TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
4üncü
Birleşim
13
Ekim 2020 Salı
(TBMM Tutanak Hizmetleri
Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak
Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her
tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve
tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun
olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN
TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN
KÂĞITLAR
III.-
YOKLAMALAR
IV.- GÜNDEM
DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
İzmir Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlunun, adalet
kavramına, Anayasa hükümlerinin ve Anayasa Mahkemesi
kararlarının bağlayıcılığına
ilişkin gündem dışı konuşması
2.- Hatay
Milletvekili Lütfi Kaşıkçının, Hatay ilinde yaşanan
orman yangınlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
3.- Hatay
Milletvekili Hüseyin Yaymanın, Hatay ilinde yaşanan orman
yangınlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
V.- OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum
Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, Hatay ilinde
yaşanan orman yangınları nedeniyle Hataylılara geçmiş
olsun dileğinde bulunduğuna, ormanlara ve her türlü canlıya
zarar verenleri lanetlediğine, 13 Ekim Ankaranın başkent
oluşunun 97nci yıl dönümünü kutladığına ilişkin
konuşması
VI.-
AÇIKLAMALAR
1.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, bir alt mahkemenin Anayasa Mahkemesi
kararını tanımadığını ilan etmesiyle
olağanüstü bir gün yaşandığına ve bu durumun
değerlendirilebilmesi için Genel Kurulun ara vermesini talep ettiklerine
ilişkin açıklaması
2.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, Manisa Milletvekili Özgür Özelin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Genel
Kurul çalışmalarına ara vermek yerine yasama faaliyetlerine
yoğunlaşacak usullerin öne çıkarılması
gerektiğine ilişkin açıklaması
3.- Kütahya
Milletvekili Ali Fazıl Kasapın, Kütahya ili Osmangazi Mahallesinde
kentsel dönüşüm nedeniyle yaşanılan mağduriyete
ilişkin açıklaması
4.-
İzmir Milletvekili Murat Çepninin, gözaltı ve tutuklamaların
iktidarın yönetme biçimi olduğuna ilişkin açıklaması
5.- Bursa
Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
6.- Bursa
Milletvekili Erkan Aydının, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
7.- Erzurum
Milletvekili İbrahim Aydemirin, Erzurum ili Olur ve Karaçoban ilçelerinde
altın rezervleri bulunması nedeniyle dadaşlar olarak Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile yatırımcılara
minnettar olduklarına ilişkin açıklaması
8.- Kayseri
Milletvekili Dursun Ataşın, 696 sayılı KHKyle
taşerondan devlet kadrolarına veya kamuya ait şirketlere
işçi statüsünde geçiş yapan işçilerin mağduriyetinin
giderilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
9.-
Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksalın, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
10.-
İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
11.-
Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutderenin, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
12.-
Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlunun, yaşanılan
pandemi sürecine rağmen gayrisafi yurt içi hasıla oranının
yüzde 0,9 büyüdüğüne, Osmaniye ilinin 2019 yılında Türkiyenin
en hızlı büyüyen illerinden olmayı
başardığına ve Cumhurbaşkan Recep Tayyip Erdoğan
liderliğinde istikrarın süreceğine ilişkin
açıklaması
13.- Mersin
Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, Ahilik Haftasına
ilişkin açıklaması
14.- Mersin
Milletvekili Hacı Özkanın, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ülke
için olduğu kadar bölge için de güvenlik ve refah istendiğine
ilişkin açıklaması
15.- Edirne
Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
16.- İstanbul
Milletvekili Mahmut Tanalın, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
17.-
Bartın Milletvekili Aysu Bankoğlunun, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
18.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin, Millî Eğitim
Bakanlığı tarafından tüm önlemler alınarak coronavirüs
salgını nedeniyle ara verilen yüz yüze eğitime ilkokullar ile 8 ve
12nci sınıflarda yeniden başlandığına
ilişkin açıklaması
19.-
Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplanın, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
20.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkayanın, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
21.-
İstanbul Milletvekili Turan Aydoğanın, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
22.- Ankara
Milletvekili Yıldırım Kayanın, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
23.-
İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlunun, 13 Ekim
Ankaranın başkent oluşunun 97nci yıl dönümüne, TBMM
Başkanlığına sunulan Elektrik Piyasası Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin 3üncü maddesine, Enis Berberoğlunun milletvekilliğinin
düşürülmesi hadisesinin başlı başına hukuki bir
garabet içerdiğine ve Anayasa Mahkemesi kararına rağmen bir
yerel mahkemenin Yeniden yargılanmasına mahal yoktur.
kararını sadece bir hukuki karar olarak telakki edebilmelerinin
mümkün olmadığına, adalet duygusunun zedelenmesinin toplumdaki
bütün müesseseleri zedeleyeceğine ilişkin açıklaması
24.- Sakarya
Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, 13 Ekim Ankaranın başkent
oluşunun 97nci yıl dönümüne, Hatay ilinde yaşanılan orman
yangınlarının ardından Osmaniye ve Trabzon illerinde
meydana gelen orman yangınlarında dahli olanların hukuken en
acı bedeli ödemelerini talep ettiklerine, 11 Ekim Pazar günü Ermenistan
devletinin Azerbaycanın Gence kentine düzenlediği 9 Azerbaycan
vatandaşının hayatını kaybetmesine sebep olan füzeli
saldırıyı nefretle kınadıklarına ve geçici
ateşkes sürecinde gerçekleştirilen bu saldırıların
savaş suçu ve insanlık suçu olduğuna, Karabağ topraklarında
fiilen işgal sona ermedikçe herhangi bir diplomatik çabanın
başarılı olamayacağına ilişkin
açıklaması
25.- Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Hatay ili Belen
ilçesinde meydana gelen yangına, Elektrik Piyasası Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin yasalaşması hâlinde nelerin yaşanacağına,
Çorum ili İskilip ilçesindeki kömür madeninde meydana gelen göçük
nedeniyle 1 işçinin yaşamını yitirdiğine,
doğayı güvenceye alma kanunu konusunda ortak bir komisyon
kurulması çağrısında bulunduklarına, Hatay
Milletvekili Hüseyin Yaymanın yaptığı gündem
dışı konuşmasındaki bazı ifadelerine,
gözaltında bulunan Barış Annelerinin serbest
bırakılması gerektiğine, İstanbul ilinde sahnelenecek
olan Kürtçe tiyatro oyununun yasaklanmasının kabul edilemez
olduğuna, İşçi Sağlığı ve İş
Güvenliği Meclisi tarafından açıklanan rapora ve bir yerel
mahkemenin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili verdiği
kararı yok saymasına ilişkin açıklaması
26.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, 13 Ekim Ankaranın başkent oluşunun
97nci yıl dönümünü kutlamak, Hatay ilinde yaşanılan orman
yangınlarını ifade etmek, Azerbaycanın yanında yer
aldıklarını tekrarlamak istediklerine ama bugün Türkiye
Cumhuriyeti tarihinin en kara kararlarından bir tanesine imza atıldığına,
bir toplum sözleşmesi olan Anayasaya uyulmak zorunda olduğuna,
Anayasaya uymamanın kanunlara uymamayı mümkün kılmasıyla
devletin tartışılır hâle geleceğine, Anayasa Mahkemesi
kararlarının herkes için bağlayıcı olduğuna ve
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına ilişkin
açıklaması
27.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, hayatını kaybeden Kilis
Belediye Başkanı Mehmet Abdi Buluta Allahtan rahmet
dilediğine, 13 Ekim Ankaranın başkent oluşunun 97nci
yıl dönümüne, Ahilik Haftasına ve Manisa Milletvekili Özgür Özelin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
28.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
29.- Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Çanakkale
Milletvekili Bülent Turanın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
30.-
Aydın Milletvekili Süleyman Bülbülün, İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
31.- Adana
Milletvekili Orhan Sümerin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
32.- Mersin
Milletvekili Cengiz Gökçelin, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
33.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutanın, İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
34.- Ankara
Milletvekili Ali Haydar Hakverdinin, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
35.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, Ankara Milletvekili Tekin
Bingölün HDP grup önerisi üzerinde CHP Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
36.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
37.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, Ankara Milletvekili Orhan Yeginin HDP grup önerisi
üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
38.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, Manisa Milletvekili Özgür Özelin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
39.- Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Ankara
Milletvekili Orhan Yeginin HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu
adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
40.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın AK PARTİ grup önerisi üzerinde
HDP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
41.- Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Çanakkale Milletvekili
Bülent Turanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
42.-
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın, Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
43.-
İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, Çanakkale Milletvekili
Bülent Turanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
44.- Hatay
Milletvekili İsmet Tokdemirin, Hatay ili Belen ilçesinde
başlayıp Arsuz ve İskenderun ilçelerine sıçrayan orman
yangınının kontrol altına alındığına ve
emeği geçenlere teşekkür ettiğine ilişkin
açıklaması
45.- Manisa
Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlunun, Meclis
çatısı altında Uyar Madencilik mağdurlarına verilen
sözlerin yerine getirilmesi gerektiğine ve işçilerin Ankara
yürüyüşüne kolluk güçlerinin izin vermediğine ilişkin
açıklaması
46.-
Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıçın, Ahilik
Haftasına ilişkin açıklaması
47.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelikin, Hatay ili Belen, İskenderun ve Arsuz
ilçelerinde meydana gelen orman yangınları nedeniyle Hatay
halkına geçmiş olsun dileğinde bulunduğuna ve faillerinin
cezalandırılması gerektiğine ilişkin
açıklaması
48.-
İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun, esas
ayrışmanın Anayasanın 84üncü maddesinin ikinci
fıkrasındaki kesin hüküm kavramında olduğuna ilişkin
açıklaması
49.-
Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdunun, CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde
halkın ve haklının adaleti için mücadeleden asla
vazgeçmeyeceklerine, Enis Berberoğlunun Türkiye Büyük Millet Meclisine
derhâl geri dönmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
50.- Malatya
Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlunun, Covid-19 virüsüne karşı
ülke genelinde mücadele veren sağlık personeline teşekkür
ettiğine ve cenaze hizmetleri çalışanlarının bir
defaya mahsus ek ödenek talebine ilişkin açıklaması
51.-
Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycanın, sağlık
personeline yönelik şiddetin devam ettiğine ilişkin
açıklaması
52.-
Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözerin, İstanbul 14.
Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla
ilgili kararını yok sayarak Anayasa suçu işlediğine
ilişkin açıklaması
53.- Manisa
Milletvekili Özgür Özelin, 228 sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin Anayasaya aykırı
olduğu gerekçesiyle Komisyona iade edilmesi gerektiğine ve
Başkanlığın tutumunun bu yönde olmaması hâlinde usul
tartışması açılmasını talep ettiğine
ilişkin açıklaması
VII.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığının, Karadeniz Ekonomik
İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Grubunda, Ordu
Milletvekili Cemal Enginyurttan boşalan üyelik için Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu Başkanlığınca bildirilen Sivas Milletvekili
Ahmet Özyürekin üyeliğinin Başkanlık Divanında
yapılan incelemede uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1336)
B) Önergeler
1.- Hatay
Milletvekili Serkan Topalın, (2/2307) esas numaralı 6446
sayılı Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin doğrudan gündeme
alınmasına ilişkin önergesi (4/91)
VIII.-
ÖNERİLER
A) Siyasi
Parti Grubu Önerileri
1.-
İYİ PARTİ Grubunun, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20
milletvekili tarafından, emeklilerin sorunlarının incelenerek bu
sorunlara çözüm yollarının belirlenmesi amacıyla 30/7/2020
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan (10/3207) esas numaralı Meclis
Araştırması Önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun
13 Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
2.- HDP
Grubunun, Grup Başkan Vekili Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaş ve Grup Başkan Vekili İstanbul Milletvekili
Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 10 Ekim 2015 Ankara Gar
katliamının tüm boyutlarıyla araştırılması
amacıyla 13/10/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13
Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi
3.- CHP
Grubunun, Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ve 24 milletvekili
tarafından, başta Karamanın Ermenek ilçesindeki sorunlar olmak
üzere madencilik sektörünün ve işçilerin yaşadığı
sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin belirlenmesi
amacıyla 7/10/2020 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan (10/3276) esas
numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Ekim 2020 Salı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
4.- AK
PARTİ Grubunun, Genel Kurul gündemi ile çalışma gün ve saatlerinin
yeniden düzenlenmesine; 228 ve 229 sıra sayılı Kanun
Tekliflerinin kırk sekiz saat geçmeden Gündemin Kanun Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmının 1inci
ve 3üncü sıralarına alınmasına ve diğer işlerin
sırasının buna göre teselsül ettirilmesine; 228 ve 229 sıra
sayılı Kanun Tekliflerinin İç Tüzükün 91inci maddesine göre
temel kanun olarak bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi
IX.- KANUN
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun
Teklifleri
1.- Antalya Milletvekili
İbrahim Aydın ve Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ile 17
Milletvekilinin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3113)
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 228)
X.- USUL HAKKINDA
GÖRÜŞMELER
1.- Oturum
Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, 228 sıra
sayılı Kanun Teklifinin Anayasaya aykırı olduğu
gerekçesiyle Komisyona iade edilip edilmemesi hakkında
XI.- YAZILI
SORULAR VE CEVAPLARI
1.- Mersin
Milletvekili Olcay Kılavuz'un, ceza puanı bulunan ve ehliyetlerine el
konulan kişiler için ehliyet affı yapılmasına yönelik bir
çalışma bulunup bulunmamasına ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Süleyman Soylunun cevabı (7/31746)
2.-
İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi'nin, Sürdürülebilir
Kalkınma Amaçları İçin Etki Hızlandırıcı
Pilot Uygulama Belgesi'nin içeriğine ve bu kapsamda yapılan
çalışmalara ilişkin sorusu ve Dışişleri
Bakanı Mevlüt Çavuşoğlunun cevabı (7/31841)
3.- Ankara
Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, pandemi nedeniyle okullarda
alınması gereken önlemlere,
-Çanakkale
Milletvekili Özgür Ceylan'ın, ücretli öğretmenlere dair bazı
verilere ve önerilere,
-Edirne
Milletvekili Okan Gaytancıoğlu'nun, Edirne ilinde bulunan bir liseyle
ilgili bazı iddialara,
-Mersin
Milletvekili Zeki Hakan Sıdalı'nın, pandemi sürecinde
okulların kapalı tutulması nedeniyle mağdur olan kantin
çalışanlarının sorunlarının çözümüne,
İlişkin
soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçukun cevabı
(7/31966), (7/31975), (7/32510), (7/32512)
4.- Zonguldak
Milletvekili Ünal Demirtaş'ın, Filyos Liman Projesi'ne ilişkin
sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/32010)
5.- Kütahya
Milletvekili Ali Fazıl Kasap'ın, koronavirüs salgını
kapsamında yardım gönderilen ülkelere ve gönderilen malzemelerin
içeriğine ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı
Mevlüt Çavuşoğlunun cevabı (7/32076)
6.-
Kırşehir Milletvekili Metin İlhan'ın, Bakanlık
tarafından 2019 yılında ödüllendirilen personele ve bazı
iddialara,
-Uşak
Milletvekili Özkan Yalım'ın, Suriye uyruklu çocukların
eğitimi için inşa edilen okul binalarının fiziki
özelliklerine,
-Gaziantep
Milletvekili Bayram Yılmazkaya'nın, PIKTES kapsamında
çalışan öğretmenlere,
-Mersin
Milletvekili Alpay Antmen'in, Mersin Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu
Lisesi'nde dezenfektan üretimi sırasında meydan gelen patlamaya,
-Aydın
Milletvekili Süleyman Bülbül'ün, Bakanlıkça yürütülen olası bir
depreme karşı okulların güvenilirliğine yönelik projenin
çıktısına ve bu kapsamda Aydın ilindeki okullardan
hakkında yıkım kararı alınanlara,
-Ankara
Milletvekili Levent Gök'ün, bazı özel okulların LGS sonuçları
açıklanmadan sınav birinciliği ilan etmelerine ve konuyla ilgili
herhangi bir soruşturma başlatılıp
başlatılmadığına,
-Muğla
Milletvekili Suat Özcan'ın, 31 Ağustos 2020'de açılması
planlanan okulların Covid-19 kapsamındaki yeni düzenlemeler
çerçevesinde hazır olup olmadığına,
-İzmir
Milletvekili Atila Sertel'in, Bakanlıkça yürütülen FATİH Projesinin
akıbetine,
-Mersin
Milletvekili Rıdvan Turan'ın, Mersin Atatürk Mesleki ve Teknik
Anadolu Lisesi'nde dezenfektan üretimi sırasında meydan gelen
patlamaya,
-İzmir
Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'nun, ücretli öğretmenlerin
yaşadıkları sorunların çözümüne,
-Gaziantep
Milletvekili Bayram Yılmazkaya'nın, Gaziantep Lisesi kampüsünde
bulunan farklı okullara,
-İstanbul
Milletvekili Oya Ersoy'un, LGS sınavına ait cevap
kağıdı kaybolan bir öğrencinin mağduriyetinin
giderilmesine,
İlişkin
soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçukun cevabı
(7/32372), (7/32373), (7/32374), (7/32375) (7/32376), (7/32377), (7/32378),
(7/32379), (7/32380), (7/32381), (7/32382), (7/32383)
7.- Erzurum
Milletvekili Muhammet Naci Cinisli'nin, Türkiye Kızılay
Derneği'nin faaliyetlerine ve denetlenmesine ilişkin sorusu ve
İçişleri Bakanı Süleyman Soylunun cevabı (7/32503)
8.- Mersin
Milletvekili Rıdvan Turan'ın, Ilısu Barajına ilişkin
sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı
(7/32527)
9.- Kayseri
Milletvekili Çetin Arık'ın, bir partinin il başkanının
o ilin il ve ilçe milli eğitim müdürlerinin yerlerinin
değişmesinde rol oynadığı iddiasına,
-Ordu
Milletvekili Mustafa Adıgüzel'in, Ordu'nun Kabataş ilçesinde bulunan
Alankent Ana Sınıfı ve Ortaokulu oyun alanının halka
açık spor sahasına dönüştürüleceği iddiasına
ilişkin,
-Balıkesir
Milletvekili Ensar Aytekin'in, Balıkesir ilinde ve Türkiye genelinde 2011
yılından bu yana ataması yapılan öğretmen
sayısına ve branş dağılımına,
-İstanbul
Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Diyarbakır'da bir özel
okulun 2020-2021 öğretim yılı için ödenen ücretlerinin bankadan
çekildiği iddiasına,
İlişkin
soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçukun cevabı
(7/32605) (7/32607), (7/32609), (7/32611)
10.-
Eskişehir Milletvekili Arslan Kabukcuoğlu'nun, 2020 Liselere
Geçiş Sınavı'nın sonuçlarının önceki yıllardan
düşük olmasının nedenlerine,
-İstanbul
Milletvekili Oya Ersoy'un, Ankara'da bir okulda görev yapan bir öğretmen
hakkında soruşturma açılmasına,
-İzmir
Milletvekili Ahmet Tuncay Özkan'ın, pandemi süreci sonrasında
açılması planlanan okullarda Bakanlık tarafından
alınan tedbirlere,
İlişkin
soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçukun cevabı
(7/32677), (7/32678), (7/32679)
11.- Manisa
Milletvekili Bekir Başevirgen'in, Tarım Sektörü Entegre Yönetim Bilgi
Sistemi projesinin akıbetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/32687)
12.-
Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş'in, Şırnak
kırsalında bulunan Cudi Dağı ve Gabar Dağı
bölgelerinde çıkan yangınlar sebebiyle yok olan ormanlık
alanlara ve ağaçlandırma yapılmasına ilişkin sorusu ve
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/32689)
13.- Ankara
Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, bir sendikanın
taleplerine ve 27-29 Temmuz tarihlerinde başlatacağı
yürüyüşe ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı
Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/32692)
14.-
Muğla Milletvekili Suat Özcan'ın, 2019-2020 eğitim öğretim
yılında Türkiye genelinde ve Muğla ilinde ortaokuldan mezun olan
öğrenci sayılarına,
-Denizli
Milletvekili Yasin Öztürk'ün, okulların açılma durumuna ve
açılması halinde okullarda Covid-19'a karşı alınacak
tedbirlere,
-Antalya
Milletvekili Kemal Bülbül'ün, uzaktan eğitim araçlarının
yaygınlaştırılması ve etkinleştirilmesine,
-Adana
Milletvekili Orhan Sümer'in, 2020-2021 eğitim öğretim
yılında okulların açılmasına ve okullarda Covid-19'a
karşı alınan önlemlere,
-Ankara
Milletvekili Yıldırım Kaya'nın, 2020-2021 eğitim
öğretim yılında okulların açılmasına ve okullarda
Covid-19'a karşı alınan önlemlere,
İlişkin
soruları ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçukun cevabı
(7/32737), (7/32739), (7/32741), (7/32743),(7/32744)
15.-
İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu'nun, Ege ve Akdeniz
Bölgelerinde özellikle yaz aylarında çıkan orman
yangınlarının engellenmesine yönelik Bakanlıkça yürütülen
çalışmalara ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı
Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/32787)
16.- Kayseri
Milletvekili İsmail Özdemir'in,
Gölbaşı-Bala-Kaman-Kırşehir yolunda devam eden yol
yapım çalışmalarına ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/32806)
17.- Tunceli
Milletvekili Alican Önlü'nün, Tunceli'nin Nazımiye ilçesinde bulunan bir
mezrada yaşanan telefon altyapısı sorununa ilişkin sorusu
ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/32809)
18.- Manisa
Milletvekili Bekir Başevirgen'in, Manisa ilinin Sarıgöl ilçesinde
tarımsal sulama için başlatılan baraj ve gölet projelerinin
akıbetine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/32918)
19.-
Ağrı Milletvekili Abdullah Koç'un, Ağrı il genelinde ve Tutak
ilçesine bağlı bazı köylerde bozuk olan yolların
onarılması istemine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve
Altyapı Bakanı sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı
Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/32924)
20.-
Muğla Milletvekili Suat Özcan'ın, Muğla ilinde bulunan Milas
ilçesi ve Ören Mahallesi arasındaki yolun onarımına ilişkin
sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/32925)
21.- Manisa
Milletvekili Bekir Başevirgen'in, Manisa ilinin Sarıgöl ilçesine
bağlı bazı köy yollarında başlatılan yol
çalışmasının akıbetine ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/32926)
22.- Artvin
Milletvekili Uğur Bayraktutan'ın, Artvin ili Yusufeli ilçesinde
yapımına başlanan viyadük çalışmaları
sırasında patlatılan dinamitlere ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/32929)
23.- Adana
Milletvekili İsmail Koncuk'un, DHMİ Genel Müdürlüğü
tarafından havalimanlarında kullanılmak amacıyla satın
alınan genel ve özel maksatlı araçlara ve bu araçların
satın alım süreçlerine dair bazı iddialara ilişkin sorusu
ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/32933)
24.-
Muğla Milletvekili Süleyman Girgin'in, Boğalar Seki Barajı
inşaatının akıbetine ilişkin sorusu ve Tarım ve
Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33013)
25.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya'nın,
Bakanlığın 2020 yılı yatırım
programında Gaziantep ili için ayrılan ödenek miktarına ve
yatırım projelerine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33018)
26.-
Ağrı Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir'in, Ağrı
ilinin Patnos ilçesinde yazlık ekim yapacak olan çiftçilere
kışlık arpa tohumu dağıtıldığı
iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33019)
27.- Konya
Milletvekili Abdulkadir Karaduman'ın, Yozgat'ın Boğazlıyan
ilçesinde yaşanan dolu yağışları nedeniyle zarar gören
çiftçilerin zararlarının giderilmesi önerisine ve bazı iddialara
ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin
cevabı (7/33021)
28.- Kayseri
Milletvekili Mustafa Baki Ersoy'un, Kayseri-Kahramanmaraş karayolunun
Sarız Yedioluk köyüne alt geçit yapılması istemine ilişkin
sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33025)
29.- Zonguldak
Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz'ın, Bakanlığın uçak
biletleri için tavan fiyat uygulamasına ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/33026)
30.- Ankara
Milletvekili Şenol Sunat'ın, Evrensel Hizmet Fonu'nda toplanan
miktara ve bu fondan yapılan harcamalara ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/33027)
31.- Adana
Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç'un, Fırat Nehri'ndeki
suyun debisinin düşürüldüğü ve Kuzey ve Doğu Suriye'de su
sıkıntısı yaşandığı iddialarına
ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlunun cevabı (7/33077)
32.- Adana
Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç'un, Turhal Pancar
Ekicileri Kooperatifinin Yönetim Kurulunda yapılan
değişikliğe ve Amasya Şeker Fabrikasının arazi
devrine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33158)
33.-
İstanbul Milletvekili Mehmet Akif Hamzaçebi'nin, araç muayene ücretlerinin
yüksekliğinin yarattığı mağduriyete yönelik
alınacak önlemlere ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve
Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33167)
34.- Mersin
Milletvekili Ali Mahir Başarır'ın, Karaman-Mut yolunda askerleri
taşıyan otobüsün devrilmesi sonucu yaşanan kazaya ve yol
üzerinde kaçış rampalarının yapılacağı tarihe
ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33168)
35.- Antalya
Milletvekili Aydın Özer'in, Antalya'nın Kemer ilçesi Ulupınar
Mahallesi'ndeki çınar ağaçlarının korunmasına
ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33171)
36.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Ağrı ilinde çiftçilere
yapılan arpa tohumu dağıtımı nedeniyle
yaşandığı iddia edilen mağduriyetlere ilişkin
sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı
(7/33219)
37.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık
bütçesinden kâr amacı gütmeyen dernek, birlik, kurum ve kuruluşlara
ayrılan toplam bağış ve yardım ödeneği
miktarına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33226)
38.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, 2018-2020 yılları
arasında gümüş ve altın ithalat ve ihracatına ilişkin
sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcanın cevabı (7/33233)
39.- Bursa
Milletvekili Erkan Aydın'ın, havaalanlarında yapılan
Covid-19 test ücretlerine ve öğrenciler için indirim yapılması
talebine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33259)
40.- Edirne
Milletvekili Okan Gaytancıoğlu'nun, İstanbul-Edirne demiryolu
hattı projesine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı
Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33261)
41.-
İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, Alsancak Garı önünde sergilenen
Atatürk'ün yurt içi gezilerinde kullandığı Beyaz Vagon'un
taşınma kararına ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve
Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33262)
42.- Kayseri
Milletvekili Çetin Arık'ın, Kayseri Yüksek Hızlı Tren
Projesine ve Kayseri Havalimanı'nın genişletilmesi talebine
ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33374)
43.-
İstanbul Milletvekili Oya Ersoy'un, uçuş yasağının
kaldırılmasından bu yana yurt dışına çıkan
kişi sayısına ve bu kişilerin Covid-19 testi olup
olmadığına ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve
Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33375)
44.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, 2002-2020
yılları arasında Türkiye genelinde bulunan PTT şubelerine
ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33377)
45.-
Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul'un, Gaziantep'te bulunan Yesemek
Açık Hava Müzesi'nin yanında yapımı süren sulama
barajına ve bölgenin korunmasına ilişkin sorusu ve Tarım ve
Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33498)
46.-
İzmir Milletvekili Kani Beko'nun, İzmir ili Alsancak Garı'nda
sergilenen Beyaz Vagon'un kaldırılmasına ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/33501)
47.-
Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere'nin, Adıyaman'ın
Gerger ilçesinde bulunan Ortaca köyünün iletişim sorununa ve köyde baz
istasyonu kurulması talebine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve
Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33502)
48.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Niğde-Tepeköy-Çiftlik Yolu
ile Kayseri-Niğde Devlet Yolu Garipçe, Yahyalı ve Bor
ayrımları kavşak yapım çalışmalarına,
Nevşehir-Niğde
Yolu Projesi kapsamındaki Yeşilgöcük çevre yolunun sıcak kaplama
işinin akıbetine,
İlişkin
soruları ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33557), (7/33558)
49.- Konya
Milletvekili Abdulkadir Karaduman'ın, Diyarbakır ilinde tren
rayları boyunca yapımına başlanan beton duvara ilişkin
sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33567)
50.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya'nın, yabancı uyruklu
tutuklu ve hükümlü kişiler ile yurt dışında tutuklu ve
hükümlü olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı sayılarına
ilişkin sorusu ve Dışişleri Bakanı Mevlüt
Çavuşoğlunun cevabı (7/33600)
51.-
İzmir Milletvekili Atila Sertel'in, 2020 yılında Türkiye
genelinde meydana gelen orman yangınlarına ve alınan önlemlere
ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin
cevabı (7/33670)
52.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık
tarafından 2010-2020 yılları arasında kamu hizmeti için
kiralanan taşınmazlara ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33674)
53.- Edirne
Milletvekili Okan Gaytancıoğlu'nun, hayvancılıkta
yaşanan çoban sorununa ve çözümüne ilişkin sorusu ve Tarım ve
Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33675)
54.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkaya'nın, pandemi nedeniyle
gerçekleşmeyen havayolu seferleri için verilmiş olan yolcu
garantilerine ilişkin sorusu ve Ulaştırma ve Altyapı
Bakanı Adil Karaismailoğlunun cevabı (7/33687)
55.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu'nun, Bakanlık
tarafından 2010-2020 yılları arasında kamu hizmeti için
kiralanan araçlara,
Bakanlık
tarafından 2010-2020 yılları arasında kamu hizmeti için
kiralanan taşınmazlara,
İlişkin
soruları ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil
Karaismailoğlunun cevabı (7/33691), (7/33692)
56.- Adana
Milletvekili Tulay Hatımoğulları Oruç'un, soğan üretimine
ve ihracatına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33755)
57.-
Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal'ın, Afyonkarahisar'ın Çay
ilçesinde 08 Mart 2014 tarihinde yapımına başlanan barajın
ne zaman tamamlanacağına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33758)
58.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm'ün, CİMER aracılığıyla
Orman Genel Müdürlüğünden yapılan bir bilgi ve belge talebine verilen
cevaba ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33759)
59.- Kayseri
Milletvekili İsmail Özdemir'in, pancar alım fiyatlarının
açıklanmamasına ve pancar ile nişasta bazlı şeker
ithalatına ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33760)
60.- Mersin
Milletvekili Behiç Çelik'in, Mersin iline yapılması planlanan Sorgun
Barajının akıbetine ve bölgedeki üreticilerin su gereksinimine
ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin
cevabı (7/33761)
61.- Adana
Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, Türkiye genelinde ve Adana ilinde
sığınmacı olarak bulunan ve mevsimlik tarımla
uğraşan yabancı uyruklu kişilere kota uygulaması
getirilmesi önerisine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı
Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33914)
62.- Adana
Milletvekili Müzeyyen Şevkin'in, son 10 yılda Türkiye genelinde ve
Adana ilinde meydana gelen anız yangınlarında zarar gören
alanlara ve alınan tedbirlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33916)
63.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, su ürünleri av sezonunun
açılmasıyla birlikte Covid-19'a karşı alınan
tedbirlere ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33918)
64.- Ankara
Milletvekili Levent Gök'ün, 2002-2020 yılları arasında tatil
beldelerinde terkedilen hayvanlara ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman
Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33919)
65.-
İzmir Milletvekili Mahir Polat'ın, İzmir'in Bergama ilçesinde
bulunan Yukarı Kırıklar Göleti'nde yeterli su
olmadığı iddiasına ilişkin sorusu ve Tarım ve
Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/33923)
66.- Manisa
Milletvekili Bekir Başevirgen'in, Çıkrıkçı Barajı
projesine ilişkin sorusu ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir
Pakdemirlinin cevabı (7/33925)
67.- Antalya
Milletvekili Çetin Osman Budak'ın, düğün salonu işletmecilerine
Covid-19 kapsamında çeşitli ödeme kolaylıkları
sağlanması önerisine ilişkin sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar
Pekcanın cevabı (7/33927)
68.-
İzmir Milletvekili Mahir Polat'ın, Rekabet Kurumu tarafından
firmalara yönelik yapılan soruşturmalara ilişkin sorusu ve
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcanın cevabı (7/33929)
69.-
İstanbul Milletvekili Özgür Karabat'ın, İstanbul
Havalimanı'na dair bazı verilere ilişkin sorusu ve
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlunun
cevabı (7/33943)
70.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, Venezuela'dan
yapılacağı duyurulan peynir ithalatına ilişkin sorusu
ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlinin cevabı (7/34108)
71.- Ordu
Milletvekili Mustafa Adıgüzel'in, koronavirüs tedavisi için
kullanılan bir ilacın ithalatına dair verilere ilişkin
sorusu ve Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcanın cevabı (7/34118)
13
Ekim 2020 Salı
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 15.00
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 4üncü Birleşimini açıyorum. (x)
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Birleşime 15.30a kadar
ara veriyorum.
Kapanma Saati: 15.01
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 15.35
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: İshak GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin İkinci oturumunu
açıyorum.
Gündeme geçmeden önce 3 sayın milletvekiline
gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı ilk söz, Cumhuriyet Halk
Partisi Genel Başkanı ve Cumhuriyet Halk Partisi Grup
Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlunun (CHP
sıralarından ayakta alkışlar)
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları
1.- İzmir Milletvekili Kemal
Kılıçdaroğlunun, adalet kavramına, Anayasa hükümlerinin ve
Anayasa Mahkemesi kararlarının
bağlayıcılığına ilişkin gündem
dışı konuşması
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İzmir) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, değerli
arkadaşlar; siyasette kavgalar olur, eleştiriler olur, bu
eleştirilerin boyutu bazen çok sert de olabilir ama ben inanıyorum bu
Parlamentoda görev yapan bütün milletvekili arkadaşlar adaletten
yanadır, haktan yanadır, hukuktan yanadır. Birbirimizi
yaralayabiliriz ama bir haksızlık olduğu zaman hep birlikte
ortak tepki vermek de bizim görevimizdir.
Adalet dediğimiz kavram, dünyanın en soylu
kavramıdır. Bütün peygamberler adalet için gelmiştir.
İnsanlığın temeli de adalettir, devletin dini de adalettir,
devletin temeli de adalettir. Adaletsizlik
Herhangi bir kişi,
ırkı, cinsi, mezhebi, inancı ne olursa olsun bir kişi
adaletsizlikle karşı karşıya kaldığı zaman
ona tepki göstermek de vicdanında adalet terazisi bulunan bizim
görevimizdir. Böyle baktığımız zaman Parlamentoya
saygınlık kazandırmış oluruz.
Saygın parlamento, adaleti sağlayan bir
parlamentodur. Adaleti nasıl sağlayacağız? Adaletin
kuralları vardır, o kurallara herkes uyduğu takdirde adalet de
gerçekleşmiş olur. Bizim ülkemizin bir Anayasası var, severiz veya
sevmeyiz, eleştiririz veya eleştirmeyiz ama bu Anayasa hepimizi
bağlar. Bir şekliyle bu Anayasanın gereğini hepimiz yerine
getirmek zorundayız, aksi hâlde biz hukuk devleti olamayız. Hukuk
devleti nedir? Adaleti sağlayan devlettir. Anayasanın maddesini
okuyayım değerli arkadaşlarım: Madde 11- Anayasa
hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan
temel hukuk kurallarıdır. Kanunlar Anayasaya aykırı
olamaz. Genel kural.
Zaman zaman kanun çıkarıyoruz, Anayasa
Mahkemesine de gidiyoruz, Anayasa Mahkemesi iptal ediyor. Biz yürütme
organı değil yasama organı olarak Anayasa Mahkemesinin
öngördüğü kurala 600 milletvekili uyuyoruz. Evet, Anayasa Mahkemesi dedi
ki: Bu Anayasaya aykırı. ve biz buna uyuyoruz. Biz gücümüzü,
meşruiyetimizi nereden alıyoruz? Milletten alıyoruz,
vatandaş bize oy veriyor ve biz buraya geliyoruz. Peki, bizi kim
denetliyor? Anayasa Mahkemesi denetliyor ve biz Anayasa Mahkemesinin
kararına uymak zorunda kalıyoruz ve uyuyoruz da çünkü aksi hâlde
hukuk devleti olamayız.
Şimdi, değerli arkadaşlar, yine
Anayasanın bir başka maddesi, 153üncü maddesi Anayasa Mahkemesi
kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve
yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri
bağlar. Yani sadece yasama organını değil, yürütme
organını da idare makamlarını da yargı
organlarını da gerçek ve tüzel kişileri de bağlar diyor,
buna hepsi uyacak.
Şimdi, Anayasa Mahkemesinin
aldığı bir karara yasama organı uyuyor; yasama organı,
yaptığı düzenleme Anayasaya aykırıysa düzeltiyor ama
bir yargı organı, alt yargı organı diyor ki: Ben Anayasa
Mahkemesi kararlarına uymayacağım.
Değerli arkadaşlarım, üst mahkemenin
verdiği bir karara bu Anayasaya göre alt mahkeme Ben bu karara uymayacağım.
diyorsa orada bir sorunumuz var, orada bir çürüme var; bu çürümeye hepimizin
müdahale etmesi lazım. Devlet hepimizin devletidir, bayrak hepimizin
bayrağıdır, vatan da hepimizin vatanıdır. Ha, farklı
düşünebiliriz, farklı görüşlerimiz olabilir ama bir ortak
paydamız var; ortak payda millettir. E bu Anayasa, referanduma gitti mi,
gitti; referandumda oylandı mı, oylandı; kabul edildi mi,
edildi. Beni bağlıyor, Parlamentoyu bağlıyor, Anayasa
Mahkemesini bağlıyor ama bir mahkeme Hayır, ben Anayasa
Mahkemesi kararına uymayacağım. diyor. Tuz kokar
arkadaşlar! O zaman vatandaş da der ki: Ne vergi istiyorsun benden
kardeşim, ben de vergi ödemiyorum. Anayasa Mahkemesi kararına bile
uyulmuyorsa ben neden valinin kararına uyacağım, neden
kaymakamın kararına uyacağım, neden vergi dairesi müdürünün
talebini yerine getireceğim? Bir kaosa zemin hazırlanır. Burada
hepimizin sorumluluğu var, kaosa zemin hazırlamamamız gerekiyor.
Dolayısıyla bu bir kavga alanı değildir, bir adalet
alanıdır bu.
Adaleti ne diye tanımlıyorlar?
Dünyanın bütün bilginleri adaleti tanımlamışlar, adalet
üzerine konuşmuşlardır. Bizde de öyle; tarihin derinliklerine
baktığınız zaman İslam dünyasının da diğer
farklı inanç dünyalarının da âlimleri hep adalet üzerinde
durmuşlardır. Adalet bir kutup yıldızı gibi sabit
yerinde durur ama bütün kâinat onun etrafında döner. demiştir. Kim?
Hazreti Mevlâna. Peki, biz adaleti ayaklar altına alan bir karar
olduğu zaman sessiz mi kalacağız; iyi oldu mu diyeceğiz;
biraz daha vurun mu diyeceğiz; bir kişi haksızlığa
uğradığı zaman, uğradığı
haksızlığı görmezlikten mi geleceğiz? Bana dokunmayan
yılan bin yaşasın. anlayışını bu topraklardan
atacak mıyız, yoksa bu anlayışın esiri mi
olacağız?
Hepimize düşen sorumluluklar var değerli
arkadaşlar. Dediğim gibi farklı partileriz, doğru;
farklı görüşlerimiz var, doğru; dünya görüşümüz
farklı, doğru; belki kimliklerimiz, inançlarımız da
farklı, o da doğru ama bir vatanda yaşıyoruz. Burayı
cennete çevirmek hepimizin elinde, birlikte yapacağız biz bunu. Bu
kürsü halkın kürsüsü. Bu kürsüde oturup rahatlıkla konuşuyoruz,
birbirimizi eleştirebiliyoruz ama yeri, zamanı geldiğinde bu
Anayasaya hepimiz uyuyoruz, kurallara uyuyoruz. Kırmızı
ışıkta duruyoruz, başımızda polis bile yok;
kırmızı ışık yanar, dururuz çünkü yeşil
yanan geçecek. Şimdi biz ne kırmızıyı
bıraktık ne yeşili bıraktık ne sarıyı
bıraktık, bütün renkleri karıştırdık ve
dolayısıyla kuralları, olması gereken kuralları,
vatandaşın uyması gereken kuralları hep birlikte uygulamak
zorundayız. Balık baştan kokar. demişler, niye
balığı baştan kokutuyoruz ki?
Parlamento görevini yapıyor mu? Bütün
eleştirilerime rağmen Parlamento büyük ölçüde görevini yapar,
yapıyor da zaten, yasama organı çıkarıyor
kanunlarını. Yasama organının çıkardığı
bir yasayı yargı organı Ben bu yasayı uygulamam. diyemez.
Üç gücün; yasama, yargı ve yürütmenin birbirini denetlemesi lazım.
Denetlenmeyen hiçbir güç yoktur. Denetlenmeyen güç zaten güç değildir.
Gücün gücünü gösterebilmesi için onun sağlıklı denetlenmesi
lazım, mecrasının belirlenmesi lazım. Adaleti
dağıtacak olan mahkeme adalet dağıtmıyorsa orada bir
sorunumuz var demektir. Anayasa Mahkemesi karar veriyor, Anayasa Mahkemesi
kararına ben uymam. diyor. Peki, kime gideceğiz o zaman? Kime
gideceğiz? Anayasa Mahkemesinin kararına ben uymuyorum... Yeniden
başlayacağız, sıfırdan, yeniden dava süreçleri mi
olacak?
Benim bütün milletvekili arkadaşlarımdan
istirhamımdır: Kendi ülkemize, kendi Parlamentomuza, kendi
bayrağımıza, en azından eleştirsek dahi kendi
Anayasamıza sahip çıkalım. Ne demektir yani bir hâkim
çıkacak Ben senin kararına uymuyorum. diyecek. E, o zaman Anayasa
Mahkemesini kapatalım, yargıyı da kapatalım, nasıl
olsa herkes bildiğini okuyacak. O zaman bir ülkeye ne egemen olur? Orman
kanunları egemen olur. Aklı bir tarafa atmış oluruz;
akıl, kural bir tarafa gider, orman kanunları egemen olur. Kimin
pazısı kuvvetliyse, kimin elinde silah varsa o güç olarak ortaya
çıkar. 21inci yüzyılın ayıbıdır bu zaten, Orta
Çağ karanlığında bunlar vardı. 21inci yüzyılda
akıl var, mantık var, liyakat var, adalet var, adalet
arayışı var; bütün bunları yapıyoruz.
Adaletsizliğe uğramayan var mı? Çok kişi adaletsizliğe
uğramıştır, hepimizin hayatında vardır
adaletsizliğe uğradığımız bir an, bir
şekliyle, okulda, sınıfta, arkadaşlarda, sokakta, caddede;
olabilir ama bir mahkemenin, bir üst mahkemenin kararını bile bile,
Anayasanın bu açık hükümlerine rağmen Ben
uygulamayacağım. diyorsa orada tuz kokmuş demektir
arkadaşlar ve hepimizin oturup bir vicdan sorgulaması yapması
lazım.
BAŞKAN Sayın
Kılıçdaroğlu, toparlayabilir miyiz efendim.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (Devamla)
Bağlıyorum Sayın Başkanım.
Halkın seçtiği bir milletvekilini illa
ben hapse atacağım... Atabilirsiniz, toplumun vicdanı
kanayacaksa o zaman, bizim de vicdanımız kanayacak. O zaman biz niye
millete gidiyoruz ki? Yarın birisi çıksın Seçim de
yapmayalım; ben söyleyeyim, 500 kişi gelsin, 600 kişi gelsin,
biz seçelim, hiç buna da gerek yok. desin. Dolayısıyla, her birimize
düşen, her partiye düşen temel kavramlar vardır, temel hedefler
vardır, temel amaçlar vardır. O çerçevede, her hâlükârda, hangi
partiden olursak olalım, hangi ilin milletvekili olursak olalım
adalet denilen kavramı yüceltmek zorundayız ve ben bütün
milletvekillerinin bu vicdani kanaati büyüteceklerini düşünüyorum ve
hepinize saygılar sunuyorum değerli milletvekilleri. (CHP
sıralarından ayakta alkışlar, İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Gündem dışı ikinci söz,
Hataydaki yangınlar hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili
Sayın Lütfi Kaşıkçıya aittir.
Buyurun Sayın Kaşıkçı. (MHP
sıralarından alkışlar)
2.- Hatay Milletvekili Lütfi
Kaşıkçının, Hatay ilinde yaşanan orman
yangınlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
LÜTFİ KAŞIKÇI (Hatay) - Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; geçtiğimiz cuma günü Hatayın
Belen ilçesinde başlayan ve iki gün boyunca İskenderun ve Arsuz
ilçelerine sıçrayarak yüzlerce hektar alanı kül eden orman
yangını ile ilgili olarak Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına
gündem dışı söz almış bulunmaktayım. Yüce
heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, bilindiği üzere
Hatayın Belen ilçesine bağlı Sarımazı Mahallesinde
geçtiğimiz cuma günü saat 10.30 sularında ormanlık alanda
çıkan, daha doğrusu çıkartılan yangın rüzgârın da
etkisiyle yerleşim yerlerine sıçramıştır.
Ardından İskenderun ve Arsuza kadar yayılmıştır.
Evleri yanan ve riskli bölgede oturan binlerce vatandaşımız
bulundukları meskûn mahallerden emniyet içinde tahliye edilmiştir.
Yüreğimizi ağzımıza getiren, duyan ve gören herkesi korkuya
sevk eden felaket yöre insanımızı ve doğa güzelliklerini
vahim ölçüde etkilemiştir. Bu vesileyle başta yangından
etkilenen hemşehrilerimiz olmak üzere tüm Hataylı
hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum. Korku dolu iki
günü birbirimize destek olarak atlattığımız bu süreçte
duaları ve destekleriyle varlıklarını bizlere hissettiren
büyük Türk milletine de ayrıca Hatay halkı adına
şükranlarımızı sunuyoruz.
Yangının başlamasından bitimine
kadar devletimizin tüm gücünü seferber eden başta Sayın Valimiz olmak
üzere, Orman teşkilatının kahraman personeline, itfaiye
çalışanlarımıza, AFAD çalışanlarına minnet
ve şükranlarımızı sunuyorum.
Yangın bittikten hemen sonra ilimize gelerek
bizlere destek veren Sayın Tarım Bakanımıza ve
İçişleri Bakanımıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
Bir teşekkür de bu yangın sırasında ilimizdeki
gelişmeleri yakinen takip edip, Mevlüt Karakaya
başkanlığında bir heyet kurup, ilimize gönderip bizlere
destek olan Milliyetçi Hareket Partisi Sayın Genel
Başkanımız Devlet Bahçeli Beye. O gece yaşadığım
bir olay var, olayı sizlerle paylaşıp birkaç
arkadaşımız var, onlara da buradan ayrıca teşekkür
etmek istiyorum. Gece saat üç sularında Belen ilçemize bağlı
Fatih Mahallesinde Petek Sitesi dediğimiz bir site var
-yaklaşık 300-400 konutlu bir site- buraya yangın 10 metre kadar
yaklaşmıştı. O gece bizler de oradaydık, on metrelerce
yükseklikteki yangın o sitelere ulaşmasın diye itfaiye hortumunu
eline alıp o yangının içerisine atlayan Belen Belediye
Başkanımıza, AK PARTİ Milletvekili Sayın Abdulkadir
Özel Beye, yine Seyfullah Gürbüz Beye, Cihan Akyürekoğlu Beye, Hasan
Güccük ve Ömer Yücel Beye huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.
Değerli milletvekilleri, şüphesiz Türkiye
Cumhuriyeti devleti güçlü ve muktedirdir, neresi yanmışsa, nereleri
yakılmışsa ümidimiz eskisinden daha da yeşile
kavuşmasıdır. İnanıyoruz ki bütün imkânlar seferber
edilerek facianın yaraları sarılacak, zarar ve ziyanlar
gecikmeye mahal bırakılmadan telafi edilecektir.
Hiç şüphesiz yanan ormanlarımız kadar
içimizi yakan bir diğer husus da yangına paralel olarak sosyal
medyada kendilerine ateşin çocukları ismini veren soysuz ve alçak
bir grubun yapmış olduğu paylaşımlardır. Fakat
bildiğimiz bir şey varsa o da şudur: Bunlar iblisin
çocukları, ihanetin çakallarıdır. (MHP ve AK PARTİ
sıralarından alkışlar) Kimin çocukları oldukları
esasen meçhul olan bu şerefsizlerin en kısa sürede yakalanıp
yaktıkları kadar yakılmaları, dahası
yaptıkları bu eylemlerden dolayı hesaba çekilmeleri en acil
hukuk ihtiyacıdır.
Kahramanlarımız vatan ve millet sevgisiyle
dolu göğüslerini yanan ateşe siper ederken sosyal medyada âdeta yeni
bir terör dalgası estirerek Türk milletine ve onun değerlerine
saldıran, bu yangını üstelenen bölücü örgüt menşeli
hesapların da defteri dürülerek hak ettikleri cevap başta
Hataylılar olmak üzere Türk milletinin her bir ferdi tarafından
yüzlerine çarpılacaktır.
Değerli milletvekilleri, yangının
seyri Sayın Bakanımızın da ifadesiyle bir sabotaj
ihtimalini kuvvetli bir şekilde düşündürmektedir. Devletimizin bu
konuda araştırmaları sürmektedir ancak Hataylılar da sosyal
medyada kendilerine yapılan bu saldırıyı cevapsız
bırakmamıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
LÜTFİ KAŞIKÇI (Devamla) Bizler, dün
İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığına tespit
ettiğimiz hesaplarla ilgili olarak bir suç duyurusunda bulunduk. Bu sosyal
medya saldırıları birkaç ay önce tartışılan ve
yüce Meclisin oylarıyla kanunlaşan sosyal medya yasasının
önemini bir kez daha ortaya koymuştur.
Elbette orman yangınlarını önlemek
hususunda gerekli önlemler alınmalı ve başlayan orman
yangınlarına süratle müdahale edilmelidir. Kasıt şüphesi
taşıyan yangınlarla ilgili soruşturmalar titizlikle
yürütülmeli ve varsa suçlular adalet önüne çıkarılmalıdır.
Ancak tüm bunlar yapılırken sosyal medyada meydanı boş
zannederek Türk milletinin değerlerine yazılı ve sözlü
saldırılarda bulunanlar da ısrarla takip edilmeli ve en az suçu
işleyenler kadar ceza almaları sağlanmalıdır. En
azından erişimleri engellenmek suretiyle milletimizi tahrik ve
kışkırtmalarının önüne muhakkak geçilmelidir.
Ayrıca, yangın devam ederken ısrarla
yanan yerler ve maden ocakları arasında bir ilişki kurmayı
zorlayan ve olası bir sabotaj eylemi karşısında hedef
şaşırtan basın-yayın organlarına da kesinlikle
dikkat edilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
LÜTFİ KAŞIKÇI (Devamla) Değerli
milletvekilleri, ormanlarımızın korunması hem ülkemiz hem
de dünyamız için büyük önem taşımaktadır. Yurdumuzun da
içinde yer aldığı iklim kuşağının orman
yetiştirmeye çok elverişli olmaması, tahrip olan ekosistemin
yeniden orman yetiştirmeye hazır duruma gelmesinin zaman alması,
topoğrafik yapımızın bozulmaya yatkın olması
mevcut ormanlarımızın korunmasının önemini daha da
arttırmaktadır.
Unutmayalım ki ormanlar gerek
sağladıkları faydalar gerek yok olduklarında ortaya
çıkan sonuçlar itibarıyla sadece ülkemiz için değil
insanlık için de son derece önemli varlıklardır.
Son olarak şunu ifade etmek isterim ki Tayfur
Sökmenin memleketini, Mustafa Kemal Atatürkün emaneti olan Hatayı
hiçbir güç karıştıramayacaktır.
Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
(MHP, AK PARTİ ve İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Gündem dışı üçüncü söz,
Türkiyede ve özellikle Hatayda son dönemde ortaya çıkan orman
yangınları hakkında söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın
Hüseyin Yaymana aittir.
Buyurun Sayın Yayman. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
3.- Hatay Milletvekili Hüseyin
Yaymanın, Hatay ilinde yaşanan orman yangınlarına
ilişkin gündem dışı konuşması
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Gazi Meclisimizi ve ekranları
başındaki başta Hataylı hemşehrilerimiz olmak üzere
yüce Türk milletini saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Sayın Başkanım, size de yeni yasama
döneminde başarılar diliyorum.
Bütün Türkiyeyi etkisi altına alan,
farklı coğrafyalarda ortaya çıkan yangınlar için bütün
hemşehrilerimize, bütün vilayetlerimize geçmiş olsun dileklerimizi
iletiyorum. Hatay Samandağda başlayan, Antakyaya kadar uzanan,
Belenden Arsuza kadar devam eden, Pozantıda, Kozanda,
Andırında, Kahramanmaraşta, Osmaniyede, Trabzonda, Egedeki
bütün orman yangınlarında hayatını kaybeden, yaban
hayatında yok olan bütün varlıklara, canlılara üzüntümüz
gerçekten sonsuzdur. Ağaçlarımızın yanması gerçekten
yeri doldurulamayacak büyük bir boşluk yaratmıştır ama
burada sözlerimin başında Cumhurbaşkanımız Recep
Tayyip Erdoğanın talimatıyla 5 Eylüldeki orman
yangınına gelip doksan üç saat boyunca Hatayda bulunan ve karavanda
kalarak yangının söndürülmesini baştan sona takip eden
Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirliye, dünkü Belen
yangınından sonra yine Cumhurbaşkanımızın
talimatlarıyla gelip acımızı paylaşan Sayın
İçişleri Bakanımız Süleyman Soyluya, bizi uzaktan
yakından arayan bütün dostlarımıza, milletimize
şükranlarımızı sunuyoruz; onların desteği,
onların duası bizim için güç olmuştur.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; orman yangınları sadece ülkemizi değil,
dünyayı da etkilemektedir. Brezilyadan Amerikaya, Amerika Birleşik
Devletlerinden Avustralyaya kadar pek çok bölgede aylarca süren, günlerce
süren, milyonlarca hektar alanı yakan orman yangınları
yaşanmıştır. Bizim Hatayımızda da önce Samandağda
Seldiren ve Yeniköyde başlayan, Hezendüzünü etkisi altına alan,
daha sonra, geçen hafta da yine Belende başlayan ve bizim
Kışlak, yine Nergizlik Mahallelerimizi, İssumeyi, Beleni
etkisi altına alan, Karahüseyinli Mahallemizi etkisi altına alan orman
yangınında çok şükür Allaha ki bir
vatandaşımızın dahi burnu kanamamıştır, bir
vatandaşımızın dahi canına zarar gelmemiştir; bu,
çok çok önemli bir gelişmedir.
Yine, Çevre ve Şehircilik
Bakanlığımızın, Tarım ve Orman
Bakanlığımızın ve AFAD yetkililerinin
çalışmaları devam etmektedir. Bu bölgedeki hasar tespiti bir an
önce yapılacak ve vatandaşlarımızın -can kaybı
olmadı- mal kayıpları bir an önce yerine getirilecektir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; burada şunun altını çizmemiz lazım: Bu yanan
bölgeyle ilgili pek çok spekülasyon yapılmaktadır. Yangının
en başından beri Sayın Valimizle, yine Hacı Bayram
Türkoğlu Vekilimizle, Abdulkadir Özel Vekilimizle, yine Sabahat Özgürsoy
Çelik, Hüseyin Şanverdi Vekillerimizle, il başkanımız ve
teşkilatımız, Orman teşkilatı, belediyelerimiz,
güvenlik kuvvetlerimiz, yine pek çok insanımız, hepsinden önemlisi
çok değerli vatandaşlarımızın seferberlik duygusuyla,
cansiparane çalışmalarıyla, çok şükür Allaha, bu
yangınlar kontrol altına alınmıştır.
Maalesef, Hatayda bir şer çetesi,
şebekesi sürekli buradaki o yanan ormanlarla ilgili spekülasyonlar
yapmaktadır. Sayın Bakanımızın açıklamasına
rağmen, burada, art niyetli insanlar, karanlık atmosferde kendilerine
bir yol bulmaya çalışmaktadır, yine bulanık suda balık
avlamaya çalışmaktadır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bir kez
daha sesleniyoruz: Yanan ormanlar devletimizin anayasal güvencesi
altındadır. Bütün alanlar yeniden
ağaçlandırılacaktır ve bu alanların hiçbir
şekilde maden ocağına tahsisine, bu alanların hiçbir
şekilde tarım alanı olarak kullanılmasına,
yapılaşmasına asla müsaade edilmeyecektir. Bu konuda, bugün
Sayın Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli Beyin
yaptığı bir açıklama var, bunun da ben çok çok önemli
olduğunu düşünüyorum. Sayın Bakanımızın
söylediği husus şudur: Hatayda yanan orman alanlarının
bir metrekaresi dahi yapılaşmaya açılmayacaktır ve bütün bu
alan baştan sona ağaçlandırılacaktır. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Belendeki yangının başlamasından itibaren
bütün Türkiyenin tek yürek olup Ciğerlerimiz yanıyor.
anlayışı içerisinde Hataya sahip çıkması konusunda
sivil toplum kuruluşlarımızdan spor camiasına, vatandaşlarımızdan
bütün milletimize şükranlarımızı sunuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) Onların bu
desteği olmasa biz, belki bu motivasyonla, yangınların sönmesi
konusunda bu kadar cansiparane çalışamayacaktık.
Yine, Sayın Tarım ve Orman
Bakanımızın talimatları doğrultusunda, 11 Kasımda
Hatayımızda, bu bölgede ağaçlandırma faaliyeti
başlayacaktır. Geçen sene içerisinde sadece Hatayımıza 1
milyon 333 bin adet fidan dikilmiştir; bu, gerçekten Geleceğe Nefes
Ol Kampanyası doğrultusunda, hepimizi çok çok gururlandıran,
hepimizi mutlu eden bir durumdur. Biz, Hatayda Söz konusu Hatay ise gerisi
teferruattır. diyerek bu yaraların sarılması konusunda
bütün siyasetçiler olarak el birliğiyle çalışıyoruz ve
buradan, Türkiye Büyük Millet Meclisinden bu şer çetesine sesleniyoruz:
Siz ne derseniz deyin, kimin çocuğuysanız çocuğu olun, biz
Allaha şükür bu aziz milletin, Türk milletinin çocuğu olmaktan gurur
duyuyoruz ve size en büyük cevabı milletimiz verecektir. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HÜSEYİN YAYMAN (Devamla) Sayın
Başkanım, müsamahanız için teşekkür ediyorum, nezaketinize
teşekkür ediyorum. Bu konu önemlidir çünkü gerçekten orman
yangını üstünden ülkemizi karıştırmak isteyenler,
Hatayın medeniyetler coğrafyasını, medeniyetler
beşiğini karıştırmak isteyenler gerçekten hak
ettikleri cevabı milletimizden alacaktır. Biraz önce Cumhur
İttifakımızın çok değerli milletvekili Sayın
Lütfi Kaşıkçı kardeşim konuştu. Gerçekten, biz bu
konuşmaların altına imza atıyoruz, o, benim
konuşmamın altına imza atıyor, ben, onun
konuşmasının altına imza atıyorum. Burada,
aslında Cumhuriyet Halk Partili milletvekilimiz de konuşacaktı
ve bu şer çetesine karşı biz, yekvücut olarak gerçekten Hatay
-Mustafa Kemal Atatürkün dediği gibi- benim şahsi meselemdir. Hatay,
bir devlet olmak yerine bu ülkenin bir vilayeti olmayı tercih eden Tayfur
Sökmenlerin mirasıdır ve bu konuda baştan sona bize destek olan
Sayın Cumhurbaşkanımıza, bizleri arayan, soran ve bu
konuları yakından takip eden Sayın
Cumhurbaşkanımıza, bakanlarımıza sizlerin huzurunda
bir kez daha şükranlarımızı sunuyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım
BAŞKAN İzin verir misiniz, bir dakika
V.- OTURUM BAŞKANLARININ
KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı TBMM
Başkan Vekili Haydar Akarın, Hatay ilinde yaşanan orman
yangınları nedeniyle Hataylılara geçmiş olsun
dileğinde bulunduğuna, ormanlara ve her türlü canlıya zarar
verenleri lanetlediğine, 13 Ekim Ankaranın başkent
oluşunun 97nci yıl dönümünü kutladığına ilişkin
konuşması
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, evet,
Hatayı ben de çok önemsiyorum hepinizin olduğu gibi, ben de bir iki
şey söylemek istiyorum: Zengin bir kültür birikimine sahip, ezan, çan ve
hazan sesinin birbirine karıştığı; Müslüman,
Hristiyan, Musevi gibi farklı dine inananların barış, sevgi
ve kardeşlik içerisinde yaşayabildiği, hoşgörünün
başkenti olarak adlandırılan ve dünyaya örnek bir kent olan Hatayımızda
belirli aralıklarla meydana gelen yangınlar, bu kardeşlikten
rahatsız olan bazı vatansızların olduğunu
aklımıza getirmektedir. Bu beyhude çabalar her ne kadar
kardeşliğe ve birliğimize zarar veremeyecek olsa da ülkemizin
birçok yerinde çıkan yangınlarla aynı amaçta
olmadığı anlaşılmaktadır. Orman
yangınlarının caydırıcılığı
hususunda gerekli kanuni düzenlemeleri yapmak Türkiye Büyük Millet Meclisi
olarak hepimizin sorumluluğu olup ayrıca bunları önlemek ve
gerekli tedbirleri almak yürütmenin görevidir. Hatayımızda
yaşayan her bir vatandaşımıza ayrı ayrı
geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, amaç ne olursa olsun
ormanlarımıza ve her türlü canlıya zarar verenleri lanetliyorum.
Bugün Kurtuluş Savaşımızın
karargâhı, Türkiyenin kalbi Ankaranın başkent oluşunun
97nci yıl dönümü. Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk
olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anıyor,
Ankaranın başkent oluşunun 97nci yılını
kutluyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Buyurun Özgür Bey.
VI.- AÇIKLAMALAR
1.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, bir
alt mahkemenin Anayasa Mahkemesi kararını
tanımadığını ilan etmesiyle olağanüstü bir gün
yaşandığına ve bu durumun değerlendirilebilmesi için
Genel Kurulun ara vermesini talep ettiklerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
olağanüstü bir gün yaşıyoruz, Türkiyede Anayasanın âdeta
askıya alındığı olağanüstü bir gün
yaşıyoruz. Elbette, Türkiyenin bir anayasasızlaştırma
süreci içinde olduğunu söylüyoruz, bu konuda çok kuvvetli emareler devam
ediyor ama bugün bir kilometre daha aşılmış durumda ve bir
alt mahkeme Anayasa Mahkemesi kararını
tanımadığını ilan etti. Bu olağanüstü durumda,
Mecliste çok nadir olan bir şekilde Sayın Genel
Başkanımız geldiler ve gündem dışı konuşmada
bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundular. Diğer grupların
Sayın Grup Başkan Vekilleriyle de ben temas ettim ve size de
talebimizi dile getiriyorum. Kısa bir ara talep ediyoruz ve grubumuzun,
diğer Grup Başkan Vekillerinden içinde bulunduğumuz durumu
değerlendirmek üzere bir talebi olacaktır, onu iletmek üzere sizin
Başkanlığınızda kısa bir toplantı talebimiz
var efendim.
BAŞKAN Teşekkür ediyorum Sayın
Özel.
Başka söz isteyen Grup Başkan Vekili var
mı?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Evet.
BAŞKAN Buyurun Sayın Turan.
2.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, Manisa Milletvekili Özgür Özelin yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ve Genel Kurul
çalışmalarına ara vermek yerine yasama faaliyetlerine
yoğunlaşacak usullerin öne çıkarılması
gerektiğine ilişkin açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Sayın Başkan,
değerli arkadaşlar; öncelikle partiler arasında sürekli bu tarz
taleplere nezaket gereği uyulur ve ara verilir. Ara vermede bir sorun yok;
verelim, çayımızı içelim, dertleşelim, konuşalım
meselelerimizi. Ancak bu konuda, az önce Sayın Genel Başkanın
konuşmasında da yine, Genel Başkanlara olan nezaketimizden
dolayı cevap vermeyi asla doğru bulmadık ama Özgür Bey konuyu
tekrar açınca tekrar değerlendirmek istedik.
Bu konu önemli bir konu, kabul ediyorum ancak bu
konuda, Anayasa Mahkemesinin bu ülkenin bir mahkemesi olduğu kadar,
Yargıtayın da diğer mahkemelerin de ağır cezanın
da bu ülkenin bir mahkemesi olduğunu bilerek karar vermekte fayda
olduğunun kanaatindeyim. Bir yargıya ilişkin
sıkıntı yaşanıyor, süreç yaşanıyor. Bu yargının
meselesi büyük oranda. O yüzden Meclisi bugün geç açtık, şimdi ara
verelim, hepsi kabul ama sadece gündemimizi bu diye düşünürsek başka
bir hataya başlamış oluruz. Biz yasama faaliyetleri için buradayız.
Konulara ilişkin kanaatlerimizi, görüşlerimizi kürsüden
aktarırız, bunları eleştiririz hatta daha öte söylüyorum,
bu tarz yargı krizlerinde, her krizde Meclisin kanaati önemli
olduğundan dolayı, CHP başta olmak üzere tüm partilerin konuya
ilişkin yasa teklifleri, hatta daha öteye gidiyorum, Anayasa değişikliği
talepleri varsa onları da değerlendiririz ama bunun yolu geç
başlamak, ara vermek tarzı usuller değil, tam aksine yasama
faaliyetlerine daha yoğunlaşacak usulleri öne çıkarmaktır
diye düşünüyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
Sayın Grup Başkan Vekillerim, yasama
faaliyetlerini daha hızlı ve düzgün götürebilmek için bu konunun da
bir şekilde sonuçlanması gerektiğini düşünüyorum çünkü
ilerleyen zamanda sürekli gündeme gelecektir Genel Kurulda.
İzninizle birleşime bir on dakika ara
vereyim, Grup Başkan Vekillerimizi arkaya çağıralım, bundan
sonraki yasama görüşmelerini daha, böyle, verimli bir şekilde
yapalım diyorum.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 16.08
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 16.21
BAŞKAN: Başkan
Vekili Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Üçüncü oturumunu
açıyorum.
Sayın milletvekilleri, şimdi sisteme giren
ilk 20 milletvekiline yerinden birer dakika söz vereceğim.
Sayın Arık? Herhâlde yok.
Sayın Kasap
3.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl
Kasapın, Kütahya ili Osmangazi Mahallesinde kentsel dönüşüm
nedeniyle yaşanılan mağduriyete ilişkin
açıklaması
ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Kütahyada yaklaşık 5 bin kişinin
yaşadığı Osmangazi Mahallesi kentsel dönüşüm
kurbanı oldu. Osmangazi Mahallesinde yaşayan
vatandaşlarımız yerinde dönüşüm istiyorlar. Kentsel dönüşüm
kararı alanlar, mahalle sakinlerini zorlayarak bu bölgeden
çıkmasını istiyorlar, adaletsizlik uygulanıyor. Mahallede
yaklaşık üç aydır internet yok.
Buradan soruyorum: İnsanları haksız
ve hukuksuz bir şekilde evlerinden etmek hangi vicdana sığar?
Kentsel dönüşüm uygulamasında hak ve özgürlüklerin korunması
gerekirken bu yapılan uygulama hukuksuzluğun bir sonucudur.
Hukuksuzluk Türkiyede her alanda ortaya çıkıyor. Tuzun koktuğu,
Anayasa Mahkemesi kararlarının bile uygulanmadığı bir
ülkede yaşıyoruz. Adalet bir gün hepimize gerekli olacak. Yine,
adalet, adalet, adalet diyoruz.
Teşekkürler Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın Çepni
4.- İzmir Milletvekili Murat Çepninin,
gözaltı ve tutuklamaların iktidarın yönetme biçimi olduğuna
ilişkin açıklaması
MURAT ÇEPNİ (İzmir) Teşekkürler
Başkan.
Gözaltı ve tutuklamalar iktidarın yönetme
biçimi olmuş durumda. Bu zor aygıtlarını
çıkartın, geriye üçüncü sınıf bir aile şirketi
kalıyor. Partimiz bileşenlerinden Ezilenlerin Sosyalist Partisi de
neredeyse her hafta, her ay yeni bir komplo operasyonuna maruz kalıyor. Eş
başkanları, yöneticileri, üyeleri gözaltına alınıyor,
tutuklanıyor. ESP kapitalizme, emperyalizme, faşizme ve her türden
gericiliğe karşı devrim ve sosyalizm mücadelesini program
edinmiş bir parti olarak bu saldırılardan elbette güçlenerek
çıkacaktır. HDP ve tüm demokrasi güçleri hak ve hakikat mücadelesinde
gücünü milyonlardan, saldıranlar da gücünü bir avuç sermaye patronundan
alırlar. HDP ve bileşenleri olarak bir kez daha
yanıtımız Umut dimdik ayakta. diyerek, örgütlenerek mücadeleyi
yükseltmek olacaktır.
BAŞKAN Sayın Kayışoğlu
5.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca
Kayışoğlunun, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Ülkemizde, maalesef insan hakları ihlalleri çok
yoğun olarak gerçekleştiği için, Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesinden aleyhimize çok karar çıktığı için, Adalet ve
Kalkınma Partisi Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı getirdi,
bununla da bugüne kadar gurur duydu, övündü. Anayasa Mahkemesine yapılan
başvurular da maalesef çoğaldı, insan hakları ihlalleri
çünkü gün geçtikçe artıyor. Bunlardan birisi de Milletvekilimiz Sayın
Enis Berberoğlunun yaptığı başvuruydu ve Anayasa Mahkemesi
bir ihlal kararı verdi fakat alt mahkeme, en üst mahkeme olan Anayasa
Mahkemesinin kararını tanımadığını
açıkladı kararında. Bu, hakikaten hukukçu olarak çok büyük bir
hayal kırıklığına uğrattı beni ve bütün
yurttaşlarımızı. O zaman, bu, bir infaz memuruna da o alt
mahkemenin verdiği hükümleri uygulamama hakkı tanır mı
acaba?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Aydın
6.- Bursa Milletvekili Erkan
Aydının, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa) Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Aslında, bugün eczacılıkla ilgili bir
konuda konuşmayı planlıyordum ancak ülkemizde gündem o kadar
hızlı ilerliyor ki sabahtan öğleye, öğleden akşama
gündem değişiyor. Tam grup toplantımızı yaparken 14.
Ağır Ceza Mahkemesi bir karar verdi ve üst mahkeme olan Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili yeniden yargılanma
kararını yok saydı ve bu kararın üzerine bir hukuk garabeti
yarattı.
Ülkede adaleti öldürürseniz devletin öleceği,
devlet ölürse de ülkenin yok olacağı gerçeği varken ve
birilerinin Anayasa Mahkemesi kapatılsın, Sayıştay
raporları yok sayılsın, hatta Sayıştay kapatılsın.
dediği bir dönemde, sanırım yukarıdan gelen talimatlarla da
alt bir mahkeme en üst mahkemenin kararını yok sayarak yeniden
yargılanma talebini reddediyor. Bu hukuksuzluk bir gün gelir herkesi vurur
diyorum ve herkesi hukuka davet ediyorum.
BAŞKAN Sayın Aydemir
7.- Erzurum Milletvekili İbrahim
Aydemirin, Erzurum ili Olur ve Karaçoban ilçelerinde altın rezervleri
bulunması nedeniyle dadaşlar olarak Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı ile yatırımcılara minnettar
olduklarına ilişkin açıklaması
İBRAHİM AYDEMİR (Erzurum)
Başkanım, Olur ve Karaçoban Erzurumun 2 nadide ilçesi; Ahmet Yesevi
Hazretlerinin közünün düştüğü bereket yüklü mekânlar; insanları
munis, insanları halis; güzele açılan her kapıya onay veren
yapıdalar. Her 2 ilçenin fiziki yapıları ise tek kelimeyle
mükemmel; biri kuzeyimizde, diğeri güneyde. Bu 2 eşsiz yerde Allah
vergisi altın yatakları açığa çıktı. Olur
ilçemizde on yıllık çalışmalar sonrası bulunan
altından ekonomimize 400 milyon dolarlık katkı bekleniyor.
Karaçobandaki sahalarda ise tonda 2 grama yakın altının
olduğu tespit edildi. Bu durum, Erzurumun taşı
toprağı altın olduğu gerçeğini de netleştirdi.
Önümüzdeki zamanlar on binlerce istihdama ve milyarlarla ifade bulunan
kaynakların ülke ekonomisine aktarımına gebe. Dadaşlar olarak
çalışmaları yapan ve kolaylaştıran Enerji
Bakanlığımıza ve yatırımcılara
minnettarız.
BAŞKAN Sayın Ataş
8.- Kayseri Milletvekili Dursun
Ataşın, 696 sayılı KHKyle taşerondan devlet
kadrolarına veya kamuya ait şirketlere işçi statüsünde
geçiş yapan işçilerin mağduriyetinin giderilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
DURSUN ATAŞ (Kayseri) Teşekkürler
Sayın Başkan.
20/11/2017 tarihli 696 sayılı KHKyle,
kamuda taşeron yöntemiyle çalışan 900 bin işçi devlet
kadrolarına veya kamuya ait şirketlere işçi statüsünde
geçiş yapmıştır. Bu düzenlemeyle, geçiş yapan işçilerin
ücretleri 31/10/2020 tarihine kadar altı ayda bir sadece yüzde 4 zam
gelecek şekilde belirlenmiştir. Geçen üç yıl içerisinde bu
kardeşlerimizin maaşları asgari ücretin bile altında
kalmıştır. Ekonomik olarak zor duruma düşen işçi
kardeşlerimizin maaşları pandemiyle birlikte iyice
erimiştir. Sendikalar ile kamu arasında personel ücretlerine gelecek
artışların görüşmeleri devam etmektedir.
Bu kapsamda, uzun zamandır geçim
sıkıntısı çeken işçilerimize gereken zamlar
yapılmalı, düzenlemeden itibaren geçen üç yılın enflasyon
farkları da göz önünde bulundurularak mağduriyetlerinin giderilmesi
gerekir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Köksal
9.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu
Köksalın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin
Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına
ilişkin açıklaması
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) Sayın
Başkan, yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu
hakkında verdiği yeniden yargılanma kararını
tanımaması bir hukuk skandalıdır. Alt mahkemenin üst
mahkeme tarafından verilen bir kararı tanımadığı
bir ülkede hukukun üstünlüğünden, yargı
bağımsızlığından ve hukuk güvenliğinden söz
edilemez. Yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesince verilen kararı
tanımaması, tabiri caizse muhtarın valinin kararını
tanımaması gibidir. Kimse alt mahkemenin verdiği bu kararın
sadece yargıyı ilgilendirdiğinden bahsetmesin, verilen bu karar
siyasaldır.
Bizler hukukçu olarak biliyoruz ki hukuk fakültesine
girdiğimizde ilk öğrendiğimiz şey hukuk düzeni piramididir.
Şimdi, kafasına göre bu piramidi yok sayarak Anayasayı
açıkça ihlal edenlere ve kendilerini hukukçu olarak nitelendirenlere
yazıklar olsun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Özdemir
10.- İstanbul Milletvekili Sibel
Özdemirin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
SİBEL ÖZDEMİR (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Anayasa Mahkemesi, İstanbul
Milletvekilimiz Enis Berberoğlunun milletvekilliğinin hukuksuzca
düşürüldüğüne, yeniden yargılanmasına karar vermişti.
Ancak bugün bir yerel mahkeme, en yüksek mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin
kararını tanımayarak Sayın Berberoğlunun yeniden
yargılanmasına yer olmadığı kararıyla, ülkemizde
Anayasanın askıya alındığını, Anayasa
Mahkemesinin tanınmadığını ve kararının
uygulanmadığını açıkça ortaya koymuştur.
Hukuk devletinin olmazsa olmazı olan
bağımsız üst kurumların varlığının
tartışılması, tanınmaması ülkemizi çok büyük
felaketlere sürükleyecektir. Bu durum, bir milletvekilinin vekilliğinin
düşürülmesinin çok ötesinde, ülkemizde Anayasayı, hukuk devletini,
bağımsız kurumları yok eden, yok sayan
anlayışın en somut sonucudur.
Parlamento olarak, tüm milletvekilleri olarak
varlığımızın teminatı olan Anayasamıza ve
adalete hep birlikte sahip çıkma çağrısında bulunuyorum.
BAŞKAN Sayın Tutdere
11.- Adıyaman Milletvekili Abdurrahman
Tutderenin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına
ilişkin açıklaması
ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Bugün, Türkiye hukuk tarihine kara bir leke
düşmüştür; daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından Gazi Meclisin
bir üyesi olan Sayın Berberoğlu hakkında verilen hak ihlali
kararına rağmen, bugün 14. Ağır Ceza Mahkemesi gerçekten
hukuk tarihimize kara leke olarak geçecek bir kararla bu hak ihlalini
yerindelik kapsamında değerlendirip Türkiyedeki bütün hukuk
geleneklerini ve teamüllerini de yok sayarak siyasi bir karara imza
atmıştır. 14. Ağır Ceza Mahkemesi, bu kararıyla
hem Anayasamızı hem de uluslararası sözleşmeleri de ihlal
etmiştir. Buradan bu mahkemeye açıkça çağrıda bulunuyoruz:
FETÖ hâkimlerinin uygulamalarını aratmayan bu uygulama hukuka
darbedir. Bütün herkesi Anayasaya ve hukuka uymaya davet ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Durmuşoğlu
12.- Osmaniye Milletvekili Mücahit
Durmuşoğlunun, yaşanılan pandemi sürecine rağmen
gayrisafi yurt içi hasıla oranının yüzde 0,9 büyüdüğüne,
Osmaniye ilinin 2019 yılında Türkiyenin en hızlı büyüyen
illerinden olmayı başardığına ve Cumhurbaşkan
Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde istikrarın süreceğine
ilişkin açıklaması
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Dünya ekonomilerini durma noktasına getiren
yüzyılın felaketi pandeminin etkilerini hissedeceğimiz ikinci
çeyrekte kötümser tabloların aksine gayrisafi yurt içi hasıla
oranımız, dünya ülkelerine kıyasla iyi bir sonuç vererek yüzde
0,9 büyüdü.
Seçim bölgem Osmaniye, 18,3 milyon TL gayrisafi yurt
içi hasılayla 2019 yılında Türkiye'nin en büyük 37nci ekonomisi
olurken Türkiye genelinde en hızlı büyüyen üçüncü il olmayı
başararak büyüyen ve güçlenen Türkiye ekonomisinde yerini aldı. Bu
başarıya imza atan değerli sanayicilerimizi ve
çalışanlarımızı tebrik ediyorum. İnşallah,
2023 hedeflerimize her geçen gün daha da yaklaştığımız
bu günlerde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğan liderliğinde gerçekleştirilen yeni ekonomi programımız
ışığında ülkemizi ekonomide bir üst lige
çıkaracak sürdürülebilir politikaları gerçekleştirmek için gece
gündüz demeden çalışmaya devam edeceğiz.
İstikrar sürecek, ekonomimiz büyüyecektir
diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Kaya?
Sayın Taşkın
13.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur
Taşkının, Ahilik Haftasına ilişkin
açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Bilindiği gibi 8-12 Ekim, Ahilik Kültür
Haftası olarak kutlanmaktadır. Ahilik, ticari ve sosyal hayatta
ahlaki değerler ile meslek ilkelerini birleştiren köklü bir manevi
terbiye ocağıdır. Ahilik teşkilatının günümüz
temsilcileri esnaf ve sanatkârlardır. AK PARTİ olarak on sekiz
yıllık iktidarımızda esnaf ve
sanatkârlarımızın lehine birçok düzenleme gerçekleştirdik.
Perakende sektörünü esnaf ve sanatkârların talepleri doğrultusunda
düzenleyen kanun çıkardık, vergi mevzuatında düzenlemeler
yaptık. Ekonomik İstikrar Kalkanı kapsamında esnaf destek
paketi ve işletme kredisi paketlerini hayata geçirdik. AK PARTİ
olarak her zaman esnafımızın yanında olduk, olmaya da devam
edeceğiz.
Bu vesileyle tüm esnaf ve
sanatkârlarımızın Ahilik Haftasını kutluyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Özkan
14.- Mersin Milletvekili Hacı
Özkanın, Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ülke için olduğu kadar
bölge için de güvenlik ve refah istendiğine ilişkin
açıklaması
HACI ÖZKAN (Mersin) Teşekkürler Sayın
Başkan.
Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak ülkemiz için
olduğu kadar bölgemiz için de güvenlik ve refah istiyoruz. Kendi
güvenliğimizi ve refahımızı
komşularımızın da zayıflığında veya
güvensizliğinde aramıyoruz. Ülkemizle sorunları masada çözmek
isteyenler için Türkiye, kapasitesi yüksek bir müzakere devletidir. Türkiye
haklarını koruma konusunda hiçbir tehdide boyun eğmeyecek kadar
kudretli bir devlettir. Hiç kimseye peşkeş çekecek ne çakıl
taşımız ne de bir damla suyumuz var. Kara vatanımız,
mavi vatanımız ve gök vatanımız konusunda dünyanın en
kararlı milletiyiz. Milletimizin hak ve menfaatlerini sonuna kadar
tavizsiz savunacağız.
Akdenizde kutlu sefere çıkan ve müjdeli
haberlerini beklediğimiz Oruç Reisin yolu açık olsun diyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın Gaytancıoğlu
15.- Edirne Milletvekili Okan
Gaytancıoğlunun, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Gandinin önemli bir sözü var: Adaletsizliği
adaletle yıkmak gerekir. Ne kadar güzel ve anlamlı bir söz. Halk
arasında da şöyle bir söz vardır: Suçlunun beraat ettiği
yerde yargıç hüküm giyer. İşte sizin yargınız bugün
hüküm giymiştir. Halk tarafından seçilen milletvekilimizin
yargılanması bitmiş, aklandığı Anayasa
Mahkemesince onaylanmış ve görevine kaldığı yerden
devam etmesi gerekirken yerel mahkeme Anayasa Mahkemesinin kararını
hiçe saymıştır. Ne diyelim, sizin yönettiğiniz adalet
sistemi şaibelidir ama yine de adalet, koşulsuz talebimizdir. Adalet,
bir gün gelecek herkese lazım olacak.
BAŞKAN Sayın Tanal
16.- İstanbul Milletvekili Mahmut Tanalın,
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına ilişkin
açıklaması
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Sayın Enis Berberoğlu hakkındaki
Anayasa Mahkemesi kararı, hem eğitici hem öğretici mahiyette bir
karardır. 26ncı Dönem Sayın Berberoğlunun
dokunulmazlığı kaldırılmış ise sonraki
seçimde -27nci Dönemde- tekrar milletvekili seçildiği için Anayasanın
83üncü maddesi uyarınca tekrar dokunulmazlığı
kazanmıştır. Berberoğlu 27nci Dönemde tekrar milletvekili
seçildiği için Anayasanın 83üncü maddesi uyarınca yeniden
seçildiği döneme ilişkin Meclis kararı olmadıkça
tutulamayacağı, sorguya çekilemeyeceği, yargılanamayacağı
için mahkeme tarafından Anayasanın 19uncu maddesindeki kişi
güvenliği ihlal edilmiştir. Ayrıca Enis Berberoğlunun
Anayasanın 67nci maddesindeki seçilme ve siyasi faaliyette bulunma
hakkı ihlal edildiği için Anayasa Mahkemesi kararı
bozmuştur. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri
Hakkında Kanunun 50nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
bu kararın tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan
kaldırılması gerekiyor. Türkiye Büyük Millet Meclisinde
milletvekili olarak Enis Berberoğlunun göreve devam etmesi kanuni bir
zorunluluktur.
BAŞKAN Sayın Bankoğlu
17.- Bartın Milletvekili Aysu
Bankoğlunun, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
AYSU BANKOĞLU (Bartın) Evet, bugün
Türkiyede Anayasa bir kez daha yok sayılmıştır.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi hukuk dışı bile
diyemeyeceğimiz bir karara imza atarak Anayasa Mahkemesini
tanımadı ve Enis Berberoğlu hakkında yeniden yargılama
yapmayı reddetti. Hâlbuki Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 50nci maddesinin ikinci
fıkrası açık, ilk derece mahkemesinin yeniden yargılamada
takdir yetkisi yoktur. Buradaki yeniden yargılama, usul hukukundaki
yargılamanın yenilenmesinden de farklıdır. Sadece bu karar
bile iktidarın hukuku getirdiği vahim noktanın net
örneğidir diyorum. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı
yayınlandığı anda aslında Enis Berberoğlu
hakkı olan milletvekilliği sıfatını
kazanmalıydı. Anayasa madde 83ün dördüncü fıkrası
dokunulmazlığın yeniden kaldırılması
şartını zaten getiriyordu. Bir gün adalet hepimize lazım
olacak diyorum ve iktidar vekillerine de bunu buradan bir kez daha
hatırlatma gereği duyuyorum.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Demir
18.- İstanbul Milletvekili Mustafa
Demirin, Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tüm önlemler
alınarak coronavirüs salgını nedeniyle ara verilen yüz yüze
eğitime ilkokullar ile 8 ve 12nci sınıflarda yeniden
başlandığına ilişkin açıklaması
MUSTAFA DEMİR (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Pandemi döneminde Millî Eğitim
Bakanlığımız geleceğimiz olan çocukların bu
duruma alışmalarını hızlı ve yenilikçi
adımlarla sağlamıştır. Eğitim canlı
derslerle çevrim içi hâle getirilerek sınıf ortamı oluşturulmuş
ve başarılı da olunmuştur. Öğretmen
arkadaşlarımız sadece eğitimle değil, gönüllü olarak vefa
gruplarında çalışarak özel hizmetlerde bulundular, kendilerine
teşekkür ediyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanımızın
açıkladığı üzere bu hafta ilkokullarda, 8inci ve 12nci
sınıflarda yüz yüze eğitime başlandı.
Başkanlığımız ve Bakanlığımız
öğrencilerimizin sağlığı için tüm önlemleri aldı
ve yüz yüze eğitim için gerekli hazırlıkları yaptı.
Elbette, uzaktan veya EBA üzerinden yapılan eğitim ile yüz yüze
eğitimi bir tutamayız. Bakanlığımızın,
öğretmenlerimizin ve velilerimizin desteğiyle bu süreci verimli
geçiriyor, tüm çocuklarımıza ve eğitim
çalışanlarına sağlıklı bir eğitim dönemi
diliyoruz.
BAŞKAN Sayın Karasu? Yok.
Sayın Barut? Yok.
Sayın Kaplan, buyurun.
19.- Gaziantep Milletvekili İrfan
Kaplanın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
İRFAN KAPLAN (Gaziantep) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Meclis Genel Kurulunda haksız hukuksuzca,
Anayasa ayaklar altına alınarak sadece iktidar partisinin ve
ortağının parmak çoğunluğuyla milletvekilliği
düşürülen İstanbul Milletvekilimiz Enis Berberoğlu için yerel
mahkeme, en üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesinin kararını
tanımamıştır. Bu karar, Enis Berberoğlunun
milletvekilliğinin siyasi nedenlerle, sarayın talimatıyla
düşürüldüğünün açık bir kanıtı ve hukuksuzluğun
ibret vesikası olarak demokrasi tarihimizde kara bir leke gibi yerini
alacaktır.
Millî irade, bağımsız yargı,
hukukun üstünlüğü gibi dilinizden düşürmediğiniz
kavramların bu ülkede yok hükmünde olduğu bir kez daha ortaya
çıkmıştır. Hukuk güvenliğini ortadan kaldıran bu
karar yok hükmünde olduğu gibi ayrıca görev suçudur. Talimatla
çalışan yerel mahkeme hukuku katletmiştir.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Yılmazkaya.
20.- Gaziantep Milletvekili Bayram
Yılmazkayanın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Hukuk devletinin olmazsa olmazı olan
bağımsız üst mahkemelerin tartışılması,
tanınmaması ülkemizi çok büyük felaketlere sürükleyecektir. Adalet
bir gün herkese lazım olacaktır. Hatta belki de gün gelecek bu
Parlamento çatısı altındaki birçok arkadaşımıza
lazım olacak. Bu nedenle, adaletin önemi herkes için değerlidir.
Milletvekilimiz Enis Berberoğlu için yerel
mahkemenin üst mahkeme olan Anayasa Mahkemesi kararını
tanımaması bariz hukuksuzluk, adaletsizliktir. Verilen karar herkes
tarafından biliniyor ki siyasal bir karardır. Bu durum bir
milletvekilinin vekilliğinin düşürülmesinin ötesinde, bariz
adaletsizliğin en büyük örneğidir. Adaletin bir gün hepimize gerekli
olduğu bilinciyle bu yüce heyetin en kısa sürede tam adaletin
sağlanacağı noktaya geleceğine inanıyorum. Parlamento
olarak, tüm milletvekilleri olarak, varlığımızın
teminatı olan Anayasamıza ve adalete hep birlikte sahip çıkma
çağrısında bulunuyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Kılıç
Yok.
Sayın Esgin
Yok.
Sayın Şeker
Yok.
Sayın Karaduman
Yok.
Sayın Baltacı
Yok.
Sayın Bulut
Yok.
Sayın Gül Yılmaz
Yok.
Sayın Karahocagil
Yok.
Sayın Aydoğan
21.- İstanbul Milletvekili Turan
Aydoğanın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
TURAN AYDOĞAN (İstanbul)
Teşekkürler Sayın Başkanım.
Anayasanın 14üncü maddesi Anayasa
hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan
temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha
geniş şekilde sınırlandırılmasını
amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde
yorumlanamaz. diyor.
Enis Berberoğlu davasında ilk derece
mahkemesi bir Anayasa suçu işlemiştir. Enis Berberoğluna bu
madde hükmü yok sayılarak hak ihlali yapmaktadır. Buradan soruyorum:
Daha ne kadar mahkemeleri siyasi saldırganlık için kullanır hâle
devam edeceğiz? Daha ne kadar Anayasa Mahkemesini tezyif edeceğiz?
Daha ne kadar Anayasa ihlali yapıp Anayasa suçu işleyeceğiz?
Daha ne kadar hâkimleri küçük düşüreceğiz? Daha ne kadar adaletsizlik
yapıp herkese dilsiz şeytan rolü oynayın diyeceğiz?
Enis Berberoğlu Türkiye Büyük Millet Meclisinin
üyesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisini Başkanına rağmen göreve
davet ediyorum.
BAŞKAN Sayın Kaya
22.- Ankara Milletvekili
Yıldırım Kayanın, İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
YILDIRIM KAYA (Ankara) Sayın Başkan, çok
teşekkürler.
Anadolu toprakları, adalet duygusuyla var oldu.
Doksan yedi yıl önce bugün adalet duygusuyla Ankara başkent
yapılmıştı ama ne yazık ki bugün, adalet duygusunun
yok edildiği, hukukun, adaletin yasaların ve nihayetinde
Anayasanın ayaklar altına alındığı bir günü
yaşıyoruz.
Medeniyet, özgür düşünce,
insanlığın geleceği, adalet duygusuyla yaşar. Bugün
Enis Berberoğluna intikam duygusuyla yaklaşanlar, Anayasayı
çiğneyenler, unutmasınlar ki bu Anayasa, bu hukuk onlara da bir gün
lazım olacak.
Türkiye Büyük Millet Meclisi hukuk
dışı acele bir karar alarak Enis Berberoğlunun
milletvekilliğini düşürmüştü, şimdi de bir yerel mahkeme
Anayasa Mahkemesi kararını tanımayarak Türkiye Büyük Millet
Meclisinin yaptığı alelacele yanlışa bir
yanlış daha eklemiştir. Hukuksuzluk mutlaka mahkûm edilmelidir.
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
Şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin
söz taleplerini karşılayacağım.
İYİ PARTİ Grup Başkan Vekili
Sayın Dursun Müsavat Dervişoğlu, buyurun.
23.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat
Dervişoğlunun, 13 Ekim Ankaranın başkent oluşunun
97nci yıl dönümüne, TBMM Başkanlığına sunulan
Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 3üncü maddesine, Enis
Berberoğlunun milletvekilliğinin düşürülmesi hadisesinin
başlı başına hukuki bir garabet içerdiğine ve Anayasa
Mahkemesi kararına rağmen bir yerel mahkemenin Yeniden yargılanmasına
mahal yoktur. kararını sadece bir hukuki karar olarak telakki
edebilmelerinin mümkün olmadığına, adalet duygusunun
zedelenmesinin toplumdaki bütün müesseseleri zedeleyeceğine ilişkin
açıklaması
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
(İzmir) Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum ve Genel
Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
Millî Mücadelemizin maddi ve manevi kalesi
Ankaranın başkent oluşunun 97nci yıl dönümünü hep
birlikte idrak ediyoruz. Vatanımızın düşman işgalinden
kurtulması sonrasında yeni kurulacak devlet için doğan
başkent ihtiyacı üzerine Ankaranın oynadığı
siyasi ve stratejik rol, Ankaranın başkent
yapılmasının önemini ortaya koymuştur.
Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanun tekliflerini
tartışıyoruz, aynı zamanda hukuki birtakım
tartışmalara da vesile olan kararlar üzerinde görüş
belirliyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yasaların
yapıldığı yerdir. İktidar, ne zaman ki menfi bir yasal
düzenlemeyi toplumun gözünden kaçırarak kanunlaştırmak istese,
birbiriyle hiç ilgisi olmayan birçok konudaki değişikliği âdeta
bulamaç hâline getirerek, adına da torba yasa diyerek yüce Meclisin
gündemine taşıma yolunu tercih ediyor. Nitekim 5 Ekimde Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına sunulan Elektrik Piyasası
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifinde de siyasi iktidarın yine aynı yola tevessül
ettiğini gözlemliyoruz. Söz konusu kanun teklifinin 3üncü maddesi maden
şirketlerinin ruhsatları bitmesine rağmen faaliyetlerine devam
etmesini öngörüyor. Bunun anlamı şudur: Söz konusu madde
kanunlaştığı takdirde Kaz Dağlarını
katleden, yüz binlerce ağacımızı yok eden ve ruhsat süresi
dolmuş olmasına rağmen faaliyetlerini sürdüren Kanadalı
Alamos Gold şirketi ve onun uzantısı TÜPRAG şirketinin
ruhsatları uzatılmış olacak. Böylece, Kaz
Dağlarını tahrip etmesi söz konusu olan bu yabancı
şirketin 13 Ekim 2019 tarihinde sona ermiş ruhsatı muvazaa
yoluyla yeniden uzatılmış olacaktır. Bir memlekette
yabancı şirketler kanunlara tabi olmuyorsa kanunlar yabancı
şirketlere tabi olmuş demektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
(İzmir) Ancak unutulmasın ki Türkiye müstemleke değildir.
Şunu hatırlatmak isteriz: Böyle bir kanun teklifinde imzacı
olan, böyle bir kanun teklifine destek veren her bir Meclis üyesi, yabancı
maden şirketlerinin Türk yurdunda gerçekleştirdiği yağma ve
talana ortak olacaktır ve bu vebali bir ömür boyu sırtında
taşımak mecburiyetinde kalacaktır. Şimdiden ikaz ediyoruz:
Eğer gerçekten yerli ve millîlik iddiasında iseniz yalnızca
yabancı şirketlerin yararına, ancak doğamızın,
ormanlarımızın hilafına olan böyle bir menfi girişimi
derhâl durdurunuz. Türk milletinin size tevdi ettiği görevin gereğini
yapınız ve yabancı şirketleri değil;
ağacıyla, taşıyla, ekolojik dengesiyle,
toprağıyla bu güzel memleketi koruyunuz. Şu anda Türkiyede 118
yabancı firmaya 593 maden ruhsatı verilmiş durumdadır.
Memleketin tüm stratejik kaynaklarının yabancı şirketlere
pay edildiği bu düzen asla ve kata yerli ve millî olarak
tanımlanamaz; bu, olsa olsa talan düzeni diye tarif edilir.
İYİ PARTİ olarak Kaz Dağlarını, Torosları,
Karadenizi, Murat Dağını, kuzey ormanlarını, güney
Egeyi ve memleketteki her bir ağacı, toprak parçasını,
özetle, doğayı uluslararası sermayenin ve vahşi
kapitalizmin insafına bırakmama konusundaki
kararlılığımızı bir kere daha ilan ediyoruz.
Kanadalı bir maden firmasının çıkarlarına mahsus olmak
üzere bir kanun teklifini Gazi Meclisin huzuruna getirme teşebbüsünde
bulunanlara soruyoruz: Suriye sınırımızdaki terör
koridorunu bertaraf etmek amacıyla Barış Pınarı
Harekâtını başlattığımızda Türkiyeye silah
ambargosu kararı alan bir ülkenin şirketlerinin bu memleketin
doğasını talan etmesine ve imkânlarını,
kaynaklarını sömürmesine daha ne kadar seyirci kalacak, ne kadar müsamaha
göstereceksiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın
Başkan.
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
(İzmir) Çok değil, daha geçtiğimiz hafta Azerbaycan ordusunun
Dağlık Karabağda Türk SİHA ve İHAlarını
kullanmasından rahatsız olan Kanada Hükûmeti kendi ürettiği
kızılötesi kamera sistemlerinin Türkiyeye
satışını askıya aldı. Buna
karşılık Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı sömürge
ülkelerde bile görülmeyecek türden imtiyazları, teşvikleri
Kanadalı maden şirketinin hizmetine sunabilmek için Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına kanun teklifi sunuyor. Türkiye
Cumhuriyeti devleti doğasını, toprağını, yer
altı zenginliklerini yabancıların tüm mütecaviz
girişimlerinden korumaya muktedirdir. Zafiyet içinde olan Türk milleti
değil devletler arası ilişkilerin en temel kurallarından
biri olan mütekabiliyet ilkesini tesis edemeyen mevcut siyasi iktidardır.
Bunu hazırlamıştım ama Türkiye
Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu açılmadan önce de Sayın Enis
Berberoğluyla ilgili karar Mecliste gündeme geldi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
(İzmir) Zaten Sayın Enis Berberoğlunun
milletvekilliğinin düşürülmesi hadisesi başlı
başına bir hukuki garabet içeriyordu. 26ncı Dönemde
dokunulmazlığı kaldırılan ama 27nci Dönemde tekrar
seçilen bir milletvekilinin bir dönem önce kaldırılmış
dokunulmazlığı gerekçe gösterilerek Türkiye Büyük Millet
Meclisindeki görevinin sona erdirilmesi ve bunun sadece İç Tüzükte de
ifadesini bulan Meclis Başkan Vekilinin okumasıyla
gerçekleştirilmesi -o zaman da ifade etmiştik- kabul edilebilir
değil. Bir toplumda adalet duygusu zedelenirse zedelenmemiş hiçbir
müessese kalmaz. Bizim buradaki yasama faaliyetlerimizi denetlemekle görevli
olan yani bizi denetlemekle görevli olan Anayasa Mahkemesinin almış
olduğu kararın hilafına yerel mahkemelerde ya da alt
mahkemelerde karar alınmaya kalkışılması bile
düşünülmemesi icap eden bir şeydir.
Sayın Enis Berberoğlunun Anayasa
Mahkemesi kararına rağmen Yeniden yargılanmasına mahal
yoktur. kararının bir yerel mahkemeden çıkarılmış
olmasını da sadece bir hukuki karar olarak telakki edebilmemiz mümkün
değildir; bu, Hükûmeti ve iktidar grubunu da töhmet altında
bırakıyor. Enis Berberoğlunun yeniden Türkiye Büyük Millet
Meclisine dönmesi için atılması icap eden adımların
müştereken atılmasının gerekli olduğuna
inanıyoruz. Ayrıca bu konuda bir yasal düzenleme ya da buna
bağlı İç Tüzükte birtakım düzenlemelerin
yapılması ihtiyacı şayet kendini gösteriyorsa bu görevi
yapmak ve sorumluluğunu yerine getirmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin
görevleri arasındadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın
Başkan.
DURSUN MÜSAVAT DERVİŞOĞLU
(İzmir) Dediğim gibi, tekrarlıyorum: Adalet duygusunun
zedelenmesi, bir toplumdaki bütün müesseseleri zedeler, bu da iktidarı
töhmet altında bırakır. Açık ve net olarak söylüyorum:
Yerel mahkemelerin hükûmet adına karar veriyor izlenimi
doğurmasına vesile olan bu uygulamaların önce Hükûmet ve iktidar
grubu tarafından ele alınması gerektiği inancını
taşıdığımı belirtiyor, Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum efendim. (İYİ PARTİ ve
CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili
Sayın Muhammed Levent Bülbül.
Buyurun Sayın Bülbül.
24.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent
Bülbülün, 13 Ekim Ankaranın başkent oluşunun 97nci yıl
dönümüne, Hatay ilinde yaşanılan orman yangınlarının
ardından Osmaniye ve Trabzon illerinde meydana gelen orman
yangınlarında dahli olanların hukuken en acı bedeli
ödemelerini talep ettiklerine, 11 Ekim Pazar günü Ermenistan devletinin
Azerbaycanın Gence kentine düzenlediği 9 Azerbaycan
vatandaşının hayatını kaybetmesine sebep olan füzeli
saldırıyı nefretle kınadıklarına ve geçici
ateşkes sürecinde gerçekleştirilen bu saldırıların
savaş suçu ve insanlık suçu olduğuna, Karabağ
topraklarında fiilen işgal sona ermedikçe herhangi bir diplomatik
çabanın başarılı olamayacağına ilişkin
açıklaması
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) Teşekkür
ederim.
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
13 Ekim 1923 tarihinde Ankara ilimiz, Millet Meclisimizin almış
olduğu karar neticesinde Türkiye Cumhuriyeti devletinin başkenti
olarak kabul edilmiştir.
İstiklal mücadelemizin merkezi, karargâhı
olan, millî iradenin temerküz ettiği en önemli nokta olan ve Anadoluda Millî
Mücadelemiz sırasında en önemli nokta olan Ankaranın
başkent olması son derece önemlidir. Coğrafi olarak Türkiyenin
merkezinde yer alması ve jeopolitik avantajları nedeniyle böyle bir
tercihin yapıldığı düşünülse de millî idarenin ve
Millî Mücadelenin en üst seviyede verildiği ve Türkiye Cumhuriyeti
devletinin temellerinin atıldığı bir yer olarak Ankaraya
başkent unvanının verilmesi son derece önemlidir. Bu vesileyle,
başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah
arkadaşlarını, tüm şehit ve gazilerimizi şükranla yâd
ediyor, Ankaranın başkent oluşunun yıl dönümünü en içten
dileklerimizle kutluyorum.
Sayın Başkan, malum olduğu üzere, 9
Ekim günü Hatayın Belen ilçesinde başlayan orman
yangınları rüzgârın da etkisiyle büyümüş ve maalesef
yerleşim yerlerini de içine alan çok büyük bir yangına dönüşerek
büyük zararlara, büyük acılara sebep olmuştur. Bu yangında 542
vatandaşımız yerlerinden tahliye edilmiş, evleri
yanmış ve zarar görmüştür. Toplamda 15 noktada görülen
yangınlar güçlükle kontrol altına alınmıştır.
Devamında Osmaniye ve Trabzon illerimizde de orman
yangınlarının meydana geldiğini üzüntüyle
öğrenmiş bulunmaktayız. Olaylarla ilgili yapılan
tahkikatlarda gözaltı işlemleri gerçekleşmiş, bu
yapılan tahkikatlar neticesinde yangınlarda kundaklama ve terör
şüphesinin olduğu düşünülmüştür. Bizler de Milliyetçi
Hareket Partisi olarak, Genel Başkan Yardımcımız Mevlüt
Karakaya Beyin başkanlığında bölge milletvekillerimizle
birlikte bölgede yangın sırasında ve sonrasında
vatandaşlarımızla beraber olduk.
Vatandaşımızın sıkıntılarını
yerinde takip etme, yerinde müdahale etme imkânı bulmuş
bulunmaktayız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) Biz, bu vesileyle
meydana gelen orman yangınında dahli olanların ve özellikle
terör ihtimali göz önünde bulundurularak da dahli bulunanların derhâl
yakalanarak hukuken en acı bedeli ödemelerini özellikle buradan talep
etmekteyiz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 11 Ekim Pazar günü Azerbaycanın 2nci büyük şehri
olan Gence ilinde terörist Ermenistan devletinin özellikle bir apartmanı
hedef alan füzeli saldırısında Azerbaycan vatandaşı 9
sivil hayatını kaybetmiş, çocuk ve kadınlar olmak üzere 39
Azerbaycanlı kardeşimiz de yaralanmıştır. Ben buradan
bu saldırıyı şiddetle ve nefretle
kınadığımızı ifade ediyor, bu
saldırıyı lanetliyorum.
Terörist Ermenistan devletinin
gerçekleştirmiş olduğu bu saldırılar, özellikle
Moskovada gerçekleştirilen geçici ateşkes süreci içinde
gerçekleşmiş bu saldırılar açıkça savaş suçudur,
insanlık suçudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) Bu süreç
içerisinde Ermenistanın sadece Genceyle sınırlı kalmayan
birçok yere birçok mahalle, özellikle sivillerin yaşadığı
alana benzer saldırıları, füze saldırılarını
gerçekleştirdiğini görmekteyiz.
Türkiye ve dost birkaç ülke dışında
bu saldırılarla alakalı olarak Batı ve kendini uygar dünya
olarak ifade eden ülkelerden ne yazık ki çıt ses çıkmamakta, bu
sivil kayıplarla ilgili olarak Ermenistan devletine karşı tek
söz dahi edilememektedir. Bu, dünyanın bu ve benzer meselelerde dün
Hocalı soykırımında olduğu gibi bugün de ne kadar
ikiyüzlü ve çifte standartlı bir davranış içerisinde
olduğunu bir kere daha gözler önüne sermiştir.
Biz, Milliyetçi Hareket Partisi olarak
Azerbaycanın işgal altında, Ermenistanın işgali
altında bulunan Karabağ topraklarında fiilen işgal sona
ermedikçe herhangi bir ateşkes ve diplomatik çabanın başarılı
olamayacağı kanaatindeyiz. Buradan bu süreçler içerisinde yürütülecek
veya yürütülmesi muhtemel bütün diplomatik süreçlerle ilgili olarak biz
uyarımızı yapmak istiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya) Karabağ,
Azerbaycan ordusu tarafından azat edilmeden, kurtarılmadan masada
hiçbir çözüm söz konusu olamaz. Masadan çözüm bekleyenin sonunun hüsran
olacağını buradan ifade etmek istiyor, hepinize saygılar
sunuyorum.
BAŞKAN Teşekkür ediyorum.
Halkların Demokratik Partisi Grup Başkan
Vekili Sayın Meral Danış Beştaş, buyurun.
25.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Hatay ili Belen ilçesinde meydana
gelen yangına, Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin yasalaşması
hâlinde nelerin yaşanacağına, Çorum ili İskilip ilçesindeki
kömür madeninde meydana gelen göçük nedeniyle 1 işçinin
yaşamını yitirdiğine, doğayı güvenceye alma
kanunu konusunda ortak bir komisyon kurulması çağrısında
bulunduklarına, Hatay Milletvekili Hüseyin Yaymanın
yaptığı gündem dışı konuşmasındaki
bazı ifadelerine, gözaltında bulunan Barış Annelerinin
serbest bırakılması gerektiğine, İstanbul ilinde
sahnelenecek olan Kürtçe tiyatro oyununun yasaklanmasının kabul
edilemez olduğuna, İşçi Sağlığı ve
İş Güvenliği Meclisi tarafından açıklanan rapora ve
bir yerel mahkemenin Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili
verdiği kararı yok saymasına ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, ben de Hatay Belende meydana gelen yangınla
ilgili birkaç noktayı tekrar ifade etmek istiyorum. Açıkçası
Orman Genel Müdürlüğünün bir rakamını paylaşmakla
başlayalım; sadece 2019 yılından bugüne kadar 1.377 adet
orman yangını meydana geldiğini ve 3.191 hektar alanın
zarar gördüğünü biliyoruz. Kaz Dağları, Murat Dağı,
Madra Dağı, Çal Dağı, Ünye, Fatsa, Alaplı ve daha
birçok doğayı tehdit eden madenler ve vahşi madencilik
projelerinden iktidarın sadece son on üç yılında 99 bin hektar
ormanlık alan madenlere açıldı. Ormanlardaki maden alanları
önceki dönemlere göre üçe katlandı. Kaz Dağları, Alaplı,
Ünye, Fatsa, Murat Dağı, Cerattepe; buralarda ya çıkan orman
yangınları sonrasında ya da kesilen binlerce ağaç
sonrasında maden ocaklarının açıldığını
biliyoruz.
Evet, orman yangınları sadece ekolojik
yıkım değil aynı zamanda yaşamın da
yıkımı anlamına geliyor. Orman yangınları
halkın yaşam alanlarını ve geçim kaynaklarını
elinden almakta, zorunlu göçe tabi tutmaktadır. 90lı yıllarda
yanan bölgelere giremeyen şirketler şimdi iktidar eliyle halkın
yaşam alanlarında maden ocakları, inşaat, HES projeleriyle
topyekûn bir saldırı düzenlemektedir.
Evet, Enerji Komisyonuna gelen çok önemli bir kanun
teklifi var, Elektrik Piyasası Kanun Teklifi olarak geçiyor ama işin
özü, maden ocaklarına kıyak geçilmesi meselesi. Tepki çekmemek için
torbanın içine atmışlar maddeleri ve yasallaşırsa ne
olacak, şimdiden kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Maden
ocaklarına denetim en aza indirgenecek, maden ocakları izinsiz
alanlarını büyütebilecek, bunlara para cezası bile verilmeyecek,
madencilik sektörünün denetimsiz ve yıkıcı faaliyetlerinin de
cezasız kalması sağlanacak ve bu yasa teklifine karşı
sonuna kadar direneceğimizi ifade etmek istiyoruz, yok öyle yağma
diyerek herkesi buna karşı sesini yükseltmeye davet etmek istiyorum.
Tabii, bugün sadece Antakya değil koca ülke
yangın yeri. Bugün Çorumda maden ocağında yine göçük
yaşandı, 1 işçi yaşamını yitirdi.
İnsanların ocağı yanıyor, cebi yanıyor, sofrası
yanıyor; eğitim bekleyen çocukların geleceği,
sağlığa erişemeyen yurttaşın canı
yanıyor. Bu yangını hep birlikte söndürmek zorundayız,
yoksa hepimizi alıp götürecek. Evet, biz bu vesileyle doğa
duyarlılığını gösterme noktasında Parlamentoyu
inisiyatif almaya çağırıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Birçok
yasada doğayı koruyan maddeler olsa da özgün bir kanun
çıkarabiliriz hep birlikte ve doğayı güvenceye alma kanunu
konusunda ortak bir komisyon çağrısında bulunmak istiyoruz
Halkların Demokratik Partisi olarak ve şunu da son olarak söyleyeyim,
demin iktidar grubu adına Sayın Yayman şunu söyledi: Hatay
imara açılmayacak, maden sahası yapılmayacak. sözlerini
dikkatle dinledik, doğrusu bu sözleri, bu kadar maden ocağı, HES
ve diğer meselelerden sonra önemli buluyoruz ve bunu sonuna kadar takip
edeceğiz. Hakikaten bugün yangın
Yarın orasının maden
sahası olmaması ya da gökdelenlerin yükselmemesi için hepimizin
sorumluluk alması lazım.
Sayın Başkan, kısa kısa birkaç
nokta daha var. 4 barış annesi Urfada sekiz gündür gözaltında
ve Urfa Emniyetinde işkence yapılıyor, dün gözaltı süreleri
uzatıldı. Sadece bu anneler vesilesiyle diğer bütün
hukuksuzluklara da dikkat çekmek istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -
Barış annelerini serbest bırakın.
Biraz önce yeni bir haber aldık. Milyonlarca
Kürt vatandaşın yaşadığı İstanbulda,
İstanbul Büyükşehir Belediyesinin sergileyeceği bir Kürtçe
tiyatro oyunu yasaklandı. Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı
Teatra Jiyana Nû isimli özel tiyatroyu yasakladı. Gerekçe neymiş?
Gerekçe, genel kamu düzenini bozacakmış. Yani milyonlarca
insanın, yurttaşın, Kürtün diliyle tiyatro yapılması
kamu düzenini bozacakmış. Hayır, kamu düzenini milyonlarca
yurttaşın dilini yasaklamak bozar. Bu, düşman hukukunu bile
aşan bir meseledir. İngilizce, Fransızca, Arapça, başka
dillerde tiyatro sergilenebilir ama Kürtçe sergilenemez
yaklaşımını şiddetle reddediyoruz ve bunu kabul
edilemez buluyoruz, bu yasağın derhâl geri alınması
gerekiyor.
İSİG Meclisi raporu var, o da çok vahim.
Türkiye, tarihinin büyük bir işçi kırımıyla karşı
karşıya.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği
Meclisi raporunda, eylül ayında en az 177 işçinin, 2020
yılının ilk dokuz ayında en az 1.493 işçinin
çalışırken hayatını kaybettiğini
açıkladı. Türkiyede yılda ortalama 2 bin işçi çalışırken
iş koşullarından kaynaklı yaşamını
yitiriyor. Savaştan beter bir durumla karşı
karşıyayız, bu konuda hızla adımların
atılması gerekiyor.
Evet, bugünün en önemli meselelerinden biri,
Sayın Enis Berberoğluyla ilgili Anayasa Mahkemesinin vermiş
olduğu kararı yerel mahkemenin tanımaması, evet
reddetmesi demiyorum, tanımaması. Yerel mahkemenin böyle bir
yetkisi yok. Anayasadan, yasalardan kaynaklı herhangi bir yerel mahkeme
Ben Anayasa Mahkemesinin kararının gereğini yerine
getirmiyorum. diyemez. Bu gücü nereden alıyor? Bu gücü nereden
alıyorsa, eğer o güç bunu engellemezse bu ülkede hiçbir yurttaşın
kişi özgürlüğü ve hukuk güvenliği kalmaz. Anayasa Mahkemesinin
görevi tam da budur zaten, yasama organının yani bizlerin
çıkardığı yasaların -ilk görevi- Anayasaya
uygunluğunu denetlemek ve bireysel başvurularla da yapılan
tasarrufların, işlemlerin Anayasaya aykırı olup
olmadığını tespit etmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Enis
Berberoğlu, 26ncı Dönemde milletvekili seçildi ve 27nci Dönemde
tekrar dokunulmazlık kazandığı hâlde yargılama devam
ettirildi. Anayasa Mahkemesi bu yargılamanın derhâl durması
gerektiğine karar verdi ve bizce, bunun durmasıyla birlikte İç
Tüzükte hüküm olmasa da genel hukuk prensipleri gereğince tekrar
milletvekilliğini kazanması gerekiyor. Açıkça şunu söylemek
istiyorum: Yargı, yasama organına ve dolayısıyla halk
iradesine müdahale ediyor. 3 dönemdir bu Parlamentoda halk iradesinin
temsiliyeti yargı eliyle yok sayılıyor. 2016 yılında dokunulmazlıkların
kaldırılması için yapılan Anayasa değişikliği,
Leyla Güven, Musa Farisoğulları, Enis Berberoğlu ve 11
milletvekilinin vekilliğinin düşürülmesi, en son 3ünün
vekilliğinin düşürülmesi Türkiyede halk iradesinin
tanınmadığını gösteriyor. Çağrımız
açıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Evet, son olarak bağlayalım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Son
olarak tamamlıyorum Başkanım.
Anayasa Mahkemesi kararı bizi de
bağlıyor, mahkemeyi de bağlıyor, yurttaşları da
bağlıyor; hiç kimsenin bu karar karşısında bir
ayrıcalığı, istisnai bir durumu söz konusu değildir.
Yerel mahkeme bunu tanımama hakkı olduğunu sanıyorsa -ki
sanmıyoruz böyle düşündüğünü- hemen vazgeçsin ve itirazın
kabul edilmesi, Sayın Berberoğlunun vekilliğinin iade edilmesi
gerekiyor diyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Ben teşekkür ederim.
Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili
Sayın Özgür Özel
Buyurun Sayın Özel.
26.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 13
Ekim Ankaranın başkent oluşunun 97nci yıl dönümünü
kutlamak, Hatay ilinde yaşanılan orman yangınlarını
ifade etmek, Azerbaycanın yanında yer aldıklarını
tekrarlamak istediklerine ama bugün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kara
kararlarından bir tanesine imza atıldığına, bir toplum
sözleşmesi olan Anayasaya uyulmak zorunda olduğuna, Anayasaya
uymamanın kanunlara uymamayı mümkün kılmasıyla devletin
tartışılır hâle geleceğine, Anayasa Mahkemesi
kararlarının herkes için bağlayıcı olduğuna ve
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Ankaranın başkent oluşunu
konuşmak isterdik, Hataydaki orman yangınının
yüreğimizi nasıl yaktığını bir kez daha ifade
etmek isterdik, Azerbaycanın yanında tüm yüreğimizle yer
aldığımızı tekrarlamak isterdik ama bugün bu Mecliste
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu bir
kararla
Bir yargıcın ismini verelim, tarihe geçsin, tutanaklara
geçsin: Akın Gürlek. Akın Gürlek kendisinin adaletin celladı
olduğunu, bugün birileri adına giyotin görevi
yaptığını ve üye cellatlarla birlikte, adalet
cellatları Mesut Özdemir ve Şenol Kartalla birlikte Türkiye
Cumhuriyeti tarihinin en kara kararlarından bir tanesine imza
attıklarını bilsin; bunu yüce Meclisin tutanaklarına emanet
ediyoruz, bunu unutmayacağız.
Unutmayacağımız bir başka
gerçeklik var: Anayasa bir toplum sözleşmesi, eleştirilebilir mi?
Eleştirilebilir. Yürürlüktedir, meridir ama meşru görmeyebilirsiniz.
Örneğin, Anayasa değişim sürecini OHAL şartlarında
yapmışlardır; örneğin, o süreçte devletin bütün
imkânlarını eşitsiz kullanmışlardır, halkı
yanıltmışlardır, meşru görmezsiniz ama meridir,
yürürlüktedir, uymak zorundasınız. Anayasa'ya, en üst norma
uymamayı mümkün görürseniz onun altındaki norm olan kanunlara
uymamayı mümkün kılarsınız ve bu, devleti
tartıştırır hâle gelir. En milliyetçimizin, en
devletçimizin, en özgürlükçümüzün, en demokratımızın ve
hepimizin birden savunması, arkasında durması gereken gerçeklik
de budur. Devlet üzerine çok tanımlamalar var. Örneğin, her idarenin
bir devlet olduğunu kabul eden bir anlayış Önce şahıs
devleti vardı, sonra kanun devleti oldu, sonra hukuk devleti oldu. der,
bu bir ilerleyiştir. Ve hukuk devletlerinin en önemli özelliği, en
üst hukuk normundan en alt hukuk normuna kadar anayasa, kanunlar
karşısında eşitlik ve bu hakkın aranabilmesidir. Bizim
Anayasa'mız da bunu temin etmiş. Daha iyisini biz yapana, milletimiz
kabul edene kadar bu Anayasayla bağlıyız, aksini inkâr
kendimizi inkâr olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bugün birileri kendini bu
Anayasanın üstünde görüyor ve hukuk devletini önce kanun devletine,
şimdi, şahıs devletine indirgeyerek devlet teorisi üzerinden de
büyük bir geri adım attırılıyor ve akıl almaz bir
sürece savruluyoruz. Biraz önce sordum -gaf olmasın, hata olmasın-
21inci yüzyıldayız değil mi diye, arkadaşlar hep birden
güldüler Bugünkü karar öyle göstermiyor Başkanım. dediler,
yanımdaki arkadaşlar. Çünkü 4üncü yüzyıldan Augustinustan
alıntı yapacağım, 4üncü yüzyıl; diyor ki Augustinus:
İçinden adaleti çıkarırsan devlet büyük bir çeteden başka
nedir? Bugün cellat Akın Gürlek eliyle, adaletin celladı Akın
Gürlek eliyle devletin içinden adaleti çıkardınız, devleti çeteleştirdiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Teker teker maddeleri
hatırlatmayacağım ama elimizdeki Anayasa diyor ki: Anayasa
Mahkemesi kararları herkes için bağlayıcıdır. ve
153üncü madde diyor ki: Gerekçesiyle birlikte okunur. ve son paragrafı
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve
yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare
makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar. Bugün bir alt
mahkeme Beni bağlamaz. dedi, bunun altına imza attılar. Bu
tutanağı yazan emekçi Kâtip Serhat Gül, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin
en kara kararlarından bir tanesini zapta geçirme utancını
yaşadı bugün ve bugün devletin içinden adaleti söktünüz, çete oldu
devlet. Bugün size diyorlar ki Meclisin bir önemi yok. Çünkü siz Anayasa Mahkemesi
kanununu çıkarmışsınız -devlette devamlılık
var- o kanunun 50nci maddesi açık açık diyor ki: Tespit edilen
ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve
sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak
üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapmakla
yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında
açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan
kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Adam ihlali söylemiş.
Anayasa Mahkemesinin görevli, değerli yargıçları, oradaki
insanlar, adamlar, kadınlar demişler ki: İhlal var,
kaldır. Yollamış. Bizim yazdığımız
Anayasaya, milletin kabul ettiği Anayasaya, bizim
çıkardığımız kanuna uymuyor birisi. Bunun böyle
olacağı belliydi. Nasıl belliydi?
Dokunulmazlıklar eğer milletvekili
yeniden seçilirse yeniden kazanılır. yazıyor. Bu konuda Anayasa
değişikliği görüşülürken Şentopa sordular, tutanak
altında var: Bu kişiler, dokunulmazlığı
kaldırılan kişiler yeniden vekil seçilirse
Şentop
açıkça diyor ki: Yeniden dokunulmazlık kazanır. Kesin mi?
Kesin. Meclis Başkanı oldu, bu mahkeme Enis Berberoğlunu
yargılamaya devam etti.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bitireceğim Sayın
Başkanım. Tek bu konu, başka hiçbir konumuz yok.
Meclis Başkanı Ben o kararımda
ısrarcıyım, yargılamanın durması lazım.
dedi, durmadı. Karara bağladı, Meclise yolladı, belli bir
süre okutmadı. Bir gün ne olduysa oldu Okutmak zorundayım. dedi. Ne
oldu arkadaşlar, birbirimizi mi kandıracağız? Ne oldu da
okuttu? Ve Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu başvurusunun
görüşülmesine bir ay kala okuttu, günler kala okuttu, o kararı
beklemeden okuttu, milletvekilliğini düşürdü. Anayasa Mahkemesi ihlal
kararı verdi, topu 14. Mahkemeye attı Onun kararını
beklerim. dedi. O diyor ki Ben Anayasaya uymam, kanuna uymam. Burası
çadır devleti diyorsanız, susun buna. Burası alt yasama mahkemesinin
yargı aktivizmiyle Meclise kafa tutacağı yerdir.
diyorsanız uyun bu karara. Eğer diyorsanız ki: Bir mahkeme,
aldığı talimatı yerine getirmek pahasına, bu
Anayasayı ayaklar altında çiğner. Susun buna. Biz
zamanında susmadık, hem de nasıl, biliyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Özel, toparlayalım.
Son cümlelerinizi alalım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Anayasada kapı gibi
yazıyordu, Recep Tayyip Erdoğan muhtar bile olamıyordu ama
partisinin Genel Başkanıydı, seçim kazanmıştı.
22nci Dönemde biz oturduk, Genel Başkanınız milletvekili
seçilebilsin diye Anayasa değiştirdik; Anayasaya ilave yaptık,
ek yaptık. Şimdi, siz, Anayasa Bunu yapmaz. dediği hâlde,
Herkesi bağlar. dediği hâlde bu talimatlı adalet celladının
bu kararına teslim olursanız, her şey bir yana, en kaba tabirle,
bu bir kere racona ters, insan utanır. Genel
Başkanınızın siyaset yolunu açacak Anayasa
değişikliğini yapan bir Parlamento, bir siyasi parti; Anayasaya
rağmen milletvekilliği düşürülen, haklı çıkan,
hakkı alt mahkemece gasbedilen milletvekili
Bakın, İstanbul seçimini iptal
ettirdiğiniz gün uyardık, Bu, milletin vicdanından döner.
dedik, 800 bin farkla demokrasi tokadını yediniz. Aha, zulümde karar
ederseniz, içinden adaletin söküldüğü devletimizi çeteye çevirirseniz
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Son sözüm
BAŞKAN Son sözü alıyoruz artık
Sayın Özel.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
bu çeteye devlet derseniz,
devleti suç örgütü gibi yönetirseniz buna millet el koyar kardeşim,
seçimlerde bu sefer öyle bir tokat yersiniz ki
şaşırırsınız Bu kadar, üst üste seçim
kazanıyorduk diye övünürken biz buraya nasıl savrulduk? diye. Siz
demokrasiden ve hukuktan koptukça bir yerlere savruluyorsunuz. İstanbul
seçiminde millî iradeye kafa tuttunuz, sonucu. Bu, millî iradenin
daniskası. Beyler, bayanlar; buna kafa tutan, bunun bedelini
ağır öder. Biz mücadele ederiz, biz bedel de öderiz ama millet sizi
affetmez, tarih sizi affetmez. Bu ayıba ortak mı olacaksınız,
bu rezaleti ortadan mı kaldıracaksınız? Gözünüzün içine
bakıyoruz, buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN AK PARTİ Grup Başkan Vekili
Sayın Bülent Turan
Buyurun Sayın Turan.
27.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, hayatını kaybeden Kilis Belediye Başkanı
Mehmet Abdi Buluta Allahtan rahmet dilediğine, 13 Ekim Ankaranın
başkent oluşunun 97nci yıl dönümüne, Ahilik Haftasına ve
Manisa Milletvekili Özgür Özelin yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Geçirdiği rahatsızlık sonucu bir
süredir tedavi olan Kilis Belediye Başkanımızı, Mehmet Abdi
Bulut Başkanımızı kaybettik. Allah rahmet eylesin,
mekânı cennet olsun. Üzüntümüzü ifade etmek isterim.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biliyorsunuz bugün Ankaranın başkent oluşunun
97nci yılı. Ankara Millî Mücadelemizin komuta edildiği merkez
olması ve Gazi Meclisimize ev sahipliği yapması hasebiyle tarihî
misyonunu hâlen devam ettiriyor. Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak
üzere tüm silah arkadaşlarını tekrar saygıyla yâd ediyorum.
Ankaranın başkent oluşunun 97nci yılını
kutluyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; dün itibarıyla, geleneksel hâle gelen Ahilik Haftası
başladı. Ahilik, uzun yıllar topraklarımızda
sosyoekonomik ve kültürel bir kurum olarak varlığını
sürdürmeye devam etti, ediyor. Kadim tarihimizin bize emanetlerinden olan
Ahilik kültürünü yaşatmak, gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluklarından
bir tanesi. Günümüzün Ahileri olan üreticilerimizin,
esnafımızın, tüccarımızın ve sanayicimizin Ahilik
Kültürü Haftasını tebrik ediyor; bereketli, bol, helal kazanç
temenni ediyorum.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; az önce değerli Grup Başkan Vekilinin de ifade
ettiği malum mahkeme kararıyla ilgili ben de izin verirseniz birkaç
kelime etmek isterim.
Aslında karar çok yeni, daha birçok vekilimizin
kararı eline alıp okuma imkânı bulmadığını
düşünüyorum. O yüzden bu kadar yüksek perdeden haykırmayı,
tehdide varan ifadeler kullanmayı doğru bulmuyorum. Hele ki -son
cümleyi başta söyleyeyim- mahkemedeki görevli olan hâkimlerimizin, ilgililerin
isimleri okunarak âdeta hedef gösterilmesini çok şık bulmuyorum
Sayın Başkan. Bu görevler gelir geçer, vekillik de hâkimlik de.
Herkes kendi baktığı yerden kararlar verir, bunlar
doğrudur, yanlıştır tartışılabilir ama Bu
kararı veren şu hâkimdir. demenin bir defa bizim siyasi kültürümüze,
siyasi yaklaşımımıza uymadığını
düşünüyorum Sayın Başkan. Yoksa, herkes burada sevmediği
hâkimin adını okumaya başlarsa burası başka bir yer
hâline gelir, doğru olmaz.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; bakınız, olayların sürecini totalde beraber
değerlendirmezsek, temel parametreleri makul ve soğuk akılla
tartmazsak bazen yanlış yerlere varabiliriz. Uzun bir süreç var iddia
konusu davayla ilgili, önce bunu hatırlamak lazım. Biliyorsunuz, söz
konusu vekilin vekilliğinin düşmesi bizim bir kararımızla,
vekillerin bir oylamasıyla, Meclisin bir hüküm ifade etmesiyle ortaya
konan bir sonuç değil. Kesinleşen bir karar vardı ve bu karar
okundu yani özetle, vekiller hüküm kurmadı, oy vermedi, bu konuya
ilişkin bir işlem yapmadı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) - Ancak bu konuyu
hatırladığımızda, söz konusu vekilin beş yıl
on ay gibi büyük bir ceza aldığını söyleyebilirim. Bu
cezayı niye almıştı? Hatırlarsınız, FETÖ
darbesinin aşamalarından biri olan MİT tırlarının
ifşasını, devletin gizli kalması gereken
sırlarının ifşasını mahkemeler bir basın
faaliyeti olarak değil, bir casusluk faaliyeti olarak
değerlendirmişlerdi. Bu yargılama yapıldı, uzun süren
bir yargılamaydı. Bu yargılamanın sonucunda, dediğim
gibi, altı yıla yakın bir ceza alındı. Sonra, yine, AK
PARTİnin büyük bedeller ödeyerek, büyük tartışmalara konu
yaparak millete götürdüğü değişikliğin neticesinde hayat
bulan Anayasa Mahkemesinin kişisel başvuruların
değerlendirilmesine ilişkin yeni kurulan bu müessesesine başvuru
imkânı oldu. İlgili vekil hakkı olan bu adımı
attı, mahkeme bir karar verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Hepimiz biliyoruz ki
Anayasa Mahkemesi kesin hüküm vermez, veremez. Anayasa Mahkemesi beraat ya da
hüküm inşa edemez, ederse yanlış yapmış olur. Nitekim
Anayasa Mahkemesi verdiği bu kararla, ne mahkûmiyet ne beraat
kararıyla Tekrar yargılanma imkânı var, hak ihlali var. dedi,
çok önemli bir karardı. Bunun üzerine ilgililer yerel mahkemeye, ilk
derece mahkemesine başvurdular ve bugün o mahkeme de Anayasa Mahkemesinin
yerindelik denetimi yaparak, Anayasanın sınırlarını
zorlayarak bu kararı verdiğini ve bu konuda dokunulmazlıkların
devam ettiğini vurguladı. (CHP sıralarından Cık
cık cık
sesleri) Cık cık cık değil, ben
kararı okuyorum, mahkeme kararını okuyorum, kanaatimi söylemedim hâlâ. (CHP sıralarından gürültüler)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Kararda öyle demiyor
ama.
BAŞKAN Müdahale etmeyelim arkadaşlar.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Dolayısıyla ilk
derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesi yerindelik denetimi
yaptığından dolayı Ben yargılamayı tekrar
etmiyorum. dedi. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi de bu ülkenin, bu
Meclisin, bu milletin bir mahkemesi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Yerel mahkeme de bu
milletin, bu devletin bir mahkemesi. Mahkemeleri hedef alan,
şahısların ismini hedef alan açıklamaları doğru
bulmuyorum. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin -herkes iyi
hatırlayacaktır- daha eski yıllarda benzer bir kararı
vardı, bu karara uymayan ilk derece mahkemesi oldu, taraflar bu karara
itiraz ettikten sonra da Anayasa Mahkemesinin kararına herkesin
uyması lazım. deyip tekrar bir üstteki mahkeme hüküm vermişti.
Şunu demek istiyorum: Bu karar çok yeni, son akla bakmak lazım, Anayasa Mahkemesinin ne olduğunu iyi
biliyoruz ama bu mahkemelerin kendi arasındaki usul
tartışmalarının süreçleri direkt bizim konumuz değil
diye düşünüyoruz. Bu mahkemenin kararına itiraz hakkı var,
itirazı yapacaklardır ilgililer mutlaka. O karardan sonra ortaya
çıkan hüküm de tekrar değerlendirilecektir. Mecliste okunan karar
kesin hükümdür, şu an hâlâ o kesin hüküm var önümüzde. Yarın
başka bir kesin hüküm okunur, bu kez hükme hep beraber uymak boynumuzun
borcu olur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Turan.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Dolayısıyla
kesin hüküm verilinceye kadar süreci soğuk akılla takip etmeyi
hepimize yakışan bir tavır olarak değerlendiriyorum.
Polemik olsun diye değil ama lütfen
yanlış anlamayın, bir husus ifade etmek isterim.
Bakınız, bu konudaki esas tartışma,
dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonraki
yargılamalardır. Dokunulmazlıkları CHPnin de
desteğiyle, hatta ön almasıyla kaldırdık geçen dönem.
Tekrar seçim oldu, Meclise geldik. Mahkemelerin bir grubu Tekrar vekil olmak,
dokunulmazlığı tekrar kuşandırır. dedi. Bir grup
hâkim, mahkeme dedi ki: Hayır, o dokunulmazlıklar kişi
bazlı değil, dosya bazlı kalkmıştı.
Dolayısıyla, tekrar vekil olsanız da o dosyalar devam
ettiği müddetçe dokunulmazlık olmaz. Hangisi doğru geçiyorum
ama tartışmanın esası dokunulmazlıkların
kaldırılmasındandır yani Ben denizi severim ama
dalgayı sevmem. tarzı, doğru bir yaklaşım değil.
Siz bu adımı atarsanız, dokunulmazlıkları
kaldırırsanız mahkemeler değerlendirir, Yargıtay
değerlendirir, Anayasa Mahkemesi, hepsi değerlendirebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Son cümle
BAŞKAN Sayın Turan, son cümlenizi
alalım.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Şu an, hâlen daha
devam eden, derdest olan bir süreç var, onun kesinleşmesini hep beraber
takip edelim diyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın Özel, buyurun.
28.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin,
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
şundan dolayı söz aldım, iki hususu söyleyeceğim, ithama
biraz sonra cevap vereceğim ama bir tanesi şu: Hepimiz
okuduğumuzu anlayacak kapasitedeyiz, zaten anayasaların çok özenle
yazılmasının sebebi de budur ve Bu karar, yürütme, yasama,
yargı, herkes için bağlayıcıdır ve kesindir. diyor.
İlk kademe mahkemelerinin kararı için demiyor, onun itiraz mercisi
var, üst mercileri var. Bu bir yere kadar tartışılacak ya, tam
da dediği tartışma vardı; ben söyledim, Bülent Bey söyledi,
ben söyledim, Bülent Bey söyledi
Ama buna kim karar verecek? En son, en üst
mahkeme. O en üst mahkemenin kararının tartışmasız
olduğunu yazmış Anayasa. Aynı Yüksek Seçim Kurulunun
kararları kati deyince başka bir yere gidemiyorsunuz ya, bu kadar net.
Şimdi bunun üstüne bir başka yorum, hakikaten samimiyeti
sorgulatacak, hepimizin aklıyla alay edecek bir yorum olur.
İkinci kısım; bahsettiğim,
adalet celladı dediğim kişiyle ilgili hedef medef göstermiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Özel tamamlayalım
lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çok net olarak diyorum ki
bakın, o adalet celladını kayda geçiriyorum. O adalet
celladı bakın ne işler yaptı: İstanbul İl
Başkanı Canan Kaftancıoğlu davası onda; Sanatçı
Atilla Taş ve Gazeteci Murat Aksoyun tahliye edilmelerinden hemen sonra
yeni bir soruşturma açıp cebir ve şiddet kullanarak onların
özgürlüğüne engel olup tekrar tutuklama işi, o acayip iş onda;
HDPnin önceki Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaşın
yargılandığı davadan tahliye edildiği anda başka
bir davadan tutuklama kararını vermek onda; Sözcü gazetesi
yöneticileri için, FETÖnün hiyerarşi yapısında olmamakla
birlikte FETÖ yararına çalıştıkları için FETÖ üyesi gibi
cezalandırma kararı onda. Oysaki bunların hepsi; biri 35te,
biri 36da, biri 14te, biri 15teydi. Bu beyefendiyi, bu özel celladı, bu
giyotini mahkeme mahkeme gezdiriyorsunuz bu kararları alabilsin diye
arkadaşlar; hepsini birden, hepsini birden
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Anayasaya uygun
mu konuştuğun?
BAŞKAN Sayın Özel, tamamlayalım
lütfen, son sözlerinizi alacağım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Böyle 4 hâkim
bulamadınız, bu adalet celladını seyyar giyotin olarak
mahkeme mahkeme gezdiriyorsunuz. Bu beyefendi, adaletle bağını
koparmış; bu beyefendi, hukukla bağını
koparmış; bu beyefendi, devriiktidarınızın
şahıs devletinde Onu bırakmam, onu yapmam. diyen kişinin
talimatları için tekerlekli giyotin. Bunu görün, bunun üzerine ne
konuşacaksanız konuşun. Ben bunu unutmam, unutturmam; bu isim
Akın Gürlek, tekerlekli adalet giyotini, bu Meclisin
kayıtlarında ilerleyen zamanlarda tekrar yer alacaksın. Bu
yapılanın hesabı sorulur kanun önünde.
Saygılarımla Sayın Başkan. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Beştaş, söz talebiniz
var herhâlde.
29.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Doğrusu Sayın Turanı dinleyince
şöyle anladım: Bu Parlamentoda 2016 yılında Anayasaya
aykırı bir şekilde bize göre- dokunulmazlıklar
kaldırılmamış, partimizin, bir partinin eş genel
başkanları, 11 milletvekili tutuklanmamış, burada oylamalar
yapılmamış, sadece 26ncı Dönemde 11 milletvekilinin
düşünce ve ifade özgürlüğünden dolayı talimatla ceza
verdirilerek ve onaylatılarak vekillikleri düşürülmemiş, daha
geçen, iki ay önce Diyarbakır Milletvekilimiz ve Hakkâri Milletvekilimiz
Leyla Güven ve Musa Farisoğullarının vekilliği
düşürülmemiş gibi anladım. Bilmiyorum yanlış mı
anladım çünkü diyor ki: Buna biz karar vermedik. Doğru, bir karar
geldi ve okundu ama okunması bile siyasi bir tercihtir, bu siyasi bir
iradedir. Şu anda tartıştığımız mesele,
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi Anayasaya göre bu kararı
verebilir mi, veremez mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Beştaş,
tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Tamamlayacağım.
Şimdi, darbe yapmak nedir? Anayasal düzeni
değiştirmeye kastetmek nedir? Şunu tanımamaktır, buna
aykırı fiilde bulunmaktır, en geniş yorumla. Anayasa ne
diyor bize? Diyor ki: Anayasa Mahkemesinin kararları herkes için
bağlayıcıdır. Ben İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
üyelerinin kasten Anayasaya karşı, anayasal düzeni değiştirmeye
dair suç işledikleri görüşündeyim. Çünkü şunu bilmemesi mümkün
değil. Ben Anayasa Mahkemesinin kararını
tanımıyorum. Neye dayanarak söylüyor, nasıl bir karar
verebiliyor? Veremez ve bu nedenle geçmişten beri, özellikle 2 dönemdir, 7
Hazirandan bu yana bu Parlamentoya dönük talimatlı yargı, tamamen
noter görevini üstlenerek, sahte suçlar da üreterek -bu kararla birlikte
söylüyorum- alenen anayasal düzeni, kuvvetler
ayrılığını değiştirmiştir; yasama,
yürütme ve yargı birleşmiştir, tek kuvvet vardır artık
ve bu da mahkemenin açıkça suç işlediğini gösteriyor. Bu nedenle
vekillik iade edilmelidir. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sağ olun, teşekkür ediyorum
Sayın Başkan.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale)
Başkanım, gündeme geçelim artık.
BAŞKAN Gündeme geçmeden önce 5 sayın
milletvekilimize 60a göre yerlerinden birer dakika söz vereceğim.
Sayın Bülbül
30.- Aydın Milletvekili Süleyman
Bülbülün, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) Sayın
Başkan, teşekkür ederim.
Bu sabah Meclis Başkanı Sayın Mustafa
Şentop, Enis Berberoğlunun milletvekilliği hakkında Kesin
hüküm ortadan kalkmadı, kalkana kadar karar veremeyiz. demişti. Önce
Meclis Başkanı Anayasanın temel kurallarını
çiğnedi, sonra da mahkeme Anayasayı ihlal etti. İlk derece
mahkemesi ülkemizin en yüksek yargı erkinin oy birliğiyle vermiş
olduğu kararı tanımadı. Sayın Enis Berberoğlunun
uğradığı haksızlıklara bir yenisi eklendi.
Artık hem sözün hem de hukukun bittiği yerdeyiz. Skandal
niteliğindeki bu karar siyasallaşan yargının,
bağımsız olmayan ve taraflı yargının
mevcudiyetini bir kez daha ortaya koydu. Anayasanın 153üncü maddesini
görmezden geldiler. Tek adam rejimi ve saray iktidarı, bu ülkeyi
yarattığı hukuksuzluklarla yönetmeye çalışıyor.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Sümer
31.- Adana Milletvekili Orhan Sümerin,
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına ilişkin açıklaması
ORHAN SÜMER (Adana) - Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Milletvekilimiz Enis Berberoğluyla ilgili
Anayasa Mahkemesinin verdiği karara bir alt mahkemenin uymaması kabul
edilemez. Anayasa Mahkemesi kararları yasama, yürütme ve yargı
organlarını bağlamaktadır. Adalet kavramını
sağlamak hepimizin görevidir. Meclisin saygınlığı
için, hukuk devleti anlayışı için, en üst mahkemenin
verdiği karara uymak zorunluluktur. Hukuk içinde ikilem olmamalıdır,
hukuk siyasallaşmamalıdır. Anayasa Mahkemesi bir karar verdiğinde
bir alt mahkeme Bu karara uymuyorum. diyemez.
Bu gerçekler ışığında,
Milletvekilimiz Enis Berberoğluyla ilgili karar derhâl uygulanmalı
ve tüm uyarılarımıza rağmen düşürülen
milletvekilliği geri verilmelidir.
BAŞKAN Sayın Gökçel
32.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçelin,
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğluyla ilgili kararını yok saymasına ilişkin
açıklaması
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin) Sayın
Başkan, bugün bir kez daha hukukun ayaklar altına
alındığına şahit oluyoruz. Anayasa Mahkemesinin Enis
Berberoğlu hakkında vermiş olduğu hak ihlali kararı
yerel mahkeme tarafından yok sayılmıştır. Devletin
mihenk taşı Anayasa Mahkemesi kararı yok sayılmıştır.
Milletin iradesiyle seçilmiş
Devletin kaynağı Anayasa Mahkemesi
tarafından verilen kararın yok sayılması hukuk garabetidir.
Yasama, yürütme, yargı ayrılığı artık
kalmamıştır. Yargı siyasallaşmıştır.
Otoriter bir rejimin resmi bugün gözlerimizin önüne serilmiştir. Biz
cumhuriyetimizin anayasal bir hukuk devleti formundan
çıkarılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletin oylarıyla
seçilmiş bir milletvekilinin hakkının gasbedilmesine sessiz
kalmayacağız. Kararı kınıyoruz.
BAŞKAN Sayın Bayraktutan
33.- Artvin Milletvekili Uğur
Bayraktutanın, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
UĞUR BAYRAKTUTAN (Artvin) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Enis Berberoğluna ilişkin
dokunulmazlık dosyası Meclise geldiği zaman Mecliste
yapılan görüşmelerde Anayasanın 83üncü maddesinin dördüncü
fıkrasındaki Tekrar seçilen milletvekili hakkında
soruşturma ve kovuşturma, Meclisin yeniden
dokunulmazlığını kaldırmasına
bağlıdır. hükmünü defalarca tekrarlamıştık.
153üncü madde de Anayasa Mahkemesine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi
kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve
yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve
tüzelkişileri bağlar. diyor. 153üncü maddedeki bu hükümde eğer
İstanbuldaki 14 no.lu ben mahkeme demiyorum- 3 kişiden oluşan
heyete ilişkin bir istisna kararı olsaydı bu konuda bir problem
olmazdı ama bu konuda bir istisna olmadığına göre, 153üncü
maddede de açıkça bütün kararların idareyi, yasama organlarını,
yargıyı bağlayacağına ilişkin açık amir
hüküm olmasına rağmen, bu hükmün varlığına rağmen
alt mahkemenin bu şekilde kararında direnmesini hukuka, kanuna,
yasalar arasındaki hiyerarşik üstünlüğe ilişkin açık
hükmün açıkça ihlal edildiğini
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Hakverdi
34.- Ankara Milletvekili Ali Haydar
Hakverdinin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok
saymasına ilişkin açıklaması
ALİ HAYDAR HAKVERDİ (Ankara)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Anayasa en üst toplumsal uzlaşı metnidir.
Bu metin uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları bütün kişi ve
kurumları bağlar; Meclisi, yürütmeyi, yargının bütün
kademesini, hâkim-savcıları, Cumhurbaşkanını, herkesi
bağlar. Biz İstanbul 14. Ceza Mahkemesi heyetinin Anayasa Mahkemesi
kararını tanımıyorum. deme cesaretini nereden
aldığını çok iyi biliyoruz. Biz bu heyetin aynı adliye
içerisinde 3 ayrı ağır ceza mahkemesinde görev verilmek
suretiyle kullanışlı olma niteliğini de çok iyi biliyoruz.
Bu heyet, toplumun sinir uçlarına dokunan kararlarının, maalesef
imzacılarıdır. Kullanışlı olan
hâkim-savcıların sonu bu ülkede hiç iyi olmamıştır.
Bugün Enis Berberoğlunun adalete ihtiyacı var, bugün hukuka talimat
verenlerin de yarın adalete ihtiyacı olacağı
unutulmamalıdır.
BAŞKAN Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 17.37
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 17.53
BAŞKAN: Başkan
Vekili Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Dördüncü Oturumunu
açıyorum.
Gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının bir tezkeresi vardır, okutup
bilgilerinize sunacağım.
VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI
A) Tezkereler
1.- Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının, Karadeniz Ekonomik
İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Grubunda, Ordu
Milletvekili Cemal Enginyurttan boşalan üyelik için Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu Başkanlığınca bildirilen Sivas Milletvekili
Ahmet Özyürekin üyeliğinin Başkanlık Divanında
yapılan incelemede uygun bulunduğuna ilişkin tezkeresi (3/1336)
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruluna
Karadeniz Ekonomik İşbirliği
Parlamenter Asamblesi (KEİPA) Türk Grubunda, Ordu Milletvekili Cemal
Enginyurttan boşalan üyelik için 28/3/1990 tarihli ve 3620
sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisinin Dış
İlişkilerinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun 2nci maddesine
göre Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Başkanlığınca
bildirilen Sivas Milletvekili Ahmet Özyürekin üyeliği Genel Kurulun
bilgilerine sunulur.
Mustafa
Şentop
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanı
BAŞKAN Bilgilerinize sunulmuştur.
İYİ PARTİ Grubunun İç Tüzükün
19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
VIII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- İYİ PARTİ Grubunun,
Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekili tarafından,
emeklilerin sorunlarının incelenerek bu sorunlara çözüm
yollarının belirlenmesi amacıyla 30/7/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan
(10/3207) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2020 Salı günü
(bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki
önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi gereğince Genel Kurulun
onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Dursun
Müsavat Dervişoğlu
İzmir
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20
milletvekilinin 30/7/2020 tarihinde Meclis Başkanlığına
sunduğu, emeklilerin sorunlarının incelenerek bu sorunlara çözüm
yollarının belirlenmesine ilişkin Meclis araştırması
önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerin
13/10/2020 Salı günkü birleşimde yapılması
önerilmiştir.
BAŞKAN Önerinin gerekçesini açıklamak
üzere İYİ PARTİ Grubu adına Trabzon Milletvekili Sayın
Hüseyin Örs.
Buyurun Sayın Örs. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HÜSEYİN
ÖRS (Trabzon) Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri;
emeklilerin sorunlarının incelenmesi ve çözülmesi hakkında
İYİ PARTİ Grubu olarak vermiş olduğumuz araştırma
önergesi hakkında grubumuz adına söz aldım. Hepinizi en derin saygılarımla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, mart ayından bu
yana ülkemizde etkisini gösteren pandemiden en çok etkilenen kesimlerin
başında emeklilerimiz gelmektedir. Maaşı asgari ücretin
altında olan milyonlarca emeklimiz var. Bu vatandaşlarımız
çok zor şartlarda hayatlarını devam ettirmeye
çalışıyorlar. Her gün gelen zamlarla artık baş edemez
durumdadırlar. Birçoğu, ekonomik şartlarından dolayı
âdeta evlerine hapsolmuşlardır. Fiyatlar düşer umuduyla semt
pazarlarına geç saatlerde giden, o zaman bile kiloyla
alışveriş yapamaz hâle gelen emeklilerimiz var. Beslenme,
ısınma ve elektrik giderlerinin yanında bir takım elbise
dahi alamaz durumda olan emeklilerimiz var. Ömürlerinin uzunca bir
kısmını ülkemize ve topluma hizmetle geçiren bu
insanlarımızın, yaşlandıklarında ve bakıma
muhtaç olduklarında insan onuruna yakışır bir şekilde
yaşama talepleri vardır.
Değerli milletvekilleri, İYİ
PARTİ olarak milletin içinde, vatandaşın arasında olmaya,
onların sorunlarını yerinde ve bizzat kendilerinden dinlemeye
çalışıyoruz. Genel Başkanımız Sayın Meral
Akşener il il, ilçe ilçe, köy köy Türkiyeyi geziyor; millete gidiyor,
milleti dinliyor çünkü İYİ PARTİ sessiz
yığınların sesi olmak için var. Biz, milletin
beklentilerini, taleplerini Türkiye Büyük Millet Meclisinde dile getirmek için
buradayız.
Bu gezilerimizin birinde emekli bir
vatandaşımız Sayın Genel Başkanımıza
Aylık 2 bin TL maaş alıyorum, 800 TLsini kiraya veriyorum, 400
TLsi de faturalara gidiyor; geri kalanla ben evime nasıl bakacağım?
demişti. Hatta, Sayın Genel Başkanımız bu
diyaloğu Twitter hesabından da görüntülü olarak
yayınlamıştı.
İşte, değerli milletvekilleri,
acı gerçek bu sözlerde gizli değil, ayan beyan ortadadır.
Emeklilerimizin maaşları, enflasyonun artması ve ekonomik kriz
nedeniyle gündelik hayatlarındaki zorunlu harcamalarını dahi
karşılamaya yetmemektedir.
Değerli milletvekilleri, emekli
vatandaşlarımızın birçok sorunu var. Her seçim döneminde,
seçim vaatlerinde yer alan 3600 ek gösterge ve intibak yasası ne
yazık ki tozlu raflarda kalmış, verilen sözler
tutulmamıştır. İntibak yasasının
çıkarılması ve vergi iadesinin yerini alan ek ödemenin
yüzdesinin artırılmasıyla maaşlarında ve
ikramiyelerinde artış olacak olan emekliler, bir umut, Meclisten
çıkacak yasayı beklemektedirler. Emeklilerimiz için en az ek ödeme
tutarı günün şartlarına göre yükseltilmeli, ek ödeme
oranları en az yüzde 8-9 olarak belirlenmelidir.
Değerli milletvekilleri, 2000 öncesi dönemde
alt sınır aylık bağlama oranının yüzde 70ten az
olamayacağı hükmüyle emekli aylıklarını koruyan bir
sistem bulunmaktaydı, 2000 sonrası için alt sınır
aylık bağlama oranının yüzde 35e düşürülmesiyle
birlikte aylıkları koruyan bu sistem de ortadan kalkmıştır.
Gerçekçi bir alt sınır aylık bağlama oranı ivedilikle
belirlenmelidir. Ayrıca 2000 öncesi SSK emeklilerine 6283 sayılı
Kanunla intibaklar yapılmış ve 1 Ocak 2013 itibarıyla
intibak farkları emekli aylıklarına ilave edilmişti. 2000
öncesi emekli olanların intibak aylıkları ile 2000 sonrası
intibak yapılmayan emeklilerin aylıklarında, prim
kazançları ve prim ödeme gün sayıları aynı olmasına
rağmen farklılıklar vardır, bu farklılıklar da
ivedilikle giderilmelidir.
Değerli milletvekilleri, bir başka husus
da şu:
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın Örs.
HÜSEYİN ÖRS (Devamla) - TÜFE
artışının hesaplanmasındaki ana harcama madde
grupları ve dağılım yüzdeleri çalışanların
ve emeklilerin zamlarını yakından ilgilendirmektedir. Doğal
gaz, elektrik, ulaşım, çay, şeker ve diğer gıda
maddelerine gelen yüksek oranlı zamların TÜFE hesaplamalarına ve
artışlarına sınırlı yansıması,
çalışanların ve emeklilerin aylıklarını küçülten
bir etki yaratmaktadır.
Bir başka hususu daha arz etmek istiyorum.
Sağlık hizmeti ihtiyacı giderek artan emeklilerimizin
aylıklarından önemli tutarda katkı payı adı
altında kesintiler yapılmaktadır. Vakıf üniversiteleri ve
özel hastanelerin yüzde 200e kadar ilave ücret uygulaması emeklilerimizin
ödeme gücünü aştığından, emeklilerimizin bunlardan
sağlık hizmeti alması da zorlaşmaktadır.
Çalıştıkları yıllarda yüksek oranda kesilen genel
sağlık primleri, emekli aylığını ve
sağlık hakkını güvence altına almak adına
ödenmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN ÖRS (Devamla) Bir dakika daha süre
isteyebilir miyim.
BAŞKAN Son kez, buyurun.
HÜSEYİN ÖRS (Devamla) Evet, son bir kez daha.
Bu nedenle, emekliler katkı paylarından
muaf tutulmalı ve muayene ücreti, ilaç farkı, reçete bedeli ve ilave
ücret gibi hiçbir ad altında katkı payı
alınmamalıdır.
Bir de dinî bayramlarda biner Türk lirası
emekli ikramiyesi uygulaması, dinî bayramlarda emekliye birer maaş
ikramiye şeklinde yeniden düzenlenmelidir.
Son olarak AK PARTİ dâhil bütün partilerin
Çözeceğiz. diyerek söz verdiği emeklilikte yaşa takılan
vatandaşlarımızın mağduriyetlerini dile getirmek
istiyorum. Bu konuyla ilgili İYİ PARTİ olarak verdiğimiz
önerge iktidar grubu tarafından reddedilmişti. Emeklilikte yaşa
takılanlar kazanılmış haklarının gasbedilmesinden
rahatsızdırlar. İktidardan istediğimiz,
vatandaşlarımızın hak taleplerini devlete yük olarak
görmekten vazgeçmeleridir. Bu ülkenin vatandaşının hak talebi
devlete yük değildir. Gelin, bu yasama döneminde, emeklilikte yaşa
takılanların önündeki takozu kaldıralım. Biz getirdik
reddettiniz, siz getirin biz destekleyelim.
Saygılarımı arz ediyorum.
(İYİ PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İYİ PARTİ grup önerisi
üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Batman Milletvekili
Sayın Necdet İpekyüz.
Buyurun Sayın İpekyüz. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA NECDET İPEKYÜZ (Batman)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Emeklilik ve emek
Emek vererek bizi bugüne getiren
ve bugünden yarına hazırlayan, Türkiye için bu koşullarda
cefakâr bir şekilde çaba harcayan bütün emeklileri Halkların
Demokratik Partisi olarak saygıyla selamlıyoruz. Onların
ihtiyaçları bizim ihtiyaçlarımızdır, onların
mücadelesi bizim mücadelemizdir.
Ne tesadüf ki verilen önergeyle beraber, Ankarada,
Ankara Valiliği, bugün, DİSKe bağlı Emekliler Sendikasının
kapatılması için dava açmış ve duruşma bugün Ankarada
görülüyordu, sanırım ertelendi.
Bir taraftan insanların sorunları var,
diğer taraftan insanlar örgütlenmek istiyor, sorunlarını gündeme
getirmek istiyor ve her zaman olduğu gibi Konuşmayın,
kapatalım. deniyor. Siz ne yaparsanız yapın, nasıl ki Z
kuşağı Oy moy yok. diyorsa, emekliler de bizim
(x) baş
tacımızdır, onlar da Oy moy yok. diyorlar. Neden? Çünkü 13
milyona yakın emekli var ve hâlâ sayılarını
bilemediğimiz, her zaman saklanan, kendilerine ait rakamları saklanan
emeklilikte yaşa takılanlar, 5 milyon civarında da öyle bir
sayı var, yaklaşık 18 milyon, 19 milyona yakın insan ne
yapacaklarını şaşırmışlar. Her seçim
döneminde, emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili, intibakla ilgili,
3600 ek göstergeyle ilgili sözler veriliyor, buraya geldikten sonra unutuluyor.
Peki, emekliler ne yapıyor? Resmen perişan
vaziyetteler. Kimi ikinci iş peşinde koşuşturuyor, kimi
insanca yaşamak için bir çaba harcamaya çalışıyor. Niçin
insanca? Bütün dünyada insanların örgütlenmesine ve aldıkları
ücretlere bakılıp aslında sosyal devlet olup
olmadıklarına da bakılıyor. Türkiye, bütün Avrupa ülkeleri
arasında yapılan bir araştırmada, emeklilikte sondan 3üncü
sırada. Peki, nedir problemler? Aynı eğitim, aynı prim
ücretini veriyorsunuz, aynı sürede
çalışmışsınız ve bütün bu prim ücretlerini
ödediği hâlde 3 farklı şekilde maaş alıyor Türkiyede
emekliler; 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008den sonra. Çok farklı
ücretlere tabi tutulmaktalar ve yüzde 60ı bin liranın altında
maaş alıyorlardı. Bin liranın altında maaş
alanlarla ilgili pandemide yeni bir düzenlemeyle 1.500 lira yapıyoruz.
dediler, bu 500 lira hazineden verildi. Şimdi yapılacak bütün artışlarla
-ki TÜFE artışlarının TÜİK istediği kadar üzerinde
oynasın- zaten 1.500ü geçmediği için yüzde 60ı perişan
vaziyette ve neredeyse geçinemeyecek düzeydeler. Asgari ücretin de bu ülkede
nasıl belirlendiğini biz biliyoruz.
Bir diğer konu: Hazine, resmen, SGKye olan
borcunu nasıl ödeyeceğini bilmiyor ve emeklilerin belki de şu
andaki, bu zor koşullardaki maaşları bile
sıkıntıda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
NECDET İPEKYÜZ (Devamla) Sayın
Başkan
BAŞKAN Toparlayalım.
NECDET İPEKYÜZ (Devamla) Peki, ne istiyor bu
emekliler? İntibak istiyorlar. En düşük maaşlarının
-bu, hepimizin eleştirdiği, olmaz dediği- asgari ücretin
üzerinde olması gerektiğini söylüyorlar ki bizim HDP olarak,
Halkların Demokratik Partisi olarak düşüncemiz, bugün Türkiyedeki
asgari ücret zaten komedi. Açlık sınırının
rakamları belli, neredeyse 8 bin lira olmuş.
Bir diğeri sağlıkla ilgili. Evde
kal. diyorsunuz, ötekileştiriyorsunuz ama pandemiyle ilgili test yapmaya
gittiğinde 500 lira para istiyor özel hastaneler. Gelin, emeklilerle
ilgili katkıyı kaldıralım. Sağlıkta reform
diyordunuz, özelleştirdiniz, insanlar özel hastaneye gitmeye çekiniyorlar.
Bayram için bin lira verdiniz. 6 bayram geçti, ilk
verdiğiniz bayram 3 çeyrek altın alıyorlardı, şimdi 1
çeyrek altın alıp üzerine şeker alamıyorlar. Gelin,
artıralım. Bir de Bakan diyor ki: Dolarla mı
belirleyeceğiz? Altınla belirleyelim, dolarla belirleyelim. Bu
vatandaş alışveriş yaparken böyle ödüyor. Bunlar bizim
onurumuzdur, onlarla beraberiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın İpekyüz,
selamlayalım lütfen.
NECDET İPEKYÜZ (Devamla) Tamamlıyorum
efendim.
BAŞKAN Buyurun.
NECDET İPEKYÜZ (Devamla) Onlarla beraber
olmamız lazım, onların sorunlarına sahip çıkmamız
lazım.
Ulaşım sorunları var. Bir de
pandemide 65 yaş üstü deyip gerçekten onları ötekileştirdik ve
biz onlara sahip çıkmazsak yarın kendi geleceğimizi de
karartırız, kendi geleceğimizle ilgili de
sıkıntıya düşeriz. Koruyalım ama onurlu bir
şekilde koruyalım. Koruyalım Evde kal. diyelim ama ona
doğal gaz, elektrik, su, haberleşme ve iletişimde de katkı
sunalım. Bunu yaptığımız zaman, onurlu yaşam
hepimiz için vardır ve biz HDP olarak, Halkların Demokratik Partisi
olarak pandemi ilk başladığında da bütçe
görüşmelerinde dedik ki: Bir an önce emeklilerle ilgili, gençlerle ilgili,
kadınlarla ilgili, işsizlerle ilgili bu düzenlemeyi yapalım.
Gelin, bunu çözelim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İYİ PARTİ grup önerisi
üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Balıkesir
Milletvekilimiz Sayın Ensar Aytekin.
Buyurun Sayın Aytekin. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENSAR AYTEKİN (Balıkesir)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ
PARTİ grup önerisi hakkında Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, ülkemizde
Anayasanın, Anayasa Mahkemesinin, hakkın, hukukun, adaletin
kırıntılarının dahi ortadan kaldırılmak
istendiği bugünlerde bizler Cumhuriyet Halk Partisi olarak milletten
aldığımız güçle adaleti, hakkı, hukuku, mağdurun,
mazlumun hakkını son nefesimize kadar savunacağız; tarihe
not düşelim. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri, emekliler aslında
bu toplumun temel yapı taşlarıdır. Kamu, özel fark etmez.
Ekonomik etkinliklerin devamlılık ilkesi çerçevesinde yıllarını
veren insanlar yerlerini yeni iş gücüne bırakmakta, kendileri ise
yeniden çalışmak zorunda kalmaktadırlar çünkü AKP
iktidarında, emekli olup hayatta kalmak bir mucizedir.
Sizlere iki fotoğraf göstermek istiyorum.
Bakınız, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığının 1 Ekim Dünya Yaşlılar Gününde resmî
internet sitesinden paylaştığı bir fotoğraf.
Bakanlık yetkilileri Türkiyede de böylesi bir emeklilik hayal ediyor
olacaklar ki Norveçten aldıkları bir fotoğrafı kendi
sitelerinde paylaşmışlar. Hayaller bu; peki, gerçekler nedir?
Gerçekler de ne yazık ki bu değerli arkadaşlar. Emeklilerin
Türkiyedeki durumu, internetten arama motoruna
yazdığınızda karşınıza ilk çıkan
fotoğraf, banka önünde, maaş gününde yüzlerce emeklinin saatlerce
kuyrukta beklediği fotoğraf. Dileriz, isteriz ki Türkiyede de
böylesi fotoğraflar olsun.
Değerli arkadaşlar, Türkiyede
emeklilerimizi yalnızca hayat değil AKP de yıpratıyor. Dün
ilginç bir şey yaşandı; Aile, Çalışma ve Sosyal
Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk emeklilere son iki yılda 674,5
milyar lira aylık ödeme yapıldığını sanki
dünyaları bahşetmiş, lütfetmiş gibi açıkladı.
Yıllardır bu insanların emekleri üzerine kurulan bu sistemde,
sigorta primleri ödeyerek devletine katkı sunan insanlara maaş
ödemeyi bir lütuf gibi gören bu zihniyet, bu toprakların gördüğü en
büyük fütursuzluğun sorumlusudur. Daha evvel de toplu iş
sözleşmelerinde mikrofon açık kalınca işçinin, emekçinin
hakkının ne şekilde tırpanlandığı da
kamuoyuna yansımıştı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım lütfen.
ENSAR AYTEKİN (Devamla) Değerli
arkadaşlar, sonuç: Ayda bin TLnin altında maaş alanlar var.
dedik, Yok. dediniz. Emeklilikte yaşa takılanların derdini
çözelim. dedik, Yok. dediniz. Emekliler geçinemiyor. dedik,
Maaşlarını yatırıyoruz. dediniz. Bu iki ikramiyeyi
1.500 TL yapalım. dedik, ona da muhtemelen Yok. diyeceksiniz.
Şimdi bir şey daha söylüyoruz: Emekliler sizi sandığa
gömecek ve bu halk size Artık yeter! diyecek. Buna da Yok. deyin, hep
birlikte sandıkta görüşelim.
Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN İYİ PARTİ grup önerisi
üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Adana Milletvekili
Sayın Ahmet Zenbilci.
Buyurun Sayın Zenbilci. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ZENBİLCİ
(Adana) Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum. İYİ PARTİ grup önerisi üzerinde
AK PARTİ adına görüşlerimizi belirtmek üzere
huzurlarınızdayım.
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ki
emekliler bizim her zaman baş tacı yaptığımız
büyüklerimiz, kıymetlerimiz ve kıymetlilerimiz. Çalışma
hayatı boyunca kendi evlatlarının, kendi çocuklarının
ve kendi çevrelerinin rızıklarını kazanmak için
çalışmış, mücadele etmiş ve kendi primleri
karşılığında emekli olmayı hak etmiş olan 10
milyonun üzerinde emeklimiz var ve bunların da bugünkü
sorunlarını gündeme getirmek üzere İYİ PARTİli ve
diğer muhalefet partili arkadaşlarımız ifade ettiler.
Biraz önce kıymetli milletvekili
arkadaşım bir resim gösterdi, çok dikkatimi çekti, Ziraat
Bankası önünde kalabalık bir grubun emekli maaşı almak için
sıraya girdiğini ifade ediyor. Bu herhâlde AK PARTİden önceki
bir resim. Şu anda AK PARTİde böyle bir süreç yok; bütün
emeklilerimizin maaşları düzenli yatıyor, hatta bankaya
gelemeyecek durumda olan emeklilerimizin de bizatihi maaşları
evlerine kadar teslim ediliyor. AK PARTİ öncesinde emekli
sandıkları darmadağındı; SGKnin
dışında, SSK, Emekli Sandığı, BAĞ-KUR gibi.
Ama bunlar devrim niteliğinde yapılan bir kanunla tek çatı
altında birleştirildi, SGK Kanunuyla birleştirildi ve tüm
emeklilerimiz tedavi olmak için farklı hastanelerde mücadele ederlerken
şimdi SGKnin getirdiği imkânlarla bütün hastanelerde aynı
şekilde hizmet alarak, aynı şekilde hayatlarını devam
ettirmeye çalışıyorlar ve devam ediyorlar.
Yine, bizim vermiş olduğumuz bin
liralık ikramiyeler burada eleştiri konusu olarak ortaya konuluyor,
daha önce bununla ilgili hiçbir çalışma yapmamış olanlar
bugün bizim bin liralarımızı ve diğer yatırımlarımızı
eleştiriyorlar. Elbette emekli arkadaşlarımız çok daha
iyisini hak ediyorlar, elbette onlara çok daha iyisi verilecek, elbette onlara
daha iyi imkânlar sağlanacak ama bu, ülkenin ekonomisiyle, bütçesiyle
alakalı bir şey. Ülkenin refahı yükseldikçe emekli
kardeşlerimizin de imkânları ve şartları
iyileştirilecek ve devam edecek hâle gelecektir.
Bakın, emeklilerimizle ilgili, TOKİ
tarafından yapılan konutlarda ayrıcalıklı olarak
onlara imkân tanınıyor. İkramiyelerle beraber diğer
imkânlar da onlara aynı şekilde verilmeye devam ediliyor. Bizim kendi
bütçemizin karşılığında bu
arkadaşlarımızın her türlü ihtiyacı
karşılanacaktır.
Bir kez daha emeklilerimizi sevgiyle saygıyla
selamlıyorum, Allahtan hayırlı ömürler diliyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir
grup milletvekili ayağa kalktı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Başkanım, yoklama
istiyoruz.
BAŞKAN İYİ PARTİ grup
önerisini oylarınıza sunmadan önce bir yoklama talebi var, onu yerine
getireceğim.
Sayın Özel, Sayın Gökçel, Sayın
Aydın, Sayın Budak, Sayın Tutdere, Sayın Sümer, Sayın
Erdan Kılıç, Sayın Yeşil, Sayın Adıgüzel,
Sayın Kaya, Sayın Tığlı, Sayın Kadıgil,
Sayın Yıldız, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın
Yüksel, Sayın Öztunç, Sayın Aygun, Sayın Gündoğdu,
Sayın Barut, Sayın Karasu, Sayın İlhan, Sayın Ünlü,
Sayın Şeker.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
yoktur.
Birleşime on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:18.19
BEŞİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 18.30
BAŞKAN: Başkan
Vekili Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Beşinci Oturumunu
açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN İYİ PARTİ grup önerisi
oylamasından önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı
yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi yoklama işlemini
tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum, yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.- İYİ PARTİ Grubunun,
Trabzon Milletvekili Hüseyin Örs ve 20 milletvekili tarafından,
emeklilerin sorunlarının incelenerek bu sorunlara çözüm
yollarının belirlenmesi amacıyla 30/7/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan
(10/3207) esas numaralı Meclis Araştırması Önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Ekim 2020 Salı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Öneri kabul edilmemiştir.
Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç
Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan
Vekili İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 10
Ekim 2015 Ankara Gar katliamının tüm boyutlarıyla
araştırılması amacıyla 13/10/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13
Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi
13/10/2020
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2020 Salı günü
(bugün) toplanamadığından, Grubumuzun aşağıdaki
önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi gereğince Genel Kurulun
onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Hakkı
Saruhan Oluç
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
13 Ekim 2020 tarihinde, Siirt Milletvekili Grup
Başkan Vekili Meral Danış Beştaş ve İstanbul
Milletvekili Grup Başkan Vekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından
(9158 grup numaralı) 10 Ekim 2015 Ankara Gar katliamının tüm
boyutlarıyla araştırılması amacıyla Türkiye Büyük
Millet Meclisine verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin
13/10/2020 Salı günkü birleşiminde yapılması
önerilmiştir.
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi
Grubu adına Filiz Kerestecioğlu, Ankara Milletvekili.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; biz, 10 Ekim 2015te 103 insanı Türkiye'nin
başkentinde yani burada, Ankarada kaybettik. Şimdi, hepinizi bir
dakikalık saygı duruşuna davet ediyorum. Böyle dersem ne
yaparsınız? Bir dakika saygı duruşunda bulunabilir misiniz
bu 103 insan için? Eğer bulunamıyorsak arkadaşlar, eğer 103
insan için bu ülkede, bu başkentte kaybettiğimiz 103 insan için
birlikte saygı duruşunda bulunamıyorsak bu ülkede ortak bir
geleceği kurmak gerçekten imkânsız olur.
5 Haziran 2015te Diyarbakır mitingimize
bombalı saldırı düzenlendi, Suruçta 37 genç katledildi,
ardından göz göre göre Ankara Garının önünde 103 insanı
kaybettik. Hepsinin failleri aynı, IŞİD. Haklarında
katliamdan on gün önce şikâyet olmasına rağmen, organize edenler
hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Kırmızı
bültenle aranan bir militan Gürcistana geçmeye çalışırken
Türkiyeye iade edildi, 1 kez değil, 2 kez iade edildi Türkiyeye ve
dediler ki: Biz bunu iade ettik, niye tekrar gönderiyorsunuz? Türkiye bu
kişiyi yakalamadı. Sonuçta, canlı bombalar, Antepten
Ankaranın göbeğine kadar ellerini kollarını sallayarak
geldiler.
Öncelikle, bu davanın hâlen 16 firari
sanığı var. Bu kişiler sadece silahlı terör örgütü
üyeliğinden yargılanıyorlar ve onun zaman aşımı
süresiyse on beş yıl, aradan beş yıl geçti, kaldı on
yıl. Oysa ısrarla bu suçun niteliğinin insanlığa karşı
suç olduğunu ve zaman aşımı olmaması gerektiğini
söyledik. Neden söylüyoruz bunu? Sivas Madımak Oteli katliamı
yargılamasında zaman aşımı kararı verildikten
sonra olduğu gibi Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun.
denmesin, denemesin istiyoruz. Gaziantepte 90lı yılların
sonundan itibaren çok kuvvetli bir El Kaide örgütlenmesi var ve bu
örgütlenmenin zamanla IŞİDe evrildiği biliniyor. Örgütün
şeması İçişleri Bakanlığının sitesinde
de var, bu kişilerin albümleri Emniyette, buna rağmen hücre evleri
varlığını sürdürmüş, 10 Ekim katliamı bu evlerde
planlanmış. Evlere girip çıkan kişilerin görüntüleri kamera
kayıtlarında sokakta görseniz tanıyabileceğiniz kadar net
fakat polis bunların kimliklerini bir türlü tespit etmiyor.
İçişleri Bakanı diyor ki: 10 bin kişilik meydanda yüz
taraması yöntemiyle aranan 10 adamı bulabiliriz. Böyle diyor
Süleyman Soylu. Peki, burada neden bulmuyorsunuz? Evet, burada bitmiyor.
Bu davada en önemli noktaysa şu: Katliamdan tam
dört yıl sonra ortaya çıkan ve mahkemeye hiç sunulmayan 9 klasör var
arkadaşlar, 9 klasör bir mahkemede nasıl kaybolur, nasıl
saklanır? Davanın avukatları bu 9 klasörün dört yıl,
yargılama süresi boyunca savcıların dolaplarında gizlendiğini
düşünüyorlar çünkü bu dosyalarda hem savcılıkların hem de
Emniyetin çok ciddi ihmal ve suistimal iddiaları var. Nizip
Savcılığının Gaziantep Savcılığına
yolladığı belgeye göre, katliamdan on gün önce
patlayıcı yapmak için 2 ton civarında amonyum nitrat gübresi
aldıkları da satıcının ihbarıyla önceden tespit
edilmiş. Nasıl olur da IŞİD yapılanması içinde
olan kişilerin patlayıcı malzemesi aldığı her
detayıyla tespit edilir ama bir şey yapılmaz? Bu bilgiler de
saklanan 9 klasörden çıkıyor. Dört yıllık yargılama
boyunca avukatlar da bu bilgilerden bihaberdi çünkü savcılar bu bilgileri
iddianamede kullanmamışlar. Bu davanın 3 soruşturma
savcısından 1isi daha sonra Yargıtay üyesi oldu,
yapıldı, olmadı; Yargıtay üyesi oldu,
yaptırıldı, terfi ettirildi. Mitinge giriş
çıkışların denetlenmemesi, şehre girişlerdeki
aramaların yapılmaması, miting öncesi canlı bomba
ihbarlarının paylaşılmaması
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım Sayın
Kerestecioğlu.
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Devamla) -
patlama sonrası alanın gaza boğulması,
ambulansların gelmemesi
Ben de oradaydım arkadaşlar ve o kadar
çok ihmal var ki sorulması gereken çok soru var ve bunların
muhatapları mahkemenin bilgi ve belge taleplerine yanıt vermeyen
İçişleri Bakanlığı, savcılıklar ve Emniyet.
Bunları araştırmak aynı zamanda Meclisin görevi; tabii,
IŞİDin yaptığı açıkça bilinmesine rağmen,
kokteyl terör diyen iktidarın asıl görevinin bu katliamın
sorumlularını ortaya çıkarmak olduğu gibi. Evet,
burası başkent. Başkentte 103 insanımızın
öldüğü, 500den fazla kişinin yaralandığı bir
katliamdan kendini sorumlu tutmayan bir devlet olamaz. Bu ülkede bu nedenle tek
bir kamu görevlisi yargılanmadı, tek bir kişi istifa etmedi. Bu,
başka bir miting de olabilirdi, bu sizlerin mitingi de olabilirdi, böyle
mi davranacaktınız? Bir gece rahat uyumayın ve bunu
düşünün.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Devamla) Tamamlıyorum, selamlayacağım Sayın Başkan.
BAŞKAN Son cümlelerinizi alayım.
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Devamla) Bizim o ölümlerden sonra hayatımız değişti,
Türkiye değişti; zaten istenen de buydu, Türkiyenin
değişmesiydi. Şimdi kalkıp beş yıl sonra bu
insanların yakınlarının anmasına polis göndermekten,
saldırmaktan daha utanç verici bir şey olabilir mi? Ama bundan utanç
duyulmaz, kimse sorumluluk almazsa utanç da duyulmaz tabii. Bugün bu önergeyi
reddedersiniz, bundan da utanç duyulmaz. Evet, sorumluluk alınmazsa utanç
duygusu da kaybolur. Sadece şunu düşünün: 103 insan bir ülkenin
başkentinde içlerinde bomba patlatılarak öldürüldü. Ben topluma
sesleniyorum artık, iktidara falan değil; iktidara seslenmekten
çoktan vazgeçtim. Evet, bu gece kimse rahat uyumasın ve bunu
düşünsün, iktidarın başında olanlardan nasıl hesap
sorulmaz ve hepimiz bir dakikalık saygı duruşunda
bulunalım.
Saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Tekin
Bingöl.
Buyurun Sayın Bingöl. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA TEKİN BİNGÖL (Ankara)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Bugün Enis Berberoğluyla ilgili alınan
karar hiçbir şekilde hukukla izah edilemeyecek bir karardır; bu karar
tümüyle siyasidir. Tıpkı bundan önceki birçok kararda olduğu
gibi, artık hakkın, hukukun, adaletin asla
konuşulmayacağı bir yargıyla karşı
karşıyayız. Tümüyle iradesini yitirmiş, kendi
bağımsız yargı anlayışını birilerine
emanet etmiş bir mahkeme, siyasi karar alarak Enis Berberoğlunun
hakkını bir kez daha gasbetmiştir.
Gar katliamıyla ilgili konuşacağız,
bir hukuk skandalı da maalesef, bu katliamla ilgili açılan davada söz
konusu. Bildiğiniz gibi, beş yıl önce 10 Ekimde bir büyük
katliam yaşandı, cumhuriyet tarihinin en kanlı katliamıydı.
Peki, ne oldu? 103 barış elçisi hayatını kaybetti; 500ün üzerinde
barış elçisi ise yaralandı, işini kaybetti, sakat
kaldı. Bu katliam önlenebilir miydi? Evet, önlenebilirdi. Sonra ortaya
çıkan gerçeklikler gösterdi ki kesinlikle eğer ilgililer bu konuya
hassas davransalardı bu katliam asla yaşanmayacaktı. Bunu teyit
eden çok önemli bir belge var; o belge de Bakanlığın
müfettişlerinin hazırladığı rapor. On gün öncesinden
ihbar ediliyor, böyle bir katliamın olacağının ayak sesleri
geliyor; ayrıca, yine Bakanlık müfettişleri burada çok ciddi
ihmalin ve kayıtsızlığın olduğunu ifade ediyor
ama bu katliam bir ihmalle açıklanamaz asla. Burada aranması gereken,
kasıt; burada aranması gereken, bu katliamı yapanlara yol
verenlerin üstünün örtülmesi.
Bakın değerli milletvekilleri, günler
öncesinde Nizipte 2 kişi gidip 2 ton nitrat satın almaya
kalkışıyorlar ama bunlar çiftçi değil ve o duyarlı
esnaf bunu görünce kimlik istiyor, kimlik vermekten imtina edenler dönüyorlar.
O esnaf Emniyete bunu bildiriyor. Peki, ne oluyor? O nitratı almak için o
esnafa giden şahıslar, daha sonra görülüyor ki o katliamı
gerçekleştirecek olanları buraya taşıyanlar.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Bingöl.
TEKİN BİNGÖL (Devamla) Ve bu katliam
gerçekleştiğinde, daha sonra raporla Ankara Valiliğine bir yazı
yazılıyor, deniliyor ki: Burada bir ihmal var, burada bir
duyarsızlık var; mutlaka güvenlik güçleri de soruşturmaya tabi
tutulmalı. Ankara Valiliği bunu da görmezden geliyor. Bütün bunlar,
burada yanlı bir hukuk skandalının olduğunu bir kez daha
gösteriyor. Kim yargılanıyor? İşte, infazı
gerçekleştirenler, bombayı taşıyanlar ve ona yakın
birkaç kişi. Peki, bu işin asıl planlayıcıları
nerede? Yok. Onlar, bu tür davalarda hep üstü örtülerek yok ediliyorlar. Siz
bunu yok edemezsiniz.
Bakın, bunu bir tarafa bıraktık; üç
gün önce, cumartesi günü 5inci yılıydı bu katliamın.
Güvenlik güçleri, gene her zaman olduğu gibi, sadece saygı
duruşunda bulunup karanfil koyacak ailelere saldırdılar,
gözaltılar oldu. Buna bile tahammülünüz yok, bunu bile hoşgörüyle karşılamıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayalım Sayın Bingöl.
TEKİN BİNGÖL (Devamla) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Bakın, oraya gidildi ama alana sokulmadı
aileler. Siz, Adalet ve Kalkınma Partili milletvekilleri, eğer bu
katliamı tasvip etmiyorsanız niçin orada o ailelerin yanında
olmadınız? Hadi bırakın, ailelerle birlikte olma
cesaretiniz yoksa kendiniz birkaç karanfil alıp olay yerine gidemez
miydiniz? Demek ki sizin anlayışınız da sizin
duyarsızlığınız da tıpkı o mahkemeler gibi
paralel yürüyor. (CHP sıralarından alkışlar)
İSMAİL TAMER (Kayseri) Sen hiçbir
şehide gittin mi, şehide? Bir şehidin evine gittin mi, bir
şehidin?
TEKİN BİNGÖL (Devamla) Siz, Gar
katliamından üzerinize sıçrayan kanı görmeyebilirsiniz. Siz,
oradan yanık kokularını hissetmeyebilirsiniz. Ama biz, o
yanık kokusunu hissetmeye devam edeceğiz. 9 yaşındaki
Veyselin o görüntüsü asla yok olmayacak. Barış güvercinlerinin
gözlerindeki ışıltılar asla kaybolmayacak. Ve şunu
unutmayın: O barış elçileri, barış şehitleridir
ve biz onları hatırlatmaya her fırsatta devam edeceğiz.
(CHP sıralarından alkışlar)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın Turan, 60a göre yerinizden
bir dakikalık söz veriyorum size.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
35.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, Ankara Milletvekili Tekin Bingölün HDP grup önerisi üzerinde
CHP Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
az sonra konuşmacımız zaten gerekli açıklamayı yapacak
ancak şunu söylemek isterim. Hatibin grubumuza dönerek İşte,
kan sıçrayacak, bu hassasiyet yok. tarzındaki iddialarını,
ithamlarını reddediyoruz şundan dolayı: Biz, kimin
yüreği yansa kim bu ülkede terörden zarar görse yüreği yanan insanlarız,
terörün tümünü, nereden gelirse gelsin, lanetliyoruz; onun bu topraklarda
yaşamaması için ne varsa yapmaya çalışıyoruz.
Üzüldüğümüz konuların bir yarış hâline gelmesini
MURAT ÇEPNİ (İzmir) Taziyede
bulunmadınız, taziyede!
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Anmayı niye engellediniz? Gözaltı yaptınız.
BAŞKAN Arkadaşlar, müsaade edin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Bu dilin ne ölene ne
ölenin yakınına ne de yargıya hiçbir faydası
olmadığı kanaatindeyim Sayın Başkanım.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım,
çok kısa bir açıklama yapmam gerekiyor.
BAŞKAN Sayın Özel, buyurun, 60a göre
bir dakika söz veriyorum.
36.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin,
Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
tutanak altındayız; o açıdan ben hatibimizin
konuşmasını son derece dikkatli dinledim. Üzerinize
sıçrayan kanın farkında olmayabilirsiniz. deyip Gar
katliamını ve o Gar katliamındaki siyasi sorumluluğu
hatırlattı. Üzerinize kan sıçrayacak. diye bir ifadesi yoktur,
tutanak altında, düzeltmek isterim.
Teşekkür ederim.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan
Vekili İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 10
Ekim 2015 Ankara Gar katliamının tüm boyutlarıyla
araştırılması amacıyla 13/10/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13
Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi (Devam)
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisi üzerine Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Ankara
Milletvekili Sayın Orhan Yegin.
Buyurun Sayın Yegin.(AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN YEGİN (Ankara)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP Grubunun
vermiş olduğu öneri hakkında grubumuz adına söz
almış bulunuyorum.
Öncelikle, Kurtuluş
Savaşımızın sevk ve idare merkezi, yüce Meclisimizin
toplanma yeri olan Ankaramızın başkent oluşunun 97nci
yıl dönümünün huzurunu hep birlikte
paylaştığımızı ifade ediyor, bu vesileyle
başta Ankaralı hemşehrilerimiz olmak üzere aziz milletimizi ve
onu temsil eden Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Kıymetli milletvekilleri, maalesef, bugün
başkent oluşunun yıl dönümünü de
kutladığımız bu anlamlı ve güzel şehrimizi 10
Ekim 2015 tarihinde kana bulayan ve tüm ülkeyi, hepimizi,
ayrıştırmadan yasa boğan hain bir terör
saldırısıyla hep beraber büyük bir acı yaşadık.
Tren Garı yakınlarında düzenlenen mitingde, DEAŞ terör
örgütü mensuplarının bombalı saldırılarında 100ü
aşkın vatandaşımız yaşamını yitirmiş
ve 391 vatandaşımız da yaralanmıştı ve bunun
üzerine ulusal yas ilan edilmişti.
Kıymetli milletvekilleri, çok açık ve net
konuşalım: Kaynağı, söylemi, amacı, adı ne olarak
tanımlanırsa tanımlansın, ne olarak belirtilirse
belirtilsin, her türlü terör eyleminin ve terör örgütünün karşısındayız
ve hep birlikte karşısında durmak zorundayız. Geçmişte
askerimize, polisimize, korucularımıza, kamu görevlilerimize ve masum
vatandaşlarımıza karşı yapılan terör
saldırıları ile Ankara Tren Garında sivil ve
savunmasız vatandaşlarımızı hedef alarak yapılan
saldırı arasında bir fark yoktur. Terörün dini, mezhebi,
ırkı ve düşüncesi olmaz. Terör, vahşiliktir; terör,
caniliktir; zulmün en açık hâlidir terör. Bir yerde bir terör
saldırısı varsa bu saldırıyı, zulmü kimin
yaptığına bakmadan onun karşısına dikiliriz. Bir
yerde bir acı varsa biz o acının sahibi hangi siyasi görüşten,
hangi renkten, hangi desenden, hangi tenden olursa olsun ona bakmadan o
acıyı en derinden paylaşır, onunla beraber yaşamaya
gayret ederiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Millet olarak, özellikle de biz siyasiler ve siyasi
partiler olarak, sivil toplum kuruluşları ve medya olarak tüm terör
saldırıları karşısında aynı
duyarlılıkla, aynı samimiyetle, aynı insani ve ahlaki
duruşla tavrımızı hep beraber ortaya koyarız ve
koymalıyız da.
Kıymetli milletvekilleri, bazı hatiplerin
suçlayıcı konuşmalar yaptığına şahit olduk
az önce; acıları kategorize ettiğine, örgütlerin
korunduğuna, kollandığına ilişkin konuşmalar
yaptığına; aslı arkası olmayan şüphelerle bizi,
bizleri, hepimizi suçladığına tanık olduk. Grup Başkan
Vekilimiz gerekli cevabı verdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Yegin.
ORHAN YEGİN (Devamla) Kıymetli
milletvekilleri, değerlerimizi, canlarımızı kayıp
verdiğimiz ve acılar çektiğimiz bu ve benzeri durumlarda
göstereceğimiz dayanışma ve kararlılık, teröre
vereceğimiz en büyük, en anlamlı karşılık
olacaktır. Bu doğrultuda herkesin sorumlu davranmaya, dikkatli
konuşmaya ve hareket etmeye ve terörün amaçladığı gibi
birbirini suçlayarak ayrıştırmaya değil, terörün
karşısında kenetlenerek, birbirine daha da sarılarak
terörün sevincini gömmeye tartışmasız gayret etmesi gerekir.
Milletimizin huzurunu, ülkemizin güven ve istikrar
ortamını bozmayı amaçlayan hain terör
saldırılarında hayatlarını kaybeden asker, polis,
memur, zengin, fakir, işçi, esnaf, resmî, sivil, hiçbir şekilde
ayırt etmeksizin, kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı tüm
vatandaşlarımıza Allahtan rahmet ve acılarını
paylaştığımız ve ateşin düştüğü yeri
yaktığı, belki acılarını onlar kadar
anlayamadığımız kederli ailelerine ve sevenlerine
saygıyla, aziz milletimize başsağlığı diliyoruz.
Birlik ve beraberliğimize, ülkemizin huzuruna kasteden bu ve benzer menfur
saldırıları da onları amaçlayanları da
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayalım.
Buyurun.
ORHAN YEGİN (Devamla)
bu
saldırıları planlayanları da yapanları da ve bu
saldırılardan keyif alanların da hepsini en görkemli ifadelerle,
en kuvvetli ifadelerle lanetliyoruz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Tüm terör örgütleriyle mücadelemizi daha kapsamlı
sürdüreceğimizi ve bu topraklarda terörün hedeflerine ulaşmasına
devlet-millet el ele izin vermeyeceğimizi ifade ediyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Buyurun Sayın Özel.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
37.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin,
Ankara Milletvekili Orhan Yeginin HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ
Grubu adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
sayın hatibin açıkçası partisinin genel olarak ortaya
koyduğu tavırdan açıkça ayrışan
konuşmasını ben takdirle dinledim.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Ne
alakası var?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ama şöyle bir şeyi
bekleriz: Seneye birlikte gidelim. Biz her sene anmaya gidiyoruz, neden AK
PARTİden hiç kimse gelmez, anlayabilmiş de değilim.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ)
İstismar edildiği için!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Hep birlikte gidelim. 104
kişinin öldüğü yerde, aileler diyor ki: Birer kişi, ya
anası ya babası
O kadara kadar
Gittiler, o polis memurlarına
dediler, buna bile izin verilmiyor. Süleyman Soylu anma bitene kadar
telefonlara çıkmıyor, Ankara Valisi, Ankara İl Emniyet Müdürü
anma bitene kadar çıkmıyor; sonra dönüp Hay Allah, meşguldüm,
toplantıdaydım. beş senedir, dört senedir.
Gelin, gelecek sene o ailelerin koluna girelim;
gitsinler, oraya karanfillerini koysunlar. Hem her kararın tek bir
merciden, tepeden aşağı alındığı ve
savunulduğu bir sistemin içindeyiz, ailelere anma yapmaya izin vermeyen
bürokrasi emrinizde, atamasını yapıyorsunuz hem de sonra burada
bu konuşmayı yapıyorsunuz. İkisinden bir tanesinde
yanlış var, tavrınızdan ayrışan budur. Ben
konuşmayı takdir ediyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Bitirelim Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bitiriyorum
Başkanım, bir cümle.
Ama bu lafı burada söyleyip de sonra o
ailelerin önüne TOMAları koyup patlamanın olduğu yere
yaklaştırmamak, o acılı anneleri, acılı
eşleri, yetim çocukları itmek kakmak bu konuşmayla
bağdaşmıyor. Tavrınızı belirleyin, ya o
tavrı gelin savunun ya da buradaki gibi davranın Garın önünde.
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Buyurun Sayın Turan.
38.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, Manisa Milletvekili Özgür Özelin yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
az önce usul ekonomisi için uzatmadığım tam da buydu
aslında. Biz acıların
yarıştırıldığı bir iklimi doğru
bulmuyoruz. Ölen her can bizim canımızdır. Bunu, vekilimizin
konuşmasından yola çıkarak Partinin görüşü ayrı,
vekilin görüşü ayrı. tarzı bizim -tırnak içerisinde- iç
ilişkilerimizi değerlendiren bir yaklaşımı doğru
bulmuyorum. Biz, tüm grubumuz olarak, ben Grup Başkan Vekiliyim, diyorum
ki: Bu ülkede ölen her canın acısı bizim acımız. Daha
nasıl söyleyebilirim? Ama siz bunu çok sığ bir
yaklaşımla, çok ucuz bir siyasetle -siz geldiniz, biz gelmedik
tarzı- bir sayıya dökerseniz, o zaman şunu derler size: Sizin
120 vekiliniz var; 10u geldi, 110u karşı mı bu işe?
Böyle bir saçma yaklaşım olabilir mi Sayın Başkan?
Ayrıca, her şehidin, her terörden
mağdur olanın derdine yetişmek tabii ki mümkün değil. Tabii
ki oraya gitmek isteriz, beraber olmak isteriz, bunun bir tür cevabı
olabilir ama bunu böyle yoklama yapar gibi saymaya kalkarsanız, bir daha
söylüyorum; bu sefer, başka cenazelerde başka sayımlar
başlar, bu hiç bizim istemediğimiz bir tablo olur. 82 milyonun
kardeşliğine, beraberliğine daha sakin, bir soğuk
akılla bakmanın faydalı olacağı kanaatindeyim Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Buyurun Sayın Beştaş.
39.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Ankara Milletvekili Orhan Yeginin
HDP grup önerisi üzerinde AK PARTİ Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Evet, doğrusu; hatibin konuşması
takdir edilmeyecek gibi değil. Ankara katliamı, Gar katliamı,
Türkiye'nin en büyük katliamlarından biri hatta en büyüğü olduğu
söyleniyor. Bu konudaki takdirimi ifade edeyim. Ama şu çelişkiyi
söylememek mümkün değil. Daha üç gün önce, bizim parti heyetimizin,
partililerimizin de olduğu bir anma programına sert bir müdahale
yapıldı ve gözaltılar oldu. Her yıl anma programına
saldırı yapılan hatta patlamadan sonra bile gazla müdahale
edilen bir katliamdan söz ediyoruz. Yani buradaki konuşmaların
gereğinin yapılmadığını gayet iyi biliyoruz.
Hatibimiz gayet iyi anlattı yani katliam sanıklarının,
şüphelilerinin nasıl aklandığı süreciyle karşı
karşıyayız. Sadece Gürcistanla ilgili
Bizim önergemizde var; 2
defa Gürcistan şüpheliyi Türkiyeye gönderiyor, Türkiye 2 defa
kırmızı bültenle aranan bir şüpheliyi Gürcistana iade
ediyor.
Son olarak şunu da söyleyeyim: 10 Ekimde önceki
Başbakan Davutoğlu dışında katliamı kınayan
bir iktidar partisi milletvekiline ya da yetkilisine rastlamadım,
eğer yanılıyorsam beni düzeltebilirler. Yani sadece kürsüden
değil, bu kadar büyük bir katliama dair söz söylediklerini de
duymadık; bunu da kayıtlara geçirelim.
BAŞKAN Peki Sayın Beştaş,
anlaşıldı.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan
Vekili İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 10
Ekim 2015 Ankara Gar katliamının tüm boyutlarıyla
araştırılması amacıyla 13/10/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13
Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
(Devam)
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili ayağa
kalktı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Yoklama talep ediyoruz.
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisini oylarınıza sunmadan önce bir yoklama talebi var, bunu
yerine getireceğiz.
Sayın Özel, Sayın Sümer, Sayın Erbay,
Sayın Kılıç, Sayın Gökçel, Sayın Kaya, Sayın
Başevirgen, Sayın Zeybek, Sayın Tanal, Sayın
Kayışoğlu, Sayın Barut, Sayın Keven, Sayın
Bülbül, Sayın Gündoğdu, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın
Tokdemir, Sayın Güzelmansur, Sayın Hakverdi, Sayın İlhan,
Sayın Ünsal, Sayın Girgin.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum, yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.- HDP Grubunun, Grup Başkan Vekili
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş ve Grup Başkan
Vekili İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç tarafından, 10
Ekim 2015 Ankara Gar katliamının tüm boyutlarıyla
araştırılması amacıyla 13/10/2020 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13
Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi (Devam)
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi grup
önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun İç Tüzükün
19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım:
3.- CHP Grubunun, Karaman Milletvekili
İsmail Atakan Ünver ve 24 milletvekili tarafından, başta
Karamanın Ermenek ilçesindeki sorunlar olmak üzere madencilik sektörünün
ve işçilerin yaşadığı sorunların tespit edilerek
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 7/10/2020
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan (10/3276) esas numaralı Meclis Araştırması
Önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Ekim 2020 Salı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
13/10/2020
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2020 Salı günü
(bugün) toplanamadığından, grubumuzun aşağıdaki
önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi gereğince Genel Kurulun
onayına sunulmasını saygılarımla arz ederim.
Özgür
Özel
Manisa
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver ve
arkadaşları tarafından, kömür madenciliğinin, başta Ermenek
olmak üzere kapanan madenlerin çalıştırılmasının
sebeplerinin araştırılması amacıyla 7/10/2020
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis Araştırması Önergesinin (1981
sıra no.lu) diğer önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin
13/10/2020 Salı günkü birleşimde yapılması
önerilmiştir.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup
önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Karaman Milletvekilimiz İsmail Atakan Ünver.
Sayın Ünver buyurun. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA İSMAİL ATAKAN ÜNVER
(Karaman) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün
gerçekten demokrasimiz ve hukuk devleti açısından kara bir gün;
Milletvekilimiz Enis Berberoğlu hakkındaki kararla anayasasızlığın,
hukuksuzluğun bir taşı daha döşendi. Ülkede herkesi
bağlayan Anayasa, bazılarını bağlamıyor; AKPyi
bağlamıyor, AKPnin güdümündeki mahkemeleri bağlamıyor.
Hepimizin meşruiyetinin kaynağı olan Anayasayı
tanımazsanız demokrasiye inanmış bu millet size öyle bir
ders verir ki ne olduğuna, nasıl olduğuna kendiniz bile
inanamazsınız. Anayasa güvencesi olmadan siyaset yapılır
mı arkadaşlar? Sayenizde biz yapıyoruz; her şeye
rağmen, biz, bu fakir halkın çıkarlarını savunmaya
devam edeceğiz, demirden korksak trene binmezdik.
28 Ekim 2014 tarihinde Ermenekte meydana gelen
maden faciasında yırtık cizlavetleriyle simgeleşen madenci
babası Recep amcayı geçtiğimiz günlerde kaybettik. Bugün Çorum
İskilipte meydana gelen grizu patlamasında da bir madencimizi daha
kaybettik. Recep amcaya ve tüm maden şehitlerimize Allahtan rahmet
diliyor ve hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Son yıllarda taş kömürü ve linyit kömürü
madenlerinde çalışan 14 bin madenci işsiz kaldı, 2010
yılında 48 olan kamuya ait taş ve linyit kömürü madeni sayısı
2018de 13e geriledi, 649 olan özel taş ve linyit kömürü madeni
sayısı ise 431e düştü. Bu rakamlar ülkemizde kömür
madenciliğinin içine düştüğü krizi açıkça göstermektedir.
Mesela, Ermenekte 18 madencimizi şehit verdiğimiz faciadan sonra 9
olan ocak sayısı 3e, 2.800-3.000 olan madenci sayısı
180-200e, taşımacılık kooperatifinde kayıtlı
olan kamyon sayısı 380den 70e inmiştir. Madencilik sektörü,
uygulanan yanlış politikalar sonucu sektörün daralması, kamuya
ait madenlerdeki redevans uygulaması veya Anayasanın doğal
kaynakların devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunu
düzenleyen maddesine aykırı olarak özel girişimcilere maden
işletme ruhsatı verilmesiyle bitme noktasına getirilmiştir.
Kömür madenciliği de ne yazık ki bu
dönemde ya iş cinayetleri ya da işçilerin hak aramak için
yaptıkları eylemlerle gündeme gelmiştir. Karamanın Ermenek
ilçesinde patron tarafından mağdur edilen madencilerin
yaptığı eylemler buna verilebilecek en güncel örnektir.
Ermenekte ilk olarak 2019 yılı Aralık ayında maaşlarını
alamadıkları gerekçesiyle eylem başlatan madencilerin bu
direnişleri 2020 yılının Şubat ayına kadar
sürmüş, işçilerin bir kısmına maaşlarını
ödeyen işveren, hemen ardından bu işçileri tazminatsız
olarak işten çıkarmıştı. Son olarak yine aynı
maden işletmesinde iki ila on üç aylık maaşları ödenmeyen
maden işçileri, 31 Ağustos 2020de maaşlarını,
tazminatlarını, yıllık izinlerini ve otomatik BES
kesintilerini alabilmek için iş bırakma eylemi
başlatmışlardır fakat işçilerin hakkını
vermek bir yana, İş Kanununun verdiği hakkı kullanan maden
emekçilerinin çoğu işveren tarafından ahlak ve iyi niyet
kurallarına aykırı davrandıkları iddiasıyla
işten atılmıştır. İşçi çıkarma
yasağının olduğu pandemi sürecinde işçileri işten
atan işveren, hem kanunu tanımamıştır hem de feshe
gösterdiği gerekçeyle toplumun vicdanını
sızlatmıştır.
Ve yine, Somada yıllardır süregelen
mağduriyet, Grup Başkan Vekilimiz Sayın Özgür Özelin ve Manisa
Milletvekillerimizin tüm çağrı ve uyarılarına rağmen
tam manasıyla çözülmedi, çözülmüyor. Redevans sahalarıyla ilgili
yapılan düzenleme Somadaki, Ermenekteki ve tüm yurttaki özel maden
sahalarını kapsayacak şekilde genişletilmelidir. Gelin bu
araştırma önergemize destek verin ya da ortak bir önerge verelim,
ülkemizdeki kömür madenciliğinin tüm sorunlarını
araştıralım, çözüm yollarını da ortaya koyalım.
Bu konuda artık tahammül edilecek ve kaybedilecek bir anlık zamana
bile yer kalmamıştır. Eylemdeki bir maden emekçisi Eve gitmeye
utanıyorum. diyor. Neden biliyor musunuz? Çocuğu okula başlamış,
defter ister, kalem ister, çanta ister; Neyle alacağım. diyor. Bir
başkası Eşim hamileydi. Hakkım olan paranın
birazını bari verin dedim, bir kuruş vermediler. diyor. Tüm
iktidar yetkilileri işçinin, emekçinin bu feryadına kulak
tıkamış durumda.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Ünver
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) - Güya
hepimiz aynı ülkenin eşit yurttaşıyız ama kimisi
sarayına günlük 10 milyon lira harcarken kimisi de cebinde ekmek
parası olmadığı için evine utanarak gidiyor. Aslında
utanması gereken evine ekmek götüremeyen, çocuğunun istediğini
alamayan emekçi kardeşim değil ülkeyi yönetenler; keşke
utanmayı bilseler, utanmayı bilmiyorlar ama fukaraya sabır
telkin etmeyi biliyorlar. Alın terinin karşılığını
almak için eylem yapan emekçiler seslerini Ankaranın
sağırlarına duyurabilmek için dün Somadan ve Ermenekten
Ankaraya doğru yürümek istediler ama iktidar emekçiden yine korktu ve
yine yolları kapattı. Aylardır emekçinin feryadını
duymayan iktidar yüzlerce jandarmayı Ermenekte Cenne kömür havzasına
yığdı. Madenci kardeşlerimize ve ailelerine copla, biber
gazıyla müdahale ettiler, yaralananlar oldu. Emekçiye yapılan bu
muameleyi kınıyorum. AKP iktidarı bir kez daha tavrını
emekten ve emekçiden yana değil, emekçinin hakkını vermeyen
patrondan yana koydu.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Ünver selamlayalım.
İSMAİL ATAKAN ÜNVER (Devamla) AKP, yine
patrona kıyak, işçiye dayak yolunu seçti. AKP, yine zengine gelince
Helal haram fark etmez ver Allahım ver, arsız kulun doymaz yer
Allahım yer. fakire gelince Vur Allahım vur. demeyi seçti. Ama
unutmayın ki kısa çöp, uzun çöpten hakkını alacak elbette.
Emekçi, kendisine biçilen kefene girmeyecek ve zafer mutlaka emekçinin olacak,
mücadeleyle, kararlılıkla, azimle, barış içinde.
Selam olsun Ermenekte, Somada ve yurdun dört bir
köşesinde direnen emekçilere.
Genel Kurula saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi
üzerinde İYİ PARTİ Grubu adına Konya Milletvekili
Sayın Fahrettin Yokuş.
Buyurun Sayın Yokuş. (İYİ
PARTİ sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ GRUBU ADINA FAHRETTİN
YOKUŞ (Konya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi İYİ PARTİ Grubu adına saygıyla
selamlıyorum.
Ankaramızın başkent oluşunun
yıl dönümünde, bir kere daha, başkent yapan ecdadımızı
saygı, sevgi, minnetle yâd ediyorum.
Bugün Çorum İskilipte bir maden
ocağında patlama olmuş, 1 işçimiz Hakkın rahmetine
kavuşmuş, 3 işçimiz ise yaralanmış. Hakkın
rahmetine kavuşan işçimize Allahtan rahmet, yaralı
kardeşlerimize acil şifalar diliyorum.
Değerli milletvekilleri, biraz önce
değerli vekilimizin de ifade ettiği gibi, Ermenekte madencilerimizin
büyük bir sıkıntısı var. Sayın vekilimizle birlikte
yaklaşık bir ay önce oraya gittik, sorunlarını dinledik.
Gördük ki madencilerimiz sahipsiz. Zaman içerisinde kanuni düzenlemeler
yapmışız, güzel düzenlemeler olmuş saatler konusunda,
çalışma saatleri konusunda, madenlerimizin çalışma
şartlarının düzeltilmesi konusunda ama gelin görün ki denetim
eksikliği almış başını gidiyor. Bu madenlerimizin
tamamı devletin, hepimiz biliyoruz. İşverene ya da
kiraladığımız şirketlere verdiğimiz bu madenleri
denetlemek
Yani sadece madenleri kazalım, devletimize buradan para
gelsin, bütçemize kaynak aktaralım yerine
Elbette bunlar da
kıymetlidir. Orada çalışan işçisi, orada çalışan
emekçisi hangi şartlarda çalışıyor ve bunların
haklarını kim koruyacak? Ama gördük ki maalesef, Ermenekte 2014
yılında o elim kazada 18 vatandaşımızı kaybettik
ama aradan geçen altı yıla rağmen, biliyor musunuz, o ölen
kardeşlerimizin bir kısmının hâlâ tazminatları,
alın terleri, hakları verilmiş değil. Oradaki sendika
temsilcileriyle görüştük; eylem yapan, hak arayan, on üç aydır
maaşlarını alamadığını söyleyen insanlar,
ailecek maden ocağında çoluk çocuk hak arayan insanlar. Vallahi
bunlar hepimizin kardeşleri, vallahi bunlardan hepimiz sorumluyuz, hele
hele iktidar sahipleri baştan aşağı sorumlu ama gelin görün
ki aylardır süren, buradaki sıkıntıya dönüp bakan bir
temsilci, bir yetkili olmamış.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) - Ne TKİ ne
Çalışma Bakanlığı ne siyasi
iktidarınızın bir bakanı, bir temsilcisi Hâliniz nice?
diye sormamış. Niye sormuyorsunuz acaba? Onları vatandaştan
saymıyor musunuz? Onları insandan saymıyor musunuz? Eğer
böyleyse o zaman niye iktidarsınız? Eğer böyleyse neden, neden
biz bu sıralarda oturuyoruz? Lütfen, rica ediyorum, Allah rızası
için rica ediyorum; hakkını alamayan 1.000 civarında Ermenekte
madencimiz var -bu ocaklardan- şu anda da 100den fazlası on üç
aydır maaş alamıyor. Ne olur ya? Yani kanuni düzenleme yapmak
yetmiyor. Neden işverene Kardeşim, bu işçinin alın terini
vermezsen bu ocağı senin elinden alırım. diyemiyorsunuz?
Kimden yanasınız yahu, bir öğrenelim. Yani kimden
yanasınız; emekten yana mı, patrondan yana mı?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FAHRETTİN YOKUŞ (Devamla) Test
olacaksınız, eğer buraya müdahale etmezseniz bir kere daha
patrondan yana olduğunuz görülecek. İnşallah, bizi
yanıltırsınız.
Teşekkür ediyorum. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Biz
emekçiden yanayız, emekçiden.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi
üzerinde Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İzmir
Milletvekili Sayın Murat Çepni.
Buyurun Sayın Çepni. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MURAT ÇEPNİ (İzmir)
Teşekkürler Başkan.
Bundan sekiz sene önce, Ermenekte 18 maden
işçisi, Somada da 301 maden işçisi iş kazasında
hayatını kaybetti. Anıları önünde saygıyla
eğiliyorum. İş kazasından, katliamdan hemen sonra, Somada
binlerce işçi tazminatları ödenmeden işsiz kaldı. Yine aynı
sırada Başbakanlık Müşaviri işçi
yakınlarını tekmeledi. Yine Ermenekte su baskını
sonucunda 18 işçi hayatını kaybetti ve bu işçilerin de
tazminatları hâlen ödenmiş değil. Yani Ermenekte ve Somada
binlerce işçi tazminatsız bir biçimde işten atıldılar
ve bu mücadele hâlâ sürüyor.
Bağımsız Maden İşçileri
Sendikası ise 12 Ekimde yani dün, hak mücadelesi için ve seslerini
duyurmak için Somadan ve Ermenekten Ankaraya yürüyüş yapmaya
kalktılar ve yine, her zaman olduğu gibi, emekçinin önüne polis
barikatları koyuldu ve emekçiler saldırıya uğradılar,
gaz sıkıldı.
Şimdi, tam da bu süreçte Maden Yasası
gündemde yani on üç yılda 23 kez değişen Maden Yasası
gündemde, bugün Komisyonda görüşülüyor. Maden Yasasında ne geliyor,
yeni Maden Yasasında? Maden, doğal gaz ve elektrik şirketleri,
ödemeleri gereken KDVler, harçlar, kira bedelleri ve yapım ücretlerinden
muaf olacaklar. Ruhsat süreleri dolmuş maden şirketlerine
faaliyetlerine devam izni veriliyor. ÇED alanı dışındaki
ağaç kesimleri ise cezasız kalıyor.
Evet, bunlar hangi süreçte gerçekleşiyor?
Toplam işsiz sayısının 20 milyona yaklaştığı,
açlık sınırının 2.448 TL olduğu ve sarayın
yıllık harcamasının 3,6 milyar TL olduğu -o da
bilinen- koşullarda şirketlere sağlanan, sağlanmaya çalışılan
yeni imtiyazlar bunlar işte.
Şimdi, biliyorsunuz, Alamos Gold firması
bir yıldır ruhsatı durdurulmuş bir biçimde işgal
ediyor Kaz Dağlarını. Yani bir seyyar satıcı bir saat
kaldırımı işgal etti diye tezgâhı başına
geçiren devlet, üç kuruş borcu olduğu için dünyası
karartılan emekçi karşısında devlet devlet iken
Kanadalı Alamos Gold firması bir yıldır Kaz
Dağlarını işgal ediyor, devlet ortada yok. Şimdi, biz
yıllardan beri, AKP saray koalisyonu bir şirketler koalisyonudur,
saray koalisyonu ulusal ve uluslararası şirketlerin temsilcisidir
derken işte bundan dolayı söylüyoruz.
Soruyorum tekrar: Alamos Gold firması
nasıl oluyor da bir yıldır Kaz Dağlarında duruyor?
İşte, bugün Komisyonda görüşülen yasa bir Alamos Gold
yasasıdır. Alamos Gold orada faaliyetlerine devam edebilsin diye,
daha fazla ağaç kesebilsin diye bugün AKP saray koalisyonu yeni yasalar
çıkarıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
MURAT ÇEPNİ (Devamla) Dolayısıyla,
şunu söylüyoruz: Evet, işçi sınıfı sömürüye
karşı, hak gasplarına karşı direnecek elbette;
birleşerek haklarını alma mücadelesini elbette yükseltecek ama
AKP ve saray koalisyonu şunu bilsin ki: Halka karşı
açılmış hiçbir savaşı, hiçbir diktatörlük
kazanamamıştır. İşçi sınıfına,
emeğe karşı düşmanlık edenler, onları yerin yedi
kat dibine gömenler bunun hesabını mutlaka vereceklerdir. Direnen
maden işçisinin yanındayız, direnenler mutlaka
kazanacaktır.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi
üzerinde Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Zonguldak
Milletvekili Sayın Polat Türkmen.
Buyurun Sayın Türkmen. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA POLAT TÜRKMEN (Zonguldak)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu önerisi hakkında AK PARTİ Grubumuzun adına söz
almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, öncelikle madenlerde
şehit olan bütün madencilerimize Allahtan rahmet diliyorum. Son
dönemlerde yine içimizi acıtan Hataydaki yangından dolayı bütün
Hataylı hemşehrilerimize geçmiş olsun dileklerimde bulunuyorum;
sorumluların en yakın zamanda bulunup
cezalandırılacağına inanıyorum.
Öncelikle, Karaman Ermenek Cenne Linyit Kömür
İşletmesi Limited Şirketinin meydana gelen kazalar
sonrasında Maden Kanunu kapsamında faaliyetleri durdurulmuş;
mahkeme kararları doğrultusunda, Maden ve Petrol İşleri
Genel Müdürlüğünce bahsi geçen yerle ilgili bugüne kadar 130 işçimize
4 milyon 768 bin 468 TLlik tazminat ödemeleri yapılmıştır.
Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği gereğince mahallinde yapılan
tetkikler sonrasında yer altı ocak faaliyetleri durdurulmuş; son
günlerde medyada haber olan konunun, tamamen ocak işletmesinin,
firmasının kendisinin yapması gereken işçilerin özlük
hakları olan maaş ve tazminat ödemeleri olduğu anlaşılmaktadır.
İşçilerin özlük haklarının kazanılması hususu
Enerji Bakanımız, Maden ve Petrol İşleri Genel
Müdürlüğümüz ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler
Bakanlığımızın bilgisinde olup
çalışmaların devam ettiği ifade edilmektedir.
Değerli milletvekilleri, Enerji
Bakanlığımız, AK PARTİ hükûmetleri döneminde yerli ve
millî yer altı ve yer üstü kaynaklarımızın ekonomiye
kazandırılması adına yeni konseptleri uygulayarak millî
servetimizi hem ekonomimize hem de milletimizin hizmetine sunmuş, sunmaya
da devam etmektedir; sadece yurt içi değil yurt dışında da
enerji sektörüyle ilgili çalışmalarımıza devam etmektedir.
Bu açıklamalarla şunu söylemek isterim:
2010 yılında Maden Araştırması Komisyonu bu Mecliste
kuruldu, onun da Başkan Yardımcılığını ben
yaptım. Bin sayfalık dokümanlar Mecliste mevcuttur. O eksiklerimizi dünyayı
da gezerek, Kanadaya da giderek bunları toparlayıp bir yasa hâline
getiren bu Meclis ve Hükûmetimiz yasaları değiştirerek
eksiklerimizi tamamlamıştır. Bugün de gördüğünüz gibi,
ondan sonra bir daha yine Meclisimiz Maden Araştırması Komisyonu
kurmuş ve üç ay içerisinde bütün sektörleri de gezmiş, eksiklerimizi,
noksanlarımızı yine Maden Yasasında değişiklik
yaparak tamamlamıştır.
Şunu herkesin bilmesini isterim:
İşte, söylediğiniz gibi, bu Mecliste bütün partilerin
katkılarıyla, Somadaki hak kayıplarıyla ilgili, en
yakın zamanda hak kayıplarının önlenmesi adına
Meclisimizden beraberce kanunlar çıkardık.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
POLAT TÜRKMEN (Devamla) Teşekkür ediyorum.
Ermenek de bunlardan bir tanesi ama şunu,
özellikle söylemek isterim: Sözcü, hatip kardeşlerim Siz, işçiden
yana mısınız, emekçiden yana mısınız? dediler.
Zonguldak emeğin başşehridir, oranın milletvekiliyiz biz.
Biz, emekçiden yanayız. Onun nasıl olduğunu iyi biliriz. Orada 5
bin şehidimiz olmuştur. O yüzden de o acıları çok iyi
hisseder, onları da çok iyi biliriz.
Denetleme diyorsunuz, 9uncu ayın 20sinde
Maden ve Petrol İşleri yetkilileri oraya gitti ve o maden
ocağını kapattı. Denetlemesi de yapılıyor ama
kazalar doğrudur. Çıkardığımız kanunlarla
beraber
İşte, iş güvenliği kazalarının da
önlenmesi adına, çalışma saatlerinin uygun hâle getirilmesi
adına, yine, Meclisimiz çok önemli yasalar çıkarmıştır
-bunlar hepinizce malumdur- bundan sonra da çıkarmaya devam edeceğiz.
Bu duygu, düşüncelerle yüce Meclisinizi
saygıyla selamlıyorum. Hayırlı akşamlar. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Yoklama istiyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini
oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var, onu yerine getirelim.
Sayın Özel, Sayın Gökçel, Sayın
Ünver, Sayın Kılıç, Sayın Bakırlıoğlu,
Sayın Kaya, Sayın Başevirgen, Sayın Zeybek, Sayın
Tanal, Sayın Kayışoğlu, Sayın Demirtaş,
Sayın Bülbül, Sayın Barut, Sayın Gündoğdu, Sayın
Güzelmansur, Sayın Köksal, Sayın İlhan, Sayın Ünsal,
Sayın Girgin, Sayın Hakverdi, Sayın Tokdemir.
Evet, yoklama için üç dakika süre veriyorum, yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.- CHP Grubunun, Karaman Milletvekili
İsmail Atakan Ünver ve 24 milletvekili tarafından, başta
Karamanın Ermenek ilçesindeki sorunlar olmak üzere madencilik sektörünün
ve işçilerin yaşadığı sorunların tespit edilerek
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 7/10/2020
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan (10/3276) esas numaralı Meclis Araştırması
Önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 13 Ekim 2020 Salı günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Kabul
edilmemiştir.
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubunun İç
Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup
işleme alacağım ve oylarınıza sunacağım.
4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurul
gündemi ile çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 228 ve
229 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin kırk sekiz saat
geçmeden Gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmının 1inci ve 3üncü sıralarına
alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna
göre teselsül ettirilmesine; 228 ve 229 sıra sayılı Kanun
Tekliflerinin İç Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun olarak
bölümler hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi
13/10/2020
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma Kurulu 13/10/2020 Salı günü
(bugün) toplanamadığından, İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince grubumuzun aşağıdaki önerisinin Genel Kurulun
onayına sunulmasını arz ederim.
Bülent
Turan
Çanakkale
AK
PARTİ Grup Başkan Vekili
Öneri:
Bastırılarak dağıtılan 228
sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi
ve 229 sıra sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi'nin kırk sekiz saat geçmeden gündemin Kanun Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler" kısmının
sırasıyla 1'inci ve 3'üncü sıralarına alınması ve
diğer işlerin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesi,
Genel Kurulun;
13 Ekim 2020 Salı günkü (bugün)
birleşiminde 228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci
bölüm görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,
14 Ekim 2020 Çarşamba günkü birleşiminde
228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar,
228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin
görüşmelerinin 14 Ekim 2020 Çarşamba günkü birleşiminde
tamamlanamaması hâlinde 15 Ekim 2020 Perşembe günkü birleşiminde
228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar,
15 Ekim 2020 Perşembe günkü birleşiminde
228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin
tamamlanamaması hâlinde haftalık çalışma günlerinin
dışında 16 Ekim 2020 Cuma günü saat 14:00'te toplanması ve
bu birleşiminde denetim konularının görüşülmeyerek gündemin
Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmında bulunan işlerin görüşülmesi ve bu
birleşiminde 228 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin
görüşmelerinin tamamlanmasına kadar,
20 Ekim 2020 Salı günkü birleşiminde 221
sıra sayılı Kanun Teklifi'nin birinci bölüm görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar,
21 Ekim 2020 Çarşamba günkü birleşiminde
221 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar,
221 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin
görüşmelerinin 21 Ekim 2020 Çarşamba günkü birleşiminde
tamamlanamaması hâlinde 22 Ekim 2020 Perşembe günkü birleşiminde
221 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerinin
tamamlanmasına kadar çalışmalarını sürdürmesi,
228 ve 229 sıra sayılı Kanun
Tekliflerinin İç Tüzükün 91'inci maddesine göre temel kanun olarak
görüşülmesi ve bölümlerinin ekteki cetveldeki şekliyle olması önerilmiştir.
|
228 sıra
sayılı Antalya Milletvekili İbrahim Aydın ve
Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ile 17 Milletvekilinin Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun |
||
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1.BÖLÜM |
1 ila 8inci maddeler |
8 |
|
2.BÖLÜM |
9 ila 17nci maddeler |
9 |
|
TOPLAM MADDE SAYISI |
17 |
|
|
229 sıra
sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/3112) |
||
|
BÖLÜMLER |
BÖLÜM
MADDELERİ |
BÖLÜMDEKİ MADDE SAYISI |
|
1.BÖLÜM |
1
ila 9uncu maddeler |
9 |
|
2.
BÖLÜM |
10
ila 25inci maddeler |
16 |
|
TOPLAM MADDE SAYISI |
25 |
|
BAŞKAN Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisinin gerekçesini açıklamak üzere Adalet ve Kalkınma Partisi
Grubu adına Kırıkkale Milletvekili Sayın Ramazan Can.
Buyurun Sayın Can. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Sayın Başkan; değerli milletvekilleri,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Grup önerimizde, 228 sıra sayılı Kamu
Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifini gündemin 1inci
sırasına alıyoruz. 229 sıra sayılı Teknoloji
Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifini ise gündemin 3üncü
sırasına alıyoruz. 228 sıra sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla ilgili teklifin bugün birinci bölümünün
görüşmelerinin, yarın tamamının görüşülmesine kadar,
yarın bitmez ise perşembe günü görüşmelerin
tamamlanmasını, perşembe günü de bitmez ise cuma günü Genel
Kurul saat 14.00te açılarak 228 sıra sayılı Kanun
Teklifinin görüşmelerinin tamamlanmasına kadar Genel Kurulun
çalışmasını öneriyoruz.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Başkanım
yarın sabah 09.00da başlayalım. Niye 14.00te
başlıyoruz?
RAMAZAN CAN (Devamla) Ayrıca, haftaya
salı günü yani 20 Ekim Salı günü 221 sıra sayılı Kanun
Teklifinin -geçen hafta tümünün konuşmalarını yaptık,
maddelerine geçilmesini kabul etmiştik- birinci bölümünün, çarşamba
günü, 22sinde ise tamamının bitirilmesini planlıyoruz.
Çarşamba bitmez ise haftaya perşembe günü Tarım Kanununun
bitirilmesini grup önerimiz olarak öneriyoruz. Bu yasaların temel yasa
olarak görüşülmesini Genel Kurulun takdirine, sizlerin oylarına
sunuyor; başarılı bir çalışma haftası diliyorum,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisi üzerine Halkların Demokratik Partisi Grubu adına Siirt
Milletvekili Sayın Meral Danış Beştaş.
Buyurun Sayın Beştaş. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yargıyla
devam edelim. Nasıl bir yargı var? Dün, Sebahat Tuncel ve Aysel
Tuğluk Kandıra Cezaevinde dört yıldır tutuklu
oldukları hâlde, Kobani protestosu soruşturması sebebiyle
haklarında tekrar tutuklama kararı verildi. Altı yıl sonra
garip bir şekilde, her yerde yapılan çağrılar
karşılık buldu ve HDPye yönelik saldırıların bir
aşaması olarak önümüzde duruyor. Nedir? Altı yıl sonra ne
oldu? Garip bir şekilde bir gizli tanık icat edildi. Gizli tanık
falan yok ha, yanlış anlamayın. Gizli tanığın
olmadığını nereden biliyoruz? Çünkü gizli tanık
müessesesi AİHM tarafından mahkûm edilen Adil yargılama
ilkelerine aykırı. denilen, yüzlerce davada Türkiye'nin mahkûm
edildiği bir müessese. Gizli tanığı görmüyoruz, temas
etmiyoruz, soru soramıyoruz, kimliğini bilmiyoruz, ucube bir
şekilde, diyorlar ki: Dosyada gizli tanık var. Peki, gizli
tanık ne diyormuş? İfadesini de gördük, gizli ama ifadelerden
gördük. Altı yıl önce -sözde- HDPden bir heyet bir yerlere
gitmiş, onu da geçtim, Kamuran Yüksek, Demirtaşa Kandilden talimat
getirmiş, bunun üzerine MYK bir karar almış. Ya, şaka
mısınız ya! Bir kere, o dönem çözüm süreci devam ediyordu. Bizim
heyetimiz -resmî, aleni, basın yayın organlarında her zaman
yazılıyordu- Kandile gidiyordu zaten. Kandilden birinin talimat
getirmesine gerek yok ki, zaten çözüm süreci devam ediyordu. Çözüm süreci
kapsamında fotoğrafları siz İmralıdan getiriyordunuz,
yayınlıyordunuz, heyetimizin gittiğini biliyordunuz. Gizli
tanığa yanlış ifade verdirmişler.
Diğeri ne? Efendim, altı yıl sonra
aklına gelmiş, savcılık demiş ki: Dört yıl önce
açtığımız dava 2911di; hayır, olmaz, 302 olacak.
Neden? Çünkü Cumhurbaşkanı her gün meydanlarda Benim 54
yurttaşımın katili. diye bağırdı. Savcı
dedi ki Ha, bu katil dediğine göre benim yeni bir dava açmam
lazım. Tıpkı bugün Enis Berberoğlu meselesinde olduğu
gibi. Hukukta olamaz yani olamaz kavramı karşılamıyor.
Altı yıl sonra maddeyi değiştirdi, fiil aynı;
tıpkı Osman Kavalada olduğu gibi. Adını koyalım,
bu tam bir siyasi kumpastır. Kobani protestoları sebebiyle
arkadaşlarımızın tutuklanması, Demirtaşın,
Yüksekdağın, MYK üyelerimizin, dün Aysel Tuğluk ve Sebahat
Tuncelin hakkında tutuklama kararı verilmesi siyasi kumpasın
devam ettirilmesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Devamla) Bu
kumpasın kumpas olduğunu eminim iktidar partisi milletvekilleri de
gayet iyi biliyor. Sadece vicdanlarına sorsalar bunu bilirler
aslında, hayatın olağan akışına baksalar
bilirler. Bu nedenle şunu söyleyeyim: Bir kere,
Cumhurbaşkanının ya da bir siyasi yetkilinin söylemleriyle
iddianame hazırlamak hukuk devletine, yargı
tarafsızlığı ve bağımsızlığına,
anayasal düzene saldırıdır. Tıpkı bugün Enis
Berberoğlunda nasıl hâkim bu kararı vermekle anayasal düzeni
ortadan kaldırmaya tam teşebbüs etmişse Kobani protestolarında
ikinci soruşturmayı açan savcı da aynı suçu işliyor.
Ahdolsun ki bu siyasi kumpasların taraflarını sanık
sandalyesinde göreceğiz. O zamana kadar mücadelemize devam edeceğiz.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın Turan, buyurun.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
40.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın AK PARTİ grup önerisi üzerinde HDP Grubu
adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
değerli milletvekili arkadaşlarım; hatibin yine yüksek perdeden
O zaman çözüm süreci vardı. deyip imada bulunmasının siyasi
tarihi bilen herkes açısından ibretlik olduğunu
düşünüyorum. O zaman âdeta baldıran zehri içerek bu ülkenin
kardeşliğine, birliğine katkı sağlamak için ne kadar
büyük bedel ödediğimizi tüm dünya bilir. Fakat o görüşmeler diye
ifade ettiği süreçte asla terörle, teröristle görüşmek değil,
demokrasinin yanında yer almasına inandığımız,
istediğimiz bir partinin görüşmeleriydi bunlar. Ama gelinen yerde
maalesef teröre Dur! demek yerine, terörle arasına mesafe koymak yerine
ısrarla o terör örgütünün borazanı, vagonu -ne derseniz deyin- onu
olmayı tercih eden bir yapıyla karşı karşıya
kaldık.
Bakınız, hiç olmazsa insan
yaptığı işten mahcup olur. Yaptık, hata yaptık.
der, yüzleşir. Şimdi, MYK kararı almadık, mahkeme itham
ediyormuş. derseniz
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
o zaman cümle âlem
biliyor ki Kobani eylemleri başladığında, önce Abdullah
Öcalan Çıkın sokağa. diye kendince talimatlar verdi,
ardından Murat Karayılan verdi, ardından Bese Hozat verdi, bir
gün sonra da Halklarımıza çağrı diye sokağa
çıkın ısrarıyla Demirtaş imzalı MYK kararı
imzalandı. Şunu demek istiyorum; insan bir yanlış yapar,
bir hata yapar, der ki: Biz mahcup olduk, bir sürü insanın katline vesile
olduk, amacımız bu değildi. İnsanlar öldü, etraf
yandı, yıkıldı, böyle olmasını
istememiştik. der. Bununla önce siyasi olarak yüzleşir, sonra
mahkemenin kararını tartışır veya tartışmaz.
Ama siz hiç mahcup olmadan var olan bir kararı yok diye söylerseniz
bırakın tehdit diliyle Sizi yargılarız. demeyi, ben
buradan diyorum: Bu millet de bu devlet de bu yargı da bunun hakkını
savunacaktır Sayın Başkanım. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Buyurun Sayın Beştaş.
41.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Teşekkürler Sayın Başkan.
İma değil direkt söyledim. Çözüm sürecine
dönük şu anda bir unutturma çabası var, bir dönemi mahkûm ettirme
çabası var ve iktidarın taraf olduğu bir süreçten söz ediyoruz.
Biz her zaman şunu dedik: Çözüm sürecini her zaman savunduk. Kürt
meselesinin, Türkiyenin demokratikleşmesi meselesinin diyalogla,
müzakereyle çözümünü dün nasıl savunduysak bugün de savunuyoruz ve
arkasında duruyoruz. Bu ülkenin, Türkiyenin, hepimizin buna ihtiyacı
var. Ama çözüm sürecinde rol alan Sırrı Süreyya Önder, İdris
Baluken, Selahattin Demirtaşın o dönemki görüşmelerdeki
rollerini, fiillerini, çalışmalarını kriminalize edip
cezaevinde tutmak her şeyden önce siyasi etikle bağdaşmaz.
Biz birlikte yürüttük ve biz bundan hicap
duymuyoruz, bundan rahatsızlık duymuyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım lütfen.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
İktidarda hangi parti olursa olsun eğer bu kadar yıllık bir
kan akma, bir savaş, bir çözümsüzlük meselesini çözmek gündeme gelirse
yine var olacağız ve şunun farkındayız: O dönem mahkûm
edilmek isteniyor, bütün aktörler hedefe konulmuş durumda ama Türkiye
yurttaşlarına şunu söylüyorum: Onlar, HDPli aktörleri hedefe
koydular ama kendileri hiçbir şekilde bu meselede taraf
değillermiş gibi bir pozisyon alıyorlar. Bu suç değil,
çekinecek bir şey yok, bu ülke için çok önemli şeyler
yapıldı.
Diğer meselede, Kobani protestoları
meselesinde biz, yaptığımız hiçbir şeyin aksini
söylemeyiz. Biz dedik ki: Resmî MYK kararı yok. yok yani Bir tweet
var. dedik yine aynısını söylüyorum, atılan bir tweet
var. Şimdi, bunun örgütle bağlantılandırılma
çabası gerçekten nafile çünkü öyle bir bağlantı olamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Sayın Başkanım
BAŞKAN Son sözünüzü alayım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şunu hatırlatıyorum notlardan: 6 Ekimde tweet
atılmış, 7 Ekimde Muş Vartoda Hakan Buksurun polis
kurşunuyla öldürülmesine kadar tek bir şiddet fiili yok. Aslında
6-7-8 Ekim değil 7-8 Ekim olayları, protestoları dememiz
lazım. Ve ne zaman olmuş? Antepte Cumhurbaşkanının
Kobani düştü düşecek. demesinden sonra halkın, meselenin
ciddiyetini, Kobaninin düşebileceği ihtimalini düşünerek
protestolara katılma, provokatörlerin, paramiliter güçlerin, polis
kurşunlarıyla ölenlerin sayısını her gün
yanlış söylüyorlar. 43 kişi öldü ve bunların 33ü
HDPliydi, ilk öldürülen HDPlilerdi. İlk, evleri, dükkânları
yağmalanan HDPlilerdi. Biz, bir yanlış yaparsak bundan
dolayı halkımıza öz eleştiri veririz ama siyasetteki
yanlışların -hangi parti olursa olsun- tartışma yeri
burasıdır ve sandıktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Bitiriyorum Başkan.
BAŞKAN Son cümlenizi alayım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Siyasetçiler hesabı sandıkta verirler. Kendileri gibi, siyasi
rakiplerini, partileri yargı eliyle yargılatmak, insan öldürme
teşebbüsünde bulunduğunu söylemek, 302den davalar açtırmak
değildir. Bu siyasi etik değildir. Biz yanlış
yaptıysak halk bize cezamızı sandıkta verir, onlar da
yanlış yaparsa onu verirler. Kendisini bu konuda gerçekten objektif
bir bakış açısına davet etmek isterim.
BAŞKAN Anlaşıldı, sağ
olun.
Evet, Sayın Turan, buyurun.
42.- Çanakkale Milletvekili Bülent
Turanın, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
uzamaması için çok dikkatli konuşmaya
çalışacağım.
Bakınız, konuşmacı madem bu
kadar tarafsız bakacak meseleye, o yüzden söyleyeceğim.
Görüşmesinde, konuşmasında, Cumhurbaşkanının
Kobani düştü düşecek. dediğini iddia ediyor.
OYA ERSOY (İstanbul) Demedi mi?
EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) Öyle dedi.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Efendim...
BAŞKAN Lütfen, Genel Kurula hitap edelim
Sayın Turan.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Gözünüzü kaparsanız
kendinize gece yaparsınız değerli arkadaşlar.
EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) Demedi mi?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) O görüşmenin
başı var, sonu var. PKKya Kobanide malum ülkeler silah veriyor,
vermesin. diye görüşme yapıyorlar. O görüşme içerisinde
karşı tarafın bu konuda uyarılması için Kobani
düştü düşecek; vermeyin silah. meselesi var. O,
Cumhurbaşkanının ifadesi değil, karşının
ifadesi. Dolayısıyla bu konuları eğer gerçekten aynaya
bakarak sakin değerlendirecekseniz çok şey söylenebilir.
KEMAL PEKÖZ (Adana) Silah vermeyin, düşsün.
mü demek istediniz yani?
EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) Hikâyeyi
boşverin.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Kaldı ki bugün kendi
eski grup başkan vekillerinin HDPye yönelik eleştirilerini çok
kıymetli buluyorum. Türkiyede
diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Turan, lütfen
toparlayalım.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Peki, Sayın
Başkan, Aynı tas, aynı hamam devam etsinler. İçeriden
yapılan uyarıları Demokratik bir parti olun, Kandilin
kuklası olmayın, Aponun buradaki sözcüsü olmayın. tarzı
iddiaları gülerek karşılıyorlar; devam etsinler o zaman.
Biz de neyin ne olduğunu bilelim. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar) Söylemeyecektim; madem kah, kah, kah güldüler, söyleyeyim o
zaman. Bakınız, güya HDPnin MYK kararı yok. diyorlar ya,
şu an hâlâ HDPnin resmî Twitter hesabı olarak kullanılan
adresten yapılan çağrı var. Biz noter miyiz MYK
kararının imzasını inceleyeceğiz. Resmî Twitter
hesabından aynen söyleniyor: Şu anda toplantı hâlinde olan HDP
MYKden çağrı. Resmî hesabınız devam ediyor bugün hâlâ.
Halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa
çıkmış olanlara destek olmaya çağırıyoruz.
diyor.
EROL KATIRCIOĞLU (İstanbul) Ne var
bunda?
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Bunu yaptıktan sonra
Ne var? diyene söylüyorum: Yazıklar olsun size! 50 kişi öldü, 700
kişi yaralandı. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Turan, lütfen Genel Kurula
hitap edin, karşılıklı konuşmayalım.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Demokratik hakkımızı kullanıyoruz.
KEMAL PEKÖZ (Adana) 15 Temmuzda kim
çağırdı sokağa?
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Millet çağırdı, millet!
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan
Bu çağrı, resmî çağrı değil. demişti. Resmî
çağrı olduğunu söyleyince de Ne var bunda? dedi. Evet, ne var
bunda biliyor musunuz Sayın Başkan? Bu olduğunda 35 ilde
sokağa çıkan insanlar var, 130dan fazla yerleşim yerinde
yangınlar, yanmalar var, 50den fazla ölen, 800e yakın da yaralanan
var. Daha ne olması lazım? Ne yapmanız lazım? Siz
başlayan süreçte sokakları bölerek, hendekler kazarak güya özerklikle
ilgili başlayan bir süreç olacak, özerklik olmayınca da bu tarz
eylemlerle başka bir Türkiye yapmaya çalışacaksınız.
Bu millet buna izin vermedi, vermeyecek; Meclis de izin vermedi, vermeyecek.
Ama iddiam odur ki, ümidim odur ki size hâlâ iyi niyetle oy veren, hâlâ sizin
yanınızda iyi niyetle duran -bir grubun, kesimin desteğini
alır mıyız diye- insanların, Parti gibi davranın,
terör örgütüyle mesafe koyun. demelerini kıymetli buluyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Turan, son kez
açıyoruz mikrofonunuzu.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Siz kahkaha atsanız
da o tarz tweetlerin, yani içinizden HDPye Gittiğiniz yol, yol
değil. Kandil var, Apo var, size ne gerek var zaten. demelerini
kıymetli buluyorum. Ağlanacak hâlinize gülüyorsunuz, ağlanacak
bir hâliniz var. Şu an hâlâ Demokrasinin yanında yer alın.
diyenleriniz varsa bunu kıymetli buluyorum diyorum. Bu, kötü bir şey
değil. Hiç gülecek bir iş yok. (HDP sıralarından
gürültüler) Ama siz demokrasinin yanında yer almak varken illa Kandilin
yolunda, HDPnin yapacağı demokrasideki işler yanında
Kandilin temsilcisi olma yolunda ilerleyecekseniz kapı orada, meydan
orada, eyvallah! O yüzden diyorum ki
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Ya, Allah aşkınıza ya!
BÜLENT TURAN (Çanakkale) O yüzden diyorum ki
içinizdeki kıymetli yaklaşımlara takdiri bile kahkahayla
karşılıyorsunuz.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Siz Az önceki vekilinizin konuşmasını sahiplendik, takdir
ettik. diye
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Bu aslında ne
olduğunu, sürecin nasıl gittiğini gösteriyor. Keşke daha
fazla HDP tabanından, vekillerinden insanlar Demokrasi
inşasında bize düşen ne var? diyebilse.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Size mi kaldı içimizdeki o tavrı takdir etmek!
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Çözüm süreci o
imkânı verdi. Bu millet
Son dakika Sayın Başkanım.
BAŞKAN Son sözünüzü alıyorum.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Bu millet sizin
dağda silah çekip de şehirde saz çalmanıza bile kredi vererek,
idare ederek, yardımcı olarak acaba bu parti
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Biz saz çalıyoruz, siz ne çalıyorsunuz acaba Sayın Turan!
BÜLENT TURAN (Çanakkale)
demokratik rejimde yer
alır mı diye sabretti. Neler yaptınız? Çukur eylemleri, 6-8
Ekim olayları, daha onlarca, yüzlerce eylemde bırakın ülkenin
yanında yer almayı hep karşımızda yer
aldınız. Daha dün Azerbaycanda Ermenistan saldırıyor,
bütün partiler İYİ PARTİsi, MHPsi, CHPsi bir araya geliyor
Yapanı kınıyoruz. diyor, buna Evet. diyemediniz. O yüzden
diyorum ki karar vereceksiniz, ya Türkiyede farklı görüşlere
rağmen, farklı anlayışlara rağmen bu sistem içerisinde
demokrasinin inşasına omuz vereceksiniz ya da bırakın
-tabiri caizse- bu işleri de gidip Kandilin alkışlamasını
yapmaya devam edeceksiniz. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Siz kim demokrasi kim ya! Siz kim demokrasi kim!
BAŞKAN Sayın Oluç, buyurun.
Arkadaşlar, bundan sonraki turları
kürsüden yapacağız, sataşma nedeniyle yerinizden söz
vermeyeceğim arkadaşlar bilin.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) Sayın
Başkan, Grup Başkan Vekilleri karşılıklı
konuşacak mı? Böyle bir Meclis olur mu?
BAŞKAN - Buyurun.
43.- İstanbul Milletvekili Hakkı
Saruhan Oluçun, Çanakkale Milletvekili Bülent Turanın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Sayın Turan geçen hafta biz bu konuları
konuşurken burada olmadığı için ve büyük ihtimalle de takip
etmediği için detaylarına çok vâkıf değil, öyle
anlıyorum. Çünkü eğer o konuşmaları izlemiş
olsaydı şimdi söylemiş olduğu bazı şeyleri
söylemezdi en azından. Yani olsun, biz yine konuşmaya devam
edeceğiz bu konuyu çünkü bu konu çok önemli.
Bakın, bizim konuşmacımız dedi
ki: O dönemde çözüm süreci ve görüşmeler devam ettiği için, biz o
dönemin üzerine hassasiyetle titrediğimiz için
attığımız her adımı özenle seçiyorduk. Bunu
anlattı size ama siz de bunu anlamıyorsunuz.
Şimdi, bakın, ben geçen hafta burada
anlattım hem kürsüde hem oturduğum yerde. Öyle değil o
işler Sayın Turan, öyle değil!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Şimdi, bize söylüyorsunuz. Ayın 9unda, sabah alelacele
İmralıdan bir mesajı -el yazısıyla
yazılmış bir mesajı- kim getirdi bize okuyalım da
provokasyonlar sona ersin diye? Kim getirdi? Siz getirdiniz, sizin
iktidarınız getirdi. Nereden getirdiğinizi de söylüyorum
bakın, ayın 9unda sabah İmralıdan getirdiniz, özel,
koşa koşa. Ve Selahattin Demirtaş Diyarbakırda
çıktı, o el yazısıyla gelmiş olan mesajı okudu
daha fazla olaylar devam etmesin diye. Şimdi ona da geleceğim.
Bakın biz hiçbir şeyden kaçınmadık, ben kendim ifade verdim
ya, o zaman MYK üyesiyim, Eş Genel Başkan
Yardımcısıyım, kendim ifade verdim. Evet, o tweeti biz
Genel Merkez hesabından attık doğrudur ama resmî bir MYK
kararı yok deniyor. Bu başka bir şey, hukuki bir şey ile
politik olanı birbirine karıştırmayın. İki
şeyi söylüyoruz, siz birbirine karıştırıyorsunuz. Biz
Yok atılmadı öyle bir tweet demiyoruz. Biz diyoruz ki: Evet,
Kobani düştü düşecek dendikten sonra
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Oluç, toparlayalım
lütfen.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Ben alacağımı
aldım Sayın Başkan.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)
Anlayamadım.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Alacağımızı
aldık diyorum. O tweette olmasını söylemeniz kıymetliydi.
BAŞKAN Karşılıklı
konuşmayalım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Evet, bunu her birimiz ifadelerimizde söyledik Sayın Turan. Bunda,
hiçbir zaman bunu reddettiğimiz bir şey yok.
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Yani Sokağa davet
ettik ama resmî değil!
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Bakın
geçen hafta ben burada şunu da anlattım bu kürsüden -arkadaşlarınız
size bunları söylemiyorlar mı anlamıyorum- kırk sekiz saat
boyunca, 6-8 Ekimde kırk sekiz saat boyunca o zaman sizin
İçişleri Bakanınızın makamında bizim
milletvekilimiz ve İdare Amirimiz Sırrı Süreyya Önder kırk
sekiz saat boyunca Efkan Alayla birlikte olayların durdurulması için
mücadele etti. Tek tek il, ilçe örgütlerimiz arandı provokatörlerin
oyununa gelinmesin diye. Bunların hepsini biz anlattık buradan
kürsüden. Siz önce İçişleri Bakanınıza sorun, Sayın
Efkan Ala anlatsın size bunları, sadece o değil
başkaları da var, başka isimleri de verdim ben burada; Mahir
Ünal, Yalçın Akdoğan
Başka isimler de var, onları da
vereceğiz bu konu tartışılmaya devam ettiği müddetçe.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Son sözünüzü alıyorum.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)
Toparlıyorum efendim.
Son cümlem, bakın, biz bu konuyu
tartışmaktan kaçınmıyoruz. Bu konuyu
tartışalım diye defalarca araştırma önergesi verdik,
araştırma komisyonu kurulsun, enine boyuna tartışılsın
dedik ve tartışmaktan kaçmıyoruz. Tam tersine,
tartışmak istiyoruz. Bütün detaylarıyla bu Meclisin ve
kamuoyunun her şeyi bilmesini istiyoruz. Bunu tekrar söylüyorum, biz
tartışmadan kaçan değiliz. Sizsiniz, üstünü örten ve tartışmadan
kaçan; sizsiniz, araştırma komisyonu kurulmasın diye
uğraşan çünkü neden? Sizin de söylemekten çekineceğiniz
bazı şeyler var. İşte, onları biz konuşmak
istiyoruz Sayın Turan.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sokağa
çıkmayı Twitterdan kabul etmişlerdir. Sokağa
çıkmanın da mutlaka bir bedeli olacaktır Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Peki.
Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine
Cumhuriyet Halk Partisi
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Neyi
Kabul etmişlerdir. Böyle bir şey olur mu Başkanım?
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Sayın
Başkan, böyle bir şey olur mu ya? 15 Temmuzda siz sokağa
çağırdınız, 250 insan öldü, siz mi
yargılanacaksınız?
BAŞKAN Arkadaşlar
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Siz mi
yargılanıyorsunuz?
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Bu da
kayıtlara geçsin, siz mi yargılanacaksınız? Sokağa
çağırmak demek insanları provokasyona çağırmak demek
midir? Şiddete çağırmak demek midir?
BAŞKAN Arkadaşlar, her iki grup da kendi
zaviyesinden
SALİH CORA (Trabzon) Siz sokağa
şiddete çağırdınız. Demokrasi için
(HDP ve AK
PARTİ sıralarından karşılıklı laf atmalar,
gürültüler)
BAŞKAN Arkadaşlar
Adalet ve Kalkınma Partisi grup önerisi üzerine
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) O da demokrasi
içindi, o da insan hakları içindi. Kobanide insanlar ölmesin diye
sokağa çağrıldılar.
SALİH CORA (Trabzon) Siz kaos çıkarmak
için sokağa çağırdınız.
BAŞKAN Sayın Oluç
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Siz,
öldürenlerin sizinkiler olduğunu biliyorsunuz. Sizinkiler öldürdüler,
sizin tuttuklarınız öldürdü.
BAŞKAN Sayın Beştaş
SALİH CORA (Trabzon) Siz kaos çıkarmak
için sokağa çağırdınız.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Niye hazmedemiyorsunuz Kobaninin kurtuluşunu?
BAŞKAN - Arkadaşlar, Sayın Grup
Başkan Vekillerim, elimden geldiğince demokrat davranmaya, hepinize
meramınızı anlatmak için zaman tanımaya
çalışıyorum.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Hayır öldürülenlerin sorumluluğu onlarda, onlar bizi suçluyor,
iktidarda olan onlar. 33 HDPli öldürülmüş, devlet onlar,
İçişleri Bakanı onlar, Adalet Bakanı onlar, gelmiş
başkasına yüklemeye çalışıyorlar. Var mı öyle bir
şey?
BAŞKAN Evet, her iki grup da kendi
Siz de
anlatıyorsunuz, onlar da anlatıyor.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Hayır Sayın Başkan, böyle bir şey olamaz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Hayır, şu cümleyi kabul edemeyiz, diyor ki: Sokağa
çağırdılar, bunun bedeli var. Ne demek? Demokrasi sokaktır
zaten.
BAŞKAN Sayın Beştaş
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Sayın Başkan,
Meral Hanım sakin olsun meramımı bir daha söyleyeyim.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Siz
sakin olun, siz!
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Diyorum ki: Sokağa
çağırmanın, eğer ardından 50 kişinin ölümüne
sebep olmuşsan mutlaka bunun hesabı olur. diyorum, söylediğim
şey bu. Bunu mahkemeye davet ettiğinde eğer mahkeme İlliyet
yok. derse kurulamaz zaten.
BAŞKAN Sayın Grup Başkan Vekilleri
BÜLENT TURAN (Çanakkale) Tamam Sayın
Başkan.
BAŞKAN Sayın Grup Başkan Vekilleri,
her iki taraf da
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Kayıtlara
girmesi için söz istiyorum, lütfen.
BEDRİ YAŞAR (Samsun)
Ortakmışsınız meğer ya!
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(İstanbul) IŞİDe karşı
çıkmadığınız için
BAŞKAN Lütfen arkadaşlar, Grup
Başkan Vekiliniz konuşuyor.
Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Bakın,
geçen hafta da bunu konuştuk, tekrar söylüyorum: O günden yani 6-8 Ekimden
bugüne kadar, altı yıl boyunca 1,5 dava açıldı, 1,5. O
kadar insan öldü, neden yargı harekete geçmedi, neden yargı
insanları öldürenleri yargının önüne çıkarmadı? 1,5
dava ya! Bir tanesi Yasin Börü davası, öbürü ne olduğu belirsiz,
yarım bir davadan söz ediyoruz. Neden ama neden yargı insanları
altı senedir yargının önüne çıkarmadı, dava
açmadı? Dolayısıyla, sizin bu söylediğiniz doğru değil.
Yargı, o günden bugüne kadar sustu, siz şimdi siyasi olarak
düğmeye bastınız, siyasi operasyon yapıyorsunuz. Bunun
hukukla alakası yok, biz bunu söylüyoruz özellikle.
BAŞKAN Sayın Oluç
HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Siyasi
operasyonun sonucudur bütün bu tutuklamalar, yoksa yargı altı senedir
oturmuş yan gel yat yapıyor. Biz Yargılayın, kim
öldürdüyse yargılansın, açığa çıkarılsın.
diyoruz.
BAŞKAN Evet, Sayın Oluç, her iki tarafa
da elimden geldiğince demokratik davranmaya çalışıyorum ama
bunun daha uzamasından bir sonuç alamayacağız çünkü tekrara
kaçıyor, aynı şeyler. Geçen hafta da konuşuldu,
dediğiniz gibi, ben de buradaydım, bu hafta da konuşuyoruz,
belki gelecekte yine konuşacağız. Ama bu
konuşmalarımızı birbirimize saygı çerçevesinde
yaparsak ve gerçeklerin ortaya çıkması konusunda da elimizden gelen
gayreti gösterirsek bütün gruplar rahatlamış olur diye
düşünüyorum.
VIII.- ÖNERİLER (Devam)
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
4.- AK PARTİ Grubunun, Genel Kurul
gündemi ile çalışma gün ve saatlerinin yeniden düzenlenmesine; 228 ve
229 sıra sayılı Kanun Tekliflerinin kırk sekiz saat
geçmeden Gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmının 1inci ve 3üncü sıralarına
alınmasına ve diğer işlerin sırasının buna
göre teselsül ettirilmesine; 228 ve 229 sıra sayılı Kanun
Tekliflerinin İç Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun olarak bölümler
hâlinde görüşülmesine ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Muharrem
Erkek, Çanakkale Milletvekili.
Buyurun Sayın Erkek. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA MUHARREM ERKEK (Çanakkale)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
24 Haziran 2018 tarihinde yapılan genel
seçimlerde İstanbul Milletvekili olarak seçilen Sayın Enis
Berberoğlunun milletvekilliği, maalesef yürütmenin talimatıyla
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı tarafından bir
kesin hüküm okunarak düşürüldü. Cumhuriyet Halk Partisi olarak o günkü
tartışmalarda çok samimiyetle, çok basit bir soru sorduk,
Bakın, daha tam anlamıyla kesin bir hüküm oluşmadı,
Anayasa Mahkemesinde bireysel başvurusu var. Lütfen Anayasa Mahkemesi
kararını bekleyin, Yargıtayın bu onama kararını
kesin hüküm olarak okutmayın. dedik ama dinlemediniz ve şunu sorduk:
Eğer Anayasa Mahkemesi hak ihlali tespit ederse, Anayasanın 83üncü
maddesinin dördüncü fıkrasına dayanarak ağır bir ihlal
tespit ederse ne yapacaksınız? Milletvekilliğini
düşürüyorsunuz ve Anayasa Mahkemesi ne dedi? Enis Berberoğlunun
seçme seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı gasbedilmiştir.
dedi. Evet, bu oldu. Enis Berberoğlunun seçilme hakkı ve siyasi
faaliyette bulunma hakkı elinden alındı, başka hakları
da elinden alındı ama sürem kısıtlı.
Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararını
açıkladı. Lütfen herkes gerekçeli kararda 135inci ve
140ıncı paragrafları okusun, zaten çok kısa ve çok net.
Anayasa Mahkemesi hak ihlallerini tespit ettikten sonra zaten mecburen Yeniden
yargılama yap. diyecek. Yerindelik denetimi değil bu, kendisi
yargılama yapmıyor, Yeniden yargılama yap. diyor.
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Öyle olmaz. O
temenni
MUHARREM ERKEK (Devamla) Çünkü başka türlü bu
ihlalin sonuçları ortadan kalkmaz ki! Milletvekilliği düşürüldü,
siyasi faaliyette bulunma hakları ortadan kaldırıldı.
Şimdi, Enis Berberoğlunun, bir milletvekilinin ihlal edilen
hakları nasıl geri getirilecek? Anayasa Mahkemesi bunu söylüyor, ne
diyor? Yeniden yargılama kararı ver ve durma kararı ver. Çünkü
Enis Berberoğlu milletvekili, dokunulmazlığı var.
Bir cümle okuyacağım size gerekçeli
karardan. Bakın, Anayasanın
bağlayıcılığı, 11inci madde -Genel
Başkanımız özellikle vurguladı- hukukun üstünlüğüyle
ilgilidir. Aslında bugün tartıştığımız konu
da salt Enis Berberoğlu konusu değil, hukukun üstünlüğü konusu,
hukuk devleti konusu, kuvvetler ayrılığı, demokrasi konusu;
aslında bunu tartışıyoruz. Asıl sorun sistemde çünkü
bugün Türkiye demokrasi değil, monokrasiyi yaşıyor yani bir
kişinin egemenliğini.
Bakın ne diyor Anayasa Mahkemesi
kararında: Yeniden yargılama kararı ver çünkü başka türlü
ihlaller ortadan kalkmaz. Devamında ne diyor? Mahkeme sonraki
aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespit edilen ihlalin
sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmakla
yükümlüdür.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHARREM ERKEK (Devamla) Bakın yükümlüdür
diyor; evet, yükümlüdür. Yani 14. Ağır Ceza Mahkemesinin, yerel
mahkemenin Ben yeniden yargılama kararı vermiyorum. demesi Ben
Anayasa Mahkemesi kararını tanımıyorum. demektir. Bizim de
Anayasa Mahkemesinin birçok kararını çok sert
eleştirdiğimiz dönemler oldu. Örneğin, çoklu baroyla ilgili
başvurumuzu reddetti, eleştirdik. Eleştirebilirsiniz,
beğenmeyebilirsiniz ama Anayasa Mahkemesi kararına uymuyorum.
Anayasa Mahkemesi kararı benim için bağlayıcı değil.
diyemezsiniz, derseniz Anayasa'yı rafa kaldırmış olursunuz.
Anayasa'nın rafa kalkması ne demektir? Maalesef sayenizde Türkiye
Cumhuriyeti devleti anayasal bir hukuk devleti olmaktan çıktı,
şeklen Anayasalı bir devlet hâline geldi. Vatandaşların, 83
milyonun, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının, yurttaşların
hak ve özgürlükleri nerede güvence altına alınmıştır?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Erkek, toparlayalım.
MUHARREM ERKEK (Devamla) İşte, siyasi
faaliyette bulunma hakkı gibi, özgürlük hakkı gibi, kişi
güvenliği gibi, basın özgürlüğü gibi hak ve özgürlükler güvence
altına nerede alınmıştır? Anayasa'da. Peki, siz
Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımıyorum. derseniz bu ne
demektir? Vatandaşların Anayasa'da yazılı hak ve
özgürlükleri artık güvence altında değil demektir çünkü bireysel
başvuruyu da kaldırırdı o zaman. Anayasa Mahkemesini de
herhâlde fiilen kapatmak istiyorsunuz. Ama başından beri
söylediğimiz gibi, sorun sistemde. Biz Millet İttifakı olarak
niçin ısrarla güçlendirilmiş, rasyonelleştirilmiş
parlamenter sistem diyoruz? Çünkü Türkiye bu sistemle gidemez, bu sistem
revize de edilemez. Bakın, bunu çok samimiyetle, yürükten söylüyorum: Bu
sistem, keyfîliği getiren, adaletsizlikleri büyüten bir sistemdir; onun
için, yeni bir Anayasa ve güçlendirilmiş parlamenter sistem.
Son cümle: Siz ne yaparsanız yapın,
Sayın Enis Berberoğlu, seçilmiş 27nci Dönem İstanbul
Milletvekilimizdir.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve Kalkınma Partisi grup
önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Şimdi, 60a göre 5 sayın milletvekilimize
söz vereceğim.
Sayın Tokdemir
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
44.- Hatay Milletvekili İsmet
Tokdemirin, Hatay ili Belen ilçesinde başlayıp Arsuz ve
İskenderun ilçelerine sıçrayan orman yangınının
kontrol altına alındığına ve emeği geçenlere
teşekkür ettiğine ilişkin açıklaması
İSMET TOKDEMİR (Hatay) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Kardeşliğin, hoşgörünün ve
medeniyetlerin şehri Hatayımızın Belen ilçesinde
başlayıp Arsuz ve İskenderun ilçelerimize sıçrayan
yangın Orman Genel Müdürlüğü teşkilatı ile Hatay
Büyükşehir Belediyesi itfaiye ekiplerinin canla başla mücadelesiyle
otuz üç saat sonra kontrol altına alınmış olup can
kaybının olmaması en büyük tesellimiz olmuştur. Ancak
yangınların ruhumuzda yarattığı yıkımın
tarifi mümkün değildir. Ateş sadece düştüğü yeri yakmakla
kalmadı, vicdanı ve kalbi olan herkesi yaktı; milletimizin
ciğeri yandı. Ormanlarımızı yakan vatan hainidir, en
ağır şekilde cezalandırılmalıdır.
Yangınla mücadelede emeği geçenlere
teşekkür ediyor, hemşehrilerimizin mağduriyetlerinin bir an önce
giderilmesini talep ediyorum.
Geçmiş olsun Hatay.
BAŞKAN Sayın Bakırlıoğlu
45.- Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi
Bakırlıoğlunun, Meclis çatısı altında Uyar
Madencilik mağdurlarına verilen sözlerin yerine getirilmesi gerektiğine
ve işçilerin Ankara yürüyüşüne kolluk güçlerinin izin
vermediğine ilişkin açıklaması
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa)
Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, geçen yasama
yılında Somada Soma A.Ş.nin 2.800 işçisinin
yıllardır süren mağduriyetini el birliğiyle Meclis
çatısı altında gidermiştik. O gün Mecliste
yaptığım konuşmada Somanın sorunlarının
bitmediğinden bahsetmiştim, Türkiyedeki madencinin
sorunlarının bitmediğinden bahsetmiştim. 782 Uyar
Madencilik mağdurunun sekiz yıldır mağduriyeti devam ediyor.
O gün için Uyar Madencilik mağdurlarına sözler verildi, bu Meclis
çatısı altında da sözler verildi mağduriyetin
giderileceğine yönelik. Ancak sorun devam etmekte ve artık bıçak
kemiğe dayanmış durumda.
Madenci temsilcileri dün bir basın
açıklaması yaptı ve Ermenekteki yoldaşlarıyla eş
zamanlı Ankaraya doğru yola çıktılar ancak kolluk güçleri
tarafından durduruldular. Durdurma gerekçesi: Pandemi. 15 bin madencinin
Somada, yer altında çalışmasına engel olmayan Pandemi,
işçilerin haklı ve onurlu yürüyüşlerine engel oldu. Bu
Anayasaya aykırıdır. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın Kılıç
46.- Kahramanmaraş Milletvekili
İmran Kılıçın, Ahilik Haftasına ilişkin
açıklaması
İMRAN KILIÇ (Kahramanmaraş)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ahilik ve Kültür Haftasını idrak
ediyoruz. Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin,
yardımseverliğin, bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir
sosyoekonomik yapının adıdır. 13üncü yüzyılda kurulan
Ahiliğin temeli kusursuz mal üretimi ve müşteri memnuniyetine, usta-çırak
ilişkisindeki saygı ve sevgi esasına dayanır. Ahiliğin
kurulup gelişmesinin piri Ahi Evrandır. Ahilikte yükselmek için
ehliyet ve liyakat şarttır. Mesleğini iyi öğrenemeyenler
dükkân açamazdı. Esnaf ve dükkân sayıları
sınırlandırıldığı gibi ihtiyaca göre mal
üretimi de esastı. Ahiliğin nizamnamelerine fütüvvetname adı
verilirdi. Fütüvvetnamelere göre içki içme, zina, yalan, gıybet, hile gibi
davranışlar meslekten atılmayı gerektirirdi.
BAŞKAN Sayın Çelik
47.- Mersin Milletvekili Behiç Çelikin, Hatay
ili Belen, İskenderun ve Arsuz ilçelerinde meydana gelen orman
yangınları nedeniyle Hatay halkına geçmiş olsun
dileğinde bulunduğuna ve faillerinin cezalandırılması
gerektiğine ilişkin açıklaması
BEHİÇ ÇELİK (Mersin) Sayın
Başkan, teşekkür ederim.
9-10 Ekim tarihlerinde Hatayın Belen,
İskenderun ve Arsuzun mahallelerinde meydana gelen yangın nedeniyle
11 Ekim tarihinde olay mahallinde bulunarak inceleme yaptık. Sayın
Genel Başkanımız Meral Akşenerin talimatı üzerine
Sayın Burak Akburak ve Burhanettin Kocamaz ile İYİ PARTİ
İl Başkanımız Sayın Şefik Çirkinden oluşan
heyetimiz halkımızla buluşmuştur. Buradan milletimize ve
Hatay halkına geçmiş olsun diyorum, failleri lanetliyorum. Failler
mutlaka yakalanarak cezalandırılmalıdır.
BAŞKAN Sayın Kaboğlu
48.- İstanbul Milletvekili İbrahim
Özden Kaboğlunun, esas ayrışmanın Anayasanın 84üncü
maddesinin ikinci fıkrasındaki kesin hüküm kavramında
olduğuna ilişkin açıklaması
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
4 Haziran günü okuma sırasında esas
ayrışma 84üncü maddenin ikinci fıkrasındaki kesin hüküm
kavramı idi. Bizce, bu, kesin hüküm değildi ve kesin hüküm
olmadığı Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararca doğrulandı.
Ağır ceza mahkemesinin kararı yanlış olmakla birlikte
ağır ceza mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali
kararını sorgulamıyor, sadece Bana yol gösteremezsin. diyor.
Yanlıştır ama esasen ağır ceza mahkemesi de ortada
kesin hüküm bulunmadığını ortaya koyuyor. Bu bakımdan,
bu kararın, Anayasa Mahkemesi kararının yüce Meclisin huzuruna
getirilip okunması gerekiyor.
Gerçekten Anayasa Mahkemesinin 2018 kararlarına
göre, Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa Mahkemesi kararları
gereğince Anayasa Mahkemesinin bütün kararlarına bütün mahkemeler
uymak zorundadırlar. Bu konuda herhangi bir kuşku yoktur ama bu
işin özü kesinleşmeden
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Gündoğdu
49.- Kırklareli Milletvekili Vecdi
Gündoğdunun, CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu liderliğinde halkın ve haklının
adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerine, Enis Berberoğlunun
Türkiye Büyük Millet Meclisine derhâl geri dönmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
VECDİ GÜNDOĞDU (Kırklareli)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Hak, hukuk, adalet yolculuğunda her türlü
engellemelere, zorluklara ve kurumlar arası çatışmalara
rağmen bizler, Genel Başkanımız Sayın Kemal
Kılıçdaroğlu liderliğinde halkın ve haklının
adaleti için mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz.
Anayasa Mahkemesi kararına uymayan yerel
mahkeme en kısa sürede yanlıştan dönmek zorundadır; aksi
takdirde, hukuksal kaosu başlatanlar olarak tarihe geçerler ve telafisi
mümkün olmayan zararlar verirler. Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanının açıklamasıyla aynı anda, aynı
doğrultuda yerel mahkeme kararı vicdanları
sızlatmıştır. Hukukun üstünlüğüne kimsenin zarar
vermesine asla izin vermeyeceğiz. Kuvvetler ayrılığı
prensipleri doğrultusunda halkın oylarıyla seçilmiş
milletvekilimiz Enis Berberoğlu derhâl Türkiye Büyük Millet Meclisine geri
dönmelidir.
BAŞKAN İç Tüzükün 37nci maddesine göre
verilmiş bir doğrudan gündeme alınma önergesi vardır.
Okutup işleme alacağım ve oylarınıza
sunacağım:
VII.- BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA
SUNUŞLARI (Devam)
B) Önergeler
1.- Hatay Milletvekili Serkan Topalın,
(2/2307) esas numaralı 6446 sayılı Elektrik Piyasası
Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin
doğrudan gündeme alınmasına ilişkin önergesi (4/91)
12/10/2020
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
(2/2307) esas sayılı Kanun Teklifimin
İç Tüzükün 37nci maddesine göre doğrudan gündeme
alınmasını arz ederim.
Serkan
Topal
Hatay
BAŞKAN Teklif sahibi olarak Hatay
Milletvekili Serkan Topal.
Buyurun Sayın Topal. (CHP
sıralarından alkışlar)
Süreniz beş dakikadır.
SERKAN TOPAL (Hatay) Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinize saygılarımı sunuyorum.
Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum: Hepiniz
bilirsiniz Almanyada Potsdam Sanssouci Sarayına, Prusya Kralı
Fredericke değirmencinin karşı
çıktığını. Neden karşı çıktığını
hepimiz çok iyi biliyoruz, onu da burada hatırlatmak istiyorum çünkü
Berlinde hâkimler var. demişti. Tam da Anayasa Mahkemesinin
verdiği kararla biz de Ankarada hâkimler var. derken bazı
İstanbul hâkimlerinin Anayasa Mahkemesinin kararını hiçe saydığını
ve hukuku ayaklar altına almaya çalıştığını
hepimiz görebiliyoruz değerli arkadaşlar. Aslında devleti
demokrat yapan, hukuk sistemidir ama hukuk sistemini katletmeye çalışan
hâkimler er ya da geç mutlaka hesabını verirler. Bu yüzden, bu
yanlıştan bir an önce dönülmeli ve Sayın Enis
Berberoğlunun -az önce değerli milletvekili
arkadaşımızın da dediği gibi- yeri Meclistir, bir an
önce Mecliste olmasını diliyoruz.
Değerli arkadaşlar, elektrik
dağıtım piyasasıyla ilgili konuşmamı
konuşmamın sonunda yapacağım çünkü hepimizin de çok iyi
bildiği, yakından takip ettiği, maalesef, Hatayda bir
yangın oldu. Bir kez daha bütün Hatay halkına geçmiş olsun
dileklerimi iletiyorum. Bakınız, şer güçler Türkiyeyle ilgili
ne zaman bir atak yapsalar ilk önce Hataydan başlıyorlar. Peki,
neden? Çünkü Hatay, Misakımillînin son halkası, Türkiyenin
barış ve huzur havzasıdır. Biliyorlar ki Türkiyeyi hasta
etmenin yolu, Hatayı grip yapmaktan geçer. Biliyorlar ki Türkiyeyi kaosa
sürüklemenin yolu, Hatayda kargaşa çıkarmaktan geçer.
Bakınız, Suriye savaşıyla başlayan
çatışmanın ilk bombasını Hatay Reyhanlıda
gördük. İlk mülteci akınına uğrayan illerimizin
başında Hatay vardı. Afrin operasyonunda yine Hatay vardı.
İdlib savaşında, Zeytin Dalı Harekâtında ilk
provokatif olaylar yine Hatayda oldu. Ticaret kapıları kapanan yine
Hatay. Bunlar yetmezmiş gibi son bir ay içerisinde Samandağda
başlayıp Belende, Arsuzda, Karaağaçta devam eden olaylar,
yangınlar ve özellikle yapılan her saldırıya evlerine,
iş yerlerine, cadde ve sokaklarına şanlı
bayrağını asarak yanıt veren Hatay halkı. Çünkü Hatay,
ana vatana katılmak için on beş yıl mücadele vermiş ve bu
mücadelenin sonunda Misakımillîdeki yerini almıştır.
Hatay her koşulda cumhuriyete bağlı,
devleti ve ülkesi için her türlü riski göğüsleyen, Mustafa Kemal
Atatürkün kenti olmanın gururu ve bilincini her zaman
taşımaktan onur duyan bir kent, bir halk Hataylı.
Değerli arkadaşlar, ormanlar bizim
yeşil vatanımızdır. Bir kez daha söylüyorum: Yeşil
vatanımızdır. Ormanları yakan anlayışı bir
kez daha lanetle kınıyorum. Orada yanan canlar -hayvanlardan
bahsediyorum- bu ülkenin değeridir. O ağaçların her bir
yaprağında şehitlerimizin kokusu, her avuç toprağında şehitlerimizin
kanı vardır. Buradan yangının söndürülmesinde emeği
olan başta itfaiyecilerimize, Büyükşehir Belediye
Başkanımıza, daire başkanlarımıza, Orman Genel
Müdürlüğündeki bütün personel arkadaşlarımıza ve hatta o
gece başta değerli milletvekilimiz Suzan Abla, Sayın Suzan
Şahin gece oradaydı, tabii Sayın Kaşıkçı da oradaydı,
diğer milletvekili arkadaşlarımız da oradaydı,
Sayın Valimiz de oradaydı, herkese teşekkür ediyoruz. Bütün
vatandaşlarımıza, elinden gelen
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Sayın Yayman da oradaydı.
SERKAN TOPAL (Devamla) Tabii, Sayın Yayman da
oradaydı, biz gördük ama burada ifade etmek istiyorum Sayın Yayman:
Bölge müdürlüğü kurulması için orada söz verilmişti, o söz ne
oldu? Bir an önce orman bölge müdürlüğü kurulması gerekiyordu, o söz
ne oldu, onu burada sormak istiyorum bu arada.
Tabii ben burada Hatayın sorunlarını
defalarca, defaatle kürsüde dile getirdim, bir kez daha şunu ifade etmek
istiyorum: Evet, orada olaylar oluyor, orada vatandaşlarımız
mağdur oluyor ama oradaki vatandaşlarımızın
mağduriyetini görmeyen bir Hükûmet var, görmeyen bir Cumhurbaşkanı
var, bunu burada ifade etmek istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanına
buradan seslenmek istiyorum: Hatay ülkemizin yükünü çekiyor
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Topal.
SERKAN TOPAL (Devamla)
bundan da onur duyuyor ama
Hükûmet bunu görmüyor. Gelin, Hataya özel bir ödenek verin. Her 2 gençten 1i
işsiz.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Hataydaki
yardımlardan da bahset.
SERKAN TOPAL (Devamla) İstihdamı
artırıcı tedbirler alalım. İhracat durdu, tır
filoları çürümeye terk edildi, çiftçinin ürettiği mal tarlada
kaldı; yerel yönetimler 500 bine yakın sığınmacı
nüfusuna hizmet veriyor, 500 bin Suriyeliye. Hatay Orta Doğu ülkelerine
ciddi anlamda iş gücü sağlıyordu ama bütün bunlar gerçekten
durdu.
Evet, bazen altyapılarda çalışmalar
yapılıyor, onları takdirle karşılıyoruz, buradan
da teşekkür ediyoruz. Ama sizler de çok iyi biliyorsunuz ki Hatayda
şu anda işsizlik had safhada ve birçok vatandaşımız
şu anda işsiz; gelin, bunu burada çözelim. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
Değerli arkadaşlar, oradan laf atan
arkadaşlarımız var. Evet, gelin, çıkın deyin ki
Hatayın bütün sorunlarını birlikte, el ele çözelim, 11
milletvekili bir araya gelelim, Hatayın sorunlarını birlikte
çözelim. Biz varız. Zaten günü geldiğinde teşekkür etmesini
biliyoruz, biz teşekkür ediyoruz. Hatayın sorunları
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Topal, milletvekili
arkadaşlarınızla ayrıca görüşürsünüz, son bir
selamlama yapın lütfen.
SERKAN TOPAL (Devamla) Teşekkür ediyorum.
Evet, şunu da ifade etmek istiyorum Elektrik
Piyasası Kanunundaki değişiklik teklifimle ilgili değerli
arkadaşlar. Bakın, vatandaşlarımız üç dört beş
gün faturayı yatırmadığı zaman, elektrik
faturasını yatırmadığı zaman hepimiz çok iyi
biliyoruz elektriği kesiliyor, yüzde bilmem kaç zam yapılıyor,
ondan sonra açma kapama cezası. Ya arkadaşlar, peki, Hatayda
elektrik kesildiği zaman neden dağıtım şirketine bir
yaptırım uygulanmıyor? Gelin, bu kanunla bu adaletsizliği
ortadan kaldıralım. Çünkü gerçekten ortada bir adaletsizlik var yani
dağıtım şirketi istediği zaman elektriği kesiyor,
herhangi bir yaptırımı yok ama vatandaş faturayı
yatırmadığı zaman elektriği kesiliyor, üstüne de
elektrik açma kapama cezası geliyor. Ondan sonra çiftçilerimizin trafo
takma sökme parasını da ücretini de dağıtım
şirketi alıyor. Değerli arkadaşlar, bu yüzden bu
adaletsizliği ortadan kaldıralım, adaleti sağlayalım.
Gelin, birlikte Hataya hizmet edelim bütün milletvekilleri olarak.
Hepinize çok teşekkür ediyorum, saygılarımı
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Sayın
Başkan
BAŞKAN Sayın Fendoğlu
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
50.- Malatya Milletvekili Mehmet Celal
Fendoğlunun, Covid-19 virüsüne karşı ülke genelinde mücadele
veren sağlık personeline teşekkür ettiğine ve cenaze
hizmetleri çalışanlarının bir defaya mahsus ek ödenek
talebine ilişkin açıklaması
MEHMET CELAL FENDOĞLU (Malatya) Teşekkür
ederim Başkanım.
Covid-19 virüsüne karşı başta
sağlık çalışanlarımız olmak üzere ülkemiz
genelinde büyük bir mücadele verilmektedir. Bu vesileyle sağlık
personelimize göstermiş oldukları gayretlerden dolayı
teşekkür ederim. Covid-19 virüsüne yakalanıp vefat eden
vatandaşlarımızın defin işlemleriyle bire bir
uğraşan, nakillerini ve dinî vecibe olarak yıkama işlemini
yapan, kendi hayatlarını bir noktada riske atan belediye
mezarlık görevlilerimizin bir kısmı Covid-19a yakalandı ve
atlattı, bir kısmı ise şu an aileleriyle birlikte karantina
altındadır. Hayatlarını riske atıp
vatandaşlarımızın defin görevini yapan mezarlık
çalışanlarımızın özlük haklarında bir defaya
mahsus bir ek ödenek talepleri vardır. Bu haktan bir defaya mahsus
yararlanmaları önem arz etmektedir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Aycan
51.- Kahramanmaraş Milletvekili Sefer
Aycanın, sağlık personeline yönelik şiddetin devam
ettiğine ilişkin açıklaması
SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) Sayın
Başkanım, sağlık personeline yönelik şiddet devam ediyor.
Aslında Mecliste bu konuyu konuştuk, 2 defa da düzenleme yaptık
fakat uygulamada sağlık personeline yönelik şiddet maalesef
devam ediyor. Bugün de şiddet uygulaması oldu, şiddet
uygulayanları kınıyorum.
Bu dönemde bu kadar fedakârca mücadele eden sağlık
personeline hepimizin yardımcı olması gerekir. Şiddet
uygulamak son derece motivasyonlarını azaltmakta ve morallerini
bozmaktadır. Tersine, 112 personeline, filyasyon ekiplerine ve hastanede
çalışan sağlık personeline destek vermemiz lazım,
yüklerini azaltmamız gerekiyor. Bunları daha çok motive ederek bu
olağanüstü dönemde sağlık hizmetlerinin kesintisiz yürümesini
sağlamamız gerekiyor. Şiddet uygulamak hastanedeki
sağlık hizmetlerinin devamlılığını
azaltmaktadır.
BAŞKAN Sayın Çakırözer
52.- Eskişehir Milletvekili Utku
Çakırözerin, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin Anayasa
Mahkemesinin Enis Berberoğluyla ilgili kararını yok sayarak
Anayasa suçu işlediğine ilişkin açıklaması
UTKU ÇAKIRÖZER (Eskişehir) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Milyonlarca İstanbullunun iradesiyle 27nci
Dönemde yüce Meclisimize seçilen Enis Berberoğlunun seçilme hakkı ve
dokunulmazlığı Meclis Başkanlığının
hukuksuz bir kararıyla gasbedilmişti. Anayasa Mahkemesi bu vahim
hukuksuzluğu tescil eden kararıyla Berberoğlunun hak ihlalini
kayda geçirmiş oldu. Hâl böyleyken İstanbul 14. Ağır Ceza
Mahkemesinin bu kararı tanımayan, yok sayan tutumu hukuk devletine
darbedir, anayasal düzeni tanımamak demektir. Mahkeme bu kabul edilemez
tavrıyla hukuki değil, keyfî karar almaktadır, Anayasa suçu
işlemektedir. Hukukun üstünlüğü ve adalet bir gün hepimize lazım
olacaktır. Milyonların iradesiyle seçilen Enis Berberoğlu derhâl
Türkiye Büyük Millet Meclisine geri dönmelidir.
BAŞKAN Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 20.24
ALTINCI OTURUM
Açılma Saati: 20.41
BAŞKAN: Başkan
Vekili Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Altıncı Oturumunu
açıyorum.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer
İşler kısmına geçiyoruz.
1inci sıraya alınan, Antalya Milletvekili
İbrahim Aydın ve Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ile 17
Milletvekilinin Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi ile Plan
ve Bütçe Komisyonu Raporunun görüşmelerine başlayacağız.
IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- Antalya Milletvekili İbrahim
Aydın ve Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ile 17 Milletvekilinin
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3113)
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 228) (x)
BAŞKAN Komisyon? Yerinde.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkanım,
bu aşamada kısa bir söz talebim var.
BAŞKAN Şu kısmı bitirdikten
sonra size söz vereyim.
Komisyon Raporu 228 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince bu teklif İç Tüzükün 91inci maddesi kapsamında temel
kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle, teklif, tümü üzerinde
görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra
bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı
ayrı oylanacaktır.
Sayın Özel, buyurun.
VI.- AÇIKLAMALAR (Devam)
53.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, 228
sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Komisyona iade
edilmesi gerektiğine ve Başkanlığın tutumunun bu yönde
olmaması hâlinde usul tartışması açılmasını
talep ettiğine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sayın Başkan,
yaptığınız sunuş konuşmasından ve Komisyonu
yerine çağırmanızdan, gündemin, Adalet ve Kalkınma
Partisinin önerisiyle 1inci sırasına alınmış olan,
228 sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Teklifinin görüşmelerine başlayacağımız
anlaşılıyor.
Bizim gerek Komisyon sürecinde gerek karşı
oyumuzda ve gerek kamuoyuna yönelik açıklamalarımızda, bu kanun
teklifinin açıkça Anayasaya aykırı olduğuna ilişkin
bir iddiamız var. Şöyle ki: Bütçeler kurumsal, fonksiyonel, ekonomik
ve finansal şekilde sınıflandırılıyor ve bütçemiz
her sene bu şekilde geliyor ve Mecliste müzakere ediliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun lütfen.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Hepimizin malumu olduğu
üzere de 2021 yılı bütçesinin 1 Ocak tarihinden yetmiş beş
gün önce Meclise gelmesi lazım, o tarih de bu cumartesi günü ve şu
anda görüştüğümüz kanun teklifi, bütçemizi performans esaslı
bütçeden performans esaslı program bütçe sistemine geçiriyor. Ve öyle bir
iş yapılıyor ki, bütçe Meclisin hakkı yani Parlamento varsa
bütçe hakkından dolayı var ama beş gün sonra gelecek bütçe
-elimizde tutanakları da var, Cumhurbaşkanlığı
Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından, Başkan
Yardımcısı tarafından da- bugünkü kanun teklifinin
kanunlaşacağı öngörülerek hazırlanmış. Burada,
Meclise bir dayatma, yürütmenin Meclis üzerindeki bir tahakkümü ve Meclisin
vereceği karardan emin olma var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) Özgür Bey, bunları
konuşmacınız da söyler ya.
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bu, birer birer her
milletvekiline ve Meclisi oluşturan bütün siyasi partilere karşı
yapılmış ciddi bir dayatmadır, Meclisi yok saymaktır.
Bizim bu noktada Anayasaya aykırılık iddiamız var. Sizden
talebimiz, görüşmelere geçmeden Anayasaya aykırı olan bu kanun
teklifinin Komisyona iade edilmesi yönündedir Sayın Başkan. Bunun
mümkün olmaması durumunda, bunu yapmamanız durumunda, konu
hakkında Anayasaya aykırılık iddiasıyla usul
tartışması açmak isteriz.
X.- USUL HAKKINDA GÖRÜŞMELER
1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan
Vekili Haydar Akarın, 228 sıra sayılı Kanun Teklifinin
Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle Komisyona iade edilip
edilmemesi hakkında
BAŞKAN Usul tartışması
açıyorum.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Lehinde
BAŞKAN Lehte
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Aleyhte
BAŞKAN Aleyhte
SUZAN ŞAHİN (Hatay) Aleyhte
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Lehte
MAHMUT TANAL (İstanbul) Aleyhte
BAŞKAN Sayın Suzan Şahin aleyhte.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Tutanaklara bakarsak
ben 3üncü sıradayım Başkanım.
BAŞKAN 2nci lehte Abdullah Bey.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Burada söyledik
Başkanım, tutanaklara bakın. Abdullah Beyden önce söyledim
Sayın Başkanım, tutanaklar esas sayılır. Tutanaklara
bakın, kim önce istedi?
BAŞKAN Sayın Tanal, ben fark ettim,
arkadaşlar ellerini kaldırdılar, biz ismini söylemekte geciktik.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Sayın
Başkanım, burada İç Tüzük diyor ki: Söz sırasına
göre. Söz sırasına bakarsak burada tutanaklar esas
sayılır.
BAŞKAN Doğru. Şimdi, Sayın
Tanal, ben onlara da dikkat ediyorum, o hususu da çok iyi biliyorum ama
arkadaşların lehte istediklerini ben gördüm, sizin
bağırdığınızı da duydum, işittim.
Sıralamada bir sıkıntı yok.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Efendim, Sayın
Başkanım, burada söz uçar, yazı kalır; tutanaklar esas
sayılır.
BAŞKAN Sayın Tanal,
sıkıntı yok sıralamada.
Şimdi, lehte ilk sözü Sayın Ramazan Cana
veriyorum.
Buyurun Sayın Can.
Süreniz üç dakika.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan, öncelikle,
tavrınızın lehinde olduğumu beyan etmek istiyorum.
Diğer taraftan, bugün grup önerimiz kabul edildi. İç Tüzük 19a göre
Danışma Kurulu oy birliğiyle karar alamadı ve grup
önerimizi burada dile getirdik. Grup önerimizde, 228 sıra sayılı
kamu maliyesiyle ilgili bu Kanun Teklifinin gündeme alınmasını
önerdik ve Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletvekilleri bu kanun teklifinin
gündeme alınmasını kabul etti. Dolayısıyla, şu an
kırmızı bülten burada, gündeme girdi. 228 sıra
sayılı Kanun Teklifimiz gündemin 1inci maddesinde şu an.
Dolayısıyla, eğer Anayasaya itiraz edilecek ise grup önerimize
itiraz edilmeliydi. Bu, bir.
İki: Diğer taraftan, İç Tüzük 38e
göre komisyonlarda teklifler görüşülürken Anayasaya uygunluğu
incelenir. Anayasaya uygun mu değil mi itirazı komisyonlarda dile
getirilebilir. Komisyon Başkanı, Komisyon üyeleri buna karar verir.
Oradan geçtikten sonra da eğer Anayasaya itiraz edilecek ise İç
Tüzük 84, Anayasaya aykırılık önergeleri, Türkiye Büyük Millet
Meclisi Genel Kurulunda kanun teklifinin Anayasaya aykırılık
itirazı: Bir kanun teklifinin Genel Kuruldaki görüşülmesi
sırasında teklifin belli bir maddesinin Anayasaya aykırı
olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler, diğer önergelerden
önce oylanır. Yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde bu teklif
görüşülürken önergeyle teklifin Anayasaya aykırı maddelerine
aykırılık önergeleri verilebilir, bunu da Türkiye Büyük Millet
Meclisi Başkan Vekili öncelikle ele alır.
Şuraya gelmek istiyorum: Bir, kanunun sevki;
iki, Türkiye Büyük Millet Meclisi ilgili komisyon; üç, Türkiye Büyük Meclisi
Genel Kurulu. Bu aşamalardan geçerek kanunlaşacak. Anayasaya
aykırılık itirazlarının denetimi, murakabesi burada.
Burada biz diyoruz ki Bu teklif Anayasaya uygundur. Siz de diyorsunuz ki
Anayasaya aykırıdır. Netice itibarıyla bunun nihai
kararı Türkiye Büyük Millet Meclisinde verilecek. Bununla tatmin olmayan
taraf Anayasa Mahkemesine götürebilir. Anayasa Mahkemesi niye vardır?
Kanunların Anayasaya murakabesi için vardır. Dolayısıyla,
tabii ki hiç kimse bu şekilde bir öneride bulunamaz ama Türkiye Büyük
Millet Meclisi, Anayasaya aykırı kanun çıkarabilme yetkisini
haizdir. Niye? Anayasa Mahkemesi olduğu için, bilerek değil. Anayasa
Mahkemesi, netice itibarıyla kanunun Anayasaya uygun olup
olmadığını yargısal denetimle ortaya koyacaktır.
Bu nedenle, bizim grup önerimiz de kabul edildiği için gündemin 1inci
sırasına gelmiştir. Dolayısıyla, burada usul
tartışması doğru değildir, tavrınızın
lehinde olduğumu beyan ediyor, tekrar Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aleyhte ilk söz İstanbul
Milletvekili Sayın Mahmut Tanalın.
Buyurun Sayın Tanal. (CHP
sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Değerli
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla hürmetle
selamlıyorum.
Mevcut olan bu kanunda Cumhurbaşkanına
yardımcı raportör alınmasına ilişkin hüküm var.
Raportörün orada -Sayın Ramazan Can- görev ve yetkilerinin ne olduğu
belirtilmemiş. Öncelikle raportörün görev ve yetkilerinin ne
olduğunun açık ve net yazılması Anayasamızın
128inci maddesinin ikinci fıkrasının amir hükmüdür.
Anayasamızın 128inci maddesinin ikinci fıkrası der ki:
Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları,
görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve
diğer özlük işleri kanunla düzenlenir. Burada mevcut olan
Cumhurbaşkanlığının raportörlerinin görev ve yetki
tanımı yok ki kanunda. Kanunda görev ve yetki
tanımının olmaması başlı başına bir
Anayasaya aykırılık teşkil eder değerli
arkadaşlar.
Gelelim, yine tartışmalar
yapılırken Değerli Ağrı Milletvekilimiz dedi ki:
Efendim, bu Anayasa Mahkemesinde de raportörler vardı. Bakın,
Anayasa Mahkemesi kanununun hükümlerine baktığımız zaman,
buradaki 25inci maddenin 10uncu fıkrasında, bunların
atanmaları, aylık ve ödenekleri, emeklilik hakları, sicil
dosyaları vesairesi yazıldığı gibi beş
yıllık kıdem şartını arıyor. Hangi
fakültelerden, hangi iş yerlerinde
çalıştığını yazıyor. Yani mesela Anayasa
raportörlüğüyle ilgili Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve
Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 24üncü maddesine bakın.
Size kopya vereyim. Yapmasını bilmiyorsanız kanun teklifini,
Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun
24üncü maddesindeki raportörlerin nitelik ve vasıfları, görev ve
yetkileri neyse alın oraya yapıştırın o zaman.
Sonuç: Bu, Anayasaya bu anlamda aykırı,
bir.
İkincisi, adalet dediğimiz olay nedir?
Geciken adalet adaletsizliktir. OHAL Komisyonuyla ilgili bu sefer ayrı
ayrı bakanlıklara gönderiyorsunuz.
Değerli arkadaşlar, vatandaşın
adalete erişimini engellemeyin. Vatandaşın bir an önce
Nasıl yangın çıktığı zaman 155 gitmek zorundaysa
BEDRİ YAŞAR (Samsun) 110.
MAHMUT TANAL (Devamla)
nasıl kişi
hastayken ambulans, 112 gitmek zorundaysa, aynen yangın
çıktığı gibi, hasta olduğu gibi ambulansın
hızlı gidişi, itfaiyenin hızlı gidişi gibi, bir
adaletsizlik varsa o adaletsizliği o hızla ortadan kaldırmak
zorundayız. Siz, mevcut olan, getirdiğiniz bu kanun teklifi
İnanın ki bu kanun teklifi olmasa var ya
Mevcut olan
Anayasamızın 129uncu maddesi ne diyor? Kamu görevlilerinin
savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. diyor. 657
sayılı Devlet Memurları Kanununun 134üncü maddesi Savunma alınmadan
disiplin cezası verilemez. diyor. Siz ne yapmışsınız?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MAHMUT TANAL (Devamla) Bitiriyorum Sayın
Başkanım, toparlıyorum. Kusura bakmayın.
Siz ne yapıyorsunuz? Mevcut olan bu kanunları,
Anayasayı uygulamıyorsunuz. Sürekli bir perdeleme yaparak adaletin
gerçekleşmesini erteliyorsunuz. Onun için, geciken adalet adaletsizliktir.
Sizden istirham ediyorum, aslında mevcut olan bu kanun, bu Anayasa
uygulansa OHALle ilgili tüm adaletsizlikler bitmiş olurdu. Ama ne
yapıyorsunuz? Artık, bunu, adaletin tecellisini geciktirmek için
âdeta yani deyim yerindeyse, diyeceğim ama Parlamentoya da
yakışmıyor bu dil, üslup. diyeceksiniz. Yani burada, bu ayak
oyunlarıyla vatandaşın adalete ulaşmasını engellemeyin,
sizden istirham ediyorum. Mevcut olan bu Anayasayla 657 sayılı
Devlet Memurları Kanunu bu adaletsizliği zaten ortadan
kaldırıyor.
Teşekkür ediyorum, saygılarımı
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Lehte ikinci söz İstanbul Milletvekili
Sayın Abdullah Güler.
Buyurun Sayın Güler. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Değerli
Başkanım, değerli milletvekilleri; mevcut açılan usul
tartışması konusunda,
Başkanlığınızın vermiş olduğu
kararın lehinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Tabii, biraz önce dile getirilen hususlara
baktığımızda, burada İç Tüzükümüzün öncelikli olarak
38inci maddesi, 52nci maddesi ve aynı zamanda da 84üncü maddesinin bir
bütün olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Yani, Meclis
Başkanlığımıza sunulan ve aynı zamanda Plan ve
Bütçe Komisyonumuzda görüşülen, İç Tüzükümüzün 38inci maddesi
kapsamı içerisinde Anayasaya aykırılık hususu bu konuda değerlendirilen
ve daha sonra da Komisyon görüşmeleri neticesinde rapora bağlanan
ilgili Plan ve Bütçe Komisyonumuzun raporunu burada, şu anda Genel Kurulda
görüşüyoruz ve yine, biraz önce Genel Kurula sunmuş olduğumuz
-bizim AK PARTİ olarak- gündemdeki konuları görüşme teklifimiz vardı,
o hususlarda da yine gerekli görüşmeler yapıldı ve
çalışma günlerimizle beraber, bu, bizim teklifimiz de oylanarak Genel
Kurul tarafından kabul edildi.
Tabii, bu süreci bir bütün olarak
değerlendirdiğimizde, Anayasamızın ilgili maddeleri
kapsamı içerisinde ileri sürülen hususların, İç Tüzükümüzün
84ncü maddesi kapsamı içerisinde, bir kanun teklifinin Genel Kuruldaki
görüşülmesi sırasında, teklifin belli bir maddesinin Anayasaya
aykırı olduğu gerekçesiyle reddini isteyen önergeler, diğer
önergelerden önce oylanır. Bu hususları da bir bütün olarak
değerlendirdiğimizde, ileri sürülen, dile getirilen bu
hususların çok kabul edilebilir olmadığını ve bu
hususlarda mevcut, Başkanlığınızın vermiş
olduğu karar doğrultusunda, lehe olan görüşlerimizi arz
ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyoruz. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aleyhte ikinci söz İstanbul
Milletvekili Sayın İbrahim Özden Kaboğlu. (CHP
sıralarından alkışlar)
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul)
Sayın Başkan, Divan, değerli üyeler; bu yasa teklifi
görüşülmeye başlanıldığı sırada Komisyonda,
özellikle partimiz, grubumuz ve sözcüsü Sayın Bülent Kuşoğlu bu
konudaki itirazları ortaya çıkardı, öne sürdü ve bizler de bunun
iki açıdan Anayasaya aykırı olduğunu öne sürdük.
Birincisi, bu yasa önerisinde 5 ayrı Anayasa
Mahkemesi kararı var ve Anayasa Mahkemesi kararına göre,
gereğince düzenleme yapıldığı öne sürülüyordu,
birincisi bu ve biz de Anayasa Mahkemesi kararları sonucu yapılacak
olan düzenlemenin Anayasa Komisyonunun işi olduğunu, bunun bir torba
kanun olduğunu, yasanın başlığına rağmen,
esasen diğer konuların çok daha ağırlıkta
bulunduğunu belirttik. Ama yasanın başlığına
uygun düşen düzenlemenin ise bütçe sistemine ilişkin olduğunu,
bütçenin gelecek hafta Meclise getirileceğini ve bu şekilde, bütçenin
getirilmesi anında, birkaç gün kala bu yasanın
değiştirilmesinin Anayasaya aykırı olduğu gibi, bütçe
hakkı devletin varlık nedeni açısından sorgulanması
gereken bir durum olduğunu beyan ederek bu konuda Anayasaya uygunluk
tartışmasının açılmasını ayrı bir
gündem olarak talep ettik İç Tüzük madde 38e göre. Fakat bu gündem
gereği bir tartışma açılamadı ve maddelere geçildi.
Maddelerin görüşülmesi sırasında da -Tanalın
belirttiği üzere- özellikle baz istasyonları,
Cumhurbaşkanlığı raportörleri, Olağanüstü Hal
Komisyonunun önündeki dosyalar açısından çok yönlü olarak Anayasaya
aykırılıkların var olduğunu öne sürdük. Ama bu
çerçevede en önemli husus, bu yasanın başlığıyla
örtüşen bütçe hakkıyla ilgili düzenlemenin, bütçe sisteminin bütçe
görüşmelerine iki gün kala değiştirilmesinin mümkün
olmadığı noktasında idi ve bu konuyu biz
tartışamadık. Grubumuz öne sürdüğü hâlde, diğer
muhalefet partileri de öne sürdüğü hâlde, İç Tüzük madde 38
gereği bunu bir gündem maddesi yaparak tartışamadık. Bu
itibarla, Komisyondaki gerek genel görüşmeler çerçevesinde gerekse ilgili
maddeler bağlamında yapılan tartışmalarda öne sürülen
Anayasaya aykırılık iddiaları dikkate alınmadı.
Bu açıdan, Genel Kurulun, Anayasaya aykırılık
iddialarını dikkate alarak esasen bu teklifi geri çekmesi ve
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım lütfen.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) Bu
teklifte Anayasaya aykırılık iddialarımızın
ciddi bulunarak
Ki görüşme yapılmadı. Bu açıdan teklif
geri çekilmelidir. Esasen bu teklifin, torba yasa olması nedeniyle zaten
Anayasaya aykırı olduğu açık olmanın ötesinde,
Anayasa Mahkemesi kararları gereğince yapılan düzenleme söz
konusu olduğundan, ayrıca bütçe hakkının ve Anayasada öngörülen
bütçe düzenlemesinin özüne aykırı olduğundan geri çekilmesi ve
ilgili komisyonlara gönderilmek suretiyle yeniden görüşülmesi
gerekmektedir.
Arz ederim. Saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Evet, teşekkür ediyorum.
Usul tartışması sonucunda
görüşümde veya tutumumda bir değişiklik yoktur.
IX.- KANUN TEKLİFLERİ İLE
KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER İŞLER (Devam)
A) Kanun Teklifleri (Devam)
1.- Antalya Milletvekili İbrahim
Aydın ve Ağrı Milletvekili Ekrem Çelebi ile 17 Milletvekilinin
Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi (2/3113)
ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 228) (Devam)
BAŞKAN Kanun teklifinin görüşmelerine
başlıyoruz.
Teklifin tümü üzerinde söz isteyen, İYİ
PARTİ Grubu adına Samsun milletvekili Sayın Erhan Usta.
Buyurun Sayın Usta. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ GRUBU ADINA ERHAN USTA
(Samsun) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 228 sıra
sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun Teklifinin tümü üzerinde görüşlerimizi ifade etmek üzere
İYİ PARTİ Grubu adına söz aldım, hepinizi
saygıyla selamlarım.
Öncelikle bugün 13 Ekim, Ankaranın
başkent oluşunun 97nci yılı, Gazi Mustafa Kemal Atatürkü,
değerli silah arkadaşlarını ve bütün millî mücadele kahramanlarını
rahmetle, minnetle anıyorum.
Tabii, yine bir torba kanunla karşı
karşıyayız. Torba kanunun ne kadar kötü bir kanun yapma
şekli olduğunu anlatmaya çalışsak burada yirmi dakika
yetmeyecektir. Zaten birçok insanın da bildiği gibi, daha önce biz de
ifade ettik. O yüzden bu konulara girmeyeceğim.
Şimdi, bu kanun teklifi neler getiriyor?
İlk 5 maddesi 5018 sayılı Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanununda yapılan değişikliklerle ilgili.
Onların detaylarına bir miktar gireceğim için o kısmı
şimdi geçiyorum.
6ncı maddesinde, tıp
fakültesi kurmak isteyen vakıf üniversitelerinin 200 yatak kapasiteli
hastane kurmaları zorunluluğunu getiriyor. Başka şartlar da getiriliyor,
başka zorunluluklar da getiriliyor. Biz de İYİ PARTİ Grubu
olarak bunu olumlu karşılıyoruz ancak geçmişte
açılıp bu şartları taşımayan tıp fakültelerine
ilişkin bir şey söylemiyor bu kanun teklifi, onu da bir eksiklik
olarak mütalaa ediyoruz.
Şimdi, kanun teklifinin 7nci ve 8inci
maddeleri, Cumhurbaşkanlığında İdari İşler
Başkanlığında Cumhurbaşkanlığı
Raportörlüğü diye bir kariyer meslek grubu oluşturuyor. Bir defa
öncelikle bu partili Cumhurbaşkanlığı sistemine geçmeden
önce, biliyorsunuz, Başbakanlık vardı, bu sistem
değişikliğiyle birlikte Başbakanlıktaki bütün uzmanlar
kurumlara gelişigüzel bir şekilde dağıtıldı,
oradaki kurumsal hafıza yok edildi. Şimdi de geliyoruz diyoruz ki:
Cumhurbaşkanlığında kariyer işlerini görecek kariyer
bir meslek grubu oluşturalım. Komisyonda sorduk, tam sayı
veremediler ancak Başbakanlık uzmanlarının sadece
beşte 1inin bugün Cumhurbaşkanlığında
çalıştığını söylüyorlar, diğerlerinin
başka kurumlara gelişigüzel bir şekilde
dağıtıldığı ifade edildi. Tabii, bir defa bu
yanlış bir şeydi.
Şimdi, tabii bir ihtiyaç var, bir kariyer
meslek grubunun oluşturulması burada yanlış olmayabilir
ancak bunu yaparken de çok dikkatli olmak lazım. Bir defa kanun teklifinin
maddesi çok geniş bir yetki veriyor. Burada görev ve yetkiler konusunun
belirlenmesi lazım.
Onun dışında, sayıyla ilgili bir
sınırın kanun teklifinde olması tabii beklenmez ancak
hiçbir şekilde kanun teklifinin lafzında yok ama ruhundan da bir
şey anlayamıyoruz, burada çok fazla sayıda olma riski var.
Bir de normal, standart memurlar tarafından
yapılacak işler vardır, kariyer meslek erbabı
tarafından yapılacak işler vardır, o netliği burada
göremediğimizi ifade etmek isterim.
2012 yılının başında
çıkan 666 sayılı KHKyle uzmanlıkların içini
boşaltmayı bu AK PARTİ Hükûmeti başardı, onu
söyleyeyim çünkü uzmanlık geleneğinin en eski olduğu bir kurumda
yıllarca uzman olarak çalışmış birisi olarak
söylüyorum bunu. Orada sayıları 300ü, 500ü bulan bir defada
alınan uzman yardımcıları, uzmanlar yaşadı bu ülke.
Dolayısıyla bunlar ne düz memurdu ne uzman olabildiler, hiçbir
şey olamadan bu çocukları biz heba ettik. Aynı şeyin burada
yapılmaması lazım. Eğer Başbakanlıktaki o
kurumsal hafıza buraya taşınmış olsaydı belki bu
riskle daha az karşı karşıya olacaktık ancak şu
anda ciddi bir şekilde böyle bir riskin olduğunu ifade etmem
gerekiyor.
Şimdi, eski alışkanlıklar... Bir
şeyi değiştiriyoruz fakat
alışkanlıklarını değiştirmeme huyumuz
olduğu için küçük bir şey olarak burada yine aynısı var.
Efendim, diyorlar ki Hizmetine ihtiyaç bulunmayan
Cumhurbaşkanlığı raportörleri başka kurumlara
gönderilir. Niye yapıyorsunuz bunu? dediğimizde Bu geçmişte
de vardı. diyorlar. Ya geçmişte vardı da geçmişte böyle
bir kariyer meslek yoktu. Kariyer meslek erbabını siz başka
kurumlara gönderemezsiniz. Bu insanlara bir güvence vermek
durumundasınız. Yani yeri geldiğinde dik durabilmeleri
lazım. Ben sizi alıyorum Tapu ve Kadastroya gönderiyorum, şu
kuruma gönderiyorum. dediğiniz zaman orada hiç kimse dik duramaz. O
yüzden bu yapılan şey yanlıştır. Bu
yanlışlığı biz orada ifade ettik ancak tabii bunlar
dikkate alınmadı.
Şimdi, bir de şu riski görüyorum ve bunu
da ifade etmek istiyorum. Cumhurbaşkanlığı kontrolsüz bir
şekilde büyümektedir. Yani bu her yönüyle; personel olarak, bina olarak,
efendim, düzenlemeler olarak büyümektedir. Bu
yanlışlığı da burada ifade etmek istiyorum.
Bu konuyla ilgili son olarak
666 sayılı
KHKyle yine çok doğru olmayan bir şekilde bütün uzmanlıklara
eşit maaş verilmişti. Şimdi, madem onu yaptık, bugün
Cumhurbaşkanlığı raportörlüğünde çok daha yüksek bir
maaş öngörüyoruz, bunu da sormak gerekiyor. Dolayısıyla
Cumhurbaşkanlığı raportörlüğü ihdas edilmesini bir
zaruret olarak olumlu karşılamakla birlikte dediğimiz bu
eksiklikleri ifade etmek isterim.
9 ve 10uncu maddelerde bu GSM operatörleriyle
ilgili düzenlemeler var. Burada GSM operatörlerine kesilen cezaların
silinmesi konusunu yanlış buluyoruz ve bu maddeyi desteklemiyoruz.
Ayrıca bu vesileyle Bilgi Teknolojileri ve
İletişim Kurumu başta olmak üzere düzenleyici ve denetleyici
kurumların bugün kuruluş amaçlarına uygun şekilde, uygun
tarzda ve o misyona uygun şekilde hareket etmediklerini üzülerek ifade
etmem gerekiyor. Bunu BDDKde çok görüyoruz, Enerji Piyasası Düzenleme
Kurumunda da var, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda da var,
bunların düzeltilmesi lazım.
12nci madde, Kamu Finansmanı ve Borç
Yönetiminin Düzenlemesi Hakkında Kanunla ilgili. Onu biraz daha
detaylı açıklayacağım için şimdi geçiyorum.
13üncü maddede de geçmişte yapılan bir
hatadan kısmen dönülüyor. Biliyorsunuz, 2012 yılında
çıkartılan bir kanunla Büyükşehir Belediyesi Yasasında
değişiklikler yapılmıştı ve orada köy tüzel
kişiliği kaldırılmıştı. Köy tüzel
kişiliğinin kaldırılması yanı sıra köyde
yaşam pahalı hâle getirilmişti; işte, köye emlak vergisi
konulmuştu, su parası konulmuştu, bina inşaat harcı
Çok affedersiniz, ahır yapsanız bile orada bir ruhsat almanız
gerekiyordu ve bu bir masraf demekti. Bunlar geçmişte çok söylendi. Ama
daha da önemlisi, köylerin elinden meralar alınmıştı. Yani
hayvancılık için son derece zararlı olan bir şey daha
yapılmıştı. Şimdi burada bu düzenlemeyle emlak vergisi
muafiyeti getiriliyor, bina inşaat harcı muafiyeti getiriliyor ve
içme ve kullanma suyu bedellerinde de indirim uygulanacak. Bunları olumlu
karşılıyoruz, bunları destekliyoruz ancak
yapılanları yetersiz buluyoruz. İki talebimiz var burada: Bir;
köy tüzel kişiliklerini iade edin. Bu köye yeni bir isim bulundu
kırsal mahalle diye. Böyle bir şey yok, yani bizim idari
yapımızda böyle bir şey yok, bunlardan vazgeçin. Köy tüzel
kişilikleri iade edilsin, köy köy gibi yaşansın ve köy
meraları da çiftçilerimize, köylülerimize iade edilsin.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bu kanun
teklifinin -tekrar biraz başa dönüyorum- 1inci ve 5inci maddeleri 5018
sayılı Kanunu değiştiriyor demiştik. Burada şu
yapılmaya çalışılıyor: Program bütçe sistemine
geçeceğiz. deniliyor. Onuncu Kalkınma Planında -onun teknik
koordinasyonunu yürütmüş bir eski teknisyen olarak- On Birinci
Kalkınma Planında orta vadeli programlarında bu bir ihtiyaç
olarak söylendi, evet. İhtiyaç neydi? Hükûmet bir yandan bir politika seti
öngörüyor, örneğin Ekonomide verimliliği
arttıracağım. diyor ama diğer taraftan bütçe yapılıyor,
bu politika setiyle bütçe arasındaki ilişki kopuk olduğu için,
birbirleriyle konuşmadığı için yani hükûmetin çok
önemsediği konularda bile bir parasallaştırma yapılamama
durumu var. Yapılmış olup olmadığını da tam
göremiyorduk. Bu bir ihtiyaçtır, bir değişiklik
yapılması gerekiyordu. Burada bu değişikliğin
yapılış tarzına ilişkin ciddi itirazımız
var, onu ifade etmek istiyorum. Şimdi yapılmaya
çalışılan şey, burada yapılan kurgu iddia
edildiği gibi program bütçe sistemine geçişi öngörmüyor, tam tersine
bütçenin mevcut kod yapısını da bozacak düzenlemeler getiriliyor
burada.
Şimdi, tabii, buraya gelmeden önce
azıcık bütçe sisteminin çok kısa bir tarihine bakmak lazım.
Türkiyede 1973 yılında aslında bugün konuştuğumuz
program bütçe sistemine geçildi fakat hiçbir zaman
Tabii Türkiye'nin
hastalığıdır, geçmişte de vardı, bugün daha fazla
var bu hastalık, sistem diye bir şeyleri değiştiriyoruz
fakat alışkanlıklarımızı
değiştirmiyoruz. 73te geçildi, kaldırıldığı
2004 yılına kadar otuz bir yılda program bütçe sistemi
aslında hiç uygulanmadı Türkiyede. Sonra analitik bütçe sistemine
geçildi, bugün buradan da Tekrar program bütçe sistemine geçeceğiz.
deniliyor. Gayreti olumlu görüyoruz fakat yapılacak olan düzenleme,
buradaki kurgu kesinlikle bir program bütçe sistemi değildir. Bu yönüyle de
temel olarak buraya itiraz ediyoruz.
Uluslararası standartta bir analitik bütçe
sistemi var. Analitik bütçe sistemi aslında bir sistem de değil. Yani
bu konu çok teknik ama vaktimi burayla harcamak istemiyorum, biraz maliye
politikasına yoğunlaşacağım. O yüzden, çok detaya
girmeyeceğim, muhalefet şerhimizde bunları detaylı bir
şekilde ifade ettik. Ama yine de analitik bütçe sisteminin, özellikle
fonksiyonel sınıflandırılmasının
kaldırılması çok ciddi bir zafiyet oluşturacak sistemde.
Bir defa GFS kurallarına uygun ve uluslararası bir standarttır
fonksiyonel sınıflandırma. Bunu
kaldırdığınız zaman hem geçmişle
bağlantı kopacak hem de bugün görebildiğimiz yani program bütçe
sistemi bazında olmasa bile bugün görebildiğimiz bir kısım,
izleyebildiğimiz bir kısım harcamaları artık
izleyemeyecek hâle geleceğiz. O yüzden, fonksiyonel
sınıflandırmanın kaldırılmasını son
derece yanlış olarak görüyoruz. Dolayısıyla, program bütçe
sisteminin de fonksiyonel sınıflandırmayı ikame edecek bir
şey olarak görülmesi de temel olarak çok hatalı bir şeydir, bu
yanlıştan dönülmesi gerekir diye düşünüyoruz.
Tabii, bu düzenleme kabul edilirse, on altı
yıllık bir emek vardı, belli bir noktaya getirilmiş bir
şey vardı, o heba olacak, onu söylemem lazım. Bütün ödenekleri
anlamsız bir şekilde dağıtılacak burada öngörülen
şeyle yani Bütün bütçe ödeneklerini bütün programlara
dağıtacağım. diyor. Hâlbuki bizim program bütçe
sisteminden kastettiğimiz bu değil. Yani biz teknisyenler -bu
işte 2000 yılının başından itibaren
çalışan birisi olarak söylüyorum- hiçbir zaman bunu murat etmedik.
Yani burada az sayıda program olsun ve bu programlara biz bu ödenekleri
tahsis edelim, odak kaybı olmasın. Yani diyelim ki Onuncu
Kalkınma Planında 25 tane öncelikli dönüşüm programı set
edilmişti, 25 değil de belki 30 tane olur, 50 tane olur, 60 tane olur
ama bunu geçmez, buralara gerçekten ne kadar ödenek veriliyor, bunların
görünmesi lazım. Yoksa, elimizdeki mevcut bütün personelin, bütün mal ve
hizmetlerin, şu kullandığımız bütün kâğıtların
bile Birazını o programa yaz, birazını bu programa yaz.
şeklinde bir anlayış yapılacak burada ve ödeneğin
tamamını programlara dağıtma gibi bir yanlışa
gidilecek. Bu olağanüstü bir iş yükü çıkaracak kurumlara,
kurumlar bunu asla düzgün bir şekilde yapamayacak. Şu Meclis
çalışmasını düşünün, buraya mutlaka bir program
uydurmak zorundasınız Meclis için, en az iki üç tane program
uyduracaksınız ve yaptığımız bütün
harcamaların -kullanılan suları bile- bir kısmını
o programa, bir kısmını bu programa yazacaksınız. Ne
yapmış oluyoruz? Hiçbir şey. Hâlbuki arzu edilen husus bu
değil, bu yanlıştan dönülmesi lazım. Bugüne kadar biz Plan
ve Bütçe Komisyonunda döndürmeyi başaramadık. İnşallah
Genel Kurul bunu başarır diye düşünüyorum.
Burada çok söylenecek şey var ancak çok fazla
zaman kaybı olmasın diye bunları da geçmek istiyorum.
Ya, hiç olmazsa böyle bir şey
yapıyorsanız bir pilot uygulama yapılır. Bir pilot bile yok
ve on gün kala -az önce ifade edildi, on gün bile kalmadı- birkaç gün kala
kanun çıktığında bir sistemi değiştireceksiniz ve
birkaç gün içerisinde kurumlara da alın bu sisteme göre iş yapın
diyeceğiz. Ha, bu şöyle yapıldıysa, birtakım
çağrılar önceden yapıldı, o zaman bu da Meclise
saygısızlıktır. Mecliste kanun çıkmadan bütün
kurumları bu kanun çıkacakmış gibi
çalıştırmak Türkiye Büyük Millet Meclisine
yapılmış en büyük saygısızlıktır. Bunu
mutlaka kim olursa olsun buradan kınamak durumundadır.
Peki, böyle bir şey yapıyorsunuz, bu bir
izleme gerektirecek. Efendim, merkezi bir birim tarafından bunun izlenmesi
lazım, değerlendirilmesi lazım, buna ilişkin bir
görevlendirme yapılması lazım. Böyle bir şey de
yapılmamış. Cumhurbaşkanlığının
bünyesinde bir görevlendirme madem yapacaksınız -yani yapılmasın
ama- o zaman böyle bir izleme ve değerlendirme biriminin
oluşturulması lazım.
Burada çok kısa olarak orta vadeli program
takvimiyle ilgili
Tabii, orta vadeli programa şimdi Sayın Maliye
Bakanı yeni diyor. Buna hadi ilk yıl 2018de yeni dedin, 2019da
bir daha yeni dedin, 2020de bir daha yeni dedin. Yani yeni yeni deyince bir
şey yeni olmuyor. On sekiz yıllık eski bir iktidarla nasıl
bu kadar yeni iş yapılacak onu da anlamak çok fazla mümkün
değil. O yüzden bir defa eğer hayırlı bir iş
yapılacaksa orta vadeli programın takvimini
Bakın, 29 Eylülde
açıklandı orta vadeli program. Orta vadeli program kavramı
nasıl tanımlanır biliyor musunuz? Bütçe sürecini başlatan
doküman olarak. 29 Eylülde yayımladığınız bir orta
vadeli program nasıl bütçe sürecini başlatacak? Modern ülkelerde
bütçe süreçleri ta mart, nisan aylarında başlar arkadaşlar.
Bizim orijinal orta vadeli program 5018in orijinalinde de bunun mayıs
ayında başlaması öngörülüyordu. Bu geçmişten beri
yapılan bir yanlışlık -tabii AK PARTİ hükûmetleri
döneminde yapılan- ama bugünün meselesi de değil, orada
haksızlık etmeyelim, bir on yıldır bu yanlış
yapılıyor. O zaman da çok itiraz ettik. Bu bir ekonomik program
değildir. Bu, bütçe sürecini başlatan bir programdır. Bu
programı daha erkene alarak yapmamız lazım ki beklenen
faydayı oluşturabilelim. Bir de suni olarak orta vadeli programla,
orta vadeli mali plan arasında bir ayrım vardır. Geçmişte
Planlama ve Maliye Bakanlığındaki ayrımdan kaynaklanan bir
şeydi. Dolayısıyla artık bu suni ayrımın da
giderilmesi lazım, bu birleştirmenin yapılması gerekir.
Değerli arkadaşlar, dolayısıyla bu maddeye ilişkin
görüşlerimiz bu şekilde.
Şimdi, 12nci madde merkezî yönetim bütçe
açığının finansman miktarının
artırılması için 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve
Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunda bir değişiklik
öngörüyor. Kanunun mevcut hâli şöyle: Bütçede öngörülen açık kadar
ancak net borçlanma yapılır. deniliyor. Bu yüzde 5 oranında
bakana bir yetki veriyor. Hani açık küçük bir sapma olabilir, yüzde 5
üzerinde net borçlanabilir. Eskiden Bakanlar Kuruluydu, şimdi
Cumhurbaşkanına da bir yüzde 5 ilave daha veriyor. Bunlar yetmedi,
şimdi Sayın Maliye Bakanı
Tabii, her ne kadar kanun teklifini
milletvekilleri verse de bunun Maliye Bakanlığından
geldiğini biz biliyoruz. Bu yetmedi, gelin bunu 2 katına kadar
çıkartalım. diyorlar. Yani açık 139 milyar TL -normalde bunun
kadar finansının olması lazım- kanun bunun 153 milyara
kadar çıkmasını -küsuratlarını söylemiyorum-
öngörürken şimdi önümüze getirilen bu kanun teklifiyle 306 milyar liraya
kadar net borçlanma
Bakın, brütü çok yüksek zaten. Yani borçlanma, borç
ödemenin netinde 306 milyara... O zaman hemen ilk soru şu: 139a siz orta
vadeli programda, daha doğrusu yeni yeni Yeni Ekonomi Programında
239 olacak dediniz, niye 306 yetkisi alıyorsunuz? Orada samimi değil
misiniz? 239u da aşıp 306ya kadar bir borçlanma mı olacak diye
bir soru hemen akla geliyor. Bu hukuksuz bir şekilde şu anda
yapılıyor. Şu anda borçlanma limitleri aşıldı.
Tabii hukuksuz olacağına hiç olmazsa bunu bir kılıfa
uydurmak da işin bir zarureti hâline geldi.
Değerli arkadaşlar, tabii, burası
bütçe finansmanı, bütçe açığıyla ilgili bir finansman
meselesini konuşuyorsak o zaman biraz kamu maliyesi yönüyle özellikle Yeni
Ekonomi Programını bir analiz etmemiz gerekiyor. Bu programın
bir defa 2020 tahminleri hiçbir şekilde gerçekçi değil. Daha
mürekkebi kurumadan hemen bu ülkenin kurumları yani Türkiye
İstatistik Kurumunun, Ticaret Bakanlığının ve
diğer kurumların açıkladığı veriler Yeni Ekonomi
Programının iki hafta içerisinde tamamen çöp olduğunu ortaya
koydu. Nasıl diyeceksiniz? Bir: Bir defa kur. Bu programın, eylül
sonu açıklandığına göre, ekim, kasım, aralık, üç
ay için ortalama dolar kuru tahmini 7,50. Dolar kuru şu anda 7,92. Bu
gerçekçi mi sizce? Daha kötüsü, bu programın 2021 yılı kur
tahmini 7,68. Şu anda 7,92 yani bundan daha aşağıya gidecek
diyoruz bir sene sonra. 2022, 7,88. Şu anda 2022nin dahi üzerindeyiz.
2023 yılında 8,02. Bunu yakalamamıza yani 2023ü
yakalamamıza birkaç gün kaldı yani birkaç gün içerisinde Hazine ve
Maliye Bakanını hep beraber alkışlayacağız 2023
kur hedefini bugünden tutturdunuz. diye tebrik edeceğiz. Tabii,
Sayın Bakan diyor ki: Biz kura bakmıyoruz. Kura
bakmadığı hakikaten belli. Yani kura bakmış olsalar bu
kur tahminlerini buraya koymazlardı. Bu ciddiyetten uzak bir
programdır, tahmindir kur tahmini açısından.
TÜFEye bakıyorsunuz, dokuz aylık TÜFE
8,3. Yeni bir TÜFE geldi, hemen bir gün sonra geldi. Efendim, Yeni Ekonomi
Programında (YEP) Yıl sonunda TÜFE 10,5 olacak. deniliyor.
Olabilir mi? Bakıyorsunuz, geçen yıl kalan üç ayda -şimdi üç
ayımız var ya- ne gelmiş? 3,2 gelmiş ama bu yılın
kalan üç ayı için 2 öngörülüyor sadece. Enflasyonun geçen
yılın altında olması için bir neden var mı diye
bakıyorsunuz, hiçbir neden yok. Tam tersine bir kur şoku var; bu,
önümüzdeki aylarda enflasyona yansıyacak. Artı, işte daha
evvelsi gün yaptığımız, birkaç gün önce
yaptığımız, daha enflasyona yansımayan bir elektrik
zammı var. Diğer zamların da beraberinde geleceğini
düşünürsek bu enflasyon hedefi hiçbir şekilde gerçekçi değil.
Dış ticaret açığı
açısından bakıyorsunuz. 29 Eylülde YEP açıklandı, 2
Ekimde -üç gün sonra- Ticaret Bakanlığı dış ticaret
verilerini açıkladı. YEP diyor ki 2020 yılı için
Dikkat
ederseniz daha 2022ye gelemiyoruz yani 2020, hemen önümüzdeki günler.
Ciddiyetten çok uzak olduğu için
2020 yılında Türkiyenin
dış ticaret açığı 38,1 milyar TL olacak. diyor. YEP
29unda açıklandı, 29unda bunu dedi. 2 Ekimde Ticaret
Bakanlığı açıklama yaptı, dedi ki: Türkiyenin dokuz
aylık dış ticaret açığı 37,9 milyar TLdir. Sadece
0,2 milyar TL kaldı yıl sonu hedefini yakalamaya. Yani Yeni Ekonomi
Programı diyor ki: Kalan üç ayda Türkiye hiçbir şekilde
dış ticaret açığı vermeyecek, toplamı
sıfır olacak.
Şimdi o zaman sormak lazım: Bu olabilir
mi? Olur, ülke çok ciddi bir kriz yaşarsa olabilir. Ben soruyorum: Acaba
Hazine ve Maliye Bakanı ülkede ciddi bir kriz mi öngörüyor da bu rakamlar
böyle kondu? Bu kadar ciddiyetsiz rakam konulmaması lazımdı.
Cari açıkta da aynı şey var
arkadaşlar. Cari açık da birkaç gün sonra açıklandı. Dün
4,6 miyar TL cari açık geldi -bu daha vahim tabii- ocak-ağustos
toplamında da 26,5 milyar TL açık var. Yeni Ekonomi Programında
ne deniliyor? Daha iki hafta olmadı 24,4 milyar dolar. deniliyor. Yani
şu anda Yeni Ekonomi Programındaki yıl sonu cari açık
hedefi 2,1 milyar dolar aşılmıştır. Bu da tutabilir
mi? Tutabilir ama ne olursa tutar? Çok ciddi bir kriz yaşarsa Türkiye,
evet, cari fazla verebilir çünkü ithalat yapılamaz; dolarınız
yok. İhracat da kısmen yapılabilir derken bir cari fazla
verebilirsiniz ama böyle bir ekonomik senaryo olmaz. Ben, hakikaten kelime
bulamıyorum bu ciddiyetsizliği ifade etmek için.
Dolayısıyla bu program, mürekkebi kurumadan
Maalesef, üzülüyoruz
tabii, Türkiyenin bir dokümanı. Yıllarca da bu dokümanın teknik
koordinatörlüğünü yapmış bir kişi olarak söylüyorum:
İnsan bu dokümanın bu kadar kötü hâle gelmesine üzülüyor.
Sayın Başkanım, ilavem olacak
mı? Ona göre diğer konulara başlayacağım.
BAŞKAN Diğer konulara girdiğimize
göre konular uzadı.
ERHAN USTA (Devamla) Peki, o zaman bir konuya
değineyim, diğerlerini daha sonra konuşma imkânımız
olsun, o zaman ifade edelim.
Yeni Ekonomi Programı milletin
fakirleştiğinin belgesidir. Nasıl? diyeceksiniz. 2020
yılında, olmayacak dolar kuruna göre -çünkü dolar kuru daha fazla olsa
kişi başı gelir düşecek- Sayın Bakan diyor ki:
Yıl sonunda, Türkiyede kişi başı millî gelir ortalama
olarak 8.381 dolar olacak. Bu rakama bir bakalım geriye doğru: Bu
rakam 2007 yılında yakaladığımız 9.735
doların altında, bu rakam 2006 seviyesinde bir rakamdır. 2020,
2006, on dört yıl geriye gidiyor Türkiye. O yüzden on dört yıl
öncesine giden bir Türkiye var ve bu anlamda diyoruz ki: Bu program Türkiyenin
fakirleştiğinin resmidir.
Şimdi, ciddi içsel
tutarsızlıkları var bu programın. Bunların detaylarına
girme imkânım olmayacak ama büyümeyle cari açık arasında,
büyümeyle enflasyon arasında
Az önce bir kısmını ifade
ettim, hakikaten bir teknisyen olarak meseleye
baktığınızda, böyle bir program milletin önüne nasıl
konulur diye feryat ediyorsunuz. Tabii bunu anlamak da mümkün çünkü bu program
artık
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERHAN USTA (Devamla) İlave bir dakika daha
alabilirsem Sayın Başkan
BAŞKAN O zaman, selamlıyoruz Sayın
Usta.
ERHAN USTA (Devamla) Tamam, bitireceğim.
BAŞKAN Buyurun.
ERHAN USTA (Devamla) Çok teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Nasıl böyle olabilir diyorsunuz. Bakın,
ben hep geçmişte söylüyordum -bir süredir kürsülerden uzak kaldık-
kurumlar meselesini çok vurgulayan bir milletvekiliyim, teknisyen olarak da
bunu söylüyorduk. Türkiyede kurumlar bitti, kurum kalmadı Türkiyede ve
Türkiyenin önündeki en büyük risk bu. Her şeyi düzeltebiliriz yeniden
ancak bu kurumları ve kurum kültürlerini, bunları yeniden onarmak
Türkiyenin çok ciddi bir vaktini alacak. Şimdi ne yapılıyor
biliyor musunuz? Orta vadeli program nasıl hazırlanıyor? Bunun
metnini Sayın Bakanın birkaç danışmanı yazıyor,
Maliye Bakanlığının haberi yok. Tabii onlar hesaplama
kısmını çok fazla yapamadıkları için hesaplama için de
Strateji ve Bütçe Başkanlığına gönderiliyor. Eğer
burada bir yalanım varsa bütçe konuşmaları geldiğinde bizi
ikaz etsinler, biz bunun detaylarını söyleyebiliriz. Yani,
birbirinden kopuk. Metin yok ellerinde bunu hesaplarken, oradan bir hesap
alınıyor, buradan bir şey. Sonra belli ki o hesaplardan müdahale
ediliyor ve böyle tutarsızlıklar doğuyor.
O yüzden, ben her şeye rağmen bu kanunun
milletimiz, memleketimiz için hayırlı ve uğurlu
olmasını Cenab-ı Allahtan niyaz ediyorum. Bütün heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Çok teşekkür ederim. (İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teklifin tümü üzerinde söz isteyen,
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili
Sayın İsmail Faruk Aksu. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
Buyurun Sayın Aksu.
MHP GRUBU ADINA İSMAİL FARUK AKSU
(İstanbul) Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; 228
sıra sayılı Kanun Teklifinin tümü üzerine Milliyetçi Hareket
Partisi Grubu adına söz aldım. Gazi Meclisi ve aziz Türk milletini
saygıyla selamlıyorum.
Konuşmamın başında,
Ankaranın başkent oluşunun 97nci yılını
kutluyor, başta cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak
üzere tüm Millî Mücadele kahramanlarımızı rahmet ve
saygıyla anıyorum.
Hatayda çıkarılan yangın nedeniyle
evi barkı yanan, ağacı ve tarlası ateşe verilen tüm
vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor,
faillerini lanetliyorum. İnanıyorum ki facianın yaraları
bir an önce sarılacak, zarar ve ziyanlar telafi edilecek ve failleri
mutlaka bulunacaktır.
Genel Başkanımız Sayın Devlet
Bahçelinin ifadesiyle: Kimin çocukları oldukları esasen meçhul olan
bu şerefsizlerin kısa sürede yakalanıp yaktıkları
kadar yakılmaları, dahası yaptıkları her türlü kötülük
ve menfur eylemlerden dolayı hesaba çekilmeleri en acil hukuk
ihtiyacıdır.
Ayrıca, öz yurdu Karabağı
özgürleştirme mücadelesinde dost ve kardeş ülke Azerbaycanın
Allah yâr ve yardımcısı olsun diyorum. Ermenistanın
yaklaşık otuz yıldır işgal altında tuttuğu,
bu süre içerisinde yüzlerce çocuk, kadın, yaşlı, sivil
insanı katlettiği, 1 milyon Azerbaycan Türkünü yurdundan ettiği
işgal ve saldırılar vahşidir, kalleşçe ve
düşmancadır.
Birleşmiş Milletler kararlarına,
uluslararası hukuka, insani, vicdani, ve hukuki bütün ilke ve esaslara
aykırı insanlık suçudur. Geçmişte yaptığı
zalimlik ve caniliğin bugün de aynısını hunhar şekilde
tekrarlamak peşinde olan Ermeni zulmünü ve alçak
saldırılarını lanetliyorum, şehit edilen
soydaşlarımıza Allahtan rahmet, gazilerimize şifalar
dilerken seferde olan Azerbaycan ordusuna Allahtan zafer niyaz ediyorum.
Azerbaycan Türklüğünün öz yurdu, vazgeçilmez hakkı olan
Dağlık Karabağın tamamıyla hak sahibiyle
buluşması şarttır ve inanıyoruz ki, inşallah da
yakındır.
Değerli milletvekilleri, görüştüğümüz
kanun teklifi esasen performans esaslı program bütçe sistemine geçilmesine
ilişkin hususları düzenlemektedir. Bununla birlikte 2020
yılı için öngörülen hazine net borç kullanma tutarının
arttırılması, büyükşehir belediye
sınırlarında kırsal mahalleler oluşturulması ve
bunlara ilişkin bazı muafiyetler getirilmesi, vakıf üniversitelerinin
tıp fakültesi açabilme şartlarının
değiştirilmesi, Cumhurbaşkanlığı İdari
İşler Başkanlığında
Cumhurbaşkanlığı Raportörlüğü ihdas edilmesi,
ayrıca Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği bazı kanun hükümlerine
ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır.
Bilindiği gibi On Birinci Kalkınma
Planında program bütçe sistemine geçileceği belirtilmiştir.
Yine 29 Eylül 2020 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanan orta vadeli
programda 2021 yılında kamu hizmet sunumunun ve idari yapısının
etkinliğini artıracak ve ihtiyaçlarını dinamik bir
yapıda karşılayacak program bütçe sistemine geçilerek kamu
kaynaklarının verimli kullanılmasının
sağlanacağı vurgulanmıştır. 2020 Yılı
Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programındaysa 2021
Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifinin program yapısına
uygun olarak hazırlanacağı ifade edilmiştir.
Hatırlanacağı üzere 2000li
yılların başından itibaren bütçeler uluslararası
standartlara uygun olarak geliştirilen analitik bütçe
sınıflandırmasına göre hazırlanmaya başlanmıştır.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla birlikte de
ülkemizde kaynakların etkili, ekonomik ve verimli kullanımı;
mali saydamlık ve hesap verilebilirlik ilkeleri çerçevesinde performans
esaslı bütçe sistemi benimsenerek 2008 yılından itibaren genel
yönetim kapsamındaki kamu idarelerinde uygulanmaya
başlanmış ve kamu mali yönetim sistemimizde önemli
kazanımların elde edilmesi sağlanmıştır. Bununla
birlikte Üst Politika Belgelerinde belirlenen amaç ve hedefler ile analitik bütçe
sınıflandırmasına göre hazırlanan bütçeler
arasında yeterli düzeyde ilişki kurulması ve performans
bilgilerinin bütçeleme süreçlerine yeterince dâhil edilmesi bir gereklilik
olarak ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda program bütçe
sistemine geçilerek bütçe sistemi ve bütçe
sınıflandırmasının kamu kaynaklarıyla kamu
hizmetleri arasında bağ kurulmasına ve harcama önceliği
geliştirilmesine uygun hâle getirilmesi, bütçenin girdilerden ziyade
çıktı ve sonuç odaklı bir yaklaşımla
hazırlanması, uygulanması, izlenmesi ve değerlendirilmesi,
üretilen performans bilgisinin karar alma süreçlerini destekleyecek
şekilde bütçe süreçlerine dâhil edilmesi ve bütçenin üst politika
belgeleri ve politika dokümanlarıyla bütünleşik hâle getirilmesi,
daha sade ve anlaşılır bir yapıya kavuşturulması
amaçlanmıştır.
Program bütçe, harcamaların program
sınıflandırmasına göre tasnif edildiği, harcama
önceliği geliştirme konusunda karar alıcılara gerekli
bilgilerin sağlandığı ve bu bilgilerin kaynak tahsisi
sürecinde sistematik olarak kullanıldığı bir bütçeleme
sistemidir. Sistem harcama önceliğinin geliştirilmesine katkı
sağlayacak, seçenekler konusunda karar almayı
kolaylaştıracak, kaynak tahsis kararlarında performans
bilgisinin kullanımıyla hizmetlerin etkinliğinin artırılması
konusunda idareleri teşvik edecektir. Böylelikle üst politika belgeleri
ile bütçe arasındaki hedef-amaç ilişkisi güçlenecek, kamu
harcamalarında şeffaflığa ve hesap verebilirliğe
katkı sağlanacak, ayrıca harcama önceliği geliştirmek
suretiyle mali disiplin desteklenecektir.
Değerli milletvekilleri, kanun teklifinin ilk 5
maddesi performans esaslı program bütçe esasına uygun olarak Kamu
Malî Yönetimi Kanununda yapılan düzenlemeleri içermektedir.
6ncı maddeyle vakıf üniversitelerinin
tıp fakültesi açmasına yönelik şartlarda değişiklik
yapılmaktadır. Buna göre vakıf üniversitelerinin tıp
fakültesi açabilmek için mülkiyeti, ruhsatı ve işletme hakkı
kendilerine ait asgari 200 yataklı bir hastaneye sahip olmaları
zorunlu hâle getirilmektedir. Böylece tıp eğitiminin kalitesinin de
artırılmasına katkı sağlanmış olacak,
vakıf üniversitelerine ait mevcut 35 tıp fakültesi ise bu
düzenlemeden etkilenmeyecektir.
7 ve 8inci maddeler,
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler
Başkanlığında Cumhurbaşkanlığı
raportörlüğü ve raportör yardımcılığı ihdas
edilmesini öngörmektedir. Ayrıca, kamu kurumlarındaki bazı
kadrolarda bulunup 30 Eylül 2020 tarihi itibarıyla
Cumhurbaşkanlığında geçici görevli olanların
raportörlüğe atanabilmesi imkânı getirilmektedir. Bu düzenlemeyle
ilgili personelin istisnai kadrolarda istihdamı yerine, çeşitli
sınavlar ve üç yıllık yetişme dönemi sonunda mesleğe
intisabı sağlanmakta, kariyer sistemle şeffaf ve objektif
süreçler güçlendirilmektedir.
9 ve 10uncu maddelerle elektronik haberleşme
altyapısında yapı ruhsatı alınmasına ilişkin
hususlar düzenlenmekte, Anayasa Mahkemesinin elektronik haberleşme
altyapılarında yapı ruhsatı alınmasına
ilişkin verdiği kararlara uyum sağlamak amaçlanmaktadır.
Aynı zamanda, haberleşme altyapısının daha sağlıklı
bir şekilde gelişmesi ve fiiliyatta yaşanan bazı problemli
alanların çözüme kavuşturulması öngörülmektedir. Ayrıca,
elektronik haberleşme istasyonlarının kurulumuna mahsus kule ve
direkler için kesilen idari para cezalarının da tahsilinden
vazgeçilmektedir.
11inci maddeyle Marmara ve Düzce depreminin
yıkıcı etkilerinin ortadan kaldırılması
amacıyla belediyelerce kullanılan kredilerden kalan borçların
terkin edilmesi sağlanmaktadır. Düzenlemeyle esasen, sadece Sakarya
Belediyesine ait 270 milyon Türk lirası borcun terkini öngörülmektedir.
12nci maddeyle 4749 sayılı Kamu Finansmanı
ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanuna geçici bir madde
eklenerek 2020 yılı için net borçlanma limiti
artırılmaktadır. Bilindiği gibi, hâlen mezkûr kanunun
5inci maddesine göre Bakan ve Cumhurbaşkanına borçlanma limitini
yüzde 5 oranında artırma yetkisi verilmiştir. Teklifle ise
salgın hastalık, terörle mücadele, iç ve dış
gelişmelere bağlı oluşan beklenmedik gider
artışı ve gelir azalışı nedeniyle 2020
yılı için Bakan ve Cumhurbaşkanı tarafından
artırılan net borç kullanım tutarının 2 katı
olarak uygulanması hükme bağlanmaktadır.
13üncü madde, büyükşehir belediye
sınırlarında kırsal mahalle yahut yerleşik alan
bölgeleri oluşturulması ve bunlara birtakım muafiyetler
tanınmasına ilişkindir. Buna göre daha önce köy ve belde
belediyesiyken mahalleye dönüşen yerleşim yerlerinden büyükşehir
belediyesi sınırları içinde bulunup sosyoekonomik durumu,
şehir merkezine uzaklığı, belediye hizmetlerine
erişilebilirliği ve yapılaşma durumu gibi etkenler dikkate
alınarak ilçe belediye meclisinin kararı ve teklifi, büyükşehir
belediye meclisinin kararıyla kırsal yerleşim özelliği
taşıdığı belirlenen mahallenin kırsal mahalle
veya kırsal yerleşik alan olarak belirlenmesi mümkün hâle
gelmektedir. Ayrıca buralarda yaşayanlara çeşitli ücret, vergi
ve harç muafiyetleri ve indirimleri uygulanması öngörülmektedir.
Milliyetçi Hareket Partisi olarak kalkınma
politikasının bir unsuru olmak üzere tarım-sanayi entegrasyonunu
sağlayacak, aynı zamanda da ekonomik ve sosyal gelişimi temin
edecek tarım kentleri ve merkez köyler program ve projelerinin
uygulanmasını öngörüyoruz. Yapılan düzenleme bizim de kanun
teklifine konu ettiğimiz hususlardan olmakla birlikte esasen 6360
sayılı Kanunla tüzel kişiliği kaldırılarak mahalleye
dönüştürülen köyler ve belediyelerin bu kapsamda merkez köyler hâline
getirilmesi yerinde olacaktır.
Esas olan, idarenin bütünlüğü ilkesine uygun
olarak devlet tarafından sunulan tüm hizmetlerin ülkemizin her yerinde en
hızlı ve kaliteli şekilde ve çağdaş standartlarda tüm
vatandaşlarımızın erişebilirliğini temin etmek ve
buna ilişkin yöntemleri belirlemektir.
14üncü madde, Anayasa Mahkemesi kararları
uyarınca OHAL kapsamında kabul edilen kanunlarda yer alan ilave
tedbirler çerçevesinde kişi ve kurumlara yönelik tesis edilen idari
işlemlere karşı idari başvuru yolu ve yargı yolu
açılmasını öngörmektedir. Bu kapsamda ilgililerin başvuru
ve başvurularının sonuçlandırılma süresine
ilişkin hususlar hüküm altına alınmakta, ayrıca idarenin
tespitine dair ihtilafın Cumhurbaşkanlığınca
giderileceği belirtilmektedir.
15inci madde ise AR-GE ve tasarım merkezleri
ile teknoloji geliştirme bölgelerinde yürütülmesi gereken faaliyetlerin bu
merkezler veya bölgeler dışında da devamına yönelik sürenin
11 Ekim 2020 tarihinden itibaren bir yıla kadar uzatılmasına imkân
sağlamaktadır.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Covid-19 salgını nedeniyle büyük yaralar alan dünya
ekonomisi gibi, Türkiye ekonomisi de bu süreçten etkilenmiştir. Henüz
salgın devam etse de Hükûmetimiz ve devletimiz tarafından ekonomide
çarkları döndürmeye ve vatandaşlarımızın
hayatını kolaylaştırmaya dönük etkili tedbirler
alınmış, kararlar süratle uygulanmıştır. Bu
kapsamda esnaf ve sanayicimiz, çiftçimiz, dar gelirlilerimiz ve
muhtaçlarımız için nakit desteği, yardım, erteleme ve
benzeri birçok uygulama hayata geçirilerek tüm toplum kesimleri
rahatlatılmış, eş zamanlı olarak da ekonomide yeniden
çarkları döndürmeye dönük kararlı adımlar
atılmıştır.
Üretimin ve tedarik zincirinin kesintiye
uğramaması, istihdamın korunması ve finansal sistemin sağlıklı
işleyişinin sürdürülmesi için eş güdümlü politika
adımları devreye konulmuştur. Böylece salgının
ekonomiye etkisi en aza indirilmiş, ekonomik faaliyette yılın
üçüncü çeyreğinden itibaren hızlı bir toparlanma
başlamıştır. Toparlanma eğiliminin güç kazanmasına
bağlı olarak ağustos ayıyla birlikte salgın dönemine
özgü genişlemeci politikalar kademeli olarak terk edilmeye
başlanmış ve yeni dengelenme süreci aşamasına
geçilmiştir. Üretim ve ihracat artışı ile istihdam
kaybının azalması gibi olumlu gelişmelerle birlikte
Ekonomik Güven Endeksinin de yükseldiği görülmüştür. Kuşkusuz,
salgının etkisinin azaltılmasına ve üretimin
desteklenmesine yönelik tedbirlerle istihdam oranı artacak, daha çok
işsizimiz iş sahibi olacak, ekonomideki konjonktürel
sıkıntılar aşılacak ve
vatandaşlarımızın refahı giderek artacaktır.
Şüphesiz, bu gelişmelerin dünya ekonomisiyle birlikte Türkiye
ekonomisini de etkileyen olumsuzlukların dikkate alınarak analiz ve
değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir. Türkiyenin
verdiği çok cepheli mücadeleyle geçtiği zorlu süreç göz ardı
edilmemeli, Covid-19la birlikte son yıllarda kesafetini artıran iç
ve dış gelişmeler ve terörle mücadelenin ekonomik ve sosyal
maliyetinin de dikkate alınması zorunlu bulunmaktadır.
Unutulmamalı ki Türkiye, 15 Temmuz hain darbe
girişimi ve terör saldırılarıyla birlikte ekonomik
kuşatmaya da maruz kalmıştır. Küresel güçlerin
öncülüğünde kur ve faiz üzerinden Türkiye ekonomisi ve siyaseti
yönlendirilmek istenmiştir. Ancak zamanında alınan tedbirlerle
Türkiye bu hesapları bir bir bozmuş, aynı zamanda da etkili bir
salgın mücadelesi yürütmüştür.
Özellikle, güçlü ekonomiye sahip bazı ülkelerin
ve uluslararası kuruluşların Covid-19la mücadele yönetimi
bakımından gösterdikleri zayıf performans, maske
savaşları ve ölümler arasında tercih yapma mecburiyeti dikkate
alındığında kimin güçlü ülke olduğu veya
gelişmişliğin nasıl ölçülebileceği hususları da
tartışmaya açılmıştır. İnsan
sağlığına yapılan yatırımların öneminin
ortaya çıktığı bu süreçte Türkiye, sağlık altyapısı,
sosyal güvenlik sistemi, fiziki ve beşerî kapasitesi, etkili yönetim
şekli, sevk ve idare yeteneği, insan merkezli medeniyet tasavvuru ve
buna uygun politikalarıyla dünyada bu sürecin öne çıkan ülkelerinden
biri olmuştur. Şüphesiz millet ve devlet olarak daha güçlü
olabildiğimiz ölçüde önemli sorunlar karşısında
dayanıklı bir toplum ve ülke olacak, krizleri dayanışma
içerisinde atlatmamız daha kolay hâle gelecektir.
Değerli milletvekilleri, Milliyetçi Hareket
Partisi olarak ekonomi politikalarının merkezine insanı koyan,
eşitlik, ahlak ve adalet ilkelerini gözeten bir yönetim
anlayışıyla toplumsal refahın
artırılmasını öngörüyoruz. Millî birlik ve
dayanışma ruhuyla ekonomide yerli ve millî diriliş sayesinde
Türkiye, bölgesinde süper güç, küresel düzeyde de sözü dinlenen lider ülke
seviyesine mutlaka çıkacaktır. Bu doğrultuda, geleceğin
güçlü ve lider ülke Türkiyesinin mimarı Cumhur İttifakı 2023,
2053 ve 2071 hedeflerine emin adımlarla yürümektedir. Türkiyenin
güçlenmesi ve bu hedeflere ulaşması kuşkusuz Türkiye Büyük
Millet Meclisinin tarihsel gücüne ve Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sisteminin müessir vasfına bağlıdır. Türkiyeyi
gelecek yüzyıllara taşıyacak ana damar Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemi olacaktır.
İnanıyoruz ki görüştüğümüz ve
destek verdiğimiz kanun teklifinin yasalaşmasıyla ülkemizin
gelişmesine, milletimizin refah ve huzurunun artmasına katkı
sağlanmış olacaktır. Bununla birlikte,
vatandaşlarımızın ertelenen bazı taleplerine ekonomide
sağlanacak iyileşmeye de paralel olarak mutlaka cevap verilmesini
gerekli görüyoruz.
Milliyetçi Hareket Partisi mazlumların sesi,
mağdurların ümididir. Bu düşüncelerle kanun teklifinin ülkemize
ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum.
Genel Kurulun siz değerli üyelerini Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teklifin tümü üzerinde söz isteyen
Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili
Sayın Hakkı Saruhan Oluç.
Buyurun Sayın Oluç. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA HAKKI SARUHAN OLUÇ (İstanbul)
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bugün, Kamu Mali Yönetimi
ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılması Hakkında Kanun Teklifi'ni konuşuyoruz. Maalesef,
bu teklifte de yine bir torba yasa tercih edilmiş ve yine birbiriyle
ilgisiz kanun değişikliği teklifleri aynı anda
görüşülmüştür. Bu durum, her torba yasada olduğu gibi yasama
kalitesini düşüren bir Plan ve Bütçe Komisyonu sürecinin de yaşanmasına
neden olmaktadır.
Hep söyledik, bir kez daha söyleyelim: Torba yasa
anlayışı bir yandan ilgili yasaların yeterince
tartışılmamasına yol açmaktadır, diğer yandan
tartışmalı yasaların diğer yasalar arasında âdeta
kaybolarak, daha az görüşülerek kabul edilmesi ihtimalini
artırmaktadır. Ayrıca, müzakere anlayışına
aykırı bir yapıya sahip olması yasaların
öngörülebilir, anlaşılabilir ve uzlaşılabilir
olmasının önüne geçmesiyle bu yöntem ve anlayışın
sürdürülmesinin büyük bir hata olduğunu bir kez daha belirtiyoruz.
Bu torba yasanın içinde de yer alan bazı
değişiklikler son derece önemlidir. Bu teklifle, bütçelemede
fonksiyonel sınıflandırma ortadan
kaldırılmaktadır. Fonksiyonel sınıflandırma
bilindiği gibi, kamu faaliyetlerinin türünü göstermekte, faaliyetler ve
faaliyetlere yönelik harcamaların zaman serileri boyunca izlenmesi ve
uluslararası karşılaştırma imkânı elde edilmesini
sağlamaktadır, şimdi bundan vazgeçilecektir.
Hatırlarsak 2003 yılında performans
esaslı bütçe sistemine geçilmişti ve performans esaslı bütçe
sistemi, 2008 yılından itibaren genel yönetim kapsamındaki kamu
idarelerinde uygulanmaya başlanmıştı. Mevcut performans
esaslı bütçe sistemi, analitik bütçe sınıflandırmasına
göre yapılandırılmaktadır. Önümüzdeki madde teklifleriyle
analitik bütçe sınıflandırması usulü terk edilmekte,
program bütçe yapısına geçilmek istenmektedir.
Teklif gerekçesinde mevcut kanun doğrultusunda
hazırlanan bütçelerin şeffaflık ve hesap verilebilirlik
açısından daha etkili kılınması öne sürülse de
yapılmak istenen değişikliğin en başta bütçe
hakkı, şeffaflık ve hesap verilebilirlik açısından çok
sorunlu olduğu apaçık ortadadır. Bugün zaten hesap
verilebilirlik, mali saydamlık ortadan kalkmıştır;
şeffaflık ise yalnızca partilerin metinlerinde bir süs olarak bulunmaktadır.
İktidar, israf, yolsuzluk, talan, rant, liyakatsizlik gibi istikrarlı
davranış hâlini alan politikalarıyla bugün yine eskiye
dönmüş ve krizden çıkışın yollarını aramaya
koyulmuştur.
Dahası, 17 Ekim 2020 tarihinde Meclise
sunulması gereken 2021 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun
Teklifinin, Plan ve Bütçe Komisyonunda 6 Ekimde görüşülmesine
başlanan bu madde teklifine göre hazırlandığı
belirtilmiştir. Bu, vahim bir durumdur aslında. Plan ve Bütçe
Komisyonu üyeleri 2021 yılı bütçe teklifinin Komisyonda görüşülmesine
günler kala bütçe teklifinin zaten hâlihazırda görüşülen torba yasa
doğrultusunda hazır edilmiş olduğunu
öğrenmişlerdir. Bu durum, Adalet ve Kalkınma Partisinin torba
yasa sistemiyle tahrip ettiği yasama erkine dönük bir başka
usulsüzlüktür, aslında siyasi nezaketsizliktir. Özetle, bu yasama yine oldubittiye
getirilen bir yasa teklifiyle karşı karşıyadır.
Teklifte birçok sıkıntılı madde
vardır, ben sadece 2 tanesi üzerine kısaca değineceğim.
Yarın yapacağımız tartışmalarda
arkadaşlarımız daha detaylı olarak bu maddeleri
değerlendirecekler.
Bütçenin ve dolayısıyla girdi ve
çıktıların merkezden yönetilmesi anlayışı, bugün
içerisinde bulunduğumuz Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sisteminin yerel yönetimler adına karar verici konumda olmasına da
yol açmaktadır; bu, vahim bir durumdur. Adalet ve Kalkınma Partisi
Genel Başkanı sıfatını taşıyan bir
Cumhurbaşkanı, hazırladığı
Cumhurbaşkanlığı Programıyla yerel yönetimlerin
bütçesi üzerinde söz sahibi olmaktadır; bu, demokratik değildir. Bir
parti başkanının açıkladığı programa bütün
yerel yönetimler uymak zorunda değildir. Bu anlamda, söz konusu sistemin
büyük eşitsizliklere, adaletsizliklere ve suistimallere yol
açacağı kesindir. Bu durumda antidemokratik ve merkeziyetçi
anlayış pekişecek, önemli sorunlar yaratmaya devam edecektir. Bu
iktidar otoriter merkeziyetçi bir anlayışla yerel demokrasiyi
işlemez hâle getirmektedir; mutlak iktidar anlayışıyla
yerel yönetimleri kendisine bağlı, biat eden organlar olarak
değerlendirmektedir. Bu anlayışın yerel demokrasiyle, yerel
yönetimlerin demokratikleştirilmesiyle zerre kadar alakası yoktur.
Mevcut Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun
halkın bütçe hakkını karşılamayan biçimde;
şeffaf, hesap verilebilirliği olmayan, güven telkin etmeyen biçimde
yürütüldüğü de ortadadır. Teklifle hem Meclisin yasama yetkisi hem de
halkın bütçe hakkı daha da tahrip edilmektedir.
İkinci değinmek istediğim konu: Bu
teklife Plan Bütçede eklenen bir maddeyle bu söylediklerimizi haklı
çıkaracak bir adım atılmıştır. Hazine
borçlanmasını yaklaşık 2 katına çıkaracak
değişiklik teklifi âdeta bir dejavu yaşanmasına ve bütçe
hakkının açık bir şekilde tahrip edilmesine neden
olmuştur. 2020 yılının ilk on ayında 141 milyar Türk
lirası açık veren Hazine, 241 milyar Türk lirası borçlanmıştır.
Cumhurbaşkanı ve Hazine Bakanının borçlanma
sınırını yüzde 5er artırarak 154 milyar Türk
lirası borçlanma yetkisi varken, söz konusu rakam bile 87 milyar Türk
lirası aşılmıştır. İlgili
değişiklikle iktidar yaklaşık 309 milyar Türk lirası
borçlanma istemektedir. Ancak, söz konusu borçlanmanın vade ve ödeme
planlarının hangi şartlarda gerçekleşeceği de
bilinmemektedir. Örneğin, Hazinenin son olarak 2,5 milyar dolar
borçlanması, beş yıllık bir vade ve yüzde 6,5 oranında
bir faizle gerçekleşmiştir. Bugün gelişmekte olan ülkelerin
yüzde 1 seviyelerinde bir faiz oranına sahip borç bulma imkânları
varken söz konusu yüzde 6,5 oranı âdeta bir tefeci faizi konumunu
yaratmıştır. Bu örneğe bakarak bile aslında ilgili
değişikliğin getireceği faiz yükü ve borcu borçla kapatma
anlayışıyla daha fazla borçlanma tercihi ve politikası
iflasa gidişin açık bir göstergesidir.
Borçlanma yetkisinin 2 katına
çıkarılmasıyla henüz Meclise sunulmamış olan 2021
merkezî yönetim bütçesinin 2021 için öngörülen bütçe
açığının 200 milyar Türk lirasının üzerinde
olacağı anlaşılmaktadır. Bu durum, iç ve dış
siyasette yürütülen güvenlikçi politikalar ve savaş politikalarına
bağlı olarak gerçekleşen güvenlik ve silahlanma
harcamalarından, ahbap çavuş düzeninden, nepotizmden bir an önce
vazgeçilmesi gerektiğini ayan beyan göstermektedir. Aksi durumda, tercih
edilen politikalarla borçlanma ve açık rakamları artmaya devam
edecektir ve siyasi tercihlerin ekonomiyi belirlediği bir düzlemden
çıkmamanın ısrarıyla Türkiye şu anda tahmin edilemez
bir dibi görme riskiyle karşı karşıya bulunmaktadır.
Ülkeyi daha fazla borçlanmaya ve yüksek bütçe
açığı vermeye götüren süreçlerin yaşanması daha fazla
kabul edilemez. Bu yanlış programları sürdürme
kararlılığı daha büyük sıkıntıların yaşanmasına,
ekonomik ve sosyal krizin derinleşmesine, ülkenin kaynaklarının
çarçur edilmesine ve ülke halklarının mali ve siyasi bedeller
ödemesine neden olacaktır.
Ekonomideki göstergeler vahimdir; bunu her gün
söylüyoruz, söylemeye devam edeceğiz. Her yerde alarm zilleri
çalıyor. Bakın, döviz kuru her gün yeni bir tarihî rekor
kırıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Dolarla ne işiniz var?
diyor ama halkla alay ediyor aslında. Maaşınızı
dolarla mı alıyorsunuz? derken Maaşlar dolarla alınsa
zaten kimse sorun yaşamıyor olurdu. cevabını duymak
istiyor. Aradan zaman geçmeden aynı Kabineden Ticaret Bakanı Bebek
mamalarının fiyatlarının yükselmesinin nedeni kur. diyor.
İşte, olay bu.
Kur neden önemli, aslında Türkiye halkları
bunu çok iyi biliyor. Ekmeğin ham maddesi buğday ithal ediliyor
dolarla. Elbisenin ham maddesi pamuk ithal ediliyor dolarla. Tencerede kaynayan
mercimek, nohut, fasulye ithal ediliyor dolarla. Elektronik cihazlar, teknoloji
ithal ediliyor dolarla. Dolar her keseyi, her evi yakıyor aslında.
Elektrik ithal ediliyor, doğal gaz ithal ediliyor, petrol ve ürünleri
ithal ediliyor. Yani, kurun yükselmesi demek, hayat pahalılığı
demek. Bu gerçekler Türkiye'nin, aslında 1950lilerden bu yana herkesin
bildiği, toplumun çok iyi bildiği bir gerçek ama ne yazık ki
Hazine ve Maliye Bakanı bunun farkında değilmiş gibi
davranıyor.
Türkiye ekonomisindeki krizin her gün
derinleşmesini engellemek için Katar ve Kuveyte günübirlik sıcak
para bulma ziyaretlerinin ekonomideki kara deliği
kapatacağını düşünmeniz gerçekten büyük bir hayal. Bu
yönetimle ve bu yönetim anlayışıyla bu kara deliği
kapatamayacaksınız. Doları bastırmak için 120 milyar
doları aslında tükettiniz, buharlaştırdınız bir
tür. Ve bu ülkenin kaynaklarını heba ettiniz ama beş gün önce
dolar 7,94ü gördü, euro 9,34le bir kez daha zirveye ulaştı.
İşte, bu iniş çıkışlar aslında bu ekonomi
politikalarının yanlışlarını bir kez daha
gösteriyor.
Bu arada, bünyesinde kamu bankaları dâhil 20
kamu şirketini bulunduran Türkiye Varlık Fonunun net kârı da bir
önceki yıla göre yüzde 48 düşüyor, Fonun finans sektörü
dışı toplam borcu da geçen yıl yüzde 46 artışa uğruyor.
Yani doları durduramadığınız gibi Varlık Fonunu
da batırıyorsunuz.
Enflasyon verileri de içler acısı.
Aslında her gün bunu da konuşuyoruz. Tüketici Fiyat Endeksini
TÜİK açıklıyor; hormonlu, çarpıtılmış
veriler. Buna rağmen, yüzde 11,75 artıştan söz ediliyor ama
TÜİKe göre baktığımız da soğanın kilosu
1,98 lira diyor, salçanın kilosu 10,31 lira diyor. Biz de soruyoruz
aslında: TÜİK Başkanı bu alışverişi nereden
yapıyor? Söylerse herkesin oraya koşturacağını hepimiz
biliyoruz çünkü gerçekler böyle değil. Herkes, Türkiyede yaşayan
herkes, çarşıya pazara giden herkes biliyor ki -tüketici de biliyor,
o malları tezgâhlarda satanlarda biliyor ki- bugün gerçek hayat
pahalılığı yüzde 30 ile 40 arasında
değişiyor. Bunu evde yaşayanlara da sorarsanız, her gün
filesini pazarda doldurmaya çalışanlara da sorarsanız, hatta
çocuklara da sorarsanız size açıklarlar.
Peki, enflasyon ve hayat
pahalılığıyla iş bitiyor mu? Yok, hayır.
Bakıyoruz, işsizlik de rekor üzerine rekor kırıyor.
Türkiyede gerçekten çok ilginç bir şey yaşandı. TÜİK
verilerini açıkladı ve dedi ki: İşsizlik oranı 0,5
puanlık bir azalışla yüzde 13,4 seviyesinde gerçekleşti.
Ama aynı TÜİK dedi ki: İstihdam edilenlerin sayısı da
bir önceki yılın aynı dönemine göre 1 milyon 254 bin kişi azalarak
istihdam oranı 2,9 puan azaldı. TÜİKin açıklamasına
göre hem istihdam azaldı hem işsizlik azaldı yani dünya
tarihinde bu kadar aleni ve berbat bir çarpıtma gerçekten ilk defa
görüldü. İşsizlik değil, istihdam düşüyor.
İşsizlik tırmanıyor, gerçek bu. Bugün Türkiyede en az 9,8
milyon insan işsiz. Geniş tanımlı işsizlik oranı
en az yüzde 27lerde dolaşıyor, gerçek bu. İnsanlar işsiz
ve iş bulma umudunu da yitirmiş durumda. Ne eğitimde ne de
istihdamda olanların oranı bir önceki yılın aynı
dönemine göre artmış ve yüzde 30lara yaklaşmış
vaziyette. Bu insanların çoğu genç ve üniversite mezunu. Siz bu
ülkede gençlerin umudunu yok ederek aynı zamanda ülkenin geleceğini
de yok ediyorsunuz ama iktidar kibrinizden ötürü burnunuzun ötesini
göremiyorsunuz. Genç işsizliği almış başını
gidiyor, her 3 gençten 1i işsiz ve borçlu aynı zamanda.
İstihdam oranının azalıp işsizliğin de
azaldığı herhâlde dünyadaki tek ülke Türkiye olmuş oldu.
Şimdi, halkın borçlanması da
artıyor ama aynı zamanda. Halkın borçlanma oranı korkunç
bir düzeye çıkmış vaziyette. Geçen yılın ağustos
ayında 409 milyar lira olan tüketici kredisi borçluluğu bu
yılın ağustos ayında 657 milyar liraya
çıkmış vaziyette; yüzde 60 artış var, korkutucu bir
düzey. Halk borçlanıyor, esnaf kepenk kapatıyor. 1 Ocak ile 31
Ağustos arası dönemde 160 bin esnaf kepenk kapatmış vaziyette.
İşte, bu iktidarın yanlış ekonomi
politikalarının sonucu bu gerçekleşiyor. Son beş yılda
3,4 milyon yurttaşa icra takibi başlatılmış,
halkın durumu bu.
Kamu borcunun millî gelire oranı da giderek
yükseliyor, kamunun batışıyla ilgili alarm zilleri çalıyor,
siz farkında değilsiniz. Merkezî yönetim borcunun millî gelire
oranı 2019da yüzde 30,8di, 2020 Ağustosunda bu oran yüzde 40,4e
yükseldi. Şimdi, faiz lobisinin en sevdiği iktidar artık Adalet
ve Kalkınma Partisi iktidarı olmuş vaziyette. Hani sıklıkla
sözünü ettiğiniz, o faiz lobisiyle mücadeleye rağmen
ödeyeceğiniz faiz rakamı artıyor. Bakın, Hazine ve Maliye
Bakanlığı, Strateji ve Bütçe Başkanlığı
tarafından hazırlanan 2021, 2022, 2023 yıllarını
kapsayan orta vadeli mali plana göre devletin faiz giderleri için üç yılda
ödeyeceği toplam tutar 600 milyar Türk lirasını geçecek. 11
bakanlığın üç yıllık tavan ödeneğinden daha fazla
bir tutara denk düşüyor bu. Ekonominin pik falan yaptığı
yok, dibe doğru gidiyor ve çok açık bir şekilde
halkımız her gün fakirleşiyor.
Şimdi, bu koşullarda on beş gün önce
Hazine ve Maliye Bakanı 2021-2023 yıllarına ait Yeni Ekonomi
Programı başlığıyla
bir metni paylaştı kamuoyuyla. Açıklamanın daha
PowerPoint sayfaları bitmeden bu ekonomik programın hedefleri tuzla
buz oldu, dolar kuru tahminleri çöktü. Şimdi, bu ekonomik programa,
beklentilere ve gerçekleştirilenlere baktığımızda, bir
önceki Yeni Ekonomik Program ile bu Yeni Ekonomik Programı
karşılaştırdığımızda gerçekten son
derece sorunlu bir durumun ortada olduğunu görüyoruz. Enflasyon
oranları tutmamış, revize edilmiş; kamu maliyesiyle ilgili
tasarruf hedefleri tutturulamamış, revize edilmiş; merkezî
yönetim bütçe açığının gayrisafi yurt için hasılaya oranı
tutturulamamış, revize edilmiş; merkezî yönetim faiz
dışı dengesinin gayrisafi millî hasılaya oranı
tutturulamamış, revize edilmiş; genel devlet
açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı
tutturulamamış, revize edilmiş; kamu kesimi borçlanma gereğinin
gayrisafi millî hasılaya oranı tutturulamamış, revize
edilmiş; bir önceki Yeni Ekonomik Programda genel yönetim borç stokunun
gayrisafi yurt içi hasılaya oranı tutturulamamış, revize
edilmiş; büyüme ve istihdam hedefleri tutturulamamış, revize
edilmiş; cari işlemler dengesi tutturulamamış, revize
edilmiş. Anlatmakla bitmez, gerçekten bitmez. Hadi Hazine ve Maliye
Bakanı bu konuda yeterli bilgiye ve donanıma sahip değil
diyelim, peki bürokratlar? Ya, bu nasıl bir öngörü? Öngörüsüzlüğün
dik âlâsı, aslında bütün beklentiler çökmüş bir önceki Yeni
Ekonomik Programla. Şimdi açıklanan Yeni Ekonomik Programın
öngörüleri de -on beş gün geçmiş- önemli ölçüde çökmüş
vaziyette.
Esas olan ne? Esas olan 24 Hazirandan bu yana
işsizlik, enflasyon, altın, kur gibi bütün verilerde ve bütün makro
ekonomik dengelerde muazzam bir olumsuzluğa gidiş var yani
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi adlı ucube
başladığı andan itibaren ekonomide büyük bir çöküş
yaşanmış. Bakanın dediğinin aksine V tipi toparlanma
değil, baş aşağı bir yere iniş söz konusudur. Bu
öngörüsüzlüğü görünce liyakatsizlik ve nepotizmle
yozlaştırılan kamu bürokrasisinin performans esaslı
bütçeleme programını uygulaması deveye hendek atlatmakla eş
değer durumda olacaktır. Yeni Ekonomi Programının son
açıklandığı hâliyle ve çökmüş olan verileriyle bunun
çok net olarak işaretini görmek mümkündür.
İşte, aslında bu program,
geçtiğimiz dönem boyunca sermaye çıkışlarını da
serbest piyasa kavramlarıyla açıklamaya kalkıyor, hâlbuki öyle
değil gerçek. Türkiyedeki totaliter yönetim ve mutlak iktidar
anlayışı, aslında hukuki güvencenin, hukukun
üstünlüğünün lağvedilmesi, kurum ve kuralların işlemez hâle
getirilmesi gibi başat sebeplere dair tek cümle bile kurulmamış
bu Yeni Ekonomik Programda. Bu cümleyi siz kurmuyorsunuz ama Avrupa
Birliği kuruyor, Avrupa Birliği Komisyonu her yıl açıkladığı
ilerleme raporunda -ki bu sene Türkiye için açıklanmış olan
program açık bir şekilde gerileme programı olarak ortaya
çıktı- kuruyor ve Avrupa Birliği Komisyonu açıkladığı
gerileme raporunda Gerekli reformlar, demokrasi, temel haklar, hukukun üstünlüğü,
yargı bağımsızlığı, ifade ve basın
özgürlüğü gibi alanlarda Türkiye sürekli geri adım atıyor.
diyor. İşte, siz bunu görmüyorsunuz, bunu anlamıyorsunuz.
Ekonomideki bu gidiş, sizin aslında demokraside
yarattığınız büyük bir felaketle, ortaya koymuş olduğunuz
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi adı altındaki
ucubeyle, kuvvetler ayrılığını ortadan
kaldırmanızla, hukukun üstünlüğünü yok etmenizle, hukuk
devletini yok etmenizle ilgilidir.
Avrupa Birliği Komisyonu bu raporunu yazmaya
devam ediyor ve diyor ki: OHAL bitti ama demokrasi ve temel haklar ciddi
şekilde etkilenmeyi sürdürüyor. Bu rapor Tüm yetkiler tek kişide
başkanlık düzeyinde toplanıyor, bunun demokrasiyle alakası
yok. diyor. Bu rapor Demokratik seçimlerle belirlenen 47 HDPli belediye başkanının
yerine kayyum atanması, yerel seçimlerdeki demokratik süreçleri sorgular
hâle getirmiştir. diyor. Yerel demokrasiyi ortadan
kaldırmıştır. diyor. Yani Avrupa Birliği Komisyonu,
aslında hazırlamış olduğu gerileme raporunda
Türkiye'nin, Türkiyedeki iktidarın Türkiyeyi ne hâle getirdiğini
bir kez daha vurgulamış oluyor, işkence ve kötü muameleden söz
ediyor, ifade özgürlüğü anlamındaki gerilemelerden söz ediyor.
Şimdi tekrar söyleyelim: Ekonomik
göstergelerdeki, Türkiyedeki ekonomik ve sosyal krizin 2 tane ana nedeni var.
Bunlardan birincisi: Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
geçilmesi ve Türkiyedeki bütün demokratik işleyişlerin yerle bir
edilmesidir, yani kuvvetler ayrılığının ortadan kaldırılmasıdır,
hukukun üstünlüğünün yok sayılmasıdır, yasamanın ve
yargının yürütmenin tahakkümü ve baskısı altına
girmiş olmasıdır. Birincisi budur, baş aşağı
gidişin temel nedenleri budur. İkincisi de: İktidarını
korumak için, iktidarın bekasını sağlamak için Adalet ve
Kalkınma Partisinin Kürt sorununda girdiği çözümsüzlük
politikası, güvenlikçi politikalar ve dışarıda savaş,
çatışma ve gerginlik politikalarıyla bu süreci yürütmeye devam
etmesidir.
Bu gerçekler ortadadır ve ekonomiyi bu
anlayışla yönetemediğiniz de güven veremediğiniz de
ortadadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Oluç, toparlayalım
lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ (Devamla) Toparlıyorum
Sayın Başkan.
Şimdi, bir de Adalet ve Kalkınma Partisi
Genel Başkanı çıkıp diyor ki: Mümin, yoklukta
sabredendir. Tamam, yoklukta sabretmek gerekir, bu toprakların
öğretilerinden biridir ama yönetenler sarayda lüks ve şatafat içinde,
israf içinde yaşıyor; yönetilenler ise sabır taşına
dönmüş vaziyette. Eğer sabırdan söz edeceksek biz, gelin hep
birlikte sabredelim, gelin mal varlıklarınızı,
zenginliklerinizi halkla paylaşın diyoruz ve hep birlikte zorlukta
sabredeceksek o zaman bunun bir anlamı olur diyoruz.
Eşitsizliğe, yoksulluğa karşı bu iktidar bu
anlayışla çözüm üretemeyecek; çok açık bir şekilde
ortadadır ve bu anlayışla da getirilmiş olan bu kanun
teklifine muhalefetimizi yapacağımızı bir kez daha ifade
ediyoruz.
Teşekkür ediyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teklifin tümü üzerinde söz isteyen,
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Ankara Milletvekili Sayın Bülent
Kuşoğlu.
Buyurun Sayın Kuşoğlu. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Sıra sayısı 228 olan Kamu Mali
Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifi üzerinde söz aldım. Tekrar hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bugün Ankaranın
başkent olmasının 97nci yıl dönümü. Ankaranın
başkent olması demek, Anadolunun yönetime katılması demek,
Anadolunun, yüzlerce yıldır İstanbul tarafından yönetilen
Anadolunun yönetime katılması, kendisini yönetmesi demek, yönetimi
ele alması demekti; diğer taraftan, Anadolunun gelişmesi ve
kalkınması demek. Ankaranın başkent olması
Anadolunun kalkınması demek. Gerçi son yıllarda
yatırımların çoğu maalesef İstanbula ve Marmara
Bölgesine yapılıyor, kamu-özel iş birliği projelerini de
hesaplarsak yarıdan fazlası o taraflara yapılıyor, maalesef
Anadolu ihmal ediliyor, Ankara ihmal ediliyor. Böyle bir durum da var. Bu
97nci yılı kutluyorum ama bunu da hatırlatmak hepimizin
görevidir diye düşünüyorum.
Yeni yasama yılımız da
hayırlı olsun. Ben yeni yasama yılımızda ilk defa
kürsüye çıkıyorum, hayırlı uğurlu olmasını
diliyorum yasama yılımızın. Değerli arkadaşlar,
hayırlı olmasını diliyorum ama yeni yasama usulleriyle
ilgili büyük sıkıntılar olduğunu biliyorum, sizler de
biliyorsunuz. Bu Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
geçtiğimizden beri yasa yapma tekniği tamamen bir garabet hâline
geldi. Ben hafta sonu İstanbuldaydım, bir sendikanın genel
kuruluna katıldım, TOLEYİS sendikasının genel kuruluna
katıldım. Maalesef sendikaların, sivil toplum
kuruluşlarının, meslek kuruluşlarının Türkiye
Büyük Millet Meclisinden, Parlamentodan, millet iradesinin tecelli etmesi
gerektiği bu yerden bir beklentileri yok. Nasıl olsun? Ben de onlara
anlattım, nasıl olsun? Şimdi düşünebiliyor musunuz, bir
sivil toplum kuruluşunun toplantısına katılıyorsunuz,
vatandaşın olduğu bir yerde toplantıya
katılıyorsunuz, size sorunlarını anlatıyorlar,
sıkıntılarını anlatıyorlar; o sorunları,
sıkıntıları, bir milletvekili olarak sizin alıp bu
tarafta, Mecliste, arkadaşlarınıza ve yürütme erkine
aktarmanız lazım. Yürütme erkinin yani özellikle bakanların bizi
dinleyip kanun yapılması sırasında ya da kanun
yapılması değil de denetlenmesi sırasında bizim
verdiğimiz notları dikkate alması lazım. Kanun
yapılırken de hep beraber tartışmamız, görüşmemiz
lazım ama yürütme erki, yeni Anayasaya göre, Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemine göre Meclise gelmiyor ki, bakanlar gelmiyor ki
konuşalım, görüşelim, tartışalım. Yok böyle bir
şey. Yani bir Parlamentodan beklenen en önemli husus yürütme erki ile
yasama erkinin bir araya gelmesi, kanun yapması, yasa yapması ve
yasama organının yürütme erkini denetlemesi; 2 tane fonksiyon. Bunu
yapabilecek durumda değil Parlamentomuz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yeni
dönemde bunu yapabilecek durumda değil. Gerçekten bunu utanarak
anlatıyorum. Bunları anlattım ben de sendikanın genel
kurulunda: Sizden aldığımız bilgileri
aktaracağımız bir bakan yok Mecliste. Bakanlar sadece bütçe
yapmak için geliyorlar, bütçe sırasında; başka hiçbir
şekilde Mecliste yoklar -ne denetim için ne kanun yapmak için- aktarma
imkânı da yok.
Şimdi, bütün dünyada kanunlar yürütme erkinin,
yönetenlerin ihtiyaç belirlemesiyle söz konusu olur. İhtiyacı onlar
belirlerler, Parlamento da yasa yapar ama bizim güçler
ayrılığı ilkesi varmış, nasıl bir
anlayış varsa, yürütme erki Parlamentoya gelemiyor, böyle bir irtibatımız
yok dolayısıyla ve yasa yapamıyoruz. Yani böyle bir yasama usulü
olmaz. Geçtiğimiz iki yıl içerisinde de
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle maalesef çok çok
başarısız yasalar yaptık. Gerektiği kadar
anlatamadık, denetim hemen hemen hiç yapamadık. Dediğim gibi,
bakanlar gelemiyorlar, geldiklerinde de sadece bütçe için geliyorlar, sadece
bütçe için yılda bir kere geliyorlar, o kadar. Onun dışında
yok.
Şu da var: Ha, gelseler ne olacak? Gelseler
bakanlar siyasi iradeye sahipler mi? Seçimle gelmedikleri için siyasi iradeye
de sahip değiller. Anayasa bu dönem şöyle diyor
Geçmişte
diyordu ki Anayasa: Bakanlar başında bulundukları
bakanlıkların iş ve işlemlerinden sorumludurlar,
yetkilidirler yani aynı zamanda. Artık öyle bir yetkileri yok,
bakanların öyle bir yetkisi yok. Yürütme erki tek bir kişiden
oluşuyor, sadece Cumhurbaşkanı seçimle gelmiş, sadece
seçimle gelen tek bir kişi yürütme erkinde, Cumhurbaşkanı.
Bakanlar aslında genel sekreter pozisyonunda, eski müsteşarların
yetkisi yok onlarda, hiçbir şekilde sorumlulukları da yok. Zaten
Meclise karşı da sorumlu değiller, Türkiye Büyük Millet
Meclisine de sorumlu değiller, halka karşı da
sorumlulukları yok, sadece Cumhurbaşkanına sorumlular.
Dolayısıyla buraya da hesap vermiyorlar. Bütçe için de güven
oylaması yapmıyoruz. Böyle anormal bir sistem. Ondan sonra da gidiyoruz
sivil toplum kuruluşlarına, halka, halkın derdini
dinleyeceğiz, aktaracağız burada yürütme erkine, ona göre kanun
yapacağız ya da yolsuzlukları soruşturacağız. Yok
böyle bir ortam maalesef. Böyle bir yasama ve denetim yapan dünyada başka
bir parlamento yok. Bu Parlamento gibi, bu kadar yetkisiz olan, işlevi
olmayan başka bir parlamento yok arkadaşlar. Ankara ve İstanbul
Büyükşehir Meclisleri şu anda halkı daha fazla cezbediyor,
oraları izlemek; orada daha iyi sonuçlar alınıyor, daha realist,
daha gerçekçi tartışmalar yapılıyor orada. Buradan daha iyi
durumda Ankara ve İstanbul Büyükşehir ya da diğer
büyükşehirlerin meclisleri. Ne kadar izleniyor biliyorsunuz, internet
üzerinden yayın yapıyorlar. Bizim, yayın yapılması da
yasak, buradaki bütün faaliyetler, konuşmalar neredeyse gizlenmeye
çalışılıyor, komisyonlarda öyle.
Yaptığımız işin de bir anlamı yok, sonucu yok.
Böyle bir Parlamento ve yasama süreci olmaz.
Şimdi, bütün bunlar böyleyken değerli
arkadaşlar, Meclisin açıldığı gün, 1 Ekimde bir yasa teklifi
geldi değerli arkadaşlarımızdan, 19 milletvekili
arkadaşımızın bir yasa teklifi geldi. Çok üzüldüm çünkü
önemli bazı değişiklikler var, önemli konular içeriyor ama
normalde, hani bir kriz dönemi yaşıyoruz, ekonomik kriz dönemi
yaşıyoruz, Meclise gelen ilk yasa teklifinin vatandaşın
sıkıntılarıyla ilgili, ekonomik krizle ilgili olması
gerekir değil mi? Öyle bir şey yok. Maddeler arasında, ekonomik
krizin derlenip toparlanmasına, çözüme ilişkin hiçbir şey yok;
vatandaşın derdiyle, sorunuyla ilgili hiçbir şey yok; acil,
birinci gün gelen teklifte hiçbir şey yok. Ama şöyle bir şey
var: Tam tersi olması gerekirken, mali saydamlığın
artması gerekirken, mali bilgileri, rakamları yok etmeye yönelik bir
teklif getirilmiş.
Şimdi, değerli arkadaşlar 5018
sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu 2003 yılında
çıktı. Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu, bizim kamu mali
mevzuatının anayasasıdır. Ona göre, bütün genel bütçeli
kuruluşlar, özel bütçeli kuruluşlar, denetleme ve düzenleme
kuruluşları, mahallî idareler, belediyeler ve sosyal güvenlik
kuruluşları buna tabidir, buna tabi olarak mali
mevzuatlarını uygularlar. Çok önemlidir, anayasa gibidir,
bunların anayasasıdır. 1927de çıkan bir kanun söz
konusuydu, Muhasebei Umumiye Kanunu -1050 sayılı- meşhur bir
kanun, 1927de çıktı, 2003e kadar o uygulandı. Çok önemlidir
mali mevzuat. Ondan sonra, bilgisayarlı, daha modern, çağdaş bir
sisteme geçtik; 5018 geldi. Onu daha tam oturtmadan, tam
oturmamıştı çünkü mesela performans esaslı bütçe var,
performans esaslı bütçeyle ilgili olarak Sayıştay
raporlarında önemli ölçüde tenkitler var. Kamu kurumlarının
yarısı uygulayamıyor performans esaslı bütçeyi;
sıkıntılar var, uygulayamıyorlar. Şimdi, burada
getirilen bir düzenlemeyle, efendim, biz performans esaslı program bütçeye
geçiyormuşuz. Ya performans esaslı program bütçe nedir? Hocalara
soruyorsunuz, ya biz bilemedik diye akademisyenlere soruyorsunuz, Yok böyle
bir şey. diyorlar yani performans esaslı program bütçe diye bir
şey yok ama bakın, burada getirilmiş. Bu tamamen uydurma bir
şey yani literatürde bile olmayan bir tip bu.
Şimdi, dünyada da bütçelerle ilgili olarak
farklı sınıflandırmalar vardır. Bütün dünyada bütçeler
birbirine benzesin diye bir sınıflandırma var, kategorize
edilmiş, COFOG ya da ESA 2010 diye yeni sistemler var, bunlara göre
düzenleniyor. Bakıyorsunuz performans esaslı program bütçe diye bir
bütçe çeşidi yok. Bu, tamamen, kafaları karıştırmak
için getirilmiş, adı böyle konulmuş bir şey. Ne
olduğunu anlamak mümkün değil. Sonra da şöyle bir şey var
değerli arkadaşlar: Şimdi, bütçe deyince bir tek rakamdan
bahsetmiyoruz. Mesela Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi ne
kadar? 200 milyar lira olsun. Millî Eğitim
Bakanlığının genel müdürlüklerini alt alta yazarsanız
kurumlar bazında 200 milyar lirayı tutması lazım
bütçesinin. Kurumlar bazında, ilköğretim genel müdürlüğü,
Ortaöğretim Genel Müdürlüğü, özel okullar genel müdürlüğü falan
toplam 200 milyar. Bu, kurumsal bazda bir sınıflandırmadır
ama kurumsal bazda Millî Eğitim Bakanlığının bütçesi
size çok şey ifade etmeyebilir. Bir de bunu ekonomik bazda görmek
lazım yani ekonomik bazda derken ne kadar yatırım var Millî
Eğitim Bakanlığı bütçesinde, ne kadar cari harcama var, ne
kadar transfer harcaması var, ne kadar personel harcaması var?
Bunları görmek için de bir ekonomik sınıflandırma
yapılır. Burada da Millî Eğitim Bakanlığının
bütçesindeki ekonomik rakamları görürsünüz. Biraz önce söylediğim, yatırım,
transfer ve cari harcama vesaire. Bu da onları gösterir.
Onun haricinde finansal sınıflandırma
vardır, o da kaynağın ne olduğunu gösterir; oradaki
harcamalar genel bütçeden mi, fonlardan mı geliyor, kendi gelirleri mi
var, özel gelirleri, bunları gösterir.
Bir de çok önemlidir, fonksiyonel
sınıflandırma var. Fonksiyonel sınıflandırma da
kamu harcamalarının niteliğini gösterir, birbirleriyle
kıyaslanmasına imkân verir, başka ülkelerle de
kıyaslanmasına imkân verir. Şimdi, Millî Eğitim
Bakanlığının bütçesi 200 milyar deyince bu sadece
Türkiye'deki millî eğitime ayrılan, eğitime ayrılan
harcamayı göstermez çünkü onun dışında da başka
kurumlar vardır eğitim harcaması yapan; mesela YÖK vardır,
mesela Diyanet İşlerinde eğitim harcaması yapılıyordur,
mesela TÜBİTAKta eğitim harcaması yapılıyordur,
onları da bunlara dâhil etmek gerekir eğitim harcaması olarak.
Bu, fonksiyonel sınıflandırmadır yani Türkiyedeki analitik
bütçe tekniğine göre 4 tür sınıflandırma vardır, bütçe
rakamlarını bu 4 sınıflandırmayla da görmek, analiz
etmek mümkündür. Bu şekilde gördüğünüz zaman da karşılaştırma
imkânı söz konusu olur, hem geçmiş yıllara göre
karşılaştırırsınız hem başka ülkelere
göre hem de bütçenin kendi içerisinde
karşılaştırılması mümkün olur, analiz edilmesi
mümkün olur. Bu çok önemli bir konu.
Şimdi, fonksiyonel sınıflandırma
kaldırılarak iş karmaşık hâle getiriliyor. Neden
getiriliyor? Çünkü şehir hastaneleriyle ilgili harcamalar, yol, köprü
geçişleriyle ilgili harcamalar, bilmem hangi kurumun harcaması
kamuoyunda konuşuluyor, iktidarı rahatsız ediyor. Şimdi,
böyle bir şeyi teklif etmek, buraya getirmek bile
Ya ben bunu
düşünemiyorum inanın, inanın düşünemiyorum, iktidarın
böyle bir şey yapmasını akıl almıyor. Değerli
arkadaşları tenzih ederim, onların bildiği bir konu
muhakkak ki değil, böyle bir niyetleri de yoktur. Bu, iktidardan gelen,
çok açık bir şekilde kanun tasarısı olması gereken bir
düzenleme ama iyi niyetli değil maalesef. Tam tersine, ülkelerin bütçeleri
şeffaf olur, mali saydamlık sağlanır. Mali saydamlık
sağlandığı zaman bütçe hakkı yerine gelmiş olur.
Bütçe hakkının ne kadar önemli olduğunu biliyorsunuz. Bütçe
hakkı yoksa demokrasi yoktur. Bütçe hakkı yoksa demokrasi yoktur.
İnanın biz burada demokrasiyi yok ediyoruz, demokrasiyi yok ediyoruz,
bu kadar önemli bir konu bu. Böyle bir yasama tekniğiyle sonuç olarak bu
noktaya geliyorsak, bizim o büyükşehir meclislerinden daha iyi bir Meclis
olduğumuzu söylemeye de hakkımız yok maalesef, maalesef.
Değerli arkadaşlar, teklif içerisinde
-biraz sonra maddelere geçildiğinde göreceğiz- önemli maddeler de
var. Bir iki maddeyi de destekliyoruz. Daha iyi tartışma imkânı
olsaydı daha iyi bir düzenleme de yapardık. Ama bunlar arasında
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi
Hakkında Kanun var. Orada çok küçük bir düzenlemeyle şu
yapılmış, bakın, 12nci madde: 5 inci maddede düzenlenen
net borç kullanımı tutarı 2020 için 1/1/2020 tarihinden geçerli
olmak üzere, Bakan ve Cumhurbaşkanı tarafından
artırılan net borç kullanım tutarının iki katı
olarak uygulanır. Şimdi, bu, bir cümlelik bir kanun maddesi. Bu,
aslında, bir bütçe içeriyor. 140 milyar lira olan 2020 yılındaki
borçlanma ve bütçe açığını, 308 milyara
çıkarıyor.
Değerli arkadaşlar, burası Türkiye
Büyük Millet Meclisiyse, burası milletin iradesinin tecelli ettiği
yer ise söyler misiniz bana neden 140 milyarlık borçlanma yetkisi 308
milyara çıkıyor, neden, bilen var mı? (CHP
sıralarından alkışlar) Merak etmemiz gerekmez mi
milletvekilleri olarak, neden bunu yapamadılar? Bütçe neden 140 milyar
açık veriyorken, bu kadar açık veriyor, bu kadar borçlanma
ihtiyacı içerisinde? Bütçe diye bir kanun varsa, bütçe kanunu varsa, bu
kadar önemliyse, buraya gelip de bütçeyi sunanların bilgi vermesi
lazım, şu şu sebeplerle bunu yapamadık, gerçekleşmedi,
biz ek bütçe istiyoruz demeleri lazım. Efendim, bu olmuş, geçen
yıl da bunu yapmışız, Anayasa Mahkemesi de uygun
görmüş. Uygun görebilir, bu, kanunlara uygun olabilir ama bu etik
değil. Bir Meclissek, millet iradesi burada tecelli ediyorsa gelip burada
bilgi verilmesi gerekirdi. Bu Meclise saygı duyuluyorsa, bu millete
saygı duyuluyorsa bunun yapılması gerekirdi. Ne demek kanuna
uygun? Sen bu kadar artış yapacaksın, 140tan 308e
çıkaracaksın borcunu, bütçe açığını ama bilgi
vermeyeceksin, bu kadarlık kısa bir kanunla geçiştireceksin.
Böyle bir demokrasi olmaz ve bu, buradaki milletvekillerine ve bu millete
gerçekten saygı göstermek demek değildir.
Saygısızlıktır demek de istemiyorum, olumsuz da
konuşmak istemiyorum ama maalesef böyle, değerli arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, baştan,
görüşmelere geçmeden önce de bazı konularda Anayasaya
aykırılık olduğunu anlattık, bunlar muhalefet
şerhimizde ayrıntılı olarak da yer alıyor ama
şimdi, Cumhurbaşkanlığı raportörlüğü madem kanun
olarak getiriliyor, kadroların ne kadar olduğu, görev ve yetkisi
vesairesi hiçbir şey yok; bunlar Cumhurbaşkanı tarafından
düzenlenecek. E, peki, buraya geldiğine göre, Meclise geldiğine göre,
kaç kadro istendiği, kadro ihdası, görev ve yetkileri neden Meclis
tarafından yapılmıyor? Yarısı burada yapılacak,
yarısı Cumhurbaşkanlığında yapılacak. Böyle
bir yasama usulü olur mu arkadaşlar, olur mu böyle bir yasama usulü? Bir
kanunun yarısını burada yap, yarısını o tarafta
yap; böyle bir şey olamaz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN - Toparlayalım lütfen.
BÜLENT KUŞOĞLU (Devamla) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Zaten dünyada yasamanın yetkisini
bölüştüğü başka hiçbir parlamento yok. Yani
Cumhurbaşkanına ya da ülkelerini yöneten krallara yasama yetkisi
veren başka bir ülke yok, başka bir parlamento yok. Ama bir kanunu da
Yarısı Meclis tarafından yapılacak, yarısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılacak. diye
getirmek de dünyada görülmüş değildir herhâlde. Kanun
yapıcıların, hukukçuların Türkiye örneğini, bu Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemi örneğini herhâlde özel olarak incelemeleri gerekir.
Değerli arkadaşlarım, yeni yasama
yılımız hayırlı olsun diyorum tekrar, hepinize
saygılar sunuyorum. (CHP ve İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati: 22.27
YEDİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 22.39
BAŞKAN: Başkan Vekili
Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Yedinci Oturumunu
açıyorum.
228 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
Şimdi şahıslar adına onar dakika
söz vereceğim.
İlk söz Konya Milletvekili Sayın
Abdüllatif Şenerin.
Buyurun Sayın Şener. (CHP
sıralarından alkışlar)
ABDÜLLATİF ŞENER (Konya) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz bu
torba yasayla pek çok konu düzenlenmiştir fakat bu kısa zamanda hepsi
üzerinde görüş beyan etmek biraz metni karıştırmak gibi
olabilir; o nedenle sadeleştirmeye çalışacağım ve
sadece borçlanmayla bağlantılı olarak süremi
kullanacağım.
Açıkça görülmektedir ki bu metnin 12nci
maddesiyle yapılan düzenleme Hükûmetin borca
doymadığını göstermektedir. Bütçe kanunu çıkarken 139
milyar liralık bir borçlanma yetkisi verilmişti. Bu yetkiye istinaden
yüzde 5 Bakanın, yüzde 5 Cumhurbaşkanının olmak üzere
toplam 153-154 milyar liralık Hükûmetin borçlanma yetkisi vardı.
Ancak görüyoruz ki bu borçlanma miktarı yıl sonuna
ulaşmalarına yetmemiştir ve bu nedenle de borçlanma yetkisini 2
katına çıkarmak istemektedirler. Böylece, küsuratı dikkate
almazsanız 308 milyar liralık veya 140 değil de 139 olarak
alırsanız 306 milyar liralık bir borç talebinde
bulunmaktadır. Ama metni o kadar karışık
hazırlamışlar ki ne yaptıklarını, ne ettiklerini,
ne kadar borçlandıklarını göstermemek için muğlak ve her
tarafa çekilecek ifadelerle düzenlenmiş bu metin nedeniyle bu maddedeki
borçlanma miktarı 325 milyara da çıkabilir, 339 milyara da
çıkabilecek niteliktedir.
Bu madde görüşüleceği zaman Bakan
Yardımcısı gelsin, ondan sonra devam edelim. diye yarım
saat ara verildi Komisyonda ve bu yarım saatten sonra tekrar Komisyon
toplandı, Bakan Yardımcısına bu maddeyle ilgili
açıklama sorduk, üç beş cümle etti ama belli ki konuşmaktan,
fazla bilgi vermekten korkuyordu, çekiniyordu. Bu çekingenliği nedeniyle
de ne Sayın Bakanın ağzından ne de bu kanun teklifini
hazırlayanların ağzından bu maddeyle getirilen borçlanma
miktarının ne olduğunu bir türlü öğrenemedik. Şimdi
ilgili bürokratlara ve kanun teklifini sunan arkadaşlara rica ediyorum: Bu
maddeyle gelen borçlanmanın sınırı ne? Ne kadar
borçlanacak, yüzde 5, yüzde 5 de dâhil olmak üzere? Bunu hiç değilse Genel
Kurulda açıklayın, Komisyondaki muğlaklık, belirsizlik
ortadan kalksın.
Dedim ki Hükûmet borçlanmaya, para harcamaya
doymuyor, bu borçlanmanın kaynağı ne? Orta vadeli programı
açıkladı Sayın Bakan, bu programa göre 2020 yılında
vergi gelirlerinde, hatta devletin toplam gelirlerinde bir azalma
olmayacağını ifade etti. Hatta, bütçedeki toplam kamu
gelirlerinde, devlet gelirlerinde yıl sonu itibarıyla 16,5 milyar
lira daha fazla tahsilat yapılacağını iddia etti. Madem
2020 yılı için gelir azalması söz konusu değil, o hâlde, bu
ilave borçlanmayı nereye harcayacaksınız? Temel sorum bu. Bunu
bilmiyoruz, burada korkunç bir belirsizlik var. Bunu nereye
harcayacağınızı da -lütfen- düzgün bir şekilde Genel
Kurula anlatırsanız biz de öğrenmiş oluruz, kamuoyu da
öğrenmiş olur. Ama görünen odur ki bu Hükûmet gerçekten ne kadar para
bulursa hepsini harcıyor. Yani kevgire dönmüş bir kap gibi, ne kadar
su doldurursanız doldurun nasıl ki kap suyu tutmazsa bu Hükûmetin
çanağına da ne kadar para girerse girsin bir türlü çanağın
içinde kalmıyor, sürekli akıyor gidiyor; gittiği yer meçhul,
bazı ana kalemler dışında nereye gittiği belli
değil.
Bakın, bu yıl içinde nereden ne
topladılar diye bakıyorum. İşte, 1 trilyon liraya
yakın vergi geliri tahsil edecekler orta vadeli programa göre. Bunun
dışında, Merkez Bankasının kârını, yedek
akçesini aldılar; Merkez Bankasının rezervlerini bitirdiler,
harcadılar. Merkez Bankasının net rezervleri 2019un başında
36 küsur milyardı; şimdi, swap yükümlülüklerini de dikkate
alırsanız eksi 53 küsur milyar düzeyinde Merkez Bankası
rezervleri. Yani eksi rezerv var yani hiç net rezervi yoktur.
Dolayısıyla toplam 90 milyar lira da rezervleri eritmiş,
tüketmiş, harcamış bir Hükûmetten bahsediyoruz. Sonra,
İşsizlik Fonunu kullandılar. İşsizlik Fonunda
yıl başında 132 milyar lira vardı. 20 milyar lira da
İşsizlik Fonundan harcadılar; sadece işçiye değil,
patronlar dâhil, her yere para dağıttılar. Kamu
bankalarının kaynaklarını bol keseden harcadılar.
Hatta bir ara Cumhurbaşkanı Bireysel Emeklilik Fonunda biriken
paraları da harcayacağını söyledi. Demek ki
topladıkları yetmiyor, yeni kaynaklar arıyorlar. Her gün, zaman
zaman ısıtılarak haberlere düşüyor; işçilerin kıdem
tazminatını bile nasıl kendi kazanlarına
aktaracaklarının planları peşinde koşuyorlar. Tüm
bunlar yetmiyor, Biz Bize Yeteriz kampanyası yapıyorlar; 2,1 milyar
lira topluyorlar. Bu da yetmiyor, 15 Temmuz şehit ve gazileri için
bağış diye kampanya yaptılar, 309 milyon Türk Lirası
topladılar ve hâlâ şehit ve gaziler bu paradan bir tek kuruş
almadı. O da yetmedi, Aman, Beşiktaş patlamasındaki
şehit ve gaziler için dediler, bir kampanya da oradan başlattılar,
55 milyon lira da buradan topladılar. Beşiktaş
patlamasındaki şehit, gazilerle ve ölenlerle,
vatandaşlarımızla ilgili hiç kimseye buradan da bu
topladıklarından da bir para vermediler. Yani topluyorsunuz,
topluyorsunuz, borçlanıyorsunuz, devamlı borçlanıyorsunuz; bu
kadar parayı ne yapıyorsunuz, nereye harcıyorsunuz? Niye
şeffaflık yok? Bunların her birini açıklamanız
lazım ya. Sadece bizim değil, vatandaşın da bilmesi
lazım. Böyle bir hükûmet etme anlayışını ben ömrümde
hiç görmedim, duymadım. (CHP ve İYİ PARTİ
sıralarından alkışlar)
Sonra bir de örtülü ödenek var tabii. Örtülü ödenek
miktarı da 2 milyar lira ile 3 milyar lira arasında
dolaşıyor. 2003ten beri baktım, bir hesap yaptım; 7,5
milyar dolar örtülü ödenekten para harcanmış 2003-2020 arasında,
8 liradan çarparsanız 60 milyar Türk lirası. Cebinizdeki parayı
örtülü ödenek gibi rahat harcayamazsınız biliyor musunuz? Böyle bir
paradır. Biraz fazla para harcarsanız sorarlar; maliyeci sorar,
devlet sorar, birtakım kurumlar sorar. Örtülü ödenek hiç kimsenin hesap soramayacağı
bir harcama güvencesine sahiptir, bilen de nereye
harcandığını söylerse kendisini mahkemede, hapiste bulur.
Bunları nereye harcıyorsunuz, gerçekten merak ediyorum. Ama bilinen
gerçek şu: Borç stoku sürekli artıyor. Hani Nereden nereye? der ya
zaman zaman Sayın Hükûmet, 2002de 243 milyar lira olan kamu borcu 1
trilyon 810 milyar liraya çıkmıştır yani 1,5 trilyondan
daha fazla artmıştır. Bunu kim ödeyecek?
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) AK PARTİ
ödeyecek.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) Bunu
çocuklarımız, torunlarımız, bizden sonraki
kuşağın henüz kazanmadığı vergilerle, gelirlerle
ödeyecek.
Bir büyük kaynak ama burada Varlık Fonunun
borçlanması yok. Herhâlde Varlık Fonunun da toplam borç stoku 284
milyar lira. Yine, hazine dışı başka borçlar da
vardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım lütfen.
ABDÜLLATİF ŞENER (Devamla) Ve maalesef,
dünyanın her tarafında, bu kriz ortamı nedeniyle esnafa
doğrudan gelir desteği sağlandı; bu kadar para
toplamasına rağmen dünyada esnafına, zor durumda kalmış
vatandaşına karşılıksız, doğrudan para
desteği sağlamayan tek ülke Türkiyedir. Yani o, Fak-Fuk Fondan
verdiğiniz bin liralar falan hariç. Ücretli izne çıkanlara verilen,
asgari ücretin bile altındaki, İşsizlik Fonundan ödenen
parayı sayamazsınız herhâlde; topladığınız
paralardan bahsediyoruz. Dünyada yok böyle bir örnek, bu kadar çok para
toplayan bir hükûmet de yok.
Topladığı bu parayı böylesine
gerekli yerlerde harcamayan ama gereksiz bazı yerlerde harcarken çok
cömert olan bir Hükûmetimiz vardır, kısa zamanda yolcu
olmasını temenni ederim. (CHP sıralarından Amin sesleri,
alkışlar; İYİ PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Şahıslar adına ikinci
söz Ağrı Milletvekili Sayın Ekrem Çelebinin.
Buyurun Sayın Çelebi. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; 228 sıra sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun Teklifinin tümü üzerinde şahsım adına söz
almış bulunmaktayım. Bu vesileyle, 27nci Dönem Dördüncü Yasama
Yılının Gazi Meclisimize ve ülkemize hayırlara vesile
olmasını diliyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, sözlerime
başlamadan önce bir şeyi de arz etmek istiyorum. Şimdi, deminden
beri 2 konuşmacımız peş peşe geldi, 2si de Plan ve
Bütçe Komisyonu üyeleri. Elbette ki 2nci partinin özellikle görevlerinden bir
tanesi Hükûmeti eleştirmektir, buna bir şey söylemiyorum ama
keşke söyledikleri cümlelerin veya bizim söylediğimiz, bizim getirdiğimiz
kanun metinlerinin yerine bir şey getirselerdi, bir öneri getirselerdi.
Plan ve Bütçe Komisyonunda görüyoruz, sadece eleştiri; Genel Kurula
geliyoruz, sadece eleştiri. Özellikle kamusal alanda yıllarca görev
yapan, bazılarını çok da sevdiğim ağabeylerden
şunu rica ediyorum: Biz nihayetinde hepimiz burada milletvekiliyiz.
Yasayı biz getiriyoruz, teklifi biz getiriyoruz ama milletvekillerini
tahkir etmeyi doğru bulmuyorum. Partileri eleştirebiliriz,
yasayı eleştirebiliriz ama bu milletvekili eğer bir yasa
teklifini getiriyorsa bununla ilgili çalışmıştır. Bunu
da takdirlerinize sunuyorum.
Değerli milletvekilleri, konuşmama
başlamadan önce, kanun teklifimizle neler getirdiğimizi gerçekten
sizlere özetlemek istiyorum. Teklifimizle, performans esaslı program bütçe
sistemine geçilmesini; 5018 sayılı Kanuna ekli cetvellerde yer alan
kamu kurum sıralarının mevcut teşkilat yapısına
göre güncellenmesini; pandeminin sosyal ve ekonomik etkilerini azaltmak,
yatırım, istihdam ve büyümeyi desteklemek için bütçe dengesi
çerçevesinde oluşan ilave finansman ihtiyacının
karşılanmasını; vakıf üniversitelerinin tıp
fakültesi açabilmesine ilişkin şartların belirlenmesini;
Cumhurbaşkanlığı İdari İşler
Başkanlığında Cumhurbaşkanlığı
Raportörlüğü ve Raportör Yardımcılığı unvanının
ihdas edilmesini; baz istasyonları ve bunlara yönelik iletişim
araçlarının kurulduğu kule ve direklerin imar
durumlarının düzenlenmesini; depremlerin neden olduğu zarar ve
yaraların sarılması maksadıyla belediyelere sağlanan
ancak geri ödenemeyen kredi borçlarının terkinini; köy veya belde
belediyesiyken mahalleye dönüşen ve büyükşehir belediyesi
sınırları içerisinde yer alan kırsal mahalle ve kırsal
yerleşik alanların sosyoekonomik durumu
MAHMUT TANAL (İstanbul) 12nci maddeyi niye
atladınız? Düzenli anlatıyordunuz.
EKREM ÇELEBİ (Devamla)
belediye hizmetlerine
erişebilirliği gibi etkenler çerçevesinde belirlenebilmesini ve bu
alanlarda yaşayanlara çeşitli ücret, vergi, harç gibi muafiyetlerin
ve indirimlerin uygulanmasını; OHAL kanunları kapsamında
haklarında ilave tedbir uygulanan kişiler için ilgili kurumlara
başvuru ve mahkemelere dava yolunun açılmasını; AR-GE
kapsamındaki çalışmaların pandemi şartlarına
uygun olarak bir yıl daha uzaktan çalışma yoluyla
yapılabilmesini hedeflemekteyiz.
MAHMUT TANAL (İstanbul) 12yi niye
atladın?
EKREM ÇELEBİ (Devamla) Sayın Tanal,
biraz dinlersen herhâlde sıra sana da gelir.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; merkezî yönetim bütçe kanunu, hâlihazırda 5018
sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla benimsenen ilkeler
çerçevesinde hazırlanmaktadır. 2003 yılında yüce
Meclisimizce kabul edilen 5018 sayılı Kanun, bütçelerin sonuç
odaklı bir yaklaşımla hazırlanması, mali
saydamlık ve hesap verilebilirliği güçlendirmesi nedeniyle çok önemli
bir reform niteliğindedir.
Teklifimizin ilk 4 maddesinde yapılan
değişikliklerle, bu reformun devamı niteliğinde olan ve
bütçe uygulamalarından elde edilen deneyimlerle, modern bütçe
yaklaşımları esas alınarak oluşturulan performans
esaslı program bütçenin uygulama sürecinin
başlatılmasını ve performans esaslı bütçe sisteminin
etkinleştirilmesini hedeflemekteyiz.
Bilindiği üzere, program bütçe
uygulamasında kamu kaynaklarının hangi amaçlara tahsis
edildiğini daha açık şekilde gösteren bir bütçe
sınıflandırması kullanılmaktadır. Amerika
Birleşik Devletleri, Fransa, Kanada ve Avustralya gibi gelişmiş
kamu bütçeleme sistemine sahip birçok ülkede bütçeler, program bütçe
yaklaşımına uygun olarak hazırlanmaktadır.
Teklifimizle getirdiğimiz performans
esaslı program bütçeyle; harcamaların program
sınıflandırmasına göre tasnif edildiği, harcama
önceliği geliştirme konusunda karar alıcılara kamu
hizmetlerinin performansına ilişkin bilgilerin
sağlandığı ve bu bilgilerin kaynak tahsisi sürecinde
sistematik olarak kullanıldığı bir bütçeleme imkânı
doğmaktadır. Bu yaklaşımla, toplumun ihtiyaç ve
beklentilerinin daha etkin bir şekilde belirlenmesi ve kamu
kaynakları ile kamu hizmetleri arasında daha güçlü bir bağ
kurulması sağlanacaktır. Performans esaslı program bütçe,
aynı zamanda kamu harcamalarında şeffaflığa ve hesap
verilebilirliğe de katkı sağlayarak yüce Meclisimizin bütçe
hakkını vatandaşlarımızın adına daha etkin
kullanmasına hizmet edecektir. Ayrıca bütçenin daha sade,
anlaşılır ve değerlendirilebilir bir yapıya
kavuşturulmasına, üst politika belgeleri ile bütçe arasındaki
hedef, amaç ilişkisi ile dil ve kavram birliğinin güçlendirilmesine
de katkı sağlayacaktır.
Değerli milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin
11 Haziran 2020 tarihli kararıyla, Cumhurbaşkanlığı
kararnamesiyle 5018 sayılı Kanunun (I) sayılı Cetveline
eklenen sıralar iptal edilmiştir. Ayrıca 5018 sayılı
Kanun kapsamında yer alan idarelerden bir bölümünün hâlihazırda
başka bir idareyle birleştirildiği ya da
kapatıldığı hâlde kanuna ekli cetvellerde bulunmaya devam
ettiği görülmektedir. Kanun teklifimizin 5inci maddesinde yapılan
değişiklikle, Anayasa Mahkemesi kararına uygun olarak ilgili
kurumların listeye eklenmesi sağlanmaktadır. Söz konusu kanunun
Resmî Gazetede yayımlandığı 2003 yılından beri
ekli cetvellerde birçok değişiklik yapılmış, bu
değişikliklerle de ilgili cetvellerin kamuoyunca takibi oldukça
zorlaşmıştır. Teklifimizle bahsi geçen
sakıncaların ortadan kaldırılması sağlanmakta ve
Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca ilgili cetveller yeniden
güncellenmektedir.
Değerli milletvekilleri, teklifimizde yer alan
bir diğer değişiklikle, vakıf üniversitelerinde tıp
eğitimi gören öğrencilerimizin daha donanımlı bir
uygulamalı eğitim alabilmelerinin sağlanması amacıyla
kendi mülkiyetinde, ruhsatı ve işletme hakkı kendisine ait en az
200 yataklı hastanenin varlığı şartını ya da
bu şartlara sahip bir hastane için Bakanlıktan alacakları ön
izin belgesiyle vakıf yükseköğretim kurumlarına tıp fakültesi
açabilme imkânını getiriyoruz.
Yine, Cumhurbaşkanlığının
görev alanına giren konularda, diğer Bakanlıklar ile kamu kurum
ve kuruluşlarında olduğu gibi, kariyer meslek olarak
Cumhurbaşkanlığı Raportörlüğü ve
Cumhurbaşkanlığı Raportör Yardımcılığı
ihdas edilmesini amaçlamaktayız. Böylelikle
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde devletimizin
işleyişine ilişkin kurum hafızasının
geliştirilmesi ve daha güçlü aktarılması
sağlanacaktır.
Yine, getirdiğimiz diğer bir düzenleme,
elektronik haberleşme altyapılarına yapı ruhsatı
alınmasına yöneliktir. Bilindiği üzere, elektronik haberleşme
hizmetlerinin sürekliliği, kamu güvenliği ile afet ve acil durum
haberleşmesi açısından büyük önem arz etmektedir. Günümüzde
sosyal ve ekonomik hayatın idamesi için vazgeçilmez hâle gelen elektronik
haberleşme istasyonları, vatandaşlarımızın
iletişim ihtiyacını karşılaması
açısından da elzem sistemlerdir. Bu maddeyle, kamu ve özel mülkiyete
tabi alanlar, yapılar ve binalarda kurulan elektronik haberleşme
istasyonlarının kule ve direkleri ile bunlara ait zorunlu
altyapı unsurları için ruhsat ve izin süreçlerini düzenlemeyi
hedefliyoruz. Bu sayede, elektronik haberleşme istasyonlarının
kule ve direkleriyle ilgili İmar Kanunu açısından denetimi ve
gözetimi kuvvetlendirmiş oluyoruz. Aynı zamanda bu maddeyle, vatandaşlarımızın
ihtiyacı olan altyapıların kurulumuna yönelik ruhsat ücretlerini
düzenlemeyi ve belediyelerimizin bu zamana kadar mahrum olduğu ruhsat
ücretlerini almalarını sağlamış olacağız.
Bir diğer maddeyle, Marmara ve Düzce depremiyle
tabii afete maruz kalan bölgelerdeki projeler için mahallî idarelere, Avrupa
Yatırım Bankasından kullandırılan kredilerden
doğan vadesi geçmiş ve gelecek alacakların terkinine imkân veren
bir düzenleme getiriyoruz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; bilindiği gibi, bugüne kadar, pandeminin toplum
sağlığının yanı sıra ekonomi üzerindeki
olumsuz etkilerini en aza indirmek ve bertaraf etmek amacıyla çeşitli
tedbir programları uygulamaya koyduk. Önümüzdeki dönemde de salgınla
mücadelede gerek toplum sağlığı gerekse sosyal ve ekonomik
hayata ilişkin birtakım önlemlerin alınması büyük önem arz
etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Toparlayalım Sayın Çelebi.
EKREM ÇELEBİ (Devamla) Kanun teklifimizle,
pandeminin etkilerini azaltmaya yönelik olarak yatırım, istihdam ve
büyümeyi desteklemek için ilave finansman ihtiyacının
karşılanması amacıyla düzenleme getiriyoruz. Böylece hazine
nakit rezerv düzeyinin yüksek tutulmasını sağlayarak bugüne
kadar vatandaşlarımıza yönelik yaptığımız
yardımların devamlılığını korumayı
hedeflemekteyiz.
Bir başka değişiklikle, köy ve belde
belediyesiyken mahalleye dönüşen ve büyükşehir belediyesi
sınırları içerisinde yer alan mahallelere -kırsal mahalle
veya 10 bin metrekareden az olmamak şartıyla- kırsal yerleşik
alan olarak ilan edilmek suretiyle, bu nitelikleri devam ettiği sürece
vergi ve ödeme avantajlarını sürekli hâle getiriyoruz. Yıllar
içerisinde, büyükşehir belediyesi sınırları içinde kalarak
mahalleye dönüşen köy ve beldelerde yaşayan vatandaşlarımızın
durumlarına uygun olacak birtakım muafiyet ve indirimler getirmeyi
hedefliyoruz. Buradaki tespit ve takdir yetkisini ise yerel meclislere
bırakarak bu şekilde, sahayı en iyi bilen idareleri tam yetkili
kılmayı amaçlıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Selamlayalım lütfen Sayın
Çelebi.
EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Sayın
milletvekilleri, Anayasa Mahkemesinin 2019/92 sayılı Kararıyla
7075 sayılı Kanunun 2nci maddesinin (3)üncü fıkrasında
yer alan ...ilave tedbirler ile... ibaresi iptal edilmiştir. Bu suretle,
OHAL kapsamında kabul edilen kanunlarda yer alan ilave tedbirlere
karşı başvuru yolu açılmış ancak başvuru
yapılacak kurum veya kuruluşun neresi olduğu
belirlenmemiştir. Bu maddeyle, OHAL döneminde kabul edilen kanunlarda yer
alan ilave tedbirlere karşı ilgili kuruma başvuru yolu
getirilmektedir. Bu kapsamda, ilave tedbirlere karşı bu maddenin
yürürlük tarihinden itibaren üç ay içerisinde ilgili kamu kurum ve
kuruluşuna başvurulabilecektir. Kamu kurum ve kuruluşu en geç
altı ay içerisinde başvuruyu sonuçlandıracaktır;
başvurunun reddedilmesi hâlinde ilgililer Hâkimler ve Savcılar
Kurulunca belirlenecek Ankara idare mahkemelerine iptal davası
açabileceklerdir. Böylece bu işlemler yargı denetimi altına
girmiş olacaktır.
Bir başka değişiklikle, AR-GE ve
tasarım merkezleri ile teknoloji geliştirme bölgelerinde yürütülmesi
gereken faaliyetlerin bu merkezler veya bölgeler dışında da
yürütülmesine ilişkin belirlenen sürenin 11/10/2020 tarihinden itibaren
bir yıla kadar uzatılabilmesini öngörmekteyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Çelebi, toparlayalım
artık, son sözlerinizi alayım.
MAHMUT TANAL (İstanbul) 4 sefer
uzattınız, bana da bir dakika süre verin Sayın Başkan.
EKREM ÇELEBİ (Devamla) - Peki, teşekkür
ederim.
Pandemi sürecinin gerek dünyada gerekse ülkemizdeki
seyri dikkate alındığında, bahse konu düzenlemenin belirli
bir süre daha uygulanmasının gerekliliği
düşünüldüğünden bu düzenlemeyi yapıyoruz.
Sayın Başkan, değerli
milletvekillerimiz; teklifimize katkılarından dolayı Plan ve
Bütçe Komisyonumuzun değerli üyelerine, bürokratlarına ve emeği
geçen uzmanlarımıza ve tüm arkadaşlarımıza
teşekkür ediyoruz.
Kanunumuzun hayırlı ve uğurlu
olmasını diliyor, bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul) Sayın
Başkanım, hatip güzelce anlattı, bu 12nci maddeyi niye
atladı, bunun gerekçesini bize anlatsın. Yani bunu bilmeyecek bir
arkadaşımız değil, biliyordu ama neyse özellikle bu bilgiyi
vermekten kaçındı, neden?
BAŞKAN Sayın Tanal, Meclis Genel
Kurulunda 12nci madde görüşülürken mutlaka bu soruları
sorarsınız diye düşünüyorum, o maddeye geçildiğinde.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Şimdi,
hazır, daha bilgi taze Sayın Başkan, tam yerine de
oturmamışken. Yani ben bir dakikalık hakkımı da
veriyorum ona.
BAŞKAN - Evet, şimdi sayın
milletvekilleri, yirmi dakika süreyle soru-cevap işlemi
yapacağız.
Sayın Ünsal
SERVET ÜNSAL (Ankara) Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli
arkadaşlar; ülke olarak on aydır coronalı günleri
yaşıyoruz. Bugünlerin emekçileri sağlık personelleri,
özellikle doktorlarımızdır. Ne oldu biliyor musunuz? Son üç
günde 6 doktorumuzu coronadan kaybettik, bu arkadaşlarımı
rahmetle anıyorum; bunlar: Doktor Ahmet Akbaş, daha 30 yaşında,
beyin cerrahı; Doktor Recep Ali Köseoğlu, çocuk doktoru; Doktor
Mehmet Atilla Baran, pandemi doktoru; Doktor Nejdet Gökçınar, göz
hastalıkları uzmanı; Operatör Doktor Esat Ülkü, Aydın Tabip
Odası Başkanı; Doktor Abdulmenap Güzel, anestezi uzmanı.
Size hatırlatıyorum arkadaşlar,
hepinizin hasta olduğunuzda gideceğiniz yer tabii ki
doktorlarımızdır ama hâlâ doktor ölümlerimiz meslek
hastalığı sayılmıyor. Ey yetkililer,
ayıptır, yazıktır, günahtır; ölen tüm doktorların
vebali sizin üzerinizedir.
Teşekkürler.
BAŞKAN Sayın Tanal
MAHMUT TANAL (İstanbul) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Şimdi, bu kanun teklifini hazırlayan
Sayın İbrahim Aydın ve biraz önce konuşan Sayın Ekrem
Çelebi benim karşımda ve Sayın Çelebi keşke telefonunu da
kapatsa.
Şimdi, burada gayet rahat anlattınız,
12nci maddeyi anlatmadınız. Yani bu 12nci madde
2020 Ekim
itibarıyla Hazine ne kadar borçlandı ve ne kadar borçlandırma
yetkisini verdik? Bu 12nci maddeyi bize bir anlatır
mısınız, ne getiriyor bize? Bu, bir.
İkincisi: 2002 yılında kamu
borçları ne kadardı? 2020 yılının Ekim ayında
kamu borçları ne kadardır? Bunu açık, net bir şekilde ben
öğrenmek istiyorum, atlamadan, hiçbir tarafa sapmadan kamuoyu da
öğrenmek istiyor.
Teşekkür ederim, saygılarımı
sunarım.
BAŞKAN Sayın Girgin
SÜLEYMAN GİRGİN (Muğla)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Değerli şair Bertolt Brecht şöyle
tanımlıyor adaleti: Halkın ekmeğidir adalet./
Bakarsınız bol olur bu ekmek, bakarsınız kıt./
Bakarsınız doyum olmaz tadına, bakarsınız berbat./
Azaldı mı ekmek, başlar açlık./ Bozuldu mu tadı, başlar
hoşnutsuzluk boy atmaya./ Bozuk adalet yeter artık!/ Acemi ellerde
yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter!/ Yeter
katıksız, kara kabuklu adalet!/ Dura dura bayatlayan adalet yeter!/
Ekmek her gün nasıl gerekliyse nasıl/ Adalet de gerekli her gün. Hem
o, günde birçok kez gerekli.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin
Anayasa Mahkemesinin Enis Berberoğlu hakkında verdiği
kararı tanımaması hukuksuzdur, hukuksuzdur, hukuksuzdur! Enis
Berberoğlu Meclise dönmelidir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Tutdere
ABDURRAHMAN TUTDERE (Adıyaman) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkanım.
Sağlık Bakanlığının
verilerine göre, salgının en yoğun olduğu illerden bir
tanesi de Adıyamandır. İlimizde salgın nedeniyle her gün
onlarca hemşehrimiz yaşamını yitirmekte, yüzlerce kişi
hastalığa yakalanmaktadır. Hâlihazırda hastanelerimizde çok
sayıda vatandaşımız tedavi görmektedir. Hastanelerde tedavi
gören tüm hemşehrilerime acil şifalar diliyorum, vefat edenlere
Allahtan rahmet diliyorum. Salgınla mücadelede gece gündüz demeden canla
başla çalışan tüm sağlık emekçilerine teşekkür
ediyorum.
İlimizdeki salgının bu şekilde
yüksek olmasının temel sebeplerinden bir tanesi sağlık
tesislerimizin yetersizliği ve mevcut hastanenin fiziki
şartlarının yetersizliğidir. İlimizdeki hastane eksikliği
ve doktor eksikliği salgınla mücadeleyi zora sokmaktadır.
Buradan Sağlık Bakanlığına açıkça
çağrıda bulunuyorum: Daha fazla can kaybı yaşanmadan devlet
hastanesinin inşaatına bir an evvel başlayın.
İlimizdeki tüm branşlardaki uzman doktor eksikliği bir an evvel
giderilsin.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Kasap
ALİ FAZIL KASAP (Kütahya) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı
değil. diye başlıyor.
Anayasanın 138inci maddesinde diyor ki:
Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna
ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler. Artık
memlekette tuz koktu. Anayasa'ya sadakat borcu, iktidara sadakate dönüştü.
Ölçüsüz, keyfî kararlarla bugüne geldik. Anayasa Mahkemesinin ışıkları
yanıyor. İçişleri Bakanlığının
ışıkları da karşı tarafta yanıyor. diye
tweetler dolaşıyor şu anda. Türkiye'nin geldiği nokta bu.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Sümer
ORHAN SÜMER (Adana) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Tıbbi cihaz sektöründe faaliyet gösteren
medikal firmaları üç buçuk yıldır alacaklarını tahsil
edemiyorlar. Alacaklarını tahsil edemedikleri gibi, devlet yüzde 25
oranında alacaklarından feragat etmesini talep ediyor. Bu durum,
yerli üreticiler ile yabancı yatırımcılar arasında
rekabet etme şansını iyice zora sokacak bir durum
oluşturacaktır. Yerli üretici AR-GE yapamayacak, alacaklarından
vazgeçecek ve kısa vadede iflas edecektir. Bu durum ise uzun vadede
devletin zarar etmesi anlamına gelmektedir. Pandemi sürecinde bir solunum
cihazının dahi ne kadar önemli, ne kadar hayati olduğunu hep
birlikte tecrübe ettik. Yerli üretici desteklenmeli, teşvik edilmelidir.
Yabancı yatırımcıya teklif dahi edilmeyecek ödemelerden
vazgeçme durumu, yerli üreticiye dayatılmamalıdır. Tıbbi
cihaz üreticilerinin alacaklarının feragatsiz olarak ödenmesi
gerekmektedir.
BAŞKAN Sayın Köksal
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) Sayın
Başkan, seçim bölgem Afyonkarahisar ili Sandıklı ilçesine
bağlı Akharım kasabasında AKP'li Belediye Başkanı
Eşref Ünsal her babaya nasip olmayacak bir mutluluk yaşıyor;
kızı Semiha Ünsal Akharım Belediyesinde memur olarak işe
girdi. Şimdi iktidara soruyorum: Belediye Başkanının
kızının sınava girdiği bir sınav komisyonunun tüm
adaylara eşit mesafede durduğunu, objektif
davrandığını, adil karar verdiğini, Belediye
Başkanının kızına torpil
yapılmadığını söyleyebilir misiniz? Üstelik
soruların sınav öncesi verildiği, sınav komisyonu
üyelerinin Başkan tarafından Karadeniz tatiline
çıkarıldığı, sınava başvuru yapanların
müracaatlarını dahi belediyede Başkanın
kızının aldığı iddiaları ortalıkta
dolaşırken. Liyakat sahibi milyonlarca gencimiz iş ararken,
insanlar işsizlikten intihar ederken bu kadarına pes diyorum! El
insaf, el vicdan! Acaba daha kaç AKP'li belediye başkanı
belediyelerde yedi sülalesini işe almaya devam edecek, merak ediyorum.
BAŞKAN Sayın Emecan
EMİNE GÜLİZAR EMECAN (İstanbul)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bildiğiniz gibi, Enis Berberoğlu
davasında Anayasa Mahkemesi oy birliğiyle açık ihlal tespit
etmiş ve ihlalin sonuçlarının yeniden yargılamayla ortadan
kaldırılmasını istemişti. Anayasa Mahkemesi
kararı sonrası Enis Berberoğlunun milletvekilliği
hakkı yeniden verilmeliyken şimdi, 14. Ağır Ceza Mahkemesi
Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararını yok saydı ve yeniden
yargılama yapılması kararını tanımadı.
Anayasayı askıya alan bu karar yok hükümdedir ve tam bir
skandaldır, bir kez daha adalete olan inanç darbe almıştır.
Anayasayı tanımayan ağır ceza mahkemesi için Hâkimler ve
Savcılar Kurulunu göreve davet ediyorum ve Tevfik Fikretin şu
dizeleriyle de içinde bulunduğumuz durumu özetlemek istiyorum:
Haksızlığın envaını
gördük; bu mu kanun?
En gamlı sefaletlere düştük; bu mu devlet?
Devletse de kanunsa da artık yeter olsun;
Artık yeter olsun bu deni zulmücehalet.
BAŞKAN Sayın Şahin
SUZAN ŞAHİN (Hatay) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Geçmiş olsun Hatay. Yine, orman
yangını, yüreğimiz yandı. Geçtiğimiz cuma günü
Hatayın Belen ilçesinde meydana gelen yangında 60a yakın ev ve
iş yeri, 300 hektar orman yanmış, ağaçlar, bahçeler,
tarlalar, ürünler, canlılar kül olmuştur. Birçok vatandaş
şu an evsizdir, işsizdir, üzerlerinde sadece kıyafetleri
kalmıştır. 500den fazla aileyi etkileyen bu durum
karşısında AKP Hükûmeti bölgeyi afet bölgesi statüsünde
değerlendirip vatandaşa destek olmalı, maddi zararı
karşılamalı ve anayasal yükümlülüğünü yerine getirmelidir.
Birçok ihtimal konuşuluyor. Terör örgütünün
sorumluluğu üstlenme çabası önemsenmeli, planlanan tuzaklara
düşülmemelidir. Uzak mesafelerde aynı anda çıkan yangınlar
sabotaj ihtimalini güçlendiriyor. Kim sebep olmuşsa lanetliyoruz,
doğa geleceğimizdir, geleceğimizi kül edenler vatan hainidir.
BAŞKAN Sayın Bulut
BURHANETTİN BULUT (Adana) Teşekkürler
Sayın Başkanım.
Pandeminin ilk gününden bu yana, halk
sağlığını korumak adına
sağlıkçılar ön cephede mücadele etmeye devam ediyor. Bu arada da
virüs fırsatçıları boş durmuyor. Televizyonlarda
ilacın etken maddesini içeren ürünlerin masumane bir şekilde
reklamlarının yapılmasının ardından, şimdi
de bir süpermarket zincirinde taklit eczane ortamı oluşturuldu.
Sadece eczanede satılması gereken ürünler, tıp ve
eczacılığın simgesi havan, stetoskop, ilaç kapsülleri
kullanılarak süpermarket zincirlerinde satılmaya başlandı.
Tıp ve eczacılık kavramlarının haksız olarak
kullanıldığı süpermarkette takviye gıda,
bağışıklık sistemlerini güçlendirici ilaçlar,
vitaminler herhangi bir sağlık danışmanı olmadan
vatandaşların alması için sergileniyor. İçinde etken madde
barındıran sağlığa ilişkin ürünlerin gıda
takviyesi adı altında süper marketlerde satılması halk
sağlığı açısından ciddi bir tehdit tehlikesidir.
İlaca ve sağlığa dair tüm ürünlerin tek doğru adresi,
sadece ve sadece eczanelerdir. Sağlık Bakanlığı, bu
tür girişimlere yönelik önlemleri bir an önce almalıdır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın Şevkin
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) Teşekkür
ederim Sayın Başkan.
Anayasanın 153üncü maddesi, herkes Anayasa
Mahkemesinin kararına uymak zorundadır hükmünü getirmektedir.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin
kararına uymayı reddetmiştir. AYM Enis Berberoğlunun
milletvekilliğiyle ilgili hakları çiğnenmiştir. demesine
rağmen, 14. Ağır Ceza Mahkemesi buna uymayacağını
ve yeniden bir yargılama yapılmasına gerek
olmadığı hükmünü vermiştir. Bu, açıkça Anayasayı
ihlal etmektir, Anayasa Mahkemesinin kararını tanımamaktır.
Adalet çürürse her şey çürür; hukuk devleti zayıfladıkça
demokrasi de zaafa uğrar. Herkesin Anayasaya uyma zorunluluğunu
hatırlatarak bu hukuk garabetine bir an önce son verilmesini ve Enis
Berberoğlu hakkındaki haksızlığın, hak ihlalinin
giderilmesini diliyorum.
BAŞKAN Sayın Ataş
DURSUN ATAŞ (Kayseri) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Şeker pancarı sökümü yapılıyor,
fabrikalar şeker pancarı alım kampanyalarını
başlatıyor ama şeker pancarının alım fiyatı
henüz açıklanmıyor. Elektrik ve sulama gibi girdi fiyatları
sürekli artıyor, çiftçimiz ürününün fiyatını hâlâ bilmiyor.
Pandemi sürecinin uzaması ve döviz kurlarındaki sürekli
artış ve şeker pancarı alım fiyatının bir
türlü açıklanmaması çiftçimizde endişeye sebebiyet vermektedir.
Fiyatların belli olmamasından dolayı ne kazanacağını
bilemeyen çiftçilerimiz ileriye dönük planlama yapamamaktadır.
İktidar, tükenmişlik ve umutsuzluk hâlini pancar çiftçimize de
yansıtmaktadır. Zor günler geçiren ve ürettiği ürünü para
etmeyen çiftçilerimizi daha fazla endişeye sevk etmeden, sürekli zamlanan
girdi fiyatları ile artan döviz kurlarının da dikkate
alınarak fiyatların bir an önce açıklanması gerekmektedir
diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Evet, son olarak Sayın Erbay.
BURAK ERBAY (Muğla) Teşekkürler
Sayın Başkanım.
7 Ekim sabahı
uyandığımızda, dünyada eşi benzerine az rastlanan
doğal güzelliklere sahip Muğlamızın her köşesini
kapsayan 32 tane jeotermal arama ruhsatı ihalesi ilanının Resmî
Gazetede yayınlandığını gördük. Ne acıdır
ki kenti ve kırsalıyla bütün Muğlamızı ilgilendiren
bu konudan ne belediye başkanları ne meclis üyeleri ne de Muğla
halkı haberdar değildi. Biz, her ne kadar Muğla turizminin on
iki aya çıkarılması konusunda yapılacak
çalışmalara olumlu baksak da bu ihalelerdeki belirsizlikler
Muğla halkını kaygıya sevk etmiştir. Bu ihalenin
amacı ve kapsamının şeffaf bir şekilde açıklanmaması,
alınacak tedbirlerin ortaya konulmaması bu ihalelere kaygıyla
bakmamıza sebep olmaktadır.
Çevre illerimizde jeotermal enerji için yapılan
çalışmaların doğaya, çevreye ve tarıma verdiği
zararı hep birlikte gördük. Muğlamızı talan edecek bu
ihaleye karşı olduğumuzu bir kez daha ilan ediyoruz. Dün
İstanbula ihanet etmiştiniz, şimdi bu projeyle Muğlaya
ihanet ediyorsunuz.
BAŞKAN Evet, Komisyonun süresinden biraz
kullandık ama ihtiyaç olursa Komisyonun süresini uzatacağız.
Buyurun Sayın Komisyon.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; öncelikle hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Gelen sorulardan bu kanun teklifimizle ilgili olarak
yalnızca Mahmut Tanal Milletvekilimin 12nci maddeyle ilgili sorusu var:
Yani 2020 yılı için öngörülen net borç kullanım tutarı
-miktar olarak- ne kadar artırılmaktadır? Öngörülen net borç
kullanım tutarının artırılmasının sebepleri
nelerdir? diye sormuştu. 2020 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Kanununda belirtilen net borçlanma limiti 140,1 milyar TLdir. Bu limitin
yıl içinde Bakan tarafından yüzde 5 oranında -yani 2020
yılı için 147,1 milyar TL- ilave yüzde 5lik bir tutarın ise
Cumhurbaşkanı kararıyla artırabilmesi -yani 2020
yılı için 154,1 milyar TL- 4749 sayılı Kanun çerçevesinde
hüküm altına alınmıştır.
MAHMUT TANAL (İstanbul) - Toplam ne kadar yani?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Kanun teklifinin yasalaşması
hâlinde söz konusu limit 2 kat artırılacaktır.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Ne kadar yani?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Bütün dünyada hükûmetlerin sıra
dışı önlemlere başvurmasına sebep olan Covid-19
pandemisinin...
MAHMUT TANAL (İstanbul) Sebebini
sormadım ben. Ne kadar olduğunu sordum.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) ...sosyal ve ekonomik etkilerini azaltmak
amacıyla 2020 yılında yatırım, istihdam ve büyümeyi
desteklemek için geçici olarak alınan ekonomik tedbirlerin mali etkileri
nedeniyle ve ileride yine pandemi sebebiyle yaşanabilecek muhtemel
risklerin bertaraf edilebilmesini teminen Hazine rezervlerinin yüksek
tutulması amacıyla sene başında bütçe kanunuyla Hazine ve
Maliye Bakanlığına verilen net borçlanma limitinin üzerinde bir
borçlanmanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.
Bu kapsamda, kanun teklifiyle, pandeminin etkilerini
azaltmaya yönelik olarak yatırım, istihdam ve büyümeyi desteklemek
amaçlı mevcut tedbirler ve ileride ihtiyaç duyulması hâlinde
uygulamaya alacağımız programların yaratacağı
ilave finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla
bir yasal düzenleme getirilmektedir. Böylece, pandeminin
yarattığı belirsizliklere karşılık Hazine nakit
rezerv düzeyinin yüksek tutulmasını sağlayarak bugüne kadar
vatandaşlara yönelik yapılan yardımların
devamlılığının korunması amaçlanmaktadır.
Muhafazakâr bir likidite yönetimi
yaklaşımıyla, acil finansman ihtiyacı yaratabilecek
beklenmedik gelişmelere de hazırlıklı duruşun
sağlanabilmesine devam edilecektir. Bununla birlikte, söz konusu limit artışı
üst sınıra ilişkin bir düzenleme olup limit
artışı gerçekleştirildikten sonra bu limitin
tamamının kullanılacağı anlamına gelmemektedir.
Ekonomik büyümede haziran ayından itibaren sağlanan V tipi
hızlı toparlanma vasıtasıyla eylül ayı
başından itibaren aylık borçlanma miktarları azalmaya
başlamış olup bu trendin yıl sonuna kadar devam etmesi
öngörülmektedir.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Peki, kamu borcu ne
kadar? Sorumun bir tanesi buydu, bunu söylemediniz. İki: 2002deki kamu
borcu ne kadardı? Bunu da söylemediniz.
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Ya, söyledi ya!
Tanal, anlamıyorsun sen ya!
MAHMUT TANAL (İstanbul) Yani daha nasıl
soru sorayım Başkanım!
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Daha nasıl
cevap versin ya!
MAHMUT TANAL (İstanbul) Cevap vermedi ki!
Yani ne kadar şu anda borç?
BAŞKAN Sayın Tanal, devam ediyor
Komisyon, sorunuza cevap verecek herhâlde.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Sayın milletvekilleri, 2000
yılında AB tanımlı kamu borç stokunun millî gelire
oranı yüzde 71,5tu. 2020 yılında AB tanımlı kamu borç
stokunun millî gelire oranı yüzde 39,4tür.
MAHMUT TANAL (İstanbul) AByi vesaireyi
bırak, bana de ki: Şu kadar borç var, kamu borcu. Rakam söyle
arkadaş.
TURAN AYDOĞAN (İstanbul) Meclisin
bilgisi yok. diyebilirsiniz, Meclisin bilgisi yok.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) 2002 yılından 2020
yılına, kamu borç stokunun millî gelire oranı yarı
yarıya azalarak yüzde 71,5tan yüzde 39,4e düşmüştür. Bunu,
Hükûmetimizin bu dönemde yürüttüğü başarılı millî politika
bize sağlamıştır.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Başkanım,
arkadaşımız kendisi anlatamadı. Vallahi anlatamadı!
Ben net diyorum: 2002de kamu borcu ne kadardı? 10 lira mı, 15 lira
mı? Bana böyle telaffuz et.
İki: 2020de kamu borcu ne kadar? 20 lira
mı, 30 lira mı? Böyle söylesene kardeşim!
RAMAZAN CAN (Kırıkkale) Ya ne güzel
söylüyor, anlamıyor musun?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Sayın Tanal, biz size yarın,
önümüzdeki hafta içinde yazılı olarak verelim.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Yazılı değil
kardeşim ya! Öğrenmek istiyorum; 2002de kamu borcu 10 lira, 2020de
kamu borcu 20 liradır deyin.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Sayın Başkanım, böyle bir
usul yok.
BAŞKAN Sayın Mahmut Tanalın
bazı merak ettiği soruları var Komisyona yöneltiyor, bunda bir
sıkıntı yok.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Hatiplerimizin, milletvekillerimizin
konuşmaları sırasında Performans esaslı program bütçe
sistemine hangi gerekçeyle geçilmektedir? 5018 sayılı Kanunla
kurulan bütçe sistemi neden değiştirilmektedir? diye soruları
olmuştu. 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunuyla
kurulan performans esaslı bütçe sistemi sonuç odaklı bir kamu mali
yönetiminin uygulanabilmesini sağlayan, aynı zamanda mali saydamlığı
ve hesap verilebilirliği güçlendiren bir bütçe sistemidir. Bu sistemin
uygulanmasıyla birlikte, kamu idarelerinde orta ve uzun vadeli planlama
anlayışının geliştirilmesi, performans yönetim kültürünün
oluşturulması ve bu alanda kurumsal kapasitenin geliştirilmesi
sağlanmıştır. Ancak performans esaslı bütçe sisteminde
üst politika belgelerinde belirtilen amaç ve hedefler ile analitik bütçe
sınıflandırmasına göre hazırlanan bütçeler arasında
yeteri düzeyde ilişki kurulamadığı, stratejik planlar ve performans
programları yoluyla üretilen performans bilgisinin bütçeleme ve karar alma
süreçlerine dâhil edilmediği görülmüştür.
Bu nedenle, performans esaslı bütçeleme
sisteminden elde edilen kazanımlardan ve uluslararası iyi uygulama
örneklerinden de faydalanarak performans bilgileri ile bütçede tahsis edilen
kaynaklar arasında bağ kuran performans esaslı program bütçe
reformunun hayata geçirilmesine karar verilmiştir. Program bütçe,
harcamaların program sınıflandırılmasına göre
tasnif edildiği, harcama önceliğini geliştirme konusunda karar
alıcılara kamu hizmet sunumu performansına ilişkin
bilgilerin sağlandığı ve bu bilgilerin kaynak tahsisi
sürecinde sistematik olarak kullanıldığı bir bütçeleme
sistemidir.
Performans esaslı program bütçeyle, toplumun
ihtiyaç ve beklentilerinin daha etkin bir şekilde bütçede yer alması;
kamu kaynakları ile kamu hizmetleri arasında bağ
kurulmasına ve harcama önceliğinin geliştirilmesine imkân
verilmesi; bütçenin girdilerinden ziyade çıktı ve sonuç odaklı
bir yaklaşımla hazırlanması, uygulanması, izlenmesi ve
değerlendirilmesi; bütçenin daha sade, anlaşılır ve
değerlendirilebilir bir yapıya kavuşturulması; harcama
önceliği geliştirmek suretiyle mali disiplinin desteklenmesi;
üretilen performans bilgilerinin karar alma süreçlerini destekleyecek
şekilde bütçe süreçlerine dâhil edilmesi; üst politika belgeleri ile bütçe
arasındaki hedef-amaç ilişkisi ile dil ve kavram birliğinin
güçlendirilmesi;
MAHMUT TANAL (İstanbul) Başkanım
ben böyle bir soru sormadım ki! Zaman harcıyor.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya) Kamu hizmetlerinin diğer kamu
hizmetleriyle bağlantısını ortaya koyması nedeniyle
kamu hizmet sunumu ve idari yapının etkisinin arttırılması
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MAHMUT TANAL (İstanbul) 2002de kamu borcu ne
kadar? 2020de kamu borcu ne kadar? 2020 de burada Hazine ne kadar
borçlanmış, 3 tane soru. Bunların benim sorumla ilgisi yok ki!
Kimse böyle bir soru da sormadı! Elinize getirdiler tutuşturdular
kâğıdı; okuyorsunuz. Hoş değil ki bu!
BAŞKAN Buyurun.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
İBRAHİM AYDIN (Antalya)
gibi kamu mali yönetimini güçlendiren
önemli kazanımlar sağlanacaktır.
Geliştirilen performans esaslı program
bütçe sistemi, gelişmiş ülkelerde uygulanan ileri bütçe sistemlerinin
gerek içerik gerekse teknolojik altyapısı bakımından bütün
unsurlarını içermektedir; kamu hizmetlerini ve
vatandaşlarımızın beklentilerini merkeze alan
yapısıyla ülkemiz ihtiyaçlarına uygun özgün bir bütçe
sistemidir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Birleşime bir dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati:23.27
SEKİZİNCİ
OTURUM
Açılma Saati: 23.28
BAŞKAN: Başkan
Vekili Haydar AKAR
KÂTİP ÜYELER: İshak
GAZEL (Kütahya), Emine Sare AYDIN (İstanbul)
-----0-----
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 4üncü Birleşiminin Sekizinci Oturumunu
açıyorum.
228 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
Bugünkü gündemimizde başka bir iş
bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun
teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla
görüşmek için 14 Ekim 2020 Çarşamba günü saat 14.00te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati: 23.29