17
Ocak 2023 Salı
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 15.01
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce 3
sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı
ilk söz, İstanbulda yaşayan vatandaşların
sağlığa erişim sıkıntısı ve memur
maaşlarına yapılan yüzde 30 zam hakkında söz isteyen
İstanbul Milletvekili Sayın Ümit Beyaza.
Buyurun Sayın Beyaz.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
ÜMİT BEYAZ
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gündem
dışı söz almış bulunuyorum. Bizleri ekranları
başında izleyen yüce Türk milletini ve Gazi Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, 2023 yılı TÜİK verileriyle yüzde 16,48 memur
zammına sadece yüzde 8,52lik oran ekleyip yüzde 25i müjde diye
açıkladınız. Gelen tepkiler yüzünden bir gün sonra 5 puan daha
artırıp bu defa yüzde 30da bırakıp memuru buna mahkûm
ettiniz, bunu da memura himmet gibi sundunuz. Ayrıca, verilen yüzde 30luk
zammı da yetiştiremeyip memura 15 Ocakta yüzde 16,48lik zamla
maaş yatırdınız ama pasaport, ehliyet, kimlik gibi
kalemlere yüzde 100ün üzerinde zam yapmayı da ihmal etmediniz.
ÖZKAN
YALIM (Uşak) 123
123
ÜMİT
BEYAZ (Devamla) Taban aylığa seyyanen zam isteyen memura kulak
tıkayıp mülki idare amirine 10.700 TL, Cumhurbaşkanı Genel
Sekreter Yardımcısına 6.500 TL, Cumhurbaşkanı
danışmanına 5.200 TL ek zam yaptınız. Geçim
zorluğu çeken alt kademe memurları unutup kendi
yandaşlarınızı yerleştirdiğiniz bir avuç üst
kademeye ek zam yapmayı da ihmal etmediniz.
Değerli
arkadaşlar, artık, memurlar büyükşehirlerde ev
kiralarını dahi karşılayamıyorlar. Geçen hafta, bir
hemşire, memur maaşıyla kirasını
karşılayamadığı için eşyalarıyla birlikte
sokakta kaldı. Yeni açılan hastanelerde çalışacak
sağlık çalışanlarını nerede, nasıl istihdam
edeceksiniz, gerçekten çok merak ediyorum.
Sağlık
meslek mensubu memurlarımızdan gelen şikâyetlere göre verilen
zam yetişmemiş ve parça parça ödenen ücretler de gecikmiştir.
Doğan karmaşayla mutemetler 4-5 ayrı kalemde yatan
maaşın yatırılmasını dahi tamamlayamadılar.
Sağlık Bakanlığının yılan hikâyesine dönen
maaşları gibi taksitle ödenen promosyonlarının 15 Ocakta
para puanları -lütfen dikkat edin- para değil para puanları dahi
hesaplara tanımlanmamıştır; kimi
çalışanların hesabına tanımlanıp sonra geri
çekilmiştir. Bu konuda da muhatap bulunamamasıyla Sağlık
Bakanlığının sağlık
çalışanlarının mali sorunlarını çözmek yerine
daha da karmaşık hâle getirdiği görülmektedir.
Sayın
Bakan Fahrettin Koca çalışanlardan gelen talebe rağmen 0,32
taban ödeme katsayısıyla hemşire, ebe, tekniker, teknisyen gibi
yani Sağlık Bakanlığını oluşturan personeli
maalesef hâlen yok saymaktadır.
Değerli
milletvekilleri, yirmi yıllık devriiktidarınızda devlet
memurunu âdeta bitirme noktasına getirdiniz. Memurun sadece adı kaldı;
pardon, adı da kalmadı, memur kadrosunu da
kaldırdınız, milyonlarca nitelikli insanı niteliksiz hâle
getirdiniz. Devlet memurlarının ekonomik sorunlarını
çözmediğiniz için memurlar ne işinde mutlu ne de hayatından
umutlu. Umudu olmayan insandan da iş hayatında verim almanız
mümkün değildir.
Memur
kardeşlerim endişelenmesin, cumhuriyetin 100üncü yılı
2023de Türkiyeye güneş doğacak.
Değerli
milletvekilleri, büyükşehirler başta olmak üzere Türkiye'nin dört bir
yanındaki devlet hastanelerinde yoğunluk ve doktor yetersizliği
sebebiyle randevu sıkıntısı yaşanmaktadır. Seçim
bölgem İstanbulda vatandaşlarımız devlet hastanelerinden
randevu alabilmek için âdeta telefonların başında 7/24 nöbet
tuttuklarını belirtiyorlar. Sağlıkta reform
yaptığını söyleyen sizler yirmi yıllık
iktidarınızda neredeyse sağlıkta çöküşün mimarı
oldunuz. Devlet hastanelerinde onca sıkıntı varken
İstanbulun kalbinde yıktığınız İstanbul
Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi yıllardır
yapılmayı beklemektedir. Sayın Bakana soru önergesi vererek de
sordum, buradan tekrar dile getiriyorum: Haseki Hastanesini ne zaman
yapmayı düşünüyorsunuz ya da yapmayı düşünüyor musunuz?
Sayın Bakan, lütfen, cevap bekliyoruz, özel hastanelere para
kazandırmak mıdır amacınız?
Aziz vatandaşlarımız hiç merak etmesin,
İYİ Parti iktidarında bu sorunların hepsini çözeceğiz.
Az kaldı, o sene bu sene diyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Gündem dışı ikinci söz,
tütün üreticilerinin sorunları hakkında söz isteyen Uşak
Milletvekili Özkan Yalıma aittir.
Buyurun Sayın Yalım. (CHP
sıralarından alkışlar)
ÖZKAN YALIM (Uşak) Teşekkür ederim
Sayın Başkanım.
Yüce Divana, çok değerli çalışma
arkadaşlarıma, değerli milletvekillerine ve de bizi isteyen tüm
vatandaşlarıma saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Sözlerime başlamandan önce, özellikle AK
PARTİli bir milletvekiline sesleniyorum çünkü sözlerimin sonunda AK
PARTİ Bitlis Milletvekili Vahit Kiler Beyefendiyi ilgilendirecek olan bir
durum var, onun için kendisinin söz hakkı olabilir, şimdiden onu
buraya davet ediyorum.
Evet, iki hafta önce, geçtiğimiz cumartesi
değil, ondan önceki cumartesi günü Manisa Milletvekilimiz Ahmet Vehbi
Bakırlıoğluyla birlikte beni bölgemizdeki, Ege Bölgesindeki
tütün üreticileri aradılar ve de Eşme ilçemizde yaklaşık
binin üzerinde çiftçiyle buluştuk; maalesef çiftçilerimizin, tütün
üreticilerimizin hakkını çalıyorlar. Gerçekten, bakın,
işte tarlası, hazırlığı, fidesi, dikmesi,
biçmesi, dizmesi vesairesi derken bugün tütünün toplam kilogram maliyeti 85 TL,
ancak maalesef boşa imzalatılan sözleşmede 55 TLye almak
isteyen toptancılar var. Buna engel olunması adına, Tarım
ve Orman Bakanını ve de Ticaret Bakanını kesinlikle göreve
çağırıyorum. Aynı şekilde, bu konuyu gündeme getiren
Malatya Milletvekilimiz Veli Ağbabaya ve Adıyaman Milletvekilimiz
Abdurrahman Tutdereye de teşekkür ederim. Tütüncülerimizin
haklarını verelim diye özellikle belirtiyorum.
Diğer
bir konu ise biliyorsunuz, ülkemizde şu anda 1 milyonun üzerinde
vatandaşımız ehliyetsiz. Her ne sebepten olursa olsun ehliyetini
kaybeden vatandaşlarımız var. Daha önce Niğde
Milletvekilimiz Ömer Fethi Gürer ve Mersin Milletvekili Baki
Şimşekin de gündeme getirdiği, benim de defalarca gündeme
getirdiğim, bir defaya mahsus olmak üzere, ölümlü kazaya
karışmamış olan vatandaşlarımızın
kaptırdıkları ehliyete af getirerek ehliyet affını
çıkaralım diyorum.
Diğer
bir taraftan, bakın, EYTyi yıllardır uğraştık,
belirli bir yere getirdik. Ancak çıkacak olan kanun öncesi verilen
bilgilerde, sigortalı vatandaşlarımızın 5000 iş
gününde, BAĞ-KURluların ise 9000 iş gününde emekli
olmalarıyla alakalı bir kanunun söz konusu olduğunu biliyoruz.
Buradan, henüz daha çıkmadan, gündeme gelmeden uyarıyorum:
Bakın, yeni bir sorun daha yaratmayalım. Gelin, bugün eğer
Sosyal Sigortalar Kurumu ülkemizin sosyal güvenlik kurumuysa, aynı
şekilde BAĞ-KUR da sosyal güvenlik kurumu, aynı Emekli
Sandığının olduğu gibi, onun için BAĞ-KURlu
vatandaşlarımızı da 5000 iş günüyle emekli edelim
diyorum, bu mağduriyetleri kaldıralım. BAĞ-KUR, yoksa bu
memleketin değil de yabancı bir ülkenin mi sosyal sigortalar kurumu?
Özellikle bunun da altını çizmek istiyorum. BAĞ-KURluların
bu sorununu da çözelim.
Diğer
bir taraftan, atama bekleyen öğretmenler var, biraz önce Genel
Başkanımız gündeme getirdi, 100 bin hatta biz iktidara
geldiğimizde artı bir 100 bin daha atama kesinlikle
yapacağız. Ancak 20 bin atama bekleyen engelli öğretmen de var;
söz verdiniz, yapmıyorsunuz. Engelli öğretmenlerin de atamasını
bir an önce yerine getirin diyoruz.
Diğer
bir taraftan, sözleşmelilerin kadroya alınmasıyla alakalı
biliyorsunuz, bu hafta, gündem var. Tüm KİTlerin, özellikle Demiryolu,
ÇAYKUR, buna benzer Uşaktaki Şeker Fabrikamız yani on ay
çalışan sözleşmelilerin ama tamamının, tüm
KİTlerin bu mağduriyeti giderilsin; yıllardır çektikleri
yeter artık diyorum, hepsine kadro verilsin.
Diğer
bir taraftan, özellikle yılbaşı itibarıyla biliyorsunuz
zamlar geldi. Bu araç muayeneler on dakikada tamamlanıyor. Sayın
Cumhurbaşkanı, biliyorsunuz, birçok konuda yüzde 122lik zammı
yarı yarı düşürdü ama TÜVde düşürmedi. Ben de diyorum ki:
Sayın Cumhurbaşkanı yetkisini kullansın, bu araç muayene
ücretlerini yüzde 50 indirsin. (CHP sıralarından alkışlar)
Yani on dakikada yapılan araç muayene ücretleri maalesef çok afaki.
Bakın, geçen yıl, 2022 yılında traktör, motosiklet, motorlu
bisiklet 258 TL iken, bu yıl 575 TL. 26,5 milyon motorlu araç var
ülkemizde. Otomobil, minibüs, kamyonet, özel taşıtlar 507 TL iken
2022 yılında, bu yıl 1.130 TL. Aynı şekilde otobüs,
kamyon ve tır 685 TLden 1.528 TLye yükseldi. Gerçekten çok afaki
rakamlar, inanın bu rakamlarla... Ülkemizde şu an 6 milyon
civarında araç TÜVsüz yani muayenesiz trafikte dolaşmaktadır.
Onun için hem bunlara af getirilmesini hem de TÜV araç muayene ücretlerini de
Cumhurbaşkanının yüzde 50 indirme yetkisini kullanıp
kesinlikle de bu rakamları yüzde 50ye düşürmesini özellikle tüm
vatandaşlarım adına talep ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ÖZKAN
YALIM (Devamla) Evet, gelelim son konuya.
Evet,
Sayın Niğde Milletvekili Vahit Bey, şimdi, biz kimsenin
malıyla mülküyle uğraşmıyoruz ancak milletin özellikle
ödediği vergilerin
ÖMER
FETHİ GÜRER (Niğde) Niğde değil, Bitlis
ÖZKAN
YALIM (Devamla) Bitlis Milletvekili, özür dilerim, doğru
söylüyorsunuz Ömer Fethi Bey.
AK
PARTİ Bitlis Milletvekili Vahit Kiler, vallahi istediğiniz kadar
gayrimenkulünüz olabilir, alnınızın teriyle
kazandığınız zaman sorun yok. Ancak ülkemizin gerçekten en
değerli bir caddesinde Sapphire diye bu en yüksek bina var, bu bina
Sayın Vahit Beyin, vallahi olabilir, onda bir sorun yok ama sorun nerede
biliyor musunuz? Benim 85 milyon vatandaşımın ödediği
vergilerin Halkbank üzerinden hırsızlık yapılmasında.
Bakın, 100 milyon dolara bu binanın bir bölümünü Halkbanka
satıyor, bir yıl sonra bu binanın tamamını 48 milyon
dolara alıyor, resmen 52 milyon dolar hem Halk Bankası hem de
vatandaşımız soyulmuştur.
Teşekkür
ederim Sayın Başkanım. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Gündem dışı üçüncü söz Zonguldak Çaycuma-1 kuyusu gaz
keşif ve Filyos gaz sahası hakkında söz isteyen Zonguldak
Milletvekili Ahmet Çolakoğluna ait.
Buyurun
Sayın Çolakoğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AHMET
ÇOLAKOĞLU (Zonguldak) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, bugün sizlere Türkiyenin enerji alanındaki kararlı,
inanmış ve takdir edilesi bağımsızlık
mücadelesini anlatacağım. Hepimizin malumu olduğu üzere tüm
dünyada enerji krizi boy gösteriyor. Bu krize karşı, başta
Avrupa olmak üzere birçok ülke çeşitli önlemler alıyor. Bu
gelişmeler sonucu bazı ülkeler enerji yatırımlarına
ara veriyor, bazı ülkeler de erteliyor. Ancak Türkiye bu alanda
attığı bağımsız enerji adımlarıyla
dikkat çekiyor. Biz ilk sondaj gemimiz Fatihi 2018de envanterimize kaydettik.
Devamında, bugün mavi vatan sınırları içerisinde derin
denizlerde Fatihten sonra Yavuz, Kanuni, Abdülhamit Han gemilerini de ekleyerek
sondaj faaliyetlerimize aralıksız devam ettik. Dünyada bu özelliklere
sahip bu kadar sondaj gemisi olan 5 ülkeden biri hâline geldik. Bunca
yatırımın ve emeğin tek bir hedefi var, o da enerjide tam
bağımsız bir Türkiye.
Değerli milletvekilleri, gemileri almakla iş
bitmiyor; burada kararlılık, sağlam bir duruş ve
inanmışlık lazım, bu da hamdolsun, başta Sayın
Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm ekipte fazlasıyla mevcut.
İşte, bu inanmışlık, sonunda zaferi de getiriyor.
Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Her arayan
bulamaz lakin bulanlar arayanlardır. sözü Karadenizin
Karadenizdeki keşfi tüm dünya yakından takip
ediyor ancak bizim Meclisimizde bazı milletvekilleri hâlen gün gibi,
güneş gibi ortada olan gerçeği balçıkla sıvamaya
niyetleniyor. Biliyorsunuz önce Arayamazlar. demişlerdi, aradık;
Bulamazlar. demişlerdi, bulduk; Çıkaramaz. diyorlar, mart
ayı sonunda inşallah bunu da gerçekleştireceğiz.(AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
Değerli
milletvekilleri, bölgem olan Zonguldak Filyos'ta bulunan Filyos Doğal Gaz
İşleme Tesisine sürekli gidiyorum. Sadece sahada bugün itibarıyla
yaklaşık bine yakın işçi çalışıyor. Bu
gazı, yerli gazımızı milletimizle buluşturmak için
gece gündüz çalışan tam 10 bin kişiden bahsediyorum. Ekip büyük
bir özveriyle görevini yapıyor. Zaman zaman milletvekili
arkadaşlarımızla beraber, hem Polat Türkmen Vekilimizle hem
Hamdi Uçar Milletvekilimizle beraber bu bölgeye ziyarete gidiyoruz ancak
muhalefet sıralarından bir milletvekili dahi göremiyoruz. 19
Aralık Pazartesi günü Enerji Bakanımızın daveti üzerine,
Enerji Komisyonu olarak Filyos'a, Karadeniz gazının
çıkacağı karadaki sıfır noktasına gittik
lakin bir muhalefet milletvekilini orada
göremedik.
Değerli
milletvekilleri, orada yükselen Türkiye'nin eseri, orada inşa edilen
Türkiye'nin enerji bağımsızlığı, orada akan ter
Türkiye'nin dış ticaret açığını kapatacak,
oradaki gaz Türkiye'deki evleri ısıtacak; siz bu gerçeği neden
kabul etmiyorsunuz? Malumunuz olduğu üzere, son olarak, Çaycuma-1
kuyusunda 58 milyar metreküplük bir gaz keşfi oldu, bir de rezerv
artışıyla toplam gaz miktarı 710 milyar metreküpe
çıktı. Bunun ardından bazıları çıkıp
İnanmıyoruz. dedi. Neden? diye soruyoruz. Elinde kanıt var
mı? Yok. İnanmıyoruz, işte o kadar.
Değerli
milletvekilleri, dünya genelinde 100den fazla ülkede bu işleri yapan
küresel bir firma, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının
yaptığı bu rezervi doğruladı. Tüm dünyaya
inandırdık, sadece bizim muhalefeti inandıramadık.
Şimdi de çıkmış bazıları diyor ki: Burada
yabancı ortaklar var, gazı onlar çıkaracak. Hayır,
kardeşim. Sakarya gaz sahasında, Zonguldak açıklarında 710
milyar metreküplük gazı tamamıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığımıza bağlı Türkiye Petrolleri Anonim
Ortaklığı ekipleri çıkaracaktır. Türkiye'nin yerli gazını
bizim insanımız çıkaracak ve bizim insanımız
kullanacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AHMET ÇOLAKOĞLU (Devamla) Buradan, Gazi
Meclisimizin kürsüsünden bir kez daha memleketimdeki bu fedakâr
çalışmayı görmek isteyen tüm milletvekillerimizi Filyosa davet
ediyorum. Herkese kapılarımız açık ancak görmek
istemeyenlere, bu devasa projeye gözlerini kapatanlara yapacak bir şeyimiz
yok. Onlara da tek bir şey söyleyeyim. Önümüzdeki aylarda yerli
gazımızın evleri ısıtmaya
başlayacağını, Türkiye Yüzyılında yerli
gazımızla demlediğimiz çayı içerken görüşmek üzere
diyorum.
Genel Kurulu ve aziz milletimizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
BAŞKAN Sayın milletvekilleri, şimdi
sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden birer dakika süreyle söz
vereceğim.
Buyurun Sayın Özkan.
HACI ÖZKAN (Mersin) Teşekkürler Sayın
Başkan.
TEM Otoyolunda meydana gelen kazada askerî personel
refakatinde mültecileri taşıyan otobüsün kaza yapması sonucu
şehit düşen askerlerimize Allahtan rahmet, ailelerine
başsağlığı, yaralılara acil şifalar
diliyorum.
Sayın Cumhurbaşkanımızın
himaye ve desteklerinde cumhuriyet tarihimizin en büyük sosyal konut hamlesi
İlk Evim İlk İşyerim projesi kapsamında
Mersinimizde, 14-17 Ocak tarihleri arasında noter huzurunda düzenlenen kura
çekiminde Mersin merkez, Anamur, Aydıncık, Mut, Silifke, Tarsus,
Toroslar ilçelerinde toplam 5.100 konut hak sahiplerini buldu. Hak sahibi olan
hemşehrilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu
projelerin Mersin ilimizde hayata geçmesindeki büyük destekleri ve
himayelerinden dolayı Mersinli hemşehrilerimiz adına Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğana
şükranlarımı sunuyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın Altaca
Kayışoğlu
NURHAYAT ALTACA KAYIŞOĞLU (Bursa)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Orhangazi ilçemizin Gürle köyünde, köylülere ait 58.659
metrekarelik taşınmaz 2010 yılında yani siz,
Büyükşehir Yasasını çıkarmadan tam dört yıl önce,
kurduğu Gürle Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifine doksan dokuz
yıllığına kiralanmıştır. Köylüler
burayı kullanırken Büyükşehir Yasasından sonra AKPli
belediye bu taşınmazı bir şahsa satıyor ve bu
şahısta bu tarlanın etrafını çitle çevirip pitbull
köpekleriyle köylülerin kullanımını engelliyor. AKPli belediye
Bursada bunu bütün köylülere yapıyor, taşınmazlarının
kullanımını engelliyor. Sonra köylüler gelip reislerine
şikâyet ettiğinde de A, haberiz yoktu. diyorlar. Ben buradan haber
vereyim: Gürleliler taşınmazlarını kullanamıyorlar ve
bu, hukuksuz. Buna müdahil olun, bu durumu düzeltin.
Teşekkürler. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın Barut
AYHAN BARUT (Adana) Sayın Başkan, AKP
eliyle yapboz tahtasına döndürülen eğitimde sorunlar bitmek bilmiyor.
İktidarın ucube kalıcı saat uygulamasından dolayı
öğrencilerimiz kör karanlıkta okul yollarına düşürülüyor.
Kapatılan köy okulları nedeniyle karda kışta
çocuklarımız perişan ediliyor. Ekonomik krizin vurduğu
ülkemizde artan hayat pahalılığı nedeniyle
çocuklarımız aç kalıyor, yemek yiyemiyor. Bunlarını
çözmeyen iktidar, okulların temizlik, ısınma ve donanım
eksikliklerini de gidermiyor. Adanada AKP Yüreğir İlçe
Başkanlığının hemen yanında aziz şehidimiz
Ayhan Güngör'ün adını taşıyan Anadolu Lisemiz var. Bu
okulda yüzlerce çocuğumuz ve öğretmenlerimiz bu kış gününde
ısıtma sistemi çalışmadığından tir tir
titriyor, çocuklar derslerine odaklanıp eğitim alamıyor; kara
kışta bu üşüyen çocuklarımızı, eğitim verirken
çile çeken öğretmenlerimizi görmüyorlar, okullarımızın
sorunlarını çözmüyorlar. Artık bir adım atın!
BAŞKAN
- Sayın Sarıbal
ORHAN
SARIBAL (Bursa) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Uludağ,
Bursa'nın, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli doğal
kaynağı. Bursa'nın yüzde 80 su ihtiyacını
karşılayan ana gövde. Bütünüyle Bursa'ya, Türkiye'ye, dünyaya mal
olmuş, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu'yla yönetilen ve Milli
Parklar Bölge Müdürlüğünün kontrolünde olan Uludağ'la ilgili bugün
bir yasa gelecek, Uludağ alan başkanlığı diye;
Uludağ alan başkanlığı değil, Uludağ talan
başkanlığı olmak üzere
O yüzden Meclisi tekrar göreve
çağırıyorum, bu Uludağ talan başkanlığı
yasasını derhâl geri çekin, Uludağ'ı özgür
bırakın. Uludağ halkın, Uludağ dünyanın,
Uludağ insanlığın
(CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
- Sayın Arkaz
HAYATİ
ARKAZ (İstanbul) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Türk
Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Fincancı Türk
Silahlı Kuvvetlerinin kimyasal silah kullandığı
iftirası üzerine terör örgütü propagandası yapma suçundan
tutuklandı. Tutukluluk süresi göz önünde bulundurarak geçtiğimiz
günlerde tahliye edildi. Tahliyesinin ardından verdiği röportajda
Pişman mısınız? sorusuna Hayır, değilim.
dedi, kin ve nefret dilini yine kullandı. Ben bir hekim olarak terörist
ağzıyla konuşan Şebnem Fincancı'yı
kınıyorum, Türk hekimlerini temsil edemez diyorum.
Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum
BAŞKAN - Sayın Gaytancıoğlu...
OKAN GAYTANCIOĞLU (Edirne) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Ocak ayının ortalarında olmamıza
rağmen ülkemiz yeterli yağış alamadı, bu durum yani
kuraklık ciddi anlamda tarımsal üretimi etkiliyor, yeterli soğuğun ve
yağışın olmamasından dolayı daha önce çiftçinin
tarlalarında pek görülmeyen hastalıklar ve zararlılar da
oluşmaya başladı. Örneğin, Edirnede önemli bir yağ
bitkisi olan kanola tarlaları hiç yağış olmamasından
dolayı bozuldu. Şimdi de kuraklık arpa ve buğday üretimi
başta olmak üzere kışlık ekilen tüm ürünleri olumsuz yönde
etkileyecektir. Öncelikle bu üreticilerimizin zararlarının
giderilmesi, karşılanması gerekir. Bu konuda, Tarım
Sigortaları Havuzu yani TARSİMin kuraklık sigortası
olmasına rağmen birçok üretici, öncelikle parasızlıktan ve
ek külfet getirmesinden ötürü, sonra da öngörülemeyen kuraklıktan ötürü bu
sigortayı yaptıramamıştır. Kuraklık
sigortası yaptıramayan ve kuraklıktan etkilenen tüm
üreticilerimizin bu seneye mahsus tamamının sigortasının
geriye dönük olarak devletçe yapılması üreticinin mağduriyetini
önleyecektir.
BAŞKAN Sayın Kaya
AHMET KAYA (Trabzon) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu verilerini
incelediğimizde ülkemizin Rusyadan ithal ettiği ham petrol
oranının son bir yılda yüzde 100den fazla
arttığını görüyoruz. 2022 başında Rus petrolünün
ithalattaki ağırlığı yüzde 27yken 2022 Ekim
itibarıyla yüzde 51i geçmiş durumda. Tüm dünyaya 52 dolardan
satılan Rus Ural petrolünün Türkiyeye yüzde 27 indirimle 38 dolardan
satıldığı iddiaları var. Hâl böyleyken benzin
fiyatı geçen hafta 80 kuruş artmıştı, bu gece
yarısından itibaren de geçerli olacak şekilde 67 kuruş daha
artacağı söyleniyor. Rusya'dan petrolü indirimli alıyorsak bu
indirim neden pompa fiyatlarına yansıtılmıyor? AKP'nin babalar gibi sattığı
TÜPRAŞ rekor karlar elde ederken vatandaşlarımız neden her
gün benzine ve motorine yapılan zamlarla perişan ediliyor?
BAŞKAN Sayın Bülbül
SÜLEYMAN BÜLBÜL (Aydın) Sayın Başkan,
ülkenin değerleri, kamu arazileri AKP iktidarı tarafından
özelleştirme adı altında peşkeş çekilmeye, haraç
mezat satılmaya devam ediyor. 2022 yılında Türkiyede
özelleştirme tutarı tam 86,2 milyar TL oldu. Yine 13 Ocak 2023te
sarayda satış kararı verildi. Türkiyenin en değerli
konumunda bulunan Marmaris-İçmeler, İzmir-Çeşme,
Didim-Altınkum gibi noktalarda kamuya ait 10 arazi ve taşınmaz
daha özelleştirilecek. Aydın'da, Kuşadası'nda, Didimde,
Sökede özelleştirmediğiniz, satmadığınız yer
kalmadı. Didim Altınkum'da denize yakın kamuya ait bir
taşınmaz dahi özelleştirilecek. Tek adam, Didimdeki
özelleştirme kapsamındaki taşınmazın satış
öncesi imar planları değişikliğine onay verdi.
Az kaldı, seçim yaklaştı; iktidara
geldiğimizde peşkeş çektiğiniz tüm kamu
mallarının hesabını mutlaka soracağız.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Aycan
SEFER AYCAN (Kahramanmaraş) Sayın
Başkan, Milliyetçi Hareket Partisi olarak mesleki eğitimi
destekliyoruz, meslek liseleri ve mesleki eğitim merkezlerinin
sayılarının artmasını, eğitim kalitesinin artmasını
çok yararlı buluyoruz. Bu kapsamda, Millî Eğitim
Bakanlığının ve özel sektörün meslek liseleri açması
önemli bir girişimdir. Sanayiyle, sektörle uyumlu meslek liseleri
açılması teşvik edilmelidir. Sanayi bölgelerinde kamu veya özel
sektör tarafından meslek liseleri açılması ve uygulamalı
eğitim yapılması çok yerinde bir uygulamadır. Meslek
liselerine Millî Eğitim Bakanlığı tarafından verilen
desteklerin artarak devam etmesini istiyoruz.
Meslek liselerinde, mesleki eğitim merkezlerinde
veya halk eğitim merkezlerinde binlerce usta öğretici çalışmaktadır.
Mesleki eğitimin sürekliliği ve kalitesi için usta öğreticilerin
ücretlerinin ve statülerinin iyileştirilmesi ve daimî pozisyona
getirilmesi önemli konudur. Böylece usta öğreticilerin üretime ve
eğitime katkısı daha da artacaktır. Usta öğreticilerle
mesleki eğitim daimi hâle gelecektir.
BAŞKAN
Sayın Gürer
ÖMER
FETHİ GÜRER (Niğde) Teşekkürler Başkan.
Kanun
hükmündeki kararnameyle binlerce kişi ihraç edildi. Bu ihraç edilenlerden
bazıları yargıya giderek kendi
haklılıklarını ispatladılar ve yargı, görevlerine
iadesi yönünde kararlar verdi ama bugüne kadar bunların önemli bölümü
uygulanmadı. O nedenle, önemli biçimde mağduriyetler de oluştu.
Bu mağduriyetlerin getirdiği ailevi sıkıntılar da ortaya
çıktı. Memleketim Niğdede Mete Merter -o da bir ihraç
edilmiş astsubaydı- mücadelesini verdi, suçsuzluğunu
ispatladı, göreve iadesi gerçekleşmediği için
yaşadığı mağduriyetten dolayı intihar etti. Bu
tür olayların yaşandığı bir süreçte yargıya
giderek kendini aklamış kişilerin görevlerine iade edilmesi
gerekir. Bu konuda alınmış yargı kararları var; bunlar
uygulansın, bu acı durumlar yaşanmasın. Mete Merter
kardeşimize Allahtan rahmet diliyorum.
Teşekkür
ediyorum Başkanım.
BAŞKAN
Sayın Başevirgen
BEKİR
BAŞEVİRGEN (Manisa) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Manisanın
Turgutlu ilçesi Çepnidere köyüne
BAŞKAN
Sayın Antmen
ALPAY
ANTMEN (Mersin) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Dün
Plan ve Bütçe Komisyonunda bir kanun teklifi kabul edilerek birtakım
sözleşmeli personelin devlet memurluğuna geçişine onay verildi
ama bunu yaparken İHSli arkadaşlarımız var; 12 bin PTT
çalışanı İHSyle çalışıyor, kadroları
memur gibi, memur gibi cezalandırılıyorlar, KPSSyle
mesleğe girdiler ama bu arkadaşlarımız unutuldu ve kadroya
alınmadı. Bunların da kadroya alınması lazım.
Yine,
TRTde ve bazı kuruluşlarda ÖHTyle çalışan
arkadaşlarımız var, bunların da kadroya alınması
gerekiyor; bunlar da unutuldu. Yani AKP bir iş yapıyor ama kendinden
olmayan herkesi bundan dışlıyor, yarım yamalak iş
çeviriyor.
Bu
arada, Mecliste bizimle çalışan danışman
arkadaşlarımız var; onların beklentisi büyük, kıdem
tazminatı hakları yok, yıllarca çalışıyorlar,
sonra da kapının önüne konuluyorlar.
Bu
arada, çalışan bütün arkadaşlarımız arasında
ayrım yapmadan eşitliği sağlamak hepimizin görevidir diyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN
Sayın Sümer
ORHAN
SÜMER (Adana) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Türkiye
Fırıncılar Odasının verilerine göre, 10 Eylül 2022
itibarıyla Türkiye genelinde
BAŞKAN
Sayın Önal
AHMET
ÖNAL (Kırıkkale) Teşekkürler Sayın Başkan.
Hayat
koşullarının her geçen gün zorlaştığı, geçim
sıkıntısının çığ gibi büyüdüğü
Kırıkkale'mizde vatandaşlarımız hayat mücadelesi
veriyor. Memura ve emekliye yalnızca yüzde 30 oranında zam yapan,
vatandaşlarımızı açlığa, sefalete mahkûm eden AK
PARTİ iktidarı vatandaşlarımızı yok saymaya devam
ediyor.
Çalışan
nüfusun büyük çoğunluğunun asgari ücret aldığı,
ayrıca, 50 bin emeklinin yaşadığı
Kırıkkalemizde geçtiğimiz günlerde AK PARTİli
Kırıkkale Belediyesince suya yüzde 80 oranında zam
yapıldı. İşsizliğin, geçim
sıkıntısının tavan yaptığı, insanlarımızın
en temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamadığı
bugünlerde, üstelik açıklanan enflasyon rakamlarının oldukça
üzerinde bir oranda Kırıkkale Belediyesince su ücretlerine zam yapılması
yanlış olmuştur. Kırıkkale Belediyesi acilen bu
yanlış uygulamaya son vermeli, su ücretlerine yaptığı
zamdan vazgeçmelidir.
BAŞKAN
Sayın Ataş
DURSUN
ATAŞ (Kayseri) Teşekkürler Sayın Başkan.
Ruhsatsız
ya da ruhsata aykırı yapıların imar ve iskân
sorunlarının çözülmesi amacıyla 2018 yılında hayata
geçirilen imar barışı, sorunları çözmek bir yana daha da
büyük sorunlara sebep olmuştur. Bugün, 3 milyondan fazla imar
barışı mağduru vardır. Kanunun
çıktığı dönemde doğru bilgi verilmeden, konunun
teknik, hukuksal ve cezai boyutları anlatılmadan
vatandaşların başvuru yapması teşvik edilmiş,
Hükûmet bu şekilde ciddi miktarlarda para toplamıştır. Daha
sonra ise yüz binlerce kişinin eksik başvuru, son ödeme tarihini
geçirme ya da uydu görüntülerindeki uyuşmazlık gibi nedenlerle belgeleri
iptal olmuş, yüz binlerce yapıya yıkım kararı
çıkarılmıştır. Dişinden,
tırnağından artırdıkları paralarla kendi tapulu
arazilerine ev yaptırmış bu insanları daha fazla
mağdur etmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu sorunun yeniden detaylı
bir düzenlemeyle çözülmesi gerekmektedir diyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN
Sayın Özdemir
SİBEL
ÖZDEMİR (İstanbul) Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Boğaziçi
Üniversitesinde iki yıl önce partili Cumhurbaşkanı
tarafından rektör atamalarıyla başlayan; ardından
haksız, hukuksuz iddialarla öğretim üyelerinin, idari personelin
görevlerinden uzaklaştırılması, yerlerine üniversite
dışından atamaların yapılmasıyla bir
kadrolaşma süreci yaşanmaktadır. İşte, İktisadi
ve İdari Bilimleri Fakültesi Dekanlığına üniversite
dışından atanan Profesör Murat Önder dekanlık görevi
yanında kendisini fakültenin bölümlerine de vekâleten atıyor; daha
sonra, istediği kişiyi bölüm başkanı atayarak bu
kadrolaşmayı sürdürüyor. Son olarak, Rektörün keyfî kararıyla,
mezunları derneği BÜMED kendi kaynaklarıyla inşa
ettirdiği sosyal tesis binasından çıkarılıyor. Yine,
yetkili sendika olan EĞİTİM SEN İstanbul 6 no.lu
Şubesinin iş yeri temsilcilik odası gece yarısı
Rektörün kararıyla boşaltılıyor. Boğaziçi
Üniversitesinde iki yıldır yaşanan, bu akademik ve idari
özerklikleri yok sayan keyfî sürece YÖK bir an evvel müdahale etmeli ve
Yükseköğretim Kurulu daha fazla görev ihmali
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Sayın Yıldız
ZEYNEP
YILDIZ (Ankara) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Geçtiğimiz
haftalarda Güdül Boyalı köyünde bir teyzemiz Mehmetçiki koruyan
insansız hava araçlarını üreterek aslında onların
korunmasını sağlayanlara minnettarlığını
ifade etmişti. Benzer bir biçimde, bir toplantı dolayısıyla
gittiğim Ekvator ülkesinde bir kasabada Ekvatorlu, kendi hâlinde bir
amcamız Ukraynada binlerce masumu koruyan insansız hava
araçlarımız dolayısıyla Türk milletine teşekkürlerini
benimle paylaşmıştı. Ortaokul-lise yıllarımda,
yurt dışından ithal ettiğimiz insansız hava
araçlarıyla yürüttüğümüz terörle mücadele süreci
hafızamızda mahfuz. Kritik önemi haiz bir teknolojinin sahibi
olmanın terörle mücadele konusunda olmazsa olmazımız
olduğunu çok iyi biliyoruz. Bu takdirde soruyoruz: Gençlerin takım
çalışması ruhuyla bir şeyler üretebileceğine
inanmalarını sağlayan TEKNOFESTin fikir öncüsü Özdemir
Bayraktar ve onun değerli mirası BAYKAR kimi neden rahatsız
etmektedir? Köylerden gelen binlerce çocuğun bir uçağa dokunup bir
hayal kurmasını sağlamak kimi neden rahatsız etmektedir?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın Bulut
YÜCEL BULUT (Tokat)
Teşekkür ederim Başkanım.
Türk milletinin iradesiyle seçilmiş Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik olarak
bölücü terör örgütü taraftarlarınca İsveç'in başkenti
Stockholm'de gerçekleştirilen çirkin provokasyonu lanetliyor ve bu alçak
eylemin aziz Türk milletini topyekûn hedef alan bir rezalet olduğunu
belirtmek istiyorum. Sayın Genel Başkanımızın da ifade
ettiği gibi, bu alçaklığı atıl ve sessiz vaziyette
izlemeye kalkışan kim varsa suç ortağıdır. Terör
örgütlerinin ve darbecilerinin hamiliğini âdet hâline getirenler
besledikleri hainlerin ve insanlık düşmanlarının bir gün
başlarına nasıl bela olacağını ibretlik bir
tecrübe olarak yaşayacaklardır.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın Osmanağaoğlu...
TAMER OSMANAĞAOĞLU (İzmir)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığımız ile Hazine ve
Maliye Bakanlığımız tarafından başlatılan
Yeni Evim Konut Finansman Programı kapsamında İzmir'in de
olmasını memnuniyetle
karşıladığımızı ifade etmek istiyorum. Çevre
ve Şehircilik Bakanlığımız başta olmak üzere
devletimizin tüm organlarıyla İzmir'imizin yanında
olduğuna, yaşanan İzmir depreminin ardından yaşanan
süreç dâhil olmak üzere birçok kez şahitlik ettik. Bu kapsamda, kentsel
dönüşüme en çok ihtiyacı olan illerin arasında olan
İzmir'imizde önümüzdeki süreçte kentsel dönüşümün daha da ivme
kazanarak devam edeceğine şüphemiz yoktur.
Yeni konut sahibi olmak için başvuruda bulunan
vatandaşlarımızın heyecanını paylaşıyor,
İzmirli hemşehrilerime selam, saygı ve muhabbetlerimi
iletiyorum.
BAŞKAN
Sayın Filiz
İMAM HÜSEYİN FİLİZ (Gaziantep)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yüksek Öğretim Kurumlarında 2547
sayılı Yasanın 33/(a) maddesine göre atanan araştırma
görevlileri ile aynı işleri yapan, 50/(d) maddesine göre atanan 40
bine yakın araştırma görevlisi var. 50/(d)'ye göre
araştırma görevlisi kadrosunda çalışıp sekiz on
yıl öğretim elemanı olarak eğitim öğretim
faaliyetlerine katılan ve bu arada doktorasını bitirip
üniversitelerde doktora öğretim üyesi olarak atanamamış ve
işsiz kalan binden fazla doktoralı gencimiz bulunmaktadır.
Aynı işi yapan ancak farklı statülerde bulunan
araştırma görevlilerinin aynı statüye getirilmesi, 50/(d)
kadrosunda doktorasını bitiren gençlerimizin 33/(a)dakiler gibi
işe devamları ve ihtiyaç içindeki üniversitelerde istihdam
edilmeleri, adrese dayalı ilanların engellenerek liyakati esas alan
atamaların yapılması gibi konularda YÖK kalıcı bir
çözüm ortaya koymalı diyor, Genel Kurulu saygılarımla
selamlıyorum.
BAŞKAN
Sayın Gergerlioğlu...
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
Şenyaşar
ailesi Urfa'nın Suruç ilçesinde 14 Haziran 2018de katledildi. Anne Emine
Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar altı yüz seksen
gündür adalet nöbetinde adalet istiyor. Adalet nöbetindeki anne-oğlun önüne
emniyetin minibüsünü çekseler de bu ayıbı örtemezler. Bugün dört
yıl aradan sonra en nihayetinde hastane katliamının ilk
duruşması şu sıralarda Malatya'da görülüyor.
Şenyaşar ailesi diyor ki: Aradığımız adalet bir
gün herkese lazım olacak. Evet, adalet herkese lazım. Mahkeme
salonuna bir kısım avukatlar alınmadı. Avukatların
büyük salon talebi reddedildi, baroların davaya müdahillikleri reddedildi.
Görünen o ki AK PARTİ-MHP cumhur zulüm ittifakı adaletin yerini
bulmaması için mücadeleye devam edecek. Emine anne Çocuklarım ve
eşim kamu personellerinin gözü önünde öldürüldü, hastanede müdahale
edilmedi, yüreğim yanıyor. diyor. Bu annenin feryadını
başta zulümat bakanı Bekir Bozdağ ve tüm kamuoyu duysun.
BAŞKAN
Sayın Taşkın
ALİ
CUMHUR TAŞKIN (Mersin) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Geçen
hafta Barış Pınarı Harekât bölgesinde teröristler
tarafından düzenlenen havan saldırısı sonucu şehit
olan kahraman hemşehrimiz Tank Uzman Çavuş Selçuk Kurt'u cumartesi
günü Mersin'de binlerce hemşehrimizin duaları eşliğinde
ebediyete uğradık. Şehidimize Allah'tan rahmet, ailesine ve
yakınlarına başsağlığı ve sabırlar
diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.
Yine, hafta sonu TOKİ Sosyal Konut Projesi
kapsamında Mersin'de yapılacak konutların kura çekim törenini
gerçekleştirdik. Mersin merkeze 2.122 konut, Tarsus ilçemize 400 konut,
Silifke'de 400, Anamur'da bin, Aydıncık'ta 128, Toroslar'da 650,
Mut'ta 400 konut olmak üzere toplam 5.100 konut inşa edileceği
projenin tüm hemşerilerimize, Mersinimize hayırlı ve
uğurlu olmasını diliyorum. Kurada hak sahibi olan hemşehrilerimizi
de ayrıca tebrik ediyorum. Bu projeyi hayata geçiren Sayın
Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Şimdi söz talep eden grup
başkan vekillerine söz vereceğim. Beş dakikayı geçmemeleri
bizi mutlu eder.
Buyurun Sayın Usta.
ERHAN USTA (Samsun) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
İyi bir hafta diliyorum bütün herkese ve
saygıyla selamlıyorum.
16 Ocak 1980 tarihinde Bağdat'ta Türkmen lider
Albay Abdullah Abdurrahman ve arkadaşları Necdet Koçak, Rıza Demirci
ve Adil Şerif idam edilmişlerdir. Bu vesileyle Telafer'den Aziziye'ye
kadar muhtelif zaman ve mekânlarda şehadete eren Türkmen şehitlerini
temsilen 16 Ocak günü Türkmen Şehit Günü olarak kabul edilmiştir.
Vefatlarının 43üncü yılında Türkmen şehitlerimizi
rahmetle yâd ediyorum. Al bayraktan gök bayrağa selam olsun, Türkmeneli
var olsun.
Furkan Akar, Avrupa Paten Şampiyonasında
3üncü olmuştur. Kendisini tebrik ediyorum. İlk kez ülkemiz bu spor
dalında bir madalya almıştır. İnşallah bu
başarılarının da devamını diliyorum, temenni
ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Türkiye İstatistik Kurumu 2022 yılı Aralık ayı ÜFE
verilerini açıkladı. Yani ÜFE dediğimiz nedir? Üretici Fiyat
Endeksi. Tarım sektöründeki Üretici Fiyat Endeksi yüzde 151 artmış
yani bir anlamda, üretici maliyetleri bir önceki yılın 2,5
katına çıkmış. Sayın Erdoğan geçtiğimiz
günlerde, 26 Aralık 2022de Tarımda girdi maliyetlerini
sabitleyeceğiz. diye bir müjde vermişti. Yani bu müjde verildi ama
tarımda girdi maliyetlerinin 2,5 kat arttığını
görüyoruz. Bakan Nebati de Tarım bir millî güvenlik meselesidir.
demişti. Elhak, doğru fakat -birazdan verileri söyleyeceğim- bu
hâliyle baktığımızda, artık Tarım Bakanı
mı dersiniz, Hükûmetin kendisi mi dersiniz, Sayın Nebati mi dersiniz;
tek başına bir beka sorunu olduğu da ortaya çıkıyor.
Şimdi, tarımda yirmi yıllık dönemde gelir 13 kat
artmış fakat tarımda kredi borcu yani çiftçilerin borcu 131 kat
artmış; son yirmi yılda 42 milyon dekar alan -ki
Hollanda'nın 2,5 katı bir yüz ölçümünden bahsediyoruz- artık
ekilemez hâle gelmiş, kayıtlı çiftçilerin 2/3ü kaybolmuş
yani yok artık; üretimde yok. Böyle bir durumla karşı
karşıyayız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ERHAN
USTA (Samsun) Tabii, üretmeyince ne oluyor? Her şey
pahalılaşıyor. Ucuz et almak için, İstanbul
Beylikdüzü'ndeki Et ve Süt Kurumunun önünde, Kurumun
açılışına iki saat kala, karanlıkta ve soğukta
vatandaşlarımız kuyrukta. Maalesef, bu AK PARTİ
hükûmetleri, Türkiyeyi 70li yıllara yeniden döndürdü.
Süt
meselesini gündeme getirdik; süt hayvanlarının kesime gittiğini,
bunun süt üretiminde ciddi sıkıntıya yol
açacağını söyledik. Şimdi, rakamlar ortaya çıkmaya
başladı; Sayın Başkan, kasım ayında toplanan inek
sütü miktarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,1
azalmış; ocak-kasım döneminde azalma yüzde 3,2. Bunların
önüne geçmek gerekiyor, üretimi artıracak tedbirlerini alınması
lazım. Maalesef, Hükûmet bunların hiçbirini yapmıyor.
Şimdi,
bu konuya çok fazla girmeyeceğim; Muğla Valiliğinin AK
PARTİ'nin seçim klibini paylaşması bir rezalet yani artık
devletin bittiği anlamına gelir, kurumların bittiği
anlamına gelir, bununla ilgili bugün araştırma önergemiz var.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ERHAN
USTA (Samsun) Yani bürokratların veya memurların nasıl
açıktan siyaset yaptığını ve hükûmetin
tavırlarında buna peşkeş çektiğini yani bunu
teşvik ettiğine ilişkin bir araştırma önergesi
vereceğiz, bu konuyu konuşacağız.
Şimdi,
Sayın Başkan, bir miktar müsamaha istirham edeceğim sizden çünkü
önemli bir konu var. Dün Plan ve Bütçe Komisyonunda bu kadro meselesi
konuşuldu yani sözleşmeyle ilgili bir düzenleme var. Biliyorsunuz, bu
konuyu sürekli gündeme getirdik muhalefet olarak, yapılan
yanlışlıkları, personel rejimdeki aksaklıkları
sürekli gündeme getirdik. En sonunda, hükûmet, sonunda bir adım atmak
durumunda kaldı fakat bu adım çok eksik. Bir defa, personel rejiminde
ciddi sorunlar var ve bu sorunların emin olun -eski bir bürokrat olarak
söylüyorum- çoğu AK PARTİ Hükûmetleri döneminde çıktı,
geçmişte kısmen olanlar da bu dönemde aşırı bir
şekilde büyüdü, çok ciddi mantıksız işler yapıldı
ve sorunlar çığ gibi büyüdü.
Şimdi,
getirilen düzenleme bunların sadece bir kısmını çözüyor,
evet, biz bunları talep ettik ama eksikleri var. Şimdi, o eksikleri
müsaade ederseniz buradan ifade etmek istiyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun Sayın Usta.
ERHAN
USTA (Samsun) Bir defa, kadro meselesinde, sözleşmelilerde, Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanlığında ek ders
karşılığı çalışan personel bu kapsamda yok,
olmalı; sosyologlar var, psikologlar var, hemşireler var, sosyal
çalışmacılar, sosyal hizmet uzmanları var. Halk eğitim
merkezinde kısmî zamanlı
çalışan kadrosuz usta öğreticiler kapsama mutlaka
alınmalıdır, PTT'de İHS'li çalışanlar bu kapsama
alınmalıdır, Türk Standartları Enstitüsünde
çalışan inceleme elemanları ve proje bazlı
çalışanlar mutlaka kadro kapsamına alınmalıdır,
Fahri Kur'an kursu öğreticileri kısmen alındı ama buralarda
bir 28 Kasım tarihi problemi var, bu problem giderilmelidir, bu tarihte
çalışmıyorsa önceden on yıl bile
çalışmış olsa bunlara verilmiyor. Geçmişte
taşeronlardan kadroya geçirirken de 4 Aralık mağdurları
diye bunu ifade ediyoruz, aynı yanlış yapılmıştı,
bu ciddi bir adaletsizliktir. Yani on yıl çalışmış
olanı almıyorsunuz, o gün çalışıyorsa, bir günlük dahi
olsa bunu alıyorsun. Böyle bir adaletsizliği hiç kimse kabul etmez.
Bu, kul hakkıdır, bunu düzeltmek lazım.
Ücretli öğretmenlere mutlaka kadro verilmelidir.
Aile sağlığı merkeziyle çalışan grup
elemanlarına kadro verilmelidir. Mecliste bizim
danışmanlarımız var
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Beş dakikayı doldurduk.
ERHAN USTA (Samsun) Sayın Başkan, bir iki
dakika lütfederseniz çok memnun olurum.
BAŞKAN - Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) Türkiye Büyük Millet Meclisinde
çalışan danışmanlarımız var, bunların da
kadro meselesinin çözülmesi lazım. 2017de mağdur edilenler
olmuştu taşerondan kadroya geçirirken.
KİTlerde çalışanlara, bunlara
artık mutlaka kadro verilmek durumundadır.
Personel maliyeti yüzde 70in altında olan
kiralık araç şoförleri, laboratuvar çalışanları, kan
alma personeli; MR, tomografi, sterilizasyon personeli; yemekhane
çalışanları, bilgi işlem çalışanları;
bunlara mutlaka kadro verilmesi lazım; bu adaletsizliktir. KİTlerde
çalışanlar kapsam dışıydı, onlara da verilmesi
lazım.
Belediye şirketlerinde
çalışanlarına, kamu çağrı merkezi
çalışanlarına, kara yolu müşavir firma
çalışanlarına, şehir hastanesi çalışanlarına,
çadır kent ve EXPO, bakım çalışanlarına, sosyal tesis
çalışanlarına, kamu bankalarında güvenlik görevlisi olarak
çalışan taşeronlara da kadro verilmelidir.
Şimdi, diyeceksiniz ki: Bunlara nasıl
verilecek? Kardeşim, bunların hepsini siz icat ettiniz,
zamanında icat ettiniz. Bir kısmına verdiniz, bir
kısmına vermiyorsunuz. Elbette bunların da hepsine verilmelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ERHAN USTA (Samsun) Sayın Başkanım,
biliyorum ama lütfen, istirham ederim
BAŞKAN Buyurun son bir dakika.
ERHAN USTA (Samsun) Kadro alamayan akademik personel
var, 50/Dli akademi çalışanları var, bunlara kadro verilmesi
lazım. 100/2000 Doktora Programında çalışan çok
değerli akademisyenler var, bunların hem ücretleri düşüktür hem
de bunların kadro sorunu vardır, kadrolarının verilmesi
lazım.
Uzman çavuşlar, sözleşmeli er ve
erbaşlar yani artık bunlara kadro verilmemesi kadar büyük bir
yanlış olamaz, mutlaka kadroya kavuşturulmaları gerekiyor.
Aynı zamanda kadronun dışında da
kamuda ücret, gösterge ve statü sorunları var Sayın Başkan.
Tarım danışmanları olarak bugün asgari ücretin altında
çalışan mühendisler var. Denetim elemanları arasında ciddi
ücret farklılıkları var yani Sayıştay denetçisi,
mülkiye müfettişi, adalet müfettişi ve diğer müfettişler
arasında ciddi bir problem var. Astları 3600 almış kamu şeflerine 3600
verilmemiş, böyle bir adaletsizlik var. üniversite mezunu işçiler
var, işçi statüsünden memur statüsüne geçmek istiyorlar, bunların
çözülmesi lazım.
Dolayısıyla,
liste uzun, bu listenin tamamını kapsayacak bir çözüm bekliyoruz ve
bu çözümün olması için de gereken mücadeleyi Mecliste ve her türlü
platformda vereceğiz.
Çok
teşekkür ederim Sayın Başkanım.
BAŞKAN
Teşekkürler.
Sayın
Akçay
ERKAN
AKÇAY (Manisa) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
9
Ocakta Almanya Dışişleri Bakanı Kıbrısta iki
devletli çözümün mümkün olmadığı yönünde bir açıklama
yapmıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin ve
Türkiyenin Kıbrıs meselesinin çözümü konusunda temel tezlerden olan
iki devletli çözüm formülünü yok sayan bu açıklamayı reddediyoruz.
Gerçeklere dayanan, adil, iki toplumlu, iki devletli bir yapı tesis
edilmeden, kalıcı bir çözüm olmadan Türk varlığına ve
Kıbrıs davamıza halel getirecek girişimler bizim için yok
hükmündedir.
Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, egemen ve bağımsız bir
devlettir. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Yunanistan başta olmak
üzere bazı Avrupa Birliği ülkeleri Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinin egemenlik haklarını ihlal ederek uluslararası
hukuku açıkça çiğnemektedirler. Türkiye, Kıbrıs Türk
halkının varlığının, egemenlik
haklarının, eşit statüsünün korunmasına ve Kıbrıs
Türklerinin haklı davasına sahip çıkmaya devam edecektir. Ayrıca
Kıbrıs Türkleri Türk dünyasının ayrılmaz bir
parçasıdır. 11 Kasım 2022de Özbekistanda düzenlenen Türk
Devletleri Teşkilatı Zirvesinde Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinin gözlemci üye olarak kabul edilmesiyle tüm dünyaya önemli bir
mesaj verilmiştir.
Bu
vesileyle, vefatının 11inci yıldönümünde Kıbrıs
Türklüğünün bağımsızlık mücadelesine ömrünü vakfeden
başta Rauf Denktaşı, Doktor Fazıl Küçükü rahmet ve
şükranla anıyorum.
Sayın
Başkan, 14 Ocak, yazar, siyaset adamı ve millî şairimiz Mehmet
Emin Yurdakulun vefatının 79uncu yıl dönümüdür. Mehmet Emin
Yurdakul Türkçe Şiirler Türk Sazı Ey Türk Uyan eserleriyle
millî edebiyat akımına öncülük etmiş, batı
taklitçiliğine karşı çıkarak millî şuur ve bilincin
önemini anlatmayı kendine görev edinmiştir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ERKAN
AKÇAY (Manisa) Anadoludan Bir Ses yahut Cenge Giderken şiirinde
usta kalemiyle millî mücadele ruhunu perçinlemiş, Türk milletinin
düşüncelerine ve hislerine tercüman olmuştur.
Bugün,
aynı zamanda, düşünce dünyamızın önemli değerlerinden
biri olan tarihçi, profesör, akademisyen ve siyasetçi Osman Turanı da
anıyoruz. Osman Turan Tarihini bilmeyen ve şuurunu
taşımayan milletler hafıza ve idraklerini kaybetmiş
şaşkın kimselere benzer. sözüyle millî tarih şuurunun
önemine işaret etmiş, eserleriyle tarihimizin en müstesna kesitlerine
ışık tutmuştur. Osman Turan Türk Cihan Hâkimiyeti
Mefkuresi Tarihi Selçuklular Tarihi ve Türk İslam Medeniyeti eserleri
başta olmak üzere, bütün eserleriyle kültür ve medeniyetimizi objektif ve
ilmin ışığında ele almış, düşünsel bir
zemine oturtmuştur.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ERKAN
AKÇAY (Manisa) Bu vesileyle, düşünce ve fikir dünyamızın 2
önemli şahsiyeti, Mehmet Emin Yurdakulu ve Osman Turanı rahmetle
anıyoruz.
Sayın
Başkan, 16 Ocak Türkmen Şehitleri Günüdür. 1979 yılında
Irak Baas rejimi tarafından tutuklanarak işkencelere tabi tutulan
Türkmen Kardeşlik Ocağı Başkanı Abdullah Abdurrahman,
Doçent Doktor Necdet Koçak, Doktor Rıza Demirci ve iş adamı Adil
Şerif 16 Ocak 1980de haksız ve hukuksuz bir şekilde zalimce
idam edilmişti. Türkmenelinin bağımsızlığı,
Türk milletinin hak ve hukuk mücadelesi uğruna hayatını kaybeden
aziz şehitlerimizi bir kez daha rahmetle ve minnetle anıyorum.
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
BAŞKAN Sayın Beştaş
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Trendyol Go kuryeleri, 1 Ocakta yapılması
beklenen zammı alamadıklarını söyledikleri için dün iş
bırakma eylemine gittiler. Neredeyse hepimizin, herkesin
alışveriş yaptığı on-line sitelerde
çalışma koşullarının hiç de parlak
olmadığını kendileri de ifade ediyorlar. Her gün bize
birçok paket getiren emekçiler, çok zor koşullar altında
hayatlarını devam ettiriyorlar. Koşullarının iyileştirilmesini
ve paket başı aldıkları ücretlerin
artırılmasını talep eden Trendyol Go kuryeleri, alevli saat
uygulamasının isteğe bağlı olmasını ve paket
başı ücretlerin artırılması talebiyle
direnişteler. İşçiler, haftalık kırk beş saatten
fazla çalışmak zorunda bırakıldıklarını ve
haftanın altı günü saat 22.00ye kadar çalıştırıldıklarını
söylüyorlar. Talepleriyle ilgili yetkililer görüşmeyi reddetmiştir,
işçilerin eylemleri devam ediyor. Biz de buradan Trendyol Go
işçilerinin eylemlerini selamlıyoruz, yanınızdayız
diyoruz.
Sayın Başkan, EPDK ceza
yağdırdı geçen gün. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu,
EPİAŞa yapılan gerçek dışı bildirimler sebebiyle
40 şirket hakkında idari soruşturma açılmasına ve
oluşan zararların da yurttaşlara yansıyacağına
dair akla zarar bir açıklama yaptı. Açıkçası,
şirketler sehven ya da kasten gerçeğe aykırı beyan
vermişler, bunu biliyoruz. Sorumlusu neden tüketici, neden halk oluyor?
Faiziyle birlikte 11 milyar TL'yi aşan bu meblağ AUF
mekanizmasının doğası gereği maliyet düşüşü
olarak doğrudan tüketicilerin faturasına yansıyacak zaten
elektriklerini zar zor ödeyen dar gelirli yurttaşlar bunu ödeyemez.
Kamuoyu, bu konuda EPDK'dan derhâl tüketicilerin yükünü hafifleten bir
açıklama bekliyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) -
Bugün, Uludağ Alan Başkanlığı kurulmasına
dair bir kanun teklifi gündemimizde, önergelerden sonra görüşeceğiz.
Milli Parklar Kanunu'na göre, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel
Müdürlüğünden izin alınmadan, Uludağ'da normalde hiçbir şey
yapılamıyor alan başkanlığıyla tek amaç bunun
önünü açmak. Şimdi, bu kurularak, alan başkanlığı
kurularak aslında millî park statüsünde olan büyük bir alan ranta
açılıyor yine. 1956 yılından beri, 48 Millî Park için
uygulanan Millî Parklar Kanunu Yönetmeliğinde bugün ne oldu da bir anda yetki
karmaşası doğuruyor iddiasında bulunuyor iktidar. Önce
Gelibolu Yarımadası, sonra Kapadokya, şimdi Uludağ Millî
Parkı lağvedilerek yerine alan başkanlığı
getirilmek isteniyor. Kapadokya'da dünyaca ünlü peribacalarındaki antik
yol üzerinden yol geçirebiliyorlar da bunu alan başkanlığı
sayesinde yapıyorlar, biliyoruz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Millî park olarak kalsaydı asla
yapılamayacak olan bu yol şimdi de sermayenin istediği bütün talan
projelerine de bu sayede yol verecek iktidar. O yüzden, biz buna alan
başkanlığı değil, talan başkanlığı
diyoruz. Uludağ Millî Parkı Bursa kentine temiz hava sağlamakla
kalmıyor, doğal su varlıklarıyla da bütün ülkeye içme suyu
sağlıyor. Ne Uludağın su kaynaklarını ne de
Uludağda yaşan 169 tür endemik bitkinin yayılma gösterdiği
20 milyon metrekare alanı size bırakmayacağız. Kültür ve
Turizm Bakanlığı güdümündeki alan başkanlığı
adı altında ETS Turizm ve Ali Ağaoğlunun insafına
bırakmayacağız. Devasa oteller ve geniş yollarla
Uludağı betona hapsedemeyeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın
Başkan, geçtiğimiz hafta sonu Almanyanın Neuss kentinde AKP
Milletvekili Mustafa Açıkgöz -evet, aynı zamanda Divan üyesi-
ırkçı ve katliam tehdidi içeren bir konuşma yaptı.
Basında çok ciddi yer aldı, uluslararası basında da Türkiye
basınında da yer aldı ve Türkiyenin Berlin Büyükelçisi Almanya
Dışişleri Bakanlığına çağırılarak sert
bir şekilde uyarıldı. Dışişleri
Bakanlığının resmî Twitter adresindeki açıklama
şu: Bugün Türk Büyükelçiliğini görüşmeye davet ettik. Neussta
bir Türk milletvekilinin yaptığı gibi çıkışlar
tekrarlanmamalı. Nefret yaklaşımı ve nefret söyleminin
Almanyada yeri yoktur. Yabancı seçim kampanyası etkinliklerinin
tarafımızca önceden onaylanması gerektiğini açıkça
belirttik. Türk temsilciler oyunu kuralına göre oynamazsa
sonuçlarını incelememiz gerekiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Beş dakika doldu.
Buyurun Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi,
sözüm ona, Milletvekili Mustafa Açıkgöz PKK ve FETÖ gibi kötülüklerin
mazereti hâline getirilmiş bazı kavramların arkasına
saklanarak bir soykırım ve yok etme politikalarından söz ediyor.
Bu soykırım tehditleri nerede yapılıyor ve nasıl
yapılıyor? Bütün milletvekillerinin bu videoyu izlemesini öneririm.
Son altmış yılda bu ülkeden 5 milyon insanın göç ettiği
ve yüzde 90dan fazlası Hristiyan olan bir ülkenin dini ve inancı
aşağılanarak yapılıyor; utanç verici. Bu
aşağılık ve katliamcı düşüncenin sahibi zat
çıkıp şu kürsüden -aslında bir nevi itiraf ettiği bu
söylemleriyle- Paris cinayetlerinin ilişkisini de
açıklamalıdır. Bugünden sonra yurt içinde veya yurt
dışında herhangi bir Kürt'ün başına gelecek herhangi
bir yönelimden bu zihniyet ve iktidar sorumlu olacaktır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun, toparlayın Sayın Beştaş.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Hiç kimse PKK ve FETÖ
kavramlarının arkasına sığınmasın. Bu,
düpedüz ırkçılıktır, evet, Kürt
düşmanlığıdır, soykırım
çağrısıdır; bu soykırımcı itirafın
başka bir açıklaması yoktur. Biz bu soykırımcı
zihniyeti de bu söylemlerin sahiplerini de kendi içinde barındırmaya
devam eden iktidarı da şimdiye kadar AKP'ye oy vermiş
yurttaşlarımızın dikkatine ve vicdanına sunuyorum ki
ölümle tehdit ettiğiniz Kürtlerin size bunun faturasını
sandıkta sormasına çok az kaldı.
Sayın
Başkan, son sözüm.
Kemal
Kurkut davası bugün bitti. Beraat kararı yerine yerel mahkeme ceza
verilmesine yer olmadığına karar verdi. Kemal Kurkut kim? Üst
tarafı çıplak, polisler tarafından Nevrozda katledilen bir
Kürt genci. Bunun bir özelliği var, vali basına ilkin Canlı
bomba etkisiz hâle getirildi. diye bir açıklama yaptı.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum.
BAŞKAN
Buyurun, bitirin.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ama Abdurrahman Gök gazeteci olarak o
görüntüleri çekti ve çektiği için Abdurrahman Gök propagandadan ceza
aldı. Cinayeti görüntüleyene ceza verilir, cinayeti işleyene ceza
verilemez. kararının hukukta, siyasette, vicdanda, ahlakta hiçbir
yeri yoktur. Evet, ne bu kararı verenlerin ne verdirenlerin yatacak yeri
yok. Kemal Kurkut'un annesinin ahı bunu yapanların, yaptıranların,
bunun arkasında duranların
Ne bu dünyada ne öbür dünyada rahat
etmeyecekler. Bu annenin elleri iki yakalarında olacak, katilleri beraat
ettirenlerde olacak. Kürtleri katletmek serbesttir. kararıdır bu. Tanımıyoruz,
kınıyoruz, reddediyoruz.
BAŞKAN
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Sayın Özkoç.
Buyurun.
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan, değerli milletvekili
arkadaşlarım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İktidarın
birinci hedefi, her alanda üretimi arttırmak olmalı ancak bu yirmi
yıllık tecrübeyle Türkiye'de bir başarı hikâyesi maalesef
olmamıştır. Millet İttifakı olarak ülke yönetimini
devraldığımızda ekonomi politikamızın temeli tam
da bu olacak; her alanda üretimi arttırmak. Tarımsal üretimden
sanayiye, savunma sanayisine, her alanda üretimi arttıracak, teşvik
edecek, ön açacağız. En önemlisi, devletin desteği emek verene,
iş ehline, üretmek isteyene adil dağıtılacaktır.
Türkiye
savunma sanayisi açısından çok güçlü bir potansiyele sahip eğer
nitelikli dolandırıcılara Tank Palet Fabrikası gibi
fabrikalar peşkeş çekilmezse. Gurur kaynağı olan millî
projelerimizden ATAK helikopterinin temeli 1995te
atılmıştır, FIRTINA obüsünün 1995te, millî gemi projemiz
MİLGEMin 1996da temelleri atıldı. Savunma sanayinde kendi
gemimizi, obüsümüzü, tankımızı, helikopterimizi yapmak için
ordumuzun, devletimizin önderliğinde
başlattığımız projelerdir bunlar; köklü bir
geçmişe, geleneğe ve çabaya sahiptir. Bugün onur duyduğumuz
sonuçlarını da görüyoruz, daha iyilerini de göreceğiz. Savunma
sanayinde atılan her adım devletimiz, milletimiz için hayati önem
taşımaktadır. Savunma sanayinde devamlılık ve
gayrişahsilik esastır. Bu esasın çiğnenmesi sektöre ket
vurur ve ne yazık ki de şu anda vurmaktadır.
Ülke
olarak çok büyük bir potansiyele sahibiz, önemli başarıların
altına imza da atıyoruz ancak kayırmacılık ve
liyakatsizlik önümüzü kesiyor, en büyük gücümüz olan insan
kaynağımızı eritiyor.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun Sayın Özkoç.
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Bugün, Türkiye'de beyin göçünün en fazla görüldüğü alan
savunma sanayidir. ASELSAN, TAİ, HAVELSAN, ROKETSAN, Meteksan, MilSOFT,
TÜBİTAK gibi göz bebeği kurumlarımızdan insanlar
ayrılıp gidiyorlar. Onlarca yetişmiş bilgili, tecrübeli
mühendisimiz yurt dışına gidiyor. Savunma sanayinde yurt
dışına geçen mühendislerimizin en büyük derdi liyakatsizlik,
ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktır. Bu kaygıyı
yedinci yargı paketine bir madde koyarak aşamazsınız. Beyin
göçü ve bu göçün gerekçeleri çok açıktır. Her toplumsal sorunda
yaptığınız gibi bunu da yasaklarla çözmeye
kalkamazsınız. Yedinci yargı paketine bir yasa maddesi ekleyerek
savunma sanayinde çalışan mühendislerin yurt içinde ve yurt
dışında kurumlara geçişlerini zorlaştırmaya
çalıştığınız basına yansıyan haberler
arasında yer almaktadır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurunuz Sayın Özkoç.
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Böyle bir adım atmayın. Bu, çare değildir.
Derdin kaynağının büyümesini sağlamaktan başka bir
işe de yaramaz.
Biz
buradan tüm mühendislerimize, gençlerimize, geleceğini yurt
dışında aramaya çalışan insanlarımıza söz
veriyoruz. Çok az kaldı, en fazla dört beş ay. Savunma sanayisinde ve
toplumun diğer her alanında yaratılmak istenen cendereyi
kaldıracağız. İnsanlarımızın, gençlerimizin
ve ekonominin önünü açmak için ne gerekiyorsa onu yapacağız.
Özellikle vurgulamak istiyorum ki savunma sanayisinde yapılan her iş,
başarısıyla, başarısızlığıyla bize
aittir, ülkemize aittir. Ülkemizin insanının alın teri ve
emeği geleceğimizdir. Biz sektördeki kayırmacılığı,
peşkeşi ve insanlarımız üzerindeki baskıyı
ortadan kaldırmak istiyoruz ve bunun için azimliyiz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun Sayın Özkoç.
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Hizmet üretimini desteklemek için gelmek istiyoruz.
Göreceksiniz, çok kısa zamanda, Türkiye, savunma sanayisinde ve her alanda
sahip olduğu güçlü potansiyeli harekete geçirecektir.
Saygılar
sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Çok teşekkür ederim.
Sayın
Akbaşoğlu
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
Değerli
milletvekilleri, hepinizi hürmetle selamlıyorum.
Bugün,
inşallah hep beraber, Bursa milletvekillerimiz ve 43 milletvekilimizin
imzasıyla teklif olarak sunulan Bursa Uludağ Alanının,
Başkanlık yönetimiyle yetki kargaşasının ortadan
kaldırılması, birçok birimimizin, birçok kurumumuzun yetki
alanına giren hususların ilçe belediye başkanlığı,
büyükşehir belediye başkanlığı, Tarım
Bakanlığı, Çevre Bakanlığı, Kültür ve Turizm
Bakanlığıyla ilgili alanların yetki karmaşası
içerisinde maalesef, bürokrasiye boğulan iş ve işlemlerin
hızlandırılması ve bu konuda Bursa halkının daha
rahat bir şekilde Uludağdan istifade edebilmesi, bu konuda hakikaten
bütüncül bir yönetim anlayışının ortaya konması daha
rahat, daha iyi bir koordinasyonun sağlanması, burada
Bursalıların Uludağdan daha fazla istifade edebilmesi, koruma
ve kullanma dengesinin korunarak bu konuda en güzel, verimli bir yönetimin
sağlanması hususunda tıpkı Çanakkale Alan
Başkanlığı ve Kapadokya Alan Başkanlığı
gibi bir idari düzenlemenin gelebilmesi hususunda bir teklif söz konusu.
İnşallah, bu teklifi Genel Kurulumuzda görüşeceğiz, yüce
Meclisin huzuruna getirdik, burada görüş ve kanaatlerini bütün
milletvekillerimiz ortaya koyacaklar.
Akabinde de malumunuz dün itibarıyla
sözleşmeli personelin kadroya geçirilmesine ilişkin
yaklaşık 500 bin insanımızı ilgilendiren, aileleriyle
milyonları ilgilendiren bir kanun teklifimizi inşallah, Genel Kurulun
gündemine yarın sunmayı düşünüyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Bu konuda gerek Uludağ Alan
Başkanlığıyla ilgili gerekse sözleşmeli personelin
kanunlaştırılmasına ilişkin bu haftaki çalışmamızı
bu şekilde planladık. Tabii ki bütün milletvekillerimizin
katkılarıyla bu 2 kanunu görüşmeyi ve
yasalaştırmayı düşünüyoruz Meclisin takdiriyle.
Bunun dışında, şunu ifade etmek
isterim ki tabii, bugün de paylaştık kamuoyuyla, bunu Meclis
kürsüsünden de tekrar bütün milletimize hatırlatmak isteriz ki 5 adım
atacağız demiştik, Allaha çok şükür 4üncü
adımını bu hafta görüşmeyi düşünüyoruz ve bunu yasalaştırmayı
düşünüyoruz. Asgari ücreti düzenleyeceğiz demiştik, memur ve
emeklilerin durumlarının daha iyileştirilmesine ilişkin bir
yasal düzenleme yapacağız demiştik, bunun dışında,
3600 ek göstergeyi yasalaştıracağız dedik; bunları
hayata geçirmenin mutluluğu
içerisindeyiz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun Sayın Akbaşoğlu.
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - 4üncü adım olarak da sözleşmeli
personelin kadroya geçirilmesi sözümüz vardı, bu sözü de Genel Kurulun
gündemine getirmenin bahtiyarlığı içerisindeyiz. Ne söylediysek
onu yapıyoruz, yaptığımızı söylüyoruz. Bu millet
sahipsiz değildir, bu milletin bütün fertleri, bütün katmanları;
işçisi, çiftçisi, emeklisi, memuru, esnafı, sanayicisi, nesi
onların gündemiyse o gündem bizim gündemimizdir. Milletimizin gündemi
bizim gündemizdir, milletimizin kırmızı çizgisi bizim
kırmızı çizgimizdir; bütün sorunlara el atıyoruz, dosya dosya önümüze alıp hepsini
inşallah çözümlüyoruz.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) EYT, EYT
Sayın Akbaşoğlu,
EYTye ne oldu? EYT uyuyor.
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Bu manada EYTyi de Allah nasip ederse
önümüzdeki hafta Meclisin gündemine getireceğiz, Meclis
Başkanlığımıza vereceğiz.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Kaç hafta oldu? Bitmiyor bu haftalar
hiç.
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - Ve bu konuyla ilgili kanun teklifi
çalışmalarına milletvekili arkadaşlarımızla
beraber başladık.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun Sayın Akbaşoğlu.
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) - EYTyle ilgili teknik
çalışmayı Çalışma Bakanlığımız
tamamlamıştır. 2 milyon 250 bin insanımızı
evvelemirde ilgilendiriyor, toplamda 5 milyona yakın
insanımızı ilgilendiriyor. Bu konuda Sayın
Cumhurbaşkanımızın kamuoyuyla
paylaştığı üzere, herhangi bir yaş şartı
olmaksızın 8 Eylül 1999 tarihi itibarıyla ondan daha önce hangi
hukuki statü söz konusu ise aynı hukuki statüye dair emeklilik
hakları kazanılmış olacak ve inşallah, muhtemelen
önümüzdeki hafta kanun teklifini Başkanlığımıza
sunacağız; şubat ayı içerisinde bunu Meclisin takdiriyle
yasalaştırıp bütün EYTli kardeşlerimizin mart ayında
emeklilik maaşlarını almalarını hep beraber
sağlayacağız inşallah.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) E,
seneye bıraksaydınız bari.
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Şu EYT
konusunda net tarih verip durmayın bari ya.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Değerli arkadaşlar, bunun
dışında, tabii ki Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, toplumumuzun
hepsi
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ÖMER FETHİ GÜRER (Niğde) Bir Grup
Başkan Vekili bir gün şubatta bir gün martta diyor.
ALİ ŞEKER (İstanbul) Aralıkta
BAŞKAN Buyurun.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Türk, Kürt, Arap, Alevi, Sünni, bütün toplum
kesimlerimizle bir milletiz, tek devletiz; tek bayrak altında, tek
vatanımızda, hep beraber, birbirimizle kaynaşmış bir
şekilde, millet-devlet kaynaşmasıyla Türkiye
Yüzyılına doğru yürüyoruz. Allahın izniyle, hiçbir
ayrım olmadan, bütün özgürlükleri sonuna kadar yaşayarak,
yaptığımız demokratik devrimlerin özgürlük alanında
hep beraber kucaklaşarak ileriye doğru yürümeye devam edeceğiz,
tabii ki hakaret etmeden, suç işlemeden. Türkiye Cumhuriyetinin
kanunları herkese eşittir; suç işleyen herkes de
bağımsız ve tarafsız yargı tarafından
değerlendirilerek karşılığına
çarptırılmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Yedi dakika oldu, toparlayalım.
Buyurun.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Bu konuda, İHA, SİHA, Taarruzi
İnsansız Hava Aracı (TİHA) ve KIZILELMAyla, Millî Muharip
Uçakla hakikaten millî savunma sanayisinde devrim yaptık AK PARTİ
iktidarında; Sayın Recep Tayyip
Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanımızın ortaya
koyduğu sağlam, kesin iradeyle Allah'a çok şükür bugün 4 milyar
doları aşan bir ihracata eriştik. Önümüzdeki yıl, dünyada,
10 milyar doları aşacak büyük bir hamle yapmayı
düşünüyoruz. Bu konuda tabii ki Rahmetirahmana kavuşan,
insansız hava araçlarında dünyanın bir numarası
olmamızın temellerini atan Sayın Özdemir Bayraktara rahmet
diliyorum. Onun açtığı çığırı devam ettiren
Selçuk Bayraktara, Haluk Bayraktara buradan, bir milletin ferdi olarak
hakikaten teşekkürlerimi sunuyorum. Bu konuda siyasi iradeyi tam
manasıyla ortaya koyan ve hakikaten Türkiyenin gücünü gösteren,
yüzyılın lideri Sayın
Recep Tayyip Erdoğana da teşekkürlerimi sunuyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Gündeme geçiyoruz, Başkanlığın Genel Kurula
sunuşları vardır.
İYİ
Parti Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
17/1/2023
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma
Kurulu 17/1/2023 Salı günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Erhan Usta
Samsun
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Samsun
Milletvekili ve Grup Başkan Vekili Erhan Usta tarafından devlet
memurlarının siyasi faaliyette bulunmalarının ve bunun yol
açtığı demokratik, ahlaki ve manevi tahribatın önlenmesi
için gerekli tedbirlerin belirlenmesi amacıyla 17/1/2023 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne
alınarak görüşmelerin 17/1/2023 Salı günkü birleşimde
yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN
Önerinin gerekçesini açıklamak üzere İYİ Parti Grubu
adına Mersin Milletvekili Sayın Behiç Çelik.
Buyurun
Sayın Çelik. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
İYİ
PARTİ GRUBU ADINA BEHİÇ ÇELİK (Mersin) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; grup önerimizin konusu tek parti
diktasını çağrıştıran görüntüler, uygulamalar,
hukuk dışılıklar, antidemokratik şovlar
hakkındadır. Bu vesileyle Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
15
Ocak 2023 tarihinde Muğla Valiliği bir paylaşım
yapıyor ve resmen Cumhurbaşkanı üzerinden AKP propagandası
yapıyor. Yapılan bu aleni hadsizlik ve partizanlık, yönetim
kültürü çok yüksek olan Türk idarecilerine hiç
yakışmamıştır; bunu kınıyorum,
ayıplıyorum. Devlet, partinin bir aparatıdır. anlayışı
ne kadar ilkel bir anlayıştır. Yönetimdeki bu kanserleşme,
kuşkusuz, devlete yanlış besleme yapan AKP'yi en başta yok
edecektir. AKP eşittir devlet demek yok olmak demektir arkadaşlar.
Allah korusun, hep birlikte tarihten silinebiliriz. O yüzden, Muğla
Valiliği hakkında Mülkiye Teftiş Kurulunun harekete geçirilmesi
şarttır.
Değerli
arkadaşlar, AKP iktidarlarının devlet ve kamu kurum ve
kuruluşları üzerinden binlerce partizan uygulamalar
yaptığını biliyoruz. Memurları, üye işçileri
mitinge zorla götürmek, sel ve yangın afetlerinde parti şovları
sergilemek, partizan icraatlar, polis üzerinde -özellikle yargı erkine suç
olmasına rağmen- baskı yapmak ya da hâkim ve savcıları
tayin ettirmek, usulsüz ihaleler, haksız, yersiz krediler, üniversitelerin
partizanlaştırılması, liyakatin göz ardı edilmesi,
valilik toplantılarına bizzat iktidar vekillerinin katılarak
süreci yönetmesi, sivil ve askerî şahsiyetlerin alkışa
zorlanması gibi daha binlerce örnek sayabilirim.
Değerli
milletvekilleri, Anayasa ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu
memurların ve işçi olmayan kamu görevlilerinin siyaset
yasağını, sadakat ve tarafsızlığını
anlatmaktadır. Yani 7nci madde diyor ki: Herhangi bir siyasi parti,
kişi veya zümrenin yararını veya zararını hedef tutan
bir davranışta bulunamazlar... Devam ediyor: ...hiçbir şekilde
siyasi ve ideolojik amaçlı beyanda ve eylemde bulunamazlar ve bu eylemlere
katılamazlar. Tüm bunlara rağmen devletin saygın organları
AKP elinde siyasi hesaplara maalesef kurban edilmektedir, bunun anlamı
AKP'nin hukuku çiğnemede gözünü kararttığını
göstermektedir. Yine, yerleştirmeye çalıştıkları rejim
tam bir bataklıktır.
Arkadaşlar,
düşünün, bugün itibarıyla yüzde 40ın altına
düşmüş bir iktidar, yüzde 60ın üzerinde güce sahip bir kesimi
yok farz ederek halka rağmen iktidarını sürdürmeyi
kurguladığı baskı rejimiyle sağlamaya
çalışıyor. İnsanlık tarihi böyle bir modeli asla
kalıcılaştırmamıştır. Devleti partiye
indirgeyen, memurunu parti mensubu sayan, millet iradesine gözünü kapayan her
iktidar geride bir enkaz bırakarak yok olmuştur.
Değerli
arkadaşlar, bir demokratik hukuk devletinde devlet ve parti ilişkisi
örtüşen bir ilişki değildir. Eğer partiyi
devletleştirirseniz yani parti devleti kurarsanız bu büyük bir zulmü
de beraberinde getirir; bunun birçok örnekleri var. Mesela Sovyetler Birliği
Komünist Partisi; devletin sahibidir, milyonlarca insanın savaş ve
açlıktan ve siyasi cinayetlerden yok olmasına neden olmuştur.
Nitekim, Almanyayı faciaya sürükleyen Nazi Partisi de diğer bir
benzeridir. Bizde, Balkan Harbi; asırlarca egemenliğimizde kalan
Balkanların bir yıl içerisinde bütünüyle elimizden
çıkmasıyla sonuçlanmıştır; bunun sebebi
partizanlaşmış Osmanlı bürokrasisi ve askeriyesidir.
Neredeyse Türklük sükût edecekti arkadaşlar, ne mutlu ki Atatürkün millî
mücadelesiyle yok olmaktan kurtulduk. Bir milletin bütünüyle kurtulmasında...
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
BEHİÇ
ÇELİK (Devamla) Evet, bugünlere geldiğimizde, askerimize,
bürokratımıza, aydınımıza, diyet borcuna sokulanlara
AKP Politbürosunun alkışlatıldığını üzülerek
görüyoruz; bunu hep birlikte reddetmeliyiz ve buna karşı
çıkmalıyız. Devlete ciddiyet yakışır
arkadaşlar.
Sözlerime
son verirken önergemizin kabulünü diler, hepinize saygılar sunarım.
Teşekkür
ederim. (İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Sayın Köksal, buyurun.
BURCU
KÖKSAL (Afyonkarahisar) Teşekkürler Sayın Başkan.
Seçim
bölgem Afyonkarahisar ili Gökçe Mahallesi TOKİ konutları hak
sahipleri dört yıldır konutlarının teslim edilmesi için
uğraşıyor. Hemşehrilerime Konut sahibi
olacaksınız. diye söz verdiniz, dar gelirli insanlar bir umutla
gidip yazıldılar ama gelinen noktada ortada konut yok. O günün
koşullarında 16 bin liralık peşinatla 200, 300 bine konut
sahibi olabilecekken bugün 1 milyon gibi rakamlar telaffuz ediliyor. Yazık
değil mi hemşehrilerime? Siz, konut müjdesi vermeden evvel söz
verdiğiniz konutların teslimini yapsaydınız keşke.
Öte yandan, seçim bölgem Sandıklı ilçesi
Soğucak köyünde 2009 yılından beri, verdiğiniz barajı
sözünü yerine getirmediniz, baraj hâlâ yapılmadı. Özellikle
yazın su sıkıntısı had safhada. Soğucaklı
hemşehrilerim hiç merak etmesin, o barajı Cumhuriyet Halk Partisi
iktidarında biz yapacağız.
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi Grubu
adına Gaziantep Milletvekili Sayın Mahmut Toğrul.
Buyurun. (HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep)
Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, sayın vekiller; Genel
Kurulu, Genel Kurulun sevgili emekçilerini ve ekranları başında
bizleri dinleyen sevgili yurttaşlarımızı saygıyla
selamlıyorum. İYİ Partinin grup önerisi üzerinde partim
adına söz aldım.
Sayın Başkan, iktidar partileri ile kamu,
daha doğrusu devlet arasında ilişkiler her zaman sorunlu ola
gelmiştir ama hiçbir dönem AKP dönemindeki kadar açık, aleni ve
artık devleti parti devletine dönüştüren bir konuma gelmemişti.
Eskiden bu destekler, bu ilişkiler gizli, biraz üstü örtülerek
yapılırdı ama günümüzde artık aleni yapılıyor.
AKP yani iktidar partisi
Kaymakamlar, valiler, rektörler, millî eğitim
müdürleri, il sağlık müdürleri AKPnin birer ilçe başkanı
gibi faaliyet göstermekten asla imtina etmiyorlar. Bakın, dediğim
gibi, bu ilişkiler daha önce gizli saklı yürütülürken artık
aleni yürütülüyor. Önergede de belirtildiği gibi Muğla Valisi
açık bir şekilde Valiliğin sitesinden AKP propagandası
yapmakta beis görmüyor, hatta bunu göstere göstere Twitter sayfasında
paylaşıyor. Bu, sadece Muğla Valiliğinde olan bir durum
değil; bakın, AKP Genel Başkanı illere seçim
çalışmalarına gittiğinde aynı şekilde valiler,
kaymakamlar, il millî eğitim müdürleri, sağlık müdürleri,
tarım müdürleri, tüm müdürlükler olmak üzere herkese, o programlara
katılması için açıkça mesajlar gönderiyorlar,
katılımı zorunlu tutuyorlar ve AKP il
başkanlıklarının yapamadığı çalışmaları
devlet olanaklarıyla sürdürüyorlar. Ve en önemlisi Sayın Başkan,
önümüzde, yüz yılın belki en önemli seçimine doğru gidiyoruz, bu
kadar parti devleti hâline gelinmesi, kurumların bu kadar iktidar partisi
adına davranıyor olması yarın seçim sürecinde eşitsiz
bir seçim sürecine de neden olacaktır. Çünkü açıkça şu anda
yaşıyoruz; bakın, hiçbir ilde AKP, MHP milletvekilleri
dışında, ili ilgilendiren bir konuda, diğer muhalefet
partilerinin milletvekillerinin bir toplantıya
çağrıldığına şahit olmadık, bir
toplantıya katıldıklarına şahit olmadık,
görüş belirtmelerine katlanıldığına şahit
olmadık.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MAHMUT
TOĞRUL (Devamla) Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN
Buyurun.
MAHMUT
TOĞRUL (Devamla) Böyle bir durumda, bu kadar merkezileşmiş,
partiyle bu kadar özdeşleşmiş il yöneticilerinin yarın
seçim sürecinde bu eşitsizliğe nasıl neden
olacaklarını hepimiz görüyoruz, o açıdan bu önergenin
desteklenmesi lazım; devlet ve iktidar partisi hukukunun
netleştirilmesi açısından zaruridir, önemlidir ve biz de bu
önergeyi destekliyoruz; bu, bir an önce herkesin gerçekten titizlikle üzerine
eğilmesi gereken bir konudur çünkü devlet kalıcıdır,
iktidar partileri gidicidir, Gelenle giden aynı yolda devam ederse o
zaman bu devlet bitmiştir, tükenmiştir. denir.
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum
Başkan. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Ankara Milletvekili Sayın Levent Gök.
Buyurun Sayın Gök. (CHP sıralarından
alkışlar)
CHP GRUBU ADINA LEVENT GÖK (Ankara) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi sevgiyle, saygıyla
selamlıyorum.
Konu önemli, konu önemli, demokrasimiz
açısından önemli. Tabii, önergede Muğla Valisinin AKPnin bir
siyasi etkinliğini Twitter hesabından duyurmasıyla başlayan
bir sorun gündemde. Sorun sadece valilerle sınırlı olsa belki
bir derece konuşacağız ama sorun derin, sorunda asker var, asker
de siyasetin içerisinde, Valisi, Kaymakamı, Emniyet Müdürü, Millî
Eğitim müdürleri. Peki, bunlar da ne oluyor? Çünkü balık baştan
kokuyor, Cumhurbaşkanı siyasetin içinde olunca tablo böyle oluyor. Bu
konu demokrasimizin en önemli konusu, cumhuriyetimizin ilk
yıllarından itibaren gündeme gelmiştir ve Mustafa Kemal Atatürk
-bakın- 22 Eylül 1909 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyetinin 2nci
Büyük Kongresinde ordu ile siyaset kurumunu ayırmıştır ve
demiştir ki: Ordumuzun içinde bulunan cemiyet
arkadaşlarımız eğer siyasete devam etmek istiyorsa ordudan
ayrılmalı; ya askerlik ya vekillik. Şimdi biz Silahlı
Kuvvetlerimizden, Genelkurmay Başkanından bunu bekliyoruz: Ya
askerlik ya vekillik. (CHP sıralarından alkışlar)
İktidar partisi miting yapıyor, Millî
Eğitim Bakanlığının müdürleri bütün okullara yazı
gönderiyor, Öğrencilerinizi siyasi parti mitingine getirin. Böyle bir
şey olmaz değerli arkadaşlarım; olmamalı, olursa
devlet tahribata uğrar ama ders almamız lazım. Atatürk
nasıl askerlik ve vekilliği ayırmışsa, siyasete
girmişse şimdi yapılması gereken, askerlerin de
üniformalarını çıkarıp siyasete girmesi, kamu
kurumlarında çalışanların da istifa edip siyasete
girmesidir.
Bakın, Cumhurbaşkanından kaynaklanan bir
sorunu konuşuyoruz değerli arkadaşlarım.
Cumhurbaşkanı öyle yaptığı için bunlar da böyle
yapıyorlar. Oysa tarihimize baktığımız zaman -iktidar
partisinin genellikle eleştirdiği bir siyasetçi İsmet İnönü
ama- İsmet İnönü, ortaya çıkan tabloyu görünce
-Cumhurbaşkanı kendisi, Demokrat Parti ile Cumhuriyet Halk Partisi
arasında tartışmalar var ve- 30 Kasım 1947 tarihinde
Cumhuriyet Halk Partisinin tüzük kurultayına kendi getirdiği bir
maddeyi oylatarak ve kabul ettirerek cumhurbaşkanlığı ile
parti başkanlığını ayırmış bir
siyasetçidir. İsmet İnönü bunu kaç yıl önce
yapmıştır, demiştir ki: Arkadaşlar, ben herkese
karşı müsavi olmak durumundayım. Ondan önce Recep Peker ile
Celal Bayar arasındaki tartışmalarda onları
buluşturmuş, 12 Temmuz Beyannamesini açıklatmış ve
partilerin birbirlerinin arasındaki ilişkileri tanzim etmiştir
Cumhurbaşkanı. Ama şimdi tablo öyle değil, şimdi tablo
korkunç.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
LEVENT
GÖK (Devamla) Demokrasi bu yükü taşıyamaz değerli
arkadaşlarım. O yüzden buradaki araştırma önergesinin
konusunun dışında konu, Anayasanın değişmesine
bağlıdır; Anayasaya değişecek,
Cumhurbaşkanı partisiyle bağını kesecektir.
Anayasadaki bu değişiklikleri gerçekleştirmediğimiz
takdirde bu sorunları yaşamaya devam edeceğiz. Tıpkı
Atatürkün yaptığı gibi, tıpkı İsmet
İnönünün yaptığı gibi demokrasimizi taçlandıracak
adımları atmak durumundayız. Bunları
atmadığımız takdirde, bir gün Muğla Valisi, yarın
bir başka kaymakam, yarın bir Emniyet müdürü, yarın Genelkurmay
Başkanı çıkar, siyasetin içinde olduğu izlenimlerini veren
her türlü davranışı sergiler.
Türkiyeyi
buradan çıkarmamız gerekiyor değerli arkadaşlarım.
Bence yapılacak en önemli şey, Türkiyeye vereceğimiz en büyük
fayda Anayasa değişikliğiyle tek parti, tek adam rejiminden
kurtulmak ve Türkiyeyi demokrasiyle taçlandırmaktır.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Antalya Milletvekili
Sayın Atay Uslu.
Buyurun
Sayın Uslu. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA ATAY USLU (Antalya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi
saygıyla, sevgiyle, en kalbî duygularımla selamlıyorum.
Sayın
milletvekilleri, Cumhurbaşkanımız, ülkemizi il il, ilçe ilçe
gezmekte, her ilde yapılan eserleri, yatırımları,
hizmetleri bir devlet programıyla, bir valilik programıyla hizmete
açmakta, kurdelelerini kesmektedir. Bu hizmete açma programlarının
tamamına milletimizin tamamı davetlidir. Her ilimizde yüz binlerce
kişi yapılan bu yatırımlar için teşekkür edip, âdeta
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğanı bağrına
basmaktadır.
Geçen
hafta sonu Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Muğla
ilinde toplu açılış törenlerine katılarak
vatandaşlarımızla bir araya geldi. 50 binin üzerinde
vatandaşın katıldığı, âdeta
Muğlalıların Cumhurbaşkanımızı
bağrına bastığı bir açılış töreniydi.
Eğitimden sağlığa, ulaşıma, spora kadar 5 milyar
dolarlık yatırım Muğlalı
vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Bunların içinde
gençlik merkezi var, öğrenci yurtları var, spor salonları var,
hastaneler var, yollar var, tüneller var hatta yerel yönetimler tarafından
yapılması gereken kanalizasyon şebekesi ve arıtma tesisleri
var. Bunların hepsi Muğla'ya, Muğlalıya, ülkemize sunulan
çok güzel hizmetler. Hepimizin alkışlayacağı,
sevineceği eserler. Ondan önceki hafta da Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan Antalyamızı ziyaret ettiler. Yine
Antalya'da güncel değeri 8 milyarı aşan 89 ayrı projenin
açılışını gerçekleştirdiler. Antalya'mızda
da 90 binden fazla vatandaşımız
Cumhurbaşkanımızı bağrına bastı. Antalya'da
da 41 ayrı okul, spor salonları, 3 ayrı yurt, gençlik merkezi,
millet bahçeleri, hatta yüz yirmi beş yıldır kapalı olan
Şehzade Korkut Camisi restore edildikten sonra açılışı
gerçekleştirildi. Bu eserlerin yapılmasından milletimiz çok
memnun. İsteriz ki tüm siyasal partilerin yöneticileri de mutlu ve memnun
olsunlar.
Evet,
bunların hepsi gurur duyacağımız, milletimizin ve ülkemizin
kazanımları. Her siyasal partiye gönül vermiş
vatandaşımız bu kazanımlarla gurur duyuyor. Biz de
istiyoruz ki siyasetçiler de gurur duysunlar.
Arkadaşlar,
Cumhurbaşkanımız Antalya ziyaretinde Kumluca'yı da ziyaret
etti. Kumluca'da bir sel felaketi meydana gelmişti.
Cumhurbaşkanımızın Kumluca ziyaretinde 25 binden fazla
vatandaşımız Cumhurbaşkanımızı sokaklarda,
meydanlarda karşıladı. Sayın Kılıçdaroğlu
Kumluca'yı ziyaret etmişti, Sayın Kılıçdaroğlu'nu
Kumluca'da yalnızca 350-400 kişi karşıladı, bunu da
anti parantez belirteyim. Cumhurbaşkanımızı Kumluca'da
karşılayan 10 binlerce kişinin içinde yalnızca AK
PARTİliler veya Milliyetçi Hareket Partili vatandaşlarımız
yoktu -bakın, ben o
bölgenin vatandaşıyım- CHPli, İYİ Partili farklı
siyasal partilerden vatandaşlar da vardı orada.
BURCU
KÖKSAL (Afyonkarahisar) Saydın mı? Kimin kaç kişi
olduğunu saydın mı?
ATAY
USLU (Devamla) Çünkü Cumhurbaşkanımız sel felaketi olduğu
ilk günden itibaren bölgeye her türlü desteği gönderdi.
BURCU
KÖKSAL (Afyonkarahisar) Sen orada mıydın? Saydın mı kim
gelmiş diye?
ATAY
USLU (Devamla) Çünkü Cumhurbaşkanımız yirmi yıldır
önemli eserleri ve hizmetleri bu ülkeye kazandırıyor. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri ve alkışlar)
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ATAY
USLU (Devamla) Tabii ki on binlerce vatandaşımız da bu
eserler, bu hizmetler karşısında
Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerini ifade ettiler.
Bunların hepsi devlet-millet bütünleşmesinin göstergesidir.
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Bunların hepsi devlet-parti birleşimini
gösteriyor.
ATAY
USLU (Devamla) - Yatırımda, üretimde, ihracatta, sanayide, savunma
sanayisinde, turizmde, tarımda eserler ortaya koyuyorsak, işler iyiye
gidiyorsa hep birlikte sevinmemiz lazım.
Bütçe
konuşmalarında, bakanlarımız buraya geliyor, eserleri
sayıyor; ben bakıyorum ki muhalefet milletvekillerine, maalesef
birisi bile alkışlamıyor.
ÖMER
FETHİ GÜRER (Niğde) Sattıklarınızı
söylemiyorsunuz, sattıklarınızı da söyleyin.
ATAY
USLU (Devamla) Doğal gaz bulduk, alkış yok; Toggu
yaptık, alkış yok; SİHAyı yaptık,
alkış yok.
ÖMER
FETHİ GÜRER (Niğde) 156 tane kamuya ait fabrikayı
sattınız, TELEKOMun yarısını sattınız.
ATAY
USLU (Devamla) Arkadaşlar, bakın, bu eserler hepimizin eserleri,
hepimizin sevinmesi gerekiyor.
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Bunu da alkışlayalım mı?
ERHAN
USTA (Samsun) Milletin vergisiyle yapılıyor.
ATAY
USLU (Devamla) Bir şehirde ortaya çıkan eserlere, hizmetlere
valilikler sahip çıkıyorsa onların sevinmesi ve sahip
çıkması normaldir, bu eserleri ve açılışları
paylaşması normaldir.
ERHAN
USTA (Samsun) Babasının kesesinden yaptığında
alkışlarız.
ATAY
USLU (Devamla) Savunma sanayisinin önemli tesislerinden biri Sakarya Arifiye
de ülkemize kazandırılıyorsa ordumuzun komutanlarının
sevinmesi normaldir. Milletimiz devletiyle bütünleşirken muhalefet
partilerinin de
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ATAY
USLU (Devamla) Tamamlıyorum Başkanım.
ERHAN
USTA (Samsun) Atay Bey, Muğla Valisine bir gelseydiniz keşke, Muğla
Valisine bir gelin. bunları konuşmuyoruz
ATAY
USLU (Devamla) Sözlerime son verirken muhalefet partilerinin de bu sevince
ortak olmasını bekliyorum, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Yoklama
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın
Başkanım
YELDA
EROL GÖKCAN (Muğla) Geçen hafta Meral Akşener de geldi il
kongresine; 2 bin kişi yoktu, 2 bin kişi yoktu! Muğlaya
gelseydin görecektin!
ERHAN
USTA (Samsun) Siz konuşmayın, sizi muhatap alan yok.
YELDA
EROL GÖKCAN (Muğla) İYİ Parti kongresine gelseydiniz 2 bin
kişi yoktu! Zorunuza gitmiş olabilir yani!
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Sayın
Başkanım, biraz evvel yokluğumda Divan üyemizle ilgili bir
şey söylenmişti. Efendim, bir açıklama yapmak istiyor; onun
açıklamasını
MAHMUT
TANAL (İstanbul) - Yoklama süreci başlamış efendim.
BAŞKAN
Sayın Özkoç
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Yoklamadan sonra yaparız efendim.
BAŞKAN
Hayhay, yoklamadan sonra söz vereyim.
Yoklama
talebinde bulunan arkadaşlarımızın isimlerini tespit
edeceğim: Sayın Özkoç, Sayın Sarıaslan, Sayın Gürer,
Sayın Yıldız, Sayın Tanal, Sayın Göker, Sayın
Tuncer, Sayın Köksal, Sayın Ceylan, Sayın Gaytancıoğlu,
Sayın Kılıç, Sayın Barut, Sayın Aytekin, Sayın
Şaroğlu, Sayın Özkan, Sayın Zeybek, Sayın Hakverdi,
Sayın Bingöl, Sayın Karasu, Sayın Gök.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve yoklamayı başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime
on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 16.38
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 16.53
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
BAŞKAN
İYİ Parti Grubu önerisinin oylamasından önce istem üzerine
yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi yoklama
işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika
süre veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
BAŞKAN İYİ Parti grup önerisini
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Mustafa Bey, buyurun.
MUSTAFA AÇIKGÖZ (Nevşehir) Sayın
Başkanım, çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım;
burada yokken HDP Grup Başkan Vekilinin açıklamasını
dinledim. Tabii, benim Almanyadaki konuşmam açık ve net; ne zamandan
beridir Kürt halkını PKKnın temsil ettiğini sorguluyoruz.
Benim bütün konuşmamda eli kanlı terör örgütü PKK ve FETÖ terör
örgütüyle ilgili mücadelemizi anlattım, ne bir Kürt halkından ne de
başka bir unsurdan bahsettim. Ben şunu söylüyorum: PKK terör örgütü
asla ve asla Kürtleri temsil etmiyordur, Kürtlerin en büyük
düşmanıdır. O gün söylediğimi yineliyorum: PKK terör
örgütüyle mücadelemiz sonuna kadar devam edecek Sayın Başkanım.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Sayın Başkan
BAŞKAN
Buyurun Sayın Toğrul.
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Sayın Başkan, Mustafa Bey
konuşmasında kökünü kazımaktan bahsediyor; nasıl kazacak
başka bir toprakta? Kavramların arkasına
sığınarak oraları tehdit etmek ve devletler arasında
krize neden olacak bir dil kullanmak, gerçekten konuşmasının
bütünlüğüne baktığınızda yapılan
ırkçılıktır, yapılan aslında orada yaşayan
insanların tehdit edilmesidir.
Teşekkür
ediyorum.
BAŞKAN
Halkların Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine
göre verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme
alacağım.
Buyurun
okuyun:
17/1/2023
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma
Kurulu 17/1/2023 Salı günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19'uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Meral
Danış Beştaş
Siirt
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
17
Ocak 2023 tarihinde Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz ve
arkadaşları tarafından (23559 grup numaralı) hapishanelerde
büyüyen çocukların ve hükümlü ebeveynlerin yaşadıkları sorunların
araştırılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 17/1/2023 Salı günkü
birleşiminde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN
Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Halkların Demokratik Partisi
Grubu adına Şırnak Milletvekili Sayın Hüseyin Kaçmaz
konuşacaktır.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA HÜSEYİN KAÇMAZ (Şırnak)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Türkiyede cezaevlerindeki sayı her geçen gün
artıyor. Tabii, bu sayı artarken hükümlü ve tutuklu
kadınların da sayısı artıyor. Tabii, buna
bağlı olarak da yine, cezaevlerinde çocukların ve yine, bebeklerin
sayısında da artış gözlemlenmekte ancak buna dair Adalet
Bakanlığının 2018den beri bir veri paylaşmama durumu
söz konusu. En güncel veri olarak Kasım 2019 yılına ait, Hak
İnisiyatifinin paylaştığı bir rapor var. Bu rapora
göre, 780 çocuk anneleriyle birlikte cezaevinde ancak dediğimiz gibi,
Adalet Bakanlığı verilen soru önergelerine ilişkin de yine,
0-6 yaş arasındaki çocukların sayısını
paylaşmamakta.
Tabii, hapishanelerdeki katı ve
cezalandırıcı ortam çocukların psikolojik ve yine,
psikososyolojik gelişimlerini olumsuz etkilemekte; beslenme,
sağlık, oyun, eğitim, sosyal gelişim ve iletişim
hususlarında çocuğun üstün yararını gözeten koşullar
oluşturulmamaktadır. Tabii, cezaevi koşullarında güneş
ışığından mahrum, yine, rutubet içindeki
koğuşlarda yaşamaya mahkûm edilen çocuklar ve bebekler söz
konusu. Şu an Türkiye cezaevlerinde 1 aylık bebekler olmak üzere
yüzlerce bebek bulunmakta. Tabii, hükümlüler ve tutuklular cezaevleri için
uygun görülen tek tip beslenme biçimiyle, beslenme durumuyla karşı
karşıya kalmakta ve çocuklar, yaşıtlarıyla yeterince
sosyalleşememekte, okul öncesi eğitimden mahrum kalmakta ve
cezalandırıcı anlayışın hâkim olduğu bir
ortamda, hükümlülere sistematik olarak uygulanan baskı ve şiddet
ortamında büyüyen bu çocuklar ve bu çocukların gelişimi ileride
büyük bir tehlike altında. Tabii, 0-6 yaş grubu
aralığı, bir çocuğun gelişim evrelerinden en önemli
olan aralıktır. Tüm bu koşulları göz önünde
bulundurduğumuzda, aslında çocukların, bebeklerin cezaevlerinde
karşı karşıya hak ihlalleri gerek mevcut ulusal yasalara ve
yine tarafı olduğumuz uluslararası anlaşmalara
aykırı ve yine birçok ihlali de barındırmaktadır.
Demokratik toplumlarda, demokratik hukuk devletlerinde ve yine, bu, Türkiye'nin
de tarafı olduğu uluslararası anlaşmalarda birçok ülke izah
edilen hak ihlallerini önlemek için birçok alternatif yöntem
geliştirmiştir. Bunlardan birkaçı; ceza infazının
ertelenmesi, ev hapsi, denetimli serbestlik veya elektronik kelepçe
uygulamaları olarak sıralanabilir, anneye en çok ihtiyaç duyulan 0-6
yaş aralığında çocuğu anneden ayırmak ise en son
tercih edilen yöntemdir. Tabii, Bakanlık her ne kadar paylaşmasa da
birçok sivil toplum örgütünün ve yine basına yansıyan birçok olaydan
aslında cezaevlerinde birçok hak ihlalinin meydana geldiğini
görüyoruz.
Değerli milletvekilleri, bebekler, çocuklar
cezaevinde güneş ışığından mahrum, rutubetli
odalarda yaşamak zorunda kalıyor ve yine gelişimleri için
gerekli koşullar cezaevlerinde sağlanamıyor. Basına da yansıdığı
üzere çocuğunun altını bir hafta boyunca naylon poşetle bezlemek
zorunda kalan anneler var; yine, çocuğu ranzadan düşen anneler var.
Tabii, cezaevinde bu ihlallerle, bu koşullarla karşı
karşıya kalan çocuklarla birlikte yine cezaevinin
dışında annesi-babası cezaevinde olan ağır hasta
çocuklar da söz konusu. Bugün birkaç ismi sizinle paylaşmak istiyorum:
Hakan Dağdeviren, 11 yaşında, lösemi hastası, anne
babası cezaevinde. Yine hatırladığınız üzere,
Elif Nur Tiftik, 6 yaşında, Eskişehir'de o kötü koşullarda
annesi-babası cezaevindeyken hayatını kaybeden bir çocuk. Bu
fotoğrafı paylaşmak istiyorum: Değerli milletvekilleri, 8
yaşındaki Ahmet Burhan Ataç, babası cezaevindeydi ve kanser
tedavisi görüyordu, toplumun tüm taleplerine rağmen baba sadece 1 defa
çocuğuyla görüştürüldü ve son gün durumu ağırlaşan
Ahmet Baba
Baba
diyerek hayatını kaybetti. Bu olay aslında
karşı karşıya kaldığımız
vicdansızlığın da bir göstergesi. Tabii, bununla birlikte
hâlen bu vicdansızlıklar, hukuksuzluklar devam ediyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın.
HÜSEYİN KAÇMAZ (Devamla) Teşekkürler
Sayın Başkan.
Şu
2 fotoğrafı size göstermek istiyorum: Bir tarafta hayatını
kaybeden, Baba
Baba
diyerek kaybeden Ahmet ve diğer tarafta, yine 6
yaşında kanser tedavisi gören Yusuf Kerim. Yusuf Kerim bu sabaha da
yine annesiz uyandı. Soğuk bir hastane odasında kanser tedavisi
görüyor 4üncü evre ve doktorlar yaşama şansının yüzde 20
olduğunu söylüyor. Bu çocuğu annesinden ayırmayın.
Değerli milletvekilleri, bu, sadece iktidar milletvekillerinin
sorumluluğunda da değil; bütün partiler, bütün toplum Yusuf Kerim'in
annesine kavuşması için sessiz kalmamalı, Yusuf Kerim bir an
önce annesine kavuşmalı ve bu vicdansızlık son
bulmalıdır.
Değerli
iktidar milletvekilleri, Ebu Zer gelip Muaviyeleşmeyin. diyen Ali
Şeriatinin öğüdünü dinleyin derim.
Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
İYİ Parti Grubu adına Aydın Milletvekili Sayın
Aydın Adnan Sezgin.
Buyurun
Sayın Sezgin. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
İYİ
PARTİ GRUBU ADINA AYDIN ADNAN SEZGİN (Aydın) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemizde 0-6 yaş arası
çocuklar annelerinin yargılama dosyaları nedeniyle, 12-18 yaş
arası çocuklar ise kendi yargılama dosyalarından dolayı
cezaevlerinde tutulmaktadır. Ceza infaz sistemindeki düzenlemeler
çocukların haklarını ve ihtiyaçlarını gözetmekten çok
uzaktır. Çocuk Koruma Kanununda tanımlanmış olan koruyucu
ve destekleyici önlemler hapishanedeki çocuklar için maalesef
uygulanamamaktadır. Cezaevinde olan çocuklar fiziki koşulların
kötülüğü ve sosyal izolasyon nedeniyle mağdur olmaktadırlar.
Çocukların duygusal ve fiziksel olarak sağlıklı
gelişimlerinin sağlanabilmesi için hapishanede büyümek zorunda
kalmalarının önünde geçilmelidir, çocuk haksız ve ayrı bir
cezaya tabi tutulmamalıdır. Genişletilmiş denetimli
serbestlik gibi uygulamalarla anneleriyle kalan 0-6 yaş arası
çocukların annelerinin infazları çocuğun üstün yararı
gözetilerek ertelenmelidir. Burada hem çocuğun hem toplumun
sağlığı esas alınmalıdır. Çocukların
yaşam koşulları nedeniyle annelerin de çifte
cezalandırılması mutlaka ve mutlaka önlenmelidir.
Kendi
yargılama dosyalarından dolayı cezaevlerinde tutulan çocuklarla
ilgili de tedbirler alınmalıdır. Çocukları suça iten
koşullar düzeltilmelidir. Hapis cezası çocuklara yönelik bir uygulama
olmamalıdır. Bir çocuğun hapsedilmesi ya da
cezalandırılmasının onarıcı tarafı olamaz.
Çocukların suça karışmaları önlenmeli, sokakta yaşayan
çocukların barınma, eğitim, rehabilitasyon, meslek edinme,
sağlık ve bakım olanakları artırılarak aile ve
topluma yeniden kazandırılmaları sağlanmalıdır.
İYİ Parti olarak biz onarıcı adalet programlarıyla
suça sürüklenen ve suç mağduru çocuklara yönelik yaşına,
cinsiyetine, mağduriyet veya suça sürüklenme türüne göre
bireyselleştirilmiş rehabilitasyon düzenlemeleri öngörüyoruz.
Ayrıca, evlatlarımızın çocukluklarını
yaşamalarını önleyen fiziksel ve zihinsel gelişimleri
açısından zararlı işlerde
çalıştırılmalarını da önleyeceğiz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
AYDIN
ADNAN SEZGİN (Devamla) Teşekkür ederim.
Çocuğa
yönelik şiddeti ve istismarı engellemeye matuf çalışmalara
öncelik vererek bu suçu işleyenlere ağır cezai
yaptırımlar uygulayacağız. Çocuklarımızla ilgili
çok ayrıntılı ve gerçekçi projeler geliştirdik. Tüm
çocuklarımıza daha iyi bir ülke sunmamıza çok az süre
kaldı.
Genel
Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili
Sayın Mustafa Sezgin Tanrıkulu.
Buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Şimdi,
15 Temmuzdan sonra özellikle olağanüstü bir durumla karşı
karşıya kaldık, Türkiye Cumhuriyeti tarihi ilk defa çok
yoğun sayıda kadın hükümlüyle karşılaştı. 15
Temmuzdan sonra haksız bir biçimde birçok kadın yakalandı,
tutuklandı ve ceza aldı bir derneğe üye olduğu için, bir
bankaya para yatırdığı için, bir yurtta
kaldığı için. Bugün itibarıyla sayılara baktım,
yaklaşık 12 bin kadın hükümlü, 2 bin kadın ise tutuklu;
yaklaşık 14 bin kadın şu anda çeşitli nedenlerle
cezaevinde. Bu sayı, cumhuriyet tarihindeki en yüksek sayı ve
işte, 15 Temmuzdan sonra özellikle yoğunlaşarak arttı.
Şimdi, bu kadar yoğunluk karşısında da -tabii, bunların
çocukları, bebekleri var- biz doğumhane önünde kadınların
peşine düştük onların yakalanmaması, tutuklanmaması
için; yeni doğum yapmış kadınların cezaevine girmemesi
için çaba içerisinde olduk, bütün bunlarla karşılaştık.
Şimdi, cezaevinde bugün itibarıyla 470 anne, 0-6 yaş
arasındaki 520 çocukla birlikte kalıyor; bakın, arkadaşlar,
470 anne ve 520 bebek cezaevinde. Şimdi, sorun, bu bebeklerin anneleriyle
cezaevlerinde iyi koşullarda kalması değil; sorun, bu bebeklerin
cezaevinde olmaması. Bunun için ne yapacağız? İşte,
bunun için bir tedbir alınmadı bugüne kadar, maalesef
yapılmadı. Bu annelere karşı düşman ceza hukuku
uyguladınız hem cezaevlerinde hem de yargı ortamlarında.
Madem bu suçtan yakalanmış, madem bu suçtan hükümlü
dediniz,
Çocuklarıyla, bebekleriyle, aileleriyle her türlü belaya, her türlü
ağır cezaya layıktır. dediniz ve onların, bu
bebeklerin cezaevi dışında anneleriyle beraber kalabilecekleri
bir süreye ilişkin bir yasal düzenlemeyi burada gerçekleştiremedik.
Geçen yıl bununla ilgili bir ortam oldu ama daha sonra geri çektiniz.
Bakın, bu cezaevlerinde olan bebekler için
Bir de annesi babası
cezaevinde olan, dışarıda tamamen sahipsiz olan, bakımsız
olan çocuklar var. Geçen hafta Çapa Hastanesinde Yusuf Kerim'i ben de ziyaret
ettim, babasıyla görüştüm, annesi altı yıl üç ay ceza
almış Adıyaman'da bir yurtta belletmenlik yaptığı
için; tamamen haksız bir ceza. Ya, bebeği kanser, 4üncü kürü dün almış,
belki yarın öbür gün ölecek ve annesi Sakarya Cezaevinden sadece dört
dakika bugün görüşebilmiş.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU (Devamla)
Babasının ifadesiyle Yusuf Kerim bebek annesine şunu
söylemiş: Anne seni çok özledim. Şimdi, bu annenin tedavi gören
çocuğuyla dışarıda olabileceği bir yasal ortam yok. E,
bunu yapma imkânınız mı yok, vicdanınıza sesleniyorum,
yok mu? Her torba yasayı getiriyorsunuz, her şeyi getiriyorsunuz, bu
bebekli anneler için bir yasal düzenlemeyi veya babalar için, anne-babalar için
infazlarına ara verebileceğimiz bir yasal düzenlemeyi burada yapamaz
mıyız? Burada itiraz ediyoruz. Hayır efendim, infaz
yasasında böyle bir imkân yok. Evet, yok; biz de biliyoruz. Peki, bunu
değiştirme imkânımız yok mu? Yok mu? Var. Niye
yapmıyorsunuz? Çünkü vicdansız oldunuz
ALİ
ÖZKAYA (Afyonkarahisar) Bağırmadan konuş.
MUSTAFA
SEZGİN TANRIKULU (Devamla)
çünkü zalim oldunuz, çünkü mağdurluktan
bu noktaya geldiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
Karşınızdakileri düşman görüyorsunuz, yurttaş
görmüyorsunuz ama az kaldı, bu adaletsizliklerin hesabını
sandıkta soracağız. (CHP sıralarından
alkışlar)
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kayıtlara geçmesi
açısından söylüyorum
VELİ
AĞBABA (Malatya) Sayın Akbaşoğlu, ne cevap vereceksin?
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı)
tümünü reddediyoruz.
DİRAYET
DİLAN TAŞDEMİR (Ağrı) Neyi?
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Neyi? Neyi?
MUSTAFA
SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) Neyi? Neyi?
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bütün suçlamaları iade
ediyoruz, kendisini tarif ediyor, evet.
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Neyi reddettiniz ya?
MUSTAFA
SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) Eksik mi söyledik, yanlış
mı söyledik?
ALİ
ŞEKER (İstanbul) Eksik söyledin, fazla söylemedin.
MAHMUT
TANAL (İstanbul) Başkanım, Akbaşoğlunu da biz
reddediyoruz, ne değişti?
BAŞKAN
Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu adına Afyonkarahisar Milletvekili
Sayın İbrahim Yurdunuseven. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
AK
PARTİ GRUBU ADINA İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; HDP grup önerisi üzerinde
AK PARTİ Grubu adına söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle,
Gazi Meclisimizi ve ekranları başında bizleri seyretmekte olan
aziz milletimizi saygıyla selamlarım.
Öncelikle
şunu belirtmek isterim ki HDP grup önerisindeki yazıda ve sözlü
olarak belirtilen 2019 yılından beri Adalet
Bakanlığının anneli çocukların sayısını
vermediği şeklindeki iddiasını kabul edemiyoruz. Biraz önce
Sezgin Bey de aynı rakamları verdi, demek ki Sezgin Bey
ulaşabilmiş. Ben de -kayıtlara geçsin- söyleyeyim: Şu anda,
cezaevlerimizde 470 annenin yanında 0-6 yaş grubu olarak 520
çocuğumuz barındırılmaktadır. Hükümlü ve
tutukluların kaldığı fiziki alanlar dışında,
Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda anne-çocuk ünitesi
oluşturulmaktadır. Ek yan blokta oluşturulan alanda, hem
içerisinde açık ve kapalı oyun salonlarının bulunduğu
8 odalı, 6 koğuşlu yani 48 anne çocuğun barınabileceği
alan Kasım 2020den itibaren faaliyettedir ve şu anda kullanılmaktadır.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Bebekleri hapishaneye
tıktınız.
VELİ
AĞBABA (Malatya) İnsanın girip yatası geliyor ha(!)
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Yine IPA 2016 yılı Programlaması
adı altında
KEMAL
PEKÖZ (Adana) Ne yapacaksınız?
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla)
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce
yürütülen ceza infaz kurumlarında Annesinin Yanında Kalan Çocuklar
İçin Kurum Modeli Geliştirilmesi Teknik Destek Projesi yani
kısaca Annemleyim projesiyle Diyarbakır Kadın Cezaevinde de
bir anne çocuk entegre alanı oluşturulacaktır.
MUSTAFA
SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) Ya, mesele cezaevi değil, mesele
cezaevi koşulları değil!
ALİ
ŞEKER (İstanbul) Mesele, insanlık.
VELİ
AĞBABA (Malatya) Sayın hatip konuyu yanlış
anlamış.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Burada amacımız, cezaevi dışında
başka ünitelerin içerisinde anne ile çocuğun rahatça
kalabileceği yeni üniteler oluşturmaktır.
KEMAL
PEKÖZ (Adana) Cezaevinde rahatça kalınamaz! Cezaevi rahatlama yeri
değil, ceza yeridir cezaevi.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Daire
Başkanlığı ile kurumlarda bulunan çocukların özel bir
alanda ziyaret yapılmasını teminen, ebeveyn çocuk görüşme
odaları projelerimizi de başlattık.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Aman, bravo; yatırımı
cezaevine yapıyorsunuz, keşke dışarıdaki insanlara
yapsanız, insanları da cezaevinden çıkarsanız.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Bu konuda ev ortamında yani içerisinde halı,
koltuk, televizyon vesaire tüm bir ev ortamının olacağı
alanların bulunacağı bir yerde ebeveyn ile çocuk görüşmesi
oluşturmak için Sincan 1 No.lu L Tipi Kapalı Cezaevinde
oluşturma gerçekleştirilmeye başlamıştır.
Ceza
infaz kurumlarında barındırılan çocuk, hükümlü ve
tutuklularının doktor ve diyetisyen kontrolünde fiziksel, mental ve
sosyal gelişimini sağlamak üzere günlük iaşelerin yanında
ilk defa yüzde 100 daha fazla iaşe; içerisinde meyve, bal, süt, tatlı
vesaire bulunan ek iaşe de verilmeye başlanmıştır.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Desene; siz cezaevinde
bayağı rahat edeceksiniz. Kötü olmayacak yani üzülmeyelim sizin için.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Burada, Başkanı bulunduğum Hüküm ve
Tutuklu Hakları İnceleme Komisyonundaki üyelerimiz de burada
şahittir. Buradaki tüm komisyon üyelerimize de çok teşekkür etmek
istiyorum, zira, ziyaretlerimiz sonrasında, aslında yıldan
yıla artırılan bu iaşe bedelleri ekim ayından itibaren
yüzde 100den fazla arttırılmış, şu anda anne ve
çocuklara iaşe olarak, sadece çocuğa, annesinin yanında barınan
çocuğa 75 TL iaşe hakkı verilmektedir.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Onlar özgürlük istiyor, özgürlük!
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Kadın ve çocuk hüküm tutukluları ile
annelerin yanında kalan çocukların ihtiyaçları olan temizlik
malzemeleri de sabun gibi, şampuan gibi, diş macunun, diş
fırçası gibi malzemeler ve gerekirse elbiseler de devlet
tarafından karşılanmakta ve kendilerine verilmektedir.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MUSTAFA
SEZGİN TANRIKULU (İstanbul) Ya, infaza ara verin, infaza!
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Yusuf Kerim için bir şey söyleyecek misin?
ALİ
ŞEKER (İstanbul) İnfaza insanlık arası verin!
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Ya, sincan cezaevinde
karşılanmıyor mesela.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Ceza ve tutuk evlerinde kalan hükümlü ve tutuklu
kadınlarla, çocuklarla ve bu kadınların yanında yani
annelerin yanında kalan çocukların eğitimine de özel bir önem
gösterilmektedir.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) İbrahim Bey, bu çocuk ölüyor!
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Yine de burada, Komisyondaki arkadaşlar da
şahittir, gittiğimiz yerlerde kreş, eğitim alanlarında
eğiticiler ve öğretmenler buna, kreşe izin vermekte.
ALİ
ŞEKER (İstanbul) Bu duruma çözüm bulun.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Fakat, tabii, geçmiş iki yıl içerisinde
biliyorsunuz bir pandemi yaşadık, bundan dolayı bazı
eksiklikler olabilir, bazı gecikmeler olabilir ama biz açık ve net
olarak söylüyoruz ki annesiyle barınan çocukların da eğitimine
özel bir önem veriyoruz.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Hepinizi o konforlu cezaevlerinde
ağırlamak isteriz.
İBRAHİM
YURDUNUSEVEN (Devamla) Bu vesileyle HDP grup önerisine hayır oyu
vereceğimizi belirterek Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Sayın Başkan, ceza evinde kalan çocuklarla
ilgili sayı konusunda bizi suçlayıcı bir dil kullandı,
yerinde bir dakika açıklık getirmek için
MUHAMMET
EMİN AKBAŞOĞLU (Çankırı) Bir sataşma yok
efendim.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) 60a göre
BAŞKAN
Sataşmadan mı bir söz istiyorsunuz?
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Hayır, hayır Başkanım,
sataşma yok, 60a göre bir açıklama getirsin istiyoruz.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Sayın Başkan, sadece bir açıklama,
60a göre açıklama.
BAŞKAN
Buyurun.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Teşekkürler Sayın Başkan.
İbrahim
Başkan, ben, tabii, sayıları söylerken Bakanlığın
bizim soru önergelerinde 0-6 yaş grubunu belirten bir sayı
paylaşmadığını da söyledim. Ama şunu size
sorayım: Bugün, yine, Yusuf Kerimin babasıyla görüştüm. Kanser
hastası olan bu çocuğun ömrü kalmadı ve annesine ihtiyacı
var. Bunu uzun zamandır gündeme getiriyoruz ama buna ilişkin tek bir
kelime söylemediniz.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Vicdan, vicdan! Empati yapın!
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Yusuf Kerim Bugün nasılsın? sorusuna
İyi değilim, annemi istiyorum. diyor, biz bu çocuğun, göz göre
göre Ahmet gibi ölmesini bekleyeceğiz? Bu vicdansızlıktır,
lütfen bu konuda sizler de elinizi vicdanınıza koyun. Çoğumuzun
çocuğu var, tırnağına taş değse, başı
ağrısa günlerce hepimizin içi yanıyor ama bu çocuk göz göre göre
ölüyor. Bunu hep birlikte yapabiliriz, bu vicdani bir meseledir, hukuki bir
meseledir diyorum. sadece buna ilişkin sizin de üstünüze düşeni
yapmanızı tavsiye ediyoruz.
BAŞKAN
- Öneriyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Cumhuriyet
Halk Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım.
Buyurun,
okuyun.
17/01/2023
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Danışma
Kurulu, 17/01/2023 Salı günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Engin Özkoç
Sakarya
Grup Başkan Vekili
Öneri:
Grup
Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Engin Altay, Manisa
Milletvekili Özgür Özel ile Sakarya Milletvekili Engin Özkoç tarafından
bakanların milletvekillerine yönelik hakaretlerinin Meclis
saygınlığına etkisinin araştırılması
amacıyla 17/01/2023 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan 3868 sıra no.lu Meclis
Araştırma Önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak,
görüşmelerinin 17/01/2023 Salı günlü birleşimde
yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN
Önerinin gerekçesini açıklamak üzere Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Çanakkale Milletvekili Sayın Muharrem Erkek.
Buyurun
Sayın Erkek. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA MUHARREM ERKEK (Çanakkale) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Montesquieunun
1748 yılında yazdığı Kanunların Ruhu
kitabında önemli bir şey var, 1748de söylemiş. Yasama,
yürütme, yargı erkleri, organları tek elde toplanırsa o ülke
felakete sürüklenir. diye. Maalesef bugün ülkemize Cumhur İttifakı,
saray iktidarı bunu yaşatıyor. Sorun sistemde değerli
milletvekilleri çünkü Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi
adı altında tam bir keyfîlik, liyakatsizlik ve adaletsizlik
yaratıldı ve Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin,
tek adam rejiminin yarattığı en büyük tahribat da Gazi Meclisin
itibarsızlaştırılması oldu. Gazi Meclis
saygınlığını kaybetti; evet değerli
milletvekilleri, maalesef kurtuluşu ve kuruluşu gerçekleştiren
Türkiye Büyük Millet Meclisi bu sistemde işte, yaşıyorsunuz
atanmışların vesayeti altına girdi. Atanmış
bakanlar burada, seçilmiş milletvekillerine ağır hakaretler
ettiler ve bunları maalesef hepiniz izlediniz. Değerli
milletvekilleri, biz yasama organıyız, biz Türkiye Büyük Millet
Meclisiyiz, biz milletin seçtiği milletvekilleriyiz ve Türkiye'yi temsil
ediyoruz. Atanmış kişiler bu kürsüden, buradan Gazi Meclise,
milletvekillerine parmak sallayarak asla hakaret edemezler ama siz
bunların hepsini izlediniz çünkü maalesef siz de ağır bir
vesayet altındasınız. Niye bunu yapıyorlar? Zaten bu
sistemde bakan yok, aslında bu sistemde bakanlar Cumhurbaşkanının
sekretaryası, Meclise karşı sorumlu da değiller.
Yapmaları gereken, Meclise bilgi verip buradan ayrılmaları ama
neden yapıyorlar? Çünkü Meclisin denetim yetkisi ortadan kalktı;
gensoru yok, yazılı sorulara Bakan isterse cevap veriyor, isterse
vermiyor. Burada Gazi Meclisin seçilmiş milletvekillerine hakaret edip
çekip gidebiliyorlar ve sizler de bunu maalesef izliyorsunuz. Sorun sistemde
değerli milletvekilleri, sorun Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sisteminde. Zaten önümüzdeki ilk seçim referandum niteliğinde de
bir seçim olacak. Milletimiz bir karar verecek; bu sistem devam mı etsin,
bu sistem değişsin mi? Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sistemi mi, güçlendirilmiş parlamenter sistem mi? Atanmış
Bakanlar, sekreterya görevini yapan kişiler seçilmiş milletvekillerine
hakaret etsin mi, Gazi Meclise saygı duysun mu? Aslında böyle de bir
seçim olacak. Değerli milletvekilleri, bu sistemde her şey çürüdü.
Gazi Meclisi dahi maalesef, itibarsızlaştırdınız. Bu
sistemde hukuk devletinin yerini parti devleti aldı. Bu sistemde adalet
yok oldu, yolsuzluklar ve yozlaşma büyüdü, kutuplaşma büyüdü. Bu
sistemde liyakatin yerini biat ve sadakat aldı. (CHP
sıralarından alkışlar) Bu sistemde devlet memurunun,
bürokratın yerini parti memuru, parti bürokratı aldı. Maalesef,
yarattığınız tablo bu.
Bu sistemde kamu kaynakları, ihaleler
yandaşlara verildi. Grup Başkan Vekilimiz Sakarya Milletvekilimiz
Sayın Engin Özkoç burada. İşte, bu sistemde Kıbrıs
Barış Harekâtı sırasında vatandaşların,
vatanseverlerin, yurtseverlerin bağışlarıyla kurulan Tank
Palet Fabrikasını dahi Katara peşkeş çektiniz çünkü bu
sistem böyle bir sistem. (CHP sıralarından alkışlar) Tam
bir keyfîlik hâkim ama en önemli sorun, değerli milletvekilleri, bu sistem
egemenliği şahsileştirdi. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş
felsefesi neydi? Türkiye Cumhuriyeti devleti asla bir şahıs devleti
olmayacaktı ama egemenliği şahsileştirdiniz ve Türkiye
Cumhuriyeti devletini bir şahıs devletine maalesef
dönüştürdünüz. Keyfîlik o kadar hâkim ki bakın, bugün
Hazırlık Komisyonu toplandı, Karma Komisyonun Alt Komisyonu,
İYİ Parti ve CHP milletvekillerinin
dokunulmazlıklarını kaldırmak istiyorsunuz çünkü talimat
öyle geldi. 1.760 fezlekenin içinden 2 fezleke çektiniz, onu komisyona havale
ettiniz. Kaldırın, hiç tereddüt etmeyin, derhâl kaldırın,
beklemeyin. Ama işte Cumhurbaşkanlığı hükûmet
sisteminin, bu tek adam rejiminin sonuçları bunlar. Peki, devletin
hazinesini soyanların fezlekeleri nerede? Niye gelmiyor onlar? (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUHARREM ERKEK (Devamla) Kendi
Bakanlığına kendi aile şirketinden mal satan, ticari
ilişkiye girenlerin fezlekeleri niçin gelmiyor? İstanbul'un 2 kere
seçilmiş Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu,
ahmak davasında hakaret cezası alırken aynı hakareti yapan
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında fezleke nerede,
soruşturma nerede? Ama Anayasanın 105 ve 106ncı maddesi
ortada. Hiçbir atanmış bakanın, hiçbir atanmış
bakanın Meclise karşı sorumluluğu yok. Ama hiç kimse merak
etmesin, hiç kimse endişe duymasın, ilk seçimde milletin seçilmiş
vekillerine ağır hakaretler eden atanmışlara bu
sandıkta millet öyle bir ders verecek ki, öyle bir demokrasi dersi verecek
ki 85 milyon bunu çok yakın zamanda görecek.
Çok teşekkür ediyorum, saygılarımı
sunuyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İYİ Parti Grubu adına
İstanbul Milletvekili Sayın Yavuz Ağıralioğlu.
Buyurun.
İYİ PARTİ GRUBU ADINA YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; CHP'nin grup önerisi üzerine
konuşacağım.
Büyük bir devletin aslında büyük bir sorunu üç
dakikaya ne sığdıracağım bilmem ama
konuşulması gereken şeyler var. Önergeye yeni baktım.
İçinde zikredilen, şikâyete konu olan hakaretleri bu kürsüde söylemek
Meclise de hürmetsizlik olur, bizi seçen millete de nezaketsizlik olur.
Konuşan arkadaşlarımızın
satır aralarında söylediklerine ilave bir şeyler söyleyeyim:
Efendim, sistem kötü, sistemi daha kötü hâle getiren bir şey daha var;
diyelim ki sistemin bir yerlerinde bizim hakaret etmemize, seçilmiş
insanlara parmak sallamamız, kabadayı gibi davranmamızı
affedersiniz, efendim, talimatla yahut tüzükle, İç Tüzükle emredilse bile
hani sistem kötüyse bile insanın şahsiyetinin
kaldıracağı kaldırmayacağı şeyler
vardır. Sistem kötü, sistemi daha kötü hâle getiren bir siyasi
düşkünlük de var dilimizde. Geçen gün uçakta tevafuk ettim
Cumhurbaşkanlığı politikalar üst kurullarında
çalışan eskiden mebus olmuş bir arkadaşımızla.
Bir maçta çıkmış münakaşanın aslında ne kadar
münasebetsiz bir münakaşa olduğu, bu kadar küfürle, bu kadar galiz
lafla sporun bir araya gelmemesi gerektiğinden bahsederek uçakta ayak üstü
hasbihâl ettik. Diyebildim ki -bütçe görüşmelerindeki
insicamsızlığı kastederek söylüyorum- efendim, Meclisi
böyle olanın stadı öyle olur, Mecliste birbirine böyle hakaret edenin
stadyumu öyle olur. Dolayısıyla, bize bakarlar. Ben daha önce de
zikretmiştim. Meclis tutanaklarına zaman zaman demokrasi tarihimizi
araştırmak için siyaset bilimi, hukuk fakültesi ya da ilgili olan
bölümlerin öğrencileri tez çalışmaları için
baktıklarında bizden mahcup olmamalıdırlar, bu
konuştuğumuz dilden, birbirimize ithamlarımızdan mahcup
olmamalıdırlar. Meclisin arkasında Meclisin duvarında
Egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun
büyük harflerle yazıldığı ve tecelligâhı millet
iradesinin kalbi olan bu yerde seçilmişlere gösterilecek hürmet devlete
gösterilecek hürmettir, millete gösterilecek hürmettir. Efendim, bunu
örselerseniz, seçilmişleri örselerseniz milletinizin büyüklüğüne,
hizmetine talip olduğunuz devletin vakarına uygun
davranmamış olursunuz. Devletiniz büyüktür; siyasetçiler büyük olmak
istiyorlarsa devletin büyüklüğüne uygun davranmalıdırlar.
Devletin büyüklüğüne uygun davranmalıdırlar, devletin
büyüklüğüne uygun davranmalarında usulü şudur: Devlet parmak
sallamaz, devlet ceket çıkarmaz, devlet racon kesmez -çok affedersiniz-
devletin işi, devletin iradesi, devletin dili, devletin yönetenlerin dili
hak, hukuk hattında hukukun mihmandarlığında terbiyeyle,
nezaketle, vakarla birleşir. Buradan hat koptuğu zaman devleti sanki
bir çeteleşme diline de hâkim olan bir çeteleşme yönetiyormuş
gibi bir algı oluşur, o devlete olan saygıyı da, o devlete
olan hürmeti de aşındırır. O yüzden, devlete vakar
yakışır, devlete
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) Bir dakika
istirham ederim Başkanım.
BAŞKAN Buyurun.
YAVUZ AĞIRALİOĞLU (Devamla) Devletin
karşılaştığı her soruna mukabelesi vakar ve
ciddiyetle hukuk altında olmalıdır. Biz, burada, daha çok bu
önergeye konu olan eleştirileri Meclis görüşmelerinde, bütçe müzakerelerinde
ve komisyon çalışmalarında gördük; duyunca rahatsız olduk,
söyleyince, bahsedince utanır olduk. Söyleyince duyunca
utandığımız şeyleri, Meclisin kürsüsünden hiçbir
atanmış, hiçbir seçilmiş yahut hiçbir atanmış hiçbir
seçilmişe, hiçbir seçilmiş de hiçbir atanmışa söyleyemez,
şundan dolayı: Seçilmiş olmak, hakaret etme hürriyeti de vermez
kimseye. Efendim, atanmışlar bize parmak sallıyorlar. diye,
biz de seçildik diye onlara aynı hakaretlerle mukabele edemeyiz, kanı
kanla yıkayamayız. Biz, bize düşen terbiye hattında
devletimizin büyüklüğüne, vakarına, tarihî serencamına,
siciline, encamına yakışır bir dil kullanmayı
kendimize sorumluluk biliriz, hükûmete de hizmetine talip oldukları devletin
vakarına uygun terbiyeyle davranmaları tavsiye ederiz efendim.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi Grubu
adına Antalya Milletvekili Sayın Kemal Bülbül. (HDP
sıralarından alkışlar)
HDP
GRUBU ADINA KEMAL BÜLBÜL (Antalya) Sayın Başkan, keşke o
söylediğinizi böyle canı gönülden paylaşacak, böyle hakikat
ortamı olsa da paylaşsak.
Efendim,
22 Nisan 2022
Sayın Başkanın adını unuttum.
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Akbaşoğlu.
KEMAL
BÜLBÜL (Devamla) Sayın Başkan Akbaşoğlu, 22 Nisan 2022,
yurt dışına gideceğim, Sabiha Gökçen Havaalanı'na
gittim, bir türlü pasaportum gelmiyor, açıklama yapılmıyor ve
sonuçta dört tane hırpani kılıklı böyle insan gelip
Sayın vekilim, yurt dışına çıkışınız
yasak, çıkamazsınız. dediler. Hayırdır? Tahdit var.
Ne tahdidi, nerede? Uyduruk. Geldik, Ankara'da ilgili görüşmeleri
yaptık ve tahdit olmadığı ortaya çıktı, bir hafta
sonra yurt dışına gittik, ondan sonra 3 kere gittim. Geçen cuma
günü gene Sabiha Gökçen Havaalanı'na gittim, gene bekliyoruz. Biraz sonra
bir tane hırpani geldi, ya, burada diyor ki: Atanmış
Bakanların seçilmiş vekiller üzerine tahakkümü ya, atanmış
Bakanı bırakın sokakta bir polis, bir bekçi, herhangi bir sivil
faşist, birbirlerinden güç alarak bize hakaret ediyor, Allah
aşkına siz bundan ne zevk alıyorsunuz, bundan ne zevk
alıyorsunuz? Bunun neresi hoşunuza gidiyor? Utanç verici bir
şey. Bir tane rütbesi dahi belli olmayan bir polis, gelmiş bana diyor
ki: Yurt dışına
çıkamazsın. Diyorum ki: Bakın, ben milletvekiliyim, benimle
konuşurken bir milletvekiliyle konuşur gibi konuşun. Ne
yapayım sen vekilsen, ben de polisim. diyor. Magandaca bir
yaklaşım, kerberosça bir yaklaşım, alçakça bir
yaklaşım. Benim haklarım engelleniyor, ben yurt
dışına çıkamıyorum. Soruyorum, arıyorum herhangi
bir tahdit yok, herhangi bir engel yok. Yarın da ilgili nüfus idaresine, ilgili birime gidip
bakacağım. Şimdi Kaçacak. diyorsanız, bakın, ben
Hallacı Mansurun torunuyum. Bizim için zindan da bir, meydan da bir.
Tamam mı? Yazın bir yere. Biz bir yere kaçmayız. Biz hakikat
ehliyiz, biz suçlu değiliz, biz suçluları yargılamak için
buradayız. (HDP sıralarından alkışlar) Kiminle dans
ediyorsunuz. Ve düşmanlık yapıyorsanız biraz kaliteli olun.
Bu kalitesizlikle bize düşmanlık yapamazsınız.
Düşmanlığın da bir kalitesi olur, çok kalitesizsiniz;
yapmayın bunu. Üç beş tane polisi üstümüze salarak siyaset
yaptığınızı sanıyorsanız bu, faşizmin,
sokak magandalığının ta kendisidir, bunun etik bir
açıklaması olmaz.
Sayın Başkan Celal Adan, Meclis
Başkanını, yetkilileri aradık, Meclis Başkanı da
bize dönmedi, bu da bir başka ayıp.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun, devam edin.
KEMAL BÜLBÜL (Devamla) Teşekkür
ediyorum.
Ben, bu Meclisin 110 bin oyla Antalyadan
seçilmiş vekiliyim. Tıpkı sizler gibi, burada oturan herkes
gibi. Burada oturan herkes gibi milletvekili neyi hakkediyorsa benim ve HDP
sırasında oturan bütün milletvekillerimizin hakları var. Kim bu
hakkı ihlal ediyor ve görevi ne olursa olsun bize terörist diyen, bizi
aşağılayan, bizi azarlayan, bize parmak sallayan kim olursa
olsun o parmağı kırıp o terörist lafını ona
yedireceğiz ve demokrasi, adalet, hak, hukuk çerçevesinde de
yargılayacağız.
İBRAHİM YURDUNUSEVEN (Afyonkarahisar)
Parmak sallayan sensin!
KEMAL BÜLBÜL (Devamla) Hiç boşuna laf
atma oradan. Suçlusun, suçunu kabul et.
İBRAHİM YURDUNUSEVEN
(Afyonkarahisar) Sen hâkim misin de yargılıyorsun!
KEMAL BÜLBÜL (Devamla) Teşekkür ediyor,
saygılar sunuyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Kayıtlara geçmesi
açısından ifade ediyorum ki Sayın Başkan. Biraz evvel
kürsüde konuşan hatip, kendi kendini
tarif etmiş, kendi sıfatlarını saymıştır;
aynen iade ediyoruz.
Teşekkür ediyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
KEMAL
BÜLBÜL (Antalya) Siz sorulara cevap vereceksiniz Başkan! İadeyle
mükellef değilsiniz! Ben de aynısını size iade ediyorum!
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Sayın Başkan, muhatap
olmayın ya! Muhatap olmaya değmez!
MAHMUT
TOĞRUL (Gaziantep) Sen hiçbir şeye değmezsin!
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Tamam, tamam; yeni dönemde seni vekil yapacaklar, çok iyi
bağırıyorsun(!)
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR
(Ağrı) Onları size söyledi, size söylüyor.
GÜLÜSTAN KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş)
Allah aşkına ya! Sen önce sorduğu soruya cevap ver Sayın
Akbaşoğlu!
DİRAYET DİLAN TAŞDEMİR
(Ağrı) Niye engelliyorsunuz bizi! Niye tedbir kararı
aldırıyorsunuz!
MAHMUT TOĞRUL (Gaziantep) Ne gerekçe
kullanılıyor? Bir milletvekilinin yurt dışına
çıkışını ne gerekçeyle yasaklıyorsunuz?
Yarın bunları siz yaşayacaksınız!
BAŞKAN Sayın Durmuşoğlu, buyurun.
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Teşekkürler Sayın Başkanım.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğan liderliğinde 2002 yılından bugüne eser ve hizmet
siyasetimizi sürdürdük ve sürdürmeye devam ediyoruz. 2015 yılından
bugüne milletvekili olarak hizmet etmeye başladığım
Osmaniye ilimiz için birçok yatırım ve projenin hayata geçmesini
sağladık ve sağlıyoruz. Bunun en son örneği,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanla
yapmış olduğumuz görüşmeler neticesinde bölgemizin
altmış yıllık hayali olan Düziçi Sabunsuyu Çatak
Barajı ve Sulaması Projesinin 2023 yılı Yatırım
Programına alınmış olması ilçemizde ve ilimizde büyük
bir coşku ve memnuniyetle karşılanmıştır. 106 bin
300 dekar tarım alanının sulanmasını, Düziçi merkez,
Ellek, Böcekli, Yarbaş ve Atalan beldelerimizin içme suyu
ihtiyacını karşılayacak olan projemiz hidroelektrik
santralle de ülke ekonomimize büyük katkı sağlayacaktır.
Osmaniyemize ve ülkemize hayırlı olsun.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MÜCAHİT DURMUŞOĞLU (Osmaniye)
Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan
olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu
adına Tokat Milletvekili Sayın Mustafa Arslan konuşacak. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA MUSTAFA ARSLAN (Tokat) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; CHP grup önerisi üzerine
AK PARTİ Grubumuz adına söz aldım. Genel Kurulu ve aziz
milletimizi saygıyla selamlıyorum.
CHPnin
grup önerisinde Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
ağır eleştiriler vardır. Ülkemizin iki yüzyıllık
demokrasi arayışları ve milletimizin talepleri sonucunda 16
Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi hayata geçirilmiştir.
Doğrudan milletimizin iradesiyle hayata geçirilen
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, 24 Haziran 2018
seçimlerinden sonra da uygulanmaya başlamış ve aziz milletimiz
yaklaşık 26,5 milyon oyla Sayın
Cumhurbaşkanımızı, Genel Başkanımız Recep
Tayyip Erdoğanı bu sistemin ilk Cumhurbaşkanı olarak
seçmiştir. Demokrasimize ve cumhuriyetimizin özüne uygun olan bu sistem
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemidir, bu sistemin sahibi de
milletimizin ta kendisidir.
Değerli
milletvekilleri, yeni sistemle birlikte ülkemiz, bölgesinde önemli bir güç
hâline gelmiş, bölgesel ve küresel krizlere karşı daha etkin,
daha hızlı, daha kapsamlı politikalar geliştirmiştir.
Elbette, her değişimin bir zamanı vardır, belli bir süre
almaktadır. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine
geçtiğimiz günden bugüne henüz dört buçuk yıl geçmiştir.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, kendi içinde
sağladığı imkânlarla belli bir seviyede oturmuştur.
Mecliste aylarca seçilemeyen cumhurbaşkanları, kurulamayan
koalisyonlar, hükûmet deviren gensorular ve hantal bürokrasi artık tarihe
karışmıştır. Muhalefetin şöyle bir iddiası
var: Sayın Recep Tayyip Erdoğan kimseye sormadan her şeyi
kendisi yapar. diyorlar, hayır. Recep Tayyip Erdoğan önce milletin
talebine bakar, sonra kurumların görüşlerini ve analizlerini
istişare eder ve öyle karar verir ama en önemlisi, bunları yaparken
eski sistemin hantallığından kurtulup çok hızlı
hareket eder. Milletimizin gündeminde ne varsa bizim gündemimizde, AK
PARTİnin gündeminde, Sayın Cumhurbaşkanımızın
gündeminde de o vardır.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi,
birçok konuya olduğu gibi muhalefete de olumlu etki etmiş, muhalefeti
de dönüştürmüştür. Bugün birbirine hiç benzemeyen 6 partinin
aynı masada buluşmasına, iktidar hayalleri kurmalarına
imkân sağlamıştır. Ancak üzülerek söylüyorum ki bazı
konularda muhalefete etkisi olamamıştır; aziz milletimizin
değerlerine hakaret etmelerine çözüm getirememiştir; ordumuza hakaret
etmelerine engel olamamıştır; yargıya hakaret etmelerine
engel olamamıştır
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MUSTAFA ARSLAN (Devamla)
ülkemizin göz bebeği,
birçok ülkenin satın almak için sıraya girdiği insansız
hava araçlarını küçük görmelerine, yapanlara hakaret etmelerine engel
olamamıştır; rengini şehitlerimizin kanından alan ay
yıldızlı al bayrağımızın muhalefet partisi
genel merkezinde incitilmesine engel olamamıştır. Aziz
milletimiz bu hakaretlere ve koalisyon özlemlerine gereken cevabı bu
yıl yapılan seçimlerde verecektir. Milletimizin,
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğana, Cumhur
İttifakına ve Türkiye Yüzyılı vizyonumuza gereken
desteği vererek milletimizin değerlerine hakaret edenlere izin vermeyeceğine
inanıyor, heyetimizi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) Yoklama istiyoruz.
BAŞKAN Evet, yoklama talebi vardır.
Sayın Yıldız, Sayın Şeker,
Sayın Zeybek, Sayın Sarıaslan, Sayın Hakverdi, Sayın
Kaya, Sayın Özer, Sayın Zeybek, Sayın Kılınç,
Sayın Ünver, Sayın Kaya, Sayın Hancıoğlu, Sayın
Gündoğdu, Sayın Sarıbal, Sayın Köksal, Sayın Özkan,
Sayın Barut, Sayın Beko, Sayın Kaboğlu, Sayın Keven.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
yoktur.
Birleşime on beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:17.45
ÜÇÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 18.02
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
III.
-Y O K L A M A
BAŞKAN Cumhuriyet
Halk Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine yapılan
yoklamada toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi yoklama
işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika
süre veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
BAŞKAN
Cumhuriyet Halk Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
İç
Tüzükün 37nci maddesine göre verilmiş bir doğrudan gündeme
alınması önerisi vardır, okutup işleme alacağım.
Okutuyorum:
6/1/2022
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
İç
Tüzük 37ye göre (2-1568) esas numaralı Kanun Teklifimin doğrudan
gündeme alınması hususunda gereğini arz ederim.
Saygılarımla.
Ayhan Barut
Adana
BAŞKAN
Önerge üzerinde teklif sahibi Adana Milletvekili Ayhan Barut
konuşacaktır.
Buyurun
Sayın Barut. (CHP sıralarından alkışlar)
AYHAN
BARUT (Adana) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Yüce Meclis kürsüsünden bir kez daha milyonlarca
yurttaşımızın çözüm beklediği bir sorun için
sesleniyoruz: Çırak ve stajyer öğrenci olarak fiilen
çalışma yaşamında yer alan milyonlarca
yurttaşımız bugün burada ilk işe başlama tarihlerinin
hizmet ve sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesini bekliyor.
Milyonların haklı talebini ülkemizin kurucusu ve
kurtarıcısı olan bu Gazi Meclisin üyeleri olarak yerine getirmek
zorundayız.
Ne yazık ki ülkemizde mevcut yasal düzenlemeden
kaynaklı, çırak ve stajyer öğrenci olarak çalışan
kişilerin çalışmaya başladığı tarih
sigortalılık başlangıcı olarak kabul ediliyor ama bu
hakları sadece kısa vadeli sigorta kollarıyla
sınırlı tutuluyor. Bu da büyük bir eşitsizliğe ve
mağduriyete neden olmaktadır. Bu gerçek buz gibi ortadayken Bakan
Vedat Bilgin hiç üzülmeden, sıkılmadan Staj mağdurları mağdur
değildir yani onlar o kavramı kullanamazlar çünkü onları
mağdur eden bir şey yok, milletin parasını ve
imkânlarını biz bu şekilde dağıtamayız.
diyebiliyor. Milletin parasını, tüyü bitmemiş yetimin
hakkını rantiyeye peşkeş çekenlerin ağzından
çıkanları kulakları duyuyor mu Sayın Bakan? Milyonlarca
mağdura hakaret edeceğinize kanayan yaraya çözüm bulun. Emeğin
değerini bilmeniz lazım, hele ki o emek çocuk yaşta verildiyse
ve ter döküldüyse.
Bir
kez daha ifade edelim ki çırak ya da stajyer olarak çalışma
hayatına adım atan, tarihin en uzun vadeli sigorta kolları
bakımından da sigortalılık başlangıç tarihi esas
alınmalıdır. Ülkemizde aday, çırak ve stajyer olarak bugün
çalışma yaşamında olan yaklaşık 1,5 milyondan
fazla kişi bulunmaktadır. Stajyer ve çırakların ilk
işe başlama tarihinin emeklilikte başlangıç olarak kabul
edilmemesi stajyer ve çırakların emeklilik hakkının
ertelenmesine, hatta emekli olmamasına neden olmaktadır. Ayrıca,
bu geriye dönük borçlanma hakkının da tanınmaması,
mağduriyeti bir kat daha artırmaktadır. Bu kişiler 8 Eylül
1999 tarihi öncesi sigortalı olmaları durumunda hem EYT mağduru
hem de ilk işe başlangıçları sigorta
başlangıcı olarak kabul edilmediğinden emeklilikte kademeli
emeklilik sistemiyle ikinci kez mağdur oluyor. İşte tam bu
nedenlerle soruna kapsamlı ve etkili bir çözüm bulunmasını
bekliyoruz. Kanun teklifimizle mesleki eğitim öğretiminin bir
parçası olarak zorunlu görülen ve uygulanan sistem nedeniyle çırak ve
stajyer öğrenci olarak çalışılan süreler için kişilere
borçlanma hakkı verilmesini istiyoruz. Uzun vadeli sigorta kolları
uygulamasında çırak, stajyer, kursiyer veya bursiyer öğrenci
olarak çalışmaya başlanılan tarihin esas
alınmasını talep ediyoruz. Gelecek hayali kuran, çırak ve
stajyer öğrenci olarak çalışma hayatına
atılmış milyonlarca kişinin mağduriyeti
giderilmelidir.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; ayrıca, 17 Ağustos 1999
büyük Marmara depremi ve 12 Kasım Düzce depremi nedeniyle birçok
vatandaşımızın işe girişleri ertelendi, sigorta
girişi yapılanların primleri yatırılmadı,
belgeleri depremde zarar gördü ve bazı başvurular işleme
konulmadı. Bu nedenle insanlarımız EYT kapsamı
dışında kaldılar. Bunlarla birlikte, düzenlemeye dâhil olanların
yanı sıra milyonlarca insan bir gün veya bir haftayla fazladan on yedi
yıl emeklilik için beklemek zorunda kalıyor, bu mağduriyet de
giderilmelidir. Emeklilik hakları gasbedilen milyonlarca
insanımız için düzenleme yapılacağı duyuruldu ama
hızla çözülmesi gereken bu konu hâlâ
Mecliste çözülmedi. Şubat ayı
yaklaşıyor, herkes bu düzenlemeyi bekliyor, artık bu oyunu
oynamaktan vazgeçin.
Saygıdeğer Başkan, sevgili
milletvekilleri; emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili düzenleme
yapılıyor ama bunun bir başka soruna yol açmaması
lazım. Bu düzenlemede emeklilerimizin aylık bağlanma
oranlarıyla ilgili hakları da verilmeli, mağduriyet
bitirilmelidir. 2000 yılı öncesinde yüzde 60 olan aylık
bağlanma oranları, maalesef, daha sonra yüzde 39 ve daha altına
indirildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
AYHAN BARUT (Devamla) Bu nedenle büyük bir
mağduriyet ve haksızlık var. Baştan aşağıya
emeklilik sistemimizin yenilenmesi, haksızlığın giderilmesi
şart. Aynı şartları taşıyarak ve aynı yükü
çekerek emekli olan insanlarımızın maaşları
arasında böylesine büyük fark olmamalı. Yüce Meclisten bu önemli
kanunla ilgili, hiç değilse bu kez, bu kanun teklifimize evet demesini
bekliyor, hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Alınan
karar gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin
Kanun Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmına geçiyoruz.
1inci
sırada yer alan 370 sıra sayılı Kanun Teklifi ile
Dışişleri Komisyonu Raporlarının görüşmelerine
devam ediyoruz.
1. Tekirdağ
Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Pakistan
İslam Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Mal Ticareti
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi (2/4736) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 370)
BAŞKAN
Komisyon? Yok, ertelenmiştir.
2nci sırada yer alan 375 sıra
sayılı Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyon Raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
2.-
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Milletlerarası Finansman
Kurumu Ana Anlaşmasının Tadil Edilmesine İlişkin
16/4/2020 Tarihli ve 273 Sayılı Guvernörler Kurulu
Kararının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna ve
Milletlerarası Finansman Kurumuna Katılmak İçin Hükümete
Salâhiyet Verilmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanun Teklifi (2/3746) ve Dışişleri Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 375)
BAŞKAN - Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
3üncü sırada yer alan 376 sıra
sayılı Kanun Teklifi ve Dışişleri Komisyonu Raporunun
görüşmelerine başlıyoruz.
3.-
Tekirdağ Milletvekili Mustafa Şentopun Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti
ile Nijerya Federal Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Gelir Üzerinden
Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi Önleme ve Vergi
Kaçakçılığı ile Vergiden Kaçınmaya Engel Olma
Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna
Dair Kanun Teklifi (2/4647) ve Dışişleri Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 376)
BAŞKAN Komisyon? Yok.
Ertelenmiştir.
4üncü sırada yer alan Bursa Milletvekili Efkan
Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifi ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporunun görüşmelerine
başlayacağız.
4.- Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan
Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında
Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar, Ulaştırma
ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı:380) (*)
BAŞKAN Komisyon? Yerinde.
Komisyon Raporu 380 sıra sayısıyla
bastırılıp dağıtılmıştır.
Sayın milletvekilleri, alınan karar
gereğince bu teklif İç Tüzükün 91inci maddesi kapsamında temel
kanun olarak görüşülecektir. Bu nedenle teklifin tümü üzerindeki
görüşmeler tamamlanıp maddelerine geçilmesi kabul edildikten sonra
bölümler hâlinde görüşülecek ve bölümlerde yer alan maddeler ayrı
ayrı oylanacaktır.
Teklifin tümü üzerinde İYİ Parti Grubu
adına İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu
konuşacaktır.
Buyurun Sayın Nuhoğlu. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ GRUBU ADINA HAYRETTİN NUHOĞLU
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin geneli üzerine
İYİ Parti adına söz aldım, selamlarımı
sunarım.
Konuşmama geçmeden önce, İsveçte PKK terör
örgütü ve uzantılarının gerçekleştirdiği eylemi
şiddetle kınıyoruz. Ülkemiz adına, nerede olursa olsun
terör örgütlerinin karşısında İYİ Parti olarak her
zaman kararlılıkla duracağız. İsveç makamlarından
gereğini yapmasını beklerken olayın kapatılmaya
çalışılmasını da kabul etmediğimizi beyan ediyor
ve onları da kınıyoruz.
Değerli milletvekilleri, Uludağda son yirmi
yılda defalarca kanuna aykırı yağmalama girişiminde
bulunulmuş ancak Bursa Barosu öncülüğünde açılan davalarla
bunlara fırsat verilmemiş, bütün girişimler
başarısız kalmıştır. Uludağ Alan Başkanlığının
kurulacağına dair beyanlar ise ilk olarak 2019 mahallî seçimleri
öncesinde gündeme getirildiği hâlde sürüncemede
bırakılmış iken, üstelik bütçe görüşmelerinin devam
ettiği bir sırada yani uygun düşmeyen bir zamanda Komisyondan
hızla geçirilmesi tarafımızdan makul görülmemiş, bunu da
Komisyon toplantılarında ifade etmiştik.
Uludağı
bugüne kadar korumuş olan Milli Parklar Kanunundaki hükümlere göre, tabii
ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, yaban hayatı
tahrip edilemez, tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi
yapılamaz, hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez.
Bunlardan hangisi teklifi sunan milletvekillerini ve iktidarı
rahatsız etmiştir de böyle bir teklif sunma ihtiyacı
duyulmuştur? Teklifin gerekçesinde Uludağ ve çevresinin bürokrasinin
çokluğu bahane gösterilerek Milli Parklar Genel Müdürlüğü
tarafından gerektiği gibi yönetilemediği iddia edilmiştir.
Teklif sahiplerinin eleştirilerine ve görüşlerine yine bir iktidar
milletvekilinden Komisyonda cevap gelmiştir. Ankara Milletvekili olan eski
Milli Parklar Genel Müdürü Komisyon toplantısında millî parklara
yönelik eleştirilerin haksız olduğunu vurgulamış,
ihtiyaç olan yetkilerin Milli Parklar Kanununa koyularak sorunların
çözülebileceğini işaret etmiş, aynı zamanda millî park
kavramının uluslararası bir itibarı olduğunu, bu
itibarın da kaybedileceğini eklemiştir. Kısacası Millî
Parkların Uludağ'ı yönetemediği iddiasına bizzat bir iktidar
milletvekili cevap vermiştir. Esasen, alan başkanlığı
kurulmasına haklı gerekçelerle, aciliyet ve gereklilik görülseydi
teklifin bütçe görüşmelerinden önce kanunlaşması ve 2023
bütçesinden pay ayrılması gerekmez miydi? Benzer süreçlerle
çıkarılmış olan bütün kanunlarda şaibe olduğu
gibi burada da şaibe kanaati oluşmaktadır. Zira, iktidar
tarafından alışkanlık hâline getirilmiş olan toplumsal
menfaatlere göre değil, yandaşların çıkarlarına göre
hazırlandığı görüntüsü ve kanaati çoğu zaman
haklı çıkmıştır. Zaten iktidarın şaibe
konusundaki sicili maalesef bozuktur. Bu alan başkanlığı
talan başkanlığına dönüşecektir. şüphesi
işte bu sebeple oluşmaktadır. Bursalılardaki başka bir
kanaate göre de bu iktidarla birlikte yeşil Bursa beton Bursa'ya dönüşmek
üzeredir.
Değerli milletvekilleri, gündeme getirilmesinin
üzerinden dört yıl geçmesine rağmen, kanun teklifinin hazırlanma
sürecinin çok eksik yürütüldüğü ve yetersiz kaldığı
açıktır. Bütün paydaşların ve Bursalıların
yeterince bilgilendirilmediği, inceleme ve değerlendirme
yapılmadığı, görüşlerinin
alınmadığı ve en önemlisi, mutabakat
aranmadığı anlaşılmaktadır. Bu şekliyle
kanunlaşması hâlinde geriye dönüşü olmayacak ekolojik sorunlarla
beraber sosyal, ticari ve hukuki sorunlar da yaratacak ve Uludağın
yağmalanma ihtimali ortaya çıkacaktır. Bu sebeple, teklifin
meslek odaları, ilgili sivil toplum kuruluşları, sektör
temsilcileri ve akademik çevrelerce çalışılıp
hazırlanmasının ve Bursalıların konu hakkında
bilgilendirilmesi için alt komisyon kurularak teklifin bu komisyona havale
edilmesinin doğru olacağı düşüncesiyle verdiğimiz önerge
ne yazık ki iktidar çoğunluğu tarafından komisyonda
reddedilmiştir.
Değerli
milletvekilleri, kanun teklifinden yer almasına karşı
çıktığımız en önemli hususlardan biri Uludağ
alanı sınırlarının değiştirilme yetkisinin
Cumhurbaşkanlığına verilmesidir. Partili
Cumhurbaşkanlığı sistemiyle yetkilerin tek bir merkezde
toplanması, bizce zaten tıkanmış olan bürokrasinin
sağlıklı bir şekilde işleyişine engel
olmaktadır. Alan sınırlarının
değişikliği Cumhurbaşkanı kararıyla değil,
ihtiyaç hasıl olursa yeniden kanunla düzenlenmesi gerekmektedir. Böylece,
keyfiyete sebep olabilecek suiistimaller ortadan kalkacak ve kanun hükmünün
Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilmesi
engellenmiş olacaktı.
Sırası gelmişken tekrarlamakta fayda
görüyorum, partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin tıkanma
sebeplerinden biri de işte, bütün yetkilerin tek adamda
toplanmasıdır. Devletin kurumsal yapısının tahrip
edilmesiyle birlikte külliyenin liyakatsiz kadrolarla çalışmayı
tercih etmesi devlet ciddiyetini ortadan kaldırmış ve her alanda
çok tehlikeli bir yozlaşmaya yol açmıştır.
Asırlardır değişmeden devam eden Türk devlet aklıyla
ve ciddiyetiyle asla bağdaşmayacak böyle bir anlayışın
Türkiye Cumhuriyeti devletini çökertmekte olduğu ne yazık ki
bazı kesimler tarafından hâlâ idrak edilememiş olduğu
anlaşılmaktadır.
Seçim
yaklaştıkça bir başka olumsuzluğu da ifade ederek
hatırlatmak istiyorum: Bu sistemde devletin en üst kadrolarını
oluşturanlar, yürütmenin başı olan Cumhurbaşkanı
seçimi kaybederse onunla birlikte hepsi birden görevlerinden ayrılmış
olacaktır. Bu ne anlama gelmektedir? İktidardaki tek adamın
seçimi kazanması kendilerinin de görevlerine devamını
sağlayacağı için her türlü entrika ve kirli yola başvurma
mübah sayılacaktır. Elbette devlet adamı zihniyetine sahip
liyakatli kadrolar böyle düşünmeyecek ve biat etmeyecekledir, zaten o
değerli bürokratlar sayesinde kaos ortamına girmeden seçim gününe
yaklaşmaktayız. Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluş
felsefesine bağlı ve kurucu iradeye saygılı olan,
görevlerini dürüstçe sürdüren bu devlet görevlileri iktidar değişince
elbette görevlerine devam edecektir. Valiler, büyükelçiler, genel müdürler,
Devlet Denetleme Kurulu Başkanı ve üyeleri, Vergi Denetim Kurulu,
Varlık Fonu Yönetim Kurulu, Özelleştirme İdaresi, Gelirler
İdaresi, SGK, TOKİ gibi başka birçok yüksek kurumların
başkanları seçimle birlikte görevlerinin sona ermemesi için var
güçleriyle gayret göstereceklerdir ama gayret, milletin yararına
değil iktidarı sürdürme amacıyla gösterilecektir. Bu teklif
kanunlaştığı takdirde Uludağ Alan Başkanı da
Gelibolu ve Kapadokya Alan Başkanları gibi Cumhurbaşkanı
seçimde yeniden kazanamazsa hep beraber görevlerinden ayrılacaktır.
Dolayısıyla, görevlerine devam edebilmek için seçim kazanma uğruna
her türlü karanlık işe girmekte beis görmeyeceklerdir. İşte
bu gibi görevlere atanmış olanlar, tek adamın şahsi
isteklerini talimat olarak yerine getirme ihtimalî doğuruyorsa orada
şaibe tabii ki olacaktır. Onlara göre ülke âdeta tek adam ve
ailesinin mülkü, devletin bütün kurum ve kuruluşları da çiftlikleri
gibidir.
Değerli milletvekilleri, diğer taraftan,
Uludağ Alanı Başkanlığının kurulması
sadece turizm ve ticaret sektörlerini ilgilendiren bir konu değildir;
Uludağ, bütünüyle Bursanın ve çevresinin havası, suyu,
ağacı, otu, çiçeği, kurdu, kuşu velhasıl hayat
damarlarıdır. Onun için konuyla ilgili meslek odaları, sivil
toplum kuruluşları, üniversiteler, yerel yönetimler ve kanaat
önderleri ile Bursalıların tümünün mutabakatının
aranması yerinde ve doğru olacaktı. Teklifte yer alan yönetimden
sorumlu Alan Komisyonunun ve Danışma Kurulunun oluşumu ile görev
ve yetkilerini çok sakıncalı bulmaktayız, zira teklifteki
hâliyle Uludağı her yönüyle koruyacak bir anlayışı
metinde görmek mümkün değildir. Aslında Komisyonda teklifin geri
çekilmeyeceği anlaşılınca sakıncalı
gördüğümüz her hususu dile getirerek eksik ve hatalı ne varsa
verdiğimiz önergelerle düzeltmeye ve desteklemeye çalıştık.
Önergelerimiz reddedildiği için şimdi burada birçoğunu
tekrarlamak zorunda kalıyoruz. Uludağ alanı
sınırları içerisinde uygulamaya yönelik her türlü kararları
almaya yönelik yetkili bir komisyonun kurulmasını, görevleri ve
çalışma esaslarını düzenleyen maddede Alan
Başkanlığına her tür ölçekte plan hazırlama yetkisi
verilmesini doğrudan yolsuzluklara teşvik ettiği için son derece
tehlikeli buluyoruz. Onun için Uludağ alanında yapılacak her
türlü planlama Bursa Büyükşehir Belediyesinin uygun görüşü
alınarak yapılmalıdır demiştik. Bu madde için
Komisyona verdiğimiz değişiklik önergesi, ileride
karşılaşılacak sakıncalı durumların
şimdiden giderilmesine yönelik olmasına rağmen Komisyonda
iktidar çoğunluğu tarafından reddedildi.
Alan Başkanlığındaki Komisyonda
görev alacakların mesleki dağılımı da
yanlıştır, kadrolaşmada keyfîliğe yol
açacağı kanaatindeyiz. Meslek grupları arasına jeoloji ve
harita mühendisliği bölümlerinin de ilave edilmesini önemli görmekteyiz
ancak görevlendirilecek personel sayısının 4le
sınırlandırılması belirlenen meslek grupları
arasında bir tercih yapılması zorunluluğu getirmektedir. O
nedenle kanunda belirtilen her meslek grubundan 1er üyenin komisyonda görev
alacak şekilde düzenleme yapılması teklif ettiğimiz
ilavelerle birlikte gerçekleştirilseydi daha doğru olacaktı.
Üyelerin görev süreleri sona erdiğinde yeni üyelerin göreve
başlamaları da maalesef muğlak kalmıştır.
Danışma
Kurulu dar kapsamlı olmaktan çıkarılmalıdır dedik ama
verdiğimiz değişiklik önergesi de kabul edilmedi. Bu Kurulda,
Uludağ'ın yer altı ve yer üstü özellikleri dolayısıyla
çevre, orman, jeoloji, maden, harita, inşaat ve ziraat mühendisleri ile
mimar odalarının temsilcileri de bulunmalıydı.
Uludağ'ın ekosistemiyle ilgilenmeyi kuruluş amacı
yapmış olan sivil toplum kuruluşlarının
temsilcilerinin de Danışma Kurulunda yer almasının
Uludağ'ın her yönüyle korunmasına katkı vereceği
inancını taşıyoruz. Danışma Kurulunun
kararlarının da belli oranda bağlayıcı olması
sağlanmalıydı. Her türlü plan değişiklikleri ile
yapılaşma bu kapsamda yer almalıydı.
Değerli
milletvekilleri, gerekçede Uludağı daha iyi korumaya yönelik bir
düzenleme olduğu belirtilse de yasalaşması hâlinde meydana
gelecek sosyal, ticari, hukuki ve çevre sorunlarına neden
olacağı ve bu hâliyle Uludağın daha iyi
korunamayacağı kanaatindeyiz. Uludağa, daha çok otel açarak
para kazanılacak, sadece turizm alanı gözüyle
bakıldığı izlenimi maalesef ağır
basmaktadır.
Bu
sebeple -ve tekrarlamakta yarar görüyorum- alan
sınırlarının değiştirilmesi yetkisinin
Cumhurbaşkanına verilmesi, Alan Başkanlığı
yönetimine her türlü plan yapma yetkisinin verilmesi, Alan yönetiminin ve
Danışma Kurulunun oluşumunun sakıncalı olması,
Anayasaya aykırılığının
tartışılır olması, diğer bazı kanunlarla
çelişkili olması, bizce kanunlaşma sürecinin Türkiye Büyük
Millet Meclisinin itibarına gölge düşürmesi ve şaibeli
olduğu inancının oluşması dolayısıyla teklifin
tümüne karşıyız.
İnegölden
Karacabeye kadar verimli ovaların yer altı ve yer üstü
sularını, Ulubat Gölünü, Orhaneli ve Doğancı
Barajlarını, diğer göletleri, tarımsal alanları ve
yerleşim yerlerinin içme suyu ihtiyacını karşılayan
tek kaynak Uludağdır dolayısıyla Uludağa Bursa
çevresindeki bütün bölgeye hayat veren bir alan gözüyle bakmak gerekir.
Allahın bir lütfu olarak görülmeli ve bütünüyle kayıtsız,
şartsız Uludağ korunmalıdır. Biz Uludağın
olduğu gibi korunmasından yanayız. Doğal
varlığının bozulmasına yol açabilecek hiçbir
gelişmeye fırsat verilmesini asla kabul etmeyeceğiz ve bu yönde
hiçbir gelişmeye fırsat verilmesini de asla kabul etmeyeceğiz.
Seçimlere az bir süre kala Uludağın
yağmalanmasına ortak olacak yerli ve yabancı bütün firmaları,
yatırımcıları da buradan uyarmak istiyoruz. Yapılacak
bütün haksız ve hukuksuz uygulamaların, Bursalıların ve
Türk milletinin kabul etmeyeceği bu tarzdaki uygulamaların
tamamı düzeltilecektir. Uludağ sahip olduğu bütün canlı ve
cansız değerleriyle korunacak, Bursa ve çevresinin hayat
damarları olmaya devam edecektir.
Değerli milletvekilleri, gösterdiğimiz
tepkinin ve karşı çıktığımız hususların
iktidar tarafından doğru algılanması için vurgulayarak
tekrarlamakta fayda görüyorum. Henüz vakit varken bu teklifi geri çekin,
Uludağı siyasetin malzemesi yapmaktan ve yandaşların
talanına bırakmaktan vazgeçin. Başta Bursalılar olmak üzere
bütün duyarlı vatandaşlarımızın sesine kulak verin ve
bu büyük vebalin altına girmeyin. Burası Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kuruludur. Her birimiz ettiğimiz yemine sadık kalarak
milletimizin ve ülkemizin yüce menfaatlerini korumak mecburiyetindeyiz.
Şayet alınan talimata karşı çıkılamıyorsa
hiç olmazsa şu hususları dikkate alın: 1) Uludağ alan
sınırlarının değiştirilme yetkisi
Cumhurbaşkanına kesinlikle verilmemelidir.
2) Alan Başkanlığı yönetimine her
türlü imar planı yapmak dâhil sınırsız yetki verilmesi bir
cinayettir, bundan vazgeçilmelidir.
3) Uludağ Alan Başkanlığı
yönetiminde önerdiğimiz kuruluş temsilcileri yer almalıdır.
O sayede, Uludağın yağmalanma şüphesi ortadan kalkabilir.
4) Alan Başkanlığı kapsamında
kurulacak olan Danışma Kuruluna önerdiğimiz kuruluş
temsilcileri de mutlaka alınmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HAYRETTİN NUHOĞLU (Devamla) - Teşekkür
ederim.
Danışma
Kurulu kararları da belli ölçüde bağlayıcı
olmalıdır.
Değerli
milletvekilleri, Uludağa ve ülkemizin bütün doğal zenginliklerine
zarar vermek isteyenlere yaklaşmakta olan seçimle birlikte Türk milleti
elbette Dur! diyecektir. Gelecek olan yeni yönetim tarafından
milletimizin istemediği, tasvip etmediği hiçbir girişime
fırsat verilmeyeceğini belirtiyor, Genel Kurula saygılar
sunuyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu Adına Kütahya Milletvekili Sayın
Ahmet Erbaş.
Buyurun
Sayın Erbaş. (MHP sıralarından alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA AHMET ERBAŞ (Kütahya) Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; 380 sıra sayılı Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifinin tümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu
adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetiniz saygıyla
selamlarım.
Birleşmiş
Milletler Dünya Turizm Örgütünün 2022de yayınladığı Dünya
Değişim Göstergeler Raporuna göre, dünya genelinde uluslararası
ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre yüzde 4 artarak 1,5
milyara ulaşmıştır. Petrol ve kimya sektöründen sonra,
ihracat gelirleri açısından 3üncü sırada gelen turizm sektörü
ülkeler için vazgeçilmez gelir ve istihdam kaynaklarından biridir. Bu
nedenle, turizm, daha fazla gelir elde etmek, rekabet avantajını
sağlamak amacıyla turizmin tüm yıla yayılabilmesi için
alternatif turizm türlerinden faydalanılması söz konusu
olmuştur. İklim ve coğrafi koşullar itibarıyla,
giderek önemli bir pazar payına dönüşmeye başlayan kış
turizmi uzun yıllar önce bu alternatifler arasında yerini
almıştır. Her yıl, milyonlarca kayakseverin farklı
coğrafyalardaki turizm hareketliliği, kayağa elverişli
ülkeler için cazibe ve çekim sahası yaratma yarışını
hızlandırmıştır. Bu açıdan değerlendirildiğinde,
ülkemizin kış turizmi tarihî açısından en önemli kayak
merkezi, her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turist
ağırlayan Uludağdır. Dünyanın bütün kayak merkezleri
farklı bir konseptle yönetilir. Popüler kış sporu türü olarak
kayak, kış turizminin temel faaliyetleri olarak görülmektedir.
Ziyaretçi davranışları, trend, spor faaliyetlerinin
dışında, oyun ve eğlence deneyimleri doğru yön
değiştirmiştir. Bu nedenle, iklim, kar yağışı
ve doğal çevre koşulları gibi faktörlerin
dışında, turistik faaliyetlerin gerçekleşebilmesi için
çeşitli konaklama ve mekanik tesislerin varlığı da
gerekmektedir.
Değerli
milletvekilleri, kış turizmi gelirleri açısından
incelediğimiz ülkelerden İsviçre, Fransa, Avusturya ve İtalya
Alplerinde kayak merkezlerinin bulunduğu bölgelerdeki otel
fiyatlarına ve turizm anlayışlarına da bakmamız
gerekmektedir. Fiyat olarak ülkemiz fiyatlarının 4-5 katına
yaklaşan konaklama fiyatları, kayak tesisleri, dünyaca ünlü
restoranları, dijital ve ulusal basınlarındaki
yaptıkları tanıtımları ve medya bilinirliği
açısından bize göre çok daha başarılı oldukları
ortadadır. Biz de Uludağ gibi bir hazinemizi daha iyi
değerlendirmeli ve korumalıyız çünkü Uludağı sadece
kış turizmi olarak düşünmemek gerekir. Avrupalı turistler
Uludağa her zaman ilgi göstermiştir. Geçen sene Rusya, Ukrayna ve
Arap ülkelerinden de çok sayıda misafir Uludağa gelmiştir.
Ayrıca, Türkiyenin en büyük kenti İstanbula olan
yakınlığı, yatak kapasitesi, etkinlik çeşitliliği,
medyadaki görünürlüğü ve bilinirliği ve toplum nezdindeki imajı
Uludağ kayak merkezinin sahip olduğu avantajların
başındadır. Bu nedenle Uludağ Alan
Başkanlığının turizme sağlayacağı
katkıya olumlu açıdan bakıyoruz. Uludağ Alan
Başkanlığının, bölgede planlama yetkisine sahip birden
fazla kurum olmasının yarattığı ağır
bürokrasi nedeniyle mevcut sorunların çözülmesine yönelik olarak etkin ve
hızlı bir planlama sürecini gerçekleştireceğine
inanıyoruz.
Diğer
taraftan, kimsenin endişesi olmasın, Uludağ Alan
Başkanlığının kurulmasıyla alanın doğal
sit koruma statülerinde herhangi bir değişiklik
yapılmayacaktır. Bu alanlarda yürürlükteki koruma mevzuatı ve
ilke kararları geçerliliğini devam ettirecektir. Uludağ Alan
Başkanlığının kurulmasıyla alanın birinci ve
ikinci derece doğal sit alanı statüsü de devam edecektir.
ORHAN
SARIBAL (Bursa) Süpersiniz, süpersiniz, sizi kutluyorum, gerçekten
kutluyorum(!) Nasıl ikna etmişler, yazık ya!
AHMET
ERBAŞ (Devamla) Değerli milletvekilleri, Kültür ve Turizm
Bakanlığı son dönemlerdeki çalışmalarıyla, turist
sayısı ve turizm gelirleriyle pandemiye rağmen rekorlar
kırmıştır, rakiplerimiz İspanya, İtalya,
Yunanistan turizm noktasında birçok konuda geride
bırakılmıştır, turizmde bir başarı hikâyesi
yazılmaya devam etmektedir. Bu coğrafyanın, bu kültürün, bu
medeniyetin tek bir taşına dahi sahip çıkmak adına çok
ciddi çalışmalar yapılmaktadır.
Bu
bilgiler ışığından hareket ederek tarihimize, kültürümüze
ve turizmimize bu denli katkılar sağlamış Kültür ve Turizm
Bakanlığı ile Millî Parklar Genel Müdürlüğünün değerli
bürokratlarını karşı karşıya getirmenin bir
anlamı yoktur, ikisi de devletimizin önemli kurumlarının
başında gelmektedir, orası başka bir devlete ait
bakanlık, burası başka bir devlete ait bakanlık gibi
davranmanın da gereği yoktur. Kültür ve Turizm
Bakanlığımızın, Uludağ Alan
Başkanlığında milletimizin vicdanına,
taşına, toprağına halel getirmeden büyük bir titizlikle
faaliyetlerini yürüteceğine olan inancımız tamdır.
Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihî Alan
Başkanlığımızın Türk tarihinin destansı
anılarına ev sahipliği yaptığı, bölgedeki tarihî,
kültürel ve manevi değerleri gelecek kuşaklara
aktardığı onlarca projesi vardır. Aynı şekilde, Uludağ
Alan Başkanlığının da Uludağın
doğasına, tarihine, turizmine, ekonomisine katkı
sağlaması temennimizdir.
Değerli milletvekilleri, 2023 yılı
Türkiye Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100üncü yılıdır.
Kütahyamızın cumhuriyetimizin kurulmasında, istiklal
mücadelemizin zaferle sonuçlanmasında çok ama çok önemli bir yeri
vardır. Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak 2022de
başlattığımız Kültür Yolu Festivallerine bu yıl
da devam edeceğimizi biliyorum. Cumhuriyetimizin 100üncü yılı
2023 programında Kültür Yolu Festivali illeri arasında mutlaka
Kütahyayı da görmek istiyoruz. Büyük Taarruza, Dumlupınara ev
sahipliği yapan Kütahyamızın bunu fazlasıyla hak
ettiğini düşünüyorum.
Değerli
milletvekilleri, Kütahyamız sadece sanayi, turizm ve çini kenti
değildir. Bu kürsüden belki de ilk defa duyacaksınız, Kütahya
aynı zamanda su ürünleri şehridir. Kütahya ili
sınırları dâhilinde su ürünleri üretimi yapan mevcut 22 tesiste
yıllık 4 bin ton balık üretimi ve 50 bin adet yavru balık
üretimi kapasitesi mevcuttur. Kütahya ve Eskişehirin de içme suyunu
karşılayan, kaynağını Gediz Murat Dağından
alan Porsuk Sofça Barajı son on yılda maalesef 5-6 kez renk
değiştirmiştir, bilinçsiz ve yanlış sulamayla su
seviyesinin gittikçe azaldığı görülmüştür. Kütahyadan
Ilıcaya kadar gelen tarafa su dinlendirme tesisi ya da arıtma tesisi
kurularak kirliliğin önüne geçilebilir çünkü bu barajımızda
dokuz ay balık ve kerevit ticareti yapılmaktadır.
Geçtiğimiz yıl yirmi günde 200 tona yakın kerevit ve balık
üretimi yapılmıştır. Yanlış duymadınız
değerli vekiller, Kütahya'da kerevit üretimi yapılmaktadır.
Ayrıca, aynalı sazan, aterina dediğimiz gümüş
balığı, İsrail sazanı ve feke üretilmektedir fakat biz
buradan maalesef ihracat yapamıyoruz. Adı geçen yere işleme
tesisi kurulursa hem istihdam artar hem de su ürünlerinde Kütahya birçok
ülkenin ihtiyacını direkt karşılayabilecek seviyesine
gelir. Lakin, şu an aciliyetle su kirliliğinin önüne geçilmesi
gerekiyor. Sadece sudaki canlılarımız değil, dünyanın
dört bir tarafından gelen göçmen kuşlarımız da tehlike altındadır. Sofça Barajı,
çevresinde bulunan Frig vadisiyle desteklendiğinde Kütahyanın
bacasız fabrikasına dönüşebilecek bir potansiyele sahiptir.
Değerli milletvekilleri, yine
Kütahyamızın sahip olduğu önemli bir maden vardır, bor madeni.
Dünya bor rezervinin yüzde 64ü Türkiyededir. Türkiyedeki bor rezervinin de
yüzde 78i Hisarcık ve Emet ilçelerimizde bulunmaktadır. Bu yıl
Eti Bor İşletmeleri 1,3 milyar dolarlık ham madde
satmıştır. Bu da kendi tarihinin rekorudur. Eti Bor Genel Müdürlüğümüzün
ve Enerji Bakanlığımızın bu 2 ilçemize yani Emet ve
Hisarcık ilçemize borçları vardır, bu 2 ilçemizi ihya ve abat
etmeleri gerekmektedir. Mesela, Emette Cevizdere Şehitliğimiz var.
Bu şehitlik Kurtuluş Savaşı tarihimiz açısından
çok önemlidir çünkü Büyük Taaruzda savaşın seyrini
değiştiren ve 9 Eylül İzmirin kurtuluşunun yolunu açan bu
şehitlerimizdir. Şehitliğimizin maalesef suyu yoktur, yolu
asfalt değildir ve çevre düzenlemesine acilen ihtiyaç vardır. Eti Bor
İşletme Müdürlüğümüz mutlaka bu şehitliğimizin
onarımını üstlenmelidir.
Ayrıca, belediyelerin madenlerden
aldığı katkı payının
artırılmasını talep ediyoruz. Bu, 1990lı
yıllarda daha fazlaymış, sonradan düşürülmüş. 1,3
milyar bor ihraç eden Eti Bor İşletme Müdürlüğünün Emet ve Hisarcıka
verdiği katkı payıyla 2 ilçemiz anca bir otomobili zor
alır. Yine, Tunçbilek, Seyitömer ve Tavşanlının da Türkiye
Kömür İşletmelerinden aldığı katkı
payının artırılmasını talep ediyoruz ve bu konuyu
yüce heyetinizin takdirlerine bırakıyorum.
Değerli milletvekilleri, jeotermal
kaynaklarının zenginliği ve potansiyeli bakımından
dünyanın ilk 7 ülkesinden biriyiz. Avrupa kaynak potansiyeli
açısından açık ara 1inciyiz, kaplıca uygulamaları
konusunda ise 3üncü sırada yer almaktayız. Kaplıca termal turizm
termal sağlık turizmi denilince Kütahya, Türkiye'nin ilk akla gelen
şehirlerinden biridir. Türkiyede, Bakanlar Kurulu kararıyla ilan
edilen 5 adet kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi ile 73 adet
termal turizm merkezi bulunmaktadır. 73 adet termal turizm merkezinden 9
adedi Kütahyadadır.
Kütahyanın
pınarları için boşuna türkü yakılmamıştır.
Pınarları diyerek kastettiğimiz ise hem soğuk hem de
sıcak su kaynaklarımızdır. Özellikle altını
çizmek istiyorum ki kaplıca sayısı yönünden Türkiye'nin en
zengin ili Kütahyadır. Bunlardan ilk akla gelenleri de sizlerle
paylaşmak istiyorum. Emetin yosun havuzu cilt hastalıklarına,
Tavşanlı Göbel Kaplıcaları varis hastalıklarına,
Hisarcık Esire Kaplıcaları böbrek hastalıklarına, Emet
Dereli Kaplıcaları eklem hastalıklarına, Gediz Ilıca
Kaplıcaları kemik hastalıklarına, Kütahya merkez,
Yoncalı, Ilıca Kaplıcaları romatizma
hastalıklarına, Simavın kükürtlü Eynal-Naşa Çitgölü
Kaplıcaları egzamaya ve romatizmaya çok iyi gelmektedir.
Kütahyanın şifalı sularını tüm
vatandaşlarımızı ve siz değerli milletvekillerimizi ve
değerli ailelerinizi mutlaka görmeye davet ediyorum.
Kültür
ve Turizm Bakanlığımızın destekleyeceği karavan
park turizmi lokasyonuna giren iller arasında Kütahyamızda
bulunmaktadır. Frig Vadisi, Çamlıca, Osmanlının
kurulduğu Domaniç Kocayayla, Gediz Murat Dağı, Simav Gölcük
Yaylası, Dumlupınar Şehitliği, Emet-Eğrigöz
İkitaş Kanyonu, Çavdarhisarda bulunan dünyanın ilk borsası
Aizanoi yerli-yabancı turistleri ve karavancıları beklemektedir.
Bu konuda Turizm Geliştirme ve Tanıtım Ajansına da bir
çağrıda bulunmak istiyorum: Türkiyenin tanıtım
reklamında Kütahyamızın görsellerine de yer verilmesi Kütahya
halkı olarak en büyük beklentimizdir.
Değerli
milletvekilleri, kültür, bir milleti millet yapan ve nesilden nesile
aktardığımız en önemli medeniyet
kaynağımızdır. İlimizde 13üncü yüzyıldan bu yana
var olan, merhum üstadımız Ahmet Yakupoğlu Hocamızın
ifade ettiği gibi Çinicilik asıl millî ve manevi
sanatımızdır. En garip devrinde dahi âdeta millî bir dava gibi
vazgeçilmemiş ve üzerinde sebatla, feragatle
çalışılmış, Kütahya'nın bugün dünya çapında
bir sembolü olmuştur. fakat bugün 1 milyoncu ya da yok yokcular diye
tabir ettiğimiz ucuz pazarlara maalesef yenik düşmek üzeredir. Esas
daha büyük problem ise arkadan yetişen çini ustalarımızın
azlığıdır. Kültür mirasımız olan çini
ustalarımıza vefat etmeden önce sahip çıkmamız gerekir,
alaylılar ile mekteplileri kaynaştırmamız gerekir ve çini
ürünlerindeki KDVyi de -birçok üründe olduğu gibi- değişiklik
yapıp yüzde 1e indirmemiz gerekir.
Değerli milletvekilleri, Eski Gediz, Murat
Dağı eteklerinde bulunan ve neredeyse tamamı doğal sit
alanı olarak kabul edilen bir beldemizdir. Burada taş yapı
şeklinde, hikâyesi olan, tarihî açık bir cezaevi vardır -ki
şu anda kapalıdır- biz buranın Kültür ve Turizm
Bakanlığının himayelerinde Zafer Kalkınma Ajansı
veya KOSGEB destekli 20 odalı sit alanına da yakışır
butik bir otele çevrilmesini talep ediyoruz.
Sayın Başkanım, değerli
milletvekilleri; bir şehri şehir yapan, o şehre anlam katan
bazı isimler vardır. Ben buradan Kütahya'ya hizmet eden -parti
ayrımı yapmadan- tüm milletvekillerimize, belediye
başkanlarımıza, bürokratlarımıza, STK
başkanlarımıza ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Rahmete kavuşmuş, Kütahya'mıza unutulmayacak hizmetleri bulunan
bazı isimleri de izninizle anmak istiyorum. Kütahya'da Belediye
Başkanı denilince akla ilk gelen isim merhum Abdurrahman
Kara'yı, merhum milletvekillerimiz Ahmet Derin ve Kadir Görmez
ağabeylerimizi, eski Sağlık Bakanımız merhum Profesör
Doktor İsmail Karakuyu'yu ve daha ismini anamadığım pek çok
değerli şahsiyeti rahmet ve minnetle anıyorum.
Bir
isim daha var değerli milletvekilleri, siyasi tarihimizin en büyük
ayıbına maruz kalan, demokrasi şehidimiz Adnan Menderes. 21
Temmuz 1946daki ilk çok partili seçimde Kütahya'dan Milletvekili seçilen Adnan
Menderes'in siyasi hayatı ne gariptir ki on dört yıl sonra, 27
Mayıs 1960 darbesinde yine aynı kentte, Kütahya'da
tutuklanmasıyla sona ermiştir. Gözaltına
alındığı yer şu andaki tarihî Adliye
Sarayının Başsavcılık odasıdır. Adalet
Bakanımız Sayın Bekir Bozdağ Bey 2022de Kütahya'mıza
yapılacak olan yeni adalet sarayının temelini atmıştır.
Hayırlı olmasını temenni ediyorum. Fakat, yeni bina da
yeterli olmayacak gibi gözüküyor. Buradan da Sayın Bakanımıza
sesleniyorum: Ya projeyi güncelleyelim ya da yandaki boş araziye ek bina
daha yapılsın. Yeni adalet binası bittikten sonra boşalacak
olan bina şu anda resmini gösterdiğim binadır; 1907
yılında Giritli Ahmed Fuad Paşa tarafından yapılan bir
binadır, 1986 yılından bu yana da bu bina Adalet Sarayı
olarak kullanılmaktadır. Bu binanın bir özelliği daha
vardır değerli milletvekillerim, içerisinde talik hatla çini kitabesi
bulunan tarihî bir mescidi vardır; bu mescidin dünyada örneği yoktur,
gizli kalmış bir hazinemizdir. 1907 yılında yapılan bu
binamız tıpkı Yassıadada olduğu gibi adalet ve
demokrasi müzesi olsun, Türkiye'nin ilk adalet ve demokrasi müzesi
Kütahyamıza yakışır diye düşünüyorum.
Değerli
milletvekilleri, Kıbrısta Rumların
yaşattığı tüm vahşete ve katliamlara rağmen
altmış yıldır Kıbrıs Türkü kardeşlerimizle
birlikte yürüttüğümüz iyi niyetli adımlar Rum-Yunan ikilisi
tarafından görülmemekte, Birleşmiş Milletler ise bu duruma
sessiz kalmaktadır. Bu bağlamda, artık kendi göbek
bağımızı kendimiz keseceğiz. Kıbrısta
yarım asrı aşkındır devam eden federasyon
görüşmeleri 2017 yılında Crans-Montanada düzenlenen ve
başarısızlıkla sonuçlanan süreçle birlikte son
bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel
Başkanımızın önderliğinde yürütülen yeni süreçte,
Kıbrısta eşit 2 egemen devlet politikasının
tohumları atılmış ve hayat bulmaya devam etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak Kıbrıs Türkünden bir an bile
vazgeçmedik, vazgeçmeyi düşünmedik. Soydaşlarımızla kader
birlikteliğimiz her daim devam edecektir. Tarihsel süreç içerisinde
Kıbrıs Türk liderleri nasıl Kıbrısta Türk
varlığının devamının ana vatanla birlikte
yürümekten geçtiğini görmüşse bizler de kardeşlerimizin
bekasını ve birlikteliğimizin devamını her şeyin
üzerinde tuttuk. Ne dün ne bugün ne de yarın bu düşüncemizi
değiştirmeye kimsenin gücü yetmeyecektir, Kıbrıs
davası millî politikamız olmaya devam edecektir. Bu davaya hizmet
eden merhum Doktor Hüseyin Behiçleri, Karabardakları, Necati
Özkanları, Faiz Kaymakları asla unutmayacağız.
Kıbrıs Türk toplumunun lideri merhum Doktor Fazıl Küçükün, KKTC
kurucu Cumhurbaşkanımız merhum Rauf Raif Denktaşın ve
Kıbrısta özgürlüğün timsali, iki bayrağımızın
da dalgalanması için mücadele verip şehit düşen
kahramanlarımızın verdiği mücadeleyi bir an olsun
unutmadık, unutturmayacağız. Doğu Akdenizde huzur,
barış ve istikrarın devamı Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyetinin bekasına ve istikrarına bağlıdır.
Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin Millî Mücadele yıllarında
söyledikleri gibi Herkes bilmelidir ki dün de bugün de yarın da
Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır. Genel
Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli Beyefendinin ifade
ettiği gibi Tarihin akış istikametinin hilafına kürek
çekmek boşuna bir emektir.Kırk altı yıldır
kapalı olan Maraşın açılması, Türk Devletleri
Teşkilatına Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin gözlemci üye
olarak katılması, Kıbrıs Türklüğü ve KKTCnin
kalkınması ve tanınması için çok önemli adımlardır.
Bu
gelişmeler ışığında, bilindiği üzere, Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin en önemli gelir kaynağı turizm
ve yükseköğrenimdir. Her ikisi de KKTCnin bacası, tütmeyen
sanayisidir. Bu bağlamda, Türkiye Turizm ve Tanıtım
Geliştirme Ajansımızın, Kıbrıs reklamlarını
da Türkiyede olduğu gibi, Türkiyenin reklamlarını
yaptığı gibi görsellerinde paylaşmasında büyük fayda
vardır. Yine, KKTCde bulunan üniversitelerin de ortak değişim
programlarında proje çalışmaları Türkiye'yle birlikte
yapılmalıdır. Kredi Yurtlar Kurumu özellikle Lefkoşaya
kız ve erkek yurdu yapmalı; uçak seferleri arttırılmalı,
arttırmak yetmez, fiyatları da düşmelidir. Kuzey
Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yetişen ürünlere de gümrük
muafiyetleri ve kolaylıkları sağlanmalıdır.
Unutulmamalıdır ki Ankara ile Lefkoşa'nın kaderi birdir.
Anadolu coğrafyası nasıl vatanımızsa, Kıbrıs
da öyle vatanımızdır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
AHMET
ERBAŞ (Devamla) Bu duygu ve düşüncelerimle sözlerime son verirken
cumhuriyetimizin 100üncü yılı olan 2023 yılının Türk
milletine ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini diliyor, Gazi
Meclisi ve yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Selim Bey, buyurun.
SELİM
GÜLTEKİN (Niğde) Teşekkürler Sayın Başkan.
Başlıca,
elma, patates, lahana, kuru fasulye gibi birçok ürünün üretiminde ülkemizde ön
sıralarda yer alan tarım şehri Niğde'mizde son yirmi
yılda yapılan baraj ve göletler sayesinde sulanabilir tarım
alanımız bugün yüzde 47 seviyesine ulaşmıştır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın
onayıyla 2023 yılı Yatırım Programına dâhil
edilen Ulukışla ilçesi Çiftlik, Sultanpınar, Merkez Tepeköy ve
Ulukışla Emirler Göletleri ve sulamalarının yapım
işine bu dönemde başlıyoruz. Toplamda
BAŞKAN
Buyurun.
FAHRETTİN
YOKUŞ (Konya) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Konya Meram Belediyesinin garantörlüğünde 2006
yılında temeli atılan 512 daire ve dükkandan oluşan Gedavet
Konutları Projesi aradan on yedi yıl geçmesine rağmen hak
sahiplerine teslim edilememiştir. Meram Belediye Başkanı Mustafa
Kavuş 2019 yılında mağdur olan hak sahiplerinin
zararlarını tazmin için açtıkları davaları geri
çekmeleri hâlinde hak sahiplerinin dairelerinin teslim edileceğinin sözünü
vermiştir. Buna rağmen hâlen binalar tamamlanamamış ve
teslimatlar da yapılamamıştır. Bu problemin bir an önce
çözülmesi için yetkilileri göreve davet ediyorum. 380 hak sahibinin
dairelerinin teslimini bir an önce yapmalarını buradan ifade
ediyorum.
Teşekkür ederim.
4. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve
Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN - Halkların Demokratik Partisi Grubu
adına Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı
konuşacak.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MAHMUT CELADET GAYDALI (Bitlis)
Teşekkür ederim.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
partim ve grubum adına görüşmelerine
başladığımız 380 sıra sayılı
Uludağ Alan Başkanlığı hakkındaki kanun
teklifinin tümü üzerine söz almış bulunuyorum. Sizleri ve kamuoyunu
saygıyla selamlarım.
Değerli
milletvekilleri, öncelikle kanun teklifinin Komisyon sürecine biraz
değinmek istiyorum. 25 Kasım 2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet
Meclisine gelen Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin Komisyon
görüşmeleri 9 Aralık 2022 tarihinde başladı ve iki gün
sürdü. Komisyonumuzun adı Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu. Bu tarih ise bütçenin Genel Kurulda
görüşüldüğü, hatta ve hatta Komisyonumuzu yakından ilgilendiren
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının bütçesinin
görüşmelerinin yapıldığı aynı gün.
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
üyesi milletvekilleri olarak kanun teklifini görüşmek adına Komisyonu
yakından ilgilendiren bir Bakanlığın bütçe
görüşmelerini etkin bir şekilde takip etmemiz engellenmiştir.
Komisyon toplantısını erteleme talebimiz karşılanmamıştır.
Diğer yandan, kamuoyunun gözünün 2023 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe
Kanunu Teklifinin görüşmelerinde olduğu bir süreçte bu teklifin
görüşmelerine başlanmış olması Uludağ Alan
Başkanlığının kamuoyunun gözünden kaçırılmak
istendiğini de göstermektedir. Bu durum, iktidarın yasamaya ve
komisyonlara bakış açısını ortaya koyması
açısından da önemlidir. Yani 10 Aralık 2022 tarihinde
görüşmelerini tamamladığımız teklifi Genel Kurulda
bugün görüşüyoruz. Kanun teklifini bu kadar acele bir şekilde
görüşmenin mantıklı olmadığı da
aşikârdır.
Kanun
teklifi, Anayasanın 56ncı ve 169uncu maddelerinde yer alan çevreyi
korumaya ilişkin amir hükümler uyarınca esas komisyon olması
gereken Çevre Komisyonuna sunulmayarak komisyonların uzmanlık
ilkeleri ihlal edilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İç Tüzük
hükümleri yok sayılmıştır.
Uludağın
Maddelerle ilgili kısaca bilgilendirme yapacak
olursak, kanun maddesi 13 madde ve 1 geçici maddeden oluşmaktadır.
3üncü maddede (17) fıkra var ve Alan Başkanlığına
geniş yetkiler tanınıyor; millî parklardan alınan her
yapı önce Alan Başkanlığına, oradan da Kültür ve
Turizm Bakanlığına geçmesi için hazırlanmış.
5inci maddede de kurulacak komisyon üyelerinden bahsediliyor fakat komisyonun
çoğunluğu Kültür ve Turizm Bakanlığı kontrolünde
olacak. Hâlihazırda, zaten komisyonun fazla da bir işlevi yok,
genellikle kararlar Alan Başkanı tarafından alınacak.
6ncı maddeyle de danışma kurulunun görev ve yetkileri ile
çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir. Danışma
kurulu, Bakanlık yetkilileri ve sermaye temsilcilerinden
oluşmaktadır. Kurulda, Mühendis ve Mimar Odalarına
bağlı meslek odaları, ilgili sendikalar, doğa ve çevre
örgütleri yer almamaktadır. Sermayeyi danışman yapıp
alanın korunacağını iddia etmek büyük bir safsatadan
başka bir şey değildir yani ciğeri kediye veya kuzuyu kurda
teslim etmektir. 8inci madde, kurulması planlanan Alan
Başkanlığının bazı kanunlardan muaf olması
için düzenlenmiştir. 10uncu madde, artık tüm kanunların ilk ve
son cümlesi niteliğinde olan bir düzenlemedir. 2863 sayılı
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununda yer alan
müdürlüklerin görev ve yetkileri, kurulacak olan Alan
Başkanlığına devredilmekte ve Uludağ alan
sınırlarının Cumhurbaşkanı tarafından
değiştirilebileceği düzenlenmektedir. Zaten
Cumhurbaşkanına bir yetki verilmezse olmaz. Peki, bu kadar maddeyle
getirilmek istenen nedir yani kanunun asıl amacı nedir?
Bildiğiniz gibi mevcut hâliyle Uludağ bir Millî Park birçok kanunla
da korunuyor. Bu sebeple, bırakın orada otel ya da bir çivi
çakmayı, bir çakıl taşını dahi alıp evinize
götüremezsiniz bunun yasal müeyyideleri vardır. Dolayısıyla,
orada oteller yapmak isteyen, ormanları ve sit alanlarını yok ederek
kayak pisti yapmak isteyen her türlü tesisleşme ve yapılaşma
yaparak oranın taşını, toprağını, suyunu ve
havasını satmak isteyen iktidar ve onun güdümündeki sermaye sahipleri
Alan Başkanlığı diye yetkisinin de etkisinin de ucu
açık, uydurma bir başkanlık oluşturmak istiyor. Bunu
yaparken de Millî Parklar Genel Müdürlüğünün
korumadığını iddia ediyorlar. Şimdi, bu
başkanlık öyle ulvi bir yapıya sahip ki bunca kanunun
koruyamadığı Uludağ kültür değil, sadece turizm hedefi
taşıyan, turizm şirketi sahibi Bakanın
Bakanlığıyla koruyacağını iddia ediyor.
Kurulması planlanan bu başkanlıkla Uludağ Milli
Parkı'nı turizmi geliştirme bahanesiyle yapılaşmaya
açma ve yeni rant alanları yaratma çabasından başka bir şey
değildir. Koruma ve kollama yerine daha çok kullanma ve
kullandırma amacınız o kadar bariz ki bunu zaten
saklayamıyorsunuz. Teklifle, bir millî park, millî park korumasından
çıkarılarak daha büyük yağma ve talana açılmak
istenmektedir. Bu kanun teklifini hazırlayan Bursa Vekili Hakan
Çavuşoğlu Komisyonda kendi sözleriyle bir itirafta bulunmuştur.
Kış dönemi araç yoğunluğundan park yeri olmaması
nedeniyle araçların yol üstüne park etmelerinden dolayı yolda kar
temizleme araçlarının zorlandığından
bahsetmiştir; dolayısıyla, daha çok park yeri, daha büyük
odalı otel gereksiniminden bahsetmiştir. Bu da bariz bir
şekilde, sorunları analiz edip çözme kapasitesinin ne kadar
sığ olduğunu göstermektedir. Hâlbuki alternatif İsviçre
Alplerini madem rol model alıyorsunuz, niçin toplu taşıma
araçlarla dağa çıkış düşünülmüyor da park yeri büyütme
düşünülüyor?
Size bir örnek söyleyeyim, Londrada trafik
sıkışıklığını önlemek için yapılan
uygulama. Şehir içi park ücretlerini artırarak bilhassa çevre metro
istasyonları, metro istasyonlarında ise parkın ücretsiz yapılmasıyla
önlem alınabilmiştir. Siz de raylı toplu taşıma
sistemiyle insanları dağa çıkarıp indirirseniz ve alandaki
park ücretini yükseltirseniz bu sorunu gayet rahat çözebilirsiniz. Aksi
takdirde, park kapasitesini artırarak özel arabayla
çıkışları özendirirsiniz; bu hem daha pahalıya mal
olur hem de daha çok çevre kirliliğine sebep olur.
Şimdi,
Bursada teleferik ihalesini ilk olarak 1957 yılında Von Roll
adlı bir şirket alıyor, Bursalıların Alman amca
dedikleri Hubert Sondermann da bu şirkette mühendis olarak
çalışıyor. Teleferik bittiğinde ise Sondermann şöyle
diyor: Bir teleferik kazandınız ama güzel bir dağ kaybettiniz.
İşte, bugün bu kanun da Meclisten geçerse istediğinizi
yaptıracak bir alan başkanlığını kazanır ama
Bursayı da Uludağı da kaybedersiniz. Neden kaybedersiniz
açıklayayım: Hâlihazırda Bursanın 23 sanayi bölgesi ve 1
milyonun üzerinde taşıtla havası kirletilmektedir. 2020 Dünya
Hava Kirliliği Raporunun verilerine göre Türkiyede hava kirliliğinin
en yoğun olduğu kentler arasında Bursa 5inci
sıradaydı. Şimdi bu kirliliği yok etmek ve 3 milyon
Bursalıya temiz hava vermek için -deyim yerindeyse- çırpınan
Uludağın ormanlarını doğrudan hedef alacak bir
teklif. Kayak pisti yapmak için gözlerini ormanlara dikecekler, sadece
Bursanın değil, Güney Marmara bölgesinin oksijen kaynağı
bu teklifle tehdit ediliyor, hedef alınıyor. Marmara ve Bursayı
korumak adına bölgede insan hareketlerini kısıtlamak gerekirken
siz kanun teklifiyle daha büyük otellerle bölgede insan yoğunluğunu
artırmak istiyorsunuz. Şunu unutmayın: Dünyada bitmeyen ne bir
kaynak vardır ne de bir servet ancak bilim, akıl ve mantıkla
bunları kullanırsanız uzun süre yararlanabilirsiniz.
Yine,
Uludağ Bursanın içme suyunun yüzde 90ını
karşılamaktadır. Yapılaşmayla, kanalizasyonlarla,
insan yoğunluğuyla bölgenin hem yer altı hem de yer üstü
suları kirletilecektir. Zaten sanayiye boğduğunuz bölgenin
havası zehirlendi. İşte, ocağın ortasında
Uludağda kar yok, bu gidişle de belirsiz bir iklim kriziyle
karşı karşıyayız. Kısacası, bu kanun teklifi
bir Alan Başkanlığı değil, düpedüz talan
başkanlığı oluşturmanın alt metnidir. Bu
başkanlık Bursaya ve Uludağa hiçbir şey
kazandırmayacaktır.
Değerli milletvekilleri, iktidar
milletvekillerinin bu kanun teklifinin hazırlanmasından sonra,
akabinde DOĞADER, Ankara Jeoloji Mühendisleri Odası, Bursa Mimarlar
ve Mühendisler Odası Çevre Komisyonu, Bursa Su Kolektifi ve İklim
Adaleti Koalisyonuyla görüşmelerimiz oldu. Bu kanun teklifinin uzun ve
kısa vadede ortaya çıkaracağı yıkımı
ayrıntılı bir şekilde hem konuştuk hem de haklı
tepkilerini ortaya koydular. Yine, Bursa Çevre Platformu, TEMA Vakfı,
Mühendis Odaları, Bursa İl Koordinasyon Kurulu ile Türkiye
Ormancılar Derneği, Kamu Emekçileri Sendikası, Türkiye
Ormancılık Hizmetler Kolu, Bursa Akademik Odalar Birliği ve
Bursa Barosu bu kanun teklifine karşı olduklarını kamuoyuna
defaten açıklamışlardır. Bu kadar meslek örgütü ve sivil
toplum kuruluşunun bir araya gelerek karşı durduğu ve bunun
gerekçelerini de siyasi temelle değil, bilimsel temellerle açıklarken
AKP'li birkaç milletvekili bu konuda daha iyisini bildiklerini, daha
doğrusunu yapacaklarını iddia etmektedirler. Kapatmak için can
attığınız Halkların Demokratik Partisinin
tüzüğünde çok onurlu bir mücadelenin yol gösterici amacı vardır.
Bu amaç der ki: Kapitalizmin doğayı, doğal varlıkları
ve yaşamı metalaştırarak sömürmesine, yaşam
alanlarını yok etmesine karşı doğanın,
insanın, hayvanların ve tüm canlıların yaşam
haklarının güvence altına alınması için mücadeleyi
yürütmeyi
olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla, amacı
turizm, hedefiyse talan olan söz konusu kanun teklifine karşı
duruşumuz hem parti tüzüğümüzün ilkeleri hem de insani ve vicdani
sorumluluğumuzdur. Bu insani ve vicdani sorumluluk sadece muhalefet
vekillerinde değil, iktidar vekillerinde de olması gerektiğini
düşünüyorum. İnanıyorum ki bu kanun teklifi sadece ve sadece
AKP'li birkaç milletvekilinin şahsi baskılarla hazırlanarak
önümüze gelmiştir. Hatta bir adım daha öteye giderek Sayın
Komisyon Başkanımız Tahir Akyürek ve yine AKPnin Komisyon üyesi
milletvekilleri de bu kanun teklifine sıcak bakmıyorlar. Sadece
Komisyon üyesi milletvekilleri değil, eski Millî Parklar Genel Müdürü
Sayın Nevzat Ceylanın ortaya koyduğu tepki ve gayret
değerli ve vicdanidir.
Bu kanun teklifiyle Bursa halkını ikna
edemediniz; meslek, çevre, ekoloji, kent dernekleri ve sivil toplum
kuruluşlarını ikna edemediniz, muhalefeti ikna edemediniz ve
kendi milletvekillerinizi dahi ikna edemediniz. Bu kanun teklifini savunacak
bir yanınınız kalmamıştır. Sadece, siz bu kanun
teklifini çekerek ilk önce kendi yerelinizi ikna etmekle işe yeniden
başlayabilirsiniz.
Değerli
milletvekilleri, Uludağ Alan Başkanlığını
desteklemek için Çanakkale Alan Başkanlığı üzerinde olumlu
bir tablo ortaya koyulmaktadır fakat size şunu söyleyeyim: Şap,
tuz, şeker; toz hâlindeyken üçü de bembeyazdır, birbirinden
ayırt edemezsiniz. Bu üç alan da aynı şekilde birbirinden
farlı şeylerdir, içerikleri de tatları da apayrıdır.
İşte
Kapadokya Alan Başkanlığının ortaya koyduğu
ağır tahribat karşımızda durmaktadır. Peri
bacaları tıraşlanarak üstüne oteller yapıldı. Yol
yapmak için peri bacaları iş makineleriyle dümdüz edildi,
mağaraların üzerine bina inşa edildi. Yapılan bu kadar
tahribatla, utanılmadan Çekyalı bir kafile UNESCO heyeti diye gösterilip
peri bacaları arasından geçen yol için UNESCOdan Alan
Başkanlığına tam not haberi yapıldı. Bunun
adı düpedüz sahtekârlıktır.
AKPli vekiller Uludağ Alan
Başkanlığıyla ilgili genel olarak çok fazla kurum ve çok fazla kanun olmasından kaynaklı
bir karmaşanın yaşandığını ileri
sürmektedir. Güya, Uludağda kurulacak Alan
Başkanlığıyla bu karmaşadan kurtulmak
amaçlanmış. Sizin amacınız karmaşadan kurtulmak değil,
Uludağda kanunlardan kurtulmaktır.
Kanun
teklifini hazırlayanlara şunu sormak istiyorum: Hayatınızda
hiç bir fidan diktiniz mi? Kameralar karşısında şov olsun
diye bir kürek kum atmaktan bahsetmiyorum, hayat olsun, yaşam olsun diye
bir fidan diktiniz mi? Bir fidan büyütmek için emek sarf ettiniz mi? Ellerinizle
diktiğiniz fidanın büyümesine, ağaç olmasına gözlerinizle
şahit oldunuz mu? Kısacası paraya ve kâğıda
dokunduğunuz kadar ağaca ve doğaya dokundunuz mu? Bu koltuklara
ve makamlara verdiğiniz değerin yarısını ne çevreye ne
doğaya ne de doğada yaşayan canlılara vermediniz. Alan
Başkanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlığı
Uludağı koruyacakmış. Allah hiçbir canlıyı
korumanıza muhtaç etmesin. Memlekette yeşil gördüğünüz her yere
beton döktünüz, şehirlerde nefes alacak yer bırakmadınız.
Memleketin kuzeyinden güneyine, doğusundan batısına tahrip edilmemiş
bir alan bırakmadınız. Türkiyenin dört bir yanında mega
projeler, madenler, termik santraller, hidroelektrik santralleri ve jeotermal
enerji santrallerle geri dönülemez bir yıkıma yol açtınız
ve açmaya da devam ediyorsunuz. Türkiye genelinde 2,5 milyon hektarlık
alan sit alanı olmaktan çıkarıldı, kiminin ise dereceleri
düşürüldü. AKPnin iktidara geldiği 2002 yılında 41 milyon
196 bin hektar tarım arazisi bulunuyordu, ancak bu araziler 2020 yılı
sonunda 3 milyon 484 bin hektar azalarak 37
milyon 712 bin hektara düştü. Bu alan Belçika'nın yüz ölçümüne
denk geliyor. Siz, bir ülke kadar araziyi yok ettiniz. Yirmi yılda Orman
Kanununu 34 kez değiştirdiniz. Sizin koruma gibi bir arzunuz da yok,
zaten sizin korumanıza ihtiyaç da yok. Bırakın tabiatı kendi
hâline, o kendi kendisini onaracaktır, koruyacaktır. Yol
yakınken bu kanun teklifini çekmenizi öneriyorum. Bu koltuklar, bu
mevkiler hepsi gelip geçici. Yetişmesinde katkınız olmayan
ağaçların bari kesilmesinde imzanız olmasın.
Hepinizi
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili
Sayın Gökan Zeybek.
Buyurun.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi üzerine
Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum. Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Ne
getiriyor bu teklif? Yani başta Bursa ilimiz olmak üzere Uludağ gibi
Türkiyenin en önemli millî parkıyla -1961 yılında millî park
ilan edilen Uludağla- ilgili ne getiriyor? Bir anayasal açıdan, bir
imar açısından, şehircilik açısından ve doğa
açısından incelemek faydalı olacaktır. Teklifte bir
düzenleyici etki analizinin bulunmadığını görüyoruz. Yani
daha yasa teklifinde bunun bulunmadığı gözüküyor. Yine, büyük
çevresel tahribatlara götürebilecek yetkiler öngören teklif,
bağımsız bir çevresel etki değerlendirme usulü de
öngörmemektedir. Yalnızca Anayasanın 56ncı ve 169uncu maddelerinin
gerektirdiği güvencelerin bulunmadığını gösteren
eksiklikler bile bu teklifin bugün bu boş sıralarda görüşülürken
herhâlde AKPnin bir tek kanun teklifini hazırlayan Bursa Milletvekili
var, onun dışında hiçbir milletvekilini ilgilendirmediğini
ortaya çıkarıyor. Verilen kanun teklifinin gerekçe kısmında
şu ibare bulunuyor: Uludağ alanında hâlihazırda doğal
SİT alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, millî
park gibi birçok farklı koruma statüsü ve bu koruma statülerine ilişkin
farklı merciler tarafından tanınmış idari yetkiler
bulunmaktadır, bu durum da ciddi bir yetki karmaşasına yol
açmaktadır.
Değerli
milletvekilleri, bir millî parkın korunması demek zaten burada
sürecin ve hızlı bir biçimiyle tamamlanmasını, inşai
faaliyetlerin, turizm tesislerinin yapılmasını, yol, otoyol,
otopark gibi inşaatların yapılmasını değil; millî
park statüsünün korunabilmesi için başta Orman Bakanlığı
olmak üzere millî park statüsünde kendisine yetki tanımlamış
olan pek çok kurum ve kuruluşun bu konuda hassasiyet göstermesini öne
getirmektedir. 1961 yılında millî park ilan edilen, Türkiyenin
beşinci millî parkı olan Uludağ Milli Parkı alpine
zoneları, endemik türler, yaban hayatının
taşıdığı farklı özellikler dolayısıyla
millî park ilan edilmiştir; gerekçelerde sunulduğu gibi Uludağ
Milli Parkında bir yetki karmaşası yoktur.
Şimdi,
sayın milletvekilleri, Milli Parklar Kanunu aslında
Uludağın korunması ve geliştirilmesi açısından
bugün Uludağ Alan Başkanlığı adı altında
gündeme getirilen ve güçlü yetkilerle donatılan bu kurum yerine Milli
Parklar Genel Müdürlüğü Uludağ Milli Parkı bu yetkilerin önemli
bir kısmı tarafından desteklenmiş olsaydı Uludağ
gelecek yüzyıllara gelecek, bin yıllara son derece
sağlıklı bir biçimiyle aktarılabilirdi.
Niçin
Uludağ çok kıymetli? Türkiyenin 4üncü büyük şehri olan
Bursanın içme su kaynaklarının yüzde 90ı Uludağ'dan,
yer altı sularının neredeyse tamamına yakını
Uludağ'dan beslenmektedir.
Değerli
arkadaşlar, bakın, Türkiyenin bu yıl, üzerine
yağışla gelmiş olanla birlikte su rejiminde
biriktirdiği toplam su 112 milyar metreküpten 102 milyar metreküpe
düştü yani toplam su varlığımızın yüzde 10u
kadarını daha bu yıl kaybettik. Yani günümüzde siyaset yapan
boş sıradaki milletvekilleri gibi siz değerli milletvekilleri,
gelecekte Türkiyenin su fakiri bir ülke olduğunu ve su
kaynaklarının geniş bir biçimiyle korunması gerektiği
gerçeğini asla unutmamamız gerekir. Başta tarımsal üretim
olmak üzere, her türlü gelişmiş su kullanma tekniklerinin
yanında, doğrudan su kaynaklarının bozulmaması ve yer
altı, yer üstü su kaynaklarının etkin bir biçimiyle
kullanılması için de azami gayret göstermektedir zorundayız.
Şimdi, değerli arkadaşlar, 9 ve 10
Aralık tarihinde komisyonda bu yasa teklifini görüştüğümüze
göre, bütçe takviminin içinde geldiğine göre bu yasa teklifi gerçekten çok
önemliydi ve bunun hemen çıkarılması öngörülüyordu ama gördük ki
bu yasanın çıkarılması yeni yıla kaldı, yeni
Meclise kaldı. Bugün de burada olduğu gibi... Geçen hafta
görüşülecekti, geriye çekildi yani elzem olan bir yasa değil ama bu
yasayla ilgili değerli milletvekilleri, komisyon görüşmelerinde biz
muhalefet milletvekillerinden değil ama bir iktidar partisi
milletvekillerinden geçmiş dönemde Millî Parklar Genel Müdürlüğü
yapmış Adalet ve Kalkınma Partisi Ankara Milletvekili Nevzat
Ceylanın açıklamaları oldu. Onların bir
kısmını buradan tutanaklara da geçirmek istiyorum:
Arkadaşlar, 1958 yılında biz Millî Parkları Türkiye'ye
getirdik, Bursadaki millî park statüsü de Uludağ için 1961 yılında
hayata geçti. Bugün Turizm Bakanı kendisine gelmiş olan onama
kararlarının tamamını bir buçuk-iki yıldır
onamayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığına göndermeyip
yasal süreci tıkıyor, sonra da geliyor, Genel Kurulda, komisyonlarda
yetki karmaşası dolayısıyla kurumların
çalışmadığını ve işlerin hızlı
gitmediğini söyleyerek bir aldatmaca yapıyor. Kim söylüyor bunu? AK
PARTİnin Ankara Milletvekili. Nerede söylüyor? Türkiye Büyük Millet
Meclisinin Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonunun Komisyon görüşmelerinde söylüyor. Başka ne söylüyor?
Uludağda -yine onun ağzıyla söylüyorum- içme ve kullanma
suyunun Bursanın 11 su havzası bu bölgede, 7 göl ve göleti var,
doğal göl burada, 13 akarsuyu var, 15 kaynak suyu var ve bugün Bursada
üretilip Türkiye'nin pek çok yerine dağıtılan kaynak
sularının da membasının burada olduğunu görüyoruz.
Yine milletvekili diyor ki: Siz burayı Davos yapmak istiyorsunuz.
Anlıyoruz ki siz burayı Davos yapmak istiyorsunuz. Davos yapmak için
de alan başkanlığına, Cumhurbaşkanlığı
hükûmet sisteminde nasıl ki saraya bütün yetkileri verdiyseniz şimdi
Bursa Uludağa da bir alan başkanlığıyla saray
yetkileriyle donatılmış bir başkanlık öneriyorsunuz.
(CHP sıralarından Bravo sesleri, alkışlar) Ne yapacakmış
bu Alan Başkanı? Bir: Kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan
bütün mülkleri Bakanlığa devredecek, önce kendisi
kamulaştıracak, Turizm Bakanlığının istediği
tesisleri alabilmesi talebini de koşulsuz yerine getirerek
Bakanlığa devredecek. Peki,
Bakanlık ne yapacak? İstediği kişi ve kuruluşlara,
şirketlere de buraları trampa edecek, satacak, kiralayacak yani
Davostan anladıkları bunların. Biz Uludağa
baktığımız zaman orada canlı türlerini, bitki
türlerini, yer altı, yer üstü su kaynaklarını, oksijen
kaynaklarını görüyoruz; onlar ise Birinci ve İkinci Uludağ
Oteller Genişleme Bölgelerindeki yapıların yanına yeni
yapılar yapmayı, beş yıldızlı, altı
yıldızlı ultra lüks oteller yapmayı, bu sayede buraya
gelecek olan turist sayısını arttırmayı hedefliyorlar.
Değerli milletvekilleri, millî parkların
istenildiği kadar, dilenildiği kadar sınırsız
sayıda turist alabilmesi, bunların konaklatılabilmesi bir kere
millî parkın kuruluş ilkesine aykırıdır. Millî
parklara bırakınız çok sayıda insanın girmesini,
girecek olan insan sayısını, motorlu ya da elektrikli araç
sayısını ya da burada sportif amaçla çalışacak, görev
yapacak, faaliyette bulunacak insanların bir etkileşim
eşiği var, bu eşiğin üzerine çıkılmaması
gerekir, bu sayının arttırılmaması gerekir. Niye bunu
söylüyoruz? Gene raporlarda, son yirmi yıl içinde Adalet ve Kalkınma
Partisinin iktidar olduğu dönemde Uludağ üzerindeki
kayalıkların ya da çorak arazinin ya da işte çayır
vasfını yitirmiş olan arazi oranının yüzde 7den yüzde
13,5a çıktığını görüyoruz. Yani Uludağ
aslında bağırıyor, Beni kurtarın. diyor, SOS
veriyor, Var olan endemik türlerimi, canlı türlerimi ve yer
altı, yer üstü
kaynaklarımı koruma konusunda sıkıntıdayım.
diyor. Bunu da kelleşerek, bozlaşarak ortaya çıkarıyor.
Yine
yasayla birlikte, 2863 sayılı sit alanlarıyla ilgili
geçmişte kültür bakanlıklarına, koruma kurullarına
verilmiş olan özel yapılaşmayla ilgili denetleme yetkilerini
Alan Başkanlığı tümüyle devreden çıkararak kurmuş
olduğu bir komisyon eliyle kendi bünyesine taşıyor. Şimdi,
ne var bu komisyonda? Üniversiteler var mı, bu konularda
uzmanlaşmış kadrolar var mı? Biraz önce Sayın
Gaydalı söyledi, ne vardı burada: 8 tane meslek disiplininden 4
kişinin alınacağını söylüyor. Böyle bir şey
olabilir mi arkadaşlar? Siz bir meslek disiplinini bir komisyon için öneriyorsanız
bunlar içinden hangi kriterlere göre kimin alınıp kimin
alınmayacağına kim karar verecek? Alan başkanı karar
verecek. Alan başkanı kendi kamu bürokrasisinden
atadığı memurlarla burada tamamen imar rantının önünü
açacak ve Uludağ'a yapılaşmayı açacak olan bir süreci
hayata geçirmiş oluyoruz.
Şimdi,
niye biz endişe duyuyoruz değerli arkadaşlar. Adalet ve
Kalkınma Partisi doğa, çevre ve rant meydana geldiği zaman
sadece biz değil Türkiye'deki bütün çevreci örgütler, doğaya ve
çevreye duyarlı bütün insanlar bir anda Ne oluyor? diyor. Niye? Biz sizi
görmedik mi, siz Kanadalı altın maden şirketi için Kaz
Dağları'nın binlerce dönüm arazisinin tarumar edilmesine
onayı siz vermediniz mi? Yine, bir millî park olan Rize
Çamlıhemşin'deki Ayder Yaylasına siz on binlerce metrekarelik
binaları getirip şu anda yapmıyor musunuz ki? Yani bir millî
park, millî park özelliğini kaybettikten, sit alanı statüsüne
dönüştükten sonra, sizin, orada oluşturduğunuz
başkanlıklar eliyle neler yaptığınızı biz
Kapadokyada görmedik mi? Peribacalarını yolun üzerinde kalıyor
diye yıktığınızı biz görmedik mi? Yine, Dünya
UNESCO Kültür Miras Listesinde bulunan Süleymaniye Camisinin hemen önünde
İlim Yayma Cemiyetine ait olan bir öğrenci yurduna, durdurulmuş
olmasına rağmen AKP ve MHPnin Meclis üyelerinin çoğunluk
oylarıyla yeniden imar ruhsatı verdiğinizi biz görmedik mi? Yani
ne kültüre ne doğaya ne de yüz yıllık cumhuriyetimizin ve
binlerce yıllık bir geleneği olan bu topraklardaki bu kadim
kültürlerin yaratmış olduğu hiçbir değere saygı
duymayan bir yönetim anlayışını görüyoruz. (CHP
sıralarından alkışlar)
Şimdi,
değerli arkadaşlar, burada tabii bazı maddeler var, bu maddeler
tek tek üzerinde durulduğunda şu ortaya çıkıyor: Niçin
Orman Bakanlığı burada bir tek memurla temsil ediliyor?
Bakın, burada Milliyetçi Hareket Partisinin milletvekilleri var. Hepimiz
biliyoruz ki orman mühendislerinin içinde ve Orman teşkilatında
milliyetçi çok sayıda kamu personeli çalışmaktadır ama
onların bir özelliği vardır, ormana gözü gibi bakarlar; benim
bildiğim, ormanı korumak için alabildiğince özen gösterirler.
BAKİ
ERSOY (Mersin) Ne mutlu, iyi ki varlar.
GÖKAN
ZEYBEK (Devamla) Bakın, son dönemde kıyılarımızda,
çadır turizm alanlarında, deniz kıyısındaki orman
alanlarında, şimdi de Uludağ Millî Parkında, tamamen Orman
Bakanlığı ve onun korumacı yönetim anlayışı
devre dışı bırakılarak Alan
Başkanlığı adı altındaki bir yapılanmaya,
rant odaklı bir yapılanmaya sürükleniyoruz.
Şimdi,
başka ne getiriyor bu? Seçilmişler nerede? Burada imar yetkisini
getiriyorsunuz, bir bölgeyi imara açıyorsunuz, millî park statüsünden
çıkarıyorsunuz ama demokrasinin en temel organı olan
seçilmiş yerel meclislerin hiçbir biçimiyle burada söz sahibi
olmadığını görüyoruz. Sadece Danışma Kuruluna üye
verebiliyorlar. Şimdi, buradan hareketle de şunu söylemek gerekir:
Biz cumhuriyetin 2nci yüzyılına girdiğimiz bu dönemde,
artık halkın kendi oylarıyla seçilmiş yerel belediye
meclisleri eliyle o bölgelerle ilgili karar süreçlerinin
alınmasını ve uygulanmasını mutlaka savunmak
zorundayız.
Yine,
burada yasa teklifi kamulaştırmayla ilgili bir düzenleme getiriyor.
Uludağda Başkanlık istediği yerlerde
kamulaştırma yapabilecek, kamulaştırma
yaptığı yerlerle ilgili de Bakanlık gerek görürse,
buraları turizm tesisi adı altında teşvik kapsamına
alırsa, tahsis kapsamına alırsa, trampa ya da kiralama
kapsamına alırsa da vatandaşın özel mülkiyeti
kamulaştırılarak Bakanlık eliyle buraların
verilmesinin, dağıtılmasının önü açılacak. Temel
mülkiyet hakkına bile aykırı olan bir düzenlemeyle
karşı karşıyayız.
Yine, değerli arkadaşlar, teklifin 1inci
maddesinde -biz burada, karşı oy yazımızda da söyledik-
asıl amacı var olan bir alandan rant yapısı
oluşturmaktır. Uludağ Alan Başkanlığı,
Uludağ oteller bölgesindeki var olan yapı stokunun yanına ya
yeni yapı stoku getirmeyi ya da buraya ilave yeni binalar yapmayı
hedef almaktadır. Peki, siz bunu Bursa halkına sordunuz mu? Bursa
halkı karşı. Çevreci örgütlere sordunuz mu? Onlar da
karşı. Milletvekillerine sordunuz mu? Hiçbiri yok. Peki, kim bunun
arkasında? Baktığımızda, Bursa Milletvekilleri teklifin
sahibi olarak gözüküyorlar. Buraya, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Komisyon
görüşmelerine Bursada sivil toplumu temsil eden
arkadaşlarımız geldi ve Komisyonda görüşlerini ifade
ettiler. Bunlar halk değil mi, bunların görüşleri sizin
açınızdan değerli değil mi? Yarın seçime
gittiğinizde Bursa halkına gidip yaptığınız bu
çalışmayı nasıl söyleyeceksiniz? Evet, Komisyonda
söylediğimiz gibi burada bir kez daha tespit edelim; bu, kişiye
dönük, ısmarlama, sipariş edilmiş, arkasında birkaç
otelcinin, birkaç sermaye grubunun teşviklerle, başka kredi
olanaklarıyla önümüzdeki dönem yapacağı
yatırımların önündeki -başta Orman Genel Müdürlüğü,
başta Milli Parklar olmak üzere- var olan engelleri kaldırma
konusunda getirilmiş bir dayatmadır.
Bakın
arkadaşlar, bir bölgeye turist gelmesini istiyorsanız iki tane
işarete ihtiyacınız var; bunlardan bir tanesi millî park,
diğeri UNESCO Kültür Mirası Listesinde olmak. Çünkü eğer
özlediğiniz turist bunlara değer veren turistse, ortalama ziyarette
bin ve bin doların üzerinde harcama yapan bir turisti Bursaya getirmeyi
düşünüyorsanız millî park logosunun ve UNESCO Kültür Mirası
Listesinin ne kadar değerli olduğunu bilmeniz gerekir. Ama siz,
şimdi, millî park statüsünden çıkardığınızda,
burayı sit alanı hâline getirdiğinizde; Uludağ Alan
Başkanlığı. Arkadaşlar, dünyanın hangi ülkesinde,
hangi turizm literatüründe Alan Başkanlığı diye bir
kavram var? Nasıl bu pazarlamayı yapacaksınız? Ama belli ki
son bir iki yıl içinde petrol ve doğal gaz fiyatlarının
yüksek artışıyla beraber, Türkiyeye gelmiş olan Körfez ve
Körfez sermayeli turizm hareketleri birilerinin iştahını
kabartmaktadır. Ama unutmamak gerekir ki petrole dayalı turizm
faaliyetleri de görecelidir, zaman içinde değişkenlik gösterir,
petrol ve doğal gaz fiyatları dünya standardının
öngördüğü rakamlara geldiğinde bu turizm faaliyetlerinin büyük bir
çoğunluğu da yerine gelemez hâle gelecektir.
Yine,
arkadaşlar, bu metindeki Uludağ Alan Başkanlığı
tanımıyla ilgili endişelerimizi bir kez daha belirtmek
istiyorum. Bu Alan Başkanlığının almış
olduğu kararlarla ilgili yurttaşın, siyasetin, yerel meclislerin
hiçbir biçimiyle bir karşılığı yoktur. Yani
Bakanlık tarafından atanmış Alan Başkanının,
Alan Başkanlığı tarafından kamu kurumlarından
seçilmiş olan memurların alacağı kararlar nihai
kararlardır; sanki Yüksek Seçim Kurulu gibi. Yüksek Seçim Kurul
kararıyla ilgili nasıl ki bir işlem yapılamıyorsa Alan
Başkanlığının kararlarıyla ilgili de herhangi bir
işlem yapılamıyor.
Buradan
sözlerimi şöyle tamamlamak istiyorum: Değerli arkadaşlar,
Türkiyede millî parkların sınırları ve alanları dünya
ortalamasının son derece altındadır. Gelin, Alan
Başkanlığı adı altında bir düzenleme yapmak
yerine, benim size naçizane tavsiyem, Sakarya Meydan Savaşının
geçtiği toprakları millî park ilan ediniz. Gelin, Afyonkarahisarda,
Kocatepede, Dumlupınarda Meydan Savaşının
yapıldığı yerleri; gelin, Kop savunmasının
yapıldığı, Kop geçitlerinin olduğu yerleri millî park
ilan ediniz. (CHP sıralarından alkışlar) Yani millî
parklarımızın alanlarını genişletiniz,
sayılarını artırınız,
sınırlarını büyütünüz ve buralarda yapılması
gereken faaliyetlerde bulununuz. Ama görünen o ki siz bu yasa teklifiyle
istediğiniz sonucu elde edemeyeceksiniz çünkü doğaya ve çevreye
inanan, onun hak ve çıkarlarını koruyan, meslek örgütlerinin,
çevre örgütlerinin istek ve görüşlerini dikkate alan yeni bir yönetim
anlayışının çok yakında iktidar olduğunu hep
birlikte göreceğiz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun, tamamlayın.
GÖKAN
ZEYBEK (Devamla) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Gitmekte
olan, Meclisin son dönemini yaşayan bir iktidarın, bu Alan
Başkanlığıyla birlikte neyi hedeflediğini anlamakta
gerçekten zorluk çekiyoruz. Çünkü belki iki yıl sürecek olan -yasanın
içinde var- kanun ve imar planlarının yapma sürecinin ne zaman
tamamlanacağı belli değil ama onun yerine, üç aylık geçici
bir süre içinde özel yapılaşma koşullarını getirerek
bir alan açmaya çalışıyorlar. Belli ki bu yasa teklifi
çıkana kadar verilmedik maden ruhsatlarına ruhsat vererek onları
bu yasa teklifinin içine alacaksınız, belli ki özel
yapılaşma koşullarıyla bu üç aylık dönem içinde
yapabildiğiniz kadar Uludağa zarar verip sonra çekip gideceksiniz.
Gidiyor
gitmekte olan, geliyor gelmekte olan diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Sayın Aygun
İLHAMİ
ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) Teşekkür ederim Başkanım.
Bütçe
görüşmelerinde Millî Savunma Bakanı Hulusi Akara Çorlu Belediyesinin
bir rekreasyon projesini ilettim, Çorludaki eski askerî alan olan
Ağıltepe burası. Çorlu Belediye Başkanımız Ahmet
Sarıkurt ve ekibi burayla ilgili kent ormanı ve mesire alanı
yapmak için çok güzel proje hazırlamışlardı. Bu alanın
tahsisi konusunda kendisinden destek istedik, sonra da kendisinden gelen bilgi
beni perişan etti: Burasını Kara Kuvvetleri
Komutanlığı kullanıyormuş, ayrıca Çevre ve
Şehircilik Bakanlığının da protokolü varmış.
Ben buradan Sayın Bakana söylüyorum: Bizim aklımızla dalga
mı geçiyorsunuz? Burası metruk alan olmuş, burası
uyuşturucu yatağı olmuş, buradaki çam ağaçları
çam kese böceği hastalığı dolayısıyla kurumuş yani talan olmuş bir
alanı Kara Kuvvetleri Komutanlığı kullanıyormuş.
Gelin, bu karardan vazgeçin, bir an evvel bu Ağıltepeyi Çorlulu
hemşehrilerimizin mesire alanı olarak, park alanı olarak
kullanması için rekreasyon projesini hazırlayan Çorlu Belediyesine
tahsis edin diyoruz. Bu konuda iktidar milletvekillerinin de bilgisi var
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Birleşime yirmi dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.37
DÖRDÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 20.06
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşiminin Dördüncü Oturumunu
açıyorum.
1. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan
Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında
Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 380)
(Devam)
BAŞKAN 380 sıra sayılı Kanun
Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
Gruplar adına yapılan konuşmalar
tamamlanmıştır.
Şahsı adına ilk olarak İstanbul
Milletvekili Sayın İbrahim Özden Kaboğlu
konuşacaklardır.
Buyurun Sayın Kaboğlu. (CHP
sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
ÖZDEN KABOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan, Divan,
değerli milletvekilleri ve yurtsever yurttaşlarımız;
Uludağ Alanı Hakkında Yasa Teklifi üzerine konuşmaya
başlarken yurtseverlik sözcüğünün özel bir anlamı olsa gerek.
Anayasa 19uncu yüzyılda iktidarı düzenliyordu, 20nci yüzyılda
iktidar ve insan haklarını düzenlemeye başladı, 21inci
yüzyılda ise ülkeyi de anayasa düzenlemeye başladı.
Dolayısıyla, 21inci yüzyıl anayasalarının temel
üçlüsü: Önce ülke, sonra insan, sonra iktidar şeklinde sıralanabilir;
ülke, geniş anlamda ülke.
Şimdi,
bu açıdan, bu yasa, bu yasal düzenleme aslında bir ülkesel
düzenlemedir. Uludağ alan koruması ülkesel düzenlemedir, çevreyle
ilgili düzenlemedir, ekosistemle ilgili bir düzenlemedir. Bu itibarla,
Komisyonda gündeme getirildiği gibi şu 3 ön koşul gerekiyordu:
Birincisi, yasa etki analizi; ikincisi, çevresel etki değerlendirmesi;
üçüncüsü ise Anayasaya uygunluk denetimi ve bu 3 ön koşuldan hiçbiri
yerine getirilemedi. Bir söz var Ölçemediğini ilerletemezsin. diye, peki
eğer ölçüm yapılamadıysa Uludağın hukuki
yapısı, hukuki statüsü neden değiştirilmektedir? Bunlar
üzerinde durduk ve bir de özellikle anayasa andı üzerinde durduk. Anayasa
andımız bilindiği gibi 3 ögeyle tanımlanabilir: Norm yani
bağlayıcılık, ahlakilik ve etik çünkü namus ve şeref
üzerine yemin etmek Anayasaya sadakat konusunda bir haysiyet sorunudur. Bu
açıdan İç Tüzükün gereklerini yerine getirilmemesi, Anayasaya
aykırılık yanında Anayasa ihlali ve Anayasa suçuna varan
eylemleri, işlemleri beraberinde getirmektedir.
Komisyon aşamasında tanık olduğumuz
durum fikir ve fizik çelişkisi. Biz fikrimizi söylemeye
çalıştık söyleyebildiğimiz kadar fakat Anayasaya uygun
diyenler sustu, sadece elini kaldırdı; fizik. Fikrimize herhangi bir
biçimde yanıt alamadık. İşte, bu nedenledir ki Uludağ
ekosistemi açısından bırakın sürdürebilir gelişmeyi,
yalnızca kullanılan tek sözcük oldu; turizm ama turizmin de
sürdürülebilir olması değil, yalnızca turizmin getireceği,
getirebileceği paradan söz edildi.
Bu bakımdan, bu yasa önerisini
değerlendirirken öncelikle ülkesel düzenlemelere bakmak gerekir çünkü
ülkesel düzenlemeler kamu yararındandır. Nitelikli bir ülkede
yaşamak için anayasal temeller vardır. Doğal kaynaklar,
ormanlar, planlamaya ilişkin hükümler, kentsel kamu düzenini güvence
altına alan hükümler aslında kentsel, kültürel ve kırsal çevre
üçlüsünde bütünleşik çevre bakışı lehine yorum hükümleri
olarak belirtilmelidir. Bu çerçevede, madde 56 sağlık ve çevre hakkı
ekseni esasen yaşam hakkında temeldir. Niçin temeldir? Çünkü bu
düzenleme, madde 56 yurttaşlar için hak ve ödevi, devlet için ise
yükümlülükleri sıralamaktadır. Önlemek, kirlenmeyi önlemek,
ekosistemin bozulmasını önlemek; korumak, çevreyi ve -doğal
hâlde- ekosistemi korumak ve ekosistemi geliştirmek. İşte, bu
üçlü de Anayasa Mahkemesi kararlarından da gördüğümüz gibi, temelini
5inci maddeden almaktadır. Devletin insan haklarını koruma ve
geliştirme yükümlülüğü. Bu bakımdan 56ncı maddeyi yorumlarken,
uygularken ormanlık alanda hem Uludağda olduğu gibi 169uncu
maddenin koruyucu değerini dikkate almamız gerekir hem de 5inci
maddenin devlet açısından öngördüğü yükümlülükleri. Çünkü
buradaki önleme koruma ve geliştirme yükümlüğü ancak bu
geniş yelpaze ile 56ncı maddeden hareketle 5inci ve 169uncu
maddelerin kullanılmasıyla gerçekleşebilir. Bu bakımdan
Anayasamızda yeterli ülkesel temeller olduğu gibi -hak olarak
düzenlendiği için ekosistem hakları- esasen Anayasamızın
öngördüğü hak ve özgürlüklere ilişkin hükümler de bu alanda
uygulanır ve geçerlidir. Örneğin 13üncü maddedeki hakkın özüne
dokunma yasağı ekosistemin de özüne dokunma yasağını,
çevre hakkının da özüne dokunma yasağını beraberinde
getirmektedir. Bu nedenle biz çevresel kamu düzeni kavramını
kullanıyoruz orman kamu düzeni kentsel kamu düzeni
kavramlarını kullandığımız gibi.
Anayasamız, bununla sınırlı
değildir, Anayasamızdaki hükümlerle sınırlı
değildir. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler
de bu alanı korumaya elverişlidir. Korumak için Türkiye taraf
olmuştur birçok uluslararası sözleşmeye ama Türkiye'nin taraf
olmadığı uluslararası sözleşmeler de aslında
uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar çerçevesinde Türkiye için de
bağlayıcıdır. İşte, bu bakımdan Rio
Bildirgesinden bu yana, 1992den bu yana en önemli ilke geriye götürülmezlik
ilkesinin burada, Uludağ alan düzenlemesinde ciddi olarak
sorgulanması gereken bir ilke olduğudur. Çünkü var olan koruma düzeni
yeterli ve açıklayıcı gerekçe ortaya konulmadan, haklı gerekçeler
ortaya konulmadan değiştirilmekte ve çevre korumasına,
ekosistemin doğasına tamamen aykırı olan
merkezileştirme sürecine sokulmaktadır. Burada da tabii parti
başkanlığı yoluyla, devlet başkanlığı
ve yürütmenin diğer alanlarda yaptığı gibi -Kapadokya'da ve
diğer alanlarda- tek kişi yönetiminin altına
bırakılması, konulması söz konusu. Milli Parklar Kanunu,
diğer düzenlemeler, bakanlıklar, imar yetkisi
Ormanlık
alanlarda bırakın yürütme tarafından düzenleme
yapılmasını, yasamanın bile asli ve genel yetkisini
sınırlayan 169a karşı burada nereye gidildiği belli
olmayan bir idari düzenleme, yürütmenin inisiyatifine
bırakılmış bir düzenleme tarzı söz konusudur. Bu
açıdan tabii ki Anayasanın 63üncü maddesi de -doğal, kültürel
ve tarihsel alanların korunmasına ilişkin madde- bu çerçevede ihlal
edilen Anayasa maddeleri arasında yer almaktadır. Bu açıdan, bu
düzenlemenin birçok maddesi
-esasen 3üncü maddesi, 3üncü maddesinin farklı
fıkraları, 5inci maddesi, 7nci maddesi, 10uncu maddesi-
Anayasanın belirttiğim ve diğer hükümlerine çok yönlü olarak
aykırılıklar taşımaktadır. Çünkü Uludağ
Alanı Hakkında Kanun Teklifi, Anayasanın bütünsel
okunuşunu bir yana bırakın -Anayasanın doğrudan
ilgili olan maddelerini hiçbir biçimde- Anayasa yokmuş gibi, bir anayasal
düzen yürürlükte değilmiş gibi bir yaklaşım sergiliyor.
Böyle olduğu için -Uludağ ekosistemi aslında Türkiye
ekosistemidir- bu açıdan, önlemek, korumak ve geliştirmek biçimindeki
devletin yükümlülükleri bir yana bırakılmakta ve bizzat devlet
tarafından bozulabilir, devlet eliyle kirletilebilir, devlet eliyle
ekosistemi ihlal edilebilir bir düzenleme alanına
kaydırılmaktadır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurunuz.
İBRAHİM ÖZDEN KABOĞLU (Devamla)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bu açıdan bakıldığı zaman,
aslında, Anayasada yer alan toplu özgürlükler esasen çevreyi korumak için
kullanılması gereken en elverişli alandır. Çünkü bu kamu
düzeni alanıdır, çevresel kamu düzeni alanıdır ve bu
alanları korumak için kitlelerin yaşam mekânlarını
sahiplenmesi hiçbir biçimde kolluk güçleri kullanılarak engellenemez,
engellenememelidir, engellenmemelidir. Tam da yurttaşlar direnme
haklarını, kaynağını Anayasadan alan direnme
haklarını burada kullanabilirler.
137ye
göre kolluk güçleri yurttaşların üzerine gönderilemez çünkü onlar
doğal mekânlarını koruyorlar. Şimdi, Uludağa
Bursalılar gidip o alanları korumak için direnirlerse demek ki
direnme hakları var, bu hakları meşrudur ve hiçbir biçimde
onların üzerine kolluk gücü gönderilemez. Bu açılardan bu yasal
düzenlemeye bakmamız gerekir, dikkate almamız gerekir çünkü bunlar
yaşam mekânlarıdır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
İBRAHİM
ÖZDEN KABOĞLU (Devamla) Türkiye bizimdir, Türkiye bütün
yurtseverlerindir ve tüm yurtseverlerce korunmalıdır.
Teşekkür
ederim. (CHP ve HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Şahsı adına ikinci söz, Bursa Milletvekili Sayın Hakan
Çavuşoğlunun.
Buyurun
Sayın Çavuşoğlu. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
HAKAN
ÇAVUŞOĞLU (Bursa) Sayın Başkanım, değerli
milletvekili arkadaşlarım; Uludağ Alan
Başkanlığının kurulmasına ilişkin kanun
teklifimizin geneli hakkında şahsım adına görüşlerimi
ifade etmek üzere söz aldım. Bu vesileyle sizleri saygı ve muhabbetle
selamlıyorum.
Uludağ, Bursamızın göz bebeği,
adıyla müsemma ulu bir dağımızdır; sadece
Bursamız için değil, sahip olduğu eşsiz tabii güzellikleri
ve barındırdığı potansiyelleriyle ülkemizin de bir
millî hazinesidir. Ülkemizin en önemli kış turizm merkezlerinden biri
olan Uludağda ilk otel 1933 yılında inşa edilmiştir,
aynı tarihte bu bölgeye bir de yol yapılmıştır yani
Uludağın bugünkü serüveni 1930lu yıllarda
başlamıştır. Sonrasında, düzenli otobüs seferlerinin
başlamasıyla Uludağa olan ilgi ziyadesiyle
artmıştır. 1961 yılında millî park statüsüne
kavuşturulmuş, 1963 yılında Türkiyenin ilk teleferiği
olan Bursa Teleferikle Uludağ, kış turizminin âdeta cazibe
merkezi hâline gelmiştir. Ayrıca, içerisinde yetişen endemik
bitki türleri, florası ve tabii güzellikleriyle de dünyada eşi
benzeri olmayan zenginlikleri barındırmaktadır. Nitekim 2006
yılında, AK PARTİ iktidarları döneminde Uludağ
Parkının tamamı doğal sit alanı olarak ilan
edilmiştir. İşte, görüşülmekte olan bu teklifle
kurulması öngörülen alan başkanlığıyla
Uludağın bu eşsiz özelliklerinin bir koruma-kullanma dengesine
kavuşturulması amaçlanmaktadır. Bu nedenle, kanunla mevcut
koruma alanlarıyla ilgili bir değişiklik yapılmamakta ve bu
alanlar korunmaya devam etmektedir. Nitekim kanunun amacı da 1inci
maddesinde, ilan edilecek Uludağ alanının, doğal sit
alanları ve diğer korunacak alanlarla birlikte biyolojik, jeolojik,
su varlıkları ile benzer kaynak değerlerinin korunması,
yaşatılması, geliştirilmesi, tanıtılması,
planlanması, yönetilmesi ve denetlenmesi olarak açıklanmış
ve tanımlanmıştır.
Sayın milletvekilleri, şu anda, Uludağ
alanında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çevre, Şehircilik
ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım
ve Orman Bakanlığı, Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir
Belediyesi, Osmangazi Belediyesi yetki kullanmaktadır. Her biri ayrı
ayrı ve bir başka kanuna göre yetki kullanan bu
kurumlarımızın iyi niyetli çabalarına rağmen,
Uludağımız hem korunması hem de potansiyellerinin
değerlendirilmesi bakımından eksiklikler
barındırmaktadır. Maalesef, yetkili birden fazla kurumun
olmasının meydana getirdiği ağır bürokrasi, mevcut
sorunların çözülmesine yönelik etkin ve hızlı bir planlama
sürecinin gerçekleştirilememesine neden olmuş, yapılaşma
hakları aşılmış, ne yazık ki alanda plansız
ve kontrolsüz bir yapılaşma süreci yaşanmıştır.
Bu kontrolsüz yapılaşma sonucunda, altyapısı yetersiz,
arıtma tesisi bulunmayan, kanalizasyonu olmayan, doğayla uyumsuz ve
çarpık bir yerleşim dokusu ortaya çıkmıştır.
Bahsettiğim gibi, tüm bu hususlar 1960lı yıllardan hatta 1933
yılından itibaren devam edegelen bir süreçtir.
Öte yandan, pistlerin yetersizliği, kar üretme
tesislerinin yapılamamış olması nedeniyle sezonun dört ayla
sınırlı kalması, park ve trafik sorununun artması gibi
sebeplerle diğer kış turizm merkezlerinin yanında gün
geçtikçe cazibesini de yitirmeye başlamıştır.
Bir
de Uludağ'ın Bursa ve Bursa halkıyla bağının
güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Bursa halkının, gençlerinin,
öğrencilerinin, dağın imkân ve olanaklarından maksimum
düzeyde istifade edebilmesi için Alan Başkanlığının
sağlayacağı bir koordinasyon ve düzenlemeye gerek
duyulmaktadır. Bu nedenle Uludağ Alanının bütüncül bir
bakış açısıyla planlanmasını ve yönetilmesini
sağlamak, yetki karmaşasını ortadan kaldırmak,
ihtiyaçlara en kısa sürede etkin çözümler üretebilmek, alanın
Bursa'yla bağını kurmak ve alanın koruma-kullanım
dengesini sağlayarak gerçek hüviyetine kavuşmasını temin
etmek için Alan Başkanlığı kurulması hedeflenmektedir.
Uludağ Alan Başkanlığının kurulacak olması
nedeniyle ileri sürülen yapı yoğunluğunu
arttıracağı yönündeki eleştirilere de katılmak mümkün
değildir. Aksine, Uludağ Alan Başkanlığıyla
Alanın bir düzene sokulması, koruma ve kontrolün daha sıkı
şartlarla sağlanması hedefe güdülmektedir. Kanun teklifimizin
ekinde yer alan krokiden ve alanın sınırlarını
belirleyen koordinatlardan da anlaşılacağı üzere
sınıra özellikle potansiyel kayak alanlarının
bulunduğu çanak alanlar dâhil edilmiş olup bu alanlarda
yapılaşma yoğunluğunu arttıracak, konaklamaya yönelik
tesisler değil, sadece kayak pistleri, doğa sporlarına yönelik
yürüyüş ve keşif parkurlarıyla bu faaliyetlere yönelik mola
noktaları ve kayak pistlerinin alt ve üst istasyonlarında küçük
ölçekli günübirlik tesislerin kurulması öngörülmektedir. Nitekim
sınırlar belirlenirken millî park faaliyetlerinin yoğun olarak yürütüldüğü
Sarıalan, Kirazlıyayla, Bakacak ve Çobankaya bölgeleri
sınıra dâhil edilmemiştir, alanın batısında ve
kuzeyinde bulunan orman alanları, alanın doğusunda bulunan buzul
gölleri Uludağ alan sınırları kapsamı dışında
tutulmuştur. Kaldı ki Uludağ Alan
Başkanlığının kurulmasıyla alanın doğal
sit koruma statülerinde herhangi bir değişiklik yapılmamakta, bu
alanlarda yürürlükteki koruma mevzuatı geçerliliğini
korumaktadır.
Sayın
Başkan, değerli milletvekilleri; Uludağ alan
sınırları içerisinde her türlü uygulamaya yönelik karar alma yetkisi
teklifimizle Alan Komisyonuna verilmektedir. Burası dikkat çekicidir ve
önemlidir; tek başına Alan Başkanının kara alma
yetkisi yoktur. Böylece alan sınırları içerisinde alınacak
kararlar tek başına Alan Başkanına
bırakılmayıp komisyonu oluşturan üye
çeşitliliğiyle bütüncül bir yönetim anlayışının
benimsenerek Alan Komisyonuna bırakıldığını
görmekteyiz. Gerçekten de komisyonun üye kompozisyonuna
baktığımızda mevcut durumda yetki kullanan kurumların
tamamının temsilinin sağlandığı görülecektir. Bu
da bize komisyon kararlarını alırken koruma ve kullanma
dengesinin gözetileceği gerçeğini göstermektedir. Toplam 13
kişiden oluşacak komisyon üyelerinde üniversitelerin mimarlık,
şehir planlaması, orman mühendisliği, hukuk, çevre
mühendisliği, biyoloji, jeoloji, harita mühendisliği bölümlerinden
mezun, en az on yıllık tecrübeye sahip 4 üye; Bursa Valisi
tarafından görevlendirilecek 1 vali yardımcısı; Bursa
Büyükşehir Belediyesi tarafından görevlendirilecek 1 üye; Kültür
Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden 1 üye; Tabiat
Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünden 2 üye; Doğa
Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünden 1 üye; Orman Genel
Müdürlüğünden 1 üye; Bakanlık Yatırım ve
İşletmeler Genel Müdürlüğünden 2 üye yer alacaktır.
Anlaşılacağı üzere komisyon üyeleri arasındaki bu
çeşitlilik aynı masa etrafında toplanan komisyonun
kararları tüm perspektifler aynı anda müzakere edilerek
alınacak. Komisyonun bütüncül bir anlayışla neticeye
varması sağlanacak ve koruma, kullanma dengesi azami derecede
gözetilmiş olacaktır. Komisyonun vereceği bu kararlara
karşı elbette idari yargı denetimine başvurulması da
mümkün olacaktır. Cumhurbaşkanımız tarafından atanacak
olan Alan Başkanı, Uludağ alanının kontrollü
girişini ve güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Alan
Başkanı, Uludağ alanında her türlü aykırı
uygulamanın giderilmesini sağlamak, aykırı uygulamaya konu
yapı ve tesisleri yıkmak veya yıktırmak zorundadır. Bu
durumun ihmal edilmesi Türk Ceza Kanunu anlamında suç olup
Başkanın tecziyesine karar verilebilecektir. Alan Başkanı,
Uludağ alanında doğal değerleriyle turizm potansiyeli ve
jeolojik, jeomorfolojik dokusunun korunmasına ve
yaşatılmasına ilişkin alınan tedbirlere
aykırı davranılması hâlinde, sorumlulara idari para
cezası uygulamakla mükelleftir ve bu para cezasının tutarı
500 bin TL'ye kadar ulaşmaktadır.
Kanunla,
Uludağ alanında kömür
Burasına dikkatli edin arkadaşlar
çünkü biraz önceki konuşmacılar Maden ocaklarına ruhsat
verilecek. dedi. Tekrar ediyorum: Uludağ alanında kömür ve
akaryakıt depoları, sanayi ve benzeri tesisler ile madencilik
faaliyetleri ve entegre tesislerinin yapılması yasaklanmaktadır.
Her tesis için, Başkanlığın koyacağı esaslar
dairesinde, çevre sorunu meydana getirmeyecek şekilde atık su
arıtma sistemiyle donatılması zorunlu olacaktır.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
HAKAN
ÇAVUŞOĞLU (Devamla) Yine, Uludağ alanı için özel
yangın söndürme planı yapılması ve uygulanması zorunlu
hâle getirilmektedir.
Uludağ
Alan Başkanlığına genel bütçeden pay ayrılacak olması
ve yanı sıra kanunun sağladığı ilave gelirler ile
ayrı bir bütçeye sahip olmasının Uludağ alanının
korunması ve düzenlenmesi bakımından çok değerli
olduğu da gözden uzak tutulmamalıdır.
Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; Uludağ hem
Bursamızın eşsiz bir değeri, hem de ülkemizin millî bir
hazinesidir. Bursa Milletvekilleri olarak bizler, Uludağ'ın tabii
zenginliklerinin ve doğal dokusunun korunmasının ve
potansiyelinin kurulacak alan başkanlığıyla daha iyi
sağlanacağı ve değerlendirileceği inancına sahibiz.
Bu vesileyle, hem eleştirel yaklaşımlar hem de pozitif
yaklaşımlarla bu kanunun oluşmasına destek veren bütün
milletvekili arkadaşlarımıza huzurlarınızda bir kez
daha teşekkür ediyorum.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Devamla) Değerli
arkadaşlar, biz hem 2018 seçimlerinde hem de 2019 seçimlerinde, bizatihi
Sayın Cumhurbaşkanımız ve bizler, Bursamıza
Uludağ Alan Başkanlığının kurulacağına
ilişkin bir taahhütte bulunduk ve bu iki seçimden de yetki aldık. Kim
ki Bursa buna karşı. diyorsa seçim sonuçlarına baksın
diyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle sizleri saygı ve
muhabbetle selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Sayın Ataş, buyurun.
DURSUN ATAŞ Kayseri) Teşekkürler Sayın
Başkan.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi geçen hafta toplu
taşıma ücretine yaklaşık yüzde 30 zam
yapmıştır. Bu zamla Kayseri Büyükşehir Belediyesi
ulaşıma bir yıl içinde 3üncü zammını
yapmıştır. Her ne kadar gerçekten uzak olsa da iktidarın
Enflasyonun boynunu kırdık. dediği, enflasyonu baskılamak
için market ve restoranlara Fiyat sabitleyin. diye baskı
yaptığı bir ortamda yapılan bu zamlar kabul edilemez,
derhâl geri alınmalıdır. Muhalefet belediyelere gelince Su ve taşıma
ücretlerini düşürün. diye baskı yapan iktidar söz konusu kendi
belediyeleri olunca zam üstüne zam yapmaktadır. Kayserililer sizden de
gönül belediyeciliğinizden de peşi sıra
yaptığınız bu zamlardan da bıktı usandı
artık ama buradan Kayserili hemşehrilerime sesleniyorum: Müsterih
olun çünkü ilk seçimde bu iktidar gidecek, sene bu sene diyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
4. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve
Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN Soru-cevap işlemi yoktur.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Maddelere geçilmesini oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Şimdi, birinci bölümün görüşmelerine
başlıyoruz. Birinci bölüm 1 ila 8inci maddeleri kapsamaktadır.
Birinci bölüm üzerinde İYİ Parti Grubu
adına Bursa Milletvekili Sayın Ahmet Kamil Erozan
konuşacaktır.
Buyurun
Sayın Erozan. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
İYİ
PARTİ GRUBU ADINA AHMET KAMİL EROZAN (Bursa) - Sayın Başkan
ve değerli milletvekilleri, pek alışık
olmadığınız bir şekilde dış politikadan
bahsetmeyeceğim. Bunun çok temel bir sebebi var: Hem Bursalı olmak,
Bursa Milletvekili olmak ve Uludağ gibi önemli bir meselede gündemi
kaydırmak istemem. Şunun altını çizmek isterim ki benim
çocukluğumda Bursanın adı Yeşil Bursaydı;
yeşil Bursa artık yok, ancak dağlara falan giderseniz bulursunuz
ama siz şimdi dağlara da müdahale edecek noktaya geldiniz. Beton oldu
her taraf yani ovayı hallettiniz şimdi dağa çullanmak
arayışındasınız.
ORHAN
SARIBAL (Bursa) Aynen öyle, çullanmak.
AHMET
KAMİL EROZAN (Devamla) Bu sözünü ettiğimiz coğrafya,
Uludağ, biliyorsunuz 1961 senesinde millî park ilan edildi, ondan sonra
2873 sayılı Kanunla 1983ten bu yana da yönetiliyor. Size gelinceye
kadar bu sistem işledi, dolayısıyla, kimsenin de herhangi bir
şikâyeti veyahut bizlere yansıyan bir kaygısı yoktu.
Önemli
bir coğrafya, niye önemli bir coğrafya diyorum? Aşağı
yukarı 13 bin hektar boyutlarında ve bu alanın yüzde 71i orman,
gerisi 32 andemik türün bulunduğu çayır, yeşil alanlar ve
kayalık bir coğrafyası da var tabii ki. Ayrıca
Bursanın su kaynaklarının önemli bir kısmı burada,
sadece Bursanın su kaynakları değil herhangi bir süpermarkete
girseniz, satılan pet şişe sulara Kaynak neresi? diye
baksanız bulacağınız yer Uludağ Bursa ve
civarıdır.
Şimdi, arkadaşlar da biraz evvel
değindiler, bütçe konuşmaları sırasında böyle ham hum
şaralop diyebileceğim veya kaşla göz arasında, âdeta mal
kaçırırcasına ve hatta bu
hızlandırılmış metodolojinizden dolayı da
giderayak ne yapmak niyetinde olduğunuzun sorgulanmasına yol açacak
bir davranış içinde oldunuz.
Şimdi,
çok merak ediyoruz; ben Yıllardır bu sistem Milli Parklar Kanunu
çerçevesinde işlerken ne oldu da yeni bir Uludağ Alan
Başkanlığı ilan etmek istiyorsunuz? sorusunu maalesef
gündeme getirmek durumundayım çünkü bu yasa bugüne kadar işlevini
yerine getirmişken ve anlaşıldığı kadarıyla
onun oluşturmuş olduğu koruma kalkanı sizi rahatsız
ettiği için bir başka modele geçmek ihtiyacını
duyuyorsunuz. Bunu yaparken de orası tek bir ekonomik coğrafya iken
siz bunu bölüyorsunuz, bir kısmını Milli Parklar Kanunu
çerçevesinde yöneteceksiniz, bir kısmını ise bu yeni yaratmakta
olduğunuz Başkanlık aracılığıyla.
Şimdi,
ben tabii, en çok -biraz evvel Sayın Çavuşoğlu da değindi-
onların bunun imzacısı olmalarına
şaşırdım çünkü Bursadaki yankılara bakarsanız
hem sivil toplum örgütlerinin hem düz vatandaşların, onların her
biri sizin bu kanun teklifiniz üzerinde bize yakındılar,
yakındılar, yakındılar. Niye bunu söylüyorum? Seçimler
yakında, seçim zamanı geldiğinde büyük ihtimalle
vatandaşlar bizim şu anda yaptığımız
savunmaları veya itirazlarımızı mutlaka not edeceklerdir
ama size de maalesef ayrı bir fatura çıkaracaklardır.
Orada
da yönetimsel bir sorun olduğundan söz ediyorsunuz. O yönetimsel sorun da
şimdiye kadar yokken eğer sizin döneminizde kaynaklandıysa,
peydahlandıysa bunun da sorumluluğunu yasal çerçevede değil,
sizin bu sistemi beceriksizce yönetiyor olmanızdan izah etmek gerekir.
Şunu da ilave edeyim: Yaptıklarınız
yapacaklarınızın işaretiyse Kapadokyada
başımıza gelenlerin Uludağda başımıza
gelmeyeceğini söylemek mümkün değildir. Örnek vereceğim; biraz
evvel Çavuşoğlu bir su arıtma tesisinden bahsetti. Madem orada
madencilik yapılmayacak, madem orada taş ocağı olmayacak,
madem orada sanayi olmayacak, niye acaba bir su arıtma tesisine ihtiyaç
duyuluyor bu coğrafyada? Madem doğayı koruyoruz, madem orada
herhangi bir sanayi tesisi yapmıyoruz, orada ne işi var acaba su
arıtma tesisinin?
HAKAN ÇAVUŞOĞLU (Bursa) Atık su
arıtma.
AHMET KAMİL EROZAN (Devamla) Atıkları
biz bulacağız.
Şunu da unutmayalım: Burası sadece bir
dağ değil, burası yaşayan bir organizma yani kuşuyla,
hayvanıyla, ağacıyla, çiçeğiyle, otuyla bir bütün. Siz bu
bütünün içine kendi anlayışınıza uygun olarak -birazdan
değineceğim sebeplerle- turizmi de teşvik etmek anlayışıyla
başka tesisleri sokarsanız buranın yapısını
zedelersiniz. Bunun en tipik örneğini 2020 yılında biz Kestelde
yaşadık yani doğaya müdahale ettiğiniz zaman doğa bunu
maalesef ağır bir şekilde ödetiyor.
Dolayısıyla, önümüzdeki döneme
baktığınızda yani sizin çerçevesini yeniden
tanımlamaya çalıştığınız yapı içinde
bir danışma kurulu var. Bu danışma kurulunda kimler var?
Biraz evvel sayıldı ama ben 3 tanesi üzerinde duracağım;
Bursa Ticaret ve Sanayi Odasından 1 üye var, Güney Marmara Turistik Otelciler
ve İşletmeciler Birliğinden 1 üye var, Türkiye Seyahat
Acentaları Birliği temsilcisi var. Yani ben, maalesef, maalesef, bu 3
kurumu bu Uludağ Alan Başkanlığı boyutuyla malum
şüpheliler kategorisine koyuyorum. Niye? Burada bir çıkar
çatışması var çünkü bu sizin yapmaya
çalıştığınız düzen çerçevesinde bundan fayda
sağlayacak ve ticari hedefleri de olabilecek bu 3 kuruluşun
Danışma Kurulunda olması bir çıkar çatışması
yaratıyor yani bir menfaat çatışması söz konusu olacak ve
bu da ister istemez sizin başka amaçlara bir kılıf olarak bu
Alan Başkanlığı Komisyonunu veya Danışma
Komisyonunu yaratmaya çalıştığınızı
düşündürüyor. Yapısında da sakatlıklar olduğu gibi
karar alma mekanizmalarında da sakatlıklar var. Mesela şöyle bir
cümle yer alıyor: Gerek görüldüğünde başkanlığın
davetiyle üniversiteler, ilgili sivil toplum kuruluşlarından, meslek
odalarından 1er üye de katılabilir. Gerek görülürsenin
karşılığı kimdir, kim karar verecek gerek olduğuna?
ORHAN SARIBAL (Bursa) Hiçbir zaman
çağırmayacaklar.
AHMET KAMİL EROZAN (Devamla) Ha, şimdi,
bunun özüne baktığımızda maalesef, şu anda Devlet
benim. diyen bir sistemle çalışıldığı ölçüde,
yukarıdan gelecek bir telkin veya talimatla bütün bu süreç, buralarda ne
yazıyor olursa olsun herkes bildiğini okuyacak şekilde tecelli
edecektir ve sonunda hepimizin inşallah olmaz dediği bir riskle, bir
talanla karşı karşıya kalma tehlikesi var. Şimdi,
bütün bunlar yapılırken, bu çalışmalara peyzaj
mimarları, orman mühendisleri, ziraat mühendisleri, veterinerler, meslek
odalarının niye bu çalışmalara davet edilmedikleri veya
katılmadıklarını da sorgulamam lazım. Bunun bir
uluslararası boyutu da var o uluslararası boyutu da bir Avrupa Peyzaj
Sözleşmesi vardır yani doğanın korunması boyutuyla
Türkiye'nin de taraf olduğu ve birtakım taahhütler üstlendiği
bir anlaşmadan bahsediyorum. Maalesef bu anlaşmanın amacı
bu alanların korunmasıyken sizin bu modeliniz maalesef bu
taahhütlerin de aksi yönünde bir sonuca gitme riski bulunmaktadır.
Benim çocukluğumda Bursa'da diz boylu diz boyu kar
yağardı, şimdi Bursada öyle kar falan yağmıyor,
Uludağda bile kar yağmıyor artık. Bunun arkasında ne
var? Tabii ki bir iklim değişikliğinin yarattığı
baskılar var ama bunun dışında nüfus arttıkça -ki
büyükşehirlerin durumu bu- doğal olarak hem kentten kaynaklanan
ısıyla ve çevrenin de ısınması sebebiyle maalesef bu
dengeler tamamen değişmiş vaziyette. Önümüzdeki döneme
baktığımızda şu risk bile var gündemde: Biz bu
Uludağda bugün kış turizminden bahsediyoruz, kış
turizmi dediğiniz zaman kar olduğu ölçüde var, karın
olmadığı bir coğrafyada da böyle bir turizmin de pek izine
maalesef rastlayamayacağız önümüzdeki dönemde. Çünkü siz doğaya
müdahale ediyorsunuz ve doğa da sonunda mutlaka cezayı kesecek. Çünkü
siz doğayı sevmiyorsunuz, siz maalesef parayı ve rantı
seviyorsunuz ve bundan da yararlandırmak istediğiniz mutlaka
birtakım sermaye çevreleri vardır. Şurada aslında çok bir
şey kalmadı seçimlere, üç dört ay; sizin bu üç dört ay içinde kime ne
vereceğinizi çok yakından takip edeceğiz. Sebebini de söylüyorum,
o sizinle birlikte iş birliği yapacakları da isteseniz de
istemeseniz de biz yandaşlar kategorisine koyacağız.
Bizim size bir tek çağrımız var:
Uludağdan elinizi çekin, bir ekolojik kırıma yol açmayın
lütfen. Niye bunları söylüyorum? Çok az kaldığı için.
İsterseniz seçimi öne alın, isterseniz zamanında yapın;
sonunda bize iş çıkaracaksınız çünkü siz bunu
oylarınızla bugün geçirseniz dahi bizim geldiğimizde
yapacağımız ilk işlerden biri bunları olması
gereken şekle yeniden döndürmek olacaktır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına Mersin Milletvekili Sayın
Baki Şimşek.
Buyurun
Sayın Şimşek. (MHP ve AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
MHP
GRUBU ADINA BAKİ ŞİMŞEK (Mersin) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Uludağ Alanı Hakkında Kanun
Teklifi üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle Gazi Meclisi ve aziz Türk milletini saygılarımla
selamlıyorum.
Sözlerimin
başında Tarsus-Ankara Otoyolu Damlama mevkiinde yaşanan trafik
kazasında hayatını kaybeden, şehit olan 2 jandarma
personelimize Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum; yaralanan 2 astsubay ve
7 uzman erbaşımıza acil şifalar diliyorum.
Değerli
milletvekilleri, bu kanun teklifiyle doğal ve turistik değerler
açısından büyük öneme sahip olan Uludağ bölgesinin doğal
sit alanları ve diğer korunan alanlarla birlikte kaynak
değerlerinin korunması, yaşatılması,
geliştirilmesi, tanıtılması ve turizm potansiyelinin
geliştirilmesi hedefleri doğrultusunda alanı bütüncül bir
bakış açısıyla ele alıp planlamak, farklı
kurumlara ait planlama yetkilerini tek bir kurumda toplayarak bugüne kadar bu
konuda yaşanan yetki karmaşasını ortadan kaldırmak,
alanın ihtiyaçlarına kısa sürede etkin çözümler üretebilmek
planlanmıştır. Önümüzdeki süreçte hayata geçirilecek olan kayak
alanlarını bütüncül bir bakış açısıyla ele almak,
alanın Bursa şehir merkeziyle sağlıklı bir
şekilde bağlantılarını sağlamak, konaklamalı
turistler ile günübirlik ziyaretçilerin alandan faydalanmalarını
belirli bir sistem dâhilinde hayata geçirmek ve bu bağlamda, özellikle
büyük bir sorun hâline gelmiş olan ulaşım ve otopark
organizasyonu başta olmak üzere ihtiyaç arz eden teknik altyapı
eksikliklerinin yeniden tanımlanarak sorunların tek elden çözümünü
sağlamak, gerektiğinde yerel yönetimler ve diğer kurumlarla
koordinasyonu sağlamak ve Uludağ Alanının belirlenmesi ve
bu alanda yürütülecek iş ve işlemlerin düzenlenmesi
amaçlanmaktadır. Daha önceden Çanakkale ve Kapadokya Alan
Başkanlığı örneklerinde görüldüğü gibi -bunun
uygulamaları da bugün ortadadır- bu bölgede de bu noktada
çalışmalara devam edilmektedir. Elbette Uludağ'ın
çevresinin, doğal hayatının temiz sularının korunması,
çevrecilik, milliyetçiliktir. diyen bir siyasi parti için en önemli
gerekçelerden biridir. Buradaki eleştirileri dikkatle takip ediyoruz,
komisyon görüşmeleri sırasında da bu konular üzerinde
görüşlerimizi belirttik. Şimdi, birçok eleştiri
yapılıyor. Komisyonda, üniversitelerin mimarlık, şehir
planlama, orman mühendisliği, hukuk, jeoloji mühendisliği, harita
mühendisliği, çevre mühendisliği ve biyoloji bölümlerinden mezun
olmuş, bakanlıkça görevlendirilecek, alanında uzman ve en az on
yıl deneyime sahip üyeler görev alacaklar. Bursa Valisi tarafından
görevlendirilecek bir vali yardımcısı görev alacak.
Bakanlık Yatırım ve İşletmeler Genel
Müdürlüğünden 2 üye ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel
Müdürlüğünden 1 üye, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel
Müdürlüğünden 2 üye, Tarım ve Orman Bakanlığı
Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü ve Orman Genel
Müdürlüğünden alanlarından uzman 1er üye, Bursa Büyükşehir
Belediye Başkanlığından görevlendirilecek 1 üye, komisyonda
görüşülecek konunun niteliğine göre yerel yönetimler ile kurum ve
kuruluşlardan uzmanlar çağrılabilecek ve komisyonun görev süresi
iki yıl, yeni üyeler görevlendirilene kadar mevcut üyeler görevlerine
devam edecekler. Yani burada söylendiği gibi hiç kimse devre dışı
bırakılmış değil. Bunun yanında ticaret
odalarından, sivil toplum kuruluşlarından, Bursa Gençlik ve Spor
İl Müdürlüğünden, Osmangazi Belediye
Başkanlığından, danışma kurulundan neredeyse
bütün dinamiklerden herkes görev alacak; burada, görüş ve
düşüncelerini paylaşacaktır. Ama burada en önemli konu 2,5
milyon Bursalının görüş ve düşüncesidir. Hiç kimse 2,5
milyon Bursalının görüş ve düşüncesine aykırı
hareket edemez. Bu konuda alınacak kararlarda zaten herkes; on yıl
deneyimi olan devlet memurları, valiler, belediye başkanları,
sivil toplum kuruluşları
Hiç kimse burada bir yanlışa imza
atamaz.
Gönül isterdi ki bu Komisyon üyeleri, bu Alan
Başkanlığı görüşmeleri yapılmaya başlamadan
önce gidip Uludağdaki mevcut durumu bir gözlerinin önünden geçirip
değerlendirselerdi. Yani bu kadar potansiyeli olan ama
Belki bu yıl
iki aylık bir sezon olacak, kar yağışlarının az
olması sebebiyle iki aylık bir sezon olacak. Yani düşünün
Uludağ belki geçmiş tarihler itibarıyla Türkiyenin en büyük
kayak turizminin ve kış turizminin olduğu bir bölgeydi; bugün,
sürekli geriye gidiyor, arıtma tesisi bile olmayan bir Uludağdan
bahsediliyor şu anda. Demek ki mevcut sistemle, böyle bir çok
başlılıkla burası iyi yönetilememiş.
Dolayısıyla burada ben atılan adımın olumlu
olduğunu
Hiç kimsenin Uludağ ve Bursayı hiç kimseye
peşkeş çekmesi mümkün değil, böyle bir şeyin olması da
mümkün değil. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Bursalının ve Türk halkının menfaatine burada
çalışmalar yapılacak ve buradaki oteller, kayak tesisleri
Türkiyeye yakışır bir hâl alacak. Aynı şekilde, millî
parkların da burada tesisleri var. Burası hem kış
turizmiyle ilgili hem de günübirlik piknik alanlarıyla ilgili
kullanıma açılacak ve hem ekonomimize katkı sunacak hem turizme
katkı sunacak hem de Bursalıların gurur duyabileceği bir
hâle getirilecektir.
Burada, tabii, acımasız eleştiriler
yapılıyor. Ben bu eleştirileri yapanlardan İstanbulda
Çırağandaki çınar ağaçları kesilirken bir
eleştiri yapmalarını beklerdim. Yani Taksimde 1 tane ağaç
kesilirken bu kadar olay yapan, protesto yapanların Çırağanda
kesilen asırlık çınar ağaçlarıyla ilgili tek bir söz
söylediğini duyamadık. Mersinde kameraların altında bir
ağaca şırıngayla o ağacı kurutacak ilacın
verilip
Savcılığın şu anda takibinde, Daire
Başkanı görevden alındı. Bu ağacın kesilmesiyle
ilgili, kurutulmasıyla ilgili Belediye tarafından bir
çalışma yapılırken bu kadar çevre örgütlerinden;
doğayı, çevreyi sevdiğini söyleyen muhalefetten tek bir kelime
duyamadık değerli arkadaşlar. Bunları üzüntüyle
karşılıyoruz.
Ben burada şunu isterdim: Komisyonda şu
meslek gruplarından da mühendisler görev alsın. Komisyondaki
uzmanların sayısı 4 değil 5 olsun, 6 olsun.
Yapıcı eleştiriler getirilsin ve bu yapıcı
eleştirileri de hep beraber destekleyelim ama hiç kimse Bursaya,
Bursalıya rağmen yanlış bir projeye imza atamaz.
Bursanın Belediyesi bunun içerisinde olacak. Bursa Belediye
Başkanı buradaki bir yanlışı savunamaz, millete bunu
anlatamaz. Böyle bir şeyin olması mümkün değil
dolayısıyla herkesin daha sağlıklı bir şekilde
bunu değerlendirmesini, bunu bu şekilde gözden geçirmesini ve bu
kurullardaki, komisyonlardaki çalışmaların da milletin
menfaatine değerlendirilmesini ve Uludağın en kısa süre
içerisinde, ivedi, hızlı karar alınarak
Hiç kimse de Orman
Genel Müdürlüğüyle, Millî Parklarla Turizm Bakanlığını,
efendim, Bursa Büyükşehir Belediyesini, Osmangazi Belediyesini
karşı karşıya getirmeye çalışmasın,
bunların hepsi Türkiye Cumhuriyeti devletinin kurumlarıdır.
Bugün de aynı hükûmet, aynı siyasi iktidar tarafından bu
belediyeler ve bakanlıklar idare edilmektedir yani bir istismar olacaksa
bugün de yapılabilir ama kimsenin böyle bir şey yapmaya gücü yetmez.
Uludağ sadece Bursalıların değil bütün Türk milletinin,
bütün insanlığın ortak bir mirasıdır. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Dolayısıyla, ben başarılar
diliyorum, Uludağ Alan Başkanlığının
hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Başta,
emeği geçen bütün Bursa milletvekillerimiz olmak üzere Komisyon
üyelerimize, Bakanlık bürokratlarına teşekkür ediyorum. Tekrar
hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor,
saygılarımı sunuyorum. (MHP ve AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Halkların Demokratik Partisi Grubu
adına Ankara Milletvekili Sayın Filiz Kerestecioğlu.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
HDP
GRUBU ADINA FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR (Ankara) Sayın
Başkan, sevgili halkımız; doğa örgütlerinin, sivil toplum
kuruluşlarının, meslek odaları gibi toplumun önemli bir
kesiminin görüşlerinin yok sayıldığı
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonunda alelacele görüşülen bir teklif var karşımızda.
Bu kanun teklifi âdeta doğanın nasıl talan edileceğinin,
Uludağın sermaye nasıl açılacağının
habercisi.
Görüştüğümüz
380 sıra sayılı Uludağ Alanı Hakkında Kanun
Teklifinin temel gerekçesi aslında idareyi tek elde toplayıp
olabildiğince hızlı kararlar almak. İktidar bir yetki
karmaşası olduğunu iddia ediyor. Şimdiye kadar Uludağ
Millî Parkında tek yetkili olan Tarım ve Orman
Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Millî Parklar
Müdürlüğünün yetkileri Kültür ve Turizm Bakanlığına ve
Uludağ Alan Başkanlığına devredilmek isteniyor. Sizin
yetki karmaşası dediğiniz şey aslında rant
hırsınız.
20
milyon metrekare olan Uludağ Millî Parkı, hâlihazırda Millî
Parklar Genel Müdürlüğü tarafından korunup yönetiliyor. Şu anda
birinci derece doğal sit alanı olan bu parkta, Bern Anlaşmasıyla
korunan endemik türler yaşıyor. 32si sadece bu parkta olmak üzere
175 Türkiye endemiği ve 1.320 tür bitki Uludağda yaşıyor.
Hâlihazırda
sadece yüzde 16sının -o da sınırlı bir şekilde-
kullanılabildiği, UNESCO tarafından özellikle ortak akılla
yönetilmesi gerektiği ifade edilen ve dünya mirası olan Uludağ
Millî Parkı eğer Kültür ve Turizm Bakanlığı
bünyesindeki Alan Başkanlığı tarafından yönetilmeye
başlanırsa, bakın, neler olacak? Uludağ Alanının
tüm su kaynakları ile biyolojik varlıklarının
korunması, yönetilmesi ve denetiminde Alan Başkanlığı
yetkili olacak. Parklar ve ziyaret merkezlerinde ödenecek ücretlerle
Uludağ'dan faydalanma koşulları Uludağ Alan
Başkanlığınca belirlenecek. Orman sayılan yerler Alan
Başkanlığına tahsis edilebilecek. Turizm amaçlı
sportif faaliyetler ile alana ilişkin işletmecilik faaliyetleri için
izin ve denetleme yetkisi Uludağ Alan Başkanlığında
olacak. Uludağ Alanı sınırlarında kalan gerçek ve
tüzel kişilere ait taşınmaz mallar ve her türlü tesis Alan
Başkanlığınca kamulaştırılabilecek. Meri planlar
ile geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartlarına
aykırı yapılan inşai ve fiziki müdahalelerde İmar
Kanununun ilgili maddelerinde belirtilen idari para cezaları yine Alan
Başkanlığınca uygulanacak. Hazine ile kamu kurum ve
kuruluşlarının özel mülkiyetindeki taşınmazların
satışı, kiraya verilmesi, işletilmesi gibi işlemler
Alan Başkanlığının Uygundur. görüşü
alınarak yapılacak ve bu taşınmazların turizm
amaçlı kullanılmasında Kültür ve Turizm Bakanlığı
yetkili olacak. Uludağ alanının sınırları,
bölgenin kültürel ve doğal varlıkları ile turizm potansiyeli göz
önünde tutularak Kültür ve Turizm Bakanlığının teklifi
üzerine Cumhurbaşkanı kararıyla değiştirilebilecek.
Uludağda
turizm merkezi ilan edilen 2. Gelişim Bölgesi Kültür ve Turizm
Bakanlığının denetiminde. Bu bölgedeki tek boş parsel
kimin biliyor musunuz? Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un sahip
olduğu Etstura ait. İktidar, millî park alanlarını belli
ki kuralsız ve kontrolsüz yapılaşmanın önünde bir engel
olarak görüyor; kendi rantları için, bürokrasiyi azaltmak, gitmeden tüm
talan politikalarını hayata geçirmek için hızlıca karar
almak istiyor. Eğer bu kanun teklifi yasalaşırsa
altmış iki yıldır millî park statüsünde bulunan Uludağ
Milli Parkı millî park olmaktan çıkacak; Tarım ve Orman
Bakanlığı ile Doğa Koruma ve Milli Parklar
Müdürlüğünün yetkileri Kültür ve Turizm Bakanlığına yani
otel sahibi patronlara, sermayedarlara devredilecek. Alelacele komisyonlardan
geçirilen bu kanun teklifleri ne sadece Uludağı ne de Bursayı
etkiler arkadaşlar; ranta açılan bizim, kamunun kaynakları ve bu
kaynaklar hepimizin geleceği. Nitekim, daha önce Alan
Başkanlığına devredilen Göreme Kapadokyada koruma kurulları
devreden çıkınca ne olduğunu çok iyi gördük; Alan
Başkanlığı peribacalarında yol yapımına
rahat rahat izin verdi ve sonunda iş makineleri kültür
varlıklarımızı tahrip etti. Açık hava müzesinin
olduğu yere dozerlerle girildi, dozerlerle. Yetmedi, Kapadokya Alan
Başkanlığı Çekyalı bir turist kafilesini UNESCO heyeti
gibi gösterdi -yani hakikaten halkı kandırmak- yetmedi, bir de
peribacaları arasından geçen yol için UNESCO'dan Alan
Başkanlığına tam not diye haber yaptırdı. Pes
dedirttiniz tüm ülkeye, gerçekten pes dedirttiniz.
Hem doğal hem kültürel varlıkları tehdit
altında olan bir diğer yer de bildiğiniz gibi İkizköy
Akbelen ormanı; bugün de yine İkizköylüler Meclistelerdi.
İkizköylüler 2019dan beri zeytinliklerinin ve Akbelen ormanının
maden sahası olmaması için direniyor. Ormanın hemen yanında
kalan Işıkdere maden sahasında Karya, Bizans ve Roma dönemine
ait kalıntıların bulunduğu kazı alanı vardı,
İkizköylüler Bu bölge arkeolojik sit alanı ilan edilmelidir. diye
dava açmıştı ancak dava sonucu dahi beklenmeden kazı
alanı taş ocağı için yok edildi. İkizköy Çevre
Komitesi Sözcüsü Nejla Işık diyor ki: Işıkdereyi anbean,
dört senedir lokma lokma yediler, ne deremizi tanıdılar ne kültürel
varlıklarımızı tanıdılar, hepsine lanet olsun,
kendi kazdıkları kuyularda kendileri boğulsunlar, hepimizin gözyaşlarıyla
boğulsunlar hepsi! Evet, maden için doğa katliamı sadece
Türkiyeye has bir durum değil, günlerdir Almanya Keyenbergte maden
sahalarının genişletilmemesi ve mevcut sahaların
kapatılmasını savunan, orada kamp kuran çevrecilere
karşı robocop gibi kılıklarla gelen polislerin çamura
batmış görüntüleri sosyal medyada dolaşıyor, çevreciler
gülmekten eylemlerini yapamaz olmuşlar gerçekten o görüntüler
karşısında. İşte böyle batarsınız çamurlara,
hatta İkizköylü sevgili Nejla gibi bir beddua da ben edeyim: Rant
uğruna doğayı, tarihi, kültürel varlıkları yok edenler
çamurlara batasınız!
Direnen bir başka kesim de motokuryeler, hani o
hepimize her şeyi anında yetiştiren, can güvenliği olmadan
çalışan işçiler. Trendyol GO motokuryeleri dayatılan
sefalet zammına karşı Ankarada, İzmirde, Kocaelide,
İstanbulda direnişteler. Kontak kapatan bir Trendyol GO kuryesinin
ifadeleriyle anlatayım: Eskiden bir zammımız vardı, bir
gece ansızın bu zamları geri aldılar, hepimiz isyan ettik
ama hiçbir şekilde bir düzelme olmadı; yılbaşında
aynı zamları bir daha geri getirdiler yani sıfır zam oldu.
evet, böyle diyor çalışan arkadaşımız. Emekçiler paket
başına ücretlerin artırılmasını, yakıt
giderlerinin karşılanmasını ve mola haklarını
istiyor. Evet, günde on, on beş saat kölelik koşullarında
üstelik hiçbir iş güvencesi olmadan çalışmak zorunda kalan
emekçiler mola hakkı istiyor. Biz bu direnişi, Yemeksepeti
direnişinden, Migros direnişinden hatırlıyoruz. O zaman emekçiler
nasıl birlikte direnip mücadeleyi kazandıysa bugün de yarın da
aynısı olacak. Hakları için mücadele eden, Türkiyenin dört bir
yanında direnen Trendyol Go motokuryelerini selamlıyorum buradan.
Evet, son olarak can yakıcı bir konuyla
bitirmek isterim. Çocuk istismarına karşı kurduğumuz ortak
Komisyonun ikinci toplantısını yaptık bugün. Komisyonda da
dile getirdim, çocuk istismarı yalnızca cinsel istismardan ibaret
değil. Örneğin, ağır hasta bir çocuğun, Yusuf Kerim
Sayının cezaevinde olan annesinden bu şekilde ayrı
bırakılması istismar değil mi? Zalimce değil mi? Hasta
bir çocuğun arzusunu yerine getiremeyen, onu acı içinde yaşatan
bir Meclis halkı temsil edebilir mi?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Devamla) Son cümlem
BAŞKAN Buyurun.
FİLİZ KERESTECİOĞLU DEMİR
(Devamla) Neden infaz ertelemesi için hep birlikte bir şey
yapmıyoruz? Çocukta mı düşmanınız diyorum.
Saygılarımla. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına
Bursa Milletvekili Sayın Orhan Sarıbal.
Buyurun
Sayın Sarıbal. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP
GRUBU ADINA ORHAN SARIBAL (Bursa) Teşekkür ederim Sayın
Başkan.
İsterdim
ki biraz önce konuşma yapan Bursa Milletvekili buradan
ayrılmasın, şu anda kimse yok. Bursayla ilgili fikri olmayan
herkes konuştu burada; kimi nüfusunu yanlış söyledi, kimi trafik
yoğunluğunu bilmediği için konuştu, kiminin de
Uludağı hiç tanımadığını çok net bir
şekilde gördük; üzgünüm, Türkiye Büyük Millet Meclisinde. Ne yazık ki
ülkede bu Meclisin koruması gereken alanları Meclis eliyle talan eden
ve yağmalayan bir sürecin içerisindeyiz.
Bir
yasa teklifi geldi. Aslında bir yıllık bir öyküsü var.
Aslında daha önceden, 2016 yılında Bursa Büyükşehir
Belediye Başkanı Recep Altepe, Uludağı yönetimine almak
istedi, o dönemin Orman Bakanı Veysel Eroğlu Olmaz, ben
Uludağın yönetimini sana veremem. dedi. İkisi de AKPli;
birisi merkezî Hükûmet, birisi yerel Hükûmet. Ama durmadılar, dert
başka. Şimdi burada konuşuyor Bursa Milletvekili, diyor ki:
Koruyuculuk. Ya, siz neyi korudunuz? Recep Tayyip Erdoğanın
oğlu Bilal Erdoğan, Bilal oğlan, üç gün -Göçebe Oyunları
diye- keyif yapsın diye İznik Gölünün kenarındaki 600 dönüm
yeri yağmaladı hem de utanmadan hem de sıkılmadan. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) İftira atıyorsun, hiç de öyle bir şey yok.
ORHAN
SARIBAL (Devamla) Vali, diğer bütün kamu kurumları seyirci kalarak
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) İftira atıyorsun, hiç öyle bir şey yok!
ORHAN
SARIBAL (Devamla) - Ve orada hassas bir bölge var, o hassas bölgenin adı
çok net.
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) Terbiyeli konuş, terbiyeli!
ORHAN
SARIBAL (Devamla) Orada siz mera bile yapamazsınız. diyor, Mera
bile yapamazsınız.
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) Ayıp! Ayıp!
ORHAN
SARIBAL (Devamla) - Gidin görün! Konuşmayın burada! Gidin görün!
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) Ayıp! Ayıp! Biz gittik gördük, hiç öyle bir şey
yok. İftira atıyorsun!
ORHAN
SARIBAL (Devamla) Artistliğin lüzumu yok!
MUSTAFA
KÖSE (Antalya) İftira atıyorsun!
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Kılıçdaroğlu 6
aylık torununu sigortalattı!
ORHAN SARIBAL (Devamla) Bu yetmez; yine Orman
Bakanı Veysel Eroğlu dedi ya Komisyon kuruyoruz, komisyon. Seveyim
sizin komisyonunuzu. Bir komisyon kuruyorlar, o komisyona bakalım.
Mustafakemalpaşa Ovaazatlıda, 2004-2005te, sizin
zamanınızda -Orman Bakanı o zaman Orman Genel Müdürü-
fıstık çamı ormanı yapılıyor, daha sonra, aradan
on yıl geçiyor Ee, ne yapalım yani? Burası fıstık
çamı ormanı olma özelliğini yitirmiştir. deniliyor.
Değerli arkadaşlar, 3 defa, 3 defa bilirkişi geliyor, ikisinde
Olmaz, burası nitelikli orman. diyorlar, üçüncü de ayarlanmış
mühendisler oraya getiriliyor, orman vasfından çıkarılıyor,
404 villa kimin eliyle yapılıyor? TOKİ eliyle, değil mi?
Sizin komisyonunuza güveneceğiz biz yani bize burada şunlar var,
şunlar var, şunlar var
Toprak Koruma Kurulunda her zaman
çoğunluk iktidardan ve validen yana; eğer olmazsa onun içindeki
yapıları değiştirir, bütünüyle böyledir. Madenle ilgili bir
tarafa bilirkişi gidecekse o maden ocağıyla ilgili defalarca ÇED
kararı çıkmazsa defalarca bilirkişi değiştirilir. Yani
dolayısıyla hani Anadoluda çok kullanılan
şıracının şahidi bozacıdır hikâyesi
birbirini tutuyor. Kısaca, şunu söylemeye çalışıyorum:
Uludağda bir talan yasası getiriyorsunuz. Gerekçe ne? Ortada
yönetim kargaşası var, ortada yönetim sorunu var, çoklu baş
var. Ya yok öyle bir şey. Millî Parklar Genel Müdürlüğü
Uludağı yönetiyor ama ortalığı
karıştıran AKP bürokrasisi var. Herkes bir tarafından
tutmak istiyor, Vali bir tarafından tutmak istiyor, Çevre ve
Şehircilik İl Müdürlüğü bir tarafından tutmak istiyor,
Büyükşehir Belediyesi bir tarafından tutmak istiyor, yetmedi, Devlet
Su işleri bir tarafından tutmak istiyor. Soruyorum
Bu beyler
gittiler, yoklar burada. Bursa şu anda suya muhtaç bir kent
arkadaşlar. Nilüfer Barajında su yok, sıfır;
Doğancı Barajı bitmek üzere; ovada yer altı
sularından,
2018; ne yaptınız? Kırk dokuz
yıllığına kiralanmış otelleri, tekrar,
sıfırdan, kırk dokuz yıl daha ilave ederek yeniden
kiraladınız. Ya, babanızın malı mı, size miras
mı kaldı? Bursa 2,5 milyon, işte millî servet. Millet iradesi;
hadi beyefendi gel, madem bu kadar kendine güveniyorsun, Bursada Uludağın
yönetim alanı planıyla ilgili bir referandum yapalım; varsa
yüreğin, kendine bu kadar güveniyorsan, iktidarına bu kadar
güveniyorsan, Bursa halkının arkanda olduğuna inanıyorsan
gel yapalım kardeşim ama yoksun, bomboş koltuğa
konuşuyoruz. Demin salladı gitti; koruyacak.
Değerli
arkadaşlar, bakın, Bursa hava olarak şu anda Türkiye'nin en
kirli kentlerinden biri. İki: Su problemi en yüksek olan kent. Üç: Trafik
Bir arkadaşımız söyledi burada, kentte trafik sorununu
çözeceklermiş. Ne güzel değil mi? Ta, 1960lı yıllarda
yapılan o teleferiği yok ettiniz, onun yerine yine bir Alman
firmasından çok pahalı bir teleferik geldi, binlerce kayın,
sedir ormanı kesildi, o hat çekildi, şimdi o hat belirli duraklarda
durmuyor ve kişi başına 130 lira. Ya, zaten Bursa halkı o
teleferiğe nasıl binsin de gitsin? bir ulaşım problemi yok.
Sizin yaptığınız sistem, gerçekten, Bursa
halkının Uludağa ulaşamamasına dönük bir sistem.
Şu anda da aynı şeyi yapıyorsunuz, gerekçelerden biri
şu, deniliyor ki: Ya, bizim orada günlük gelenlerle, sürekli kalanlar
arasında bir ayrım yapmamız lazım. Günlük gelenler çok para
kazandırmıyor, onlar gelip orada mangallarını
yakıyorlar, yemeklerini de evden getiriyorlar, gidiyorlar. Bize
dışarıdan gelen, yatacak turist lazım, onun için ayarlama
yapacağız. Yani gettolaşma. Bursa yerel halkının
geleceği yerle, onların, turist ve gelir getireceği alan olarak
gördüğü kişilerin yeri ayrı; âdeta bir kamplaşma.
Kaldı ki bütün bunların yapılabilmesi için ortada gerçekten
yetki sorununun olduğu bir anlayış olması lazım; yok
öyle bir şey.
Milli
Parklar Bölge Müdürlüğü kadro istiyor, vermiyorlar. Milli Parklar Bölge
Müdürlüğü arıtmayla ilgili Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığına gidiyor, izin
alamıyor. İlgili yerde, Büyükşehirle ilgili bir şey var, o
sekteye uğratılıyor. Yani bütün amaç şuydu: Bakın,
şu ana kadar yirminin üzerinde dava açıldı. Yirminin üzerindeki
bütün davaları barolar, çevre örgütleri kazandı. Niye biliyor
musunuz? 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu nedeniyle. Şimdi,
iktidar, her yaptığı yanlışın
karşısında bu kanunu görüyor, 2873 sayılı Kanunu
görüyor. O zaman Ben kanunla bunu aşamıyorum. Hukuk geliyor, bizim
yaptığımız işleri buradan durduruyor. Yapmak
istediğimizi yapamıyoruz, her defasında kaybediyoruz; o zaman ne
yapalım? Bir temel kanun değişikliği yapalım, bütün bu
kanunu da kenara, çöpe atalım, böylece istediğimizi yapalım.
dedi.
Ya,
7 bin dönümü 20 bin dönüme çıkarıyorsunuz, 7 bin dönümü 20 bin
dönüme. Kalkıp burada güzellemeler yapıyorlar, belli ki
gitmemişler Uludağa. Geçen hafta özellikle sadece bu mesele için
gittim, tonlarca otel yapılmış, tonlarca. Belli ki burada
başka bir iş birliği var, 20 bin dönüme
çıkacağına göre tonlarca yeni yapılanma getiriyorlar.
Yollarda zaten hiç sorun yok, tam gaz gidebilirsiniz, her tarafa yol
yapmışlar, bu iktidarın en çok övündüğü şeydir zaten
-ulaştırma, altyapı meselesi üzerinden- tonlarca yol. Kaldı
ki bakın, bu tür yerler, sit alanları, doğal varlıklar
ellenmemesi gereken yerlerdir arkadaşlar. Burada yürüyüş turizmi,
dağ turizmi, bunlar yapılır. Ne işi var arabanın
orada? Gelip herkes o lafı -güzel- söyledi: Kollama ve koruma dengesi
Nedir? Soruyorum size: Nedir? Koruma dediğiniz ne anlama geliyor?
Kollama dengesi dediğiniz ne anlama geliyor? Peki, soru şu: Ya, siz
bu Millî Parklar Bölge Müdürlüğünden görüş aldınız mı?
Elinizde şu kanunun içine koyup Bu, Millî Parklar Bölge Müdürlüğünün
önerisidir, raporudur, onlar bu işin hakkından gelemiyorlar, biz o
yüzden bunu yapıyoruz diyen böyle bir rapor var mı? Orman Bölge
Müdürlüğünden var mı öyle bir rapor? Var mı sizin
dosyanızın içinde, getirdiğiniz kanunun içerisinde?
Yıllardır, 1950li, 1960lı yıllardan beri burayı
yöneten bu kurumlarla ilgili bir raporunuz var mı?
VEDAT
DEMİRÖZ (İstanbul) Var.
ORHAN
SARIBAL (Devamla) Varsa nerede? Varsa nerede, niye bugüne kadar getirmediniz?
VEDAT
DEMİRÖZ (İstanbul) Sen iste de göndeririz, sana göndeririz.
ORHAN
SARIBAL (Devamla) Komisyonda yok, burada yok, nerede? Evde mi
saklıyorsunuz, büroda mı saklıyorsunuz?
VEDAT
DEMİRÖZ (İstanbul) İste, iste, veririz.
ORHAN SARIBAL (Devamla) Bakın, sene 2008, 2009,
Bursanın 2020 çevre düzeni planı yani 2020 yılında bitmesi
gereken bir plandı. 2008-2009-2015 yılları arasında 600
kişinin katıldığı gerçekten çoğulcu,
katılımcı bir çevre düzeni planı yaptık. O çevre
düzeni planında Uludağ başta olmak üzere Bursanın bütün
temel sorunlarını ortaya koyduk; Bursanın kimliğini ortaya
koyduk; tarım kenti midir, sanayi kenti midir, endüstri kenti midir,
eğitim kenti midir, bütün bunları belirledik.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) Sayın
Başkanım
BAŞKAN Buyurun.
ORHAN SARIBAL (Devamla) Çok teşekkür ediyorum.
Bütün bunları belirledik arkadaşlar, ne
yaptınız biliyor musunuz? 2030 1/100.000lik çevre düzeni
planını, Bursanın kanununu, dağının, suyunun,
yolunun, elektriğinin, sanayisinin, madeninin kanununu ne yaptınız
biliyor musunuz? Kendi yerel yönetimlerinizle sakladınız, Çevre ve
Şehircilik Bakanlığına göndermediniz,
onaylatmadınız. O yüzden Bilal oğlana oyun ettiniz İznik
Gölünü, o yüzden Orman Bakanına talan ettirdiniz
Mustafakemalpaşadaki ormanı, o yüzden Samanlıdaki tarım
ve mera alanını lojistik merkezi yaptınız, o yüzden
Bursanın canını okudunuz, okumaya devam ediyorsunuz, bunun
farkındayız; yağmalayacaksınız, talan edeceksiniz. Bursalı
milletvekilleri, Bursada hangi yüzle gezeceksiniz; neredesiniz, neredesiniz?
(CHP sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ORHAN SARIBAL (Devamla) Bu hak mücadelesi, bu orman
mücadelesi, bu su mücadelesi
Uludağ Bursanın değil,
Türkiye'nin en önemli dağı ve yaşam alanıdır.
Saygılar sunuyorum. (CHP ve HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Gruplar adına yapılan
konuşmalar tamamlanmıştır.
Şahsı adına ilk olarak Batman
Milletvekili Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Batman)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bursa
benim açımdan da çocukluğumun şehri, okula
başladığım kent, ilkokul öğrencisiydim, babam da
üniversiteyi okuyordu; harika bir Uludağ vardı, şimdi o
Uludağdan eser kalmadı. Adalet ve Kalkınma Partisi
ortağıyla birlikte şimdi o kalan Uludağ'ı da biraz
talan etmeye çalışıyor.
Şimdi,
bakın, böyle çok derin bir tahlil, analiz yapmaya gerek yok. Gerekçeden
okuyacağım, gerekçeden sadece bir paragraf, ne
amaçlanıyormuş. Diyor ki teklif sahipleri: Uludağ alanında
hâlihazırda doğal sit alanları varmış, Kültür ve
Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi varmış, millî park gibi birçok
farklı koruma statüsü varmış. Bu koruma statülerine ilişkin
farklı mercilere tanınmış idari yetkiler bulunuyormuş.
Bu durum ciddi bir yetki karmaşasına yol açıyormuş. Çok
uzun ve ağır bürokratik süreçlerin yaşanmasına sebep
olurken bu durum, eşsiz alanın hak ettiği şekilde
korunması ve turizm açısından hedeflenen başarıya
ulaşması mümkün olamıyormuş. Bakın, bu
saydığım kurulların her birinin aslında asli görevleri
doğal olarak Uludağ'ı korumak yani gerçekten teklif sahiplerinin
amacı Uludağ'ı korumak olsaydı bu yetkilendirilmiş
kurulların hiçbirinin yetkilerini bir tarafa koyup yeni bir
başkanlık kurmak istemezdi ama başka bir amaç var. Diyor ki:
Bundan iki grup etkileniyor; birincisi ziyaretçiler, ikincisi turizm
yatırımcıları.
Şimdi, sevgili arkadaşlar, isterse 40 tane
kurul olsun, isterse 1 tane kurul olsun, bir kişinin Uludağ'ı
ziyaret etmesi için yeni bir başkanlık kurmaya gerek var mı?
Yani bu başkanlık bir kişinin Uludağ'ı ziyaret
etmesini nasıl kolaylaştıracak? Nasıl orayı koruyacak?
Demek ki amaç ziyaretçiler falan değil, tek bir amaç var turizm
yatırımcılarını ihya etmek istiyorsunuz; Millî Parkın
yönetiminin yetkisini kısıtlamak istiyorsunuz, koruma kurullarının
yetkisini kısıtlamak istiyorsunuz ve Uludağı talan etmek
istiyorsunuz.
Umarım bu yasa yürürlüğe girmez ama
oylarınızla bugün, yarın, en geç öbür gün bu yasaya oy vererek
yürürlüğe konulmasını sağlayacaksınız ama
mutlaka, çok geç olmayacak bir tarihte; altı ay sonra, bir yıl sonra
bu yasanın yürürlükten kaldırılması için burada olan
vekillerin büyük bir bölümü evet oyu kullanarak ve halaylar çekerek bu
yasayı da, Kapadokya Başkanlığı yasasını da
yürürlükten kaldıracaklar diyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
Söz almak istememin başka bir nedeni var
aslında, şunu söylemek istiyordum kayıtlara geçsin diye:
Hakkımızda bir kapatma davası sürüyor, buna dair çok şey
söyledim. En son, Anayasa Mahkemesi tarafından Yargıtay Cumhuriyet
Başsavcılığının başvurusu üzerine
hesaplarımıza bloke konulması kararı verildi. Bu, Anayasa
Mahkemesinin kendini inkâr etmesi anlamına geliyordu; buna ilişkin
daha önceki konuşmalarımda değerlendirme
yapmıştım fakat bugün başka bir şey söylemek için söz
aldım. Biz, dün Anayasa Mahkemesine bir başvuruda bulunduk; Anayasa
Mahkemesine, HDP hakkındaki kapatma davasına ilişkin her tür
görüşmeyi ve karar alma sürecini seçimlerden sonrasına
bırakmasını istedik. Neden? Adil, eşit, tarafsız bir
seçim olmasını istiyorsak, seçmen iradesinin yok
sayılmasını istemiyorsak, 6,5 milyon seçmenin oylarını
yok saymak istemiyorsak Anayasa Mahkemesinin HDP hakkındaki kapatma
kararını, bu davanın görüşülmesine dair kararı, bu
talebi seçimlerden sonra görüşmesini istiyoruz. Bakın, size, 2 tane
görüşmemi aktarmak istiyorum. Bir, Avrupa Konseyinden Türkiyeye siyasi
partileri ziyaret için geldiklerinde bizimle de görüşmüşlerdi. Göçmen
sorunundan Türkiyede pek çok soruna kadar bazı konularda fikir
alışverişinde bulunduk. 2022 yılının henüz
başlarıydı yani bundan bir yıl önce Avrupa Konseyinden
gelen temsilciler bize aynen şunu sordular: Siz, milletvekili listelerini
Yüksek Seçim Kuruluna teslim ettiniz, seçimlerdeki milletvekili listeleri
kesinleşti; HDP hakkında bir kapatma kararı verilirse ne
yapacaksınız? dediler.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla)
Tamamlıyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN Buyurun.
MEHMET RUŞTU TİRYAKİ (Devamla) Bir
yıl önce Avrupa Konseyinden gelen biri böyle bir soru soruyordu. İki,
Avustralya Büyükelçiliğiyle bir görüşme yaptık, bizi ziyarete
gelmişlerdi. Bir yılı aşkın bir süre önce aynı
soruyu soruyorlardı. Neden? Çünkü bu davanın hukuksal bir dava
olmadığını, bu davayı açtıranların asıl
amacının HDPyi seçime sokmamak olduğunu, HDPnin seçime
girmesiyle ilgili bir belirsizlik yaratmak olduğunu biliyorlardı. Biz
dün itibarıyla Anayasa Mahkemesine başvurduk, bu kararın
ertelenmesini istedik. Umarım, kamuoyu da bu konuda bizim
yanımızda yer alır. Anayasa Mahkemesi, kendisini inkâr etmek
istemiyorsa, Türkiye'nin zaten çok zayıf olan demokrasi karnesine,
tarihine bir kara sayfa daha eklemek istemiyorsa HDP hakkındaki kapatma
davasının görüşmesini seçimden sonraya
bırakmalıdır diyorum, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Şahsı adına ikinci söz
Bursa Milletvekili Sayın Muhammet Müfit Aydına ait.
Buyurun Sayın Aydın.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Kaçmış Başkanım, yok.
BAŞKAN Yok.
MAHMUT TANAL (İstanbul) Yerine ben
konuşabilir miyim Sayın Başkanım?
ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elâzığ) Mahmut
Bey, sen dışarıda, kuliste konuş.
MAHMUT TANAL (İstanbul) O yok efendim.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Akbaşoğluna bakmak lazım, Akbaşoğluna!
Akbaşoğlu nerede acaba?
BAŞKAN Birinci bölüm üzerindeki görüşmeler
tamamlanmıştır.
Şimdi birinci bölümde yer alan maddeleri varsa o
maddeler üzerindeki önerge işlemlerini yaptıktan sonra ayrı
ayrı oylayacağım.
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) Yoklama istiyoruz.
BAŞKAN Yoklama talebi vardır.
KÂTİP ÜYE ŞEYHMUS DİNÇEL (Mardin)
Başkanım, oylama yok.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) Maddelere geçilmiyor mu?
Sayın Başkan, maddelere mi geçiyorsunuz?
BAŞKAN Onu yaptık biz, maddelere
geçişi oyladık.
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) Hayır efendim, daha
geçmedik.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Oylamadınız.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Oyladık, oyladık.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ) Nerede?
Dışardan geliyorsun, nereden görüyorsun? Dışarıdan
geliyorsun.
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) İçeriden de geleceğim, dışarıdan
da geleceğim. Televizyondan
seyrediyoruz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Konuşmacın yok bir kere.
BAŞKAN 1inci madde üzerinde 3 önerge
vardır. Okutacağım ilk 2 önerge aynı mahiyette
olduğundan bu önergeleri birlikte işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 380 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 1inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Mahmut
Toğrul Zeynel
Özen Musa
Piroğlu
Gaziantep İstanbul İstanbul
Garo Paylan Dirayet Dilan Taşdemir Kamal Bülbül
Diyarbakır Ağrı
Antalya
Gülüstan
Kılıç Koçyiğit
Muş
Aynı
mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:
Gökhan Zeybek Mürsel Alban Vecdi Gündoğdu
İstanbul Muğla Kırklareli
Yüksel Özkan Faruk Sarıaslan Orhan Sarıbal
Bursa Nevşehir
Bursa
Hüseyin
Yıldız Nurhayat
Altaca Kayışoğlu
Aydın Bursa
BAŞKAN
Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) Katılamıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ilk konuşmacı
İstanbul Milletvekili Sayın Musa Piroğlu. (HDP sıralarından
alkışlar)
MUSA PİROĞLU (İstanbul) Sayın
Başkan, Uludağ yağma kanununu görüşmeye geldik. Bu bir
yağma kanunu, nasıl yağmalanacağını
kararlaştıracaklar, planlıyorlar. Yağma diyoruz. Nereden
biliyoruz? Yaptıklarından biliyoruz. Bugün Akbelen ve Muğla
çevresinden çevre örgütleri Meclisteydi, Muğla'nın nasıl
yağmalandığını, maden sahalarına ormanların
nasıl peşkeş çekildiğini anlattılar, Akbelen'in
sınırlarına, ormanın sınırına iş
makinalarının dizildiğini anlattılar. Nereden biliyoruz?
Yağmalanan Ege kıyılarından, kurutulan Karadenizin
derelerinden biliyoruz yağmanın nasıl
yapıldığını. Yağmanın nasıl
yapıldığını nereden biliyoruz? Hasankeyften,
Kapadokya'dan biliyoruz. Beykozda, Beyoğlunda ve Tozkoparanda -polis
zoruyla- polislerin kapıları balyozlarla kırıp girdiği
gecekondu mahallelerinden biliyoruz. Yaptıkları
yapacaklarının garantisidir, teminatıdır; eğer böyle
devam ederlerse daha da yağmalayacaklar.
Bir seçim sürecindeyiz, iktidar bir beş yıl
daha istiyor ve bu beş yılı isterken yaptıklarını
yapacaklarına teminat gösteriyor. Peki, ne yaptılar, ne yaptılar
da teminat istiyorlar? Mesela işçilere bir cehennem dayattılar;
işçi cinayetlerinde ülke dünya 2ncisi, Avrupa 1incisi hâline geldi,
işçi kanı akmaya devam ediyor. Tüneller, rezidanslar, gökdelenlerin
hepsi işçi kanıyla sulanıyor.
Ne yaptılar? Kuralsız, güvencesiz
taşeron olarak çalışmayı kural hâline getirdiler;
işçileri yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çektiler;
sömürüyü sınırsız hâle getirdiler ve işçilerin kaderini
patronların 2 dudağına sıkıştırdılar.
Ne
yaptılar? Asgari ücreti açlık sınırına getirdiler ve
asgari ücreti genel ücret hâline getirdiler. Çalışanların
yaklaşık yüzde 80i asgari ücretle çalışıyor, bunun
anlamı şu: 50-60 milyon insan açlık sınırında
yaşamaya devam ediyor.
Ne
yaptılar? 13 milyarder bu ülkede servette 44 milyon insanın
servetinden fazla paraya sahip, nüfusun yüzde 1i servetin yüzde
60ını elinde tutuyor ve yüzde 10u servetin yüzde 90ını
elinde tutuyor yani bu ülkenin 80 milyonu 8 milyon için
çalışıyor. Zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul
yaptılar.
Ne
yaptılar? Ülkeyi bir uyuşturucu otobanına çevirdiler,
mafyayı ülkenin geneline yaydılar. Neredeyse bir suç havzasına
çevirdiler ülkeyi.
Ne
yaptılar? Kayırmacılığı temel kural hâline
getirdiler, en yukarıdan en aşağıya, bakanından
rektörüne, muhtarına kadar herkesin torpille işe girdiği,
sınavla hiçbir şeyin yapılamadığı bir dünya, bir
ülke yarattılar.
Ne
yaptılar? Halkın adalet duygusunu yok ettiler. Hiç kimsenin
hakkıyla bir yere gelemediği bir ülke yarattılar. Hapishaneleri
bebeklerle doldurdular, hasta tutsakları ölüme terk ettiler, ölmeye devam
ediyorlar. Kanserli çocukların annelerine ulaşmasının önüne
engel oluyorlar.
Ne
yaptılar? Bir zorba iktidar kurdular. Polis terörüyle hakkını
arayan herkesin üstüne gidiyorlar. Engelli bir bireyi benim yanımda
gözaltına almaya kalktılar ve onu alırken beni de devirmeyi göze
alarak yaptılar, engelli olduğunu bilerek yaptılar.
Ne
yaptılar? İşçiler nerede hakkını arasa
karşısına polisi diktiler ve yapmaya devam ediyorlar. Şimdi
soru şu, ülke halklarının soracağı soru şu:
Yaptıklarına bakıp yapacaklarını tahmin etmek
gerekiyor. Bir cehennem yarattılar, şimdi bu cehennemin
duvarlarının üstüne beton döküp kalıcı hâle getirmeye
çalışıyorlar ve biz sessiz kalırsak, biz izin verirsek bu
sömürü düzeninin büyümesine, bu yağma ve çapul düzeninin büyümesine izin
vereceğiz. Ne mi yaptılar? Sayıştay raporları ortada,
yolsuzluğun dibine battılar, çamurun içine gömüldüler ve bizi bu
çamurun içinde yaşamaya zorladılar. Bu çamurun içinde yaşamak
istemiyorsak bu yolsuzluk düzeninde, bu sömürü düzeninin devam etmesini
istemiyorsak yani ekmek kuyruklarından kurtulmak, yani insanca
yaşamak istiyorsak önce bunlara dur demeyi becermek zorundayız.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun, toparlayın.
MUSA
PİROĞLU (Devamla) Peki, nasıl dur diyeceğiz?
Diyarbakır'da fırın işçileri grevde. Bir fırın
işçisinin demeci sosyal medyada dalga dalga yayılıyor; diyor ki:
Biz yoksak siz hiçbir şeysiniz. Dünyanın düzenini kuran
işçilerdir, sürdüren işçilerdir. İşçiler yoksa patronlar
hiçbir şeydir. Ben diyorum ki sizi iktidara getiren, size oy veren yoksul
halklardır. Bu yoksul halklar şunu demediği sürece Sizi biz
iktidara getirdik, indirmesini de biliriz, sarayınızı da
iktidarınızı da yıkmasını biliriz. demediği
sürece bu devam edecek. Ve benim çağrım çok açık, benim
beklentim de çok açık, zamanınız daraldı,
yıkılacaksınız, kaybedeceksiniz. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ikinci konuşmacı
Muğla Milletvekili Sayın Mürsel Alban. (CHP sıralarından
alkışlar)
MÜRSEL
ALBAN (Muğla) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Ülkemizin temel birçok sorunu varken; hayat
pahalılığı, işsizlik varken, gençler ülkeyi terk etmek
isterken, emekli maaşlarıyla geçinilemiyorken, 2,5 milyon EYTli
kanun bekliyorken, esnaf kredi alamıyor, geçim derdine
düşmüşken, sözleşmeli kamu personeli de kadro bekliyorken, sağlıkçılar,
öğretmenler atama bekliyorken, bu kanunları gündeme getirmezken siz
Uludağ talan kanununu neden gündeme getirdiniz? Giderayak, AKP
yandaşlarına yeni rant kapısı açıyorsunuz. Turizm
Bakanı bir turizm tüccarıdır, Muğlanın birçok yerini
kendi şirketlerine peşkeş çekti, yetmedi; şimdi gözünü
Uludağa dikti, Uludağı talan etmeye, kendi şirketlerine
oteller yapmaya karar verdi. Turizm Bakanı turizm alanlarını
planlamada tek başına yetkilidir, buraları turizm alanı
ilan edecektir. Doğal bitki örtüsü, içme suyu kaynakları ve
doğal yaşam yapılaşma sonucu yok olacaktır.
Uludağ kuş yuvasından çıkıp beton yuvasına
dönüşecektir. Denizi, kumu, güneşi olan kıyılar, koylar
yetmemiş; şimdi de gözünü Uludağa dikmiş. Karadeniz
Ayderede rengârenk çiçekler yerine binalar, betonlar diktiniz. Turizm Bakanı
hangi kanunu getirirse bilin ki bu kanun Turizm Bakanının
şirketleri için çıkıyordur. Bu kanun Anayasaya
aykırıdır, doğal kaynakların ve ormanın
korunması ilkesine, kentsel kamu düzenine, sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşam hakkına aykırıdır. 21 kanun
ve 6 yönetmelikle koruma altına alınan Uludağ Millî Parkı
yok olacaktır, tek adam sistemine kurban edilecektir.
Bursa denince akla gelen ilk simgelerden biri olan,
Neden değiştiriyorsunuz, neden
Uludağ'ın dengesini bozuyorsunuz? Sorunsuz bir yerde durmak yerine
niye bir düzenlemeye ihtiyaç duydunuz? Nedeni çok açıktır, burada
yeni bir rant alanı oluşmaktadır.
Ben Genel Kurulda bölgem Muğla'nın nasıl
betona boğulmak istendiğini, rantçıların Muğla'yı
betona boğmak istediğini, talan etmek için girişimde
bulunduğunu defalarca anlattım. Bakın, şu anda bir
kuraklık yaşıyoruz; ocak ayının ortasına geldik,
her tarafı kar kaplaması gerekirken çoğu bölgede yağmur
dahi yağmıyor. Biz bütün bir yasama dönemi boyunca çevrenin önemini,
doğanın korunması gerektiğini anlattık; maden ruhsatlarını,
orman yangınlarını, MUÇEVi anlattım; doğayı,
denizi, toprağı, suyu koruyun dedik ama dinlemediniz; şimdi
bütün ülke kuraklık çekiyor. Egede, Akdenizde ocak ayında
ağaçlar çiçek açmaya başladı, ağaçlar bir yalancı
bahara aldandı fakat vatandaş; sizin yalancı
baharınıza inanmayacak, sizi bu baharda sandığa Allah'ın
izniyle gömecek, hem Muğla'nın hem Uludağ'ın, memleketin
bütün cennet köşelerini yağma ve talandan kurtaracak. (CHP
sıralarından alkışlar)
Bu kanun Uludağ Alanı Kanunu değil, Uludağ talan
kanunudur; çok açıktır.
Teklif sahibi Hakan Çavuşoğlu'na soruyorum:
Sizin AKP'nin tüzüğüne bağlı olarak 3üncü döneminiz
dolmaktadır -tüm milletin, halkın huzurunda soruyorum- Uludağ
Alan Başkanlığı sizin için mi çıkarılıyor?
Buna bir cevap istiyorum burada. (CHP sıralarından
alkışlar) Siz Uludağ Alan Başkanı olacak
mısınız yoksa Yok, ben olmayacağım. diyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
GÖKAN ZEYBEK (İstanbul) Biz iktidar
olacağız, rahat ol, iktidar biz olacağız.
BAŞKAN Buyurun.
MÜRSEL ALBAN (Devamla) Burada 3üncü döneme
takılıp Uludağ Alan Başkanlığını kabul
mu edeceksiniz, ret mi edeceksiniz?
Bursalı doğayı seven
vatandaşlarımızı Uludağ'a sahip çıkmaya davet
ediyorum. Ya sahip çıkarsınız ya Turizm Bakanının
şirketlerine, betona Uludağ'ı teslim edersiniz. Umarız,
Uludağ kazanır, toprağımız, suyumuz, doğamız
kazanır; talancılar ve yağmacılar kaybeder. Ferman Turizm
Bakanınınsa, Uludağ halkındır diyor, bütün Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
MUHAMMET EMİN AKBAŞOĞLU
(Çankırı) Kendini tarif ettiğini, bütün o suçlamaları
iade ettiğimizi ifade ediyorum.
Teşekkür ediyorum.
(CHP sıralarından bir grup milletvekili
ayağa kalktı)
ENGİN ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan,
yoklama talebimiz vardır.
BAŞKAN Yoklama talebi vardır.
Sayın Özkoç, Sayın Yıldız,
Sayın Zeybek, Sayın Aygun, Sayın Ünsal, Sayın Sümer,
Sayın Gündoğdu, Sayın Alban, Sayın Tokdemir, Sayın
Sarıaslan, Sayın Gürer, Sayın Tuncer, Sayın
Gaytancıoğlu, Sayın Keven, Sayın Tanal, Sayın Barut,
Sayın Kılıç, Sayın Arı, Sayın Göker, Sayın
Serter.
Yoklamayı başlatıyorum, beş dakika
süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya başlandı)
MAHMUT
TANAL (İstanbul) Sayın Başkanım, zaten göz kararıyla
toplantı yeter sayısı yok. Hani, bunun mefhumumuhalifinden
çıkan mana, toplantı yeter sayısı yok.
BAŞKAN
Tanal, yanlışlıkla burada diye gözüküyor isimler.
MAHMUT
TANAL (İstanbul) Yani hukukta derlerdi ki: Bunun mefhumumuhalifinden ne
anlaşılır? Toplantı yeter sayısı yoktur.
(Elektronik
cihazla yoklamaya devam edildi)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı yoktur, birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma
Saati: 21.40
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 21.50
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşiminin
Beşinci Oturumunu açıyorum.
BAŞKAN - 1inci madde
üzerindeki aynı mahiyetteki önergelerin oylamasından önce istem
üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi yoklama
işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika
süre veriyorum. Yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla
yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı vardır.
Aynı
mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Aynı mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.
380
sıra sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
4. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve
Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN
- Komisyon? Yerinde.
1inci
madde üzerinde diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 1inci maddesinin
birinci fıkrasında yer alan doğal ve turistik değerler
açısından ibaresinin doğal, kültürel ve turistik değerler
açısından ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif
ederim.
Fahrettin
Yokuş Dursun
Ataş Lütfü
Türkkan
Konya Kayseri Kocaeli
Ahmet
Kamil Erozan Bedri
Yaşar
Bursa Samsun
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) Katılamıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN
Önerge hakkında söz isteyen Samsun Milletvekili Sayın Bedri
Yaşar.
Buyurun.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BEDRİ
YAŞAR (Samsun) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
380 sıra sayılı Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifinin 1nci maddesi üzerine söz almış
bulunuyorum. Görüşmekte olduğumuz bu kanun teklifi kapsamında,
Uludağ Millî Parkının 2 bin hektarlık bölümü Uludağ
Alan Başkanlığı adı altında kurulması
planlanan başkanlığa devredilmektedir. Teklifin 1inci maddesi,
Uludağ alanının doğal sit alanları ve diğer
korunan alanlarla birlikte jeolojik ve biyolojik varlıklar, su ve benzeri
kaynak değerlerinin korunması, yaşatılması,
geliştirilmesi, tanıtılması, planlanması, yönetilmesi,
denetlenmesi, alanda yürütülen faaliyetler için usul ve esaslar kanunun
amacını özetlemektedir. Hâlbuki, aynı Uludağda -biz
biliyoruz ki- Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün bir
alanı var, bir; sit alanı var, iki; turizm alanları var, üç yani
bu 3 tane kurumun başına yeni bir kurum ihdas ediyorsunuz, diyorsunuz
ki: Uludağ Alan Başkanlığı. O zaman bu 3 tane kurum
niye var? Bence hepsini kapatın, aynı Türkiye'de diğer
bakanlıklarda olduğu gibi yani kurum ve kuruluşları
çalıştırmak yerine, işlevlerini yerine getirmek yerine
onları baypas edip kendinizce bir şeyler yapmaya
çalışıyorsunuz. Peki, bunu yaparken tarafların
görüşünü aldınız mı? Benden önceki hatipler de bunun
üzerinde durdular yani ne sivil toplum kuruluşlarının ne
Bursadaki şehircilikle alakalı olsun, mimarlıkla alakalı
olsun veya sit alanlarıyla alakalı kurum ve kuruluşların
görevlilerini davet etmeden bu kararı aldınız, almaya
çalışıyorsunuz. Bu tür oldu bittilerle yaptığınız
işlerden bir sonuç almanızın mümkün
olmadığını sizler bizlerden daha iyi biliyor
olmalısınız. Bugün Uludağ, Türkiye'nin göz bebeği 175
endemik türe ev sahipliği yapıyor, küresel ölçekte nesli tehlike
altında olan Avrupa ölçeğinde 54 türün yaşam alanı, mutlaka
koruma altında bulunan sürüngen türlerinin 11i, kuş türlerinin 84ü,
memeli hayvan türlerinin 10u yine burada bulunmaktadır. Bu nedenle,
ekolojik değeri bu kadar yüksek olan bir bölgenin sadece imar
düzenlemelerini kolay gerçekleştirmek amacıyla Uludağ Alan
Başkanlığı oluşturma fikrinize katılmıyoruz,
katılamıyoruz nedeni gayet açık ve net. Ne zaman bu tür alanlara
el atmışsanız bunun altından muhakkak farklı sonuçlar
çıkmaya çalışıyor. Aynı şekilde, orman
alanlarını da turizm alanına açma adı altında
ihalelere çıktınız, bunların hepsine devasa oteller
yapıldı daha sonra bu otelleri de sahiplerine satmak üzere sonradan
kanunlar çıkardınız. Dolayısıyla, bu ülkenin
doğal yapısıyla daha fazla oynamayın, daha fazla genel
dengeleri bozmayın. İnanın bunu yaptığınız
sürece göreceksiniz, bırakın Uludağ'ın turist sayısının
artmasını bir tane bile turist bu şartlar altında
doğası bozulan yerlere gelmesi mümkün değil. Aynı
olayı, benzer olayı yine Samsun Kızılırmak
deltası, Kuş Cenneti UNESCO Dünya Mirası'nın geçici
listesinde yer alıyordu asıl listeye geçsin diye çalışma
yapıldı Samsun'da, siyasi partilerin tamamı buna destek verdi
ama artık son dönemde özellikle doğal dengelerle ilgili, kuş
türleriyle ilgili, endemik yapılarla ilgili uluslararası kurum ve
kuruluşların çok ciddi denetimleri var. Bu kadar bozulmamış
olmasına rağmen maalesef biz Dışişleri
Bakanlığı marifetiyle kuş cennetinin dünya mirasına
girmesi talebimizi geri çekmek zorunda kaldık. Neden biliyor musunuz?
Orada da aynı böyle yeni bir yapı oluştu İşte
buralara otel yapalım, buralara düğün salonu yapalım. gibi
şahane fikirlerini gündeme getirdiler, incelemeye geldiklerinde doğal
ortamı görmek yerine bunlarla muhatap olmaya başlayınca
doğal olarak bunlar da iptal edildi. Bunlar kolay kolay elde edilecek
şeyler değil.
Bugün Kızılırmak Deltası doğu
sahilinde 10, batı sahilinde 2 adet göl bulunmakta. Yine bu deltada 355
bitki türü bulunmakta. Yine bu delta balık türü bakımından da
oldukça zengin, yoğun; 11 familyaya, 29 çeşit balık türüne ev
sahipliği yapmaktadır. Yine Kızılırmak
Deltasında bugün Türkiyedeki 483 kuş türünün 354ü
bulunmaktadır. Dolayısıyla, özellikle bu doğal
alanların korunması için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
BEDRİ YAŞAR (Devamla) Toparlıyorum
Başkanım.
Ama siz ne zaman bir kurum ve kuruluş
oluşturmuşsanız muhakkak onun altından bir çapanoğlu
çıkmıştır. Burada da aynen, bunun, bu
başkanlığın altında da muhakkak imar
çalışması
Bugün Türkiyede imar çalışması yapan
bir sürü kurum ve kuruluş var yani TOKİye bunu yaptırıyorsunuz,
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığına yaptırıyorsunuz, büyükşehir
belediyesine yaptırıyorsunuz. Bir bu eksikti, bunu da ilave edin de
bari takım tamam olsun. Böyle işleri kolay yoldan halletmek
adına oluşturduğunuz kurum ve kuruluşların bu ülkeye
bir faydasının olmadığını sizler de biliyorsunuz,
bizler de biliyoruz ama az kaldı diyoruz, artık bu oldubittilerden bu
ülkenin kurtulması lazım.
Son
olarak da bizim Ayvacık İlçe Başkanımız Hakan
Avcı diyor ki: Bizim buralarda 2/B arazileri var, 2/B arazilerine
biçtiğiniz değer 60 bin lira, 40 bin lira, 70 bin lira, bunları
köylünün ödemesi mümkün değil.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BEDRİ
YAŞAR (Devamla) Bakın, bu tür ekilebilir orman arazi, 2/B
arazilerinden bahsediyoruz, köylünün bunları alma şansı yok,
bunları eski fiyatlarına, 3-4 bin liralara çekin, millet hiç olmazsa
kendi arazilerini satın alsın diyor, bu kanun teklifine olumsuz oy
vereceğimizi ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
1inci
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler... 1inci
madde kabul edilmiştir.
Sayın
Ataş, buyurun.
DURSUN
ATAŞ (Kayseri) Teşekkürler Sayın Başkan.
Minibüsçüler,
otobüsçüler, servisçiler, nakliyeciler, taksiciler gibi zor şartlar
altında çalışan taşıma esnafı akaryakıta,
yedek parçaya, sigortaya ve muayene ücretlerine gelen zamlar yüzünden
işini bırakıp araçlarını satmaktadır. Bir de
bunun üzerine taşımacılık, nakliyecilik yapan esnaftan
istenen ve beş yılda bir yapılan K1 vizesinin işlem ücreti
yaklaşık yüzde 500 artmıştır. Geçtiğimiz yıl
1.200 TL olan vize ücreti, bugün 7.380 TL'ye çıkmıştır.
TÜİK'e masa başında yüzde 84 enflasyon açıklatıp
emekli ve memur maaşlarına sadece yüzde 30 artış yapan AKP,
iş esnaftan para toplamaya gelince yüzde 500 artış
yapmıştır. Bu ücretin tekrar revize edilmesi, taşıma
esnafının desteklenmesi ve tüm bu sorunların çözülmesi gerekmektedir.
Aksi hâlde, esnafın bu ücretin altından kalkmasına imkân yoktur
diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
4.
Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43
Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN
2inci madde üzerinde 3 önerge vardır, okutacağım 2 önerge
aynı mahiyette olup bu önergeleri birlikte işleme alacağım.
Önergeleri
okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte
olan 380 sıra sayılı Kanun Teklifinin 2nci maddesinin teklif
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Mahmut Toğrul Zeynel
Özen Züleyha
Gülüm
Gaziantep İstanbul İstanbul
Garo Paylan Dirayet
Dilan Taşdemir Gülüstan
Kılıç Koçyiğit
Diyarbakır Ağrı Muş
Kemal Bülbül
Antalya
Aynı
mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:
Gökan Zeybek Mürsel
Alban Hüseyin
Yıldız
İstanbul Muğla Aydın
Yüksel Özkan Faruk
Sarıaslan Orhan
Sarıbal
Bursa Nevşehir Bursa
Ömer Fethi Gürer Vecdi
Gündoğdu Nurhayat
Altaca Kayışoğlu
Niğde Kırklareli Bursa
BAŞKAN
Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKAN
VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) Katılamıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ilk konuşmacı
İstanbul Milletvekili Sayın Züleyha Gülüm.
Buyurun.
(HDP sıralarından alkışlar)
ZÜLEYHA
GÜLÜM (İstanbul) Değerli halkımızı, cezaevlerinde
bizi izleyen arkadaşlarımızı selamlıyoruz.
Bu
talan yasaları bir türlü bitmiyor, giderayak yeni bir talan yasası
karşımızda. Yine doğaya, ekolojiye, insana, ağaca,
suya, toprağa saldırmaya devam ediyorsunuz. Valla öyle bir memleket
oldu ki insanlar gittikleri yerlerde güzel yerlerin fotoğraflarını
çekmeye çekinir oldular zira Paylaşırsak yine AKP görür,
buraları da talan eder. diye kaygıya kapılmaya
başladılar. Nasıl bir anlayışınız var
anlaşılması mümkün değil. Güzel olan her şeye
düşmansınız; barışa düşmansınız,
doğaya düşmansınız, insana düşmansınız, her
şeye düşmansınız.
Bugün,
iklim kriziyle iç içe geçmiş ekolojik yıkımın temel
sebeplerinden biri de sizin iktidarınız; kapitalist sermaye birikimi
hırsı ve talan politikalarınız. Kanal İstanbul, üçüncü
köprü, üçüncü havalimanı projelerinizle İstanbulun geriye kalan
yeşilini de betona boğdunuz; doğayı, suyu, ormanı
talan ettiniz, rantsal dönüşümlerle halkı evlerinden
barklarından, yaşam alanlarından ettiniz. Enerji ve maden
projeleriyle ekolojik dengeyi altüst ettiniz. Murgulda, Cerattepede,
İkizderede, Kaz Dağlarında, Şırnakta sermaye, maden çetelerinizle
toprağı kirlettiniz. Ekolojistler, çevre aktivistleri, sivil toplum
kuruluşları ve halkın mücadelesine rağmen, 12 bin yıl
boyunca uygarlık tarihine tanıklık etmiş bir yeri,
Hasankeyfi pervasızca ortadan kaldırdınız. Vanda
sazlıkları imara açtınız. Van Gölü, kanalizasyon
atıkları ve katı atıklarla kirletilmeye devam ediliyor.
Sermayenin göz diktiği yani sizin göz diktiğiniz Akbelen
Ormanında tüm canlıların, doğanın, halkın
yaşama hakkı hiçe sayılıyor. 740 dönümlük ormanlık
alanda bulunan ağaçlar, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerini
işleten Limak Holding ve İçtaş ortaklığındaki
sermaye çeteleri tarafından açık maden ocakları için kesilmeye
çalışılıyor. Akbelen termik santrallerle, köy
halkının deyimiyle, cehennem ocağına dönüştürülmek isteniyor.
2019dan beri talana direnen köylüler ve çevre dostları adalet nöbetini
sürdürüyor. Köylüler ve ekoloji savunucuları jandarma tarafından
şiddete uğrasalar da gördükleri baskılara, gözaltılara,
tehditlere rağmen hem mücadeleyi hem nöbetlerini sürdürmeye devam ediyor.
Zeytinlikleri maden alanı ilan eden, sit alanlarını enerji
şirketlerine peşkeş çekenlere karşı direniyorlar.
Görevi Limaka ve sermayedarlara termik santral için ruhsat izni vermekten
ibaret olan Tarım ve Orman Bakanlığının
hukuksuzluğuna karşı direniyorlar ve sakın vazgeçeceklerini
sanmayın. Sakın ha sakın Akbelen Ormanına girmeye
kalkmayın. Zira bugünlerde yine girmek gibi bir derdiniz varmış.
Girmeye kalkarsanız karşınızda direnen köylüleri ve bizleri
bulacaksınız. Buradan bir kez daha hatırlatalım.
Şimdi de bunlar yetmezmiş gibi, milyonlarca
yıllık jeolojik süreçler sonucunda oluşan ve bir kez yok
edildiğinde bir daha yerine konulması imkânsız olan
Uludağı ranta açmak istiyorsunuz. Başta Uludağ olmak
üzere, Türkiye'de var olan bütün millî parklar Milli Parklar Genel
Müdürlüğü tarafından yönetilir, yetki sahibi nettir, bu konuda bir
kargaşa yok ama sizin derdiniz aslında yine bir talan, tek adam
rejiminin yasaları hukuku tanımadan kıyıma geçmek istiyor.
Ülke de tek adamın imzasıyla, kararnameleriyle büsbütün
saldırı altına alınmak isteniyor. Alan
başkanlığı denilen şey, aslında, ekolojistlerin
dediği gibi, talan başkanlığından başka bir
şey değil. AKP ve sermayedarları her güzel yeri sömürüye açmak
istiyor, bu alanların artırılması yetkisinin
Cumhurbaşkanlığına verilmesi de bu nedenden
kaynaklanıyor. Mesela, örneği neydi? Kapadokyaydı. Kapadokya,
Alan Başkanlığı çıktıktan sonra millî parklar
sınırından çıkarıldı. Çevreciler, bölge
halkı, ekoloji aktivistleri, bilim insanları Uludağın
statüsünün değiştirilerek imar alanlarının
genişletilmesi anlamına gelen alan başkanlığına
dönüştürülmesini istemiyoruz. diyor. Bu yasa diğer millî parklar
için de rant tuzağının başlangıcı olacak. diyor.
Uludağ alanı içerisinde doğal sit alanları ibaresiyle
sanki küçük bir alanmış gibi gösterilmeye çalışılsa da
Uludağ alanı, ilan edilecek 2 bin hektar alanın tamamı
millî parktır ve doğal sit alanıdır. Taşına bile
dokunulmadan önce iki kere düşünülmesi gereken dünya mirasına bugün
bu iktidar ve sermayedarlar iş makineleriyle girmek istiyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Bu yasa, Uludağdaki bir
grup zengin ve onlara ilave olup zenginleşecek bir grup turizmcinin,
tüccarın iktidar ortaklığıyla Uludağı talan etme
yasasından başka bir şey değildir. Evet, bir yok edici
düzeniniz var, güzel olan her şeyi yok etmeye
çalışıyorsunuz ama buna karşı da direnenler var;
işte, bu direnenler 15 Ocakta Kartal Meydanında toplandı.
İstanbulun dört bir yanından gelen halk, Emek ve Özgürlük
İttifakıyla birlikte, sizin savaş düzeninize, yoksulluk
düzeninize, baskı ve talan düzeninize Dur! dedi. Birlikte
değiştirelim. diye haykırdı ve bu sese cevap veren on binler
o meydanları doldurdu. Neşeyle, coşkuyla,
kararlılıkla, tek adam rejimini ve sermaye, çete, mafya düzenini
yerle yeksan edeceğini herkese gösterdi. Birleşe birleşe
geliyoruz, Gezi ruhuyla, Kobani direngenliğiyle geliyoruz. dedi. Kürt
halkı, halklar, farklı inançlar, kimlikler, kadınlar,
Barış Anneleri, bu coğrafyanın yüz akı renklerle
geliyoruz. dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Emek ve Özgürlük
İttifakı geliyor; bataklığa batmış
iktidarınızı tarihe gömmeye geliyor. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Aynı mahiyetteki önergeler
hakkında ikinci konuşmacı Bursa Milletvekili Sayın Yüksel
Özkan. (CHP sıralarından alkışlar)
YÜKSEL ÖZKAN (Bursa) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Uludağ Alan
Başkanlığıyla ilgili kanun teklifinin 2nci maddesi üzerine
grubumuz adına söz aldım.
Tabii,
kanun teklifini sunan Bursa Milletvekili arkadaşlarımız
sıralarında yoklar. Ülkemizin 5inci millî parkı Uludağ
Milli Parkı 1961 yılında 12 bin 762 hektarlık bir
alanı kapsayacak şekilde millî park ilan edilmiştir ve daha
sonra bu alan 27.300 hektara çıkmıştır. Birçok
konuşmacı değindi, buradaki ekosisteme örnekler verdiler.
Uludağ'da 1.320 bitki çeşidi bulunmakta ve bunların içinde 175i
endemik ve Uludağa has olmak üzere 32 endemik bitki bulunmaktadır.
Bunun yanında 46 kelebek türü, 11 tür bombus arısı, 111 kuş
türü bulunmaktadır. Yine, bu hayvanlar arasında artık nesli
tükenmekte olan sakallı akbaba türü ve yine Uludağa has olan endemik
apollo kelebeği bulunmaktadır. Bu hayvanların birçoğu Bern
Sözleşmesi koruma listesinde mutlak koruma altında olan türler
arasındadır.
Yine,
ikinci oteller bölgesine baktığımızda Volfram madenlerinin
yamaçlarının bir sonraki alanı dokunulmaz tabiat alanı
olarak nitelendirilmektedir. Uludağ yer altı ve yerüstü su
kaynaklarıyla bölgede birçok akarsuya kaynak olduğu gibi
Bursanın en önemli su kaynağı olduğu birçok
konuşmacı tarafından vurgulandı. Son zamanlarda
Uludağda su kaynakları özel şirketler tarafından
kontrolsüz bir şekilde kullanılmakta ve Uludağ ciddi bir
kirliliğe maruz kalmaktadır. Bu konuda dört yıldır Bursa
Milletvekili olarak defalarca soru önergesi yönelttik, hiçbir sorumuza cevap
alamadık. Bunun yanında kontrolsüz bir şekilde su
kaynaklarının tüketilmesiyle, kullanılmasıyla ilgili
araştırma önergeleri gündeme getirdik ama AK PARTİ
sıralarından, özellikle Bursa Milletvekilleri tarafından hiçbir
ses çıkmadı. Bakınız, sevgili arkadaşlar, buradan
muhalefet partilerinden birçok milletvekili arkadaşlarımız çok
önemli konulara değindiler, bunlara kulak asmıyorsunuz ama Sayın
AK PARTİ Grup Başkan Vekili, ben size bir iki örnek vermek istiyorum.
Bakın, geçenlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı, AK
PARTİli Belediye Başkanı katıldığı su
panelinde ne dedi? Bursanın gittiği yönün doğru
planlanması gerekiyor. Bursada içilebilir su konusunda öyle bir bolluk
yok. Biz su ihtiyacımızın yüzde 85ini barajlardan, yüzde 15ini
Uludağın pınar kaynaklarından alıyoruz. Üzülerek
söylüyorum: Bugün zor anlarda kullanmak için açtığımız 155
derin su kuyusunun ancak 125i çalışıyor. Bunu biz söylesek
sizler kulak kapatacaksınız ancak bu sözlere lütfen kulak verin.
Yine, Alan Başkanlığı gündeme geldiğinde söz konusu
yasa teklifi Komisyonda görüşülürken AK PARTİ Milletvekili Sayın
Nevzat Ceylan aslında o gün sizlere ders verecek bir konuşma
yaptı, şöyle bir cümle kullandı: Millî park neye engel oldu da
Uludağı bu statüden ayırıyorsunuz? dedi, buna da kulak
asmadınız.
Değerli
milletvekilleri, Uludağ Alan Başkanlığı Yasa Teklifi
başta Anayasamızın 56ncı ve 169uncu maddesine
aykırı ve dolayısıyla, bu, komisyonda konuşulurken
sizler Bu, usule uygun -ret cevap verdiniz- ve Anayasaya uygun. dediniz.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
YÜKSEL
ÖZKAN (Devamla) Sayın milletvekilleri, teklifin 2nci maddesinin (c)
bendinde Başkan, Uludağ Alan Başkanını ifade eder.
tanımı yer almaktadır ancak başkanın atamayla mı,
seçimle mi geleceği bilinmemektedir, dolayısıyla burada
Asıl amaç olarak rant odaklı bir yapı mı kuruluyor?
sorularını akla getirilmektedir.
Değerli
arkadaşlar, teklif edilen kanunla Alanın yeni yapılaşmaya
açılacağı nettir, bu Alan Başkanlığı bir
talan ve rant projesidir; bu, Bursa'ya ihanet projesidir. (CHP
sıralarından alkışlar) Bursalılar sizi asla
unutmayacak ve affetmeyecek. Ama Bursalı hemşehrilerim merak
etmesinler, az kaldı; Millet İttifakı iktidarında bizler bu
ihanet projesini ortadan kaldıracağız.
Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeleri...
III.-YOKLAMA
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan, yoklama...
BAŞKAN
Yoklama talebi var.
Sayın
Özkoç, Sayın Gündoğdu, Sayın Zeybek, Sayın Sarıaslan,
Sayın Ünsal, Sayın Şeker, Sayın Aydoğan, Sayın
Sarıbal, Sayın Kılınç, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın
Bayraktutan, Sayın Tanal, Sayın Sertel, Sayın Özcan, Sayın
Özkan, Sayın Köksal, Sayın Şevkin, Sayın Erbay, Sayın
Aytekin, Sayın Alban.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati: 22.19
ALTINCI
OTURUM
Açılma
Saati: 22.25
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN
Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 50nci
Birleşiminin Altıncı Oturumunu açıyorum.
III. -Y O K L
A M A
BAŞKAN
2nci madde üzerinde aynı mahiyetteki önergelerin oylamasından
önce, istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi
yoklama işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
- Toplantı yeter sayısı vardır.
4.
Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43
Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN
- Aynı mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... Aynı mahiyetteki önergeler kabul
edilmemiştir.
380
sıra sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon
yerinde.
2nci
madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 2'nci maddesinde
yer alan "ifade eder" ibaresinin "belirtir" ibaresiyle
değiştirilmesini arz ve teklif ederim.
Fahrettin Yokuş Dursun
Ataş Ayhan
Altıntaş
Konya Kayseri Ankara
Bedri Yaşar Lütfü
Türkkan Ahmet
Kamil Erozan
Samsun Kocaeli
Bursa
BAŞKAN
- Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM
KOMİSYONU BAŞKAN VEKİLİ METİN YAVUZ (Aydın) -
Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge hakkında söz isteyen Ankara
Milletvekili Sayın Ayhan Altıntaş.
Buyurun Sayın Altıntaş. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
AYHAN
ALTINTAŞ (Ankara) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
İYİ Parti Grubu adına 380 sıra sayılı Uludağ
Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 2nci maddesi üzerine söz
almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Millî
parklar, doğal güzellikler, tarihî eserler, ormanlar, nehirler, göller,
dağlar, şehirler, kısacası çevre ve doğa bizim
değildir, gelecek nesillerin bize emanetidir. Ülkemizde var olan bütün
güzellikleri korumak ve onları sonraki nesillere teslim etmek vazifemizdir.
Halkın siyasetten beklentisi de budur, bu olmalıdır.
Ülkemizde
var olan bütün kaynakların, çevrenin, doğanın, madenlerin, insan
kaynağının, hepsinin doğru yönetilmesi, korunması,
geliştirilmesi, iktidarın görevidir. Defaatle buradan, madenler için yapılan
doğa katliamlarından bahsettik. Madene zeytinliklerden daha çok önem
verdiniz. İnşaatla gelecek gündelik kazanç Salda Gölünün
güzelliğinden daha önemli oldu sizin için. Kanadalı bir firmanın
altın için Kaz Dağlarındaki ağaç katliamına göz
yumdunuz. Marmara Denizindeki müsilaj bilinçsiz çevre
politikalarınızın eseriydi. Plansız HESler yüzünden su
baskınları oldu, Karadenizi sele teslim ettiniz. Birçok
vatandaşımızın canına mal olan dere yatağına
yerleşim yeri kurulmasına izin verdiniz. Bunlar yalnızca birkaç
örnek.
Bugün
karşımızda duran, neden gündeme geldiği muğlak olan
kanun teklifi kabul edilirse, Bursa Uludağ, iktidar partisinin gündelik
hesaplarla yaptığı politikaların kurbanı olma
tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Bu kanun teklifi yaklaşık
13 bin hektarlık alana sahip, 171i endemik olmak üzere 1.320 bitki
türüne, Avrupa ölçeğinde 54 ve küresel ölçekte 3 nesli tehlike
altında olan bitkiye, 16 nadir türe ev sahipliği yapan, yılda
800 bin civarında ziyaretçiyi ağırlayan, Uludağ Millî
Parkını olumsuz etkileyecek. Üstelik buna da gerekçe olarak,
biyolojik ve jeolojik zenginliklerin ekonomiye kazandırılması
iddia edilmektedir. Kamuoyundaki tepkilere baktığımızda bu
kanun teklifinin Uludağda yeni yapılaşmaların önünün
açılmasına, halkın temiz hava ve su kaynağı olan bu
alanın kirlenmesine, mevcut bitki ve hayvan habitatının önemli
bir kısmının yok olmasına sebep olacağı,
madencilik faaliyetlerine yol açacağı endişesi mevcuttur.
Kaldı ki bu endişenin beyhude olmadığı da ortada.
Nitekim çevreyi ve doğayı bu kadar ilgilendiren bir kanun teklifinin
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonuna getirilmiş olması, Çevre Komisyonundan bilgi ve
görüş alınmaması bu endişeyi destekler niteliktedir.
Kanun
teklifi sürecinde bir diğer ilginç nokta da Millî Parklar Genel
Müdürlüğünün Uludağ çevresini iyi yönetemediğinin iddia
edilmesidir, üstelik bu iddia teklifi desteklemek amacıyla
yapılmıştır. Anlamadığımız nokta
şu: Millî Parklar Genel Müdürlüğü yalnızca Uludağ Millî
Parkını mı iyi yönetemiyor? Genel Müdürlüğün
sorumluluğundaki diğer alanları da kanun teklifi vererek birer
birer Millî Parklardan almaya devam mı edeceksiniz? Madem sorun Millî
Parklar Genel Müdürlüğünde o zaman onu düzeltmek daha makul bir çözüm
değil mi?
Değerli
milletvekilleri, gerekçede ifade ettiğiniz jeolojik zenginlik ne anlama
geliyor? Jeoloji, toprak altı bilimi demektir; toprak altındaki
petrol, maden ve yer altı su kaynakları akla gelmelidir. Jeolojik
zenginlikleri ekonomiye kazandırmak demek bölgeyi ve alanı
madenciliğe açmak demektir. Bir başka ifadeyle ülkemizin en nadide,
en güzel doğa alanlarından birinin yok edilmesi demektir.
Bu sebeple, tüm halkımızın, özellikle
Bursada yaşayan Bursalı vatandaşlarımızın önemli
bir kısmının itiraz ettiği ve endişeyle
yaklaştığı bu kanun teklifinden vazgeçmenizi, kamuoyunda
doğa talanına dair herhangi bir tedirginliğe mahal vermeyecek,
çevre dostu düzenlemelerle Uludağ hususunda olumlu katkılar
yapmanızı bekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
2nci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Etmeyenler
2nci madde kabul edilmiştir.
3üncü madde üzerinde 3 önerge vardır.
Okutacağım ilk 2 önerge aynı mahiyette olup bu önergeleri
birlikte işleme alacağım.
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 380 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 3üncü maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Mahmut Toğrul Zeynel
Özen Ömer Faruk
Gergerlioğlu
Gaziantep İstanbul Kocaeli
Garo Paylan Dirayet
Dilan Taşdemir Kemal
Bülbül
Diyarbakır Ağrı Antalya
Gülüstan Kılıç Koçyiğit
Muş
Aynı mahiyetteki diğer önergenin imza
sahipleri:
Gökan Zeybek Mürsel
Alban Vecdi
Göndoğdu
İstanbul Muğla Kırklareli
Orhan Sarıbal Hüseyin
Yıldız Nurhayat
Altaca Kayışoğlu
Bursa Aydın Bursa
Ömer Fethi Gürer Faruk
Sarıaslan Yüksel
Özkan
Niğde Nevşehir Bursa
Müzeyyen Şevkin
Adana
BAŞKAN
Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR
AKYÜREK (Konya) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ilk konuşmacı Kocaeli
Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu.
Buyurun.
(HDP sıralarından alkışlar)
ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; anne veya
babasınız veyahut da değilsiniz, bilmiyorum, tüm
milletvekillerine sesleniyorum: Lütfen, çok dikkatli dinleyin, çok insani bir
durum konusunda hepinizin hassasiyetini talep ediyorum. 6 yaşındaki
bir çocuktan bahsedeceğim size, 6 yaşında ewing sarkom kanser
hastası bir çocuk. Bu çocuğun annesi başında değil
çünkü cezaevinde. Bu çocuk ewing sarkom hastası yani çok hızlı
ilerleyen ve hızla öldürebilen bir kanser. Annesi başında niye
değil? Çünkü, efendim, Bank Asyaya
1.034 lira yatırmış zamanında, bir yurtta müdürelik
yapmış, terör örgütü üyesi
diye damgalanmış ve bu çocuk üç aydır hastanede yatıyor.
Annesi onu bırakıp Sakarya Ferizli Cezaevine girdi, iki gözünde
yaşlar cezaevine girdi. Ben bunu duydum, bir aydır gündem ediyorum ve
sağ olsun arkadaşlarımız, sanatçılar, siyasetçiler
destek verdiler ama anne, çocuğun başına gelemiyor, çocuk bu
gidişle annesine hasret ölecek arkadaşlar. Gayret ettik, annesi
sonunda -ağır hastalara tanınan bir hakla mahpusun
yakını- Sakarya Ferizli Cezaevinden geldi, çocuğuyla kısa
bir süre buluştu ve fakat yine ayrıldı, gitti.
Ben
çocukla konuştum, Yusuf Kerim nasılsın? dedim, Hiç iyi
değilim. dedi, Anne gelecek hiç merak etme. dedim, o çocuk masumiyetiyle,
safiyetiyle Ama ben annemi çok özledim. dedi. Babası, annesinin cezaevinde olduğunu da
söyleyemiyor. Ya, yavrum, başka bir hastanede yatıyor annen, gelecek
inşallah, gelecek. diyor. Annesiyle buluştuğu andaki şu
fotoğrafa bakmanızı isterim, annenin ağlamaktan göz
kapakları şişmiş, çocuğun yüzünde tatlı bir
tebessüm ama bu geçici oldu ve bu çocuk şu anda muhtemelen annesine
kavuşamadan ölecek.
Değerli
arkadaşlar, bakın, çok önemli bir şey söylüyorum: Eğer ki
bu çocuk annesine kavuşamadan ölürse vicdanımıza hiçbir
şekilde hesap veremeyiz, kesinlikle vicdana hesap verilmez çünkü bu
çocuğun annesi başına gelebilirdi ama bunu kim önledi? AK
PARTİ, MHP cumhur zulüm ittifakının 2020 Nisan ayındaki
infaz indirim yasası çünkü orada siyasi ve adli mahpus ayrımı
yaptılar. Zaten adil olmayan yargılamaların olduğu bir
ülkede adli ve siyasi mahpusun eşi ve çocuğunu da
ayırdılar. Ya, şu çocuk siyasi bir mahpusun çocuğu diye
annesine kavuşamıyor arkadaşlar, böyle bir şey olabilir mi?
Adli bir mahpusun çocuğu olsaydı kavuşabilirdi. Şimdi,
bakın, bunu önlemek bizim elimizde, bunu önleyemezseniz ne olur? Bu çocuk
ölür, annesine hasret ölür ve hiçbir şekilde hesap veremezsiniz.
Bakın, buna benzer vakalar oldu. İyi bakın, Ahmet Burhan Ataç
ağır hastaydı, kemik kanseriydi, babası mahpustu. O da
siyasi bir mahpus olduğu için, KHK'li birisi olduğu için ona da infaz
erteleme verilmedi. 1+1 yıl diğer mahpuslara veriliyor ve çocuk:
Baba, baba! diyerek öldü arkadaşlar. Onlarca böyle örnek var. Selman
Çalışkan, 6 yaşında bir çocuk, babası cezaevindeydi,
çocuk beyin kanseri oldu. Sıradan bir mahpusun çocuğu olsaydı,
babası 1+1 yıl infaz erteleme alabilecekti fakat babası KHKli
bir öğretmendi. İşte, bildiğimiz legal kriterlerin illegal
kabul edilmesinden dolayı cezaevinde yatıyordu. Çocuk öldü,
babası yetişemedi, Rasim Çalışkan Hoca yetişemedi
çocuğuna; cenazesine de gelemedi. Ya, arkadaşlar, şu çocuğa
baksanıza, Ahmet Burhan Ataça baksanıza; bu çocuklar, babaları
cezaevindeyken öldü, bir kısmının cenazelerine babaları bile
gelemedi.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Devamla) Şimdi, yapılması
gereken
Bakın, hepimiz bunu sağlayalım lütfen. Ben size
vicdansız diyorum, bana kızıyorsunuz AK PARTİ-MHPliler ama
vicdansızlık bunlar. Çünkü sizin yaptığınız
yasalar yüzünden bu çocuklar öldü, sizin yaptığınız yasalar
yüzünden bu çocuklar öldü ve ölüyor; bunu durdurmanın bir yolu var. Bunu
durdurmanın yolu, yedinci yargı paketine hasta mahpuslarla ilgili
maddeleri katmak. Temmuz ayında Sayın Bakan söz verdi, Ekim
ayında hasta mahpuslarla ilgili yasayı getireceğim. dedi. Hangi
aydayız? Ocağın sonuna geliyoruz ya! 75 civarında hasta
mahpus öldü ve yakınları ölüyor, neredesin? Sayın Bozdağ,
sen de kanser hastasısın ya! Allahtan korkmuyor musun? Kanser
hastası insanlar ölüyor, kanser hastası çocuklar ölüyor, niye bir
duyarlılık göstermiyorsunuz?
Meclise
bu yasa gelmeli, anne, çocuğunun başına gelmeli değerli
arkadaşlar.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ÖMER
FARUK GERGERLİOĞLU (Kocaeli) Sayın Başkan, bir dakika
daha lütfen.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, bir dakika yerimden
bir söz alabilir miyim?
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Sataşmadan mı?
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Yok, Vekilimizin anlattığı
konuda ben de iki laf etmek istedim çünkü çok insani bir mesele.
BAŞKAN
Buyurun.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, Yusuf Kerim,
anlattı Gergerlioğlu Vekilimiz
Haftalardır kamuoyunda bir kampanya yürütülüyor ve burada Grup
Başkan Vekili yerinde değil, bir yanıt istiyoruz ya. Altı
yıl üç aylık cezayı infaz etmek için cezaevinde bir annenin
kalması mı önemli, bu çocuğun adım adım ölüme giderken
annesinin elini tutması mı önemli? Hangi kamu düzeni ya! Hangi devlet
hukuku, hangi mantık, hangi kural böyle bir zulme, böyle bir vicdansızlığa
izin verebilir? Yani burada vekillerin yüzde 80i ebeveyn ya! Biraz elimizi
vicdanımıza koyalım. Resmen duvara konuşuyoruz hasta
mahpuslarla ilgili. Doğru söylüyor Ömer Vekil, burada paket
çıktığında söyledik
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Bitireceğim Başkanım.
BAŞKAN
Anlattınız Sayın Beştaş.
(AK
PARTİ sıralarından Anladık. sesi)
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Anlamamışsınız,
anlasaydınız gereğini yapardınız. Orada bir
pişkin pişkin konuşmuyor musunuz ya! Gerçekten insan utanır
ya! Böyle bir partinin üyesi olarak insan utanır ya! İnsan önüne
bakar ya! Ben 7 yaşında bir çocuktan söz ediyorum ya!
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Bu partinin üyesi olmakla iftihar
ediyoruz.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, talebim şu:
Adalet ve Kalkınma Partisi adaletsizliğin temelini oluşturuyor
artık. Cevap istiyoruz, Yusuf Kerim neden annesinin yanında
değil? Burada cevap istiyoruz. (AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
Orada
boş boş konuşma ya!
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Bu partinin üyesi olmakla iftihar
ediyoruz.
BAŞKAN
Sayın Tunç, buyurun.
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Sayın Başkanım
BAŞKAN
Bir dakika, bir dakika
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ne diyorsunuz ya!
ZÜLFÜ
DEMİRBAĞ (Elâzığ) Bu partinin üyesi olmakla iftihar
ediyoruz.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Edin ya, siz edin.
BAŞKAN
Buyurun Sayın Tunç.
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Sayın Başkanım
(Kars
Milletvekili Yunus Kılıç ile Uşak Milletvekili Özkan Yalım
arasında karşılıklı laf atmalar)
BAŞKAN
Devam edin.
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Sayın Başkanım
Değerli arkadaşlar
(AK
PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı
laf atmalar, gürültüler)
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Bir saniye
Yani cevap istediniz, biz de cevap verelim.
Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; biraz önce hem kürsüden
konuşan milletvekili ve Grup Başkan Vekili devam ettirdi aynı
tartışmayı. Özellikle hasta mahkûmlarla ilgili cezaevlerinde
hasta tutuklu ve mahkûmlarla alakalı olarak
(AK
PARTİ ve CHP milletvekilleri arasında karşılıklı
laf atmalar, gürültüler)
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Değerli arkadaşlar
Ben
sesimi duyamıyorum Başkanım, sesimi duyamadığım
için
(Amasya
Milletvekili Hasan Çilez ile İstanbul Milletvekili Mustafa Sezgin
Tanrıkulu arasında karşılıklı laf atmalar,
gürültüler)
BAŞKAN
Devam et yahu, devam et!
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Sayın Başkanım, bakın, sesimi
duyamıyorum; gürültü var.
(AK
PARTİ ve CHP milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümeleri,
gürültüler)
BAŞKAN
Bu araya giren milletvekilleri araya girmesinler hiçbir problem olmaz.
MUHARREM
VARLI (Adana) Aynen.
BAŞKAN
Değerli milletvekilleri, birbirine bağıran milletvekillerinin
arasına girmezseniz hiçbir şey olmaz!
Sayın
Tunç, buyurun.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Sayın
Başkanım, biraz önce gündeme getirilen hasta tutuklu ve mahkûmlarla
ilgili burada birtakım örnekler verildi, konuşmalar
yapıldı. Hasta tutuklu ve mahkûmlarla alakalı olarak özellikle
27nci Yasama Döneminin birinci yargı paketinde hasta tutuklu ve
mahkûmlar, yaşlılar, kadınlar, hamile kadınlarla ilgili
lehe birçok düzenlemeler yapıldı ve bunların cezaevi şartlarındaki
durumlarını kolaylaştırma adına önemli düzenlemeleri
burada hayata geçirmiştik. Sayın Adalet Bakanımız da 7nci
Yargı Paketi hazırlıkları çerçevesi içerisinde bu konuda
bazı düzenlemelerin hazırlığı içerisinde
olduğumuzu söylemişti. Yalnız şunu ifade edelim: Hasta olan
ve cezaevlerinde bulunamayacak, barındırılamayacak,
sağlık şartları nedeniyle cezaevinde bulunmaması
gereken hükümlü ve tutuklularla ilgili olarak
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Lafı
dolandırma, Yusufa gel.
BAŞKAN
Adli Tıpın, verdiği raporlar çerçevesi içerisinde,
eğer Cezaevi şartlarında bulunmasında sakınca var.
şeklinde bir rapor takdim ettiği takdirde zaten mevzuatımız
onların cezaevlerinden -kendi evlerinde- infazın ertelenmesi hususu
zaten bizim düzenlememizde var.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Adli Tıp Kurumu
sürekli cezaevinde ölsün diye rapor veriyor. Neden bahsediyorsunuz ya!
İnsanların aklıyla dalga geçmeyin! İnsanlar cezaevinde
ölüyor!
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Ama daha ileri bir
düzenlemeyle ilgili olarak da Sayın Bakanımız bu konuda
hazırlıklar olduğunu da söylemişti. Önümüzdeki günlerde bu
konuda da gerekli çalışmaların ortaya
konulacağını ifade etmek istiyorum.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın
Başkan
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) Adli Tıp Kurumu
insanları cezaevinde öldürüyor.
BAŞKAN Ya, Grup Başkan Vekiliniz söz
istiyor, bir susun yahu.
Buyurun Sayın Beştaş.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul) İnsanlar ölüyor
Başkan.
BAŞKAN Hayır, bak, önümüzde Grup
Başkan Vekiliniz.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Sayın
Başkan, teşekkür ediyorum.
Biz cezaevindeki bir hasta mahpustan söz etmiyoruz.
Bugün sözünü ettiğimiz, dışarıda bulunan bu kanser
hastası çocuk. Annesi de herhâlde Bank Asyaya para
yatırdığı için cezaevinde. Yargıyı istediği
gibi kullanan, istediği talimatı veren, tweetten ceza verdiren,
çeteleri serbest bırakan bir iktidar partisi bu çocuğun annesini
dışarı çıkaramıyor mu? Çıkaramıyor musunuz
ya! Böyle bir şey olabilir mi! (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Evet, peki, tamam.
YILMAZ TUNÇ (Bartın) Sayın
Başkanım, böyle bir şey olabilir mi? Yani yargıya iktidar
partisi müdahale mi edecek?
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) İki ay
çocuğunun yanında kalacak. Sakın Yargıyla ilişkimiz
yok. demeyin. Her gün, gece gündüz yargıya talimat veriyorsunuz, gidip
Almanyalardan talimat veriyorsunuz, uluslararası alanda talimat
veriyorsunuz ve yargının kararlarını uygulamıyorsunuz.
YILMAZ
TUNÇ (Bartın) Yargıya talimat verilmesi söz konusu olamaz
Başkanım.
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Bu çocuk
dışarıda -bizim anlattığımız konu- annesi
cezaevinde ve hastaneye yanına gitmesini istiyoruz; bunu bile
anlatamadık ya!
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan
Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında
Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı: 380)
(Devam)
BAŞKAN Aynı mahiyetteki önergeler
hakkında ikinci konuşmacı
Adana Milletvekili Sayın Müzeyyen Şevkin.
Buyurun Sayın Şevkin. (CHP
sıralarından alkışlar)
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Adana) Teşekkür
ediyorum Sayın Başkan.
Tabii, bu kadar duygusal bir anda gerçekten bu
konuşmayı yapmak benim için çok üzücü. Umuyorum, bu
çocuklarımız için bir an önce gerekli karar çıkar ve yaşamlarının
son günlerinde en azından aileleriyle, anneleriyle, babalarıyla bir
arada olurlar.
Evet, bugün Uludağ'ı konuşuyoruz. Çevre,
Şehircilik ve İklim Değişikliği
Bakanlığı; temelde toplumun fen, sanat ve sağlık
kurallarına göre inşa edilmiş, her kademede planlama ilkelerine
uygun yaşam çevrelerinde yaşamasını sağlamak; yerel
yönetimlerimizin altyapı ve kaynak planlamasını yaparak
ihtiyaçlarını karşılamak; ülke insanının
barınma sorununu çözmek için arsa, konut üretmek; doğal çevrenin,
ekolojik varlıklarımızın korunumunu sağlamakla
yükümlü. Yani dağlar, vadiler, mağaralar, şelaleler, fosil
buluntu alanları, jeolojik yapı ve morfolojik yapı ve
şekiller, kıyı alanları, denizel göller ve akarsular gibi
milyonlarca yıllık jeolojik süreçler sonucunda oluşmuş, bir
kez yok edildiğinde bir daha asla yerine konulması imkânsız
doğal varlığımız yani jeolojik miras ve
jeoçeşitliliğimizin korunması konusunda da çalışmalar
yapmak, ülkeyi olası iklim değişikliklerinden korumakla yükümlü.
Peki, Uludağ nasıl bir alan? Uludağ,
buzul gölleri, buzul çökelleri, mağaraları, şelaleleri,
kaplıcaları, doğal mineralli suları ve milyonlarca
yılda meydana gelmiş çok sayıda jeolojik oluşumları
bulunan bir dağımız Uludağ. Evet, bu dağı yok
edeceksiniz arkadaşlar. İnegöl'den Karacabey'e kadar uzanan bir
alanda bu ovayı oluşturuyor, Bursa ovasını oluşturuyor
Uludağ ve aynı zamanda buradaki yer altı sularını ve
merkezdeki içme sularının kaynaklarını da besleyen bir dağ
burası. Ve yer altı sularının burada tabii ki çok
kıymetli olduğunu söylememe gerek yok çünkü suların gerçekten
tükenmekte olduğu bir ortamda bu doğal dengeyi bozarak orayı da
bozmuş olacaksınız.
Ayrıca, yine uzay sanayisinde kullanılan ve
teknoloji olarak son derece önemli bir mineral olan volframit de sadece bu
dağlarda çıkıyor ve burada adı Bursa'dan dolayı
Bursait minerali olarak konulmuş hem uzay teknolojisinde hem de güçlü
yapısı nedeniyle çelik sanayisinde kullanılan bir minerale de
haiz bu Uludağ. Siz, burayı millî park olmaktan
çıkardığınızda bunları da yok edeceksiniz. (CHP
sıralarından alkışlar)
Evet,
değerli milletvekilleri, gerçekten, bu gerçeklere rağmen ülkede ne
yapılıyor? Tüm uyarılarımıza rağmen burada koruma
alanı yapıyorsunuz. Valla bizim Adana'da bir laf var, bunu burada
söylemek zorundayım: Allah bağı bekçisinden korusun. derler.
(CHP sıralarından alkışlar) Siz, koruma alanı ilan
etmiş olduğunuz her yerde ne yazık ki
Özellikle biliyorsunuz,
nereye koruma alanı ilan etmiştiniz, hemen gösterelim. Ürgüp'ü koruma
alanı ilan ettiniz örneğin. Ne yazık ki
Bakın,
dünyanın her yerinden insanların görmeye geldiği Ürgüp'teki peri
bacalarının, milyonlarca yılda oluşmuş peri
bacalarının şapkalarını koparıp üzerine binalar
diktiniz arkadaşlar; yaptığınız bu, korumanız bu.
Yine, milyonlarca yılda oluşmuş peri bacalarının
içerisinden yol geçirdiniz
arkadaşlar. Burayı koruma alanı ilan ettiniz sözde, bu
nasıl bir koruma alanı arkadaşlar, doğrusu merak ediyoruz.
(CHP sıralarından alkışlar)
Yine,
benzer şekilde Salda Gölü. Salda Gölü'nü de korudunuz sözüm ona. Bu,
doğa harikası bir yer ve NASA'nın Yalın ayak bile
yürünmesi sakıncalı. diye ilan ettiği yeri şu hâle
getirdiniz arkadaşlar, içine girilmez hale getirdiniz.
BAYRAM
ÖZÇELİK (Burdur) Yok, öyle bir şey yok ki ya. Mümkün değil,
öyle bir şey yok.
MÜZEYYEN
ŞEVKİN (Devamla) Koruyorsunuz, sözüm ona koruyorsunuz.
BAYRAM
ÖZÇELİK (Burdur) Hayır, yok öyle bir şey.
MÜZEYYEN
ŞEVKİN (Devamla) Hiç korumuyorsunuz efendim, kusura bakmayın,
fotoğraflarla ortada.
BAYRAM
ÖZÇELİK (Burdur) Fotoğrafta yapmışsınız siz onu
ya. Hayır, olur mu? Gel, beraber gidelim, gezelim, beraber gezelim.
MÜZEYYEN
ŞEVKİN (Devamla) Fotoğraflarla ortada, yaşayanlar da
ortada, orada insanlar eylemler yapıyorlar bu konuda.
Dolayısıyla, biz bir yeri koruduğunuz zaman, bir yere elinizi
attığınız zaman korkuyoruz arkadaşlar;
yaptıklarınız, yapacaklarınızın garantisi;
gördük, yaşıyoruz yani şu anda.
Değerli
arkadaşlar, tabii, sadece burası değil, nereleri siz gözden
çıkardınız? Bu ülkede, maalesef, ÇED raporları vererek
bütün nehirlerimizin kirlenmesini sağladınız; Kaz
Dağları'nı gözden çıkardınız. Hava kirlilik
oranı SOS veriyor pek çok yerde.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun, devam edin.
MÜZEYYEN ŞEVKİN (Devamla) İliç'te,
Muğla'da, Aydın'da, Adana'da pek çok yerde verdiğiniz ÇED olumlu
raporlarıyla insanların yaşamlarıyla oynuyorsunuz
arkadaşlar. Uludağ Alan Başkanlığı demek
betonlaşma demek, Uludağ Alan Başkanlığı demek
rant demek, daha çok yapılaşma demek. Halkımızın
topladığı binlerce imzayı burada göz ardı edemezsiniz
arkadaşlar. Uludağı koruma alanı ilan ederek yirmi
yıldır yapamadığınız neyi yapmayı
planlıyorsunuz? İktidar sizin elinizde değil miydi? Neden
burayı daha güzelleştirmek için, korumak için kullanmadınız
da böyle özel koruma adı altında özel bir statü veriyorsunuz buraya?
Doğrusu bunu merak ediyoruz.
Evet,
şimdi, halkımızın da talebiyle yasamızı önümüze
koyan milletvekillerinin de vicdanına sesleniyorum, derhâl bu yasayı
geri çekin, bu kanun teklifini geri çekin Allah'tan korkun diyorum. Milyonlarca
yılda oluşmuş Uludağ'ı koruyacaksanız
bırakın doğal hâliyle, ellemeyin kendi hâline bırakın.
(CHP sıralarından alkışlar)
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan, yoklama talebimiz vardır.
BAŞKAN Yoklama talebi var.
Sayın Özkoç, Sayın Gündoğdu, Sayın
Zeybek, Sayın Sarıaslan, Sayın
Ünsal, Sayın Şeker, Sayın Hancıoğlu, Sayın
Sarıbal, Sayın Şevkin, Sayın Sümer, Sayın
Kayışoğlu, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kayan,
Sayın Kılınç, Sayın Köksal, Sayın Tokdemir, Sayın Süllü, Sayın Şahin,
Sayın Özcan, Sayın Keven.
Yoklama için üç dakika süre veriyorum ve yoklama
işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
4. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve
Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S.
Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Aynı
mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifinin 3üncü maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan kültür ve tabiat varlıklarına ibaresinin kültür ve tabiat
varlıkları, ekolojik varlıklar ile su kaynak
alanlarının korunmasına şeklinde değiştirilmesini,
on dördüncü fıkrasında yer alan çevre sorunu yaratmayacak
ibaresinden sonra gelmek üzere ve doğal jeolojik/jeomorfolojik görünümünü
bozmayacak ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Fahrettin
Yokuş Dursun
Ataş İbrahim Halil Oral
Konya Kayseri Ankara
Ahmet Kamil Erozan Bedri Yaşar Lütfü Türkkan
Bursa Samsun Kocaeli
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR
AKYÜREK (Konya) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Önerge hakkında söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın İbrahim
Halil Oral.
Buyurun
Sayın Oral. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
İBRAHİM
HALİL ORAL (Ankara) Sayın Başkan, kıymetli
milletvekilleri; Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 3üncü
maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Saygıdeğer milletvekilleri, Uludağ
Alanı Hakkında Kanun Teklifiyle AK PARTİnin yasama
ciddiyetsizliğini, plansızlığını açıkça
gösteren bir süreci yeniden yaşamış bulunuyoruz.
Yaklaşık dört yıl önce Sayın Erdoğanın
ağzından Uludağ Alan Başkanlığını
kuracağız. ifadesini duymuştuk ama dört yıldır
olgunlaşamayan bu kanun teklifi ne hikmetse bütçe görüşmelerinin
ortasında, Türkiye süratle seçime giderken üyesi bulunduğum
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm
Komisyonuna gelmiştir. Uludağ gibi emsalsiz ekolojik kaynaklara ve
doğal güzelliğe sahip yerle alakalı, içinde imar, inşa ve
yönetim değişiklikleri içeren bu teklif neden yangından mal
kaçırır gibi bütçenin ortasında Komisyona gelmiştir? Acaba
teklif sahipleri Türkiyenin gözü bütçedeyken Uludağdaki talanı
gizlemek mi istemişlerdir? Ayrıca madem bu teklif apar topar bütçe
arasında gelmiştir, neden 16 Aralıktan bu yana Türkiye Büyük
Millet Meclisi gündemine alınmamıştır? Artık AK
PARTİ'nin işlerine iyice akıl sır erdiremez olduk. Aceleye
getirildiği belli olan teklifte pek çok eksiklik ve muğlaklık da
vardır. Ayrıca, 3üncü maddenin ilk hâlinde olduğu gibi
aynı fıkranın 2 kez yazılması gibi maddi hatalar da
mevcuttu, düzeltilmesine rağmen bu, hazırlık sürecinin ne kadar
ciddiyetsiz olduğunun en güzel göstergesidir.
İYİ
Partili Komisyon üyeleri olarak Sayın Hayrettin Nuhoğluyla birlikte
yapıcı ve katkı sağlayıcı mahiyette
verdiğimiz önergeler ve alt komisyon kurulması talebimiz tek tek
reddedilmiştir. Bizim bazı önergelerimiz sonradan AK PARTİ Grubu
tarafından tekrar yazılmış, düzeltme
yapılmıştır. Bunları olumlu bulsak da teklif genel
olarak sorunludur ve alan değil yaygın deyimiyle talan
başkanlığı kurulmasına sebep olacaktır. Biz
bunları anlamakta güçlük çekiyoruz, anlayınca da basında yer
alan kişiye özel düzenleme iddialarına kulak kabartmak durumunda
kalıyoruz. Acaba birileri inşaata başlayacak da ondan mı
acele ediliyor diye düşünüyoruz, öyle olmamasını temenni
ediyoruz değerli milletvekilleri.
Ekşi Sözlük diye köklü bir internet sitesi
vardır. Teklifle alakalı internette bir tarama yaparken Ekşi
Sözlükteki bir yorum gözüme çarptı, bence bu teklifin tam tamına
özetiydi. Arkadaşımız şöyle yazmış: Eyvah,
Uludağ da gitti! Evet, bu teklifle Uludağ millî parklar
markasını kaybetmekte, Kültür ve Turizm
Bakanlığının 2 dudağının arasında ve
Cumhurbaşkanının keyfiyetine bırakılmaktadır.
Alan Komisyonunda yer alacak meslek gruplarının eşit temsili sağlanamamıştır.
Danışma Kurulu kağıt üzerinde bir oyalama aracı olarak
kalmıştır. Uludağ'da Millî Parklar Genel Müdürlüğü
neyi yapamamıştır da bu düzenleme getirilmiştir? Bu soruyu
Komisyonda sadece muhalefet olarak biz sormadık, AK PARTİ
Milletvekili Eski Millî Parklar Genel Müdürü kıymetli kardeşim ve
mevkidaşım Nevzat Ceylan da sordu hatta pek çok noktada bizlerden
daha da güzel sordu ve gereğini yaptı. Kendisine bu kürsüden tekrar
teşekkürü bir borç biliyorum.
Bu kanun, Uludağ'ı ucu belirsiz bir
geleceğe itecektir. Sayısal çoğunlukla kabul edilse de
Bursalıların ve bütün Türk milletinin hatta dünyadaki çevre
dostlarının vicdanlarında ise reddedilecektir. Bu teklif,
Uludağ'ı bir doğal harika olmaktan çıkarıp sadece
turizm amaçlı ve sömürülmesi gereken bir doğal varlık hâline
getirecektir. Bu teklifle, Uludağ'ın betona
boğulmasının önü maalesef açılacaktır. Buradan, Alan
Başkanlığı kurulması yerine ilgili kurum ve
kuruluşların yetkilerinin düzenlenmesi ve bir koordinasyon kurulu
işin çözülmesi için daha doğru olacaktır.
Bu
düşüncelerle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
3üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Etmeyenler
3üncü madde
kabul edilmiştir.
4üncü
madde üzerinde 3 tane önerge vardır. Okutacağım 2 önerge
aynı mahiyette olup bu önergeleri birlikte işleme alacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 380 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 4üncü maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Mahmut
Toğrul Zeynel
Özen Gülüstan
Kılıç Koçyiğit
Gaziantep İstanbul Muş
Garo Paylan Dirayet Dilan Taşdemir Kemal Bülbül
Diyarbakır Ağrı
Antalya
Serpil
Kemalbay Pekgözegü
İzmir
Aynı
mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:
Gökan Zeybek Mürsel Alban Vecdi Gündoğdu
İstanbul Muğla Kırklareli
Orhan
Sarıbal Hüseyin
Yıldız Nurhayat
Altaca Kayışoğlu
Bursa Aydın
Bursa
Ömer Fethi Gürer Faruk Sarıaslan Yüksel Özkan
Niğde Nevşehir
Bursa
BAŞKAN
Komisyon aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR
AKYÜREK (Konya) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Aynı mahiyetteki önergeler hakkında ilk konuşmacı
İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay.
Buyurun.
(HDP sıralarından alkışlar)
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Sayın vekiller, değerli
halkımız; kapitalizm doğayı, doğal
varlıkları ve yaşamı sömürüyor; yaşam
alanlarını yok ediyor; doğanın, insanın,
hayvanların ve tüm canlıların yaşam haklarını yok
sayıyor. AKP iktidarı neoliberal kapitalist düzenin en mahir
uygulayıcısı olmuştur; insan emeğini,
doğayı, tüm canlıları sömürerek, yağmalayarak,
tüketerek yaşamı da tüketmektedir. Bu yıkıma hep beraber
Dur! demeliyiz. Bize göre, ekolojik haklar sağlıklı ve dengeli
yaşam hakkının, insan olmanın parçasıdır.
Uludağ
kanunu teklifi Erdoğan iktidarında doğamıza karşı
işlenen suçlara eklenecek yeni bir halka olmuştur. Bursa
Uludağda turizm faaliyeti bahanesiyle işletmeciliğin
teşvik edilmesi daha fazla otel, daha fazla beton ve daha fazla
yapılaşma demektir. Hangi sermaye bize bir Uludağ ekosistemini
üretebilir? Ama birkaç yandaş şirket kâr etsin diye hepimize ait olan
doğamız, Uludağ'ımız sorumsuzca
betonlaştırılarak, topluma ait varlıklarımız ise
yok edilmektedir. Buna hiç kimsenin hakkı olmamalıdır, bu kanun
teklifi de derhâl geri çekilmelidir.
Öte
yandan, bugün bizi Muğla çevre örgütleri ziyaret etti ve bahçede
gerçekleştirdikleri basın açıklamalarına
katıldık. İklim Adaleti Koalisyonuna, Muğla Çevre
Platformuna, Ekoloji Birliğine, Doğu Akdeniz Çevre Derneklerine kulak
vermeliyiz. Muğla termik santrallerinin yarattığı
ekokırıma son verilmesini istiyorlar. Termik santral işçilerinin
işlerini ve gelirlerini güvenceye alarak termik santrallerin
kapatılması talepleri kabul edilmelidir.
Sayın
vekiller, halk sağlığı devlet eliyle tehdit ediliyor.
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar başta olmak üzere,
yaşamsal önemdeki bazı ilaçlara dair kamuoyuna yansıyan iddialar
ve gerçekler korkunç boyutlara varmıştır. İlaç
sahteciliği konusu hakkında bu Meclis hiçbir şey yapmayacak
mı diye soruyorum. İlaçların en önemlisi de kanser tedavisinde
kullanılan ancak kanser tedavisine hiçbir etkisi olmayan
İlaçların sahte raporlarla piyasaya sürülmesinin hesabını
kim verecek? SGK ve Eczacılar Birliği bu sahte ilaçları
almış, kanser hastalarına da bu ilaçları
kullandırmışlardır, bu nasıl olabiliyor?
İnsanların sağlıkları, ölümcül hastalıkların
tedavileri böylesine vicdansızca nasıl gasp edilebiliyor? Bu
skandalın hesabını derhâl vermelisiniz. Kamu sağlığını
korumakla görevli kurumların, yurt dışından temin edilmesi
gereken ilaçlarla ilgili hazırlanan sahte raporlara göz yumdukları,
bazı ilaçların da fahiş fiyatlarla kamu kurumlarına
satılmasına aracılık ettikleri yönündeki gerçekleri
açıklamalısınız. Örneğin, SGK tarafından kanser
hastaları için yurt dışından getirilen kanser
ilacının sahte olduğu belgelenmiştir ve ilacın direnç
arttırıcı etken madde yerine ağrı kesici içerdiği
raporlanmıştır.
Sayın
vekiller, dinliyor musunuz? Bu bir cinayettir. Devlet kurumlarındaki
çürüme, yozlaşma, hırsızlık, yolsuzluk
boyutlarını düşünebiliyor musunuz? Toplu katliam anlamına
geliyor bu. İlaç sahteciliği ile bu vicdansızlıkla kaç
insanın hayatına kastedildiğini derhâl
araştıralım. Erdoğan iktidarı bu cinayetlerin hesabını
vermelidir.
Diğer
güncel bir konu da motokurye işçilerinin sorunlarıdır. Burada
onlara da değinmek istiyorum. İzmir, İstanbul, Ankara, Kocaeli,
Bursa'da TrendyolGo kuryeleri şirket yetkilileri tarafından
açıklanan sefalet zammına tepki gösterdiler ve kontak
kapattılar. TrendyolGo işçilerinin direnişini buradan
selamlıyorum. Kurye işçileri çalışma
koşullarının iyileştirilmesini ve paket başı
aldıkları ücretlerin arttırılmasını istiyorlar.
Özellikle alevli saatler diye bir çalışma organizasyonu olduğunu
biliyor muydunuz?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SERPİL KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (Devamla) Alevli
saatler diye bir çalışma organizasyonu var. Bu alevli saatlerde
motokurye işçileri tuvalete dahi gidemiyor, bir saniye dahi mola
veremiyor. Neden? Neden işçilerin yaşamı cehenneme çevriliyor?
Emekçiler, motokuryeler olarak çalışıyor ve yollarda can
veriyor. Trendyol Go kuryeleri köle değildir. E-ticaret şirketleri
daha fazla kâr etsinler diye motokurye işçilerinin sefalet içinde
yaşamasına, kölece çalışmasına Hayır. diyoruz;
emeğe saygı, insan onuruna yakışır iş diyoruz.
Trendyol Go kuryeleri için güvenceli çalışma ve insana
yakışır iş koşulları sağlanmalıdır.
Sermayenin çıkarlarını değil, emeğin
çıkarlarını savunmak sosyal devletin sorumluluğudur.
Yaşasın işçilerin birliği,
halkların kardeşliği. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Aynı mahiyetteki önergeler
hakkında 2nci konuşmacı Aydın Milletvekili Hüseyin
Yıldız.
Buyurun Sayın Yıldız. (CHP
sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN YILDIZ (Aydın) Sayın
Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, Uludağ Alan
Başkanlığıyla ilgili teklif geldiğinde Cumhuriyet Halk
Partisi olarak Apar topar niye getirdiniz? diye sorduğumuzda Komisyonda
Muhakkak birilerinin talimatıyla geldiği belli. Uludağ Millî
Parkı 1961 yılında millî park ilan edilmiştir
arkadaşlar yani -Turizm Bakan yardımcısı yok burada- Turizm
Bakanlığından daha önce millî parklar kurulmuş
arkadaşlar ve Türkiyede 5inci millî parktır. Peki, ne oldu da
acilen, önemli konular olmasına rağmen, halkın sorunları
olmasına rağmen onları getirmiyorsunuz; apar topar bu kanunu
buraya getiriyorsunuz? Amacınız ne biliyor musunuz arkadaşlar?
Amacınız, orayı ranta açmak. Değerli arkadaşlar, AK
PARTİli Bursa milletvekillerine soruyorum: Merkezde oteliniz yok mu? Yani
turist geldiği zaman Uludağa gitmek zorundaysa
aşağıda Bursanın merkezinde konaklama şansı yok
mu, oteller mi bitti? Peki, otellerin olduğu bölge 7 bin dönüm araziyken
20 bine neden çıkarıyorsunuz? Eğer siz pisti uzatmak
istiyorsanız 7 bin alanında yapabilirdiniz ama sizin
amacınız, burada talimatlar geldi, ya Katardan geldi ya
Birleşik Arap Emirliklerinden geldi. Amaçları ne? Orayı imara
açmak. Amaçları ne? Oradaki alanları turizm alanı değil
birilerine otel ve villalar yapmak. Demin, Orhan Vekilim, Bursa Milletvekili
anlattı, kendi diktiğiniz ağaçları yok ettiniz, orman
alanından çıkardınız, 400 bin tane villa
yaptınız. Şimdi, bu kanunda yetkiyi tekrar
Cumhurbaşkanına veriyorsunuz, 20 bin dönüm alanı
büyütmüyorsunuz, Cumhurbaşkanı istediği zaman bütün Bursadaki,
Uludağdaki alanı komple imara açabilir.
Değerli arkadaşlar, Sayın Turizm Bakan
Yardımcısı burada yok ama Apollo kelebeği dünyada
başka yerde yok. diyor. Dünyada bunu görmek için binlerce fotoğrafçı
oraya gelecek. 1.300 tane bitki var arkadaşlar, 1.300 tane. 1.300 tane
bitkiyi yok ediyorsunuz. Oraya nitelikli yani zengin turist getirmek
istiyorsunuz orayı kendi gözünüz gibi korumak zorundasınız. Siz
buraya, ülkeye, Uludağa, Bursaya ihanet ediyorsunuz. Aynı zamanda,
pandemi sürecinde Avrupa Birliği bir kanun çıkardı, haberiniz
var mı? Hiçbir orman şu an kesilmiyor. Şu an Türkiyede kesilen
orman doğru ihraç ediliyor arkadaşlar. Alın açın,
ormanlarımız kesiliyor ve ihraç ediyorsunuz. Siz, bizden sonra gelen
nesle ihanet ediyorsunuz. Avrupa Birliği kendi ormanlarını
kesmiyor ama maalesef biz orman alanlarımızı kütür kütür
kesiyoruz, orman alanlarını imara açıyoruz. Yani hiç örnek
almadınız mı dedelerimizden, babalarımızdan, büyük
dedelerimizden? Düşünsenize, bir köye gittiğinizde adam ovaya ev
yapmamış, yamaca yapmış; orman alanlarına
yapmamış, korumuş onları; suların başına bir
tane ev dahi yapmamış. En büyük kanun -suya zarar vermekle ilgili- o
dönemde, Selçuklu döneminde
getirilmişti değerli arkadaşlar. Ama biz ne yapıyoruz?
Yirmi yıldan beri AK PARTİ iktidarı dolar yeşilini normal
yeşilden üstün tutuyor. Eğer siz gerçekten burada nitelikli bir
turizm yapmak istiyorsanız 7 bin dönüm olan bölgeyi turizm alanı ilan
edersiniz, geri kalan 20 bini de 14 bine düşürmek zorundasınız.
Yarın öbür gün bir turist oraya gelmeyecek arkadaşlar, insanlar doğayı seviyor. Nitelikli turist
diyorsunuz
Yani zengin turist
istiyorsanız bunu kendi gözünüz
gibi koruyacaksınız. İşte, burada -Googledan aldım
bunu- var arkadaşlar; pisti mi uzatmak istiyor; taşlı yer var,
buraya yapabilirsiniz ama siz bu alanın hepsini açıyorsunuz.
Şimdi ben Bursalı milletvekillerine
soruyorum: Hangi yüzle gidip Bursalılara Biz bunları
koruyacağız. diyeceksiniz? Bir örnek vereyim size, Murat
Dağı Egeyi besliyor, su kaynağı. Murat Dağına
siz ne yaptınız biliyor musunuz? Bir firmaya verdiniz, siyanürlü
altın aradınız. Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak
hepimiz gittik orada çevrecilere destek verdik. Mahkemeye gittik; mahkeme,
sonucu iptal etti. O firma ne dedi biliyor musunuz değerli
arkadaşlar? Üzülerek söylüyorum
-raporu da okudum- diyor ki firma: Evet, mahkemenin verdiği karar
doğru. Eğer biz burada bu işlemi yapsaydık Egede 20 milyon
insan zehirlenecekti. Ben demiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) Sayın
Başkanım
BAŞKAN Buyurun.
HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) İşte,
Cumhuriyet Halk Partisinin sayesinde bugün Egeye giden Murat
Dağındaki su kaynaklarını şu an kurtardık.
Uludağ
Bursanın 3,5 milyon nüfusu var
değerli arkadaşlar, 3,5 milyon; su kaynakları oradan
sağlanıyor. Peki, siz, bile bile nasıl bu şekilde bu kanunu
getirip burada geçireceksiniz? 3,5 milyon nüfuslu bir şehrin su
kaynaklarını yok ediyorsunuz değerli arkadaşlar, oturun,
elinizi vicdanınıza koyun. Biz burada size Gelin, halkın
sorunlarını çözelim. diyoruz Hayır. diyorsunuz. Neden? Çünkü
rant yok onlarda. Size Gelin, emekli aylıklarını asgari ücret
seviyesine getirelim. dedik, önerge verdik, ret verdiniz. Size soruyorum.
Emekliye gelince ret veriyorsunuz ama üç adamı zengin yapmak için bu
gece yarılarına kadar bu Meclisi
çalıştırıyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
HÜSEYİN YILDIZ (Devamla) Ama sandıkta
Bursalılar bunun cevabını verecektir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aynı mahiyetteki önergeleri
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Aynı
mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan Uludağ Alanı
Hakkında Kanun Teklifinin 4üncü maddesinin (2)inci
fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan Bu planlar, ibaresinden
sonra gelmek üzere Büyükşehir Belediyesi ile ibaresinin eklenmesini arz
ve teklif ederiz.
Fahrettin Yokuş Dursun
Ataş İsmail
Koncuk
Konya Kayseri Adana
Ahmet Kamil Erozan Bedri
Yaşar Lütfü
Türkkan
Bursa Samsun Kocaeli
BAŞKAN Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR
AKYÜREK (Konya) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Önerge hakkında söz isteyen Adana Milletvekili İsmail Koncuk
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İSMAİL
KONCUK (Adana) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 380
sıra sayılı Bursa Milletvekili Efkan Ala ve Hakan
Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ Alanı
Hakkındaki Kanun Teklifinin 4üncü maddesi üzerinde İYİ Parti
Grubunun görüşlerini açıklamak üzere
huzurlarınızdayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli
milletvekilleri, Kapadokya Alan Başkanlığıyla ilgili kanun
teklifini Millî Eğitim, Kültür Komisyonunda görüşmüştük. Ben
hatırlıyorum, ben o Komisyonun üyesiydim, orada
görüşmüştük. Şimdi bu kanun teklifi Bayındırlık, İmar,
Ulaştırma ve Turizm Komisyonunda görüşülmüş. Şimdi,
bir kere bunu izah etmek lazım. Bir Alan Başkanlığı
Millî Eğitim Komisyonunda, bir tanesi Ulaştırma Komisyonunda.
Bugün İYİ Parti Genel Merkezinin bir tag çalışması
vardı Devlete ciddiyet yakışır. diye, Devlete ciddiyet
yakışır. diye. Maalesef bu ciddiyetle, Türkiye Büyük Millet
Meclisinin ciddiyetiyle yakışır bir durum değildir, bunu
buradan ifade etmek istedim değerli milletvekilleri.
Şimdi
size de gelmiştir, bir vatandaşımız, vatandaş
değil de bir sivil toplum örgütü bir e-mail göndermiş, bunu
okuyacağım: Uludağ Millî Parkında yalnızca
Uludağda yaşayan 32 tür bitki ve 169 tür Türkiye endemiği
bitkinin yayılım gösterdiği 20 milyon metrekare alanın
Turizm Bakanlığı güdümündeki Alan Başkanlığına
bırakılmasını istemiyoruz. Milli Parklar Kanununa göre
Millî Park Müdürlüğünden izin alınmadan Uludağda hiçbir
şey yapılamayacağını biliyoruz. Tüm dünyada ülkeler
millî parklarını gözü gibi korurlar. Uludağ ancak millî park
olarak korunduğu sürece üzerindeki endemik türlerin ve doğal
varlığının bozulmadan çocuklarımıza ve onların
çocuklarına ulaşacağından eminiz. Alan
Başkanlığıyla Uludağda sanki endemik türler hiç
yokmuş gibi onları yok ederek sit alanlarını düşürüp
yeni plan değişiklikleri ve projeler üretilerek onların
yaşam alanları üzerine turistik tesisler yapılmasını istemiyoruz
ve hayır oyu vermenizi bekliyoruz. diyor. Biz hayır
vereceğiz de muhalefetin gücü yeter mi
bilmiyorum.
Dikkatle
dinledim, Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekillerini, Sayın Bursa
Milletvekilimiz, İYİ Parti Milletvekilimiz Ahmet Kamil Erozanı
ve AK PARTİ Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlunu çok dikkatle
dinledim. Şimdi, aynı bölgenin, aynı ilin milletvekilini
dinleyen Bursalı vatandaşlarımız acaba ne düşünüyor?
Biri diyor ki: Bursaya ihanet projesi. Değil mi? CHPli milletvekillerimiz,
Bursa İYİ Parti Milletvekilimiz Ahmet Bey Bursaya ihanet projesi.
dedi, bunu ifade etti ama Sayın Hakan Çavuşoğlu başka bir
bakış açısı ortaya koydu. Doğruyu nasıl
bulacağız? Şöyle bulacağız; Bursalılar,
aslında bütün vatandaşlarımız şunu sormalı: Milli
Parklar Genel Müdürlüğünün Uludağla ilgili yaptığı
eksiklikler nelerdir? Bunu buradan AK PARTİli Bursa Milletvekillerinin
vatandaşlarımıza anlatması lazım. Yani, Milli Parklar
Genel Müdürlüğü Uludağın geleceğiyle ilgili hangi
yanlışı yaptı, hangi ihaneti yaptı da Milli Parklar
Genel Müdürlüğünü saf dışı bırakarak bir Alan
Başkanlığı kurmak istiyorsunuz?
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun, devam edin.
İSMAİL
KONCUK (Devamla) Bu sorunun cevabını değerli AK
PARTİliler, özelde AK PARTİnin Bursa Milletvekilleri burada
anlatırlarsa hepimiz daha iyi anlarız, Bursalılar daha iyi
anlar. Biz yarın Bursalı olmayacağız ama AK PARTİnin
değerli milletvekilleri Efkan Ala ile Hakan Çavuşoğlu -buna imza
da atmışlar- muhtemelen bundan sonra Bursada yaşayacaklar;
umarım haksız çıkmazlar diyelim, ne diyelim artık.
Ben hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza...
III.-YOKLAMA
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan, yoklama...
BAŞKAN
Yoklama talebi vardır.
Sayın
Özkoç, Sayın Gündoğdu, Sayın Zeybek, Sayın Sarıaslan,
Sayın Yıldız, Sayın Sümer, Sayın Hancıoğlu,
Sayın Karasu, Sayın Şevkin, Sayın Kayışoğlu,
Sayın Erbay, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Keven,
Sayın Köksal, Sayın Durmaz, Sayın Özcan, Sayın Şahin,
Sayın Süllü, Sayın Tokdemir, Sayın Aytekin.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı vardır.
4.-
Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43
Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
Önerge kabul edilmemiştir.
4üncü
maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
4üncü madde kabul edilmiştir.
5inci
madde üzerinde 3 adet önerge vardır, okutacağım 2 önerge
aynı mahiyette olup bu önergeleri birlikte işleme alacağım.
Okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte olan 380 sıra sayılı
Kanun Teklifinin 5inci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve talep ederiz.
Abdullah Koç Mahmut
Toğrul Zeynel
Özen Ağrı Gaziantep İstanbul Garo Paylan Dirayet
Dilan Taşdemir Gülüstan
Kılıç Koçyiğit Diyarbakır Ağrı Muş
Aynı
mahiyetteki diğer önergenin imza sahipleri:
Gökan Zeybek Mürsel
Alban Vecdi
Gündoğdu İstanbul Muğla Kırklareli Orhan Sarıbal Hüseyin
Yıldız Nurhayat
Altaca Kayışoğlu Bursa Aydın Bursa Ömer Fethi Gürer Faruk
Sarıaslan Yüksel
Özkan Niğde Nevşehir Bursa
BAŞKAN Komisyon aynı mahiyetteki önergelere
katılıyor mu?
BAYINDIRLIK, İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM
KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR AKYÜREK (Konya)
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Aynı mahiyetteki önergeler
hakkında ilk konuşmacı Ağrı Milletvekili Abdullah Koç.
Buyurun. (HDP sıralarından
alkışlar)
ABDULLAH KOÇ (Ağrı) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; ben yaklaşık olarak beş
yıldır her konuşmamın bir kısmında muhakkak ki
kendi ilimi dile getiriyorum ve ilimle ilgili olan sorunları sizlerle
paylaşıyorum.
İktidarın
Sayın Milletvekili de hemen karşımda, Sayın Çelebi, ona da
birkaç tane olayda atıfta bulunarak bu sorunları dile getirmek
istiyorum.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) İyi ediyorsun.
ABDULLAH KOÇ (Devamla) Öncelikle, TÜİK -verilere
göre- son on yedi yılda Türkiyedeki mevcut olan 81 ilin
gelişmelerini kaleme alan bir rapor yayınladı en son, birkaç gün
önce. Değerli arkadaşlar, bu rapora göre 2004 ve 2021
yılları arasındaki mevcut olan gelire göre, bu kişi
başına düşen gelire göre illerin
dağılımını yapmak suretiyle şöyle bir tablo
ortaya çıkıyor: Bu 81 ilin başında 17.089 dolarla Türkiye'nin
en zengin ili olarak Kocaeli ilini belirtiyor. Peki, sizce en fakir il hangisidir?
Tabii ki Ağrı. Ağrının yıllık geliriyse,
kişi başı geliriyse 2.988 dolarla en son sırada yer
alıyor, Ağrı yine en son sırada. Yirmi yıllık
makûs talihini maalesef bu şekilde yaşıyor Ağrı. En
zengin il ile en fakir il arasındaki yani Kocaeli ile Ağrı
arasındaki fark 6-7 kat fazla yani aradaki fark 7 kat; bunu
düşünebiliyor musunuz? Peki, bu ne demek? Şu demek: Ağrı
her açıdan geri bırakıldı yirmi yıllık süreç
içerisinde. Kentin kalkınmasına kesinlikle önem verilmedi.
Ağrının içinde bulunduğu sosyoekonomik durum çökmüş
durumda ne yazık ki. Gayrisafi yurt içi hasılada ne yüksek payı
alan ilk 5 ilin 2021 yılındaki toplam gayrisafi yurt içi
hasıladaki payı yüzde 54; sadece 5 tane il bundan faydalanıyor, diğer
illerin hepsi geri kalan rakamı paylaşıyor ne yazık ki.
Peki, burada yine, Kocaeliyle Ağrıyı esas
aldığımızda ne kadar fark var? Böyle
baktığınız zaman, bakın, Kocaelinin geliri 153.479 TL
iken ilk sırada, sizce Ağrı kaçıncı sırada?
Ağrı yine son sırada; Ağrının geliri ise 26.837
lira, arada tam 7 fark var değerli arkadaşlar. Bu neyi gösteriyor? Bu
şunu gösteriyor: Bu, bir ilin istihkakı yani Ağrı ilinin
istihkakı bu iktidar tarafından verilmiyor, Ağrı ilinin
hakkı olan millî gelirdeki payı Ağrıya ne yazık ki
verilmiyor. Ağrı bana göre dünyanın en güzel ilidir fakat yine
maalesef Türkiyenin en geri kalmış ilidir ve Türkiyede mevcut olan
gayrisafi yurt içi hasıladan gerekli payı alamıyor ne yazık
ki. Peki, bu neyi getiriyor? Ne yazık ki değerli arkadaşlar, bu
geri bırakılmışlığın çok acı sonuçları
var. Bu sonuçlar nelerdir? Göçtür; bu sonuçların sonucu yoksulluktur;
gençlerin çoğunun mülteci olarak yurt dışına kaçmak zorunda
kaldığı bir ilden bahsediyoruz.
Bakın, iş cinayetlerinden bahsediyoruz,
iş cinayetlerinin büyük bir kısmına yine maalesef ki
Ağrılı gençler maruz kalıyor. En son bir olayda özellikle
30 Aralık Cuma günü bir tane inşaatın en üst katından bir
vincin düşmesi sonucunda 6 gencimiz yaşamını yitirdi, 6
inşaat işçisi bu iş cinayetine maruz kaldı; bu iş
cinayetine maruz kalan gençlerin birkaçı da yine maalesef ki
Ağrılıydı. Bunlar kimlerdi? Yıldırım
Sarı, Fesih Çiftçi, Baykal Gündüz, Aslan Akkaya, Ali Şükrü Duru ve
Ümit Kara idi ne yazık ki. Peki, bunlar neyi gösteriyor değerli
arkadaşlar? Bunlar şunu gösteriyor: Siz eğer bir ili bu kadar
ihmal ederseniz, eğer gelir arasındaki bu dengesizliği, uçurumu
bu kadar büyütürseniz maalesef gençlerin inşaatlarda ve
inşaatların köşelerinde, önlem alınmayan bir ortamda
yaşamlarını yitirmekle karşı karşıya
kaldığını görmek durumundayız. Sadece 2021
yılında en az 2.170 işçi iş kazalarında ve iş
cinayetlerinde yaşamını yitirdi ne yazık ki. Peki, bu yirmi
yılda ne kadar kişi bu iş cinayetlerinde yaşamını
yitirdi? Tam 30 bine yakın işçi iş cinayetlerinde
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun, devam edin.
ABDULLAH KOÇ (Devamla) Teşekkür ederim
Sayın Başkan.
Son yirmi yılda 30 binden fazla iş cinayeti
gerçekleşti ne yazık ki. Bakın, sadece 651 işçi 2013
yılından bu yana yaşamına son verdi.
Ben, son olarak şunu belirteyim ki son
yıllarda özellikle seçim bölgemde olan işçilerin inşaat
sektöründe yaşamını yitirdiğine ilişkin sıkça
haberler alıyoruz. Bu acı haberleri neredeyse birkaç günde bir
alıyoruz. İş güvenliğinin sağlanmamasından
kaynaklanan ölümlerin artışlarının endişe verici
boyutlarda olduğuna, buna ne yazık ki tanıklık ediyoruz.
Başta Ağrılı inşaat işçileri olmak üzere, ülkenin
tamamında inşaat sektöründe ve diğer iş kollarında
iş cinayetlerinin önlenmesine dönük gerekli önlemlerin
alınmadığına ilişkin meseleye ne yazık ki
tanıklık ediyoruz. Bu nedenle, biz, bu Hükûmetin bu sorunlara çözüm
getirmeyeceğinizi düşünüyoruz. Bu çözümü de yine Halkların
Demokratik Partisinin getireceğini düşünüyor, hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim. (HDP sıralarından
alkışlar)
EKREM ÇELEBİ (Ağrı)
Başkanım, benim adımı özellikle zikrederek
MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt)
Sataşma yok Başkan. Sataşma yok ama
ABDULLAH KOÇ (Ağrı) İsminizi verdim
ama ben de
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) Eğer buradan
söz verme imkânınız olursa
BAŞKAN Yerinizden söz vereyim.
Buyurun.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Başkanım, teşekkür ediyorum.
Tabii,
şöyle, gayrisafi millî hasılayı, TÜİKi elbette ki biz veri
olarak kullanacağız ama ilgili hatip, şimdi konuşan
milletvekiliniz daha önce AK PARTİ hükûmetlerinden önce Ağrıya
geldiğinde çoğu sadece 12-13 yaşlarında bir çocuğa bir
pusula verirlerdi Yarın bu dükkânlar kapanacak. derlerdi ve o dükkânlar
kapanırdı.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Hadi be sende!
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Ama
Ağrıya gelip görselerdi, 2007de biz üniversite olarak Erzuruma
bağlıydık, 356 öğrencimiz vardı ve üniversitemiz bile
yoktu, şu anda 16 bin öğrencimiz var. Yine, aynı şekilde 3
tane ilçemizde fakültelerimiz var ve bu ilçelerimizde şu anda eğitim
sıkıntısı yok.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir)
Bölgesel eşitsizliklerden bahset.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Keşke eleştirilerine yanıt
verseniz ya. Eleştirilere yanıt verin.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Yine, aynı şekilde, özellikle
sağlık konusunda Ağrı merkez dâhil olmak üzere ki dün de,
geçen hafta cuma günü de 200 yataklı kadın doğum, çocuk
hastanemizin ihalesi çıktı, 6 ilçemize 6 tane hastane yaptık.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Doğuda eşitsizlik diz boyu, diz.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Ya Ağrı Kanadaya
taşındı, senin haberin yok vekilim ya. Ağrı şu an
Kanadada yaşıyor, git de gör.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Beni bir dinler misiniz!
GÖKAN
ZEYBEK (İstanbul) Uluslararası kaç makale yayınlandı
Ağrı Üniversitesinde onu söyle ya. Kaç doktora programı var, kaç
makale yayınladınız ya?
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ağrı Kanadaya
taşınmış, haberiniz var mı?
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Kanadanın yakında
adını değiştirecekler küçük Ağrı diye.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Başkanım, sizden ricam, Değerli
Başkanım
BAŞKAN
Buyurun Ekrem Bey.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Buradaki mesele sadece AK PARTİ değil,
buradaki mesele devletin geleceği. AK PARTİ hükûmetlerinden önce
sizin söylediğiniz, özellikle Mollakaraya siz gittiğinizde terörden
dolayı siz oralara giremiyordunuz, Doğubeyazıtta siz o
bölgelere giremiyordunuz. Şu anda 20 ton altın, 3,5 buçuk ton
gümüşümüz var.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Boşuna nefesinizi tüketmeyin.
ORHAN
SÜMER (Adana) Ekmek 7 lira olmuş, altın nerede hani, doğal gaz
nerede?
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Ayrıca, yine, senin memleketin olan
Diyadinde 114 trilyon lira para, 2023-2024 yılları bittikten sonra
biz oradan 30 bin ton domates alacağız.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Anlattıklarınız karın doyurmuyor.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Değerli Vekilim, bir ay önce Sayın
Cumhurbaşkanımızın açmış olduğu özellikle
Hamur-Patnos karayoluna 2,5 katrilyon bu devlet oraya yatırım
yaptı.
GÖKAN
ZEYBEK (İstanbul) Ya bütçemiz 4 trilyon lira, nereden katrilyon diyorsun,
bütçe 4 trilyon lira?
EKREM ÇELEBİ (Ağrı) AK PARTİ
hükûmetlerinden önce -Doğu, Güney Doğuya sizin vicdanınıza
ben havale etmek istiyorum- terörden başka o bölgelere ne gidiyordu ya?
GÖKAN
ZEYBEK (İstanbul) - Bütçe 4 trilyon lira, sen katrilyon diyorsun ya!
Nasıl bir hesap bu!
ORHAN
SÜMER (Adana) Size göre, herhâlde AK PARTİden önce Türkiye Cumhuriyeti
de yoktu!
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) AK PARTİden sonra kim bir şey getirdi
ya! (AK PARTİ sıralarından alkışlar) Yani siz bunu
yaptığınız zaman
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Terör algısı değil; gelir olarak
buna bakın, huzur olarak buna bakın; vatandaşın cebine ne
giriyor, buna bakın.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ağrı muhabbeti bitmez çünkü
böyle bir şey hâli var.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Başkanım
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Hızını alamadı ya.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) - Sadece gelip kürsüye çıkıp da
Ağrı üzerinde terör algısını yapmak, insanların
iş gücü üzerinde
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ya, ben Ağrıya gittim,
bacağım kırılıyordu ya, buzda dans ettik ya! Yollar
berbat vaziyette.
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Şu an gençler işsiz, onlardan
bahset.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) - Efendim, İzmire gitmiş,
düşmüş
SERPİL
KEMALBAY PEKGÖZEGÜ (İzmir) Onlardan bahsedin.
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) - Kardeşim, bizim gençlerimiz var, bizim
gençlerimiz büyükşehirlerde çalışacaklar.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Ağrı işsizlikte
kaçıncı sırada Türkiyede? İşsizlikte
kaçıncı sırada?
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Büyükşehirlerde
çalıştıkları zaman da biz onlara devlet olarak sahip
çıkıyoruz. Biz 2018de Ağrı merkeze 75 trilyon lira para
götürdük.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Kanadaya mı göçtü diyorum,
Kanadaya, Kanadaya?
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Kentsel dönüşümde şu anda Tekstilkentte
3 bin insanımız çalışıyor.
GÜLÜSTAN
KILIÇ KOÇYİĞİT (Muş) Gayrisafi yurt içi hasıladan ne
düşüyor?
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) - Bunu niye görmüyorsunuz? Bunu
vicdanınıza havale ediyorum.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Sayın Başkan, yok böyle bir usul.
MERAL
DANIŞ BEŞTAŞ (Siirt) Ağrılılar niye Kanadaya
gidiyor?
BAŞKAN
Sayın Beştaş
EKREM
ÇELEBİ (Ağrı) Sadece orada oturup da devlet üzerinden
algı yapmanızı doğru bulmuyorum.
GÖKAN
ZEYBEK (İstanbul) Ekrem Bey, bütçemiz 4 trilyon lira, bütçe 4 trilyon,
sen katrilyon diyorsun ya.
HÜSEYİN
KAÇMAZ (Şırnak) Vallahi, Ağrı Parismiş, haberimiz
yok Abdullah Bey.
4.- Bursa Milletvekilleri
Efkan Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43 Milletvekilinin Uludağ
Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve Bayındırlık,
İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Raporu (S. Sayısı:
380) (Devam)
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeler hakkında ikinci konuşmacı Sivas
Milletvekili Ulaş Karasu. (CHP sıralarından alkışlar)
ULAŞ
KARASU (Sivas) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun
teklifinin 5inci maddesinde söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
5inci madde de Uludağ alanı içerisinde her
türlü yetkiye sahip komisyonun kurulmasına dair düzenlemeler içeriyor.
Kültür varlıklarının, millî parkların, STKlerin ve mahallî
yönetimlerin yetkilerini elinden alan, sadece sit sınır ve derece
değişikliğinde oy birliği şartı arayan,
diğer kararlarda oy çokluğunu yeterli bulan bir derebeylik komisyonu
oluşuyor. Aslında bu komisyon ve Alan
Başkanlığının oluşmasında en büyük etken hepimiz
biliyoruz ki sizlerin rant sevdası. Amaç, Uludağda tüm kamu
kurumları ve STKler arasındaki hukuki süreci baypas ederek buradaki
rantı sonuna kadar sömürmek. Yirmi yıldır işleyen bir talan
düzeniniz var. Bu kurulan komisyonların nasıl işlediğini, buraların
iktidarın çiftliğine nasıl dönüştüğünü hepimiz gayet
iyi biliyoruz. Seçimlere kısa bir süre kalmışken, onlarca sorun
varken, kadro, EYT kanunlarını milyonlarca insanımız
beklerken bu kanun için aceleniz nedir? Niçin bu turizm alanlarını,
millî parkları, değerli arazileri satmak için acele ediyorsunuz? Öyle
bir talan düzeni kurdunuz ki artık para yetiştiremiyorsunuz.
Bakın, aynı komisyonun alanı olduğu için size 2 örnek
vermek istiyorum: Birincisi, Ankara-Sivas; ikincisi, Ankara-İzmir tren
hattı. Bu hatlar yıllardır tamamlanmayı bekliyor. Sadece bu
2 hattın maliyetlerindeki sapma sizin kamu kaynaklarını
nasıl israf ettiğinizin en güzel örneği. Ankara-Sivas
hattından başlayalım. 2008 yılında 2 milyar 915 milyon
maliyet hesabıyla projeye başlandı, aradan geçen sürede proje de
tamamlanamayınca yeni ihaleler yeni ödemeler yapıldı. 2022
yılı Cumhurbaşkanlığı Yatırım
Programında hat maliyetinin yüzde 755 artışla 24 milyar 946
milyona yükseldiğini gördük. Sayın Bakan iki yıldır
hattın fiziki ilerlemesine yüzde
Diğer
hat Ankara-İzmir hattı; 2012 yılında 4 milyar 300 milyon
maliyet öngörüsüyle işe başlandı, on bir yılda fiziki
ilerleme yüzde 54, 2022 Yılı Cumhurbaşkanlığı
Yatırım Programına göre 27 milyar dış kredi olmak
üzere toplam maliyet 47 milyar açıklanmıştı. Geliyoruz 2023
yılına, bu yılki yatırım programına göre 52
milyar dış kredi olmak üzere toplam maliyet bir anda 97 milyara
yükselmiş; bir yılda maliyet 50 milyar artmış. 2022
yılının sonuna kadar 11 milyar harcadık. demiştiniz,
2023e geliyoruz, bu kez diyorsunuz ki Biz 2022ye kadar 25 milyar
harcadık. Hangisine inanalım? Bir yılda iki hat için 90 milyar
maliyet artırmışsınız. Bu paraları kime
peşkeş çektiniz? Bu iki hatta yaşanan maliyet sapmasını
dünyanın hiçbir yerinde göremezsiniz. Ne diyordu Sayın Cumhurbaşkanı?
Yaparsa AK PARTİ yapar. Mesele tam da budur. Bir tarafta kamu
kaynakları talan edilirken binlerce yıllık ekosistemler rant
projelerine kurban edilirken, diğer taraftan da yandaşların
cebine milyarlar akıyor. Bugünün kavgasının da sebebi işte
tam da budur. Genel Başkanımız Sayın Kemal
Kılıçdaroğlunun ifade ettiği gibi, bizim 5li çete
dediğimize bakmayın, bunların kod ismi 5li çete aslında
bunların sayısı binlerce. İşte, o binlercenin
birkaçı da bu 2 projede cebini doldurdu, milyarca liralık fark
ödemeleriyle ihya oldular. Yurt dışından olmaz fiyatlara
malzeme aldık. dediler.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
ULAŞ
KARASU (Devamla) Sağ olun Başkanım.
İthal
ettikleri vidadan, ray ve elektrik sistemlerinden milyarlar kazandılar.
Şimdi baktılar ki artık pabuç pahalı, artık yumurta
kapıya dayandı, televizyon reklamlarından medet ummaya
başladılar ama boşuna. Bu kavga, vahşi kapitalizm ile bizim
aramızda. (CHP sıralarından alkışlar) Bu kavga,
millete küfür edenler ile milletin arasında. Bu kavga, rant çeteleri ile
insanca, hakça bir düzen diyenlerin arasında. Kazanan millet olacak, biz
olacağız ve mutlaka kazanacağız.
Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN
Öneriyi oylarınıza
III.- Y O K L A M A
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN
ÖZKOÇ (Sakarya) Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.
BAŞKAN
Yoklama talebi vardır.
Sayın
Özkoç, Sayın Gündoğdu, Sayın Zeybek, Sayın Sarıaslan,
Sayın Ünsal, Sayın Sümer, Sayın Hancıoğlu, Sayın
Köksal, Sayın Kılınç, Sayın Gaytancıoğlu,
Sayın Erbay, Sayın Kayışoğlu, Sayın Şevkin,
Sayın Aydoğan, Sayın Karasu, Sayın Tanal, Sayın
Girgin, Sayın Keven, Sayın Durmaz, Sayın Şeker.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN
Toplantı yeter sayısı yoktur.
Birleşime
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati: 23.44
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 23.51
BAŞKAN:
Başkan Vekili Celal ADAN
KÂTİP
ÜYELER: Şeyhmus DİNÇEL (Mardin), Enez KAPLAN (Tekirdağ)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye
Büyük Millet Meclisinin 50nci Birleşiminin Yedinci Oturumunu
açıyorum.
III. -Y O K L A M A
BAŞKAN
5inci madde üzerindeki aynı mahiyetteki önergelerin oylamasından
önce istem üzerine yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi
yoklama işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama
için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik
cihazla yoklama yapıldı)
BAŞKAN Toplantı yeter sayısı
vardır.
1. Bursa Milletvekilleri Efkan Ala ve Hakan Çavuşoğlu ile 43
Milletvekilinin Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi (2/4750) ve
Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu
Raporu (S. Sayısı: 380) (Devam)
BAŞKAN - Aynı mahiyetteki önergeleri
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Aynı
mahiyetteki önergeler kabul edilmemiştir.
380 sıra sayılı Kanun Teklifinin
görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
5inci madde üzerindeki diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 5inci maddesinin
(3)üncü fıkrasının (a) bendi ile (5)inci
fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
a) Üniversitelerin mimarlık, şehir
planlama/şehir ve bölge planlama, orman mühendisliği, çevre
mühendisliği, jeoloji mühendisliği, hukuk ve biyoloji bölümlerinden
lisans eğitimini tamamlayarak mezun olmuş Bakanlıkça
görevlendirilecek, alanında uzman ve on yıl deneyime sahip birer
üye.
(5) Üçüncü fıkranın (a) bendi uyarınca
görevlendirilen Komisyon üyelerinin görev süreleri iki yıldır ve en
fazla iki dönem görev yapabilirler. Yeni üyeler ilgili bakanlıklar, kurum
ve kuruluşlarca, eski üyelerin görev sürelerinin bitiminin ardından
en geç 45 gün içinde görevlendirilir. Yeni üyeler görevlendirilene kadar mevcut
üyeler görevine devam eder. Eski üyeler ihtiyaç olduğu takdirde
Başkanlıkça toplantılara oy kullanma hakkına
olmaksızın davet edilebilirler.
Fahrettin Yokuş Dursun
Ataş Ayhan
Erel
Konya Kayseri Aksaray
Ahmet Kamil
Erozan Bedri Yaşar Lütfü Türkkan
Bursa Samsun Kocaeli
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
BAYINDIRLIK,
İMAR, ULAŞTIRMA VE TURİZM KOMİSYONU BAŞKANI TAHİR
AKYÜREK (Konya) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Önerge hakkında söz isteyen Aksaray Milletvekili Ayhan Erel.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AYHAN
EREL (Aksaray) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, yüce
Türk milleti; Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifinin 5inci
maddesi üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Görüşmekte
olduğumuz maddeyle Komisyonun belirlenme usulü, görevleri ve
çalışma esasları düzenlenmiştir. Teklifin 5inci maddesinin
(3)üncü fıkrasının (a) bendinde belirlenen mesleklere özel bir
dağılım yapılmadığı için tamamının
tek bir meslekten seçilmesi ya da ağırlığın tek bir
mesleğe yönelmesi gibi durumların önü açılmaktadır. Bu da
kadrolaşmada keyfîlik getirecektir. Teklifin hâlihazırdaki
fıkrasıyla 4 üyenin tamamının hukukçu olması ya da
çevre mühendisi olması mümkündür.
Maddenin (5)inci fıkrasında ise yeni
üyelerin göreve başlama sürelerinde bir kısıtlama yer
almamaktadır. İlgili kurumlarca yeni üye bildirilmediği takdirde
Komisyondaki eski üyelerin yıllarca görevine devam edebilme durumu söz
konusudur. Bunu açığa kavuşturmak amacıyla ilgili bakanlık,
kurum ve kuruluşların yeni üyeleri en geç kırk beş gün
içinde bildirmesini zorunlu kılan önergemiz reddedilmiştir.
Ayrıca, verdiğimiz önergeyle Komisyondaki işlerin takibi,
tecrübenin paylaşılabilmesi için eski uzman üyelerin
Başkanlık tarafından Komisyona davetinin önü açılmakta,
böylece teknik konularda üyelik sürelerinin sona ermesiyle çakışan
durumlar yaşandığında üyelerin tecrübe ve bilgilerini
Komisyona aktarılması sağlanmaktaydı. Ayrıca, üyelere
dönem kısıtlılığı getirilerek Komisyonun dinamizminin
sağlanması amaçlanmaktaydı. Bütün bu yapıcı
önerilerimiz kabul görmemiş, sayısal çoğunlukla
reddedilmiştir. Bugün bu önerilerimiz karşısında iktidar
sadece Komisyonda yer alacak mesleklere jeoloji mühendisliği ve harita
mühendisliğini de eklemiş ancak bunların atamasıyla
alakalı hiçbir zorunluluk getirmemiştir, mevcut keyfîlik devam
etmektedir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
bilindiği üzere, 31 Mayıs 2019 tarihli, 38 sayılı Kapadokya
Alan Başkanlığı Hakkında
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayınlanarak
yürürlüğe girmişti. Kurulan Kapadokya Alan
Başkanlığının ve ilgili kanunun amacı
Kapadokya'nın tarihî ve doğal değerlerini korumak olarak ifade
edilmişti. Şimdi gidin, bir bakın Kapadokya'ya, orada bir
vatandaşımız çok güzel özetlemiş Güzel atlar ülkesi
Kapadokya şantiyeye döndü. Kapadokya şu anda züccaciye dükkanına
fil girmiş gibi. demiş. Aşırı yapılaşma,
denetimsiz turizm baskısı, rant projeleriyle dört bir yanından
sarılmış Kapadokya'nın son hâli içler acısı.
İlgili alanda Nevşehir İl Özel İdaresi tarafından yol
projelendirildi ve Kapadokya Alan Komisyonu tarafından onaylandı.
İlgili yetkililer, yerel yöneticiler de 11 Mayıs 2022de alanda
inceleme yaparak projenin başlatılmasını onayladı. Çalışmalar
Nevşehir İl Özel İdaresi Yol ve Ulaşım Hizmetlerine
bağlı ekipler tarafından başlatıldı.
Nevşehir Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu,
2011 yılında mevcut yoldaki ağır tonajlı
araçların yarattığı titreşimler ve atmosferik
gazların kültür varlıklarına zarar verdiğini öne sürerek
yolu ulaşıma kapatma kararı almıştı. Kapadokya
Alan Başkanlığı da kurulun bu kararını gerekçe
göstererek yeni yol çalışmasını maalesef uygulamaya soktu.
Vatandaşlar, uzmanlar, ilgili odalar ve arkeologlar yolun tarihî mirasa ve
kültür varlıklarına zarar verdiğini belirterek yol
yapımına itiraz etmekte.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
zihniyet değişmediği sürece Uludağ Alanı Hakkında
Kanun Teklifi de kabul edildiğinde nasıl ki Kapadokya şantiye
alanına döndüyse Uludağda da aynı şeyleri
duyacağımızdan endişelerimiz var. Bu teklif,
bazılarının Uludağda talan yapmasına fırsat
verilmesi ve inşaatlara hızlıca başlayabilmesi için mi
alelacele getirilmiştir?
İYİ Parti Grubu olarak Rantiyeci
anlayışa karşıyız.
ilkemizle bu meselenin takipçisi olacağımızı ifade
etmek istiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza sunuyorum:
Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
5inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler... Kabul etmeyenler... 5inci madde kabul edilmiştir.
Çalışma süremiz sona erdiğinden,
alınan karar gereğince kanun teklifleri ile komisyonlardan gelen
diğer işleri sırasıyla görüşmek için 18 Ocak 2023
Çarşamba günü saat 14.00te toplanmak üzere birleşimi
kapatıyorum.
Kapanma Saati: 00.01