varsa, verimli, verimsiz, bir an önce satıp
savmak üzerine kurulmuş, geleceği hiç düşünmeyen -kusura
bakmayın, bu tabiri kullanacağım- cahilce bir
yaklaşımdır. Hatta bazen doğamızı katletme
hakkını da mütevazı yatırımlar
karşılığında yabancı şirketlere on-on
beş seneliğine veren bir yaklaşımdır. Bu
yaklaşım, çevre örgütlerinin açıklamalarına göre Kaz
Dağlarında 195 bin ağacın katledilmesine sebep olan bir
yaklaşımdır. Doğa talan ediliyor, Kaz
Dağlarının yanına bir de kalkıp Avanosu
ekliyorsunuz.
Aydın ilinde
yapılan JESlerde Aydının güzelim doğasına,
insanına ve tarımına büyük tahribat yapılıyor. Bu
kürsüden defalarca gelecek nesillerin sadece bizim torunlarımız,
çocuklarımız olmayacağını, sizin
çocuklarınızın da torunlarınızın da bundan
etkileneceğini söylüyoruz ama ne yazık ki hâlâ dinlemiyorsunuz.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
bu politikalarla kısa vadede para kazansanız bile uzun vadede
kaybedersiniz çünkü bu politikalar sürdürülebilir değildir.
Bakanlığın çevreye verdiği önemi anlamak için tahsis
ettiği bütçeye bakalım: Bakın, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 4 milyar TLlik bütçesinin ne kadarı
sürdürülebilir çevreye ve İklim Değişikliği ve Uyum Dairesi
Başkanlığına ayrılmış? Sıkı durun
arkadaşlar, sadece 2,5 milyon TL yani binde 1inden az. Bu bütçeyle mi
sürdürülebilir çevre hedefliyorsunuz?
Çevreye önem verecekseniz
öncelikle ÇED gerekli değildir uygulamasını derhâl yürürlükten
kaldırın, tüm enerji politikalarını halkın ve
STKlerin katılımıyla ivedilikle tartışmaya açın.
Değerli milletvekilleri,
üçüncü problemli husus, elektrik özelleştirilmelerindeki
yanlışlıklar ve onların yol açtığı
sorunlardır. Ülkemizde elektrik üretim tesislerinin çok büyük
kısmı özelleştirildi. Elektrik üretiminde kamunun payı 2019
yılında ancak yüzde 19,5 seviyelerinde. Yüksek elektrik talebi
beklentisiyle teşvik edilen yatırımcılar hızla yurt
dışından kredi kullanarak doğal gaz çevrim santralleri
yaptılar ancak gelişen koşullarda bu elektrik üretimi
pahalı hâle gelince krediler ödenemez hâle geldi. Geçen yıl elektrik
üretim ve dağıtım sektörünün 47 milyar dolarlık borç stoku
vardı. Bunun da 12-13 milyar doları ödenemeyecek durumdadır.
Tabii, bu ödemeler, batık krediler de kapasite kullanım bedeli olarak
ya da vergi olarak vatandaşın faturasına
yansıtılmaktadır. Son yıllarda elektrik kurulu gücü düzenli
olarak artıyor fakat talepte aynı oranda bir artış söz
konusu değil. Hatta talepte 2017den itibaren bir daralma da söz konusu.
Ülkemizdeki elektrik enerjisi kurulu gücümüz 93 bin megavatın üzerinde.
Buna rağmen, en yüksek tüketim anında bile 49 bin megavatlık bir
tüketim var. İlaveten, Akkuyu Nükleer Santrali de var, 4.800 megavat
kurulu gücünde ve yılda 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek olan bu
santralle kapasitemiz daha da çok artacak fakat kullanım
oranımız da görüldüğü gibi, kapasitemizin çok altında
kalabilecek. Bu plansız hamlelerimiz sonucunda bazı santraller
üretimi durdurmuş, bazıları kapanmış, bazıları
da satılmıştır.
Elektrik üretiminde bunlar
olurken elektrik dağıtımı ve satışı ise
tamamen özelleştirildi. Ne oldu? Daha mı ucuza elektrik
kullandık? Daha mı verimli yatırımlar yaptık? Enerjide
dışa bağımlılıktan mı kurtulduk? Enerji
ithalatımız mı azaldı? Aksine, bu durumun
yarattığı büyük sorunlar var. Uygulamada bu özelleştirme
işi, rant aktarımına dönüştü.
Değerli arkadaşlar,
dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin yol
açtığı sorunlar, hemen her gün vatandaşın gündeminden
düşmüyor. Maalesef bazı vatandaşlarımız elektriğe
rahatça ulaşamamaktadır. Bu konuyu defalarca dile getirdik.
Halkımızın her ferdinin elektriğe erişimini
sağlamamız lazım. Dağıtım şirketleri,
bazı bölgelere altyapı yapmamakta, çeşitli bahanelerle
yatırım maliyetlerinden kaçmaktadırlar. Bu durum, en başta,
yerleşim yerlerinden uzakta bulunan hayvancılarımızı,
çiftçilerimizi ve köylülerimizi etkilemektedir. Yerleşim yerlerinden
uzakta olmaları istenen süt üreticilerimizin, sütlerini sağdıktan
sonra hemen soğuk sisteme sokmaları gerekiyor fakat
dağıtım şirketi birtakım bahanelerle bu
işletmelere elektrik götürmüyor. Bu konudaki yaptırımları
derhâl uygulamalıyız, daha sonra da
vatandaşlarımızın elektriğe daha ucuz erişmesi
için çareler düşünmeliyiz. Beklentimiz, isteğimiz budur.
Halkımız zaten enflasyon belasıyla boğuşuyor,
beslenmekte bile zorlanır oldu insanlarımız, maalesef, hâlâ
yüksek fiyatlarla elektrik kullanıyoruz. G20 üyesi ülkeler arasında
satın alma gücü paritesine göre elektrik fiyatı en pahalı 3üncü
ülke konumundayız.
35 milyonu mesken olan 43
milyondan fazla elektrik abonesi var. Bakın, 35 milyon mesken abonesi
aynı tarifeden elektrik faturası ödüyor. Bu, adil değildir. Az
kullanan vatandaşa indirimli bir fiyattan elektrik verilmesi daha
doğru olacaktır. Böylece, vatandaş kendi gelirine göre elektrik
kullanacak ve neticede, gelirlerinden az da olsa tasarruf edebilecektir. Böyle
bir uygulamanın bize bir avantajı daha var, farklı tarife
uygulanması vatandaşı daha az elektrik kullanmaya teşvik
edecek, böylece enerji tasarrufu da sağlanacaktır.
Değerli milletvekilleri,
şimdi, 100 liralık bir elektrik faturasının 19,43
lirası vergi ve fonlar, 28,27 lirası da dağıtım
bedeli, geriye kalan 52,3 lira ise abonenin kullandığı elektrik
bedeli. Yani faturanın yaklaşık yalnızca yarısı
kullanıcının kullandığı elektrik için, geri
kalanı dağıtım bedeli, vergiler, sayaç okuma bedeli, TRT
payı vesaire. Birçok şeyi faturaların içine gizliyorsunuz ki
tesadüflerle öğreniyoruz. Daha dün, şirketlerin temsil ve
ağırlama masraflarının, personel yolluklarının,
arabuluculuk ve avukatlık giderlerinin de faturada olduğunu
öğrendik.
Arkadaşlar, bu,
dağıtım bedeli nedir? Şirketin hizmet kalitesini
artırması, yatırımlarını yapması ve
kayıp kaçak oranını düşürmesi için ödenen bir bedeli
olması lazım. Biz, vatandaş olarak bu parayı
tıkır tıkır öderken bu şirketler hizmet kalitesini
artırdılar mı? Vatandaşa hizmet için
yatırımlarını yaptılar mı? Mesela, hepimizin
faturasına eklenen kayıp kaçak bedeli. Bunu önlemek
vatandaşın görevi mi ki cezasını vatandaş çekiyor.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Sayın Hatip, müsaade eder misiniz
Sayın bakanlar, birileri
çıksa, size burada hakaretamiz ifadeler kullansa
Çok rahat bir
şekilde dinliyorsunuz. Sayın hatip kürsüde gerçekten çözüm olabilecek
öneriler getiriyor ve siz dinlemek bir yana sırtınızı
dönüyorsunuz. Bu konuda sizi biraz daha dikkatli olmaya davet ediyorum.
Teşekkür ederim.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Yani böyle bir usul yok.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Böyle bir usul var.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Böyle bir usul yok hakikaten, böyle
bir usul yok.
MUHAMMET NACİ
CİNİSLİ (Erzurum) Böyle bir usul de yok.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Bakan dinlemesini de
yapar, ilgili bilgileri de alır, bu konuda herhangi bir problem yok.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Çok
özür diliyorum Sayın Hatip.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın
konuşmacının konuşması esnasında
konuşmayı bölüp böyle bir çağrıda bulunmak kesinlikle kural
ihlalidir, doğru değildir.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Ben
kendi grubumdaki konuşmacının konuşmasını
keserim. Sen de otur orada, dinle.
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, lütfen
AYHAN ALTINTAŞ (Devamla)
Kayıp kaçak hususunda
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Siz yerinize oturun beyefendi, siz
yerinize oturun. Burada yaptığınız
saygısızlık asıl konuşmacıyadır.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Faydalan biraz
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Hayır, izin istedi, kendi konuşmacısından izin istedi ya.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kendi konuşmacınıza
saygısızlık yapıyorsunuz. Böyle bir şey yok, izin yok.
ORHAN ÇAKIRLAR (Edirne) Hiç
alakası yok.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Ya,
saygıdan bihaber adamsın!
UĞUR BAYRAKTUTAN
(Artvin) Dört dakika ekleyin Başkanım, dört dakika gitti.
BAŞKAN Sayın
Altıntaş, aslında size bir şey oldu bizim üzerimizden, siz
lütfen konuşmanıza devam edin.
UĞUR BAYRAKTUTAN
(Artvin) Dört dakika ekleyin Başkanım.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Dört dakika ekleyin.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Buna sebebiyet veren kendi Grup
Başkan Vekili.
AYHAN ALTINTAŞ (Devamla)
Teşekkür ederim.
Kayıp kaçak hususunda bu
şirketlerden beklenti büyüktü. Elektrik dağıtımı
özelleştiğinde bu şirketler devlete kayıp kaçak
oranlarını düşürmeyi taahhüt etmişlerdi. Kayıp kaçak
oranlarının son hâli ne oldu, baktınız mı? Bazı illerimizde
yüzde 50nin üzerinde, hatta yüzde 70in üzerinde kaçak kullanım var.
Demek ki bu şirketler beklendiği gibi başarılı
olmadı. Başlangıçta bölgelerin kendi kayıp kaçak
maliyetlerini karşılaması
kararlaştırılmışsa da bu sisteme bir türlü geçilememiş,
elektrik kullanıcılarının bütününe bu bedeller
yansıtılmıştır. Bu adil bir uygulama değil;
hataların, çalışmalardaki eksikliklerin ve hatta yönetimdeki
ciddiyetsizliklerin bedeli apaçık vatandaşın sırtına
yüklenmiştir. Bunun acilen çözülmesi gereklidir. Devletin ve yönetimin
kayıp kaçak veya çalıntı elektriğin peşine
düşmesi ve bunun cezasını tüm yurttaşlara kesmemesi
gerekmektedir. Kaldı ki özelleştirdiğiniz, elektrik
dağıtım şirketlerine verdiğiniz işleri bu
şirketler yeterince yerine getirmemektedir. Bunun bedelini de yine
vatandaş ödüyor. Perakende satış marjı gibi
yaptırımların derhâl uygulanması gerekmektedir. Burada
denetim eksikliği görüyoruz. Denetimi Bakanlığın
yapması gerekiyor ama Bakanlık bu denetimi TEDAŞ ve EPDKye
yaptırıyor ama onların da yeterli elemanları ve
teşkilatları yok. Denetim ve yaptırımlar
yapılmayınca ne oluyor? Aldığınız tedbir ne? Her
defasında kayıp kaçak oranlarını revize etmek ve bu
şirketlerin verimsizliğini gizlemek, bedelini de
vatandaşların faturalarına yansıtmak.
Değerli milletvekilleri
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK - Sayın Başkan,
arkadaşlar birbirleriyle konuşuyorlar. Lütfen, hatibe saygı
gösterin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Bakan, sizin göreviniz o hatibi dinlemek.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK - Sizin de göreviniz.
AYKUT ERDOĞDU
(İstanbul) Böyle bir saygısızlık yok!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Böyle
bir saygısızlık yok! Buradaki herkes milletten
aldığı görevi yapıyor.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK - Sizin de göreviniz. (CHP
sıralarından gürültüler)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Ağzınızı kapatın bir kere! Böyle bir şey var
mı?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) Sayın Bakan personelini
dinliyor. Bakan yardımcıları var.
AYKUT ERDOĞDU
(İstanbul) Bu saygısızlığı Meclise
yapamazsınız! Haddinizi bileceksiniz! Oradan oturup Meclise ayar
veremezsiniz. Haddinizi bilin!
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) - Haddinizi bilin, sizin haddiniz mi!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bir dakika
Sayın Başkan
AYKUT ERDOĞDU
(İstanbul) Böyle bir saygısızlık olur mu ya?
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Meclise saygısızlık yapıyor. Zembille bakan olunca böyle
oluyor bu işler. Zembille bakan olunca böyle oluyor. Meclisten çıksa
böyle olmaz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan, bakın,
biraz evvel usule aykırı şekilde bir Grup Başkan Vekili
kendi milletvekili kürsüde konuşurken ayağı kalktı ve
bakanlar dinlediği hâlde
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Burası sadece sizin milletvekillerinize mi ait?
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
Sayın milletvekilleri
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) -
kendisine soru soran insanları
dinlediği hâlde bu konuda yanlış bir usulü
başlattılar.
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bu konuda yanlış usule
cevap verilmesi de aynen uygundur.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Sayın Akbaşoğlu, Sayın Bakana Meclisin
hukukunu hatırlatın, İç Tüzükü ihlal etti.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Meclisin hukuku, İç Tüzükü
ihlal etmemektir. Önce Grup Başkan Vekili
BAŞKAN Lütfen
sayın milletvekilleri
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Hatibin konuşması bitsin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Neyse,
bitsin.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, sayın hatibi 2 defadır
Bakınız,
haksızlık yapıyoruz sayın hatibe. Lütfen sayın hatibe
haksızlık yapmayayım.
AYKUT ERDOĞDU
(İstanbul) Sayın Başkan, siz Meclisin hukukunu
korumalısınız!
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altıntaş.
AYHAN ALTINTAŞ (Devamla)
Değerli milletvekilleri, bakın, bu, üstünde durulması ve
düzeltilmesi gereken bir durumdur. Elektrik dağıtımını
özelleştirmeniz beklediğiniz gibi işlemiyor. Bir yerde hata
yaptığınızı kabul etmelisiniz artık. Altyapı
yatırımları hususundaki sorunu söyledik. Vatandaş
mağdur ediliyor. Dağıtım bedelini, kayıp kaçak
bedelini de söyledik. Faturasını ödeyen vatandaşa kaçak
kullanım bedeli ceza olarak veriliyor.
Bir de kısaca YEKDEM
denilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması
kapsamında dolar bazında destek veriyorsunuz. YEKDEMe
karşı değiliz ama kayırmacılığa dayalı
ve verimliliği esas almadan yapılan dolar bazlı desteğe
karşıyız. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar) Arz fazlamız var, tükettiğimizden daha fazla
üretim yapıyoruz, buna rağmen YEKDEM kapsamına giren şirket
sayısı artıyor. Bu da YEKDEM maliyetinin elektrik aboneleri üzerindeki
yükünü de her yıl artırmakta. Aslında, bu şirketlerin böyle
hızlı çoğalmasında dolar bazında verilen alım
garantilerinin de rolü büyük. Mesela, 2011de YEKDEM kapsamındaki üretim
tesisi 20 iken 2020de bu sayı 818e yükselmiştir. YEKDEM
kapsamında elektrik üretimleri karşılığı olarak
2019da 20 milyar liranın üzerinde ödeme yapılmış.
Ayrıca, bu teşvikler neden dolar üzerinden verilmektedir? Mesela,
güneş enerji santralleri için devletin verdiği alım garantisi
kilovatsaatine 13 sent yani 1 liradan fazla. Mesken
kullanıcılarına elektriğin kilovatsaati ortalama 71
kuruştan veriliyor. 13 sent bugünkü kurdan 1 lira civarında;
fahiş bir fiyat. Hidroelektrik, rüzgâr, jeotermal, biyokütle; bunlar için
de teşvikler dolar üzerinden. Kur yükseldikçe zarar da artıyor. Peki,
neden Türk lirası kullanılmıyor? Neden dolar üzerinden bu
garanti verildi? Ben bunu Plan ve Bütçe Komisyonunda Sayın Bakana sordum.
Bakanlıktan bana gelen cevabı size okuyayım: Türkiye Büyük
Millet Meclisine arz edilen Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde
alım fiyatlarının Türk lirası olacağına dair
hükümler yer almaktadır. deniliyor. Tabii, bu cevabı alınca
seviniyoruz. Hemen iki hafta önce Mecliste kabul edilen kanuna bakıyoruz.
Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanunun 23üncü maddesinde dolar bazında
verilecek olan teşvikler görülüyor. Değerli arkadaşlar, ben mi
alım fiyatlarının Türk lirası olacağını
göremiyorum yoksa gelen cevapta doğrular yazmıyor mu? Sayın
Cumhurbaşkanı gibi biz de mi aldatılmaya
çalışılıyoruz?
Gelelim Sayıştay
raporuna: Vatandaştan faturalarda toplanan Elektrik Enerjisi Fonu
katkısı Sayıştayın tespitine göre bazı firmalarca
eksik yatırılmış ya da hiç yatırılmamış.
Bakanlık bu hususu yeterince takip etmemiş veya edememiş. Bu
kabul edilebilir mi arkadaşlar? Bakanlığın
vatandaşın parasına sahip çıkmak görevi yok mudur? Bu Fonla
ne yapılması hedefleniyordu? Enerji verimliliği ve tasarrufu,
akıllı şebekeler, şebeke güvenliği, sürdürülebilirlik
konusunda araştırma ve geliştirme yapılması
hedefleniyordu.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AYHAN ALTINTAŞ (Devamla)
Devam edebilir miyim?
BAŞKAN
Alacaklısınız efendim, buyurun.
AYHAN ALTINTAŞ (Devamla)
Bu Fona ödeme yapılmamasına göz yuman Bakanlık herhâlde bu tür
AR-GE çalışmasını gereksiz buluyor.
Burada bir başka konuyu
da gündeme getirmek isterim. Bizim hem ulusal şebekemizin hem de bölgesel
dağıtım şebekelerimizin siber güvenliğine çok dikkat
etmemiz lazım. Bu sistemi maalesef yabancı kaynaklı
yazılımlarla kontrol ve idame ettiriyoruz. Biliyorsunuz, yıllar
önce İsrail, İranın enerji sistemine Stuxnet adlı bir
virüs yollayarak ciddi kayıplara sebep oldu. Günümüzde vatan
savunması sadece toprak korumakla olmuyor. Bu konuda da projeler
yapılması, yerli çözümlerin bulunması için kullanılabilecek
bu Fona para yatırılmaması ve Bakanlığın da bu
durumda yaptırım uygulayamaması hem âcizlik hem de millî güvenlik
zafiyetidir. (İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
Sonuç nedir? Bütün bu kötü
yönetim sonucunda elektriğe ha bire zam yapılması durumu ortaya
çıkmıştır. TÜİKin açıkladığı
verilere göre, 2020 yılının birinci döneminde evlerimizde önceki
senenin birinci dönemine oranla yüzde 32,3lük bir zam
yapılmıştır. Böylece, elektriğin 1 kilovatsaati
ortalama 71 kuruş olmuştur. Doğal gazda da durum vahim. 2020nin
birinci döneminde 2019un birinci dönemine oranla yüzde 34,7lik bir
artış söz konusu; 1 metreküp doğal gaz ortalama 182,6
kuruş. Sanayide de benzeri bir kötüye gidiş var. Corona virüsü
salgını sanayicilerimizin işlerini bu denli etkilemişken
sanayide kullanılan elektriğe de zam geldi. 2020
yılının birinci dönemine baktığımızda
sanayide kullanılan elektriğe 2019un birinci dönemine oranla yüzde
21,8 zam gelmiş ve 1 kilovat elektrik ortalama 58,6 kuruş
olmuştur. Böylesine zor ve ekonomik bir süreçten geçerken, üretimin
ülkemizin bu krizden çıkması için önemi aşikârken ve bu
sanayicilerimizin desteklenmesi istihdam için, işsizliğin önlenmesi
için elzemken sanayiciye destek olunması gerekir. Üretimi teşvik
etmek için faizli krediler değil, daha gerçek destekler verilmesi gerekir.
Arkadaşlar, maalesef bu
denetimsizlik, bu rant paylaşımı, bu lakayıtlık
olduğu sürece faturaların azalması mümkün görülmüyor. Gelecek
nesillere de güzel bir çevre, yaşanabilir bir doğa, temiz akarsular,
göller, soluyacak temiz hava bırakamayacağız. Çözüm yok mu?
Elbette var ama bugünkü iktidarla olmayacak. Ülkemizde enerji sorunu yoktur,
enerji yönetim sorunu vardır. Sorunun kaynağı olanlar, sorunun
çözümü olamazlar. Enerjide temiz ve dürüst bir sayfa açmalıyız.
Temiz enerjiye bir an önce
ulaşmak dileğiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(İYİ PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Altıntaş, anlayışınız için teşekkür
ediyoruz, başarılar diliyoruz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, usul yönünden söz istiyorum efendim; içeriğe
yönelik değil, usul yönünden söz istiyorum.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Hayır, sonra
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Hayır, hayır, usul yönünden, her zaman...
BAŞKAN Sayın
Özel, konuşmalar...
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Cevabını veririz, evet.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Cevap
değil, usul yönünden efendim.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Usulle ilgili de bir şey yok,
usulle ilgili de bir problem yok.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Siz
karar veremezsiniz, Başkan karar verir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
İçeriğe yönelik bir şey söylemiyorum, usul yönünden bir
itirazım var efendim.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Özel.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
24.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, yürütme tarafından teklif edilen tek
kanun teklifinin görüşmelerinin Hükûmet temsilcisi olmazsa
başlayamayacağına, bakanların Anayasanın kendilerine
yüklediği görüşme boyunca oturumu dikkatle takip etme ve sorulara
yanıt verme görevini yapmak durumunda olduklarına, yetkiyi
doğrudan milletten değil de halkın seçtiği birisinin
atamasıyla alıp bu Meclise karşı yapılan bir
saygısızlıkla karşılaştıklarına ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Bakan, 10 Aralık 2020 Perşembe günündeyiz, Meclisteyiz ve
şöyle açıldığını duyarsınız:
Sayın milletvekilleri, 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun
Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi
üzerindeki görüşmelere geçeceğiz. Komisyon? Yerinde. Hükûmet?
Yerinde. denip görüşmelere başlanır.
Bunun anlamı şu:
Siz, yılda 1 kez yürütme tarafından teklif edilen tek kanunda -yeni
Anayasaya göre, rejime kasteden Anayasa değişikliğiyle
gelmiş ve bizim itirazlarımıza rağmen- burada bulunmazsanız
eğer bu görüşmeler olmaz. Oysaki Anayasanın ve İç Tüzükün
ilgili maddelerince yasama Meclisinin üçte 1inin -Başkanın
müşahedesiyle ya da oylamasıyla- varlığıyla
açılan ve bizlerin talebi durumunda oylamalardan önce üçte 1inin burada
bulunmasının yeterli olduğu bir süreçtir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Yani bu
oturumda sizin oturumda olmamanız, yerinizden kalkmanızla bile
oturumu sürdürmemiz mümkün değilken milletvekili arkadaşların
dışarı çıkmaları mümkündür. Bu yüzden siz Anayasanın
size yüklediği bir görevle burada oturumu dikkatle takip etmek, yöneltilen
soruları cevaplamak üzere not almak ve daha sonrasında da bu
hakkınızı kullanmak üzere bu görevinizi yapmak
durumundasınız. Yapılan hatırlatma son derece haklı,
son derece meşru, usule davet eden
Ki orada bir keşmekeş
vardı, bir Allahın kulu dinlemiyordu. Ancak biz hep parlamenter
sistemi savunurken
Daha önce bakanlarımız milletvekili olurlar, bu
sıralardan geçerler -istisnai hâller dışında da- bu usulü,
Anayasayı, İç Tüzükü bildikleri için ve kendilerini seçen milletten
ötürü bu milletin her bir vekiline fevkalade saygılı olurlardı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bitiriyorum Başkanım, bitiriyorum efendim.
Yetkiyi doğrudan
milletten değil de halkın seçtiği birisinin atamasıyla
alıp bu Meclise karşı hem siyasi yönden hem de diğer
yönlerden sorumluluk hissetmemenin verdiği, daha önce de birkaç
bakanımızda görülen, kabul edemeyeceğimiz, reddedeceğimiz
bir saygısızlıkla karşılaştık.
Sizden ricamız, size söz
verilip -cevap hakları dâhil, sataşmalar dâhil- cevap verene kadar
milletvekillerimizi -hangi partiden olursa olsun- dikkatle dinlemeli,
notlarınızı almalı
Ama birbiriyle konuşan, dinlemeyen
bürokrasinin bile böyle keşmekeş olmuş, kimsenin hatibi
dinlemediği bir görüntü en çok iktidarı ve ondan sonra da her
birimizi birer birer sorumlu kılan bir görüntüdür. Bu yapıcı
hatırlatmaya karşı sizce, kendinizce bir misilleme yapıp yasama
Meclisinin üyelerine karşı takındığınız bu
saygısız tutumu, tekrar etmemek şartıyla, bir daha tekrar
etmemek şartıyla kayda geçiriyorum.
Teşekkür ederim.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) Hatibin söylediğiyle
ilgili konuşuyorduk, istişare ediyorduk. (Gürültüler)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sen söz
aldın mı Başkandan? Başkandan söz alacaksın.
YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) Ben
söz almadan konuşamıyorsam sizin de konuşmamanız
lazım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Başkandan söz almadan konuşamazsın sen.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Ama şu anda söz almadan konuşuyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Söz
alacak Başkandan.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Sen söz almadan nasıl konuşuyorsun? Böyle bir
şey var mı ya?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Başkandan söz alacak.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Ee, sen söz almıyorsun.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Usulden bahsetti.
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu
25.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, asıl
usul probleminin İYİ PARTİ milletvekili kürsüde konuşurken
İYİ PARTİ Grup Başkan Vekilinin yaklaşımı
olduğuna, herkesin görev, yetki ve sorumluluğunun Anayasa, İç
Tüzük ve ilgili mevzuatla belirlendiğine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biraz evvel hep beraber kamuoyunun önünde bir enstantane
yaşadık. Asıl usul problemi
İYİ PARTİ
milletvekili kürsüde konuşurken o konuşmayı kesintiye
uğratacak şekilde Sayın İYİ PARTİ Grup
Başkan Vekilinin ayağa kalkıp, sizden söz de talep etmeden,
doğrudan bakanlara yönelik bir suçlama içerisinde Niye dinlemiyorsunuz?
şeklindeki yaklaşımı asıl usulsüzlüktür. Usule
aykırı tutum ve davranış budur. Bu da Sayın Özel
tarafından tasdik edilmiştir. Usulsüzlük varsa, usulsüzlük buradan
başlamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayın.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Burada dinlenmeye
Milletvekillerinin
söylediği, kürsüdeki hatibin iddialarına cevap verecek nitelikte
sayın bakanların onu dinlemesi talep edilmiştir. Bununla ilgili
de CHP sıralarından bir gürültünün ortaya çıkması nedeniyle
de insani bir refleks olarak da Sayın Bakan Dinleyemiyorum; bir gürültü
var, dinleyemiyorum. şeklinde beyanda bulunarak hatibi dinlemek
istediğini beyan etmiştir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Gürültü
yok. Ben uyardım, daha sert şeyler söyletmeyin bana.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu konuda talebiniz yerine gelirken,
usulsüz bir şekilde ortaya koyduğunuz talebinizi yerine getirme
noktasındaki gayreti görmüyorsunuz ancak buradan başka bir mana
çıkarmaya çalışıyorsunuz. [İYİ PARTİ
sıralarından Bravo(!) sesleri alkışlar (!)] Evet, kendi
usulsüzlüğünüzü alkışlayın, alkışlayın kendi
usulsüzlüğünüzü.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Son olarak, toparlıyorum.
FAHRETTİN YOKUŞ
(Konya) Nobel Ödülünü hak ettin, Nobel Ödülünü hak ettin, helal olsun sana!
YASİN ÖZTÜRK (Denizli)
Şiir nerede? Şiir bekliyoruz, bir de şiir oku.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; söylediğim şey şudur: Herkesin görev, yetki ve
sorumluluğu Anayasada, İç Tüzükte ve ilgili mevzuatta
belirlenmiştir. Herkesin bu konuda dikkatli olması gerektiğini
yüce Meclisin takdirine saygıyla arz ediyorum.
Hepinize selam ve
hürmetlerimi sunuyorum. (İYİ PARTİ sıralarından
gürültüler)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Evet,
Başkandan söz alacak bir kere.
BAŞKAN Sayın
Erim
26.-
Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsü Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erimin,
hatip kürsüde konuşurken Bakanların ve ilgili bürokratların
hiçbir soruyu cevapsız bırakmamak için aralarında istişare
yaptıklarına ilişkin açıklaması
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU
SÖZCÜSÜ BEKİR KUVVET ERİM (Aydın) Sayın Başkan,
şimdi, burada, hatibin konuşmasıyla ilgili Sayın Bakanlar
aralarında istişare ediyorlar, ben de dinliyorum. Zaten Bakan Yardımcılarımız
burada, bütün bakanlıkların genel müdürleri, daire
başkanları, herkes burada dinliyor, hiçbir soruyu cevapsız
bırakmamak için uğraşıyorlar. Hatta ben biraz da söyledim,
dedim ki: Yetişmezse, kalırsa kalsın, onları da yazılı
olarak verirsiniz. Bunda bir şey yok ki, burada memleket için
uğraşılıyor, daha iyi bir şey yapılsın,
aydınlatalım diye uğraşılıyor, bunda bir beis
yok, bir art niyet yok ama burada sizde art niyet var, muhalefette art niyet
var, Meydanı bulduk vurun abalıya, vurun abalıya! Böyle bir
şey yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Vurun
abalıya! değil, sistem öyle.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Sayın Başkan
BAŞKAN Bir saniye
değerli arkadaşlar.
Sayın Türkkan
27.-
Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkanın, esas meselenin sistemin kendisinde
olduğuna, yaptığı uyarının samimi bir ikaz
olduğuna ilişkin açıklaması
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Esas mesele, Sayın Bakanlardan ziyade sistemin kendisinde. Gökten zembille
gelince Millet Meclisinin varlığını yok saymak gibi bir
davranışta bulunuyorlar, bunda da kendilerini suçlamak yerine sistemi
suçluyorlar. Ama bir şey daha var, bakın Bakanlar? Yerinde,
Komisyon? Yerinde. ifadesini kullandığınızda ilk
konuşmacımız başladığında 2 Bakan da yerinde
yoktu, 2 Bakan da yoktu. Buna rağmen bu insani bir şeydir,
gecikilebilir, mümkün; bunu hoş gördük ama ikinci
konuşmacımız konuşmaya devam ederken -bir dakika olabilir,
tabii ki insanlar birbirine soru sorabilir- başladığı andan
itibaren asla ve kata dinlemediklerini müşahede ettiğim için uyarmak
zorunda kaldım. Buna da hiç erinmeyin, gücenmeyin sadece samimi bir
ikazdı bu, bunu da doğru algılayın. Ergenler gibi
çıkıp orada burada bilmem ne laf atmayın ya! (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar, AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
HAMDİ UÇAR (Zonguldak)
Ergen sensin, terbiyesiz!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Sayın Başkanım, hatibin biraz önce söylediği söz kabul
edilebilir bir ifade değildir; yaptığı son hareket,
söylediği kelimenin kendinde tezahür eder hâlidir. Bunu kendisine iade ediyorum.
Senin yaptığın hareket, ergen hareketidir. (İYİ
PARTİ sıralarından gürültüler)
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Meclise saygı duymayan Bakana biz saygı duymayız.
BAŞKAN Birleşime
yarım saat ara veriyorum.
Kapanma Saati:
19.28
ALTINCI OTURUM
Açılma
Saati: 20.02
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Altıncı Oturumunu açıyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN Komisyon
yerinde.
Üçüncü turda İYİ
PARTİ Grubu adına yapılacak konuşmalara devam ediyoruz.
Söz sırası
Sayın Aylin Cesurda.
Buyurunuz Sayın Cesur.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz yirmi dakikadır.
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA AYLİN CESUR (Isparta) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2021 yılı bütçesi
üzerine İYİ PARTİ Grubu adına söz almış
bulunmaktayım.
Evet, 2021 yılına
geliyoruz. Geçen sene büyük ümitlerle girdi bütün dünya yeni yıla ve hani,
dünyanın bin hâli vardır ya, işte, şimdi onu
yaşıyoruz. Bazı şeyler vardır ki önceden görülemez,
önceden görülemezlikler de aslında tartışılır ve
devlet adamı odur ki işte, önceden önünü görmesi gerekir. Kimse
21inci yüzyılın kâbusunun Covid-19 olacağını tahmin
edemezdi, evet, ama devletler Krizleri anında ört ki ölem. demezler ve
her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olmak ve
tedbirlerini almış olmak zorunda devletseniz eğer ve Türkiyede
de 11 Mart günü bu illetin bize geleceğini tahmin edemediniz; siz
diyorum çünkü biz tahmin ettik ve bu kürsüde uyardık sizi ve diyoruz ki
şimdi de Türkiye iyi yönetilemiyor.
Mesele şudur: İyi
yönetim ve kötü yönetim hadisesi halkın genelinin aslında ne
hissettiğiyle ölçülür. Yani eğer bir ülkede halk günlük
hayatından memnunsa; huzur, sükûn varsa; ülkede halk geçim
sıkıntısından ezilmiyorsa; mehmaemken yani her hâlükârda
namerde muhtaç olmadan geçinebiliyorsa ve sefalet sınırına
yaklaşmış milyonlar yoksa; bir ülkede adalet iyi
dağıtılıyorsa ve bir ülkede keyfîlik yoksa; eğer bir
ülkede devletin kapıları o ülkenin tüm insanlarına açıksa
ve bir ülkede halkın rızasıyla yönetime gelenler, yetkilerini
kendileri, dostları, akrabaları için değil de halkın
çıkarları için kullanıyorlarsa, işte, o ülke iyi
yönetiliyor demektir arkadaşlar.
Sonuç, halk memnun mu,
değil mi, budur hadise ve işte O ülke iyi yönetiliyor mu? sorusunun
cevabı da budur. Herkesi memnun edemezsiniz, evet ama conventional
wisdom denen yani kamuoyunun sağduyusu denen bir hadise var. Halkın
nabzını yani kamuoyunu yapan kurumlar işliyorsa ve korku
altına sokulmamışsa eğer halkın nabzını
tutmakta zorluk yaşamazsınız. Bunlardan üç tanesi çok önemli;
bir tanesi siyaset, bir tanesi medya ve bir tanesi de gönüllü kuruluşlar.
Eğer bunlar işlevselse, insanlar çok tok olmasalar bile
birazcık, bir nebze memnun olabiliyorlar yaşarken. Şunu demek
istiyorum: Yani insanların mutlu olması için ekmek kadar mühim olan
başka şeyler var. Yani insanların tok olması lazım da
aynı zamanda hem rahat olmaları hem de geleceğe bakarken
kendilerini güvende hissetmeleri lazım; devletlerine, ülkelerine,
kendilerine olan inancı kaybetmemeleri lazım. İşte, bugün,
maalesef, bunların tamamı zedelenmiştir.
Bütçe konuşuyoruz,
eğri oturup doğru konuşacağız. İnkâr edebilir
misiniz, şimdi durup dururken mi milyonlarca insanımız
işinden oldu? Olmamıştır diyebilir misiniz? Devletin resmî
rakamları var ortada. Şimdi, bu iyi mi yani? Türkiye'de bunalım
bu insanlar çalıştığı için mi ortaya çıktı?
Ya da bu insanlar işten çıktılar, çıktılar da öyleyse
neden bitmedi bunalım, eğer bunlar çalışıyor idiyse,
bundan dolayı çıkmışsa? Yani iş arayan
sayısı iki yılda 2,5 milyon artmış Değerli
Bakanım. Şimdi, yaşanan bunalım mali idiyse, bu kadar uzun
süre sürmesi ve ülkenin her köşesini kasıp kavurması Türkiye'de
çok büyük hoşnutsuzluk meydana getirmiştir ve halk şikâyetçi,
biz gidiyoruz, sahada bir bir geziyoruz esnafı, çiftçiyi,
vatandaşı, şikâyetçi herkes. Halk hoşnut. diyemezsiniz.
Ben, burada, kendi Bakanlığıyla ilgili Sayın Bakana bu
şikâyetleri dile getireceğim.
Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığı iki ayrı Bakanlıktı, bir
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle bunları bir çatı
altında topladılar, beraber yaşasınlar mutlu mesut diye.
Şimdi, Sayın Bakan benim hemcinsim, o yüzden kendisine
haksızlık etmek istemiyorum, bir kadın olarak ancak Yapar.
denilmiş, güvenilmiş kendisine ve neredeyse bütçenin yarısı
kendisine bağlanmış tamam da e, işte, yapılamıyor
yani sistem bozuk; işlemez, zaten kim olursa yapamaz. Kendisine burada
söyleyeceklerimi kadın, hemcinsim olarak özür dileyerek söyleyeceğim
ama hepsini söyleyeceğim, altta da kalmayacağım.
Şimdi,
iktidarlarınızın ekonomik
başarısızlığının toplumda
açtığı yara büyük, yamalarınız artık işe
yaramıyor; delik büyük, yama küçük kalıyor değerli
arkadaşlar, kangrene gidiyor iş; yara vardı, artık kangren
olmuş, gidiyor iş.
Kadınlarımız,
gençlerimiz, engellilerimiz, yaşlılarımız, sizinle ekonomik
ve sosyal hayattan dışlanmış kesimler olarak
karşımızdalar çünkü topluma kalıcı olarak
katılmalarını sağlayacak politika geliştirme
vizyonunuz yok; özür dilerim, yardımlar tamam ancak
vatandaşlarımızın ekonomik hayata katılmalarını
sağlayacak enstrüman ve araçlar sağlayamadığınız
zaman, üretken olamayan bireyler olarak yardımlara bağımlı
ve muhtaç hâle gelmiş milyonlar var ve bundan şikâyetçiler. Bundan
şikayetçiler. Derinleşen yoksullukla beraber yardıma muhtaç
kesim genişliyor. Yardım verilen kişi sayısı
artıyorsa, bu o kadar yoksullaştık demek. Şimdi, siz
kalkıp -bir de bununla övünüyorsunuz- diyorsunuz ki: Şu kadar
kişiye yardım yapar hâle geldik. Ya, bu, aklı olanın
aklıyla alay etmek, başka bir anlama gelmiyor yani biraz
toparlanmamız lazım. Bu sosyal yardım balonu büyüyor, büyüdükçe
istihdamı artıracak ve ekonomik hayata katılımı mümkün
kılacak plan ve projelere kaynak ayrılması zorlaşıyor;
işte, sosyal yardımlar ve çalışma arasında ortaya
çıkardığınız bir kısır döngü, hadiseniz bu.
Şimdi, bu şekilde
özel durumu olan vatandaşlarımız için evden çalışma,
esnek çalışma gibi çalışma kavramını
zenginleştirecek modeller geliştirebilirsiniz. Mesela,
işverenlere dezavantajlı grupların istihdamı için
teşvik vermek bir çözüm olur. Kamu plan, proje ve iştiraklerinde bu
gruptan vatandaşlarımızın istihdamını
hedefleyebilirsiniz mesela.
Vatandaşlarımızın
cebine konan yardımlar da son derece yetersiz artık çünkü o kadar çok
para piyasaları oynadı ve yerinden gitti, her şey uçtu ki
yetmiyor bu yardımlar. Enflasyon ve para çıkmazına soktunuz
ülkeyi, asıl mevzu bu.
Şimdi, bakın, biz
yardımlara karşı değiliz. Ben, ömrümün çok büyük bir
kısmını, bu yardımları, Türkiye Cumhuriyetinde
yaşlıya, işsize, engelliye, kadına, yeşil kartla
herkese sağlık veren bir devlet adamının yanında,
Süleyman Demirelle faydalı geçirdim, dolayısıyla tabii ki
karşı değilim ama yardımın mantığı
farklı. Sosyal devletseniz yardım yapacaksınız ama herkesi
yardıma muhtaç hâle getiren bir sosyal devlet olmaz, olursa olmaz olur
yani olmaz olur.
Beraberinde iğneden
ipliğe muhtaç bir Türkiyede yapılan sanayi ve başta her tür
yatırımla istihdam sağlayan ve ülkeyi namerde muhtaç etmeyen
yatırımlar da aynı vizyonla yapıldı onlar
yapılırken, bugün o yok sizde. Şimdi, bugün bu alanda ciddi bir
reforma ihtiyaç var ve maalesef, böyle bir yaklaşım bize
sunduğunuz 2021 bütçesinin hiçbir yerinde yok.
Sonuç: Şikâyetçiyiz
Sayın Bakan. Biz gençlerimiz adına şikâyetçiyiz. Engellilerimiz
adına şikâyetçiyiz. Her gün ölen kadınlarımız
adına şikâyetçiyiz. Ve onlar adına soruyoruz size, ilk gün sorduk.
Bu neyin bütçesi, bu neyin bütçesi? Şimdi, bu bütçe, hiçbir reform vizyonu
olmayan, yapısal sorunları çözmeyen bir bütçe ve bu bütçe, aynı
düzeni devam ettirme bütçesi. Sizin düzeninizi devam ettirme bütçesi bu.
Soruyoruz: 35 milyar lira bütçesi olan Strateji Geliştirme Daire
Başkanlığı bu kronikleşen istihdam sorunu için
nasıl bir çözüm ortaya koyuyor? Soruyoruz bunu.
Gelelim sosyal hizmetlere.
Belirli derneklere, vakıflara devredilmesi Kimin malını kime
veriyorsunuz? sorusunu azıcık içine girenlerin aklına
getiriyor. Araya giren aracılar ve denetimsiz harcanan kamu
yatırımı, ulaşmayan kaynaklar, hangi vatandaşa
ulaşıp hangisine ulaşmadığı belirsiz
yardımlar ve kamu kaynaklarının keyfîlikle bütçe
dışına çıkarılmasını denetlenebilirlik ve
hesap verebilirlik açısından doğru bulmuyoruz biz. Öyle bir
hâlde ki hadise, artık devletle iş yapmak için bazı dost
vakıflara gizliden yardım yapmak ön şart. Bunun en kötüsü ne
biliyor musunuz? Bu kanıksanmış hâlde yani bunu kabul etmiş
artık yatırımcı. Kamu ihalelerinde çok fazla böyle
duyumlarla karşılıyoruz. Şimdi, o
yatırımcılar seslerini çıkarıp şikâyet
edemiyorlar belki işlerini devam ettirmek için ama biz onlar adına
şikâyetçiyiz Sayın Bakanım. Biz onlar adına
şikâyetçiyiz.
Yardımlar konusunda
ciddi usulsüzlükleriniz var, kendinizi düzeltmeniz lazım. Mesela 2018de
de 2019da da engelli raporu olmadığı, sisteme kayıtlı
olmadığı hâlde engelli maaşı alan 100 binden fazla
insan yansıtılmış Sayıştay raporlarına. Bu
isimlerin AK PARTİ il, ilçe teşkilatlarının Bakanlık
il, ilçe taşra müdürlüklerine verdiği isimler olduğuna dair
önemli duyumlar, iddialar var. Açıklayın bunları,
kimlermiş, isimleri çıksın bir bir ortaya. Şimdi, toplum
yararına çalışma programlarına, diğer programlara
yedek listeden kurasız bir şekilde eş dost, akraba
alındığı söyleniyor, açıklayın bunları da.
Gelelim mevcut yapısal
sorunların en başında derin bir sürdürülemezlik sorunu
yaşayan sosyal güvenlik sistemine. Sistem her yıl milyarlarca lira
açık veriyor ve var olan açıklar hazineden tamamlanmaya çalışılıyor.
Sosyal güvenlik sistemine bütçeden yapılan transferler 2019da 196 milyar
olup gayrisafi millî hasılanın yüzde 4,5ine denk geliyor. 2020 için
200 milyar lirayı geçti. Bu delik, bütçe için faiz borçları, yap-işlet-devret
garantileri kadar büyük bir delik. SGK bütçe açığının
kapanabilmesi için gerçekçi, hak ve özgürlüklere uygun bir reform gerekiyor.
EYT mağdurları yaratmakla ve geçtiğimiz haftalarda buraya
önümüze getirdiğiniz 25 yaş altı ve 50 yaş üstü
vatandaşlarımızı sosyal güvenlik, ihbar ve kıdem
tazminatı hakkından mahrum bırakan uygulamalarla bu sorunu
aşamazsınız. Sağlıklı bir sistem için her 4
sigortalıya 1 emekli düşmesi gerekiyor, Avrupa ortalaması 4e
yakın. Türkiyede, 2002de bu oran 2, 2020 Ağustosunda 1,77 ve
2002den 2020ye, on sekiz yıldır hiç 2nin üzerine
çıkarmamışsınız. Yani ne olmuş, biliyor musunuz?
Siz kriz ülkesi devralmıştınız ya hani, sizinle kriz
süreklilik hâline gelmiş, kriz hiç bitmemiş, devamlı kriz
altındayız.
Şimdi, buradaki en büyük
problem, kayıt dışılık ve istihdam problemi. On sekiz
yıllık iktidarınız boyunca kayıt içine yeteri kadar
çalışanı almadığınızı ve yeterli
istihdam yaratmadığınızı gösteriyor bu veriler. TÜİK
2020 Temmuz verisi, ülkemizde kayıt dışı istihdam için
yüzde 32,7 diyor, ILO verilerine göre bu çok daha yüksek ama bakın, bu
oran pek çok Avrupa ülkesinde yüzde 20nin altında, hatta yüzde 10un
altında. Eğer sadece kayıt dışı
çalışanlarımız kayıt içine alınsa bunu 3e
çıkarırsınız ve her yıl bütçeyi milyarlarca yükten de
kurtarırsınız.
Yaşlı nüfus
sorunumuz olmadan sosyal güvenlik sistemini sürdürememe sorunu
yaşıyoruz, TÜİKin iş gücüne katılım
sayısını azaltıp işsizlik tanımını
değiştirmesiyle işsizliğin artmadığını
gösterme çabanıza artık kargalar bile gülmüyor ya. Evet, bu ayara
rağmen 2018 Temmuzda işsizlik yüzde 10,8; 2019 Temmuzunda yüzde 13,8.
Bakın, pandemi dersiniz diye bu senekini söylemiyorum. Cumhuriyet
tarihinin rekor işsizlik seviyelerini yaşattınız siz bu
ülkede ve ne hikmetse pandemi döneminde fazla moral yüklenmiş ayarlara ve
işsizlik yüzde 13,4e gerilemiş, iyi mi?
Şimdi, burada
bakılması gereken geniş tanımlı işsiz
sayısı; ümidini kaybettiği için iş aramaktan vazgeçenler
dediğiniz, aslında çalışabilir durumda olan işsizler.
Temmuz 2018de geniş tanımlı işsiz sayısı 6
milyon, Temmuz 2020de 8,5 milyon; yüzde 23,8 olmuş, 16ymış.
Ayrıca, pandemi sebebiyle istihdam içinde görünen ücretsiz izin, kısa
çalışma ödeneği programlarını da katınca yüzde
34,5 arkadaşlar. Yani yapısal bir istihdam sorunumuz mevcut,
girişimcilik kapasitemiz son derece düşük, istihdam-eğitim
arasındaki bağı kuramamışsınız. Mesleki
eğitim iş gücü piyasası ihtiyaçları doğrultusunda
istenen ölçüde verilememiş, hem işsizliğe hem boş iş
pozisyonlarına neden olmuşsunuz. Yani İş
beğenmiyorlar. diyorsunuz ya hani, bunun sebebi de sizsiniz, sizsiniz
sebebi. 1 milyonu aşan yüksekokul mezunu gencimiz işsiz, atanamayan
sağlık çalışanları, öğretmenler, jeologlar,
burada bu listeyi söylemeye kalksam -her gün yazıyor çocuklar her yerden-
sürem mümkün değil, yetmeyecek. Son dört yılda 404 bin
vatandaşımız ülkeden ayrılmış ve kaçıyor
vatandaşlarımız. İşte, sebebi bunlar ve şikâyetçi
işsizlerimiz, atanamayanlar şikâyetçi, biz de onların hepsinin
adına sizden şikâyetçiyiz.
İstihdam
politikalarında bir başka yanlışınız daha var,
söylemesek olmaz. Yıllarca var olan istihdam politikasının
dışına çıkıp taşerona yöneldiniz, daha sonra
taşerondan geçici işlerde çalıştırmak üzere 4/Bye
alım yaptınız. 4/Bliler görevine çakıldı, başka
bir yere gidemiyor, boşanıyor insanlar, evlilikleri devam etmiyor. 3
artı 1 kapsamında normal statüye geçemeyen 400 bine yakın
çalışan var ve şikâyetçi hepsi. Taşerondan 4/Dye
geçişler de çok sıkıntılı. KİTlerdeki
taşeronlar kadroya alınmadı. İşçilerimiz
haklarını alamıyor. Taşeronlar adına, 4/B ve 4/Dliler
adına, maden işçilerimiz adına şikâyetçiyiz Sayın
Bakan, şikâyetçiyiz. Hepsi neye sebep oluyor? Her gün daha derinleşen
sorunumuza; bu yoksulluk.
4 kişilik bir aile için
açlık sınırı yaklaşık 2.500 lira, yoksulluk 8 bin
lira, yüzde 43 vatandaş asgari ücretle geçiniyor bu memlekette ama
geçinemiyor, geçiniyor lafını alışılagelmiş
olduğu için dedim, Avrupada yüzde 5 ila 15 civarlarında, aç
bırakmışsınız onları. Bunca işsizle, asgari
ücretin 2.324 lira olduğu, göstermelik düşük sosyal yardımlara
muhtaç bir yapıdır sunduğunuz bize ve Yönetiyoruz sizi. diye
asgari ücretliler adına da biz şikâyetçiyiz. 20 milyon sigortalı
çalışanımızın yarısına yakını
açlık sınırının altında. Covid-19
salgınında kısa çalışma ödeneği ve benzeri
bütçeden yapılan harcama toplam 8 milyar, geri kalan 30 milyarlık yük
İşsizlik Sigortası Fonuna bindirilmiş, zaten işçinin
parası işçiye veriliyor yani. Diğer ülkeler 10 milyarca euroluk
ekonomik destek paketleri açıklarken, bizdeki durum niye böyle? Kötü
ekonomi yönetimi ve israflar yüzünden, hepsi bu. Düşük ücret
politikalarınız, işverenlere sağlanan prim teşvikleri
hedeflediğiniz istihdamı yaratmamış. EUROSTAT verilerine
göre Avrupanın en düşük satın alma gücüne sahibiz ve nüfusun
yüzde 68i bugün borçlu. Biz, bütün borcu olan vatandaşlar adına
sizden şikâyetçiyiz Sayın Bakan, şikâyetçiyiz. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
Yoksulluk toplumsal
sorunları artırdı, suça karışmalar arttı;
kadına, çocuğa, hayvana şiddet arttı, artan uyuşturucu
kullanımı da bundan; hepsi adına şikâyetçiyiz.
Ekonomiye gelince, düşük
ücretlerle ekonomi çarkı dönmüyor ve yeni istihdam yaratmıyor. Bu
sebeple yoksulluk yeni yeni yoksulluklar doğuruyor. İşte, daha
önce de söyledik Asgari ücret için, çalışanlardan prim ve vergi
kesinti yapmayın; işverene yüklenmeden, işverenin 3.458
lirasını sabitleyin ve asgari ücretlinin eline 3 bin lira geçsin.
diye ama kabul etmediniz; şikâyetçiyiz.
Şu anda yine yoksullukla
boğuşan çok önemli bir grup, emeklilerimiz ve emeklilikte yaşa
takılan vatandaşlarımız. Ağustos 2020 itibarıyla
13,1 milyonu bulan emeklilerimizin yarısı 2 bin liranın
altında maaş alıyor. Çalışan ve iş arayan emekli
sayıları siz geldiğinizde 1 milyondan az fazlaydı, bugün 5
milyon. Rahat edecekleri dönemde açlıkla sınanıyor insanlar,
kabul edilebilir mi böyle bir şey? Soruyorum ben, hepinize soruyorum.
Emeklilikte yaşa
takılan vatandaşlarımız kanunların geriye dönük
işletilmesinden şikâyetçi. 10000 günlük primini ödemiş Genç
yaşta emekli olamaz. denilen yüz binlerce vatandaşımız
var. Devlet Gençsin, emekli olamazsın. diyor, işveren
Yaşlısın, çalışamazsın. diyor. Onları
Araftan çıkarın, EYTlilerin sorununu çözün artık. EYTliye
günah, günah bu insanlara; ölecek, ölecek insanlar; şikâyetçi
değiller, ölecekler her gün söylemekten. Biz, haklarını
gasbettiğiniz EYTliler adına şikâyetçiyiz Sayın Bakan.
Ve esnafımız, siz
sokağa inmeyi bıraktığınızdan beri kanayan
yaramız. Pandemiyle iyice yapayalnız kaldılar, borca
battılar. Mallarının hepsini satsalar, borçlarının
ancak yarısına denk ellerindeki. Yoksulluğa mahkûm edildiler ve
pandemi öncesinde de zaten borçluydu bu insanlar. Pandemi öncesi 560 bin
esnafımızın toplam borcu 40 milyar lira. Pandemide 1,5 milyon
esnafımız 67 milyar lira kredi kullanmış. E, geri ödeme
dönemi başladı, neyle ödeyecek, elinde ne var ki neyle ödeyecek?
Durdurun bunları, daha sonra ödesinler; hiç değilse bunu yapın
ya sosyal devletseniz. Yazık esnafa. Altı ay 2 bin lira TL kredi
verin. dedik, 24 milyar lira, yapın bunu. dedik; yapmadınız,
yapmıyorsunuz, yapmalısınız Sayın Bakan. 100 milyar
liralık ekonomi kalkanına bile koymadınız onları,
erteleyin ödemeleri. 1 milyon 800 bin esnafımız var, hepsi
şikâyetçi; biz de hepsi adına sizden şikâyetçiyiz.
Gelelim çocuk işçilere.
TÜİKe göre okul çağında 720 bin kadar çocuğumuzun çalışıyor.
Mevsimlik tarım işçileri ve kayıt dışılarda
sayı çok daha yüksek. Çalışan çocuklarımızın
yüzde 34,4ü eğitime devam edemiyor, çok kötü koşullardalar ve çalışan
çocuklarımızın yüzde 1,3'ü çalıştığı
yerde yaralanma ve sakatlanmaya tabi oluyor.
İşçi
Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi verilerine
göre, 2013 ile 2019 arasında kayda geçen 419 çocuk işçi ölümü gibi
bir utancı da yaşattınız bize bu ülkede,
yaşattınız. Bu bir utanç, o evlatlarımız için ben
şikâyetçiyim, gerçekten hepinizden şikâyetçiyim.
Sivil toplum
kuruluşlarına göre, on yedi yılda 23.976 işçi
yaşamını yitirdi ve 78 bin işçi iş göremez hâle geldi.
2020 yılının ilk on ayında 1.736 işçi
yaşamını yitirdi. Kazadır, olur bu. diyemezsiniz. Siz
devletseniz, denetleme ve kurallara uyulmadığında getirilen
cezalara bakmalısınız, siz yapacaksınız bunu.
Mevsimlik tarım işçilerimiz için iş güvenliği,
ulaşım, sağlık, barınma hepsi sorun ve binlerce
iş kazasına kurban giden her can için şikâyetçiyiz.
Covid-19 salgını
başladığından beri sağlık
çalışanlarımıza, o kahraman
çalışanlarımıza, hepsine buradan selam gönderiyorum ve
saygıyla selamlıyorum. Bugün, şu anda dahi biz konuşurken
görevlerinin başında canlarını katık etmişler, sizlerin
yakınlarını, hepimizi, vatandaşlarımızı
kurtarmak için çalışıyorlar. Sizin bütün ihmallerinin yükünü
onlar üstlendiler ve çalışmıyorlar sadece, ölüyorlar onlar. 40
bini aşkın sağlık çalışanımız
coronavirüse yakalandı ve 230 sağlık çalışanımızı
kaybettik. Hayatlarını ortaya koydular, Görev sırasında
hayatlarını kaybederlerse şehit sayılsınlar ve
aileleri bu kapsama alınsın. dedik. 30 Martta kanun teklifi verdik,
ilk biz verdik İYİ PARTİ olarak ve maalesef, gündeme
almadınız. Defalarca Covid-19 sağlık çalışanlarımız
için meslek hastalığı sayılmalı. dedik, gündeme
almadınız. En güncel ve gerekli iş güvenliği sorunu bu
Sayın Bakanım, istirham ediyorum. Bütün sağlık
çalışanları adına, bir sağlıkçı olarak,
kardeşleri olarak istirham ediyorum sizden. Bu insanlar, bu yükü
taşımak zorundalar, evet, biz yemin ettik, bunu yapacağız ama
siz de onlar için yapılması gerekeni yapacaksınız,
yapmalısınız, en büyük işiniz bu olmalı sizin,
istirham ediyorum.
Biyolog Ali Uçur, 80
yaşındaki babasına bakmak için emeklilik dilekçesi
imzalandığı gün hayatını kaybetti. Muharrem ve Nuri
İdiz, şurada 2 kardeş, hemen Sinopun üzerindeler. Doktor
ağabey kardeş, beş gün arayla doktor oldular ve on beş gün
arayla 2 kardeş coronavirüse yenik düştü. Haritaya iyi bakın
Sayın Bakan. Hepsinin arkasında aileleri ve sevdikleri
ağlıyorlar. Sizler için denizler mavi, yaprak yeşil, güneş
sarı ama onların aileleri için her yer zifirî ve gidenler için
artık ebedî karanlık Sayın Bakan, ebedî karanlık
artık.
Ve
kadınlarımız, toplumumuzdaki en büyük adaletsizlikle
yüzleşen cefakâr kadınlarımız. Onların
yüzleştiği sorunlar, aslında sosyal güvenlik sistemi de dâhil
pek çok sistemin tıkanmasına yol açan sorunlar. Toplumsal cinsiyet
eşitsizliği fikri, 2011den beri programlarınızdan,
raporlarınızdan kaldırıldı, kadının
adını sildiniz Sayın Bakan Bakanlığınızdan.
İstanbul Sözleşmesini tartışmaya açtınız.
Kadının toplum içinde olmama fikri topluma hâkim edilmek istendi.
Dünya Ekonomik Forumu, 2020
Küresel Cinsiyet Uçurumu Endeksine göre,
Türkiyede kadınların ekonomik katılımı ve fırsat
eşitliğinde 153 ülke arasında 136ncı sıraya
düştük. 136ncıyız sayenizde.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AYLİN CESUR (Devamla)
İş gücüne katılım 2020 itibarıyla yüzde 32, istihdam
yüzde 27. Erkeklerle bu fark yüzde 40, ikisinin arasında kadın ve
erkekte. Türkiyede çalışma hayatında ortalama kalış
süresinde, kadınlar on dokuz yılla erkeklerin yirmi yıl
gerisinde. Eğitime devamlılıkta iki yıl geride. Gelir
adaleti bakımından erkeğin cebine giren her 100 liraya
karşı kadına 43 lira ödeniyor ve bütçede Kadının
Güçlenmesi Programı adındaki programın bütçesi 424 milyon 984
bin lira.
Kadının Statüsü
Genel Müdürlüğünün bütçesi 19 milyon 445 bin lira, ülkemizde 41 milyon 443
bin kadınımız var; Allah aşkına, kadın
başına 10 lira harcayarak mı kadını güçlendireceksiniz?
Bu kadar sorunu kişi başına 10 lirayla mı çözeceksiniz?
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar) 40 milyon
kadınımızı güçlendirmek için
Cumhurbaşkanlığı bütçesinin onda 1i kadarı tüm
kadınlar için ayrılmış iyi mi?
Toplumsal cinsiyet
eşitsizliğinin bir başka boyutu sosyal sorunlar;
yaşlı, engelli, çocuk bakımı gibi bütün her şey
kadının üzerinde, bakımevleri, kreşler yetersiz ve
kadını güçlendirecekseniz buralardan başlamalısınız.
Dünya bunu yapıyor, Avrupa bunu yapıyor. Bütün
kadınlarımız adına, ölen kadınlar adına,
işsiz kadınlar adına, çocuğuna çorba kaynatamayan
kadınlar adına şikâyetçiyim Sayın Bakan.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayın
efendim.
AYLİN CESUR (Devamla)
Evet, kadına yönelik şiddet en büyük sorunumuz. 6284ü neden
uygulamazsınız anlaşılır bir şey değil.
Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planınız başarısız
olmuştur ve annesiz kalan evlatlar adına şikayetçiyiz. O
evlatların, çocuklarımızın iyi olması için ailesinin
iyi olması gerekiyordu.
TÜİK verilerine göre,
Türkiyede eğitim çağında okula gitmeyen, eğitimini
bırakmış 1 milyon 52 bin çocuğumuz var. 2019da 206.498
çocuğumuzun yüzde 57,6'sı yaralamaya, yüzde 15i cinsel istismara,
yüzde 11i aile düzenine karşı işlenen suçlara maruz
kalmış. Kimsesiz sokak çocuklarımız dilencilik
yapıyorlar. Soruyorum, ne yapıyorsunuz onlar için Sayın Bakan?
Ve o çocukların edemediği şikâyeti ben ediyorum onlar adına
Sayın Bakan.
Genç kadınlarımız
2018 Nüfus ve Sağlık Araştırmasına göre 20-24
yaş arasında olan kadınların yüzde 14,8i 18
yaşından önce, yüzde 2si de 15 yaşından önce
evlendirilmiş. Hepsinin gözlerinden akan yaşlar bizim yüreğimizi
dağlıyor ve şikâyetçiyiz onların adına Sayın
Bakan.
Soruyoruz: Çocukların
korunması ve gelişiminin sağlanması için, engellilerimiz
için neler yapıyorsunuz Sayın Bakan? Devlet eliyle önümüze konulan bu
engeller yüzünden
Ulusal Engelli Veri Sistemi engellilerimizin yarısını
kapsamıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AYLİN CESUR (Devamla)
Teşekkür ederim.
Almanyada, Fransada engelli
kotası 15-20 çalışanı olan özel kuruluşlar için yüzde
6; bizde 50nin üzerinde çalışanı olan iş yerleri için hâlâ
yüzde 3. Bu, utanç vesilesi. Bu utançtan kurtarın bizi, kurtarın bizi
Sayın Bakan. Var olan engelli aylıklarıyla nasıl geçinecek
ve ihtiyaçlarını giderecek bu insanlar? Kabul edilemez.
Her üç cümleden birinde
ağzınızdan eksik etmediğiniz gazilerimiz
Muharip
gazilerimize bağlanan şeref aylığında
farklılaştırmalar var. Kore ve Kıbrıs gazilerimizin
gelir ve iş durumuna bakılmaksızın hepsine aynı
tutarda şeref aylığı bağlanması gerekiyor. Ve
diğer taraftan, terörle mücadelede yaralandığı hâlde
mevzuata göre malul sayılmayanlar hiçbir haktan yararlanamıyorlar.
Öncelik ve ücretlendirmede koordinasyon sorunu var. Eminim hepiniz çok
hassassınız bu konuda, giderelim bunları. Biliyorum ki siz de
hassassınız bu konuda; şerefimiz, şanımız bizim
şehitlerimiz, gazilerimiz, onların hiçbirini
sıkıntılı hâle düşürmeyelim.
Ve diyorum ki: Bu konulara
biz çözüm önerileri sunduk. Siz, gelin, bu önerileri gerçekleştirin ama
yapamazsanız, yapamayacaksanız biz gelip yapacağız zaten,
iyileşeceğiz değerli arkadaşlar.
Buradan milletimize sesleniyorum:
Hepsi geçecek ve iyileşeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AYLİN CESUR (Devamla)
Bağlayabilir miyim?
BAŞKAN Bitirin
efendim.
AYLİN CESUR (Devamla)
Nazımın dediği gibi:
Hastalar, kardeşlerim,
İyileşeceksiniz,
Ağrılar,
sızılar dinecek.
Yumuşak, ılık
bir yaz akşamı gibi inecek,
Ağır, yeşil
dalların ardından rahatlık.
Hastalar, kardeşlerim,
Biraz daha sabır, biraz
daha inat.
Kapının
arkasında bekleyen ölüm değil hayat.
Kapının
arkasında dünya, dünya cıvıl cıvıl,
Kalkacaksınız yatağınızdan,
gideceksiniz.
Tuzun, ekmeğin,
güneşin tadını
Yeni baştan
keşfedeceksiniz.
Kardeşler, hastalar,
Biz ne limonuz ne mum ne
çınar,
Biz insanız çok
şükür,
Çok şükür biliriz,
İlacımıza
Umudu katmasını,
Yaşamak gerek diyerek
Ayak direyip
dayatmasını.
Hastalar, kardeşlerim,
İyileşeceksiniz,
Ağrılar,
sızılar dinecek,
Yumuşak, ılık
bir yaz akşamı inecek,
Ağır yeşil
dalların ardından rahatlık.
Bütçemizin hayırlı
uğurlu olmasını diliyorum. Daha iyi bütçeler yapılması
gerekiyor bu ülkenin vatandaşları için. Bu sağlık
çalışanlarından
Son söz olarak, Sayın
Bakanım, haritaya bir kere daha bakın, bu kararan mavilikleri lütfen
aydınlatın olur mu? Onları şehit sayalım, meslek
hastalığı sayılsın.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AYLİN CESUR (Devamla)
Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
İmam Hüseyin Filiz
Buyurunuz Sayın Filiz.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim
Bütçe Kanun Teklifinde yer alan Mesleki Yeterlilik Kurumu bütçesi ve 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifindeki Devlet Personel
Başkanlığıyla ilgili İYİ PARTİ Grubumuz
adına söz aldım. Yüce Meclisi saygılarımla
selamlıyorum.
Biraz önce
aldığımız habere göre, Barış Pınarı
Harekâtı bölgesinde teröristlerin saldırısı sonucu 2
askerimiz şehit olmuş, 6 askerimiz de yaralanmıştır.
Teröristleri lanetliyor, şehitlerimize Allahtan rahmet, yaralı
askerlerimize acil şifalar diliyorum. Başımız sağ
olsun.
Değerli milletvekilleri,
Mesleki Yeterlilik Kurumu, Avrupa Birliğine uyum çerçevesinde 2006
yılında kurulmuş bir kurum olup, amacı çalışma
hayatına nitelikli eleman kazandırmak, örgün ve yaygın eğitim
müfredatlarına temel oluşturmak için meslek standardı ve
yeterlilik çalışmaları yapmaktır. Standardı
yayınlanan mesleğe ilişkin yeterlilik seviyesi, Avrupa
Birliği tarafından benimsenen yeterlilik seviyelerine ve Avrupa
Yeterlilik Çerçevesine uygun olarak belirlenmektedir. Avrupa Yeterlilik
Çerçevesinin temelini, her seviyede sahip olunması gereken asgari ortak
bilgi, beceri ve yetkinliklerin tanımlandığı 8 seviye
oluşturmaktadır. Bunlar, öğrenim durumlarına göre, seviye 1
ilkokuldan başlayıp seviye 8 doktora eğitimi alanlar
şeklinde sınıflandırılmışlar. Mesleki
Yeterlilik Kurumunca inşaat, metal, otomotiv, enerji, elektrik elektronik,
tekstil ve ulaşım sektörlerinde, 81 meslekte yeterlilik belgesi alma
zorunluluğu getirilmiş. Meslek standardı genellikle sektör
temsilcileri tarafından hazırlanmakta, belgelendirmeler ise Mesleki
Yeterlilik Kurumunun yetkilendirdiği ve bu amaçla kurulmuş özel
kuruluşlar tarafından yapılmaktadır. Sınav ve
belgelendirme masraflarının İşsizlik Sigortası
Fonundan karşılanması sayesinde rağbet gören bu
belgelendirme işleri bir sektör hâline gelmiş. 242 kuruluş var,
aynı meslekte yeterlilik sınavı için koydukları fiyatlar da
birbirinden farklı, anlaşılan, aralarında rekabet de var.
Ümit ederim, görevlerini meslek ahlakı çerçevesinde, ciddi olarak
yapıyorlardır. Ancak, niçin masraflar İşsizlik Fonundan
ödeniyor anlayabilmiş değilim.
Değerli milletvekilleri,
aslında biz millet olarak yüzyıllar önce Ahilik
teşkilatları ve loncalarla mesleki standart ve yeterlilik sistemini
ortaya koymuşuz ancak modern çağa ayak uyduramama, bilimden
uzaklaşma, ahlaki bozulma, dejenerasyon, liyakate önem verilmemesi
sebepleriyle bu kurumları unuttuk. Ahi Evran hazretlerinin Hak ile
sabır dileyip bize gelen bizdendir. Akıl ve ahlak ile çalışıp
bizi geçen bizdendir. sözüne ve Yanlış ölçme, eksik tartma.
uyarılarına da uymadık. Unuttuğumuz Ahiliği
hayatımıza nakşedeceğimize, Ahilik haftasında
törenlerle anıyor, güzel sözlerle geçiştiriyoruz.
Değerli milletvekilleri,
Mesleki Yeterlilik Kurumunca bu zamana kadar 509 ulusal meslek standardı
ve mesleki yeterlilik hazırlandığı ve şu ana kadar 972
bin mesleki yeterlilik belgesi verilerek çalışma hayatına
katıldığı belirtiliyor ama yeterlilik belgesi alanlardan
kaç tanesi istihdam edildi, hangi seviyelerde yeterlilik verildi? Bunları
da öğrenmek isteriz.
Değerli milletvekilleri,
bütün bu çalışmalardan amaç, hem gençlerimize iş sağlamak
hem de ekonomiye katkıda bulunmak olmalıdır. Ülkemizde
işsiz sayısı 10 milyona yaklaşmış, 15-34 yaş
arasındaki genç işsiz sayısı 2 milyon 800 bin. Üniversite
mezunu genç işsiz sayısı 1 milyonu çoktan geçmiş
durumdadır. Üniversite eğitimi görmüş her 4 kişiden 1i
işsizdir. İş bulanlar için de durum hiç iç açıcı
değildir. Bir gencimiz şöyle şikâyet ediyor: İstanbul
Üniversitesinden mezun oldum, matbaacılık yaptım, köftecilik
yaptım, hamallık yaptım, madencilik, fırın
işçiliği, çamaşırcılık gibi işlerde
çalıştım. Başka bir genç: Makine mühendisliği
okudum, altı aydır iş arıyorum. Bu arada KYK borcu
ödemelerim de başladı, daha doğrusu ödeyemedim. Ana borç 15 bin
lira, aylık 380 liralık ödemeler faizle katlanarak büyüyor. Hâlen 3
milyon 300 bin civarında genç öğrenim kredisi borcunu ödeyememiş
ve bunlardan 300 bini hakkında yasal işlem başlatılmış.
Buna hâlâ bir çare bulunamadı maalesef.
Gençlerin iş arama
süreleri uzadıkça psikolojik sorunlar başlıyor, bu, sosyolojik
sorun hâline dönüyor ve toplum bunalıma sürükleniyor. Her geçen ay var
olan tasarruflar tükeniyor, ayakta kalabilmek için tüketici kredileriyle kredi
kartları zorlanıyor. İş bulanlar için bu defa daha da
başka sorunlar var: İş güvencesi, iş güvenliği,
iş yerinde kötü muamele, zam alamama, terfi edememe gibi
sıkıntıların yanında belki de maddi
zayıflıktan faydalanılarak yapılan tacizlerle
karşı karşıyalar.
Değerli milletvekilleri,
Asgari Ücret Tespit Komisyonu çalışmalarına devam ediyor.
Sayın Bakanım, Bu yıl asgari ücretin tüm tarafların
uzlaşısıyla tespit edilmesini diliyorum. demiştiniz. Bu
sözü hatırlatarak asgari ücret konusunda Sayın Genel
Başkanımızın teklifini sunuyorum: Vergi ve kesintilerin
devlet tarafından ödenerek brüt maaşın net olarak 3.000 TL
verilmesi, işverenin her bir asgari ücretli için ödediği 3.458 TLnin
sabit kalarak işverenlerin de rahatlamasına ve bu vesileyle
istihdamın artırılmasına vesile olacaktır.
Sayın Bakanım,
kira, gıda, elektrik, doğal gaz fiyatlarının
artmasıyla büyük mağduriyet yaşayan ve sayıları tüm
çalışanlarımızın yüzde 43üne ulaşan asgari
ücretlilere insanca yaşayacakları ücreti verin ve
insanlarımıza nefes aldırın.
Değerli milletvekilleri,
Kilisli vatandaşların bir sorununu dile getirmek istiyorum. 2016
yılında Suriyeden terör örgütleri IŞİD, PYD/PKK
tarafından Kilis ilimize atılan füzelerle şehit olan ve
yaralanan Kilisli vatandaşlarımız var. Şehit ailelerine ve
gazi ailelerine yapılan yardımlardan onların da
yararlanmaları için 2018 yılında kanun teklifi vermiştim.
Muhalefetin kanun teklifleri maalesef gündeme gelmiyor, gelse de reddediliyor.
Sayın Bakanımızın şehit ve gazi yakınları
için gösterdiği hassasiyeti Kilisli şehit ve gazi yakınlarına
da göstereceğinden emin olarak konuyu bilgilerine sunuyorum.
Değerli milletvekilleri,
ailenin hem sosyolojik hem ekonomik açıdan toplumu değiştiren ve
dönüştüren büyük bir güce sahip olduğunun bilincinde
çocuklarımızın nitelikli insanlar olarak yetiştirilmesinin
temeli ailede başlar. Çocuğun kişilik yapısı aile içinde
gelişir, çocuk helali evde öğrenir, dürüstlüğü ya da yalan
söylemeyi, fedakârlığı ya da yan gelip yatmayı, israf
etmeyi ya da tasarruflu yaşamayı evde öğrenir.
Sayın Bakan, adı
aileyle başlayan bir Bakanlığın
başındasınız; çok önemli ve kutsal bir göreviniz var,
omzunuzdaki yük ağır. Her şeye rağmen değerlerimizi
yaşatmalı, aile yapımızı dinamitleyen, gençlerimizi
şiddete yönlendiren televizyon dizileri mutlaka engellenmeli. Madde
bağımlılığı gibi illetlerden gençlerimizi koruma
konusunda daha fazla gayretinizi beklemekteyiz.
Ayrıca, söylemek
istediğim bir şey daha var: Çeşitli şekillerde ihtiyaç
sahiplerine yapılan sosyal yardımlar önemlidir ve
yapılmalıdır. Ama bunları yaparken iş vermenin,
istihdam yaratmanın yardım yapmaktan yani balık vermek yerine balık
tutmayı öğretmenin daha hayırlı olduğu
unutulmamalıdır. İnsanlarımızın her sabah
işine gitmek üzere evinden çıkması, çalışmanın,
terlemenin hazzını tatması, ailesinin ve çocuklarının
psikolojisi açısından da oldukça önemlidir ve ruh
sağlığı yerinde bir nesil için bu şarttır.
Değerli milletvekilleri,
2019 yılı kesin hesabı görüşülecek olan Devlet Personel
Başkanlığı; Devlet Planlama Teşkilatı, Hazine
Müsteşarlığı, Refik Saydam Hıfzıssıhha
Enstitüsü gibi kurumlarımızın akıbetine
uğramıştır. 703 sayılı Kanun Hükmündeki
Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl sonra 9 Temmuz
2019 tarihinde kapısına kilit vurulmuş ve görevleri
Çalışma Genel Müdürlüğüne devredilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
devlet ancak kurumlarıyla vardır. Her devlet kurumlarının
eskiliğiyle övünür. Niçin? Çünkü devlet kurumları faaliyet
alanlarıyla ilgili olarak devletin hafızasıdır.
Bunları kapatmakla hafızamızı siliyorsunuz; bu kesinlikle
sakıncalıdır, mahsurludur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İMAM HÜSEYİN FİLİZ
(Devamla) Bitiriyorum.
BAŞKAN Buyurunuz.
İMAM HÜSEYİN
FİLİZ (Devamla) Sözlerime son verirken 2021 yılı
bütçemizin hayırlı olmasını diliyor, yüce Meclisi
saygılarımla selamlıyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İYİ
PARTİ Grubu adına yapılan konuşmalar
tamamlanmıştır.
Sayın Türkkan
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
28.-
Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkanın, açıklanan işsizlik
rakamlarına ülkede itibar edilmediğine, iş bulma ümidini
kaybedenler de katıldığında mutlak işsizlik
rakamının 8,5 milyon olduğuna, pandemi sürecinde iş
başında olmayanlarla birlikte 12 milyondan fazla işsizin
olduğu toplumda nasıl bir istihdam sağlanacağını,
EYTlilerle ilgili bir maliyet hesaplamasının olup
olmadığını, devlet tarafından genel sağlık
sigortası pirimleri ödenenlerin sayısının ağustos
ayında 8,2 milyonken eylül ayında 7,8 milyon gösterildiğine,
pandemi sürecinde azalan istihdama rağmen bu azalışın neden
kaynaklandığını, pandemi sırasında aile kurumunu
ekonomik şiddetten korumaya yönelik ne gibi adımlar atılacağını
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuktan
öğrenmek istediğine; iktidarın yarattığı
mültezimlerin milleti sömürdüğüne, EPDKnin halkın cebinden
çıkan bir kuruşun hesabını kamuoyuyla paylaşmak
zorunda olduğuna, kömür santrallerine filtre takılıp
takılmadığını, Enerji ve Tabiî Kaynaklar
Bakanlığı bünyesinde yenilenebilir enerjiye dönük strateji ve
planlama yapılıp yapılmadığını merak
ettiklerine ilişkin açıklaması
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün oturum
başladığından bu yana 3 parti grup başkan vekili
kendileriyle ilgili konularda sözler alarak birtakım
tartışmaların tarafı oldular. Burada biz, Milliyetçi
Hareket Partisi de aynı şekilde, konunun çok muhatabı
olmadığımız için söz almadık. Ben bu sözü bütçeye
odaklamak istiyorum. Sayın Bakanlar konuşmadan evvel müsaade
ederlerse konuşmalarında cevaplandırmak üzere birkaç soru tevdi
etmek istiyorum.
Önce Aile, Çalışma
ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına sormak istiyorum. Türkiyede
hiçbir şekilde itibar edilmeyen manşet işsizlik
rakamlarını vererek İşsizlik oranı da düştü.
diyorsunuz. Öncelikle şunu söyleyeyim: İşsizlik oranı
yüzde 12ye düştü. demek size hiçbir kredi kazandırmaz; bunun gerçek
olmadığını herkes biliyor. İş bulma ümidi
olmayanları da kattığımızda, geldiğimiz 8,5
milyon rakamı bu ülkedeki mutlak işsizlik rakamıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Son
dönemdeki etkileri de dikkate aldığımızda, istihdamda olup
iş başında olmayanları da
hesapladığımızda Temmuz 2020 itibarıyla 12 milyon 345
bin işsiz var. Bu anlamda, işsizlik oranı aslında yüzde
30ları çoktan geçmiş durumda. İşsizlik sorununu TÜİK
verileriyle oynayarak inkâr etmeye devam mı edeceksiniz? Bu gerçeği
kabul ettiğiniz takdirde sorum şu: 12 milyondan fazla işsizin
olduğu bir toplumda nasıl istihdam sağlayacaksınız?
İkinci sorum:
EYTlilerle ilgili Bakanlığınızın
yaptığı bir maliyet hesaplaması var mıdır? Varsa
bu hesabı bizimle de paylaşır mısınız? Sayın
Bakanım, 2015 yılı itibarıyla genel sağlık
sigortasında bu kapsama giren kişilerin sayısını
gösteren bir tablo var elimde, her yıl artış
gerçekleşmiş bu tabloda. 2019 yıl sonu itibarıyla bu
sayı 11,5 milyon kişiye ulaştığı ve bu
kişilerin 9 milyon düzeyinde olan kesiminin geliri de asgari ücretin üçte
1inden az olduğu için ülke nüfusunun neredeyse yüzde 11i devlet
tarafından sağlık hizmetinin ödenmesine muhtaç.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
2020 Eylül itibarıyla 10 milyon 239 bin 70 kişi genel
sağlık sigortası kapsamında. Bunların sadece 2 milyon
433 bin 997sinin geliri aylık asgari ücretin üçte 1inden fazladır.
7 milyon 805 bin kişinin ise yaşadıkları hanede kişi
başı gelir asgari ücretin üçte 1inden az olduğu için genel
sağlık sigortası primleri devletimiz tarafından
karşılanmaktadır. Şunu sormak istiyorum Sayın Bakan:
Sosyal Güvenlik Kurumu aylık istatistiklerine göre, devlet tarafından
genel sağlık sigortası primi ödenenlerin sayısı
ağustos ayında 8,2 milyon iken eylül ayında 7,8 milyon
gösterilmiş. Geçen yıl bu sayı 9 milyon düzeyini geçmiş.
Şu dönemde artan işsizliğe, azalan istihdama, hane
halkının alım gücündeki aşırı düşüşe
rağmen bu azalışın neden
kaynaklandığını öğrenmek istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Neden 1,2 milyon kişilik bir fark var arada? Bu insanların refah
seviyeleri yükselmiş olamaz, bu farkın nedeni nedir? Devletimiz bu
zor dönemde vatandaşına destekten vaz mı geçiyor? Bu tablo
vatandaşın Desteğe muhtaç değilim. kanıtı
değildir, bu tablo vatandaşımızı destekte iktidar
olarak aczin kanıtı mıdır, sormak istiyoruz?
Ailenin korunmasıyla
alakalı TÜİK
Sizler doğru verilere ulaşmamızın
önünü tıkasanız da vatandaşla iletişimi daima yakın
tutan İYİ PARTİ olarak biliyoruz ki artan işsizlik, azalan
istihdam, alım gücünün düşmesi, hane halkının yükselen borç
grafiği ve benzeri ekonomik sıkıntılar aile kurumunu tehdit
eden en önemli unsurlar. Bu ekonomik buhran aile kurumunu tehdit etmekle
kalmıyor, aile içi şiddetin ve yaşanan cinayetlerin de en önemli
sebebi oluyor.
Aile kuranların
sayısı gittikçe azalırken boşanma sayısı da
gittikçe artıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) Bitiyor
Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Evlenen çiftlerin sayısı 2018 yılında 554 bin iken 2019
yılında 541 bin olmuş nüfus artmasına rağmen. 2019
yılında boşanmaların yüzde 36sı evliliğin ilk
beş yılı içerisinde, yüzde 21i ise evliliğin 6 ila 10
yılı arasında gerçekleşiyor. Sorum şu Sayın
Bakan: Bakanlığın, ailenin korunması ve aile içi
şiddeti önleyici tedbir ve stratejileri var mıdır? Aile kurumunu
şu zor durumda ekonomik şiddetten de korumaya yönelik ne gibi
adımlar atacaksınız?
Sayın Enerji
Bakanının gündüz de bilgisine müracaat etmiştim, teşekkür
ediyorum, bazı bilgiler verdi. O bilgiler
ışığında ben bir soru sormak istiyorum: EPDK
bahsettiğimiz harcamaları direkt yansıtıyor ve dahası
elektrik dağıtım hizmeti kapsamında kiralanan bir
binanın kira ücreti, kiralanan bir araç ücreti dahi faturalar üzerinden
vatandaşa mal ediliyor. Bu açık bir mültezim sistemi. Osmanlıda
bir mültezim sistemi vardı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Nedir bu mültezim sistemi? Devlet, uzak bölgede yaşayan
vatandaşına, tebaasına diyor ki
10 lira vergi alacak, bu
mültezim efendi verir devlete 10 lirayı, kendisi gider 20 lirayı
toplardı, kâr ederdi. İktidarınız sayısız
mültezimler yarattı Sayın Bakan bu vasıtayla. Köprü de
aynı, otoyolda da aynı, hava yolunda da aynı oldu bu; doğal
gazda aynı, elektrikte de aynısı oluyor,
uygulamalarınız hep aynı; mültezimleriniz milletimizi gerçekten
sömürüyor. Bakın, bugün anlattım size yani rakamlar çok ufak
olabilir, o temsil, ikram masraflarının faturaya
yansıtılması zaten canı burnuna gelmiş
vatandaşı ciddi şekilde öfkelendiriyor. Bu vatandaşın
sabrını bu kadar sınamayın.
EPDK, üstü kapalı,
maksadı net bir şekilde açıklanmayan kamuoyu duyurularıyla
bu işin içinden çıkamaz. Halkımızla açık ve net olarak
bu talan düzenini paylaşıp açıklığa kavuşturmak
zorundadır. Halkın cebinden çıkan her bir kuruşun
hesabını kamuoyuyla paylaşmak zorundadır. Diyeceksiniz ki
Bu yeni değil, daha öncesinde de var. Bugün de söylediniz. Burada sorun
öncesi veya sonrası değil.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli)
Vatandaş olarak artık 1 liraya, ekmek alacak 1 liraya muhtaç hâle
geldi insanlar. Doğal olarak kamuoyu vatandaşın cebinden
çıkan bir kuruşun hesabını bile yapmaya mecbur hissediyor.
Milletimiz adına bu harcamaların elektrik dağıtım ve
tedarik hizmetlerinin yürütülmesiyle ilgisini sormak istiyorum. Yani elektrik
ve dağıtım işiyle temsil, ikram masrafının, lüks
binaların kiralarının ne alakası var Sayın
Bakanım? Vatandaşın elektrik hizmeti alımında bu
harcamaların bu sene de yüzde 7 artırılarak faturalara dâhil
edilmesinin mantığı nedir? Vatandaş geçim derdindeyken
faturaları iyice şişirmenin, pandemiyle yürütülen kötü
mücadelenin faturasını dolaylı yollarla yine vatandaşa
bindirmeyi tercih etmenizin izahı nedir, sormak istiyorum.
Bir de filtresiz kömür
santralleri var Sayın Bakanım. Bu konuda bir uzatma verilmedi, Meclis
bunu Cumhurbaşkanına iade etti, kabul etmedi, veto etti.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
LÜTFÜ TÜRKKAN (Kocaeli) - Ama
görüyoruz ki Sayın Bakan, çevre yatırımları ve gerekli
izinleri almaları konusunda uyarılan kömür santrali
işletmecilerinin geldikleri mevcut noktayı merak ediyoruz. Bu
işletmelere filtre takıldı mı Sayın Bakan? AK
PARTİ Grubu hem filtre takılmamasını uzatan süreyi hem de
takılmamasını uzatmayan süreyi aynı anda alkışladığı
için bu hususta bilgilendirmeniz tüm Parlamento için faydalı olacaktır.
Halkın sağlığını yüksek oranda tehdit eden bu
fabrikalar iyileştirildi mi? Hangi şartlarda açık hâle
getirilerek aktifleştirildi bu fabrikalar?
Bakanlığınız yenilenebilir enerjiye dönük strateji ve
planlama yapıyor mu? Pandemide önemi bir kez daha ortaya çıkan çevre
ve halk sağlığı faktörleri sizi endüstri devriminin ilkel
üretimi olan kömürden uzaklaştıracak mı, merak ediyoruz.
Teşekkür ederim.
Sağ olun Sayın Başkanım.
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak
Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN Şimdi,
Milliyetçi Harekât Partisi Grubu adına ilk konuşmacı Sayın
Abdurrahman Başkan.
Buyurunuz Sayın
Başkan. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA ABDURRAHMAN
BAŞKAN (Antalya) Sayın Başkan, Gazi Meclisimizin değerli
milletvekilleri; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız ve
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) 2021 yılı bütçesi
üzerine Milliyetçi Harekât Partisi Grubumuz adına söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi ve televizyonları
başında bizi izleyen büyük Türk milletini saygıyla
selamlıyorum.
Hayatımızın
vazgeçilmez unsurlarından birisi olan enerji arzı alanında
birçok yeniliğe şahitlik ettiğimiz bir dönemden geçmekteyiz.
Yenilenebilir enerji önemini artırmış, alternatif enerji
kaynakları devletlerin AR-GE çalışmalarında öncelikli
konulardan biri hâline gelmiştir. Türkiye de ciddiyetle bu konuya
eğilmiş ve çalışmalarına hız vermiştir.
Yerli imkânlarımızla gerçekleştirilen elektrik üretimimizin
yaklaşık yarısı yenilenebilir enerji kaynaklarından
elde edilmiştir. 2020 yılının son çeyreği
itibarıyla elektrik enerjisi kaynaklarımızın yüzde 29unu
hidroelektrik, yüzde 8ini rüzgâr, yüzde 4ünü güneş, yüzde 3ünü jeotermal
ve yüzde 2sini de biokütle oluşturmaktadır. 2020 yılı
Eylül ayı itibarıyla Türkiye'nin elektrik enerjisi kurulu gücü 93.207
megavattır. Bu kurulu gücün 29.790 megavatını hidrolik enerjiye,
11.313 megavatını yerli kömüre, 8.077 megavatını rüzgâr
enerjisine, 1.515 megavatını jeotermal enerjiye, 1.238 megavatını
biokütle enerjisine ve atık ısıya, 6.361 megavatını
ise güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri
oluşturmaktadır. 2020 yılı Eylül ayı sonunda,
yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim tesislerinin kurulu gücünün toplam
güce oranı yüzde 50,4e, yerli ve yenilenebilir kaynaklara dayalı
üretim tesislerinin kurulu gücünün toplam kurulu güce oranı ise yüzde
62,54e ulaşmıştır. Ayrıca, 2020 yılı Eylül
itibarıyla 226,9 milyar kilovat olan elektrik üretimimiz içerisinde
yenilenebilir kaynaklı üretim miktarı 105,5 milyar kilovat olup
toplam üretim içerisindeki payı yüzde 46,5tir. Yerli ve yenilenebilir
kaynaklı toplam üretim miktarı ise 137,9 milyar kilovat olup toplam
üretim içerisindeki payı ise yüzde 60,8dir.
Enerji
çeşitliliğinin artırılması noktasında yerli kömür
de son derece önemli bir yere sahiptir. Yerli kömür, enerji piyasasında
petrol ve doğal gaza olan bağımlılığı
azaltan, enerjide dışa bağımlılığı
minimum seviyeye düşüren, böylelikle ekonomimize ciddi katkılar sunan
bir enerji kaynağı olarak öne çıkmaktadır.
2020 yılı Eylül
ayı itibarıyla kömür kaynaklı elektrik kurulu gücü 11.313
megavata yükselmiştir. Eğer önümüzdeki elli yıl içerisinde
mevcut kömür kaynaklarımızı kullanamaz isek ekonomik
değerini kaybetme riskiyle karşılaşıp
kaynaklarımızın yer altında heba olması gündeme
gelebilecektir.
Enerjide dışa
bağımlılık göz önüne alındığında, Orta
Doğu, Orta Asya, Afrika, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve diğer
potansiyel kaynaklardan sürdürülebilir şekilde doğal gaz temin edilmesi
çalışmalarının artarak devam etmesi takdir ettiğimiz
hususların başında gelmektedir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2020 yılı itibarıyla 81 ilimizin
tümüne, 559 ilçeye, beldemize ve 165 organize sanayi bölgesine doğal gaz
ulaşmış ve doğal gaz abone sayısı bugün itibarıyla
17 milyon olmuştur. Bu alanların dışında kalan
diğer yerleşim yerlerimiz ile organize sanayi bölgelerimizin de bir
an önce doğal gaza kavuşması temennilerimiz
arasındadır. Ayrıca, Güney Gaz Koridorunun Avrupa
ayağını oluşturan Trans Adriyatik Boru Hattı Projesiyle
Avrupaya yıllık 10 milyar metreküp Azerbaycan gazının
TANAP üzerinden ulaşacak olması ülkemizin jeopolitik önemini öne
çıkarmakta, stratejik pozisyonunu daha da
sağlamlaştırmaktadır.
Rusyadan başlayarak
ülkemiz üzerinden TürkAkım doğal gaz boru hatlarından birinin
ülkemize, diğerinin ise Avrupaya yıllık 15,75 milyar metreküp
doğal gazın ulaşmasını sağlayacak olması çok
stratejik bir adımdır. Tuz Gölü Doğal Gaz Yer Altı Depolama
Projesinde 700 milyon metreküp depolama hacmine, günlük 20 milyon metreküp
geri üretim kapasitesine ulaşılmış olunması,
genişleme projesinin tamamlanmasıyla da toplamda 5,4 milyar metreküp
depolama, 80 milyon metreküp günlük geri üretim kapasitesine
ulaşılacak olması da enerji arz güvenliği
açısından çok önemli gelişmelerdir.
Doğu Akdeniz
havzasında uluslararası hukuktan kaynaklı haklarımız
kapsamında, deniz yetki alanlarının uluslararası hukuka
uygun olarak hakça ve adil biçimde belirlenerek kıta
sahanlığımızdaki egemenlik haklarımızın
korunması ve Kıbrıs Türklerinin adanın eşit
ortağı olarak hidrokarbon kaynakları üzerindeki hak ve
çıkarlarının garanti altına alınması için
meşru haklarımızdan taviz verilmeden Akdenizde ve Karadenizde
yapılan çalışmaların kararlılıkla devam
ettirilmesini sonuna kadar destekliyoruz.
Diğer taraftan, sismik
araştırma gemilerimiz Barbaros Hayrettin Paşa ve Oruç Reis,
sondaj gemilerimiz Fatih, Kanuni ve Yavuz denizlerimizde detaylı aramalar
yapmaya devam etmektedir. Onlar artık bir gemi değil, Türk milletinin
birer sancaklarıdır. Fatih sondaj gemimizin 5 Kasım 2020
tarihinde Sakarya gaz sahasındaki Türkali-1 kuyusunda sondaja
başlaması hepimizi heyecanlandırmış, 31 Ocak 2020
tarihinde teslim alınan ve modernizasyonu tamamlanarak Mersin Taşucu
Limanından ayrılan Kanuni sondaj gemimizin 2021 yılının
ilk aylarında Karadenizde faaliyetlerine başlayacak olması ise
umutlarımızı perçinlemiştir.
Değerli milletvekilleri,
maalesef içinde bulunduğumuz Covid-19 sürecinde 2020 yılı hem
dünya hem de ülkemiz için zor geçmektedir. Bu zorlu pandemi sürecinde özellikle
başta sağlık hizmetleri olmak üzere birçok hizmetin
aksamaması adına, enerji akışını sekteye
uğratmamak için gece gündüz demeden çalışan tüm
arkadaşlarımıza teşekkürü bir borç bildiğimi belirtmek
istiyorum.
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu -EPDK- piyasaların işleyişi, aksamaması ve
vatandaşlarımızın elektrik başta olmak üzere
doğal gaz ve petrol ürünlerine kesintisiz ve sorunsuz ulaşabilmesi
için her türlü tedbiri alarak bu zorlu pandemi sürecinde ülkemiz adına
başarılı bir sınav vermiştir. Enerji Piyasaları
İşletme Anonim Şirketi EPİAŞın 2018
yılında devreye aldığı Organize Toptan Doğal Gaz
Satış Piyasasıyla bölgesinde doğal gaz borsası kuran
ilk ülke konumuna geçilmesi de son derece önemlidir. Bu nedenle, ülkemizin,
petrol ve doğal gazda, TANAP ve TürkAkım gibi önemli projelerle
sadece Avrupa ülkeleri için bir transit ülke yerine ticaret merkezi bir ülke
olması en samimi isteğimizdir.
Değerli milletvekilleri,
EPDK tarafından 2020 Eylül ayı itibarıyla yayınlanan
verileri incelediğimizde, doğal gaz piyasasında 72 adedi
dağıtım lisansı olmak üzere 343 adet lisans
verildiğini görmekteyiz. Ayrıca, 2021 yılında devreye
alınacak olan Vadeli Doğal Gaz Piyasasıyla ilgili
çalışmaları da Milliyetçi Hareket Partisi olarak takip
etmekteyiz. Yıllık 40 milyon tonluk bir ham petrol işleme
kapasitesiyle rafinaj konusunda ülkemizin önemli bir rafinaj merkezi hâline
gelmiş olması da son derece önemlidir.
Yine, Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu verilerine baktığımız zaman, 2020 sonu
itibarıyla 6 rafinerici, 77 dağıtım lisansı, 34 iletim
lisansı, 13 işletme lisansı, 75 taşıma lisansı,
93 depolama lisansı, 130 madenî yağ lisansı, 31 adet serbest
kullanıcı lisansı, 67 ihrakiye teslimi lisansı ve 13.071
bayilik lisansı olmak üzere toplam 13.597 lisans bulunduğunu görmekteyiz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Akçakoca açıklarında Tuna-1 arama
sahasında keşfedilen ve tarihimizin en büyük doğal gaz
keşfi olarak kayıtlara geçen kaynağın 2023
yılında vatandaşlarımızın kullanımına
sunulacak olmasıyla Türkiye, organize gaz piyasalarıyla Avrupada
kendi ülkesinde üretilen gazın uluslararası ticarete konu
edildiği az sayıda gelişmiş gaz ticaret merkezlerinden biri
olma imkânına ulaşacaktır.
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu verilerine göre Türkiye, dünyanın en büyük 16ncı
LPG pazarı konumundadır. EPDKnin 2020 yılı bütçe teklifini
incelediğimizde elektrik piyasasından 51 milyon, doğal gaz
piyasasından 53 milyon, petrol piyasasından 140 milyon ve LPG
piyasasından 28 milyon TL olmak üzere toplam 272 milyon TL gelir elde
etmeyi planladığını müşahede etmekteyiz.
Yine, EPDK verilerine göre,
ek gelir olarak 53 milyon TL gelir elde edeceği de tahmin edilmektedir. Bu
bağlamda, EPDKnin 2021 yılı bütçe toplamının
diğer gelirler, ret ve iadelerle birlikte 323 milyon 52 bin TL olarak hedeflendiği
anlaşılmaktadır.
Değerli Başkan,
kıymetli milletvekilleri; bugün enerji alanında gelişmeleri
takip eden herkes seçim beyannamemizde dile getirdiğimiz şu
hususları dinleyince liderimiz Sayın Devlet Bahçelinin öngörülü
siyasi anlayışına bir kez daha şahitlik edecektir. 2018
seçimlerinden önce demişti ki: Enerji ham maddelerinde dışa
bağımlılığın azaltılması amacıyla
kömür ve yenilenebilir enerji kaynakları azami seviyede
değerlendirilmeli, enerji ithalatında kaynak ve kaynak ülke
çeşitliliğinin sağlanmasıyla arz güvenliği
artırılmalı, nükleer enerji santrali projeleri hızla
tamamlanmalı, etkin bir talep yöntemiyle enerji arzı kesintisiz ve
yeterli bir şekilde gerçekleştirilmeli, çevreye dost ve duyarlı
bir anlayışla, gelişmiş atık kontrol ve
bertarafına, havza ve kaynak planlamasına dayalı bir
yaklaşımla çevre ve insan sağlığına zarar
vermeden enerji üretilmeli, enerji verimliliğini üretimden tüketime bütün
alanlarda güçlü ve çeşitlendirilmiş finansal araçlarla desteklenmeli,
yine, enerji teknolojileri üretecek etkinliğe ulaşılmalı,
enerji sektöründe rekabetçi kısıtlayıcı uygulamalara son
verilmeli, kamu enerji yatırımlarıyla birlikte yerli ve
yabancı özel sermayenin enerji sektöründeki yatırımları
için uygun zemin oluşturulmalıdır. Liderimiz bugünün gündemini
üç yıl önceden bizlere istikamet olarak çizmiştir.
Değerli milletvekilleri,
konuşmama son vermeden önce seçim bölgem Antalyayla ilgili bazı
hususları dile getirmek istiyorum. Antalya bir turizm ve tarım
kentidir. Her iki sektörde de ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlamaktadır
ancak bu salgın dönemi nedeniyle özellikle turizm sektöründe sorunlar
ortaya çıkmıştır. İnanıyorum ki Antalyamız
devletimizin de desteğiyle bu süreci atlatıp tarım ve turizm
sektörlerinde yeni bir başarı hikâyesi yazacaktır. Turizm
sektörüne yönelik desteklerin önümüzdeki yıl içinde artarak devam
edeceğinden şüphemiz yoktur. Alınacak olan önlemlere ve
sağlanacak olan desteklere Milliyetçi Hareket Partisi olarak destek
vermeye hazır olduğumuzun bilinmesi isterim.
Bu vesileyle bir borcu yerine
getirerek bir teşekkürü sahiplerine iletmem gerekiyor:
Antalyamızın tamamını doğal gaza kavuşturmaya
yönelik özverili çalışmalarından dolayı başta Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Fatih Dönmez olmak üzere bütün
emeği geçenlere teşekkürlerimi buradan iletmek istiyorum.
İnşallah Korkuteli ilçemiz de yapılan çalışmalar
sonunda 2021 yılı itibarıyla doğal gazına
kavuşmuş olacaktır. Bu müjdeli haberi de bize Sayın
Bakanımız 2019 yılında vermişti.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri, Kıymetli Bakanım; Korkuteli ilçemiz
Türkiyenin en önemli kültür mantarı üretim merkezlerindendir.
Türkiyedeki toplam üretimin içinde büyük pay sahibi olan 2.500den fazla aile
işletmesi, ilçemiz sınırları içerisinde yer almaktadır
ancak Korkuteli ilçesinde mantar üretiminde elektrik maliyetlerinin
yüksekliğinden dolayı ciddi bir mücadelenin içine girilmiştir.
Özellikle yaz aylarında üreticilerimizin klima
çalıştırmasından dolayı daha fazla elektrik enerjisi
kullanması, kültür mantarı üreticilerimizin kullandığı
elektriğin sanayi elektriği üzerinden değil de tarımsal
faaliyet tarifesi üzerinden ücretlendirilmesi âdeta bir zorunluluk hâline
gelmiştir. Bu durum üreticilerimizin girdi maliyetlerini düşürecek,
sektörün ilerlemesine zemin hazırlayacak, vatandaşlarımızın
daha rahat bir nefes almasını sağlayacaktır. Ayrıca
sulama birliklerinin elektrik kullanımında da kolaylık
getirilirse Antalya tarımının olumlu şekilde
etkileneceği muhakkaktır. Bu bağlamda çiftçilerimizin
tarımsal sulamada kullandığı elektriğin tarım
elektriği fiyatından değerlendirilmesi çok yerinde
olacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ABDURRAHMAN BAŞKAN
(Devamla) Bu bağlamda çiftçilerimizin tarımsal sulamada
kullandığı elektrik fiyatlarının düşürülmesi
yerinde olacaktır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken bir kez daha Gazi
Meclisimizi, değerli milletvekillerimizi ve televizyonları
başında bizi izleyen büyük Türk milletini saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Tamer Osmanağaoğlu
Buyurunuz Sayın
Osmanağaoğlu. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA TAMER
OSMANAĞAOĞLU (İzmir) Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Selam olsun koca yüreği
tek bir yürek gibi birlikte çarpan büyük Türk milletine; selam olsun Atatürk
önderliğinde Kurtuluş Savaşını yürüten, cumhuriyeti
kuran ve üyesi olmaktan şeref duyduğum bu yüce Meclise; selam olsun
Karabağ toprağını mübarek kanlarıyla sulayan 2.783
şehidimize. Karabağ toprağı onların kanlarıyla
yeniden vatan olmuş; bayrak, üzerinde onların kanıyla göndere
çekilmiş ve dalgalanmaya başlamıştır. Sinemizde otuz
yıldır kapanmayan Karabağ yarasını onlar
kapatmıştır. Her birinin mertebesi şehadet, mekânları
cennettir. Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır; toprak,
eğer uğrunda ölen varsa vatandır."
Bir asır önce Azerbaycan
toprağını vatan yapmak için şehit düşen, Bakü
Şehitliğinde yatan Azerbaycanlı kardeşlerimizin öz
evlatları olarak hatıralarını ve makberlerini muhafaza
ettikleri şehitlerimizin ruhlarını şad edenlere selam
olsun. Dün Türkiye'den giden şanlı Türk askerinin heybetli
yürüyüşlerini az ötede, o şehitlikte yatan şehitlerimiz gururla
seyrettiler, ruhları huzur buldu. Onların aziz hatıralarına
bu gururu yaşatanlara selam olsun. Selam olsun Dağlık
Karabağın harı bülbülüne. Selam olsun Azerbaycanın al,
beyaz lalelerine. Karabağda, öz vatanlarında büyüyecek
balalarına, yaşlısına, gencine selam olsun. Kerbecerde
Laçına, Şuşaya, Füzuliye selam olsun. Azerbaycanlı kardeşlerimizin
yazdığı şanlı destana, yiğit askerlerine selam
olsun. Türke tuzak kuranlardan hesap soranlara selam olsun. Bu duygu ve
düşüncelerle Azerbaycanlı kardeşlerimizin zafer gününü
selamlayarak sözlerime başlamak istiyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Nükleer Düzenleme Kurumu ve Türkiye Enerji, Nükleer
ve Maden Araştırma Kurumu, Maden Tetkik Arama Genel Müdürlüğü,
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün bütçeleri
hakkında konuşmak üzere Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına
söz almış bulunuyorum.
Son yıllarda Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın yol haritası
olarak belirlediği millî enerji ve maden politikasının tavizsiz
bir şekilde uygulanıyor olması milletimiz için oldukça büyük
kazanımları da beraberinde getirmektedir. Hâlihazırda hava
jeofizik görüntüleme çalışması kapsamında, 2020
yılında 370 bin kilometrekare detaylı veri uçuşu
gerçekleştirilmiş, vatan topraklarının âdeta maden röntgeni
çekilmiştir. Diğer yandan, ilk defa yurt dışında maden
sahalarımız olmuş, bu kapsamda Afrika ve Asyada toplam 3.497
kilometrekare alana sahip 8 maden sahası ülkemize
kazandırılmıştır.
Ülkemiz için en önemli
madenlerden biri olan bor madeniyle ilgili gelişmeler ise gerçekten
sevindiricidir. Eti Madenin atmış olduğu adımlar göz
doldurmaktadır. Dünya bor pazarının yüzde 56sına hâkim
olan Eti Maden, ürettiği ürünlerle bor madeninin birçok alanda alternatif
maden olması noktasında adımlar atmaya devam etmektedir.
Ayrıca, ileri teknoloji bor ürünlerine geçiş sürecini ve bunun
sonucunda katma değeri yüksek, stratejik önemi haiz ürünler pazara
kazandırılması için yapılan çalışmaları da
yakinen takip etmekteyiz. Bu bağlamda millî savunmamız
açısından önemli bir yere sahip olan Bor Karbür Üretim Tesisinin
yakın zamanda devreye girecek olması ve yerli üretim lityumun yerli
otomobil TOGGda kullanılarak stratejik öneme sahip bir ürünün daha yerli
imkânlarla karşılanacak olması sevindiricidir.
Dünya ticaretinde büyük
karşılık gören 90 çeşit madenin 80inin ülkemizde mevcut
olduğu bilinmektedir. Bu 80 maden çeşidinin 60ının
ülkemizde üretiminin yapılıyor olması ve bu sayının
önümüzdeki dönemde artmasının beklenmesi önemli bir husustur.
Bazı değerli madenlerin ham olarak ihraç edilmesinin ötesinde
işlenerek katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünler olarak piyasaya
arz edilmesini mümkün hâle getiren AR-GE çalışmalarını da
sonuna kadar destekliyoruz.
Değerli milletvekilleri,
alternatif kaynak olarak büyük bir öneme sahip olan nükleer enerjiye teknolojik
gelişmeler de göz önünde bulundurularak ülkemizin sahip olması
kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Enerji arz güvenliğini artıracak,
enerjide dışa bağımlılığı azaltacak,
ekonomimizi etkileyen en büyük faktörlerden biri olan enerji
ihtiyacımızı karşılayacak nükleer santrallere sahip
olma noktasındaki kararlılığı takdir ediyoruz.
İnşaatı devam eden Akkuyu Nükleer Enerji Santralinin birinci
ünitesinin 2023 yılında tamamlanarak devreye girecek olması
cumhuriyetimizin 100üncü yılını taçlandıracak, enerjide
bağımsızlık adına atılmış büyük bir
adım olacaktır.
Çok önemli gördüğümüz
diğer bir husus ise lisans ve yüksek lisans öğrencisi evlatlarımızın
nükleer enerji konusunda gelişmiş ülkelere gönderilerek eğitim
almasının sağlanması, aldıkları eğitimin
ardından ülkemizdeki çalışmalarda yer almasının temin
edilmesidir.
Karadenizde tarihimizin en
büyük doğal gaz rezervinin tamamen millî imkânlarla
gerçekleştirilmiş olması ve 2023 yılında doğal
gazın vatandaşlarımızın kullanımına
sunulacak olması büyük heyecan yaratmıştır.
Yerli ve yenilenebilir
enerjide elde edilen başarının sonuçları da sevindiricidir.
2020 yılı itibarıyla yerli ve yenilenebilir kaynaklara
dayalı üretim tesislerinin kurulu gücünün toplama oranı ise yüzde
62,54e ulaşmıştır. Ayrıca, 2020 yılı Eylül
itibarıyla yenilenebilir kaynaklı enerji üretiminin toplam üretim
içerisindeki payı yüzde 46,5 olarak kaydedilmiştir.
Değerli milletvekilleri,
coğrafyamız son yıllarda enerji mücadelesinin en sert hâline ev
sahipliği yapmaktadır. Milletler enerji arz güvenliğini
sağlamak ve enerji ihtiyaçlarını karşılamak için âdeta
birbirleriyle yarışmakta, ülkeler artan enerji
ihtiyaçlarını karşılamak için amansız mücadele
vermektedir. Küresel siyasetin en önemli argümanlarından biri olan enerji
bağımlılığı, siyasi, sosyal ve ekonomik
sonuçları olan birçok hadisenin ortaya çıkmasına da sebep
olmaktadır ancak kesin hakikat şudur ki: Emperyalist güçlerin, sözde
medeni dünyanın etkin aktörlerinin diğer milletlerin
haklarını gasbetme pahasına açgözlülüklerinden
vazgeçmemeleridir. Varillerine petrol doldurmak için oluk oluk kan akıtan,
kabarık iştahlarını tatmin için milyonlarca masumun
canını almayı hak gören, gözlerini âdeta kan bürüyen bir güruh,
insanoğlunun en büyük düşmanı hâline gelmiştir. Bu
şartlarda Türkiye'nin kendini konumlandırdığı pozisyon
her zamankinden daha önemli bir hâl almıştır. Türk milleti,
aklıselim, millî enerji politikalarının ne pahasına olursa
olsun hayata geçirilmesi kararlılığını görmekte ve
algılamaktadır. Bugün Türkiye'nin beyan ettiği irade tam da
budur, bugün Türk milletinin devletiyle birlikte gösterdiği duruş tam
da budur.
Son yıllarda tamamen
yerli imkânlarla çok büyük adımlar atılmış, geleceği
şekillendirecek olan millî enerji politikaları hayata
geçirilmiş, maziyi Türk asırları kılan kahraman
ecdadın isimleri mavi vatan üzerinde yeniden varlığını
göstermiştir. Kutlu emaneti atiye taşıyan nesil, destan üzerine
destan yazmıştır. Barbaros Hayreddin Paşa sismik
araştırma gemimiz mavi vatana ay yıldızlı al
bayrağımızı nakış nakış
işlemiştir. Oruç Reis gemimiz heybetli varlığıyla ve
çalışmalarıyla Türk mührünü Akdeniz sularına vurarak
hepimizi gururlandırmıştır. Fatih sondaj gemimiz tarihe
geçen doğal gaz keşifleriyle Karadenizi kırmızı
beyaza bürüyerek hepimizi heyecanlandırmakta, Yavuz sondaj gemimiz engin
maviliklere Türk milleti adına imza atmaktadır. Bilinmelidir ki
Türkiye Cumhuriyeti devleti, tüm kurumlarıyla karşısına
çıkarılan bütün engellemelere rağmen haklarını
koruyacak kudrete sahiptir. Bu gücün önünde ne Avrupanın erken öten
horozu Fransa ne de darbeci kafanın egemen olduğu Mısır ne
de diğer kukla devletçikler duramayacaktır. Türk milletinin millî ve
manevi değerlerini hedef alan her hesap Türk milletinin ferasetine
çarpacak, kurgulanan her oyun Türk milletinin birlik ve beraberlik ruhuyla
bozulacak, dalımızı koparmaya cüret edenin ağacı
kökünden sökülecektir. Çünkü karşılarındaki cephe tek nefes, tek
bilek, tek yürek olan büyük Türk milletinden oluşmaktadır.
Savunduğumuz her bir değer istikbalimizin mihenk taşı,
kıymet verdiğimiz her bir hedef istikbalimizin teminatıdır.
Bu sebepledir ki Türk devleti istiklalinden ödün vermemeye kararlı, Türk
milleti ise istikbalini taçlandırmaya yeminlidir.
Biliyor ve inanıyoruz ki
asır Türkün asrı olacak, müjde Türkün müjdesi, duyulan ise büyük
Türk milletinin ayak sesidir. Duymak istemeyenler olsa da görmek istemeyenler
olsa da kendi ülkesini yabancı misyon sahiplerinden daha fazla kötülemeye
hevesli çevreler olsa da bu gerçek değişmeyecektir. Milletimizin
duygularına tercüman olmak yerine yabancı sahiplerinin sesi olmakta
kararlı olanlar kaybedecektir. Vicdanları kararan, kalpleri
taşlaşan politik hokkabazlar, kara propaganda figüranları tarih
çöplüğünde isimleri dahi hatırlanmamak üzere yerlerini
alacaktır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Türk milleti, tarihi boyunca adaletin mihveri,
onurlu duruşun kutbu, hakkın ise yılmaz savunucusu
olmuştur. Kahramanlıklarla dolu, destanlara konu şanlı
mazimizin pirüpak sayfaları bunun en büyük delilidir. Bugün dahi Türk
milletinin çıkarlarını yok saymak isteyenler varsa, Türk
devletinin ve dostlarının haklarını gasbetmeye çalışanlar
varsa onlara önerimiz tarihe bakmalarıdır. Şüphesiz, bu kan
damarlarda kaynayan aynı kandır. Şüphesiz ki bu can
göğsümüzden akmaya hazır aynı candır. Şüphesiz ki bu
ses tarihin derinliklerinden bugünlere ulaşan Türkün sesidir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bütçemizin hayırlı olmasını
diliyorum. Geleceğin güçlü ve lider ülkesi Türkiye Cumhuriyetinin
sarsılmaz temellerini oluşturan millî enerji ordumuzun her bir
mensubuna şükranlarımı sunuyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
TAMER OSMANAĞAOĞLU
(Devamla) Liderimiz Sayın Devlet Bahçelinin ifadeleriyle:
Vatanımızın coğrafi özelliği ve karakteri, üst üste
yığdığımız sosyal ve ahlaki değerlerimiz,
asırların bereketinden tevarüs edilen ekonomik ilişkilerimiz,
kültürel gücümüz ve askerî kudretimiz bir araya gelmiş ve bu
coğrafyadaki siyasetimizin temelini teşkil etmiştir. Bu siyaseti
değiştirmeye hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Siyasetimizin öznesinde
millet vardır ve korkuyu galip kılmaya çalışanlara göz açtırmama
azmimiz doruk noktadadır. Bu duygu ve düşüncelerle heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Son not olarak,
Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde hain terör
saldırısı sonucu kaybettiğimiz şehitlerimize Allahtan
rahmet diliyorum, yaralılarımıza acil şifa diliyorum.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Sefer Aycan
Buyurunuz Sayın Aycan.
(MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA SEFER AYCAN
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi
üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz adına söz almış
bulunuyorum, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Çalışmak,
Anayasamıza göre temel haktır. Çalışmanın bir insan
için ekonomik getirilerinden de farklı olarak başka
katkıları vardır; hayata dönük, üretmek, kendini kanıtlamak,
statü kazanmak gibi anlamları vardır. Onun için, çalışmak,
her insan için haktır ve bu yüzden Milliyetçi Hareket Partisi olarak
istihdam artırıcı politikaları, iş ve meslek
edindirmeye yönelik kursları destekliyoruz. Bu konuda yürütülecek
programları destekleyeceğimizi açıklıkla belirtiyoruz.
Ayrıca, Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, küçük girişimciyi destekleyen, özellikle
tarım alanında, hayvancılık alanında aile
girişimlerinin desteklenmesini
Böylece hem istihdamı artırmaya
hem de bununla birlikte üretim kapasitesini artırmaya yönelik
politikaları açıkça destekleyeceğimizi belirtiyoruz.
Tabii, işin insan
üzerinde olumlu etkileri olduğu kadar, işin bir de olumsuz etkileri
vardır. Olumsuz etkileri ise meslek hastalıkları ve iş
kazalarıdır. Çalışma ortamının insan
sağlığı üzerine oluşturacağı bu riskler
önemli risklerdir. Bu yüzden, çalışma ortamında
sağlıkla ilgili, iş sağlığıyla ilgili,
iş güvenliğiyle ilgili alınacak önlemleri de çok önemsiyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak çalışma hayatında, iş
yerinde sağlık ve güvenlik adına yapılacak her türlü
iyileştirmeyi veya yürütülecek programları da açıkça
destekleyeceğimizi belirtiyoruz. Bu, bir tüketim değildir.
Yapacağımız katkılarla aslında insana ve üretime
katkıda bulunmuş oluruz. O yüzden, çalışma ortamları
iyileştirilmelidir. Yürütülen iş sağlığı ve
güvenliği programlarında esas mantık, risk
yaklaşımıdır. Eğer, doğru düzgün yürütürsek bu
politikaları, iş yerinde tanımlanan riskler ile bu riskleri
önlemeye yönelik politikalar üretiriz, böylece iş kazalarını
sıfırlayabilir ve meslek hastalıklarını önleyebiliriz.
Bu, teorik olarak mümkündür. İş kazası kaderimiz olamaz. Bunun
için her türlü önlemi almak önemli bir husustur ve bu konuda alınacak
önlemleri tümüyle destekliyoruz. Tabii, aslında, şu an, iş
sağlığıyla, iş güvenliğiyle ilgili bir
organizasyonumuz var. Bunun daha etkin hâle getirilmesi gerekiyor. Burada da
kamuya düşen görev, özellikle denetimleri artırarak iş yerinde
risk analizlerinin mutlaka yapılmış olmasını ve
tehlikeli alanlara yönelik düzeltmelerin, iyileştirilmelerin
uygulanmasını önemsiyoruz.
İş
sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin kamuda
uygulanmasını çok önemsiyoruz. 2012 yılında İş
Sağlığı ve Güvenliği Yasası çıkmış
olmasına rağmen, kamuda ertelenmesini, ötelenmesini doğru bulmuyoruz.
Kamuda da bir an önce İş Sağlığı ve
Güvenliği Yasası uygulanmalı, iş
sağlığı birimleri açılarak kamu
çalışanlarına yönelik de iş sağlığı
programları yürütülmelidir çünkü kamuda bazı kuruluşlar var ki
binlerce kişi birlikte çalışmaktadır ve bu binlerce
kişinin çalıştığı ortamda birtakım riskler
vardır. Örneğin, hastaneler tehlikeli iş sınıfına
girmektedir ve binlerce kişi hastanede çalışmaktadır.
Yine, Meclisimizde
bildiğim kadarıyla 6 bin personel vardır. Buradaki iş yeri
hekimliğinin organize olması, kurumsallaşması çok
önemlidir. Şimdi, karışan bir şey var: Kurum hekimliği
farklı bir şeydir, iş yeri hekimliği farklıdır.
Kurum hekimi, kurumda poliklinik hizmeti veren kişidir. Oysa iş yeri
hekimi poliklinik hizmeti vermekle görevli değildir. İş yeri
hekimi, riski tanımlayıp bu riskin ortadan
kaldırılması için tedbir alınmasını sağlayan
kişidir. Bu nedenle her kurumda, her yerde iş yeri hekimine ve
iş güvenliği mantığına ihtiyaç vardır. Bizim
yasalarımızda bu aslında 2012 yılında düzenlenmiş
ama uygulamada bunu yeteri kadar göremiyoruz, bir an önce kamuda da
uygulanmasını bekliyoruz.
Tabii, iş kazaları
yönünden durumumuz iyi değil. Bu yüzden iş kazalarını
önleyici programları da destekliyoruz ve gerekli tedbirlerin
alınmasını istiyoruz.
Meslek hastalıkları
konusunda ise daha büyük bir sorunumuz vardır. Türkiyede meslek
hastalıkları tanısı koymakta sorun var. Bu sorunun
temelinde tıbbi nedenler var; meslek hastalıklarına tanı
koyamıyoruz, meslek hastalıklarını bilmiyoruz ve meslek
hastalığının kabul edilmesinde de hukuki sorunlar var,
bunları düzeltmemiz lazım. Meslek hastalığı
tanısını koymayı kolaylaştırmak ve kabulünü
hukuki anlamda kolaylaştırmak eminim ki zarar değil yarar verecektir
ve bir daha meslek hastalığının oluşmaması için
gerekli tedbir alınmasına vesile olacaktır.
Tabii, Çalışma
Bakanlığının çok geniş alanları var. En önemli
kurumlarından biri Sosyal Güvenlik Kurumudur. Sosyal Güvenlik Kurumunun
finansal anlamdaki sıkıntılarını biliyoruz ama özellikle
bazı grupların harcamalarının tümüyle geri ödeme
kapsamına alınmasını da çok önemsiyoruz. Bununla ilgili
tekliflerimiz var. Örneğin, Tip 1 diyabet hastalarının,
çocuklarımızın sensör -yani bu kan şekerini izleyen sistem-
ve insülin pompalarının tümüyle geri ödeme kapsamına
alınmasını öneriyoruz. İşitme engelli
çocuklarımızın işitme cihazları gibi, yine çocuklara
yönelik özellikle ortez ve protez cihazlarının tümüyle geri ödeme
kapsamına alınması da en önemli beklentilerimiz arasındadır.
Çocuklarımızın refahını, yaşam
standartlarını ve kalitesini artırmak için bunları çok
önemsiyoruz ve bununla ilgili de tekliflerimiz var. Bunun tümüyle, tüm
ücretinin geri ödeme kapsamına alınmasını da önemsiyoruz.
Bir diğer konu şu:
Tabii, kamuda çalışma hayatıyla ilgili düzenlemeler
yapılmasını da bekliyoruz. Özellikle kamuda, Anayasamıza
göre temel çalışma esası devlet memurluğu olduğunu
göre Devletin işleri devlet memurları
aracılığıyla sürdürülür. denildiğine göre kamuda
farklı statülerin çalışma barışı
açısından olumsuz etkiler oluşturduğunu düşünüyoruz ve
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kamuda sözleşmeli, süreli
sözleşmeli, süresiz sözleşmeli, ücretli, ders
karşılığı ücretli gibi uygulamaların hepsinin
devlet memurluğu statüsüne alınarak çalışma
barışını ve üretim kapasitemizi artırmaya yönelik
düzenlemeler yapılmasını da bekliyoruz.
Tabii,
Bakanlığımızın önemli bir uğraş alanı
da ailedir. Aile bizim toplumumuzun temelidir, bizi biz yapan değerlerdir.
Sadece aile değil, akrabalık ilişkilerimiz, komşuluk
hukukumuz da bizim değerlerimizdir. Bu değerleri korumak lazım.
Aile, birey için fiziksel, duygusal ve sosyal ihtiyaçların
karşılandığı, güven duygusunun verildiği,
dayanışmanın olduğu en küçük birimdir. Aile
yapımızı kuvvetlendirmek, desteklemek gerekiyor. Artan
boşanmalara karşı yürütülecek her türlü programı
destekliyoruz. Evlilik öncesi eğitimleri ciddi bir şekilde
uygulayarak bu kurumu desteklememiz gerekiyor. Aile danışma
merkezlerini ve hizmetlerini artırarak ailelere yönelik özellikle
psikolojik desteği önemsiyoruz. Gereken ailelere maddi destek verilerek
aile yapısının sürdürülmesiyle ilgili politikaları
destekliyoruz. Ailelerdeki boşanma sonrası ortaya çıkan velayet
meselesiyle ilgili de aslında Milliyetçi Hareket Partisi Grubumuz olarak
bir kanun teklifimiz var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun
Sayın Aycan.
SEFER AYCAN (Devamla) Ortak
velayete geçilmesi konusunun da düzenlenmesini, çocukların aile
arasındaki kavganın mağduru olmasının önlenmesini
bekliyoruz.
Son olarak da engellilerle
ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Biz Milliyetçi Hareket Partisi
olarak engellilerimizin eşit vatandaş olarak
yaşamasını, kimseye bağımlı kalmadan
yaşamını sürdürmesini, istihdam edilmesini de bekliyoruz ve
bununla ilgili politikaları da destekliyoruz. Özellikle özel sektörde engellilerle
ilgili 17 bin kotanın boş olduğunu biliyoruz, bunun da bir an
önce doldurulması için Bakanlığımızın özel
sektörü yönlendirmesini ve bunu takip etmesini de bekliyoruz.
Bu vesileyle 2021
yılı bütçesinin milletimize, devletimize hayırlı
olmasını diler, teşekkür eder, saygılar sunarım. (MHP
ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Arzu
Erdem, buyurunuz. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA ARZU ERDEM
(İstanbul) - Teşekkür ederim.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi,
bütçe kanun teklifi çerçevesinde Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına
söz almış bulunmaktayım. Gazi Meclisi ve ekranları
başında bizi izleyen aziz Türk milletimizi saygılarımla
selamlıyorum.
Barış
Pınarı Harekâtı bölgesinde hain bombalı saldırıda
hayatını kaybeden kahramanlarımıza Allahtan rahmet,
yaralı jandarmalarımıza acil şifalar diliyorum,
başımız sağ olsun.
İlk Türk kadın
mitingi 101inci yılında. Bundan tam yüz bir yıl önce, 28 Eylül
1919 tarihinde kurulan, Millî Mücadeleyi destekleyerek Kuvayımilliyeye
tam destek veren Kastamonu Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Kadın Kolları
Teşkilatı, Zekiye Hanım Başkanlığında
Kastamonu Kız Öğretmen Okulunun bahçesinde toplanarak işgale
karşı ilk kadın mitingini gerçekleştirmiştir. Evet, ilk
Türk kadın mitingi 101inci yılında. Türk milletinin erkekleri
kadar cesur ve basiretli kadınları da Millî Mücadelede vatan ve
bağımsızlığını canla başla korumak için
mücadeleye atılmışlardır, birer cesaret, fazilet abidesi
gibi erkeklerinin yanında bulunmuşlar, bu kahraman kadınlar
yiğitlik ve kahramanlık örnekleri sergilemişlerdir.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 21 Mart 1923 tarihli
Konya konuşmasında: Dünyada hiçbir milletin kadını Ben
Anadolu kadınından fazla çalıştım. Milletimi
kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar emek
verdim. diyemez. Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat
kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift
süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki
yavrusuyla yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını
taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakâr, o ilahi Anadolu
kadını olmuştur. Bundan ötürü, hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük
duygulu kadınlarımızı şükranla ve minnetle sonsuza
kadar aziz ve kutsal bilelim."
Tarihimiz Türk
kadınlarımızın kahramanlıklarıyla dolu; Nene
Hatunumuz, Halide Onbaşımız, Nezahat
Onbaşımız, Şerife Bacımız, Halime
Çavuşumuz ve daha nice nice ismini saymakla bitiremeyeceğim kahraman
Türk kadınımızı buradan tekrar rahmetle anmak istiyorum.
Altını çizmek
isterim ki tarihimizde ve şanlı şerefli geçmişimizde ne
kadın erkeğinden bir adım önde ne erkek kadından bir
adım önde olmuştur, omuz omuza, yan yana tüm mücadeleleri
yürütmüşlerdir. Bu, bundan sonra da Allahın izniyle böyle olacak.
Değerli milletvekilleri,
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Mesleki
Yeterlilik Kurumu bütçeleri üzerine yapmakta olduğum konuşmama aile
kavramının önemiyle devam etmek istiyorum. Aile, anne, baba ve çocuklardan
oluşan en küçük toplum birimidir, toplumu meydana getiren kurumların
temelidir; toplumun inançlarını, gelenek ve göreneklerini, değer
yargılarını, kısaca kültürünü barındırır,
korur ve gelecek nesillere aktarır. Bu nedenle, çocuklarımızın
yetişmesi ve eğitimi açısından aile oldukça önemli hatta
birinci derecede öneme sahip. Ailede özellikle annenin
toplumsallaştırıcı etkisinin ailenin diğer bireylerine
oranla daha güçlü olduğu belirtilmekte. Bu özelliği nedeniyle anne
aynı zamanda eğitim bağlamında çocuğun ilk
öğretmeni olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle, aile
ölçeğinde sosyalleşme sorumluluğunun çoğunlukla anneye
verildiği de görülmektedir. Bu da ne demek oluyor? Millî ve manevi
değerlerimizin korunmasında, gelecek kuşaklara
aktarılmasında kadına yani anneye erkeğin yanında
oldukça büyük sorumluluklar düşmektedir.
Millî değerlerimiz, aziz
Türk milletinin millî şuurunu temsil eden ve kaybetmememiz gereken
kıymetlerimizdir. Millî şuur millet demek, millet ise mutlaka bir
devleti oluşturur. Bu sebeple millî değerler bir milletin olmazsa olmazıdır.
Manevi değerler ise bir milleti bir arada tutan, devleti güçlü kılan
en önemli unsurların bir diğeridir. Her birimizin nasıl kimlik
belgeleri varsa her toplumun da kendine has bir kimliği vardır.
Milletlerin kimlikleri de onların manevi değerleridir. Bu
değerler, toplumlara millet olma özelliğini
kazandırmaktadır, toplum bireylerini birbirine bağlamakta,
aralarındaki ortak bilinci oluşturmaktadır.
Çocuklarımız ve gençlerimizi yetiştirirken onlara millî
şuur ve manevi değerleri aşılamak biz annelerin, kadınların
ve erkeklerin asıl görevleridir.
Millî değerlerimiz
deyince vatanımız, bayrağımız, dilimiz, dinimiz, örf,
ve âdetlerimiz, millî marşımız, devlet büyüklerimiz başta
gelmektedir. Yani kısacası Anayasamızın ilk 4 maddesine
aslında atıf yapmakta da fayda var. Devletimizin şekli:
Devletimizin adı Türkiye Cumhuriyeti devletidir ve cumhuriyettir.
Cumhuriyetin nitelikleri: Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına
saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı,
başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve
sosyal bir hukuk Devletidir. Yine, Devletin bütünlüğü, resmî dili,
bayrağı, millî marşı ve başkenti: Türkiye Cumhuriyeti
Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir.
Bayrağı, ay yıldızlı al bayraktır. Başkenti
Ankaradır.
Devletimizin ülkesiyle
bölünmez bütünlüğü hususunda belirtmem gereken şudur: Türk milleti
etnik unsurlar üzerinden ayrıştırılamaz. Türk milleti bir
bütündür ve bizim millî kimliğimiz Türklüğümüzdür. Bu açıdan
özellikle, cennetmekân Başbuğumuz Alparslan Türkeş
Beyefendinin bize bıraktığı miras olan milliyetçilik
fikriyatında Türk milletinden olmak, Türk milletini sevmek ve Türk
devletine sadakatle hizmet aşkı taşımak, vatana
bağlılık duygusu içinde bulunmak ve Türk milletinin yükselmesi
için elinden gelen her fedakârlığı yapmak ve çalışmak
duygusu ve şuurudur. Bu duygu ve şuuru taşıyan herkes
Türktür. Devamında milliyetçiyiz, Türkçüyüz. Neden Türkçüyüz? Çünkü
milletimiz Türk milletidir. Türk milletinin hayatının her
safhasında yapacağı her şeyin Türk ruhuna, Türk
geleneğine uygun olması ve Türke yararlı olması
amacının, fikrinin ön planda tutulmasıdır. Liderimiz
Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin dediği gibi Birlikte hayır,
ayrılıkta azap vardır. Bizler hayra talibiz yani birlik,
beraberliğe talibiz ve bilinsin ki küresel çeteler, onların ülke
içerisinde bulunan siyasi uzantıları hiç heves etmesinler, ne
vatanımızı böldürtürüz ne bayrağımızı
indirtiriz ne de ezanımızı dindirtiriz. (MHP ve AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
İlk öğretmen olarak
kabul ettiğimiz annelerimizin vermiş olduğu eğitimin
yanı sıra -adabımuaşeret geçmişte derslerde de
vardı- görgü kuralları dersleri, hitabet dersi, iletişim becerileri
dersi, vatandaşlık dersi başta olmak üzere, millî ve manevi
değerlerimize faydalı olacak diğer derslerin millî eğitim
müfredatımıza alınması, bu açıdan daha iyi
işlenmesi ve kaynak kitaplarında mutlaka yer alması
gerekmektedir. Son zamanlarda belki hepimizin şikâyeti budur. Manevi
değerlerimizde bir yıpranma mı var? Çocuklarımız
bizimle neden iletişim kurmuyor? Bizler neden birbirimizle yeteri kadar
iletişim içinde değiliz? İşte, manevi ve millî
değerlerimizi ne kadar koruyabilirsek, ne kadar güçlendirebilirsek bir o
kadar da aslında bu değerlerin sarsılmasının önüne
geçmiş oluruz. Bu nedenle, bunlar birazcık
yıprandığı için özellikle şiddet, terör, rüşvet,
hırsızlık gibi ahlak dışı davranışlar
yayılarak devletin ve milletin güvenliğini ve bütünlüğünü tehdit
eden birer unsur hâline gelebilmektedir. Pandemi süreci manevi
değerlerimizin önemini bizlere aslında bir kez daha
göstermiştir. Bu süreçte Türk milleti olarak bizi biz yapan bu
değerlerimize daha çok sahip çıkmalı, onları yaşatmak
için çalışmalıyız.
Değerli milletvekilleri,
içinde bulunduğumuz süreçte özellikle üstünde durmamız gereken bir
diğer konu da çocukların ve gençlerin izleyebileceği saatlerde
yani gündüz kuşağında, programların içerikleri
açısından psikolojik travmalara ve bu millî, manevi
değerlerimizin yıpranmasına sebebiyet verecek olan
hususların değerlendirilmesi, bunlarla ilgili detaylı bir
inceleme yapılması, programlarda yer alan olumsuz
davranışların gelecek nesiller açısından normal kabul
edilerek benimsenmesini engellemek amacıyla hukuki boyutuyla
caydırıcı cezaların getirilmesi ve hatta bunların
önemli bir bölümünün yayından kaldırılması gerekmektedir.
Geleceğimiz için geleceğe hazır çocuklar yetiştirmek
hepimizin görevi. Eğer biz evlatlarımızı doğru yetiştirirsek,
geleceğe de o kadar güvenle bakarız, o kadar doğru bakarız.
Ayrıca, evlilik öncesi, anne ve baba olacak olan kardeşlerimize,
evlenecek olan kardeşlerimize, yine evlilik sonrası verilecek olan
anne-baba eğitimleriyle beraber millî, manevi değerler eğitimi
ve bunların muhafaza edilmesi için gerekli eğitimlerin verilmesi
hususunda belediyelerde birtakım çalışmalar yapılabilir.
2021 yılı
bütçemizin hayırlara vesile olmasını hem
Bakanlıklarımıza hem vatanımıza hem milletimize
temenni ediyorum, Gazi Meclisinizi saygılarımla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (MHP
ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Nevin Taşlıçay.
Buyurunuz Sayın
Taşlıçay. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA NEVİN
TAŞLIÇAY (Ankara) Konuşmama başlamadan, ben de Barış
Pınarı Harekâtı bölgesindeki hain saldırıda şehit
olan askerlerimize Allahtan rahmet, yaralı askerlerimize acil
şifalar diliyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun
Teklifi genelinde Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığı Mesleki Yeterlilik Kurumu bütçe teklifleri üzerine
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi ve ekranları başında
bizleri takip eden büyük Türk milletinin tüm fertlerini saygıyla
selamlıyorum.
2020 yılını,
dünya gündemini hızlı bir şekilde etkisi altına alan ve
hayatlarımızı bir anda kuşatan yeni coronavirüs
hastalığıyla salgın şartları altında geride
bırakmak üzereyiz. Şüphesiz, bütün dünyadaki iradi ve idari koşulları
etkileyen mezkûr süreç, ülkemizde de büyüme hedeflerini, kurumsal stratejileri
ve beklentileri, çalışma koşulları ve
çıktılarını etkilemiş, yönetilmesi zor bir süreçle
insanlığı karşı karşıya
bırakmıştır.
İnsana dair her
şeyi temelinden sarsan böyle bir süreçte şehitlerimiz, gazilerimiz,
engelli vatandaşlarımız, kadın, çocuk ve
yaşlılarımızdan müteşekkil ülkemizin en büyük
kıymetini yani insanlarımızı ve Türk milletinin temeli
aileyi doğrudan sorumluluk alanında bulunduran
Bakanlığın süreç içerisindeki gayretlerinin ve dahi
varlığının aziz Türk milleti için rakamsal hiçbir
göstergeyle ifade edilemeyecek kıymette olduğunu belirtmek isterim.
Bugün 10 Aralık, yüz bir
sene önce bugün, Anadolunun işgaline karşı Kastamonuda ilk
kadın mitingini düzenleyen kadınlarımızı saygıyla
yâd ediyorum. Onlar ki cumhuriyetin kuruluş iradesinin birer
kahramanıdır.
Cumhuriyetimizin 100üncü
yıl mührüne eş tuttuğumuz lider ülke Türkiye idealimizde, güçlü
ekonomi ve toplumsal birliği yükselişin başat gereklilikleri
olarak görmekle birlikte, kadınlarımızı sac ayağının
en önemli bölümü, güçlü ekonomi ve toplumsal birliği sağlayacak denge
ve dirayet merkezi olarak görüyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin
felahının, kadınlarımızın refahından
geçtiğini biliyoruz.
Bu noktada,
Bakanlığımızın 2018 yılında, Ticaret
Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı ile
kadın kooperatiflerinin güçlendirilmesi hedefine yönelik olarak
imzaladıkları protokolü takdir ediyor, desteklediğimizi
belirtmek istiyoruz. Bakanlığın resmî web sayfasında 5
Ağustos 2020 tarihinde yayınlanan Kadın
İstihdamının Anahtarı Kadın Kooperatifleri Olacak
başlıklı bilgilendirme metninden hareketle 81 ilde
oluşturulan kadın kooperatifçiliği çalışma
gruplarının düzenlendiği çalıştay, eğitim ve
bilgilendirme toplantılarıyla ulaşılan kişi
sayısı 23.277dir. İmzalanan protokol kapsamında
gerçekleştirilen çalışmalarla son iki yılda kurulan yeni
kadın kooperatifi sayısı ise 81dir.
Günümüz adına
sosyoekonomik yapımızı hareketlendirme
kıvılcımları olan bu sayıları geleceğe
yönelik devlet tekâmülümüz açısından yalnızca küçük
başlangıç adımları olarak kabul ediyoruz. Bu noktada,
kadınlarımız özelinde sahip olduğumuz insani
kaynağımızın büyüklüğünün idrakiyle son iki yılda
8 ilaveyle sayısı 32ye çıkan sosyal dayanışma
merkezlerinin sayılarının ve kadınlarımızın
çok yönlü destek alabilecekleri bu merkezlere erişim
imkânlarının artırılmasının gerekliliği
yönündeki düşüncelerimizi ilginize sunuyoruz.
Ayrıca, kadın
kooperatifçiliği alanında bin kadına yönelik danışman
havuzu oluşturulması ve danışmanlık eğitimi
verilmesi yönündeki hedef ve planlamanın genişletilerek bu havuzun
büyütülmesinin yanı sıra danışmanlık hizmeti alan
kadınlarımızın da bu alanda diğer
kadınlarımıza rehberlik hizmeti verebilecekleri bir
yapılanma oluşturulması etkiyi güçlendirecektir.
Kadın
kooperatifçiliğinin yanı sıra hâlâ mevcudiyetini sürdüren
eşit işe eşit ücret konusunda yaşanan sorunların
giderilmesi için kurumsal olarak öncü rol üstlenilmeli, bu sorun ortadan
kaldırılarak eşit çalışma şartları ve
eşit fayda dengesi sağlanmalıdır. Bu noktada, cinsiyet
ayrımının ötesinde mesleki isimlendirme ayrımının
da ortadan kaldırılması, sözleşmeli, ücretli, ek ders
karşılığı gibi sıfatlarla çalışma
hayatında bulunanların kadrolara geçirilmesi ve eşit çalışma
şartları, eşit fayda dengesinde işlerine devam etmeleri
beklentimizdir.
Güçlü ekonomi kilidinin
yalnızca tek bir anahtarı yoktur. Yalnızca üretim, yalnızca
istihdam, yalnızca kadınların ekonomik düzlemde varlık ve
etkisinin artması güçlü bir ekonomik düzenin oluşması
noktasında yeterlilik arz etmeyecektir. Güçlü ekonominin, istikrar, toplumsal
huzur, toplumsal birliktelik, güven duygusu gibi birçok maddi moral
değerler altyapısına da ihtiyacı bulunmaktadır.
Ne yazık ki toplumsal
huzurumuzun sarsılması ve bozulması yönünde derin tesirleri
bulunan kadına yönelik şiddet sorunu ortadan kalkmış değildir.
Kadına şiddete sıfır tolerans ilkesiyle
gerçekleştirilen çalışmalar henüz beklenen sonuçlara
ulaşmamıştır. Beklenen nihai başarı, kadına
yönelik şiddet, taciz, tecavüz, cinayet eylemlerinin grafik
açısından azalan bir seyirde şekillendirilmesi değil,
sıfır tolerans mottosu, kadına yönelik şiddetin, kadın
cinayetlerinin ve kadınların yaşam haklarını özgürce
gerçekleştirebilmeleri üzerindeki korkularının
sıfırlanmasıdır. Daha önce de ifade ettiğimiz üzere,
hepimizi ilgilendiren bu toplumsal sorunun çözümü de herkesten geçmektedir. Bu
doğrultuda kadına yönelik şiddete karşı toplumsal
farkındalık ve kadına karşı saygı
geliştirmek üzere süreli değil, sürekli bilinçlendirme çabaları
ortaya koyulmalıdır. Konunun hassasiyeti dikkate alınarak
tıpkı bugün coronavirüse karşı gösterilen mücadele gibi
ulusal çapta topyekûn mücadele sergilenmelidir.
Bu mücadeleye destek
olabilecek adımlar olarak kadın üst başlığı
altında şahsi niteliği aşıp artık toplumsal
nitelik taşımaya başlamış olan bu suçları
televizyon ekranlarında ve sosyal medya platformlarında magazin
malzemesi hâline getiren yayınlara karşı gerekli tedbirler
acilen alınmalıdır. Kadına yönelik şiddeti ortadan
kaldırmak ve şiddetten uzak bir toplum hayatına ulaşabilmek
bugünü kurtarmak değil, yarını kuşatmak anlamı
taşıyacaktır. Yarını kuşatmanın
adımlarından biri olarak ŞÖNİMlerin etki ve eksiklikleri
iyi analiz edilmeli, kadına yönelik koruyucu tedbirlere önem vermekle
birlikte önleyici tedbirler artırılmalıdır. Hedefimiz
şiddete uğrayan kadınlarımızı korumak değil,
hiçbir kadınımızı şiddetle anmamak
olmalıdır.
Mensubiyetinden şeref
duyduğumuz milletimizin kültürel kodları açıkça göstermektedir
ki aile, Türk toplumunun temelidir. Çocuklar ise hem bugün için temellerimizi
hem de gelecek için emellerimizi güçlendiren aile bireyleridir. Temellerimizin
güçlü olması için şüphesiz, çocuklarımızın temiz bir
çevrede, nitelikli bir eğitimle yetişmesi elzemdir. Özellikle,
teknolojinin âdeta iliklerimize kadar işlediği bir çağda,
çocuklarımızın sanal dünyanın karanlık dehlizlerine
kapılmasını engellemek öncelikli vazifemiz olmalıdır.
Bununla birlikte, hayatı ve eğitimi kolaylaştıran
bilişim odaklı programların doğru ve etkin
kullanımı da sağlanmalıdır.
Çocuk işçiliği
konusu ise yine, üzerinde özenle ve önemle durmamız gereken bir
gerçekliktir. Bu kapsamda, Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal
Programı bünyesindeki çalışmalar sürdürülmelidir. Geleceğin
gençleri ve gençlerimizin geleceği için bu tür çalışmaların
kararlılıkla devam etmesini temenni ediyoruz.
İzzeti hizmette gören
Türk kamu yönetimi anlayışının bugününün dünlerinden,
yarınlarının bugününden daha güçlü olacağı bir
silsilede ebediyete değin var olması dileğiyle Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı personeli
nezdinde bütün kamu çalışanlarımıza özverili
çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, 2021
yılı merkezi yönetim bütçemizin devletimize ve milletimize
hayırlı olması dileklerimle hepinizi, tekraren, saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Ayşe Sibel Ersoy.
Buyurunuz Sayın Ersoy.
(MHP sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA AYŞE
SİBEL ERSOY (Adana) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifinin Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurulundaki görüşmelerinde, Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı ve Mesleki Yeterlilik Kurumu üzerine,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubum adına söz almış bulunmaktayım.
Konuşmama başlarken
Barış Pınarı Harekâtında hainlerin alçak
saldırısında şehit olan kahraman Mehmetçiklerimize Yüce
Allahtan rahmet, kederli ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize
başsağlığı, yaralılarımıza da acil
şifalar diliyorum.
Yine, İstanbul
Dolmabahçede dört yıl önce bugün hain bir saldırıda
kaybettiğimiz, 36sı Emniyet mensubu, 8i sivil olmak üzere, 44
şehidimizi de rahmet ve minnetle anıyorum.
Sayın milletvekilleri,
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, ilgi
alanı olarak çalışanlar, emekliler, kadınlar, çocuklar,
engelliler ve aile gibi çok geniş bir alanda, toplumun her kesimini
ilgilendiren sorunlarla mücadele etmekte ve çözüm önerileri, projeler
geliştirmektedir. Genç ve dinamik yapısıyla ülkemizin
kalkınmasında itici güç olan nüfusumuz 2017 yılı
itibarıyla 80 milyonun üzerine çıkmış, nüfus
artışıyla birlikte ülkemizin ihtiyaçlarının
karşılanması için beşerî ve sosyal sermayeye yapılan
yatırımların artırılması da zorunlu hâle gelmiştir.
Toplumun her kesimindeki bireyin güçlendirilmesi, ülkemizin
kalkınmasında potansiyel bir güç olması bakımından
önem arz etmektedir. Bu nedenle, çocuk, genç, yaşlı, toplumun her
kesiminin ihtiyaçlarına cevap verebilmek ve onları destekleyebilmek
de ayrı bir önem kazanmıştır. Bilhassa iş gücü
piyasası ve çalışma hayatı coronavirüs
salgınından olumsuz etkilenmiş, salgına karşı
alınan ekonomik ve sosyal hareketliliği
kısıtlayıcı tedbirlerin etkisiyle ekonomik etkinlik
belirgin bir şekilde daralmıştır. Türkiye'de genel anlamda
bir karantina uygulanmaması ve firmaların önemli bir
kısmının tam kapasite olamasa bile üretimlerine ve ihracata
devam etmiş olması ekonomideki ve istihdamdaki daralmayı da
sınırlandırmıştır. Atılan
adımların etkisi ve kademeli normalleşme süreciyle ekonomik etkinlikler
haziran ayından itibaren de kısmen toparlanmaya başlamıştır.
Yaşadığımız ikinci dalganın sona ermesini,
aşı ve ilaç çalışmalarıyla birlikte baharın
ülkemiz ve tüm dünya için yeniden doğuşa vesile olmasını
umut ediyoruz.
Sayın milletvekilleri,
işsizlikle mücadelenin temel faktörü istihdam dostu büyüme ve girişimcilik
kapasitesidir. Girişimcilik kapasitesinin geliştirilmesi ve
güçlendirilmesi için girişimcinin yatırım yapma, iş
sahası açma, katma değer, üretim, ihracat, gelir yaratma hususundaki
her türlü çabası desteklenmelidir. Bu nedenle iş, yatırım
ve girişimci odaklı yaklaşım, istihdam stratejisinin
esasını oluşturmalıdır.
Ülkemizde iş gücü
piyasası ve çalışma hayatıyla ilgili çözüm bekleyen
sorunlar bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi olarak gerekli
gördüğümüz yapısal reform alanlarının biri de iş gücü
piyasası ve çalışma hayatının iyileştirilmesi
için yapılması gereken reformlardır. Katılımcı
bir anlayış ve titizlikle çalışılması gereken bu
reformlar, iş gücü piyasası ve çalışma hayatına
ilişkin eğitim, istihdam planlaması, mesleki eğitimin
güçlendirilmesi ve aktif iş gücü programlarının
etkinleştirilmesi gibi iş gücünün niteliğinin yükseltilmesine
yönelik yapılması beklenen reformlardır. Bu reformlar,
istihdamı caydırmayan bir sosyal yardım sisteminin
kurulması, istihdam vergilerinin azaltılması, işçilerimizin
kazanılmış haklarının güvence altına
alındığı bir kıdem tazminatı sisteminin
geliştirilmesi, iş kazalarının önlenmesi, iş
güvenliğinin ve iş sağlığının ön planda
tutulması, sendikal hakların çağdaş normlara uygun hâle
getirilmesinin sağlanması olarak sıralanabilir.
Kıymetli
milletvekilleri, bilindiği gibi çocuk, genç, kadın, erkek,
yaşlı, engelli her bireyin ihtiyaçlarının en iyi cevap
bulduğu yer ise ailedir. Bir kimlik ve kurum olarak ailenin en önemli
özelliği farklı şekillerde de olsa bütün toplumlarda var
olmasıdır ancak geleneksel toplumların vazgeçilmez bir
değeri olarak görülen aile, modern yaşama geçişle birlikte
yapısal bir değişime uğramıştır. Her ne
kadar bu değişim toplumdan topluma farklılık gösterse de
nihayetinde sosyal bilimcilerin büyük bir çoğunluğu, aile kurumunun
her geçen gün daha fazla yıpranmaya ve çözülmeye
başladığı ve geleceğinin kestirilemeyeceği
hususunda hemfikirdirler. Aslında ailenin çözülüşü demek toplumun doğal
birliğini ve düzenini oluşturan temel yapı
taşının yok olması demektir ki bu da bireyin
varlığının güvenliğini tehdit eden ve yaşamsal
kaygılarını artıran en önemli nedenlerden biridir.
Yaşama ilişkin derin bir güvensizlik ve kaygının
yaşandığı günümüz modern toplumlarında özellikle
bireyselciliğin özendirilmesi beraberinde kültürel bir
yozlaşmayı veya yabancılaşmayı da getirmiştir.
Bundan dolayıdır ki önceden öngörerek aile kurumu mutlaka
korunmalıdır. Değişen toplum yapısı içinde aile
sadece ekonomik değer üretmekle kalmamaktadır. İnsan aile içinde
doğmakta, aile içinde büyümekte ve aile içinde yaşamaktadır. Bu
noktada aile, inanç, kültür ve medeniyetimizin gelecek nesillere
aktarılmasında da önemli bir görev icra etmektedir.
Sayın milletvekilleri,
Bakanlığımızın belki de en hassas görevi engelli
vatandaşlarımızın günlük hayatta
karşılaştıkları tüm sorunları çözmek zorunda
olmasıdır. Unutulmaması gerekir ki tohum nasıl toprağa
emanetse engelli vatandaşlarımız da topluma emanettir ve
toplumun aynasıdır. Onların günlük hayatın içerisinde aktif
olarak yaşamlarını idame ettirmesi gerekmektedir. Parti olarak
samimiyetle engelli vatandaşlarımızın önüne
çıkarılan engellerin kaldırılması için
çıkarılacak olan yasalara elimizden gelen tüm katkıyı
sağlayacağımızı belirtmek isterim. Engelli bireylerin
haklarını geliştirmek, eşit fırsatlara sahip
olmalarını güvence altına almak, engellilerin yetenekleri ve
potansiyelleri doğrultusunda gelişmelerini, onların ekonomik ve
sosyal refahını sağlamak devletin görevlerinden biridir.
Engellilere yönelik bugüne kadar birçok hizmet uygulamaya konulmuş olmakla
birlikte hâlen engellilerin sorunları bulunmaktadır. Bugün muhtaç
engelli aylıkları yetersiz durumdadır, muhtaç engelli
aylıkları mutlaka artırılmalıdır. Diğer taraftan,
engellilerin muhtaçlık durumlarının belirlenmesinde ailelerinin
gelirinin dikkate alınması da doğru değildir. Bu durum
mutlaka çözülmeli, gelir testi yapılırken aile geliri yerine
engellilerin kendi gelirleri esas alınmalıdır. Ayrıca
doğuştan ya da işe girmeden önce engelli olanların malul
sayılabilmesi de sağlanmalıdır.
Engelli
vatandaşların istihdamını artırmak amacıyla
yürütülen Kamuda Engelli Kontenjanı Programı kapsamında engelli
memur sayısında artış sağlansa da engellilerin yine en
önemli sorunlarından biri işsizliktir. Engellilerin iş gücüne
katılımı ve istihdamı da
artırılmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
hayat boyu öğrenme ilkesiyle, paydaşlarıyla birlikte
yeterlilikleri tanımlayan ve tanıyan, uluslararası düzeyde
kalite güvencesi sağlanmış Ulusal Yeterlilik Sistemini kurmak
ve işletmek amacıyla kurulan Mesleki Yeterlilik Kurumu günlük
hayatımızın her aşamasında
aldığımız hizmetlerin ve yapılan işlerin
kalitesinin artırılması ve belirli bir standart
kazandırılması açısından da önemli bir kurumdur.
Verilen hizmetler ve yapılan işler bazında kalitesinin
artırılması ve standartlarının yükseltilmesi, ülke
ekonomisine katma değer sağlayabileceği gibi, verimliliği
de artıracaktır.
Kurum tarafından
çeşitli sektörler için verilen eğitimlerin istihdamla uyumunu güvence
altına alarak nitelikli insan kaynağının oluşmasına
öncülük etmesi beklenmektedir. Mesleki yeterliliğin önemi ne yazık ki
ülkemizde çok geç anlaşılmıştır. Verilen
eğitimlerin, getirilen standartların, yalnızca bir prosedür,
ayrıntı veyahut tamamlanması gereken bir ön şart hâline
gelmemesi gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
AYŞE SİBEL ERSOY
(Devamla) Kamu çalışanlarının hizmet kalitesinin
artırılması ve vatandaşlarımızın kamuda
istihdam edilmesi noktasında kritik görevi olan Kurumun, atama, nakil ve
yükselmelerde liyakat sisteminin tesisi, çalışan ile
çalışmayanın, bilen ile bilmeyenin ayırt edileceği
performans sisteminin tesisi gibi önemli konularda sorunları
bulunmaktadır. Kurumun gerekli siyasi destekle amacına
ulaşacağını düşünüyoruz. Liyakat ve performans
sisteminin sağlıklı bir şekilde tesis edilmesi için gerekli
kanuni düzenlemelerin de yapılması bizlerin yani yüce Meclisin
sorumluluğundadır.
15 Temmuz ihanetinin
gerçekleşmesinde var olan performans ve liyakat sisteminin istismar
edilmesi ve yanıltılmasının etkisi de göz ardı
edilmemelidir diyor, yüce Meclisimizi saygıyla selamlıyorum. (MHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Özel
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
29.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Mecliste çalışan 4/Dli personelin
1 Ekim 2020 tarihine kadar sözleşmeli olduğuna, dört yıldır
aynı maaşı aldıklarına, hâlen bir sendikaları
olmadığına, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler
Bakanlığının sendika yetkisiyle ilgili bir an önce adil ve
doğru bir karar vermesi gerektiğine, geçen hafta sırf alkol
satıyor diye bazı market ve mini marketlerin
kapatıldığına, bu hafta sonundaki sokağa çıkma
yasağında ise marketlerin açık olacağına ama içki
satamayacağına, yaşam biçimine müdahale için fırsat
kollayanların bu tutumunu açık bir dille kınadıklarına
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Sayın Başkanım, herhangi bir sataşmadan değil,
hatipleri dikkatle dinledik ama üzerimizde bir emanet var duyurmamız
gereken. Birincisi, Meclisin personeli.
Sayın Bakan, 4/Dli
personel var Mecliste. Bu arkadaşlarımız 1 Ekim 2020de toplu
sözleşmesiz kaldılar, daha doğrusu, 1 Ekim 2020ye kadar
sözleşmeliydiler, dört yıldır aynı maaşı
alıyorlar. Meclis Genel Sekreterliğiyle de konu konuşuluyor ama
maalesef, hem HAK-İŞe bir yönlendirme
Aman yetkiyi
HAK-İŞ alsın. Diye, TÜRK-İŞin aldığı
yetki talebine Bakanlığınız uzun süre cevap vermedi.
Şimdi ikisi birden yetki talebinde bulundu ve otuz beş gün geçti.
Dört yıldır bekliyorlardı, hâlen daha bir sendikaları yok
ve çok ciddi mağduriyet yaşıyorlar. Bu açıdan
Bakanlığınızın bu yetki talebiyle ilgili bir an önce
adil, doğru bir karar vermesi gerekiyor; Meclis personelimiz sizden bunu
bekliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurunuz
efendim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - Geçen
sene İstanbul Büyükşehirde yaşanan, yetki bir başka sendika
tarafından alınmasına rağmen
Bakanlığınızın orada taraf olduğu ve
HAK-İŞin önünü açmak için yaptığı
haksızlıkları, adaletsizlikleri de tekrar etmeyeceğinizi
umuyoruz.
İkinci bir konu da,
Sayın Başkan, bazen bir derdinizi anlatırsınız, dersiniz
ya Beni bir kişi anladı, o da yanlış anladı. Tam o
duruma geldik. Şimdi, geçen hafta sonu, ruhsatında TEKEL bayisi
yazıyorsa -yan yana, aynı, bir tanesinde TEKEL bayisi yazıyor,
bir tanesinde yazmıyor- sırf alkol satıyor diye bazı
marketleri, bazı mini marketleri kapattılar. Bakkallar Odası
buna isyan etti: Müşterimiz büyük marketlere yönleniyor; onlarda serbest,
bizde değil. Bu sefer döndüler, sokağa çıkma yasağı
boyunca marketlerde alkol satışını yasakladılar.
Şimdi, bu mesele, zaten geldiği zaman
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bitiriyorum Başkanım, son cümlem.
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Daha
önce de anlattık, geldiklerinden beri alkole asimetrik zam
yapıyorlar. İktidarlarını, resmen, alkol kullanan
vatandaşın vergisinden finanse ettiriyorlar. 5 yudum içkinin 4 yudumu
vergi oldu. Bağımlılıkla mücadele deseniz, devleti alkolik,
vatandaşı da vergi bağımlısı yaptılar. Bu
hafta sonundaki sokağa çıkma yasağında market açık,
içindeki içkiyi satmayacak. Oysaki mahalledeki TEKEL bayisinin de -yanında
da bir sürü şey satıyor- açık olması gerekirken, yaşam
biçimine müdahale için fırsat kollayanların bu tutumunu açık bir
dille kınıyoruz efendim.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN Gruplar
adına konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi şahıslar
adına, lehinde, söz sırası Sayın Salim Çivitcioğluna
aittir.
Buyurunuz Sayın
Çivitcioğlu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
SALİM
ÇİVİTCİOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun
Teklifinin üçüncü turu üzerinde şahsım adına söz
almış bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum.
Sözlerime başlarken,
Barış Pınarı harekât bölgesi Resulayndaki bombalı
araç saldırısında 2 askerimiz şehit olmuş, 8 askerimiz
yaralanmıştır; şehit olan askerlerimize Allahtan rahmet,
yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum. Terörü, teröristi ve
teröre destek olanı lanetliyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Değerli
milletvekillerim, ülkemiz, her alanda olduğu gibi enerjide de, aile,
çalışma, sosyal politikalar alanında da büyük atılımlar
yapmaya devam etmektedir. Dünyada son bir asırdır yaşanan hiçbir
karmaşa, savaş, kaos, çatışma, çekişme yoktur ki
gerisinde öyle veya böyle enerji hesabı yatmasın. Bu nedenle petrol
ve doğal gaz sahalarının kontrolü ve güvenliği için
vahşi bir düzen kurulmuştur.
Ülkemizde, çok uzun
yıllar boyunca petrol ve doğal gaz arama çalışmaları
genellikle, devletimiz haricinde, kiralama usulüyle yapılmaktaydı.
Hele derin deniz sondajlarında tamamen dışa bağımlıydık.
Yüzlerce milyon dolarlık arama faaliyetleri sonunda elimize 3-5 sayfa
rapor dışında hiçbir şey geçmezdi. Kimsenin
günahını almıyoruz ama sonuçta biz artık bu şekilde
yürüyemeyeceğimizi gördük. Kimsenin hakkına gözümüzü dikmeden ama
kimseye de hakkımızı yedirmeden hedeflerimize emin
adımlarla yürüyoruz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Mülkiyeti ülkemize ait olan 3
sondaj ve 2 sismik araştırma gemimiz tamamen kendi
ekipmanlarımız ve kendi personellerimizle
çalışmalarını sürdürmektedir. Karadeniz ve Akdenizde
gerçekleştirilen hidrokarbon arama faaliyetleri neticesinde Fatih sondaj
gemisiyle Sakarya Sahasında 405 milyar metreküp büyüklüğünde
doğal gaz rezervi bulunmuş, bu keşif 2020 yılında
dünyada denizlerdeki en büyük keşif olarak kayda geçmiştir;
onurluyuz, gururluyuz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Bu sayede, inşallah, 2025 yılı sonrası,
piyasa ihtiyacının yaklaşık yüzde 30unun
karşılanması öngörülmektedir.
Millî Enerji ve Maden
Politikası kapsamında, yerli kömürün kullanımının
artırılmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Kurulu güç bakımından ülkemizde kamu tarafından işletilen
mevcut barajlardan Keban, Karakaya ve Hirfanlı HESlerinde
verimliliği arttırmak amacıyla rehabilitasyon
yatırımları devam etmektedir. Yine, inşaatının
bitimiyle bunlar içerisinde yer alacak olan kendi bölgem Çankırı ili
Kurşunlu ilçesindeki Devrez Prof. Dr. Hasan Zuhuri Sarıkaya
Barajının yapım çalışmaları da hızlı
bir şekilde devam etmektedir. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) 2002den 2020ye kadarki süreçte yani on sekiz yılda
yenilenebilir enerjide ülkemiz, yaklaşık 4 kat enerji
ihtiyacını karşılayabilen bir yapıya
kavuşmuştur.
Akkuyu Nükleer Santralinin
tamamlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
Tamamladığında Türkiye'nin elektrik ihtiyacının
yaklaşık yüzde 10unu karşılayacak olan ve 4 üniteden
oluşacak olan santralin ilk ünitesinin 2023 yılında, diğer
ünitelerinin de birer yıl arayla 2026 sonuna kadar işletmeye
alınması planlanmaktadır. Gönül rahatlığıyla
söyleyebiliriz ki artık enerji alanında üst lige
çıkmış bir Türkiye vardır. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
Aile, çalışma ve
sosyal politikalar alanında da çok güzel gelişmeler elde
edilmiştir. Aile, Türkiye'nin dünü, bugünü ve yarını için en
önemli stratejik gücüdür. Aile, hem sosyolojik hem ekonomik açıdan toplumu
değiştiren ve dönüştüren muazzam bir güce sahiptir. Bu yüzden
Bakanlığımız, aileye değeri Türkiyeye değer
olarak görmektedir.
Hükûmetlerimiz döneminde
yaptığımız reformlarla
vatandaşlarımızın neredeyse tamamını sosyal
güvenlik şemsiyesi altına aldık. Günümüzde nüfusun
yaklaşık yüzde 99u sosyal güvenlik kapsamındadır.
Çalışma hayatında kadın iş gücü istatistiklerine
baktığımızda da kadın istihdam oranının ve
kadınların iş gücüne katılım oranının
arttığını görmekteyiz.
2020 yılının
ilk yarısında dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan
Covid-19 salgını iş gücü piyasasını da olumsuz yönde
etkilemiştir. Covid-19 salgını dolayısıyla iş
yerlerinin ve çalışanların desteklenmesi ihtiyacı ortaya
çıkmış, iş yerlerinde üretimin ve istihdamın
sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla uzaktan çalışma
uygulamalarına
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Çivitcioğlu.
SALİM
ÇİVİTCİOĞLU (Devamla) -
yaygınlık verilmiş
ve değişen koşulların iş gücü piyasası üzerindeki
olumsuzluklarını gidermeye yönelik çeşitli önlemler alınmıştır.
Salgından etkilenen tüm toplum kesimlerine yönelik Sosyal Koruma
Kalkanı hayata geçirilmiştir. Covid-19 salgınıyla
mücadelede en hızlı ve acil tedbirleri uygularken sosyal
diyaloğu esas alıp, bu dönemde hem işçiyi hem de işvereni
birlikte koruyup yolumuza devam ettik. Dar gelirli vatandaşların
temel ihtiyaçlarının karşılanması için Vefa Sosyal
Destek Gruplarını oluşturduk. Sayın
Cumhurbaşkanımızın başlattığı Biz Bize
Yeteriz Kampanyasında milletimizin destekleriyle 2 milyar liralık
bir bağışı ihtiyaç sahiplerine ulaştırdık.
Görüldüğü gibi, on sekiz yıldır hükûmetlerimiz tüm
imkânlarıyla vatandaşlarımızın yanında olmaya
devam etmektedir.
Son olarak, enerji, aile,
çalışma ve sosyal politikalar alanında yapılan
atılımlara liderlik yapan Cumhurbaşkanımız Recep
Tayyip Erdoğana, emeği geçen Bakanlarımıza, Bakan
Yardımcılarımıza, milletvekillerimize,
bürokratlarımıza, mühendislerimize ve tüm
çalışanlarımıza buradan teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Selamlayın, buyurun.
SALİM
ÇİVİTCİOĞLU (Devamla) Bu duygu ve düşüncelerle, 2021
yılı merkezî yönetim bütçesinin milletimize ve devletimize
hayırlı olmasını diliyor, Gazi Meclisimize ve bizi
ekranları başında izleyen tüm vatandaşlarımıza
saygılarımı sunuyorum. Allaha emanet ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Birleşime
on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
22.13
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 22.30
BAŞKAN:
Başkan Vekili Nimetullah ERDOĞMUŞ
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Rümeysa KADAK (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Yedinci Oturumunu açıyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
Komisyon? Yerinde.
Üçüncü turda yürütme
adına yapılacak konuşmalara başlıyoruz.
Yürütme adına ilk söz,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmeze aittir.
Buyurun Sayın Bakan. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Süreniz otuz dakikadır.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ Gazi Meclisimizin
Değerli Başkanı, sayın milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Sözlerime başlamadan
önce, Barış Pınarı Harekâtı bölgesinde 2 askerimizi
maalesef kaybettik, şehit oldular; onları rahmetle anıyorum,
yaralı askerlerimize de acil şifalar diliyorum.
2021 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Teklifi ile 2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin müzakerelerini yapmak üzere toplanmış bulunuyoruz.
Bu müzakereler esnasında katkı sağlayan, eleştirileri ve
sorularıyla bizlere yön veren tüm milletvekillerimizi de ayrıca
tebrik ediyorum, kutluyorum; teşekkür ediyorum.
Enerji kaynaklarını
ve tabii kaynakları verimli, çevreye duyarlı şekilde değerlendirerek
ülke refahına en yüksek katkıyı sağlamak misyonu ve
enerjide, tabii kaynaklarda güvenli bir gelecek vizyonuyla
çıktığımız yolda planlamalarımızı,
projelerimizi, stratejilerimizi arz güvenliği, yerleştirme ve
öngörülebilir piyasalar mottosu ve politik sürdürülebilirlik, finansal
sürdürülebilirlik ve katılımcılık ilkeleri kapsamında
yürütmekteyiz. Enerji ve tabii kaynaklar alanlarında artan talebin
sorunsuz karşılanması, dışa bağımlılığın
azaltılması ve cari açık üzerindeki etkinin en aza indirilmesi
amacıyla kaynaklarımızı gerçekçi, rasyonel bir şekilde
ve yüksek verimle kullanarak vatandaşlarımızın
ihtiyaçlarının karşılanması için
çalışmalarımızı büyük bir fedakârlıkla
sürdürmekteyiz. Bu kapsamda attığımız adımlarla yerli
ve yenilenebilir kaynakları önceleyen, şeffaf, rekabetçi, tüketiciyi
koruyan, güncel gelişmeleri günü gününe takip eden, yenilikçi, katma
değeri yüksek ve AR-GE yoğun yatırımları hayata
geçirdik. Enerji fiyatlarından çevreye, küresel gelişmelerden
teknolojik gelişmelere değin birçok konuda, geleceğin nasıl
şekilleneceği hususunda paydaşlarımızla
yaptığımız istişareler doğrultusunda
çalışmalarımıza yön veriyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ülkemizin artan elektrik ihtiyacının
sorunsuz olarak karşılanması için atılan adımlarla,
kurulu güç ve üretim noktasında çok iyi bir yere gelinmiş olup bu
sayede elektrik ve doğal gazda arz güvenliği riski gündemimizden
kalkmıştır. Ancak her türlü senaryoya hazırlıklı
olunması, teknolojik gelişmeler ve iktisadi büyümeler doğrultusunda
enerji arz güvenliği, sürekli takibimiz ve kontrolümüz altında
tutulması gereken en öncelikli gündem maddelerimizden biridir.
Yenilenebilir enerji ve
enerji verimliliğini merkeze alacak şekilde son yıllarda
atmış olduğumuz önemli adımların meyvelerini de
şimdiden toplamaya başladık. Elektrik üretim sepetimizin
çeşitlendirilmesine yönelik yerli ve yenilenebilir enerji
kaynaklarına uyguladığımız pozitif
ayrımcılık neticesinde, elektrik üretiminde ithal enerji
kaynaklarının payında ciddi bir düşüş
yaşanmıştır. Son yıllarda enerji
atağının en önemli unsurlarından biri olan yenilenebilir
enerji alanında sadece son iki yılda devreye giren 7.051 megavat
kurulu gücün yüzde 78i yenilenebilir enerji kaynaklarından
oluşmuştur. 2020 yılı ilk on ayında devreye alınan
2.950 megavat kurulu gücün neredeyse tamamı yenilenebilir enerji
kaynaklı olup sadece bu on ayda devreye giren yenilenebilir enerji kurulu
güç miktarı, Avrupadaki 20 ülkenin toplam yenilenebilir kurulu gücünden
fazladır. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Geldiğimiz noktanın daha net anlaşılması adına,
2019 yılında sadece yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik
miktarı 2002 yılındaki toplam elektrik üretimini
aşmıştır. 2020 yılı ilk on ayında üretilen
252 milyar kilovatsaat elektriğin yaklaşık yüzde 60ı yerli
ve yenilenebilir enerji kaynaklarından gerçekleştirilmiştir.
Bunlara ilave olarak, son iki yıldır yerli ve yenilenebilir enerji
kaynaklarının elektrik üretimindeki payı, aylık bazda hep
yüzde 50nin üzerinde gerçekleşmiştir. Yerli ve yenilenebilir enerjinin
payındaki bu ciddi artışlar sayesinde hem arz güvenliği
güvence altına alınmış hem de cari açığa olumlu
katkı sağlanmıştır. 2023 yılına kadar yerli
ve yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik kurulu gücünün,
toplam kurulu güç içerisindeki payını yüzde 65ler seviyesine
ulaştırmayı hedefliyoruz; geçtiğimiz yıl yüzde 62ydi,
bu yıl da muhtemelen yüzde 60ın bir miktar altında bunu
gerçekleştireceğiz.
Biraz önce bazı
milletvekillerimiz, özellikle yenilenebilir alanda ve klasik termal elektrik
üretim tesislerine ilişkin bazı eleştiriler yöneltti. Bunu
aslında Komisyon toplantılarında da sayın
milletvekillerimizle paylaşmıştık ama görsel
hazırladık çünkü bazı milletvekillerimiz Bu kadar HESe niye
ihtiyaç var?, bazıları Bu kadar rüzgâra niye ihtiyaç var? dediler,
jeotermal santralleri eleştirenler oldu. Bunların üretimimiz
içerisindeki payını görsel olarak hazırladım ve izninizle
sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şimdi, önce klasik
doğal gaz kaynaklarından başlamak istiyorum. Türkiyede
yaklaşık 337 tane şu anda burada görselde şehirler
bazında yerleşimi de görüyorsunuz- 25.636 megavat kurulu güce sahip
doğal gaz santralimiz var. Bundan çok değil, on-on beş sene
öncesinde, ürettiğimiz elektriğin neredeyse yarısını
hatta bir miktar fazlasını doğal gazdan üretiyorduk ama
geçtiğimiz yıl bu ithal kaynağa olan
bağımlılığı azalttık, yüzde 20nin
altına çektik, yüzde 19. Bu santrallerin üretimden aldığı
pay; yaklaşık yirmi dört saatlik bir elektrik üretimini dikkate
aldığınızda -buna da dikkatinizi çekmek istiyorum- 4,6
saatini doğal gaz kaynaklı elektrik üretim tesislerinden üretiyoruz.
Başka bir ifadeyle Doğal gaz santrallerini kapatın.
dediğinizde yirmi dört saatin 4,6 saatini elektriksiz yani karanlıkta
geçirmeyle karşı karşıya kalacağız demektir.
Diğer bir görselimiz
yerli kömürle ilgili. Burada şimdi birçok milletvekilimiz yerli kaynaklara
ağırlık verilmesini söylerken, kömürün çıkarmış
olduğu emisyonlar dolayısıyla bazı milletvekillerimizden de
buna negatif yaklaşanlar oldu. Küresel anlamda da baktığınızda
aslında, bu kaynaklara olan ilginin eskisi kadar yüksek
olmadığını, emisyon değerleri açısından ve
karbondioksit emisyonları açısından fazla tercih
edilmediğini görüyoruz. Ancak bugün hâlâ, dünyada üretilen elektriğin
yaklaşık yüzde 38i kömür kaynaklı santrallerden
karşılanmaktadır, biz de Türkiyede ithal ve yerli olmak
kaydıyla yaklaşık yüzde 30unu kömürden
karşılıyoruz. Bunun yüzde 17lik kısmını da yerli
kömürden karşılıyoruz. Bunun da yirmi dört saatteki
karşılığı 4,1 saat. Yerli kömür santrallerini
kapatın. dediğinizde dört saat karanlıkta kalma
olasılığıyla yüz yüze kalırız.
İthal kömüre gelince:
Tabii, yerli kömürün çıkarılması, üretilmesiyle ilgili bazı
zorluklardan dolayı özellikle son on yılda ithal kömüre dayalı
santraller de gelişti. Burada da ülke genelinde yaklaşık 15 tane
santralimiz var, 8.987 megavatlık bir kurulu güç var. Bunların da
toplam üretim içerisindeki payı yüzde 20. Bu santralleri
kapattığımızda 4,9 saat elektriksiz kalabiliriz demektir.
Şimdi,
sırasıyla yenilenebilir enerji kaynaklarından ürettiğimiz
elektriğin sistem içerisindeki yükünü anlatmak istiyorum. Jeotermal de
özellikle son on sekiz yılda büyük hamle yaptığımız,
gerçekleştirdiğimiz santrallerden biridir. 1.579 megavat kurulu güce
sahip 60 tane jeotermal kaynağımız ve santralimiz söz konusu;
dünyada 3üncü sıradayız. (CHP sıralarından
Duyamıyoruz. sesleri)
BAŞKAN Sayın
Bakanım
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Peki.
Bunun yaklaşık
yüzde 3lük bir payı söz konusu üretimde. Bütün bu jeotermal santralleri
kapattığımızda bir saate yakın yani 0,7 saatlik bir
elektrik kesintisiyle karşı karşıya kalırız.
Akarsu
Bazı
milletvekillerimiz özellikle küçük akarsulara dönük, doğa ve çevreyi
tahrip ettiği için aleyhte birtakım açıklamalarda bulundu.
Şu anda Türkiyede, küçük HES dediğimiz 575 adet santralimiz var,
yaklaşık 8 bin megavat kurulu güce sahip. Keban 1.600 megavat
civarında; bunun neredeyse 3-4 katı kadar büyüklükte küçük HESlerden
biz elektrik üretiyoruz. Toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 8,5 ve
baktığınızda bu küçük HESleri kullanmayalım,
kapatalım dediğinizde günde 1,8 saatlik elektrik kesintisiyle
karşı karşıya kalabiliriz.
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
Doğru değil bu
ALİ KENANOĞLU
(İstanbul) Daha fazlası var
ENERJİ ve TABİİ
KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Peki, barajlı büyük
HESlere gelince: Barajlı büyük HESler 131 adet. Toplam 22 bin megavat
civarında bir kurulu gücümüz var. Türkiyenin daha çok Karadeniz ve
Güneydoğu Bölgelerinde yer alan bu santrallerimizde ürettiğimiz
elektriğin payı yüzde 22. Bu santralleri
kapattığınızda 5,3 saat karanlıkta kalırız.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Yine, son dönemde özelikle
yerel yönetimlerin biyogaz, biyokütlede biliyorsunuz elektrik üretimiyle
alakalı atakları, hamleleri var; orada da ciddi bir
başarımız söz konusu, irili ufaklı 328 adet biyokütle
santralimiz söz konusu, üretim içerisindeki payı yüzde 2. Bu santralleri
kapattığınızda yaklaşık yarım saatlik elektriksiz
kalma ihtimalimiz var.
Peki, güneşe genellikle
-hamdolsun- fazla bir eleştiri gelmedi. Orada da özellikle son üç, dört
yılda ciddi bir hamle söz konusu, santral sayımız 7.347ye
ulaştı. Bunların büyük bir kısmı 1 megavat altı
lisanssız elektrik üretim santralleri, buradaki payı da yüzde 3.
Güneş santrallerini kapattığımızda 0,7 saatlik bir
elektrik kesintisiyle karşı karşıya kalabiliriz.
Rüzgâra gelince: Maalesef
Yenilenebiliri destekliyoruz . diyen bazı partilerimizin bazı
milletvekilleri, son günlerde rüzgâr türbinlerine ve santrallerine
karşı da aleyhte bir propaganda içerisinde. Tüm dünyada yenilenebilir
enerji kaynaklarında, tüm hükûmetler, devletler alım garantisi dâhil
yatırım teşvikleri vermiş olmasına rağmen,
Türkiyede bunun aleyhine propaganda yapan bazı grupları görüyoruz
çevrecilik kılıfı altında. Türkiyede 314 tane santral var,
kurulu gücümüz 8.330 megavat.
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
HESler yenilenebilir değil.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Toplam üretim
içerisindeki payı yüzde 7; rüzgâr santrallerini
kapattığımızda günde 1,7 saatlik bir karanlıkla
karşı karşıya kalma riskimiz var.
Bazı milletvekillerimiz
de şunu dedi: Klasik termal santralleri
çalıştırmayalım. Sadece yenilenebilir enerji
kaynaklarına dayalı üretim tesisleriyle biz bu işi
başarabilir miyiz? Dünyanın her yerinde, sadece yenilenebilir enerji
kaynaklarına dayalı bir ülkenin arz güvenliğini garanti
altına alma imkânı teknik olarak bugün mümkün değil. Tüm dünya
bunun için çalışıyor ama hâlihazırda rüzgârın sürekli
esmediği, güneşin, gece gündüz farklılığının
ya da hidroliklerde kurak ya da sulu yağışlı sezona
bağlı üretimdeki değişiklikler düzenli üretimin önündeki en
büyük engel. Onun için de bu santralleri yedekleyecek klasik termal santrallere
ihtiyacınız var. Başka bir ifadeyle, Biz klasik santralleri kapatalım,
sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından bu ülkenin elektrik
ihtiyacını karşılayalım dediğinizde sadece on
saatlik elektriği üretebilirsiniz, on dört saat karanlıkta
kalırsınız.
Şimdi, buradan şu
noktaya gelmek istiyorum: Özellikle bazı muhalefet milletvekilleri,
bazı politika önerileriyle geldiler. Bunların ekonomik, sosyal,
teknik karşılığının ne olduğunu somut olarak
sizlerle paylaşmak istedim. O politikaları uygulamış olsaydık
bugün ülke karanlığa gömülmüş olacaktı ama bizim
karanlığa değil, aydınlığa ihtiyacımız
var. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar) Gelecek
nesillere güvenilir arz güvenliğini temin etmek gibi bir
sorumluluğumuz söz konusu. Hayalci olmayın lütfen, hayalci
olmayın. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Millet bize sürekli aydınlık diye oy veriyor.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Sürekli
aydınlık diye oy veren millete biz yalancı çıkamayız.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Sürekli aydınlık diye millet bize oy veriyor.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Eğer siz
iktidara gelmiş olsaydınız şurada yanan 10 tane
lambanın 8i sönük olacaktı. (AK PARTİ sıralarından
Bravo sesleri, alkışlar; CHP ve HDP sıralarından
gürültüler)
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; kaynak bizimse teknoloji de bizim olmalı
şiarı doğrultusunda, yenilenebilir enerji alanında yerli
üretim, yerli mühendis, yerli AR-GE ve inovasyonu zorunlu kılan YEKA
modellerimizi de hayata geçirdik. Bu modelle, enerji teknolojilerinde sürekli
kendini yenileyen ve teknoloji ihraç eden bir ülke olmayı
amaçlıyoruz. Nitekim, artık rüzgâr türbinini burada kendisi
yapabilen, güneş panellerini Türkiye'de yapabilen, sadece Türkiye'deki
santrallerin ihtiyacı değil, bölge ülkelerinin ve dünyadaki diğer
talep eden ülkelerin ihtiyaçlarını da karşılayabilecek
teknoloji üssü hâline gelmiş durumdayız.
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
Tabii, siz bedava dağıtırsanız olur! Halka bedava
dağıtın.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Sayın
milletvekilleri, orta ve küçük ölçekli yatırımcıların da
yenilenebilir enerji sektörüne girmelerini sağlamak için
geliştirdiğimiz Yerli Malı Kullanım
Karşılığı Tahsis yöntemiyle küçük ölçekteki mini YEKA
uygulaması kapsamında bin megavat kurulu güce sahip 74 adet yarışmayı
da inşallah 2021 yılının ilk aylarında yapmayı
planlıyoruz.
Atılan bütün bu
adımların bir yansıması olarak dünyanın en büyük
yenilenebilir enerji ekipmanı imalatçıları, bölge ofislerini
Türkiye'de konumlandırarak bölge operasyonunu Türkiye merkezli yürütmeye
başladılar. Bu durum, yenilenebilir enerjide hem üretim hem de
yönetim becerileri anlamında ciddi bir know-how, bilgi ve birikimin
ülkemize aktarılmasına da katkı sağladı.
Yenilenebilir enerjide sadece
üretim değil, tüketim tarafında da vatandaşlarımızı
bu sürecin bir parçası hâline getirecek yeşil tarifeyi devreye alarak
yenilenebilir enerji tarifesi dönemini de başlattık. Böylece, isteyen
vatandaşlarımız sadece yenilenebilir enerji kaynaklarından
üretilen elektriği kullanabilecektir. Bununla birlikte, tedarik edilen
elektrik enerjisinin belli miktarının yenilenebilir enerji
kaynaklarından üretildiğinin Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti
Belgesiyle kanıtlanmasına yönelik organize YEK-G piyasa platformunu
da 2021 yılında devreye alacağız.
MÜRSEL ALBAN (Muğla)
Onlar tarihi, kültürü
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Ayrıca,
elektrik altyapımızın geliştirilmesi ve modernize edilmesi
kapsamında 2020 Haziran ayı TÜFEsine göre yaklaşık 68
milyar lira yatırım yapmayı planladığımız
2021-2025 uygulama dönemi plan ve programlarının
hazırlanmasına ilişkin çalışmalarımızı
da başlattık. Elektrik iletim sistemine dönük de yine bu önümüzdeki
üç yılda, 2021-2023 uygulama döneminde yaklaşık 18 milyar
liralık yatırım yapmayı planlıyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; enerji talebinin karşılanmasında
baz yük santral olarak adlandıracağımız kesintisiz güç
üretebilen santraller arasındaki önemli alternatiflerden biri de sıfır
emisyonlu güç santralleri sınıfında bulunan nükleer güç santralleridir.
Bu doğrultuda, ülkemizin ilk nükleer güç santrali olacak Akkuyu Nükleer
Güç Santralinin inşaatı devam etmektedir. İnşallah, ilk
reaktörü cumhuriyetimizin 100üncü yılı olan 2023 yılında,
diğer kalan 3 reaktörü de birer yıl arayla devreye almayı
planlıyoruz. (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öngörülebilir piyasaların
oluşturulması ve tüketicinin korunması amacıyla enerji
piyasalarının mali açıdan güçlü, serbestleşmiş,
rekabete açık, istikrarlı
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
Silah olarak
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) -
ve şeffaf
bir şekilde tesis edilerek yatırımların daha kolay ve daha
hızlı yapılabileceği bir ortam sayesinde
serbestleşmeye yönelik kuralların uygulanmasına da devam
edilmiştir.
Enerji
piyasalarının sürdürülebilir bir şekilde
çalışması için oluşturulan EPİAŞ sayesinde
ülkemiz enerji ticaret merkezi olma vizyonumuz doğrultusunda bölgesinde
önemli bir noktaya taşınmıştır. Gazın ya da
elektriğin sadece transit olarak kullanıldığı bir ülke
olmaktan çıkacağız, bu ürünlerin burada ticarileştiği,
alınıp satıldığı bir borsa hâline gelmeyi
hedefliyoruz.
Enerji sektörünün ve
piyasanın gelişimi doğrultusunda ileri tarihli, fiziksel
teslimatlı elektrik piyasası olarak da ifade edilen vadeli elektrik
piyasasını da 2021 yılı içerisinde hizmete sunmayı
hedefliyoruz. Bizim piyasa gelişimi konusundaki tavrımız
açık ve net olup amacımız, Türkiyeyi enerjinin sadece transfer
edildiği değil aynı zamanda fiyatlandırmasının
yapıldığı bir merkez hâline getirmektir.
Sayın Başkan,
kıymetli milletvekilleri; doğal gaz ve petrolle ilgili hususlara
gelince: Bugün 81 ilimizin hepsine, 566 ilçe ve beldemiz ile 165 organize
sanayi bölgesine doğal gaz arzı sağlanmış olup abone
sayısı 17,1 milyona çıkmış ve ülkemiz nüfusunun
neredeyse yüzde 80i doğal gaza erişebilir hâle gelmiştir. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar) Ayrıca,
yerleşim yerlerine doğal gaz arz edilmesine yönelik
çalışmalar kapsamında, doğal gaz arzı
sağlanmış yerleşim yeri sayısını da 2022
yılı sonunda inşallah 661e kadar çıkarmayı
hedefliyoruz.
Doğal gaz arz
güvenliği kapsamında yaptığımız
çalışmalarla Tuz Gölü ve Kuzey Marmara Doğal Gaz Depolama
Tesislerimizin toplam depolama kapasitesi 3,84 milyar metreküpe, günlük geri
üretim kapasitemiz ise 45 milyon metreküpe ulaşmıştır.
Doğal gaz depolarımıza ilişkin yürütülen
çalışmaların tamamlanmasıyla bu 2 tesisin toplam depolama
kapasitesi 10 milyar metreküpe, günlük geri üretim kapasitesi de 155 milyon
metreküpe ulaşacak ve ulusal tüketimimizin yüzde 20sini bu depolarda
muhafaza etme imkânına ulaşacağız. Bunun yanı
sıra, Saros Körfezinde 3üncü FSRU Terminalini devreye alma
çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca Ertuğrul
Gazi adını verdiğimiz FSRU gemisi de temin edilmiş olup
inşallah, birkaç ay içerisinde filomuza katılacak.
Kaynak ve güzergâh
çeşitlendirmesi kapsamında TANAP ve Türk Akımı Projeleri
devreye alınarak doğal gaz akışına
başlanmıştır. Diğer taraftan, sismik
araştırma gemilerimiz marifetiyle belirlenen lokasyonlarda Fatih ve
Yavuz sondaj gemilerimizle bugüne kadar toplam 9 derin deniz sondajı
yapılmış olup bir derin deniz sondajına ise
hâlihazırda devam edilmektedir. Üçüncü sondaj gemimiz Kanuninin ise
Filyos Limanında kule montaj işlemleri
tamamlanmıştır. İnşallah, 2021 yılının
ilk aylarında diğer ikmallerini de tamamladıktan sonra
Karadenizdeki sondajlarına başlayacaktır.
Türkiye olarak, Doğu
Akdeniz yetki alanlarıyla ilgili tavrımızı gerek
açıklamalarımızla gerekse sahadaki faaliyetlerimizle net bir
şekilde ortaya koyduk. Doğu Akdeniz havzasında uluslararası
hukuk kaynaklı meşru haklarımızdan taviz verilmeden, bu
bölgeyle birlikte Karadenizde de arama ve sondaj faaliyetlerimiz
kararlılıkla devam ettirilecektir. Bu kararlı
çalışmalarımızın bir neticesi olarak, Ereğlinin
175 kilometre açığındaki Karadenizin Sakarya havzasında,
tarihimizdeki ve aynı zamanda bu yıl dünyadaki denizlerdeki en büyük
doğal gaz keşfini gerçekleştirerek 20 Temmuzda
başlatılan Tuna-1 kuyusundaki sondajla 405 milyar metreküplük
doğal gaz rezervini hamdolsun keşfettik. (AK PARTİ ve MHP
sıralarından alkışlar)
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Rabbim bereketlendirsin.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla)
İnşallah.
Şimdi, bu
çalışmalar çerçevesinde, toplamda yaklaşık 40 kadar kuyu
açacağız ama biraz önce bazı milletvekillerimiz Bunu nasıl
çıkarırsınız? dediler. Ben o milletvekillerimizi
hatırlıyorum, Arayamazsınız. dediler, aradık;
Bulamazsınız. dediler, bulduk; şimdi de
Çıkaramazsınız. diyorlar; nasıl bulduysak öyle
çıkaracağız. (AK PARTİ sıralarından Bravo
sesleri, alkışlar ve MHP sıralarından alkışlar)
Enerji verimliliği ve
sürdürülebilir çevreyle ilgili hususlara gelince: Üzerinde önemle
durduğumuz bir başka husus enerji verimliliği olup artan enerji
talebini kaynaklarımızı verimli, sürdürülebilir ve
akıllı teknolojilerle birlikte değerlendirerek
karşılamayı hedeflemekteyiz. Enerji yoğunluğumuzu
gelişmiş ülkeler seviyesine çekmemiz gerektiğine olan
inancımız ve enerji verimliliğini önemli bir arz
kaynağı olarak görmemiz kapsamında, sanayide, tarımda,
üretimin diğer alanlarında 1 birim ürünü veya 1 birim gayrisafi yurt
içi hasılayı daha az enerji tüketerek oluşturmalı; verimli
ve kendi enerjisini üreten binaların yaygınlaştırılmasını
sağlayarak konutlarda ısınma, soğutma ve aydınlatma
gibi temel ihtiyaçlarımızı en verimli şekilde
karşılamalıyız. Bu meyanda, toplumsal enerji
verimliliği bilincinin geliştirilmesi de büyük önem arz etmektedir.
Enerji verimliliği ve kaynakların sürdürülebilir kullanımı
kapsamında, 55 eylemi kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem
Planındaki tüm eylemlerin uygulanması hâlinde 2033 yılına
kadar yaklaşık 30 milyar dolarlık mali tasarruf hedeflenmiş
olup bazı tasarrufların etkisi 2040 yılına kadar da devam
edecektir. Bu plan kapsamında yer alan eylemlerin hayata geçmesiyle, 2023
yılına kadar sera gazı salınımında 66 milyon ton
karbondioksit azaltımı sağlanacak olup yapılacak 1 birim
maliyetli yatırımla 3 birim tasarruf etme imkânı bulunmaktadır.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
En az karbon salımı
yapan ülkelerin başında gelen bir ülkenin Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı olarak belirtmek isterim ki çevreye karşı her zaman
sorumluluğumuzun daha üzerinde hareket ediyoruz.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) Çevreyi katlettiniz!
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Bu kapsamda,
çevre açısından da önemli bir atılım olarak
değerlendirdiğimiz yerli üretim elektrikli aracımız TOGG
banttan inmeden şarj altyapısına dair çalışmalarımızı
da büyük oranda tamamlamış olacağız.
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ
(İzmir) Aydını zehirlediniz!
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla)
Saygıdeğer hazırun, dengelerin yeniden oluştuğu bu
salgın dönemine damgasını vuran gelişmelerin
başında hiç kuşkusuz ki teknoloji geliyor. Kendi sektörümüzden ele
alacak olursak teknolojinin merkezde yer aldığı bir
dönüşüm, salgın sonrası dönemde daha rekabetçi ve çevresel
açıdan sürdürülebilir bir enerji geleceği için de bize yeni
fırsatlar sunacaktır. Covid-19 salgınıyla birlikte, yerli
üretim ve ülkelerin kendi öz yeterliliklerini oluşturma gayretleri daha
önce hiç olmadığı kadar önem kazanmaya başladı.
Artık, kaynağın yanında teknolojinin de yerli
olmasını sağlamak zorundayız.
Türkiyede teknoloji,
inovasyon ve AR-GE birikiminin oluşması için 3 hususu kritik görüyoruz.
Bunlar kurumsallaşma, kültür ve katılımcılık olup bu
hususlar doğrultusunda enerji, maden, iyonlaştırıcı
radyasyon, parçacık hızlandırıcıları ve nükleer
teknoloji alanında ülkeye ve insanlığa hizmet etmek, Türkiyenin
rekabet gücünü artırmak ve sürekli kılmak, inovasyon
ihtiyacını karşılamak, yeni ürünlerin üretimini ve var
olanların geliştirilmesini sağlamak,
araştırmacılara bilimsel ortam temin etmek, kamu ve özel hukuk
kişileriyle iş birliği yaparak bilimsel araştırmalar
yapmak, bu araştırmaları koordine ve teşvik etmek,
bilimsel, teknik ve idari çalışmaları yapmak amacıyla TAEK,
BOREN ve NATEN tek çatı altında birleştirilerek Türkiye Enerji,
Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu kurulmuştur. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) TENMAKla enerji ve tabii kaynaklar
alanlarında, AR-GE çalışmalarında, kurumlar arası
koordinasyon ve iş birlikteliği daha güçlü sağlanacak,
yapılan AR-GE çalışmaları tek bir havuzda toplanarak emek
ve maliyet en etkin şekilde yönetilecektir.
Sayın Başkan,
kıymetli milletvekilleri; sahip olduğumuz endüstriyel ham maddeler,
metalik madenler, enerji ham maddeleri ve jeotermal kaynak potansiyelinin
ortaya konulup ekonomimize kazandırılması için arama ve üretim
çalışmalarımıza yoğun bir şekilde devam ediyoruz.
Bu kapsamda, ülkemiz genelinde yer altı kaynaklarımızın
tespit edilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar neticesinde, kamu
olarak 2019 yılında 1 milyon metrenin üzerinde, 2020
yılının ilk on ayında ise 770 bin metre sondaj
yapılmıştır. Havadan jeofizik görüntüleme
çalışması kapsamında 2019 ve 2020 yıllarında
toplam 1 milyon kilometrenin üzerinde veri uçuşu gerçekleştirerek
bütün ülke sathının maden röntgeni çekilmiş, jeofizik
haritaları hazırlanmış ve detaylandırılmıştır.
Sayın Başkan,
saygıdeğer milletvekilleri; diğer sektörlere göre daha riskli
bir iş kolu olan madencilik faaliyetlerinin yüksek güvenlikli yürütülmesi
için yapılan düzenlemelerle iş güvenliği açısından
gerekli iyileştirmeler de yapılmıştır.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Somalı madencilerin parasını ödediniz mi?
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Maden
işletmelerine yönelik aralıksız olarak yapılan denetimler
kapsamında 2020 yılının ilk on ayında 4.500ün
üzerinde denetim yapılarak kaza oranlarında da kayda değer bir
azalma sağlanmıştır.
Ülkemizin
kalkınmasında önemli rol oynayan maden ürünleri, sanayi, enerji,
tarım ve inşaat başta olmak üzere, sektörün temel girdilerini
oluşturmaktadır. Doğayla birlikte madenlerimize de sahip
çıkılarak madencilik faaliyetinin hangi şartlarda
yapılabileceği mevzuatımızda belirtilmiş olup
ülkemizdeki madencilik faaliyetleri de bu doğrultuda
yapılmaktadır.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Meraları bitirdiniz!
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Yer altı
zenginliklerimizi, yer üstü zenginlerimizi de dikkate alarak ülkemiz ve
milletimiz için en uygun seçenekler üzerinde ilgili bakanlıklar ve
kurumlarla birlikte çalışmaktayız.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Meraları bitirdiniz! Mera mı bıraktınız memlekette?
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Kritik ve
stratejik madenlerin yurt içinde işlenmesini sağlayacak projelerin
hayata geçirilmesiyle birlikte madenlerimizi yurt dışına ham
madde şeklinde değil, uç ürün ya da ileri teknoloji ürünler olarak
ihraç edeceğiz. Bu model sayesinde istihdam artacak, sektörün ve ülkemizin
büyümesi sağlanacak ve en önemlisi ise yüksek teknolojinin ülkemizde
üretilmesi ve kullanılması olacaktır. Bu kapsamda, 11 adet uç
ürün üretim şartlı ihale gerçekleşmiş olup bu modelle yeni
ihalelerin yapılmasına devam edilecektir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Uç ürün üretme
hedefi doğrultusunda geçen yıl ekim ayında temelini
attığımız Bor Karbür Üretim Tesisi, 2021 yılı
sonunda devreye alınacak olup bu tesisle birlikte katma değerli uç
ürünlerden ileri teknoloji ürünlere geçiş yapmış
olacağız.
Ayrıca, bor madeninden
rafine bor üretimi sırasında ortaya çıkan sıvı
atığın içerisindeki lityumu geri kazanma üzerine üç
yıldır yaptığımız AR-GE
çalışmalarıyla geleneksel yöntemlerin dışına
çıkılarak yeni bir üretim metodu geliştirilmiş ve pilot
üretim tesisi tamamlanmıştır. Dün de arkadaşlar ilk ürünü
getirdiler, biraz sonra soru-cevapta sizlerle paylaşacağım ilk
ürünümüzü. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Çünkü
lityum, özellikle elektrikli otomobiller başta olmak üzere, mobil
akıllı cihazlarda kullanılan batarya pillerin üretiminde son
derece kritik bir ham madde. Türkiye, yaklaşık yılda bin ton
civarında bir ithalle karşı karşıya. Şu anda
pilot üretim tesisimiz sadece 10 ton üretiyor ama pilot üretim tesisinden
öğreneceğimiz yeni bilgi ve bulgularla, inşallah, en kısa
süre içerisinde kapasiteyi 600 ton/yıla çıkaracağız
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayınız.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla)
ve böylece,
neredeyse ithal ettiğimiz ürünlerin yüzde 60ına varan
kısmını yerli kaynaklardan üretme imkânına
kavuşmuş olacağız.
Değerli milletvekilleri,
Bakanlığımız, enerji ve tabii kaynaklar alanındaki
çalışmalarını kalkınma planları ve programlarda
yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynağının
mümkün olduğunca etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde
edilmesi ve kullanılması hedefine yürümektedir.
Bakanlığımızın 2019 yılı bütçesi
ödeneği 2 milyar 914 milyon 663 bin Türk lirası olup bu tutarın
2 milyar 732 milyon 150 bin 399 lirası harcanmış, harcanmayan
182 milyon 512 bin 601 liralık ödenek yıl sonunda iptal
edilmiştir. Oluşan bu kesin hesap rakamlarına bağlı
kalarak 2019 yılı bütçe gerçekleştirme oranımız yüzde
94 olmuştur. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bakanlığımız merkez teşkilatı için 2021
yılı bütçe teklifi 3 milyar 999 milyon 188 bin lira olup MAPEK, MTA,
TENMAK, EPDK ve NDKyle birlikte teklif edilen toplam bütçe tutarı 5
milyar 61 milyon 810 bin Türk lirasıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Son cümlelerim
Sayın Başkan.
BAŞKAN
Selamlayalım Sayın Bakan.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ (Devamla) Sözlerime burada
son verirken 2021 yılı bütçesinin milletimiz, devletimiz ve
Bakanlığımız için hayırlara vesile olmasını
diliyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ ve MHP
sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Sayın Bakan, Aydında JESlerden biten halk seni unutmayacak.
Aydını bitirdiniz, bu halk seni unutmayacak.
BAŞKAN Yürütme
adına ikinci söz Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı
Sayın Zehra Zümrüt Selçuka aittir.
Buyurunuz Sayın Bakan.
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
Süreniz kırk
dakikadır.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK Sağ olun.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun
Teklifi görüşmeleri kapsamında Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığımız ile bağlı ve ilgili kuruluşlarımız
tarafından gerçekleştirilen 2020 yılı faaliyetleri ve 2021
yılı hedefleri hakkında konuşma yapmak üzere huzurunuzda
bulunmaktayım.
Öncelikle Barış
Pınarı harekât bölgesinde terör örgütü tarafından
gerçekleştirilen saldırı sonucunda 2 askerimizin şehit
olduğunu ve 8 askerimizin de yaralandığını büyük bir
üzüntüyle öğrendim. Şehitlerimize Allahtan rahmet,
yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.
Biz; Aile, Çalışma
ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olarak aileyi, nesli,
çocuklarımızı, kadınlarımızı,
engellilerimizi, yaşlılarımızı, işçilerimizi,
işverenlerimizi, emeklilerimizi, iş arayanlarımızı,
ihtiyaç sahiplerimizi, şehit yakınlarımızı ve
gazilerimizi koruma görevini üstleniyoruz. Bütün bu toplum kesimlerini koruma
çalışmalarımızı da sosyal koruma olarak adlandırmaktayız.
Bu şekilde sosyal devlet anlayışımızın
gereği olarak sosyal kalkınmayı gerçekleştirmeyi ve sosyal
refahı artırmayı amaçlıyoruz. Bakanlık olarak
yürüttüğümüz politikaların nihai hedefi mutlu birey, uyumlu aile ve
müreffeh toplumdur. Bu anlamda bütün çalışmalarımız;
çalışma hayatı, sosyal güvenlik, sosyal hizmetler, sosyal
yardımlar olmak üzere dörtlü sacayağı üzerine bina
edilmiştir.
Bildiğiniz gibi, 2020
yılında şimdiye kadar benzerini
yaşamadığımız bir küresel salgınla mücadele
ettik, etmeye de devam ediyoruz. Ben bu dönemde en ön safhada özveriyle
çalışan sağlık çalışanlarımız,
kuruluşlarımızdaki sosyal hizmet
çalışanlarımız başta olmak üzere, bütün mesai
arkadaşlarımıza da bir kez daha teşekkür etmek istiyorum.
Hayatlarını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allahtan
rahmet ve yakınlarına başsağlığı diliyorum,
hastalarımıza Rabbimden şifa vermesini niyaz ediyorum.
Şu ana kadar
geliştirdiğimiz bütün istişareler sonucu hayata
geçirdiğimiz sosyal koruma kalkanı kapsamında
aldığımız tedbirlerle vatandaşlarımıza
doğrudan aktardığımız kaynağın toplam
tutarı bugün itibarıyla 45 milyar liraya yaklaşmış
durumda. Dolayısıyla salgının çalışma
hayatını asgariye indirme yönünde kısa çalışma
ödeneği, fesih kısıtı, nakdî ücret desteği,
normalleşme desteği gibi etkin uygulamalarımızı
hızlı bir şekilde hayata geçirdik. Kısa çalışma
uygulamalarının yöntemlerini hızlandırdık.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Günlük 39 lirayla geçiniyor işçiler Sayın Bakan.
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Dinler misiniz?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
İstediğimiz şekilde konuşuruz, sizden izin almayacağız
Ravza Hanım.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Aynı zamanda
-şurada da gördüğünüz gibi- kısa çalışma
ödeneğinde 3,5 milyonun üstündeki çalışanımıza 23
milyar lirayı aşkın bir kısa çalışma ödemesi
yaptık ve süreci daha da hızlandırmak amacıyla 1
Aralık itibarıyla da kısa çalışma ödeneğine
yeniden başvuru almaya başladık. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Bu yeni başvuruları da ilk
defa, bir yenilik olarak kısa çalışma ödeneği
başvurusunu e-devlet üzerinden alıyoruz.
Yine, işçilerimiz
işlerini kaybetmesin diye, işçilerimizi koruyalım diye,
istihdamlarını koruyalım diye sözleşme fesih
kısıtı getirdik ve bu süreçte de nakdî ücret desteği
verdik. 2 milyonun üstünde çalışanımıza 6,4 milyarın
üstünde nakdî ücret desteği ödedik. Fakat istiyoruz ki ekonomimiz
hızla çarklarını döndürsün, tekrar normalleşebilelim.
Dolayısıyla hem işçilerimizin gelir kaybının önüne
geçmeyi hem de ekonomimizin daha çabuk toparlanarak üretim kapasitesini
artırmasını hedefliyoruz. Bu anlamda da normalleşme
desteğimizi başlattık ve şu ana kadar 2,5 milyonu
aşkın çalışanımıza yaklaşık 2 milyar
destek verdik. Bu, aynı zamanda ne demek oluyor? Kısa
çalışmadaki 3,5 milyon çalışanımızın 2,5
milyonunun yani büyük bir çoğunluğunun artık kısa
çalışmadaki etkilerinin azaldığını ve
normalleşmeye geçtiğini yani ekonomimizin büyük bir
çoğunluğunun normalleşmeye geçtiğini de gösteriyor.
Aynı zamanda
salgından çok etkilenen sektörlerdeki işletmelerin toplamı 40
milyar lirayı bulan üç aylık SGK primlerinin ödemelerini erteledik.
Burada ben bir kez daha vurgulamak istiyorum ki kısa çalışma
ödeneği olsun, nakdî ücret desteği olsun, bunlar bizatihi
doğrudan çalışanlarımıza aktarılmış
birer kaynaktır.
Yeni istihdam paketimizi
devreye soktuk. Bu paketimizde işsizliği engellemek ve
işsizliği azaltmak ve istihdamı korumak ve artırmak için de
6 ana teşvik ve destek bulunmaktadır. Ayrıca, yaklaşık
290 milyar liralık SGK alacağına da yapılandırma
getirdik.
Bu dönemde sosyal koruma
kalkanımızda sosyal güvenlik uygulamalarımız önemli yer
kapsıyordu ve biz, bu noktada özellikle engellilerimizin, kronik
hastalarımızın sağlık raporu ve reçetelerinin
sürelerini uzattık. Çeşitli istirahat raporlarındaki
düzenlemeleri yaptık, iş göremezlik ödeneğinin
koşullarını rahatlattık ve en önemlisi salgın
olduğuna verilen tanı ve tedavi hizmetlerini acil hâl kapsamına
alarak vatandaşlarımızdan katılım payı ve ilave
ücret alınmamasını sağladık. Yoğun bakım tedavi
ücretlerini 2 katına çıkardık. Onun dışında,
Covid-19 hastalarının tedavisinde kullanılan bütün ilaçları
-immün plazma tedavisi de dâhil olmak üzere- geri ödeme listemize aldık.
Ben bu noktada şuna işaret etmek istiyorum: Bütün bu genel
sağlık sigortası kapsamında yaptığımız
ödemeler şu ana kadar 4,4 milyar lirayı aşmış durumda
fakat kimse bu rakamın yani genel sağlık
sigortacılığı altında yaptığımız
bu ödemelerin nasıl yapılabildiğini... Bu, batan bir SGKyle
yapılmıyor; işleyen, sürdürülebilir bir SGKyle
yapılıyor. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Covid-19
hastalığı yaşlı ve kronik rahatsızlıkları
olanları daha çok etkiliyordu, dolayısıyla özellikle sosyal
hizmet kuruluşlarımızdaki tedbirleri hızlı bir
şekilde artırdık ve bu sayede de ülkemiz -Dünya Sağlık
Örgütünün de söylediği gibi- huzurevlerimizdeki yaşlı ölümleri
konusunda dünyayla kıyasla en az etkilenen ülkelerin başında
geldi.
Sosyal yardım
politikamız gereği de hemen, hızlıca e-devlet üzerinden
salgın sosyal destek programımızı hayata geçirdik. Burada
ben bir noktaya daha işaret etmek istiyorum: Bu süreçte Sosyal
Yardımlar Genel Müdürlüğümüzün bütünleşik sisteminin
İŞKUR ve SGK veri tabanlarından aynı anda istifade
edebilmesi bizim, sosyal yardımları doğru hanelere
hızlı bir şekilde ulaştırmamızı sağladı.
Bir noktada sosyal muhtaçlarımızın,
yoksullarımızın sayısı artmıyor, dönemsel
ihtiyaç diye bir durum vardı Covid nedeniyle; dolayısıyla da
dönemsel ihtiyacı olan, iş yerleri kapanan bütün
çalışanlarımıza da biz destek vermek durumundaydık.
Dolayısıyla e-devlet üzerinden şeffaf bir şekilde bütün
vatandaşlarımızın başvurularını aldık
ve bunlar sosyal yardımlaşma ve dayanışma
vakıflarımız tarafından değerlendirilerek hanelere
ulaştırılmış oldu. Dolayısıyla e-devlet
kapısı üzerinden alınan başvurular illerde ve ilçelerdeki
vakıflar tarafından değerlendirilerek yaklaşık 6,3
milyar lirayı aşkın nakdî destek sağlandı. Artı,
bizim periyodik paylarımız vardı vakıflara ve ayrıca 2
milyar lira tutarındaki Biz Bize Yeteriz kampanyasındaki
dağıtımları da yapmış olduk.
Bu süreçte
kadınlarımızın yanında olabilmek için biz özellikle
kadın odaklı sosyal yardım programlarımızın
aylık miktarlarını artırdık, ne gibi? Eşi vefat
eden kadınlara yönelik nakdî yardımımızı yüzde 20
oranında artırdık; muhtaç asker çocuklarımızın
nakdî yardımını yüzde 50 oranında artırdık; asker
ailelerinin nakdî yardımını yüzde 45 oranında
artırdık; öksüz, yetim yardımını yine yüzde 50
oranında artırdık; gebelik, lohusalık gibi
yardımlarımızı yüzde 30 oranında artırdık
yani pandemi döneminde kadınlarımıza daha fazla sahip
çıkmak için tematik sosyal yardımlarımızı yüzde 10 ila
yüzde 50 arasında artırdık. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Çalışma
barışına gelince çalışma hayatında tabii ki
istihdamın en önemli paydaşı çalışma hayatındaki
kuruluşlarımız. Çalışma barışını
artırmak adına da tüm sosyal taraflarla birlikte çözüm odaklı,
yenilikçi bir yaklaşıma inanıyoruz. Bu doğrultuda da
2002den bu yana çalışanlarımızın,
işverenlerimizin haklarında iyileşme sağlayan birçok önemli
düzenlemeyi hayata geçirdik. Bugün çalışma hayatındaki mevcut
düzenlemelere baktığımızda 2021 senesinde neler
olacağına bakalım: 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu
İş Sözleşmesi Kanununun 9uncu yılını, 4857
sayılı İş Kanununun 18inci yılını, 4688
sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme
Kanununun 20nci yılını, 657 sayılı Devlet Memurları
Kanununun 56ncı yılını geride bırakmış
olacağız.
Çalışma hayatı
çok dinamik bir süreç. Biliyoruz ki bugün ilkokula başlayan
çocukların yüzde 65i iş hayatına atıldıklarında
şu an için var olmayan işlerde çalışacaklar, farklı
beceriler öne çıkacak. Dolayısıyla da bizim
çocuklarımızı, geleceğimizi, gençlerimizi bu dinamik sürece
hazırlamamız ve bu kadar hızlı dönüşen bir sürece uyum
sağlamamız, ekonomimizin dayanıklılığını
artırmamız ve çalışanlarımızın hak ve
hukukunu koruyarak çalışma mevzuatımızı sosyal diyalog
çerçevesinde gözden geçirmemiz ve güncellenmemiz de gerekmekte.
Ayrıca,
çalışma hayatına dair dijital dönüşümü tamamlamak sendikal
örgütlenmenin de yaygınlaşmasına katkı sunacak. Buna en
güzel örneklerden biri, işçi sendikalarındaki e-devlet üzerinden
yaptığımız işlemler.
Resmî ara buluculuğun
belirlenmesiyle ilgili başvuruları da biz kasım ayı
itibarıyla e-devlet üzerinden almaya başladık.
Ayrıca, kamu personel
alımlarında teknolojik gelişmelerden maksimum derecede istifade
edebilmek için 2021-2022 yılını kapsayan Elektronik Kamu
İstihdam Portalı Projesini de başlatmış olduk.
Dolayısıyla biz
sendikalılaşmayı katılımcı demokrasi
anlayışımız ve çalışanlarımızın
hakları bakımından çok önemsiyoruz. Ülkemizde 19 konfederasyon,
507 sendika bulunmakta ve 2020 yılı itibarıyla işçi ve
memur sandikalaşma oranı toplamda yüzde 22ye
yaklaşmış durumda tam 2 kat artan üye sayılarıyla. 1
milyondan 1,9 milyon üyeye ulaşmış bir işçi sendikacılığından;
1,3 milyondan 2,6 milyona ulaşmış bir memur
sendikacılığından bahsediyoruz. Bu da sendikal
faaliyetlerin önünü ne kadar çok açtığımızın net bir
göstergesi, tam 2 kat artmış üye sayılarıyla.
Aynı zamanda,
sorunları tek tek çözerek gitmeyi önemsiyoruz. Sosyal taraflarla -Kamu
Personeli Danışma Kurulu, Çalışma Meclisi gibi-
devamlı bir araya geliyoruz ve bu yıl Kamu Personeli
Danışma Kurulunu tarihte ilk defa gündemli olarak topladık. Bu
sene başlattığımız çalışma hayatı
buluşmalarında da işçi, işveren temsilcilerimizle beraber
akademisyenlerimiz, kamu kurum ve kuruluşlarımız ve diğer
ilgili tüm taraflarla istişare ediyoruz.
Bildiğiniz gibi, asgari
ücret görüşmelerimiz de başladı. Biz Bakanlık olarak asgari
ücrette de hakem rolü üstleniyoruz. Umuyoruz ki bu sene işçi ve
işveren temsilcilerimizin uzlaşısıyla sonuçlanır. Bu
sene 4 Aralıkta başladı, aralık ayındaki son
toplantıyla beraber de asgari ücret, komisyon tarafından
açıklanacak.
Kamu istihdamına
gelirsek; kamu istihdamında 2002 yılında 2,6 milyon olan kamu
personel sayımız, yüzde 60a yakın bir artışla, 4
milyonu aşmış durumda ve özellikle Covid salgını
döneminde kamudaki insan kaynağımızın ne denli kritik bir
rol oynadığına biz şahit olduk ve bu nedenle de nitelikli
personel istihdamına öncelik verdik. Baktığımız zaman
da son on sekiz yılda hemşire sayısında yüzde 364, hâkim ve
savcı sayısında yüzde 132, tabip sayısında yüzde 174,
öğretmen sayısında yüzde 69 gibi bir
artışımız var. Dolayısıyla kamu görevlilerimize
de buradan bir kez daha Covid-19 salgını sürecindeki özverili
çalışmaları için teşekkür etmek isterim. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Çünkü bizim en büyük değerimiz,
en büyük gücümüz insan kaynağımız ve bu anlayışla da
biz, istihdam dostu bir büyümeyi, nitelikli insan kaynağına dayalı
bir kalkınmayı önceliyoruz. Fakat unutmamamız gereken bir nokta
da genç ve dinamik nüfusumuzun etkisiyle her yıl ortalama 500 bin
kişi iş gücü piyasamıza dâhil oluyor. 2020 yılı
Ağustos ayı itibarıyla iş gücümüz 31,7 milyon,
istihdamımız 27,5 milyondu; bugün TÜİK yeni değerlerini
açıkladı. Fakat baktığımız zaman, mayıs ayında
başlayan sigortalı sayısındaki artış trendiyle
beraber, normalleşmenin başladığı haziran ayından
itibaren sigortalı rakamlarımız artmaya başladı ve
2020 Eylül ayında hizmet akdine bağlı
çalışanlarımız mayıs ayına kıyasla 1 milyon
kişi artmış durumda. Dolayısıyla hızla
toparlanıyoruz inşallah.
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) 10 milyon işsiz var Sayın Bakan, 10 milyon!
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) İŞKUR
aracılığıyla 3 milyon gencimiz olmak üzere özel sektörde
toplam 9,5 milyon kişiyi işe yerleştirmeye aracılık
ettik, bunların yarıdan fazlasını
kadınlarımız oluşturmakta. Yine, Covid salgınına
rağmen de bu sene 800 bin vatandaşımızı işe
yerleştirmiş durumdayız.
MÜRSEL ALBAN (Muğla)
Bu söylediğiniz başka bir Türkiye mi?
MUSTAFA AÇIKGÖZ
(Nevşehir) - Türkiye
Türkiye
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Senin yaşayamadığın Türkiyede mi?
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Dünyadan haberiniz yok sizin.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) İşe yerleştirme
sayılarımız bu -2018 değerleri, 2019 değerleri- her
sene artan bir işe yerleştirmemiz var İŞKURda. Bu sene
Covide rağmen de 800 bini aşmış işe yerleştirme
sayılarımız var. Dolayısıyla rakamlar bu şekilde.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT TOĞRUL
(Gaziantep) AKPlilerin şartı var mı yok mu Sayın Bakan?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Yine, kayıt
dışı istihdamla mücadele ediyoruz çünkü kayıtlı
istihdamın teşvikine inanıyoruz çünkü kayıt dışı
istihdamda 1 puan gerileme bizim ekonomimize 4,3 milyar kazandırıyor.
Dolayısıyla sizin Çalışmıyor. İş
yapmıyor. Teftişe göndermiyorsunuz. dediğiniz
müfettişlerle biz, yüzde 52 olan kayıt dışı
istihdamı 2020 Eylül ayı itibarıyla yüzde 32,2ye
düşürmüş durumdayız, 20 puan geriletmiş durumdayız.
Yeter mi? Yetmez. Ama daha ilerleteceğiz ve kayıt dışı
istihdamı daha da minimum sayılara indireceğiz. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar, CHP ve HDP sıralarından
gürültüler)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) - Sayın Bakan, 13 milyon kişi kayıt
dışı çalışıyor.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Ülkemizde
işsizliği etkileyen unsurların bir kısmı konjonktürel,
bir kısmı da yapısal. Dolayısıyla biz istihdamı
korumak, işsizliği azaltmak anlamında birçok program
başlatıyoruz
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Cumhuriyet tarihinin rekor işsizliği var. Nasıl
azaltıyorsunuz, artıyor.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) -
ve bu noktada en
önemli kaynağımız tabii ki Mesleki Yeterlilik Kurumumuzun
mesleki yeterlilik sistemi ve İŞKURumuzun aktif ve pasif iş
gücü programları ve nitelikli istihdama inandığımız
için, nitelikli iş gücüne inandığımız için de mesleki
eğitimi artırmak anlamında ulusal meslek
standartlarını ve ulusal yeterlilik belgelerinin
sayısını artıyoruz. Şu anda 1,3 milyon Mesleki
Yeterlilik Belgesine sahip nitelikli iş gücümüz var. İnşallah,
2021 yılında bu sayıyı 1,5 milyon kişiye çıkaracağız
ve şunun da altını çiziyorum: Mesleki Yeterlilik Belgesinin
ücretlerini, bedellerini, 900 milyonu devlet olarak biz ödüyoruz. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve HDP
sıralarından gürültüler)
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
Samsunda bir işçi kendini astı!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
İş yok, iş! Gençler işsiz, kadınlar işsiz!
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Yine,
İŞKUR aktif ve pasif programları için işbaşı
eğitim programı olsun, mesleki eğitim kursu olsun,
girişimcilik eğitim programı, iş ve meslek
danışmanlığı olsun biz burada hem aktif hem pasif
programlarımızdan bütün vatandaşlarımızı
yararlandırıyoruz. (CHP ve HDP sıralarından gürültüler)
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Sizi mi dinleyeceğiz?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Bunun hesabını sormayacak mıyız? İşsizlerin,
kadınların hesabını sormayacak mıyız?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Aktif iş gücü
programına aktardığımız kaynak miktarı da 11
milyar lirayı aşmış durumda. İşbaşı
eğitim programlarımıza katılanların yüzde 75inin hâlâ
istihdamda olması programın istihdama destek konusundaki
etkinliğini göstermekte.
(AK PARTİ ve CHP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Sayın
Başkan, usul böyle mi?
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
MURAT ÇEPNİ (İzmir)
İntihar ediyor insanlar, işsizlikten intihar ediyor!
YAVUZ SUBAŞI
(Balıkesir) Bayan konuşuyor, bayan!
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Nasıl bir saygısızlık bu?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Kendini asmış işsizlikten!
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Ya, sen CHPnin bağırma memuru musun? Sen bağırma memuru
musun CHPnin?
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Yalan mı söylüyor?
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Ya, Özgür Bey, lütfen ya!
BAŞKAN İzin
verirseniz sayın milletvekilleri
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Ya, Özgür Bey, gel bir kere de buradan bak ya!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Yüz
kere söyledim.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Ama olmaz bu kadar ya! Murat Çepni Bey HDPnin, Burcu Hanım da CHPnin
bağırma memuru bu akşam ya!
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Bakan.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) İş ve
meslek danışmanlığı, iş kulüplerimiz ve
İŞKUR kampüslerimizin sayısını artırdık, her
birinin sayısı 2 katına çıktı. Şu anda iş
kulüplerimiz 68 ilde, İŞKUR kampüs birimlerimiz 73 ilde ve
inşallah 2021 yılında bütün illerimizde hem iş kulüplerimiz
hem İŞKUR kampüs ve birimlerimiz yer alacak.
2021 yılında
İŞKUR aktif programları kapsamında neleri önceliyoruz: Bir
kere, sektör odaklı işbaşı eğitim
programlarımızı artıracağız, özel politika
gerektiren gruplarımızı önceleyeceğiz, kadınlar,
gençler, engelliler gibi. Bu sene kişi başını 65 bin liraya
çıkardığımız engelli hibe desteğimize de 100
milyona yakın kaynak aktarmıştık, bunu da e-devlete
taşıyoruz ve bu sayede daha fazla engellimizin
girişimciliğine destek olmak istiyoruz.
Geleceğin mesleklerine
hazırlamak istiyoruz gençlerimizi ama aynı zamanda kaybolmaya yüz
tutmuş geleneksel meslekleri unutturmamak için de projelerimizi
gerçekleştireceğiz.
Diğer bir konu, pasif
programlarımız. Pasif programlarımız nedir? Geçici bir süre
istihdam edilemeyen vatandaşlarımıza gelir desteği
sağlamak için uyguladığımız programlar; işsiz
ödeneği gibi, kısa çalışma ödeneği gibi, nakdî ücret
desteği gibi programlarımız pasif iş gücü
programlarımız. 2002den bugüne yaklaşık 81,5 milyar lira
yani 82 milyar lira pasif iş gücü programlarımıza
aktarıldı ve bu 82 milyar liranın yarısı bu sene
aktarıldı, 41 milyar tutarındaki miktar -41,3 milyar,
yarıdan fazlası- 2020 senesinde vatandaşlarımıza
aktarıldı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Her daim soruyorsunuz
İşsizlik Sigortası Fonunun amacı nedir? Niye oradan
harcanıyor? diye. Çünkü İşsizlik Sigortası Fonunun
amacı, istihdamı korumak. İstihdamı korumak sadece devletin
değil, aynı zamanda, işverenin ve işçinin ortak hedefi
aslında istihdamı korumak. Bu bilinçle de İşsizlik
Sigortası Fonu, yüzde 2 işveren, yüzde 1 devlet, yüzde 1 de işçi
paylarından oluşuyor yani yüzde 50, yüzde 25, yüzde 25
katkıları var İşsizlik Sigortası Fonunun
oluşmasında. Fona katkı sağlayan bu 3 yapı
-işveren, işçi ve devlet- aynı zamanda Fonun giderlerinin de
kontrolünden sorumlu yani kaynağın etkin ve doğru yönetimini
sağlamaktan, giderlerini kontrol etmekten de sorumlu. Yani bu Fon, kamu
haricinde, devlet haricinde işçi ve işveren temsilcilerinden
oluşuyor ve elbette ki Sayıştay tarafından denetleniyor.
Dolayasıyla aktif ve pasif iş gücü programlarımızın
kaynakları kanunda belirtildiği üzere İşsizlik
Sigortası Fonundan geliyor.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
- İşsizlik Sigortası Fonundan yararlanma
koşullarının ağırlığına ne
diyeceksiniz?
ÖZGÜR CEYLAN (Çanakkale) O
işçinin fonu, işçinin.
KAMİL OKYAY
SINDIR (İzmir) Bir kere İşsizlik Fonu bütçe
dışı bir kaynak, bütçe dışı.
AİLE, ÇALIŞMA ve
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Şimdi, Fonun
dağılımı şu şekilde: İşveren primi,
devlet primi, işçi primi, diğer gelirler ve faiz gelirlerinden
oluşuyor İşsizlik Sigortası Fonumuzun tamamı, bu
şekilde bir dağılımı var.
KAMİL OKYAY SINDIR
(İzmir) Bütçe dışı kaynak o, bütçe dışı
kaynak.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) - Nasıl kullandınız, nasıl? Sözümüz o.
AİLE, ÇALIŞMA ve
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Şimdi,
diyorlar ki: İşsizlik Fonunda, siz, işverene veriyorsunuz.
ama dağılımı söyleyeyim: Şimdi, katkı
payları yüzde 50, yüzde 25, yüzde 25 ama bakıyoruz, yüzde 25 veren
işçiye biz yüzde 66 kaynak aktarıyoruz, devlet yüzde 25inin yüzde
17sini yine işçiye veriyor, işverenin payı da o yüzde 24ü de-
yine işverene gidiyor. Dolayısıyla gerçekleşmeye baktığımız
zaman, giderlerin, kaynağın nereye gittiğine, nereye kanalize
edildiğine baktığımız zaman da yüzde 50-25-25ten
yüzde 27-66-8 olarak dağılan bir rakamımız var. Dolayısıyla
kaynaklarımızın birçoğu işverene gidiyor aslında.
Bu noktada, Covid-19 salgını
sürecinde en önem verdiğimiz konulardan biri de iş
sağlığı ve güvenliği. İş
sağlığı ve güvenliği de sadece mevzuat ve denetimin
haricinde, bizim ciddi bir bilinçlenme ve farkındalık
oluşturmamız gerekiyor.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
İş cinayetleri ne oldu?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) -
Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği
kültürünü yaymak için de birçok çalışma yapmaktayız, bu konuda
farkındalık çalışmalarıyla uğraşıyoruz.
Aynı zamanda, yükseköğretim programları, yetişen iş
sağlığı ve güvenliği profesyonellerimizi
yetkilendiriyoruz ve ortak sağlık ve güvenlik birimlerimizi de bu
alanda yetkilendiriyoruz.
KAMİL OKYAY SINDIR
(İzmir) - Sayın Bakan, bütçeden bahset, bütçeden, bütçe
dışı kaynaklardan değil.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Şu anda,
iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alan iş yeri
sayımız 7,5 kat artmış durumda. Yüz binde ölümlü iş
kazası oranı da yarıya düşmüş durumda.
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) 2 bin kişi öldü Sayın Bakan; on bir ayda, 2 bin
kişi iş cinayetinden öldü. Çözüm yok, çözüm!
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Diğer bir
konu, sürdürülebilir bir sosyal güvenlik sistemini tesis etmek. Malumunuz
olduğu üzere, sosyal güvenlik sistemi aslında, sosyal risklere
karşı sosyal devletin geliştirdiği bir sosyal koruma
sistemi. Dolayısıyla bunu sağlamak için de sosyal güvenlik
reformu gerçekleştirdik ve finansal yapıyı güçlendirdik, sosyal
sigortacılık ve sağlık sigortacılığı
alanında da büyük yol katettik. Şu anda
baktığımız zaman da bizim sosyal güvenlik sistemimizde
-demin bahsettiğiniz kapsam alanı olarak 99ları
kastettiğimiz zaman- biz 2002de geldiğimiz zaman sosyal güvenlik
kapsamı yüzde 70ti, şu anda yüzde 99a ulaşan bir sosyal
güvenlik sistemimiz var.
ILOnun 102 sayılı
Sözleşmesinde 8 temel sosyal risk sayılıyor, bunlar:
İş kazası ve meslek hastalığı, analık,
hastalık, sakatlık, yaşlılık, ölüm, ailevi yükler ve işsizlik
gibi. Biz şimdi buna baktığımız zaman: 1975te yürürlüğe
giren ve taraf olduğumuz bir uluslararası sözleşme var; yine,
1982de yürürlüğe giren Anayasada da Herkes, sosyal güvenlik
hakkına sahiptir. deniliyor fakat bu süreçte hiçbir hükûmetin
gerçekleştiremediğini Recep Tayyip Erdoğan
Başkanlığında AK PARTİ hükûmetleri
gerçekleştirmiş durumda. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Şimdi Biz iktidara
geldiğimizde aile sigortasını hayata geçireceğiz.
diyorlar. Biz de tebessüm ederek dinliyoruz çünkü değerli
milletvekillerimiz, şu anda Türkiyede aile sigortacılığı
var. (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Bunu görmek için
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanununu okuyabilirler, 4447 sayılı İşsizlik
Sigortası Kanununu, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunumuzu,
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik
Kanunumuzu okuyabilirler. Dolayısıyla uygulanması gereken
ILOnun sözleşmesinde yer alan bütün sosyal risklere karşı
sosyal koruma sağlayan aile sigortacılığı sistemi,
mevcuttaki AK PARTİ hükûmetlerimiz tarafından işletiliyor. (AK
PARTİ sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) İşçi cinayetlerinde ölen insanların
hesabını verebilecek misiniz?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Arkadaşlar,
güneş balçıkla sıvanmıyor, Türkiye bunu başardı,
daha büyük reformları da başaracak. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar) Bu, sadece siyasi
kadroların değil, bütün olarak memurlarımızın,
işçilerimizin, işverenlerimizin, esnaflarımızın,
emekçilerimizin, kısaca hep birlikte Türkiyemizin
başarısı; bırakın da bununla iftihar edelim. (AK
PARTİ sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) Neyi başardı?
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
İnsanlar aç, insanlar intihar ediyor.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Türkiye'nin sosyal
güvenlik sistemine bakıyoruz. 1999larda neydi Türkiye'nin güvenlik
sistemi?
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Hangi başarı ya? Açlık sınırının
altında yaşıyor insanlar.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Gelirlerinin
giderlerini karşılama oranı yüzde 64, prim gelirlerinin emekli
aylığını ve sağlık harcamalarını karşılama
oranı yüzde 55ti çok iyi yöneten SGK Başkanı sayesinde(!) (AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Şu anda
baktığımızda ise 2020 yılı yıl sonu tahmini,
Covid-19 salgınının bütün prim ötelemelerine rağmen, bütün
kaynak aktarımlarımıza rağmen, sosyal güvenlik sisteminin
gelirlerinin giderlerini karşılama oranı yüzde 84, prim gelirlerinin
emekli aylık ve sağlık harcamalarını
karşılama oranı yüzde 66. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) Açık 70 milyar dolar Sayın Bakan, önemli olan o.
Bütçeden finanse ediyorsunuz.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla)
Dolayısıyla biz, bütün bu Covid-19 salgınıyla mücadelemize
rağmen, hâlâ mali ve yapısal açıdan uluslararası normlara
göre sürdürülebilir bir sistemdeyiz ve aktüeryal dengemiz sağlam durumda.
Değerli milletvekilleri,
1999larda yüzde 51 olan kapsama alanını biz yüzde 99lara
çıkardık. Aktif sigortalı, pasif sigortalı ve bakmakla
yükümlü olan sayılar da aynı dönemde artmış durumda.
Dolayısıyla hem kapsamlı hem etkin hem erişilebilir hem de
kaliteli bir sosyal güvenlik sistemine sahibiz ve bu sosyal güvenlik sisteminin
ne kadar önemli olduğunu özellikle genel sağlık
sigortacılığı anlamında biz bu pandemi döneminde idrak
ettik. Sosyal güvencesi olmayan vatandaşlarımız -bakmakla
yükümlü oldukları aile fertleri dâhil- sadece 88 lira 29 kuruş
ödeyerek bütün sağlık hizmetlerinden de yararlanıyorlar.
Dolayısıyla GSS diye Türk mucizesi diye
adlandırabileceğimiz bir sağlık
sigortacılığı sistemimiz de mevcut şu anda. Aynı
zamanda, geri ödeme kapsamındaki ilaç sayımız da 8.880i
aşmış durumda, tıbbi malzeme sayımız 4.833
olmuş durumda. Yine, bu sene Türkiye Eczacıları Birliğiyle,
eczacılarımızla dört senelik bir protokol imzaladık ve
onlara 235 milyon liralık bir ek kaynak sağladık. Peki, ne
yapacağız bunun için? Şu anda ilaç tüketim analizleri de
yapıyoruz ve genel sağlık sigortacılığında
kaynaklarımızı doğru değerlendirmek amacıyla da
çeşitli revizyonlar da yapmaktayız. Aynı zamanda, Mart 2020de
SUTta yani Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alan 9.047
işlemin tamamında yüzde 10 ila yüzde 25 oranında da bir
iyileştirme yapmış olduk.
Diğer nokta, SGK.
Bildiğiniz gibi, e-devlet üzerinden sunulan hizmet sayımız
142lerdeydi. Biz, şu anda, 2020 Kasım ayında e-devlet üzerinde
yeni uygulamalar da ekleyerek 146 sayısına ulaştık ve e-devlet
üzerinde en fazla kullanılan 10 uygulamadan 5i de yine SGKnin
uygulamaları. Dolayısıyla daha da işlemleri
kolaylaştırarak daha da hızlandırarak
vatandaşlarımıza daha iyi hizmet sunmanın gayreti içindeyiz.
Bunların hepsini de neden yapıyoruz? Bütün vatandaşlarımızı
koruyabilmek için ve vatandaşlarımızı koruyabilmek
aynı zamanda ailelerimizi, gelecek nesillerimizi koruyabilmek için. Biz
çünkü Türkiye'nin 83 milyonluk büyük bir aile olduğuna inanıyoruz ve
sosyal kalkınmanın sağlanmasında da ailenin önemini
bilmekteyiz. Bu anlamda da aile eğitimleri vermekteyiz.
Yine, talep odaklı
değil, arz odaklı hizmetlerimiz var ASDEP gibi. Bu sene bin ASDEP
görevlimiz, bin ASDEP çalışanımız, personelimiz
işbaşı yaptılar. Önümüzdeki yıl inşallah, bin
ASDEP görevlisi ilanına daha çıkıp çalışma
arkadaşı olarak aramıza katılacaklar. Yine, sosyal hizmet
merkezlerimizi 354e çıkardık, amacımız 2023
yılına kadar bu sayıyı 430a ulaştırmak. İllerimizde
aile destek merkezleri ve sosyal destek merkezleri açıyoruz. Şu anda
36 ilimizde 247 aile destek merkezimiz var, 12 ilimizde 32 sosyal destek
merkezimiz var. Evlilik öncesi programımızdan 1,2 milyon gencimiz,
aile eğitim programından ise 2 milyon vatandaşımız
yararlanmış durumda. Aile danışmanlığı gibi
faaliyetlerimizle de boşanma süreçlerini azaltmaya ve ailelerimize destek
olmaya çalışıyoruz. Yine, aileye yönelik araştırmalar
yapmaktayız, özellikle profilleme çalışmaları ve
bağımlılıkla mücadeleyi de bu konuda çok önemsiyoruz.
Ailelerimizi ve gençlerimizi uyuşturucu ve madde
bağımlılığına karşı korumak için sosyal
hizmet merkezlerimiz aracılığıyla da
vatandaşlarımızı özellikle bağımlılık
konusunda korumaya çalışıyoruz. Yeşilay iş
birliğinde de Türkiye bağımlılıkla mücadele
eğitimlerini yürütmekteyiz ve 850 bin kişiye ulaştık
Yeşilayla iş birliğimiz sayesinde.
Yine, bu sene afetler çok
oldu bildiğiniz gibi. Rabbim bütün ülkemizi afetlerden korusun. Türkiye
Afet Müdahale Planı gereğince de Bakanlığımız
afet ve acil durumlarda psikososyal destek hizmetlerini sunmaktan sorumlu.
Dolayısıyla afet olan her bölgedeki vatandaşlarımıza
bu süreçte psikososyal desteklerimizi sunmaya devam ettik. Bütün bunların
sonucu olarak da daha güçlü bir ülkeye daha güçlü ailelerle, daha sağlam
aile yapılarımızla kavuşacağımıza da
inanıyoruz.
Kadınlarımızın
toplumun yarısı olduğuna, ailelerimizin temel direği
olduğuna da inandığımız için kadının
değer gördüğü ailenin korunması ve toplumun yücelmesi demek
olduğuna da inanıyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Efendim, sizin döneminizde boşanmalar arttı, aileler
yıkıldı.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Bunun için hep
Cumhurbaşkanımızın defaatle ifade ettiği gibi,
ataerkil veya anaerkil değil aileerkil bir millet olduğumuzun şuuruyla
hareket ediyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Tarihe baktığımızda da kadınlarımız devletin
kuruluşundan vatanın savunmasına kadar tüm alanlarda ön saflarda
yer almakta. Dolayısıyla güçlü kadının güçlü aile
olacağına ve güçlü Türkiyeyi oluşturacağına da
inanıyoruz. Bu noktada da bütün çalışmalarımızı
yürütmekteyiz. Kadınlarımızın eğitim
koşullarındaki göstergeleri; hem okuryazarlıkları hem net
okullaşma oranları büyük bir iyileşme göstermekte. Yine,
sağlık konusunda erişimleri daha arttı son yıllarda.
Diğer bir nokta, son on sekiz yılda karar alma mekanizmalarında
daha fazla kadınımızı görmekteyiz. Bugün,
araştırma görevlilerimizin yüzde 51i, avukatlarımızın
yüzde 46sı, mimarlarımızın yüzde 43ü, kamu personelimizin
yüzde 40ı, sigortalılarımızın yüzde 30u ve
milletvekillerimizin yüzde 17,3ü kadınlardan oluşmakta,
dolayısıyla Meclisimiz haricinde her yerde kadın
oranımız daha iyi. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Çalışma
hayatına gelince: Kadın istihdamı konusunda bugüne kadar
uyguladığımız bütün teşvik politikalarının
karşılık bulmasıyla da hem istihdam
rakamlarımızı hem de iş gücüne katılımı daha
da artıracağımıza inanıyoruz. Bu anlamda da Kadın
İstihdamı Ulusal İzleme ve Koordinasyon Kurulunu
Bakanlığımızda topluyoruz. Kadın istihdamı 8,5
milyon seviyesini aşmış durumda, tabii ki bu rakamın daha
artmasını istiyoruz. Kadınlarımızın aynı
zamanda iş ve aile arasındaki dengesini sağlamak için de
hayatlarını kolaylaştırıcı projeleri hayata
geçiriyoruz.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Yani diyorsunuz ki sigortasız, güvencesiz iş vermiyorsunuz.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Kadın
kooperatifleri çok önem verdiğimiz bir konu. Kadın
dayanışmasının ve girişimciliğinin en güzel
örneklerinden birisi kadın kooperatifleri. Biz, inşallah, 2021-2023
yıllarını kapsayacak derecede yeni bir proje
başlattık: Kadınların Kooperatifler Yoluyla Güçlendirilmesi
Projesi ve illerimizde, 81 ilimizde kadın kooperatifçiliği
çalışma grupları oluşturduk. 216 kadın kooperatifi
ziyareti gerçekleştirdik ve 121 yeni kadın kooperatifinin kurulmasına
da destek verdik. Aynı zamanda, Finansal Okuryazarlık ve
Kadınların Ekonomik Güçlenmesi Seminerlerine de devam ediyoruz.
Fakat bütün bunların haricinde tabii ki en önemli konu
kadınımızın değer görmesi,
kadınımızın şiddetle mücadelesinde onun yanında olabilmemiz.
Genelde şiddetle, özellikle kadına yönelik şiddetle mücadelemizi
dün olduğu gibi bugün de her biri bu mücadelede dinamik birer araç olan
mevzuatımızla, kurumlarımızla, STKlerimizle,
akademisyenlerimizle en üst seviyede sürdürmekteyiz. Şiddetle etkin
mücadele ancak toplumun tüm kesimlerinin siyasetüstü katkı, destek ve
isteğiyle mümkün. Dolayısıyla bizim mücadelemiz insan
hayatının ideolojik tartışmalara malzeme edilmesine ve
zaman kaybına izin vermeksizin amasız fakatsız
sıfır tolerans ilkesiyle izlenen bir mücadele.
Dolayısıyla kadına karşı şiddetle mücadelemize,
kadına yönelik şiddetle mücadelemize hiçbir siyasi argümanın
alet edilmesine de izin vermeyeceğiz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Çünkü inanıyoruz ki şiddet, görerek, izlenerek
öğrenilen ve aynı zamanda nesilden nesile de aktarılan âdeta
bulaşıcı bir virüs. Dolayısıyla da bu virüsün
bulaşıcılığını azaltmak, aynı zamanda
şiddet zincirini kırmakla da yükümlü hissediyoruz. Buna dair de
koordinasyon programlarımız işlemekte. Kurumsal bakım
olarak hem ŞÖNİMlerimizde hem kadın konukevlerimizde korunmaya
muhtaç kadınlarımıza destek olmaya da devam ediyoruz.
ŞÖNİMlerimizi 81 ilimizde yaygınlaştırdık.
Aynı zamanda 81 ilimiz de yetersiz kalabilir, ilçelerimizde de olsun.
diye bu sene 353 sosyal hizmet merkezimizde şiddetle mücadelede irtibat
noktaları kurduk.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Mevsimlik tarım işçileri kadınlar perişan, aç, aç!
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla)
Dolayısıyla sadece artık 81 ilimizdeki ŞÖNİMlerimiz
değil, 353 ilçemizdeki şiddetle mücadele irtibat
noktalarımızda da kadınlarımıza
ulaşabileceğiz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Aynı zamanda
kadınlarımızın konukevlerini ihtisaslı hâle de
getiriyoruz. Bu noktada en önemli şey farkındalık ve
duyarlılık.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Farkındalığınız erkekler için anlaşılan!
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla)
Dolayısıyla biz, bütün bu noktaların sonucu olarak topyekûn bir
seferberliğe ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Bunun için de
Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendinin öncülüğünde
Mercan Seferberliği başlattık. Mercan Seferberliği, sadece
kadına yönelik şiddetle mücadele etmiyor, aynı zamanda
kadınların kendi hikâyelerini, kendi başarı hikâyelerini
yazabilmek için fırsatlar sunmayı, iş ve aile hayatını
dengeleyecek politikalar geliştirmeyi, kadınların karar alma
mekanizmalarında daha fazla yer alacak uygulamalar yapmayı ve
kadınlarımızı sosyoekonomik açıdan da güçlendirmeyi
hedefliyor. Dolayısıyla biz inanıyoruz ki Mercan
Seferberliğiyle ve Mercan Seferberliği altındaki projelerimizle
kadınlarımızı 2023 hedeflerimize doğru daha da
güçlendireceğiz inşallah. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Kadınlarımız
kadar ailemiz için de en önem verdiğimiz unsurlarımızdan birisi
de çocuklarımız. Ülkemizde yaklaşık 23 milyon
çocuğumuz var. Bu sebeple onlara sağlanan her imkân, aslında
Türkiye'nin yarınına yapılan bir yatırım. Aile temelli
bir çocuk koruma anlayışımız olduğunu biliyorsunuz.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Çocuk bireydir, aile temelli değildir, çocuğun kendi hakları
vardır.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Aile odaklı
hizmetlerimizden yararlandırılan çocuk oranımız yüzde
39lardan yüzde 91e yükseldi. Dolayısıyla, biz
çocuklarımızı bakım kuruluşlarımıza almadan
önce daha ziyade sosyal, ekonomik destek vererek, ki şu anda 130 bin
çocuğumuz sosyal, ekonomik destekten faydalanıyor Türkiye'de,
dolayısıyla onların ailelerin yanında
bakımlarının yapılmasını tercih ediyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Çocukları o hâle niye düşürdünüz? Çocukları o açlığa
niye mahkûm ettiniz?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Eğer
ailelerin yanında bakımları olmuyorsa biz onları
kuruluşlarımıza alıyoruz. Şu anda evlat edindirme ve
koruyucu ailelerimizin yanındaki çocuklarımızın
sayısı da yaklaşık 25 binde.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
O çocukları takip ediyor musunuz Sayın Bakan?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) 15 ilimizde
koruyucu aile yanındaki çocuk sayımız da kuruluş
bakımındaki çocuk sayımızdan daha fazla.
Dolayısıyla biz çocuk kuruluşları anlamında da büyük
bir dönüşüm gerçekleştirdik ve 14 bine yakın çocuğumuza da
kuruluşlarımızda hizmet vermekteyiz.
Aynı zamanda, bu sene
bizi çok mutlu eden olaylar da oldu. Bunlardan bir tanesi,
çocuklarımızdan LGSde yüzde 10luk dilime giren 30 çocuğumuzun
olmasıydı. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Yine, 281i üniversite sınavlarında başarı gösterdi.
Dolayısıyla bunlar da bizim hayatımızı
güzelleştiren mutluluklarımız. İnşallah,
kuruluşlarımızda olan çocuklarımızın daha güzel
yerlerde olacağını da göreceğiz.
Çocuklarımız
sokaklarda dilendiriliyor. diye bahsettiler. Bizim o yüzden de mobil çocuk
sosyal hizmet merkezlerimiz var ve bu birimlerle çocuk işçiliğiyle
mücadele ediyoruz, aynı zamanda çocuklarımızın çalıştırılmasının
da önüne geçmeye çalışıyoruz.
Tabii ki
çocuklarımızın sadece çocuk işçiliğiyle değil
aynı zamanda bu çağda, dijital çağda muzır içeriklerle
mücadelemiz de çok önemli. Bu sene, bizim, biliyorsunuz, Muzır
Neşriyatla Mücadele Kurulumuz vardı; biz onu daha da
geliştirerek yeni bir proje başlatıyoruz, adına da MİM
dedik, MİM koyalım istedik Muzır İçerikle Mücadele
anlamında. Bu noktada hem dijital içerikleri gerekli kurumlarla kontrol
edeceğiz hem de daha çocuk dostu yayınların yapılması,
çocuk dostu kitapların yaygınlaşması için mücadele edeceğiz.
Bu anlamda da hem sosyal medya çalışma grubu kurduk hem de buna dair
bir altyapı oluşturduk. İnşallah, bunun da
detaylarını yakında, 2021 yılında
açıklayacağız. Dolayısıyla kurduğumuz bu çocuk
koruma sistemiyle; hem sosyal, ekonomik destek olarak hem evlat edindirme,
koruyucu aile modellerimiz olsun hem de kuruluş
bakımlarımız olsun kapsamlı bir çocuk koruma sistemimizle
inanıyoruz ki Türkiye Cumhuriyetinde, dedikleri gibi, kimse kimsesiz
değildir. Dolayısıyla çocuklarımızın her daim
yanındayız.
Diğer konu da
yanında olduğumuz ve yanında olmayı sürdüreceğimiz,
toplumumuzun diğer bir kesimi de engellilerimiz. Engellilerin
haklarına ilişkin sözleşme imzalayan ilk ülkeyiz. Bu sene biz
aynı zamanda engellilik sağlık kurulu raporlarını esas
alan Ulusal Engelliler Veri Sistemini hayata geçirdik ve Engelsiz Vizyon
Belgesine, Yaşlılık Vizyon Belgesine dair de bir strateji
belgesi hayata geçirdik.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Engelli vatandaşlarımızın atamalarını niçin
yapmıyorsunuz?
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Engelli istihdam kotasını bile doldurmadınız, istihdam
kotası bile boş hâlâ.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Engelli bakım
modellerimiz de
Şu anda yarım milyonu aşkın
vatandaşımız evde bakım yardımı alıyor, 535 bini
aşkın vatandaşımız evde bakım yardımı
alıyor. Sayıştay bulgularından bahsediyorlar. Ben size
şunu söyleyeyim: 535 bin vatandaşımız için bizim
ödediğimiz tutar 7,5 milyar. Dolayısıyla 7,5 milyar
ödediğimiz bir yerde 8 milyar yolsuzluğun yapılmasını
ben anlayamıyorum, bu kadar basit. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Geliyorsun, engelli aylığına
bakıyorsun, engelli aylığında da 4,5 milyar ödüyoruz. Orada
da 4,5 milyar öderken 8 milyar yolsuzluk yapılmaz.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Hesap uzmanı onlar Sayın Bakanım, hesap uzmanı(!)
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Evet, aynı
şekilde, hesap uzmanı oldukları için bu şekilde
hesaplıyorlar. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Yapılan şey çok
basit. Sağlık Bakanlığı ile biz, kendimiz bir veri
alışverişine başladık. Dolayısıyla
sistemleri entegre ediyoruz ve 1976 yılından beri ödeniyor engelli
aylıkları. Evde bakım da 2006 yılından beri ödenmekte.
Dolayısıyla raporları eşleştiriyoruz.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Engelli bakımını kadınlar üstlendi, kadınlara
yükleyemezsiniz. Engelli bakımını kamusal alanda
yapacaksınız.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Yeni başlayan
bir sistem. Dolayısıyla, yeni başlayan bir sistemde bir sene
içinde bütün raporlar girmedi diye ortada bu raporların sahibi yok demek
değil. Dijitalleşen bir sistemden bahsediyoruz. Aynı zamanda
biz, Sayıştayda bahse konu vatandaşlarımıza
ulaşarak onların engelli raporlarını bize tekrar teslim
etmelerini istedik. Dolayısıyla bütün sosyal yardımlaşma,
dayanışma vakıflarımız da takip ediyorlar
vatandaşlarımızı. Yine, engellilerimizi çalışma
hayatında destekliyoruz. Kamuda istihdam, biliyorsunuz 5.777lerden 57 bin
seviyesine ulaştı. İnşallah, ocak ayında bir engelli
ataması daha yapacağız kotalarımızla beraber. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
AİLE,
ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Engelli iş
koçluğu gibi uygulamalarımızla da engellerimizin iş bulma
süreçlerini desteklemeye devam ediyoruz.
Yaşlılarımızın
da özellikle Covid sürecinde huzurevinde kalan büyüklerimiz olmak üzere
yanında olmaya devam ettik. Türkiyede yaşlı
oranlarımız artıyor. Dolayısıyla hem Cumhurbaşkanımızın
dediği gibi bağımlılık oranlarımızı
Biz demokratik fırsat penceremizi devam ettirebilmek için hem doğum
oranlarımızı artırmak hem de aynı zamanda
yaşlılarımıza daha kaliteli bir hizmet sunmak
durumundayız.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Şanlıurfada engelliler için hiçbir tuvalet yok Sayın
Bakanım.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Şu anda özel
ve kamu dâhil olmak üzere 415 bin huzurevinde 25 bin
çalışanımız var. Sosyal yardımlar konusunu Covid
bahsinde detaylı anlattığım için söyledim ama Türkiyede
yoksulluk, özellikle aşırı yoksulluk, uluslararası
dokümanlarda da ifade edildiği gibi artık Türkiye için sorun olmaktan
kalktı. Biz daha ziyade refahı paylaşmayı ve bu süreçteki
acil durumlarda vatandaşlarımızın yanında olmayı
hedefleyen bir sosyal yardımı önemsiyoruz.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) Covid-19 meslek hastalığı
kapsamına alınacak mı?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Ve aynı
zamanda İŞKUR ve Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü
arasında da istihdam bağlantısını kurarak sosyal
yardımlardan daha ziyade vatandaşlarımızı istihdama da
kazandırmayı hedefliyoruz. (CHP ve HDP sıralarından
gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Bakan.
SERPİL KEMALBAY
PEKGÖZEGÜ (İzmir) Elektrik faturasını
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Bakan, Şanlıurfada engellilerin gideceği hiçbir
tuvalet yok. Sizden ricam, engelliler için Şanlıurfada tuvalet
yapın.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; bugün yine şehitlerimiz var,
yaralılarımız var, gazilerimiz var. Biz bu kapsamda bütün
vatandaşlarımıza destek oluyoruz; şehit
yakınlarımıza, gazilerimize, gazi yakınlarımıza
ve onları ziyaret ederek bağlarımızı
kuvvetlendiriyoruz. Sadece 2020 yılında 100 bini aşkın
şehit, gazi ailesiyle iletişime geçtik ve onların her daim
haklarını korumaya, yanlarında olmaya, destek olmaya da gayret
ediyoruz. Onlara verdiğimiz imkânlarla onları bu anlamda sosyal
koruma kalkanı altında korumaya da devam ediyoruz. Çünkü onları,
vatanımızın bize emaneti olarak görmekteyiz.
Diğer bir konu...
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) Sağlık çalışanları Sayın
Bakanım, Covid-19 meslek hastalığı olacak mı?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Sağlık
çalışanları konusunda
Burada böyle bir kanuna ihtiyaç yok,
şu anda ben bunu anlamakta çok güçlük çekiyorum. (CHP
sıralarından gürültüler) Çünkü meslek hastalığı da
olsun Türkiyede vazife malullüğü diye bir durum var, bütün bir
mevzuatımız var. Şu anda memur olan 2 doktorumuz vazife malulü
ilan edilmiş durumda. Biz aylıklarını bağladık
zaten. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP
sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Bakan.
ÜNAL DEMİRTAŞ
(Zonguldak) İlliyet bağı kuruluyor orada Sayın
Bakanım, illiyet bağı.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) Başvuru
yapılıyor SGKya. Başvuru neticesinde illiyet bağı
kurulduğunda da gerekli işlemler yapılıyor. Aynı
zamanda meslek hastalığı
(CHP ve HDP sıralarından
gürültüler)
ALİ FAZIL KASAP
(Kütahya) Hepatit ile brusellayı niye saymıyorsunuz Sayın
Bakanım?
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla)
Dolayısıyla başvuru bazlı ve meslek
hastalığı konusunda da aynı işlemler yani Sosyal
Güvenlikte buna dair bir yönetmelik var ve yönetmeliğin bütün gerekleri
işliyor bu konuda.
Dolayısıyla, 83
milyonluk büyük bir aile olmanın bilinciyle bu salgının
üstesinden de dayanışma ruhuyla geleceğimize, hep birlikte
hareket ederek geleceğimize inanıyoruz. Bizim sağlam ve güçlü
bir aile yapımız var, genç ve dinamik bir iş gücümüz var ve
dezavantajlı gruplarımızı her hâl ve şartta
korumayı salık veren bir değerler bütünümüz var.
Dolayısıyla biz de Bakanlık olarak sosyoekonomik
kalkınmanın tüm taraflarıyla istişare içerisinde büyük bir
gayretle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Ben sözlerime son vermeden
önce, özellikle salgın sürecinde vefakâr çalışmaları için
sağlık çalışanlarımıza, sosyal hizmet
çalışanlarımıza ve tüm mesai arkadaşlarıma bir
kez daha teşekkür ediyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK (Devamla) - Bütçe kanun
teklifinin görüşmeleri sırasında görüş beyan eden,
yapıcı eleştirileriyle katkıda bulunan başta Plan ve
Bütçe Komisyonu üyeleri olmak üzere tüm milletvekillerimize de teşekkür
etmek isterim. 2021 yılı bütçesinin ülkemize, devletimize ve
milletimize hayırlı olmasını diliyorum. (AK PARTİ ve
MHP sıralarından alkışlar)
Ve Hükûmet olarak
sunduğumuz bütün bu hizmetleri vizyonuyla yönlendiren, irade ve
kararlılığıyla liderlik eden Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğana
şükranlarımı sunuyorum, Gazi Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum. [AK PARTİ ve MHP sıralarından
alkışlar, HDP sıralarından alkışlar(!)]
BAŞKAN Aleyhinde söz
isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ayşe Sürücü.
Buyurunuz Sayın Sürücü
(HDP sıralarından alkışlar)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Başkanım, bir dakika
[AK PARTİ sıralarından
Bravo! sesleri, alkışlar(!)]
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Sayın Başkanım, mola istiyoruz, oyuncu
değişikliği(!)
BAŞKAN Sayın Grup
Başkan Vekillerinin değerlendirmesini alacağız.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Ben varım Sayın Başkanım.
BAŞKAN Yalnız
Müsaade eder misiniz efendim?
Hem süreye hem de tekrara
düşmeden bu son dakikaları böyle değerlendirmenizi istirham
ediyoruz.
Sayın Özel, buyurunuz.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
30.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih
Dönmezin 230 sıra sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun
Teklifi ile 231 sıra sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap
Kanunu Teklifinin üçüncü tur görüşmelerinde yürütme adına
yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, tabii, biz eleştirdiğimiz gibi, Sayın
Bakanların da eleştirilere cevap verirken bazı eleştirileri
var, bizim de onlara cevap vermemiz gerekiyor ama Usulde var mı?
sorusuna şunu söyleyelim: Parlamentolarda bir ritüeldir, laf atma olur,
bu, usulün içinde hem vardır ama bir dozunun olması lazım, o da
bu Parlamentoda da bir şekilde bir dengeye oturur. Parlamento tecrübesinin
olması ve Parlamentonun içinden istisnai durumlar dışında
bakanların çıkması bu tip sorunları minimize eder.
Şimdi, Sayın Bakan,
çok önemsediğimiz bir konu, İşsizlik Sigortası Fonu, buna
şöyle bir savunma getirdiğinizi duyuyorduk, burada da
tekrarladınız: İşsizlik Sigortası Fonunun yüzde 25i
işçi, yüzde 25i işveren, kamunun katkısı
Şöyle
düşünmenizi isteriz Sayın Bakan bunu sembolize edecek olursak:
Çocuğun kumbarasına herkes para atıyor; çocuk
harçlığından artırır, atar, annesi, babası atar,
bayramda büyüklerden aldığı paraları atar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ama bu
çocuk, örneğin, karnesi için sizden harçlık beklediğinde Getir
kumbarayı. der, onu açar, içinden, Al, senin harçlığın
bu. derseniz çocuk isyan eder. Burada yaptığınız iş,
işçinin kumbarasından işvereni finanse etmektir, bizim itiraz
ettiğimiz nokta budur.
Şimdi, sizin iftihar
ettiğiniz bir tablo var, gösterdiniz. Dünyadaki ülkelerin sosyal devlet
yaklaşımlarına baktığımızda övünülecek
değil, bizim açımızdan utanılacak bir tablo. Ama bugün
Samsunun Canik ilçesinde Kuzey Yıldızı Mahallesinde,
Sayın Bakan, İMKB Lisesi önünde bir vatandaş maalesef kendini
astı, avcundan 4 harf çıktı: iş aş yazmış.
Türkiye bundan titrerken bugün ne oldu biliyor musunuz? Deriz ki:
İmkânlarımız yok, yetişemedik, üzülürüz,
ağlarız. ama bugün, sizin Hükûmetinizin, daha geçende 425 milyon TL
vergi borcunu sildiğiniz Cengiz İnşaat, 3üncü
uçağını almış, jetini almış.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bitiriyorum, az kaldı.
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Jetin
değeri 370 milyon TL arkadaşlar. Biz, 425 milyon TLyi silmişiz,
adam 370 milyon TLlik lüks uçak almış; Samsunda vatandaş
ölmüş, avucunun içinde iş yazıyor, aş yazıyor.
Sayın Bakan, sizin iftihar ettiğiniz bu tabloda, emekçiler intihar
ediyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Enerji
Bakanı, sizin sunumunuzu dinledik; katılmadığımız
çok yer var ama doğrudan sataşma, grubumuzu gösterdiniz ve dediniz
ki: Siz geldiğinizde 10 lambanın 8ini söndürürsünüz. Şunu
bilin: Biz geldiğimizde 10 lambanın 8i temiz, yenilenebilir
enerjiyle yanar. Ama kömürle ilçeleri zehirleyen TESlerin değil;
yandaşa peşkeş çekilip dereleri kurutan HESlerin değil
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Son, bu
son.
BAŞKAN Buyurunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
yanlış yere kurulup da kuşları öldüren, kaçıran
RESlerin değil; Aydındaki incirin, Manisadaki üzümün
düşmanı JESlerin değil; doğa dostu, ÇEDi doğru düzgün
alınmış, milletin, köylünün ahını değil,
rızasını almış; gerçek, temiz, yenilenebilir enerjiyle
yanacak bizim iktidarımızda ışıklar. (CHP
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
Ve sönecek tek ampul,
partinizin, halkı canından bezdiren ampulü olacak. İktidarın
nimetinden beslenen ampule değil, halkın minnetinden beslenen, güzel,
güneşli, ışıklı günlere yürüyoruz. (CHP
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Beştaş
31.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Aile,
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmezin 230 sıra
sayılı 2021 Yılı Bütçe Kanun Teklifi ile 231 sıra
sayılı 2019 Yılı Kesin Hesap Kanunu Teklifinin üçüncü tur
görüşmelerinde yürütme adına yaptıkları
konuşmalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, ne kadar övünseler
azdır gerçekten! Sayın Bakanları dinledik; doğrusu, ülke
adı vermekten imtina ediyorum genelde ama kendimi İsviçrede ya da
Norveçte hissettim. Hiçbir sorunumuz yokmuş; işsizlik yokmuş,
yoksulluk yokmuş, açlık yokmuş, kadınlar
öldürülmüyormuş, kadınların her türlü eğitimi
sağlanıyormuş; o zaman biz ne anlatıyoruz! Size sadece
birkaç veri Sayın Bakanlar: Kasım ayında 29 kadın
öldürülmedi mi şimdi bu anlattığınız tabloda?
Türkiye'de Gelir Eşitsizliği ve Yoksulluk Raporuna göre 16 milyon
kişi yoksul, 18 milyon kişi de yoksulluk riskiyle karşı
karşıya. Ne kadar iftihar etseniz azdır gerçekten. Şimdi,
diğeri, ilk 30 ilde -dün de söylemiştik- Kürtlerin yoğun
yaşadığı iller, Kürtlerin yaşadığı
iller sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında bu iller yok.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurunuz
Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kaç işçi öldü? Son üç yılı söylüyorum:
2018de 2.006 kişi; 2019da 1.736 kişi; 2020nin ilk dokuz
ayında 1.493 işçi önlenebilir iş kazalarında ölmüş.
Evet, şimdi bütün bunlar iftihar tablosu gerçekten!
Diğer mesele de
Türkiye'nin enerji açığı varmış gibi konuşuluyor,
aslında Türkiye'nin enerji açığı falan yok, fazlası
var. Türkiye, büyüme hedefinin yarısını bile
yakalayamamış durumda. Yenilenebilir enerji kapsamındaki
santrallerin büyük çoğunluğu HESlerden oluşuyor ve YEKDEM
kapsamında desteklenen şirketlerin çoğu da HES şirketi.
Güneş enerjisi panelleri tarım arazilerine, yine JESler ve
santraller yerleşim yerlerinin yakınlarına ve tarım
arazilerine kuruluyor. Şimdi, burada atık lastiklerin işlenmesi
sonucu çıkan ürünleri 2016 yılından beri biyokütle
tanımıyla ve buradan da bunları YEK ve YEKDEM kapsamında
değerlendiriyorsunuz. Oysa bunlar ne biyokütledir ne de YEKtir.
Yenilenebilir enerji kapsamında HESleri destekleyerek aslında
sularımızı, derelerimizi yok eden şirketlere para
aktarılıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum Sayın Başkan.
Evet, uluslararası
kamuoyunda da fazla YEK ürettiğini gösterecek fosil yakıtlar kullanma
oranı artırılıyor ve doğa kirletiliyor. İşte
bütün bunlara dair muhalefetimizi yaptık.
Bir yoksulluk tablosu:
Bursada sokağa çıkma yasağı sırasında denetim
yapan polisler, evi olmadığı için çocuğuyla birlikte
otomobilde yaşadığını söyleyen M.T.ye -40 yaşında-
kısıtlamayı ihlalden dolayı ceza uygulamış.
Burada birçok örnek var.
Son sorum Sayın
Başkan. Sayın Bakanımız şey dedi: Covid-19
hastalığının, aslında İş
Sağlığı ve Güvenliği Yasası gereği 2 hekimin
hastalıklarının meslek hastalığı
sayıldığını anladım, malullük anlamında.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun
Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Şimdi 6331 sayılı İş
Sağlığı ve Güvenliği Yasası uygulanırsa
Covid-19 artık olacak mı yani sağlık emekçileri için meslek
hastalığı sayılacak mı? Bunu mu kastettiniz yani bu
emekçilerin tümü için geçerli midir, geçerli diyebilir miyiz? Bu çok önemli bir
şey. Eğer öyleyse şu ana kadar neden uygulanmadı diye
sormak istiyorum.
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.(HDP sıralarından alkışlar)
IV.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve
Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 230) (Devam)
2.-
2019 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019
Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin
Olarak Hazırlanan 2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019
Yılı Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet
Kamu İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A)
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî
Yönetim Bütçesi
2)
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
B)
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
C)
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Nükleer Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç)
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2)
Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
D)
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
E)
MADEN VE PETROL İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı
Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
F)
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
G)
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1)
Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı
Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ğ)
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1)
Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
H)
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
I)
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2)
Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ)
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI (Devam)
1)
Devlet Personel Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî
Yönetim Kesin Hesabı
BAŞKAN
Şahıslar adına, aleyhte son söz Şanlıurfa Milletvekili
Sayın Ayşe Sürücünün.
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan
RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Sayın Başkanım, konuyla alakalı da
BAŞKAN Sayın
Sürücüden sonra
ÖZLEM ZENGİN (Tokat)
Sayın Başkan, ama sayın milletvekili yoktu zaten.
BAŞKAN Buyurunuz,
Sayın Sürücü. (HDP sıralarından alkışlar)
AYŞE SÜRÜCÜ
(Şanlıurfa) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ekranları başında bizi izlemekte olan halkımızı
ve cezaevlerinde rehin tutulan arkadaşlarımızı, geçen dönem
Eş Başkanlarımız Selahattin Demirtaş, Figen
Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak, Ayla Akat ve Beyza
Üstünü buradan sevgiyle selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
Bugün, 10 Aralık Dünya
İnsan Hakları Günü. Ülkemiz başta olmak üzere, tüm dünyada insan
hak ihlallerinin son bulması dileğiyle sözlerime başlamak
istiyorum. En büyük insan hak ihlallerinin başında işkence
gelir. Vekili olduğum il olan Urfada sistematik işkence
uygulamaları devam etmektedir. İşkence yapanlara ceza
verilmiyor, cezasızlık politikaları ise devam ediyor. Bu durumun
en açık örneği ise seçildiğim kentte yaşanmaktadır. 18
Mayıs 2019da Halfetide 51 yurttaşımızın evi
basıldı, çocukları ve ailelerinin gözü önünde dövülerek
gözaltına alındılar. Gözaltına alınanlar Urfa TEM
şubede insanlık suçu sayılan işkenceler gördüler. Bu
kişilere elektrik şokundan tutalım da her türlü kaba dayağa
kadar işkence yapıldı. Kısa bir süre önce işkence görenlerden
37 kişiye, isnat edilen suçlardan, daha doğrusu iddialardan
haklarında takipsizlik kararı verildi yani haklarındaki
suçlamalar boşa çıktı. Fakat bu işkenceleri yapan polisler
hiçbir soruşturmaya tabi tutulmadı ve hesap vermediler,
cezasızlık politikaları ısrarla devam etti. Bizler buradan
Urfa TEM şubede neler olduğunu sormak istiyoruz. Kimdir bu
işkence ekibi? Bu şubede özel bir ekip keyfî olarak gözaltılar
yapıyor. Her türlü insanlık dışı işkenceyi
sistematik bir şekilde uyguluyor. Urfa Emniyet Müdürlüğündeki kamera
kayıtları kaçırılmaya çalışılıyor.
Baronun başvurusuna rağmen bu kamera kayıtları dosyaya
sunulmuyor. İşkenceye sıfır tolerans. diyen iktidar ise Urfadaki
açık işkencelerle ilgili herhangi bir soruşturma ve müdahalede
bulunmayarak işkencecileri cesaretlendiriyor. HDP olarak biz bu işin
peşini bırakmamaya kararlıyız. (HDP sıralarından
alkışlar) Halfetide insanlık onuruna aykırı
yapılan bu işkencede tüm yetkililer yargılanıp
cezalandırılıncaya kadar bu olayın takipçisi
olacağız.
Evet, arkadaşlar, on
sekiz yılda kadını istihdam alanından, kamu alanından
ve siyasetten uzaklaştırıp eve kapatma çabasında olan
iktidar Türkiyedeki tüm muhalefete, özellikle de yükselen kadın
muhalefetine baskı, siyasi operasyonlar yapmaya devam ediyor. Seçim bölgem
Urfada yapılan operasyonlardan birinin gerekçesi, 65 yaşında
Hilvan Cezaevinde hasta mahpus, yaşamını yitiren Emine Aslan
Aydoğanın taziyesine gidilmesi. Emine anne, 65 yaşında
ağır hasta olmasına rağmen tahliye etmediğiniz ve
tutukluyken yaşamını acılar içinde kaybeden değerli
bir anneydi. Kızıltepede kurulan taziyesine gittikleri için, Urfada
bulunan 4 Barış Annesi, dokuz gün boyunca pandemi ve risk grubu hiçe
sayılarak Urfa TEM şubede keyfî bir şekilde gözaltında
tutuldu. Bu annelerden 65 yaşındaki Adalet Çaya ev hapsi verildi,
diğer 3 anneye de haftada üç gün imzaya gitme kararı verildi. Pandemi
başında binlerce katili, istismarcıyı salıveren AKP
iktidarı, krize dönüşen bu pandemide anneleri, kadınları
cezalandırıyor. Kürte, barış arayışındaki
Kürt Barış Annelerine gelince ne hukuk ne reform kalıyor ortada.
Kürte karşı sadece düşman hukuku uygulanıyor.
Kadınlara bu saldırıları yapma cesaretini
korkularınızdan aldığınızı çok iyi
biliyoruz.
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Diyarbakır Annelerinden bahset, Diyarbakırda
bekleyen annelerden.
AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) -
İstanbul Sözleşmesinden çekilip kadınları savunmasız
bırakmak istiyorsunuz, kadınlardan çok korktuğunuz için de
onları cezaevlerine kapatmaya çalışıyorsunuz. Yıllarınız
böyle geçti ama bu, böyle devam etmeyecek.
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Hayal dünyasında yaşıyorsunuz.
AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) -
İstanbul Sözleşmesini de kadınları da
kazanımlarımızı da sonuna kadar savunacağız.
Hukukta değil vicdanda reforma ihtiyacınız var çünkü bu yaşananları
hukukla, yasalarla açıklamak mümkün değil.
RAVZA KAVAKCI KAN
(İstanbul) Saygısızsınız.
AYŞE SÜRÜCÜ (Devamla) -
Evet, Barış Annelerimizin size bir mesajı var: Onlar
barışı haykırmaktan ve savaşın önüne beyaz
tülbentleriyle setler kurmaktan asla vazgeçmeyecekler.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Can
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
32.-
Kırıkkale Milletvekili Ramazan Canın, İç Tüzükün 60 ve
61inci maddelerine göre son sözün milletvekiline ait olduğuna, Hükûmet
konuştuktan sonra bir milletvekilinin konuşmasının esas
olduğuna, ileriye ışık tutmak amacıyla söz
aldığına ilişkin açıklaması
RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Sayın Başkanım, değerli
arkadaşlar; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
İç Tüzük 60 ve 61inci
maddeye göre son söz milletvekilinindir. Milletvekili
arkadaşımızın konuşmasından da rahatsız
olmadık. Hükûmet konuştuktan sonra bir milletvekilinin
konuşması da esastır, doğru olan da budur. Fakat
milletvekilinin ismi anons edildikten sonra olmaması hâlinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi Genel Kurulundan o gruba ait ya da başka gruptan bir
milletvekili söz alarak onun yerine çıkıp konuşabilirdi ama bu
da yapılmadı. Dolayısıyla konuşma hakkı bana
göre, İç Tüzüke göre, uygulama da o meyandadır. İleriye yönelik
ışık tutması açısından söz aldım.
Tekrar Genel Kurulu
saygıyla selamlarım. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Daha siz Anayasaya sahip
çıkamadınız, bir de sahneye konuşmaya mı davet
ediyorsunuz?
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Can.
IV.- KANUN TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Teklifleri (Devam)
1.- 2021 Yılı
Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi (1/281) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu
(S.Sayısı: 230) (Devam)
2.- 2019 Yılı
Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi (1/280), 2019 Yılı Merkezi
Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifine İlişkin Olarak Hazırlanan
2019 Yılı Genel Uygunluk Bildirimi ile 2019 Yılı
Dış Denetim Genel Değerlendirme Raporu, 190 Adet Kamu
İdaresine Ait Sayıştay Denetim Raporu, 2019 Yılı
Faaliyet Genel Değerlendirme Raporu ve 2019 Yılı Mali
İstatistikleri Değerlendirme Raporunun Sunulduğuna Dair
Sayıştay Başkanlığı Tezkeresi (3/1322) ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporu (S.Sayısı: 231) (Devam)
A) ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANLIĞI (Devam)
1) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
B) ENERJİ PİYASASI
DÜZENLEME KURUMU (Devam)
1) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
C) NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU
(Devam)
1) Nükleer Düzenleme Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Nükleer Düzenleme Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
Ç) MADEN TETKİK VE ARAMA
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Maden Tetkik ve Arama
Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
D) TÜRKİYE ENERJİ,
NÜKLEER VE MADEN ARAŞTIRMA KURUMU (Devam)
1) Türkiye Enerji, Nükleer ve
Maden Araştırma Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
E) MADEN VE PETROL
İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (Devam)
1) Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2) Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
F) ULUSAL BOR ARAŞTIRMA
ENSTİTÜSÜ (Devam)
1) Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
G) NADİR TOPRAK
ELEMENTLERİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ (Devam)
1) Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
Ğ) TÜRKİYE ATOM
ENERJİSİ KURUMU (Devam)
1) Türkiye Atom Enerjisi
Kurumu 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
H) AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANLIĞI (Devam)
1) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim
Bütçesi
2) Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim
Kesin Hesabı
I) MESLEKİ
YETERLİLİK KURUMU (Devam)
1) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
2) Mesleki Yeterlilik Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
İ) DEVLET PERSONEL
BAŞKANLIĞI (Devam)
1) Devlet Personel
Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, üçüncü turdaki konuşmalar tamamlanmıştır.
Şimdi, soru-cevap
işlemine geçiyoruz. Soru-cevap işleminin ilk on dakikası
sorulara, son on dakikası cevaplara ayrılacaktır.
Sayın Taşkın
ALİ CUMHUR TAŞKIN
(Mersin) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Birleşmiş Milletler
İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edilişinin 72nci
yıl dönümü vesilesiyle vatandaşlarımızın ve dünya
milletlerinin İnsan Hakları Gününü tebrik ediyorum.
Günümüzde özellikle
Batıda yükselen kültürel ırkçılık, yabancı
karşıtlığı ve İslam
düşmanlığı insanlığın ortak değerlerine
karşı büyük tehdit oluşturmaktadır. Milyarlarca
Müslümanın temel hak ve özgürlüklerinin
kısıtlandığı, ifade hürriyeti adı altında
mukaddes değerlerinin aşağılandığı, nefret
dilinin teşvik edildiği vahim gelişmelere şahit oluyoruz.
Bu gelişmeleri tüm insanlık adına endişe verici buluyor,
yaşanan adaletsizlikleri giderecek etkin mekanizmaların
kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Türkiye,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan
liderliğinde dünyanın neresinde olursa olsun zulme,
haksızlığa ve hukuksuzluğa karşı çıkmaya
devam edecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Yılmaz
ÜMİT YILMAZ (Düzce)
Sayın Dönmeze sormak istiyorum. 1999 yılında Düzce depreminden
sonra il olan Düzcede elektrik altyapısından kaynaklanan kesintiler
hemen her gün yaşanmaktadır. Özellikle köyler başta olmak üzere
şehir merkezlerinde trafo gücünün yetersizliği, kabloların ve
elektrik direklerinin eskiliği bu kesintilerin ana nedenidir. Bunun
yanı sıra Düzce il merkezinde ana caddelerde havai hatlar bir ile
yakışmamaktadır. En genç il olan Düzcede, yatırımlar
planlanırken nüfusa göre değerlendirildiği için bu sorunlar
kronikleşmektedir. Düzcenin yaşadığı elektrik
sorunlarının giderilmesi için 2021 yatırım programında
pozitif ayrımcılık yapmayı düşünüyor musunuz?
Düzce hava kirliliğinde
ilk sırada olan bir ilimizdir, doğal gaz abonelik ücretlerinde ve gaz
metreküp fiyatlarında indirim yaparak hava kirliliğinin önüne geçmek
için bir planlamanız var mı?
BAŞKAN Sayın
Özdemir
SİBEL ÖZDEMİR
(İstanbul) Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanına
sormak istiyorum: Sayın Bakan, 4857 sayılı İş
Kanununa göre asgari ücretin tanımı şöyle: İşçilere
normal bir çalışma günü karşılığı ödenen ve
işçinin gıda, konut, giyim, sağlık, ulaşım ve
kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün fiyatları üzerinden asgari
düzeyde karşılamaya yetecek ücret. Bugün,
baktığımız zaman, asgari ücret 2.324 TL ve 4 kişilik
bir ailenin sadece gıda harcamalarını sağlayabileceği
tutar yani açlık sınırı 2.482 TL. Bugün, 20 milyon ücretli
çalışanın yüzde 40ı asgari ücret ve altında bir
ücretle çalışıyor. Bu şekilde, bu yıl da
çalışanları yine açlığa mahkûm edecek bir asgari ücret
mi belirleyeceksiniz?
Kısa çalışma
ödeneğinden övünçle bahsettiniz ama birçok çalışanı,
maalesef, işverenin insafına bırakmış durumdayız.
Sinbo çalışanları var mesela, sendikalı oldukları için
zorunlu ücretsiz izne ayrıldılar. Bu konuda ne diyorsunuz? Bu
konudaki tutumunuz nedir?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Fendoğlu
MEHMET CELAL FENDOĞLU
(Malatya) Teşekkür ederim Başkanım.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanımıza: Malatya Kuluncak ilçemizde taş ocağı,
maden ve mermer işletmeleri, özellikle kırsal alanlarda, tamamen
Büyükşehir Belediyesi yapım ve bakım sorumluluğunda yer
alan mahalle yollarını kullanmak suretiyle sürekli bakım ve
onarım gerektiren maliyetler oluşturmakta ve bu maliyetler tamamen
Büyükşehir Belediyesine ve ilgili belediyelere kalmaktadır.
3213 sayılı Maden
Kanununun 14üncü maddesi gereği alınan devlet hakkı ve özel
idare pay kısmında özel idarelere verilen yüzde 4 devlet
hakkının bir kısmının büyükşehir belediyesine
veya ilgili belediyelere aktarılması; taş ocağı,
mermer ocağı ve maden faaliyeti gösteren firmalara Bakanlık
tarafından mahalle yolları haricinde başka güzergâhlar
açılması; belediyelerin mahalle yolları kullanılacak ise
maden firmalarının kullanacağı mahalle yollarındaki
altyapı ve kaplama çeşitlerinin ağır tonaja uygun hâle
getirilmesi hususunda bir çalışma yapmayı planlıyor
musunuz?
BAŞKAN Sayın
Baltacı
HASAN BALTACI (Kastamonu)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İlk sorum Sayın
Dönmeze olacaktır. 31 Mart yerel seçimleri öncesi AKP adaylarına
destek istemek için geldiğiniz Kastamonuda hem Araç hem de İhsangazi
ilçelerimize doğal gaz sözü verdiğiniz kamuoyuna yansımıştır.
Sözünüzü tutacak mısınız? Hem Araç hem de İhsangazi
ilçemize ne zaman doğal gaz gelecek?
Diğer sorum Sayın
Selçukadır. Kastamonudaki belediyelerde TYP kapsamında personel
istihdamı 31 Mart 2019un ardından sona ermiştir. Kastamonu
merkez ve ilçe belediyelerimiz için dezavantaja dönüşen bu kararın
arkasında AKPnin Kastamonuda 8 belediyeyi kaybetmesi, ülke genelinde
yerel seçim sonuçları mı vardır?
Ayrıca, Sayın
Bakan, Kastamonu Huzurevinde bugüne kadar kaç kişinin Covid-19 testi
pozitif çıkmış, yaşlı ve bakıma muhtaç
kişiler ile personelden hayatını kaybeden olmuş mudur?
BAŞKAN Sayın
Aydın
İBRAHİM AYDIN
(Antalya) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanımız Sayın Fatih Dönmezin İhalesi yapılan
Manavgat, Alanya, Gazipaşa ve Anamur ilçeleri doğal gaza ne zaman kavuşacak?
şeklindeki Plan ve Bütçe Komisyonundaki sorumuza Güzergâh etüdü, detay
mühendislik ve kamulaştırma çalışmalarının 2021
yılı Kasım ayında bitirilmesi ve akabinde yapım
aşamasına geçilmesi, 2023 yılı sonu itibarıyla
bitirilerek bu ilçelerimize doğal gazın arz edilmesi
cevabı
bölge halkımız tarafından sevinçle
karşılanmıştır. Sizlere şükranları ve
selamlarını sunarlar.
Karadeniz ve Akdenizde
gerçekleştirilen hidrokarbon arama faaliyetleri neticesinde TPAO Fatih
Sondaj Gemisi ile Sakarya Sahasında 405 milyar metreküp büyüklüğünde
doğal gaz rezervi keşfedilmiş olup 2020 yılında
dünyada denizlerdeki en büyük keşif gerçekleştirilmiştir. Bu
keşif, tüm milletimizde de gurur olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Kılıç
İMRAN KILIÇ
(Kahramanmaraş) Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Şehitlerimize Allahtan
rahmet, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Toplumsal hayatın tohumu
da toprağı da ailedir. Aile, ilk kale gibi kurulmalı, son kale
gibi korunmalıdır. Aile düşerse toplum çöker, devlet
yıkılır. Modern zamanlarda aileler algı ve olgu
bakımından eriyip yok oluyor. Bu arızalı anlayış
ve işleyiş bizim ülkemize ve toplumumuza da bulaştı. Birçok
kadın anne, erkekler baba, çocuklar ile gençler evlat olmanın
ötesinde bir şeye dönüştü. Toplum ağacının
çekirdeği olan aileyi koruyup geliştirmeliyiz. Özümüze uygun yeni bir
yapılanma şarttır. Modernizmle aile ve kadın olgusunda
oluşan açmazlar bu alanda yapılacak her bir çalışmayı
gerekli kılmıştır. Modernite denilen Batı taklitçiliği
özgürlüğü değil karmaşayı getirmiştir.
BAŞKAN Sayın
Tutdere
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Teşekkür ediyorum Başkanım.
Sorum Aile, Çalışma
ve Sosyal Hizmetler Bakanına: Bakanlığınızdan kadro
bekleyen sosyal çalışmacı, psikolog, çocuk gelişimci, hemşire,
fizyoterapist, diyetisyenlerin sesini duyacak mısınız? Bu
gençlerimizin umutlarını gerçekleştirecek kadroları ne
zaman açacaksınız? Evlerine ekmek götüremeyen yoksullar,
işsizler, dar gelirliler için yakın zamanda bir destek paketi
açıklamayı düşünüyor musunuz? Konuşmanızda Aile
sigortası var. dediniz. Aile sigortası varsa bu kapsamdaki ailelere
aylık kaç lira para ödenmektedir? Türkiyede kaç aile bu sigortadan
yararlanmaktadır?
Diğer sorum Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanına: Gölbaşı ilçemizin Hamzalar köyünün,
Hasanlar mezrası yıllardır karanlıkta oturuyor, elektrik
enerjisi vermeyen AKEDAŞla ilgili bir işlem yapacak
mısınız? Elektrik enerjisini ne zaman vereceksiniz bu
mezramıza?
BAŞKAN Sayın
Özyavuz
İBRAHİM ÖZYAVUZ
(Şanlıurfa) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bugün Barış
Pınarı Harekâtı bölgesinde bulunan Resulayn kontrol
noktasına PKK/PYD terör örgütünün bombalı araçla
saldırısı sonucu 2 kahraman askerimiz şehit
düşmüş, 8 kahraman askerimiz yaralanmıştır.
Şehitlerimize Allahtan rahmet, ailelerine ve milletimize
başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil
şifalar diliyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın
Köksal
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Sayın Bakan, şehit babası Ali Çimen 804 lira, şehit
babası Hayrullah Evran 900 lira, şehit babası Mehmet Şahin
920 lira, şehit annesi Saliha Taşbaş 850 lira maaş
alıyor. Bunun gibi binlerce örnek var. Bu maaşları şehit
anne babalarına layık görüyorsanız sizinle
konuşacağımız bir şey yok. Layık
görmüyorsanız niçin hâlâ aynı maaşı vermeye devam
ediyorsunuz? Hastanelerde ziyaret edip milimle, santimle gazilik hakkı
vermediğiniz 19 bin malul sayılmayan gazinin hakları ne zaman
verilecek? Dinarlı gazimiz Nuri Karakaş için akülü sandalye talep
ettik, Dinar Kaymakamlığı size yazıyla bildirmesine
rağmen, haftalardır gazimize bir akülü sandalyeyi gönderemeyen,
Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü ne işe
yarıyor?
Atama bekleyen engelli
kardeşlerimiz, en az 10 bin atama ve kamudaki engelli kotasının
yüzde 6ya çıkarılmasını istiyor. Bu konuda bir
çalışmanız var mı? Onların önündeki atama engelini ne
zaman kaldıracaksınız? (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Orhan Işık
MUAZZEZ ORHAN IŞIK (Van)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün Dünya İnsan
Hakları Günü. Maalesef ülkemizde hak ihlalleri de had safhada. HDP
Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu ve TJA üyesi Rojbin Çetinin evi
basılarak evde yalnızken köpeklerle işkence edildiği
basına ve kamuoyuna yansımıştır. Rojbin Çetin hukuk
dışı bir şekilde, tedavi edilmeden, yaralı hâlde on
bir gün gözaltında tutuldu, sonra yine hukuksuzca tutuklandı.
Hukuksuzluk cezaevinde devam ediyor. Yüzlerce hasta tutsak gibi kanser
hastası olan Çetinin cezaevinde tedavisinin
yapılamadığı, sağlıklı beslenemediği,
ilaçlarını kullanamadığı, sağlık durumunun
kötüleştiği kamuoyuna yansımıştır. Birçok hasta
tutsak gibi Çetinin de sağlık durumunun cezaevinde kalmaya uygun
olmadığı açıktır.
Kötü koşullar, hak
ihlalleri ve tecritle ilgili birçok cezaevinde açlık grevleri
başlamıştır. Hak ihlallerinden vazgeçilip talepler kabul
edilmelidir. Covid cezaevlerinde kol geziyor. Çok geç olmadan, yeni ölümler
yaşanmadan tüm hasta tutsaklar tahliye edilmelidir.
BAŞKAN Son
konuşmacı Sayın Erdem
ARZU ERDEM (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sorum Sayın Aile
Bakanına. Mesleki Yeterlilik Kurumu çalışanları klasik
anlamda İş Kanununa tabidir ve toplu sözleşme yapma
hakları bulunmaktadır ancak bazı yasal düzenlemeler sebebiyle bu
imkânları ellerinden alınmış bulunmaktadır. Mesleki
Yeterlilik Kurumu personelinin işçi mi memur mu olduğu konusunda
belirsizliğin söz konusu olduğu Sayıştay raporlarına
da yansımıştır. Mesleki Yeterlilik Kurumu
çalışanları, statü sorununun giderilmesini önemle arz
etmektedir.
Sayın Bakan, Mesleki
Yeterlilik Kurumu personelinin statü sorununun giderilmesi için bir çalışma
yapılacak mıdır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Şimdi
cevap işlemine geçiyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sabahtan beri bekliyorum yani ben de bir soru sorsam, sonra Bakanlara söz
verseniz
BAŞKAN Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanı Sayın Fatih Dönmez
Buyurunuz Sayın Dönmez.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ Sayın Başkan,
değerli üyeler; teşekkür ediyorum sorularınız için.
Düzce Milletvekilimizin
Düzcedeki elektrik altyapısı ve doğal gaz
yatırımlarına ilişkin bir pozitif ayrımcılık
yapılıp yapılmayacağına ilişkin bir sorusu var.
Şunu ifade edeyim: Düzce tüm ilçeleri doğal gaz kullanan Türkiyedeki
nadir illerimizden biri. Evet, Düzce yıllardır hava kirliliğiyle
mücadele eden, topoğrafyası dolayısıyla, zor bir ilimiz ama
hamdolsun bugün itibarıyla tüm ilçelerimizde var. Oraya gittiğimde
aslında köyler de istemeye başladı ama önceliğimiz
özellikle şehirler ve -belediyelerin olduğu- belde belediyelerimiz
olmak üzere doğal gazı yaygınlaştırmak.
Türkiye genelinde tek bir
toptan satış doğal gaz fiyatı söz konusu. Bölgeler
arasında farklılık o bölgedeki doğal gaz
dağıtım şirketinin ihaleyle kazanmış olduğu
teklife bağlı olarak belirleniyor. Başka bir ifadeyle, bugün
mesela konutlarda BOTAŞın doğal gaz satış tarifesi
1.000 metreküpü 1.250 lira ya da 1 metreküpü 1 lira 25 kuruş. Onun üzerine
o bölgedeki dağıtım bedeli geliyor ve nihai fiyata
ulaşıyoruz vergileri ekledikten sonra ama ulusal anlamda
BOTAŞın satış fiyatı tüm Türkiye genelinde aynı.
İller arasında sadece dağıtım bölgesinin oradaki
yatırım ve işletme giderlerinden kaynaklanan bir
farklılık söz konusu. O açıdan, farklı bir gaz tarifesi
uygulama imkânı yok.
Elektrik tarafındaki
önerinize gelince
Şimdi, özellikle biz son beş yılda şehir
merkezlerinde elektrik dağıtım yatırımlarına
ağırlık verdik ve büyük oranda da şikâyetleri azalttık
hamdolsun. Kırsala özellikle bu yeni yatırım döneminde ki
beş yıllık bir yatırım döneminden bahsediyorum- daha
fazla ağırlık vereceğiz. Kırsaldaki temel sorun
şu: Tabii, bundan yirmi-otuz yıl önce kırsaldaki bir hanenin
tüketim değeri ile bugünkü tüketim değeri arasında fark var. O
gün projelendirirken birkaç tane lamba, belki bir soğutucunun
ihtiyacı kadar elektrikle projelendirilmiş ama şimdi, hamdolsun
şehirlerimizde olan ev aletlerinin büyük bir kısmı artık
köylerimizde var, ilave olarak sulama için çalışıyorlar ve o bir
ilave talep oluşturuyor, süt sağım makineleri var, yayık
makineleri var. Bunlarla birlikte elektrikte kırsalda hane başı
tüketimler arttı. Bundan dolayı da trafo merkezlerinin güçlerinin artırılması
gerekiyor. Bu önümüzdeki yıllarda tarımsal alandaki bu tip
şebekenin yenilenmesi ve güçlendirilmesine ağırlık
vereceğiz. Sadece Düzcede değil, bazı şikâyetlerin
olduğu illerimiz de var, Karadeniz başta olmak üzere. Oralarda da
inşallah bu sorunu kökten çözmüş olacağız.
Malatya milletvekilimizin
özellikle madenden elde edilen payların
dağılımının yeniden belirlenmesine ilişkin bir
teklifi oldu. Mevcut Maden Yasasına göre, elde edilen devlet hakkı
payının yüzde 50si maliyeye, hazineye, yüzde 25i il özel idaresine,
yüzde 25i de oradaki il veya belde belediyesine ayrılıyor. Bununla
alakalı büyükşehir belediyelerinin birtakım talepleri var, özel
idarenin olmadığı yerlerde. Geçen, komisyonumuzda da bu gündeme
geldi. Önümüzdeki yılın ilk aylarında Maden Kanunuyla
alakalı yeni bir çalışmayı tekrar bir gözden geçiriyoruz.
Bu teklifinizi artık komisyonda, ilgili yerlerde tekrar
değerlendiririz. Bizim yaklaşımımız şu: Özellikle
maden haklarının yerelde yerel yönetimlere
aktarılmasının daha doğru olacağına
inanıyoruz. Özellikle de bahsettiğiniz gibi yollar konusu var,
yolların onarılması anlamında söyleyeyim. Bir de şunu
söyleyeyim: Biz aşağı yukarı yılda 1 milyar lira
civarında devlet hakkı topluyoruz Türkiye genelinde ve bunun
yarısını da aslında yerel yönetimlere bırakıyoruz
ve bu, yerel yönetimlerin de ihtiyaçlarını ciddi anlamda
karşılamasına bir destek olmuş oluyor. Bu önerinizi orada
tekrar değerlendireceğiz.
Bazı milletvekillerimiz,
Antalya, Kastamonuyla alakalı, doğal gazla ilgili
Yine,
Adıyaman milletvekilimiz, bir yerleşim birimiyle ilgili Elektrik
yok. dedi. Şöyle söyleyeyim: Kastamonu ve Manavgatla ilgili
soruları müsaade ederseniz yazılı cevaplayalım. Manavgat
ile Alanya programa alındı, niyetimiz 2023e kadar bitirmek.
Gölbaşıyla ilgili
olarak
Şimdi, bazı mezralarda ve yaylalarda konut sayısı
5in altında olan yerlerde, mevzuat gereği, elektriği götürmek
için bazı şartların yerine getirilmesi gerekiyor. Ya o
yatırım bedelini oradakiler karşılayacak ya da en az 5 tane
hanenin o taleple bize gelmesi gerekiyor, bir. İkincisi, son imarla ilgili
yapılan bir kanunda, biliyorsunuz, yapı kayıt belgesi
alınması gerekiyor. Bazı yerlerde genel konuşuyorum bu
bilgiyi bilmediğim için daha doğrusu- mera vasfında olan
yerlerde vatandaşlarımızın yaylada bazı evleri var.
Bunlar mera vasfını kaybetmemiş yerlerde olduğu için
yapı kayıt belgesi alamadılar, bundan dolayı da elektrik
vermekte zorlanıyoruz, bu sorun aşılırsa -bunlar da dâhil-
elektrik verebiliriz.
BAŞKAN Beş
dakikalık süreniz doldu Sayın Bakan.
ENERJİ VE
TABİİ KAYNAKLAR BAKANI FATİH DÖNMEZ Diğerlerine müsaade
ederseniz -Sayın Aile Bakanımıza da
bırakacağımız için cevap süresi- yazılı cevap
vermek istiyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
JESlere gelemedi daha Sayın Bakan, JESleri anlatamıyor daha.
Aydını bitirdiniz, daha anlatamadınız bu JESleri
Sayın Bakan. JESleri anlatın da dinleyelim. Toprağı,
havayı siz zehirlediniz. 28 tane elektrikle çalışan JES var.
İnsanlar zehirleniyor, bunun hesabını vermiyorsunuz burada.
BEKİR KUVVET ERİM
(Aydın) JESlerin faydalı olduğunu sen de biliyorsun.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Yandaş şirketlerin yanında olmayacaksınız,
halkın yanında olacaksınız.
BEKİR KUVVET ERİM
(Aydın) - Bilmeden konuşma.
BAŞKAN Sayın
Selçuk, buyurunuz.
AİLE, ÇALIŞMA VE
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK Teftişlerle ilgili
Covid-19 salgını sürecinde gelen ya da hijyen noktasında,
Covid-19 önlemleri noktasında ya da sendikal mobbing konusundaki bütün gelen
teftişleri inceliyoruz ve bütün müfettişlerimiz görevlendiriliyor.
Bahsettiğiniz bütün diğer firmalar hakkında da işletmeler
hakkında da teftişlerimiz orada devam etmekte.
Kastamonu belediyelerinde 31
Mart sonrasında TYPler sona ermiştir. Toplum Yararına
Programın amacı bizim işsizlerimize çalışma
alışkanlığı ve disiplini kazandırmak,
dolayısıyla iş gücü piyasasına uyumu sağlamak. Toplum
Yararına Program bu, katılımcı kursiyerler... Biz TYP
vermiyoruz uzun zamandır. Bunun tek istisnası Millî Eğitim
Bakanlığı ve Covid dolayısıyla Sağlık
Bakanlığı oldu, onun dışında TYP verdiğimiz
tek durum sel ve benzeri afet durumlarında, onun dışında
belediyelerle böyle bir durumumuz yok, dolayısıyla Kastamonuyla da böyle
bir durumumuz yok.
Fon konusunda
Çalışanlardan kesilen Fon bir avuç işverene veriliyor, Fon
çarçur ediliyor. Demin bahsettiğim gibi, Fon yüzde 50-yüzde 25-yüzde 25
olarak işveren, devlet ve yine işçi katkısıyla büyümekte
fakat buradaki Fonun bütün amaçları içinde sadece işsizlerimize
destek değil, aynı zamanda işverene yönelik istihdamı
artırma konusundaki programlar da var. Dolayısıyla, demin de
anlattım; yüzde 66sı doğrudan çalışanlara, yüzde
26sı istihdamı korumak amacıyla teşviklere, yüzde 8i de
yine istihdam bağlantılı programlara gitmekte.
Aile sigortası var. demedim,
aile sigortasını bütün sosyal aile
Yani zarfın aile
olması, isminin aile olup olmaması değil konu. ILO 102 No.lu
Sosyal Güvenlik (Asgari Standartlar) Sözleşmesinde şöyle diyor: 8
tane temel sosyal risk var ve 8 tane sosyal riske karşı devlet sosyal
korumasını sağlamalı, sosyal güvenlik sistemini
kurmalı. Bunlar da işte iş kazası ve meslek
hastalığı, analık, sakatlık, yaşlılık,
ölüm... Dolayısıyla, Türkiyedeki sosyal güvenlik sistemi bütün bu 8
temel sosyal riske karşı koruyor mu? Koruyor. Dolayısıyla,
isterseniz adına a deyin, isterseniz b deyin, Türkiyede aile
sigortacılığı var. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Onun dışında,
diğer kurumlar olarak
Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışmayı Teşvik Fonu fütursuzca kullanılıyor,
Sayıştay bunu tespit etti. Böyle bir tespit yok
Sayıştayda. Fona 7,3 milyar sosyal yardım harcaması
yaptık, bunların her birinin nerelere
dağıtıldığı belli.
Demin, iki
Bakanlığımızla ilgili bir diğer konu da
Yoksullarımız enerjiye ulaşamıyor.du. Böyle bir konu da
yok. Biz, Bakanlığımızla beraber aynı zamanda
muhtaçlarımıza karşı elektrik desteği de veriyoruz.
2019 yılında 1,3 milyon vatandaşımıza 690 milyon TL
tutarında elektrik desteği sağladık, bu rakam 2020
yılında 1,1 milyar TL tutarında. Dolayısıyla,
yoksullarımıza, ihtiyacı olan vatandaşlarımıza
elektrik desteği için kaynak da aktarıyoruz. Dolayısıyla,
ışıklarımız yanmaya devam ediyor.
Pandemi döneminde
kadınlar daha fazla yoksullaştı. Kadınlara daha fazla
koruma ayırıyoruz, bu her daim öyle; pandemi öncesinde de öyleydi,
pandemi süresince de öyle. Yaptığımız bütün sosyal
yardım faydalanıcılarının yaklaşık olarak
yüzde 60ı kadın, dolayısıyla biz kadınları
desteklemek durumundayız.
Bir de bütçenin eril olup
olmamasıydı. Bizim şu anda kendi
Bakanlığımızın birimleri arasında en fazla bütçe
artışını sağlayan genel müdürlük, Kadının
Statüsü Genel Müdürlüğü yani 28 birimin arasında en fazla bütçe
artışı Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünde oldu.
Meslek
hastalığı konusunda -demin ses kesildi- ben
açıklayayım. Şimdi, meslek hastalığı ile vazife
malulü mevzuatta yer alan
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
AİLE, ÇALIŞMA ve
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK Başkanım, bunu
açıklayayım.
BAŞKAN Buyurun
AİLE, ÇALIŞMA ve
SOSYAL HİZMETLER BAKANI ZEHRA ZÜMRÜT SELÇUK Meslek
hastalığı ne demek? Bir işçinin yaptığı
işten veya işin bütün şartları yüzünden bedensel veya
ruhsal olarak zarara uğraması. Eğer çalışan işçi
4/A statüsündeyse bu, meslek hastalığı kapsamında oluyor,
memursa da vazife malulü kapsamında oluyor. Şu ana kadar bize
ulaşmış olan 5 başvuru var, 5 başvurunun 2si memur
statüsünde ve biz 2sinin de vazife malulü kapsamında
aylıklarını bağladık. Dolayısıyla var
olmayan bir sorunu konuşuyoruz aslında. SGK kuruluna gidiyor,
sağlık kuruluna, bu şartlar ve illiyet bağı kurulursa,
4/A veya 4/C oluşuna göre, sağlık
çalışanımız vazife malulü ya da meslek
hastalığı oluyor illiyet bağı kurulup gerekli
dokümanlar ve şartlar sağlandığı sürece.
Dolayısıyla zaten buna dair bir mevzuatımız geçerli ve
yürürlükte olan ve seneler boyunca işleyen bir mevzuatımız söz
konusu buna dair.
Sayıştay
bulgularına dair de biz 2017 yılından beri
baktığımız zaman her sene Sayıştay
bulgularımızı 2017de 93 Sayıştay bulgumuz vardı,
2018de 63 Sayıştay bulgumuz vardı, 2019a geldiğimizde 42
Sayıştay... Dolayısıyla Sayıştay
bulgularımız da her sene azalıyor.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Bakan.
Şimdi,
sırasıyla, üçüncü turda yer alan kamu idarelerinin bütçeleri ile
kesin hesaplarına geçilmesi hususunu ve bütçeleri ile kesin hesaplarını
ayrı ayrı okutup oylarınıza sunacağım.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 2021 yılı bütçesine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR
BAKANLIĞI
1) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 3.999.188.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 2021 yılı bütçesi kabul
edilmiştir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 2019 yılı kesin hesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler.. Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 2.914.663.000,00
Bütçe Gideri 2.732.150.398,71
İptal Edilen Ödenek 182.512.601,29
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığının 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumunun 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU
1) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 323.052.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 323.052.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkan, bu dolar olarak mı, TL olarak mı?
BAŞKAN Enerji
Piyasası Düzenleme Kurumunun 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi
kabul edilmiştir.
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumunun 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 411.714.838,78
Bütçe Gideri 375.731.264,27
İptal Edilen Ödenek 35.983.574,51
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 307.522.000,00
Tahsilat 386.760.173,30
Ret ve İadeler 11.028.909,03
Net Tahsilat 375.731.264,27
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Enerji Piyasası
Düzenleme Kurumunun 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Nükleer Düzenleme Kurumunun
2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
NÜKLEER DÜZENLEME KURUMU
1) Nükleer Düzenleme Kurumu 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 184.570.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkanım, bu Katar dinarı mı, Türk lirası
mı?
BAŞKAN Türk
lirası efendim, Türk lirası.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 184.570.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Nükleer Düzenleme Kurumunun
2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.
Nükleer Düzenleme Kurumunun
2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Nükleer Düzenleme Kurumu 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 95.902.000,00
Bütçe Gideri 22.708.084,47
İptal Edilen Ödenek 73.193.915,53
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 95.132.000,00
Tahsilat 154.205.469,95
Ret ve İadeler 733.168,90
Net Tahsilat 153.472.301,05
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Nükleer Düzenleme Kurumunun
2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul
edilmiştir.
Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğünün 2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
MADEN TETKİK VE ARAMA GENEL
MÜDÜRLÜĞÜ
1) Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 783.715.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 778.715.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğünün 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul
edilmiştir.
Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 1.107.478.499,88
Bütçe Gideri 1.079.251.951,81
İptal Edilen Ödenek 28.226.548,07
Ertesi Yıla Devredilen Ödenek 212.827,93
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 620.469.000,00
Tahsilat 1.209.541.631,71
Ret ve İadeler 5.277.418,63
Net Tahsilat 1.204.264.213,08
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Maden Tetkik ve Arama Genel
Müdürlüğünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
Türkiye Enerji, Nükleer ve
Maden Araştırma Kurumunun 2021 yılı merkezî yönetim
bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
TÜRKİYE ENERJİ, NÜKLEER VE MADEN
ARAŞTIRMA KURUMU
1) Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden
Araştırma Kurumu 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 282.814.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 282.814.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Türkiye Enerji, Nükleer ve Maden
Araştırma Kurumunun 2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul
edilmiştir.
Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünün 2021 yılı merkezî yönetim
bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamı okutuyorum:
MADEN VE PETROL İŞLERİ
GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
1) Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 404.017.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 384.017.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünün 2021 yılı merkezî yönetim
bütçesi kabul edilmiştir.
Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünün 2019 yılı merkezî yönetim
kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 196.592.861,12
Bütçe Gideri 125.651.140,83
İptal Edilen Ödenek 70.941.720,29
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 257.403.000,00
Tahsilat 229.276.182,83
Ret ve İadeler 196.685,73
Net Tahsilat 229.079.497,10
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Maden ve Petrol
İşleri Genel Müdürlüğünün 2019 yılı merkezî yönetim
kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
ULUSAL BOR ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1) Ulusal Bor Araştırma
Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 23.361.300,00
Bütçe Gideri 22.942.023,33
İptal Edilen Ödenek 419.276,67
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 12.489.000,00
Tahsilat 23.842.581,25
Ret ve İadeler 37.791,22
Net Tahsilat 23.804.790,03
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Ulusal Bor
Araştırma Enstitüsünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
NADİR TOPRAK ELEMENTLERİ
ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜ
1) Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsü 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 4.569.000,00
Bütçe Gideri 910.548,23
İptal Edilen Ödenek 3.658.451,77
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 4.529.000,00
Tahsilat 1.269.581,26
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Nadir Toprak Elementleri
Araştırma Enstitüsünün 2019 yılı merkezî yönetim kesin
hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Türkiye Atom Enerjisi
Kurumunun 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümlerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
TÜRKİYE ATOM ENERJİSİ
KURUMU
1) Türkiye Atom Enerjisi Kurumu 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 203.049.481,92
Bütçe Gideri 178.974.531,34
İptal Edilen Ödenek 24.074.950,58
Ertesi Yıla Devredilen Ödenek 2.668.031,75
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 179.077.000,00
Tahsilat 189.611.124,41
Ret ve İadeler 456.319,75
Net Tahsilat 189.154.804,66
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Türkiye Atom Enerjisi
Kurumunun 2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının
bölümleri kabul edilmiştir.
Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2021 yılı merkezî
yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
AİLE, ÇALIŞMA VE SOSYAL
HİZMETLER BAKANLIĞI
1) Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı 2021 Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 155.011.061.000
BAŞKAN Kabul edenler...
Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığının 2021 yılı merkezî yönetim
bütçesi kabul edilmiştir.
Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığının 2019 yılı merkezî yönetim
kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamları okutuyorum:
2) Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 106.750.366.578,96
Bütçe Gideri 106.421.282.769,14
Ödenek Üstü Gider 273.331,03
İptal Edilen Ödenek 320.641.006,97
Ertesi Yıla Devredilen Ödenek 138.251.779,48
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Aile, Çalışma ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığının 2019 yılı merkezî
yönetim kesin hesabının bölümleri kabul edilmiştir.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun
2021 yılı merkezî yönetim bütçesine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Genel toplamı
okutuyorum:
MESLEKİ YETERLİLİK KURUMU
1) Mesleki Yeterlilik Kurumu 2021
Yılı Merkezî Yönetim Bütçesi
ÖDENEK CETVELİ
|
|
|
|
GENEL
TOPLAM 33.238.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Gelir cetvelinin
toplamını okutuyorum:
GELİR CETVELİ
|
|
|
|
TOPLAM 77.915.000
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun
2021 yılı merkezî yönetim bütçesi kabul edilmiştir.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun
2019 yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümlerine
geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
Genel toplamları
okutuyorum:
2) Mesleki Yeterlilik Kurumu 2019
Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 40.765.000,00
Bütçe Gideri 36.623.382,44
İptal Edilen Ödenek 4.141.617,56
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
(B) cetvelinin genel
toplamlarını okutuyorum:
(B) CETVELİ
|
|
|
Bütçe Geliri Tahmini 38.634.000,00
Tahsilat 74.852.374,16
Ret ve İadeler 214.782,48
Net Tahsilat 74.637.591,68
BAŞKAN Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Mesleki Yeterlilik Kurumunun 2019
yılı merkezî yönetim kesin hesabının bölümleri kabul
edilmiştir.
Devlet Personel
Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim
kesin hesabının bölümlerine geçilmesini oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Genel toplamları okutuyorum:
DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI
1) Devlet Personel
Başkanlığı 2019 Yılı Merkezî Yönetim Kesin
Hesabı
(A) CETVELİ
|
|
|
Toplam Ödenek 36.020.000,00
Bütçe Gideri 30.320.744,95
İptal Edilen Ödenek 5.699.255,05
BAŞKAN Kabul
edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.
Devlet Personel
Başkanlığının 2019 yılı merkezî yönetim
kesin hesabı kabul edilmiştir.
Böylece üçüncü turda yer alan
kamu idarelerinin bütçeleri ve kesin hesapları kabul edilmiştir.
Hayırlı
olmasını temenni ederim.
Sayın milletvekilleri,
üçüncü tur görüşmeleri tamamlanmıştır.
Programa göre kamu
idarelerinin bütçe ve kesin hesaplarını sırasıyla
görüşmek için 11 Aralık 2020 Cuma günü saat 11.00de toplanmak üzere
birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati:
00.44
(x) 7/4/2020 tarihli 78inci Birleşimden itibaren, coronavirüs salgını sebebiyle Genel Kurul Salonundaki Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri ve görevli personel maske takarak çalışmalara katılmaktadır.
(x) 230, 231 S. Sayılı Basmayazılar ve Ödenek Cetvelleri 07/12/2020 tarihli 24üncü Birleşim Tutanağına eklidir.