TÜRKİYE BÜYÜK
MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
27nci
Birleşim
30
Kasım 2022 Çarşamba
(TBMM Tutanak Hizmetleri
Başkanlığı tarafından hazırlanan bu Tutanak
Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından okunmuş bulunan her
tür belge ile konuşmacılar tarafından ifade edilmiş ve
tırnak içinde belirtilmiş alıntı sözler aslına uygun
olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiçin,
gündemin yoğunluğu nedeniyle, bir dakikalık ek süre
verilmeyeceği için, milletvekillerinin konuşmalarını süresi
içerisinde tamamlamalarını rica ettiğine ilişkin
konuşması
2.- Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi
Bilgiçin, milletvekillerini temiz bir dil kullanmaya davet ettiğine
ilişkin konuşması
IV.- GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.- Konya Milletvekili Tahir Akyürekin, Konyaya yapılan
yatırımlara ilişkin gündem dışı
konuşması
2.- Muğla Milletvekili Mürsel Albanın, Muğlanın
sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
3.- Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürkün, 3 Aralık
Dünya Engelliler Gününe ilişkin gündem dışı
konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkayanın, bankaların
vatandaşa kredi vermediğine ilişkin açıklaması
2.- Konya Milletvekili Abdulkadir Karadumanın, Türkiyedeki
çocukların durumuna ilişkin açıklaması
3.- İzmir Milletvekili Necip Nasırın, Ege Turizm
Merkezi Çeşme Projesine ilişkin açıklaması
4.- Adana Milletvekili Burhanettin Bulutun, Sağlık
Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğine ilişkin
açıklaması
5.- Tokat Milletvekili Yücel Bulutun, Toprak Mahsulleri Ofisinin
mısır alım fiyatına ilişkin açıklaması
6.- Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, savunma sanayisindeki
gelişmelere ilişkin açıklaması
7.- Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun,
Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin 50nci Büyük Kongresine ilişkin
açıklaması
8.- Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalanın, CPTnin
Abdullah Öcalanı ziyaretine ilişkin açıklaması
9.- Hatay Milletvekili İsmet Tokdemirin, emeklilerin bayram
ikramiyelerine ilişkin açıklaması
10.- Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmazın,
cezaevlerinde işkenceye varan uygulamalara derhâl son verilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
11.- Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasapın, AK
PARTİli Tavşanlı Belediyesine ilişkin açıklaması
12.- Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlunun, Türkiye
ekonomi modeline ilişkin açıklaması
13.- Kocaeli Milletvekili Sami Çakırın, İstanbul
Havaalanı ve Yusufeli Barajına ilişkin açıklaması
14.- Kayseri Milletvekili Çetin Arıkın, 696 sayılı
KHKnin kapsamı dışında kalan çalışanlara
ilişkin açıklaması
15.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, yeniden
değerleme zammına ilişkin açıklaması
16.- İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, Boğaziçi
Üniversitesinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması
17.- Mersin Milletvekili Olcay Kılavuzun, Berkay Şipalin
vefat yıl dönümüne ve Mersinin Silifke ve Gülnar ilçelerinde meydana
gelen sel felaketine ilişkin açıklaması
18.- Mersin Milletvekili Hacı Özkanın, Mersinde
gerçekleştirilen FIBA 2023 Kadınlar Avrupa Basketbol
Şampiyonası elemelerine ve Aksıfat Barajına ilişkin
açıklaması
19.- Mersin Milletvekili Cengiz Gökçelin, Kargasekmez Göletine
ilişkin açıklaması
20.- Trabzon Milletvekili Salih Coranın, çalışma
hayatına ilişkin düzenlemelere ilişkin açıklaması
21.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlunun,
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine, 30 Kasım 1925te
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. sözünün Gazi
Meclisin duvarına yazılmasına, TÜİK rakamlarına ve
İYİ Parti iktidarına ilişkin açıklaması
22.- Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, 30 Kasım 1925te
Hâkimiyet milletindir. ibaresinin Türkiye Büyük Millet Meclisine âdeta bir
mühür gibi yazıldığına, millî sporcuların
uluslararası müsabakalarda elde ettikleri başarılara ve Kemal
Tahirin doğumunun 112nci yıl dönümüne ilişkin
açıklaması
23.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
GENEL-İŞ Sendikası Genel Başkanı ve beraberindeki
heyetin kendilerini ziyaretlerine, TÜİK verilerine, HDPye yönelik
saldırıların devam ettiğine, Asrın Hukuk Bürosu
avukatlarının yaptığı açıklamaya, kadınlara
yönelik operasyonlara ve TJAya ilişkin açıklaması
24.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir. sözüne ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine,
Türkiye ekonomi modeline, toplumun hiçbir kesimini enflasyona ezdirmediklerine
ve cumhuriyetin 100üncü yıl bütçesine ilişkin açıklaması
25.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin HDP grup önerisi
üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
26.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin sataşma nedeniyle
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
27.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Orhan Eyüboğlunun
vefatının 42nci yıl dönümüne, Makedonya Göçmenleri Kültürünü
Yaşatma ve Dayanışma Derneğinin talebine ve SAVDES-SENin
ziyaretine, asayiş tazminatına ve lojistik sektöründeki
vatandaşların Rusyada ve Gürcistanda çok büyük zorluklar
yaşadıklarına ilişkin açıklaması
28.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, Antalya
Milletvekili Rafet Zeybekin yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ve
İstanbul Milletvekili Ali Şeker ile Adana Milletvekili Tulay
Hatımoğulları Oruçun CHP grup önerisi üzerinde
yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
29.- İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin, İstanbul
Milletvekili Ali Şekerin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
30.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, İstanbul
Milletvekili Ali Şekerin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
31.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin CHP grup
önerisi üzerinde yaptığı konuşması sırasında
CHP sıralarından yapılan müdahalelere ilişkin
açıklaması
32.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili
Muhammet Emin Akbaşoğlunun yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
33.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
34.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Manisa Milletvekili Özgür Özel ile Siirt Milletvekili
Meral Danış Beştaşın yaptıkları
açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
35.- Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, Manisa Milletvekili
Özgür Özel ile Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
36.- İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlunun,
İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin CHP grup önerisi üzerinde
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
37.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, terörle mücadele diline
ilişkin açıklaması
38.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, terörle mücadelede aynı hassasiyetin herkes
tarafından gösterilmesi gerektiğine ilişkin açıklaması
39.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbabanın 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu
adına yaptığı konuşmasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
40.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Manisa Milletvekili Özgür Özelin sataşma
nedeniyle yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
41.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili
Muhammet Emin Akbaşoğlunun yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
42.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Manisa Milletvekili Özgür Özelin
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
43.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili
Muhammet Emin Akbaşoğlunun yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
44.- Adana Milletvekili Orhan Sümerin, üniversite öğrencilerinin
yemekhane zamları ve küçülen porsiyonlara isyan ettiklerine ilişkin
açıklaması
45.- Kırşehir Milletvekili Metin İlhanın, 696
sayılı KHKyle kamu kurum ve kuruluşlarında
çalıştırılan işçilere ilişkin
açıklaması
46.- Kayseri Milletvekili Dursun Ataşın, kamu
eczacılarının yaşadığı mağduriyete
ilişkin açıklaması
47.- Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksalın, kadro bekleyen
taşeron işçilere ilişkin açıklaması
48.- Antalya Milletvekili Feridun Bahşinin,
Cumhurbaşkanının kamuda çalışan sözleşmeli
personelle ilgili yaptığı açıklamaya ilişkin
açıklaması
49.- Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, Edirnenin
Keşan ilçesinin Yukarı Zaferiye Mahallesinin ilkokulunun
olmadığına ilişkin açıklaması
50.- Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Dilek Hatipoğlu hakkında AYM kararına ilişkin
açıklaması
VI.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.- İYİ Parti Grubunun, Adana Milletvekili İsmail Koncuk
ve 19 milletvekili tarafından, kamuda bulunan farklı istihdam
türlerinin incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin
belirlenmesi amacıyla 6/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30
Kasım 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
2.- HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Pero Dundar ve
arkadaşları tarafından, Garibe Gezerin Kandıra Cezaevinde
uğradığı işkence ve şüpheli ölümünün
araştırılması amacıyla 28/11/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30
Kasım 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
3.- CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve
arkadaşları tarafından, 13 Kasım 2022 Pazar günü
İstiklal Caddesinde yaşanan bombalı saldırının
tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla
16/11/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30
Kasım 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
4.- AK PARTİ Grubunun, gündemin Kanun Teklifleri ile
Komisyonlardan Gelen Diğer İşler kısmında bulunan 367
sıra sayılı Kanun Teklifinin aynı kısmın 2nci
sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan
diğer işlerin sırasının buna göre teselsül ettirilmesine
ilişkin önerisi
VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.- Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin, Siirt
Milletvekili Meral Danış Beştaşın
yaptığı açıklaması sırasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
2.- İstanbul Milletvekili Ali Şekerin, Sakarya Milletvekili
Muhammed Levent Bülbülün yaptığı açıklaması
sırasında şahsına sataşması nedeniyle
konuşması
3.- Malatya Milletvekili Veli Ağbabanın, Çankırı
Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun yaptığı
açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine ve
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
4.- Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun, Malatya Milletvekili Veli Ağbabanın
sataşma nedeniyle yaptığı konuşması
sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine sataşması
nedeniyle konuşması
5.- Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili
Muhammet Emin Akbaşoğlunun sataşma nedeniyle
yaptığı konuşması sırasında Cumhuriyet Halk
Partisine sataşması nedeniyle konuşması
VIII.- KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN
DİĞER İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün
Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi (2/4672) ve Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365)
2.- Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye
Cumhuriyeti ve Avrupa Komisyonu Arasında Katılım Öncesi
Yardım Aracı (IPA III) Çerçevesinde Türkiye Cumhuriyetine
Yapılacak Birlik Mali Yardımının Uygulanmasına
İlişkin Özel Düzenlemeler Hakkında Mali Çerçeve Ortaklık
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi (2/4703) ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve
Dışişleri Komisyonu Raporlarının (S. Sayısı:
367)
3.- Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ve 62 Milletvekilinin Antalya
Diplomasi Forumu Vakfı Kanunu Teklifi (2/4708) ve Dışişleri
Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 369)
30 Kasım
2022 Çarşamba
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.01
BAŞKAN:
Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ
KÂTİP
ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 27nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter sayısı
vardır, görüşmelere başlıyoruz.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiçin,
gündemin yoğunluğu nedeniyle, bir dakikalık ek süre
verilmeyeceği için, milletvekillerinin konuşmalarını süresi
içerisinde tamamlamalarını rica ettiğine ilişkin
konuşması
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Grup Başkan Vekilleriyle yapmış olduğumuz
istişare neticesinde, bugün ve yarın yoğun bir gündem bizi
beklediği için, konuşmalarımızda bir dakika vermiş olduğumuz
ilave, ek süreleri bugün ve yarın uygulamayacağız yani
milletvekillerimizin konuşma süreleri içerisinde
konuşmalarını tamamlamalarını rica ediyorum.
Gündeme geçmeden önce 3
sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı
ilk söz, Konyaya yapılan yatırımlar hakkında söz isteyen
Konya Milletvekili Tahir Akyüreke aittir.
Buyurun Sayın Akyürek.
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Konya Milletvekili Tahir Akyürekin, Konyaya yapılan
yatırımlara ilişkin gündem dışı
konuşması
TAHİR AKYÜREK (Konya)
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım;
öncelikle hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Gündem dışı
söz istememin nedeni, 26 Kasım Cumartesi günü
Cumhurbaşkanımızın Konyamızda
gerçekleştirdiği 18 milyar liralık yatırım ve
diğer Konya yatırımlarıyla ilgili bilgilendirme ve
değerlendirmelerimi gerçekleştirmekti fakat öncelikle, Türkiye
gündemini bir hayli meşgul eden, Meclisimizde de gündeme gelen, siyasal
gündemde de mevzu edilen Konyadaki Sahipsiz Hayvan Bakımevi ve
Rehabilitasyon Merkezi ve orada yaşanan olaylarla ilgili de bir bilgi
vermek istiyorum.
Bu bakımevinin ve
rehabilitasyon merkezinin yapımında emeği geçen önceki dönem
Büyükşehir Belediye Başkanı olarak tabii, Türkiye gündemine
gelen hayvanlara kötü muamele konusu, bu müessif olay hepimizi üzmüştür.
Konuyla ilgili, Büyükşehir Belediyemiz adli ve idari takibat
noktasında gerekenleri yapmıştır, şu anda da süreç
devam etmektedir, Cumhurbaşkanımız da sürecin takipçisi
olunacağını ifade etmiştir.
Bu barınaktan biraz
bahsetmek istiyorum. 1 milyon metrekarelik bir alanda bir doğal yaşam
alanı olarak oluşturulan bakımevi ve rehabilitasyon merkezinde
karantina bölümleri, laboratuvarlar, klinikler, doğumhane gibi, hakikaten,
çok modern bir tesis gerçekleştirildi ve bugüne kadar da on binlerce
sahipsiz hayvanın, köpeğin, kedinin bakımı,
aşılanması, kısırlaştırılması
gerçekleştirildi. Biz şuna inanıyoruz: Hayvan hakları insan
haklarının, insan hakları da hayvan haklarının
alternatifi ya da birbirinin yerine geçecek olgular değildir, hem
insanlarımızı koruyacağız hem sahipsiz hayvanlarımızı,
o dilsiz dostlarımıza da gereken ihtimamı göstererek onları
da sahipleneceğiz. Nitekim Konya'da, Türkiye'ye model bir uygulama şu
anda da yürüyor. Bu sahipsiz hayvanlarımızı sahiplenen
kişilere ve ailelere aylık olarak, sahiplenilen köpeğin
masraflarının ödenmesi sistemiyle binlerce hayvan da
sahiplendirilmiş durumda. Bunu da ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekili
arkadaşlarım, cumartesi günü Cumhurbaşkanımızın
katılımıyla 18 milyarlık 112 tesisin Konya'da
açılışını gerçekleştirdik. Bunların her biri
devasa işletmeler. Bu listenin içindeki 50 tane fabrika, 1.065 sanayi tipi
üretim merkezi, Taşkent Afşar Barajı, yine Türkiye'nin ve
Avrupa'nın en yüksek viyadüğü olan Eğiste Hadimi Viyadüğü,
ASELSAN silah sistemleri sanayisinin 470 milyon liraya mal olan ve Türkiye
savunma sanayisine katkı yapacak olan Silah Sistemleri Fabrikası,
Büyükşehir Belediyemiz ile ilçe belediyelerimizin de 3 milyar lirayı
geçen birçok yatırımı toplu olarak açılmış oldu.
Konyamız son yirmi yılda, AK PARTİ hükûmetleri döneminde temel
hedeflerinin birçoğuna ulaştı. Doğal gazdan hızlı
trene, sivil havaalanı apronundan duble yollara ve Konyanın
Kızılelması olan Konya Ovası Sulama Projesinde Derebucak
Barajı, Bağbaşı Barajı Hidroelektrik Santrali,
Bozkır Barajı, yine, Taşkent Afşar Barajı gibi, Mavi
Tünel gibi nice yatırımlara Hükûmetimiz döneminde imza
atıldı.
Şunu ifade etmek
istiyorum: Türkiye Yüzyılında da 21inci yüzyılda da Konya,
lokomotif şehirlerden biri olarak yine, yatırımlarını
çoğaltarak yola devam edecek
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
TAHİR AKYÜREK (Devamla)
ve bu süreçte de Türkiyemize katma değer üretmeyi, katkı
yapmayı desteklerini artırarak sürdürecektir.
Bu duyguyla hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Akyürek.
Gündem dışı
ikinci söz, Muğlanın sorunları hakkında söz isteyen
Muğla Milletvekili Mürsel Albana aittir.
Buyurun Sayın Alban.
(CHP sıralarından alkışlar)
Sayın Alban, süreniz
beş dakika, ilave süre vermiyoruz.
2.-
Muğla Milletvekili Mürsel Albanın, Muğlanın
sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
MÜRSEL ALBAN (Muğla)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Muğlamızın sorunlarını gündeme alıp bugün bize
söz hakkı veren Başkan Vekilimiz Sayın Sadi Bilgiçe çok
teşekkür ediyorum.
Değerli arkadaşlar,
Muğlada sorunlarımız çok, özellikle yatırımla ilgili;
Muğla son yirmi yılda ödediği verginin
karşılığını bir türlü yatırım olarak
alamamıştır. En son dönemleri söyleyeyim: 6 milyar lira vermiş,
bunun ancak on beşte 1i Muğlaya yatırım olarak geri
dönmüştür. Burada, iktidarın illerden aldığı
vergileri, tekrar o illere geri döndürmesi ve yerine
yatırımların yapılması gerekmektedir.
Muğlada en önemli
sorunlardan biri, pandemiden bu tarafa ev fiyatlarının ve kira
fiyatlarının artışıyla ilgili. Kira
artışlarından dolayı Muğlamızdaki kamu
çalışanları, kamu personelleri ve özel sektördeki personeller
için ne yazık ki ev kiraları bir sorun hâline gelmiştir, bu
büyük bir sorun olmuştur. Ticaret ve bu işlerle uğraşan
esnaflarımız ev kiraları yüzünden ne özel sektörde
çalışacak personel bulabiliyor ne de kamu personelleri, kamu
çalışanları Muğlaya gelemiyor. Sebep: Ev kiraları çok
yüksek. Ev kiraları yüksek olduğu için kamuda çalışanlar
için Muğla âdeta bir sürgün bölgesi, ili olmuştur çünkü ev
kiraları 7 bin liradan başlayıp 20 bin liraya kadar gidiyor. 7
bin lira maaş alan bir kamu çalışanı nasıl kira
verecek, nasıl oturacak? Buna bir çözüm üretmek lazım.
Kent merkezlerinde araziler,
arsalar çok pahalıdır; bakın, hazineye ait kıraç,
taşlık, tarıma elverişsiz alanlar vardır, burada, yerel
yönetimlerle görüşülerek, bu yerel yönetimlerin de önerisi alınarak
burada, hem serbest ticaret yapan işletmelerin personellerine hem de kamu
çalışanlarına lojman TOKİ tarafından
yapılmalıdır. Bu sorunun bir çözüme kavuşturulması
gerekiyor çünkü özel sektörden ciddi bir talep var Personel bulamıyoruz,
çalıştıramıyoruz. Asgari ücret verdiğimiz zaman o
geçinemiyor ve kira veremiyor. diye. Şimdi, lojman sorunu nasıl
çözülecek? Kırsal, taşlık arazilerde, tarıma
elverişsiz alanlarda yeni yerleşim alanları yerel yönetimlerle
birlikte tespit edilmeli, TOKİ tarafından
yapılmalıdır. Böylece Muğla hem kamu
çalışanları için hem özel sektörde çalışanlar için
sürgün il hâlinden çıkarılmış olur. Ayrıca,
Muğla'daki kamu lojmanları kamu eliyle satılmaktadır. E,
lojman sıkıntısı var ama bir taraftan da kamu eliyle
satılıyor.
İkinci konu, Muğla
ilimizde 3 tane enerji üreten termik santral var. Bu termik santraller
izinlerini, ruhsatlarını alırken nasıl buldularsa,
nasıl başladılarsa o alanı rehabilite ederek o hâle getirmek
zorundalar. Dönüp Yatağan Termik Santraline, Milas'taki Kemerköy ve
Yeniköy Termik Santrallerine baktığımız zaman, bu alanlar
kazılmış, kömür alınmış, enerji elde edilmiş
ve o kömür çıkartılan alanların üzerindeki orman
ağaçları, bitkileri yok edilmiş bir hâl almış.
Şimdi, Milas-Bodrum Havalimanı'na gerek turist olarak gerek yolcu
olarak gidenler bu güzergâhtan geçmektedirler. Havadan
baktığınız zaman yüzlerce hektarlık alanın
kıraç bir alana, bomboş, bembeyaz bir alana dönüştüğünü
görürsünüz; burası sanki volkanik bir alanmış gibi geliyor. Bu
işletmelere bir yaptırım uygulamak lazım. Bu alanların
bir an evvel ağaçlandırılmasını sağlamak
lazım. Muğlamız zeytiniyle çok ünlüdür, zeytin
ağaçları dikilebilir, meyve ağaçları dikilebilir ve oralar
tarıma dönüştürülebilir, tarım için elverişli alanlar olur
ama öncelikle o termik santrallerin bacalarına filtreleri takmak ve
buraları sağlıklı bir yaşam alanı hâline getirmek
gerekiyor.
Muğla'mızın
üçüncü bir sorunu da on iki yıldır devam eden Denizli-Muğla arasındaki
kara yolu. On iki yıldır devam ediyor ve bu yolda on iki
yıldır 1 kepçe, 3 kamyon çalışıyor ve bitirilemedi;
neden bitirilemiyor gerçekten merak ediyorum. Turizm kenti Muğla neden zor
durumda bırakılıyor?
Teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür
ederim Sayın Alban.
Gündem dışı
üçüncü söz, 3 Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle söz isteyen
Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk'e aittir.
Sayın Öztürk, süreniz
beş dakika, ek süre vermiyorum.
Buyurun Sayın Öztürk.
(MHP sıralarından alkışlar)
3.-
Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürkün, 3 Aralık Dünya
Engelliler Gününe ilişkin gündem dışı konuşması
HALİL ÖZTÜRK
(Kırıkkale) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3
Aralık Dünya Engelliler Günü münasebetiyle Milliyetçi Hareket Partisi
Grubu adına söz almış bulunmaktayım. Genel Kurulu ve
bizleri ekranları başında izleyenleri saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
ufkunu Türk-İslam ülküsünden referans alarak tayin eden milliyetçi, ülkücü
hareket insana dair yaklaşımını Ahi Evranın
İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. ilkesinde tecessüm
ettirir. Bu kadim ilkeden hareketle, engelli kardeşlerimizin daima
yanında olduğumuzun altını büyük bir hassasiyetle çizmek
isterim.
Öncelikle, engelli
bireylerimizin toplumun ayrı bir kesimi olarak değil,
bütünleşmiş bir parçası olarak görülmesi gerekliliğine
inandığımızı özellikle vurgulamak istiyorum.
Onların sosyal alanda etkinliğini artırmak adına gerekli
düzenlemeleri yapmak toplumun insanlık görevi, engellinin ise temel
hakkıdır. Yine, engellilerin toplumdaki varlıklarını
kabul etmek ve hayatlarını kolaylaştırmak, bir şekilde
devam ettirmelerini sağlamak merkezî ve yerel yönetimlerin en öncelikli
görevi olmalıdır. Ayrıca gerek yerelde gerekse ulusal anlamda
yöneticilik ve siyaset yapanların, engelli bireylerimizin
hayatlarını kolaylaştırmak adına ihtiyaçları olan
cihaz ve araçların teminine yönelik destekleri de çok anlamlı
olacaktır. Bu amaçla yerel yöneticiler ile diğer yönetici ve
siyasetçilerin başlatacakları kampanyalar ve engelli bireylerimize
destek olabilecek kişi ve kuruluşlarla sağlanacak
buluşmalar engelli bireylerimizi maddi ve manevi olarak rahatlatacak
uygulamalardır. Bu konuda zaman zaman yapmış olduğumuz
çalışmaların engelli bireylerimizi ve ailelerini ne denli mutlu
ettiği de tecrübeyle sabittir.
Türk milletinin her bir
ferdinin derdini kendi derdi sayan Cumhur İttifakı olarak engelli
kardeşlerimizin hayatlarını kolaylaştırmak için
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her ne kadar titiz bir
süreç yürütsek de bazı zorlukların da yaşandığını
görmekteyiz. Bu zorluklara çare olacak Engelliler Yasası kapsamında
kamu kurum ve kuruluşlarının, belediyelerin yaya geçitleri,
resmî yapılar, yeşil ve spor alanları gibi altyapıları
ile toplu taşıma araçlarının engellilerin
erişebilmesine uyumlu hâle getirilmesi elzemdir.
Değerli milletvekilleri,
atama bekleyen engelli vatandaşlarımıza açıklanan kadrolar
yetersiz kalmaktadır. Bu kapsamda belki de kamuda yüzde 4 olan engelli
istihdamını artırarak yüzde 5e, yine kamudaki yüzde 4 olan
engelli kontenjanını da yüzde 6ya çıkarabilmeliyiz. Engelli
vatandaşlarımıza kamuda yeni istihdam açılmasına
yönelik vermiş olduğumuz kanun teklifimizle muhtaç engelli, engelli
ve engelli yakını aylıklarının yükseltilmesi
konusundaki tekliflerimizin de yine bu kapsamda öncelikle gündeme
alınması, beklentilerin büyük bir bölümünü
karşılayabilecektir. Engelli vatandaşlarımız hâlen
işsizlik, toplum tarafından dışlanma, eğitim ve
sosyalleşememe gibi sorunlarla mücadele azmi göstermektedir. Bu mücadele
azimlerinde her engelli vatandaşımızın devlet ve insan
olarak yanında olmak zaruri bir hâl almıştır. Bu kapsamda,
hâlen engelli bireylerimizin araçlarına haciz işlemi
uygulandığını duymaktayız; elleri ayakları olan
bu araçlara bağlama veya haciz işlemi uygulanmaması doğru bir
yaklaşım olacaktır.
Yine, engelli bireylerimizin
rehabilitasyon hizmetleri, yardımcı cihaz, tıbbi sarf malzemesi
ve buna benzer ihtiyaçlarının önemli bölümü devlet tarafından
karşılansa da yeterli gelmemektedir. Sağlık tesislerinde
ise erişim hâlen çok düşük orandadır. Hâlen işaret dili
bilen personel ve özellikle doktor olmaması nedeniyle birçok tıbbi
merkezde sorunlar yaşanmaktadır.
Diğer taraftan,
başarılarıyla gurur duyduğumuz engelli spor kulüplerine
gerekli ve yeterli destek 2023 bütçesi kapsamında daha fazla
sağlanabilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak engelli
kardeşlerimizin hayatlarını huzur ve güven içinde
sürdürebilmeleri, kendi kendilerine yetebilecek kıvam ve kabiliyete sahip
olabilmeleri başlıca hedefimizdir. Şüphe yok ki Cumhur İttifakının
Türk ve Türkiye Yüzyılı hedefi ise engelsiz şehirler ve engelsiz
hayatlarla taçlanacaktır.
Hatırlatmak isterim ki
gerçek bir engel varsa o da kalplerdeki tortular, zihinlerdeki pürüzler ve
vicdanlardaki lekelerdir diyor, Genel Kurulu tekrar saygıyla
selamlıyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden
birer dakika süreyle söz vereceğim.
Sayın Yılmazkaya
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkayanın, bankaların
vatandaşa kredi vermediğine ilişkin açıklaması
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Faizlerin düşük
olmasına karşın, bankalar vatandaşa kredi vermiyor.
İnsanlar ev alamıyor, konut piyasasında satışlar
bıçak gibi kesildi; sektör büyük sıkıntı içinde. Faizler
düşük olmasına karşın, arzu ettikleri krediyi
çekemediklerini dile getiren sanayiciden esnafına, vatandaşından
tüccarına herkes şaşkın; insanlar ne
yapacağını bilemiyor. Benzer durum, araç ve konut kredisi için de
geçerli. Konut kredisi için bankaya başvuran vatandaşa bankalar
Başvurun ama veremiyoruz. Kredileri durdurduk. Bir ay beklerseniz
gibi cevaplarla kibarca Kredi mıredi yok. diyor. Vatandaş ne
yapacak? Zaten bu fahiş konut fiyat artışları yüzünden
sadece yabancılar ev alabiliyor. Döviz kurunun yüksekliğinden
faydalanan yabancılar ev sahibi olmuş, kendi
vatandaşımız ise maalesef kiracı durumuna düşmüş.
Ne olacak bu memleketin hâli diyorum, yüce heyeti saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Karaduman
2.-
Konya Milletvekili Abdulkadir Karadumanın, Türkiyedeki çocukların
durumuna ilişkin açıklaması
ABDULKADİR KARUDUMAN
(Konya) Türkiyede çocukların en az yüzde 42si ciddi maddi yoksun
durumundadır. Artan hayat pahalılığıyla
sağlıklı ve dengeli beslenmek için gıdaya erişim,
kılık kıyafet, eğitim araç ve gereçlerine ulaşım
birçok çocuğumuz ve aileleri için neredeyse imkânsız hâle
gelmiştir. Daha önce okullarda ücretsiz 1 öğün yemek uygulamasına
geçileceği söylenmiş ancak lafta kalmıştır. Ülke
kaynakları her yıl milyarlarca lira faize yani tefecilere
aktarılırken çocuklarımız okullarda âdeta
baygınlık geçirmektedir. Tefecilere, yandaş müteahhitlere günde
3 öğün bu milletin vergileri aktarılırken okullarda
çocuklarımıza 1 öğün dahi çok görülmektedir. Okullarımızda
ücretsiz 1 öğün yemek uygulaması artık zorunlu hâle
gelmiştir. Çocukların kursağından değil, tefecilere
ödediğiniz faizden kısın diyorum.
BAŞKAN Sayın
Nasır
3.-
İzmir Milletvekili Necip Nasırın, Ege Turizm Merkezi Çeşme
Projesine ilişkin açıklaması
NECİP NASIR (İzmir)
Teşekkür ediyorum Başkanım.
İzmirde devlet
hastanesi yapılmasını, millet bahçesi
yapılmasını, yat limanı yapılmasını,
kendisinden olmayan ilçe belediyelerinin planlarının
yapılmasını, TOKİnin sosyal konut yapmasını,
stat yapılmasını, kentsel dönüşüm
yapılmasını, tünel yapılmasını, velhasıl
hizmet yapılmasını engelleyen, Hükûmetin İzmire
yatırım yapmasını istemeyen, Akdenizin yıldızı,
Egenin incisi İzmiri kokan ve çöküntü alanları hâline getiren
istemezükçü CHP zihniyeti şimdi de İzmiri turizmde marka kent
hâline getirecek Ege Turizm Merkezleri Çeşme Projesini de engellemeye
çalışıyor. Tüm engellemelere rağmen İzmire hizmet
etmek için hukuk sınırları içerisinde istemezükçü zihniyetle
mücadele etmeye devam edeceğiz. Yüzyılın lideriyle Türkiye
Yüzyılında, inşallah, İzmir yıldızı
parlayan il olacak.
Teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Burhanettin Bulut
4.-
Adana Milletvekili Burhanettin Bulutun, Sağlık
Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğine ilişkin
açıklaması
BURHANETTİN BULUT
(Adana) Sayın Başkan, Sağlık
Bakanlığının Beyaz Reform adı altında
hekimlerin ve sağlık çalışanlarının
maaşlarını iyileştirmek iddiasıyla
çıkardığı Ek Ödeme Yönetmeliği aile
sağlığı merkezinde çalışanlara uğramamıştır.
Ek yönetmelikle yok sayılan, sağlık ailesinin
dışına itilen ASM çalışanları açlık
sınırında geçim mücadelesi vermektedir. Tavan
katsayısına takıldıkları gerekçesiyle hak ettikleri
ödemeleri yapılmayan ASM çalışanları emeğinin,
alın terinin karşılığını alamamaktadır.
Teşvik ve destek ödemesi adı altında yüzde 3 oranında
yapılan iyileştirmenin de yerine getirme şartları çok
zordur. Aile hekimliği sisteminin olmazsa olmazı olan ASM çalışanları
Ek Ödeme Yönetmeliğindeki adaletsizliğin giderilmesini bekliyor; ek
yönetmelikteki kriterler tekrar düzenlenmeli, ASM
çalışanlarının hak ettiği ödeme şarta ve tavana
bağlanmaksızın verilmelidir. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Yücel Bulut
5.-
Tokat Milletvekili Yücel Bulutun, Toprak Mahsulleri Ofisinin mısır
alım fiyatına ilişkin açıklaması
YÜCEL BULUT (Tokat) Tokat
Çamlıbel Sulama Birliğinin kayıtlarına göre, 2022
yılında bölgede 20 bin dönümden fazla mısır ekimi
yapılmıştır. 2022 yılı mısır alım
fiyatı Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 5.700 TL olarak
belirlenmiş, piyasa koşullarında ise tonuna 4.500 TL civarı
bir fiyat ortaya çıkmıştır. Ancak, bu fiyatlardan nem
düşümü de yapıldığında çiftçinin mağduriyeti
ortaya çıkmaktadır. Öncelikle, nem düşümünün önüne geçilmeli ya
da bu konuda nem düşümü sabit bir fiyat olarak belirlenmelidir. DAP
gübrenin çuvalındaki maliyet artışı da nazara
alındığında, açıklanan rakamın çiftçimiz için
tatmin edici olmayacağı düşünülmektedir. Ayrıca Tarım
Kredi Kooperatiflerinin çiftçilerimizden mısırı belirlenen
fiyattan yani 5.700 Türk lirası net fiyattan alması
sağlanmalı ve de sadece borçlu olan çiftçimizin değil, üretim
yapan tüm çiftçilerimizin bu alım imkânından eşit
yararlanması temin edilmelidir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın
Taşkın
6.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının, savunma sanayisindeki
gelişmelere ilişkin açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN
(Mersin) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde
başlatılan yerli ve millî savunma sanayi hamlesiyle savunma sanayisi
alanında ulaştığımız yerlilik oranı yüzde
80ler seviyesine gelmişken 2023 savunma sanayimizde pek çok ilki
yaşayacağımız bir sene olacak.
Muharip insansız
savaş uçağımız KIZILELMA üretim hattına girdi, 2023te
ilk uçuşunu yapacak. Gelecek yıl millî muharip
uçağımız hangardan çıkacak. Uzun menzilli hava savunma
sistemlerimiz SİPER, BOZDOĞAN ve GÖKDOĞANın ilk
teslimatları 2023te yapılacak. İnsansız kara ve deniz
araçları, millî denizaltı, yapay zekâ, robotik sistemlerle
alakalı başlatılan projeler süratle neticelenecek.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde, savunma
sanayisi alanında Türkiye'yi dünyanın süper liginde ilk sıralara
taşıyana kadar mücadelemiz sürecek diyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Kayışoğlu
7.-
Bursa Milletvekili Nurhayat Altaca Kayışoğlunun, Türk Veteriner
Hekimleri Birliğinin 50nci Büyük Kongresine ilişkin
açıklaması
NURHAYAT ALTACA
KAYIŞOĞLU (Bursa) Türk Veteriner Hekimleri Birliğinin 50nci
Dönem Büyük Kongresi geçtiğimiz hafta sonu yapıldı. Kazanan
Profesör Doktor Murat Arslan ve ekibini buradan bir kez daha tebrik ediyorum.
Seçimi kazanmak için Cumhur
İttifakı, diğer meslek odalarında yaptığı
gibi, her türlü hukuksuzluğu yaptı; delegeleri düşürdü, milletin
hassas duygularını istismar etti. Ama haksızlığa ve
hukuksuzluğa tahammül edemeyen, hatta bugüne kadar AK PARTİ'ye,
MHP'ye oy vermiş delegelerin vicdanı hür oylarıyla bu ekip kazandı.
Ama dün gece Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi üyelerinin evleri
basıldı.
Buradan sesleniyorum
iktidara: Bugüne kadar yaptığınız haksızlıklar,
hukuksuzluklar karşısında -İstanbul seçimlerinde
olduğu gibi, baroları bölmeye çalışırken olduğu
gibi ve bugün veteriner hekimlerde olduğu gibi- cevabı demokrasiyi
savunanlardan misliyle aldınız. Bu haksızlıklara,
hukuksuzluklara son verip
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Öcalan
8.-
Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalanın, CPTnin Abdullah
Öcalanı ziyaretine ilişkin açıklaması
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Bilindiği gibi, Sayın Abdullah Öcalanla en
son 25 Mart 2021 tarihinde kısa bir telefon görüşmesi
yapılabilmiştir. Bununla birlikte, son olarak CPTnin Eylül 2022
tarihinde İmralı Adası'na yaptığı ziyarette
Sayın Öcalan'ın uygulanan tecrit politikasını protesto
etmek amacıyla görüşmeye çıkmadığı
söylenmektedir; ne yazık ki CPTyle yapılan görüşmelerde bu
iddiaların aksi de teyit edilmemiştir. Kaygılarımızın
ve şüphelerimizin giderilmesi için Sayın Abdullah Öcalan, Ömer Hayri
Konar, Veysi Aktaş, Hamili Yıldırımla görüşme
imkânının sağlanmasını talep ediyoruz; kimseden bir
ayrıcalık veya lütuf beklemiyoruz. Türkiye eğer bir çadır
devleti değilse kendi yasalarının gereğini bir an önce
yerine getirmelidir.
BAŞKAN Sayın
Tokdemir...
9.-
Hatay Milletvekili İsmet Tokdemirin, emeklilerin bayram ikramiyelerine
ilişkin açıklaması
İSMET TOKDEMİR
(Hatay) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ağırlaşan
hayat şartlarında pahalılıktan, ekonomik krizden en çok
etkilenen kesimlerin başında emekliler gelmektedir. Emeklilere
verilen 2 bayram ikramiyesiyle iki sene önce 2 ton kömür alınabiliyor iken
bu kış kömürün tonu 5.600 lira oldu, 2 ton kömür 11.200 TL; bu
hesapta daha odun da yok. Asgari ücret dahi alamayan bir emekli 1.100 Türk lirası
bayram ikramiyesiyle hangi açığını kapatsın?
Türkiye'de zam gelmeyen, artmayan tek bir şey var, o da emeklilerin bayram
ikramiyesi; 2018de 1.000 TL iken ikramiye şu anda 1.100 TL, uzun süredir
de artmadı. Bayramlarda emeklilere verilen ikramiye asgari ücretle
eşitlenmelidir.
BAŞKAN Sayın
Kaçmaz
10.-
Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmazın, cezaevlerinde
işkenceye varan uygulamalara derhâl son verilmesi gerektiğine
ilişkin açıklaması
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) Teşekkürler Sayın Başkan.
Son dönemlerin yeni konsepti de
cezaevlerinde koğuşlara ani baskınlar yapılarak
mahpusların alelacele başka cezaevlerine sürgün edilişidir.
Bundan yirmi üç gün evvel Tarsus Cezaevinden Antalya L Tipi Cezaevine yeni
sürgünler oldu. Sürgün edilen Dilan Yörüklü'nün adli mahpuslara ayrılan
kısımda tek kişilik hücrede tutulduğu ifade ediliyor. Dilan
Yörüklü'nün açlık grevine başladığı yönünde de
bilgiler mevcut. Cezaevinde kalan bu insanlara nasıl bir işkence,
nasıl bir kötü muamele mevcuttur ki bu insanlar son çareyi açlık
grevi ve ölüm orucunda buluyor. İktidar bunu bir düşünsün.
Birkaç gün önce Garibe
Gezer'in maruz kaldığı işkence görüntülerini hepimiz
izledik. Devlet, cezaevinde ya öldürüyor ya da ölüme sebebiyet veriyor.
Yaşam hakkı kutsaldır, bunu unutmayın. İnsanların
yaşam haklarını korumak ve gözetmek zorundasınız.
Cezaevlerinde işkenceye varan uygulamalara derhâl son verilsin.
Teşekkürler Sayın
Başkan.
BAŞKAN Sayın
Kasap
11.-
Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasapın, AK PARTİli
Tavşanlı Belediyesine ilişkin açıklaması
ALİ FAZIL KASAP
(Kütahya) Teşekkürler Sayın Başkan.
Seçim bölgem Kütahya
Tavşanlı'da küçük sanayi esnafı AK PARTİli
Tavşanlı Belediyesine karşı açmış olduğu
idari davayı idari yargıda kazandı, hak yerini buldu. Küçük
esnaf bu ekonomik zorluklar içinde kıvranırken usulsüz şekilde
iş yerlerini, dükkânlarını mühürleyen AK PARTİli
Tavşanlı Belediyesinin uygulaması yargıdan döndü. Küçük
esnafı kentsel dönüşüme kurban etmemeliydiler. Esnafa zulmeden bu
Belediye Başkanlığı hakkında İçişleri
Bakanlığı derhâl soruşturma açmalı ve haksız yere
iş yerleri kapatıldığı, mühürlendiği için
mağdur olan, evine ekmek götüremeyen Tavşanlı küçük sanayi
esnafının zararları derhâl tazmin edilmeli, onlara en uygun
şartlarla iş yerlerinin tekrar açılması
sağlanmalı. Ve tekrar ediyorum, İçişleri
Bakanlığını buradan uyarıyorum: Bu Belediye
Başkanı hakkında derhâl soruşturma açılması
gerekiyor. 250-300 küçük esnaf şu anda mağdur durumda.
Teşekkürler Sayın
Başkan.
BAŞKAN Sayın
Durmuşoğlu...
12.-
Osmaniye Milletvekili Mücahit Durmuşoğlunun, Türkiye ekonomi
modeline ilişkin açıklaması
MÜCAHİT
DURMUŞOĞLU (Osmaniye) Teşekkürler Sayın
Başkanım.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yatırım,
istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme üzerine uyguladığımız
politikalarımızın olumlu sonuçlarını almaya devam
ediyoruz. Nitelikli ve sürdürülebilir büyümeyi hedefleyen Türkiye ekonomi
modeli kapsamında, kaynakların etkin ve verimli alanlarda kullanılması
sayesinde, ekonomimiz 2022 yılı üçüncü çeyreğinde de
yıllık yüzde 3,9 büyümüştür. Zorlu küresel koşullara
rağmen ülkemiz pozitif ayrışmaya devam etmiş, işsizlik
oranı yüzde 10lara gerilemiştir. İstihdam oluşturan, gelir
dağılımını iyileştiren ve istikrara odaklanan
politikaları kararlılıkla uygulayarak Türkiye Yüzyılı
vizyonumuzu hayata geçirme yolunda emin adımlarla ilerliyoruz.
Son yirmi yılda millete
verdiği tüm sözleri tutan bir kadro olarak, inşallah, bundan sonra da
hizmet siyasetimize devam edeceğiz, hep birlikte daha büyük ve güçlü
Türkiye için yeni başarılara koşacağız diyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Çakır
13.-
Kocaeli Milletvekili Sami Çakırın, İstanbul Havaalanı ve
Yusufeli Barajına ilişkin açıklaması
SAMİ ÇAKIR (Kocaeli)
Sayın Başkan, bir ülkenin yarınına yönelik yapılan,
yapılacak her iş, yatırım ve proje; takdire şayan,
tebrik edilmesi gereken ve gelecek nesillerin daha müreffeh, daha
gelişmiş bir ülkede yaşamalarına imkân sağlayacak bir
güzelliktir. Son yıllarda yapılan yatırımların,
gerçekleştirilen projelerin dünya ülkeleriyle yarışır hâle
gelmesi sadece hayal kurmaktan öte, bir dünya ülkesi olma adına
atılan adımların ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Bu
yapılanlar olmasaydı yaşam nasıl olurdu? diye
değerlendirme bile yapmadığımız birçok eser -sanki dün
de bizimle beraber varmış gibi içselleştirdiğimiz- bugün
hayatımızın bir parçası.
İstanbul
Havaalanı'nı yeni yeni takdir ediyoruz. Geçen hafta
Hayırlı olsun. dediğimiz Yusufeli Barajı'nı takdir
için, inanıyorum, çok zamana ihtiyacımız olmayacak; diğer
projeler gibi. Bu, bir bakış, vizyon ve ülkeyi yarınlara
taşıma ideali ve heyecanından başka bir şey değil
diyor, Genel Kurulu ve milletimizi saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Arık
14.-
Kayseri Milletvekili Çetin Arıkın, 696 sayılı KHKnin
kapsamı dışında kalan çalışanlara ilişkin
açıklaması
ÇETİN ARIK (Kayseri)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
696 no.lu KHK'nin
kapsamı dışında kalan, Kayseri Su ve Kanalizasyon
İşlerinde çalışan bir emekçi kardeşimizin
feryadını anlatmak istiyorum: Geçinemiyoruz, günden güne kötüye
gidiyoruz ama evimize ekmek götürmek için bu şartlarda çalışmaya
mecburuz. Sıkıntılarımızı söylüyoruz, hepsi kulak
tıkıyor. Biz şoför olarak çalışanları ilçelere
götürüyoruz, biz hariç hepsi harcırah alıyor; Yargıtay Resmî
tatil gününde on dakika bile çalışılsa tam gün mesai ücreti
alır. diyor ama biz alamıyoruz. Maaşımız direkt
KASKİye yatırıldığı hâlde promosyon da
alamıyoruz. Tüm ekiplere sağlık taraması, aşı
yapılıyor; bize gene yok. Dairede makam şoförlüğü yapanlar
kadro aldı, arazide çalışan bizler ezilmeye devam ediyoruz. Biz
böyle daha ne kadar ezileceğiz? Az kaldı kardeşim, biraz daha
sabır, geliyor gelmekte olan.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Gaytancıoğlu
15.-
Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, yeniden değerleme
zammına ilişkin açıklaması
OKAN GAYTANCIOĞLU
(Edirne) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yeni yılla birlikte
AKP'nin zamları ceviz büyüklüğünde dolu gibi yağacak, sağ
kurtulan vatandaşlarımıza şimdiden selam olsun. Yeniden
değerleme oranı yüzde 123; ülkede saray şürekâsı hariç
kimin geliri bu kadar arttı bilmiyoruz. Trafik cezaları, araç muayene
ücretleri zamlanacak. Vatandaş, sigorta ücretlerindeki artış
nedeniyle bırakın kaskoyu trafik sigortası bile
yaptıramıyordu, şimdi anlaşılan o ki yakalanıncaya
kadar araçlarının muayenesini de yaptıramayacak. Resmî enflasyon
yüzde 80in üzerindeyken araç muayene ücretlerine yüzde 123 zam
yapılması tüm vatandaşların bir kere daha soyulması
demektir. Ticari araçlar, her yıl araçlarını muayene ettirmek
zorunda. Esnaf, pandeminin verdiği zararların etkisini henüz
üzerinden atamadı. Mazota gelen zamlarla birlikte belini
doğrultamayan esnafımız araç muayene ücretlerini, araç
sigortasını, vergisini, BAĞ-KUR ve SSK primlerini ödeyemiyor.
Bütün bunlar nakliye maliyetleri olarak aldığımız her
ürünün üzerine biniyor.
BAŞKAN Sayın
Özdemir
16.-
İstanbul Milletvekili Sibel Özdemirin, Boğaziçi Üniversitesinde
yaşanan sorunlara ilişkin açıklaması
SİBEL ÖZDEMİR
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Ülkemizin en köklü, en
başarılı kurumu olan Boğaziçi Üniversitesinde çok ciddi
sorunlar yaşanmaktadır. Özellikle partili Cumhurbaşkanı
tarafından atanan Rektör ve yeni oluşturulan üniversite yönetimi
tarafından, mevzuata uyulmayarak üniversite hocalarına, değerli
akademisyenlere haksız iddialarla soruşturmalar
başlatılıyor, disiplin soruşturmaları
açılıyor; derslerinden uzaklaştırılıyorlar ve
üniversiteye girişlerine izin verilmiyor. Bölüm ve öğretim üyelerinin
oylarıyla Ekonomi Bölüm Başkanlığı görevini yapan
Profesör Doktor Ünal Zenginobuz Hoca haksız soruşturmalar neticesinde
idari görevinden alındı, tekrar tekrar üniversiteye giriş
yasağı konuldu. Yerine başka bir üniversiteden fakülteye dekan
atanıyor ve dekan da tekrar, bölümü olmadığı hâlde Ekonomi
Bölüm Başkanı olarak kendisini atıyor. Tartışmalı
atamalar devam etmektedir. Özellikle partili Cumhurbaşkanı sisteminin
ülkemize yaşattığı kurumsuzlaşma,
kuralsızlaşma, kadrolaşma maalesef Boğaziçi
Üniversitesinde, bir kurumu âdeta çökertme süreci olarak
somutlaşıyor.
BAŞKAN Sayın
Kılavuz
17.-
Mersin Milletvekili Olcay Kılavuzun, Berkay Şipalin vefat yıl
dönümüne ve Mersinin Silifke ve Gülnar ilçelerinde meydana gelen sel
felaketine ilişkin açıklaması
OLCAY KILAVUZ (Mersin)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Türk İslam davamıza
inanmışlığıyla, samimiyetiyle, kararlı
mücadelesiyle ömrünü tamamlayan çok kıymetli dava
arkadaşımız Berkay Şipal'i vefatının yıl
dönümünde rahmetle ve özlemle anıyorum.
Geçtiğimiz günlerde
Mersin'imizin Silifke ve Gülnar ilçelerinde meydana gelen yağmur ve dolu
yağışları nedeniyle sel sularına kapılan
hemşehrimiz Gülcan Eroğlu hayatını kaybetmiş, ev ve
iş yerlerini su basarak birçok tarım arazisi zarar görmüştür.
Öncelikle hayatını kaybeden hemşehrimize Cenab-ı Allah'tan
rahmet diliyor, ailesinin acısını yürekten
paylaşıyorum. Bununla birlikte, yoğun sağanak
yağış ve doludan dolayı tarım arazileri zarar gören
üreticilerimize yönelik hasar tespit çalışmalarının yapılmasının
ve zararların en kısa sürede karşılanmasının
talep ve beklentimiz olduğunu ifade ediyorum. Elleri öpülesi
üreticilerimizin her daim yanlarındayız.
BAŞKAN Sayın
Özkan
18.-
Mersin Milletvekili Hacı Özkanın, Mersinde gerçekleştirilen
FIBA 2023 Kadınlar Avrupa Basketbol Şampiyonası elemelerine ve
Aksıfat Barajına ilişkin açıklaması
HACI ÖZKAN (Mersin)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Mersin'imiz spor faaliyetleri
ile dev organizasyonlara ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
Mersin'imizde gerçekleşen ve heyecanına ortak olduğum FIBA 2023
Kadınlar Avrupa Basketbol Şampiyonası elemelerinde Kadın
Millî Basketbol Takımımız tüm rakiplerini yenerek grupta lider
olmuştur. Tüm sporcularımızı, Federasyonumuzu yürekten
tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum.
Ak kadrolar olarak, sembol
eserler ve hizmet siyasetiyle yeni Türkiye Yüzyılına ilerlemekte
ısrarlıyız. Bu sembol eserlerden biri de su tutma işlemi
başlatılan ve çalışmaları sona eren Aksıfat
Barajı'dır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğan'ın olurlarıyla ve destekleriyle gerçekleşen bu
devasa eserin tüm Mersinli hemşehrilerime hayırlı
olmasını diliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın
Gökçel
19.-
Mersin Milletvekili Cengiz Gökçelin, Kargasekmez Göletine ilişkin
açıklaması
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Mersin Mezitli ilçemizde,
Doğançay, Tolköy, Takanlı, Pelitkoyağı, Cemilli, Kuzucu,
Kuzucubelen, Akarca köylerinde yaşayan, toprağı alın
terleriyle yoğuran, ekmeğini taştan çıkartan cefakâr
köylülerimiz tarlalarını ekecek, dikecek ama suyu bulamıyor.
2015 yılında projesine başlanan, yatırım
programlarında yer alan Kargasekmez Göleti bir türlü inşa edilmedi,
köylülerimiz umutla Kargasekmez Göletinin yapılmasını bekliyor.
Yirmi yıldır iktidardasınız, sulama yatırımlarını
yapmadınız, köylerimizi susuz bıraktınız, çiftçimizi
üretimden uzaklaştırdınız. Vatandaşlarımız
sizden ümidini kesti ama Doğançay, Tolköy, Tokanlı,
Pelitkoyağı, Cemilli, Kuzucu, Kuzucubelen, Akarca köylerinde
yaşayan köylülerim merak etmesin, yapılacak ilk seçimde iktidara
geliyoruz, Kargasekmez Göletini mutlaka yapacağız.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Sayın
Cora...
20.-
Trabzon Milletvekili Salih Coranın, çalışma hayatına
ilişkin düzenlemelere ilişkin açıklaması
SALİH CORA (Trabzon)
Sayın Başkanım, değerli milletvekillerim; bizler her dönem,
her alanda milletimizin yanında yer almış, milletimizin sesine
kulak vermiş bir siyasi hareketiz. Hükûmetlerimiz döneminde özellikle
çalışma hayatında da beklentileri karşılamak
adına birçok reformu ve düzenlemeyi hayata geçirdik. Son olarak da Sayın
Cumhurbaşkanımızın açıkladığı üzere,
kamu ve yerel yönetimler bünyesinde çalışan sözleşmeli
personelimizin 3+1 yıllık sözleşme şartını
tamamlamaları durumunda memur kadrosuna geçebilmelerinin
imkânını tanıdık. Bir sorun varsa onu çözecek olan AK
PARTİdir. Biz, kamu çalışanlarının da özlük
haklarını ve çalışma şartlarını düzelterek
yaşam standartlarını artırmaya, çalışma
barışını korumaya devam ediyoruz. Şimdi
yaptığımız düzenlemeyle 424 bin sözleşmeli personel
kadrolu memur olma hakkına sahip olacaktır. Sadece sözleşmeli
personele kadro değil, emeklilikte yaşa takılan
vatandaşlarımızla ilgili de çalışmalarımız
devam etmekte olup en yakın sürede kamuoyuyla
paylaşılacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımıza bu
önemli düzenleme için teşekkür ediyoruz.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Şimdi
Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz taleplerini
karşılayacağım.
Sayın
Dervişoğlu
21.-
İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlunun,
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine, 30 Kasım 1925te
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. sözünün Gazi
Meclisin duvarına yazılmasına, TÜİK rakamlarına ve
İYİ Parti iktidarına ilişkin açıklaması
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Çok teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemi, devlet idaresinde keyfîliğe sebep olmuş;
Cumhurbaşkanına yasama, yürütme ve yargıyı güdümü
altına alan çok geniş ve denetimsiz yetkiler tanıyarak otoriter bir
siyasi düzen oluşturmuştur. Türkiye'nin bugün içinde bulunduğu devlet
krizinin ve ekonomik krizin tetikleyici unsuru devlet erklerini ve
kurumlarını işleyemez hâle getiren bu tek adam rejiminin
anayasal çerçevesidir. İşte bu sebeple Genel
Başkanımız Sayın Meral Akşenerin liderliğinde
İYİ Partinin kuruluş umdeleri, ilk günden itibaren Türkiyede
güçlendirilmiş parlamenter sistemi, hukukun üstünlüğünü, devlet
idaresinde güçler ayrılığı ilkesini tesis etmek
olmuştur. Bilindiği üzere, pazartesi günü itibarıyla 6 siyasi
parti olarak geniş bir mutabakat zemininde hazırlanan
güçlendirilmiş parlamenter sistem önerimiz somut bir Anayasa
değişikliği teklifiyle milletimizin takdirine sunulmuştur.
Siyasi iradenin ve idarenin tek bir kişinin arzu ve heveslerine terk
edildiği partili Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi
yerine biz kuvvetler ayrılığının tesisi ve Meclisin
etkin denetimi diyoruz; biz bu teklifle güçlü Meclis, bağımsız
yargı ve aynı zamanda yürütmede istikrar diyoruz; akademiye özerklik,
hâkimlere coğrafi güvence diyoruz. Vatandaşlarımızın
sağlık hakkından çevre haklarına ve elbette hayvan
haklarına kadar geniş bir perspektifin ilk kez anayasal güvence
altına alınmasını ve muhafaza edilmesini öneriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) - Bu önerimiz kurulduğumuz ve
milletin terazisine çıktığımız ilk günden beri
İYİ Parti olarak büyük Türk milletine verdiğimiz sözün bir kez
daha kolektif iradeyle gür bir tekrarıdır. Biz aziz milletimize söz
verdik; milletimizle el ele vereceğiz ve bu tek adam düzenini, bu harami
düzeni vatandaşlarımızın helal oylarıyla
yıkacağız dedik. İşte, bu deklare ettiğimiz
Anayasa değişikliğiyle istibdat düzeni mağlup
olacaktır. Doksan yedi yıl önce bugün Gazi Meclisin duvarına,
işte tam oraya Egemenlik kayıtsız şartsız
milletindir. yazılmıştır. Ortaya koyduğumuz bu irade
tüm vesayetleri aşarak milleti yeniden hâkim kılma iradesidir. Salt
siyasi söylem olarak değil aynı zamanda bir yakın gelecek
tasavvuru olarak ifade ediyoruz ki hürriyete, adalete ve eşitliğe az
kalmıştır; güçlü, refah ve mutlu Türkiyeye çok az
kalmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Saygıdeğer milletvekilleri,
biz, TÜİKi devletin resmî ancak gayriciddi veri kurumu olarak
tarifliyoruz fakat ekonomik tablo o kadar karanlık ki TÜİKin
manipülatif verileri dahi aydınlatmaya yetmiyor. Bilindiği üzere
Bakan Nebati, Türk lirasının değer kaybı ve enflasyonist
politikaları üretim, yatırım, istihdam ve en nihayetinde büyüme
vaadiyle açıklamış, milletimizden de müddet talep etmişti
ancak milletin gerçekleriyle bağını koparmış,
TÜİK rakamlarına göre dahi mevsim ve takvim etkilerinden
arındırılmış gayrisafi yurt içi hasıla,
bırakın artış göstermeyi bir önceki çeyreğe göre
azalmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi lütfen.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Hane halklarının tüketim
harcamaları 2022 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki
yılın aynı çeyreğine göre yüzde 20
artmıştır. Enflasyon resmî verilere göre yüzde 80i
aştı, dolar da 18.5 lirayı geçmiştir. Milletimiz kanayan
yaralarına merhem bekliyor, Adalet ve Kalkınma Partisi ise sanki
yirmi yıldır devleti ve ekonomiyi yönetmiyormuş da yarın
iktidara gelecekmiş gibi vaatlerde bulunmaya devam ediyor. Memleketimizi
içine sürüklediğiniz derin yoksulluk ve yoksunluk, artık, camdan
okuduğunuz pembe tablolarla, makyajladığınız TÜİK
rakamlarıyla, sonu gelmeyen müddet talepleriniz ve gerçek
dışı vaatlerinizle gizlenemiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Lütfen
tamamlayın sözlerinizi.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Bitiriyorum efendim, teşekkür
ederim.
Ancak hem
iktidarınızın miadı hem de milletimizin çektiği bu
cefanın son bulması yakındır. Türk milletine sözümüzdür:
İYİ Parti iktidarının ilk on iki ayı içinde
projelerimizle ve ehil kadrolarımızla milletimizi hem yüksek
enflasyon sarmalından hem de faiz belasından kurtaracak refahla
buluşturacağız.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum efendim.
BAŞKAN Sayın
Akçay
22.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, 30 Kasım 1925te Hâkimiyet
milletindir. ibaresinin Türkiye Büyük Millet Meclisine âdeta bir mühür gibi
yazıldığına, millî sporcuların uluslararası
müsabakalarda elde ettikleri başarılara ve Kemal Tahirin
doğumunun 112nci yıl dönümüne ilişkin açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Doksan yedi yıl önce, 30
Kasım 1925te Hâkimiyet milletindir. ibaresi Türkiye Büyük Millet
Meclisine âdeta bir mühür gibi yazılmıştı. Millî iradeyi
hâkim kılma düşüncesi, Amasya Tamiminin, Erzurum ve Sivas
Kongrelerinin çıkış noktasıdır, Kurtuluş
Savaşımızın ilke ve gayesidir. Millet iradesinin egemen
kılınması, Gazi Meclisimizin temel dayanak noktası ve
yegâne sorumluluğudur. Hâkimiyet milletindir. ilkesi, cumhuriyetimizin
1921 yılındaki ilk Anayasa metninde yer almış, mevcut
Anayasamızın 6ncı maddesi olan Egemenlik kayıtsız,
şartsız milletindir. hükmünün özünü oluşturmuştur. Yüz iki
yıl önce bu çatı altında filizlenen ve milletimiz
tarafından bizlere emanet edilen bu bayrağı gururla
geleceğe taşıyacağız. Bu vesileyle, Türk milletinin
egemenlik hakkını kazanmasına vesile olan başta Gazi
Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, Kurtuluş
Savaşımızın aziz şehit ve gazilerini rahmet ve
minnetle anıyoruz.
Sayın Başkan, millî
sporcularımız uluslararası müsabakalarda farklı
branşlarda kazandıkları önemli başarılara yenilerini
eklemeye devam ediyor. Millî tekvandocularımız, Maltada düzenlenen
Avrupa Yıldızlar Tekvando Şampiyonasında 3 altın, 2
gümüş ve 4 bronz olmak üzere toplam 9 madalya kazanarak Avrupa 2ncisi
olmuştur. Millî judocularımız, 26-28 Kasım arasında
Lübnanda düzenlenen Judo Asya Açık Turnuvasında 3 altın, 2
gümüş ve 1 bronz madalya olmak üzere toplam 6 madalya kazanmıştır.
23-27 Kasım arasında Antalyada düzenlenen Muaythai Açık
Kupasında Türkiye büyükler, gençler ve çocuklar kategorilerinde
şampiyon olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Uluslararası organizasyonlarda kazandıkları önemli
başarılarla ülkemizi gururlandıran tüm
sporcularımızı, teknik ve yönetim ekibini tebrik ediyor,
başarılarının devamını diliyorum.
Sayın Başkan,
bugün, değerli aydınımız, romancı, yazar, şair,
düşünce ve fikir insanı Kemal Tahirin doğumunun 112nci
yıl dönümüdür. Kemal Tahir, Devlet Ana, Esir Şehrin
İnsanları, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu gibi eserlerinde
tarihimizin kritik dönüm noktalarını dönemin ruhuyla tahlil edip
romanlaştırmıştır. Eserlerini
insanımızı anlama ve anlatma aracı olarak
kullanmış, Türk toplumunun kendine özgü yapısını
sosyal, siyasi, kültürel ve iktisadi özellikleriyle kaleme
almıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Eserlerinde Kurtuluş Savaşı yılları ve Osmanlı
tarihi gibi dönemleri işleyen Kemal Tahir, Türk
romancılığına yerli bir kimlik kazandırmak için
mücadele etmiştir. Sanatta en büyük sahtecilik, millî kalıplara
yabancı özler doldurmakla olur. diyen Kemal Tahir, millî kültür ve
sanatın önemini özellikle vurgulamıştır. Bu vesileyle Kemal
Tahiri saygıyla ve rahmetle anıyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın
Beştaş
23.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
GENEL-İŞ Sendikası Genel Başkanı ve beraberindeki
heyetin kendilerini ziyaretlerine, TÜİK verilerine, HDPye yönelik
saldırıların devam ettiğine, Asrın Hukuk Bürosu
avukatlarının yaptığı açıklamaya, kadınlara
yönelik operasyonlara ve TJAya ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Dün GENEL-İŞ
Sendikası Genel Başkanı, Genel Sekreteri ve yöneticileri bizi
ziyaret ettiler ve belediye şirketlerinde çalışan işçilerin
ne kadar büyük bir ayrımcılığa maruz kaldıklarını
aktardılar. Şu anda belediyelere bağlı şirketlerde
çalışan işçilerin yüzde 90,5i büyük bir eşitsizlikle
çalışmaya devam ediyor, 563 binden fazla işçi güvencesiz. Peki,
bunun dayanağı ne? 696 sayılı KHKyle kamuda personel
çalıştırma usulüne son verildi ve bu şekilde taşeron
olarak çalışan 750 bin işçi kamu kurumları ile belediye
şirketlerine aktarıldı. Diğer kamu kurumlarında
kadrolar verildi ama belediye şirketlerinde taşeronlarda
çalışanlara bu hak verilmedi. Bir an önce bu ayrımcılığın
ortadan kaldırılması gerekiyor. Belediye şirket işçilerine
kadro ve tediye haklarının verilmesi gerektiğini ben de buradan
paylaşmak istiyorum.
Sayın Başkan,
TÜİK verilerinin ne kadar manipülatif, hormonlu ve gerçek
dışı olduğunu birçok vesileyle ifade ediyoruz ama bu
hormonlu veriler bile içinde bulunduğumuz bataklığı,
batağı gizlemeye yetmiyor. Türkiye İstatistik Kurumu kasım
ayına ilişkin Ekonomik Güven Endeksini açıkladı. Buna
göre, dış ticaret açığı bir önceki yılın
aynı ayına göre yüzde 421,7 artarak 1 milyar 509 milyon dolardan 7
milyar 874 milyon dolara yükselmiş. İhracat
artışındaki yavaşlama ise dikkatten kaçmıyor, on
aylık açık 91 milyar doları aşmış durumda.
Evet, bu veriler
batağı özetliyor aslında. Ülke her geçen gün batarken insanlarda
alım gücü kalmadığı gibi yarına bir güven de bulunmamakta.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu bataklığın mimarı da elbette
iktidarın hukukta, ekonomide, insan haklarında aldığı
son derece vahim kararlar ve savaşta ısrar politikasıdır.
Sayın Başkan,
HDPye saldırılar bitmiyor tabii ama bir saldırı vardı
şubat ayında, Adana Yüreğir ilçe örgütümüze IŞİDliler
saldırıda bulunmuştu ve tutuklanmışlardı 16
Şubatta. Evet, tahmin edin diyeceğim ama etmek zor değil; 4
IŞİDli serbest bırakıldı. Bunlar kim? Ammar Hasan,
Beşşar Elali, Mahmut Kendirci.
Kadınlara 25
Kasımda sokakta oldukları için, şiddetle mücadelede söz
kurdukları için işkence yapan bir iktidar HDP ilçe binasına
saldıran IŞİDçileri serbest bırakıyor.
İşte, yargının taraflı ve bağımlı hâli.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Tabii, bugün, kuzeydoğu Suriyeye
saldırıların temel amaçlarından biri de IŞİDi
tekrar diriltmek, bunu bilmek de gerekmiyor aslında. Biz bu kararı
kesinlikle kabul edilemez buluyoruz ve bunun HDPye saldırıları
teşvik ettiğini, desteklemek anlamına geldiğini de ifade
etmek istiyorum.
Sayın Başkan, hiç
bitmeyen bir gündem var; tecrit. Dün Asrın Hukuk Bürosu avukatları
çok geniş, hukuki ve ayrıntılı bir açıklama
yaptı. Bu açıklamaya göre, Sayın Abdullah Öcalan Şubat
1999, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar ve Veysi Aktaş ise
Mart 2015ten bu yana İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevinde mutlak bir
tecrit altında tutuluyorlar. Son fiziki temas, aile ziyareti 3 Mart
2020de gerçekleşiyor. Telefon görüşmesi ise 25 Mart 2021de, o da
büyük bir direniş ve açlık grevinden sonra gerçekleştirilen bir
telefon görüşmesi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Yirmi aydır dış dünyadan tamamen
soyutlanarak
Mutlak bir iletişimsizlik var. Sayın Başkan, ne iç
hukukta ne uluslararası hukukta ve mekanizmalarda Asrın Hukuk
Bürosunun başvurmadığı hiçbir yol kalmadı; CPT
raporları, AİHM kararları, iç hukuktaki emredici hükümler,
Anayasa'nın emredici hükümleri tamamen yok sayılıyor ve
işkencede ısrar ediliyor. Bu işkence, İmralı ada
hapishanesinde tutulanlara değil sadece, milyonlarca Kürte yapılan
bir işkencedir. Artık bu konudaki kaygı çok büyümüştür.
Yani şu anda iktidar alenen bütün dünyaya şunu diyor: Ben
işkenceci bir iktidarım, işkence yapmakta ısrar ediyorum ve
mahpuslara yasal haklarını kullandırmıyorum diyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi lütfen.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Bu çağrılardan vazgeçmeyeceğiz.
Görüşmek için de yapılan başvurulara yanıt verilmemesini
bir hukuk devleti olma iddiasındaki ülke için çok vahim buluyoruz. Bir an
önce bu işkenceye son verilsin, Sayın Öcalan ve arkadaşları
bu tecritten çıkarılsın diyorum.
Sayın Başkan, dün
söylemiştim, kadınlara yönelik operasyon devam ediyor, bunların
arasında Sultan Esen var; iki yıldır ileri evre meme kanseri
sebebiyle kemoterapi gören bir arkadaşımız, yüzde 91 engelli,
diğer kadınlarla birlikte kendisi de gözaltına alındı.
Bu gözaltıların amacını, kadınlara yönelik
düşmanlığı, Kürt kadınlarına yönelik katmerli
düşmanlığı ayrıca dün de ifade etmiştik. Bu
arkadaşlarımız, kadınlar Ankaraya getiriliyorlar, Ankara
merkezli olduğu iddia edilen bir operasyon ama çalan da oynayan da onlar.
İhbarda bulunanlar da gizli tanığı yaratanlar
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son kez
mikrofonunuzu açayım, tamamlayın sözlerinizi.
Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu soruşturmalarda -benzerlerinde de
gördüğümüz gibi- ortada delil falan aranmıyor, delili
yaratıyorlar, ihbarı Emniyet yapıyor, kararı
İçişleri Bakanı Soylu ve ekibi veriyor. İçişleri
Bakanı kadınlara yönelik son dönemde dikkat çekici saldırı
girişimlerinin sinyallerini veriyordu.
Sultan Esen başta olmak
üzere şu anda gözaltında bulunan kadınların boynunu
eğemezsiniz, teslim alamazsınız; onlar gibi
dışarıda milyonlarca kadın bu mücadeleye devam edecek.
TJAyı illegalize edemezsiniz, bir kadın platformudur ve
kadınların eşit, özgür yaşamı için mücadele etmektedir
diyorum. Kadınları karşınıza alırsanız büyük
kaybedeceksiniz demek istiyorum.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu
24.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun,
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. sözüne ve
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine, Türkiye ekonomi
modeline, toplumun hiçbir kesimini enflasyona ezdirmediklerine ve cumhuriyetin
100üncü yıl bütçesine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Değerli milletvekilleri,
hepimizin bildiği üzere, Meclisimizin en yüce sözü Egemenlik
kayıtsız şartsız milletindir. Bu sözün gereğini ifa
etmek için Türkiye Büyük Millet Meclisinde kuvvetler ayrılığı
sistemi içerisinde yasama, yürütme ve yargının oluşumuna
ilişkin Anayasa düzenlemelerini hep beraber 2016 yılında Anayasa
Komisyonunda başlamak üzere gündeme getirdik. Önce Anayasa Komisyonunda,
daha sonra Genel Kurulda uzun müzakereler sonucunda milletimizin önüne gelen
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi anayasal
değişikliği referandumda milletimizin onayıyla kabul edildi
ve 2018 yılından itibaren bütün unsurlarıyla yürürlüğe
girerek dört yıldır Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sistemi uygulanagelmektedir. Bu sistem milletin iradesinin kabulünün sonucunda
uygulanan bir sistemdir ve burada çift başlılık ortadan
kaldırılmış, Cumhurbaşkanlığı,
Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu birleştirilerek -bütün dünyada
örnekleri olduğu üzere- parlamenter hükûmet sisteminden
başkanlık hükûmet sistemine, Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sistemine geçilmiştir, bu da milletimizin onayıyla
yapılmıştır, şu anda da kuvvetler
ayrılığı sistemi yasama, yürütme ve yargı nezdinde devam
etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Her on beş on altı ayda bir
koalisyonlar dönemini birbiri ardı sıra devam ettiren ve vesayet
odaklarının rol üstlendiği, güven ve istikrarın maalesef
yakalanamadığı, 28 Şubatların, birçok
muhtıraların yaşandığı, darbelerin
yaşandığı parlamenter hükûmet sistemi yerine millet
iradesiyle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
geçilmiştir ve yüzde 50+1le tıpkı milletvekillerinin, yasama
organının doğrudan millet tarafından seçilmesi söz konusu
olduğu gibi, hükûmetin, yürütmenin de doğrudan millet tarafından
seçilmesi ve istikrarsızlığa kapı aralanmaması söz
konusu olmuştur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun devam
edin.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu mealde, sistemin kendi içerisinde
doğrudan demokrasiye geçiş söz konusu olmuş, halk iradesi,
egemenliğin kaynağı olan millet ne derse onun cari
olacağı, bütün vesayet odaklarının da elimine edildiği
bir sistem cari kılınmıştır. Dolayısıyla, bu
konuda vesayet odaklarının artık rol üstlenmesine imkân
tanınmayacak Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin
farklı şekilde nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceğini ifade
etmek istiyorum.
Bu mealde, milletimiz,
sistemin işlerliğine, hızına, her türlü karar alma
mekanizmalarıyla demokratik istişareler neticesinde hiçbir vesayet
odağının rol üstlenemediği bu dört yıllık
uygulama dönemine de şahit olmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Dolayısıyla, bunun
dışındaki yaklaşımların kabul edilme durumu söz
konusu değildir.
Değerli
Başkanım, değerli milletvekilleri; malumunuz dünya küresel bir
kriz içerisinde, bunun Türkiyeye etkileri söz konusu. Geçen sene yüzde 11
büyüme kaydeden Türkiye, son üçüncü çeyrekte yaklaşık yüzde 4
büyümeyle bu manada da pozitif bir ayrışma içerisinde olduğunu
göstermektedir. Türkiye, ekonomi modeliyle, yatırım, istihdam,
üretim, ihracat ve cari fazlaya dayalı millî ve yerli ekonomi modeliyle
hakikaten bu konuda olumlu sonuçlar almaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi lütfen.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu bağlamda, inşallah
yarın Sayın Çalışma Bakanımızın;
işveren sendikaları, işçi sendikalarıyla bir araya gelmesi
suretiyle başta asgari ücretli toplum kesimlerimiz olmak üzere,
memurlarımız, emeklilerimiz, çiftçilerimiz, işçilerimiz; bütün
esnafımız, tüccarımız, sanayicimizle ilgili inşallah
2023 yılından itibaren bütün toplum kesimlerinin alım gücünü
artıracak, ekonomik refahını daha da yukarılara
çıkaracak bir dizi düzenlemenin Meclis gündemimizde
olacağını inşallah buradan bütün kamuoyuyla paylaşmak
isterim. Bugüne kadar hiçbir toplum kesimimizi enflasyona ezdirmedik,
ezdirmeyeceğiz, 2023 yılı Türkiyenin yeni
yüzyılının inşallah büyük bir müjdesi ve
başlangıcı olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) 2023 yılı Türkiye
Yüzyılının bir başlangıcı olmak üzere,
inşallah, aziz milletimize nice hayırlar ve bereketler getirsin
diyor, şimdiden 2023ün bütçesinin, cumhuriyetimizin 100üncü yıl
bütçesinin bereketlere vesile olması duasıyla, yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Gündeme
geçiyoruz.
Başkanlığın
Genel Kurula sunuşları vardır.
Grup önerilerine geçmeden
önce tekrar bir hatırlatma yapmak istiyorum.
Arkadaşlar
-biliyorsunuz- Grup Başkan Vekilleriyle yapmış olduğumuz
istişare neticesinde bugün ve yarın ek süreleri
kullandırmayacağım.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Bu kararı alan Başkan Vekilleri birbirleriyle bir saat
tartışıp da bizi burada bekletmesinler.
BAŞKAN Teşekkür
ederim Sayın Gürer.
İYİ PARTİ
Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine görev verilmiş bir önerisi
vardır, okutup işleme alacağım ve oylarınıza
sunacağım:
VI.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
İYİ Parti Grubunun, Adana Milletvekili İsmail Koncuk ve 19
milletvekili tarafından, kamuda bulunan farklı istihdam türlerinin
incelenerek bu konuda alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi
amacıyla 6/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30
Kasım 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi
30/11/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
30/11/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Dursun
Müsavat Dervişoğlu
İzmir
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Adana Milletvekili
İsmail Koncuk ve 19 milletvekili tarafından, kamuda bulunan
farklı istihdam türlerinin incelenerek bu konuda alınması
gereken tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 6/10/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne
alınarak görüşmelerin 30/11/2022 çarşamba günkü birleşimde
yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Şimdi
önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu adına
Sayın İsmail Koncuk. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA İSMAİL KONCUK (Adana) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugünlerde
sözleşmelilerin kadroya alınması gündemde. Dün de mevcut
düzenlemeyle ilgili açıklanması gereken hususlar olduğunu burada
ifade etmiştik. Bugün de kamuda yirmi yılda
yarattığınız kaosu, karmaşayı anlatmaya
çalışacağım. Gerçi bugünlerde toparlamaya
çalışıyorsunuz ama emin olun, toparlayamazsınız, sizin
bile gücünüz yetmez. Yirmi yılda âdeta kamuya bomba attınız.
Maviş Bey gülüyorlar.
Gülersin tabii; perişan olan millet, perişan eden sizsiniz.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar) Tabii,
sevdiğimden söylüyorum Maviş Beye de bu arada söyleyeyim.
Şimdi, bakın
Beş dakika süreniz var. dedi Sayın Başkan ama emin olun;
bunları, kamuyu beş dakikada anlatmak mümkün değil. Benim burada
iki saat filan konuşmam lazım, iki saat filan anlatmam lazım;
ona zaman yetmez. Taşeronu güya kadroya aldınız ama 4
Aralık şartı gelmişti; bir de yüzde 70-30 oranı. Bunun
dışında kalan insanlar hâlâ taşeron olarak
çalışmaya devam ediyor. Ne yapacağınızı da
bilmiyorsunuz. Herhangi bir açıklama şu ana kadar görmedik. 2011
yılında vekil ebe, hemşire vesaire 4/Bye alındı, 2013
yılı itibarıyla kadroya geçirildi ama dün Çalışma
Bakanlığının sözleşmeyle ilgili yapmış
olduğu açıklamada bunlarla ilgili bir adım atılıp
atılmayacağını bilmiyoruz.
Bakın, güya en çok önem
verdiğiniz Diyanet
Vekil imam var, Kuran kursu öğreticileri var,
bakın, Kuran kursu öğreticileri; çok az bir maaşla
çalışıyorlar. Bunların feryatlarını
duymuyorsunuz. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında ek ders
karşılığı çalışanlar var; sizin döneminizde
bunlar oldu. PTTde -birçok kişi bilmez- idari hizmet sözleşmesiyle
çalışanlar var. Asgari ücret kadar geliri olmayan ücretli
öğretmenler var. Aile sağlığı merkezlerinde 4924
sayılı Yasaya tabi ve ne yapacağınızı
bilmediğiniz çalışanlar var. Belediyelerde çalışan
sözleşmeliler var. Ayrıca, belediyelerde güya şirketlere
aldığınız, kadro verdiğiniz sayıları
yaklaşık 500 bini bulan çalışan var; bunlara kadro
vermediniz, kimseyi aldatmayın, kimseyi kandırmayın. Bu belediye
şirketlerine aldığınız, kadro verdiğiniz
çalışanlara şöyle dönüp bakmak zorundasınız, bunlara
sağlam bir kadro vermek sizin borcunuz çünkü aldattınız.
Suriyeli çocukların
eğitiminde PIKTES projesi kapsamında çalışan
öğretmenler var. Ya, arkadaş, böyle bir şey olabilir mi; kamu ne
hâle gelmiş. Yılların sendikacısı olarak bunları
anlatmaya benim bile dilim dönmez oldu. Muadili çalışanların
haklarından mahrum bırakılmış 696 sayılı
KHKyle, yine taşerondan kadroya aldığınız
kişiler var. Emekli maaşı almaya hak kazandığı
gün bunları emekli ediyorsunuz yani düşünün, erken emekliliğe AK
PARTİ iktidarı sıklıkla karşı olduğunu
anlatır ama hem bu 696 sayılı KHKyle kadroya
aldığınız işçileri hem de 4/Cden 4/Bye geçen
sözleşmelileri yaşlılık maaşı almaya hak
kazandığı andan itibaren emekli ediyorsunuz; bunu
açıklamanız lazım, önce kendinize, sonra kamuoyuna. Toplum
Yararına Program kapsamında personel aldınız. Bunlar da
diyor ki: Bize de kadro verin. Haklılar; bunları da görmezden
geldiniz. Öğretmenevleri, polisevleri, orduevlerinde çalışanlar
var; perişanlar. Üniversitelerde 50/d problemi var, yıllardır
çözemediniz 50/d problemini. BAĞ-KUR tescil mağdurları var
-burada ben kanun teklifi verdim, reddettiniz- 70 yaşına geldim,
hâlâ torunumun verdiği cep harçlığına muhtacım. diyen
insanlar bunlar. Memur olmak isteyen, üniversite bitirmiş işçiler
var; toplu sözleşme kararı olmasına rağmen vermediniz. 3600
düzenlemesinin dışında kalan memurlarımız var.
Saygılar sunuyorum.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Filiz Kerestecioğlu.
Süreniz beş
dakikadır.
Buyurun. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Beş mi?
BAŞKAN Pardon, üçe
indirmişler.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Laf
ağızdan çıktı Başkanım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Beş artık Başkan.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Ama çıktı
ağzınızdan.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Dün de
mağdur olmuştu Filiz Hanım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kadınlara pozitif ayrımcılık...
BAŞKAN Buyurunuz
efendim.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Dörtte anlaşalım
Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurun,
buyurun.
Üçte kalalım bence.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Devamla) Farklı statülerde
çalıştırılan memurlar aynı işi
yaptığı hâlde farklı ücret alıyor; bu, Mecliste de
aynı. Mecliste 4/Alı, 666 sayılı KHKyle işe
alınan hizmetli personelin özlük hakları ihlal ediliyor. Hizmetli
personellerin görev tanımları İç Tüzükte de yer almıyor ve
bu nedenle hizmetli personel hemen her iş kolunda tamamen amirlerin
iradesine bağlı olarak çalıştırılıyor.
Meclisteki tek iş güvenliği önlemi su geçirmeyen çizme vermek.
Normalde 25 kilodan ağır yüklerin taşıtılması
yasakken personeller çoğu zaman bu sınırı aşan yükler
taşıdıklarını ifade ediyorlar. Aynı
işi yapmasına rağmen hâlâ 666 sayılı KHKyle
alınan 4/Alı personel, eski 4/Alı ve 4/Bli personele göre
daha düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve hafta
sonu nöbetlerinde ya da Genel Kurul nöbetlerinde ilk önce 666 sayılı
KHKyle alınan 4/Alı personel
çalıştırılıyor. Bu personel eski 4/Alılara ve
4/Blilere göre daha farklı ek mesai ücreti alıyor. Ek mesai
ücretleri yılın altı ayı için ödeniyor, ek mesailer izne
çevriliyor geri kalan için ama izin de Çok iş var. diyerek
kullandırılmıyor. Sabah sekizden akşam altıya kadar
süren uzun mesaileri var, üzerine ek mesai yaptırılıp bin lira
fazla mesai ücreti alıyorlar. Gece geç saatlere kadar mesai yapan personel
Genel Kurulun çalışma saati gece on ikiyi aşsa da ertesi gün
izin kullanamıyor. İşe girdiğinde eğitimi devam eden
personelin eğitim hakkı da engelleniyor ve birçok 4/Alı
hizmetli personel hâlihazırda eğitim alamıyor.
İki yıl önce de
danışmanların kıdem tazminatı sorununu dile
getirmiştim. Meclis Başkanı Mustafa Şentop, hakları
için gerekli düzenlemeyi yapacağına söz vermişti;
danışman arkadaşlar hâlâ çözüm bekliyor. Yani Meclisin hâli
ahvali böyle, kendi söküğünü bile dikemiyor ama ülke sorunlarını
çözmeye talip.
Meclis
çalışanlarından söz etmişken, yıllarca elinden çay
içtiğimiz ve eylülde genç yaşta kaybettiğimiz sevgili Sezgin
Okuru da tekrar anmak ve ailesine başsağlığı dilemek
isterim.
Son bir sözüm, Meclis
koridorlarında Genel Başkanlar, Bakanlar geçecek diye vekillerin
yolunu kapatan, ellerini kollarını açarak dikilen her partiden
korumalar da kendilerine çekidüzen versinler. Birçok kez uyardım, bu
kürsüden de uyarıyorum; hepimiz burada halkın hakları için
varız.
Saygılar sunuyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Sayın Ali Keven.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ
KEVEN (Yozgat) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kamuda
istihdam edilen sözleşmeli personellerin durumu hakkında verilen
Meclis araştırması önergesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi
Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; neoliberal sistem diye adlandırılan
ve emeğin acımasızca sömürüldüğü, çalışma
güvencesinin olmadığı bu düzende AKP döneminde -icat edilen-
esnek, güvencesiz, kısmi süreli, altı ay süreli, dokuz ay süreli,
ücretli, sözleşmeli gibi pek çok istihdam modelini ortaya
çıkardınız. Uzun süre uygulanan ve işçinin emeği
üzerinden yüklenici firmaların zengin edildiği taşeron sistemi
pek çok mağduriyet yarattı. Kamuda kadro güvencesi derken ne
olduğu belirsiz ve erken yaşta zorunlu emekliliğin
dayatıldığı, taşerona sözde kadro uygulamasıyla,
696 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle yeni yeni sorunlar ortaya
çıktı. Belediye ve KİTlerde çalışan taşeron
personel ise yine şirket personeli oldu ve kadroya geçemedi.
Yine, bu kürsüde yüzlerce kez
söylediğimiz ücretli öğretmenlik sömürüsü maalesef devam ediyor.
Ücretli öğretmenlik görevini uzun zamandır sürdüren
öğretmenlerimiz de kadro talebini alanlarda duyurmaya
çalışıyorlar. PIKTES kapsamında göçmenlere Türkçe
öğretiminde görevlendirilen öğretmenlerimiz acil kadro talep ediyor.
Aile
sağlığı merkezlerinde, öğretmenevlerinde,
polisevlerinde görev yapan sözleşmeli personeller de kadro hakkı istiyorlar.
Kamuya kadrolu işçi olarak alınan ancak sanki piyasa
koşullarında bir özel sektörmüş gibi asgari ücretle
çalıştırılan kamu işçileri insanca
yaşayabilecekleri bir ücret talep ediyorlar.
Şu an Sağlık
Bakanlığı 11 bin kamu işçisi alıyor ancak ilanı
incelerseniz, alınan işçilerin asgari ücret
karşılığı
çalıştırılacaklarını görürsünüz. Yoksulluk
sınırının altında olan bu asgari ücretle bu insanlar
nasıl yaşayacak merak ediyor musunuz? (CHP sıralarından
alkışlar)
İŞKUR
tarafından uygulanan Toplum Yararına Çalışma
Programında çalışan ve dokuz ay sonra elinde hiçbir hak olmadan
tekrar evine dönen emekçilerimiz geçinebilecekleri daimî bir iş
istiyorlar. Siz, okullar açık olunca dokuz ay çalıştırdığınız
temizlik görevlilerini, güvenlik görevlilerini üç ay kapı
dışarı ediyorsunuz; adalet bunun neresinde? Böyle kamu düzeni
olmaz! Vatandaşı sömürüye açık, ucuz iş gücü gibi gören bir
sosyal devlet anlayışı asla olmaz; bunun adı olsa olsa
harami düzeni olur sevgili arkadaşlarım. (CHP sıralarından
alkışlar) Yaşanan bunca soruna ne zaman duyarlılık
göstereceksiniz; merak ediyorum. Evini geçindirecek bir işe ihtiyacı
olan milyonlarca yurttaşımız kendisini açlığa terk
eden ama birkaç büyük müteahhide milyarlarca lira aktaran bu düzenden,
emeğinin yok sayılmasından bıktı!
Geliyor gelmekte olan,
saygılarımla. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına Sayın Orhan Yegin. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA ORHAN
YEGİN (Ankara) Sayın Başkan, kıymetli milletvekilleri;
İYİ Parti Grubunun vermiş olduğu öneri hakkında
grubumuz adına söz almış bulunuyorum. Aziz milletimizi ve onu
temsil eden Gazi Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Bilindiği gibi, 657
sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4üncü maddesi uyarınca
kamu hizmetleri memurlar, sözleşmeli personel ve işçiler eliyle
gördürülmektedir. Devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerinde esas olan
kamu hizmetlerinin memurlar eliyle gördürülmesi iken birtakım yasal
şartların sağlanması hâlinde sayılan diğer
personelin de kamuda istihdam edilmesi hukuken mümkündür. Sözleşmeli
personel uygulaması, kariyer ilkesi yerine iş tanımı
esasına dayanmakla birlikte, çok eskilere dayanan ve aslında ilk
başlarda istisnai olarak tercih edilmekte iken daha sonra kamuda
sözleşmeli istihdam türünün, özellikle, 1980li yıllarda
-altını çizerek söylüyorum, 1980li yıllarda- ve sonrasında
uygulanmaya başlanmasının da etkisiyle, asli ve sürekli işlerde
tercih edilmesi de evet, yaygınlaşmıştır.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Bakıldığında serbest piyasa ekonomisi
ORHAN YEGİN (Devamla)
Hatırlanacağı üzere 2011 ve 2013 yıllarında
sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesine yönelik birtakım kanuni
düzenlemeleri hayata geçirmiştik ve yaklaşık on yıldır,
kamuya alınan sözleşmeli personelin, talepleri doğrultusunda
kadroya alınması için de bugün yeni bir adımı,
inşallah, hep beraber atıyoruz. Bu sefer, sözleşmeli personelin
istihdamı statüsünde kalıcı bir adım olarak 3+
İSMAİL KONCUK
(Adana) Ayrımcılığa devam yani.
ORHAN YEGİN (Devamla)
Başkanım, böylece, dönem dönem sözleşmelilerin kadroya
geçirilmesine yönelik beklentiyi de ortadan kaldırmış
olacağız. Bir başka deyişle, dolaylı olarak kamuda
asli istihdam türünü kadrolu personel ve daimi işçiler olarak 2ye
indirmiş olacağız; daha önce 4/C geçici personel statüsünü
kaldırmış ve o statüdeki
çalışanlarımızı da 4/B sözleşmeli statüye
almıştık.
Evet, doğru,
denildiği gibi birçok kurumda farklı farklı istihdam modelleri
uygulanıyor; doğru ancak atacağımız bu son
adımla, asli sözleşmeli statüde istihdam edilenler
dışında geriye genellikle geçici veya teknik hususlarda
kurumların ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik istihdam
edilenler kalıyor. Şimdi, takdir edilmelidir ki kurumun süreli
projeler kapsamında çalıştırdığı;
örneğin AB projeleri, dünya bankası projeleri, farklı projeler
kapsamında istihdam edilenler gibi veya hizmetin aksamaması için asli
personel ataması yapılana kadar ücret
karşılığı bir personel görevlendirildiği; örneğin
vekiller gibi, ücretliler gibi veya sosyal istihdam politikasının
yürütüldüğü; örneğin İŞKUR üzerinden toplum yararına
program gibi...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Yegin.
ORHAN YEGİN (Devamla)
Ek süre vermeyecek misiniz?
BAŞKAN Ek süre
vermiyoruz bugün.
ORHAN YEGİN (Devamla)
Teşekkürler. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İSMAİL KONCUK
(Adana) Onlar da kadro istiyor şimdi Sayın Bakanım, ne
yapacaksınız? Onları da siz icat ettiniz.
BAŞKAN İYİ
Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler...
Kabul edilmemiştir.
Halkların Demokratik
Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
2.-
HDP Grubunun, Mardin Milletvekili Pero Dundar ve arkadaşları
tarafından, Garibe Gezerin Kandıra Cezaevinde
uğradığı işkence ve şüpheli ölümünün
araştırılması amacıyla 28/11/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30
Kasım 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
30/11/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Meral
Danış Beştaş
Siirt
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
28 Kasım 2022 tarihinde
Mardin Milletvekili Pero Dundar ve arkadaşları tarafından
verilen (22664 grup numaralı) Garibe Gezerin Kandıra Cezaevinde
uğradığı işkence ve şüpheli ölümünün araştırılması
amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin diğer grup önergelerinin önüne
alınarak görüşmelerin 30/11/2022 Çarşamba günkü
birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Önerinin
gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi Grubu
adına Sayın Pero Dundar. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA PERO DUNDAR
(Mardin) Değerli arkadaşlar, grup önerimiz hakkında söz
almış bulunmaktayım. Öncelikle cezaevlerinde bizleri izleyen
arkadaşlarımız başta olmak üzere tüm halkımızı
saygıyla selamlıyorum.
Önergemizde, Kandıra
Cezaevinde şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Garibe
Gezerin ölümünün, uğradığı işkencelerin ve cinsel
şiddetin araştırılması için komisyon
kurulmasının gerektiğini belirtiyoruz. Ancak Garibeye
yaşatılanlara gelmeden önce belirtmeliyiz ki bugün, cezaevlerinde, 12
Eylül darbecilerine rahmet okutan bir düzey var; hak ihlallerine,
işkencelere artık sistematik, olağan bir hâl getirilmiş
durumdadır. Hasta tutsaklar tahliye edilmiyor, tutsakların
infazları keyfî gerekçelerle yakılıyor, cezaevlerinde ölümler
yaşanıyor, tutuklular sağlık ve haberleşme
hizmetlerinden yararlanamıyor. Grup olarak verdiğimiz yüzlerce
önergeyi Adalet Bakanı ya cevapsız bıraktı ya da türlü
şüphelerle önergelerimiz iade edildi. Bakanlık cezaevindeki hak
ihlallerine sessiz kaldı tıpkı Garibe Gezerin ölümünde
olduğu gibi. Bilmek istemeyenlere, duymak istemeyenlere ısrarla
Garibenin yaşadıklarını söylemeye ve teşhir etmeye
devam edeceğiz. Garibe 2016 yılında tutuklanmış ve
daha sonra Mardin Nusaybin ilçesinden Kandıra Cezaevine sürgün
edilmişti. Burada cezaevi personeli tarafından işkenceye maruz
kalırken doktorlar tarafından muayene edilmemiştir. Cezaevi
idaresi ve savcılıksa Garibenin şikâyetleri hakkında
hiçbir işlem yapmamıştır. Aynı şekilde, ailesi ve
avukatları defalarca çağrı yapmasına rağmen sessiz
kalınmış ve geçtiğimiz yıl 9 Aralıkta Garibe,
Kandıra Cezaevinde yaşamını yitirmiştir. Cezaevi
yönetimi garibenin ölümünü intihar olarak duyurdu ancak biz bunun ne intihar ne
de şüpheli ölüm olmadığını biliyoruz.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Ağabeyine sor ağabeyine, ağabeyi biliyor.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Cezaevi komisyonunda olacaksın bir de değil mi?
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Ağabeyi biliyor, Garibenin ağabeyi biliyor ne olduğunu.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Sen de çok iyi biliyorsun, çık konuş.
PERO DUNDAR (Devamla)
Garibenin nasıl ölüme sürüklendiğini çok iyi biliyoruz. Tüm deliller
soruşturma dosyasında olmasına rağmen adli makamlar
tarafından ciddiye alınmayan, geçtiğimiz günlerde basına da
yansıyan görüntülerden birkaç kare göstermek istiyorum, özellikle de
sesini yükseltenlere göstermek istiyorum; bu karelere baksınlar. (HDP
sıralarından alkışlar) Bunların hepsi basına
yansıyanlardır, gardiyanlar tarafından işkenceye
uğrayan kadın gösteriliyor. Garibe çok sayıda gardiyan
tarafından yerlerde sürükleniyor ve işkenceye uğruyor. Eminim ki
bir çoğunuz bu görüntüleri görmüşsünüzdür. Peki, bu görüntülere
rağmen Kandıra Savcılığı ne diyor biliyor musunuz?
Garibenin ölümünde kimsenin kastı veya kusuru yokmuş, kovuşturmaya
gerek yokmuş. Kadınları ölüme sürükleyen, kadın katillerini
koruyan erkek devletin yargısı yine şaşırtmadı;
katilleri, işkencecileri ve cinsel şiddet faillerini korudu.
Cezaevlerinde bu şiddeti uygulayanlara sessiz kalan erkek devlet,
dışarıda da aynı yöntemleri uyguluyor.
Geçen hafta, 25 Kasım
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele
Günü kapsamında her yerde alanlardaydık, kadınlar erkek devlet
aklına karşı sözünü söylemek için bir kez daha alanlardaydı
ancak erkek devlet kadınların mücadelesinden ve
(*) sloganımızdan öyle korkuyor
ki korktuğu ölçüde de saldırganlaşıyor. Korkuları da
boşuna değil elbette çünkü bu slogan ve mücadele erkek egemen sistemi
sarsıyor ve dünyanın dört bir tarafından kadınların
yüreklerine kazınıyor. Bu korkulardan birini daha söyleyeyim: Dün 14
farklı ilde yapılan operasyonlarda, kadın mücadelesini yürüten
onlarca TJA aktivisti kadın arkadaşımız gözaltına
alındı.
Peki, TJA nedir? TJA Kürt
kadın özgürlük mücadelesini yürütenlerdir, kadına yönelik
şiddete karşı Dur! diyenlerdir, dünya kadın hareketi
mücadelesine ilham kaynağı verenlerdir, Türkiye kadın
hareketinin en güçlü bileşenleridir, Kürt kadınlarının
çatı örgütüdür, ortak kimliğidir. TJAya saldırılarının
temelinde, işte, bu kimlikler vardır. Her türlü baskıya ve
şiddete karşı mücadele eden arkadaşlarımız siyasi
soykırım hesapları yapanların emriyle gözaltına
alındılar. Eş başkanlığı ve eşit
temsili suç olarak gören bu iktidar, operasyonlarla, tarihe adını
kadın düşmanı olarak yazdırdı. Peki, bu dosyayı
hangi savcılar hazırlamış? Ben yine söyleyeyim: Erkek
devletten talimat alan savcılar hazırlamış bu dosyayı.
Garibe Gezerin yaşadığı şiddete takipsizlik
kararı veren savcılar, adı birçok suça karışan
savcılar hazırlamış bu dosyayı, tıpkı
partimize karşı yürütülen Kobani kumpas davasının ve daha
birçok illegalize etme girişiminin başındaki savcılar gibi.
Evet, bunlar özel görevlendiriliyorlar, Kürt ve kadın
düşmanlığını yargıda ön sıraya oturmuş
bunlar. Bunların eliyle, Ankara, âdeta Kürtleri, kadınları, devrimcileri
yargılama merkezine dönüştürülmüştür ama bu çabalar boşuna,
kadınlar üzerinde yaptığınız yanlış
hesaplarınız kadın özgürlük mücadelesinin
sınırından geri dönecektir ve bir kez daha diyoruz:
(*) Eğer gerçeklerin açığa
çıkmasını istiyorsanız bu önergemize evet diyeceksiniz.
Vicdanınıza bırakıyoruz. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Sayın Ali Haydar Hakverdi.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Ali Haydar, doğruları söyle.
ALİ HAYDAR HAKVERDİ
(Ankara) Kesinlikle doğruları söyleyeceğim Sayın Vekilim.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Tamam.
CHP GRUBU ADINA ALİ
HAYDAR HAKVERDİ (Ankara) Sayın Başkan, kıymetli
milletvekillerimiz; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Şöyle başlamak
istiyorum: Garibe Gezerin ölümü maalesef göz göre göre gelmiş bir
ölümdür, maalesef. Sebeplerini açıklayacağım: Etkin bir
soruşturma daha önceden başlatılmamış, daha önce
intihar girişimlerinde bulunmuş ancak sebepleri, koşulları
ve nedenleri araştırılmamış. Tekrar tekrar devam eden
girişimleri sonrasında avukatının vermiş olduğu
dilekçeler takipsizlikle sonuçlanmış, aynı şekilde,
avukatlardan soruşturma gizlenmiş ve gerekçeler, sebepler etkin bir
soruşturma yapılmaması sebebiyle yeniden, yeniden gün yüzüne
çıkmış ve maalesef sonuç itibarıyla Garibe Gezer intihar
etmiştir. bulguları mevcut. Elbette bunun da etkin bir şekilde
soruşturulması, intihar etmişse, evet, intihar ettiğinin
tespit edilmesi ama asıl buradaki mesele intihara sürükleyen sebeplerin
araştırılması, burada bir etkilinin, yetkilinin, idarenin
bir suçu veya ihmali var mı yok mu, onun araştırılması
gerekir. Şöyle ki: Garibe Gezerin ölümünde intihar şüphe götürmez
görünebilir ama bu benim işim değil; bu, etkin soruşturma yapan
hukukun işi ancak daha önce de girişimi olmuş ve burada
araştırılması, soruşturulması gereken, suça
sürükleyen sebepler. Beş yıllık tutukluluk süresinde Garibe
Gezer 8 kez ayrı cezaevi gezdirilmiş, bakın, 8 ayrı
cezaevine sevk edilmiş, oysa ailesi Mardinde. Avukatı şikâyetçi
olmuş ama bir soruşturma yapılmamış, bakın bu
şikâyetten önce. Daha sonra, avukatıyla bugün ben konuştum
telefonda Talebi neydi? dedim, dedi ki: 3 kişilik hücreye sevk edilmek
istiyor. Açtım yasaya baktım, Garibe Gezer hakkında
verilmiş bir hüküm yok, kesinleşmiş bir hüküm yokken tek
kişilik hücrede tutulmuş, talebi de 3 kişilik hücreye
alınmak. Ceza İnfaz Kanununun 4üncü maddesi açık, diyor ki:
Kesinleşmişse, ağırlaştırılmış
müebbet almışsa tek kişilik hücrede tutulur. Ya, intihara
sürüklenme eğilimi olan veya intihar eğilimi olan bir kişiye
neden kanuni hakkını vermeyip diğer arkadaşlarıyla
birlikte koymadınız da bu olayların yaşanmasına sebep
oldunuz? İşte burada, bu olayın yaşanmasına sebep olan
idareyi etkin bir şekilde soruşturmazsanız benzer olaylar
yaşanır, benzer ölümler yaşanır. Geçtiğimiz gün
ülkemizde 57 ölüm vakası yaşanmış; bunların
gerekçeleri soruşturulmadan, sorumlular açığa
çıkarılıp yargılanmadan yeni ölümlerin önüne geçemeyiz. Biz
Cumhuriyet Halk Partisi olarak diğer partilerden farklı bir refleks
gösteriyoruz. Güvenlik ile insan hakkı dengesinde, kesinlikle bu denge
korunarak ama insan hakkı konusunda da beher yorum yapılarak bir
uygulama geliştirildiği kanaatindeyiz diyorum, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Hakverdi.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına Sayın İbrahim Yurdunuseven.
Buyurun. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerine partim adına söz
almış bulunmaktayım. Öncelikle, Gazi Meclisimizi ve
ekranları başında bizleri seyretmekte olan aziz milletimizi
saygıyla selamlıyorum.
Hükümlü ve tutukluların
tedavileri sırasında gerekli tüm hizmetler Adalet Bakanlığımız
tarafından karşılanmaktadır. 5275 sayılı Kanunun
2 ve 3üncü maddelerinde yer alan amir hükümler uyarınca ceza infaz
kurumlarında hiçbir hükümlüye ayrımcılık, kötü muamele ve
keyfî bir uygulamanın yapılması söz konusu değildir. Adalet
Bakanlığımız, cezaevlerinde şiddete sıfır
toleransla hizmet vermektedir.
Bugün aldığım
en son güncel verilere göre, cezaevlerinde Covid izinliler hariç 210 bin
civarında erkek, 13 bin civarında da kadın mahkûm bulunmakta.
Buna karşın, Bakanlığımız nezdinde 65 bin erkek
ve 11 bin civarında da kadın infaz koruma memuru
çalıştırılmaktadır. Bu da gösteriyor ki neredeyse her
1 kadın mahkûma 1 kadın infaz koruma memuru, her 3 erkek mahkûma da 1
erkek infaz koruma memuru istihdamı sağlanmaktadır.
Başkanı
bulunduğum ve içerisinde de tüm siyasi partilerin milletvekillerinin
bulunduğu Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt
Komisyonumuzla yaptığımız tüm ziyaretlerde gördüğümüz
gibi, terör örgütü mensuplarının aynı konuda diğer
mahkûmlarla yüzde yüz farklı beyanlarda bulunarak dezenformasyona yönelik
beyanlarını bizzat gördüm. Cezaevlerinde iddia edilen tüm hususlar
tamamen siyasi bir propaganda olarak kullanılmaktadır. Örneğin,
aynı cezaevinde, aynı karavanada pişen yemeklerle ilgili olarak
mahkûmların bir kısmının hiçbir şikâyeti olmazken
özellikle terör ve siyasi tutukluların başka ve aşırı
derecede şikâyetçi bulunmaları izahı mümkün olmayan bir
husustur. Alt komisyonumuzun tüm üyeleri de eminim, buna ittifak edeceklerdir,
hiçbir cezaevimizde sistematik bir şiddet söz konusu değildir.
HDP grup önerisinde bahsi
geçen Garibe Gezerin cezaevi personeli tarafından işkence, kötü
muamele ve istismara maruz bırakıldığı iddiası da
gerçeği yansıtmamaktadır.
PERO DUNDAR (Mardin)
Sayın Başkan, bak, bu görüntüler basına yansıdı, gardiyanlar
var burada. Bu görüntüleri kim yansıttı o zaman?
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) - Önergede ismi geçen Garibe Gezer, terör örgütüne üye
olmak suçundan hükümlü olup Kocaeli 1 No.lu F Tipi Cezaevinde intihar
etmiştir. Kendisine, bizim de imzamız bulunan Minnesota Otopsi
Protokolü çerçevesinde otopsi yapılmış ve hatta -ağabeyine
de sorabilirsiniz- Kendisine istismar yapıldı mı? yönündeki
bir beyanda da, öyle bir şey olmadığı ağabeyi de bizzat
beyan etmiştir.
PERO DUNDAR (Mardin) Öyle
bir şey yok, biz aynı ilde yaşıyoruz. Kız
kardeşinin açıklamaları var.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) - 22 Kasım 2022de de Kandıra Cumhuriyet
Başsavcılığı tarafından Garibe Gezerin ölümünde
kamu davası açmak için yeterli delil ve kasıt
bulunmadığından dolayı kovuşturmaya yer
olmadığı, akabinde yapılan mahkeme itirazında da ret
kararı verilerek takipsizlik kararı da kesinleştirilmiştir.
Bugüne kadar bu cezaevlerinin
iyileştirilmesinde ön katkısı bulunan başta Sayın
Cumhurbaşkanım Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm
bakanlarımıza, cezaevi personellerimize ve gerçekten büyük bir
özveriyle çalışan infaz koruma memurlarımıza teşekkür
ediyor, HDP grup önerisine karşı hayır oyu vereceğimizi
beyan ediyor, Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubu önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
PERO DUNDAR (Mardin) Zaten
başka bir şey beklemiyorduk ki sizden.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) O gözlüklerinizle bir bakın, göreceksiniz, o
gözlüklerinizle bir bakın. İnsan biraz utanır konuşurken
be!
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sen de o gözlüklerle bak, sataşma!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Gel bak, gel bak; gözün görmüyorsa bak!
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sen de gözlüklerinle bak, terbiyesizlik yapma!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) 60a göre bir söz alabilir miyim?
BAŞKAN Buyurun
Sayın Beştaş.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
25.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin HDP grup önerisi
üzerinde yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
İnsan Hakları
Komisyonu Cezaevi Alt Komisyonu Başkanından yine bir personele
güzelleme konuşması dinledik ve bu işkenceyi yapan infaz koruma
memurlarına teşekkür ettiniz. Tebrik ediyorum sizi(!) Bu videoya
yansıyan işkence görüntüleri hakkında tek bir cümle etmediniz.
Bir soruşturma var mı, yok mu diye bunu açıklama gereği
duymadınız. Garibe Gezer videoda alenen 5-6 infaz koruma memuru
tarafından yerde sürükleniyor, copları birbirlerine devrediyorlar ve
bundan sonra intihar ettiği iddia ediliyor. Size güvenmiyoruz,
inanmıyoruz. Siz aleni işkence görüntülerine bile yanıt
vermekten âcizsiniz. Personele teşekkür ediyorsunuz, demek ki bu
işkence talimatını da siz verdiniz. Bunu açıklayın
bize.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sayın Başkanım, sataşma
var, söz istiyorum.
BAŞKAN Sataşmadan
dolayı size söz vereceğim.
Buyurun.
PERO DUNDAR (Mardin) -
Sataşma yok, gerçekler var burada.
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Videoyu izlediniz mi?
VII.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR
1.-
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin, Siirt Milletvekili
Meral Danış Beştaşın yaptığı
açıklaması sırasında şahsına sataşması
nedeniyle konuşması
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sayın Başkanım, teşekkür
ediyorum.
Öncelikle, bazı
vekillerin gelip de burada gösterdiği Anayasayı göstermek istiyorum
sizlere.
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Videoyu izlediniz mi?
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Anayasa 138inci maddeyi açın, diyor ki:
Yargı bağımsızdır, verdiği kararlar da
bağımsızdır.
PERO DUNDAR (Mardin) Bizde
bağımsız değil ama.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) - Dolayısıyla takipsizlik kararını
veren savcıya, o kararı inceleyen hâkime güvenmiyorsunuz.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Evet, güvenmiyoruz, tabii ki
güvenmiyoruz.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Siz de Anayasaya güvenmiyorsunuz.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Tabii, şunu özellikle söylemek istiyorum.
PERO DUNDAR (Mardin) Biz
gözlerimizle gördüklerimize inanırız. Bunlar ortada.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) İşinize gelen kararlar verildiğinde
Berlinde hâkimler var. diyorsunuz, işinize gelmeyen kararlar
verildiğinde yandaş yargı diyorsunuz.
KEMAL BÜLBÜL (Antalya) Öyle
bir şey demiyoruz! Hâkim yok, yandaş yargı var, sen de
yandaş yargının borazanısın!.
PERO DUNDAR (Mardin)
Araştırın, soruşturun
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) - Bunu kesinlikle protesto ediyorum, kesinlikle kabul
etmiyorum. Bizim hâkimlerimize, savcılarımıza
yaptığınız bu isnattan dolayı da sizi protesto
ediyorum.
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
PERO DUNDAR (Mardin) Biz de
sizi protesto ediyoruz. Şu görüntüleri de
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Biz de sizi protesto ediyoruz. Ne Anayasayı
takıyorsunuz ne hâkim, savcı var. Bu kadar basit yani. Kendi
memurlarınız
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
BAŞKAN Sataşma
yok, bir şey söylemedi efendim.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, beni protesto etti, ben de
cevap vereceğim, sataştı yani.
BAŞKAN Yani
sataşma falan yok.
Yerinizden, buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, kürsüden
BAŞKAN Ya,
yapmayın Allahınızı severseniz.
Buyurun Sayın
Beştaş.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
26.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunusevenin sataşma nedeniyle
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, beni anlamamış,
dinlememiş Sayın Başkan.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
İntihara sürüklediler, şimdi de savunuyorlar.
PERO DUNDAR (Mardin) Ya,
siz yerinizde konuşmayın Allah aşkına ya!
Konuşmayın siz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ben protesto edilecek değil, takdir edilecek
bir konuşma yaptım, size görevinizi hatırlattım.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz, siz! Siz sürüklediniz intihara! Garibeyi intihara siz
sürüklediniz!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Siz cezaevlerini ziyaret ediyorsunuz
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Evet
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Sizin yöneticiler de gruptan arkadaşlar da
var orada.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) -
ve size, biz açıkça bir suç ihbarında
bulunuyoruz. Sizin bunu inceleme yetki ve sorumluluğunuz var. Kandıra
Cezaevindeki bu işkence görüntülerine dair hiçbir sözünüz yok mu? Bana
çıkıp Anayasa 138i niye anlatıyorsunuz?
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Siz yargıya güvenmiyorsunuz, işinize
gelince güveniyorsunuz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Anayasa 138 kadüktür şu anda. Anayasa 138, AKP
tarafından, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere hepiniz
tarafından, her gün ayaklar altına alınıyor.
İstediğiniz yargı mensubunu hedef gösteriyorsunuz,
istediğiniz tutukluyu serbest bıraktırıyorsunuz,
istediğiniz muhalifi cezaevine atıyorsunuz, istediğiniz
siyasetçiye dava açtırıyorsunuz.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz, siz! İntihara siz sürüklediniz! Siz sürüklediniz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Anayasa 138 şu anda yoktur. Bu
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, sataşma var ama.
BAŞKAN Geçti
kayıtlara ama.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
İntihara sürüklediniz!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Ama çok önemli bir vakadan söz ediyorum.
BAŞKAN Peki, son kez
açıyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, Garibe Gezer sadece bir örnek. Siz
konuşmanızda dediniz ki: Ayrımcılık yoktur,
ziyaretlerde siyasi mahpuslar dezenformasyon yapıyor, aynı
karavanadan yemek yiyorlar. İşte, sistematik şiddet yok. Burada
her Allah'ın günü HDP Grubu cezaevindeki ihlalleri sıralıyor,
sizin Komisyonunuza sayısız başvurumuz var, sayısız.
Hangisini incelediniz? Garibe Gezer ya
Size bir ölümden söz ediyoruz, bir
işkence vakasından söz ediyoruz, siz bunu bile cevaplamaktan
kaçınıyorsunuz, Anayasa 138i anlatıyorsunuz. Bu takipsizlik
kararını veren savcı savcılık vasfına sahip
değildir, bu işkenceyi araştırmak zorundadır.
İntihara teşvik edilmiştir; eğer etmişse bile ki biz
intihar ettiğine inanmıyoruz hâlâ. Bir insan niye tek
başına hücreye koyulur?
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz, siz! İntihara siz sürüklediniz!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Oya Eronat da sizin
avukatlığınızı yapıyor
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz!
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Oya Eronatı cevap vermeye değer
bulmuyorum. Bir sussun önce!
BAŞKAN Teşekkür
ederim, sağ olun.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz! İntihara siz sürüklediniz!
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Evet, evet, götürdük biz(!) Nesin
sen ya, gerçekten!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım
Sayın Başkanım
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Özel, buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Sayın Başkan, bugün eski Genel Sekreterlerimizden
FATMA KURTULAN (Mersin)
Yerinden bağırmayı sen marifet sandın, meslek edindin be!
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Senden mi laf dinleyeceğim!
FATMA KURTULAN (Mersin) Hiç
konuşma! Irkçının tekisin, faşistin tekisin!
Kafatasçısın, Kürt düşmanısın!
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Ne anlatıyorsun, ne! İntihara siz sürüklediniz!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - 20nci
ve 22nci Dönem cumhuriyet Hükûmetlerinde Başbakan
Yardımcısı olarak görev yapan
PERO DUNDAR (Mardin) Ya,
senin vereceğin bir cevabın yok, yok! Siz değil, Grup
Başkan Vekilleriniz burada.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz sürüklediniz, siz! PKK sürükledi intihara!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Orhan
Eyüboğlunun vefatının 42nci
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, bakın, bir Grup Başkan Vekili konuşuyor.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Gittiğin cezaevlerine acıyorum ya, nasıl tutanak
tutulmuş oralarda?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Oya Eronat Cezaevi Komisyonunda, AKP Grubunu tebrik
ederiz(!)
OYA ERONAT (Diyarbakır)
İntihara sürüklediniz!
BAŞKAN Sayın
Beştaş, mevkidaşınıza söz verdim, yapmayın. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) - Siz de orada üyeydiniz Meral Hanım,
küçümsemeyin.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
İntihara sürüklediler, onlar intihar ettirdi!
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Sayın Başkan, hepimize
hakarette bulunuyor. Siz intihara sürüklediniz. diyor ya! Sözde İnsan
Hakları Komisyonu üyesi.
PERO DUNDAR (Mardin)
Başkanım, biz gerçekleri dile getiriyoruz. Biz kimseye söz söyleme
cüretinde değiliz.
FATMA KURTULAN (Mersin)
Cezaevini incelemeye giden böyle mi yapar?
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Zorunuza gidiyor, gerçektir bu!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, Sayın Grup Başkan Vekili bu konuda söz
istiyor, isterseniz önce
BAŞKAN Yok,
canım, ben
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Ayıp yani!
BAŞKAN - Müsaade edin
de
FATMA KURTULAN (Mersin)
Komisyonda böylesin, burada böylesin, ziyaretlerimizde böylesin. Sen nesin be?
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Ne bağırıyorsun? Ne bağırıyorsun? Sen bana
bağıramazsın!
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Kadın yerde sürükleniyor ya!
İnsan bir merak eder, şüphe duyar niye olmuş diye.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Siz intihara sürüklediniz Garibeyi!
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Gittiğin cezaevlerine acıyoruz, acıyoruz, hepsinde
yanlış tutanak tutup geliyorsun kesin, kesin.
PERO DUNDAR (Mardin) Sizin
gibi birisi bu Komisyonda olursa hâlimiz bu olur.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) - Bir zahmet bir doktora görünün.
BAŞKAN Efendim,
Sayın Kerestecioğlu, herkes o kadar çok şey söylüyor ki. Yani ne
dedi? İntihara sürükleyen sizsiniz. diyor.
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Evet.
BAŞKAN - E, demin
Sayın Bülbül, oradan Sen borazansın. diye diğer milletvekiline
bağırıyordu yani herkes birbirine o kadar çok şey söylüyor
ki
Yapmayın lütfen
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Borazan demek başka bir
şey, İntihara sürüklendiniz. demek başka bir şey.
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum, sağ olun.
FATMA KURTULAN (Mersin)
Sayın Başkan, böyle bir şey yok, yok! Komisyonda böyle;
ziyaretlere gidiyoruz, böyle; Genel Kurulda böyle. Meslek edinmiş ya! AKP
de bunu alkışlıyor.
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) - Psikolojik sorunları var arkadaşın.
BAŞKAN - Evet,
Sayın Özel, sürenizi tekrar başlatacağım, söz sizin.
Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, bugün eski Genel Sekreterlerimizden 20nci ve 22nci
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Şimdi, memnun oldu ve
gülümsüyor, bakın.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Uzmanlık alanı olmuş bu işler.
BAŞKAN Arkadaşlar,
tek başına sizinle başa çıkıyor derim o zaman ben
yani. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Öyle mi? Öyle mi oluyor?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bizimle başa çıkamaz! Bizimle başa
çıkamaz!
PERO DUNDAR (Mardin)
Çıkamaz, çıkamaz!
BAŞKAN Sayın
Özel, buyurun
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) AKPde hiç kimse bizimle başa çıkamaz.
Hiçbir vekil bizimle başa çıkamaz.
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) O kim Başkan, siz kim, bunlar kim ki bizimle
başa çıkacak!
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Ayrıca, Sayın Başkan, sizin de
BAŞKAN Allah
rızası için yapmayın lütfen ya.
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) Kim ki ya Başkan! Ya böyle laf mı olur! O kim ki
bizimle başa çıkacak ya!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sizin böyle bir cümle söylemeniz çok talihsiz bir
durum.
BAŞKAN Bakın,
Sayın Filiz Hanımın söylediğini, Sayın
Kurtulanın söylediğini söylüyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sizin tarafsız olmanız gerekir.
HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak)
O kim ki bizimle başa çıkacak ya!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) O kim ya!
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) O kim ya! Psikolojik sorunları var ya, psikolojik
sorunları var!
PERO DUNDAR (Mardin)
Erkekler iyice alkışlasınlar.
BAŞKAN Her yerde
aynısınız, her yerde aynısınız, burada bir
kişi, orada hepiniz birden konuşuyorsunuz; yapmayın.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ama sizin tarafsız olmanız lazım.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Başkan, siz onu yalnız bırakmıyorsunuz, ona
eşlik ediyorsunuz.
BAŞKAN Sayın
Özel
FİLİZ
KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Siz bizim aynı tarzda cevap
vermemizi mi bekliyorsunuz? Aynı tarzda mı cevap verelim? Bu mu
Meclisin düzeyi ya!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Bir çorbacı bizi nasıl kaşığa
alabilir? Bir çorbaya satılmış.
BAŞKAN Sayın
Özel, rica edeceğim
Lütfen, siz başlarsanız, sakinleriz.
Buyurun.
27.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Orhan Eyüboğlunun vefatının
42nci yıl dönümüne, Makedonya Göçmenleri Kültürünü Yaşatma ve
Dayanışma Derneğinin talebine ve SAVDES-SENin ziyaretine,
asayiş tazminatına ve lojistik sektöründeki vatandaşların
Rusyada ve Gürcistanda çok büyük zorluklar yaşadıklarına
ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, bugün önceki dönem Genel Sekreterlerimizden 20nci ve
22nci Cumhuriyet hükûmetlerinde Başbakan
Yardımcılığı görevini de yapan Orhan Eyüboğlunun
vefatının 42nci yıl dönümü. Kendisini bir kez daha rahmetle ve
saygıyla anıyorum.
Sayın Başkan,
Makedonya Göçmenleri Kültürünü Yaşatma ve Dayanışma
Derneğinin önemli bir talebi var, bunu Parlamentonun bilgilerine sunmak
isteriz. 5490 sayılı Kanuna, 7039 sayılı Kanunla bir
geçici madde eklenmişti. Bu madde, göçmen olarak Türk
vatandaşlığına alınanlardan doğum yeri ve tarihi
hatalı olan kişilerin kayıtlarının bu madde
yürürlüğe girdiği tarihten itibaren beş yıl süreyle usulüne
göre onaylanmış doğum belgeleriyle müracaatları hâlinde
nüfus müdürlüğünce düzenlenmesini getiriyordu. 3 Kasım 2022
tarihinden itibaren geçerliliğini yitirdi, artık mahkeme kararı
gerekiyor. Bize ulaşan yoğun taleplere göre, Kuzey Makedonya
Cumhuriyetinden vatandaşlık almaya hak kazanan
vatandaşlarımız, mahkeme işlemleriyle
uğraşmamaları, çifte vatandaşlık işlemlerinden
mahrum olmamaları için bu sürenin uzatılmasını talep
ediyorlar. Meclis Başkanının -köklerinin Kuzey Makedonya
Gevgiliye dayandığını da sık sık
hatırlatması üzerine- bu konuda önemli bir adım
atmasının çok yerinde olacağını, bizim de Cumhuriyet
Halk Partisi olarak böyle bir süre uzatımına katkı vermek
istediğimizi belirtmek isterim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
SAVDES-SEN adında bir sendikamız var; Savunma, Büro ve Teknik
Hizmetleri Sendikası yetkilileri, geçen hafta geldiler, Mecliste hepimizle
görüştüler, taleplerini dinledik. Yardımcı hizmetler
sınıfının kaldırılmasını talep
ediyorlar. Bu konu, bizimle birlikte Milliyetçi Hareket Partisinin de seçim
beyannamesinde bulunuyor. Beş yıl boyunca iktidara her konuda destek
olup kendi beyannamesindeki bu sözü yerine getirme konusunda Milliyetçi Hareket
Partisinin bir adım atmasını bekliyorlar ama bu adım bir
türlü gelmiyor.
Aynı şekilde,
getirilecek olan, sözleşmelilerin kadroya geçirilmesi düzenlemesinin bu
hizmet sınıfında çalışan tüm personeli
kapsamasını talep ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Devam edin,
buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Özellikle, emniyet ve savunma kurumlarında görevli sivil memurların
büyük bir bölümünün yetiştirme yurdu mezunu olduklarını, bu
nedenle bu haklarını alamadıklarını ve kendilerinden,
az sayıda göreve gelen arkadaşlarının da âdeta mobbinge
tabi tutulduğunu, bu konuya Meclisin eğilmesi gerektiğini,
annesiz babasız büyümüş bu çocuklara Meclis sahip çıkmazsa kimin
sahip çıkacağını soruyorlar.
Jandarma Genel
Komutanlığında, Sahil Güvenlik Komutanlığında ve
Emniyet Genel Müdürlüğünde görevli sivil memurların asayiş
tazminatı alması yönünde talepleri var, bu taleplerin de
takipçisiyiz. Sözleşmeli personele ilişkin düzenlemenin ana
hatları Cumhurbaşkanı tarafından açıklandı.
İktidar partisi grubuna bu konuyu bir an önce Meclis grubuna getirmesi ve
kapsama ilişkin bu muğlaklığın giderilmesi
çağrısında bulunuyoruz.
Sayın Başkan, son
konumuz da şu: Lojistik sektöründeki vatandaşlarımız
Rusyada ve Gürcistanda çok büyük zorluklar yaşadıklarını
ifade ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Bitiriyorum.
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Gürcistanda 30 dolarlık dozvola yani lojistik geçiş belgesi için
500 dolar verdiklerini; Rusyada Türk araçlarının
durdurulduğunu, bağlandığını, ceza
kesildiğini ancak cezanın çok daha üzerinde rüşvet taleplerinin
olduğunu, bin dolar rüşvet vermeden Saratov bölgesinden geçemediklerini
söylüyorlar.
Şimdi, burada
sıkıntı şu: Bu lojistikçiler bazı ülkelerde bu
zorlukları yaşarlar. Kiminle yaşarlar? Türkiyenin
arasının kötü olduğu ülkelerde zulmederler ama bugün, Rusya
Hem
dostum Putin diyeceksiniz hem Putin dünyada bir tek bizi dinliyor.
diyeceksiniz; sonra, Putin çıkacak, bizim şoförümüze, bizim
lojistikçimize bu zulmü yapacak. Yani iyi bir ilişki içindeyseniz bari bu,
lojistikle uğraşan bizim şoför
arkadaşlarımızın faydasına olsun. Bu konuyu Adalet ve
Kalkınma Partisinin bir kez daha dikkatine sunmayı borç bilirim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, söz talebinizi geri çektiniz.
Teşekkür ediyorum.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve
arkadaşları tarafından, 13 Kasım 2022 Pazar günü
İstiklal Caddesinde yaşanan bombalı saldırının
tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla
16/11/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 30 Kasım 2022
Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin
önerisi
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
30/11/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
30/11/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Özgür
Özel
Manisa
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
İstanbul Milletvekili
Ali Şeker ve arkadaşları tarafından, 13 Kasım 2022
Pazar günü İstiklal Caddesinde yaşanan bombalı
saldırının tüm boyutlarıyla
araştırılması amacıyla 16/11/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan (3773)
sıra no.lu Meclis Araştırması Önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 30/11/2022 Çarşamba
günlü birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Önerinin
gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Sayın Ali Şeker.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ALİ
ŞEKER (İstanbul) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
13 Kasım 2022 Pazar günü
saat 16.20 sıralarında İstanbulun, hatta Türkiye'nin kalbi
noktasında olan İstiklal Caddesinde bombalı bir terör
saldırısı yaşandı; 6 kişi hayatını
kaybetti, 81 yurttaşımız da yaralandı, bir kısmı
hâlâ hastanelerde sağlık bulmaya çalışıyor. Burada biz
ölenlere Allahtan rahmet, yakınlarına sabır diliyoruz ama
burası taziyeevi değil; burası, bu gibi
saldırıların bir daha yaşanmaması için
muhataplarına görevlerinin hatırlatılacağı ve Mecliste
yetkili olduğumuz konu da milletin bize verdiği yetki de
Bizim can
ve mal güvenliğimizi sağlayın. diye bizi buraya gönderenlere
karşı sorumluluğumuz var. Onun için, neden bunlar
yaşandı, tekrarı olmaması için neler yapılması
gerekiyor; Meclisten insanlar çözüm bekliyor, bunun sorgulanmasını
istiyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Daha öncekileri
sorgulamadınız. Daha öncesinde, Suruç katliamı
yaşandığında Biz, terör örgütlerinin
yaptığı bu operasyonlar neticesinde bu kadar
yurttaşımızı kaybediyoruz, bunlar nasıl
sınırlardan geçiyor, nasıl burada, bu katliamları
yapabiliyor? diye sorduğumuzda, Araştıralım.
dediğimizde AKP ve MHP oylarıyla onları reddettiniz. O
tarihlerde sınırlarımız bu şekildeydi. IŞİD
militanları bizim askerlerimizin karşısında el sallayarak
orada tünel kazıyorlardı, siper kazıyorlardı ve böylesi
durumlara müsaade ettiğiniz için Türkiye mülteci deposuna döndü. Birçok
IŞİD hücresi burada bile Ankara'nın göbeğinde bile
İstanbul'da bile hücreler kurdular ve o hücreler zaman zaman
uyanıyor, uyandığında da bize ağır bedeller
ödetiyor. Reyhanlı, Diyarbakır, Suruç, Ceylânpınar, Ankara Gar
katliamı, Ankara Merasim Sokak katliamı, Reina katliamı,
Güvenpark katliamı, Sultanahmet katliamı; bunlar ardı sıra
yaşadığımız ve bir döneme yön vermek için peşi
sıra bize dayatılan katliamlar. En hafif tabirle Yol verdiniz.
diyorum, araştırmadınız, gereğini
yapmadınız, en hafif tabirle bu katliamlara yol verdiniz. O dönem
Cumhurbaşkanı ne demişti: 400 milletvekilini verin, bu iş
huzur içinde çözülsün. Şimdi ne diyor: Şehit
kızımızın kanını sandıkta
bırakmayalım. Yani bir katliam yaşanıyor, sorumlu; bu
ülkeyi idare edenler, İçişleri Bakanı ve MİT, istihbarat,
hep beraber sorumlu. O sorumlular, sorumluluklarını yerine
getirmediği için biz hayatlarımızı kaybediyoruz, muhatap
olanlar bunu sandığa bağlıyor yine 7 Haziran, 1 Kasım
seçimlerinde olduğu gibi. Bizim artık böylesi senaryolara inanacak
insanlarımız yok. İnsanlarımızın huzurunu bir
daha sağlayacak bir düzen kurulması gerekiyor, onun için de herkesin
sorumluluğunu yerine getirmesi gerekiyor. Bir kere bile güvenlik makalesi
okumadım. diyen İçişleri Bakanı görevini yapmalı. O
gün 3 tane ayrı açıklama yapıldı İçişleri
Bakanlığından; bir dediler: Münbiçten... bir dediler:
Afrinden... bir dediler: Kamışlıdan geldi. Yani
İçişleri Bakanı 3 ayrı açıklama yapar mı, bir
şeyi teyit etmeden açıklayabilir mi?
Bizim o süreç içerisinde
öğrendiğimiz başka bir şey de El Beşirin
kardeşlerinin 3ünün IŞİDde öldüğü, 1inin de ÖSO
komutanı olduğu. Siz diyorsunuz ki: PKK, Somalili birisini
örgütledi, Türkiyeye gönderdi. Ya, hani PKKyı bitirmiştik,
Somalilileri mi örgütlemeye başladı? Yani tutarsız
açıklamalarınızla bizi zor durumda bırakıyorsunuz.
Biraz tutarlılığa davet ediyorum İçişleri
Bakanını. (CHP sıralarından alkışlar)
Suruç katliamı
olduğunun ertesi günü Veli Ağbaba başkanlığında
bir heyetle biz Adıyamana gittik, orada hücrelerin nasıl
yapılandığını Emniyet Müdür
Yardımcısına söyledik. Emniyet Müdür Yardımcısı,
Bir gün önce Suriyeden gelen terör örgütü IŞİD üyesinin -evinde
şu anda- ifadesini neden almıyorsunuz? dediğimizde dedi ki:
Ülkede seyahat özgürlüğü var. ve bizim o Suruçtan sonra gidip orada
Onu inceleyin, araştırın. dediğimiz konu
araştırılmadığı için, Ankara katliamı
yaşandı. Ankara katliamında da 100ün üzerinde
vatandaşımızı maalesef kaybettik. Bir kardeş Suruç
katliamını yaptı ve telefon görüşmelerinde intihar eylemi
yapacağını söylüyordu, mahkeme kayıtlarına da
geçmişti ama siz seyrettiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ ŞEKER (Devamla)
Bundan sonrasında seyretmeyin; bunun neden meydana geldiğini,
sorumluların neler yapmadığını
araştıralım, tekrarını hep beraber önleyelim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür ederim
Sayın Şeker.
İYİ Parti Grubu
adına Sayın Muhammet Naci Cinisli.
Buyurun. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA MUHAMMET NACİ CİNİSLİ (Erzurum) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; aziz milletimizi ve Genel Kurulu
saygıyla selamlarım.
13 Kasım 2022 tarihinde
İstanbul İstiklal Caddesinde meydana gelen hain terör
saldırısı hakkında görüşüyoruz. Acısı hâlâ
taze ve yüreğimizde. Saldırıda şehit olan
kardeşlerimize Allahtan rahmet, yaralılara sağlık dilerim.
Bu vesileyle terörü, başta PKK olmak üzere terör örgütlerini ve terörden
medet uman her siyasi kesimi lanetliyorum.
Milletimizin güven
ortamı içerisinde yaşamasında hepimizin sorumluluğu
bulunuyor. Bu ağır sorumlulukta takdir edersiniz ki iktidarın
payı hem önlem almada hem de yaraları sarmada daha fazladır
fakat devlet etme sorumluluğu bulunan AK PARTİ cenahının
akan masum kanı oya devşirme söylem ve gayretini ibretle izliyor,
ülkemiz adına endişe duyuyoruz. Zaman, sorumlu devlet etme
zamanıdır, oy avcısı politikacılığı
zamanı değildir.
Türkiye Cumhuriyeti devleti
büyük bir devlettir, teröre boyun eğmez, terör ancak devletimizi
meşgul eder. Hain terör saldırılarının faili olan
teröristin Afrinden ülkemize girerek İstanbula kadar gelmesi sınırlarımızın
denetim altında olmadığının acı bir göstergesi.
Kontrolsüz bir göç politikası uygulayarak
sınırlarımızın alay konusu edilmesi İYİ
Parti olarak bizler için katlanılacak, sessiz kalınacak bir durum
değildir. Milyonlarca geçici sığınmacının sebep
olduğu sorunlarla birlikte gösterilen müsamahalar sınır
güvenliğimizin ortadan kalkmasına da neden oluyor. Hâlbuki,
Sayın Genel Başkanımız Meral Akşener
Hanımefendinin ifade ettikleri şu sözler terörle mücadelenin özeti
gibidir: Terörle mücadelede sınır güvenliği önemli bir ön
koşul. Terörle mücadelede yapılan ilk hata son hata oluyor. Devlet,
hudutlarımızı namus bilerek sahip çıkmakla görevlidir.
Olay yerinde birkaç kere keşif yaptıktan sonra terör
olayının gerçekleştirilmesi de İstanbul'da demografik
yapının değişimine karşı bir kanıksamanın
oluştuğunu, toplumsal düzenin bozulmasına karşı bir
alışkanlık kazanıldığını gösteriyor.
Sayın İçişleri Bakanı teröristlerin tüm bilgilerine sahip
olunduğunu ifade ederken büyük bir çelişkiye imza
attığını fark etmiyor. Terörle çok iyi mücadele edildiği
algısı oluşturulurken yaşanan elim olayları neyle
anlatacağız? 2002 yılında sıfır terörle
devralınan Türkiye'nin 2022 yılında İstanbul'un
göbeğinde bomba patlatılabilen hâle gelmesi başarı
mıdır? Başarısızlık durumlarında
başvurulan istifa kurumunu hatırlatmak isterim. İstifa vicdani
bir müessesedir. Diyeceksiniz ki: Memlekette o kadar sorun var ki her
seferinde istifa mı edilecek? Her seferinde onlarca
vatandaşımızın hayatlarını kaybettiğini
hatırlatırım. İstifa edilerek yöneticilerin daha dikkatli
olmasının sağlanması önemli bir devlet geleneğimizdir.
İstifa mekanizmasını iktidarın gündemine sunar, Genel
Kurulumuzu saygıyla selamlarım. (İYİ Parti ve CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Tulay
Hatımoğulları Oruç
Buyurun.
HDP GRUBU ADINA TULAY
HATIMOĞULLARI ORUÇ (Adana) - Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; aynı konuyla ilgili yani Taksim patlamasının
araştırılmasıyla ilgili konuyu geçen hafta bizler
Halkların Demokratik Partisi olarak yine Meclisin gündemine
taşıdık ve dedik ki bu konu araştırılsın ama
yine iktidarın ortağıyla birlikte verdiği oylarla
reddedilmiş oldu. Şimdi, bu önerge de reddedilecek çünkü ne
yazık ki iktidarın mensubu olan milletvekillerinin Taksim
patlamasındaki gerçekleri açığa çıkarma gibi bir dertleri
ve niyetleri olmadığı gibi, bir de bunun üzerini örtme konusunda
da bayağı mahirce işler sergiliyorlar. Bakın, bu patlamada
İçişleri Bakanının yaptığı bir açıklama
asla ötekini tutmadı. Böyle bir İçişleri Bakanı
şimdiye kadar başka ülkede olsa onlarca kez istifa etmiş
olmalıydı ve yine İçişleri Bakanı sürekli kamuoyunu
yanlış bilgilendirdi. Yok, efendim, işte, PKKdan, SDGden,
oradan buradan geldi. diyerek gerçekleşmiş olan sınır
ötesi operasyonun âdeta taşları döşendi, taşları,
âdeta taşları döşendi.
Bakın, bu eylemi
gerçekleştiren, bu saldırıyı, bu katliamı
gerçekleştiren Ahlamın geliş biçimlerine, akraba
ilişkilerine, telefonla ilgili yaptığı bütün
araştırmalara bakıldığı zaman, ilişkilere
bakıldığı zaman apaçık ortaya şu
çıkıyor: Bugüne kadar bu iktidarın eğitip
donattığı ve Suriyenin Kuvayımilliyesi dediği
Suriye Millî Ordusuna bağlı Sultan Murat Tugaylarına ait
olduğu, mensup olduğu apaçık ortada. Bu ilişkileri yine
bizler verdikleri ifadelerden görebiliyoruz.
Ama yine şunun altını
işaret etmek isterim: MHP İlçe Başkanı, Güçlükonak
İlçe Başkanının adı karıştı bu
işlere ve onun telefonundan çeşitli görüşmeler
yapılmış. Vali birden üzerine vazife edinerek bunu derhâl
açıklamalarda bulundu daha hiçbir araştırma
yapılmadığı hâlde. Yani burada MHP İlçe
Başkanı da bir biçimiyle korundu.
Bizler bu kanlı
saldırının, Taksimde gerçekleşen bu kanlı
saldırının neden gerçekleştiğini çok iyi biliyoruz. 7
Haziran, 1 Kasım seçimleri daha dün gibi hafızalarda. AKP
iktidarı bu katliamları artırarak, AKP iktidarı kendi
geliştirdiği, eğittiği, donattığı Selefi
cihadist grupları -Türkiyenin dört bir yanında hücre evleri
oluşturmuş olan bu grupları- âdeta besleyerek bunlar üzerinden
Türkiye'deki seçimi kazanmak istiyor; bu, bu kadar açık, net. Taksim'de
ortada bu kadar büyük çelişki olmasına rağmen sınır
ötesi operasyona da bunu gerekçe göstererek sınır ötesinde Kürt
halkı, orada yaşayan Arap halkı bombalanıyor. Bu seçimleri
kanla kazanmayı hedefliyorsanız bunu unutun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Devamla) Bu halk bunun hesabını sizden en ağır
şekilde soracaktır. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ederim.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına Sayın Mustafa Demir.
AK PARTİ GRUBU ADINA
MUSTAFA DEMİR (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; CHP grup önerisi üzerine konuşuyorum.
Şimdi, CHP'nin grup
önerisinin bazı bölümlerini gerekçelerinizden okuyacağım. Bu
grup önerisiyle, yapılan saldırının kim tarafından
yapıldığını mı öğrenmek istiyorsunuz yoksa
başkalarının, birilerinin değirmenine su mu
taşımak istiyorsunuz? Onu göreceğiz. İYİ Parti
Grubunda bulunan değerli arkadaşlarımızın hassasiyetle
dinlemelerini arzu ederim, istirham ederim.
Grup önerisinde diyorsunuz
ki, örnek 20 Temmuz 2015te Şanlıurfanın Suruç ilçesinde
IŞİD tarafından intihar saldırısı
düzenlenmiş, 5 vatandaşımız hayatını
kaybetmiştir. Yapan IŞİD. Hemen arkasından iki gün sonra
22 Temmuz 2015 Şanlıurfa Ceylânpınar ilçesinde 2 polis, evinde
öldürülmüştür. diyorsunuz, yapan yok. Yani grup önerisinde yapan yok,
PKK'yı diyememişsiniz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Beraat ettiler, beraat!
RAFET ZEYBEK (Antalya) Siz
yaptınız siz, yaptırdınız.
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Devam ediyorum.
Taksim İstiklal
Caddesi'nde bulunan Beyoğlu Kaymakamlığı önünde 19 Mart
2016da intihar saldırısı düzenlenmiş, IŞİD
tarafından yapılmış, 5 kişi hayatını
kaybetmiştir. Hemen arkasından, benim Belediye
Başkanlığı yaptığım dönemde İstanbul
Vezneciler'de 7 Haziran 2016da yaşanan terör saldırısında
6 polis, 5 vatandaş hayatını kaybetmiştir. diyorsunuz,
bunu PKK üstlendiği hâlde gerekçenizde yazamamışsınız.
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Evet, yazamazlar, korkuyorlar!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Devam ediyorum.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Mahkeme tutanaklarına bakın, mahkeme! Ceylânpınarda
davadaki tutanaklara bakın!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
İstanbul Atatürk Havalimanında 28 Haziran 2016da bombalı
saldırı düzenlenmiş, IŞİD tarafından üstlenilmiş,
45 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir;
yazmışsınız IŞİD
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) E, hepsinin arkasında siz vardınız!
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Bu da mahkeme tutanaklarında da var, apaçık ortada.
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Devam ediyorum.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Hepsinin arkasında siz vardınız ve
kolladınız onları!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
10 Aralık 2016da -CHPye sesleniyorum- Vodafone Arenada bombalı
saldırı yapılmış, 47 vatandaşımız
hayatını kaybetmiştir; PKK üstlendi, siz bunu yazamamışsınız.
(AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Taksime gel, Taksime!
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Bakan kim Bakan? Kim yönetiyor kim? Engel
olamıyorsunuz engel.
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Arkadaşlar, nedir bu muhabbetiniz?
PERO DUNDAR (Mardin)
Taksimin cevabını ver! Taksim, Taksim!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAK diye bir örgüt icat ettiniz!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Nedir bu muhabbetiniz, anlayabilmiş değilim. Daha vahim bir
şey okuyacağım
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
PKKyla pazarlık ederken biz mücadele ettik, mücadele!
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Muhabbet diyerek katliamın üzerini örtmeyin, örtmeyin!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Reyhanlı, Diyarbakır, Suruç, Ankara Gar, Ankara Merasim Sokakta
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
pazarlık yaparken PKKyla, ben mücadele ediyordum, haddini bil! Haddini
bil!
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Otur yerine!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Başkanım, vaktimi kesin.
BAŞKAN Siz devam edin,
bunlar normal.
Buyurun
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
pazarlık yaparken ben mücadele ediyordum. Haddinizi bilin!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Diyarbakır mitinginin arkasında siz
vardınız, Suruçun arkasında siz vardınız!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Ben ekstra vakit istiyorum.
BAŞKAN Ekstra vakit
yok.
Buyurun
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Ankaranın arkasında sizin DAEŞ
yoldaşlarınız vardı.
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Arkadaşlar, bakın, gerekçenizi okuyorum, gerekçenizi
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAK diye bir örgüt icat ettiniz, o da PKKnın
parçasıydı!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Ya, gerekçenizi okuyorum, yorum yapmıyorum.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) DAEŞli yoldaşlarınızla birlikte
yaptınız!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Diyorsunuz ki: Reyhanlı, Suruç, Ankara Gar, Ankara Merasim Sokakta,
Güvenparkta, İstanbul Sultanahmette
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ya, Taksime gel, Taksim!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
şimdilik, son olarak Taksimde terör saldırısı
yapılmıştır.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Taksime bir cevap ver, cevap, cevap!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Şimdilikten maksadınız ne, onu anlayabilmiş
değilim.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Suruça cevap ver, Suruça! Diyarbakır mitingine
cevap ver!
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Ankara Gar katliamına cevap verin, Ankara Gar katliamına!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Bir temenniniz mi var, bildiğiniz bir şey mi var, yoksa bir
beklentiniz mi var?
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Hepsini DAEŞle birlikte yaptınız,
arkasında siz vardınız!
MUSTAFA DEMİR (Devamla)
Bunu hep beraber bilmeyi arzu ederiz.
Teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Mahkeme tutanaklarında her şey var ortada!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) DAEŞin Türkiye'deki bütün eylemleriyle
ortaksınız siz!
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Gerekçeyi okudum, gerekçeyi.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Sayın Başkanım
BAŞKAN Sayın
Bülbül
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) DAEŞle ortaksınız, ortak, ortak! Bu
ileride açığa çıkacak. Zaten belgelerde var.
BAŞKAN Sayın
Bülbül, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
28.-
Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, Antalya Milletvekili Rafet
Zeybekin yerinden sarf ettiği bazı ifadelerine ve İstanbul
Milletvekili Ali Şeker ile Adana Milletvekili Tulay
Hatımoğulları Oruçun CHP grup önerisi üzerinde
yaptıkları konuşmalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sayın Başkan, şu an çok ibretlik bir ana
tanıklık ediyoruz biz.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAKı da siz icat ettiniz yani.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Bir tane PKK yok ya! Onlarca terör saldırısı
var
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Engel olsaydınız.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bunları dinlemekten dolayı son derece üzüntülüyüz.
Şimdi, saldırılardan bahsediliyor, CHP üyesi Rafet Zeybek
kalkıyor Onu siz yaptınız. diyor, AK PARTİ
yapmış veya devlete yapmış gibi.
RAFET ZEYBEK (Antalya)
Evet, onlar yaptı.
(AK PARTİ ve CHP
milletvekilleri arasında karşılıklı laf atmalar,
gürültüler)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Tamam, bunu not etmekte fayda var, bunlar son derece vahim
ifadelerdir.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Hepsine göz yummuşlar, ifadeler var.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Şimdi, ben anlamakta güçlük çekiyorum; Sayın Şeker
çıktı, birtakım saldırıları
cımbızlayıp Türkiyedeki terör
saldırılarının bazılarını okumadı.
Şimdi, acaba bu okumadığı terör saldırıları
hangileri ve bu örgütler hangileri?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Bravo.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Mustafa Beyin konuşması son derece isabetli. Dolmabahçe
saldırısını TAK üstlendi. TAK kim? Dolmabahçe
saldırısı yok
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Yazıyor.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAK yazıyor, TAK.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) PKK diyemiyor, PKK.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Yazıyor TAK diye.
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Orada PKKnın bu işin arkasında olduğuna dair
en ufak bir beyan yok. Kumrular Sokakta patlama oldu, Merasim Sokakta patlama
oldu; bu patlamaların talimatlarının Suriye üzerinden
verildiği ortaya çıktı.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Vezneciler saldırısında
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bununla alakalı en ufak bir beyan yok, ben bunun bir yerinde
dahi YPG görmedim. Gördünüz mü arkadaşlar?
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Hayır, PKK da yok YPG de. 3 sayfada ne PKK var ne YPG
var.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) YPG niye yok burada?
REFİK ÖZEN (Bursa)
YPGyi terör örgütü olarak
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Göremezler, masa altında kaldılar.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) YPG niye yok burada? Sonra çıktı HDPli vekil diyor ki:
MHP ilçe başkanının telefonundan bu görüşmeler
yapılmış. Daha kaç defa söyleyeceğiz?
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Vali çıktı açıklama yaptı ya!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Cumhuriyet savcılığında da gereken tahkikatlar
yapıldı; MHPli ilçe başkanının bu işe dâhil
edilmesi ve bunun toplumsal olarak köpürtülmesinin arkasında bu işte
karartma operasyonunun yapıldığı son derece ortadaydı.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ
(Siirt) Kim yapmış ya!
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Karartmayı açıklar mısınız Sayın
Başkan?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bizim açımızdan ha IŞİD yapmış ha
DEAŞ yapmış ha PKK yapmış.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Ha PKK yapmış ha DAEŞ yapmış, hepsinin
Allah belasını versin!
PERO DUNDAR (Mardin) Peki,
ilçe başkanınızın siciline baktınız mı?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Öldürülen bizim insanımız, üzerinde oyunlar oynanan
devlet bizim devletimiz, millet bizim milletimiz.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Oyunu oynayan bu iktidar, bu iktidar! Oyunu oynayan bu iktidar!
İBRAHİM ETHEM SEDEF
(Yozgat) Bağırma, bağırma! Çok çıkıyor sesin.
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Bu iktidar bu oyunu oynuyor.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Kalkıp da burada, IŞİDin yaptığı
katliamlardan bahsedip PKKnın yaptığı katliamlardan,
YPGnin yaptığı katliamlardan bahsetmeyenlere yazıklar
olsun diyorum. (MHP ve AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
OYA ERONAT (Diyarbakır)
Yazıklar olsun hepinize!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Size yazıklar olsun, araştırmayanlara
yazıklar olsun!
RAFET ZEYBEK (Antalya)
Başkan, Dolmabahçe mutabakatını açıklasın
bakalım, ne söz verildi açıklasın!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Yazıklar olsun size! Vesayet altına girdiniz.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Size yazıklar olsun! Araştırmayanlara
yazıklar olsun!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, iki husus var; usul ekonomisi açısından ilk
kısmını kayda geçirip ikinci kısmı için Sayın
Şeker için cevap hakkı talep edeceğim.
Birincisi şu:
Bahsettikleri saldırılarda TAK diye bir örgüt çıktı.
Önergede TAK yazılmış. Örgütün PKK bağlantısı
noktasında herhangi bir şüphe yoksa zaten beyefendinin neden bu kadar
kızdığını anlamış değilim.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Ya, bırakın Allah aşkına ya!
Diğerleri? 3 tane örnek verdim, 2si peki?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
dakika
Bir dakika
Ben TAK diye bir örgüt bilmem.
OYA ERONAT (Diyarbakır)
TAK, PKKdır.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Hayır, TAK değil, ikisi PKK.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Onu
bize söyleyen Adalet ve Kalkınma Partisi, her seferinde TAK diye örgütü
söyleyen AK PARTİ.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Veznecileri PKK üstlendi, Veznecileri!
OYA ERONAT (Diyarbakır)
PKKnın paralı askerî kanadıdır TAK.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
İki
Sayın Başkan, bu bahsedilen saldırıların her
biri biz burada otururken oldu. Merasim Sokakta, biz burada otururken oldu
ALİ ŞEKER
(İstanbul) İlk ben gittim
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Kızılayda, burada otururken oldu.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) PKKyla, PKK! PKK ne?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ondan
sonra, bu Mecliste PKKyı da IŞİD
saldırdığında IŞİDi de kınayan belgelerin
altına imza attık.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) YPG?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Erkan
Akçayla birlikte kürsüye çıktık, okuduk. Cumhuriyet Halk Partisini,
efendim, IŞİDi terör örgütü görüp PKKnın ismini söylememekle
itham etmek siyasi bir bühtandır.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Kim varsa yazıklar olsun. dedik.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Çok net
söylüyorum, çok net. Ben burada çıkmışım, yapılan
saldırıyı kınamışım, altına imza
atmışım, kürsüden parti adını okumuşum; biri de
çıkacak, diyecek ki: PKK yapınca adını
anamıyorsunuz. O gün burada yüz yüzeydik, hep beraberdik.
İBRAHİM ETHEM SEDEF
(Yozgat) O gün andınız, bugün niye anmadınız?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) O
söylediğiniz tutanakları çıkarır teker teker size okurum.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Genel Başkanın çıktı, YPGye vatanseverler
dedi be! YPGye vatanseverler dedi senin Genel Başkanın! Buna
nasıl cevap verebiliyorsun?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Böyle
bir haddiniz yok, böyle bir haddiniz yok.
Şimdi, ikinci husus:
Sayın Ali Şekere sayın hatip tarafından yapılan
açık saldırı
BAŞKAN Sayın
Şekerin şahsında ne dedi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Terör
örgütünün adını anamamakla suçluyor bir milletvekilini.
BAŞKAN Gerekçeyi
okudum. dedi ya.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Daha
neyini söyleyecek? Gerekçede yazdığı hâlde yazmamış
gibi
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Yazmıyor, TAK yazmıyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) TAK
yazıyor, TAK!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Vodafone saldırısında yazmıyor.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
milletvekilini bir terör örgütünün adını anamamakla suçlamak en
ağır hakarettir; çıkacak, onu anlatacak.
BAŞKAN Sayın
Şeker, bir tartışmaya, sataşmaya yol açmadan
cevaplayın. (CHP sıralarından alkışlar)
VII.- SATAŞMALARA İLİŞKİN
KONUŞMALAR (Devam)
2.- İstanbul
Milletvekili Ali Şekerin, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün
yaptığı açıklaması sırasında
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
ALİ
ŞEKER (İstanbul) Terör örgütlerinden medet umanların da terör
örgütünü kullananların da Allah belasını versin,
araştırmayanların da Allah belasını versin! Bir. (CHP
sıralarından alkışlar)
MUHAMMED LEVENT
BÜLBÜL (Sakarya) Âmin
Âmin
Âmin...
ALİ
ŞEKER (Devamla) Burada okuma yazması olan ve
Bu devletin
İçişleri Bakanlığının
açıkladığı TAK adlı terör örgütü üstlenmiştir.
PKK'ya bir örgüt kurduruyorlar TAK diye, ondan sonra, yok efendim, o
katliamları yapıyor.
MUHAMMED LEVENT
BÜLBÜL (Sakarya) İnanmıyor musun sen?
ALİ
ŞEKER (Devamla) O saldırıya ilk giden milletvekili benim,
oradaki, o yanan insanları ben gördüm. O terör eylemine fırsat
verenlerin Allah belasını versin. (CHP sıralarından
alkışlar)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) TAKtan niye bahsetmiyorsun, PKK niye diyemiyorsun? PKK niye
diyemiyorsun sen?
ALİ ŞEKER (Devamla)
Burada TAK yazıyor, burada PKK da yazıyor, DAEŞ de
yazıyor, IŞİD de yazıyor, TAK da yazıyor.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) DHKP-Cyi niye yazmıyorsun?
ALİ ŞEKER (Devamla)
DHKP-C'nin de Allah belasını versin.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Nerede? Mehmet Selim Kirazdan niye bahsetmiyorsun sen?
ALİ ŞEKER (Devamla)
Şimdi, buradan, Allah belasını versin diyerek değil
Bu
terör örgütlerinin arkasında oldukları bu eylemleri
soruşturmayanlar bu eylemin suçlusudur.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Grup Yorumla beraber elleri kaldırıyorsun ama.
ALİ ŞEKER (Devamla)
Ve burada, bak, aynen okuyorum şöyle size, aynen okuyorum: 13 Mart
2016da yine TAK tarafından
Ve TAKın PKK'nın bir parçası
olduğunu bilmeyen bir geri zekâlı değilim, sizin de öyle
olmadığınızı düşünüyorum.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) O zaman niye yazmıyorsun?
ALİ ŞEKER (Devamla)
Yazıyor, TAK yazıyor burada, alt tarafta.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) YPG var mı Merasim Sokakla ilgili?
ALİ ŞEKER (Devamla)
Bak, altta ne diyor? DAEŞ, PKK, El Muhaberat, bilmem ne, PYD. Gerekçede
Cumhurbaşkanının ifadeleri de yer alıyor. Ve terör örgütünü
kullanarak ve teröre yol vererek, bunları da araştırmayarak
buradan medet uman, burada seçimlere yön vermek isteyenler bu ülkeye ihanet
ediyorlar. Orada, Beşiktaş'taki patlamada ilk giden bendim yine;
Balat'tan duydum, ilk oraya gittim. En son, İstiklal Caddesi'ndeki
patlamada da yine giden benim ve o vahameti, o vahşeti gören bir insan
olarak burada kelime oyunlarıyla bu işlerin üstünü örtemezsiniz. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ ŞEKER (Devamla)
Sorumluluktan kaçamazsınız. (CHP sıralarından
alkışlar)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) YPGye vatansever diyenler bunun hesabını verecek.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Bizden daha fazla vatansever olamazsınız, olamayacaksınız.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) YPGye vatansever diyenler bunun hesabını verecek.
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
de vereceksin bunun hesabını!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Siz vatana ihanet ediyorsunuz.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sen de vereceksin hesabını!
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
de vereceksi!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sen söylediklerini unutma.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Vatana ihanet ediyorsunuz, ihanet!
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sen
de vereceksin!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Hukuk önünde vereceksin hesabını sen!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Bunların hesabını sormayarak vatana ihanet
ediyorsunuz, araştırmayarak da vatana ihanet ediyorsunuz.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bunların hesabını vereceksin!
MUSTAFA DEMİR (İstanbul)
Başkanım, sataşmadan söz istiyorum.
BAŞKAN Sayın
Demir, size yönelik bir sataşma yok.
Sayın milletvekilleri
RAFET ZEYBEK (Antalya)
Dolmabahçe mutabakatını açıklamadığınız
sürece vereceksiniz hesabını!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Bu memlekette sen adalette bulunmuşsun, savcılık
yapmışsın; yazıklar olsun sana!
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sana
yazıklar olsun!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Size yazıklar olsun! Evet, aslan gibi yapmış,
aslan gibi.
RAFET ZEYBEK (Antalya) Ben
adalet dağıttım.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Yazıklar olsun sana! Yazıklar olsun sana!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Aslan gibi yapmış.
RAFET ZEYBEK (Antalya) Sana
yazıklar olsun! Ben adalet dağıttım. Sen ne diyordun, ona
bak. Ne diyordun, ne diyordun?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Yazıklar olsun sana! Cumhuriyet savcılığı
yapmışsın, devletini suçlayansın. Terbiyesiz herif!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Aslan gibi yapmış, aslan gibi!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Başkanım
BAŞKAN Evet,
Sayın Demir, nedir talebiniz?
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Başkanım, kelime oyunlarıyla doğruyu
söylemediğimi söylediler. Ben, verdiğim örnekleri tekrar kendi
gerekçelerinden okuyacağım.
BAŞKAN Siz, kendi
gerekçelerinden zaten okudunuz ve o kayıtlara geçti.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Ama kelime oyunlarıyla kelimeleri
değiştirdiğimi söyledi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kelime oyunlarıyla
BAŞKAN Sayın
Başkan, sizin yanınıza otursunlar, grup adına bir
açıklama yapsınlar ama burada bir sataşma söz konusu değil.
Eğer burada en ufak şeyleri bile sataşma olarak
değerlendirirsek o zaman sürekli olarak kürsüden sataşmadan söz
vermem lazım.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Oturduğum yerden söyleyeyim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Olur,
olur, bence olur, bence haktır, konuşmaktan korkmamak lazım.
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Ya, Başkanım
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Bağırma! Bağırma oradan!
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Önergeyi okudun mu sen?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Hadi işine bak, hadi!
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Otur yerine!
BAŞKAN Yerinize geçin,
oradan vereyim.
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Önergeyi okudun mu sen? Ne konuşuyorsun? Önergeyi okumadan
konuşuyorsunuz ya! Yazıklar olsun sana ya!
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
29.-
İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin, İstanbul Milletvekili Ali
Şekerin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Bakın, şimdi hiç tartışmaya gerek yok.
Ben sadece gerekçenizi okuyorum. (CHP sıralarından gürültüler) Örnek,
verdiğiniz gerekçenizden. Bir: 20 Temmuz 2015 Şanlıurfa Suruç
ilçesinde IŞİD üyesi tarafından intihar saldırısı
düzenlenmiş, saldırıda 33 vatandaşımız
hayatını kaybetmiştir. IŞİD demişsiniz. (AK
PARTİ ve CHP sıralarından gürültüler)
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Sesiniz duyulmuyor.
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Hadi işine bak!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Gerekçeyi oku! Daha gerekçeyi okumadın sen ya!
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Otur yerine, otur!
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Hemen arkasından, 22 Temmuz 2015 günü
Şanlıurfa Ceylanpınar ilçesinde polis, evinde
öldürülmüştür. Kimse dememişsiniz, burada isim
koymamışsınız, ben de aynısını söyledim; PKK
yaptığı hâlde söylememişsiniz.
İkinci örneğim:
Taksim İstiklal Caddesi'nde bulunan Beyoğlu Kaymakamlığının
önünde 19 Mart 2016da intihar saldırısı düzenlenmiş,
IŞİD tarafından yapılmıştır.
demişsiniz. Hemen arkasındaki örnek; yine İstanbul
Vezneciler'de 7 Haziran 2016da terör saldırısında 6 polis, 5
vatandaşımız hayatını kaybetmiştir.
demişsiniz. Burada kimin yaptığını
söylememişsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA DEMİR
(İstanbul) Bir üçüncü örnek de
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Az önce kürsüden söyledi ya.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) En önemli yerine geldi Sayın Başkan, en önemli yerine
geldi.
BAŞKAN
Arkadaşlar, kifayetimüzakere
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) En önemli yerine geldi.
BAŞKAN Efendim,
Sayın Bülbül, anlamadım?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) En önemli yerini söyleyecekti, kesildi efendim.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Araştıralım, araştıralım.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Yani şimdi, O yalan söyledi. denildiği yerde
doğruyu ortaya koyacak, kesiliyor efendim. Nasıl şimdi buna
tahammül edelim?
BAŞKAN Yahu, net
olarak zaten her şey konuşuldu Sayın Bülbül.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Ya, kürsüde Hepsinin Allah belasını versin
teröristlerin. dedi, daha ne diyecek ya?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Ya, arkadaş, kürsüde Terör örgütlerinin hepsinin Allah
belasını versin. dedi, daha ne ya?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Hayır efendim, eksik kaldı.
BAŞKAN Ya, Ben de
TAK yazdım. TAKın PKK olmadığını bilmeyen geri
zekâlıdır. diyor. Yani her şeyi söyledi.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Evet.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) O ikrar başka bir şey, buradaki söylemedikleri
şeyleri söylemiş gibi gösteriyorlar.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAKın PKKyla bağlı
olmadığını iddia etmek
BAŞKAN Buyurun
Sayın Grup Başkan Vekilim, size söz vereyim, siz tamamlayın o
zaman.
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Önergeyi bilmiyor ki okumadı ki.
TUFAN KÖSE (Çorum) Bu
tarafa geçsin de tamamlasın, bu tarafa. Sayın Başkan, bu tarafa
geçsin de tamamlasın.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Siz de yan tarafa geçin.
TUFAN KÖSE (Çorum) Buraya
geç, bu tarafa.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Siz de yana, yan tarafa, sol yanına
doğru
PERO DÜNDAR (Mardin) Her
şey konuşuldu, Taksim konuşulmadı Başkan.
BAŞKAN Sayın
Bülbül, buyurun.
30.-
Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, İstanbul Milletvekili Ali
Şekerin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Efendim, burada konuştuğumuz şey, eğer sabaha
kadar konuşulacaksa konuşulmalı kanaatimce. Burada müzakerenin
kifayet ettiği kanaatinde değilim efendim; şahsi düşüncem.
Ancak, şimdi,
TAKın burada yazıldığı ifade ediliyor fakat gerekçede
yazılmamış; tam onu söyleyeceği anda, 46 şehidimizi
verdiğimiz
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Yazıyor, yazıyor!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Yazıyor.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Ya, Allah aşkına! Dolmabahçe saldırısıyla
alakalı olarak orada terör örgütünün ismi var mı? Yok. Bu nasıl
yazıyor? Bizdeki evrak ile sizdeki evrak farklı mı? Bunu söylüyoruz,
bunu söylüyoruz.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Ya, kürsüden Bütün terör örgütlerinin Allah belasını
versin! dedi, daha ne diyecek arkadaş ya!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) TAKı da yazmamışlar, PKK'yı da
yazmamışlar. Bu kısmı kaldı, ben onu ifade ettim.
BAŞKAN E, tamam, o da
kayıtlara geçti ama benim ağzımdan da kifayetimüzakere diye
bir laf da çıkmadı.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Siz dediniz.
BAŞKAN Demedim.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Dediniz.
BAŞKAN Kayıtlara
bakacağım. (Gülüşmeler)
PERO DÜNDAR (Mardin)
Başkan, dediniz.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) Başkanım, nerede kifayetimüzakere?
BAŞKAN
Tutanakları istiyorum.
Buyurun Sayın
Akbaşoğlu.
31.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun,
İstanbul Milletvekili Mustafa Demirin CHP grup önerisi üzerinde
yaptığı konuşması sırasında CHP
sıralarından yapılan müdahalelere ilişkin
açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; biraz evvel Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş olduğu
önergeyle ilgili grubumuz adına Mustafa Demir Bey gayet müdellel bir
şekilde bir açıklamada bulundu, cevabını verdi ancak CHP
sıralarından vaki olan bu terör saldırılarının AK
PARTİ tarafından yapıldığı buralardan söylendi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) -
Hayır.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bütün milletvekilleri AK PARTİ
tarafından
Siz yaptınız. diye sayın milletvekilimizin
nezdinde grubumuza, hükûmetimize dönük böyle bir iftira atıldı.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Niye engel olamadınız?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu ancak Kandilin ağzıyla
konuşmak olur, asla ve kata kabul edilemez. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar, CHP sıralarından
gürültüler)
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Niye engel olamadınız? Suçunuzu,
günahınızı örtemezsiniz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bununla beraber, sayın
milletvekilimizin söylediği şey şu: Bu terör
saldırılarında IŞİDin yaptığı,
üstlendikleri aynen söylenmiş
(CHP sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ ŞEKER
(İstanbul) TAKın yaptığı da yazıyor,
TAKın üstlendiği de yazıyor.
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Özellikle IŞİDin
yaptığı vurgulanmış ancak mesela, Veznecilerde
yapılan saldırının PKK tarafından
yapıldığı ifade edilmemiş. Onu vurguluyor, onun
altını çiziyor ve IŞİD farkındalığı
oluşurken PKKyı gizlemeye, örtmeye dönük yaklaşımın
doğru olmadığını, bunun da vurgulanması
gerektiğini söylüyor. (AK PARTİ sıralarından Bravo
sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Yalan söylüyorsun! Yalan! Yalan!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Yalan konuşma ya! Yalan konuşuyorsun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Özü bu, özü bu!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Yalancılık
Allahtan korkun!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Aynen öyle! Aynen öyle!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Evet, bak bir şey söylüyoruz
biz
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Yazıklar olsun! Okuma yazman yok mu?
ÖZCAN PURÇU (İzmir)
Yazıklar olsun!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) AK PARTİ olarak diyoruz ki:
Terör nereden gelirse gelsin
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Allah belasını versin!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı)
hepsi alçaklıktır. Terörle
arasına mesafe koymamak, terörü lanetlememek de alçaklıktır. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar) Dolayısıyla
IŞİDinden FETÖsüne, PKKsından
(CHP sıralarından
gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Ya, lanetledi ya! Allah belasını versin. dedi, daha ne desin?
BAŞKAN Buyurun,
tamamlayın sözlerinizi lütfen.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) IŞİDinden FETÖsüne,
YPGsinden PKKsına, DAEŞine, hangi ad altında olursa olsun bu
millete, bu devlete hakikaten kasteden bütün terör örgütlerini AK PARTİ
Grubu olarak lanetliyoruz, başlarını eziyoruz, ezmeye de devam
edeceğiz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP ve
HDP sıralarından gürültüler)
PERO DUNDAR (Mardin)
IŞİD nerede, DAEŞ nerede? DAEŞin başını ne
zaman ezeceksiniz?
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Bunu araştırmıyorsunuz,
araştırın bunu.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Araştırıyoruz;
araştırıyoruz, soruşturuyoruz da
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Araştırmıyorsunuz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Soruşturuyoruz da.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) DAEŞle yaptıklarınızı bir
hatırlayın.
BAŞKAN Sayın
Dervişoğlu, Sayın Demir aslında İYİ Parti Grubu
iyi dinlesin diyerek size de sataşmada bulundu söz alacak
mısınız?
Sayın Özele söz vereyim
ben önce.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ben de söz istiyorum Başkanım.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Teröre lanet olsun! Kim onun arkasındaysa ona da lanet
olsun! 40 kere söyledik!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Tamam, biz de ona bir şey
demiyoruz, eyvallah.
BAŞKAN Sayın
Özel, buyurun.
32.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, birincisi; ne söyleniyorsa, tutanak altında
söyleniyor, kürsüye çıkan da tutanak olduğunu biliyor, yerinden
konuşan da biliyor.
BAŞKAN - Ben de
kifayetimüzakere dedim mi, demedim mi onu öğrenmek için
tutanağı istedim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Onu da
merakla bekliyoruz Sayın Başkanım.
Şimdi, benim esas
söylemek istediğim durum şu: Milletvekilimiz Ceylanpınar
saldırısı sırasında o ifadeyi kullandı.
Sayın Grup Başkan Vekili; terör örgütlerinin yaptıkları
sayılırken Bütün CHP Grubu, bunları siz yaptınız.
Böyle bir şey yok. Ceylanpınar saldırısıyla ilgili
defalarca buraya araştırma önergesi getirdik. Kendine güvenen bir
iktidar ve onun destekçisi Ceylanpınar'ı
araştıralım. derdi. Ceylanpınar'daki şüpheler
şurada kümeleniyor
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) - O
meselelerden biraz önce Millî İstihbarat Teşkilatı
Başkanı Bunu nasıl yapacağız? sorusuna
Karşı tarafa 2-3 kişi yollarız, buraya roket
attırırız ve bir gerekçe buluruz. demişti ya, o ifadeler
ve ardından Ceylanpınarda bir anda 2 polis memurunun kapı
kırılmadan anahtarla açılıp sonra da susturucu silahla
ensesinden şehit edilmesi kamuoyunda şüpheleri
yoğunlaştırdı. O zaman defalarca araştırma
önergesi verildi, reddedildi. Ceylanpınar meselesine ilişkin
muğlak durum bundan ibarettir.
İkincisi, ben biraz önce
sayın vekilin
Bu, siyasette var, oradan bakarsınız. TAK
demiş PKK dememiş, PKK demiş IŞİD dememiş,
orada burada
Diyorum ki: Bu grubun başkan vekili olarak her
saldırıdan sonra, bırakın kişisel Twitter
hesabımdan paylaşmayı, burada gruplarla birlikte altına bu
saldırıyı yapan örgütün adını da yazarak ben
kınamışım, kürsüden okumuşum, sonra kürsüden biz
okurken de bütün gruplar alkışla kararlılık
bildirmişler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) O suçladığınız
arkadaşım Merasim Sokaka grup adına ilk koşan, gelip
burada ilk bilgi veren arkadaş. Cumhuriyet Halk Partisinin bu konularda
teşbihte hata olmaz- abdestinden şüphesi yok ki namazından
olsun. (CHP sıralarından alkışlar) Cumhuriyet Halk Partisi,
terör örgütleri arasında, yutkunmadan konuşabilen bir partidir.
Bakın, tek partidir derim, birçok partiye haksızlık olur ama AK
PARTİye göre, konjonktürel olarak terör örgütleriyle müzakere eden,
konjonktürel olarak milliyetçi kesilen, konjonktürel olarak IŞİD
olduğu zaman onları başka bir statüde görüp başka bir terör
örgütü olduğu zaman başka bir yaklaşımda bulunan
(AK
PARTİ sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MUSTAFA ARSLAN (Tokat) - Ne
alakası var!
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Hele
hele, ya, gözümüzün önünde oldu, sırf bir yerel seçimde bir
büyükşehir belediyesi seçimini kaybediyorsunuz diye terör örgütü
liderinden mektup alıp Anadolu Ajansına okutan, 33 erin katiline TRT
kamerası yollayan, mikrofon tutturan bir zihniyetten alınacak
dersimiz, söyleyecek sözümüz yoktur, bu kadar. (CHP sıralarından
Bravo sesleri, alkışlar; AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) Terör örgütü kime destek verdi?
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Masanın altından bakıyorlar.
BAŞKAN Sayın
Beştaş
33.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın,
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Geçen hafta Halkların
Demokratik Partisi adına Taksim bombalamasının
araştırılmasını istedik, burada reddedildi ve bir
haftadır troller saldırı yapıyor, bu önergeyi
getirmediğimizi iddia ediyorlar. Bir kez daha bu önergeyi
desteklediğimizi söylüyorum ve yine getireceğiz. O Yalan haber.
diye saldıranlara buradan söylüyorum: Evet, Taksim
saldırısının araştırılmasını AKP
ve MHP Hayır. diyerek engelliyor. Burada hamasetle olayın aydınlatılması
engelleniyor. Şimdi, nedir olay? Bombayı bırakan IŞİDli,
yardımcısı ÖSOcu, telefonu kullanılan MHP ilçe
başkanı; saldırı HDP ve Kürtlere yapılıyor.
İçişleri Bakanının açıklaması çelişkili mi?
Cevap var mı çelişkilere? Yok. Emniyetin açıklamaları ile
İstanbul Valiliği açıklaması ile Süleyman Soylunun
açıklaması birbirini tamamen yalanlıyor mu? Yalanlıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, burada Katliamı
aydınlatın. diyoruz, bu söylediğiniz bütün katliamlara
ilişkin araştırma önergelerimiz var; hiçbirini kabul
etmiyorsunuz. Neden katliamların aydınlatılması
engelleniyor? Neden Meclisin araştırma yapması engelleniyor?
Taksim saldırısını araştıralım, araştıralım;
kim yapmış ortaya çıksın. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler) Burada kendi ilçe
başkanlarını temize çekmeye çalışıyorlar. Ve
şunu söylüyoruz: Neyin derdi ya bu? Taksimin
araştırılmasını neden engelliyorsunuz? Neden hamasetle
işi karartmaya çalışıyorsunuz? Suruçta söylediğiniz
sanıklar beraat etti. Kim üstlenmiş, kim üstlenmemiş, bunun
derdinde olmayın. Gelin, bu katliamı araştıralım. AKP,
Taksim katliamını karartıyor,
araştırılmasını engelliyor, seçimler için malzeme
yapıyor, Sandıklarda küçük çocuklarımızın hesabı
sorulacak. diyor; işte tuzak dediğimiz budur.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi, son kez mikrofonu açıyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şu anda, AKP, seçimlere giderken bir savaş
iklimiyle gitmek istiyor. Kuzeydoğu Suriyeye yaptığı
operasyonun da Sandıklarda bebelerimizin hesabı verilecek.
demelerinin de burada, Taksim araştırma önergesini, geçen hafta bizim
verdiğimiz araştırma önergesini reddetmelerinin de bugün de
olayı manipüle etmelerinin de tek bir amacı var, Türkiyeyi
savaş koşullarında seçime götürmek çünkü savaş
dışında tutunabilecekleri hiçbir dal kalmadı. Bu
haksız saldırılar karşısında da Türkiye toplumu
bu gerçekleri görsün. diyoruz ve binlerce kere tekrar ediyorum: Taksim
saldırısını araştıralım, gerçek neyse ortaya
çıksın. Tıpkı diğer katliamlar gibi, biz
araştırmadan yanayız.
Teşekkür ediyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yani maddi gerçek çıksın ortaya.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım
Sayın Başkanım
BAŞKAN
Arkadaşlar, müsaade edin; Sayın Grup Başkan Vekilleri, müsaade
edin; söz vereceğim, müsaade edin yani bütün Grup Başkan Vekillerinin
söz talepleri var, sırasıyla karşılayacağım.
Buyurun Sayın
Akbaşoğlu.
34.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, Manisa
Milletvekili Özgür Özel ile Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptıkları açıklamalarındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Çok teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Değerli milletvekilleri,
bütün söylenenler tutanaklarda, bu konuda hiç kimsenin meseleleri çarpıtmaması
gerekir. Bütün bu terör örgütlerinin saldırılarına ilişkin,
grubumuza dönük bu tür sözler söylendiği ortadadır,
tutanaklardadır; hep beraber bunlara bakılabilir.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Başkanım, maddi gerçekler ortaya çıksın.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Biz konjonktürel olarak değil, ilkesel olarak bütün
terör örgütlerinin karşısındayız. Bu araştırma
önergelerinin, aslında, biliyorsunuz, bir gündem olarak ortaya
konulması hususu söz konusu ve muhalefet partilerinin özellikle bu konuda
Türkiye'nin çeşitli meselelerini buradan kamuoyuna duyurmasıyla
ilgili bir İç Tüzük yaklaşımı.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Araştırma sözü istiyoruz,
araştırılmasını istiyoruz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Evvelden şöyle olurdu maalesef,
evvelden, eskiden PKK gibi örgütler millete alçakça saldırılar
yaparlar, bunu televizyondan bütün millet izler, sonra, saldırı
emrini verenler bunu keyifle takip ederlerdi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Açalım
mikrofonu.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Ancak Türkiye eski Türkiye
değil, artık biz, Allah'ın izniyle, terör
saldırısını yapanları gece yarısı ensesinden
yakalıyoruz, Türk yargısının önüne çıkarıyoruz ve
bu emri verenlerin de inlerini başlarına geçiriyoruz,
arkasındaki uluslararası güçlere de gerekli dersleri veriyoruz; o
sebeple, bu konuda bir araştırma yapılmasına gerek yok.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Niye gerek yok?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) İlgili adli tahkikatlar, bütün
savcılık soruşturmaları zaten yapılmış ve
ilgili kişi yakalanmış, kendi itirafını da
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Mikrofonu son
kez açıyorum, tamamlayın sözlerinizi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı)
İstiklal Caddesinde
yapılan terör saldırısının, bizzat yapan terörist
tarafından, PKK-PYD tarafından yapıldığı itiraf
edilmiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ne itirafı ya! Gerçekleri söyleyin halka ya.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu kadar hakikat ortadayken
PKKyı örtmeye, savunmaya, Kandilin ağzıyla konuşarak
konuları çarpıtmaya hiç kimsenin hakkı, yetkisi yoktur.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Hayret bir şey ya!
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Gerçekler çıksın, araştıralım;
örtmeyin!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Siz de DAEŞin ağzıyla konuşuyorsunuz
ya. DAEŞ ağzıyla konuşmayın.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Apaçık gerçekler ortadayken bunu
sulandırmanın ne manaya geldiğini kamuoyu mahşerî
vicdanında mutlaka karara bağlayacak, gereğini de yerine
getirecektir.
Teşekkürlerimi
sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) PKK da PYD de IŞİD de YPG de hepsi
Amerikanın beslemesi.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Araştırmayanlar kapatıyor.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) DAEŞ ağzıyla konuşmayın.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Başkanım, maddi gerçeklerin ortaya çıkmasında mı
menfaat
BAŞKAN Sayın
Bülbül
35.-
Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbülün, Manisa Milletvekili Özgür Özel
ile Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın
yaptıkları açıklamalarındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL (Sakarya)
Sayın Başkanım, burada ısrarla Üzerinden MHP İlçe
Başkanının telefonu çıktı, MHP İlçe
Başkanının telefonundan görüşmeler yapıldı. gibi
bir ifade kullanılıyor. Temcit pilavı gibi bunu tekrarlayarak bu
işin gerçek hâle dönüşmesini sağlamak mümkün değil. Bu
hattın sahte bir şekilde, suç teşkil edecek şekilde bir
telefon bayisi tarafından çıkarıldığı, bizim
İlçe Başkanımızın nüfus bilgilerinin bu işte
kullanıldığı açıklığa kavuşmuştur;
bu açıktır.
TUFAN KÖSE (Çorum) Daha
evvel bilmiyor muymuş?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Buna rağmen ilişkilendirmeye çalışmak
apayrı bir gayretin ürünüdür.
Şimdi, asıl
acı olan durum, terör örgütünün yaptığı Biz
yapmadık. açıklamalarının kabul gördüğü bir yerde
devletimizin yapmış olduğu resmî açıklamalara
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) -
daha açıklama yapıldığı andan itibaren,
elde aksine hiçbir delil olmamasına rağmen karşı
çıkılıyor olmasıdır. Bu, terörün
amaçladığı, gaye edindiği hususlardan bir tanesidir.
Terör örgütleri -PKK için de
bu geçerlidir- dünyada yapmış oldukları bütün
saldırıları kabullenmezler. TAKın yapmış
olduğu, Vodafone Stadının oradaki, Dolmabahçedeki
saldırıyı PKK kabullenmediğini ifade etmiştir ancak
arkadan TAK diye kendi alt örgütlerinden biri çıkmıştır.
Bu, dünyada başvurulan bir yöntemdir. Bu kafa
karışıklığı ve bu tartışma ortamı
da terörün hedeflerinden, terör örgütlerinin hedeflerinden biridir. Bunun terör
örgütünün siyasi hedeflerine, değirmenine su taşımaktan
başka neticesinin olmayacağını tekrar
hatırlatıyor, saygılar sunuyorum. (MHP sıralarından
alkışlar)
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, İçişleri Bakanı
ayaküstü 10 kere yalan söylüyor.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Hangi söylediğine inanacağız?
TUFAN KÖSE (Çorum) Ayaküstü
10 yalan, hangisine inanacağız söylediklerinin İçişleri
Bakanının?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, bir şey
söyleyeceğim: Sayın Bülbüle ben son konuştuğumda dedim ki
MHP İlçe Başkanının telefonunun
kullanıldığı
Bu, sabit zaten.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Telefon hattının.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Nedir? Telefonun
Bizim Şırnak
milletvekillerimiz ve avukatlarımız da araştırdı.
Kendisi adına sahte bir hatla telefon
çıkarıldığına dair suç duyurusu ve soruşturma var
mı yok mu? Yok.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Savcılığın açıklaması var.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Hayır, Valiliğin açıklaması var.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Valiliğin açıklaması, savcılığın
yapmış olduğu tahkikata atıfta bulunuyor.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu, MHP ilçe başkanı değil de kazara
HDP ilçe başkanı olsaydı şu anda cezaevinde miydi,
değil miydi?
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) O niyet okumadır, ben gerçekleri konuşuyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Böyle bir şey olabilir mi ya!
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Ben gerçekleri konuşuyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu konuda
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum.
Başkan, ortada bir tezgâh
var. Bu Taksim saldırısı da kesinlikle tezgâh olduğu için
araştırılması engelleniyor ve bunun faturası Kürt
halkına çıkarılıyor. Kuzeydoğu Suriyeye yönelik
operasyona bir altlık oluşturulmuştur ve bunun faturası
Kürt halkına çıkarılmaya çalışılıyor; bunu
da gördük.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Terörün önünü keselim. Terörün önünü kesmektir buranın
görevi.
MUHAMMED LEVENT BÜLBÜL
(Sakarya) Kuzeydoğu Suriyeye operasyonun tek gerekçesi İstiklal
saldırısı değildir, yüzlerce sebebi vardır.
BAŞKAN Sayın Dervişoğlu,
buyurun.
36.-
İzmir Milletvekili Dursun Müsavat Dervişoğlunun, İstanbul
Milletvekili Mustafa Demirin CHP grup önerisi üzerinde yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Efendim, çok teşekkür ediyorum.
BAKİ
ŞİMŞEK (Mersin) MHP İlçe Başkanının
telefonu. diyor. Hiç kimse sahtekâr tarafından
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Ya, çıkmış.
BAKİ
ŞİMŞEK (Mersin) PKKlıdır o sahte
çıkarılıyor.
BAŞKAN
Arkadaşlar, müsaade edin, bakın, bir Grup Başkan Vekiline söz
verdim.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Sayın Başkanım, tam
yarım saattir bir konuyu tartışıyoruz, bu konunun içine bir
şekilde çekilmek istendiğimize de AK PARTİ'nin sayın
hatibinin ifadeleriyle şahit olduk.
BAŞKAN Ben, belki siz
sonlandırırsınız diye söz verdim.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Şimdi, biz, bu tür meseleleri,
böyle terörle mücadeleyse mevzu, çok ciddi bir biçimde ele alınması
icap eden konular olarak görüyoruz. İkide bir suç işlemiş
örgütlerin isimlerinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde zikredilerek
reklamının yapılmasını da doğru ve yerinde
bulmuyoruz, ayrıca, bu işin eğitimini yapanlar da aynı
şeyi söylüyor. Uyuşturucuyla mücadele ederken madde adını,
terörle mücadele ederken de örgüt adını tartarak kullanmak
lazım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Açalım
mikrofonu lütfen.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Bakın, tartışma ta
nereye geldi. Şimdi, Milliyetçi Hareket Partisinin PKKyla alakalı
olarak mevzubahis edilmiş bir eylemde bir ilçe başkanının
telefonunun kullanıldığının falan söylenmesi,
Milliyetçi Hareket Partisinin de bu noktada kendisinin savunulmaya
ihtiyacı varmış gibi vaziyet almasını
anlamıyorum. Ben, onun nasıl bir yapı olduğunu biliyorum.
Milliyetçi Hareket Partisini PKKyla ilişkilendirmek abesle iştigalin
çok çok ötesinde bir konudur bir kere. (İYİ PARTİ, AK PARTİ
ve MHP sıralarından alkışlar) Yani şimdi, yalnız
şu, İYİ Partiyi de bu noktainazardan dolaylı bir biçimde
ilişkilendirmeye çalışmak, aynı abesle iştigaldir.
Şimdi, söylediniz:
İYİ Parti beni iyi dinlesin. Doğrudur, herkesi iyi dinlemek
mecburiyetindeyiz biz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Herkesi iyi dinlemek
mecburiyetindeyiz, sizi de bütün siyasi parti sözcülerini de. Ama beni mazur
görünüz, hararetli bir tartışma vardı, mevkidaşımla
konuşuyordum, o sebeple bazı şeyleri atlamış
olabilirim ya da bazı şeyleri şundan atlamışımdır:
Sizi ilk defa dinlemiyoruz, biz sizi Haburda seyyar mahkemeler kurulurken de
dinlemiştik, Osloda pazarlık yaparken de dinlemiştik.
(İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
Dolmabahçede ittifak oluştururken de dinlemiştik, Abdullah
Öcalanın mesajlarını Diyarbakır Meydanında Nevruz
Bayramında okuttururken de dinlemiştik, yerel seçimlerde Osman
Öcalanın ifadelerinin Anadolu Ajansı ve TRT üzerinden
yayınlandığı dönemde de dinlemiştik. Birbirimize
kızmayacağız, küsmeyeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Ama teröre karşı
verilebilecek bir mücadele varsa o mücadeleyi, kurtuluş mücadelesini veren
bu Meclis elbette ki vermeyi becerebilecektir ve bu konuya olan
inancımız da tamdır.
Çok teşekkür ediyorum.
Sizleri de saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Özel
37.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, terörle mücadele diline ilişkin
açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Söyleyeceklerim hem Levent Bülbül Başkanın söylediği son
cümlelerden devamla hem de Sayın Müsavat Dervişoğlunun
çizgisine çok yakın bir yerde.
Eskiden bu ülkenin resmî
televizyonunda dahi terör örgütünün adı anılmamaya
çalışılırdı, güvenlik uzmanları derdi ki: Terör
örgütü, eylemi adından söz ettirmek için yapıyor, siz onun
adını söyledikçe eylem amaca ulaşılıyor. Mesela
Terör örgütünün sözde lideri. denilirdi. Onlara normal, legal
yapıların makamları ya da unvanları dahi layık
görülmezdi. Terör örgütünün sözde bölge sorumlusu
Bir şirketin bölge
sorumlusu olur ama terör örgütü olunca sözde denilirdi. Şimdi, bir
süredir, bunda bugün itibarıyla hiçbirimiz masum değiliz, hatta öyle
bir durum var ki siz bunu yapmaya kalksanız
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ben
şehidimiz olunca terör örgütünü kınıyorum. Terör örgütü yazsam
altına bir sürü kişi PKK'nın adını niye
anmadın? yazıyor, bakın, bir milletvekili bile yapmaya
kalkıyor; o yüzden yazıyoruz hemen, hatta ilk açıklamalara, ilk
bilgilere göre yazıyoruz ama makul bir yere yaklaşıyorsak bu
Meclisin bir gün oturup şunu konuşması lazım: Ya hepimizin
öğrendiği, hepimizin zamanında doğru bulduğu bu
bilgiler yanlış, terör örgütlerinin isimlerini... Tabii, burada, özellikle
Recep Tayyip Erdoğan isim vererek muhalefet partilerini terör örgütleriyle
günde 5 kere de birlikte anınca buna cevap verilirken de siz
anıyorsunuz. Bu, bir siyasi stratejiye döndü, karşı strateji de
buradan yürüyor ama hakikaten bu Meclis bu konuda doğru bir şey
yapacaksa bir gün açalım bir oturum, terörle mücadelede bu dili bir
konuşalım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
cümlem kaldı.
BAŞKAN Buyurun,
tamamlayın sözünüzü.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Levent
Bülbül'ün son iki cümlesi de Sayın Müsavat Dervişoğlu'nun
dediği de
Yani hakikaten burada her birimiz her gün, sürekli öyle terör
örgütlerini, hatta Süleyman Soylu Boğaziçinde bulunan terör örgütlerini
saydı, içinde 1978de faaliyetine son vermiş örgüt vardı. Ne
yapacak? Boğaziçini kriminalize etmek için mevcudiyetini otuz yıl
önce yitirmiş terör örgütüne eylem yapma ve Boğaziçi gibi göz
bebeği bir üniversitede örgütlenme kabiliyeti atfediyor. Bunları bir
gün oturup hakikaten enine boyuna konuşalım.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım
DURSUN MÜSAVAT
DERVİŞOĞLU (İzmir) Başkanım, yeter; kanunu
bitireceğiz ya.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Son
BAŞKAN Yok, son
değil, devam edelim Sayın Akbaşoğlu yani Divan
açısından bir sıkıntı yok.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) 60a göre bir dakikayı çok görüyorsunuz.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Başkanım, bize bir dakika söz vermeyi fazla görüyorsunuz
BAŞKAN Size de çok
görmeyeceğim Sayın Tanal.
Buyurun.
38.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, terörle
mücadelede aynı hassasiyetin herkes tarafından gösterilmesi
gerektiğine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım, biz de
terörle mücadelede aynı hassasiyetin herkes tarafından gösterilmesi
gerektiğini vurgulayan milletvekilimizin o çağrısına
mutlaka uyulması gerektiğini söylüyoruz. Terör örgütünün birini
anıp birini anmamak noktasındaki yaklaşım terk edilmeli. O
konuda ayrımcı bir yaklaşım değil, terör örgütüyle
ilgili, kim tarafından yapıldığı -belirli kesimlerle
ilgili, IŞİD derken PKK'nın da anılması
gerektiği- hassasiyetinin herkes tarafından dikkate
alınması gerektiği hatırlatması da önemli.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) En iyi savunma saldırıdır diye
düşünüyorsunuz yani gerçekten.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu konuda farklı bir
yaklaşım sergilenmemesi gerektiği
hatırlatılmıştır. Dolayısıyla yapılan
yaklaşım, söylenen sözler de doğru bir yaklaşım olarak
karşımıza çıkmaktadır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
VI.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve
arkadaşları tarafından, 13 Kasım 2022 Pazar günü
İstiklal Caddesinde yaşanan bombalı saldırının
tüm boyutlarıyla araştırılması amacıyla 16/11/2022
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 30 Kasım 2022 Çarşamba günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kabul edilmemiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Niye kabul edilmiyor? Kabul ediyoruz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kabul edilmemiştir.
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Beyler, kabul, fazlalıyız biz.
(AK PARTİ, CHP ve HDP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar,
gürültüler)
BAŞKAN Müsaade edin
efendim, Kâtip Üyeler arasında anlaşmazlık var, açık oylama
yapacağım.
İki dakika süre
veriyorum, oylama işlemini başlatıyorum
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Açık oylama olmaz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Niye açık oylama yapıyorsunuz?
ORHAN SÜMER (Adana)
Başkan, içeri giriyorlar, biraz önce yoklardı.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Başkanım, açık oylama olmaz.
BAŞKAN Efendim?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Açık oylama olmaz; işari oylamayı elektronik yapmanız
lazım, elektronik oylama.
BAŞKAN Pardon
Elektronik olarak yapacağız, evet.
Oylama için iki dakika süre
veriyorum.
Oylamayı
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla oylamaya
başlandı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Kabul
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Ret
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Başkanım, karar yeter sayısına ulaşılamayacak.
Kapıları da kapatın, karar yeter sayısına
ulaşılamayacak Başkanım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kabul
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Ret
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yani burada ne konuşulduğunu bilmeyen arkadaşlarımız
nasıl oy kullanacaklar?
Başkanım
BAŞKAN Sayın
Tanal, biraz öne doğru gelirseniz, ne dediğinizi duyamıyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Başkanım, iyi ki varsınız.
BAŞKAN Hatta kürsüye
yaklaşırsanız sevinirim.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Arkadaşlar, ret
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Söz veriyor musunuz Başkan?
BAŞKAN Dinliyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
E, şimdi böyle olur mu? Grup Başkan Vekili Arkadaşlar, ret
Arkadaşları baskılıyor. Ret vermezlerse şimdi
disipline verip ihraç edecekler. Böyle şey mi olur Başkanım!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sizinkiler kabul diyor, bak. Biraz
evvel sizinkiler kabul dedi.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yani olur mu? Milletvekili arkadaşlarımız özgür ve
bağımsızdır, Grup Başkan Vekili onları
baskılıyor, Arkadaşlar, ret
diyor.
AHMET ÖZDEMİR
(Kahramanmaraş) Seninki de şimdi kabul dedi ya.
BAŞKAN Sayın
Tanal, gizli bir oylama yok, herkes oyunun rengini söyleyebilir; rahat olun.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Olur mu böyle!
AHMET ÖZDEMİR
(Kahramanmaraş) Seninki de şimdi kabul dedi.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yanlış, Başkanım, siz bu
ağırlığınızı koyun.
AHMET ÖZDEMİR
(Kahramanmaraş) E, tamam, Özgür Bey kabul dedi şimdi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ne?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sizin kabul demenize
Yanlış. diyor.
AHMET ÖZDEMİR
(Kahramanmaraş) Özgür Bey kabul dedi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ne?
AHMET ÖZDEMİR
(Kahramanmaraş) Arkadaşlar, kabul
dedi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Kabul
ettik zaten.
(Elektronik cihazla oylamaya
devam edildi)
BAŞKAN Evet,
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisi reddedilmiştir.
Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
4.-
AK PARTİ Grubunun, gündemin Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen
Diğer İşler kısmında bulunan 367 sıra
sayılı Kanun Teklifinin aynı kısmın 2nci
sırasına alınmasına ve bu kısımda bulunan
diğer işlerin sırasının buna göre teselsül
ettirilmesine ilişkin önerisi
30/11/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
30/11/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından, İç
Tüzükün 19uncu maddesi gereğince grubumuzun aşağıdaki
önerisinin Genel Kurulun onayına sunulmasını arz ederim.
Muhammet
Emin Akbaşoğlu
Çankırı
AK
PARTİ Grubu Başkan Vekili
Öneri:
Gündemin Kanun
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmında bulunan 367 sıra sayılı Kanun Teklifinin
aynı kısmın 2'nci sırasına alınması ve bu
kısımda bulunan diğer işlerin sırasının buna
göre teselsül ettirilmesi önerilmiştir.
BAŞKAN Öneri üzerinde
söz talebi yok.
Öneriyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati:
16.37
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.50
BAŞKAN:
Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ
KÂTİP
ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
Alınan karar
gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin Kanun
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmına geçiyoruz.
1inci sırada yer alan, Bursa
Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi ve Adalet
Komisyonu Raporunun görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
VIII.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A)
Kanun Teklifleri
1.-
Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4672) ve
Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365) (*)
BAŞKAN Komisyon?
Yerinde.
Dünkü birleşimde İç
Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun olarak görüşülen 365 sıra
sayılı Kanun Teklifinin birinci bölümünde yer alan maddelerin
oylamaları tamamlanmıştı.
Şimdi ikinci bölümün
görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm 7 ila
11inci maddeleri kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde
ilk söz, İYİ Parti Grubu adına Sayın Aytun
Çırayın.
Buyurun Sayın
Çıray. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA AYTUN ÇIRAY (İzmir) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; şu anda ben Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun Teklifiyle ilgili
konuşacağım. Yalnız, bir hekim olarak öncelikle söylemek
isterim ki sigara ve alkol sağlığa zararlıdır, bu
temel çerçeve üzerinde ekonomisini konuşacağım daha ziyade.
Görüştüğümüz
kanunun gerekçesinin hemen başında kaçakçılığı
ve kayıt dışı üretimi ortadan kaldırmak, haksız
rekabeti önlemek gibi ifadeler var. Bizim İYİ Parti olarak bu
gerekçelere karşı çıkmamız mümkün değil, aksine biz de
bu gerekçeleri son derece olumlu buluyoruz ancak bir kanun yapımında
aslolan gerekçeler değildir, bu noktaya gelmeden önce bazı hayati soruların
cevaplandırılması gerekir.
Mesela, vatandaşlarımız
neden kaçakçılık yapmayı tercih ediyor veya neden
kaçakçılığa konu olan ürüne yöneliyor, önce bu soruların
cevaplarını bilimsel bakış ve yöntemleri de kullanarak
araştıracaksınız. Mesela, sosyolojik bir bakış
açısıyla, kaçakçılığa teşvik eden sebepleri
kavrayacaksınız. Alkollü içkiler ve sigara gibi
kaçakçılığa konu olan ürünlerde talebin sürekli
artmasının nedenlerini hem sosyolojik hem de iktisadi parametreleri
kullanarak anlamaya çalışacaksınız ama bunları
yapmıyorsunuz çünkü bilimden öcüden kaçar gibi kaçıyorsunuz. Sizi
gerçek sebepler ilgilendirmiyor, bunları iplemiyorsunuz, yalanlarla
karışık masallar, ideolojilerinizin saçma sapan kabullerini
beyin yıkama kampanyalarıyla insanımıza empoze etmeyi
marifet belliyorsunuz. Neyin pahasına? İnsanlarımızın
hayatları, sağlıkları, toplum barışı,
milletimizin huzuru pahasına çünkü tütün ve alkollü içkilere yapılan
ve her geçen gün artarak devam eden muazzam zamlar hem bu ürünlere yönelik kaçakçılığın
artmasına hem de kaçak olarak yasa dışı yollarla gelen
tütün ve alkol ürünlerine talebin âdeta patlamasına yol açıyor.
Kısaca, tütün ve alkol ürünlerinin yasal yollardan
satışları dramatik bir düşüş içinde; düşüş,
verilerin ortaya koyduğu gibi, neredeyse yüzde 50.
Değerli arkadaşlar,
iktidardaki zihniyet, tütün ve alkollü içkilere muazzam zamlar yaparken güya
bir taşla iki kuş vurmayı hedefliyordu. Birincisi, Avrupada
zaten alkol tüketiminde sonuncu sırada yer almamıza rağmen
alkollü içki tüketimini daha da azaltmak ama bu, sosyolojik olarak mümkün
olmadığı gibi, devletin ölçüsüz vergilendirme yoluyla bir hayat
tarzı dayatması anlamına geldiği için kabul edilebilir bir
politika olarak yürümemiştir. Resmen örtülü ve dolaylı bir
ayrımcılık yapılmaktadır.
Hükûmetin ikinci hedefi de
zamlarla vergi gelirlerini artırmaktı. Bu hedefin de gerçeklerin
duvarına çarpıp tuzla buz olması kaçınılmazdı;
nitekim öyle oldu. Tüketiciler, tütün ve alkollü içkilerde kaçak ürünlere
yöneldikleri için hedeflenen vergi gelirlerinin bir hayli altında vergi
gelirleri elde edilmiştir. Tabii, bu, tütün ve özellikle alkollü içkilere
yapılan ölçüsüz zamların en kötü sonucu değildir. Bundan çok
daha ama çok daha kötüsü, her yıl giderek daha çok
vatandaşımızın kaçak veya sahte içki yüzünden hayatlarını
kaybetmiş olmasıdır. Özgürlük Araştırmaları
Derneği bünyesindeki Devletin Alkol Politikalarını İzleme
Platformuna göre, sadece 2021 yılında 109
vatandaşımız sahte içki kurbanı olmuştur. Aynı
platformun verilerine göre, 2022 yılının son beş
ayında 20 insanımızı kayıt dışı alkole
kurban verdik. Bu, kabul edilemez. Temsil ettiğiniz zihniyet
vicdansızlıkta tavan yapıyor, âdeta kayıplara
Başlarına geleni hak ettiler, bunlara ölüm dahi müstahak. muamelesi
çekiyor. Abartıyor muyum bunu siz değerlendirin çünkü bütün bu
kayıpların sebebi belli olmasına rağmen, bu ölümler âdeta
umurunuzda değilmiş gibi davranıyorsunuz; en küçük bir
rahatsızlık, en ufak bir üzüntü emaresi göstermiyorsunuz. Tütün ve
alkollü içkilerde ağır vergilendirmeyi her gün daha fazla artırıyorsunuz.
Biz bunu reddediyoruz. Milletin yakasından elinizi çekin, cüzdanından
elinizi çekin, sağlığından elinizi çekin. Biz İYİ
Parti olarak insanımıza hayat tarzı dayatma peşinde
değiliz, gerçek anlamda yerli ve millî olduğumuz için tütün ve
alkollü içkilerin sağlığa olan zararlarını da anlatarak
aynı zamanda da Türk ekonomisini ve yerli ve millî olduğunu kabul
ettiğimiz içkilerimizi de koruma altına alarak bu mücadeleyi
yürüteceğiz.
2008 yılında önce
sözde özelleştirme yoluyla bir AKP yakınına peşkeş
çekilip ardından kapatılan TEKEL fabrikalarını tekrar
faaliyete geçireceğiz. Böylece ülkemize gerçek anlamda katma değer
sağlamaya çalışacağız. Bu çerçevede, Türkiyenin millî
içkisi kabul edilen ve Yunanlılarla daima rekabet hâlinde olduğumuz
içkilerimizi her türlü yabancı içki karşısında rekabet eder
hâle getireceğiz, akla ziyan yüzde 260lık vergiyi makul düzeye
çekeceğiz. Bu, hâlihazırda toplam içki tüketimindeki payları
yüzde 60lara kadar düşmüş olan, başta rakı olmak üzere,
yerli ve millî içkilerimizin kullanım oranını eskiden
olduğu gibi yüzde 90lara ulaştırmamıza katkıda
bulunacak ama başta söylediğimi tekrar söyleyeyim çünkü siyaseten
istismar konusunu çok iyi yapan bir propaganda grubu var yandaş medyada:
Bir hekim ve insan olarak, sigara ve tütünün sağlığa
zararlılığını vurgulayarak bu konuşmayı
yapıyorum ben.
Rakı içmek isteyen
herkesin merdiven altı rakı üreticisi hâline gelmesinin önünü
keseceğiz ve şunu da söylemek istiyorum: Muazzam bir alkol
kaçakçılığı başlamıştır, muazzam bir
tütün kaçakçılığı başlamıştır yani
millet âdeta yasa dışı yollara sürüklenmektedir. Alkollü içki
sanayisinin ayağa kalkmasıyla alkollü içkilerde devlet bütçesine
dikkate değer bir katma değer patlaması
yaşatılacaktır. Sahte içki olayının bu yolla son bulması
sayesinde vatandaşlarımızın ve toplumumuzun
sağlığına yapacağımız katkının
değerine ayrıca temas etmek istiyorum.
Görüştüğümüz yasa
teklifinde yer alan bir ibarenin değiştirilmesi ise bizim için yerli
üretim yapan çiftçilerimizin muhtemel mağduriyetlerini önlemek
bakımından çok önemlidir. Bu önerimizi dikkate alın da hiç
olmazsa bir kere yerli ve millî olduğunuzu görelim. Ayrıca, kanun
teklifinin yürürlük tarihini mutlaka öne çekelim; aksi hâlde, kanunla öngörülen
kaçakçılıkla mücadele amacına ulaşamayacaktır.
Bu konuşmalara geçmeden
önce, Parlamento doğal olarak terör ve terör örgütleri konusundaki
hassasiyetini ortaya koydu; yalnız, hükûmet ağlama makamı
değil icra makamıdır. Terör ve terörle mücadele, Meclisin
desteği altında sizin görevinizdir. Her ne kadar teröristleri
ayakkabılarına kadar takip ettiğinizi söylüyorsanız da
ayakkabılara bakmışsınız da ayakkabının
içindekini kaçırmışsınız. Teröristi sonradan
hızla yakalamak tabii ki iyi bir şey ama teröristi o terör eylemini
yapmadan, koruyucu önlemlerle yakalamak, esas olan budur. Bunu
yapamıyorsanız övünecek hiçbir şeyiniz yoktur.
Saygılar sunuyorum.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Sayın Hayati Arkaz. (MHP ve AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
MHP GRUBU ADINA HAYATİ
ARKAZ (İstanbul) Teşekkür ediyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun Teklifi'nin ikinci bölümü
üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Söz konusu tütün ve alkol
olunca bir hekim olarak bütün tütün ve alkolün zararlarından bahsetmek
istiyorum. Dünya genelinde her altı saniyede 1 kişinin ölümüne sebep
olan sigaranın yol açtığı hastalıklardan bahsetmek
istiyorum: Solunum sistemi hastalıkları, KOAH, astım, kronik
bronşit, amfizem, kanser, kalp ve damar hastalıkları, prostat,
mesane rahatsızlıkları, böbrek hastalıkları -böbrek
yetmezliğine kadar gider- Tip 2 diyabet. Sigara içen kişiler
içmeyenlere göre 4 kat daha fazla kalp krizi riskini taşırlar. Sigara
dumanından en hızlı ve en yoğun şekilde etkilenen
organ akciğerlerdir. Dumandaki katran akciğerlerde birikir ve bu
dokularda harabiyete yol açar, solunum kapasitesini azaltır. Dünyada her
yıl tütün kullanımının yol açtığı
sağlık sorunları nedeniyle milyonlarca insanımızı
kaybediyoruz. Kendisi sigara içmediği hâlde başkalarının
içtiği sigaradan dolayı her yıl binlerce kişi
hayatını kaybediyor. Bu, trafik kazalarından ve diğer ölüm
sebeplerinden çok daha fazladır. Tütün dumanında siyanür, amonyak,
karbonmonoksit, naftalin ve katran gibi 400den fazla kimyasal madde var. Bu
maddelerin 70den fazlası kansere neden oluyor. Sigara yalnızca içene
değil, çevresindekilere daha fazla zarar verir. Dumanıyla etrafa
yayılan zararlı maddeler sadece nefesle değil, cilt üzerinden
emilerek yani nefes alınmasa da ciltten de vücuda girer ve derhâl kana
karışır.
Burada önemli bir uyarı
yapmak istiyorum: Anne ve baba sigara içiyor ise, maalesef, çocuklar da yüzde
80-90 sigaraya meyilli oluyor.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Sigara alacak para yok.
HAYATİ ARKAZ (Devamla)
Maalesef, tütün küresel bir salgın hastalıktır. Dünya
Sağlık Örgütünün tahminlerine göre dünyadaki çocukların
yarısı ne yazık ki tütün dumanına maruz kalıyor. Her yıl
sigara dumanının yol açtığı hastalıklardan 65 bin
çocuğu kaybediyoruz. Dünya nüfusu şu anda 8,5 milyar, gezegen diyor
ki: Ben artık sizi taşıyamıyorum; hava kirlendi, su
kirlendi, yeşil azaldı.
Günümüz
hastalıklarının sebebinin büyük bir oranı yine sigara ve
yol açtığı hastalıklar. Hekimlerimiz sigara içen
hastaları daha detaylı kontrol ediyorlar. Sigara
bağımlılık yapar; kan dolaşımını
yavaşlatır; kalp krizi riskini artırır; kandaki oksijen
seviyesini azaltır; dudak, yanak ve gırtlak kanserine neden olur,
hatta sigarayı yakmadan dudağında taşıyan ya da tütün
çiğneyenlerde de ağız içi kanserler görülür; ağız
kokusu yapar, diş ve diş eti hastalıklarına yol açar.
Gebelikte tüketilen sigara düşüğe, erken doğumlara ve bebekte
gelişme geriliğine neden olur; tütün kana çabuk
karıştığı için çocuk zehirlenir, çocuk doğduktan
belli bir süre sonra nefes darlığı, sık sık ateş,
iştahsızlık gibi sorunlarla karşılaşır.
Ayrıca, gebelikte kullanılan sigara çocuklarda bronşit ve ileri
yaşlarda kronik akciğer hastalıklarına yol açar. Sigara
uyku düzenini bozar, görme ve duyma bozukluklarına yol açar; cildin
yapısının bozulmasına neden olur, leke ve
kırışıklıklar yapar; erken
yaşlılığın en büyük nedenlerinden biridir.
Sigara içmeyen fakat sigara
içilen ortamda bulunan insanlar da sigara dumanından zarar görür. Bugün
birçok ülkede kapalı alanlarda sigara içilmesi yasaktır. Ülkemizde
2008 yılından itibaren sigara kapalı alanlarda
yasaklanmıştır. Bu yasağın getirilmesinde temel amaç,
sigara kullanmadığı hâlde başkalarının
kullandığı sigara dumanından zarar gören kişilerin
korunmasıdır. Bu, sağlık açısından devrim
niteliğinde bir karardır. Tüm sağlık camiası olarak
canıgönülden destekliyoruz. Burada emeği geçen herkese teşekkür
ediyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; alkol de sağlığımız için
risk faktörüdür, birçok hastalığa yol açmaktadır. Alkol
bağımlılığı sıklıkla farklı
psikolojik ve bedensel sorunlarla birlikte görülür. Alkol
bağımlılığı tanısı olan kişilerde,
farklı nedenlerle bağımlılık riski, depresyon,
kaygı sorunları, şizofreni, kişilik bozuklukları gibi
ruhsal problemler yapabilir. Aynı zamanda, bedensel olarak da
sarılık, kanser, siroz, yüksek tansiyon, kalpte büyüme, ani kalp
krizi ve damar tıkanıklıkları görülür. Alkol şekerdir,
direkt kana karışır, obezitenin de en büyük nedenidir; obezite
ise birçok hastalığın maalesef sebebidir,
başlangıcıdır.
Mezun olduğum
-burası çok önemli arkadaşlar- fakültede çok değerli
hocalarımızdan bir tanesi bir test yaptı. Büyük alkol
şişesinin içine çiçekten yeni çıkmış
salatalığı koydu, belli bir süre sonra salatalık öyle
şişti ki şişeye sığmıyor. Hocanın bize
dediği şu: Alkol karaciğerinizi de böyle yorar, böyle
şişirir ve yetersiz hâle getirir. Bu çok önemlidir.
Alkol kullanımı
beyin işlemlerinde problemlere yol açıyor. Beceri isteyen
uğraşları gerçekleştirmede zorlanmaya, bunamaya neden
olmaktadır. Beyin fonksiyonlarını olumsuz yönde etkiler, bilinci
devre dışı bırakır. İnsan alkol kullandıktan
sonra duygularını da kontrol edemez. Görmeyi ve konuşmayı
yavaşlatır, durma noktasına getirir. Alkol vücudumuzda
kalıcı olan ya da kalıcı olmayan etkiler bırakır;
alkol kullanan kişiler şiddete meyillidir, alkollü araç kullananlar
trafik kazalarına sebebiyet verir, aşırı alkol geçici
hafıza kaybına yol açar, anne karnındaki bebeğin
gelişimini olumsuz etkiler, mide ve bağırsaklara ciddi zarar
verir, gastrit ve mide kanamasına yol açar. Yemek borusu, gırtlak,
mide ve pankreas kanserlerine neden olur, kanser riskini büyük oranda
artırır. Alkolden kaynaklanan sorunlar hem alkol kullanan kişiye
hem de onun aile üyelerine zarar verir. Kısacası, alkol yuva
yıkar. Sağlık açısından çeşitli bozukluklar ve
sosyal sorunların yaşanmasına neden olur.
Yapılan
araştırmalara göre, alkol ve tütün kullanımı dünya
çapında her yıl 9 milyon insanın ölümüne sebep olmaktadır;
bu, bulaşıcı hastalıklardan daha tehlikeli olduğunu
gösteriyor. Ülkemizde sigara ve alkolün en çok neden olduğu
hastalıklardan olan kanserden günde 350 kişiyi maalesef kaybediyoruz;
bu, yılda yaklaşık 130 bin kişi yapar. Ülkemizde kalp ve
damar hastalıklarından günde 400 kişiyi kaybediyoruz -bunlar
resmî rakamlardır- yıllık 146 bin kişi yapar. Demin de
söyledim, bulaşıcı hastalıklardan çok daha tehlikelidir;
organlarımıza düşmanlık yapıyoruz.
Sağlıklı olmak ve beden
sağlığımızı korumak istiyorsak sigara ve alkolden
uzak durmamız gerekiyor. Mümkün olduğu kadar hareket edelim, dengeli
beslenelim ve sağlıklı olalım. Unutmayalım ki sigara
insanın, doğanın ve çevrenin celladıdır. Sigara ve
alkol her belanın başıdır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bir diğer önemli konu da kaçak alkol ve
sigara. Kaçak alkol ve sigara kullanımı hem insana hem de devlete
zarar vermektedir. Ülkemizde son yıllarda sahte içkiden ölümlerde
artış vardır. Sahte içki kullanımı bilinç
bulanıklığı, şiddetli karın
ağrısı, hatta körlüğe yol açabilir. Tedavi edilmediği
takdirde koma ve solunum durması sonucu ölümle sonuçlanır. Kaçak içki
üreten ve satanlara en ağır cezanın verilmesi lazım. Kaçak
sigara doğrudan teröre kaynak sağlamaktadır. Yıllık
kaçak sigaradan ülkemizin zararı 7 milyar TL'dir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; sağlığımız için
dumansız ve alkolsüz bir hayat tavsiye ediyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (MHP ve
AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına Sayın Ömer Öcalan. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, bir düzenleme
yapılıyor; küçük ölçekli tarım çiftçisi tekrar hedeftedir.
Adıyaman bizim yanı dibimizdedir; arazisi küçük olan, birkaç dönüm
arazisi olan insanlar temel geçimini tütün üretmekten sağlıyor. Yerli
tütün bundan yirmi yıl önce ülkenin yüzde 40 ihtiyacını
karşılıyordu, şimdi yüzde 10 ihtiyacını dahi
karşılamıyor. Sebep ne? Alanları daralttılar,
kartelleştirdiler, çiftçilikte de bir kartel durumu oluşturdular.
Yerli, küçük çiftçi artık çiftçilik yapamaz durumda. Sadece
Adıyamanda değil; Adıyaman, Malatya'nın Çelikhan ilçesi,
Batmanın Sason ilçesi, Bitlis, Mardin Kızıltepe Gurs köyü,
Muş; birçok insan geçimini bundan sağlıyor. Biz, birkaç ay önce,
sonbaharda gittik, Adıyaman'da tütün çiftçisini ziyaret ettik. Orada genç
bir kadının söylediği şunlardır: Biz bu tütünle
doğduk, biz bu tütünle okuduk, evlenince gelinliğimiz bu tütünle
alındı, çocuklarımızı bu tütünle okutacağız,
ölürsek de kefenimizi bu tütünle alacaklar. Mesele biraz budur. AKP zihniyeti,
her yerde bir kartelleşme, nerede bir gelir kaynağı varsa
kontrol altına alma
Şimdi, bu kanunla ne
yapılıyor? Bu kanunda Tarım Bakanlığından izin
alacakmış birkaç dönüm tütün eken çiftçi, eğer bu izni almazsa iki
yıl ile beş yıl arasında ceza öngörülüyor. Yerli tütün
üreticileri Urfadan tütününü çıkarıp Antepe götürüp satmak isterken
yolda yakalanırsa üç yıl ile sekiz yıl arasında ceza
öngörülüyor. Şimdi biz bunu nasıl kabul edelim? Bu, Adıyaman
çiftçisine ihanet değil midir, hakaret değil midir?
Siz
alışmışsınız her şeye vergi koymaya, her
şeye vergi koymaya. Şimdi bu paketin içine de konulmuş, yedi
yıl sinyal alınmayan bir telefonun kapatılmasını bir
yıla düşürüyorlar. İnsan biraz utanır, Gürcistan
sınır kapısında, Batumda insanlar kuyruğa
girmiş; dünyanın 20 bin TLye kullandığı telefonu bu
ülkenin vatandaşları 60 bine kullanıyor, değerli vekiller,
60 bine kullanıyor. Bu ülkenin halkı keriz yerine konulmuş.
Dünyada 20 bin avroya binilen arabaya bu ülkede insanlar 60 bin avroya biniyor.
Bu ülkede âdeta soygun düzeni oluşturdunuz, soygun. Vergi adı
altında şimdi de gariban Adıyaman çiftçisinin ektiği 2
dönümlük arazide diyor ki Vereceksin kardeşim. Eskiden haraç alınıyordu;
yollarda, dağlarda böyle eşkıya meşkıyalar yol
keserdi, zenginden alırdı, fakire verirdi; şimdiki devlet
mekanizması diyor Sen ekeceksin; 1 sana, 2 bana; 1 sana, 2 bana.
Şimdi, bu anlayış çökmek zorundadır, buna da halk müdahale
etmelidir, bu zalimane anlayışa karşı halk müdahale etmelidir,
tabii ki biz de. Ben sigara içen biri değilim bu noktada ama içenler var.
Cumhurbaşkanı her gördüğü insanın cebinden paketi
çıkarıyor yani sembolik bir hâle dönmüş, diyor ki: 1 paket sana,
2 paket bana. Vergi alacağım senden. Bu işler böyle olmaz.
Bakınız, siz sigara
tüketimini azalttığınızı söylüyorsunuz ama ülke esrar,
eroin, uyuşturucu, metamfetamin merkezine dönmüş. Uluslararası
ticaretini yapıyorlar, mafyaların merkezi hâline gelmiş.
İçişleri Bakanlığında yok yok, çetebaşı,
eroincisi, mafyası hepsi fotoğraf albümü çıkarmış; bu
mesele böyle. (AK PARTİ sıralarından gürültüler) Bu halka ihanet
etmeyin, bu önemlidir, bu konu tabii ki önemlidir. Biz bu maddeye ret
vereceğiz, bunu böyle söyleyeyim.
Diğer konu önemli bir
konu değerli arkadaşlar, önemli bir konu. Bir haftadır Rojava
bombalanıyor, Kobani bombalanıyor, Tel Rıfat bombalanıyor,
Derbesiye bombalanıyor. Bu hırçınlık, bu öfke, bu
savaş, bu düşmanlık nereye kadar gidecek? Atmosfer kan kokuyor
değerli arkadaşlar, kan kokuyor; seçime böyle gidecekler.
İnsanlar ölecek, tabutlar gelecek, birileri gidip o tabutların
başında siyaset yapacak, bunun zeminini hazırlıyorlar.
Konuştu arkadaşlar
birkaç saat önce. İstiklal Caddesi'ndeki patlamanın nasıl dizayn
edildiğini, nasıl organize bir iş olduğunu aklı
başında olan, IQ seviyesi ortalamanın üzerinde olan görür,
bilir. Emin olun, bu patlama Kürt örgütler tarafından
yapılmış olsaydı, kıyameti koparırlardı,
kıyameti. Ama onlar da biliyor, ellerine yüzlerine
bulaştırdılar. Yaklaşan bir seçim var ve bu seçimin
kazanılması için büyük bir öfke, büyük bir hınç, büyük bir
düşmanlık vardır; seçime de bu koşullarda gitmek
istiyorlar. Ama bu savaşı sadece seçimle de ilişkilendirmemek
lazım, seçimi aşan bir durumdur. Ne istiyorsunuz? Ne istiyorsunuz?
Kobanili çocuklardan ne istiyorsunuz? Kamışlının
milyonlarca nüfusu var; ne istiyorsunuz? Hasekede göreceli bir güven
ortamı sağlanmış; ne istiyorsunuz, açıkça söyleyin
bunu. Ama büyük düşünenin, büyük inşa edenin bu zeminden kaçması
gerekirdi ama öyle değil, bir gecede onlarca F-16 kalkıyor,
yerleşim yerlerini bombalıyor. Dünyanın hangi ülkesinde bu var?
Hangi devletine bu yapılıyor? Her gün onlarca uçak her tarafı
bombalıyor. Derin bir Kürt düşmanlığı, şaşkına
çevirmiş bir güç zehirlenmesi var. Kürtçede bir laf vardır:
(*) Kürte de onuruyla şerefiyle bu
zalimane politikaların karşısında direnmekten, mücadele
etmekten başka bir yol kalmıyor.
Söylüyorlar, açıklama
yapıyorlar. İstiklalde bombayı oraya yerleştiren
kadının 3 kardeşi IŞİDde ölmüş, 1 kardeşi
ÖSO komutanıdır; her şey açıkta ama zemin böyle
Cumhurbaşkanı, Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna gidiyor,
eline bir harita almış, her gün söylüyor Biz,
Bize de düşen demokratik
siyasette ısrar, mücadeleyi büyütme; halklara da düşen bu zalimane
anlayışa karşı mücadeleden başka bir şey
değildir. Kobaniyi herkes savundu. Uluslararası bir enternasyonal
şehir hâline geldi, DAİŞi orada mahkûm ettiler Kürtler
öncülüğünde. Buradan Türk halkının evlatları da oraya
gitti, o zalim uluslararası örgüte karşı savaştı.
Kobaninin düşmesi için elinden geleni yapanlar, DAİŞ
ortaklığını yapanlar kaybetti ama şu an bu öfkeyi
Kobaniden almaya çalışıyorlar, Rojavadan almaya
çalışıyorlar. İrana iyi bakın, 21inci yüzyılda
kimse özgürlüğün karşısında duramaz. Bir halk
kararını vermiştir,
(*)
diyor; Direnmek yaşamaktır. Başka da yol
bırakmıyorsunuz bize. Tabii ki halkımız da direnecektir. Bu
yüzyılda da Kürtler nerede yaşıyorsa statüsünü de
alacaktır, bunda da ısrar edecekler.
Halkımızı
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım,
kayıtlara geçmesi açısından ifade ediyorum; mesnetsiz bütün
iddiaların hepsini reddettiğimizi ifade ediyorum.
Sağ olun.
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Benim sözlerim mesnetsiz değil, açıktır.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Hiçbiri iddia değildi, hepsi değerlendirme
ve sabitti yani.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Sayın Veli Ağbaba. (CHP
sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA VELİ
AĞBABA (Malatya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
konuşmamın başında, bu kanunu getirenlere bir soru sormak
istiyorum. Tütüne yasak getiren, tütünün satışına yasak
getirenler kimin iktidarı, kimin hükûmeti, bunu sormak lazım. Bu
kanunu getirenlerin, Adıyamanlıların, Malatyalıların
temsilcisi olmadığı kesin. Çiftçiyi, tütüncüyü üretimden
koparmaya çalışmak bu memlekete iyilik değildir, en hafif
deyimiyle ihanettir. (CHP sıralarından alkışlar)
Bakın, değerli
arkadaşlar, Tarım Bakanlığının verilerine göre,
yerli tütün kullanım oranı 2002 yılında yüzde 40ın
üzerindeyken şu anda yüzde 12ye kadar gerilemiş durumda. Tütün
üretimi 2002 yılı başında yıllık 400 bin tondan
2022 başında 70 bin tona düşmüş durumda; çiftçi
sayısı 400 binden 2022de 70 bine düşmüş, aradaki 330 bin
tütün üreticisi, aileleriyle birlikte 1 milyon 200 bin kişi üretimden
koparılmış durumda. Şimdi tekrar soralım:
İktidardakiler kimin iktidarı, ABD'nin mi, İngilterenin mi?
Yahu, değerli
arkadaşlar, burada AKP Grubu maşallah kalabalık bir şekilde
dinliyorlar(!) Onların tuzu kuru çünkü tütüncü onların umurunda
değil, Çelikhanlı umurunda değil, fakir fukara umurunda
değil; bunların tek bağlı olduğu yer Philip Morris,
American Tobacco. (CHP sıralarından alkışlar) Ya, insan
utanır; kanunu geçiren gruba bak, 1 adam var mı ya, 1 kimse var
mı Akbaşoğlu? Şu arkana bak ya, arkana bak. Niye? Çünkü
sana emir verenler büyük tekeller.
Buradan bir soru
sorayım: Yahu, her kuşu tuttunuz da leylek mi kaldı? Memlekette
her şey bitti; Adıyamanlının, Malatyalının,
Urfalının, Tokatlının tütünü kaldı ya! Allah sizi
ıslah etsin, Allah sizi ıslah etsin! (CHP sıralarından
Bravo sesleri, alkışlar) Yahu, eskiden tütün satanlara üç ila
altı yıl ceza veriyorlardı, şimdi, iki ila beş
yıl arasında ceza getiriliyor. Yahu, siz var ya, uluslararası
kartellerin, uluslararası büyük emperyalistlerin hükûmeti gibi
davranıyorsunuz. Buna savaş açmak resmen bu topraklara ihanettir, bu
topraklarda tütün üretenlere ihanettir.
Değerli arkadaşlar,
2017 yılında -Abdurrahman Tutdere o zaman Tütün Platformu
Başkanı, şahit- ceza getirdiler, Adıyamanlı,
Doğanşehirli, Sürgülü ayağa kalktı, onlara
yapmadığınız kötülük kalmadı biber gazından
tazyikli suya kadar; geldik, burada mücadele ettik, ertelendi ama bu bir çözüm
değil. 3 kez ertelendi, şimdi aynı şey gündemde.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, yine bu yaz geldi, Çelikhan, Malatya karıştı;
sizin vekilleriniz Ben ablanızım. diyerek gitti yanlarına, Bu
işi çözeceğim. dedi. Şimdi o da yok burada, ablamız, o da
yok burada; e ne oldu? Ne oldu? Şimdi, üç ila altı
yılmış ceza, iki ila beş yıla getiriyor. Allah sizden
razı olsun Akbaşoğlu(!) Allah sizden razı olsun(!) Allah
var ya bu tütüncünün ahını size nasip etti, inşallah
onların ahıyla buradan gideceksiniz. (CHP sıralarından
alkışlar)
Değerli arkadaşlar,
bakın, bir de şöyle bir şey var: Bu Kurucuovalı, Sürgülü,
Doğanşehirli, Çelikhanlı, Bulamlı ya kaçakçılık
mı yapıyor, kaçakçılık mı yapıyor? Bakın
Ne
o; kokain değildi, neydi o?
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Pudra şekeri.
ORHAN SÜMER (Adana) Pudra
şekeri.
VELİ AĞBABA
(Devamla) Pudra şekeri serbest, tütün yasak. Venezueladan pudra şekeri
getirmek serbest, tütün yasak.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Belediyenin arabalarında uyuşturucu çıktı!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Buna kaçak diyenlere de yazıklar olsun, yazıklar olsun,
yazıklar olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Ya, buna
kaçak demek vicdansızlıktır.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Belediyenin arabalarında uyuşturucu çıktı!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Adam Çelikhanda ekiyor, Bulamda ekiyor, Mızgıda
ekiyor, Doğanşehirde ekiyor, kendi topraklarında ekiyor; buna
kaçak diyorlar. Allah sizin gözünüzü kör etsin diyeceğim de demiyorum.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Genel Başkanınız vergi alacaktı!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Bakın, bundan daha millî, daha yerli bir tütün olamaz, daha
yerli bir ürün olamaz.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Belediyenin arabalarında uyuşturucu çıktı, uyuşturucu!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Senin tuzun kuru, sen bağır bakalım, American
Tobacconun adına laf atmaya
Bağır bakalım!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Belediye arabanda çıktı, belediye arabanda!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Sen reisten gizli gizli Marlboroyu iç -gizli gizli içiyorsun ya
Marlboroyu- ama Adıyamanın tütününe yasak getir. (CHP
sıralarından alkışlar) Gizli gizli
Bunlar var ya reisten
korkuyorlar. Ya, zararlıysa Allahtan korkun, Allahtan; reisten
korkacağınıza Allahtan korkun!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Belediye arabandan çıktı mı uyuşturucu?
RECEP ÖZEL (Isparta) Size
de reis dedirttik ya!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Şimdi, arkadaşlar, kalpazanlara, uyuşturucu
satıcılarına, namussuzlara yapılmayan muamele
Adıyamanlı, Malatyalı tütün üreticisine yapılıyor.
Yazıklar olsun size!
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Çok yazık! Gariban çiftçi, gariban çiftçi.
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ya, bakın, bunların var ya öyle çok büyük arazileri yok;
kimisi
Arkadaşlar, bu sadece
tütün üreticisini de ilgilendirmiyor; kimi ilgilendiriyor, biliyor musunuz?
Edirneden Karsa, Hakkâriden Sinopa kadar on binlerce esnaf var; on binlerce
esnaf tütün satışıyla yaşamını sürdürüyor. Bunu
yasaklayınca ne olacak biliyor musunuz? O, Adıyamanın tütünü,
Bulamın tütünü, Sürgünün tütünü, Reşadiyenin tütünü altın
sarısı; bunlar yasaklanacak, kim gelecek biliyor musunuz? O, yurt
dışından, içinden toprak çıkan, simsiyah, rezil bir tütün
gelecek. Biraz önce MHP sözcüsü diyor ki: Tütün sağlığa
zararlıdır. Eyvallah, zararlı; zararlı da ya,
Adıyamanın tütünü mü zararlı? Diğer ithal tütün
yararlı mı? Ve bu maalesef büyük kaçakçılığın
önünü açacak.
Değerli arkadaşlar,
buradan sesleniyorum dinliyorlarsa: Malatyalılar, Adıyamanlılar;
tanıyın bunları, tanıyın, tanıyın; bunlar
ekmeğinizin düşmanı, bunlar sizin düşmanınız,
bunları tanıyın. (CHP sıralarından alkışlar)
Ya, o kadar zor bir iş mi? Bakın, buradan söz veriyoruz:
İnşallah önümüzdeki yıl iktidara geldiğimizde
yapacağımız ilk iş, bu satış yasaklarına
verilen cezayı kaldırmak. Bizim namus sözümüz olsun, şeref
sözümüz olsun; yapacağız bunu! (CHP sıralarından alkışlar)
Ama Adıyamanlı kardeşim, Çelikhanlı kardeşim; hâlâ
bunlara yüzde 90 oy verirsen daha çok yiyeceğin dayak var, daha çok
çekecek çilen var. Ben diyorum ki: Ya, siz Amerikadaki Abrahamın
yanında mısınız, Adıyamandaki Abuzer
dayının yanında mısınız? Ben size söyleyeyim: Bu
kanun teklifiyle Abrahamın yanındasınız, Abrahamın;
bundan daha büyük ihanet olmaz, bundan daha büyük ihanet olmaz!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen PKKnın yanında mısın?
VELİ AĞBABA
(Devamla) PKKnın da Allah belasını versin, senin de Allah
belanı versin! (CHP sıralarından alkışlar)
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Senin Allah belanı versin!
BURHANETTİN BULUT
(Adana) İndir elini!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Oldu mu? Allah senin belanı versin!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Terbiyesiz! Terbiyesiz!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Allah senin belanı versin! Terbiyesiz de sensin, ahlak yoksunu
da sensin!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Senin belanı versin, senin!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Otur yerine!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Utanmaz!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan
Sayın
Başkan
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Terbiyesiz de sensin! Terbiyesiz!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Sus! Otur yerine! Otur yerine!
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Ahlaksız!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Otur lan, otur!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Hadi! Terbiyesiz! Sen oturtsana!
VELİ AĞBABA (Devamla)
Ahlaksız! Ahlaksız!
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
VELİ AĞBABA
(Devamla) Şimdi, garabet bu kadar değil
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Ahlaksız!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Adamlar Tütün Dairesi Başkanlığına kimi
getirmiş, biliyor musunuz?
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Konuşsana!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Abdurrahman Tutdere açıkladı...
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Terbiyesiz! Terbiyesiz!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Tütün Dairesi Başkanı British Americanın CEOsu,
CEOsu, CEOsu! Adama
Ya, kurda kuzu teslim edilir mi?
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen uyuşturucu taşıdın arabanda! Belediyenin
arabasından uyuşturucu çıktı! Utanmaz! PKKdan Başkan
Yardımcın
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Konuşma ya! Konuşma ya! Cevabın varsa çık kürsüye!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Maltepe Belediye Başkan Yardımcın niye içeride?
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Konuşma!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Konuşma ya!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Maltepenin Belediye Başkan Yardımcısı niye içeride? Söyle
hadi!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Otur yerine!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Konuşma! Yürü, anca gidersin! Konuşma!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen otur yerine! Sen otur yerine!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Otur yerine!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Konuşma lan!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Cevabın varsa çık kürsüye!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Otur yerine!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Konuşma! Ahlaksız!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Maltepenin Belediye Başkan Yardımcısı terörden içeride,
terörden!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Konuşma!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Otur yerine! Çık dışarı!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Terbiyesiz!
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
VELİ AĞBABA
(Devamla) Sayın Başkan, ne yapayım? Ne yapayım ben?
BAŞKAN Ama siz de
kelimelerinize dikkat edin.
VELİ AĞBABA
(Devamla) Böyle bir şey var mı?
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Terbiyesiz herif!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Terbiyesiz de sensin, ahlaksız da sensin, adi de sensin! Sana
her birini iade ediyorum.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen ahlaksızın daniskasısın!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, herkes yerine otursun.
Sayın Özsoy, siz de
yerinize oturun.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen var ya
Sen var ya
VELİ AĞBABA
(Devamla) Konuşma! Konuşma!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sen saygısızsın! Senin Başkan Yardımcın
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ulan, sen mi beni korkutacaksın? Ulan, sen mi beni
korkutacaksın? Sen kimsin!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Otur yerine!
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Senin Belediye Başkan Yardımcın terörden
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ahlaksız da sensin, adi de sensin, her şey sensin!
(AK PARTİ ve CHP
sıraları arasında karşılıklı laf atmalar)
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Sensin! Sensin! Ağababasısın sen! Ahlaksızın
ağababasısın, ağababası!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Varsa cevabın kürsüye çıkarsın, oradan laf atmazsın!
BAŞKAN Oturur musunuz.
Sayın Ağbaba
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Ahlaksızın ağababasısın sen, ağababası!
BAŞKAN Sayın
Ağbaba
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ne yapayım? Ne yapayım?
BAŞKAN Ama kürsüden bu
şekilde hitap edemezsiniz.
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ne yapayım?
(AK PARTİ ve CHP
sıralarından ayağa kalkmalar, gürültüler)
BAŞKAN Bakın,
böyle devam ederse
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Ağababasısın!
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Yerine otur!
BURHANETTİN BULUT
(Adana) İndir elini!
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Çık dışarı, çık!
BAŞKAN Birleşime
on dakika ara veriyorum, Grup Başkan Vekillerini arkaya davet ediyorum.
Kapanma Saati:
17.29
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 17.43
BAŞKAN:
Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ
KÂTİP
ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
365 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
III.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
2.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Süreyya Sadi Bilgiçin,
milletvekillerini temiz bir dil kullanmaya davet ettiğine ilişkin
konuşması
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, bütün hatipleri, bütün milletvekillerimizi -kürsüden ya da
oturdukları yerlerden- temiz bir dil kullanmaya davet ediyorum.
Tutanakları da istedim,
tutanaklar geldiğinde de onun incelemesini yapacağım, onun da
ayrıca değerlendirmesini yapacağız.
VIII.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4672) ve
Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365) (Devam)
BAŞKAN Teklifin ikinci
bölüm üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna adına Malatya Milletvekili
Veli Ağbabanın konuşması yarım
kalmıştı. Kalan süresini tamamlamak üzere Sayın
Ağbabayı kürsüye davet ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
Sayın Ağbaba,
sizden özellikle rica ediyorum.
CHP GRUBU ADINA VELİ
AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
ben buradan kendi seçim bölgemin, Adıyaman'ın, çevre illerin
haykırışını, bir sitemini sizlere iletmeye çalışıyorum.
Ben Amerikan tekellerine laf söylüyorum, ses oradan geliyor, ben anlamadım
bunu yani. (CHP sıralarından alkışlar) Milletin ne zaman
derdini söylesek, ne zaman ifade etmeye çalışsak hakaret yiyoruz ya!
Ben anlamıyorum bunu. Ne diyeceğim, ben sizin istediğiniz gibi
mi konuşacağım? Yani hakikaten anlamıyorum ya! Ben
Adıyamanlı Abuzer dayının, Abdurrahman dayının
sözcüsüyüm. Burada Abrahamın sözcüleri var, Abrahamın sözcüsü bana
laf atıyor. (CHP sıralarından alkışlar)
Ben hapis diyorum, hapis,
hapis diyorum! Bak, sizin vekilleriniz de gördü, keşke o vekiller buraya
gelse. Gittiler, eylemleri önlemek için yalvardılar yakardılar,
milleti kandırdılar, dediler ki: Biz bu cezayı
kaldıracağız. Şimdi bir üçkâğıda kurban gidiyor
Adıyamandaki, Malatyadaki üretici. Ben onların sözünü ifade
etmeyeceğim de kimin sözünü ifade edeceğim! (CHP
sıralarından alkışlar)
Bakın, bir daha
söylüyorum, bu insanlar namuslarıyla, şerefleriyle, devlete bir yük
olmadan, kimi 500 metrekarede, kimi 1 dönümde üretim yaparak çoluğuna
çocuğuna bakmaya çalışıyor. Gidin, görün
Adıyamanın köyünü, Kurucaovayı, Erkeneki görün, bu insanlar
zengin olmuyor, sadece kendilerini geçindirebiliyor.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Onlara bir şey yapan yok.
VELİ AĞBABA
(Devamla) On binlerce esnaf var diyorum, tütün satan esnaf. Ya, bunların
ekmeğiyle oynama!
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Sen 2 milyar 400 milyon ton...
VELİ AĞBABA
(Devamla) Sen de Abrahamın kız kardeşisin, Abrahamın
kız kardeşisin sen de. (CHP sıralarından
alkışlar)
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Ne diyorsun sen ya!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Abraham var ya, Abrahamın kız kardeşisin herhâlde!
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Ne diyorsun be! Ne diyorsun ya!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Laf atma bana. Laf atmayı...
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Terbiyesiz! Sen ne diyorsun!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Terbiyesiz sensin, terbiyesiz sensin!
BAŞKAN Sayın
Ağbaba, lütfen, sayın milletvekilleri...
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Haddini bil, öyle konuş!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Şimdi, arkadaşlar, bir başka garabete bak, garabete!
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Halk sağlığını
ilgilendiren bir konuda şov yapamazsın!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Tarım Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi
Başkanı psikolog!
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Halk sağlığını
ilgilendiren bir konuda şov yapamazsın, kendine gel!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ya, ziraat mühendisi bitti mi! Niye koydun psikoloğu, niye!
Bir başka garabet daha
-dün Abdurrahman Tutdere açıkladı- Rıza Tuna Turagay kim?
Ticaret Bakan Yardımcısı, kanunu yapan adam. Bu neci? British
American Tobacconun Yönetim Kurulu üyesi, bu kanunu hazırlıyor. (CHP
sıralarından alkışlar) Siz, Abuzerin değil,
Abdurrahmanın değil, Ahmet dayının değil...
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Hadi canım, hadi!
VELİ AĞBABA
(Devamla) ...Abrahamın adamlarısınız, Amerikanın
adamlarısınız. (CHP sıralarından alkışlar)
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Tabii, tabii!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
39.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, Malatya
Milletvekili Veli Ağbabanın 365 sıra sayılı Kanun
Teklifinin ikinci bölümü üzerinde CHP Grubu adına yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım, biraz
evvel provokatif bir şekilde, İç Tüzükü baştan sona ihlal
ederek, şahsiyatla uğraşarak, temelsiz iddialarda ve iftiralarda
bulunarak grubumuzu, milletvekillerimizi ilzam etmeye kalkan şahsın
bütün sözlerini kendisine misliyle iade ediyoruz. Kendisine ve kendisinin
ağababalarına biz her platformda cevabımızı verdik,
veriyoruz. Sonuçta başkalarının sözcülüğünü manda ve himaye
altında ortaya koyanlar ancak ve ancak kendileridir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Şimdi diyeceğim ki: Dünya
Sağlık Örgütünün önerileri ne, onları uyguluyor mu Türkiye?
Hepsini uyguluyor, hepsini. Ödül aldık yahu, ödül aldık siz uyurken.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sonuçta tütünle ilgili en
kapsamlı düzenlemeyi AK PARTİ hükûmetleri getirmiş, bu konuda
yerli üreticilerimizin lehine düzenlemeler yaparak tamamen
kaçakçılığın önüne geçmekle ilgili uluslararası noktada
da Türkiyenin lehine sonuçlar doğuracak bir düzenlemeyi mutlaka bu
milletin emrine amade kılmıştır. Bunun
dışındaki yaklaşımlar ancak ve ancak provokatif,
ajitatif ve fikrî yetersizliği hakaretle örtmeye çalışan,
kendisi hakaret ettiği hâlde Bize hakaret ediliyor. diye meseleleri
çarpıtarak, bağlamından kopararak burada şov yapmaya dönük
birtakım yaklaşımları sergilemek kamuoyunun gözü önünde
cereyan ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ORHAN SÜMER (Adana)
Vatandaşın taleplerini iletiyor.
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu konudaki maşerî
değerlendirmeyi kamuoyu en güzel şekilde ortaya koyacaktır. Bu
konuda, tutanaklarla ilgili de sayın milletvekilimiz her milletvekili
gibi, bazı yaklaşımlara, hakaretlere, iftiralara yerinden cevap
verdiği hâlde, oradan Allah belanı versin! şeklinde,
şahsiyatla uğraşarak bizzat kendisi hakaret eden kişinin
-sanki burada suçluymuş gibi- kendisi suçlu olarak, sanki kendisine
hakaret edilmiş gibi bir pozisyonda meseleleri nasıl
çarpıttıklarının bir delili olarak karşımıza
çıkıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu manada herkesin İç Tüzük
kurallarına uyması gerektiği açıktır. Biraz evvel
sizin de ifade ettiğiniz gibi, İç Tüzük kurallarının bütün
milletvekilleri tarafından eşit olarak
Temiz bir dille, fikrî
anlamda bir açıklama, bir eleştiri, bir değerlendirme, bir
analiz söz konusu olacaksa bunlara evet ancak her türlü hakarete, kötü söze
hayır diyoruz, gereğinin de yapılmasını talep
ediyoruz.
Teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Ben Abrahamın kızıysam sen de
Philip Morrisin oğlusun Beyefendi, duydunuz mu?
VELİ AĞBABA
(Malatya) Kardeşi dedim, kızı demedim.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Ben Abrahamın kızıysam sen de
Philip Morrisin oğlusun.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Başkanım, ceza yok mu?
BAŞKAN Sayın
Özel
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan, manda ve himayeyi savunanlar yabancı güçleri
savunanlar diyerek Cumhuriyet Halk Partisine; Fikrî yetersizlik içindedir.
diyerek Veli Ağbabaya sataşmada bulundu.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Kardeşi
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Hadi ya! Yürü ya, yürü! Birazcık halk
sağlığı oku, literatür karıştır.
Uzmanlığın olmayan konularda sakın konuşma! Sakın
konuşma uzman olmadığın konuda!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Grubumuz adına söz hakkı talep ediyorum. Veli Ağbaba
konuşacak efendim.
BAŞKAN Buyurun.
EYÜP ÖZSOY (İstanbul)
Ya, Başkanım, ceza yok mu ceza? Ceza yok mu? Biz de çıkalım
o zaman her türlü hakareti yapalım bunlara.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Hayır, biz de söz istiyoruz ya, ne sözü ya!
Hakaret eden kendisi.
VII.-
SATAŞMALARA İLİŞKİN KONUŞMALAR (Devam)
3.-
Malatya Milletvekili Veli Ağbabanın, Çankırı Milletvekili
Muhammet Emin Akbaşoğlunun yaptığı
açıklaması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine ve
şahsına sataşması nedeniyle konuşması
VELİ AĞBABA
(Malatya) Ya, ben burada geldim, sakin sakin başladım, hâlâ laf
atmaya devam ediyorsun.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ben tütün dedim, Adıyaman dedim, Malatya dedim,
Çelikhan dedim, fakirlik fukaralık dedim. Sizin haberiniz olmayabilir,
biraz önce söyledim
MÜŞERREF PERVİN TUBA
DURGUT (İstanbul) Ben de halk sağlığı diyorum.
Hadi oradan!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, rica ediyorum, lütfen.
VELİ AĞBABA
(Devamla) Bak, siz reisten gizli Marlboro içiyor olabilirsiniz ama o
Adıyamanlı fakir fukara, o ektiği tütünle kendini geçindiriyor,
karnını doyuruyor; zengin olmuyor. Yapılan şey, tütüne bir
yasak; tütünün satışına -üç ila altı yıl olacak- iki
ila beş yıl yasak getiriliyor. Niye zorunuza gitti ben bilmiyorum
bunu, niye zorunuza gitti? Arkadaşlar, bakın, beyefendi diyor ki: Manda,
himaye
Ya, yüz yıl önce İstanbul işgal edildi, işgal için
çağrıldı, bir tek adam çakmak çakmak gözleriyle bakarak
Geldikleri gibi giderler. dedi, bu ülkeden emperyalistleri kovdu. (CHP
sıralarından alkışlar) Çanakkalede teslim olmadı,
Kurtuluş Savaşında teslim olmadı, bu memlekette fakir
fukara teslim olmadı.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Atatürk uyansa sizden utanır ya!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Yapılmak istenen şey şu:
Çağımızın savaşı topla, tüfekle olmuyor; kanunla
oluyor.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Sizin Atatürkle ne ilginiz var ya!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Philip Morrisin, Tobacconun emriyle bir kanun düzenlemesi
getiriliyor. Biz bunu biliyoruz ki bu kanunu siz yapmıyorsunuz, sizin
iradeniz yok. Size yön gösteren o emperyalistlere yani mandaya ve himayeye
teslim oluyorsunuz. Neyle? Kanunla teslim oluyorsunuz; bu ağır bir
itham.
Ayrıca, değerli
arkadaşlar, bakın, sizler, bir daha söylüyorum
MÜŞERREF
PERVİN TUBA DURGUT (İstanbul) Ne sigara
sevdalısıymışsınız ya!
VELİ
AĞBABA (Devamla) Sen laf atıyorsun ya, ben memnun oluyorum,
beni konuşturuyorsun sen.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Tabii, ajitasyon!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Siz Philip Morrisin, Amerikanın, İngiltere tekellerinin
temsilcisisiniz; ben Adıyamanın, Malatyanın, tütüncünün
temsilcisiyim. (CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Hadi canım! Hadi canım!
VELİ AĞBABA
(Devamla) Ayrıca, bir şeyi söyleyeyim: Bu uluslararası
firmalardan
BAŞKAN Sayın Ağbaba,
süreniz bitti.
VELİ AĞBABA
(Devamla)
Biz Bize Yeteriz kampanyasına kaç para aldınız?
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Veli, Biden görse seni linç eder, Biden linç eder
seni!
VELİ AĞBABA
(Malatya) Hadi oradan! Hadi oradan!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım
EYÜP ÖZSOY
(İstanbul) Başkanım, sürekli hakaret etti, ceza almayacak
mı bu adam? Buradan, kürsüden her türlü hakareti yaptı.
BAŞKAN
Nasıl yapacağımı bana öğretmeyin, müsaade edin.
EYÜP ÖZSOY
(İstanbul) Öğretmiyorum.
Soruyorum, ne olacak? Bu adam buradan çıkacak, hakaret edecek, beddua
edecek sonra da gidip bir daha mı gelip konuşacak; böyle mi bu
İç Tüzük?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkanım
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın
Başkanım, çok açık ve seçik bir şekilde bütün grubumuza
hakaret söz konusu, sataşma söz konusu.
EYÜP ÖZSOY
(İstanbul) Ceza yok mu Başkanım? Niye uyarı cezası
yok?
İFFET POLAT
(İstanbul) Nedir bu arkadaşın özelliği ya!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sataşmadan dolayı sizden
söz istiyorum.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ama yani bu gidişle bitmeyecek bu! Böyle bir
şey olur mu ya!
BAŞKAN Buyurun. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
4.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, Malatya Milletvekili
Veli Ağbabanın sataşma nedeniyle yaptığı
konuşması sırasında Adalet ve Kalkınma Partisine
sataşması nedeniyle konuşması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; tabii, hakikaten âciz olmak, çarpık zihniyetle meseleleri
çarpıtmak ancak böyle olur.
VELİ
AĞBABA (Malatya) Yine başladın, yine başladın!
Senden âcizi var mı, senden âcizi?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Evet, bir tek adam
çıktı, Mustafa Kemal Paşa, Millî Mücadelenin
başkumandanı; dedelerimiz, ninelerimiz etrafında kenetlendi,
bağımsız devletimizi kurduk, Manda ve himaye kabul edilemez.
denildi, Türkiye Cumhuriyeti devletini kurduk.
VELİ
AĞBABA (Malatya) Şimdi mandaya soktun; konuyu sen açtın!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Ve bir hedef gösterdi istiklalitam; tam
bağımsız Türkiye.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul)
Evet, tam bağımsız Türkiye!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) İşte tam bağımsız Türkiye hedefini
gerçekleştiren liderin adı Recep Tayyip Erdoğandır,
elhamdülillah. (AK PARTİ sıralarından alkışlar, CHP
sıralarından gürültüler) Ancak CHP, eski CHP değil; CHPnin,
maalesef, sözcüleri, yaklaşımları -tam tersine- CHPnin
altı okunun yanına yedinci ok ilave etme peşinde koşuyor.
Manda ve himaye kabul edilebilir
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul)
Çok seviyorsan altı oku, gel bu tarafa, gel.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Büyükelçilere, Amerikan Büyükelçilerine mektup
yazarak Kanal İstanbulu hep beraber engelleyelim. diye davetiye
çıkarıyor.
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
400 bin tütüncü 70 bine nasıl indi, onu anlat.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Hey gidi hey; o antiemperyalistler nerede,
nerede kaldınız? Yazıklar olsun size!
VELİ AĞBABA
(Malatya) Sana yazıklar olsun! Mandacı, mandacı, mandacı!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Bugün manda ve himayeyi sizler savunuyorsunuz.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Utanın, utanın!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) Sizler Türkiye'nin yumuşak karnı
hâline gelmişsiniz. Bak, Biden ne diyor? Muhalefeti masanın
etrafında bir araya getireceğiz, destekleyeceğiz;
emperyalistlerin çanına ot tıkayan Erdoğanı öylece
devireceğiz. diyor. Hadi oradan! dediniz mi? Diyemediniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul)
Sen ne yaptın o mektupları, söyle; ne yaptın o mektupları?
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Devamla) İşte, siz, maalesef, Amerika
Birleşik Devletleriyle manda ve himayede beraber hareket edersiniz, bunu
da milletimiz açık ve seçik görüyor. Sonuç itibarıyla, her şey
meydandadır, bunu da milletimiz değerlendirecektir. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, teşekkür ediyorum.
ÖZGÜR KARABAT (İstanbul)
Ne yaptın o mektubu? Nerede o mektup, sende mi?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
BAŞKAN
Arkadaşlar, biraz sakin, sessiz olursanız ben de Grup Başkan
Vekillerini duyabilirim.
Buyurun Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Önce
âciz diye bir hakaretle başladı, ardından da Cumhuriyet Halk
Partisine
BAŞKAN Buyurun
kürsüye. (CHP sıralarından alkışlar)
5.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun sataşma nedeniyle yaptığı
konuşması sırasında Cumhuriyet Halk Partisine
sataşması nedeniyle konuşması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Şimdi, burada bir yasa teklifi var. Yasa teklifinde menfaat odakları
var, tekliften zarar görecekler var. Şimdi, Abdurrahman Bey, Veli Bey
neden burada kürsüdeler? Kendi illerindeki söz verdikleri, sizin de
milletvekillerinizin söz verdiği kişiler bu işten mağdur
oluyorlar; kaldırılacağı sözü verilen hapis cezaları
sadece birer yıl indirilerek, kandırılarak burada
sıkıntıya sokuluyor. Bunu dile getirmek üzere buraya geliyor.
Retoriğin içinde şu var, şunu dersiniz: Ben çiftçinin
yanındayım, sen Amerikan şirketinin yanındasın. Bu
var ama oradan tutup da terör örgütü isimleriyle falan saldırı olunca
iş başka bir yere kaydı. Anlaşılan o ki içerikle
ilgili tartışmayı da kaldıracak bir sıklet kendinizde
görmediniz. Meseleyi aslında Cumhuriyet Halk Partisinin en güçlü,
kendinizi de kendi deyimiyle en âciz olduğunuz alana çektiniz.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Alakası yok.
ÖZGÜR ÖZEL (Devamla)
Şimdi, bu Cumhuriyet Halk Partisi -gelin grup odasını gezdireyim
size- harf devriminden önce kurulmuş, cumhuriyetten önce kurulmuş,
partisinden önce grubu kurulmuş bir yapı. Bu yapı savaşı
yönetmiş, bu yapı Çanakkale'den sonra tam
bağımsızlık için ölmeyi göze almışların
bayrağı olmuş bir yapı. Biz onlara yüz elli
yıldır karşıyız. derken Numan Bey, bizim Jön Türkler
olup sizin Damat Ferit Hükûmeti, İskilipli Âtıf, İngiliz
uçaklarından atılan Atatürk'ün ölüm fetvaları olduğunuzun
altını imzalıyor, tasdik ediyor zaten. Bakın, biriyle
övüneceksen şununla övünemezsin: Yıldız Sarayı'nın
arkasından düşman donanmasıyla kaçanla övünemezsin ama ben o
donanmayı görünce bakıp da Geldikleri gibi gidecekler. diyenle
övünürüm kardeşim.(CHP sıralarından alkışlar)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
Akbaşoğlu, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
40.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, Manisa
Milletvekili Özgür Özelin sataşma nedeniyle yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sağ olun.
Sayın
Başkanım, şunu ifade ediyorum: Bakın, biraz evvel
sataşmadan dolayı söz almam, mandacılıkla ilgili
yaklaşımlarla itham edilmenin, aslında kendi vasıfları
olduğunu beyan içindi. Bu konuda nereden bize sataştılarsa
oradan cevap verdim.
Numan Beyin sözünün de
apaçık bir şekilde çarpıtıldığı
ortadadır. Eski CHP ile yeni CHP arasında dağlar kadar fark
vardır; bunu herkes görüyor, biliyor, o gerçeği de
hatırlattım. Eskiden herkes CHPnin içerisindeydi, tek parti
vardı zaten, herkes CHPdeydi yani tek parti döneminde.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Sen mandacısın, mandacı.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Ancak siz keşke eskiye sahip
çıksanız da o Millî Mücadele ruhunu tam
bağımsızlık noktasında bugün ortaya koyabilseniz.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Akbaşoğlu, sen mandacısın, sen
mandacısın.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Ancak maalesef emperyalistlerle
emellerini tevhit etme noktasına gelip
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
Buyurun.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı)
bunları sözle ve eylemle ortaya
koyan CHPnin, emperyalistlerle emellerini tevhit ederek sözle,
davranışla ve yaklaşımla onlarla beraber hareket edenlerin
tablosunu millet takdir edecektir.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Emperyalizme hizmet ediyorsun. Sattın tütüncüyü, sattın!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bununla beraber, bütün
arkadaşlarımızın söylediği şey şudur: Bir
yasa getiriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir hukuk devletidir. Bu konuda
yasal olan her şey meşrudur ve satılabilir; kaçak olan, kanuna
aykırı olan da cezalandırılır.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Ne kaçağı ya!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu, hukuk devletinin temel
prensibidir. Bunu başka bir noktaya çekmek meselenin sadece,
gerçeğini ortadan kaldırmak ve saptırmaktır.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Adıyamanın tütünü senden yerli ve millîdir.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Biz milletimizin
yanındayız, milletimizle beraberiz. Bütün emperyalistlerin ve
emperyalistlerin sözcülüğünü yapanların
karşısındayız, karşısında olmaya devam
edeceğiz.
VELİ AĞBABA
(Malatya) Kaçak olan sensin! Adıyamana kaçak diyemezsin, kaçak varsa
sensin.
BAŞKAN Sayın
Özel, buyurun.
41.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Şimdi, anlamak güç. Bir yandan partilerinin Başkanı Memlekete
iki yüzyıldır istikamet dayatılıyor. diyerek tek adam
yetkilerinin tartışıldığı 1808deki Senedi
İttifaktan beri demokrasiyle sorunu olduğunu söyleyecek, vekili
çıkacak Biz bu CHPyle yüz elli yıldır karşı
karşıyayız. diyecek
Yüz elli yıl geriye gidince Birinci
Meşrutiyet, o yüz elli yıl boyunca nerede durduğumuz belli.
Teker teker saydığında en son şuraya da geliyoruz: Hani,
Amerikan 6ncı Filo geliyor, bizimkiler denize döküyor da sizinkiler
seccade serip karşısına geçip kıble belleyip namaz
kılıyor ya, antiemperyalizm tartışmasına gelince son
baltayı da orada taşa vurursun. (CHP sıralarından
alkışlar) Ha, onlar da iyiydi, o CHPdeydi, sen yaşıyor
olsan o CHPnin üyesi olursun; kardeşim, 1 Mart tezkeresi var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Seninki
partiyi kurar kurmaz koştu Amerikaya.
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ
(Elâzığ) Hamburger yemeye gitmedi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Sonra,
seçimden sonra tekrar koştu, Irak Savaşı için Coniler gelsin,
buradan geçsin diye söz verdi. 1 Mart tezkeresinde Bülent Arınçın
yönettiği oturumda Genel Başkanımız 99 AK PARTİliyi
-sonra hiçbirini milletvekili yapmadınız- ikna edip o emperyalist 1
Mart tezkeresini geçirmedi. Şimdi, siz, o zaman da CHPnin
karşısındaydınız. Siz, dedenizin, ninenizin CHP
varlığıyla övünüyorsanız, o nineniz, dedeniz, Allah gani
gani rahmet eylesin, başımızın tacı da şimdi
sizin bu tutumunuzu torunlarınız nasıl anacak, siz onu düşünün.
(CHP sıralarından alkışlar)
İFFET POLAT
(İstanbul) Hamburgerciye gel sen(!)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın Başkan
BAŞKAN - Sayın
Akbaşoğlu, buyurun.
42.-
Çankırı Milletvekili Muhammet Emin Akbaşoğlunun, Manisa
Milletvekili Özgür Özelin yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Sağ olun, teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Şu tarihi
gerçekliği bilmeniz gerekir ki tek parti iktidarı dönemi ve çok
partili hayat demokratik gelişme noktasında tarihî kronoloji olarak
farklı farklı zaman dilimlerine tekabül eder. Tek partili bir
Cumhuriyet Halk Partisinin iktidarı döneminde, o zamanki, tek parti
dönemindeki bütün milletin mecburi olarak yaklaşımı farklı;
demokratik, 1946 ve 1950 seçimleriyle beraber ortaya çıkan siyasi partiler
tarihiyle ve CHP'nin 1920lerdeki yaklaşımı ile bugünkü
yaklaşımı arasındaki farkı CHP'nin, eski CHP'nin
bizzat eski Genel Sekreterleri, Genel Başkan Yardımcıları,
kendileri bu konudaki yaklaşımlarıyla en güzel şekilde
ortaya koyuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın
sözlerinizi.
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Siz oradan kendinize bir hisse
çıkartamazsınız, geçmişten kendinize hisse
çıkartabileceğiniz en ufak bir alan yok. Ancak, bugünkü tutum ve
davranışlarınız antiemperyalist bir yaklaşımdan
tamamen uzak bir noktadadır. Keşke antiemperyalist bir
yaklaşımda olsanız da devletimizin millî birlik ve beraberlik
noktasındaki ortaya koyduğu politikalara destek verebilecek bir
noktaya gelseniz. Biz Amerika'ya haddini bildirirken, onlara haddini
bildirirken siz karşımıza çıkıyordunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Uzatma
ya, uzatma! Saçma sapan konuşma!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bu net bir şekilde ortaya
çıkıyor. Bunun ortaya çıkmasından mahcup oluyorsunuz.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ya
Allah Allah! Kaç kere daha aynı şeyi söyleyecek? Aynı
cevabı veriyorum ya!
Sayın Başkan...
BAŞKAN Buyurun.
43.-
Manisa Milletvekili Özgür Özelin, Çankırı Milletvekili Muhammet Emin
Akbaşoğlunun yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bak,
daha da şunu söyleyeceğim. Bir daha, bir daha söylüyorum: Cumhuriyet
Halk Partisi sizin Bidena altı ay tebrik telefonu açmak için önünde kedi
gibi miyavladığınızı gördü.
ŞİRİN ÜNAL
(İstanbul) Sensin kedi, kedi sensin!
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar) Kedi gibi miyavlayan sensin!
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) O
Bidena yüz sürmek için kapılarda beklediğinizi gördü. (CHP
sıralarından alkışlar)
İFFET POLAT
(İstanbul) Hamburgercilerde ne yaptınız?
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bu
Cumhuriyet Halk Partisi şimdi sizin geçmişte RAND Corporationla
yaptığınız pazar kahvaltılarını da biliyor.
Bu Cumhuriyet Halk Partisi, darbe planlayıcılarına nasıl
evladınıza sarılır gibi sarıldığınızı
da gördü. Allah sizi insan olarak edemiyorsa siyaseten ıslah etsin
kardeşim ya! Islah etsin ya!
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Darbecilerle beraber olan maalesef
sizlersiniz her zaman. Darbecilerle beraber olan sizlersiniz.
ATİLA SERTEL
(İzmir) Yeter artık Muhammet Bey. Yeter ya! Hep aynı şeyi
tekrarlıyorsun. Öğretmişler sana bir şey aynı
şeyi söyleyip duruyorsun Muhammet Bey ya, değiştir biraz.
VIII.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4672) ve
Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365) (Devam)
BAŞKAN Evet,
şahıslar adına ilk söz Sayın Kemal Bülbül'ün.
Buyurun.
KEMAL BÜLBÜL (Antalya)
Evet, Sayın Başkan, değerli Genel Kurul; hepinizi sevgi ve
saygıyla selamlıyorum.
Tam demokrasi olmadan
Sayın Başkan, tam bağımsızlık olmaz.
Eşitlik, adalet ve özgürlük olmadan tam bağımsızlık
olmaz, uluslararası ilişkilerinize çekidüzen vermeden tam
bağımsızlık olmaz. Arkadan Putin ile Zelenskyle, efendim,
Bidenla dolap çevirerek tam bağımsızlık olmaz ve
Türkiyede her an, her dakika mazlumlara, masumlara hakaret ederek, nefret suçu
işleyerek tam bağımsızlık olmaz. İşte
örneği: Bakın, yer Bursa ve Bursada bir lise. Bursa Osmangazi ilçesi
Hürriyet Anadolu Lisesi zorunlu din dersi öğretmeni bakın ne diyor.
Diyor ki: Ben Alevilerin gittikleri yolun yanlış olduğunu
düşünüyorum. Çoğu Alevi ailede -bütün Türkiye'den, değerli
Parlamento üyelerinden, Alevi toplumundan, Hürriyet Anadolu Lisesi
öğretmen ve öğrencilerinden çok özür diliyorum, söylemek
zorundayım- çocuğun kimden olduğu belli değildir.
Alevilerin Hazreti Aliyi Hazreti Peygamberin yerine koyduklarını,
çoğu Alevinin ahlaki açıdan bozuk olduğunu ve erkek
öğrenciler ile kız öğrencilerin okul bahçesinde
konuşmasının zina olduğunu söylüyor din dersi
öğretmeni; geçen cuma günü söylüyor, bakın. Bugün Bursa Barosu
Başkanı sevgili Avukat Metin Öztosunla, Avukat Aslı Ekeyle ve
savcılığa başvuru yapan İnsan Hakları Komisyonu
Başkanı Avukat Kemal Özgür Yetkinle görüştüm. Şimdi,
buradan bütün Alevi kurumlarına, Bursadaki Alevi kurumlarına
çağrı yapıyorum: Gidin okulun önüne, Millî Eğitim Müdürlüğünün
önüne, valiliğin önüne; valiyi, Millî Eğitim Müdürünü ve bu
öğretmeni istifaya çağırın. Böyle ırkçı, böyle
nefret suçu işleyen, böyle yezit soylu, böyle IŞİD soylu, böyle
halkı birbirine kışkırtan öğretmen ve eğitimci
olamaz. Bütün deliller burada; hiçbir saptırma yok, her şey mevcut.
Bu da yetmiyor, Millî Eğitim Bakanını göreve davet ediyorum.
Bursa Valisi, Bursa Millî Eğitim Müdürü ve Bursa'daki eğitim
sendikaları, sevgili Bursa EĞİTİM SEN yöneticileri,
Bursa'daki öğretmen sendikaları; lütfen burada demokratik
tavrınızı koyunuz. Eğitimdeki bu
ırkçılığı, eğitimdeki bu nefret suçunu ortaya
koyup gerekli demokratik tavrı koymak lazım.
Bu kaçıncı
hakarettir? Bre yezit soylular, bre şecerei melunlar; bu kaçıncı
hakarettir, bu kaçıncı nefret suçudur, bu kaçıncı Alevi
toplumunu aşağılamaktır? Bununla nereye varmak
istiyorsunuz? Türkmen Aleviler, Türk Aleviler, Kürt Aleviler, Roman Aleviler,
Arap Aleviler; hepinizi hem bu ırkçı, faşist saldırıya
karşı göreve çağırıyorum hem de cumhuriyetin 2nci
yüzyılında laikliğe, demokrasiye, eşitliğe, adalete
sahip çıkmaya çağırıyorum. Parlamentomuzda bulunan Bursa
vekilleri, derhâl bu konuyla ilgileniniz, derhâl bu konuyla ilgili olarak Millî
Eğitim Müdürlüğünü arayınız. Bakın, bize gelen bilgi,
öğretmen hakkında soruşturma açıldı; yetmez bu.
Öğretmen alınıp başka okula veriliyor; o da yetmez. Bu,
öğretmen değildir, derhâl görevden alınması ve yasaya göre
hakkında işlem yapılması gerekiyor. Burada bir nefret suçu
var. Aleviler sizin stres topunuz değil. Aleviler, Türkiye'de eşitliğin,
özgürlüğün, adaletin, halkların eşitliğinin, Türklerin ve
Kürtlerin, Arapların ve Romanların, Ermenilerin ve Çerkezlerin
eşit, birlikte yaşamasının güvencesidir. Ne
inancımızı ne tarihimizi ne de yol ve erkânımızı
kimseye çiğnetmeyiz. Lütfen, tekrar söylüyorum: Bursa'da olan bu rezaletle
ilgili bir an önce demokratik, hukuki tavır ortaya konulsun. Bu
konulmadığı takdirde biz bütün alanlarda demokratik
hakkımızı kullanarak her türlü yönüyle teşhir etmeye devam
edeceğiz. Bir kere daha Bursadaki bütün demokratik kurumları göreve
çağırıyorum, bu ırkçılığa karşı
tavır almaya çağırıyorum.
Saygılar sunuyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İkinci
bölüm üzerindeki görüşmeler tamamlanmıştır.
Şimdi, ikinci bölümde
olan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge işlemlerini
yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza
sunacağım.
Ama öncesinde 6
arkadaşımıza 60a göre söz vereceğim.
Sayın Orhan Sümer
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
44.-
Adana Milletvekili Orhan Sümerin, üniversite öğrencilerinin yemekhane
zamları ve küçülen porsiyonlara isyan ettiklerine ilişkin açıklaması
ORHAN SÜMER (Adana)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Üniversite öğrencileri
yemekhane zamları ve küçülen porsiyonlara isyan ediyor. Yemekhane
ücretleri düşük gibi görünse de son iki senede yapılan zamlar yüzde
100ü geçiyor. Küçülen porsiyonların yanı sıra kampüslerde
çıkan yemeklerin niteliksizliğine de vurgu yapan öğrenciler pek
çok üniversitede yemekhane protestoları düzenliyor. Kendi ilim Adanada
Çukurova Üniversitesi yemekhanesinde son günlerde yemeklerden hamam böceği,
kurt çıktığı; yemekhane koşullarının
hijyenik olmadığı yönünde birçok öğrencimiz
şikâyetlerini dile getirdiler. Bugün, en az 15-20 öğrenci bizzat
kendileri aradı. Üniversiteler yandaş rektörlerin akrabalarına
iş kapısı sağlama aracı değildir. İktidar,
başta Adana Çukurova Üniversitesi olmak üzere, tüm kampüs
yemekhanelerindeki yemek sıkıntısına ve Açız. demek
zorunda kalan üniversite öğrencilerinin haklı taleplerine acilen
çözüm bulmak zorundadır.
BAŞKAN Sayın
İlhan
45.-
Kırşehir Milletvekili Metin İlhanın, 696 sayılı
KHKyle kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılan
işçilere ilişkin açıklaması
METİN İLHAN
(Kırşehir) 696 sayılı KHKyle kamu kurum ve
kuruluşlarında çalıştırılan işçiler, ilgili
kamu ve kurum kuruluşlarında sürekli işçi pozisyonunda ya da
mahallî idarelerin kurdukları şirketlerde istihdam
edilmişlerdir. Ancak kamuda istihdam edilen bu işçilerin, ücret ve
özlük hakları başta olmak üzere, çalışma
şartlarının iyileştirilmesiyle ilgili, aradan geçen süre zarfında,
görece hiçbir adım atılmamıştır. Bu konudaki güncel en
büyük sorun ise zorunlu emeklilik uygulamasına tabi 696 sayılı
KHK kapsamındaki işçilerin, Hükûmetin önümüzdeki günlerde Meclis
gündemine getirmeyi planladığı EYT düzenlemesiyle ortaya
çıkacaktır. Anayasaya da aykırı bir durum oluşturan
zorunlu emekliliğin, hele de ekonomik krizin daha da
derinleştiği şu günlerde işçilerimize
yaşatılması çok büyük bir sorun teşkil edecektir. O
sebeple, yeni düzenlemeden önce mağduriyet oluşturacak zorunlu
emeklilik sorununun çözülmesi şarttır. Yüz binlerce işçimiz
bizlerden bu konuda adım atmamızı beklemektedir.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Ataş
46.-
Kayseri Milletvekili Dursun Ataşın, kamu
eczacılarının yaşadığı mağduriyete
ilişkin açıklaması
DURSUN ATAŞ (Kayseri)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Kamu eczacıları,
kamu kurum ve kuruluşlarında, il sağlık müdürlüklerinde,
sağlık tesislerinde ilaç ve tıbbi malzemelerin hastaya
ulaştırılıncaya kadarki tüm süreci yönetmektedir ancak kamu
eczacıları hak ettiği değeri görmemektedir.
Sağlık müdürlüklerinde ve hastanelerde çalışan
eczacıların ek taban ödemeleri de çok düşüktür. Bu yüzden,
eczacı unvanıyla farklı kamu kurumlarında görev yapan
eczacılar arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır.
Sağlıktaki 3 ana branşla kıyaslandığında
tavan ödemeleri de düşük kalmaktadır. Ayrıca hastanelerde
yeterli eczacı yoktur. Bu yüzden eğitim ve
sağlığın vazgeçilmezi olan kamu eczacılarına
yaşatılan bu mağduriyet giderilmeli, yeterli istihdam
sağlanarak hastanelerde her 50 yatağa 1 eczacı olan istihdam
arttırılarak 25 yatağa 1 eczacı olacak şekilde
güncellenmelidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Köksal
47.-
Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksalın, kadro bekleyen taşeron
işçilere ilişkin açıklaması
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Kamuda çalışan
kiralık araç şoförleri, belediye şirket işçileri,
Karayollarında çalışan taşeron işçiler, 4 Aralık
şartına takılan 696 sayılı KHK mağdurları,
PTT'de çalışan taşeron işçiler, hastane, dezenfeksiyon,
sterilizasyon, HBYS, bilgi işlem, laboratuvar, yemekhane, tomografi ve MR
çalışanları, KİT'lerde çalışan bütün
taşeronlar, kamu çağrı merkezi çalışanları, yüzde
70 şartına takılanlar, özel idare çalışanları,
sosyal tesis çalışanları, diş, protez ve fizyoterapistler,
vakıf personelleri, biyomedikal teknikerleri kadro bekliyor. Kadro bu
insanlar için bir lütuf değil, haktır. Giderayak AKP iktidarı
kadro vermezse de hiç merak etmeyin, iktidarımızda hiçbir
taşeron işçi kalmayacak, herkese kadro verilecektir. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Bahşi...
48.-
Antalya Milletvekili Feridun Bahşinin, Cumhurbaşkanının
kamuda çalışan sözleşmeli personelle ilgili
yaptığı açıklamaya ilişkin açıklaması
FERİDUN BAHŞİ
(Antalya) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Cumhurbaşkanının
kamuda çalışan sözleşmeli personelin memuriyete geçirilmesiyle
ilgili yaptığı açıklamayla yaklaşık 2.200
sanatçı kadro dışı bırakılmıştır.
Söz konusu çalışanlar on yıldır her yılın son
günü temsilî olarak işten çıkarılmakta ve yılın ilk
günlerinde tekrar işe alınmaktadır. Kadrolu
meslektaşlarıyla aynı görevi aynı süreklilik içerisinde
icra etmekte olan sanatçılar bu yöntemle özlük hakları
bakımından ciddi bir eşitsizliğe maruz kalmaktadır. Bu
çalışma şekliyle kıdem tazminatı, ek gösterge,
ikramiye ve teşvik haklarından mahrum kalmalarının
yanında, sanat kurulları ve teknik kurullardaki seçme ve seçilme
hakkından da yoksun kalmaktadırlar. Özveriyle görevlerine devam eden
sözleşmeli sanatçıların mağduriyetinin giderilmesini talep
etmekteyiz.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Gaytancıoğlu
49.-
Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, Edirnenin Keşan
ilçesinin Yukarı Zaferiye Mahallesinin ilkokulunun
olmadığına ilişkin açıklaması
OKAN GAYTANCIOĞLU
(Edirne) Sayın Başkan, biz, köylerin okulsuz
kaldığını sürekli dile getiriyoruz; iktidarımızda
da köy okullarını yeniden açacağız ama sorun sadece köy
okulları değil, AKP iktidarında şehirlerimizdeki okullar da
kapandı, yenileri yapılmadı; artan nüfusa yetecek okullar yok.
Çocuklarımız karanlıkta evlerinden çıkarak göçebe gibi
başka mahalledeki okullarına ulaşmaya çalışıyor.
Örneğin, seçim bölgem olan Edirne'nin Keşan ilçesindeki en merkezî
mahallelerden olan Yukarı Zaferiye Mahallesinde ilkokul yok. Daha önce
burada olan ilköğretim okulu ortaokula çevrildi, ilkokul öğrencileri
başka mahallelere dağıtıldı. Bu çocuklar küçük;
beslenmeleri, okula gitmeleri hep büyük sorun, aileleri büyük maddi külfet
yükleniyor. 100 milyonları Katar sevdası için Saros Körfezi'ni yok
etme projelerine aktaranlar, Keşan Yukarı Zaferiye Mahallesine bir
okul yapmaktan acizler. Bunlardan ilk seçimde kurtulacak ve her çocuğumuzu
cumhuriyetin en büyük kazanımlarından biri olarak evinin yanı
başındaki
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
VIII.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4672) ve
Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365) (Devam)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, 7nci madde üzerinde 3 adet önerge vardır. Önergeleri
aykırılık sırasına göre okutup işleme
alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 7nci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Turan
Aydoğan Atila
Sertel Ömer
Fethi Gürer
İstanbul İzmir Niğde
Ayhan
Barut Abdurrahman
Tutdere Hüseyin
Yıldız
Adana Adıyaman Aydın
Ahmet
Kaya Özgür
Özel
Trabzon Manisa
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUSTAFA ARSLAN (Tokat) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Atila Sertelin.
Buyurun Sayın Sertel.
(CHP sıralarından alkışlar)
ATİLA SERTEL
(İzmir) Sayın Başkan, kıymetli milletvekili
arkadaşlarım; Tütün Yasasıyla ilgili çok güzel
tartışmaların ve ilgiyle izlenen tartışmaların
ardından ben de bazı bilgileri vermek istiyorum. Tütün, Türkiye'nin
temel üretim, temel geçim kaynaklarından biriydi. 1945te 183 bin olan
tütüncü ailesi 1965 yılında 379 bine ulaştı ve tütün
özelleştirilinceye kadar, 1998 yılına kadar Türkiye'de 622 bin
aile tütünle yaşamını sürdürüyordu. Aslında burada
Adıyaman, Bitlis, Malatya tartışılıyor ama bu üreticilerin
en önemli bölümü 334 bin aileyle Ege Bölgesi'ndeydi; Manisa'dan tutun,
İzmir'in bütün bölgelerinde en kaliteli tütünün üretim merkezi Ege
Bölgesi'ydi; 146 bini Güneydoğu Anadolu'da, 97 bini Karadeniz Bölgesi'nde,
29 bini Doğu Anadolu'da, 16 bini de Marmara Bölgesi'ndeydi.
O dönemde, çok önemli bir
ismin, Tekel Genel Müdürü Recai Dıblan'ın 1973 yılında
şunları yazdığını hatırlatmak isterim:
Tütünün Türkiye için ifade ettiği hakiki mana ve değeri anlamayanlar,
aşağılık kompleksine sahip olanlar veya bu dalda dönen
büyük menfaatlerin cazibelerine kendilerini kaptıranlar rahatlıkla bu
millî ürünümüzün endüstrisinin yabancılara teslimini müdafaa
etmişlerdir. İşte, asıl burada Abraham'dan mı
yanasın, İbrahim'den mi yanasın? sözünün 1973te söylendiği
nokta; yabancılara teslim edilmiş bir yapı, yabancılara
teslim edilmiş fabrikalar, yabancılara teslim edilmiş tütün.
Şu anda Türkiye'nin tütününün, sigara sektörünün -sigara
sağlığa zararlıdır- yüzde 87,9unu Amerikan
emperyalizmine, yabancıların eline teslim ettik.
Bakın, Recai Dıblan
yine ne diyor: Türk tütünü, dünyanın her tarafında aranan bir meta
hâline gelmiştir. Bu suretle de Türk tütünü bitti, Virginia tütünü
ekilmelidir. diyenlere bunun böyle olmadığı ispat edilmiştir.
Çünkü Virginia tütünü ekimini teşvik eden davranışlarda Virginia
tütününü ekmekle beraber yabancı sigara imalatçılarına
Türkiye'de istediğiniz sigarayı yapma ve dışarıdan
yurda istediğiniz sigarayı getirme daveti de mevcuttur. 1973
yılında bunu söyledi, AKP iktidarı döneminde bütün bunlar
gerçekleşti.
Türkiye'de tütün denilince
Ege Bölgesi akla gelir. denirdi ya, genç bir gazeteciyken, bugün rahmetle
andığım Mahmut Türkmenoğlu'nun tütün
başfiyatını açıkladığı gün bütün Ege, herkes
yollara düşer, o sigara, yaprak tütün fabrikasının orada
toplanır ve sigara, tütün başfiyatının
açıklanmasında tütün üreticisi heyecanla onu, sözlerini beklerdi.
Kendisini rahmetle anıyorum, bütün tütün üreticilerine de şunu
söylemek istiyorum: Üretmeye devam edin. Bu AKP'nin bu zulmü bitecektir, o
hapis cezaları bitecektir, bitireceğiz. (CHP sıralarından
alkışlar) Ve Sayın Genel Başkanımız Kemal
Kılıçdaroğlu Adıyaman'da tütün üreticilerine diyor ki:
İlk yüz gün içinde sigara fabrikasının Adıyaman'da
temelini atıp işletmeye biz alacağız, biz açacağız.
(CHP sıralarından alkışlar) Kendisine Biz yerliyiz ve
millîyiz. diyenlere şunu söylemek istiyorum: Teslim olmuşsunuz,
Amerika'ya teslim olmuşsunuz. Sigaradan elde ettiğiniz tutarla,
sigaradan elde ettiğiniz kârla Türkiye'de içinde ne olduğunu bilmediğiniz
o tütünü Türk içicisine sunan Amerikanın
uşaklığını yapıyorsunuz ve Türk tütüncüsüne de
ceza kesiyorsunuz. Ben Adıyamanı çok severim, Malatyayı da
Bitlisi de. O bölgede çok bulundum gazeteci olarak ve şunu söylüyorum:
Oradaki tütüncü Cumhuriyet Halk Partisine bu dönemde büyük destek verecektir.
Saygılar, sevgiler
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 7'nci maddesindeki "gelmek
üzere ibaresinin "gelecek şekilde" şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hasan
Özgüneş Musa
Piroğlu Mahmut
Celadet Gaydalı
Şırnak İstanbul Bitlis
Nusrettin
Maçin Serpil
Kemalbay Pekgözegü Kemal
Bülbül
Şanlıurfa İzmir Antalya
Oya
Ersoy
İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUSTAFA ARSLAN (Tokat) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Oya Ersoyun.
Buyurun. (HDP
sıralarından alkışlar)
OYA ERSOY (İstanbul)
Sayın Başkan, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
25 Kasım 2022, gerçekten
kulaklarınızı açarak dinleyin çünkü bu ülkede bir milattır
bu tarih. Biz çok fazla polis şiddetine maruz kaldık ama bu 25
Kasımda yaşanan polis şiddeti bu ülkede herhangi bir polis
şiddeti değildir. Evet, önce valilik kararlarıyla,
kaymakamlık kararlarıyla kadınların eylem yapması
yasaklanmaya çalışıldı ve Türkiye çapında
yaklaşık olarak 300den fazla kadın gözaltına
alındı. Taksimde, İstanbulda, Taksim Meydanı dâhil olmak
üzere, İstiklal Caddesine giren çıkan bütün sokaklar artı
tünel, artı Karaköy, her taraf -öyle böyle değil- tamamen bir polis ablukasındaydı,
turistlerin bile İstiklal Caddesine giremediği bir gün olarak
yaşandı 25 Kasım. Polis nerede kadın görse, 2 kişi, 3
kişi, etraflarını tamamen barikatlarla ve kalkanlarla çevirip,
etraflarından basını uzaklaştırıp itekleyerek ve
küfrederek, ardından çember içindeki kadınları darbederek
gözaltına aldı. Darbetti, saçlarını çekti, yüzlerine
gözlerine yumruk attı, cinsiyetçi küfürler ve tehditlerle o abluka içinde
ters kelepçe takarak ve bunun da işkence olmadığını,
normal uygulama olduğunu iddia ederek gözaltına aldı.
Basın
çalışanları, evet, polis şiddetine maruz kaldı. Birgün
gazetesi muhabiri Yaren Çolak, kimliğini bile göstermesine fırsat
verilmeden ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Hukuk
adına ne varsa o gün askıya alındı. O, bir dönem
övündüğünüz Gözaltı Yönetmeliği var ya, o Gözaltı Yönetmeliği
çöpe atıldı. Uzun süre avukatların karakollara girişi
engellendi ve ifadelere katılımları
zorlaştırıldı, gözaltına alınmakla tehdit edildi
avukatlar ve polisin fiziki şiddetine maruz kaldılar, bunu da
tutanaklarla belgelediler. Hastanelerde polis eşliğinde doktor
muayeneleri yapılmaya çalışıldı, hatta gözaltı
aracına girip o Adli Tıp muayenesini geçiştirmek,
savuşturmak isteyen doktorlara tanık olduk biz.
Evet, 25 Kasımda
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele
Gününde kadınlara yaşatılanlar herhangi bir polis şiddeti
değildir, altını çizerek söylüyorum. O gün orada bulunan
kadınlar şiddete maruz kalmıştır. Sadece iki tane
örnek vereceğim: Bir tanesi, Sinbo direnişçisi Dilbent Türker eyleme
gelmek üzereyken 2 arkadaşıyla beraber, polis kalkanlarıyla
etrafı çevrildi ve polis tarafından bizzat, kasten bacakları
kırıldı.
Yine, içinde avukat
arkadaşlarımızın da olduğu bir grup kadın Haliç
Metro İstasyonuna inerken yine polis kalkanlarıyla etrafları
çevrildi ve basın iteklenerek uzaklaştırıldı ve hiçbir
kameranın olmadığı yerde, sadece polis
kamerasının olduğu yerde kadınlar darbedilerek gözaltı
aracına götürülmeye çalışıldı. Oradaki avukat
arkadaşlarımız duruma müdahale ettiği için, işkence
yapmadan gözaltına alınmaları gerektiğini söylediği
için yani polise görevini söylediği için orada darbedildi, özellikle Fulya
Dağlı arkadaşımız, avukat arkadaşımız.
Bu fotoğrafa iyi
bakın. Bu fotoğraftaki, Fulya Dağlıyı
kadınların arasından ayırıp, 4-5 polisin arasına
koyup bizzat Fulyanın linç edilmesinin emrini veren, talimatını
veren polis memurudur; evet, bu adam. Bu adam tarafından Fulya linç
edilmeye kalkıldı, herhangi bir şiddet değil. Onun
ifadesiyle: Yüzüme ve kafama çok fazla yumruk, tekme, diz darbesi aldım.
Burnum bu darbelerden birinin ardından yoğun şekilde kanamaya
başladı. Yerde darbedilirken bir polis ayağı ya da diziyle
kafama ve boynuma bastı, ezmeye çalıştı. Bu şekilde,
nefes alamayacak şekilde dakikalarca işkence görüyor ve diğer
kadınlar buna tanık. Evet, bugün kadınlar bu konuda suç
duyurusunda bulundular.
Şunu hatırlatmak
istiyorum: 25 Kasımdaki bu polis şiddetini, biz, iki sene önce ABDde
ırkçı, beyaz üstünlükçü, Trump yanlısı polislerin
kafasına basarak öldürdükleri George Floyd vakasından biliyoruz. Evet,
o gün yaşatılan aynen George Floyd vakasıdır, açıkça
cana kasttır. Doğrudan doğruya kadınları düşman
olarak gören
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
OYA ERSOY (Devamla) Bir
dakika uzatmıyor musunuz?
BAŞKAN Hayır, ek
süre vermiyoruz.
OYA ERSOY (Devamla) Peki.
(HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, bugün ve yarın olmak üzere, konuşmalarda ek süre
vermeyeceğiz; bunu bir kez daha bilgilerinize sunuyorum.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tütün,
Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifi'nin 7nci maddesinde yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu Orhan
Çakırlar
Konya İstanbul Edirne
İbrahim
Halil Oral Arslan
Kabukcuoğlu Hüseyin
Örs
Ankara Eskişehir Trabzon
Yavuz
Ağıralioğlu
İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun)
Katılmıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Hüseyin Örs'ün.
Buyurun. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN ÖRS (Trabzon)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun Teklifi'nin 7nci maddesi
üzerine İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu ve
ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizi en derin
saygılarımla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
ilgili maddeyle, 7nci maddeyle kaçakçılıkla mücadelede
etkinliği artırmak amacıyla mevcut fıkraya makaron
ibaresi de eklenmektedir. Özel etiketi veya işareti olmayan, özel tüketim
vergisine tabi makaronlar da cezaya tabi tutulmaktadır.
Değerli milletvekilleri,
bu kanun teklifine baktığımızda gerekçede
kaçakçılığı önlemek, kayıt dışı üretimi
ortadan kaldırmak, haksız rekabeti önlemek gibi bizim de önemli bulduğumuz
amaçların olduğunu görüyoruz. Bunlar iyi, güzel, hoş da insanların
neden kaçakçılığa yöneldiğini ya da neden kaçak ürünleri
tercih ettiğini de bir düşünmemiz, ortaya koymamız gerekmez mi?
Bu hususta gerekli araştırmaları yaptık mı?
Yaptıysak hangi sonuçları elde ettik? Bunların ortaya
konulması ve elde edilen bulgular üzerinden yasal düzenlemelerin
yapılması gerekir arkadaşlar.
Ülkemizde yaşanan bir
gerçek var, bunu artık görmezden gelemeyiz, kayıt dışı
elde edilen ya da merdiven altı üretim tabiriyle nitelendireceğimiz
şekilde üretilen, elde edilen alkollü içkilerin neden olduğu
ölümlerin ya da hastalıkların arttığını görüyoruz
arkadaşlar. Bakın, Devletin Alkol Politikalarını
İzleme Platformunun açıkladığı verilere göre sadece
2021 yılında 109 kişinin sahte içkiye bağlı zehirlenme
nedeniyle hayatını kaybettiğini öğrendik.
İnsanları bu tür içkilere yönelten sebepleri de dolayısıyla
ortaya koymak ve o sebepleri ortadan kaldırmak zorundayız. Ülkemizde
yaşanan ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon ve vergiler
nedeniyle kayıt dışına yönelişin
arttığı gerçeğini de artık gözden ırak
tutmayalım.
Değerli arkadaşlar,
söz konusu teklifte Yasa dışı yollarla yurt içinde üretilen
makaron ile usulsüz bir şekilde piyasaya sürülen sarmalık
kıyılmış tütün ve nargile tütünü gibi tütün mamullerinde
ciddi artış olduğu tespit edilmiştir. deniliyor. Bu,
doğru bir tespittir ancak bunun nedenini ya da nedenlerini ortaya
koymazsak, bu nedenleri ortadan kaldırmazsak yapılan düzenlemeler
sorunu kökünden halletmez arkadaşlar. Yasa dışı yollarla
yurt içinde üretilen makaron ile usulsüz bir şekilde piyasaya sürülen
sarmalık kıyılmış tütün ve nargile tütünü gibi tütün
mamullerinde ciddi artışın sebeplerinin başında yüksek
enflasyonla artan derin yoksulluk ve buna bağlı düşen alım gücü
olduğunu unutmayalım.
Piyasada satışta
olan ancak vergilerle fiyatı insanların alım gücünün çok üstünde
seyreden, zam üstüne zam yiyen sigaraları alamayanlar tütün
kullanmayı tercih etmektedir; bunu da biliyoruz. Değerli
arkadaşlar, tütün ve alkole yapılan ve her geçen gün artarak devam
eden bu zamların kaçakçılığa ve kaçakçılığa
konu ürünlere olan talebin artmasıyla doğru orantılı
olduğunu görüyoruz yani zamlar arttıkça kaçağa olan talep de
artmaktadır. Yapılan zamların, artırılan vergilerin
-gözlemlediğimiz kadarıyla- tütün ve alkol
kullanımının azalmasına olumlu bir etkisinin de
olmadığını görmekteyiz. Vatandaşlarımız
yapılan zamlar sonrası maalesef kaçak ürünlere daha çok yönelmeye
başlamıştır. Yapılan araştırmalarda
Türkiyede tütün ve alkole yapılan zamlar sonrası yasal
satışlarda neredeyse yüzde 50li düşüşler yaşandığı
görülmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HÜSEYİN ÖRS (Devamla)
Genel Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ederim Sayın Örs.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
7nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmiştir.
8inci madde üzerinde 3 adet
önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin çerçeve 8inci maddesiyle 5607
sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa eklenmesi öngörülen
(21)inci fıkrada geçen bildirimde bulunmadan ibaresinden sonra gelmek
üzere , Türkiye sınırları içerisinde yetiştirilen tek
başına kıyılıp içilebilme vasfına sahip
sarmalık tütün hariç olmak üzere, ibaresinin eklenmesini arz ve teklif
ederiz.
Abdurrahman
Tutdere Özgür
Özel Ahmet
Kaya
Adıyaman
Manisa
Trabzon
Hüseyin
Yıldız Ayhan
Barut Turan
Aydoğan
Aydın
Adana
İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Abdurrahman Tutderenin.
Buyurun Sayın Tutdere.
(CHP sıralarından alkışlar)
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bu teklifin en önemli maddesi 8inci madde. Bu 8inci maddede özellikle
Türkiyede sarmalık tütün üretimi yapan, bunu satan, bunu içen bütün
yurttaşlarımızı, yüz binlerce insanı yakinen
ilgilendirin bir düzenleme var. Burada ne var? Yetki belgesi almadan tütün
ticareti yapanlara daha önce üç yıldan altı yıla kadar olan
hapis cezası iki yıldan beş yıla düşürülüyor. AK
PARTİnin getirmiş olduğu çözüm bu. Bakınız, bu
kürsüden defalarca söyledik. Biraz önce, benden önceki hatip, Malatya
Milletvekilimiz Sayın Veli Ağbaba, ondan önceki bütün Cumhuriyet Halk
Partisinin konuşmacıları söylediler. Bakınız, sizin bu
politikanız, sizin bu yaklaşımınız bu sorunları
kesinlikle çözmeyecektir, çözmekten uzaktır. Ben bir çiftçi çocuğu
olarak söylüyorum, bir hukukçu olarak söylüyorum, tütünün başkenti
Adıyamanın bir Milletvekili olarak söylüyorum: Bu teklifiniz, bu
sorunu çözmeyecektir. (CHP sıralarından alkışlar) Siz kendi
üreticinize hapis dayatarak, yasak getirerek bu sorunu çözemezsiniz. Gelin, yol
yakınken
Bakınız, Cumhuriyet Halk Partisi bütün grupları
aslında rahatlatacak, bu sorunu temelden çözecek teklifi verdi, önergemiz
burada. Yerli, tek başına içim özelliğine sahip olan bu tütünü
istisna tutalım. Ey AK PARTİliler, ey tütün üretimi yapılan
illerin milletvekilleri; neredesiniz? Gelin, bu teklife sahip çıkın,
bu iş çözülsün ve bir kez daha burada konuşulmasın. Buyurun,
biraz sonra sizin oylarınızın rengini göreceğiz.
Değerli arkadaşlar,
bakınız, bir hukukçu olarak tütünün tarihsel sürecine baktım.
1800lü yıllardan, 1930lu yıllara kadar Türkiyede tütün kırk
iki yıl boyunca Reji İdaresinde. Bu uluslararası kartel, bu
yabancı şirket acaba tütün üreticisine hiç hapis getirmiş mi
diye baktık. Rejide hapis yok. 1930lardan sonra Tütün Tekeli Kanunu
çıkıyor. Tütün Tekeli Kanununda hapis var mı? Hapis yok; sadece
hukuka aykırı, kanuna aykırı davrananlara üç ay tazyik
hapsi var. Bakınız, 30 Mayıs 1969 yılında 1177
sayılı Kanun çıkıyor; hapis var mı? Hapis yok,
Kaçakçılık Kanununa bir atıf var, orada da ceza sadece bir
yıl arkadaşlar; dikkatinizi çekmek istiyorum AK PARTİnin
hukukçu milletvekilleri.
2000li yılların
başında IMFnin dayatmasıyla bu memlekette çıkarılan
4733 sayılı Kanunda hapis var mı? Yok, sadece idari para
cezası var. Peki, bu hapis ne zaman girdi bu kanuna? Sene 2017, iktidar AK
PARTİ, yine getirdi bu Meclise bir kanun tasarısı; tohumdan satışa
kadar her şeye hapis. Adıyaman ayaklandı, Malatya
ayaklandı, Türkiye ayaklandı; ne oldu? Aman durun, biz hapsi Tütün
Kanunundan çıkaracağız. dedi AK PARTİnin o zamanki
sözcüleri, yetkilileri.
O zamanın Maliye
Bakanı Naci Ağbal. Bakınız, Sayın Can, 5 Ekim 2017,
kim konuşuyor? Naci Ağbal. Ne diyor? Biz üretici için mevcut durumu
koruyacağız, hapis cezasını kaldıracağız.
diyor Naci Ağbal. Tarih 28 Kasım 2017, yine AK PARTİ sahnede,
tütündeki hapis cezası için ısrarlı ve bir kanun getiriyor,
hızını alamıyor, Kaçakçılık Kanununa şu
anda memleketin baş belası olan bu yasayı getirip bu Genel
Kuruldan geçiriyor. (CHP sıralarından alkışlar) Kim
geçiriyor? Siz. Şimdi, AK PARTİ sözcüleri bu cezayı da
sahiplenmiyorlar; Adıyamanda, Malatyada yaptıkları
konuşmalara bakıyoruz Efendim, bu hapisler 2002 öncesi. diyorlar.
Ya, buradan ilan ediyorum: Tarih 28 Kasım 2017, cezayı getiren AK
PARTİ. Bu cezanın anası AK PARTİ iktidarıdır,
babası AK PARTİ iktidarıdır; bu çocuk, sizin
çocuğunuzdur. (CHP sıralarından alkışlar) Hiç kusura
bakmayın, siz yasakçı bir partisiniz Yasakları
kaldıracağız. dediniz ama memleketin ekmeğine yasak
getirdiniz. Bakınız, bu yasayla sizin tarafınız belli
olacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Tutdere.
ABDURRAHMAN
TUTDERE (Devamla) Başkanım, bir dakika daha.
BAŞKAN Vermiyorum
Sayın Tutdere.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla)
Vermiyor musunuz?
BAŞKAN Vermiyorum,
zaten hiç vermiyorum, siz bütün gün burada yoktunuz galiba.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tütün,
Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin 8inci maddesinde yer alan Ticari amaçla ibaresinin Ülke
sınırları içinde yetiştirilmiş tek başına
kıyılıp içilebilen sarmalık tütün hariç olmak üzere ticari
amaçla ibaresi ile değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu İsmail
Koncuk
Konya İstanbul Adana
Orhan
Çakırlar Feridun
Bahşi Arslan
Kabukcuoğlu
Edirne Antalya Eskişehir
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Feridun Bahşinin.
Buyurun. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
FERİDUN BAHŞİ
(Antalya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 365 sıra
sayılı Yasa Teklifinin 8inci maddesi üzerine söz aldım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Kendi öz yurdumda ben miyim
garip?
Beni bir köşeye atan
utansın
Eğilmiyor diye, kurdu
hor görüp,
İti el üstünde tutan
utansın! (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
Şimdi, bu şiiri
neden okudum? Bugün, bir avuç Uygur Türkü, sabah saatlerinde İstanbul Çin
Konsolosluğu önünde Urumçideki yangında hayatını kaybeden
soydaşlar için nöbet başlattı. Ancak bir polis memuru görünümlü
kabadayı, soydaşlarımızı Birazdan zorla hepinizi
süpüreceğiz, sizi gözaltına alıp sınır
dışı edeceğiz, Çine gidin. Gazla müdahale et. Gaz yok mu,
gaz? diyerek tehdit etmiştir. Şimdi soruyorum: Uygur Türkleri
acısını nerede dindirsin, Konsolosluk önüne değil de nereye
gitsin? Peki, bu memur aynı performansı Suriyelilere, Afganlara, olay
çıkaran diğer göçmenlere gösteriyor mu? Türk yurdunda Türkün Arap
kadar değeri yok mu? Yazıklar olsun! (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
uygulanan ekonomik politikalar, işsizliği her geçen gün daha da
artırmaktadır. Özellikle günümüzde eğitimli iş gücü
işsizliği hızla yayılmaktadır. Sayıları
yaklaşık 8 milyonu bulan üniversite öğrencilerinin çok büyük
bölümü mezun olduklarında işsiz kalacaklardır. Günümüzdeki
verilerde gözükmeyen işsizlik sorununun önemli iki boyutu vardır;
biri, eksik istihdam; biri, gizli işsizlik. Bu konulara ilişkin
güvenilir veri de yoktur. Eksik istihdam, kişilerin kendi yetenek ve
eğitimleriyle bağlantılı bir iş bulamadıkları
için bulabildikleri işte çalışmaları veya kısa süreli,
part-time çalışmalardır. Türkiyede kısa süreli
çalışmanın yaygınlaşması işsiz
sayısını az göstermektedir ancak bu tür
çalışmaların büyük bölümü tam zamanlı çalışma
olanağı bulamadıkları için zorunlu tercihtendir. Gizli
işsizlik ise özellikle kırsal kesimde küçük üretici aileler ile
kentlerde esnaf ve sanatkârlar arasında yaygındır. Ailenin
iş bulamayan ve gerçekte işsiz olan gençleri istatistiklerde
ücretsiz aile çalışanı olarak sınıflandırılmaktadır.
Değerli arkadaşlar,
Türkiyede işsizliğin artma nedenleri arasında bir dönem
Türkiyede ekonomik hayatta çok önemli bir yer tutan TEKELin
özelleştirilmesi de vardır. TEKELin özelleştirilmesinin
işsizlik üzerindeki etkisi iki boyutludur. Birinci etki, TEKEL işletmelerinin
kapatılmasına veya özelleştirilmesine bağlı olarak
buralarda istihdam edilen işçilerin büyük bölümünün işten
ayrılması ve işsizler ordusuna katılmasıdır.
TEKEL tarafından üretilen sigara ve alkollü içeceklerin ithalatının
artması bu sektörde istihdamın daralmasına yol
açmıştır. TEKELin özelleştirilmesinin işsizlik
üzerindeki esas etkisi, özelleştirme sırasında Türkiyedeki
tütün yetiştiricisi aile sayısında meydana gelen büyük
eksilmedir. TEKELin sigara fabrikalarının kapatılması veya
özelleştirilmesi öncesinde, Türkiyede genel olarak 10 dönümlük kıraç
arazide yetiştirdikleri tütünle geçim sağlayan aile sayısı
600 binden fazlaydı, Türkiyede sigara tekelinin bu süreç içinde
kaldırılması, yabancı şirketlerin ithal tütünle sigara
üretmesine izin verilmesi ve TEKEL sigara fabrikalarının
kapatılması sonrası tütün üreten aile sayısı onda 1e
yani 50-60 bine indi. Eskiden tütün ekilerek geçim sağlamaya yeten
topraklarda alternatif ürünler geçim sağlamıyor, yüz binlerce tütün
üreticisi kentlere göç etti. Köyden kente göçün artması ve kırsal
nüfusun yüzde 20nin altına inmesinde, hükûmetlerin
uyguladıkları tarım politikalarının ve genellikle
TEKELin özelleştirilerek -tütün ve diğer alkollü içki girdilerinin-
üreticilerin mağdur edilmesinin de büyük payı var. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ederim Sayın Bahşi.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 8inci maddesinde geçen
şeklinde ibaresinin biçiminde olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Serpil Kemalbay
Pekgözegü Mahmut
Celadet Gaydalı Kemal
Bülbül
İzmir Bitlis Antalya
Hasan
Özgüneş Nusrettin
Maçin
Şırnak Şanlıurfa
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Kemal Bülbülün. (HDP sıralarından
alkışlar)
KEMAL BÜLBÜL (Antalya)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; artık cigara
karanfil kokmuyor, Egeli efeler tütünü kız saçına benzetmiyor, tütün
üzerine şiirler yazılmıyor; zira, tütün üzerine neredeyse
ağıtlar yazılacak. Oysa, ne de güzel edebiyat eserlerine konu
olmuştu.
Bakın, herhâlde sevgili
Kâhtalı Mıçe bu hakikati görmüş olmalı ki bir türküsünde
Le le le Sakine/Niye gittin tütüne/Gel beraber kaçalım/Bak gidiyor
makine. diyordu. Gel beraber kaçalım. dediği, Mahmut Vekilim, bu
saldırıları, tütün üreticisini kaçakçı olarak görmeyi,
tütün üreticisini suçlu olarak görmeyi, sevgili Kâhtalı Mıçe herhâlde
önceden fark etmiş olmalı ki böyle bir türkü yakmış.
Ne olurdu? Bakın,
Malatya Ovası'nda, Muş Ovası'nda, Adıyaman Ovası'nda
Malatya'da bizim çocukluğumuzda haşhaş ekilirdi.
Haşhaş yasaklandı, şeker pancarına başladı
halk; şeker fabrikası kapatıldı, şeker pancarı da
yasaklandı, tütüne başladı halk; tütün yasaklandı. TEKEL
fabrikası kapatılıp
Akadaşlar, bütün Türkiye halkı,
ibretiâlem olsun diye duyun, tütün fabrikası, TEKEL fabrikası yıkıldı
ve yerine AVM yapıldı; olabilecek bir şey mi Allah
aşkına? Okulu yıkıp yerine cami ihtiyacı
olmadığı hâlde cami yapan, fabrika yıkıp yerine AVM
yapan zihniyetten tam bağımsızlık, tam demokrasi,
eşitlik, adalet olabilir mi?
Şimdi, bakın,
Algan, Şexbor, Şahinkan, Koçali, Rezip, Mestan, Kotur, Bulam,
Çelikhan -Adıyaman'dan Çelikhan'a kadar olan köylerin isimleri- hepsi
tütünle geçiniyor, bakın. Bütün geçimini
Zaten küçücük, kiminin 1 dönüm
kiminin 5 dönüm arazisi var, bu arazide tütünden başka bir şey de
olmuyor ve bu insanlar geçimini tütünle sağlıyor, bakın. Bu
insanların geçim hakkına karşı suç işleniyor.
Çocuğunu okula gönderiyor, çocuğunun düğününü yapıyor,
evinin ihtiyacını karşılıyor. Bu, keyfî olarak
yapılan bir şey değil. 8inci madde ne yapıyor bakın?
Üç yıldan altı yıla kadar olan cezayı efendim iki
yıldan beş yıla indirmiş. Aman ne büyük lütuf,
maşallah! Neymiş? Tütün üreticisi... Tarım ve Orman
Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan
tütün ticareti yapanlara, iki yıldan beş yıla kadar hapis
cezası
Peki, bildirimde bulunsa ne olacak? Bildirimde bulunsa ne olacak?
Şimdi, Adıyaman'da
tütün kooperatifi kurulmuş, bu tütün kooperatifi yandaşlara
kurdurulmuş. Tütün kooperatifleri üzerinden usulsüzlük
yapılıyor, vergi kaçırılıyor, tütün kooperatifi
üzerinden cebini şişiren, zengin olan köşeyi dönenler var;
bakın, bunu Adıyaman vekilleri çok iyi biliyor. Bu tütün
kooperatifleri nasıl kuruldu, işlevi nedir, yöneticileri kimdir, yetkileri,
görevleri nedir? Bu tütün kooperatifleri çok ciddi bir şekilde
araştırılmalı.
Tekrar,
saydığımız bu illerde, batıda da bakın, tütün ve
tütün ürünlerine dair
Evet, sağlığa zararlı vesaire; bunun
sağlığa zararlı olması tütüne zam yaparak, sigaraya
zam yaparak, alkole zam yaparak önlenmez; bu, faşizan bir tutumdur.
Nasıl önlenir? Eğitimle önlenir. Nasıl önlenir? Toplum
sağlığı bilinci yayılarak önlenir; şimdi, tütün
üretimini kısıtlayarak, tütün üreticisine ceza vererek bu önlenemez.
Dolayısıyla Adıyaman'dan Malatya'ya, Doğanşehir'den
Çelikhan'a ve Muş'tan Bitlis'e kadar birçok yerde tütün üreticisi bilerek
mağdur ediliyor, tütün üreticisinin haklarına tecavüz ediliyor ve
tütün üreticisi en temel hakkı olan geçim hakkından, barınma,
beslenme, sağlık hakkından yoksun bırakılıyor.
Zira, tütünden elde ettiği para olmazsa barınma, beslenme,
sağlık hakkını elde edemiyor ve dolayısıyla en
temel insan hakları ihlal edilmiş oluyor. Bu ihlalin önüne geçmek
lazım; bu, Hükûmetin de görevi, muhalefetin de görevi ama en çok Hükûmetin
görevi. Hükûmet bu konuda bakar kör olmamalı, bir an önce bu soruna bir
çözüm bulmalı.
Teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmemiştir.
8inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Madde kabul
edilmiştir.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
18.53
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 18.58
BAŞKAN:
Başkan Vekili Süreyya Sadi BİLGİÇ
KÂTİP
ÜYELER: Rümeysa KADAK (İstanbul), Necati TIĞLI (Giresun)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27nci Birleşiminin
Dördüncü Oturumunu açıyorum.
365 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
9uncu madde üzerinde 4 adet
önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 9uncu maddesinin birinci
fıkrasında geçen bir yıl ibaresinin üç yıl, bir
yıllık ibaresinin üç yıllık olarak
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Ahmet
Kaya Abdurrahman
Tutdere Hüseyin
Yıldız
Trabzon Adıyaman Aydın Özgür Özel Turan
Aydoğan Ömer
Fethi Gürer
Manisa İstanbul Niğde
Ayhan
Barut Suzan
Şahin
Adana Hatay
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Suzan Şahinin.
Buyurun. (CHP
sıralarından Bravo sesi, alkışlar)
SUZAN ŞAHİN (Hatay)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye
tarımı ve ekonomisi için önemli bir yeri olan tütün yıllar
içerisinde eski önemini kaybetmiş ve istikrarsız bir seyir
izlemiştir. Bu durum üzerinde pek çok faktörün etkisi olmasıyla
birlikte uygulanan politikalar ile çıkarılan yasalar temel unsurdur.
Türkiye'de yetiştirilen
oryantal tütünler dünya piyasalarında yıllardır gördüğü
yüksek talep sayesinde Türk tütünü ismiyle anılıyor ve dünya
oryantal tütün pazarının yaklaşık yüzde 35ini de Türkiye
domine ediyordu. Yandaş ve yabancılara alan açmak isteyen AKP,
kurumların içini boşaltarak bu ülkeye çok zarar verdi. TEKELin
tasfiye edilmesiyle birlikte, tütün üretiminde istikrar kayboldu. Tütün ekim
alanları sınırlı tutularak kaliteli şark tütünlerinin
yetiştirilmesi sağlanmalı ve dış piyasaya
sunulmalıyken tütüncülüğü bitme noktasına getiren AKP,
yabancı sigara şirketlerini memnun etmek için belgesiz tütün
üretimine hapis cezası getirerek kendi çiftçisini açlığa ve
çaresizliğe terk etmiştir. Memlekette tarımı bitirdiler;
şeker fabrikaları nerede, pamuğu işleyen fabrikalar nerede?
Her şeyi sağa sola satıp peşkeş çektiler, şimdi
sıra yerli ve millî tütünümüzü tarihe karıştırmaya geldi.
Madem AKPnin tütün politikaları bu kadar iyi neden son yirmi yılda
yaklaşık 350 bin çiftçi tütün üretmeyi bıraktı? Neden kendi
vatandaşınızın emeği AKP eliyle yabancı
şirketlere doğrudan aktarıldı? Neden bu kişiler,
aileleriyle birlikte 1 milyonu aşan bir nüfus farklı geçim
kaynağı aramak zorunda kaldı? AKP kimi kolluyor? Yerli çiftçiyi
koruyup kollamadığı belli.
AKP yayınlanan
kararnameyle yabancı sigara üretiminde kullanılan yabancı tütün
ithalatında ton başına alınan 150 dolarlık vergiyi
sıfırladı. AKP Hükûmetinin dışarıdan
sıfır gümrükle ithal ettiği tütüne vatandaşın
vergilerinden milyonlarca dolar para aktarıldı. Şimdi de
yabancının vergisi sıfırlanırken Türk tütün
üreticisine hapis cezası getiriyorlar; millîlik, yerlilik bunun neresinde?
(CHP sıralarından alkışlar) Tütün üreticileri, yerli tütün
üretiminin sürmesini, tütün üreticisine hapis cezası öngören düzenlemenin
kaldırılmasını talep ediyor.
Sayın milletvekilleri,
Akdeniz Bölgesinde en önemli tütün üreticisi seçim bölgem olan Hataydır.
Hatayda Altınözü, Yayladağı, Antakya ve İskenderun
ilçeleri lokomotif üretim merkezleridir. Hatay geçmişte tütünde pilot
bölgeydi; kota konulması, ardından üreticilerle yeniden sözleşme
yapılmaması nedeniyle tütün ekim alanları daraldı. Tütün
ekimi için hava koşulları ve toprağı son derece uygun olan
Hatayda 1975lerde 12 bin ton tütün hasat edilirken 2021 yılında bu
rakam 2 bin tona indi. AKPnin 2010 yılında yürürlüğe
koyduğu kota uygulaması ve ardından TEKELin üreticilerle
yeniden sözleşme yapmaması nedeniyle alternatif ürün ekimine
başlayan Hataydaki çiftçiler özel sektörün devreye girmesiyle yeniden
tütün ekimine yöneldi; Hatay çiftçisi geçim sıkıntısı yaşadı,
harcamalarını kıstı, borçlandılar, bazı
üreticiler başka ürünlere yöneldi, bazıları mevsimlik işçi
oldu, bazıları toprağını sattı. Daha önce
ürettiği tütünün yüzde 90ını ihraç eden Türkiye, cumhuriyet
tarihinde ilk kez AKPyle net ithalatçı oldu; yapmayın, yazık,
yazık tütüncüye.
Değerli milletvekilleri;
AKP, çok uluslu şirketler yerine Türkiyedeki tütün üreticisini
desteklemelidir; tütünü Millî Tarım Projesi kapsamına alıp
üreticiye her türlü teşviki vermeli, ihracatın önünü
açmalıdır. Yurt dışından kaçak yollarla getirilen
yabancı menşeli tütüne ilişkin hapis cezasına kimsenin bir
itirazı bulunmamaktadır. Ancak Türkiyede üretilen sarmalık
tütünün hukuk önünde kaçak tütünden ayırt edilmesi ve sorunun yerli
üreticimiz lehine çözüme kavuşturulabilmesi gerekmektedir.
Bir ülkenin ekonomisinin
büyüyebilmesi için öncelikle millî değerleri, kurumları,
üreticisinin, çiftçisinin alın teri korunmalıdır. Yerlilik ve
millîlikten dem vurup uluslararası sigara tekellerine teslim olan AKP
rejimi çiftçimize hakkını tekrar teslim etmelidir. (CHP
sıralarından alkışlar) Çiftçisini yabancılara yem eden
AKPye bir kez daha sesleniyoruz: Fındık ve üzümden sonra
Türkiyenin
(CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür ediyorum
Sayın Şahin.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 9uncu maddesinde yer alan
şekilde ibaresinin biçimde olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Hasan
Özgüneş Mahmut
Celadet Gaydalı Nusrettin
Maçin
Şırnak Bitlis Şanlıurfa
Kemal
Bülbül Abdullah
Koç Serpil
Kemalbay Pekgözegü
Antalya Ağrı İzmir
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Abdullah Koçun.
Buyurun.
ABDULLAH KOÇ (Ağrı)
Sayın Başkan, değerli halkımız; sizleri
saygıyla selamlıyorum.
Değerli
halkımız, şimdi, herkes tarafından bilinen ve neredeyse
herkesin canını yakan bir mesele Türkiyede, bu ülkede kırk
yıldır devam eden bir savaş, bir çatışma sürecinden
bahsedeceğim. Bununla ilgili birkaç bilançoyu sizinle paylaşmak
istiyorum değerli halkımız. Bakın, ülkenin geleceği
açısından bu kırk yıldır devam eden karanlık kuyu
neredeyse bütün halkı ve bütün geleceği etkileyen bir mesele hâlinde.
Bu kirli savaşa yıllardır para ve kaynak aktarılıyor,
korkunç paralar bu kirli savaşa gidiyor. Bakın, ben, buradan sizin vasıtanızla,
buradaki Meclis Başkanlığı vasıtasıyla Millî
Savunma Bakanlığına soruyorum: Bir F-16 savaş
uçağı, bir kalkışta ve dört saat havada
kaldığı zaman ve bombalama işlemi yaptığı
zaman ne kadar para harcıyor? Bunun bedeli korkunç bir rakamdır.
Savaşa aktarılan bu parayla peki neler oluyor, bu ülke neyle
karşı karşıya kalıyor? Bu savaş nedeniyle,
değerli halkımız, eğitime para aktarılmıyor; bu
savaşa aktarılan para nedeniyle adalet çökmüş durumda; bu
savaşa giden paralar nedeniyle halk, sağlık hizmeti alamıyor;
bu savaş nedeniyle 20 milyon insan şu anda devlet
yardımıyla geçiniyor; bu savaş nedeniyle çocuklar aç bir
şekilde yatağa giriyor; bu savaş nedeniyle bu ülkede şu
anda açlık sınırı 7.285 liraya gelmiş durumda; bu
savaş nedeniyle yoksulluk sınırı ise 25.400 liraya
gelmiş durumda. Değerli halkımız, bütün bunların
sebebi şu anda bu iktidar tarafından bu savaşa aktarılan
paralardır, bunu herkes çok iyi bilsin. Eğer bir çocuk aç bir
şekilde yatağa giriyorsa, eğer bir insan açlıkla terbiye
ediliyorsa bunun nedeni şu anda devam edilen bu kirli savaştır;
bunu herkes çok iyi bilsin, herkes bu gerçeği net bir şekilde
akıllarına soksun. Bakın, bu savaş politikası büyük
bir canavara dönüşmüş durumda. Türk Tabipleri Birliğinin
Başkanı sadece ve sadece bir açıklamada bulunuyor, Bunu
araştıralım. diyor, Şebnem Korur Fincancıyı
şu anda cezaevine gönderdiniz. Bu utanç verici bir meseledir, bu meseleden
dolayı ve bu uygulamadan dolayı utanç duymanız lazım çünkü
Savaşa karşıyım. dediği zaman bir insan,
Savaşı istemiyorum. dediği zaman, Çocuklar yatağa aç
girmesin. dediği zaman burada savaş baronları devreye giriyor.
Savaş baronlarının etkisiyle olmayan bir adaletten dolayı
insanlar cezaevlerine gönderiliyor ve cezaevlerinde şu anda binlerce insan
var.
Bakın, bir gerçek daha
var: Son günlerde ve son yıllarda bütün Kürt illerinde şu anda
sokağa çıkma, basın açıklaması yapma, toplantı ve
gösteri yürüyüşü yapma yasağı nedeniyle insanlar şu anda
valiliklerin kararıyla sokağa çıkamıyor. Bunun tek nedeni
var, bunun tek nedeni de şudur: Bizim bu savaş
politikalarını, bu savaşın bilançosunu halkla
paylaşmamıza izin vermemek. Bakın, iki gün önce Hakkâri'de
sokağa çıkma ve şehre giriş-çıkış yasağı
getirildi. Kendi ülkesindeki bir ilinde sokağa
giriş-çıkış yasağı getiren başka bir örnek
var mı bu dünyada? Başka bir örnek yok ama bir tek örnek var, o örnek
de maalesef ki yanı başımızda olan İran'dır.
İran'da, İrandaki kürdistan eyaletlerinde şu anda aynı şekilde,
aynı muamele Kürtlere yapılıyor. Neden bu muamele
yapılıyor? Çünkü orada da Kürtlerin talepleri; orada da Kürtlerin
kimlik talepleri vardır, orada da Kürtlerin demokrasi talepleri
vardır, orada da Kürtlerin hak talepleri vardır dolayısıyla
İran da Türkiye de şu anda aynı çizgidedir. Kürtlere
karşı olan bu uygulamaları kabul etmiyoruz. Her şeye
rağmen dememiz o ki: Bu karanlık sistemden ve bu karanlık
çizgiden çıkmanın tek yolu barıştır; tek yolu,
İmralı'daki mevcut olan bu yasaklamayı ve tecridi kaldırmanızdır
çünkü ancak Sayın Öcalan'ın konuşmasıyla bu soruna çözüm gelecektir.
Demokrasideki, insan haklarındaki mevcut olan bütün bu olumsuzlukları
yok etmenin yolu da bu kirli savaşa son vermektir diyor, hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığında
Görüşülmekte olan Tütün,
Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin 9uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan
eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu İsmail
Koncuk
Konya İstanbul Adana
Orhan
Çakırlar Ayhan
Altıntaş Arslan
Kabukcuoğlu
Edirne Ankara
Eskişehir
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Ayhan Altıntaşın.
Buyurun.
AYHAN ALTINTAŞ (Ankara)
- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İYİ Parti
Grubu adına 365 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 9uncu
maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum.
Teklif maddesiyle, IMEI
numaralarının pasif hâle getirilmesi için mevcutta yedi yıl olan
sinyal alınmama süresinin bir yıla düşürülmesi öneriliyor. Bu
sayede ülkeye kaçak yollarla getirilen cep telefonlarının
kullanıma açılmasında IMEI klonlama yönteminin
kısıtlanması amaçlanmaktadır. Bu yedi yıllık
sürenin çok uzun olduğunu zaten biz de belirtmiştik ancak bu sürenin
bir yıla indirilmesinin de kantarın topuzunun diğer yana
kaçırıldığı anlamına geldiğini
düşünüyoruz. Zira pek çok vatandaşımız öğrenim, eğitim
amaçlı ya da izinli olarak bir seneliğine yurt dışına
gitmektedir. Bu öğrenciler, öğretim üyeleri veya bir yıl izinli
giden vatandaşlar ülkeye döndüklerinde telefonlarının
kapatılmış olduğu gerçeğiyle karşı
karşıya kalacaktır. Bu duruma tedbir olarak bu sürenin bir
yılı biraz daha aşacak şekilde düzenlenmesi ya da bir veya
iki yıl arasında Bakanlığın yönetmelikle düzenleme
imkânına sahip olmasını daha uygun görüyoruz. Konuyla ilgili
temas kurduğum Ticaret Bakanımız, ilgili genel müdürümüze
yönlendirdiler, genel müdürümüz ise telefonun bir yıldan uzun sürede de
olsa aynı TC kimlik numarasına sahip kişiye ait SIM kartı
takılınca otomatik olarak pasif durumdan aktif duruma geçebilecek
yeni bir altyapı oluşturacaklarını ifade ettiler.
Dolayısıyla sürenin bir yıl olarak kalmasının pratik
olarak sorun çıkarmayacağını belirtti. Yine de süre
açısından Bakanlığa yönetmelik yetkisi verilmesinin daha
esnek ve garantili olacağı kanaatindeyim.
Değerli milletvekilleri,
biliyorsunuz yaz aylarında günlerin uzun olmasıyla gün
ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla tüm
dünyada kabul edilen bir uygulama var, yaz saati uygulaması. Biz de
yıllarca bu uygulamaya uyduk ancak son dört yıldır yaz saatini
kalıcı olarak kullanıyoruz yani kış aylarında da
yaz saatini kullanarak ülkemizin saat dilimini doğuya
kaydırmış oluyoruz. İktidar partisi bunun tasarruf tedbirleri
açısından bir önlem olduğunu söylese de bu durumun pek ikna
edici bir kanıtı olmadığı ortadadır. Burada esas
sorun; kış aylarında günlerin kısa olması,
dolayısıyla mesai saatlerinde bir kısıtlama olmadıkça
ya sabahları ya da akşamları karanlığa kalma durumu
söz konusu ancak böyle bir uygulamayla ülkemizin büyük çoğunluğu da
mağdur edilmemelidir. Bakın, ülke nüfusumuzun dörtte 3ü batı
bölgelerinde ikamet ediyor, sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve
Antalyanın nüfusu toplam nüfusun yaklaşık yüzde 40ına
denk geliyor. Kalıcı yaz saati uygulaması, batıda
yaşayan vatandaşlarımızın güne karanlıkta
başlamasına neden oluyor. Bu durumun da
vatandaşlarımızın sirkadiyen ritmine olumsuz etkisi
bilinmektedir. Ayrıca karanlıkta uyanmak, birçok
vatandaşımızın ruh sağlığını,
enerjisini, motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Maalesef öğrenciler de
sabahın kör karanlığında yollara düşüyor.
Ayrıca bu durum ticaret
hususunda da zorluklara yol açmaktadır. Zira ticari ilişkilerimizin
en yoğun olduğu Batı devletleriyle aramızdaki saat
farkı kış aylarında daha fazla açılmaktadır.
TÜİK verilerine baktığımız zaman, ithalat ve
ihracatımızın en yüksek olduğu Batılı ülkelerle
saat farkımızın açılması, örtüşen mesai
saatlerini azaltmaktadır. Örneğin, ABDdeki saat dilimleri ile mesai
saatlerimiz kış aylarında hiç örtüşmemektedir.
Değerli milletvekilleri,
kalıcı saat uygulamasına bir itirazımız yok ama bu
saat diliminin insanlarımızın çoğunluğunun
yaşadığı batı bölgelerimizin saat dilimini esas almasını
daha doğru buluyoruz.
Genel Kurulu
saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 9uncu maddesinin çerçeve hükmünde yer alan
ikinci cümlesinde yer alan yedi yıllık ibaresi bir
yıllık şeklinde, ibaresinin ikinci cümlesinde yer alan yedi
yıllık sürenin hesaplanmasında bu maddenin yürürlüğe
girdiği tarihten ibaresi bir yıllık sürenin
hesaplanmasında bu cümlede değişiklik yapan maddenin
yürürlüğe girdiği tarihten şeklinde, şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Muhammet Emin
Akbaşoğlu İshak
Gazel Zülfü
Demirbağ
Çankırı Kütahya Elâzığ
Bahar
Ayvazoğlu Meliha
Akyol Canan
Kalsın
Trabzon Yalova İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Takdire bırakıyoruz efendim.
BAŞKAN Gerekçeyi
okutuyorum:
Gerekçe:
Önergeyle bir
yıllık sürenin hesabında yaşanacak tereddüdün giderilmesi
amaçlanmaktadır. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki
bir yıllık sürenin dikkate alınacağı ibaresi lafzen
19/7/2019 tarihinden önceki bir yılın dikkate
alınacağına ilişkin bir anlama sebebiyet
verebileceğinden, cümlede değişiklik yapan maddenin
yürürlüğe girdiği tarih olan 1/1/2024 tarihinden önceki bir
yıllık sürenin dikkate alınacağı hususu
netleştirilmektedir.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 9uncu maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
10uncu madde üzerinde 3 adet
önerge vardır. Önergeleri aykırılık sırasına göre
okutup işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Tütün,
Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Teklifinin 10uncu maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
MADDE 10- Bu Kanun
yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Fahrettin
Yokuş
Hayrettin Nuhoğlu İbrahim
Halil Oral
Konya İstanbul Ankara
Orhan
Çakırlar
Dursun Ataş Arslan
Kabukcuoğlu
Edirne Kayseri Eskişehir
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Dursun Ataşın.
Buyurun. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
DURSUN ATAŞ (Kayseri)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tütün Mamulleri ve Alkol
Piyasası Kanun Teklifinin 10uncu maddesi üzerine İYİ Parti
Grubu adına söz aldım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri,
bu çatı altında en çok konuşulan konuların
başında tarım ve hayvancılık gelmektedir. Tarımda
sorunlar ve çözümler söyleniyor, konuşuluyor ve yazılıyor ancak
AKP iktidarı tarımın, çiftçinin sorunlarına kulak
tıkadığı için tarımdaki çözümsüzlük havuzundan bir
türlü çıkamıyoruz. Çiftçi kan ağlamaya devam ederken Türk tarımı
her geçen gün kötüye gidiyor. Bunun en önemli nedeni, AKPnin günü kurtarma
politikasıdır. AKP yirmi yılda tarımda genel ve millî bir
politika oluşturamamış, tarımda esas sorunları çözmek
yerine, sürekli pansuman mahiyetindeki geçici çözümleri tercih etmiştir.
Bu günü kurtarmalık pansuman tedbirler, tarımın
sorunlarını ve bu sorunların çözüm maliyetlerini
artırmıştır, artırmaya da devam etmektedir. Bu yüzden
tarım ve hayvancılıkta sorunlar giderek artmakta, çiftçi gün
geçtikçe fakirleşmekte ve toprağını terk etmektedir.
Değerli milletvekilleri,
Türkiyede kuru değneği toprağa diksen yetişir ama AKPnin
ülkeyi getirdiği noktada yüksek girdi, düşük ürün fiyatları
yüzünden çiftçi ekemez, dikemez, üretemez hâle gelmiştir. Bakın, bu
şaka değil; eskiden soğan üreten çiftçi şimdi 1 kilo
soğanı zor alır duruma geldi, dün şeker pancarı üreten
çiftçi bugün ucuz şeker alabilmek için kuyrukta bekliyor, eskiden zeytin
üreten bir çiftçi bugün
Diğer yandan,
tarımda verilen destekler gerçek çiftçiye ulaşmıyor,
tarımda destekler aracıya veya iş adamlarına gidiyor,
çiftçinin eline geçmiyor. Ey AKP, yandaşlarınız, 5li
çeteleriniz milletin karnını doyurmaz; üretici, çiftçi milleti besler
ve bunlar milletin karnını doyurur.
Türkiyede
hayvancılığın durumu da içler acısıdır.
Bugün, Türkiyede damızlık ve süt hayvanları kesilmektedir, bir
yıl içinde kesilen inek sayısı 1,5 milyondur. 20-30 hayvan
besleyen küçük işletmeler tamamen yok olmuştur. Şu anda,
Tarım Bakanlığının et maliyeti 120 lirayken besici eti
100 liraya dahi satamamaktadır. Bir hayvan ayda en az 4 torba yem
yemektedir, şu anda 1 torba yemin fiyatı 350 liradır. Bir
zamanlar, hayvanlarımızın gezdiği meralarda bugün beton
mikserleri gezmektedir.
Değerli milletvekilleri,
Türkiyede tarım artık millî bir sorun hâline gelmiştir.
Eğer bu sorunu çözemezsek son bir yılda yüzde 150nin üzerinde
artış gösteren gıda enflasyonu daha çok artacak, gıdaya zam
üstüne zam gelmeye devam edecek, gıdaya ulaşmak çok daha zor hâle
gelecektir. Kırsal bölgeler tamamen boşalacak, kentlerde göçe
bağlı konut, işsizlik gibi sorunlar daha da büyüyecektir. Bu
yüzden tarımda artık millî, akılcı ve sürekli bir politika
izlenmelidir, çiftçiler daha fazla bütçeyle desteklenmelidir, bu destekler
doğrudan çiftçiye verilmelidir, girdi maliyetleri azaltılıp
çiftçinin kârı arttırılmalıdır. Ayrıca,
Türkiye'de iflas etmek üzere olan tarım ve
hayvancılığı kurtarmak, güvenli gıdaya
ulaşabilmek için nitelikli ve yetişmiş ziraat mühendisleri,
gıda mühendisleri, teknikerler ve veterinerlerin istihdamları
arttırılmalıdır. Bu bölümler her yıl binlerce mezun
vermektedir ancak ziraat mühendisleri, gıda mühendisleri, ziraat
teknikerleri ve veterinerler işsizlik yüzünden mesleklerini
yapamamaktadır. Tarım Bakanlığına son on yılda
atanan veteriner sayısı 900, 2020 yılından beri kamuya atanan
ziraat mühendisi sayısı 670, gıda mühendisi sayısı ise
sadece 145tir. Yani bu bölümlerden mezun olan yetişmiş beyin gücü ya
diplomalı işsiz kervanına katılmakta ya da asgari ücretle
meslekleri dışında çalışmaktadır.
AKP, mevcut üniversitelerin
imkânlarını ve eğitim kalitesini arttırmak yerine,
işsizliği gizlemek amacıyla her yere üniversite
açmıştır. Sonuç olarak; tarımı hor gören,
yarını zor görür.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
DURSUN ATAŞ (Devamla)
AKP tarımı hor görmektedir. Bu yüzden yarını da
göremeyecektir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Ataş.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
. Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 10uncu maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde yer alan 7 nci ibaresinden sonra
gelmek üzere , 8 inci maddesi ile eklenen fıkra ibaresinin eklenmesini
arz ve teklif ederiz.
Abdurrahman
Tutdere Ahmet
Kaya Özgür
Özel
Adıyaman Trabzon Manisa
Hüseyin
Yıldız Ayhan
Barut Turan
Aydoğan
Aydın Adana İstanbul
Ömer
Fethi Gürer Türabi
Kayan
Niğde Kırklareli
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Türabi Kayanın.
Buyurun Sayın Kayan.
(CHP sıralarından alkışlar)
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
şu anda ülkemizde emperyalistlerin oynadıkları bir oyunun, bir
tezgâhın, halkımız ile bu kanunu getiren AKP arasındaki
farkı sizlere anlatmaya çalışacağım.
Halkımız kendi ülkesi kazansın diye üretime bakar, AKP
halkın üretimini değil, dışarıdan ithalat yöntemiyle
her türlü hizmeti, her türlü malı getirip burada satmaya bakar. Niye?
Emperyaliste olan borcunu ödesin diye. Peki, emperyaliste olan borcu nedir?
Onların desteğiyle, onların imkânlarıyla, onların
şartlarıyla parti kurulup iktidara getirilmesinden dolayıdır.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, size tarihsel bir örnek vereceğim. Yıl 1883, reji
sisteminin kurulması. Reji nedir? Reji, Fransızca tekel
anlamına gelir yani tekel idaresinin kurulması. Rejiyi
kurdukları zaman Türkiye'de bütün tütün üretimi, tütün mamullerinin
üretimi ve satışı tamamen bu Rejinin elindedir. Bu Reji
kimindir? Bu Reji o zamana kadar Osmanlı'ya borç para veren yabancı
ülkelerin, İngiltere'nin, Fransa'nın ve bu gibi ülkelerin Türkiye'den
yani Osmanlı'dan bu parayı almak için kurdukları bir kurum. Bu
kurum sadece tütünün değil aynı zamanda tuzun, incirin vesairenin de
bütün ulaşımını, bütün üretimini kendi tekelinde
bulundurmuştur. Ayrıca, Osmanlının gelirlerinin belli bir
kısmını yine bu Rejiye aktarmıştır.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bu anlaşma kaç yıl sürmüştür biliyor musunuz?
Tam otuz yıl. Otuz yıl sonra, aradan belli bir zaman geçtikten sonra
cumhuriyet kurulur. Cumhuriyet kurulduktan sonra da bizim ülkemizin üreticisi
kazansın diye biz bir sürü birlik kurduk; PANKOBİRLİK,
ÇUKOBİRLİK, FİSKOBİRLİK, MARMARABİRLİK,
TRAKYABİRLİK gibi, bunun yanında TARİŞ vesairesi de
var.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, bu iktidar geldiği günden beri bu birliklerin hepsinin
çanına ot tıkadı. Hiçbiri vatandaşa yani köylüye yani
üreticiye daha fazla üretsin, daha fazla kâr etsin amacıyla hizmet etmiyor.
Bunlar, bu birlikleri tamamen etkisiz hâle getirdiler. Onun için Türk çiftçisi
üretemiyor, üreteni de para kazanamıyor.
Şimdi, gelelim
değerli arkadaşlar, bugüne ve bugünkü kanuna. Şimdi, hepiniz
biliyorsunuz, AKP ne yapıyor, kimi örnek alıyor? 1883te kimdi devlet
başkanı? Abdülhamit, Sultan II. Abdülhamit. Abdülhamit
yabancılara bu imkânları vermişti. Aradan kaç yıl geçti?
Arkadaşlar, yüz elli yıl geçti yaklaşık, yüz kırk
yıl. Peki, yüz kırk yıl sonra ne oldu? Abdülhamit'i taklit
edenler, Abdülhamit'i baş tacı edenler, koyacak yer bulamayanlar
aynı sistemi, rejinin bir başka örneğini Tütün Yasası
diye, Alkol Yasası diye getirdiler, bugün Meclisten geçirmeye
kalkıyorlar.
Değerli arkadaşlar
ve değerli Türk halkı; hepinize buradan söylüyorum: Nasıl 1883
yılında Abdülhamit; Türk çiftçisinin, Türk üreticisinin elini kolunu
bağlamış ise ve yerlere yatırmış,
süründürmüş ise egemen emperyaliste kul köle yapmış ise
şimdiki, onun temsilcisi olan bugünkü AKP iktidarı yine aynı
şekilde Türk çiftçisinin elini kolunu bağlıyor ve
yabancıyı da Türk çiftçisinin sırtına bindirerek, Türk
üreticisinin sırtına bindirerek -bizim ülkemizin insanını
köle gibi ama öbürünü, emperyalisti efendi gibi- sırtında taşıttırıyor.
Şimdi, değerli
arkadaşlar, üretenin cezasını iki-beş yıldan
üç-altı yıla ve af da yok ama yabancıdan aldığı
tütünü, yabancıdan aldığı sigarayı burada satanlar bir
ceza işlemişse üç-altı yıldan cezasını iki ila beş
yıla indiriyor ve çeşitli indirimler vasıtasıyla da
cezasız hâle getiriyor. Şimdi, bu ne demek? Üreticiyi
cezalandırmak, üreticiyi susturmak ama dışarıdan ithalat
yapanı gönendirmek içindir. (CHP sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Kayan, süreniz doldu.
TÜRABİ KAYAN (Devamla)
Bu iktidar, Türkiye için değil arkadaşlar, emperyalist için
çalışıyor diyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 10uncu maddesinde geçen bu
Kanunun ibaresinin bu Yasanın olarak değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mahmut Celadet
Gaydalı Zeynel
Özen Hasan
Özgüneş
Bitlis İstanbul Şırnak
Nusrettin
Maçin Kemal
Bülbül Serpil
Kemalbay Pekgözegü
Şanlıurfa Antalya İzmir
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Zeynel Özen'in.
Sayın Özen
(HDP
sıralarından alkışlar)
ZEYNEL ÖZEN (İstanbul)
Teşekkürler Başkan.
Sayın milletvekilleri,
ben tütün yasası üzerine konuşmayacağım çünkü yeterince
konuşuldu eğer bir faydası olacaksa fakat bu hafta asgari ücret
görüşülmeye başlandı. Türkiye'nin kabul ettiği İnsan
Hakları Evrensel Beyannamesinin asgari ücretle ilgili 23üncü maddesi
çalışan herkesin, kendisine ve ailesine insanlık onuruna
yakışır bir yaşam sağlayan ve gerektiğinde her
türlü sosyal koruma yollarıyla da desteklenen, adil ve elverişli bir
ücret hakkı vardır ilkesine yer vermektedir
Avrupa Birliğine aday
ülke statüsünde olduğumuz Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu,
geçtiğimiz aylarda asgari ücretin düzgün bir yaşam
standardını sağlayacak düzeye çıkarılmasına
yönelik bir yasayı kabul etmiştir. Türkiye olarak, 1932 yılından
beri üyesi olduğumuz Uluslararası Çalışma Örgütünün asgari
ücret tespitine ilişkin sözleşmesinde asgari ücretin tespitinde
işçilerin ve ailelerinin ihtiyaçları, ülkedeki genel ücret seviyesi,
hayat pahalılığı, sosyal güvenlik yardımları ve
diğer sosyal yaşam standartları dikkate
alınmalıdır kararı bulunmaktadır.
Dolayısıyla asgari ücret tespitinde insani yaşam
standartlarını belirleyen uluslararası sözleşmeler
doğrultusunda geçim koşulları ve alım gücü dikkate
alınmalıdır. Türkiyede asgari ücret neredeyse
çalışanların tamamını ilgilendiren bir konudur. Asgari
ücretin 2023 yılı içinde ne kadar olacağı doğrudan
veya dolaylı olarak birçok alanı etkiliyor; işsizlik
ödeneğinden emekli maaşlarına, SGK primlerinden genel
sağlık sigortası primine, evde bakım ücretlerine kadar
birçok konu için sonuç doğuruyor. Bu nedenle sadece asgari ücretle
çalışanları değil, çok fazla emekçiyi de
ilgilendirmektedir. Milyonlarca emekçi asgari ücretin altında ya da asgari
ücrete yakın bir ücretle çalışmaktadır. Asgari ücret,
kayıt dışı çalışanlarla birlikte
yaklaşık 20 milyon emekçinin ve onların ailelerinin yaşam
koşullarını yakından ilgilendirmektedir. Tüm dünya
ortalamasında asgari ücretle çalışanların genel
çalışanlar içindeki oranına kıyasla Türkiyede asgari
ücretle çalışma oranı rekor düzeydedir. SGK verilerine göre,
Türkiyede kayıtlı işçilerin yüzde 42si asgari ücretle
çalışmaktadır. Türkiye bu oranla Avrupa ülkeleri arasında
açıkça zirvede, önde yer almaktadır. Yaşanan ekonomik krizle
Türkiye tarihinde açlık ve yoksulluk oranı ne yazık ki rekorlar
kırmaktadır. Bunun en önemli göstergesi olarak Birleşik
Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi
tarafından yapılan araştırmanın 4 kişilik bir
ailenin açlık sınırının ekim ayında 7.552 TLye,
yoksulluk sınırının ise 26.123 TLye yükseldiğini
tespit eden raporları gösterilebilir. Bir çalışanın tek
kişilik yaşam maliyetiyse aylık 9.705 liradır
arkadaşlar. Böylesi bir ortamda 5.500 TL asgari ücretle çalışan
milyonlarca yurttaş açlık sınırının bile
altında zor şartlarda ailelerini geçindirmek zorunda
bırakılmıştır. Bu sorunların ortadan
kaldırılması açısından asgari ücret düzeyi, geçim
şartları ve alım gücü dikkate alınarak insan onuruna
yaraşır bir düzeye getirilmeli, hayat pahalılığı
ve yoksullaşmayla birlikte ortaya çıkan sorunlar giderilmelidir. Biz,
Halkların Demokratik Partisi olarak asgari ücretin en az 12.500 lira
olmasını savunuyoruz. Bu, aslında az bir ücrettir ama günün
şartlarına göre en azından karınlarını
doyurabilir insanlar.
Şimdi, iktidar hep
şununla övünüyor, diyor ki: Biz 26 milyon insana sosyal yardım
yapıyoruz. Arkadaşlar, bu bir itiraftır. Siz yirmi
yıldır bu insanları açlığa mahkûm ettiniz, sosyal
yardımlarla geçinen yani sadakayla yaşayan insanlar hâline
dönüştürdünüz. Bu, Türkiye için bir utançtır, çalışanların
emeğinin karşılığının verilmesi gerekir.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ederim Sayın Özen.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun
Sayın Beştaş.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
50.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Dilek
Hatipoğlu hakkında AYM kararına ilişkin
açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Dilek Hatipoğlu Hakkâri Belediye
Eş Başkanımızken bir basın açıklamasını
dinlediği için yerine kayyum atandı ve sonra tutuklandı.
Beş yılı aşkın bir süredir cezaevinde ve maalesef,
basın açıklamasını dinlediği için yerel mahkeme on
altı yıl hapis cezası vermişti. Şimdi öğrendik; AYM;
Anayasa Mahkemesi adil yargılamadan ihlal kararı verdi ve bu kararda
da Enis Berberoğlu kararını emsal de göstermiş fakat
maalesef mahkeme beş yılı aşkın tutukluluk ve adil
yargılamanın ihlal edildiğine karar verdiği hâlde Dilek
Hatipoğlu hâlâ serbest bırakılmadı ve pazartesi günü
Hakkâri'de tekrar duruşması görülecek. Hem kayyum
politikasının hem de bu haksız tutuklamaların ve zulmün son
bulması gerektiğini, bizim bu konudaki mücadelemizin de devam
edeceğini söylemek istiyorum ve Dilek Hatipoğlu aynı zamanda iki
çocuk annesi, seçilmiş, Hakkâri halkının iradesi
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) - Dilek Hatipoğlu'nun AYM kararı
gereğince derhâl serbest bırakılması gerekiyor ve bu haksızlığa
son verilmesi gerekiyor.
Teşekkür ediyorum.
VIII.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Bursa Milletvekili Osman Mesten ve 66 Milletvekilinin Tütün, Tütün Mamulleri ve
Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4672) ve
Adalet Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 365) (Devam)
BAŞKAN 10uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Madde kabul
edilmiştir.
11inci madde üzerinde 2si
aynı mahiyette 3 adet önerge vardır, ilk okutacağım 2
önerge aynı mahiyette olup birlikte işleme alacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 11inci maddesinin
aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif
ederiz.
Madde 11 Bu kanun
hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülür.
Abdurrahman
Tutdere
Hüseyin Yıldız Ayhan
Barut
Adıyaman Aydın Adana
Ahmet
Kaya
Turan Aydoğan Özgür
Özel
Trabzon İstanbul Manisa
Süleyman
Bülbül
Aydın
Aynı mahiyetteki
diğer önergenin imza sahipleri:
Fahrettin
Yokuş Hayrettin
Nuhoğlu Orhan
Çakırlar
Konya İstanbul Edirne
İsmail
Koncuk
Aylin Cesur Arslan
Kabukcuoğlu
Adana Isparta Eskişehir
BAŞKAN Komisyon
aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz Sayın Süleyman Bülbülün.
Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; AKP
iktidarının son yıllarda dilinden düşürmediği iki
şey var; yerli ve millî. Şimdi, yerli ve millî. Neyin yerlisi, neyin
millîsi? Ya, arkadaşlar, bu memlekette stratejik ürünler var. Bunlar
neler? Pamuk var. Ne var? Şeker pancarı var. Ne var? Tütün var. Ne
var? Zeytinyağı var. Ne var? Buğday var, arpa var. Ya,
arkadaşlar, benim gençliğimde Tarımda Türkiye kendi kendine
yeten ülkeler arasında. diye söylenen bir söz vardı. Ne oldu, ne
oldu? Bu saydığım ürünlerin tümünde ithalat yok mu, yok mu?
Bitirdi, bitirdi; tarımı bitirdi. Memleket tarımda ithalat
bölgesi hâline geldi, tarımı bitirdiler bir kenarda. Bakıyorum
çiftçi sayısına, çiftçi sayısı 2011de 1 milyon 216 binden
2022de 490 bine inmiş. Tütün üreticisi sayısına bakıyorum
2002de 490 binden düşmüş 76 bine gelmiş. Ya arkadaşlar,
ekili alanlar ne olmuş? 34 milyon dönüm ekili alan tarım
dışı bırakılmış. Ne olmuş? Çevre
Bakanı 1 milyon 300 bin tarım alanı ipotek olarak
verilmiş. diye açıklıyor. Ya, arkadaşlar, bu memlekette üç
yıl içerisinde 36 bin tane tarım alanı icrada satıldı.
Çiftçinin hâli bu: İthalat, ithalat, ithalat. Şimdi, gelmişsiniz
pamuğu bitirmişsiniz, şeker pancarını
bitirmişsiniz konuşuyorsunuz. Ya, bu memlekette 2002de 577 bin ton
pamuk ithal edilirken arkadaşlar, şu anda 1,5 milyon ton pamuk ithal
ediliyor. Kimlerden? Alışkın arkadaşlar, Amerikadan;
alışkın arkadaşlar, Brezilyadan; alışkın
arkadaşlar, Yunanistandan. Yazıklar olsun! (CHP
sıralarından alkışlar)
Şeker pancarı
2018de bu memlekette 25 tane şeker fabrikası vardı. Ne oldu?
10u satıldı, özelleştirildi.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Peşkeş çektiler, şeker pancarını peşkeş
çektiler.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla)
Sonra ne oldu? 2021de Varlık Fonuna peşkeş çekildi.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Aynen öyle.
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla)
Ne oldu? Arkadaşlar, bu memlekette şeker pancarında 93 bin
üretici kaldı. Şeker kaç para? Gidin, şeker kaç para? Bu
memlekette, 2002de 4.700 ton şeker pancarı ithal edilirken şu
anda 2017 rakamlarına göre 230 bin ton şeker pancarı ithal
ediliyor. Oradan da geçtik.
Zeytinyağı
Ya,
arkadaşlar, siz var ya, bu memleketin ürünlerine mi
düşmansınız? Ya, 1 Martta Zeytin Kanununa aykırı
çıkardığınız yönetmelikle zeytin alanlarını
talana bıraktınız. İyi ki yürütmenin durdurulması
kararı var ama yürütmenin durdurulması kararını kim
uygulayacak? Bu Hükûmet mi uygulayacak, bu iktidar mı uygulayacak?
Değerli arkadaşlar, şunu söylemek istiyorum: Sizin derdiniz ne?
Arkadaşlar, bu Hükûmetin bir özelliği var: Faize, kur korumalı
mevduata, garantilere her şey var ama çiftçiye yok, üreticiye yok.
Şimdi, gelelim buraya.
Arkadaşlar, tütün üreticisiyle ne derdiniz var? Şunu sormak isterim,
Sayın Cumhurbaşkanına buradan seslenmek istiyorum: Biz Bize
Yeteriz kampanyasında çıkıp da siz uluslararası sigara
şirketlerinden yani BAT, JTI ve Philip Morristen para
bağışı aldınız mı? (CHP
sıralarından alkışlar) O paraya ihtiyacınız
mı vardı? Kanuna aykırı olarak, siz tütün ve sigara üreten
şirketlerden devlete bağış alamazsınız,
alamazsınız. Şimdi çıkmışsınız, British
American Tobaccodan, JTIdan, Philip Morristen alıyorsunuz, ondan sonra
çıkmışsınız, üreten, alın teri döken
Adıyaman tütüncüsüne, Malatya tütüncüsüne, Türkiyenin her bir tütüncüsüne
ceza getiriyorsunuz. Yazıklar olsun size! Yazıklar olsun! (CHP
sıralarından alkışlar)
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Yazıklar olsun!
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Devamla)
Arkadaşlar, Sayın Cumhurbaşkanının bir sözü var: Para
alan emir alır. Ne ihtiyacınız vardı Biz Bize Yeterizde
para aldınız, bağış aldınız? Şimdi ne
oluyor? Buraya bu yasaları getiriyorsunuz; bu uluslararası sigara
şirketlerinin yasalarıyla Türk üreticisine, Türk çiftçisine ceza
getirmek istiyorsunuz. Ama ne getirirseniz getirin, biz iktidara geliyoruz,
sandık geliyor. Bunun sandıkta hesabını soracağız
arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci söz talebi Sayın Aylin Cesurun.
Sayın Cesur
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AYLİN CESUR (Isparta)-
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Görüşülen kanunun
Komisyon görüşmelerinde dile getirilen ortak hususlardan bir tanesi, tütün
ve alkol bağımlılığının milyonlarca
yetişkinin ve çocuğun hayatlarını olumsuz etkilediği;
aynı zamanda, önlenebilir ölümlerin ve hastalıkların birinci
sebeplerinden olduğu ve uyuşturucunun giriş kapısı
olduğu. Bakalım durum nasıl ve biz nasıl bu hâle geldik.
Birleşmiş Milletler
Uyuşturucu ve Suç Ofisinin 2021 Dünya Uyuşturucu Raporu verilerine
göre, Türkiye en fazla kokainin yakalandığı ülke, en çok eroinin
ele geçirildiği 3 ülkeden 1 tanesi; 2022 Avrupa Uyuşturucu Raporu:
Trendler ve Gelişmeler verilerine göre, Türkiyede ele geçirilen
uyuşturucu miktarı pek çok türde tüm Avrupada yakalanan
uyuşturucuyu da geride bırakmış.
Şimdi, Narkotik Suçlarla
Mücadele Daire Başkanlığının 2022 Türkiye
Uyuşturucu Raporu ise Türkiyenin uyuşturucu konusunda hem hedef hem
de transit rota niteliği taşıdığına işaret
ediyor. Peki, bu tablo Türkiyede neden ve nasıl ortaya çıktı
değerli arkadaşlar, işte, şimdi bir de onlardan biraz
bahsedelim.
İktidar ekonomiyi
yönetemeyince döviz ve sıcak para ihtiyacını
karşılamak için vergi muafiyetleri, kaynağı belli olmayan
kayıt dışı ve kara paranın önünü açan
uygulamaları maalesef devreye soktu, çok üzülerek söylüyorum. 2016dan
beri düzenli varlık barışı adı altında yasalar
çıkarılıyor. Bu yasal düzenleme ülkeye giren ve sisteme sokulan
paranın kaynağının sorulamayacağını taahhüt ediyor.
İşte, ülkemiz, OECD Kara Paranın Aklanmasının
Önlenmesine Yönelik Mali Eylem Görev Gücünün yayınladığı
son rapora göre de Suriye, Ürdün, Yemen, Mali gibi ülkelerle birlikte gri
listede ve sonuçta, iktidarın bu tercihleriyle ülkemizin
kapıları -çok üzülerek söylüyorum- maalesef suç çetelerine işte
böyle açılmış. Narkotik Suçlarla Mücadele Daire
Başkanlığı 2020 raporuna göre 15 yaş altı
uyuşturucu kullanım oranı yüzde 0,4 iken 2020de, 2021 raporunda
14. Yine, 2020de 15-19 yaş kullanım oranı yüzde 11,7; 2021de
aynı yaş kullanım oranı yüzde 37,4. (AK PARTİ
sıralarından gülüşmeler)
Ben bunda hiç gülünecek bir
şey göremiyorum. Bu sıralardan, iktidar sıralarından
gülüyor arkadaşlar, bunun neresi komik? (İYİ Parti
sıralarından alkışlar) Çıkın sokağa,
Ispartada sokaklarda anne babalar beni kenara çekiyorlar, utana
sıkıla Çocuğumu kurtar Sayın Vekilim. diye.
Arkadaşlar, sizin evladınız da olabilir, bu işi ciddiye
alalım, gülmeyelim yani bari gülmeyin, bir şey
yapmıyorsanız gülmeyin bari. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
MUHAMMET MÜFİT AYDIN
(Bursa) Kimsenin size güldüğü yok.
AYLİN CESUR (Devamla)
Uyuşturucu bağımlılığı tedavisi görenlerin
oranı yüzde 47,8; 19 yaş altı yani ortaokul ve lise
çağına inmiş. Ortada çok büyük bir toplum
sağlığı ve güvenliği sorunu var ve biz İYİ
Parti olarak halkımızın, özellikle gençlerimizin uyuşturucunun
pençesinde zarar görmelerinden ve zehirlenmelerinden endişeliyiz. Buna var
mı itirazınız, değil misiniz endişeli? Bu konudaki
önerge ve tekliflerimizi reddediyorsunuz ve halkımızı
yoksullukta eşitlediniz, insanlar artık temel ihtiyaçlarını
karşılayamıyorlar. 2019da 49,8 milyon kutu antidepresan
satılıyordu, bu, 2020de 54,6 milyona çıkmış, 2021de
59,6 milyona çıkmış. Birleşmiş Milletler Dünya
Mutluluk Raporuna göre, Türkiye 146 ülke arasında 112nci sırada;
mutsuz yani. Gençler mutsuz, onun için gidiyorlar bu ülkeden; ülke olarak
mutsuzuz.
Şimdi, bütün bunlardan
sonra, Türkiye olarak yükseköğrenim mezunlarının,
ortaöğretim mezunlarının istihdam oranlarında OECDde de en
düşük olduğu ülkeyiz ve
milyonlarca genç iş bulamazken, iş bulan yükseköğrenim mezunu
gençler asgari ücretle çalışırken, her an işsizlik
tehdidiyle karşı karşıyayken neden gitmek istemesinler bu
ülkeden! Gidiyorlar da.
Uyuşturucuyla mücadele
etmeyeceksiniz, işsizlikle mücadele etmeyeceksiniz. Uyuşturucuyla
mücadeleyi başaracaksınız, engelleyeceksiniz; işsizlikle
mücadeleyi başaracaksınız, engelleyeceksiniz. O zaman,
iktidarsınız; iktidar -adı üzerinde- varsa bunu yapması
gerekiyor değerli arkadaşlar.
Evet, gençlerin
durumları gerçekten çok büyük sıkıntıda. Sürem yok; süfli
heveslerle filan gitmiyorlar gençler ülkeden. Bu durumda, sizler değil,
onlar, sizin ülkeyi getirdiğiniz bu duruma maalesef içleri acıyarak
bakıyorlar. İşte, biz bu nedenle, Genel
Başkanımız Meral Akşener başta olmak üzere
İYİ Parti olarak milletimizin refahı ve ülkemizin bekası
için gençlerimizin sorunlarını öncelik alıyoruz ve çözümlerimiz
hazır, lafta değil bunlar da; temel ilkelerimiz de hazır. Kaynak
mı? Önce, getirdiğiniz Suriyelileri göndereceğiz; onların kaynaklarını
bu milletin gençlerine ayıracağız. Daha sonra da siz gittikten
sonra biz geriye dönüp bakacağız; size üzülerek, acıyarak
maalesef bugünlere bakacağız Bugünlerimiz heba oldu. diye.
Yavaş yavaş iyileşeceğiz.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Cesur.
Aynı mahiyetteki
önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 365
sıra sayılı Kanun Teklifinin 11inci maddesinde geçen Kanun
ibaresinin Yasa olarak değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hasan
Özgüneş Mahmut
Celadet Gaydalı Tulay
Hatımoğulları Oruç
Şırnak Bitlis Adana
Nusrettin
Maçin Serpil
Kemalbay Pekgözegü Kemal
Bülbül
Şanlıurfa İzmir Antalya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talebi Sayın Tulay Hatımoğulları Oruçun.
Buyurun. (HDP
sıralarından alkışlar)
TULAY HATIMOĞULLARI ORUÇ
(Adana) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 25 Kasım
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele
Gününü geride bıraktık ama ne yazık ki kadınlara dönük
uygulanan şiddeti toplum olarak bir türlü geride bırakamıyoruz.
Başta İstanbul olmak üzere Türkiyenin dört bir yanında
kadınların 25 Kasım etkinlikleri polis şiddetine maruz
kaldı, hele İstanbulda polisler âdeta düzenli bir ordu gibi
konuşlandı ve kadınların kolunu, bacağını
kıracak kadar şiddet uyguladı.
Bu şiddet hangi
kadınlara uygulandı? Bu şiddet Biz İstanbul
Sözleşmesi uygulansın istiyoruz. diyen kadınlara, bu
şiddet Kadınlar katlediliyor, kadın cinayetlerini
durduralım. diyen kadınlara uygulandı. Kadınlar her
Allahın günü evlerinde şiddet görüyor ve dayak yiyor, buna
Hayır. diyen kadınlara şiddet uygulandı. Kadınlar
işsiz ve güvencesiz. Kadınlar, derinleşen yoksulluğun en
ağır bedelini ödemektedir. İşte, bu kadınların
yanında olmak isteyen kadınlar şiddete maruz kaldı.
Kadınların göç yolunda bedenleri, ruhları âdeta
paralanıyor. diyen, Göçe Dur! diyelim. diyen, göç yolunda ve
savaşlarda tacize, tecavüze uğrayan kadınların
sorunlarını gündemleştirmek
isteyen kadınlar şiddet gördü. Evet, 25 Kasımlarda da 8
Martlarda da biz kadınlar, yaşamın her alanında erkek
egemenliğine karşı ve erkek devlet anlayışına
karşı mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.
Bakın, İranda Jîna
Mahsa Amininin bedeninde yükselen bir mücadele oldu bütün dünyaya
yayılan. İran ve Türkiyenin ortak noktası neydi, bu
kadınlara her gün şiddet uygulayan bu iktidarların? Otoriter
rejim. Ekonomik kriz, açlık, yoksulluk ülkede had safhada.
Kadınların direnişlerini bastırmak için kolluk kuvveti hem
İran sokaklarında hem de Türkiye sokaklarında âdeta birbiriyle
yarışırcasına hareket etti ama kadınların, ölüm
tehdidine rağmen, eşitlik ve özgürlük konusundaki inatçı
duruşlarını hiçbir şekilde engelleyemediler,
engelleyemeyecekler.
2023 vizyonu hayal ediyor
ya AKP, işte, Türkiyeyi kadınlara dar etmek isteyen bu iktidarı
kadınlar kendi elleriyle gönderecek; bunu her yerdeki direnişlerinde
görebiliyoruz.
Evet, değerli
arkadaşlar, 25 Kasım etkinlikleri kapsamında Adanada 25
Kasım Kadına Şiddetle Mücadele Ormanı oluşturuldu ve
Adanada katledilen her kadının anısına bir fide dikildi.
Bizler de katıldık o gün oradaki bu etkinliğe ve orada analar
vardı, çocukları paramparça edilmiş, bedenleri paramparça
edilmiş kadınların anaları vardı; anaları bize
neler yaşadığını anlattı, bizi
gözyaşına boğdular o esnada ve şunu hissettirdiler bize,
Grup Nidalin bir dizesi vardır bunları güzel anlatan:
(*)
Evet, bu ses sadece Türkiye
coğrafyasından değil, sadece İran coğrafyasından
değil; bütün dünyada kadınlar el ele tutuştu ve bu ses her yerde
yankılandı:
(*)
(*) Kadın, yaşam, özgürlük!
ve burada sayamadığımız nice dillerde bu sloganlar
dünyanın dört bir yanında yankılandı. Kime karşı
yankılandı? Erkek egemenliğine karşı yankılandı.
Kime karşı bu sesler yankılandı? Otoriter rejimlere
karşı yankılandı. Türkiye'de bir sabah TJAlı Kürt
kadın siyasetçileri gözaltına alanlara karşı
yankılandı, kadınlara şiddet uygulayanlara karşı
yankılandı. Erkek egemenliğine, otoriterleşmeye,
şiddete, işkenceye karşı duran kadınlar,
sınır tanımadan el ele tutuştu. Bu, Türkiye'de, bölgede,
Orta Doğu'da Afrika'da ve bütün dünyada, kadınların
sınır tanımadan el ele tutuşmaları ve seslerinin
yankılanması erkeklere korku olarak geri dönsün, otoriter rejimlerin
de korkusu bu olsun.
Buradan sözümüz olsun ki
yaşamını yitirmiş olan bütün kadınlara, onlar bizim
onurumuz ve hiçbir kadın katledilmeyene dek bizim mücadelemiz sürecek,
kadına yönelik şiddetle sonuna kadar mücadele edeceğiz,
özellikle AKP iktidarı döneminde artan kadına yönelik şiddete
karşı var gücümüzle mücadele edeceğiz. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
11inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Madde kabul
edilmiştir.
İkinci bölümde yer alan
maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Şimdi İç Tüzük
86ya göre oyunun rengini belli etmek üzere lehte ve aleyhte olmak üzere 2
milletvekilimize söz vereceğim.
İlk söz lehte olmak
üzere Sayın Abdullah Güler'in.
Sayın Güler, buyurun.
(AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri;
11 maddeden oluşan kanun teklifimizin son bölümlerine geldik. Lehte olmak
üzere söz almış bulunuyorum. Yüce Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Tabii, dün ve bugün, 11
maddeden oluşan kanun teklifimizin, maalesef, böyle çok dar bir
bakış açısıyla beraber
sıkıştırıldığını ve bunun üzerinde
yorumlar yapıldığını gördük. Keşke kanun
teklifinin geneli üzerinde birkaç arkadaşımız da yorum
yapsaydı da Genel Kurulumuz ve aziz milletimiz bilgilenseydi. Mesela,
1inci madde ne getiriyor? 2nci madde ne getiriyor? 3üncü madde ne getiriyor?
Hep 8inci madde diye atıf yaptılar. 5inci madde ne getiriyor?
Ben size söyleyeyim: 1inci
madde, ürün izleme sistemine müdahaleye Vergi Usul Kanunu madde 359la beraber
üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası getiriyor. Kimi
ilgilendiriyor bu? Biraz önce bahsettiler ya, böyle, o uluslararası
sermaye olan sigara üreticilerini ilgilendiriyor.
2nci madde, ürün izleme
sistemine müdahalenin tespiti hâlinde vergi müfettişlerince düzenlenen
raporun cumhuriyet savcısına iletilmesiyle kamu davası
açılmasını öngörüyor. Kimi ilgilendiriyor? Adıyamanlı
tütüncüyü ilgilendiriyor, değil mi? Uluslararası şirketleri
ilgilendiriyor.
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Yok, ilgilendirmiyor; hayır, Adıyamanlıyı
değil.
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Peki, 3üncü madde neyi, 4üncü madde neyi getiriyor? Makaron ve sigara üretim
tesisleri ürünlerinin özel etiket ve işaretlerle işaretlenmemesi,
işaretlemeden makine çalışma testi, ürün deneme
yapılmasına idari para cezası ve süreler getiriyor. Kimi
ilgilendiriyor? O malum yine dediğiniz uluslararası şirketleri
ilgilendiriyor.
5inci maddede neyi
getiriyor? Üreticilere ve ithalatçılara teminat uygulaması getiriyor.
Peki, 6ncı madde?
Tütün, tütün mamulleri, makaron, yaprak sigara kâğıdı, sigara
filtresi, alkol ve alkollü içkilerin üretim faaliyetlerine ilişkin izin,
uygunluk belgesi, tadil, süre uzatımı başvurularıyla
ilgili; buna uyulmaması hâlinde idari para cezasını
gerektiriyor. Kimi ilgilendiriyor? O yine biraz önce bahsettikleri
uluslararası sigara üreticileri var ya, onları ilgilendiriyor.
Peki, değerli
arkadaşlar, biraz önce söylediler; Türkiye'de 2021 yılı, hep
Adıyaman dedik. Peki, üretimde ilk 10da hangi şehirlerimiz var,
hiçbirisi bahsetti mi? Söyleyeyim: 1) Denizli, 2) Adıyaman, 3) Manisa, 4)
Samsun, 5) Uşak, 6) Batman, 7) Aydın, 8) Hatay, 9) Tokat, 10)
İzmir; toplam 70 bin ton üretim yapılıyor.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Onları sayma, cezayı niçin getiriyorsunuz, cezayı?
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Niye Adıyamanlı arkadaşlarımız burada çok
konuşuyor?
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Ya, cezayı niye getiriyorsunuz?
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Nerede Hataylılar; Manisa nerede, Uşak nerede, Samsun nerede? Niye,
orada kaçakçılık var mı?
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Onların adına da konuşuyoruz; biz Türkiye
milletvekiliyiz, herkesin adına konuşuyoruz, herkesin!
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Haberleri yok, haberleri; gazeteye bakmıyorlar
ki!
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Arkadaş, cezayı niye getiriyorsunuz?
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Peki, biz ne getirmişiz arkadaşlar? 8inci maddede Tarım ve
Orman Bakanlığından yetki belgesi almadan veya bildirimde
bulunmadan tütün ticareti yapanlara... demişiz. Arkadaşlar, siz kaçakçılığı
mı teşvik etmek istiyorsunuz? Yasal üreticiler var burada, yasal
üreticiler var! (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Kendi ülkemizin kaçakçısı mıyız? Kendi tarlamızda
ürettiğimiz tütünün kaçakçısı olur mu?
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Peki, arkadaşlar, geçen yıl, 2022 yılında ne olmuş?
Bakın, kolluk kuvvetlerimiz ne yapmış? 2 milyar 706 milyon 177
bin adet makaron yakalamış, 9 milyon 618 bin paket sigara
yakalamış.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Gemilerle yurt dışından altın getirenler sigarada neden
kaçakçı?
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Mücadele etmeyin. mi diyorsunuz? Serbest mi kalsın her şey? (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Bravo, helal olsun!
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Peki, arkadaşlar, Türkiye, hep böyle eleştiriyorlar ya...
Biliyorsunuz, Türkiye'de sigara ithalatı yasak, tamamen yerli ürünün de
içinde yer aldığı tütünden sigara üretiliyor.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Uçaklarla geldi, uçaklarla, havaalanına, uçakla geldi!
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Öğren, öğren!
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Bakın, sigara üzerinden ihracatımız, 2021 yılı sigara
ve tütün ihracatımız toplamda 783 milyon dolar. Peki,
ithalatımız ne kadar? 511 milyon dolar.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Buyurun.
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Fark ne kadar? 272 milyon artıdayız. Bu manada iyi bir sigara
üreticisiyiz ve çok sıkı denetim noktasında da bu kontrolü
yapacağız.
Biraz önce İYİ
Parti milletvekilimiz -keşke olsaydı, ben anlayamadım, bu kanuna
karşı mı çıkıyor, destek mi veriyor; ne
yaptığını anlayamadım- dedi ki: Uyuşturucu madde
bağımlılığının ön adımı sigaradan
başlıyor. Tamam, biz de tam onun için denetim kontrollerini yapmak,
çok sıkı bir iş birliği yapma noktasında da ceza
uygulamak için bu kanun teklifini getiriyoruz. Destekliyor mu, karşı
mı çıkıyor; anlayamadık yani.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Kafası karışık, kafası
karışık; arafta.
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Arkadaşlar, uyuşturucu madde
bağımlılığının bütün dünya örnekleri
şudur ki önce sigara alışkanlığıyla
başlıyor. Bütün dünya sigaraya ulaşıma, alkole
ulaşıma yüksek vergilerle beraber bir kota koyuyor; yüksek vergilerle
beraber ulaşımı zorlaştırıyor. Siz çok basit,
ucuz ürünlerle beraber sigaraya, alkole ulaşımı
zorlaştırmazsanız...
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum Sayın Güler.
ABDULLAH GÜLER (Devamla)
Yüce Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan...
BAŞKAN Sayın
Özel, buyurun.
60a göre yerinizden söz
vereyim.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Şimdi, hem seçim bölgemin ismi geçti hem de Abdullah Bey birçok maddeyi
konuştu, 8i atladı. O konuya açıklık getireyim ki
tutanakta karşılıksız da kalmasın.
Şimdi, Denizliyle
birlikte Manisa en çok üretim yapan 3 ilden biri. Bizim oralarda
anlaşmalı üretim yapılıyor, sözleşmeli üretim
yapılıyor. Adıyamanın tütünü sarmalık tütün, bizimki
endüstriyel tütün ve bizim oralardaki çiftçiler... Örneğin Akhisarda artık
tütün üretilmeyen yerde zeytin ağaçları var, Kırkağaçta kavun
var, bir başka yerde incir var, bir başka yerde başka bir
şey var. Bunlardan para kazanıyorlar mı? Elbette mutsuzlar ama
alternatif bir ürün var. Adıyamanda, bir gidin sorun bakalım, o
sarmalık tütün üreten garibanın bir alternatifi var mı? O yüzden,
bir ili alıp da
Kaçakçılık neden Manisada yok? Ben gerinmem,
Adıyaman da bundan erinmez.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Özür
diliyorum
BAŞKAN Devam edin,
tamamlayın sözlerinizi.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Oradaki
zaten kaçakçılık falan değil, yurt dışında olan
bir şeyi kaçak yollardan getiriyormuş gibi değil ki. Sizden daha
yerli, sizden daha millî ve yokluğun, yoksulluğun
zorladığı bir süreç var orada ve bir de bir kültür var,
sarmalık tütün diye bir şey var. Siz istiyorsunuz diye, önünü
açıyorsunuz diye kimse -işte, o, Philip Morrisin olsun, British
American Tobacconun olsun- paketi 43 liralık endüstriyel ürünleri
tüketmek zorunda değil. Oradaki insanları
Sanki
Adıyamanlılar suça meyilliymiş gibi Neden bu işler bir tek
Adıyamanda var? demek bu çatı altında bir milletvekiline
yakışmaz.
Teşekkürler. (CHP
sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Öyle demedik ki ya, öyle demedi ya.
BAŞKAN Evet,
Başkana bir açıklama
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Efendim, Adıyaman milletvekilleri konuşsun AK PARTİden.
Sayın Başkan, Adıyaman AK PARTİ milletvekilleri
konuşsun.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Güler.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Evet, ben Neden bir il sürekli
gündeme getirildi? dedim
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Niye kaçakçı olarak nitelendiriyorsun benim
şehrimi?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul)
ama bunu aldı Özgür Bey,
Adıyaman, kaçakçılık
dedi, başka bir şey dedi;
garip bir hâle soktu.
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Söyledin, öyle dedin.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Yani sizin öyle bir niyetiniz
varsa bilmem. Ben dedim ki
(CHP sıralarından gürültüler)
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) E,
düzeltin o zaman, düzeltin; buyurun, düzeltin.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Ben düzeltmiyorum efendim. Siz
burada benim doğru cümlemi aldınız, saptırdınız.
Ben neyi düzelteceğim!
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Propaganda!
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yani her tarafı bozuk zaten, neyi düzelteceksin?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Ben ilk 10 üreticiyi saydım,
bunun içinde Adıyaman var, diğer iller var, dedim ki: Diğer
illeri niye bahsetmiyorsunuz? Ben de dedim ki: Bir il üzerinden sadece bir
şey değerlendirilmez. 10 tane ilimiz var, Türkiye genelindeki bütün
üretimden bahsettim. Bizim buradaki amacımız sigara
kaçakçılığıyla ilgilidir; usulsüz, ruhsatsız tütün
kaçakçılığıyla ilgilidir, bir şehirle ilgili düzenleme
yapmıyoruz, dedim.
BAŞKAN Kayıtlara
geçmiştir.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Bir kez daha söylüyorum: Bizim
teklifimizde 5 tane ana madde o büyük dediğiniz üreticilerle ilgili,
onlardan da bahsedin, dedim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Yoksa bir ile getirip
kaçakçılıkla beraber
Bu şeylerinize ben teessüf ediyorum.
Lütfen siz de bunu düzeltin, ben öyle bir ifade kullanmadım.
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Sayın Başkan
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan
BAŞKAN
Arkadaşlar, telaş etmeyin.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Bir
cümle sadece Sayın Başkanım.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Özel.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa)
Şimdi, hepimiz duyduk. Neden bir tek Adıyaman
deyince ve 8inci
madde mevzubahis olunca bu soruya muhatap olursunuz. Ben sebeplerini de
açıkladım.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Sizin düşünceniz öyle.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Ben bir
soruyu tutanağa bırakayım. Siz haklı olsanız,
Adıyaman bu işte mağdur olmasa, bu iş Adıyaman için
çok iyi olsa bu salonda nerede AK PARTİli Adıyaman milletvekilleri,
nerede? (CHP sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Görevdeler, görevde.
ÖZGÜR ÖZEL (Manisa) Neden
yoklar? Ortak olmak istemiyorlar buna, ortak olmak istemiyorlar, bunu görün.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Görevleri var.
BAŞKAN Sayın
Beştaş
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, açıkçası bu Tütün
Kanununa ilişkin birçok
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Bak, burada, burada. Nerede? Bak burada. (AK PARTİ ve CHP milletvekilleri
arasında karşılıklı laf atmalar, gürültüler)
BAŞKAN
Arkadaşlar, müsaade edin, bakın.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bu kanuna ilişkin bizim partimizden de bütün
konuşmacılarımız eleştirilerimizi ifade etti. Ama
şunu söyleyeyim: Hakikaten Adıyamanın temel geçim
kaynağı tütün ve bunun kaçakçılıkla nitelendirilmesini
vahim buluyoruz; bir ile, bir ilin nüfusunun tamamına hakaret
niteliğini içeriyor. Temel geçim kaynakları ve Bu konuda bir yasal
düzenleme yapılmasın. demiyorlar, Biz de gözetilelim. diyorlar
yani tütün üreticilerinin de hakları, bu konuda yapabileceklerinin
sınırları bellidir. Kurulan kooperatiflerin kimlere ait
olduğunu söylüyorlar, iktidarın bu işteki
parmağını söylüyorlar yani isim vermek istemiyorum ama
Adıyamanın her yerinde daha önceki
Ya, birçok isim
tartışılıyor ve bu kooperatiflerde denetim yok.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
sözlerinizi.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yani bu konuda Adıyamanlıların
dinlenmesi gerekiyor, bu mağduriyetin giderilmesi gerekiyor. Bir ile
yönelik bu söylemi de reddediyoruz. Biz, Adıyamanlıların bu
konudaki taleplerinin ve mücadelelerinin yanındayız.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Kim söylemiş o ile, kim
söylemiş?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kaçakçı. dedin.
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) Abdullah Bey, öyle anlaşıldı, öyle
anlaşıldı.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kaçakçı. demedin mi?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Demedim tabii, yapmayın. O
sizin niyetiniz.
HÜSEYİN KAÇMAZ
(Şırnak) Abdullah Bey, herkes yanlış anlamış
olamaz.
BAŞKAN Aleyhte olmak
üzere Sayın Zeynel Emre. (CHP sıralarından alkışlar)
ZEYNEL EMRE (İstanbul)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
bakın, rakamlar yalan söylemez. Ben özellikle son dönemdeki o mottonuzun
üzerine yani yerli ve millîlik üzerine, Ben yerliyim ve millîyim. diyenlere
özellikle hitap ederek neden Cumhuriyet Halk Partisinin bu kanunda ret oyu
verdiğini izah edeceğim.
Değerli arkadaşlar,
siz iktidara geldiğinizde Türkiyede tütün üreticisi sayısı 400
bindi, şimdi kaç? Şimdi 70 bin. 330 bin, aileleriyle birlikte 1
milyon insanı ekmeğinden ettiniz. Peki, bir rakam daha verelim:
Türkiyede yerli tütün kullanım oranı siz iktidara geldiğinizde
yüzde 40tı, şimdi kaç? Yüzde 12.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, Abdullah Bey sigaranın zararlarından falan bahsediyor da
Allah aşkına Türk tütünü zararlı da Amerikan tütünü faydalı
mı? (CHP sıralarından alkışlar) Burada, bizim
hatiplerimizden hangisi söz aldı da Sigara çok faydalıdır.
dedi? Eleştirilerini getirdiğinde meseleye bir bütün olarak
bakmanız lazım.
MÜŞERREF PERVİN
TUBA DURGUT (İstanbul) Takip sistemi var sigaranın.
ZEYNEL EMRE (Devamla)
Bakın, madde madde, bütün maddelere ilişkin biz raporumuzda
söyleyeceklerimizi söyledik. Tütün politikasına Cumhuriyet Halk Partisinin
yaklaşımı bir bütündür. Biz, bu şartlar altında tütün
üreticilerinin cezalandırılacağı, hapse gireceği,
hapisle cezalandırılacağı hiçbir düzenlemenin içerisinde
olamayız, olursak Malatyaya hesap veremeyiz, Adıyamana hesap
veremeyiz, Manisaya hesap veremeyiz, Türkiyeye hesap veremeyiz. Biz, bu
işte yokuz. Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bu kanuna ret oyu
vereceğiz.
Değerli yerli ve millî
arkadaşlar, bakın, beni dikkatle dinleyin: Siz, bilerek, bilmeyerek
-içinizde belki bilmeyenler vardır, hissetmeyenler vardır ama-
emperyalistlerin amaçları doğrultusunda kanunlar
çıkarıyorsunuz; onlarca örneği var bunun. Bana şimdi izah
edebilir misiniz iktidara geldiğinizden beri
sattıklarınızı? Ben, burada bazılarını
sayacağım, hepsini sayamam, süre yetmez, nefesimiz yetmez. Siz
geldiniz, Paşabahçe Cam Sanayisini sattınız, Ereğli Demir
ve Çeliki sattınız, ASELSANı sattınız,
HAVELSANı sattınız, Eti Holdingi sattınız, PETKİMi
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
ASELSANı kim sattı ya?
ZEYNEL EMRE (Devamla)
TÜPRAŞı sattınız, Bursagazı sattınız,
TEDAŞı sattınız, Ünye Çimento AŞyi
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
HAVELSAN kime satıldı?
ZEYNEL EMRE (Devamla)
Mersin Limanını sattınız, Efes Otelini
sattınız, lojmanları sattınız, TOBAŞ hisselerini
sattınız, Antalya Limanını sattınız,
DİTAŞı sattınız, Orta Doğu Teknopark AŞyi
sattınız, Hektaş AŞyi sattınız, Büyük Ankara
Otelini sattınız, Büyük Tarabya Otelini sattınız, Ataköy
Otelcilik AŞyi sattınız, otelcilik hisselerini
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
ASELSAN kime satıldı, ASELSAN? HAVELSAN kime satıldı?
ZEYNEL EMRE (Devamla) OYAK
inşaat hissetlerini sattınız, Arçelik hisselerini
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
Doğru söylemiyorsunuz ya!
ZEYNEL EMRE (Devamla)
ASPİLSANi sattınız, BUMASı sattınız,
ERYAĞı sattınız, Gübre Sanayi İşletmelerini
sattınız; Gemlik'te, Samsun'da, İstanbul'da, Kütahya'da ne varsa
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
Doğru söylemiyor, doğru söylemiyor!
ZEYNEL EMRE (Devamla) - Tekel
işletmelerini sattınız, Alkollü İçki Sanayisini
sattınız; Adana, Tokat, Bitlis, Malatya, Samsun, Ballıca sigara
fabrikalarını sattınız, Ankara Başmüdürlük binasını
sattınız, Bodrum tesisleri ve taşınmazları
sattınız, TEKA'yı sattınız, Sigara Sanayi
İşletmesine ait puro marka ve varlıkları
sattınız, tuz işletmelerini sattınız -say say bitmez-
Sümer Holdingi sattınız, şeker fabrikalarını sattınız;
Adapazarı, Amasya Et ve Balık Üretim AŞ'yi sattınız,
Mersin soğuk hava depolarını sattınız, 11 mağaza,
23 büro sattınız, santralleri sattınız; Akyazı,
Anamur, Bayburt, Berdan, Besni, Bozkurt, Hamitabat Elektrik Üretimi
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
ASELSAN kime satıldı, ASELSAN?
ZEYNEL EMRE (Devamla) -
Çatalağzı Termik Santralini sattınız, Kangal Termik
Santralini sattınız, Kemerköy Termik Santralini sattınız,
Orhaneli Termik Santralini sattınız, Soma Termik Santralini
sattınız, elektrik dağıtım şirketlerini
sattınız, bankaları sattınız, Eti Holding'i
sattınız.
REFİK ÖZEN (Bursa)
Aleni yalan söylüyorsunuz ya!
ZEYNEL EMRE (Devamla) - Ya
arkadaşlar, biz sizin bu suçlarınıza nasıl ortak
olalım? Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz bunların hiçbirini de
satmayız. (CHP sıralarından alkışlar)
REFİK ÖZEN (Bursa)
ASELSAN kime satılmış, ASELSAN?
ZEYNEL EMRE (Devamla) - Yahu
arkadaş, çok biliyorsan konuşmayı gel burada konuş, gel.
Grubun sana söz versin.
REFİK ÖZEN (Bursa)
Doğru söylemiyorsun.
ZEYNEL EMRE (Devamla) -
Meclis sizi bir tanısın yahu. Meclisin senden haberi yok. Orada
vır vır vır söz atıyorsun. (CHP sıralarından
alkışlar)
REFİK ÖZEN (Bursa)
Doğru söylemiyorsun, kime satıldığını
açıkla.
ZEYNEL EMRE (Devamla) -
Dünyanın senden haberi yok, Türkiye'nin senden haberi yok. Milletvekili
olduğundan Türkiye'nin haberi yok ya, konuşmayı biliyorsan gel
burada konuş. (CHP sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
REFİK ÖZEN (Bursa)
ASELSAN kime satılmış, HAVELSAN kime satılmış?
BAŞKAN - Sayın
milletvekilleri, teklifin görüşmeleri tamamlanmıştır.
Teklifin tümünü
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Teklif kabul
edilmiş ve kanunlaşmıştır.
Hayırlı olsun.
2nci sıraya alınan
367 sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine
başlıyoruz.
2.-
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa
Komisyonu Arasında Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA
III) Çerçevesinde Türkiye Cumhuriyetine Yapılacak Birlik Mali
Yardımının Uygulanmasına İlişkin Özel
Düzenlemeler Hakkında Mali Çerçeve Ortaklık
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi (2/4703) ile Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve
Dışişleri Komisyonu Raporlarının (S. Sayısı:
367)
BAŞKAN Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3üncü sıraya
alınan 369 sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine
başlıyoruz.
3.-
Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal ve 62 Milletvekilinin Antalya Diplomasi
Forumu Vakfı Kanunu Teklifi (2/4708) ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 369)
BAŞKAN Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
Gündemimizde başka bir
konu bulunmadığından, alınan karar gereğince kanun
teklifleri ile komisyonlardan gelen diğer işleri sırasıyla
görüşmek için 1 Aralık 2022 Perşembe günü saat 14.00te toplanmak
üzere birleşimi kapatıyorum.
Kapanma Saati:
20.09
(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
(*) 365 S. Sayılı Basmayazı 24/11/2022 tarihli 25inci Birleşim Tutanağına eklidir
(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
(*) Bu bölümde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.
(*) Bu bölümlerde hatip tarafından Türkçe olmayan kelimeler ifade edildi.