TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ
TUTANAK DERGİSİ
6ncı
Birleşim
12
Ekim 2022 Çarşamba
(TBMM Tutanak Hizmetleri Başkanlığı tarafından
hazırlanan bu Tutanak Dergisinde yer alan ve kâtip üyeler tarafından
okunmuş bulunan her tür belge ile konuşmacılar tarafından
ifade edilmiş ve tırnak içinde belirtilmiş alıntı
sözler aslına uygun olarak yazılmıştır.)
İÇİNDEKİLER
I.- GEÇEN TUTANAK ÖZETİ
II.- GELEN KÂĞITLAR
III.- YOKLAMALAR
IV.- GÜNDEM DIŞI
KONUŞMALAR
A) Milletvekillerinin Gündem
Dışı Konuşmaları
1.- Van Milletvekili
İrfan Kartalın, Van iline ilişkin gündem dışı
konuşması
2.- Ankara Milletvekili
Lütfiye Selva Çamın, Ankaranın başkent oluşunun yıl
dönümüne ilişkin gündem dışı konuşması
3.- İstanbul
Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun, İstanbulun
sorunlarına ilişkin gündem dışı konuşması
V.- AÇIKLAMALAR
1.- Gaziantep Milletvekili
Bayram Yılmazkayanın, motorindeki fiyat değişimlerine
ilişkin açıklaması
2.- Bursa Milletvekili Erkan
Aydının, Bursanın Gürsu ilçesinin Dışkaya, Ericek,
Karahıdır köyleri ile İpekyolu Mahallesinin sorunlarına
ilişkin açıklaması
3.- Niğde Milletvekili
Selim Gültekinin, Niğdeye yapılacak stadyuma ilişkin
açıklaması
4.- Mersin Milletvekili Ali
Cumhur Taşkının, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğanın güçlü liderliğinde yeni ekonomi modeline ilişkin
açıklaması
5.- Adana Milletvekili Ayhan
Barutun, hayat pahalılığı ve ekonomik krize ilişkin
açıklaması
6.- Afyonkarahisar
Milletvekili Burcu Köksalın, süt ve et üreticilerinin feryadına
ilişkin açıklaması
7.- Hatay Milletvekili Mehmet
Güzelmansurun, Karasu Kanalına ilişkin açıklaması
8.- Muğla Milletvekili
Süleyman Girginin, Cumhurbaşkanının 17 Şubat 2022
tarihinde açıkladığı engelli kadrosuna ilişkin
açıklaması
9.- Düzce Milletvekili Ümit
Yılmazın, İlaç Fiyat Kararnamesinin önemine ilişkin
açıklaması
10.- Mersin Milletvekili
Hacı Özkanın, Mersin İdmanyurdu Kulübü eski Başkanı
Mahmut Karakın vefatına, Osmaniyenin Düziçi ilçesinde meydana gelen
depreme ve Sporda Yılın Enleri programında başarılı
olan sporcuları tebrik ettiğine ilişkin açıklaması
11.- Adana Milletvekili Orhan
Sümerin, Adananın Karaisalı yoluna ilişkin
açıklaması
12.- Kocaeli Milletvekili
Sami Çakırın, Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin
açıklaması
13.- Edirne Milletvekili Okan
Gaytancıoğlunun, okula giden küçücük çocukların beslenme
çantalarının boş olduğuna ilişkin açıklaması
14.- Uşak Milletvekili
İsmail Güneşin, sağlık çalışanlarının
mali haklarının iyileştirildiğine, tıp ve diş
hekimliği fakültelerinin son sınıf öğrencileriyle ilgili
kanun teklifine ve dünya şampiyonu olan Ampute Futbol Millî
Takımını tebrik ettiğine ilişkin açıklaması
15.- Amasya Milletvekili
Mustafa Levent Karahocagilin, AK PARTİ Hükûmeti lideri Recep Tayyip
Erdoğan önderliğinde Türkiyenin yirmi yılda eğitimde
geldiği yere ilişkin açıklaması
16.- Kocaeli Milletvekili
Ömer Faruk Gergerlioğlunun, Uğur Demiroka ilişkin
açıklaması
17.- Kocaeli Milletvekili
İlyas Şekerin, Dünya Kız Çocukları Gününe ilişkin
açıklaması
18.- Samsun Milletvekili
Neslihan Hancıoğlunun, Samsunun Çarşamba ilçesindeki
şeker fabrikasına ilişkin açıklaması
19.- Karabük Milletvekili
Hüseyin Avni Aksoyun, yeni sistemin siyasete dayattığı
ittifaklara ilişkin açıklaması
20.- İzmir Milletvekili
Bedri Serterin, konaklama vergisine ilişkin açıklaması
21.- Giresun Milletvekili
Necati Tığlının, Tirebolu-Torul bölünmüş yol
projesine ilişkin açıklaması
22.- Samsun Milletvekili
Erhan Ustanın, gelir vergisi dilimlerine, Çarşamba Şeker
Fabrikasına ve RTÜK üyeliğine ilişkin açıklaması
23.- İstanbul
Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, Deniz Poyraz davasına,
iktidarın yeni ekonomi modeline, ilaç krizine, benzine ve motorine
yapılan zamlara ilişkin açıklaması
24.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, kanunda öngörülen iş ve işlemleri
savsaklamanın da kanunu çiğnemek olduğuna, RTÜK üyeliğine,
sansür yasasına ve yukarıdan gelen komutlara göre kanun yapan Meclise
ilişkin açıklaması
25.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünalın, İstanbul Milletvekili Engin Altayın
yaptığı açıklamasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
26.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Kahramanmaraş Milletvekili Mahir
Ünalın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
27.- Kastamonu Milletvekili
Hasan Baltacının, Kastamonu İnebolu Limanına ilişkin
açıklaması
28.- İstanbul Milletvekili
Züleyha Gülümün, Nagihan Akarselin evinin önünde uğradığı
silahlı saldırı sonucu katledilmesine ilişkin
açıklaması
29.- Hatay Milletvekili Suzan
Şahinin, Hatay Büyükşehir Belediyesinin su fiyatlarına
ilişkin açıklaması
30.- İstanbul
Milletvekili Hayati Arkazın, Çanakkaleye yapılan köprü ve tünellere
ilişkin açıklaması
31.- Tekirdağ
Milletvekili İlhami Özcan Aygunun, gençlerin KYK yurtlarında
yediklerinden dolayı zehirlenmesine ilişkin açıklaması
32.- İstanbul
Milletvekili Emine Gülizar Emecanın, sansür yasasına ilişkin
açıklaması
33.- İstanbul
Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, Balıkesir Milletvekili Pakize
Mutlu Aydemirin HDP grup önerisi üzerinde yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
34.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Parlamento Muhabiri Sibel Hürtaşa
getirilen yasağa ilişkin açıklaması
35.- Gaziantep Milletvekili
İrfan Kaplanın, eczacıların 16 Ekimde Ankarada
yapacakları mitinge ilişkin açıklaması
36.- Kahramanmaraş
Milletvekili Sefer Aycanın, herhangi bir engele sahip kişi
sayısının sürekli artmasına ilişkin
açıklaması
37.- Mersin Milletvekili
Cengiz Gökçelin, Karaağa köylülerinin sorunlarına ilişkin
açıklaması
38.- Trabzon Milletvekili
Hüseyin Örsün, Yomra-Özdil-Yağmurdere yoluna ilişkin
açıklaması
39.- Osmaniye Milletvekili
Baha Ünlünün, Osmaniyenin Düziçi ilçesinde meydana gelen depreme ilişkin
açıklaması
40.- Niğde Milletvekili
Ömer Fethi Gürerin, kamunun veteriner hekim ihtiyacına ilişkin
açıklaması
41.- Kırşehir
Milletvekili Metin İlhanın, hak ettiklerini alamayan
sağlık çalışanlarına ilişkin açıklaması
42.- İzmir Milletvekili
Ahmet Tuncay Özkanın, Adalet Komisyonu Başkanı Abdullah
Gülerin 340 sıra sayılı Kanun Teklifinin ikinci bölüm
görüşmelerinde yapılan soru-cevap işlemi sırasında yaptığı
konuşmasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
43.- Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın, Meclisin İç Tüzükle
belirlenmiş olan çalışma gün ve saatlerine ilişkin
açıklaması
44.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaşın yaptığı açıklamasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
45.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünalın, Siirt Milletvekili Meral Danış
Beştaş ile İstanbul Milletvekili Engin Altayın yaptıkları
açıklamalarındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
46.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünalın, Şanlıurfa Milletvekili Ömer
Öcalanın 340 sıra sayılı Kanun Teklifinin 24üncü maddesi
üzerinde verilen önerge hakkında yaptığı konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
47.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit
olan Uzman Çavuş İbrahim Hana ilişkin açıklaması
48.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçayın, Genel Kurula çekiçle girilmesine ilişkin açıklaması
49.- İstanbul
Milletvekili Engin Altayın, sansür yasasının 29uncu maddesine
ilişkin açıklaması
50.- Kahramanmaraş
Milletvekili Mahir Ünalın, Meclis çalışmalarının
engellenemeyeceğine ilişkin açıklaması
51.- Manisa Milletvekili
Erkan Akçayın, Genel Kurul çalışmalarının
engellenemeyeceğine ilişkin açıklaması
VI.- BAŞKANLIĞIN
GENEL KURULA SUNUŞLARI
A) Önergeler
1.- Başkanlıkça,
Trabzon Milletvekili Hüseyin Örsün, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonu üyeliğinden geri çekildiğine ilişkin
yazısının 12/10/2022 tarihinde Başkanlığa
ulaştığına ilişkin önerge yazısı (4/183)
VII.- ÖNERİLER
A) Siyasi Parti Grubu
Önerileri
1.- İYİ Parti
Grubunun, Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ve arkadaşları
tarafından, ülkemizde gençlerin karşılaştığı
sorunların tespit edilerek alınması gereken önlemlerin
belirlenmesi amacıyla 23/4/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
2.- HDP Grubunun, Batman
Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki ve arkadaşları
tarafından, güvenlik güçlerinin yol açtığı insan
hakları ihlalleri ve cezasızlık politikalarının
araştırılması amacıyla 12/10/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
3.- CHP Grubunun, Grup
Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Engin Altay, Manisa Milletvekili
Özgür Özel, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ile Genel Başkan
Yardımcısı İstanbul Milletvekili Onursal Adıgüzel
tarafından, kişilerin bilgisi olmaksızın hanelerine
yabancı kişilerin eklenmesi konusunun bir an evvel
aydınlatılması, ortada teknik bir ihmal ya da hata var ise bunun
bir an evvel giderilmesi ve kamuoyunda dile getirilen şüphe ve
endişelerin giderilmesi amacıyla 11/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
VIII.- OTURUM
BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, yerinden bir dakikalık söz
taleplerinin ilk 20den sonrasını karşılamanın mümkün
olmadığına ilişkin konuşması
2.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, Batman Milletvekili Mehmet
Ruştu Tiryakinin HDP grup önerisi üzerinde konuşması
esnasında HDPli vekillerin kürsü etrafında toplanması üzerine
TBMM İçtüzüğünün 65inci maddesi hükümlerine ilişkin
konuşması
3.- Oturum Başkanı
TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, CHP Grup Başkan Vekili Engin
Altayın bir gazetecinin Meclise giriş engeliyle ilgili Divan
Başkanından talep ettiği görüşe ilişkin konuşması
4.- Oturum Başkanı TBMM
Başkan Vekili Haydar Akarın, milletvekillerinin çekiç, kesici ve
yaralayıcı aletlerle Genel Kurula girmemeleri gerektiğine
ilişkin konuşması
IX.- SEÇİMLER
A) Komisyonlarda Açık
Bulunan Üyeliklere Seçim
1.- Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda boş bulunan üyeliğe seçim
X.- KANUN
TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A) Kanun Teklifleri
1.- Kahramanmaraş
Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti Yıldız ve
64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ile Dijital Mecralar
Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S. Sayısı: 340)
XI.- YAZILI SORULAR VE
CEVAPLARI
1.- Antalya Milletvekili
Kemal Bülbülün, Antalyanın Kumluca Mahallesinde iki çocuğun Kuran kursunda
cinsel istismara maruz kaldığı iddiasına ilişkin
sorusu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanıkın
cevabı (7/70779)
2.- İstanbul
Milletvekili Züleyha Gülümün, Adıyamanda bir bakımevinde engelli
bir çocuğun şiddete maruz kalmasına ilişkin sorusu ve Aile
ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanıkın cevabı (7/70908)
3.- Uşak Milletvekili
Özkan Yalımın, kamu kurumlarında bulunan şehit
yakınlarının memur kadrosuna alınması talebine
ilişkin sorusu ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya
Yanıkın cevabı (7/70909)
4.- Kocaeli Milletvekili
Tahsin Tarhanın, Erasmus programı ile yurt dışına
gidip Türkiyeye dönmediği tespit edilen kişilere,
- Bursa Milletvekili Yüksel
Özkanın, Erasmus programı ile yurt dışına gidip
Türkiyeye dönmediği tespit edilen kişilere,
- Şırnak
Milletvekili Nuran İmirin, Şırnak ilindeki okullar ile ilgili
verilere ve ana dilde eğitime,
- Kocaeli Milletvekili Ömer
Faruk Gergerlioğlunun, Adıyaman Kahta İlçe Millî Eğitim
Müdürlüğü tarafından okullara gönderilen bir yazıya,
İlişkin
soruları ve Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özerin cevabı
(7/70952), (7/71091), (7/71334), (7/71638)
5.- İstanbul
Milletvekili Sibel Özdemirin, okul masraflarına ve ihtiyaç sahibi
ailelere destek verilmesi talebine,
- Kocaeli Milletvekili Ömer
Faruk Gergerlioğlunun, Şanlıurfanın Siverek ilçesinde bir
okulda öğrencilere seçmeli derslerin seçtirilmediği iddiasına,
- Bursa Milletvekili Lale
Karabıyıkın, 2022-2023 eğitim ve öğretim döneminde
okullarda görevlendirilecek temizlik personeline,
- Ankara Milletvekili
Yıldırım Kayanın, okul öncesi öğretmen atamaları
ile yapılan ve yapılacak olan anaokullarına,
- Muş Milletvekili
Gülüstan Kılıç Koçyiğitin, Muşun Bulanık ilçesine
bağlı Elmakaya beldesinde bulunan ilkokulun öğretmen
ihtiyacına,
- Muş Milletvekili
Şevin Coşkunun, Muşun Bulanık ilçesine bağlı
Elmakaya beldesinde bulunan ilkokulun öğretmen ihtiyacına,
İlişkin
soruları ve Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özerin cevabı
(7/70953), (7/71087), (7/71092), (7/71218), (7/71222), (7/71224)
6.- Adana Milletvekili Orhan
Sümerin, son iki yılda eğitim hayatını yarıda
bırakan öğrencilere,
- Adana Milletvekili Tulay
Hatımoğulları Oruçun, kırtasiye ürünlerinde KDVnin
kaldırılması önerisine,
- İstanbul Milletvekili
Saliha Sera Kadıgil Sütlünün, doğum yapan kız çocuğu verilerine,
- Muş Milletvekili
Şevin Coşkunun, Muşta bulunan okulların sorunlarına,
- İstanbul Milletvekili
Ahmet Şıkın, son 5 yılda eğitim sistemi
dışında kalan çocuklarla ilgili verilere,
- İstanbul Milletvekili
Züleyha Gülümün, özel eğitim ve rehabilitasyon öğretmenlerinin mali
ve sosyal haklarının iyileştirilmesine ve kurumların
denetimine,
İlişkin
soruları ve Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özerin cevabı
(7/70954), (7/71093), (7/71215), (7/71216), (7/71217), (7/71223)
7.- İstanbul
Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlünün, ebeveynleri cezaevlerinde olan
devlet koruması altındaki çocuklara ilişkin sorusu ve Aile ve
Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanıkın cevabı (7/71149)
8.- İstanbul
Milletvekili Saliha Sera Kadıgil Sütlünün, doğum yapan kız
çocuğu verilerine ilişkin sorusu ve Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanı Derya Yanıkın cevabı (7/71150)
9.- Batman Milletvekili
Mehmet Ruştu Tiryakinin, 2022 yılında öğretmenlerin iller
arası yer değiştirme taleplerine,
- Kocaeli Milletvekili Lütfü
Türkkanın, Kocaelide uygulanan okul servis ücretlerine,
- Malatya Milletvekili Veli
Ağbabanın, 2022-2023 eğitim-öğretim döneminde okul kantini
kira artışlarına,
- Kocaeli Milletvekili Ömer
Faruk Gergerlioğlunun, çalışma izni iptal edilen bir
öğretmene,
İlişkin soruları
ve Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özerin cevabı (7/71221),
(7/71346), (7/71470), (7/71635)
10.- İstanbul
Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdinin, Covid-19 kaynaklı
yaşlı ölümlerine ilişkin sorusu ve Aile ve Sosyal Hizmetler
Bakanı Derya Yanıkın cevabı (7/71291)
12 Ekim 2022
Çarşamba
BİRİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 14.00
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Türkiye Büyük
Millet Meclisinin 6ncı Birleşimini açıyorum.
Toplantı yeter
sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.
Gündeme geçmeden önce 3
sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.
Gündem dışı
ilk söz, Van ili hakkında söz isteyen Van Milletvekili İrfan Kartala
aittir.
Buyurun Sayın Kartal.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
IV.-
GÜNDEM DIŞI KONUŞMALAR
A)
Milletvekillerinin Gündem Dışı Konuşmaları
1.-
Van Milletvekili İrfan Kartalın, Van iline ilişkin gündem
dışı konuşması
İRFAN KARTAL (Van)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; öncelikle yeni yasama döneminin hayırlara
vesile olmasını diliyorum.
Bugün, seçim bölgem olan Van
ili özelinde gündem dışı konuşma yapmak üzere söz
almış bulunmaktayım. Gazi Meclisimizi saygıyla
selamlıyorum.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Bravo!
İRFAN KARTAL (Devamla)
Van, bölgemizin ve ülkemizin en önemli şehirlerinden bir tanesidir.
Geçmişten günümüze birçok medeniyete ev sahipliği yapmış
olan Van, sahip olduğu verimli toprakları, genç nüfus potansiyeli ve
mevcut coğrafi konumuyla Türkiyenin doğuya açılan
kapısıdır ve Astronot Kate Rubins tarafından da 32
fotoğraf arasından 1inci seçilmiş bir ilimizdir. Dünya
tarafından bilinen Van denizi, Van kedisi, inci kefali Guinness Dünya
Rekorlar Kitabında kendisine yer bulan Van kahvaltısı ve turizm
potansiyeliyle Van her geçen gün önemini artırmaktadır.
2011 yılının
Ekim ve Kasım aylarında ilimizde art arda 2 yıkıcı
deprem olmuştur; hayatını kaybeden
vatandaşlarımıza bir kez daha Allahtan rahmet diliyorum.
Yaşanan depremlerin ardından dönemin Başbakanı Sayın
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Hükûmet üyelerimiz
Vandaki vatandaşlarımızı görmek ve destek olmak üzere üç
buçuk saat içerisinde Vana gelmişlerdir ve 75 bin çadır, 35
konteyner üç ay içerisinde vatandaşlarımızın hizmetine
sunulmuştur. Dönemin bakanları Vanda toplam olarak iki yüz elli güne
yakın bir süre geçirmişlerdir. Hükûmetimiz, yaşanan felaketin
ardından Vanımızı yeniden kalkındırmak için
ivedi ve büyük adımlar atarak 2021 yılı bütçesinden 5 milyar
liralık destek sağlamış olup hemşehrilerimizin
mağduriyetini tamamen gidermiştir. Bir yıl içerisinde bir sürede
25 bin konut vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur,
daha sonra 37 bin ve şu anda da 40 bin konut Van halkının
hizmetine sunulmuştur.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Bravo!
İRFAN KARTAL (Devamla)
Ayrıca 139 iş yeri, 17 okul, 37 cami ve 4 bin ahır tamamlanarak
hemşehrilerimizin hizmetine sunulmuştur. (AK PARTİ
sıralarından Allah razı olsun. Helal olsun. sesleri,
alkışlar)
Memleketimize ve
insanımıza hizmet yolunda geçen yirmi yıllık sürede ilimize
toplam 38 milyar liralık yatırım
yapılmıştır. Kısacası, iktidarımız
döneminde, 2011 yılında yaşanan acı felaketlerin
ardından Vanımızın inşası süresince her geçen
gün yatırımlarımız artarak devam etmiştir. 2018
yılından bu yana, dört senelik süreçte Van Valiliğimiz
başta olmak üzere kurumlarımız, belediyelerimiz ve kalkınma
ajanslarımızın yapmış olduğu
yatırımlardan birkaç örnek vermek gerekirse, DSİ Bölge
Müdürlüğünce 160 milyon, Yatırım İzleme ve Koordinasyon
Başkanlığınca 235 milyon, merkez ilçe belediyelerince 235
milyon, Karayolları 11inci Bölge Müdürlüğünce 375 milyon, Tarım
ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu 135 milyon ve Van
Büyükşehir Belediyesi tarafından da 700 milyon TL tamamen
692
mahallemizin içme suyu ve parke işleri ihale edilmiştir ve 2023
yılında hiçbir mahallemiz susuz kalmayacaktır.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Bravo.
İRFAN KARTAL (Devamla)
Ayrıca, 2022 ve 2023 öğretim yılında Millî Eğitim
Bakanlığı tarafından ilimize taşımalı
eğitim sisteminde 477 milyon TLlik bütçe ayrılmıştır.
Yapılan bu yatırımlar ve projeler
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın,
Hükûmetimizin şehrimize göstermiş oldukları büyük önemi gözler
önüne sermektedir. Son yirmi yıldır yapılan hizmetlerle;
sağlık, eğitim, ulaşım başta olmak üzere her
alanda çehresi değişen bambaşka bir Van ortaya
çıkmıştır. İlimize her gün 14 uçak seferi
yapılmaktadır. Hamdolsun ki var olan huzur sayesinde gece
yarılarına kadar günde 3 bin, 5 bin turist şehrimize gelmektedir ve otellerin doluluk oranı
yüzde 100dür. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Helal olsun.
İRFAN KARTAL (Devamla)
Bizler milletimize hizmet aşkıyla liderimizden
aldığımız destekle doğunun incisi kadim Van
şehrimize değer katmaya, Vanda çalışmaya ve Vanın
yararına olacak bütün işlere imza atmaya ve hizmet yapmaya devam
edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Helal olsun İrfan abi.
İRFAN KARTAL (Devamla)
Sözlerimi noktalarken dünyaca ünlü kahvaltımızı tatmak ve
şehrimizin güzelliklerini keşfetmek üzere sizleri Vanımıza
davet ediyorum.
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
İRFAN KARTAL (Devamla)
Bu vesileyle burada tüm hemşehrilerimize selamlarımı iletir,
yüce Meclisimizi saygıyla selamlarım. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Gerçek Vanı anlattı bak, gerçek Vanı
anlattı; helal olsun.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun
Sayın Tanal.
(Uğultular)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, bir saniye müsaade eder misiniz?
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Değerli Başkanım, sayın hatip konuşmalar yaparken
Vanla ilgili; depremden bahsetti. Rizede sel oldu, ülkenin diğer
yerlerinde sel olunca AK PARTİ iktidarı oranın vergilerini sildi
ancak Vanla ilgili vergiler taksitlendirildi. Biz Vandaki vergilerin de
silinmesini talep ediyoruz, bir; iki, otopark sorunu var; üç, belediyelerde
kayırmacılık var, belediyeler eş dosta ayrıldı.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkanım, böyle bir usul yok.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Yani AK PARTİli olmayanlar Vanda işe alınmıyor;
işsizlik sorunu var.
BAŞKAN Gündem
dışı ikinci söz, Ankaranın başkent oluşunun
yıl dönümü münasebetiyle söz isteyen Ankara Milletvekili Sayın
Lütfiye Selva Çama aittir.
Buyurun Sayın Çam. (AK
PARTİ sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
2.-
Ankara Milletvekili Lütfiye Selva Çamın, Ankaranın başkent
oluşunun yıl dönümüne ilişkin gündem dışı
konuşması
LÜTFİYE SELVA ÇAM
(Ankara) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yarın
Ankaramızın başkent oluşunun 99uncu yılını
kutlayacağız. Sözlerimin başında Gazi Meclisimizi,
Ankaralı hemşehrilerimi, ekranları başında bizleri
izleyen vatandaşlarımızı saygıyla selamlar, bu güzel
toprakları bize vatan kılan, güzel şehrimizi yeni kurulan
Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olarak ilan eden Gazi Mustafa Kemal
Atatürkü, dönemin milletvekillerini, şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle
ve şükranla anıyorum.
Bugün şanlı
tarihimizin önemli günlerinden biridir. Kan ve gözyaşlarıyla, büyük
acılarla dolu bir istiklal mücadelesinden sonra milletimizi zafere
kavuşturan, işgalcilerin kirli postallarından
arındıran, Ocağımızın ateşi söndü.
dendiği, çaresizliklerin yaşandığı o kâbus dolu
günlerde küllerinden devletimizin yeniden doğduğu, inançlı,
kararlı ve güçlü bir başkentin ilan edildiği tarihî bir gündür.
Hacı Bayram Velinin dergâhından semaya yükselen tekbir ve dualarla
Meclisimizin kurulduğu, Taceddin Sultanın dergâhının
yanı başında Akifin, maneviyatından ilham alarak
İstiklal Marşımızı kaleme aldığı bu
kutlu şehrin, Ankaramızın başkent olduğu gündür.
Ankara, tam bir asır
önce Allah dostlarından Müştak Babanın başkent
olacağına dair verdiği müjde ve duasının kabul
gördüğü özel bir beldedir. Ankara, İstanbulu fetheden Fatih Sultan
Mehmet Hanın hocası ve yol arkadaşı Akşemseddini
yetiştiren Hacı Bayram Velinin şehridir. Ankara, Malazgirt
Zaferinden hemen sonra Türkleşmesi ve İslamlaşmasıyla
Anadolu'daki en kadim değerlerimizden olmuştur. Birçok medeniyete
başkentlik yapmasının yanı sıra ticaretin, ekonominin,
Ahilik geleneğimizin başkenti olmuştur.
Ankara, bugün, 21
üniversitesiyle güçlü bir öğrenci şehridir. Dünyaya başta
savunma sanayi ürünleri olmak üzere önemli ihracat kalemlerini yüksek
standartlarda üreten bir sanayi ve teknoloji şehridir. Devasa ölçekteki
şirketleriyle, 13 organize sanayi bölgesiyle en büyük uluslararası
firmaların geldiği bir yatırım şehridir. Şehir ve
ihtisas hastaneleri, özel yatırımları, termal sularıyla
medikal teknolojilerin geliştirildiği bir sağlık
şehridir. Her bir ilçesinin saymakla bitmeyecek ayrı ayrı
özellikleri olan, tarım ve hayvancılıkta
başarılarıyla Türkiye'nin en önemli tarım
havzalarından biri olmuştur. Doğal güzellikleri, millet
bahçeleri, müzeleri, sinemaları, tiyatroları, sanat ve kültür merkezleriyle
her anı dolu dolu geçirilebilecek, yaşayan, dipdiri bir
şehirdir. Ankara kadim devlet geleneğimizin nesilden nesile
aktarıldığı, kurmay kadrolarıyla hem ülkemize hem de
yakın coğrafyamıza tecrübe ve kapasite aktarabilen dünyanın
en nitelikli ve güçlü şehirlerinden biridir.
Değerli arkadaşlar,
bizler siyasetçiyiz ve siyaseti milletimizin talepleri doğrultusunda,
farklı farklı siyasi anlayış ve düsturlarımızla
yapıyoruz. Ancak hiç unutmamalıyız ki millî birliğimiz söz
konusu olduğunda hiçbir gerekçe öne sürmeksizin milletimizin ortak
menfaatlerinde kenetlenebilmeliyiz. İşte, bu şehirde
yaşayan herkesin başkentli olabilmesi için bazı temel
şartlar vardır. Ankaralı olmak vefalı olmak demektir; Gazi
Mustafa Kemal Atatürk'e olduğu gibi hayalini kurduğu ve milletine
vasiyet ettiği o ülke için yirmi yıldır gece gündüz
çalışan, onun hayallerini birer birer gerçekleştiren
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da
aynı şekilde vefayla yaklaşmayı gerektirir. Ankaralı
olmak tarihe saygılı olmak demektir. Yunan'ı denize döktük.
ifadesini dahi kullanmadan, bize ait olan Osmanlı'yı kötüleyerek,
yalan yanlış tarihî bilgilerle bugüne göndermeler yaparak; tarihini,
geçmişini inkâr ederek siyaset yapılmaz. Ankaralı olmak
seğmenlerimiz gibi sağlam bir duruşa sahip olmak demektir. Bu
ruh akşam başka, sabah başka konuşmaz; bir gün
kılık kıyafetle uğraşıp bir başka gün
Helalleşelim. demez. Yasal düzenlemeler yapalım. deyip Buyurun,
Anayasa değişikliğiyle sağlamlaştıralım.
fikri söylenince de vazgeçmez; ağzından ne çıkarsa sözünün
sahibi olur. Ankaralı olmak çalışkan olmak demektir,
mış gibi yaparak, çalışmadan ama konuşmadan,
birtakım gizemli duruşlarla görüntü vererek, algı
oluşturarak Ankara çalışıyor. aldatmacalarına
yönelmez.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
LÜTFİYE SELVA ÇAM
(Devamla) Ankaralı olmak cesaretli olmak demektir; vereceği her bir
kararda iyi hesap yapar, azimle sonuna kadar gider. Bundan dolayıdır
ki İstiklal Savaşı kazanıldı ve yepyeni bir devlet
kuruldu. Bundan dolayıdır ki Hükûmetimiz kararlılıkla terörizmle
mücadelede milim taviz vermedi, geri adım atmadı, sahada ve masada
hep kazanmayı başardı. Ankaralı olmak adil olmak, çevreye
saygılı olmak, akıllı ve sabırlı olmak,
düşmana karşı şiddetli, dosta karşı merhametli
olmak demektir.
Sözlerime son verirken,
cumhuriyetimizin 100üncü yılına doğru giderken, siyaset
sahnesinde görevleri olan herkesin gerçek bir başkentli ruhuyla siyaset
yapmasını diliyor, Gazi Meclisimizi ve milletimizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar).
BAŞKAN Gündem
dışı üçüncü söz, İstanbulun sorunları hakkında
söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın İbrahim Özden
Kaboğluna aittir.
Buyurun Sayın
Kaboğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
3.-
İstanbul Milletvekili İbrahim Özden Kaboğlunun,
İstanbulun sorunlarına ilişkin gündem dışı
konuşması
İBRAHİM ÖZDEN
KABOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan, Divan, değerli
vekiller; İstanbul şu üçlü özelliği
ışığında ele alınmalı:
1) Tarih, kültür ve
doğa.
2) Deniz, kent ve kır.
3) Hukuk kuralları
açısından uluslararası, ulusal ve yerel.
Dünyanın hiçbir kenti bu
üçlüyü bir araya getiremez; bu nedenle, İstanbulun sorunları ancak
bu bütüncül üçlü bakış açısıyla kavranabilir.
İstanbulda 2019
seçimleri sonrasında yeni bir aşamaya geçildi. 16 milyon
İstanbullu, yirmi beş yılın sonunda bu büyük metropolün
yönetimine ilişkin tercihini, her türlü siyasi ve hukuk
dışı baskıya karşın 2 kez güçlü bir biçimde
ortaya koydu.
İstanbulda halktan
yana, merkezî yönetimin yapamadıklarını yaparak sosyal devlet
gereklerini yerine getirmeye çalışan bir büyük kent yönetimi var.
Örneğin, öğrencilere yurt ve burs gibi destekler sunmaya
çalışırken ulaşım sorunlarını aşmak
için yoğun çalışmalar yürütüyor; tarihî ve kültürel alanlar
kamuya kazandırılırken çocuklara süt
dağıtılıyor, kreşler yapılıyor; çiftçiler destekleniyor.
Ne var ki kimi atanmış kadro ve bakanlar anayasal yetkilerini
aşarak bir tür paralel devlet adacıkları oluşturmakta; bu,
kimi zaman büyük kent belediyesinin projelerini engellemek, kimi zaman tüzel
kişiliğindeki tarihsel ve kültürel varlıklara hukuksuzca el
koymak, bazen yetki alanlarına tecavüz etmek, bazen de mesnetsiz davalarla
yargısal tacizde bulunmak şeklinde karşımıza
çıkabiliyor. Daha somut olarak söylersek, kaynakları
sağlanmış metro projelerinin kredi onayları keyfî
şekilde bekletilebiliyor. Taksi eksikliğine ve kartellere
karşı getirilen öneriler UKOMEnin yapısı
değiştirilerek engelleniyor. İBB kaynaklarının da
kullanıldığı ve önceki dönem yönetiminin protokolleriyle
yapımı Bakanlığa bırakılmış metro, U
logosuyla ayrıştırılarak paralel metro uygulamasına
gidilebiliyor. Mülkiyeti İBBde olan Gezi Parkı, Galata Kulesi,
yalılar gibi kentsel alanlar ve yapılar hukuk dışı
kararlarla vakıflara, AKPli ilçe belediyelerine ve bakanlıklara geçirilebilmektedir.
Haydarpaşa ve Sirkeci Garlarının ihalelerine İBBnin
katılımına engel olunmuştur. İstanbul kadar büyük
metropollerin imar ve şehircilik uygulamaları tek elden yerel
yönetimce yapılmaktadır fakat Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,
AKPli belediyeler eliyle İBB yönetimine rağmen Kirazlıtepe, Tokatköy,
Fetihtepe Mahallelerinde yaşandığı gibi
yurttaşları da mağdur ederek farklı imar
uygulamalarıyla büyük kent yönetiminin yetkilerini hiçe sayabilmektedir.
Müsilaja neden olan kirlilikle mücadele yerine Marmara Denizi Koruma
Alanı adı altında büyük kentin kıyı
alanlarındaki yönetim yetkisi âdeta gasbedilmiştir. Yeşil
alanlar ve şehirde az kalan tarım alanları Kanal İstanbul
veya konut projeleriyle yok edilmektedir. Özetle, İstanbula yirmi beş
yıl süreyle ihaneti itiraf edenler, bugün İstanbul için
çalışan yöneticileri engelleyerek bu baskıyı
sürdürebilmektedirler oysa İstanbulu özgün özellikleri ve ekosistemiyle
korumak yalnızca İstanbullunun değil, her yurtseverin görevidir.
CHP İstanbul il örgütü,
ilçe örgütleri, milletvekilleri, belediye başkanları ve örgütün tüm
kademesiyle öbek örgütlenmesi kapsamında 80 Günde Devri Alem
çalışmasıyla ev ziyaretlerini sürdürmekte ve sorunları
yerinde saptamaktadır, bugüne kadar 2 milyon 600 bini aşkın hane
ziyaretiyle elinde ciddi verilere sahiptir. CHP İstanbul vekilleri olarak
kentimizde ve Anadolunun dört bir yanında yaptığımız
çalışmalarda görmekteyiz ki sorunlar İstanbulda daha
yakıcı bir boyut kazanmış durumda. Bu kapsamdaki veriler 7
Ekim Cuma günü Sayın Kaftancıoğlu, Engin Altay ve Sibel Özdemir
tarafından bir basın toplantısıyla grubumuz adına
açıklanmış bulunuyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım.
İBRAHİM ÖZDEN
KABOĞLU (Devamla) İstanbulda enflasyon rakamları da Türkiye
genelinin çok üstündedir, İPAnın verilerine göre bir yılda
yüzde 100ün üstünde bir artış söz konusu olmuştur.
Deprem İstanbul için
büyük tehdit iken bu konularda da İBBnin girişimleri
engellenmektedir. Merkezî yönetimin rant odaklı konut politikası
betonlaştırmayla sonuçlanmış olan İstanbulda kira ve
satış ücretleri orta gelirli toplumsal katmanlar için üstesinden
gelinemez hâle gelmiştir.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Rantçılara rağmen 180 bin
İSMAİL GÜNEŞ
(Uşak) Hocam, üzerine düşenin hiçbirini yapmamış Belediye
yalnız İstanbulda kentsel dönüşüm konusunda.
İBRAHİM ÖZDEN
KABOĞLU (Devamla) İstanbulun ve Türkiye'nin sorunlarını
aşabilmesi için sosyal devlet gereklerine uygun, hukuka saygılı
ve demokratik bir yönetim ihtiyacı açıktır. (CHP
sıralarından alkışlar) İstanbulda Sayın
İmamoğlu ve ekibi bunu yapmaya çalışırken ülke
yönetimindeki savrukluk sorunların kalıcı çözümünü
engellemektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
İBRAHİM ÖZDEN
KABOĞLU (Devamla) Bu itibarla, İstanbulun sorunları için de
demokratik hukuk devleti inşası yaşamsaldır. İstanbul
için bizleri çare olarak gören İstanbullular Türkiye için de çare CHPdir.
diyor.
Saygılarımla. (CHP
sıralarından alkışlar)
İSMAİL GÜNEŞ
(Uşak) Yirmi beş yıl önce nasıl
bıraktığınız ortada.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, şimdi, sisteme giren ilk 20 milletvekiline yerlerinden
birer dakika süreyle söz vereceğim.
İlk söz, Sayın
Yılmazkaya
Buyurun Sayın
Yılmazkaya.
V.-
AÇIKLAMALAR
1.-
Gaziantep Milletvekili Bayram Yılmazkayanın, motorindeki fiyat
değişimlerine ilişkin açıklaması
BAYRAM YILMAZKAYA (Gaziantep)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Tüm önemli sektörlerde
motorin ana yakıt olarak kullanılmaktadır. Genellikle kamyon,
kamyonet, tır, iş makinesi, traktör gibi daha büyük motorlu araçlarda
kullanılan bir yakıt olması nedeniyle ticareti ve üretimi
doğrudan etkileyen bir kullanım alanına sahip olan motorindeki
fiyat değişimleri ülke ekonomisini ve piyasayı önemli ölçüde
etkilemektedir. Türkiye'nin dünyanın en pahalı
akaryakıtını kullanan ülkeler sıralamasında ilk
sıralarda yer aldığı gerçeği ülkedeki birçok sektöre
darbe vurmaktadır. Taksici, dolmuşçu, otobüsçü, nakliyatçı,
servisçi maliyetler yüzünden kontak kapatıyor. Akaryakıtın
dışında diğer giderleri karşılayamaz duruma gelen
çiftçi ve köylü tarlasını süremiyor. İktidarın israf
politikalarından vazgeçerek tarım başta olmak üzere nakliye ve
taşımacılık sektörlerini düşünerek akaryakıt
üzerinden aldığı ÖTV ve KDVden feragat edip ülke için hayati
öneme sahip olan bu sektörleri sübvanse etmesi gerekmektedir diyor, yüce heyeti
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Aydın
2.-
Bursa Milletvekili Erkan Aydının, Bursanın Gürsu ilçesinin
Dışkaya, Ericek, Karahıdır köyleri ile İpekyolu
Mahallesinin sorunlarına ilişkin açıklaması
ERKAN AYDIN (Bursa)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Meclis kapalı
olduğu dönemde Bursanın ilçelerini gezdik ve bu ilçelerden biri olan
Gürsunun köylerini de Gürsu İlçe Başkanımızla birlikte,
örgütümüzle birlikte gezdik. Gittiğimiz 4 tane köyün temel
sorunlarını da oraya gittiğimizde, Meclis kürsüsünden dile
getireceğimize söz vermiştik. Birincisi, Dışkaya köyü;
gölet çalışması otuz yıl olmuş başlayalı
ancak hâlâ bitirilememiş, hayvancılığın ve meranın
bol olduğu bir yer, buranın bir an önce tamamlanmasını
talep ediyoruz. Diğer köy, Ericek köyü, burası da bir dağ köyü;
dağ ilçelerine doğal gaz geldi ancak Ericeke hâlâ doğal gaz
gelmemiş durumda. Karahıdır köyünde kapalı devre sulama
sistemi -ki meyveciliğin çok olduğu bir yer- söz verildiği hâlde
bitirilmemiş. Son olarak İpekyolu Mahallesinde de kapalı pazar,
yakın yol ve ambulans hâlâ getirilmemiş. Bunların takipçisi
olacağımıza söz verdik.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Gültekin
3.-
Niğde Milletvekili Selim Gültekinin, Niğdeye yapılacak
stadyuma ilişkin açıklaması
SELİM GÜLTEKİN
(Niğde) Teşekkürler Sayın Başkan.
2021 yılında
inşaatına başladığımız Niğde
Stadyumumuzun yapılacağı yerde su çıkması nedeniyle zemini
güçlendirmek adına projede değişikliğe gidilmiş ve
zemin sağlamlaştırması yapılmıştı. Daha
sonra firmanın tek taraflı fesih yoluna gitmesi nedeniyle maalesef
stat inşaatımız durmuştu. Gençlik ve Spor
Bakanlığımızla görüşmelerimiz neticesinde 174 milyon
TLye yeniden ihale edilmiş ve 10 Ekim 2022 Pazartesi günü de yeni
yapım sözleşmesi imzalanmıştı. Şimdi yeniden
bismillah diyerek Niğde Stadımızın inşaat sürecini
başlatıyoruz. 7.500 kişilik kapalı tribünü olan, gece
aydınlatmalı, atletizm pistine sahip, altında antrenman
salonlarını içeren yedi gün yirmi dört saat aktif şekilde,
yediden yetmiş yediye herkesin kullanacağı, spor
yapacağı, maç izleyeceği bu modern spor kompleksimizi
inşallah 2023te Niğdemize kazandıracağız.
Niğdemize ve
Niğdeli sporseverlere hayırlı olmasını diliyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Sayın
Taşkın
4.-
Mersin Milletvekili Ali Cumhur Taşkının,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın güçlü
liderliğinde yeni ekonomi modeline ilişkin açıklaması
ALİ CUMHUR TAŞKIN (Mersin)
- Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğanın güçlü liderliğinde yeni
ekonomi modeliyle yatırım, üretim, istihdam ve ihracat temelli büyüme
stratejisini benimseyen Türkiye bu uygulamanın meyvelerini almaya devam
ediyor.
Önceki gün açıklanan
iş gücü verilerine göre, işsizlik oranı 2018den bu yana ilk kez
tek haneli seviyelere geriledi. Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK)
verilerine göre, temmuz ayında yüzde 10,1 düzeyinde olan işsizlik
ağustos ayında yüzde 9,6ya geriledi; böylece, işsizlikte Ocak
2018den bu yana ilk kez tek haneli seviyeler görülmüş oldu.
ERHAN USTA (Samsun) - Zaten
tek haneli aldınız ya! Yirmi yıl sonra Tek haneye getirdik.
diye çığlık atıyorsunuz ya! Aldığınızda
tek haneliydi!
ALİ CUMHUR TAŞKIN
(Mersin) - İşsiz sayısı ağustos ayında bir önceki
aya göre 100 bin kişi azalarak 3 milyon 112 bin kişi oldu.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğanın güçlü liderliğinde
yatırım, istihdam, üretim ve ihracat temelli Türkiye ekonomi
modeliyle 2023 hedeflerimize emin adımlarla yürümeye devam ediyoruz diyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN - Sayın
Barut
5.-
Adana Milletvekili Ayhan Barutun, hayat pahalılığı ve
ekonomik krize ilişkin açıklaması
AYHAN BARUT (Adana) -
Sayın Başkan, önümüz kara kış.
Yurttaşlarımız açlık, sefalet ve yoksulluk girdabında
boğuluyor; bu durumun sebebi olanlar ise hiç umursamıyor. Kara
kış yaklaşırken hayat pahalılığı ve
ekonomik kriz içindeki halkımızın dayanacak gücü
kalmamıştır. Bir avuç rantiyeci ve saray çevresi
dışında kimse hâlinden memnun değil; bu nedenle, döviz
kurlarındaki fahiş artış, enflasyon ve zamlar konusunda
etkin çözüm üretilmelidir. Elektrik, mazot, doğal gaz fiyatlarındaki
fahiş artış durdurulup zamlar geri çekilsin; konutlarda
elektrik, akaryakıt, doğal gaz ve sudaki KDV
kaldırılsın; faturalarını ödeme zorluğu çeken
insanlarımızın elektrik, gaz ve suyu kesilmesin; halkın
ihtiyaçları kamu kaynaklarından sağlanıp
insanlarımızın kara kışta açıkta kalması
engellensin. Artan fiyatlar karşısında düşük ücretleri
hızla eriyen çalışan ve emeklilerin gelirleri insanca yaşam
düzeyine çıkarılsın.
BAŞKAN - Sayın
Köksal
6.-
Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksalın, süt ve et üreticilerinin
feryadına ilişkin açıklaması
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Yeme, mazota, ilaca, her
türlü gider kalemine yapılan zamlarla ezilen süt ve et üreticilerinin
feryadına kayıtsız kalan Tarım ve Orman
Bakanlığı Ulusal Süt Konseyiyle apar topar toplanarak çiğ
süt fiyatlarında 1 liralık artışa geçerek 8,5 liraya
çıkardı. Bugüne kadar çiğ süt fiyatlarının
artırılmamasını Gıda Komitesinin izin vermemesine
bağlıyorlardı, böylece bir yalanları da ortaya
çıkmış oldu.
BAŞKAN - Sayın
Güzelmansur
7.-
Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansurun, Karasu Kanalına ilişkin
açıklaması
MEHMET GÜZELMANSUR (Hatay) -
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Antakya'ya bağlı
Maraşboğazı, Arpahan, Aşağıoba ve Paşaköy
bölgelerinde çiftçilik yapan, hayvancılık yapan
insanlarımız kışın sel sularıyla, yazın da
kuraklıkla mücadele ediyorlar; yazın da zarar ediyorlar,
kışın da zarar ediyorlar çünkü Devlet Su İşleri bu
bölgede yapması gerekenleri yapmıyor. Önümüzdeki günlerde
yağışlar başlayacak, her yıl olduğu gibi Karasu
Kanalı aşırı yağışlar nedeniyle
tıkanacak, patlayacak, bu insanlarımızın ekili arazileri,
hayvanları yine sular altında kalacak. Bu felaketi gelmeden
önleyebiliriz. Nasıl önleriz? Devlet Su İşlerinin birkaç sallama
kepçe gönderip kanalları temizlemesiyle, bu kanalların bakım
onarımının yapılmasıyla önleyebiliriz. Bu
işlerin, iki hafta sonra değil, ay sonunda değil, hemen bu hafta
yapımına başlanmasıyla önleriz. Devlet Su İşlerini
bu hizmeti hemen yapmaya davet ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Girgin...
8.-
Muğla Milletvekili Süleyman Girginin, Cumhurbaşkanının 17
Şubat 2022 tarihinde açıkladığı engelli kadrosuna
ilişkin açıklaması
SÜLEYMAN GİRGİN
(Muğla) Teşekkürler Sayın Başkan.
Kanun gereği her
yıl 1 Ekim-31 Ekim tarihleri arasında kamuya engelli memur ataması
yapılması için kamu kurum ve kuruluşlarından boş
kadrolar ve sayılar istenmektedir. Cumhurbaşkanı 17 Şubat
2022 tarihinde 12 bin engelli kadrosunun daha ilave
açılacağını ve bu konuda gerekli
çalışmaların yapılması için ilgili bakanlıklara
talimat verdiğini ifade etmiştir. Şu ana kadar bu konuyla ilgili
bir gelişme olmamıştır. 2022 yılında mevcut kamu
personeli sayısı dikkate alındığında, şu an
itibarıyla 40 bin engelli personel açığı
bulunmaktadır. 2022 yılı içerisinde kamuya acilen 20 bin engelli
ataması yaparak engellilerin işsizlik sorununun bir nebze çözülmesine
yardımcı olun.
Buradan Aile ve Sosyal
Hizmetler Bakanlığı ile iktidara sesleniyoruz: Engellilerin
sesini duyun, engelliler iş bekliyor, engelli bireyler atanmak istiyor.
Teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Yılmaz...
9.-
Düzce Milletvekili Ümit Yılmazın, İlaç Fiyat Kararnamesinin
önemine ilişkin açıklaması
ÜMİT YILMAZ (Düzce)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Halk
sağlığının korunmasında önemli bir paydaş
olan eczacılarımızın kaliteli hizmet verebilmesi ve
ilaçların halk sağlığının hizmetinde sürekli
olarak bulunabilmesi için İlaç Fiyat Kararnamesinin önemi büyüktür. Bugün
yayımlanan Resmî Gazeteyle 2017 tarihli İlaç Fiyat Kararnamesinde
düzenlemeye gidilmiştir. Yapılan düzenlemeyle
eczacılarımızın uzun süredir bekledikleri ve ilaç
fiyatlandırılmasında uygulanan oranlarda bir miktar
iyileşme sağlanmıştır. Zor şartlar altında
hizmet vermeye çalışan değerli
eczacılarımızın, temmuz ayında belirlenen kur
fiyatı ve oranlarda yapılan düzenlemelerin ardından yapılan
bu iyileştirme bir nebze olsun nefes almasını
sağlayacaktır. Ancak ekonomik şartların
değişmesiyle beraber kararnamedeki oranlar da güncellenmeli,
geçmiş dönemde olduğu gibi oranlar yıllarca sabit
kalmamalıdır. Bu sayede, gelişmiş ilaç teknolojileriyle
üretilen yeni jenerasyon ilaçlara ülkemizde erişim
sıkıntısı yaşanmayacaktır.
BAŞKAN Sayın
Özkan
10.-
Mersin Milletvekili Hacı Özkanın, Mersin İdmanyurdu Kulübü eski
Başkanı Mahmut Karakın vefatına, Osmaniyenin Düziçi
ilçesinde meydana gelen depreme ve Sporda Yılın Enleri
programında başarılı olan sporcuları tebrik
ettiğine ilişkin açıklaması
HACI ÖZKAN (Mersin)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Sözlerime başlamadan
önce, önceki dönem Mersin İdmanyurdu Kulübü Başkanı Değerli
Mahmut Karak kardeşimin vefatının derin üzüntüsünü
yaşıyorum. Bu vesileyle kıymetli kardeşime Allahtan
rahmet, kederli ailesine ve sevenlerine sabırlar diyorum.
Ayrıca, dün Osmaniyenin
Düziçi ilçesinde meydana gelen deprem sebebiyle etkilenen başta Osmaniye
ve çevre illerdeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun
dileklerimi iletiyorum.
Pazartesi günü
katıldığım Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğümüz
ve Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu iş birliği içerisinde
gerçekleşen Sporda Yılın Enleri programında dereceye giren
ve ödüle layık görülen başarılı
sporcularımızı tebrik ediyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Sümer
11.-
Adana Milletvekili Orhan Sümerin, Adananın Karaisalı yoluna
ilişkin açıklaması
ORHAN SÜMER (Adana)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Adanamızın
Karaisalı ilçesi Güvenç Mahallesi yakınlarında hafta sonu
gerçekleşen zincirleme kazada 3 kişi hayatı kaybetti, 2
kişi de yaralandı. Tamamlanamayan yol, ölüm haberi
vasıtasıyla bir kez daha gündeme geldi. Defalarca dile getirdik, bu
yollar artık yetmiyor, artan nüfus ve sürekli kullanımla birlikte
yolların modernizasyonu gerekiyor. Cumhurbaşkanlığı
yatırım bütçesi programında bu yıl için ayrılmış
tutar var. Bölge halkından gelen talepler, kazalar, muhtarlarımızın
yazışmaları yolun bir an önce yapılmasının ne
kadar önemli olduğunu gösteriyor. Ne hikmetse yol yapımı bir
türlü tamamlanmıyor.
Buradan tüm sorumlulara,
Karayolları yetkililerine, Ulaştırma Bakanlığına,
bürokratlara tekrar sesleniyoruz: Her hafta kaza haberleriyle yüreklerin
yanmasına Dur! deyin, Adananın Karaisalı yolunu bir an önce
tamamlayın.
BAŞKAN Sayın
Çakır
12.-
Kocaeli Milletvekili Sami Çakırın, Rusya-Ukrayna savaşına
ilişkin açıklaması
SAMİ ÇAKIR (Kocaeli)
Sayın Başkan, uzun zamandan beri devam eden Rusya-Ukrayna
savaşının olumsuz etkilerinin başında, üretilen
tahılın dışarıya çıkarılamamasının
dünya gıda krizinde ciddi rol oynayacağı gerçeğiydi.
Cumhurbaşkanımızın devreye girerek, Birleşmiş
Milletler gözetiminde 2 ülkeyi ikna ederek tahıl koridoru
açılması gerçekleşmiştir. Burada belki jeopolitik
konumumuzun küresel etkisinden, dünya liderlerinin övgü dolu sözlerinden,
dış politika performansından bahsedilebilir, hatta
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres'in benzeri görülmemiş
anlaşma diye tanımlamasını öne çıkarabilirsiniz ama
aslolan, dünya insanlığının gıdaya
ulaşmasına yönelik bu girişimin, gayretin insani yönünü öne
çıkarmak mecburiyetinde olduğumuz gerçeğidir. Çok
rahatlıkla söyleyebiliriz ki bugün savaşan 2 ülkeyi sivil ve askerî
bürokratlarıyla aynı masaya oturtabilecek bir devlet ortada
gözükmüyor. Bu başarı, gücünüzü, konumunuzu, siyasetinizi olması
gerektiği gibi kullanabilme yetenek ve dirayetinizden ileri gelmektedir
diyor, Genel Kurulu ve milletimizi saygıyla selamlıyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Gaytancıoğlu
13.-
Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlunun, okula giden küçücük
çocukların beslenme çantalarının boş olduğuna
ilişkin açıklaması
OKAN GAYTANCIOĞLU
(Edirne) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Okula giden küçücük
çocuklarımızın beslenme çantaları boş. Yandaşlar,
5li çeteler semirdikçe çocuklarımız okula aç gidiyor, aileler
beslenme çantalarına bir şey koyamıyor. Nasıl koysunlar?
Bir küçük meyve suyu 6 lira. Peynirin yanına yanaşılmıyor.
Simit, poğaça hesabını geçtik; peynirli tost bile hayal oldu.
Bunların yanına dar gelirli hiçbir ailenin çocuğu
yanaşamaz. Zaten orta sınıf diye bir şey de
bırakmadınız, artık bir avuç mutlu azınlık
dışında herkes dar gelirli.
Çocuklarımızı
sadece aç bırakmadınız, aynı zamanda susuz da
bırakıyorsunuz. Yarım litre su 3 lira. Çoğu yerde
şebeke suyu içilmiyor. Okullarda çocuklarımıza yemek vermemekte
ısrar ediyorsunuz, en azından su içebilmeleri için suyu arıtan
sebiller koyun. Bunun maliyeti nedir? Sizin yandaşlara yedirdiklerinizin
yanında hiçtir. Acil olarak bütün okullarımıza suyu arıtan
sebiller konulmalı, yavrularımızın rahatça su içmesi
sağlanmalıdır. Su, lüks değil temel haktır.
BAŞKAN Sayın
Güneş
14.-
Uşak Milletvekili İsmail Güneşin, sağlık
çalışanlarının mali haklarının
iyileştirildiğine, tıp ve diş hekimliği fakültelerinin
son sınıf öğrencileriyle ilgili kanun teklifine ve dünya
şampiyonu olan Ampute Futbol Millî Takımını tebrik
ettiğine ilişkin açıklaması
İSMAİL GÜNEŞ
(Uşak) Teşekkürler Sayın Başkan.
AK PARTİ
iktidarlarında tüm çalışanlarımızın yanında
olduğumuz gibi sağlık çalışanlarımızın
da daima yanında olduk. Sağlık
çalışanlarımızın mali haklarının
iyileştirilmesiyle ilgili 337 sayılı Kanun, haziran ayında
Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edildi. Sağlık
çalışanlarımızın özlük hakları ve ek ödemelerinin
iyileştirilmesiyle ilgili yönetmelik de ağustos ayında
Sağlık Bakanlığımız tarafından
yayınlandı ve mali haklarda önemli iyileştirmeler
sağlandı.
Yine, ilk defa AK PARTİ
iktidarlarında, tıp fakültesi son sınıf öğrencilerine
asgari ücretin 1/3ü oranında ücret ödenmesinin önü açıldı.
Türkiye Büyük Millet Meclisine verilen kanun teklifiyle, hem tıp
fakülteleri hem de diş hekimliği fakültelerimizin son sınıf
öğrencilerine asgari ücret tutarı kadar ücret ödenmesi
sağlanacaktır. Yapılacak olan bu düzenlemenin tıp fakültesi
ve diş hekimliği fakültesi öğrencilerimize hayırlı
uğurlu olmasını temenni ediyorum.
Dünya Kupası
finallerinde rakibini mağlup ederek şampiyon olan ve tarihî bir
başarıya imza atan Ampute Futbol Millî
Takımımızı canıgönülden tebrik ediyor,
başarılarının devamını diliyor, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Karahocagil
15.-
Amasya Milletvekili Mustafa Levent Karahocagilin, AK PARTİ Hükûmeti lideri
Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde Türkiyenin yirmi yılda
eğitimde geldiği yere ilişkin açıklaması
MUSTAFA LEVENT
KARAHOCAGİL (Amasya) Teşekkür ediyorum Başkanım.
Eğitimde bu alana
ayrılan yıllık bütçeyi yükseköğretim dâhil 10,3 milyar
liradan 304 milyar liranın üzerine çıkardık. Derslik
sayımızı 343 binden 612 bine yükselttik, 750 bin yeni
öğretmen ataması yaptık. İlk ve ortaöğretim
öğrencilerimize toplam 3,5 milyar adet ücretsiz ders kitabı
dağıttık, son dönemde yardımcı ders kitapları
yine ücretsiz olarak yavrularımıza dağıtıldı.
Mesleki eğitimi yeniden ayağa kaldırdık,
itibarını ve işlevini iade ettik. Maarif Vakfımız
vasıtasıyla 49 ülkede 407 okul, 1 yükseköğretim kurumu, 21
eğitim merkezi ve 42 yurtla eğitim öğretim faaliyetlerini
yürütüyoruz. Yükseköğretimde 76 olan üniversite sayımızı
208e, 70 bin olan akademik personel sayımızı 184 bine
çıkardık. AK PARTİ Hükûmeti lideri Recep Tayyip Erdoğan
önderliğinde Türkiyenin yirmi yılda nereden nereye geldiğini
gösteren
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Gergerlioğlu
16.-
Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlunun, Uğur Demiroka
ilişkin açıklaması
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Kocaeli) Ankara TEMe soruyorum: Bu kaçıncı
zorla kaçırma vakası, bu kaçıncı ihlal? Azerbaycanda bir
anda ortadan kaybolan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Uğur
Demirok. Günlerdir ailesi Uğur Demirokla ilgili bilgi alamıyor; otuz
altı gündür kaçırılmış, haber verilmiyor. Azerbaycan
yetkilileri Türkiyeye bir operasyonla götürüldüğünü söyledi ailesine.
Ailesi Ankara Kayıp Şahıslar Büro Amirliğine başvurdu,
Ankara TEMde olduğu söylendi. TEM, bir kabul edip bir reddediyor.
Avukatı ziyarete gitti, TEM olmadığını söyledi.
Uğur Demirokun ailesi can güvenliğinden endişe etmektedir.
İçişleri Bakanlığını ve zorla kaçırma,
kayıp vakalarının bir müddet sonra ortaya
çıktığı Ankara Emniyetini bir an evvel açıklama
yapmaya davet ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Şeker
17.-
Kocaeli Milletvekili İlyas Şekerin, Dünya Kız Çocukları
Gününe ilişkin açıklaması
İLYAS ŞEKER
(Kocaeli) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Dün Dünya Kız
Çocukları Günüydü. Kız çocuklarına karşı olumsuz
tutum İslam öncesinde yaşandığı gibi, 20nci
yüzyılın son çeyreğinde de yaşandı.
AK PARTİ iktidarı
öncesinde, inançlarına göre yaşamak isteyen birçok
kızımızın eğitim ve çalışma hakları
ellerinden alındı. 2002de AK PARTİ iktidarıyla birlikte
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğanın
liderliğinde kızlarımızın tamamı okuma ve
çalışma hakkını elde etti. Muhterem Emine Erdoğan
Hanımefendinin himaye ettiği Haydi Kızlar Okula!
Ana-Kız Okuldayız projesiyle kız çocuklarımızın
yüzde 99u okullu oldu. 2002de kadınlarda okuryazarlık oranı
yüzde 79,9 iken 2020de yüzde 95,5e yükseldi. Amacımız kız
çocuklarımızı her alanda daha güçlendirmektir.
1999 depreminde vefat eden
kızlarım Merve ve Tubaya ve hayatını kaybeden tüm
kızlarımıza Allahtan rahmet diliyor, Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Hancıoğlu
18.-
Samsun Milletvekili Neslihan Hancıoğlunun, Samsunun Çarşamba
ilçesindeki şeker fabrikasına ilişkin açıklaması
NESLİHAN HANCIOĞLU
(Samsun) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Bu iktidar 2011
yılından bu yana seçim bölgem Samsunun Çarşamba ilçesindeki
şeker fabrikasını çürümeye terk etmiştir. Pancar
üreticimiz, çalışanlar ve Çarşamba halkı tam on bir
yıldır Fabrika yeniden çalışacak. yalanıyla
aldatılmıştır ve bugün öğreniyoruz ki fabrikanın
15 bloktan oluşan toplam 90 lojmanı 64,5 dönümlük arazisiyle birlikte
TOKİye devredilmiş. Ne yazık ki Yeniden açılacak.
denilen fabrikanın lojmanlarına çöktünüz, fabrikanın üretimde
kullanılacak makine ve ekipmanlarını el altından başka
fabrikalara göndermeye başladınız, işçileri terfi ve tayin
sınavlarında kapsam dışı bıraktınız,
kadrosu Çarşambaya çıkan mühendisleri de başka fabrikalara gönderiyorsunuz.
Kısacası, Çarşamba Şeker Fabrikasını yok ediyor,
varlıklarını yağmalıyorsunuz. Bunun hesabını
elbette vereceksiniz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Aksoy
19.-
Karabük Milletvekili Hüseyin Avni Aksoyun, yeni sistemin siyasete dayattığı
ittifaklara ilişkin açıklaması
HÜSEYİN AVNİ AKSOY
(Karabük) Teşekkürler Sayın Başkan.
Bugün yeni sistemin
siyasetimize dayattığı ittifakları
konuşacağım. Mademki ittifak kurup seçime gideceksiniz niçin
ayrı parti programlarınız ve parti tüzükleriniz var? Oldu olacak
partilerinizi temelli kapatıp adını da ittifak partisi yaparak
ittifak programı ve ittifak tüzüğü yazın, olsun bitsin. Türk
milletini, iki kutuplu Tam karşıdaki ittifakı yeneceğiz.
safsatasıyla sadece oylarını alıp birbirine düşman ederek
halkımızın millî duygularını zayıflatmak tam bir
emperyalist projeye hizmettir. Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk,
antiemperyalist, yurtsever, milliyetçi bir liderdi; ülke bütünlüğü en
önemli önceliğiydi, etnik ve mezhep siyasetine de terörizme de karşıydı.
Biz Türk milleti çatısı altında halkımızı
Atatürkün yoluna, Memleket Partisine davet ediyoruz.
Yüce Meclisi saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Serter
20.-
İzmir Milletvekili Bedri Serterin, konaklama vergisine ilişkin
açıklaması
BEDRİ SERTER (İzmir)
Sayın Başkanım, çok teşekkür ederim.
Duyduk ki iktidar partisi
yetkilileri Maliye kadrolarıyla yine çok düşünmüşler, konaklasan
da konaklamasan da vergi kalemi koymuşlar. Üç yıl önce aslında
çıkarmak isteyip vazgeçtiğiniz ama pandemiyle beraber sizin için
ciddi bir gelir kapısı hâline gelebilecek olan bir vergiyi almaya
başlayacaksınız. Bugüne kadar el
koymadığınız bir tek vatandaşın kurduğu
çadır kalmıştı, vatandaşın çadırına da
çökmeye karar vermişsiniz. Zaten turizmcilerden vergi alıyordunuz;
şimdi, çadır, karavan kuran yakaladığınız
herkesten alacaksınız. Nasıl tespit edeceksiniz bunu? Çadır
kurup geceleme yapmasanız da birileri sizi vergi almak için yakalayacak.
Bu durumda soruyorum: Orman köylülerini mi, bekçileri mi vergi memuru
yapacaksınız? Kim kimi ihbar edecek?
Benim önerim, bu vergi
alınacaksa iktidarın fırsatçılığına teslim
etmeden vergilerin şeffaf ve adil toplanabilmesi için
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Tığlı
21.-
Giresun Milletvekili Necati Tığlının, Tirebolu-Torul
bölünmüş yol projesine ilişkin açıklaması
NECATİ TIĞLI
(Giresun) Teşekkür ediyorum Başkanım.
Tirebolu-Torul bölünmüş
yol projesinin yapıldığının duyurulmasından bu
yana neredeyse sekiz yıl oluyor. Sayın Ulaştırma ve
Altyapı Bakanının projeyi tekrar hatırlamasını
bekliyoruz. Yüzde 30u tünel, köprü ve viyadük olacak bu bağlantıyla
iç bölgelere ulaşım süresi ve mesafe kısalacaktır. Fakat
Sayın Bakana bu projenin akıbetini sorduğumuzda ya haberi yok ya
da görmezden, bilmezden gelmek istiyor olacak ki Hizmet veriyor. Bakım ve
kontrolleri düzenli olarak yapılıyor. diyebiliyor. Bizim
bahsettiğimiz, sorduğumuz bu mu Sayın Bakan? Kaldı ki
Karayolları ağındaki mevcut yolun bakımını
yapıyoruz. demek iş midir? Bu kadarını yapmayacak
mısınız diyeceğim fakat maalesef, bu kadarını da
yapmadınız. Bakımını, kontrollerini 7/24 düzenli
yapıyoruz. dediğiniz yolda 22 Ağustos 2020de menfez çöktü; 1
operatör, 5 askerimiz şehit oldu.
Teşekkür ediyorum
Başkanım.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, şimdi Sayın Grup Başkan Vekillerinin söz
taleplerini karşılayacağım.
İlk söz İYİ
Parti Grup Başkan Vekili Sayın Erhan Ustada.
Buyurun Sayın Usta.
22.-
Samsun Milletvekili Erhan Ustanın, gelir vergisi dilimlerine,
Çarşamba Şeker Fabrikasına ve RTÜK üyeliğine ilişkin
açıklaması
ERHAN USTA (Samsun)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Genel Kurulu saygıyla
selamlarım.
Sayın Başkan,
biliyorsunuz, ücretlilerden vergi alınıyor -elbette bütün dünyada
olduğu gibi bizim ülkemizde de alınıyor- fakat burada bir
tuhaflık var. Maalesef, bu vergi dilimleri, gelir vergisi dilimleri çok
düşük miktarlarda, oranlarda artırıldığı için
geçmiş yıllara göre ücretliler yani çalışanlar,
işçiler, memurlar yüksek vergi dilimlerine yılın içerisinde
patır patır giriyorlar bir anlamda. Şimdi, rakamlara
baktığımızda, mesela, bu yılın toplamında
yaklaşık yüzde 90 civarında -enflasyon çok yüksek olduğu
için maalesef- bir ücret artışı oldu , maaş
artışları oldu fakat baktığınızda vergi
dilimlerindeki artış yüzde 30 ila 33 arasında kaldı.
Dolayısıyla, vergi dilimleri üzerinden, vergi dilimlerinin
alanın dar tutulması veya ücret artışlarına paralel
bir şekilde artırılmaması yüzünden ciddi bir vergi yükü
doğdu çalışanlarda. Şimdi, Anayasa diyor ki: Vergi kanunla
konulur. Aslında hiçbir kanuni düzenleme yok, kanunda da bir
değişiklik yok fakat bu vergi dilimleri -bu Maliye
Bakanlığının bir tasarrufu- üzerinden yapılan bu
operasyonla diyelim veya vergi dilimlerin düşük artırılması
suretiyle çalışanların vergi yükü olağanüstü şekilde
artırılmıştır. İnsanlar zaten geçinmekte
zorlanıyor, insanlar zaten sıkıntıda, bir de haksız
bir vergi alınması suretiyle insanların net ücretinin daha da
azaltılması hiçbir şekilde kabul edilemez.
Şimdi, bu konu Bakan
Nebatiye televizyonda soruluyor, kendisi diyor ki: Bunun yükü 200 milyar
lira, bunu kabul edemeyiz. Ya, bu hesabı size kim yapıyor
kardeşim? Sizin hesaptan kitaptan haberiniz yok mu? 2022 yılında
güncellenmiş, arttırılmış vergi tahsilat
rakamlarına göre toplam gelir vergisi tevkifatı zaten 300 milyar
lira. Biz biliyoruz ki -bu çok açıklanmıyor ama geçmişten gelen,
teknisyenliğimizden bildiğimiz rakam- vergi tevkifatlarının
yaklaşık 55i ücret tevkifatıdır. Yani 2022de bütün
ücretlilerden toplayacağımız vergi zaten 165 milyar lira. Yani
Ücretlilerden hiç vergi almıyorum, bütün oranları
sıfırladım. deseniz 2022 yılı maliyeti 165 milyar
lira, 2023 yılı için de bunun maliyeti en yüksek 250 milyar lira
olur. Bu, vergi dilimlerindeki artış eğer ücret artışlarına
paralel bir şekilde arttırılmış olsaydı, buradan
şu andaki tahsilata göre vergi kaybı... Buna vergi kaybı da
diyemeyiz yani hukuksuz vergi alınıyor. Bu hukuksuz vergi 25 milyar
lira, 2023 yılında 38 milyar lira olurdu. Anlatabiliyor muyum? Yani
dolayısıyla hukuksuz bir şekilde 2022 yılında 25
milyar lira çalışanlardan vergi alınmıştır. 2023
yılı için de 38 milyar liradır, bunun düzeltilmesinin
doğuracağı vergi kaybı da bu kadardır. Bu hukuksuz
vergi artışına Dur! demek lazım, çalışanların
sesine kulak vermek lazım.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; diğer bir konu, bu Çarşamba Şeker
Fabrikası meselesi. On bir yıldır Çarşamba Şeker
Fabrikası kapalı. Niye kapalı?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun) - Çünkü
işte, şu denildi, bu denildi, her seçim döneminde Yeniden
açacağız. denildi, her seçim döneminde vaatler verildi, hâlâ
kapalı. Ve üstelik, Çarşamba Şeker Fabrikası, şu anda
şeker fabrikalarının, devletin elinde olan şeker
fabrikalarının içerisinde teknolojisi de en yeni olan şeker
fabrikası. Bir yandan üretim, ihracat bilmem ne diyeceksiniz, bir yandan
da
Yani orada çiftçi üretmek istiyor, fabrika var, çalışanları
duruyor, fabrika on bir yıldır kapalı. Şimdi, en son ne
duyduk? Çalışanların lojmanları bedelsiz bir şekilde
TOKİ'ye devredilmiş ve bakın, yağmalama bu,
yağmalamadır, bunun başka bir adı yok, buna ilişkin
görüntüler var, şimdi, peyderpey makineler boşaltılıyor ve
böyle bir fiilî durum yaratılıyor. Çarşamba ve bizim bölgemiz
için; sadece Çarşamba değil, oradaki bütün bölge için Çarşamba
Şeker Fabrikası önemlidir, biz bunun bir an evvel
açılmasını istiyoruz, bu yağmaya da bir son verilmesini
istiyoruz.
Şimdi, diğer bir
konu, son günlerde kamuoyunun gündeminde, bu RTÜK üyeliği meselesi.
Sayın Başkan, biliyorsunuz, Taha Yücelin istifasıyla
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ERHAN USTA (Samsun)
Teşekkür ederim.
1 Temmuz itibarıyla RTÜK
üyesi olan Taha Yücel görevinden ayrılmıştır. Buna
ilişkin kamuoyuyla paylaşılan bir bilgi yok, tabii,
şeffaflık sıfır olduğu için bu Hükûmette; biz bunu
nerden anlıyoruz? ASELSAN web sitesinde Taha Yücelin kendi
açıklamasından anlıyoruz, diyor ki: 1 Temmuz itibarıyla ben
RTÜKü boşalttım, ASELSANdaki görevime başladım.
Şimdi, RTÜK Kanunu ne diyor? 35inci maddesinin (5)inci fıkrası
diyor ki:
üyeliklerde herhangi bir sebeple boşalma olması hâlinde,
boşalma tarihinden veya boşalma tarihinde Türkiye Büyük Millet
Meclisi tatilde ise tatilin bitiminden itibaren bir ay içinde aynı usulle
seçim yapılır. Şimdi, boşalma tarihi ne? 1 Temmuz; o zaten
bekletilmiş, bilerek yapılmış bir tarih. Ama 1 Temmuzda
Türkiye Büyük Millet Meclisi açıktı, bunlar tabii 1 Temmuz Cuma,
Türkiye Büyük Millet Meclisi tatile girecek. hesabından böyle bir
şey yaptılar fakat açığa düştüler. 1 Temmuzda Türkiye
Büyük Millet Meclisi açıktı, çalıştı. Kanuna göre
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Toparlayalım lütfen.
ERHAN USTA (Samsun)
Toparlayacağım Başkanım. Bu konu biraz mühim, biraz da
şey müsamahanıza sığınacağım.
1 Temmuzda Meclis açık,
dolayısıyla kanunda Meclis açıksa bir ay içerisinde Mecliste
seçim yapılması lazım. diyor. Bunun için RTÜK yazı
yazmış, bunun çok bir önemi yok. Tabii, RTÜKün biz ne kadar
siyasallaştığını biliyoruz zaten, RTÜKün tetikçilik
yaptığını bilmeyen yok. RTÜKten yazı beklemenin bir
anlamı yok, yazı beklenmesi gerekmiyor, kanun RTÜKten yazı
beklenir. filan demiyor, Meclis Başkanının inisiyatif alıp
bunu yapması gerekirdi. 1 Ağustosta Meclis kapalı, şu
denilebilir: Efendim, 1 Ağustosta Meclis kapalı olduğu için biz
bunu yapamadık, gecikti. Ama 1 Ekim tarihinde o zaman niye bu
yapılmadı? Hadi 1 Ekim Cumartesiydi, o gün özel bir gündemdi. Geçen
hafta Anayasa Mahkemesi üyeliği dâhil seçimler yapıldı, niye bu
yapılmadı? Niye yapılmadı? Çünkü o günkü aritmetiğe
göre yani düne kadarki olan aritmetiğe göre bu seçim
yapılmış olsaydı bu üyelik İYİ Partiye geçecekti. İYİ Partinin hakkı
olan üyelik, şimdi, bir operasyon yapıldı... AK PARTİ dün
yeni bir transfer yaptı, o mevzuya girmiyorum ben.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ERHAN USTA (Samsun) O,
sayın milletvekilinin takdiridir, o konuya girmiyorum ancak bu, yazın
gündeme gelmişti, tepkiler olunca durduruldu. Şimdi herhâlde acele
edildi, dünkü AK PARTİye geçişten sonra, aritmetik olarak, Meclis
aritmetiğine göre İYİ Partiye verilmesi gereken, İYİ
Partide olması gereken RTÜK üyeliği tekrar AK PARTİye geçti. Ne
yapacağız yani şimdi, biz de bir transfer mi yapacağız?
Böyle bir şey olabilir mi? Yani böyle bir hukuksuzluk kabul edilebilir mi?
Burada bir hak gasbı var Sayın Başkanım. Yani biz bu
Hükûmetin hukuk tanımadığını, siyasi nezaketi
olmadığını filan biliyorduk ama bu kadarına pes!
dedirtecek bir durum ortaya çıkmıştır. Hatta bakın,
Meclis Başkanlığı... Yani burada benim muhatabım
sadece RTÜK değil, Meclis Başkanlığı da bizim
muhatabımız. Meclis Başkanlığı, mesela, 2005
yılında aynı şeyle karşılaşmış
-burada, işte, buyurun tutanakları var- 2005 yılında RTÜK
üyeliği seçimi için Meclis olağanüstü toplanmış. Hadi burada
olağanüstü toplanmıyor, ya hiç olmazsa Meclis açılmış,
on iki gün olmuş; niye bu, gündeme alınmıyor? Bu aritmetik
beklendi, Meclis aritmetiği üzerinden siyasal mühendislikle İYİ
Partinin hakkı gasbedilmiştir, hukuksuzluk
yapılmıştır, kanun açıkça çiğnenmiştir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son sözlerinizi
alayım Sayın Usta.
ERHAN USTA (Samsun) -
Bitireceğim.
Bunu hiçbir şekilde
kabul etmek mümkün değil. Tarafsız olan, olması gereken RTÜK
zaten tarafsız olmadığı gibi, Meclis Başkanlığı
da tarafsız bir şekilde davranmamıştır ve bunun, bu
üyelik seçiminin yapılması bugüne kadar engellenmiştir;
şimdi, bundan sonra yapılacaktır. Bugün ne öğrendik? Dün
biliyorsunuz aritmetik değişti bir transferle, bugün sabah
itibarıyla RTÜK yazı yazıyor; böyle bir şey olmaz ya,
gözümüzün içine baka baka üç buçuk ay sonra RTÜK yazı yazıyor.
Yazıklar olsun, bu kadar hukuksuzluğa değmez, 1 RTÜK
üyeliği için değmez Sayın Başkan. Bu, iktidarın
geldiği âcizliği de gösteriyor; bu, bitmişliği; bu, tükenmişliği
gösteriyor. 1 tane RTÜK üyeliğinden medet uman bir siyasal iktidar bugün
Türkiyeyi yönetiyor.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın
Usta, teşekkür ediyorum.
Halkların Demokratik
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Hakkı Saruhan
Oluç.
Buyurun Sayın Oluç.
23.-
İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, Deniz Poyraz
davasına, iktidarın yeni ekonomi modeline, ilaç krizine, benzine ve
motorine yapılan zamlara ilişkin açıklaması
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller,
şimdi, biliyorsunuz Deniz Poyraz katledilmişti İzmir il
binamızda; Deniz Poyrazı katleden kişinin duruşmaları
sürüyor, 6ncı celse oldu bugün. Yani biz hep söyledik Soruşturma
süreci çok sorunlu. diye. Aslında o katilin arkasındakiler
kimlerdir, azmettiren planlayıcılar kimlerdir? diye hep sorduk fakat
soruşturma sürecinde bu ortaya çıkarılmadı, katil
hızla tutuklandı ve doğru dürüst soruşturma
yapılmadı. Yargılama süreci de adil değil, bugün mahkeme
heyeti salonu değiştirdi, İzmir Adliyesinden Şakran Cezaevi
içindeki salona alındı. Bugün duruşma içinde arbede
çıktı, duruşma salonunun içine gaz sıktı kolluk gücü.
Ama bunların hepsini bir kenara koyuyorum, esas olan bunlar değil,
bunlar zaten alışılmış şeyler, mahkeme
heyetlerinin tutumları. Hani biz hep Hangi saiklerle bu cinayet
işlendi? Arkasında kim var bu cinayetin? diye soruyorduk ya, bugün
katil -ismini anmak istemediğim katil- ilginç bir şey söyledi, dedi
ki: Ben HDP kapatma davası iddianamesinin dosyaya dâhil edilmesini
istiyorum. Gerekçesi ne biliyor musunuz? Çünkü benim
yaptığımın gerekçesi o iddianamenin içinde. dedi.
Aslında katil açıkladı; katil, bu işin arkasındaki
güçlerin hangi zihniyete dayandığını açıkladı
bugün duruşmada, esas mesele bu. Bu söyleneni mahkeme heyeti
soruşturmayı genişletmek için bir gerekçe olarak kullanacak
mı dersiniz? Kullanmayacak ama katilin bu söylediği laf tutanaklara
geçti, bizim hafızamıza yazıldı. Kapatma davası
iddianamesindeymiş katilin o cinayeti işlemesinin gerekçesi, bunu da
kayıtlara geçirmiş olalım.
Sayın
vekiller Cari fazla gerçekleştireceğiz. diye bir yeni ekonomi
modeli açıkladı bu iktidar ve bir yıl önce böyle bir yola
çıkışı gerçekleştirdiler. Bugün
baktığımızda, Türkiye'nin elinde rekor seviyeye ulaşan
bir cari fazla değil ama cari açık var gerçekten. Dün rakamlar
açıklandı, Merkez Bankasının açıkladığı
verilere göre, geçen yılın ağustos ayında 1 milyar 75
milyon dolar fazla veren cari işlemler hesabı bu yılın
aynı döneminde 3 milyar 112 milyon dolar açık vermiş,
ağustos karşılaştırmaları.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Buyurun.
HAKKI
SARUHAN OLUÇ (İstanbul) Yılın ilk sekiz ayında cari
açık geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 211
artmış ve 39 milyar 717 milyon dolara ulaşmış yani
neredeyse 40 milyar dolar. Orta vadeli program açıkladı bu iktidar, o
orta vadeli programda 2022 için on iki aylık cari açık tahmini 47
milyar dolardı, şimdi bu görünene göre böyle giderse 55-60 milyar
dolara kadar uzanacak cari açık. Yani Türkiye'nin cari
açığı 2018 yılından bu yana en yüksek rakama ulaşmış
vaziyette, böyle bir gerçekle karşı karşıyayız. Bu
nedir? Yeni ekonomi modeli iktidarın. Cari fazla yapacağız.
dediniz, cari açık oldu; Düşük ithalat yapacağız.
dediniz, ithalat rekorları kırılıyor ama bir Allahın
kulu da -bu iktidardan- çıkıp da demiyor ki: Ya, bizim yeni ekonomi
modeli gerçekten çok zırvaymış ve başarısız
oldu. Hani bunu da kayıtlara geçirmiş olalım.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) 28 Aralık 2021 tarihinde -yani neredeyse üç yüz on
beş gün geçti- Adalet ve Kalkınma Partisinin Genel Başkanı
Erdoğan demişti ki: Cari fazla vermeye
başlayacağımız günler inşallah yakındır.
Yaklaşık üç yüz on beş gün geçti, cari açık rekor üzerine
rekor kırıyor, üstelik de bu açığın yüzde 71i
kaynağı belirsiz kanallardan karşılanıyor,
kaynağı belirsiz kanallar. Bu meseleleri bütçe zamanında
konuşmaya devam edeceğiz elbette.
Sayın vekiller, ilaç
krizi sürüyor ve bunu biz çeşitli defalar konuştuk, konuşmaya da
devam edeceğiz. 2021 yılında SGK tarafından
karşılanmadığı için geri ödenmeyen ilaçlara
yurttaşlar kendi ceplerinden 6 milyar 220 milyon lira
harcamışlar, 2021 yılında. Bu tutar her yıl
katlanıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Toparlayalım lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Toparlıyorum.
2019 yılında her
100 kutudan 3,6sı geri ödeme kapsamında değilken, 2021de bu
oran yüzde 55 artmış ve 5,6ya yükselmiş vaziyette ve
geçtiğimiz yıl geri ödenmeyen ilaçlar için yurttaşın kendi
cebinden yaptığı ilaç harcaması 6 milyar 220 milyon lira
olmuş; bu tutar 2019da 2 milyar 980 milyon liraymış. Çok vahim
bir durum bu elbette ki. Bu konu hakkında da Tüm Eczacı
İşverenler Sendikası Genel Başkanı da açıklama
yapıyor ve diyor ki: İlaç yokluğu, vatandaşın
ödediği katılım ve fark ücretleri çekilmez bir hâl aldı; avro
kuru ile reel kur arasındaki makas açıldıkça ilaçlar ortadan yok
oluyor. Bu ciddi bir sorun yurttaşlarımız açısından,
buna bakmak lazım yani dövizlerle ilgili.
Bir konu daha var dövizlerle
ilgili değinmek istediğim, o da benzine ve motorine yapılan zamlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Son konu bu, efendim.
BAŞKAN Buyurun lütfen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Şimdi, iktidar ikide bir diyor ki: Küresel
gelişmelerden dolayı enerji fiyatlarındaki artışlar
nedeniyle zamlar oluyor benzin ve motorine. Bunun böyle
olmadığını ve bunun uydurma olduğunu biliyoruz,
değil mi? Veriler bunu gösterdi. Niye? 20 Şubat Ukrayna-Rusya
savaşı öncesinde Brent petrol fiyatı 96,5 dolar; o gün
Türkiyede benzinin litresi 15,29 Türk lirası; mazotun fiyatı da
15,56 Türk lirası. 24 Şubatta savaş patlak veriyor, Brent petrol
o zamandan haziran ayına 121 dolar bandına kadar ulaşıyor.
Ama şimdi Brent petrol yeniden savaş öncesi duruma gelmiş
vaziyette, 96 dolar bandında seyrediyor. Peki, bugün mazot ve benzinin
fiyatı ne? Benzinin litresi 20,74 Türk lirası olmuş; mazotun
litresi 28,59 Türk lirası olmuş. Belki ben konuşurken yine
artırma kararı alınmıştır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son sözlerinizi
alayım.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Benzin ve mazot aslında dünyadaki gelişmeler
yüzünden artmıyor, artmasının 1 tane nedeni var -aynı ilaç
fiyatlarında olduğu gibi- o neden de şu: Pahalı enerjinin
nedeni de ilaç fiyatlarındaki artışın nedeni de aslında
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanının faizleri
düşürüp dolar fiyatını 8 liradan 18,5 liraya
fırlatmasıdır yani mesele iktidarın yanlış
ekonomi politikalarından kaynaklanıyor. İlaç fiyatlarında
da benzin ve motorin fiyatlarında da bunu bu hâle getiren iktidarın
yanlış ekonomi politikasıdır, adımlarıdır.
Bunu da bir kez daha söylemiş olayım.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına Grup Başkan Vekili Sayın Engin Altay.
Buyurun Sayın Altay.
24.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, kanunda öngörülen iş ve
işlemleri savsaklamanın da kanunu çiğnemek olduğuna, RTÜK
üyeliğine, sansür yasasına ve yukarıdan gelen komutlara göre
kanun yapan Meclise ilişkin açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Yıllar önce bu Mecliste
şöyle bir laf etmiştim: İstemeyiz ama kanunlar da zaman zaman
ihlal edilir, çiğnenir ama kanunların çiğnenmeyeceği,
çiğnenemeyeceği tek yer varsa, bir yer varsa o da Meclistir
demiştim. Şimdi, kanunda öngörülen iş ve işlemleri
savsaklamak da kanunu çiğnemektir Sayın Başkan. Şu anda
sizin oturduğunuz makamın, vekâletini yürüttüğünüz makamın
sahibi dört aydır kanunu çiğnemiştir. Bu kabul edilemez. Biz
Türkiyede -beğenelim, beğenmeyelim- orta yerdeki Anayasaya herkesin
uymasının zorunlu olduğunu savunan bir
anlayıştayız.
Şimdi, RTÜKte bir
istifa oldu, dört ay önce oldu. Meclisteki aritmetiğe göre İYİ
Partiye düşecek bir üyelik idi. Ya, dur bakalım, bu AK PARTİ'ye
1 milletvekili transfer edersek bu RTÜK üyeliğini de biz alırız.
kafası pis ve kötü bir kafadır; kötü bir kafadır. Yazıklar
olsun! (CHP sıralarından alkışlar) Milletvekili
transferleriyle ilgili söylemedik söz bırakmayanların iş
kendilerine gelince bu işleri demokrasinin gereği sayması da
garip bir durumdur. Hadi -hadi demek doğru değil de- Meclisin
Sayın Başkanı parti aidiyetinden dolayı bir teslimiyet
yaşıyor, teslimiyet yaşıyor, reis efendiye karşı
bir teslimiyet yaşıyor. RTÜK Başkanı da o makamda
oturmayı hakikaten hak etmiyor ve -en azından kendi adıma ve
grubumuz adına- böyle bir RTÜK Başkanının orada
oturmasının hepimizin ve Meclisin ayıbı olduğunu
düşünüyorum. Allah var, geçmişte de gene böyle bir arıza
yapmıştı, ben de demiştim ki RTÜK Başkanı için:
Şarlatanlık ve şaklabanlık yapıyor. RTÜK
Başkanı bana dava açtı, kaybetti; hakaret davası açtı,
kaybetti. Ya, Allah'tan korkun ya, hak yenir de bu kadar açık hak yenir mi
ya? Yazıklar olsun! Bu ayıba ortak olanlara, bu günahı
işleyenlere yazıklar olsun, lanet olsun diyorum! (CHP sıralarından
alkışlar)
Şimdi, Sayın
Başkan, Tayyip Bey geçen, üç gün önce bir cümle kurdu. Şöyle:
Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin
olmadığı, yoksulluğun -Allah'ın izniyle-
olmayacağı bir Türkiye'yi biz hallederiz. Bunu biz yaparız.
Şu an itibarıyla onun hazırlığı içindeyiz. dedi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Düşün, düşün, düşün bulamıyorum bu
lafı niye etti? Çünkü döneminde o kadar yolsuzluk oldu, o kadar
rüşvet çarkları, ilişkileri oldu ki en son Sermaye Piyasası
Kurulu üzerinden dün Meclise getirdik, reddedildi. 2 danışman niye
atıldı o zaman? Tayyip Bey de burada bir sıkıntı
olduğunu kabul ediyor, SPK üzerinden bir rüşvet yolsuzluğu,
suistimal olduğunu, borsa manipülasyonu üzerinden fakir fukaranın
parasının soyulduğunu zımnen de olsa
Cumhurbaşkanı da 2 danışmanı işten atarak kabul
etmiş, Meclis Aman, biz bunu ellemeyelim. diyor ya; tıpkı
İYİ Partinin Erzurumda verdiği dilekçeyi savcının
alamaması gibi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Ve dedim ki: Tayyip Bey, yolsuzluğun ve rüşvetin
önünden gövdeni çek, Tayyip Bey, Meclisin üstüne gölge olma, yargının
üstüne gölge olma, yargının üstünden gölgeni çek. dedim.
Şimdi, taşlar
yerine oturdu, şöyle oturdu: Bir yasa görüşüyoruz, sansür
yasasını görüşüyoruz ve gördüğüm kadarıyla Cumhur
İttifakı çok kararlı; çözdüm ben meseleyi Sayın
Başkan.
Şimdi, Tayyip Bey'in üç
gün önce söylediğini şöyle okuyalım: Yolsuzlukların
konuşulmadığı, rüşvetin
konuşulmadığı, yoksulluğun -Allahın izniyle-
konuşulmayacağı bir Türkiyeyi biz hallederiz, bunu biz
yaparız, şu an itibarıyla onun hazırlığı
içindeyiz. Bu yasa, işte, o hazırlık bu yasa, bu yasa o. (CHP
ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Ve
İletişim Başkanı da ilk tebriğini yayınlamış,
hayırlara vesile olsun inşallah. Dezenformasyon Bülteni
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Benim daha ikinci ışığım.
BAŞKAN
Toparlayalım lütfen.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Tamam Başkanım.
Dezenformasyon Bülteni, bak,
bak, bak; cambaza bak. Şimdi, buraya madde madde dezenformasyonları
yazmış. Şimdi bu yasa çıkacak, Fahrettin Altun her hafta
böyle bir bülten yayınlayacak ve savcılar bu bülteni komut kabul edip
-yazıklar olsun öyle savcılara da- Yoksulluk var. diyen kodese,
Rüşvet var. diyen kodese, Yolsuzluk var. diyen kodese... Böyle bir
düzene de yazıklar olsun. (CHP sıralarından alkışlar)
Hodri meydan ey AK
PARTİ, ey MHP hodri meydan, biz, Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğünün bize verdiği bütün hakları,
obstrüksiyonları kullanacağız, kimse kusura bakmasın. Bu
yasanın
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Yapıyorsunuz zaten yapıyorsunuz.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Daha yapacağız, merak etme sen.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Bekleriz.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altay.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Elinizden geleni arkanıza koymayın, tamam mı?
BAŞKAN Sayın
Yıldız
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sen de koyma Feti Bey.
BAŞKAN
Tamamlayalım Sayın Altay.
METİN NURULLAH SAZAK
(Eskişehir) Konuşsun, konuşsun Başkan.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Yolsuzlukların örtbas edilmesi senin ne işine
geliyor onu da anlamış değilim ben.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Bizim işimize gelmez.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Neyse, sözümü kesme.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Sizin işinize gelir yolsuzluk.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sözümü kesme, otur yerine.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altay.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Terbiyeli ol benimle konuşurken.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sen terbiyesizsin. Ne Terbiyeli ol. bana.
BAŞKAN Sayın Yıldız
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Ne dedim de ben Terbiyeli ol. diyorsun bana?
BAŞKAN Sayın
Altay
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Terbiyesiz adam! Terbiyesiz adam!
METİN NURULLAH SAZAK
(Eskişehir) Bağırma.
BAŞKAN Genel Kurula
hitap edin Sayın Altay.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Yolsuzluk
Bizim dünyamızda yok öyle bir şey.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Konuşma, payanda oluyorsun.
BAŞKAN Buyurun,
tamamlayın lütfen.
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Yolsuzlukla bizi yan yana getiremezsin.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Gelme o zaman.
BAŞKAN Sayın
Altay, tamamlayalım, buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Şimdi özetle, daha bu hafta başında ey Meclis,
darphanede soygun var dedim ya, darphanede. 185 milyona yapılan bir
işi, Ahmetin yaptığı bir işin ihalesini 400 milyona
Mehmete verdiniz dedim, Mehmetin matbaası bile yok dedim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son sözlerinizi
alalım.
Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Bitiriyorum.
Mehmet aynı işi 185
milyona Ahmetin matbaasında Ahmete yaptırıyor dedim, aradaki
215 milyonu da cebine koyuyor dedim. Bunu araştıralım dedik.
Bunu da araştırmayan bir Meclis, yukarıdan gelen komutlara göre
kanun yapan bir Meclis nasıl milletin Meclisi olur?
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve
Kalkınma Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Mahir Ünal.
Buyurun Sayın Ünal.
25.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünalın, İstanbul Milletvekili
Engin Altayın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Keşke bu Mecliste dün de
konuştuğumuz gibi böyle bir üslup ve dil
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Ne var dilde, üslupta ya, ne var dilde, üslupta ya? Yolsuzluk
var demeyelim mi ya?
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)
Hukuk tanımaz, kendileri hukuktan, hukuk devletinden, anayasal düzenden
bahsederken kendilerine uygun olmayan hiçbir hukuki yapıyı, anayasal
düzenlemeyi ve yasayı geçerli ve gerçek görmeyen, istedikleri gibi her
konuyu kendilerine göre yontan bir dile karşı söyleyebileceğim
tek bir şey var. Jung diyor ki: Hiç kimse bir başkasını
yargılayacak kadar mükemmel değildir, kendisinde bu hakkı
görecek kadar hadsizdir sadece. Dolayısıyla bizim
yaptığımız bir yasal düzenlemeden yola çıkarak
Sayın Cumhurbaşkanımızla ilgili kullandığı
ifadeleri de ve AK PARTİyle ilgili kullandığı pis ve kötü
kafa ifadesini de Kötü söz sahibine aittir. ilkesine göre Sayın Altaya
iade ediyorum.
Öncelikle bakın,
eğer biz burada yasalara, Meclis İçtüzüğüne göre davranacaksak
bu ifadeler de bu konuşma üslubu da ne hukuka ne temel ilkelere -en
hafifinden artık nezaketi bir kenara bıraktık- nezakete de uygun
değildir.
Şimdi, en ufak bir
tepkiyle karşılaştığınızda
karşınızdaki insana Terbiyesizlik yapma! diye
bağırmazsınız.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Terbiyeli ol! diyen o ya! Terbiyeli ol! diyen o ya!
İSMET TOKDEMİR
(Hatay) Onu söyleyene bak, kayıtlara bak.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Kayıtlara bak da öyle konuş ya!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Şimdi, en ufak bir eleştiriyle
karşılaştığınızda hemen yolsuzluk,
hırsızlık ithamıyla sesinizi yükseltip bağırmaya
başlamazsınız. En temel ahlaki ve insani ilke şunu
gerektirir ki bir insanın nezaketinden daha güzel bir şey
olamayacağı için karşınızdakini anlamaya
çalışırsınız.
Bu ülkede yasal çerçeveyi
ortaya koyduğunuzda diyorlar ki: Biz yargıya güvenmiyoruz. Diyorlar
ki: Sarayın yargısı.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Evet.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Diyorlar ki: Sarayın savcısı.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Aynen öyle.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Diyorlar ki: Sarayın hâkimi.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Aynen öyle.
RAFET ZEYBEK (Antalya)
Doğru söylüyoruz Başkan.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Bu ülkenin onurlu, haysiyetli savcılarına ve
hâkimlerine
RAFET ZEYBEK (Antalya) FETÖnün
savcıları da haysiyetli Başkan!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş)
sürekli olarak iftira etmek
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Bu kadar rüşvete karşı bir tane
soruşturma mı açılmış?
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş)
ve yapılan kararlar, alınan kararlar
kendileriyle ilgili olumlu çıktığında alkışlayan,
olumsuz çıktığında hakaret eden, aşağılayan
bir dille karşı karşıyayız. Bu dil kaybedecek ve
kazanamayacaklar.
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkan. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
RAFET ZEYBEK (Antalya) Bu
ülkede 12 bin hâkim savcının 4 bini terörist çıktı.
Bunları görmemezlik yapma!
BAŞKAN Sayın
Zeybek
Sayın Altay, buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Diğerlerini geçtim de bu ülkenin savcılarına
ve hâkimlerine hakaret etmekle beni itham etti, sataşmadan söz istiyorum.
İsterseniz yerimden söz
verin.
BAŞKAN Yerinizden
açalım mikrofonunuzu.
Buyurun Sayın Altay.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sarayın savcısı, sarayın hâkimi
demiyor musunuz?
26.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Kahramanmaraş Milletvekili
Mahir Ünalın yaptığı açıklamasındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sarayın savcısı olduğunu
Şimdi,
bugün
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Nikâhını sarayda yaptı adam. Nikâhını
sarayda yapan var.
BAŞKAN Sayın
Aydoğan, Grup Başkan Vekiliniz konuşuyor.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Süreyi yeniden açalım Başkanım.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) İşinize gelmediği zaman
kararlarınızda bu ifadeyi kullanmıyor musunuz?
ENGİN ALTAY (İstanbul)
Şimdi, biz kimseye hakaret etmeyiz de artık AK PARTİ için bir
ritüel oldu, kendilerine karşı olanlar, yaptıkları
yanlışa ses çıkaranlar ya teröristtir, ya bölücüdür, ya vatan
hainidir, ya dış güçlerin piyonudur; bu böyle. Sizi tenzih ediyorum
ama iktidarınız çalıp çırpacak ve biz sessiz
kalacağız öyle mi; bunu kimse bizden beklemesin. Çok net söylüyorum.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Ya, elinde bilgi, belge varsa
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Var, söyleyeceğim.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş)
neden götürüp savcıya teslim etmiyorsun?
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Ya, verdik kardeşim. İYİ Parti suç
(Gürültüler)
ALİ KENANOĞLU
(İstanbul) Ticaret Bakanınızın hırsızlık
yaptığı ortaya çıktı, yolsuzluk yaptığı
ortaya çıktı ya.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Şimdi bilgiyi
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
METİN GÜNDOĞDU
(Ordu) Yalan yanlış bilgilerle söylüyorsunuz. Hiçbir bilgi
doğru değil, konuşuyorsunuz. Götürün savcıya.
BAŞKAN Siz devam edin
Sayın Altay, buyurun, Genel Kurula hitap edin.
ENGİN ALTAY (İstanbul)
Bilgiyi, belgeyi savcıya götürüyoruz.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Çorlu tren kazası...
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Savcı bizimkini kerhen aldı daha dosyayı
açmadı. İYİ Parti teşkilatı götürdü, savcı
adliyenin arka kapısından çıktı. Nasıl yapacağız
onu bilmem ama bak bir şey söyleyeyim. Türkiye Cumhuriyetinin
İçişleri Bakanı canlı yayında Mafyadan her ay 10 bin
dolar -haraç, avanta, harçlık, bahşiş, ne dersen de- alan bir
milletvekili var. dedi, ey savcılar! Ben savcılara hakaret etmedim
ama 6.500 savcı var bu ülkede, bir tane mi cesur savcı yok ya! Bunu
istemek benim hakkım değil mi? Bu, rüşvet, takibi şikâyete
dayalı bir suç değildir.
Başka örnek vereyim mi?
Sezgin Baran Korkmaz; dünyada, Türkiyede kara para
aklayıcılığından dolayı hakkında bir itham
var. Adamın yurt dışına çıkış
yasağı vardı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Son sözünüzü
alayım Sayın Altay.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) İlk dakikayı konuşamadım ki.
Adamın mal
varlıklarına el konulmuştu yargı kararıyla. Sonra ne
oldu Sayın Başkan? Mal varlığına el koyma kararı
kaldırıldı yargı kararıyla. Yurt dışına
çıkış yasağı kaldırıldı yargı
kararıyla. Ben bunlara yargı kararı demiyorum, özür dilerim,
saray talimatıyla. Adam kaçtı. Amerika da arıyor adamı,
Amerika aldı Avusturyadan ve Türkiye Cumhuriyetinin İçişleri
Bakanı dedi ki bu kaçış için: Bu, bir devlet operasyonuydu. Ey
savcılar, ey hâkimler; talimatla çalışmayı
bırakın! Buradan söylüyorum, başıma ne gelecekse gelsin.
Ben bu ülkede hakkı hukuku savunmak zorundayım, adaleti savunmak
zorundayım. Herkesten de aynısını beklerim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ederim Sayın Altay.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Başka örnek vereyim mi?
BAŞKAN Süreniz tamam
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, eğer tekrardan
aramızda döneceksek
Böyle bir usul yok.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Döneriz.
BAŞKAN
Dönmeyeceğiz, tamam.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sataşma yaptı, cevap veriyorum.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Ben kendisine sataşmadım, ismini de
kullanmadım.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Benim konuşmam üzerine konuştun.
BAŞKAN Sayın
Altay, örnekler yeterli diye düşünüyorum.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Örnek çok Sayın Başkan.
ERKAN AYDIN (Bursa) Bir
dosya var, bir klasör var, teslim ederiz.
BAŞKAN Çok, evet.
Yeterli diye düşünüyorum.
Sayın Baltacı,
buyurun.
27.-
Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacının, Kastamonu İnebolu
Limanına ilişkin açıklaması
HASAN BALTACI (Kastamonu)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Kastamonu İnebolu
Limanının işletme hakkı 2016 yılında kırk
dokuz yıllığına Cengiz Holdinge peşkeş
çekilmiştir. Bu özelleştirme İnebolu balıkçısına
modern, daha geniş barınak sözü verilerek, İnebolu
esnafına, halkına Ro-Ro ve kruvaziyer gibi ticaret gemilerinin
artık ilçe kıyılarına yanaşacağı, ilçe
ekonomisinin şahlanacağı vaadinde bulunarak
gerçekleştirilmiştir. Ancak gelin görün ki ne İnebolunun
balıkçı barınağı vardır ne de
kıyılarına o ticaret gemileri yanaşmaktadır.
Şahlanmak bir yana İnebolu eski günlerini aramaktadır.
İnebolu balıkçı barınağı bir an önce
yapılmalıdır. İnebolu Limanı Cengiz Holdingin
değil, İnebolunun, tüm Kastamonunun çıkarına hizmet
etmelidir çünkü İnebolu bağımsızlıktır,
İnebolu istiklaldir, İnebolu kurtuluştur. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Gülüm
28.-
İstanbul Milletvekili Züleyha Gülümün, Nagihan Akarselin evinin önünde
uğradığı silahlı saldırı sonucu
katledilmesine ilişkin açıklaması
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Jineoloji Araştırma Merkezi üyesi, jineoloji ve kadın
haberciliği üzerinde birçok önemli araştırmaya imza atan, Irak
Kürdistanında kadın kütüphanesinin kurulması için
çalışan, kadın özgürlük mücadelesine hayatını
adamış Jineoloji dergisi editörü Nagihan Akarsel Süleymaniyede
evinin önünde uğradığı silahlı saldırı
sonucu katledildi. Biz kadınlar bu katliamı yapan zihniyeti
tanıyor ve biliyoruz. Nagihan Akarselin hakikat
arayışını sürdürmeye, kadın özgürlük mücadelesini
yükseltmeye devam edeceğiz. Faşist erkek devlet zihniyeti bilsin ki
Nagihan Akarselin kalemi asla yere düşmeyecek. Tahrandan Diyarbakıra,
Diyarbakırdan İstanbula, İstanbuldan Berline değin tüm
dünya kadınlarının haykırdığı gibi
(*)
BAŞKAN Sayın
Şahin
29.-
Hatay Milletvekili Suzan Şahinin, Hatay Büyükşehir Belediyesinin su
fiyatlarına ilişkin açıklaması
SUZAN ŞAHİN (Hatay)
AKP ve MHP Meclis üyeleri Türkiye genelinde CHPli belediyeler halka hizmet
yapmasın diye ellerinden geleni yapıyorlar. Hatayda da durum
aynı. Siyasi ikballeri uğruna belediyeleri
çalıştırmayıp belediye şirketlerini iflas ettirip
vatandaşı cezalandıran AKPli ve MHPli Meclis üyeleri Hatay
Büyükşehir Belediyesinin su fiyatlarını 2017 fiyatlarında
tuttular, yıllardır artış yapılmasına izin
vermiyorlar, zorla yapılan komik bir artışla milleti kandırıyorlar.
4 ila 10 kat arasında artan maliyet rakamlarının, mazot,
inşaat, akaryakıt fiyatlarındaki, personel giderlerindeki
artışların, yarattıkları enflasyonun,
pahalılığın utancını yaşayacaklarına
maliyetin üçte 1i fiyatına denk gelen bir ücrette tutarak su,
kanalizasyon hizmeti verilmesini önlüyorlar.
Müteahhitler ihalelere
girmiyor, halk mağdur. HATSUnun aylık geliri sadece aylık
elektriği ödemeye yetmiyor.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, gündeme geçiyoruz.
Başkanlığın
Genel Kurula sunuşları vardır.
VI.-
BAŞKANLIĞIN GENEL KURULA SUNUŞLARI
A)
Önergeler
1.-
Başkanlıkça, Trabzon Milletvekili Hüseyin Örsün, Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeliğinden geri çekildiğine
ilişkin yazısının 12/10/2022 tarihinde
Başkanlığa ulaştığına ilişkin önerge
yazısı (4/183)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, İYİ Parti Grup
Başkanlığının İç Tüzükün 21inci maddesi
uyarınca Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örsün Millî Eğitim,
Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu üyeliğinden geri çekildiğine
ilişkin yazısı 12 Ekim 2022 Tarihinde
Başkanlığımıza ulaşmıştır.
Bilgilerinize sunulur.
İYİ Parti Grubunun
İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir önerisi vardır,
okutup işleme alacağım ve oylarınıza
sunacağım.
VII.-
ÖNERİLER
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri
1.-
İYİ Parti Grubunun, Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ve
arkadaşları tarafından, ülkemizde gençlerin
karşılaştığı sorunların tespit edilerek
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 23/4/2022
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön
görüşmelerinin, Genel Kurulun 12 Ekim 2022 Çarşamba günkü
birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
12/10/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
12/10/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından,
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını
saygılarımla arz ederim.
Erhan
Usta
Samsun
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
Aksaray Milletvekili Ayhan
Erel ve 20 milletvekili tarafından Ülkemizdeki gençlerin
karşılaştığı sorunların tespit edilerek
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 23/4/2022
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerin 12/10/2022 Çarşamba
günkü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN İYİ
Parti grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden Aksaray
Milletvekili Sayın Ayhan Erel.
Buyurun Sayın Erel.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA AYHAN EREL (Aksaray) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, yüce Türk milleti; İYİ Parti olarak gençlerimizin
yaşamış olduğu sorunların belirlenmesi ve bu
sorunların çözümü amacıyla vermiş olduğumuz önergemiz
üzerine söz almış bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Gençler, geleceğimizin
mimarları, ülkemizin en büyük serveti, gücü, ümidi ve umududur. Bir
milletin gençliğinin hayalleri, umutları, düşleri o milletin
geleceğidir çünkü gençlik geleceğimizdir, gençliği olmayan bir
milletin geleceği de olmaz.
Değerli milletvekilleri,
ülkemizde 30 yaş altı 21 milyon vatandaşımız
vardır. Bu gençlerin yüzde 25i istihdamda, yüzde 42si öğrenci,
yüzde 33ü evde oturuyor yani 7 milyona yakın gencimiz ne bir işte
çalışıyor ne de okula gidiyor, düşünebiliyor musunuz?
Gençler bugünkü ortamda dinamizmi, hayal kurma kabiliyetini, heyecanı,
risk alma eğilimini ve girişimcilik özelliklerini kaybettiklerini;
karşılaştıkları sorunlarla baş etmekten
yorulduklarını; yarıştırılmaktan,
yalnızlaştırılmaktan, uzaklaştırılmaktan,
baskılanmaktan, sarsılmaktan, çocukluktan yetişkinliğe yol
alırken hırpalanmaktan ve bir o kadar da
aşağılanmaktan bıktıklarını ve
itirazları olduğunu söylemektedirler.
Gençlik raporları,
çalıştay, TÜİK verileri, anket sonuçları ve bizzat
gençlerden edindiğimiz sorunları şunlar: Eğitimde
fırsat eşitliğinin sağlanmaması, niteliksiz
eğitim, istihdam ve işsizlik, meslek edinememe, barınma,
beslenme, ekonomik kaygılar, hak ve özgürlüklerin
kullandırılmaması, madde
bağımlılığı, lokal dezavantajlar, siyasi
katılımdan yoksunluk, depresyon, psikolojik şiddet. Bu sorunları
detaylandırdığımızda da o sorunun kaynağında
başka bir sorunun yattığını görmekteyiz. En temel
gençlik problemi olan işsizliğin sebeplerinden bir tanesi üniversite
ve diploma enflasyonu olduğunu, kalitesiz eğitim ve eğitimde
fırsat eşitliğinin ihlal edildiğini, yine barınma
sorununun üniversite sayısındaki artışın doğal
sonucu olduğunu görmekteyiz.
Yurt, kütüphane, yemekhane,
sosyal tesis gibi eklentilerin planlaması yapılmadan sadece piyasa
taleplerine karşılık vermek maksadıyla fiziki ve sosyal
altyapıdan yoksun binalara üniversite tabelası asılarak
üniversitelerden işsiz öğrenci yetiştirmek bu iktidarın en
büyük özelliklerinden bir tanesi.
Orta, az gelir grubuna mensup
öğrenci gençlerin barınma, beslenme, ulaşım, eğitim
giderlerini karşılayamadığı; spor ve kültürel sanat
faaliyetlerine katılamadığı da günümüzün gerçeklerinden.
Türkiyede iş arayan
gençlerin en büyük kaygısının kayırma, referans, iltimas,
torpil olarak bilinmesi devlete ve topluma olan güvenin ortadan
kaldırıldığını ortaya koymaktadır. Devlet
eliyle yapılan merkezî sınavlar ve atamalarda dahi hukuka
aykırı işlemler, soruların
sızdırılması, sonuçların güvenilirlik ve hukuka
uygunluktan uzak olması gençlerde kaygı, güvensizlik ve umutsuzluk
yaratmaktadır. Öte yandan bu kaygılı ve güvensiz ruh hâlinin
neticesi olarak depresyon, bunalım, alkol ve madde
bağımlılığı gibi toplum
sağlığını ve huzurunu bozan sorunlar görülmektedir.
Yine, Türkiyede güven
vermeyen istikrarsız ekonomi, temel hak ve özgürlüklerin
kısıtlanması, yaşam tarzına müdahale edilmesi,
şiddetin artması ve iktidarın otoriter tavrının
etkisiyle Türk gençlerinin birçoğunun yurt dışında
eğitim almak, yurt dışında çalışmak istemesi de
günümüzün gerçeklerinden. Kentsel ile kırsal arasındaki
dezavantajların ortadan kaldırılamaması da günümüzün
sorunlarından.
Bugün Sayın Genel
Başkanımız Meral Akşener grup toplantısında
gençlere şöyle hitap etti: Ey, Türk istikbalinin evladı! Sakın
yılma; yılma ki zehirli sözlerini üzerimize kusanlar değil, hürriyet
gibi ışıl ışıl parlayan gözler çoğalsın.
Sakın susma; susma ki yalanlarını koca bir ülkenin üzerine kara
toprak gibi örtmeye çalışanlar değil, yalnız kendi
milletine inanan, yalnız kendi milletine güvenen, yalnız kendi
milletine çalışanlar kazansın. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar) Sakın yıkılma;
yıkılma ki üzerinde doğmanın gurur verdiği bu cennet
topraklarda kahredici istibdada karşı millet iradesini hâkim
kılmak isteyen bu kutlu mücadele yaşasın.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
AYHAN EREL (Devamla)
Sakın korkma; korkma ki gölgeler altında yaşayanlar değil,
aklın ve vicdanın güneşini taşıyanlar kalsın.
Sakın gitme; gitme ki ülkeyi babasının çiftliği zannedenler
değil, milletine hayırlı evlat olmak isteyenler kalsın.
Sakın vazgeçme; vazgeçme ki haklı öfkenden doğru umutlar,
yüreğindeki sıkışmadan bambaşka
kıvılcımlar saçılabilsin. Ve sevgili genç kardeşim,
sahip olduğun o kutlu mirası sakın unutma.
Bu duygu ve düşüncelerle
geleceğimizin teminatı olan gençlerimiz için verdiğimiz önergeye
siyasi partilerin de politikaüstü görerek kabul oyu vermelerini yüce
heyetinizden talep ediyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum.
(İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Diyarbakır Milletvekili
Sayın Dersim Dağ.
Buyurun Sayın Dağ.
(HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA DERSİM
DAĞ (Diyarbakır) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; yoğun bir genç nüfusa sahip olmamıza rağmen
iktidarın gençliğe dönük politikaları tam bir fiyasko.
Eğitim sistemine
bakıyoruz, her gün değişen ve değiştikçe gençlerin
battığı, borçlu olduğu, barınamadığı,
beslenemediği bir eğitim sistemiyle karşı
karşıyayız. En son, barajın kaldırılmasıyla
beraber üniversitelerdeki dolum oranı arttı ama buna denk düşen
yurt yapılmadı, buna denk düşen barınma sorunu çözülmedi;
ranza sistemine dönüştürüldü bütün yurtlar ve ranza sistemiyle beraber
aslında koğuşu andıran, cezaevi sistemini andıran
yurtlar gerçekleştirildi ve bununla beraber tek tip yemek sistemine
dönüldü. Şatafat içinde yaşayanlar, öğrencileri tek tip yemeye
mecbur bıraktı.
Gençlerin sorunu elbette
sadece barınamamak değil sadece beslenememek değil sadece
nitelikli eğitim alamamak değil. Üniversiteye giden bir genç, mezun
olduktan sonra işsizlikle karşı karşıya kalıyor; tekrar
barınamama, tekrar beslenememe ve geçinememe sorunuyla karşı
karşıya kalıyor. Onlarca üniversite mezunu genç, işsiz ve
ülkemizdeki dört gençten 3ü işsiz ve umutsuz. Türkiyeden bir umudu yok,
yurt dışını bir umut kapısı olarak görüyor, yurt
dışına çıkmak istiyor. Gençlerle beraber eğitim için,
iş için, barınma, beslenme ve geçinme sorunu için mücadele ediyoruz
ama şunu da çok iyi biliyoruz ki: Bugün, AKP iktidarının
gençlerin sorununu tespit etme gibi bir sorunu yok çünkü gençlerin zaten en
büyük sorunu AKP-MHP iktidarıdır. Ama biz buradan, ülkede umutsuz
olan, geçinemeyen, iktidarın tefecilik politikası yüzünden borçlara
mahkûm bırakılan, kredisini ödeyemeyen, 850 lira bursla geçinemeyen,
işsiz olan, umutsuzluğa kapılmış olan, yurt
dışını umut kapısı olarak gören tüm gençlere
sesleniyoruz: Bizler, gençlerle beraber, gençlerin iktidarı için mücadele
edecek ve ne olursa olsun, kadın düşmanı, genç düşmanı
bu iktidarı defedip yerine gençlerin iktidarını,
öğrencinin, emekçinin, kadının iktidarını
kuracağımızı belirtiyoruz. Eğer ki AKP iktidarı
gençlere dönük politikalarında samimiyse ilk başta gençlerin
borçlarını silsin, KYK borçlarını silsin ve barınma,
beslenme sorununu çözsün, nitelikli bir eğitim sağlasın diyoruz
ama AKP iktidarının böyle bir sorununun
olmadığını biliyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
DERSİM DAĞ
(Devamla) AKP iktidarının gençlerin sorununu çözmek gibi bir çözüm
noktasında ısrarcı olmadığını biliyoruz. AKP
iktidarı, sadece genç işsizliğini reddederek, sadece madde
bağımlılığını reddederek -ki 11-12
yaşına kadar düşürüldü madde kullanımı- üstünü örterek
gençlere dönük politikalar ürettiğini iddia ediyor.
Biz bir kez daha söylüyoruz:
Gençlerle beraber gençlerin iktidarını kurmaya geliyoruz. Gençlerin
düşmanı olan AKP iktidarını sarayından etmeye
geliyoruz.
Teşekkürler. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz talep eden Giresun Milletvekili Sayın Necati
Tığlı.
Buyurun Sayın
Tığlı. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA NECATİ
TIĞLI (Giresun) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
İYİ Parti tarafından verilmiş olan grup önerisi üzerine söz
aldım, Genel Kurulu ve yüce Divanı saygıyla ve sevgiyle
selamlıyorum.
85 milyonluk ülkemizde 16-24
yaş aralığında olan genç sayısı 14 milyona
yaklaşmış durumda. AKP iktidara geldiği gün doğan her
birey bugün 20 yaşında. O gençler henüz hayatının baharında
ama karanlık günler yaşıyor. İktidar, tüm toplum
kesimlerinde olduğu gibi onlara da hayatı zindan ediyor,
özgürlüklerini kısıtlıyor, eğitim imkânlarını
zorlaştırıyor, sağlık hizmetlerine
ulaşımını aksatıyor. Gençlerin eğitim,
işsizlik ve gelecek kaygısı başta olmak üzere saymakla
bitmeyecek çok sorunu var kıymetli vekillerim. İktidar,
yıllardır gençlerin sorunlarını görmezden geldi, onlara ne
istedilerse vermedi. Biz gençlerin sorunlarını görüyoruz, biliyoruz
ve Millet İttifakı olarak gençlerin sorunlarını çözeceğiz.
Gençler işsiz,
geniş tanımlı işsiz sayısı 8 milyonu aşmış
durumda. Gençler kaygılı, iyi bir gelecek kurmak için yurt
dışına gitmek istiyorlar. Gençlerin özgürlükleri
kısıtlı, tweet attı diye gözaltına
alınıyorlar. Gençler yaşadığı hayattan, hayat
şartlarından memnun değil. Gençlerin hayalleri var,
planları var ama bu iktidarın demir pençesi altında asla ve asla
umutları yok. AKP iktidarı öyle bir ülke yarattı ki bu ülkenin
gençleri çaresizlikten, yoksulluktan, işsizlikten kurtulmak için,
engellenen özgürlükleri yaşayabilmek için ülkemizden ayrılmak
istiyorlar. Gençlerin yüzde 76sı yurt dışına gitmek
istiyor, gençlerin yüzde 70i -ne acıdır ki- torpilin yetenekten daha
etkili olduğunu düşünüyor ama gençler, şartlar ne olursa olsun,
asla ve asla umutsuzluğa kapılmasın, o umudu biz inşa
edeceğiz ve gençlerin gençken öğrenmelerine, gençken gülmelerine ve
gençken hayatı dolu dolu yaşamalarına imkân
yaratacağız, en önemlisi de gençken hayal kurmalarını ve
hayallerini yaşamalarını sağlayacağız. Üniversiteye
giden ama yurt sorunu nedeniyle ağlayan gençlerin yurt sorununu çözerek
onların yüzünü güldüreceğiz; kantinden, yemekhaneden
karnını doyurmak için burs alan hiçbir genci faiz lobisine teslim
etmeyeceğiz; mezun olan gençlerin asla iş kaygısı
olmayacak; büyüyen, üreten, gelişen, fabrikalaşan Türkiyeyi onlarla
birlikte inşa edeceğiz. Gençler torpille değil, siyasi
referansla değil, liyakatle, başarıyla, bileğinin
hakkıyla işe girecek ve çalışacak. Gençlerin ezbere
bildiği Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürkün şu sözünü söylemek
isterim: Cumhuriyeti biz kurduk, onu sizler yaşatacaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
NECATİ TIĞLI
(Devamla) Genç kardeşlerim bu sözü unutmasın. Bu cumhuriyet de bu
ülke de bu vatan da sizlerin, geleceğe siz yön vereceksiniz, ilk seçimlerde
sandığa siz gideceksiniz. O zaman size bu hayatı zindan
edenlerden, özgürlükleri elinizden alanlardan, sizi fakirleştiren ve hayal
kurmaktan mahrum bırakanlardan sandıkta hesabını
soracaksınız.
İYİ Parti
tarafından verilen grup önerisini destekliyorum.
Genel Kurulu saygıyla
sevgiyle selamlıyorum. (CHP ve İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına İstanbul Milletvekili Sayın
Rümeysa Kadak.
Buyurun Sayın Kadak. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
RÜMEYSA KADAK (İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Çok kıymetli Genel
Kurul, İYİ Parti grup önerisi hakkında söz almış
bulunuyorum.
Şimdi, öncelikle hem
İYİ Partiye cevap vermek hem de benden önce konuşma yapıp
konuşması yanlışlarla dolu konuşmacılarımıza,
milletvekillerimize gençlikle ilgili çok kısa bilgi vermek istedim çünkü
Parlamentonun gençlikten bihaber olduğunu görmüş oldum maalesef
bugün.
Öncelikle gençlerden sözde
değil, özde bahsetmek ve gençlere sözde değil özde değer
vermek çok kıymetli; ben milletvekilliğim sürecinde bunu
gözlemlemiş oldum. Biz artık sizlerin birlikte çay içip
fotoğraflarınıza obje olmak veya önemsiyor gibi gözükmek için
vermiş olduğunuz önergelere konuk olmak istemiyoruz; burada bizzat
olup burada bizzat kendimizi anlatmak istiyoruz. (AK PARTİ
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar) Maalesef, tabii
birçok düzeltme yapmam lazım ama şunu da belirtmiş olmak
istiyorum: İlk başta, burada 50 yaş ortalamasına sahip bir
grubun gençlerle ilgili önerge vermesine, konunun öznesi olmayan herkesin
konuyla ilgili konuşmasına inanılmaz bozuluyordum; artık
açıkçası mutlu oluyorum çünkü siz serzenişinizi dile getirip
gençlerle ilgileniyor gözüktüğünüzde biz de aynı zamanda gençlere nasıl
çözüm getirdiğimizi buradan herkesin huzurunda dile getirme
şansı buluyoruz. (AK PARTİ sıralarından Bravo
sesleri, alkışlar; CHP sıralarından gürültüler)
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar) Burası
Meclis, burada herkes her konuda önerge verebilir.
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
Tabii gençleri anlamaya çalışan insanların burada gençler
konuşurken sesini yükseltmesinin de ne kadar ironik, kendileriyle
örtüşmeyen, bir tavır olduğunu herkese buradan belirtmek
isterim. (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
Birincisi, gençler sizin
geleceğiniz değil gençler artık bugününüzde; bunu kabullenmeniz
gerekiyor. İkincisi, sizler konuşurken hâlâ gençlerin problemlerini
anlamak için öneri verirken biz iki ayda neler yaptık biraz onlardan
bahsedeceğim:
Birincisi, 150 bin üniversite
öğrencisine her yıl ailesini görmesi için yılda 2 kez
ulaşım desteği vereceğiz. İkincisi, 198 bin yurt
kapasitesini 800 binin üzerine çıkardık. (İYİ Parti
sıralarından gürültüler)
Beni dinlerseniz çok memnun
olurum. Dinlemek zorunda değilsiniz ama konuşmalarınız
yanlış dolu, bence dinlerseniz çok güzel olur.
YAŞAR KIRKPINAR
(İzmir) Öğrenirsiniz, doğru.
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
Dünyada bunun şu anda örneği yok. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim, çok
teşekkür ederim.
FAHRETTİN YOKUŞ
(Konya) Aferin sana, ne güzel anlatıyorsun(!) Yalan hikâyesini anlat
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
İspanya öğrenci konaklama talebini yüzde 6 karşılarken
FAHRETTİN YOKUŞ
(Konya) Anlat anlat, heyecanlı oluyor.
RÜMEYSA KADAK (Devamla) -
İngiltere yüzde 4ünü karşılarken, Amerika bugün yüzde 12sini,
Fransa yüzde 15ini, Almanya yüzde 11ini karşılıyorken biz
kaçını karşılıyoruz muhalefette bilen 1 kişi
varsa gerçekten çok memnun olacağım.
FAHRETTİN YOKUŞ
(Konya) Aferin sana, çok zekisin!
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
Bildiğinizi sanmıyorum. Biz yüzde 92sini karşılıyoruz
şu anda Türkiye Cumhuriyeti olarak. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
KYK beslenme
yardımını 25ten 60a çıkardık; aylık 1.800 TL
demek bu.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
4 kişilik odaları 8 kişiye
çıkardığınız için yurtlarda adım atacak yer
kalmadı odalarda, onu konuşalım.
RÜMEYSA KADAK (Devamla) KYK
yurt ücretlerinde bu yıl değişiklik yapmayarak, güncellemeyerek
(CHP sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından
kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, lütfen
Devam edelim.
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
Arkadaşımız yurtlardaki ranzalardan bahsetti; çok teşekkür
ederim, benim konuşmamda yoktu. 2002 yılında bu yüzde 81 iken
-ranza sayısı- şu anda yüzde 89u karyola ve baza. Çok
teşekkür ederim bunu dikkatime sunduğunuz için.
YAŞAR KIRKPINAR
(İzmir) Yaparsa AK PARTİ yapar.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
4 kişilik odaları nasıl 8 kişilik hâle
getirdiğinizden bahsedin.
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
Tabildotlardan bahsetti; şu an 2 farklı yöntem var. Eski sistem hâlâ
geçerli, yurtlara gitmediğiniz için
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Odalarda adım atacak yer kalmadığından bahsedin.
RÜMEYSA KADAK (Devamla)
-
öğrencilerle buluşmadığınız için bilmiyor
olabilirsiniz ama biz ücretsiz bir şekilde artık veriyoruz et
yemeğini ve vejetaryen mönüyü.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
CHPli belediyeler veriyor.
RÜMEYSA KADAK (Devamla) Ek
olarak, TOKİde gençlere 50 bin konut sözü veriyoruz.
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Çankaya, Tepebaşı, İstanbul Büyükşehir veriyor
öğrencilere ücretsiz yemeği.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Siz hangi ülkeyi anlatıyorsunuz? Ülkeler mi karıştı?
Başka bir ülkede mi yaşıyorsunuz?
RÜMEYSA KADAK (Devamla) KYK
bursuna zam yaptık ve bunun önümüzdeki yılbaşında da
güncelleneceğini Sayın Cumhurbaşkanımız duyurdular.
Siz problem
konuşmayı tercih edebilirsiniz. Biz önergeyi reddediyoruz çünkü biz
buraya problem konuşmaya değil
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Biz yandaşlarımızı yurt dışına gezmelere götürmüyoruz.
RÜMEYSA KADAK (Devamla) -
getirdiğimiz çözümleri sunmaya geldik. Böyle devam edeceğimizi
umuyor, gençlerle ilgili bilgi almak isteyen herkesi yurtlarımıza
davet ediyoruz. (AK PARTİ ve MHP sıralarından alkışlar)
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Gençlerle ilgili bilgi almak istiyorsanız gençlerin
yaşadığı yerlere gidin.
AYHAN EREL (Aksaray)
Sayın Başkanım, sayın konuşmacının
yapmış olduğum konuşma üzerine Konuşmaları
yanlışlarla dolu. Yaş itibariyle bizim hakkımızda
konuşma yapamaz. şeklindeki beyanlarında sataşma
vardır.
BAŞKAN Bu bir
sataşma değil, Ayhan Bey.
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ERKAN AYDIN (Bursa)
Sayın Başkanım, yoklama talep ediyoruz.
BAŞKAN İYİ
Parti grup önerisini oylarınıza sunmadan önce bir yoklama talebi var,
onu karşılayacağım.
Yoklama talebinde bulunan
arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim:
Sayın Aydın, Sayın Özkan, Sayın Aygun, Sayın Köksal,
Sayın Kaplan, Sayın Özer, Sayın Aydoğan, Sayın Zeybek,
Sayın Sümer, Sayın Ünver, Sayın Bülbül, Sayın Güzelmansur,
Sayın Yılmazkaya, Sayın Tığlı, Sayın Gökçel,
Sayın Özcan, Sayın Özkan, Sayın Budak, Sayın
Başarır, Sayın Göker.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati:15.41
İKİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 15.47
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Necati TIĞLI (Giresun)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
İkinci Oturumunu açıyorum.
III.- YOKLAMA
BAŞKAN İYİ
Parti grup önerisi oylamasından önce istem üzerine yapılan yoklamada
toplantı yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi yoklama
işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya
başlandı)
BAŞKAN Pusula veren
sayın milletvekilleri Genel Kuruldan ayrılmasın lütfen.
(Elektronik cihazla yoklamaya
devam edildi)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
1.-
İYİ Parti Grubunun, Aksaray Milletvekili Ayhan Erel ve
arkadaşları tarafından, ülkemizde gençlerin
karşılaştığı sorunların tespit edilerek
alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla 23/4/2022
tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına
verilmiş olan Meclis araştırması önergesinin ön görüşmelerinin,
Genel Kurulun 12 Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde
yapılmasına ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN İYİ
Parti grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Sayın Arkaz
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
30.-
İstanbul Milletvekili Hayati Arkazın, Çanakkaleye yapılan
köprü ve tünellere ilişkin açıklaması
HAYATİ ARKAZ
(İstanbul) Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
18 Mart 2022de yapılan
1915Çanakkale Köprüsünün uzunluğu
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Sayın
Aygun
31.-
Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygunun, gençlerin KYK
yurtlarında yediklerinden dolayı zehirlenmesine ilişkin
açıklaması
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) AK PARTİ barınma sorununu çözemediği gibi
beslenme sorununu da çözemedi. Gençlerimiz yediklerinden dolayı yurtlarda
zehirleniyor. Dün de Valilikten aldığım bilgiye göre
Tekirdağ'da KYK yurtlarında kalan 41 öğrencimiz gıda
zehirlenmesi sebebiyle hastanelere kaldırıldı. Umarım
zehirlenen öğrenci sayısı artmaz. Göz bebeğimiz olan
gençlerimiz kötü yönetim yüzünden zehirleniyor. AK PARTİlilere verilen
kantinlerde, yemekhanelerde her türlü hijyen şartları
çiğneniyor.
Sayıştay 2021
raporu açıklandı. Yurtlarda faaliyet gösteren lokantalar, kantinler
doğru işletilmiyor. Lokanta, kantin işletenler işlerinin
başında değil, ustalık belgesine sahip işçi
çalıştırılmıyor, hijyen eğitim belgesi almayan
personel çalıştırılıyor, denetim yapılmıyor,
para cezası kesilmiyor, yurt il müdürlükleri tarafından kesilenler de
Ankara'da Genel Müdürlük tarafından iptal ediliyor.
Sayıştayın da ifade ettiği üzere, Genel Müdürlük takdir
yetkisini sınırsız kullanamaz. Bu ülkenin geleceği olan
gençlerin hayatıyla oynanamaz. Yeter artık, liyakat, kalite ve etkin
denetim istiyoruz.
Çocuklarımızın
can güvenliğini riske atamazsınız diyor, yüce Meclisi
saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Emecan
32.-
İstanbul Milletvekili Emine Gülizar Emecanın, sansür yasasına
ilişkin açıklaması
EMİNE GÜLİZAR
EMECAN (İstanbul) Derinleşen yoksulluk, işsizlik ve
ağırlaşan yaşam koşulları altında
halkımız inim inim inlerken biz Mecliste sansür yasasını
görüşüyoruz.
Bu yasa kimler için
getirildi? Elbette muhalif kesimleri, haksızlıklar
karşısında isyan edenleri, doğruları yazan
gazetecileri susturmak için getirildi. Neden? Çünkü büyük bir korku
içindesiniz. İleride tarih kitapları korkakların
çıkardığı yasaları yazacak, altında da
iktidarınızın imzası olacak. Söyleyin nelerin
öğrenilmesinden korkuyorsunuz. Yolsuzluklarınızın mı;
yandaşlarınızla birlikte el koyduğunuz hazine arazilerinin,
kıyılarımızın mı; hırsızlarla boy boy
fotoğrafları çıkan bakanlarınızın, rüşvete
bulaşan siyasetçilerinizin mi konuşulmasından korkuyorsunuz?
Daha bilmediğimiz neler var ama gerçeklerin hep ortaya çıkmak gibi
bir huyu vardır. Bu sansür yasasıyla ancak deve kuşu gibi
başınızı kuma gömersiniz ama hiçbir şeyi saklayamazsınız.
Az kaldı, her şey çok güzel olacak.
VIII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI
1.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, yerinden
bir dakikalık söz taleplerinin ilk 20den sonrasını
karşılamanın mümkün olmadığına ilişkin
konuşması
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, yerlerinizden çok sayıda bir dakikalık söz talebiniz
var, bunları karşılamak mümkün değil ancak gelip rica edip
gerekçesini söyleyen arkadaşlara söz veriyorum, bunu bilmenizde fayda var.
Bana mikrofonları gösteriyorsunuz, ben burada görüyorum, göstermenize
gerek yok ama değerlendirmem ilk 20den sonra böyle olacaktır, bunu
bilgilerinize sunuyorum. Yani her gelen arkadaş yerinden bir dakika söz
istiyor, bunu bu şekilde yürütmemiz mümkün değil. Eğer ciddi
gerekçesi olan bir arkadaş gelip rica ederse zaten veriyoruz ama sürekli,
sürekli talebi de karşılamamız mümkün değil.
Bilgilerinize sunuyorum.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
HDP Grubunun, Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki ve arkadaşları
tarafından, güvenlik güçlerinin yol açtığı insan
hakları ihlalleri ve cezasızlık politikalarının
araştırılması amacıyla 12/10/2022 tarihinde Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubunun İç Tüzük'ün 19uncu maddesine göre
verilmiş bir önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım
12/10/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
12/10/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzük'ün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla
arz ederim.
Hakkı
Saruhan Oluç
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
12 Ekim 2022 tarihinde Batman
Milletvekili Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki ve arkadaşları
tarafından verilen (21921) grup numaralı, güvenlik güçlerinin yol
açtığı insan hakları ihlalleri ve cezasızlık
politikalarının araştırılması amacıyla
Türkiye Büyük Millet Meclisine verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne
alınarak görüşmelerinin 12/10/2022 Çarşamba günkü
birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde söz talep eden Batman Milletvekili
Sayın Mehmet Ruştu Tiryaki.
Buyurun Sayın Tiryaki.
(HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA MEHMET
RUŞTU TİRYAKİ (Batman) Teşekkür ediyorum Sayın
Başkan.
Öncelikle Genel Kurulu, sizi
ve ekranları başında bizleri izleyen bütün yurttaşları
sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Önergemiz şu, biz
diyoruz ki: Türkiye'de kolluk şiddeti münferit olmaktan çıktı,
sistematik hâle geldi. Gün geçmiyor ki herhangi bir demokratik protesto
etkinliğine, barışçıl, silahsız, saldırısız,
herhangi bir etkinliğe kolluk tarafından müdahale edilmemiş
olsun; hiç fark etmez, işçiler, emekliler, EYTliler, öğretmenler,
sokağa çıkan herkes bir biçimde kolluğun şiddetiyle
karşı karşıya kalıyor. Münferit olmaktan çoktan
çıktı.
Evet, Türkiye'de kolluk
şiddeti, iktidar eliyle ve bizzat birinci derecede sorumlu olanlar
tarafından, İçişleri Bakanlığı tarafından,
bizzat İçişleri Bakanı tarafından ve valiliklerce
teşvik ediliyor. Nasıl mı? Siz gerekirse
bacağını kırın, talimatı ben veriyorum.
denilerek teşvik ediliyor, Siz yıkın, gerekirse mahkeme
kararı sonra gelir. denilerek teşvik ediliyor, açık, aleni
biçimde, valiliklerce yalan söylenerek teşvik ediliyor.
Evet, Türkiye'de
kurumsallaşmış bir hesap sorulmazlık pratiği var.
Kolluk şiddeti, başta muhaliflere olmak üzere, kime yönelirse
yönelsin cezasızlık politikasıyla karşı
karşıya kalıyor; soruşturma konusu yapılmıyor,
eğer soruşturma konusu yapılırsa yargılama konusu yapılmıyor,
eğer yargılama konusu yapılırsa beraatle
sonuçlandırılıyor, olur da bir ceza verilirse ya çok cüzi bir
ceza veriliyor veya verilen ceza erteleniyor. Böylece, kolluğa açık
biçimde teşvik edici bir siyaset yürütülmüş oluyor.
Bu yüzden diyoruz ki hukuk
devleti ilkesini ortadan kaldıran kolluk şiddetinin
araştırılması için bir komisyon kuralım. Diyemezsiniz
de varsayalım, diyebilirsiniz ki: Böyle bir şey yok, kolluk
şiddeti yok Türkiyede. Eğer kolluk şiddeti
olmadığını düşünüyorsanız buyurun, bir
araştırma komisyonu kuralım, bu konuda vatandaşların,
yurttaşların ve bütün kurumların yakınmalarını
dinleyelim ondan sonra karar verelim diyoruz. Sadece bir tane örnek:
Sertuğ Sürenoğlunu anımsıyor musunuz? Bir avukat, bir
meslektaşım, İstanbulda Cumhurbaşkanının
düğün konvoyu geçerken, düğüne giderken bütün yolların
kapatıldığı bir sırada Bütün konvoy, bütün bunlar bir
düğün için mi? dediği için güvenlik görevlileri tarafından,
kolluk tarafından âdeta linç edildi, yüzü gözü morluk içerisinde
kaldı. Peki, Avukat Sertuğa bunu yapanlar soruşturuldu mu,
hesap soruldu mu, yargılandı mı, cezalandırıldı
mı kameralar önünde gerçekleştirilen bu olayla ilgili? Hayır,
ama Avukat Sertuğ hakkında soruşturma başlatıldı.
Şiddete uğrayan Avukat Sertuğ, iktidarınız tarafından
cezalandırılmak istendi.
Son olarak, dokunulmaz olana
bile dokunulacağını göstermek için pek çok uygulamaya imza
attınız. Ben bunlardan birkaç tanesini örnek vereceğim.
Özellikle 2016dan sonra bunların
yaygınlaştığının altını çizmek isterim.
Neden? 2016 öncesinde Avrupa Birliğine uyum süreci adı altında
bir dizi düzenleme yaptınız ama 2016 yılından sonra bütün
bu düzenlemeleri rafa kaldırarak âdeta kolluğun şiddetini
teşvik ettiniz. En son, dokunulmaz olana, Anayasa uyarınca dokunulmaz
olana, milletvekillerine kadar sirayet etti. 2019 yılında pek çok
belediyemize kayyum atamıştınız, pek çok belediyemizde
kayyum görevlendirmiştiniz, belediye başkanlarımızı
görevden uzaklaştırmıştınız. Doğal olarak
her siyasi partinin yapması gerektiği gibi bizler de bunu kabul
etmediğimizi söyledik, yönetimlerin bu biçimde görevden
uzaklaştırılamayacağını söyledik, bunun bir
sivil darbe olduğunu söyledik, her yerde bunu protesto ettik. Peki, siz
buna karşı ne yaptınız? Sokağa çıkan her
arkadaşımıza şiddet uyguladınız milletvekili olup
olmamasına bakmaksızın. Diyarbakır Milletvekilimiz Remziye
Tosunun omurgasında kırık oluştu.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Devamla) Tamamlıyorum Sayın Başkan.
Salihe Aydeniz
Milletvekilimiz polis şiddetine maruz kaldı. Yine, Kemal Bülbül
Milletvekilimiz polis şiddetine maruz kaldı.
(HDP milletvekillerinin
pankartlar açarak kürsü önünde toplanmaları)
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, böyle bir usul yok!
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Devamla) Çok kısa bir süre önce Milletvekilimiz Ali
Kenanoğlu İstanbul Kadıköyde polis şiddetine maruz
bırakıldı.
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
ERKAN AKÇAY (Manisa) Gidip
basın toplantısı yapsınlar Sayın Başkan! Bu ne
böyle?
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
Sayın Tiryaki
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Devamla) Alican Önlü polis şiddetine maruz
bırakıldı.
YILMAZ TUNÇ (Bartın)
Sayın Başkanım, İç Tüzüke aykırı!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, lütfen
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Devamla) Hüseyin Kaçmaz Vekilimizin polis şiddetiyle
parmağı kırıldı.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Rezillik bu!
BAŞKAN Birleşime
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
16.01
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 16.32
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Üçüncü Oturumunu açıyorum.
VIII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
2.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, Batman
Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryakinin HDP grup önerisi üzerinde
konuşması esnasında HDPli vekillerin kürsü etrafında
toplanması üzerine TBMM İçtüzüğünün 65inci maddesi hükümlerine
ilişkin konuşması
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 65inci
maddesine göre, Genel Kurulda söz kesmek, şahsiyatla uğraşmak ve
çalışma düzenini bozucu hareketlerde bulunmak yasaktır.
Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde önergenin gerekçesini
açıklamak üzere söz alan Batman Milletvekili Sayın Mehmet Ruştu
Tiryaki tarafından yapılan konuşma esnasında kürsü
etrafında toplanmak suretiyle Genel Kurul çalışma düzeni
bozulmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün
160ıncı maddesinin beşinci fıkrası gereğince bu
hareketin kınama cezasıyla cezalandırılması
gerekmektedir. Bununla birlikte, Genel Kurul çalışmalarının
bundan sonra daha sağlıklı yürütülebilmesi için sözlü bir
uyarıyla yetiniyorum; davranışların devam etmesi durumunda
İç Tüzükte yer alan disiplin hükümlerinin uygulanacağını
bilgilerinize sunuyorum.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
HDP Grubunun, Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki ve
arkadaşları tarafından, güvenlik güçlerinin yol
açtığı insan hakları ihlalleri ve cezasızlık
politikalarının araştırılması amacıyla
12/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Şimdi
Halkların Demokratik Partisi grup önerisi üzerinde görüşmelere devam
ediyoruz.
Halkların Demokratik
Partisi grup önerisi üzerinde söz hakkı Cumhuriyet Halk Partisi Grubu
adına Ankara Milletvekili Tekin Bingöle aittir.
Buyurun Sayın Bingöl.
(CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA TEKİN
BİNGÖL (Ankara) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bütün demokratik ülkelerin
olmazsa olmazı hukukun içinde ve adaleti tesis ederek bir yönetim
anlayışını hâkim kılmaktır ve yine bütün
demokratik ülkelerde kesinlikle bu anlayış bütün kurallarıyla,
kurumlarıyla tesis edilir ve bürokratların, bakanların, kamu
görevlilerinin ve vatandaşların hepsi anayasa ve yasalar içerisinde
kalmakla yükümlüdürler ancak Türkiyede durum böyle değil. Zeytin
ağaçları kesildi. diye haykıranlar copa maruz kaldılar,
Dereler kurumasın. diye HES uygulamalarına karşı
çıkanların önünde kalkanlarla duvar oluşturulup onlar da kaba
kuvvete maruz bırakıldılar. Öğrenciler, çok zor koşullarda
hayatlarını idame eden öğrenciler yemeğe yapılan
zamlara karşı bir etkinlik düzenlediklerinde hepsinin üzerine biber
gazıyla saldırıldı. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün.
Türkiyede, Anayasanın 34üncü maddesine göre her vatandaş
silahsız, saldırısız, şiddete maruz kalmadan, izin
almaksızın eylem yapma ve yürüme hakkına sahiptir. Ama gelin
görün ki Türkiyede böyle bir hakkı kullanmak mümkün değil.
Türkiyede kolluk kuvvetlerinin uygulamaları asla kabul edilemez ancak
bunun perde arkası var. Kolluk kuvvetleri sokakta bu insanlara niçin
şiddeti reva görüyor? Çünkü asıl sorumlular yıllardır
Türkiyede kini ve ayrımcılık politikasını
güdenlerdir. (CHP sıralarından alkışlar) Asıl sorumlular
nefret dilini kullanan bazı bakanlardır. Bir bakan çıkıp da
O etkinliği düzenleyenleri vurun, kırın, darbedin,
ayaklarını kırın, öldürün! derse işte sonuç budur.
Buna karşı Parlamentonun hep birlikte hareket etme zorunluluğu
vardır değerli milletvekilleri. Bu Parlamentonun onurunu korumak
sadece bir gruba has bir özellik değil, bunu bütün grupların dikkate
alması gerekir.
Biz, yeri geldiğinde,
polislerin mobbinge uğramalarını şiddetle
kınıyoruz; biz, yeri geliyor, polislerin daha insani koşullarda
çalışmalarını çok ama çok önemsiyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -
Tamamlayalım lütfen.
TEKİN BİNGÖL
(Devamla) - Polislerin ekonomik olarak daha iyi koşullarda
yaşayabilmeleri için beş yıldır dilimizde tüy bitti 3600
ek gösterge çıkarılsın. diye; nihayet iktidar, seçime
yakın, kerhen, istemeye istemeye, daha önce bizim söylediklerimizi
nasıl istemeye istemeye yerine getirdiyse bunu da gündemine almak zorunda
kaldı. Şimdi, hukuku, hakkı ve adaleti yok sayan bu
anlayış ülkede kesinlikle ama kesinlikle örtülü bir olağanüstü
hâl rejimini uygulamaktadır ve biz CHP Grubu olarak bunu şiddetle
kınıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
Türkiyede mutlaka ve mutlaka
hâkim kılınması gereken demokrasidir, insan
haklarıdır, adalettir adalet! Türkiye adalete
susamıştır. Adaleti yeni iktidar tesis ettiğinde bütün bu
sorunları kökten çözeceğiz diyorum, saygılar sunuyorum. (CHP ve
HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Balıkesir
Milletvekili Sayın Pakize Mutlu Aydemir.
Sayın Aydemir, buyurun.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
PAKİZE MUTLU AYDEMİR (Balıkesir) - Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; HDP Grubunun münferit olaylar
karşısında kolluk kuvvetlerimizin uygulamalarına
karşı alınacak önlemlerin ve yapılması gereken
değişikliklerin belirlenmesi amacıyla Meclis
araştırması açılmasına ilişkin verilen önergesi
üzerine AK PARTİ Grubumuz adına aleyhte söz almış
bulunmaktayım. Bu vesileyle yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
şiddet kelimesi tabii müstakil olarak ele alındığı
zaman çarpıcı bir kelime. Herkesin, her birimizin bulunduğu her
ortamda reddedeceği şiddeti elbette kabul edemeyeceğimiz bir
vakıa. Şiddet, hangi olay veya kavramla yer alırsa alsın
kökten, tüm gücümüzle ve yaptığımız düzenlemelerle
reddettiğimiz bir olgu. Ama hazin olan, devletin her türlü eylem ve
işlemleri, yasal ve cezai denetime tabi olan hususlarının belki
bireysel vakaları gündeme getirip yıllarca şiddetle, terörle
anılan asıl terör unsurlarının ve teröristlerin
görülmemesi, anılmaması ve dahi yok sayılmasıdır. O
zaman hafızaları tazeleyelim, hatta çok da geriye gitmeyelim.
Mersin'de polisevimize yapılan ve 1 polisimizin terör örgütüne
karşı kahramanca vatan toprağını savunurken şehit
olduğu hain olayın arkasındaki terör örgütünün PKK olduğu
ve ismini buradan zikretmeyeceğim teröristin de saldırıda yer
aldığı bilgisinin paylaşıldığını
olduğu gibi hatırlayınız. Bu terör olaylarını
gerçekleştiren ve anında karşılığını
alan teröristlerin hangisinin izini takip ederseniz edin, ucunun hep aynı
kesimlere çıktığını göreceksiniz. Bu
saldırının kanı terör örgütünün ve onun
uzantılarını meşrulaştırmaya
çalışanların ellerine de bulaşmıştır. Buradan
bir defa daha şehidimize Yüce Rabbimden gani gani rahmet diliyorum,
şehitlerimizin mekânı cennet olsun ve diyorum ki önce samimiyet,
samimiyet, samimiyet. Eğer siz bir yerde şiddetle alakalı bir
duruş sergilemek istiyorsanız, bir şey istiyorsanız bize
söylemeyeceksiniz; siz, PKKya bir tavır değiştirmesi gerektiğini
söyleyeceksiniz, şiddetin durdurulması gerektiğini
söyleyeceksiniz.
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Batman) Bunun için mi vekilimizin ayağını
kırdınız?
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Hikâye anlatma!
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Devamla) Değerli milletvekilleri, buradan, dünya
şampiyonu olan, içerisinde gazilerimizin de bulunduğu Ampute Futbol
Takımımızı tebrik ediyorum.
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Batman) Misilleme olarak mı vekilimizin
ayağını kırdınız? Bunu niye anlatıyorsunuz?
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Misilleme olarak mı yaptı?
Açık açık söylüyor, misilleme olarak yapmış!
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Devamla) Bu vatan için gazi oldular. Onlar hem
vatanımız için savaştılar, gazi oldular hem de şu anda
ay yıldızlı bayrağımızı sportmence
dalgalandırıyorlar.
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Batman) Yani savunuyorsunuz, öyle mi?
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Sen cebini doldurasın diye, sen
böyle cebini doldurasın diye, cebinizi doldurasınız diye
insanlar ölüyor! Hiç hikâye anlatma! İhale alasınız diye
insanlar ölüyor!
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Devamla) Allah onlardan razı olsun; var olsunlar, daim
olsunlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Devamla) Bu önergeyi, yüreği yıllardır manevi
şiddete uğrayan Diyarbakır Anneleriyle çarpan bir vekil olarak
peşinen reddediyorum.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Çözüyorsan gel, çöz hadi; gel,
kavuştur; siyaset yapma, adım at. Adım at, siyaset yapma, madem
Diyarbakır Annelerini çok seviyorsun, git, çocuklarını getir.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Devamla) Bu vesileyle HDP grup önerisine aleyhte oy
kullanacağımızı ifade ediyor, yüce heyetinizi saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KEMAL PEKÖZ (Adana)
Şiddetin arkasındasınız zaten! Sadece sessizlik olarak
kabul etmiyorsunuz, savunuyorsunuz da aynı zamanda!
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Talimatını kendinizin verdiğini söylemiş oluyorsunuz.
BAŞKAN Sayın
Oluç, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
33.-
İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluçun, Balıkesir
Milletvekili Pakize Mutlu Aydemirin HDP grup önerisi üzerinde
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın vekiller yani
hakikaten üzücü bir konuşma. Ne denebilir bilmiyorum.
Şimdi, bakın -ki
biz Mersinde yaşananı kınamış bir partiyiz, Eş
Genel Başkanlarımızın açıklamasıyla
kınamış bir partiyiz- siz bize şunu mu demek istiyorsunuz,
Mersine karşılık Habip Eksikin bacağını
kırdı polis, biz de bunun arkasındayız. mı demek
istiyorsunuz?
MEHMET RUŞTU
TİRYAKİ (Batman) Aynen öyle!
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Evet, evet.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Onun denetimi var, denetimi; denetimi var.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Şimdi, bunu söylediniz, siz bu
karşılaştırmayı yaparak bunu söylediniz.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Sen şu PKKyı söyle bir kere,
PKKyı bir lanetle sen.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Yani kolluğun milletvekiline karşı şiddet
kullanmasını savunuyor sizin grubunuz, biz bunu böyle
algılıyoruz. Zaten vahim olan nokta budur. Bir milletvekiline
karşı polisin şiddet kullanmasını savunmak demek
yarın bir milletvekilinin öldürülmesi hâlinde bunu da savunmak demektir.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Konuşmamı iyi dinleyin,
konuşmamı iyi dinleyin.
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Siz bu duruma düştünüz Sayın Hatip, bu kadar ciddi
ve vahim bir durumdasınız!
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Konuşmamı iyi dinleyin, konuşmamı
iyi dinleyin!
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Biz bunu demokratik siyaset açısından kabul
edemeyiz.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Konuşmamı dinlememişsin.
BAŞKAN Sayın
Aydemir
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Bu meselenin ne Diyarbakırdaki annelerle ilgisi
vardır ne Mersinle ilgisi vardır.
PAKİZE MUTLU
AYDEMİR (Balıkesir) Ya, öyle mi (!)
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Bu, doğrudan doğruya İçişleri
Bakanına bağlı kolluğun milletvekilimizin
bacağını 3 yerinden kırmasıyla ilgili bir meseledir,
başka da bir mesele değildir. Kınarsanız demokratik
siyaseti savunursunuz; kınamazsanız şiddeti savunmuş
olursunuz, siz şimdi onu yaptınız. Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu demek ki bu şiddetin arkasında duruyor.
EMRULLAH İŞLER
(Ankara) Hadi oradan, hadi!
HAKKI SARUHAN OLUÇ
(İstanbul) Biz bunu anladık, Kürt halkı da anladı, Kürt
seçmen de anladı.
Teşekkür ediyoruz bu
açıklamanız için.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
HDP Grubunun, Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki ve
arkadaşları tarafından, güvenlik güçlerinin yol
açtığı insan hakları ihlalleri ve cezasızlık
politikalarının araştırılması amacıyla
12/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Öneriyi
III. YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan
BAŞKAN Evet, Halkların
Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunmadan önce bir
yoklama talebi var, bunu karşılayacağız.
Sayın Altay, Sayın
Özkan, Sayın Aygun, Sayın Gökçel, Sayın Gürer, Sayın
Başarır, Sayın Hakverdi, Sayın Köksal, Sayın
Şeker, Sayın Kaplan, Sayın Gündoğdu, Sayın Bayır,
Sayın Kaya, Sayın Adıgüzel, Sayın Kayan, Sayın Bingöl,
Sayın Berberoğlu, Sayın Sarıbal, Sayın Yüceer,
Sayın Emecan.
Evet, yoklama işlemi
için üç dakika süre veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya
başlandı)
BAŞKAN Pusula veren
milletvekili arkadaşların Genel Kuruldan ayrılmamaları rica
olunur.
(Elektronik cihazla yoklamaya
devam edildi)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
16.47
DÖRDÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 16.54
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Dördüncü Oturumunu açıyorum.
III. YOKLAMA
BAŞKAN - Halkların
Demokratik Partisi grup önerisinin oylamasından önce istem üzerine
yapılan yoklamada toplantı yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi yoklama
işlemini tekrarlayacağım.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum ve yoklama işlemini başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya
başlandı)
BAŞKAN - Pusula veren
sayın milletvekillerimizin Genel Kuruldan ayrılmamasını
rica ediyorum.
(Elektronik cihazla yoklamaya
devam edildi)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
2.-
HDP Grubunun, Batman Milletvekili Mehmet Ruştu Tiryaki ve
arkadaşları tarafından, güvenlik güçlerinin yol
açtığı insan hakları ihlalleri ve cezasızlık
politikalarının araştırılması amacıyla
12/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına verilmiş olan Meclis
araştırması önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12
Ekim 2022 Çarşamba günkü birleşiminde yapılmasına
ilişkin önerisi (Devam)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, pek kısa bir söz talebim var.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altay.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
34.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Parlamento Muhabiri Sibel
Hürtaşa getirilen yasağa ilişkin açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan,
sansür yasasını görüşüyoruz. Yasa çıkmadan yasanın
uygulamasına Meclis Başkanlığımız yani
Başkanlığınız başlamış, öyle görülüyor.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Ankara Şube Başkanı ve
Parlamento Muhabiri Sibel Hürtaşın Genel Kurula, Genel Kurulun
Basın bölümüne alınmasına bir yasak gelmiş. Bunu neyle
izah edecek Meclis Başkanlığı, bilmiyorum ama bu doğru
değil, bu kabul edilemez, Basın hürdür, sansür edilemez. ilkesine
çok aykırı. Ayrıca, gazetecilerin görevini yapmasını
engellemek de Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığının işi değil. Allah
aşkına, herkes aklını başına alsın, böyle
bir şey olmaz! Ben karar veririm, olur. mantığıyla devlet
idare edilmez, Meclis de idare edilmez.
Arz ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
Sayın Kaplan
35.-
Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplanın, eczacıların 16
Ekimde Ankarada yapacakları mitinge ilişkin açıklaması
İRFAN KAPLAN (Gaziantep)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
AK PARTİnin beceriksiz
yönetimi avukatları, doktorları, memurları, işçileri ve
eczacılarımızı da meydanlara döktü. Halkımıza
sağlık hizmeti için 7/24 çalışan eczacılarımız
sağlık sisteminin vazgeçilmezidir. Eczacıların sorunlarını
çözmek vatandaşımızın ilaca daha kolay ve ucuz
erişimini sağlamaktır. Ne yazık ki tüm sağlık
sektörü bileşenleri gibi bizlerin taleplerine karşı da Hükûmet
yıllardır kör, sağır ve dilsizi oynuyor. Meslek onurumuz
için, bulunmayan ilaçlar için, halkımızın
sağlığı için, daha iyi bir eczacılık için,
yaşatmak için, yaşamamız için 16 Ekimde Ankarada miting
meydanlarında olacağız. O yüzden, yaşadığımız
bütün sıkıntılara Dur! demek için toplanıyoruz ve tüm
halkımızı da desteğe davet ediyoruz.
Teşekkür ederim. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Sayın
Aycan
36.-
Kahramanmaraş Milletvekili Sefer Aycanın, herhangi bir engele sahip
kişi sayısının sürekli artmasına ilişkin
açıklaması
SEFER AYCAN
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, herhangi bir engele sahip
kişi sayısı sürekli artmaktadır. Aile
Bakanlığının yaptığı araştırmaya
göre Türkiye'de nüfusun yüzde 7sinin en az bir engeli vardır. Elbette,
bu, yaşla artmaktadır, 65 yaşın üzerinde ise yüzde 23e
çıkmaktadır. Engellilik hayatın gerçeğidir, herkesin başına
gelebilir, engelli insanlarla birlikte yaşam sürecektir. Bunu dikkate
alarak şehir hayatında, sosyal hayatta düzenleme yapmak gerekir.
Özellikle yerel yönetimler şehir hayatını düzenlemelidir.
Eğitim, en büyük ihtiyaçtır, eğitim kurumlarında her türlü
engellinin eğitimi için de düzenleme yapılmalıdır. Engelli
kimsenin bağımlı olmadan yaşaması için işinin
olması lazım, gelirinin olması lazım. Bu nedenle
engellilerin istihdamı için kadrolar artırılmalıdır.
Özel sektörün engelli istihdamı konusunda daha duyarlı olması
gerekmektedir. Kamuda ise kadrolar daha fazla artırılmalı ve
daha fazla engelli istihdamı yapılmalıdır.
BAŞKAN Sayın
Gökçel
37.-
Mersin Milletvekili Cengiz Gökçelin, Karaağa köylülerinin
sorunlarına ilişkin açıklaması
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Hafta sonu muzun
başkenti Anamurdaydım. Anamurda Güngören, Karaağa, Lale,
Sarıdana köylerimizi ziyaret ettim. Köylülerimize bir sordum bin ah
işittim. Karaağada çiftçilerimiz Torosların zirvesinde
büyüklüğü
Teşekkür ediyorum.
VII.-
ÖNERİLER (Devam)
A)
Siyasi Parti Grubu Önerileri (Devam)
3.-
CHP Grubunun, Grup Başkan Vekilleri İstanbul Milletvekili Engin
Altay, Manisa Milletvekili Özgür Özel, Sakarya Milletvekili Engin Özkoç ile
Genel Başkan Yardımcısı İstanbul Milletvekili Onursal
Adıgüzel tarafından, kişilerin bilgisi olmaksızın
hanelerine yabancı kişilerin eklenmesi konusunun bir an evvel
aydınlatılması, ortada teknik bir ihmal ya da hata var ise bunun
bir an evvel giderilmesi ve kamuoyunda dile getirilen şüphe ve
endişelerin giderilmesi amacıyla 11/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan Meclis araştırması
önergesinin ön görüşmelerinin, Genel Kurulun 12 Ekim 2022 Çarşamba
günkü birleşiminde yapılmasına ilişkin önerisi
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi Grubunun İç Tüzükün 19uncu maddesine göre verilmiş bir
önerisi vardır, okutup işleme alacağım ve
oylarınıza sunacağım.
12/10/2022
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Danışma Kurulu
12/10/2022 Çarşamba günü (bugün) toplanamadığından
grubumuzun aşağıdaki önerisinin İç Tüzükün 19uncu maddesi
gereğince Genel Kurulun onayına sunulmasını saygılarımla
arz ederim.
Engin
Altay
İstanbul
Grup
Başkan Vekili
Öneri:
İstanbul Milletvekili
Grup Başkan Vekili Engin Altay, Manisa Milletvekili Grup Başkan
Vekili Özgür Özel, Sakarya Milletvekili Grup Başkan Vekili Engin Özkoç ile
İstanbul Milletvekili Genel Başkan Yardımcısı Onursal
Adıgüzel tarafından, kişilerin bilgisi olmaksızın
hanelerine yabancı kişilerin eklenmesi konusunun bir an evvel
aydınlatılması, ortada teknik bir ihmal ya da hata var ise bunun
bir an evvel giderilmesi ve kamuoyunda dile getirilen şüphe ve
endişelerin giderilmesi amacıyla 11/10/2022 tarihinde Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına verilmiş olan 3688
sıra no.lu Meclis Araştırması Önergesinin diğer
önergelerin önüne alınarak görüşmelerinin 12/10/2022 Çarşamba
günlü birleşimde yapılması önerilmiştir.
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi grup önerisinin gerekçesini açıklamak üzere söz talep eden
İstanbul Milletvekili Sayın Onursal Adıgüzel.
Buyurun Sayın
Adıgüzel. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ONURSAL
ADIGÜZEL (İstanbul) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; son günlerde gündemi meşgul eden, vatandaşın
evdeki yabancı dediği, aslında kendi oturdukları
hanelerde tanımadığı kişilerin kayıtlı
olması iddialarının araştırılması için
vermiş olduğumuz önergeyi açıklamak üzere söz almış
bulunmaktayım. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Genel Merkezimize,
milletvekili arkadaşlarımıza -sosyal medya platformlarında,
aynı zamanda basında- ciddi ihbarlar ve şikâyetler
gelmiştir. E-devlet hizmetlerinden biri olan yerleşim yerinde
oturanlar belgesi almak için vatandaşlarımız işlem
yaptığında hiç tanımadığı kişilerin
yıllardır oturdukları hanelerde kayıtlı olduğunu
görmektedir. Kayıtlarda yerleşim yeri adresi ve diğer adres
başlıkları vardır. Yerleşim yeri adresi ikamet adresi,
diğer adres ise ikincil adres olarak tanımlanmaktadır. Ama hem
yabancı uyruklu hem de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlar bu
listelerde görülmektedir ve ciddi sorunlar ve soru işaretleri
akıllarda yer bulmuştur.
Size bir örneği
hızlıca anlatayım. Bize Muratpaşadan bir aile
başvurdu, dedi ki: Bizim evimizde bir yabancı oturuyor. Biz,
Cumhuriyet Halk Partisinin elindeki seçmen listelerinden bunu kontrol
ettiğimizde gördük ki Muratpaşadaki hanede, diğer adreste
oturan kişi aslında Melikgazi Kayseride oturuyor. Kişiyi de
sizinle paylaşabilirim, araştırmak isterseniz. Buraya gelmeden,
bu araştırma önergesini vermeden önce aradım, Tekrar
bakın. dedim, tekrar baktılar, bu kişi, bu defa o adreste de
yok. Nasıl oluyor, sizlerin takdirine sunuyorum.
Tabii, bu konular gündeme
geldiğinde şunu kimse konuşmuyor: Burada bir muvafakate ihtiyaç
var. Eğer kişi muvafakat vermemişse onun oturduğu haneye
kimse taşınamaz; bu çok net, rızasına ihtiyaç var. Ama
hızlıca
Özellikle seçim güvenliği meselesini konuşuyor
herkes. Burada da soru işaretleri olması çok haklı çünkü
milyonlarca yabancı bugün Türkiye sınırlarında ve
kaçının seçmen yapıldığı, kaçının
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapıldığı
açıklanmıyor. Önümüzde, 2017 referandumu ve 2019daki
yanlış uygulamalar var, vatandaş bu noktada tedirgin. Mükerrer
bir seçmen çıkabilir mi? diye bir tedirginlik sürüyor.
Tabii, ikamet adresi
aslında çok önemlidir, şimdi onun adı yerleşim yeri
adresi oldu ama kişinin uzun süredir oturduğu yeri belirler yani
kişinin yerle olan ilişkisini belirler. Bu kadar değerlidir ve
birçok sorunun çıkmasına da sebep olabilir. Tabii, İçişleri
Bakanlığı sorunu çok hafife alıyor, geçiştirmeye
çalışıyor ama birçok problem olabilir. Nasıl bir problem
olabilir? Adresinize kayıtlı bu kişinin borcundan dolayı
evinize haciz gelebilir. Haciz geldi, hacze kalkışıldı,
ciddi bir sorun. Peki, bunun sorumluluğu kimde? Belli değil.
Dönüyoruz, evinize kaydedilen
kişi terörist olabilir, uyuşturucu kaçakçısı olabilir,
hırsız olabilir ve sizin evinizde kayıtlı olduğu için
yarın siz, yardım ve yataklıktan suçlanabilirsiniz. Yine,
kişi aranıyor olabilir, kişi aranıyordur ve sabahın
ilk saatlerinde kapınız çalınır ve huzurunuz kaçar. Peki,
bu travmanın sorumlusu kimdir? Ben size söyleyeyim, bu travmaların
hepsinin sorumlusu görevini yapmayan, bu işi hafife alan
İçişleri Bakanlığıdır. Adalet ve Kalkınma
Partisi milletvekilleri de bu işin içinden çıkamıyor, diyorlar
ki: Var burada bir sorun. İYİ Parti dün bir önerge verdi, burada
açıkladınız ama maalesef teknik bir hata mı var, yoksa
kasıt mı var, bunu bile anlatamadınız. Ben size bir daha
soruyorum: Burada sistemsel bir açık mı var, yoksa kasıt mı
var; biri görevini kötüye mi kullanıyor, suistimal mi ediyor; bunu
şeffaf bir şekilde açıklamak zorundasınız, bu soru
işaretlerini vatandaşın aklından kaldırmak zorundasınız.
Nüfus İşleri
Müdürlüğünden ses yok, İçişleri Bakanlığından
maalesef ses yok, gazetecinin sorduğu soruya canım benim diye cevap
verecek kadar ciddiyetsiz, bulunduğu konumun farkında olmayan bir
İçişleri Bakanıyla karşı karşıyayız.
(CHP sıralarından alkışlar) Peki, İçişleri
Bakanının görevi ne değerli arkadaşlar? İçişleri
Bakanının görevi, iç huzuru sağlamak aslında, en önemli
meselelerden biri ama bütün huzursuzlukların önünü açmaya
çalışıyor.
İşte, Mecliste bir
basın yasası konuşuyoruz, sansürü konuşuyoruz aslında,
sansür yasasını konuşuyoruz; bu yetmiyor, bir de böyle
meselelerle aslında vatandaşın iç huzuru iyice
kaçırılıyor, huzursuzluğa, endişeye itiliyor
vatandaş, hak ve özgürlüklerinden olacağı korkusunu maalesef
yaşıyor.
Vatandaş ne yapsın
değerli arkadaşlar? Her sabah kalksın, Benim adresime kimi
kaydettiniz? diye mi baksın? Yoksa bu endişeyi ortadan
kaldırmak için İçişleri Bakanlığınız,
sizler, saray bir şey yapacak mısınız?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım
lütfen.
ONURSAL ADIGÜZEL (Devamla)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ortaya hukuki
uyuşmazlıklar çıkabilir, buradan ciddi suistimaller olabilir,
doğrudur, bir teknik hata da olabilir. Dün, Adalet ve Kalkınma
Partisi temsilcisi buna atıfta bulundu ama çıkıp bunu bütün
ayrıntılarıyla anlatmadığı sürece
Türkiyede
bugün 10 milyona yakın yabancının ikamet ettiği
konuşuluyor. Bunların kaçının vatandaş olduğu
maalesef bizlerle paylaşılmıyor. Cumhurbaşkanı kaç
kişiye istisnai vatandaşlık veriyor, bu maalesef Resmî Gazetede
yayınlanmıyor. Bunlar yayınlanmadığı gibi
milletvekillerimizin hiçbir soru önergesi cevaplanmıyor. Böyle olunca da
-hele de geçmişinize de baktığımız zaman- soru
işaretleri, endişeler gittikçe artıyor. Size buradan
uyarıda buluyoruz: Gücünüz azalıyor, seçimi kaybediyorsunuz, seçim
öncesi kırk türlü oyunlar içindesiniz, ayağınızı denk
alın, bu oyunlar sizi kurtaramaz. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN İYİ
Parti Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın
Ümit Beyaz.
Buyurun Sayın Beyaz.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA ÜMİT BEYAZ (İstanbul) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; Cumhuriyet Halk Partisinin vermiş
olduğu önerge üzerine İYİ Parti adına söz almış
bulunuyor, Gazi Meclisi sevgiyle selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
son günlerde vatandaşlarımızın kendilerine ait
ikametgâhlarında tanımadıkları kişilerin
gözüktüğüne dair şikâyetleri eminim hepinize ulaşıyordur.
Şöyle bir düşünün, cep telefonundan e-devlete giriyorsunuz, sistem
üzerinde ikametgâh bilgilerine baktığınızda eşinizin
ve çocuklarınızın isminin altında telaffuz etmekte bile
zorlanacağınız yabancı isimler gözüküyor, ne hissedersiniz?
Devletinize olan güveniniz sarsılmaz mı? Ailenizin adına
kaygıya kapılmaz mısınız? Daha da önemlisi, tanımadığınız
yabancı uyruklu bu şahısların, seçim güvenliğine
yönelik bir tehdit olduğunu düşünmez misiniz? Biz öyle
düşünüyoruz. Görülüyor ki Hükûmet meşru ve demokratik yollardan
iktidarı sürdürme umudunu artık iyice yitirmiştir. Önce,
sorgusuz sualsiz vatanımıza aldığınız
kaçakları şimdi de hanelerimize alarak kendinize yeni bir oy
kaynağı yaratma peşindesiniz.
Kıymetli
arkadaşlar, değil Suriyeden, Afganistandan, Pakistandan, Iraktan
getirmek, uzaydan seçmen getirseniz AK PARTİ milletimizin gözünden iyice
düşmüştür. İktidarınızın son günlerini bu tür
ayak oyunlarıyla uğraşmak yerine, milletimizin içine
düştüğü derin yoksullukla ilgilenerek geçirin. Artık Sayın
Cumhurbaşkanının bile seçim vaadi olarak sunduğu
yolsuzlukla mücadeleye mesai harcayın. Eğer bu yanlış
ikametgâh kayıtları Hükûmetinizin bilgisi dışında, bir
işgüzarlık veyahut teknik bir hata sebebiyle ortaya
çıktıysa bunu bir an önce düzeltin.
Vatandaşlarımızı şeffaf bir şekilde
bilgilendirin. Muhalefet üzerinden önünüze gelen her probleme sırt dönerek,
dağ gibi sorunları halının altına süpürerek bir yere
varamazsınız. Kim olduğu, nereden geldiği ve ne maksatla
getirildiği belli olmayan kaçak şahıslar eliyle milletin
iradesinin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. Bin yıldır Türk
yurdu olan bu toprakların geleceğini Türk milletinin iradesi
belirleyecek. Cumhuriyetimizin 100üncü yılında yapılacak
seçimlerin sonucunu aziz Türk milleti tayin edecektir, Türkiye Cumhuriyetinin
demografik yapısına karşı geliştirdiğiniz bu
saldırılar sonuçsuz kalacaktır diyorum.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Halkların
Demokratik Partisi Grubu adına söz talep eden Ağrı Milletvekili
Sayın Abdullah Koç.
Buyurun Sayın Koç.(HDP
sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ABDULLAH KOÇ
(Ağrı) Sayın Başkan, değerli halkımız;
sizleri saygıyla selamlıyorum.
Son dönemlerde, özellikle AKP
ve MHP Hükûmetinin uygulamalarıyla, sokağa çıkan, demokratik
hakkını kullanan kim varsa şiddete maruz kalıyor maalesef.
Son olayda, 9 Ekimde Geverde yapılan basın açıklaması
nedeniyle basın açıklamasına katılan tüm halka şiddet
uygulandı. Bununla da yetinilmedi, Hakkâri Milletvekilimiz Sait Dede
darbedildi ve Iğdır Milletvekilimiz Habip Eksikin ise
bacağının tam 3 yerinde kırık var şu anda, ameliyat
oldu ve şu anda hastanede yatıyor.
Biz şunu belirtmek
istiyoruz ki şu anda mevcut Hükûmet, toplantı, gösteri ve
yürüyüş hakkını tamamen rafa kaldırmış durumda ve
demokrasiye çok ciddi bir şekilde darbe indirmiş durumda ama bütün
halkımıza ve halklarımıza sesleniyoruz ki Kürt halkı
mücadelesini demokratik yolda sürdürecek ve ne kadar baskıyla
karşı karşıya kalırsa kalsın mücadelesini sonuna
kadar devam ettirecek. Dolayısıyla milletvekillerimize ve halkımıza
yapılan bu baskıyı biz kınıyoruz ve buna
karşı duracağımızı bütün halkımızla
paylaşmak istiyoruz.
Şimdi, Cumhuriyet Halk
Partisinin önergesine gelince, değerli arkadaşlar, CHPnin önergesi
esasında seçim güvenliğiyle alakalı olan bir mesele ve çok ciddi
bir şekilde şaibeler içeren bir mesele. Bunun üzerinde durmak
gerekiyor ama bakın, bunun yanında, bunu yaparken de dikkat edilmesi
gereken en önemli husus ise biz burada, bu meseleyi, yabancı
düşmanlığı üzerinden çözüme ulaştırmamak
gerektiğinin üzerinde dikkatle durmak istiyoruz. Bu ülkede seçim
yaklaştığı zaman, seçim göründüğü zaman maalesef, bu
Hükûmetin çeşitli hilelere başvurduğunu biz geçmişte olan
örneklerle de gördük. Bakın, İçişleri
Bakanlığının, bununla ilgili özellikle 2019
yılındaki yerel seçimlerde olan hilelerini ve özellikle ve özellikle
Şırnak ilinde ve Siirtte başvurmuş oldukları hileleri
çok canlı bir şekilde yaşadık ve hâlâ onun
sonuçlarını yaşamaya devam ediyoruz. Sadece Şırnak
ilinde, 10 binin üzerinde oy aktarılmak suretiyle ahırlarda
kayıtlar yapıldı ve bu şekilde Şırnak ilinin
-mevcut olan merkezin- alınmasıyla ilgili bu hilelere müracaat
edildi. Sadece bununla yetinilmedi, aynı zamanda Siirt ilinde de 6.500e
yakın seçmen kaydı silindi o seçim döneminde ve 7 bin seçmen Siirte
kaydırıldı ve bu şekilde bir seçim süreci
başlatıldı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ABDULLAH KOÇ (Devamla) Buna
karşı direnen ve buna karşı yasal yollara müracaat eden
halka vermiş oldukları cevap ise
Sadece ve sadece 1 memur görev
yaptı, Nüfus Müdürlüğünde 1 memur görev yaptı ve o dönem yapılan
bu hileler nedeniyle Sisteme ulaşılamıyor. diye
vatandaşlar geri çevrildi. Bugün ise yapılan bu hileler sonucunda,
şu anda insanların çoğu e-devlet sistemine giremiyor. Aynı
zamanda, bütün halk tarafından, İçişleri
Bakanlığı şu anda göreve davet ediliyor ve
İçişleri Bakanı bu yönde kılını bile
kıpırdatmıyor. Dolayısıyla şu andaki mesele
gerçek anlamda ciddi bir meseledir ve bu mesele seçim güvenliğiyle
alakalı bir meseledir. Bunun üzerinde durulması gerekiyor ve buna
karşı önlem alınması gerektiğini, Cumhuriyet Halk
Partisinin önergesine destek vereceğimizi belirtiyor; hepinizi
saygıyla selamlıyorum.
Teşekkür ediyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Adalet ve
Kalkınma Partisi Grubu adına söz talep eden Balıkesir
Milletvekili Sayın Adil Çelik.
Buyurun Sayın Çelik. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
ADİL ÇELİK (Balıkesir) Sayın Başkan, Gazi
Meclisimizin değerli üyeleri; ben de hepinizi saygıyla
selamlıyorum. Önergenin aleyhine söz aldım.
Nüfus Kanunu çok açık;
yazılı beyan esastır, 50inci madde; bilmemeniz mümkün
değil. Peki, yazılı beyan yalan da beyan olabilir mi? Evet,
olabilir. 82 milyonu aşkın kayıt var, başka bir yol
getirdiğinizde 82 milyon vatandaşın işini
zorlaştırmış olursunuz, kendi vatandaşınıza
zulmetmiş olursunuz. Bunun içinde hata var mıdır? Evet,
vardır. Kaç tane? Açıklama yapıldı Bakanlık
tarafından; 1.209, yani şu sizin konuştuğunuz her şey
1.209 kişiyle alakalı.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Adresinize bakın, belki birisi vardır evinizde,
dikkat edin.
ADİL ÇELİK
(Devamla) Bu kadar, evet, 1.209 kişi, bu kadar. 3 milyon 791 bin
kişinin Bakanlık, polis ve Jandarma tarafından kontrolü
yapıldı bizzat.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Nereden biliyorsun?
ADİL ÇELİK
(Devamla) Bak, burada var veriler.
Yabancılar,
bunların hepsi yabancı. Acaba adresini doğru mu beyan
etmiş? Bu adreste oturuyor mu? Burada var mı? 3 milyon 791 bin
kişi bizzat kontrol edilmiş arkadaşlar.
Bakın, bir şey
söyleyeceğim, görevinizi tam iyi yapmıyorsunuz. Dün İYİ
Parti bu konuda önerge verdi, arkadaşlarımız cevap da verdi,
gerekenleri söyledi, bu bilgileri de verdi, aynı şey tekrar geliyor
önümüze. E, neden geliyor? Neden geliyor? Niye CHP aynı konuda, dün
cevabı verilmiş bir konuda tekrar önerge veriyor?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Size mi soracak CHP? Size mi soracak?
MAHİR POLAT (İzmir)
Bir lokma haram karışırsa, hepsi haram olur.
ADİL ÇELİK
(Devamla) - İşin özü nerede biliyor musunuz? Bakın, her biriniz
girin, YSK'nin sitesinden kendi sandığınızda kim oy
kullanıyorsa görebilirsiniz. Yapın görevinizi.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Yaptığımız için böyle.
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Sizin Genel Başkanınız değil mi Biz bütün
seçmen listelerine hâkimiz. Bizdeki bilgi YSK'de yok. diyen?
Girin, bakın;
yabancılar varsa bakın, varsa bakın, söyleyin, var mı öyle
bir şey? Yok. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Ben burada şunu anlıyorum, ben burada şunu anlıyorum...
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
Onu mu test ediyorsunuz böyle? Onu mu test ediyorsunuz? Biz kendimiz kayıt
olurken zorluk çekiyoruz ya. Nasıl gelip de başkasının
adresiyle
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Ya, bir dakika arkadaşlar, bir dakika. Siz Ankara seçimini
hangi YSK'yle kazandınız? Hangi seçmen listesiyle
kazandınız?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Hadi oradan be! Kendine iyi bak be! Hadi oradan! İstanbulda
ne yaptıklarınız ortada, hepsi.
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Siz İzmir, İstanbul seçimini hangi YSK'yle
kazandınız? Tamam mı? Seçimi kazandırırken iyi ya.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Ne oldu seçim başkanları? Hepsi beraat etti.
Bırak, boş konuşma!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, lütfen karşılıklı konuşmayalım.
ADİL ÇELİK
(Devamla) Şimdi, ben şöyle anlıyorum: Biz cumartesi günü
miting yaptık, Balıkesir'de çok güzel bir miting yaptık.
Aynı yerde Kılıçdaroğlu da miting yaptı.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN (Tekirdağ)
Kelaynak gibi konuşma!
OSMAN AŞKIN BAK (Rize)
Bravo Balıkesir, bravo, devam et. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Ha, Balıkesir 6lı masanın üstüne de altında
saklananlara da cevabını verdi. Geliyor gelmekte olan, boşuna
heveslenmeyin.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Evet, geliyor gelmekte olan.
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Ben şunu anlıyorum: 2023 seçimleri geliyor, sonuç belli;
efendime söyleyeyim, işte seçmen listesi, yabancılar, şunlar,
bunlar, siz şimdiden buna altlık hazırlıyorsunuz.
CENGİZ GÖKÇEL (Mersin)
Yok mu öyle bir şey?
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Arkadaşlar, kurtuluş yok. Balıkesir gösterdi,
Türkiye de gösterecek, 2023te daha önce ne olduysa aynısı zuhur
edecek.
AHMET KAYA (Trabzon)
Balıkesirde gezebilecek misin?
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Aç tavuk kendini darı ambarında
sanırmış!
ADİL ÇELİK
(Devamla) - Aynı sonuçları tekrar beraber yaşamak sizin
kaderiniz.
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
BAŞKAN - Cumhuriyet Halk
Partisi grup önerisini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Sayın Örs
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
38.-
Trabzon Milletvekili Hüseyin Örsün, Yomra-Özdil-Yağmurdere yoluna
ilişkin açıklaması
HÜSEYİN ÖRS (Trabzon) -
Teşekkürler Sayın Başkanım.
Trabzonun Yomra ilçesinde
yaşanan bir sorunu gündeme getirmek için söz aldım. 2019
yılında Trabzon mitinginde Cumhurbaşkanı Sayın
Erdoğan'ın Yomra-Özdil-Yağmurdere yolunu bu yıl nihayete
erdiriyoruz. ifadeleriyle söz verdiği yol bir türlü bitirilememiş,
nihayete erdirilememiştir. Konuyla ilgili daha önce de Türkiye Büyük
Millet Meclisinde konuştum ve önerge verdim ama sorun yine çözülmedi. Üç
gün önce, ayın 9unda bu yolda meydana gelen çökme ve kaya düşmesi
sonucu yol trafiğe kapandı. Bu yolu kullanan
vatandaşlarımız tedirgin ve soruyorlar: Bize verilen söz ne
zaman tutulacak? Yomra-Özdil-Oymalıtepe yolu ne zaman bitirilecek?
Teşekkür ediyorum
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Sayın
Ünlü
39.-
Osmaniye Milletvekili Baha Ünlünün, Osmaniyenin Düziçi ilçesinde meydana
gelen depreme ilişkin açıklaması
BAHA ÜNLÜ (Osmaniye)
Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Dün akşam merkez üssü
seçim bölgem Osmaniyenin Düziçi ilçesi olan 5,1 şiddetinde bir deprem
meydana gelmiştir. En büyük tesellimiz depremde can ve ciddi mal
kayıplarının yaşanmamasıdır. Buradan Osmaniyeli
ve Düziçili hemşehrilerime geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum fakat
can kaybının olmaması birinci derece deprem bölgesinde yer alan
Osmaniye için bir sonraki depremde de aynı şeyin olacağı
anlamına gelmemektedir.
Yaşanan son depremlerde
can ve mal kayıplarının tümü inşaat ve tasarım
hataları sonucu meydana gelmiştir. Bu sebeplerle derhâl Osmaniyede
yerleşim yerlerinin zemin etütleri yapılmalı, binalarının
depreme karşı dayanıklılık
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Gürer, çok masum bakıyorsun oradan, bir dakika da size verelim.
Buyurun Sayın Gürer.
40.-
Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürerin, kamunun veteriner hekim
ihtiyacına ilişkin açıklaması
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hayvancılığın
gelişmesi için en önemli meslek topluluğumuz veterinerlerdir, kamuda
yeterli sayıda olmaları gereklidir. Veteriner hekimler ülkemizde
bulunan büyükbaş, küçükbaş veya pet shop hayvanlarının
kayıtlarını tutmakla kalmayıp,
aşılarını yapmak ve sahiplerini bilinçlendirmekle görevlidir;
ne var ki kamuda yeterli veteriner yoktur.
Tarım ve Orman
Bakanlığı görünen o ki mesleğin önemini
anlamamış, hatta hayvancılık kelimesini görmezden gelir
duruma gelmiştir. Hayvancılığın sorunlarının
aşılması için kamuda yeterli veteriner hekime ihtiyaç
vardır. Veriler, üretime katılıp
hayvancılığın modern yöntemlerle yukarı
taşınması için veterinerlerin önemine işaret etmektedir.
Gıdadan halk sağlığına, koruyucu hekimlikten hayvan
sağlığına veterinerlerin varlığı değerlidir,
kıymetlidir ve mutlaka kamuda -görevleri için- sayıları
artırılmalıdır. Bu nedenle hayvancılık olan her
köyde bir veteriner bulunmalıdır. Cumhuriyet Halk Partisi
iktidarında hayvancılık olan her köyde mutlaka veteriner
olacaktır.
BAŞKAN Evet, son
Sayın İlhan'a söz vereceğim ve bundan sonra da yerinizden bir
dakika söz vermiyorum; bilgilerinizi arkadaşlar.
Sayın İlhan...
41.-
Kırşehir Milletvekili Metin İlhanın, hak ettiklerini
alamayan sağlık çalışanlarına ilişkin
açıklaması
METİN İLHAN
(Kırşehir) Teşekkür ederim Başkanım.
Tüm dünya pandemi sürecinde
büyük aksaklıklar yaşarken sağlık
çalışanlarımızın diğer ülkelere de örnek olan
insanüstü yoğun çabası sonucu Covid sürecini sağlık
açısından göreceli daha başarılı geçirdik. Hükûmet,
sağlık çalışanlarımıza emeklerinin
karşılığını vermek yerine, sağlık
hizmetlerinin bir bütün olduğunu görmezden gelmiş; ebe, hemşire,
sağlık memuru, laborant, anestezi, radyoloji, tıbbi sekreter,
tekniker, teknisyen, mühendis, hizmetli, şoför, memur, şef gibi
diğer sağlık çalışanlarının süregelen
ekonomik krizler karşısında yoksulluk sınırında
geçinmeye çalışmalarına sebep olmuştur. Hak ettiklerini
alamayan sağlık çalışanlarımızın başta
maaşlarına ve diğer ödeme kalemlerine insanca yaşanabilir
bir düzeye gelecek şekilde bir artış zaman kaybetmeksizin
sağlanmalı ve emeklerinin karşılığı
verilmelidir.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Gündemin
Seçim kısmına geçiyoruz.
IX.-
SEÇİMLER
A)
Komisyonlarda Açık Bulunan Üyeliklere Seçim
1.-
Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda boş bulunan
üyeliğe seçim
BAŞKAN Millî
Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonunda boş olan ve
İYİ Parti Grubuna düşen bir üyelik için, Adana Milletvekili
Sayın İsmail Koncuk aday gösterilmiştir.
Oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Alınan karar
gereğince denetim konularını görüşmüyor ve gündemin Kanun
Teklifleri ile Komisyonlardan Gelen Diğer İşler
kısmına geçiyoruz.
1inci sırada yer alan
Kahramanmaraş Milletvekili Sayın Ahmet Özdemir, İstanbul
Milletvekili Sayın Feti Yıldız ve 64 milletvekilinin Basın
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifi ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu
Raporlarının görüşmelerine kaldığımız yerden
devam edeceğiz.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER
A)
Kanun Teklifleri
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (*)
BAŞKAN Komisyon?
Yerinde.
11 Ekim 2022 tarihli 5inci
Birleşimde İç Tüzükün 91inci maddesine göre temel kanun olarak
görüşülen 340 sıra sayılı Kanun Teklifinin 16ncı
maddesi üzerinde aynı mahiyette bulunan ilk 2 önergenin oylamasında
kalınmıştı.
Şimdi, hatırlatmak
amacıyla aynı mahiyetteki önergeleri okutup oylarınıza
sunacağım:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 16ncı
maddesinin metinden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Gamze
Taşcıer Ünal
Demirtaş Engin
Özkoç
Ankara
Zonguldak Sakarya
Aynı mahiyetteki
önergenin imza sahipleri:
Hasan
Özgüneş Erdal
Aydemir Mehmet
Ruştu Tiryaki
Şırnak Bingöl Batman
Sait
Dede Murat
Çepni Serpil
Kemalbay Pekgözegü
Hakkâri İzmir İzmir
Nuran
İmir Mahmut
Celadet Gaydalı Kemal
Peköz
Şırnak Bitlis Adana
Dirayet
Dilan Taşdemir
Ağrı
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 16ncı maddesinin
birinci fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hüseyin
Örs Mehmet
Metanet Çulhaoğlu Ümit
Beyaz
Trabzon Adana İstanbul
Yasin
Öztürk Dursun
Ataş Zeki
Hakan Sıdalı
Denizli Kayseri Mersin
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Katılamıyoruz.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden İYİ Parti İstanbul Milletvekili Sayın Ümit
Beyaz.
Buyurun Sayın Beyaz.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
ÜMİT BEYAZ
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ilgili
madde üzerinde İYİ Parti adına söz almış bulunuyor,
Gazi Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
kanun teklifinin 15 ve 16ncı maddeleri basın kartının
iptal edileceği hâlleri ve basın kartının iptalini
düzenleyen, birbirini tamamlayan iki madde.
Öncelikle, basın
kartı nedir, nasıl tanımlanmış, ona bir bakalım.
Basın kartı, Cumhurbaşkanlığı İletişim
Başkanlığı tarafından belirlenen şartları ve
yasal bekleme süresini tamamlamış gazetecilere Basın Komisyonu
tarafından verilen bir kart. Bu kart, bütün şartlar yerine
getirilmiş olsa bile her gazetecinin alması mümkün olmayan bir meslek
tanımlama kartı çünkü gazetecinin kuruluş için
başvurduğu kurum olan İletişim
Başkanlığı, çizgisinden memnun olmadığı
gazetecilerin basın kartını iptal eden, basın kartını
iptal edemediği gazetecileri akredite etmeyen, gazetelerin resmî
ilanlardan pay almasını engelleyen, medya üzerinde denetim kuran bir
ağır baskı mekanizmasıdır. Kanun teklifiyle
basın kartının düzenleneceği hâller deniliyor, elbette
Türk Ceza Kanununa göre suç işleyenlerin, teröristlerin, teröre destek
verenlerin basın kartlarının iptaline karşı
çıkacak değiliz ama gazetecilere basın kartı vermekle
görevlendirdiğiniz komisyon üyelerinin hâli, tavrı,
yaklaşımları da ortada.
Değerli milletvekilleri,
basın ahlak ilkelerine aykırı davranışlarda
bulunulması nedeniyle basın kartının iptali hâlinde, iptal
tarihinden itibaren beş yıl geçmedikçe yeniden basın kartı
verilmeyecek; belirtilen süreler iptal edilen basın kartının
iade edildiği tarihten itibaren işlemeye başlayacak. Adli sicil
kaydında basın kartı verilmesine engel bir suçtan mahkûmiyeti
bulunan kişilere bu mahkûmiyetler adli sicil kaydından silinmedikçe
veya yasaklanmış hakların geri iadesi kararı verilmedikçe
basın kartı düzenlenmeyecektir. Basın ahlak esasları
Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenmektedir.
Dolayısıyla düzenlemenin kanuni bir dayanağı da yoktur.
Gazetecilerin basın kartı iptal koşulları Basın
İlan Kurumunun keyfîliğine terk edilmektedir. Bu kanun teklifinin
29uncu maddesi ise halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
suçu diye içeriği belirsiz, muğlak ve yoruma son derece açık bir
suç tanımı getirmektedir. Bu düzenlemeyle -tırnak içinde-
halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu işleyen
gazeteci dahi hangi suçu işlediğini bile anlamadan Komisyon
keyfiyetiyle basın kartını kaybetme tehlikesiyle karşı
karşıya bırakılmaktadır. Bu düzenlemeyle, zaten içi
boşaltılmış olan basın ve ifade özgürlüğü tamamen
yok edilmektedir.
Değerli milletvekilleri,
peki, bu düzenlemeye göre haberin gerçeğe
aykırılığına kim karar verecek, haberin gerçeğe
aykırılığı hangi ilkelere ve değerlere göre
belirlenecek? Elbette, neyin gerçek olduğuna karar veren, iktidarın
atadığı bir kurul. Böylece, seçim sürecine girildiğinde,
iktidarın hoşuna gitmeyen her haber, her bilgi halkı
yanıltıcı bilgi kapsamına girecek ve haberi yapan gazeteci,
basın kartının iptaliyle hatta hapis cezasıyla
karşı karşıya bırakılacak. Haberi yapan
gazeteciler için hazırladığınız cezalar sizi
kesmemiş olmalı ki haberi paylaşmayı, hatta beğenmeyi
bile suç hâline dönüştürmüşsünüz ve siz bu düzenlemenin
yapıldığı bir ülkede basın ve ifade özgürlüğünden
bahsedeceksiniz, öyle mi?
Değerli milletvekilleri,
iktidar önümüze getirdiği bu düzenlemeyle sadece gazetecileri değil,
bütün toplumu baskı altına alıyor, bu düzenlemeyle halkın
haber alma özgürlüğü, basın ve ifade özgürlüğü yok edilmek
isteniyor. Yapılan değişiklik tek sesli bir toplum arzusunu
ortaya koyuyor. Korku iklimini canlı tutan, medya üstündeki
baskıyı daha da ağırlaştıracak olan bu
değişikliktir. Toplumsal muhalefeti susturmayı
amaçladığınız bu düzenleme Anayasaya
aykırıdır, Anayasaya aykırı kanun olmaz. Bu
değişiklik Anayasayı askıya almaktır, Anayasa
askıya alınamaz diyorum.
Son olarak, değerli
milletvekilleri, Sayın Cumhurbaşkanı İstanbulda
yaptığı konuşmada Yolsuzlukların
olmadığı, rüşvetin olmadığı,
yoksulluğun olmayacağı Türkiyeyi biz halledeceğiz, şu
an bunun hazırlığı içindeyiz. ifadelerini kullandı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ÜMİT BEYAZ (Devamla)
Tamam.
Öncelikle buradan Sayın
Cumhurbaşkanını yirmi yıllık iktidarı sonunda bu
samimi ikrarından dolayı tebrik ediyorum. Türkiye Büyük Millet
Meclisinin kıymetli AK PARTİli üyelerini de bu samimi ikrara kulak
vermeye davet ediyorum.
Liderimiz Meral Akşener,
İYİ Partili milletvekilleri olarak bu hafta itibarıyla bizlere
bir sorumluluk yükledi. Sayın Genel Başkanımız bize
yoksullukla ilgili kanun teklifleri vererek Cumhurbaşkanının bu
isteğine yardımcı olma görevini tevdi etti. Gelin, Sayın
Cumhurbaşkanımızın yirmi yıldır çözemediği
fakat giderayak el atmak istediği bu derin yaraya birlikte merhem
olalım. Muhalefetin getirdiği her kanun teklifine içeriğine
bakmadan hayır deme alışkanlığını bir süre
kenara bırakın.
Cumhurbaşkanımızın
sözünü havada bırakmayalım diyorum Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 16ncı maddesi ile 5187
sayılı Kanuna eklenen ek 7nci maddenin birinci
fıkrasının aşağıdaki şekilde
değiştirilmesini ve ikinci fıkrasının madde metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Basın
kartının ek 6 ncı maddenin ikinci fıkrası
uyarınca iptali hâlinde, kartın iade edildiği tarihten itibaren
bir yıl geçmedikçe yeniden basın kartı verilmez.
Mahir
Ünal Feti
Yıldız Ahmet
Özdemir
Kahramanmaraş
İstanbul Kahramanmaraş
Ahmet
Akay Hüseyin
Şanverdi
Şanlıurfa Hatay
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Takdire bırakıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Gerekçeyi
okutuyorum.
Gerekçe:
Önergeyle, basın
kartının iptalinin sonuçlarının düzenlendiği maddede
değişiklik yapılarak kartın iptali hâlinde öngörülen bir
ila beş yıl basın kartı alamama yaptırımı
hafifletilmektedir. Böylelikle, basın kartının ek 3üncü maddede
yer alan şartların sağlanmaması nedeniyle iptali durumunda
bir yıl boyunca basın kartı düzenlenmemesini öngören hüküm
kaldırılmış olup kartı bu nedenle iptal edilen
basın mensubu ilgili şartın sağlanmasıyla birlikte
beklemeksizin basın kartı başvurusu yapabilecektir. Öte yandan
basın ahlak esaslarına aykırılık nedeniyle iptal
durumunda tekrar basın kartı düzenlenebilmesi için öngörülen süre
kartın iadesinden itibaren beş yıldan bir yıla
indirilmiştir.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmiştir.
Kabul edilen önerge
doğrultusunda 16ncı maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
16ncı madde kabul edilmiştir.
17nci maddede 3 önerge
vardır, ikisi aynı mahiyette olup, okutup birlikte işleme
alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 17nci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Serpil
Kemalbay Pekgözegü Hasan
Özgüneş
Adana İzmir Şırnak
Murat
Çepni Musa
Piroğlu Mehmet
Ruştu Tiryaki
İzmir İstanbul Batman
Nuran
İmir Mahmut
Celadet Gaydalı Sait
Dede
Şırnak Bitlis Hakkâri
Aynı mahiyetteki
diğer önergenin imza sahipleri:
Engin
Özkoç Gamze
Taşcıer
Sakarya Ankara
BAŞKAN Komisyon
aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeler üzerinde ilk söz İstanbul Milletvekili Sayın
Musa Piroğluna aittir.
Buyurun Sayın
Piroğlu. (HDP sıralarından alkışlar)
MUSA PİROĞLU
(İstanbul) Sayın Başkan, geçtiğimiz hafta cumartesi günü
Tozkoparan Mahallesindeydim, Güngören'de. Sabahın beşi, mahallede
yıkım var ve bütün mahalle yüzlerce polis tarafından ablukaya
alınmış durumda; bariyerler, burada gördüğünüz bariyerler,
TOMAlar ve her şeyle mahalle ablukaya alındı. Ben ve Züleyha
Gülüm oradaydık, halkın yanına gittik; polis kalkanlarla
darbederek herkesi dışarı attı, koçbaşlarıyla
kapılar kırıldı ve evler yıkıldı. Aynı
görüntü bütün yaz boyunca Beykoz Tokatköy'de yaşandı, aynı
görüntü Beyoğlu Fetihtepe'de yaşandı, aynı görüntü
Beyoğlu Hacıhüsrev'de yaşandı. Polis bütün yaz boyunca
İstanbul'da devlet terörü estirdi; insanları zorla evinden
çıkardı, koçbaşlarıyla kapıyı kırdı ve
inşaat baronlarının, belediye başkanlarının o
evleri yıkmasına eşlik etti. Polis sadece bununla yetinmedi; ETF
direnişçilerini, direnen işçileri zorla darbetti. ETFde, patron
Sanem Dikmen'in fabrikayı iflasa sürükleyip işçilerin
haklarının üstüne çökmesi sonrası işçiler direniş
başlattı. Polis kapıdaki işçileri darbetti, yerlerde
sürükledi ve patronun fabrikadaki malları çalmasına gözcülük etti.
Görevi hırsızlığı engellemek olan İstanbul
polisi, patronun işçilerin hakkını çalmasına, malları
çıkarmasına eşlik etti, direnenleri gözaltına aldı ve
bugünkü basın kanunu tam da bu görüntüler kimse tarafından görülmesin
diye çıkarıldı. Sadece bu görüntüler, sadece polisin
zorbalığı değil, ENAGın, yani bağımsız
TÜFE araştırması yapan ENAGın, enflasyon
araştırması yapan ENAGın raporları gizlendi, bu
sayede halk gerçeklerden uzak kalacak.
Peki, Basın Kanunu
başka ne amaçla çıkarılıyor? Süleyman Soylunun
uyuşturucu baronlarıyla, katillerle, hırsızlarla, kara para
aklayıcılarıyla çektirdiği fotoğraf albümü
yayınlanmasın diye çıkarılıyor. Pudra şekeri
adı altında kokain partisi yapanların fotoğrafları
yayınlanmasın diye çıkarılıyor. Bu iktidarın
Sayıştay raporlarıyla belgelenen yolsuzluğu,
hırsızlığı, çürümüşlüğü halk tarafından
görülmesin diye çıkarılıyor. Bu basın kanunu Milletvekili
Habip Eksiki yaralayan, darbeden polislerin ismi, yüzü görünmesin,
suçları açığa çıkmasın diye
çıkarılıyor. Bilinsin ki bundan sonra milletvekillerimizin
başına gelecek her şeyin sorumlusu Süleyman Soylu
olacaktır, emri verenler olacaktır. Ve yine bilinsin ki Goebbels
kanunlarıyla Almanyayı sessizliğe boğan Hitlerin
elemanları ve Hitlerin kendisi bu suçlardan kurtulamadı. Halka
karşı suç işleyenler kim olursa olsun, hangi sıfatı
taşırsa taşısın eninde sonunda yargılanacak ve
hesap verecek; sonu Hitler gibi olacak, sonu mahkemelerde yargılanmakla bitecek.
Basın kanunu niye
çıkarılıyor? Halkımız üç şeyi bilmek zorunda.
Bir, bütün basının sesi kısılmıyor -medyanın bir
kısmını satın almış olan iktidar- kalemleri satın
alınmış, dilleri bağlanmış olan yandaş
medyanın sesi kısılmıyor, onlar iktidarın sözcüsü,
basın olmaktan çıkmış. Bir avuç özgür basının
sesi kısılıyor, bir avuç gazetecinin, yayın
kuruluşunun sesi kısılıyor. İki, basının
sesi kısılmıyor, aslında halkın sesi
kısılıyor. Halkımız şunu bilmek zorunda: Bu yasa
basına yönelik çıkmıyor, bu yasa halka yönelik çıkıyor
ve halkın sesini kısmak için çıkıyor. Ve üç, bunca
yıldır iktidarda kalan Hükûmet seçime altı ay kala bu
yasayı niye çıkarıyor? Herkes şu konuda uyanık olmak
zorunda. Eğer bu yasa çıkıyorsa bir art niyet vardır, o art
niyet seçimi çalmaktır, sandığı çalmaktır; 7
Hazirandan bu yana sandığı çalarak ayakta kalan iktidar yeni bir
sandık çalma operasyonu yapmaya çalışıyor ve halkın bu
bilgilere ulaşmasını ve bu bilgilerden haberdar
olmasını engellemeye çalışıyor. Bize düşen,
sesimizi yükseltmek; bize düşen, özgür basınla yan yana durmak ve bu
baskı politikalarına karşı direnmektir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MUSA PİROĞLU
(Devamla) Kâr etmeyecek, yıkılacaksınız, kaybedeceksiniz.
Ben buradan bir
çağrıyla konuşmamı bitirmek istiyorum. İstanbulda 16
Ekim Pazar günü saat 14.00te işçi, emekçi buluşması var Kartal
Meydanında. İşçi Emekçi Birliği, ezilen bütün herkesi,
sömürülen herkesi, yolsuzluktan, zulümden gına gelmiş, bu
iktidarın gadrine uğramış, patronunun zulmüne
uğramış bütün işçileri ve yoksulları Kartal
Meydanında buluşmaya çağırıyor.
Ve ben buradan diyorum ki:
Biz sustuğumuz sürece, biz sessiz kaldığımız sürece bu
sömürü düzeni, bu saltanat devam edecek ve biz ayağa kalkarsak bunlar bir
avuç çapulcu, kaybedip gidecekler; kazanan ülkenin halkları olacak,
kazanan biz olacağız. Herkesi sesini yükseltmeye, bu cehenneme
gidişi durdurmak üzere harekete geçmeye çağırıyorum. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeler üzerinde ikinci konuşmacı Ankara Milletvekili
Sayın Gamze Taşcıer.
Buyurun Sayın
Taşcıer. (CHP sıralarından alkışlar)
GAMZE TAŞCIER (Ankara)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
dezenformasyon kanunu adı altında bir teklif getirdiniz. Tabii,
dezenformasyonun tam karşılığı nedir diye
sözlüğe baktığımda; kasıtlı olarak yayılan çarpıtma
bilgi yani gerçek olmadığını bile bile söylemeye devam
edilen bilgi. Sözlüklerin içerisinde, o kelime daha iyi
anlaşılması için cümle içerisinde kullanılır. Ben de
size Türkiyede dezenformasyonun daniskası olan -cümle içerisinde-
bazı sözcükler kullanacağım.
Mesela Gezi direnişi
sırasında Camiye ayakkabılarıyla girdiler, içki içtiler,
görüntüleri elimizde, bu cuma yayınlayacağız. dediniz; kaç cuma
geçti, kaç yıl geçti, ortada görüntü falan yok. Televizyona
çıktı Erdoğan, 80 öncesi yaşadığı
zorluklardan bahsederken büyük kızı Esranın bir gece
kapısına astığı duygusal mesajdan duygulanarak
bahsetti; küçük bir sıkıntı vardı, Esra Erdoğan 1983
doğumluydu. Hızını alamadı, Ben 75 kişilik
sınıflarda okurken tek parti dönemiydi, CHP iktidardaydı."
dedi; güler misiniz, ağlar mısınız, Tayyip Erdoğan
1954 doğumlu! Hemen bir parantez açayım: Tabii, burada bir
dezenformasyon yoksa -bir sağlıkçı olarak söylüyorum- çok ciddi
bir sağlık problemi var demektir. Yine, Erdoğan
hızını alamadı, IMF bizden 5 milyar dolar borç istedi."
dedi; meğer gerçek, IMFye üye olan ülkeler Fona bazı taahhütlerde
bulunuyordu, bu para hiç talep edilmedi ve hiç istenmedi.
Tarım Bakanı
çıktı, 7 liralık maliyetle sekiz saat çalışan traktör
ürettik." dedi; traktörü gören oldu mu değerli milletvekilleri? Ben
görmedim. Yerli uçağımız göklerde." dediniz; muhtemelen
hâlâ göklerde uçuyor ki bu uçağı da gören olmadı. Tüm dünyada
enflasyon var, sorun sadece bizde değil. dendi; savaştaki Rusyada
bile enflasyon yüzde 14ken TÜİK rakamları gerçek olmamasına
rağmen yüzde 85 oranında. Büyük ekonomist Erdoğandan bir tık
daha küçük ekonomist olan Danışmanı Yiğit Bulut
Başkanlık sistemi geldiğinde neyiniz var neyiniz yok, 3 kat
olacak." dedi; vatandaşın parası, ne var ne yok pul oldu.
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Mazot oldu 4 kat.
GAMZE TAŞCIER (Devamla)
Tabii, en büyük dezenformasyonlardan bir tanesi, CHP camileri ahır
yaptı." dedi; tarihçiler camileri ahır yapanın Yunan
orduları olduğunu
CHPnin bu camileri tekrar tadilatını
yaparak hizmete sunduğu gerçeğini de hâlâ duymazlıktan
geliyorsunuz.
Tabii, dezenformasyon ve
yalan konusunda elinize su dökemese de size yaklaşan birileri daha var;
havuz medyanız. Mesela havuz medyası Takvim Haziran 2013te,
ağaçla röportaj yapan kişi olarak bilinen Mevlüt Yükselin CNNin
ünlü sunucusuyla yaptığı röportajda Gezi eylemlerini para
karşılığı desteklediklerini itiraf etti."
demiş ama bir sıkıntı var, yalan, uydurma bir haber
olduğu da sonradan ortaya çıktı.
Yine, Yeni Şafakta
2018de bir kupürde 77 yaşındaki amcayı
konuşturmuşlar. Amca demiş ki: 1946 seçimlerinde oy
kullandım. CHP millete oy kullandırmadı." Tabii, yalan
söylerken de demek ki matematiğe ihtiyaç var, o hesaba göre amca 5
yaşında oy kullanmış oluyor.
En son örneğiniz
İstanbul Fikirtepede doğal gaz patlaması oldu." dediniz;
binada doğal gaz olmadığı ortaya çıktı.
İstanbul
Büyükşehir Belediyesinin cenaze aracında Belediye personeli esrar
taşırken yakalandı." dediniz; aracın, Yeni
Şafakın sahibi Albayrak ailesinin damadının olduğu,
kişilerin de şirket personeli olduğu ortaya çıktı.
Yani değerli
milletvekilleri, Tolkienin romanları vardır, her biri en az bin
sayfalık. Herhâlde sizin dezenformasyonlarınızı kitap
hâline getirsek Tolkieni bile sınıfta
bırakırsınız. (CHP sıralarından Bravo sesleri,
alkışlar)
Ben sözlerimi de son bir
uyarıyla bitireyim -ünlü bir yarışma var, hani, son
kararını verirken yarışmacılara soruyor- emin misiniz
değerli milletvekilleri, bu teklifin yasalaşacağından? (CHP
sıralarından alkışlar) Çünkü bu teklif hapis cezası
getiriyor, eğer bu teklif yasalaşırsa saraydan başlamak
üzere bu koltuklarda oturacak doğru düzgün neredeyse hiç kimseyi
bulamayacaksınız.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
GAMZE TAŞCIER (Devamla)
Ve şunu da ifade edeyim: Dünya tarihi boyunca tüm otoriter rejimler
aynı yöntemlere başvurdu. İktidarlarının
gittiğini, kendilerine olan desteği kaybettiklerini gördükleri an
medyayı susturmaya, sansür uygulamaya başladılar; yetmedi, kendi
gibi düşünmeyenleri hapse atmaya başladılar ama hiçbiri
kaçınılmaz sonunu engelleyemedi. Halk desteği çekti ve
iktidarları ellerinden gitti. Bugün bu döngüde sıra sizde ve ne
yaparsanız yapın, bütün baskılarınıza, bütün
engellemelerinize rağmen yalanlarınızı,
yaptığınız bütün gerçek olmayan söylemlerinizi,
rantlarınızı, hırsızlığınızı
yani gerçekleri ne pahasına olursa olsun söylemeye devam edeceğiz.
(CHP sıralarından alkışlar)
Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
17.47
BEŞİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 17.54
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Beşinci Oturumunu açıyorum.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
17nci madde üzerindeki
diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 17nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hüseyin
Örs Feridun
Bahşi Mehmet
Metanet Çulhaoğlu
Trabzon Antalya Adana
Dursun
Ataş Yasin
Öztürk Zeki
Hakan Sıdalı
Kayseri Denizli Mersin
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Adana Milletvekili Sayın Mehmet Metanet Çulhaoğlu.
Buyurun Sayın
Çulhaoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU
(Adana) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 340 sıra
sayılı Basın Kanunu Teklifi'nin 17nci maddesi üzerinde
İYİ Parti Grubumuzun görüşlerini ifade etmek üzere söz
aldım. Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 17nci maddede 5187 sayılı Kanun'a
yönetmelik ek 8inci madde eklenerek İletişim
Başkanlığınca düzenlenecek olan basın
kartlarının şekli, medya kuruluşlarında aranacak
şartlar, kontenjanlar, Komisyonun çalışma ve karar alma
usulleri, başvuru türleri ile başvuruda istenilecek belgeler
Başkanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle
düzenlenir. denilmektedir.
Değerli milletvekilleri,
günümüz dünyasında Türkiyenin, basın özgürlüğünde 180 ülke
arasında 149uncu sırada olmasından herkes rahatsız ama AK
PARTİ bundan hiç rahatsız olmamakta. Bugün Türkiye'deki birçok
sorunun altında yatan en önemli gerçek, hukuka, demokrasiye, insan
haklarına ve bireysel özgürlüklere AK PARTİ iktidarı
tarafından değer verilmemesidir.
Değerli arkadaşlar,
16 Nisan 2017de Anayasa değişikliğiyle
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçildi. Bu sistemin
yürürlüğe girmesiyle aradan geçen beş yılı aşkın
sürede yürütmenin, yargı ve yasama üzerinde mutlak bir tahakküm
kurduğu popülist ve otoriter bir rejim inşa edilmiş, bürokraside
partizan kadrolar istihdam edilmiş ve edilmeye de devam edilmektedir.
RTÜK ve İletişim
Başkanı olarak görev yapan kişilerin uygulamalarına
bakıyoruz; uzun zamandır RTÜKün basına ve televizyonlara
verdiği cezaların hemen hemen tamamına yakını muhalif
olanlara verilmektedir çünkü bunlar siyasi saiklerle hareket ediyorlar.
Bakın, bir başka örnek vereyim. AK PARTİ kontenjanından
RTÜK üyesi seçilen Taha Yücel istifa ettiği için otomatikman bu üyelik
İYİ Partiye geçti. Üyelik İYİ Partiye geçmesine rağmen
bildirim yazısını RTÜK Başkanı aylardır Türkiye
Büyük Millet Meclisi Başkanlığına göndermedi yani görevini
yapmadı. Şimdi boş olan RTÜK üyeliği Mehmet Ali Çelebinin
AK PARTİye katılımıyla İYİ Partiden AK
PARTİye geçti. RTÜK Başkanı da üç aydır boş olan
üyelik yazısını, bekleme talimatının sonuçlanması
neticesinde artık gönül rahatlığı içerisinde Türkiye Büyük
Millet Meclisine gönderir; ne yazık ki anlayış bu.
Değerli milletvekilleri,
bugün itibarıyla sadece medyayı kontrol ederek siyasi
iktidarını sürdüremeyeceğini anlayan iktidar, an itibarıyla
sosyal medyayı da tam kontrol etmek istemektedir. 24 Temmuz 2018 tarih ve
30488 sayılı Resmî Gazetede yayınlanan 14 numaralı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan ve hizmet vermeye
başlayan İletişim Başkanlığının
başında bulunan ve bu düzenlemeleri yapacak kişi kamu görevlisi
midir yoksa sarayın siyasi elemanı mıdır? Bir kamu
görevlisinin yüce Meclisimizin seçilmiş üyelerine ayar vermesi için
görevlendirilmiş olması şüphesiz hepimizin sorgulaması
gereken ayıplı bir durumdur. Bu kişi sürekli iç siyaseti
ilgilendiren politik meselelerde AK PARTİnin siyasi çıkarlarını
öncelemekte ve öyle davranmaktadır. Eğer bu kişinin
imtiyazlı konumu sürdürülecekse Anayasada, kanunda, İç Tüzükte ve
ilgili mevzuatlarda düzenleme yapılarak durumunun ortaya
çıkartılması ve hukuki, siyasi hesap verebilirliğinin
yolunun açılması gerekmektedir.
AK PARTİ iktidarı
kendisini devlet gibi gördüğü için, insan kayıran,
kutuplaştıran ve engeller ören yönetim anlayışıyla
milletimizin kadim devlet anlayışını da zedeliyor. Bu
ayıplı zihniyet her şeyden önce devlet-millet bağına
zarar veriyor; milletle beraber değil, millete rağmen yol yürüyerek
milletimizin çaresiz, kimsesiz ve yalnız hissetmesine sebep oluyor.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; AK PARTİnin propaganda
başkanlığı olarak adlandırabileceğimiz
Cumhurbaşkanlığı İletişim
Başkanlığı zaten basın kartının kime, hangi
koşullarda verileceği ya da hangi durumda iptal edileceği
konusundaki yetkiyi elinde tutarken yasada internet mecralarına basın
kartı verilmesinin ne anlamı var? Çünkü uygulamada yandaşlara
basın kartı verilmesinin yasal altyapısının
yapıldığı inancı hâkim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MEHMET METANET ÇULHAOĞLU
(Devamla) Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Uzun zamandır
gazeteciliğin bütünüyle iktidarın tekeline sokulmaya
çalışıldığına ve ifade hürriyetinin yok edilmeye
çalışıldığına şahit olmaktayız. Bu
iktidar döneminde canlı yayında gazeteciye nasıl talimat
verildiğini de gördük. Bu uygulamanın yandaş basın
dışında kalan basın mensuplarına bir fayda
sağlamayacağı düşüncesiyle Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
17nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
17nci madde
kabul edilmiştir.
18inci madde üzerinde 4 önerge
vardır, ilk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 18inci maddesinde yer alan
"Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yayımlanmakta
olan süreli yayınlarla ilgili olarak Cumhuriyet
Başsavcılıklarında bulunan kayıtlar, Basın
İlan Kurumuna üç ay içinde devredilir ve ek3 üncü maddede yer alan
şartları taşımaları kaydıyla ibarelerinin teklif
metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.
Hasan
Özgüneş Serpil
Kemalbay Pekgözegü Kemal
Peköz
Şırnak İzmir Adana
Murat
Çepni Sait
Dede Mehmet
Ruştu Tiryaki
İzmir Hakkâri Batman
Nuran
İmir Mahmut
Celadet Gaydalı
Şırnak Bitlis
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Adana Milletvekili Sayın Kemal Peköz.
Buyurun Sayın Peköz.
(HDP sıralarından alkışlar)
KEMAL PEKÖZ (Adana)
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; görüşülmekte olan
teklifin 18inci maddesi üzerinde grubum adına söz almış
bulunuyorum. Meclisi saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
dezenformasyon kanununu görüşüyoruz. Dezenformasyon, gerçeğe
aykırı olan, gerçeğin üstünü örten ve çarpıtan bilgileri
yaymayı ve bu bilgilerle de algı oluşturmayı içeriyor.
Geçmiş döneme bakmadan önce, bugünümüze baktığımız
zaman dezenformasyonun hemen hemen her gün tekrarlanarak
yapıldığını, bunun da en çok Sayın
Cumhurbaşkanı tarafından yapıldığını
hep beraber görüyoruz. Çok yakın bir zamanda Cumhurbaşkanı Biz
iktidara gelmeden önce 30 yaşından küçükler oy kullanamıyordu.
dedi; hiçbiriniz Cumhurbaşkanına bir başka sefer
tekrarlamaması için Sayın Cumhurbaşkanım, 1982de seçme
yaşı 21e, 1987de 20ye, 1995te de 18e indirildi. deme cesaretini
maalesef gösteremediniz.
Yine, Cumhurbaşkanı
her gün yeni bir şey icat ediyor -biraz önce bazılarını
izah etti arkadaşımız- Biz iktidara gelmeden önce Türkiyede
buzdolabı yoktu. diyebildi mesela, 1984te kurulmuş olan üniversite
için Biz kurduk. diyebildi; yine, kendisinin iktidarından sekiz sene
önce açılmış havaalanı için Biz açtık. diyebildi ve
ele geçirdiğiniz yüzde 95lik basın yoluyla da bunu çok rahat
yayabildi. Neden bu kadar çok rahat yayabildi? Çünkü basın el
değiştirirken 2018de Ziraat Bankası üzerinden 750 milyon dolar
kredi olarak verdiniz ve bu kredinin tahsili için de bugüne kadar herhangi bir
işlem yapılmadı çünkü gösterdiği arsaların daha önce
60 milyon lira değerinde olduğu ifade edildi, daha sonra plan değişikliğiyle
360 milyon liraya çıkartıldı ama buna rağmen herhangi bir
ödeme yapılmadı. Ziraat Bankasının hesaplarını
görüşürken de KİT Komisyonunda sorduğumuzda bununla ilgili de
net bir cevap alamadık çünkü Bu, bankanın kendi gizli işidir,
şirketle arasındaki bir ilişkidir; dolayısıyla bunu
size izah edemeyiz, açıklayamayız. denilebildi.
Bütün bunlara rağmen
Türkiye'de özgür basın geleneği denilen de bir basın var,
yüzde 3ü de içerse, yüzde 5i de içerse Özgür Ülke, Özgür Gündem, Yeni Özgür
Politika, Yeni Yaşam ve benzerleriyle süren bir basın var. Peki, bu
basın ne pahasına yaşamını sürdürebildi bugüne kadar?
Kapatılma pahasına, sansür edilme pahasına, ceza alma
pahasına. Mesela bir gazete, 580 sayı yayınlamış, bunun
486 tanesi için dava açılmış, bu davaların sonucunda da yüz
kırk yedi yıl ceza verilmiş.
Yine, bu özgür basın
geleneği ölüm pahasına, can pahasına, kendilerini feda etme
pahasına bu geleneği sürdürdü. İçinde Musa Anter, Hüseyin Deniz,
Cengiz Altun, Ferhat Tepe, Ersin Yıldız ve Kadri Bağdunun da
bulunduğu 27 kişi maalesef katledilerek özgür basın susturulmaya
çalışıldı daha önceki dönemlerde. Kadri Bağdu, sizin
iktidarınız döneminde katledildi ve şu ana kadar katili
bulunmadı, yargılanmadı. Diğerleri için de aynı
şey geçerli, hiçbirisinin katili bulunmadı ve yargılanmadı
çünkü genel olarak, bunlar, iktidar doğrudan talimat vermese bile ortamdan
yararlanıp durumdan vazife çıkartan insanlar tarafından
yapıldı.
Diyeceksiniz ki: Bu
yasayı biz çıkaracağız, mahkemeler karar verecek sonuçta.
Evet, doğru, mahkemeler karar verecek ama hukuk bağımsız
olsaydı, mahkemeler hukuka dayanarak siyasetin baskısından uzak
bir şekilde karar veriyor olsaydı bu böyleydi. Sizin her hâkime, her
savcıya telefon edip Şunun hakkında dava aç. ya da Şunu
cezalandır. dediğinizi düşünmüyorum ama öyle bir ortam
yarattınız ki hâkimler, savcılar sizin istemediğiniz bir
karar verdikleri zaman 2nci gün neyle suçlanacaklarını, nereye
sürüleceklerini ve nasıl görevden alınacaklarını
bilemedikleri için, bu korkuyu düzenli olarak yaşadıkları için,
bu korkuyu üzerlerine saldığınız için, sizin korkunuzdan,
sizin şerrinizden korunmak için sizin istediğiniz doğrultuda
kararlar vermeye devam ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
KEMAL PEKÖZ (Devamla) Bu
baskı yasası da bundan öncekiler gibi çok uzun sürmeyecek, akamete
uğrayacak ve bundan sizler yararlanamayacağınız gibi
yarın öbür gün bu yasalarınızla,
çıkarttığınız bu yasalarla kendiniz yargılanmak
durumunda kalacaksınız ama biz adil olacağız, siz
çıkarttığınız yasalarla yargılanırken bile
sizin adaletli yargılanmanız için elimizden gelen çabayı
göstereceğiz. Biz sizin gibi baskıcı olmayacağız,
şiddet içeren unsurları bertaraf etmek için elimizden gelen
çabayı sarf edeceğiz ve Türkiyenin aydınlık bir ortama
çıkması için de elimizden gelen çabayı göstereceğiz.
Meclisi saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
ENGİN
ALTAY(İstanbul) Karar yeter sayısı istiyoruz
Başkanım.
BAŞKAN Evet, önergeyi
oylarınıza sunacağım, oylarınıza sunduktan sonra
karar yeter sayısı arayacağım.
Önergeyi kabul edenler...
Kabul etmeyenler
Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma
Saati:18.09
ALTINCI OTURUM
Açılma
Saati:18.14
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Altıncı Oturumunu açıyorum.
18inci madde üzerinde, Adana
Milletvekili Kemal Peközün önergesinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı. Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza
sunacağım ve karar yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul
edilmemiştir.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifi'nin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
18inci madde üzerindeki
diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin çerçeve 18inci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Hüseyin
Örs Feridun
Bahşi Dursun
Ataş
Trabzon Antalya Kayseri
Zeki
Hakan Sıdalı Yasin
Öztürk Yavuz
Ağıralioğlu
Mersin Denizli İstanbul
BAŞKAN Komisyon önergeye
katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden, İstanbul Milletvekili Sayın Yavuz
Ağıralioğlu.
Buyurun Sayın
Ağıralioğlu. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan, Türk
milletinin mümtaz vekilleri; hepinizi saygıyla selamlarım.
Görüşmekte
olduğumuz kanun teklifinin, teklif edenlerce dezenformasyonu engelleme
eleştirenlerce enformasyonu engelleme olarak
algılandığı ve böyle müzakere edilip böyle mütalaa
edildiği hemen hemen 5inci güne giriyoruz.
Partili
Cumhurbaşkanlığı sisteminin devlet kurumlarını
parti propaganda kurumları hâline dönüştürdüğü böyle zamanlarda,
çıkarılan kanunların mahiyeti metin üzerinde ne kadar güzel
olursa olsun, arkasındaki ruhun, niyetin ya da üslubun kanunlara sirayet
edeceği düşünülür. Normal şartlarda, ben bu kanun mahiyeti
itibarında konuşma yapan arkadaşlarımızın
tenkitlerini çok kıymetli buluyorum. Tenkitler, muhalefet adına
tenkitler, iktidara empati yapabilme imkânı veren, mukayeselerle dolu
tenkitlerdir.
Ama gözden
kaçırılmış bir husus var: Bu kanun çerçevesinde size
yöneltilen eleştirilerin tamamı bu kanunun mahiyeti itibarıyla
dezenformasyon suçudur. Yani Tuncay Özkanın konuşması misalen,
aslında çok muhtevalı bir konuşmadır, kendisi de bu
eleştirilerini makul hâle getiren bir mağduriyet yaşadığı
için -sizin bugünkü yasa itibarıyla dezenformasyon ithamıyla
suçlayacağınız bir kabahatten, kusurdan, öyle zannedilen bir
uygulamadan, ithamdan mağdur olmuştur- dolayısıyla, eleştirisi
anlamlı hâle gelmiştir ama bu eleştiri aslında bu kanun
kapsamında bir dezenformasyon suçudur yani beyefendi aslında
görüşülen kanunun hilafına, uygulaması hilafına suç
işlemiştir. İYİ Parti milletvekilleri, CHP mebusları
aslında kıymetli tenkitlerde bulunuyorlar ama tenkitlerin mahiyeti,
Siz bu kanunu aslında dezenformasyon için değil, seçimde avantaj
sağlamak için getiriyorsunuz. ithamı aslında bir
dezenformasyondur yani görüşülürken bile milletvekillerine suç işleme
alanı açan, keyfîliği ihsas ettiren bir kanundur.
Efendim, bu kanunla ilgili
bir sürü tenkit var ama tenkitleri sıralamaktan ziyade, ben kendimi
siperleyip sağlama alıyorum; bu kanunun hilafına konuşan
arkadaşların aleyhine olarak, Hükûmetin de lehine olarak bu kanunu
destekliyorum. Bu kanun, doğru bir kanundur; bu kanun,
çıkaranların siyasal üslubuna, siyasal diline, yönetime talip
oldukları günden bugüne kadar savruldukları yere uygun bir hissiyatla
çıkarılmış bir kanundur; doğru bir kanundur.
İktidarda yirmi yıl kalıp iktidardaki 20nci yılında
Yolsuzlukla ve yasaklarla mücadele edeceğim. diyen bir insanın
çıkarabileceği bir kanundur. Bu kanun -kıymetli dostum Ahmet
Özdemir burada, Feti ağabey burada- ömürleri ithamın aslında,
ait oldukları, mensubiyet duydukları geleneklerin manşetlerle,
algılarla, iftiralarla engellenmeye
çalışıldığı bir siyasi sicilin içerisinden
gelenlerin çıkaracağı bir kanun değildir; çektikleri
çileleri unutanların çıkaracağı bir kanundur. Yola
çıkarken Efendim, biz yolsuzluklarla, yasaklarla mücadele edeceğiz.
Manşetlerle engellendik biz, yasaklarla zapt edilmeye
çalışıldık, siyasi yasaklar önümüze kondu, birtakım
tembihlenmiş, talimatlandırılmış gazete
manşetleri bizim önümüzü kesti. denilerek çıkılan yolun sonunda
iktidarlarını korumak için manşetleri suç kapsamına
alabilecekleri bir keyfîlik alanına çekiyor; doğru bir kanundur bu.
AK PARTİ şunun
örneğidir: Hiçbir kanun gücü millet iradesini engellemeye yetmez, örnek AK
PARTİ'dir; hiçbir ceberutluk, tembihlenmiş manşetlerle tecessüm
edip millet iradesini gölgelemiş hiçbir kumpas millet iradesini durduramaz,
örnek AK PARTİ. AK PARTİ yasaklarla engellenebildi mi ki siz
yasaklarla muhalefeti engellemeye çalışıyorsunuz? (İYİ
Parti ve CHP sıralarından alkışlar) AK PARTİ
engellenemedi. Tayyip Bey mevzuyu yanlış anlamış olabilir,
şu cihetten yanlış anlamış olabilir: İktidara
davet edilenler, kendi yaşadıklarını millete
yaşatmasınlar diye iktidara davet edilirler yani Sayın
Cumhurbaşkanına aslında millet 2002de iktidarı tevdi
etmiş olduğunda ona şöyle bir mesuliyet yüklemiştir: Sen,
çocukların dâhil kendin siyasi mağduriyetler yaşamış
insansın. Sen öyle bir ülke kur ki hiç kimse mağdur olmasın. Sen
hakarete maruz kalmış bir insansın, senin ülkende,
yönettiğin ülkede hiç kimse hakarete maruz kalmasın. Sen
inancından dolayı örselenmiş bir insansın, kimseyi
inancından dolayı örseleme. Sen manşetlerle önü kesilmiş
bir insansın, sen manşetlere müdahale etme.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Sen demokrasi adına verdiğin
mücadelede önü hep ceberutlukla, talimatla, tembihle, algıyla, iftirayla
kesilmiş bir insansın. Seni iktidara davet ediyoruz, sen
yaşadıklarını millete yaşatma. Öyle bir ülke kur ki
senin yönettiğin ülkede herkes huzurla, güvenle yaşayabilsin; adalet ve
demokrasi yüksek standartlarla, konforla buluşabilsin. Acaba diyorum,
Sayın Cumhurbaşkanı mesajı yanlış mı
algıladı? Acaba şöyle mi algıladı mesajı:
Yaşadıklarını millete de yaşat, senin başına
gelenler milletin de başına gelsin. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar) Seni engellemek için sana
yapılanları, senin vasıtanla millete yapsınlar diye onlara
imkân ver. Niçin söylüyorum bunu? Yirmi saniyem kaldı, devamını
belki 23üncü maddede tamamlayacağım. İktidarlar milletlerini
korumak için iktidara gelirler. Milletlerinden korunmak için kanun
çıkaranlar, zeval dönemlerine girmiş demektir. (CHP
sıralarından alkışlar)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Dolayısıyla, kendi
iktidarını korumak için, milletinden korunmak adına böyle
kanunlar çıkarmak iktidar için zeval demektir.
Devamını 23üncü
maddede arz edeceğim. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Buyurun Sayın Ünal.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)
Sadece kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum.
Sanırım hatip,
Recep Tayyip Erdoğan'ın 2002den bugüne kadar girdiği her
seçimde milleti tarafından onaylandığını
hatırlamadı herhâlde. (AK PARTİ sıralarından Bravo
sesleri, alkışlar)
HAYRETTİN NUHOĞLU
(İstanbul) Anlamamışsın ki ne dediğini.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (İstanbul) 23üncü maddede arz edeceğim.
BAŞKAN Şimdi
okutacağım önergeler aynı mahiyette olup okunduktan sonra
birlikte işleme alacağım.
Önergeleri okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 18inci maddesiyle 5187
sayılı Kanuna eklenen geçici 4üncü maddenin ikinci
fıkrasının madde metninden çıkarılmasını arz
ve teklif ederiz.
Mahir
Ünal Feti
Yıldız Ahmet
Özdemir
Kahramanmaraş İstanbul Kahramanmaraş
Ahmet
Akay Hüseyin
Şanverdi
Şanlıurfa Hatay
Aynı mahiyetteki
diğer önergenin imza sahipleri:
Zeynel
Emre Faruk
Sarıaslan Engin
Özkoç
İstanbul Nevşehir Sakarya
Ali Haydar
Hakverdi Utku
Çakırözer Vecdi
Gündoğdu
Ankara Eskişehir Kırklareli
BAŞKAN Komisyon
aynı mahiyetteki önergelere katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Takdire bırakıyoruz
Sayın Başkan.
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki ilk önergenin gerekçesini okutuyorum:
Gerekçe:
Teklifin 4üncü maddesinde
önergeyle beyannamelerin Basın İlan Kurumu yerine Cumhuriyet
Başsavcılığına verilmesi uygulamasının
devamı temin edilmektedir. Bu düzenlemeye uyum sağlanması
amacıyla önergeyle değişiklik yapılmaktadır.
Böylelikle hâlihazırda Cumhuriyet Başsavcılığında
bulunan beyannamelerin Basın İlan Kurumuna gönderilmesine
ilişkin hüküm madde metninden çıkarılmaktadır.
BAŞKAN Önerge üzerinde
konuşma talep eden Eskişehir Milletvekili Sayın Utku
Çakırözer.
Buyurun Sayın
Çakırözer. (CHP sıralarından alkışlar)
UTKU ÇAKIRÖZER
(Eskişehir) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yüce
Meclisimizi saygıyla selamlıyorum.
Ülkede milyonlar yokluk
içinde geçim mücadelesi verirken bu iktidar vatandaşı nasıl
sustururuz, gerçekleri nasıl saklarız derdinde. Basın Kanununda
değişiklik yapan teklifi konuşuyoruz ama Türkiye'de
basının hiçbir meselesine çözüm yok bunun içinde. Bakın, haber
takibi sırasında dövülen, nefessiz bırakılan basın
emekçilerinin can güvenliği yok burada. Haberi yüzünden dokuz ayda 410 kez
hâkim karşısına çıkan gazetecilere, tutuklu gazetecilere
özgürlük yok. Halkın haber alma hakkı için çalışan
televizyonları, Halk TVyi, Tele 1i, FOX'u, KRTyi, TV5i bu yıl tam
42 kez hukuksuzca cezalandıran RTÜK'e Dur! yok burada. Anayasa
Mahkemesinin ihlal kararına rağmen Sözcüye, Cumhuriyete, BirGüne,
Evrensel'e, Yeni Asyaya, Korkusuza ilan ambargosu uygulayan Basın
İlan Kurumuna Yetkini aştın. demek yok burada. Anadolu
basınına, yerel gazetelerimize, televizyonlarımıza can suyu
hiç yok burada. Yolsuzluk, rüşvet suçlarınız bilinmesin diye iki
yılda toplam 9.913 haberi paylaşıma erişime
yasakladınız, yüzde 95inde kişilik hakkı ihlali yok;
hepsinin bilinmesinde, okunmasında kamu yararı var ama bu sansüre son
vermek yok burada. Yasaklama yetkisi daha da genişletiliyor.
Peki, ne var o zaman burada?
29uncu maddeyle uydurduğunuz dezenformasyon suçu ve cezası var.
Yolsuzluklarınızı yazanı hapse atacaksınız,
Enflasyon yüzde
Bakın, ortada daha
kanunu yok ama siz gazetecileri sansür etmeye başladınız bile.
TGS temsilcisi Sibel Hürtaşın milletin Meclisine bugün
alınmamasını burada protesto ediyor, Sayın Başkandan
bu antidemokratik kararın iptal edilmesi için yardım rica ediyorum.
Cumhurbaşkanlığında
dezenformasyonla mücadele birimi kurmuşsunuz. Sarayın sansürcüleri
bir de bülten çıkarmış, az önce Sayın Engin Altay,
Sayın Tuncay Özkan gösterdi. İşte, burada, Dezenformasyon
Bülteni, logosunu da damga gibi çizmişler. Ne diyor bakın: Bu bir
yalan haberdir, hakikati paylaş. diyor logoları. Madem öyle, hodri
meydan: Gözümüzün içine baka baka Camiler yakıldı, camide içki
içildi. yalanını uyduranlara, Kabataş yalanını
uyduranlara hadi basın damgayı da görelim. Mersindeki hain PKK
saldırısında bile siyasi rant için partimize iftira
atanları, metrobüs kazasından çıkar devşirmek için Çok
ölü, binlerce yaralı var. yalanı atanları mesela koyun
bülteninize, yalan haber damgasını vurun; vuramazsınız.
Genel Başkanımız Amerika'ya gitti, Karşılayan
FETÖ'cü. diye kuyruklu yalan atanları koysanıza bülteninize;
koyamazsınız. Sizin haberden, enformasyondan
anladığınız sadece saray propagandası, Dünya bizi
kıskanıyor. manşetleri. Ülkede yoksulluk varmış,
yolsuzluk varmış; işsizlikten, geçim
sıkıntısından intiharlar artmış, onlar
dezenformasyon. Hepsini yasaklamak, engellemek, hapse atmak istiyorsunuz. Bir
de tutturmuşsunuz Almanya'da aynısı var. diye. Burada,
işte, Türkiye'nin kurucusu ve üyesi olduğu Avrupa Konseyinin belgesi,
Venedik Komisyonu görüşü. Ne diyor? Hiçbir yerde yok böyle bir şey.
diyor. Ne yokmuş? Yanlış bilgi için, dezenformasyon için
vatandaşını hapse atmak yokmuş. Peki, hani aynısı
Almanya'da, Fransa'da, İngiltere'de vardı. Değerli
arkadaşlarım, asıl dezenformasyon tam da bu işte, bu kanunu
savunmak için söylediğiniz gerçek dışı beyanatlar,
asıl dezenformasyon budur. Sarayın sansürcülerine sesleniyorum:
İşte damganız, haydi vurun bu kanuna bu damgayı, vurun
kendinize. Ne yazıyor? Bu bir dezenformasyondur, bu bir yalan kanunudur
Hakikati paylaşın. yazıyor. Haydi buyurun, vurun damgayı
kendinize.
Değerli milletvekilleri,
tarihî bir dönemeçteyiz. Bu kanunu hayata geçirdiğiniz an Türkiye'yi Kuzey
Kore'ye döndürecek yolu açacaksınız.
Bağımsızlığını çoktan yitirmiş bir
yargı, hatta ona da gerek yok, atanmış bir BTK Başkanı
artık bu kanunla sarayın talimatı doğrultusunda her
birimizin sosyal medya paylaşımının, kişisel
verilerimizin peşine düşecek; Facebook, Twitter, Instagram, ucu
iktidara, saraydakilere dokunan her yolsuzluk, usulsüzlük haberini,
paylaşımını silmeye zorlanacak. Tüm yurttaşların
ama özellikle de muhaliflerin her türlü kişisel bilgisi için Vereceksin.
diye baskı yapılacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -
Tamamlayalım lütfen.
UTKU ÇAKIRÖZER
(Eskişehir) Tabii.
Uymazlarsa merkezlerine
baskına bile gidilecek; şaka değil, gerçek. Saraydaki
sansürcüler, en masum, en mahrem kişisel bilgilerimizi,
haberleşmemizi takip edecek, ifade özgürlüğümüzü yok edecek. Sonunda,
değerli arkadaşlarım, milyonlarca
yurttaşımızın ifade özgürlüğünün aracı
konumundaki Facebook, Twitter, Instagram, TikTok, YouTube, WhatsApp, Signal,
Telegram, ya bu ceberut iktidarın hukuksuz taleplerine boyun eğecek,
bizi sansür edecek, bilgilerimizi paylaşacak ya da en ağır para
cezaları, yayın durdurma cezalarıyla yüzleşecek ve
Türkiye'yi terk etme noktasına gelecekler.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye'yi kapalı bir topluma, Kuzey Kore'ye döndürmekten kimseye yarar
gelmez. Kaybeden tüm Türkiye olur, hepimiz oluruz. Ne yaparsanız
yapın, bu millet çok yakında bu zorbalıklarınıza,
baskılarınıza Dur! diyecek, demokrasimize sahip
çıkacaktır.
Sansür yasasına
hayır diyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Aynı
mahiyetteki önergeleri oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Kabul edilmiştir.
Kabul edilen önergeler
doğrultusunda 18inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul
edenler
Kabul etmeyenler
18inci madde kabul edilmiştir.
Birinci bölümde yer alan
maddelerin oylamaları tamamlanmıştır.
Şimdi ikinci bölümün
görüşmelerine başlıyoruz.
İkinci bölüm 19 ila
40ıncı maddeleri kapsamaktadır.
İkinci bölüm üzerinde
söz isteyen Halkların Demokratik Partisi Grubu adına İstanbul
Milletvekili Sayın Züleyha Gülüm.
Buyurun Sayın Gülüm.
(HDP sıralarından alkışlar)
HDP GRUBU ADINA ZÜLEYHA GÜLÜM
(İstanbul) - Bizi izleyen halkımızı selamlıyorum.
Şimdi, evet, durum ne,
ona bir bakmak lazım. Her türlü baskı, zor aygıtını
kullanan iktidar yetmemiş, yetmiyor, bir türlü koltuklarını
sağlamlaştıramıyorlar, yasa üstüne yasa getiriyor. Daha
önce de yine sansür yasası dediğimiz ceza hukukuna ilişkin de
çeşitli düzenlemeler gelmişti, sosyal medyaya ilişkin
düzenlemeler gelmişti ama bu da onları kurtaramamış olacak
ki hâlen koltuklarının kaygısında olacaklar ki yeni
yasalarla önümüze çıkıyorlar.
Evet, bugün Mecliste
çoğunluk olabilirsiniz, görüntüde bir çoğunluk olabilirsiniz çünkü o
gün aldığınız oyları da aslında
koruyamıyorsunuz, halk sizden desteğini çekmiş durumda, zira
halk diyor ki: Biz size bunun için oy vermedik; bizi yolsuzluk düzenine,
hırsızlık düzenine, talan düzenine mahkûm edin diye oy vermedik,
size bir daha oy vermeyeceğiz. Bugün aslında bu koltuklardaki
sayınız bile olmayacak ama siz olmayan bir yetkiye dayanarak halka
karşı, halk için değil, halka karşı bir yasa
çıkarmaya çalışıyorsunuz. Bugün, evet, belki sayıyla,
görüntüde bu çoğunluğu sağladığınız için bu
teklifi geçirebileceksiniz ama gerçekte bu yasanın demokratik bir yasa
olmadığını, halka dayanmadığını ve
yasal da olmadığını aslında hepimiz biliyoruz.
Şimdi, bu yasa ne
yasası? Bir dezenformasyonla mücadele deniyor ama aslında AKPnin
Kendi dezenformasyonumu daha geniş nasıl hayata geçirebilirim?
bunun yasasından bahsediyorsunuz. Ya, gerçekten size yetmiyor. Yandaş
medya diyoruz; bütün medyayı satın aldınız, tehditlerle
korkuttunuz, boyun eğmek istemeyenleri de para cezalarıyla, her türlü
yargıdan gelen cezalarla susturmaya çalıyorsunuz, geriye kalan bir
kısım sosyal medya ve özgür basın dediğimiz her türlü bedele
rağmen susmayan basın emekçilerini de şimdi bu yasa teklifiyle
susturmaya çalışıyorsunuz. Ama şunu görün ya, gerçekten
görün: Ne yaparsanız yapın tutmuyor, bu halk kendi haberleşme
kaynaklarını bir şekilde buluyor. Bu ülkede özgürlük, adalet
isteyenler, eşitlik isteyenler bir yolunu buluyor, iletişimini
kuruyor, haberini alıyor ve harekete de geçiyor, sessiz de kalmıyor.
Uğraşın bakalım daha ne kadar toplumu susturabilmek için
Hangi yasayı çıkarsak, hangi düzenlemeyi yapsak kendi
koltuklarımızı kurtarırız. diye, boşuna
uğraşıyorsunuz, bizden söylemesi.
Şimdi ne
yapıyorsunuz? Yeni bir suç tipi yaratıyorsunuz; ucu açık, böyle
bir yasal düzenleme hayatta görülmemiş bir şey, tamamen keyfî;
istenildiği gibi yorum yapılabilecek ve bunun
aracılığıyla da haber yapanlara, onu paylaşanlara,
RT edenlere, beğenenlere AKP ayarı çekme yasası
getiriyorsunuz aslında, bunun adı budur. Diyorsunuz ki: Benim
istediğim dışında bir şey söylerseniz sizi yalan haber
yayma adı altında
Tabii, sizin yalan haberlerinizi yaymak normal,
bunda hiçbir sorun yok. Sizi hemen cezaevine tıkarım. diyorsunuz.
Ne diyorsunuz? Halk ve muhalif bütün kesimleri susturma yasasını
çıkaracağım. diyorsunuz. Yaklaşan seçimler öncesi
kırıntısı kalan demokratik ortamı da
kaldıracağım, tümüyle sadece AKPnin kendisinin
çalışma yapabileceği, muhalif kesimi susturacak bir düzenleme
yapacağım. diyorsunuz. Seçimlerde yapılacak,
yapacağımız her türlü usulsüzlüğün üstünü örtecek bir
düzenleme yapacağım. diyorsunuz. Kırıntısı
kalan basın özgürlüğünü de halkın haber alma hakkını
da haber yapma, yayma hakkını da eleştiri hakkını da
toptan yasaklayacağım. diyorsunuz. Gazetecilerin haber yaparken
daha fazla sansürlenmesini sağlayacağım, hatta para
cezalarıyla da otosansürü normalleştireceğim. diyorsunuz.
Yaptıkları haberlerden dolayı gazetecileri tutukluyordum,
bundan sonra daha fazla tutuklayacağım. diyorsunuz. Türkiyede
şu an 36 gazeteci gazetecilik yaptığı için tutuklu.
Gazeteciler özgürlüğünü yitirirken toplumumuz haber alma
hakkını, ülke de demokrasisini yitiriyor. 2022 Dünya Basın
Özgürlüğü Endeksine göre Türkiye 180 ülke arasında 149uncu
sırada; bu, sizin için utanma duygusu gerektiren bir mesele değil mi?
RTÜK zaten iktidarın
aracı hâline gelmiş durumda. Cezalarla susturamadığı
basını para cezalarıyla susturmaya çalışıyor; AKP
aleyhine, iktidar aleyhine yapılan her yayın, yorum bile
katılmadan bir muhalif milletvekilinin yaptığı bir
açıklamanın bile veriliyor olması para ve kapatma
cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. O kadar ileri
gittiniz ki internet sitelerine erişim engeli getiriyorsunuz, yetmiyor,
erişim engelinin getirilme haberini yapmaya da erişim engeli
getiriyorsunuz; yani, bu kadarı herhâlde tarih boyunca en antidemokratik,
en faşizan ülkelerde bile görülmemişti.
Şimdi, siz ne
istiyorsunuz? Nelerin kapatılmasını istiyorsunuz, neyin üstünün
örtülmesini istiyorsunuz? 2017de Diyarbakırda Kemal Kurkutun polis
tarafından öldürülmesinin üstünü kapatmak istiyorsunuz; zira, öldürenlere
değil, siz bu ülkede onu fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Göke
ceza verdiniz.
Sadece gazetelere değil;
bilim insanlarına, akademisyenlere, sivil toplum gibi iktidarın
verileriyle uyuşmayan bilgi üretenlere yani gerçek bilgiyi üretenlere de
Gerçek bilgi yayınlayamazsınız, bunu paylaşamazsınız,
hatta beğenemezsiniz. diyerek, korku duvarları yaratarak toplumu
sessizleştirmeye, susturmaya çalışıyorsunuz.
Hatırlayalım, pandeminin başında Gerçek ölüm ve vaka
sayısı çok daha yüksek, iktidarın açıkladığı
sayılar doğru değil. diyen hekimleri yanıltıcı
bilgi ve halkı paniğe sevk etme gerekçesiyle gözaltına
aldınız, haklarında soruşturma açtınız. Ne oldu?
Sonra anlaşıldı ki aslında hekimler gerçeği
söylüyormuş, asıl dezenformasyonu yapanlar sizlermişsiniz.
Teklifin 29uncu maddesi
halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak diyor. Ne demek
korku yaratmak? Panik yaratmaktan kasıt nedir? O kadar subjektif, o kadar
esnek, o kadar istediğiniz yere çekilebilecek bir mesele ki
Kullanışlı bir malzeme, istediğimiz gibi kullanırız.
diyorsunuz. Halk gerçek haberlerle korkuya falan kapılmıyor, gerçek
haberlerle kendi yaşamını nasıl örgütleyeceğine
bakıyor, buna karşı nasıl muhalefet edeceğine
bakıyor ve siz işte bundan rahatsız olduğunuz için,
asıl korkuya ve paniğe kapılan siz olduğunuz için bu
yasayı çıkarma ihtiyacı hissediyorsunuz, bizzat siz aslında
gerçeklerin üstünü örtbas etmek istediğiniz için bu yasayı
çıkarıyorsunuz. Türkiye'de güvenilirliğini,
bağımsızlığını koruyabilen hiçbir kurum
kalmadı; ne İletişim Başkanlığı ne RTÜK ne
BTK ne Basın İlan Kurumu hepsi iktidarın talimatıyla,
iktidarın ihtiyaçlarına göre çalışıyor.
İnternet Kanununa
getirilen hükümlerle sosyal medya şirketleri de tehdit ediliyor
aslında. Deniliyor ki: Bize muhbirlik yapmazsanız, bize bilgileri
vermezseniz, muhalefet edenin bilgilerini bize aktarmazsanız sizi de
kapatırız, sosyal ağlarınızı da
kapatırız, bant daraltma yöntemleriyle sizi de yok sayarız ya da
para cezalarıyla istediğimiz noktaya geleceksiniz yoksa sizi tümden
kapatırız." Neden? Çünkü toplum sosyal medya üzerinden haberleşiyor,
buralar üzerinden bu memlekette ne olup bittiğinden haberdar oluyor, sizin
yolsuzluklarınızın, sizin aslında usulsüzlüklerinizin
açığa çıkarılması ve topluma ulaşması
sağlanıyor. İşte siz bunu susturmak için harekete
geçiyorsunuz.
Kürt basını özel
olarak hedefinizde. Daha yeni bir süreçte Kürt gazeteciler tutuklandı
çünkü en büyük hak ihlalleri Kürt bölgesinde yaşanıyor, Kürt
halkına yönelik olarak yaşanıyor ve siz öncelikle de burayı
susturmak için harekete geçmiş durumdasınız.
Vanda helikopterden
atılarak katledilen Servet Turguttan kimse haberdar olmasın
istiyorsunuz. Silivri 5 No.lu Cezaevinde işkenceyle katledilen Ferhan
Yılmaz gündem olmasın istiyorsunuz. Urfada sokak ortasında
polis kurşunuyla öldürülen Muharrem Aksemin ölümünden kimse haberdar
olmasın istiyorsunuz. Ordu, Emniyet, yargı kadrolaşması
için torpil yuvası hâline gelen TÜGVAnın belgelerinin
yayılmasını istemiyorsunuz. Dolar uçtu. demeyi, Ekonomi
kötü. demeyi manipülasyon sayıp enflasyonu, krizi konuşturmak
istemiyorsunuz. Sebep olduğunuz yoksulluğu gizlemek için bu
yasayı çıkarıyorsunuz. Sokak röportajlarında ekmeğe
muhtaç olduğunu haykıran halkın sesini kesmek istiyorsunuz.
Ortağı olduğunuz sermayedarların hakkını
çaldığı işçilerin direnişlerini gizlemek, yok saymak
istiyorsunuz. Erkek şiddetini, erkek devlet şiddetini örtmek,
cezasızlık politikanızın görünmez
kılınmasını istiyorsunuz. Erkek egemenliğine
karşı direnen kadınların özgürlük talebini örtbas etmek
istiyorsunuz. LGBT+ları yok sayan, hayatlarına kasteden politikalarınızın
normalleşmesini ve herkesin nefret suçlarına yönelmesini istiyorsunuz
ve bunu yaygınlaştırmak gibi bir derdiniz var.
Barınamıyoruz. Geçinemiyoruz. diyen gençleri cemaat
yurtlarına mahkûm edip intihara sürüklendiğini gizlemek istiyorsunuz.
Kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşümleri
yapıp, halkı evinden barkından atıp sürgüne gönderip
bunları da görünmez kılmak istiyorsunuz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ZÜLEYHA GÜLÜM (Devamla) Ve
şu an Tozkoparan Mahallesinde yüzlerce polis, TOMA ve iş
makineleriyle halkı nasıl evinden barkından ettiğinizi,
sermaye gruplarına Tozkoparanı -ve daha birçok yerde kentsel
dönüşüm adı altında rantsal dönüşümle- nasıl talan
hâline getirdiğinizi, talan-rant politikalarınızı
uyguladığınızı görünmez kılmak istiyorsunuz. Ve
yine, Tozkoparanda bu rantçı politikalarınızı uygularken
ilk yaptığınız şey oradaki basın çalışanlarını,
gazetecileri dışarı atmak oluyor. Yaptığınız
hukukiyse, yaptığınız yasalsa, yaptığınız
adaletli bir şeyse neden basını Tozkoparandan çıkarmaya,
dışarıya atmaya çalışıyorsunuz? Neden bizi
Tozkoparan Mahallesinde içeri almak istemiyorsunuz? Çünkü gizlemek
istediğiniz çokça suçunuz var.
Tüm bunlarla zannetmeyin ki
iktidarınızı koruyacaksınız, zannetmeyin ki
koltuklarımızda oturacağız. Hiçbiri çözüm üretmeyecek, ne
yaparsanız yapın bu halk kazanacak, özgürlükler kazanacak, mücadele
edenler kazanacak. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İYİ
Parti Grubu adına söz talep eden Antalya Milletvekili Sayın Feridun
Bahşi.
Buyurun Sayın
Bahşi. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İYİ PARTİ
GRUBU ADINA FERİDUN BAHŞİ (Antalya) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 340 sıra sayılı Yasa Teklifinin
ikinci bölümü üzerine söz aldım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Konuşmama
başlamadan önce, İran protestolarında Güney Azerbaycan'da
gözaltına alınan ve her türlü işkencelere maruz kalan 16
yaşındaki Türk genci Atila Arfaiyi Türk milletinin baskısı
sonucu İran rejimi kefaletle serbest bırakmak zorunda kaldı.
Atila, Devrim Muhafızları Ordusu İstihbarat Teşkilatı
tarafından telefonunun ekranında Atatürk resminin olması,
yazışmalarda da Türkçe dilini kullanması sebebiyle
gözaltına alınmıştı. Bozkurt Atila kardeşimi
buradan selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
Anayasa, yasama, yürütme ve yargı gibi devletin temel erklerinin
kuruluşunu, işleyişini ve bu organlar arasında
karşılıklı ilişkileri ve devlet
karşısında vatandaşların temel hak ve özgürlüklerini
düzenleyen hukuki, temel ve kurucu toplumsal bir sözleşmedir.
Çıkarılan her bir yasa, millet ve devlet arasında yapılan
bir sözleşmedir. Bu sözleşmenin bir tarafında devlet varsa
diğer tarafında millet vardır. Çıkarılan yasalar ne
kadar tarafların iradeleri doğrultusunda olursa o derece uzun ömürlü
olur ama taraflardan birinin iradesi, talep ve istekleri bu yasalarda
gerektiği gibi yer almazsa bu sefer bu yasalar kısa sürede
değiştirilmek zorunda kalınır. Görüşmekte
olduğumuz bu yasa teklifinin metnine baktığımızda
taraflardan veya paydaşlardan büyük bir bölümünün çıkan bu yasadan
memnun olmadığı ortadadır. Dolayısıyla bu
yasanın paydaşlarının büyük bölümünü memnun etmediği
için uzun ömürlü olmayacağı da açıktır.
Değerli milletvekilleri,
hatırlarsanız, 2018 seçimlerinden üç ay kadar önce en büyük medya
grubunun önce cezalarla yıldırıldığını sonra
da kaba kuvvetle el değiştirmeye zorlandığını
bütün Türkiye sosyal medyadan yani Sedat Pekerin açıklamalarından
öğrenmişti. Basın kontrol altına alınmış,
sonra da seçime gidilmişti. Yine, bir seçim öncesindeyiz. Şimdi de bu
sansür yasasıyla en temel haklardan olan Anayasanın 26ncı
maddesi Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti ile 28inci maddesi
Basın hürdür, sansür edilemez. ilkesi rafa
kaldırılmış olacaktır. Bütün bu
kısıtlamalara rağmen baskıcı iktidarlar hiç de rahat
değildir çünkü inanılmaz boyutlara ulaşan dijitalleşme
ortamı ve sosyal medya kullanımının kontrolü hayli
zorlaşmıştır. İstenilen bilgiye her an yer, mekân
gözetmeksizin ulaşılması şeffaf olmayan, keyfî yöneten,
yalanlarla halkı oyalayan rejimlerin işini
zorlaştırmıştır. Sadece Sedat Peker örneği bile
iktidarın tedbir arayışını tetikleyen etkenlerdendir.
Teklifin 29uncu maddesine göre gerçeğe aykırı bilgiyi alenen
yayan bir kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla
cezalandırılacaktır.
Sayın milletvekilleri,
bu yasa neden hazırlanmıştır? Hepimiz biliyoruz ki seçimler
yaklaşırken bütün güçleri orantısız biçimde elinde tutan
iktidar muhalefeti tümden susturmak istiyor. Şimdi, böylesine çarpık
bir yasanın gerekçesine bakalım.
Gerekçe 3 temele oturtulmuş.
Dijitalleşme teknolojileri, bilgiye kolay erişim ve iletişim
yöntemlerinden iktidarın rahatsız olduğu ve karşı
tedbir aradığını gerekçenin ilk paragrafında
görüyoruz. Gerekçede Öyle ki dijitalleşme ortamıyla
bağlantılı olarak yeni sosyal problemlerin, kişilik
bozukluklarının ya da psikolojik rahatsızlıkların
tartışıldığı bir dünyaya gidildiği,
uzmanlarınca dile getirilmektedir. denilmektedir.
Evet, toplumda ciddi biçimde
psikolojik bir rahatsızlık yaşandığı
görülmektedir. Ama neden böyle? Dijital platformları en çok kullanan Z
kuşağının işlenen suçların pek de faili
olmadığını bakarsanız görürsünüz. Bir
sanatçının şarkı sözlerini bilmediği için 3 kamu
görevlisi tarafından öldürülmesi, yine Adalet Bakanlığında
daire başkanı hâkimin eşini öldürdükten sonra intihar etmesi,
her gün yaşanan cinayet, taciz ve şiddet olayları, kadın
cinayetlerinin tırmanması üzerinde gerçekten düşünmek gerekir.
Olayı saptırmak yerine; sosyolojik, siyasal ve ekonomik boyutlarıyla
toplumsal travmalar ve nedenleri incelenirse yararlı bir hizmet
verilmiş olur.
Gerekçenin 2nci
paragrafında ise devlet sorumluluğu ağırlık
kazanmış. Devlet, bireyin hak ve özgürlüklerini bu dijital
ortamın kötülüklerinden koruması gerektiğini görev
bilmiştir. Bunu şu ifadelerden anlıyoruz: Devletin bu alandaki
yükümlülüğü, temel hak ve özgürlüklerin korunacağı ve aynı
zamanda ifade özgürlüğünün de güvence altına
alınacağı, düzenleyeceği bir rol üstleneceği; bunun
sonucunda devletlerin, vatandaşlarının temel hak ve özgürlüklerini
hem diğer kullanıcılara hem de sosyal medya platformlarına
karşı koruması gerektiği hususu yer alıyor. Burada,
devletin, bireylerin tüm temel hak ve özgürlüklerini korumakta kararlı
olduğunu görüyoruz. İroni değil gerekçede böyle yazıyor.
Oysa biliyoruz ki yüz yıllardır insanlığın mücadelesi
iktidarların gücünü sınırlamakla geçmiştir. Sonuçta,
devlete karşı bireyin temel hak ve özgürlüklerini güvenceye almak
için anayasalar yapılmıştır. Bizim insanımız ise
bugün özgürlüklerini korumak için devletin gölge etmemesi beklentisi
içerisindedir.
Değerli arkadaşlar,
gerekçenin son bölümünde ise 5237 sayılı Kanunun Kamu
Barışına Karşı Suçlar başlıklı
beşinci bölümünde Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen
yayma başlığıyla müstakil bir suç ihdas edildiği
görülmektedir. Sırf, halk arasında endişe, panik yaratmak
saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel
sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir
bilginin kamu barışını bozmaya elverişli şekilde
alenen yayılması suç olarak düzenlenmektedir. Böylelikle failde özel
kasıt, gerçeğe aykırı bilgide özel nitelik ve eylemde
elverişlilik aranmaktadır. Bu ne demektir? AK PARTİli
hatiplerin ısrarla söylediği gibi, bu suçun oluşması için
özel kasıt gerekmektedir. Endişe, panik yaratmak, kamu
barışına aykırılık gibi hususlar vurgulanarak bu
suç nedeniyle ceza alınmasının kolay olmadığını
sıkça tekrarlayarak teselli vermeye çalışmaktadırlar. Bu
suç ve ceza, iktidar mensuplarının kendilerini korumak,
suçlarını önleyebilmek adına tedbir olarak ihdas
edilmiştir. Şahısların birbirine karşı bu suçu
işlemesi kolay olmamakla birlikte, muhatabın kamu yöneticisi
olması hâlinde, hele bir de elverişli hâkim görevlendirilirse ceza
almak hiç de zor olmayacaktır.
İktidarın
gerçekleri ile muhalefetin gerçekleri çok farklıdır. İktidar
Ekonomiyi ben bilirim. derken helikopterle yoldaki trafiğin yoğunluğuna
bakarak Muhalefet yalan söylüyor. diyebiliyor. Oysa Türkiyede ilk defa
halkın büyük çoğunluğu yoksulluk ve açlık
sınırında yaşamaktadır. Yine ilk defa İkinci
Dünya Savaşının enflasyon şartlarının üzerine
çıkılmıştır. İktidara Sen yalan söylüyorsun,
gerçekleri söylemiyorsun. denildiği zaman kim suçlanacaktır? Tabii
ki muhalefet, iddiasından dolayı dezenformasyon yasasının
ağır şartlarına takılacaktır. İktidar
yapmadığı havaalanlarına, açmadığı
üniversitelere Yaptım. derken Sözleriniz gerçekleri
yansıtmıyor. demek riskli hâle gelmiştir.
Osmanlı sarayları
emrinizde, yetmedi; Beştepe, Okluk, Ahlat, hatta yetmedi;
Kıbrısa saray, uçaklar, sayısız makam araçları,
Yassıadaya oteller ve işe yaramayan betonlaşma ve atılan,
saçılan, denetlenmeyen harcamalar nedeniyle halkın yarıdan
fazlası açlık sınırlarında yaşıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
FERİDUN BAHŞİ
(Devamla) Teşekkür ederim.
Siz ekonomist değil
ekonomi cahilisiniz, batıyoruz. derseniz suçlu
sayılacaksınız ve en büyük yatırım alanınız
cezaevlerini boşuna yapmamış olacaksınız.
Bu düşüncelerle Gazi
Meclisi ve yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi Grubu adına söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın
Kadri Enis Berberoğlu.
Buyurun Sayın
Berberoğlu. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA KADRİ
ENİS BERBEROĞLU (İstanbul) Teşekkür ederim
Başkanım.
Sayın Başkan,
kıymetli milletvekilleri; bu yasa teklifini görüşmeye
başlayalı bir haftayı geçti. Bu geçen sürede dikkat ettim, bu
yasa teklifi hakkında olumlu haber veya bir televizyon görseline
rastlamadım -kaçırmış olabilirim, baştan söyleyeyim,
insan beşer şaşar- ama bir iki noktada dikkatimi çeken bir
gelişme oldu. Özellikle Hükûmeti destekleme konusunda hiçbir gayreti
esirgemeyen medyada da -yani Hükûmet medyası, yandaş medya işte-
bir endişe sezdim. Muhtemelen bu yasa gelecek sene olası bir iktidar
değişikliğinde bizim tarafımızdan nasıl
kullanılır onun tereddüdü ve korkusu içindeler gördüğüm
kadarıyla. Hemen konuşmamın başında bu korkuyu
gidereyim. Eğer bizim partiyi tanıyorsam, Genel
Başkanımızı tanıyorsam hiç korkmasınlar,
boşuna ve gereksiz böyle baskılara biz başvurmayız.
Bırakınız, onlar da istedikleri gibi yazsın çizsinler çünkü
örtülecek bir yolsuzluğumuz, bir adalet ayıbımız bugüne
kadar olmadı, bundan sonra da olmayacak. Ancak açığı olan
kendi hakkında yazanı çizeni, hatasını göstereni ezer,
eziyet eder. Bugüne kadar Cumhuriyet Halk Partisinde böyle bir ayıp
olmadığı için bizim de böyle bir yasaya ihtiyacımız
yok. (CHP sıralarından alkışlar) Aslında sizlerin de
niye olduğunu tam anlayabilmiş değilim. Belki aranızda
benim eski mesleğimi bilenler olabilir, otuz beş seneye yakın
gazetecilik yaptım, habercilik yaptım, televizyon kurdum, yönettim.
Bu otuz beş sene içinde enteresan gelişmeler yaşandı
özellikle Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiminde. Mesela, çok değil,
on beş sene kadar önce medyada 2 grup vardı. Bu 2 gruptan 1i 2001
krizinde battı, TMSFden bir girişimciye, Ahmet Çalıka veya o
zamanki gazetelerde çıkan şekliyle Bizim Çalıka
satıldı. Satıldı mı? Sözde satıldı çünkü 2
tane kamu bankasından 750 milyon lira kredi toplandı, dönemin
Cumhurbaşkanı, Katar Emirinden kişisel olarak 250 milyon dolar
temin etti, böylelikle bu grup el değiştirdi. El değiştirdi
gibi gözüktü çünkü paravan patron gazeteye uğramadı, televizyona
uğramadı, medyayı Sabah Grubu veya yeni adıyla Turkuvaz
Medyayı aslında damat Bakanın ağabeyi yönetti. Şimdi
Burada ne var? diyeceksiniz bir gazeteci olarak O patron da patron,
başka patron da patron. Öyle değil çünkü bu patron 2014te
battı. 2014te battığı zaman Karayolları müteahhitleri
toplandılar, aralarında bir çıkma yaptılar, bu grubu sözde
yeniden satın aldılar. E, güzel, bunda da bir şey yok.
diyeceksiniz ama parti komiseri yine aynı kaldı. İşte,
bakın, burası çok çokomelli, hakikaten çokomelli. Şimdi, siz
bütün bu operasyonları yapıyorsunuz, aynı
Hani paralı otoyollar
var ya, köprüler var ya, kullansak da kullanmasak da bedelini biz ödüyoruz; her
gün sizleri öven, her gün bizlere söven medyanın masrafını da
bizim sırtımıza yıkıyorsunuz. Nasıl?
İşte, otoyol paralarıyla, santral paralarıyla, köprü
paralarıyla o medyayı da biz finanse ediyoruz; benim isyanım
bundan.
Peki, tek örnek yeter mi;
yetmez. Mesela, orada 2 grup var dedim. İkinci grup benim
çalıştığım grup; Hürriyet, Milliyet, Kanal D, CNN
grubu. Ne yaptınız? Önce FETÖcü 2 maliyeci buldunuz, o grubun
patronuna cumhuriyet tarihindeki en yüksek rekor vergi cezasını kestiniz;
adamı korkuttunuz. Yetmedi, gazetesini düşündüğü için istifa
eden ve siyasete atılan eski genel yayın müdürünü içeri
attınız, daha da korkuttunuz. Ne oldu, yerine kim geldi? Yine kamu
bankalarının finanse ettiği, o borçları ödememeye neredeyse
yeminli bir isim geldi; Demirören. Ama özet şu: Medyanın yüzde
80inden fazlasını kontrol ediyorsunuz -bunlar magazin gelebilir,
detay gelebilir size- görsel medyanın da yazılı medyanın
da. Daha ne istiyorsunuz ki veya buradaki bürokrat kardeşlerim ne istiyor
ki? Bu biraz, hani, belki 2014teki bir söylemi de hatırlatabilir size: Ne
istiyor ki vereceksiniz, daha ne? Yani medya zaten sizin üzerinize zimmetli;
Türkçesi bu, sizin istemediğiniz herhangi bir şey bir televizyonda
yayınlanmıyor, herhangi bir gazetede manşet olamıyor.
Örneklere girmek istemiyorum hâlâ o mesleğe olan saygımdan
dolayı. Mesela, sadece bir örnek: Basın kartıyla ilgili yetki
istiyor bu yasada. Arkadaş, peki, bu yetkiyi almadan bana basın kartı
vermedi bu bürokratlar, otuz beş sene bu mesleği yapmış
adamdan tamamen sembolik, onursal bir anlamı olan sürekli basın
kartını esirgediler. Ben ne diyeyim? Bıraktım, hadi
basın kartını verdi, bahşetti birilerine -mahkemeliğiz
bu arada beyefendilerle- basın kartını verdiği gazeteciler,
bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanını izleyemiyor. Gazetesine
göre, televizyonuna göre seçiliyor. Ya, hepimiz oy kullandık o seçimde. O
Cumhurbaşkanının konuşması benim için de haber,
başkası için de haber; yorum ayrı ama haber bu.
Peki, o televizyonları,
o gazeteleri okuyanlar haberi nereden alacak? Bu habere göre, o
aldıkları habere göre siyasi tercihlerini nasıl kullanacak? Yani
aslında siz birtakım gazeteleri, gazetecileri ya da
televizyoncuları cezalandırayım derken, akreditasyon mantığıyla
aslında o gazetelerden haber almaya çalışan, o televizyonlardan
haber almaya çalışan insanları cezalandırıyorsunuz
farkında mısınız? Bunun nasıl bir
mantığı var?
Bakın, Basın
İlan Kurumu ayrı bir hikâye hâline geldi, kuruluşunu da bilirim,
gelişmesini de bilirim de -süre sınırlı malum- bir örnek
vereceğim: Bundan yaklaşık bir buçuk sene önce
İletişim Başkanı olan zatın -ki aynı zamanda
Basın İlan Kurumunun da dolaylı yöneticisi- evine Cumhuriyet
Halk Partisi Üsküdar İlçe Başkanı bir fotoğraf çekmek için
gitti. Tartışmıyorum doğrudur, yanlıştır, o
ayrı bir konu, zaten mahkemede beraat etti adam. Peki, bu haberi basan
gazeteye bu arkadaş yetmiş dört gün ilan cezası verdi.
Şimdi, ortada suç yok, İlçe Başkanımız beraat
etmiş, yetmiş dört gün cezaya ne oldu? Kaldı. Yani bakın,
çok açık anlatıyorum, kanunsuzluk o kadar diz boyu ki siz bu kanunla
bu işi düzene sokamazsınız. Notlarıma bakıyorum,
şöyle söyleyeyim: Danıştay, bildiğim kadarıyla,
basın kartlarıyla ilgili yetkisini kaldırdı, bozdu, iptal
etti; hâlâ devam ediyor. Basın İlan Kurumunun ilan cezalarıyla
ilgili, bir hafta önce Anayasa Mahkemesi karar verdi. Haberleri var mı
bilmiyorum, olsa da umursamazlar zaten, başka bir iradeleri var.
Sosyal medyayı en sona
sakladım. Bakın, ben mesleğe başladığımda
teleks vardı, daktilo makinesi vardı, ben meslekten
ayrıldığımda cep telefonuyla haber yazıyorduk.
Teknoloji bir nimet, aynı zamanda büyük bir külfet ve tehdit. Çocukluk
hastalığı geçirir bütün medya, gazeteler de öyleydi. Görsel
medya çıktı, ilk görsel medyayı -televizyonu diyeyim kibarca-
Cem Uzan kurdu, nasıl kullandığını belki
hatırlayan vardır. İnternet medyası, birbirlerine
şantaj yapmak isteyen şirketlerin finansmanıyla gündeme geldi
ilk defa. Bir çocukluk dönemi, bir çocukluk hastalığı her
medyanın yani medyanın teknolojik gelişiminin tabii
parçasıdır ve bunu namuslu insanlar, bu işe gönül veren insanlar
kendileri düzeltir çünkü gazetecilik, habercilik zor bir meslektir; emin olun,
çok zor bir meslektir, çok fedakârlık isteyen bir meslektir. Bir patrona,
bir çıkar grubuna ya da bir ideolojiye teslim olmak zaten medyaya uygun
değildir.
Lafımı
toparlarken bir hatırlatmada bulunmak istiyorum: Bu yasa teklifiyle ne
murat ediyorsunuz bilmiyorum, gerçekten bilmiyorum, samimiyetle söylüyorum
bunu.
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
KADRİ
ENİS BERBEROĞLU (Devamla) Tamamlayacağım Sayın
Başkan.
BAŞKAN
Tamamlayın lütfen.
KADRİ
ENİS BERBEROĞLU (Devamla) Bakın, Cumhuriyet gazetesinin
yönetimini toptan içeri attınız; kalktınız, Sözcü
gazetesine FETÖcü dediniz, cezaları yağdırdınız,
sahibi yurt dışında yaşıyor, babasının
cenazesine gelemiyor. Ne değişti arkadaşlar? Ben meslek
hayatım boyunca -demin saydım, ilave ettim- 22 Hükûmet, 12
Başbakan, 6 Cumhurbaşkanı gördüm, hepsi, istisnasız,
medyayla uğraştı, hiçbiri başarılı olamadı,
siz de başarılı olamayacaksınız. Böyle bir yasayla
değil, ne getirirseniz getirin, özgürlüğe inanmış
medyacıyı susturacak, korkutacak bir yasayı tarih yazmadı,
bundan sonra da yazmaz.
Teşekkür
ederim. (CHP sıralarından alkışlar)
Sağ
olun Sayın Başkan.
BAŞKAN
Birleşime 19.30a kadar ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.05
YEDİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 19.31
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Yedinci Oturumunu açıyorum.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
Teklifin ikinci bölümü
üzerinde gruplar adına söz sırası Adalet ve Kalkınma
Partisi Grubu adına Hatay Milletvekili Sayın Hüseyin Yaymana aittir.
Buyurun Sayın Yayman.
(AK PARTİ sıralarından alkışlar)
AK PARTİ GRUBU ADINA
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri, ekranları başında bizi izleyen çok değerli
vatandaşlarımız; hepinizi saygıyla sevgiyle
selamlıyorum. 340 sıra sayılı Basın Kanunu ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa
Teklifi üzerine AK PARTİ Grubu adına söz almış
bulunmaktayım.
Konuşmama
başlamadan önce, bazı prensipleri ve bazı ilkeleri
hatırlatmakta fayda görüyorum. Birincisi, bu yasa teklifi bir sosyal medya
düzenlemesi yasa teklifi değildir; bu bir yalan haberle mücadele,
dezenformasyon yasasıdır. İkincisi, bu bir sansür, yasaklama,
engelleme yasası da değildir; referansı Avrupa Birliği
müktesebatı olan, dünyanın gelişmiş ülkeleri olan hukuksal,
yasal düzenlemelerdir. Üçüncüsü, biz AK PARTİ olarak yasaklarla, sansürle
mücadele etmiş bir partiyiz. Burada daha önce söz alan hatipler sürekli bu
konuları dile getirdiler ama şunu ifade etmekte fayda var: Ayinesi
iştir kişinin, lafa bakılmaz. Tarihsel hafızaya
bakıldığında, siyasal hafızaya
bakıldığında kimin hangi referanslarla buraya geldiği
çok daha iyi gözükmektedir.
Bir diğer önemli husus,
biz meseleyi bir iktidar-muhalefet rekabeti bağlamında ele
almıyoruz. Biz, meseleyi dezenformasyon olarak ele alıyoruz ve konuyu
siyasetüstü bir konu olarak ele alıyoruz. Bu bağlamda, meseleyi
gündelik tartışmalardan azade, küresel ağ
sağlayıcıların, ulus aşırı dijital
şirketlerin zaman zaman demokrasileri, zaman zaman ulusal devletleri,
zaman zaman parlamentoları vesayet altına alma
arayışına karşı, millî devletlerin kendisini koruma,
güvence altına alma çabası olarak görüyoruz. Bir diğer önemli
husus, biz konuyu hem bireysel hakların korunması hem kamu düzeninin
sağlanması bağlamında çok önemli evrensel prensiplere
dayandırmak istiyoruz.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; bu yasa hazırlanırken biz, Dijital
Mecralar Komisyonu olarak, iktidarıyla, muhalefetiyle Parlamentoda tam 18
toplantı yaptık ve bu toplantılarda Twitter hariç tüm dijital
ağ sağlayıcılar; Facebook, YouTube, Google, LinkedIn,
TikTok ve ismini burada sayamadığım tüm ağ
sağlayıcılar geldi. Hepsi bizim toplantımıza girmeden
önce ve kimi zaman da toplantı esnasında dezenformasyondan
şikâyet etti. Kendi şirketlerinin insanlarla, vatandaşlarla bir
etik kod sağlamak istediğini, bir sözleşme yapmak
istediğini dile getirdiler ve son tahlilde, ister iktidardan ister
muhalefetten ister dijital ağ sağlayıcılardan ister uzman
isimlerden dile getirilen bir talep vardı, o talep şudur: Bu
dezenformasyonla hepimizin birlikte mücadele etmesi gerekiyor.
Değerli milletvekilleri,
ben eminim ki siz de seçim çevrelerinize gittiğinizde size en çok dile
getirilen husus, vatandaşlarımızın -zaman zaman
kişilik haklarına- kişisel özgürlüklerini ve mahremiyetlerini
ortadan kaldıran paylaşımlar konusunda elleri kolları
bağlı olarak durmalarıdır. Biz
vatandaşlarımızın hem mahremiyetlerinin, kişisel hak
ve özgürlüklerinin korunmasını hem de özgürlüklerinin, kamu düzeninin
korunması bağlamında bir yaklaşım içerisindeyiz.
Bir diğer önemli husus,
hepiniz takdir edersiniz ki ekranları başında bizi izleyen
vatandaşlarımız da hakkı teslim edecektir ki bugün dijital
ağlar dediğimiz mecralar -ırkçılık, nefret, çocuk
istismarı, kadına şiddet, uyuşturucu ticaretinin
yapıldığı- her şeyin serbest olduğu mecralara
dönüşmüştür. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir ülkenin içişleri
bakanının ya da muhalefet partisi liderinin hesabı askıya
alınmamıştır. Burada hem Sayın Devlet Bahçeli'nin hem
İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'nun
hesabının askıya alınması, diğer taraftan,
Amerika Birleşik Devletleri'nde hâlâ Trump'ın hesabının
askıda olması aslında dijital ağlarla ilgili tartışmaların
sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde çok hararetli bir
biçimde devam ettiğini ortaya koymaktadır. Türkiye demokrasisi her
zaman dünya demokrasi saatiyle eş değer hâlde ilerlemiştir,
ilerlemeye de devam edecektir. Biz Twitterın, Facebookun ve diğer
sosyal ağ sağlayıcıların, Berlinde hangi hukuka tabi
ise, Viyanada hangi sosyal düzenlemeye razıysa, Londrada hangi hukuksal
çerçeveye riayet ediyorsa Türkiye'de de benzer bir çerçeve metne riayet
etmesini istiyoruz. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Geldiğimiz noktada
yaşadığımız dram şudur: Ülkemizin herhangi bir
yerinde bir orman yangını olduğunda orman
yangınının bizatihi kendinden daha büyük bir yangın, bir
sosyal facia, bir siyasal dram dijital ağlarda yaşanmaktadır ve
bu mesele sadece iktidarın meselesi değildir, bu yüce Parlamentonun
meselesidir. Burada çok değerli hatipler söz aldılar, ulus
aşırı dijital ağların demokrasileri vesayet
altına almak istediklerini ve ulusal parlamentoları devreden
çıkartarak kendilerini yeri geldiği zaman yargının yerine,
yeri geldiği zaman yürütmenin yerine, yeri geldiği zaman yasamanın
yerine koyup bir sosyal mahkeme kurduklarını hep beraber görüyoruz.
Dijital ağların, bireysel hak ve özgürlüklerin ifade edilmesi,
farklı fikir ve düşüncelerin ortaya konulması
bağlamında çok çok önemli, insanlık tarihinin gelişmesine
önemli etkileri vardır ve bir dijital çağ yaşanmaktadır.
Özellikle Covid süreci dijital çağı on yıl erkene
çekmiştir. Eğitimin dijitalleşmesi, ticaretin
dijitalleşmesi ve dolayısıyla siyasetin dijitalleşmesi;
aslında önümüzdeki dönemde teknolojik gelişmelerin
hayatımıza nasıl bir etki edeceğini hep beraber
göreceğiz.
Değerli
milletvekillerimiz, şu hususu açıklıkla ifade etmek isteriz: Bu
yasayla, birincisi, internet medyası yasal bir zemine kavuşuyor ve bu
noktada, Basın Kanununun tam da bu kanun görüşülürken update edilmesiyle
karşı karşıyayız. Burada şu hususu da belirtmek
isterim: Dezenformasyon kanununun görüşüldüğü bir zeminde dahi
dezenformasyon yapıldığını görüyoruz. Bu kanunu
herkesin gerçekten daha ciddi bir biçimde, daha analitik bir gözle okuması
gerektiğini görüyoruz. Peki, bu kanun ne getiriyor? Birincisi, internet
medyası yasal bir zemine kavuşturuluyor. İkincisi, adı
sanı belli olmayan ve sürekli bir kimlik krizi yaşayan internet
medyası mensuplarına basın kartı veriliyor. Üçüncüsü,
çocukların haklarının korunması ve çocukların dijital
ağlardan korunması konusunda yeni yükümlülükler getiriyor.
Dördüncüsü, insanların, kişilerin kişilik hakları,
özgürlükleri korunuyor. Beşincisi, sosyal medya şirketlerinin temsilci
atama meselesi tamamen çözülüyor. Altıncısı, yasaya uymayan
platformlara reklam almama cezası getiriyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
HÜSEYİN YAYMAN (Devamla)
Teşekkürler.
Tamamlıyorum
Başkanım.
Yedincisi, haber
içeriğinde süreklilik korunuyor. Sekizincisi, kasıtlı olarak
yalan haber üretmek suç teşkil ediyor. Burada yalan haber şudur
arkadaşlar: Bir tweet attığında bu yasaktır
anlayışı, sansürlenecektir anlayışı doğru
değildir. Kanun çok açıktır, yeni düzenlemeyle suçun
oluşması için beş şart aranmaktadır. Birincisi,
yayılan haber gerçek olmamalıdır. İkincisi, ülkenin
güvenliği ve kamu sağlığıyla ilgili
olmalıdır. Üçüncüsü, halk arasında panik, korku ve endişe
oluşturma kastı taşımalıdır. Dördüncüsü, kamu
barışını bozmaya elverişli olmalıdır.
Beşincisi, aleni olmalıdır. Eğer sizin
paylaşımlarınızda bunlardan herhangi biri yoksa sizin bir
sorun yaşamanız doğru değildir, mümkün değildir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Yayman.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Size göre, kullanılan her hak zaten kamu barışını
bozuyor.
HÜSEYİN YAYMAN (Devamla)
Teşekkür edeyim, Genel Kurulu selamlayıp gerçekten
bitireceğim.
BAŞKAN Hiç kimseye
vermedik bu şansı, hadi siz de bir selamlama yapın lütfen.
HÜSEYİN YAYMAN (Devamla)
Sayın Başkanım, nezaketinize teşekkür ederim.
Değerli Genel Kurulu,
değerli milletvekillerimizi bir kez daha saygıyla sevgiyle
selamlıyorum.
Bu yasa teklifinin
memleketimiz, milletimiz için hayırlı uğurlu olmasını
diliyorum.
Yüce Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından
alkışlar)
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Bütün yasaklarınızın gerekçesinin kamu
sağlığı kamu güvenliği olduğunu biliyorsunuz,
değil mi?
BAŞKAN Milliyetçi
Hareket Partisi Grubu adına Kırıkkale Milletvekili Sayın
Halil Öztürk.
Buyurun Sayın Öztürk.
(MHP ve AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Sayın Öztürk, süreniz
şahıslar adına da beş dakika olduğu için on beş
dakikadır toplamda.
MHP GRUBU ADINA HALİL
ÖZTÜRK (Kırıkkale) Teşekkür ederim Sayın
Başkanım.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan mezkûr kanun teklifinin
ikinci bölümü üzerine Milliyetçi Hareket Partisi Grubu adına ve
şahsım adına söz almış bulunmaktayım. Genel
Kurulu ve ekranları başında bizleri izleyen değerli
izleyicileri saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
oldukça önemli bulduğumuz bir teklifi görüşmekteyiz. Önemli diyoruz
zira kişisel itibar suikastı, devletin güç ve itibar kaybı,
toplumun panik havasına sürüklenmesi, yalan haberlerin serbestçe dolaşıma
sokulması, anonim hesaplar arkasına saklanıp
düşmanlığın, şeytanlığın ve terörist
eylemlerin rahatça sürdürülmesi Milliyetçi Hareket Partisinin ısrarla
takip ettiği ve tepki gösterdiği hassas konuların başında
gelmektedir. Bu nedenle, gerek yalan haber ve dezenformasyonla ilgili gerekse
sırf muhalefet etsin diye yabancı ülkeler tarafından fonlanan
internet haber siteleriyle ilgili ilk imza sahibi olduğumuz kanun
tekliflerimizin de bu kapsamda yasalaşmasını önemli
bulmaktayız.
Değerli milletvekilleri,
1 Ekim 2020de değişikliği yürürlüğe giren 5651
sayılı Kanunda olduğu gibi, önümüzdeki teklife de itiraz
edenlerin elle tutulur, sağlıklı bir çözüm önerisi ortaya
koyabilmelerini isterdik. Çünkü tüm gelişmiş ülkelerin özellikle
sosyal medya alanında tıpkı bizde olduğu gibi önemli tedbirler
aldıklarını ve de almaya devam ettiklerini görmekteyiz. Ülkeler
anlamında baktığımızda, 2019dan bu yana, yalan
haberle ilgili mücadele kapsamında 62 yasa önerilmiş,
değiştirilmiş veyahut da uygulamaya konulmuştur.
Örneğin, Almanyada 2017de yürürlüğe giren düzenleme, Fransada
Aralık 2018de enformasyonun manipüle edilmesine karşı mücadele
kanununun yürürlüğe girmesi, İngilterede 2020 yılının
Şubat ayında gündeme gelen yasa, Avustralyada 2014 yılında
yaşanan siber zorbalık sonucu sosyal medya düzenlemelerine
başvurulması ilk göze çarpan gelişmelerdir.
Saygıdeğer
milletvekilleri, NATO üyesi Yunanistanın sahip olduğu S-300 savunma
sistemine ses edemeyen ancak söz konusu Türkiye olduğunda özellikle S-400
konusunda hop oturup hop kalkan Batılı güruh bu örnekte olduğu
gibi yine iki yüzlü bir tavır sergileyerek görüşmekte olduğumuz
bu kanun teklifine de tıpkı içimizdeki taraftarları gibi cinayet
süsü vermektedir. Bugün bu kanun teklifiyle ilgili ülkemize eleştiri yönetenlere,
özellikle haddi olmadan ülkemizin iç işlerine karışmaya cüret
edenlere bu kürsüden bir örnek vermek isterim: Yunan Ceza Kanununun
36ncı maddesi 2021 yılında değiştirilmiştir. Söz
konusu madde aşağıdaki ifadelere yer vermiştir: Ulusal
ekonomiye, ülkenin kendini savunma becerisine veya kamu
sağlığına ilişkin olarak kaygı veya korku
oluşturacak veya halkın güvenini sarsacak şekilde kamuya
açık alanlarda veya internette yanlış bilgi yayan kişiler
hapis ve para cezasına çarptırılır. Yine, söz konusu eylem
basın ve internet yoluyla tekrar edilirse ceza 2 katı şeklinde
uygulanır. hükmü bulunmaktadır. Aynı ceza yukarıda
belirtilen suçun işlendiği aracın sahibine veya
yayıncıya da uygulanabilmektedir. Biliyorsunuz, Yunanistan bir Avrupa
Birliği ülkesidir ve bu kanunun benzeri Yunanistanda vardır.
Görüleceği üzere her
ülke dezenformasyon, yanlış ve yanıltıcı bilginin
tehlike arz etmemesi, pervasızca yayılmaması ve terör
örgütlerinin propaganda aracı olmaması için tedbirler
almaktadır; şu anda Türkiye'nin yaptığı da
aynısıdır, kimse yalan haberi ve bunun
yayılmasını savunmasın.
Ülkemizde suç
özgürlüğünü savunan kesime seslenmek istiyorum: Eğer yalan ve
yanlış habere veya anonim, sahte hesaplara bu kadar itibar edip
konuyu ambalajlayıp Demokrasi elden gidiyor!
çığırtkanlığı yapıyorsanız denetimi ve
çözümü noktasında dürüst ve samimi değilsiniz. Bize göre,
insanımız elbette özgürce kendisini ifade edebilmeli,
düşüncesini özgürce dile getirebilmelidir. Önümüzdeki kanun teklifiyle
amaçlanan, gerçek hayatta olduğu gibi dijital alanda da işlenen hakaret,
yalan haber, dezenformasyon, itibar suikastı gibi suçların önüne
geçebilmektir. Özgürlük demek bir başkasına hakaret edebilmek, yalan
yanlış haberi yaymak, iftira atmak kesinlikle değildir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; son çeyrek asırda insanlık daha önce
hiç görülmemiş bir biçimde iletişime dayalı evrensel bir
iletişim, etkileşim ağının etkisi altına
girmiştir. Kimi uzmanların ağ toplumu kimilerinin de küresel
köy olarak adlandırdığı bu yeni dönem günlük
iletişimimizi çok boyutlu bir ortama taşımıştır.
Özellikle internet teknolojisinin günlük hayatın içerisinde yer
almasından sonra milletler ekonomik, toplumsal, kültürel ve siyasal
durumuna bakılmaksızın her yönden bu etkileşime maruz
kalmıştır. İnternetin ulusları, kültürleri, ahlaki kuralları,
evrensel değerleri ve daha birçok alanı her yönden etkilediği,
birbirine karıştırdığı açıktır. Bugün,
internet ve sosyal medya kullanıcılarını bütün dünyaya bağlayıp
evrensel kılarken aynı evin içindeki yerel bireylerle iletişimi
kesintiye uğratmıştır. Burada ebeveynlerin çocuklarına
kontrollü teknoloji sunmaları ve okullarımızda müfredata konulan
medya okuryazarlığı dersinin önemsenmesi gelecek neslimizi ve
vicdanımızı güvende tutmamıza olumlu katkı
sağlayacaktır.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; dijital dünyada bilgiye ulaşmak
parmaklarımızın ucundadır. 1960lı yılların
başında belki iyi niyetle başlayan sosyal medya aktiviteleri,
günümüzde bütün dünyayı avuçlarına alan ilkokul çağından
yaşlılarımıza kadar 8 milyar insanı âdeta kendisine mahkûm
eden çağın en etkin silahı hâline gelmiştir. Dünyadaki
sınırlar kalkmış ve her alanda insanoğluna büyük imkân
ve fırsatlar sunmuştur. İnternet ve sosyal medya bilginin,
haberin ve -sosyal medya diliyle söylersek- içeriklerin hızlı bir
biçimde dolaşımını sağlamaktadır, buna ek olarak
bilginin ve haberin üretildiği alana da dönüşmüştür. Tam burada,
özellikle sosyal medyada dolaşıma sokulan bilginin güvenilirliği
ve mahremiyet konuları karşımıza çıkmaktadır.
Hepinizin bildiği gibi sosyal medya hayatımızda bazı olumlu
etkiler sağlasa da geldiğimiz noktada, dezenformasyon
çalışmaları, kişisel mahremiyetin zedelenmesi,
sınıf ve kimliksel ayrımcılığın
körüklenmesi, sanal ortamda zorbalık ve terörist faaliyetlerin
sürdürülmesi, itibar suikastı gibi ciddi sorunlar ürettiği de
güvenlik güçlerimizin raporlarında mevcuttur. Bugün, sosyal medya maalesef
insan mahremiyetini yok sayan bir hâl almış durumdadır. Bunun
yanında, salgın, doğal afet, seçim dönemleri veya toplumu yakından
ilgilendiren önemli konularda dezenformasyonun daha fazla artış
gösterdiği de görülmüş ve tespit edilmiştir. Ülkemizde
yakın zamanda yaşadığımız yangın ve sel
felaketi dönemlerinde hepimiz yalan yanlış bilgilerin; kurgulanmış,
bilinçli hazırlanmış görsellerin nasıl dolaşıma
sokulduğunu gördük. Maalesef algı oyunlarıyla
insanlarımızı yanlışa düşüren sosyal medya
paylaşımları tam anlamıyla psikolojik silah etkisi
yaratmaktadır. Anonim veya bot denen yani sahte hesaplar tarafından
dolaşıma sokulan etiketlerle birlikte kaos yaratma amacı
taşıyan terör örgütleri, kötü amaçlı organizasyonlar veya
kişiler toplumda özellikle bu gibi dönemlerde nefret söylemini
yaymaktadır.
Saygıdeğer
milletvekilleri, elbette, yalan haber ve dezenformasyonla mücadele sadece
kamunun alacağı tedbirlerle başarıya ulaşacak bir konu
değildir; bu anlamda, sivil toplum kuruluşlarının,
üniversitelerin ve ilgili meslek kuruluşlarının da odaların
da sürece katkı sunması önem arz etmektedir. Diğer taraftan,
büyük sosyal medya platformları bir içeriği neye göre
kaldırıp kaldırmadığına ilişkin
politikalarını şeffaflıkla paylaşmalı ve bunun ne
derece uygulandığının denetlenebilmesi için kendi
içerisinde hesap verebilirlik mekanizmaları kurmaları gerekmektedir.
Ülkeden ülkeye farklı politika uygulayan bu şirketlerin standart bir politika
benimsemesi ve bunu şeffaflıkla paylaşması da
sağlanabilmelidir. Belki bu aşamada, alternatif bir
yaklaşımla, belirli sayıda kullanıcıya sahip
platformların içerikleri için şikâyet bildirim ve inceleme
mekanizması oluşturmasını zorunlu kılmak yerinde
olacaktır. Etkili olması ve platformların hesap
verebilirliğini artırmak için yasal mevzuatlarla düzenleme yapmak da
bağlayıcı olacaktır. Bu alanda ilk imza sahibi
olduğumuz her ilde sosyal medya şikâyet komisyonları
kurulması yönündeki kanun teklifimizin yasalaşması mevcut
sorunların çözümüne katkı sunabilecektir.
Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; üzerinde yaşadığımız
Anadolu coğrafyasının tarih boyunca sükûnet
bulmadığı hakiki bir gerçektir. Emperyalizmin gözü bu
coğrafyada olmuş, sınırlarımızın
çevresindeki enerji kaynakları, ticaret yolları hep ilgi alanı
olmuştur. Bu nedenledir ki bölgesinde güçlü bir Türkiye emperyalist
güçlerin işine gelmeyecek; her alanda dışa
bağımlı, kontrol edilebilir bir Türkiye işlerine
gelecektir. Bu doğrultuda her yolu denediklerini, her fırsatı
kullandıklarını yakın tarihimizde yaşadık ve
gördük. Gezi Parkıyla başlayan kaos oluşturma süreci, FETÖcü
hainlerin 15 Temmuz darbe girişimi denemesi, sözde müttefikimiz olan ülke
başkanının ülkemizdeki seçimlerle ilgili beyanları,
fonlanan medya ve benzeri gelişmeler hafızalarımızda
tazeliğini koruyan ilk örneklerdir. Bugün de özellikle sosyal medya
üzerinden söz konusu amaca yönelik algı yöneticiliğinin
yapıldığı açık ve nettir fakat ne yaparlarsa
yapsınlar, liderimiz Sayın Devlet Bahçelinin ifade buyurdukları
gibi, sosyal medya aracılığıyla provokasyon üstüne
provokasyona meyledenler Türkiye'nin önüne taş koymaya muktedir
olamayacaklardır. Biz Milliyetçi Hareket Partisi olarak coğrafyayı
vatan kılan aziz ecdadımızın emaneti olan
vatanımıza sosyal medya da dâhil her alanda sahip
çıkacağız, milletimize gerçekleri her alanda, zamanda ve zeminde
anlatacağız.
İktidar olmayı
milletin iradesinde değil de yabancı ülkelerin
başkanlarının ağzında arayanlara inat, her zaman
millî irade diyeceğiz. 15 Temmuz gecesi, Türk milletinin sokakta
kurduğu Cumhur İttifakının gücüyle, hamdolsun, gönül
coğrafyamızda, mavi vatanda Türkiyeye rağmen plan
yapılamayacağını tüm dünyaya ilan ettik. Biz, siyasetimizi
tarihî gerçekler üzerinden ve tarihimizin omuzlarımıza yüklediği
sorumlulukla yapıyoruz, bu anlayışla 2023e giriyoruz, 2053 ve
2071 hedeflerine hazırlık yapıyoruz. Bizim için aslolan Türkiye
Cumhuriyetinin hem bölgesinde hem de dünyada güçlü olması, ay
yıldızlı al bayrağımızın ilelebet dalgalanmasıdır.
Aziz milletimiz müsterih
olsunlar, Cumhur İttifakı çevremizde ve yurt içinde gelişen tüm
olumsuzluklardan ve planlardan haberdardır. Ekonomimiz de 2023 seçimlerine
kadar rayına oturacak, vatandaşımız hayat pahalılığına
ezdirilmeyecektir. 2023 seçimlerini güven ve huzur içinde, âdeta demokrasi
bayramı şeklinde geçireceğiz ve Türkiye, güçlü geleceğine
kaldığı yerden, bugünden daha azimli ve istikrarlı
şekilde devam edecektir.
Cumhuriyetimizin 100üncü
yılında Türkiyenin yüzyılı aziz milletimizin
teveccühleriyle şekillenecek diyor, Milliyetçi Hareket Partisi olarak
mezkûr kanunu destekliyor, ülkemiz ve milletimiz adına hayırlara
vesile olmasını diliyor, Genel Kurulu ve ekranları
başında izleyenleri tekrar saygıyla selamlıyorum.
Sağ olun. (MHP ve AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN İkinci
bölümde gruplar adına söz talepleri
karşılanmıştır.
Şahıslar adına
son söz talebi İstanbul Milletvekili Sayın Ahmet Şıka
aittir.
Buyurun Sayın
Şık. (HDP sıralarından alkışlar)
AHMET ŞIK
(İstanbul) Herkese merhaba.
Bu topraklar tarih boyunca
oldukça tuhaf yasaklara tanık oldu. Reisiniz seviyor diye sizin de
ayılıp bayıldığınız II. Abdülhamit burun
grev adalet hürriyet müsavat cumhuriyet gibi bir dolu sözcüğü sansürlemişti
mesela. 1980 faşist darbesini gerçekleştiren cunta kitap yakmakla
kalmamış, çağdaş kadın devrim özgürlük
yaşam gibi sözcükleri de yasaklamıştı. Cunta, Anayasa
referandumunda hayır anlamına gelen mavi rengin gazetelerde
kullanımını bile yasaklamıştı. Kürtçe konuşmanın
yasak olduğu 90larda sarı-kırmızı-yeşil renk
kombinasyonu yasaktı. Daha geçen yıl, yağmalanan milyarlarca
doları anlattığı için
İstibdatçı
Abdülhamit Kanun-ı Esasiyi askıya almıştı, size
faşist bir cuntanın anayasası bile yetmedi, onu da askıya
aldınız. Padişahı eleştiren gazete ve dergiler
yasaklanıp kitaplar toplatılmıştı, sizse medyayı
dev bir saray bültenine, ülkeyi de dünyanın en büyük gazeteci
hapishanesine çevirdiniz; ömrü halktan korkmakla geçen Abdülhamitin herkesi
ispiyoncuya çevirdiği Hafiye Teşkilatının görevini ise
trolleriniz üstlendi, borazancılığını da İletişim
Başkanlığı yapıyor. Patronuyla, yöneticisiyle,
yazarıyla saray dalkavuklarından oluşan yeni medya düzeni de
suçlarınızı gizlemeye yetmedi, şimdi de
saltanatınızı devam ettirmek için çok sevdiğiniz Abdülhamit
dönemini mumla aratacak bir yasa teklifiyle
karşımızdasınız. Dezenformasyon yasası diye çok
alengirli de bir isim bulmuşsunuz; güya yalan yanlış bilginin
dolaşıma girmesini engelleyecek. Eğer gerçek niyetiniz buysa
İletişim Başkanlığını kapatmakla işe
başlayabilirsiniz; başındaki çakma Goebbelse nasılsa
eş dost üzerinden bol maaşlı bir iş bulursunuz. Havuz
medyası diye anılan medya kurumlarını da gereğini
yapan değil, hakikate kendilerinden daha fazla saygı duyan
gazetecilere bırakabilirsiniz ama memleketin çıkarını,
halkın menfaatini korumak değil, suç saltanatınızı
sürekli kılmak niyetinde olduğunuzu biliyoruz. Bunun için de mutlak
bir sessizliğe ihtiyacınız var, sizin gerçek niyetiniz işte
budur.
Mevcut yasalar ve yargı
eliyle zaten bir istibdat rejimi yarattınız, seçime de suçunuza
bulaşmayan medya kuruluşlarını ve sessizlik sarmalına
direnen sosyal medyayı susturarak girmek istiyorsunuz ama ne
yaparsanız yapın nafile, gidicisiniz. İktidara
geldiğinizden beri yurttaşların hakikati öğrenme
hakkını gasbedip yalanlarınızı dayatmak için pek çok
şey yaptınız ama her seferinde hakikat sızacak bir delik,
dile gelecek bir ses buldu yani yasaklamak, ne olduğunuzu söylememize
hiçbir zaman engel olmadı, yine olmayacak. Bu bağlamda, bu ülkeyi
narkodevlet hâline getirdiğinizi, mafya babalarını bile gölgede
bırakacak kadar suça bulaştığınızı, devletin
kasalarını yağmalayıp ülkeyi talan ettiğinizi, bu
halkın ter dökerek kazandığı her kuruştan haraç
kestiğinizi, saraylar, uçaklar, milyarlık çantalar
eşliğinde şatafatın esiri olduğunuzu, ülkeyi
cihatçı çetelerin üssü hâline getirdiğinizi, gençlerin gülümsemesini
yok edip yarınlarını gasbettiğinizi, her şeyi gerici
karanlığınıza hapsedip koskoca ülkenin umudunu
çaldığınızı söylemeye devam edeceğiz,
susturamayacaksınız; susmadık, susmayacağız.
Madem istibdada
kararlısınız, örnek aldığınız Abdülhamit
gibi yasaklamanız gereken sözcükleri söyleyelim. Cumhuriyet
sözcüğünü yasaklayın mesela çünkü cumhuriyetin 2nci
yüzyılında ilk yüzyılın yüz karası olarak
anılacaksınız. Saray sözcüğünü yasaklayın çünkü
yoksulun, garibanın, ezilmişin rızkıyla kurduğunuz
müteahhitler imparatorluğunun nişanesi olan, harcı kanla
karılan o sarayınız var ya, bir yıl sonra utanç müzesi
olacak. Fotograf sözcüğünü yasaklayın -aklınıza suç
işleri bakanınızın kriminal
fotoğraf albümü gelmiş olabilir ama o nedenle değil- çünkü bu
ülkenin yirmi yıldır hayatını zindan ettiğiniz
insanları reisinizin fotoğraflarını duvardan indirip atmak
için birbiriyle yarışacak. Hepsinden önemlisi seçim sözcüğünü
yasaklayın çünkü ilk seçimde gideceksiniz. Sizin derdiniz suç
saltanatınızın tahtını korumak ama ne yaparsanız
yapın, bu ülke size teslim olmadı, olmayacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
lütfen.
AHMET ŞIK (Devamla)
Taht dedik madem, son yasak tavsiyesi de yine Abdülhamitten olsun:
Tahtın kurusun. sözünü çağrıştırdığı
için tahtakurusu sözcüğü de o dönem yasaklanmış. Siz de
yasaklayın çünkü bu cumhuriyetin altını oyan tahtakuruları
olduğunuzu söylemeye devam edeceğiz ve biz de sizin
tahtınızı kurutacağız. (CHP ve HDP
sıralarından alkışlar)
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, sadece kayıtlara geçmesi
açısından
BAŞKAN Buyurun
Sayın Ünal.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hatibin ifade ettiği bu çirkin benzetmeleri
kendisine iade ediyorum ve şunun bir kez daha altını çiziyorum
ki bir insanın düşünceleri sadece kendi gerçeğini
yansıtır, bunlar hatibin kendi düşünceleridir; AK PARTİnin
ve Hükûmetimizin gerçekliğiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur.
Sadece kayıtlara geçmesi açısından söylüyorum. (AK PARTİ
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyorum.
Sayın milletvekilleri,
şimdi soru-cevap işlemini gerçekleştireceğiz.
Süre on beş dakika;
bunun yedi buçuk dakikası soru, yedi buçuk dakikası Komisyon
tarafından cevap işlemi için kullanılacak.
Sayın Taşkın
ALİ CUMHUR TAŞKIN
(Mersin) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Ahilik, ticari ve sosyal
hayatta ahlaki değerleriyle meslek ilkelerini birleştiren köklü bir
manevi terbiye ocağıdır. Ahilik teşkilatının,
günümüz temsilcileri, esnaf ve sanatkârlarımızdır. AK PARTİ
olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip
Erdoğan'ın güçlü liderliğinde, yirmi yıllık
iktidarımızda esnaf ve sanatkârların lehine birçok düzenleme
gerçekleştirdik. En son, Sayın Cumhurbaşkanımız
esnafımıza yeni bir destek paketinin müjdesini verdi. Esnaf ve
sanatkârlar, Halkbanktan altmış ay vadeyle yüzde 7,5 oranla kredi
alabilecek. Paketin toplam bedeli 100 milyar lirayı geçiyor.
Esnafımıza hayırlı uğurlu olmasını
diliyorum.
Cumhurbaşkanımız
Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde, AK
PARTİ olarak her zaman esnafımızın yanında olduk,
olmaya da devam edeceğiz.
Bu vesileyle, tüm esnaf ve
sanatkârlarımızın Ahilik Kültür Haftası'nı kutluyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Özdemir...
SİBEL ÖZDEMİR
(İstanbul) Komisyon Başkanımıza sormak istiyorum ben de.
Bizim de kurucu üyesi
olduğumuz Avrupa Konseyine üye ülkelerin yasalarının Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesine ve Konseyin ilkelerine uygun olup
olmadığını denetlemekle yükümlü olan Venedik Komisyonunun
yayımladığı bir acil görüş raporu var. Raporda diyor
ki: Bu teklifte -bugün görüştüğümüz teklifte- yer alan bazı
düzenlemelerin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki ifade
özgürlüğünü güvence altına alan bazı maddelere aykırı
olduğu ve bazı düzenlemelerin ifade özgürlüğü üzerinde
olası keyfî kısıtlamalar içerdiği ve özellikle teklif
sahiplerinin ileri sürdüğü, diğer Avrupa ülkelerinde de benzer
yasaların olduğu iddiaları maalesef bu yasada, Venedik Komisyonu
Raporunda ciddi şekilde eleştirilmiştir. Ben, Komisyon
Başkanımıza şunu sormak istiyorum: Ülkemizin bu tür
eleştirilerle karşı karşıya kalmaması için, benim
de üyesi olduğum Avrupa Birliği Uyum Komisyonunda bu yasa
görüşülerek uluslararası kurumlar ya da uluslararası
imzalamış olduğumuz sözleşmelere karşı bu
mevzuatın uygun olup olmadığını denetleyebilir
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Sayın
Sümer
Yok.
Sayın Özkan
HACI ÖZKAN (Mersin)
Teşekkürler Sayın Başkan.
Ak kadrolar her dönemde
olduğu gibi, bu zorlu süreçte de esnafımızın yanında
olmuştur. Esnafımız için Halkbank vasıtasıyla
altmış ay vadeyle ve yüzde 7,5 faiz oranıyla 100 milyar liralık
kredi
Ayrıca kredi üst limitleri 350 bin liradan 500 bin liraya çıkarılmıştır.
İş yeri edindirme ve taşıt kredisi limitlerini de 1 milyon
liradan 1,5 milyon liraya yükseltmiştir. Gençlerimize sıfır
faizli kredi limiti 100 bin liradan 300 bin liraya yükseltilirken yaş
sınırı da 30dan 35e çıkarılmıştır.
Bir esnaf milletvekili olarak
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğana esnaf ve
sanatkârlara verdiği destekten dolayı teşekkür ediyor, Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN Sayın
Şeker
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Daha önce, televizyondan insanların gerçek bilgiye ulaşmasını
Anayasa değişikliği görüşmelerinde engellemiştiniz.
Daha sonra, bant kısıtlaması, internet
kısıtlamasıyla insanların gerçeğe ulaşmasına
engel olmaya çalıştınız. En son bu getirdiğiniz
düzenlemelerde de bir ile üç yıl arası hapis cezası vererek insanların
gerçeği öğrenmesini engellemeye çalışıyorsunuz.
Biliniz ki gerçek her şeyden güçlüdür, eninde sonunda gerçekler halkla
buluşacaktır. Nasıl Anayasa görüşmelerinde
sakladığınız gerçeklerle bu süre içerisinde
yüzleştiyse halk, gelecekte de gerçeklere ulaşmayı
başaracaktır.
BAŞKAN Sayın
Kayan
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Hükûmet dezenformasyon
yasasını getirdi. Şimdi, ayçiçeği giderleri ne? Mazot 300
lira, gübre 600 lira, tohum 70 lira, biçim 150 lira, ilaçlama 100 lira,
amortisman 100 lira, işçilik 150 lira, kira 1.000 lira; toplam 2.470 lira.
12 liradan 170 kilo ayçiçeği 2.040 lira yapar; 430 lira zarar.
Buğdayda mazot 210 lira,
gübre 900 lira, tohum 400 lira, biçim 150 lira, ilaçlama 150 lira, amortisman
100 lira, işçilik 150 lira, kira 1.000 lira; toplam 3.010 lira. 7,5
liradan 300 kilo buğday -ortalama- 2.250 lira; 760 lira zarar. Şimdi,
bu zararı biz yarın söyleyemeyeceğiz, dezenformasyon
yasasını AKP bunun için çıkarıyor.
BAŞKAN Sayın
Bulut
BURHANETTİN BULUT (Adana)
Sayın Başkan, eczacılar artan mezun sayısı,
verilmeyen meslek hakkı, ilaç fiyat farkları ve kurumların
angaryaları nedeniyle zaten sorunlar yaşarken bir de on üç
yıldır güncellenmeyen ilaç fiyat farkları fiyat kararnamesi
nedeniyle eczacılar temel giderlerini dahi karşılayamaz
hâldeler. Elektriğini, doğal gazını, kirasını,
personel giderlerini ödemekte güçlük çeken her 2 eczaneden 1 tanesi kapanma
noktasında. Bu nedenle eczacılar iktidara sesini duyurmak için 16
Ekimde Ankara meydanına inme kararı aldılar. Aylardır
eczacı örgütlerine kör sağır saray dün gece yarısı
ansızın ilaç fiyat kararnamesini güncelledi. Mitinge dört gün kala
iktidar âdeta eczacıların ağzına bir parmak bal çaldı.
Eylem kırıcı bu kararname eczacının derdine derman
olamaz.
Eczacılık
mesleği çok ciddi sorunlar içerisinde. Birbiri ardına açılan
fakülteler mesleğin geleceğini ve mesleğin niteliğini
tehdit ediyor. Eczacıların işsizlik kapısının
önünde, kronik sorunlar çözülmez ise sağlığa erişimde çok
ciddi sorunlar yaşanabilir.
BAŞKAN Sayın
Köksal
BURCU KÖKSAL (Afyonkarahisar)
Sayın Başkan, Afyonkarahisar merkezde bulunan 2. Belediye
Şehir Çarşısı 1998 yılında Afyonkarahisar
Belediyesi tarafından yapılmıştır. Vatandaş, çarşıdaki
iş yerlerini ihaleyle almıştır. Binada 103 iş yeri mevcut
olup bunlardan 78 tanesi esnafa, diğerleri Afyonkarahisar Belediyesine
aittir. Söz konusu çarşı için 2015te risk raporu
hazırlanmış, 2017de de yıkım kararı
verilmiştir. Bu binanın alt katında belediyenin arşivi
faaliyet göstermektedir. Eğer Afyonkarahisar Belediyesinin iddia
ettiği gibi riskli bina ise niçin yedi yıldır kullanılmaya
devam edilmiştir? Bu binanın risk raporu ve yıkım
kararı verilmeden önce zemin etüdü, depreme dayanıklılık ve
benzeri konularda doğru dürüst bir inceleme, araştırma
yapılmış mıdır? Belediye, bu konuda, bu binada
yıkım yerine, güçlendirme işine niçin girmemektedir? Ve madem
yıkımda kararlıysa esnafa iş yerlerinin bedelini ödeme
konusunda niçin bir rakam dahi telaffuz edilmemiştir? Sormadan
edemeyeceğim, amaç esnafın ekmek teknesine göz dikip, rayiç bedelinin
altında bir ödeme yapıp, çarşıyı yıkarak
birilerine rant sağlamak mıdır?
BAŞKAN - Sayın
Gürer
ÖMER FETHİ GÜRER
(Niğde) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu Teklifiyle ilgili kamuoyunun genel inanışı
bir sansür yasası olduğu. Bununla ilgili yapılacak düzenlemede
toplumun daha gerçek bilgilere erişiminin önü kesilecek. Oysa
iktidarın elindeki olanaklarla RTÜK'le, Basın İlan Kurumuyla ya
da mahkemelerle esasında suç sayılan ya da yalan olan her haberin
düzeltilmesi ya da ceza verilmesi olası. Bu, tamamen, sosyal medya
üzerinden paylaşımların önünü keserek, daha geniş
kitlelerin gerçeğe erişiminin önüne geçmek amacıyla
düzenlenmiştir. Böyle bir yasa teklifini kabul etmek olası
değildir, kamuoyunun doğru bilgiye ermesi de engellerin ortadan
kalkmasıyla olur. Demokraside özgürlükleri sınırlamak
geleceği karartmaktır.
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN Sayın
Komisyon
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Teşekkür ediyorum
Değerli Başkanım.
Toplamda Orhan Sümer
Vekilimiz hariç 9 milletvekilimizin burada söz aldığını
görüyoruz. Tabii, Komisyonumuzla ilgili olanlara ben öncelikle cevap vermek
istiyorum.
Sibel Özdemir, Cumhuriyet
Halk Partisi Milletvekilimizin AB Komisyonu, AB Parlamenterler Komisyonuna
ifade veren, rapor sunan Venedik Komisyonunun, mevcut şu andaki
hâlihazırdaki 340 sayılı Kanun Teklifimizin düşünce ve
ifade özgürlüğü konusunda bazı eksiklikler içerdiğine, Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan ifade özgürlüğü
kapsamındaki bazı maddeleri ihlal ettiğine dair bazı
düşünceleri var. Özellikle Avrupa Birliği üyesi olan Almanya, Fransa,
Hollanda, Belçika gibi bazı ülkelerdeki benzer düzenlemelerle bu kanunun
hazırlandığına yönelik ifadelerin doğru
olmadığı yönünde bir düşünce ileri sürdüler. Tabii, Venedik
Komisyonunun diğer Avrupa Birliği ülkeleri hakkındaki
yayınlamış olduğu raporları da Türkiye gibi
yakından takip etse çok memnun olacağız. Özellikle
soydaşlarımızın yaşadığı Batı
Trakyadaki bir dernek tabelasının bile asılmasında büyük
yasakların olduğu Yunanistana da keşke Venedik Komisyonu ilgili
uzmanlarını gönderse de oradaki soydaşlarımızın
sahip olduğu derneğin bir tabelasının bile niye
asılmadığı noktasında bir rapor tutabilseler.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Soru o değildi, soruyu cevaplayın.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Venedik Komisyonunun maalesef bu
manada tutarsız, ülkeler arasındaki ilişkilere nezaketsiz
yaklaşımını da burada ifade etmek istiyorum.
Ali Şeker, CHP
İstanbul Milletvekilimizin Türk Ceza Kanunu'nda yeni bir düzenleme olarak
müstakil bir suç teşekkülü açısından 217/A maddesi konusunda bir
eleştirisi oldu. Evet, bu ceza maddesi mevcut Türk Ceza Kanunu
içerisindeki somut tehlike suçu açısından birçok oluşumunun
değerlendirileceği yeni bir müstakil suç tipi getiriyor. Burada da
birçok unsur var. Aleniyet, saik, özel bir kasıt yapısı,
sırf halk arasında bir endişe, korku meydana getirme amacı
ve bu manada yalan bir bilgiyi de alenen yayma unsurları gibi birçok
maddenin kendi içerisinde tutarlı, Ceza Kanunu normumuza uygun, topluma
karşı işlenen suçlar yapısı içerisinde bir düzenleme
olduğunu düşünüyoruz. Elbette eleştiri de yapabilirsiniz.
Yine, Türabi Kayan
Milletvekilimizin dezenformasyon konusunda tarım
politikalarımıza yönelik bazı açıklamaları oldu.
Keşke Türabi Kayan Milletvekilimiz tarıma verilen destekleri de bu
yapılan harcamalar içerisinde açıklamış olsaydı,
yaptığı açıklamaları bir bütün olarak da
değerlendirebilirdik; bunu ifade etmek istiyorum.
Burhanettin Bulut
Milletvekilimizin bahsettiği eczacıların sorunlarıyla
ilgili hususu Sağlık Bakanlığımıza
ileteceğiz.
Burcu Köksal
Milletvekilimizin bahsettiği Afyonkarahisar Belediyesine ait iş
yerleriyle ilgili sorunları yine ilgili belediyemize ileteceğiz.
Ömer Fethi Gürer Milletvekilimizin,
CHP Milletvekilimizin, bu hazırlanan yasanın kamuoyunda bir sansür
yasası olarak değerlendirildiğine yönelik bir ifadesi oldu.
Keşke bu kanunumuzu bir bütün olarak, Basın İlan Kurumunun
görev, yetki, sorumluluk alanlarını; yine sosyal medya üzerinde
yapılan düzenlemeleri, yine şebekelerüstü hizmet
sağlayıcıları üzerinde yapılan düzenlemeleri de bir
bütün olarak değerlendirmiş olsalardı. Muhalefetimiz keşke
sadece Türk Ceza Kanunu'nun 217nci maddesinin (A) fıkrasında
yapılan bir suç düzenlemesi, bir ceza düzenlemesi üzerinden bu kanunun
tamamını değerlendirmemiş olsalardı.
Bu yönüyle beraber ben
cevaplamış oluyorum.
Teşekkür ediyorum.
(CHP sıralarından
gürültüler)
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Başkanım, 1den 40a kadar önergemiz var.
BAŞKAN Müsaade edin
arkadaşlar; müsaade edin, oturun yerinize.
Sayın Tanal...
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Başkanım, 1den 40a kadar önergemiz var.
BAŞKAN Ben biliyorum.
Süreyi, zamanı harcatmayın.
Buyurun Sayın Tanal.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sizin
aracılığınızla Bakanlığa soruyoruz: Ekonomik
krizi yaratan, insanları yoksullaştıran AKP
iktidarıdır. Şanlıurfa'daki
vatandaşlarımızın -ekonomik ve yoksulluk nedeniyle- birçok
insanın içme suları kapatılmıştır ve bu içme
sularının kapatılması insan hakları ihlalidir. Evlerde
yaşlılar var, engelliler var, hamileler var, hasta olan insanlar var,
çocuklar var; içme suyunun kesilmesi Şanlıurfalıları
mağdur etmektedir. Allah'tan korkun, vatandaşın içme
sularının kesilmesi insan hakkının ihlalidir.
Yazıktır, günahtır; vatandaşın içme sularını
kapatmayın, kesmeyin, kesilen içme sularını lütfen açın.
BAŞKAN Sayın
Özdemir...
SİBEL ÖZDEMİR
(İstanbul) Sayın Komisyon Başkanımıza cevap vermek
istiyorum. Burada Venedik Komisyonunun kararlarını
tartışmıyoruz. Elbette ülkemizle ilgili ya da
soydaşlarımızla ilgili kararlarda gerekli tepkimizi verebiliriz
ancak benim sorum şuydu: Venedik Komisyonunun bu kanunla ilgili, sansür
yasasıyla ilgili eleştirilerine maruz kalmamak için... Bizim Parlamentomuzda
bir komisyon var, Avrupa Birliği Uyum Komisyonu ve bu Komisyonun
amacı bu kanunların, Parlamentoda görüştüğümüz
kanunların uluslararası sözleşmelere, taahhüt ettiğimiz...
Ki Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni imzalayan ve Avrupa
Birliği Konseyinin kurucu üyesi olarak bu mevzuata uygun olup
olmadığını biz Parlamentomuzda tartışabilirdik ve
ülkemizle ilgili, Venedik Komisyonunun eleştirilerine maruz kalmadan, biz
gerekli tedbirleri ya da gerekli önerileri sunabilirdik. Neden bu Komisyon
toplanmadı ve neden gerekli raporu sunmadı? Yoksa, Venedik
Komisyonunun raporlarını, farklı ülkelerle ilgili verdiği
değerlendirmeleri tartışmıyorum.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Cevap verebilir miyim.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Komisyon.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Evet, Sibel Özdemir Vekilimize
ben teşekkür ediyorum.
Venedik Komisyonu, bu kanunun
hazırlayıcıları olan bizlerin, Adalet Komisyonu
Başkanı olarak benim, hazırlayıcı milletvekillerimizin
görüşlerini, mevcut, buradaki, hazırlık aşamasındaki
değerlendirmelerimizi de keşke alsaydı da kendi raporuna bir
dercetseydi, yansıtsaydı. Tek taraflı, sadece bu kanuna bir
sansür gibi ifade kullanan veya işte, kamuoyunun, aleyhe olan ifadelerin
sesini kesme gibi değerlendiren görüşleri alarak raporunu
hazırlamasını, tek taraflı bir rapor
hazırlamasını da ben sizin takdirlerinize arz ediyorum çünkü
bakın, Almanyada da Fransada da yine oradaki siyasiler ve diğer
kamu çalışanlarına yönelik benzer mahiyette birçok düzenleme
olduğunu düşünüyoruz. Bunun için, mevcut
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ALİ KENANOĞLU
(İstanbul) Abdullah Bey, öyle bir usul olur mu? Rapor sonuca göre
yazılır, yoruma göre yazılmaz ki! Senin yorumun farklı
olabilir ama kanunun kendisi var ortada.
BAŞKAN Evet,
teşekkür ediyoruz.
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Sayın Başkan
BAŞKAN Siz niye söz
istediniz?
Buyurun.
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Sayın Başkanım, Komisyon
Başkanımız, konuşması sırasında, muhalefetin
tek tip bir bakış açısıyla sadece 29uncu madde üzerinde
durduğunu, diğer maddelerle bir ilişkisinin
olmadığını, yasanın bütünü içerisinde bir
bakış açısı geliştiremediğini söyledi. Bu
yanlıştır.
BAŞKAN O zaman
yerinizden bir dakika kısa bir söz vereyim.
AHMET TUNCAY ÖZKAN (İzmir)
Tabii efendim.
BAŞKAN Buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
42.-
İzmir Milletvekili Ahmet Tuncay Özkanın, Adalet Komisyonu
Başkanı Abdullah Gülerin 340 sıra sayılı Kanun
Teklifinin ikinci bölüm görüşmelerinde yapılan soru-cevap
işlemi sırasında yaptığı konuşmasındaki
bazı ifadelerine ilişkin açıklaması
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Sayın Komisyon Başkanımız da çok iyi
biliyor, siz de çok iyi biliyorsunuz, 1inci maddeden 40ıncı maddeye
kadar hepsinde önergemiz var, hepsiyle ilgili bir farklılık,
değişiklik, yeni bir düzenleme isteğimiz var. Bu düzenleme,
dezenformasyon konusunda sadece 29daki ağır cezaları ve 12 tane
ceza maddesinin bir araya getirilerek oluşturulduğu ucubeyi
kapsamıyor; çağı, yarını ve vatandaşı
koruyacak, bireyi koruyacak düzenlemeleri kapsıyor önergelerimiz. Ama
bunlar, her komisyon aşamasında hepsi dile getirilmiştir.
Başkanıma
teşekkür ediyorum ayrıca sonsuz bir tartışma ortamı
yarattığı için.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Hep öyleyiz biz Sayın Vekilim.
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Ancak sonuçta karşımızda duran bu yasa;
işlevsiz, ceza yasası hükümleri dışına çıkamayan
ve elinde sopayla demokrasiyi engelleyeceğini zanneden bir
anlayışa dönüşmüştür efendim. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Peki,
teşekkür ediyorum.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN İkinci
bölüm üzerinde görüşmeler tamamlanmıştır.
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Başkanım, ben bir konuya açıklık
getirmek istiyorum.
BAŞKAN Sayın
Kayan, oturur musunuz yerinize.
VIII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
3.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, CHP Grup
Başkan Vekili Engin Altayın bir gazetecinin Meclise giriş
engeliyle ilgili Divan Başkanından talep ettiği görüşe
ilişkin konuşması
BAŞKAN Maddelere
geçmeden önce, Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Sayın Engin
Altay, bir gazetecinin Meclise giriş engeliyle ilgili Divan
Başkanlığımızdan bir görüş talep etmişti,
ben şimdi o notu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Türkiye Gazeteciler
Sendikası Ankara Temsilcisi Sayın Semire Sibel Hürtaş ve
beraberinde bir grup sendika üyesi 3 Ekim 2022 Pazartesi günü saat 11.30da
Aydın Milletvekili Sayın Süleyman Bülbülle birlikte Türkiye Büyük
Millet Meclisine ziyaretçi kartı alarak giriş
yapmışlardır. Akabinde Semire Sibel Hürtaş, Ana Bina 4 No.lu
kapı önünde, basın toplantısı için milletvekillerine tahsis
edilen alanda basın mensuplarına birtakım açıklamalarda
bulunmuştur.
TBMM Güvenlik
Yönetmeliğinin 45inci maddesinin beşinci fıkrası Ana
Bina Basın Toplantı Salonunda sadece dönem milletvekilleri ve
TBMMde temsil edilen siyasi partilerin milletvekili olmayan genel
başkanları basın mensuplarına açıklamalarda
bulunabilir. Basın toplantısına katılan diğer
kişilerden bu yönetmelik hükümlerine veya TBMMnin vakarına
aykırı davranışlar sergileyenler hakkında tutulacak
tutanağa istinaden TBMMye giriş yasağı konulması
hususu Kurulda değerlendirilir. hükmünü içermektedir.
Söz konusu yönetmelik hükmü
çerçevesinde, basın kartı bulunmayan ve basın
toplantısı için milletvekillerine tahsis edilen alanda basına
açıklamalarda bulunan Semire Sibel Hürtaş hakkında TBMM Güvenlik
Koordinasyon Kurulunun 6 Ekim 2022 tarihli kararıyla TBMMye giriş
yasağı uygulanmasına karar verilmiştir.
Bu kapsamda alınan
kararla uygulanan giriş yasağı sadece Semire Sibel Hürtaşa
özgü olmayıp bugüne kadar uygulamada Ana Binada milletvekillerine tahsis
edilen alanda basına açıklamalarda bulunan ziyaretçiler hakkında
TBMMye giriş tahdidi konulması hususu, TBMM Güvenlik
Yönetmeliğinin 45inci maddesinin beşinci fıkrası hükmü gereğince
TBMM Güvenlik Koordinasyon Kurulunca karara bağlanmaktadır.
Bilgilerinize.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkanım
Sayın Başkanım
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan
GARO PAYLAN (Diyarbakır)
Kınıyoruz! Yasakçı Meclisi kınıyoruz!
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Şimdi,
ikinci bölümde yer alan maddeleri, varsa o maddeler üzerindeki önerge
işlemlerini yaptıktan sonra ayrı ayrı oylarınıza
sunacağım.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Sayın Başkanım, o zaman hiçbir gazeteci
bu saatten sonra Meclis kampüsü içerisinde herhangi bir konuşma
yapmasın. Televizyoncular Meclis kampüsü içerisinde kendi
televizyonlarına bağlanıyorlar, canlı yayın
yapıyorlar, yorum yapıyorlar, açıklama yapıyorlar.
ALİ KENANOĞLU
(İstanbul) Açıklama da yapıyorlar orada.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Eğer böyle bir mantık varsa bu, gazeteciye
uygulanmamalı, Sendika Başkanına asla uygulanmamalı.
Gazeteci o zaman Meclis bahçesi içerisinde ağzını açmasın.
VIII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
3.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın, CHP Grup
Başkan Vekili Engin Altayın bir gazetecinin Meclise giriş
engeliyle ilgili Divan Başkanından talep ettiği görüşe
ilişkin konuşması (Devam)
BAŞKAN Sayın
Öztunç, yarın Divan toplantısı var, bu konuyu Divan
toplantısında gündeme getireceğimi size bildirmek istiyorum.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkanım
Sayın Başkanım
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Sayın Başkan, bir açıklama getirebilir
miyim?
BAŞKAN Lütfen
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Sayın Başkanım, bir meslek grubunun temsilcisi
olarak buraya geldi sendikacı arkadaşımız, sadece bir
basın mensubu değildi.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkanım
BAŞKAN Ya, bir müsaade
edin.
Sayın Aydoğan,
oturur musunuz yerinize. O konuda Ali Beye söyledim fikrimi, bunun üzerine
üzerine daha laf söylemenin bir anlamı yok. Yarın Divan toplanacak,
bu konuyu gündeme getireceğim.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Biz de fikrimizi söyledik Sayın Başkanım.
BAŞKAN Sayın
Tanal, siz ne istiyorsunuz?
Buyurun.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Değerli Başkanım, Türk Ceza Kanununun 25inci maddesi
uyarınca görevin ifası suç teşkil etmez.
TURAN AYDOĞAN
(İstanbul) Sendikacı olarak burada.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Görevin ifası
Meclisin vakarı bozuluyor. diye böyle bir
yasaklama olmaz. Meclisin vakarı nasıl bozulur?
Hırsızlık yapılıyorsa, yağmacılık
yapılıyorsa, burada mükerrer oy kullanılıyorsa, Meclisin
kaynakları heba ediliyorsa, burada araba saltanatı
yapılıyorsa, kullanılıyorsa bunlar Meclisin
vakarını zedeler.
BAŞKAN Sayın
Tanal, teşekkür ediyorum.
Sayın Kayan
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakan dedi ki
BAŞKAN Hayır,
niye söz istediniz siz?
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Sayın Bakan dedi ki: Bizim verdiğimiz
desteklemeleri hiç hesaba katmıyorsunuz.
BAŞKAN Söylemedi,
farklı bir şey söylemedi ki.
KEMAL PEKÖZ (Adana) - Ama
doğru değil.
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Sayın Başkan, dekar başına onların
verdikleri destek 50 liraya tekabül eder; buradan 50 lirayı
çıkarırsanız
BAŞKAN Şimdi,
Sayın Kayan, Sayın Komisyon Başkanı ziraatçı
değil bildiğim kadarıyla; evet, siz tarımla
uğraşıyorsunuz ama Komisyon Başkanı bildiğim
kadarıyla hukukçu. Sizinle ilgili olumsuz bir şey de söylemedi
ayrıca. Niye bahsetmediniz verilen desteklerden? dedi, bu kadar, size
bir sataşmada bulunmadı.
KEMAL PEKÖZ (Adana)
Kayıtlara geçsin diye bilgi verdiler işte.
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Hayır Desteklerden filan bahsetmedi. değil
Sayın Başkan, kayıtlara geçmesi için söylüyorum ben bunu,
Türkiye için önemli bu.
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Allah Allah! Böyle bir yöntem yok
ya!
BAŞKAN Buyurun
Sayın Kayan, kayıtlara geçsin, buyurun.
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Sayın Başkan, sadece bu 50 lirayı
çıkardığınız zaman 430 lira ayçiçeğinden geriye
380 lira zarar kalır. Buğdaydan çıkardığınız
zaman, 760 liradan 50 lirayı 710 lira kalır. Burada, Türkiye'de
asıl dezenformasyon yapan AKPdir, biz bunu söylemeye
çalışıyoruz. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Peki,
teşekkür ediyorum.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN 19uncu madde
üzerinde 3 önerge vardır, okutup sırasıyla işleme
alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 19uncu maddesinin teklif
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Ali
Kenanoğlu Necdet
İpekyüz
Adana
İstanbul
Batman
Züleyha
Gülüm Mehmet
Ruştu Tiryaki
İstanbul
Batman
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU
BAŞKANI ABDULLAH GÜLER (İstanbul) Katılamıyoruz
Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Batman Milletvekili Sayın Necdet İpekyüz.
Buyurun Sayın
İpekyüz. (HDP sıralarından alkışlar)
NECDET İPEKYÜZ (Batman)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla
selamlıyorum.
Tekrar bir sansür
yasasıyla karşı karşıyayız ve her
konuşmacı, özellikle iktidar tarafından konuşmacılar
Dezenformasyonu önleyeceğiz. diyorlar; aslında dezenformasyonu
önlemek değil, bir tekçi anlayış, tek tipçi bir basın,
tekrar, tek söylemle bir formasyon geliştirmeye çalışıyorlar.
İktidar birçok çalışmada tekçi anlayışı Türkiyede
yaşayan yurttaşlara dayatıyor ve Türkiyedeki yurttaşlara
dayatırken olabilecek itirazları, muhalefeti olabildiğince
susturmaya çalışıyor, engelliyor, şiddet uyguluyor,
gerekirse bir yerlerini kırıyor ve bunu inkâr etmiyor. Ne zamanki
bunlarla ilgili bir haber çıkarsa, bu haberi de önlemesi lazım, o
zaman buna bir formasyon getirmesi lazım. En iyi yapılan ustaca
iş, buna verilen isim, Dezenformasyonu önleme Aslında getirilen
düzenleme, iktidarın hesabına gelmeyenleri düzenleme. Peki, Türkiye
yeni mi karşılaşıyor bunlarla? Hayır. Ve konuya
girmeden önce aslında ben burada gazetecilik açısından
Gazetecilik yaptıkları için 59 gazeteci şu anda cezaevinde,
gerçekleri söyledikleri için. Türkiyede hepimizin bildiği bir yandaş
medya var, tümüyle iktidarın lehine konuşuyor; bir de ana akım
medya dediğimiz var. Televizyonlara 10 kişi çıkıyor;
maşallah, her şeyi biliyorlar, her şeyi! Bunlar konuşuyor,
onun dışında kim ses çıkartıyorsa itiraz ediliyor. Ve
öyle bir hâle getirdik ki kurumları yok ettiniz.
Şu anda isimlerini
sayacağım arkadaşları ben grubum adına saygıyla
selamlıyorum: Mezopotamya Haber Ajansından Editör Aziz Oruç; Dicle
Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Serdar Altan,
Xwebûn gazetesi Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş;
gazeteciler Ömer Çelik, Neşe Toprak, Mehmet Şahin, Zeynel Abidin
Bulut, Elif Üngür, Remziye Temel, Suat Doğuhan, Lezgin Akdeniz,
İbrahim Koyuncu, Abdurrahman Öncü, Ramazan Geciken, Mazlum Güler. Özgür,
onurlu şekilde hakikati paylaştıkları için şu anda
cezaevindeler ve onlar hakikatleri ortaya çıkartmak için ellerinden gelen
her türlü çabayı sergilerken kullandıkları fotoğraf
makineleri, kullandıkları bilgisayarlar suç aleti gibi gösterildi.
Özgür basın
dediğimiz kesim ne yapıyor? Özgür basın dediğimiz kesim
bugün değil, öteden beri, sansür olsun olmasın, kimi hakikatler
ortaya çıktığında görmeyenler, duymayanlar için bir çaba
harcadılar. Neydi? Bu haberlerin
Bakın, eylül ayında, daha on
gün önce Ape Musa davası dediğimiz
Hepimiz biliyoruz ki Musa Anter
katledildi. Bir çınar ağacı, bir medya ağacı, bir ses
Otuz yıl bir gün sonrasında cezasızlık verildi,
dosyası kapatıldı. Kim diyebilir ki Faili meçhul cinayet
değil. Kim diyebilir ki: Bu, cezasızlıkla örtüldü. Hepimizin
kalbinde cezası var. Daha dün ne oldu? Nagihan Akarsel katledildi,
Jineoloji dergisi, gazetecilik
Cinayetten söz ediyoruz tutuklanmadan
değil ve öyle bir hâle geldi ki gerçekler tümüyle söylendiğinde inkâr
ediliyor. Nedir, Roboski'yi mi söyleyelim? Nedir, Şemdinliyi mi söyleyelim?
Nedir, Deniz Poyraz'ı mı söyleyelim? Birçok olayın üstü
örtülmeye çalışılıyor ve bu üstü örtülmeye
çalışırken gerçekler kaybolmuyor. En son ne oldu
arkadaşlar? Sabah burada konuştuk, dün Meclis Başkanına
gittik; ya, hiç kimseden ses çıkmıyor.
Hakkâri -Çölemerik, Gever-
Yüksekova kayyum atamışsınız; sevgili Leyla Güven
seçildiği hâlde cezaevinde, kayyumlar oturmuş. Hepimizin
gördüğü, hepimizin söylediği, bir milletvekilinin bacağı
kırılıyor, şu anda hastanede yatıyor. Hem kayyum hem
Vali utanmadan Kendini yere attı. diyor. Ya, kayyum, orayı,
makamı gasbeden Vali, siz nasıl gideceksiniz, insanların yüzüne
bakacaksınız? Hakkârili insanların yüzüne nasıl
bakacaksınız?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
NECDET İPEKYÜZ (Devamla)
Siz sokakta gezerken o insanların vicdanlarına nasıl
seslenebileceksiniz ve buna sessiz kalanlar, buna sessiz kalıp seyirci
olup onay verenler, size yarın Hakkâriyle ilgili nasıl
konuşabileceksiniz? Yarın Kürtlerin yüzüne nasıl
bakabileceksiniz? Bir Kürtün seçildiği makam işgal ediliyorsa
seçtiği bir vekilin bacakları kırılıyorsa, bir
Geçmiş olsun. demekten, kınamaktan imtina ediyorsanız, Vali
çıkıp Kendini yere attı. dediğinde buna
inanıyorsanız sizin insanlığınızdan şüphe
duyulur. Buna sessiz kalmak onay vermektir; buna sessiz kalmak
dezenformasyondur, inkârdır, otoriter rejimdir; bu, bitiyor, gidiyor.
Gelin, hep beraber barışı sergileyelim, diyaloğu
sergileyelim, var olan en büyük mutluluğumuz barıştır,
bunda ısrar edelim. İnkârla, sansürle bir yere
varamazsınız; özgürlük ve emek verenlerle, barışla bu yol,
daha iyi bir yola gidecektir.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 19uncu
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 19- 2/1/1961 tarihli
ve 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunun
5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin
aşağıdaki şekilde, (b) bendinde yer alan "
a) Kurumun idaresine
katılmayı kabul eden gazete ve dergi sahiplerinin kendi
aralarında seçecekleri; satışı 100 binin üzerinde
olanlardan 1, satışı 99.999-50 bin arasında olanlardan 1,
satışı 49.999-10 bin arasında olanlardan 1,
satışı 10 binin altında olanlardan 1, resmi ilan
yayınlayan internet haber sitesi sahiplerinin kendi aralarından
seçecekleri 2, İstanbul, Ankara, İzmir dışında kalan
ve resmi ilan yayınlayan Anadolu gazete sahiplerinden 3, en çok üyeye
sahip gazeteciler sendikasından 2, İstanbul, Ankara ve
İzmir'deki en fazla basın kartlı üyeye sahip gazeteci
derneklerinden 1'er olmak üzere toplam olarak 14 temsilci.
Türkiye de gazetelerin
satış oranlarının belirlenmesi için bağımsız
bir denetçi kuruluşun Basın İlan Kurumu ile iş birliği
yapması şarttır. Bağımsız denetçi kuruluş
satış oranları ile ilgili raporu belgelerle Basın İlan
Kurumuna sunduğu anda kamuoyuna açıklar. Basın İlan Kurumu
bağımsız denetçi kuruluşun raporuna göre yükümlülüklerini
yerine getirir. Denetçi kurum tarafsızlık ilkesinden ödün veremez,
üzerinde oluşturulacak siyasi ve mali baskıları derhal kamuoyuna
açıklar ve Basın İlan Kurumuna bildirir.
Türkiye de yayın yapan
süreli ve süresiz yayınların dağıtımı için bu
alanda çalışan ilk 100 şirketin ortaklıkları ile
oluşturulacak bir dağıtım anonim şirketi kurulur. Bu
şirket dağıtım işlevini tarafsızlık,
bağımsızlık ve adalet ilkeleri doğrultusunda yerine
getirir. Bu şirketin çalışmalarını, mali
tablolarını Basın İlan Kurumuna göndermesi zorunludur.
Basın İlan Kurumu bu şirketin çalışmaları ile
ilgili her altı ayda bir kamuoyunu bilgilendirir.
Yeni üyeler belirlenene kadar
mevcut üyelerin görevleri devam eder.
Mustafa Sezgin
Tanrıkulu Engin
Özkoç
İstanbul Sakarya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen İstanbul Milletvekili Sayın Sezgin Tanrıkulu.
Buyurun Sayın
Tanrıkulu. (CHP sıralarından alkışlar)
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu
tartışmaları izlerken sanki Türkiyede yaşamıyoruz da
uzayda bir ülkede yaşıyoruz; büyük bir gerçekten o kadar
kopmuşsunuz. Sanki Türkiyede ifade özgürlüğü sonsuz, düşünce
özgürlüğü sonsuz; basın özgürlüğü üzerine ve haber alma
hakkı üzerine hiçbir baskı yok, dolayısıyla böyle bir
yasaya da ihtiyaç var.
Değerli arkadaşlar,
bakın, sizin Cumhurbaşkanınızın adı her gün
adliyelerde mübaşirler tarafından
çığırılıyor. Davacı Recep Tayyip Erdoğan
Şikâyetçi Recep Tayyip Erdoğan. (CHP sıralarından
alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
METİN GÜNDOĞDU
(Ordu) Sezgin Tanrıkulu davalı, Sezgin Tanrıkulu!
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU
(Devamla) Böyle bağırılıyor, sizin
Cumhurbaşkanınızın adı böyle
bağırılıyor değerli arkadaşlar. Ya, ben
utanıyorum, mahkemelerde utanıyorum, bir
Cumhurbaşkanının adının her gün mübaşirler
tarafından davacı şikâyetçi diye anılmasından
utanıyorum. İfade özgürlüğü bu! Videolar yayınlıyoruz;
150 bin yurttaşımızla ilgili olarak şikâyeti var. Nerede
ifade özgürlüğü, eleştiri hakkı? Nerede eleştiri
hakkı, ifade özgürlüğü? Nerede?
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Sizin şikâyetçi olduklarınız
En ufak bir sosyal medya
paylaşımına dava açıyorsunuz hemen. Sizlerin
açtığı davaları getirelim buraya. Vatandaşın en
ufak eleştirisine dava açmışsınız, vatandaştan
para istiyorsunuz. Vatandaşa açtığınız davaları
bir kapatın.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU
(Devamla) Şimdi bunun üzerine bunu getirmişsiniz Yok efendim, biz
yurttaşlarımızı koruyacağız, basını
koruyacağız, interneti düzen altına alacağız.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bu yasanız korku yasasıdır; bu yasanız
tedirginlik yasasıdır, endişe yasasıdır. Neyin
endişesi ve korkusu? Gidiyorsunuz, gidiyorsunuz, Abbas yolcu! (CHP
sıralarından alkışlar) Sekiz ay sonra sandık gelecek
ve gideceksiniz. Bu yasaların tümü burada geçse bile yırtıp
atacağız, tümünü yırtıp atacağız böyle, tümünü;
yenilerini yapacağız.
19uncu maddeye geleyim.
Basın İlan Kurumu yöneticileri burada. Bakın, ha bir insana
silah çekmişsiniz, dan dan sıkıp öldürmüşsünüz ha da
Basın İlan Kurumunun yaptığı gibi cezalarla
basını öldürmüşsünüz; aynı cellatlık, aynı
cellatlık. Hem Anadolu basınını hem de muhalif
basını öldürüyorsunuz her gün. Bunun bir insanı öldüren
katillerden farkı yok. Şimdi daha büyük bir yasayı 40 maddeyle
önümüze getiriyorsunuz.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bu yasada özgürlük yok, bu yasada korku var; bu yasada özgürlük
yok, korku var.
Değerli arkadaşlar,
her gün sokaklarda insanlar gözaltına alınıyor, her gün
insanlarımız hakkında davalar açılıyor ifade
özgürlüğü nedeniyle, düşünce özgürlüğü nedeniyle. 500 bin web
sitesine erişim engeli var, 150 bin içerik kaldırma kararı var.
Bu yasalarla neyi yapamadınız da şimdi bunu yapıyorsunuz?
Neyi yapamadınız? Neyi yapamadınız bu yasalarla da
şimdi buna ihtiyaç duydunuz? Şu ihtiyacı duyuyorsunuz, biliyor
musunuz: Korkunuz, korkunuz; korkunuzu yasalarla güvence altına almaya çalışıyorsunuz.
Tıpkı Seçim Güvenliği Yasası gibi; onunla seçim
güvenliğini, yetmiş yıldır devam eden seçim
güvenliğini ortadan kaldırmaya çalıştınız,
bununla da şimdi, -yedi sekiz ay kalmış- kontrol
edemediğiniz dâhiyane internet basınını kontrol altına
almaya çalışacaksınız; korkunun ecele faydası yok. Siz
kapıyı kapatırsanız biz bacadan gireriz tıpkı MST
TVyi açtığım gibi, tıpkı diğer medya
organları gibi. Bizi yasaklasanız da mutlaka bir yolunu buluruz.
İşte İranda yasaklıyorlar, tümünü yasaklıyorlar. Siz
de Twitterı yasakladınız, YouTubeu yasakladınız,
erişim engelleri getiriyorsunuz. İnsanlar iletişim
yollarını buluyorlar, bulacaklar. Dolayısıyla bu
yasakçı anlayışlardan vazgeçin. Öyle bir şey
yapıyorsunuz ki bakın değerli arkadaşlar, öyle bir şey
yapıyorsunuz ki dönecek tümü size gelecek, tümü. Ama şunu söylüyorum,
hem bu bürokratlar bakımından söylüyorum hem de bu yasanın
failleri bakımından söylüyorum: Bizler sizlere karşı adil
olacağız adil, bunu bilin ve dürüst olacağız sizlere
karşı ve tümünüz, söylüyorum, tümünüz hem
çaldıklarınızdan hem de bu yasaklardan ve halkımıza
yaşattığınız zulümlerden dolayı hesap
vereceksiniz ama bağımsız ve tarafsız hâle
getirdiğimiz yargı önünde.
Bugün, bakın bugün ne
oldu biliyor musunuz, bu yargı ne yaptı İzmirde 6.
Ağır Ceza Mahkemesinde? Ya, sokakta gaz var, her yerde gaz var,
duruşma salonunda gaz olur mu ya, biber gazı olur mu ya! Tutanaklara
geçti gaz, tutanaklara geçti. Duruşma salonunda gaz sıkan bir iktidar
anlayışı olur mu değerli arkadaşlar ya! Duruşma
salonunda, adliyede, duruşma salonunda. Türkiyeyi bu hâle getirdiniz, bu
hâle getirdiniz. İfade özgürlüğünde, basın özgürlüğünde 180
ülke arasında 153üncüyüz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MUSTAFA SEZGİN TANRIKULU
(Devamla) Neyin basın özgürlüğünden bahsediyorsunuz? Bütün
referanslarınız Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi
referansları. Avrupa Birliğinde böyle bir yasa yok. Hele hele Avrupa
Birliğine ve Avrupa Konseyine bu kadar çok değer veriyorsanız,
işte onun organı olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi var,
onun organıdır, Venedik Komisyonu onun organıdır.
Türkiyeyle ilgili birçok kararı var, neden uygulamıyorsunuz? (CHP
sıralarından alkışlar) Yeri geldiği zaman Avrupa
Birliği değerlerine sığınacaksınız, yeri
geldiği zaman da elinizin tersiyle iteceksiniz. İnandırıcılığınızı
yitirdiniz, samimiyetinizi yitirdiniz, dürüstlüğünüzü yitirdiniz, en
önemlisi vicdanınızı yitirdiniz ve gideceksiniz.
Teşekkür ediyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 19uncu maddesinin birinci
fıkrasında yer alan değiştirilmiştir ibaresinin
yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Adana İstanbul Gaziantep
Aydın
Adnan Sezgin Orhan
Çakırlar Hasan
Subaşı
Aydın Edirne
Antalya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Aydın Milletvekili Aydın Adnan Sezgin.
Buyurun Sayın Sezgin.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AYDIN ADNAN SEZGİN
(Aydın) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar
tarafından dezenformasyonla mücadele yasası diye takdim edilen,
kamuoyunda da sansür yasası olarak görülen teklifin 19uncu maddesi
Basın İlan Kurumu Genel Kurul üye sayısını 42ye
çıkartmayı öngörmektedir; muğlak olmayan nadir maddelerinden
biri teklifin.
Basın İlan Kurumu
Genel Kurulu 2021 yılında neredeyse hiç toplanmadığı
için, özellikle ticari reklam ve ilan gelirleri kısıtlı olan
yerel gazeteler ağır enflasyondan çok olumsuz etkilenmişlerdir.
Yerel basın yayınlarını sürdürmekte büyük
sıkıntı yaşamaktadır, bağımsız yerel
basın yok olmak üzeredir. Bu yılın şubat ayında
BİKin yaptığı yüzde 71 zam, sadece kâğıda gelen
yüzde 500ün üzerindeki zammı telafi etmekten çok uzak
kalmıştır. BİK Genel Kurulu, toplantılarını
düzenli yapmalıdır ve resmî ilan bedellerini enflasyon altında
ezdirmemelidir. Resmî ilanların tahsisinde siyasi olmayan adil bir
yaklaşım benimsenmelidir; malesef bu ilkeden tamamen
uzaklaşılmıştır. Genel Kurul üye
sayısının artırılmasını da yeni bir ulufe
dağıtma usulü olarak görüyoruz.
Değerli arkadaşlar,
iktidarın demokrasiden, hukukun üstünlüğünden, insan hakları
değerlerinden böylesine uzak düzenlemeleri gündeme getirmesine hiç mi hiç
şaşırmıyoruz çünkü bunlar bu iktidarın özünü ifade
eden hamlelerdir. Biz boşuna istibdat rejimi demiyoruz. Bu teklifin
yasalaşması hâlinde, sınırlanmış durumdaki
gazetecilik faaliyeti daha da zorlaşacaktır elbette. İçerik üretimi
kısıtlanacak, ifade özgürlüğünde iyice diplere inilecektir.
Bireysel mahremiyeti, haysiyeti koruma şöyle dursun, metin çok
ağır bir baskı ve tehdit metnidir. Benim gibi düşünmeyen,
konuşmayan dezenformasyon yapıyor. metnidir bu. İktidar, ceza
sisteminin bütününü toplumu baskı altında tutma, toplumun,
vatandaşın özgürlüklerini, haklarını imha etme aracı
olarak görüyor. Totaliter bir rejim yarattınız, şimdi de
totaliter bir toplum yaratmaya çalışıyorsunuz. Bu tür sindirme
çabaları tutmaz, tam tersi sonuç verir ama maalesef, bu düzenlemeyle
bazı masum vatandaşlarımızın canı yanabilecektir.
Ama haksız bir suçlamada suçlananın değil, suçlayanın ruhu
zarar görür.
Değerli arkadaşlar,
kurucusu olduğumuz Avrupa Konseyinin danışma organı olan
Venedik Komisyonu, bu teklifin ifade özgürlüğünü tehdit ettiğini,
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırı
olduğunu, seçimler öncesinde basın özgürlüğüne daha fazla zarar
vereceğini belirtiyor. Oysa 40lı yıllarda, 40lı
yılların sonlarında, Türkiye, o İnsan Hakları Sözleşmesinin
yazımına fiilen katılmıştı. Avrupa Konseyi
Parlamenter Meclisi Denetim Komitesi tarafından hazırlanan Türkiye
raporunda ise teklifin özellikle seçim öncesi ifade özgürlüğü
açısından yaratacağı sakıncalar vurgulanıyor.
İktidar sözcüleri Evrensel hukuka uygun. diyordu düzenleme için,
değil mi? İktidara Avrupa Konseyinin diğer ülkelerindeki benzer
mevzuatı bir daha incelemelerini öneririm. Bu meyanda, Avrupa Konseyinin
ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, hepimizin davası olan
Batı Trakyadaki soydaşlarımızın hakları
konusunda ciddi girişim ve kararları olduğunu da belirtmek
isterim. Elbette, bunların da takipçisi olacağız.
Bütün meslek
kuruluşları bu tasarıya, bu taslağa itiraz ediyorlar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım
lütfen.
AYDIN ADNAN SEZGİN
(Devamla) Şimdi, iktidarı teklifi geri çekmeye ve sektör
temsilcilerini dinlemeye davet ediyorum desem çağrımın duvarla
karşılaşacağını biliyorum. Aslında bu
demokrasi ve özgürlükler husumeti iktidarın siyasi ömrünün sonuna
gelindiğinin habercisidir; bir devir kapanıyor.
Bu meyanda, zulme direnen
İranlı kardeşlerimi de içtenlikle selamlıyorum.
Genel Kurula
saygılarımı sunarım. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ERKAN AYDIN (Bursa)
Sayın Başkanım, yoklama talebimiz var.
BAŞKAN İYİ
Parti Grubunun önergesini oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi
var, onu karşılayacağım.
Sayın Aydın,
Sayın Özkan, Sayın Gündoğdu, Sayın Sümer, Sayın Beko,
Sayın Bulut, Sayın Aygun, Sayın Karaca, Sayın
Yavuzyılmaz, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın Kayan,
Sayın Kılıç, Sayın Sarıaslan, Sayın Şahin,
Sayın Köksal, Sayın Şevkin, Sayın Emecan, Sayın Ünsal,
Sayın Keven, Sayın Zeybek.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum.
Pusula veren sayın
milletvekilleri lütfen Genel Kuruldan ayrılmasın.
Yoklamayı
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır, görüşmelere devam ediyoruz.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN - İYİ
Parti Grubunun önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
19uncu maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
19uncu madde
kabul edilmiştir.
20nci madde üzerinde 3
önerge vardır, önergeleri okutup sırasıyla işleme
alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 20nci maddesinin teklif metninden
çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Abdullah
Koç
Adana Batman Ağrı
Züleyha
Gülüm Ali Kenanoğlu
İstanbul
İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Ağrı Milletvekili Sayın Abdullah Koç.
Buyurun Sayın Koç. (HDP
sıralarından alkışlar)
ABDULLAH KOÇ (Ağrı)
Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli
halkımız, sizleri saygıyla selamlıyorum.
Ben bu konuşmamın
sonunda söyleyeceğim şeyi ta baştan söylemek istiyorum: Bu bir
dezenformasyon yasası, bu bir yasaklama yasası ve bu bir sansür
yasasıdır. Neden bu bir sansür yasası? Çünkü bu mevcut olan
iktidar, AKP ve MHP iktidarı, seçime giderken bir yol temizliği
yapmak durumunda hissediyor kendisini. Yani halkın mevcut olan haber alma
kanallarının tamamını tıkamaya ve bu yönde tedbir
almaya yönelik olan çalışmasıdır bu, şu andaki
iktidarın. Biz hem Dijital Mecralar Komisyonunda hem Adalet Komisyonunda
saatlerce bunun mücadelesini verdik ama bir arpa boyu kadar bile yol
alamadık.
Bu mevcut olan kanun teklifi,
aynı zamanda Terörle Mücadele Yasası'yla da doğrudan
doğruya bağlantılı olan bir kanun teklifi. Neden bu
şekilde doğrudan doğruya bağlantılı olan bir
kanun teklifi? Çünkü bu mevcut olan kanunla, aynı zamanda 29uncu madde ve
ondan sonraki gelecek olan maddelerle birlikte Terörle Mücadele
Yasası'nın bütün maddeleriyle beraber ve bütün unsurlarıyla beraber
yürürlüğe konuluyor ve bu şekildeki etkisiyle halkın
karşısına çıkarılıyor. Burada basın
susturulmak isteniyor, burada sosyal medya susturulmak isteniyor. Özellikle
29uncu madde ve devamı olan maddelerle birlikte halkın haber alma olanağı
maalesef ortadan kaldırılıyor.
Bakın, ben şunu
hemen söyleyeyim: Venedik Komisyonunun bu konudaki raporu gerçeği
yansıtan bir rapor çünkü Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi'nin 10uncu maddesine çok net bir şekilde
aykırılık söz konusu şu andaki kanun teklifinde. Niye
aykırılık söz konusu? Çünkü düşünceyi yasaklayan ve
düşünceye kısıtlama getirilen bir kanun teklifi. Hiçbir
şekilde sosyal medyayı düzenleyen ve aynı zamanda sosyal medyaya
özgürlük getiren bir kanun teklifi değildir; bunu net bir şekilde, bu
şekilde belirtmek isteriz.
Bakın, ben birkaç tane
örnekle, neleri getireceğini sizlerle paylaşmak istiyorum. 13
Ağustos 2015 tarihinde Ağrının Diyadin ilçesinde bir
fırının önünde 2 çocuk katledildi; bunlar 16 yaşındaki
Orhan Arslan ile 15 yaşındaki Muhammed Aydemirdi. O gün yapılan
haberde bu 2 çocuk teröristti ve bu haberleri yapan, bu haberleri halkla
paylaşan gazetecilere karşı ne yazık ki operasyonlar
yapıldı. Ve yine, 6 Aralık 2019 tarihinde
Ağrının Tutak ilçesi Muşyan köyünde Murat Kaya, bir
işçiydi; evinin önüne çıktı ve katledildi, soruşturması
hâlâ devam ediyor, bu soruşturmayla ilgili hâlâ da bir sonuç
alınmış değil. Bunu haber yapan ve bunu halka duyuran
gazeteciler hakkında soruşturma yapıldı ve gazeteciler
cezaevine gönderildi. Dolayısıyla şu anda mevcut olan
iktidarın yaklaşımıyla, iktidarın bölgeye olan
yaklaşımıyla haber alma hakkını engelleyebilecek bir
yasa teklifidir bu. İnsanlar helikopterlerden atıldı, günlerce
bu inkâr edildi; bu, sistem tarafından; bu, devlet tarafından inkâr
edildi. Eninde sonunda bu haberi yapan gazeteciler operasyona uğradı
ve Halkı yanıltıyorsunuz. dediler, bu gazeteciler cezaevine
gönderildi. Dolayısıyla bu iktidarın mevcut olan tutumu
halkın haber alma olanağını ortadan kaldırmaya yöneliktir.
Peki, mevcut olan bu kanun
teklifinde endişe ve korku yaratmak amacıyla yapılan haber
deniliyor ve bu belli bir cezalandırmaya tabi tutuluyor. Hangi mahkemeler
tarafından bu yapılacak? Bakın, Milliyetçi Hareket Partisinin
adliyede ve adalette kadrolaştığı gerçeğiyle biz
karşı karşıyayız. Yine, Süleyman Soylunun bütün
Silahlı Kuvvetlerde, poliste, Emniyette
kadrolaştığından ve bütün bu soruşturmaları
yapacak olan makamdan, İçişleri Bakanından bahsediyoruz.
Bunların hangisi adaleti getirecek? Bunların hangisi adaleti
sağlayacak? Tabii ki bu, Terörle Mücadele Kanununda mevcut olan 7nci
maddeyle birlikte ele alındığı zaman 29uncu maddenin
(2)nci fıkrası HDP için getirilen bir fıkradır, Kürtler
için getirilen bir fıkradır çünkü orada, halkı paniğe sevk
etmenin cezası yarı oranda artırılıyor. Bu, kime
getirilecek olan bir yasa? Bu, Kürtlere getirilecek olan bir yasa.
Dolayısıyla, (2)nci fıkra Kürtler için getirilen
(Mikrofon
otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayın lütfen.
ABDULLAH
KOÇ (Devamla) Dolayısıyla, bu kanun teklifi bu yönüyle de Kürt halkına
yönelik, Kürt halkının mücadelesine yönelik getirilen çok önemli
kısıtlamalar içeren bir kanun teklifidir. İnsanlar
ağızlarını açamayacak, insanlar evlerine ekmek
götüremedikleri için sosyal medyada röportaj veremeyecek, haberler
yapılamayacak. İnsanlar helikopterlerden atılacak ve bunun
haberini gazeteci yapamayacak çünkü bu kanun teklifinin mevcut şekliyle
geçmesiyle bütün Türkiye toplumu, Türkiye'nin bütün katmanları
susturulacak ve istibdat dönemi yaşayacak bu halk. O nedenle
karşı çıkmamız gerekiyor, o nedenle demokrasi adına,
insan hakları adına bizim mutlak surette karşı
durmamız ve karşı koymamız gereken bir kanun teklifidir. O
nedenle, biz şiddetle karşı çıkıyoruz ve bu topluma,
Türkiye halklarına reva görmüyoruz bunu.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.(HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 20nci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 20 195
sayılı Kanunun 37 nci maddesinin başlığı Gazete,
internet haber sitesi, radyo ve televizyonların listesi: şeklinde ve
birinci fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiştir:
Kurum Genel Müdürlüğü,
her ayın sonunda resmi ilan ve reklam verebilecek olan mevkuteler,
internet haber siteleri, radyo ve televizyonların isimlerini ve
vasıflarını ihtiva eden bir listeyi, Kurumun internet siteleri
üzerinden duyurur.
Zeynel
Emre Faruk
Sarıaslan Engin
Özkoç
İstanbul Nevşehir Sakarya
Vecdi
Gündoğdu Ali
Haydar Hakverdi
Kırklareli Ankara
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Nevşehir Milletvekili Sayın Faruk Sarıaslan.
Buyurun Sarıaslan.(CHP
sıralarından alkışlar)
FARUK SARIASLAN
(Nevşehir) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
hepinizi saygıyla selamlıyorum.
İktidar, getirdiği
bu yasa teklifiyle kendi aleyhine olan her haberi ve bilgiyi dezenformasyon
olarak mahkûm etmek, gerçekleri halktan saklamak ve kendi
yarattığı alternatif gerçekliği ise hakikat diye kabul
ettirmek istemektedir. Türkiye yeni bir seçim sürecine girerken, Hükûmet her
türlü haber ve bilginin yayımını kendi kontrolü altına
alabilmek için bu teklifi hazırlamıştır. Bu yasanın
adı, gerçekleri saklamaya çalışsanız da susturma, korkutma
ve sindirme yasasıdır. Korktuğunuz için korkutmak istiyorsunuz.
Açlığın, yoksulluğun, yolsuzluğun,
işsizliğin, enflasyonun, hukuksuzluğun nedenlerinin kötü,
beceriksiz yönetiminizden kaynaklandığının belgelerle
ortaya konulmasından korkuyorsunuz. Seçim kazanmak için el ele, kol kola
gezdiğiniz mafya babalarının açıklamalarından
korkuyorsunuz. Beraber boy boy fotoğraflar çektirerek âdeta Bu benim
yakınımdır, kimse dokunmasın. dediğiniz
uyuşturucu baronlarının açıklamalarından
korkuyorsunuz. Bilerek ve isteyerek ve de Devlet kararıdır. deyip
yurt dışına gönderdiğiniz suç örgütü liderlerinin yurt
dışındaki mahkemelerdeki ifadelerinin Türkiyede
yayınlanmasından korkuyorsunuz. Üniversitelerden, bilim
adamlarından korkuyorsunuz. Gençlerin topluca bir araya gelip
eğlenmesinden korkuyor, konserleri iptal ediyorsunuz. En kötüsü de
gençlerin kurdukları daha iyi, daha kaliteli yaşam hayalinden
korkuyorsunuz. Onun içindir ki korkutarak, döverek sonuç
alacağınızı zannediyorsunuz; yanılıyorsunuz.
Biz nerede hata yaptık
da bu gençlerin yüzde 70i yurt dışına gidiyor? diye hiç
düşünmüyorsunuz; sadece gençleri suçluyorsunuz, hatta hakarete varan
sözler söylüyorsunuz, bundan da utanmıyorsunuz. (CHP
sıralarından alkışlar) Toplumu korkutarak, sindirmeye
çalışarak bir yere varamayacağınızı bilmeniz
gerekir.
Değerli gençler, sizin
üzerinizde baskı kurmak isteyenlerden sürekli kaçın; şiire
kaçın, resme kaçın, sanata kaçın, edebiyata kaçın, bilimle
buluşmaya kaçın, sevgiye kaçın, hoşgörüye kaçın çünkü
bunların gelemeyecekleri yer orasıdır, bunlar oralara gelemez,
biraz sabredin.
Sayın milletvekilleri,
bu yasanın hukuki değerlendirmesine gelince, bu yasa hem hukuk
devleti ilke ve kurumlarının önemli belirleyicilerinden biri olan
hukuk güvenliği ilkesine hem de ceza hukukunun temel ilkelerinden biri
olan kanunsuz suç olmaz prensibine aykırıdır. Yapılacak
düzenlemenin, ifade özgürlüğüne ilişkin uluslararası insan
hakları hukukunun temel ilkelerine uyması zorunludur çünkü biz,
Anayasanın 90ıncı maddesi gereği Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararlarının iç hukukun üstünde olduğunu bu Meclis
tarafından kabul etmişiz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
kararları ifade özgürlüğünün sadece hoşa giden, herkesçe kabul
edilen görüşleri değil, toplumun bir kesimi ya da kamu otoriteleri
için hoşa gitmeyecek ya da şok edici düşünce ve bilgilerin ifade
edilmesini de güvence altına almıştır.
Basın özgürlüğü
meselesi demokratik bir toplumun en önemli kurumudur. Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi daha sonraki birçok kararında da emsal teşkil
eden ve içtihat oluşturan Handyside İngiltere 1976 Kararında
basın özgürlüğünü demokratik toplumun güvencesi olarak
görmüştür. Aynı kararda, haber ya da değerlendirmelerin,
hoşa gitmese de şok edici, rahatsız edici olsa da ifade
özgürlüğü kapsamında kalacağını söylemiştir.
Getirdiğiniz bu yasa
teklifinin, örneğin 29uncu maddesiyle Türk Ceza Kanununa eklenen 217/A
maddesiyle ihdas edilen
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Teşekkür ediyorum.
Halkı
yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunun içeriği belirsiz ve
muğlaktır. İnsanlardan, öğrendiği bir bilgiyi
başkalarıyla paylaşmadan önce ne ölçüde gerçeği
yansıtıp yansıtmadığını bir savcı gibi
araştırmasını bekleyemezsiniz. O zaman şöyle
yapın, benim size önerim: Bir madde ekleyelim, herkese bir
savcılık belgesi verelim, araştırsın, hangisi
yalandır, hangisi doğrudur, hangisi gerçektir diye. Benden önceki
konuşmacılardan biri dedi ki: Yasaklamanın nedeni, yalan haber
olacak. Peki, kim belirleyecek yalan haberi?
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Yargı.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Yargı.
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Peki, yargıdan önce kim belirliyor, kime veriyorsunuz yetkiyi? Yani
vatandaşların hepsini, 82 milyonun hepsini
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Yargı, yargı
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hayır, doğrudan yargıya veriyoruz ya.
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) - Peki, bu ne? Bu ne? Haftalık bülten, haftanın yalan
haberleri. İletişim Başkanlığınız
yapıyor. İletişim Başkanlığınız
yapıyor.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Ya, Sayın Özkan, kanunu beraber çalıştık ya.
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Ya, zamanımdan gidiyor
Değerli arkadaşlar,
objektif kurallar olmadığı müddetçe subjektif kararlarla bir
yere varamayız. Burada hukukçu arkadaşlarım var. Hukukçu
arkadaşlarımın hepsi
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Başkanım, kesildi sözüm.
BAŞKAN Bitti.
BURHANETTİN BULUT
(Adana) Başkanım, beş dakika ilave edin, konuşmacıya
sürekli müdahale ettiler.
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Konuşturmadılar Başkanım, Hüseyin Yayman
konuşturmadı.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) - Sayın Yayman konuşturmadı ya. Hüseyin
Yayman laf attı, konuşturmadı Sayın Başkan, verin
süresini.
BAŞKAN Evet,
Sayın Sarıaslan, bir selamlama yapalım lütfen.
Müsaade edin arkadaşlar.
FARUK SARIASLAN (Devamla) -
Sayın Bakanım, ben hukukçuyum, hukukçu olan bir yığın
arkadaş var. Siz burada kendinize göre bir ölçü koyamazsınız,
ölçünün objektif kriterlerinin olması lazım. Yalan haber
Ben size
örnek vereyim: Geçenlerde İçişleri Bakanı bir haber söyledi. Ne
dedi? Gazetede çıkan, öldürülen bu şahsın ismi belli. Peki, ne
olmuş o şahsa? Bu şahsın, aynı zamanda Cumhuriyet
Halk Partisinin gazetecilerle ilgili yaptığı bir raporun içinde
ismi geçiyor. Yalan çıktı, yalan. (CHP sıralarından
alkışlar) Ne yapacağız bu yalanı şimdi? Peki,
sayayım mı size daha yalanları?
BAŞKAN Saymayın
Sarıaslan, süreniz yetmeyecek.
MAHMUT ATİLLA KAYA
(İzmir) Yalan çıkmadı; dağda çıktı, dağda.
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Ne çıktı?
MAHMUT ATİLLA KAYA (İzmir)
Dağda çıktı.
YAŞAR KIRKPINAR
(İzmir) Dağda çıktı, dağda. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Onun öldürülmediği ortaya çıktı. Biz burada hukukçu olarak
tartışıyoruz.
BAŞKAN Sarıaslan,
süreniz tamamlandı.
Teşekkür ediyorum.
FARUK SARIASLAN (Devamla)
Peki.
Çok teşekkür ediyorum,
saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Cumhuriyet Halk
Partisi önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 20nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan değiştirilmiştir ibaresinin
yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Ayhan
Erel Dursun
Ataş
Adana Aksaray
Kayseri
Zeki
Hakan Sıdalı Muhammet
Naci Cinisli
Mersin Erzurum
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen, Kayseri Milletvekili Sayın Dursun Ataş.
Buyurun Sayın Ataş.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
DURSUN ATAŞ (Kayseri)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan Basın
Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun Teklifinin 20nci maddesi üzerine İYİ Parti Grubu adına
söz almış bulunuyorum. Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri,
kanun teklifinin görüşülen maddesi, resmî ilan ve reklamların
verilebileceği internet haber sitelerinin kamuoyuna
duyurulmasını amaçlamaktadır. Resmî ilan ve reklamların
internet üzerinden yayın yapan haber siteleri üzerinden
yayınlanmasını ve bu şekilde internet haber sitelerinin
desteklenmesini olumlu buluyoruz ancak bunun adaletli ve şeffaf
yapılması gereklidir. Ayrıca yerel radyo ve televizyon
kanallarının da Basın İlan Kurumu kapsamına
alınması gerekmektedir. Amaç, yandaşa kamu kaynaklarını
seferber etmek değil, birçoğu ekonomik olarak iflasın
eşiğinde olan yerel basının desteklenmesi
olmalıdır.
Değerli milletvekilleri,
3 ayrı profesyonel medya takip izleme şirketi verilerine göre 2020
yılında yazılı basında kamu bankaları yandaş
basını reklama boğarken muhalif basına 1 santimlik bile yer
vermemiştir. Sadece kamu bankaları değil, halkın vergisini
kullanan diğer kamu kurumları da yandaş basını,
basın-yayın organlarını reklama, paraya boğarken
gerçekten tirajı yüksek gazete ve daha çok takip edilen görsel medyaya,
eleştirel yaklaştığı için reklam vermemektedir. Yani,
AKP iktidarı elinde tuttuğu kamu gücünü Basın İlan
Kurumunun ilan ve reklam hakkı iptalleriyle, İletişim
Başkanlığının basın kartlarını
yenilememesiyle, RTÜKün cezaları ve açılan davalarla iktidarla
aynı çizgide olmayan medya kuruluşlarını baskı
altına alma aracı olarak kullanmaktadır. Bu kanun teklifinin de
asıl amacı tek adam rejimiyle tavan yapan baskılara rağmen
ayakta kalmaya çalışan medya kuruluşlarını ve sosyal
medyayı kontrol altına almaya çalışmaktır.
Demokratik bir devlette
olmazsa olmaz kurumların başında özgür basın gelmektedir.
Bugün Türkiye'de 697 televizyon kanalı, ulusal, yerel ve bölgesel olmak
üzere toplam 2.165 gazete bulunmaktadır. Bugün gelinen noktada bu
televizyon kanalları ve gazeteler içerisinde iktidarla aynı çizgide
olmayan veya bağımsız olarak tanımlanan basın
kuruluşlarının oranı yüzde 5i bile geçmemektedir. Buna
rağmen iktidar, RTÜK ile Basın İlan Kurumunu iktidarla aynı
çizgide olmayan medyanın üzerinde kılıç gibi sallamaktadır.
RTÜK 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren bu bağımsız şekilde
yayın yapmaya çalışan medya kuruluşlarına toplam 109
ceza verirken yandaş medyaya verdiği ceza sadece 3 tanedir. RTÜK 2021
yılında Hükûmetin politikalarını eleştiren kanallara
toplamda 21,5 milyon lira ceza kesmiş, buna karşın haklarında
100 binin üzerinde şikâyet bulunan yandaş basına ise hiç ceza
kesmemiştir yani yüzde 5e 21,5 milyon ceza, yüzde 95e sadece
sıfır lira ceza. Adalet ve Kalkınma Partisinin adalet
anlayışı işte budur. Devlet imkânları yandaş
medyaya aktarılırken muhalif medyaya cezalar
yağdırılmaktadır. Durum böyleyken çıkıp
Basın Kanunu çıkarıyoruz. demek ikiyüzlülüktür,
samimiyetsizliktir. Bu, Basın Kanunu değildir; olsa olsa bu bana
yasal hak, sana yasak kanunudur. Bu zihniyetin artık ülkeye de
basına da yararlı bir düzenleme yapması beklenemez.
Değerli milletvekilleri,
Türkiye genelinde 50 bin gazeteci bulunmaktadır. Yazılı, görsel
ve işitsel basında 15 binin üzerinde gazeteci işsizdir. Yerel
basın ekonomik sıkıntılar içinde yaşam mücadelesi
vermektedir. Reklam gelirleri adaletsiz dağıtılmaktadır.
Ülkemiz basın özgürlüğü sıralamasında en son sıralarda
yer almaktadır. Tüm bunlara rağmen AKP basını daha da
yıpratacak, sansürü ve baskıyı daha da artıracak,
basın özgürlüğünü tamamen bitirecek bir teklifi getirmiştir.
Buradan tüm basın
çalışanlarına sesleniyorum: İYİ Parti iktidarında
bu istibdat dönemi sona erecektir; sansür, baskı, adaletsizlik son
bulacaktır; sadece bir kesime yakın basın değil, muhalif yandaş
gibi ayrımlar olmadan tüm basın çalışanları, tüm gazeteciler
özgürce işini yapacaktır
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
DURSUN ATAŞ (Devamla)
Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN Evet,
tamamlayalım.
DURSUN ATAŞ (Devamla)
demokrasinin olmazsa olmazı basının özgürlüğü teminat
altına alınacak; kamu kaynakları, belediyeler, kamunun
şirketleri hakkında, reklam alamam korkusuyla haber yapamayan yerel
basının önündeki bu engeller tamamen kaldırılacaktır.
Çok az kaldı diyor,
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza
III.- YOKLAMA
(CHP
sıralarından bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ERKAN AYDIN (Bursa)
Sayın Başkanım, yoklama istiyoruz.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunmadan önce bir yoklama talebi var, yoklama talebini
karşılayacağım.
Sayın Aydın,
Sayın Özkan, Sayın Tutdere, Sayın Gündoğdu, Sayın
Sümer, Sayın Beko, Sayın Bulut, Sayın Aygun, Sayın Karaca,
Sayın Antmen, Sayın Gaytancıoğlu, Sayın
Kılınç, Sayın Kayan, Sayın Arık, Sayın
Sarıaslan, Sayın Hancıoğlu, Sayın Köksal, Sayın
Şevkin, Sayın Gürer, Sayın Karabıyık.
Evet, yoklama işlemini
başlatıyorum ve üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN İYİ
Parti önergesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul
etmeyenler... Kabul edilmemiştir.
20nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 20nci
madde kabul edilmiştir.
Birleşime on dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati:
21.15
SEKİZİNCİ
OTURUM
Açılma
Saati: 21.26
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Sekizinci Oturumunu açıyorum.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
21inci madde üzerinde 3
önerge vardır, önergeleri okutup aykırılık
sırasına göre işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 21inci maddesinin teklif
metninden çıkarılmasını arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Dersim
Dağ
Adana Batman
Diyarbakır
Züleyha
Gülüm Ali
Kenanoğlu Meral
Danış Beştaş
İstanbul
İstanbul Siirt
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Diyarbakır Milletvekili Sayın Dersim Dağ.
Buyurun Sayın Dağ.
(HDP sıralarından alkışlar)
DERSİM DAĞ
(Diyarbakır) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Dezenformasyon yasası
adı altında basına sansür getirilmesine yönelik kanun teklifini
gündemimize almış bulunuyoruz. Halkın bilgi alma
hakkını engelleyecek, gazetecilerin haber yaparken sansür ve
otosansüre maruz kalmasına neden olacak bir yasayı konuşuyoruz.
Dili doğru olmayanların eğri yollardan bize dayattığı
bu yasa hakikati söyleme cesaretini kırma çabasından başka bir
şey değildir. Kitapsız kütüphaneler, çocuksuz kreşler,
eğitimsiz üniversiteler açan, ayakkabı kutularından bir rejim,
adaleti olmayan yargı ve tek ses etmeyen bir medya yaratanlar şimdi
yasak demenin bile yasak olduğu sansürü yaratmanın peşine
düşmüş.
Değerli arkadaşlar,
sansür aklın kendisini yok etme girişimidir. Dün zulümlere,
baskılara ve binbir çeşit sansüre uğrayanlar bugün ellerine
fırsat geçer geçmez aynı şeylerin mislini yapıyorlar. Bu yasa
içinde yer alan düzenlemeler La Fontaine, Ezop ya da Keloğlan masalı
değil, önümüzde duran özbeöz AKP masalıdır. Sansür yasası
bir masal anlatısıdır çünkü İstediğinizi söyleyin ama
hapse girersiniz, istediğinizi giyinin ama linç edilirsiniz,
istediğiniz gibi yaşayın ama nefret ederiz sizden. diyor.
Sansür tüm bunları örtbas etmek için olmasın mı?
Sansür yasası nedir?
diye soranlar 9 Ekimde uluslararası komployu
kınadığımız eylem alanlarına baksın.
Milletvekillerinin dahi görüntü alması engellenmiş, hatta şiddet
eyleminde bulunulmuştur. Sansür yasası daha yasalaşmadan sansür
her yerde kendini göstermeye başlamıştır.
Diyarbakırda 16
gazeteci gazetecilik faaliyetleri gerekçe gösterilerek üç aydır
haklarında iddianame olmadan cezaevinde tutuluyor.
Bağımsız, tarafsız ve özgür yargımız dört yana
haber salmış, gazetecileri fişlemek için kendine zaman
ayırıyor. Adalet sarayları suç üretme merkezi mi, iktidardan
olmayanın çarmıha gerildiği yer mi belli değil. Hakikatin
bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır. Bugün
ayarını bozduğunuz kantar gün gelir sizi de tartar. Gerçek
şudur ki dezenformasyonun ana kaynağı bu iktidardır.
Filozof Diyojenin İskendere söylediği Kral olarak beni susturma
gücünün olduğunu biliyorum ama benden gerçeği duymaya yetecek
cesaretin var mı, yoksa doğruları duymayacak kadar korkak
mısın? dediği yerdeyiz. Evet, gerçekleri duyacak kadar
cesaretiniz yok. Bu yasanın sebebi budur. Öyle ki Romada Senatoyu
aşağılamak için atını senatör olarak atamaya karar
veren Caligula yolunda hızla gidiyoruz. Yani ülkeyi ataşe atarak
etrafında ısınan bir zihniyetle karşı
karşıyayız. Bu zihniyet en çok gençlere, kadınlara
saldırıyor. Her 2 gençten 1inin üniversite mezunu işsiz
olması, her 5 kadından 4ünün işsiz olması, gençlerin artan
enflasyon karşısında geçinememesi, barınamaması, gençlerin
yüzde 75inin yurt dışını umut kapısı olarak
görmesi; gençlerin, toplumun gerçeği budur. Sunulmak istenen güllük
gülistanlık tablo saray sofraları, emeksiz zengin ettikleri
yandaşlarıdır.
Sansür yasası, bu
sorunları derinleştirmek istiyor ve sorunlara karşı ses
çıkaran kitleleri de hedef alıyor. Bu sansür yasası, muhalif
herkesi hapisle korkutma yasasıdır, kendinden olmayan herkesi vatan
haini ilan etme girişimidir.
Roma Cumhuriyeti döneminde
vatanseverliğin tanımı şuydu: Kendi devletini eleştirebilmekti,
en açık ve sert şekilde devletin hata ve suiistimallerini
söyleyebilmekti. Asırlar sonra devleti eleştirmenin vatan
hainliği olduğunu söylüyorsunuz. Tamam, o zaman açık bir
şekilde ebedî diktatör ilan edilen Jül Sezar gibi yapın da bitsin bu
demokrasicilik oyunu. Bu kadar yalan sizi de yormuyor mu? Ülke krizde,
müsebbibi de AKP, MHPdir. Bunu kabul etmek için sizi Romaya
ışınlamak mı gerekiyor? Zorbalıkla nereye kadar sürer
bu hükümdarlık? Yalan dünyanız hakikat karşısında
zifirî karanlık. Ektiğiniz korku tohumlarını en çok siz
içinizde hissediyorsunuz. Korktukça çırpınıyor,
çırpındıkça batıyorsunuz. Bizi neyle suçluyorsanız ta
kendisisiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
DERSİM DAĞ
(Devamla) İmparatorluğunuz karşısında el pençe
durmamızı beklemeyin. Açın demokrasi barometrelerini ve
bekleyin. Hakikatin ışığında gerçekler susmayacak. Her
zaman hakikati haykıran, yazan ve halka duyuran özgür basın
çalışanları olacaktır. Sesini kısmaya
çalıştığınız, hakikati yazan basıncılar
karşısında yenileceksiniz. Hakikat karşısında er
ya da geç yenileceksiniz. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Karar yeter sayısı istiyorum.
BAŞKAN Evet, önergeyi
oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı
arayacağım.
Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
21.33
DOKUZUNCU OTURUM
Açılma
Saati: 21.39
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Dokuzuncu Oturumunu açıyorum.
21inci madde üzerinde
Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağın önergesinin
oylanmasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar
yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler
Etmeyenler
Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
21inci madde üzerindeki
diğer önergeyi okutuyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tekliflinin 21'inci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 21- 195
sayılı Kanunun 45'inci maddesinden sonra gelmek üzere
"Üçüncü Kısım
ve Kısma bağlı şekilde "İnternet Haber Siteleri,
Radyolar ve Televizyonlarda Yayınlanacak Resmi İlanlar ve Reklamlar
ana başlığı ve aşağıdaki madde
eklenmiştir.
"Kapsam ve esaslar;
Madde 45/A- Resmi Gazetede
yayımlananlar hariç olmak üzere; Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelikler uyarınca
yayınlatılması mecburi olan resmi ilanlar ile 29 uncu maddenin
(b) fıkrasında anılan daire ve teşekküller, kanun veya
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle kurulan sair müesseseler
veya bunların iştiraklerinin internet haber sitesi, radyo ve televizyonlarda
yayınlatacakları ilan ve reklam ancak Basın İlan Kurumu
aracılığı ile yayınlanır.
Kurum
aracılığıyla yayınlanan ilan ve reklamların,
kopyalanması, yayınlanması,
yayınlattırılması ve ticari faaliyete konu edilmesi Kurumun
vereceği izne bağlıdır. Bu fıkra hükümlerinin
uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Genel Kurul tarafından
belirlenir.
Kanun,
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmeliklerine göre,
Cumhurbaşkanlığına bağlı kurum ve kuruluşlar
ile Bakanlıklar, bağlı, ilgili veya ilişkili kurum ve
kuruluşlar ile diğer kurum ve kuruluşların kendi internet
sitesinde yayını zorunlu olan ilanların ayrıca Basın
İlan Kurumu İlan Portalında yayınlatılması
zorunludur. Bu ilanların Basın İlan Kurumu İlan
Portalındaki yayınından ücret alınmaz.
Suzan
Şahin Engin
Özkoç
Hatay Sakarya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Hatay Milletvekili Sayın Suzan Şahin.
Buyurun Sayın
Şahin. (CHP sıralarından alkışlar)
SUZAN ŞAHİN (Hatay)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; milletin vergilerini
çarçur edenlerin, aldatan ve sürekli Aldatıldık. diye
sızlananların, milleti soyanların, halkın aklıyla alay
edip utanmadan yalanlar söyleyenlerin ifşa edilmesinden korkan bir rejimle
karşı karşıyayız.
AKP medyanın yüzde
95ini kontrol altına almış, talimatlı haberler
yaptırıyor; yetinmiyor, sansür yasasıyla, sosyal medya dâhil
iş bilmezliklerini, mafyavari yönetim anlayışını,
yolsuzluklarını, işsizliği, yoksulluğu
eleştirerek gerçeği dile getirenleri tümden susturmak istiyor. RTÜK,
İletişim Başkanlığı ve Basın İlan
Kurumu özgürlüklere darbe vururken sosyal medyada suç olmayan konularda dahi
dava yoluna gidilirken basının haber alma ve haberi kamuoyuyla
paylaşmasının önüne daha baskıcı mevzuatlar
getiriliyor. İşsizliği, açlığı, halkın icra
dosyalarını, ödenemeyen faturaları, alıp
başını giden akaryakıt, doğal gaz, elektrik
fiyatlarını, nefes alamayıp intihar edenleri, yüzde 186ya
dayanan enflasyonu, adaletin yok edilmesini, Türkiye'nin uyuşturucu ve
mülteci bataklığı hâline getirildiğini gizleme derdine
düşmüşler anlaşılan. (CHP sıralarından
alkışlar) İsraflarıyla, yolsuzluklarıyla, ekonomiyi
batırıp milleti aç bırakanlar, Ekonomi kötü. demek suç olsun
istiyor. (CHP sıralarından alkışlar) Milletin aklıyla
alay edercesine devlet eliyle TÜİK ve diğer kurumlara yalan
söyletenler, yalanları ortaya çıkmasın istiyor. Ülke içindeki
şiddet, gerilim ve saldırgan tutumunu sürdüren AKP, sorun
yaşanmayan tek bir alan bırakmadı; adaletin, özgürlüğün
kırıntısını bırakmadı ancak hiçbir
şeyin üstünü örtemeyecekler.
Sayın milletvekilleri,
geçtiğimiz nisan ayında AKP ve MHP ittifakı seçimleri kazanamama
paniğiyle Seçim Kanununda değişiklik yaparak yasayı
alelacele geçirdi. Seçimleri güvence altına alma kaygısıyla
yapılan düzenlemenin devamı olarak bugün sansür yasasıyla
karşımızdalar. Getirdikleri seçim ve sansür yasası
birbirini tamamlayan iki yasadır. Her ikisi de demokrasiye
düşmandır ve Anayasaya aykırıdır. Seçimleri kazanmak
için kurulan bir kumpastır. Seçime sekiz aydan az zaman kalmışken
basını tek sesliliğe mahkûm eden ve halkın haber alma
hakkını yok eden bu teklif, demokrasiyi yok etme girişimidir.
Anlaşılan iyice acze düşmüşler; gideceklerini
anladılar, korkuyorlar, bu sandık onlar için son sandık. Bugüne
kadar ve bundan sonra yaptıkları tüm yalan haberlerin, algı
yönetimlerinin bedelini ödeyecekler. Korkunun ecele faydası yok,
gi-di-yor-lar. (CHP sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
artık, sosyal medyada, yerel haber sitelerinde, internet gazetelerinde
AKPnin aleyhine bir şey yazıldı mı hemen Suç
oluştu. diyecekler, insanları cezaevine atacaklar, korku iklimi
yaratacaklar. Bu düzenlemeyle yarattıkları halka
yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu muğlaktır,
subjektif değerlendirmelere açıktır. Zamana, kişilere ve
koşullara bağlı olarak farklı yorumlanabilecek bu
düzenlemeyle, yalnızca gazeteciler değil, tüm toplum ciddi bir cezai
tehditle karşı karşıya kalacaktır. Ağır para
cezaları, hapis cezaları, kapatma, basın kartı iptalleri,
ekmeği, emeği ve düşünce özgürlüğünü yok etme ve
halkın haber alma özgürlüğüne sopa sallama girişimidir.
AKPnin
propagandasını yapan, fiilî olarak Türkiyedeki basın
özgürlüğünün önündeki en büyük engel olan İletişim
Başkanlığının, Basın Kanununda bir taraf hâline
getirilerek medyaya daha fazla müdahale edebilmesine izin veriliyor. Biliyoruz
ki yaklaşan seçim öncesi, Hitlerin İletişim Bakanı
Goebbelsin taktikleriyle, AKPye hizmet eden İletişim
Başkanlığı eliyle basını mengeneye alıp
işine geldiğinde boğazını sıkmak, işine
geldiğinde gevşetme niyetindeler. Yasayla birlikte, muhalefet yapan
bütün yayınları, yalan haber yapmakla, yaymakla suçlayabilecek
yetkinin AKPye bağlı ve bağımlı kurumlara verilmesi
çok tehlikelidir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
SUZAN ŞAHİN
(Devamla) Bir bilginin yalan veya doğru olduğuna mahkemeler ya da
basın otoriteleri, basın meslek örgütleri karar vermelidir; AKPnin
kukla bürokratlarının saray talimatıyla yönettiği kurumlar
değil. Düzenlemeyle, yalan haberi yapanın yanı sıra yayan
ifadesini getirerek demokrasi ve ifade özgürlüğünün çökertileceği çok
açıktır. Sormak lazım, bu düzenlemeyle hangi akla hizmet yerel
gazetelerin ana yaşam kaynağı olan resmî ilan gelirlerini yüzde
75 azaltmaya kalkıyorlar? Hangi akla hizmet yandaş dernek ve
vakıf yöneticilerinin, pek çok kamu çalışanının
basın kartı almasının önünü açıyorlar da özgür
medyayı baypas etmek istiyorlar? Bu yasa geçerse hiçbir basın kuruluşunun,
sosyal medya mecrasının Hükûmete ve yandaşlara yönelik haber yapma,
onların gerçek yüzünü teşhir etme şansı kalmayacak.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
SUZAN ŞAHİN
(Devamla) Selamlamak için izin verir misiniz Sayın Başkan.
BAŞKAN Peki,
selamlayın lütfen.
SUZAN ŞAHİN
(Devamla) Bu, karanlığa giden yoldur. Dikta yönetimlerinin
faşizminin demokrasimize, Anayasaya, hak ve hürriyetlere darbe
vurmasına asla müsaade etmemeliyiz. Gerçekleri cezalandırmaktan
başka amacı olmayan, bu dezenformasyonu derinleştiren zulüm ve
sansür yasa teklifi derhâl çekilmelidir.
Saygılarımla. (CHP
sıralarından Bravo sesleri, alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin çerçeve 21inci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Feridun
Bahşi Orhan
Çakırlar
Adana Antalya
Edirne
İmam
Hüseyin Filiz Hayrettin
Nuhoğlu
Gaziantep İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden, Antalya Milletvekili Sayın Feridun Bahşi.
Buyurun Sayın
Bahşi. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
FERİDUN BAHŞİ
(Antalya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 340 sıra
sayılı Kanun Teklifi'nin 21inci maddesi üzerine söz aldım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri,
sözlerime başlamadan önce bir kez daha dikkat çekmek isterim ki gözümüze
uzak ama gönlümüze yakın soydaşımız Doğu Türkistan'dan
yükselen çığlıklarla yüreğimiz yanmaya devam etmektedir.
Yüz elli yıldır Doğu Türkistan'da bir millet kan ağlarken
bütün dünya kör, sağır, dilsiz bir şekilde bu hayâsız ve
alçakça zulmü seyretmektedir. Bu vahşet basın yayın
organlarının ilgisini çekmemekte, Türkistan'ın
çığlığı bir türlü duyulamamaktadır. Filistin'den
Arakan'a, Müslüman dünyanın liderliğine oynayan iktidar akan kan
Türk'ün olunca sessiz ve etkisiz bir politika izlemektedir. Bu kürsüden tekrar
çağrıda bulunuyorum: Uygur Türklerinin acılarının son
bulması için başta Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti olmak üzere,
Birleşmiş Milletler ivedilikle harekete geçmelidir. (İYİ
Parti sıralarından alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
Türkiye'de parlamenter sisteme karşı başkanlık sistemini
getirerek adım adım her alanda kontrolü elinde tutmak isteyen
zihniyet bu düzenlemeyle sosyal medya ve basını da tam anlamıyla
kontrol altına almak istemektedir. Bu düzenleme Türkiyedeki kişi,
kitle, kurum, kuruluş veyahut şirketlerin ve muhalif fikirlerin
otokontrolünü elinde tutma ve sınırlama amacından başka bir
şey değildir.
Yine Ben yaptım, oldu.
mantığıyla toplumun bilgi sahibi olmasının önüne
geçilmeye çalışılmaktadır. AK PARTİ iktidarları
ülkede sanat, mizah, sosyal hayat gibi neredeyse birçok alanda özgür fikirlerin
yer almasının, eleştirel ifadelerin kullanılmasının
önüne geçmek için yapmış olduğu baskı rejimi ve
yıldırma politikalarıyla toplumun aklıyla alay
ediyormuşçasına bu durumu sergilemiş ve demokrasiden ne kadar
uzak olduğunu göstermiştir. Dolayısıyla, söz konusu
düzenleme en çok iktidarı açık bir şekilde eleştirenleri
etkileyecektir.
Değerli milletvekilleri,
bu yasa teklifiyle ne yapacaklarmış? Yalan habere karşı
önlem alacaklarmış, dezenformasyonla mücadele edeceklermiş. Yani
değerli arkadaşlar, yolsuzlukları haber yapan basın
yalancı çünkü AK PARTİye göre ülkede yolsuzluk yok; onlara göre
sığınmacı sorunu da yok; kim Var. diyorsa onlar da
yalancı. Ülkede ekonomik kriz yok; enflasyonda dünya 1incisi
değiliz; her kim veya hangi basın Ekonomi kötüye gidiyor, vatandaş
aç. diyorsa halkı kin ve nefrete çağırıyor demektir.
Değerli milletvekilleri,
bu yasa televizyonları, gazeteleri ve interneti hizaya çekme
yasasıdır. Kısaca, bu yasa bir istibdat yasasıdır.
Peki, neden böyle bir yasaya gerek duyuyorsunuz? Bunun açıklaması AK
PARTİnin söz alan hatiplerinin de dediği gibi Tüm dünyada yer alan
bir düzenleme olduğu için bu yasayı getirdik. gerekçesiyle
basitleştirilemez. Biz bu yasayı neden getirdiğinizi çok iyi
biliyoruz. Siz gerçeklerin ortaya çıkmasından korkuyorsunuz,
adaletten korkuyorsunuz, milletimizin özgürce konuşmasından ve
herkesin doğruları öğrenmesinden korkuyorsunuz; seçimler
yaklaştı, oturduğunuz o koltukları kaybetmekten
korkuyorsunuz, rant düzeninin dağılmasından korkuyorsunuz, gizlice
döndürülen dümenlerin, alınan rüşvetlerin açığa
çıkmasından korkuyorsunuz ama biz Sayın Genel
Başkanımız Meral Akşener'in de dediği gibi: Kahrolsun
istibdat, yaşasın hürriyet. demeye devam edeceğiz.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar) Biz Kahrolsun
zulüm, yaşasın adalet. demeye devam edeceğiz. Biz her türlü
haksızlığın, adaletsizliğin ve yasağın
karşısında durmaya devam edeceğiz.
Değerli milletvekilleri,
sonuç olarak, bilgi alma ve ifade özgürlüğüne sansür, yasaklama ve
kısıtlama getirmenin hiçbir zaman demokratik toplumlarda yeri
olmayacaktır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
FERİDUN BAHŞİ
(Devamla) Teşekkür ederim efendim.
Kişilerin bilgi
paylaşımına, karşılıklı olarak bir konuyu
eleştirip açıklama yapmalarına insan hakları temel hak ve
özgürlükleri çerçevesinde engel olunamaz. Modern toplumlar için bir değer
olan fikir özgürlüğü sansürlenemez. Söz konusu yasa teklifinin akla,
mantığa uygun bir düzenleme olmadığını bilerek
karşı çıkıyoruz.
Bu vesileyle, Gazi Meclisi ve
yüce Türk milletini saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ERKAN AYDIN (Bursa)
Sayın Başkan, yoklama talep ediyoruz.
BAŞKAN Bir yoklama
talebi var.
Önergeyi oylarınıza
sunmadan önce yoklama talebini karşılayacağım.
Yoklama talebinde bulunan
arkadaşlarımızın isimlerini tespit edeceğim:
Sayın Aydın, Sayın Özkan, Sayın Emre, Sayın
Gündoğdu, Sayın Öztunç, Sayın Aydoğan, Sayın
Hancıoğlu, Sayın Tokdemir, Sayın Karaca, Sayın
Gaytancıoğlu, Sayın Kılınç, Sayın Arı,
Sayın Aydınlık, Sayın Şevkin, Sayın Köksal,
Sayın Emecan, Sayın Karabıyık, Sayın Hakverdi,
Sayın Taşcıer, Sayın Özdemir.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/4471) ile
Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
21inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
21inci madde
kabul edilmiştir.
22nci madde üzerinde 3
önerge vardır, okutup sırasıyla işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 22nci maddesinde yer alan
Yönetim Kurulu Kararına karşı, kararın tebliğinden
itibaren on gün içinde Kurum Genel Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki
Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz edilebilir. Söz konusu itirazlarda basit
yargılama usulü uygulanır. Bu yargılama neticesinde verilecek
karar kesindir ibaresinin Yönetim Kurulu Kararına karşı,
kararın tebliğinden itibaren on beş gün içinde yayının
yapıldığı yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesine itiraz
edilebilir. şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Dilşat
Canbaz Kaya
Adana Batman İstanbul
Ali
Kenanoğlu Züleyha
Gülüm
İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Dilşat Canbaz Kaya.
Buyurun Sayın Kaya. (HDP
sıralarından alkışlar)
DİLŞAT CANBAZ KAYA
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum.
Ekranları
başında bizleri izleyen halkımız, sözlerime başlamadan
önce Irak'ın Kürdistan bölgesinin Süleymaniye kentinde
uğradığı suikast sonucu yaşamını yitiren
Jineoloji dergisi editörü Nagihan Akarseli saygıyla anıyorum.
Suikastı planlayanlarla, savunanlarla mücadelemiz sürecektir. Nagihan
Akarsel'in miras bıraktığı kadın özgürlük mücadelemizi
devam ettireceğimizin sözünü bir kez daha buradan söylüyoruz. Hepimiz
biliyoruz Nagihan aynı zamanda gazetecidir; tam da sansürü
konuşurken, dezenformasyonu konuşurken bir gazeteci, kadın gazeteci,
bir basın editörü katlediliyor ve buna dair bu Meclisten maalesef hiçbir
söz söylenmiyor.
Bugün burada sansür
yasası teklifini konuşuyoruz. Kanun teklifi baştan sona
halkın haber alma, ifade özgürlüğüne saldırıyor ama bunu
anlamak için kanun teklifine bakmaya bile gerek yok çünkü sansür
yasasından bahsediyoruz. Sansürün en büyüğünü biz son dönemlerde
yaşıyoruz, özellikle HDP olarak da hepimiz biliyoruz, 9 Ekimde
Yüksekova'da halkın iradesi olan Milletvekilimiz Habip Eksikin polis
şiddetiyle yani kolluk gücüyle, polis kuvvetiyle işkenceye maruz
kalarak bacağı kırıldı, arkadaşımız
ameliyata alındı ve hâlâ hastanede. Bunun üzerine ne Meclisten ne
Meclis Başkanlığından ne de buradaki milletvekillerinden
hiçbir ses yok. Şimdi, dezenformasyondan bahsediyoruz ama valilik bir
açıklama yapıyor Vekil kendisini yere atarak bacağı
kırıldı. diyor. Peki, bunun sonucunda hepimiz biliyoruz bu
sürecin böyle olmadığını. Basının
uzaklaştırıldığı yerde işkenceye maruz
kalıyor milletvekilleri bile. Basın kalkanlarla eylemlerde haber
takibi yaparken gözaltına alınıyor, işkenceye maruz
kalıyor. Yani bunların hiçbiri tesadüf değil, bizzat muhalif
kesimi susturmaya yönelik bir anlayışın kendisini ifadesidir.
Meclise gelen bütün tekliflerde haksızlığa maruz kalan kesimden ziyade
hukuka aykırılığı koruyan bir anlayış hâkim.
Bu teklifte de basın emekçilerinin maruz kaldığı
kısıtlamalara, ekonomik ve sosyal sorunlara,
uğradıkları şiddete dair hiçbir düzenleme yok. Oysa
iktidarın yaklaşımı, baskılar ve basın
özgürlüğü açısından yaşananlar bizlere gösteriyor ki
Türkiye gazeteciler için bir cezaevi konumundadır. Bu durum cezaevinde
olmayan gazeteciler için de geçerliliğini korumaktadır çünkü
dışarıdaki gazeteciler de özgür bir ortamda mesleklerini icra
edememektedir.
Bakınız, yakın
zamanda İstanbul Kartal'da gerçekleştirilen demokratik bir eylemde
Etkin Haber Ajansı basın emekçileri şiddet uygulanarak
gözaltına alındı. Yine, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde
gerçekleştirilen bir eylemde bir basın emekçisi kadın
arkadaşımız kolluk kuvvetlerince cinsel tacize uğradı.
2021 yılında 55 gazeteci saldırıya uğradı, 23
gazeteci işkenceye maruz bırakıldı, 11 gazeteci tehdit ve
ajanlık dayatmasıyla karşı karşıya kaldı.
Tutuklu gazeteci sayısı 1 Eylül 2022 itibarıyla 79,
fişlenen gazeteci sayısı 20 ve onlarca gazeteci sürgünde.
İşte, bu kanun teklifiyle birlikte, bırakın bu
sorunların son bulmasını, artık yaşanan bu
saldırıların dahi haber yapılması engellenecek. korku
veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu
düzeni, genel sağlığı ile ilgili gerçeğe
aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya
elverişli şekilde alenen yayan kimse şeklinde ifade edilen
soyut suç tanımı keyfî bir şekilde basın özgürlüğüne
ket vuracak.
Yani teklif özetle şöyle
diyor: Yoksullaşıyoruz ama yoksullaştığımızı
bilmeyin. Her gün kadınlar katlediliyor, sakın duymayın.
Zırhlı araçlarla katledilen çocuklar varsa eğer haberini
yapmayın çünkü halkı panik ve endişeye sevk ediyorsunuz. Basın
alanında kimliksizleştirme politikaları devam etsin; başta
Kürtçe, Ermenice, Rumca, Lazca, İbranice, Çerkezce, birçok dilde
gazetecilik yapmaya çalışan gazeteleri kapatın. Bir yerde
yolsuzluk varsa ortaya çıkarmayın. İşkencehaneye dönen
hapishaneleri unutun. Hasta tutsakları gündeme getirmeyin. Yargı
zaten iki dudağımızın arasında. Bizim çizdiğimiz
gerçeği zerre yansıtmayan gelişen, kalkınan Türkiye
yalanına inanın, aksini söyleyenleri de cezalandırın.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
DİLŞAT CANBAZ KAYA
(Devamla) Tamamlıyorum Başkan.
Bu yasanın özeti,
aslında dezenformasyon adı altında sansürdür. Sizler de
biliyorsunuz ki aslında dezenformasyonun asıl
uygulayıcıları kimler, kasten yanlış bilgiyi yayanlar
kimler; yandaş medya, televizyon kanallarını kapatan,
gazetelere, gazete sitelerine cezalar veren RTÜK'ün kendisi.
Biz bu sansür
yasasını kabul etmediğimizi bir kez daha söylemek istiyoruz.
Amaç çok açık, hedef göstererek, çamur atarak,
itibarsızlaştırarak, muhalifleri sessizleştirip
yalnızlaştırmak ama bilinsin ki gerçekler sansür yasanızla
örtbas edilemez. Ne özgür basın ne sokak gerçeğini haykırmaktan
biz de halkımız da vazgeçmeyeceğiz diyorum, Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. (HDP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge kabul edilmemiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, 60a göre kısa bir söz
talebim var.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Beştaş.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
43.-
Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaşın, Meclisin
İç Tüzükle belirlenmiş olan çalışma gün ve saatlerine
ilişkin açıklaması
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, teşekkür ediyorum.
Doğrusu sansür
yasasını görüşüyoruz ve kamuoyunun yakından takip
ettiği, ilgilendiği
Çünkü 84 milyonu ilgilendiren bir teklif.
Baskıcı bir yöntemle bu gece bu yasa geçirilmek isteniyor. Bir kere,
bizim muhalefet olarak kesinlikle buna olurumuz yoktur, bunu söyleyelim.
Burası bir gece kulübü değil -affınıza sığınarak-
burası bir meclis, İç Tüzükte çalışma saatleri ve günleri
belirlenmiştir. Yarın çalışmayalım ama bu gece
sabahlayalım demenin bir izahı var aslında, daha doğrusu
birkaç izahı var; bir, dokuzdan sonra canlı yayın yok, bu sansür
yasasını gece yarısı, sabaha kadar halktan, toplumdan
gizleyerek alelacele tıpkı Anayasa değişikliği gibi
-bu Cumhurbaşkanlığı sistemi getirilince de sabah yediye
kadar Meclis çalıştırılmıştı- buna benzer
yasalarda da benzer bir uygulama vardı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Şimdi, Meclisin yarın çalışma
mesaisi var, bunun aksine bir karar alınmadı ve dün
İstediğimizde saat yedide kapatırız, istediğimizde
sabah beşte kapatırız. demek çoğunluğun
despotizmidir. Bu, çoğunluğun bu Meclis üzerindeki
baskısıdır. Bizim muhalefet olarak çoğunluk oyumuz
olmadığı için, biz istediğimizde geliriz,
istemediğimizde gelmeyiz
Bu, kendi gruplarındaki milletvekillerine
de haksızlıktır, bize de haksızlıktır, topluma da
haksızlıktır. Yani istediğimiz yasayı çoğunlukla
geçiriyoruz ama geçirme yöntemine de biz karar veririz diyorlar yani gece on
ikide mi bitiririz, sabah mı bitiririz, akşam yedide mi ara veririz,
buna da biz karar veririz diyorlar.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Biz buradayız!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yani burada ne halkın iradesine ne muhalefet
partilerinin iradesine ne Meclis İçtüzüğüne ne de Meclisin
vakarına ve işleyişine uygun olan bir tutum var.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Bitiriyorum zaten.
BAŞKAN Evet, tamamlayın
lütfen.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Oradan itirazları duyuyorum Biz isteyerek
buradayız. gibi sözler söyleniyor. Yani dün burada olsaydınız
bugün 20inci maddeye gelmiş olurduk, şimdi 30uncu maddeyi,
40ıncı maddeyi bitirmiş olurduk. Biz buradayız, biz
geliyoruz ama işte, o karar yeter sayısı ya da yoklamada iktidar
partisi olmadığı için yok.
BAŞKAN
Anlaşıldı Sayın Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Kesinlikle bunun -dediğim gibi- çoğunlukçu
bir yaklaşım olduğunu, tüm topluma sirayet ettirdikleri bu
baskıcı ve totaliter sistemi Mecliste de yaşama geçirmek
istediklerini ve bunu kabul etmediğimizi ifade etmek istiyorum.
BAŞKAN Peki,
teşekkür ediyorum.
OSMAN NURİ GÜLAÇAR (Van)
Çoğunluk bizde! Çoğunluk bizde!
BAŞKAN Sayın
Altay
ENGİN ALTAY (İstanbul)
Ben de pek kısa efendim, mevkidaşımın
BAŞKAN Peki,
anladım.
Buyurun, size pek kısa
bir söz veriyorum.
44.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaşın yaptığı
açıklamasındaki bazı ifadelerine ilişkin
açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Beştaşa
katılıyorum.
Şunu vurgulamak
istiyorum, onun için söz aldım: Bir çoğunluk var, bu çoğunluk
Meclis gündemine hâkimdir, hiçbir itirazım yok, demokrasilerde de
olması gereken budur. Şuna üzülüyorum: Burada bulunan hepimiz şu
anda -meslek olarak değil ama- aynı işi görüyoruz, hepimiz
milletvekiliyiz; AK PARTİlisi, hepsi. Dün akşam AK PARTİ
yoklamada çoğunluğu sağlayamadı. Niyet, bugün sabaha kadar
yani yarın saat 10.00a kadar çalışıp bu kanunu bitirmek.
Ben dedim ki: Hayhay, buyurun.
Şunun için dedim
Sayın Beştaş, kızma.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yok, kızmıyorum. Niye kızayım?
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Burada murat, muhalefetin burnunu sürtmek değil, AK
PARTİnin 230 sayın milletvekilinin burnunu sürtmek.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Hadi be!
ÇİĞDEM ERDOĞAN
ATABEK (Sakarya) Hadi be!
ENGİN ALTAY (İstanbul)
- Ben bunu size yapılmış bir haksızlık olarak kabul
ediyorum. (AK PARTİ sıralarında gürültüler) Evet, evet, aynen
öyle.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Bizim için üzülme Sayın Altay, bizim için üzülme.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Benim yapacağım şu: On ikiden sonra, grubumuz
burada, arkadaşları, 25 gönüllü milletvekilini burada
bırakırım, diğer arkadaşları gönderirim.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
İlk defa yaptığımız değil ya bu!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Siz 230 kişi sabaha kadar buradasınız. Bana
kızmayın.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
İnan kızmıyoruz.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - İçinizden yönetime
kızdığınızı biliyorum, merak etmeyin, merak
etmeyin, biliyorum.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Hiç alakası yok.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Hadi be!
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Yok ya!
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay) -
Biz gönüllü buradayız Başkanım.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Eyvallah, mesele yok, hodri meydan!
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Hadi bakalım! Pilavdan dönenin kaşığı
kırılsın.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - O zaman şunu yapmayacaksınız: Muhalefetin
İç Tüzükten kaynaklı haklarını kullanmasına
homurdanmayacaksınız, bize yan gözle bakmayacaksınız,
herkes işini yapacak.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Hayır, kızmıyoruz.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Hem bakarız hem konuşuruz.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Bravo! Çok doğru, herkes işini ve yakışanı yapacak,
doğru.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Bu teklif, bir inat uğruna çıkarılmak istenen
bir tekliftir. Bu teklifin çıkmaması için hiç şüphesiz biz de
elimizden geleni yapacağız. Hodri meydan! Buyurun. (CHP
sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun
Sayın Ünal.
45.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünalın, Siirt Milletvekili Meral
Danış Beştaş ile İstanbul Milletvekili Engin
Altayın yaptıkları açıklamalarındaki bazı
ifadelerine ilişkin açıklaması
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, Grup Başkan Vekili
arkadaşlarımız sanki yeni bir karar alınmış ve
bu, Türkiye Büyük Millet Meclisinde ilk defa gerçekleşiyormuş gibi
bir tavır içerisinde konuştular. Şimdi, zaten daha önceden
alınmış bir karar var bitimine kadar diye. Kaldı ki biz
kendilerine Bugün sabaha kadar çalışacağız. gibi bir
deklarasyonda bulunmadık.
Şu anda, Sayın
Engin Altay da Sayın Meral Danış Beştaş da yani
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Ya, çalışalım, çalışalım.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Biz, bugüne kadar, Grup Başkan Vekillerinin
mutabakatıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi
çalışmalarının sürdürülmesi ya da tamamlanmasına her
zaman karar verdik. Tabii ki İç Tüzükten kaynaklanan tüm
haklarını kullanmakta Grup Başkan Vekilleri özgürdürler.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Ama Türkiye Büyük Millet Meclisiyle ilgili Burası
gece külümü mü ki? gibi bir ifadeyi ben asla kabul etmiyorum, bu
yakıştırmayı da şiddetle reddediyorum. Burada
alınan karar var, alınan karar gereği Bitimine kadar çalışırız.
diye karar almışız ama Grup Başkan Vekilleriyle bugüne
kadar konuştuğumuzda şu saatte bitirelim dedik, bitirdik Devam
etmeyelim. dedik, etmedik, Yarın devam edelim. diye konuştuk.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Tamam, edelim, edelim, çalışalım sabaha kadar.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Şimdi, burada, kalkıp, efendim, burada bir
oldubittiye getiriliyor, gece yayın bittikten sonra bir
kaptıkaçtı tarzı bir şey yapılıyormuş gibi
bir algı oluşturulmasını reddediyorum.
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Aynen öyle.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hele hele, bu konuşmadan sonra biz grup olarak bu
kanun teklifini bitirene kadar çalışacağız Sayın
Başkan.
Teşekkür ediyorum. (AK
PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Peki.
Kaldığımız
yerden devam ediyoruz.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 22nci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 22- 195
sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer
alan gazete ve dergilerle ibaresi gazete, dergi ve internet haber siteleri
ile şeklinde, fıkranın (a) bendinde yer alan dergiye ibaresi
dergi ya da internet haber sitesine şeklinde ve (b) bendinin ikinci
paragrafı aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
(a) ve (b) bentlerinde
yazılı hallerde, Yönetim Kurulu Kararına karşı,
kararın tebliğinden itibaren on gün içinde yayın merkezinin
bulunduğu yer Asliye Hukuk Hakimliğine itiraz edilebilir. Söz konusu
itirazlarda basit yargılama usulü uygulanır. Bu yargılama
neticesinde verilecek karar kesindir.
Vecdi
Gündoğdu Engin
Özkoç
Kırklareli Sakarya
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) - Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Önerge üzerinde
söz talep eden Kırklareli Milletvekili Sayın Vecdi Gündoğdu.
Buyurun Sayın
Gündoğdu. (CHP sıralarından alkışlar)
VECDİ GÜNDOĞDU
(Kırklareli) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri;
gençlerimiz, pırıl pırıl gençlerimiz umutlarını
yok edenlere, daha iyi bir yaşam taleplerine dahi tahammül
göstermeyenlere, onlara hakaret eden anlayışa artık Dur!
diyor.
Seçime aylar kala,
bitmiş, tükenmiş iktidarın getirdiği bu yasa teklifi
gençlerin fikirlerine, parmaklarına pranga vurma yasa teklifidir. Bu yasa
teklifi, ifade özgürlüğünü yok eden; düşüncelere zincir vuran;
ağızları, elleri kelepçeleyen çağ dışı bir
yasa teklifidir.
7,5 milyon gencimizin
fikirlerini özgürce ifade etmesinin önüne engel koyamayacaksınız.
Sizler ne yaparsanız yapın gençleri kandıramazsınız,
sindiremezsiniz ve yok sayamazsınız. Gençler özgür değilse,
onları bir kalıba sokmaya çalışırsanız toplumu
özgürleştiremezsiniz, ülkeyi geliştiremezsiniz. Gençlere ve
farklı fikirlere saygı duymayı öğreneceksiniz.
Tükenmişliğe, çaresizliğe, yok oluşa antidemokratik çözümler
aramak hiçbir iktidarın gidişini engellememiştir; sizin de yok
oluşunuzu engelleyemez.
Can çekişen iktidar
sansür yasasıyla toplumu sindirmek, baskılamak, korkutmak
istemektedir. İktidar, korku ve endişeyi elimizdeki telefonlarla
bireye, aileye, işe, eve, tüm yaşam alanlarına da
yaymaktadır.
Sayın milletvekilleri,
bu sansür yasası mutfakları, buzdolaplarını boşaltan,
AKP ve MHP'nin besleyip büyüttüğü can yakıcı enflasyon
canavarını, hayat pahalılığını görmeyin, duymayın,
teklifidir. Bu teklif, yirmi yıldır AKP'nin yarattığı
yoksulluğu, açlığı karartma teklifidir aslında. Bu
teklif, açlık sınırı altında yaşayan emekliye,
yoksulluk sınırı altında çalışan milyonlarca
emekçiye sesinizi çıkarmayın, açlığınızı,
yoksulluğunuzu ifade etmeyin teklifidir aslında. Bu teklif,
demokrasinin can suyu olan haber alma, yayma ve eleştiri
imkânlarını yok etme ve karartma teklifidir.
Sayın milletvekilleri,
saray ve çevresi halktan kopmuş; sokaktan, çarşı pazardan,
esnaftan, çiftçiden, uzaklaşmış kendi dünyasında, âdeta hayal
âleminde yaşıyor. Halkın sorunlarından uzak yaşayanlar
gerçeklerin konuşulmadığı, yanlışların
yazılmadığı bir siyasal zeminde tüm sorunların da
ortadan kalkacağına inanıyorlar. İşte, tam da bu
düşünce yani sorunları yok saymak, demokratik kanalları tıkamak
sorunları daha da büyütüyor.
Twitter'dan en çok
erişim engeli talep eden ülke Türkiye. Dünyanın en çok erişim
engelini istediniz de peki, sonuçta ne oldu? Sizlere soruyorum: Ne oldu? Hiçbir
şey olmadı. Sanıyorsunuz ki işsizlik konuşulmazsa gençler
iş bulacak, yanlış ekonomik politikalar
eleştirilmediğinde döviz kuru düşecek; sanıyorsunuz ki
TÜİKin o manipüle edilmiş rakamları, verileri
eleştirilmezse milletimize karanlık günler yaşatan enflasyon
düşecek, kiralar düşecek; çarşıda, pazarda fiyatlar
düşecek ama bakın, hatırlatırım size: Meyveye kurt
girdiyse -ki içinize artık girmiştir- siz Yok. deseniz de o kurt
meyveyi içten içe - sizi aynı tükettiği gibi- tüketir ve çürütür.
Geldiğimiz karanlık noktada, saray hem medya hem vatandaşlar
sussun, konuşmasın istiyor. Sosyal medyayı maaşa
bağladığınız trollere emir eri hâline getirmeye
çalışıyorsunuz. Utanmadan, sıkılmadan Köşende
gereğini yaparsın. anlayışı hâkim olsun istiyorsunuz
ama kardeşim, uyanın artık ya, uyanın, adaletin,
demokrasinin, özgürlüklerin olmadığı yerde zenginlik yoktur.
Sadece saraya baktığınızda bu işler olmuyor. Bir yanda
ekmeğe muhtaç yoksullar yarattınız, diğer yana
baktığınızda da doymak bilmeyen filleri
yarattınız. Yirmi yıldır ülkeyi yöneten tek adam diyor ki:
Yolsuzlukların olmadığı, rüşvetin
olmadığı, yoksulluğun Allahın izniyle
olmayacağı bir Türkiyeyi biz hallederiz, bunu biz yaparız.
Yanlış duymuyorsunuz, akıl tutulması da yaşamayın,
bunu söyleyen kişi ülkeyi yirmi yıldır tek başına
yöneten kişi.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
VECDİ GÜNDOĞDU
(Devamla) E, peki, demek neymiş? Bu ülkede yolsuzluk da
varmış, bu ülkede rüşvet de varmış, bu ülkede
yoksulluk da varmış. Peki, yirmi yıldan bu yana iktidarda kim
varmış? Yirmi yıldır da AKP iktidardaymış. Bunu
biz söylemiyoruz, AKPnin Genel Başkanı bizzat kendisi söylüyor.
Sözlerime son verirken
şunu söylüyorum Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan tüm
vatandaşlara: Umutsuzluk yok; gençler, emin olun; kadınlar, emin
olun. Umutsuzluk yok; inanın emekçiler diyorum, inanın
çalışanlar diyorum. Umutsuzluk yok; güvenin çiftçiler, esnaflar
diyorum. Geliyoruz, halk geliyor; ayrışarak değil,
barışarak, kucaklaşarak geliyoruz; halkla birlikte, halk için
geliyoruz.
Genel Kurula saygılar
sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 22nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan değiştirilmiştir ibaresinin
yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Bedri
Yaşar Hayrettin
Nuhoğlu
Adana Samsun İstanbul
İmam
Hüseyin Filiz Orhan
Çakırlar Hüseyin
Örs
Gaziantep Edirne Trabzon
BAŞKAN Komisyon
önergeye katıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Trabzon Milletvekili Sayın Hüseyin Örs.
Buyurun Sayın Örs.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
HÜSEYİN ÖRS (Trabzon)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifinin 22nci
maddesi üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz aldım. Genel
Kurulu saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
teklifin bu maddesiyle Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanunun
49uncu maddesi kapsamına müeyyideler açısından gazete ve
dergilerin yanı sıra internet haber siteleri de alınmaktadır.
Konuyla ilgili yargı mercisi de asliye hukuk hâkimliği olarak
belirtilmiş ve basit yargılama usulü öngörülmüştür.
Değerli milletvekilleri,
iktidarın kişisel hak ve hürriyetler açısından iyi bir
karnesinin olmadığını biliyoruz ve bugün de burada
iktidarın sosyal medya üzerinde kurmaya çalıştığı
baskıcı tavır yasallaştırılmaya
çalışılıyor. Medeni Kanun'un ve mevcut dünya düzeninin
hiçbir kurum ya da kuralıyla izah edilemeyecek bir hürriyet
kısıtlama teklifiyle karşı karşıyayız. Uzun
zamandır, sosyal medya kullanıcıları ve özellikle
geleceğimizin teminatı olarak gördüğümüz gençlerimiz kendi
aralarında konuşurken Aman Silivri soğuktur,
paylaşımlarımıza dikkat edelim ha! diyerek esprileriyle de
olsa bu baskıya dikkat çekiyorlar.
İnsanların
düşüncelerini açıkça ifade ettiği sosyal medyaya
kısıtlama getirmeye çalışmak zaten yazılı ve
görsel basından yeterince ve doğru haber alamayan
vatandaşlarımızın kişisel hak ve hürriyetlerine de bir
darbe vurmak demektir. Aslında bu kanun teklifiyle deniliyor ki: Ekonomi
ve enflasyon bilgilerini yazmak suçtur. Türk lirasının döviz
karşısında değer kaybettiğini ifade etmek suçtur.
Adaletsizlikleri ve yolsuzlukları paylaşmak suçtur. Böyle bir
şey olabilir mi arkadaşlar? Bunun adı baskı rejimi
değildir de nedir? Bu teklif Enflasyondan, döviz kurundan, mutfaktaki
yangından bahsetme, sus! teklifidir. Bu teklif İşsizlikten,
pahalılıktan, kuşa dönmüş maaşlardan söz etme, sus!
teklifidir. Bu teklif Milleti soyup soğana çeviren garantili ihalelerle
zengin ettiği müteahhitlere sesini çıkarma, sus! teklifidir. Bu
teklif KPSSdeki hırsızlıkları konuşma, geleceği
çalınan gençlerimizin feryadını görmezden gel, sus,
ağzını açma! teklifidir.
Değerli arkadaşlar,
burada soruyorum şimdi: Bu yasayı kim denetleyecektir? Haberin
doğru ya da yanlış olduğuna kim karar verecektir? Cumhurbaşkanlığı
basın birimi mi yapacaktır bu işi? Bakın, 1994-2014
arasında Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla hakkında
dava açılan kişi sayısı 1.138 iken 2014-2020 yılları
arasında bu sayı âdeta zirve yaparak 38.581e
ulaşmıştır. Buna dikkatlerinizi çekmek isterim
arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar,
malum olduğu üzere, demokratik toplumlarda insanlar düşüncelerini
özgürce ifade edebilmektedir. Kamuoyunda sayısız sakıncası
ortaya konulan bu yasayı bugün burada, Parlamentoda onayladığımız
takdirde demokratik bir toplum olduğumuzdan nasıl söz edebiliriz?
Yasama organı olarak bizler, hak ve özgürlükleri korumayı
amaçlıyorsak toplumun geneline fayda sağlayacak kanunlar
çıkarmaya özen göstermeliyiz. Ama görüyoruz ki, çıkarılmaya
çalışılan bu yasa, milletin genelinin sorunlarını
çözmek için değil iktidarın sosyal medyayla olan
sorunlarını çözmek için düzenlenmiş bir yasadır.
Şimdi, zamanım oldukça azaldı. Son söz olarak diyorum ki
İYİ Parti iktidarında tüm bu baskılar ortadan kalkacak ve
Türkiye, özlemini çektiğimiz, demokratik, güneşli günlere
kavuşacaktır.
Az kaldı diyor, Genel
Kurulu saygılarımla selamlıyorum. (İYİ Parti ve CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
22nci maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
22nci madde kabul edilmiştir.
23üncü maddede 3 önerge
vardır, okutup aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 23üncü maddesinin teklif
metninden çıkartılmasını arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Rıdvan
Turan
Adana Batman Mersin
Züleyha
Gülüm Ali
Kenanoğlu
İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılmıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Mersin Milletvekili Sayın Rıdvan Turan.
Buyurun Sayın Turan.
(HDP sıralarından alkışlar)
RIDVAN TURAN (Mersin) Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Evet, geç oldu biraz.
Şimdi birkaç
başlıkta görüşlerimi ifade etmeye
çalışacağım. Bunlardan bir tanesi Biz bunu yapıyoruz
ama aslında Avrupada da böyle şeyler var. düşüncesi. Yasa
başladığından bugüne kadar yoğun bir biçimde bu
propaganda yapılıyor. Önce bu dezenformasyona bir Dur! demekte
fayda var. Venedik Komisyonu Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesinin 10uncu maddesine göre -kardeşim- bu, ifade özgürlüğü
önünde çok temel bir engeldir. diyor ve devam ediyor: Söz konusu taslak
hükümlerinin Türkiyede yasalaşması hâlinde
oluşturacağı ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin ne
demokratik bir toplumda gerekli olacağı ne de ulusal güvenliğin,
sağlığın, başkalarının haklarının
korunmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
diyor. Buna ek olarak Komisyon, özellikle 2023te yapılacak seçimler göz
önüne alındığında, bu teklif
kanunlaştığı koşullarda bu seçim döneminde iktidarın
elinde bir sopa hâline dönüşebileceğine ilişkin görüşlerini
söylüyor. Az önce Komisyon Başkanı çok tuhaf bir cevap verdi Venedik
Komisyonunun düşüncelerine ilişkin: Ey Venedik Komisyonu! Sen bunu
diyorsun ama bir de şundan bahsetsen. Yani gerçekten bir politik
eleştiriye yapılabilecek düzeyi oldukça düşük bir
yaklaşım, bunu özellikle ifade edeyim. Sen bu politik
eleştirinin doğruluğunu ya da
yanlışlığını tartışırsın,
eleştirirsin ama Sen de şunu yapmıştın.
babından değerlendirmelerin bir
karşılığının olmadığını ifade
etmek lazım. Deniliyor ki: Avrupada böyle. Hadi, geçtik Venedik
Komisyonunu, bakın, Almanyada da bir kanun var, evet, bu kanun, sosyal
medya hesaplarında nefret söylemi ve diğer suçlarla başa
çıkma yükümlülüğüne odaklanan bir kanun ve esas olarak da bu konudaki
şikâyetlerin ele alınması ve bunun halka açık raporlarla
hazırlanmasını temel alıyor. Dolayısıyla burada
herhangi bir cezai kovuşturma, Böyle bir tweet atarsan şu kadar
yılla yargılanırsın. türünden bir yaklaşım yok.
Değerli arkadaşlar,
benzer bir durum Fransa için de geçerli. Fransada da -insan onuru- suçlara göz
yuman ve tahrik eden, köken, ırk, din, cinsiyet yönelimi ve cinsel kimlik
temelinde şiddet ve hakareti de içeren bir kanun var. Yani sizin
getirdiğiniz şeyle uzak yakın alakası olmayan bir Avrupa
müktesebatından bahsediyoruz, o nedenle kimseyi kandırmaya
çalışmamak ve dezenformasyon yapmamak önemli.
Şimdi bu kanun
yasalaşmış olsaydı, büyük olasılıkla
O
Hakkâride bir Vali var ya -hani bizim Habip Vekil kendisini yere
atmış, bir de böyle yuvarlanmış, bunu yaparak da
bacağını üç yerden, dört yerden kırmış- o Valiye
sormak lazım: Bu iş bu kadar olabiliyorsa sen de kendini böyle bir
at bakalım, nasıl oluyor? diye. Mesela, bu Valinin söylemiş
olduğu şeyi bizim geçerli kabul ediyor olmamız lazımdı
ve Habip Vekilimizin açıkça bir polis terörü tarafından
bacağının kırıldığını
konuşmuyor olmamız lazımdı. Sadece o mu? Mesela, Roboski
için ne diyecektik? 34 Kürt köylüsünün uçaklar tarafından bombalanarak yok
edildiği bir süreçti Roboski saldırısı ve katliamı.
Mesela, buna ilişkin ne söyleyecektik? Gar katliamı
oylarımızı artırdı. diye o zamanlar epeyce bir
sevindiniz hep beraber -şu anda Başbakan olmayan- dönemin
Başbakanıyla birlikte ve burada, muhalefetin ve o dezenformasyon diye
kabul ettiğiniz çalışmaların ve çabanın sonucunda,
bunun aslında Türkiyede, IŞİD terör örgütünün, Ankaradaki
barış eylemindeki arkadaşlarımıza,
yoldaşlarımıza ilişkin taammüden bir
saldırısı olduğunu sonradan gördük. Eğer bu kanun
geçmiş olsaydı bu konuda da herhangi bir adım
atamayacaktık.
Bakın arkadaşlar,
kimse kimseyi kandırmasın. Ben yıllardır iktidar, devlet ve
faşizm üzerine çalışıyorum. Aranızdan bir kişi
çıksın da desin ki -bak, açık söylüyorum- 34-38 Nazi
Almanyasıyla Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini
kurduğunuzdan bugüne kadar arada 10 tane fark sayın, ben bu yasaya
ilişkin bütün muhalefetimi çekeceğim. Şu kanun teklifiyle
Goebbelsin Almanyada kurumsallaştırdığı propaganda
alanına ilişkin 10 tane fark sayın, bütün iddialarımdan
vazgeçeceğim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım
lütfen.
RIDVAN TURAN (Devamla)
Boşa uğraşıyorsunuz ve bizi de boşa
uğraştırıyorsunuz. Niye bunu söylüyorum biliyor musunuz?
Sınıflar mücadelesinin değişmez bir kuralı
vardır, o kural da şudur: Halkın eğilimi, zamanın
ruhu, gelen ve gitmekte olan nereyi işaret ediyorsa bunların önünde
yasayla masayla, zorla, istibdatla, Teşkilat-ı Mahsusayla ya da
benzer yapılanmalarla durmak mümkün değildir. O yüzden ne kendinizi
yorun ne bizi yorun. Bu teklif yasalaşsa da uyulacak bir yasa
olmayacaktır; bunu herkes biliyor, siz kendi pratiğinizden de
geçmiş pratiğinizden de bunu bilirsiniz, biz de bunu çok iyi
biliyoruz. (HDP sıralarından alkışlar)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, karar yeter sayısı
istiyorum.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı
arayacağım.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Biz saydık, 87 kişi var efendim.
BAŞKAN Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Karar yeter sayısı yoktur.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) 87 efendim, 87.
BAŞKAN Birleşime
beş dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
22.31
ONUNCU OTURUM
Açılma
Saati: 22.41
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Şeyhmus DİNÇEL (Mardin)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
Onuncu Oturumunu açıyorum.
23üncü madde üzerinde Mersin
Milletvekili Rıdvan Turan ve arkadaşlarının önergesinin
oylamasında karar yeter sayısı bulunamamıştı.
Şimdi önergeyi tekrar oylarınıza sunacağım ve karar
yeter sayısı arayacağım.
Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Karar yeter sayısı vardır, önerge kabul
edilmemiştir.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
23üncü madde üzerindeki
diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 23üncü
maddesiyle 195 sayılı Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair
Kanuna eklenmesi önerilen Geçici Madde 9daki altı ibaresinin üç
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Zeynel
Emre Engin
Özkoç Vecdi
Gündoğdu
İstanbul Sakarya Kırklareli
Tekin
Bingöl Faruk
Sarıaslan Ali
Haydar Hakverdi
Ankara Nevşehir Ankara
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Ankara Milletvekili Sayın Tekin Bingöl.
Buyurun Sayın Bingöl.
(CHP sıralarından alkışlar)
TEKİN BİNGÖL
(Ankara) 1933te Almanyada Naziler işbaşına geldi. İlk
etapta yaptıkları altı yedi önemli iş vardı, bir tanesi
de Goebbelsin kurduğu Propaganda Bakanlığı.
Değerli milletvekilleri,
bir siyasi iktidar işbaşına gelir gelmez niçin Propaganda
Bakanlığı kurar? Ve bu Propaganda Bakanlığı
tümüyle yalan üzerine kurulu bir bakanlıktır; işlevi, herhangi
bir yalanı sürekli tekrar ederek bir algı oluşturmaktır. E,
bizde de var. Ne var bizde? İletişim Başkanlığı
var. Üç aşağı beş yukarı, Goebbels kadar olmasa bile o
taktiklerle bir işleyiş söz konusu. 1933te Goebbelsin Propaganda
Bakanlığı bütün gazetecilere zulmetti; tutukladılar,
kaybettiler ama bir şeyi unutuyorlardı; onurlu gazeteciler bir yolunu
bulup yine halkı bilgilendiriyorlardı. (CHP sıralarından
alkışlar) Yapmadıkları bir şeyi yaptılar, ülkenin
dışında birçok yerde radyo istasyonları kurup halkın
haber almasını sağladılar.
Yıl 1938, aynı
yöntemlerle İspanyada Franco işbaşına geldi, bu yöntem
orada denendi. Franco bütün basın organlarını zapturapt
altına aldı, bir tek amacı vardı; yaptığı
usulsüzlüğün, şiddetin, katliamın, kaybettiklerinin halk
tarafından bilinmesini engelliyordu ama bir şeyi unutuyordu, o da
şuydu: Yine, İspanyadaki gazeteciler duvar gazetesiyle, el
ilanlarıyla, radyolarla İspanya halkını direnişe davet
ediyorlardı. Peki ne oldu? Geçen yıl İspanya Parlamentosu,
Demokratik Hafıza Yasasını çıkarıp Franco dönemini
tamamen yasakladı. İşte Franco, işte İspanya;
İspanya halkı ve diktatör Franconun yaptıkları.
Şilide de benzeri oldu, Pinochet işbaşına geldi,
geldiği ay 68 gazeteciyi, fotoğrafçıyı, kameramanı
katletti, onlarca gazeteci de kaybedildi.
Bütün bunlar oldu da bu
topraklarda ne oldu? Değerli milletvekilleri, bu topraklar da 1878
yılında istibdatla tanıştı. İstibdadın o
yönergesinde o kadar ilginç maddeler var ki, mesela bir iki tanesini sizinle
paylaşayım. Yönergenin maddelerinden bir tanesi şudur, der ki:
Vali ve mutasarrıfların hırsızlıkları ve
çaldıkları paralarla ilgili asla dilekçe verilmeyecek. İkincisi,
keza, padişaha bürokratların ya da işte
mutasarrıfların yaptığı hırsızlıklarla
ilgili dilekçe veremeyeceksiniz, dilekçe vermek de yasak. Bir başka
şey, çok ilginç, bu yönerge basınla da paylaşılmayacak.
Şimdi, böyle bir
istibdat rejiminden bugünlere geldik. Basın Özgürlüğü Endeksi var,
180 ülke arasında Türkiye 149uncu. Bizimle birlikte kim var? Kuzey Kore
var, İran var, Arabistan var ama bir de bizden daha özgür olan ülkeler
var. Kimler? Somali, Fas, Cezayir. Düşünebiliyor musunuz, bu iktidar
eliyle bu ülke ne hâle getirildi?
Şimdi, bir
dezenformasyondan bahsediliyor. Değerli milletvekilleri, gazeteciler
dezenformasyon yapmaz, haber peşinde koşarlar -yandaş
medyayı hariç tutarak söylüyorum- haberi, bilgiyi vatandaşa
aktarmakla mükelleflerdir. Onurlu gazeteci asla bilgide saptırma
yaptırmaz çünkü o -bilir ki- onurunu kesinlikle birilerine, hele hele siyasilere
asla peşkeş çektirmez. (CHP sıralarından
alkışlar) Şimdi, öyle bir noktadayız ki dezenformasyonu
gazeteciler yapmıyor. Kim yapıyor? Devletin kurumlarını
Adalet ve Kalkınma Partisinin kurumları hâline dönüştüren bu siyasi
iktidar yapıyor. Kimin eliyle? RTÜK eliyle, İletişim
Başkanlığı eliyle, TÜİK eliyle yapıyor
bunları ve bir de trollerle yapıyor. Bütün bu
dezenformasyonların tek sorumlusu yandaş medyadır ve
iktidarın payandası hâline gelmiş olan, maalesef devletin kurumu
olmaktan çıkan kurumlardır.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
TEKİN BİNGÖL
(Devamla) Şimdi, bu dezenformasyonları yaparken eğer siz
kalkıp bu sansür yasasını getirmek istiyorsanız bir tek
amacınız var; tıpkı seçim yasasındaki düzenlemede yaptıklarınız
gibi, torba yasalarla, sadece ve sadece seçimi kaybetmenin korku ve
kaygısıyla kendinize de seçim yatırımı olarak
yaptığınız düzenlemeler. Ne yaparsanız yapın,
Türkiyenin onurlu gazetecileri size karşı direnecek, mutlaka yeni
kanallar bularak halkı bilgilendirmeye devam edecekler; bunun önüne asla
geçemeyeceksiniz. Yeni bir istibdat rejimi kurmaya
çalışıyorsunuz, size söyleyeceğim tek bir cümle var:
Kahrolsun istibdat!
Saygılarımla.
(CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN
Önergeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Başkanlığına
Görüşülmekte
olan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 23üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave
edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Adana İstanbul Gaziantep
Orhan
Çakırlar Hasan
Subaşı Yavuz
Ağıralioğlu
Edirne Antalya İstanbul
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz
Başkanım.
BAŞKAN
Önerge üzerinde söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Yavuz
Ağıralioğlu.
Buyurun
Sayın Ağıralioğlu. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (İstanbul) Sayın Başkan,
değerli milletvekilleri; 18inci madde konuşmasına devamla,
saygıyla.
Kanunların,
çıkarıldığı dönemin ruhunu aksettiren birtakım
alametleri vardır malumaliniz. Siyasal iklim, mevcut süreç içerisinde size
bu kanunu masum gösterecek bir siyasi üslupla karşımızda; baskıyı
daha çok önceleyen, yasaklamayı daha çok önemseyen, yasakların
arkasında memleketi ve iktidar iradesini koruyacağını
düşünen bir siyasi üslupla karşımızda duruyor. Bunu
şunun için arz ediyorum: Feti ağabey bilir, biz memleket, millet sevdamızı
80lerden sonra, ihtilal müteakibi bir zamanda Ülke, ülkü nasıl kurtulur?
Ülke nasıl ayağa kalkar? Memleket, millet nasıl
toparlanır? diye dertlerimizi Beşiktaş nasıl kurtulur?
diye, Galip Erdem ağabeyin hecelediği hikmetli sözler etrafında
yoğurduk. Ülkemize, ülkümüzü, biatimizi yine Beşiktaş nasıl
kurtulur? diye heceledik. Bu kanunlar böyle devam eder, eder ama nihayetinde,
biz yine Beşiktaş üzerinden bir şey heceleriz, problem bu
değildir.
Efendim, usulü nasıl
görürsünüz? Usulü şöyle görürsünüz: Bürokrasinin dilinde, akademinin
dilinde -efendim- basının, matbuatın dilinde, siyasetin dilinde,
mülki idarenin dilinde o dönemin hâkim ruhunu görürsünüz. O hâkim ruh, iktidar
coşkusu önce şuna döner, ilk zamanlarınızı
hatırlatıyorum: Doğruları yapmak, doğruları
inşa etmek, yanlışı zayıflatmak yani yanlışla
uğraşmamak. Tasavvufun terbiye metotlarından biridir de o,
doğruyu o kadar kuvvetlendirirsiniz ki yanlış yetim kalır.
Zaman içerisinde doğruyu yapamama kabiliyeti iktidar yorgunluğuyla
birleşince yanlışı yapmamaya dönük yasaklar gelir. Orada da
takat kesilince, bu sefer yanlışı yapmayı engelleyemeyince
yanlışın söylenmesini engellemeye kalkarsınız.
Yolsuzluğu engellemek için yola çıkarsınız mesela,
yolsuzluk engellenemez hâle gelince yolsuzluğu engellemek için yasak
koymaya heves edersiniz, sonra onunla da engelleyemeyince şöyle bir
şey yaparsınız: Yolsuzluğun denmesini yasaklayalım,
bunun sohbetini yapmayı yasaklayalım; buna döner. İktidar
coşkusunu kaybetmiş kadroların en büyük alameti, doğruları
kuvvetlendirmek yerine yanlışları engellemeye teşebbüs etmektir
yani yasak. Yasak dediğiniz şey sadece sizi ceberut yapmaz, sizi
büyük coşkunuzdan koptuğunuz alametiyle ve gerçeğiyle
karşı karşıya bırakır. Niçin arz ediyorum bunu?
Efendim, siz o kadar doğru habercilik, o kadar adaletli yönetim, o kadar
hikmetli eğitim vereceksiniz ki sizin muvazaa kabul etmez iradeniz
karşısında dezenformasyona teşebbüs edenler toplum içinde
istihzayla muamele göreceklerdir. Onlar şöyle denilecek insanlar
olacaklardır: Bu alçaklar bu kadar hakikatin güpegündüz ortada
olduğu zamanlarda utanmadan devletin, milletin iradesini ilzam ediyorlar.
denilerek itham edilmelerine imkân vereceksiniz. Bunu yapmak yerine,
doğruları yapıp kuvvetlendirmek yerine; adaleti
gerçekleştirmek, güçlendirmek yerine, basını objektif
kriterlerle çalışabilme imkânıyla buluşturabilmek yerine
kontrol edebilmeyi teşebbüs alanınıza çekmişseniz bu,
şu demektir: Artık sizin doğruları kuvvetlendirmeye
takatiniz yetmiyor. Bu, kıymetli bir şeydir. Hinihacette,
muhalefetten çok kıymetli bir eleştiri geldi, kulaklarınıza
takıldı mı bilmiyorum; denildi ki size bugün: Efendim, siz
birilerine telefon açıp Böyle böyle karar verin, böyle böyle yapın.
demiyorsunuz ama siyasal iklim o hâle gelmiştir ki sizin vizyonunuz hilafına
karar vermekten korkan adamlar sizin istediğiniz gibi karar veriyorlar.
Efendim, sizin siyasi
görüşünüzü tenkit eden bir film karakteri önümüzdeki dizinin son bölümünde
öldürülüyor mesela. Ben ismini vermekten hayâ ederim, bakın, şundan
dolayı hayâ ederim: Arkadaşlığıma halel gelir, hukukuma
halel gelir. Sizin çok beğenerek, benim de eski bölümlerini çok daha
lezzetle izlediğim bir film setine ziyarete gittim. Vallahi billahi,
bakın, yemin ederek söylüyorum, benimle resim çektirmeye korktu. Ha, siz
ona bir şey mi yapacaksınız? Hayır ama olur ki İYİ
Parti milletvekili olarak bununla resim çektirirsem acaba başıma bir
şey gelir mi? diye düşündü. Efendim, iş adamı böyle
endişe ediyorsa, memur evladı olan birisi korkuyorsa, mülakata
girecek çocuk endişeye kapılıyorsa, efendim, kredi bekleyen
iş adamı Başıma bir şey gelir. endişesiyle
birazcık- susmayı tercih ediyorsa bu, siyasal iklimin sebep
olduğu ruhun, kötü ruhun memlekette güvenle ortadan
kaldırılması lazımdır. Bunu görmeniz lazım.
Efendim, Siz yapıyorsunuz. demiyorum ama sonuçta, hinihacette bu olandan
mesulsünüz.
25inci maddeyi
alacağım -on beş saniyem kaldı- Hayrettin ağabeyden
25i ya da 28i alacağım; Mahir Ünal Beyin Efendim, biz niçin yirmi
yıldır iktidardayız? Madem öyle, bütün seçimleri niçin
alıyoruz? diye hatırlattığı ve kayda geçirdiği
mevzu üzerinden bir şey daha arz edeceğim.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayınız lütfen.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Bunu şunun için arz edeceğim:
Milliyetçi Hareket Partisi, efendim, sizin gözünüzden kaçmış olabilir.
Milletten, sizin, ustalık döneminiz diye istediğiniz salahiyetlerin
Efendim, memleketi ayağa kaldıracağız, her şeyi de
evvelallah halledeceğiz, bütün problemleri de çözeceğiz. Biz bu
ustalık dönemimizin sizden talep ettiği yetkiyle sizi ve memleketinizi
inanamayacağınız kadar büyük bir konforla
yaşatacağız. dediğiniz son döneminiz, bizce son döneminiz.
Ustalık döneminizde millet istediğiniz sistem yetkisini size verdi
efendim, verdi; Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminde size
her şeyi yapma yetkisi verdi ama bir şey vermedi; size bu yetkiyi
Milliyetçi Hareket Partisinin gözüne, murakabesine bağlı olarak verdi
yani MHP yani ülkücüler yani ülkücülük; bu memlekette sizin bu kadar yetkiyi
nasıl kullanacağınız endişenizle ilgili size en
esaslı, en sert, en isabetli eleştirileri yapan bir kadroyu sizin
iktidarınıza murakabe unsuru olarak kattı yani siz iktidar
değilsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Siz, sistemi iktidar olarak kendisine
teslim etmiş, MHPnin gözetiminde iktidar olmaya çalışan bir
kadrosunuz.
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Devamı 27nci maddede.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
23üncü maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
23üncü madde
kabul edilmiştir.
24üncü maddede 3 önerge
vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 24üncü
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 24- 31/5/2006 tarihli
ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık
Sigortası Kanunun 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrasında
yer alan tablonun 16 ncı sırasında yer alan 14 sayılı
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ibaresi 9/6/2004 tarihli
ve 5187 sayılı Basın Kanununa şeklinde, tablonun 17 nci
sırasında yer alan Basın Kartı Yönetmeliğine ibaresi
5187 sayılı Basın Kanununa şeklinde
değiştirilmiş, tablonun 17 nci sırasında yer alan
Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu basın kartı sahibi olmak suretiyle
ibaresi kaldırılarak yerine 5953 sayılı kanuna göre fikir
ve sanat isçisi olarak ibaresi eklenmiştir.
Burak
Erbay Engin
Özkoç
Muğla Sakarya
BAŞKAN - Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSU
ORHAN KIRCALI (Bursa) - Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN - Önerge üzerinde
söz talep eden Muğla Milletvekili Sayın Burak Erbay.
Buyurun Sayın Erbay.
(CHP sıralarından alkışlar)
BURAK ERBAY (Muğla) -
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu
saygıyla selamlıyorum. 27nci Dönem Altıncı Yasama
Yılının da hayırlı olmasını diliyorum.
Göreve geldiğimiz günden
bu yana ilimizin ve ülkemizin sorunlarını hem komisyonda hem de Genel
Kurulda elimizden geldiğince gündeme getirmeye çalışıyoruz
ama her ortamda AKP'nin yasakçı, sansürcü anlayışıyla
karşı karşıya kaldık. Komisyonlarda, işte, Avukatlık
Yasası görüşülürken baro başkanlarımız içeri
alınmadı, Spor Yasası görüşülürken konunun muhatapları
dinlenmeden yasalar geçirilerek bugüne kadar geldik. Şimdi gene AKP'nin o
sansürcü, yasakçı anlayışının bir sonucu bir yasayla
karşı karşıyayız. Ucube sisteminizin ucube yöntemlerle
yürüttüğü bir yasayla, ucube bir yasayla karşı
karşıyayız. Bakın, Dijital Mecralar Komisyonunda bir olay
yaşadık. Pazartesi Komisyona gelmişti yanlış
hatırlamıyorsam, çarşamba günü, kırk sekiz saat içerisinde
görüş bildirmemiz istendi. Bu konu birçok sosyal medya
sağlayıcısını da ilgilendiriyor. Şunu rica
ettiler, dediler ki: Daha biz bu yasanın gerekçelerinin çevirisini
tamamlayamadık. Bununla ilgili nasıl görüş bildirelim? Bu kadar
gerçeklikten uzak yasa yapma yöntemine maalesef devam ediyorsunuz. Günlerden
beri kamuoyunda tartışılıyor, milletvekillerimiz var,
gazeteci milletvekillerimiz konuyu gündeme getiriyor, hukukçu
arkadaşlarımız gündeme getiriyor ve özellikle konunun
muhatabı basın mensupları, gazeteciler bu yasanın ne kadar
yanlış yasa olduğunu gündeme getiriyor. İşte, Medya
Dayanışma Grubu bir basın açıklaması yaptı, bu
yasanın ne kadar tehlikeli bir yasa olduğunu, geri çekilmesi
gerektiğini ısrarla anlattı; özgürlükleri
kısıtladığını, yerel gazetelere ağır
darbe vuracağından bahsetti. Yine ağır cezalarla
karşılaşılacak, 1 milyar liraya kadar varan para
cezalarıyla internet sitelerinin
karşılaşacağından
Yine, Bilgi Teknolojileri ve
İletişim Kurumu tarafından, o WhatsApp
yazışmalarınız var ya, yarın biz iktidara geldiğimizde
onların o kurum tarafından istenmesinin önünü açacak madde var; belki
okumamışsınızdır, haberiniz olsun diye söylüyorum. Bu
şekilde, Basın İlan Kurumu ve birçok kuruma yetki veren bu
düzenlemelerle ilgili kaygılarını gündeme getirdiler. Bu
yasakçı, baskıcı, ülkeyi yönetemeyen
anlayışınız, evrensel kurallardan uzak
anlayışınız bizi bakın ne hâle getirmiş, az önce
Tekin Başkanım da bahsetti; Sınır Tanımayan Gazeteciler
Örgütünün hazırladığı raporda, 2022 yılında Dünya
Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke içerisinde 149uncu
sıradayız; bu sizin rezilliğiniz işte, bu sizin
ayıbınız! Yine, aynı şekilde Türkiye olarak Hukukun
Üstünlüğü Endeksi'nde 130 ülke içerisinde 117nci sıradayız. Hiç
utanmıyorsunuz değil mi? İşte ülke bu hâle geldi,
artık bu yasalar çıktıktan sonra ne hâle gelecek hep beraber
göreceğiz.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, lütfen, ifadelere müdahale eder
misiniz? Yani bu nasıl ifade? Rezillik utanmamak bunlar nasıl
ifadeler Başkan ya?
BURAK ERBAY (Devamla) -
Hâlbuki bu yapmak istediğiniz yasalarla ilgili bütün düzenlemeler var
aslında, Türk Ceza Yasasında var. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Lütfen, hatibi temiz dil kullanmaya
çağırır mısınız?
BAŞKAN Sayın
Ünal
Sayın Erbay
BURAK ERBAY (Devamla)
Bakın, bu Türk Ceza Yasasından korkuyorsunuz, kaçıp
gideceksiniz, onu engellemeye çalışıyorsunuz, korkunuz ondan,
gençlerden korkuyorsunuz. Biz il il geziyoruz ya, bir vatandaşla
tanışmışım, daha bugün bana telefon açtı,
Sayın Vekilim, tanışmıştık, hatırladın
mı? dedi. Ne oldu ağabey? Bak, sizin AKP'li bir vekil
Vekilimiz
Alpay Bey suç duyurusunda bulunmuş sosyal medyadan kendisine hakaret
edildi diye ve bakın ne yazıyor biliyor musunuz?
RECEP ÖZEL (Isparta) Ne
hakaret yapmış? Ne yazmış? Ne demiş?
BURAK ERBAY (Devamla) -
Yargıtay kararı var içinde, bilmiyor olabilirsiniz. Ne diyor? Görsel
ve işitsel yayınlarda yapılan hakaretlerle ilgili Yargıtay
kararından bahsediyor ve -BAMla İlgili- bölge adliye mahkemesinin
verdiği kararı yazmışlar dilekçelerde. Yani bu konuda bir
soruşturma açılmış ve vatandaş bugün ifade verdi
biliyor musunuz?
RECEP ÖZEL (Isparta) Ne
demiş o, ne demiş?
BURAK ERBAY (Devamla)
İfade verdi, yani bu konuda düzenlemeler var ama korku bacayı
sarmış, o yüzden baskıları artırıyorsunuz.
RECEP ÖZEL (Isparta)
Hakaret mi etmiş?
BURAK ERBAY (Devamla)
Bakın, yine Muğladan bir kardeşimiz üç dört gün önce, 2019
yılında, Mayıs ayında Sadi Güvenle ilgili bir yazı
yazmış...
UĞUR AYDEMİR
(Manisa) Boş konuşuyor, boş konuşuyor.
BURAK ERBAY (Devamla)
bununla ilgili Jandarmaya çağrıldı.
RECEP ÖZEL (Isparta) Ya
hakaret mi ediyor o önemli, özrü var mı? Küfrediyor, hakaret ediyor.
BURAK ERBAY (Devamla) Ya,
niye söylüyorum? Bu yasalar var zaten ama korku bacayı sarmış.
Bakın arkadaşlar,
belki okumamışsınızdır, haberiniz yoktur, biz
sonuçlarını anlatmaya çalışıyoruz bu yasanın.
İki senedir Muğlada yangınlarla uğraşıyoruz. Son
Marmaris yangınında Aksaz Deniz Üs Komutanlığı
yanarken yangın haberi geliyor, iki üç saat geçince zaten yangın
kaçtı mı günlerce devam ediyor. Aksaz Deniz Üssü yanarken bölgeden
takip ettik. Gittik bölgeye, saat beş, altı civarı Sayın
Orman Bakanı açıklama yaptı: Yangın kontrol altına
alındı. dedi. Şimdi saat on iki civarı çektiğim
fotoğrafı göstermek istiyorum.
RECEP ÖZEL (Isparta) Ya
kontrol altına almak demek, söndürmek demek mi?
BURAK ERBAY (Devamla)
Altıda kontrol altına alındı. dediği de bu. Kim
dezenformasyon yapıyor şimdi? Yargılayacak
mısınız bu kişiyi? Saat on ikide bu şekildeydi. (CHP
sıralarından alkışlar)
UĞUR AYDEMİR
(Manisa) Kontrol altına almak demek söndürmek demek değil.
BURAK ERBAY (Devamla) Yine,
yaz başında Datçada yangın. Bakın, Bakanla
karşılaştık, dedi ki: Bu gece, gece görüşlü
helikopterler kullanılacak. Sabaha karşı açıklama
yapıyor, Etkin bir şekilde havadan müdahale ettik. dedi. Sabaha
kadar oradaydım, 5 tane sorti yaptı, çekti gitti o gece görüşlü
helikopter.
UĞUR AYDEMİR
(Manisa) Sayın Hatip, kontrol altına almak demek söndürmek demek
değil.
BURAK ERBAY (Devamla) Yani
orada da yalan söylediler arkadaşlar. Şimdi, oradan, işte, kimi
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
BURAK ERBAY (Devamla)
Şimdi esas anlattık basınla ilgili kısımları. Bu
yasa gençleri çok ilgilendiriyor arkadaşlar. Ben buradan 15
yaşında, 16-17 yaşında ve özellikle 2023te Türkiye'nin
kaderini belirleyecek 18-19-20 yaşında ilk defa oy kullanacak
kardeşlerime seslenmek istiyorum: İstediğiniz yere tatile
gidemiyorsunuz, istediğiniz yemeği yiyemiyorsunuz, istediğiniz
tableti, kıyafeti alamıyorsunuz ve mutsuzsunuz. Bunun sebebi de bu
AKP iktidarı ve maalesef peşine takılan MHP. (CHP
sıralarından alkışlar)
RECEP ÖZEL (Isparta) Hadi
oradan! Hadi oradan!
BURAK ERBAY (Devamla) Tek
özgürlüğünüz var; cebinizdeki telefonlar; Instagram var, Facebook var,
YouTube var, orada haberleşiyorsunuz. Bugün 12 Ekim, eğer buradaki
yasa Meclisten geçer ise arkadaşlar, bu telefonlarınızı
artık bu şekilde kırıp atabilirsiniz genç kardeşlerim.
(Hatibin çekiçle cep telefonunu
kırması)
BAŞKAN Sayın
Erbay
Sayın Erbay
BAKİ
ŞİMŞEK (Mersin) Sayın Başkan, bu ne ya? Böyle bir
terbiyesizlik var mı! Böyle bir şey olmaz ya!
BURAK ERBAY (Devamla)
Kullanmanıza gerek kalmayacak ama 2023 Haziranda o genç kardeşlerim
size gereken dersi verecektir.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Ya Başkan, ne yapıyor bu arkadaş ya?
BURAK ERBAY (Devamla)
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar, AK PARTİ sıralarından gürültüler)
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Böyle bir terbiyesizlik olmaz ya, saygısız
adam ya, milletin kürsüsü burası ya, millet kürsüsünde yapılır
mı?
BURAK ERBAY (Muğla)
Terbiyesizlik değil, gerçekler bu.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, bu nasıl bir şeydir
ya?
BAŞKAN Sakin olun
arkadaşlar, sakin olun, sakin olun.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Bu nasıl bir provokasyondur! Yazıklar olsun
ya!
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Yazıklar olsun ya! Şuraya bakar
mısın ya, şu milletin kürsüsüne yaptığına bakar
mısın ya, millet kürsüsünü çekiçliyor ya!
BURHANETTİN BULUT
(Adana) Yerine otur! Sana ne! Senin telefonunu mu kırdı? Otursana
yerine!
BAKİ
ŞİMŞEK (Mersin) Sayın Başkan, böyle bir
terbiyesizlik var mı, böyle bir şey olmaz ya!
(Gürültüler)
BAŞKAN Sakin olun
arkadaşlar.
BURHANETTİN BULUT (Adana)
Otur yerine, sana ne!
RECEP ÖZEL (Isparta) Sen
otur yerine!
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Sen otur saygısız! Şımarık! O
kürsü milletin kürsüsü, milletin kürsüsü o kürsü, vuramaz oraya. Terbiyesiz!
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum
BURHANETTİN BULUT
(Adana) Sana ne, sana ne! Seni ne ilgilendiriyor? Otursana yerine, otur
yerine! Sen amir misin?
BAŞKAN Sayın
Bulut, Sayın Bulut
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Evet, şımarık şey. Terbiyesiz
adam!
BAŞKAN Sayın
Aydemir
BURHANETTİN BULUT
(Adana) Kimsin sen, senin dediğini yapacağım? Otur yerine,
otur yerine, otur!
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Terbiyesiz adam! Elinle ayağınla oynama!
Şımarık!
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)
Engin Bey, bir müdahale eder misin arkadaşlara. Engin Bey
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Orası milletin kürsüsü Beyefendi, kürsü, oraya
vuramaz çekiçle; milletin kafasına vurmaktır o. Ayıptır ya!
BAŞKAN Sayın
Aydemir, lütfen
Kürsüye vurmadı, yerli
ve millî olmayan bir telefonu kırdı, kürsüye vurmadı.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Kürsüye vurdu, resmen kürsüye vurdu.
RECEP ÖZEL (Isparta) Ceza
vermeniz lazım, ceza.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Çekiç
almış Sayın Başkan, böyle şey olur mu ya! İç
Tüzüke aykırı bu.
İBRAHİM
AYDEMİR (Erzurum) Cep telefonu milletin malı ya, böyle bir şey
olabilir mi ya!
BAŞKAN Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 24üncü maddesinde yer alan
basın kanununa ibaresinin basın kanununa göre çalışan
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Kemal
Bülbül
Adana Batman Antalya
Ömer
Öcalan Züleyha
Gülüm Ali
Kenanoğlu
Şanlıurfa İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
ORHAN KIRCALI (Samsun) Katılamıyoruz Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Şanlıurfa Milletvekili Sayın Ömer Öcalan.
Buyurun Sayın Öcalan.
(HDP sıralarından alkışlar)
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, çekiçle de gelmeye başladılar ya, iş
çığırından çıkıyor gittikçe yani.
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Halkımızı saygıyla
selamlıyorum.
Bu akşamüzeri Rize
Kalkandere Cezaevinde Süphan Çabuk kalp krizi iddiasıyla şüpheli bir
şekilde ölmüştür. Ailesine, halkımıza
başsağlığı diliyoruz. Maalesef cezaevleri ölüm evine
döndü, biz de bu işin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
Değerli arkadaşlar,
bu kanun toplumu zapturapta alma kanunudur, bir sansür kanunudur. Öyle, güzel
kelimelerle, dezenformasyonla mücadele gibi bir durum yoktur. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Ne oluyor orada ya?
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bu
işe akil insanlar heyetinde başlayan Hüseyin Hoca gelip burada bu
kanunu savunuyor, sansürü savunuyor.
METİN GÜNDOĞDU
(Ordu) Sansürü savunan yok burada. Hakaret edenlere, yalan haberlere
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Toplumun bilgi alma hakkının karşısında duruyor. Akil
heyetler komisyonunda yer alan Bu ülkenin özgürlüğüne,
barışına katkı sunacağım. diye yola çıktı,
maalesef burada bambaşka bir yola girildi. Keşke o komisyonda
rollerini oynayabilseydiler, bazı konularda başarılı
olabilseydiler.
Mesela buraya İsviçre
kanunlarını da getirseniz zihniyet bu olduktan sonra
değişen bir şey olmayacak arkadaşlar. En iyi kanunu da
yapın; kafa bu, zihniyet bu. Karşıyı kabul etmiyor,
farklılığı kabul etmiyor, farklı bir sese tahammül
edemiyor. Bunun kısmen AKPyle alakası tabii ki var ama diğer
kesimlerle de alakası var, bunu böyle görmek lazım. Görmüyor
işte, cezaevindeki ölümleri görmüyor, mesele biraz böyledir ama bu
dövüşe devam edeceğiz, mücadeleye devam edeceğiz, bu zalimlere
karşı direneceğiz tabii ki, milim de geri adım
atmayacağız. Ama çözüm cumhuriyetin 2nci yüzyılında
demokratikleşmektir, farklı düşüncelere saygı göstermektir,
farklı kimliklere, farklı inançlara saygı göstermektir, işe
buradan çıkabilirsiniz. Cumhuriyetin 2nci yüzyılında bu
militanvari kafayla devam ederseniz bölünmeyi derinleştirirsiniz, zaten
derinleşmiş. Herkes kendi mahallesinden konuşuyor, kendi
alanından konuşuyor. Ondan dolayı, tabii ki bu ülkenin
demokratikleşmesinde, cumhuriyetin demokratikleşmesinde Kürtlerin de
faydası var, Türklerin de faydası var, Alevilerin de faydası var
ama bir dayatma içerisindesiniz kardeşim! Ya bu acı şeyi yutkunacaksınız
ya da yutkunacaksınız. diyorsunuz, başka yol göstermiyorsunuz,
çözüm odaklı değilsiniz, demokratik değerlerde anlaşmaya
gelmiyorsunuz, her şeyi derinleştiriyorsunuz. Birileri boynunuza bu
ipi takmış, gevşetmiyor, faşizmde, milliyetçilikte, ırkçılıkta
yarışmaya devam ediyorsunuz, basında bunu kontrol altına
almaya çalışıyorsunuz. 15 Temmuzda Cumhurbaşkanı
yaptığı açıklamada
Bir arkadaşımız CHP'de
milletvekili, biri de Hüseyin Hoca burada, milletvekili; böyle acı
şeylerin yaşanmaması için gazetecilerin konuşması
lazım, düşünce insanlarının konuşması lazım.
Çok karşınızda da olabilirler, sizin düşüncenize
katılmayabilirler ama bırakınız düşünceler çarpışsın,
çatışsın, fikirler çatışsın. Her şeyi
konuşalım, konuşulmayan denilen şeyleri de konuşalım
ama yok. Benim gibi konuşacaksın, benim gibi yaşayacaksın,
benim gibi inanacaksın, benim çizgime geleceksin. diyor.
Orta Doğu
insanlarıyız, kusura bakmayın, kimse kimseye dayatarak boyun
eğdirmez. Zaten Orta Doğu karakteri ortadadır, her yer kan gölüne
dönmüş, insanlar ölüm içindedir. Sadece Türkiyede değil, Suriyenin
durumu ortada, Irakın durumu ortada. Yirmi beş gündür İranda
bir başkaldırı durumu var, kadınlara uygulanan zulüm
ortadadır. Sizin amacınız Türkiyeyi biraz daha oraya çekmek, bu
politikalarla biraz daha Orta Doğu karakterine büründürmektir.
Amacınız budur ama biz tabii ki bunun mücadelesini veriyoruz, bu
kanunlar içinde bunun mücadelesini veriyoruz, bunun
çalışmasını yürütüyoruz, bu çalışmalarımızı
yürütmeye devam edeceğiz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Bakınız, sayınız çok. Cumhurbaşkanı akşam
size kızmış, Niye eve gittiniz, niye oturmadınız?
dedi ama burada oturarak da el kaldırmaktan başka bir şey yapmıyorsunuz.
RECEP ÖZEL (Isparta) Hadi
oradan ya! Sana ne ya, sana ne!
ABDULLAH NEJAT KOÇER
(Gaziantep) Hadi oradan hadsiz!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Dün
yediğiniz fırçanın acısını buradan çıkarmaya
çalışıyorsunuz. Gelin kardeşim, milletvekili iseniz bu
koltuklarda oturun, bu ceberut anlayışın kanunlarını
da savunun, sahipliğini de yapın. Biz de buradayız. Bugün sabaha
kadarsa sabaha kadar, biz buradayız. Biz bu işlere
alışkınız ama sizin şatafat içerisinde yaşayan
milletvekilleriniz bu işlere alışkın değil.
RECEP ÖZEL (Isparta) Hadi
oradan, yürü!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Bunun
mücadelesini vereceğiz.
RECEP ÖZEL (Isparta) Hadi
oradan!
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Militanlık yapmaya devam et.
RECEP ÖZEL (Isparta)
Militan sensin!
ÖMER ÖCALAN (Devamla)
Bağırmaya devam et.
RECEP ÖZEL (Isparta) Sensin
militan! Seni militan seni!
ÖMER ÖCALAN (Devamla) Biz
bu zeminde konuşacağız, sen de çıldırabilirsin.
Halkımızı
selamlıyorum, herkese iyi akşamlar. (HDP sıralarından
alkışlar)
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun
Sayın Ünal.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
46.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünalın, Şanlıurfa
Milletvekili Ömer Öcalanın 340 sıra sayılı Kanun
Teklifinin 24üncü maddesi üzerinde verilen önerge hakkında
yaptığı konuşmasındaki bazı ifadelerine
ilişkin açıklaması
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hatip demokrasiden bahsediyor, öncelikle
kullandığı üslup son derece çirkin,
aşağılayıcı, ötekileştiren bir üslup
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Mesela, mesela?
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş)
ve Boynunuza ip bağlamışlar. dedi. Bu
millet ipin kimin boynunda olduğunu çok iyi biliyor. (AK PARTİ ve MHP
sıralarından alkışlar) Ve bu ifadeyi aynen iade ediyorum.
Konuşmalarınıza
dikkat edeceksiniz! İp bağlamak diye bir ifade olmaz. O kürsüde
konuşurken karşınızdaki milletvekilinin saygın bir
insan olduğunu kabul ederek konuşacaksınız. (Gürültüler)
ÖMER ÖCALAN
(Şanlıurfa) Soyut anlamda, soyut düzlemde söylüyorum.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Bağırmadan anlat,
bağırmadan anlat.
BAŞKAN Sayın
Ünal
Sayın Ünal, karşılıklı konuşmayın
lütfen.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Bu insanların hepsi saygın ve onurlu
insanlardır.
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Siz de öyle konuşacaksınız.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) O insanlara Fırça yiyorsunuz. diyemezsiniz.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Parmak sallama, parmak sallama.
BAŞKAN Sayın
Ünal
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Saygın bir dil kullanacaksınız. Kimseye
Boynunuza ip takılmış. diyemezsiniz. (Gürültüler)
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Saygının olmadığı yerde
saygı göremezsiniz.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Lütfen
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Sizler sabah akşam yandaş medyanızla bizim
hakkımızla konuşurken
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) İnsanları katlettiriyorsunuz her gün.
MAHİR ÜNAL (Kahramanmaraş)
Kimin kimi katlettiğini biliyoruz.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Biz de sizi biliyoruz.
BAHAR AYVAZOĞLU
(Trabzon) Hadi oradan!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Hadi sen git oradan! Talimatla konuşanlar!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, sadece tutanaklara geçsin.
Yani biz...
BAŞKAN Bir müsaade
edin.
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Size boyun eğecek kimse yok burada.
BAŞKAN Bir müsaade
eder misiniz.
Herkese konuşma
imkânı tanıyoruz. Grup Başkan Vekilleriniz sizin
adınıza konuşuyorlar. Lütfen bağırmayın ve
anlaşılır olsun konuşmalarımız.
Buyurun Sayın
Beştaş.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Sayın Başkan, yani bir Grup Başkan
Vekilinin vekile yönelik tabii ki eleştirisi olabilir.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hatibe yönelik.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Hatip, vekil sonuçta.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Evet, oradaki hatibe dönük benim bu
açıklamalarım.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yani hatibe yönelik tabii ki itiraz edebilir,
eleştirebilir de, sataşma varsa söz de alabilir ama bu şekilde,
parmak sallayarak vekile bu şekilde bir yöntemle konuşamaz.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) O da vekil gibi konuşsun.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Habip Vekilin ayağını
kırdınız, ayağını. Bu kadar da pişkinlik pes
yani!
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Hâlâ konuşuyorsunuz ya!
BAŞKAN Sayın
Altay
47.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, Pençe-Kilit Operasyonu
bölgesinde şehit olan Uzman Çavuş İbrahim Hana ilişkin
açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, üzücü bir haberi ve bu haberle ilgili
düşüncemizi paylaşmak için söz almıştım, biraz gerilim
oldu ama Pençe-Kilit Operasyon bölgemizde Uzman Çavuş İbrahim Han
evladımız şehit oldu.
BAŞKAN Allah rahmet
eylesin.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Biz nelerle uğraşıyoruz,
çocuklarımız oralarda şehit oluyor. Ben bunun son
olmasını
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
Bunun son olmasını
Ayıp ya!
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Çok ayıp arkadaşlar.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Bu şehit haberinin Allahımdan son şehit
haberi olarak bölgeden gelmesini, başka şehitler vermek
istemediğimizi beyan ediyorum. Mehmetçikimizin ayağına taş
değmesin, burnu kanamasın.
MUSTAFA YEL (Tekirdağ)
Lütfen şu gruba bakarak söyleyin onu.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Bu vesileyle
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altay, devam edin.
MUSTAFA YEL (Tekirdağ)
Lütfen bana değil, karşı tarafa söyleyin.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Çok ayıp!
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) Çok ayıp! Arkadaşlar, şehit haberinden
bahsediyor ya!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Bu kadar ruhsuzlaştığınıza da
inanamıyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Allah acılı aileye, Türk Silahlı
Kuvvetlerimize ve aziz milletimize sabır versin, mekânı cennet olsun.
Şu tabloyu da aziz
milletin takdirine havale ediyorum. (AK PARTİ sıralarından
gürültüler)
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Biz de sizi havale ediyoruz.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Kardeşim, terörle mücadelede şehit olmadı
mı? Niye terörle mücadelede şehit oldu demiyorsunuz.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Pençe-Kilit Operasyon bölgesi dedik ya!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Terörle mücadelede şehit oldu Engin Bey.
MUSTAFA YEL (Tekirdağ)
Neden orada bulunuyorlardı acaba şehit olurken?
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) PKK ve PYDnin çömezleriyle savaşırken
(AK
PARTİ sıralarından PKK kahrolsun sesleri)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Size yazıklar olsun ya! Şurayı da istismar
ediyorsunuz ya Allah belanızı versin ya!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Sana yazıklar olsun sana!
MUSTAFA YEL (Tekirdağ)
Size yazıklar olsun size!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Hadi
MUSTAFA YEL (Tekirdağ)
Hadi, hadi!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Hareket çekme bana! Hareket çekme bana! Bana hareket çekme!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Sen de yapıyorsun!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sen başlattın!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Nerede ben başlattım!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Çek elini! İndir elini oradan!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) PKK, PYD dedim! Sen niye alınıyorsun?
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Kırarım o elini!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Yok ya!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Terbiyesiz adam! Ne hareketi o öyle!
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Hadi oradan!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Tamam!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Sayın Akçaya söz verdim. Sayın milletvekilleri,
lütfen
Buyurun Sayın Akçay.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Şehit gelse bir de oynayacaklar ya, geldikçe
oynayacaklar ya.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Kimin şehit cenazesi
HULUSİ ŞENTÜRK
(İstanbul) Tövbe tövbe.
RECEP ÖZEL (Isparta) Ne
oynayacağız ya!
(AK PARTİ
sıralarından Ayıp ediyorsunuz sesleri)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Siz ayıp ediyorsunuz!
METİN NURULLAH SAZAK
(Eskişehir) Dinle, dinle, Grup Başkan Vekili konuşuyor, dinle.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Bir Grup Başkan Vekili konuşmak için bekliyor
şu anda.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Özür dilerim Başkan.
BAŞKAN Buyurun
Sayın Akçay.
48.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, Genel Kurula çekiçle girilmesine
ilişkin açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, biraz önce Cumhuriyet Halk Partisi Muğla Milletvekili
kürsüde konuşurken elinde çekiçle bu telefon materyalini parçaladı.
Sorum hem size hem de Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Grup Başkan
Vekiline. Efendim, Genel Kurula çekiçle girilebilir mi?
BAŞKAN Girilemez.
İLHAMİ ÖZCAN AYGUN
(Tekirdağ) Silahla girenleri ne yapacağız?
ERKAN AKÇAY (Manisa) Peki,
en azından uyarmak gerekmez mi ve hâlâ bu çekiç şu anda Genel Kurulda
mıdır?
RECEP ÖZEL (Isparta)
Kınama cezası gerektiriyor.
BAŞKAN Öyle mi? Ben
çıkardıklarını düşünüyorum ama hâlen
OKAN GAYTANCIOĞLU
(Edirne) Görsellik Başkanım
BAŞKAN Onu bir
görsellik olarak kullandılar herhâlde.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Tasvip
ediyor musunuz Sayın Altay?
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Sayın Başkanım, silahla Meclise girenler var, önce onu
engellesin. Silahla girenler var, silahla.
BAŞKAN Sayın
Akçay, kötü niyetle kullanılmadığı için
ERKAN AKÇAY (Manisa) Kötü
niyetle olur mu efendim? Yarın bir başkası başka bir aletle
gelirse ne olacak?
BAŞKAN Sayın
Akçay, siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Kimse milletvekillerini Genel
Kurula girerken kontrol etmiyor yani böyle bir usul de yok.
BAHAR AYVAZOĞLU
(Trabzon) Gördünüz ama uyarmadınız, bir şekilde
uyarabilirsiniz. Gördünüz, uyarmadınız.
BAŞKAN Onun için de bu
çekiç kötü niyetle kullanılmak amacıyla getirilmiş bir çekiç
değil, bunu da fazla büyütmeye gerek olduğunu düşünmüyorum.
SEMİHA EKİNCİ
(Sivas) Niyetini nereden biliyorsunuz?
BAŞKAN Ben
arkadaşımdan rica ediyorum, çekici de dışarı
çıkarsın, bir sıkıntı olacağını da
düşünmüyorum.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, burada niyet arayamazsınız, niyet
arayamayız. Burada fiilî bir durum var .
ALİ ŞEKER
(İstanbul) Bu kanunla bütün telefonları kırıyorsunuz.
ERKAN AKÇAY (Manisa) - Yani
bunlar, Genel Kurulun görüşmelerini çığırından
çıkartabilecek son derece yanlış birtakım
davranışlardır, tutumlardır.
BAŞKAN Evet, biz
arkadaşımızı uyaralım.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Bunlara göz yumuldukça, Allah korusun, daha vahim birtakım hadiselerle
karşı karşıya gelme ihtimalini de taşır.
BAŞKAN
Haklısınız.
ERKAN AKÇAY (Manisa) Onun
için tavrımızı hep birlikte kesin ve net olarak ortaya
koymamız lazım.
BAŞKAN
Arkadaşımızı uyaralım bu konuda, diğer
arkadaşları da uyaralım; kesici, yaralayıcı aletlerle
Genel Kurula girmesinler lütfen.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sabahki kürsü işgallerine burada hep birlikte tanık da olduk.
Şimdi, biri geliyor çekiçle, öbürü başka bilmem neyle, kimi de
muştayla gelsin. Böyle bir şey olabilir mi?
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Efendim, bir de öldürücülüğü de söyleyin. Sert, kesici
Silahla
giriyorlar Sayın Başkanım, silahla giriyorlar, silahla.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Kim giriyor ya? İsim versene, kim giriyor? Kim
giriyorsa söyler misin Sayın Tanal?
VIII.-
OTURUM BAŞKANLARININ KONUŞMALARI (Devam)
4.-
Oturum Başkanı TBMM Başkan Vekili Haydar Akarın,
milletvekillerinin çekiç, kesici ve yaralayıcı aletlerle Genel Kurula
girmemeleri gerektiğine ilişkin konuşması
BAŞKAN
Arkadaşlar, sayın milletvekillerinin Genel Kurulda nasıl
bulunması gerektiği tarif edilmiştir İç Tüzükte. Tabii, milletvekilleri
Genel Kurula girerken bir arama yapılması söz konusu değildir,
bunu kabul etmek de mümkün değildir, girmemeleri temennimizdir. Evet, kötü
niyetle getirilmemiştir ama bundan sonra da çekiç ve diğer kesici
veya yaralayıcı aletlerin Genel Kurula sokulmaması özellikle
rica olunur.
YAŞAR KIRKPINAR
(İzmir) Ceza verelim. Kınama cezası vermeyelim mi?
BAŞKAN - Sayın
Akçay, ne yapmamı istiyorsunuz? Çekici alıp ben mi
dışarı çıkartayım?
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, burada iyi niyet veya kötü niyet aranmaz, fiilî bir
durum var. O bakımdan, uyarmanızı istirham ediyorum.
BAŞKAN Peki, ben
milletvekilimizi buradan uyarıyorum, ben Oturum Başkanı olarak
milletvekilimizi uyarıyorum, tekrarı hâlinde de gereken disiplin
cezasını uygularım.
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Teşekkür ederim.
BAŞKAN Bir başka
milletvekili arkadaşımız da bunu yaparsa onu da buradan
şimdiden hatırlatmış olayım, ilk fırsatta
uyaracağım.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Bizden kimse yapmaz, o tarafa söyle.
BAŞKAN - Evet,
görüşmelere devam ediyoruz.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 24üncü maddesinin birinci
fıkrasında yer alan değiştirilmiştir ibaresinin
yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Adana İstanbul Gaziantep
Orhan
Çakırlar Fahrettin
Yokuş
Edirne Konya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
BELGİN UYGUR (Balıkesir) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Konya Milletvekili Sayın Fahrettin Yokuş.
Buyurun Sayın
Yokuş. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
FAHRETTİN YOKUŞ
(Konya) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sansür yasa
teklifinin 24üncü maddesi hakkında söz almış
bulunmaktayım. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Pençe-Kilit Operasyonunda
şehit olan Uzman Çavuş İbrahim Hana Allahtan rahmet diliyor,
büyük Türk milletine de başsağlığı diliyorum.
Değerli milletvekilleri,
anayasalar, insan hak ve özgürlüklerini korumak için tesis edilir, öncelikle de
işin özünde devletten korumak söz konusudur yani bireyin hak ve
özgürlüklerini korumak o kadar kıymetlidir ki kendi devletinden korumak
için anayasalar ortaya çıkmıştır. Bu yasa teklifinin
gerekçelerine baktığımız zaman birçok satırında
bireyimizin hak ve özgürlüklerini korumak için devletin tedbir alması
gerektiğinden söz edilmektedir oysa işin özünde bireysel hak ve
özgürlükleri çoğu zaman devletten korumak icap eder. Bugün Türkiye'deki
birçok sorunun altında yatan sebepler de demokrasiye, insan haklarına
ve bireysel özgürlüklere yeterince değer verilmeyişinden
kaynaklanmaktadır.
RTÜK basına ve
televizyonlara verdiği cezaların hemen hemen tamamına yakınını
muhalif olanlara vermektedir. Görsel ve yazılı tüm medyayı
kontrol eden siyasi iktidar, iktidarda kalmanın zor olduğunu görünce
sosyal medyayı da kontrol etme yolunu seçmiştir. Basında temel
kural, basının bağımsız olmasıdır, bu temel
kuralı zedelediğimiz zaman basın görev yapamaz hâle gelir. Bu
kanun teklifinde, görüldüğü gibi 300 bin liradan 1 milyon liraya kadar
cezalar, diğer taraftan bir yıldan üç yıla kadar hapis
cezaları muğlak ifadelerle kaleme alınmıştır.
Bugüne kadarki uygulamalarınıza baktığımızda,
ceza almış onlarca, yüzlerce medya mensubu ve hapse girmiş
basın mensupları ki hepsinin muhalefet mensubu olduğunu yani
iktidara karşı itirazda bulunanlar olduğunu hepimiz biliyoruz.
Değerli milletvekilleri,
bu kanun teklifi Anayasamızın 2nci maddesinde güvence altına
alınan hukuk devleti ilkesiyle de çelişmektedir çünkü kanun
teklifinde kanunilik ilkesi karşılanmamakta, aksine öngörülemez ve
belirsiz unsurlar esas alınmaktadır. Halkı yanıltıcı
bilgiyi alenen yaymak gibi bir yeni suç tanımı ortaya
çıkacaktır, muğlak ve ucu açık ifadelerle hangi
savcının hangi yanlış bilgiyi yayanlarla ilgili harekete
geçeceği bilinmeyecektir. Sosyal medyadaki eleştirel
paylaşımlar dezenformasyon olarak suçlanabilecektir. Yalan haberi
yapanın yanı sıra yayan ifadesi getirilerek demokrasiyi ve
ifade özgürlüğü ilkesini temelinden sarsıp çökertecek pek çok
uygulamayla karşı karşıya kalınacaktır.
Kısaca, bu kanun teklifi ülkemizi en az yüz yıl geriye götürecek. Konuşma,
yazma, yakarım. kanunudur bu aslında. Bu kanun teklifi Gerçeğe
aykırı yazan, çizen kim varsa bu yasaya dayanarak hapse
atacağım. diyor.
Değerli milletvekilleri,
Kanunun amacı, yalan haberin önüne geçmek. deniyor ama kim karar
verecek, yayınlanan haberin yalan olduğuna kim karar verecek? Örnek: Bağımsız
bir kuruluş olan ENAG yıllık enflasyonu yüzde 186 olarak
açıkladı, TÜİK de yüzde 83 olarak açıkladı. Bu yasa
düzenlemesine göre, ENAGın açıkladığı rakamlarla TÜİKin
rakamları örtüşmediği için ENAG yöneticileri yalan haber
yapmaktan ve yaymaktan cezalandırılacak. Enflasyon yüzde 180 oldu.
diyenlerin vay hâline! Hükûmetin adaletiyle maalesef bu insanlar
tanışacak.
Hepimiz biliyoruz,
TÜİKin rakamlarına bu ülkenin yüzde 90ı inanmıyor. Niye?
Yaşadığı gerçek başka, yayınlanan başka.
TÜİKe kaç kere müdahale ettiğinizi defalarca burada anlattık;
atama üstüne atama yaptığınızı, TÜİKin rakamlara
takla attırdığını. Yahu, siz suç işleyeni
değil, suç işlemeyeni cezalandıracaksınız bu
mantığınızla yani gerçekler gerçeğe aykırı
olacak; bu gerçek kime göre, neye göre belirleniyor? Gerçeği AK PARTİ
Hükûmeti tanımlıyor, neyin ve nelerin bu gerçeğin
dışında kaldığına da yine AK PARTİ Hükûmeti
karar veriyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
FAHRETTİN YOKUŞ
(Devamla) Kişisel fikirlerimizin neredeyse hiç önemi kalmayacak ve
düşündüğümüzü söyleyemeyecek ve yorum yapamaz hâle geleceğiz.
Türkiye Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk: Basın milletin
müşterek sesidir. Basın hürriyetinden doğan mahzurların
giderilmesi vasıtası, yine basın hürriyetiyle olur. diyerek
aslında bize mesaj veriyor.
Son söz, her ne kadar sansür
yasasını getirseniz de
Aslında yasa getirmenize de gerek yok
çünkü zaten yasaların, Anayasanın hiçbir anlamı yok.
Anayasanın 10uncu maddesinde diyor ki: Herkes kanun önünde
eşittir. Vallahi ben gittiğim her yerde soruyorum, vatandaşa
soruyorum: Ey vatandaşım, kanun önünde eşit miyiz? diyorum.
Bir Allahın kulu Eşitiz. diyemiyor. Niye biliyor musunuz? Vallahi
eşit değiliz çünkü siz Anayasa, yasa tanımıyorsunuz, hukuku
çiğniyorsunuz; yasa yapsanız ne anlamı var?
İyi akşamlar.
(İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
24üncü maddeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 24üncü madde kabul
edilmiştir.
25inci madde üzerinde 3
önerge vardır, okutup aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin 25inci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 25: 9/6/1932 tarihli
ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 114 üncü maddesinin
ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Elektronik
satış portalında ibaresi Elektronik satış portali ve
Basın İlan Kurumu İlan Portalında şeklinde, üçüncü
fıkrası aşağıdaki şekilde
değiştirilmiş, maddeye üçüncü fıkradan sonra gelmek üzere
aşağıdaki fıkra eklenmiş, mevcut dördüncü
fıkrasının birinci cümlesine "Gazete ibaresinden sonra
gelmek üzere ve İnternet haber sitesi ibaresi eklenmiş, mevcut
beşinci fıkrasının ikinci cümlesi aşağıdaki
şekilde değiştirilmiştir.
"Gazete ve İnternet
haber sitesi ilanları Basın İlan Kurumu
aracılığıyla aşağıda belirtilen usulde
yapılır.
"Toplam muhammen bedeli
elli bin Türk Lirasına kadar olan satışlar için gazete ve
internet haber sitesi ile ilan yapılıp yapılmayacağına
icra dairesince alakadarların menfaatleri dikkate alınarak karar
verilir. Ancak;
1. Toplam muhammen bedeli
elli bin Türk Lirasının üzerinde ve iki milyon Türk
Lirasının altında olanlar, satışın
yapılacağı yerde yayınlanan resmi ilan yayınlama
hakkını haiz bir yerel gazete ve bir internet haber sitesinde ilan
edilir. Satışın yapılacağı yerde resmi ilan
yayınlama hakkını haiz yerel gazete ve İnternet haber
sitesi yönetimi bulunmaması halinde ilan, icra dairesinin
belirleyeceği aynı il mülki sınırları içerisinde
bulunan başka bir yayın yerinde resmi ilan yayınlama
hakkını haiz bir yerel gazete ve bir internet haber sitesi
aracılığıyla duyurulur.
2. Toplam muhammen bedeli iki
milyon Türk Lirası ve üzerinde olanlar ise bir internet haber sitesinde ve
yurt genelinde dağıtılıp satışa sunulan ve ilan
talebi tarihinde günlük fiili satışı elli bin adedin üzerinde
olan resmi ilan yayınlama hakkını haiz bir gazetede
yayınlatılır.
3. Gazete ve internet haber
sitesinde yayınlanacak ilanlar eş zamanlı olarak Basın
İlan Kurumu İlan Portalında da duyurulur.
4. Bu madde kapsamında
Basın İlan Kurumu İlan Portalında yayınlanacak
ilanlardan ücret alınmaz.
5. Bu fıkrada yer alan
parasal limitler bir önceki yılın Aralık ayındaki
yıllık Üretici Fiyat Endeksi esas alınarak Adalet
Bakanlığı tarafından güncellenir ve her yıl 1
Şubat tarihinden geçerli olmak üzere aynı tarihe kadar Resmi
Gazete'de ilan edilir. Sözü edilen parasal limitler olağanüstü hallerde
yine Adalet Bakanlığının teklifi üzerine
Cumhurbaşkanı kararı ile güncellenebilir.
"Şu kadar ki,
gazetede, İnternet haber sitesinde, elektronik satış
portalında veya Basın İlan Kurumu İlan Portalında
ilanı yapılan metindeki hatalar, ihale tarihi
değiştirilmeksizin sadece elektronik satış portalında
İlanen düzeltilir.
Türabi
Kayan Engin
Özkoç
Kırklareli Sakarya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
BELGİN UYGUR (Balıkesir) Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden, Kırklareli Milletvekili Sayın Türabi Kayan.
Buyurun Sayın Kayan.
(CHP sıralarından alkışlar)
TÜRABİ KAYAN
(Kırklareli) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
340 sıra sayılı Kanun Teklifinin 25inci maddesi üzerinde söz
almış bulunuyorum. Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum.
AKP iktidarı darbe
yıllarında bile görülmemiş yöntemlerle toplumumuzun tüm
kesimlerini yasaklar ve uydurma suçlarla kıskaca almıştır.
Sanatçıların tiyatrolarını kapattınız,
kitaplarını yasakladınız, sinema eserlerini kuşa
çevirdiniz, heykellerini yıktınız. Sosyal medyada
düşüncesini ifade ettiği için gözaltına alınan gençler
AKPnin kültüre, sanata, düşünce özgürlüğüne ve basın
özgürlüğüne düşmanca, cahilce bakışının en büyük
kanıtı.
Şu an görüşmekte
olduğumuz 340 sıra sayılı Tekliftir size karşı
eleştiri içeren her düşünceye tahammülsüzlüğünüz, beğenmediği
her şeyi yasaklayan bir yapı hâline geldiniz. Yıllardır
gençlerin coşkuyla dinlediği müzikleri, izlediği konserleri bile
yasaklamayı başardınız maalesef. Gençlerin yan yana
durmasından bile endişe eder hâle geldiniz. Gençlerden neden bu kadar
korkuyorsunuz? Gençler özgürlük, eğitim hakkı ve parasız
eğitim, gelecek, sevgi, barış, kardeşlik, insan
haklarına saygı istiyor. Peki, AKP gençlere ne veriyor? Yasak, yasak,
yasak. Düşünceyi paylaşmayı, ifade etmeyi, sosyal medyada
gördüğü bir paylaşımı beğenmesi yasak. Özellikle son
bir yıl içerisinde yasaklanan konserler ve müzik festivallerinin listesi
öylesine uzundur ki böyle bir yasaklar listesi bugüne kadar hiçbir iktidar
tarafından yapılmamıştır. Halkımızın neredeyse
tamamı çıldırmak üzere, halkımız ve bizler
bahanelerinizden artık bıktık usandık. Her konuda toplumun
sinir uçlarını kaşır hâle geldiniz. Sonunu ve
sonuçlarını düşünmeden acımasızca
kutuplaştırmanızdan bıktık usandık.
Türkiye'ye ait olmasına
rağmen 2004ten bu yana Ege'de işgal edilen adalarımıza
yönelik hiçbir adımınız olmadı. Yunanistan Ege'deki
adaların tamamı benim. dedi, sesiniz çıkmadı.
Uluslararası anlaşmalara ve uluslararası hukuka aykırı
olarak Ege Denizi'ndeki adaların tamamını
silahlandırdılar. Peki, sizler ne dediniz? Neden bu kadar
sessizsiniz? Ama konu, yaptıklarınız sosyal medyada dile
dolaşıyor diye, dillendiriliyor diye aslan kesiliyorsunuz, her
şeyi yasaklıyorsunuz. Artık kabul edin, yönetemiyorsunuz;
hakaret ediyor, yok sayıyor, ayrıştırıyor, her
şeyi yasaklıyorsunuz ama yönetemiyorsunuz. Mafya liderinin
attığı ve atacağı tweetlerden korkuyorsunuz, neleri
ne kadar bildiğinden ve neleri açıklayacağından büyük bir
korku içindesiniz; bu kadar yasağa ve engellemelere rağmen bir yolunu
bulur da kirli çamaşırlarınızı ortaya çıkarır
diye ödünüz kopuyor. Bu yeni ifşaların yayılmasını
engellemek için şeytanın aklına gelmeyecek yöntemlere
başvuruyorsunuz. Halkımız çok büyük sorunlar altında
ezilirken sizin tek derdiniz mafya ve sansür. Bu korkunuz neden? Sosyal
medyadan neden bu kadar korkuyorsunuz? Size söyledik Konuşmanıza,
üslubunuza dikkat edin, halkla inatlaşmayın, halka hakaret etmeyin,
ayrıştırmayın. dedik, hem de defalarca söyledik.
Dinlediniz mi? Hayır. Ama vicdanınızı
kararttığınız için bizleri duymadınız, duymak
istemediniz. Sayenizde Türkiye en karanlık günleri yaşıyor ama
umutsuzluğa yer yok, umutsuzluğa gerek de yok. Geliyor gelmekte olan,
hiç merak etmeyin.
Tarih yazıyor, hiç mi
okumuyorsunuz? Hiç mi ders almıyorsunuz? Mussolini'den, Adolf Hitler'den,
Pinochet'ten, Batista'dan, Çavuşesku'dan, Jivkovdan, II. Abdülhamit'ten
bugün hangisi saygıyla anılıyor, bana bir söyler misiniz?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
TÜRABİ KAYAN (Devamla)
Biliyorum, II. Abdülhamit deyince sinirleriniz kabarıyor. Değerli
arkadaşlar, sizin yaptığınızın âlâsını
yaptı.
(AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
TÜRABİ KAYAN (Devamla)
Yaptı da ne oldu? Bütün aydınlar Paris'e kaçtı, Londra'ya
kaçtı; oradan fikirlerini yine beyan ettiler, oradan gazeteler vasıtasıyla,
çeşitli mektup göndermeler vasıtasıyla bütün bildiklerini, bütün
dünya gerçeğini anlattılar. Dayanabildi mi? II. Abdülhamit
dayanabildi mi? Siz nereden dayanacaksınız? Hele bu çağda, hele
bu devirde, hele sosyal medya bu kadar ilerlemişken aklınız
kesiyor mu? Peki, size soruyorum: Bu kadar cehalet niye? Size bir şey mi
oldu? Ne oldu, aklınız mı durdu sizin? Aklınız bir
şeyle mi bağlandı, bantlandınız mı?
Arkadaşlar, lütfen, beyninizi, aklınızı, gözünüzü dünyaya
açın. Dünya nereye gidiyor, siz nelerle uğraşıyorsunuz?
Nereye varacaksınız?
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Kayan.
TÜRABİ KAYAN (Devamla) -
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından
alkışlar)
BAŞKAN - Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 25inci maddesinin üçüncü fıkrasında
yer alan beşyüzbin ibaresinin ikiyüzbin ibaresiyle veya ibaresinin
ve şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu Ayhan
Erel
Adana İstanbul Aksaray
Bedri
Yaşar Yasin
Öztürk
Samsun Denizli
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
BELGİN UYGUR (Balıkesir) Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Hayrettin Nuhoğlu.
Buyurun Sayın
Nuhoğlu. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)
HAYRETTİN NUHOĞLU
(İstanbul) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri;
Basın Kanunu teklifi üzerine söz aldım. Selamlarımı
sunarım.
Konuşmama geçmeden önce,
İstanbulun Beykoz ilçesindeki Tokatköyde yaşanan bir drama
değinmek istiyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
tarafından rezerv yapı alanı ilan edilerek yapılan
haksız, hukuksuz, insafsız yıkım sonucu enkaza dönüşen
bölgede moloz kaldırma işlemleri devam ederken idare mahkemesi
planların iptal edilmesine karar vermiştir ama ne yazık ki
artık geriye dönüş mümkün değildir. Şimdi yapılacak
tek şey vardır: İmza versin vermesin, orada mağdur edilen
bütün hak sahipleri konuşularak ikna edilmeli, gönülleri
alınmalı ve hakları verilmelidir. Yapılan bu kadar
yanlışlıktan sonra hiç olmazsa mahkeme kararını
fırsat bilerek gelin bu haksızlığı düzeltin, herkesin
hakkını verin, mağduriyetleri giderin. Bu konuda biz
İYİ Parti olarak elimizden gelen katkıyı vermeye
hazırız.
Değerli milletvekilleri,
bu yasa teklifiyle iktidarın yalan söylemek konusunda serbest olmayı,
sınırsız bir şekilde en güzel yalanları söylemeyi
fakat kendi yalanlarını yüzlerine vuranlara ise konuşma
yasağı getirmeyi arzuladıklarını görüyorum. Bir
örnekle açıklayacağım: Son günlerde duyduğumuz önemli
haberlerden biri konut müjdesidir. 250 bin konut, 100 bin arsa, 50 bin sanayi
arsası, yetmedi 250 bin konut daha, 1 milyon da arsa müjdesi
Cumhurbaşkanı tarafından verildi, Çevre ve Şehircilik
Bakanı tarafından da detayları açıklandı. Gençler,
şehit yakınları, gaziler, engelliler ve bütün evsizler ümitle
beklemeye başladı. Bizler de sevindik, müjdeli haberi memnuniyetle
karşıladık. İktidarların en önemli görevlerinden biri
de vatandaşlarımızın barınma ihtiyacını karşılamaktır,
bu aynı zamanda Anayasa'nın verdiği bir görevdir. Onun için TOKİ'nin
neler yaptığını inceledik. 2019da da 100 bin konut müjdesi
verilmiş, bir buçuk yılda teslim edileceği vadedilmişti.
Bazı temellerin törenlerle atıldığını bile
görmüştük, ne var ki aradan üç yıl geçmesine rağmen verilen
sözler boş çıktı. TOKİ'nin internet sitesinden
aldığımız verilere göre üzülerek ifade ediyorum,
vadedilenler yerine getirilmemiştir. Bunları gördükten sonra yeni
açıklanan müjdeli haberlere şimdi şüpheyle bakmayalım
mı, insanlarımızın hayalleriyle oynanan boş vaatlere
yalan demeyelim mi? Türk Dil Kurumu sözlüğünde yalanın
karşısında gerçeğe uymayan söz yazmaktadır.
2019daki müjdeli haber olarak sunulan 100 bin konut projesi vaadi yerine
getirilmediğine göre yalan olmuyor mu? Kim ne derse desin, Türk halkı
bunun yalan olduğunu bilmektedir. İşte, bu teklif
kanunlaşırsa Niçin yalan söylediniz? diyerek tepki gösterenler
susturulacaktır.
Değerli milletvekilleri,
hatırlayanlar olacaktır, Hasan Mutlucan'ın çok güzel
söylediği Kekliği Düz Ovada Avlarım isimli bir Silifke türküsü
vardı: Buyurun arkadaşlar, davetim var benim/Herkes kesesinden
yesin, içsin, saltanatım var benim/Aslı yok yaylasında 1.500
koyunum var benim.
Türküdeki gibi, onlar
saltanatlarını sürdürürken biz de yalanlarını yüzlerine
vuracağız, gariban vatandaşlarımızın hayalleriyle
oynatmayacağız. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
Değerli milletvekilleri,
Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı 9 Ekimde bir
vakfın gençlik buluşmasında Yolsuzlukların
olmadığı, rüşvetin olmadığı,
yoksulluğun Allah'ın izniyle olmayacağı bir Türkiye'yi biz
hallederiz, bunu biz yaparız ve şu an itibariyle de onun
hazırlığı içerisindeyiz. demiştir. Yirmi yıl
önce yolsuzluğun, yoksulluğun ve yasakların
olmadığı bir Türkiye vaadiyle iktidara geldiklerinde, bugün
konuşulan o vakfın gençlerinin çoğunluğu henüz
doğmamıştı. 3Y formülü dediler, tam tersini
yaptılar.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
HAYRETTİN NUHOĞLU
(Devamla) Yolsuzluklar ayyuka çıktı, yoksulluk derinleşti,
yasaklar ise bu kanun teklifinde de olduğu gibi herkesin
konuşmasını yasaklamaya doğru gitmektedir. O 3Yye
şimdi 3Y daha eklenmiştir; yalakalık, yozlaşma ve yalan
saray kültürünün bir göstergesi hâline gelmiştir. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
Diyebiliriz ki: 3Yyle
geldiler, şimdi 6Yyle gitmeye hazırlanırken gene 1Yyle yolcu
olacaklar. Onlar yolcu olduktan sonra iktidar fırsatı gelince,
yapılan tahribatları gidermek için İYİ Parti olarak biz
hazır olduğumuzu beyan ediyoruz.
Saygılar sunarım.
(İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
NİYAZİ GÜNEŞ
(Karabük) Çok beklersiniz!
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 25inci maddesinde yer alan veya
internet haber sitesi ibaresinin ve internet haber sitesi şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Garo
Paylan
Adana
Batman Diyarbakır
Ali
Kenanoğlu Züleyha
Gülüm
İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
BELGİN UYGUR (Balıkesir) Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Diyarbakır Milletvekili Sayın Garo Paylan.
Buyurun Sayın Paylan (HDP
sıralarından alkışlar)
GARO PAYLAN (Diyarbakır)
Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; sizleri saygıyla
selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
otoriter rejimler bir süre saltanatlarını sürerler sonra çöküş
başlar, dünya tarihi bunların pek çok örneğiyle doludur.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Mesela?
GARO PAYLAN (Devamla) Neden
çöküş başlar arkadaşlar? İnsanlık tarihini okuyun,
neden çöküş başlar? Çünkü otoriter rejimler hata yapmaya
başlarlar, hatalarıyla yüzleşmek yerine hata
yaptıklarını söyleyenleri susturmaya başlarlar. Çünkü
otokratlar hatalarıyla yüzleşemezler. Ne dedi Sayın
Cumhurbaşkanı Sayın Putinle ilgili? Liderler
hatalarını kabul etmezler. dedi. Putin de hatasını kabul
etmeyecek. dedi. Güçlü liderler hatalarıyla yüzleşmezler. dedi. Bu
ne demektir? Ben de hatalarımla yüzleşmiyorum demektir.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bunu AKPli bir milletvekili arkadaşım söyledi;
şimdi beni dinliyorsa belki kızıyordur, Geçtiğimiz
yıllarda bizim istişare mekanizmalarımız vardı AKP
içinde. diyordu. Yani bir konu gelirdi biz masaya yatırırdık,
doğruya doğru, yanlışa yanlış derdik, cesaretle
Erdoğanın önünde bunu yapardık. Ama son zamanlarda bu
istişare mekanizmaları yok oldu, artık istişare edilmiyor,
bir kişinin iki dudağı arasında. dedi. Bakın, size
ısrarla söylüyorum, aynen şunu da söyledi
Şu Faiz sebep,
enflasyon sonuç. meselesi çıktı ya, dedim ki bu işten anlayan
bir milletvekili arkadaşınıza: Bak, bu memleket meselesi,
siyasi partileri bir kenara koyalım, bu konunun yanlış
olduğunu sen biliyorsun, lütfen git Sayın Erdoğana bunu anlat
çünkü bu yolun sonunda Türkiye duvara çarpacak, 85 milyon kaybedecek; siz
kaybetseniz umurumda olmaz ama hep beraber kaybedeceğiz. Bana ne cevap
verdi biliyor musunuz? Sıkıysa sen söylesene. dedi. Aynen böyle,
Sıkıysa sen söylesene. dedi. Niye? Çünkü Sayın Erdoğan
şu anda hatalarını söyleyeni fırçalıyor. Kimse
hatasını söylemeye cesaret edemiyor ve bu çerçevede siz Sayın
Erdoğana iyilik değil, kötülük yapıyorsunuz.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, kişisel meselelerle ilgili
böyle, bu tür
GARO PAYLAN (Devamla)
Bakın, açıkça söyleyeyim, kötülük yapıyorsunuz.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Bakın, bütün grubu ve AK PARTİyi herhangi bir
kişi üzerinden, kim olduğu belli olmayan bir kişi üzerinden
itham ediyor; böyle bir şey yok.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Ya, siz Grup Başkan Vekilisiniz,
dinleyin ama, sonra söz alırsınız. Siz niye
sataşıyorsunuz? Bitirsin sözünü.
GARO PAYLAN (Devamla)
Sayın Başkan, ne oluyor ya?
BAŞKAN Sayın
Ünal, konuşma bittikten sonra size söz veririm.
GARO PAYLAN (Devamla)
Kendisi eğer çıkıp söylerse kendi ismini, ben de kendisini
söylerim.
BAŞKAN Sayın
Paylan, Genel Kurula hitap edin.
GARO PAYLAN (Devamla) Ama
bunu söylesem o kişiyi bu partide yaşatmazsınız, ismini
söylesem yaşatmazsınız; o yüzden söyleyemiyorum.
BAŞKAN
Kişiselleştirmeden devam edin.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Burası dedikodu yeri mi? Burası dedikodu yeri
mi? Kendi dedikodularınızı buraya neden taşıyorsunuz?
GARO PAYLAN (Devamla) Öyle,
evet evet, o kişiyi yaşatmazsınız,
yaşatmazsınız partide.
BAŞKAN Sayın
Paylan, karşılıklı konuşmayın lütfen.
GARO PAYLAN (Devamla)
Bakın, size söyleyeyim, bu durumdan mutsuz bir arkadaşınız
bunu söylüyor, bu durumdan mutsuz bir arkadaşınız söylüyor.
SELAMİ ALTINOK (Erzurum)
Sen kendi arkadaşlarına bak! Kendi arkadaşlarını
konuş!
GARO PAYLAN (Devamla)
Eleştiri mekanizmalarının olmamasından; niye ülkenin kötü
bir yere gittiğini biliyor, görüyor ve bununla ilgili
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Yani ne yapalım, HDPnin dedikodularını
mı yapalım burada?
GARO PAYLAN (Devamla)
Sayın Başkan, ne oluyor ya?
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) HDPnin dedikodularını mı yapalım
burada? HDPnin dedikodusunu mu yapalım?
GARO PAYLAN (Devamla)
Dedikodu değil ya, bana söylediğini söylüyorum.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Başkan, Grup Başkan Vekiline
söyler misiniz dinlesin hatibi.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) O dedi, bu dedi.yi mi konuşalım burada biz?
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) Ama siz laf atıyorsunuz.
BAŞKAN Sayın
Ünal
Sayın Ünal, lütfen
GARO PAYLAN (Devamla)
Değerli arkadaşlar, bakın, siz Sayın Erdoğanı
eleştirmekten vazgeçmekle ona iyilik değil, kötülük yapıyorsunuz
ve sansür teklifiyle de
(AK PARTİ sıralarından gürültüler)
RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Sana ne ya! Sana ne ya!
GARO PAYLAN (Devamla)
Bakın, bu sansür teklifine evet diyerek en büyük kötülüğü
Erdoğana yapacaksınız. Niye?
SELAMİ ALTINOK (Erzurum)
Sen işine bak, işine bak! Sen kendi partinin işine bak!
GARO PAYLAN (Devamla) Çünkü
siz ona yanlış yaptığını söyleyemiyorsunuz,
basının da söylemesine engel olacaksınız, basının
da söylemesine engel olacaksınız.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Ya, kanunu ben hazırladım, ben, ben. Ben
hazırladım kanunu.
GARO PAYLAN (Devamla)
Bakın, eleştirilmekten değil, eleştirilmemekten korkun.
Eğer eleştiri mekanizmaları durursa daha fazla hata
yaparsınız, ki daha da fazla hata yapıyorsunuz ama bu
hataların ceremesini yurttaşlarımız çekiyor değerli
arkadaşlar.
Bakın, eğer ki
istişare mekanizmaları durmuşsa bir fren mekanizması nerede
olacak? Mecliste olacak. Ya, Meclisi bir notere çevirdiniz. Sarayda
yazılanlar burada el kaldır, el indir şeklinde, mühür basarak,
bir noter olarak geçiyor.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Mecliste hazırlandı, Mecliste.
GARO PAYLAN (Devamla) - Değerli
arkadaşlar
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Ya, ne arkadaşı ya! Arkadaşın falan
değiliz, saygısız! İkide bir Arkadaş
Arkadaş
GARO PAYLAN (Devamla) -
en
sevdiğim ifadeniz de ne biliyor musunuz? Ya, bu yasa İngilterede de
var. diyorsunuz değil mi? Efendim, Bu yasa Almanyada da var, bu yasa
Yunanistanda da var. diyorsunuz öyle değil mi? Peki, değerli
arkadaşlar, bu yasa ne emrediyor? Diyor ki: Gerçeğe aykırı
bilgiyi yayanlar suç işlemiş olacak. Gerçeği kim
belirleyecek? diye sorduğumuzda yargıçlar diyorsunuz değil
mi?
Değerli arkadaşlar,
içinizde bir kişi şimdi çıkıp Türkiye'de
bağımsız ve tarafsız bir yargı vardır. derse ben
şimdi konuşmamı sonlandırmaya razıyım.
RECEP ÖZEL (Isparta) E,
var.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Var, var.
RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Var, var.
HÜSEYİN YAYMAN (Hatay)
Var, evet, var.
GARO PAYLAN (Devamla) - Ama
Türkiye'de bağımsız ve tarafsız bir yargı
olmadığını Hukukun Üstünlüğü Endeksi söylüyor.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım
lütfen.
GARO PAYLAN (Devamla) - Biz
Hukukun Üstünlüğü Endeksinde son sıralardayız, son
sıralardayız.
RAMAZAN CAN
(Kırıkkale) Var. dedik, niye inmiyorsun?
RECEP ÖZEL (Isparta)
Sonlandır hadi!
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Kim hazırlamış?
GARO PAYLAN (Devamla) - Yani
Hitlerin yargıçları ne diyordu biliyor musunuz?
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Kim hazırlamış, kim hazırlamış;
o listeyi kim hazırlamış?
GARO PAYLAN (Devamla) -
Hitlerin yargıçları diyordu ki: Ben bir karar verirken önümdeki dosyaya
değil, Führerin ne dediğine bakarım. Maalesef sizin
yargıçlarınız da bu hâldedir.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) Siz de Kandile bakıyorsunuz, Kandile!
SELAMİ ALTINOK (Erzurum)
- Bize ne onlardan ya, bize ne! Bize ne ya!
ABDULLAH GÜLER (İstanbul)
O listeyi kim hazırlamış?
GARO PAYLAN (Devamla) -
Erdoğanın neye gerçek dediğine bakarak gerçeğin ne
olduğuna karar verecek.
SELAMİ ALTINOK (Erzurum)
Sen Apoya bakıyorsun herhâlde, PKKya bakıyorsun!
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Bültene bakacak, bültene; Fahrettinin bültenine bakacaklar.
GARO PAYLAN (Devamla)
Erdoğan Faiz sebep, enflasyon sonuç. diyorsa gerçek odur., buna
aykırı bir ifadesi varsa bir kişinin O gerçeğe
aykırı ifadede buluyor. diyecek.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Listeyi kim hazırlamış?
GARO PAYLAN (Devamla) - Ve
bunun sonucunda değerli arkadaşlar, ülkemiz bir uçurumun
kenarına gidiyor.
Bakın, Habip Eksik
Vekilimizle ilgili Hakkâri Valisi ne dedi? Yere kendini attı. dedi.
MİHRİMAH BELMA
SATIR (İstanbul) O onu dedi, bu bunu dedi; sen ne diyorsun
kardeşim?
GARO PAYLAN (Devamla) - Ya,
ayağı 3 yerinden kırılmış bir kişiye bunu
söyleyebildi. Biriniz çıkıp da Sen dezenformasyon yapıyorsun ey
Vali! diyebildiniz mi, diyebildiniz mi? Diyemediniz, diyemezsiniz de, ona
gücünüz yetmez. (HDP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, önergenin oylanmasından önce
yoklama talep ediyoruz.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var, yoklama talebini
karşılayacağım.
Sayın Altay, Sayın
Özkan, Sayın Aydoğan, Sayın Aydın, Sayın Gökçel,
Sayın Aygun, Sayın Beko, Sayın Yeşil, Sayın Karaca,
Sayın Köksal, Sayın Şeker, Sayın Gürer, Sayın Keven,
Sayın Zeybek, Sayın Girgin, Sayın Barut, Sayın
Sarıbal, Sayın Yüceer, Sayın Göker, Sayın Ünlü.
Yoklama için üç dakika süre
veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN - Toplantı
yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
25inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
25inci madde
kabul edilmiştir.
26ncı madde üzerinde 3
önerge vardır, okutup aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 26ncı maddesinde yer alan
İhaleler, ihalenin yapılacağı yerde çıkan bir gazete
ve bir internet haber sitesinde duyurulur ibaresinin İhaleler, ihalenin
yapılacağı yerde çıkan bir gazete ve internet haber sitesi
ve bir televizyon kanalı ve bir radyoda duyurulur şeklinde değiştirilmesini
arz ve teklif ederiz.
Ömer Faruk
Gergerlioğlu Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki
Kocaeli Adana Batman
Züleyha
Gülüm Ali
Kenanoğlu
İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılmıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
BELGİN UYGUR (Balıkesir) Katılmıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Kocaeli Milletvekili Sayın Ömer Faruk Gergerlioğlu.
Buyurun Sayın
Gergerlioğlu. (HDP sıralarından alkışlar)
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Kocaeli) Sayın Başkan, değerli
milletvekilleri; sokakta polis, Mecliste Cumhur İttifakı medya
özgürlüğünü engelliyor. Kuzey Korenin yerine geleceğiz bu
gidişle; 180 ülke arasında 149uncuyuz, Kuzey Kore 180inci.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yalan!
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Bu yasayı da çıkarırsanız
180inci olacağız.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yalan! Öyle bir şey yok, yalan!
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Bakın, yalan falan değil, belgeler
var. Dicle Fırat Gazeteciler Derneğinin raporunu görün.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yalan!
BAŞKAN Sayın
Güler
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Helikopterden atılan köylüyü haber
yaptığı için gazeteciler aylarca içerde yattı.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Yalan!
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Siz yalan deyin, yalan atmaya devam edin.
Ardından, bu
gazetecilerin haberini yaptığı için diğer gazetecilere de
dava açıldı. İşte böyle bir ülke burası ve bu sansür
yasasıyla daha da berbat bir medya özgürlüğü oluşturacaksınız.
Bakın,
Danıştayın iptal kararına rağmen, bir
İçişleri Bakanı var ya, hâlâ polislere gazetecilerin çekim
yapmasını engellettiriyor, gazeteciler darbedilerek gözaltına
alınıyor, hâlâ bu yapılıyor. Ne yasa ne hukuk hiçbir
şey tanımıyorsunuz. Danıştayın iptal kararı
var ya!
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hangi konuda?
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Çekim konusunda Danıştayın
iptal kararı var ve İçişleri Bakanı dinlemiyor.
Daha dün Meclise medya
mensupları alınmadı ya, medya mensupları! Meclis
Başkanlığının önünde HDP Grubu olarak bir
açıklama yapmak istedik, medya mensupları Meclise alınmadı.
Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Sibel Hürtaş şu
anda Meclise giremiyor. Meclisin hâli bu; bu Mecliste berbat bir yasa
çıkarmayı düşünüyorsunuz bu hâlde.
Bakın, polis şiddet
uygulamaya devam ediyor halka, gazetecilere ve milletvekillerine. Vekilimize
şiddet uygulandı ama şunu bilin: Bakın, keskin sirke küpüne
zarar. O ağzı küfürle dolu, ağzı bozuk bir
İçişleri Bakanınız var ya, Bakanlığını
mahvetmiş durumda. Tüm müdürler, amirler polis memurlarına
küfrediyor. Bakın, elimde bir suç duyurusu, işte burada,
İstanbul İl Emniyet Müdür Yardımcısı hakkında,
Ayhan Karaduman hakkında bir polis memuru suç duyurusu yapmış.
Polise o kadar hakaretler etmiş ki küfürler etmiş ki vallahi, bunu
okumaya hayâ ediyorum ve sonunda polis memuru Müdür beyin hakaretlerine ve
saldırısına son vermemesi üzerine, yine saygımı ve
duruşumu bozmadan Müdürüm, artık yeter! Ben de insanım, insan
psikolojisi bunu kaldırmaz. demiş. Ama sadece burada mı kalıyor?
İşte, geçen gün Osmaniyede, Yunus Emre Örs; bir AK PARTİli
vekilin oğlu hakaret etmiş bu polis memuruna ve mobbinge
uğramış, sürülmüş ve ardından intihar etmiş.
Polisin arkadaşları Cumhuriyet gazetesinden Barış
Pehlivana anlattı; yazdı, okuyun. Bakın,
Bakanlığı öyle bir hâle getirdiniz ki Bakanınız
küfürbaz, müdürleriniz küfürbaz. Bitmedi; vekili olduğum Kocaelinin
Kandıra ilçesinde bir polis intihar etti. Yine o da burada
açıklıyor; bakın, başkomiserlerine hakkını helal
etmediğini söylüyor. Ne diyor? Ağır bir mobbinge
uğramış. İntihar mektubundan aktarıyorum:
Yaşadığım süreçte kullanılan ağır cümleleri
daha fazla kaldıramayacağım ve yutamadığım için
böyle bir karar aldım. Bu intihar kararıma sebep olan konuyu
detaylarıyla ulaşması gereken kardeşlerime
ulaştırdım, onlar gerekli yerlere iletecektir ama Y.A. ve M.
Başkomisere hakkımı helal etmiyorum, ahirette onlarla
hesaplaşacağız. diyor. Bakın, şiddet sadece bize
değil, keskin sirke küpüne zarar. Sekiz günde 5 polis memuru intihar etti.
Ülkeyi içine getirdiğiniz hâl bu.
Dün Süleyman Soylu bir
basın toplantısı yaptı. Bu polis intiharları için dedi
ki: Ailevi ve ekonomiktir. Bakın, hiç utanmadan, yüzü kızarmadan
bunu söyledi ve dün gece bir polis memuru daha intihar etti. Bütün bu berbat
olan Bakanlıktan
Enver Gökdemir, Beyoğlu polis amirliğinde
nöbette kafasına sıktı ve intihar etti. Haberiniz var mı?
Yalan, yalan. deyip duruyorsunuz. İşte, ben belgelerle
konuşuyorum, belgelerle.
Bakın, o
İçişleri Bakanınıza da buradan söylüyorum, merhum Mehmet
Akif âdeta onun için demiş: Şarka bakmaz, garbı bilmez, edepten
yok payesi; bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.
İçişleri Bakanı Süleyman Soyluyu âdeta tarif etmiş.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayın
lütfen.
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Bakın, Meclis Başkanı az
mı kalıyor? Yahu, bu Meclise hakaret ediliyor ve hâlâ susuyor. Ben,
biliyorsunuz, sahte bir tutanakla bu Meclisten çıkartılan bir vekilim
ve sonra geri döndüm. Bitmedi, Meclis Başkanı sahte tutanak tutturdu.
Ardından, Ayşe Acar Başaran Vekilimize polis Seni duvara
çivilerim. dedi, bu Meclise hakaret etti, hepinize hakaret etti; sustu o
Meclis Başkanı. Sayın Mustafa Yeneroğlu'na polis hakaret
etti, sustu o Meclis Başkanı. Şimdi de Habip Eksik Vekilimizin
bacağı kırıldı; hâlâ susuyor. Sayaç tuttum, dört
gündür susuyor. Vallahi de billahi de ben ve tüm arkadaşlarım o
konuşana kadar onun peşindeyiz, konuşacak Mustafa Şentop.
Bu Meclisin Başkanı mısın nesin kardeşim? Nedir? Böyle
Başkanlık mı olur? Meclise hakaret ediliyor. (AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
ÖMER FARUK
GERGERLİOĞLU (Devamla) Bakın, insanlar, bu millet bizi buraya
vekili olarak gönderdi ve bu Meclisin haysiyeti için gönderdi. (HDP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Gergerlioğlu.
SELİM GÜLTEKİN
(Niğde) Hadi, hadi!
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) O ne zaman gideceğini bilir, sizin işaret
etmenize gerek yok.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya)
Meclis Başkanı da ne zaman konuşacağını bilir,
onun karışmasına gerek yok.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Vekili dövülmüş. Meclis Başkanı ne
zaman konuşacak? Bu Parlamentonun bir üyesi ameliyat edildi ya. Öldürmeye
teşebbüs edildi. Bir milletvekili olarak böyle mi söyleyeceksiniz?
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Öznur Hanım Genel Başkan
Yardımcısı; vekilin dövülmesini savunuyor. Geçecek döneminiz,
geçecek.
ÖZNUR ÇALIK (Malatya)
Başkan konuşacağı zamanı bilir.
BAŞKAN Diğer
önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
(2/4471) esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 26ncı
maddesiyle 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 17nci maddesinin
(1)inci fıkrasının (a) alt bendinde yapılması
önerilen değişiklikteki bir gazete ibaresinin iki gazete
şeklinde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Candan
Yüceer Engin
Özkoç
Tekirdağ
Sakarya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) - Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Tekirdağ Milletvekili Sayın Candan Yüceer.
Buyurun Sayın Yüceer.
(CHP sıralarından alkışlar)
CANDAN YÜCEER (Tekirdağ)
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yine, yeni bir AKP
icadıyla karşı karşıyayız. Önümüze getirilen bu
seferki icadın adı dezenformasyonla mücadele, yalan haberlerle
mücadele. Kılıf bu, peki niyet ne? Niyet bambaşka; niyet üzüm
yemek değil, niyet bağcıyı dövmek. Siz ne derseniz deyin,
hangi gerekçeyle güzellemeye çalışırsanız
çalışın, bu bal gibi bir sansür yasası, hakikatle mücadele
yasası.
Niye böyle yapıyorsunuz
arkadaşlar? dersek eğer, gerçekten, aslında hep böyle
yapıyorsunuz çünkü fıtratınızda istibdat var, yasakçı
bir iktidar olarak tarihe geçeceksiniz. Eğer bir ülkede medya baskı
altındaysa, sansür varsa, otosansür artık normalleşmiş,
zorunlu hâle gelmişse, gerçekler yazılamıyorsa o ülkede
demokrasi işlemiyor demektir ki ülkemizde de durum böyle. İleri
demokrasi diye çıktığınız yolda varılan yer tam
olarak üçüncü dünya ülkesi demokrasisi, tam olarak bir istibdat rejimi.
Yalanla mücadele
edeceğiz. güzellemesiyle bugün önümüze getirilen teklifle istenilen,
sahibinin sesi bir medya; herkesin, her muhalefet sesinin susturulduğu bir
yer; tek sesli, tek kumandalı, tek manşetli bir medya, bir toplum
isteyen AKP iktidarı medya sermayesinin yüzde 90dan fazlasını
kontrol altına almış, ana akım medyayı dikensiz gül
bahçesine çevirmiş; yasaları, yargıyı düşünce
özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün, basın özgürlüğünün
üzerinde Demoklesin kılıcı gibi sallandırmış;
yetmemiş, kontrol edemediğini, internet medyasını, her
çıkan ufacık, küçücük bir muhalefetin sesini de bu teklifle susturmak,
sindirmek istiyor. Medyanın gerçeklere ulaşmasının
değil, servis edilen manipülatif içeriklerin
kullanılmasının ve niteliğin, meslek ilkelerinin
değil; emir alan, köşesini bu iş için kullanan
kullanışlı kalemlerin öne çıktığı bu medya
düzeninde ne yazılıp çizileceğine, hakikatlere, hangi haberin,
kimin ne anlamda ne kadar öne çıkacağına işte bu Hükûmet
komiserleri ve bunları oraya görevlendiren karar veriyor.
Cumhurbaşkanlığı
İletişim Başkanı sıfatını taşıyan
sarayın propaganda başkanının bu hafta
yayınladığı bülten tam olarak bunu yapıyor, sözde hakikati
belirliyor. Oysaki Twitter geçtiğimiz senelerde manipülasyonu engelleme
politikalarıyla, ihlal ettiği gerekçesiyle AKPyle
bağlantılı olduğu iddia edilen 7.340 hesabı
kapatmıştı. Şimdi herhâlde derdiniz, tüm gazetecileri
sarayın memuru yapmak. Yalan, hakikatin yerine geçsin diye mücadele
veriyorsunuz.
İktidarın eliyle,
önerisiyle üretilmeyen her türlü bilginin, AKP propagandası yapmayan her
şeyin dezenformasyon olarak kabul edilmesi gerektiği bir suç icat
ederek önümüze getiriyorsunuz, gerçeğe aykırı bilgiyi yayma suçu.
40 maddelik tüm kanun sanki bu madde için, 29uncu madde için
yapılmış sanki. Ne olduğu belirsiz bir suçta -ne
olduğu belli değil- hakikati sarayın belirlediği bir suçta,
siyasallaşmış, iktidarın sopası hâline gelmiş
yargının bu yasayı nasıl kullanacağı az çok
ortada.
Değerli arkadaşlar,
yalnızca basını değil, sosyal medyayı kullanan herkes
bu yeni suç tiplemesiyle ve hapis cezasıyla karşı
karşıya gelecek. Ülkemizde sansür, zorlama, baskı aslında
had safhada. Biliyorsunuz, bütün arkadaşlar Türkiyedeki rakamları
verdi, nerede olduğumuzu gösterdi. İnterneti -2007den itibaren-
kontrol altına almak için 5651 sayılı Yasada on dört yılda
18 kez ekleme, düzenleme yaptınız. Öyle yaptınız, böyle
yaptınız ama olmadı, gene olmayacak çünkü gücünüz hakikatin
gücüne yetmeyecek; çünkü özgür basına, özgür insana gücünüz yetmeyecek.
Değerli arkadaşlar,
aslında işin en acı tarafı da Açız, geçinemiyoruz.
diyen milyonların, 10 milyonu aşkın işsizin, Türkiye'nin
dört bir yanındaki adalet arayışının gerçekliğinden
değil ya da memleketin, milletin bu hâlini umursamadan, israf içinde,
ihtişam içinde yaşamanızdan, bütün memleketin, milletin
kaynaklarını yandaşa akıtmanızdan, bu gerçekten
rahatsız değilsiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Tamamlayalım
lütfen.
CANDAN YÜCEER (Devamla)
Rahatsız olduğunuz tek şey, bunların açığa
çıkması, bunların sorgulanması, bunların
konuşulması. O yüzden de bu teklifi önümüze getiriyorsunuz.
Adalete dayanmayan güç,
adaletle yönetmeyen her yönetim doğası gereği zalimdir ve
zulümle yönetmek zorunda kalır. Eğer zalim ısrarla zulme devam
ediyorsa bil ki sonu yakındır, eğer mazlum da ısrarla
direniyorsa bil ki zafer yakındır. Türkiyede gazetecilik yapmak
gerçekten ateşten gömlek giymek. Bu ateşten gömleği giyen,
sadakati her zaman gerçeğin peşinde arayan tüm basın
emekçilerine şükranlarımı sunuyorum, bu mücadelede her zaman yan
yana yürüdüğümüzü söylüyorum.
Ve, evet, baskı var ama
direniş de var, bizim umudumuzu artıran da bu baskıya
karşı her gün yükselen direniş.
Ben buradan selam olsun
diyorum karanlığa ışık olanlara; selam olsun zalim
Bolu Beyine karşı Köroğlu olanlara.
Saygılar sunuyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 26ncı maddesinin
birinci fıkrasında yer alan eklenmiştir ibaresinin ilave edilmiştir
ibaresiyle değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu Ahmet
Kamil Erozan
Adana İstanbul Bursa
İmam
Hüseyin Filiz Orhan
Çakırlar Hasan
Subaşı
Gaziantep Edirne Antalya
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Bursa Milletvekili Sayın Ahmet Kamil Erozan.
Buyurun Sayın Erozan.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
AHMET KAMİL EROZAN
(Bursa) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; özellikle AK
PARTİli arkadaşlarıma yönelerek bir soru soracağım,
mutlaka hatırlıyorlardır. Bundan üç sene evvel Sayın
Cumhurbaşkanı Ey Avrupa! diye başlıyordu, ondan sonra
Merkel faşistti, Nazi artıkları vardı ama Sayın
Cumhurbaşkanı her zaman yaptığı gibi sert bir viraj
aldı, büyük bir U dönüşü yaptı ve bundan yakın bir süre
önce Geleceğimiz Avrupa. dedi. Katılıyorsunuz, değil mi?
Hiç şüphe yok, katılıyorsunuz. Ben o zaman soruyorum: Bu
yasanın neresi geleceğimiz olan Avrupayla ilintili?
Biliyorsunuz, Avrupa
Birliği bugün bir rapor yayınladı Türkiyeyle ilgili, dün Avrupa
Konseyi başka bir rapor yayınladı; al ikisini yan yana koy,
aşağı yukarı satırlar aynı. Şimdi, bu bir algı
mıdır bilmiyorum, Doğru değildir. diyebilirsiniz siz ama
algı olsa bile asıl, algı olan gerçektir yani Türkiye'nin
yansıttığı görüntü önemlidir. Ama siz bu yasayla yeni bir
devir açtınız bence; şimdiye kadar seçim ekonomisi diye
bildiğimiz bir şey vardı, bunun arkasına seçim
diplomasisi eklediniz, şimdi de bir seçim ve kampanya yasaları
serisine girdiniz. Bu onların tipik bir örneği ama bizi
uğraştırıyorsunuz. Niye
uğraştırıyorsunuz? Bu yasanın ömrü on iki ay yani
seçim olduğu zaman bunların hepsini buraya getireceğiz, burada
sizlerin sayısı biraz eksilmiş olacak ama bu yasaların
hepsini olması gereken yere getireceğiz. Ha, ben buna vatandaşa
bir yıldırma operasyonu diye bakıyorum. Niye? Biraz evvel
Cumhuriyet Halk Partili arkadaşımız da söyledi; bu, bir yalan
mekanizmasının önlenmesine ilişkin.
Şimdi ben sizi
şaşırtacağım belki ama sizlere sormayacağım,
bir yalan üzerinden gideceğim. Bu ay başında bir Alman
milletvekili heyeti vardı burada, onlardan bir tanesine dedim ki: Ya,
sizde süpermarketlerin önünde kuyruk mu var? Raflarda mallar tükenmiş,
doğru mu? Ne dedi adam biliyor musunuz? Erdoğan dediyse
doğrudur. dedi; bu hâle gelmişiz. Yani sizinle ilgili olarak millet
nasıl okuyor? Kendi vatandaşımızın nasıl okuduğu
belli, o gelecek, sandıkta oyunu kullanacak, gösterecek ama Türkiye'nin
dışardaki görüntüsünün de ne kadar yara aldığını
bilmenizi isterim.
Başka bir bildiğim
konuya geçeyim izin verirseniz. 3 Ekim tarihinde iktidar önemli bir heyetle
Libya'ya gitti ve yangından mal kaçırırcasına bir seri
değil, aslında 2 tane anlaşma yaptı ve bu anlaşmalarla
özellikle petrol konusunda birtakım kazanımlar elde ettiğimiz
iddia edildi. Ben şimdi soruyorum: Türkiye'nin orada münhasır bir
ekonomik bölgesi yok ama bir deniz yetki alanı var değil mi? Var. Bu
deniz yetki alanının harita üzerinde koordinatları belli
değil mi? Belli. Peki, ben soruyorum: Niye bugüne kadar herhangi bir
şekilde o bizim hakkımız olan coğrafyada en ufak bir
araştırma yapamadınız? Yani 28inci boylamın
batısına niye geçemediğinizi bana birisinin anlatması
lazım. Ben yabancıların ne söylediklerine hiç bakmıyorum.
Fransız ne söylüyor, Avrupa Birliği ne söylüyor, Amerika ne söylüyor
Bunların hepsi Bu anlaşma geçersizdir. diyor.
NİYAZİ GÜNEŞ
(Karabük) Yunan rahatsız oldu, Yunan.
AHMET KAMİL EROZAN (Devamla)
- Ben Libyalıların söylediklerine bakıyorum. Libyalılar da
söylüyor bir şeyler. Libyalılar, onlar da diyorlar ki: Bu
Parlamentodan geçmedikten sonra bir anlamı yoktur. Biz bu
anlaşmayı tanımıyoruz. Kim diyor Biz bu
anlaşmayı tanımıyoruz. diye? Bir sene evvel iktidarın
kankası durumunda olan Fethi Başağa.
NİYAZİ GÜNEŞ
(Karabük) Yunan rahatsız oldu, Yunan, Yunan.
AHMET KAMİL EROZAN
(Devamla) - Niye ben bunu söylüyorum? Libya'da zemin o kadar kaygandır ki
yani çölde kaybolduğunuz zaman, bir yoldan gittiğiniz zaman, bir daha
geçtiğiniz zaman aynı yolu bulamazsınız, rüzgârdan kum
tepeleri yer değiştirir. Yine değiştirmiş vaziyette ve
ben size söylüyorum, ne sizin meşru diye tanıdığınız
mevcut iktidar ne de doğudaki iktidar diye kendisini tanımlayan Fethi
Başağa uzun müddet iktidarda kalmayacaklardır. Başka
isimlerle karşılaşacağız yakında. Bunun
hazırlığını yaptınız mı,
yapmadınız mı, bilmiyorum.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Bizde her şey hazır, siz rahat olun.
AHMET KAMİL EROZAN
(Devamla) - Ben o zaman hazırlığınızı tamamlamak,
katkıda bulunmak için şöyle bir şey söyleyeyim: Sayın Genel
Başkanımız grup konuşmalarının bir tanesinde
yakın bir tarihte, sizin yirmi yıllık
iktidarınızı bir dizi filme benzetti ve o dizi filmden de
parçalar andı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
AHMET KAMİL EROZAN
(Devamla) Ama şunu hepimiz biliyoruz ki dizi filmler bir kelimeyle
biter, Son yazar. O sonun tarihi de seçim tarihiyle örtüşecektir. Ama
yeni bir dizi film çevriliyor, o dizi filmlerin fragmanları Sayın
Genel Başkanımızın grup konuşmalarında; takip
etmenizi tavsiye ederim. Bütün fragmanlar aynı kelimeyle biter, Pek
yakında diye biter. Pek yakındanın tercümesi de Az
kaldı. demektir.
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Hayal kurmak serbest.
AHMET KAMİL EROZAN
(Devamla) Hayal kurmuyorum, geleceğe bakıyorum ben.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
ALİ ÖZKAYA
(Afyonkarahisar) Siz sadece hayal kurarsınız, biz de
uygularız.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, yoklama talebimiz var.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunmadan önce yoklama talebini
karşılayacağım.
Sayın Altay, Sayın Özkan,
Sayın Aydoğan, Sayın Aydın, Sayın Gökçel, Sayın
Aygun, Sayın Beko, Sayın Yeşil, Sayın Bulut, Sayın
Karaca, Sayın Sarıaslan, Sayın Zeybek, Sayın
Kılıç, Sayın Keven, Sayın Girgin, Sayın Gürer,
Sayın Köksal, Sayın Şevkin, Sayın Emecan, Sayın
Yüceer.
Üç dakika süre veriyorum.
Yoklama işlemini
başlatıyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
26ncı maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler...
26ncı madde kabul edilmiştir.
Birleşime on beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
00.15
ON
BİRİNCİ OTURUM
Açılma
Saati:00.30
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
On Birinci Oturumunu açıyorum.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
27nci madde üzerinde 3
önerge vardır, önergeleri aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
İlk önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 2/4471
esas sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 27nci
maddesinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz
ve teklif ederiz.
MADDE 27 : 4/1/2022 tarihli
ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 13 üncü maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan
gazetelerin en az ikisinde ibaresi gazetelerin en az ikisinde ve bir
internet haber sitesinde ile (2) ve (3) numaralı alt bentlerinde yer alan
gazetelerin birinde ibareleri bir gazete ve internet haber sitesinde
şeklinde değiştirilmiş, maddede yer alan kamu ihale
bülteninde ifadelerinden sonra gelmek üzere ve bir gazete ile bir internet
haber sitesinde ifadesi, maddenin dokuzuncu fıkrasına
aracılığıyla ibaresinden sonra gelmek üzere bir internet
haber sitesi ve ibaresi eklenmiş ve onuncu fıkrası
aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
İhalenin
yapılacağı yerde gazete çıkmaması veya internet haber
sitesi yönetimi bulunmaması halinde ilan, aynı süreler içinde
Basın İlan Kurumu İlan Portalında yayınlanır.
Ali
Mahir Başarır Engin
Özkoç
Mersin Sakarya
BAŞKAN
Komisyon önergeye katılıyor mu?
ADALET
KOMİSYONU SÖZCÜSÜ MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman)
Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN
Önerge üzerinde söz isteyen Mersin Milletvekili Sayın Ali Mahir
Başarır.
Buyurun
Sayın Başarır. (CHP sıralarından alkışlar)
ALİ
MAHİR BAŞARIR (Mersin) Genel Kurulu saygıyla
selamlıyorum.
Evet,
27nci Dönemin son yasama yılında getirdiğiniz ilk kanun teklifi
bana göre de utanç verici. Önce şunu bir düşünelim: Daha bu yasa
teklifi Meclisten geçmedi, yasalaşmadı ama Dezenformasyonla Mücadele
Merkezi kuruldu ve başına A Haberde görev yapmış
İdris Kardaş diye birisi atandı. Utanç verici durum şu:
Saray bile sizi bir noter olarak görüyor. Daha yasalaşmadan, daha el
kaldırmadan böyle bir merkez kuruyor ve merkeze de A Haberden birisini
atıyor; gerçekten, burada tüm gruplardan önce size hakaret bu.
Gelelim,
ben gerçekten çok merak ediyorum, niye bu yasaya gerek var? Digiturkte -en büyük
dijital platform- kanal 1den 100e kadar bakalım, film
kanallarını, spor kanallarını, belgesel
kanallarını çıkaralım, zaten bu kanalların yüzde
90ı saraya ait. 4 tane televizyon kanalı var size bir parça
muhalefet yapan, 4 tane televizyon kanalı var reel olarak olayları
söyleyen. Yani neyin korumasını istiyorsunuz, çok merak ediyorum.
Bir
şey daha var: Bu kanallar nasıl alındı? Eğer bir yasa
gelecekse, bir ahlak yasası gelecekse bir şeyi
tartışacaksanız; bu havuz medyası nasıl kuruldu?
Bakın, Digiturkün yüzde 80ine saray sahip, saray beyefendi! Nihat
Özdemir o 100 milyon doları, Türkiyede en fazla ihale alan Nihat Özdemir
100 milyon doları havuz medyasına niye verdi? Sabah-ATV grubu niye
alındı? Kimin parasıyla alındı? Eğer birine hesap
soracaksanız Bu 100 milyon doları niye verdin? diye Limaka
sormanız lazım ama sormuyorsunuz.
Gelelim Doğan Medya
Grubuna. Baskıyla satmak zorunda
bıraktırdığınız bir kanalı, Vakıfbank
ve Ziraat Bankasının bugünün -faizleriyle falan topluyoruz- 1,5
milyar dolara yakın parasını Demirörene verdiniz ve beş
yıldır tek bir kuruşunu bu adam ödemedi. Ya, bunu
sorgulayın. Ziraat Bankasının, Vakıfbankın, çiftçinin,
memurun, 85 milyonun parasıyla bir kanal aldınız, işte
Digiturkteki kanallar buradan oluşuyor.
Değerli arkadaşlar,
bakın, bir kanal daha var mesela. 1984ten beri siyasetten başka bir
şey yapmayan Melih Gökçekin kanalı var. Hiç sordunuz mu Melih Bey,
bu parayı nereden buldunuz, medya patronu oldunuz? Sorun sizi
eleştirmekte mi, sorun kirli parayla oluşturduğunuz kanallarla
muhalefete saldırmakta mı? Ya, bir düşünün bu kanallara 3
gazeteci çıkıyor, Köşeden yaz. diyor, yüzü
kızarmıyor onun. Bak, Ahmet yazıyor. diyor. Daha
acısını söyleyeyim. Genel Başkan Vekiliniz konuşuyor,
utanmadan sıkılmadan o gazeteci Alt yazı geçebilir miyim?
diyor; basın bu hâlde. Bir de koruma istiyorsunuz, öyle mi? Bence hiç
gerek yok, hiç gerek yok.
Sonra, A Haber, A Haber
Dezenformasyonla Mücadele Merkezinin başına getirdiğiniz adam A
Haberle çalışmış. Ya, bu kanalın 100 haberinden 99u
yalan.
ALİ ÖZTUNÇ
(Kahramanmaraş) 1i de faili meçhul.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Peki, bunu uygulayacaksınız; yalan habere,
sahte hesaplara çok duyarlı bir grupsunuz. Ya, şu Mecliste bir
milletvekiliniz telefonla canlı yayın yapıp gezerken telefonunun
yanlış tuşuna bastı, ekran ona döndü; isim Yeliz. Disipline
verdiniz mi onu? Peki, bugün yapsa cezalandıracak mısınız?
AKPliler sahte hesap da yapar, trolleri saraydan da yönetir, A Haber bize küfür
de eder, Takvim bize küfür de eder çünkü AKPliysen suç işleme
özgürlüğün var. 4 tane televizyon kanalına, 20 tane internet
sitesine, 10 tane gazeteye tahammülünüz yok sizin.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayınız lütfen.
ALİ MAHİR
BAŞARIR (Devamla) Beyler, bu haberler infial yaratmıyor; infiali
aranızda oturan, 180 milyonluk servetinin hesabını veremeyen
milletvekili yaratıyor, infiali bakanlarınız oluşturuyor.
Uyuşturucu baronlarıyla resim çektiren bir Süleyman Soylu infial
yaratıyor, kendi şirketinden kendi bakanlığına
deterjan satın alan Ticaret Bakanı infial yaratıyor;
bunları haber yapmak infial yaratmıyor ki. Ulaştırma
Bakanınız, Ayak kırın. diyen İçişleri
Bakanınız infial yaratıyor. Siz neyi kimden saklıyorsunuz?
RTÜK sizde, Basın İlan sizde, kanallar sizde, platformların
hepsi sizde. 4 tane kanaldan mı korkuyorsunuz? Olmaz. Türkiye'nin bir
ahlaka ihtiyacı varsa Demirörenin medyasından ve havuz
medyasından başlamalısınız. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Teşekkür
ediyoruz Sayın Başarır.
Önergeyi oylarınıza
sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 27nci maddesinde yer alan bir
gazete ve bir internet sitesi ibaresinden sonra gelmek üzere bir televizyon
kanalı ve bir radyo ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Mahmut
Celadet Gaydalı
Adana Batman Bitlis
Ali
Kenanoğlu Züleyha
Gülüm
İstanbul İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Bitlis Milletvekili Sayın Mahmut Celadet Gaydalı.
Buyurun Sayın
Gaydalı. (HDP sıralarından alkışlar)
MAHMUT CELADET GAYDALI
(Bitlis) Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri,
partim ve grubum adına görüşülmekte olan 340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin 27nci maddesi üzerine söz almış
bulunmaktayım. Sizleri ve kamuoyunu saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri,
başka bir konuşma metni hazırlamıştım ama
konuşmama kırk altı yıl öncesinden bir anımla
başlamak istiyorum. Sene 1976, genç bir mühendis iken Hakkâriye kendi
arzumla çalışmaya gittim. Eski AKP Vekili Yılmaz
Helvacıoğlu da dönemin Van Bölge Müdürü. Hakkâri Valisi olan zat
dünya görüşümüz farklı bile olsa bana yakın ilgi
göstermişti. Vali konağında verdiği bir akşam
yemeğinde ilk defa 1957 yılında İstanbul Teknik mezunu bir
mühendisin kendi arzusuyla çalışmaya geldiğini, on dokuz
yıl sonra da benim, arzusuyla gelen 2nci mühendis olduğumu
söylemişti. Daha doğrusu, Hakkâri'ye gönderilen insanların
neredeyse tamamı sürgüne gönderilen insanlardı. 1980li yıllarda
Turgut Özal Başbakanken kızdığı bir Emniyet müdürü
için Sürün Hakkâri'ye aklı başına gelsin. demişti. Yani
sizin anlayacağınız, aradan kırk altı yıl
geçmiş, dünya 20nci yüzyıldan 21inci yüzyıla geçmiş ama
bizde değişen, gelişen bir şey olmadığı gibi
durum daha da kötüye gitmiş. Hani bir deyiminiz var ya Nereden nereye
Görün nerede olduğunuzu. Bu da yaşadığımız son
olaylarla kanıtlanıyor. Güvenlik güçlerinin yaptığı
hukuk ve insanlık dışı davranışı ve
yapılanları sahiplenen, orantılı güç
kullanıldığını savunan, 30 kişilik bir sivil
gruba yüzlerce kişilik güvenlik gönderip masal anlatan bir vali. Belki bu
insanları Turgut Özal mantığıyla akıllansın diye
oraya sürüyorsunuz ama bırakın akıllanmayı, olan
akılların da kaybettiklerini düşünüyorum. 2 vekilimize, Habip
Eksik ve Sait Dedeye saldıran güvenlik güçleri haksız, hukuksuz ve
insanlık dışı davranışlarla Iğdır
Milletvekili Habip Eksikin bacağını
kırmışlardır. Bu saldırı emrini verenin de
yaptıranın da savunanın da sahiplenenin de Bize bunları
Allah yaptırıyor. diyen meczupların da Allah
cezasını versin! diyor, bu olayı kınıyorum. Siz hâlâ
deve kuşu politikanıza devam edin. Bütün dünya
yaptıklarınızı adım adım izliyor. Venedik
Komisyonu da bu yasayı satır satır takip ediyor ve yorumluyor.
Seçim öncesi yapılan bu düzenlemeyi çok net bir şekilde yorumluyor.
Yirmi yıllık iktidarınız döneminde başarılı
olduğunuz tek konu var: Dinci, kinci ve yalancı bir grup
yarattınız. Dikkatinizi çekerim dindar demedim dinci dedim.
Değerli milletvekilleri,
her ne kadar şekil açısından sunulan sansür yasası
Almanyada sosyal medya düzenlemesine benzese de Türkiyedeki yargı
sisteminin iktidar lehine tarafsızlığını kaybetmesi
nedeniyle sansür yasasının diğer yasalar gibi iktidarın
istekleri doğrultusunda yorumlanacağı ve uygulanacağı
açıktır. Tarafsız ve özgür savcı ve yargıçlar gerçek
haberi cezalandırmaz ama mevcut yargı bunun tersini yapabilir.
Hâlihazırda yürürlükteki 5651 sayılı Kanunun işleyiş
biçimine bakıldığında, iktidarın ve destekçilerinin
beğenmediği her türlü haber içeriği sulh ceza mahkemesine
yapılan başvurularla hızla kaldırılmakta ve iktidarla
ilişkili şahısların geçmişte işledikleri suçlar
veya yüz kızartıcı eylemler haber sitelerinden
kaldırılmaktadır. Buna karşılık iktidar yanlıları
ve hatta devlet kademelerinin en üst düzeyindeki şahsiyetlerin
iftiraları ve muhalefete karşı şiddet özendiren nefret
söylemleri herhangi bir yaptırıma maruz kalmamaktadır. Eğer
sosyal medya düzenlemesi üzerine yabancı bir ülkenin yasası örnek
olacaksa bir bütün olarak güçler ayrılığı ilkesinin de
işletilmesi gerekir.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
MAHMUT CELADET GAYDALI
(Devamla) TÜİK ve benzeri denetim ve raporlama yapan kurumlara yalan ve
manipüle edilmiş raporlar hazırlatan bir iktidar varken yalanla
mücadele yalanın ta kendisidir. Bu maddeyle gerçek amaç ıslak sabuna
benzeyen sosyal medyaya statü vererek, yemleyerek susturmaktır. Aksi
takdirde iktidarı bağlamayan ve kendisini azade tutan hiçbir yasa bu
ülkenin demokratik işleyişini sabote etmekten ve dinamitlemekten
başka bir işe yaramayacaktır. Dezenformasyon yanlış ya
da kuşkulu bilgi ve haber vermek ise ülkemizde bunun kahramanları
başta AKP Genel Başkanı olmak üzere iktidar mensupları ve
beslemesi medyadır.
Hepinizi saygıyla
selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
ENGİN ALTAY (İstanbul)
Karar yeter sayısının aranmasını istiyorum.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı
arayacağım.
Kabul edenler
Kabul
etmeyenler
Karar yeter sayısı yoktur.
Birleşime iki dakika ara
veriyorum.
Kapanma Saati:
00.45
ON
İKİNCİ OTURUM
Açılma
Saati: 00.47
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
On İkinci Oturumunu açıyorum.
27nci madde üzerinde Bitlis
Milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı ve arkadaşlarının
önergesinin oylamasında karar yeter sayısı
bulunamamıştı.
Şimdi, önergeyi tekrar
oylarınıza sunacağım ve karar yeter sayısı
arayacağım: Kabul edenler... Kabul etmeyenler
Karar yeter
sayısı vardır, önerge kabul edilmemiştir.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
27nci madde üzerindeki
diğer önergeyi okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan
Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve 27nci maddesinin birinci
fıkrasında yer alan değiştirilmiştir ibaresinin
yeniden düzenlenmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Hayrettin
Nuhoğlu İmam
Hüseyin Filiz
Adana İstanbul Gaziantep
Orhan
Çakırlar Hasan
Subaşı Yavuz
Ağıralioğlu
Edirne Antalya İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden İstanbul Milletvekili Sayın Yavuz
Ağıralioğlu.
Buyurun Sayın
Ağıralioğlu. (İYİ Parti sıralarından
alkışlar)
RECEP ÖZEL (Isparta)
Şimdi devam edecek, devam.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (İstanbul) Efendim, saygıyla devamla
Dezenformasyonun -saat de
ilerledi- zirvesinden bir örnek arz edeceğim size. Şanlı
Peygamberimiz dezenformasyonun zirvesinde bir iftirayla
karşılaştı biliyorsunuz. Peygamberimize şöyle denildi
hasımlarınca, rakiplerince, onu engellemeye çalışanlarca:
Mal düşkünüdür, mevki düşkünüdür, ticaret heveslisidir, Mekkeyi
yönetmeye çok heves etmiştir -vah, haşa huzurdan- kadın
düşkünüdür, şöhret düşkünüdür. O bütün bunları bunlara
düşkün olduğu için yapmaktadır. Sabahlara kadar o kem ve kerih
sözleri söyleyemeye heves etmiş olan adamlar sabaha yakın
söylediklerinden ricat etmişler ve şöyle demişlerdir:
Bunları söylemenin hiçbir anlamı yoktur çünkü o bunların
hiçbirisini yapmaz. Sizin böyle bir kanuna ihtiyacınız yok. Sizin
rakiplerinizin ya da hasımlarınızın sizin
gıyabınızda Bunlar asla böyle bir şeye heves etmezler.
denilebilecek bir ahlaka, yönetim ahlakına ihtiyacınız var
bence. Efendim bu da bir yoldur; bugün heves ettiğiniz, bu çıkardığınız
kanun bir yönetim için bir yoldur ama bu yoldan daha evla olan şey
şudur: Hakikati o kadar bedii hâle getirmek sizin imkânınız
dâhilindedir ki yalan söyleyenler itibarsız hâle gelmelidir memlekette.
Ben Mahir Beyin hatırlatmalarını çok kıymetli bulurum.
Efendim, burada, bu kürsüde de sizin yapamadıklarınız namına
kendi hesabıma, mesuliyet duyan bir Türk milliyetçisi olarak
konuşuyorum. Yani siz zaten yapabileceklerinizi yaptınız, yirmi
yıllık iktidarınızın nihayetinde Sayın
Cumhurbaşkanının sanki iktidara yeni geliyormuş gibi, sanki
bu önümüzdeki seçimlerde iktidara gelecekmiş gibi, efendim, önümüzdeki
dönem yolsuzluklar, yasaklar bizim iktidarımızda nihayet
bulacaktır falan demeye gelecek açıklamaları yirmi
yıllık iktidarın bu hassasiyetle geçirilmediğinin ifşasıdır.
Şimdi, bunu niçin arz ediyorum? Bu bir yoldur diye seçtiğiniz yol
daha önce sizinle ilgili nasıl bir sicili hatırlatıyor?
Dezenformasyon kapsamına girecek pek çok şeyi şimdi de
yaşıyoruz. Efendim, TÜİK rakamı açıklıyor mesela;
sizin söyledikleriniz değil sizin söylediklerinizin millet
vicdanındaki karşılığıdır mühim.
TÜİKin açıkladığı rakamın çok daha fevkinde bir
enflasyon yaşadığını söylüyor millet. Efendim,
doğrudur bakın, doğrudur ama algı öyle değildir. 4,5
milyon Suriyeli var. deniliyor ama millet vicdanında makes bulan şey
şudur: 10 milyon. Efendim, Oy kullanabilir seçmen 240 bin kadardır.
deniliyor, millet vicdanında karşılık şudur: 1
milyondur en az. Yani devlet kurumlarının siyasal vizyonunuzla,
partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle bu kadar
aşındığı,
aşındırıldığı zamanlarda kanun kadar
kanunların sizin tarafınızdan nasıl
uygulanacağıdır tereddüt sebebi olan. O yüzden bu kanunları
böyle konuşuyoruz yoksa mahiyetinde bir şey yoktur. Mahiyetine
bakarsanız yalanı engellemek, efendim, kaygıyı, toplumsal
kaygıyı büyütecek şekilde mübalağa etmek, toplumsal panik
duygusu oluşturmak falan. E, bunları engellemenin yolu niçin yasak
olsun? Mesela şu da bir yoldur: Hakikat o kadar görünür ki yalana heves
eden itibarsız hâle gelir, ona derler ki: Ya, ne münasebetsiz adamsın.
Hakikate düşkün gazetecilik bu kadar orta yerde hakkı bu kadar
haykırırken siz niçin yalanlarla uğraşıyorsunuz?
denilmesine imkân verilmesi gerekir. Bu yapılmak yerine, kanun marifetiyle
böyle korunmak, efendim, muhalefeti bedbin etmez, muhalefeti ümitsiz etmez.
Niçin etmez? Çünkü sizin yolun başındaki
kararlılığınızı taşımak muhalefetin
vazifesidir. Niçin vazifesidir? Siz niçin millet adına, millete yaslanarak
siyaset yaptıysanız muhalefet de aynı duygularla siyaset yapmak
zorundadır. İktidarlar gelip geçecektir, iktidarlar gelip geçecektir.
Bugün Türk milliyetçiliğinin sorumluluğu benim memleketine, milletine
kurban olma sorumluluğum. Türk milliyetçiliğini sadece güvenlik
hassasiyetleri mevzu olunca konuşan değil, memleketin aşı işi
mevzu olunca konuşan, sorumluluk duyan, işsizliği mevzu olunca
bundan mahcubiyet duyan, çocuklarının ümidi kaybolunca bundan kendi
namına sorumluluk çıkaran; üniversitelerini düşünen,
eğitimin kalitesini düşünen, adaleti düşünen, devletin malı
mülkü talan edilince bundan utanan mesuliyetiyle konuşuyorum yoksa AK
PARTİ'yi itham etmek, ilzam etmek için konuşmuyorum ama
yaşadığımız ortadadır. Güzel konuşarak
geldiğimiz yerin finali şudur: 2023, cumhuriyetin 100üncü
yılı; bu 100üncü yılda bize vadettiklerinizin ne kadar
uzağına düştüğümüzü görün lütfen. Yolun
başındayken söylediklerinizin, yolun sonunda bizi getirdiği
yerdeki muhasebesine dair cümlelerimizi duyun lütfen. Böyle bir ülke
vadetmediniz bize.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Bu vadettiğiniz ülke muhalefet için
milletine hizmet kastıyla, Bayrağı devralıyoruz.
duygusunu besleyen bir görüntü arz ediyor bizim için.
ARZU AYDIN (Bolu) O sizin
hayaliniz.
YAVUZ
AĞIRALİOĞLU (Devamla) Yoksa size Niçin bunları
yapmıyorsunuz? derken hatırlattığımız şey
sadece şundan ibarettir: Böyle yola çıkmadınız, millî gelir
hesabınız bu değildi, enflasyon hedefiniz bu değildi,
paranızın değeriyle ilgili hesabınız bu değildi,
gayrisafi millî hasıla bu değildi, faize ödeyeceğiniz para bu
değildi, üniversiteleriniz bu değildi, adalet bu değildi, üretim
bu değildi, tüketim bu değildi, çocuklarımızın ümidi
bu değildi, çiftçi bu değildi, sanayici bu değildi;
vadettiğiniz değildi. Bulduğumuzu ehven sayıyor
olabilirsiniz, Bununla idare edin. diyor olabilirsiniz ama biz bununla idare
etmeyeceğiz. Zannedilmesin ki efendim, bu tevessül ettiğiniz yol
bizi, bizim mesuliyetimizi azaltır; yürürüz kararlılıkla.
Partilerden daha mühimce bayrak, partilerimizden daha mühimce devlet,
partilerimizden daha mühimce millet gibi bir sorumluluğu olanların
yürüyeceği yoldur taşımak zorunda olduğumuz duygu; o
duyguyla yürüyoruz.
Saygılarımla.
(İYİ Parti ve CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... Önerge
kabul edilmemiştir.
27nci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Kabul etmeyenler... 27nci
madde kabul edilmiştir.
28inci maddede 3 önerge
vardır, önergeleri okutup aykırılık sırasına göre
işleme alacağım.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Kanun Teklifinin 28inci maddesinde yer alan bütün
ve bir internet sitesi ibarelerinden sonra gelmek üzere bir televizyon
kanalı ve bir radyo ibaresinin eklenmesini arz ve teklif ederiz.
Kemal
Peköz Mehmet
Ruştu Tiryaki Hasan
Özgüneş
Adana Batman Şırnak
Züleyha
Gülüm Ali
Kenanoğlu Mahmut
Toğrul
İstanbul İstanbul Gaziantep
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUHAMMED FATİH TOPRAK (Adıyaman) Katılamıyoruz Sayın
Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Şırnak Milletvekili Sayın Hasan Özgüneş.
Buyurun Sayın
Özgüneş. (HDP sıralarından alkışlar)
HASAN ÖZGÜNEŞ
(Şırnak) Herkesi selamlıyorum.
Evet, bu toplumu baskı altına
almak için çıkarılmak üzere
tartıştığımız bu kanun teklifi -asla bir bütün-
istibdat rejiminin kurumsallaştırılmak istenmesinden
kaynaklanıyor. Yani bazı arkadaşlar Yalandır. diyorlar ya
Googlea bir zahmet girin, bakın, Türkiye özgürlükler konusunda,
basın konusunda 180 ülkenin içerisinde sondan 31inci sırada.
Şimdi ciğerleriniz yanıyor, siz diyorsunuz: Niye 31inci
sıradayız, bari sıfırda olsaydık daha iyi olurdu;
bütün bu çabanız ona yönelik.
Türkiye tarihi baskılar
tarihidir. Yani bu son zamanlarda sadece sizin trollerin
yumrukladığı insanlardan bahsedelim. 2019-2020 arası 50
gazeteci saldırıya uğradı. Sadece tek bir insanı ikna
edebildiniz, teslim aldınız; Ahmet Hakan. Dolayısıyla bugün
itibarıyla Bağdat Büyükelçisi Ali Rıza Güney, Nagihan Akarsel
hakkında sorulan soruya şunu söylüyor: Devlet aleyhinde faaliyet
yürütenler bizim hedefimizdir. Cümle böyle, bu mealde. MİT, Zeki
Çelebiyi arıyor: Ya teslim olacaksın, ajan olacaksın ya da yok
olacaksın. Zeki Çelebi öldürüldü. Bu tarih böyle akıp gidiyor.
Mesele sadece kanun getirmek, yazmak değildir; yazarsınız, güzel
de yazabilirsiniz ama bu gerici, bu baskıcı zihniyet Türkiyede
değişmediği müddetçe Türkiye'nin geleceği
aydınlık olmayacaktır. AKP Hükûmeti yandaşıyla beraber
gerçekten Türkiyeyi batırmak için mücadele ediyor; yirmi yılın
sonunda geldiğimiz nokta o.
Peki, kimler öldürüldü bugüne
kadar? Sadece Kürt gazetecilerden bahsedersek; işte, Ferhat Tepe,
Nazım Babaoğlu, Hüseyin Deniz, Yahya Orhan, Hafız Akdemir,
Cengiz Altun, Ermeni gazeteci Hrant Dink sizin döneminizde öldürüldü. Niçin
öldürüldüler bunlar? Türkiyeden de bazı gazetecileri söyleyelim: Çetin
Emeç, Abdi İpekçi. Geçen konuşmamda da söyledim, onlarca
sayılabilir. Zihniyet bu olunca öldürülüyor işte. Sadece susturmak
değil; sadece bir iki ay, bir yıl cezaevine atmak meselesi
değildir; zihniyet bu.
Sadece bununla da
kalmadınız. İşte, arkadaşımızın
bacağı kırıldı, burada âdeta sevinç naraları
atacaksınız. Daha önce Sevahir Bayındır Şırnak
Milletvekilinin bacağı da kırılmıştı, Pervin
Başkanımızın bacağı da
kırılmıştı, Hüseyin Kaçmazın parmağı
kırıldı. Şehit edilen Mehmet Sincarı biliyoruz,
yaralı Nizamettin Toğuçu biliyoruz. Bu özgürlükçü çizgi bütün
katliamlara rağmen, bütün kapatmalara rağmen, bütün
yumruklarınıza rağmen dimdik ayaktadır; mücadele ediyor. Ne
için mücadele ediyor? Demokrasi için, barış için, özgürlük için,
adalet, hukuk için, bir arada, birlikte yaşamak için ama siz bunun tersini
dayatıyorsunuz. Biz teslim olmayacağız, merak etmeyin, asla ve
asla teslimiyet yok; sizler gideceksiniz.
Şimdi, bazı
arkadaşlar çıkıyorlar Biz oy alıyoruz. diyorlar. Vallahi,
Saddam sizden daha çok alıyordu, Beşşar Esad sizden daha çok
alıyor, Franco sizden daha çok iktidarda kaldı yani oyu önümüze ölçü
olarak koymayın. 12 Eylül, 70 darbesi, daha sonraki darbelerin hepsi sizin
için çalıştı, böyle ucube bir şey çıkardı.
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
HASAN ÖZGÜNEŞ (Devamla)
Onlarca gazete kapattınız, bombaladınız, mesela Özgür
Gündemin bombalanması gibi. 23 çalışan yaralandı orada,
Ersin Yıldız öldürüldü. Bakın, sadece Özgür Gündemin 580
sayısından 486 sayısı hakkında dava
açılmış. Halk Gerçeği gazetesi, Yeni Halk Gerçeği
gazetesi, Yeni Ülke gazetesi, Yeni Özgür Politika, Özgür Gündem, Özgür
Bakış, Özgür Halk dergisi ve onlarcası kapatıldı;
Fırat Haber Ajansı, Dicle Haber, JINHA; onlarcası, daha
sayabiliriz, kapatıldı; televizyon, şu, bu
Peki, ne oldu? Siz
ne elde ettiniz? Sonuç var mı? Sizin istediğiniz bir rejim kuruluyor
mu? Bugün Türkiyedeki toplumun yüzde 60ına siz terörist muamelesi
yapıyorsunuz, kendiniz ak pak.
RECEP ÖZEL (Isparta) Hadi
oradan ya! Ne yüzde 60ı ya? Nereden buldun sen o oranı ya?
Matematikten kaç aldın sen ya?
BAŞKAN Sayın
Özel, lütfen
Her konuşmacıya müdahale etmekten
bıkmadınız mı, yorulmadınız mı?
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Karar yeter sayısı istiyoruz Başkan.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Millet iradesine ucube diyorsun, çok yanlış.
HASAN ÖZGÜNEŞ (Devamla)
Ya ayıp ediyorsunuz, herkese sataşma, başka bir şey yok.
Biraz sakin olun ya, biraz sakin olun.
BAŞKAN Sayın
Özgüneş, geçer misiniz yerinize.
HASAN ÇİLEZ (Amasya)
Değil değil, hayır, kim sataştı? Millet iradesine
ucube dedin. Millet iradesiyle geldik buraya, sağda solda belirlenen
listelerle gelmedik.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Karar yeter sayısı...
BAŞKAN Evet, önergeyi
oylarınıza sunacağım, karar yeter sayısı
arayacağım: Önergeyi kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir, karar yeter sayısı vardır.
MERAL DANIŞ
BEŞTAŞ (Siirt) Yoktur Başkan, 150 kişi yok, sayalım.
BAŞKAN Diğer
önergeyi okutuyorum.
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan 340
sıra sayılı Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 28inci
maddesindeki fıkrada yer alan ibaresinin fıkradaki şeklinde
değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.
Faruk
Sarıaslan Vecdi
Gündoğdu Engin
Özkoç
Nevşehir Kırklareli Sakarya
Zeynel
Emre Ali
Haydar Hakverdi Abdurrahman
Tutdere
İstanbul Ankara Adıyaman
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUSTAFA ARSLAN (Tokat) Katılamıyoruz Sayın Başkan.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz talep eden Adıyaman Milletvekili Sayın Abdurrahman Tutdere.
Buyurun Sayın Tutdere.
(CHP sıralarından alkışlar)
ABDURRAHMAN TUTDERE
(Adıyaman) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel
Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar,
özellikle bu teklifin 29uncu maddesinde Türk Ceza Kanununda bir
değişiklik yapılıyor ve yeni bir suç ihdas ediliyor. Bu suç
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
başlıklı bir suç. Tabii, bu düzenlemeye neden ihtiyaç duyuldu?
AK PARTİ iktidarı, yirmi yıllık iktidarının sonunda
neden böyle bir cezai müeyyideye sığınma gereği duydu buna
bir bakmak lazım. Tabii, tarihe de baktığımızda,
aslında diğer ülkelere de baktığımızda,
özellikle, iktidarlar, hükûmetler tam da suça bulaştıklarında,
yolsuzluklara bulaştıklarında bu tür kanuni düzenlemeleri
ihtiyaç olarak gördüklerini ve düzenleme yaptıklarını görüyoruz.
Mesela, Amerika Birleşik Devletleri kuruluşundan iki yüz yıl
sonra 1971de bir sansür yasası çıkardı. Amaç neydi?
Vietnamdaki savaş suçlarının, işlemiş olduğu
cinayetlerin üstünü örtmekti; bunun için bu sansür yasasını
çıkarmıştı. Bugün, burada da bu yasanın
adının sansür yasası olduğunu açık ve net bir
şekilde ortaya koymak lazım. Öyle anlaşılıyor ki AK
PARTİ iktidarının da hesap vermediği ya da bu millete hesap
veremeyeceği suçları var, yolsuzlukları var,
hırsızları var; onun için böyle bir yasaya ihtiyaç duymuş
ve bugün, bu yasa teklifini Parlamentoya getirmiş. Tabii, burada amaç,
burada maksat gerçekten farklı fikirlere, farklı düşüncelere,
gençlerin özellikle sosyal medya alanındaki özgürlüklerine baskı
getirmek, yasak getirmektir; bunu bütün milletimiz biliyor, bütün
halkımız biliyor.
AK PARTİ saraya
geçtiğinde halktan kopmuştu ancak bu yasa teklifine
baktığımızda, sadece halktan değil, dünyadan da
kopmuş olduğunu görüyoruz. Bakınız, bu yasa teklifine
benzer dünyada hiçbir örnek yok, biz gelişmiş bütün ülkelerin de
anayasalarına ve ilgili yasalarına baktık, Afrika ülkelerine de
baktık. Bakınız, mesela, diktatör Mugabenin ülkesi Zimbabvede
Anayasa Mahkemesi aykırı bir fikre ceza getiren yasayı temel hak
ve özgürlüklere, özellikle düşünce özgürlüğüne aykırı
bulmuştur ve bu yasayı iptal etmiştir. Aynı şekilde,
Basın Özgürlüğü Endeksinde 180 ülke arasında 125inci
sırada bulunan Ugandada -bakınız- Uganda Anayasa Mahkemesi
aykırı bir fikri cezalandıran bir yasayı sansür olarak
nitelendirmiştir. Bakınız, Ugandanın, Zimbabvenin Anayasa
Mahkemelerinin bile reddettiği, kabul etmediği bir yasanın
aynısını bugün Türkiye Büyük Millet Meclisine getiriyorsunuz, bu
Gazi Meclise getiriyorsunuz. Demokrasinin beşiği Türkiye Büyük Millet
Meclisine bu yasa teklifini getirmekle, aslında, bu millete büyük bir
utanç yaşatıyorsunuz; bu, büyük bir haksızlıktır.
Burada amacınız
belli; herkes bizim gibi düşünsün, herkes aynı olsun.
Bakınız, İranlı yazar Ali Şeriati ne diyor, biliyor
musunuz; diyor ki: Eğer bir ülkede sadece devletin konuşma hakkı
varsa diğer söylenenlerin hepsi yalandır. Evet, şimdi bu yasa
teklifi yürürlüğe girdiğinde ne olacak? Sadece iktidardakilerin veya
devletin söyledikleri doğru olacak, bunun dışındakilerin
hepsi yalan olacak; dolayısıyla bu sözü söyleyenlerin hepsi bir ceza
müeyyidesiyle karşı karşıya kalacak. Dolayısıyla
bu yasa teklifinizin uluslararası hukukla, Anayasayla, Venedik
Kriterleriyle örtüşen hiçbir yanı yoktur.
Bakınız, gelin,
gecenin bu saatinde, iş işten geçmeden bu ayıptan bu yasayı
da ülkemizi de kurtaralım. Gelin, bu yasa teklifinizi geri çekin, bu yasa
teklifinden size hiçbir fayda gelmez. Bakınız, ayarını
bozduğunuz kantar bir gün gelir sizi tartar; bu bir gerçekliktir. Biz bunu
nereden biliyoruz? Geçmişte FETÖnün baskısıyla bu Meclisten
geçen kanunlarla bütün FETÖcüler yargılandı ve hepsinden mahkûm
oldular. Basın ve fikir özgürlüğüne gerçekten sansür getirecek bu
yasadan vazgeçmek lazım. Gençlerimizin fikirlerini, düşüncelerini
özgürce ifade edecekleri
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN
Tamamlayalım lütfen.
ABDURRAHMAN TUTDERE (Devamla)
Teşekkür ediyorum Başkanım.
Değerli arkadaşlar,
şimdi, tabii, burada söylenecek çok söz var ama şunu da ifade edeyim:
Bundan tam yirmi yıl önce Yasakları kaldıracağız.
diyen bir AK PARTİ iktidarının gecenin bu saatinde basına,
düşünceye yasak getiren yasasına karşı bizler Cumhuriyet
Halk Partisi olarak, muhalefet olarak direniyoruz, direnmeye devam ediyoruz,
itirazlarımızı sürdürüyoruz.
Öyle
anlaşılıyor ki iktidarınızı kaybetmeyle
karşı karşıya kaldığınızda zulmünüz
artacak; bu yasa, tek kelimeyle bir zulüm yasasıdır. Herkes şunu
çok iyi biliyor, milletimiz de çok iyi biliyor; bir yerde zulüm varsa, zulüm
artıyorsa direniş de vardır, direniş varsa zafer de
yakındır diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP
sıralarından alkışlar)
BAŞKAN Önergeyi
III.- YOKLAMA
(CHP sıralarından
bir grup milletvekili ayağa kalktı)
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan yoklama talebimiz var.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunmadan önce yoklama talebi var, yoklama talebini
karşılayacağım.
Sayın Altay, Sayın
Özkan, Sayın Öztunç, Sayın Aydoğan, Sayın Gökçel,
Sayın Aygun, Sayın Kaya, Sayın Yavuzyılmaz, Sayın
Göker, Sayın Bulut, Sayın Erbay, Sayın Barut, Sayın Gürer,
Sayın Kılıç, Sayın Ünsal, Sayın Zeybek, Sayın
Keven, Sayın Sarıaslan, Sayın Hancıoğlu, Sayın
Gündoğdu.
Yoklamayı
başlatıyorum, üç dakika süre veriyorum.
(Elektronik cihazla yoklama
yapıldı)
BAŞKAN Toplantı
yeter sayısı vardır.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Kabul
edilmemiştir.
Diğer önergeyi
okutuyorum:
Türkiye Büyük
Millet Meclisi Başkanlığına
Görüşülmekte olan Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin çerçeve
28inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan eklenmiştir
ibaresinin ilave edilmiştir ibaresiyle değiştirilmesini arz ve
teklif ederiz.
Mehmet Metanet
Çulhaoğlu Ayhan
Erel İmam
Hüseyin Filiz
Adana
Aksaray
Gaziantep
Bedri
Yaşar İsmail
Koncuk Hayrettin
Nuhoğlu
Samsun
Adana İstanbul
BAŞKAN Komisyon
önergeye katılıyor mu?
ADALET KOMİSYONU SÖZCÜSÜ
MUSTAFA ARSLAN (Tokat) Katılamıyoruz Sayın Başkanım.
BAŞKAN Önerge üzerinde
söz isteyen Adana Milletvekili Sayın İsmail Koncuk.
Buyurun Sayın Koncuk.
(İYİ Parti sıralarından alkışlar)
İSMAİL KONCUK
(Adana) Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun
teklifinin 28inci maddesi hakkında İYİ Parti Grubunun
görüşlerini açıklamak üzere huzurlarınızdayım.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Âdeta yirmi yılda böyle
tarihin koridorlarında gezdik. Şimdi, ben Adalet ve Kalkınma
Partisinin ilk iktidar olduğu ayları, yılları
hatırlıyorum, aradan geçen sürece bakıyorum, bugün
geldiğiniz yere bakıyorum; müthiş bir değişiklik ama olumludan
olumsuza bir değişiklik, korkunç bir değişiklik.
ENGİN ALTAY (İstanbul)
Mutasyon, mutasyon; değişiklik değil, mutasyon geçirdiler.
MUSTAFA CANBEY
(Balıkesir) Mutasyon değişimdir zaten, aradaki farkı
anlamadınız.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Başkalaştınız,
başkalaştınız.
İSMAİL KONCUK
(Devamla) Şimdi, Namık Kemal Hürriyet Kasidesini tam yüz kırk
altı yıl önce yazmış, diyor ki: Ne efsûnkâr imişsin
âh ey didâr-ı hürriyet/Esîr-i aşkın olduk gerçi kurtulduk
esâretten. Şimdi, yüz kırk altı yıl önce hürriyet
aşkını dile getiriyor ki bu kasideyi yazana kadar hürriyet için
ne mücadeleler ortaya konmuş ve o süreçten sonra işte Tanzimat
Fermanı, cumhuriyetin ilanı, Atatürkün cumhuriyeti ilanı ve
demokrasi mücadelesi, darbeler; neler yaşadık, neler gördük.
Sayın Cumhurbaşkanı o zaman bir şiir okudu, hapis
yattı. Dört ay mı yattı Maviş Bey? Dört ay yattı.
Bedel de ödenmiş, bir bedel de ödenmiş ama geldiğimiz noktaya
bakın ya, geldiğimiz noktaya bakın.
Şimdi, tasavvufta bir
mertebeler sırası var değil mi? Hamdım, piştim,
yandım. İnsanın dününe göre bugünü daha olumlu olmalı, yarını
öbür güne göre daha farklı olmalı. Hazreti Peygamber Efendimizin de
hadisidir İki günü birbirine eşit olan zarardadır. diye.
Şimdi, AK Parti'yi nasıl tanımlamamız lazım? Hayretler
içindeyim ya.
Şimdi, evrensel hukuku
falan geçtik. Bizim kendi manevi hayatımız, millî kültürümüz, tarihî
birikimimiz dahi şu yapılan kanun teklifinin yanlış
olduğunu söylüyor. Aslında Adalet ve Kalkınma Partisinin ilk
yıllardaki iktidarına göre geldiğiniz nokta akıl, havsala
almayacak kadar olumsuz bir noktada. Aslında, ben, AK Parti'nin
kıymetli vekillerinin dahi bu kanun teklifinden rahatsız
olduğunu düşünüyorum çünkü kemale erimiş,
olgunlaşmış hiçbir insanın, tecrübeli hiçbir insanın
yasakları savunabilmesi mümkün değildir, yasağı savunmak
mümkün değildir; bu, hiçbir şey adına savunulamaz. Maddeye
bakın ya, 29uncu maddeye. Hanginizin vicdanı kabul ediyor bunu?
Böyle bir madde olabilir mi?
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Olabilir.
İSMAİL KONCUK
(Devamla) Böyle subjektif bir madde olabilir mi?
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Gayet somut, çok net.
İSMAİL KONCUK
(Devamla) Abdullah Bey, sen her şeyi kabul ediyorsun zaten kardeşim
yani.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Hayır efendim, 217 çok açık, topluma
karşı suçlar.
İSMAİL KONCUK
(Devamla) Yani milletvekilliğin de garanti önümüzdeki seçimde ama böyle
olmaz.
ABDULLAH GÜLER
(İstanbul) Tarifi çok net
İSMAİL KONCUK
(Devamla) Bu milletin tarihî mücadelesine, demokrasi mücadelesine,
ödediği bedellere aykırı davranıyorsunuz. (İYİ
Parti ve CHP sıralarından alkışlar) Kendi bedellerinize,
ödediğiniz bedellere de aykırı davranıyorsunuz diyorum,
hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti
sıralarından alkışlar)
MUSTAFA CANBEY
(Balıkesir) Heyecana gerek yok.
İSMAİL KONCUK
(Adana) - Duymayanlar duysun diye bağırıyorum.
BAŞKAN Önergeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
Önerge kabul
edilmemiştir.
28inci maddeyi
oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler
Kabul etmeyenler
28inci madde
kabul edilmiştir.
29uncu maddede 3 önerge
vardır
[CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!) ve 29a hayır sesleri]
BAŞKAN Önergeler
aynı mahiyette olup
[CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!) ve 29a hayır sesleri]
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri
[CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!) ve 29a hayır sesleri; AK PARTİ
sıralarından gürültüler]
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, eğer izin verirseniz görüşmelere devam
edeceğiz.
[CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!) ve 29a hayır sesleri; AK PARTİ sıralarından gürültüler]
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, 29uncu madde hakkında
[CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!) ve 29a hayır sesleri; AK PARTİ
sıralarından gürültüler]
BAŞKAN Birleşime
on dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
01.20
ON ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma
Saati: 01.31
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
On Üçüncü Oturumunu açıyorum.
340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
Komisyon yerinde.
29uncu madde üzerinde 3 önerge
vardır, aynı mahiyetteki bu önergeleri okutup birlikte işleme
alacağım...
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan...
BAŞKAN Buyurun
Sayın Altay.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Pek kısa bir söz talebim var efendim.
BAŞKAN Buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
49.-
İstanbul Milletvekili Engin Altayın, sansür yasasının
29uncu maddesine ilişkin açıklaması
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Sayın Başkan, dünyanın bütün ülkelerinde
despotlaşan iktidarlar son dönemlerinde baskıları
artırırlar, demokrasi dışı yollara tevessül ederler;
bu genel, evrensel bir gerçektir. Şimdi, bu çerçevede, ülkemizde,
iktidarın, Sayın Cumhurbaşkanının ifadesiyle
Yolsuzlukları, rüşveti ve yoksulluğu bitirmek için
çalışıyoruz.dan ne murat ettiğini anlamış
olduğumuzu söyledim. Yolsuzluğun, rüşvetin ve yoksulluğun
konuşulmamasını halledecek bir formül Genel Kurulun önünde.
Biz bu sansür yasasından
korkmayız, bundan dolayı biz bir geri adım atmayız ama
bizim bir endişemiz de şudur
(Mikrofon otomatik cihaz
tarafından kapatıldı)
BAŞKAN Buyurun.
ENGİN ALTAY
(İstanbul) Türkiye, dünyada tek başına bir ülke değildir;
Türkiye, dünya milletler ailesinin bir üyesidir ve Türkiye'nin dünya milletler
ailesi içindeki itibarı, demokrasi ligindeki pozisyonu, biraz sonra
görüşülecek olan 29uncu maddenin yasalaşması hâlinde,
hiçbirimizin, AK PARTİnin de MHPnin de istemeyeceği bir hâle
dönüşecek endişesini taşıyoruz. Muhalefet yasadan korkacak,
cezaevinden korkacak olsa muhalefet olmazdı zaten; bu konularda hodri
meydanız ama Türk demokrasisine bu 29uncu maddeyle sürülecek leke bizi
dünyaya da rezil edecek bir lekedir.
Bu yüzden, hiç şüphesiz,
Türkiye Büyük Millet Meclisinin İç Tüzük, Anayasa çerçevesinde
çalışmalarını sabote etmek niyetinde değiliz ancak
kanun teklifini hazırlayanların on dakika daha düşünmeleri için
protestomuzu, demokratik, barışçıl protestomuzu ayakta
alkışlarla sürdürmeye devam etmek istiyoruz.
(CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar; HDP sıralarından bir grup milletvekilinin pankart
açması)
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Tutuklu yargılanmaya hayır!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, tabii, protesto etmek en demokratik hakkınız,
yalnız Meclis Genel Kurulunu da çalıştırmak
zorundayız.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır!
BAŞKAN Sizleri,
İç Tüzükün size verdiği yetkiler çerçevesinde tüm
haklarınızı kullanarak
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır! Katalog
suçlara hayır!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, ara vermek durumunda kalacağım, lütfen yerlerinize
oturun ve görüşmelere devam edelim.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) Tutuklu yargılanmaya hayır! Sansüre hayır!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan
BAŞKAN Buyurun
Sayın Ünal.
50.-
Kahramanmaraş Milletvekili Mahir Ünalın, Meclis
çalışmalarının engellenemeyeceğine ilişkin
açıklaması
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, lütfen, Meclisin iş ve
işlemlerini bu şekilde engelleyemezler. Böyle bir usul yok!
Sayın Başkan, lütfen Meclis çalışmalarını devam
ettirin.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
BAŞKAN Sizi şöyle
alabilir miyim, duyamıyorum, şöyle alabilir miyim.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Katalog suçlara hayır!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Meclis çalışmaları bu şekilde
engellenemez. Milletvekilleri İç Tüzükten kaynaklanan bütün
haklarını kullanabilirler fakat İç Tüzükte böyle bir hak yok
Sayın Başkan!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Lütfen Meclis çalışmalarına devam edin.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, İç Tüzükte böyle bir usul
yok. Lütfen buna müsaade etmeyin.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır!
BAŞKAN Sayın
Ünal, ben İç Tüzükün 68inci maddesine göre uyarımı
yapıyorum. Bunu bitirmedikleri takdirde ara vermek durumunda
kalacağım.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
BAŞKAN Sizi, tekrar,
oturmaya davet ediyorum.
[CHP ve HDP sıralarından
Sansüre hayır!, 29a hayır! sesleri, ayakta
alkışlar(!)]
BAŞKAN Grup
Başkan Vekillerini arkaya davet ediyorum.
Birleşime on beş
dakika ara veriyorum.
Kapanma Saati:
01.35
ON DÖRDÜNCÜ
OTURUM
Açılma
Saati: 02.07
BAŞKAN:
Başkan Vekili Haydar AKAR
KÂTİP
ÜYELER: Mustafa AÇIKGÖZ (Nevşehir), Bayram ÖZÇELİK (Burdur)
-----0-----
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 6ncı Birleşiminin
On Dördüncü Oturumunu açıyorum.
[CHP ve HDP
sıralarından 29a hayır! sesleri; CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!); HDP sıralarından pankart
açılması]
BAŞKAN 340 sıra
sayılı Kanun Teklifinin görüşmelerine devam ediyoruz.
X.-
KANUN TEKLİFLERİ İLE KOMİSYONLARDAN GELEN DİĞER
İŞLER (Devam)
A)
Kanun Teklifleri (Devam)
1.-
Kahramanmaraş Milletvekili Ahmet Özdemir, İstanbul Milletvekili Feti
Yıldız ve 64 Milletvekilinin Basın Kanunu ile Bazı
Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi
(2/4471) ile Dijital Mecralar Komisyonu ve Adalet Komisyonu Raporları (S.
Sayısı: 340) (Devam)
BAŞKAN Komisyon
yerinde.
29uncu madde üzerinde 3
önerge vardır. Aynı mahiyetteki bu önergeleri okutup işleme
alacağım.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!); HDP sıralarından
pankart açılması]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! 29a hayır! Katalog suça hayır!
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, yaptığımız görüşmelerde teklifin tümü
üzerinde
AHMET TUNCAY
ÖZKAN (İzmir) 29a hayır! 29a hayır!
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Memur video alamaz! Memur burada video çekemez!
BAŞKAN Mahmut Bey,
yerinize geçer misiniz, kimse video çekmiyor; kimse video çekmiyor, yerinize
geçin lütfen!
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Video çekiyor orada!
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır!
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Sansüre hayır!
BAŞKAN Yerinize geçin
lütfen
Yerinize geçin lütfen
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Hayır, öyle bir şey yok.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır!
BAŞKAN Lütfen yerinize
geçin Mahmut Bey.
MAHMUT TANAL (İstanbul)
Memur görüntü çekemez!
BAŞKAN Mahmut Bey,
yerinize geçin lütfen!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
- 29a hayır! Tutuklu yargılanmaya hayır!
BAŞKAN
Arkadaşlar
. Sayın milletvekilleri
SALİHA SERA KADIGİL
SÜTLÜ (İstanbul) Gün gelecek, devran dönecek, AKP halka hesap verecek!
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır!
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Sansüre hayır!
BAŞKAN Mecliste
protesto etme hakkınız en doğal hakkınızdır,
İç Tüzükten doğan haklarınız da var; tabii ki iktidar
partisinin de hakları var.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır!
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Sansüre hayır!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, ne İç Tüzüke uygun ne
teamüllere uygun.
BAŞKAN Mahir Bey,
alabilir miyim sizi böyle biraz.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, eğer biz bu uygulamayı
kabul edersek bu, bundan sonra bir teamül hâline gelir ve bundan sonra her
alkış yapan Meclisi çalışamaz hâle getirir ve bu Meclisin
teamüllerine ve kültürüne uygun değildir.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır!
ZÜLEYHA GÜLÜM (İstanbul)
Sansüre hayır!
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Başkan, bu ne!
BAŞKAN Evet, lütfen
Lütfen
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Bu ne basiretsizlik böyle be! Bu ne!
BAŞKAN Grup
Başkan Vekiliniz var, Grup Başkan Vekilinizi dinleyeceğim.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Müsaade eder
misiniz
AHMET TUNCAY ÖZKAN
(İzmir) 29a hayır!
BAŞKAN - Müsaade edin
Müsaade edin
Müsaade edin
Sayın Akçay, buyurun.
V.-
AÇIKLAMALAR (Devam)
51.-
Manisa Milletvekili Erkan Akçayın, Genel Kurul
çalışmalarının engellenemeyeceğine ilişkin
açıklaması
ERKAN AKÇAY (Manisa)
Sayın Başkan, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kaos ve kargaşa
çıkarmak istiyorlar. Genel Kurulun çalışmaları
engellenemez. İç Tüzük ihlal ediliyor, istismar ediliyor.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! 29a hayır sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
ERKAN AKÇAY (Manisa) Daha
biraz önce çekiçle kürsüye zarar verdiler, bunun için işlem
yapılması gerekir. Çekiçle gösteri yaparak Meclis çalışamaz
ki Sayın Başkan, bunu kınıyoruz!
BAŞKAN
Arkadaşlar
Sayın milletvekilleri
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
FETİ YILDIZ
(İstanbul) Yetmedi mi daha?
METİN NURULLAH SAZAK (Eskişehir)
Sayın Başkan
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, sizi yerinize davet ediyorum. Hepimizin görevi Meclisi
çalıştırmak olmalı. Protestolarınızda haklı
olabilirsiniz, ben protestolarınızın amacına ulaştığını
düşünüyorum.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Altay, lütfen grubunuzu yerlerine davet eder
misiniz! Lütfen Sayın Altay, rica ediyorum
Tamam, protestonuzu
anladık, lütfen grubunuzu yerlerine davet edin!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Müsaade edin
arkadaşlar, müsaade edin, müsaade edin
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Evet, size
istediğiniz kadar süre vereceğim.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Sayın Grup
Başkan Vekili, gelirseniz memnun olurum.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Evet,
teşekkür ediyorum.
Lütfen
Yerinize oturursanız
görüşmelerimize devam edeceğiz.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Buyurun
Buyurun
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) - Lütfen yerlerine davet eder misiniz Sayın
Başkan!
BAŞKAN - Evet, sizler de
yerlerinize oturun Mahir Bey!
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) - Lütfen
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Buyurun
arkadaşlar, buyurun, lütfen
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP sıralarından
ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Hepimizin temel
amacı Genel Kurulu çalıştırmak olmalı. Vatandaş,
millet bizden görev bekliyor; onların ihtiyacı olan yasaları
çıkarmamızı bekliyor.
DİRAYET DİLAN
TAŞDEMİR (Ağrı) - Sansür mü bekliyor?
FETİ YILDIZ
(İstanbul) - Bitti mi? Bitti mi?
ENGİN ALTAY
(İstanbul) - Ne diyorsun ya!
(CHP ve MHP
milletvekillerinin birbirlerinin üzerine yürümeleri, gürültüler)
BAŞKAN - Sayın
Yıldız, yerinize oturur musunuz! Lütfen, yerinize oturur musunuz
Sayın Yıldız!
ENGİN ALTAY (İstanbul)
- Devam edin, devam!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN -
Arkadaşlar, yerinize oturur musunuz lütfen! Lütfen yerinize oturun! Lütfen
yerinize oturun!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Buyurun, lütfen
yerinize oturur musunuz! Lütfen yerinize oturun!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Sayın Grup
Başkan Vekilim, Sayın CHP Grup Başkan Vekili, yerinize oturur
musunuz lütfen!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN -
Arkadaşlar, lütfen yerinize oturur musunuz! Buyurun, lütfen, rica
ediyorum
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) - Sayın Başkan, lütfen yerlerine davet eder
misiniz!
Sayın Altay
Sayın
Altay
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN
Arkadaşlar
Buyurun arkadaşlar
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Lütfen oturur
musunuz!
Sayın milletvekilleri,
lütfen gürültüyü sonlandırır mısınız!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
MUHAMMET EMİN
AKBAŞOĞLU (Çankırı) Önergeyi okutun, önergeyi okutun.
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, lütfen, bakın, bu bir
teamül hâline gelir, bundan sonraki uygulamalarda bu bir teamül olur.
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN Sayın
milletvekilleri, İç Tüzükün 68inci maddesine göre
(AK PARTİ
sıralarından gürültüler)
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Sayın Başkan, bu olmaz ki böyle ama olmaz ki
böyle!
BAŞKAN Ne yapabilirim
Mahir Bey?
MAHİR ÜNAL
(Kahramanmaraş) Olmaz ki böyle!
[CHP ve HDP
sıralarından Sansüre hayır! sesleri; CHP
sıralarından ayakta alkışlar(!)]
BAŞKAN - Evet,
birleşimi İç Tüzükün 68inci maddesine göre kapatıyorum.
Kapanma Saati:
02.15